arada sırada eski anılarım aklıma gelir. anılarım dediysem benim aktörü olduğum değil, bir başkalarının aktörü olduğu benim de tvden şahit olduğum anılar. genellikle eski ve şaşalı bir hayat yaşamış bir aktörün acı bir yoksullukla başbaşa kaldığı ya da bundan daha da enteresan olan, yeşilçam'ın muhteşem döneminde yaşamış olan aktör/aktristlerin dublajlarını yapan ve bizim babalarımızı ya da dedelerimizi yeşilçam hayranı yapanların, bu kadar hayran kitlesi oluşturmalarını sağlayan seslerinin gerçek sahipleri. bu insanların çok az para kazandıkları, çok büyük zorluklar çektikleri hatırlarımızda kalır.

elinize aldığınızda birkaç gram diye küçümsediğiniz o bazen 400-500 bazen 800-900 sayfalık kitapların (kitabın değerini bilen kişi asla yapmaz böyle bir aptallık) gerek yazarı, gerekse de çevirmenine ne kadar uzun saatlere, nasıl ağır mesailere malolduğunu bilmeden oturduğunuz yerden konuşursunuz. bu aptallardan birisi de benim; hala daha öyleyim fakat maalesef bu kadar taraflı olma sebebim kitap okumaya verilen mesainin ömürden ciddi bir bölüm olarak gittiği ve kötü çeviriden okuduğunuz her bir efsane klasiğin sonra bir kez daha okunması gerektiğini ya önceden kestirmem ya da kötü şekilde tecrübe ettiğim gerçeği. çevirmenlerin harcadıkları mesaileri bilen bir insan olarak çok büyük saygı duyarım, işte tam da verdiğim yeşilçam ve dublaj sanatçılarının yaşamlarına zaman içinde şahit olduğum için altay'a saygı duruşunda bulunmayı ihmal etmem.

ergin altay, rus klasikleri denilince akla gelen ilk isimlerdendir. bunun sebebi ise, zamanında bu işte tekelleşmeyi sağlaması ve olabilecek neredeyse bütün klasiklerde söz sahibi olması. ilber ortaylı'nın düzenli olarak vurguladığı üzere; ülkemizde rus klasikleri fransızca ya da başka dillerden değil, orjinal metinlerden tam metinler olarak verilmeye, çevrilmeye işte ergin altay ve jenerasyonu döneminde başlamıştır. öncesinde klasiklerde oluşan kötü çeviriler tek bir elden düzenli şekilde halka sunulmaya bu şekilde başlandığı için, ben ve benim gibi bu durumları eleştirenlerin de, eleştiriyi yaparken bir destur çekmesini, ne olursa olsun saygıyı elden bırakmamalarını sağlamıştır.

mazlum beyhan'dan 10 yaş büyük olan(beyhan 1948, altay 1937 doğumludur)ergin altay, işte bu tekelleşmeyi elinde tutmasını ne olursa olsun sonuna kadar hak etmiştir. daha sonrasında da - ki bu daha sonrası maalesef anca 2010'ların ortasına dayanır - yavaş yavaş çeşitliliklerin ortaya çıkması ile beraber okurlar da bir seçenek bolluğuna sahip olup, ergin altay'a olumsuz eleştiri yapma hakkına sahip oldular. ancak aklı başında her bir okur, altay'a eleştiri yaparken mutlaka onun hakkını verir ve verdiği emeğin, yukarıda bahsettiğim devrimin(bütün olarak klasikleri orjinal metinden çevirip tek bir elde seri halinde ulaşılabilir halde toplamak) ne olduğunun farkındalığına sahip olur.

hala çeviri yaptığını ve emek harcayıp mesai yaptığını öğrendiğim ergin altay'ın, bana kitap okumayı sevdirmek konusundaki payını bildiğim için onu eleştiriyor fakat mutlaka sevgimi de belli ediyorum.

günümüzde geldiğimizde artık yordam edebiyatiletişim yayınları yerine tercih ediyorsak, bunun sebebinin bir zamanlar iletişim yayınları'nın bize iş bankası yayınları gibi sunduğu konfor olduğunu söylemek lazım. ergin altay da oranın değişmez parçası olunca durum böyle oldu. kitaplığımızda yıllardır ne olursa olsun yer işgal eden çevirmenlerden birisi oldu. istemi betil(gandalf), günyol bakoğlu, uğur taşdemir' imiz de o oldu bir anlamda, kitap okurları olarak.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"ergin altay" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim