karınca
politikaya, spora ya da insanların kendini kaybettikleri diğer şeylere önem vermeyen canlılar.
devamını gör...
iç tutarlılık
ing: internal consistency.
araştırma yöntemleri'nde kullanılır. iç tutarlılığın iyi olması için araştırmacının testinde/anketinde aynı şeyi ölçen ve aynı amaca sahip en az iki soru sorması gerekir. eğer iki soruda da aynı sonucu alırsa, iç tutarlılık iyi demektir.
örneğin: ''korku filmi izlemek beni stresli bir hale sokar'' ve ''geçmişte korku filmi izlerken stresli olduğumu hissettim'' cümlelerine katılımcı aynı veya yakın cevabı verirse ve ''korku filmi izlemekten keyif alırım'' cümlesine tam tersi bir yanıt verirse, bu testin iç tutarlılığı iyi diyebiliriz.
araştırma yöntemleri'nde kullanılır. iç tutarlılığın iyi olması için araştırmacının testinde/anketinde aynı şeyi ölçen ve aynı amaca sahip en az iki soru sorması gerekir. eğer iki soruda da aynı sonucu alırsa, iç tutarlılık iyi demektir.
örneğin: ''korku filmi izlemek beni stresli bir hale sokar'' ve ''geçmişte korku filmi izlerken stresli olduğumu hissettim'' cümlelerine katılımcı aynı veya yakın cevabı verirse ve ''korku filmi izlemekten keyif alırım'' cümlesine tam tersi bir yanıt verirse, bu testin iç tutarlılığı iyi diyebiliriz.
devamını gör...
kitap satın alma hastalığı
dipsiz kuyudur. aldıkça daha çok alası gelir insanın.
devamını gör...
açıl susam açıl
kırk haramilerin mağarasının şifresi. beynelminel bir şöhrete sahip, hemen herkesin bildiği bir şifre. mağarayı tesadüfen bulan ali baba zenginliğe yükselmişti.
devamını gör...
intihar notu
insanın kendini öldürmeden önce dünyaya bıraktığı son mesajdır.
son çırpınıştır son vedadır.
son kez anlaşılmak istemesidir.
son çırpınıştır son vedadır.
son kez anlaşılmak istemesidir.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bu gün işten çıkarıldım. son zamanlarda motivasyonum çok düşmüştü evet ama en azından bir yıl daha çalışmam gerekiyordu orada. çok korkuyorum sözlük, kendi ayaklarımın üstünde durmaya çalışmayı becerememekten, her şeyin daha da kötü olacağından. sorumluluklarımın ve borçlarımın altında eziliyorum. kafam bomboş ama aynı zamanda çok da dolu. aslında kurtulduğum için derin bir oh çekmek istiyorum ama türkiye'de yaşadığımı hatırlıyorum sonra. emek sömürücüleri ve liyakatsiz iş ortamlarını biliyorum. bunlarla birlikte yeni bir iş bulsam bile muhtemelen daha kötü şartları olacak. bana biraz daha zaman lazım. ama çok yoruldum sözlük. çok zorlanıyorum.
devamını gör...
çernozyom toprakları
zonal topraklar başlığı altında, dünyanın en verimli toprağıdır ve coğrafi olarak dünyanın yarı nemli step bölgelerinde yağışın artış gösterdiği yüksek platolarda görülürler. üzerinde bulunan gür bitki örtüsünün düşük sıcaklığa bağlı olarak ayrışamaması sebebiyle humus bakımından zengin olan koyu renkli topraklardır veya kara topraklardır da diyebiliriz.
çernozyom topraklar çok yüksek oranda humus ve yüksek oranlarda fosforik asit,fosfor ve amonyak içerirler. bu sebeple oldukça verimlidirler ve üzerinde tarım yapılması oldukça uygundur.
orta kuşakta yarı nemli bölgelerde dağ çayırlarının altında görülürler. türkiye'de doğu anadolu'da özellikle de erzurum-kars platosunda sıkça çernozyom toprağa rastlanılmaktadır. dünyada ise bu topraklara;romanya, arjantin, kanada ve abd'de rastlanılmaktadır.
dünyada iki tane çernozyom kuşağı vardır.bunlardan ilki ukrayna'nın kuzeydoğusunda bulunan siyah toprak bölgesi, ikincisi ise sibirya'nın iç kısmına doğru rusya'nın güneyi ve kanada'nın batısında bulunan kanada çayırlıkları bölgesidir diyebiliriz.
bu toprak çeşidi küçük miktarlarda türkiye, polonya, hollanda, çin'in kuzeydoğusu gibi başka yerlerde de bulunabilmektedir.
ülkemizde erzurum-kars-ardahan platosunda kil ve bazalt üzerinde oluşmuştur. çernozyom toprak; kars, göle ve sarıkamış'ta yaygındır.
çernozyom topraklar çok yüksek oranda humus ve yüksek oranlarda fosforik asit,fosfor ve amonyak içerirler. bu sebeple oldukça verimlidirler ve üzerinde tarım yapılması oldukça uygundur.
orta kuşakta yarı nemli bölgelerde dağ çayırlarının altında görülürler. türkiye'de doğu anadolu'da özellikle de erzurum-kars platosunda sıkça çernozyom toprağa rastlanılmaktadır. dünyada ise bu topraklara;romanya, arjantin, kanada ve abd'de rastlanılmaktadır.
dünyada iki tane çernozyom kuşağı vardır.bunlardan ilki ukrayna'nın kuzeydoğusunda bulunan siyah toprak bölgesi, ikincisi ise sibirya'nın iç kısmına doğru rusya'nın güneyi ve kanada'nın batısında bulunan kanada çayırlıkları bölgesidir diyebiliriz.
bu toprak çeşidi küçük miktarlarda türkiye, polonya, hollanda, çin'in kuzeydoğusu gibi başka yerlerde de bulunabilmektedir.
ülkemizde erzurum-kars-ardahan platosunda kil ve bazalt üzerinde oluşmuştur. çernozyom toprak; kars, göle ve sarıkamış'ta yaygındır.
devamını gör...
sözlükteki kan aranıyor duyuruları
acil şifalar diliyorum. umarım bir an önce bulunur.
devamını gör...
nizam
arapça kökenli, “kural, düzen vb.” anlamlara gelen kelimedir.
devamını gör...
osmanlıca
osmanlıca diye bir dil vardır ve türkçeden farklı bir dildir. osmanlı türkçesi ifadesini de doğru bulmuyorum çünkü böyle adlandırınca sanki osmanlı döneminde konuşulan türkçeymiş gibi bir intiba oluşuyor. fakat gerçekte bugün konuştuğumuz türkçe ile osmanlıca farklı dillerdir. anadolu'ya geldiğimiz ilk günden beri pek değişmemiştir halkın konuştuğu türkçe. yani kabaca en az 900 yıldır aynı dili konuşuyoruz. çeşitli yüzyıllarda yaşamış yunus emre, pir sultan abdal, köroğlu, karacaoğlan gibi ozanların eserlerine bakıldığında günümüzde konuştuğumuz türkçeden pek bir farkı yoktur, rahatlıkla anlaşılır.
birkaç örnek inceleyelim. 13. asır yunus emre divanı:
bu dünya kimseye kalmaz, anadur ölümün zinhar
kaçan kimse gider gelmez, anadur ölümün zinhar
gelen geçer, konan göçer, nasip oldukça yer içer
ecel ömre kefen biçer, anadur ölümün zinhar
üstüne çün çöker dağlar, ecel gelir dilin bağlar
kalır bu bahçeler bağlar, anadur ölümün zinhar
kefen donun ola toprak, bitiser üstünde yaprak
dola gözlerine toprak, anadur ölümün zinhar
nice cem'ettin ise mal, alır varislerin filhal
sinde sen çekersin vebal, anadur ölümün zinhar
16. yy pir sultan abdal
şu benim sevdiğim başta oturur
bir güzelin derdi beni bitirir
bu ayrılık bize ölüm getirir
geçti dost kervanı eyleme beni
pir sultan abdal'ım kalkın aşalım
aşıp yüce dağı engin düşelim
çok nimetin yedik helallaşalım
geçti dost kervanı eyleme beni
16. yüzyılda macaristan'da hristiyanlar için türkçe konuşma kılavuzu şeklinde hazırlanmış olan de turcarum moribus'a bakalım şimdi. eser latin harfleriyle yazıldığı için direkt orijinalini vereceğim.


türkçesi: handa (nereye) gidersin bre gavur? istanbul'a giderim sultanum. ne işin var bu memlekette? bezirganlık (tüccarlık) ederim efendi, maslahatım (işim) var anadolu'da.

çok rahat okunduğunu, türkçe karakterler hariç bugünkü türkçe yazıma çok benzediğini ve çok da rahat anlaşıldığını farketmişsinizdir. işte köylünün, sipahinin, tüccarın hatta padişahın günlük kullandığı türkçe bu idi.
mesela 17. yüzyıl kösem sultan'ın kendi el yazısı ile bizzat veziriazam'a yazdığı gayrıresmi yazışma:
paşaya selamdan sonra i'lam olunur ki donanma-yi hümayun için saadetlü arslanıma bu hafta pencşenbe günü çıkarız demişsin, imdü şöyle çalışasın ki sözünüz sahih çıksun zira padişahlar huzurunda hilaf söylemek hatadır. ziyadesiyle dikkat edüp sözünüz doğru çıkub pencşenbe günü çıkarmasına ikdam idesiz, nice düşmanların gözü kör olsun.
gördüğünüz gibi türkçe aynı türkçe. şimdi gelin bir de osmanlıca dediğimiz metinlere bakalım. divan şiirinin en önemli isimlerinden nefi'ye bakalım mesela:
bir dolu nûş et, şarab-ı nab gelsün çeşmine
mest olursan nâza başla hab gelsün çeşmine.
gamzene pür-tâb iken takat getirmez âftâb
bade aklı var ise bitâb gelsün çeşmine.
hüsnünü bilmek dilersen bir nefes mir'ata bak
attabın pertevi, mehtâb gelsün çeşmine
aşık isen ağlamakla bitmez iş, bir çare gör
sen gerek yaş dök, gerek hûnâb gelsün çeşmine
rind isen nef'î, humâr-ı badeden açma gözün
âlemin hâli, hayal ü hâb gelsün çeşmine
gelin bir de resmi metinlere bakalım. 1795 yılından rastgele bir ferman:
kıdvetü’n-nüvvabi’l-müteşerri’în satılmış kazası’nda naibü’ş-şer’ olan mevlana-zide ilmehu-tevkî-i refî-i hümayun vâsıl oldukta malum ola ki: kazâ-i mezbûra tâbi “kara hamza” nam karyede ve karyeye karib yerde cami’-i şerif olmayub mesafe-i baîde olmağla eyyâm-ı şitâda külli ‘usret çekilüb müslümanlar sevab-ı cumadan mahrum olmalarıyla ashab-ı hayrattan işbu dârende-i ferman-ı hümayun “es-seyyid mehmed emin bin derviş mehmed” nam sahibü’l-hayr kendi atyab-ı malıyla, karye-i mezkûra müceddeden cami-i şerif bina ve minber vaz’ etmek için izn-i hümayun ricasına istid’ay-ı inayet etmekle izn-i hümayunum irtica kılub buyurdum ki: hükm-i şerif-i vacibü’l-ittibâımla vardıkda göresin, karye-i mezkurda mevzi-i mezbur arazi-i miriye ve kimesnenin mülkü olmayub eimme-i hanefiyye-rıdvanullahi teala aleyhim ecmainin-tecviz eyledikleri yerde ise, kendi atyab-ı malıyla karye-i mezkura müceddeden cami-i şerif bina ve minber vaz’ edüb berat-ı şerifimle hatib nasb ve tayin olundukdan sonra ikamet-i salat-ı cuma ve ıydeyn olub devam-ı ömr ü devletiçün duaya müdavemet…şöyle bilüb alamet-i şerife itimad kılasız tahriren evail-i cemaziye’l-evvel sene aşer ve mi’eteyn ve elf be-makam-ı kostantiniyye el-mahrusa
ne kadarını anladınız? aynı sizin gibi dönemin köylüsünden tut sipahisi bile bu metinleri anlayamazdı. bunları ancak enderun'dan çıkmış osmanlı bürokratları, islami tahsil almış medrese mezunları ya da özel tahsil almış varlıklı kimseler anlayabilirdi. niye böyle bir dil ortaya çıktığı aslında anlaşılabilir. mısır medeniyetinden tutun, antik çin'e, yunanistan'a, roma'ya kadar her yerde saray ve çevresinde böyle ağdalı bir dil oluşur. yönetenler, yönetilenler tarafından anlaşılmak istemez. çünkü bu hem bürokrasinin maddi değerini artırır (herkesin yapabileceği bir iş değil), hem de olayı daha gizemli kılar.
sonuç olarak osmanlıca diye bir dil vardır. bu dil türki dil ailesine mensuptur fakat anadolu türkçesi değildir, yapay bir dildir. bugünkü türkçenin öncülü falan değildir. resmi işler ve saray çevresinde gelişen edebiyat dışında da kullanılmamıştır.
birkaç örnek inceleyelim. 13. asır yunus emre divanı:
bu dünya kimseye kalmaz, anadur ölümün zinhar
kaçan kimse gider gelmez, anadur ölümün zinhar
gelen geçer, konan göçer, nasip oldukça yer içer
ecel ömre kefen biçer, anadur ölümün zinhar
üstüne çün çöker dağlar, ecel gelir dilin bağlar
kalır bu bahçeler bağlar, anadur ölümün zinhar
kefen donun ola toprak, bitiser üstünde yaprak
dola gözlerine toprak, anadur ölümün zinhar
nice cem'ettin ise mal, alır varislerin filhal
sinde sen çekersin vebal, anadur ölümün zinhar
16. yy pir sultan abdal
şu benim sevdiğim başta oturur
bir güzelin derdi beni bitirir
bu ayrılık bize ölüm getirir
geçti dost kervanı eyleme beni
pir sultan abdal'ım kalkın aşalım
aşıp yüce dağı engin düşelim
çok nimetin yedik helallaşalım
geçti dost kervanı eyleme beni
16. yüzyılda macaristan'da hristiyanlar için türkçe konuşma kılavuzu şeklinde hazırlanmış olan de turcarum moribus'a bakalım şimdi. eser latin harfleriyle yazıldığı için direkt orijinalini vereceğim.


türkçesi: handa (nereye) gidersin bre gavur? istanbul'a giderim sultanum. ne işin var bu memlekette? bezirganlık (tüccarlık) ederim efendi, maslahatım (işim) var anadolu'da.

çok rahat okunduğunu, türkçe karakterler hariç bugünkü türkçe yazıma çok benzediğini ve çok da rahat anlaşıldığını farketmişsinizdir. işte köylünün, sipahinin, tüccarın hatta padişahın günlük kullandığı türkçe bu idi.
mesela 17. yüzyıl kösem sultan'ın kendi el yazısı ile bizzat veziriazam'a yazdığı gayrıresmi yazışma:
paşaya selamdan sonra i'lam olunur ki donanma-yi hümayun için saadetlü arslanıma bu hafta pencşenbe günü çıkarız demişsin, imdü şöyle çalışasın ki sözünüz sahih çıksun zira padişahlar huzurunda hilaf söylemek hatadır. ziyadesiyle dikkat edüp sözünüz doğru çıkub pencşenbe günü çıkarmasına ikdam idesiz, nice düşmanların gözü kör olsun.
gördüğünüz gibi türkçe aynı türkçe. şimdi gelin bir de osmanlıca dediğimiz metinlere bakalım. divan şiirinin en önemli isimlerinden nefi'ye bakalım mesela:
bir dolu nûş et, şarab-ı nab gelsün çeşmine
mest olursan nâza başla hab gelsün çeşmine.
gamzene pür-tâb iken takat getirmez âftâb
bade aklı var ise bitâb gelsün çeşmine.
hüsnünü bilmek dilersen bir nefes mir'ata bak
attabın pertevi, mehtâb gelsün çeşmine
aşık isen ağlamakla bitmez iş, bir çare gör
sen gerek yaş dök, gerek hûnâb gelsün çeşmine
rind isen nef'î, humâr-ı badeden açma gözün
âlemin hâli, hayal ü hâb gelsün çeşmine
gelin bir de resmi metinlere bakalım. 1795 yılından rastgele bir ferman:
kıdvetü’n-nüvvabi’l-müteşerri’în satılmış kazası’nda naibü’ş-şer’ olan mevlana-zide ilmehu-tevkî-i refî-i hümayun vâsıl oldukta malum ola ki: kazâ-i mezbûra tâbi “kara hamza” nam karyede ve karyeye karib yerde cami’-i şerif olmayub mesafe-i baîde olmağla eyyâm-ı şitâda külli ‘usret çekilüb müslümanlar sevab-ı cumadan mahrum olmalarıyla ashab-ı hayrattan işbu dârende-i ferman-ı hümayun “es-seyyid mehmed emin bin derviş mehmed” nam sahibü’l-hayr kendi atyab-ı malıyla, karye-i mezkûra müceddeden cami-i şerif bina ve minber vaz’ etmek için izn-i hümayun ricasına istid’ay-ı inayet etmekle izn-i hümayunum irtica kılub buyurdum ki: hükm-i şerif-i vacibü’l-ittibâımla vardıkda göresin, karye-i mezkurda mevzi-i mezbur arazi-i miriye ve kimesnenin mülkü olmayub eimme-i hanefiyye-rıdvanullahi teala aleyhim ecmainin-tecviz eyledikleri yerde ise, kendi atyab-ı malıyla karye-i mezkura müceddeden cami-i şerif bina ve minber vaz’ edüb berat-ı şerifimle hatib nasb ve tayin olundukdan sonra ikamet-i salat-ı cuma ve ıydeyn olub devam-ı ömr ü devletiçün duaya müdavemet…şöyle bilüb alamet-i şerife itimad kılasız tahriren evail-i cemaziye’l-evvel sene aşer ve mi’eteyn ve elf be-makam-ı kostantiniyye el-mahrusa
ne kadarını anladınız? aynı sizin gibi dönemin köylüsünden tut sipahisi bile bu metinleri anlayamazdı. bunları ancak enderun'dan çıkmış osmanlı bürokratları, islami tahsil almış medrese mezunları ya da özel tahsil almış varlıklı kimseler anlayabilirdi. niye böyle bir dil ortaya çıktığı aslında anlaşılabilir. mısır medeniyetinden tutun, antik çin'e, yunanistan'a, roma'ya kadar her yerde saray ve çevresinde böyle ağdalı bir dil oluşur. yönetenler, yönetilenler tarafından anlaşılmak istemez. çünkü bu hem bürokrasinin maddi değerini artırır (herkesin yapabileceği bir iş değil), hem de olayı daha gizemli kılar.
sonuç olarak osmanlıca diye bir dil vardır. bu dil türki dil ailesine mensuptur fakat anadolu türkçesi değildir, yapay bir dildir. bugünkü türkçenin öncülü falan değildir. resmi işler ve saray çevresinde gelişen edebiyat dışında da kullanılmamıştır.
devamını gör...
geceye az bilinen bir şarkı bırak
az mı bilinmektedir, çok mu bilinmektedir, bu konuda emin olamadım. yine de paylaşmış olayım.
altmışa yeten yılkımın
alası nerede kongurey
altı koşumlu ulusumun
ağılı nerede kongurey
yetmişe yeten yılkımın
yelesi nerede, kongurey
yedi devletli ulusumun
yeri nerede kongurey?
seksene yeten yılkımın
sekizi nerede kongurey?
sekiz devletli ulusumun
bilgeleri nerede kongurey?
doksana yeten yılkımın
dokuzu nerede kongurey?
dokuz sancaklı ulusumun
tozu nerede, kongurey, kongurey...
ekleme: ötüken dağının eteklerinde varolan ancak zamanla kaybolan koŋgurej şehrine ve geçmişine ağıttır.
altmışa yeten yılkımın
alası nerede kongurey
altı koşumlu ulusumun
ağılı nerede kongurey
yetmişe yeten yılkımın
yelesi nerede, kongurey
yedi devletli ulusumun
yeri nerede kongurey?
seksene yeten yılkımın
sekizi nerede kongurey?
sekiz devletli ulusumun
bilgeleri nerede kongurey?
doksana yeten yılkımın
dokuzu nerede kongurey?
dokuz sancaklı ulusumun
tozu nerede, kongurey, kongurey...
ekleme: ötüken dağının eteklerinde varolan ancak zamanla kaybolan koŋgurej şehrine ve geçmişine ağıttır.
devamını gör...
evde hayat kalitesini arttıran eşyalar
bi şeyler okumak ya da kafa dinlemek için kullanılan herhangi bi bölüm, bi köşe.
devamını gör...
ölmeden önce yapılacaklar listesi
bucket list de denir. günlük yaşamımızın telaşından zartından zortundan hazırlama fırsatım olmadı daha önce. iyi düşürdünüz aklıma sözlük, teşekkürler.
devamını gör...
23 aralık 2020 can dündar'a 27 yıl hapis cezası verilmesi
türkiye cumhuriyetinin bir terör örgütüne petrol karşılığında silah sattığını kanıtlayan gazeteciye verilen ceza. dış politikanı şeriatçılara emanet edersen olacağı budur zaten.
ekleme: türkiye'nin terör örgütüne destek vermesini savunan arkadaşlar, aynı silahlarla musul'da bulunan konsolosluğumuzun basıldığını, fırat kalkanı harekatında askerlerimize karşı kullanıldığını, 22 aralık 2016 ışid'in 2 askerimizi şehit etmesi gibi olaylarda kullanıldığını bilmiyorlar galiba.
ekleme: türkiye'nin terör örgütüne destek vermesini savunan arkadaşlar, aynı silahlarla musul'da bulunan konsolosluğumuzun basıldığını, fırat kalkanı harekatında askerlerimize karşı kullanıldığını, 22 aralık 2016 ışid'in 2 askerimizi şehit etmesi gibi olaylarda kullanıldığını bilmiyorlar galiba.
devamını gör...
türkiye'nin ilk vegan kasabı
besmele çekip kereviz mi kesecek şimdi bu adam? kurban bayramında pırasa mı kovalayacak? etsiz bir dünya düşünemiyorum ben. dokunmayın etime. dokunmayın kıymama. ben yaşar usta çeker kendi koyunumu kendim keserim ve bir daha sebze kullanmam.
devamını gör...
mutluluk
sürekli öylemişim gibi rol yaptığım durum. sanki mutsuz olursam yenik düşeceğim. oysa mutsuzum, sahiden yeniğim. değersizlikti yaşadığım, hani 'gözümün içine baka baka' derler ya öyle işte...
bu gece anladım ki kırgınlık da benim üzüntü de; lakin mutlu değilim. aslında çok değer verip beni kırmasına izin verdim. işin gerçeği buna pişman da değilim. ıyi ki yaşadım olduğum gibiydim dosta kıymet verdim.
yıllar içerisinde unutmuşum dünya nasil bir yer. artık anlaşılıyor ki çünkü küçücük kozamda dünyadan bihaberim. dünya böyle bir yer. dünya annem gibi, dünya babam gibi...
yani günün birinde evime gidince yine yalnız kalacağım. nerede olursam olayım bu benimle gelecek. bu hayat dersini aldığım için minnettarım. kalbini kırmıştım özür de dilemiştim gerçi pişmandım da ama diyet ödemem gerekiyormuş ki o diyeti ödedim.
ey mutluluk! sen olamadığım, sadece mış gibi olduğumsun.
iyi ki vardın, ben kim senin bildiklerini bilmek kim?
bu gece anladım ki kırgınlık da benim üzüntü de; lakin mutlu değilim. aslında çok değer verip beni kırmasına izin verdim. işin gerçeği buna pişman da değilim. ıyi ki yaşadım olduğum gibiydim dosta kıymet verdim.
yıllar içerisinde unutmuşum dünya nasil bir yer. artık anlaşılıyor ki çünkü küçücük kozamda dünyadan bihaberim. dünya böyle bir yer. dünya annem gibi, dünya babam gibi...
yani günün birinde evime gidince yine yalnız kalacağım. nerede olursam olayım bu benimle gelecek. bu hayat dersini aldığım için minnettarım. kalbini kırmıştım özür de dilemiştim gerçi pişmandım da ama diyet ödemem gerekiyormuş ki o diyeti ödedim.
ey mutluluk! sen olamadığım, sadece mış gibi olduğumsun.
iyi ki vardın, ben kim senin bildiklerini bilmek kim?
devamını gör...



