az olsun bizim olsun dediğimiz şeyler
huzur.
devamını gör...
nilhan osmanoğlu'nun atatürk paylaşımı
artık bu tarz tweetleri beynim gerçekten almıyor. beynimin şu anki hali:*
devamını gör...
dünya'nın bilinen en yaşlı hayvanı
aslında biyolojik olarak turritopsis dohrnii denen denizanasıdır. bu hayvan "ölümsüz" olarak tanımlanır. ilginç bir şekilde hücre yenileme yeteneği var ve kendisini bir şeylerle ezmediğiniz ya da şuna buna bir şekilde yem olmadığı sürece ölmüyor.
fakat tabi yakalayıp "işte bu" diyebileceğimiz tek bir üyesi olmayıp geniş bir familya olduğundan, "en yaşlı" tabiri de tek ve en olanı tanımlamak zorunda olduğundan, ilk tanımda bahsi geçen istiridyedir denebilir rahatlıkla.
fakat tabi yakalayıp "işte bu" diyebileceğimiz tek bir üyesi olmayıp geniş bir familya olduğundan, "en yaşlı" tabiri de tek ve en olanı tanımlamak zorunda olduğundan, ilk tanımda bahsi geçen istiridyedir denebilir rahatlıkla.
devamını gör...
evlilik
girerken han kapısı, çıkarken iğne deliğidir.
devamını gör...
babaya söylemek istenip de söylenemeyenler
bir lades tutuşsak mesela seninle. 'nesine' desen. 'sesine' desem.
bilirsin yüzün aklımdadır hep. ama sesin.. onu özlerim işte...
bilirsin yüzün aklımdadır hep. ama sesin.. onu özlerim işte...
devamını gör...
türklerin öğrenemediği şeyler
başkasının hayatına burnunu sokmamak. herkes yaşam şekli bir canlıya ve bir canlının özgürlüğüne zarar vermediği sürece dilediği gibi yaşayabilir, buna hiç kimse de karışamaz. ancak maalesef ki günümüzde birinin dini, dili, ırkı, yaşam şekli gibi kendisini ilgilendirmeyen konularda yorum yapan, fikir beyan eden ve insanları kendi doğrularına göre şekillendirmek isteyen çok fazla insan mevcut.
devamını gör...
fedakarlık
genelde bir kişinin başkaları istediklerine sahip olsun diye kendi istediklerinden vazgeçmesidir. bazen de bir şeylerin daha iyi olması için başka şeylerden vazgeçmektir. ikinci durum bana normal geliyor, ileride daha iyi bir işe sahip olmak için şu an daha çok çalışmak gibi. * ancak ilk durum kesinlikle olmaması gereken, tamamen zararlı bir şey diye düşünüyorum. bir başkası için -bu kim olursa olsun- kendi istediklerimizden vazgeçmek önü alınamayan durumlara yol açabiliyor. biz ne kadar fedakarlık yaparsak karşımızdakiler o kadarını bekliyor, ve en kötüsü en sonunda yapmasaydın diyor. o yüzden en iyisi hiç kimse için hiçbir fedakarlık yapmamak, ve aynı şekilde kimseden bizim için fedakarlık yapmasını beklememek.
fedakarlığın karşılıklı ilişkilerde en çok beklendiği alan da romantik ilişkiler sanırım. özellikle ülkemizde, kadınların sürekli fedakarlık yapması bekleniyor. en basitinden 'yuvayı dişi kuş yapar' diyerek neredeyse tüm sorumluluk kadınlara atılıyor. sonra hem kadınlar hem erkekler mutsuz oluyor. çünkü başkası için yapılan fedakarlık neredeyse hiçbir zaman mutluluk getirmiyor.
bazen de kişiler direkt verici rolünü üstleniyor ve karşısındaki kişi için sürekli bir fedakarlık yapmaya kalkıyor. bu özellikte insanlar da karşılarında genelde 'alıcı' olmayı seven kişileri buluyorlar, ya da karşıdakine bir şekilde bu rolü üstlendiriyorlar. bu konuda okuduğum bir yazıyı paylaşmak istiyorum:
"aşkın fedakarlık olduğunu" düşünmek ilişkinizi mahvedebilir
pek çok insan, sevginin meyve vermesi için fedakarlık yapmanın şart olduğunu düşünür. bu insanlar genellikle ilişkilere o kadar bağlıdırlar ki, partnerlerini tatmin etmek için her türlü fedakarlığı yapmaya isteklidirler. mutlu ve kalıcı bir ilişki sürdürmenin doğru ve tek yolunun fedakarlık yapmak olduğunu düşünürler. aslına bakılırsa, sevgiyi fedakarlıkla özdeşleştirirler.
sorun, bu kişiler karşı taraftan fedakarlıklarının farkında olmasını ve aynı fedakarlıkları onlar istemeden yapmasını beklediğinde başlıyor. çabalarınızın takdir edilmediğini veya "uygun şekilde" ödüllendirilmediğini fark ettiğinizde, kendinizi kızgın hissetmeye ve bu hissi beslemeye başlarsınız. bu kızgınlık kişinin değişmesine neden olur ama ilişkideki diğer kişi ne olduğunu, bu değişimin neden kaynaklı olduğunu anlayamaz. ve bu sonun başlangıcıdır.
kendi mutluluğunuz pahasına partnerinizi mutlu etmek, ilişkinizi daha da kötüleştirir
bazı insanlar doğal olarak sadece "vericidirler", bu onların varoluş şeklidir ve bundan mutlu olurlar. aslında, içten gelerek yardım etmek ve daha iyisi için fedakarlık yapmak belli bir noktaya kadar sağlıklı olabilir ve her iki taraf için de daha uzun vadeli mutluluk ve memnuniyet getirebilir. ancak bu konuda karşılıklı bir duygu ortaklığı kurulamadığında ortaya büyük bir sorun çıkıyor.
durum bu olduğunda, ilişinin diğer ucunda genellikle "alıcıları" buluyoruz. bu kişiler bencil veya düşüncesiz insanlar oldukları için böyle değillerdir, sadece kendilerini bu şekilde daha rahat hissederler. birisi onlara bakmayı ve onları şımartmayı teklif ederse, bu teklifi memnuniyetle kabul edeceklerdir.
bu özelliklere sahip iki kişi bir araya geldiğinde, zararlı bir ilişki kurmaları muhtemeldir, çünkü "alıcı" rolünü uygulayanları fethetme ve tatmin etme girişiminde, "verici" olan kişi bir gün 'alıcı' da aynılarını kendisi için yapar diye umut ederek her geçen gün daha fazla fedakarlık yapar.
sonunda, "alıcı" her şeyin karşılığında pek de bir şey vermemiş olur, ve sonunda "verici" kişi partnerinin ihtiyaçlarını, çıkarlarını ve tercihlerini kendisininmiş gibi üstlenir. bazı durumlarda, özveri ve fedakarlık o kadar büyüktür ki, kişi ilişkide kendini tamamen unutup diğeri için yaşamaya başlar, kişiliğini tamamen kaybeder.
aslında, fedakarlık kelimesi latince "sacro" ve "facere" kelimelerinden gelir ve kelimenin tam anlamıyla "kutsal kılmak" demektir. bu, derinlerde, kayıtsız teslimiyet anlamına gelir, sanki kişi kendisi daha düşük bir rol üstlenmiş ve adeta partnerini bir kaide üzerine yerleştirilmiş gibidir.
ve en önemli soru: kişiyi feda etmeye iten nedir?
bu noktada en önemli şey, bir bakıma insanı fedakarlık yapmaya iten güdülerdir. aslında birçok nedenden dolayı fedakarlık yaparız ama bu fedakarlıkların hepsi bizi mutluluğa götürmez. peki, partnerinizi mutlu etmek için isteyerek mi fedakarlık yapıyorsunuz yoksa aslında sadece çatışmalardan ve fikir ayrılıklarından kaçınmaya mı çalışıyorsunuz?
- kaçmak için fedakarlık: çatışmadan kaçınma arzusunun motive ettiği fedakarlıklarla ilgilidir. kişi atacağı adımdan dolayı kendini kötü hissedeceğini, ancak en azından ilişkideki bir problemden kaçınacağını düşünür. ancak gerçekte, fedakarlığın temelinde kaçınma söz konusu olduğunda durum hiç de böyle değildir, bu karar mutluluğu zayıflatır ve her iki üyenin memnuniyetini en aza indirir.
- yakınlaşmak için fedakarlık: bu durumda fedakarlık partneri mutlu etmek için yapılır. mesela partnerini hayallerini gerçekleştirmesine yardımcı olmak için kişisel hedefleri ertelemek gibi. bu durumda fedakarlık, norm haline gelmediği sürece güven ve memnuniyeti artırabilir.
- işlemsel fedakarlık: bazı durumlarda, fedakarlık partneri tatmin etmek için değil, onu bir pazarlık kozu olarak kullanmak için yapılır. partnerle müzakere etmekte yanlış bir şey yoktur, ancak fedakarlık yapmak ve sonra onları yüzlerine vurmak ya da karşılığını almaya çalışmak, ilişkide korkunç bir hasara yol açacak, partnerde derin bir hayal kırıklığı ve kızgınlık yaratacaktır.
- tükenmişlik nedeniyle fedakarlık: maryland üniversitesi ve amsterdam üniversitesi'nden psikologlar, çiftlerinin her ikisinin de yabancılara rahatsız edici sorular sorması gerektiği bir deney geliştirdi, ancak çiftler görüşme yaptıkları kişileri kendi aralarında bölüşmekte serbestti. en duygusal ve entelektüel olarak tükenmiş hissedenlerin partnerleri için fedakarlık yapma olasılıklarının daha yüksek olduğunu buldular. bu, bitkin olduğumuzda, sevdiklerimize yardım etme eğilimimize göre kararlar verdiğimizi gösteriyor. ayrıca, çift ilişkileri söz konusu olduğunda, diğerinin ihtiyacını tatmin etmekten ibaret olan baskıya boyun eğme olasılığımız da artacaktır. ancak bu durumun tersine, iyi bir öz kontrolümüz olduğunda, ilk dürtüye o kadar kolay teslim olmaz, tüm faktörleri değerlendirir, ve sadece partnerimizin değil, aynı zamanda kendi ihtiyaçlarımızı da göz önünde bulundururuz.
ilişkiler iki kişiliktir
aşk, iki faktörlü bir denklemdir, yani iki kişinin bu konuda emek vermesi gerekmektedir. sadece biri emek verirse, ilişki dengesiz ve tek taraflı olacaktır. sonunda, emek veren kişi bitkin düşecek ve derin bir şekilde tükenmiş ve ihmal edilmiş hissedecektir.
kaynak
fedakarlığın karşılıklı ilişkilerde en çok beklendiği alan da romantik ilişkiler sanırım. özellikle ülkemizde, kadınların sürekli fedakarlık yapması bekleniyor. en basitinden 'yuvayı dişi kuş yapar' diyerek neredeyse tüm sorumluluk kadınlara atılıyor. sonra hem kadınlar hem erkekler mutsuz oluyor. çünkü başkası için yapılan fedakarlık neredeyse hiçbir zaman mutluluk getirmiyor.
bazen de kişiler direkt verici rolünü üstleniyor ve karşısındaki kişi için sürekli bir fedakarlık yapmaya kalkıyor. bu özellikte insanlar da karşılarında genelde 'alıcı' olmayı seven kişileri buluyorlar, ya da karşıdakine bir şekilde bu rolü üstlendiriyorlar. bu konuda okuduğum bir yazıyı paylaşmak istiyorum:
"aşkın fedakarlık olduğunu" düşünmek ilişkinizi mahvedebilir
pek çok insan, sevginin meyve vermesi için fedakarlık yapmanın şart olduğunu düşünür. bu insanlar genellikle ilişkilere o kadar bağlıdırlar ki, partnerlerini tatmin etmek için her türlü fedakarlığı yapmaya isteklidirler. mutlu ve kalıcı bir ilişki sürdürmenin doğru ve tek yolunun fedakarlık yapmak olduğunu düşünürler. aslına bakılırsa, sevgiyi fedakarlıkla özdeşleştirirler.
sorun, bu kişiler karşı taraftan fedakarlıklarının farkında olmasını ve aynı fedakarlıkları onlar istemeden yapmasını beklediğinde başlıyor. çabalarınızın takdir edilmediğini veya "uygun şekilde" ödüllendirilmediğini fark ettiğinizde, kendinizi kızgın hissetmeye ve bu hissi beslemeye başlarsınız. bu kızgınlık kişinin değişmesine neden olur ama ilişkideki diğer kişi ne olduğunu, bu değişimin neden kaynaklı olduğunu anlayamaz. ve bu sonun başlangıcıdır.
kendi mutluluğunuz pahasına partnerinizi mutlu etmek, ilişkinizi daha da kötüleştirir
bazı insanlar doğal olarak sadece "vericidirler", bu onların varoluş şeklidir ve bundan mutlu olurlar. aslında, içten gelerek yardım etmek ve daha iyisi için fedakarlık yapmak belli bir noktaya kadar sağlıklı olabilir ve her iki taraf için de daha uzun vadeli mutluluk ve memnuniyet getirebilir. ancak bu konuda karşılıklı bir duygu ortaklığı kurulamadığında ortaya büyük bir sorun çıkıyor.
durum bu olduğunda, ilişinin diğer ucunda genellikle "alıcıları" buluyoruz. bu kişiler bencil veya düşüncesiz insanlar oldukları için böyle değillerdir, sadece kendilerini bu şekilde daha rahat hissederler. birisi onlara bakmayı ve onları şımartmayı teklif ederse, bu teklifi memnuniyetle kabul edeceklerdir.
bu özelliklere sahip iki kişi bir araya geldiğinde, zararlı bir ilişki kurmaları muhtemeldir, çünkü "alıcı" rolünü uygulayanları fethetme ve tatmin etme girişiminde, "verici" olan kişi bir gün 'alıcı' da aynılarını kendisi için yapar diye umut ederek her geçen gün daha fazla fedakarlık yapar.
sonunda, "alıcı" her şeyin karşılığında pek de bir şey vermemiş olur, ve sonunda "verici" kişi partnerinin ihtiyaçlarını, çıkarlarını ve tercihlerini kendisininmiş gibi üstlenir. bazı durumlarda, özveri ve fedakarlık o kadar büyüktür ki, kişi ilişkide kendini tamamen unutup diğeri için yaşamaya başlar, kişiliğini tamamen kaybeder.
aslında, fedakarlık kelimesi latince "sacro" ve "facere" kelimelerinden gelir ve kelimenin tam anlamıyla "kutsal kılmak" demektir. bu, derinlerde, kayıtsız teslimiyet anlamına gelir, sanki kişi kendisi daha düşük bir rol üstlenmiş ve adeta partnerini bir kaide üzerine yerleştirilmiş gibidir.
ve en önemli soru: kişiyi feda etmeye iten nedir?
bu noktada en önemli şey, bir bakıma insanı fedakarlık yapmaya iten güdülerdir. aslında birçok nedenden dolayı fedakarlık yaparız ama bu fedakarlıkların hepsi bizi mutluluğa götürmez. peki, partnerinizi mutlu etmek için isteyerek mi fedakarlık yapıyorsunuz yoksa aslında sadece çatışmalardan ve fikir ayrılıklarından kaçınmaya mı çalışıyorsunuz?
- kaçmak için fedakarlık: çatışmadan kaçınma arzusunun motive ettiği fedakarlıklarla ilgilidir. kişi atacağı adımdan dolayı kendini kötü hissedeceğini, ancak en azından ilişkideki bir problemden kaçınacağını düşünür. ancak gerçekte, fedakarlığın temelinde kaçınma söz konusu olduğunda durum hiç de böyle değildir, bu karar mutluluğu zayıflatır ve her iki üyenin memnuniyetini en aza indirir.
- yakınlaşmak için fedakarlık: bu durumda fedakarlık partneri mutlu etmek için yapılır. mesela partnerini hayallerini gerçekleştirmesine yardımcı olmak için kişisel hedefleri ertelemek gibi. bu durumda fedakarlık, norm haline gelmediği sürece güven ve memnuniyeti artırabilir.
- işlemsel fedakarlık: bazı durumlarda, fedakarlık partneri tatmin etmek için değil, onu bir pazarlık kozu olarak kullanmak için yapılır. partnerle müzakere etmekte yanlış bir şey yoktur, ancak fedakarlık yapmak ve sonra onları yüzlerine vurmak ya da karşılığını almaya çalışmak, ilişkide korkunç bir hasara yol açacak, partnerde derin bir hayal kırıklığı ve kızgınlık yaratacaktır.
- tükenmişlik nedeniyle fedakarlık: maryland üniversitesi ve amsterdam üniversitesi'nden psikologlar, çiftlerinin her ikisinin de yabancılara rahatsız edici sorular sorması gerektiği bir deney geliştirdi, ancak çiftler görüşme yaptıkları kişileri kendi aralarında bölüşmekte serbestti. en duygusal ve entelektüel olarak tükenmiş hissedenlerin partnerleri için fedakarlık yapma olasılıklarının daha yüksek olduğunu buldular. bu, bitkin olduğumuzda, sevdiklerimize yardım etme eğilimimize göre kararlar verdiğimizi gösteriyor. ayrıca, çift ilişkileri söz konusu olduğunda, diğerinin ihtiyacını tatmin etmekten ibaret olan baskıya boyun eğme olasılığımız da artacaktır. ancak bu durumun tersine, iyi bir öz kontrolümüz olduğunda, ilk dürtüye o kadar kolay teslim olmaz, tüm faktörleri değerlendirir, ve sadece partnerimizin değil, aynı zamanda kendi ihtiyaçlarımızı da göz önünde bulundururuz.
ilişkiler iki kişiliktir
aşk, iki faktörlü bir denklemdir, yani iki kişinin bu konuda emek vermesi gerekmektedir. sadece biri emek verirse, ilişki dengesiz ve tek taraflı olacaktır. sonunda, emek veren kişi bitkin düşecek ve derin bir şekilde tükenmiş ve ihmal edilmiş hissedecektir.
kaynak
devamını gör...
kardeş kıskançlığı
genellikle ebeveynlerin yanlış davranışları sonucunda ortaya çıkan durumdur. ikinci çocuk olduğunda ilk çocuğu arka plana atarsan, kardeşler arasındaki eşitliği sağlayamazsan, adaletsiz davranışlarını çocuklarına hissettirirsen o zaman kardeş kıskançlığı duygusu çocukların içinde geçmeyen bir yara olarak kalacaktır.
devamını gör...
kitap alıntıları
"her insan her şeyi yapabilir. kendisine sınır koymamak koşuluyla."
"üstünlük kompleksinin temelinde her zaman bir aşağılık kompleksi yatar."
-alfred adler.
"üstünlük kompleksinin temelinde her zaman bir aşağılık kompleksi yatar."
-alfred adler.
devamını gör...
duydum ki unutmuşsun gözlerimin rengini
emel sayın çok güzel söyler bu şarkıyı.
devamını gör...
ölmesi gereken türk gelenekleri
tevazu gösteren insanlara nasihat verme geleneği
devamını gör...
hoşaf
hababam sınıfı'nı hatırlatan bir diğer adı komposto olan serinletici.mevyeleri suyu kadar tercih edilmez.
devamını gör...
robert redford
şu zamana kadar kafa sözlükte bu abimiz ile ilgili başlık açılmamış oluşu çok büyük bir skandaldır. aynı zamanda 5 aydır bu başlığın açılmamış olduğunu fark edemem de benim ayıbımdır. şimdi bu ayıbı temizleyeceğiz.*
kendileri 84 yaşındadır. isminden de tahmin edebileceğiniz üzere abd vatandaşıdır. kendisi hem oyuncu hem de yönetmen olarak oscar ödülünü kazanan nadir kişilerden birisidir. oldukça fazla filmde yer almıştır ancak kafamda en çok yer eden filmleri burada paylaşmak istiyorum:
(bkz: three days of condor)
(bkz: spy game)
(bkz: the great gatsby) (1974 versiyonu tabii ki de)
belki de en önemlisi, kendisi bağımsız sinemaya yön veren ve bağımsız sinemanın en önemli festivali olan sundance film festivali'nin kurucusudur. genç kardeşlerimiz ise kendilerini captain america: the winter soldier filmindeki alexander pierce rolü ile hatırlayabilirler.
saymış olduğum bu sebeplerden ötürü sinema sektöründe oldukça önemli işlere imza atmıştır ve gerçek anlamda isminin daha çok zikredilmesi gereken bir şahsiyettir. adam gençliğinde brad pitt'e taş çıkartırken, yaşlılığında da oldukça karizmatiktir.
kendileri 84 yaşındadır. isminden de tahmin edebileceğiniz üzere abd vatandaşıdır. kendisi hem oyuncu hem de yönetmen olarak oscar ödülünü kazanan nadir kişilerden birisidir. oldukça fazla filmde yer almıştır ancak kafamda en çok yer eden filmleri burada paylaşmak istiyorum:
(bkz: three days of condor)
(bkz: spy game)
(bkz: the great gatsby) (1974 versiyonu tabii ki de)
belki de en önemlisi, kendisi bağımsız sinemaya yön veren ve bağımsız sinemanın en önemli festivali olan sundance film festivali'nin kurucusudur. genç kardeşlerimiz ise kendilerini captain america: the winter soldier filmindeki alexander pierce rolü ile hatırlayabilirler.
saymış olduğum bu sebeplerden ötürü sinema sektöründe oldukça önemli işlere imza atmıştır ve gerçek anlamda isminin daha çok zikredilmesi gereken bir şahsiyettir. adam gençliğinde brad pitt'e taş çıkartırken, yaşlılığında da oldukça karizmatiktir.
devamını gör...
everytime i die
arkadaşıma dinlettiğimde kulakları için saygı duruşunda bulunmamı istemişti, ben de hemen esas duruşa geçmiştim.
sonra bu şarkıyla neler yapılmaz ki, mesela kavgaya gidilir dedi. dedim ki kavga da neymiş savaşa bile gideriz.*
bir children of bodom şarkısı. ölüm temalı bir şarkı.
1960'da finlandiya'nın espoo şehrindeki bodom gölünde dört genç kamp yaparken saldırıya uğrar ve sadece bir genç sağ kalır.
grubun ismi de buradan gelmektedir.bodom gölü
şarkıda kirli bir okuyuş var ve müzikalite olarak çok iyi olduğunu söyleyebilirim. hatta o kadar iyi ki bu tarz şarkılara karşı ön yargımı kırmış bile olabilir.
bu kadar kirli okuyuş varken sözleri anlamakta ben zorlandım açıkçası sözlerini şöyle bırakayım:
"ow
oh
the faint blaze of the candle of my life
slowly dying like a fire in a pouring rain
no sparks of hope inside
no shooting stars on my sky
on broken wings, no flying high
another night, another demise
cadaverous wind blowing cold as ice
you'll let the wind blow out the light
'cause it gets more painful everytime ı die
out of strength to fight
ı cannot take another night
ı cannot take it no more
lust of light slips through my fingers
like blood on my arms
black candle wax has buried me
another night, another demise
cadaverous wind blowing cold as ice
you'll let the wind blow out the light
'cause it gets more painful everytime ı die"
sonra bu şarkıyla neler yapılmaz ki, mesela kavgaya gidilir dedi. dedim ki kavga da neymiş savaşa bile gideriz.*
bir children of bodom şarkısı. ölüm temalı bir şarkı.
1960'da finlandiya'nın espoo şehrindeki bodom gölünde dört genç kamp yaparken saldırıya uğrar ve sadece bir genç sağ kalır.
grubun ismi de buradan gelmektedir.bodom gölü
şarkıda kirli bir okuyuş var ve müzikalite olarak çok iyi olduğunu söyleyebilirim. hatta o kadar iyi ki bu tarz şarkılara karşı ön yargımı kırmış bile olabilir.
bu kadar kirli okuyuş varken sözleri anlamakta ben zorlandım açıkçası sözlerini şöyle bırakayım:
"ow
oh
the faint blaze of the candle of my life
slowly dying like a fire in a pouring rain
no sparks of hope inside
no shooting stars on my sky
on broken wings, no flying high
another night, another demise
cadaverous wind blowing cold as ice
you'll let the wind blow out the light
'cause it gets more painful everytime ı die
out of strength to fight
ı cannot take another night
ı cannot take it no more
lust of light slips through my fingers
like blood on my arms
black candle wax has buried me
another night, another demise
cadaverous wind blowing cold as ice
you'll let the wind blow out the light
'cause it gets more painful everytime ı die"
devamını gör...
tarihi çok mu geçmiş
"gözüm yaşarıyor
yüreğim kanıyor
olmasaydı sonumuz böyle!"
yüreğim kanıyor
olmasaydı sonumuz böyle!"
devamını gör...
mental yorgunluk
fiziksel olana tek atar.
devamını gör...
black sabbath
heavy metalin babası olan efsane grup.uzun bir ayrılıktan sonra tekrar birleşip 2013'te yine sağlam bir albüme imza attılar.
devamını gör...
cennetiniz nasıl bir yer olurdu sorunsalı
cenneti bilemem. lakin beni tekrar 3 ay önceki mutlu, güzel yaşantıma döndürmesi için ruhumu şeytana düşünmeden satarım. yazar arkadaşlar arasında şeytan dostlarımız varsa özelden yazsınlar. pazarlıkta anlaşırız sıkıntı yok.
devamını gör...
kumsal faciası
lefkoşa'da binbaşı nihat ilhan'ın eşi ve çocuklarının katledildiği banyo katliamı diye bildiğimiz 1963 noel gecesi tarihe kumsal faciası olarak geçmiştir. ismini bulunduğu kumsal semtinden alan bu katliamın yaşandığı ev, bugün barbarlık müzesi olarak duruyor.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarından tavsiyeler
başkalarının tavsiyelerine göre hareket etmeyin. herkesin kendi doğrusu olmalı sonuçta.
devamını gör...