yaşı sorulunca doğum yılını söyleyen tip
bir insana yaşını öğrenmek için yaşını sorarsın, cevap basittir; 25 vs. fakat ısrarla 93 doğumluyum, ben 85'liyim derler.
kardeşim kaç yılında doğdun demiyorum, yaşın kaç diyorum yaşın.
kardeşim kaç yılında doğdun demiyorum, yaşın kaç diyorum yaşın.
devamını gör...
ıza'nın şarkısı
nereden nasıl başlasam bilemediğim bir kitap bitirdim. çok nadirdir yüreğimi ağırlaştıran, kızdıran kitaplar. ama iza'nın şarkısı tam olarak böyle bir kitap oldu benim için. kitap bittikten sonra bir süre sindirmeyi bekledim hakkında konuşmak için. ama şimdi kafam ve duygularım kadar karışık fikirlerime geçebilirim sanırım.
ıza'nın şarkısı macar yazar magda szabó'nun kaleme aldığı bir roman. ilk defa macar edebiyatı okudum demeden de geçmek istemiyorum. araştırırken yazarın dilimize kazandırılan üç kitabı daha olduğunu gördüm. ama bunların arasında en bilinenikapı adlı kitabı.
kitabı okuyuculuguna çok güvendiğim bir arkadaşım çok beğeneceksin diye önermişti. kitapların arka kapaklarını genelde okumam. okumadan önce araştırma da yapmam. hiçbir fikrim olmadan edinip okumaya başladım bu kitabı. ve o kadar sevdim ki. bana karmakarışık hissettirdi, kendimi sorgulattı. bu kadar sade ve güzel bir dili olup, insanları bu kadar iyi gözlemleyip de duygularını bize aktaran bir yazarla tanıştığım için de ayrıca mutlu oldum. diğer kitaplarını da muhakkak okuyacağım.
konuya gelirsek eğer taşrada yaşayan birbirini seven bir aile. etelka ve vince. ve çok sevdikleri , gurur duydukları kızları iza. yoksulluklarına rağmen okutup doktor olan, sert mizaclı, her zaman ayakları yere basan olgun kızları iza eşinden ayrılınca yaşadığı yerden budapeşte'ye taşınıyor. özel günlerde bir araya gelseler de , kızları hep onlara para gönderse, hep iyilikleri için çabalasa da vince bir gün kanser oluyor ve o zaman hayatları değişiyor. olmesi kaçınılmaz olan bu hastalıkta o an geliyor ve bunun sonucunda iza annesini alıp yanına budapeşte'ye götürüyor.
yıllar sonra bir araya gelen anne ve kız . bunu heyecanını yaşayan, kendi fikirlerinden ve yaşamından yeniliğe ayak uydurmakta zorlanan etelka ve büyük sehre alışmış, düzenini kurmuş yıllardır yalnız yaşayan iza. sırf anne kız olmaları yuznden anlasabilecekler mi?
sahi anne ve kızlar her zaman anlaşır mı?
kendini kızına karşı hep sorumlu hisseden, onun için bir şeyler yapmanın heyecanında olan anne ama bunların hiçbirini kabul etmeyen kendi düzenini bozdurmayan bir kız. zaman ikisinden de götürüyor.. işte kitapta bu anne ve kızın iç hesaplaşmasını okuyoruz ve belki de biz çoğumuzun annenizle ilişkisini. ama tabiii yalnızca iza ve etelka 'nın hayatına değinmiyor yazar. vince, antal, gica.. ve bunu o kadar güzel yapıyor ki.
bu ay okuduğum en güzeller içindeydi. bence siz de tanışmalısınız.
keyifli okumalar...
ıza'nın şarkısı macar yazar magda szabó'nun kaleme aldığı bir roman. ilk defa macar edebiyatı okudum demeden de geçmek istemiyorum. araştırırken yazarın dilimize kazandırılan üç kitabı daha olduğunu gördüm. ama bunların arasında en bilinenikapı adlı kitabı.
kitabı okuyuculuguna çok güvendiğim bir arkadaşım çok beğeneceksin diye önermişti. kitapların arka kapaklarını genelde okumam. okumadan önce araştırma da yapmam. hiçbir fikrim olmadan edinip okumaya başladım bu kitabı. ve o kadar sevdim ki. bana karmakarışık hissettirdi, kendimi sorgulattı. bu kadar sade ve güzel bir dili olup, insanları bu kadar iyi gözlemleyip de duygularını bize aktaran bir yazarla tanıştığım için de ayrıca mutlu oldum. diğer kitaplarını da muhakkak okuyacağım.
konuya gelirsek eğer taşrada yaşayan birbirini seven bir aile. etelka ve vince. ve çok sevdikleri , gurur duydukları kızları iza. yoksulluklarına rağmen okutup doktor olan, sert mizaclı, her zaman ayakları yere basan olgun kızları iza eşinden ayrılınca yaşadığı yerden budapeşte'ye taşınıyor. özel günlerde bir araya gelseler de , kızları hep onlara para gönderse, hep iyilikleri için çabalasa da vince bir gün kanser oluyor ve o zaman hayatları değişiyor. olmesi kaçınılmaz olan bu hastalıkta o an geliyor ve bunun sonucunda iza annesini alıp yanına budapeşte'ye götürüyor.
yıllar sonra bir araya gelen anne ve kız . bunu heyecanını yaşayan, kendi fikirlerinden ve yaşamından yeniliğe ayak uydurmakta zorlanan etelka ve büyük sehre alışmış, düzenini kurmuş yıllardır yalnız yaşayan iza. sırf anne kız olmaları yuznden anlasabilecekler mi?
sahi anne ve kızlar her zaman anlaşır mı?
kendini kızına karşı hep sorumlu hisseden, onun için bir şeyler yapmanın heyecanında olan anne ama bunların hiçbirini kabul etmeyen kendi düzenini bozdurmayan bir kız. zaman ikisinden de götürüyor.. işte kitapta bu anne ve kızın iç hesaplaşmasını okuyoruz ve belki de biz çoğumuzun annenizle ilişkisini. ama tabiii yalnızca iza ve etelka 'nın hayatına değinmiyor yazar. vince, antal, gica.. ve bunu o kadar güzel yapıyor ki.
bu ay okuduğum en güzeller içindeydi. bence siz de tanışmalısınız.
keyifli okumalar...
devamını gör...
yazarların gitmek istediği şehirler
1-kudüs
2-tüm afrika şehirleri.
bit artık korona da ölene kadar gezeyim.
2-tüm afrika şehirleri.
bit artık korona da ölene kadar gezeyim.
devamını gör...
tabut
yaşarken girdiğim yer
devamını gör...
normal sözlük dizi ve film kulübü korku filmi festivali
yapmayı planladığımız, türkiye'nin ilk discord film festivalidir. 60,70,80 ve 90'ların kült korku filmlerini beraber izleyeceğimiz, mısırımızı yiyeceğimiz, kolamızı içeceğimiz ve bazı sahnelerde korkudan gözlerimizi kapatacağımız festival olacaktır. yeterli desteği bulursa bir gelenek haline getirilip her ay bir konu ya da dönem üzerine film festivali düzenleyeceğiz.
devamını gör...
sevişme sahnesi yüzünden netflix yapımını reddeden oyuncu
haber çok absürt. özlem balcı adlı bir avuç insanın tanıdığı oyuncu, kuralları olduğunu öne sürerek netflix yapımını reddetmiş. oyuncusun sen, oynarken ne yaşıyorsun ablacım. benim erkek hastaya genital muayene yapmam dememle aynı. doktor olarak karşımdakini sadece hasta ve hastalık olarak görüyorum. profesyonellik bunu gerektirir. yapamıyorsan otur evinde, bir kesime yaranacağım diye yapılmış saçma açıklama. bugün de başkaları adına utandık çok şükür.
www.internethaber.com/sekse...
not: ister kabul eder ister etmez tabi ki. her oyuncu her teklifi kabul edecek diye bir şey yok. oyunculuk denilen sanatın bir dalından bahsediyorsak her role, duyguya profesyonelce yaklaşan kişileri kastediyoruz. mahalle dizisinde akarı kokarı olmadan 10 sene babaannem de oynar. çıkıp da büyük bir meziyetmiş gibi röportaj verilmesi saçma, diğer kadın oyunculara haksızlık. birilerine farklı yakıştırmalar yapılmış olmuyor mu?
www.internethaber.com/sekse...
not: ister kabul eder ister etmez tabi ki. her oyuncu her teklifi kabul edecek diye bir şey yok. oyunculuk denilen sanatın bir dalından bahsediyorsak her role, duyguya profesyonelce yaklaşan kişileri kastediyoruz. mahalle dizisinde akarı kokarı olmadan 10 sene babaannem de oynar. çıkıp da büyük bir meziyetmiş gibi röportaj verilmesi saçma, diğer kadın oyunculara haksızlık. birilerine farklı yakıştırmalar yapılmış olmuyor mu?
devamını gör...
dairesel yerleşme
genellikle geniş bir düzlüğün ortasında yer alan yerleşmeler dairesel bir gelişme gösterir. köylerde okul, cami ve meskenlerin bir arada olduğu köy meydanlarının etrafında gelişen toplu yerleşmeler dairesel dokuludur. düz arazilerde kurulan ve birkaç farklı yönden ulaşım bağlantısı olan şehirler de genel olarak dairesel bir yerleşim şekline sahiptir.
devamını gör...
kitap okumanın ağaç katliamına eş olması
dünyada belli başlı kağıt üretici ülkeler var: kanada’nın yüzölçümü çok büyük, geniş orman alanları var ve dünyanın en büyük kağıt üreticisi. her çeşit kağıt üretir, parlak ve mat 1. hamur kağıt özellikle oradan geliyor. japonya geleneksel olarak kağıda değer veren çok önemli bir üretici. ürettikleri kağıt kaliteli ve pahalı. kuzey avrupa ülkeleri, özellikle norveç, geniş ormanlara sahip olduğu için önemli bir kağıt üreticisi.
orman canlıdır. ağaçlar ölür ve yeni ağaçlar doğar. ağaçlar artık yakıt ve konut için eskisi kadar kullanılmıyor. bu ülkelerde her yıl belli miktarda ağaç kesilmesi gerekiyor, yaşlı ve hasta ağaçlar kesiyorlar. ülkemizde de orman amenajman planlarıyla hasta, yaşlı, gelişemeyecek ağaçlar kesilir ve endüstriye kazandırılır. aslında ölü ağaçlar bile orman için faydalıdır, orman canlılarına yuva olur ama… yine de demek istediğim ağaçlar katliam yapar gibi değil belirli bir düzende kesiliyor.
kağıt üretimi için endüstriyel ağaç üretimi de vardır. hatta japonların 14. yy.da geliştirdiği müthiş bir yöntem var: daisugi. ağacı dibinden kesmeyip buduyorlar, ağaç ölmüyor ve yeni kütükler çıkıyor. budadıkları ince dal değil tabii, bayağı kereste üretiyorlar.
basılan kitapların büyük bölümü 3. hamur kağıda basılan roman türü kitaplar. bunlar geri dönüştürülmüş kağıttan yapılıyor.
ağaç tüketiminin %2’si falan basılı yayın sektöründe kullanılıyor. kalanı yakacak olarak, mobilyacılıkta, inşaat sektöründe vb kullanılıyor. mobilyacılığın payı her geçen gün artıyor. ıkea’ya kendi ülkesi yetmiyor (ya da pahalı geliyordur) artık endonezya’da, filipinler’de endüstriyel ağaç üretimi yapıyor. türkiye’de kavak ağaçları yılda 1 kesilirken endonezya’da 4 defa kesiliyor tabii.
kısacası kitap okumamak yerine dekorasyon çılgınlığına kapılmamak daha makul geliyor.
tanım: insanoğlunun varlığını sürdürmek için diğer yaptıklarıyla kıyaslayınca katılmadığım önerme.
orman canlıdır. ağaçlar ölür ve yeni ağaçlar doğar. ağaçlar artık yakıt ve konut için eskisi kadar kullanılmıyor. bu ülkelerde her yıl belli miktarda ağaç kesilmesi gerekiyor, yaşlı ve hasta ağaçlar kesiyorlar. ülkemizde de orman amenajman planlarıyla hasta, yaşlı, gelişemeyecek ağaçlar kesilir ve endüstriye kazandırılır. aslında ölü ağaçlar bile orman için faydalıdır, orman canlılarına yuva olur ama… yine de demek istediğim ağaçlar katliam yapar gibi değil belirli bir düzende kesiliyor.
kağıt üretimi için endüstriyel ağaç üretimi de vardır. hatta japonların 14. yy.da geliştirdiği müthiş bir yöntem var: daisugi. ağacı dibinden kesmeyip buduyorlar, ağaç ölmüyor ve yeni kütükler çıkıyor. budadıkları ince dal değil tabii, bayağı kereste üretiyorlar.
basılan kitapların büyük bölümü 3. hamur kağıda basılan roman türü kitaplar. bunlar geri dönüştürülmüş kağıttan yapılıyor.
ağaç tüketiminin %2’si falan basılı yayın sektöründe kullanılıyor. kalanı yakacak olarak, mobilyacılıkta, inşaat sektöründe vb kullanılıyor. mobilyacılığın payı her geçen gün artıyor. ıkea’ya kendi ülkesi yetmiyor (ya da pahalı geliyordur) artık endonezya’da, filipinler’de endüstriyel ağaç üretimi yapıyor. türkiye’de kavak ağaçları yılda 1 kesilirken endonezya’da 4 defa kesiliyor tabii.
kısacası kitap okumamak yerine dekorasyon çılgınlığına kapılmamak daha makul geliyor.
tanım: insanoğlunun varlığını sürdürmek için diğer yaptıklarıyla kıyaslayınca katılmadığım önerme.
devamını gör...
imamoğlu'nun tanju özcan eleştirisi
evet sosyal demokratlarda bir eleştiri kültürü vardır. malum siyasi oluşum bilmez bunu.
devamını gör...
gece sözlükte oluşan elit ortam
genellikle 24:00 sonrası oluşan ortamdır. gecenin gözünü seveyim ya.
devamını gör...
normal sözlük hunidaşlar kulübü
hunili fotoğrafımı kumtülek'imin pençesine bağlayıp gerekli yerlere gönderdim. nerden bileyim fotoğraftaki huniyi fark edenin kumtülek'in peşine takılıp buraya geleceğini.* neyse efenim deli deliyi dakikada hesabı, bulduk işte birbirimizi. ben "her insanın içinde bir ölü bir de deli vardır" sözünü referans alarak geldim. fakat ufak bir detay belirteceğim, insanların bir çoğunluğu içindeki ölüyü görmemek için deliriyor. işte ben o kesimdenim.*
her şartlara uyuyorum ama metal müzik olmuyor. ne yapayım aşık gülabi'yi "abi nolur tarz değiştir" diye ikna mı edeyim?* beni de böyle kabul edeceksiniz artık. edeceksiniz değil mi? edin lütfen. aileme, eşe, dosta "hunidaşlarım varmış, gayrı ben de bir yere aidim" dedim o kadar, madara olmayayım.
hee unutmadan, ne demiş özdemir asaf?
"ben çiçekleri, renklileri, delileri severim, bir de delilikleri."
hepiciğinizi çok seviyorum, hunileriniz kafalarınızdan eksik olmasın. bulunduğunuz o ince yolda* ayağınız kırılsa kanadınız olsun emi.*
her şartlara uyuyorum ama metal müzik olmuyor. ne yapayım aşık gülabi'yi "abi nolur tarz değiştir" diye ikna mı edeyim?* beni de böyle kabul edeceksiniz artık. edeceksiniz değil mi? edin lütfen. aileme, eşe, dosta "hunidaşlarım varmış, gayrı ben de bir yere aidim" dedim o kadar, madara olmayayım.
hee unutmadan, ne demiş özdemir asaf?
"ben çiçekleri, renklileri, delileri severim, bir de delilikleri."
hepiciğinizi çok seviyorum, hunileriniz kafalarınızdan eksik olmasın. bulunduğunuz o ince yolda* ayağınız kırılsa kanadınız olsun emi.*
devamını gör...
mutlu bir evlilik için ilk şart
her iki taraf içinde mutlu geçirilmiş çocukluk..
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
cümleyle şiir olmaz adamı hasta etmeyin,
şiirin bir usülü var yerle yeksan etmeyin.
şiir sevmesem bile gözüme battı neyleyim,
daha atışma bitmedi sandıkları terketmeyin.
şiirin bir usülü var yerle yeksan etmeyin.
şiir sevmesem bile gözüme battı neyleyim,
daha atışma bitmedi sandıkları terketmeyin.
devamını gör...
makale yazmak
1 yılda 6 makale yazan bir arkadaş az daha ölüyordu çok ciddiyim.gencim bir şey olmaz demeyin bu tarz risklere girmeyin.
devamını gör...
anonim moderatör istemiyoruz
arkadaş kurumsal bir havalar iyi güzel de benim gözüm alıştığım modları arıyor. kalkıp moda salça olacak değiliz nedir bu gizem dediğim yenilik. öylesi daha samimi idi arkadaş gibi hallediyorduk nüktedan şekilde.
devamını gör...



