keşanlı ali destanı
haldun taner'in keşanlı ali destanı türk edebiyatı'nda epik-göstermeci tarzda yazılmış ilk yerli müzikli oyunudur.
haldun taner'in köyden şehre göç edip, şehrin kenar mahallelerinde yaşayan insanların hayata tutunma çabalarını betimlediği oyunu. dönemin eleştirisi büyük bir ustalıkla işlenmiştir. sistemin bozukluğunu anlatır ancak bir yandan da bu sistemdeki tüm tarafların bu bozuk sistemin devam etmesine sebep olduğunu da gösterir bize. kimsenin masum olmadığını düşündürtür.
gecekondu sakinlerinin kendi kendilerine yarattığı kurtarıcı rolündeki ali, sevdiceği ve insanlar tarafından kendisine yüklenen kurtarıcı rolünün sorumlulukları arasında sıkışıp kalır. eylemleri artık kendisine ait olmaktan çıkmıştır. tamamen kendisine biçilen rolü oynar. yaptıklarında iradesinden iz kalmamıştır. o insanların kendi kendilerine yarattığı bir figür olmuş ve bu figürün görevlerini gerçekleştiren biridir artık. oyun sonunda da ali'nin sıkışıp kaldığı ikilemde yine bir tercih yapması gerekecektir. bu tercih de yine gecekondu halkının kendisine verdiği rolün gerektiği şey olacaktır.
oyun türk tiyatro tarihinin ilk epik oyunu olarak kabul edildiği için brecht'in epik oyunlarında kullandığı bir çok özellik de taner tarafından etkili bir biçimde kullanılmıştır. örneğin gestuskonusunda ali'nin ayağındaki aksaklık en ince ancak çok da önemli bir detay olmakla beraber ali'nin üzerine tam oturmayan, eğreti kalmış kahramanlığı ve toplumun aksak düzenin onun üzerindeki etkisi göstermekti.
" demem şu ki, bu dünyada namuslu, insaniyetli oldun mu alaya alınıyorsun. zorba, katil oldun mu saygı itibar görüyorsun."
saygısıza haddini bildirmek, yetime kaftan giydirmek kadar sevapmış.
“insanoğlu böyledir
kendini bir şey sanır.”
"bu dünyada namuslu, insaniyetli oldun mu alaya alınıyorsun. zorba, katil oldun mu saygı itibar görüyorsun."
memur terfi düşünür
amir prim sezinir
doçent kürsü aranır
fakir pis pis kaşınır
herkes hesap peşinde
herkes hesap peşinde
herkes hesap peşinde
haldun taner'in köyden şehre göç edip, şehrin kenar mahallelerinde yaşayan insanların hayata tutunma çabalarını betimlediği oyunu. dönemin eleştirisi büyük bir ustalıkla işlenmiştir. sistemin bozukluğunu anlatır ancak bir yandan da bu sistemdeki tüm tarafların bu bozuk sistemin devam etmesine sebep olduğunu da gösterir bize. kimsenin masum olmadığını düşündürtür.
gecekondu sakinlerinin kendi kendilerine yarattığı kurtarıcı rolündeki ali, sevdiceği ve insanlar tarafından kendisine yüklenen kurtarıcı rolünün sorumlulukları arasında sıkışıp kalır. eylemleri artık kendisine ait olmaktan çıkmıştır. tamamen kendisine biçilen rolü oynar. yaptıklarında iradesinden iz kalmamıştır. o insanların kendi kendilerine yarattığı bir figür olmuş ve bu figürün görevlerini gerçekleştiren biridir artık. oyun sonunda da ali'nin sıkışıp kaldığı ikilemde yine bir tercih yapması gerekecektir. bu tercih de yine gecekondu halkının kendisine verdiği rolün gerektiği şey olacaktır.
oyun türk tiyatro tarihinin ilk epik oyunu olarak kabul edildiği için brecht'in epik oyunlarında kullandığı bir çok özellik de taner tarafından etkili bir biçimde kullanılmıştır. örneğin gestuskonusunda ali'nin ayağındaki aksaklık en ince ancak çok da önemli bir detay olmakla beraber ali'nin üzerine tam oturmayan, eğreti kalmış kahramanlığı ve toplumun aksak düzenin onun üzerindeki etkisi göstermekti.
" demem şu ki, bu dünyada namuslu, insaniyetli oldun mu alaya alınıyorsun. zorba, katil oldun mu saygı itibar görüyorsun."
saygısıza haddini bildirmek, yetime kaftan giydirmek kadar sevapmış.
“insanoğlu böyledir
kendini bir şey sanır.”
"bu dünyada namuslu, insaniyetli oldun mu alaya alınıyorsun. zorba, katil oldun mu saygı itibar görüyorsun."
memur terfi düşünür
amir prim sezinir
doçent kürsü aranır
fakir pis pis kaşınır
herkes hesap peşinde
herkes hesap peşinde
herkes hesap peşinde
devamını gör...
6 ocak 2021 bahçeli'nin boğaziçi üniversitesi açıklaması
korkuyorlar, tahtları titriyor. en ufak protestoda kendilerini düşünüyorlar. ayrılacakları yumuşak deri koltukları düşünüyorlar, çünkü içten içe biliyorlar ki o rahat koltuklarını hak etmiyorlar.
--- alıntı ---
bahçeli, "boğaziçi üniversitesi'nden bir gezi parkı kalkışması çıkarmaya niyetlenmek başı ezilmesi gereken bir komplo" dedi.
--- alıntı ---
kaynak ve açıklamanın tamamı: t24
--- alıntı ---
bahçeli, "boğaziçi üniversitesi'nden bir gezi parkı kalkışması çıkarmaya niyetlenmek başı ezilmesi gereken bir komplo" dedi.
--- alıntı ---
kaynak ve açıklamanın tamamı: t24
devamını gör...
kulturportalı.gov.tr
türkiye'deki müzeler, tarihi yapılarla ilgili bilgi veren, kültürünüze kültür katmak istiyorsanız, mutlaka ziyaret etmeniz gereken müthiş bir internet sitesi.
tek dilde olmasa iyiydi ama şimdilik bu bile iyidir. böyle iyi şeyler görmeye alışık değiliz malumunuz.
kodlayanın ellerine sağlık, buyrun kültürlenelim efendim:
www.kulturportali.gov.tr/
tek dilde olmasa iyiydi ama şimdilik bu bile iyidir. böyle iyi şeyler görmeye alışık değiliz malumunuz.
kodlayanın ellerine sağlık, buyrun kültürlenelim efendim:
www.kulturportali.gov.tr/
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
anlamadığım şekilde üstüme bir ağırlık çöktü. moralim bozulunca yemekten kesilme huyumdan nefret ediyorum ya.
devamını gör...
reis diye hitap eden sevgili
iyi yapıyordur.
sizin gözünüzdeki ideal çift olma gayemiz yok ama severek kullanıyoruz.
ayrıca aslanım, tosunum, adam gibi adam vs kalıpları da kullanıyoruz.
hatta kız telefonumda sevgili musa diye kayıtlı.
bir ilişkinin ciddiyeti bence bunlarla ölçülmemeli.
evet sevgilim en yakın arkadaşım. hatta kanka bile diyorum. sevgili olmadan önce hiç kanka ayağı yapmadım direkt niyetimi belli edip yürüdüm hatta koştum. o da koştu. zaten ben referandum muyum bir kadın bana kalkıp hayır diyebilsin..
neyse iyi anlaşıyor musun sohabet edebiliyor musun kendin olabiliyor musın mutlu musun güven var mı seviyor musun vs sayısız önemli keiterlerden biri reis dememek değil..
sizin gözünüzdeki ideal çift olma gayemiz yok ama severek kullanıyoruz.
ayrıca aslanım, tosunum, adam gibi adam vs kalıpları da kullanıyoruz.
hatta kız telefonumda sevgili musa diye kayıtlı.
bir ilişkinin ciddiyeti bence bunlarla ölçülmemeli.
evet sevgilim en yakın arkadaşım. hatta kanka bile diyorum. sevgili olmadan önce hiç kanka ayağı yapmadım direkt niyetimi belli edip yürüdüm hatta koştum. o da koştu. zaten ben referandum muyum bir kadın bana kalkıp hayır diyebilsin..
neyse iyi anlaşıyor musun sohabet edebiliyor musun kendin olabiliyor musın mutlu musun güven var mı seviyor musun vs sayısız önemli keiterlerden biri reis dememek değil..
devamını gör...
saatleri ayarlama enstitüsü
türk edebiyatının yüz akı romanlarındandır. ahmet hamdi tanpınar modernleşme eleştirisi yaparken toplumun durumunu etkileyici, akılda kalıcı karakterlerle kurguluyor. romanda tarihsel dönemler ve değişim süreci çerçevesinde bireylerin yaşadığı kavram karmaşası ve kimlik bunalımı ironik bir dille aktarılmaktadır. aynı zamanda kurumların işlevinin yozlaşması da alaylı bir biçimde ele alınmış tanpınar tarafından. ironi ve alaycılığın yanında trajedi unsuru da bunlarla iç içe geçmiştir. ironik sahnelerle romanın trajik havası bir nebze yumuşatılmış komik bir görünüm kazanmıştır. roman boyunca sistem eleştirisi nasıl yapılmalıdır dersini veren ince dokundurmalar mevcuttur. okuyanları zaman zaman zorlayabilecek eski dilde kelimeler bolca mevcuttur, hatta yanınızda yörenizde bir sözlük bulundurarak okumanız tavsiye edilir.
“saatin kendisi mekân, yürüyüşü zaman, ayarı insandır… bu da gösterir ki, zaman ve mekân, insanla mevcuttur!”
“saatin kendisi mekân, yürüyüşü zaman, ayarı insandır… bu da gösterir ki, zaman ve mekân, insanla mevcuttur!”
devamını gör...
güzel kadın görünce verilen tepkiler
aahhaaaaa...
ilgili videoda sarf edilen cümlelerin oluşturduğu tepkidir.
şurdan alalım sizi efenim
kadın da pek bi güzel değil mi ama?
ilgili videoda sarf edilen cümlelerin oluşturduğu tepkidir.
şurdan alalım sizi efenim
kadın da pek bi güzel değil mi ama?
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bazen yaşadıklarımız bedenen ve zihnen bizi zorlar..
tam o sınır işte soyutlandığım nokta.. bir dalga sesi duymak isterim, sıcak bir güneş son ışıklarını saçlarımda eritsin, mevsim farketmesin..sadece bir rüzgar essin en ılığından ve burnuma tuzlu bir deniz kokusu gelsin, hep tanıdığımı hissettiğim o ses küçük bir melodi mırıldansın günlerce sesi kulağımda kalsın uzun uzadıya çalsın o yumuşacık tınısı.. içimi ısıtan tebessüm. bir yağmur yağsın, delirmişçesine gökyüzünden düşen başıboş damlalar her gün insanların birbirine karışması gibi birbirlerini düşünmeden savrulsun, hiçbir damla bir diğerini düşünmeden dökülsün.. toprağı dövercesine yağan yağmurdan sonra süzülsün ince bir toprak kokusu havaya yükselsin.. kokuyu görmek olsun amacım gözlerimi kapatıp kokuyu hissedebilmek.. hiç tanımadığın birinin kokusunu..
şimdi bir kış günü olsun buz gibi bir ankara soğuğu yüzüklerimden başlasın dondurmaya ellerimi, içime çektiğim nefesin soğuğu göğüs kafesimi doldursun camın tuzla buz olması gibi .. eski bir sokakta küçücük bir dükkan..sıcacık bir salep kokusu tüm sokağa yayılmış, bir bardak salep üzerine serpilen tarçının kokusu beni alıp götürsün eski bir anıya.. her yudum ısıtsa içimi sakin bir heyecan duysam.. kimsenin olmadığı bu boş sokakta kirpiklerime düşse ilk kar tanesi.. kulağımda o hiç tanımadığım yıllardır içimde var olan tanıdık ses .. bir ses nasıl bu kadar tertemiz olabilir soyut ama bir o kadar gözlerimin önüne serilen o ses, tüm ihtimalleri sonlandırabilecek güzellikte ama asla olmayacak olanı beklemek gibi bir ses.. en sevdiğim şarkıyı en hüzünlü günümde dinlemek gibi sadece o ses var ötesi yok. yürüyorum kar taneleri birbiri ardına düşüyor bazıları bir kuş tüyü estetiğinde adeta süzülüyor. öyle çok yağıyor ki hepimiz dünya kar küresinde sallanmış ve bir yere oturtulmuş gibiyiz.. dönüyoruz. yürüyorum bu eski sokak beni cezbediyor en sevdiğim şey çıkıyor karşıma kokularını tarif edemediğim eski binlerce kitap binlerce anı..küçük bir zil sesiyle aralıyorum kapıyı sahafta tüm kitaplar bir şey fısıldıyor, elime hangisini alsam anlatacak çok şeyi var duyuyorum. sayfaları hızlıca karıştırırken o eski paha biçilmez anıların dokusunu hissediyorum bazen notlar ,bazen kurutulmuş bir çiçekle karşılıyor beni...sonsuz mutluyum başka hayatlarla buluştuğum bu noktada..
yazacak çok şeyim var ama bazen sadece susmak gerek bazen kör olmak bazen o sese kulağını kapamak.. onun farklı olduğunu düşündüğümüz o an aslında herkes gibi sıradan olduğunu görmek, herkes kadar kendine düşkün, bencilliğin tüm oluşan o güzel bağı yıkması. keşke bu kadar sığ olmasa gerçeklikler. ama bazen bu kadardır işte size gösterilenin altında yatan sadece bu kadar dahası yok.
tam o sınır işte soyutlandığım nokta.. bir dalga sesi duymak isterim, sıcak bir güneş son ışıklarını saçlarımda eritsin, mevsim farketmesin..sadece bir rüzgar essin en ılığından ve burnuma tuzlu bir deniz kokusu gelsin, hep tanıdığımı hissettiğim o ses küçük bir melodi mırıldansın günlerce sesi kulağımda kalsın uzun uzadıya çalsın o yumuşacık tınısı.. içimi ısıtan tebessüm. bir yağmur yağsın, delirmişçesine gökyüzünden düşen başıboş damlalar her gün insanların birbirine karışması gibi birbirlerini düşünmeden savrulsun, hiçbir damla bir diğerini düşünmeden dökülsün.. toprağı dövercesine yağan yağmurdan sonra süzülsün ince bir toprak kokusu havaya yükselsin.. kokuyu görmek olsun amacım gözlerimi kapatıp kokuyu hissedebilmek.. hiç tanımadığın birinin kokusunu..
şimdi bir kış günü olsun buz gibi bir ankara soğuğu yüzüklerimden başlasın dondurmaya ellerimi, içime çektiğim nefesin soğuğu göğüs kafesimi doldursun camın tuzla buz olması gibi .. eski bir sokakta küçücük bir dükkan..sıcacık bir salep kokusu tüm sokağa yayılmış, bir bardak salep üzerine serpilen tarçının kokusu beni alıp götürsün eski bir anıya.. her yudum ısıtsa içimi sakin bir heyecan duysam.. kimsenin olmadığı bu boş sokakta kirpiklerime düşse ilk kar tanesi.. kulağımda o hiç tanımadığım yıllardır içimde var olan tanıdık ses .. bir ses nasıl bu kadar tertemiz olabilir soyut ama bir o kadar gözlerimin önüne serilen o ses, tüm ihtimalleri sonlandırabilecek güzellikte ama asla olmayacak olanı beklemek gibi bir ses.. en sevdiğim şarkıyı en hüzünlü günümde dinlemek gibi sadece o ses var ötesi yok. yürüyorum kar taneleri birbiri ardına düşüyor bazıları bir kuş tüyü estetiğinde adeta süzülüyor. öyle çok yağıyor ki hepimiz dünya kar küresinde sallanmış ve bir yere oturtulmuş gibiyiz.. dönüyoruz. yürüyorum bu eski sokak beni cezbediyor en sevdiğim şey çıkıyor karşıma kokularını tarif edemediğim eski binlerce kitap binlerce anı..küçük bir zil sesiyle aralıyorum kapıyı sahafta tüm kitaplar bir şey fısıldıyor, elime hangisini alsam anlatacak çok şeyi var duyuyorum. sayfaları hızlıca karıştırırken o eski paha biçilmez anıların dokusunu hissediyorum bazen notlar ,bazen kurutulmuş bir çiçekle karşılıyor beni...sonsuz mutluyum başka hayatlarla buluştuğum bu noktada..
yazacak çok şeyim var ama bazen sadece susmak gerek bazen kör olmak bazen o sese kulağını kapamak.. onun farklı olduğunu düşündüğümüz o an aslında herkes gibi sıradan olduğunu görmek, herkes kadar kendine düşkün, bencilliğin tüm oluşan o güzel bağı yıkması. keşke bu kadar sığ olmasa gerçeklikler. ama bazen bu kadardır işte size gösterilenin altında yatan sadece bu kadar dahası yok.
devamını gör...
yazarlar ilkokulda olsa açılacak başlıklar
5-d sınıfından berke'nin yolda bulduğu monami kutusuna dandik pastel boya koyması.
devamını gör...
kitapların pahalı olduğu gerçeği
bazı kitapların pahalı olduğu bir gerçek evet ama bu okumayacağımız anlamına gelmemeli. okumaya değer nice kitap için alternatif aramalı ve bütçe kısıtlaması ile az da olsa bu aşktan vazgeçmemeli.
devamını gör...
amerikan şehirlerinin çok düzenli olması
arazinin çok geniş olmasından dolayıdır.
yaygın şehir düzeninde inşaa ediyorlar.
yaygın şehir düzeninde inşaa ediyorlar.
devamını gör...
cahil kesimin aşırı anlam yüklediği şeyler
devamını gör...
ayrılıktan sonra iyi gelen şeyler
bir süre acısını yaşayın ve hayatınıza kaldığınız yerden devam edin. hiçbir aşkın hep sürmediği gibi hiçbir acı da hep sürmez. iki ağlarsınız iki burnunuzu kolunuza silersiniz birkaç kavanoz nutella filan yersiniz sonra salya sümük uyursunuz. bu biraz böyle devam eder. bir süre sonra yeni bir güne yeni ufuklara, temiz bir sayfaya merhaba.
devamını gör...
kabakla yapılan en güzel yemek
(bkz: mücver)
devamını gör...
edip cansever
o mavilik derdi isimli şiiri ile insanın içini keskin bir ustura gibi oyan şair.
--- alıntı ---
bir süre bakışıyoruz karşılıklı
ben uykudan uyanır uyanmaz
benimle şiir gibidir bu
tam karşımda ama yazılmamış
durmadan bileniyor aklımda.
seni unutarak baktığımda bile
dünyanın her yerlerinden geçiyorsun
yayılıyorsun kalabalıklara
yalnız yayılmak mı
aşkın en büyüğü, en dayanılmazı demeli buna.
--- alıntı ---
--- alıntı ---
bir süre bakışıyoruz karşılıklı
ben uykudan uyanır uyanmaz
benimle şiir gibidir bu
tam karşımda ama yazılmamış
durmadan bileniyor aklımda.
seni unutarak baktığımda bile
dünyanın her yerlerinden geçiyorsun
yayılıyorsun kalabalıklara
yalnız yayılmak mı
aşkın en büyüğü, en dayanılmazı demeli buna.
--- alıntı ---
devamını gör...
elli liranın yeni yirmi tl olması
yirmi lira olsa yine iyi, beş lira şu an da.
devamını gör...
türk telekom
çoğu insanın şikayetçi olup kullandığı iss sağlayacı ve gsm operatörüdür.
üzerinden lübnanlı bir aile zengin olmuştur.
üzerinden lübnanlı bir aile zengin olmuştur.
devamını gör...
spotify wrapped
gizli playlistleri de algoritmaya dahil ettiği için bakmak bile istemediğim etkinlik. her şeyi açık acik ortaya sermesine gerek yoktu.
devamını gör...
maske takmayan başbakana para cezası kesilmesi
paralel evrende yaşandığını düşündüğüm olaylardan bir tanesi.
tayland'da başbakan prayuth chan-ocha, maske takmadığı için covid-19 tedbirlerini ihlal etmek suçundan 6 bin baht (190 dolar) para cezasına çarptırıldı.
kaynak
tayland'da başbakan prayuth chan-ocha, maske takmadığı için covid-19 tedbirlerini ihlal etmek suçundan 6 bin baht (190 dolar) para cezasına çarptırıldı.
devamını gör...
