mahmuzlu akdeniz kaplumbağası
o bildiğimiz kırda bayırda, dağda tepede fıtı fıtı yürüyen kaplumbağadır. ismindeki mahmuzun kullanılma sebebi arka bacaklarında mahmuza benzer çıkıntıların olmasıdır. akdeniz'de anadolu'ya her tarafta bu kaplumbağasan görülebilir. halk arasında kullanılan bir diğer ismi tosbağadır.

40-200 yıl kadar yaşayabilirler. dişlerinin olmadığı ama ağzının ön tarafında yiyecekleri parçalayacak gaga benzeri sert bir yapının olduğu söylenir. parçaladığı yiyecekleri, kabuğu kadar sert olan damaklarında ezebilirler. aynı zamanda yiyecekleri parçalamak için uzun tırnakların bulunduğu ön ayaklarını kullanırlar.
açlığa ve susuzluğa çok iyi dayanırlar. acıktıkları zaman kırmızı olan dilleri pembe rengine döner. kaplumbağanın otçul türleridir mahmuzlu akdeniz kaplumbağası. genelde sevdiği yiyecekler veya tercih ettiği desek daha doğru olur, karahindiba, marul, domates, elma, asma yaprağı, semiz otu. bunlar benim verdiğim ve kaplumbağanın yediği yiyecekler. yediği yiyecekleri bilimsel olarak araştırmadım çünkü zamanında araştırıp bulduğum yiyecekleri yememişti. *
elinize aldığınızda veya korktuğunda işedikleri bir gerçektir. ama alışmış ve korkmuyor ise bu huyundan vazgeçiyorlar. aslında bildiğimiz gibi yavaş hareket etmiyorlar istediklerinde hızla koşup gözden kayboluyorlar.* tabi güneşin az olduğu soğuk havalarda kabuklarına çekilirler. çünkü soğukkanlı bir hayvandır. ısı olmayınca hareket etmezler.
yumurta ile çoğalan bir hayvandır. * dişisi ve erkeğinin ayırt edilme yöntemleri vardı. karın bölgesindeki bombelikten falan anlışıyordu.
ekim ve mart aylarında kış uykusuna yatarlar. aman diyim kış geldiğinde kabuklarına çekilirler öldü diyerek bir yerlere gömmeyi sakın düşünmeyin bile. genelde kış uykusuna yatmak için kuytu bir yer bulurlar ortalıkta olmazlar ama aklınızda bulunsun. hatta geceleri bile kendini sokup uyuyacağı bir delik arıyorlar. *
başlarının altından sevilmekten hoşlanırlar. son zamanlarda benimki elimi ısırmaya çalışıyor ama bakalım terbiye ederim herhalde. dikkat edin büyük kaplumbağalar parmağınızı bile koparabilirler çeneleri baya kuvvetlidir.

40-200 yıl kadar yaşayabilirler. dişlerinin olmadığı ama ağzının ön tarafında yiyecekleri parçalayacak gaga benzeri sert bir yapının olduğu söylenir. parçaladığı yiyecekleri, kabuğu kadar sert olan damaklarında ezebilirler. aynı zamanda yiyecekleri parçalamak için uzun tırnakların bulunduğu ön ayaklarını kullanırlar.
açlığa ve susuzluğa çok iyi dayanırlar. acıktıkları zaman kırmızı olan dilleri pembe rengine döner. kaplumbağanın otçul türleridir mahmuzlu akdeniz kaplumbağası. genelde sevdiği yiyecekler veya tercih ettiği desek daha doğru olur, karahindiba, marul, domates, elma, asma yaprağı, semiz otu. bunlar benim verdiğim ve kaplumbağanın yediği yiyecekler. yediği yiyecekleri bilimsel olarak araştırmadım çünkü zamanında araştırıp bulduğum yiyecekleri yememişti. *
elinize aldığınızda veya korktuğunda işedikleri bir gerçektir. ama alışmış ve korkmuyor ise bu huyundan vazgeçiyorlar. aslında bildiğimiz gibi yavaş hareket etmiyorlar istediklerinde hızla koşup gözden kayboluyorlar.* tabi güneşin az olduğu soğuk havalarda kabuklarına çekilirler. çünkü soğukkanlı bir hayvandır. ısı olmayınca hareket etmezler.
yumurta ile çoğalan bir hayvandır. * dişisi ve erkeğinin ayırt edilme yöntemleri vardı. karın bölgesindeki bombelikten falan anlışıyordu.
ekim ve mart aylarında kış uykusuna yatarlar. aman diyim kış geldiğinde kabuklarına çekilirler öldü diyerek bir yerlere gömmeyi sakın düşünmeyin bile. genelde kış uykusuna yatmak için kuytu bir yer bulurlar ortalıkta olmazlar ama aklınızda bulunsun. hatta geceleri bile kendini sokup uyuyacağı bir delik arıyorlar. *
başlarının altından sevilmekten hoşlanırlar. son zamanlarda benimki elimi ısırmaya çalışıyor ama bakalım terbiye ederim herhalde. dikkat edin büyük kaplumbağalar parmağınızı bile koparabilirler çeneleri baya kuvvetlidir.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
devamını gör...
göçmen misin diye sorulması
saç ve göz rengimden dolayı sürekli maruz kaldığım sorudur. bir insana bir kere sorduktan sonra ısrarla ''hayır, sen bilmiyorsun. kesin göçmensin.'' diye konuşulmaz efendim.
hayır, değilim. yedi sülalemin kütüğü de aynı yerde. ben göçmen değilim diye bağıracağım artık. sizler de kimseye ısrarla sormayınız lütfen.
not: arkadaşlar elbette sorulmasında bir sakınca yoktur. fakat ''hayır.'' dediğim halde ''sen bilmezsindir.'' denilmesine tepkim. teşekkürler.
hayır, değilim. yedi sülalemin kütüğü de aynı yerde. ben göçmen değilim diye bağıracağım artık. sizler de kimseye ısrarla sormayınız lütfen.
not: arkadaşlar elbette sorulmasında bir sakınca yoktur. fakat ''hayır.'' dediğim halde ''sen bilmezsindir.'' denilmesine tepkim. teşekkürler.
devamını gör...
çalışma hayatının ilk kuralı
yapman gerekenden fazlasını yapma, yoksa en başta lütufta bulunup yaptığın iş görevin olur. ve unutma, işveren/yönetici, çalışanlar eşit çalışsın fikrinden önce "iş yürüsün" derdindedir, sen diğerlerindan daha hızlısın diye, ekstra iş yüklerler, herkea kadar hızlı ol, daha hızlı değil. bunlar çalışma hayatı kuralları mı, yoksa türkiye'de çalışma kuralları mı o da tartışılır. belki başka bir düzende, bu kadar hesap yaparak çalışmanız gerekmeyebiliyordur, dilerim ki öyledir.
devamını gör...
türkiye'de yaşamak
ya da yaşamaya çalışmak dediğim başlık
devamını gör...
yazarların yirmi beş bin tl ile yapacakları
gider bitcoin alırım, napacağım başka.
devamını gör...
kafein bağımlılığı
yeryüzündeki en yaygın bağımlılıklardan biridir.
kahve ve çay, ucuz ve rahat ulaşılabilirliği, üstüne legal oluşuyla bugün hemen herkesin hayatında. eşsiz kokusu, kıvamı ve çeşitli işlenme türleriyle bizi içine çeken, rahatlamamızı sağlayan içecekler bunlar. öyle ki sigarasını kahvesiz/çaysız içemeyen, bir fincan kahve olmadan güne başlayamayan milyonlarca insan var. her ne kadar bu örnekler size çok masum gelse de, yüzünüzü güldürse de bu çay ve kahve çılgınlığı, kafein bağımlılığını da beraberinde getiriyor.
sadece çay ve kahveden örnek vermiş olsam da meşrubat olarak içtiğimiz hemen her içecekte kafein bulunuyor (çikolatalı her şey, soğuk çay ve kola gibi çeşitli endüstriyel içecekler). öyle ki kafeinsiz diye satılan kahvelerin dahi bir fincanında 4 mg kadar kafein bulunduğu söyleniyor. bir bardak çayda 40-80 mg, bir fincan kahvede ise 70-100 mg kafein bulunduğu su götürmez bir gerçek (tabi ki çayın demliliği ve kahvenin sertliği, işleme biçimine göre kafein miktarları değişebilir).
kafein bağımlısı olduğumuzu nasıl anlarız?
bir gün içinde ortalama ne kadar kahve, çay ve endüstriyel içecek tükettiğinizi hesaplayabilirsiniz. günde ortalama 7-8 bardak çayla birlikte 2-3 fincan kahve içen hemen her insanda kafein bağımlılığı baş gösteriyor. ilk başlarda günde 300 mg ile temelleri atılır, daha sonraları bu miktar 700 mg'ın üstüne çıkar. kafein bağımlılarının günlük aldıkları kafein miktarı 700 mg civarlarında dolaşıyor.
bununla birlikte vücuduna yeterli miktarda kafein almayan bağımlılar, belli bir noktadan sonra uyku problemleri, halsizlik, konsantrasyon eksikliği, motivasyon düşüklüğü, düşünsel aktivitede yavaşlama ve asabiyet gibi belli başlı belirtiler gösteriyor.
günde 4-5 fincan kahve içen ve 10 bardak çayın altına düşmeyen bir bağımlı olarak tanımımı yazdım, kahve-sigara yapmaya gidiyorum... *
kahve ve çay, ucuz ve rahat ulaşılabilirliği, üstüne legal oluşuyla bugün hemen herkesin hayatında. eşsiz kokusu, kıvamı ve çeşitli işlenme türleriyle bizi içine çeken, rahatlamamızı sağlayan içecekler bunlar. öyle ki sigarasını kahvesiz/çaysız içemeyen, bir fincan kahve olmadan güne başlayamayan milyonlarca insan var. her ne kadar bu örnekler size çok masum gelse de, yüzünüzü güldürse de bu çay ve kahve çılgınlığı, kafein bağımlılığını da beraberinde getiriyor.
sadece çay ve kahveden örnek vermiş olsam da meşrubat olarak içtiğimiz hemen her içecekte kafein bulunuyor (çikolatalı her şey, soğuk çay ve kola gibi çeşitli endüstriyel içecekler). öyle ki kafeinsiz diye satılan kahvelerin dahi bir fincanında 4 mg kadar kafein bulunduğu söyleniyor. bir bardak çayda 40-80 mg, bir fincan kahvede ise 70-100 mg kafein bulunduğu su götürmez bir gerçek (tabi ki çayın demliliği ve kahvenin sertliği, işleme biçimine göre kafein miktarları değişebilir).
kafein bağımlısı olduğumuzu nasıl anlarız?
bir gün içinde ortalama ne kadar kahve, çay ve endüstriyel içecek tükettiğinizi hesaplayabilirsiniz. günde ortalama 7-8 bardak çayla birlikte 2-3 fincan kahve içen hemen her insanda kafein bağımlılığı baş gösteriyor. ilk başlarda günde 300 mg ile temelleri atılır, daha sonraları bu miktar 700 mg'ın üstüne çıkar. kafein bağımlılarının günlük aldıkları kafein miktarı 700 mg civarlarında dolaşıyor.
bununla birlikte vücuduna yeterli miktarda kafein almayan bağımlılar, belli bir noktadan sonra uyku problemleri, halsizlik, konsantrasyon eksikliği, motivasyon düşüklüğü, düşünsel aktivitede yavaşlama ve asabiyet gibi belli başlı belirtiler gösteriyor.
günde 4-5 fincan kahve içen ve 10 bardak çayın altına düşmeyen bir bağımlı olarak tanımımı yazdım, kahve-sigara yapmaya gidiyorum... *
devamını gör...
gereksiz yere para verilen tatlılar
sütlaç olabilir.
o da mekanda başka tatlı varsa.
yoksa tüm tatlılar, özelikle şerbetli tatlılar candır,* paralarını son kuruşuna kadar hak ederler.
o da mekanda başka tatlı varsa.
yoksa tüm tatlılar, özelikle şerbetli tatlılar candır,* paralarını son kuruşuna kadar hak ederler.
devamını gör...
danimarka'nın mültecilerin oturma iznini iptal etmesi
danimarka avrupa birliği üyesi ülkeler arasında şu anda en sert göçmen yasasına sahip ülkelerden biridir. göçmen politikaları iç politika malzemesi yapılmıştır. bm mülteciler yüksek komiserliğine göre suriye hala dönüş için güvenli olmayan ülkeler listesindedir. bu durumda mültecileri geri dönmeye zorlamak uluslarası sözleşmelere aykırıdır. uluslarası topluluk danimarka'nın kararından duydukları endişeyi dile getirmekteler. geçen yazdan bu yana toplam 189 suriye vatandaşının ikametgah izinlerinin uzatılması talebine red cevabı veren danimarka, kalan 500 suriyelinin ise ikametgah izinlerinin tekrar gözden geçirileceğini açıklamıştır.
bu danimarka'nın uluslarası sözleşmeleri hiçe sayan ilk kararı değildir. danimarka 2016 yılında sığınmacıların para ve eşyalarına el koyma hakkını tanıyan bir yasa hazırlamaya çalışmış ve cenevre'deki bm insan hakları konseyi'nde bu nedenle sert bir şekilde eleştirilmişti. zorunlu geri dönüşler uzun vadede çok daha fazla şiddete ve soruna yol açarken, yapılan çalışmalar mültecilerin bulundukları ülkeye entegresinin ve mültecilerin geldiği ülkede veya bölgede stabilizasyon sağlandıktan sonra gönüllü geri dönüşlerin desteklenmesinin uzun vadede çok daha faydalı olduğunu gösteriyor. zorunlu geri dönüşlerin sonuçları için tanzanya-burundi örneğine bakabilirsiniz.
al jazeera
buradan
the guardian
buradan
bu danimarka'nın uluslarası sözleşmeleri hiçe sayan ilk kararı değildir. danimarka 2016 yılında sığınmacıların para ve eşyalarına el koyma hakkını tanıyan bir yasa hazırlamaya çalışmış ve cenevre'deki bm insan hakları konseyi'nde bu nedenle sert bir şekilde eleştirilmişti. zorunlu geri dönüşler uzun vadede çok daha fazla şiddete ve soruna yol açarken, yapılan çalışmalar mültecilerin bulundukları ülkeye entegresinin ve mültecilerin geldiği ülkede veya bölgede stabilizasyon sağlandıktan sonra gönüllü geri dönüşlerin desteklenmesinin uzun vadede çok daha faydalı olduğunu gösteriyor. zorunlu geri dönüşlerin sonuçları için tanzanya-burundi örneğine bakabilirsiniz.
al jazeera
buradan
the guardian
buradan
devamını gör...
türkiye'de tartışma kültürü
lafı kesilmeden iki kişinin bir konuyu enine boyuna tartışmasının mümkün olmadığı bir ülkede olmadığını düşündüğüm konudur. hayatım boyunca sadece bir kişi konuşurken lafımı kesmedi, o da amerikalıydı.
devamını gör...
evde loş ışıkta oturmak
evimde daima yaptığım şeydir.
eskiden yüksek voltajlı ki 100 volttu galiba beyaz lambalar kullanırdık. sonra ekonomik ve sarı lambalar çıktı loş ortamlar arttı. hele de yeni evime taşındıktan sonra yatak odamda artık sadece gece lambası açıyorum bir şeyler okurken ve seyrederken.
başkalarının evindeki çok yüksek ışıklar çok gözümü alıyor, yarım saatten fazla dayanamıyorum. bir de cepte, ipadte ve her yerde gece moduna çok pis alıştım. süper oluyor, şiddetle tavsiye ederim.
eskiden yüksek voltajlı ki 100 volttu galiba beyaz lambalar kullanırdık. sonra ekonomik ve sarı lambalar çıktı loş ortamlar arttı. hele de yeni evime taşındıktan sonra yatak odamda artık sadece gece lambası açıyorum bir şeyler okurken ve seyrederken.
başkalarının evindeki çok yüksek ışıklar çok gözümü alıyor, yarım saatten fazla dayanamıyorum. bir de cepte, ipadte ve her yerde gece moduna çok pis alıştım. süper oluyor, şiddetle tavsiye ederim.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en büyük fobisi
solucan hatta arkadaşları.
dünyadan yok olsalar yada bana hiç görünmeseler.
köylü olup solucandan korkmam ironi değil.
dünyadan yok olsalar yada bana hiç görünmeseler.
köylü olup solucandan korkmam ironi değil.
devamını gör...
barda
gerçek bir olaydan esinlenmiş film. gerçek olayın suçluları rahşan affı ile serbest bırakılmış. o zaman bir mafya babası öldür de öldürelim diyerek olay mağduruna teklif götürmüş fakat mağdur kişi reddetmiş.
devamını gör...
sözlükte devrim sinyallerinin verilmesi
devamını gör...
cehenneme girince kurulacak ilk cümle
dante'nin cehennem kapısının üzerindeki okuduğu cümledir:
" ey buradan içeri girenler! bütün umutlardan vazgeçin!"
" ey buradan içeri girenler! bütün umutlardan vazgeçin!"
devamını gör...
olmak istenen cansız varlık
onun yastığı olmak isterdim sarılmasına ihtiyacım var galiba.
devamını gör...
fenike alfabesi
latince ve antik yunanca öğrendiğim yıllarda bol bol andığım fenikelilerin alfabesi olur.
devamını gör...
içten pazarlıklı
çok fazla kurnaz ve sinsi insanları anlatmak için kullanılan deyim.
devamını gör...
hitap tarzı
abi, abla sözleri. belki kimi müşterilere samimi gelse de bana samimi gelmiyor. hanımefendi, beyefendi gibi hitaplar daha uygun.
devamını gör...
