refakatçi talep edildiği anlarda.
devamını gör...

kimi kelimelerin kullanımının yanlış olduğu kurum. çok kapsamlı olması gerekirken yer yer yetersiz bile olabilir.
devamını gör...

yakınlık hissettikçe kaçmaya meyleden lanet olası ben.


sabah olmuş. gözünü açtığın an “off başladık yine” diye içinden geçiriyorsun. halbuki doğan güneş yeni umutlar demekti senin için, hep öyle söylemiyor muydun? ne kadar da iki yüzlüsün. zor bela kalktın ayağa, yüzüne soğuk su vurmak iyi geldi, kafandan “su içime serpildi sanki” diye geçiriyorsun. bu defa samimisin. içerden mis gibi kokular geliyor, baban döktürmüş yine, şahane bir kahvaltı sofrası bekliyor seni. “hafta sonu kahvaltılarını severim, kalabalık çok güzel olur” diyen sen değilmişsin gibi miden bulanıyor. vallahi bak benim de midemi bulandırıyorsun, bari kahvaltıyı severim deme. ha bu arada, yalancı olduğunu da söylemiş miydim? çok rezil bir yalancısın. boğazına kadar doluyken iştahla yemeye çalışıyorsun. bu çaban gerçekten çok komik ama yetenekli kızsın, gram çaktırmıyorsun mide almazlığını. yüzsüz yüzsüz “biraz daha olsa yencekmiş” diyorsun. ağzımı bozduracaksın.

yapmam gereken işler var deyip odana çekiliyorsun. birisi ezkaza “ne işin var?” dese bittin. ne diyeceksin? kafanda sanki yapacak bir şey var. beceriksizsin, yalan söylemeye çalışsan iyice batırırsın kendini. neyse ki şansın yaver gidiyor, kimse sormuyor ne işin var diye, çabucak odana geçiyorsun. yatağa bakıyorsun, yatağa oturma düşüncesi içini bunaltıyor. “geceyi zor geçiriyorum, gündüz uzak olayım bari” diyorsun, bu konuda haklısın. yatakta senden pek hoşlanmıyor belli ki. koskoca odada oturacak başka bir yer yok gibi halının üzerine bağdaş kuruyorsun. sonra gider dizim ağrıyor diye ağlarsın. ne de güzel bi yüzsüzsün. şok ediyorsun beni. boş durmayayım, zihnimi meşgul edeyim bir şeylerle diye, bir sayfasını defalarca okumak zorunda kaldığın kitabı açıyorsun. defalarca okuduğun sayfayı okuyacaksın yine, gerizekalısın çünkü. hatta cengiz aytmatov okurken zihnine raif efendi gelecek birden. ikisi arasında bağlantı kuramayıp aynı sayfayı tekrar okumak zorunda kalacaksın. allah rızası için toparla biraz şu kafayı.



normalde seninle işi olmayan aile üyeleri kapını çalıp duruyor bugün. yahu kardeşim bi rahat bırakın beni midem bulanıyor diyemiyorsun. algıların da kapanmış sanırım, söylenenleri, senden istenenleri anlayamıyorsun. söylediklerini defalarca söylemek zorunda kalıyor insanlar. kendini yorduğun yetmezmiş gibi insanları da yoruyorsun. tam sana yakışır bir hareket. güç bela hallediyorsun babanın mobil bankacılık işini. “lütfen başka bir şey daha çıkmasın” diye geçiriyorsun içinden. ulan ne fenasın? babana da çok düşkünsün halbuki. hangi düşkün evlat kaçar babasından? yalancısın işte, rezil bir yalancı. kendi içinde boğuşurken yapman gereken bir şeyi hatırlıyorsun. bu defa heyecan uyanıyor içinde, çünkü gerçekten yapman gereken bir şey var. işe koyuluyorsun. çabucak bitiriyorsun işini. napacaksın şimdi? yaydıra yaydıra yapsana şu işi. salaklığınla beni dehşete düşürüyorsun. için iyice bunalıyor, hemen üzerini değiştirmeye başlıyorsun. belli ki bir yere gideceksin. şükürler olsun, moron gibi duvarları izlemeyeceğin için sevindiriyorsun beni. böyle zamanlarda senin adına umuda kapılıyorum, ama çok sürmüyor tabi. yine de sana rağmen senin için çabalıyorum.


doğru tahmin etmişim, yürüyüşe çıkacakmışsın. al işte yine o yüz ifadesi, için bunalıyor yine. iğrenç bir koku almış gibi suratını buruşturuyorsun. ooooh mide bulantın da geldi tam oldu. şimdi ne yapacaksın? evden kaçtın ama kaçtıkların hala peşinde. telefonu çıkarıp birini aramak istiyorsun. 200 kişilik liste... listeyi aşağıdan yukarıya doğru kaydırıp geri kaldırıyorsun telefonu. benim de midemi bulandırıyorsun, bu kadar mı yalnızsın? çevrende ne kadar çok insan var halbuki. bu kokuşmuş yalnızlığın gerçekten iğreti ediyor beni. “neyse” diye geçiriyorsun kafandan. “elbet sevgiyi bulunca iyileşeceğim.” ciddi misin? bu safozluğun beni dehşete düşürüyor. sen kendini sevmezken seni sevecek birini bulabileceğine gerçekten inanabiliyor musun? heh aklıma gelmişken söyleyeyim; “en gerçek sevgiler dostlukla başlar. yakın arkadaş olamadığım biri ile ömrümü nasıl paylaşayım? zaman mı geçer aynı evin içinde?” diye nutuk atıyordun ya geçenlerde, belirteyim: sen dost olmayı bile beceremiyorsun, gerçek sevgiye ulaşma işin baştan yaş yani. neyse yine de çok canını sıkmayayım, yol kenarından mı yürüsem acaba diye geçiyor çünkü aklından. beşeri çok iyi kandırabiliyormuşsun gibi allah’ı da kandıracak oluyorsun. hadsizsin.


iyi kızsın ama malsın. bulamıyorsun o çıkışı bir türlü. bakalım ne zamana kadar debelenip duracaksın.
devamını gör...

bize uğramayandır.
devamını gör...

kar körlüğünden korunmak niyetinde olan kişi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sadece benim bildiğim, dilediğimce yazacağım bir yerim olsun istedim. ne kadar haklı bir seçim yaptığımı şimdi daha iyi anlıyorum biliyor musun sevgili yazar.
en buhranlı geceme, en eğlenceli anıma tanıklık ettin sen burada. ağlayarak da yazdım.
keyifle içtiğim bir kadehi de paylaştım.
yazdıklarımı da sildim.
burası gerçekten bana ait bir yer.
devamını gör...

hayatımdan memnunum, ama başlıklardan değilim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ilkokul resim dersi etkinliği. iyi hoştur ama iki kağıt arasından o ipi çekerken çıkan ses pek hoş değil.
devamını gör...

öncelikle insanolunbiraz yazar arkadaşımız çok güzel bir ukde bırakmış ve calakalem yazar arkadaşımız da çok güzel bir şekilde bu ukdeyi doldurmuş. 2011 yılında auschwitz-birkenau toplama kampı gezimden sonra, * soykırımla ilgili şiir yazmış, çevresinde yahudi arkadaşları ve tanıdıkları olan birisi olarak benim de söyleyeceklerim var.

ilgili şiir: #1389697

toplumları derinden etkileyen, dünya tarihine kazınmış acı olaylar hakkında, insanlığın nasıl bir tutum sergilemesi gerektiğine dair en uygun kararı, o acıyı yaşayan toplumun kendisinin vereceğine inanıyorum, biz gözlemcilerin değil. tüm ön yargılarımdan sıyrılmaya çalışsam da, sözü sarf eden sosyolog theodor adorno hakkında bilgi sahibi olmasam da, küçük bir araştırma sonucu ulaşılan, yahudi soyundan gelen babasının daha sonra protestan olduğu, annesinin ise bir subay kızı olduğu, sosyoloğun kendisinin de katolik olarak vaftiz edilmiş olması bilgileri, bende küçük bir işkillenme yaratıyor ve "acaba?" sorusunu doğuruyor. dediğim gibi ön yargılı bir tutum sergileyerek bu kanıya varıyorum.

yahudilerin ister siyasi çıkar, ister acıyı sahiplendirme ve üleştirme çabaları, isterse toplumsal belleklerini ve bilinçlerini diri tutma istekleri doğrultusunda, hangi gayeyle olursa olsun, soykırımın gündemde tutulmasından rahatsızlık duyduklarını düşünmüyorum. hatta, yahudilerden bağımsız, tüm insanlık açısından, "bakın! nazi zihniyetli insanları mutlu ediyorsunuz, yapmayın", "siz de ne ekmeğini yediniz be şu soykırımın", "filistin'de yaşananları niye söylemiyorsunuz?" gibi düşüncelerin tehlikeli düşünceler olduğunu düşünüyorum.

iyi insan sayısının, kötü insan sayısından, hele ki hastalıklı seviyede kötü insan sayısından çok çok fazla olduğuna inanıyorum. azınlık nicelikte bir grup hasta ruhlu insan haz duyacak diye, yaşanan acıları, o acıları yaşamış olan insanları gömdüğümüz gibi toprağa gömeceksek, insanlık düşünsel evrimini tamamlamakta gecikecek, geciktiği süreç boyunca da bu dünyada savaşlar ve acılar bitmeyecektir.

en basit örneğiyle ülkemizde yaşanan sivas katliamı söz konusu olduğunda, "olayları en baştan araştıralım bakalım, niye böyle olmuş, belgeli, delilli", "yine kanaat önderlerine gün doğdu, iyi prim yaptılar", gibi otoriter refleksler sergilemektense, en azından sessiz kalmanın toplumsal açıdan daha uygun olacağını umuyorum. son olarak bırakalım da "acıyı yaşamış" olanlar konuşsun...
devamını gör...

sözlükden bir arkadaşımın fark edip yazması ile tanık olduğum saçma iş.
-normal sözlük- başlığı arama yapınca gözükmüyor. bir içerik girseniz de sola düşmüyor.
adamlar sansür yediği gün sansür attı vay emenike ya *

kanıt

streamable.com/kkseil
devamını gör...

mahlasıma yakışanı yaptım.dün yine kuzguncuğa daldım ve bu dünya güzeline rastladım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

lars von trier'in avrupa üçlemesinin ikinci filmi. diğeri (bkz: forbrydelsens element) en son diğeri (bkz: europa)

önceki film baz alınıp sürekli gömülür epidemic. oysaki epidemic element'ten daha derli topludur. gerçeklik-kurgusallık dümenlerini yansıtmada da element'ten daha başarılıdır.

makara gırgır ve ciddiyet dengesinin de boku çıkmamıştır. element'te bu denge ciddiyetten yanaydı. bu da sıkıyordu açıkçası. bu filmdeki özellikle priest abinin ilk priest olduğu vakitleri anlattığı sahne fena makaraydı:
"they gave me a book and tell me you are a priest. i open the book. it was goddamn latin. i told him 'this book is goddamn latin'.
they told me 'you are a catholic priest, what the hell?'" fena troll yerler de vardı.*


dünyayı bi salgının esir alması kurgudur, trier abide, en azından avrupa üçlemesinde kurgu gerçekliğe gerçeklik kurguya hizmet ediyor, dolayısıyla filmde salgın kurgusundan bahsedildiği an, aslında bir şekilde bunun gerçeğe dönüşeceği kesindi. ama gerçek gerçek mi, orası zaten sıkıntılı olan yer.

çıldırış sahnesinde (final) çalan zafer müziği tınısı acaba "he bakın işte salgını verdim avrupa'ya, ebesininkini gördüler" deme şekli miydi trier'in emin olamadım. bence öyle.. yine priestımız bi sahnede bi felaket senaryosu anlatırken şöyle bi cümle kuruyor: "alevler katedralden üniversitelere sıçradı." trier'in kafaya girmek zor ama bu sahnede ve özellikle bu cümlede kastettiği muhtemelen basitçe avrupa'da dinin bir zamanlar eğitimin odağında olmasına karşı bi eleştiri.

we all fall down sonuyla müsemma şarkı seçimi. adamsın reyiz.
devamını gör...

gidenler bizden hep bir parça götürürler.
o parçanın yerinde de derin izler kalır.
herkesin bir yara izi vardır,
insanlardan gizlemeye çalıştığı saklamak için çok uğraştığı bir yara izi!
herkesin bir yara izi vardır,
kimseye dokundurtmayacak kadar güzel olan
baktıkça nefes alabiliyor olmanın kıymetini anlamanı sağlayacak bir yara izi.
bu izlerle yaşamaya alışırsın
bir sabah belki gün doğarken baktığında dışarı yaşamayı yeniden sevebilirsin
ve bir gün elbet birileri o yara izlerine dokunur
acın da biraz olsun hafiflemeye başlar.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

valla sadece başlık silmekle olmaz gençler. tecavüzün faydaları diye başlık açanı da silmek lazım. lazım ki istediği şekilde at oynatamasın yoksa yine yapar yapacağını…

sadece bu başlığı açanı değil bu başlık gibi onlarca absürt ve de mal gibi başlıklar var, onları açanları da silsinler sonuç itibariyle millet yazıyor sözlük bir şey kaybetmez.
devamını gör...

"bugün ben dahil 10 milyon insanın iradesi onun işaret edeceği insana olacak."

yani sey mi demek istiyorsun burada,

" benim fikrim yok. ben beynimi kiraya verdim. ozgur irade sahibi biri degilim baskalarinin yonlendirmesiyle var olabiliyorum." mu diyorsun?

bundan baska sonuc cikmiyor cunku.

tanim: bir teröristin yazisi.
devamını gör...

kim namus ve ahlâk şövalyeliği yapıyorsa bilin ki en namussuzu o' dur.
devamını gör...

senelerdir trollük yapıp, yönetim kadrosuyla ağır taşak geçmelere doyamadığım türkiye'nin en ezik sözlüğüdür. yazar kitlesinin alayı asosyal, ezik, cahil, kadın düşmanı, gay lardan oluşur. bide burada tanışıp sevgili olan 2 gün sonra ayrılıp birbirini ifşa eden escort kızlar ve pasif meriçler var. en son 6 ay önce yazıyordum. geçen ay 1 tane hesap açtım onunla ara sıra entry giriyorum fakat sözlüğü bıraktım sayılır. bu arada yukarıda yazmışlar bende belirteyim bu sözlüğün yönetim kadrosu bursalı sanayici ve bir kaç yazarın karısı olmuştur. özellikle bir kaç yazar hakkında girilen entryler 'polemik' nedeniyle silinir. ifade özgürlüğü yoktur, sözlüğün büyük bir kısmı linç kültüründen beslenir. başlıkların büyük bir kısmı moderasyon tarafından sansürlenir, sol frameye gelmesi engellenir. hatta kafalarına göre entry silip, başlıkları değiştiriyorlar. seçim zamanları fake hesaplarla akp reklamı yapıyorlar. geçmiş seneler içerisinde bir sürü rezaletin ve ifşa olayların yaşandığı iğrenç yerdir. kurucusu çapsız ve vizyonsuzdur. sözlükte doğruları yazan yazarları sevmezler. dikkat ederseniz yalaka olmayan, gerçekleri tokat gibi insanların önüne çarpanlar genelde eksi karmalı yazarlardır. ya neyse bu çöp sözlük için bu kadar yazı yazmam bile hata!!
devamını gör...

yazmak... klavyeyle yazmak beni biraz kesmiyor, ben biraz eski kafalıyım sanırım, illaki kağıt kalem olacak. bu sabah 4 a4 kağıdı kadar aklıma ne geldiyse yazıp yaktım. o yazdıklarının yandığını görünce bir ferahlık geliyor ki anlatamam... yansın gitsin de o hisler artık peşimi bıraksın...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim