bu adam çile çekse izlerim dedirten tarantino filmlerinden biri. uma thurman, darly hannah ve david carradine rollerinde adeta yükselmiştir. tarantino'nun kill bill'den 9 sene önce çektiği pulp fiction filminin bir sahnesinde kill bill hakkında ufak göndermeler olması gibi hoş bir detaydan da söz etmek isterim.

--- alıntı ---

"those of you lucky enough to still have their lives, take them with you! however, leave the limbs you’ve lost! they belong to me, now!"

--- alıntı ---
devamını gör...

insanların delirmişçesine birilerinin fanı olup, organize olma çılgınlığı.
önceleri twitter'da dikkatimi çekmeye başlamıştı bu çılgınlık. giriyorsun twitter'a gündemde "#yanındayızaliveli" diye bir şey. ulan diyorsun, siyasi bir durum mu oldu ne oldu? bi bakıyorsun acun'un ada programından bir eleman. aradan bir süre daha geçiyor yine sağda "ayşefatmayıyedirmeyiz" diye bir şey. kesin bi şey var bu sefer diye giriyorsun acun'un yemek programından bir kadın *

sokak röportajı esnasında arkadan geçen adamın bile instagramda fan club'ı var sanırım. inanılmaz bir adanmışlık, "anam, bacım, çoluğum-çocuğum yoluna feda olsun!!!" tarzı bir bağlılık, değişik bir tapınma kafası.

sosyolog ve psikolog arkadaşlar muhakkak doğrusunu bilirler ama nedir abi bunun sebebi? bir gruba ait olma güdüsü mü? köle-tebaa olma fantezisi mi? bir iletişim kurma yolu mu?

#öldeölelimtelevizyonyarışmacısı
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
whatsapp'ta bugün gördüm.
gidişinden sonra kapatmıştık hattını. bir süre bekledik tabi. uzun bir süre...

telefondan silmeye elim varmamıştı ama. nasıl yapılır bilemedim. hala daha bilemiyorum.

gidişinden bir süre sonra bir gün ablamla demirden bir iskelet üzerine konuşuyorduk. 'kime yaptırabiliriz acaba?' dedim. kim bilir ki? falan. dur dedim 'babamı arayalım. o bilir.' o gün bir düğüm daha eklendi boğazıma, bugün bir düğüm daha...

daha kaç düğüm eklenir? daha kaç düğüm taşır bu boğaz? bilrmiyorum. bak bunu da bilemiyorum.

bilmediğim ne kadar çok şey olmaya başladı sen gittikten sonra.

....

hasretle...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ders dışı etkinlikleri içine alan, yazılı olmayan ve öğrenenlerin bu konuda açıkça bilgilendirilmediği bir kavramdır/müfredattır. ders kitaplarında olmadığı için çocuklar gözlem yaparak kolayca öğrenir fakat ne yazık ki sadece iyi şeyleri değil, olumsuz şeyleri de öğrenirler.

örneğin:
-konuşmadan önce parmak kaldırmak,
-başkaları konuşurken konuşmamak.
-başka bir ülkenin tarihini düşmanca değerlendirmek.
devamını gör...

biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?
inşirah suresi/1
devamını gör...

bana bir şeyler yaz
bir mektup, bir şiir, bir cümle..
biraz kurtar beni !
biraz beklet,
biraz ertele bu engel tanımayan nefretimi.
tükendiğim yerden, doğur beni.

çok hastayım.
devamını gör...

"ben çok alışmışım kendi şiirimi kendim okumaya.
ben çok alışmışım kendimle kalmaya.
ben çok alışmışım yalnız kaldığımda şiir olmaya."


kişinin hayattaki en büyük zenginliğidir. kimseye muhtaç olmadan, bağımlılık hissetmeden, özgürce kendi dünyasında yaşayan insan dünyanın en huzurlu insanıdır.
devamını gör...

ne hakla böyle bir başlık açıldığı ciddi mana da anlamıyorum. fen lisesinde okurken arkadaşlarımın çoğu sigara içerdi ve sınıf olarak parmakla gösterilirdik. bir insanın karakteristik yapısını sigara gibi alakasız bir etkene bağlamak gerçekten sığ düşünce gerektirir. hadi büyüme şartları, aile ortamı, arkadaş çevresi falan karakteri şekillendirir de allahın tütününden ne istiyorsun be kardeşim ?
t: bir yazar tarafından sigara içen öğrencilerin karakter problemi olduğu iddiasıdır.
devamını gör...

bu sabah bir umut var içimde,
nasıl olsa geri gelirsin diye.
herşey yerli yerinde yine,
bu sabahların bir anlamı olmalı.
devamını gör...

hayatta en çok haz aldığım, beni en çok rahatlatan şey olan (bkz: yazmak)

yaş ilerledikçe, dertler çoğaldıkça artık yazmak için, içini dökmek için bile sarhoş olmak istiyor insan. sanki kilitleniyorsun, hayat seni zorluyor. içindeki sitemi dışarı çıkaramıyorsun, kafanı boşaltamıyorsun. abi diyorsun "iki kadeh rakı içsem şimdi ne güzel olur"

sarhoşluk sanki sana içindekileri boşaltmak için gereken duygusal rahatlamayı sunuyor. eğer arka planda da mahzuni şerif çalıyorsa ve yalnızsan, işte o zaman en anlamlı, en saf, en yoğun cümleler çıkıyor parmaklarından. yalnız olmak önemli ama, proust'un da dediği gibi "insanın susması katışıksızdır, kişiye aittir, br atmosferdir" ne başka biri senin derdini içselleştirebilir ne de sen onun. zaten biraz hassasiyeti olan bir insansan kendi kendine "anlatsam ne olacak, kafasını şişirmeyim." diyorsun. o yüzden içerken yalnız olmak önemlidir; kendin konuşur kendin dinlersin, seni en iyi sen anlarsın.

bugün bir rüya gördüm, sevdiğim kızı son görüşümün üstünden sekiz sene geçmiş. rüyamda sekiz sene önce hatırladığım hali belli belirsiz; sesini unuttuğum için de konuşmamış. şimdi bunu kime anlatabilirsin, kim anlayabilir ? bir kadeh rakıyla kendin anlatacaksın kendin dinleyeceksin, olay budur.

son olarak, size içmek için başlı başına bir neden olabilecek bir cümle söyleyeyim, çok uzun zaman önce ya da tam da şu an gerçekten sevenler anlar:

"ölüm değilse bizi ayıran, yazık olmuş"
devamını gör...

insanın bazen eteğindeki taşları dökme isteği gelir, hiç alakasız bir yerde anlatmaya başlar meramını.

sonra pişman olur ama artık çok geçtir.

olumlu tarafından bakacak olursak bu da bir tecrübedir, böyle zamanlarda bile susmak gerektiğini yaşayarak öğreniriz.
devamını gör...

ırkçılık hastalığından muzdarip malların arazide sağa sola pislemesine müsamaha gösterilmesi.

malın mallık yapması normal de arazi sahipleri neden izin verir ki beyindeki irinlerini sağa sola saçmalarına. trajikomik.
devamını gör...

dartvader aslında çok güzel ifade etmiş. ek olarak bildirmek istediğim bunun dinlerle bir bağlantısının olmadığıdır. yani dinlere nefret ya da dine kin durumu yoktur. ayrıca kimse kimseye inandıklarını veya inanmadıklarını açıklamak, anlatmak ya da kendini kanıtlamak zorunda değildir. arkadaşlar yıllardır hepimiz iç içe yaşıyoruz. dini aramıza bir engel koymak ya da farklı inanışları olanları ölümüne eleştirmek, dalga geçmek, küçümsemek kimseye yakışmayan bir durumdur. konuşmak istemez, uzak durursunuz anlaşılır bir derece fakat ötekileştirmeniz etiğe, insanlığa aykırıdır. herkes sizinle aynı duyguları, düşünceleri, inançları duyumsamak zorunda değildir. herkesin yetişme ve olgunlaşma şartları başkadır. böyle uzar gider umarım kendimi ifade etmişimdir.
devamını gör...

mantıksızsa (bkz: shoparee)
devamını gör...

kumar borcunu kitapla ödeyen adam gibi adamdır. kendisinin türkçe konuşup rusça alt yazı geçilen versiyonunu leyla ile mecnun adlı dizide görebilirsiniz.
devamını gör...

beğenilmek, sevilmek ve kabul görmek için, gereğinden fazlasını yapmak.

“kendini en çok kimler için paralıyorsan!
bilki;
en çokta onlara yaranamıyorsun.”
devamını gör...

ege yayının güneyinde yer alan ve akdeniz'in tektonik kökenli ve denizaltı şekillerinin genç olmasını kanıtlayan derin çukurlardır.
devamını gör...

temel olarak transistörleri değil, canlıların yaşam şifresi olan dna'yı kullanan bir çeşit bilgisayar sistemi.

günümüzde kullandığımız bilgisayarlar başlangıçta oda boyutlarındaydı. transistörün icadı bilgisayar boyutlarını küçülttü. ancak teknoloji gelişmeye devam ettikçe transistör boyutları da küçülmeye devam etti. öyle bir noktaya geldik ki artık, tek bir elektron boyutunda bile transistörler yapılabiliyor. bu sayede de kuantum bilgisayarı denen aletleri yapabiliyoruz. fakat bundan öteye gidemiyoruz. bunları daha da küçültürsek kuantum tünelleme gibi sorunlarımız olacak. üstelik elektrondan daha da küçük olurlarsa, üstlerinden geçen elektrik akımı elektron boyutunda olduğundan bunlara fazla gelecek ve çevre birimlere dağılarak sisteme zarar verecek demektir bu. çok çekirdekli işlemciler bu nedenle girdi hayatımıza. boyutları daha fazla küçültmeden bulunan geçici bir çözümdü bu.

bazılarımız için kuantum bilgisayarlar bile gereksiz veya fazla olabilir ama bilim insanları için bir bilgisayarı çok daha hızlı hale getirmek, şifreleme sistemlerini daha güvenli yapmak, depolama alanlarını küçültmek, aynı anda yapılabilecek işlem sayısını artırmak gibi konular hâlâ oldukça önemli. bunun için bulunan, şimdilik son çare "dna hesaplama" da diyebileceğimiz bir çeşit sistem.

birkaç sene önce haberini okumuştum; bilim insanları dna'ya bilgi kodlamayı başarmıştı. (aslında bu fikir yeni değil, 1960'lara kadar uzanıyor ortaya ilk çıkışı. 90'lı yıllarda da biraz daha geliştirilmiş oldu.) şimdi bu sistem, bildiğimiz bilgisayarlar gibi kullanılabilir mi sorusunun yanıtı üzerinde duruluyor. dna dediğimiz canlı yapı, 4 adet baz içerir. bilgisayarlar da 0 ve 1'den ibaret olan 2 adet bit içerir. tıpkı bir bilgisayardaki her bilgiyi bu bitlerin çeşitli kombinasyonlarıyla ifade ediyor oluşumuz gibi, 4 adet bazın da çeşitli kombinasyonlarla bir araya gelmesi inanılmaz çeşitlilikte bilginin saklanabilmesini sağlar.

***

yukarıda dediğim gibi, 90'lı yıllarda dna hesaplama konusu biraz daha geliştirildi ve leonard adleman adlı bir bilgisayar bilimcisi tarafından hamilton yolu problemi adlı bir problemin çözümünde faydası olan bir yöntem olarak ele alındı ve bu yöntem bilim camiasında da bir heyecan yarattı. zira dna dediğimiz şey etrafımızda gördüğümüz canlılarda var olduğundan son derece düşük maliyetli ve aynı anda birçok problemin çözümünü, 4 adet baz kombinasyonlarıyla gerçekleştirebilirsiniz.

hız bakımından çok da avantajlı olmayan dna hesaplama, aynı anda birbirine paralel çok sayıda işlem yapılabilmesi bakımından son derece avantajlı. bir küp şeker boyutlarına 10 trilyondan fazla dna molekülü sıkıştırabilirsiniz. bunların hepsi aynı anda bir işlem yaparsa, saniyede 10 trilyon işlem kapasiteniz olur. 10 terabayta kadar da veri tutabilirler.

ancak bu dna "bilgisayarları" başında oturup oyun oynayabileceğiniz yahut render yapacağınız bilgisayarlar gibi aletler olmayacak. birkaç deney tüpü içerisine koyulmuş canlı hücrelerden bahsediyoruz burada. o nedenle -en azından çok yakın bir gelecek dahilinde- bu tür bir bilgisayarı parasını ödeyip almak ve evinizde kullanmak gibi bir şansınız yok.
devamını gör...

umay umay- mete özgencil şarkısıdır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim