erdoğan'ın dünyada ekonomisi en hızlı büyüyen ülke olduk demesi
artık buna inanacak biri olduğunu sanmıyorum ya ülkede. aksi marketteki fiyatlara iki göz gezdirerek anlaşılabilir zaten. yani umarım inanan yoktur, değil mi? lütfen bu kadarına dayanamam. bu kadar salak insanlar olamaz.
devamını gör...
the daughters of kobani: a story of rebellion courage and justice
amerikalılar birini övüyorsa düğün değil bayram değil ne oluyor diye düşünmek lazım. a.b.d ordusu vietnam'dan çekilirken, onlarla işbirliği yapanlar bizide alın diyorlardı ama amerikalıların umurunda olmadı. a.b.d ordusuyla beraber savaşan kızılderililere madalya verdiler ama savaş bitince hadi bakalım sizinle işimiz bitti, oklahoma'ya gidin dediler.
devamını gör...
çikolata
beyindeki serotonin seviyesini arttırır dolayısı ile mutluluk verir. ayrıca cinsel uyarıcı ve keyif vericidir.
not : isviçreli bilim adamlarının iddialarına göre, kadınlar çikolatanın bu özelliklerine daha duyarlıdır.
not : isviçreli bilim adamlarının iddialarına göre, kadınlar çikolatanın bu özelliklerine daha duyarlıdır.
devamını gör...
bir şehir bir kütüphane
(bkz: biblioteca nacional do brasil)
bugün brezilya'dan bir kütüphaneye göz atalım istiyorum sizlerle. fotoğraflarını inceleyip hikayesini okuyunca bu kütüphaneye hayran kaldım, umarım sizler de seversiniz.
rio de janeiro'da bulunan bu kütüphane dünyanın yedinci en büyük kütüphanesi. latin amerika'nın en büyük kütüphanesi olması dışında onu özel kılan ve diğer kütüphanelerden ayıran önemli bir özelliği var.

1775 yılında lizbon'da meydana gelen büyük bir deprem, yüzlerce binanın yıkılmasına ve binlerce insanın ölümüne neden oldu. işte bu depremde yıkılan binaların arasında royal ribeira palace'daki kraliyet kütüphanesi de yer alıyordu. kütüphane ülke için çok önemli bir yere sahip olduğundan dolayı portekiz kralı joseph kraliyet kütüphanesinin tekrar yapılması için çalışma başlattı. şehir yeniden bir deprem tehlikesi ile karşı karşıya olduğundan kütüphanenin brezilya'ya taşınması gündeme geldi.

bu sırada yaşanan napolyon savaşları kraliyet kütüphanesinin brezilya'ya taşınması için elverişli bir ortam yarattı. kütüphanenin ilk kısmı 1808 yılında ikinci kısmı 1810 yılında brezilya'ya taşındı. böylelikle sonraki yıllarda adı biblioteca nacional do brasil olacak kütüphane brezilya'ya kurulmuş oldu.
bugün yaklaşık olarak 10 milyon kitaba ev sahipliği yapan kütüphane unesco tarafından dünyanın önde gelen kütüphaneleri arasında yer alıyor.
kaynağın bir kısmı; kraliyet kütüphanesi
diğer kısmı; kraliyet kütüphanesii
düzeltme: tarihte rakam hatası, dikkati için sevgili 4-3-3 oynatan aykut 'a teşekkürler.
bugün brezilya'dan bir kütüphaneye göz atalım istiyorum sizlerle. fotoğraflarını inceleyip hikayesini okuyunca bu kütüphaneye hayran kaldım, umarım sizler de seversiniz.
rio de janeiro'da bulunan bu kütüphane dünyanın yedinci en büyük kütüphanesi. latin amerika'nın en büyük kütüphanesi olması dışında onu özel kılan ve diğer kütüphanelerden ayıran önemli bir özelliği var.

1775 yılında lizbon'da meydana gelen büyük bir deprem, yüzlerce binanın yıkılmasına ve binlerce insanın ölümüne neden oldu. işte bu depremde yıkılan binaların arasında royal ribeira palace'daki kraliyet kütüphanesi de yer alıyordu. kütüphane ülke için çok önemli bir yere sahip olduğundan dolayı portekiz kralı joseph kraliyet kütüphanesinin tekrar yapılması için çalışma başlattı. şehir yeniden bir deprem tehlikesi ile karşı karşıya olduğundan kütüphanenin brezilya'ya taşınması gündeme geldi.

bu sırada yaşanan napolyon savaşları kraliyet kütüphanesinin brezilya'ya taşınması için elverişli bir ortam yarattı. kütüphanenin ilk kısmı 1808 yılında ikinci kısmı 1810 yılında brezilya'ya taşındı. böylelikle sonraki yıllarda adı biblioteca nacional do brasil olacak kütüphane brezilya'ya kurulmuş oldu.
bugün yaklaşık olarak 10 milyon kitaba ev sahipliği yapan kütüphane unesco tarafından dünyanın önde gelen kütüphaneleri arasında yer alıyor.
kaynağın bir kısmı; kraliyet kütüphanesi
diğer kısmı; kraliyet kütüphanesii
düzeltme: tarihte rakam hatası, dikkati için sevgili 4-3-3 oynatan aykut 'a teşekkürler.
devamını gör...
20 aralık 2021 dolar kuru
"nas, faiz, emir bu, faizler düşecekk eeeeeeyyyyyy"
dolar 17.50.
sus artık, allah'ın peygamberin, eru'nun, isa'nın, anu'nun, ahuramazda'nın ne biliyim, yahova'nın işte ne lazımsa onun aşkına bari sus be adam. allah için sus. nolur sus. sus.
dolar 17.50.
sus artık, allah'ın peygamberin, eru'nun, isa'nın, anu'nun, ahuramazda'nın ne biliyim, yahova'nın işte ne lazımsa onun aşkına bari sus be adam. allah için sus. nolur sus. sus.
devamını gör...
klaus kinski
ünlü alman oyuncu, aynu zamanda nastassia kinski’nin babasıdır.
öncelikle gogol’un dar paltosu onun oyunculuğuna değinmiş; ben de hayatına yöneleyim biraz. akşam akşam nerden aklıma geldi kendisi bilmiyorum. ama sinema dünyasında aykırı bir karakterdi. sarışın, zayıf ve kemikli yüz hatlarıyla, minnoş karakterlere uymayacağı belli zaten. rolleri de kendisi de aykırıydı bu nedenle.
şimdi gelelim hayatına. gerçek ismi klaus kinski değildir; nikolaus karl günther nakszynski‘dir. bu isimle zaten sinema dünyasında yer alması zor olurdu. insanlar onun ismini söyleyene kdar film biterdi*. ama isim değişikliğinin bir nedeni var: geçmişi unutmak.
kendisi 1926 doğumlu. fakir bir aileden gelme biri. doğduğu zaman dilimi de şanssız bir döneme tekabül ediyor; savaşların olduğu ortamda büyüyor ve devlet tarafından ‘ulus bilinci’aşılanmasının da etkisiyle 2.dünya savaşı’na katılıyor.
ama ingilizlerin eline esir düşünce, ölümü beklemeye başlıyor. esir kampına giden geri dönmüyor çünkü. neyse efendim, bir iki başarısız kaçma teşebbüsünden sonra şansı da yaver gidiyor ve kurtuluyor. kalbinde savaşın acısı, içinde ana baba özlemiyle memleketine dönüyor. ama ortada ne anne kalmıştır ne de baba. ikinci darbeyi de oradan yiyor.
sonradan kendini oyuncu olarak buluyor. ama şunu söyleyeyim; kendisinde tam olarak ‘sanatçı kaprisi’ varmış. bu nedenle de pek çok yönetmen onunla çalışmak istemiyormuş. bana göre en önemli filmi (bkz: nosferatu). zaten filmleri de öyle sıradan filmler değil. adamın da sıradan bir tipi yoktu zaten. sıra dışı filmlerin aranan yüzüydü diyeyim.
ama onunla ilgili en büyük husus, annesi ve kızıyla yaşadığı ensest ilişkiydi. bu dedikodular nereden geldi hatırlamıyorum; ama bu konuyla ilgili şöyle bir alıntı paylaşayım:
kinski'nin 1950 yılında akıl hastanesinde yattığı saptanmıştır. buradaki tıbbi kayıtlara göre kendisine antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatlık tanısı konulmuştur.[3] ayrıca 2 defa intihar girişiminde bulunduğu anlaşıldı. 2013 yılında, babasının ölümünden 22 yıl sonra, pola kinski babasının onu 5 yaşından 19 yaşına kadar cinsel istismara uğrattığını iddia etti.[4] alman bild tarafından 13 ocak 2013'te yayınlanan bir röportajda, nastassja babalarının onlara hep 4-5 yaşlarında iken büyüdükleri zaman cinsel ilişkiye gireceğini söyledi dedi.[5] 2006 yılında christian david, yeni keşfedilen arşivlenmiş materyal, kişisel mektuplar ve aktörün arkadaşları ve meslektaşlarıyla yapılan röportajlara dayanan kinski'nin ilk kapsamlı biyografisini yayınladı.
kaynak: ben ve tr.m.wikipedia.org/wiki/Kla...
öncelikle gogol’un dar paltosu onun oyunculuğuna değinmiş; ben de hayatına yöneleyim biraz. akşam akşam nerden aklıma geldi kendisi bilmiyorum. ama sinema dünyasında aykırı bir karakterdi. sarışın, zayıf ve kemikli yüz hatlarıyla, minnoş karakterlere uymayacağı belli zaten. rolleri de kendisi de aykırıydı bu nedenle.
şimdi gelelim hayatına. gerçek ismi klaus kinski değildir; nikolaus karl günther nakszynski‘dir. bu isimle zaten sinema dünyasında yer alması zor olurdu. insanlar onun ismini söyleyene kdar film biterdi*. ama isim değişikliğinin bir nedeni var: geçmişi unutmak.
kendisi 1926 doğumlu. fakir bir aileden gelme biri. doğduğu zaman dilimi de şanssız bir döneme tekabül ediyor; savaşların olduğu ortamda büyüyor ve devlet tarafından ‘ulus bilinci’aşılanmasının da etkisiyle 2.dünya savaşı’na katılıyor.
ama ingilizlerin eline esir düşünce, ölümü beklemeye başlıyor. esir kampına giden geri dönmüyor çünkü. neyse efendim, bir iki başarısız kaçma teşebbüsünden sonra şansı da yaver gidiyor ve kurtuluyor. kalbinde savaşın acısı, içinde ana baba özlemiyle memleketine dönüyor. ama ortada ne anne kalmıştır ne de baba. ikinci darbeyi de oradan yiyor.
sonradan kendini oyuncu olarak buluyor. ama şunu söyleyeyim; kendisinde tam olarak ‘sanatçı kaprisi’ varmış. bu nedenle de pek çok yönetmen onunla çalışmak istemiyormuş. bana göre en önemli filmi (bkz: nosferatu). zaten filmleri de öyle sıradan filmler değil. adamın da sıradan bir tipi yoktu zaten. sıra dışı filmlerin aranan yüzüydü diyeyim.
ama onunla ilgili en büyük husus, annesi ve kızıyla yaşadığı ensest ilişkiydi. bu dedikodular nereden geldi hatırlamıyorum; ama bu konuyla ilgili şöyle bir alıntı paylaşayım:
kinski'nin 1950 yılında akıl hastanesinde yattığı saptanmıştır. buradaki tıbbi kayıtlara göre kendisine antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatlık tanısı konulmuştur.[3] ayrıca 2 defa intihar girişiminde bulunduğu anlaşıldı. 2013 yılında, babasının ölümünden 22 yıl sonra, pola kinski babasının onu 5 yaşından 19 yaşına kadar cinsel istismara uğrattığını iddia etti.[4] alman bild tarafından 13 ocak 2013'te yayınlanan bir röportajda, nastassja babalarının onlara hep 4-5 yaşlarında iken büyüdükleri zaman cinsel ilişkiye gireceğini söyledi dedi.[5] 2006 yılında christian david, yeni keşfedilen arşivlenmiş materyal, kişisel mektuplar ve aktörün arkadaşları ve meslektaşlarıyla yapılan röportajlara dayanan kinski'nin ilk kapsamlı biyografisini yayınladı.
kaynak: ben ve tr.m.wikipedia.org/wiki/Kla...
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bir insana muhtaç olmaktan nefret ediyorum.
devamını gör...
simbiyoz
canlılar arası ekolojik etkileşimlerin bir kısmı. etkileşimin simbiyoz olabilmesi için, etkileşim halineki canlıların farklı türlere ait olması gerekir. bu yüzden homo sapiens ile homo sapiens arasında simbiyoz olmaz . ayrıca av - avcı ilişkisi ve rekabet tür içinde de olabileceği için simbiyoz olarak değerlendirilmezler. peki nelerdir bu simbiyoz örnekleri?
simbiyoz çeşidi:.. 1.tür canlı..... 2.tür canlı...
mutualizm.................yararlanır......yararlanır..
kommensalizm..........yararlanır......etkilenmez..
parazitlik....................yararlanır ......zarar görür..
amensalizm.............. etkilenmez.....zarar görür..
örnek vermek gerekirse:
mutualizm: kazan kazan durumu. insan ve kalın bağırsaklarında yaşayan ve b-k vitamini üreten bakteriler arasında mutualizm vardır. bakteri yaşayacak yer bulur, insan vitamin elde eder. ikisi de yararlandı.
ya da; azot bağlayıcı bakteriler (rhizobiumlar) ve baklagiller arasında da mutualizm vardır. bakteri yaşayacak yer bulur, baklagil topraktan daha bol azot alabilir. ikisi de yararlandı.
kommensalizm: balinaların üzerine yapışan ve onunla hareket eden bir tür deniz kabuklusu (barnacle) balinadan besin almaz, ona zarar da vermez, kabuklu yer değiştirmiş olur, fayda görür.
parazitlik: hayvanlarda, bitkilerde farkı şekillerde olabiliyor. köpek ve kene gibi. köpek konak canlı. zarar görüyor. kene kan emiyor besleniyor, dış parazit oluyor. bitkilerden örnek vermek gerekirse; badem ağacı ve ökse otu. ökse otu fotosentez yapabilir ama su ve mineralleri topraktan değil de üzerinde yaşadığı ağaçtan emer, ona zarar verir. agaç zarar gören konak canlı, ökse otu besin aşıran yarı parazit. (fotosentez ürünlerini de alsaydı tam parazit olurdu)
amensalizm için şurada yeterli açıklama var.
(bkz: amensalizm)
simbiyoz çeşidi:.. 1.tür canlı..... 2.tür canlı...
mutualizm.................yararlanır......yararlanır..
kommensalizm..........yararlanır......etkilenmez..
parazitlik....................yararlanır ......zarar görür..
amensalizm.............. etkilenmez.....zarar görür..
örnek vermek gerekirse:
mutualizm: kazan kazan durumu. insan ve kalın bağırsaklarında yaşayan ve b-k vitamini üreten bakteriler arasında mutualizm vardır. bakteri yaşayacak yer bulur, insan vitamin elde eder. ikisi de yararlandı.
ya da; azot bağlayıcı bakteriler (rhizobiumlar) ve baklagiller arasında da mutualizm vardır. bakteri yaşayacak yer bulur, baklagil topraktan daha bol azot alabilir. ikisi de yararlandı.
kommensalizm: balinaların üzerine yapışan ve onunla hareket eden bir tür deniz kabuklusu (barnacle) balinadan besin almaz, ona zarar da vermez, kabuklu yer değiştirmiş olur, fayda görür.
parazitlik: hayvanlarda, bitkilerde farkı şekillerde olabiliyor. köpek ve kene gibi. köpek konak canlı. zarar görüyor. kene kan emiyor besleniyor, dış parazit oluyor. bitkilerden örnek vermek gerekirse; badem ağacı ve ökse otu. ökse otu fotosentez yapabilir ama su ve mineralleri topraktan değil de üzerinde yaşadığı ağaçtan emer, ona zarar verir. agaç zarar gören konak canlı, ökse otu besin aşıran yarı parazit. (fotosentez ürünlerini de alsaydı tam parazit olurdu)
amensalizm için şurada yeterli açıklama var.
(bkz: amensalizm)
devamını gör...
meşrepzade mehmed arif efendi
(d. 1791 – ö. 1858), osmanlı ilim ve devlet adamı.
tanzimat döneminin ünlü şeyhülislamlarından birisidir. tanzimat reformlarını benimsemiş bir devlet adamıdır.
21 mart 1854 - 16 aralık 1858 tarihleri arasında şeyhülislamlık yaptı. tanzimat reformlarını benimseyen meşrebzâde’nin şeyhülislamlık döneminde kadılıktan naibliğe geçiş dönemi başlamış ve “muallimhanei nüvvab” adlı 3 yıllık bir okul kurulmuştur.
16 aralık 1858'de istanbul'da vefat etmiştir ve mezarı sur dışında mustafa paşa tekkesi yanındadır.
kaynak
tanzimat döneminin ünlü şeyhülislamlarından birisidir. tanzimat reformlarını benimsemiş bir devlet adamıdır.
21 mart 1854 - 16 aralık 1858 tarihleri arasında şeyhülislamlık yaptı. tanzimat reformlarını benimseyen meşrebzâde’nin şeyhülislamlık döneminde kadılıktan naibliğe geçiş dönemi başlamış ve “muallimhanei nüvvab” adlı 3 yıllık bir okul kurulmuştur.
16 aralık 1858'de istanbul'da vefat etmiştir ve mezarı sur dışında mustafa paşa tekkesi yanındadır.
kaynak
devamını gör...
sanat kulübü çizim yarışması
altıncı çizim yarışmamız sonuçlandı!
oylamaya göre yarışmayı kazanan muhteşem çizimiyle armysuzy oldu, tebrikler!
''moonchild, you shine.
when moon rise, it's your time.''
yeni yarışmamızın başladığını da duyurayım hemen, bu hafta uzay temalı çizimlerinizi bekliyoruz, yarışma 21 ağustos cumartesi günü sona erecek.
discord üzerinden yaptığımız yarışmamıza tüm kulüp üyelerinin katılabileceğini hatırlatıyor ve katılım linkini buraya iliştiriyorum.
çizimlerinizi bekliyoruz!
oylamaya göre yarışmayı kazanan muhteşem çizimiyle armysuzy oldu, tebrikler!
''moonchild, you shine.when moon rise, it's your time.''
yeni yarışmamızın başladığını da duyurayım hemen, bu hafta uzay temalı çizimlerinizi bekliyoruz, yarışma 21 ağustos cumartesi günü sona erecek.
discord üzerinden yaptığımız yarışmamıza tüm kulüp üyelerinin katılabileceğini hatırlatıyor ve katılım linkini buraya iliştiriyorum.
çizimlerinizi bekliyoruz!
devamını gör...
yazarların üniversitedeki yoksulluk anıları
başlık sahibine seslenerek diyorum ki; çok güzel bir anıymış. arkadaşının akıbeti ve senin adına üzüldüm.
ben de param dibe yaklaştığında sigarayı bırakırdım. üniversite hayatım boyunca 13 kere sigarayı bırakmışlığım var :))
ve param, memlekete bir bilet alacak seviyeye düştüğünde o bileti alır giderdim :/
ben de param dibe yaklaştığında sigarayı bırakırdım. üniversite hayatım boyunca 13 kere sigarayı bırakmışlığım var :))
ve param, memlekete bir bilet alacak seviyeye düştüğünde o bileti alır giderdim :/
devamını gör...
kuğulu park
kalben’in yara şarkısında “kuğulu'da, buluşalım” şeklinde geçen, ankara’daki park.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük…
ama öyle, mabad cebinde taşıdığı akıllı telefonunun aklını, 2 dakika aralıklarla kurduğu 850 tane alarmla meşgul ederek, kendisinden başka tüm mahalleyi, o lanet, o olmaz olası, o mel’un sese her sabah defalarca maruz bırakan, top patlasa uyanmayan tembel bireyin, hala utanmadan “kahve içmeden ayılamıyom yeaaaa” cümlesini kurabilmesi gibi arlanmaz bir günaydın değil elbette…
her gün, kaçta uyanması gerekirse gereksin, en az 1,5 saat öncesinde uyanıp, granül yerine filtre kahve tercih ettiğinden kahvesini demleyip duşa giren, 5-10 dakika sonra duştan çıkıp hızlıca giyinen, bayram sofraları gibi sofra hazırlamasa da, kendine verdiği değeri dilimlediği domates, salatalık ve peynirden, zeytine gezdirdiği zeytinyağından ve üzerine serptiği kekik ve pul biberden anlayacağınız, tam bir ‘yaşamak’ heveslisi bir bireyin, tam da anlattığım sabahı gibi bir günaydın…
kahvaltının mutlulukla ilgisi olduğu bi’ günaydın…
ama öyle, mabad cebinde taşıdığı akıllı telefonunun aklını, 2 dakika aralıklarla kurduğu 850 tane alarmla meşgul ederek, kendisinden başka tüm mahalleyi, o lanet, o olmaz olası, o mel’un sese her sabah defalarca maruz bırakan, top patlasa uyanmayan tembel bireyin, hala utanmadan “kahve içmeden ayılamıyom yeaaaa” cümlesini kurabilmesi gibi arlanmaz bir günaydın değil elbette…
her gün, kaçta uyanması gerekirse gereksin, en az 1,5 saat öncesinde uyanıp, granül yerine filtre kahve tercih ettiğinden kahvesini demleyip duşa giren, 5-10 dakika sonra duştan çıkıp hızlıca giyinen, bayram sofraları gibi sofra hazırlamasa da, kendine verdiği değeri dilimlediği domates, salatalık ve peynirden, zeytine gezdirdiği zeytinyağından ve üzerine serptiği kekik ve pul biberden anlayacağınız, tam bir ‘yaşamak’ heveslisi bir bireyin, tam da anlattığım sabahı gibi bir günaydın…
kahvaltının mutlulukla ilgisi olduğu bi’ günaydın…
devamını gör...
vişneizm
geç keşfettiğim ve mahlasını beğendiğim yazar. daha okumadığım sayfalarca tanımı olmasına rağmen kuzguncuktaki vişne diyar diyar gezdiyor tanımlarıyla.
devamını gör...
kendisine saygısı olmayan insanlar
çöpünü sokağa atan insanların başı çektiği insan grubudur.
devamını gör...
türkiye'nin 2020 yılında yüzde 1.8 büyümesi
2009 gibi küresel finans krizinin zincirleme hacim endeksinde baz alınması nedeniyle hiç sağlıklı sonuçlar çıkmıyor. 2008-2009 dönemi zaten ekstrem bir dönem.
detaylı bilgi için buradan
detaylı bilgi için buradan
devamını gör...
her şeyi düşünme sorunu
her şeyi kafaya takma sorunuyla arasında ince bir çizgi vardır. bunu sadece düşünce bağımlıları bilir.
(bkz: düşünce bağımlılığı)
(bkz: düşünce bağımlılığı)
devamını gör...
orijinalinden daha iyi olan coverlar
ayça özefe-seni dert etmeler
devamını gör...

