kitap alıntıları
''türk neslinden bir güzel kız beni kendi isteğimle ölüme doğru götürmektedir. o kızın kendi fettan, gözleri de öldürücüdür. zaten türk'ün öldürücülüğü meşhur değil midir? bu kızın kardeşinin kılıcı ne kadar keskin ve öldürücü ise de bu hususta onun gözü erkek kardeşinin kılıcından daha keskindir. kardeşi aldığı esirleri azad ederse de bunun esirleri azad kabul etmez. kardeşi bazı insanların kanını dökerse de, bu, herkesin kanını dökmektedir...''
ural altay mitolojisinde arketipler ve semboller
ural altay mitolojisinde arketipler ve semboller
devamını gör...
2000'lere damga vurmuş dillerden düşmeyen şarkılar
ilk aklıma gelenler; hande yener yalanın batsın, göksel depresyondayım, yalın ellerine sağlık, grup gündoğarken ellerimde çiçekler.. bu şarkılar bayağı ses getirmişti. biz de sürekli dinliyorduk.
devamını gör...
#polislerintiharediyor
bundan bize ne?
(bkz: a.c.a.b) ya da (bkz: 1312) düzenin bekçileri intihar ediyormuş diye üzülecek değiliz.
bu mesele sadece türkiye için değil.
dünyanın her yerindeki polislere karşı bu şekilde düşünüyorum.
konu türkiye ise buyurun.
yılda kaç kişi karakollarda işkence, taciz ve tecavüze uğruyor?
yılda kaç tane çocuk evet çocuk polis kurşunu ile katlediliyor?
polis öyle bir havaya girmiş ki hakkında yakalama veya arama kararı olan kişiye sanki infaz kararı çıkmış gibi davranıyor.
şüpheli konumundaki kişilere ceza verecek cürete sahipler.
şimdi de psikolojik nedenlerden dolayı intihar edenler için bizim de üzülmemize kamuoyu oluşturmada yardımcı olmamız talep ediliyor.
yok öyle yağma.
gidin süslü süleyman'a dert yanın.
oh olsun tişörtleri giyerken iyiydi!
bizi enterese etmeyen olay.
(bkz: a.c.a.b) ya da (bkz: 1312) düzenin bekçileri intihar ediyormuş diye üzülecek değiliz.
bu mesele sadece türkiye için değil.
dünyanın her yerindeki polislere karşı bu şekilde düşünüyorum.
konu türkiye ise buyurun.
yılda kaç kişi karakollarda işkence, taciz ve tecavüze uğruyor?
yılda kaç tane çocuk evet çocuk polis kurşunu ile katlediliyor?
polis öyle bir havaya girmiş ki hakkında yakalama veya arama kararı olan kişiye sanki infaz kararı çıkmış gibi davranıyor.
şüpheli konumundaki kişilere ceza verecek cürete sahipler.
şimdi de psikolojik nedenlerden dolayı intihar edenler için bizim de üzülmemize kamuoyu oluşturmada yardımcı olmamız talep ediliyor.
yok öyle yağma.
gidin süslü süleyman'a dert yanın.
oh olsun tişörtleri giyerken iyiydi!
bizi enterese etmeyen olay.
devamını gör...
yazarların kendine yakın hissettiği şirinler karakteri
somurtkan şirin.
devamını gör...
15 temmuz 2021 melih bulu'nun görevden alınması
boğaziçi üniversitesi rektörü melih bulu'nun cumhurbaşkanı kararnamesi ile görevden alınması olayıdır. haber sitelerine az önce düştü.
buradan
buradan
devamını gör...
ankara'nın başkentliği düşsün kampanyası
yok baba sizin evin salonunu başkent yapalım.
devamını gör...
tanım girecek başlık bulamamak
yazarları akıştan ziyade rastgele sekmesinde gezmeye iten durumdur. forumsal ve kopyala-yapıştır yapılan haber başlıklarından kaçmak için şu an en iyi yol bu görünüyor.
devamını gör...
yarın anne olacağını düşünmeden yaşayan kadın
devamlı gördükleri kadınlara iç geçirmekten bu kafa yapısa evrilmiş insanların yaftası. kimlerden anne olup olmayacağı gözlemi yapcağına senden baba olur mu diye düşünmesi gereken insanlardır bunlar ayrıca ki bence olmaz.
devamını gör...
bir gecede cahil kalmak
biliyor musunuz?
“1923te türkiye’de;
nüfus 13 milyon civarıydı, 11 milyon kişi köyde yaşıyordu. 40 bin köy vardı, 38 bininde okul yoktu.
traktör sıfırdı. 5 bin köyde sığır vebası vardı.
hayvanlar kırılıyor, insanlar kırılıyordu.
iki milyon kişi sıtma, bir milyon kişi frengiydi. verem, tifüs, tifo salgını vardı, üç milyon kişi trahomluydu.
bebek ölüm oranı yüzde 48’di, yani her doğan iki bebekten biri ölüyordu.
memlekette sadece 337 doktor vardı.
sadece 60 eczacı vardı, sadece 8’i türk’tü.
diş hekimi, sıfırdı.
dört hemşire vardı.
40 bin köy, sadece 136 ebe vardı.
ortalama ömür 40’tı.
yanmış bina sayısı 115 bin, hasarlı bina sayısı 12 bin. ülkeyi yeniden inşa etmek gerekiyordu.
kiremit bile ithaldi. adı marsilya kiremidiydi.
limanlar, madenler, demiryolları yabancıya aitti.
tiyatro yok, müzik yok, resim yok, heykel yok, spor yoktu. arkeolojik eserler, öyle gizli saklı değil, padişahların hediyesi olarak, trenlerle çalınmıştı.
kimisi alaturka saat’i kullanıyor, güneşin battığı anı 12:00 kabul ediyordu. kimisi zevali saat’i kullanıyor, güneşin en tepede olduğu anı 12:00 kabul ediyordu. kimisi güneş batarken grubi saat’i esas alıyordu. kimisi güneşin tamamen battığı ezani saati esas alıyordu.
“saat kaç birader?” diye sorduğunda, her kafadan ayrı bir ses çıkıyordu.
kimisi hicri takvim kullanıyordu, kimisi rumi takvim kullanıyordu. kimisinin şubat’ı kimisinin aralık’ına denk geliyordu. herkes aynı zaman dilimindeydi, ama farklı aylarda yaşıyordu.
dirhem, okka, çeki vardı. arşın, kulaç, fersah vardı. ne ağırlığımız dünyaya ayak uydurabiliyordu, ne uzunluğumuz. ölçülerimiz ortaçağ’dı.
erkeklerin sadece yüzde yedisi, kadınların sadece binde dördü okuma yazma biliyordu.
okur-yazar erkeklerin çoğunluğu, subay veya gayrimüslimdi. okul yaşı gelen her dört çocuktan üçü okula gitmiyordu.
toplam, 4894 ilkokul, sadece 72 ortaokul, sadece 23 lise vardı. türkiye’nin tüm liselerinde sadece 230 kız öğrenci kayıtlıydı.
öğretmenlerin üçte birinin, öğretmenlik eğitimi yoktu. tek üniversite vardı, darülfünun, medreseden halliceydi. ülke bilim’den çok uzaktı.
600 sene boyunca türkçenin ırzına geçilmiş, osmanlıca denilmişti. arapça, farsça, fransızca, italyanca kelimeler, levanten terimler dilimizi istila etmişti. karşılıklı sesli-sessiz harfleri olmayan arapçayla türkçe yazmaya çalışıyorlardı.
“harf devrimi yapıldı, bir gecede cahilleştirildik, köpekleştirildik” deniyor ya...
ibrahim müteferrika’dan itibaren 150 sene boyunca basılan kitap sayısı kaçtı biliyor musunuz? sadece 417’ydi. bunların da çoğu gayrimüslimlerin matbaasından çıkmıştı. ki zaten, müteteferrika da devşirmeydi, macar’dı.
bu topraklara kitap gelene kadar, avrupa’da 2.5 milyon farklı kitap basılmış, 5 milyar adet satılmıştı.
voltaire, bir kitabında şu ağır tespiti yapmıştı: “istanbul'da bir yılda yazılanlar, paris’te bir günde yazılanlardan azdır!”
devamını gör...
beyhan budak
alanında çok donanımlı olduğuna inandığım, sürekli kendini geliştiren aynı zamanda çektiği videolarla insanları bilgilendirmeye devam eden psikolog. çok faydalı buluyorum videolarını. başarılarının devamını diliyorum.
devamını gör...
öz güvensiz çocuklar yetiştirmek
çok kolaydır, sorumluluk vermeyerek yapılabilir.
sadece ders çalış, sadece yemeğini ye, sadece oyununu oyna dersek çocukta özgüvensiz olur.
ekmek alsa, dolmuşa binse, evi süpürse, bulaşık yerleştirse vb.
verilen sorumluluklar, kendini taşımak çocuğa özgüven yükler.
sadece ders çalış, sadece yemeğini ye, sadece oyununu oyna dersek çocukta özgüvensiz olur.
ekmek alsa, dolmuşa binse, evi süpürse, bulaşık yerleştirse vb.
verilen sorumluluklar, kendini taşımak çocuğa özgüven yükler.
devamını gör...
beyoğlu
kalmadı o eski beyoğlu. bizim zamanlar iyidi. bomba olayından sonra eskisi gibi olamadı, sonra her yerde arapça tabela ile harcadılar güzelim beyoğlunu. her şeye rağmen şimdi istanbula gitsem yine yolumu beyoğlundan geçirtirim illaki.
devamını gör...
sözlük dergisi
sözlük namına, şahane bir haber daha. * güne güzel haberlerle başlamak ne güzel, ne güzel. emeği geçenlere ve geçeceklere kucak dolusu sevgiler. bu daha başlangıç, mücadeleye devam. bal yapan arılar kıskanacak, tü tü tü maşallah diyelim.
tanım:okunmak için merakla beklenen dergidir.
tanım:okunmak için merakla beklenen dergidir.
devamını gör...
gündeme bakıp şok olan insan
biz uyurken, höökümet babamızın gizlice kondurduğu buseleri fark edince aldığımız hâl.
devamını gör...
normal sözlük yeni özellik istekleri
kaydetme özelliği gelmeli. hoşuma giden, beğendiğim ve üzerinde düşündüğüm tanımları kaydetmek istiyorum fakat ss almaktan öteye geçemedim. bir an önce gelmesini istediğim özellik.
devamını gör...
üniversite mezunu olmadan sözlük yazarı olmak
millet cumhurbaşkanı oluyor dedirten başlıktır. eeey sözlük sen kimsin ya?
devamını gör...
gıcık olunan sözler
"yapacak bir şey yok"
"olacağı varmış"
"takma kafana"
"kitap okumaya vaktim yok"
"olacağı varmış"
"takma kafana"
"kitap okumaya vaktim yok"
devamını gör...
kimse yoksa maske takmanız gerekmiyor
sağlık bakanı fahrettin koca'nın açıklaması.
sağlık bakanı fahrettin koca, 'dışarı çıktığınızda yanınızda 2 metreden daha kısa mesafede kimse yoksa maske takmanız gerekmiyor' dedi.
peki bundan polisin haberi var mı? yok.
kaynak: www.memurlar.net/haber/9718...
sağlık bakanı fahrettin koca, 'dışarı çıktığınızda yanınızda 2 metreden daha kısa mesafede kimse yoksa maske takmanız gerekmiyor' dedi.
peki bundan polisin haberi var mı? yok.
kaynak: www.memurlar.net/haber/9718...
devamını gör...
