benim gözümde çok eğlenceli bir yarışma,heyecan verici neden bu kadar abartılıyor ki alt tarafı müzik yarışması anlamıyorum. hem yeni çıkan müzisyenlerimize de destek oluruz.can bonomo hayatımıza bu şekilde girdi mesela.neyse fazla uzatmıyorum sertab erener gibi iddialı bir isim çıksın önce,hayko cepkin mesela.. ve diyorlar ki bu sene turkiye'yi oldukça iddialı fantastik bir sanatçı temsil ediyor.hangi ülkeye gidiyorsa arkasında gidiyoruz..herkes giymiş siyahları çığlık çığlığa sahnede korku hakim ğğğğ..sonuç ne olursa olsun bizimki yine inletecek ortalığı kesin..kötü puan verenler de kusura bakmasınlar okkalı bir küfür..
devamını gör...

aldatmasından ziyade boşanma davası açması doğrudur.
devamını gör...

matematiği sevdirmesidir.toplama çıkarma işlemini miting alanında ustalıkla yapıp üstüne birde alkış almasıdır.
devamını gör...

boğulmak ya da yanmak. ikisi de çok acı verici.
devamını gör...

tiyatroda sahnede unutulan replikleri seyircilere duyurmadan söyleyerek oyuncuya hatırlatma işi.
devamını gör...

abimin düğünü yaklaşıyor, bu yüzden davetiye dolduruyorum. biraz evvel davetiyeye "sn:" yazacağıma "bkz:" yazdım. neyse ki ardından yazdığım isim evli de boş bkz vermemiş oldum. şimdi kuzenimi ukde bırakmaya gidiyorum, evlenir inşallah.
devamını gör...

organ bağışı yapılmış da olunsa,elde bununla ilgili resmi geçerlilikte bir belge dahi olsa eğer aile istemezse hiçkimse vefattan sonra organları alamıyor.
ayrıca arada hiçbir çıkar ilişkisi olmadığından emin olmak için organ bağışları etik kurullar tarafından ciddiyetle inceleniyor.
e nabızda da organ bağışı için bir kısayol mevcut.bağışlanmasını istediğiniz organlara tik atıyorsunuz*,yetkililer sizi telefonla arıyorlar.
caiz değildir diyenlere aldanmayalım lütfen.bir insanın hayatı kurtarıldığı zaman tüm insanlığın hayatını kurtarmış gibi olacağımızı unutmayalım.
devamını gör...

az önce 8.70 ti 1 kuruş daha artmış. sinirden kuduruyorum otostop çocukları sizi. doğduğum günü skm burada.
devamını gör...

bi ara müge anlı'da dolandırıcı gelin civciv diye 4 bölüm incelenmiştim. hiç alakam olmadığı halde dayıları evlilik vaadiyle dolandırdığım, özellikle kütahya, adana, mersin, kahramanmaraş, bitlis, yozgat ve siirt gibi farklı şehirlerde bu suçu işlediğim fotoğraflarım ekrana yansıtılarak anlatılmıştı. elbette böyle bir şey yok, eski sevgilimin iftirası oyunları hep. suçlamaları yapan tüm dayıları o tutmuştu. bu durum senin için sorun olur mu?
devamını gör...

gomercan ağabey ben belçika'dan geliyorum. beatbox yayını yapabilir miyim?
devamını gör...

aşağılık kompleksi ile yaşamayı kanıksamış insan artıklarının gerçekleştirmeye bayıldıkları durum.ayrımcılık her yerde ne yazık ki.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

geç kalmış bir günaydın bu benim için.
belki hayata belki kendime belki insanlara belki de sana.
yetişemiyorum artık biliyor musun?
bir gün bir kaçırdım o treni şimdi hep yalın ayak koşturuyorum peşinden.
herkesin bir telaşı var.
herkes nefes nefese...
çok kalabalık yahu çok fazla kalabalık...

gözlerimi bir açıyorum, düşünüyorum hemen düşünmeye koyuluyorum.
nereden başlasam hayata?
bugün yine kime yetişemesem.
bugün yine hangi bilinmeze boşa kürek çeksem.

bak size söyleyeyim kaçta uyanırsam uyanayım şu akıp giden zamana yetişemiyorum.
tam yakaladım diyorum yakalayacağım diyorum bu seferde bağcıklarım çözülüyor. yolda birini görüyorum mesela yorgun argın, üzgün bir merhaba demesem sanki bir adım atmasam ona yığılıp kalacak.

elimi uzatıyorum, yetişmiyor. ona bile yetişemiyorum. ben çok geride kalıyorum hayat anlıyor musun?
ben herkesin arkasında kalıyorum.
herkes çok hızlı, hep bir telaş içinde.
ben çok eğreti kalıyorum bu kalabalıklar içinde.
yetişememekle kalmıyor bir de pes ediyorum.

anı yavaşlatabiliyor muyuz sahi?
biz yavaşlasak an da yavaşlar mı?
anda kalabilir miyiz mesela.
hayatın telaşından sıyrılabilsek, ah ben sıyrıldım tabi ama yine de olmadı anlıyor musunuz?

insanlar çok hızlı, her şeyleri çok hızlı.
beğenmeleri, sevmeleri, nefret etmeleri, karar vermeleri bir başkası adına yani onunla ilgili bir karar, bakın çok hızlı...

ben temkinle mükemmelliyetçilik arasında gidip gelirken bir bakıyorum elini ayağını çekmiş benim odağımdakiler...
ben çok yavaş kalıyorum şu hayata...
hep bir akış var.
sürekli bir deveran var durup dinlenmeyen.

yorulmuyor musunuz sahi?
az biraz nefes alayım demek gelmiyor mu içinizden?
bir bakayım ne olmuş? ne bitmiş? geride kim kalmış?

ben hep geride kalanım.
ben hep kalabalıklar içinde varmış gibi her şeyin içindeymiş gibi her şeye yetişmiş gibi ama sadece fener görmüş tavşan gibi olduğum yerde dikiliyorum.
kimsede fark etmiyor.
ben akışa yetişemiyorum ama akışta beni sürükleyemiyor.
ayak mı diriyorum nedir?

anda kalmak.
ah ben ne kadar benimsemişim bu eylemi.
bu bakışı, bu duruşu, bu felsefeyi...
ara ara akışın dişlilerinden sıyrılıp çarparsanız bir kenara gelin beklerim.
burası güzel, sakin...
ben size yetişemiyorum ama en azından siz ara ara bana bir cee deyin.

günaydın sözlük.
yürüyüş yaparken yerde görmüş olduğum ve fotoğrafını çektiğim bu yukarıdaki böcük hissettirdi bana bunları.
o da benim gibi..
yavaş, sakin, emin adım gidiyor.
belki bir yerlere yetişememiş evet fakat anında pek kıymetini bilmişe benziyor.
acelesi yok.

ironik bir şekilde onda ayan beyan görünen ben de hayali bir kabuk taşıyoruz şu hayatta.

yani olurda gelirseniz 'bu ne be? 'demeyin. az oyalanın yani başımızda. belki anlamaya çalışın ya da' dur ya bu değişik napıyor az bakayım? ' deyin. güvenirsek size veyahut sadece merak edersek o minnak başımızı kabuğumuzdan dışarı çıkarıyoruz.

sonrası muamma, değer mi?
hesapsız, kitapsız bekleyip görmek gerekecek.

günaydın ahali geç kalmış bir günaydın.
gününüz aydın, akşınız bol olsun...
devamını gör...

tüm enerjinizi sömürür.. allah düşmanıma vermesin..
devamını gör...

devletlûm ferman buyurur ki: el katari vel arabi bundan böyle tıbbiyeyi imtihansız okuya. bunun sonucunda da mangırlar geliye. ve dahi kanal istanbul araplar ile doldurula. manzara-i el facia ile küvetteki afetle zevki şahane. karşı çıkanun ise kellesi alına.
devamını gör...

birleşik krallık menşeili, ülkemizdeki temizlik programlarının uzaktan atası (anası değil çünkü fark çok. hani homo habilis homo sapiens farkı gibi. homo habilisin ilk insan olduğunu da first homo yazarak öğrendim sevgili yazar.bilgili taklidi yapamayacağım).

efendim birleşik krallık gelişmiş bir ülke olduğundan yaşlı popülasyona sahip bir nüfus ve yalnız olanları da çok. ingilizler soğuk değil mi ama yea demeyin çünkü yanlış stereotip. özellikle kuzey tarafındakiler yani kuzey ingilizlerler çok samimidirler. öyle ki sheffield da hi love how are you love gibi cümleleri gün içinde cinsiyet fark etmeksizin kullanırlardı. tramvay beklerken yanımda benimle sohbet açan tatlı nineler bile vardı. neyse konuyu uzatmayayım yaşlılar yalnız olunca bakımsızlık bir problem olabiliyor. yine travma geçirmiş insanlar ya da mizacı temizlememeye yatkın insanlar da olabiliyor. bunun bir ayrı ucu evleri kovid öncesi dönemle bile kaç defa cifleyen işi abartan bir kesim de var.

programda bunun bilincinde olarak çok temizliğe yatkın olan ekstrem tarafa şehri ve evleri temizlettiriyor. bunun amacı kendilerine obsesif kompulsif temizleyiciyim diyen kişilere aslında bu kadara da gerek yok u aşılamak (bu arada her önüne gelen programda benimki ocd diyor ama çok öyleler mi problemleri farklı mı bence net değil. bazıları daha ciddi bazıları daha hafif seyrediyor gibi çünkü. tek bildiğim psikolog psikiyatrla görüşmemiş izlenimi veriliyordu sanırım genelde). aynı şekilde kendini bırakmış insanlara da temizlik önerileri gelsin biraz bir fikir alışverişi olsun prensibi var.

programın amacı tabii ki terapi tedavi değil ama iki tarafta kendi hikayesini anlatıyor ve bu deneyimden öğrendiklerini açıklıyor. kısaca bir izleyen olarak ülkenin toplumsal sorunu hakkında ve insanların düşünce şekilleri açısından faydalar sağlayan bir program oluyor. eğlence programı nihayetinde ama düşündürüyor. ağır yaşamlardakinden farklı olarak travmamın sonucu olarak böyleyim gibi biraz bahaneye de kaçan bir düşünceyi gözlemlemedim. yani bazı katılanlar ya gerçeklikten çok uzaklaşmış oluyorlar ya da ip bir noktada kopuyor ve kayboluyorlar. bu demek değil ki katılanlar bilinçli. katılanların çoğu yani hem çok titiz olan hem de dağınık olan karşı tarafı yadırgıyor ve ah beni kurtarın gibi bir halde olmuyorlar.

anlayacağınız çok derin bir içerik olmasa da güzel mesajları da barındıran bir program.

ülkemizde orijinalini önce tlc de yayınladılar sanırım. sonrasında bu programın direkt uyarlaması geldi ama ya böyle hikayeler çok yoktu ya da senaristler ingiliz senaristler (bilmiyorum var mı) kadar başarılı olamadılar ve bir şekilde tutmadı. sonuçta evler bir bu programdaki kadar felaket değildi ve daha çok öğrenci evleriydi sanırım. yarışmacılar da çok temizlik takıntılı değillerdi sanırım. bu programda aradan tek sıyrılan kadir ezildi oldu. o da fox tv ye geçince ilk programında konsept baya değişti ve tanınmaz hale geldi neredeyse. yani her gün puanlama olan bir haftalık yarışmaaya dönüştü ve o bak bu evde yaşayan kişi şudur bu kişinin başından şunlar şunlar geçti kısmı iyice silindi ( ilk tlc uyarlamasında da çok derinliğe girilmemişti ama evin sahibi gözüküyordu diye aklımda kalmış). en son halinde en hamarat benim e döndü konsept ve artık insanlar benim evim en temiz üstüne en lezzetli yemeği de ben yaparıma evrildi.

yani bu tarz programlarda elbette ah neden evrildi neden bu dejenerasyon diye sorgulamalara girmek abes çünkü programların kaygısı reyting ve her sezon içerikte değiştirilsin deniliyor. ondan sonra zuhal topal ya da x kişisi kanal değiştiriyor onun saatini kim dolduracak derken içerik değişebiliyor. bu arada kadir ezildi gerçekten reality show tadında programları sunmak için biçilmiş kaftan ve çerezlik olarak en hamarat benim yine arada izlenilir. ama türkiyedeki programları ve ingiliz programlarını karşılaştırınca millet olarak düşünce yapımızdaki boşluk dikkat çekiyor. bir taraf eğlendirirken azıcık da düşünsün diyor bir tarafta ev hanımlarının kafası dolsun izlesin beni yeter diyor.
devamını gör...

yemekhanelerde sık çıkan, şekerli sünger yiyormuş hissi uyandıran, sanırım adı kemalpaşa olan tatlıdır. abartılmıyor ama neden tatlı sınıfında olduğunu düşünmedim değil.
devamını gör...

gözlüksüz gözlerinizi kısarak ileriyi görmeye çalışmaktır. merdiven çıkıyorsanız basamağa bastım sanıp sarsılırsınız.
devamını gör...

"bu memleket geri zekalılarla, delilerle, ruh hastalarıyla doludur."

hüseyin nihal atsız
devamını gör...

çay içer
devamını gör...

dünyada çok önemli şeyler oldu
ama ben de sizin eve baktım
bir tayın bir taya baktığı
bir tayın bir taya uzun uzun baktığı
bir tayın bir tayı bıraktığı gibi
dünyada çok önemli şeyler oldu

atlar yalnız kalmamak için bu kadar koşarlar diyen o at
yalnızlar koşarken de yalnızdır diyen o at
yalnızlar öperken de yalnız
ben sana sımsıkı sarılırken de
o at buramdaydı

bu ses nereden geliyor dediğim o gün
göğsümdeki at kardeşlerim
göğsümdeki at yere uzandı

dünyada çok önemli şeyler oldu
hem ölmedim yüzükoyun
hem alnımda yeryüzü

ölürüm dediğim yerde ev yaptım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim