dil mi düşünceyi yönetir düşünce mi dili yönetir sorunsalı
insanı bir kelimeyle özetlemek zorunda olsaydım, “adet” derdim. adetleri vardır insanların; alışkanlıkları vardır. insan düşünen bir varlıktan bile önce; alışan bir varlıktır. düşüncelerini yönlendiren şeyler bile alışkanlıklarıdır insanın. dolayısıyla dil kesinlikle düşünceye dikte eder. ancak aynı insan düşüncelerini “dile getirmedikçe” -irade yolu ile- söylememeye alışır önce, ardından düşünmemeye de başlar. irade, yani zihnin motor faaliyet üzerindeki aygıtı da dile hükmedebilir niteliktedir. o yüzden buna tek bir cevap vermek mümkün değil. nitekim hegel’in “dil varlığın evidir.” ve wittgenstein’ın “dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır.” sözleri dilin işleviyle ilgili çok önemli bir noktaya dokunmaktadır. insan hiç bilmediği bir şeyi düşünemez; ilk bilgiler ve piaget’in terminolojisi olarak “şema”lar gözlem ve deneyim yolu ile kazanılıp seslerle kalıcılaştırılır. dil kelimelerden önce ses benzeşimleri ile karakterizedir. ancak daha sonra o sesleri farklı alfabelerle kelimelere sokarız. bu noktada düşünceyi, yani kaydedilmiş kavramlar aracılığı ile yenilerini üretmeyi, varlığı ayırt biçimimiz olan dilden bağımsız düşünmek çok isabetsiz olacaktır. ancak dediğim gibi, bu “varlık dünyasının sınırları” yine bilinç ve yeni şeyleri denemeye bizi itecek olan irade vesilesi ile olacaktır.
devamını gör...
düz elbise bulmanın imkansız hale gelmesi
bugün bir tweet'te denk geldiğim haklı isyan.
ben sade bir insanım. gösterişli giysileri, ayakkabıları falan pek sevmem. düz siyah, sağında solunda zımba, parlak boncuk, simli yazı olmayan düzgün bir bot ararım, yok. senelerce aradım zihnimdeki botu. en son marka bir yerde bulup taksitle almasam daha arıyor olacaktım. normalde marka merakım yok, pahalı şeyler almayı da sevmem * fakat artık öyle bir kıvama geliyorsunuz ki "lanet olsun! ver tamam" diyorsunuz pahalı da olsa. (bkz: ölümü gösterip sıtmaya razı etmek)
istiyorlar ki herkes ortalıkta bal böcüğü gibi çiçekli desenli dolaşsın. hep aynı tip ürünleri dayatıyorlar. sevmiyoruz yahu, zorla mı!
ben sade bir insanım. gösterişli giysileri, ayakkabıları falan pek sevmem. düz siyah, sağında solunda zımba, parlak boncuk, simli yazı olmayan düzgün bir bot ararım, yok. senelerce aradım zihnimdeki botu. en son marka bir yerde bulup taksitle almasam daha arıyor olacaktım. normalde marka merakım yok, pahalı şeyler almayı da sevmem * fakat artık öyle bir kıvama geliyorsunuz ki "lanet olsun! ver tamam" diyorsunuz pahalı da olsa. (bkz: ölümü gösterip sıtmaya razı etmek)
istiyorlar ki herkes ortalıkta bal böcüğü gibi çiçekli desenli dolaşsın. hep aynı tip ürünleri dayatıyorlar. sevmiyoruz yahu, zorla mı!
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
uzak diyarlara dalıp götürüyor bu yayın beni. hayır korkuyorum geri dönemem diye. neyse cem babanın sesiyle kendime geldim şimdi.
devamını gör...
hangi yazar gözünde nasıl canlanıyor sorusu
devamını gör...
hamile bir kadın anne midir anne adayı mıdır sorunsalı
bi de bunun şu versiyonu var, evladı ölen kişilerin anne babalığı devam eder mi? artık onlar anne baba sayılır mı?
bence ikisi de aynı kapıya çıkıyor.
bence ikisi de aynı kapıya çıkıyor.
devamını gör...
kav mantarı
kuzey yarımkürede ılıman ormanlarda yetişen bir mantar türü. bilimsel tür adı polyporus squamosus. bir ağacın gövdesine tutunarak ağacın gövdesinden içeri doğru büyüyen ipliksi yapısıyla odun içinden besinini sağlayarak ağaca büyük ölçüde zarar verir. yumuşak süngerimsi yapısı sayesinde kolay tutuşabildiği için eskiden ateş tutuşturmak için kullanılırırmış. adını da ateş tutuşturma için kullanılan kavdan alır.
devamını gör...
sosyal medyada çocukları üzerinden para kazanan ebeveynler
sözlükler dışında sosyal medya hesabım olmamasına rağmen dikkatimi çekmiş durumdur. youtube'da takılınca fark ettim zaten. bunu yapanlar zaten belli başlı kişiler kanal adı vermeyeceğim. şimdi ee ne var bunda onun çocuğu sana ne diyeceksiniz ama olaya bu kadar basit bakamıyorum çünkü sırf bunun için çocuk yapanlar bile var ne yazık ki. paylaşımlar genel olarak eğlenceli gibi görünse de olayın arka planını düşününce çok da masum olmadığını, bir çocuğun doğal büyüme sürecini ne kadar kötü etkileyebileceğini, bunun bir eğlenceden çok söz konusu ebeveynin çıkar kaygısı ile yapıldığını fark edeceksiniz.
mesela bir kız çocuğu vardı annesi ve babası tiktok fenomeni. video içerikleri sürekli kızın babasını nasıl sevdiği ve annesini nasıl dışladığı etrafında dönüp duruyor. çocuğa buram buram kıskançlık ve kıyas duygusu aşılanıyor ve bunu komik ya da eğlenceli diye millete yedirmeye çalışıyorlar. aile sürekli bir video çekme modunda ve çocuk sürekli bu kurgunun içinde gerçeklik algısını yitirmiş durumda. düşünsenize bu çocuk her zaman bir kameraya hitap ederek yaşamaya alıştırılmış. yemek yerken dahi annesi videoya alıyor kızı. çocuğuna vereceği sevgi ne olacak bu annenin babanın? bir ebeveyn için çocuğuna vereceği eğitimin, ilginin, sevginin çocuğun kazandırdığı paradan daha az önemli olması normal bir şey mi yoksa ben mi abartıyorum? bu verdiğim sadece bir örnek bunlardan bir sürü var maalesef ki. ve işin kötüsü bu durum normalleşmiş durumda. meselem çocuk videolarına karşı olmak değil çocukların kullanılıyor olması. kanal adı vermeyeceğim demiştim ama örnek olarak birkaç video atacağım çünkü özellikle gözüme batan bu kanal var. gördüğünüz gibi çocuk annesine yalancı, uydurma gibi şeyler söylüyor( söyletiliyor). burada da yine bir kin, öfke ve yine kıskançlık görüyoruz. burada ise çocuğun psikolojisini allak bullak edecek bir içerik var ve evet yine buram buram kıskançlık ve kin kokuyor. bu çocuk böyle büyüyor ne yazık ki. yorumlarda da bunun farkında olan birçok kişi görüyorsunuz ama buna rağmen her gün aldırış etmeden ve hatta kıskançlığın dozunu artırarak devam ediyorlar. üzücü, çok üzücü.
mesela bir kız çocuğu vardı annesi ve babası tiktok fenomeni. video içerikleri sürekli kızın babasını nasıl sevdiği ve annesini nasıl dışladığı etrafında dönüp duruyor. çocuğa buram buram kıskançlık ve kıyas duygusu aşılanıyor ve bunu komik ya da eğlenceli diye millete yedirmeye çalışıyorlar. aile sürekli bir video çekme modunda ve çocuk sürekli bu kurgunun içinde gerçeklik algısını yitirmiş durumda. düşünsenize bu çocuk her zaman bir kameraya hitap ederek yaşamaya alıştırılmış. yemek yerken dahi annesi videoya alıyor kızı. çocuğuna vereceği sevgi ne olacak bu annenin babanın? bir ebeveyn için çocuğuna vereceği eğitimin, ilginin, sevginin çocuğun kazandırdığı paradan daha az önemli olması normal bir şey mi yoksa ben mi abartıyorum? bu verdiğim sadece bir örnek bunlardan bir sürü var maalesef ki. ve işin kötüsü bu durum normalleşmiş durumda. meselem çocuk videolarına karşı olmak değil çocukların kullanılıyor olması. kanal adı vermeyeceğim demiştim ama örnek olarak birkaç video atacağım çünkü özellikle gözüme batan bu kanal var. gördüğünüz gibi çocuk annesine yalancı, uydurma gibi şeyler söylüyor( söyletiliyor). burada da yine bir kin, öfke ve yine kıskançlık görüyoruz. burada ise çocuğun psikolojisini allak bullak edecek bir içerik var ve evet yine buram buram kıskançlık ve kin kokuyor. bu çocuk böyle büyüyor ne yazık ki. yorumlarda da bunun farkında olan birçok kişi görüyorsunuz ama buna rağmen her gün aldırış etmeden ve hatta kıskançlığın dozunu artırarak devam ediyorlar. üzücü, çok üzücü.
devamını gör...
yazarların en sevdiği mevsim
tüm ağaçların rengarenk yapraklarla donandığı, sonbahar mevsimi.
hava ne soğuktur, ne sıcak. kışa adaptasyon mevsimidir.
yağmur ile nemlenir.
biraz hüzün biraz kasvet barındırır.
ama yormaz.
sonbahar, duygulara sakin bir şekilde ayar verir.
arada, hava ılıyınca, yanda taşınan ince bir üst giyimle, ısınılıp mutlu olunur.
okulların, dizilerin, hayatın kaldığı yerden devamıdır.
ister istemez, ağustos böceği olmaktan, karıncaya dönüştürür.
tertip düzen mevsimidir.
benim gibi, tertip düzen sevenlere iyi gelir.
hava ne soğuktur, ne sıcak. kışa adaptasyon mevsimidir.
yağmur ile nemlenir.
biraz hüzün biraz kasvet barındırır.
ama yormaz.
sonbahar, duygulara sakin bir şekilde ayar verir.
arada, hava ılıyınca, yanda taşınan ince bir üst giyimle, ısınılıp mutlu olunur.
okulların, dizilerin, hayatın kaldığı yerden devamıdır.
ister istemez, ağustos böceği olmaktan, karıncaya dönüştürür.
tertip düzen mevsimidir.
benim gibi, tertip düzen sevenlere iyi gelir.
devamını gör...
mitosfer
hele şu efendiliğe, hele şu tatlılığa. hani hep garip duran "seni kızıma alacağım" neşesinde amcalar teyzeler vardır ya ilk defa onları anlar gibi oldum mesajlaşınca. neyse, nickaltı övücülüğü başlığını hortlatmayalım. üf nebiçim yazar.
devamını gör...
insan olun biraz (yazar)
açtığı kitap başlıklarına denk gelmek benim için iyi oluyor. şöyle ki; başlıkları disiplinli bir şekilde açıyor ve bu tarz konularda benim gibi tembelliğin kitabını yazmış birine, tabiri caizse hatırlatma yapmış oluyor. başlığı gördüğüm an yazıveriyorum. misal, o başlığa denk gelmesem ya da o başlığı görmesem, o konuya dair yazmak, kuvvetle muhtemel aklıma gelmez. * ayrıca bana göre akış da, tekrar tekrar gündeme gelen ''abidik gubidik twist'' tarzı içerikten kurtulmanıza da vesile oluyor. sayısı yavaş yavaş azalan yazarlardan bir tanesi. umarım şevki kırılmaz. kırılırsa, ben o kadar çok başlık açmam peşinen söyleyeyim. görünce yazıyorum. iki yazar birden kaybedersiniz ona göre * daim olsun...
devamını gör...
sensedim
sevdiceğine söyleyebileceğin en naif, en içten kelime olabilir. kelime dediğime bakmayın içinden binlerce anlam çıkaran bir kelime. ne mutlu sevdiklerini senseyenlere.*
devamını gör...
hayatta başarısız olacağını ilkokulda fark etmek
ilk ne olmak istiyorsun dediklerinde afallamıştım. düşününce aklıma bir şey gelmemişti. uzun bir süre kimse çakmasın diye mevzuyu öğretmen olmak istiyorum demiştim. neden mi? o dönem çoğu öğrencinin ağzından çıkan kopyala yapıştır bir kelimeydi bu. arada çok çarpıcı meslekler çıkıyordu ortaya. biri ben ressam olucam demişti mesela. en çok onun kini beğenmiştim ama benim bu konuda yeteneğim yoktu söyleyemezdim. çok uzun bir süre sadece bir soruya cevap verme zihniyetiyle oyaladım kendimi zaten çocuksun oyalanmak istersin. aslında biliyordum 'ben bir şey olmak istemiyorum'. içimden gelmiyordu, oyun oynamak istiyordu bu çocuk. ama gel gör ki ömrünün sonuna kadar barbie bebeklerinin kıyafetlerini değiştiremezsin. olamaz.. büyümeyen çocukluk olmalıydı halbuki. haydi ben bu kafayla ip atlamaya gidiyorum.*
devamını gör...
ayın en çalışkan 10 yazarı hakkında ne dediler
bu ay rekabet kızıştı, şu an itibariyle ilk 10 böyle:*
1 bengaripsengüzeldünyaumutlu
2 kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası
3 köylü yazardan ironiler
4 maçın zor geçeceğini bilmiyordum özür dilerim
5 pastirmalicorek
6 patagonyalı
7 berserk_gloria
8 ayın dördü
9 domestic hıyar
10 rimbaud
benim beklentim ilk 8'in hediye çekini kesin olarak kazanacağı yönünde. listenin 9. sırasındaki domestic hıyar sözlüğü terk ettiği için büyük bir olasılıkla sıralamada gerileyecektir. büyük bir olasılıkla ilk 10'a domestic hıyar yerine limonluekşisalata girecek ama larktwain ya da ı am melting lannn melting bir atak yaparak ilk 10'a girebilir. hatta rimbaud listeden düşebilir. benim beklentim bu yönde... iyi sözlükler, bol güneşler.
1 bengaripsengüzeldünyaumutlu
2 kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası
3 köylü yazardan ironiler
4 maçın zor geçeceğini bilmiyordum özür dilerim
5 pastirmalicorek
6 patagonyalı
7 berserk_gloria
8 ayın dördü
9 domestic hıyar
10 rimbaud
benim beklentim ilk 8'in hediye çekini kesin olarak kazanacağı yönünde. listenin 9. sırasındaki domestic hıyar sözlüğü terk ettiği için büyük bir olasılıkla sıralamada gerileyecektir. büyük bir olasılıkla ilk 10'a domestic hıyar yerine limonluekşisalata girecek ama larktwain ya da ı am melting lannn melting bir atak yaparak ilk 10'a girebilir. hatta rimbaud listeden düşebilir. benim beklentim bu yönde... iyi sözlükler, bol güneşler.
devamını gör...
pazardaki kadınları taciz eden ihtiyar sapık
bir adet ahlaksız ve namussuz insan içeren görüntülerdir. yaşına bakılmaksızın ömrünün kalan günlerini dört duvar arasında geçirmesi gereken kişidir aynı zamanda.
buradan
buradan
devamını gör...
resim yapan insanların dertleri
yapamamak.*
şaka bir yana; malzemelerin aşırı pahalı olması. malzeme kalitesinin de resim üzerinde çok belirleyici olması. maalesef o kadar kalitesiz tuvaller, fırçalar, boyalar kullandım ki birkaç lira pahalısına bile geçince resim inanılmaz değişiyor.
şaka bir yana; malzemelerin aşırı pahalı olması. malzeme kalitesinin de resim üzerinde çok belirleyici olması. maalesef o kadar kalitesiz tuvaller, fırçalar, boyalar kullandım ki birkaç lira pahalısına bile geçince resim inanılmaz değişiyor.
devamını gör...
bir kadının sustuğu an
vazgeçtiği, artık bazı şeyler onun için anlamı kalmadığı anlamına geliyor.
devamını gör...
yürümekten keyif alınan yollar
tabiatın içinde olan herhangi bir yoldur. yeter ki şehirden uzak olsun.
devamını gör...
adnan oktar
tökezleyen gergedan dansıyla kediciklerin gönlüne taht kurmuş insan.
devamını gör...


