yazarların itiraf köşesi
seni çok özlediğimi taaa sabahtan kalma bayat kahveden bir yudum alınca hatırladım....*
devamını gör...
türkçedeki en hüzünlü kelime
(bkz: gurbet)
birçok hüzün barındırıyor: aileden uzaklık, alışık olduğun yerden uzaklık, yarım kalmış bir şeyler, sevgiliden uzaklık, yabancılık hissi, yalnızlık hissi…
birçok hüzün barındırıyor: aileden uzaklık, alışık olduğun yerden uzaklık, yarım kalmış bir şeyler, sevgiliden uzaklık, yabancılık hissi, yalnızlık hissi…
devamını gör...
çok üst düzey bir espri
kamusal mizah isimli youtube kanalıyla tanıdığımız özgür turhan'ın başlıkla aynı ismi taşıyan skecinde, ağzıma pelesenk ettiği malum sözdür. skecin tamamı şöyledir:
hahaha oğlum çok komik espri lan valla yemin ediyom. baya komik çok üst düzey bir espri bu ya. bunun düzeyini millet de öğrenmesi lazım. fazla komik yani, hani mesela bazı espriler yapıyorlar mahmut bu kadar komik değil. hahaha. ben şimdi buna gülüyorum ya, yarın gülemiycem diye üzülecem kendim. hani genel olarak baktığında espri şeylerine bunun çok üst düzey kalıyo bu espri. hahaha. ulan biraz az komik yap da gülmekten altıma sıçmayım. hahaha. sen bu espriyi bi tane uçak kirala, arkasına koy bu espriyi, yedi düvel duysun bunu. ulan gülmekten öldüm yemin ediyom bu kadar komik aaa. yani biraz az komiğini yap bunun, gene gülecem. çıkalım dağların başına hep beraber halay çekerek bu espriye gülelim, yani bu esprinin karşılığı çok daha kaliteli esprilerin önünü de açar, ülke olarak kalkınırız yani. sen bu espriyi yap afrikadaki çocuklar açlıktan ölmesin...
hahaha oğlum çok komik espri lan valla yemin ediyom. baya komik çok üst düzey bir espri bu ya. bunun düzeyini millet de öğrenmesi lazım. fazla komik yani, hani mesela bazı espriler yapıyorlar mahmut bu kadar komik değil. hahaha. ben şimdi buna gülüyorum ya, yarın gülemiycem diye üzülecem kendim. hani genel olarak baktığında espri şeylerine bunun çok üst düzey kalıyo bu espri. hahaha. ulan biraz az komik yap da gülmekten altıma sıçmayım. hahaha. sen bu espriyi bi tane uçak kirala, arkasına koy bu espriyi, yedi düvel duysun bunu. ulan gülmekten öldüm yemin ediyom bu kadar komik aaa. yani biraz az komiğini yap bunun, gene gülecem. çıkalım dağların başına hep beraber halay çekerek bu espriye gülelim, yani bu esprinin karşılığı çok daha kaliteli esprilerin önünü de açar, ülke olarak kalkınırız yani. sen bu espriyi yap afrikadaki çocuklar açlıktan ölmesin...
devamını gör...
bir kedinin en güzel yeri
burnuuuu öperim benimkini hep.
devamını gör...
koşer
aynı islamdaki helal kesim gibi olan, yahudi tradisyonundaki et kesim esasıdır.
aranızda bazı arkadaşlarım yurtdışına çıktıkları zaman lokantalarda hop oturup hop kalkıyor ''ayyy pork domuz yemesek bariiii'' diye... sonra dana kaburgalara falan saldırılıyor... aslında ne kadar gereksiz bir şey. ayrıca, doğu avrupa'daki çükomastik sovyet eskisi ülkeleri falan saymazsak kimse size afedersiniz puştluğuna domuz eti falan yedirmez. çünkü adamlar bizim gibi sığır değiller. orada da lokantalarda marketlerde her şeyin üzerinde yazıyor domuz mu değil mi vs.
herneyse; domuza bu kadar kıllanıyorsunuz. hassasiyetiniz için tebrikler. ancak yurtdışına çıktığınız zaman herhangi bir sığır eti de yememelisiniz çünkü islam kurallarına göre duası okunup kanı boşaltılmış hayvanın etini yemediğiniz için yine redzone'da kalıyorsunuz. ha bu kadar yemeden içmeden nem kapıyorsanız da şayet, ya yurtdışına hiç çıkmayın ya da vegan beslenin oralarda...
ama tabi bu tarz dilemmalar türk toplumundaki kültürel özellikleri görmemiz açısından da enteresan. aslında islama göre haram olan pek çok gıda ürünü tüketilmekte... ancak domuz eti ultra sevilmiyor bizde... eh tabi bunun da altında yatan bir tarihsel altyapı var. islam öncesinde de türkler domuz eti yemez, domuz beslemezlerdi. çünkü pis olarak kabul edilirdi... böyle de bir nüans var...
aranızda bazı arkadaşlarım yurtdışına çıktıkları zaman lokantalarda hop oturup hop kalkıyor ''ayyy pork domuz yemesek bariiii'' diye... sonra dana kaburgalara falan saldırılıyor... aslında ne kadar gereksiz bir şey. ayrıca, doğu avrupa'daki çükomastik sovyet eskisi ülkeleri falan saymazsak kimse size afedersiniz puştluğuna domuz eti falan yedirmez. çünkü adamlar bizim gibi sığır değiller. orada da lokantalarda marketlerde her şeyin üzerinde yazıyor domuz mu değil mi vs.
herneyse; domuza bu kadar kıllanıyorsunuz. hassasiyetiniz için tebrikler. ancak yurtdışına çıktığınız zaman herhangi bir sığır eti de yememelisiniz çünkü islam kurallarına göre duası okunup kanı boşaltılmış hayvanın etini yemediğiniz için yine redzone'da kalıyorsunuz. ha bu kadar yemeden içmeden nem kapıyorsanız da şayet, ya yurtdışına hiç çıkmayın ya da vegan beslenin oralarda...
ama tabi bu tarz dilemmalar türk toplumundaki kültürel özellikleri görmemiz açısından da enteresan. aslında islama göre haram olan pek çok gıda ürünü tüketilmekte... ancak domuz eti ultra sevilmiyor bizde... eh tabi bunun da altında yatan bir tarihsel altyapı var. islam öncesinde de türkler domuz eti yemez, domuz beslemezlerdi. çünkü pis olarak kabul edilirdi... böyle de bir nüans var...
devamını gör...
bohemian rhapsody
öncelikle bu filmi deneyimleyebilmeme neden olan kişilere teşekkür etmek istiyorum. filmi izlemek değil, deneyimleyebilmek diye tarif ettim. çünkü bu insanı bir seviye yukarıya taşıyan bir film. bu filmi izledikten sonra aynı yerde kalmak zor.
freddie mercury ve tabii ki queen’i öylece izleyebilmek hayallerimin ötesinde bir zevkti. bütün sevdiğim adamların ben doğmadan önce ya da ben daha müziklerini keşfedemeden ölmeleri çok büyük şanssızlık! freddie mercury’i sahnede bir kez olsun canlı canlı izleyebilmek için kalan ömrümün 5 ylını veririm. the beatles için de 10 yıl... geriye pek bir şey kalmıyor gerçi. bu umurumda olmazdı. böyle bir deneyim için değer bence.
bu filmi tekrar tekrar izleyebilirim. böyle muhteşem bir film olması...
freddie mercury’nin tarzı, sesi, müziği... mucizevi!
tavırlarına, zekasına bittim! ve ölümü... beni derinden etkiledi.
erkeğin bir başka erkeği sevmesi ya da kadının bir başka kadını sevmesi neden bir türlü kabullenilmiyor, anlamıyorum. anlayamayacağım da! lütfen insanları rahat bırakın diye de haklı çıkışımı yaparım.
film 2018 yapımıdır. müzikal/dram olarak geçer. rami malek en iyi erkek oyuncu oscar'ını kazanmıştır.
yönetmenler bryan singer, dexter fletcher.
freddie mercury ve tabii ki queen’i öylece izleyebilmek hayallerimin ötesinde bir zevkti. bütün sevdiğim adamların ben doğmadan önce ya da ben daha müziklerini keşfedemeden ölmeleri çok büyük şanssızlık! freddie mercury’i sahnede bir kez olsun canlı canlı izleyebilmek için kalan ömrümün 5 ylını veririm. the beatles için de 10 yıl... geriye pek bir şey kalmıyor gerçi. bu umurumda olmazdı. böyle bir deneyim için değer bence.
bu filmi tekrar tekrar izleyebilirim. böyle muhteşem bir film olması...
freddie mercury’nin tarzı, sesi, müziği... mucizevi!
tavırlarına, zekasına bittim! ve ölümü... beni derinden etkiledi.
erkeğin bir başka erkeği sevmesi ya da kadının bir başka kadını sevmesi neden bir türlü kabullenilmiyor, anlamıyorum. anlayamayacağım da! lütfen insanları rahat bırakın diye de haklı çıkışımı yaparım.
film 2018 yapımıdır. müzikal/dram olarak geçer. rami malek en iyi erkek oyuncu oscar'ını kazanmıştır.
yönetmenler bryan singer, dexter fletcher.
devamını gör...
epsilon (yazar)
-iyi bir sözlük yazarı nasıl olmalı?
+epsilondelta gibi.
nasıl hitap etmeli bilemiyorum kendisiyle merhabamız dahi yok. nickaltı yazmanın bir adabı olmalı diye düşünürüm kişinin haklarını ihlal etmeden naçizane izlenim belirtmek gibi. evvela kalemi kuvvetli sayfa sayfa yazıları sıkılmadan, keyifle okunuyor. bilgili, samimi hiç şüphesiz ve tabii tarzının yalın olması göz dolduruyor.
orijinal bir yazar, taklit etmeyen değil ; kimsenin taklit edemediği yazıların sahibi olandır.
sözünden de yola çıkarak taklit edilememesini dilerim.
+epsilondelta gibi.
nasıl hitap etmeli bilemiyorum kendisiyle merhabamız dahi yok. nickaltı yazmanın bir adabı olmalı diye düşünürüm kişinin haklarını ihlal etmeden naçizane izlenim belirtmek gibi. evvela kalemi kuvvetli sayfa sayfa yazıları sıkılmadan, keyifle okunuyor. bilgili, samimi hiç şüphesiz ve tabii tarzının yalın olması göz dolduruyor.
orijinal bir yazar, taklit etmeyen değil ; kimsenin taklit edemediği yazıların sahibi olandır.
sözünden de yola çıkarak taklit edilememesini dilerim.
devamını gör...
ayol diyen erkek
sohbeti güzel olan erkektir*.
devamını gör...
zayi ilanı
başka bir adıyla, kayıp ilanı.
kimlik, ehliyet, diploma gibi eşyaların kaybolması durumunda bir sorun ile karşılaşmamak için gazetelere verilmesi gereken ilandır.
kaybolan eşya kötü niyetli biri tarafından bulunsa bile verilen ilanda
-hükümsüzdür- diye belirtildiğinden oluşabilecek sıkıntılar önlenir.
kimlik, ehliyet, diploma gibi eşyaların kaybolması durumunda bir sorun ile karşılaşmamak için gazetelere verilmesi gereken ilandır.
kaybolan eşya kötü niyetli biri tarafından bulunsa bile verilen ilanda
-hükümsüzdür- diye belirtildiğinden oluşabilecek sıkıntılar önlenir.
devamını gör...
troller sözlükler için gerekli midir sorunsalı
trollük; münazara alıştırmalarında verilen saçma sapan tezleri savunmaya benzer. münazara grubunun; o, son derece saçma önermeyi mantıksal bir temele dayandırarak örneklendirmesi, somutlaştırması ve izleyenleri ikna etmesi gerekir. son derece yaratıcı bir beyin alıştırmasıdır. hazırlık süreci çok eğlencelidir. kişinin mantığını, analiz yeteneğini geliştirir. tabii düşüncelerini toparlayarak etkili biçimde ifade etmesi de yan faydadır.
anlamsız, saçma, geçersiz, gereksiz hatta ahlak dışı önermeler de yapılmalıdır. trollerin işi budur. üstünde bir an bile düşünmeniz farklı bakış açısından haberdar olmanızı sağlar. ayrıca toplum olarak idealden ne kadar uzak olduğumuza değinmeye gerek yok. yani bir sürü insan, bize göre, salakça cahilce yanlış düşünüyor* ve yaşıyor. troller bir anlamda onların da sesi.
troller gereklidir.
anlamsız, saçma, geçersiz, gereksiz hatta ahlak dışı önermeler de yapılmalıdır. trollerin işi budur. üstünde bir an bile düşünmeniz farklı bakış açısından haberdar olmanızı sağlar. ayrıca toplum olarak idealden ne kadar uzak olduğumuza değinmeye gerek yok. yani bir sürü insan, bize göre, salakça cahilce yanlış düşünüyor* ve yaşıyor. troller bir anlamda onların da sesi.
troller gereklidir.
devamını gör...
konya’da hayvan ambulanslarının göreve başlaması
harika bir haber. şöyle şeyleri gördüğümde o kadar mutlu oluyorum ki anlatamam. umarım hizmetlerine hep devam ederler ve yardıma ihtiyacı olan minik dostlarımızı yalnız bırakmazlar.
devamını gör...
anneannenin öğrettikleri
erkek torun ile kız torun arasında nasıl ayrımcılık yapılır, kız çocuk ile erkek çocuk arasında nasıl kayırmaca yapılır kendisi çok iyi bilirdi neyseki biz onun bildiklerinin tersini öğrendik de onun gibi kirli bir kalbimiz olmadı.
devamını gör...
simya
geçmiş zaman insanlarının sınama ve yanılmayla değersiz madenleri altına dönüştürme, hastalıkları iyileştirme ve sonsuz yaşama ulaşma uğraşlarına simya veya alşimi denir.
(kaynak: kimya kitabım.)
(kaynak: kimya kitabım.)
devamını gör...
saint nicholas
aziz nikolaus yada efsanevi adıyla noel baba is 4. yüzyılın ilk yarısında yaşamış bir din adamıdır. çocukların ,denizcilerin ve gezginlerin korucuyusu ilan edilmiştir. hayatının büyük çoğunluğunu myra'da (bugünkü antalya demre ilçesine yakın bir antik kent) geçiren aziz nikolaus burada başpsikopos'luk görevini yürütmüştür. vefat ettiken sonra aziz ilan edilip 5. yüzyılda adına kilise yaptırılmıştır. kilise bazilika planlıdır ve 3 büyük restorasyon görmüştür:
ilki is 9 yy.'da depremlerden, alüvyol toprakların kiliseye dolmasından ve akınlar nedeniyle tahrip olmasından dolayıdır. bu restorasyonda kiliseye ufak 3 adet kubbe eklenmiştir.
ikinci restorasyonun ise doğu roma imparatoru ıx. konstantin ve karısı zoe tarafından yaptırılmıştır. bu restorasyonda duvar freskleri ve taban mozaiklerinin bir çoğu yaptırılmıştır. ayrıca bu restorasyonda istanbul mimarisinin de izlerine sıklıkla rastlanır. bu fresklerde aziz nikolaus'un efsanevi hikayeleri anlatılır. bu yüzden lakabı ''mucize yaratan'' dır. bu fresklerde aziz nikolaus'un denizcilere, imparatorlara, komutanlara yardım ettiği ifade edilir. ayrıca incil'den sahnelere de yer verilmiştir.
üçüncü restorasyon ise rus çarı ıı. aleksandr 1862 yılında yaptırılmıştır. bu restorasyonda çan kulesi ve bahçe eklenmiştir. bu eklemelerden dolayı kilisenin yapısının bozulduğu söylenir.
aziz nikolaos'un mezarı buradadır ancak barili korsanların myra'ya uğradıkları ve kemikleri çaldığı söylensede çaldıkları kemiklerin aziz nikolaos'a ait oldukları kesin değildir.
ilki is 9 yy.'da depremlerden, alüvyol toprakların kiliseye dolmasından ve akınlar nedeniyle tahrip olmasından dolayıdır. bu restorasyonda kiliseye ufak 3 adet kubbe eklenmiştir.
ikinci restorasyonun ise doğu roma imparatoru ıx. konstantin ve karısı zoe tarafından yaptırılmıştır. bu restorasyonda duvar freskleri ve taban mozaiklerinin bir çoğu yaptırılmıştır. ayrıca bu restorasyonda istanbul mimarisinin de izlerine sıklıkla rastlanır. bu fresklerde aziz nikolaus'un efsanevi hikayeleri anlatılır. bu yüzden lakabı ''mucize yaratan'' dır. bu fresklerde aziz nikolaus'un denizcilere, imparatorlara, komutanlara yardım ettiği ifade edilir. ayrıca incil'den sahnelere de yer verilmiştir.
üçüncü restorasyon ise rus çarı ıı. aleksandr 1862 yılında yaptırılmıştır. bu restorasyonda çan kulesi ve bahçe eklenmiştir. bu eklemelerden dolayı kilisenin yapısının bozulduğu söylenir.
aziz nikolaos'un mezarı buradadır ancak barili korsanların myra'ya uğradıkları ve kemikleri çaldığı söylensede çaldıkları kemiklerin aziz nikolaos'a ait oldukları kesin değildir.
devamını gör...
türk kızlarının çirkin olması
başlığı açan, kaç defa reddedildi acaba, diye düşündüğüm başlık.
kızlar buna iyi yapmış belki de.
kızlar buna iyi yapmış belki de.
devamını gör...
dolomit dağları
adını kalsiyum ve magnezyum karbonatın bileşiminin meydana getirdiği dolomit minerallerinden alan bu dağlar italya’nın güney alpler bölgesinde yer alıyor. minerale ismini veren ise 18. yüzyılda bu minerali keşfeden fransız jeolog déodat gratet de dolomieu.
dolomit minerallerinin oluşturduğu kayaçların yüzeyi parlak değil soluk renkli. bu nedenle bu dağlara soluk renkli dağlar anlamına genel pale mountains da deniyor.
dağlar hem tarihi açıdan hem de turizm açısından oldukça önemli.
tarihi açıdan önemi birinci dünya savaşı'nda italya'yla avusturya-macaristan arasındaki muharebelerdeki cephelerden biri olmasından kaynaklanıyor. burada yapılan savaşta ölen askerlerin çoğu vurularak değil soğuktan ölmüş. hatta 2010 yılında burada birinci dünya savaşında donarak ölen bir askerin bedeni bulunmuş.
gelelim turistik açıdan önemine;
bölgede yer alan alpe di siusi en ünlü kayak merkezlerinden biri. yaklaşık 2500 metre yüksekliğe sahip olan merkez 2009 yılında unesco dünya mirası listesi’ne girmiş. kayak yapmanın yanı sıra yürüyüş yapmak ve kafelerde oturup soluklanmak da mümkün.

buranın en önemli bölgelerinden biri olan st. magdalena'da 1744 yılında inşa edilen st. johann kilisesi bulunuyor. kilisede aziz yuhanna'nın yaşamını anlatan dokuz adet resim mevcut.

son olarak dolomitler denince akla gelen en önemli yerlerin başında ise lago di braies gölü var. göl tertemiz, etrafındaki ağaçların yansımaları ile harika bir görsel şölen yaşatıyor. ziyaretçiler gölün çevresindeki yürüyüş rotalarında yürüyüş yapabileceği gibi göle ait plaja da gidebiliyorlar.

görsel kaynaklar: atlas dergisi
kaynak 1 : dolomitlere gider
kaynak 2: dolomiiiit
kaynak 3: domomitttt
dolomit minerallerinin oluşturduğu kayaçların yüzeyi parlak değil soluk renkli. bu nedenle bu dağlara soluk renkli dağlar anlamına genel pale mountains da deniyor.
dağlar hem tarihi açıdan hem de turizm açısından oldukça önemli.
tarihi açıdan önemi birinci dünya savaşı'nda italya'yla avusturya-macaristan arasındaki muharebelerdeki cephelerden biri olmasından kaynaklanıyor. burada yapılan savaşta ölen askerlerin çoğu vurularak değil soğuktan ölmüş. hatta 2010 yılında burada birinci dünya savaşında donarak ölen bir askerin bedeni bulunmuş.
gelelim turistik açıdan önemine;
bölgede yer alan alpe di siusi en ünlü kayak merkezlerinden biri. yaklaşık 2500 metre yüksekliğe sahip olan merkez 2009 yılında unesco dünya mirası listesi’ne girmiş. kayak yapmanın yanı sıra yürüyüş yapmak ve kafelerde oturup soluklanmak da mümkün.

buranın en önemli bölgelerinden biri olan st. magdalena'da 1744 yılında inşa edilen st. johann kilisesi bulunuyor. kilisede aziz yuhanna'nın yaşamını anlatan dokuz adet resim mevcut.

son olarak dolomitler denince akla gelen en önemli yerlerin başında ise lago di braies gölü var. göl tertemiz, etrafındaki ağaçların yansımaları ile harika bir görsel şölen yaşatıyor. ziyaretçiler gölün çevresindeki yürüyüş rotalarında yürüyüş yapabileceği gibi göle ait plaja da gidebiliyorlar.

görsel kaynaklar: atlas dergisi
kaynak 1 : dolomitlere gider
kaynak 2: dolomiiiit
kaynak 3: domomitttt
devamını gör...
12 eylül 1980 darbesi
ülkeyi 30-40 yıl geriye götüren, anayasası ve zihniyetiyle hala yanımızda içimizde yaşayan kara gün.
ayrıca (bkz: kenan evren ölmedi içimizde yaşıyor)
ayrıca (bkz: kenan evren ölmedi içimizde yaşıyor)
devamını gör...
fransız ihtilali
öncelikle devrimi 1770 lerden 92 ye kadar anlatacağım, yani ilk safhaları, eğer rağbet görürse daha sonra ki kısımlarını da yazarım. yazmama sebebim sözlükte ki diğer arkadaşlar 92 sonrasına fazlasıyla değinmiş en azından gördüğüm kadarıyla.
fransız devrimi, halk egemenliği adına monarşi mutlakiyete karşı ilk etkili meydan okumayı başlatmıştır. bu yüzdendir ki bu devrimin önemi büyüktür efendim. bu ihtilal o kadar büyük boyuta ulaşmıştır ki, devrim bittikten sonra dahi uzun yıllar boyunca cumhuriyetçilik ülküsü başka avrupalı ülkere kadar sıçramıştır. avrupa tarihçisi john merriman modern milliyetçiliğin köklerini bu ihtilalin başarısı olarak görür.
devrimci gruplar ihtilalin fransa da başlaması olayını bugün bile abartıyorlar. kurtarıcı niyetli savaşlar fetih savaşlarına döndü yani burada şunu diyebiliriz aslında; ihtilal öyle sanıldığı gibi, fikir olarak ihtilalin son bulduğu halde ortaya çıkmadı.
fransız devrimi kaçınılmaz mıydı? hayır aslında değildi ama daha önce yaşanan olaylar insanların buna zorunda hissetmesine sebep olmuştu. 1780 dolaylarında ekonomik kriz ve başka sebeplerle birlikte bu olay tamamen patlak verdi. tabii bundan önce şu sebepleri de sayabiliriz; soylu ayrıcalıkları, yolsuz kraliyet memurları(yani istendiği gibi başa getirilip para aklamasına izin verilen memurlar), lonca tekelleri gibi. aydınlanma çabaları bir süre sonra görüyoruz ki bir siyasal eyleme dönüşmüştür. hani kaçınılmaz mıydı diye demiştim ya tam olarak söylediğim bunu açıklıyor. kısaca akışa bırakılan kar topu gitgide büyümüştü.
1775 dolaylarında halk ufaktan bi ayaklanmıştı, fiyatlar yükselince halk pençesini göstermişti. burada turgot adlı önemli bir adamdan bahsedebiliriz, özgürlük babında ayak bağı kurumları kaldırmak istedi. kendisi maliye bakanıydı, kararnameleri loncaların lağvedilmesi(kaldırılması) kararı alana kadar seviliyordu diyebiliriz. ama bu son maddeyle suyunu çıkarmış, öyle ki soylular dahi ayaklanmıştı. bu konu hakkında daha çok şey yazmak istesem de kafa ağrıtmadan olayın göbeğine inelim.
fransız devrimini soylu isyanı adı verilen ayaklanma başlatmıştır. xvı. louis zamanında olmuştur. bu kral ile paris parlamentosu barça-madrid kapışması yaşamıştı adeta. kralın états generaux(eski parlamento)'u toplaması büyük dikkat çekmiş kamuoyu krala karşı birleşmişti öyle ki ihtilalin ilk eylemi budur.
kısaca maddeler halinde sonra ki olaylardan bahsedelim:
-bu olayları önce bastille baskını takip etmiştir.
-ardından 4 ağustos 1789 da feodal rejimi kaldırıldı
-26 ağustos 1789 da yurttaş hakkı bildirisi yayınlandı
-paristen versaya yürüme olayları oldu (çoğunluğu kadın olup silahlı çatışma istemişlerdi, gerçekten büyük bir cesaret)
-1791 de yeni bir anayasayla, mutlak hakimiyet yerini anayasal monarşiye bıraktı. eski rejimin artık ortadan kalktığı netleşti
-kralın(xvı. louis) kaçması
-kurucu meclisin kurulması(fazla dayanamamıştır o yüzden çok büyük önem arz etmez)
-kralın kaçmasından sonra yasama meclisi kuruldu
-meclisin ortaya çıkışıyla cumhuriyetçiler mart 1792 de çoğunluğa ulaşıp solcu olarak adlandırılıldırlar, monarşistler ise sağcı olarak görülüyordu.
bundan sonra ki kısımları belirttiğim gibi yeterince açıklamışlar. ancak rağbet görürse eklemeler yaparım.
fransız devrimi, halk egemenliği adına monarşi mutlakiyete karşı ilk etkili meydan okumayı başlatmıştır. bu yüzdendir ki bu devrimin önemi büyüktür efendim. bu ihtilal o kadar büyük boyuta ulaşmıştır ki, devrim bittikten sonra dahi uzun yıllar boyunca cumhuriyetçilik ülküsü başka avrupalı ülkere kadar sıçramıştır. avrupa tarihçisi john merriman modern milliyetçiliğin köklerini bu ihtilalin başarısı olarak görür.
devrimci gruplar ihtilalin fransa da başlaması olayını bugün bile abartıyorlar. kurtarıcı niyetli savaşlar fetih savaşlarına döndü yani burada şunu diyebiliriz aslında; ihtilal öyle sanıldığı gibi, fikir olarak ihtilalin son bulduğu halde ortaya çıkmadı.
fransız devrimi kaçınılmaz mıydı? hayır aslında değildi ama daha önce yaşanan olaylar insanların buna zorunda hissetmesine sebep olmuştu. 1780 dolaylarında ekonomik kriz ve başka sebeplerle birlikte bu olay tamamen patlak verdi. tabii bundan önce şu sebepleri de sayabiliriz; soylu ayrıcalıkları, yolsuz kraliyet memurları(yani istendiği gibi başa getirilip para aklamasına izin verilen memurlar), lonca tekelleri gibi. aydınlanma çabaları bir süre sonra görüyoruz ki bir siyasal eyleme dönüşmüştür. hani kaçınılmaz mıydı diye demiştim ya tam olarak söylediğim bunu açıklıyor. kısaca akışa bırakılan kar topu gitgide büyümüştü.
1775 dolaylarında halk ufaktan bi ayaklanmıştı, fiyatlar yükselince halk pençesini göstermişti. burada turgot adlı önemli bir adamdan bahsedebiliriz, özgürlük babında ayak bağı kurumları kaldırmak istedi. kendisi maliye bakanıydı, kararnameleri loncaların lağvedilmesi(kaldırılması) kararı alana kadar seviliyordu diyebiliriz. ama bu son maddeyle suyunu çıkarmış, öyle ki soylular dahi ayaklanmıştı. bu konu hakkında daha çok şey yazmak istesem de kafa ağrıtmadan olayın göbeğine inelim.
fransız devrimini soylu isyanı adı verilen ayaklanma başlatmıştır. xvı. louis zamanında olmuştur. bu kral ile paris parlamentosu barça-madrid kapışması yaşamıştı adeta. kralın états generaux(eski parlamento)'u toplaması büyük dikkat çekmiş kamuoyu krala karşı birleşmişti öyle ki ihtilalin ilk eylemi budur.
kısaca maddeler halinde sonra ki olaylardan bahsedelim:
-bu olayları önce bastille baskını takip etmiştir.
-ardından 4 ağustos 1789 da feodal rejimi kaldırıldı
-26 ağustos 1789 da yurttaş hakkı bildirisi yayınlandı
-paristen versaya yürüme olayları oldu (çoğunluğu kadın olup silahlı çatışma istemişlerdi, gerçekten büyük bir cesaret)
-1791 de yeni bir anayasayla, mutlak hakimiyet yerini anayasal monarşiye bıraktı. eski rejimin artık ortadan kalktığı netleşti
-kralın(xvı. louis) kaçması
-kurucu meclisin kurulması(fazla dayanamamıştır o yüzden çok büyük önem arz etmez)
-kralın kaçmasından sonra yasama meclisi kuruldu
-meclisin ortaya çıkışıyla cumhuriyetçiler mart 1792 de çoğunluğa ulaşıp solcu olarak adlandırılıldırlar, monarşistler ise sağcı olarak görülüyordu.
bundan sonra ki kısımları belirttiğim gibi yeterince açıklamışlar. ancak rağbet görürse eklemeler yaparım.
devamını gör...
forrest gump
seveni kadar sevmeyeninin de oldukça fazla olduğu, akıllarda ‘run forrest run’ repliğiyle yer etmiş film. tom hanks her zamanki gibi oyunculuğunun hakkını vermiş. film yaklaşık iki buçuk saat olduğu için yer yer sıkıcı gelse de kesinlikle izlenmesi gereken filmlerdendir.* spoiler* jenny karakterine inanılmaz sinir oldum. sürekli git gelli ruh hali ve davranışlarıyla forrest’ı kullandığını düşünüyorum ancak filmin sonunda biraz üzdü.
devamını gör...
necati şaşmaz'ın kendisini mehdi olarak görmesi
boşanma davasında eşi tarafından öne sürülen bir iddianın sözlük yazarları tarafından sanki gerçekmiş gibi kabul edilmesi bugün hayal kırıklığı kotamızın aktif edilmesini sağladı sağ olsun. necati şaşmaz'ı az buçuk bilen tarikat ehli bir aileden olduğunu bilir zaten zikir videosu falan bunların da kimseyi alakadar etmediğini düşünüyorum en azından kendisi açısından, küçük yaştaki çocuğunu bu ortama sokması elbette tartışılabilir. ancak bir iddiadan yola çıkarak bir insanın imajını kirletmenin mantığı nedir? neden daima düşmanı gösterdiklerinde ona saldırma eğilimindeyiz? neden bu işin aslı astarı nedir diye düşünmüyoruz? boşanma davalarında kimler neler neler iddia ediyor bunu bilmiyor olabiliriz ancak bir iddiaya ilişkin sözlük gibi belirli bir kapasiteye sahip insanların bulunduğuna inandığım bir mecrada gerçekmiş gibi bu denli tanım girilmesi beni baya hayal kırıklığına uğrattı. ayrıca moderatörlerden bu tanımı gören varsa başlığın ''... gördüğü iddiası'' şeklinde değiştirilmesini rica ediyorum. ismail saymaz'ın ilgili haberini ve yazısını okudum, bu mevzu davalı olduğu karısının iddiasından başka bir şey değildir henüz. söz konusu haber özellikle çocuğun gelişimine ilişkin bir problemi ortaya koyarken olayın magazinsel boyutunun ülkede gündem olması da şaşılacak bir şey değil zaten.
devamını gör...