şaka maka normal sözlük'ün dünya sözlük'ü bitirmesi
umurumda olmayan hadise.
dünya sözlük ne bir kere, aşık attığımız bir platform değil.
ekşi sözlük de keza öyle.
niçindir bu sürekli bir yerlerle versusa sokma olayı anlamak mümkün değil.
kafa sözlük'ün kulvarı ve çizgisi oldukça farklı.
son olarak, yayına gireli 1 ay 1 hafta kadar oldu.
3.500 üzerinde aktif yazara ulaştık.
toplam 10 yazar çıkar mı özgürlüğüme engel olundu bu sözlükte diyebilecek? sanmıyorum.
rahat olun lütfen.
yazmanıza, eğlenmenize bakın.
eğer gerçekten bir özgürlük kısıtlaması var ise "kanıt" ile beraber konuşalım, havada kalmasın.
öbür türlü yanlış anlaşılabiliyor.
dünya sözlük ne bir kere, aşık attığımız bir platform değil.
ekşi sözlük de keza öyle.
niçindir bu sürekli bir yerlerle versusa sokma olayı anlamak mümkün değil.
kafa sözlük'ün kulvarı ve çizgisi oldukça farklı.
son olarak, yayına gireli 1 ay 1 hafta kadar oldu.
3.500 üzerinde aktif yazara ulaştık.
toplam 10 yazar çıkar mı özgürlüğüme engel olundu bu sözlükte diyebilecek? sanmıyorum.
rahat olun lütfen.
yazmanıza, eğlenmenize bakın.
eğer gerçekten bir özgürlük kısıtlaması var ise "kanıt" ile beraber konuşalım, havada kalmasın.
öbür türlü yanlış anlaşılabiliyor.
devamını gör...
eksantriklik
argoya "egzantirik egzantirik hareketler yapma la" şeklinde geçmiş kavram. bilimsel bir açıklaması olduğunu bilmiyordum. başlığı açan ve geleceğin bilim kadını olarak gördüğüm yazar arkadaşıma teşekkürü borç bilirim.
devamını gör...
trabzon
karadeniz'in fantastik bir şehridir. bu şehri çok seversiniz ancak enteresan olaylarla da her an karşılaşabilirsiniz.
devamını gör...
atma ziya
bir film olan neşeli günlerden sonra klişeleşmiş ve palavra atan abartan kişilere karşı söylenen sözdür.
devamını gör...
ekşi sözlük'ten gelen yazarlar
hoş gelmişler, sefa getirmişler diyeceğimiz yazarlardır. aradıkları en 'kafa' ortamı bulmuşlardır.
devamını gör...
jüpiter
güneş sistemi'nde büyüklük sıralamasına göre güneş'ten sonra gelen en büyük 2. cisim ve güneş'e uzaklık bakımından 5. sıradaki gezegen.
jüpiter, gaz devlerinden biridir. kütlesi, sistemde güneş dışındaki bilinen tüm cisimlerin (uydular, kuyruklu yıldızlar vs dahil) toplamından yaklaşık 2,5 kat daha büyüktür.
güneş etrafındaki 1 tam turunu dolanma süresi, dünya zamanı ile ifade edersek yaklaşık 12 yıldır. büyük kırmızı leke'si ile tanınır bu gezegen. bu leke yüzyıllardır (belki de daha uzun süredir) devam eden bir fırtına.

(görsel, nasa. gov'dan alıntıdır.)
gezegen üzerinde gördüğünüz o karman çorman güzel şekiller, bulut ve fırtınalardan kaynaklanıyor. bu nedenle değişken olabiliyorlar.
gezegenin atmosferi ağırlıklı olarak hidrojen ve helyumdan oluşur. buna ek olarak metan, amonyak ve başka birkaç gaz daha, az miktarda da olsa bulunur atmosferinde.
başıboş gök taşlarının çoğundan, dünya'yı koruyan bir gezegendir jüpiter.
(bkz: shoemaker - levy 9)
gezegenin bazı fiziksel özellikleri, iç yapısına ilişkin modellemeler yapabilmemizi mümkün kılıyor. buna göre modellemeler gösteriyor ki, jüpiter'in dünya boyutlarından biraz daha ufak bir iç çekirdeği olmalı. ancak bu kayalık çekirdeğin yoğunluğu, dünyanın kütlesinin yaklaşık 8 katı kadar olmalı. bu çekirdeğin etrafı da yarı akışkan bir tabakayla çevrilmiş olmalı.
atmosfer hakkındaki bilgilerimiz ise farklı elektromanyetik dalga bölgelerindeki gözlemler sayesinde elde edilebiliyor. yine bu gözlemler sayesinde, gezegenin güçlü bir manyetik alanı olduğunu da biliyoruz.
gezegenin tıpkı dünyamızdaki kutup ışıklarını oluşturan mekanizmaya benzer bir manyetik alan mekanizması var.

(görsel, businessinsider. com'dan alıntıdır.)
gezegenin 79 adet uydusu var. bunlardan 53 tanesi resmi olarak onaylandı. geri kalanların gerçek birer uydu olup olmadığı henüz teyit edilmedi.
hakkında söylenecek çok şey olan bir gezegen ama bir tanım için bu kadarı yeter de artar.
jüpiter, gaz devlerinden biridir. kütlesi, sistemde güneş dışındaki bilinen tüm cisimlerin (uydular, kuyruklu yıldızlar vs dahil) toplamından yaklaşık 2,5 kat daha büyüktür.
güneş etrafındaki 1 tam turunu dolanma süresi, dünya zamanı ile ifade edersek yaklaşık 12 yıldır. büyük kırmızı leke'si ile tanınır bu gezegen. bu leke yüzyıllardır (belki de daha uzun süredir) devam eden bir fırtına.
(görsel, nasa. gov'dan alıntıdır.)
gezegen üzerinde gördüğünüz o karman çorman güzel şekiller, bulut ve fırtınalardan kaynaklanıyor. bu nedenle değişken olabiliyorlar.
gezegenin atmosferi ağırlıklı olarak hidrojen ve helyumdan oluşur. buna ek olarak metan, amonyak ve başka birkaç gaz daha, az miktarda da olsa bulunur atmosferinde.
başıboş gök taşlarının çoğundan, dünya'yı koruyan bir gezegendir jüpiter.
(bkz: shoemaker - levy 9)
gezegenin bazı fiziksel özellikleri, iç yapısına ilişkin modellemeler yapabilmemizi mümkün kılıyor. buna göre modellemeler gösteriyor ki, jüpiter'in dünya boyutlarından biraz daha ufak bir iç çekirdeği olmalı. ancak bu kayalık çekirdeğin yoğunluğu, dünyanın kütlesinin yaklaşık 8 katı kadar olmalı. bu çekirdeğin etrafı da yarı akışkan bir tabakayla çevrilmiş olmalı.
atmosfer hakkındaki bilgilerimiz ise farklı elektromanyetik dalga bölgelerindeki gözlemler sayesinde elde edilebiliyor. yine bu gözlemler sayesinde, gezegenin güçlü bir manyetik alanı olduğunu da biliyoruz.
gezegenin tıpkı dünyamızdaki kutup ışıklarını oluşturan mekanizmaya benzer bir manyetik alan mekanizması var.
(görsel, businessinsider. com'dan alıntıdır.)
gezegenin 79 adet uydusu var. bunlardan 53 tanesi resmi olarak onaylandı. geri kalanların gerçek birer uydu olup olmadığı henüz teyit edilmedi.
hakkında söylenecek çok şey olan bir gezegen ama bir tanım için bu kadarı yeter de artar.
devamını gör...
sandviç metodu
feedback nedir?
2 veya daha çok kişinin, olayları yahut kişileri nasıl algıladığına dair görüş belirtmesine feedback denir. genelde işyerlerinde yönetimin veya çalışanların davranışlarını feedback yardımı ile düzeltmesi veya geliştirmesi amaçlanır.
mühim olan feedback ile hakaret arasında ki o ince çizgiyi tutturup, kırmadan eleştirebilmektir. lakin çoğumuz bunu başaramıyoruz. bu noktada da sandviç metodu devreye giriyor.
2 veya daha çok kişinin, olayları yahut kişileri nasıl algıladığına dair görüş belirtmesine feedback denir. genelde işyerlerinde yönetimin veya çalışanların davranışlarını feedback yardımı ile düzeltmesi veya geliştirmesi amaçlanır.
mühim olan feedback ile hakaret arasında ki o ince çizgiyi tutturup, kırmadan eleştirebilmektir. lakin çoğumuz bunu başaramıyoruz. bu noktada da sandviç metodu devreye giriyor.
devamını gör...
fotoğraf çektirirken poz verememek
genel anlamda bakılınca da en güzel fotoğraflarda da imzaları olur hep.
(bkz: fotoğrafçıların fotoğrafı olmaz)
(bkz: fotoğrafçıların fotoğrafı olmaz)
devamını gör...
klişe youtube yorumları
“tam da vakit geçirmek için eski videolarını izlerken yeni video bildirimi geldi kalp kalp”
devamını gör...
üniversitelilere 250 tl vermemiz gerek diyen akp'li vekil
aslında bu milletvekillerine asgari ücret vermemiz gerek.
devamını gör...
jehan barbur
''jehan istiklal barbur[1] (d. 12 nisan 1980; beyrut, lübnan), hristiyan arap asıllı türk[1][2][3] şarkıcı-şarkı yazarıdır. 2002'de profesyonel müzik hayatına başlamak için ankara'dan istanbul'a taşınan sanatçı, ilk olarak farklı gruplarda pop, caz türünden repertuvarlarla vokalist olarak yer aldı. bülent ortaçgil'in referansı ile[4] ada müzik adlı şirket ile anlaştı. 2009 yılında ilk stüdyo albümü uyan yayımlandı.[5] 2010 yılında ise ikinci albümü hayat ile müzik kariyerini devam ettirdi.[6] 2012'de sarı, 2014'te sizler hiç yokken, 2014'te "kendine zaman ver" single'ı, 2017'de evim neresi.[7] 2018'de "kuzgunu uçmak" maxi single'ı, 2019 'da "ürkerek söylerim" ve 2019 'da "iki keklik" single'ı yayımlandı. toplam 7 albüm, 2 single kaydetti.''
vikipedi
şarkıları muazzam. hele birsen tezer ile ikisini çok yakıştırdım.
birsen tezer&jehan barbur-delikanlı
vikipedi
şarkıları muazzam. hele birsen tezer ile ikisini çok yakıştırdım.
birsen tezer&jehan barbur-delikanlı
devamını gör...
kafa sözlük
kafa iznindeki bir yazarın profiline arama kutusunu kullanarak ulaşamama durumunu ortadan kaldırmış sözlüktür.
(bkz: kocaman alkış)
(bkz: kocaman alkış)
devamını gör...
eski sevgiliden öğrenilen bir şey
sabrımın sınırlarını öğrendim. çok genişmiş ya da genişledi o kısmı düşünmedim.
devamını gör...
bungee jumping
bir gün mutlaka yapmak istediğim adrenalin dolu aktivite. videosunu izlediğimde bile içim bir tuhaf oluyor ama yine de yapacağım.
devamını gör...
kitle psikolojisi
sigmund freud'un kamuran şipal çevirisi ile cem yayınevinden yayımlanan kitabı.
ben daha çok kitlelerin insanlar üzerindeki etkisi, kitle ile birey arasındaki bağlanma ve çözülme ile ilgili satırlar okumayı bekliyirdum. ben ve ben ideali ile obje arasındaki bağı ortaya koyan bir kitap olmuş.
le bon ve mc dougall'ın görüşlerine yer verip, kendi düşünceleri ile onların savlarını eleştiriyor.
yine de kısa orta ve uzun vadeli kitlelerden, yapay ve doğal kitlelerden bahsederek, bireyin bu kitlelerde kendini konumlandirdigi yerin ben idealine ulaşma isteği ile orantılı olduğunu söylüyor.
dili psikoloji okuması yapmaya alışkın insanlar için gayet kolay ama örneğin diye baslayan ve daha rahat öğrenmenizi sağlayacak örnekler pek bulunmuyor.
günümüzde kitle psikolojisi denilince yukarıdaki bazı tanimlarda da belirtildiği gibi halk denilen yığınları etkileme sanatı akıllara geliyor ancak kişinin yaşadığı hayatta kendisini diğerlerine karşı nasıl hissettiği de kitle psikolojisine dayanıyor.
bir kitleye ait olmanın ya da bir kitleyi yönetmenin hristiyanlıkdaki ya da ilk insandaki baba-oğul ilişkisine benzetilmesi ilginç bir konu. ben türkiye'de pek çok kitlenin özellikle şeyhine ya da cemaatine sıkı sıkıya bağlı olup,kendisi dışında tum cemaat ve şeyhleri neredeyse dinsizlikle suçlayacak kadar tutku ve bencillikle bağlı insanları bu ilişkiye benzettim. nasıl ki hristiyan inancı tanrı inancını hz. isa'dan sonra bozup teslis yani üçleme inancına dönüştürdu ve baba oğul kutsal ruh inancı ortaya çıkardı,bazı cemaat tarikat üyeleri de tarikat şeyh ve kendi benliği ile bu uclemeyi oluşturuyor ne yazık ki.
yine önder ya da önderliği üstlenmiş düşünce neredeyse olumsuz bir karakter de gösterebilir bazen; belli bir kişi ya da kuruma karşı duyulan kin ise birlestirici rol oynayarak olumlu duygusal bağlanmalara yol açabilir. bu durumda bir kitlenin kitle kimliğini elde edebilmesi için bir önderin gerçekten gerekip gerekmediğini ve benzeri başka bir çok soru sorulabilir. cümlesi bana siyasette iktidar partisine karşı olusan "bunlar gitsin de kim gelirse gelsin." diyerek kin ve nefret oluşturmuş kitleyi düşündürdü. haklı olup olmadıkları başka bir tartışma konusu,l burası yeri değil.
kitaptan bir kaç alıntı ile sonlandıralım.
günümüzde her birey bir çok kitlenin aynı zamanda bir parçasıdır. özdeşleşme sonucu çok yanli bir bağlamin içindedir. ben idealini pek değişik modellere göre kurmuştur. dolayısıyla her birey mensup olduğu ırk meslek dinsel cemaat ruhu, vatandaşlık ruhu vb gibi birden çok kitle ruhunda pay sahibidir. bunları aşarak ulaşacağı özgürlük ve özgünlük hiç de yüksekbir düzeye çıkamaz.
kitleyi etkileyecek kişinin elindeki nedenleri mantık süzgecinden geçirmesinin gereği yoktur. işi alabildigince güçlü imajlara dökmek,abartmaya kaçmak, sürekli aynı şeyi yinelemek amacına ulaşmasını sağlar.
ben daha çok kitlelerin insanlar üzerindeki etkisi, kitle ile birey arasındaki bağlanma ve çözülme ile ilgili satırlar okumayı bekliyirdum. ben ve ben ideali ile obje arasındaki bağı ortaya koyan bir kitap olmuş.
le bon ve mc dougall'ın görüşlerine yer verip, kendi düşünceleri ile onların savlarını eleştiriyor.
yine de kısa orta ve uzun vadeli kitlelerden, yapay ve doğal kitlelerden bahsederek, bireyin bu kitlelerde kendini konumlandirdigi yerin ben idealine ulaşma isteği ile orantılı olduğunu söylüyor.
dili psikoloji okuması yapmaya alışkın insanlar için gayet kolay ama örneğin diye baslayan ve daha rahat öğrenmenizi sağlayacak örnekler pek bulunmuyor.
günümüzde kitle psikolojisi denilince yukarıdaki bazı tanimlarda da belirtildiği gibi halk denilen yığınları etkileme sanatı akıllara geliyor ancak kişinin yaşadığı hayatta kendisini diğerlerine karşı nasıl hissettiği de kitle psikolojisine dayanıyor.
bir kitleye ait olmanın ya da bir kitleyi yönetmenin hristiyanlıkdaki ya da ilk insandaki baba-oğul ilişkisine benzetilmesi ilginç bir konu. ben türkiye'de pek çok kitlenin özellikle şeyhine ya da cemaatine sıkı sıkıya bağlı olup,kendisi dışında tum cemaat ve şeyhleri neredeyse dinsizlikle suçlayacak kadar tutku ve bencillikle bağlı insanları bu ilişkiye benzettim. nasıl ki hristiyan inancı tanrı inancını hz. isa'dan sonra bozup teslis yani üçleme inancına dönüştürdu ve baba oğul kutsal ruh inancı ortaya çıkardı,bazı cemaat tarikat üyeleri de tarikat şeyh ve kendi benliği ile bu uclemeyi oluşturuyor ne yazık ki.
yine önder ya da önderliği üstlenmiş düşünce neredeyse olumsuz bir karakter de gösterebilir bazen; belli bir kişi ya da kuruma karşı duyulan kin ise birlestirici rol oynayarak olumlu duygusal bağlanmalara yol açabilir. bu durumda bir kitlenin kitle kimliğini elde edebilmesi için bir önderin gerçekten gerekip gerekmediğini ve benzeri başka bir çok soru sorulabilir. cümlesi bana siyasette iktidar partisine karşı olusan "bunlar gitsin de kim gelirse gelsin." diyerek kin ve nefret oluşturmuş kitleyi düşündürdü. haklı olup olmadıkları başka bir tartışma konusu,l burası yeri değil.
kitaptan bir kaç alıntı ile sonlandıralım.
günümüzde her birey bir çok kitlenin aynı zamanda bir parçasıdır. özdeşleşme sonucu çok yanli bir bağlamin içindedir. ben idealini pek değişik modellere göre kurmuştur. dolayısıyla her birey mensup olduğu ırk meslek dinsel cemaat ruhu, vatandaşlık ruhu vb gibi birden çok kitle ruhunda pay sahibidir. bunları aşarak ulaşacağı özgürlük ve özgünlük hiç de yüksekbir düzeye çıkamaz.
kitleyi etkileyecek kişinin elindeki nedenleri mantık süzgecinden geçirmesinin gereği yoktur. işi alabildigince güçlü imajlara dökmek,abartmaya kaçmak, sürekli aynı şeyi yinelemek amacına ulaşmasını sağlar.
devamını gör...
ikinci dünya savaşı
almanların gücünün herkesin bildiği üzere hızlı zırhlı saldırılarıyla düşman hatlarını yarmak* olduğu, dünyanın en kanlı savaşı. almanların hesap edemediği şudur ki tek deparda dünyanın sonuna kadar koşulmaz. taarruz gücü bir yerde tükenecek. fallschirmjägerlerin ile girit'i iki haftada işgal edersin ama rusya ana deparlaya deparlaya bitmez. taarruz gücün tükendiğinde de karşında soğuğun ayazın bağrından kopup gelmiş sovyet ordusunu bulacaksın.
devamını gör...
17 şubat 2021 uludağ'da intihar eden doktor
psikolojik rahatsızlıkların ne kadar ciddi olduğunun bir kanıtı niteliğindedir. elbet ki özel ve kaldıramadığı bir derdi olabilir ama bunlarda kronikleşen psikolojik rahatsızlıkların zeminini oluşturan etkenler zaten. çok üzücü bir kayıp.
devamını gör...
tayber doğan
özel isteğini kırmayıp giriyorum bak nickaltını. hem anayasada "kadından troll olur" yazıyor. "tayber doğan'dan da bir b*k olmaz" diyor gjfkg.*
devamını gör...
karpuz kabuğundan gemiler yapmak
bir ahmet uluçay filmidir.

ülkemde iyi filmlerin değeri bilinmez pek. hele seyirci nezdinde hiç bilinmez. karpuz kabuğundan gemiler yapmak da böyle bir film. gişede başarı kazanamamış ama tüm zamanların en iyi türk filmleri arasında sayabileceğim bir filmdir. birçok ödülün de sahibi olan 2004 yapımı filmin senaryosunu canım ahmet uluçay yazmıştır.
bir köy yerinde sinema tutkusu ile yanıp tutuşan iki çocuğun hikayesidir anlatılan. onlarınki bir hayaldir. büyük bir hayal. kasaba hayatının tekdüzeliğine kafa tutan dev bir hayal.
ahmet uluçay’ın kendisi de tamamen kendi olanakları ile çoğunluğu amatör olan oyuncularla çekmiştir bu filmi. aslında ahmet abi de karpuz kabuğundan bir gemi yapmıştır bize.
hissetmeyen bilmez sinema tutkusunu. ama bu filmi izleyip de hissetmemek mümkün değildir. izlediğim en samimi filmlerden biridir. o kadar gerçek bir film.
ahmet uluçay bu dünyayı yalnız bırakıp gitmeden önce aklında bir başka film vardı. bozkırda deniz kabuğu. çekemedi o filmi. zamanı yetmedi ahmet uluçay’ın bu kadar güzel bir beynin onu ölüme götürmesi beni çok üzdü. hala da üzülürüm.
ama ben o filmi de izlemiş sayıyorum kendimi. ve ahmet uluçay’ı ayakta alkışlıyorum.

ülkemde iyi filmlerin değeri bilinmez pek. hele seyirci nezdinde hiç bilinmez. karpuz kabuğundan gemiler yapmak da böyle bir film. gişede başarı kazanamamış ama tüm zamanların en iyi türk filmleri arasında sayabileceğim bir filmdir. birçok ödülün de sahibi olan 2004 yapımı filmin senaryosunu canım ahmet uluçay yazmıştır.
bir köy yerinde sinema tutkusu ile yanıp tutuşan iki çocuğun hikayesidir anlatılan. onlarınki bir hayaldir. büyük bir hayal. kasaba hayatının tekdüzeliğine kafa tutan dev bir hayal.
ahmet uluçay’ın kendisi de tamamen kendi olanakları ile çoğunluğu amatör olan oyuncularla çekmiştir bu filmi. aslında ahmet abi de karpuz kabuğundan bir gemi yapmıştır bize.
hissetmeyen bilmez sinema tutkusunu. ama bu filmi izleyip de hissetmemek mümkün değildir. izlediğim en samimi filmlerden biridir. o kadar gerçek bir film.
ahmet uluçay bu dünyayı yalnız bırakıp gitmeden önce aklında bir başka film vardı. bozkırda deniz kabuğu. çekemedi o filmi. zamanı yetmedi ahmet uluçay’ın bu kadar güzel bir beynin onu ölüme götürmesi beni çok üzdü. hala da üzülürüm.
ama ben o filmi de izlemiş sayıyorum kendimi. ve ahmet uluçay’ı ayakta alkışlıyorum.
devamını gör...
