bir eğitimci olarak ölçek geliştiren bir hocama yardımcı oldum. benim kendime katkı sağlamam demek, binlerce gence katkı sağlamam demek.
devamını gör...

siyasetçi olmak. bunun için ne yaptın diye sorarsınız az kalsın marmara fransızca siyaset okuyor olacaktım. sonra bu ülkede siyasetçi olunmak için siyaset okumanın anlamsız olduğuna ikna edildim.
devamını gör...

türkiye'de vatansever bir iktidar olsaydı 5 milyon ne idiğü belirsiz suriyeli arap yerine çin zulmü altında inleyen uygur türklerini alıp ana vatanları türkiye'ye yerleştirirdi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

t: en basit tabiriyle, bir dilin konuşurları ile başka bir dilin konuşurlarının -veya lehçelerin- arasındaki birbirlerini efor sarf etmeden anlayabilme durumu olarak açıklanabilir. bir dilin veya lehçenin "dil" veya "lehçe" olarak adlandırılmasında kullanılan ölçütlerden biridir.

bu karşılıklı anlaşabilme oranı iki dil arasında farklı derecelerde olabilir. örneğin, biz azerbaycan türkçesini, -yüzdeleri tam hatırlamamakla birlikte- %60-70 oranında, azerbaycan türkçesi konuşurları ise bizi %80-90 oranında anlamaktadırlar. bu bölgeden bölgeye bile değişmektedir. sebebi ise, kuvvetle muhtemel, azerbaycan türkçesi konuşurlarının bizden daha fazla arapça, farsça ve rusça sözcük kullanması olmalıdır. yani, sözcüksel farklardır. tabii, ufak tefek gramer farklılıkları da anlaşılma oranlarına etki edebilir. örneğin, doğu anadolu ağızları azerbaycan türkçesine hem gramer hem sözcüksel olarak daha yakındır, bu yüzden karşılıklı anlaşılabilirlik daha fazladır. şu makalede, türk dilleri arasındaki mevzu bahis konu genişçe ele alınmaktadır.

talat tekin, türk dilleri arasında karşılıklı anlaşılabilirlik oranı az olduğu için birçok türkolog'un aksine onlara "lehçe" yerine "dil" der. türkoloji eleştirileri'nde bu konu üzerinde çokça durur, türk dilleri arasında birçok cümle karşılaştırması yapar. örneğin;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kötülerin bir gün mutlaka üzüleceğine inanırdım. safça.
devamını gör...

bakkal tezgahlarından tanıdığımız leblebi şekeri, kaynana dili, horoz ibiği gibi tuhaf ve korkutucu isimlere sahip şekerler.
80'li yılların püskevitleri ve o püskevit arasına kırmadan yerleştirilen lokum.
devamını gör...

yalnızlığın rahatlığına bağımlı olma
devamını gör...

(bkz: kadın filozof olmaması) başlığına güzel bir gönderme oldu.

felsefe tarihi boyunca, bugüne kadar erkek filozoflar ve onların düşüncelerinden bahsedilmiştir. kadın filozofların görüş ve fikirleri ise göz ardı edilmiştir.
ama neden, nasıl görmezden gelirsiniz beni derken ne göreyim! boşa felsefe yapmamaşım demek ki. durun daha anlatacaklarım var.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
tamam bugünlük bu kadar yeter. benim için fevkaladenin fevkinde mevki olmuş.
ben gideyim biraz da bu konu hakkında düşüneyim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ah keşke 60larda yaşasaydım da malum grupların, insanları başka galaksilere gönderdiği kişiler arasında olsaydım dedikten sonra bu arzumu , gençliğimin doruğuna denk gelip müziğini icra ederek tatmin eden çoklu enstrümantalist kevin parker isimli uzaylının sahne ismi.

edit: her bir parçası için ayrı başlıkları hak eden müzisyen.
devamını gör...

bugün, birleşik krallık'ta galler dediğimiz prens charles'in sorumlu olduğu bölgenin insanlarının tarihi yolculuklarında ege'nin kuzeyinden gelip çanakkale dolaylarına yerleşmeleri sonucu buraya da isimlerini bırakmışlar. bugünkü gelibolu dediğimiz yerin yabancı dildeki ismi.
devamını gör...

11 eylül olması manidardır. bir de abd ile uğraşmasak bari.
devamını gör...

william shakespeare'in kendi başına yazdığı son beş perdelik oyunu. prospero karakterinin aslında kendisi olduğunu söyleyen bir çok kaynak mecvut ama dikkatli okunursa bu detay rahatlıkla görülüyor zaten. bu kanıya varılmasının sebebi oyunun veda bölümünde prospero karakterinin yaptığı veda konuşmasıdır esasında. kolonileşme, sömürgecilik, insan doğası ve bilgeliği hatta bireylerin rolleri üzerine eğilmiş çok yönlü bir eser. bu veda oyunu hem bir günah çıkarma hem hiciv hem de shakespeare'in dehasının gerçek bir kanıtı.

edit: the tempest'in uyarlaması olan aynı isimle vizyona girmiş bir julie taymor filmi de vardır ki ben izleme hatasına düştüğüm için kimse düşmesin diye edit geçiyorum. shakespeare'in dehasını basitçe harcamaktan fazlası değil bu. helen mirren'in oyunculuğu bile kurtarmaya yetmiyor filmi. oyunları tiyatral havasını bozmadan beyaz perdeye aktarmak zahmetli ve riskli bir iştir ama bunun üstesinden gelen pek çok film var ki en basit örneği rosencrantz and guildenstern are dead oyununun uyarlamasıdır ama taymor işin altından kalkamadığı gibi vasatın biraz bile üstüne çıkamayan silik bir uyarlama yaratmış sadece.

--- alıntı ---

"our revels now are ended. these our actors,
as ı foretold you, were all spirits and
are melted into air, into thin air:
and, like the baseless fabric of this vision,
the cloud-capp’d towers, the gorgeous palaces,
the solemn temples, the great globe itself,
yea, all which it inherit, shall dissolve
and, like this insubstantial pageant faded,
leave not a rack behind. we are such stuff
as dreams are made on, and our little life
ıs rounded with a sleep.”

--- alıntı ---
devamını gör...

bundan daha kötüsü hayatında hiç kitap okumadığıyla övünen insandır. kendisi için sadece üzülürüm.
devamını gör...

devamını gör...

insanüstü anlamına gelen arapça kökenli kelime. üstünlük anlamındaki fevk sözcüğü ile insan anlamındaki beşer sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur.
devamını gör...

toplumun büyük bir çoğunluğunun özellikle kendinden farklı düşünen, farklı bakan, farklı gören, farklı duyan, farklı giyinen, farklı yaşayan bireyleri kendilerine uydurma çabasıdır.

neymiş inandıkları gibi yaşayacakmışız. arkadaşım neden inanmak istemiyorsunuz biz sizinle aynı memlekette yaşıyoruz diye sizin inancınıza inanmak zorunda mıyız? dönüp bir de saygı duy diyorlar? saygı duymadım da ne yaptım söyler misin bana? camine mi çöp attım? sana mı hakaret ettim? kıyafetine mi dil uzattım? 'ama şort giyiyorsun diyor, alkol alıyorsun diyor, dinin emirlerini yerine getirmiyorsun diyor'
hangi din? senin dinin yahu bu senin dinin benim inanmadığım ama saygı gösterdiğim ki aksi düşünülemez zaten. banane isteyen müslüman olur, isteyen hristiyan, isteyen deist, isteyen ataist beni bağlamaz.

bakın toplumda şuan çok ciddi bir ezemiyorum ezildim propagandası var. bir şekilde dizginleniyor ipin ucu bir kaçarsa sokakta bile rahat rahat dolaşamayacağız artık. hoş zaten pek dolaştığımız söylenemez. garip gurup bakışlar. işte o bakışlar toplum baskısı. kendileri gibi olmayışımı bir şekilde bana yansıtıyorlar.

yani ben neden size ayak uydurmak zorundayım anlamıyorum ki? hepimiz aynı ülkede yaşıyoruz ve bir şekilde yıllarca uyumlu yaşadık. şimdi ne değişti? ne oldu da bu kadar tahammülsüz olduk birbirimize. he tabi bu tam aksi istimakettede yapıyor yapılmıyor mu? kadının başörtüsüne müdahale etme hakkını kendinde buluyor birileri. ya da adam sadece namaz kılıyor diye hakaret ediyor. neden yahu ne istiyorsunuz insanlardan? isteyen istediğine inansın istediği gibi yaşasın kime ne? nedir bu ahlak bekçiliği siz kendi ahlakınızı koruyun da kusur kalsın onun bunun yaşantısı.

yani çoğunluktan kastım sadece inanmayanlara yapılan baskılar değil ya da toplumdan aykırı davranan birine yapılan. her kesimin içinde malesef var kendi gibi olmayana nefret kusma ve saldırı geliştirme. eskiden böyle değildik biz bu kadar değildik. hem bir tahammülsüzlük artışı hem ayrıştırma çabasının mahsulleri bunlar. kimin yararına bu durum, kimin işine gelir böylesi bir ayrışma? bir durup düşünmek gerek. tabi eğer hala düşğnebiliyorsak?
saygılar...
devamını gör...

2017 yılında çekilmiş yönetmen ve senaristliğini yılmaz erdoğan'ın yaptığı romantik komedi filmidir.

haybeden gerçeküstü aşk'ın filme çevrilmiş halidir.


başrollerde,
aylin kontente
bülent emrah parlak
büşra pekin
çağlar çorumlu
fatih artman
gupse özay
serkan keskin
şebnem bozoklu

4 çiftin ilişki başlangıcı, gelişmesi ve bitmeye yaklaşmasını ele alıyor. ilişkilerin zorluklarına, benzerliklerine ve ayrılıklarına değiniyor. aslında değişik bir bakış açısı denebilir. zamanınız bolsa ve yahu ne izlesem derseniz izleyebilirsiniz. tabi romantik komedi türünü seviyorsanız yoksa hiç yaklaşmayın.

ben izlerken keyif almıştım açıkçası zaten komedi filmlerinden çok bir beklentim yok. bir iki güldürsün o ara kafamı başka şeylerle oyalasın yeter. genelde bu tarz filmleri canım sıkkınken açayım da oynasın modundayken izliyorum. ee beğenirsem ne ala. kadroyu seviyorum zaten ekip güzel. atom parçalansın bende bilgi sahibi olayım demiyorsanız izleyin. abi romantik komedi işte ya ne gibi bir beklentiniz var bilmiyorum ama açın bakın sarmadıysa kapatın.

bu arada filmin müziği ara ara dilime takılır. çok az bir bölümünü biliyor olmama rağmen saatlerce üzerime yapışır. müzik iyi müzik güzel müziğe laf yok.

iyi seyirler...
devamını gör...

havan yansın karşiiiimmm.
devamını gör...

kedicilerle alkoliklerin amansız mücadelesi. araya manzara giriyor atletico madrid gibi. benim favorim kediciler.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim