1957 detroit’te, yaşamanın en ucuz olduğu dönemde geçen stephen king’in kitabından uyarlanan gençlik filmi.



iki başrol karakter var.
arnold; şimdiye kadar izlenilen tüm filmlerin klişesi nerd’ümüz.
dennis; nerd’ün tek arkadaşı olan cool çocuk.
lisenin ilk günü bizim nerd dayak yerken arkadaşı yanında olup ona yardım etmeye çalışıyor. okul çıkışında bizim nerd’ü eve bırakmak üzere yollardayken aniden kırmızı külüstür bir araba çarpıyor arnie’nin gözüne ve hemen durup incelemeye geçiyorlar. yaşlı bir dede arabayı 250 dolarese satıyor bizimkilere. dede arabanın adını christine koymuş ve bizim çocuklar bunu bozmuyor.

artık araba arnie’nin. eve gittiğinde ailesi on yedi yaşındaki çocuklarının araba almasına hiç sıcak bakmıyorlar. tartışıyorlar ve arnie ceketini alıp, çıkıyor evden. dennis’le birlikte christine’i tamir ettirmeye gidiyorlar.

gel zaman git zaman o tamirci arnie’nin patronu olup, garajını kullanmasına izin veriyor. christine gün geçtikçe daha da güzelleşirken arnie’nin karakteri de değişime uğruyor. o ezik çocuk artık bir çalışan, kendi başının çaresine bakabilen bir genç yetişkin oluyor. bunun yanı sıra arnie artık ailesi ile tartışmaktan çekinmeyen, arkadaşı dennis’in platonik aşkı ile sevgili, giyim tarzı düzgün fakat ağzı bozuk birine dönüşüyor.

asıl gizem konumuz arabamız christine. her kim ki arnie’ye yamuk yapmışsa ve/veya christine’e bok atıyorsa, arabayı sevmediğini sözlü veya arabaya girişerek belirtiyorsa başına iş açılıyor ve felaket yollarla acı çekerek can veriyor. christine’e ne mi oluyor?

orasını da izleyip gör seni miskin mirket.
devamını gör...

istemediğin bir şey için ısrar edilmesi.
devamını gör...

insan kalmanın, insan olmaktan daha zor olduğunun bilincine varmakla başlar. herkes bir noktada insan olabilir çünkü. 2 dakika insan ol! dersin. sana taklit yapar yine de olur. ama insan kalmak, kalabilmek sadece acı ile olur. ''ben bu dünyada varım ve bunun bilincindeyim. etrafımdaki olayların, yaşanmışlığın, geçmişin, hatıraların bilincindeyim. yaşadığım ortamın farkındayım ve bir farkındalık yaratmayı gönülden istiyorum'' demektir acı. bunu idrak edebildiğiniz an, acınız olgunlaşmıştır artık.
devamını gör...

sinemada oyunculuk tekniklerinden birisidir. genellikle seyredilirken çok beğenilen oyunculuk türüdür çünkü oyuncu tamamen rolün içine girer, karakterine bürünür. olaya sadece rol yapmak olarak bakmamak lazım, oyuncu karakterin fiziksel özelliğinide sahiptir, ya tekerlekli sandalyeye mahkum birini oynar yada rolü için aşırı kilo alır veya verir. mezbahada çalışan birini canlandıracaksa gider bir veya iki ay orada bizzat çalışır, havasını koklar. seyircide doğal bir şey seyrettiği için kendini o karakter ve dolayısı ile oyuncu ile de özdeşleştirir.

metot oyunculuğunu kullanan oyuncular, genellikle çekimlerde set ortamını ve ekibi unuturlar, rollerine o kadar dalmışlardır ki gerçek hayatta olan bitenle ilgilenmezler, tamamen o karakter ve onun bulunduğu ortamdadırlar.

bu oyunculuk türünün mucidi rus tiyatro oyuncusu ve yönetmen konstantin stanislavski dir. metodu oluştururken düşündüğü şey sanatçıların gerek tiyatroda gerekse sinemada abartılı jestler ve mimiklerle seyiricinin gözünü kanatacak biçimde rol kesmelerini önlemek, seyirciyide karakterle bütünleştirerek daha doğal bir katılım sağlamak istemesidir.

metodun bir okul haline gelmesi ise elia kazan, cheryl crawford ve robert lewis ' in 1947 de kurduğu actors studio ile olmuş, okulun direktörlüğüne 1951 de lee strasberg in getirilmesi ile birlikte iyice ekol olmuştur. lee strasberg kim derseniz the godfather: part 2 filmindeki hyman roth derim. bu filmle en iyi yardımcı erkek oyuncu akademi ödülü ne aday olmuş ama ödülü aynı filmde don vito corleone' nin gençliğini oynayan robert de niro' ya kaptırmıştır.

okulun kurulması ile birlikte marlon brando, james dean, marilyn monroe gibi o zamanın yeni yetme oyuncuları hep burada eğitim almışlardır. zamanla pek çok ünlü oyuncu bu tedrisattan geçmiştir.

bu oyunculuğa örnek olarak hem erkek hem de kadın oyuncudan örnek verelim:
robert de niro, raging bull filminde jake lamotta rolünde kariyeri boyunca değişen görünüşünü yansıtabilmek için 27 kilo almıştır.

charlize theron monster filmindeki aileen wuornos rolü için 14 kilo olmuş -o bomba gibi hatun- rolü için pasaklı ve bakımsız bir şekilde kamera karşısına geçmiştir.

günümüz sinemasında bu metodu arşa çıkartan oyuncu ise daniel day-lewis olmuş ve hep bu metodla oynadığı üç filmi ile en iyi erkek oyuncu akademi ödülü nü hakederek almıştır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


"gülmek diyorum tanrım,
gülmek o'na çok yakışıyor.
izin ver,
yarım yanıma kalsın.
teşekkürler tanrım,
borcum olsun - öderim.
elimden her iş gelir,
yeter ki eli elimde olsun."

irfan kurudirek
devamını gör...

kan pulcukları olarak da bilinen, kanın pıhtılaşmasından sorumlu çekirdeksiz hücreler.

kemik iliğindeki olgun hücrelerin kana karışırken parçalanması sonucunda oluşurlar. normal değeri 1 milimetreküpte 150.000 - 450.000 hücre arasındadır.

vücutta yeterli miktarda üretilememe, lösemi, çeşitli etkenler nedeniyle var olanların parçalanması, vücuttaki dağılımının herhangi bir nedenle düzensizleşmesi veya birçok başka nedene bağlı olarak trombosit sayısı düşebilir. sayılarının normalden düşük olması durumunda dokunun kanamaya olan yatkınlığı yükselir.

vücutta aşırı miktarda üretilmesi, kanser, demir eksikliği, dalağın alınması veya birçok başka nedene bağlı olarak trombosit sayısında artış olabilir. sayılarının normalden yüksek olması durumunda ise damarlardaki kanın bile pıhtılaşmasına neden olur.

***

@fşa ukdesidir.
devamını gör...

ne kadar büyük bir isim ki fatih terim, rakip takımın taraftarlarını dahi bu başlığın altına toplayabiliyor. ya ağlamayın be kardeşim hoca daha 3 yıl takımın başında daha ço yargı dağıtacak. gitse ne sevinirdiniz değil mi? ama öyle bişey yok hoca takımın başında ve siz yine her zamanki looserlar olarak kalmaya devam edeceksiniz. bunada alışsanız iyi edersiniz çünkü bu sizin makus talihiniz.
devamını gör...

bunlar hep dış güçlerin oyunları.
devamını gör...

ulan herkes mi aptal, akıl hastası dedirten luka magnotta adlı katilin serüvenini anlatan 3 bölümlük who am i tadında harika belgesel.
benim gibi psikoloji-gerilim türü seviyorsanız mutlaka izlemenizi öneririm.
bir insanın çalkantılı hayatını ve olaylar karşısında psikolojik olarak nasıl değiştiği nasıl katilliğe evrildiği çok güzel anlatılmış.

luka magnotta çok mu zekiydi yoksa etrafında olan herkes çok mu aptaldı*?

luka magnotta dışında o hayvansever grubun mutlaka tedavi görmesi gerekiyor. paylaşılan bir fotoğraftan yola çıkarak bütün şehri google earth dan dolaşıp o fotoğrafın çekildiği yeri bulmaya çalışmak akılı başında olan bir insanın yapacağı cinsten bir şey değil. 1.5 yıl sadece fotoğraflardan iki üç videodan ve fake facebook hesaplarından yola çıkarak kedi katili arayıp ve bunu yaparken de "yanlışlıkla" başka birisini suçlayarak linç edilmesine ve masum bir insanın intiharına sebep oluyorlar. paranoya akıl hastası aptal insanlar luka magnotta'ya bu kadar ilgi gösterip zaten narsist, kişilik bozukluğu olan birine potansiyel katil sıfatını kazandırıyorlar.
bu grup bir insanı öldürdü bir insanın da katil olmasına sebep oldu.
facebook grubunun akıl hastası paranoya insanlardan oluşturduğunu en iyi anne özetlemiş.
" bence hayvan hakları savunucuları utanmalı. polis değiller. sapık gibi takip ediyorlar. o sırada söylediği yerde miymiş diye fotoğraflarına zum yapıyorlar. 'izini sürdük, şunu yaptık. bu fotoğrafı bilmem nerdeki sokak lambasıyla eşleştirdik' diyorlar. delirmişler. liseli gibi davranıyorlar, internet yoluyla bir insanı mahvediyorlar. hem çok meraklı hem çok saflar. "

bir şey sormak istiyorum. belgeselde luka magnotta'nın annesi many'i anlatırken piton videosunda bir elin kadraja girdiğini söylüyor ve o elin luka'yı tüm bunları yapmaya iten many'nin eli olduğunu söylüyor ama belgeselde many adlı kişinin hiç var olmadığını söyleniyor. peki annenin many'nin eli olduğunu iddia ettiği o el kimin eliydi*
devamını gör...

insan zaten garip. olmayanı istiyor hep, toprak olup gidiyor olmazın peşinde.
devamını gör...

sarı'm.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

son zamanlarda hırsızlar eve girerken yanlarında getiriyorlar. malum türk halkı altınları hep evde saklayınca.
devamını gör...

1980 doğumlu türk seri katil. bebek yüzlü katil olarak bilinir. 10 cinayetten sorumlu. daha 18 yaşına girmeden önceleri kapkaç, saldırı, hırsızlık gibi suçlar işledi ve 17 yaşında hapis alemlerine daldı. 19 yaşındayken hapisten çıktı. ve 19 yaşındayken cinayetlere başladı. burdan zaten psikopat olduğu anlaşılıyor. hapis, aklını başına getirmemiş. kendi amcasını, 19 yaşındayken bıçaklayarak öldürmüş bir psikopattır. ve bunun için 5 yıl ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırıldı. fakat arkadaşlar, 21 yaşındayken şartlı tahliyeyle serbest bırakıldı. daha sonra annesine cinsel tacizde bulunduğuna inandığı bir adamı öldürdü. ve yine hapse girince bu sefer kendisine akıl hastalığı teşhisi kondu. daha sonra, işte, klostrofobi denen şeyden varmış bu adamda, yani kapalı/küçük alanda kalma korkusu, bu doğrulanınca serbest bırakıldı. ve bir psikiyatri hastanesine sevk edildi. daha sonra bir müzik salonu sahibini, bir vekili ve bir de adamı bıçakladı. psikiyatrik raporu var diye duruşması sırasında gözaltına alınmadı. daha sonra alanya cezaevinin iki gardiyanını sokakta bıçaklayarak öldürdü. ve kişilik bozukluğu tanısıyla manisa'da bir psikiyatri hastanesine yerleştirildi.

2000 yılında, bir gece, oda arkadaşı tecavüzcü ve çocuk katili olan ayhan kartal'ı öldürdü. ki ayhan kartal, "izmir canavarı" olarak bilinir. ki ayhan kartal'ı öldürmede, kendisine akıl hastası, cinayet hükümlüsü tayfun şahin de yardım etti. ali kaya, ayhan kartal'ı boğazından ve midesinden bıçakladı. bu olaydan sonra kendisine "bebek yüzlü katil" lakabı takıldı. 2001 yılında tutuklandı ve şanlıurfa cezaevine yerleştirildi.

ama serbest kaldıktan sonra bir adamı daha öldürdü. 2013 senesinde ali kaya, şiddetli bir çatışmadan sonra jandarma tarafından tekrar yakalandı.

ayrıca kendisi 2003 yılında şanlıurfa cezaevinden kaçmıştır. 2004 yılında alanya, mahmutlar köyünde şüpheli bir aracın durdurulması sonucu yakalanmıştır. sahte bir kimlik kartına sahipti. üzerinde de, birtakım kişilerin isimlerini içeren uzun bir "ölüm listesi" bulundu. bu kişilerin kendisine çocukluğunda tacizde bulunduğunu iddia etti.

ali kaya sorgulamasında şöyle der,

dört sene sonra geldim. yine en kısa zamanda geri döneceğim. günahkarlarla ve düşmanlarımla hesaplaşacağım. görevimi başarıyla yapamadım fakat mutlaka yapacağım. toplumu kötü insanlardan temizleyeceğim.

ali kaya'nın, "durdurulana kadar adam öldürme" gibi bir özelliğe sahip olduğu belirtilir.

5 ocak 2014 senesinde ali kaya ikinci kez kaçmayı başarmıştır. 3 mart 2014 zamanı, bir arkadaşının evinden kaçarken güvenlik güçleri tarafından yakalandı. yakalandığında elinde bir tabanca ve on kişinin ölüm listesi bulundu. tekrar cezaevine iade edildi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mamoru hosoda tarafından yönetilen ve ortak yazılan 2012 yapımı anime filmidir.
bir kurt adamdan çocukları olan hana'nın tek başına yarı kurt yarı insan çocuklarını büyütme hikayesini anlatıyor.
hana'nın asla pes etmeden sürekli çabalaması, ne kadar zorlanırsa zorlansın ağzından tek bi olumsuz kelime çıkmaması gerçekten çok etkileyici, hana tebessüm ettikçe ben ağladım diyebilirim.
izleyin izlettirin
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

malesef bir hazır giyim markası ile karıştırılan durumdur. yapmayın! etmeyin! ustayı mezarında rövaşataya kaldırmayın.

gelelim tanıma;

italyan keman ustası antonio stradivari’nin kendi adını verdiği ve dünyanın en iyileri arasında gösterilen yaylı çalgılardır. yaptığı kemanlar bilimsel makalelere konu olmuş. üstüne araştırmalar yapılmıştır.

antonio stradivari 1644 yılında italya’da doğmuş, 12 yaşında keman atölyesinde çırak olarak işe başlamış, 18. yüzyıla gelindiğinde avrupa’da bir marka haline gelmiş. sadece keman değil viyola, viyolonsel, arp, çello gibi yaylı enstrümanlar da üretimleri arasında yer almış.

antonio stradivari ölünce, stradivarius üretimlerini çocukları devam ettirse de sonraki üretimlerin usta yapımcının üretimleriyle eş değer olmadığı kabul ediliyor. bununla birlikte 19. yüzyılda üretilen stradivarius enstrümanlarının “kopyasıdır” etiketi taşıması zorunlu tutulmuştur.

stradivari’nin 1737 yılında hayatını kaybettiği ve 93 yıllık yaşamında 512 keman ile 1100 yaylı çalgı ürettiği biliniyor.

son bir yıldır iyice sardım klasik müziğe, sanırım bir dönem “merkezinde” yaşamış olmanın avantajı bu. bir stradivarius, bir piano terapi gibi geliyor şu saçma dönemlerde.

sözlerimizi ahmed arife ait dizelerle ve
2011 yılında 16 milyon dolara satılan stradivarius keman görseliyle sonlandıralım.

“bir stradivarius inler kendi kendine,   
yayı, reçinesi, köprüsü yeşil.
önce bendim diyor ve sonra benim”


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


edit: görsel.
devamını gör...

fiziksel şiddetten çok daha tehlikeli ve yıkıcı olan şiddet türüdür.

vücut yarası geçer ama kalp yarası geçmezmiş.
devamını gör...

serenay sarıkaya'nın güzelliği, gereksiz abartı. beğenmiyorum, bence özelliği yok.
devamını gör...

bir çok restoran, kafe, bar, eğlence vs sektörleri çalışanları gibi bu süreçten etkilenmiş bir yazarın içinde bulunduğu koşula karşı haykırışının başlığıdır.

haketmiyorsun, kimse haketmiyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kaynak: arakamag (onlar da gunganima adlı instagram hesabını kaynak göstermişler).
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim