normal sözlük yazarlarından yarım kalmış öyküler
tıkanıklık
hikayenin başlangıcını bir kadınla birlikte yakalamanın anlamsızlığı içinde debelenen yazarın dramı kimseyi ilgilendirmiyordu aslında ama
kendi halinde bir kadın ve bir adamın öyküsünü anlatma derdindeki yazar masanın başına oturmuş gözleri dışarıda devam ediyordu işte yazmaya.
başının üzerindeki rafta duran heykellerden biri gülümsedi.
bu sahneye oldukça alışıktı heykel ve birazdan üzerine konacak sineği nasıl kovacağını bilmiyordu.
yazar evet masasının başında oturuyordu. elleri klavyenin üzerinde akıp giderken tasvir etmeye çalıştığı kadının görüntüsü birden zihninden kayboldu.
boşluk içerisinde adamı aradı ama onu da bulamadı.
tıkanıklık dedi ve masasından kalktı.
bu da ilk defa olmuyordu ve üzerindeki rafta duran heykelin üzerindeki sineği diğer heykel nefretle izledi. heykeller böyleydi. bazı insanlar gibi. dokunamadıkları güzelliklere dokunan başka varlıkları gördüklerinde nefret hissederlerdi.
yazar koridordan geçti, mutfağın lambasını yaktı ve bir kahve hazırlamaya başladı.
hala zihninde kadın ve erkek yoktu. e nasıl tasvir edecekti. nasıl bitirebilecekti hikayeyi. bir yazarın canlandırma ve hayal gücüne vurulan darbe nereden geliyordu.
siyah kahve içine atılan iki beyaz şeker eridi ve yazar masasına geri döndü.
çok özellikli bir masa değildi. siyaha boyanmış, üzerinde kimi yerlerde çatlaklar bulunan yüzeyde bilgisayarın klavyesi ve ekran haricinde pek bir şey yoktu.
eskiden olsa bir sürü kağıt olurdu. ama yazar kağıtları bırakmıştı uzun zaman önce.
belki de tıkanıklığın sebebi bu diye düşündü birden.
masanın sağ tarafındaki üç çekmeceden ikincisini açtı ve birkaç tane kağıt ile kurşun kalemini çıkardı.
seneler önce yaptığı bir alıştırma geldi aklına.
bilincinin akmasıyla kelimeler yazacaktı alt alta. ve içlerinden beş tanesini seçerek öyküsünden biraz uzaklaşarak yazmaya çalışacaktı.
saatini kurdu ve yazmaya başladı.
hikayenin başlangıcını bir kadınla birlikte yakalamanın anlamsızlığı içinde debelenen yazarın dramı kimseyi ilgilendirmiyordu aslında ama
kendi halinde bir kadın ve bir adamın öyküsünü anlatma derdindeki yazar masanın başına oturmuş gözleri dışarıda devam ediyordu işte yazmaya.
başının üzerindeki rafta duran heykellerden biri gülümsedi.
bu sahneye oldukça alışıktı heykel ve birazdan üzerine konacak sineği nasıl kovacağını bilmiyordu.
yazar evet masasının başında oturuyordu. elleri klavyenin üzerinde akıp giderken tasvir etmeye çalıştığı kadının görüntüsü birden zihninden kayboldu.
boşluk içerisinde adamı aradı ama onu da bulamadı.
tıkanıklık dedi ve masasından kalktı.
bu da ilk defa olmuyordu ve üzerindeki rafta duran heykelin üzerindeki sineği diğer heykel nefretle izledi. heykeller böyleydi. bazı insanlar gibi. dokunamadıkları güzelliklere dokunan başka varlıkları gördüklerinde nefret hissederlerdi.
yazar koridordan geçti, mutfağın lambasını yaktı ve bir kahve hazırlamaya başladı.
hala zihninde kadın ve erkek yoktu. e nasıl tasvir edecekti. nasıl bitirebilecekti hikayeyi. bir yazarın canlandırma ve hayal gücüne vurulan darbe nereden geliyordu.
siyah kahve içine atılan iki beyaz şeker eridi ve yazar masasına geri döndü.
çok özellikli bir masa değildi. siyaha boyanmış, üzerinde kimi yerlerde çatlaklar bulunan yüzeyde bilgisayarın klavyesi ve ekran haricinde pek bir şey yoktu.
eskiden olsa bir sürü kağıt olurdu. ama yazar kağıtları bırakmıştı uzun zaman önce.
belki de tıkanıklığın sebebi bu diye düşündü birden.
masanın sağ tarafındaki üç çekmeceden ikincisini açtı ve birkaç tane kağıt ile kurşun kalemini çıkardı.
seneler önce yaptığı bir alıştırma geldi aklına.
bilincinin akmasıyla kelimeler yazacaktı alt alta. ve içlerinden beş tanesini seçerek öyküsünden biraz uzaklaşarak yazmaya çalışacaktı.
saatini kurdu ve yazmaya başladı.
devamını gör...
cahilim demenin alternatif yolları
''devletimiz ne yapıyorsa bir bildiği vardır''
''bizim aklımız ona yetmez''
''bizim aklımız ona yetmez''
devamını gör...
bir insanın kendisine yapabileceği en büyük kötülük
kendini kandırmaktır. lütfen yapmayalım şunu.
devamını gör...
birinin tarikatçı olduğunu anlamanın yolları
uzun bir sakal, bol bir elbise ve büyükçe bir tesbih. birde etrafındaki herkes günahkarmış gibi bakıyorsa bilin ki o bir tarikat üyesidir.
devamını gör...
yaşama nedeni
mecbur bırakıldık ne nedeninden bahsediyorsunuz.
devamını gör...
kenan imirzalıoğlu
türkiye'nin en kaliteli dizilerinden bir olan 'ezel' dizisinde canlandırdığı 'ezel' karakteri ile aklıma kazınan oyuncudur.
devamını gör...
valorant
her yaştan, her milletten insanın mikrofondan anama bacıma sövebildiği, üç dört gün önce oynamaya başladığım riot games oyunudur.
neyseki arkadaşım bana sesli sohbetin kapatılabildiğini söyledi. ben de artık "küfür edecekseniz chat'e yazın, sesli sohbet kapalı yazıyorum *
valorant, karakter bazlı bir "first person shooter" tipi bilgisayar oyunudur. oyunda bir takımda karakterden yalnızca bir tane bulunabilir. 5v5 oynanır. her karakterin kendine has yetenekleri vardır. bunlar düşmanın tespiti, görüşünü engelleme, kaçma, kör etme, patlatma, tuzaklama vs. gibi değişik varyasyonlarda türetilmiştir.
karakterlerin isimleri şunlardır: astra, breach, brimstone, cypher, jett, killjoy, omen, phoenix, raze, reyna, sage, skye, sova, (bkz: viper) ve yoru.
tabi benim en sevdiğim üçlü: sage, raze ve brimstone'dur.
neyseki arkadaşım bana sesli sohbetin kapatılabildiğini söyledi. ben de artık "küfür edecekseniz chat'e yazın, sesli sohbet kapalı yazıyorum *
valorant, karakter bazlı bir "first person shooter" tipi bilgisayar oyunudur. oyunda bir takımda karakterden yalnızca bir tane bulunabilir. 5v5 oynanır. her karakterin kendine has yetenekleri vardır. bunlar düşmanın tespiti, görüşünü engelleme, kaçma, kör etme, patlatma, tuzaklama vs. gibi değişik varyasyonlarda türetilmiştir.
karakterlerin isimleri şunlardır: astra, breach, brimstone, cypher, jett, killjoy, omen, phoenix, raze, reyna, sage, skye, sova, (bkz: viper) ve yoru.
tabi benim en sevdiğim üçlü: sage, raze ve brimstone'dur.
devamını gör...
on sene sonraki kendinize not
ruhuma fatiha
devamını gör...
sevgi ile ilgili söylenmiş klişe ama doğru olan sözler
sevgi iyileştirir.
devamını gör...
1200 tl para verdiğim yurdun kahvaltısı

şaka gibi geliyor her gün bir şeyleri kısıyorlar şimdi de peyniri bir dilim veriyorlar eğer istersek ikşnci dilimi alabiliriz. biz neden böyleyiz anlamıyorum insan sirkelemek neden bu denli zevk veriyor verdiğim paranın bir kuruş hakkını alamıyorsam sen nasıl kalkıp da helal lokma yedim diyebiliyorsun anlamıyorum
devamını gör...
yazarların whatsapp durumları
just say 'everythings is ok' and keep going.
devamını gör...
chp'nin meclise 128 milyar nerede pankartı asması
muhalefet yapacaksanız böyle yapın. diyeceksiniz ki bu eylemlerle akp oy kaybetmez. belki sadece bir eylem ile değişmez ancak birlikte ses çıkarma gücü verir.
(bkz: https://tr.sputniknews.com/...)
(bkz: https://tr.sputniknews.com/...)
devamını gör...
mavi duvar
hepimizin çılgınlar gibi bağıra bağıra söylediği, haramiler şarkısıdır:
duvarları maviye boyadım, maviyi çok seversin
penceremde menekşeler dizili, sularken şarkı söylersin
gramofon da eski alaturka, hoşuna gider bilirim
duvarları maviye boyadım, maviyi çok seversin
penceremde menekşeler dizili, sularken şarkı söylersin
gramofon da eski alaturka, hoşuna gider bilirim
o yaz evinin içinde, denize nazır
sabaha kadar bekledim seni
birden dalgalar dedi ki, gelmeyeceksin
dalgalar dedi ki gelmeyeceksin
birden çıktım viraneden koşa koşa indim kumsala
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara
birden çıktım viraneden koşa koşa indim kumsala
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara *
duvarları maviye boyadım, maviyi çok seversin
penceremde menekşeler dizili, sularken şarkı söylersin
gramofon da eski alaturka, hoşuna gider bilirim
duvarları maviye boyadım, maviyi çok seversin
penceremde menekşeler dizili, sularken şarkı söylersin
gramofon da eski alaturka, hoşuna gider bilirim
o yaz evinin içinde, denize nazır
sabaha kadar bekledim seni
birden dalgalar dedi ki, gelmeyeceksin
dalgalar dedi ki gelmeyeceksin
birden çıktım viraneden koşa koşa indim kumsala
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara
birden çıktım viraneden koşa koşa indim kumsala
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara *
devamını gör...








