zaman tüneli
instagram vs tiktok
tiktok ergen eğlendirir,
tiktoktan başka yere girmemiş birini instagrama salın adam neye uğradığını şaşırır seksizm ver, ırkçılık var, ırkçı adminler var varoğlu var tiktok u temiz tutacağız diye yırtındıkları için garipler what this shit diyip götüm götüm geri dönüyorlar.
tiktoktan başka yere girmemiş birini instagrama salın adam neye uğradığını şaşırır seksizm ver, ırkçılık var, ırkçı adminler var varoğlu var tiktok u temiz tutacağız diye yırtındıkları için garipler what this shit diyip götüm götüm geri dönüyorlar.
devamını gör...
şeytan neden bu kadar çekici sorusu
erkek için kadın bedeni niye daha çekiciyse ondan.yasaklanan, bastırılan, gizlenen şeyler her zaman daha çekici gelmiştir insanoğluna.
şeytan da ibrahimi dinlerin bastırdığı, içgüdüsel ve kontrol edilemez olan yönümüzü temsil ediyor zaten.
şeytan da ibrahimi dinlerin bastırdığı, içgüdüsel ve kontrol edilemez olan yönümüzü temsil ediyor zaten.
devamını gör...
instagram vs tiktok
ıkiside muhafazakar kadınların son zamanlarda para kazanma mekani oldu insanlar çok fazla fantezi seviyor
devamını gör...
instagram vs tiktok
gerçek gurmeler bilir ki instagramdaki reelslerin hepsi tiktoktan çıkmadır.
devamını gör...
şeytan neden bu kadar çekici sorusu
nedense çok fazla çekici hale getirildi lucifer acaba kendi kafasına göre takıldığı için mi yasakları pek sallamadığı için mi yoksa şık bir tarzı olduğu için mi bilinmez ama insanların pek çok tarafından kabul edilen durum olmuştur ...
devamını gör...
instagram vs tiktok
ınstagram, fotoğraf kültüründen geldi, estetik ve görsellik öncelikli.
tiktok, tamamen video üzerine kuruldu, eğlence ve özgünlük öncelikli.
tiktok, tamamen video üzerine kuruldu, eğlence ve özgünlük öncelikli.
devamını gör...
hafife alınan meslekler
düşün düşün bulamadım...
belki diyetisyenlik olabilir, bi tık işte.
bunun dışında hafife alınanabilecek meslek yok gibi.
belki diyetisyenlik olabilir, bi tık işte.
bunun dışında hafife alınanabilecek meslek yok gibi.
devamını gör...
iyi geceler
en son iyi geceler mesajı aldığımda saftirikler hindistana gitmeye çalışırken amerikayı keşfetmişti.
devamını gör...
hakaret davası
çok gereksiz bir şey. biri diğerine sövdü diye savcı, hakim ve avukat olarak bizler toplanıp adama neden sövdüğünü, bunun hakaret kapsamına girip girmediğini, emsal kararları, karşılıklı yapılıp yapılmadığını ve bir haksız fiil karşısında yapılıp yapılmadığını tartışıp duruyoruz. tümüyle boş ve gereksiz bir mevzu, boşu boşuna kaynak ve zaman tüketiminden başka bir şey değil.
nefret söylemi kapsamına girmediği sürece, ifade özgürlüğünün kapsamı hakaret sınırlarına kadar genişletilmelidir. bu süreçlerin hiçbirine gerek yok.
nefret söylemi kapsamına girmediği sürece, ifade özgürlüğünün kapsamı hakaret sınırlarına kadar genişletilmelidir. bu süreçlerin hiçbirine gerek yok.
devamını gör...
instagram vs tiktok
hayatlar buralara bakarak geçiyor
devamını gör...
seyrek yağmur
" hepimiz bir mucizenin kırıntılarını toplamaya gelmişiz. "
sf / 68
bizim büyük çaresizliğimiz ve sinek ısırıklarının müellifi gibi unutulmaz eserlere de imza atmış olan türk yazar barış bıçakçı imzalı 100 sayfalık eser olup 2016 yılında yayınlanmıştır.
bence hâletiruhiye açısından nuri bilge ceylan ya da zeki demirkubuz filmlerinden fırlamış izlenimi veren rıfat adlı 50 yaşında ve nihilist olduğunu düşünmenin olağan karşılanacağı bir adamı konu ediniyor.
bir hikâyesinin olması gerektiğine karar veriyor rıfat.
kitabımız kurgusal açıdan roman veya öykü türlerinden biraz farklı ilerliyor, bir sürü bölümlere ayrılmış ama her bölüm tamamen birbirinden bağımsız değil sanki,
rıfat gerçekten bir hayatının olup olmadığını merak ediyor gibiydi.
babası onun öz oğlu olduğundan şüphe ediyor kimi sayfada, kimi zaman sevgilisi onu terk etmiş, bazen de yeğeni ali ile felsefik konuşmalar içerisine giriyor, insanlarla hemen uzlaşamayan biri olduğu görülüyor rıfat'ın, ruhunda dikenleri var gibi duruyor ve bu dikenler sanki tüm sevdiklerine batıyor istemese de bazen.
rıfat'ın hayat karşısındaki şaşkınlığı, miskinliği, boşvermişliği de zaman zaman hissediliyor.
rıfat'ın başına gelen bir olay ile kitabın sonuna doğru yaklaşıyoruz...
şimdi ise kitapla ilgili kişisel fikirlerime geçiyorum;
konu açısından farklı bulduğum bir kitaptı ama umduğum kadar derin bulmadım,
çok ciddi bir şeyler yazmaktan ziyâde insana bir şeyler hatırlatmayı, sorgulatmayı ve düşündürmeyi amaçlayan bir kitap tadındaydı benim için.
barış bıçakçı aslında pek çok konuda saatlerce sohbet edilecek kadar donanımlı ve bu ülkenin, dünyanın, gerçeklerin, siyâsetin, felsefenin, acının, hayatın ne demek olduğunu hissettirir iken aynı zamanda bazı gerçekleri kendine özgü bir bakış açısıyla yansıtıyor.
bazı cümleleri bence oldukça etkileyiciydi.
okurken seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum.

rıfat, günleri işe yarar bir biçimde biriktirebilmek için bir hikayeye ihtiyaç olduğuna karar verdi. ''benim bir hikayem olmalı! '' dedi, ''bir hikayenin içinde olmalıyım ki, günler aynı kaba damlasın.
''kitapçı rıfat. hikayesi çok hazin.
bütün ömrü seyrek bir yağmurun peşinde koşmak ile geçiyor."
''ben hatırlamadıklarımı daha derinden hissediyorum.''
kadınlar sigarayı, hayatın özünü emer gibi içiyorlar.
uyandığımda gün bitmiş oluyor, hayat azalarak sonsuza gidiyor, azalarak sonsuza gidiyor, azalarak sonsuza, azalarak ... "
... çünkü edebiyat eleştirmenlerinin hep belirttiği gibi, hiçbir şey söylemeye çalışmamaktan doğuyor şiir.
sessizlik...
''çünkü geçmiş bir insanı kuran değil,
yıkan şeydir. daha doğrusu bir yandan kurarken bir yandan yıkar.
bir enkazız yalnızca.
rıfat ölmüş olabileceğinden şüphe ediyor. öldü ve bunu anlamadı. şöyle düşünüyor: gayet mümkün, çünkü ölen hiç kimse öldüğünü anlamaz.
hepimiz bir mucizenin kırıntılarını toplamaya gelmişiz.
bir an önce yaşlanmayı istiyordu, çünkü yaşamak bir süredir vakitsiz bir uykudan uyanmaya benziyordu.
şimdi rıfat, ölümlü olduğu gerçeğiyle birlikte artık bir sevgilisinin olmadığı gerçeğini de düşünmemeye çalışıyor. sevgilisini unutmaya çalışıyor.
insanı için için kemiren düşünce de hayattır. hayatın ta kendisidir.
sf / 68
bizim büyük çaresizliğimiz ve sinek ısırıklarının müellifi gibi unutulmaz eserlere de imza atmış olan türk yazar barış bıçakçı imzalı 100 sayfalık eser olup 2016 yılında yayınlanmıştır.
bence hâletiruhiye açısından nuri bilge ceylan ya da zeki demirkubuz filmlerinden fırlamış izlenimi veren rıfat adlı 50 yaşında ve nihilist olduğunu düşünmenin olağan karşılanacağı bir adamı konu ediniyor.
bir hikâyesinin olması gerektiğine karar veriyor rıfat.
kitabımız kurgusal açıdan roman veya öykü türlerinden biraz farklı ilerliyor, bir sürü bölümlere ayrılmış ama her bölüm tamamen birbirinden bağımsız değil sanki,
rıfat gerçekten bir hayatının olup olmadığını merak ediyor gibiydi.
babası onun öz oğlu olduğundan şüphe ediyor kimi sayfada, kimi zaman sevgilisi onu terk etmiş, bazen de yeğeni ali ile felsefik konuşmalar içerisine giriyor, insanlarla hemen uzlaşamayan biri olduğu görülüyor rıfat'ın, ruhunda dikenleri var gibi duruyor ve bu dikenler sanki tüm sevdiklerine batıyor istemese de bazen.
rıfat'ın hayat karşısındaki şaşkınlığı, miskinliği, boşvermişliği de zaman zaman hissediliyor.
rıfat'ın başına gelen bir olay ile kitabın sonuna doğru yaklaşıyoruz...
şimdi ise kitapla ilgili kişisel fikirlerime geçiyorum;
konu açısından farklı bulduğum bir kitaptı ama umduğum kadar derin bulmadım,
çok ciddi bir şeyler yazmaktan ziyâde insana bir şeyler hatırlatmayı, sorgulatmayı ve düşündürmeyi amaçlayan bir kitap tadındaydı benim için.
barış bıçakçı aslında pek çok konuda saatlerce sohbet edilecek kadar donanımlı ve bu ülkenin, dünyanın, gerçeklerin, siyâsetin, felsefenin, acının, hayatın ne demek olduğunu hissettirir iken aynı zamanda bazı gerçekleri kendine özgü bir bakış açısıyla yansıtıyor.
bazı cümleleri bence oldukça etkileyiciydi.
okurken seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum.

rıfat, günleri işe yarar bir biçimde biriktirebilmek için bir hikayeye ihtiyaç olduğuna karar verdi. ''benim bir hikayem olmalı! '' dedi, ''bir hikayenin içinde olmalıyım ki, günler aynı kaba damlasın.
''kitapçı rıfat. hikayesi çok hazin.
bütün ömrü seyrek bir yağmurun peşinde koşmak ile geçiyor."
''ben hatırlamadıklarımı daha derinden hissediyorum.''
kadınlar sigarayı, hayatın özünü emer gibi içiyorlar.
uyandığımda gün bitmiş oluyor, hayat azalarak sonsuza gidiyor, azalarak sonsuza gidiyor, azalarak sonsuza, azalarak ... "
... çünkü edebiyat eleştirmenlerinin hep belirttiği gibi, hiçbir şey söylemeye çalışmamaktan doğuyor şiir.
sessizlik...
''çünkü geçmiş bir insanı kuran değil,
yıkan şeydir. daha doğrusu bir yandan kurarken bir yandan yıkar.
bir enkazız yalnızca.
rıfat ölmüş olabileceğinden şüphe ediyor. öldü ve bunu anlamadı. şöyle düşünüyor: gayet mümkün, çünkü ölen hiç kimse öldüğünü anlamaz.
hepimiz bir mucizenin kırıntılarını toplamaya gelmişiz.
bir an önce yaşlanmayı istiyordu, çünkü yaşamak bir süredir vakitsiz bir uykudan uyanmaya benziyordu.
şimdi rıfat, ölümlü olduğu gerçeğiyle birlikte artık bir sevgilisinin olmadığı gerçeğini de düşünmemeye çalışıyor. sevgilisini unutmaya çalışıyor.
insanı için için kemiren düşünce de hayattır. hayatın ta kendisidir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının elleri
sağ ve sol olmak üzere iki adettirler.
devamını gör...
bilimsel kesinlik
"epistemik çerçevenin" beni benden aldığı kesin dir. bilim zaten ilimdir.
devamını gör...
sözlük yazarlarının yapay zeka eskiz çizimleri
yapay zeka hepimizi ele geçiriyor böyle böyle.
devamını gör...
yazarların çekmediği kedi fotoğrafları
bejce bunları da koyalım
kedi kedidir sonuçta
kedi kedidir sonuçta
devamını gör...
geceye bir söz bırak
bende bir tek başınalık var, çocukluğumdan beri büyüttüğüm.
devamını gör...





