askerlikte nöbet tutmak
erzurum gibi bir yerde yapıyorsanız ve kış ayları soğuğun -40'a ulaştığını düşünürse, epey can sıkıcı olabilen şey.
devamını gör...
normal sözlük için öneriler
tüm önerilerim gerçekleşti, çalışkan arılar gibi kadro mübarek. teşekkürler. *
gözle görülür kadrolaşma var evet, fakat yönetim ne yapabilir ki? ellerine mi vursunlar cetvelle dur gruplaştığın kişinin tanımını beğenmen yasak! mı desinler? n’apsın bu insanlar? he benim iletişimde olduğum insanlarla aranız bozuk diye, onları çekemeyip, yanındakileri de silelim kafası ile bana tavır alınması, yazdıklarımın artık daha az beğenilmesi beni incitmez, sığırlığınıza verir, yazmaya devam ederim. biraz gamsızım sanırım.
gözle görülür kadrolaşma var evet, fakat yönetim ne yapabilir ki? ellerine mi vursunlar cetvelle dur gruplaştığın kişinin tanımını beğenmen yasak! mı desinler? n’apsın bu insanlar? he benim iletişimde olduğum insanlarla aranız bozuk diye, onları çekemeyip, yanındakileri de silelim kafası ile bana tavır alınması, yazdıklarımın artık daha az beğenilmesi beni incitmez, sığırlığınıza verir, yazmaya devam ederim. biraz gamsızım sanırım.
devamını gör...
doğru söylüyor dedirten şarkı sözleri
devamını gör...
yazarların çocukken en sevdiği çizgi film
casper
şirinler
taş devri
bugs bunny
tom ve jery
temel reis
heidi
red kit
şirinler
taş devri
bugs bunny
tom ve jery
temel reis
heidi
red kit
devamını gör...
kırılmayan antep fıstığı
kırk yılda bir eline geçirdiğin antep fıstığının kabuğu kaya gibi sert ve aralıksızdır.
(bkz: yanımdasın ,dokunamıyorum çok saçma...)
(bkz: yanımdasın ,dokunamıyorum çok saçma...)
devamını gör...
silahlı fotoğraf paylaşan din kültürü öğretmeni
recep tayyip erdoğan'ın gurur duyduğu biridir muhtemelen. reisin bugünkü çıkışından sonra bu tipler çoğalır. yine reisin çıkışından sonra bu tiplere adli süreç işler mi o şüpheli. ülkeyi kocaman bir akıl hastanesine çevirdiler dava dava diye.
devamını gör...
nilhan osmanoğlu'nun atatürk paylaşımı
ingiliz kraliyet ailesine bak bir de bunlara, hanedanın bile paçozu denk gelmiş bize.
devamını gör...
cu chi tünelleri
vietnamlılar bu tüneller sayesinde amerikalıların tabiri caizse aklını almıştır. amerikalılar her haltı denemişler ama bir türlü sonuç alamamışlardır. tünellerin içine göz yaşartıcı bombalar, gaz bombaları, el bombalarından oluşan nezih (!) kokteyller yollamışlar ama yine de viet kong'ları sahaya çekememişlerdir. hal böyle olunca yetti gari bizde tünellere girelim madem diyerek kolları sıvamışlar, ''tünel fareleri'' adını verdikleri birlikler oluşturarak tünellerde arzı endam etmeyi amaçlamışlardır. lakin bu iş de tutmamıştır. çünkü tüneller vietnamlıların anatomisine uygun olarak kazılmıştır. amerikalı askerler girişlerde ve ilerleyişlerde bu yüzden çok zorlanmış ve bu sebeple çok sayıda ''tünel faresi'' kapandaki peyniri yutarak, hakkın rahmetine kavuşmuştur. artı tünellerin şeklini ve şemalını da tam olarak bilmedikleri için viet konglar tarafından kolayca püskürtülmüşlerdir. eee ne demişler her fare kendi tünelindeki peyniri yer.
ayrıca bu tünel faresi operasyonları esnasında da vietnamlılar ilginç taktikler uygulamışlar. misal ayakkabılarını araba lastiğinden yapmışlar abiler. böylece farelere daha sessiz yaklaşma imkanı bulup, kolayca kapana sıkıştırmışlar. artı şeytana da pabucunu ters giydirmişler resmen. bilinçli olarak ayakkabılarını ters giyip, askerlerini, tünellerde o şekilde ilerleterek amerikalıları iz sürme konusunda da tufaya getirmişler ve ters köşe yaparak başarılı sonuçlar almışlardır. eh arkalarından ho amca da ''ho ho ho'' diye gülerek, fareleri geldikleri yere doğru uğurlamıştır.
ayrıca bu tünel faresi operasyonları esnasında da vietnamlılar ilginç taktikler uygulamışlar. misal ayakkabılarını araba lastiğinden yapmışlar abiler. böylece farelere daha sessiz yaklaşma imkanı bulup, kolayca kapana sıkıştırmışlar. artı şeytana da pabucunu ters giydirmişler resmen. bilinçli olarak ayakkabılarını ters giyip, askerlerini, tünellerde o şekilde ilerleterek amerikalıları iz sürme konusunda da tufaya getirmişler ve ters köşe yaparak başarılı sonuçlar almışlardır. eh arkalarından ho amca da ''ho ho ho'' diye gülerek, fareleri geldikleri yere doğru uğurlamıştır.
devamını gör...
türkçenin dünya dili olması
türkiye cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan, "bizim yunus" yılı açılış töreni'nde yaptığı konuşma esnasında sarfettiği sözler.
“'dünya dili türkçe' diyerek bir seferberlik ilan ediyoruz.”
türkçe güzel bir dil ama kötü kullanımı sebebiyle yozlaşmaya da çok açık. özellikle son dönemlerde. ama dünya dili mi tartışılır.
konuyla ilgili tweet
“'dünya dili türkçe' diyerek bir seferberlik ilan ediyoruz.”
türkçe güzel bir dil ama kötü kullanımı sebebiyle yozlaşmaya da çok açık. özellikle son dönemlerde. ama dünya dili mi tartışılır.
konuyla ilgili tweet
devamını gör...
coldboy
sözlük radyosu'nun vazgeçilmez ismi. ne zaman açsam radyo'yu bir şekilde denk geliyorum sesine. radyo'nun kapısını sabah açıp akşam kapatıyor gelenlere çay ikram ediyor arada konukları konuşurken uzaklara dalıyor. tam bir misafirperver evin duygusal ama söz sahibi büyük oğlu. evde bir sıkıntı mı oldu hepsi bu çocuğun başında patlıyor herkes sanki ondan bir şey bekliyor. evet bazen konu akmıyor programda yinede saygıyla dinliyorsun sonuna kadar. çok çektin ama şeytan tüyü var sende unutma.
devamını gör...
evdeki insanların dışarıdakilere benzememesi
allahın bir lütfudur. hiç bir kar tanesi birbirine benzemediği gibi hiç bir insan da birbirine benzemez.*
devamını gör...
türkiye'de siyasilere çok saygı gösterilmesi
bilim insanları kadar saygı gösterilmediğine katılıyorum. ayrıca yaşlı olmaları ve bizim toplumumuzda yaşlılara saygı duyulması ile de ilişkisi olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
10 kasım
kendi isteğimle andığım ender günlerden biri benim için. ortadoğu çöplüğünde böyle bir ülkenin kurulmasına liderlik ettiği için kendisine sonsuz kez teşekkürler. şu an az da olsa nefes alabiliyorsak sebebi o'nun ilkeleridir.
devamını gör...
evim gibisi yok denilen anlar
kampa gitmeyi çok seviyoruz ama bir hafta on gün kampta kaldıktan sonra eve dönünce "ohh bee dünya varmış, evim gibisi yok" diyorum. oğlum bile evi özlüyor, hatta evdeyken kıymetini bilmediğimiz şeyler için şükretmeyi öğrendik. bir gün kamptan döndüğümüzde "anne evde kombi var ya banyomuzu özlemişim" dedi. *
devamını gör...
kitap yoluyla kız tavlamak
kızın size tav olacağı varsa her şekilde tavlanır bunu bir anlayamadınız gitti. bunlar sadece araç gençler ve pek etkili oldukları söylenemez, etkiliymiş gibi davranıyoruz sadece.
devamını gör...
eyluling
kendisini mutlaka bir yerlerde görebileceğiniz yazardır. girdiğiniz başlıkta tanımını göremezseniz bilin ki tanımları okuyup artı oyluyordur. bildirimlerde sıkça karşılaşırız kendisiyle.*
devamını gör...
kuzugöbeği mantarı
bahar aylarında, yaylalarda, yağışlardan sonra oluşan ve az bulunması dolayısıyla ekonomik değeri yüksek olan bir mantar türü. tek tek veya grup halinde de bulunabilir. alışık olmayan gözlerin görebilmesi zordur. her sene aynı kökten çıktığı için toplarken dikkat edilmeli, keskin bir bıçak yardımıyla köküne zarar vermeden toplanmalıdır. el yapımı sepetlere doldurularak havadar bir yerde muhafaza edilir.
devamını gör...
güvercin
ölümünden önceki son zamanlarında nikola tesla'cığımın en yakın dostu olan hayvan.
tesla sürekli parktaki güvercinleri besler, kaldığı otelin penceresi önüne gelenleri de ihmal etmezdi. yaralı olanları odasına getirip iyileştirirdi.
“yıllardır güvercinleri besliyorum. binlercesini besledim, kim bilir ne için… ama aralarında bir tanesi vardı ki… çok güzel bir güvercindi. bembeyazdı, yalnız kanatlarında gri benekçikler vardı. o farklıydı. bir dişiydi. onu her yerde ayırt edebilirdim.
nerede olursam olayım bu güvercin beni bulurdu. ne zaman onu yanımda istesem umutla seslenirdim, uçarak çıkar gelirdi. o beni anlardı, ben de onu…
o güvercine aşıktım. evet bir erkeğin bir kadını sevdiği gibi severdim onu ve o da beni. hasta olduğu zaman hemen haberim olurdu; odama gelirdi ve ben de günlerce onunla kalırdım. onu iyileştirirdim. o güvercin hayatımın neşe kaynağıydı. bana ihtiyacı olduğunda başka hiçbir şey umurumda olmazdı. benimle olduğu sürece hayatımın bir anlamı, amacı olurdu.
bir gece karanlıkta yatağıma uzanmıştım, zihnim problemler çözmekle meşguldü, sık sık yaptığı gibi uçarak penceremden içeri süzüldü ve masamın üstüne kondu. beni istediğini biliyordum, bana önemli bir şeyler anlatmak istiyordu. yanına gittiğimde anladım ki bana ölmek üzere olduğunu söylemek istiyordu. mesajını aldığımda gözleri ışıldadı, güçlü ışık demetleri yayılıyordu gözlerinden.
evet bu, gerçek bir ışıktı. güçlü, göz kamaştırıcı, kör edici bir ışıktı. laboratuvarımda lambalarımla elde edebildiğim tüm ışıklardan daha güçlüydü. o güvercin ölünce hayatımdan da bir şeyler eksildi. o zamana dek, ne kadar yoğun çalışmam gerekirse gereksin işimi tamamlamam gerektiğini düşünürdüm, bunu yapabileceğimden emindim her zaman için ama o hayatımdan çıkıp gittikten sonra artık yaşamım boyunca süren çalışmanın da sonunun geldiğini anlamıştım. evet, yıllar boyunca güvercinleri besledim. binlercesini… ve beslemeye de devam edeceğim, kim bilir ne diye?”
insanokur. org'dan alıntıdır.
tesla sürekli parktaki güvercinleri besler, kaldığı otelin penceresi önüne gelenleri de ihmal etmezdi. yaralı olanları odasına getirip iyileştirirdi.
“yıllardır güvercinleri besliyorum. binlercesini besledim, kim bilir ne için… ama aralarında bir tanesi vardı ki… çok güzel bir güvercindi. bembeyazdı, yalnız kanatlarında gri benekçikler vardı. o farklıydı. bir dişiydi. onu her yerde ayırt edebilirdim.
nerede olursam olayım bu güvercin beni bulurdu. ne zaman onu yanımda istesem umutla seslenirdim, uçarak çıkar gelirdi. o beni anlardı, ben de onu…
o güvercine aşıktım. evet bir erkeğin bir kadını sevdiği gibi severdim onu ve o da beni. hasta olduğu zaman hemen haberim olurdu; odama gelirdi ve ben de günlerce onunla kalırdım. onu iyileştirirdim. o güvercin hayatımın neşe kaynağıydı. bana ihtiyacı olduğunda başka hiçbir şey umurumda olmazdı. benimle olduğu sürece hayatımın bir anlamı, amacı olurdu.
bir gece karanlıkta yatağıma uzanmıştım, zihnim problemler çözmekle meşguldü, sık sık yaptığı gibi uçarak penceremden içeri süzüldü ve masamın üstüne kondu. beni istediğini biliyordum, bana önemli bir şeyler anlatmak istiyordu. yanına gittiğimde anladım ki bana ölmek üzere olduğunu söylemek istiyordu. mesajını aldığımda gözleri ışıldadı, güçlü ışık demetleri yayılıyordu gözlerinden.
evet bu, gerçek bir ışıktı. güçlü, göz kamaştırıcı, kör edici bir ışıktı. laboratuvarımda lambalarımla elde edebildiğim tüm ışıklardan daha güçlüydü. o güvercin ölünce hayatımdan da bir şeyler eksildi. o zamana dek, ne kadar yoğun çalışmam gerekirse gereksin işimi tamamlamam gerektiğini düşünürdüm, bunu yapabileceğimden emindim her zaman için ama o hayatımdan çıkıp gittikten sonra artık yaşamım boyunca süren çalışmanın da sonunun geldiğini anlamıştım. evet, yıllar boyunca güvercinleri besledim. binlercesini… ve beslemeye de devam edeceğim, kim bilir ne diye?”
insanokur. org'dan alıntıdır.
devamını gör...
anti-ego muhalifliği sendromu
hayatını adadığı alanda başarı elde edememiş, eserleri beğeni kazanamamış ve eleştiri almış sanatçıların içine düştüğü psikolojik sorundur. ileri düzeyde yaşayan kişilerin çok beğenilen ve önemli eserlere zarar verme eğiliminde olabileceği de saptanmıştır. bilimsel olarak tanımlanmamış olmasına rağmen hakkında çalışmalar yapılmaktadır.
sanatçılara maledilmiş olsa da uzunca bir süre çalıştığı konu hakkında başarı yakalayamamış farklı meslekleri olan kişiler de bu sorunları yaşayabilmektir.
kaynak
edit: kaynak yenilendi. (bjartur nickli yazara teşekkür.)
sanatçılara maledilmiş olsa da uzunca bir süre çalıştığı konu hakkında başarı yakalayamamış farklı meslekleri olan kişiler de bu sorunları yaşayabilmektir.
kaynak
edit: kaynak yenilendi. (bjartur nickli yazara teşekkür.)
devamını gör...
z kuşağının normal sözlük'e girişinin yasaklanması gerekliliği
bırakın şu yasak kültürünü, herkes rahatça fikirlerini paylaşsın. önemli olan herkesin birbirine saygılı olması. tüm kuşakların birbirinden öğrenecek çok şeyi var.
devamını gör...