atforvendetta
eyluling the iyi niyet elcisi olarak yine birinin ayagina gittim.*
i i i i ifffsaa sovvv.*
adama poz ver diyorum sekil degistirmiyor ya, düz adam sami misin sen???
hepimiz atiz!
i i i i ifffsaa sovvv.*
adama poz ver diyorum sekil degistirmiyor ya, düz adam sami misin sen???
hepimiz atiz!
devamını gör...
yazarların cehennem tasviri
modern insanlığın zihninde cehennem deyince (bkz: dante alighieri)'nin (bkz: ilahi komedya) kitabında tasvir ettiği; 7 katlı, kişilerin günahlarına göre sınıflandırılarak işkence gördükleri yer canlanır. itallayan ressam (bkz: sandro botticelli) tarafından tuvale aktılmıştır.
detaylara buradan ulaşılabilir
detaylara buradan ulaşılabilir
devamını gör...
son feci mars
emek veren, araştıran, okuyan benim için çok değerli bir yazar. kendisini biraz geç keşfettim ama ne derler bilirsiniz geç olsun güç olmasın.*
devamını gör...
yazarların şu an olmak istedikleri yerler
sahilde olmak isterdim. yanımda da yakın arkadaşlarım. iki sohbet muhabbet sonra geceyi izlerdik. arkadan bir de müzik.*
devamını gör...
normal sözlük'te görülen inanılmaz çifte standart
gönlünce trollük yapmasına ve ilgi açlığını diğer mecralardaki gibi tatmin etmesine izin verilmeyen bir yazar kardeşimizin acıklı isyanı.
istediğini alamayınca klasik "bakın başkaları da dinimize, kutsalımıza dil uzatıyorlar onlara bişi olmuyo ühühü. bakın ne demiş? bakın ateiste bakın" moduna gelmesiyle de sıvamıştır.
"yea ben aslında hiçbir şeyi umursamıyorum ehemehe" diyip de aslında ne kadar bağımlı, takıntılı olduğunuzu göstermeyin böyle.
istediğini alamayınca klasik "bakın başkaları da dinimize, kutsalımıza dil uzatıyorlar onlara bişi olmuyo ühühü. bakın ne demiş? bakın ateiste bakın" moduna gelmesiyle de sıvamıştır.
"yea ben aslında hiçbir şeyi umursamıyorum ehemehe" diyip de aslında ne kadar bağımlı, takıntılı olduğunuzu göstermeyin böyle.
devamını gör...
33
bir roman kahramanına k. ismini vermek çok cesur ve iddialı bir hareket. nereden baksanız gözü karalık! çünkü böyle bir ismin altında kalkmak çok zordur. zira kim ne derse desin k. isimli bir roman kahramanı nitelikli okurun aklına kafka’yı getirir ve ister istemez romanın yazarı ile kafka arasında bir benzerlik aranır ya da bir kıyas yapılır ki eğer bir kıyas yapılırsa geri planda kalan kafka olmayan yazardır.
kjersti skomsvold bu riske girmiş ve bence iyi de yapmış. çünkü ortaya müthiş bir roman çıkarmış. romanımızın kahramanı k. bir matematik öğretmeni. böyle olması çok doğal çünkü kjersti matematik mezunu. yani romanın içinde bu kadar matematik olmasının nedeni yazarın içinde dönüp duran rakamlar. k. aynı zamanda bir akciğer rahatsızlığından mustarip ve ölmek üzere. sayılı günleri ise içsel bir çekişme ile geçmekte. henüz 33 yaşında k. ama eğer kutsal metinlere aşina iseniz bu yaşın bir dönüm noktası olabileceğini bilirsiniz insan hayatında çünkü 33 isa’nın öldüğü yaştır.
ferdinand, k.’nın erkek arkadaşı ve sürekli içini döktüğü, dertleştiği ve kendi aksinin izlediği bir dostu. burda tek sorunlu nokta şu ki ferdinand bir intihar girişiminden başarılı bir sonuçla ayrılmış. ancak diğer aleme geçme konusunda işi biraz ağırdan almakta çünkü k.’ nın bir çocuk sahibi olduğunu görmeden somut dünyadan ayrılmaya yanaşmamakta.
k. bu sorunun çözümü için bir temrin olması adına bir yöntem buluyor ve siz bu yönteme dair ip ucunu kitabın kapağında göreceksiniz .
kjersti skomsvold mutlaka okunması gereken bir yazar. 33 yaşında iseniz tam size göre, 33 yaşına henüz gelmediyseniz biraz daha vaktiniz var demektir. 33 yaşından büyükseniz ve hala yaşıyorsanız hala okumak için umudunuz sürüyor.
kjersti skomsvold bu riske girmiş ve bence iyi de yapmış. çünkü ortaya müthiş bir roman çıkarmış. romanımızın kahramanı k. bir matematik öğretmeni. böyle olması çok doğal çünkü kjersti matematik mezunu. yani romanın içinde bu kadar matematik olmasının nedeni yazarın içinde dönüp duran rakamlar. k. aynı zamanda bir akciğer rahatsızlığından mustarip ve ölmek üzere. sayılı günleri ise içsel bir çekişme ile geçmekte. henüz 33 yaşında k. ama eğer kutsal metinlere aşina iseniz bu yaşın bir dönüm noktası olabileceğini bilirsiniz insan hayatında çünkü 33 isa’nın öldüğü yaştır.
ferdinand, k.’nın erkek arkadaşı ve sürekli içini döktüğü, dertleştiği ve kendi aksinin izlediği bir dostu. burda tek sorunlu nokta şu ki ferdinand bir intihar girişiminden başarılı bir sonuçla ayrılmış. ancak diğer aleme geçme konusunda işi biraz ağırdan almakta çünkü k.’ nın bir çocuk sahibi olduğunu görmeden somut dünyadan ayrılmaya yanaşmamakta.
k. bu sorunun çözümü için bir temrin olması adına bir yöntem buluyor ve siz bu yönteme dair ip ucunu kitabın kapağında göreceksiniz .
kjersti skomsvold mutlaka okunması gereken bir yazar. 33 yaşında iseniz tam size göre, 33 yaşına henüz gelmediyseniz biraz daha vaktiniz var demektir. 33 yaşından büyükseniz ve hala yaşıyorsanız hala okumak için umudunuz sürüyor.
devamını gör...
zeytindağı
türkçe şaheseri falih rıfkı atay eseri. ahmed'i kumarda kaybettik kısmı tekrar tekrar okunmalıdır.
--! spoiler !--
anadolu hepimize hınç, şüphe ve güvensizlikle
bakıyor. yüz binlerce çocuğunu memesinden sökerek alıp götürdüğümüz bu
anaya, şimdi kendimizi ve pişmanlığımızı getiriyoruz, istasyonda bir kadın
durmuş, gelene geçene:
- benim ahmed'i gördünüz mü? diyor. hangi ahmed'i?
yüz bin ahmed'in hangisini? yırtık basmasının altından kolunu çıkararak, trenin
gideceği yolun, istanbul yolunun aksini gösteriyor: - bu tarafa gitmişti, diyor.
o tarafa? aden'e mi, medine'ye mi, kanal'a mı, sarıkamış'a mı, bağdat'a mı?
ahmed'ini buz mu, kum mu, su mu, skorpit yarası mı, tifüs biti mi yedi? eğer
hepsinden kurtulmuşsa, ahmed'ini görsen, ona da soracaksın:
- ahmed'imi gördün mü?
hayır... hiçbirimiz ahmed'ini görmedik. fakat ahmed'in her şeyi gördü.
allah'ın muhammed'e bile anlatamadığı cehennemi gördü.
şimdi anadolu'ya, batıdan, doğudan, sağdan, soldan bütün rüzgârlar bozgun
haykırışarak esiyor. anadolu, demiryoluna, şoseye, han ve çeşme başlarına inip
çömelmiş, oğlunu arıyor.
vagonlar, arabalar, kamyonlar, hepsi, ondan, anadolu'dan utanır gibi, hepsi
istanbul'a doğru, perdelerini kapamış, gizli ve çabuk geçiyor.
anadolu ahmed'ini soruyor. ahmed, o daha dün bir kurşun istifinden daha
ucuzlaşan ahmed, şimdi onun pahasını kanadını kısmış, tırnaklarını büzmüş,
bize dimdik bakan ana kartalın gözlerinde okuyoruz.
ahmed'i ne için harcadığımızı bir söyleyebilsek, onunla ne kazandığımızı bir
anaya anlatabilsek, onu övündürecek bir haber verebilsek... fakat biz ahmed'i
kumarda kaybettik!
--! spoiler !--
--! spoiler !--
anadolu hepimize hınç, şüphe ve güvensizlikle
bakıyor. yüz binlerce çocuğunu memesinden sökerek alıp götürdüğümüz bu
anaya, şimdi kendimizi ve pişmanlığımızı getiriyoruz, istasyonda bir kadın
durmuş, gelene geçene:
- benim ahmed'i gördünüz mü? diyor. hangi ahmed'i?
yüz bin ahmed'in hangisini? yırtık basmasının altından kolunu çıkararak, trenin
gideceği yolun, istanbul yolunun aksini gösteriyor: - bu tarafa gitmişti, diyor.
o tarafa? aden'e mi, medine'ye mi, kanal'a mı, sarıkamış'a mı, bağdat'a mı?
ahmed'ini buz mu, kum mu, su mu, skorpit yarası mı, tifüs biti mi yedi? eğer
hepsinden kurtulmuşsa, ahmed'ini görsen, ona da soracaksın:
- ahmed'imi gördün mü?
hayır... hiçbirimiz ahmed'ini görmedik. fakat ahmed'in her şeyi gördü.
allah'ın muhammed'e bile anlatamadığı cehennemi gördü.
şimdi anadolu'ya, batıdan, doğudan, sağdan, soldan bütün rüzgârlar bozgun
haykırışarak esiyor. anadolu, demiryoluna, şoseye, han ve çeşme başlarına inip
çömelmiş, oğlunu arıyor.
vagonlar, arabalar, kamyonlar, hepsi, ondan, anadolu'dan utanır gibi, hepsi
istanbul'a doğru, perdelerini kapamış, gizli ve çabuk geçiyor.
anadolu ahmed'ini soruyor. ahmed, o daha dün bir kurşun istifinden daha
ucuzlaşan ahmed, şimdi onun pahasını kanadını kısmış, tırnaklarını büzmüş,
bize dimdik bakan ana kartalın gözlerinde okuyoruz.
ahmed'i ne için harcadığımızı bir söyleyebilsek, onunla ne kazandığımızı bir
anaya anlatabilsek, onu övündürecek bir haber verebilsek... fakat biz ahmed'i
kumarda kaybettik!
--! spoiler !--
devamını gör...
ecem yalnız değilsin
yalnız fake olan olayın fake olduğu defalarca yazılmasına rağmen, hala fake olduğunu okumayıp buraya ah ecem vah ecem diye yazan okumadan etmeden yazanları gördükçe, böyle fake olayların katlanarak artmasından doğal bir şey göremiyorum.
tanım: fake bir hesaptan yapılan fake bir olayın fake olduğu ortaya çıktıktan sonra fake hesabın kapatılmasıyla sonuçlanan slogan.
kamu spotu: fake demiş miydim?
tanım: fake bir hesaptan yapılan fake bir olayın fake olduğu ortaya çıktıktan sonra fake hesabın kapatılmasıyla sonuçlanan slogan.
kamu spotu: fake demiş miydim?
devamını gör...
karşılıklı nickaltı giren erkek ve kadın
neler yaşıyorsunuz siz yazık değil mi o kafaya be.
devamını gör...
vedasız giden dost
dost değildir.
devamını gör...
burçlara inanmak
burçları günlük burçlardan ibaret gören insanlar tarafından mantıksız olduğu düşünülüyormuş. zaten böyle düşünmen gerekiyor. ben gayet burçlara inanan biriyim. fakat burçlar gün içerisinde mars yaklaşmış zengin olacakmışız şeklinde yorumlanması tamamen safsata.
burçlar sadece insanın doğduğu anda ana rahminden çıkarken evren tarafından oluşan manyetik alana girme durumudur.
yoksa bugün jüpiter yaklaştı ben aşık olacağım diye bir durum yok. inanan varsa biran önce dönsün.
burçlar sadece insanın doğduğu anda ana rahminden çıkarken evren tarafından oluşan manyetik alana girme durumudur.
yoksa bugün jüpiter yaklaştı ben aşık olacağım diye bir durum yok. inanan varsa biran önce dönsün.
devamını gör...
telefon ekranına kendi fotoğrafını koyan tip
babamla olan resmim de sayılır herhalde doğal olarak. ana ekranda ama, kilit ekranında değil.
narsist falan da değilim.
her şeye burnunuzu sokmayın.
telefon benim, resim benim.
ünlü düşünürün de dediği gibi herkesin hayatına kimse karışamaz.
narsist falan da değilim.
her şeye burnunuzu sokmayın.
telefon benim, resim benim.
ünlü düşünürün de dediği gibi herkesin hayatına kimse karışamaz.
devamını gör...
imitation is suicide
bir julian davis kısa filmidir.

bu ödüllü kısa film ismini büyük yazar ralph waldo emerson’un bir sözünden almıştır. söz “ taklit intihardır.” anlamına gelir.
teknoloji ile sarılıp sarmalanmış bir halde hayatımızı sürdürmeye devam ederken bir yandan da yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkmak gibi bir çelişkiye düşüyoruz. eğer farkına varmadıysanız benden duymuş olun yapay zeka insanlığı çoktan ele geçirdi bile.
sokağa çıktığınızda, toplu taşıma kullanırken, bir kafede otururken ya da herhangi bir nedenle bir yerde beklerken insanın aklına gelen ilk şey telefonla ilgilenmek oluyor ki dünya dışı ve kötü niyetli bir canlı bunu gözlemlese zaten ele geçirilmiş olduğumuzu düşünüp bize ilişmeden dünyadan ayrılabilir.
bu yetmezmiş gibi kitap okuyanlara izban kekosu, kız düşürme heveslisi gibi suçlamalar yapan aklı evvellerle birliktelikte iyi niyetli saflıkları ile kitap okuyanları kitaplara sığınan, kitaplara kaçan çaresiz insanlar olarak gören zavallı bir güruh da var.
siz siz olun çevrenizdeki insanlarla iletişim kurmak, onlarla birlikte olmak için onları taklit edip onlara benzemeye çalışmayın. daha akıllıca olan size benzeyen insanları bulma yoluna gidin. çünkü bir baskı sonucu başkalarına benzedikçe kendiniz olmaktan çıkacaksınız.
imitation is suicide

bu ödüllü kısa film ismini büyük yazar ralph waldo emerson’un bir sözünden almıştır. söz “ taklit intihardır.” anlamına gelir.
teknoloji ile sarılıp sarmalanmış bir halde hayatımızı sürdürmeye devam ederken bir yandan da yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkmak gibi bir çelişkiye düşüyoruz. eğer farkına varmadıysanız benden duymuş olun yapay zeka insanlığı çoktan ele geçirdi bile.
sokağa çıktığınızda, toplu taşıma kullanırken, bir kafede otururken ya da herhangi bir nedenle bir yerde beklerken insanın aklına gelen ilk şey telefonla ilgilenmek oluyor ki dünya dışı ve kötü niyetli bir canlı bunu gözlemlese zaten ele geçirilmiş olduğumuzu düşünüp bize ilişmeden dünyadan ayrılabilir.
bu yetmezmiş gibi kitap okuyanlara izban kekosu, kız düşürme heveslisi gibi suçlamalar yapan aklı evvellerle birliktelikte iyi niyetli saflıkları ile kitap okuyanları kitaplara sığınan, kitaplara kaçan çaresiz insanlar olarak gören zavallı bir güruh da var.
siz siz olun çevrenizdeki insanlarla iletişim kurmak, onlarla birlikte olmak için onları taklit edip onlara benzemeye çalışmayın. daha akıllıca olan size benzeyen insanları bulma yoluna gidin. çünkü bir baskı sonucu başkalarına benzedikçe kendiniz olmaktan çıkacaksınız.
imitation is suicide
devamını gör...
1 dolar 70 kuruş olacak
bir an cem uzan ülkeye giriş yaptı ve ilk röportajını ayak üstü verdi diye sevindim.
tanım: 2000 tarihli bir gazete haberinden alıntı olan haber.
tanım: 2000 tarihli bir gazete haberinden alıntı olan haber.
devamını gör...
idam cezasının geri gelmesi
adalet sistemi doğru işlemeyen bir ülkede gelmemesi gerekendir.
victor hugo'nun bir idam mahkumunun son günü eserini okursanız ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirsiniz.
en önemlisi başta eğitimli nesiller yetiştirilmeli. suçlu varsa rehabilite edilmeli. idam hiçbir zaman çözüm olamaz.
victor hugo'nun bir idam mahkumunun son günü eserini okursanız ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirsiniz.
en önemlisi başta eğitimli nesiller yetiştirilmeli. suçlu varsa rehabilite edilmeli. idam hiçbir zaman çözüm olamaz.
devamını gör...
geceye bir türk sanat müziği şarkısı bırak
emel sayın-elbet bir gün buluşacağız.
devamını gör...



