edwin hubble tarafından 1926'da galaksiler için tanımlanmış olan sınıflandırma sistemi. hubble sıralaması ya da hubble çatal diyagramı olarak da bilinir.

hubble, galaksileri başlıca 3 sınıfa ayırdı: eliptikler, merceksiler ve spiraller. aslında 4 de diyebiliriz çünkü bu sınıfların hiçbirine ait olmayan ve düzensiz olarak da bilinen galaksiler de var.

diyagramda eliptik ve spiral galaksiler bulunur. eliptikler büyük e, spiraller büyük s harfiyle gösterilir. bunlar da özelliklerine bağlı olarak kendi içlerinde alt kollara ayrılır. örneğin eliptik galaksiler, küresel şekilli olanlardan başlar ve gittikçe basıklaşır. küresel olanlar e0 olarak adlandırılır. basıklık arttıkça ve elips şekli belirginleştikçe sayı da büyür ve e7'ye kadar gider.

spiral galaksiler ise sarmal kollarıyla merkezlerindeki çubuğa göre farklı tiplere ayrılır. isimlendirme s0'dan başlar. sarmal kollar arttıkça sa, sb, sc ve sd tipleri ortaya çıkar. eğer merkezi bölgede çubuk varsa bunlar da kolların ne kadar sıkı ya da gevşek göründüğüne bağlı olarak sba, sbb, sbc ve sbd olarak adlandırılır.

diyagram şöyle:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı

düzensiz galaksiler bu türlerin dışında kalır. bunlar da ingilizce'de düzensiz anlamına gelen irregular kelimesinden dolayı irr 1, irr 2 ve dirr olarak üçe ayrılırlar. bunlardan ilki, biraz çubuğumsu ya da sarmal kolumsu yapıları olan ancak bu yapıları, sınıflandırmaya alınamayacak kadar belirsiz olanlardan oluşur. 2. grupta ise yukarıdaki özelliklerden herhangi biri bulunmaz. dirr sınıfı düzensiz cüce galaksileri kapsar.
devamını gör...

öyle bir özellik olduğunu bile bilmiyorum. ama niye kapatayım canım? zaten kafa sözlüğe girince mutlu olma sebeplerimin basında geliyor. beğeni olmayınca da bir üzüntü geliyor. öyle işte.
devamını gör...

bir sözlük tehditidir.

şahsen biri bana böyle bir şey dese çokta nickaltımda derim. umurumda olmaz.
arkamda rus mafyası var.
portakaldan hızlı koşan varsa buyursun gelsin.
devamını gör...

kendime nickaltı girerek yapabileceğim şey.
devamını gör...

insanın canını kurtarıp kurtarmayacağı merak edilen eylem.

bunun cevabı, kaçıncı kattan düştüğünüze göre değişiyor. şöyle:

bir asansör 1. kattan düşüyorsa ve siz çarpma anında zıplarsanız evet, hayatınız kurtulabilir. aslında 1. kat zaten oldukça kısa bir mesafe olduğundan, burada zıplamasanız da hayatınız kurtulabilir tabi.

eğer asansör 2, 3, 4 ya da 5. kattan düşüyorsa, tam olarak doğru anda zıplarsanız bir şansınız olabilir. ancak hayatta kalsanız bile, büyük ihtimalle birkaç kemiğiniz kırılacaktır.

6. kat ve daha üzerindeki bir kattan düşerseniz istediğiniz kadar hoplayıp zıplayın, hayatta kalamazsınız.

asansörle beraber düşen bir cisim, serbest düşme yapmaktadır. serbest düşmede önemli olan, ne kadar yükseklikten düştüğünüz, yani ne kadar süre havada kaldığınız ve düştüğünüz zaman üzerinize etki edecek kuvvetin büyüklüğüdür. ne kadar yüksekten düşerseniz, çarpma anında size etki edecek kuvvet de o kadar büyük olacaktır. zira düşüş boyunca kazandığınız hız nedeniyle momentumunuz artacaktır.

***

peki zıplamak fiziksel olarak neyi değiştirir? asansörle beraber düşerken, siz de düşen asansörün hızına sahip olursunuz. zıpladığınızda, düşüş yönünün tersine doğru yaptığınız bu hareket nedeniyle hızınız küçük bir miktar azalır. fakat bu miktar, asansörün düşme hızının yanında önemsizdir. bu nedenle de sizi ölmekten kurtarmaz.

***

diyelim ki yüksek bir kattan düşen bir asansördesiniz. hiç mi şansınız yok? aslında düşük de olsa var: eğer yere uzanıp başınızı korumaya alırsanız... böyle bir durumda vücudunuza etki edecek kuvvet, vücudunuz üzerinde biraz daha dengeli dağılacaktır.
ancak yine de şans düşüktür ve başınızı korumayı unutursanız sonuç büyük ihtimalle yine ölüm olacaktır.
devamını gör...

siz sürekli ilgi, sevgi, şefkat gösteriyorsunuz. karşınızdaki insan ise robot gibi duruyor hep. size karşı asla ilgili görünmüyor. sıkışıp daralıyorsunuz, kalbiniz kırılıyor, ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. içinizdeki "neden?" sorusunu dışarı asla vuramıyorsunuz.

daha sonra ufaktan kafa gidikleşmeye başlıyor. psikolojik sıkıntılar yaşıyorsunuz. korkular, endişeler, tedirginlikler... o zaman yaşadığınız toplu duygu durumlarına elmyra sendromu diyorlar işte.
devamını gör...

--- alıntı ---

son zamanlardaki çalışmalar oksitosin hormonunun davranışlar üzerine etkisini de ortaya koymaktadır. örneğin; orgazm, sosyal tanıma, eşler arasındaki bağ, anksiyete ve anne davranışları bu davranışlar arasında sayılabilir.

bu nedenle bu hormona bazen "aşk hormonu" da denmektedir. oksitosin salgılanmasındaki yetersizlik sosyopati, psikopati, narsisizm ve genel manipülasyon eğilimi ile ilişkili bulunmuştur.

--- alıntı ---
devamını gör...

afyonkarahisar sandıklı belediye başkanı mustafa çöl'ün , takipçi karşılığında twitter hesabından 5 yıldızlı özel bir termal tatil otelinde 3 gün 2 gece tatil hediyeli çekiliş düzenlenmesi hadisesi.
sayın başkan, 29 aralık 2020 tarihinde kişisel hesabından vatandaşların çekilişten yararlanabilmeleri için gerekli şartları paylaştı. paylaşım şöyle ;
--- alıntı ---
yoğun istek üzerine!
yuvarlak raptiyeçekiliş zamanı!
yüzen adamtermal tatile hazır mısın?
gün doğumu1 ay içinde kullanabileceğiniz 3 gün 2 gece tatil!
şartlar:
1:
@thermalpark_
&
@ahmetyyavuz
takip et,
2:
@mustafacol_
takip et,
4: bu paylaşımı rt&beğeni yap
5: yoruma katılıyorum yaz!
sonuç: 03.01.2021!

--- alıntı ---
kaynak 1
kaynak 2
devamını gör...

belki de başka dertleri yoktur?
devamını gör...

balkonda çay içmek, yağmur sesini dinlemek ve şapkanı takıp yürüyüş yapmak, mükemmel.
devamını gör...

"kuzuuum, olmaz deme hiç ummadığın anda oluyor, rabbim sana da nasip etsin inşallah"

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel;
devamını gör...

organik ışık yayan diyot ya da organik led.

bir çeşit led teknolojisi olan bu ışık kaynakları, led'lere kıyasla çok daha az enerji kullanan ve üzerinden elektrik akımı geçtiğinde ışık yayan organik film tabakalarından oluşur. ayrıca yine led'lere kıyasla oldukça da hafif ve esnektirler. ancak onlardan daha pahalı ve kısa ömürlü olmak gibi dezavantajları da vardır. yine de bu konuda yapılan çalışmalar, kullanım ömrünü uzatmaya yönelik gelişmeler sağlıyor her geçen gün.

günümüzde özellikle televizyon, bilgisayar gibi monitörlü elektronik cihazlarda yahut aydınlatma alanlarında kullanımı tercih ediliyor çünkü bunlar led'ler gibi sadece arkadan ışık vermek yerine, ışığın renklerini de ayarlıyor. örneğin lcd televizyonlarda bu iş 2 ayrı bölümle hallediliyor: birinci bölüm, ekrana gerekli olan ışığı sağlayan led iken diğer bölüm de bunu piksellere göre renklendiren ve esas görüntüyü üreten lcd panel. oled bunları tek başına halledebiliyor. görüntü kalitesi oldukça iyi olan bir teknoloji. üstelik istenen her boyuta göre de üretilebiliyor.

oled teknolojisi kullanılarak üretilen televizyonların bir avantajı daha var: ekrana nereden bakarsanız bakın, izlediğiniz herhangi bir şeyi aynı kalitede görebilirsiniz. renk değişimi, kenar kararması gibi birtakım sorunlar bu televizyonlarda görülmez.

ancaaaak...

oled televizyon demişken yanma ya da görüntü tutma denen soruna değinmeden de geçmeyeyim.

burada yanma olarak bahsettiğimiz şey, ekranın bir bölümünün görüntüsünün bozulmasına neden olan bir sorun. üzerine ışık düşen birçok elektronik aygıtta rastlayabileceğimiz ve gürültü olarak adlandırılan bu sorun, bu televizyonlarda da mevcut.

uzun süreli olarak sabit kalan görüntüler yanmaya neden oluyor. aslında bu olay eski teknolojilerde de karşılaştığımız bir sıkıntı. mesela izlediğiniz kanalın logosu, televizyonun hep aynı bölgesinde sabit olarak saatlerce durur. bu da oraya denk gelen piksellerde bir çeşit bozulmaya neden olur. yalnız tabii uzun sürelerden kastımız gerçekten birkaç yüz hatta binlerce saat gibi süreler... elbette bir kişi oturup 500 saat boyunca kesintisiz olarak televizyon izlemez ama hep aynı kanal ya da kanalları izlemeniz durumunda, bir noktadan sonra yine de bu yanma olayıyla karşılaşabilirsiniz.

bunu çözmek için meşhur markalar tabii ki bazı yöntemler uyguluyor. mesela pixel shifting denen olay... bu, sabit olan görüntünün olduğu bölgede piksellerin yerini değiştirmek suretiyle gerçekleştiriliyor. siz her ne kadar doğrudan net bir şekilde görmeseniz de, o bölgede bir hareketlilik oluşturuluyor. yine ekran koruyucu ya da clear panel noise gibi birtakım özellikler, görüntünün sabitlikten kurtarılması için kullanılan bazı yöntemler. ekran koruyucu görseller, bu aletlerin içerisinde yüklü şekilde geliyor. bunları silmemek sizin lehinize çünkü bunlar yanmayı önlemek için otomatik olarak devreye giriyor belirli bir süre sonra.

özetle oled teknolojisine sahip bir alet kullanıyorsanız, bu tür özellikleri kapatmamanız önerilir.
devamını gör...

bugün evlillik yıldönümümüz olduğu için eşim kfc ısmarlamaya karar vermiş.
devamını gör...

siz google'a ne bakıyorsunuz? internet bu; herkes her yere, herkes hakkında istediği gibi atıp tutmakta özgür. yani özgür derken, yapıyorlar da bazıları adli sonuçlarına katlanıyor tabii sonradan.

aşağıdaki sonradan düzeltildi mesela ama kendi gözlerimle görüp aldığım bir ekran görüntüsü:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

edit: tanımı unutmuşuz. hadsizin birinin yaptığı arama motoru yönlendirmesi.
devamını gör...

bir diyetisyen olarak bu konu hakkında şunları söyleyebilirim:
ilk olarak veganlık daha sağlıklıdır demek için çok fazla araştırma yok. fakat tam tersi sağlıksız olduğunu söylemek için de yeterli araştırma yok.
protein konusunda çekinceniz olmasın. gayet bitkilerden de protein ihtiyacınızı tam olarak karşılayabilirsiniz. (ilk 1-2 ay bir diyetisyenden yardım almanızı öneririm.)
söz konusu yaratmış olduğumuz kirlilikler olduğunda bunda en çok payı olan şeylerden biri de çiftlik hayvanları...
ve tabii ki salgın hastalıklar insanların şimdiye kadar geçirdiği neredeyse tüm salgın hastalıklar hayvanlardan geçmiştir.
canan karatay'ın söylediği gibi 'veganların beyni çalışmaz. doğaya bakın et yiyen hayvanlar ne kadar zeki ot yiyenler aptal' sözü tam bir saçmalıktır. doğada bize en yakın beyin yapısına sahip hayvanlar orangutanlardır. ve büyük çoğunluğu yalnızca bitkisel kaynaklarla beslenir. (çok nadiren et tüketen guruplarla karşılaşılmış fakat bu gurupların insanları taklit ettiği düşünülüyor.)
ağır metal birikimi konusuna gelirsek:
basit lise biyoloji bilgisiyle bu konuyu yanıtlamak mümkün aslında. ağır metal birikimi
en az bitkiler (yalnızca su içinde bulunan metal)
orta düzeyde otcul canlılar(ot ile beslendikleri için otların içinde bulunan ağır metal +su ile aldıkları metal)
yüksek düzeyde : etçil canlılar( otcul canlı+su)
en yüksek düzeyde ise : hepçil canlılarda olur.
dolayısıyla vegan olmak ağır metal alımınızı en aza indirecektir.
gdo konusu :
bu da başka bir saçmalık bitkiler gdo'lu yemememiz gerekir...
her ülkenin gdo konusunda uyguladığı prosedürler vardır.
bir tohumun insan gıdası olarak işlenebilmesi için :
avrupa ülkelerinde %0,9
türkiye'de ise %0,8' inin gdo' lu olması lazım
peki bu sınırların üzerinde olan tohumlara ne oluyor?
hayvan gıdası... (gdo ürünler de bizlere söylendiği kadar zarar vermez . öyle ki gdo olmasaydı hepimiz aç kalırdık.)
seçim senin...
devamını gör...

sen yıllarca geçmiş yönetimlerin beceriksizlik, yetersizlik, tecrübesizlik, ayrımcılık, yolsuzlukları ile geçin. geçmişin yanlış politikaları ile daha iyi bir gelecek vaad etme rüyasına inandır.
sonra ülkeyi patates soğan kuyruğuna mahkum et.
başörtü de! ülkeyi derneklerin dinci sapkın grupların insafına bırak.
nizam-i alem de! ülke iç huzuru mafya ile sağla.

sonrada 5lt yağ'a mahkum et bunada "benim bir suçum yok gökten gelen emir böyle" de.

alıntı: yapılan son zamlarla beraber fiyatı 85 tl’ye kadar çıkan ayçiçek yağı satışlarında bazı marketler kampanya yaptı. yapılan kampanyalarla bir markette yağın fiyatı 59.50 tl’ye kadar düşürülürken yağ satışına 2 adet ile bir başka markette ise 1 adet ile sınırlama getirildi.
devamını gör...

"şiddetle başlayan hazlar, şiddetle son bulurlar.
ölümleri olur zaferleri, öpüşürken yok olan ateşle barut gibi. en tatlı bal bile tadıldıkça bıkkınlık verir, aynı tat isteği, iştahı köreltir. onun için, ölçülü sev ki uzun sürsün sevgin. hedefe hızlı giden, yavaş kadar geç varır."

shakespeare şimdi yaşasan sana kesin aşık olurdum.
devamını gör...

çok zor bir meslektir.

makine sapları ile el emeği saplar aynı olmuyor.

el emeği olanlar her zaman daha sağlam oluyorlar.
devamını gör...

efendiliğin ne olduğunu tam olarak gözünde canlandıramayanlarca bir türlü anlaşılamayan neden.

efendilik sıkıcılık, enayilik, espri yeteneğinden yoksunluk, vasatlık değildir. öyle olsa sıkıcı erkek, vasat erkek falan deriz zaten.

efendilik nerede nasıl davranması gerektiğini bilmektir genel olarak. yerine göre kibar olmak, yerine göre eğlenceli olmaktır. çekicilikten uzak olmak değildir. cinsellikten bihaber değildir ama onu sevgilisiyle yaşamayı seçer.

p*ç erkek dediğiniz tipler de aslında esprili, eğlenceli değil şerefsizlik peşinde koşan erkektir. yalanı, aldatmayı, doyumsuzluğu fırlamalık zanneder. adinin önde gidenidir aslında. seks için de bir sınırı yoktur. nefes alsın yeter'dir onun için. yeterince güzel ya da seksi değilse, kafasına kese kâğıdı geçirir, yine seks yapar.

kadınlar adına boş boş konuşursunuz ama efendi erkek kazanır. kimi birlikteyken anlar kıymetini kimi de "p*ç" erkek dediğiniz türle karşılaştıktan sonra ama mutlaka kıymeti anlaşılır. sadece zaman meselesidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim