aklıma aşağıdaki karikatürü getiren başlıktır. *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

#1048743

bu kişi ve bu kişi gibi düşünen herkese hitaben;

keşke siz erkekler bir kadının dişiliğine yenilip paranızı bu yönde kullanacak kadar ucuz olmasaymışsınız.

dipnot: asıl kadınlar dişiliğini kullanacak kadar ucuz olmasalarmış gibi basit önermelerle gelmeyin!
devamını gör...

sütten tutun kitaba kadar zaruru şeylerin para karşılığı satılması bir tek benim zoruma gidiyor olamaz.
devamını gör...

bir liberteryen için tutarlı talep. ancak böyle bu ilişki türü yaygınlaşmayacak, kabul görmeyecek ve marjinal olarak kalacaktır.

kongo havzasında avcı toplayıcı kabileler eş bulmak için belli dönemlerde belli yerlerde bir araya geliyorlar. kendi grupları içinden birisiyle eşleşmiyorlar (endogami), başka gruptan eş buluyorlar (egzogami). bunu içgüdüsel olarak yapıyorlar. çünkü bu şekilde soylarını devam ettirme şansları daha fazla. bunu içgüdüsel olarak biliyorlar.

anne ve babadan gelen gen çiftlerinden baskın olanın özelliğini gösteririz. bir ebeveynden gelen ve hastalık yapıcı gen eğer çekinikse, diğer ebeveynden gelen sağlıklı gen sayesinde hastalık ortaya çıkmaz, ancak çocuklara bu gen aktarılabilir. iki taraftan da hastalık geni gelirse, çekinik bile olsa iki taraftan da geldiği için hastalık ortaya çıkar. her ailede bir takım hastalık genleri çekinik de olsa olabileceği ve çocuklara aktarıldığı için eşleşmeleri halinde o hastalığın ortaya çıkma ihtimali, genetik yapısı çok farklı bir bireyle eşleşmesi halinde ortaya çıkma ihtimalinden çok daha fazla olur.

genetik olarak bize uzak bireyleri çekici buluruz. çocukluğumuzu beraber geçirdiğimiz ve genetik olarak bize yakın bireylere içgüdüsel olarak çekim hissetmeyiz (birbirlerinden uzak büyüyen ikizlerle ilgili tersini de okudum ama güvenilir bir araştırma mı bilemiyorum). insanlar akraba evliliklerinde bunun sakıncalarını görmüş olmalılar ki bu konu tabu haline gelmiş ve bazı derecelere kadar evlilikler hukuken de yasaklanmış.

toplum kendi sağlığını ve devamlılığını “düşünür” ve kuralları buna göre oluşur. bireylerin “ama biz birbirimizi seviyoruz” gibi bir gerekçesini kabul etmez. çünkü bir kez bu normalleşirse, çocukların istismarının önü açılır, yaş sınırı 18’den yavaş yavaş 13-15’e iner, artık devlet çocukları kendi ailelerine teslim edemez. bu tür evliliklere, düşünce deneyi bu ya, izin verilse, ilk başta çocuk doğurma izni verilmese bile sonradan taleplerle çocuk yapma izni verilmek zorunda kalınır, hadi genetik test sonuçlarına göre hastalıklı embriyonun alınması şartıyla çocuk izni verildi diyelim, bir süre sonra hastalıklı olacağı bilinse de doğurmak isteyenler çıkar. kısacası ensest ilişkinin önü açılırsa yavaş yavaş çocuk yapmanın da önü açılır ve bu durum normalleşir. anne baba çocuk için güvenli olmaktan çıkar ve çocukların yetiştirilmesi için başka bir sistem kurulur (çocuk yetiştirme evleri gibi). sağlıksız genetik yapıda bireyler artıp topluma yük olmaya başlayınca da herhalde hukuki düzenlemelerle yasaklanmaya çalışılır ve başa döneriz.

ben deneme yanılma yoluyla toplumların ideal düzenlere erişeceğine inanıyorum.

yeterince zeki olduğumuz için bazı şeyleri öngördüğümüzden, yaşayıp bunları görmeye gerek var mı? cinsel ilgiyi yöneltecek insan mı kalmadı çevrede? insan içinden gelse bile bunu bastıramaz mı? hayvan değiliz ya bedenimizin her istediğinin peşinden gidelim.
devamını gör...

arçelik robotu oyuncağı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bedri rahmi eyüboğlu türk yazar, şair ve ressamdır. 18 e yakın resmi ve 11 e yakın şiir kitabı bulunur. kendisinin en sevdiğim ve çok anlam ifade eden üç dil şiirinden bir alıntı:
....en azından üç dil bileceksin
en azından üç dilde
ana avrat dümdüz gideceksin
en azından üç dil
çünkü sen ne tarih ne coğrafya
ne şu ne busun
oğlum mernus
sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun.
devamını gör...

taribo west'in yanındaysa tanka dönüşen,defansın her yerinde hatta ön liberoda bile oynatabileceğiniz süper futbolcu.
niye yedeğim ya da oyundan çıkarıldım demez,sadece işini yapar.
devamını gör...

mavi sakal'ın kan kokusu albümünde yer alan sevdiğim şarkılardan birisidir. zaten albümü edinme hikayemi ve bu şarkılarla nasıl tanıştığımı ''başladım yürümeye'' başlığında yazmıştım ama biraz önce yine baltayı dinlerken buldum kendimi. eh yazmazsak olmazdı. albümün'ün ikinci sıradaki parçasıdır ve girişine bayılırım. sonra gelen dinginlik hissi de cabası. tabi erken yaşlarda dinlenen bir parça olması ve albümün bende hikayesinin olması bu şarkıların değerini benim indimde arttırır. şarkının sözleriyse, soruların ve cevapların peşinden koşmak açısından ve sorgulama sürecine etkisi sebebiyle önem arz eder.

misal;
''bu günlerde bir şeyler kafamı kurcalıyor
meclisler biz kara koyunları düşünür mü?''


tam da bu soruların zihninizi kurcalamaya başladığı dönemlerde, soruyu müzikal anlamda sürekli kafanıza çivi gibi çakması vesilesiyle cevabın peşine düşüp daha sık okumamıza sebep olmuştur.

bu günlerde bir şeyler kafamı kurcalıyor
vatan kurtaranlar, arkamızdan ne söylerler?


takiben ikinci can alıcı soru gelir ve size bunları düşünürken üzerinize düşen sorumluluğu hatırlatır.

bu baltaya oooo sakın sakın
bu baltaya oooo sakın sakın sap olma


ve can alıcı mesajlardan biri de buradadır. müesses nizamın, sistemin sapı olmamanız konusunda kendince öğüt verir. tabi siz kara koyunları, size vakti zamanında güzel bir ülke bırakan adamları/kadınları düşünürken, içinde bulunduğunuz ortamın saplarına kafayı takarsınız. ülkeyi bu noktaya taşıyanlar, işte o baltaya sap olanlardır. koca çınarı, sapı oldukları baltanın kesmesine destek olurlar. o sebeple de bu baltaya sap olmamak en doğru tercihtir. çınarınıza sahip çıkın!

şarkıyı şöyle bırakalım;

tabi sonrasında balta deyince aklıma bir de aşık ihsani gelir. onun türküsünü de çok severim. demek ki şarkı isimlerinde balta adının geçmesi bende olumlu etki doğuruyor. *

onu da şöyle bırakalım;
devamını gör...

esnek lifler oluşturan, saç tırnak ve memelilerin dış epidermal tabakasında bulunan proteinlerdir.
disülfit çapraz bağları polipeptit zincirleri arasında bulunur.
bu bağlar sistein aminoasitinden zengin olmasıyla açıklanır.
devamını gör...

osmanlı devleti'nde gece bekçileri geceleri devriye gezerken sokakta gördükleri başiboş serserileri hamamlara doldururlarmıs. bu yüzden yerel halk biraz da dalga geçmek maksatlı "külhanbeyi" derlermis bu insanlara.
devamını gör...

kendimi anlatmaktan, haklı haksız muhabbetine girmekten çok sıkıldım. isteyen istediğini düşünebilir. iyi kötü farketmez. kimin ne dediğiyle ne düşündüğüyle zerre ilgilenmiyorum.
devamını gör...

kim onlar, yok öyle bir şey olsa ben görürdüm denecek başlıktır.
devamını gör...

çorbacıda, paça- işkembe yok diye isyan eden abinin hislerini bende uyandıran durumdur.
çok geç sevmeye başladığım domates çorbasını aşırı sever duruma geldim ama bir çorbacıya gidip istediğimde henüz "var" diyenine rastlamadım. bence çorbacıların takkeyi önlerine koyup bunu bir düşünmesi gerekmektedir.
devamını gör...

(bkz: çok beklersiniz) mesut'u kurtardılar hakan'ın başı derde girdi. sıradaki başı belaya girecek ekip üyesine bahis açıyorum: benden ali'ye 10 bin papel oynar. tarafını seç beklemeye başla.
devamını gör...

türkiye'de keyfe keder boyanmış araçlarla dolu piyasadır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kadıköy'ün de içine etmişler. her taraf yabancı dolu. vapurda, metroda, marmarayda her yerdeler... sanırım beylikdüzünden çıkmayacağım artık. bu el de veda demek.

not: el, sözlükten gelen istek üzerine çekildi.
devamını gör...

geçmişte yaşamış ve bugün yaşamakta olan türklerin dilini, folklorünü araştıran bir bilim dalı. tahmin edilebileceği üzere batı'da, fransa'da, 1795 yılında doğmuştur. oradan rusya ve macaristan'a geçiyor ve bu iki ülke çok uzun dönem türkolojinin başkenti oluyor. türkolojinin türkiye'deki serüveni de atatürk döneminde türk dili tetkik cemiyeti ve türk tarih tetkik cemiyeti'nin kurulmasıyla başlamıştır. osmanlı'da ahmet vefik paşa, ali suavi gibi tanzimat aydınlarının hatta ve hatta kaşgarlı mahmut'un da türklük üzerine çalışmaları olmuş ama bunlar modern anlamda türkoloji örneği sayılmamaktadır.

günümüzde elli yedi ülkede türkoloji enstitüleri mevcuttur. türkiye ne yazık ki istenilen seviyede değildir ve tarihimizi yabancılardan öğrenmek gibi gülünç bir durumun içerisindeyiz.
devamını gör...

tanım:ilk defa çocuk istismarı haberi duyuyormuş gibi şaşıran kitle.
yine şaşırdık, küfrettik, lanetledik, kınadık, ayıpladık, acıdık, üzüldük, kahrolduk, toplumca isyan ettik ...
eeee yani ....??
koskoca bir yeni bla bla blamız daha oldu
buda bizim tembel riyakarlığımız olarak burda dursun....
nasıl olsa ahlaki, insani, vicdani olarak çöktügümüzü göstercek yeni bi haber daha alırız belki bu sefer ki bizim başımıza gelmez yakınlıgında olur.
devamını gör...

halk dilinde büyük tahta kaşığa verilen ad. türkmen geleneğini sürdüren yerlerde hâlâ etkinliğini sürdürür. tıpkı yüzmek, yıkanmak anlamına gelen "çimmek" fiili gibi suya atlama, düşme anında oluşan "çöm" yansıma sesinden türetilmiş olsa gerektir. zira tahta kaşık, ocaktaki aşa değince de aynı ses çıkar. ek olarak: "aş taşınca kepçeye paha olmaz" atasözünün ilk hâli "aş taşarsa çömçenin değeri kalmaz"dır. işte büyük türkçe.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim