sevilen şiirin en vurucu dizeleri
1972
yalvardım adlarını bilmediğim tanrılarıma
günlerime bir şey yada birini göndersinler diye.
jorge luis borges-
yalvardım adlarını bilmediğim tanrılarıma
günlerime bir şey yada birini göndersinler diye.
jorge luis borges-
devamını gör...
azra gülendam haytaoğlu
iş görüşmesi için gittiği emlakçı mustafa murat ayhan tarafından tecavüz edilip boğularak öldürülmüş ve cesedi beş parçaya ayrılmış ve ormana atılmıştır.
benim 20 yaşında kızım var, olmasa da aynı şekilde üzülürdüm muhakkak ama çok içim yandı.
bakın, kadınların makus talihini, çocukların çaresizliğini bitirmek zorundayız. ceza öyle büyük olmalı ki bir kadına, bir çocuğa cinsel saldırıda bulunulmayacağını anlamaları gerek.
tecavüz korkunç bir suçtur. gençliğini, hayallerini, hayata olan inancını, insanlara olan güvenini, kendine duyduğun saygıyı bir anda alıp götürür. sadece fiziksel bir saldırı değil aynı zamanda ruhunun da yok edilmesi demektir.
tecavüzden hüküm giymiş birinin bir daha topluma karışmaması şarttır. artık oturup bu cezanın ne denli şiddetli olması gerektiğine kafa yormalıyız.
azra gülendam hangi adını kullanırdı bilmiyorum, dilerim acın başka kadınların/çocukların acılarına engel olacak bir toplumsal duyarlılığa dönüşür.
sana yapabileceğimiz bir şey kalmadı ama belki de senin geride bıraktığın ışıkla biz yolumuzu aydınlatırız.
kederli ailesine başsağlığı diliyorum, canım azra gülendam nurlar içinde uyu. adını mıh gibi kalbime yazdım, bir daha hiç unutmayacağım.
benim 20 yaşında kızım var, olmasa da aynı şekilde üzülürdüm muhakkak ama çok içim yandı.
bakın, kadınların makus talihini, çocukların çaresizliğini bitirmek zorundayız. ceza öyle büyük olmalı ki bir kadına, bir çocuğa cinsel saldırıda bulunulmayacağını anlamaları gerek.
tecavüz korkunç bir suçtur. gençliğini, hayallerini, hayata olan inancını, insanlara olan güvenini, kendine duyduğun saygıyı bir anda alıp götürür. sadece fiziksel bir saldırı değil aynı zamanda ruhunun da yok edilmesi demektir.
tecavüzden hüküm giymiş birinin bir daha topluma karışmaması şarttır. artık oturup bu cezanın ne denli şiddetli olması gerektiğine kafa yormalıyız.
azra gülendam hangi adını kullanırdı bilmiyorum, dilerim acın başka kadınların/çocukların acılarına engel olacak bir toplumsal duyarlılığa dönüşür.
sana yapabileceğimiz bir şey kalmadı ama belki de senin geride bıraktığın ışıkla biz yolumuzu aydınlatırız.
kederli ailesine başsağlığı diliyorum, canım azra gülendam nurlar içinde uyu. adını mıh gibi kalbime yazdım, bir daha hiç unutmayacağım.
devamını gör...
in bruges
in bruges (2008), aslında tiyatro yazarı olan martin mcdonagh' ın ilk kez yönetmenlik yaptığı drama/kara mizah filmi olup, ters giden bir işin ardından belçika'nın brugge şehrinde saklanmak zorunda kalan iki kiralık katilin hikayesini anlatır.
film, zaman zaman komikliği, zaman zaman da hüznü hissettirmeyi çok iyi başarmış. özellikle, brugge şehrinin de gerçekten sinir bozucu sakinliğini de filme katınca karakterlerin psikolojisinin içine girmemiz kolaylaşmış. film aslında yavaş başlasa da karakterlerin aslında neden brugge'de saklanmak zorunda olduğunu ögrendiğimiz andan itibaren bütün filme bakış açımız değişiyor. özellikle colin farell'ın ve ralph fiennes'ın karakterleri gerçekten iyi yazılmış. film aynı sene en iyi orjinal senaryo akademi ödülüne aday olmuş ama kazanamamış.
filmin başrolü oyuncular değil, brugge şehri. mekanın bu tarz bir filmde bu kadar önde olması alışılmadık bir durum olmuş.
film, zaman zaman komikliği, zaman zaman da hüznü hissettirmeyi çok iyi başarmış. özellikle, brugge şehrinin de gerçekten sinir bozucu sakinliğini de filme katınca karakterlerin psikolojisinin içine girmemiz kolaylaşmış. film aslında yavaş başlasa da karakterlerin aslında neden brugge'de saklanmak zorunda olduğunu ögrendiğimiz andan itibaren bütün filme bakış açımız değişiyor. özellikle colin farell'ın ve ralph fiennes'ın karakterleri gerçekten iyi yazılmış. film aynı sene en iyi orjinal senaryo akademi ödülüne aday olmuş ama kazanamamış.
filmin başrolü oyuncular değil, brugge şehri. mekanın bu tarz bir filmde bu kadar önde olması alışılmadık bir durum olmuş.
devamını gör...
para kazanılan en saçma eylem
okulda ipek böceği satmıştım. ha bir de barda yoldan geleni geçeni kolundan tutup alkol denettirmiştim o da ayrı bir tuhaftı.
devamını gör...
metiyonin
protein sentezini başlatan aminoasittir.
tek kodonludur.kodonu aug olarak bilinir.
atp'nin adenozil kısmını almasıyla genel metil verici olan s-adenozil metiyonin oluşur.
lizin ile birlikte karnitin yapısına katılır.
tek kodonludur.kodonu aug olarak bilinir.
atp'nin adenozil kısmını almasıyla genel metil verici olan s-adenozil metiyonin oluşur.
lizin ile birlikte karnitin yapısına katılır.
devamını gör...
domestic hıyar
biz gececi yazarlar birbirimize aşinayız, geceleri icat bulmuyoruz kafası geç geliyor diyelim.
dur kahvemi alıp geleyim, esprini tut, gülmeyi kaçırmayayım, kıvamında muhabbetler....
eee zaman zaman deniz fenerinde nöbet tutar, zaman zaman açık denizde yazar.
basmane'de kivi içip fatma sezen muhabbeti yapmak isteriz....
ben, en çok onunla minibüs yolculuğunu severim. sağ koltuğa kurulu, arkadan vermeyen kaldı mı? sorusunu sorarım. piston aşağı inse de, şoför mahallini terk etmez, yunan müziğinin sesini açar, sigarasını yakar ve böyle bir ölüm herkese nasip olmaz der. bütün bir minibüs dolusu insan ölmek ister.....
tamam belki bir minibüste ölmeyi göze alırız da, pembe kucaklar ana okuluöğrencileri değiliz ki!
sözlüğü yazma dersen asla dinlemem hocam! aklımızı kiraya vermedik, şükür.
her neyse, kendisi aynı zamanda ünlü bir insandır;
dur kahvemi alıp geleyim, esprini tut, gülmeyi kaçırmayayım, kıvamında muhabbetler....
eee zaman zaman deniz fenerinde nöbet tutar, zaman zaman açık denizde yazar.
basmane'de kivi içip fatma sezen muhabbeti yapmak isteriz....
ben, en çok onunla minibüs yolculuğunu severim. sağ koltuğa kurulu, arkadan vermeyen kaldı mı? sorusunu sorarım. piston aşağı inse de, şoför mahallini terk etmez, yunan müziğinin sesini açar, sigarasını yakar ve böyle bir ölüm herkese nasip olmaz der. bütün bir minibüs dolusu insan ölmek ister.....
tamam belki bir minibüste ölmeyi göze alırız da, pembe kucaklar ana okuluöğrencileri değiliz ki!
sözlüğü yazma dersen asla dinlemem hocam! aklımızı kiraya vermedik, şükür.
her neyse, kendisi aynı zamanda ünlü bir insandır;
devamını gör...
sözlüğün en iyi yazarı
"ben de paşayım sen de paşasın... hadi siz de paşa olun, hepimiz paşayız" dedirten başlık.
devamını gör...
kırıcı olmaktan korkmak
karşısındaki insana değer veren kişilerin en belirgin özelliklerinden biridir.
aynı zamanda daha önce birileri tarafından çok kez farklı farklı yerlerinden kırılmışsa, kırılmanın ne demek olduğunu ve nasıl hissettirdiğini biliyorsa başkalarının da bunu yaşamasını istemiyordur.
bence dünyada geçirdiğimiz zaman birilerini kırmak, kırdıktan sonra pişman olup özürler dilemek ve affedilmeyi beklemek için biraz kısa.
aynı zamanda daha önce birileri tarafından çok kez farklı farklı yerlerinden kırılmışsa, kırılmanın ne demek olduğunu ve nasıl hissettirdiğini biliyorsa başkalarının da bunu yaşamasını istemiyordur.
bence dünyada geçirdiğimiz zaman birilerini kırmak, kırdıktan sonra pişman olup özürler dilemek ve affedilmeyi beklemek için biraz kısa.
devamını gör...
iz bırakan kitap cümleleri
“daha çok anlat” dedim.
“hoşuna gidiyor mu?”
“çok. elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.”
“bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?”
“gider gibi yaparız.”
“hoşuna gidiyor mu?”
“çok. elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.”
“bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?”
“gider gibi yaparız.”
devamını gör...
özlem tekin
18 kasım 1971’de kaliforniya’da doğan türk rock müziğinin asi ve de hırçın bir o kadar da on parmağında on marifet olan güçlü sesidir. zamanında birçok güzel iş yapmıştır. sadece şarkı söylememiş tabii, oyunculuk da yapmıştır. yalnız ben metalci olduğum için daha çok müzik kariyeriyle ilgilendim, elbette başarılı projelerde yer alıp sinema sektörüne katkıda bulunmuştur lakin dediğim gibi; ilgi alanım müzik şu aşamada.
kaliteli bir aileye sahip olan özlem tekin aslında babasının dilbilimci olması nedeniyle amerika’da doğmuş ve bir süre orada kalmıştır. sonra türkiye’ye gelip lise eğitimini burada tamamlamış ardından hacettepe üniversitesi konservatuar bölümünde eğitim görmüş, rock camiasına atılmış. karakteri keskin bir hatun vesselam. aynı zamanda klavye, bass gitar, piyano çalabilen yetenekli hatundur.
şebnem ferah’la kurdukları volvox grubunda hem vokallik yapmış hem de klavye çalmıştır. kime ne albümüyle müzik kariyerine ilk adımı atmıştır, sonrasında da tek başıma albümüyle adını duyurmuştur. sesi güzel bir insan, şarkıyı söylerken adeta o isyanı, o hırçınlığı hissedebilirsiniz. müzik dünyasında olsun, sinema ve tiyatro dünyasında olsun başarılı bir isimdir.
yalnız müziği belli nedenlerden dolayı da bırakmıştır. hatta ekşi sözlük’e ogün sanlısoy gelmişti, ekşi sözlük yazarının özlem tekin müziğe dönecek mi dönmeyecek mi sorusuna ogün sanlısoy onunla pek görüşmediğini yalnız müzik kariyerine son verip inzivaya çekildiği belirtmiş.
sevgiler saygılar olsun, keşke rock müzik camiasına dönse de eskisi gibi albümler yapsa, konserler verse. bakalım ne olacak.
kaliteli bir aileye sahip olan özlem tekin aslında babasının dilbilimci olması nedeniyle amerika’da doğmuş ve bir süre orada kalmıştır. sonra türkiye’ye gelip lise eğitimini burada tamamlamış ardından hacettepe üniversitesi konservatuar bölümünde eğitim görmüş, rock camiasına atılmış. karakteri keskin bir hatun vesselam. aynı zamanda klavye, bass gitar, piyano çalabilen yetenekli hatundur.
şebnem ferah’la kurdukları volvox grubunda hem vokallik yapmış hem de klavye çalmıştır. kime ne albümüyle müzik kariyerine ilk adımı atmıştır, sonrasında da tek başıma albümüyle adını duyurmuştur. sesi güzel bir insan, şarkıyı söylerken adeta o isyanı, o hırçınlığı hissedebilirsiniz. müzik dünyasında olsun, sinema ve tiyatro dünyasında olsun başarılı bir isimdir.
yalnız müziği belli nedenlerden dolayı da bırakmıştır. hatta ekşi sözlük’e ogün sanlısoy gelmişti, ekşi sözlük yazarının özlem tekin müziğe dönecek mi dönmeyecek mi sorusuna ogün sanlısoy onunla pek görüşmediğini yalnız müzik kariyerine son verip inzivaya çekildiği belirtmiş.
sevgiler saygılar olsun, keşke rock müzik camiasına dönse de eskisi gibi albümler yapsa, konserler verse. bakalım ne olacak.
devamını gör...
tehlikeli oyunlar
bazı eserler hakkında pek bir şey söylenmez onlar daha çok kendini anlatırlar hatta zaman zaman bizi. tehlikeli oyunlar böyledir bir noktada, anlatmak için okunan kitaplardan değildir. anlarsın anlamazsın önemli değil, yarıda bırakırsın veya devam edersin o da önemli değil, kitabı kapatsan bile sen artık o kitabın bir karakterisindir hatta hep öyleydin. tıpkı günlük'ü okuyanların oğuz atay'ın da aslında hepimiz gibi bu romanın her yerinde olduğunu bilmesi gibi. ateş viskisi gibi diye bir benzetme yapmıştı bu kitap hakkında zamanında kıymetli bir dostum, insanın boğazını yaksa hatta bazen tüm bildiklerini kustursa bile yine de içmeye devam etmek istiyor insan. bir kitap okuyup değişmez hayatlar veya hayatın anlamını bulmak için okunmazlar da ama bu demek değil ki bazı kitaplar insanın iç dünyasının bir aynası olmayacak. aynaya uzun bir bakış atmak için okunması gereken, türk edebiyatının en güzel eserlerinden. hatta belki de benim bu kitap hakkında söyleyebileceğim en güzel şeyi tutunamayanlar kitabında yazmış zaten oğuz atay: gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda.
bir noktada böyle, daha çok şey söylemeyi dilerdim ama bundan fazlasını söylemek bir noktada ziyan olmaz mı?
"beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum, ben van gogh'un resmi değilim, öldükten sonra beni müzeye koyamazsınız, beni tanımalısınız."
“derler ki tarla kuşu bütün gece öttüğü zaman, tarla faresi bütün ihtiyatı elden bırakır ve yuvasından çıkarmış. ve beni deliğimden sen çıkarmıştın. ve sonra bütün hayallerimi yıktın. yönetimi eline aldın. ve sonra birlikte sokakta yürürken, istediğin yerden karşı kaldırıma geçmeğe cesaret ettin.”
"insan elbette konuşmak istiyor; dert yanmak, haklı çıkmak istiyor. fakat kelimeler insana ihanet ediyor, insan kendine ihanet ediyor."
"kendime engel olamıyorum: yanımda sıcak bir varlık bulunca bencil oluyorum. insan, sevdiğini üzmek pahasına ondan yararlanmaya çalışıyor. bu arada benim gibi, aşağılık durumlara düşüyor. çünkü neden? çünkü yalnızlık ve karanlık onu vahşileştiriyor."
"iyi romanların okuyucusu olmaktansa, kötü romanların kahramanı olmak istiyordu."
"artık sanki yaşamıyorum, yaşayan birini seyrediyorum; daha önce bildiğim romanı okur gibiyim. bir roman, kendini okumaya başlasaydı herhalde bu kadar sıkıcı bulurdu kendin."
"kafam cam kırıklarıyla dolu. bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor, anlıyor musun?"
"insanlara kaptırma kendini, durmadan koşuşma, onlara uyma, insan bir makinedir, bir yerde bozulur, yavaş yavaş kullan aklını, şimdi biraz dinlen, şimdi hep birlikte saçmalayalım, aklımızı dinlendirelim, mantığımızı dinlendirelim, rüyada yaşayalım."
"pusuda bekleyen kötü hayaller, eziyet eden görüntüler birden saldırıyordu üstüme. yarım kalmış işkenceler, artık sıralarının geldiğini düşünerek ortaya çıkıyordu."
"bilirsiniz bu doktorları. insanlarla birlikte bulunma dediler. yalnız kalma dediler. sevinme dediler."
"kendimi iyi hissetmiyorum bilge. beni bir daha görmek isteyeceğini sanmıyorum. kendimi suçlu hissediyorum. doğduğum günden başlayan bir suç dizisi içindeyim. seni görmek istemiyorum, seni görmek istemiyorum. aynı olayları bir daha yaşayacak gücüm kalmadı. beni unut -belki de unuttun- beni unut. başıma gelecekleri düşünme. ne yaptığımı, nasıl yaşadığımı merak etme. sana anlatması zor. sevmesini bilmeyenler kaderlerine razı olmalıdırlar. oluyorum. eyvallah. iyi değilim fakat üzüntülü de değilim; bak gülüyorum: ha-ha."
bir noktada böyle, daha çok şey söylemeyi dilerdim ama bundan fazlasını söylemek bir noktada ziyan olmaz mı?
"beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum, ben van gogh'un resmi değilim, öldükten sonra beni müzeye koyamazsınız, beni tanımalısınız."
“derler ki tarla kuşu bütün gece öttüğü zaman, tarla faresi bütün ihtiyatı elden bırakır ve yuvasından çıkarmış. ve beni deliğimden sen çıkarmıştın. ve sonra bütün hayallerimi yıktın. yönetimi eline aldın. ve sonra birlikte sokakta yürürken, istediğin yerden karşı kaldırıma geçmeğe cesaret ettin.”
"insan elbette konuşmak istiyor; dert yanmak, haklı çıkmak istiyor. fakat kelimeler insana ihanet ediyor, insan kendine ihanet ediyor."
"kendime engel olamıyorum: yanımda sıcak bir varlık bulunca bencil oluyorum. insan, sevdiğini üzmek pahasına ondan yararlanmaya çalışıyor. bu arada benim gibi, aşağılık durumlara düşüyor. çünkü neden? çünkü yalnızlık ve karanlık onu vahşileştiriyor."
"iyi romanların okuyucusu olmaktansa, kötü romanların kahramanı olmak istiyordu."
"artık sanki yaşamıyorum, yaşayan birini seyrediyorum; daha önce bildiğim romanı okur gibiyim. bir roman, kendini okumaya başlasaydı herhalde bu kadar sıkıcı bulurdu kendin."
"kafam cam kırıklarıyla dolu. bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor, anlıyor musun?"
"insanlara kaptırma kendini, durmadan koşuşma, onlara uyma, insan bir makinedir, bir yerde bozulur, yavaş yavaş kullan aklını, şimdi biraz dinlen, şimdi hep birlikte saçmalayalım, aklımızı dinlendirelim, mantığımızı dinlendirelim, rüyada yaşayalım."
"pusuda bekleyen kötü hayaller, eziyet eden görüntüler birden saldırıyordu üstüme. yarım kalmış işkenceler, artık sıralarının geldiğini düşünerek ortaya çıkıyordu."
"bilirsiniz bu doktorları. insanlarla birlikte bulunma dediler. yalnız kalma dediler. sevinme dediler."
"kendimi iyi hissetmiyorum bilge. beni bir daha görmek isteyeceğini sanmıyorum. kendimi suçlu hissediyorum. doğduğum günden başlayan bir suç dizisi içindeyim. seni görmek istemiyorum, seni görmek istemiyorum. aynı olayları bir daha yaşayacak gücüm kalmadı. beni unut -belki de unuttun- beni unut. başıma gelecekleri düşünme. ne yaptığımı, nasıl yaşadığımı merak etme. sana anlatması zor. sevmesini bilmeyenler kaderlerine razı olmalıdırlar. oluyorum. eyvallah. iyi değilim fakat üzüntülü de değilim; bak gülüyorum: ha-ha."
devamını gör...
kuzenine aşık olan insan
kendine gel diyerek iki omzundan tutulup iyice sarsılması gereken insandır.
devamını gör...
o tarz mı
yıllardır can bonomo, bengi apak, ismail türküsev ve can temiz tarafından hazırlanıp sunulan, dinlerken kahkahalarla güldüren ve insanın gözlerinden yaşlar getirdiğinden dolayı açık alanda kulaklıkla dinlenmemesi gereken şahane ötesi bir podcasttir.
(bkz: şefiiiiim)
(bkz: dizimi aç)
(bkz: nayn annem)
(bkz: şefiiiiim)
(bkz: dizimi aç)
(bkz: nayn annem)
devamını gör...
insanların mutlu anılarını ağlayarak hatırlaması
mutlu olduğun anılarına duyduğun özlemdir, bir fotoğraf karesindeki o mutlu anlara tekrar dönemeyeceğinin bilinci ve acısıdır. hayatımız boyunca da bu durum böyle sürüp gidecektir. belki daha mutlu olduğumuz anlarımız da olacaktır ama bir süre sonra o anları da ağlayarak hatırlamanın acı gerçeğiyle yüzleşeceğiz.
"insan ağladığı anıları gülerek, güldüğü anıları ağlayarak hatırlar."
bu o kadar doğru ki, hayatımız bu tezatlık içerisinde sürüp gidiyor.
gülmenin ve ağlamanın arasında bambaşka bir ilişki var. mesela çok fazla gülersen gözlerinden yaş gelir, çok fazla ağlarsan bir yerden sonra gülmeye başlarsın. anlamsız görünen bu tezatlık aslında bizim var oluşumuzu ifade ediyor.
zaten mutlu anlarımızda içimizde hep bir korku yok mudur? "çok güldüm aman ağlamasam bari, çok gülen çok ağlar" gibi. hep bir bedel ödeme korkusundan bastırılmış sevinçlerimiz var. buna 'batıl inanç' diyoruz ama bir yanımız da gülümsememizin yerini acılar doldurursa diye hep bir endişe duyuyor.
"insan ağladığı anıları gülerek, güldüğü anıları ağlayarak hatırlar."
bu o kadar doğru ki, hayatımız bu tezatlık içerisinde sürüp gidiyor.
gülmenin ve ağlamanın arasında bambaşka bir ilişki var. mesela çok fazla gülersen gözlerinden yaş gelir, çok fazla ağlarsan bir yerden sonra gülmeye başlarsın. anlamsız görünen bu tezatlık aslında bizim var oluşumuzu ifade ediyor.
zaten mutlu anlarımızda içimizde hep bir korku yok mudur? "çok güldüm aman ağlamasam bari, çok gülen çok ağlar" gibi. hep bir bedel ödeme korkusundan bastırılmış sevinçlerimiz var. buna 'batıl inanç' diyoruz ama bir yanımız da gülümsememizin yerini acılar doldurursa diye hep bir endişe duyuyor.
devamını gör...
işim olmaz
mis gibi bir tarkan şarkısı.
adama her şarkı yakışıyor ama bu bir başka sanki.
ne kadar çok uğraşan da
beni kırmaya çalışan da
senden ayrılmam mümkün değil
yaaar
bazen bana darıldığında
telefonlara bakmadığında
seni özlemek, kolay değil
yaaar
olsun be güzelim olsun
aşkın sağı solu belli olmaz
ben aklımı senle bozdu
hiç kimseyle, işim olmaz
adama her şarkı yakışıyor ama bu bir başka sanki.
ne kadar çok uğraşan da
beni kırmaya çalışan da
senden ayrılmam mümkün değil
yaaar
bazen bana darıldığında
telefonlara bakmadığında
seni özlemek, kolay değil
yaaar
olsun be güzelim olsun
aşkın sağı solu belli olmaz
ben aklımı senle bozdu
hiç kimseyle, işim olmaz
devamını gör...
okunması gereken kitaplar
kinyas ve kayra
gösteri peygamberi
gösteri peygamberi
devamını gör...
üzülmemiş gibi yapmak
'üzülmemiş gibi yaparken, bi'zaman sonra hakikaten üzülmemeye başlıyorsun.' mucizesi.
bu; duyguların kendine ötenazi yaptırma biçimi.
bu; duyguların kendine ötenazi yaptırma biçimi.
devamını gör...
hayatın boka sarmaya başladığı yaş
ne diyordu alper kamu; 5 yaş insanın en olgun çağıdır. 5 yaşından sonra çürüme başlar. okulöncesi eğitim öğretmeni olarak yürekten katıldığım cümle. 60 aydan sonra çocukta davranışlar değişiyor. hayatta kalma, klanın içinde kendisini kabul ettirme, kendini başarma kaygısı yavaş yavaş nefsine sinmeye başlıyor. ancak hayat yine de güzel. elhamdülillah.
devamını gör...

