arkadaşlar onu bunu geçtim, akrabalarınız sizi asla bulamaz bundan güzel fayda mı var
devamını gör...

yıldızlı gece-van gogh.
devamını gör...

borçlarının son taksidini ödemek.
devamını gör...

afrika'nın afar bölgesi sınırları içinde yer alan, asidik hidrotermal havuzlar ve aktif yanardağlarla dolu olan ve "dünyanın cehennemi" olarak bilinen yer.

şöyle görünüyor

deniz seviyesinden yaklaşık 100 metre kadar aşağıda bulunan bölgede, sıcaklık 60 dereceye kadar çıktığı için pek fazla canlı türü barınmıyor. yine de yakınında yaşayan insanlar var tabi ki.

fotoğrafında gördüğünüz sarı jeolojik yapıların, zamanında atalarının hataları nedeniyle dağa taşa dönüştürülmüş altınlar olduğuna inanıyor burada yaşayan yerliler. iyi insanlar olmaya devam ederlerse buraların yeniden altına dönüşeceğini düşünecek kadar da naifler.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

olmamasına o kadar alışmışız ki “gerçekleşmemesi” olarak okudum.
devamını gör...

çocukluğumda aksini düşündüğüm eylemidir.

adı burcu'ydu. annesi oturduğumuz sitenin çocuk parkına getirir salıncakta sallardı. zihinsel engelliydi ve çok farklı bir enerjisi vardı. burcu ve annesiyle karşılaştığımda sokakta top oynuyorsam eğer soluklanma bahanesine durup onu seyrederdim. evdeysem, kimi zaman camdan sarkıp kimi zaman da gizliden gizliye perdenin kenarından onu izlerdim.

çok güzeldi, zihinsel engelini kavrayacak yaştaydım ama sallanırken savrulan saçları, öylesine saf kahkahaları ve inci gibi parlayan dişleriyle büyüsüne kapılıp giderdim. adını öğrendiğim gibi zamanla oturduğu apartmanı bile buldum. tesadüfen de olsa ona sitenin sınırları dışında denk gelmek beni çok sevindirmişti. çünkü her hafta annemle çıktığım pazartesi pazarının kurulduğu cadde üzerinde oturuyorlardı.

annesinin elinden tutup bizim parka sallanmaya geldiğinde, çok sefer deli divane olduğum topun peşinde koşmayı bıraktığımı hatırlıyorum. çünkü onun salıncakta sallanırken mutluluğunu görmek beni herşeyden alıkoyuyordu. balkondan annem seslense ve sevdiğim yemeği pişirdiğini söyleyip beni eve girmem için ikna etmeye çalışsa bile dönüp bakmazdım. güzel yüzlü burcu ve en büyük eğlencesi olan salıncakta sallanmasını izleyip onun mutluluğuna ortak olmak, herkesten gizlediğim tutkum haline gelmişti.

o zamanlar aklım evlilik mevzularına çok etmese de onunla bir hayat kurduğumu hayal ederdim. hayalimde hep mutluydu, gülüyordu ve ben de onun güzel yüzünü görüp huzurla doluyordum. çocuk aklımla bile acaba onu hayatım boyunca böyle güldürebilir miyim diye düşündüğüm, kendimce hayallere daldığım çok olurdu.

aradan çok uzun zaman geçti. aynı muhitte oturmama rağmen çocukluğuma dair unutmadığım bir karakter olan burcu'yu yıllar sonra tekrar gördüm. o ana kadar hiçbir şekilde karşıma çıkmamıştı. onu gördüğüm zaman bir koşu yanına gidip sarılmak istedim ama onun için yabancının tekiydim, hatta yanındaki annesi için de. içimden geldiği gibi ona asla sarılamayacağımı bilmek canımı çok yakmıştı.

askere gitmeden önce, birliğime katılmama 15, 20 gün varken zaman geçsin diye oturduğumuz yere yakın bir kafede garsonluk yaptım. burcu ve annesini en son orada gördüm. sanki onları ilk defa görüyorumuşcasına karşıladım, siparişlerini aldım ve servislerini açtım. annesi pizza istedi. ben de pizzayı çok severim.

belki de 15 yıl geçmişti anne ve kızı ilk gördüğüm günden beri. zaman onu değiştirmişti sanki. çocukluğumda göründüğünden daha durgun, belki biraz daha tedirgin ve huzursuz gibiydi. ya ben? ben de çocukluğumdaki gibi hayat dolu görünüyor muydum acaba dışarıdan? birazdan çok severek yiyeceği pizzasını ona götürürken hissiz gibi olduğumu hatırlıyorum. buz gibi.

ah be burcu. seni son gördüğümde ne hissedeceğimi bilemesem de bir zamanlar seni çok sevdiğimi söylemek isterdim. çocuk aklı mı derler yoksa çocuk kalbi mi bilmem. salıncakta sallanırkenki mutluluğunu her zaman olmasa da hep hatırlayacağım. bir sonraki yaşamda beraber sallanacağımızdan o kadar eminim ki. hem de en güneşli günlerde yine bizim sitenin parkında. umarım hayat senin için hep mutlu olduğun şekilde, annen için de biraz daha kolay geçmiştir.
devamını gör...

keyifle uyuyacağım.
devamını gör...

hiç sevinmemenizi şiddetle öneririm değerli vatandaşlar. yine ananas'a küçük şehirlerde 20 büyük şehirlerde 25 lira vereceksiniz. yine kazanan emeği sömürenler olacak.
devamını gör...

biz yazarlar seri beğenilere kısıtlama gelsin diye istedik bu özelliği ama 3 beğeni de çok az. ben bir yazarın profiline girince 2 3 sayfa (bazen daha fazla) yazdığı tanımları okuyorum aralarından hoşuma gidenleri beğeniyorum. 3 yetmiyor duyun sesimizi.
devamını gör...

sanat için soyunurum diyen arkadaşları buraya davet ediyoruz. ama soyunup gelmemeleri reca olunur.
devamını gör...

devamını gör...

kimse "hayır önce sen" demiyor mu? *
devamını gör...

devamını gör...

gençlerin umudunu çalanlar ilk seçimde def olup gidecekler. az kaldı.
devamını gör...

buradaki örneğinden bahsedersek, sırf kendi fikirlerini savunmuyorsunuz ve onlarla aynı düşünceleri paylaşmıyorsunuz diye tanımlarınızın altına gelip amaçsızca (bkz: kafir), (bkz: tağut), (bkz: bilgisiz fikir sıçmak), (bkz: mal beyanı), (bkz: mal değneği) hakaret içeren bkz'lar yazarlar. içlerindeki nefret, tanımlarında da kendini gösterir olmuştur. bu kişiler sevgi görmediğinden, saygı duyulmadığından ne sevgiyi ne de saygı bilmiyorlar. çok görmüyorum, sevgi ve saygı görmemiş insanlar bu davranışları sergileyebilirler. son olarak, kötü söz her zaman sahibine aittir ve sahibinin düşüncesini yansıtır.
devamını gör...

gazap üzümleri - ırgatların öfkesi
devamını gör...

ilk kez 2002 yılında yayınlanan haruki murakami romanıdır. 2009 yılında hüseyin can erkin tarafından türkçeye çevrilmiştir.
bence gelmiş geçmiş en iyi murakami romanıdır. kitap ayrıca amerika'da yayınlandığı yıl the new york times tarafından yılın en iyi romanı seçilmiş.

tam gezi olayları zamanında okumaya başlamıştım bu kitabı. gündüz iş, akşam nöbet, uyumadan hemen önce gözüm sızlarken okumaya çalışmıştım. şahane bir başkaldırı. şahane bir kaçış hikayesi. ilk kez murakami okuyacaksınız kesinlikle bu kitabından başlayın derim.

kitabın kahramanı kafka ile şehir şehir dolaşmak çok güzel ve nefes nefeseydi benim için. kafka'nın 16 yaşında henüz bir çocuk olması bir yana, bu çocuğun evi terkedecek kadar cesur olması, terkederken yaşadığı çekinceleri ve tabii yol hikayeleri bu kitabı gönlümde çok başka yerlere koyuyor. sanki kafka'yla kendi çocukluğundan uzaklaşıyorsun ve gerçekliğini bulma yolculuğuna çıkıyorsun.
devamını gör...

bir yanda tezgah diğer yanda masa olan koridor şeklindeki mutfakta karşı yönden gelen birbirinden habersiz iki insanın çarpışıp birbirlerinden azıcık uzaklaşmaları.*
devamını gör...

üzerine bu kadar gidilmesini çok da doğru bulmadığım yazar.

eski yazarlar bilir, ben burada son derece düzgün bir çizgide yazarken bir anda sapıttım bir dönem. herkes dışarıdan gördüğü şekliyle değerlendirdi. "meja'ya da bi' haller oldu", "bu da ilgi manyağı çıktı", "meja şöyleymiş böyleymiş" şeklinde konuşanlar oldu. yüzlerce bilim başlığım 1 fotoğrafım kadar konuşulmadı. kaç tanesi mesaj atıp "sen hayırdır? bir derdin mi var? ne oldu böyle?" dedi sizce? onun yerine nickaltıma döşediler, takipten çıktılar, arkamdan atıp tuttular falan... en azından bana sorma zahmetinde bulunsaydılar, neyi neden yaptığımı da anlayacaklardı belki ama hiç öyle bir ihtiyaç duymadan gömmek daha tatlı geldi tabii ki. her zaman olduğu gibi...

insanız lan biz! iyi zamanlarımız da var, kötü zamanlarımız da... çok kibar olduğumuz aylar yıllar da var, aşırı kabalaştığımız minicik bir an da... gerçek hayatta o sıralar ne yaşadığımızı burada bilen ya çok az kişi var ya da hiç yok. tek bildiğimiz sadece yargılamak, sadece suçlamak... sanki burada herkes zeki müren türkçesi ile birbirine çiçekler uzatıp barış kuşları uçuruyormuş da bir tek gomercan ağzını bozmuş gibi bu ne öfke?

ha, mevzu tecavüz konusu ise ben size burada öyle bir şey anlatırım ki oturur ağlarsınız. buna rağmen ben bile bu kelimeye bu kadar, bir insanı linçleyecek kadar takılmadıysam siz neyin peşindesiniz, cidden anlamakta güçlük çekiyorum.

umarım geri döner. şu sözlük için cidden emek veren insanlardan biri çünkü. üstelik tanıdığım kadarıyla da gayet kibar, düşünceli bir insan. bütün bu özelliklerini 2 tane tanımı nedeniyle silip atacak değilim ben. siz atacaksanız o da sizin... tercihiniz.
devamını gör...

sosyal medya dedikleri yerlerde mutlu olmayan kitlenin sakin ve doğal sözlüklere olan aşkıdır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim