spartaküs benim!

eğer herkes bu kadar içten ve yürekten kurabilmiş olsaydı bu cümleyi, tarihin akışı bambaşka olurdu. kraldan ziyade kralcı olanların yaptıkları hatalar, kahramanlar çöplüğü yaratmaz, spartaküs gibilerin burnuna ot tıkanmazdı! çöplük diyorum, zira birer atıkmış gibi davranıyorlar onlara…

başlangıca değil, sona bakıyorlar. ve başkaldırının tarihini, acı sonlara atıf yaparak lanetli birer son söz haline getiriyorlar. böylece göreceli anlamda başarıya ulaşmayan her başkaldırının acı sonunu insanların zihinlerine kazıyorlar. korkuyu körüklüyorlar. isyan ateşini küllendiriyorlar.

spartaküs’ün son söz haline getirilmesi ve kimilerince itibarsızlaştırılması da aynı oyunun bir parçası. hikâye’ye hep thurium’dan başlıyorlar. oysa thurium şehrinde olanlar, bakmasını bilenler için sadece bir ders niteliği arz ediyor, tıpkı ispanya iç savaşında yaşananlar gibi…

oysa hikâyenin başına gitmek gerek! bir an için kendinizi, o dönemlerde herhangi bir savaşta esir düşmüş bir trak ya da galya’lı olarak hayal edin. köleleştiriliyorsunuz, bu da yetmiyor tüm alt soylarınız köleleştiriliyor. bütün haklarınızı kaybediyorsunuz. sizi yakalayan askerlerin ya da onlardan sizi satın alan romalıların malı haline geliyorsunuz…

buradaki mal kavramı mecazi değil. hukuki! zira roma hukuku sizi mal olarak görüyor…

sahibiniz üzerinizdeki tüm kullanım haklarına sahip. sizi dövebilir, öldürebilir, istediği gibi ikame edebilir… ve kimse ondan bu yaptıkları için hesap soramaz…

çocuklarınız, köle doğuyor! bildiğiniz şey; onlarında tıpkı sizin gibi mal olarak kullanılacağı…

belki siz esir düşmemiş olsanız bunlardan hiçbiri yaşanmayacaktı. durumdan bir nevi siz sorumlusunuz…

ne için mücadele ederdiniz? ya da kim için? başarısız olacağınızı düşünseniz bile böyle bir yaşamdan kurtulmak için en azından bir şeyler dener miydiniz?

elbette herkesin bu sorulara cevabı farklı olabilir. spartaküs’ün cevabı ise fark yaratan cinsten olmuştur.

yaşanan olumsuz örnekleri bilmesine rağmen, körüklenen korkunun esiri olmamıştır.

onun gözünü ne apuli’nin çarmıha gerilen 7500 adamı ne de sicilya’daki köle katliamları korkutmuştur.

o doğruluğuna inandığı şeyi yapmış, prometheus ’un kendisine fısıldadığı düşünceyi tüm insanlarına haykırmıştır;

özgürlük!

ve thurium kentinde tekrarlanan bir hikâye karşılar bizi, bir epimetheus ortaya çıkar, her şey tuzla buz olur…

zaaf! egemenlerin kullandığı zayıf yanımızın adıysa,

ihanet! egemenlerin kullanımına sunduğumuz aşağılık yanımızın adıdır!

roma’da isyan ateşi söner, spartaküs’ün bedeni parçalara ayrılır, sahi, o dönem epimetheus’ unun adını hatırlayabilen var mı aranızda?

sanmam…

ama bir başka yerde, birileri, bir şekilde spartaküs’ün adını hatırlayacaktır/hatırlamıştır da...
devamını gör...

beyaz sayfa, boş levha anlamlarına gelir.
felsefede insan aklının doğuştan boş bir levha olduğu, tecrübelerle şekillendiğini ifade eden görüşe verilen ad.
devamını gör...

birden fazla kişilik taşıma durumunda meydana gelen bireyin kendini savunma mekanizması. bu yüzden kişilik parçalara ayrılır. bir diğeri için ; (bkz: dissosiyatif kimlik bozukluğu)
devamını gör...

33 aydının diri diri yakıldığı ve dönemin başbakanı tansu çillerin “ vatandaşlarımız zarar görmemiştir” açıklaması yaparak nasıl bir insan olduğunu açıkça beyan ettiği katliamdır.

her 2 temmuzda aklıma hep aynı fotoğraf düşer. behçet aysan, uğur kaynar ve benim için türk dilinin en büyük şairi olan metin altıok’un merdivende ölümü bekledikleri o kare:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
türkiye’nin üç büyük şairi o merdivende yakıldı. yazmak bile bu kadar can yakarken, yakmak nasıl bir vicdansızlık gerektirir siz düşünün. bu katliamı savunup ama onlar da şöyle yaptı, böyle yaptı diyen insanların vicdanı da o ateşi tutuşturanlarınki kadardır.

bir ülke şairlerini yakarsa geleceğini karartır elbette. bu günler o yangınlardan miras bize.
orda çıkan dumanlar yüzünden göz gözü görmüyor yalnız ve güzel ülkemde. ülkem elinde kibritle dolaşan adamlara kaldı çünkü.

ama biz biliyoruz ve herkes bilsin istiyoruz ki sizin ateşleriniz bu toprağın türkülerini, şiirlerini yakıp kül etmeye yetmeyecek. biz yine metin abiyi, behçet aysan’ı, uğur kaynar’ı okumaya, canım hasret gültekin’i dinlemeye devam edeceğiz çünkü “ düştüğün yerde, derman sendedir.”
devamını gör...

edit 2: usta şöyle bir açıklama yapıp "hatasız insan olmaz" demiş. bize de tanımı güncellemek düşer.

şaşırarak öğrendiğim, beni hayal kırıklığına uğratan haberdir.

evet, yanlış okumadınız. cumhurbaşkanlığı sözcüsü ibrahim kalın'ın sözlerini yazıp bestelediği ve klibini de çektiği "hiç oldum" adlı türkünün düzenlemesini erkan oğur yapmış.

muhalif olduğunu konserlerinde dile getiren bir sanatçıydı. bana düşmez elbet ama ne oldu da böyle bir şey yaptı anlayamadım. şu dijital müzik çağında albümlerinin fiziksel kopyasını aldığım nadir sanatçılardandı. artık kendisini bu yaptığıyla da hatırlayacağım ne yazık ki.

edit 1: ohooo, iyi ki sözlükte küfür yok, olsaydı halim yamanmış. sığ düşünmekle, kutuplaştırıcılıkla eleştirenler olmuş. erkan oğur'u asalım demedim, benim gibi düşünen arkadaşlar da dememiş zaten. kendisini sevdiğimizden eleştirdik. sakin olun.

rejimin ne hale geldiği hepimizin malumu, şimdi burada uzun uzun anlatıp birbirimizi yormanın anlamı yok. ibrahim kalın da bu siyaset içinde olan en becerikli isimlerden biri belki de ama yine de bunca acıya sebep olan siyasetin bir parçasıdır benim gözümde. sanatın politik olmadığını söylemişsiniz ama sanat politiktir. biraz sanat felsefesi, biraz sanat tarihi okursanız ne demek istediğimi anlarsınız. böyle bir durumda eleştirimin gayet yerinde ve dozunda olduğunu düşünüyorum. olmadık ithamlarınızı da kınıyorum :(
devamını gör...

bir pazarlama tekniğidir. insanların kaybetme riskinin, kazanma olasılığına oranla karar vermede daha etkili olduğu saptanmasından ötürü kullanılan aktif teknik.ayrıca aşağıdaki sorunların da cevabı olabilir;

(bkz: terk edilme korkusundan dolayı kişiliğinden ödün vermek)
(bkz: kendinden ödün vermek)

korku bir noktaya kadar önemlidir faydalıdır. hayatta kalmamızı sağlar. lakin aşağıdaki gibi takrik etmeye yönelik propaganlar ile oluşan korku insanda düşünme yetisini olumsuz etkiler. bir nevi rasyonelliğe ket vurur. akıl alınmaz yanlışlara iter, tercihlerde bulundurur.

"günde binlerce saç teliniz kırılıp,dökülüyor bunu önlemek sizin elinizde!"

"diş eti kanamanız mı var, diş kaybi yasamadan önce bu ürünü deneyin"

"laiklik elden gidiyaaah,irtica geliyaaahh"*

"her gün şu kadar vitamin almazsanız şu olur. o yuzden şu desteği kullanin.."

"komünizm gelecek millet ateist olacakk."

"akp demek türkiye demek. akpsiz türkiye bir yıkım olur"

"chp gelirse ülke boyle boyle olur bunlar koyun bile güdemez "


yukardaki propaganda,reklamlar aslında korkunuzu kullanarak yapılan bir algı yönetimi,pazarlama hilesidir.

sonuç olarak; bir insanın korkusunu, korktuğu şeyleri bilirsen, ki filmlerde erkek için ailesidir, ona yaptıramayacağin şey yok. haliyle gözü kara korkusuz olanlarla devrim olur. korkusu olan kişiyle bir davaya girilmez. korkak kişiyi satın almak kolaydır.
korku zaafiyeti, tiranların besin kaynağıdır. en tehlikeli insan kaybedecek bir şeyi olmayan insandır.
devamını gör...

üşenmedim çıkardım pulları zarftan, aslında daha fazlaydı ama doğum günüme gelen sınıf arkadaşlarıma göstermiştim heveslenip bize de verir misin diye istediler, çocuk aklımla bol keseden onar yirmişer dağıtmıştım herkese.* bir kısmını da kaybettim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hoca bulunca sorduğunuz komik, garip sorularla hoca da dahil herkesi şaşırtabilecek bir performansa sahip olduğumuz yurdum gerçeğidir.
devamını gör...

karma puanlarını mezara götürmeyi düşünen yazar, rozet bile almamış.*
devamını gör...

kimsenin kalbini kırmayan, mafyaclık ve kabadayıcılık oynanmayan, eşsiz bir sese ve muhteşem bir karaktere sahip olan güzel ve naif insan.
devamını gör...

''etik nedenlerden dolayı bir ateistim. bir yaratıcıyı, yaratısından tanıyacağınızı düşünüyorum. dünya bana öyle acı verici bir şekilde birleştirilmiş gibi geliyor ki onun birisi tarafından kasıtlı bir şekilde yaratıldığını düşünmektense, herhangi biri tarafından yaratılmadığını düşünmeyi yeğlerim.”

stanislaw lem, solaris (kitap).
devamını gör...

bekleyerek.
devamını gör...

ingiltere’de musluklardan akan sularda eser miktarda tespit edilen antidepresan ilaç.

antidepresan kullanımı o kadar artmış ki, insanlar duş aldıklarında veya diğer kullanımlarda bedenlerindeki antidepresanlar suya karışıyor ve suyun tamamı bu maddeden arındırılamıyormuş.
devamını gör...

madalya alması gereken tanımlarımızın toplandığı başlık. düzeni sağlamak adına her yazarın sadece kendi tanımlarını yazmasını rica ediyoruz.
tanımlarda bakılacak madalya kriteri;

150 kelime ve üzerinde olması,
kitap- film kategorisi (kitap, dizi-film, müzik) ve bilgi içerikli tanım olması,
tamamen özgün olması.

not : alıntı içerisindeki kelimeler 150 kelimeye dahil edilmeyecektir.

başlık altına bıraktığınız tanımların, madalya işlemleriyle editörlerimiz ilgilenecek.
@evernevergreen
@armysuzy
kelime hesaplaması için charcounter.com/tr/ bu siteyi kullanabilirsiniz.
devamını gör...

böyle bir başlıkta tüm radyo yayıncıları adına konuşmam pek doğru olmaz belki. *
lakin ilk yayının günahı olmaz sözünü herkesin kabul edeceğine de inancım tam.
nitekim bizler de günahkarız. *

atılan her adım (doğru ya da yanlış değerlendirmesi yapmadan) insanın kendini geliştirmesine ve sağlamlaştırmasına olanak sağlar. önemli olan sağlam adım atmaya çabalamaktır. sağlam adım atıp, sağlam düşünmek... neticede çabanın olmadığı da söylenemez; er ya da geç bir çaba içerisine girer yayıncılar. agora meyhanesi olarak bunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

öyle ya da böyle kusurlar ortaya çıkar, kusurlar düzeltilir. diğer taraftan kusurlarla beraber yayıncı gemisini batırmaya çalışanlar da olacaktır. toplar yüklenir, ateşler edilir! geminin kaptanlarıysa su alan gemiyi boşaltmakla mükelleftir. öteki taraftaysa okyanusun altından geminin batmasını önleyecek taşıyıcılar olacaktır. işte işin doğası budur. olması gereken de budur. nitekim bu düzen, gelişimi tetikler.

öyleyse yapılması gereken nedir? ister kraliyet gemisi kaptanı olun ister korsan; sonuçta bu manzaranın farkına varmak ve tadını çıkarmak gerekir.

sevgi ve saygılarımla.
devamını gör...

herhangi bir şeyi çalmaktan hiçbir farkı olmayan eylem.

az önce benzer bir başlıkta daha buna benzer bir yorum yazdım. benim tanımlarım genellikle çok uzundur çünkü bir konuyu insanlara en ufak detayına kadar anlatmayı çok severim. burada açtığım başlıklar, başka birkaç sözlükte daha açtığım ya da tanım girdiğim başlıklardır. sırayla buraya taşıyorum ama aynen alıp yapıştırarak değil. yani özetle kendi tanımlarımı çalıyorum ben başka sözlüklerden. * onları da %98 değiştirip yazıyorum. kalan %2'yi de "başka yerdeki yazımdan alıntıdır" diyerek paylaşıyorum.

hiç mi olmuyor bana ait olmayan bir şeyi alıntıladığım. oluyor. onu da zaten alıntı ibaresi içerisinde yazarak (xyz'den alıntıdır) diyerek ekliyorum. bir de tabi ki bazı istatistiksel bilgilere internetten bakmam gerekiyor. yani bir ulusal parkın kaç kilometrekarelik alan kapladığını da ezberleyecek değilim ama kalkıp sırf bunun için de "bu sayı şu siteden alıntı" yazmaz kimse doğal olarak.

***

yazılarıma kaynak eklememi söyleyen arkadaşlar oluyor özel mesajdan. arkadaşlar; ben bu yazıların içeriğinin çoğunu okuldaki derslerden, geri kalanları da bugüne dek okuduğum tüm kitap, makale ve dergilerle izlediğim videolardan derleyerek yazıyorum. diplomam bu işler üzerine, yani diplomalı bir bilim insanıyım. okuduğum her şeyi her yazının sonuna kaynak olarak koyamam. bunun da anlaşılacağını umuyorum.

***

bunu neden 2'dir üzerime alındığıma gelince... başta da yazdığım gibi, benim tanımlarım kolaylıkla (ç)alıntı sanılabilecek uzunlukta genelde. çok fazla da başlık açtığım için doğal olarak rahatsız oluyorum isim verilmese de bazı ithamlardan.

son olarak diğer başlığa yazdığımı buraya da yazayım. bir yazının copy + paste olduğunu anlamak istiyorsanız, içerisinden aşırı derecede basit olmayan bir cümleyi kopyalayın ve google'a yapıştırın. eğer yazı alıntıysa, bire bir aynı cümlenin geçtiği bir site gelir karşınıza. değilse, bambaşka şeyler çıkar.

bu değişen yıldızlar başlığımdan bir cümle ile yaptığım arama. gördüğünüz gibi yok öyle bir site, çünkü yadıklarım copy+paste değil:

tık

bu da rastgele olarak viki'nin yıldız sayfasından kopyaladığım bir cümle. gördüğünüz gibi en üstte, cümle hangi siteden kopyalanmışsa o site çıkıyor:

tık
devamını gör...

bir güne bir gün bir kişi çıkıpta ey yoldaş sen bizim için burayı kurdun geliştirdin teşekkür ederiz sana dedi mi?* dedi mi ha söyleyin bana? bunu söylemek yerine kalkıp sözlüğü hor kullandınız. çiğneyip üstünden geçtiniz. sorarım size ne zaman bitecek bu zulmünüz. bu pervasızlığınız nereye kadar? yazık değil mi yoldaşa?
devamını gör...

ismi de etkili bence. en azından bende öyle oldu. kim kafa sözlük ismini bulduysa tebrik eder, başarılarının devamını dilerim...
devamını gör...

bir atasözü.

gözlemlediğimiz kadarı ile, diğer sözlük platformlarını ele aldığımızda formata uyum oranımız daha yüksek. ancak sözlükte "bırakın insanlar istediği gibi yazsın" anlayışı da hakim.

format bir sözlüğü diğer platformlardan ayıran yegane unsurdur.
kafa sözlük'ün özünün kaybolmaması ve uzun yıllar eğlenerek yazıp okumamız için formata dört koldan sarılmamız gerekir.

hele siz 1.nesil yazarlarım, yeni gelecek tomurcuk yazarlara örnek olmalısınız.

(bkz: format neydi ? format emekti.)


örnek olarak ;

başlığı açarken ne yaptım ?
ilk cümlemde, kısa da olsa başlığı tanımladım.
sonrasında dilediğim yorumu yazmakta serbestim.
hepsi bu kadar *
devamını gör...

malum yerinden element uyduran yazar beyanı. bende 50 tane var sen yanlış hesaplamışsın*.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim