zaman tüneli
faithless
ayalah bentovim' in şurada perküsyoncu ve davulcuyu salması ve akabindeki 2 dakika harikadır. 02:10 da başlıyor.
devamını gör...
yahudi
devamını gör...
alexei von jawlensky
ciddiye alınması gereken ressamlardan. bu sözlük, uzun entry okumuyo, sevmiyo...tembel. oluyo öyle.
şunu söyleyelim ama - sürrealist bir ressam , yani fotoğraf çekmiyor, gördüğünü yorumluyor. ve bunu da burada yorumlamayacağım bazı kurallara göre yapıyor.
ancak bakınız bu şahsın tablolarına. çok değişik ve güzellerdir.
şunu söyleyelim ama - sürrealist bir ressam , yani fotoğraf çekmiyor, gördüğünü yorumluyor. ve bunu da burada yorumlamayacağım bazı kurallara göre yapıyor.
ancak bakınız bu şahsın tablolarına. çok değişik ve güzellerdir.
devamını gör...
şu an dinlediğiniz şarkı
devamını gör...
gece gece gelen açlık perileri
gece 8'de gelmiş ise abur cubur ile geçiştiririm eğer daha sonrasında gelmişse sabah kahvaltı var diyip yatıp uyurum. uyku yemekten daha tatlıdır neticede.
devamını gör...
yazarların hayattaki motivasyon kaynakları
“en kötü ne olabilir ki?”
devamını gör...
yazarların hayattaki motivasyon kaynakları
bir bardak çay alacağım şimdi. balkonda içmeye yer bulursam bu hayatta benden motivasyonlusu yok.
devamını gör...
devlet kutsal mı sorunsalı
sırf kendi mahallesine konuşan siyasetçiler yüzünden gettolaşmış ve tek tip düşünen kabile kafasına sahip insan yetiştirdiğimiz sürece ne devletin ne de insanın kutsallığından bahsedilebilir.
öngörülebilir bir yaşamın, gerçek adaletin ve icra edilebilir bir hukukun olduğu bir yerde kutsal kavramı devreye sokulabilir.
gerçek adalet de apartmanda kavga eden iki komşu için polis çağırıp mahkemeye sevk etmekle sağlanmıyor maalesef. toplumda artı değer üreten insanların emeğini sömürerek güç elde eden yapıya karşı, toplumun yanında ve arkasında olmakla olur. güce karşı kişiyi ve zayıfı korumakla olur.
öngörülebilir bir yaşamın, gerçek adaletin ve icra edilebilir bir hukukun olduğu bir yerde kutsal kavramı devreye sokulabilir.
gerçek adalet de apartmanda kavga eden iki komşu için polis çağırıp mahkemeye sevk etmekle sağlanmıyor maalesef. toplumda artı değer üreten insanların emeğini sömürerek güç elde eden yapıya karşı, toplumun yanında ve arkasında olmakla olur. güce karşı kişiyi ve zayıfı korumakla olur.
devamını gör...
mutlak but lan
final haftasında başka çaresi olmayanlar için mutlak büt lan ifadesine dönecektir. allah'ım inşallah dönmez.
devamını gör...
asgari ücretin kaldırılması
türkiye şartlarında artık bir zorunluluk haline gelen reformdur. bugün bunu anlatıyorum.
türkiye, jeopolitik konumu gereği adeta "kurtlar sofrasında" yer alan bir ülke. çevresindeki istikrarsızlıklar ve küresel güç mücadeleleri nedeniyle devlet, her şeyden önce hayatta kalmayı ve bağımsız hareket edebilmeyi merkeze alıyor. devlet; savunma sanayisini, stratejik altyapıları ve dev üreticileri destekleyerek ekonomiyi büyütüp ülkeyi küresel ligde bir dev haline getirmeye odaklanıyor.
ancak bu büyük jeopolitik mücadelede, devletin kendi eliyle koyduğu ve kendi ayağına dolanan çok ciddi bir pranga var: yasal asgari ücret. türkiye, jeopolitik gücünü korumak için dışarıya mal satmak (ihracat yapmak) ve dünyaya üretim yapabilen bir merkez olmak zorunda. ancak dünyada bizimle aynı malları üreten çin, mısır, hindistan veya bangladeş gibi ülkeler var.
sorun ne? devlet, halkı memnun edebilmek uğruna asgari ücrete yüksek bir yasal sınır koyduğunda, bizim fabrikalarımızın üretim maliyeti rakiplerine göre fırlıyor. bunu bir boks maçına benzetebiliriz. devlet, bizim boksörümüzün (sanayicimizin) eline yasal asgari ücretle ağır bir dambıl bağlıyor ve sonra "hadi git, ringdeki hafif ve çevik rakiplerini yen" diyor. sanayici maliyeti kurtaramayınca ya küçülüyor ya da batıyor; bu da devletin büyüme hedeflerini baltalıyor.
asgari ücret, başlangıçta işçiyi korumak için konulmuş bir barajdır. ancak devlet kapitalizminde işler tersine döner ve bu baraj bir süre sonra herkesin içine düştüğü bir hapishaneye dönüşür. türkiye'de bugün çalışanların yarısına yakını asgari ücret alıyor. devlet taban fiyatı sürekli yukarı çektikçe, işverenler fabrikadaki mühendise, kıdemli ustaya veya teknik personele hak ettiği zammı yapamaz hale geliyor. herkes en alttaki maaşta eşitleniyor.
bir okul düşünün. sınıfın en tembel öğrencisi geçsin diye geçme notunu sürekli yükseltiyorsunuz (asgari ücreti artırıyorsunuz). bir süre sonra çok çalışan, takdir alan öğrencilerin (mühendislerin, ustaların) notu da tembel öğrenciyle aynı seviyeye geliyor. bu durumda çalışkan öğrenciler okulu terk eder (beyin göçü). nitelikli insanını kaybeden bir devlet ise jeopolitik olarak asla süper güç olamaz.
asgari ücretin bir de bölgesel realiteyle uyuşmaması durumu vardır. devlet istanbul’un finans merkezindeki bir işletme ile anadolu'nun küçük bir kasabasındaki yerel bir atölyeye aynı taban maliyeti dayatır. istanbul’da asgari ücret açlık sınırının altında kalırken, aynı miktar anadolu’nun birçok şehrinde küçük esnafın istihdam yaratmasını engelleyen ağır bir yüke dönüşür.
yasal asgari ücret kalktığında, ücretler bölgesel ekonomik gerçeklere ve sektörel verimliliğe göre serbestçe belirlenir. bu durum, anadolu’da istihdamı patlatırken, büyükşehirlerde ise şirketlerin nitelikli iş gücü çekmek için taban ücretin çok üzerinde maaşlar teklif etmesini (rekabeti) zorunlu kılar.
şu anki sistemde asgari ücrete yapılan her zam, bir ay sonra iğneden ipliğe her şeye zam (enflasyon) olarak geri dönüyor. yani nominal para artıyor ama paranın alım gücü düşüyor. halk kazandığı parayla sürekli ithal tüketime (lüks telefonlar, yabancı markalar) yöneliyor, bu da paranın dışarı kaçmasına neden oluyor.
asgari ücret kalkarsa ne olur? devlet maaş belirleme popülizmini tamamen bırakır. asgari ücret ortadan kalktığında halkın gereksiz ithal ürünleri tüketme çılgınlığı azalır; çünkü harcanabilir nakit para daha kontrollü hale gelir. buna karşılık devlet, halkın temel ihtiyaçları (gıda, barınma, eğitim) üzerindeki vergileri minimuma indirir. fiyatlar sabit kalacağı, hatta ucuzlayacağı için cebinizdeki paranın miktarı azalsa bile satın alma gücünüz (gerçek refahınız) artar.
işçiyi kim koruyacak ? dediğinizi duyar gibiyim. asgari ücretin kalkması, işçinin patronun insafına bırakılması demek değildir. dünyanın en müreffeh, zengin ve en güçlü ülkelerinde asgari ücret yoktur. orada işçiyi koruyan şey devletin kaba bir yasal sınırı değil, güçlü sektörel sendikalardır. her iş kolunun sendikası, o işin hak ettiği değeri patronlarla masaya oturup adil bir toplu sözleşmeyle belirler.
diyelim ki sendikalara güvenmedik... o halde hiç değilse devletin bütün sektörler için taban ücreti ayrı ayrı belirlemesi gerekiyor. bu rakam da elbette o sektörün getiri ve götürüsüne göre şekil alacak. bu durumda ne olacak ? işçiler, karı fazla olan dolayısıyla daha çok maaş veren sektöre akın edecek ve hem işçi rahat edecek hem de türkiye ekonomisi çok hızlı bir şekilde büyüyecek.
vesselam.
türkiye, jeopolitik konumu gereği adeta "kurtlar sofrasında" yer alan bir ülke. çevresindeki istikrarsızlıklar ve küresel güç mücadeleleri nedeniyle devlet, her şeyden önce hayatta kalmayı ve bağımsız hareket edebilmeyi merkeze alıyor. devlet; savunma sanayisini, stratejik altyapıları ve dev üreticileri destekleyerek ekonomiyi büyütüp ülkeyi küresel ligde bir dev haline getirmeye odaklanıyor.
ancak bu büyük jeopolitik mücadelede, devletin kendi eliyle koyduğu ve kendi ayağına dolanan çok ciddi bir pranga var: yasal asgari ücret. türkiye, jeopolitik gücünü korumak için dışarıya mal satmak (ihracat yapmak) ve dünyaya üretim yapabilen bir merkez olmak zorunda. ancak dünyada bizimle aynı malları üreten çin, mısır, hindistan veya bangladeş gibi ülkeler var.
sorun ne? devlet, halkı memnun edebilmek uğruna asgari ücrete yüksek bir yasal sınır koyduğunda, bizim fabrikalarımızın üretim maliyeti rakiplerine göre fırlıyor. bunu bir boks maçına benzetebiliriz. devlet, bizim boksörümüzün (sanayicimizin) eline yasal asgari ücretle ağır bir dambıl bağlıyor ve sonra "hadi git, ringdeki hafif ve çevik rakiplerini yen" diyor. sanayici maliyeti kurtaramayınca ya küçülüyor ya da batıyor; bu da devletin büyüme hedeflerini baltalıyor.
asgari ücret, başlangıçta işçiyi korumak için konulmuş bir barajdır. ancak devlet kapitalizminde işler tersine döner ve bu baraj bir süre sonra herkesin içine düştüğü bir hapishaneye dönüşür. türkiye'de bugün çalışanların yarısına yakını asgari ücret alıyor. devlet taban fiyatı sürekli yukarı çektikçe, işverenler fabrikadaki mühendise, kıdemli ustaya veya teknik personele hak ettiği zammı yapamaz hale geliyor. herkes en alttaki maaşta eşitleniyor.
bir okul düşünün. sınıfın en tembel öğrencisi geçsin diye geçme notunu sürekli yükseltiyorsunuz (asgari ücreti artırıyorsunuz). bir süre sonra çok çalışan, takdir alan öğrencilerin (mühendislerin, ustaların) notu da tembel öğrenciyle aynı seviyeye geliyor. bu durumda çalışkan öğrenciler okulu terk eder (beyin göçü). nitelikli insanını kaybeden bir devlet ise jeopolitik olarak asla süper güç olamaz.
asgari ücretin bir de bölgesel realiteyle uyuşmaması durumu vardır. devlet istanbul’un finans merkezindeki bir işletme ile anadolu'nun küçük bir kasabasındaki yerel bir atölyeye aynı taban maliyeti dayatır. istanbul’da asgari ücret açlık sınırının altında kalırken, aynı miktar anadolu’nun birçok şehrinde küçük esnafın istihdam yaratmasını engelleyen ağır bir yüke dönüşür.
yasal asgari ücret kalktığında, ücretler bölgesel ekonomik gerçeklere ve sektörel verimliliğe göre serbestçe belirlenir. bu durum, anadolu’da istihdamı patlatırken, büyükşehirlerde ise şirketlerin nitelikli iş gücü çekmek için taban ücretin çok üzerinde maaşlar teklif etmesini (rekabeti) zorunlu kılar.
şu anki sistemde asgari ücrete yapılan her zam, bir ay sonra iğneden ipliğe her şeye zam (enflasyon) olarak geri dönüyor. yani nominal para artıyor ama paranın alım gücü düşüyor. halk kazandığı parayla sürekli ithal tüketime (lüks telefonlar, yabancı markalar) yöneliyor, bu da paranın dışarı kaçmasına neden oluyor.
asgari ücret kalkarsa ne olur? devlet maaş belirleme popülizmini tamamen bırakır. asgari ücret ortadan kalktığında halkın gereksiz ithal ürünleri tüketme çılgınlığı azalır; çünkü harcanabilir nakit para daha kontrollü hale gelir. buna karşılık devlet, halkın temel ihtiyaçları (gıda, barınma, eğitim) üzerindeki vergileri minimuma indirir. fiyatlar sabit kalacağı, hatta ucuzlayacağı için cebinizdeki paranın miktarı azalsa bile satın alma gücünüz (gerçek refahınız) artar.
işçiyi kim koruyacak ? dediğinizi duyar gibiyim. asgari ücretin kalkması, işçinin patronun insafına bırakılması demek değildir. dünyanın en müreffeh, zengin ve en güçlü ülkelerinde asgari ücret yoktur. orada işçiyi koruyan şey devletin kaba bir yasal sınırı değil, güçlü sektörel sendikalardır. her iş kolunun sendikası, o işin hak ettiği değeri patronlarla masaya oturup adil bir toplu sözleşmeyle belirler.
diyelim ki sendikalara güvenmedik... o halde hiç değilse devletin bütün sektörler için taban ücreti ayrı ayrı belirlemesi gerekiyor. bu rakam da elbette o sektörün getiri ve götürüsüne göre şekil alacak. bu durumda ne olacak ? işçiler, karı fazla olan dolayısıyla daha çok maaş veren sektöre akın edecek ve hem işçi rahat edecek hem de türkiye ekonomisi çok hızlı bir şekilde büyüyecek.
vesselam.
devamını gör...
yazarlardan ibretlik dolandırıcılık hikayeleri
bildiğiniz tüm dolandırıcılıkları unutun. müge anlı'da bir pilot hostesleri dolandırmış. hosteslerden biri "regl olurken karnıma tekmeler atılıyor gibi hissediyorum" demiş.
bu normal bir regl ağrısıdır. içine balon yerleştirilmiş gibi hissetme, tekmeleme ya da bıçaklanma tipinde bir ağrı regl döneminde normal görülür.
dolandırıcı pilot da "önceki hayatında taştın, insanlar seni hep tekmelediği için o tekmeleri hissediyorsun" diyip seans adı altında dolandırmış.
cinler periler gitti, reenkarnasyon ve spritüel yaşam geldi.
bu normal bir regl ağrısıdır. içine balon yerleştirilmiş gibi hissetme, tekmeleme ya da bıçaklanma tipinde bir ağrı regl döneminde normal görülür.
cinler periler gitti, reenkarnasyon ve spritüel yaşam geldi.
devamını gör...
şu an dinlediğiniz şarkı
devamını gör...
yıllık izin
#4000604
cumartesi günleri bizden yıllarca düşüyordu. isabetli bir karar olmuş.
cumartesi günleri bizden yıllarca düşüyordu. isabetli bir karar olmuş.
devamını gör...
bize gelsene çay içeriz
son derece bizden
son dwrece masumane bir teklif
son dwrece masumane bir teklif
devamını gör...
yazılı olmayan kurallar
anlamsız bir alışkanlıktan ziyade, işlevsel olması beklenenlerdir.
devamını gör...
yazılı olmayan kurallar
aslında yazılı olanlardan daha fazla ve geçerlidir o kurallar. hepimiz bilir ve uygularız, ya da bilerek ve isteyerek uygulamayız.
ama var bu kurallar, kimse inkar edemez.
ama var bu kurallar, kimse inkar edemez.
devamını gör...


