sesi ve oyunculuğu ayrı güzel sanatçı. demet evgar-farketmeden(offıcıal vıdeo)

devamını gör...

(bkz: kesbişolsun neoltu)
devamını gör...

pasifist azınlıklar hep olmuştur. isa'dan öncede, isa'dan sonrada. hatta isa'nın da pasifist olduğunu savunanlar vardır. şahsen bunun doğru olmadığı kanaatindeyim. her neyse konumuz bu değil, konumuz bu düşüncenin farklı zamanda farklı diyarlarda gündeme gelmesidir.

savaşın ortasında savaşı bırakamazsınız ama eğer cephe hatlarından yüzlerce kilometre ötede sıcacık odalarınızda oturuyor, çayınızı, kahvenizi yudumluyor ve akşam ne izleyeceğinizi, yarın hangi avm'ye gideceğimizi düşünüyorsanız, size savaş pek bir gereksiz ve bitmesi gereken bir şey olarak gelebilir. işte dostlarım, bu noktadan sonra pasifist yozlaşmanız böyle devam edip tamamlanırsa, her türlü savaşa ve şiddete karşı gelen barış için yaşayan bir pasifist olabilirsiniz. bakı ben barıştan yanayım, yanlış anlaşılmasın. tam olarak pasifizm karşıtı da olduğumu söyleyemem. fakat kendi askerine düşman olacak kadar yozlaşmış bir toplumun kendisine de fayda sağlayamacağını düşünüyorum. tarih sahnesi aslında, savaşmazsa barış içinde varlığını devam ettireceğini sanan devletlerin mezarlığıdır. bu mezarlıkta mezar taşlarına adını altın harflerle yazdırmış devletler yıkılana kadar savaşan devletlerdir.

son bir alıntı ile bitirmek istiyorum.

'"ne pahasına olursa olsun “barış”, bu dünya tarihinin en aptalca şeyidir. çünkü ne pahasına olursa olsun yapılan barış, daha büyük bir savaşın temelini atar. barış adil olmalıdır, barış doğru olmalıdır. versay gibi bir barış 2. dünya savaşı’na neden olmuştur, ahmakça bir barış olduğu için."

prof. dr. ümit özdağ
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

elma ağaçları tüm dünya anlatılarında yeniden doğuşun ve üremenin sembolüdür. hikayeler, masallar, filmler ve resimleri süsleyen elma motifinin bu denli sevilerek kullanılması sebepsiz değildir elbet. yasak meyve incir mi elma mı bilinmez ama tüm dünyada en yaygın inanç yasak meyvenin elma olduğu düşüncesidir. elma miti söylencelerde, masallarda hatta dinsel kıssalarda havva’nın adem’e yedirdiği bilgi ağacının meyvesi ve insanlığın cennetten kovulmasına neden olan meyve olarak var olmuş ve kendine sanat eserlerinde, yazınsal alanında yer bulmuş özel bir meyve olarak geçer.

aslında hiçbir kutsal kitapta, bilgi ağacının elma ağacı olduğuna dair bilgi olmamasına karşın çoğunlukla yasak meyvenin elma olduğu miti çok yaygın olarak geçmişten günümüze kadar gelmiştir. bu ağaç iyiyi ve kötüyü bilme ölçütü sunan bilgi ağacıdır. adem ve havva’nın cennetten kovulmasına neden olan bu meyve çoklukla görsellerde yılanın ağzından havva’yı baştan çıkartmak ve yasak olanı yaptırmak için ona sunulan elma şeklinde tasvir edilir. elma ilk günahla ilintili olarak görülmüş çünkü elma sözcüğü latince kökenli malus, malum yani kötü, günah anlamına gelen kelime ile bağdaştırılmıştır. adem ile havva’nın bu meyveyi yedikten sonra cennetten kovulması ve bunun beraberinde dünyaya kötülük getirmesi olarak da düşünülür.

resim: adem’in düşüşü ve ağıt ressam hugo van der goes 1479
kaynak dergipark
devamını gör...

nedense bana çok mantıklı gelen durum. bazen çok saçma şeylere para veriyoruz. mesela ütü masası gibi. evde her yer ütü masası zaten

edit. burada kastım zenginlik değil, işlevselliktir. parayı yakarsan tekrar para işlevini kullanamazsın ancak kitap ayracı olarak kullanırsan işin bitince tekrar para olarak kullanılabilir.
devamını gör...

"ilk izlenim çok önemlidir. ilk iki dakika kocaman bir yüreği var sanırsın. sonra bir ömür o yürekte ilk iki dakikayı ararsın."

ilhan berk
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
darb: vurma, mesel: anlamlı söz.

atasözü anlamına gelen arapça sözcük.
devamını gör...

kadınların daha erken ergenliğe girmesiyle alakalı olabilir ya da tamamen türkiyedeki yetiştirme şartları, kadınlar üzerindeki baskı, örf adet yüzünden omuzlarına binen yük sebebiyle de olabilir.
devamını gör...

2023'te erdoğan'ı tekrar seçip 2028'de de soylu'yu başkan yapacağız diye bir fantezisi var. bak hocu çok ciddiyim benim bu kadar çılgın bir fantezim yok.
devamını gör...

sevgili immortel'ın #1230219 şu girdisi sonrası bir açıklama entry'si bırakmak istedim:

öncelikle bu entry kesinlikle kimseyi ikna etme amacı taşımıyor. yalnızca aklıselim insanlar olarak tartışabileceğimizi düşündüm. * bir aşı sevici olarak naçizane kaygılarımı ve bildiklerimi aktaracağım belki muallakta olan insanlar için de açıklayıcı bir entry olur.

tanım olarak da desteklediğim zorunluluktur diyerek şuraya notumuzu düşelim.

* aşıya karşı olan güvensizliği kesinlikle anlayabiliyorum ve haklı buluyorum. ancak toplumu yönlendirici olacak mesnetsiz ifadelerle aşı karşıtlığı bayraklarını ve kılıçlarını kuşanmanızı sanırım bir noktada anlayamıyorum. bir soru işaretiniz varsa bilimsel kaynakları takip edersiniz ''bunlar da insan işi'' deyip yine de güven duymazsanız aşı yaptırmamayı seçersiniz. sosyal medyada ''kaynım sabah aşı olmuş akşam ayakları ters dönmüş çünkü kalbine proteinlerle enzimler el ele tutuşup gitmeye başlamış, alyuvarları da billgates diye sayıklıyollağmış'' derseniz sizi ciddiye alamam. *

* yöneticilere karşı güvensizlik olmasını anlamanın dışında aşırı olumlu buluyorum. şahsen bu adamlara kendini sorgusuz sualsiz emanet eden insanlara karşı aşı karşıtlarına dahi sempati besleyebilirim. *

* arkadaşlar hepimiz aşıya karşı soru işaretleri barındırıyoruz. ancak bilimsel verileri inceleyip, bilgilendirici olan, alanında uzman kişilerden yönlendirici bilgiler talep ediyoruz ve ufak bir kar/zarar hesabı sonrasında aşı olma kararı alıyoruz. yoksa hiçbirimiz sıraya girip ''bana sağlı sollu iki tane uygulayın, yetmedi biraz da verin evde içeceğim ben bunu'' demiyoruz inanın. kar zarar hesabı sonucu nedir onu da özetleyeyim;

--- ilk olarak aşı olmazsak neler olur; toplumda bağışıklığı düşük olan insanların hayatlarını riske atmış oluruz. kimin güçlü kimin değil bilemediğimiz için komple hepimiz topun ucunda oluyoruz. ikinci olarak bu salgın kontrol altına alınamazsa ve sürekli insanlar enfekte olmaya devam ederse sağlık sistemimiz bu yoğunluğu kaldıramayabilir. ben ölürsem evimde geçer ölürüm diyorsunuz ancak bu hastalık kanırta kanırta insan canını alıyor. nefesinizi mabadınızdan almaya başlayınca mecburen bir çare hastanelere koşturacaksınız. eğer kontrol için eve kapanmalar, aşılar olmasaydı hangi hastane hangi doktor size yetecekti? ayrıca doktorlar ve sağlık çalışanları sizlerin kölesi değil. onlar biz size tedavi vereceğiz ancak önce koruyucu önlemleri almalısınız diyorsa uymak mecburiyetindeyiz. ülkece koruyucuyu reddedip sonrasında sıkışınca bu insanlardan şifa talep etmemiz riyakarlık olmaz mı? bu iş ne kadar uzarsa o insanlar o kadar risk altında olmaya devam edecekler. ayrıca covid olup atlatınca eski sağlığınızla devam edemiyorsunuz bunu neden es geçiyorsunuz. covid'in aşıdan daha az yan etkiyle vücudunuz terk ettiğini de nereden çıkardınız?

--- aşı olursak ne olur; korunmuş oluruz ya da tüm dünya birileri tarafından kandırılmıştır ve hepimizi çiplemişler belki de ciddi yan etkileri sebep olacak bir şeyler enjekte etmişlerdir hepimize. bunu direkt covid virüsü ile de yapmış olabilirler. yani aslında bu risk aşılı ya da aşısız her ihtimalde var.

bu iki durumu değerlendirince aşının olası yan etkilerine karşı aşı karşıtlığı yapan insanların tüm sağlık sistemini, olası hastalıklarına karşı tedavi alma haklarını reddetmelerini rica ediyorum.* çünkü aldığınız parolun bile 15 sene sonra oluşturacağı yan etkileri asla öngöremeyeceksiniz. bu ihtimal her ilaç, her aşı için var. bir de şu evrak imzalatma olayına geleceğim: umarım sizi süründüren başka hastalıklardan birine yakalanmazsınız. o zaman bakın nasıl yalvarıyorsunuz herhangi tedavi edici bir şey için milyon sayfa kağıt imzalamaya nasıl dünden hevesli oluyorsunuz. prosedür denen şeyi duydunuz mu hiç? mesela benim bir kronik rahatsızlığım var ve kullandığım ilaçları alabilmem için sayfalarca belge imzalıyordum hem de neredeyse her aydı*, ameliyata girmeden önce yine tonlarca şey imzaladık. mesela ölebilirsiniz sorumluluk bizde değil kağıdına yav kardeşim sen yeter ki yap şu tedaviyi senin canını yerim modunda imzayı çakabiliyorsunuz. böyle bir durumda ne yapacaksınız? sanmayın bu ilaçlar için size yüzlerce araştırma sunulduğunu. hatta korkunuzdan öğrenmek dahi istemiyorsunuz nedir ne değildir, mecbur kullanıyorsunuz.

biraz da nankörlük sizlerin bu yaptığınız. sağlıklı bedenlerinizle bencillik yapıyorsunuz. kanser hastası çocuklar dahi gerektiğinde kemoterapi denilen zehri bedenlerine basıyor. kusura bakmayın da bir aşı yahu 4 yaşındaki çocuk sizden daha cesurdur. ayrıca bu çocukların da hastalık riskini arttırdığınıza daha sonra değineceğim... düşünsenize el kadar bebeler neleri vücuduna almak zorunda kalıyor, o acıyı yaşıyor aileler çaresiz sizler 3 saniyelik bir iğne için cidden ne yaygara koparıyorsunuz. sanmayın aşıdan daha tehlikesiz. aşı bu insanlar için parolden farksızdır, gözleri görmez. ne diyelim umarım bunlara maruz kalmazsınız siz ya da aileniz. o zaman sorgulama nedir gözünüz görmez ama işte nereden bileceksiniz ki...

gelelim sevgili immortelın sorularına;

+ evet, aşıyı olunca virüs kapma ihtimalimiz ortadan kalkmıyor tabii ki. ancak virüsün olası etkilerini en hafif hale getiriyor bu aşı. çünkü bildiğiniz gibi aşı denen olay aslında bedeninize bu virüsü tanıtma ve hazırlık yaptırma görevi görüyor. belki yalnızca sürünmenizi engelleyecek belki de hiç etkilenmemenizi sağlayacak. bu yine sizin bağışıklık sisteminizle ilgili.
+ başkasına bulaştırma olayında da biontech aşıları oldukça etkili. çünkü etrafa damlacık saçmalı ağır hasta olmanızı engelliyor en başında yani bir yandan da virüsün bedende kontrolsüz çoğaltımı olmadığı için dağılımı da minimuma iniyor şeklinde düşünebilirsiniz kabaca.
+ sadece kendimizi değil; bulaşı azalttığımız için de çevremizdeki korunmak zorunda olan insanlara da katkı sağlamış oluyoruz. ailem öncelikle benim için aşılarını oldular en basitinden. insanların çoğu da -özellikle gençler- kendilerinden çok annesine, babasına, ailedeki hastasına bir ihtimal bulaştırır da ölmesine sebep olur korkusuyla bu aşıyı oluyorlar. çünkü bu hayatta tek başımıza var olmuyoruz, kendi bedenimize olduğu kadar tüm insanlara karşı sorumluluğumuz var. eğer bedeninizi bir virüse yuva olacak şekilde toplumda var etmeye çalışırsanız bilemiyorum vicdanınıza karşı şüpheye düşerim.
+ aşı olmayan insan virüsün yayılımını ve mutasyonlarına hizmet etmiş oluyor. virüs bedene girip öldürüp olay yerini terk etmiyor. her mücadele edip kazandığı durumda bir nevi güçleniyor. bu mutasyonların virüsün havada kolbastı oynayarak gerçekleştirdiğini düşünmüyorsunuz umarım...
+ riski göze alan tüm aşı karşıtlarına ithafen; bu tercih kesinlikle sizin. ilgilenmiyoruz kendinizi yaşatmak ya da öldürmek istemenizle. intihar da edebilirsiniz en fazla ''yapma bak hayat çoksel'' deriz. son karar yine sizde. ancak maskeleri atıp toplum sağlığını riske atamazsınız. sadece benim hayatım demek topluma karşı olan sorumluluğunuzu reddetmektir, bu bayağı bencilce lütfen kusuruma bakmayın. bu bencilliğe de okeyim güvensizliğinizden dolayı ancak aşının içinde yıkanmış koyun kanı var şeklinde şamanvari ss'ler ile topluma korku pompalayamazsınız, burada bir anlaşalım.

bir de tüm bu sağlık işlerinin dışında sosyal, psikolojik ve ekonomik duruma değinmek istiyorum. bu işi bitirecek en önemli şey aşı arkadaşlar. toplum bağışıklığı kendi kendine kazanılsın vs. yemedi görüyorsunuz; ingiltere örneği. toplum en az %70 oranında aşılanmadıkça bu işten yakayı sıyıramayacağız. siz istiyorsunuz ki hiçbirimiz aşı olmasın, aşılar şaibeli; o halde 1 sene boyunca işsiz kalan o insanlara bu durumu nasıl açıklayacaksınız. işsizlik, maddi sorunlar, sosyal bir varlık olan insanı evine tıkmanın getirisi olan psikolojik sorunlar... bunlarla artık kimse baş edemiyor görmüyor musunuz? maskeyi normali sanan bebeler var yahu çok üzülüyorum. korona ortasına doğmuş normal dünyanın nasıl olduğunu bile bilmiyor. çocuklar okula gidemiyor. zaten kıt bir eğitim sistemi vardı yine de bir nebze hepsi okula gidip ulaşıyordu eğitime. şimdi sadece zenginlere kaldı, bırak evini köyünde mahallesinde internet olmayan insanlar var, yapmayın lütfen yahu. kolumuzu ne sıktıkları belli değil deyip geçiştirilecek bir mevzu değil artık bu. yahu es kaza yolda bayılsanız, ambulans gelse yapıştırsa iğneyi serumu sorguluyorsunuz sanki ne sıvısı bu diyejksadn belki zehri vurdu adam ama ''oo kafaya yaptı neymiş bu bir daha olursa yine aynısını isterim'' diye soruyorsunuz hemşireye. neyse...

şu an tek çare imkanımız bu aşı denen şey. yeniden yazayım aşı olmak istememenize saygı duyuyorum şahsen, tercihtir bu. geçin kenardan kesin dünyayı, bakın neler oluyor diye. ancak bir değerlendirme sonucu daha mantıklı olan duruma ve eldeki tek çözüme yönelen insanlara her hıyara tuzlukla koşuyormuş muamelesi yapamazsınız. bir de muallakta olan insanları mesnetsiz ifadelerle yönlendiremezsiniz...

birçok şey yazdım, elimden geldiğince açıklamaya çalıştım saygılı bir dille. dokundurttuğum yerler olmuştur illa ki sözlerime levent kırca'dan arada bir dilimiz sürçer ise affola, tutmasını biliriz de kemiği yok bunun diyerek son veriyorum. umarım kimseyi kırıp dökmemişizdir... *
devamını gör...

ülkü tamer ile evleniyorsun.
cemal süreya ile aynı evde yaşamışsın.
edip cansever ile flört döneminden sonra turgut uyar' da karar kılıyorsun...
ikinci yeni senin sayende kuruluyor...

canım tomris...
devamını gör...

çok doğru. bana yazmayın kocam kızıyo.
devamını gör...

kadıköy

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: mendilleri hazırlayın)
devamını gör...


ne içindeyim zamanın

ne içindeyim zamanın,
ne de büsbütün dışında;
yekpare, geniş bir anın
parçalanmaz akışında.

bir garip rüya rengiyle
uyuşmuş gibi her şekil,
rüzgarda uçan tüy bile
benim kadar hafif değil.

başım sükutu öğüten
uçsuz bucaksız değirmen;
içim muradına ermiş
abasız, postsuz bir derviş.

kökü bende bir sarmaşık
olmuş dünya sezmekteyim,
mavi, masmavi bir ışık
ortasında yüzmekteyim.


*
*
*
devamını gör...

çok yanlış işler bunlar çok...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

koskoca ülkeyi kurarsın. dehasındır.
gözlerin yaşarana kadar kitap okursun.
hatta gazi olursun.
ama gelir içtiĝin iki yudum rakıyı görürler.
biz başarılı insanları cezalandıran bir toplumuz. kabul edin.
devamını gör...

düşünün. çünkü henüz yasaklanmadı.*

geç kaldık bu öğüt için, çok geç kaldık...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim