o sayfaya gerek yok çünkü
zamanında öğrettik.
devamını gör...

döşerim müslüm gürses şarkılarını.
“böyle yaşamaktan ben bıktım usta.”
“kötüysem, çirkinsem, kime ne bundan.”
“herkesin acısı sevgisi kadar.”
“karanlıklar ülkesindeyim, ışıklarım hep sende kalmış.”
“aynada baktığım yüze küskünüm.”
devamını gör...

1400'lerin köln şehrinde geçen bir ortaçağ cinayet romanı. kitap en kısa haliyle bu şekilde tanımlanabilir fakat aslında size vaat ettiği şeyler bundan çok daha fazlası.

öncelikle yazar claudia gross tarih ve polisiye ögelerinin yanı sıra felsefeyi de fazlasıyla dahil ediyor kitabın içine. zaten katilimizin işlediği cinayetle sorduğu felsefi bir bilmeceyle başlıyor her şey: "bir bütünü oluşturan her şeyi ayırıyorsunuz, fakat neyin bir bütüne ait olmadığını görmüyorsunuz." sonrasında da kitabın içinde geçen felsefi tartışmalar kitabın sonuna kadar devam ediyor. dolayısıyla okurken kitaptan daha fazla tat alabilmek adına biraz felsefe bilginizin olması gerekiyor bence. özellikle platon, aristoteles, aquinolu thomas ve ockhamlı william'ın felsefelerini bilmeniz okurken size oldukça fayda sağlayacaktır. ayriyeten kitap o dönemde kadınların toplumda ve öğrenim hayatındaki yeri, sadece halkın değil sahip oldukları onca bilgiye rağmen üniversite hocalarının cahilliği, cücelik gibi toplumsal normların kabul edemeyeceği kusurlara sahip insanların o dönemde başından geçen tecrübeler gibi çok sayıda konuya da değiniyor. kitabı okurken tarih boyunca niye hiç kadın filozof çıkmamıştır sorusunun cevabını rahatlıkla alabileceğinizi düşünüyorum.

özetle kitabın felsefi kısımları kafamı biraz karıştırmasına rağmen oldukça sürükleyici bir kitaptı. birçok polisiye yazarının uyguladığı katilin kim olduğu konusundaki şaşırtma taktiğini claudia gross da uygulamış, fakat birçok yazarın aksine bunu kitabın sonunda değil nispeten ortalarında yaptığı için biraz şaşırdım açıkçası. fakat zaten önemli olan katilin kim olduğu değil. yani tabi ki önemli fakat yazarın esas derdi katilin kim olduğunu göstermek değil bence. eğer okursanız ne demek istediğimi anlarsınız ki
ortaçağ tarihine meraklı, o dönemin felsefesine aşına herkesin kitabı okuyabileceğini düşünüyorum. dolayısıyla bu tarz insanlara kitabı rahatlıkla önerebilirim.
devamını gör...

sistemsizlik! hukuktan ekonomiye, siyasetten eğitime kadar her alanda sistemsizlik. ve oturmuş bir sistemin olmayışının sonucu olarak güçlü olanın borusunun ötmesi.
devamını gör...

elinize emeginize saglik, vatana millete bilhassa kafa sozluk'umuze hayirli olsun diyelim. ayrica isvicreli bilim adamlarinin arastirmalarina konu olacak kadar buyuduysek bu isin ustesinden de kalktik/kalkacagiz demektir. daha nice yeniliklere o zaman...
devamını gör...

pame'de bu hafta ada şarkıları var!

yazın ortalarına doğru yaklaştığımız şu günlerde ege'nin adalarına doğru müzikal bir yolculuk yapmaya ne dersiniz?

yaz ortasında hep birlikte bir sofra etrafında dans edip şarkı söyleyen bir kalabalık içinde olduğunuzu hayal edin. eski yeni hikayelerin anlatıldığı şarkılara eşlik eden harika vokaller, sizi ayağa kaldırıp dans ettirecek ritmlerin bol olduğu eserlerin yanı sıra yer yer iki ülke arasında kalmış bir denizin hüzünlü ama en güzel hallerine tanıklık etmiş şarkılar yer alacak bu haftaki temamız içerisinde. farklı adalara ait nisiotikalar ve onların modern yorumlarının yanı sıra adalara dair yazılmış eserlerin de yer alacağı bu haftaki bölümümüzle bir süreliğine eğlenmeyi, yeni haftaya şahane başlamayı deneyeceğiz, belki olur. *

saganaki cheese greek salad ouzo pame radyo yayını tasvirinin yayın kısmı bende, eğlenmek sizde diyerek hatırlatayım, pame radyo yayını bu akşam saat 22:30'da sözlük radyosunda!
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

her şey,
her şey güzeldi,gözyaşı,dünya,zaman.
devamını gör...


diyecekler ki arkamdan
ben öldükten sonra
o yalniz şiir yazardi
ve yagmurlu gecelerde
elleri cebinde gezerdi
yazik diyecek
hatira defterimi okuyan
ne talihsiz adammis
imani gevremis parasizliktan
devamını gör...

mor ve ötesi'nin büyük düşler albümünde yer alan şarkı. bu şarkı ne zaman çalsa sevgimi hak etmeyen insanlar için üzüldüm ve göz yaşı döktüm..
devamını gör...

abd borsasının çöküşüyle başlıyor 1929 bunalımı temelde abd'de borsanın çöküşüne ithaf edilse de; o yıllarda yeryüzündeki ekonomik koşullara, krizin büyüklüğü ve etkisine bakıldığında büyük dünya bunalımı adını almayı hak ettiği açıkça görülmektedir. bunalım dünyada 50 milyon insanın işsiz kalmasına, yeryüzündeki toplam üretimin %42 oranında ve dünya ticaretinin de %65 oranında azalmasına neden olmuştur. 1929 yılına kadar dünyada oluşan diğer krizlere bakıldığında dünya ticaretinin en fazla %7 oranında düştüğü düşünülürse 1929 bunalımının ne derece etkili olduğu tahmin edilebilir.

sebepleri nelerdir? dünyayı etkileyen pek çok olay üzerinde olduğu gibi bu olayın da sebepleri üzerinde çok sayıda araştırmalar ve değişik yorumlar yapıldı ancak bunların genelinde yer alan ortak birkaç sebebi şöyle sıralayabiliriz:

1- amerika’daki şirketlerin mali güçleri. 1870'li yıllarda abd'de irili ufaklı pek çok şirket varken ı. dünya savaşı’nın getirdiği zorluklar karşısında küçük şirketler birleşmek zorunda kalmış ve savaş sonrasında tekeller oluşturmuşlardır. 1929 yılına gelindiğinde amerikan ekonomisinin %50’si üzerinde söz sahibi olan holding sayısı 200 kadardı. bu da tek bir holdingin bile iflasının ekonomiyi sarsmaya yeteceğini gösteriyordu.

2- bankaların yapılanmasını henüz tamamlayamaması ya da kötü yapılanmış olması bir diğer sebep. bankaların sermaye esaslarını, rezerv ve kredi oranlarını belirleyen yasalar yoktu. örneğin şirketlerin mali tablolarının güvenilirliğini sağlayan yasalar yoktu. bu yüzden yatırımcı senedini aldığı firma hakkında yeterince bilgiye sahip olamıyordu. yine ticari bankaları yatırım bankalarından ayıran yasalar da mevcut değildi.

3- başkan hoover yönetiminin ekonomi alanındaki tecrübesizliği de başka bir sebep olarak karşımıza çıkıyor. bu düşüncenin savunucularına göre başkan hoover yönetimi, 1920'lerde hüküm süren liberal ekonomi anlayışına göre ekonomiye devlet müdahalesi yapmamayı uygun görmüştü. ancak 1929 krizine müdahale etmemenin toplumsal maliyeti çok büyük olmuştu. daha sonraları başkan müdahaleye karar verdiğinde ise hem çok geç olmuştu hem de müdahale başarılı olmamıştı.

kara perşembe new york borsası 1928 yılının başından 1929 yılı ekim ayının başına kadar olan süreçte gittikçe yükseliyor ve yüksek fiyat/kazanç oranı getiriyordu. ancak 3 ekim 1929 tarihine gelindiğinde, yukarıda sayılan sebepler doğrultusunda borsanın ilerlemesi durmuş hatta birkaç büyük holdingin hisse senetleri düşmüştü. bu düşüş 21 ekim günü yabancı yatırımcıların kâğıtlarını ellerinden çıkarmalarıyla hızlandı ve “kara perşembe” olarak anılan 24 ekim 1929 perşembe günü borsa dibe vurdu. 1929 yılının fiyatlarıyla 4.2 milyar dolar yok oldu. 29 ekim 1929 gününün fiyatlarına bakıldığında bir yıl öncesinin karının bile sıfırlandığı görülüyor. bu süreçte 4.000 kadar banka batmış, binlerce insanın mal varlığı yok olmuştur.

insanlar açlığa sürüklendi bu insanlar açlığa sürüklendi ve sebze ve meyve yetiştirip satarak yaşamaya çalıştılar. piyasadaki para bir anda yok olduğu için insanlar ihtiyaçlarını karşılamada takas yoluna giderek bir nevi değiş-tokuş ekonomisine geri döndüler. insanlar maddi varlıklarıyla beraber sosyal konumlarını ve ruh sağlıklarını da kaybettiler. bunalımın etkileri ıı. dünya savaşı’na kadar yaklaşık 10 yıllık bir periyotta devam etti.

türkiye nasıl etkilendi? türkiye 1929 bunalımı karşısında, kalkınmasını sağlayabilmek için ihracat ve ithalatını artırmak zorundaydı, türkiye cumhuriyeti bunu sağlayabilmek için çeşitli politikalar izlemiştir. türkiye 1933'te dış ödemelerde uygulamasına başlanan kliring ve takas sistemini uyguladı. kliring sistemi malını alanın, malını alma ilkesine dayanır. bu sistemde ithalat ihracata bağlandığından, ihracat teşvik edilmiş olur. nitekim türk hükümeti mümkün olduğu kadar bütün ülkelerle kliring ve takas anlaşması yapmaya çaba harcadı ve türkiye ile ticaret ve ödeme anlaşması yapan ülkelerden, ithalata öncelik tanıdı.

dünyanın yaşadığı en büyük ekonomik kriz halen dünyada yaşanmış olan en büyük ekonomik kriz 1929 krizi’dir. bu krizin dünyayı en az ı. ve ıı. dünya savaşları kadar etkilediği de açıktır. büyük bunalımın yol açtığı 1930’lar dünya tablosuna bakıldığında ekonomik krizlerin bazen insanlık tarihini etkileyecek boyutlara varabileceği rahatlıkla görülebilir. bu yüzden ekonomik krizlere yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal hatta politik bir olgu olarak da bakılmalıdır.
devamını gör...

sözlük sizin için çok ıssız olur. yapmayın ...
devamını gör...

son zamanlarda gözüme güzel tanımlarıyla çarpan yazar. sevdim kendisini.
devamını gör...

yeraltı edebiyatını neden seviyorum…

çünkü toplumun dayattığı, bireyin kendi kendisine içinde büyütmediği, kendiliğinden inanmadığı, geliştirmediği, aklamadığı tüm değerlere karşıyım… bu türde okuduğumuz tüm kötü şeyler, ya da dışarıda gezerken tiksinerek bakılan tüm b*ktan şeyler sonuna kadar gerçektirler. vardırlar. bizim kafalarımızı çevirmemiz, görünce midelerimizin bulanması, onlar yokmuş, olmuyormuş gibi davranmamız onları yok etmediği gibi, sorun teşkil eden her bir problemi çözüme vardırmaya da engel oluyor zannımca…

yazarlığı ile ilgili emrah serbes’e okurlardan gelen -kendi okurları değil, genel bir okur kitlesinden bahsediyorum- en fazla eleştiri küfür ve argo kullanımı yüzündendir. ama bu eleştiriyi yapan insanlara hatırlatmak istiyorum, bu küfür dediğimiz hakikat sokakta, caddede, trafikte, her yanımızda, hayatın içinde yok mu?

mesela, ayak serçe parmağını sehpa yahut koltuk ayağına çarpan biri olarak verdiğiniz sesli ilk tepki küfür yahut argo değil midir?

yeraltı edebiyatı da işte böyledir. sadece, ilgi alanı toplumun dışladığı o ‘’kötü (!)’’ çocuklardır.

işte emrah serbes bu kitapta birkaç farklı kötü çocuktan bahsettiği, birkaç hikaye ile karşımıza çıkıyor. (fakir köpek, bombacı, hoca, platin, son balonlar)

betimlemeleri, zaman döngüsü ve kurgusunu bu kitapta yeterince tatmin edici bulmasam da, kalemini sevdiğim, beğendiğim bir yazardır emrah serbes. elbette bir hakan günday değildir, ama ilgili türle hiç tanışmamış olanlarınız için bir basamak olarak bu kitabı önerebilirim.

naçizane tanımımı kitaptan bir alıntı ile nihayetlendireceğim:

‘’

-hani doğa boşluk tanımaz, doldurur diyorlardı?
-insan tanır. dolduramaz…

‘’
devamını gör...

devletin bütün kuvvetlerine değil, silahlı bütün ( kara , deniz , hava ) kuvvetlerine emir verebilecek bir unvandır. ayrıca üniforması olmayan anayasal bir rütbedir. sadece bir fiil savaş durumda aktif şekilde kullanılır. ( atamızın kurtuluş mücadelesinde tüm yetkilerini kullanması gibi ) . günümüzde kağıt üzerindedir çünkü ordunun kontrolü genel kurmay başkanlığındadır.
ayrıca (bkz: mareşal)
devamını gör...

(bkz: zeki kayahan coşkun kim jpg)
devamını gör...

ukrayna çıkışlı cossack grubuna ait rusça şarkı. çevirisini de aşağıya bırakıyorum.



savaşta olduğumuz zaman,
herkes düşünüyordu ya sevdiğini ya eşini.

ve ben de düşünebilirdim, kesinlikle
ne zaman içtiğim pipoma baksam,
pipomun yayılan mavi dumanına

bana bir zamanlar yalan söylediğin gibi
gönlünü de uzun zaman önce başkasına kaptırdın
ama ben tüm bunları düşünmeden
sadece pipomu içiyordum, acı türk tütünüyle doldurduğum.

ben sadece o kaçınılmaz kurşunu bekliyorum,
ızdırabımı dindirmesi için ve bu düşmanlığa, kine bir son vermesi için

bir daha savaştığımızda, bir daha savaştığımızda,
karşıdan gelen kurşunları karşılayacağım siyah atımızın üzerinde.

fakat ölüm bana göre değilmiş gibi görünüyor,
ve kara atım çeker alır beni alevlerden.
devamını gör...

çocuğunun tehdit altında olduğu andır. dünyayı yakar, gözü hiç bir şeyi görmez, gücü her şeye yeter.
devamını gör...


devamını gör...

dünyanın en cesur kadını, efsanevi bir primatolog.

henüz üniversite mezunu bile değilken hayvanlara duyduğu büyük ilgi sonucunda iletişime geçtiği antropolog louis leakey'den gelen bir teklif sonucu önce 1958 yılında primat davranışları ve anatomisi üzerine eğitim almaya başlamış ve ardından 1960 yılında tanzanya-gombe'ye şempanzelerle ilgili bir saha araştırmasını yürütmeye gitmiştir. yaptığı işe olan büyük tutkusu ve bağlılığı sayesinde hakkında o güne dek pek az şey bildiğimiz kuzenlerimizle ilgili birçok öncü gözlemi jane goodall yapmıştır. küçük bir şempanze topluluğuyla kurduğu ilişkiler yoluyla yaptığı bu gözlemler yalnızca şempanzelerle olan ilişkimizi değiştirmekle kalmayıp aynı zamanda 'insan' üzerine yeniden düşünmemize yol açmıştır. eminim ben dahil birçok bilimcinin model aldığı insanların başında gelir.

jane goodall institute ve enstitüye bağlı olan roots & shoots adlı inisiyatiflerin de kurucusudur. ilerleyen yaşına rağmen bugün dahi oldukça aktif biçimde dünyayı daha güzel bir yer haline getirmeye çalışmaya devam etmektedir. hatta roots & shoots'un türkiye ayağı da yakın zamanda faaliyete geçmiştir.

son olarak, netflix'te de yer alan, goodall'ın hayatını anlatan jane belgeseli önerilir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim