yukarıda belirtilen hiçbir tanımın köylü olmakla ilgisi yoktur. şehirde büyümüş, okumuş birçok insan da aynı hareketleri yapmaktadır.
ülkemizde birçok kişinin soyu köye dayanıyor. bu ayıp mı? neden bu sözcük bu kadar hakaretvari hale geldi? köylü olmak neden kötü olsun ki.
herkes köy peyniri, köy yumurtası görünce parasını sormadan daha sağlıklı diye almak istiyor. yıllarca şehirde yaşayan herkesin hayali bir gün sessiz sakin köye yerleşmek, doğayla ilgilenmek. yani bir köylünün hayatını yaşamak. gerçekten bir kez köye gidip o çektikleri çileyi gören kimse bu insanları aşağılayamaz.

mustafa kemal atatürk için köylü milletin efendisidir.
"türkiyenin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür."

sevgili modern şehirli yazarımız keşke köylü olsaydın. *
devamını gör...

yaratıcı'nın olduğuna inanan fakat dinlerin yaratıcı'dan geldiğine inanmayan, inançtır deizm.
sorgulayıp dinden dönen çoğu insan kendini boşlukta hisseder, bu boşluğu doldurmak için dinleri reddeden ama yaratıcıyı kabul eden, yaratılışçı olan deizmin ilk kapısı çalınır. bir süre o boşluk doldurulduktan sonra tekrar sorgulamaya başlanınca anlar ki; ispatı olmayan, bilimsel olarak açıklanamayacak, var olması veya olmaması bir şeyi değiştirmeyecek bir yaratıcıya inanmış. ondan sonra dinleri reddeden ve yaratıcı'nın varlığını dahi reddeden ateizm'in kapısına dayanılır. yani uzun lafın kısası (bkz: teizm) ile (bkz: ateizm) ara geçişidir deizm.
devamını gör...

aşık olmayı özlemek mi ? buna ne söylenebilir pek de bilemiyorum ama şöyle tarif etmek mümkün olabilir.

bazen biri için heyecanlanmak, o kişiyi düşünmeden an geçirememek, asla ve katiyen yapamam dediğin şeyleri yapmak ne güzel birşeydir diye düşünüyorum şu sıralar. ve aşkı özlemek mi bilemem ama eskiden olan kalp çarpıntılarını, midede kelebeklerin uçuşuyor olması hissini, eline koluna heyecandan hakim olamamayı, görünce gözlerin içinin gülmesini ve ışıl ışıl parıldamasını özlüyorum. keşke biri için kalbim yeniden bu şekilde atsa, aynı heyecanları yeniden yaşasam diyorum kendime.

sonra bir anda gerçek hayata dönüyorum. geçmiş üzüntüler aklıma geliyor. hayal kırıklıkları, yaşanmış acılar, kırgınlıklar, gözyaşları, aldatılmışlıklar içimi, beynimi kemirmeye başlıyor. amaaaann boşver, ne gerek var aşka falan deyip konuyu kendi içimde sindiriyor, kapatıyorum.

kimseyi o aptal gülümsemeden, kalp çarpıntısından, gözlerin ışıldamasından, midede uçuşan kelebeklerden korkup, insanlardan kaçacak kadar kırmayın. herşey geçer, biter. sizi unutur aklına bile gelmezsiniz ama yaptıklarınız yüzünden tekrar aşık olmaktan korkacak bir insan bırakmayın arkanızda. kimsenin ah'ına sebep olmayın...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
yeni
devamını gör...

ne olmuştu da, ’’seninle dünyanın her yerine gelirim,’’ diyen müzeyyen, durduğu yerden çekip gitmelere başlamıştı. nerelere gidiyordu? gelirken getirdiği bakışlar ne dalgaydı? hangisi müzeyyen’ di? ya da müzeyyen kimdi? ilk tanıdığım kimdi, şimdiki kim?

ilhami algör, fakat müzeyyen bu derin bir tutku
devamını gör...

türkler ve iyi olmamak. böyle bir şey olamaz. kahvedeki adamlar futboldan siyasete , coğrafyadan ticarete her konuda bilgilidir. yahu yol sorulunca bilmese bile bilmiyorum diyemeyen insanlarla doluyuz. gerçeklere gelecek olursak biz bilim üretemiyoruz. her tarafımız denizlerle çevrili olduğu halde denizcilik ve balıkçılık sektöründe çok kötüyüz. başkasının hakkına saygı duyma konusunda da çok kötüyüz maalesef. kitap okuma yüzdemiz de gelişmiş ülkelere oranla düşük. keşke sayılacak başka şey kalmasaydı ama daha çok var hepsini de ben sayamam.
devamını gör...

pc başında ömür çürütüyorum.
devamını gör...

zevkli, gotik tarzıyla salına salına ortamlara giren kız arkadaşınız dikkat çekicidir. olaylara hep gizem katacağından merak uyandırıcıdır. yanında taşıdığı süpürge sadece aksesuarı değil gerekli olduğun da silip süpürmesi içindir. kaynatılan kazanlar onu kızdırmadığınız zamanlarda iyi dilekler içindir. cadılık önemli bir mertebedir. yakıp yıkmayanız hemen..
devamını gör...

teybin sesi sürücüye sormadan kısılmamalı, her şeye karışılmamalı, kaza yapıyormuşçasına çığlık atılmamalı, sürekli huzursuz şekilde kıpırdanmamalı, sürekli ona/buna, oraya/buraya bak denmemeli ve el frenini tutmaya/çekmeye kalkmamalı.

bir de şöyle bir şey var;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel bunu, kesinlikle cinsiyetten bağımsız yanıma oturup çok konuşan herkese yapmak istiyorum.
devamını gör...

su tasarrufu için duş 5 dakikada alınmalıdır argümanı üzerinden yürüyeceğim.
evet duş 5 dakikada rahat rahat alınabilir. çünkü askerde iken banyo süremiz 5 dakika idi. en başta bu süreyi bilerek hareket edince 5 dakikada bal gibi de duş alınıyor.
ikincisi duşu beş dakikada alıyorum deyip musluğu açıp 5 dakika beklerseniz yine bir sürü su israfı olur.
en iyisi bir kova bir de tas alın, kovayı doldurun, sabun bezi (keseyi) ıslatıp vücudunuzu sabunlayın, bu esnada su akmadığı için su israfı sıfır olur. sonra da kovadaki su ile durulanın. böyle yaparsanız bir kova (yaklaşık 20 litre ) su ile duş alabiliyorsunuz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ivan ayvazovski’nin istanbul adlı çalışması. 1884
devamını gör...

en son peş peşe 398 ve 402 tl gelince kombiyi kapatmamıza ve birkaç gündür termofor ile idare etmemize neden olan fatura çeşidi.

edit: en düşük derecede yanıyordu.

bir de kesim tarihlerini nasıl bir oynak hale getirmişlerse, neredeyse ayda 2 tane geliyormuş gibi sürekli öteleniyor ve son ödeme tarihi kimsenin maaş gününe yakın değil. buna rağmen de önce peş peşe sms ile "son ödeme tarihi geliyor bak! öde şunu!" içerikli taciz mesajları gönderip, daha gecikmenin 5. gününde kapıya adamla uyarı yolluyorlar. insan ağız dolusu sövmemek ya da kendini camdan atmamak için zor tutuyor kendisini.

düşünsenize, sizin rahat rahat ısınacağınız gazı başkaları bolca kullanıyor, rahatça faturanızı ödeyeceğiniz parayı başkaları harcıyor... bu trajikomik duruma düşmemize neden olan, bunda payı olan her kim varsa kulağı çınlasın.
devamını gör...

kafalar pırıl pırıl, vallahi. şimdi bu arkadaşlar ciddi anlamda haksızlığa uğradıklarına inanıyorlardır ve şu anda kendilerini özgürlük ve demokrasi kahramanı olarak görüyorlardır. görsünler ona sözüm yok da abi bu kadar mı işsizsiniz? yani kalkıp kızgınlığınızı, nefretinizi twitter üzerinden kusmakta ne bileyim yani biraz şakın ördek olduğunuza dalalet. hani örgütlü toplum derken bunu kast etmiyoruz sanki ya(!) kişisel husumetlerin interaktif ortamda izdüşümü gibi duruyor bu oluşum. vallahi ben burada yoldaşa dilediğim gibi sallıyorum. birçok insanda sallıyor. misal sırf bu yüzden buradan şutlanacak olsak, oho şimdiye benim helvam çoktan karılmıştı. * ama sanki durumlar öyle gelişmemiş gibi ki, yollu falan gibi şık olmayan tabirler kullanılmış. yani bir acı var. can yanmış. ama biber mi, isod mu menşeini bilemiyorum. kim hangi yolun yolcusu o er geç ortaya çıkar da, ben halen sesli gülüyorum o kısmı ne yapacağız bilmiyorum.

şaka olsa yoldaş cevap yazmaz. demek ki şaka değil ama vallahi şaka gibi. koca koca insanlar nelerle uğraşıyor? muazzam hadiseler bunlar. *
devamını gör...

sait faik, yazma amacımı çok güzel açıklamış ''harita'da bir nokta'' öyküsünde.

--- alıntı ---

söz vermiştim kendi kendime: yazı bile yazmayacaktım. yazı yazmak da bir hırstan başka ne idi? burada namuslu insanlar arasında sakin ölümü bekleyecektim. hırs, hiddet neme gerekti? yapamadım. koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. oturdum. adanın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. kalemi yonttum. yonttuktan sonra tuttum, öptüm. yazmasam deli olacaktım.

--- alıntı ---
devamını gör...

bu insanlar hep gülsün istersiniz. çünkü bu insanlar gülüşleriyle sizi mutlu ederler. yüzlerine yayılan o ifade, gözlerindeki o ışıltı, içinizi sıcacık eder.
devamını gör...

şimdi eğri oturup doğru konuşmak lazım. feanor biraz çatlak. gözü kara. aynı zamanda takıntılı. adam balrogların arasına gözü kapalı dalıyor ve oradan bir şekilde façayı çizdirmeden çıkmayı başarıyor. karakter olarak çok sevilmeyecek olsa dahi adam teke tekte kardeşini rahatça alaşağı eder. şimdi; ee fingolfin de gitti melkor'un anasını ağlattı diyeceksiniz ama nazgul'ün ayağı öyle değil. orada kasvet dokuyan mevzuu var. şu tanımda biraz bahsetmiştim. (bkz: melkor/@ateist kaplumbağa) melkor'u gözü dönmüş örümceğin hışmından kurtaranlar balroglar. balrog dediğiniz yaratıkların arasına dalmak öyle akıl işi falan değil. oradan canlı çıkmak da bambaşka bir seviye. feanor'u sevmeyebilirsiniz ama adamın bulunduğu seviyeyi kimse göz ardı edemez. fingolfin'in melkor karşısında yaşadıkları da ortada. ki o melkor kor ateş değil. biraz küllenmiş bir halde. mevzuyu olayların gelişimine göre değerlendirmek lazım. netice olarak melkor'u ipten alan, balrogların arasına dalıp karizmaya zeval gelmeden oradan çıkan feanor dururken, melkor'u yaralayan fingolfin'in teke tekte kardeşine karşı hiç şansı yok. ha ben fingolfin'i daha çok severim ama feanor'un hakkı da feanor'a * fingolfin'i ham yapar.
devamını gör...

hepsine saygı duyuyorum ben. insanın olduğu bir dünyada yaşam mücadelesi veriyor birçoğu..
devamını gör...

benim. he duyar kasıyorum.

eşim ukraynalı. evi bombalanmıs, arkadaşlarına ulaşamıyor. annesini, babasını 1 ay önce türkiye'ye getirdik. millet canının derdinde. karşıma geçip "ukrayna'dan kadın mülteci gelsin yea" diye espri yapmaya çalışan tiplerin dişlerini dökesim geliyor.

savaşın mizahı olmaz. ölen insanlara saygınız olsun bari biraz.
devamını gör...

sırlar dünyası.
devamını gör...

anneme ne zaman yav he he çeksem, kafasını böyle hey gidi ayarında hafif sallayıp iç geçirerek “itim söyler g*t*m dinler” der. canım anam ya, ağzını yediğimsu.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim