moderasyondaki idari amirlerimden biri olmasını filan dinlemeyip dün gece fena korkuttuğum haşmetlü moderiçem. diz yapmış bugs bunny’li pijamalarıyla bir duvarın dibine çöküp titreye titreye “annneciiiiim valla ben yapmadıııııım” diye ağladığına yemin edebilirim ama ispatlayamam.

(bkz: tısssss)
devamını gör...

sayın tuzluyeşileriğinkamaştırdığıdiş ukdesi.

bir bireyin doğduğu ülke, aile,çevre daha küçük yaşlarda bireyi etkilemeye başlar.

başta, yemek kültürünü ekleyebiliriz. çin’de doğmuş olsaydık, hamam böceği, akrep,vb şeyleri yemek bize normal gelecekti ve muhtemelen o haşeratları keyifle midemize indirecektik.

sonra bulunduğumuz toplum ilişkilerini etkiler. el öpme adetini bu kategoriye alabiliriz.

dini inanç da bu kategoriye girebilir. ama bulunduğumuz çağ itibariyle bu faktör geçerliliğini büyük ölçüde etkiledi.

bana göre, internetin de yaygınlaşmasından mütevellit, toplumlar arası etkileşim arttığından, artık sadece kendi bulunduğumuz toplumdan değil, tüm toplumlardan da bir şekilde etkileniyoruz. bir yaşa gelene kadar kendi toplumumuzla sınırlı olan etkileşim, bir yaştan sonra genişleme eğilimi gösteriyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

açılımı coronavirus disease 19 olan 2020 yılımızı mahvetmiş illet hastalık.
devamını gör...

diğer adıyla dede korkut (bkz: oğuzname)leri de diyebiliriz. konusunu oğuz boylarının kahramanlıklarından alan hikayelerdir. bu hikayelerin 15-16.yüzyılda yazıya geçirildiği kabul edilir. günümüzde ortaya çıkmış 3 nüshası vardır. hikayeler nazım nesir karışık şekilde yazılmıştır. eser bir giriş ve 12 müstakil hikayeden oluşur. bu hikayeler, oğuzların siri derya (seyhun) boylarında vatan tuttukları çağlara ve daha batıya gelerek azerbaycan ve doğu anadolu'da büyük bir devlet kurdukları akkoyunlular devrine ait olayların izlerini taşır.

düzeltme: hikayeleri yerine menkıbeleri demek daha doğru olacaktır.
devamını gör...

kadı... öhm.. pardon..
"kadıların osmanlı adalet sistemine olumlu etkileri.."
devamını gör...

mandala aldım kapanmadan önce elime ulaşırsa boyama yapıcam bol bol.
tam emekli kafasındayım. zaten imkan da yok bişi de yok otur evde en güzel çağlarını teyzeler gibi geçir. yakında örgüye falan da başlarım miss.

edit: maalesef gelmedi, gelemedi. *
kendim çiziyorum şimdi. bitince boyamak için kalem de aldım ama o da gelmedi. *
neyse onlar gelene kadar yenilerini çizip dururum artık.
edit2: geldi geldi. *
devamını gör...

‘normal sözlük’te aile gibiyiz’.

evet aile gibiyiz; ailede olduğu gibi burada da herkes herkesin davranışlarına, tanımlarına karışıyor. yani aile gibiyiz derken kastettiğim bu. yazarların hayatlarına, seçimlerine, noktasına ve virgülüne kadar karışılıyor ki, gerçek aile olsak ancak bu kadar olurdu.

ilk kez bu başlığa yazıyorum. bu şekilde bir giriş yapmak istemezdim ama doldum sanırım. aklımdakileri en iyi ifade edeceğim başlık da bu.

şimdi efendim kendi tercihlerimden yola çıkarsam, futboldan zerre kadar anlamam, cinsel içerikli başlıklar zerre ilgimi çekmiyor, yazarların gözleri, saçlarıyla inanın ilgilenmiyorum. ama bir kere çıkıp da,
‘sürekli futboldan bahseden tip’
‘sürekli cinsel minsel şeylerden bahseden tip’
gibi bir başlık açmadım ve hatta bu tür başlıklara yorum dahi yapmadım. neden? çünkü kimin ne hakkında konuştuğu veya ilgilendiği benim zerre umurumda değil. herkes istediği ve sevdiği konu hakkında konuşur ki , burada onlarca kişiyiz ve farklı ilgi alanlarımız olması normal. ben bakıp geçiyorum o kadar. insanların tercihleri hakkında ne yapıp yapmayacaklarını söylemek benim haddime değil çünkü. sadece benim değil, kimsenin haddine değil.

ayrıca şunu söyleyeyim. insanların davranışlarını eleştirirken ‘ben küfür etmedim, eleştirdim’ gibi görüşlere lütfen sığınmayın. neden biliyor musunuz? çünkü bir insanın görüşleri hakkında illa küfür etmemeniz, kırıcı yazmadığınız anlamına gelmez. sakin bir kafayla oturup yazdığınızı tekrar okuyun, ne demek istediğimi gayet iyi anlayacaksınız.

bırakın bazıları cicimli konuşsun, bazıları ciddi takılsın. kime ne, bana ne? herkes inanın kafasını dağıtmak, bazen içini açmak, bazen bir şeyler karalamak için burada. boşu boşuna insanların keyfini kaçırmaktaki kişisel amaç ne? beyninizin neresini tatmin ediyorsunuz?

bazı yazıların muhatabı olmasam da okurken bile içim sıkılıyor. yazılan yazar için üzülüyorum. ben ki bunları okurken üzülüyorum, siz yazarken hiç mi üzülmüyorsunuz?

neyse diyeceklerim sanırım bu kadar. azcık dolmuştum. madem herkes görüşünğ bekirtiyor ben de belirteyim dedim. yazdıklarım hiç bir yazarı hedef belirtmiyor, genel bir ifadedir. sayg.
devamını gör...

çingene kızı mozaiği ,gaziantep ili nizip ilçesinde , zeugma antik müzesi içinde 1998 yılında yapılan kazı çalışmaları sonucunda çıkarılmış olup, gaziantep'in simgesi haline gelmiş olan bir eser.

mozaikte, özel bir teknik üç çeyrek bakış tekniği( 'üç çeyrek bakışı' hangi yönden bakılırsa bakılsın gözlerini sizden ayırmayan bakış) kullanılmıştır. yüzde sevinç ve hüznü aynı anda yansıtması ile mimiksiz, tepki vermeyen bir bakış...
ünlü ressam leonarda da vinci'nin de mona lisa resmi 'üç çeyrek bakışı ' teknik ile yapılmış örnektir.

buradan


çingene kızı

mainad villası’nın yemek odasının taban mozaiğidir. bu mozaik parçasındaki figür sağına doğru bakmaktadır. kabarık saçları alnının üzerinde ortada ikiye ayrılmış olup arkadan bir eşarpla bağlanmıştır. dar alınlı, elmacık kemikleri hafifçe belirgin ve dolgun yüzlüdür. iri gözlerinde mahzun ve anlamlı ifade vardır. kulaklarında iç içe geçmiş iri halka küpeler görülmektedir. bu sebeple ilk bulunduğunda “çingene kızı” olarak isimlendirilmiştir. başının yanındaki asma yapraklarından dolayı dionysos şenliklerinde yer ala ve bu tanrının müritlerinden olan bir “ mainad” olduğu düşünülmektedir.

devamını gör...

nasıl insanmış o diye sorduğum kişi. puan uğruna tanım gireni duyduk gördük de, girmeyeni ilk kez duyuyorum. hani sanki kötü bir şey yazınca karmadan eksiliyormuş gibi... değişik.

edit: sevgili domestic "acaba şu olabilir mi" diyerekten aydınlattı beni. evet mantıklı. onu hesap edecek kadar işsiz misiniz be!
devamını gör...

aşşırı saçma reklamlar. alt tarafı çikolata yiyeceksin ne gerek var bu kadar romantizme?
devamını gör...

japonisme veyahut japonizm, batı kültüründeki japon etkisini anlatan bir terimdir. 1800'lü yılların ikinci yarısında japonya ile dış ticaretin tekrar açılması sonucu 19. yüzyıl batılı sanatçıları arasında çıkan ve japon sanatının popülerliğine, etkisine atıfta bulunan bu terimin çıkış noktası için biraz daha geriye gitmek gerekir.

1639-1854 yılları arasında, japonların ticaret yaptıkları ülkeler hollanda ve çin'di. bu izole duruma rağmen batılı fikirler hollandalılar aracılığı ile japonya'da yayılıyor; japonya'daki gelişmeler de hollandalılar tarafından avrupa'da duyuruluyordu. 1868 yılında yaşanan bir değişiklik sonrası japonya'nın dünyanın kalanı ile ticareti tekrar başladı. fotoğraf gibi batılı terimler japon sanatçıları etkileyince geleneksel ukiyo-e sanatı zamanla miadını doldurmaya başlamıştı. neredeyse değersiz olan parçalar ihraç edilen malları paketlemek için kullanılmaya başlanınca, avrupa'da keşfedilmeleri gerçekleşti. ve sonuçları büyük oldu. resimlerde işlenen gündelik konula, bakış açıları, perspektif ve renk kullanımı gibi fikirler avrupalı sanatçıları şaşkına çevirdi. daha önce batı'da duyulmamış bu tür fikirlerin ortaya çıkması empresyonist, post-empresyonist, art nouveau sanatçılarını etkilemişti. bu yeni akıma fransa'da ''japonizm'' denmeye başlanmıştı. (le japonisme)

1872 yılında fransız sanat eleştirmeni philippe burty tarafından ilk kez kullanılan terim sadece görsel sanatlarda değil; mimarlık, peyzaj, bahçecilik ve giyim alanlarında da bir etkiyi ifade etmekteydi. japonya'nın dünya ticaretine tekrar açılması sonucu siparişlerle beraber gelen ukiyo-e eserler avrupa'da büyük ses getirmiş, izlenimcilik - empresyonizm akımı üzerinde büyük etki göstermişti.

japonya'dan gelen yelpaze, ipekler, porselen gibi örnekler ile 19. yüzyılda avrupa'da patlama yapan bu japon sanat çılgınlığı ile gelen sanat fikirleri, geleneksel akademik batı sanat fikirlerine karşıydı. yüzyıl sanatçıları bu fikirlerden ilham aldılar. bu akımın başlamasına ön ayak olmuş ressamlar arasında édouard manet, claude monet, james tissot, edgar degas, james mcneill whistler gibi isimleri de saymak gerekir. van gogh, william merritt chase, george hendrik breitner gibi isimleri de akımın yayılması adına yaptığı çalışmalar ile anabiliriz. tabii ki japonisme'nin, var olan oryantalist yaklaşım üzerine inşa edilmiş olduğunu da söylemek mümkündür.

kaynakça ve daha fazlası: wikipedia - japonisme, vikipedi - ukiyo-e, wikipédia - japonisme, khanacademy.org, tate.org.uk, theartstory.org, study.com, mymodernmet.com, gerçekten bilmeniz gereken 50 sanat fikri, susie hodge
devamını gör...

devrimin bir parçası olan laiklik, devrimler halk tarafından yapıldığı için sorulmasına gerek kalmadan uygulanmaya başlanmıştı.
devamını gör...

yazmaya başladım. uygulmada zaman geçirdikçe 'bizim mahallenin yazarları' artıyor. biraz da düğünde çeyrek altın takmaya benzetiyorum.
devamını gör...

sosyal medyada surekli hesaplarimda sacma sapan bi seyimi paylasmismiyim diye yenileyip duruyorum istisnasiz 5- 10 dk yapiyorum bunu. dustayken sacimi iyice durulamadigimi dusunerek basligi kaldiramiyorum kafamdan, bu sebeplede dusta kalmam cok uzun suruyor. dezenfektani az sikarsam ya da elimi 20 saniyeden az yikarsam cevremdekilere virus bulastircakmisim gibi geliyor ve cok korkuyorum. her seyi ama her seyi kontrol etmeye calisiyorum ve eger herhangi bi seyi ben yapmazsam yeterli olmucakmis gibi dusunuyorum ve kafamda surekli kurmaya basliyorum...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

-kafkas kartalı- , *
kara kartal,
beyaz kuyruklu kartal.

diğer üçlü.
karga
baykuş
kumru.
devamını gör...

2021 yılını 2002 ile kıyaslamak mı? sadece türkiye'de görebileceğimiz bir saçmalık.
devamını gör...

ilk olarak üniversite son sınıftayken bir dergiye yazımı göndermiştim. haftalık yayınlanan bir dergiydi. dergi çıktığı gün elime aldığımda kendi adımı ve yazımı dergide görünce şok yaşadım çünkü bana yayınlanıp yayınlanmayacağına dair hiçbir bilgi vermemişlerdi, tamamen sürpriz oldu. sonraki yıllarda kendi yazılarımı değil, tercüme ettiğim makaleleri dergilere yollamaya başladım. tercümelerimi çok beğendiler, editör benimle iletişime geçip bana belli bir konu verdi, o konuda yazı yazmamı istedi. ilk başlarda çok zorlandım ama yazdığımda "siz boşuna dert ediyorsunuz, gayet iyi yazıyorsunuz, her ay istediğiniz konuda yazıp gönderin" dedi. sonraki aylarda kendi istediğim konularda yazılar yazmaya başladım. iki sene boyunca bir dergide yazdım. iletişime geçtiğim başka iki dergide de farklı farklı yazılarım yayınlandı. hepsi de matbu olarak yayınlanan ve belli kitlelere hitap eden dergilerdi. şimdi de mesleğimde elde ettiğim deneyimlerimi yazmam istendi, iki ayrı öykü halinde yazdım. yakın zamanda çıkacak bir kitapta öyküler yayınlanacak, çok heyecanlıyım. artık bundan sonraki hedefim, kendi kitabımı çıkartmak...
devamını gör...

#1585267 çok çok geçmiş olsun rahatsız abi. inşallah annen çok daha iyi olacak. çok amin.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim