hayatının büyük bir bölümü profesyonel sporcu olarak geçirmiş bir insan olarak vücut geliştirmeyi hiç bir zaman spor olarak görmedim saygı duymadım. akrabalarimdan var mesela, kendilerine ait salonları bile var sabah akşam pump, bana sitem ederler böyle deyince ama böyle. ama o pumplı kollar iki elleriyle benim kola asildiklari halde kolu oynatamazlar arada böyle de bir fark var. güreşçi farkı diyoruz. neyse, kim ne derse desin hiç bir şekilde spor kategorisine sokabilecek geçerli bir argümanı yoktur. rekabet kavramı kimin görselliği iyi çerçevesinde var olmuştur. mrs universe ler mrs galaxylerde de aynı mentalite onları da mi spor olarak alıyoruz.
fitness ı mesela insanlar bodybuilding sanar fitness çok genel bir terimdir. sokağa çıkıp formda kalmak için yaptığıniz koşular yolda buldugunuz taşı kaldırıp indirme hatta ulus haline gidip amelelik yapmanız bile fitness a girer, bir dövüşçünün ağırlık çalışması da fitness a girer, bu yüzden iki olguyu önce bir ayırın.
vücut geliştirme bodybuilding bir gosteridir sahnedir iluzyondur. en güzel en modifiyeli vücut kimin yarışmasıdır. amaç en yüksek kas oranını en estetik biçimde jüri karşısına sunmaktır. bunun için sağlığınızın yani içerden nasıl olduğunuzun hiç bir ehemmiyeti yoktur. çünkü amaç kaportadir. bu yüzden telaffuzunda zorlandığınız kimyasal ilaçlar bu sektörde su gibi kullanılır.
vücutları iş olduğu için bu insanlar narsist bigoreksik ayna karşısında kendisine bakıp bazen orgazm olan et kafalı andaval tipler gibi toplum arasında kabul görür. ki pek çok dini ve toplumsal sosyolojik öğretide de insanın fiziksel olarak kendine haddinden fazla çaba harcaması ve vakit ayırması aşağılık bir halet olarak kabul edilir. sıradan insanlardaki genel kanı budur.
bu yüzden bir şey diyemem. benim eleştirim yapılan işin benim nezdimde aşağılık bir şey olmasıdır yoksa kişilerle derdim yok, mesela bana göre mankenlik de aşağılıkca bir şeydir. kaldı ki arnold çok zeki bir adamdır öyle ki bilimsel ve kültürel birikim olarak aptal yetersiz diye eleştirenleri cebinden çıkartir kesinlikle aptal değildir ama yaptığı iş rezildir benim gözümde. fakat başlığı açan arkadaşın biraz kişilerle derdi var görünüyor. bu da tahminim ki büyük bir ihtimal kompleksli ufak tefek tıknaz biçimsiz yağlı vücuttan kaynaklı komik hasetli bir yapı, belki iri yapılılar tarafından hayatın belli evrelerinde biraz ezilmiş bir imaj veriyor yada onların dikkatini çekmeyi başaramamış. şaka yavrum, sen hadiseleri birbirine karıştırmışsin kafan accık karışmış. her gördüğün gym bro yu bodyci sanmışsın. makedon amcan doğru yolu sana gösterdi. ışığa yürü ve önce kendinle sonra gym brolarla barış.
alert! : bu yazı tamamen bu işi profesyonel yapıp bundan gelir elde edenler içindir yoksa her eline ağırlık alıp kendini ciddi ciddi fasulyeden nimet sanan gym bro lar kale alınarak yazılmış bir yazı değildir.
devamını gör...

siz bir isteyin iki vereyim:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şarkı seçimleri falan çok güzel. ortalarında yakalayabildim ama olsun. hoş olmuş bence sürekli olmalı.
devamını gör...

hiç face and body kullananla vitacolor kullanan bir olur mu?

-summer queen-
devamını gör...

alıngan daha doğrusu sürekli yanlış anlayan insanlardır.
devamını gör...

amerikalı nin, süpermen,batmanı,bir sürü hayalî kahramanı varsa, bizim gerçek kahramanımız dır seyit onbaşı , hayali değildir, yaptığı kahramanlık cikarsiz dir , bir kadın için yapılmamıştır, alkışlan mak yapmamış dir, gerçek bir vatan sever , vatanı için yapmıştır kahramanlığı.
mekanı ları cennet olsun bu vatan için can veren bütün şehitlerin ve ecdadımızın.
devamını gör...

her cümlesine başlık açılan yayın. herkes dinliyor demek ki.
devamını gör...

bugün ölümünün 30. yıl dönümü olan şairimizdir.

maviye
maviye çalar gözlerin,
yangın mavisine
rüzgarda asi,
körsem,
senden gayrısına yoksam,
bozuksam,
can benim, düş benim,
ellere nesi?
hadi gel,
ay karanlık.
devamını gör...

şuan hangimiz değiliz ki?
devamını gör...

sabahattin ali’nin duygu yüklü bir şiiridir.
son mektup
ey yâr, bu mektubu aldığın demde
kara topraklara verdim kendimi...
her şey bana engel oldu âlemde,
bir coşkun nehirdim, yıktım bendimi.
benim gönlüm doğuşundan deliydi;
başka dünyaların şaşkın seliydi...
bunun böyle olacağı belliydi...
her şey biter sel yerine döndü mü...
dünya durmaz, bahar olur, kış olur,
belki senin gözün biraz yaş olur,
ben garibim, benim gönlüm hoş olur,
sevdiklerim ayda yılda andı mı...
yıldız olur sana ışık tutarım,
bülbül olur pencerende öterim.

yer altında belki rahat yatarım
yer üstünde çektiklerim dindi mi...
şimdi yaşamayı tatlı bulursun,
koşarsın, gülersin, tez yorulursun,
bir gün olur yine bana gelirsin
deli gönlün yaşamaya kandı mı.



sabahattin ali, evli çiftler anlaşamadığı takdirde onların medeni bir şekilde ayrılmaları gerektiğini eserlerinde vurgulamıştır. günümüzde ayrılmak isteyen eşlerin bir kısmı ne yazık ki dayak, işkence ve cinayetle karşı karşıya geliyor. yazın son bir mektup, ayrılın işte.
kız çocuklarının yetiştiriliş tarzı ile ilgili olarak yaptığı son konuşmaya gelince...

"bir aile, kızını satılık bir mal gibi, vitrinde teşhir edilen bir eşya gibi hazırlarsa, onun kafasının içini tamamen boş bırakarak onun fikri ve hissî hayatı ile zerre kadar alakadar olmayarak kızlarının yalnız güzelliğine, alımlılığına ehemmiyet verirlerse, hatta onun fikrî seviyesinin yükselmesini bile sırf bir koca bulabilmesi için yaparlarsa, kızlarının kendilerini satılık bir meta olarak görmekten başka yapacakları şey yoktur". 1932 yılı -sabahattin ali.
devamını gör...

ben buraya sadece şunu bırakmak için geldim, bugün yazmaktan ziyade yazılanı göstermek istiyorum.
anlayana birşeyler anlatıyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hepsi hikaye.gerçekten temiz duygularla sevdiğiniz kadındır.
devamını gör...

seni seveni sen de sev...
deseydi bu ebeveyn, insanımız bu kadar mutsuz olmazdı. bu kadar sevgisiz yaşamak gerçekten nefessiz kalmak kadar boğucu.
devamını gör...

bir şehir tabelası. ahmet hamdi tanpınar’ın “beş şehir kitabında bahsettiği şehirlerden birinin girişinde mesela. soğuğu, sertliği, yoksulluğu ve garibanlikla mücadelesiyle ülkenin beyaz elbiseli karayazili kızı erzurum’un şehir tabelası. . bütün heyulayi içinde toplamış dersaadet istanbul’un. rönesansın başkenti, ortaçağdan modern çağa zamanı taşıyan sanat şehri floransa’nin. unutulmuş yıkık, viran bir şehrin veya. ama mutlaka ilk kez gelene sıcak, umut dolu bir karşılama sunan, verecekleri ve alacakları olan bir şehrin tabelası olmak isterdim.
devamını gör...

marmaris'teki bir gezi teknesi kıyıya yanaşırken...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
her yere atmam lazım
devamını gör...

ellerimi uzatsam tutmak isterim günü
ama güneş her gece tepemde doğuyor...
devamını gör...

s.s.c.b'nin dağılmasından sonra dünyanın patronu benim diyen a.b.d'nin askerlerini öldürüp, yollarında süründürdükleri somali şehridir.
a.b.d ordusu, bir kaç çete liderini yakalamak için operasyon yapmıştı ama öyle bir direniş gördüki nasıl kaçacaklarını şaşırdılar.
tabi hollywood hemen filmini çekti. kara şahin düştü.
devamını gör...

iki doz mrna aşısı olan* ve salgın döneminin başından beri bütün hijyen kurallarına itinayla uyan biri olarak bsg demek istediğim olası kapanma.*
devamını gör...

kütüphaneden alıp okuduğuma bin pişman olduğum kitap. şu an tanpınar'ın (bkz: huzur (kitap)) romanını okurken bunu daha derinden hissediyorum. mutlaka edinip, tekrar sayfalarıyla haşır neşir olmam, hayatıma dahil etmem gerekiyor bu eseri. bir dostu özler gibi üç senedir bu kitabı özlüyorum.

karakterlerin tahlilleri, olay örgüsü, ruhsal betimlemeler çok şaşırtıcı ve çekici kitapta. tanpınar'ın kaleminin kendine has bir rayihası var. bir kaldırım, bir sokak, bir his ile ilgili betimlemeleri ve benzetmeleri beni şaşkına çeviriyor. saatleri ayarlama enstitüsü derinden derine hicveden ve bunu çok iyi başaran bir eser. hayri irdal'ın inancı -belki de inandırma inancı- ile halit ayarcı'nın dönüşümüne şahitlik etmek beni etkiledi. kendisinin dahi inanmadığı bir şeyle ilgili başkalarını ikna eder vaziyete gelmesi hayli ilgi çekici. tabii bu sırada bolca absürd öğeler barındırıyor kitap, zannımca bunlar da aslında birer eleştiri olarak romanda yer bulmuşlar.

tanpınar'ın insanı şaşkınlığa sürükleyecek kadar etkileyici cümleleri var kitapta. üslup etkileyici fakat adını koyamadığım bir şey var tanpınar'ın kaleminde, o şey bu eserde de mevcut. sanki kitap okunsun diye değil var olması gerekliliğinden dolayı varmış gibi. tanpınar'ı okudukça belki o şey de ifade edebileceğim bir forma kavuşur.

--- alıntı ---

şu hakikati bana kendi hayatım öğretti: insanoğlu insanoğlunun cehennemidir. bizi öldürecek belki yüzlerce hastalık, yüzlerce vaziyet vardır. fakat başkasının yerini hiçbiri alamaz.

--- alıntı ---
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim