zaman tüneli

çünkü bilmiyorum nedenini
devamını gör...

kuş cikciklemesi, dere şırıltısı, bitkiler, deniz.
devamını gör...

hedef gösterme, topluca itibarsızlaştırma ve öfke mobilizasyonu anlamında kullanılan aparat. akp iktidarı döneminde özellikle medya gücü ve kutuplaştırıcı söylem nedeniyle bu iş zıvanadan çıktı.
örnek vereyim, diyelim ki bir gazeteci, sanatçı veya akademisyen iktidarı eleştirdi. sözlükten de takip edebileceğiniz gibi aktroller hemen düğmeye basılmış gibi başlığa üşüşüp bu kişileri yaftalamaya ve hakaret etmeye başlar. 'o burun ne öyle' den başlar, sülalesinin teröriste benzediğinden falan çıkar. sonra hükümete yakın medya tarafından günlerce hedef gösterilir, sosyal medyada organize öfke kampanyaları oluşturulur,“vatan haini”, “terör destekçisi”, “ahlaksız” "uyuşturucu bağımlısı" gibi etiketlerle anılır. bu arada gerçekten uyuşturucu kullandığı bilinen, bunu saklamaya gerek görmeyen yandaş ünlülere kimse ağzını açıp bir şey demez. uyuşturucu tüccarı mafya babalarının hayranıdırlar hatta.
ya da apo-bahçeli aşkına laf edemez, alakasız bir şarkıcıya terörist der, karaktersiz der, der oğlu der, kaynak da yok, hayır terör eylemi olarak ne yapacak? 6.oktav solden bağırarak toplumu paniğe mi sürükleyecek?
toplumsal olaylardan sonra kullanılan dilde de aynı şeyi görürüz. bir olay olur, yine sözlükten de şahit olacağınız gibi aktroller düğmeye basılmış gibi başlığa üşüşüp konunun toplumsal kabul görmüş tarafına ya da bir kutsalın arkasına saklanıp, haklı haksız demeden karşı tarafa hırlamaya, parmak sallamaya ve ağır hakaretler etmeye başlar, yaftalar da yaftalar. bir marka anneler günü için evcil hayvanlı reklam yayınlar, bu aktroller güya annelerin kutsallığına laf söyletmemek adına bütün ev hayvanı besleyen kadınlara olmadık hakaretler eder, yok bunlar yalatıyor der, bunların hepsi deli der, der oğlu der.

gezi parkı protestoları sonrası protestocular bütünüyle “hain”, “çapulcu”, “dış güç aparatı” gibi sunuldu mesela, bazı sanatçılar boykot edildi, sosyal medyada topluca hedef gösterilmişti, hatırlayın.
bu tür söylemler “biz ve düşmanlar” dili kurduğu için linç psikolojisini besledi.
özellikle siyasi kutuplaşmanın yükseldiği dönemlerde, mesela erdoğan trumpla yakınlaşmaya çalışırken trump irana savaş açtığında erdoğanın 'trump benim kankam' söylemi sekteye uğradı, televizyon programları, aktroll ağları, etiket kampanyaları, hedef gösterici manşetler üzerinden bu gelişigüzel öfke sürekli canlı tutuldu. canlı tutuldu ki kimse trump yüzünden erdoğana öfkelenemesin.
devamını gör...

bu dünya benim sevgiliii
devamını gör...

türkçe spikerde taç topa çıktı diye dil sürçmesi yaşanan pes 2004 müydü ?
devamını gör...

akpden kopan dincilerin oyunu alıp, meclise girmeyi başarabilirse anında akpye eklenecek olan parti. bir iki vekilin eklenmesinden bahsetmiyorum. komple parti olarak varoluş sebepleri bu zaten. akpnin kopan oylarını toplayıp akpye eklemek. böyle bir iki parti daha var.
devamını gör...

bir daha "e-okuyucu alın, tabletten okumak zararlı" demeyeceğim.

millet gözüyle çoktan vedalaşmış telefondan kitap okuyormuş. dünya yalan yemin ediyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


kesinlikle salonları kaplayan, o lanet olasıca vitrinler... eminim herkesin evinde vardır.. annelerimiz "çeyiz" başlığı altında asla kullanmadığı ve kullandırmadığı bir sürü tabak- bardak- çay- kahve setlerini sadece sergilemek amacıyla kocaman bir camlı dolabın içerisinde tutuyorlar..

annemin salonda tuttuğu( muhtemelen benden yaşça büyük) 12 bölmeli vitrini tam olarak bu konuya örnek gösterilebilir. kendisi en büyük düşmanım ve aynı zamanda temizlik açısından da kabusumdur. evin mimari düzenlemesi bana bırakılsa, evden içindekilerle beraber ilk gidecek angarya o'dur. boşuna alan kaplamasına mı yanayım, düzenli temizlenmesine mi yanayım bilemedim.

garip?! ama türk kültürü gerçekten zaman çalan, sayısız saçma işle dolu. konuyu yine aynı yere çekeceğim. dolaplarca beklettiğimiz, hiç kullanmadığımız bu saçma eşyaların sürekli tozunu alıp, yeniden diziyoruz.. 1.5 günlük temizlik işi ediyor.. bazen daha fazla.. üstelik bunlar nesilden nesile aktarılıyor.. bu eşyalar kız çocuğuna otomatikman devrediliyor... bunca eşyayı kendi evinize taşımak istemediğinizde, "hayırsız evlat" oluyorsunuz..

yani bu "'çeyiz" kültürü neden var? zaten kullanılmıyor bu eşyalar. o zaman neden stoklanıyorlar? müze mi evlerimiz? zaten limitli, apartman dairelerinde yaşıyoruz. gereksiz yer işgal etmeye ne gerek var?
devamını gör...

salon ve içerisindeki kullanılmayan eşyalar..
devamını gör...

uzun bir süre geçmişse yapılması gayet normal olandır.. keyif verir..
devamını gör...

açıkcası sevilmemesinden daha doğal bir husus olamaz. bu sorudan rahatsız olan herkes, aslında inanılmaz sağlıklı tepki veriyor.

insanların özel hayatları ve özel hayatlarında tutturduğu dinamikler kimseyi ilgilendirmez ve bu dinamikler sorgulanmaya açık değildir. özel hayat gizliliği hukuki çerçevede dahi korunur ve gözetilir. dolayısıyla, birinin sizin mahrem hayatınızdaki seçimlerinizi sorguluyor olması zaten meşru değildir. bunun hiçbir elle tutulur yanı yoktur. karşınızdakinin patavatsız ve saygısız olduğunu unutmayarak, cevap vermeme hakkınızı kullanın sonra hayatınıza devam edin.
devamını gör...

yıllar oldu yemiyorum. haberlerde izlediğim şeylerden sonra dışarıda et- tavuk yeme kültürümü sıfıra çektim. etimi ama bilhassa tavuğumu gidip yıllardır alışveriş yaptığım yerlerden alıyorum. kendi besinlerimi kendi fırınımda pişiriyorum. çook uzun süredir et- tavuk siparişi vermeyi bıraktım.

et- tavuk diye ne yediğimiz belli değil. en son haberlerde bir yarış atının kesilip kavurma diye insanlara dağıtıldığını gördüm.. bu ülkede besin sağlığı açısından atılan taklalar beni geriyor.

riski minimalize etmek adına, mahallenizde veya semtinizde bulunan insanlardan alışveriş yapabilirsiniz. en azından bir şeyler ters gittiğinde, muhattabınız belli, nereyi şikayet edeceğiniz belli. bu yüzden güvendiğiniz yerlerden şaşmayın. kimse kusura bakmasın ama ben artık esnaf lokantalarına, standart esnaflara dahi güvenmiyorum. herkes kısa yoldan kâr sağlamak adına her türlü dümeni döndürüyor sonra yediğiniz şeylerden ötürü acillik olup, serum bağlatıyorsunuz. haftalarca kullandığınız ilaçlar, sindirim sisteminin normale dönmesi adına reçete edilen probiyotiklerde cabası.
devamını gör...

baskı candır da, yatağa yatıp döne döne okumak için telefona indiriveririz.
devamını gör...

kim okuyo tlfondan kitap?! hiç duymadım ben onu...
devamını gör...

kibirli , egolarına düşkün ve narsist insanları anlayamıyorum. bu anlamsızlık çok insani bir yerimden türüyor bu arada.

insanlar sürekli kendileri hakkında konuşmaktan, kendi çıkarlarını baz alarak yaşamaktan nasıl sıkılmıyorlar anlamıyorum. hadi başkalarını önemsemiyorlar bu aşikar fakat insan sürekli kendi kendisini konuşmaktan/ kendisini önceleyip durmaktan nasıl sıkılmaz?

ne kadar bencil olursanız olun, bir noktada insan kendisinden, kendisine biçtiği yaşam düzeninden sıkılır . hep aynı döngüde nasıl yaşıyorlar anlamıyorum.

sorunlu oldukları fark edilip, çevrelerindeki herkesi kaybetmelerinden bahsetmiyorum dahi.
devamını gör...

hırçın, şiddete meyilli birinin tekiydi insan azmanı.

el salvador hapishanesindeki kafası kazılı mahkumlar gibi kafasını kazıtır, sıranın dörtte üçünü kendine ayıracak şekilde ortadan bir çizgi çizerdi. kolum o çizgiyi geçerse teneffüs zili çalar çalmaz dövmeye başlardı beni. "kıza el kalkmaz" demedi, 2 dönem boyunca belirli aralıklarla boks torbasına çevirdi beni allahın cezası.
bazen sinirini atamaz, derste de kimse görmeden tekmeyi vurur yere düşürür tüm sınıfın bana gülmesini sağlardı. eğer sınıf öğretmenimize ya da aileme söylersem, okul çıkışında da döveceğini söylerdi beni.

eskiden ilkokullarda masa örtüleri vardı. belirli günler eve götürüp yıkardık. bu mahluk, bu sosyapat bırak örtüyü yıkamayı, sümüğünü masa örtüsüne sürer, kalemini masa örtüsünün üstünde kalemtraşla açar, bazen de örtünün üstüne çamurlu ayağı ile çıkar tepinirdi domestos mikrobu...

en kötü yanı da benim cağnım anamın her sabah özenle hazırladığı beslenme çantasındaki yemeklerime sulanmasıydı. hem kendi (istisnasız her gün getirdiği) tahinli çöreği yer hem de benim beslenmemi yer bitirirdi. dövdüğü yetmezmiş gibi bir de aç bırakırdı beni deccalin yeryüzündeki sübyan tanesi...

çocukların duası kabul olur derlerdi de inanmazdım. ta ki o güne kadar... "el açtım allahım sana, şeytanın bile önünde secdeye duracağı bu nursuz kulundan beni bir an önce kurtar" dedim ve sonraki dönem defolup gitti sınıftan.

işte o gün benim ne okuma bayramımdı ne 23 nisan'ım. o gün benim kurtuluş günümdü.

el birliğiyle,attığı dayaktan adını unuttuğum bu çocuğu bulup eşek sudan gelene kadar dövebilir miyiz sözlük? *
devamını gör...

bugüne kadar internete yüklenmiş tüm şarkılardan referans alıp sizin istediğiniz talimata göre ister sıfırdan oluşturan, ister uyarlama yapan bir yapay zeka. söz yazımı olarak tırttır ama enstruman, tarz, vokal olarak baya başarılı iş çıkarır, kafa açar.
yapay zeka olduğunu biraz rafine kulaklar anlayabilir ama.
mesela bir enstrumanda akor dizilimi gereği hangi notalarda hangi hareketi yaparken zorlandığını bilirsiniz, ama suno bunu bilmez, o minik zorlanmalar işte müziğin içine insani ruhu koyar. özellikle vokal 5.element filmindeki diva plavalaguna gibi imkansız ve kusursuzsa anlayın ki ai. aşırı dandik sözlerle inanılmaz paralar harcanmış bir orkestranın çaldığı bir şarkıysa da anlayın ai. çünkü kimse o kadar parayı dandik sözlü bir şarkıya harcamaz. onun dışında en belirgin kısmı vokalin sanki iki farklı şarkıcının vokalini birleştirmişler gibi biraz da metalik duyulması.
tabi daha eğitimli kulaklar daha net çizgiler çekebiliyordur, benim farkettiklerim anca bana kadar yetecek miktarda.
devamını gör...

seversem tekrar okurum, sırf o kitabın dünyasında dolaşmaktan keyif aldığım için arada bir açar okurum, bazen daha iyi anlamak bazen de hatırlamak için tekrar okurum. moleküler genetik külçesini 4-5 kere okumuşluğum var, bi 4-5 kere daha okurum heralde.
devamını gör...

hatırlamıyorum. ama arkamda oturan kızın kim olduğu var bende. yakası oyalı.
ama ana okulunda yuvarlak masa varmış.
devamını gör...

toprakla uğraşmak.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim