that '70s show
himym , friends gibi aşırı overrated sitcom dizilerinden keyif alamayan ben bu diziyi inanılmaz başarılı bulmuştum.
ayrıca dizide rol alan mila kunis ve ashton kutcher şu an evli.
ayrıca dizide rol alan mila kunis ve ashton kutcher şu an evli.
devamını gör...
sabah uyanır uyanmaz telefona bakmak
kafa sözlükte skorum ne,
kim ne yazmış, kim beğenmiş,
instagramda ne alemdeyim,
kim ne yapmış akşamdan sabaha,
twiterda gündem ne olmuş,
merak ettiğim için yaptığım eylem.
bir de hava durumuna bakarım ona göre giyeceğime karar veririm.
akıllı telefonum olmadan asla diye uyanırım yane.
kim ne yazmış, kim beğenmiş,
instagramda ne alemdeyim,
kim ne yapmış akşamdan sabaha,
twiterda gündem ne olmuş,
merak ettiğim için yaptığım eylem.
bir de hava durumuna bakarım ona göre giyeceğime karar veririm.
akıllı telefonum olmadan asla diye uyanırım yane.
devamını gör...
derman
güç anlamına gelen sözcük. bazen ilaç, çare gibi anlamlarda da kullanılır.
ayrıca sevgili ethem hoca'mızın soyadıdır.
ayrıca sevgili ethem hoca'mızın soyadıdır.
devamını gör...
pirinç boğa
antik yunanın antika uygulamalarından birisidir diyebiliriz zira uygulamayı bulan hergele atinalı. adam hiç üşenmemiş bu cezanın uygulanması için suçlulara özel pirinçten bir boğa yapmış. mevzu şöyle işliyor; suçluyu bunun içerisine bir güzel yerleştiriyorsun, altını kısık ateşte yakıyorsun, ateş harlandıkça içerideki suçlu kıvama geliyor ve yandım anam diye böğürmeye başlıyor. bu böğüme dışarıya kızgın bir boğanın inlemesi gibi aksediyor. idamı izleyenler de boğanın kızgın sesini duydukça aşka geliyor ve zevkten çığlık çığlığa bağırıyorlar.
bu manyaklığa imza atan adamın adı ise perilaus! yani hangi akla hizmet insan böyle bir şey tasarlar ki? adamın beyin kıvrımlarında nasıl bir psikopatlık dolaştığını merak etmiyor değilim. bir de bu manyak yaptığı pirinç boğayı dönemin bir başka kalifiye manyağı sicilyalı tiran phalaris'e götürüyor ve şöyle diyor;
''ey phalaris, bir adamı cezalandırmak istersen, onu boğanın arasına kapat ve altına ateş yak, iniltileriyle boğanın böğürdüğü sanılacak ve acı çığlıkları burun deliklerindeki borulardan geçerken size zevk verecek. ''
ha bu sözleri söylemiş midir? söylememiş midir? bilemem ama tarihçi diodorus siculus'un iddiası bu yönde. ben şahsen kendisine inanıyorum. böyle bir tasarıma imza atan adam, bu sözleri aşk ile şevk ile söylemiştir. hatta mevzuyu tirana tutku ile anlatmıştır. eh sen mevzuyu böyle anlatırsan, karşındaki manyakta bunlardan etkilenir tabi. bu iki manyağın sohbetleri sonucunda phlaris boğayı yerinde incelemek istemiş ve perilaus'tan ufak bir gösteri talep etmiştir. ''hele bir geç şu boğanın içine de, duyalım o kadar övdüğün şu sesleri!'' demek suretiyle bizim manyağın aklını almıştır. phlaris'in o anki yüz ifadesini cidden merak ediyorum. millet yansın, çığlık çığlığa bağırsın, ben de zevk alayım diye boğa tasarla, sonra ilk denek sen ol. kalbine inmiş olmalı. vallahi orada olsam, anadolu usulü okkalı bir ''oh olsun!'' çekerdim şeref yoksunu hergeleye! şak sesi de, tüm saray efradı tarafından duyulurdu! ava giderken avlanan perilaus, topuklarını mabadına vura vura bir güzel girmiş pirinç boğanın içerisine, boğa'ya dublaj yapmış. netice olarak mekanizmanın mucidi kendisi, ne de güzel böğürtmüştür o boğayı(!) tabi sonrası daha dramatik olmuş bizim psikopat için zira tiran bunu tam kıvama gelmeden boğanın içerisinden çıkartmış. sanırım az pişmiş bir kıvamda falan çıkmış olmalı boğadan. o anda kesin paçayı kurtardık diye düşünmüştür. ama umduğu gibi olmamış, halla hop tereyağlı ballı ekmek nidaları eşliğinde, bunu güzelce paket yapıp atmışlar uçurumdan aşağı. insan kiminle muhatap olacağını iyi bilmeli sonra adama öyle bir eşek şakası yapıyorlar ki geri dönüşü de olmuyor...
neyse efendim mucit ölü ama tasarım aktif. artık bu şekilde kaç cana kıyıldı bilinmez. lakin içimizi soğutan tek şey; bu iki manyağın da pirinç boğanın tadına bakmış olması. manyak tiran da almış boğadan nasibini. tahttan indirildiği zaman kahkahalar atarak izlediği gösterilerin öznesi olup, çığlıklar atarak ölmüş. bu hikaye de burada bitmiş.
boğa da şöyle bir şey;

bu manyaklığa imza atan adamın adı ise perilaus! yani hangi akla hizmet insan böyle bir şey tasarlar ki? adamın beyin kıvrımlarında nasıl bir psikopatlık dolaştığını merak etmiyor değilim. bir de bu manyak yaptığı pirinç boğayı dönemin bir başka kalifiye manyağı sicilyalı tiran phalaris'e götürüyor ve şöyle diyor;
''ey phalaris, bir adamı cezalandırmak istersen, onu boğanın arasına kapat ve altına ateş yak, iniltileriyle boğanın böğürdüğü sanılacak ve acı çığlıkları burun deliklerindeki borulardan geçerken size zevk verecek. ''
ha bu sözleri söylemiş midir? söylememiş midir? bilemem ama tarihçi diodorus siculus'un iddiası bu yönde. ben şahsen kendisine inanıyorum. böyle bir tasarıma imza atan adam, bu sözleri aşk ile şevk ile söylemiştir. hatta mevzuyu tirana tutku ile anlatmıştır. eh sen mevzuyu böyle anlatırsan, karşındaki manyakta bunlardan etkilenir tabi. bu iki manyağın sohbetleri sonucunda phlaris boğayı yerinde incelemek istemiş ve perilaus'tan ufak bir gösteri talep etmiştir. ''hele bir geç şu boğanın içine de, duyalım o kadar övdüğün şu sesleri!'' demek suretiyle bizim manyağın aklını almıştır. phlaris'in o anki yüz ifadesini cidden merak ediyorum. millet yansın, çığlık çığlığa bağırsın, ben de zevk alayım diye boğa tasarla, sonra ilk denek sen ol. kalbine inmiş olmalı. vallahi orada olsam, anadolu usulü okkalı bir ''oh olsun!'' çekerdim şeref yoksunu hergeleye! şak sesi de, tüm saray efradı tarafından duyulurdu! ava giderken avlanan perilaus, topuklarını mabadına vura vura bir güzel girmiş pirinç boğanın içerisine, boğa'ya dublaj yapmış. netice olarak mekanizmanın mucidi kendisi, ne de güzel böğürtmüştür o boğayı(!) tabi sonrası daha dramatik olmuş bizim psikopat için zira tiran bunu tam kıvama gelmeden boğanın içerisinden çıkartmış. sanırım az pişmiş bir kıvamda falan çıkmış olmalı boğadan. o anda kesin paçayı kurtardık diye düşünmüştür. ama umduğu gibi olmamış, halla hop tereyağlı ballı ekmek nidaları eşliğinde, bunu güzelce paket yapıp atmışlar uçurumdan aşağı. insan kiminle muhatap olacağını iyi bilmeli sonra adama öyle bir eşek şakası yapıyorlar ki geri dönüşü de olmuyor...
neyse efendim mucit ölü ama tasarım aktif. artık bu şekilde kaç cana kıyıldı bilinmez. lakin içimizi soğutan tek şey; bu iki manyağın da pirinç boğanın tadına bakmış olması. manyak tiran da almış boğadan nasibini. tahttan indirildiği zaman kahkahalar atarak izlediği gösterilerin öznesi olup, çığlıklar atarak ölmüş. bu hikaye de burada bitmiş.
boğa da şöyle bir şey;

devamını gör...
kısa cümleler kuran erkekler
geçen görüştüğümüz gün arkadaşım burcu yanımıza geldiğinde gözlerini kaçırman çok canımı sıktı. zira ben senin yanında iken gözlerin gözlerimde olsun isterim bu hareketini tekrarlamaman ilişkimiz ve geleceğimiz adına önemli bir adım olacaktır diye mesaj atan sevgiliye erkeğin "tm" veya "ok" cevabı en iyi örneklerdendir.
devamını gör...
mary and max
bazen bir film izlerken oradaki karakter sana çok yakın gelir, hemen bir bağ kurarsın, keşke gerçek hayatta bu kişi olsa ne iyi arkadaşım olurdu dersin.. yada onun hüznüne de sevincine de istemsiz ortak olursun..” mary ve max”de her iki karakterde de aynı duygular canlandı bende.
ayrıca bazen aradaki yaş ve mesafenin dostluk kurmak için engel olmadığını çok güzel anlatır..
oldukça hüzünlü ve duygu yüklü bir hikaye..
izlediğim ender güzel stop motion animasyonlarından biri olup, tavsiye ettiğim bir filmdir..
ayrıca bazen aradaki yaş ve mesafenin dostluk kurmak için engel olmadığını çok güzel anlatır..
oldukça hüzünlü ve duygu yüklü bir hikaye..
izlediğim ender güzel stop motion animasyonlarından biri olup, tavsiye ettiğim bir filmdir..
devamını gör...
23 aralık 2020 t24 normal sözlük röportajı
kafa sözlük’ü esprili bir şekilde tanıtan güzel bir röportaj olmuş. sosyal medyanın yükselen trendi durumunda olduğu doğru. lakin diğer sözlüklerden gelen troller bu trendi aşağı indirmek için uğraşacak. bir an önce çaylaklık sistemi gelmeli ki amaçlarına ulaşamasınlar.
zira 10 sene önce aktif olan yaklaşık 40 tane interaktif sözlüğün çoğu şimdi hayalet sözlük oldu. oysa her şey çok güzel başlamıştı o sözlüklerde... kültürlü insanların bulundukları ortamlarda sözlüğün reklamı yapılır. ilk gelenler kaliteli yazılar yazıp nezih bir ortam oluşturur. yazarlar arasında güzel dostluklar kurulur. derken troller bir virüs gibi sözlüğe akın eder. sözlüğe katkı sağlamak yerine diğer yazarlara sataşmaya, güzel ortamı bozmaya başlarlar.
çaylakların sözlüğe somut katkı yaptıktan sonra yazar yapılması; yazar yapıldıktan sonra ise eksileme butonunu belirli bir puana eriştikten sonra kullanmalarına izin verilmesi daha iyidir.
okuma yazmayı yeni öğrenmiş çocuklar yaşlarını yüksek gösterip sözlüklere üye olur. arkadaşlarına hava atmak için “bak şu sözlükte yazarım” diye gelişigüzel başlık açıp, tanımlar girer. siyasi parti trollerini, ayrımcılık yapan ve nefret yayan ruh hastalarını “engelle, tanımlarını engelle” derken epey zaman kaybı.
sözlükte ilk kez tanım ya da başlık açmak isteyen çocuklara bilgilendirme penceresi açılıp “şu hususlara dikkat edin, aksi takdirde tanımınız ya da açtığınız başlık silinir” diyerek bilgi verilmesi iyi olur.
interaktif sözlükler güzel vakit geçirmek için ideal mekanlar olmasına rağmen cicim aylarından sonra keyifler kaçmaya başlar. kaliteli yazarlar sözlüğü terk eder, meydan trollere kalır, bir müddet sonra kimse yazmayınca hayalet sözlük olunur.
röportajda yoldaş benjamin franklin’in “kontrollü ve yavaş bir büyümeyi yeğleriz. işbu sebepten oldukça yakın bir zamanda yeni yazar alımını filtreye sokup yavaşlatacak bir çaylaklık sistemini getireceğiz” sözlerini çok beğendim.
umarım çaylaklık sistemi çabuk gelir.
zira 10 sene önce aktif olan yaklaşık 40 tane interaktif sözlüğün çoğu şimdi hayalet sözlük oldu. oysa her şey çok güzel başlamıştı o sözlüklerde... kültürlü insanların bulundukları ortamlarda sözlüğün reklamı yapılır. ilk gelenler kaliteli yazılar yazıp nezih bir ortam oluşturur. yazarlar arasında güzel dostluklar kurulur. derken troller bir virüs gibi sözlüğe akın eder. sözlüğe katkı sağlamak yerine diğer yazarlara sataşmaya, güzel ortamı bozmaya başlarlar.
çaylakların sözlüğe somut katkı yaptıktan sonra yazar yapılması; yazar yapıldıktan sonra ise eksileme butonunu belirli bir puana eriştikten sonra kullanmalarına izin verilmesi daha iyidir.
okuma yazmayı yeni öğrenmiş çocuklar yaşlarını yüksek gösterip sözlüklere üye olur. arkadaşlarına hava atmak için “bak şu sözlükte yazarım” diye gelişigüzel başlık açıp, tanımlar girer. siyasi parti trollerini, ayrımcılık yapan ve nefret yayan ruh hastalarını “engelle, tanımlarını engelle” derken epey zaman kaybı.
sözlükte ilk kez tanım ya da başlık açmak isteyen çocuklara bilgilendirme penceresi açılıp “şu hususlara dikkat edin, aksi takdirde tanımınız ya da açtığınız başlık silinir” diyerek bilgi verilmesi iyi olur.
interaktif sözlükler güzel vakit geçirmek için ideal mekanlar olmasına rağmen cicim aylarından sonra keyifler kaçmaya başlar. kaliteli yazarlar sözlüğü terk eder, meydan trollere kalır, bir müddet sonra kimse yazmayınca hayalet sözlük olunur.
röportajda yoldaş benjamin franklin’in “kontrollü ve yavaş bir büyümeyi yeğleriz. işbu sebepten oldukça yakın bir zamanda yeni yazar alımını filtreye sokup yavaşlatacak bir çaylaklık sistemini getireceğiz” sözlerini çok beğendim.
umarım çaylaklık sistemi çabuk gelir.
devamını gör...
icat edilmesi gereken elzem şeyler
cahmer. cahil insanların konuşmalarını tespit edip sizin duymanızı engelleyen huzur çipi. yakında kaymaksan'da. kaymaksan bir kaymak a.ş. kuruluşudur.
devamını gör...
akraba evliliği
"kız yabancıya gitmesin'" mottosuyla yola çıkılan, bu birleşmeden vuku bulacak bebeklerin zihnen sağlık durumlarının ilk nesilde olmasa bile ilerleyen nesiller için endişe verici olduğu tıp alemi tarafından bas bas bağırılan ve fakat yine de tınlanmayan, kendi evine girme olayı.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
siyah beyaz tuşlarında piyanomun
seni çalıyorum şimdi
çaldıkça çoğalıyorsun odada
sen arttıkça ben kayboluyorum
seni doğuruyorum geceye
adını koyuyorum aya bakarak
her şey sen oluyor her yer sen
ben ölüyorum
sesini duyuyorum rüyalarımda
gözlerimi kamaştırıyor ışığın
rüzgar sen gibi dokunuyor bana
ben doğuyorum
duymak istediklerimi söylemiyorsun hiç
dokunmuyorsun bana
sen gibi bir şimşek çakıyor
tam kalbime düşüyor yıldırımı
ben gidiyorum... * *
seni çalıyorum şimdi
çaldıkça çoğalıyorsun odada
sen arttıkça ben kayboluyorum
seni doğuruyorum geceye
adını koyuyorum aya bakarak
her şey sen oluyor her yer sen
ben ölüyorum
sesini duyuyorum rüyalarımda
gözlerimi kamaştırıyor ışığın
rüzgar sen gibi dokunuyor bana
ben doğuyorum
duymak istediklerimi söylemiyorsun hiç
dokunmuyorsun bana
sen gibi bir şimşek çakıyor
tam kalbime düşüyor yıldırımı
ben gidiyorum... * *
devamını gör...
shutter island
gerilim filmi.
izlerken korkak bir tip iseniz benim gibi tek izlemeyin yoksa korkudan filmi takip edemeyebilirsiniz.
film 2010 yılı yapımı. yeni bir film olsa da 1954 yılında yaşanan olaylar anlatılmaktadır.
bir ada düşünün içinde sadece suçlu akıl hastalarının denek olarak kullanıldığı bir hastane var. adada yalnızca hastalar, doktorlar, hemşireler, hastabakıcılar ve güvenlik görevlileri var. bir hasta kaçar ve hastane yönetimi bulunması için federal ajanları çağırır ve olaylar gelişir.
izlerken korkak bir tip iseniz benim gibi tek izlemeyin yoksa korkudan filmi takip edemeyebilirsiniz.
film 2010 yılı yapımı. yeni bir film olsa da 1954 yılında yaşanan olaylar anlatılmaktadır.
bir ada düşünün içinde sadece suçlu akıl hastalarının denek olarak kullanıldığı bir hastane var. adada yalnızca hastalar, doktorlar, hemşireler, hastabakıcılar ve güvenlik görevlileri var. bir hasta kaçar ve hastane yönetimi bulunması için federal ajanları çağırır ve olaylar gelişir.
devamını gör...
iran denince akla gelenler
nedense benim aklıma iran sineması gelir. siz bakmayın son 20-30 senesine iran sinema ve edebiyat alanında gayet kaliteli işler çıkartan bir ülkedir aslında.
devamını gör...
bedelli askerlik yapıp erkeğim diye dolaşmak
şimdi'ki aklım olsa kesınlıkle bedelli yapardım kimin ne dediğide umrumda olmazdı.
devamını gör...
iğrenç espriler
"+çocuğum sınav kağıdına baktım yazın okunmuyor.
-hocam o zaman kışın okuyun." gibi çıldırtan detaylar içeren başlıktır.
-hocam o zaman kışın okuyun." gibi çıldırtan detaylar içeren başlıktır.
devamını gör...
bir kadını mutlu etmenin en güzel yolu
ona değer veren davranislarda bulunmak .
jestler yapmak .
güzelim diye seslenmek .
jestler yapmak .
güzelim diye seslenmek .
devamını gör...
forrest gump
abd'nin vietnam savaşı için algı çalışmalarını en başarılı şekilde yaptığı filmdir aynı zamanda.
devamını gör...
uzun süre sonra yakılan sigara
insanı keyiften öldüren sigaradır. yirmilik dişimi aldırdıktan sonra 3 gündür içmiyordum. az önce yaktım ölüyorum zevkten. başım falan dönüyor.
devamını gör...
mırra var mı yenge
türkçe derslerine de kendisi yerine arkadaşının girdiğini düşündüğüm kız.
devamını gör...
gel benimle
gel benimle çok çok uzaklara
hüzünlerini bir parça aşkla değiştir
gel benimle bilinmez duraklara
mevsimlerini bir dalga yaza dönüştür
...
sözlerine sahip olan harika şarkı.
hüzünlerini bir parça aşkla değiştir
gel benimle bilinmez duraklara
mevsimlerini bir dalga yaza dönüştür
...
sözlerine sahip olan harika şarkı.
devamını gör...
good morning veronica
orijinal adı "bom dia, verônica" olan netflix gerilim dizisi. şu anlık 1 sezon ve 8 bölümü bulunuyor, bölümlerin her biri yaklaşık 40-50 dakika süresinde. 2. sezonunun da bu yıl çıkması bekleniyor.
dizimizin ana kahramanı olan veronica torres, cinayet masasında çalışan bir polis. televizyonda yaptığı bir röportaj sonrasında kendisine ulaşan farklı kişiler oluyor, bunlardan biri de janete isminde, kocası ile çocuk sahibi olmaya çalışan ancak başaramayan ve bu yüzden kocasının yaptığı bir takım eylemlere kafes içerisinden şahit olan bir kadın. bu konu hakkında veronica'dan yardım istemeye çalışıyor, ama kadının kocası da oldukça nüfuzlu biri. o yüzden bu olayın içerisindeki hiçbir şey kolay olmuyor.
dizi gayet akıcı ve bir dahaki bölümde ne olacak merakıyla kendini hemencecik izletiyor. ben ilk sezonunu çok beğenerek ve merakla izledim ama hala açıklanmadığını düşündüğüm* kısımlar var. onların da 2. sezonda açıklığa kavuşacağını umuyorum.
dizimizin ana kahramanı olan veronica torres, cinayet masasında çalışan bir polis. televizyonda yaptığı bir röportaj sonrasında kendisine ulaşan farklı kişiler oluyor, bunlardan biri de janete isminde, kocası ile çocuk sahibi olmaya çalışan ancak başaramayan ve bu yüzden kocasının yaptığı bir takım eylemlere kafes içerisinden şahit olan bir kadın. bu konu hakkında veronica'dan yardım istemeye çalışıyor, ama kadının kocası da oldukça nüfuzlu biri. o yüzden bu olayın içerisindeki hiçbir şey kolay olmuyor.
dizi gayet akıcı ve bir dahaki bölümde ne olacak merakıyla kendini hemencecik izletiyor. ben ilk sezonunu çok beğenerek ve merakla izledim ama hala açıklanmadığını düşündüğüm* kısımlar var. onların da 2. sezonda açıklığa kavuşacağını umuyorum.
devamını gör...