amazon dizisi önerileri
(bkz: upload)
(bkz: the shield)
(bkz: the boys)
(bkz: fleabag)
(bkz: bosch)
(bkz: the office)
(bkz: carnival row)
(bkz: the shield)
(bkz: the boys)
(bkz: fleabag)
(bkz: bosch)
(bkz: the office)
(bkz: carnival row)
devamını gör...
misc radyo yayını
miko'nun sorularıyla renklendirdiği yayın.
ben dümdüz yürüyorum kardeşlerim. beğendiğim ne kadar özelliği varsa onlar üstünden yürürüm.
ben dümdüz yürüyorum kardeşlerim. beğendiğim ne kadar özelliği varsa onlar üstünden yürürüm.
devamını gör...
elektrik faturası
ev içinde kullandığımız elektriğin ay sonunda bize ne kadar gir... ay pardon ne kadar maal olduğunu gösteren belge.
evde iki ayak olarak sayarsak iki kişiyiz. ara ara teke düşüyor. çoğunlukla. neyse efendim işte evde sürekli çalışan tek elektrikli alet buzdolabı. onun dışındakiler tv dahil sürekli kullanılmıyor. buna rağmen 200'ün altına hiç düşmüyor fatura.
yani aslında benim daha vahim gördüğüm su faturaları. geçen ay 260 bu ay 180 geldi. eğer evde hamam işletmiyorsak ciddi bir sorun var gibi görünüyor. su faturası nasıl bu kadar yüksek gelir anlamıyorum. kışın doğalgaz ne gelecek acayip tedirginim. buna da şükür değil mi?
evde iki ayak olarak sayarsak iki kişiyiz. ara ara teke düşüyor. çoğunlukla. neyse efendim işte evde sürekli çalışan tek elektrikli alet buzdolabı. onun dışındakiler tv dahil sürekli kullanılmıyor. buna rağmen 200'ün altına hiç düşmüyor fatura.
yani aslında benim daha vahim gördüğüm su faturaları. geçen ay 260 bu ay 180 geldi. eğer evde hamam işletmiyorsak ciddi bir sorun var gibi görünüyor. su faturası nasıl bu kadar yüksek gelir anlamıyorum. kışın doğalgaz ne gelecek acayip tedirginim. buna da şükür değil mi?
devamını gör...
bcc
toplu mail yazışmalarında kullanılması önerilen bir özelliktir.
devamını gör...
şehzade alaeddin
şehzade alaeddin ya da alaeddin paşa, bilinen ilk osmanlı sadrazamı’dır. osmanlı devleti’nin kurucusu osman gazi ile bala hatun’un oğlu,orhan gazi’nin kardeşidir.
bölge paylaşımı, tabii ki devletin teşkilat kanununun ve devlet idaresinin öncelikle islam hukukuna, hadislere, sünni kurallara ve dört büyük imamın ya da islam’ın dört mezhep kurucularının kararlarına ve orhan gazi zamanında, islam kanunlarında muhtemel boşlukları ve eksiklikleri, zamanın ihtiyaçlarına uygun olarak çıkartılan özel düzenlemelerle doldurmak ve kapatmak gibi, osmanlı devleti için çıkartılan bu türdeki ilk kanunlar, orhan gazi’nin ilk hükümdarlık yıllarına ait olup, kardeşi alaeddin’in eseridirler.
çok zeki ve siyasetle askeri alnda çok derin bilgiye sahip bir adam olan alaeddin, osman gazi’nin ölümünden hemen sonra, gönüllü olarak babasından miras kalan bütün paylarından feragat ederek, bursa yakınlarındaki kite ovasında bir köye yerleşmiş ve görünüşe göre kendini burada ağabeyinin gözleri önünde büyüyen devletinin amaca uygun olarak düzenlenmesine dair düşüncelere adamıştı. ancak izmit alındıktan kısa bir süre sonra, yapılan son fetihlerini kutlamak ve aynı zamanda devletin bağımsızlığı, sürekliliği ve genişletilmesi için önemli saydığı bazı debvlet kurumlarının gerekliliğine dikkat çekmek üzere, ağabeyinin sarayına geldi. dikkat çektiği konular, para basma, kıyafet ve ordu düzeniydi.
orhan gazi, kardeşinin fikir ve önerilerini derhal kabul etti. bunların yürütülmesi ve uygulanması konusunda kardeşinden yardım beklediği için, osmanlı imparatorluğu’nda ilk kez olmak üzere kardeşine vezir rütbesi verdi. alaeddin paşa’nın öncelikle para basma konusuna verdiği önemin nedeni, islam’da hükümdarın adının cuma hutbelerinde okunmasının yanı sıra, ilk sırada para basma hakkının geldiği egemenlik haklarına dayanıyordu. bu egemenlik haklarından biri olan cuma hutbelerinde, hükümdarın adının geçmesinin, selçuklulardan osmanlı’ya ne zaman intikal ettiği tam olarak bilinmemektedir.
1328 yılında alaeddin paşa’nın girişimleri ile orhan gazi’nin adını taşıyan ilk altın ve gümüş sikke basıldı ve osmanlı devleti’nin her yerine dağıtıldı. nasıl ki alaeddin paşa egemenlik hakkının önemli bir kısmını oluşturduğu için para basma hakkının kullanımına önem veriyorsa, belirli bir kıyafet düzeninin uygulanmasıyla ilgili çabaları da, muhtemelen yükselmekte olan osmanlı devleti’nin en temel direklerinden biri olarak gördüğü mevkilrin ve sınıfların sıkı ayrımı hakkındaki görüşleriyle bağlantılıydı.
özellikle kıyafet aracılığıyla harici bir ayrım ayrıca doğu geleneklerinde vardı ve alaeddin paşa muhtemelen rumlarla sık sık gerçekleşen temasların ve bizans imparatorluğu’nun görkemli başkentinin yakınlığının, halkının eski ciddiyeti ve sadeliği üzerinde olumsuz bir etki bırakmaya başladığı için, kıyafet düzenlemesinde o denli ısrar etmek zorunda olduğunu düşünüyordu. görünüşe göre zengin süslemeli, değerli bizans kıyafetleri, başlıkları osmanlılar arasında çok erken dönemde kullanılmaya başlanmıştı ve bu konularda yozlaşmayı önlemek için, alaeddin paşa muhtemelen sınıf ayrımına bir düzen ve ordunun kıyafetlerine bir birlik ve “yekdüzelik” getirmek amacıyla kıyafetlerde tam bir reform yapmak istiyordu.
alaeddin paşa, idaresi sırasında dikkat ettiği üçüncü ve belki de en önemli konu, unsurları açısından hala ertuğrul gazi’nin ilk zaferlerini ve fetihlerini borçlu olduğu eski göçebe topluluklarını andıran orduya bir düzen getirmesiydi. bugüne kadar bu vahşi askerlerin kaba yiğitliklerini amacına uygun bir düzenleme ile artırma, meydan muharebelerinde ve kalelerin kuşatılmasında düzenli bir savaş yönetimi için daha yararlı hale getirme çabası içine girilmemişti.
osmanlı ordusunun çekirdeği bu yüzden halen tımar hizmetlerinden ve ganimet tutkusundan dolayı birbirlerine çok zayıf bağlarla bağlı olup, şiddetleri kırsal halkın korkuya ve dehşete kapılmasına neden olan ama iyi tahkim edilmiş şehirlerin surlarına karşı çok az ya da hiçbir şey yapamayan hafif atlı sipahilerden oluşuyordu ve bu birliklerin kuşattığı kalelerin çoğu genelde açlıktan ya da susuzluktan teslim oluyordu. tamda burada alaeddin paşa, müstahkem mevkilerinin zabtının ancak iyi organize edilmiş bir piyade sınıfı ile mümkün olabileceğini kolayca fark etti ve derhal böyle bir teşkilatın kurulmasını orhan gazi’ye önerdi. orhan gazi bunu onayladı ve uygulama aşamasında daha da emin olmak için savaş konusunda çok tecrübeli bir adama, bilecik kazaskeri çandarlı kara halil’e de danıştı.
sonunda aynı silahlarla donatılacak ve iyi bir ücret alacak seçkin genç türklerden oluşacak bir birlik kurarak, ilk denemeyi yapmaya karar verdiler. çandarlı kara halil, bu teşkilatı yönetmeyi üstlendi. muhtemelen bunun için bizans piyadelerini örnek almıştı. aldıkları ücret adam başı 1 akçe olarak belirlendi. ama sadece aktif savaş halinde oldukları zaman ödeniyordu, zira sayıları 20 bin kişiye kadar çıkan bu birlikler, en azından sürekli olarak silah altında olmamaları açısından daimi bir orduyu oluşturmuyorlardı. sefer bittiğinde terhis edililerdi, ücretleri kesilirdi ve vergiden tamamen muaf tutulan topraklarını işlemelerine izin verilirdi. bunun yanında odu yollarının tamiri ve muhafazası, ordu erzaklarının ve eşyalarının taşınması gibi küçük hizmetlerde yardımcı oluyorlardı. bu durum onları daha kurulduklarında kendine özgü bir paralı asker teşkilatına dönüştürdü ve belki de içlerinde çok geçmeden tamamen tasfiye edilmelerine neden olacak direniş ve isyan ruhunun gelişmesine neden oldu.
zira görünüşe göre, teşkilat kurulduktan birkaç ay sonra, muhtemelen aldıkları ücretlerden dolayı cesaretlenerek, çok ağır taleplerde bulunmaya başlamışlar ve orhan gazi’de ne savaşta, ne de barışta yararlı kullanılamayacaklarına dair bir kanaat bırakmışlardı. bu yüzden tasfiye edildiler ama en azından gelirlerini yani tımarlarını işletmeye devam ettiler. ilk zamanlarda başarısız gibi görünen bu deneyim, yeniçeri teşkilatına bir örnek oluşturmuş ve avrupa da osmanlı şanını ve büyüklüğünü yayacak bir teşkilatın öncüsü olmuştu.
şehzade alaeddin ya da vezir alaeddin paşa net bilinmemekle birlikte 1331 yılında vezirliği bırakıp, 1333 yılında bursa, kükürtlü de vefat etti. naaşı osman gazi türbesine defnedilmiştir.
bölge paylaşımı, tabii ki devletin teşkilat kanununun ve devlet idaresinin öncelikle islam hukukuna, hadislere, sünni kurallara ve dört büyük imamın ya da islam’ın dört mezhep kurucularının kararlarına ve orhan gazi zamanında, islam kanunlarında muhtemel boşlukları ve eksiklikleri, zamanın ihtiyaçlarına uygun olarak çıkartılan özel düzenlemelerle doldurmak ve kapatmak gibi, osmanlı devleti için çıkartılan bu türdeki ilk kanunlar, orhan gazi’nin ilk hükümdarlık yıllarına ait olup, kardeşi alaeddin’in eseridirler.
çok zeki ve siyasetle askeri alnda çok derin bilgiye sahip bir adam olan alaeddin, osman gazi’nin ölümünden hemen sonra, gönüllü olarak babasından miras kalan bütün paylarından feragat ederek, bursa yakınlarındaki kite ovasında bir köye yerleşmiş ve görünüşe göre kendini burada ağabeyinin gözleri önünde büyüyen devletinin amaca uygun olarak düzenlenmesine dair düşüncelere adamıştı. ancak izmit alındıktan kısa bir süre sonra, yapılan son fetihlerini kutlamak ve aynı zamanda devletin bağımsızlığı, sürekliliği ve genişletilmesi için önemli saydığı bazı debvlet kurumlarının gerekliliğine dikkat çekmek üzere, ağabeyinin sarayına geldi. dikkat çektiği konular, para basma, kıyafet ve ordu düzeniydi.
orhan gazi, kardeşinin fikir ve önerilerini derhal kabul etti. bunların yürütülmesi ve uygulanması konusunda kardeşinden yardım beklediği için, osmanlı imparatorluğu’nda ilk kez olmak üzere kardeşine vezir rütbesi verdi. alaeddin paşa’nın öncelikle para basma konusuna verdiği önemin nedeni, islam’da hükümdarın adının cuma hutbelerinde okunmasının yanı sıra, ilk sırada para basma hakkının geldiği egemenlik haklarına dayanıyordu. bu egemenlik haklarından biri olan cuma hutbelerinde, hükümdarın adının geçmesinin, selçuklulardan osmanlı’ya ne zaman intikal ettiği tam olarak bilinmemektedir.
1328 yılında alaeddin paşa’nın girişimleri ile orhan gazi’nin adını taşıyan ilk altın ve gümüş sikke basıldı ve osmanlı devleti’nin her yerine dağıtıldı. nasıl ki alaeddin paşa egemenlik hakkının önemli bir kısmını oluşturduğu için para basma hakkının kullanımına önem veriyorsa, belirli bir kıyafet düzeninin uygulanmasıyla ilgili çabaları da, muhtemelen yükselmekte olan osmanlı devleti’nin en temel direklerinden biri olarak gördüğü mevkilrin ve sınıfların sıkı ayrımı hakkındaki görüşleriyle bağlantılıydı.
özellikle kıyafet aracılığıyla harici bir ayrım ayrıca doğu geleneklerinde vardı ve alaeddin paşa muhtemelen rumlarla sık sık gerçekleşen temasların ve bizans imparatorluğu’nun görkemli başkentinin yakınlığının, halkının eski ciddiyeti ve sadeliği üzerinde olumsuz bir etki bırakmaya başladığı için, kıyafet düzenlemesinde o denli ısrar etmek zorunda olduğunu düşünüyordu. görünüşe göre zengin süslemeli, değerli bizans kıyafetleri, başlıkları osmanlılar arasında çok erken dönemde kullanılmaya başlanmıştı ve bu konularda yozlaşmayı önlemek için, alaeddin paşa muhtemelen sınıf ayrımına bir düzen ve ordunun kıyafetlerine bir birlik ve “yekdüzelik” getirmek amacıyla kıyafetlerde tam bir reform yapmak istiyordu.
alaeddin paşa, idaresi sırasında dikkat ettiği üçüncü ve belki de en önemli konu, unsurları açısından hala ertuğrul gazi’nin ilk zaferlerini ve fetihlerini borçlu olduğu eski göçebe topluluklarını andıran orduya bir düzen getirmesiydi. bugüne kadar bu vahşi askerlerin kaba yiğitliklerini amacına uygun bir düzenleme ile artırma, meydan muharebelerinde ve kalelerin kuşatılmasında düzenli bir savaş yönetimi için daha yararlı hale getirme çabası içine girilmemişti.
osmanlı ordusunun çekirdeği bu yüzden halen tımar hizmetlerinden ve ganimet tutkusundan dolayı birbirlerine çok zayıf bağlarla bağlı olup, şiddetleri kırsal halkın korkuya ve dehşete kapılmasına neden olan ama iyi tahkim edilmiş şehirlerin surlarına karşı çok az ya da hiçbir şey yapamayan hafif atlı sipahilerden oluşuyordu ve bu birliklerin kuşattığı kalelerin çoğu genelde açlıktan ya da susuzluktan teslim oluyordu. tamda burada alaeddin paşa, müstahkem mevkilerinin zabtının ancak iyi organize edilmiş bir piyade sınıfı ile mümkün olabileceğini kolayca fark etti ve derhal böyle bir teşkilatın kurulmasını orhan gazi’ye önerdi. orhan gazi bunu onayladı ve uygulama aşamasında daha da emin olmak için savaş konusunda çok tecrübeli bir adama, bilecik kazaskeri çandarlı kara halil’e de danıştı.
sonunda aynı silahlarla donatılacak ve iyi bir ücret alacak seçkin genç türklerden oluşacak bir birlik kurarak, ilk denemeyi yapmaya karar verdiler. çandarlı kara halil, bu teşkilatı yönetmeyi üstlendi. muhtemelen bunun için bizans piyadelerini örnek almıştı. aldıkları ücret adam başı 1 akçe olarak belirlendi. ama sadece aktif savaş halinde oldukları zaman ödeniyordu, zira sayıları 20 bin kişiye kadar çıkan bu birlikler, en azından sürekli olarak silah altında olmamaları açısından daimi bir orduyu oluşturmuyorlardı. sefer bittiğinde terhis edililerdi, ücretleri kesilirdi ve vergiden tamamen muaf tutulan topraklarını işlemelerine izin verilirdi. bunun yanında odu yollarının tamiri ve muhafazası, ordu erzaklarının ve eşyalarının taşınması gibi küçük hizmetlerde yardımcı oluyorlardı. bu durum onları daha kurulduklarında kendine özgü bir paralı asker teşkilatına dönüştürdü ve belki de içlerinde çok geçmeden tamamen tasfiye edilmelerine neden olacak direniş ve isyan ruhunun gelişmesine neden oldu.
zira görünüşe göre, teşkilat kurulduktan birkaç ay sonra, muhtemelen aldıkları ücretlerden dolayı cesaretlenerek, çok ağır taleplerde bulunmaya başlamışlar ve orhan gazi’de ne savaşta, ne de barışta yararlı kullanılamayacaklarına dair bir kanaat bırakmışlardı. bu yüzden tasfiye edildiler ama en azından gelirlerini yani tımarlarını işletmeye devam ettiler. ilk zamanlarda başarısız gibi görünen bu deneyim, yeniçeri teşkilatına bir örnek oluşturmuş ve avrupa da osmanlı şanını ve büyüklüğünü yayacak bir teşkilatın öncüsü olmuştu.
şehzade alaeddin ya da vezir alaeddin paşa net bilinmemekle birlikte 1331 yılında vezirliği bırakıp, 1333 yılında bursa, kükürtlü de vefat etti. naaşı osman gazi türbesine defnedilmiştir.
devamını gör...
denizanası kelimesinin çoğulu
denizler anası.
devamını gör...
koyu akp’lilerin bile akp’ye oy vermeyeceği gerçeği
yalnız bu konu, akp seçmeninin tek başına karar verebileceği bir konu değil.
(bkz: komutla oy verme)
(bkz: komutla oy verme)
devamını gör...
kegel egzersizi
bu egzersizleri yapmak gelecekte idrar kaçırma gibi sorunlar yaşama riskini azaltır, yatırım gibi. mesane kontrolünde sorun yaşanıyorsa kegel egzersizleri kasları güçlendireceği için sorunun giderilmesine yardımcı olur. yapmak oldukça kolaydır ve uygulanması için ekstra materyal gerektirmez.
devamını gör...
tarihte bugün
ahmet hamdi tanpınar
24 ocak 1962 ölüm yıldönümü
"ne içindeyim zamanın,
ne de büsbütün dışında;
yekpâre, geniş bir ânın
parçalanmaz akışında.
bir garip rüyâ rengiyle
uyuşmuş gibi her şekil,
rüzgârda uçan tüy bile
benim kadar hafif değil."
24 ocak 1962 ölüm yıldönümü
"ne içindeyim zamanın,
ne de büsbütün dışında;
yekpâre, geniş bir ânın
parçalanmaz akışında.
bir garip rüyâ rengiyle
uyuşmuş gibi her şekil,
rüzgârda uçan tüy bile
benim kadar hafif değil."
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü
anitsayac.com/
bu listede hiçbir kadının isminin yazmadığı günlere gelmek ümidiyle..
8 mart dünya emekçi kadınlar günümüz kutlu olsun.*
bu listede hiçbir kadının isminin yazmadığı günlere gelmek ümidiyle..
8 mart dünya emekçi kadınlar günümüz kutlu olsun.*
devamını gör...
ekşi sözlük'ün normal sözlük sansürü
anlamsız olay.
daha da anlamsız ve komik olan şeyse bazı yorumlar... reklam yapılmasına izin verilmez tabii gibi bir şey yazmış biri. yahu bunun reklamla ilgisi ne! iyi yazan da var kötü yazan da. normal sözlük diye bir ortam var sonuçta. hakkında başlık da açılır, yorum da yazılır. birisi hepsiburada'nın başlığını açtığında genellikle olumlu yorum yapılsa reklam diye onu da mı sansürleyeceksiniz? kafalara bak!
burada da ekşi başlığı, uludağ vesaire başlıkları var. haklarında iyi yazan da var kötü yazan da. bunlar görünüyor sol frame'de. bir yerle ilgili görüşlerini yazan insanların ekserisi iyi şeyler yazınca bunun adına reklam diyen gitsin bir doktora görünsün. resmen düşmanlık yaptıkları için sansürlüyorlar. yakışmıyor diyeceğim ama ekşi işte... yakışmış.
daha da anlamsız ve komik olan şeyse bazı yorumlar... reklam yapılmasına izin verilmez tabii gibi bir şey yazmış biri. yahu bunun reklamla ilgisi ne! iyi yazan da var kötü yazan da. normal sözlük diye bir ortam var sonuçta. hakkında başlık da açılır, yorum da yazılır. birisi hepsiburada'nın başlığını açtığında genellikle olumlu yorum yapılsa reklam diye onu da mı sansürleyeceksiniz? kafalara bak!
burada da ekşi başlığı, uludağ vesaire başlıkları var. haklarında iyi yazan da var kötü yazan da. bunlar görünüyor sol frame'de. bir yerle ilgili görüşlerini yazan insanların ekserisi iyi şeyler yazınca bunun adına reklam diyen gitsin bir doktora görünsün. resmen düşmanlık yaptıkları için sansürlüyorlar. yakışmıyor diyeceğim ama ekşi işte... yakışmış.
devamını gör...
üniversiteli kızı şort giydi diye döven adam
sanane ya sa-na-ne? kendisi üstüne vazife olmayan şeylere karisabilir, sırf bu sebepten ötürü karşısındaki kişiyi dövebilir ama kendi kararlarını verebilecek, özgür bir birey kısa şort giyemez öyle mi?ne diyebilirim ki dostlar?
devamını gör...
cevat kelle
muhabir hamit el sabah'ın sağ koludur.tam teçhizatlı olduğu için klozet kapağından canlı tavuğa plastik toptan merdivene her şeyi yanında taşır. konuşmaz adı geçince sadece selam çakar.
devamını gör...
bulantı
hayatım her bakımdan önemsiz mutluluklara yöneliyordu. kimi zaman ne idüğü belirsiz işaretler gönderiyordu, kimi zaman da sonuçsuz bir vızıltıdan başka bir şey duyulmuyordu.
bulantı; kaygı, yabancılaşma, özgürlüğün acı verici tarafı, varlığını kabullememe, saçmalığın sancısı, kendinden ve insanlardan tiksinme duygu'sudur. jean paul sartre yaşadığı ve kahraman'a ilettiği bu sancıyı, kusma hissini ağzına acı tat gelecek kadar duyumsuyor. ayna karşısına geçip yanaklarını sıkıyor, kendini cimcikliyor. insanlar'ın gelişigüzel yaşayışlarından alay ediyor, varlıklarını sorgulamamalarına anlam veremiyor. hem kendi varlığından hem insanların varlığından utanıyor. oldukça sarsıcı...
varoluşçu felsefe'nin temellerini atan bu roman varlık özden önce gelir ifadesiyle hayat bulur.
roman'ın kahramanı antoine roquentin, yazdığı roman'ın karakteri ile varlığını bulmaya çalışıyor. elini, ayağını hareket ettirmenin bile mesele olduğu bir girdab'ın içinde, neden traş oluyor? bu bile anlamsız onun için. dünya'nın absürtlüğü bulantı'ya sebebiyet veriyor. onun için her sey rastgele. var dan her şey nedensiz ortaya çıkar, zavallılığı yüzünden varoluşu sürdürür ve rastgele ölür.
kaygı, korku, saçma duygularını derinlerde hissedebileceğiniz, sizi sorgulamaya itecek bir kitap. müthiş bir psikolojik tasvir var. okurken bir beklentiye girmeyeceksiniz. nasıl biteceği ile ilgili hiç düşünmeden okudum ben, sadece sayfaları geçtim. yazar'ın gözlem yeteneğine ve yansıtma gücüne hayran kaldım. sürekli not aldım. her sayfa'da bir cümle muhakkak dikkat çekici, etkileyici. ben bulandım.
antoine, hayatımla ilgili olarak bilmediğim her şey'i kitaplardan öğrendim dedi. ben de bu kitap için aynısını söyleyebilirim.
direnerek, direnerek yaşayanlara gelsin...
bulantı; kaygı, yabancılaşma, özgürlüğün acı verici tarafı, varlığını kabullememe, saçmalığın sancısı, kendinden ve insanlardan tiksinme duygu'sudur. jean paul sartre yaşadığı ve kahraman'a ilettiği bu sancıyı, kusma hissini ağzına acı tat gelecek kadar duyumsuyor. ayna karşısına geçip yanaklarını sıkıyor, kendini cimcikliyor. insanlar'ın gelişigüzel yaşayışlarından alay ediyor, varlıklarını sorgulamamalarına anlam veremiyor. hem kendi varlığından hem insanların varlığından utanıyor. oldukça sarsıcı...
varoluşçu felsefe'nin temellerini atan bu roman varlık özden önce gelir ifadesiyle hayat bulur.
roman'ın kahramanı antoine roquentin, yazdığı roman'ın karakteri ile varlığını bulmaya çalışıyor. elini, ayağını hareket ettirmenin bile mesele olduğu bir girdab'ın içinde, neden traş oluyor? bu bile anlamsız onun için. dünya'nın absürtlüğü bulantı'ya sebebiyet veriyor. onun için her sey rastgele. var dan her şey nedensiz ortaya çıkar, zavallılığı yüzünden varoluşu sürdürür ve rastgele ölür.
kaygı, korku, saçma duygularını derinlerde hissedebileceğiniz, sizi sorgulamaya itecek bir kitap. müthiş bir psikolojik tasvir var. okurken bir beklentiye girmeyeceksiniz. nasıl biteceği ile ilgili hiç düşünmeden okudum ben, sadece sayfaları geçtim. yazar'ın gözlem yeteneğine ve yansıtma gücüne hayran kaldım. sürekli not aldım. her sayfa'da bir cümle muhakkak dikkat çekici, etkileyici. ben bulandım.
antoine, hayatımla ilgili olarak bilmediğim her şey'i kitaplardan öğrendim dedi. ben de bu kitap için aynısını söyleyebilirim.
direnerek, direnerek yaşayanlara gelsin...
devamını gör...
nuh'un gemisi
tanrının büyük bir tufanla "yarattığım insanları, hayvanları, sürüngenleri, kuşları yeryüzünden silip atacağım", "çünkü onlar gaflete düştü" diye geçiren ancak nuh'un sahsında insanoğlu ve diğer canlılara bir şans daha verme amacıyla yapmasını emrettiği efsanevi bir gemidir.
nuh'un gemisi'ni arama çalışmaları m.s. 263 yılından bu yana sürüyor. çalışmalar genel olarak türkiye'deki tendürek dağı, durupınar ve ağrı dağı'nda yoğunlaşmış durumdadır. yapılan çalışmalara rağmen nuh'un gemisi'ne dair bir iz henüz bulunmamıştır.
nuh'un gemisi'ni arama çalışmaları m.s. 263 yılından bu yana sürüyor. çalışmalar genel olarak türkiye'deki tendürek dağı, durupınar ve ağrı dağı'nda yoğunlaşmış durumdadır. yapılan çalışmalara rağmen nuh'un gemisi'ne dair bir iz henüz bulunmamıştır.
devamını gör...
görünmez el
adam smith'in tanrı'nın eline benzettiği kavramdır. liberal (piyasa) ekonomilerinin olmazsa olmazıdır adeta. görünmez el, teoride, tam istihdama ulaşılmasında piyasa dinamiklerini harekete geçiren itki olarak da tabir edilmektedir.
devamını gör...
sözlükte erkek zannedilmek
ayol benim her zaman başıma gelen durumdur bu. dün radyo yayınına son dakika ses kaydı attım ve anında mesaj aldım. mesaj şu; “senin sesin ne kadar güzel öyle bebeksi erkeğim, bara gidip birkaç kadeh bir şeyler içelim mi?”
ah ulan be, neden böylesin hayat sen???
al işte buna da yaktım bi sigara. geçmiş olsun.
ah ulan be, neden böylesin hayat sen???
al işte buna da yaktım bi sigara. geçmiş olsun.
devamını gör...
2002 yılındaymış gibi yazmak
yeni doğdum yazamam.
devamını gör...

