olasılıksız
bugün hediye olarak aldığım kitaptır. okumak için sabırsızlanıyorum. ayrıca hemen bitmemesi için yavaş yavaş okuyacağım,yani umarım.
devamını gör...
keltler
kendime nedense oldukça yakın bulduğum avrupa'nın 4 kadim halkından* biridir. ve hatta hatırlarım küçükken kelt müziği duyduğumda donup kalırdım. 7 ceddi kuzeyli biri olarak lan acaba? diyorum bazen.* zaten yukarıdaki girilerde de oldukça ayrıntılı bahsedilmiş ama ben de çok kısaca biraz bahsetmek istiyorum kendilerinden.
keltlerin anayurdunun şimdiki ankara'nın da içinde bulunduğu galatya bölgesi olduğu söyleniyor ve göç yolları üzerinde karadeniz kıyıları bulunuyor.* buradan da şimdiki fransa, britanya ve irlanda'ya göç etmişlerdir. tıpkı türkler gibi göçebe ve savaşçıdırlar.
kelt, antik yunancada keltoi, latincede celtae olarak geçer ve kelime olarak cesur anlamına gelir. keltlerde din oldukça önemli bir yere sahiptir (bkz: druid). kedileri de kutsal kabul ederlerdi ve onlara karşı korku ve aşırı saygı beslerlerdi. pagan bir anlayışa sahiptiler. bazen kedileri dini törenlerde kurban ettikleri de yazmakta. keltlerin oldukça vahşi ve sert bir halk olduğu söylenmekte. kültürlerinde ejderha önemli bir tutar.
günümüzde loreena mckennitt, kelt müziği denilince akla gelen ilk isimlerdendir. aynı zamanda james horner'da eserlerinde keltik melodiler kullanmasıyla bilinir.
örnek bir kelt müziği (biraz savaşçı olanlarından bu)
bu da loreena mckennitt'ten
keltlerin anayurdunun şimdiki ankara'nın da içinde bulunduğu galatya bölgesi olduğu söyleniyor ve göç yolları üzerinde karadeniz kıyıları bulunuyor.* buradan da şimdiki fransa, britanya ve irlanda'ya göç etmişlerdir. tıpkı türkler gibi göçebe ve savaşçıdırlar.
kelt, antik yunancada keltoi, latincede celtae olarak geçer ve kelime olarak cesur anlamına gelir. keltlerde din oldukça önemli bir yere sahiptir (bkz: druid). kedileri de kutsal kabul ederlerdi ve onlara karşı korku ve aşırı saygı beslerlerdi. pagan bir anlayışa sahiptiler. bazen kedileri dini törenlerde kurban ettikleri de yazmakta. keltlerin oldukça vahşi ve sert bir halk olduğu söylenmekte. kültürlerinde ejderha önemli bir tutar.
günümüzde loreena mckennitt, kelt müziği denilince akla gelen ilk isimlerdendir. aynı zamanda james horner'da eserlerinde keltik melodiler kullanmasıyla bilinir.
örnek bir kelt müziği (biraz savaşçı olanlarından bu)
bu da loreena mckennitt'ten
devamını gör...
11 kere üst üste fake hesap açan yazar
güncel sayı acaba hâlâ iki basamaklı mı?
devamını gör...
bu başlıkta kendimizi kandırıyoruz
çok yakın bir zaman diliminde güzel haberler bekliyorum.
devamını gör...
akp'ye beddua edip intihar eden genç
dehşete düşüren kısmı da intiharların normalleşmeye başlaması algı olarak. bu son notunu bırakan kardeş de sanki çok normal bir şey yapıyormuş gibi yazmış adeta, benim dimağım kurudu artık!
devamını gör...
rat
fareden biraz daha büyük, beyaz, oldukça keskin dişleri olan, türkçede "sıçan" olarak da adlandırılan bir hayvandır. bilimsel deneylerde sıklıkla kullanılırlar.
devamını gör...
ted bundy
biraz yanlış değerlendirildiğine inanıyorum. kendisi sosyopat katil olarak gösteriliyor ancak bence nedene değil, sonuca bakılıyor. bilmem kaç kurbanı mı var? hoptirink. o zaman sosyopattır!
acabası?
çocukluğu biraz incelendiği zaman kötü bir koşucu, ayakkabısını doğru şekilde bağlayamayan, sosyal ilişkileri anlamayan, içe kapanık, arkadaşlık kurmayı anlamsız bulan, oyun sürdürme konusunda beceriksiz bir çocuk olduğu görülüyor.
bunun yanında yüzüne bakınca ne görüyoruz? yüzün üst bölgesi daha geniş, yüzün orta kısmı kısa, dudak ve burun arası mesafe oldukça geniş.
yine zeki, karizmatik ve takıntılı olduğunu görüyoruz.
tüm bunların bizi ulaştırdığı sonuç sahiden sosyopat olduğu mu? yoksa kendisi asperger sendromlu katil midir? bir araştırmaya göre otizmli çocukların yüzleri birbirine benzer, kendisi yapılan çalışmaya uygun bir yüz yapısına sahip. bunun yanında aspergerli çocuklar ayakkabısını bağlama konusunda zorluk yaşar, kötü koşucu olma ihtimalleri çok yüksektir, içe kapanıktır, motor becerileri öğrenme nörotipik bir çocuğa göre daha geç gerçekleşir.
ha bundy kendisinin çocukluğu boyunca çok başarılı, etkileyici falan olduğunu iddia etmiştir ki o zaman şuna bakacağız.
asperger sendromu teşhisi almış olup okulunda katliam yapmış ergenler vardır. asperger sendromlu bir çocuk içten içe çok zeki ve ayrıcalıklı olduğunu düşünür. zekanın getirdiklerini kontrol edebilmesi için yetiskin olması gerekir. ayrıcalıklı olduğunu düşünen bir çocuğa akran zorbalığı uygularsan ne olur? öfkesi çok büyük olabilir.
benim tanıdığım çoğu aspergerli çocukken yaşadığı olumsuz detayları ya anlatmaz ya da çok aksini anlatır. gururlu tiplerdir çünkü. anlatması için yine yetişkin olması beklenir. hatta istismara uğrayıp saklayacagına kesin gözü ile bakılıp sürekli kontrol altında tutulmaları yine gerekir.
ve şu da vardır. mesela kurgusal karakter olan şerlok asperger sendromlu bir karakterdir. kitabını açarsan yetişkin bir aspergerlinin tüm davranışlarına sahip olduğunu görmek mümkündür. en basitinden hayallerinin etkisi altındayken içine kapanıp sessizlesmesi ve her gün aynı saatte kahvaltı yaptıktan sonra yürüyüşe çıkması gösterilebilir. sahip olduğu rutin çok ince şekilde açıklanmıştır. o da kendisini yüksek işlevli sosyopat olarak tanımlar.
diğer karakterlere bakalım, sonra sonuca bağlayacağız. gregory house, hannibal lecter ( ki anthony hopkins asperger sendromlu olduğunu açıklamış ünlülerden biridir ) ve ercüment çözer gibi karakterler asperger sendromludur. ancak tüm bu karakterler sosyopat olarak gösterilir ki yanlıştır.
çünkü insanlar öyle ya da böyle bu karakterlere hem sempati duyar hem de çoğunluk onlar gibi olmaya çalışır. bir sosyopata özenmek ve özendirmek ne kadar doğrudur?
asperger sendromlu insanlar aleksitimi denilen bir zorluk ile sınanır. duygular oradadır ancak onları tanımlama konusunda zorluk yaşar. hatta çoğu aspergerlinin iddiası empatiyi cok iyi yaptıkları için insanların duygularını hissedebildiği ve bu nedenle kalabalıktan kaçtığıdır. çoğunun dahi olduğunu bildiğimiz asperger sendromluların teşhis sonrası topluma kazandırılması daha başarılı şekilde gerçekleşmiş olsaydı, toplumun anlamsız şekilde saygı duyduğu çoğu suçlu tarihe geçmiş olur muydu? hayır. aslında anlatmaya çalıştığım budur. önüne gelene sosyopat ya da psikopat teşhisi koyulmasa ve bazı ayrımları daha doğru yapacak olsak asperger sendromunu daha bilinir hale getirebilir miydik?
seri katil tanımı ilk olarak kendisi için yapılmış, onlarca film ve belgesele, ondan daha fazla kitaba konu olmuş birinin asperger sendromu tanısı alması neleri değiştirirdi?
sözlerim asperger sendromlular katil olmaya çok yakındır anlamına gelmez. araştırmalar asperger sendromluların kurban oldugunu gösterir. asperger sendromlu çocuklar empati yaptığı iddia edilen insanların zorbalığına uğrar. ancak şu müthiş şekilde önemli bir konudur. bundy sahiden asperger sendromlu ise ve çocukluğunda bu teşhişi almış olsaydı bu kadar kadın ölür müydü? seri katil olayı böylesine popüler bir konu haline gelir miydi?
bence kendisini böyle incelemek lazım. sosyopat olduğu iddiası ile asperger sendromlu olup olmadığı konusu profesyonel şekilde incelenmeli.
ki aspişler sizleri çok seviyorum, lütfen yanlış anlamayın. öpüyorum hepimizi.
acabası?
çocukluğu biraz incelendiği zaman kötü bir koşucu, ayakkabısını doğru şekilde bağlayamayan, sosyal ilişkileri anlamayan, içe kapanık, arkadaşlık kurmayı anlamsız bulan, oyun sürdürme konusunda beceriksiz bir çocuk olduğu görülüyor.
bunun yanında yüzüne bakınca ne görüyoruz? yüzün üst bölgesi daha geniş, yüzün orta kısmı kısa, dudak ve burun arası mesafe oldukça geniş.
yine zeki, karizmatik ve takıntılı olduğunu görüyoruz.
tüm bunların bizi ulaştırdığı sonuç sahiden sosyopat olduğu mu? yoksa kendisi asperger sendromlu katil midir? bir araştırmaya göre otizmli çocukların yüzleri birbirine benzer, kendisi yapılan çalışmaya uygun bir yüz yapısına sahip. bunun yanında aspergerli çocuklar ayakkabısını bağlama konusunda zorluk yaşar, kötü koşucu olma ihtimalleri çok yüksektir, içe kapanıktır, motor becerileri öğrenme nörotipik bir çocuğa göre daha geç gerçekleşir.
ha bundy kendisinin çocukluğu boyunca çok başarılı, etkileyici falan olduğunu iddia etmiştir ki o zaman şuna bakacağız.
asperger sendromu teşhisi almış olup okulunda katliam yapmış ergenler vardır. asperger sendromlu bir çocuk içten içe çok zeki ve ayrıcalıklı olduğunu düşünür. zekanın getirdiklerini kontrol edebilmesi için yetiskin olması gerekir. ayrıcalıklı olduğunu düşünen bir çocuğa akran zorbalığı uygularsan ne olur? öfkesi çok büyük olabilir.
benim tanıdığım çoğu aspergerli çocukken yaşadığı olumsuz detayları ya anlatmaz ya da çok aksini anlatır. gururlu tiplerdir çünkü. anlatması için yine yetişkin olması beklenir. hatta istismara uğrayıp saklayacagına kesin gözü ile bakılıp sürekli kontrol altında tutulmaları yine gerekir.
ve şu da vardır. mesela kurgusal karakter olan şerlok asperger sendromlu bir karakterdir. kitabını açarsan yetişkin bir aspergerlinin tüm davranışlarına sahip olduğunu görmek mümkündür. en basitinden hayallerinin etkisi altındayken içine kapanıp sessizlesmesi ve her gün aynı saatte kahvaltı yaptıktan sonra yürüyüşe çıkması gösterilebilir. sahip olduğu rutin çok ince şekilde açıklanmıştır. o da kendisini yüksek işlevli sosyopat olarak tanımlar.
diğer karakterlere bakalım, sonra sonuca bağlayacağız. gregory house, hannibal lecter ( ki anthony hopkins asperger sendromlu olduğunu açıklamış ünlülerden biridir ) ve ercüment çözer gibi karakterler asperger sendromludur. ancak tüm bu karakterler sosyopat olarak gösterilir ki yanlıştır.
çünkü insanlar öyle ya da böyle bu karakterlere hem sempati duyar hem de çoğunluk onlar gibi olmaya çalışır. bir sosyopata özenmek ve özendirmek ne kadar doğrudur?
asperger sendromlu insanlar aleksitimi denilen bir zorluk ile sınanır. duygular oradadır ancak onları tanımlama konusunda zorluk yaşar. hatta çoğu aspergerlinin iddiası empatiyi cok iyi yaptıkları için insanların duygularını hissedebildiği ve bu nedenle kalabalıktan kaçtığıdır. çoğunun dahi olduğunu bildiğimiz asperger sendromluların teşhis sonrası topluma kazandırılması daha başarılı şekilde gerçekleşmiş olsaydı, toplumun anlamsız şekilde saygı duyduğu çoğu suçlu tarihe geçmiş olur muydu? hayır. aslında anlatmaya çalıştığım budur. önüne gelene sosyopat ya da psikopat teşhisi koyulmasa ve bazı ayrımları daha doğru yapacak olsak asperger sendromunu daha bilinir hale getirebilir miydik?
seri katil tanımı ilk olarak kendisi için yapılmış, onlarca film ve belgesele, ondan daha fazla kitaba konu olmuş birinin asperger sendromu tanısı alması neleri değiştirirdi?
sözlerim asperger sendromlular katil olmaya çok yakındır anlamına gelmez. araştırmalar asperger sendromluların kurban oldugunu gösterir. asperger sendromlu çocuklar empati yaptığı iddia edilen insanların zorbalığına uğrar. ancak şu müthiş şekilde önemli bir konudur. bundy sahiden asperger sendromlu ise ve çocukluğunda bu teşhişi almış olsaydı bu kadar kadın ölür müydü? seri katil olayı böylesine popüler bir konu haline gelir miydi?
bence kendisini böyle incelemek lazım. sosyopat olduğu iddiası ile asperger sendromlu olup olmadığı konusu profesyonel şekilde incelenmeli.
ki aspişler sizleri çok seviyorum, lütfen yanlış anlamayın. öpüyorum hepimizi.
devamını gör...
bir alttaki yazara gereksiz bir bilgi bırak
toyota'nın logosu içerisinde toyota kelimesini yazabileceğiniz tüm harfler bulunur.

görselin kaynağı

görselin kaynağı
devamını gör...
tüyleri diken diken eden anlar
çok var, yazayım:
1) istiklal marşı okurken.
2) andımız'ı okurken.
3) 10 kasım günü 'büyük kahramanımız' için siren çalındığında.
4) (bkz: annenin ölmesi) başlığını görünce.
5) 'lay lay lay' marşı dinlerken.
tanım : tüylerimizi diken diken eden anları paylaştığımız başlık.
1) istiklal marşı okurken.
2) andımız'ı okurken.
3) 10 kasım günü 'büyük kahramanımız' için siren çalındığında.
4) (bkz: annenin ölmesi) başlığını görünce.
5) 'lay lay lay' marşı dinlerken.
tanım : tüylerimizi diken diken eden anları paylaştığımız başlık.
devamını gör...
deyip mi diyip mi ikilemi
deyip diye yazılır, diyip diye okunur. rica ederim efenim.
devamını gör...
iz bırakan kitap cümleleri
"bazen en gerçek şeyler yalnızca hayal gücünde yaşanır, óscar," dedi marina ve ekledi. "asla yaşanmamış olanı hatırlarız sadece."
carlos ruızz zafón
carlos ruızz zafón
devamını gör...
hiçbir şey olunamayınca sahip olunan meslekler
emlakçı..
devamını gör...
türban tayt topuklu ayakkabı
dün, gün boyu karşıma çıkan başlık.
yahu ne muhabbet dönmüş. cümbüşü kaçırmışım.
eskiden derdim ki böyle giyinen kapalı kadınlar için ya bu nasıl bir tutarsızlıktır? ya olması gerektiği gibi kapanın ya da açılın böyle iş mi olur?
sonra ne oldu bilmiyorum. ben niye insanların neyi nasıl yapmaları gerektiğini sorguluyorum ki? ben kimim ki? diye düşünmeye başladım. en fazla eleştirdiğimle kalırım. o yine istediği gibi giyinecek. sanki ben çok mu doğruyum? kaldı ki doğru olsam ne olur? onları yargılamak bana mı düşer?
yahu ne muhabbet dönmüş. cümbüşü kaçırmışım.
eskiden derdim ki böyle giyinen kapalı kadınlar için ya bu nasıl bir tutarsızlıktır? ya olması gerektiği gibi kapanın ya da açılın böyle iş mi olur?
sonra ne oldu bilmiyorum. ben niye insanların neyi nasıl yapmaları gerektiğini sorguluyorum ki? ben kimim ki? diye düşünmeye başladım. en fazla eleştirdiğimle kalırım. o yine istediği gibi giyinecek. sanki ben çok mu doğruyum? kaldı ki doğru olsam ne olur? onları yargılamak bana mı düşer?
devamını gör...
wilkinson sword klasik tıraş makinesi
haziran ayında almıştım bu tıraş makinesini. benim yüzüm biraz hassas hatta ilk kez jilet vurduğumda(14 yaşımdaydım) bıyık kısmında baya sivilce çıkmıştı. uzun uzun araştırdım bu klasik tıraş makinelerini bir sayfa öneriyordu. diğer modelleri çok pahalıydı (250 tlden başlıyor güzel olanları)ben de denemek amacıyla bunu aldım trendyoldan 22tlye. paket içinde 5 tane de yaprak jilet vardı. uzun zamandır kullanıyorum gayet de memnunum. ama söyleyeyim ki sakalı kısa olanlar için uygun. jilete alışma gibi bir şey ve dışı plastik kaplı içi metal galiba.
edit: bu makineyi halen kullanmaktayım. dediğim gibi bu makine sakalı kısa olanlar, az çıkanlar için.
uzun zamandır kullanmama rağmen ne bir pas tutma var ne de bir hasar var. gerçekten mükemmel bir ürün.
ilk yazdığımda ''denemek için aldım'' demişim ancak iyi ki de almışım, muhtemelen çok uzun süre birlikte olacağız bu makineyle.
jilet nedense beni oldukça korkutuyor, her an yüzümü kesecekmişim gibi hissediyorum. bir de jiletle kötü bir anım var benim. ilk tıraşımı jiletle olmuştum ancak yüzümün hassas olması sebebiyle hep sivilce çıkmıştı yüzümde...
velhasıl kelam gerçekten de güzel makinedir efendim, eğer sakalınız kısaysa, çok çıkmıyorsa veya jilete alışmakta zorluk çekiyorsanız kesinlikle tavsiye ederim bu tıraş makinesini.
edit: bu makineyi halen kullanmaktayım. dediğim gibi bu makine sakalı kısa olanlar, az çıkanlar için.
uzun zamandır kullanmama rağmen ne bir pas tutma var ne de bir hasar var. gerçekten mükemmel bir ürün.
ilk yazdığımda ''denemek için aldım'' demişim ancak iyi ki de almışım, muhtemelen çok uzun süre birlikte olacağız bu makineyle.
jilet nedense beni oldukça korkutuyor, her an yüzümü kesecekmişim gibi hissediyorum. bir de jiletle kötü bir anım var benim. ilk tıraşımı jiletle olmuştum ancak yüzümün hassas olması sebebiyle hep sivilce çıkmıştı yüzümde...
velhasıl kelam gerçekten de güzel makinedir efendim, eğer sakalınız kısaysa, çok çıkmıyorsa veya jilete alışmakta zorluk çekiyorsanız kesinlikle tavsiye ederim bu tıraş makinesini.
devamını gör...
tavuk döner
uzun süredir hiçbir tavuk dönerden o çocukluğumda aldığım tadı almıyorum. yani enteresan bir durum. ya şimdiki tavuk dönerler kötü yapılıyor, ya içindeki tavukların yetiştirilme şartlarıyla alakalı ya da en kötüsü yediğim şey tavuk değil.
eskiden gidip dandik büfe gibi yerlerden alıp yediğimizde bile tavuk döner gibi tavuk döner yerdik. lezzeti falan yeterliydi. şu an gidin en baba yerlerde yiyin o eski tat yok.
bence acilen tavuk dönerciler derneği falan kurulup bu konunun üzerine gidilmeli. bu işin bir standardı olmalı. ne bileyim vedat milör falan twitter'da olayı gündeme getirmeli. tavuk döner görünce midem bulanıyor artık. daha yemeden "olmamış lan bu" diyorum. neyi yanlış yapıyoruz?
eskiden gidip dandik büfe gibi yerlerden alıp yediğimizde bile tavuk döner gibi tavuk döner yerdik. lezzeti falan yeterliydi. şu an gidin en baba yerlerde yiyin o eski tat yok.
bence acilen tavuk dönerciler derneği falan kurulup bu konunun üzerine gidilmeli. bu işin bir standardı olmalı. ne bileyim vedat milör falan twitter'da olayı gündeme getirmeli. tavuk döner görünce midem bulanıyor artık. daha yemeden "olmamış lan bu" diyorum. neyi yanlış yapıyoruz?
devamını gör...
aleksitimi
duygusuzluk.
psikolojik bir hastalıktır.
bu hastalığı taşıyanlar, robotik etrafa sıcaklık vermeyen iletişim kurmakta zorluk çekilen insanlardır. ağlayamazlar, gülemezler.
bazen genetik bazen yaşanılan tramva kaynaklı oluyor. araştırmalar göstermiş ki özellikle büyüme çağındaki çocuklar etkileniyor. bu dönemde sevgisizlik ve ilgisizlikle karşılaşan çocuk beyninin bu tarafı yoksun kalıyor. birey duygularını tanımıyor, anlamıyor. öfke, acı, mutluluk, özlem hepsi iptal. kişi duygularını aktaramadığından çeşitli fizyolojik sıkıntılar yaşayabilir. mide bulantısı, baş ağrısı vb gibi.
duygu yoksunu kişilerin, hiçbir şeyden zevk almayan, hayat kalitesi düşük insanlar olma ihtimalleri yüksek. ama bu onları despot, bencil ve kötü biri yapmaz. yine eğilimleri kendi kararlarından ibaret. özellikle duygusal ilişkilerde duygularını ifade edemedikleri için hayal kırıklığı yaşar ve yaşatırlar. gizemli hallerini ne kendileri anlar ne karşısındaki. erkek hastalarda daha sıklıkla görülür. azımsanmayacak kadar vardır böyle kişiler. belki de çevremizde veyahut çok yakınımızda.
psikolojik bir hastalıktır.
bu hastalığı taşıyanlar, robotik etrafa sıcaklık vermeyen iletişim kurmakta zorluk çekilen insanlardır. ağlayamazlar, gülemezler.
bazen genetik bazen yaşanılan tramva kaynaklı oluyor. araştırmalar göstermiş ki özellikle büyüme çağındaki çocuklar etkileniyor. bu dönemde sevgisizlik ve ilgisizlikle karşılaşan çocuk beyninin bu tarafı yoksun kalıyor. birey duygularını tanımıyor, anlamıyor. öfke, acı, mutluluk, özlem hepsi iptal. kişi duygularını aktaramadığından çeşitli fizyolojik sıkıntılar yaşayabilir. mide bulantısı, baş ağrısı vb gibi.
duygu yoksunu kişilerin, hiçbir şeyden zevk almayan, hayat kalitesi düşük insanlar olma ihtimalleri yüksek. ama bu onları despot, bencil ve kötü biri yapmaz. yine eğilimleri kendi kararlarından ibaret. özellikle duygusal ilişkilerde duygularını ifade edemedikleri için hayal kırıklığı yaşar ve yaşatırlar. gizemli hallerini ne kendileri anlar ne karşısındaki. erkek hastalarda daha sıklıkla görülür. azımsanmayacak kadar vardır böyle kişiler. belki de çevremizde veyahut çok yakınımızda.
devamını gör...
kaç kişinin özleneniyiz sorunsalı
telefonla aradığım her kişi özledigini söylüyor. aramasam,ölsem. öldün mü diye ararlar anca.*
devamını gör...
bilgi yönetimi
bireylerine var olan uzmanlık ve tecrübeler de dahil olmak üzere veritabanları dökümanlar politikalar ve prosedürleri içeren kurumun tüm bilgi ve varlıklarını belirlemek yönetmek ve paylaşmak ile ilgili entegre ve sistematik bir yaklaşımdır. organizasyonların rekabet güçlerini arttırmak ve sürdürmek için bilginin etkin bir biçimde tanımlanması elde edilmesi ve kullanılmasını amaçlayan strateji veya süreçtir.
devamını gör...

