zaman tüneli

dunyayı daha güzel bir yer yapacak olan bu.
tasları sopaları silahları alıp birbirimizi mi yok edelim?
bazen sinir uclarımla oynandıgında ben bile hosgorulu olmakta zorlanıyorum. sonra bi su iciyorum. nefes egzersizi yapıyorum. sakinliyorum. sabredip özüme donunce tepki vermeyi tercih ediyorum.

kardes kardes yasamayı ogrenmek zorundayız.
cümleten yok olmak istemiyorsak.
bu da hosgoruden geciyor.
birbirimizi bilicez ve idare edicez.
kimse dört dörtlük degil.
devamını gör...

sahne aynen şu; sabahın körü, üzerimde o eski püskü yazlık pijamalar, mutfak penceresinin camını aralamışım. içeri acayip tatlı bir rüzgar üflüyor, saçımı başımı dağıtıyor. arkamı mutfağın o bitmek bilmeyen dağınıklığına dönmüşüm ve pencereden parktaki ağaçları kesiyorum. bizim cadı tarçın da rahat durur mu? çıkmış pervaza, gözü dışarıda, gözüne bir minik serçeyi kestirmiş sanki süperman gibi uçup yakalayacak, bir telaş, bir acele… masada yeni doldurduğum, dumanı üstünde bir kupa kahve, yanında da anneler gününden kalma bir vazo çiçek.

kafamın içi dersen, tam bir cadı kazanı. beyin jimnastiği falan hafif kalır, düşünceler resmen birbirini yiyor, bi acayip dalmışım ki sorma. ama garip bir şekilde de o eski hüzünlü ağırlık yok bu sefer üstümde, bir tık umutluyum galiba.

parktaki o heybetli ağaca takıldı gözüm. ulan diyorum, bir ağacın bile insana geçecek be kızım hissi verebilmesi ne acayip bir iş. baktım gövdesine uzun uzun. kim bilir kaç kış gördü bu herif, kaç fırtınada belini büktü. ama bakıyorsun, yine her bahar dallarına o yeşili takmayı unutmamış.

ben de harbiden unuturum sanmıştım yaşamayı. kafayı yedik, bittik, bir daha toparlayamam diyordum. o can ciğer olduğum, her sırrımı bilen dostumla da yolları ayırınca, o saçma sapan kavga yüzünden birbirimize düşman gibi küsüp gidince bir daha toparlayamam diyordum. yılların emeği bir kalemde silinmiş gibi gelmişti. oysa insanın içi tamamen kararmıyormuş be. sadece ışığın geleceği yeri bir süreliğine kaybediyormuşsun, hani o koridordaki elektrik anahtarını karanlıkta bulamazsın ya, öyle bir şey.

mutfakta öyle yalın ayak turlarken seni düşündüm sonra. bazı insanlar hayatından sektir olup gittikten sonra bile dünyadaki yerlerini kaybetmiyor arkadaş. en çok kaçtıklarımız bir saçma şarkının içinde yakalıyorlar seni bazen. bazen birlikte az mı ıslandık dediğin o yağmurun kokusunda. bazen de işte şu an ansızın suratıma çarpan rüzgarda. yoklukları bile öyle bir kalıcı oluyor ki insanın üstünde, sanki hala bir yerlerde o eski bağ duruyor gibi..
tam bunları kurarken, şak diye yağmur başladı iyi mi.

hani insan bir zamanlar can yoldaşı olan birini anarken yağan o yağmurun harbiden başka bir kafası oluyormuş. camı biraz daha açtım. damlalar yüzüme vurdukça garip bir sıcaklık hissettim. gökyüzü buz gibiydi ama içim üşümüyordu. kafayı kaldırıp bulutlara baktım. o an, aynı göğe senin de baktığını düşündüm. belki tamamen başka bir şehirden, belki bambaşka bir hayatın, bambaşka çevrelerin içinden… aramızda dağlar yollar olsa da, artık birbirimizin adını bile anmıyor olsak da, aynı gökyüzünün altında yaşadığımızı bilmek bile yetti bana, sakinleştim.

çünkü bazı insanlar geri dönmez, o gurur duvarları bir kere örüldü mü bir daha yıkılmaz belki ama sağlam bir dostun zamanında insanda bıraktığı o his var ya… işte o his, araya ne küslük, ne yıllar girerse girsin, bir ömür boyunca sığınacak o en güvenli ev gibi kalıyor insanın içinde. şimdi o eski güzel günlerin hatırına kahvemden bir yudum alıp "hadi bakayım" diyorum, "kaldığımız yerden devam..."
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

unutmadan yazmak gerekirse;

gümüldür'deki yazlıktayım, o gece de purge var. filmlerden aşina olmayanlar için, belirli bir saatte bir alarm çalıyor ve ülke genelinde yarım günlüğüne her şey serbest, kanunlar askıya alınıyor yani.

saklanacak yer bulmaya çalışıyorum, bulamıyorum. daha bir kaç saat var ama geriliyorum. en son bir adam ve oğlunu görüyorum, yanaşıyorum, "siz nereye saklanacaksınız, ben de geleyim, beraber saklanalım" diyorum. "gel gel süper yer bulduk biz" diyorlar. takılıyorum bunların peşine.

beni konferans salonu gibi bir yere götürüyorlar, içeride 3-5 kişi daha var. "buraya saklanacağız, purge'ü burada geçireceğiz. süper güvenli" diyorlar.

götürdükleri yer de zemin katta, 4 tane girişi olan, koca koca, demirsiz pencerelere sahip kocaman bir salon.

"oğlum siz mal mısınız, burada hepimizi zgerler, ben burada kalmam baba, siz ölün, beyninize sokayım sizin" diyerek orayı terkediyorum.

purge yaklaşıyor.

en sonunda bir tane apartman bulup çatısına çıkıyorum, kimse gidip de random bir apartmanın çatısına çıkıp bakacak değil ne de olsa. çatı kapağına bir tane asma kilit takıp beklemeye başlıyorum. purge başlıyor.

aşağıdaki yanan şehri izlerken uyanıyorum.

neyse ölmedik en azından.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

başladık bakalım.

güzel yaparım..
devamını gör...

eker muhallebi. bilinmeyen yeni bir mekandan online iğrenç dürüm, kır pidesi vs geldiğinde yanında yenebilir görünen tek şey.
devamını gör...

youtube bunlara da para veriyor mu? boş boş bilgi kırıntıları dolu, hecelemeyi bile beceremeyen videolar. bunları izleyeceğime fesli kadir izlesem daha çok şey öğrenirim.
devamını gör...

tabiki en iyi yoğurt markası olarak metro turizm'dir.

kaynak: t24.com
devamını gör...

dinoların cevap veremediği saçma durum. düşünsenize bir ömür boyu üçkağıtçılık yaparak iyi adam rolünü oynayın sonra sonsuza kadar comolokko yapabilirsiniz.
devamını gör...

metro turizm
devamını gör...

tavsiye üzerine başladım ve pişman değilim, kitap bitti. benden de sizlere tavsiyedir.
devamını gör...

bu kitabı 3. veya 4. ye baştan başlayarak okuyacağım, bu sefer kesin bitireceğim. *
devamını gör...

sadece ölüler görür.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
onlarla konuşuyorum
beni duyduklarını sanıp avunuyorum öyle

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
onlarla konuşuyorum
ama çiceklerimi büyümeye ikna edemiyorum
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(bkz: https://www.facebook.com/gr...).
devamını gör...

hülya avşar show'da 98 yılında yaşanmış efsane bir olaydı. eli ağırmış orhan babanın o gün çok gülmüştük bütün ülkece.

insan böyle sürprizlerle karşılaşmaktan keyif alıyor. her zaman göremeyeceğimiz tv olaylarından biriydi. kadının canı yanmıştı. ahahahha.
devamını gör...

gayet güzel bir hediyedir. tartıldıkça sevgilisini ve kilosunu hatırlar.
devamını gör...

başımın tatlı belası gibi bir anlamdaysa evet güzel.
devamını gör...

esprili bir erkek olduğunuzu gösterir.

onu kilosuyla da sevdiğinizi göstermeniz bakımından anlamlıdır. çok duygulandırıcı.
devamını gör...

ülkemizde lada marka otomobilleriyle bilinen rus otomobil üreticisi. 1966 yılında kurulmuştur.

yıllık yüz binlerce araç üretimi kapasitesine sahip olan şirket, başta lada niva ve lada vesta olmak üzere ürettiği dayanıklı ve ulaşılabilir araçlarla tanınır.

renault nissan ile küresel bir anlaşması (joint venture) var. ama 2022 rusya ukrayna savaşı sonrası bitti diye hatırlıyorum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kimsenin bakmadığı yerde, avrasya'nın tam ortasında, büyük bir şey sessizce şekilleniyor. türk devletleri teşkilatı salt bir diplomatik forum değil. sovyetlerin yetmiş yılda parçaladığı türk dünyasının gönüllü olarak yeniden bir araya gelişinin kurumsal çerçevesi.

(bkz: https://www.youtube.com/wat...).
orta asya sessizce yeniden çiziliyor. batı uyuyor, yeni masa kuruluyor.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim