malum coğrafya kaderdir haliyle artık günümüzde mahremiyet egitimi her zamankinden daha fazla gerekli hatta zorunlu olmuştur. peki bunu ne zaman nasıl çocuklarımıza öğretmek gerekir?*

yoldan geçen her 4 insandan 1'inin bildiği gibi kişilik temel taşları 0-6 yaş arasında oluşur.* haliyle mahremiyet eğitimini sonraki yaşlarda ögretcem demeyin herşeyin bir zamanı var. mesela tuvalet eğitimi 10 yaşında başlar mı başlamaz heh sus şimdi.

nedir la bu mahremiyet*.mahremiyetten kasıt kişinin özel bolgesinin,özel alanının korunması *,başkasının da bu özel alanlarının farkında olması, onlar ile kendi arasında set çekebilmesi ve böylece çocuğun hayır diyebilme beceresi kazanmasıdır. *
iyi de epsilon nasıl öğretcez? kaç yaşında öğretcez?*bak kardeşim mahmuda * anlatır gibi anlatıyom dinle:

2 yaşında hafif hafif başlayacak bu egitim. kim yapacak tabi ki ilk tercih anne. korkutmadan,ürkütmeden, endişelendirmeden çocuğuna gizli kalması gereken yerleri tanımlayacaksın bunlar:dudak,göğüs,kalça,bacak arası. anlatacaksın oturup karşına bak delikanlı ya da genç hanım diye degil, gün içerisinde tuvalet egitiminde vs. yeri geldikce degineceksin.

çocuklara,anne baba ya da ebeveynleri yanında olduğu müddetçe bu mahremiyet alanlarını doktora gosterebilcegini onun dışında kimseye göstermemesi,dokundurmamasi gerektiği anlatılmalıdır.

yabancı bireyle asla odada yalnız kalmamalıdır.

egitim verirken ayıp,günah, yasak haram gibi ifadeler yerine "mahrem" sözcüğünü kullanılması onun bu eğitimi sindiremesinde ve duygusal gelişiminde iyi olur.

şimdi diyeceksiniz çocuğu ben yaptım ben rahat rahat dokunurum. yok öyle dünya. o bir birey ve ne kadar çocuğunuz da olsa onun bedeninde dokunma hakkı rızası alınarak ve dokunma nedeni açıklanarak yapılabilir. aksi durumda eğitim yarım olur. ne demişler ayinesi iştir kişinin lafına bakılmaz .haliyle ilk siz örnek olacaksınız. aslında bu hayır diyebilme becerisinin de kazanılmasını sağlar. *

söylememe gerek yok ama bazen karşılaşıyorum özel bölgelere el kol şakası yapılmamalıdır sözle bile saka yapmayın. titiz olun bu konuda.

wc eğitimi verilirken bu 18 aylıkken baslar. başkaların önünde tuvalet yapmaması, wc de yalnız olunması gerektiği anlatılmalıdır. mesela, kıyafet değişeceği zaman ortamda insanların içinde değil de başka odaya alınıp orada değişimi yapılması son dere önemlidir. baska durum mesela, annesi olsaniz bile genital bolgelere odaklanmadan kıyafet degisimi yapmak, banyo yaptırmak da son derece bu eğitim için önemlidir. unutmayın, yok teyze imiş yok dayı imis yok abisi imiş diyip ulu orta çocuğun üstünü değiştirmeyin ayar etmeyin adamı. yanlış yaparsınız.

sona doğru geliyoz*. çocuğunuz sizle iletişimi sağlıklı olsun. olasi bir mahremiyet ihlaline size bunu bildirebilsin ya da o an icersinde bu ihlali bagirarak,kacarak, yardim isteyerek belirte bilsin.hatta sadece ihlal durumu değil ihlal ihtimalinde bile size bu durumu bildirebilsin ve cocuga "yok ya yapmaz o" gibisinden karşılık vermekten ziyade takipçisi olacağınızı belirten ifadelerle karşılık verin.

sonuç olarak; siz örnek olun ki o da doğrusunu öğrensin hayatında uygulasın.
devamını gör...

kimi zaman stres, depresyon ve b12 eksikliğinin neden olduğu durum.

(bkz: şahsiyet (dizi))sinden bu konuya dair iki güzel replik:

sen zannediyor musun ki bir tek alzheimer olan sensin? herkes hasta, hepsi hasta. yarın bugün bir milli maç olur, herkes her şeyi unutur. bu millet neleri unuttu, seni mi unutmayacak, sen kimsin ki, alt tarafı bir katil, alt tarafı bir cinayet haberi. söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı

+hem ne demiş şair. hayat hatıradır, unutursan ölürsün.
-ne güzel söylemiş. kim bu?
+unuttum.
devamını gör...

“şairler şiirler yazıyor. ressamlar resimler yapıyor ve biz ozanlar türküler söylüyoruz. peki, bütün bunları niçin yapıyoruz? dünya alışkanlıktan değil de, sevgi ve mutluluktan dönsün diye.”
demişti hasret gültekin... 1971 doğumluydu. o günlerde insanlara tekrar türküleri sevdiren, insanlara tekrar türkü söyleten insandı. televizyona "şelpe"yi ilk taşıyan adamdır... yaşasaydı çok büyük bir müzisyen olacaktı eminim. yaşasaydı çok büyük bir ozan olacaktı... yaşasaydı,bugün 50 yaşında olacaktı... maalesef şimdi o benim, benden 19 yaş küçük kardeşim...

"bu kekre dünyada yazık, geçit yok aşka,
birşey yok paylaşılacak, acıdan başka...”

“sen gel, bu oyunun kuralını değiştir,
mutsuzluk ceza değil ehven bir iştir..."

yukardaki sözleri yazan kalbi kül ettiler... 1941 doğumluydu metin altıok... felsefe öğretmeni, şair, hatta ressamdı... babasının ölümünden sonra ölümü takıntı haline getirmiş, ölüm üzerine sürekli farklı metodlar kurgulamıştır şiirlerinde... yatağında ölecek bir insan değildi asla, öyle de oldu.. yangından yaralı kurtuldu fakat hastanede 8-9 temmuz'du yanılmıyorsam komadan çıkamadı... çıksaydı yangınları da anlatırdı bize, hoş çıksaydı ayrı bir ölüm daha olurdu muhakkak... çektiği acıları her satırda bize de yaşatırdı eminim...

"kalem yazmaya başlayınca, gönlün gözü açıldı..." demişti saki çimen'in dedesi, mazlum çimen'in babası nesimi çimen... dünyanın en önemli müzikhollerinde sahne almıştır, memlekette ise ha bire gözaltı ve işkenceye alınmıştır... yazmakla anlatmakla bitmeyecek bu insanın hayat öyküsünü muhakkak okuyun.

"akarsu ateşim yanar tüterse, aşkın gülü yüreğimde biterse, ayırsın feleğin gücü yeterse, ayrılamam ben o gül yüzlü yardan..."
demişti muhlis akarsu... sözünün eri adam, sözünün arkasında durur ya... işte tam da öyle oldu... ikisi de 45 yaşındaydı... ayıramadı felek onları, gücü yetmedi feleğin... eşi muhibe akarsu ile beraber kucakladılar oradaki cehennem ateşini...

şimdi, memleket yangın yeri diye şaşırmamak gerek… çünkü bu zihniyet ilk sivas’ı ateşe vermişti.. bu saydıklarım da o ateşte can veren canlar içinden sadece birkaçı… o yüzdendir ki, unutmamalıyız… unutanlara hatırlatmalıyız… yeni muaviyeler’in karşısında yeni ali’ler, yezidlerin karşısında hüseyin’ler gibi durmalıyız…
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

çok şirin ve komik gözüküyor.
devamını gör...

eskiden hoşlandığım yazar...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hayatta, anlaşılmak üzere yaşadığımızı farkettiğimiz andır.

beni anlasınlar artık diye söylendiğimiz sessiz çığlıkların anlamı çok derinlerde gizli halbuki. belki yalnız kalmak istememek, belki sevilmeye ihtiyaç duymak, belki de onaylanmaya duyulan özlem. halbuki farkına varıldığında ne kadar da aciz ve berbat bir his. insan denilen karmaşık yapının anlaşılabilmesi mümkün mü gerçekten?
devamını gör...

balkan göçmenlerine ırkçılık yapan şahsın açtığı başlık.
devamını gör...

birden çok yüreği öpen kalbin bana tükürürmüş ben yağmur sandım ya
emir can iğrek - beyaz skandal.
devamını gör...

ingiltere -zanzibar arasında ilk yarısı sıfır biten müsabaka.
ingiltere'nin sülük gibi emciklediği ufak bir ada ülkesi zanzibar, bağımsızlıklık düşüncesiyle kendilerini gazladılar.
''medeniyet dediğin tek dişi canavar ! biz onun dişini sökeriz bizde'' dediler.
sultan halid bin bargaş, bağımsızlık için fitili ateşlemeye çalışırken cehape zihniyeti dış mihraplarla bir olup, uzun adamın altını oyuyordu. ingiltere'nin çıkarlarına ters düşen sultan halid bin bargaş yerine kukla hamud bin muhammed’i destekleyip piyasaya sürdüler. ortalık iyice elli altı oldu.
ingiltere, zanzibara savaş açtı.
zanzibar, 5 savaş gemisine 40 dakika dayanamadı. halid bin bargaş ülkeden kaçarak almanya'ya sığındı.
hamud bin mahmud tahta çıktı.
devamını gör...

mitinglerde gördüğümüz insanların %60ına falan tekabül eden kısmı bu gruba girer.
devamını gör...

oyle yada boyle geciyor dedigim sorunsal. gozlemledigim kadariyla ilk bir haftalik surec bir hayli zorlu geciyor, on besinci gunden sonra ayriligi kabullenme durumu olusuyor, birinci ayi doldugunda ise hayat normal akisiyla devam ediyor. tabi alisma sureci esten yada sevgiliden ayrilma, iliskinin suresi, ayrilan kisiye duyulan sevgiye gore de degiskenlik gostermektedir. kisisel olarak dusuncem ise insanin canini acitan yollarin ayrilmasi falan degildir, asil can acitan bir zamanlar cok sevilen kisinin aci bir deneyim, yada hayal kirikligi olmasidir. bu ayrilik acisindan daha zordur.
devamını gör...

16 temmuz'a kadar, mod mode off takılacak kişi.
tabii ki de elimde cinimle şen kahkahalarınızı dinliyor olacağım.
devamını gör...

(bkz: adana dürüm)
(bkz: tavuk dürüm)
(bkz: dürüm)

dürüm demiş miydim?
devamını gör...

çilek-muz ve portakal-ananas olarak iki çeşidini bildiğim şekerli sakız. kokusu bile insanı çiğnemeye teşvik ediyordu, sonuç olarak da çeneyi fena yoruyordu.
devamını gör...

hyundai adlı markanın logosu sadece h harfi değildir. aynı zamanda el sıkışan iki kişiyi ve müşteriyle şirket arasındaki güven duygusunu temsil eder.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı
devamını gör...

anlaşıldı, bu gecenin konsepti korku. *
devamını gör...

şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim" dedi: gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: "seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda..."
tutunamayanlar
devamını gör...

zulüm, acı,
açlık ve sefalet,
doğu kudüs.
devamını gör...

günümüz devletleriyle osmanlı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...


uzunca bir introsu vardır. değişiktir hoştur




iki adette kargodan gelsin.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim