üç bölümden oluşan hakan günday kitabı . çok başarılı bir kitaptır çıktığı günden beri bir çok insana ulaşmış üzerinde izler bırakmış bir kitaptır. hakan günday’ın ilk kitabıdır gençlik yıllarında yazmıştır . kitabı okurken hakan günday’ın gelişimini takip edebiliriz o yüzden. kitap asansör dördüncü katta durdu cümlesiyle başlar. hakan günday o dönemlerde bu cümleyi hangi amaçla yazdığını bilmediğini söylemiştir . sonralarda bir söyleşide asansör benim hayatımın dördüncü katındaymış belki de demiştir . kitap kendini kolay teslim etmeyen bir eserdir biraz sabretmek gerekir. kurgusu son derece başarılı olmasının yanında bu kitap bir soruyla ortaya çıkmıştır. hayattan zevk almayan varoluş amacını arayan iki insan neler yapar nasıl yaşar sorusunu okuruz . kitap hakkında alıntıları yazmaya kalksak yeni bir kitap ortaya çıkar. ben en sevdiğim alıntıyı buraya ekleyip gideyim . --- alıntı ---


bir buçuk ay boyunca sallandım. mürettebatla bir sorun yaşamadım. pek konuşmuyordum onlarla. vahşetlerini amerika'ya saklıyorlardı. yolculuğun tek heyecanı, aşçının yamağına sarkan birinin linciydi. adamı dövüp bir depoya kapattılar. tabii genç tecavüzcü yerde kıvranırken çevresinde oluşmuş ve tekme yağdıran zincirin halkalarından biri de bendim. yanımdakilerin omuzlarına tutunarak birkaç tekme de ben fırlattım, kendi kanında boğulmak için dua etmeye başlamış olan adamın kafasına. iki gün sonra unutuldu her şey. ve aşçı yamağının kalçaları başkalarının da ilgisini çekmeye başladı. bu sefer kimse linç girişiminde bulunmaya çalışmadı çünkü yamağı düzenlerin sayısı ahlakçılık oynayanlarınkini geçmişti. kanıksanmıştı çocuğun kalçalarının lezzeti. ama ilk hareketi yapıp dişleri paramparça olan adam, tabuyu yıkan kişi olarak, bütün insanların günahlarına karşılık çarmıha gerilmiş isa gibi, yolculuk boyunca hücresinde tutuldu.


--- alıntı ---
devamını gör...

bir deneyci temsili locke’tur. esas olarak bilginin özelliği ve kaynağına ilişkin felsefe problemine ayırdığı ünlü insan zihni ürerine bir deneme adlı kitabında locke zihni ‘üzerinde hiçbir yazı bulunmayan, hiçbir tasarıma sahip olmayan beyaz bir kağıda’ benzetir. peki o, yani zihin bu tasarımları ve düşünceleri nereden elde eder?

insanın her zaman meşgul ve sınırsız hayal gücünün kendisine hemen hemen sonsuz değişik biçimler verdirdiği bu geniş yığın zihne nereden gelir? zihin, aklın ve bilginin bütün malzemesini nerden alır? buna tek kelime ile cevap veriyorum: "deneyden”. görüldüğü gibi locke zihni, deney öncesinde üzerinde veya içinde hiçbir şey bulunmayan beyaz bir kağıda veya “boş bir levhaya’ benzetmekte (bkz: tabula rasa) ve bilginin bütün kaynağını deneyde, gözlemde, duyuların kullanımı sonucu zihne gelen verilerde bulmaktadır. başka bir deyişle locke’a göre insan zihninde doğuştan gelen hiçbir bilgi mevcut değildir ve her türlü bilginin kaynağı deneydir.

felsefe dilinde kaynağı deney olan bu tür bilgilere, ‘deneyden sonra gelen, deneyle elde edil­miş’ bilgiler anlamında (bkz: a posteriori) bilgiler denir. o halde locke’a göre her türlü bilgi a posterioridir. bununla birlikte locke, ılımlı bir deneycidir; zihni duyumlara indirgemez. zihnin bir kez kendilerini aldıktan sonra deneyden gelen şeyler, deney malzemesi üzerinde çalışmasını, anlam işlemesini reddetmez. buna karşılık deneyciler içerisinde daha ileri giderek, duyumlardan ayrı veya onları aşan bir zihnin olduğunu kabul etmeyenler, böylece zihni veya aklı sadece duyumların toplamına indirgemeye çalışanlar da vardır ve bunların bu görüşüne duyumculuk (bkz: sensationalismi) adı verilir. ünlü bir fransız filozofu olan (bkz: condillac) bu görüşü savunanların başında gelir.
devamını gör...

t: realist hatta natüralist bir bakış açısıyla, yurdumuzun acı gerçekleri minvalinde yazılmış bir şükrü erbaş şiiridir.
şiirin çıkış noktası ismet özel'in 1974 tarihli akla karşı tezler şiirinin 4. kısmındaki "köylüleri niçin öldürmeliyiz? / bu sorunun karşılığını bulamıyorum..." şeklinde başlayıp devam eden dizeleridir.

gelelim, "şükrü erbaş köylülüğü mü eleştiriyor?"a. ben köylüyü -tamamen öyle olmamak kaydıyla- eleştirdiğini düşünüyorum. peki, niye? "bir gün olsun ekinleri akıllarına gelmeden düşünemezler..." en belirgin burada olmak üzere, birçok dizede anlattığı köylü tipi aklını kullanmaktan kaçınan, sıfır etik kaygı taşıyan bir tiptir. aklını kullanabiliyor fakat yalnızca kurnazlığa ve şiirde anlatılan başka durumlara karşı.

insan, köylerde şehirlere nazaran mecburi olarak toplumsal ahlaka daha bağlı olmak zorunda kalıyor. çünkü en temelinde gidecek başka yer yok, dışlanmak da halihazırda ufak bir çevresi olan köylü tipi için bir cehennem tasvirinden başka bir şey değil. dolayısıyla mümkün olduğunca kısıtlanıyor. işte tam da bu noktada bence erbaş'ın demek istediği bundan kurtulabilirler fakat özlerinde istemiyorlar. asıl sorun bu köylü özüdür. bu köylü özünü oluşturan ve süreğenliğine neden olan yalnızca çevre değildir, köylünün bunu tercih etmesidir.

gelelim köylülük kavramına. bence köylülük eleştirisi son iki dizede aranmalıdır: "köylüleri, söyleyin nasıl / nasıl kurtaralım?" bu dizelere gelene kadar anlattığı tip henüz bir kavram oluşturmamaktadır. mevzubahis son iki dizede "köylüler" adı altında birleşerek köylülük kavramını oluştururlar. şaire göre bunlar hiçbir şekilde kurtarılamazlar.

işin acı yanı, yüzyıllardır bu öz aynı, uzun bir süre daha değişmeyecek gibi görünüyor.

ek: şiir hakkında birkaç görüş
devamını gör...

öyle bir uyuyor ki sanırsın tüm gece beşik sallamış
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

maalesef merak ettiğimdir.

yahu kardeşim larktwain_123_ yukarıda neler diyor. bu adamın mahlasında sayı var. bunu takip edeceğinize beni edin.
benim mahlasta sadece nokta var.

gel vatandaş gel.
devamını gör...

bear grylls, ed stafford ve bir isveç çakısı. yemin ediyorum iki haftaya kalmaz o ıssız adaya medeniyeti getiririz. hayatta kalmayı bırak yeni bir imparatorluk kurmak asıl hedefim olurdu.
devamını gör...

psikolojide, kişinin doğal yollar ile edindiği bir veriyi bilinçaltına atıp bir zaman sonra kendi üretimi gibi gün yüzüne çıkarması durumudur.
devamını gör...

doğaldır.
her dinde mevcuttur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir dönemin internet efsanesi. hatta ülkenin gündemine oturmuş ve bir sürü sticker oluşurulmuştu. buyrun nostaljiyi dibine kadar yaşayın*.

bu arada bu olayın belgeseli çekilmiş izlemek isteyenler için aşağı bırakıyorum.
devamını gör...

(bkz: kadın yazarların daha fazla oylanması ve takipçilerinin daha fazla olması)

bi arasan daha bir sürü başlık var böyle, inanamazsın?
devamını gör...

selamlar. mevsimlik, dönemsel cenk’in arka bahçesi radyo yayınlarının üçüncüsü bu akşam saat 21:00’da başlıyor. (sonrası için tarihi şeyaparız, konuşuruz tamam mı gelin bi akşam bakıcaz ona)

yayının adı cenk raporu çünkü bir türk tv klasiği olan, harf oyunlu cin program ismi bulmak hadisesini yaşatmak bi de çok kafa yormamak istedim. (bkz: beren saati), (bkz: sabahın körü)

konseptimiz, her hafta geç kalmış bir z raporu almak üzerine olacak. ülkemizde ve dünyada yaşanan aölşsdöaşsd şaka şaka, trt spikeri miyim ben. yine çıkıp ziv ziv konuşacağım da bir altyapı, bir bahane arıyorum işte. geçtiğimiz haftaya odaklanıp ve de muhtemelen orada kalmayıp boş muhabbete her telden müzik meze edeceğiz.

bu hafta, ilk haftamız ve de yılın son haftası olmasından mütevellit, 2021 konuşacağız. hath bakalım. akşam bekliyorum.

21:00 - sözlük radyosu

not: afişim kötü oldu idare edin, kendi söküğümü dikemiyor, kendi döküğümü… neys…

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

~~

- sözlük radyosu: blog.normalsozluk.com/
- instagram : www.instagram.com/sozlukrad...
- twitter : twitter.com/RadyoSozluk
devamını gör...

en iyi iki eurovision şarkımızdan genç olanıdır. diğeri için şebnem paker - dinle
devamını gör...

genel olarak hep tarafsız olup bertaraf olan ben, bu oluşumu canı gönülden destekliyorum.
eğer üstüne bir de her cümleden sonra (bkz: üç nokta) kullanma anlayışını yıkmak da yapılacaklar arasına alınırsa yeni müritler bile kazandırabilirim. *

edit:
sayın yazar aşağılama içeren tanım #508297 sizinki olduğuna göre sanırım ironi. değilse de keşke noktalama işaretlerine gösterdiğiniz çabayı anlama üzerine de geliştirseydiniz.
devamını gör...

ateistlere karşı bakış açılarına baktığınızda ne kadar cahil tipler olduğunu anlamakta zorluk çekmezsiniz. her yerde ve her alanda cahil olduklarını belli ederler. kendilerini çok zeki sanıyorlar ama bildiğinize cahil insanlara öncülük ediyorlar, cahilliği yayma işlerini üstlenerek her yere cahillik götürmeyi severler, cahillikleri her yerden belli olur bu tiplerin, çok uzağa gitmenize gerek yok, her yerde varlar, her yerde. aynı sayfaya bile bakıyor olabiliriz.
devamını gör...

sözlüğün dış mihraklar tarafından oyuna getirilmeye çalışılmasıdır*

şaka bir yana sözlüğün bence en iyi taraflarından birisidir eksi oylama yapıla-ma-ma-sı.
eksi oy :
- yazma motivasyonunu kırıcı bir etkendir.
-ergenlerin ve ergenlikte kalmakta ısrar edenlerin elinde bir intikam silahıdır.
-duygu ve düşüncelerini rahatça ifade edebilmenin önünde bir engeldir.
-kafasını dağıtmak, stresten kaçmak gibi sebeplerle yazan insanların şevkini kırıcı ve tam tersine bir nebze olsa kaçmaya çalıştıkları o dünyadan daha sinir bozucu olan bir şeydir.
devamını gör...

demet akalın ve alişan'dır.
devamını gör...

sherlock'tan esinlenerek yapılmış en iyi dizi film. 2004–2012 arası 8 sezon 176 bölüm yayınlanmış hastane, drama dizisi. yazar david shore, başrol hugh laurie. en çok izlediğim dizi-film. ilk 3 sezonunu 4-5 defa izlemişimdir. sonraki sezonları da birkaç defa. ilk 3 sezonun orijinal dvd lerini almıştım. iki tane alman yazar diziyle ilgili kitaplar yazmıştı almıştım. hatta hugh laurie polisiye roman yazmıştı da onu da almıştım. aklı, düşünceleri, hayata bakışı, yaşam tarzı, giyim kuşamı, evi, mesleği, sevdiği müzikler... izlediğim binlerce dizi film içinde en sevdiğim karakterdir. hatta yazarları ve kitap karakterlerini de katayım. sadece bu dizide kullanılan şarkıları dinleseniz müzik zevkiniz gelişir. bittiğinden beri (2012) hiç izlemedim ama ölmeden 4-5 defa daha izlerim umarım.

daha önce yazmış olduğum bir yazıyı düzelterek paylaşayım;

sir arthur conan doyle sherlock karakterini yaratırken ilham aldığı kişi adli tıbbın öncülerinden profesör doktor hocası joseph bell'dir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

agatha christie romanlarındaki dedektif hercule poirot da sherlock karakterinden esinlenerek yazılmıştır fakat hercule poirot biraz daha farklıdır; sherlock dikkat üstünlüğü sayesinde olayları çözerken poirot topladığı bilgilerle çözer ama esin kaynağı sherlock'tur. poirot'un john h. watson'ı ise arthur hastings'tir. poirot ile ilgili yapılmış en iyi iş agatha christie's poirot.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

maurice leblanc > arsene lupin karakterini yaratırken marius jacob adlı hırsızdan etkilenmiştir. birkaç romanında sherlock karakterini kullanmıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

peyami safa da cingöz recai karakterini yazarken arsene lupin'den esinlenmiştir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

monk dizisi agatha christie's poirot dan esinlenme, poirot da sherlocktan.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

günümüze kadar sherlock'tan esinlenerek birçok karakter ve kitap yazıldı, onlarca dizi film çekildi.

mesela orson welles in the touch of evil filminde canlandırdığı polis sherlock, arkadaşı olan polis ise watson gibidir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

steven moffat ve mark gatiss in yazdığı sherlock en güzel modern uyarlamasıdır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

house ise joseph bell'dir aslında, yani conan doyle'un sherlock u yazarken ilham aldığı doktor hocası. dizideki en yakın arkadaşı james wilson karakteri watson, wilson'ın hastane odasında asılı olan film afişi the touch of evil'dir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

house bence sherlock un ulaştığı en üst karakterdir...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

okşayınca
devamını gör...

garip insanların araya serpiştirildiği şehir.
dışardan bakınca tipik gözükür, sadece insanların yaşadığı başka bir özelliği olmayan bir şehir gibi.
öyledir de zaten.
ama birkaç farklı insan tanıdım oradan hayatımı değiştiren, hayatları değiştiren.
maraş akdeniz’de değildir.
maraş anadolu değildir.
maraş doğu veya güneydoğu değildir.
maraş maraştır.
ne eksik ne fazla
bir kabı doldurmaz, kazana sığmaz.
insanları gitgide yobazlaşan, ama farklı insanların enginliğinde içi içine sığmayan küçük koca şehir.
şairlerin memleketi.
abbaslar cumhuriyeti.
kaleden bakmaya gerek yok anlamak için.
bilakis çarşıyı gezmeye de.
maraşlı okumuş bir adamdaki enginliğin kibarlığa ve nezakete karşılığını; 4 nesildir üniversite mezunu bir adamda bulamazsınız.
bilmiyorum zekisi çok zeki aptalı tam aptal.
tıpkı hiçbir yere ait olmaması gibi kendisi bile bazen kaybeder kendini.
edeeee!
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim