normal sözlük'e veda
linç yemeyi göze alarak, * bu ülkede gözlemlediğim iki zümre var, mağduriyetleri hiç bitmiyor:
1- fenerbahçe taraftarları
2- islamcı tayfa... *
1. zümreye sempati besliyorum, hatta onlarla birlikte gülebiliyor, eğlenebiliyor, her şeyle dalga geçebiliyorum...bu yüzden onlardan kaçmıyorum, uzak durmak, uzak kalmak da istemiyorum...
fakat, 2. zümreden hiçbir şekilde uzak kalamıyorum. ne yaptıysam yok, olmuyor... kaçtıkça söylemlerine, hakikatten çok uzak, ama müthiş bir süslemeyle meydana getirdikleri mağdur serzenişlerine maruz kalmaktan kaçamıyorum arkadaş. kaçamayınca da bir iki kelam etmek , fikir beyan etmekten çıkıp bünyem için zaruri bir ihtiyaç oluyor artık...
yok bu sıcakta niye bunu giydin diye soruyormuşuz örtülü hanımefendilere, ''dışarıda ne işiniz var'' falan diye soruyormuşuz, külliyen yalan... benim annem, amcamın kızları, amcalarımın eşleri hep örtülü. bir gün de ''ya dışarıda gezemiyoruz, dışlanıyoruz, sokağa çıkmaya korkar olduk, allah belasını versin bu laiklerin'' dediklerini duymadım... dışarıda işiniz ne diyenler genelde sizin tayfa arkadaşım...
bak mesela bir kadın cinayeti haberi twitter'a düşer düşmez, biosunda 'kün fe yekün' yazılı ne kadar sakallı, şalvarlı amcalar var, hepsi damlıyor haberin altına. 'o saatte dışarıda ne işi varmış'' '' öyle giyinirse müstehak'' vari şeyleri, ulaşılan sosyal medya hesaplarından kılık kıyafetine laf söylenebilecek uygun bir paylaşımı * hemen, hemmmen yapıştırıyorlar haberin altına...
alevi diye komşunun sofrasına oturup ekmeğini yememeyi salık veren şeyhlerin, imamların, bilmem kimlerin eteğinden kalkmayıp bi de marifetmiş gibi tarikatçılığı bilmem neyi güzelleyenler, kalkıp ayrımcılık cart curt ahkam kesebiliyor, bi'de üstüne mağdurum diyebiliyorlar, bravo... tam bir siyasal islamcı tavrı...,
sabaha kadar tartışalım aynı şeyi söylerim... bu ülkede hiçbir ateist, hiçbir gayrimüslim, bu ülkenin ezici çoğunluğunun müslüman olmasından rahatsızlık duymaz. duyuyor olsalar, zaten burada olmaz... ama o siyasal islamcı yok mu o, badem bıyıklı, sinsi siyasal islamcı. hani canlandı hepinizin gözünde değil mi, o hepinizin ailesinde birden fazla olan, 'hallederiz kadir' dolandırıcı kurnazlığı ve anadolu irfanı ile yıkanmış, zırhlanmış, süslenmiş o siyasal islamcı işte... heh... 1 tane kafası karışık, bir tane inanmayan, bir tane onun gibi düşünmeyen, onun gibi inanmayan, onun gibi yemeyen, içmeyen, giyinmeyen bir kişi bile görmesin; din elden gider onun için...
bak sevgili arkadaşım, bir şeye inanma özgürlüğüne, bir şeye inanabiliyor olmana saygı duymam inandığın her şeye saygılı olmam anlamına gelmez... zaten öyle olmamalı da... çünkü yarın başka biri çıkıp ''4 kere 4 16 etmez, 7 eder, ben de buna inanıyorum saygı duyacaksınız! '' der, ben de buna mabadımla gülerim...
dolayısıyla sevgili yazar arkadaşım, neye inanıyorsan inan, git ötede inan ama... benim burnuma burnuma sokma, zira ben allah değilim... zaten olsaydım da; ne yaparsan yap seni ve senin gibi hasta hiçbir zihniyeti cennetime sokmazdım...
ha bu arada, kimin nereye gittiği, kimin nereden geldiği de umurumda değil... giden bu şekilde gidiyorsa ilgi budalasıdır, şov yapıyordur...
gelen böyle geliyorsa, o da ilgi budalasıdır, o da şov yapıyordur...
naçizane tavsiyem, büyüyün biraz...
zira, ergenlik ömre yayılınca sizden daha çok bize katlanılmaz oluyor...
1- fenerbahçe taraftarları
2- islamcı tayfa... *
1. zümreye sempati besliyorum, hatta onlarla birlikte gülebiliyor, eğlenebiliyor, her şeyle dalga geçebiliyorum...bu yüzden onlardan kaçmıyorum, uzak durmak, uzak kalmak da istemiyorum...
fakat, 2. zümreden hiçbir şekilde uzak kalamıyorum. ne yaptıysam yok, olmuyor... kaçtıkça söylemlerine, hakikatten çok uzak, ama müthiş bir süslemeyle meydana getirdikleri mağdur serzenişlerine maruz kalmaktan kaçamıyorum arkadaş. kaçamayınca da bir iki kelam etmek , fikir beyan etmekten çıkıp bünyem için zaruri bir ihtiyaç oluyor artık...
yok bu sıcakta niye bunu giydin diye soruyormuşuz örtülü hanımefendilere, ''dışarıda ne işiniz var'' falan diye soruyormuşuz, külliyen yalan... benim annem, amcamın kızları, amcalarımın eşleri hep örtülü. bir gün de ''ya dışarıda gezemiyoruz, dışlanıyoruz, sokağa çıkmaya korkar olduk, allah belasını versin bu laiklerin'' dediklerini duymadım... dışarıda işiniz ne diyenler genelde sizin tayfa arkadaşım...
bak mesela bir kadın cinayeti haberi twitter'a düşer düşmez, biosunda 'kün fe yekün' yazılı ne kadar sakallı, şalvarlı amcalar var, hepsi damlıyor haberin altına. 'o saatte dışarıda ne işi varmış'' '' öyle giyinirse müstehak'' vari şeyleri, ulaşılan sosyal medya hesaplarından kılık kıyafetine laf söylenebilecek uygun bir paylaşımı * hemen, hemmmen yapıştırıyorlar haberin altına...
alevi diye komşunun sofrasına oturup ekmeğini yememeyi salık veren şeyhlerin, imamların, bilmem kimlerin eteğinden kalkmayıp bi de marifetmiş gibi tarikatçılığı bilmem neyi güzelleyenler, kalkıp ayrımcılık cart curt ahkam kesebiliyor, bi'de üstüne mağdurum diyebiliyorlar, bravo... tam bir siyasal islamcı tavrı...,
sabaha kadar tartışalım aynı şeyi söylerim... bu ülkede hiçbir ateist, hiçbir gayrimüslim, bu ülkenin ezici çoğunluğunun müslüman olmasından rahatsızlık duymaz. duyuyor olsalar, zaten burada olmaz... ama o siyasal islamcı yok mu o, badem bıyıklı, sinsi siyasal islamcı. hani canlandı hepinizin gözünde değil mi, o hepinizin ailesinde birden fazla olan, 'hallederiz kadir' dolandırıcı kurnazlığı ve anadolu irfanı ile yıkanmış, zırhlanmış, süslenmiş o siyasal islamcı işte... heh... 1 tane kafası karışık, bir tane inanmayan, bir tane onun gibi düşünmeyen, onun gibi inanmayan, onun gibi yemeyen, içmeyen, giyinmeyen bir kişi bile görmesin; din elden gider onun için...
bak sevgili arkadaşım, bir şeye inanma özgürlüğüne, bir şeye inanabiliyor olmana saygı duymam inandığın her şeye saygılı olmam anlamına gelmez... zaten öyle olmamalı da... çünkü yarın başka biri çıkıp ''4 kere 4 16 etmez, 7 eder, ben de buna inanıyorum saygı duyacaksınız! '' der, ben de buna mabadımla gülerim...
dolayısıyla sevgili yazar arkadaşım, neye inanıyorsan inan, git ötede inan ama... benim burnuma burnuma sokma, zira ben allah değilim... zaten olsaydım da; ne yaparsan yap seni ve senin gibi hasta hiçbir zihniyeti cennetime sokmazdım...
ha bu arada, kimin nereye gittiği, kimin nereden geldiği de umurumda değil... giden bu şekilde gidiyorsa ilgi budalasıdır, şov yapıyordur...
gelen böyle geliyorsa, o da ilgi budalasıdır, o da şov yapıyordur...
naçizane tavsiyem, büyüyün biraz...
zira, ergenlik ömre yayılınca sizden daha çok bize katlanılmaz oluyor...
devamını gör...
yaşanmayan zaman
öncelikle jean-paul sartre'ın özgürlük yolları serisinin ilkini(akıl çağı) okumanızı gerektirecek ikinci kitap.
ikinci dünya savaşı öncesi fransa'da genel seferberlik ilan edilmiştir. bir yandan da chamberlain'in öncülük ettiği yatıştırma politikasıyla hitler'in gazı alınmaya çalışılmaktadır. hitler'e çekoslovakya'daki südetler bölgesi ile ilgili istekleri verilip olayların büyümesinin önlenmesi amaçlanmaktadır . işte romanın geçtiği zaman, tam bir belirsizliğin olduğu bu dönemdir.
fransız halkından bir kesimden " südetler'de ne işimiz var" tepkileri yükselmektedir. bu noktada savaş karşıtlarının ve bu durumu çaresizce kabullenmiş insanların psikolojik tahlilleri romanda en ilgi çeken şeydir bana göre.
sartre'ın kendine has anlatımıyla kendinizi savaş öncesi bu "yaşayanmayan zaman" diliminde hissetmek istiyorsanız okumanızı tavsiye ederim. okumasanız da ölmezsiniz hanny.
yaşanmayan zaman demişken benim aklıma sezen aksu'nın yaşanmamış yıllar şarkısı geldi. bilmem sizin geldi mi?
ben beni kendi içimde
bilmem ararsam bulur muyum
yaşanmamış genç yıllarımı...
buradan
ikinci dünya savaşı öncesi fransa'da genel seferberlik ilan edilmiştir. bir yandan da chamberlain'in öncülük ettiği yatıştırma politikasıyla hitler'in gazı alınmaya çalışılmaktadır. hitler'e çekoslovakya'daki südetler bölgesi ile ilgili istekleri verilip olayların büyümesinin önlenmesi amaçlanmaktadır . işte romanın geçtiği zaman, tam bir belirsizliğin olduğu bu dönemdir.
fransız halkından bir kesimden " südetler'de ne işimiz var" tepkileri yükselmektedir. bu noktada savaş karşıtlarının ve bu durumu çaresizce kabullenmiş insanların psikolojik tahlilleri romanda en ilgi çeken şeydir bana göre.
sartre'ın kendine has anlatımıyla kendinizi savaş öncesi bu "yaşayanmayan zaman" diliminde hissetmek istiyorsanız okumanızı tavsiye ederim. okumasanız da ölmezsiniz hanny.
yaşanmayan zaman demişken benim aklıma sezen aksu'nın yaşanmamış yıllar şarkısı geldi. bilmem sizin geldi mi?
ben beni kendi içimde
bilmem ararsam bulur muyum
yaşanmamış genç yıllarımı...
buradan
devamını gör...
2021
hayatımın her anlamda değişim yılı olacak.harika başladın senden çok şey bekliyorum.
devamını gör...
siz de mi partiden sıkıldınız
klasik film repliği. sırtlan jön aktörümüz bir ceylan ürkekliğindeki hanım kızımıza yengeç misali yan yan yanaşır ve olaylar gelişir.
devamını gör...
george floyd davasında tarihi karar
george floyd davasında bugün tarihe imza atıldı. ilk defa beyaz bir polis siyahi vatandaşı öldürdüğü için ikinci derece cinayet, üçüncü derece cinayet ve adam öldürmeden suçlu bulundu.
amerika'da siyahiler yıllardır ırkçılığa karşı savaşıyor. ancak özellikle son 10 yılda ırkçılığa karşı bilinçlenmenin artması, siyahilerin polis zulmüne ve sistematik ırkçılığa karşı başlattıkları eylemler, black lives matter hareketinin tüm dünyada cevap bulmasıyla bu konuda bir dönüm noktası yaşanıyor.
polis memuru derek chauvin'in cinayet ve adam öldürme suçlarından suçlu bulunması hareketin başarısını göstermesi konusunda önem taşıyor. chauvin'in 45 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması bekleniyor. mahkeme kararının açıklamasının ardından sokaklarda insanlar kornalarla ve sloganlarla kararı kutlamaya başladılar.
amerika'da siyahiler geç de olsa nihayet adaletin yerini bulmasını sağlarken, george floyd kararı yeni bir başlangıcın habercisi. amerika dahil olmak üzere dünyada ırkçılığın önlenmesinde alınacak daha çok yol var.
dava kararıyla ilgili cbc kanalında yayınlanan haber buradan
amerika'da siyahiler yıllardır ırkçılığa karşı savaşıyor. ancak özellikle son 10 yılda ırkçılığa karşı bilinçlenmenin artması, siyahilerin polis zulmüne ve sistematik ırkçılığa karşı başlattıkları eylemler, black lives matter hareketinin tüm dünyada cevap bulmasıyla bu konuda bir dönüm noktası yaşanıyor.
polis memuru derek chauvin'in cinayet ve adam öldürme suçlarından suçlu bulunması hareketin başarısını göstermesi konusunda önem taşıyor. chauvin'in 45 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması bekleniyor. mahkeme kararının açıklamasının ardından sokaklarda insanlar kornalarla ve sloganlarla kararı kutlamaya başladılar.
amerika'da siyahiler geç de olsa nihayet adaletin yerini bulmasını sağlarken, george floyd kararı yeni bir başlangıcın habercisi. amerika dahil olmak üzere dünyada ırkçılığın önlenmesinde alınacak daha çok yol var.
dava kararıyla ilgili cbc kanalında yayınlanan haber buradan
devamını gör...
ben evlendiğimde 45 kiloydum
15 yaşında evlenen annemim lafı. babam da muhtemelen 70 kiloydu, oda 17 yaşındaydı çünkü.
devamını gör...
kadınların evlenince iki soyad kullanması
bana uğramayan duruşlar.
istersen 3 soyadı olsun kadının kütüğü alıp başını gittikten sonra...
benim isimlerim bana yeter elhamdülillah.
istersen 3 soyadı olsun kadının kütüğü alıp başını gittikten sonra...
benim isimlerim bana yeter elhamdülillah.
devamını gör...
eagles
1970'lerde doğan folk ve country rock grubu.
hotel california şarkısını her dinlediğimde bir karavanla oradan oraya yolculuk yapasım, durduğum noktalarda da kendimce dans edesim geliyor. yalnız, özgür, yarını ve dünü düşünmeden. tatlı bir esintiyle savrulmak.
hotel california şarkısını her dinlediğimde bir karavanla oradan oraya yolculuk yapasım, durduğum noktalarda da kendimce dans edesim geliyor. yalnız, özgür, yarını ve dünü düşünmeden. tatlı bir esintiyle savrulmak.
devamını gör...
sözlükte direkt fotoğraf görülebilmesi
tanımlara açıklık katmış, hoş olmuş,
tıklama zahmeti ortadan kalkmış, sözlük kendini aşıyor diyeceğim yenilik.
hayırlı uğurlu olsun.
tıklama zahmeti ortadan kalkmış, sözlük kendini aşıyor diyeceğim yenilik.
hayırlı uğurlu olsun.
devamını gör...
ayın en çalışkan 10 yazarı hakkında ne dediler
ayın 152. si olmuşum. nerede bu kankalar (!)
devamını gör...
alıcı gözüyle bakan teyzeler
okula veya işe giderken toplu taşıma araçlarında veya sokakta rastgele yanınızdan geçerken bile karşılacağınız akbabalardır.
hiç unutmam otobüste gelip adeta bir leşmişim gibi kokumu alıp yanıma oturmuştu. ilk akbaba ile karşılaşım olmadığından tanımıştım ben de yakın düşmanımı. hafif tombullardır bu teyzeler. ellerinde babanne çantası diye adlandırılan siyah, parlak ve kısa kulplu çantalardan takarlar. cam kenarında oturduğum için iyice yerleşti yanıma. yumurtasına sokulan güvercin gibi. "ayy bekle bekle gelmedi bu otobüs" dedi. kafa sallayıp güldüm. iletişim kurarsanız ağına düşersiniz. baktı benden cevap yok. "kızım bu otobüs x otobüsü mü? diye ucu açık soruyu gönderdi bana. "evet teyzeciğim" deyip çantamdan akbabasavar silahımı çıkarmaya yeltendim. kulaklığımı...
teyze sayısız başarılı/ başarısız avını alt eden üstün bir akbaba gibi ilk vurucu hamlesini yaptı. telefonu çantasından çıkardı ve "kızım gözlerim görmüyor beni bi numaramı mı aramış şuna bi baksana" deyiverdi. aldım elime telefonu "evet teyze hüseyin torun diye biri aramış sizi" dedim. hüseyin torun isim ve soyismi olan biri değil. direkt teyzenin torunu. acemi bir leşseniz isim soyisim olarak görürsünüz. ama tecrübeli iseniz leş olmaktan kurtulursunuz.
"allah allah torun beni niye aradı ki yav" diye bir soru yöneltti. ses seda yok benden." okuldan çıkmıştır. öğretmenlik okuyor daaa". buradaki övücülüğü, yere göğe sığdırılamayan o torunu anlatamam size. o ses tonu, o mimikler...
-sen okuyor musun kızım?
+evet teyze.
-ne okuyorsun kızım?
+adı uzun ve garip olan bölümümün adını söylerim.
-af buyur o ne kızım?
+kısacası öğretmenlik teyzeciğim öğretmenlik...
(o bölümü okumanız önemli değil burada, önemli olan onların bildiği bir mesleği söylemeniz.)
bizim akbabanın gözleri dolar gören cennet mahallesi pembe gibi fal taşı açılır. severim insanları heyecanlandırmayı. sonra o heyecanı soldurmayı.
"her okul çıkışı erkek arkadaşım alırdı teyzeciğim lakin bugün benimkinin işi uzadı" dedim. doları gören pembenin yüzü bu sefer de küpek ferhat'ı görmüş gibi düşer.
-yaa konuştuğun görüştüğün var demek.
(halbuki öyle biri yok).
+evet teyzeciğim, allah'tan bir şey çıkmazsa yaza nişan var.
akbaba baktı leşe ulaşamıyor. ortalığa haset ve fesatlık katar.
-nereli senin oğlan?
+o an aklıma ilk gelen şehri attım.
-ayyy ayyy!!! demeeee oranın oğlanları çok aklı başında olmaz be evladım. işi gücü nedir?
+doktor teyze.
gözlerinde bi tık parlama olur. gelsin beni de bulsun der gibi.
-benimde bacaklarımda kireçlenme var çocuğum. seninki ne doktoru?
+kalp doktoru...
-haa bizim beyin kalbinde pil var. hangi hastanede senin oğlan?
+ankara'nın en bilindik hastanesini söylerim.
-iyi bakalım kızım allah mutlu mesut etsin der ve avına ulaşamamış akbabamız yönünü çevirir.
bugün eli boştur. artık yol dönüşü karşısına sıçan,tavşan tarzi küçük avlar çıkarsa onlarla yetinecektir.
bir dahakine rolümü daha iyi oynamak için "hamileyim, boşanma aşamasındayım"vs. tarzı rolleri bürünmem gerektiğini hatırlattım kendime. muhabbet gereksiz uzun sürmüştü. 2 kelime yeter halbuki akbabayı kovmaya...
kulaklık takılır. ve nil karaibrahimgil'in akbaba şarkısı son ses açılır.
hiç unutmam otobüste gelip adeta bir leşmişim gibi kokumu alıp yanıma oturmuştu. ilk akbaba ile karşılaşım olmadığından tanımıştım ben de yakın düşmanımı. hafif tombullardır bu teyzeler. ellerinde babanne çantası diye adlandırılan siyah, parlak ve kısa kulplu çantalardan takarlar. cam kenarında oturduğum için iyice yerleşti yanıma. yumurtasına sokulan güvercin gibi. "ayy bekle bekle gelmedi bu otobüs" dedi. kafa sallayıp güldüm. iletişim kurarsanız ağına düşersiniz. baktı benden cevap yok. "kızım bu otobüs x otobüsü mü? diye ucu açık soruyu gönderdi bana. "evet teyzeciğim" deyip çantamdan akbabasavar silahımı çıkarmaya yeltendim. kulaklığımı...
teyze sayısız başarılı/ başarısız avını alt eden üstün bir akbaba gibi ilk vurucu hamlesini yaptı. telefonu çantasından çıkardı ve "kızım gözlerim görmüyor beni bi numaramı mı aramış şuna bi baksana" deyiverdi. aldım elime telefonu "evet teyze hüseyin torun diye biri aramış sizi" dedim. hüseyin torun isim ve soyismi olan biri değil. direkt teyzenin torunu. acemi bir leşseniz isim soyisim olarak görürsünüz. ama tecrübeli iseniz leş olmaktan kurtulursunuz.
"allah allah torun beni niye aradı ki yav" diye bir soru yöneltti. ses seda yok benden." okuldan çıkmıştır. öğretmenlik okuyor daaa". buradaki övücülüğü, yere göğe sığdırılamayan o torunu anlatamam size. o ses tonu, o mimikler...
-sen okuyor musun kızım?
+evet teyze.
-ne okuyorsun kızım?
+adı uzun ve garip olan bölümümün adını söylerim.
-af buyur o ne kızım?
+kısacası öğretmenlik teyzeciğim öğretmenlik...
(o bölümü okumanız önemli değil burada, önemli olan onların bildiği bir mesleği söylemeniz.)
bizim akbabanın gözleri dolar gören cennet mahallesi pembe gibi fal taşı açılır. severim insanları heyecanlandırmayı. sonra o heyecanı soldurmayı.
"her okul çıkışı erkek arkadaşım alırdı teyzeciğim lakin bugün benimkinin işi uzadı" dedim. doları gören pembenin yüzü bu sefer de küpek ferhat'ı görmüş gibi düşer.
-yaa konuştuğun görüştüğün var demek.
(halbuki öyle biri yok).
+evet teyzeciğim, allah'tan bir şey çıkmazsa yaza nişan var.
akbaba baktı leşe ulaşamıyor. ortalığa haset ve fesatlık katar.
-nereli senin oğlan?
+o an aklıma ilk gelen şehri attım.
-ayyy ayyy!!! demeeee oranın oğlanları çok aklı başında olmaz be evladım. işi gücü nedir?
+doktor teyze.
gözlerinde bi tık parlama olur. gelsin beni de bulsun der gibi.
-benimde bacaklarımda kireçlenme var çocuğum. seninki ne doktoru?
+kalp doktoru...
-haa bizim beyin kalbinde pil var. hangi hastanede senin oğlan?
+ankara'nın en bilindik hastanesini söylerim.
-iyi bakalım kızım allah mutlu mesut etsin der ve avına ulaşamamış akbabamız yönünü çevirir.
bugün eli boştur. artık yol dönüşü karşısına sıçan,tavşan tarzi küçük avlar çıkarsa onlarla yetinecektir.
bir dahakine rolümü daha iyi oynamak için "hamileyim, boşanma aşamasındayım"vs. tarzı rolleri bürünmem gerektiğini hatırlattım kendime. muhabbet gereksiz uzun sürmüştü. 2 kelime yeter halbuki akbabayı kovmaya...
kulaklık takılır. ve nil karaibrahimgil'in akbaba şarkısı son ses açılır.
devamını gör...
klibi güzel olan şarkılar
sizi norvec'e gotureyim mi? hadi gelin gotureyim...
devamını gör...
sürekli isyan eden çilekeş tip
aynı zamanda kendini içinde bulunduğu durumdan kurtarmak adına hiçbir girişimde bulunmayan tiptir. bu tip insanlar olumsuz duygulardan beslenirler. sürekli diğer insanları kendi başlarına gelen olumsuzluklar yüzünden suçlamakla kalmazlar; küçümseme, saldırganlık, hoşgörüsüzlük ve hatta şiddet içeren tutumlar da takınırlar.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
bazı insanlar değişmez. ne sözler, yeminler etseler de kendileri bile buna inanmadığı için hep aynı kalırlar. öyle söylemelerinin sebebi, anı kurtarmak ve konuyu hızlı kapatmaktır. o da neden mi? dinlemeye tahammül edemedikleri için.
bunu zamanla değişmeyen davranışlarında görürsünüz.
"tek gerçek özür, değişen davranıştır." ne kadar güzel bir söz. "özür dilerim." kelimesinin anlamını bilmeyen kişiler hatta "seni seviyorum." u bile bilmeyenler var. ruhsuz, duygusuz bunlar. onlardan olmayalım.
goethe " dünya, hassas kalpler için bir cehennemdir." demiş ya belki dünyada cehennemi yaşarsak sonsuz hayatta cennet bizle olur kim bilir. tabi bu da karakter meselesi. herkes yapamıyor ki.
bunu zamanla değişmeyen davranışlarında görürsünüz.
"tek gerçek özür, değişen davranıştır." ne kadar güzel bir söz. "özür dilerim." kelimesinin anlamını bilmeyen kişiler hatta "seni seviyorum." u bile bilmeyenler var. ruhsuz, duygusuz bunlar. onlardan olmayalım.
goethe " dünya, hassas kalpler için bir cehennemdir." demiş ya belki dünyada cehennemi yaşarsak sonsuz hayatta cennet bizle olur kim bilir. tabi bu da karakter meselesi. herkes yapamıyor ki.
devamını gör...
aynı anda iki kişiye aşık olmak
tek kişiye bile aşık olmak inanılmaz zorken bir yürekte iki aşka yer yoktur: o aşk değil başka bir şeydir; maymun iştahlılık gibi.
t:olmayacak iş.
t:olmayacak iş.
devamını gör...
dönersen ıslık çal
dostluk adına yapılmış en güzel film'dir.
devamını gör...
kutsala saygı duymanın saçmalık olması
sen karşındakinin kutsalına saygı göstermezsen, karşındakinden de senin değer verdiğin yada senin için önemli olan düşünce veya kişilere saygı duymasını bekleyemezsin. en azından sağlıklı bir iletişim kurulacaksa belli noktalarda insanları incitmemek gerektiğini düşünüyorum.
devamını gör...
karamanlıca
yun. καραμανλήδες şeklinde yazılır. yalnızca mezar taşları üzerinde değil o dönem evlerin girişlerine de dua mahiyetinde kullanılmıştır. örnek görsel incelendiğinde en üst kısımda gayet okunaklı şekilde; ''maşallah'' yazıyor. bir diğer örnek olan bu görsel ise çok emin olamamak ile birlikte bir uyarı veya bilgilendirme levhasına benziyor. görsel üzerinde ise; sultan mahmut tarafından kilisenin tadilatının yapılması emir edildiği yazmakta.
devamını gör...
sen benim kim olduğumu biliyor musun terör örgütü
asıl sen benim kim olduğumu biliyor musun cevabıyla bir sarmal döngüye sokulup etkisiz hale getirelebilecek örgüttür.
devamını gör...
