amele yanığı
(bkz: hepdeğişiyor) isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.
uzun bir süre güneş altında kıyafetlerinizle kaldığınızda kıyafet korumasında olan bölgelerin beyaz, vücudun diğer bölgelerinin ise başlarda kırmızımsı bir renge büründüğü, daha sonra bronzlaştığı yanıktır.
ilk birkaç gün kırmızı olan yerlere dokunmak ölümden beterdir, acayip can yakar.
acısını azaltmak için yoğurt sürülmesi tavsiye edilir ama nafiledir, başa gelen çekilecektir.
bir diğer tavsiye ise güneşe çıkılmadan önce güneş kremi sürülmesidir, bu biraz daha etkili olmaktadır.
eğer kişi birkaç gün dayanabilirse o kırmızı yerleri patates gibi soymanın zevkine ulaşacaktır.
dayanıklı değilse o birkaç gün neredeyse yıl gibi gelecektir.
ben de daha çocuklen denize, havuza girdiğim zaman veya güneşin altında uzun süre kaldığım zaman sık sık olurdu hatta şöyle diyeyim alışana kadar canım çıkardı. ama insan het şeye alıştığı gibi bunada alışıyor sevgişi yazarlar. mesela ben birkaç yaz sonra alıştım bu lanet duruma. artık güneşin altında ne kadar kalırsam kalayım ne vücudumda amele yanığı oluyor ne de bir süre sonra vücudumda patates gibi soymak için deri kalkması oluyor.
uzun bir süre güneş altında kıyafetlerinizle kaldığınızda kıyafet korumasında olan bölgelerin beyaz, vücudun diğer bölgelerinin ise başlarda kırmızımsı bir renge büründüğü, daha sonra bronzlaştığı yanıktır.
ilk birkaç gün kırmızı olan yerlere dokunmak ölümden beterdir, acayip can yakar.
acısını azaltmak için yoğurt sürülmesi tavsiye edilir ama nafiledir, başa gelen çekilecektir.
bir diğer tavsiye ise güneşe çıkılmadan önce güneş kremi sürülmesidir, bu biraz daha etkili olmaktadır.
eğer kişi birkaç gün dayanabilirse o kırmızı yerleri patates gibi soymanın zevkine ulaşacaktır.
dayanıklı değilse o birkaç gün neredeyse yıl gibi gelecektir.
ben de daha çocuklen denize, havuza girdiğim zaman veya güneşin altında uzun süre kaldığım zaman sık sık olurdu hatta şöyle diyeyim alışana kadar canım çıkardı. ama insan het şeye alıştığı gibi bunada alışıyor sevgişi yazarlar. mesela ben birkaç yaz sonra alıştım bu lanet duruma. artık güneşin altında ne kadar kalırsam kalayım ne vücudumda amele yanığı oluyor ne de bir süre sonra vücudumda patates gibi soymak için deri kalkması oluyor.
devamını gör...
paragraf
yunancada bölüm anlamına gelen "para" sözcüğü ve yazı anlamına gelen "graphos" sözcüğünün birleşmesi ile oluşur. yani "yazı bölümü" demektir. türkçeye fransızca paragraphe kelimesinden geçmiştir.
üniversite sınavlarında tuğla kalınlığında olan soruları ile öğrencilerin başının belasıdır, okurken sonuna geldiğinizde başını çoktan unutmuşsunuzdur. sayısal bölümü bitiren biri olarak aramın hiçbir zaman iyi olmadığı bir konudur zaten o paragraflar. üniversite sınavında bunları hazırlayanın......
üniversite sınavlarında tuğla kalınlığında olan soruları ile öğrencilerin başının belasıdır, okurken sonuna geldiğinizde başını çoktan unutmuşsunuzdur. sayısal bölümü bitiren biri olarak aramın hiçbir zaman iyi olmadığı bir konudur zaten o paragraflar. üniversite sınavında bunları hazırlayanın......
devamını gör...
cahil insanlarla baş etme yolları
hakılısın demek. ne olursa olsun haklısın deyin. işe yaradığını göreceksiniz.
devamını gör...
biyolojik takvim
normal takvim hangi zamanı gösterirse göstersin esas önemlisi bizim de kişisel bir takvimimiz var. doğumumuzla başlayıp ecelimizle sona erecek bir takvimdir bu. bu takvimin döngüsü ne güneştir ne de ay. insanı merkez alan ve ölçü birimi nefes olan bir takvim.
devamını gör...
monsanto
amerika birleşik devletleri merkezli, gdo tohumları üretmesiyle meşhur şirket. küresel tohum pazar payında %26 ile ilk sırada gelen şirket, gdo illetini dünyaya tanıtmasından 1 yıl sonra, yani 1997'den beri ne yazık ki ülkemizde de faaliyet gösteriyor. bir süre önce bayer adlı firma tarafından satın alındığı biliniyor.
şirketin geçmişi tehlikeli madde üretimiyle dolu ama ne yazık ki ne dünyada ne de ülkemizde buna dur diyen var. asla rahat durmuyorlar ve ürettikleri neredeyse her şey kanserojen. bunun bilinçli olarak yapıldığından başka bir düşünce de gelmiyor insanın aklına artık.
bianet. org'dan alıntı:
--- alıntı ---
1901'de amerikan menşeli çok uluslu bir şirket olarak kurulan monsanto'nun tarihçesi şöyle:
ilk ticari faaliyeti, kanserojen bir madde olan, coca cola için üretilen yapay tatlandırıcı sakarin ile başladı.
1920'lerde poliklorlanmış bifeniller (pcb)'in üretimine başladı. canlı sağlığına aşırı zararı saptanmış olan bu kimyasal abd`de 1979'da yasaklandı. ancak monsanto, 2001'deki stockholm sözleşmesi'ne kadar diğer ülkelerde bunların üretimine devam etti.
sentetik
1941'de, gıda ürünlerinin de ambalajı olarak kullanılan sentetik polistiren (polystyrene) üretimine başladı. günümüzde strafor olarak adlandırılan maddelerin atıkları amerikan çevre koruma ajansı (epa) tarafından 1980'de yayınlanan en zararlı atıklar listesinde.
1943-45 yılları arasında ise monsanto merkezi araştırma departmanı, radyoaktif plütonyum saflaştırma, üretim ve nükleer silah yapım projesi olan manhattan projesi'nde yer aldı.
böcek öldürücü
1944'de "insanlar ve hayvanlar için çok güvenilir" diye reklamları yapılan ddt'nin ilk üreticisi monsanto'dur. sıtmayı önlemek için çıkartılan bu zehir, dünyanın hemen hemen her yerinde tarımda böcek öldürücüsü olarak yıllarca kullanıldı. daha sonra çevre ve canlı sağlığına verdiği zarar nedeniyle 1972'de yasaklandı.
dioxin
1945'te tarım ilacı olarak geliştirdiği ot öldürücünün dioksin maddesini üretti. kalp, karaciğer hastalıkları, üreme ve gelişme bozukluklarına yol açan çok toksik bir kimyasal madde olan dioxin, 1997'de dünya sağlık örgütü'nce kanserojen olarak sınıflandırıldı.
1955'te ilk petrol bazlı gübreyi üretti. bu kimyasal gübreler, günümüzde hala tartışma konusu olan toprak mikroorganizmalarının yok edilişi ve toprağın bir anlamda sterilize olmasında, toprağın fiziksel ve kimyasal yapısının bozulmasında önemli rol oynuyor.
--- alıntı ---
yazının tamamı için link
ya da olayı ziraat mühendisleri odası'ndan dinlemek isteyenler için link
şirketin geçmişi tehlikeli madde üretimiyle dolu ama ne yazık ki ne dünyada ne de ülkemizde buna dur diyen var. asla rahat durmuyorlar ve ürettikleri neredeyse her şey kanserojen. bunun bilinçli olarak yapıldığından başka bir düşünce de gelmiyor insanın aklına artık.
bianet. org'dan alıntı:
--- alıntı ---
1901'de amerikan menşeli çok uluslu bir şirket olarak kurulan monsanto'nun tarihçesi şöyle:
ilk ticari faaliyeti, kanserojen bir madde olan, coca cola için üretilen yapay tatlandırıcı sakarin ile başladı.
1920'lerde poliklorlanmış bifeniller (pcb)'in üretimine başladı. canlı sağlığına aşırı zararı saptanmış olan bu kimyasal abd`de 1979'da yasaklandı. ancak monsanto, 2001'deki stockholm sözleşmesi'ne kadar diğer ülkelerde bunların üretimine devam etti.
sentetik
1941'de, gıda ürünlerinin de ambalajı olarak kullanılan sentetik polistiren (polystyrene) üretimine başladı. günümüzde strafor olarak adlandırılan maddelerin atıkları amerikan çevre koruma ajansı (epa) tarafından 1980'de yayınlanan en zararlı atıklar listesinde.
1943-45 yılları arasında ise monsanto merkezi araştırma departmanı, radyoaktif plütonyum saflaştırma, üretim ve nükleer silah yapım projesi olan manhattan projesi'nde yer aldı.
böcek öldürücü
1944'de "insanlar ve hayvanlar için çok güvenilir" diye reklamları yapılan ddt'nin ilk üreticisi monsanto'dur. sıtmayı önlemek için çıkartılan bu zehir, dünyanın hemen hemen her yerinde tarımda böcek öldürücüsü olarak yıllarca kullanıldı. daha sonra çevre ve canlı sağlığına verdiği zarar nedeniyle 1972'de yasaklandı.
dioxin
1945'te tarım ilacı olarak geliştirdiği ot öldürücünün dioksin maddesini üretti. kalp, karaciğer hastalıkları, üreme ve gelişme bozukluklarına yol açan çok toksik bir kimyasal madde olan dioxin, 1997'de dünya sağlık örgütü'nce kanserojen olarak sınıflandırıldı.
1955'te ilk petrol bazlı gübreyi üretti. bu kimyasal gübreler, günümüzde hala tartışma konusu olan toprak mikroorganizmalarının yok edilişi ve toprağın bir anlamda sterilize olmasında, toprağın fiziksel ve kimyasal yapısının bozulmasında önemli rol oynuyor.
--- alıntı ---
yazının tamamı için link
ya da olayı ziraat mühendisleri odası'ndan dinlemek isteyenler için link
devamını gör...
gian lorenzo bernini
17. yüzyılda yaşamış italyan heykeltıraş , ressam ve mimar . resmi olarak roma'da bulunan eserlerin yüzde yetmişi kendisine aittir. barok tarzında eserler vermiştir .
(bkz: azize teresa'nın vecdi)
(bkz: apollon ve daphne)
(bkz: davut)
(bkz: neptune ve triton)
(bkz: azize teresa'nın vecdi)
(bkz: apollon ve daphne)
(bkz: davut)
(bkz: neptune ve triton)
devamını gör...
instagram tipi tanım beğenme özelliği
işte bu dediğim özelliktir. test edip onaylandı.
devamını gör...
gravöl
vikinglerden kalan bir cenaze ritüelidir. ölen kişinin arkasından mezar birası yani gravöl içilir ve eğlenilir.
devamını gör...
kazıklı maria
devamını gör...
itt schaub-lorenz
bir reklamı vardı. beyaz saçlı bir adam televizyonun üzerine kapı çalar gibi "tık tık tık" vurup ay ti ti şaplorens derdi. nasıl unutmamışım. çocukluğuma götürdü beni bu başlık.
devamını gör...
13 eşini aynı anda hamile bırakan adam
dail mail’den alınan bilgiye göre hindistan’da yaşayan genç adam yasalar izin verdiği için kendine 13 eş birden aldı. ülkelerinde 13 eş alan tek adam olan chan chou guinies rekorlar kitabına girmek istedi ve 13 eşini hamile bıraktı.
bu adam insan olamaz (bkz: emin olunan ama kanıtlanamayan şeyler)
haberin ayrıntıları
devamını gör...
#osmancurtutuklansın
seri yukarı çıkartılıp gündem edilmesi gereken başlıktır.
küfür yasak olmasa sülalesini sağ bırakmayacağım tecavüzcü öldürülmelidir.
küfür yasak olmasa sülalesini sağ bırakmayacağım tecavüzcü öldürülmelidir.
devamını gör...
sakite söz isnat olunmaz
sesizliğin sesi sevdadır der susarım.
devamını gör...
tanrının zekasını sorgulamak
devamını gör...
tasarruf
aynı zamanda 'yetki' anlamında da kullanılan sözcüktür.
ilk anlamı için konuşacak olursak günümüz türkiye'sinde yapılması oldukça zordur çünkü çoğunluğun maaşı olan asgari ücret, açlık sınırının bile altında kaldığı için bundan tasarruf etmek imkansızdır.
ilk anlamı için konuşacak olursak günümüz türkiye'sinde yapılması oldukça zordur çünkü çoğunluğun maaşı olan asgari ücret, açlık sınırının bile altında kaldığı için bundan tasarruf etmek imkansızdır.
devamını gör...
regaip kandili
annem beni her kandilde olduğu gibi bu kandilde de camiye gitmeye zorlardı.
bende evden çıkar beş-on tur atar eve geri gelirdim.
bende evden çıkar beş-on tur atar eve geri gelirdim.
devamını gör...
sezgin tanrıkulu’nun amedspor’u savunması
twitter.com/bpthaber/status...
bu adam chp’li mi yoksa, hdp’li mi? amedspor’lu oyuncu jiletle saldırmadı mı? taraftarları istiklal marşını yuhlamadı mı? bu adam daha neyini savunuyor? cidden oy kaybedelim diye yapıyorlar. atam olsaydı ilk başta bunları sallandırırdı.
bu adam chp’li mi yoksa, hdp’li mi? amedspor’lu oyuncu jiletle saldırmadı mı? taraftarları istiklal marşını yuhlamadı mı? bu adam daha neyini savunuyor? cidden oy kaybedelim diye yapıyorlar. atam olsaydı ilk başta bunları sallandırırdı.
devamını gör...
barsel
11 saat içerisinde 392 adet tanım yapmış, durmak nedir bilmeyen, kırmızı ışıklarda bile gaza basan cesur ve çılgın yazarımız. bu bence bir rekor.
devamını gör...

