yazarları bugün mutlu eden olaylar
kendime bol köpüklü bir türk kahvesi yaptım, yanına da üç dört çeşit çikolata aldım. amacım galiba çikolata yemekmiş. keyifler yerinde.
devamını gör...
gençlerdeki işsizlik oranının artması
gençler ülkenin geleceği diye övünüyoruz ama gençler işsiz, gençler okullarda sorun yaşıyor. gençlik başlamadan yok oluyor git gide.
türkiye istatistik kurumu’nun (tüik) “işgücü istatistikleri, kasım 2020” raporu, türkiye genelinde işsizlik ve istihdam sorununun artarak devam ettiğini gösterirken bu durum gençlerde daha yakıcı hale geldi.
buradan
türkiye istatistik kurumu’nun (tüik) “işgücü istatistikleri, kasım 2020” raporu, türkiye genelinde işsizlik ve istihdam sorununun artarak devam ettiğini gösterirken bu durum gençlerde daha yakıcı hale geldi.
buradan
devamını gör...
ateist bir canlı neden yaşar sorusu
devamını gör...
amacına ulaşmayan temenniler
kendine iyi bak dediğiniz kim kendine iyi bakmış.
devamını gör...
1 ağustos 2021 ali babacan tweeti
deva partisi genel başkanı babacan'ın şahsi twitter hesabın yeter artık diye sonlandırdığı paylaşım.
ayıp denen bir şey var yeter artık.
zannımca sayın başkanın milleti tea 'ye alması yetti de geçti.
iyi geceler türkiye'm.
kaynak
ayıp denen bir şey var yeter artık.
zannımca sayın başkanın milleti tea 'ye alması yetti de geçti.
iyi geceler türkiye'm.
kaynak
devamını gör...
yanlış zamanda yaşamak
neredeyse her insanın düşündüğü bir durumdur. daha eski zamanlarda yaşasaydım sanki daha mutlu olurmuşum gibi gelmiştir hep. midnight in paris (film) filminde değinilen bir noktaydı. eski zamanlara gidildiğinde oradaki insanların da daha eski zamanlarda yaşasa daha mutlu olacağını düşündüklerini gösteren sahneleri vardı. belki de gerçekten öyledir. belki sorun zamanda değil bizdedir. bu çağda büyümüş, bu çağın koşullarına uygun yetişmiş insanlar olarak başka zamanlarda daha mutlu olacağımızı düşünmek belki de gerçekçi değildir. bilemiyorum altan.
devamını gör...
kitap hediye notu
"belki aynı satırda gözlerimiz gezer ve biz bir köşe başında senle rastlaşıp göz göze geliriz. belki aynı kelimede takılı kalır, aynı cümle içinde tek bir özne oluruz."
devamını gör...
birlikte olduğun insanı kısıtlamak
saçmalıktır. o insanın sizden önce bir hayatı olduğunu unutmayın. dilerse sizi kapı mandalı gibi dışarı atar, bunu da aklınızdan çıkarmayın.
devamını gör...
sevgilinin doğru kişi olmadığının anlaşıldığı an
hukuk öğrencisi olan 2 senelik bir ilişkim vardı. bir zaman sonra farkettim ki adamın arkadaş çevresiyle hiç tanışmamıştım.
bir gün, taksim'de melekler kahvesinde oturuken onun arkadaş gurubuna rastladık. nedense rahatsızlık duyduğunu hisettim. o dönem ben öğretmenlik okuyorum. neyse akşam dönüşte şöyle bir cümle kurdu; ' benim arkadaş gurubum hep elit insanlar!''
işte tam da bu andır.. sanki biz ağaç kovuğundan çıktık!
bir gün, taksim'de melekler kahvesinde oturuken onun arkadaş gurubuna rastladık. nedense rahatsızlık duyduğunu hisettim. o dönem ben öğretmenlik okuyorum. neyse akşam dönüşte şöyle bir cümle kurdu; ' benim arkadaş gurubum hep elit insanlar!''
işte tam da bu andır.. sanki biz ağaç kovuğundan çıktık!
devamını gör...
yankı
eko sözcüğü ile aynı anlama gelir.
antik yunan mitolojisinden yer alan bir peri olan; echo sözcüğünden gelir. hikayeye göre olaylar şu şekilde gelişmektedir;
zeusun sevgililerin olan echonun karşı konulamaz bir hitabet yeteneği ve kadife gibi sesi vardır. hera, her ne kadar zeus ile echonun ilişkisinden işkillense bile echo ile girdiği dialoglar karşısında ikna oluyor ancak içinde ki ihanet ateşini söndüremeyerek bir açıklarını aramaya devam ediyordur. zeus ile echonun ilişkisini uzun bir süreç sonunda ortaya çıkaran hera, echoyu sonsuza kadar lanetler ve onu yalnızca kendini tekrar etmeye mahkum eder.
antik yunan mitolojisinden yer alan bir peri olan; echo sözcüğünden gelir. hikayeye göre olaylar şu şekilde gelişmektedir;
zeusun sevgililerin olan echonun karşı konulamaz bir hitabet yeteneği ve kadife gibi sesi vardır. hera, her ne kadar zeus ile echonun ilişkisinden işkillense bile echo ile girdiği dialoglar karşısında ikna oluyor ancak içinde ki ihanet ateşini söndüremeyerek bir açıklarını aramaya devam ediyordur. zeus ile echonun ilişkisini uzun bir süreç sonunda ortaya çıkaran hera, echoyu sonsuza kadar lanetler ve onu yalnızca kendini tekrar etmeye mahkum eder.
devamını gör...
alternatif evlilik teklifleri
bulaşıkları ortaklaşa yıkayalım mı?
devamını gör...
fen edebiyat bölümleri
üniversitenin ilk günü, ilk ders amfiyi yeni gelenler ve daha önceki yıllardan o dersten kalan öğrencilerle hıncahınç dolu gören hocamız, topuğu üstünde şöyle bir dönerek:
- bu kadar matematikçiye ihtiyaç var mı sanıyorsunuz, dedi.
o an çok bozulduğumuz, üzüldüğümüz kesindi; ama hocanın sözleri de doğruydu.
bunu ancak geçen yıllar içinde anlayabildik.
çıkış belgesi almaya gittiğimde memur ayakkabısının altına çivi çakıyordu,bir yandan da:
- ne güzel işte mezunsun, artık öğretmen olursun, diyordu.
mezun olmamla atanmam arasında tam on iki yıl olacağını tahmin edememişti sanırım.
not: matematikçiler, bankacılık, sigortacılık ve finans alanında bulunabilir; borsada müşavir olabilir.ya da son zamanların mesleği yazılımcılık da yapabilir.
ancak ben atanmadan önce bunlardan tümüyle farklı işlerde çalıştım.
- bu kadar matematikçiye ihtiyaç var mı sanıyorsunuz, dedi.
o an çok bozulduğumuz, üzüldüğümüz kesindi; ama hocanın sözleri de doğruydu.
bunu ancak geçen yıllar içinde anlayabildik.
çıkış belgesi almaya gittiğimde memur ayakkabısının altına çivi çakıyordu,bir yandan da:
- ne güzel işte mezunsun, artık öğretmen olursun, diyordu.
mezun olmamla atanmam arasında tam on iki yıl olacağını tahmin edememişti sanırım.
not: matematikçiler, bankacılık, sigortacılık ve finans alanında bulunabilir; borsada müşavir olabilir.ya da son zamanların mesleği yazılımcılık da yapabilir.
ancak ben atanmadan önce bunlardan tümüyle farklı işlerde çalıştım.
devamını gör...
normal sözlük'teki ittihat ve terakkiciler
ii. abdülhamit'i benim kadar okuyup bilseler, küfür kıyamet homurdanacaklar tarafından eleştirilen insanlardır. ha; mevcut şartlarda ittihatçılık diye bir şey kalmış mıdır ? hayır. ancak son 200 yıldır osmanlı-türk siyasetinde iki kanat vardır. muhafazakarlar ve genç türkler. isimler ve kişiler değişse de bu böyledir. yalnız kaderin bir cilvesi mi desek bilemiyorum ancak abdülhamit gerçekten batıya yüzü dönük, imparatorluğun kurtarılabilmesi için gerekli reformları yapabilmiş bir devlet adamıdır. ha, abdülhamid'i bitiren şey, şahsi paranoyasının sebep olduğu baskıcı yönetimiydi. düşünsenize... abdülhamid'in temelini attığı modern askeri okullardan mezun olan genç subaylar abdülhamid'i devirdiler... bu noktada da böyle bir dilemma var. yani tüm gün sherlock okuyan, klasik batı müziğine meftun, modernist bir vizyonu olan adamın muhafazakarlar tarafından sahiplenilmesi de garip bir dilemma.
birinci dünya savaşı'na gelirsek... bu biz türklerin kaçamayacağı bir kıyametti. berlin konferansından beri parça pinçik olmuşsun... batı avrupalı hasımların seni ''şark sorunu'' diye görüyor. son 200 sene ruslarla savaşmışsın karadeniz senin süs havuzunken adamlar çatalca hattına kadar seni itmiş, kaç sefer batı avrupalıların el uzatmasıyla uçurumun kıyısından dönmüşsün... bütün cendere senin etrafında dönerken savaştan irlandalı nötralizmi gibi kaçman mümkün değildi. coğrafya kader. burada var olmak istiyorsan savaşacaksın. bu açıdan ittihatçılar biraz da battı fish yan going prensibi ile savaşa girmişlerdir. ha yanlış olanları konuşalım. mesela yazlık üniforma ile doğuda ruslarla savaşmak. mesela afedersin bir tarafında ayı böğürürken iran'a ve bakü'ye asker yollamak... bunlar yanlışlardı... ingiliz senden petrol kuyularını kapmış sen hala romantik bir hayal ile bakü'ye girmenin derdindesin. o da olsun.. o da olmalıydı ama önce kendi cephe hattını bi durdur sonra bakü'ye gir değil mi ? neyse nerelerdeeeen nerelere geldik...
ittihat ve terakki 1918'de kurumuş bir ağaçtır. ha ağacın kütüğünden yeni filiz çıktı türkiye oldu. yarın gene kocaman ağaç oluverir. bu işler böyle...
edit: ek olarak, enver talat ve cemal paşaları aldıkları yanlış kararlardan ötürü eleştirebilirsiniz. ancak günün sonunda hepsi ülkesine aşık vatanperver askerler ve devlet adamlarıydı.
birinci dünya savaşı'na gelirsek... bu biz türklerin kaçamayacağı bir kıyametti. berlin konferansından beri parça pinçik olmuşsun... batı avrupalı hasımların seni ''şark sorunu'' diye görüyor. son 200 sene ruslarla savaşmışsın karadeniz senin süs havuzunken adamlar çatalca hattına kadar seni itmiş, kaç sefer batı avrupalıların el uzatmasıyla uçurumun kıyısından dönmüşsün... bütün cendere senin etrafında dönerken savaştan irlandalı nötralizmi gibi kaçman mümkün değildi. coğrafya kader. burada var olmak istiyorsan savaşacaksın. bu açıdan ittihatçılar biraz da battı fish yan going prensibi ile savaşa girmişlerdir. ha yanlış olanları konuşalım. mesela yazlık üniforma ile doğuda ruslarla savaşmak. mesela afedersin bir tarafında ayı böğürürken iran'a ve bakü'ye asker yollamak... bunlar yanlışlardı... ingiliz senden petrol kuyularını kapmış sen hala romantik bir hayal ile bakü'ye girmenin derdindesin. o da olsun.. o da olmalıydı ama önce kendi cephe hattını bi durdur sonra bakü'ye gir değil mi ? neyse nerelerdeeeen nerelere geldik...
ittihat ve terakki 1918'de kurumuş bir ağaçtır. ha ağacın kütüğünden yeni filiz çıktı türkiye oldu. yarın gene kocaman ağaç oluverir. bu işler böyle...
edit: ek olarak, enver talat ve cemal paşaları aldıkları yanlış kararlardan ötürü eleştirebilirsiniz. ancak günün sonunda hepsi ülkesine aşık vatanperver askerler ve devlet adamlarıydı.
devamını gör...
güne bir şiir bırak
her insan mutlu olamaz...
çünkü gereğinden fazla özler dünü,
hak ettiğinden fazla düşünür yarını,
ve hiç hak etmediği kadar bilinçsizce yaşar bugünü...
her insan mutlu olamaz...
çünkü gereğinden fazla özler hayatından çıkanları,
hak ettiğinden daha büyük umutla bekler hayatına girecekleri,
ve asla göremez yanı başındakileri...
erich fromm
devamını gör...
düşünce özgürlüğü
limitsizdir. bencesi sencesi olmayandır. bir kişinin fikri veya beyanı ne kadar aptalca da olsa, sizin özel yaşamınızı ihlal etmediği sürece müdahale edemezsiniz. çünkü çizgiyi nereye çekeceğimizi belirleyen bir mecra veya üst kurul yok. nerede duracağız? en fazla neyi düşünebiliriz? dünyanın yuvarlak olduğunu düşünen adamı hapse atan insanla, kitabında ensest ilişkiden bahsettiği için bi yazarı gözaltına alıp kitabı toplatan insan aynı coğrafyada yaşadı. kimin haklı kimin haksız olduğunu belirleyemeyiz. veya belirleriz lakin sen veya ben veya bi başkası elbette buna itiraz edecektir. o halde itiraz eden azınlığı susturmak icap eder. bu şekilde özgürlüğü yekten kaldırmış oldunuz, tebrikler artık bir diktatörsünüz.
daha kolay metodu var. umursamamayı tercih etmeyi öğrenmemiz gerekiyor. ahmet'in bok gibi bi düşüncesi var. koyim ahmet'in totosuna deyip geçmeyi öğrenmemiz gerekiyor. ghosting tam olarak bu aslında. hoşlanmadığın fikri ignore edebilirsin. öbür türlü hayat çok zor. kimin ne düşündüğünü takip edemezsiniz. her platformda engel butonu var, hoşlanmadığınız yazarı engelleyin, kendinize muhteşem bir iyilik yapmış olursunuz. o kişi yine düşüncesini beyan edebilir, sadece siz bundan kurtulmuş olacaksınız. keşke sosyal hayatta da black mirror noël bölümündeki gibi ignore butonu olsaydı.
daha kolay metodu var. umursamamayı tercih etmeyi öğrenmemiz gerekiyor. ahmet'in bok gibi bi düşüncesi var. koyim ahmet'in totosuna deyip geçmeyi öğrenmemiz gerekiyor. ghosting tam olarak bu aslında. hoşlanmadığın fikri ignore edebilirsin. öbür türlü hayat çok zor. kimin ne düşündüğünü takip edemezsiniz. her platformda engel butonu var, hoşlanmadığınız yazarı engelleyin, kendinize muhteşem bir iyilik yapmış olursunuz. o kişi yine düşüncesini beyan edebilir, sadece siz bundan kurtulmuş olacaksınız. keşke sosyal hayatta da black mirror noël bölümündeki gibi ignore butonu olsaydı.
devamını gör...
küçük balıklar üzerine bir masal
hale soygazi ve nihat ileri'nin başrollerini paylaştığı film, vizyona girdiği zamanlar tartışmalara sebep olmuştu. film, birbirlerine nispet yaparcasına ihanet eden bir karı kocanın hikayesini konu ediniyor.
barış pirhasan'ın hem senaryosunu yazdığı hem de yönetmenliğini yaptığı 1989 yapımı bu filmin kadrosunu oluşturan oyuncular hale soygazi, nihat ileri, derya köroğlu, atacan arseven, yasemin alkaya, füsun erbulak . film, gösterime girdiği zamanlar, ciddi eleştiriler almıştı. üzerinde sıklıkla tartışılan bu film yakalamış olduğu küçük detaylar, değişik diyaloglar, kullanılan dekorlar ve oluşturulan atmosferle dikkat çekiciydi. görüntü yönetmenliği anton klima tarafından yapılan film oldukça muntazam bir sinema diline sahip. küçük balıklar üzerine bir masal filmi, barış pirhasan'ın da ilk yönetmenlik tecrübesi. filmde yan karakter olarak yeni türkü grubunun solisti derya köroğlu da dikkat çekiyor. filmin müziklerinde de yine aynı grup elemanı olan selim atakan imzası var.
film, bildiğim kadarıyla yakın zamanlarda televizyonda yayınlanmadı. internet ortamında da videosu bulunmuyor. pirhasan'ın bu filmden dolayı başarısız olduğu ve zarara uğradığını hatırlıyorum.
barış pirhasan'ın hem senaryosunu yazdığı hem de yönetmenliğini yaptığı 1989 yapımı bu filmin kadrosunu oluşturan oyuncular hale soygazi, nihat ileri, derya köroğlu, atacan arseven, yasemin alkaya, füsun erbulak . film, gösterime girdiği zamanlar, ciddi eleştiriler almıştı. üzerinde sıklıkla tartışılan bu film yakalamış olduğu küçük detaylar, değişik diyaloglar, kullanılan dekorlar ve oluşturulan atmosferle dikkat çekiciydi. görüntü yönetmenliği anton klima tarafından yapılan film oldukça muntazam bir sinema diline sahip. küçük balıklar üzerine bir masal filmi, barış pirhasan'ın da ilk yönetmenlik tecrübesi. filmde yan karakter olarak yeni türkü grubunun solisti derya köroğlu da dikkat çekiyor. filmin müziklerinde de yine aynı grup elemanı olan selim atakan imzası var.
film, bildiğim kadarıyla yakın zamanlarda televizyonda yayınlanmadı. internet ortamında da videosu bulunmuyor. pirhasan'ın bu filmden dolayı başarısız olduğu ve zarara uğradığını hatırlıyorum.
devamını gör...
gereğinden fazla abartılan kitaplar
küçük prens'tir. tamam iyi güzel fakat sıradan bir kitap. ben mi anlamıyorum acaba diye üç defa okumama rağmen çok zevk alamadım. okuyunuz geçiniz.
devamını gör...
9 kere leyla
uğruna üyelik alanları hüsrana uğratma olasılığı yüksek olan bir film. ezel akay’ın rengarenk ve kafa şişiren bir filmi daha. şimdi sorsan ne anlattın bu filmde ne cevap verir acaba yönetmen. sinema sanatı üzerine günlerce ahkam kesecek kişilerin ortaya çıkardığı bu tür filmler aklındakileri pratiğe dökmekte bir sorun olduğunun veya anlatacak bir şeylerinin olmadığını göstermektedir. yok bilmem kimin oyunculuğu için izlenir demek bu sanata ihanettir. oyuncu seçmesi yapmıyoruz, hayatamızın birkaç saatini bu yönetmen arkadaşın dünyasında geçiriyoruz. bitiremediğimiz nadir filmlerden biri oldu. tebrik ediyorum. haluk bilginer ve demet akbağ sonuçtan memnun mu acaba. sanmıyorum.
devamını gör...

