olsun diye çabalayıp, kendimi parçalayıp en sonunda yapamadığım eylemler için kullandığım kelime. olduramadım işte, napayım.
devamını gör...

insanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi, kronik şüpheci olmayı öğrenir. bu gerçekleştiğinde, artık ne yazık ki çok geçtir. insanların "tecrübe" dediği şey budur. kalbiyle bağlantısını kaybetmiş bir insana tecrübeli denir.

(bkz: sigmund freud)
devamını gör...

ben seni çok sevdim

devamını gör...

dünyada sadece werther’in acıları olduğuna inanıp, kendi çevresine kör insanların bayıla bayıla anlattığı kitap. bunlar da sanıyor ki bir tek werther’in acıları var. üslubu oldukça iyi, anlaşılır ancak abartılmaması da yeridir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bazılarının kafasında beyin yerine jöle olduğunu anlamamızı sağlayan haberdir. haberin neresinden tutsak elimizde kalıyor.

manisa'nın selendi ilçesinde 5 gün önce zorla gelin edilmek üzere kaçırılan 16 yaşındaki yüzde 70 zihinsel engelli kız çocuğunun hayatından endişe eden ailesi gözyaşları içinde devletin tüm kurumlarından kızlarının bulunmasını istedi.

olay manisa'nın selendi ilçesine bağlı tepeeynihan mahallesi'nde 22 nisan perşembe günü saat 11.00 sıralarında 4 çocuklu çankaya ailesinin evinde meydana geldi. anne ve büyük kızı manisa'ya doktora gitmek için evden çıktığı ve babasının da hayvanlara bakmak için evden ayrıldığı sırada evde tek başına kalan 16 yaşındaki yüzde 70 zihinsel engelli şadiye çankaya, 15 gün önce kendisini 26 yaşındaki süleyman k. için istemeye gelen aile tarafından kaçırıldı.

buradan
devamını gör...

hayatta çok acı çekmiş insanların ortak noktaları mizahlarının iyi gelişmiş olmasıdır. hayat kendine genelde kötü yüzünü gösterdiği için hayatta kalabilmek için kendine bir çıkış noktası aramış, mecburen izahı olmayan şeylerin mizahını yapmak, alaya almak zorunda kalmıştır.
devamını gör...

relax ukdesidir.

karikatürün ülkemizde önem kazanmaya başladığı yıllarda, yönetmen ve çizer suat yalaz tarafından hayat verilmiş bir çizgi roman karakteridir. 70'li yıllarda sinemaya da uyarlanmıştır bu karakter ama sanırım kara murat kadar ilgi görmemiştir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1882 -1971 yılları arasında yaşamış olan yaşar nezihe bükülmez osmanlı dönemi'nin kadın şairlerinden olup 1 mayıs işçi ve emekçiler bayramı için ilk türkçe şiiri yazan kadın şair olarak da bilinmektedir.

edebi kimliğinin yanında hayat hikayesi ve aykırı kimliğiyle, dönemin kadın şairleri arasında farklı bir yer buldu. yaşamı boyunca yazdığı şiirler, yoksul ve zorlu çocukluğu, aşkları ve evlilikleri gibi hayatından temaları konu aldığı gibi, şiirlerinde yaşadığı yoksulluğu dile getirdiğinden ve çeşitli grev ve işçi hareketlerini desteklediğinden toplumcu bir şair olarak da tanındı. *

benim kendisinden (bu kadar geç olmasa ne güzel olurdu) haberdar olma sebebime gelince; okuduğum kitaptaki melal kelimesi dikkatimi çekince aşağıdaki dizeler döküldü önüme...

zeminde her şükufe * sanki hüsnünün* mealidir,
ne söylesem, ne yazsam hepsi aşkımın melâlidir*

dip not: küçükken ben mahallemizde şenol abi vardı, çok iyi birisiydi, futbolcuydu yanlış hatırlamıyorsam, havalı ve yakışıklı gelirdi bize * beni de pek severdi. şükufe derdi bana, ben de yaşıma başıma bakmadan şenoş derdim ona. o günler geldi aklıma, hey gidi günler.
tek bir kelime insanı en eskiye, çocukluğuna götürebiliyor ya da ben de bugün epey melalliyim
** düzeltme
devamını gör...

dinleyeni garip bir sekilde pamuklastirma etkisi olan, rainbow guzeli efsonello sarki.
birden cok kez coverlanmis olsa da fikrimce en guzeli blackmore's night coveridir.

dinleyip husuya ermek isteyenler icin tik tik
devamını gör...

iyice gemi azıya aldı, alçak herifler.

bi salın lan artık hayvanları, ne bitmez kininiz, ne pis bir karakteriniz varmış ya!
devamını gör...

yıllar önce barış manço'nun yaptığı, mehmet erdem' inde çok güzel yorumladığı
sarı çizmeli mehmet ağa şarkısı,

yeni türkü'nün
(bkz: cevriye hanım)

şarkısı gibi şarkılardır.
kıskandığım isimlerdir. *
devamını gör...

harry potter evreninde sanılanın aksine doğuştan gelen değil, öğrenilebilen bir kabiliyettir. hogwarts'da üçüncü sınıftan itibaren biçim değiştirme derslerinde teorik olarak öğretilir.

animagus olmak zorlu ve ızdıraplı bir süreçtir, formalitesi ve takip edilmesi gereken yönergesi çok fazladır. kabiliyeti edinebilmek çok uzun zaman aldığından her büyücü tarafından tercih edilmez. zira bu kadar zorluğun içinde tehlikesi de yüksektir. başarısız denemelerde yarı-insan yarı-hayvan, tamamen hayvan olarak kalma riski taşır. bu süreçte çeşitli otlar aylarca ağızdan çıkartılmaz, belli zaman dilimlerinde aynı otlardan iksirler yapılır, yine belli zaman aralıklarında içilmesi gerekir; süreç sonlanana kadar döngü halinde devam eder.

öte yandan hangi hayvana dönüşebileceğin bir seçim değildir. karakterin doğadaki yansıması hangi hayvana yakın ise sadece ona dönüşülebilir. bu bir ayı da olabilir, kelebek de.

seride ilk karşılaşılan animagus minerva mcgonagall'dır. kedi'ye dönüşür.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


en çok bilinen animaguslar sirius black, peter pettigrew, rita skeeter ve james potter'dır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


sihir bakanlığı, animagus kabiliyetini kazanan büyücülerin kayıt altına alınmasını zorunlu tutar. animagus olup da bakanlığa bildirmemenin cezası azkaban'dır.
devamını gör...

bunca yıllık meriç'im böyle hediye almadım.*

eğitim şart*
devamını gör...

okuduklarını zihninde yaşayan, yüreğinde hisseden insandır.
devamını gör...

ann radclıffe'ın kaleme aldığı 18. yüzyılda geçen gotik edebiyatının temsilcilerinden olan kitap ilk olarak isimsiz yayınlanmıştır. iki kız kardeş annelerinin vefatından sonra annesinin en yakın arkadaşına babası tarafından emanet edilip mazzini şatosunda yarı tutsak yaşamlarına başlar. babaları çok geçemden başka bir kadınla evlenir yanına oğlunu alır ve şatoya neredeyse hiç uğramaz. annesinin yakın arkadaşı olan madam de menon kızlara hem öğretmenlik hem arkadaşlık hem annelik yapar. onlarsız hayatları sırdan ve normal geçen emilia ve julia, babası ve üvey annesinin şatoya gelmesi ile birlikte hayatları bir daha düzelmemek üzere bozuluyor. güzelliği dillere destan olan julia babası ile gelen davetlilerden olan konta aşık oluyor. ama bu aşk beraberinde acı ve gözyaşını beraberinde getiriyor. üvey anneleri babalarına olan sadakatsizliğini ustaca saklamakla birlikte kızların hayatına sinsice dahil olmayı da ihmal etmiyor.

roman aşk romanı kategorisinde olsa da oldukça merak duygusu ön planda olan bir kitap. karanlık mahsenler geniş doğa tavsirlerini bol bol okuyorsunuz. eğer gotik türünde kitaplar sevmiyorsanız yine de bu kitaba bir şans vermenizi tavsiye ederim.

benim düşüncelerim ise kitap çok akıcı olmakla birlikte merak duygusunu ön planda tutan bir kitap. kitabın son sayfalarında beni sıkan şey artık bu da olmaz dedirten çok fazla lanse edilen tesadüf olaylar.

beğendiğim kitaptan alıntıları da hemen aşağıya serpiştiriyorum.

"...uzunca bir süre oturup aklını dertlerinden uzaklaştırabilmek için en sevdiği yazarı okumaya başladı. o sayfaların bir zamanlar kendisinde uyandırdığı duyguları yeniden yakalayabilmek istiyordu."

"duygularımızın rengi ne kadar da kısa süre içinde değişebiliyor, dün nefret ettiğimiz şey bugün arzulanır hale gelebiliyor."
devamını gör...

sadece kendim olmayı isterdim. içimden geçtiği gibi konuşabilmek, anlaşılabilmek isterdim. *
devamını gör...

bunun bir de bordo oje bağımlılığı versiyonu var evlerden ırak.
devamını gör...

bir bahçem vardı.. nasıl bir yerdi, tam hatırlamıyorum? ekilip, biçilen bereketli topraklardı. bana öyle denildi ama hiçbir zaman duyumsamadım. bahçe'ye çıkan kapıyı kilitledim mucizesine inanmadım. geçmedim önünden hiç, yok saydım. arka bahçemdi o benim. karanlık, izbe acayip sesler gelen yer. ara ara uykularımı böler, rüyalarıma girer. kabusumdur hem hemen yanımda, sesleri dibimde. susturmaya çalışsamda, görmezden gelsemde haykırıyor beynimde. su vermediğim,beslemediğim bu topraklar bana ders veriyor. benimle yüzleş, topla burayı, görmezden gelme çağrıları hemen her gün içimde. tam kapıyı açmaya yeltendiğimde korku'nun ateşine kapılıyorum. lanet olsun o duyguya! risk alamayan ürkek bir yürek. bir yaratık kocaman ağzıyla beni yutarcasına bekliyor sanki hemen o eşiğin orada. hep biriyle gitmeyi hayal ettim, hadi bir cesaret verir bana diye. oysa çözülmemek, anlaşılmamak gelir hep beraberinde. ruhun, hayallerin gerçek olmama ihtimali üzerine çok düşünmeyen geçici uyku perisi etkisinde.
kapılarıma kilit vurdum, üstüne zincirledim. ara ara açmaya çalışırım sonra tekrar bir zincir daha..
benim bahçem pandoranın kutusu, kötülük yok içinde ve umutta. en kötüsü inancı bitmek üzere. kendine, şansına... şansı üst kat komşusu, ekmek kırıntıları atıyor balkona. ben onları silmekle meşgulüm. kırıntılar bir umut değil daha büyük engel. tahammülüm kalmadı onlara. tek tek süpürüyorum her birini, ihtiyacım yokmuş gibi.. kandırmanın en güzel oyalama olduğunu düşünen çocuk bu; büyümedi..
devamını gör...

kendi ölümünün en kötü yanı noksan kalacak hedeflerindir.

zira hayatın merkezine kendimizi yerleştiririz. önümüzden değil de kenarlardan yeriz. hâl böyleyken erek veya hedeflerimiz -∞'dan başlayıp +∞'a değin gider.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim