kolay gibi görünen ama çok zor olan şeyler
türkiye'de insan gibi yaşamak.
devamını gör...
metin ışık
bir neria ukdesidir.
1967 doğumlu kayserili arabesk sanatçısıdır. arabesk müziğinin hak ettiği değeri görememiş muhteşem isimlerinden biridir. belki bir ibrahim tatlıses’in sesine, ferdi tayfur’un yorumuna, müslüm gürses’in karizmasına, orhan gencebay’ın egosuna, hakkı bulut’un ağız yapısına sahip değildir ama efsane bir şarkı ile adını arabesk tarihine altın harflerle yazdırmıştır.
melek yüzlü sahtekar adlı şarkısı ile internet alemini kasıp kavurmuştur. 2005 yılında çıkardığı ağla gözüm isimli albümünde yer alan bu şarkı tam on yedi yıldır dillerden düşmemiştir ve en az on yedi yıl daha devam edecektir nesilden nesile aktarılmaya.
mapusta yazdığı şarkının muhteşem sözleri içindeki inanılmaz göndermeler, zıtlıklar, alegoriler, nükteler tam bir sanat eseridir. bob dylan’a nobel edebiyat ödülü veren dünya metin ışık’ı da boş geçmemelidir.
abimiz tam sitemlerle dolu isyanlarını haykıra haykıra ahenge dökerken bir de (bkz: lay lay lom) sözleriyle sitemine mizahi bir yön verir. sonra bir sitem daha, siteme kendimizi kaptırmak üzereyken hopaşinanay diyerek aklımızı alır metin ışık.
velhasılı lay lay lom galiba size göre sevmeler, (bkz: hopaşinanay) galiba size göre sevilmeler. herkes ayağını denk alsın. metin ışık abimiz özel hayat olarak frank sinatra babamızın kayseri şubesidir.
1967 doğumlu kayserili arabesk sanatçısıdır. arabesk müziğinin hak ettiği değeri görememiş muhteşem isimlerinden biridir. belki bir ibrahim tatlıses’in sesine, ferdi tayfur’un yorumuna, müslüm gürses’in karizmasına, orhan gencebay’ın egosuna, hakkı bulut’un ağız yapısına sahip değildir ama efsane bir şarkı ile adını arabesk tarihine altın harflerle yazdırmıştır.
melek yüzlü sahtekar adlı şarkısı ile internet alemini kasıp kavurmuştur. 2005 yılında çıkardığı ağla gözüm isimli albümünde yer alan bu şarkı tam on yedi yıldır dillerden düşmemiştir ve en az on yedi yıl daha devam edecektir nesilden nesile aktarılmaya.
mapusta yazdığı şarkının muhteşem sözleri içindeki inanılmaz göndermeler, zıtlıklar, alegoriler, nükteler tam bir sanat eseridir. bob dylan’a nobel edebiyat ödülü veren dünya metin ışık’ı da boş geçmemelidir.
abimiz tam sitemlerle dolu isyanlarını haykıra haykıra ahenge dökerken bir de (bkz: lay lay lom) sözleriyle sitemine mizahi bir yön verir. sonra bir sitem daha, siteme kendimizi kaptırmak üzereyken hopaşinanay diyerek aklımızı alır metin ışık.
velhasılı lay lay lom galiba size göre sevmeler, (bkz: hopaşinanay) galiba size göre sevilmeler. herkes ayağını denk alsın. metin ışık abimiz özel hayat olarak frank sinatra babamızın kayseri şubesidir.
devamını gör...
kiliseler ve liseler
hip-hop piyasasına kesinlikle farklı bir soluk getiren sadece kendi blogları üzerinden şarkı paylaşan bu işten para kazanmak istemeyen gruptur.
üniversite öğrencisi olan bu arkadaşların nasıl bir kafası nasıl bir tarzı var senelerdir çözemedim çok ama çok iyiler.
felaket iyiler.
kendileri yakın zamanda şöyle bir açıklama yapmışlar.
--- alıntı ---
selâm,
internet üzerinde yalnızca bir blogdan ibaretiz. ne youtube ne twitter ne facebook ne ınstagram ne soundcloud ne spotify ne gmail ne de diğer başka mecralarda hesabımız vardır. adımıza açılmış onlarca hesabın hiçbirisi bize ait değildir. sizlere, yaptığımız işleri ulaştırabilmemiz için bize veri sağlayan tek mecra bu blog, yani wordpress. bize veri sağladıkları için karşılık olarak reklâm geliriyle kazanç sağlayan bir mecra burası, diğer tüm internet siteleri gibi. reklâm gelirinin helâl olmadığını bilmemize, bu gelirle -en başından beri olduğu gibi- alışveriş içerisinde bulunmama gayretimize, fakat yine de üzerimizden böyle bir gelir elde ettiklerinden haberdar olmamıza rağmen size bu işlerimizi ulaştırabilmenin başka bir yolunu bulamadık ve internette ‘olmak’ mecburiyetinde kaldık. bundan sonraki bütün işlerimizi buradan paylaşacağız. eğer isterseniz abone olabilirsiniz. abonelik için sadece e-posta adresinizin olması yeterli, siteye üye olmanıza lüzum yok -hatta mümkünse üye olmayın. ziyaret de etmeyin. buradan paylaşacağımız her şey doğrudan e-posta adresinize gelecek ve hâlihazırda oradan da okuyup dinleyebileceksiniz. paylaştığımız şarkı, albüm ve kitapları indirmenizi tavsiye ediyoruz. yaptığımız albümler ve albüm dışı şarkılar blog içerisinde mevcut. yalnızca nerede aptallar mübarek, şairler deliyse albümünü yüklemedik. zira bu albümü, hitâma erdirilmiş hâliyle tekrar paylaşacağız.
sağlıcakla kalın.”
--- alıntı ---
gel beraber varoluşluğun varoşluğundan geçelim.
üniversite öğrencisi olan bu arkadaşların nasıl bir kafası nasıl bir tarzı var senelerdir çözemedim çok ama çok iyiler.
felaket iyiler.
kendileri yakın zamanda şöyle bir açıklama yapmışlar.
--- alıntı ---
selâm,
internet üzerinde yalnızca bir blogdan ibaretiz. ne youtube ne twitter ne facebook ne ınstagram ne soundcloud ne spotify ne gmail ne de diğer başka mecralarda hesabımız vardır. adımıza açılmış onlarca hesabın hiçbirisi bize ait değildir. sizlere, yaptığımız işleri ulaştırabilmemiz için bize veri sağlayan tek mecra bu blog, yani wordpress. bize veri sağladıkları için karşılık olarak reklâm geliriyle kazanç sağlayan bir mecra burası, diğer tüm internet siteleri gibi. reklâm gelirinin helâl olmadığını bilmemize, bu gelirle -en başından beri olduğu gibi- alışveriş içerisinde bulunmama gayretimize, fakat yine de üzerimizden böyle bir gelir elde ettiklerinden haberdar olmamıza rağmen size bu işlerimizi ulaştırabilmenin başka bir yolunu bulamadık ve internette ‘olmak’ mecburiyetinde kaldık. bundan sonraki bütün işlerimizi buradan paylaşacağız. eğer isterseniz abone olabilirsiniz. abonelik için sadece e-posta adresinizin olması yeterli, siteye üye olmanıza lüzum yok -hatta mümkünse üye olmayın. ziyaret de etmeyin. buradan paylaşacağımız her şey doğrudan e-posta adresinize gelecek ve hâlihazırda oradan da okuyup dinleyebileceksiniz. paylaştığımız şarkı, albüm ve kitapları indirmenizi tavsiye ediyoruz. yaptığımız albümler ve albüm dışı şarkılar blog içerisinde mevcut. yalnızca nerede aptallar mübarek, şairler deliyse albümünü yüklemedik. zira bu albümü, hitâma erdirilmiş hâliyle tekrar paylaşacağız.
sağlıcakla kalın.”
--- alıntı ---
gel beraber varoluşluğun varoşluğundan geçelim.
devamını gör...
dışarıda koca bir dünya varken odasında takılan genç
dışarı çıkma şansımız vardı da biz mi odamızda takıldık.
devamını gör...
misvak mizah dergisi
her şeyin kendine özgü, kendine bağlı, gündem yaratmak için işaret bekleyen alternatiflerini yaratan muktedirler tarafından sırtı sıvazlanıp cebine harçlık konan dergidir.
bu dergiyi okuyanların gerçekten oradaki saçmalıklara gülüp gülmediklerini merak ederim. sadece destek vermek için para verip alıyorlarsa bence sıkıntı yok.
mizah seviyesi ise aşağıdaki gibidir :
buradan
bu dergiyi okuyanların gerçekten oradaki saçmalıklara gülüp gülmediklerini merak ederim. sadece destek vermek için para verip alıyorlarsa bence sıkıntı yok.
mizah seviyesi ise aşağıdaki gibidir :
buradan
devamını gör...
betimleme
tasarlama, bir şeyi sözle veya yazıyla anlatma göz önünde canlandırmadır.
devamını gör...
küfürbaz olan insanların kafasının çalışmaması
hayır, araştırmalar küfrün rahatlatıcı olduğunu söylüyor, demek ki rahatlamak istemeyenler mal.
devamını gör...
devletin dini islam olan ülkeler
tamamı dünyanın en ileri en gelişmiş en büyük ülkeleri. göğsümüz kabardı cidden.
devamını gör...
birinci dünya savaşı
kafkas cephesi ; osman devleti soğuk, hazırlıksız ordu ve hastalık nedeniyle 100 bin şehit vermiş, ruslar ilerleyerek muş bitlis van erzurum ve trabzon'a kadar doğu anadolu'yu ele geçirmiş mustafa kemal muş ve bitlisi bizzat kurtarmıştır.
3 mart 1918 brest-litowsk antlaşması ile bu bölgeler hatta 1878 berlin antlaşmasıyla kaybedilen kars ardahan ve batum da geri alınmış kafkas cephesi kapanmıştır.
kanal cephesi : ıngilterenin sömürgeleri ile irtibatını kesmek için almanlarla beraber süveyş kanalına iki kez çıkarma yapılmış, ilkinde ingilizler durdurulmuş ikincisi ise başarısız olmuştur.
suriye filistin hicaz ve yemen cepheleri : bu cephelerde ingilizlerle ve onların kandırdıkları araplarla mücadele edilmiş ve bu topraklar kaybedilmiştir.
romanya makedonya galiçya cepheleri : müttefiklerine yardım amacıyla ordular gönderilen bu cepheler rusya'da ihtilalin çıkması ve brest-litowsk antlaşması ile kapanmıştır.
sonuç olarak ortada osmanlının ezik oldugu bir yenilgi yoktur. cephelere bakınca durumu daha iyi görmekteyiz.
3 mart 1918 brest-litowsk antlaşması ile bu bölgeler hatta 1878 berlin antlaşmasıyla kaybedilen kars ardahan ve batum da geri alınmış kafkas cephesi kapanmıştır.
kanal cephesi : ıngilterenin sömürgeleri ile irtibatını kesmek için almanlarla beraber süveyş kanalına iki kez çıkarma yapılmış, ilkinde ingilizler durdurulmuş ikincisi ise başarısız olmuştur.
suriye filistin hicaz ve yemen cepheleri : bu cephelerde ingilizlerle ve onların kandırdıkları araplarla mücadele edilmiş ve bu topraklar kaybedilmiştir.
romanya makedonya galiçya cepheleri : müttefiklerine yardım amacıyla ordular gönderilen bu cepheler rusya'da ihtilalin çıkması ve brest-litowsk antlaşması ile kapanmıştır.
sonuç olarak ortada osmanlının ezik oldugu bir yenilgi yoktur. cephelere bakınca durumu daha iyi görmekteyiz.
devamını gör...
10 nisan 2021 yurtta barınma için yenilenen şartlar
hay ben sizin yapacağınız işi.. devlet baki.. hükümet ve şahsiyetleri geçicidir.. nasıl da kendilerini onemsiyorlar..
ama sadece kendileri önemsiyor..
ölüm var.. yatacak yeri olmayacaklar için de..
güzelim nesli heba ettiniz..
bir avuç kara toprak aklayacak mi acaba..
ama sadece kendileri önemsiyor..
ölüm var.. yatacak yeri olmayacaklar için de..
güzelim nesli heba ettiniz..
bir avuç kara toprak aklayacak mi acaba..
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının süper güçleri
yemeklerin tuzunu göz kararı tutturabiliyorum.
devamını gör...
sözlük yazarlarının en sevmediği koku
tatlı vanilyalı tüm parfüm kokuları.
hele viva cappio varya , ona hiç katlanamıyorum.
hele viva cappio varya , ona hiç katlanamıyorum.
devamını gör...
sanat para için midir sanat için mi sorunsalı
çıkış noktası ne para içindir ne de sanat için.
sanat bir ihtiyaçtır.
anlatma ihtiyacı.
hayatı boyunca sanatın seyircisi olmuş bir ruhun daha fazla bunun dışında kalamaması, karşı koyamamasıdır.
bir el hareketinin, tek bir nefesinin enstrümanda çıkardığı sesi duymak ister.
tuvalin üzerinde kendi elleriyle tuttuğu fırçanın bırakacağı izi, renklerin birleşimini görmek ister.
belki de bunların hiçbiri değildir. yalnızca dünyaya bir anı bırakmak istiyordur, bilemiyorum. ama hepsinin kayıtsız kalamamaktan ileri geldiğini biliyorum.
sanat bir ihtiyaçtır.
anlatma ihtiyacı.
hayatı boyunca sanatın seyircisi olmuş bir ruhun daha fazla bunun dışında kalamaması, karşı koyamamasıdır.
bir el hareketinin, tek bir nefesinin enstrümanda çıkardığı sesi duymak ister.
tuvalin üzerinde kendi elleriyle tuttuğu fırçanın bırakacağı izi, renklerin birleşimini görmek ister.
belki de bunların hiçbiri değildir. yalnızca dünyaya bir anı bırakmak istiyordur, bilemiyorum. ama hepsinin kayıtsız kalamamaktan ileri geldiğini biliyorum.
devamını gör...
tarlasında bulduğu göktaşını 180 bin dolara satan çiftçi
şair 'beni bırak göğe bakalım' derken göktaşından bahsetmiş demek ki. kafana düşmeyen şey seni yaşatır.
devamını gör...
lisedeki sıra arkadaşlığı
şimdilerde hayat arkadaşım, mutluluk kaynağım olan kişi.
devamını gör...
akraba kıyımı
başlangıçta sadece noldor halkı vardı. sonrasında geldi teleri halkı. onları hoş görü ile karşıladı noldor. gemiler yapıyordu teleri halkı, muazzam dev gemiler...
şehirler kurmalıydılar. limanlar inşa etmeliydiler. yardımlarına noldor halkı koştu. birlikte görkemli liman şehirleri kurdular...
dostlukları pekişti. akrabalığa dönüştü, finarfin ile earwen evlendi.
köprünün altından sular aktı. bir zaman geldi feanor, melkor'un peşine düştü. düşman amansızdı. her türlü yardıma ihtiyacı vardı noldor'un...
teleri halkından istediler o yardımı. feanor, teleri halkına seslendi, ortak geçmişlerinden akrabalıklarından bahsetti. güç birliği yapmazlarsa, melkor'un gazabının hepsinin üzerlerine çökeceğini anlattı. teleri halkının çoğunluğu etkilendi bu konuşmadan, ancak teleri halkının lideri olwe bu talebi geri çevirdi...
ilişkiler çatırdamaya başlamıştı. bir süre sonra feanor yeniden olwe'nin kapısını çaldı. orta dünya kıyılarına gidebilmek için ondan gemilerini istedi. olwe bu sefer de valar'ı bahane etti. ondan izinsiz hiç bir şey yapamayacaklarını söyledi.
feanor sinirlendi ve olwe'ye doğru kükredi; '' siz teleri halkı buraya geldiğiniz zamanlar hiç bir şeydiniz ve biz size yardım ettik. şimdi bizim yardım çağrımıza nasıl olur da hayır deme cüretini gösterirsiniz!.''
iki liderin arasında büyük bir gerilim yaşandı. olwe bu aşağılayıcı sözlere hiddetle tepki gösterdi. kılıçlar çekilmek üzereyken, maiyetlerindekilerin müdahalesi ile ortam sakinleşti. feanor teleri sarayını terk etti.
sinirli ve kırgındı. o gemilere ihtiyacı vardı. adamlarının yanına dönerken, yeni bir karar vermişti. bu ihaneti cezasız bırakmak istemiyordu. gemileri bir baskınla ele geçirip, orta dünya kıyılarına doğru yelken açacaktı.
ani bir baskınla limandaki teleri askerlerini şaşırttılar, feanor'un bu saldırısını beklemeyen teleri askerleri hazırlıksız yakalanmıştı.
feanor'un ardı sıra fingolfin yetişti. feanor'un aldığı karardan haberi yoktu. onu izlemişti sadece. böylece iki ordu birleşti, liman muhafızlarını darmadağın ettiler.
orta dünya tarihinde bir ilk gerçekleşti. iki elf toplumu birbirine kılıç çekti. ve ilk kez elfler birbirlerini öldürdü.
bu olay orta dünya tarihinde ''akraba kıyımı'' olarak adlandırıldı. noldor halkı bu büyük utançla yaşamak zorunda kaldı.
feanor - melkor mücalesinin ayrıntısı için (bkz: melkor)
şehirler kurmalıydılar. limanlar inşa etmeliydiler. yardımlarına noldor halkı koştu. birlikte görkemli liman şehirleri kurdular...
dostlukları pekişti. akrabalığa dönüştü, finarfin ile earwen evlendi.
köprünün altından sular aktı. bir zaman geldi feanor, melkor'un peşine düştü. düşman amansızdı. her türlü yardıma ihtiyacı vardı noldor'un...
teleri halkından istediler o yardımı. feanor, teleri halkına seslendi, ortak geçmişlerinden akrabalıklarından bahsetti. güç birliği yapmazlarsa, melkor'un gazabının hepsinin üzerlerine çökeceğini anlattı. teleri halkının çoğunluğu etkilendi bu konuşmadan, ancak teleri halkının lideri olwe bu talebi geri çevirdi...
ilişkiler çatırdamaya başlamıştı. bir süre sonra feanor yeniden olwe'nin kapısını çaldı. orta dünya kıyılarına gidebilmek için ondan gemilerini istedi. olwe bu sefer de valar'ı bahane etti. ondan izinsiz hiç bir şey yapamayacaklarını söyledi.
feanor sinirlendi ve olwe'ye doğru kükredi; '' siz teleri halkı buraya geldiğiniz zamanlar hiç bir şeydiniz ve biz size yardım ettik. şimdi bizim yardım çağrımıza nasıl olur da hayır deme cüretini gösterirsiniz!.''
iki liderin arasında büyük bir gerilim yaşandı. olwe bu aşağılayıcı sözlere hiddetle tepki gösterdi. kılıçlar çekilmek üzereyken, maiyetlerindekilerin müdahalesi ile ortam sakinleşti. feanor teleri sarayını terk etti.
sinirli ve kırgındı. o gemilere ihtiyacı vardı. adamlarının yanına dönerken, yeni bir karar vermişti. bu ihaneti cezasız bırakmak istemiyordu. gemileri bir baskınla ele geçirip, orta dünya kıyılarına doğru yelken açacaktı.
ani bir baskınla limandaki teleri askerlerini şaşırttılar, feanor'un bu saldırısını beklemeyen teleri askerleri hazırlıksız yakalanmıştı.
feanor'un ardı sıra fingolfin yetişti. feanor'un aldığı karardan haberi yoktu. onu izlemişti sadece. böylece iki ordu birleşti, liman muhafızlarını darmadağın ettiler.
orta dünya tarihinde bir ilk gerçekleşti. iki elf toplumu birbirine kılıç çekti. ve ilk kez elfler birbirlerini öldürdü.
bu olay orta dünya tarihinde ''akraba kıyımı'' olarak adlandırıldı. noldor halkı bu büyük utançla yaşamak zorunda kaldı.
feanor - melkor mücalesinin ayrıntısı için (bkz: melkor)
devamını gör...
barış manço şarkılarının hikâyeleri
- (bkz: gül pembe) adlı eserini de kaybettiği babaannesi için yazmıştır.
“gündüz yağmurlarıyla
bir gün göçtün gittin
inanamadık gül pembe”
- (bkz: domates biber patlıcan) adlı eserini de sevdiği kıza açılırken yaşadığı bir olay sonrası yazmıştır. barış manço çok konuşkan biri olmasına rağmen sevdiği kızın karşısına geçince pek güzel konuşamaz. kıza sevgisini açıklayacağı sırada heyecandan söyleyemez. tam dikkatini toparlar ve sevdiğini söyleyecektir ki sokaktan geçen sebzesi "domates, biber, patlıcan" diye bağırmaya başlar. bu sesten sonra komple dikkati dağılan barış manço'yu gören kız da benim iki kelimeyi bir araya getiremeyen biriyle işim olmaz deyip orayı terk eder.
"oysa bütün cesaretimi toplayıp sana gelmiştim
senin için çarpan şu kalbi gör istemiştim
tam elini tutmak üzereyken aşkımı itiraf edecekken
sokaktan gelen o sesle yıkıldı dünyam."
- (bkz: arkadaşım eşek) eserinde de bremen mızıkacıları masalında kovulan eşeğe sahip çıkarak eserinde o eşeği ön planda tutmuştur.
"ayrılık geldi başa, katlanmak gerek
seni çok çok özledim, arkadaşım eşek."
- (bkz: dönence) adlı eserinde her karanlığın ardından aydınlığın geleceğini söyler şu sözlerle:
“simsiyah gecenin koynundayım yapayalnız,
uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor.”
- (bkz: dağlar dağlar) adlı eserinde sevdiğimiz insanı kaybettiğimizde onu bir kez görmek için her şeyi yapabilmemizden bahseder.
“dağlar dağlar
kurban olam yol ver geçem
sevdiğimi son bir olsun yakından görem”
saygı ve sevgiyle.
“gündüz yağmurlarıyla
bir gün göçtün gittin
inanamadık gül pembe”
- (bkz: domates biber patlıcan) adlı eserini de sevdiği kıza açılırken yaşadığı bir olay sonrası yazmıştır. barış manço çok konuşkan biri olmasına rağmen sevdiği kızın karşısına geçince pek güzel konuşamaz. kıza sevgisini açıklayacağı sırada heyecandan söyleyemez. tam dikkatini toparlar ve sevdiğini söyleyecektir ki sokaktan geçen sebzesi "domates, biber, patlıcan" diye bağırmaya başlar. bu sesten sonra komple dikkati dağılan barış manço'yu gören kız da benim iki kelimeyi bir araya getiremeyen biriyle işim olmaz deyip orayı terk eder.
"oysa bütün cesaretimi toplayıp sana gelmiştim
senin için çarpan şu kalbi gör istemiştim
tam elini tutmak üzereyken aşkımı itiraf edecekken
sokaktan gelen o sesle yıkıldı dünyam."
- (bkz: arkadaşım eşek) eserinde de bremen mızıkacıları masalında kovulan eşeğe sahip çıkarak eserinde o eşeği ön planda tutmuştur.
"ayrılık geldi başa, katlanmak gerek
seni çok çok özledim, arkadaşım eşek."
- (bkz: dönence) adlı eserinde her karanlığın ardından aydınlığın geleceğini söyler şu sözlerle:
“simsiyah gecenin koynundayım yapayalnız,
uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor.”
- (bkz: dağlar dağlar) adlı eserinde sevdiğimiz insanı kaybettiğimizde onu bir kez görmek için her şeyi yapabilmemizden bahseder.
“dağlar dağlar
kurban olam yol ver geçem
sevdiğimi son bir olsun yakından görem”
saygı ve sevgiyle.
devamını gör...
kişide kaçma isteği uyandıran sözcükler
boş yapma
breeemııın
yaaaaniiii
hı hııı aklıma gelenler bunlar. kaçma isteğinden ziyade bir tane çarpasım gelmiyor değil.
breeemııın
yaaaaniiii
hı hııı aklıma gelenler bunlar. kaçma isteğinden ziyade bir tane çarpasım gelmiyor değil.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
//uyumlulara uyumsuz notlar _2_
şimdilerin somut kısaltılmış maddeleri halinde kelimeler,
konuşurken boş bakan gözlerin arkasında neyin dolu olduğunu ve neden vites küçülterek hayatını devam ettirme çabası içinde kaldığını merak ediyoruz.
çocukları daha çok seviyoruz bu sebepten,
cumlelerin en yerleşik ikazlarını olduğu gibi anlatıyorlar dilleri masum düşünceler yaşanmışlıklardan muaf.
takdir görmek isteyerek uyanıyor gözümüz her gün ve her gün ve yine her gün.
uzun bacaklı şımartılmış egolarını tatmin ettikten sonra insan hallerinin,
iş dönüş yolunda düşünüyoruz..ait olduğum yerde miyim?
yoksa olduğum yer mi bana emanet edilmiş?
çoğu insanın elleri terler duygularını dile getirirken,
küçük görülme yada anlaşılmama daha kötüsü yanlış anlaşılma damlaları diyebiliriz ter damlalarının adına.
bunun için sürekliliği kalmıyor empati kurmanın,
bunun için eksik kalıyor cümlelerimiz,
bunun için duygusuz hale geliyor yüreklerimiz..
ve..günün sonu,
taç giydiriyoruz en sevdiğimiz şarkı ile mutlu sandığımız gülümsemekten yoksun gözlerimize...bunun adı ise..
günü şerefiyelendirme..
d.b
şimdilerin somut kısaltılmış maddeleri halinde kelimeler,
konuşurken boş bakan gözlerin arkasında neyin dolu olduğunu ve neden vites küçülterek hayatını devam ettirme çabası içinde kaldığını merak ediyoruz.
çocukları daha çok seviyoruz bu sebepten,
cumlelerin en yerleşik ikazlarını olduğu gibi anlatıyorlar dilleri masum düşünceler yaşanmışlıklardan muaf.
takdir görmek isteyerek uyanıyor gözümüz her gün ve her gün ve yine her gün.
uzun bacaklı şımartılmış egolarını tatmin ettikten sonra insan hallerinin,
iş dönüş yolunda düşünüyoruz..ait olduğum yerde miyim?
yoksa olduğum yer mi bana emanet edilmiş?
çoğu insanın elleri terler duygularını dile getirirken,
küçük görülme yada anlaşılmama daha kötüsü yanlış anlaşılma damlaları diyebiliriz ter damlalarının adına.
bunun için sürekliliği kalmıyor empati kurmanın,
bunun için eksik kalıyor cümlelerimiz,
bunun için duygusuz hale geliyor yüreklerimiz..
ve..günün sonu,
taç giydiriyoruz en sevdiğimiz şarkı ile mutlu sandığımız gülümsemekten yoksun gözlerimize...bunun adı ise..
günü şerefiyelendirme..
d.b
devamını gör...
