köylü yazardan ironiler
sanki asansörden çıkıp kapıyı anahtarla açarken "dur bi kapısını çalayım, iki laflarız" diyebilecegim kadar yakın. kek pişince çocuklarla bir tabak gönderebilecegim kadar samimi, içimdekileri anlatınca kırmızı odaya girmişim gibi dinleyecegine emin olduğum kadar kaliteli. iyi ki var.
devamını gör...
128 milyar dolar nerede manili ramazan davulcusu
kastamonulu genç bir vatandaşımız. tokmağını fena sallamış.
manisi şöyle:
ramazan gelmiş şehrime,
bölüşmeli hep birlikte,
sormaktan hiç yorulmayız,
128 milyar dolar nerede?
güm güm de güm güm.
t24.com.tr/video/polis-her-...
hem sahura kalkmak isteyenleri uyandırmaya çalışan hem de yıllardır ölü taklidi yapıp derin bir uykuda olanları uyandırmaya çalışan bu vatandaşı polis her yerde arıyormuş.
ne yapsak manilerimizle destek mi olsak?
ayrıca;
(bkz: edirne valiliği'nin pankart asmayı yasaklaması)
www.google.com/amp/s/t24.co...
korono virüs kapsaminda diye de eklemişler.
hahaha.
zavallılıkta son nokta.
düzenleme: türkçe karakter, imla.
manisi şöyle:
ramazan gelmiş şehrime,
bölüşmeli hep birlikte,
sormaktan hiç yorulmayız,
128 milyar dolar nerede?
güm güm de güm güm.
t24.com.tr/video/polis-her-...
hem sahura kalkmak isteyenleri uyandırmaya çalışan hem de yıllardır ölü taklidi yapıp derin bir uykuda olanları uyandırmaya çalışan bu vatandaşı polis her yerde arıyormuş.
ne yapsak manilerimizle destek mi olsak?
ayrıca;
(bkz: edirne valiliği'nin pankart asmayı yasaklaması)
www.google.com/amp/s/t24.co...
korono virüs kapsaminda diye de eklemişler.
hahaha.
zavallılıkta son nokta.
düzenleme: türkçe karakter, imla.
devamını gör...
intihal
tdk. aşırma.
yaygınlaşan dijital paylaşım platformları ile yepyeni cepheleri açılan eylem; sosyal medya, içerik ve haber paylaşım portalları gibi. sözlük gibi platformlarda bireysel araştırmalarımız sonucu girdiğimiz bilgi içerikli entryler aslında her birimizi gönüllü birer içerik üreticisi yapıyor. işte bu noktada her birimiz için intihale maruz kalma tehlikesi doğuyor. örneğin twitter'da aslı size ait olan bir tweetin başkası tarafından atılıp sizden daha fazla etkileşim alması dahi bir intihal.
hatırlayanlar olacaktır, stumbleupon diye çok güzel bir web sitesi vardı. her stumble tuşuna bastığınızda sizi önceden belirlediğiniz ilgi alanları doğrultusunda yeni bir web sitesine yönlendirirdi. ben de burada ilgimi çeken içerikleri hiçbir edinim sağlamadan ve birkaç farklı ek kaynaktan faydalanarak türkçeleştirirdim. bunu da o zaman aktif kullanıcısı olduğum sözlükte kaynaklarımı belirterek paylaşırdım. bir gün yine ilgimi çeken bir konuda bir içeriğe denk geldim. öncesinde herhangi bir türkçe portalda yayınlanmış mı diye kontrol ettim. yayınlanmadığını görünce de yine birkaç farklı kaynaktan olayı araştırıp olayı her yönünden ele alan uzunca bir entry paylaştım.
birkaç hafta sonraydı sanırım bir sosyal medya platformunda bir arkadaşımın konuyla ilgili paylaşımını gördüm. paylaşım, beş sene önce şimdikinden daha ünlü bile olsa hala ünlü sayılabilecek bir içerik paylaşım platformuna aitti. "aa," dedim, "benden farklı biri de denk gelmiş."
onun konuyu nasıl ele aldığını görmek için içeriği açtım. cümlelerimi birebir kopyaladığı yetmezmiş gibi kaynak olarak da beni değil, entrymin sonunda gösterdiğim kaynakları yazmıştı. çok da önemli değil zira bu tarz gönüllü içerik üreticiliği yaptığımız platformlarda yazdığımızda bunları da göze almış oluyoruz bir nevi. ancak yine de insan üzerinde hatırı sayılır bir zaman ve emek harcadığı ve karşılığında hiçbir edinim sağlamadığı bir şeyin üzerinden, başkası onu sadece kopyalayıp yapıştırarak bir edinim sağladığında kötü hissediyor; enayi gibi işte.
yaygınlaşan dijital paylaşım platformları ile yepyeni cepheleri açılan eylem; sosyal medya, içerik ve haber paylaşım portalları gibi. sözlük gibi platformlarda bireysel araştırmalarımız sonucu girdiğimiz bilgi içerikli entryler aslında her birimizi gönüllü birer içerik üreticisi yapıyor. işte bu noktada her birimiz için intihale maruz kalma tehlikesi doğuyor. örneğin twitter'da aslı size ait olan bir tweetin başkası tarafından atılıp sizden daha fazla etkileşim alması dahi bir intihal.
hatırlayanlar olacaktır, stumbleupon diye çok güzel bir web sitesi vardı. her stumble tuşuna bastığınızda sizi önceden belirlediğiniz ilgi alanları doğrultusunda yeni bir web sitesine yönlendirirdi. ben de burada ilgimi çeken içerikleri hiçbir edinim sağlamadan ve birkaç farklı ek kaynaktan faydalanarak türkçeleştirirdim. bunu da o zaman aktif kullanıcısı olduğum sözlükte kaynaklarımı belirterek paylaşırdım. bir gün yine ilgimi çeken bir konuda bir içeriğe denk geldim. öncesinde herhangi bir türkçe portalda yayınlanmış mı diye kontrol ettim. yayınlanmadığını görünce de yine birkaç farklı kaynaktan olayı araştırıp olayı her yönünden ele alan uzunca bir entry paylaştım.
birkaç hafta sonraydı sanırım bir sosyal medya platformunda bir arkadaşımın konuyla ilgili paylaşımını gördüm. paylaşım, beş sene önce şimdikinden daha ünlü bile olsa hala ünlü sayılabilecek bir içerik paylaşım platformuna aitti. "aa," dedim, "benden farklı biri de denk gelmiş."
onun konuyu nasıl ele aldığını görmek için içeriği açtım. cümlelerimi birebir kopyaladığı yetmezmiş gibi kaynak olarak da beni değil, entrymin sonunda gösterdiğim kaynakları yazmıştı. çok da önemli değil zira bu tarz gönüllü içerik üreticiliği yaptığımız platformlarda yazdığımızda bunları da göze almış oluyoruz bir nevi. ancak yine de insan üzerinde hatırı sayılır bir zaman ve emek harcadığı ve karşılığında hiçbir edinim sağlamadığı bir şeyin üzerinden, başkası onu sadece kopyalayıp yapıştırarak bir edinim sağladığında kötü hissediyor; enayi gibi işte.
devamını gör...
kar kış kıyamet
eskilerin bu tür günlerde kullanmayı çok sevdiği üçleme.
türkçe ikilemeleriyle çok zengin bir dildir. hemen her sözcüğü o sözcüğün aynısıyla, yakın anlamlısıyla, karşıt anlamlısıyla biri anlamlı biri anlamsızıyla (daha epey var ama o ikilemelerin konusu olsun) kullanmayı çok severiz: koşa koşa, seve seve; yapa ede, ses seda; gele gide, iyi kötü; eski püskü, yarım yamalak........
başka dillerde bu tür kullanımlara (örn. ingilizcede) ben rastlamadım.
amma velakin üçlemelerle anlatım kurmak türkçede de yaygın değildir.
bugün yaşadığım yer tam da böyle bir günü yaşıyor. dışarısı burnunuzu bile çıkarmak istemeyeceğiniz kadar sisli, puslu, karanlık. (al, bir üçleme daha kullandım:)) sabah başlayan yağmurla karışık kar yağışı hala devam ediyor. arada buz gibi bir rüzgar. ohh! az önce kapalı balkona çıktım sigara içmeye. çok az araç gördüm. herkes evlerine tıkılmış beklemelerde; pandeminin bitmesini, baharın gelmesini, yeniden deniz kenarındaki kafelere oturup çekirdek çitleyip iki lafın belini kırmayı.....
geçecek, bir gün hepsi geçecek. özlediği günler kimilerine gelecek, kimileri o günleri hiç göremeyecek. hayat işte. ben, iyisi mi kahvemi tazeleyip bir sigara daha tellendireyim. böyle günler yılda kaç gün ki. deniz puslu, gemiler falan....
türkçe ikilemeleriyle çok zengin bir dildir. hemen her sözcüğü o sözcüğün aynısıyla, yakın anlamlısıyla, karşıt anlamlısıyla biri anlamlı biri anlamsızıyla (daha epey var ama o ikilemelerin konusu olsun) kullanmayı çok severiz: koşa koşa, seve seve; yapa ede, ses seda; gele gide, iyi kötü; eski püskü, yarım yamalak........
başka dillerde bu tür kullanımlara (örn. ingilizcede) ben rastlamadım.
amma velakin üçlemelerle anlatım kurmak türkçede de yaygın değildir.
bugün yaşadığım yer tam da böyle bir günü yaşıyor. dışarısı burnunuzu bile çıkarmak istemeyeceğiniz kadar sisli, puslu, karanlık. (al, bir üçleme daha kullandım:)) sabah başlayan yağmurla karışık kar yağışı hala devam ediyor. arada buz gibi bir rüzgar. ohh! az önce kapalı balkona çıktım sigara içmeye. çok az araç gördüm. herkes evlerine tıkılmış beklemelerde; pandeminin bitmesini, baharın gelmesini, yeniden deniz kenarındaki kafelere oturup çekirdek çitleyip iki lafın belini kırmayı.....
geçecek, bir gün hepsi geçecek. özlediği günler kimilerine gelecek, kimileri o günleri hiç göremeyecek. hayat işte. ben, iyisi mi kahvemi tazeleyip bir sigara daha tellendireyim. böyle günler yılda kaç gün ki. deniz puslu, gemiler falan....
devamını gör...
the fountain
bir yakınınızı, sevdiğiniz bir insanı kaybetmeden önce izlediğinizde başka, sonra izlediğinizde başka etkileri olan bir film.
hoş ölüm ile ilgili başa gelmeden okunan, izlenen, düşünülen her şey boş ya. neyse.
hoş ölüm ile ilgili başa gelmeden okunan, izlenen, düşünülen her şey boş ya. neyse.
devamını gör...
in july
çocuk aklımla izleyip bağlandığım,ara ara açıp kendimi ödüllendirdiğim bir fatih akın filmi.
başrollerde moritz bleibtreu(köfte dudak daniel), christiane paul(juli), mehmet kurtuluş ve idil üner yer alıyor.
yol filmlerini sevmeye başlama nedenimdir aynı zamanda.
her sahnesi ayrı güzeldir.
film müzikleriyle de övgüyü hakediyor.
(bkz: chris isaac-blue moon)
(bkz: idil üner-güneşim)
başrollerde moritz bleibtreu(köfte dudak daniel), christiane paul(juli), mehmet kurtuluş ve idil üner yer alıyor.
yol filmlerini sevmeye başlama nedenimdir aynı zamanda.
her sahnesi ayrı güzeldir.
film müzikleriyle de övgüyü hakediyor.
(bkz: chris isaac-blue moon)
(bkz: idil üner-güneşim)
devamını gör...
herkes mahlasına yakışanı yapsın
mğslum gğrses.
devamını gör...
otobüste karşı cinsin yanına oturmamak
bir gün işten çıkıp arkadaşlarla dolmuşla merkeze geçecektik. 4 arkadaş arkayı dörtleyerek bana da arkanın bir önü ikili koltuğu bırakmıştı. velhasıl yerleştik, hareket ettik. bir durak sonra bir kadın yolcu dolmuşa iştirak etti. dolmuşta da tek benim yanım boş olduğu için yanıma oturabilir diye pencere kısmına doğru yanaştım. ama gel gör ki ; bacımız " ben bu malın yanına mı oturacağım ." edasıyla bir bakış atarak oturmamayı tercih etti. dolmuş hareket etti ve tabi bu bacımız her kasiste sallanmaya falan başladı . şoför beyin gözünden kaçmayan bu denge kaybı , " hanımefendi arkada boş yer var . oturabilirsiniz. " diye gayet kibar bir dille söylendi. ancak bacımız halinden memnun gibi davranarak ve yine " bu malın yanına mı oturacağım hıh ." diyerek oturmadı. bu duruma karşılıksız kalamayan ben hemen yerimden kalkarak , "hanım efendi siz oturun ben az ileride ineceğim." diye centilmenlik hamlemi kullandım. ama yok yine oturmadı. bu sefer de ikimiz ayakta denge kaybı yaşayan iki şuursuz gibi her kasiste sallanmaya başladık. bu işe yıllarını veren soför bey bu sefer de " arkadaşlar polis çevirmesi var lütfen ayakta kalmayın ." diye topa girerek ortamı germeyi başardı . ve yine oturmadı. velhasıl kelam zorla güzellik olmaz efendim. ben hala benim tipim yüzünden oturmadığını düşünsem de arkadaşlarım koltukla ilgili bir sorunu olduğunu düşünmekteler. ama cidden bir insanı tanımadan sırf tipi bozuk diye de böyle gerginliğe gerek yok. tipsizler olarak bizde insanız yahu...
not: tipsizler dayanışma derneği -şişli / istanbul.
not: tipsizler dayanışma derneği -şişli / istanbul.
devamını gör...
moskovakitapcisi
tanımlarıyla ve profilindeki iddaa oynayan teyze resmiyle yüzümü gülümseten yazar arkadaşımız.
takipteyiz efendim, nice güzel tanımlara.
takipteyiz efendim, nice güzel tanımlara.
devamını gör...
diyanet-sen çocuk dergisindeki idam ve kafa kesme görselleri
inanan bir arkadaşımla konuşurken sormuştum küçük yaşta bunları öğretmeselerde 13 15 yaşında gelip az buçuk kafası çalışınca anlatsalar ne olur diye. o zaman kimse inanmaz ki demişti. anlatacaklarım bu kadar.
ağaç yaşken eğilir.
ağaç yaşken eğilir.
devamını gör...
annenin sevilmeyen huyları
çok dövmesi, milletin içinde dövmesi, sopayla dövmesi, kısacası her türlü durumda dövmesi.
devamını gör...
müslüm gürses'i anma gecesi radyo yayını
beyfendiliği askıya aldığım gecedir. an itibariyle kadıköy derbederi olarak güncelliyorum. açtım yayını dinlemekteyim.
devamını gör...
amon amarth
melodik death metal denildiği zaman akla gelen bence ilk grup amon amarth’dır şüphesiz ki. ulan adamlar aşırı coşkulu aşırı gaz şarkılar yapmışlar ya. melodik death yapmaları yanı sıra viking metal de yapmaktadır kendileri. grup adını j. r. r. tolkien′in orta dünya'sında bulunan hüküm dağı'nın sindarin dilindeki almıştır.
şarkılarında ahenk, akıcılık, gitar soloları, brutaller ve enstrüman yoğunluğu oldukça fazladır. ilginç ve de şahaneler ya. isveç’in çıkarmış olduğu harikulade metal gruplarından da birisidir. ulan o kadar güzel albümleri şarkıları var hangi birisini yazayım ben buraya? ama madem başlığa geldik birkaç favorim olan amon amarth albümlerini yazayım yapacak bir şey yok.
twilight of the thunder god, berserker, versus the world, the crusher, the pursuit of vikings gibi şahane albümlerinin ben de yeri hep başkadır. yahu hangi kafayla yaptılar bu güzel albümleri halen aklım almıyor. konserlerinde hayranları tipten tipe girip şarkılara acayip şekilde eşlik ediyorlar bi konser videosunda buna şahit olmuştum. kılıç kalkan kuşanıp savaşa gidilmelik şarkılar yapmışlar. grubun vokali olan johan hegg brutal atarken gırtlağı parçalanmıyor mu anlam veremiyorum. yalnız üstad çok şahane performans sergiliyor hiçbir zaman hakkını yiyemeyiz.
hatta mizah amaçlı, at avrat amon amarth bile diyebiliyorum bazen. ah ulan ah canlı canlı dinlemek vardı bunları be. hayallerimin arasında her zaman vallahi. saygılar sevgiler sunuyorum kendilerine. *
şarkılarında ahenk, akıcılık, gitar soloları, brutaller ve enstrüman yoğunluğu oldukça fazladır. ilginç ve de şahaneler ya. isveç’in çıkarmış olduğu harikulade metal gruplarından da birisidir. ulan o kadar güzel albümleri şarkıları var hangi birisini yazayım ben buraya? ama madem başlığa geldik birkaç favorim olan amon amarth albümlerini yazayım yapacak bir şey yok.
twilight of the thunder god, berserker, versus the world, the crusher, the pursuit of vikings gibi şahane albümlerinin ben de yeri hep başkadır. yahu hangi kafayla yaptılar bu güzel albümleri halen aklım almıyor. konserlerinde hayranları tipten tipe girip şarkılara acayip şekilde eşlik ediyorlar bi konser videosunda buna şahit olmuştum. kılıç kalkan kuşanıp savaşa gidilmelik şarkılar yapmışlar. grubun vokali olan johan hegg brutal atarken gırtlağı parçalanmıyor mu anlam veremiyorum. yalnız üstad çok şahane performans sergiliyor hiçbir zaman hakkını yiyemeyiz.
hatta mizah amaçlı, at avrat amon amarth bile diyebiliyorum bazen. ah ulan ah canlı canlı dinlemek vardı bunları be. hayallerimin arasında her zaman vallahi. saygılar sevgiler sunuyorum kendilerine. *
devamını gör...
ye kürküm ye
girilen ortamda, kılık kıyafetin iyiliğine göre insanların, size karşı davranışlarının değişmesi karşısında kullanılan kalıp.
devamını gör...
sedat peker
bu adam erdoğan ın memleketi(!) rize de miting yaptı miting. muhalefete saldırdı ağzına geleni saydı. vatan millet sakarya edebiyatı yaptı. kan banyosu tehdidinde bulundu. bilin bakalım kim askerlik yapmadı? evet yine bu şarlatan.
yeğeniyim diye ortalarda gezen kekolar da çok. hepsinde bıçak var, madde var. peki bilin bakalım kim vatan haini? evet biz, sen, hepimiz.
yeğeniyim diye ortalarda gezen kekolar da çok. hepsinde bıçak var, madde var. peki bilin bakalım kim vatan haini? evet biz, sen, hepimiz.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
harfsiz diller çetesi
kim anlardı ki ;
mumdan akan tanelerin, bahçede ki çınardan kopan yaprakların ve öğle saatlerinde çalan kornaların dilinden
ben anlar mıydım ki ?
kahvenin içine dökülen sütün karmaşasını, bir sahaftan rastgele alınan ilk baskı ‘’ garcia ’’mısralarını ..mmm
bilmem, belki tırmansaydım
o gökte ki rengarenk kumaş merdivenden
çocuk olup şehirlere bakar mıydım , seksek oynadığımız o gökteki pamuktan kubbelerden?
bilemedim şimdi..
tencerenin dibindeki tatlıyı birlikte sıyırmak mıydı önemli olan
yoksa göz göze iken kalabalığın arasında kaybolabilmek mi ?
bilemedim..
hee bildim aslında, önemli olan sevebilmekti, hiç kimse gibi..
ve söyleyebilmekti hiçbir harfin dans etmesine izin vermeden.
hame
kim anlardı ki ;
mumdan akan tanelerin, bahçede ki çınardan kopan yaprakların ve öğle saatlerinde çalan kornaların dilinden
ben anlar mıydım ki ?
kahvenin içine dökülen sütün karmaşasını, bir sahaftan rastgele alınan ilk baskı ‘’ garcia ’’mısralarını ..mmm
bilmem, belki tırmansaydım
o gökte ki rengarenk kumaş merdivenden
çocuk olup şehirlere bakar mıydım , seksek oynadığımız o gökteki pamuktan kubbelerden?
bilemedim şimdi..
tencerenin dibindeki tatlıyı birlikte sıyırmak mıydı önemli olan
yoksa göz göze iken kalabalığın arasında kaybolabilmek mi ?
bilemedim..
hee bildim aslında, önemli olan sevebilmekti, hiç kimse gibi..
ve söyleyebilmekti hiçbir harfin dans etmesine izin vermeden.
hame
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
bu hafta konu seçimi ile beni hayal kırıklığına uğratan yayın.
yok, kesinlikle zafer haftasına filan laf edecek değilim, gayet iyi bir seçim, güzel ve çok anlamlı.
ancak, konu belli olmadan önce kadın bir yazara "bu hafta senin için şarkı anons edeceğim, var mısın?" diye sormuşum, o da kikir kikir kabul etmiş, hatta o da "ben de senin için isterim" demiş. ikimiz de mutlu mesut filan olmuşuz, oh mis!
iyi de millet, ben bu kadına bu hafta hasan mutlucan'dan yine de şahlanıyor'u mu armağan edeceğim yoksa haluk levent 'den izmir marşını mı?
arkadaşım kadın diyorum, duygusallık diyorum, yayının konusuna bak?*
neyse artık mesaj atayım da haftaya kalsın bizim duygusallık felan, olmaz böyle!
aslında çıktık açık alınla filan olur gibi ama biraz tuhaf kaçabilir, hımmm...
yok, kesinlikle zafer haftasına filan laf edecek değilim, gayet iyi bir seçim, güzel ve çok anlamlı.
ancak, konu belli olmadan önce kadın bir yazara "bu hafta senin için şarkı anons edeceğim, var mısın?" diye sormuşum, o da kikir kikir kabul etmiş, hatta o da "ben de senin için isterim" demiş. ikimiz de mutlu mesut filan olmuşuz, oh mis!
iyi de millet, ben bu kadına bu hafta hasan mutlucan'dan yine de şahlanıyor'u mu armağan edeceğim yoksa haluk levent 'den izmir marşını mı?
arkadaşım kadın diyorum, duygusallık diyorum, yayının konusuna bak?*
neyse artık mesaj atayım da haftaya kalsın bizim duygusallık felan, olmaz böyle!
aslında çıktık açık alınla filan olur gibi ama biraz tuhaf kaçabilir, hımmm...
devamını gör...
karma puanı yükseltme
keşiş bulmanız lazım, budizm dinine mensup olmanız lazım ayrıca.
devamını gör...
dönüşüm
kitapta böcek metaforu çok güzel işlenmiş. insanlara yapılan iyilik ve fedakarlıkların bir zaman sonra onlar tarafından bir görev gibi algılanması, bunları yerine getirmeyecek duruma düştüğünde değerini günden güne yitirişini vurguladığını söyleyebilirim.
bir diğer bakış açısı ise var olan düzene aykırı bir mevcudiyetin varsa, kabul görmeyişinin, ezilmenin kaçınılmaz olduğuna dikkat çekiliyor. eğer aykırı isen herkes gibi değilsen yaşam alanın insanların kurtulmak isteği fazlalıklarla işgal edilir. adım atacak yerin kalmaz, hiçbir şekilde sesini duyuramazsın ve zamanla yaşama hevesin bu yıkıntılar arasında kaçar gider...
açıkçası okurken böcek fobisine sahip biri olarak ilk birkaç sayfasını çok zorlanarak okurken, sonralardan kendimi gregor ile empati kurup uzulurken buldum.
ayrıca gerçek hayatta benimde aynı böcek muamelesi görüp ezildiğimi öğrendiğim çok iyi oldu. çok da güzel oldu. sağol kafka.*
devamını gör...
