normal sözlük yazarlarının ölüm tercihleri
madem bir tercih yapabiliyorum öpülerek öldürülmek isterdim. sevdiğimin dudakları öldürsün beni isterdim. geçenlerde 'romeo ve juliet' i okudum. juliet'in çok güzel bir cümlesi vardı:
"bir zamanlar hayat veren dudakların
bu kez son versin hayatıma."
ben de madem öleceğim sevdiğimin gözlerine son kez bakar, dudaklarından son kez öper öyle ölmek isterim*.
"bir zamanlar hayat veren dudakların
bu kez son versin hayatıma."
ben de madem öleceğim sevdiğimin gözlerine son kez bakar, dudaklarından son kez öper öyle ölmek isterim*.
devamını gör...
benedict cumberbatch
aksanı müthiş ingiliz aktör..
devamını gör...
yoldaş'ın herkese madalya dağıtması
gecenin yüzü suyu hürmetine yapılması gereken hayırlı bir iştir.
devamını gör...
sürekli bozulmasına rağmen yenisi alınan ürün
kulaklık.
devamını gör...
sevdiğin insanı terk etmek
başka çare bırakmamıştır. ayakların geri gide gide yürümüşsündür o yokuşu. ağzından, burnundan, gözünden akan tüm yaşlar sel olmuştur içinde. sessiz ve usulca çekip gitmişsindir. kalman içinde bir umut görmemişsindir geride. git der gibi kal demiştir…
devamını gör...
hayvanlardan korkmak vs hayvanları sevmemek
hükümet kadın repliği geldi aklıma
ben hayvanseverim,seni de severim.
ben hayvanseverim,seni de severim.
devamını gör...
normal sözlük dayanışma platformu
naçizane bir kaç şeyin altını çizmek istiyorum; zira yardım işleri ciddi işlerdir. öyle geçiştirilecek, üzerine iki çift kelam edilip, yaparız, ederiz, hallederiz naraları atılacak mevzular değildir. bu sebeple de bu meselelere hak ettiği ciddiyette yaklaşmak gerekir. bu tarz bir başlık açıp haydi kolları sıvayın demek bu işin ciddiyeti ile örtüşmez.
evvela bir yardım işine girişeceksiniz madem, öncelikle hangi kurumun, kuruluşun, derneğin ya da okulun buna ihtiyacı var, onu tespit edersiniz. bu tespiti yapmadan gelsin fikirler gitsin zikirler tadında meseleye girilmez. ikinci olarak somut ihtiyaç nedir onun altını çizeceksiniz ve bunu belgelendireceksiniz. peki yeterli mi? değil! bunu bir platform üzerinden yapmak istiyorsunuz madem elimizdeki platform kafa sözlük. yönetimle iletişime geçeceksiniz. ihtiyacın gerçek ve zaruri olduğuna yönetimi ikna edeceksiniz ki, üyelerine bu yardımı yapmak konusunda çağrıda bulunabilsinler. bu kısmı da hallettiniz. bitti mi? hayır! başlığı siz açmayacaksınız. bu yardımın kurumsal ve kolektif bir yapıyı haiz olduğunu üyelerin görmesi için yönetim açacak. tüm bunlar olduktan sonra insanlar mevcut manzarayı görecek ve ona göre tavır belirleyerek bu işin içinde yer alıp almak istemediklerine karar verecekler.
bakınız yardım mevzuları sohbet mevzuları haline dönüşürse, fikir üretelim adı altında ucu açık ve tamamlanamayacak diyalogların basitliğine indirgenirse işin hiçbir esprisi kalmaz. inandırıcılığını yitirir. sonuca ulaşmamış bu tarz başlıkları gören insanlar, siz ne kadar iyi niyetli olsanız da fikirsel ve vicdani açıdan kendinizi rahatlatmaya çalıştığınızı düşünürler ve sonrası için olaylara şüphe ile yaklaşırlar.
bu işlerin somutlaştığı bir kaç örnek var. onları şuraya iliştireyim.
(bkz: kafa sözlük köy okuluna kitap yardımı etkinliği)
(bkz: kitap yardımımızın ulaşması)
(bkz: kafa sözlük - yedikule hayvan barınağı yardım kampanyası)
(bkz: kafa sözlük - yedikule hayvan barınağı yardımlarının ulaşması)
içinde bulunduğunuz, yazdığınız, çizdiğiniz platformu da biraz tanımaya çalışmanızda fayda var. zira üye olmanızın ertesinde burası nasıl bir yermiş acaba diye düşünmeden mevzulara balıklama dalmanız da ciddiyetiniz üzerinde kuşkular uyandırır. benden söylemesi.
hülasa; tüm bunlara dikkat ederseniz, niyetiniz de samimi ise amacınıza ulaşırsınız. aksi taktirde başlığınızın ''penguenlere yardım edelim''. ''kutup ayılarına destek olalım'' ya da ''dodo kuşlarını yeniden canlandıralım'' tarzında açılabilecek başlıklardan -sonuç alma odaklı olmak noktasında- hiçbir farkı kalmaz.
darılma, gücenme olmasın rica ederim. mevzu ciddi olduğu için önemli yerlerin altını çizme gereği duydum. * *
evvela bir yardım işine girişeceksiniz madem, öncelikle hangi kurumun, kuruluşun, derneğin ya da okulun buna ihtiyacı var, onu tespit edersiniz. bu tespiti yapmadan gelsin fikirler gitsin zikirler tadında meseleye girilmez. ikinci olarak somut ihtiyaç nedir onun altını çizeceksiniz ve bunu belgelendireceksiniz. peki yeterli mi? değil! bunu bir platform üzerinden yapmak istiyorsunuz madem elimizdeki platform kafa sözlük. yönetimle iletişime geçeceksiniz. ihtiyacın gerçek ve zaruri olduğuna yönetimi ikna edeceksiniz ki, üyelerine bu yardımı yapmak konusunda çağrıda bulunabilsinler. bu kısmı da hallettiniz. bitti mi? hayır! başlığı siz açmayacaksınız. bu yardımın kurumsal ve kolektif bir yapıyı haiz olduğunu üyelerin görmesi için yönetim açacak. tüm bunlar olduktan sonra insanlar mevcut manzarayı görecek ve ona göre tavır belirleyerek bu işin içinde yer alıp almak istemediklerine karar verecekler.
bakınız yardım mevzuları sohbet mevzuları haline dönüşürse, fikir üretelim adı altında ucu açık ve tamamlanamayacak diyalogların basitliğine indirgenirse işin hiçbir esprisi kalmaz. inandırıcılığını yitirir. sonuca ulaşmamış bu tarz başlıkları gören insanlar, siz ne kadar iyi niyetli olsanız da fikirsel ve vicdani açıdan kendinizi rahatlatmaya çalıştığınızı düşünürler ve sonrası için olaylara şüphe ile yaklaşırlar.
bu işlerin somutlaştığı bir kaç örnek var. onları şuraya iliştireyim.
(bkz: kafa sözlük köy okuluna kitap yardımı etkinliği)
(bkz: kitap yardımımızın ulaşması)
(bkz: kafa sözlük - yedikule hayvan barınağı yardım kampanyası)
(bkz: kafa sözlük - yedikule hayvan barınağı yardımlarının ulaşması)
içinde bulunduğunuz, yazdığınız, çizdiğiniz platformu da biraz tanımaya çalışmanızda fayda var. zira üye olmanızın ertesinde burası nasıl bir yermiş acaba diye düşünmeden mevzulara balıklama dalmanız da ciddiyetiniz üzerinde kuşkular uyandırır. benden söylemesi.
hülasa; tüm bunlara dikkat ederseniz, niyetiniz de samimi ise amacınıza ulaşırsınız. aksi taktirde başlığınızın ''penguenlere yardım edelim''. ''kutup ayılarına destek olalım'' ya da ''dodo kuşlarını yeniden canlandıralım'' tarzında açılabilecek başlıklardan -sonuç alma odaklı olmak noktasında- hiçbir farkı kalmaz.
darılma, gücenme olmasın rica ederim. mevzu ciddi olduğu için önemli yerlerin altını çizme gereği duydum. * *
devamını gör...
keşke gerçek olsa denilen şeyler
unicornlar. dünya çok daha güzel daha tozpembe olurdu.
edit: vazgeçtim olmazdı. insanlar çok kötü bu sefer de her yer unicorn kanı olurdu.
edit: vazgeçtim olmazdı. insanlar çok kötü bu sefer de her yer unicorn kanı olurdu.
devamını gör...
yağmur kaçağı
şair attilâ ilhan'ın yayınlanan üçüncü şiir kitabının ismi (ilk ikisi duvar ve sisler bulvarı). şair bu kitap için şöyle diyor:
"sisler bulvarı yayımlandı, çok da ilgi gördü, gel gör ki o gün bugün içimde ukde olan bir değişiklikle: şengil (salim şengil-yayıncı), gönderdiğim müsveddeyi fazla kalın bulmuş, şiirlerden bazılarını ikinci bir şiir kitabı için ayırmıştı. kısacası, sonradan yağmur kaçağı adıyla yayımlanan şiir kitabı, gerçekte benim ilk derlediğim sisler bulvarı'nın içinden bölünmüş bir parçaydı. başkalarını bilmem ama, benim için hep öyle kaldı."
aynı isimli bir de şiir vardır kitapta: yağmur kaçağı. şair, bu eseri ile ilgili de şöyle demiştir:
"yağmur kaçağı da, pia gibi, üçüncü şahsın şiiri gibi, böyle bir sevmek gibi bir kerede yazdığım şiirlerdendir. ünü büyük. 50 ve 60 yılları boyunca, kim bilir kaç delikanlı, kaç genç kıza bu şiiri okumuş, ya da yazmıştır? şimdi toplum hayatının yüksek kademelerinde seyreden bazı kişiler, özel söyleşilerimizde, diğer bazıları gibi bu şiiri de ezberden okumuşlar, ilk gençlik yıllarında sevdalarını bununla ifade ettiklerini söylemişlerdir..."
yağmurluysa hava ve yanımdaysa sevdiğim*, bu şiiri mırıldanmam kaçınılmazdır:
elimden tut yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düşecek
eğer şairsem, beni tanırsan
yağmurdan korktuğumu bilirsen
gözlerim aklına gelirse
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek, yoksa beni
geceleri bir çarpıntı duyarsan
telaş telaş yağmurdan kaçıyorum
sarayburnu'ndan geçiyorum
akşamsa, eylülse, ıslanmışsam
beni görsen belki anlayamazsın
içlenir gizli gizli ağlarsın
eğer ben yalnızsam, yanılmışsam
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek, yoksa beni
"sisler bulvarı yayımlandı, çok da ilgi gördü, gel gör ki o gün bugün içimde ukde olan bir değişiklikle: şengil (salim şengil-yayıncı), gönderdiğim müsveddeyi fazla kalın bulmuş, şiirlerden bazılarını ikinci bir şiir kitabı için ayırmıştı. kısacası, sonradan yağmur kaçağı adıyla yayımlanan şiir kitabı, gerçekte benim ilk derlediğim sisler bulvarı'nın içinden bölünmüş bir parçaydı. başkalarını bilmem ama, benim için hep öyle kaldı."
aynı isimli bir de şiir vardır kitapta: yağmur kaçağı. şair, bu eseri ile ilgili de şöyle demiştir:
"yağmur kaçağı da, pia gibi, üçüncü şahsın şiiri gibi, böyle bir sevmek gibi bir kerede yazdığım şiirlerdendir. ünü büyük. 50 ve 60 yılları boyunca, kim bilir kaç delikanlı, kaç genç kıza bu şiiri okumuş, ya da yazmıştır? şimdi toplum hayatının yüksek kademelerinde seyreden bazı kişiler, özel söyleşilerimizde, diğer bazıları gibi bu şiiri de ezberden okumuşlar, ilk gençlik yıllarında sevdalarını bununla ifade ettiklerini söylemişlerdir..."
yağmurluysa hava ve yanımdaysa sevdiğim*, bu şiiri mırıldanmam kaçınılmazdır:
elimden tut yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düşecek
eğer şairsem, beni tanırsan
yağmurdan korktuğumu bilirsen
gözlerim aklına gelirse
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek, yoksa beni
geceleri bir çarpıntı duyarsan
telaş telaş yağmurdan kaçıyorum
sarayburnu'ndan geçiyorum
akşamsa, eylülse, ıslanmışsam
beni görsen belki anlayamazsın
içlenir gizli gizli ağlarsın
eğer ben yalnızsam, yanılmışsam
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek, yoksa beni
devamını gör...
erdoğan'ın kitap çıkarması
adolf hitler kavgam kitabı gibi değerlenecek kitaptır.
şimdi gülüp eğleniyorsunuz ama 40 yıl sonra bu kitap çok satacak. nesilden nesile aktarılacak.
bir diktatörün başyapıtı gibi bir şey olacak.
şimdi gülüp eğleniyorsunuz ama 40 yıl sonra bu kitap çok satacak. nesilden nesile aktarılacak.
bir diktatörün başyapıtı gibi bir şey olacak.
devamını gör...
çiçekli pezeveng gömleği
veya asıl ismiyle aloha gömleği. orijini hawaii adaları olan bu giysi çeşidinin gerçek adı bu. bizdeki de işte başlıktaki gibi malum...
valla ben demiyorum, vikipedi'de yazmışlar: en.wikipedia.org/wiki/Aloha...
not: asıl pezeveng gömleği bunun uzun kollusu oluyormuş. ama valla ben kısa kollu da görsem yine aynısını derim herhalde.
valla ben demiyorum, vikipedi'de yazmışlar: en.wikipedia.org/wiki/Aloha...
not: asıl pezeveng gömleği bunun uzun kollusu oluyormuş. ama valla ben kısa kollu da görsem yine aynısını derim herhalde.
devamını gör...
nedir bu kadar zor olan sorusu
hayattaki her şeyin belirsiz olması.
resmen niye doğduğunu çözemeden ölecek olmak.
hayatın kendisi.
resmen niye doğduğunu çözemeden ölecek olmak.
hayatın kendisi.
devamını gör...
sözlük yazarlarının tanışmak istedikleri normal sözlük yazarları
(bkz: gaunter o'dimm)
belki buradan görürse, (bkz: sexting) başlığında hayatım boyunca okuduğum en iyi mektubu okudum. bi gün sohbet etmemiz mümkün olursa, hikayelerini çok dinlemek istiyorum.
belki buradan görürse, (bkz: sexting) başlığında hayatım boyunca okuduğum en iyi mektubu okudum. bi gün sohbet etmemiz mümkün olursa, hikayelerini çok dinlemek istiyorum.
devamını gör...
birini sevmenizi sağlayan detaylar
samimiyet
uzun uzadıya yazmak istedim de yok, ben çok kolay sevebilirim birini. yeterki samimi olsun.
uzun uzadıya yazmak istedim de yok, ben çok kolay sevebilirim birini. yeterki samimi olsun.
devamını gör...
en iyi benim
bir zamanlar fox tvde yayınlanmış olan program.
bu esasen bir yarışma programı. bir damat var, hazır, evlilik için imza atmayı bekliyor. tek eksiği herhangi bir kadınla daha önce hiçbir şekilde iletişim kurmayı becerememiş olması. dört tane de oldukça hoş hanım bu dağ ayısını etkilemek için kendilerini paralıyorlar. elbette program buram buram cast kokuyor, takılmayın. konsept harika çünkü.
hanımlar sırayla bu kendini maço hisseden erkek bireyine muazzam yemekler yapıyor, süsleniyorlar ve hayat hikayelerini bu yemekte konuşuyorlar. çatal bıçak tutmayı bilmeyen motor becerileri gelişmemiş erkek de yemekleri beğenmeyip bir de kadına "bu nasıl kıyafet ya çok açık yaaa" diye ahkam kesiyor. ekmek böl desen bölemez, hala annesinin giydirdiği tipler bunlar. abartmıyorum izleyince göreceksiniz.
hayat hikayesi konuşuluyordan kastım da erkek kişi kadın kişiye "çok sevgilin oldu mu? yuhh evlendin mi daha önce. bu iş olmaz ha" falan diyor.
tabi programa bölümler ilerledikçe dışarda buluşma, yemeği basma gibi güncellemeler geliyor. iyi planlanmamış ama düşünce güzel. adam biriyle oturmuş el ele diz dizeyken diğerini ufukta görünce "sen de hoş geldin beybisu" tavrında muazzam bir oyunculuk sergileyip her ikisini de pat diye ağına düşürüyor.
bu eşsiz kurguya fazla kaçan eril davranışlar ve ilkel düşünceler olmasa tam puan verirdim. fakat gerçekten izlerken tahammül sınırlarımı zorlamıştı, tam bir fecaat.
kadınları eleştirmiyorum bile, onlar tam karikatür.
5,5/10 izlenir ama harcanan vakte yazık.
bu esasen bir yarışma programı. bir damat var, hazır, evlilik için imza atmayı bekliyor. tek eksiği herhangi bir kadınla daha önce hiçbir şekilde iletişim kurmayı becerememiş olması. dört tane de oldukça hoş hanım bu dağ ayısını etkilemek için kendilerini paralıyorlar. elbette program buram buram cast kokuyor, takılmayın. konsept harika çünkü.
hanımlar sırayla bu kendini maço hisseden erkek bireyine muazzam yemekler yapıyor, süsleniyorlar ve hayat hikayelerini bu yemekte konuşuyorlar. çatal bıçak tutmayı bilmeyen motor becerileri gelişmemiş erkek de yemekleri beğenmeyip bir de kadına "bu nasıl kıyafet ya çok açık yaaa" diye ahkam kesiyor. ekmek böl desen bölemez, hala annesinin giydirdiği tipler bunlar. abartmıyorum izleyince göreceksiniz.
hayat hikayesi konuşuluyordan kastım da erkek kişi kadın kişiye "çok sevgilin oldu mu? yuhh evlendin mi daha önce. bu iş olmaz ha" falan diyor.
tabi programa bölümler ilerledikçe dışarda buluşma, yemeği basma gibi güncellemeler geliyor. iyi planlanmamış ama düşünce güzel. adam biriyle oturmuş el ele diz dizeyken diğerini ufukta görünce "sen de hoş geldin beybisu" tavrında muazzam bir oyunculuk sergileyip her ikisini de pat diye ağına düşürüyor.
bu eşsiz kurguya fazla kaçan eril davranışlar ve ilkel düşünceler olmasa tam puan verirdim. fakat gerçekten izlerken tahammül sınırlarımı zorlamıştı, tam bir fecaat.
kadınları eleştirmiyorum bile, onlar tam karikatür.
5,5/10 izlenir ama harcanan vakte yazık.
devamını gör...
misafirin sinir eden davranışları
davet etmediğin birini yanında getirmesi kadar sinir bozucu bir davranış daha var mı bilmiyorum.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük...
ama öyle, bir sahil yürüyüşü sonrasında karnınız çok acıkmış, hemen yanı başınızda sizinle yürüyen sevdiceğinize ''ne yiyelim?'' diye sormuşsunuz da, tüm boşvermişliği ve umursamazlığıyla ''fark etmez'' cevabı almışsınız gibi sinir katsayınızı artıran bir günaydın değil elbet...
'ne yiyelim' diye sorulduğunda, 'sen ne yemek istersin?' sorusu sorulmuş gibi bir günaydın...
o'nu, yanınızda yürürken, size çaktırmadan adımlarınızı denk getirmeye çalışırken yakalamışsınız gibi bir günaydın...
ekstradan, bi'de meriç günaydını vereyim size bugün sevgili sözlük ahalisi:
her kadına çok yakışan o efil efil, çiçekli elbiselerin yakıştığı gibi sözlüğe yakışan birbirinden güzel, birbirinden alımlı, birbirinden işveli, sözlüğün hanfinileri !!
hepinize ayrı ayrı günaydın...
insanların yazını kışa çeviren, mensubu olduğum o küresel ısınmacı tuhaf cins; size de günaydın...
ama öyle hepinize toptan, bir tane günaydın...
ama öyle, bir sahil yürüyüşü sonrasında karnınız çok acıkmış, hemen yanı başınızda sizinle yürüyen sevdiceğinize ''ne yiyelim?'' diye sormuşsunuz da, tüm boşvermişliği ve umursamazlığıyla ''fark etmez'' cevabı almışsınız gibi sinir katsayınızı artıran bir günaydın değil elbet...
'ne yiyelim' diye sorulduğunda, 'sen ne yemek istersin?' sorusu sorulmuş gibi bir günaydın...
o'nu, yanınızda yürürken, size çaktırmadan adımlarınızı denk getirmeye çalışırken yakalamışsınız gibi bir günaydın...
ekstradan, bi'de meriç günaydını vereyim size bugün sevgili sözlük ahalisi:
her kadına çok yakışan o efil efil, çiçekli elbiselerin yakıştığı gibi sözlüğe yakışan birbirinden güzel, birbirinden alımlı, birbirinden işveli, sözlüğün hanfinileri !!
hepinize ayrı ayrı günaydın...
insanların yazını kışa çeviren, mensubu olduğum o küresel ısınmacı tuhaf cins; size de günaydın...
ama öyle hepinize toptan, bir tane günaydın...
devamını gör...

