geceye bir 90'lar şarkısı bırak
umay umay-böl beni.
devamını gör...
kendinizi beş yıl sonra nerede görüyorsunuz sorusu
yine hiç sevmediğim kalabalık bir şehirde tökezlerken.
sürekli tutunma çabası ve sürünme.
hayatım boyunca benden gitmeyecek bir sorun olan uyumlanamama. uzaylı kalma.
uzaylı gibi aranızda dolanacağım yüksek ihtimalle.
sürekli tutunma çabası ve sürünme.
hayatım boyunca benden gitmeyecek bir sorun olan uyumlanamama. uzaylı kalma.
uzaylı gibi aranızda dolanacağım yüksek ihtimalle.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
devamını gör...
rahatsız (yazar)
tanımları ve paylaştığı resimler ile sözlüğün mizah seviyesini bir kaç seviye yükselten yazar kişisi. ilgiyle takip ediyoruz .
devamını gör...
yazarların en çok özlemini duyduğu şey
vicdan azabı çekmeden kendine vakit ayırmak.*
devamını gör...
ölmek istemek
okuduklarım çok üzücü. arkadaşlar. kendim de dâhil olmak üzere hepinizden rica ediyorum. etrafınızdakilere değil, ona, şuna, buna; ayşe'ye ahmet'e değil, kendinize şans verin. kendinize şans tanıyın. postmodernizmin sizi, bizi yutmasına izin vermeyin, vermeyeyim.
devamını gör...
yazarların unutamadığı film replikleri
" bunca insan yalnızken neden bunca insan yalnız ? "
kaybedenler kulübü
kaybedenler kulübü
devamını gör...
lateral thinking
veri toplama tekniklerinden biri.
''etraflıca düşünme.'' imkansız görünen bir durumu bu yöntem ile açıklamaya çalışmaktır. amaç; katılımcı gücünün hayal gücünü çalıştırması ve katılımcının farklı açılardan bakmasını sağlamaktır.
reklamcılık sektöründe sıkça kullanılır.
''etraflıca düşünme.'' imkansız görünen bir durumu bu yöntem ile açıklamaya çalışmaktır. amaç; katılımcı gücünün hayal gücünü çalıştırması ve katılımcının farklı açılardan bakmasını sağlamaktır.
reklamcılık sektöründe sıkça kullanılır.
devamını gör...
niccolo paganini
marfan sendromu olduğu düşünülen bu sebeple ruhunu şeytana sattığına inanılan müzisyen.
yarattığı eserler bu dünya işi olmaz bu sebeple doğa üstü varlıklarla ilişkilendirilmesi doğal.
aşağıda anniballe gatti'nin 1980 yılına ait olan, paganini'nin şöhrete kavuştuğu, lucca'daki sarayda yapılmış
konserinin tasviri yer almaktadır.
''
''
yarattığı eserler bu dünya işi olmaz bu sebeple doğa üstü varlıklarla ilişkilendirilmesi doğal.
aşağıda anniballe gatti'nin 1980 yılına ait olan, paganini'nin şöhrete kavuştuğu, lucca'daki sarayda yapılmış
konserinin tasviri yer almaktadır.
''
''
devamını gör...
türkiye'de çocuk yapmak
bir hevesle çocuk yapıp sonrasında çocukla ilgilenmemek. ebeveynlerin görevleri aslında basittir "çocuğun ile ilgilen" ama ebeveynler sadece onun fiziksel -ki bazen fiziksel bile olmuyor- ihtiyaçlarını karşılar. çocuk ergenlik krizine girip kendi odasında hayatı sorgulayarak ağlarken bu tarz ebeveynler tv izlemektedir.
aslında tek bir cümle her şeyi özetler;
bakamıyacaksanız doğurmayın.
aslında tek bir cümle her şeyi özetler;
bakamıyacaksanız doğurmayın.
devamını gör...
izmir’in dört metropol ilçesine mülteci okulları yapılması
3 sene önce eşimle birlikte dişimizi tırnağımıza taktık, varımızı yoğumuzu ortaya koyup, uğruna günde 12 saat çalıştık (şaka değil, yasal da değil, beyaz yaka da maalesef bu şartlarda ülkemizde) ve bir ev aldık, kredisinin yarısını ödedik devamını da hala ödüyoruz. bu kredi varken bakamayız diye çocuk bile yapmadık. komşularımızla çok mutlu olduğumuz, kendisini çok sevdiğimiz bir evimiz var. yurt dışı imkanları karşımıza çıksa dahi burada mutluyuz deyip bir yere kımıldamadık.
şimdi evimizin 100 m yanında bulunan 10 senelik okul bilmediğimiz bir nedenle (!) yıkıldı ve mülteci okulu yapılıyor. bu demek oluyor ki, yaşam tarzlarımız aynı olmayan insanlar kısa süre içinde buraya yerleşecekler. ve biz şimdi kendi aramızda ne yapalım? taşınalım mı? komşularımızı seviyoruz, burayı seviyoruz? yine de gitmeli miyiz bunu konuşuyoruz..
neden mi? çünkü mahallemizin çehresi değişecek, çünkü ben bugün giydiğim elbiseyi (zaten inanılmaz sakin ve ıssız olan bu yerde) giyemeyeceğim. korkacağım, bakışlardan rahatsız olacağım. çünkü biz istanbul'dan tam da bu sebeple taşındık. çünkü biz tam da bu sebeple bu semtte oturmak istedik. çünkü ben işten gecenin köründe döndüğümde evime huzurla gidebileyim istedik.
şimdi çok kafasız varmış sözlükte diyen arkadaşa sormak isterim, bir tane, 2 tane değil tüm semtin çehresini değiştirecek okul senin evinin yanına yapılsın ister miydin? şimdi yukarıda uzun uzun projeyi anlatan ve onlar zaten oradaydı, yoğun yaşadıkları yerlere yapılıyor diyen arkadaşa da belirtmek isterim. hayır! bizim semtte yoklar.. hem de hiç.. bu tamamen yerleştirme politikası. eğer bu okullarla bir adaptasyon planlansaydı bunu mevcut devlet okullarında yaparlardı. almanya'da sizce türk çocukları türk okuluna mı gidiyor? hayır, haftada bir gün türkçe dersi seçiyorlar benliklerini unutmamak için, o kadar. ayrıca medeni ülkelerde bir semt için böyle büyük adımlar atılırken mahalle sakinlerine sorulur, referandum yapılır bölgesel. öyle tepeden inme al yaptım senin de hayatın değişisin banane denmez.
istanbul'daki arkadaşlarımdan 3 tanesi geçtiğimiz ay yine yurt dışına gitti yaşamak için. bunların hepsi bu ülkenin yetiştirdiği emek ve para harcayıp bir yere getirdiği ve tam da ülkeye en çok katkı sağlayacak zamanı gelen insanlar. gittiler.. neden mi? 3'ününki de ekonomik değil. artık burda yaşayamıyoruz, sahile inemiyoruz yolda bile yürünmüyor. 5 kişiden biri türkçe konuşmuyor burda, rahat değiliz dedikleri için..
37 yaşındayım.. mühendisim.. 11 senedir bir konuda uzmanlaştım. 2 yabancı dilim var. eşim de benzer. ve biz bugün, burada kendi insanımızla yaşamayı sevdiğimiz, buranın güzelliklerine duyduğumuz hayranlık ve etrafımızda çocukken bizimle aynı çizgi filmi izlemiş aynı şeylere gülebildiğimiz insanlar olsun diye zamanında çalışmak için gitmeyi düşünmediğimiz ülkeleri şimdi düşünmek zorunda kaldık.. birlikte yaşamak istemediğimiz mülteciler yüzünden, bize aynı tavırla bakacak ülkelere.. bin bir emekle aldığımız evimizin fiyatını dahi düşüren okul yüzünden... o yüzden kimse de bana şimdi gelip yok hamaset, yok bilmem ne demesin.
şimdi evimizin 100 m yanında bulunan 10 senelik okul bilmediğimiz bir nedenle (!) yıkıldı ve mülteci okulu yapılıyor. bu demek oluyor ki, yaşam tarzlarımız aynı olmayan insanlar kısa süre içinde buraya yerleşecekler. ve biz şimdi kendi aramızda ne yapalım? taşınalım mı? komşularımızı seviyoruz, burayı seviyoruz? yine de gitmeli miyiz bunu konuşuyoruz..
neden mi? çünkü mahallemizin çehresi değişecek, çünkü ben bugün giydiğim elbiseyi (zaten inanılmaz sakin ve ıssız olan bu yerde) giyemeyeceğim. korkacağım, bakışlardan rahatsız olacağım. çünkü biz istanbul'dan tam da bu sebeple taşındık. çünkü biz tam da bu sebeple bu semtte oturmak istedik. çünkü ben işten gecenin köründe döndüğümde evime huzurla gidebileyim istedik.
şimdi çok kafasız varmış sözlükte diyen arkadaşa sormak isterim, bir tane, 2 tane değil tüm semtin çehresini değiştirecek okul senin evinin yanına yapılsın ister miydin? şimdi yukarıda uzun uzun projeyi anlatan ve onlar zaten oradaydı, yoğun yaşadıkları yerlere yapılıyor diyen arkadaşa da belirtmek isterim. hayır! bizim semtte yoklar.. hem de hiç.. bu tamamen yerleştirme politikası. eğer bu okullarla bir adaptasyon planlansaydı bunu mevcut devlet okullarında yaparlardı. almanya'da sizce türk çocukları türk okuluna mı gidiyor? hayır, haftada bir gün türkçe dersi seçiyorlar benliklerini unutmamak için, o kadar. ayrıca medeni ülkelerde bir semt için böyle büyük adımlar atılırken mahalle sakinlerine sorulur, referandum yapılır bölgesel. öyle tepeden inme al yaptım senin de hayatın değişisin banane denmez.
istanbul'daki arkadaşlarımdan 3 tanesi geçtiğimiz ay yine yurt dışına gitti yaşamak için. bunların hepsi bu ülkenin yetiştirdiği emek ve para harcayıp bir yere getirdiği ve tam da ülkeye en çok katkı sağlayacak zamanı gelen insanlar. gittiler.. neden mi? 3'ününki de ekonomik değil. artık burda yaşayamıyoruz, sahile inemiyoruz yolda bile yürünmüyor. 5 kişiden biri türkçe konuşmuyor burda, rahat değiliz dedikleri için..
37 yaşındayım.. mühendisim.. 11 senedir bir konuda uzmanlaştım. 2 yabancı dilim var. eşim de benzer. ve biz bugün, burada kendi insanımızla yaşamayı sevdiğimiz, buranın güzelliklerine duyduğumuz hayranlık ve etrafımızda çocukken bizimle aynı çizgi filmi izlemiş aynı şeylere gülebildiğimiz insanlar olsun diye zamanında çalışmak için gitmeyi düşünmediğimiz ülkeleri şimdi düşünmek zorunda kaldık.. birlikte yaşamak istemediğimiz mülteciler yüzünden, bize aynı tavırla bakacak ülkelere.. bin bir emekle aldığımız evimizin fiyatını dahi düşüren okul yüzünden... o yüzden kimse de bana şimdi gelip yok hamaset, yok bilmem ne demesin.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
ne olurdu kokunun da fotoğrafı olsaydı.
sesinin fotoğrafı, boşluğun fotoğrafı.
parmak uçlarındaki karıncanın,
ruhtaki üşümenin fotoğrafı...
ölüm kimseyi bu kadar yalnız bırakmazdı.
(bkz: şükrü erbaş)
sesinin fotoğrafı, boşluğun fotoğrafı.
parmak uçlarındaki karıncanın,
ruhtaki üşümenin fotoğrafı...
ölüm kimseyi bu kadar yalnız bırakmazdı.
(bkz: şükrü erbaş)
devamını gör...
sorunlu aile hayatı
hem cahil hem de ilkel olan toplumumuzda katmerli bir yaradır. pek çoğumuz muzdatiptir bundan. ama üzülmeyin çaresi var elbette.
bir kere aile şapkasını atıp birey şapkasını takacaksın. ailenin acıları, sorunları ve kavgaları bitmez. iyileşmiyorlarsa, daha doğrusu sorun direkt onlardan kaynaklıysa ve bunu kabullenmiyorlarsa atacaksın aileyi. bu kendini korumanın ön şartıdır. bu radikal kararı veremeyenler ailelerinin karanlığında boğulur ve muhtemelen ileride kurmaya yeltendikleri aile de aynen geldikleri aile gibi sorunlu ve işlevsiz olur.
atın kardeşim! sizi üzeni yıpratanı atın, öz evladınız hayırsız olsa onu bile atın! hayırsız oğlunuzu/kızınızı "evlenince düzene girer." diye birilerinin başına sarmayın! ruh sağlığı berbat yakınınıza "bak yaşlanınca yalnızlık çekersin, yap bir çocuk da yaşlanınca kapılara bakma." demeyin. sorunlu ailelerin büyümesine, dallanıp budaklanmasına yol açmayın. sorunlu aileler büyümemelidir, ıslah edilmelidir!
ayrıca allah aşkına üst üste yapılan düşük ve ölü doğumları ciddiye alın! siz idrak edemeseniz de kabul etmek istemeseniz de natürel seleksiyon ya da "her şerde bir hayır var" mekanizması çürükleri elemekte yüzbinlerce yıldır kusursuz işliyor. olmuyorsa bırakın olmasın.
bir kere aile şapkasını atıp birey şapkasını takacaksın. ailenin acıları, sorunları ve kavgaları bitmez. iyileşmiyorlarsa, daha doğrusu sorun direkt onlardan kaynaklıysa ve bunu kabullenmiyorlarsa atacaksın aileyi. bu kendini korumanın ön şartıdır. bu radikal kararı veremeyenler ailelerinin karanlığında boğulur ve muhtemelen ileride kurmaya yeltendikleri aile de aynen geldikleri aile gibi sorunlu ve işlevsiz olur.
atın kardeşim! sizi üzeni yıpratanı atın, öz evladınız hayırsız olsa onu bile atın! hayırsız oğlunuzu/kızınızı "evlenince düzene girer." diye birilerinin başına sarmayın! ruh sağlığı berbat yakınınıza "bak yaşlanınca yalnızlık çekersin, yap bir çocuk da yaşlanınca kapılara bakma." demeyin. sorunlu ailelerin büyümesine, dallanıp budaklanmasına yol açmayın. sorunlu aileler büyümemelidir, ıslah edilmelidir!
ayrıca allah aşkına üst üste yapılan düşük ve ölü doğumları ciddiye alın! siz idrak edemeseniz de kabul etmek istemeseniz de natürel seleksiyon ya da "her şerde bir hayır var" mekanizması çürükleri elemekte yüzbinlerce yıldır kusursuz işliyor. olmuyorsa bırakın olmasın.
devamını gör...
gece yatmadan önce yapılan son şey
sabah uyanır mıyım diye son bir kez güzel olan her şeyi düşünmemdir. ciddiyim. uyku çok garip bir şeydir çünkü.
devamını gör...
geceye z kuşağının bilmediği bir bilgi bırak
cep telefonları ilk çıktığında, her mesaja 2 kontör giderdi. 'çağrı atmak' yerine göre nasılsın, seni düşünüyorum, iyi geceler, günaydın gibi anlamlara gelirdi.
devamını gör...
atatürk'ü sevmemek
küçükken herkes atatürk'ü sever zannediyordum...
devamını gör...
hannibal barca
m.ö. 247 yılında kartaca'da doğmuş, m.ö. 183 ile m.ö. 181 yılları arası bir tarihte gebze'de ölmüş kartacalı strateji dehası. ünlü kartacalı komutan hamilcar barca'nın oğludur. atatürk'ün askerlik hayatı boyunca örnek aldığı, kurtuluş savaşı'nda stratejilerinin benzerlerini uyguladığı bir strateji uzmanıdır.
roma'nın müttefiki olan saguntum şehrini kuşatıp * ele geçirdikten sonra vakit kaybetmeden m.ö. 218 yılında ikinci pön savaşı'nı başlatmıştır. romalılar hannibal'ı denizden beklerken hannibal beklenmedik bir strateji ile askerleri ve 37 filiyle zorlu bir yolculuğun ardından daha önce hiç aşılamamış olan alpler'i aşmış ve italya topraklarına girmiştir.
hannibal önce trebia savaşı'nda roma lejyonlarını tuzağa düşürerek mağlup etmiş, roma'ya büyük bir darbe vurmuştur. ardından transimere gölü savaşı'nda dahiyane bir taktikle savaş makinesi olarak anılan roma lejyonlarının savaş pozisyonunu bozmuş, romalı lejyonerleri telef etmiş, roma'ya çok büyük bir zarar vermiştir.
bu mağlubiyetlerin ardından roma bir süre doğrudan savaştan kaçınmış, vur kaç taktiklerine başvurmuştur. fakat ilerleyişi yavaşlayan hannibal roma yerine güney italya'daki cannae şehrine saldırmaya karar vermiştir. bunun üzerine güney italya'daki şehir devletlerinin hannibal'ın güney italya'ya yürümesiyle kendilerine sırt çevirebileceğini düşünen roma, vur kaç taktiklerini bırakıp bir meydan muharebesine hazırlanır.
cannae savaşı'nda hannibal piyadelerini merkeze, süvarilerini kanatlara koyarak savaş düzeni alır. bu riskli bir taktiktir çünkü hannibal'ın piyadeleri romalı lejyonerlere göre çok daha zayıf ve disiplinsizdir. ama hannibal'ın amacı romalıları merkeze çekip süvarileriyle çevrelerini sarmaktır. savaş öğle saatlerinde başlar ve birkaç saat içinde biter. hannibal'ın ordusu taktiğini kusursuzca uygulamıştır. tüm güçleriyle merkeze yüklenen romalılar, kartacalı süvariler tarafından etraflarının çevrildiğini anladıklarında paniğe kapılırlar. kartaca ordusu paniğe kapılan romalı lejyonları birkaç saat içinde yok eder. roma tarihinin en büyük mağlubiyetini almıştır. cannae savaşı'nda yaklaşık 70 bin romalı lejyoner (roma ordusunun yaklaşık olarak dörtte biri) öldürülür veya esir alınır. bu, tarihte o zamana kadar bir günde verilmiş en yüksek zaiyattır.
ancak kartaca senatosu hannibal'ın zaferleri sonrası oluşan ününden rahatsız olduğu için hannibal'a gereken desteği yollamaz. hannibal da ordusunun savaşlarla yıpranması ve kartaca'dan beklediği desteği alamaması üzerine roma kuşatmasından vazgeçer.
gücünü tekrar toplayan ve hannibal'ın taktikleriyle ordusunu reforme eden roma, scipio africanus önderliğindeki ordusuyla m.ö. 202 yılında zama savaşı'nda hannibal barca önderliğindeki kartaca ordusunu uzun süren bir savaşın ardından mağlup etmiş, ikinci pön savaşı'nı bitirmiştir.
roma'nın müttefiki olan saguntum şehrini kuşatıp * ele geçirdikten sonra vakit kaybetmeden m.ö. 218 yılında ikinci pön savaşı'nı başlatmıştır. romalılar hannibal'ı denizden beklerken hannibal beklenmedik bir strateji ile askerleri ve 37 filiyle zorlu bir yolculuğun ardından daha önce hiç aşılamamış olan alpler'i aşmış ve italya topraklarına girmiştir.
hannibal önce trebia savaşı'nda roma lejyonlarını tuzağa düşürerek mağlup etmiş, roma'ya büyük bir darbe vurmuştur. ardından transimere gölü savaşı'nda dahiyane bir taktikle savaş makinesi olarak anılan roma lejyonlarının savaş pozisyonunu bozmuş, romalı lejyonerleri telef etmiş, roma'ya çok büyük bir zarar vermiştir.
bu mağlubiyetlerin ardından roma bir süre doğrudan savaştan kaçınmış, vur kaç taktiklerine başvurmuştur. fakat ilerleyişi yavaşlayan hannibal roma yerine güney italya'daki cannae şehrine saldırmaya karar vermiştir. bunun üzerine güney italya'daki şehir devletlerinin hannibal'ın güney italya'ya yürümesiyle kendilerine sırt çevirebileceğini düşünen roma, vur kaç taktiklerini bırakıp bir meydan muharebesine hazırlanır.
cannae savaşı'nda hannibal piyadelerini merkeze, süvarilerini kanatlara koyarak savaş düzeni alır. bu riskli bir taktiktir çünkü hannibal'ın piyadeleri romalı lejyonerlere göre çok daha zayıf ve disiplinsizdir. ama hannibal'ın amacı romalıları merkeze çekip süvarileriyle çevrelerini sarmaktır. savaş öğle saatlerinde başlar ve birkaç saat içinde biter. hannibal'ın ordusu taktiğini kusursuzca uygulamıştır. tüm güçleriyle merkeze yüklenen romalılar, kartacalı süvariler tarafından etraflarının çevrildiğini anladıklarında paniğe kapılırlar. kartaca ordusu paniğe kapılan romalı lejyonları birkaç saat içinde yok eder. roma tarihinin en büyük mağlubiyetini almıştır. cannae savaşı'nda yaklaşık 70 bin romalı lejyoner (roma ordusunun yaklaşık olarak dörtte biri) öldürülür veya esir alınır. bu, tarihte o zamana kadar bir günde verilmiş en yüksek zaiyattır.
ancak kartaca senatosu hannibal'ın zaferleri sonrası oluşan ününden rahatsız olduğu için hannibal'a gereken desteği yollamaz. hannibal da ordusunun savaşlarla yıpranması ve kartaca'dan beklediği desteği alamaması üzerine roma kuşatmasından vazgeçer.
gücünü tekrar toplayan ve hannibal'ın taktikleriyle ordusunu reforme eden roma, scipio africanus önderliğindeki ordusuyla m.ö. 202 yılında zama savaşı'nda hannibal barca önderliğindeki kartaca ordusunu uzun süren bir savaşın ardından mağlup etmiş, ikinci pön savaşı'nı bitirmiştir.
devamını gör...
spiritüalizm
21.yüzyılın dini hem seküler bir yaşam vaad ediyor hem de açıklanamayan olayları semavi dinlere bağlamaya gerek kalmıyor. dinin ve bilimin birlikte yoğurulma çabasında ortaya çıkan şey. taraftarları genelde kuantum dolanıklık ve zihin felsefesiyle destekler. ilginç ve eğlenceli komplo teorileri içerebilir.
devamını gör...
bilgi arttıkça azalan şeyler
kibir.
insan öğrendikçe aslında hiç bir şey bilmediğini anlar.ben bilirim demekten vazgeçer .
insan öğrendikçe aslında hiç bir şey bilmediğini anlar.ben bilirim demekten vazgeçer .
devamını gör...



