cumhurbaşkanlığı medya ödülleri
pantene altın kelebek ödüllerinden bile daha kötü ödül törenidir.
devamını gör...
konstantinopolis kuşatmaları
istanbul'u fethetmek uğrunda arap ve bizanslar arasında gerçekleşmiş savaşlar, kuşatmalardır. bu konuyla ilgili tam olarak 1 ay önce (3 mart) yazıp da göndermemiş olduğum tanım;
"nasıl yüce bir şehirde yaşıyoruz ki, bu şehir, kaç defa fethedilmeye çalışılmış. fatih sultan mehmet'in 53 günde yaptığını, kendisinden 800 yıl önce yapabilmek için toplam 6 yıl uğraşmışlar. evet bu rakam az gözükebilir ama 53 gün ile 6 yıl ve biz burdan sultan mehmet'in nasıl büyük bir fatih olduğunu anlayabiliriz.
arapların gerçekleştirdiği konstantinopolis kuşatmaları, 3 kez olmuştur. ve bu kuşatmaların gerçekleşme amacı, belki, hz. peygamber'in istanbul mutlaka fethedilecektir hadisi sebebiyledir. kim bilir, belki fatih sultan mehmet de, bu hadis sebebiyle istanbul'u fethetmek istemiştir.
zaten istanbul, günümüzün en değerli şehirlerinden biri. çünkü 2500+ yıldır birçok kez fethedilmeye çalışılmıştır. ilk kez m.ö. 500-lerde, ahamenişler fethetmeye çalışmış. ve başarılı olmuşlardır. istanbul yıllarca bizans yönetimi altında kalmıştır. ve türkler bu şehri alarak adeta bir devri kapatmıştır.
benim dediğim konstantinopolis kuşatmalarından kasıt, m.s. 600 ve 700-lü yıllarda döneminin süper güçleri araplar ve bizanslar arasında gerçekleşen savaşlardır. burdaki araplar, emevîlerdir. aslına bakarsanız, araplar, o dönem birçok kez bizansları yenmişler. fakat işin garip olanı, istanbul'u 3 kez kuşatmalarına rağmen bir türlü başarıyı elde edememişlerdir. o 3 kuşatma özetle şunlardır;
1. 668-669 yılı istanbul kuşatması
bu, müslümanların ilk istanbul kuşatmasıdır. 668 yılında başlar ve 669 yılında biter. dönemin halifesi muaviye'dir. ortaya çıkan bir salgın hastalığı sebebiyle çok büyük kayıplar verilir. türkiye'de eyüp sultan olarak bilinen, hz. muhammed'in bayraktarı ve sahabi olan hz. ebu eyyub el-ensari de, yaşının ilerlemiş olmasına rağmen bu kuşatmaya katılmış ve şehid olmuştur.
kuşatma için büyük hazırlıklar yapılır. kuşatmanın öncesinde, hz. fedâle bin ubeyd kumandasında ordu, 668 yılında, kışı kadıköy yani o zamanlar bilinen adıyla kalkedon'da geçirir. diğer yıl yani 669 yılında muaviye'nin oğlu yezid kumandayı alır ve istanbul'un önlerine doğru gelir ve sonbahar zamanı kuşatmayı başlatır. ordu, süfyan bin avf tarafından da desteklenir. fakat kış olunca, yemek kıtlığı ve salgın hastalıklar gibi problemler ortaya çıkar, büyük kayıplar verilir ve bu nedenle de kuşatma kaldırılır.
2. 674-678 yılı istanbul kuşatması
muaviye, bizans imparatorluğunun ortadan kalkmasını istiyordu. ve olaylar olaylar..geldik 674 yılına ve istanbul kuşatması başladı. ve kuşatma denizden yapıldı. şehrin marmara denizi surları da iyice sertleştirilmişti. bu duvarlara karşı da araplar pek bir şey yapamadı. şehir de, boğaz boyunca abluka altına alındı. kış gelince de araplar, kyzikos'a çekildiler. burda donanmalar tamir edildi ve güçlendirildi. yeni askerler ve malzemeler geldi. 675 yılında şehir yine abluka altına alındı, yine kuşatma..ve yine başarı kazanılamadı. ve yine kyzikos'a çekildiler.
hristiyan bir mimar, rum ateşi denen bir silah icat etti ve bu silah ilk kez 677 yılında bizans tarafından kullanıldı. 678 yılında da rum ateşi sayesinde emeviler mağlup edildi. 678 yılında kuşatma kaldırılınca, emeviler akdeniz'e çekildi. ve beklenmedik bir fırtına koptu ve büyük zararlar gördüler. kaynaklarda, emevilerin bu savaşta 150bin kayıp verdiği geçer.
3. 717-718 istanbul kuşatması
bu sefer kuşatma hem karadan, hem de denizden yapıldı. kara kuvvetleri, mesleme bin abdülmelik'in komutası altındaydı. deniz araçlarını, rum ateşi tahrip etti. diğer deniz araçları da fırtınada battı.
717-718 yıllarında geçen kış, inanılmaz derecede soğuk ve şiddetli olmuştur. araplar böylesi bir kışın gelişi yüzünden, açlık yaşadılar ve bu açlıklar sebebiyle kayıplar yaşandı. kıtlık birçok probleme yol açmıştı. araplar yüzlerce kayıp verdi ve bu kadar cesedi marmara denizine atmakta güçlük çekiyordular. bu kuşatmada, bulgar imparatorluğu da, bizans imparatorluğuna yardım ediyordu.
sonuç olarak bizanslar ve bulgarlar zafer kazandı ve araplar ile bizanslar arasındaki savaşlar azaldı. araplar, 130bin ilâ 170bin arası kayıp verdi. savaş sonucu sadece 5 arap gemisi sağlam kalabildi.
araplar, istanbul'u ne zaman kuşatsa, görüyoruz ki hep bir kıtlık, şiddetli soğuk, salgın ve fırtınalarla karşı karşıya kaldılar. bu da ilginç bir durumdur."
"nasıl yüce bir şehirde yaşıyoruz ki, bu şehir, kaç defa fethedilmeye çalışılmış. fatih sultan mehmet'in 53 günde yaptığını, kendisinden 800 yıl önce yapabilmek için toplam 6 yıl uğraşmışlar. evet bu rakam az gözükebilir ama 53 gün ile 6 yıl ve biz burdan sultan mehmet'in nasıl büyük bir fatih olduğunu anlayabiliriz.
arapların gerçekleştirdiği konstantinopolis kuşatmaları, 3 kez olmuştur. ve bu kuşatmaların gerçekleşme amacı, belki, hz. peygamber'in istanbul mutlaka fethedilecektir hadisi sebebiyledir. kim bilir, belki fatih sultan mehmet de, bu hadis sebebiyle istanbul'u fethetmek istemiştir.
zaten istanbul, günümüzün en değerli şehirlerinden biri. çünkü 2500+ yıldır birçok kez fethedilmeye çalışılmıştır. ilk kez m.ö. 500-lerde, ahamenişler fethetmeye çalışmış. ve başarılı olmuşlardır. istanbul yıllarca bizans yönetimi altında kalmıştır. ve türkler bu şehri alarak adeta bir devri kapatmıştır.
benim dediğim konstantinopolis kuşatmalarından kasıt, m.s. 600 ve 700-lü yıllarda döneminin süper güçleri araplar ve bizanslar arasında gerçekleşen savaşlardır. burdaki araplar, emevîlerdir. aslına bakarsanız, araplar, o dönem birçok kez bizansları yenmişler. fakat işin garip olanı, istanbul'u 3 kez kuşatmalarına rağmen bir türlü başarıyı elde edememişlerdir. o 3 kuşatma özetle şunlardır;
1. 668-669 yılı istanbul kuşatması
bu, müslümanların ilk istanbul kuşatmasıdır. 668 yılında başlar ve 669 yılında biter. dönemin halifesi muaviye'dir. ortaya çıkan bir salgın hastalığı sebebiyle çok büyük kayıplar verilir. türkiye'de eyüp sultan olarak bilinen, hz. muhammed'in bayraktarı ve sahabi olan hz. ebu eyyub el-ensari de, yaşının ilerlemiş olmasına rağmen bu kuşatmaya katılmış ve şehid olmuştur.
kuşatma için büyük hazırlıklar yapılır. kuşatmanın öncesinde, hz. fedâle bin ubeyd kumandasında ordu, 668 yılında, kışı kadıköy yani o zamanlar bilinen adıyla kalkedon'da geçirir. diğer yıl yani 669 yılında muaviye'nin oğlu yezid kumandayı alır ve istanbul'un önlerine doğru gelir ve sonbahar zamanı kuşatmayı başlatır. ordu, süfyan bin avf tarafından da desteklenir. fakat kış olunca, yemek kıtlığı ve salgın hastalıklar gibi problemler ortaya çıkar, büyük kayıplar verilir ve bu nedenle de kuşatma kaldırılır.
2. 674-678 yılı istanbul kuşatması
muaviye, bizans imparatorluğunun ortadan kalkmasını istiyordu. ve olaylar olaylar..geldik 674 yılına ve istanbul kuşatması başladı. ve kuşatma denizden yapıldı. şehrin marmara denizi surları da iyice sertleştirilmişti. bu duvarlara karşı da araplar pek bir şey yapamadı. şehir de, boğaz boyunca abluka altına alındı. kış gelince de araplar, kyzikos'a çekildiler. burda donanmalar tamir edildi ve güçlendirildi. yeni askerler ve malzemeler geldi. 675 yılında şehir yine abluka altına alındı, yine kuşatma..ve yine başarı kazanılamadı. ve yine kyzikos'a çekildiler.
hristiyan bir mimar, rum ateşi denen bir silah icat etti ve bu silah ilk kez 677 yılında bizans tarafından kullanıldı. 678 yılında da rum ateşi sayesinde emeviler mağlup edildi. 678 yılında kuşatma kaldırılınca, emeviler akdeniz'e çekildi. ve beklenmedik bir fırtına koptu ve büyük zararlar gördüler. kaynaklarda, emevilerin bu savaşta 150bin kayıp verdiği geçer.
3. 717-718 istanbul kuşatması
bu sefer kuşatma hem karadan, hem de denizden yapıldı. kara kuvvetleri, mesleme bin abdülmelik'in komutası altındaydı. deniz araçlarını, rum ateşi tahrip etti. diğer deniz araçları da fırtınada battı.
717-718 yıllarında geçen kış, inanılmaz derecede soğuk ve şiddetli olmuştur. araplar böylesi bir kışın gelişi yüzünden, açlık yaşadılar ve bu açlıklar sebebiyle kayıplar yaşandı. kıtlık birçok probleme yol açmıştı. araplar yüzlerce kayıp verdi ve bu kadar cesedi marmara denizine atmakta güçlük çekiyordular. bu kuşatmada, bulgar imparatorluğu da, bizans imparatorluğuna yardım ediyordu.
sonuç olarak bizanslar ve bulgarlar zafer kazandı ve araplar ile bizanslar arasındaki savaşlar azaldı. araplar, 130bin ilâ 170bin arası kayıp verdi. savaş sonucu sadece 5 arap gemisi sağlam kalabildi.
araplar, istanbul'u ne zaman kuşatsa, görüyoruz ki hep bir kıtlık, şiddetli soğuk, salgın ve fırtınalarla karşı karşıya kaldılar. bu da ilginç bir durumdur."
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sevgili yazarlar.
güneşli günler görünüz.
güneşli günler görünüz.
devamını gör...
17 ocak 2021 normal sözlük güncellemeleri
atom karınca gibisin resmen iko, çalışkanlığının zekatını versen bütün sözlüğe yeter. yürü be!*
devamını gör...
efendi erkeğe aşık olma sebebi
aklı başında olan kimsenin hayatını kaydıracak insan istememesinden ötürüdür. ama her efendi duran kişinin efendi olmadığı gerçeği göz önüne alınmalıdır.
devamını gör...
kadın adam var mıdır sorunsalı
yarım şişe votka içtim bu kafanın çeyreğine ulaşamadım dediğim tanımı içeren başlık.
devamını gör...
limonata
yönetmenliğini ali atay'ın yaptığı * başrollerini serkan keskin ve ertan saban'ın paylaştığı film.
--- alıntı ---
makedonya'da yaşayan suat eski bir tır şoförüdür ve ölümcül bir hastalık nedeniyle yatağa düşer. oğlu sakip'i yanına çağırır ve ölmeden önceki tek arzusunu açıklar. suat seneler önce istanbul'da imam nikahı kıyarak bir kadınla evlenmiştir ve bu evlilikten bir çocuğu olmuştur. ancak suat bebekken terk ettiği bu çocuğu hiç görememiştir. ölmeden önce tek dileği selim adındaki ikinci çocuğunu bulup ondan helallik istemektir. buna göre oğlu sakip'ten istanbul'a gidip kardeşini bulmasını ister. sakip babasının emektar arabasına atlayıp elinde yalnızca kardeşinin adı ve eski bir adresle istanbul yollarına düşer.
--- alıntı ---
--- alıntı ---
makedonya'da yaşayan suat eski bir tır şoförüdür ve ölümcül bir hastalık nedeniyle yatağa düşer. oğlu sakip'i yanına çağırır ve ölmeden önceki tek arzusunu açıklar. suat seneler önce istanbul'da imam nikahı kıyarak bir kadınla evlenmiştir ve bu evlilikten bir çocuğu olmuştur. ancak suat bebekken terk ettiği bu çocuğu hiç görememiştir. ölmeden önce tek dileği selim adındaki ikinci çocuğunu bulup ondan helallik istemektir. buna göre oğlu sakip'ten istanbul'a gidip kardeşini bulmasını ister. sakip babasının emektar arabasına atlayıp elinde yalnızca kardeşinin adı ve eski bir adresle istanbul yollarına düşer.
--- alıntı ---
devamını gör...
malazgirt savaşı başlarken meydanı bulamayınca komutanım whatsapp'tan konum atar mısınız diyen asker
malazgirt meydan savaşı'nın başlamasını geciktirmiş olan askerdir.
romalı komutan diyojen ve askerleri meydanda beklerken, sultan alparslan'ın başkomutanı çakır bey, asker sayımının yapılmasını ister. sayımda tamı tamına 199 bin 998 baş asker çıkmıştır. bunun üzerine çakır bey:
"nerede o iki münasebetsiz? bre akılsızlar! savaşa geç kalındığı nerede görülmüş! yüzbaşı! gel buraya! nerede bu iki akılsız!" diyerek yüzbaşı samed'i çağırır
yüzbaşı: "beyim yeri bulamamışlar whatsapp'tan konum atar mısınız diyor."
çakır bey: "bir gün önceden malazgirt fatihleri grubunda paylaştık ya yüzbaşı!! densizler!! grubu sessize almışlardır kesin!!"
yüzbaşı: "konumu attım beyim iki dakikaya geliyorlarmış."
bu sebeple malazgirt meydan savaşı, tamı tamına beş dakika gecikmeli başlamıştır. neyse ki bu iki askerin cezası, zafer coşkusundan dolayı arada kaynamıştır.
bazı ünlü tarihçilerin yorumları
danielle de'comp- university of massachusetts gerçekten inanılmaz bir andı! roma'lı diyojen saatine bakıp "erken gelmişiz" dediği rivayet ediliyor.
dimitri vazilesonicsky - lomonosov moscow state university alparsan gerçekten de üst düzey bir komutan. sadece 5 dakikalık rötardan bile mutlak zaferle ayrılmasını bildi. iki askerdeki bu anti-militarist hareket gerçtekten şaşırtıcı.
tatyana sedatova: savaşın seyrini değiştiren iki asker ve anadolu'nun sonsuza kadar açılan kapıları! türkler gerçekten kriz yönetiminde başarılılar. en kritik yerlerde bile, rüzgarı kendilerine çeviriyorlar!
romalı komutan diyojen ve askerleri meydanda beklerken, sultan alparslan'ın başkomutanı çakır bey, asker sayımının yapılmasını ister. sayımda tamı tamına 199 bin 998 baş asker çıkmıştır. bunun üzerine çakır bey:
"nerede o iki münasebetsiz? bre akılsızlar! savaşa geç kalındığı nerede görülmüş! yüzbaşı! gel buraya! nerede bu iki akılsız!" diyerek yüzbaşı samed'i çağırır
yüzbaşı: "beyim yeri bulamamışlar whatsapp'tan konum atar mısınız diyor."
çakır bey: "bir gün önceden malazgirt fatihleri grubunda paylaştık ya yüzbaşı!! densizler!! grubu sessize almışlardır kesin!!"
yüzbaşı: "konumu attım beyim iki dakikaya geliyorlarmış."
bu sebeple malazgirt meydan savaşı, tamı tamına beş dakika gecikmeli başlamıştır. neyse ki bu iki askerin cezası, zafer coşkusundan dolayı arada kaynamıştır.
bazı ünlü tarihçilerin yorumları
danielle de'comp- university of massachusetts gerçekten inanılmaz bir andı! roma'lı diyojen saatine bakıp "erken gelmişiz" dediği rivayet ediliyor.
dimitri vazilesonicsky - lomonosov moscow state university alparsan gerçekten de üst düzey bir komutan. sadece 5 dakikalık rötardan bile mutlak zaferle ayrılmasını bildi. iki askerdeki bu anti-militarist hareket gerçtekten şaşırtıcı.
tatyana sedatova: savaşın seyrini değiştiren iki asker ve anadolu'nun sonsuza kadar açılan kapıları! türkler gerçekten kriz yönetiminde başarılılar. en kritik yerlerde bile, rüzgarı kendilerine çeviriyorlar!
devamını gör...
komşunun verdiği aşureyi çöpe atmak
bakın inanç açısından değil, oyle bir güzelliği çope atmak gunahtır. ben aşurenin konulduğu kabı bile yiyebilecek insanım. mert olun, delikanlı olun, yiğit olup kendinizi belli edin ve ben almayayım diye söyleyin.
millet aç aç.
millet aç aç.
devamını gör...
65 yıldır suya dokunmuyor
kişisel hijyende zirve noktası.
m.haber365.com.tr/iranda-ya...
m.haber365.com.tr/iranda-ya...
devamını gör...
sevildiğini anlamanın yolları
anlamanın bir yolu yoktur.
sevgi ne kadar gizlemeye çalışsan da dışarı fışkıran bir şeydir. her hücrene kadar hissedersin zaten.
sevgi anlaşılır değil hissedilebilir bişeydir dostlar.
sevgi ne kadar gizlemeye çalışsan da dışarı fışkıran bir şeydir. her hücrene kadar hissedersin zaten.
sevgi anlaşılır değil hissedilebilir bişeydir dostlar.
devamını gör...
mansur yavaş’ın tüm makam araçlarını satma kararı
doğruysa helal olsun. sonuçta makam sahibi olanların araba alacak güçleri var. devlete yük olmak niye.
devamını gör...
tanışmak istenen ölmüş yazarlar
albert camus ve oğuz atay ile tanışmak isterdim.
devamını gör...
bilgi kategorisi
lütfen troll başlıkları bu kategoriye taşımayın sayın moderatörler.
örnek: berber
tanım: her gittiğimde sürttürmese aslında iyi adam.
böyle tanım yapılmış başlıkları " bilgi " diye okumak istemiyorum.
saygılarımla...
örnek: berber
tanım: her gittiğimde sürttürmese aslında iyi adam.
böyle tanım yapılmış başlıkları " bilgi " diye okumak istemiyorum.
saygılarımla...
devamını gör...
insidious
favorim olan korku filmi serisi. toplam 4 filmi vardır. korku seansında oynamış olan patrick wilson'ı insidious'da da görüyoruz.*

bu sahnesi çok korkutucu. az önce bildiğim sahneyi tekrar tekrar izlememe rağmen kalbim küt küt atıyor. kesinlikle izlemelisiniz. şiddetle tavsiye ediyorum.
filmin en sevdiğim müziğini de ekliyorum buraya. bağımlısı olacaksınız.
ay bana bir korku geldi. ben kaçtım. *

bu sahnesi çok korkutucu. az önce bildiğim sahneyi tekrar tekrar izlememe rağmen kalbim küt küt atıyor. kesinlikle izlemelisiniz. şiddetle tavsiye ediyorum.
filmin en sevdiğim müziğini de ekliyorum buraya. bağımlısı olacaksınız.
ay bana bir korku geldi. ben kaçtım. *
devamını gör...
bir madalyam bile yok anlıyor musun serzenişi
dün rüyamda sayıkladığım serzeniştir.
bana da madalya verin lan.
ayrıca geçmişte yazdığımız madalya hak eden tanımların madalyasını nasıl verecekler merak ediyorum. benim tanımlar biraz fazla çok uğraştıracaktır.
neyse madalya verin lan bana.
bana da madalya verin lan.
ayrıca geçmişte yazdığımız madalya hak eden tanımların madalyasını nasıl verecekler merak ediyorum. benim tanımlar biraz fazla çok uğraştıracaktır.
neyse madalya verin lan bana.
devamını gör...
depresyon hırkası
şu an giydiğim hırkadır.genellikle biraz bol olurlar kolları da biraz uzundur.
devamını gör...
bir insanın nasıl güldüğünden terbiyesini neye güldüğünden zekâsını anlarsın
mevlana'ya ait olduğu rivayet edilen söz. tam hali "bir insanın nasıl güldüğünden terbiyesini, neye güldüğünden akıl seviyesini anlarsın." şeklinde ama başlık sınırına takılıyor.
bu söze katılanlar da var, katılmayanlar da.
katılmayanlar "gülmek hepimizin ihtiyacı. ancak herkesin güldüğü şeyler farklı. buradan bir insanın akıl seviyesini ölçmek mümkün değil." düşüncesini savunuyor.
katılanlar ise "gülmek tabii ki hepimizin ihtiyacı. ancak mesela engelli bir bireyle alay edecek ve ona gülecek kadar insanlıktan çıkmak bambaşka bir şey." düşüncesini savunuyor ki aslında bu sözle anlatılmak istenen şey de bu. hepimiz farklı şeyleri komik buluyoruz. komik bulduğumuz herhangi bir şeye gülmek farklı, gülerken insani değerleri göz önüne almadan her şeyle dalga geçmek farklı. bir nevi "osuruğa gülenin osuruk kadar aklı yoktur" durumu.
nasıl güldüğünden akıl seviyesini anlamak kısmına gelince... bu kısma da katılmayanlar olabilir ancak burada da anlamamız gereken şey -en azından bana göre- ayarsızlık. bir de bu sözün söylendiği zamanı düşünerek değerlendirirseniz eğer konuyu, o zamanlar insanların büyük bir kısmı için edep, hayâ önemliydi ve her yerde, ulu orta kahkahalar atmak muhtemelen çok da hoş karşılanmıyordu. bu nedenle nasıl güldüğünüz terbiyenizin bir göstergesi olabilirdi.
bu söze katılanlar da var, katılmayanlar da.
katılmayanlar "gülmek hepimizin ihtiyacı. ancak herkesin güldüğü şeyler farklı. buradan bir insanın akıl seviyesini ölçmek mümkün değil." düşüncesini savunuyor.
katılanlar ise "gülmek tabii ki hepimizin ihtiyacı. ancak mesela engelli bir bireyle alay edecek ve ona gülecek kadar insanlıktan çıkmak bambaşka bir şey." düşüncesini savunuyor ki aslında bu sözle anlatılmak istenen şey de bu. hepimiz farklı şeyleri komik buluyoruz. komik bulduğumuz herhangi bir şeye gülmek farklı, gülerken insani değerleri göz önüne almadan her şeyle dalga geçmek farklı. bir nevi "osuruğa gülenin osuruk kadar aklı yoktur" durumu.
nasıl güldüğünden akıl seviyesini anlamak kısmına gelince... bu kısma da katılmayanlar olabilir ancak burada da anlamamız gereken şey -en azından bana göre- ayarsızlık. bir de bu sözün söylendiği zamanı düşünerek değerlendirirseniz eğer konuyu, o zamanlar insanların büyük bir kısmı için edep, hayâ önemliydi ve her yerde, ulu orta kahkahalar atmak muhtemelen çok da hoş karşılanmıyordu. bu nedenle nasıl güldüğünüz terbiyenizin bir göstergesi olabilirdi.
devamını gör...
(tematik)
neşati
17. yüzyıl divan şairlerinden biridir.
ayrıca bir mevlevi şeyhidir. bu sebeple (bkz: neşati dede) olarak da bilinir.
neşati, sebkihindi akımının önemli temsilcilerinden biridir aynı zamanda.
ayrıca bir mevlevi şeyhidir. bu sebeple (bkz: neşati dede) olarak da bilinir.
neşati, sebkihindi akımının önemli temsilcilerinden biridir aynı zamanda.
devamını gör...
normal sözlük’te 18 20 yaş aralığında 15 kişinin bulunması
hele hele, kumda pipinizle oynayın demiş bir de.
hani sözlükte yaşımızı değil, yaşantımızı ortaya koyuyorduk?
tanım: ne kadar güzel tanım girersemiz girin doğum tarihinizden yargılanacağınız başlık.
hani sözlükte yaşımızı değil, yaşantımızı ortaya koyuyorduk?
tanım: ne kadar güzel tanım girersemiz girin doğum tarihinizden yargılanacağınız başlık.
devamını gör...