bilim tarihi
isminden de anlaşılacağı üzere bilimsel bilginin oluşumu gelişimi ıdısının dıdısının incelenmesidir. insanlık tarihi olarak da düşünebiliriz. insanın doğayı ve kendisini anlama yolunda heybesine neler doldurduğu incelenir bi bakıma bu alanda. gerek kronolojik bir yöntemle gerek de medeniyetler çerçevesinde araştırmalar yapılmaktadır.
ek olarak: bilimlerin teknik kısımlarının yanında felsefeleri ile bir okuma yapıldığında daha sağlam bir inceleme yapılmış olur. *
not. başlangıç seviyesinde okuma yapmak isteyene kaynak tavsiyesi yapabilirim.
ek olarak: bilimlerin teknik kısımlarının yanında felsefeleri ile bir okuma yapıldığında daha sağlam bir inceleme yapılmış olur. *
not. başlangıç seviyesinde okuma yapmak isteyene kaynak tavsiyesi yapabilirim.
devamını gör...
ruh eşi
yunan mitolojisinde tanrıların kralı, göklerin hakimi zeus'un yarattığı insanlar eskiden dört kollu, dört bacaklı, bir kafada iki ayrı yüze sahip, sırtlarından birbirlerine yapışmış şekilde ve her insan çift olarak yaşar şekildeymiş. bu insanlar çifter çifter mutlu şekilde yaşamlarını sürdürürken, keyiflerine düşkünlükten dolayı tanrıları zeus'a şükretmeyi unutunca zeus insanları uyarmış. kendisini unutan halka krallığına yakışan bir ceza vermek isteyen zeus, onların huzurunu toplamak için kolları sıvamış. bakanların gözlerini kör edecek kadar parlak olan bıçağıyla insanları ikiye bölen zeus (şimşeğiyle ayırdığı da söylenir), onların ruhlarını da ikiye bölmüş. artık her insandan iki tane varmış, yani birbirinin eşi olmayan ama birbirinin eşi olan parçalar her tarafa dağılmış. zeus insanları diğer parçalarından ayrı yaşamakla lanetlemiş ve böylelikle ömürleri boyunca ruh eşlerini aramaları için onları cezalandırmış. aynı zamanda zeus'un insanlığa hediyesi olarak bilinen ruh eşini arama olayı bu lanetle beraber günümüze kadar gelmiştir. yunan mitolojisinden gelen ruh eşi efsanesi dünyanın bir ucundaki ruh eşini bulma olasılığıyla, insanları bir arada tutarak bir çeşit düzen sağlamaktadır.
devamını gör...
her başlığa entry giren yazar
gemilerle yarışan yunuslar gibi, çatlamasa bari yazarıdır.
(bkz: hele bir otur da soluklan yeğenim)
(bkz: hele bir otur da soluklan yeğenim)
devamını gör...
anlık dalgınlıkla yapılan şeyler
çöp kutusuna çöp atmak yerine telefonumu atmıştım.
devamını gör...
erdoğan'ın bir sonraki seçimde kazanamayacak olması
her bunu duyduğumda/okuduğumda kimin dediğini bilmediğim şu sözü söylerim ve yanlışlandığı görülmedi: "bu halkın cahilliğini fazla hafife alıyorsunuz."
devamını gör...
erkek egemenliğinin ortadan kaldırılması bakanlığı
dünya tarihinde bir ilk olan ilk olan, kadın haklarının ilerletilmesi ve yerlilere karşı ırkçılıkla mücadele için kurulan bakanlık.
yerli çiftçi hareketinden olan sabina orellana ilk bakan şimdilik.
bolivya'da kurulan bakanlığın başka bir görevi ise sömürgeciliğe karşı mücadele.
güzel şeyler de oluyor dünyada, (bkz: var olsun yoldaşlar)*
edit: bu kez aramaya inanmadım ama bu başlık daha genel gibi(diğeri uzun ve haber sanki) iyi bari başlık taşınsın halkoyuyla *
yerli çiftçi hareketinden olan sabina orellana ilk bakan şimdilik.
bolivya'da kurulan bakanlığın başka bir görevi ise sömürgeciliğe karşı mücadele.
güzel şeyler de oluyor dünyada, (bkz: var olsun yoldaşlar)*
edit: bu kez aramaya inanmadım ama bu başlık daha genel gibi(diğeri uzun ve haber sanki) iyi bari başlık taşınsın halkoyuyla *
devamını gör...
ninelerin ettiği dualar
“kimse kimseye muhtaç olmadan yaşar gider umarım” diye dua ediyor benimkiler hep ve haklılar da bence. birine mecbur kalmak ya da muhtaç olmak çok kötü bi his gerçekten de.
devamını gör...
backster etkisi
--- alıntı ---
1966 yılında, amerika'nın tanınmış yalan makinası uzmanı cleve backster, güvenlik görevlilerine poligraf aygıtı'nı kullanımı eğitimini verdiği okulunda uykusuz bir gece geçirirken, sırf eğlence olsun diye yalan makinasının elektrotlarını kocaman yapraklı tropikal bir bitkinin üzerine yerleştirdi. yalan makinası çeşitli korku, sevinç, şaşkınlık gibi durumların elektriksel değişimlerini ölçtüğüne göre, belki bitki de sulandığında seviniyordur diye düşündü.
bitkiyi suladığındai dalvanometre zikzaklar aşağı doğru indi. oysa bacskter yukarı doğru bir hareket bekliyordu. bitkinin yaprağını sıcak kahveye soktuğunda da beklediği tepkiyi göremedi. sonunda kibriti alıp bitkiyi yakmayı düşündüğünde herşey değişti. bitki çılgınca galvanometrenin ibresini tavan yaptırdı. backster duruma inanamadı. "nasıl yani?" dedi kendi kendine. "bitki düşüncelerimi mi okudu?"
insanlık tarihinin önünde yeni bir dünya açılıyordu artık. deneyler deneyleri kovaladı. bitkilerin sadece düşünceleri okumakla kalmayıp, çevrelerindeki herşeyi hissettikleri de çıktı ortaya.kaynar suya atılan karideslerin ölümlerini, birinin eline iğne battığında duyduğu acıyı da hissediyordu bitkiler. hatta kilometrelerce ötede yaşanan sevinç ve üzüntüleride hissediyordu. korkudan baygınlık dahi geçiriyordu.
birgün şehir dışından gelen bir botanikçi içeri girdiinde büyün bitkiler sessizleşti. hiç birinden tepki gelmiyordu. sanki hepsi birden sessizliğe bürünmüştü. o botanikçi havaalanından uçağa binip gittikten 45 dakika sonra yeniden tepki vermeye başladılar. botanikçinin bitkileri kurutup ölçümler yaptığını öprendiğinde neden öyle tepki verdiklerini anlamış oldu backster.
bacster yeni bir deney tasarladı. 6 yardımcısına aynı gece aynı saatlerde yapmak üzere farklı görevler verdi. görevlerden biri gece yarısı gelip labaratuvardaki bitkilerden birini parçalamaktı. ertesi gün o gece bitkiyi parçalayan yardımcı içeri girdiğinde, bütün bitkiler çılgınlar gibi haykırmaya başladı. galvanometrelerin neden tavan yaptığını böylece daha iyi anlamış oldu backster.
bu deneyden sonra anlaşıldı ki bitkiler sadeece hissetmiyor, aynı zamanda hafızaları da var. ve amerika a bazı adli vakalarda bitkilerin şahitliğine başvurulmaya başlandı. bitkiler asla yanlış sonuç vermiyordu, çünkü yalan gibi birşeyin varlığından haberleri dahi yoktu. bu çalışmalar makale olarak yayınlanmaya başlayınca, dünyanın dört bir yanında bilim adamları konu üzerine çalışmalara başladılar. sonuçlar ise inanılmazdı.
koparılmış bir yaprak kendisine güzel sözler söylenmesi durumunda normal yapraktan aylarca daha uzun süre canlı kalabiliyordu.120 kilomete ileride ki bir acıyı, sevinci hissedebiliyor, insanların düşüncelerini okuyabiliyor, kötülük yapanları hafızasına kaydedebiliyor. aynı zamanda bu bilgileri diğer bitkiler ilede paylaşıyor, kendisine kötü davranılan bir bitki üzüntüsünden intihar dahi edebiliyor. yanındaki bitkinin susuz kalması durumdan kendi suyunu onunla paylaşıyor.
bitkiler, bütün canlılarla iletişim kurma konusunda bizim hayallerimizin ötesinde bir hassasiyete sahip. her biri doğanın bir parçası. belki birgün onları daha iyi anlama imkanımız olursa belki bize tarihin bütün yaşanmışlıklarını anlatabilirler.
--- alıntı ---
kaynak:bitkilerin gizli yaşamı-peter tompkins.
1966 yılında, amerika'nın tanınmış yalan makinası uzmanı cleve backster, güvenlik görevlilerine poligraf aygıtı'nı kullanımı eğitimini verdiği okulunda uykusuz bir gece geçirirken, sırf eğlence olsun diye yalan makinasının elektrotlarını kocaman yapraklı tropikal bir bitkinin üzerine yerleştirdi. yalan makinası çeşitli korku, sevinç, şaşkınlık gibi durumların elektriksel değişimlerini ölçtüğüne göre, belki bitki de sulandığında seviniyordur diye düşündü.
bitkiyi suladığındai dalvanometre zikzaklar aşağı doğru indi. oysa bacskter yukarı doğru bir hareket bekliyordu. bitkinin yaprağını sıcak kahveye soktuğunda da beklediği tepkiyi göremedi. sonunda kibriti alıp bitkiyi yakmayı düşündüğünde herşey değişti. bitki çılgınca galvanometrenin ibresini tavan yaptırdı. backster duruma inanamadı. "nasıl yani?" dedi kendi kendine. "bitki düşüncelerimi mi okudu?"
insanlık tarihinin önünde yeni bir dünya açılıyordu artık. deneyler deneyleri kovaladı. bitkilerin sadece düşünceleri okumakla kalmayıp, çevrelerindeki herşeyi hissettikleri de çıktı ortaya.kaynar suya atılan karideslerin ölümlerini, birinin eline iğne battığında duyduğu acıyı da hissediyordu bitkiler. hatta kilometrelerce ötede yaşanan sevinç ve üzüntüleride hissediyordu. korkudan baygınlık dahi geçiriyordu.
birgün şehir dışından gelen bir botanikçi içeri girdiinde büyün bitkiler sessizleşti. hiç birinden tepki gelmiyordu. sanki hepsi birden sessizliğe bürünmüştü. o botanikçi havaalanından uçağa binip gittikten 45 dakika sonra yeniden tepki vermeye başladılar. botanikçinin bitkileri kurutup ölçümler yaptığını öprendiğinde neden öyle tepki verdiklerini anlamış oldu backster.
bacster yeni bir deney tasarladı. 6 yardımcısına aynı gece aynı saatlerde yapmak üzere farklı görevler verdi. görevlerden biri gece yarısı gelip labaratuvardaki bitkilerden birini parçalamaktı. ertesi gün o gece bitkiyi parçalayan yardımcı içeri girdiğinde, bütün bitkiler çılgınlar gibi haykırmaya başladı. galvanometrelerin neden tavan yaptığını böylece daha iyi anlamış oldu backster.
bu deneyden sonra anlaşıldı ki bitkiler sadeece hissetmiyor, aynı zamanda hafızaları da var. ve amerika a bazı adli vakalarda bitkilerin şahitliğine başvurulmaya başlandı. bitkiler asla yanlış sonuç vermiyordu, çünkü yalan gibi birşeyin varlığından haberleri dahi yoktu. bu çalışmalar makale olarak yayınlanmaya başlayınca, dünyanın dört bir yanında bilim adamları konu üzerine çalışmalara başladılar. sonuçlar ise inanılmazdı.
koparılmış bir yaprak kendisine güzel sözler söylenmesi durumunda normal yapraktan aylarca daha uzun süre canlı kalabiliyordu.120 kilomete ileride ki bir acıyı, sevinci hissedebiliyor, insanların düşüncelerini okuyabiliyor, kötülük yapanları hafızasına kaydedebiliyor. aynı zamanda bu bilgileri diğer bitkiler ilede paylaşıyor, kendisine kötü davranılan bir bitki üzüntüsünden intihar dahi edebiliyor. yanındaki bitkinin susuz kalması durumdan kendi suyunu onunla paylaşıyor.
bitkiler, bütün canlılarla iletişim kurma konusunda bizim hayallerimizin ötesinde bir hassasiyete sahip. her biri doğanın bir parçası. belki birgün onları daha iyi anlama imkanımız olursa belki bize tarihin bütün yaşanmışlıklarını anlatabilirler.
--- alıntı ---
kaynak:bitkilerin gizli yaşamı-peter tompkins.
devamını gör...
tuhaf takıntılar
kişinin normalin dışında yaptığı şeylerdir. bendeki takıntı televizyonun ses düzeyini hep çift rakamlarda bırakmaktır. 10-12-14-.
devamını gör...
maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi
milletimizin bihaber olduğu, son derece mühim meseledir.
çevremizi gözlemlediğimizde, ağzı açlıktan kokan nicelerinin cep telefonlarıyla övündüklerini görürüz.
çevremizi gözlemlediğimizde, ağzı açlıktan kokan nicelerinin cep telefonlarıyla övündüklerini görürüz.
devamını gör...
bisiklet
eski adıyla 'velosipet'tir *
bu kelime de 'velocity'den gelmekte.
velocity ise 'hız' anlamında.
zaten hız vektörünün v'si de bu velocity'den gelir tam olarak.*
bu kelime de 'velocity'den gelmekte.
velocity ise 'hız' anlamında.
zaten hız vektörünün v'si de bu velocity'den gelir tam olarak.*
devamını gör...
normal sözlük’ün vasat olması
bir tayfa var insanlar kendi fikirlerini dile getirince hemen linç ediyorlar aslında dikkate alınması gereken başlıktır. çünkü her fikrin önemi vardır böyle platformlarda.
devamını gör...
eş cinsellik
iki kadının sevişmesini ağzından salyalar akıtarak izleyenlerin ya da araya üçüncü olmak isteyenlerin nefret saçtığı başlık. uzun uzun açıklama yapmaya gerek bile yok. kimin kimle seviştiğini bir kenara bırakınız. önemli olan sevmek eylemidir. bol bol seviniz ve sevişiniz *
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
tarih ziyadesi ile dikkatimi çekti. enteresan bir rastlantı olsa gerek ama bu tarih kızıl bülbüllerin sokaklara döküldüğü tarih. aynı tarihe denk gelen böyle bir görseli görmek şaşırtıcı oldu. tabi o tarihlerde bizim topraklarda yaşananlara pek vakıf değilim zira o sıralar almanya'da kızıl bülbüllerle şakıyordum. karl friedrich zörgiebel adlı görünüşte sosyal demokrat olan gizli faşistin 1 ay boyunca alman işçi sınıfına çektirdiği eziyetin bizzat tanığıyım. adamlar mevzuya öyle bir hazırlandılar ki, kendi yayın organları worwarts'de provokasyonun allah'ını yaptılar. 1 mayıs gelip çattığında ise, ben arkadaşlarla birlikte kızıl wedding taraflarındaydım. öylece sokakta yürürken, adını daha sonra öğreneceğimiz işçi max gemeinhardt'ın penceresini kapatmaya çalışırken polis kurşunu ile öldürülmesine tanık olduk. işin enteresan tarafı bu işçi spd'li idi ve kendi iktidarının yani faşizmin döl yatağı haline dönüşmüş sosyal demokrat partinin bir üyesiydi. komünist partinin işçiler arasındaki örgütlenme modeli sosyal demokratları rahatsız etmişti. kan kaybediyorlardı ve resmen komünistlerin üzerine yürüdüler. olaya farklı bir açıdan bakarsanız hitler belasını da dünyaya hediye eden aynı kafa yapısı ve aynı zihindir. sırf işçi hareketinin bayraktarlığını komünistlere kaptırmaya başladıkları için hitlere alan açtılar. hitler ve destekçilerini de komünistlerin üzerine saldılar. böylece hem kendi sonlarını hem de almanya'daki işçi sınıfının sonunu hazırladılar. katliamcı emniyet müdürü de bu arada, büyük federal üstün hizmetler madalyası aldı.
almanya'da böyle tarihi gelişmeler yaşanırken, isak, kiriloviç, koço, mehmet ve avni'nin afişleme yaptıkları için gözaltına alınıp, haber olmaları da manidar bir durum elbette. neyse bu beşli dua etsinler ki, türkiye'delermiş. almanya da olsalar katledilen 33 kişiden biri olabilir ve kaza kurşununa kurban gidebilirlerdi. 1 mayıs 1929 garip bir tarih olmuş cidden.
almanya'da böyle tarihi gelişmeler yaşanırken, isak, kiriloviç, koço, mehmet ve avni'nin afişleme yaptıkları için gözaltına alınıp, haber olmaları da manidar bir durum elbette. neyse bu beşli dua etsinler ki, türkiye'delermiş. almanya da olsalar katledilen 33 kişiden biri olabilir ve kaza kurşununa kurban gidebilirlerdi. 1 mayıs 1929 garip bir tarih olmuş cidden.
devamını gör...
eşini ve çocuğunu köye yollayan erkek mutluluğu
çalıştığım firmanın geneli erkek personel. yüzlerinden okunuyor mutlulukları. keza eşleri hakkında atıp tutan da çok. lütfen birlikte vakit geçirmekten keyif almadığınız insanlarla evlenmeyin.
devamını gör...
biri tanımını beğenince tanımını yeniden okumak
genelde peşinden 'yani güzel yazıyorum bence' dediğim olay. çok bilgili şeyler yazdığım söylenemez ama ben de kendimi bir şey sanıyorum işte.*
devamını gör...
unutulan internet fenomenleri
hakan hepcan.
devamını gör...
güne bir söz bırak
hayat, cinsel yolla bulaşan, ölümcül bir hastalıktır.
jacques dutronc
jacques dutronc
devamını gör...

