elektra kompleksi
elektra kompleksi, sigmund freud'un bir görüşü olan oedipus kompleksinin kız çocukları için geçerli olanıdır. 3-6 yaş arası (fallik dönem) çocuklarının babaya aşırı düşkün olmaları ve anneyi rakip olarak görmeleri olarak tanımlanmaktadır. bu karmaşa, yaş ilerleyince anneyle özdeşleşme yoluyla çözümlenir.
devamını gör...
gece saat 2'de verilen kararlar
uyumak.
devamını gör...
ağırınıza giden sözler
burda çalışmak istiyorsan bu düzene (her şeye itaat) uyacaksın.
devamını gör...
tunus

2015 yılı ramazan ayında, bir yardım derneğinin yardım faaliyeti için gidip, 6 gün kaldığım, kalbimin bir kısmını orda bıraktığım, çok güzel insanlar tanıdığım ülke.
dini, ilmi bir çok eseri olan bir ülkedir
zeytuniye camisi; 698 yılında emeviler döneminde yapılmıştır. dünyanın ilk üniversitesi olduğu düşünülmektedir.
746 yılında ebü’l-kāsım hasan eş-şeddâd’ın tunus’ta imal ettiği güneş saati de günümüze ulaşmıştır.
kayravan şehri, unesco dünya mirasları listesinde yer almaktadır.
kayravan, islam alemi için mekke, medine, kudüs’ün ardından gelen 4. kutsal kenttir.
yardım faaliyetlerinden kalan zamanda gördüğüm bu iki eser dışında, tarihi çarşıları bulunmaktadır. tarihi beyaz boyalı evlerinin, mavi boyalı pencereleri görülmeye değerdir. ayrıca eski yapıların her birinin, farklı dizayn edilen kapıları mevcuttur.
deniz tatili içinde önerilebilecek bir ülkedir.
ayrıca, roma döneminden kalma kaplıcaları bulunmaktadır.
tunuslular, sömürge ülkelerinde olduğu üzere, en az iki yabancı dil bilen insanlardır. mecburen çok iyi seviyede fransızca konuşurlar, az daha okuyan, iyi seviyede ingilizce de konuşabilir.
orda bulunduğum esnada, durumu çok iyi olan borsacı bir ailenin evinde bile bulaşık makinesi göremedim.
sadece, fakirliği ile bilinen bir takım afrika ülkelerinden, biraz daha iyi durumda olan bir ülke.
kendine has bir kültürü var. kendine has yemek alışkanlıkları var.
tüm iftarlarda en az bir deniz ürünü yemek oldu. içtikleri çay bizim yeşil çayımız gibi bir şeydi.
sokaklar, devrimlerine bile adını veren yasemin çiçekleri ile doluydu.
hemen her evde damıtılmış çiçek kokuları üretilmekteydi. bize de hediyelik olarak bidon bidon çiçek suyu verdiler.
zeytinlikleri ve kendine mahsus hurmalıkları ile meşhur bir ülkedir.
farklı bir cumhuriyet anlayışı olan, farklı badireler atlatan, birliklerine çok kıymet veren anlayışlı insanlarla ile dolu bir ülkedir.
çok çok sevdim. görmeyenlere tavsiye ederim. ölmeden önce, bir daha görmek isteyeceğim bir ülke.
devamını gör...
gurbetçilere hesap bildirimi müjdesi
ben bu tiplere almancı diyorum.
gurbetçi: daha iyi şartlar için memleketinden başka diyara göçmüş, çalışıp ekmeğinde, eğitiminde olan kişi; alamancı ise, orada yeşiller partisine oy verip bize akp'yi reva gören, ayda kilolarca et yiyip biz burada 2-3 kilo alınca kendimizi milyoner sanarken "turkiye çok güzel rahat" diyen oradan aldığı işsizlik maaşı ile daireleri çifter çifter alan omurgasız varlık.
beter olsunlar.
gurbetçi: daha iyi şartlar için memleketinden başka diyara göçmüş, çalışıp ekmeğinde, eğitiminde olan kişi; alamancı ise, orada yeşiller partisine oy verip bize akp'yi reva gören, ayda kilolarca et yiyip biz burada 2-3 kilo alınca kendimizi milyoner sanarken "turkiye çok güzel rahat" diyen oradan aldığı işsizlik maaşı ile daireleri çifter çifter alan omurgasız varlık.
beter olsunlar.
devamını gör...
ayraç olarak kullanılan nesneler
"yara bandı."
tesadüfen kitabımın arasında bulduğum bir zamandan sonra kullanmaya başladım.
oldukça da anlamlı hissettiriyor. özellikle sıkıntılı bir zamanımda kitabın arasından çıktığında beni baya bir etkilemiş, eskisi gibi güçlenmem gerektiğini hatırlatmıştı. o zamandan beridir bazen bırakıyorum. yaralarımı hep kendim sarıp devam ettiğimi, bu sefer de öyle yapacağımı hatırlatıyor bana...
tesadüfen kitabımın arasında bulduğum bir zamandan sonra kullanmaya başladım.
oldukça da anlamlı hissettiriyor. özellikle sıkıntılı bir zamanımda kitabın arasından çıktığında beni baya bir etkilemiş, eskisi gibi güçlenmem gerektiğini hatırlatmıştı. o zamandan beridir bazen bırakıyorum. yaralarımı hep kendim sarıp devam ettiğimi, bu sefer de öyle yapacağımı hatırlatıyor bana...
devamını gör...
normal sözlük'e giriş serüveni
nerden başlasam bilemicem
kardeşim hergün giriyordu ve akşam birşeyleri not etme çabasındaydı.bende merak ettim nedir bu yazdıkların oda henüz çaylağım yazar olabilmem için tanım yapmam gerekiyor dedi bende kafamda takıldı bu çaylak yazar ne iş diye öbür gün uyanır uyanmaz bi hesap açtım bende gittikçe yazılar yazıyordum ve küfür olmaması mutlu etti ve lise 3. sınıf öğrenci si olduğum için derste aldığım kişilerin yada okuduğum roman hikaye vb. kitabların tanımını yapmak istedim bugün 3.günüm mutluyum yani güzel gidiyor şimdilik ve moderatör olarak ta uykusuzkahve yi çok beğeniyorum şimdilik bu kadar
kardeşim hergün giriyordu ve akşam birşeyleri not etme çabasındaydı.bende merak ettim nedir bu yazdıkların oda henüz çaylağım yazar olabilmem için tanım yapmam gerekiyor dedi bende kafamda takıldı bu çaylak yazar ne iş diye öbür gün uyanır uyanmaz bi hesap açtım bende gittikçe yazılar yazıyordum ve küfür olmaması mutlu etti ve lise 3. sınıf öğrenci si olduğum için derste aldığım kişilerin yada okuduğum roman hikaye vb. kitabların tanımını yapmak istedim bugün 3.günüm mutluyum yani güzel gidiyor şimdilik ve moderatör olarak ta uykusuzkahve yi çok beğeniyorum şimdilik bu kadar
devamını gör...
üretmek yerine tüketmek
"gereksiz ihtiyaçlardan koca bir dağ yarattık. bir şeyler satın alıyoruz sonra çöpe atıyoruz. bir şeyler satın aldığımda veya aldığımızda ödemeyi parayla yapmıyoruz. ödemeyi yaşamımızdan, para kazanmak için harcadığımız zamanla yapıyoruz. aradaki fark ise şu : hayatı satın alamazsınız. hayat geçip gider... özgürlüğünüzü kaybetmek korkunç bir şeydir."
josé mujica
josé mujica
devamını gör...
kitaplardaki en etkileyici giriş cümlesi
"ulema,cuhela ve ehli dubara; ehli namus, ehli işret ve erbab-ı livata rivayet ve ilan, hikaye ve beyan etmişlerdir ki kun-i kainattan 7079 yıl, isa mesih'ten 1681, ve hicret'ten dahi 1092 yıl sonra adına kostantiniye derler tarakkası meşhur bir kent vardı. "
puslu kıtalar atlası- ihsan oktay anar.
puslu kıtalar atlası- ihsan oktay anar.
devamını gör...
b12 vitamini eksikliği
gencecik insanları alzehimer hastası gibi hissettirir. herkeste aynı sorun unutuyoruz..
devamını gör...
hamur işi bilen kadınların giderek azalması
poğaça yapan kadınlara azıcık yardım edilseydi,yapıldığı takdir edilseydi gelecek nesile aktarılacaktı.ama ne oldu kızlar çilekeş annelerini gördüler her gün lezzetli yemek yapan annelerine kötü davranıldığını o yüzden dediler biz ezilmiycez,sömürülmüycez yapmıycaz poğaça börek çalışıcaz para kazanıcaz.şimdilerde çalışmayan kıza aa
neden çalışmıyorsun diye soruyorlar poğaça börek yapıyormusun diye sormuyorlar.üzdünüz hamur işi bilen kadınları.
neden çalışmıyorsun diye soruyorlar poğaça börek yapıyormusun diye sormuyorlar.üzdünüz hamur işi bilen kadınları.
devamını gör...
i. justinianus
flavius petrus sabbatius iustinianus, ya da iustinianus * magnus; 4.yüzyılda değil 6.yüzyılda yaşamış olan bizans imparatoru. pek çok açıdan ilginç bir şekilde diğer bir büyük kayser-i rum olan kanuni sultan süleyman'la pek çok benzerlik gösterir. örneğin süleyman gibi iustinianus da seferlerle, savaşlarla parayı bitirmiş ve geride neredeyse tamtakır bir hazine bırakmıştır. ikisinin de muhteşem sanat eserleri olan büyük ibadethaneleri istanbul'da bütün ihtişamalrıyla boy gösterir. birisi theodora'nın, diğeri hürrem sultan'ın pençelerinden kurtulamamışlardır.
iustinianus'un ilk sınavı 532 yılında yaşanan nika ayaklanması'ydı. hipodrom'daki mavi ve yeşil takımların taraftarları olan maviler ve yeşiller'in liderlerinden bazılarının idam edilmesi hiç görülmemiş bir olaya sebep oldu ve iki taraftar grubu güçlerini birleştirdi. nika* sloganları atarak konstantinopolis şehir merkezini yakıp yıkan isyancılar imparator ii. theodosius'un yaptırdığı anıtsal ayasofya kilsiesi'ni* de yerle bir ettiler. daha sonra hipodrom'a girerek yarışçılardan birine imparator olarak taç giydirdiler. isyan o kadar büyüdü ki iustinianus şehirden kaçmak için hazırlıklarını yaptı. ancak eşi theodora bunu reddederek imparator gitse bile tahtı bırakmayacağını ve sonuna kadar savaşacağını söyleyip kocasını kalmaya ikna etti. komutan belisarius çağrıldı ve lejyonuyla hipodroma giren komutan çıkışları kapatarak içerideki otuz bin isyancıyı kılıçtan geçirdi. isyan böylece bastırıldı ve yakılan ayasofya'nın yerine iustinianus sanat ve mimarlık tarihinin en önemli yapılarından biri olan bugünkü ayasofya'yı inşa ettirdi.*
doğu roma imparatorluğu'nun büyük bir ideali vardı, renovatio imperii. yani imparatorluğun barbarların eline geçmiş olan batı yakasını tekrar ele geçirerek imparatorluğun restorasyonunu sağlamak, doğu ve batı'yı tekrar birleştirmek. bu ideali gerçekleştirmeye en çok yaklaşan da iustinianus olmuştur. sasani imparatorluğu'ya yapılan savaşın sonunda sonsuz bir barış imzalayıp yüzünü batıya dönen imparator, ilk olarak vandalların kralı hilderic'i devirerek tahta geçen gelimer'e karşı kuzey afrika seferine çıktı. belisarius komutasındaki bizanslılar tunus, sardinya, korsika ve balear adalarını ele geçirerek 534 yılında vandal yönetimine tamamen son verdiler. bu sefer imparatorluğa yaklaşık elli ton altına mal oldu. prokopius'un dediğine inanacak olursak can kaybı ise beş milyondu.
535 yılında yine belisarius komutasındaki başka bir ordu ostrogotların egemenliğindeki italya'ya çıktı. sicilya'dan başlayarak kuzeye ilerleyen belisarius, 536 yılında neapolis* ve roma'yı ele geçirdi. 538 yılına dek ostrogotlar roma'yı kuşattılarsa da alamadılar. daha sonra iustinianus narses isimli başka bir komutanla takviye birlikler gönderdi ancak belisarius ve narses'in anlaşmazlığı yüzünden narses geri çağırıldı. 540 yılında bizanslılar ostrogotların başkenti ravenna'ya ulaştılar. ostrogotlar belisarius'a batı roma imparatoru ünvanını teklif ettiklerinde belisarius teklifi kabul etmi gibi görünerek başkente girdi ve italya'daki ostrogot yönetimi bitirilmiş oldu. hemen ardından belisarius, iustinianus tarafından konstantinopolis'e çağırıldı ve sefer sonlandı. 541'de ostrogotların tekrar italya'ya saldırması ve sicilya'ya kadar ilerlemesi sonucu ikinci sefere çıkıldı ancak pek çok savaş, kentlerin sürekli el değiştirmesi ve frank kabilelerinin istilasının engellenmesinden sonra 554 yılında italya tam olarak romalıların hakimiyetine girdi. bu seferlerin maliyeti ise yaklaşık yüz elli ton altın ve yine prokopius'a inanırsak yüz elli milyon got'un öldürülmesiydi. bu arada hispania'ya düzenlenen seferler sonucu iber yarımadasının güneyi de tekrar imparatorluğa dahil olmuştu.
daha hakkında anlatılacak çok şey var ancak benim klavyem bu adama yetmez. ölümünden kısa bir süre sonra ele geçirdiği yerlerin çoğu tekrar barbarların eline geçti, renovatio imperii bir hayal olarak kaldı. döneminde latincenin yerini attika yunancasının almaya başlamasıyla roma imparatorluğu, bizans imparatorluğu'na dönüşmeye başladı; iki yüz yıl süren tarihin ilk hıyarcıklı veba* salgını gerçekleşti; anthiokheia* kenti yağmalanıp yıkıldı, baştan sona tekrar inşa edildi ve depremde tekrar yıkıldı; codex iustinianus olarak da bilinen, o zamana kadarki en kapsamlı kanunname olan corpus iuris civilis hazırlandı. hazineyi dibine kadar bitirse de tarihe çok şey kattı bu zat. 565 yılında öldüğünde apostoleion'a* defnedildi, bugünkü fatih camii. o yüzden yattığı yerde dinlensin de diyemiyoruz. neyse. okuduğunuz için teşekkürler. 555 yılının sınırlarını gösteren harita ektedir, saygılar.
iustinianus'un ilk sınavı 532 yılında yaşanan nika ayaklanması'ydı. hipodrom'daki mavi ve yeşil takımların taraftarları olan maviler ve yeşiller'in liderlerinden bazılarının idam edilmesi hiç görülmemiş bir olaya sebep oldu ve iki taraftar grubu güçlerini birleştirdi. nika* sloganları atarak konstantinopolis şehir merkezini yakıp yıkan isyancılar imparator ii. theodosius'un yaptırdığı anıtsal ayasofya kilsiesi'ni* de yerle bir ettiler. daha sonra hipodrom'a girerek yarışçılardan birine imparator olarak taç giydirdiler. isyan o kadar büyüdü ki iustinianus şehirden kaçmak için hazırlıklarını yaptı. ancak eşi theodora bunu reddederek imparator gitse bile tahtı bırakmayacağını ve sonuna kadar savaşacağını söyleyip kocasını kalmaya ikna etti. komutan belisarius çağrıldı ve lejyonuyla hipodroma giren komutan çıkışları kapatarak içerideki otuz bin isyancıyı kılıçtan geçirdi. isyan böylece bastırıldı ve yakılan ayasofya'nın yerine iustinianus sanat ve mimarlık tarihinin en önemli yapılarından biri olan bugünkü ayasofya'yı inşa ettirdi.*
doğu roma imparatorluğu'nun büyük bir ideali vardı, renovatio imperii. yani imparatorluğun barbarların eline geçmiş olan batı yakasını tekrar ele geçirerek imparatorluğun restorasyonunu sağlamak, doğu ve batı'yı tekrar birleştirmek. bu ideali gerçekleştirmeye en çok yaklaşan da iustinianus olmuştur. sasani imparatorluğu'ya yapılan savaşın sonunda sonsuz bir barış imzalayıp yüzünü batıya dönen imparator, ilk olarak vandalların kralı hilderic'i devirerek tahta geçen gelimer'e karşı kuzey afrika seferine çıktı. belisarius komutasındaki bizanslılar tunus, sardinya, korsika ve balear adalarını ele geçirerek 534 yılında vandal yönetimine tamamen son verdiler. bu sefer imparatorluğa yaklaşık elli ton altına mal oldu. prokopius'un dediğine inanacak olursak can kaybı ise beş milyondu.
535 yılında yine belisarius komutasındaki başka bir ordu ostrogotların egemenliğindeki italya'ya çıktı. sicilya'dan başlayarak kuzeye ilerleyen belisarius, 536 yılında neapolis* ve roma'yı ele geçirdi. 538 yılına dek ostrogotlar roma'yı kuşattılarsa da alamadılar. daha sonra iustinianus narses isimli başka bir komutanla takviye birlikler gönderdi ancak belisarius ve narses'in anlaşmazlığı yüzünden narses geri çağırıldı. 540 yılında bizanslılar ostrogotların başkenti ravenna'ya ulaştılar. ostrogotlar belisarius'a batı roma imparatoru ünvanını teklif ettiklerinde belisarius teklifi kabul etmi gibi görünerek başkente girdi ve italya'daki ostrogot yönetimi bitirilmiş oldu. hemen ardından belisarius, iustinianus tarafından konstantinopolis'e çağırıldı ve sefer sonlandı. 541'de ostrogotların tekrar italya'ya saldırması ve sicilya'ya kadar ilerlemesi sonucu ikinci sefere çıkıldı ancak pek çok savaş, kentlerin sürekli el değiştirmesi ve frank kabilelerinin istilasının engellenmesinden sonra 554 yılında italya tam olarak romalıların hakimiyetine girdi. bu seferlerin maliyeti ise yaklaşık yüz elli ton altın ve yine prokopius'a inanırsak yüz elli milyon got'un öldürülmesiydi. bu arada hispania'ya düzenlenen seferler sonucu iber yarımadasının güneyi de tekrar imparatorluğa dahil olmuştu.
daha hakkında anlatılacak çok şey var ancak benim klavyem bu adama yetmez. ölümünden kısa bir süre sonra ele geçirdiği yerlerin çoğu tekrar barbarların eline geçti, renovatio imperii bir hayal olarak kaldı. döneminde latincenin yerini attika yunancasının almaya başlamasıyla roma imparatorluğu, bizans imparatorluğu'na dönüşmeye başladı; iki yüz yıl süren tarihin ilk hıyarcıklı veba* salgını gerçekleşti; anthiokheia* kenti yağmalanıp yıkıldı, baştan sona tekrar inşa edildi ve depremde tekrar yıkıldı; codex iustinianus olarak da bilinen, o zamana kadarki en kapsamlı kanunname olan corpus iuris civilis hazırlandı. hazineyi dibine kadar bitirse de tarihe çok şey kattı bu zat. 565 yılında öldüğünde apostoleion'a* defnedildi, bugünkü fatih camii. o yüzden yattığı yerde dinlensin de diyemiyoruz. neyse. okuduğunuz için teşekkürler. 555 yılının sınırlarını gösteren harita ektedir, saygılar.
devamını gör...
üstteki yazar
dedi üstteki yazar.
devamını gör...
derya yanık'ın koltuğuna oturttuğu koruma altındaki çocuk hakkındaki açıklaması
yine gereksiz ve boş cümlelerden oluşan kelimeler bütünü. aynı cümlenin farklı versiyonlarının bulunduğu açıklama. asıl eleştirinin o çocuğun kimliğinin ifşa edilmesi olduğunun göz ardı edildiği açıklama. o çocuğun milyonlarca insanın karşısında kimsesinin olmadığı açıkladığında ufacık bir kalbin nasıl kırılacağını algılayamayan ve empati yoksunu bir bireyin yapacağı cinsten bir açıklamadır.*
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
ı love you.
devamını gör...
michelangelo merisi da caravaggio
1571 doğumlu italyan ressam. ismini doğduğu kasabadan almıştır. "michelangelo merisi caravaggio" gerçek ismidir. 6 yaşında annesini 15 yaşında babasını kaybetmiştir daha sonra hayatı bir türlü rayına girmez zaten .1584’te bergamolu bir ressam olan simone peterzano’nun yanına 4 yıllığına çırak olarak girmiş, ilk deneyimlerini lotto ve giovanni girolama savoldo (1480-1548) gibi sanatçıların yaptılarını incelemekle kazanmış, tiziano’nun öğrencisi iken venedik okulu'yla da ilişki kurmuştur. roma’da çalıştığı dönem yapıtları dramatik bir anlatım sunmayan kendi portreleri ve ölü doğa resimleridir. oldukça çalkantılı bir hayatın izlerini tablolarına yansıtmıştır . caravaggio aynı zamanda güçlü ışık-gölge kullanımı ve resimsel düzenlemeyi dramatik bir açıdan ele alışıyla barok sanatının en özgün uygulayıcılarından biri olmuştur. geleneksel resim ögretilerine ve kilisenin doktrinlerine karşı çıkmış azizleri de sıradan insanlar gibi betimleyerek belayı yine üzerine çekmiştir . zaten çalkantılı olan hayatı 1606 yılında işlediği cinayet ile iyice içinden çıkılmaz bir hâl aldıktan sonra 1610 yılında ölümü eski bir dost gibi selamlamıştır.
(bkz: david with the head of goliath) caravaggio'nun kiliseye kendini affetirmek için çizdiği fakat ne yazık ki yerine ulaştıramadan öldüğü eser olması sebebiyle bende yeri ayrıdır.
(bkz: souper à emaüs)
(bkz: bacchus)
(bkz: the seven works of mercy)
(bkz: the beheading of st john the baptist)
(bkz: scudo con testa di medusa)
(bkz: david with the head of goliath) caravaggio'nun kiliseye kendini affetirmek için çizdiği fakat ne yazık ki yerine ulaştıramadan öldüğü eser olması sebebiyle bende yeri ayrıdır.
(bkz: souper à emaüs)
(bkz: bacchus)
(bkz: the seven works of mercy)
(bkz: the beheading of st john the baptist)
(bkz: scudo con testa di medusa)
devamını gör...
wes anderson
simetrik görüntü ve pastel tonlu filmlerin yönetmeni. sessiz, sakin karakterlerin renkli ve aynı zamanda trajik yönlerini konu edinen filmlerin altında imzası vardır. ayrıca (bkz: wes anderson filmleri)
devamını gör...
kötülük gördüğü kişiden intikam almayan insan
"the best revenge is not to be like your enemy."
yani, şu sözü şöyle yorumluyorum; alabileceğin en iyi intikam düşmanına benzememektir. aslında intikam almaya bile tenezzül etmemektir. çünkü intikam yoluna düşmek; nietzsche'nin de söylediği gibi, "canavarlarla savaşanlar sonunda canavar olmamaya dikkat etmelidirler. bir boşluğa uzun süre bakarsan, boşluk da sana bakar." tezlerini doğrular.
intikam almak neden sadece sana kötülük yapmış birine aynısını yapmaktır ya da canını yakmaktır ki ? bence unutmak, yoksaymak, önemsememek de bir çeşit intikamdır. insanda yük de yaratmıyor. kurtulup geride bırakmak o yarayı, o kötü kalpli insanı.
bu konuda konfüçyüs ne demiş ? "zayıf insan intikam alır, güçlü insan affeder, zeki insan görmezden gelir."
yani, şu sözü şöyle yorumluyorum; alabileceğin en iyi intikam düşmanına benzememektir. aslında intikam almaya bile tenezzül etmemektir. çünkü intikam yoluna düşmek; nietzsche'nin de söylediği gibi, "canavarlarla savaşanlar sonunda canavar olmamaya dikkat etmelidirler. bir boşluğa uzun süre bakarsan, boşluk da sana bakar." tezlerini doğrular.
intikam almak neden sadece sana kötülük yapmış birine aynısını yapmaktır ya da canını yakmaktır ki ? bence unutmak, yoksaymak, önemsememek de bir çeşit intikamdır. insanda yük de yaratmıyor. kurtulup geride bırakmak o yarayı, o kötü kalpli insanı.
bu konuda konfüçyüs ne demiş ? "zayıf insan intikam alır, güçlü insan affeder, zeki insan görmezden gelir."
devamını gör...
cemal süreya'nın dediği gibi
öyle büyümüş ki içimizdeki yalnızlık, sevilmeyi beklerken, beklemeyi sevmişiz.
devamını gör...
