izafiyet teorisi
özel görelilik teorisi diye adlandırılır . iki adet varsayıma dayanır.
1-) fizik yasaları tüm referans sistemlerinin de aynıdır yani değişmezdir (mutlakdır).
2-) ışık kaynağının veya gözlemcinin hareketinden bağımsız olarak ışığın hızı, tüm gözlemciler için aynıdır.
1-) fizik yasaları tüm referans sistemlerinin de aynıdır yani değişmezdir (mutlakdır).
2-) ışık kaynağının veya gözlemcinin hareketinden bağımsız olarak ışığın hızı, tüm gözlemciler için aynıdır.
devamını gör...
yazar olmak
kalbiyle düşünmek sorgulamak ve aktarmak silsilesi
devamını gör...
profiline kendi fotoğrafını koyan sözlük yazarı
jokerin kafasına kendi kafamı montajladim. bana işten çıkıp eve gittiğim cuma günlerini hatırlatıyor.
devamını gör...
muhteş ikiliyle kafa rock radyo yayını
devamını gör...
mavi duvar
hepimizin çılgınlar gibi bağıra bağıra söylediği, haramiler şarkısıdır:
duvarları maviye boyadım, maviyi çok seversin
penceremde menekşeler dizili, sularken şarkı söylersin
gramofon da eski alaturka, hoşuna gider bilirim
duvarları maviye boyadım, maviyi çok seversin
penceremde menekşeler dizili, sularken şarkı söylersin
gramofon da eski alaturka, hoşuna gider bilirim
o yaz evinin içinde, denize nazır
sabaha kadar bekledim seni
birden dalgalar dedi ki, gelmeyeceksin
dalgalar dedi ki gelmeyeceksin
birden çıktım viraneden koşa koşa indim kumsala
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara
birden çıktım viraneden koşa koşa indim kumsala
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara *
duvarları maviye boyadım, maviyi çok seversin
penceremde menekşeler dizili, sularken şarkı söylersin
gramofon da eski alaturka, hoşuna gider bilirim
duvarları maviye boyadım, maviyi çok seversin
penceremde menekşeler dizili, sularken şarkı söylersin
gramofon da eski alaturka, hoşuna gider bilirim
o yaz evinin içinde, denize nazır
sabaha kadar bekledim seni
birden dalgalar dedi ki, gelmeyeceksin
dalgalar dedi ki gelmeyeceksin
birden çıktım viraneden koşa koşa indim kumsala
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara
birden çıktım viraneden koşa koşa indim kumsala
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara
acı acı sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara *
devamını gör...
ilkokulda babanın mesleğini soran öğretmen
"eğitimci" kimliği taşıyan bir insana asla yakıştırmadığım bir davranış. işsiz olabilir, maddi olarak alt sınıfta yer alan bir alanda çalışıyor olabilir. insanları neden eziyorsun sen? her şeyden önce babası olmayabilir... insanları neden acıları ile yüzleştiriyorsun?
orta okulda benim zihinsel engelli bir arkadaşım vardı. babası da bedensel engelliydi ayakları tutmuyor tekerlekli sandalye kullanıyordu. bu soru her sorulduğunda, benim canım iki defa yanardı. benim ilk okul zamanımda babam bir dönem işsizdi. zaten eve para girmiyor okula alacak defter kalem parası bile yok o durumda "babam işsiz" diyordum. daha sonra hammallık yapmaya başladı. demircilerde çalıştı. her defasında bu soru bana gelmesin diye dua ederdim utandığım için. ama bir de o engelli arkadaşımı düşünün. bu soruya "babam engelli çalışamıyor" diyordu ve çoğu zaman sesinin kısıldığını fark ederdim. soru sırası diğer arkadaşa geçtiği zaman bu zihinsel engelli arkadaşımın gözleri dolardı. ben diğer arkadaşlarımın babası çalışıyor benim babamın işi yok diye üzülürken, zihinsel engelli arkadaşım "herkesin babasının ayakları var yürüyor benim babam yürüyemiyor" diye üzülürdü. bu olayı bana, zihinsel engelli arkadaşıma ve diğer tüm çocuklara yaşatan hiçbir öğretmene hakkımı helal etmiyorum...
not: o dönem çok küçüktüm hiçbir şeyin farkında değildim utanıyordum ama şimdi sırtında demir taşıyıp beni okutan o adamla gurur duyuyorum.
orta okulda benim zihinsel engelli bir arkadaşım vardı. babası da bedensel engelliydi ayakları tutmuyor tekerlekli sandalye kullanıyordu. bu soru her sorulduğunda, benim canım iki defa yanardı. benim ilk okul zamanımda babam bir dönem işsizdi. zaten eve para girmiyor okula alacak defter kalem parası bile yok o durumda "babam işsiz" diyordum. daha sonra hammallık yapmaya başladı. demircilerde çalıştı. her defasında bu soru bana gelmesin diye dua ederdim utandığım için. ama bir de o engelli arkadaşımı düşünün. bu soruya "babam engelli çalışamıyor" diyordu ve çoğu zaman sesinin kısıldığını fark ederdim. soru sırası diğer arkadaşa geçtiği zaman bu zihinsel engelli arkadaşımın gözleri dolardı. ben diğer arkadaşlarımın babası çalışıyor benim babamın işi yok diye üzülürken, zihinsel engelli arkadaşım "herkesin babasının ayakları var yürüyor benim babam yürüyemiyor" diye üzülürdü. bu olayı bana, zihinsel engelli arkadaşıma ve diğer tüm çocuklara yaşatan hiçbir öğretmene hakkımı helal etmiyorum...
not: o dönem çok küçüktüm hiçbir şeyin farkında değildim utanıyordum ama şimdi sırtında demir taşıyıp beni okutan o adamla gurur duyuyorum.
devamını gör...
mitolojik kitap önerisi
devamını gör...
leonard cohen
bu da benim en sevdiğim.
devamını gör...
ölmesi gereken türk gelenekleri
kesinlikle cenaze evine yapılan akın.
her zaman korkunç bulmuşumdur.
insanlar acısını mı yaşasın yoksa günde bin defa "dostlar sağ olsun" mu desin? karnınızı mı doyursun?
azalarak değil,hemen bitmeli.
her zaman korkunç bulmuşumdur.
insanlar acısını mı yaşasın yoksa günde bin defa "dostlar sağ olsun" mu desin? karnınızı mı doyursun?
azalarak değil,hemen bitmeli.
devamını gör...
hotel california
eagles grubunun bateristi söylemiştir bu şarkıyı.
kim demiş ''bateristler şarkı söyleyemez'' diye? onlara gitsin bu güzel şarkı.
kim demiş ''bateristler şarkı söyleyemez'' diye? onlara gitsin bu güzel şarkı.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin
şu anda sevişirken duvarda yoldaşın silüetini görmek başlığında olan yazar.
devamını gör...
ikna kabiliyeti
sevemediğim bir kabiliyet. şöyle ki, her konuşma bir yerde iknadır. ikna kısa sürede ve kolayca gerçekleştiğinde değersizleşir. nihayetinde karşı tarafın belli bir düşünce yapısı ve düşünsel birikimi olduğunu kabul edersek, bunlardan kolay bir şekilde cayması, ne kendinde var olan düşünceyi ne de var olacak düşünceyi aslında benimsememiş olduğuna işarettir. son olarak karşındaki kişinin bir anda senle aynı düşünceye gelmesini beklemek de hoş değil. karşındakini yok saymaktır bu. özgürlükten yana bazı şeylerden bahsedip, karşıdaki kişinin de hemen bu noktaya gelmesini beklemek de ironik bir durum. önce kendisi muhakeme etsin sonra versin kararını. sen en azından kendi görüşünden bahsedip bir tohum ekmiş, tohum da değil, bir alternatif göstermiş olup karşıdakini özgür bir seçim yapma noktasına getirebilirsin ancak.
ayrıca ikna için kişinin kendinden de ödün vermesi gerekir. belki yaptırmak veya düşündürmek istediğiniz şeyden ödün vermezsiniz ama her durumda kişiliğinizden ödün verirsiniz. böyle olunca karşılıklı durumlar dengeleniyor, hem sizden hem ondan gidiyor. ne gerek var oysa eğip bükmek için eğilip bükülmeye. boş vermek gerek. aksi halde dışı güzel içi çirkin bir şeye dönüyoruz.
ayrıca ikna için kişinin kendinden de ödün vermesi gerekir. belki yaptırmak veya düşündürmek istediğiniz şeyden ödün vermezsiniz ama her durumda kişiliğinizden ödün verirsiniz. böyle olunca karşılıklı durumlar dengeleniyor, hem sizden hem ondan gidiyor. ne gerek var oysa eğip bükmek için eğilip bükülmeye. boş vermek gerek. aksi halde dışı güzel içi çirkin bir şeye dönüyoruz.
devamını gör...
sagopa kajmer şarkılarında geçen mükemmel sözler
siyah saç ak defterle geldin, ak saç siyah defterle gidiyorsun.
devamını gör...
1.55'lik kızların 1.75'lik erkekleri kısa bulması
özellikle türkiye'de rastlanan durumdur. hadi evrim olaylarını falan anlarım uzun boya ilgin olabilir ama 1.90'lık adamla veli toplantısına giden kurdeleli ecrin nur gibi gezmekten ne zevk alıyorsunuz? gerçekten çok komik duruyor.
(bkz: davul bile dengi dengine)
(bkz: davul bile dengi dengine)
devamını gör...
aslında havalı olmayan şeyler
apple ürünleri.
devamını gör...
bayan arabası
aracımın marka ve modelini söylediğimde aldığım tepki. fakat gel gör ki tematik tanımını yapamayacağım.
en en en sinir olduğum mevzulardan biridir bu konu. bir şeyin minyon olanını kadınlara yakıştırmak. niye? tır süremez miyim ben? uçak kullanamaz mıyım? tarlada traktörün başına geçemez miyim? yok olmaz çünkü ben bayanım. yerimi bilmem lazım benim. edebimle durduğum yerde durmam lazım.
en en en sinir olduğum mevzulardan biridir bu konu. bir şeyin minyon olanını kadınlara yakıştırmak. niye? tır süremez miyim ben? uçak kullanamaz mıyım? tarlada traktörün başına geçemez miyim? yok olmaz çünkü ben bayanım. yerimi bilmem lazım benim. edebimle durduğum yerde durmam lazım.
devamını gör...
hayatında hiç antidepresan kullanmamış insan
antidepresan kullanımını yalnızca duygusal boşluk ve ergensel tripler ile bir tutan yazarların olduğunu gösteren başlık.
arkadaşlar, toplum içerisinde sizin patolojik olarak görmediğiniz birçok psikiyatrik hasta, bu ilaçlar sayesinde aranıza karışıyor ve nefes alabiliyor. velev ki duygusal boşluktasınız, çok sevdiğiniz birini kaybettiniz diyelim. kısa vadede antidepresan kullanımının kişinin yaşam kalitesini ciddi derecede yükselttiği aşikar. placebo etkisi de mevcut. evet, her önüne gelen bu ilaçlara sarılmamalı ama bu ilaçlar da öcü değil.*
arkadaşlar, toplum içerisinde sizin patolojik olarak görmediğiniz birçok psikiyatrik hasta, bu ilaçlar sayesinde aranıza karışıyor ve nefes alabiliyor. velev ki duygusal boşluktasınız, çok sevdiğiniz birini kaybettiniz diyelim. kısa vadede antidepresan kullanımının kişinin yaşam kalitesini ciddi derecede yükselttiği aşikar. placebo etkisi de mevcut. evet, her önüne gelen bu ilaçlara sarılmamalı ama bu ilaçlar da öcü değil.*
devamını gör...


