borcam tabiki.
devamını gör...

tekrar aldatsın istiyorsanız affedin.
ama yok benim kendime saygım var diyorsanız yapacağınız şeyi biliyorsunuzdur demektir. siz doğru yoldasınız. böyle devam edin.
devamını gör...

küresel ısınmanın ve iklim değişikliğinin önüne geçebilmek adına birleşmiş milletler iklim değişikliği sözleşmesi içerisinde imzalanmış bir protokoldür.
bu protokole göre kabul eden ülkeler fosil yakıt kullanımını minimuma indirgeyecek ve dünyanın maruz kaldığı sera etkisinin zararlarını azaltmaya çalışacak ve atmosfere salınan sera gazı oranını %5 seviyesine çekmeye çalışacaklardır.
(bkz: küresel ısınma)
devamını gör...

uzun zamandır radyoyu görüyordum ama hiç ilgimi çekmemişti. bugün şuna bi tık tıklayayım dedim. gerçekten tam bizim “kafa”lardan çalıyorlar. yerli, yabancı çok iyi şarkılar. fena değilmiş bir taraftan ben hazır excel tablosuna gömülmüşken, alttan alttan çalsın dedim.

duman (sanırım duman ile radyonun bir anlaşması var), ezginin günlüğü, rock, metal derken araya girmez mi bizim sezen aksu “vazgeçtim” şarkısıyla? bilirsiniz. bir ud melodiyi çalar, melodi sizden sizi. sözleri, yakınınıza düşmüş bir bomba misali, şarapnel parçalarını tüm vücudunuza saplar.

“ah bu koku, bu ten, bu dokunuş,
ah bu delilik......”

radyo bu durmuyor akıyor..! sonra bir türkü. erkan oğur. ben tamam oldum.

dedim “ben en iyisi radyoyu dinlerken, milli içkimiz olan bir kadeh ayran alayım daha iyi gider.” baktım evde ayran yok. yoğurdu damıtarak evde üretmeside uzun sürer. bari mayalı bir drink alayım dedim. baktım evde mayalanıp şişelenmiş bişi yok. şurada bi yerlerde yarım şişe üzüm suyu olacaktı dedim, baktım evde ne üzüm var ne suyu!

kapattım radyoyu. hazırlığımı yapar öyle dinlerim. “no ayran, no radio”

dinlemek isteyenler ana sayfanın tam ortasında “radyo” ya tıklasın, yok bende sayfanın ortasını görme bozukluğu var diyorsanız, linkide verelim. sayfaya girince play tuşuna basın. yoksa sayfa size, siz ona, tren öküze, öküz “şahsıma”.....

frekansagider
devamını gör...

kimseyi takip etmek için bir ölçüt koymam. bugün yazdığı çok hoşuma gider, yarın yazdıkları sinirlerimi hoplatabilir. bu gayet normal ve sırf bu yüzden değerlendirme yapmam. tanımadığım, görmediğim, üç oturup beş kalkmadığım bir yazarı sırf okumak için kriter koymak ne kadar da komik geldi bana. insanlar her şeyi kategorize etme merakı içindeler. maslow'un kankası çoğu. bir grafik, bir piramit, bir hiyerarşi olsun bunlara. sen şusun, bu budur, şu da şundan aparmış, bu da bundan koparmış, bu aslında bunu yapmıştı. aynen benim şimdi yaptığım gibi, üzgünüm. ama şunu itiraf etmeliyim bak. niklerinin altına "şahane yazıyor tebrik etmeliyim" yazısını görünce kendinden geçip orgazm olan tipler var. sırf o yazıyı görebilmek için bir günde yüz entry girebilecek duruma gelebiliyorlar bunlar. benden uzak dursunlar.
devamını gör...

artık buna inanacak biri olduğunu sanmıyorum ya ülkede. aksi marketteki fiyatlara iki göz gezdirerek anlaşılabilir zaten. yani umarım inanan yoktur, değil mi? lütfen bu kadarına dayanamam. bu kadar salak insanlar olamaz.
devamını gör...

engelleri iyi analiz edememek,onları farketmemek, tanımamak onlarla karşılaşıldığında afallamak..engelin ne olduğu önemli değil yani çözüm metodu yanlışlığı var burada.o yöntemi bilmemek işte en büyük sorun.
devamını gör...

hayatım boyunca aldığım en düşük nottur.
devamını gör...

gizli maddeleri var diyen arkadaşa ünlü ekonomist mahfi eğilmez'in lozanla ilgili yazısını okumasını öneririm. sorgulamadan inanmayalım her şeye.
not: siyasi bir görüşüm yok. sadece objektif olmak için dedim.
devamını gör...

her geçen gün yeni şeyler yaşamaya, görmeye ve tecrübe etmeye devam ediyoruz dostlar. okudugumuz kitaplar, başımızdan geçen olaylar, çevremizdeki insanlar hatta dinledigimiz şarkılar bile bize bir şeyler katmaya devam ediyor. bu durumda ise değişmek kaçınılmazdır önemli olan nasıl değiştiğindir.
devamını gör...

insanları canavara dönüştürür.
devamını gör...

"en uzun, en çaresiz geceni düşün, sabah olmadı mı?" sorusu ezberimde olan yazardır.
devamını gör...

ülkü ocaklarına gidip şu reisi tanıyorum, bu abiyi çağırırım diye ciğeri 5 para etmez adamların ismini zikrederek dayılık yapmak.
devamını gör...

sözde gıybet kulübü, gerçekte ise ponçiklikten ölmemiz an meselesi...
başgaaaann! kaymak tabaka niye böyle oldu bea?*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

karşı cinsle konuşmak isteyenler veritabanı olarak düzeltilirse daha makbul olur. oğlum yemeyin bizi. kıllı tüylü hemcinsinle mesajlaşacaksın he mi hehehe.
devamını gör...

insanın ruhuna seslenen filmdir.
şu replikle etkilemiştir beni:

"neden, anne…
neden hiç bir şey beklendiği gibi olmadı
neden?
neden çürüyüp gider insan… sessizce…
acıyla ihtiras arasında parçalanarak?

neden sadece ve sadece kendi ayak seslerimi duydum evin içinde?
neden?
söyle bana, anne…
insan neden bilmez nasıl seveceğini?”
devamını gör...

ilkokul 2. sınıftayım. yıl 1988. okul bahçesinde öğretmen gözetiminde mendil kapmaca oynuyoruz. erkek takımı vs kız takımı. kızlar bizden iyi oynuyor. kızlara yenilmek ne demek be! erkek adam kızlara yenilir mi? öyle gaza geliyorum ki anlatamam. benim adım söyleniyor ve o şanssız kızın adı. nevin! ikimiz birden depara başlıyoruz. maşallah ben de küheylan gibi koşuyorum. boyum kısa ama kelter gibi kafam var o zamanlar. mendile öyle odaklanmışım ki son anda nevin'in masum yüzünü görüyorum. kendi yüzümü korumak için kafamı eğip nevin'e öyle bir kafa atıyorum ki anlatamam. nevin yere cansız düşüyor. hemen başına herkes toplanıyor. ben elimde mendil öylece yerde cansız yatan kıza bakıyorum. elmacık kemiğinin ve kaşının üstünde kızarıklık peyda oluyor. okul bahçesinde allahtan sağlık ocağı var. zavallı kızı apar topar sağlık ocağına gönderiyorlar. bütün gözler üzerimde cık cıklar, ayıplamalar gırla.

bir buçuk gün sonra nevin geliyor ama terminatör gibi, suratının yarısı allı morlu. gözler tekrar bana dönüyor. ağlıyorum. erkek adam ağlıyor. anneme babama okulu bırakmak istediğimi söylüyorum.

nitekim de okulumu değiştiriyorum. ama gittiğim okulda da nevin'e yaptıklarım vicdanımı rahat bırakmıyor. bir daha hiç oyun oynamıyorum.
devamını gör...

buz dansı; içinde 'buz' kelimesi geçen bir ifade nasıl olur da kalpleri eritir,sorusunun cevabını zamanla aldığınız bir spor dalıdır; hayır, daha doğrusu 'sporcuların icra ettiği bir sanattır' ki aslında tüm artistik buz pateni kategorileri bu tanıma uygundur,bunun sebebi ise buz pateninin 'buz üzerinde yapılan bale' olmasıdır.

buz dansı gibi artistik buz pateni yarışmalarında çiftlerin yarıştığı kategorilerde müzikle uyum,kostümlerin ve mimiklerinin parça ile ahengi gibi kriterlere ek olarak çiftlerin figürlerinin birbiriyle senkronizasyonu da çok önemlidir.çiftler burada diğer sporlar gibi salt takım arkadaşlığından daha öte bir kavrayışta ve sezgi gücünde bulunmalıdır.bunun anlamı şudur;sporcular diğer arkadaşlarının hareketlerini daha o harekete geçmeden tahmin edecek bir bağa sahip olurlar ki bu çiftler de aksi bir durum olmadığı sürece daima en yüksek puanları kazanan yarışmacılar olur.sonuçta bizlere yaşattıkları görsel şölen ve kan akışımızı hızlandıran bir 'sanat oluşturma süreci' meydana gelir.

buz dansını diğer dallardan ayıran temel nokta;axel,lutz,flip,toeloop vb atlayışların olmamasıdır ki bu tehlikeli hareketlerin yüreğine yük olduğu benim gibi insanların bu açıdan favori kategorisi olabilir buz dansı.

sıkı bir olimpiyat izleyicisi olmasanız dahi bir süre sonra figürlere gözünüz alışır ve hangi çiftin birinci olacağı hakkında tutarlı bir tahmine sahip olursunuz.tabii bu tahminler genelde zor olmaz çünkü yeni ortaya çıkan genç yeteneklerin* olmadığı durumlarda genelde hep aynı çiftler* kupayı kaldırmaktadır. fakat bahsettiğim yeteneklerin aynı yarışmada denk gelmesi durumunda birinciliğe alışan yarışmacının şöyle hatalar yapması da çok doğaldır elbette(1.25 sn'de):
ama pek hata değil gibi

sporcuların icra ettiği sanat demiştim değil mi? :


ekleme:yazdıklarımın bir kısmı kendi fikirlerimdir, kesinlik içeren ve geniş kabul gören bilgiler olmayadabilirler;aman dikkat.
devamını gör...

aynı konseptte radyo yayını yapmak isteyen yazarlarımızın buluşmasını sağlayacak başlıktır.

bu başlık altına girdiğiniz program fikrine dahil olmak isteyecek diğer yazarların size mesaj atmasını sağlayarak ortak yayın fikirleri ortaya koyabilirsiniz.

"radyoda şöyle bir program olsa ne güzel olurdu" dediğiniz bir ukdeniz varsa, bu fikirlerinizi de bu başlık altında paylaşabilirsiniz.
devamını gör...

bu videoyu izlediğimde ağlamıştım. "annemin öldüğünü teyzemden bir tabak patates kızartması isteyemediğimde anlamıştım".
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim