uykusuzkahve
unutmamalı, unutturmamalı.
sözlükle ilgili bir çok konuda, hususta, soruda, sorunda içtenlikle yardımını esirgemeyen yazar ve moderatör. güzel insanlar iyi ki varlar. ama o güzel insanlar da güzel atlarına binip gittikleri zaman yine yardım aramayı sürdürüyoruz.
sözlükle ilgili bir çok konuda, hususta, soruda, sorunda içtenlikle yardımını esirgemeyen yazar ve moderatör. güzel insanlar iyi ki varlar. ama o güzel insanlar da güzel atlarına binip gittikleri zaman yine yardım aramayı sürdürüyoruz.
devamını gör...
film noir
bir film türüdür. fransızca kara film demektir. bu terim ilk kez 1946 yılında isviçreli eleştirmen nino frank tarafından kullanılmıştır.
bu film türünün özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
önce canımız ciğerimiz kadınlardan başlayalım. bu filmlerin vazgeçilmez ögelerindedir femme fatale. masum, ezik, dayak yiyen kadın gibi görünürler ama aslında çok fettandırlar, genelde çok seksidirler ve filmimizin baş kahramanını suça teşvik eden karakterleri vardır. zaten bu tarz filmlerde kadın-erkek ilişkileri hep bir çıkar üzerine inşaa edilmiştir, gerçek sevgi asla yoktur. kahramanımız başta bu kadına kapılır genelde de filmin sonunda kadına galip gelir.
baş kahramanımız olan erkek karakterimiz bir polis, bir dedektif ya da savcı gibi kanun adamı olabileceği gibi hayatta başarılı olamamış tiplerde olabilir. bazen kanun adamı olsa bile yozlaşmış biri olur.
film suç üzerine kurulmuştur, cinayet bu filmlerin vazgeçilmezidir.
mekan olarak büyük şehirler bu tarzın favorisidir, buranın batakhaneleri, barları, gece kulüpleri sıklıkla filmin geçtiği yerlerdir. içki ve sigara bol bol tüketilir.
film genelde karanlıktır, genelde siyah-beyaz çekilmiştir. kasvet her sahnede gözükür, ışık ve gölge oyunları boş sokaklarda gece birinden kaçarken duvarlara yansır, yağan yağmurda bu fonun vazgeçilmez ögesidir. sisli sokaklar sahneyi daha da germekte kullanılır.
hikayeyi anlatırken mutlaka "geriye dönüşler" yapılır, bazende "ileri gidişler" yapılır. genelde filmde mutlaka bir dış ses vardır. bu dış ses kahramanlarımız olabileceği gibi bir başkası da olabilir, genelde bu dış ses hikayeyi anlatır ve çoğunlukla erkek olur.
kara film siyah ve beyaz gibidir. karakterler başta iyiyken sonradan kötü veya tam tersi olabilir.
şuana kadar seyrettiğim bu türün en iyi örnekleri :
the maltese falcon (1941), çoğu kişi tarafından türünün ilk örneği olarak kabul edilir.
double indemnity (1944),
the big sleep (1946),
out of the past (1947),
the third man (1949),
sunset boulevard (1950),
touch of evil (1958),
chinatown (1974)
bu film türünün özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
önce canımız ciğerimiz kadınlardan başlayalım. bu filmlerin vazgeçilmez ögelerindedir femme fatale. masum, ezik, dayak yiyen kadın gibi görünürler ama aslında çok fettandırlar, genelde çok seksidirler ve filmimizin baş kahramanını suça teşvik eden karakterleri vardır. zaten bu tarz filmlerde kadın-erkek ilişkileri hep bir çıkar üzerine inşaa edilmiştir, gerçek sevgi asla yoktur. kahramanımız başta bu kadına kapılır genelde de filmin sonunda kadına galip gelir.
baş kahramanımız olan erkek karakterimiz bir polis, bir dedektif ya da savcı gibi kanun adamı olabileceği gibi hayatta başarılı olamamış tiplerde olabilir. bazen kanun adamı olsa bile yozlaşmış biri olur.
film suç üzerine kurulmuştur, cinayet bu filmlerin vazgeçilmezidir.
mekan olarak büyük şehirler bu tarzın favorisidir, buranın batakhaneleri, barları, gece kulüpleri sıklıkla filmin geçtiği yerlerdir. içki ve sigara bol bol tüketilir.
film genelde karanlıktır, genelde siyah-beyaz çekilmiştir. kasvet her sahnede gözükür, ışık ve gölge oyunları boş sokaklarda gece birinden kaçarken duvarlara yansır, yağan yağmurda bu fonun vazgeçilmez ögesidir. sisli sokaklar sahneyi daha da germekte kullanılır.
hikayeyi anlatırken mutlaka "geriye dönüşler" yapılır, bazende "ileri gidişler" yapılır. genelde filmde mutlaka bir dış ses vardır. bu dış ses kahramanlarımız olabileceği gibi bir başkası da olabilir, genelde bu dış ses hikayeyi anlatır ve çoğunlukla erkek olur.
kara film siyah ve beyaz gibidir. karakterler başta iyiyken sonradan kötü veya tam tersi olabilir.
şuana kadar seyrettiğim bu türün en iyi örnekleri :
the maltese falcon (1941), çoğu kişi tarafından türünün ilk örneği olarak kabul edilir.
double indemnity (1944),
the big sleep (1946),
out of the past (1947),
the third man (1949),
sunset boulevard (1950),
touch of evil (1958),
chinatown (1974)
devamını gör...
laikliğin halka sorulmadan getirilmesi
hangi padişah halka sorularak tahta geçirildi acaba söyler misiniz.
boş yapmayın.
boş yapmayın.
devamını gör...
normal sözlük'te küfrün yasak olması saçmalığı
küfür kullanmadan kendini ifade edemeyen, kelime haznesi geniş olmayan birey beyanı.
devamını gör...
chloe stafler
bir youtuber ama faydalı olanlardan. özellikle fransızca-italyanca karışık bir bella ciao performansı var ki görülmeye değer. despacito isimli ispanyolca şarkıyıda fransızca çok güzel yorumladığını düşünüyorum. aynı zamanda kendisi bir peri masalından çıkmış kadar ütopik bir güzelliğe sahip. 

devamını gör...
gülbeyaz
2002-2003 yıllarında yönetmenliğini özer kızıltan'ın senaristliğini rüya işçileri, meriç demiray, cenk bogatur, cem görgeç, barış erdoğan üstlendiği kanal d'de yayımlanmış
aile dizisi.
başrollerinde,
şevval sam
nejat işler
meral çetinkaya
kamran usluer
bora ayanoğlu
yeşim ceren bozoğlu
demiroğlu ve dursunoğlu ailelerinin çatışmalarını, kavgalarını, hüzünlerini, umutlarını anlatan bir dizidir. karadeniz'im çayeli ilçesindeki bu aileler anlaşmazlıkları ve komik diyaloglarıyla seyircilerin ilgisini çekmiştir. peki ya düşman aile olurda birbirine aşık olan aile üyeleri olmaz mı kaçamak kuçamak aşk yaşayacak?
gülbeyaz (şevval sam) ve kadir (nejat işler) işte tam bu noktada devreye giriyor. aslında birbirine pek uyumlu olmayan bu iki genç zıt kutuplar birbirini çeker mantığıyla adeta birbirine çekilir ve sonu belirsiz bir aşk macerasına atılırlar.
ve bu aileler arasındaki ilk aşk serüvenide onlar değildir. ailenin büyükleri de birbirine aşık olmuş ama aralarına başkaları girmiş ve bu aşk külleri yerini nefrete bırakmıştır. nefret kalkar küller üfelenirse aşk yeniden alevlenir mi? kim bilir...
beyaz nine ( meral çetinkaya) ve demir demiroğlu'nun (kamran usluer) bu kadar büyük nefretin bir nedeni olmalıydı değil mi? vardı.
oyuncular,
şevval sam/ gülbeyaz dursunoğlu
nejat işler/ kadir demiroğlu
meral çetinkaya/ beyaz ana
ceren şekercioğlu/ genç beyaz ana
kamran usluer/ demir demiroğlu
sermin hürmeriç/ neriman demiroğlu
serdar orçin/ tahir demiroğlu
mine tugay/ başak
haldun boysan/ ali kemal
savaş akova/ musa demiroğlu
bora ayanoğlu/ kamil dursunoğlu
yeşim ceren bozoğlu/ meryem dursunoğlu
burak sarımola/ hami dursunoğlu
selma kutluğ/ saniye demiroğlu
selin işcan/ zeynep demiroğlu
cüneyt türel/ halit kaptan
alican yarka/ yener
erkan cihangir / taci dursunoğlu
berk yarıcı/ yunus demiroğlu
özlem çınar/ neşe
ercü turan/ kazım manioğlu
aytaç yörükaslan/ vecdi
bilgen gökçen/ imdat'ın annesi
bedia ener/ kazım'ın annesi
aile dizisi.
başrollerinde,
şevval sam
nejat işler
meral çetinkaya
kamran usluer
bora ayanoğlu
yeşim ceren bozoğlu
demiroğlu ve dursunoğlu ailelerinin çatışmalarını, kavgalarını, hüzünlerini, umutlarını anlatan bir dizidir. karadeniz'im çayeli ilçesindeki bu aileler anlaşmazlıkları ve komik diyaloglarıyla seyircilerin ilgisini çekmiştir. peki ya düşman aile olurda birbirine aşık olan aile üyeleri olmaz mı kaçamak kuçamak aşk yaşayacak?
gülbeyaz (şevval sam) ve kadir (nejat işler) işte tam bu noktada devreye giriyor. aslında birbirine pek uyumlu olmayan bu iki genç zıt kutuplar birbirini çeker mantığıyla adeta birbirine çekilir ve sonu belirsiz bir aşk macerasına atılırlar.
ve bu aileler arasındaki ilk aşk serüvenide onlar değildir. ailenin büyükleri de birbirine aşık olmuş ama aralarına başkaları girmiş ve bu aşk külleri yerini nefrete bırakmıştır. nefret kalkar küller üfelenirse aşk yeniden alevlenir mi? kim bilir...
beyaz nine ( meral çetinkaya) ve demir demiroğlu'nun (kamran usluer) bu kadar büyük nefretin bir nedeni olmalıydı değil mi? vardı.
oyuncular,
şevval sam/ gülbeyaz dursunoğlu
nejat işler/ kadir demiroğlu
meral çetinkaya/ beyaz ana
ceren şekercioğlu/ genç beyaz ana
kamran usluer/ demir demiroğlu
sermin hürmeriç/ neriman demiroğlu
serdar orçin/ tahir demiroğlu
mine tugay/ başak
haldun boysan/ ali kemal
savaş akova/ musa demiroğlu
bora ayanoğlu/ kamil dursunoğlu
yeşim ceren bozoğlu/ meryem dursunoğlu
burak sarımola/ hami dursunoğlu
selma kutluğ/ saniye demiroğlu
selin işcan/ zeynep demiroğlu
cüneyt türel/ halit kaptan
alican yarka/ yener
erkan cihangir / taci dursunoğlu
berk yarıcı/ yunus demiroğlu
özlem çınar/ neşe
ercü turan/ kazım manioğlu
aytaç yörükaslan/ vecdi
bilgen gökçen/ imdat'ın annesi
bedia ener/ kazım'ın annesi
devamını gör...
27 aralık 2020 normal sözlük güncellemesi
malumunuz avrupa'da ilk kez noel geçiriyorum ve profil sayfamızla ilgili olan güncellemeyi 3 günlük noel tatiline sıkıştırdım. bundan mütevellit moskova, vilnius, kaunas, riga ve tallinn de coşkuyla kutlanan noel'in etkisinde kalarak kodlamışım profil ekranını haliyle renklerde elimin ayarı biraz fazla kaçmış, profili noel ağacına çevirmişim.
noel bittiğine göre biraz normalleşme zamanı geldi ve profil sayfasına yaptığım ikinci güncelleme ile artık daha az renk ve daha sade bir tasarımla devam ediyoruz.
noel bittiğine göre biraz normalleşme zamanı geldi ve profil sayfasına yaptığım ikinci güncelleme ile artık daha az renk ve daha sade bir tasarımla devam ediyoruz.
devamını gör...
kendisinden 7 yaş küçük kadınla çıkan kart eşek
başlığı ele alış biçimimi değiştirecek olursam;
on beş yaşındaki bir kızla yirmi iki yaşındaki bir erkeğin arasındaki yaş farkı göze çarpar. ve erkek yargılanır. yargılayanlar haklı mıdır? kızın yaşına, yaşayacaklarına bakılırsa, evet. peki, yirmi iki yaşındaki bir kızla yirmi dokuz yaşındaki bir erkeğin arasındaki yaş farkı neden göze çarpmaz? yaş farkı aynı değil mi? öyleyse burada olan şey; algı. algımız on beş yaşındaki birini henüz çocuk olarak görür fakat yirmi iki yaşındaki kız büyümüştür.
durum bundan ibaret yani, tamamen yaş algımızla alakalı. yine de yargılamak bize düşer mi? hayır.
on beş yaşındaki bir kızla yirmi iki yaşındaki bir erkeğin arasındaki yaş farkı göze çarpar. ve erkek yargılanır. yargılayanlar haklı mıdır? kızın yaşına, yaşayacaklarına bakılırsa, evet. peki, yirmi iki yaşındaki bir kızla yirmi dokuz yaşındaki bir erkeğin arasındaki yaş farkı neden göze çarpmaz? yaş farkı aynı değil mi? öyleyse burada olan şey; algı. algımız on beş yaşındaki birini henüz çocuk olarak görür fakat yirmi iki yaşındaki kız büyümüştür.
durum bundan ibaret yani, tamamen yaş algımızla alakalı. yine de yargılamak bize düşer mi? hayır.
devamını gör...
konuşacak hiç kimsesi olmayan insan
her koşulda sözlük tanımıyla yalnız insanları ifade etmeyen tanımlama.
etrafında gerçek anlamda hiç kimsesi olmayan insanların zaten baş etmeleri gereken çok daha büyük sorunları olur genelde; konuşarak çözüme kavuşacak sorunlar değil.
bu tanımlamadaki asıl acı durum; etrafında iletişim kurduğun yüzlerce insan olmasına karşın gerçekten konuşabileceğin kimsenin olmaması.
tamamen yalnız olan bir insan için durum nispeten daha alışıldık olurken, insanların arasındaki yalnızlık çok daha tuhaf etkiler bırakıyor.
etrafında gerçek anlamda hiç kimsesi olmayan insanların zaten baş etmeleri gereken çok daha büyük sorunları olur genelde; konuşarak çözüme kavuşacak sorunlar değil.
bu tanımlamadaki asıl acı durum; etrafında iletişim kurduğun yüzlerce insan olmasına karşın gerçekten konuşabileceğin kimsenin olmaması.
tamamen yalnız olan bir insan için durum nispeten daha alışıldık olurken, insanların arasındaki yalnızlık çok daha tuhaf etkiler bırakıyor.
devamını gör...
ülkeye hiçbir hayrı dokunmayacak meslek grupları
insan ihtiyaçları çok çeşitlidir bu ihtiyaçların bir kısmı psikolojiktir bizim bunları gereksiz görmemiz o kişi için ihtiyaç durumunun devam ettiği gerçeğini değiştirmez bu açıdan bakarsak her insanın ihtiyaç duyduğu ve fayda sağladığı şey farklıdır bu anlamda hiçbir mesleğin gereksiz olduğunu veya faydasız olduğunu düşünmüyorum.
devamını gör...
başlık açarken dikkat edilmesi gereken kurallar
kural denildiğinde genellikle tanımlar üzerinde yoğunlaşıldığından sık sık gözden kaçırılan ve sonradan da haklı olarak "başlığa müdahale" edilmesine neden olan kurallar.
- öncelikle, başlıkların sonuna nokta koymayınız ama tanımların sonuna mutlaka nokta koyunuz.
- başlıklarınız mümkünse arkadaşınızla sohbet eder gibi olmasın. mesela kalkıp "kar yağmasından bıktım" şeklinde öznel başlıklar açmayın. bunu, "kar yağışının kabak tadı vermesi" şekline dönüştürürseniz, yani genellerseniz, büyük ihtimalle silinmeyecektir ya da değiştirilmeyecektir başlığınız.
- başlıkları açarken arama kutusundan birkaç şekilde aratınız. bazı şeyler 2 farklı isimle bilinir. birini arayıp bulamadığınızda diğeriyle açılmış olabileceğini düşünüp o şekilde de arama yapınız.
örneğin barnum etkisi başlığını açmak istediğinizde, bunun forer etkisi olarak da bilindiğini göz önüne alınız ve ikisini birden aratınız. birinden biri açılmışsa, yazacaklarınızı onun altına yazınız. yahut diğerini açıp, zaten önceden açılmış olan versiyona bkz verebilirsiniz sanırım.
- cümleleriniz düzgün olsun. anlatım bozukluğu içeren başlıklar değiştirilir. yukarıda süleyman soylu ile ilgili başlık örneği verilmiş mesela. öyle hatalar yapmamaya çalışın. başlıkta ne anlatmaya çalıştığınız,düzgünce ve açıkça ifade edilmiş olsun kısaca.
benim aklıma gelenler de şimdilik bu kadar.
- öncelikle, başlıkların sonuna nokta koymayınız ama tanımların sonuna mutlaka nokta koyunuz.
- başlıklarınız mümkünse arkadaşınızla sohbet eder gibi olmasın. mesela kalkıp "kar yağmasından bıktım" şeklinde öznel başlıklar açmayın. bunu, "kar yağışının kabak tadı vermesi" şekline dönüştürürseniz, yani genellerseniz, büyük ihtimalle silinmeyecektir ya da değiştirilmeyecektir başlığınız.
- başlıkları açarken arama kutusundan birkaç şekilde aratınız. bazı şeyler 2 farklı isimle bilinir. birini arayıp bulamadığınızda diğeriyle açılmış olabileceğini düşünüp o şekilde de arama yapınız.
örneğin barnum etkisi başlığını açmak istediğinizde, bunun forer etkisi olarak da bilindiğini göz önüne alınız ve ikisini birden aratınız. birinden biri açılmışsa, yazacaklarınızı onun altına yazınız. yahut diğerini açıp, zaten önceden açılmış olan versiyona bkz verebilirsiniz sanırım.
- cümleleriniz düzgün olsun. anlatım bozukluğu içeren başlıklar değiştirilir. yukarıda süleyman soylu ile ilgili başlık örneği verilmiş mesela. öyle hatalar yapmamaya çalışın. başlıkta ne anlatmaya çalıştığınız,düzgünce ve açıkça ifade edilmiş olsun kısaca.
benim aklıma gelenler de şimdilik bu kadar.
devamını gör...
durduk yere insanın aklına gelen replikler
forrest gump
"ben zeki bir adam değilim ama aşkın ne olduğunu çok iyi biliyorum."(forrest)
"ben zeki bir adam değilim ama aşkın ne olduğunu çok iyi biliyorum."(forrest)
devamını gör...
ölürüm türkiyem'in çalıntı olması
bir iddia.
bu konuda mustafa yıldızdoğan'ın ifadesi doğruysa epey komik duruma düşerler yalnız:
--- alıntı ---
"beni her şeyle itham edebilirler ama hırsızlıkla asla. 'vatan, bayrak ve allah.' diyen, siyaset ve politika üstü bir tavırla ortaya koyduğum, 1992 yılında bestelediğim bu parça, yıllarca ülkemde dinlendi. bu zamana kadar 'bu parçanın müziği bana aittir' dememişimdir. bu benim ailemden gördüğüm edep ve üslubumdan kaynaklanan bir güzelliktir. 15 temmuz sonrasında bu parça yine parlamıştır. çünkü bu tür eserler asırda bir gelir. dün, vatan ve bayrak hainleri, millet düşmanları birleşmiş, benim hırsızlık yaptığımı söylüyor. sosyal medyadada paylaşılan ve bir müzik grubunun fotoğrafına yer verilen videoda, kürtçe şarkı duyuluyor. videodaki resim, 2 yıl önce çekilmiştir. bunu siyah beyaz yapmışlar. bu yayınlanan videonun kime ait olduğu ve hangi şirkete ait olduğu ortada yok. dolayısıyla nereden çıktığını da bilmiyorum."
--- alıntı ---
bu konuda mustafa yıldızdoğan'ın ifadesi doğruysa epey komik duruma düşerler yalnız:
--- alıntı ---
"beni her şeyle itham edebilirler ama hırsızlıkla asla. 'vatan, bayrak ve allah.' diyen, siyaset ve politika üstü bir tavırla ortaya koyduğum, 1992 yılında bestelediğim bu parça, yıllarca ülkemde dinlendi. bu zamana kadar 'bu parçanın müziği bana aittir' dememişimdir. bu benim ailemden gördüğüm edep ve üslubumdan kaynaklanan bir güzelliktir. 15 temmuz sonrasında bu parça yine parlamıştır. çünkü bu tür eserler asırda bir gelir. dün, vatan ve bayrak hainleri, millet düşmanları birleşmiş, benim hırsızlık yaptığımı söylüyor. sosyal medyadada paylaşılan ve bir müzik grubunun fotoğrafına yer verilen videoda, kürtçe şarkı duyuluyor. videodaki resim, 2 yıl önce çekilmiştir. bunu siyah beyaz yapmışlar. bu yayınlanan videonun kime ait olduğu ve hangi şirkete ait olduğu ortada yok. dolayısıyla nereden çıktığını da bilmiyorum."
--- alıntı ---
devamını gör...
herkes mahlasına yakışanı yapsın
beni bir miktar ürküten başlık. o nasıl olacak ki şimdi...
devamını gör...
işaret parmağı
okullarda, öğrencilerin öğretmenlerinden izin alabilmek için kullandıkları parmak.
devamını gör...
ahmet haşim
hayatımda tek bir şiir ezberledim merdivenler. #833569 ağır ağır ezberledim hiç üşenmedim.ben şiir sevmezdim ama ahmet haşim yaptı bana bir güzellik.
devamını gör...
tanımı artı almadı diye sözlüğe küsen yazar
ben de bazen bu yazar olabiliyorum. sadece küsmüyorum da ben, ayrıca ağlıyorum. sinirle odama gidip yüzüstü yatağa kapanıp ağlıyorum mesela bazen. yani değer mi benim gözyaşlarıma, değer mi benim ponçik kalbimin üzerinden geçmenize.
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
" yeni toplumlar, kendileriyle birlikte yeni şarkılar getirir."
devamını gör...
osmanlı döneminde sözlük olsaydı alınabilecek nickler
devamını gör...
