apartman boşluğunun yayından kaldırılması hakkında
iki tarafta üzülmüş aslında hadi öpüşüp barışın emekler boşa gitmesin o kadar uğraşmışsınız. yönetimde uykusuz kalmış yayıncıda. ilk yayında bırakmak nedir ya çektiğiniz çileye değmez.
devamını gör...
sevgilisine tektaş alamayan erkek
tek taşını kendisi alıp, tek başına kendisi takan kadınlarımızı bu başlık altına davet ediyorum.
devamını gör...
nymphea
nickini ilk gördüğümde bir anlık kendim sandığım ama tanımı okuyunca ben olmadığımı fark ettiğim yazar.
ayrıca nick seçimini çok başarılı buldum şahsen.*
ayrıca nick seçimini çok başarılı buldum şahsen.*
devamını gör...
jean paul sartre
fransız, varoluşçuluğun zirve ismi. varlık ve hiçlik, akıl çağı, bulantı gibi dorukta yer alan eserler ortaya koymuştur. okur yaşamınızı ''sartre okumadan önce ve sonra'' olarak ikiye ayırmanız mümkündür.
"nous sommes condamné a vivre" : yaşamaya mahkumuz diyerek intiharın aslında hayattan bir kaçış değil, onu reddediş biçimi olduğunu söylemiştir.
ona göre her birey var olan sınırlı düşüncelerle yetinmeden ve onlara aldırmadan kendi değer yargılarını ortaya koymalıdır. çünkü var olan sınırlı düşüncelerle, kurallarla, göreneklerle yaşayan bir insan zihni asla özgürleşemez. bu da varoluş çabasına terstir. çünkü o durumda insan bağımsız bir varlık değil bir makinedir.
"nous sommes condamné a vivre" : yaşamaya mahkumuz diyerek intiharın aslında hayattan bir kaçış değil, onu reddediş biçimi olduğunu söylemiştir.
ona göre her birey var olan sınırlı düşüncelerle yetinmeden ve onlara aldırmadan kendi değer yargılarını ortaya koymalıdır. çünkü var olan sınırlı düşüncelerle, kurallarla, göreneklerle yaşayan bir insan zihni asla özgürleşemez. bu da varoluş çabasına terstir. çünkü o durumda insan bağımsız bir varlık değil bir makinedir.
devamını gör...
6 kelimelik hikayeler
zaman geçiyor ve masadan eksiliyor dostlar.
devamını gör...
kınadığın şeylerin başına gelmesi
kınamak ne kelime azıcık içimden kınıyormuşum gibi bir his geçsin onun bile başıma geldiği durum.
devamını gör...
the crystal ship
the doors'un en sevdiğim ve şu an dinlediğim şarkısı.
gece yatakta tavanı izlerken dinlenilmesi caizdir.
dinlerken insan uçuyor. adamların parçayı yaparkenki kafasını yakalıyorsunuz. dinleyin ve dinlettirin.
gece yatakta tavanı izlerken dinlenilmesi caizdir.
dinlerken insan uçuyor. adamların parçayı yaparkenki kafasını yakalıyorsunuz. dinleyin ve dinlettirin.
devamını gör...
tüketim psikolojisi
tüketim psikolojisini anlayabilmek için tüketim davranışına bakmak gerekir.
tüketim çılgınlığının yani aşırı tüketim davranışının sebebi bireylerin bencilliği ya da bitmek bilmeyen tüketim isteği değildir. bireyleri incelerken buna dikkat etmek gerekir.
''fazla tüketildiği için mi fazla üretiliyor yoksa fazla üretildiği için mi fazla tüketiliyor,'' hala bir tartışma konusudur lakin kapitalizm denen, bireyin iç dünyasını bilen bir canavar olduğu da su götürmez bir gerçektir. zaten birçok propaganda ustası ve ürünlerini pazarlamak isteyenler freud'dan, bireyin iç dünyasını anlayabilmek için yararlanmış, onun kitaplarını okumuştur.
sigmund freud'un ''bilinç dışı'' kavramı burada da karşımıza çıkar. freud, unutmaların, dil sürçmelerinin, kazaların ve rüyaların tesadüf olmadığını dile getirir. bunlar içimizdeki arzu, nefret gibi duyguların ortaya çıkmasına olanak sağlar. tüketim de öyledir. ''diğer insanların gözündeki ben''i değiştirmek ister tüketici. reklamlar da buna oynar zaten.
reklamlar öyle bir oyun oynar ki, asla sınırını bilmez. ürünü pazarlamak için cinsiyetçilik yapar. kadını bir dondurma reklamına ya da araba reklamına koyuverir. arabanın özelliklerini sıralayan bir reklamdan ziyade kadınların olduğu bir araba reklamındaki arabanın satılması daha kolaydır. çünkü tüketme davranışı hislerle olur ve bilinçdışına hitap eder. bilinç dışına hitap eden ürünün alınması daha kolaydır. gerçi sadece kadınlar değil, bir bisküviyi neden kolları kaslı ve yarı çıplak bir erkek yapar ki mesela? bisküvi yapımı ile kaslı vücut birbiriyle tamamı ile alakasızdır.
tüketimi bir ''anlam'' aracı olarak gören de vardır. mesela hafta sonu ikea gezmek bir anlam mıdır?
fight club (film)'da da bahsedildiği gibi, eşyaya sahip oluyoruz derken onun bize sahip olması hayatın anlamı olabilir mi?
bir de şey var mesela ''ölmeden önce görülecek 10 yer'' ya da ''ölmeden önce yapılacak 10 şey'' listeleri. 10 yer değil 1000 yer de görsen hayatın anlamına ulaşamazsın oysa. hayatın anlamı, insan ilişkilerinde gizlidir bir bakıma.
tüketim çılgınlığının yani aşırı tüketim davranışının sebebi bireylerin bencilliği ya da bitmek bilmeyen tüketim isteği değildir. bireyleri incelerken buna dikkat etmek gerekir.
''fazla tüketildiği için mi fazla üretiliyor yoksa fazla üretildiği için mi fazla tüketiliyor,'' hala bir tartışma konusudur lakin kapitalizm denen, bireyin iç dünyasını bilen bir canavar olduğu da su götürmez bir gerçektir. zaten birçok propaganda ustası ve ürünlerini pazarlamak isteyenler freud'dan, bireyin iç dünyasını anlayabilmek için yararlanmış, onun kitaplarını okumuştur.
sigmund freud'un ''bilinç dışı'' kavramı burada da karşımıza çıkar. freud, unutmaların, dil sürçmelerinin, kazaların ve rüyaların tesadüf olmadığını dile getirir. bunlar içimizdeki arzu, nefret gibi duyguların ortaya çıkmasına olanak sağlar. tüketim de öyledir. ''diğer insanların gözündeki ben''i değiştirmek ister tüketici. reklamlar da buna oynar zaten.
reklamlar öyle bir oyun oynar ki, asla sınırını bilmez. ürünü pazarlamak için cinsiyetçilik yapar. kadını bir dondurma reklamına ya da araba reklamına koyuverir. arabanın özelliklerini sıralayan bir reklamdan ziyade kadınların olduğu bir araba reklamındaki arabanın satılması daha kolaydır. çünkü tüketme davranışı hislerle olur ve bilinçdışına hitap eder. bilinç dışına hitap eden ürünün alınması daha kolaydır. gerçi sadece kadınlar değil, bir bisküviyi neden kolları kaslı ve yarı çıplak bir erkek yapar ki mesela? bisküvi yapımı ile kaslı vücut birbiriyle tamamı ile alakasızdır.
tüketimi bir ''anlam'' aracı olarak gören de vardır. mesela hafta sonu ikea gezmek bir anlam mıdır?
fight club (film)'da da bahsedildiği gibi, eşyaya sahip oluyoruz derken onun bize sahip olması hayatın anlamı olabilir mi?
bir de şey var mesela ''ölmeden önce görülecek 10 yer'' ya da ''ölmeden önce yapılacak 10 şey'' listeleri. 10 yer değil 1000 yer de görsen hayatın anlamına ulaşamazsın oysa. hayatın anlamı, insan ilişkilerinde gizlidir bir bakıma.
devamını gör...
gaziantep merkezde 2 erkeğin öpüşmesi
sivas'ta 30 erkeğin grup seks yaparken yakalanmasını akla getirmiştir.
devamını gör...
alg
su yosunu.
her türlü nemli ve sulu ortamda, tek başlarına ya da koloniler halinde yaşarlar. fotosentez yapabilirler. kırmızı ve yeşil olmak üzere iki türü bulunur.
her türlü nemli ve sulu ortamda, tek başlarına ya da koloniler halinde yaşarlar. fotosentez yapabilirler. kırmızı ve yeşil olmak üzere iki türü bulunur.
devamını gör...
mehmet aydın'ın teslim olması
bir belgeselde kanundan uzun süre kaçabilmiş bir suçlu şöyle demişti:
dünyanın en pahalı işi kaçak yaşamaktır. 1 liralık bir ekmeği 100 liraya alabilirsiniz. büyük ihtimal tosun parayı bitirdi.
dünyanın en pahalı işi kaçak yaşamaktır. 1 liralık bir ekmeği 100 liraya alabilirsiniz. büyük ihtimal tosun parayı bitirdi.
devamını gör...
hugo gernsback
1884-1967 yılları arasında yaşamıştır. h. g wells ve jules verne ile birlikte bilim kurgunun babalarından sayılır. amazing stories adlı tamamen bilim kurgudan oluşan ilk dergiyi çıkarmıştır ve bu dergide ilk defa "science fiction" terimini kullanarak literatüre sokmayı başarmıştır. amatör radyonun yanında "izolatör" adı verilen odaklanma cihazını da icat etmiştir.
devamını gör...
merhaba poğaçacı (yazar)
çok hoş bir mahlasa sahip yazar. bir insana merhaba demek zaten başlı başına iç ısıtan eylem iken bir de sonuna poğaça gibi dehşet-ül vahşet lezzette bir şey ekliyoruz. her seferinde de aklıma karaköy poğaçası geliyor. böyle yuvarlak, tabanı; sıcak tabla içinde durmaktan hafif kıtırlaşmış, içi dolu dolu, üzeri de çörek otlu pambık gibi bir poğaça...
merhaba poğaçacı...*
merhaba poğaçacı...*
devamını gör...
öğretmenlerin almış olduğu parayı hak etmemesi
dünyanın en değerli mesleğidir. hangi konuda olursa olsun her başarılı insanı muhakkak bir öğretmen yetiştirmiştir.
iyisi de vardır kötüsü de.
ayrıca genelleme bir hastalıktır.
iyisi de vardır kötüsü de.
ayrıca genelleme bir hastalıktır.
devamını gör...
tarih biliminin yöntemleri
tarih metodolojisi dersinin ilk konusudur.
devamını gör...
kılıçdaroğlu'nun dokunulmazlık fezlekesinin tbmm'ye sevki
128 milyar dolar nerede gündemini bir türlü değiştiremeyen akp ve iç minnağı mhp'nin son yaratıcılığı.
memleket çığrından zaten çıkmıştı, hızla geri döndürülemez noktaya doğru ilerliyor.
gılışdar ile birlikte dokuz vekilin daha yasama dokunulmazlıklarının kaldırılmasına dair fezlekeler tbmm'ye iletildi, dosyalar anayasa ve adalet komisyonu üyelerinden kurulu karma komisyona havale edildi.
chp'de nerdedeyse ağzını açan herkes için fezleke hazırlamışlar; diğer fezleke sahipleri şöyle:
chp milletvekilleri oğuz kaan salıcı, muharrem erkek, yunus emre, veli ağbaba, fethi açıkel, faik öztrak, tuncay özkan ile hdp'den ayşe acar başaran, kemal bülbül.
kılıçdaroğlu da yiğide savaş bayramdır, hodri meydan diyerek rest çekmiş.
canan kaftancıoğlu'na yapamadıklarını kılıçdaroğlu'na yapmayı başarırlarsa - ki hiç zannetmiyorm, akp'nin bunu istemesi kendi ayağına sıkmak demek olur- bu iş burada biter.
gün içinde erdoğan yargıyı siyasal silaha dönüştürdü yorumları gırla gidiyordu avrupa basınında, herhalde kör parmağım gözüne şeklinde sıvamazlar.
detay.
memleket çığrından zaten çıkmıştı, hızla geri döndürülemez noktaya doğru ilerliyor.
gılışdar ile birlikte dokuz vekilin daha yasama dokunulmazlıklarının kaldırılmasına dair fezlekeler tbmm'ye iletildi, dosyalar anayasa ve adalet komisyonu üyelerinden kurulu karma komisyona havale edildi.
chp'de nerdedeyse ağzını açan herkes için fezleke hazırlamışlar; diğer fezleke sahipleri şöyle:
chp milletvekilleri oğuz kaan salıcı, muharrem erkek, yunus emre, veli ağbaba, fethi açıkel, faik öztrak, tuncay özkan ile hdp'den ayşe acar başaran, kemal bülbül.
kılıçdaroğlu da yiğide savaş bayramdır, hodri meydan diyerek rest çekmiş.
canan kaftancıoğlu'na yapamadıklarını kılıçdaroğlu'na yapmayı başarırlarsa - ki hiç zannetmiyorm, akp'nin bunu istemesi kendi ayağına sıkmak demek olur- bu iş burada biter.
gün içinde erdoğan yargıyı siyasal silaha dönüştürdü yorumları gırla gidiyordu avrupa basınında, herhalde kör parmağım gözüne şeklinde sıvamazlar.
detay.
devamını gör...



