birhan keskin
'dünya soğur, akşam serinlerken,
benim sensiz sevinecek bir şeyim yok.
kılı kırk yardım, altını üstüne getirdim,
ve işte en geniş cümlem:
içimi açtım sana.
içini açmak için'
benim sensiz sevinecek bir şeyim yok.
kılı kırk yardım, altını üstüne getirdim,
ve işte en geniş cümlem:
içimi açtım sana.
içini açmak için'
devamını gör...
en cool anime karakteri
l lawliet.
devamını gör...
yatak odasına evlilik fotoğrafını asan çiftler
cep telefonuna kendi profil fotoğraflarını koyan ve ortak sosyal medya hesabı açan kişilerdir.
devamını gör...
anthony hopkins
her türlü rolde destan yazan mavi gözlü dev.
devamını gör...
ankara
şu an benim gibi dışarıda olanlar için doğalgazı kesilmiş öğrenci evi kadar soğuk olan şehir. nesin sen? uğur derin dondurucu musun? kendine gel.
devamını gör...
twitter'da fahrettin koca'yı taciz eden abla
tacizin cinsiyeti olmadığını bizlere gösteren abladır.




ek: 100 numaralı adam'ın izniyle ablamızın twitter hesabı
bonus: hayırlı cumalar.




ek: 100 numaralı adam'ın izniyle ablamızın twitter hesabı
bonus: hayırlı cumalar.
devamını gör...
sultan-ı yegâh
en güzel nur yoldaş'ın seslendirdiği, eşi ergüder yoldaş bestekârlığında, sözleri bir atilla ilhan şiirine ait güzide parça.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının dizi önerileri
bir sitcom aşığı olarak söylemek istediklerim:
community
that 70's show
grace and frankie
the good place
community
that 70's show
grace and frankie
the good place
devamını gör...
attention whore
beklediği ilgiyi göremediği zaman odağını kaybeden, her an daha fazla ilgi bulduğunda bulunduğu durumu ardına bakmadan terk edip yeni diyarlara yelken açma potansiyeli olan, güvenilmemesi gereken fakat çok keyifli vakit geçirme garantisi olan kişi.
bu kişiler ilgiyi üstlerinde tutmak için her şeyi yapabilir, bu yüzden farklı stereotipler olarak karşınıza çıkabilirler. zeki bir attention whore * argümanlarıyla, komik biri şakalarıyla, güzel biri fiziğiyle vs derken liste sonsuza kadar uzatılabilir. sizin ilginizden sıkıldıkları zaman başkalarıyla vakit geçirirler ve ilgi ihtiyaçlarını karşılarlar.
kendimden biliyorum *
bu kişiler ilgiyi üstlerinde tutmak için her şeyi yapabilir, bu yüzden farklı stereotipler olarak karşınıza çıkabilirler. zeki bir attention whore * argümanlarıyla, komik biri şakalarıyla, güzel biri fiziğiyle vs derken liste sonsuza kadar uzatılabilir. sizin ilginizden sıkıldıkları zaman başkalarıyla vakit geçirirler ve ilgi ihtiyaçlarını karşılarlar.
kendimden biliyorum *
devamını gör...
kuran'ın insan yapısı olduğunun delilleri
meryem suresinde isa'nın annesi bakire meryem'den uzun uzun bahsederken 28. ayette birden bire "ey harun'un kız kardeşi" şeklinde bir giriş yapar. halbuki harun ve musa'nın kardeşi olan meryem ile isa'nın annesi olan meryem farklı kişilerdir. hatta aralarında 1500 yıl falan var. burada açıkça muhammed'in tarihi bir olaydan bahsederken kişileri karıştırdığı görülüyor.
garanik hadisesi olarak geçen olayda muhammed peygamber, o sıralar halen putperest olan kureyş kabilesinin desteğini almak için kabe'deki 3 büyük putu öven ayetler (necm 19-20-21) okumuş ve bunun üzerine müşrikler de secde etmiş fakat bir grup mümin putlara tapılmasını kabul etmeyince ortalık karışmış bunun üzerine ayetlere tekzip getirilmiş ve muhammed'in şeytan tarafından yanıltıldığı için bu ayetleri okuduğu ifade edilmiştir.
kuran'daki miras ayetleri matematiksel olarak hatalıdır. mirasçıların paylarını topladığınızda çoğu zaman 1'den büyük bazen de 1'den küçük çıkar, nadiren 1'e eşit çıkar. bu hata daha ilk zamanlar farkedilmiş ama kimse ağzını açıp da bu hatalıdır diyememiş fakat sorun öylesine içinden çıkılmaz bir hal almış ki çok geçmeden daha hz. ömer'in halifeliği sırasında (muhammed'in ölümünden bir kaç yıl sonrası) avliye yöntemi denen bir yöntemle sorun giderilmeye çalışılmış. fakat bu yöntemin sorunu kuran'da vadedilen oranları değiştirmesidir. yani aslında kuran'ın apaçık emrine karşı gelmektedir. öte yandan matematiğin de şakası yoktur.
hz muhammed'in pek çok eşi var. sayıları tam bilinmiyor fakat cariyeleri hariç en az 9 evlilik yaptığı düşünülüyor. 16 diyen de var. bütün eşlerin bir sırası var, her geceyi farklı biriyle geçiriyor. eşleri içinde en çok bildiğimiz ve bence çok ilginç bir karakter olan ayşe biraz inatçı, sözünü asla sakınmıyor. muhammed ile daha fazla gece geçirmek için ayrıcalık istediğinde bir anda ahzab 51 suresi iniyor: "(ey muhammed) onlardan (yani karılarından) diledigini geriye bırakır, diledigini öne alabilirsin..." yani kişiye özgü ve cimayla ilgili bir ayet iniyor?!?!
peygambere helal kılınan kadınlar muhteviyatlı ahzab 50 inince ise hz. ayşe dayanamıyor ve "görüyorum ki rabbin senin keyfine koşturuyor" diyor. ahzab 50 o günün standartlarına göre bile skandal bir ayet: "ey peygamber! mehirlerini verdigin eşlerini , allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve peygamber nikâhlamayı diledigi takdirde -müminlerden ayrı, sırf sana mahsus olmak üzere- kendisinin mehrini peygambere hibe eden mü'min kadını almanı helâl kılmışızdır..”
peygamber, cariyesi mariya ile cima halindeyken eşlerinden biri ve aynı zamanda hz. ömer'in de kızı olan hafsa tarafından basılır. olay hafsa'nın evinde ve hatta hafsa'nın yatağında gerçekleştiği için hafsa hakarete uğramış hisseder ve bu olaydan sonra deyim yerindeyse çarşı karışır. hz muhammed bir daha mariya ile yatmayacağına dair hafsa'ya yemin eder, olayı da kimseye anlatma der ama hafsa gidip ayşe'ye anlatır. hz muhammed eşlerini terkeder. onları boşadığı dedikodusu yayılır. bunun üzerine bir anda tahrim suresi'nin ilk beş ayeti iner. kaynak: taberi, camiu’l-beyân, 28/102
peygamber evlat edindiği zeyd'in karısını beğenir. zeyd bunu anlayınca durumu kendine yediremez ve karısını boşar. normalde o günün arap toplumu için bile yuh denebilecek bir girişim olan kendi evladının hanımıyla evlenme olayının önünü açmak için ahzab 37 iner.
pek çok ayette "allah'a andolsun ki" diyerek allah kendine and içer: meryem 68, mearic 40, nahl 56, nahl 63. bu ayetlerin apaçık bir insan tarafından söylendiği ortadadır.
hicr 72'de allah peygambere and içmektedir: “resulüm! ömrüne yemin olsun ki gerçekten onlar, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı”
kuran'da kimin konuştuğu belli değil. bazı yerlerde allah konuşuyor. bazı yerlerde "o" diyor. bazı yerlerde muhammed konuşurken bazı yerlerde biz diyor?!?!
kaf 1 "şanı yüce kur’an’a yemin olsun!" diye başlar. fakat ortada henüz bir kuran yoktur. ayetlerin toplanıp ciltlenmesi ve kuran adının verilmesi çok sonraları olduğundan bu ayet ciltleme sırasında eklenmiş olabilir.
pek çok ayette gündüze, geceye, güneşe, aya, göğe, şafağa yemin etmektedir. allah niçin bunlara yemin etmektedir ki?
kuran sayısız yerde yemin ediyor, bazen yeminler yetmiyor olacak ki pekiştirme ihtiyacı hissediyor: "nasıl, bunlarda bir akıl sahibi için yemin var değil mi?" (fecr 5)
tevbe 30: "yahudiler üzeyir allah’ın oğludur dediler, hıristiyanlar da "mesih (isa) allah’ın oğludur" dediler. bunlar, daha önceki inkârcıların söylediklerine benzer biçimde ağızlarından çıkan sözlerdir. allah onları kahretsin! (gerçeklerden) nasıl da yüz çeviriyorlar!" bu ayette allah, "allah onları kahretsin" diyor?!?
kalem ve müdessir surelerinde velid için pek çok kereler sövüyor. soysuz diyor, aşağılık diyor, piç diyor, kaba saba diyor, saldırgan diyor. peki kim bu velid? acaba o mu? evet ta kendisi: halid bin velid. müminlerin yenilmez komutanı. aslında babasından bahsediyor ama ayette oğlundan da bahis var. kendisi olmasa bu kadar yayılamayacak olan, mükemmel bir askeri kariyeri olan, islami perspektiften bakınca çok değerli ve mübarek bir şahıs olması gereken halid bin velid'in islam sancağını zaferlere taşıyacağını önceden göremiyor allah ve babasına küfrediyor!
ay, güneş, dünya ve bunların hareketlerine dair son derece kafa karıştırıcı bilgiler vermektedir. bırakın sıradan bir insanı, eğitimli bir insanın dahi bu ayetleri okuyup bütünlüklü bir sonuca ulaşması imkansızdır. zaten ayetlerin tefsiri konusunda her kafadan ayrı bir ses çıkmaktadır. muhammed'in astronomi bilgisinin kulaktan dolma olduğu barizdir.
sperm ve yumurta hücrelerinin kaynağını yanlış vermektedir. (tarık 5-7)
göğü tıpkı antik filozoflar ve pagan dinlerindeki gibi tasvir etmektedir. yani dik duran ve düşmeyen bir kubbe gibi. hacc 65 "görmüyor musun ki, allah yeryüzündekileri ve o’nun emriyle denizde akıp giden gemileri sizin hizmetinize verdi! kendi izni olmadıkça yerkürenin üzerine düşmemesi için göğü tutan da o’dur."
bakara 62'de yahudilere ve hristiyanlara korkmasınlar, onlar da doğru yolda derken diğer pek çok ayette bu dedikleriyle çelişiyor. örneğin ali imran 85, tevbe 30, maide 64
nahl 101'de açıkça ayetlerin değişebileceğinden bahsediyor. bu da haliyle pek çok ayetin değiştirilmiş olabileceğine işarettir.
pek çok ayette göğü ve yeri 6 günde yarattığından bahsediyor. burada klasik savunma orada zaman algısı farklıdır şeklinde. peki bir de şu ayetlere bakalım:
mearic 4: “melekler ve ruh, miktarı ellibin yıl süren bir gün içinde ona çıkar”
hacc 47: “..muhakkak ki, rabbinin nezdinde bir gün sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir.”
secde 5: “allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. sonra (bütün bu işler) sizin sayageldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde o'nun nezdine çıkar.”
fussilet 9-10'da sabit dağlar yerleştirdiğinden bahsediyor fakat dağlar sabit değildir, jeolojik oluşumlardır.
anlayın diye arapça indirdik diyor. zaten araplara inen bir kitap için neden bunu söylüyor? evrensel bir dinse o zaman neden arapça indiriyor?
kamer suresi ayın yarılmasından bahseder. ne var ki islam alimleri 1400 yıldır bu işin içinden çıkamamıştır. ayeti herkes farklı yorumlamakta ve bir sonuca varılamamaktadır. kuran'da bunun gibi yüzlerce ihtilaflı ayet vardır. mezhepler de zaten böyle doğmuştur. birinin ak dediğine diğeri kara demektedir. oysa ki kuran bizzat kendi ifadesiyle apaçıktır. hiçbir yardımcıya da ihtiyacı yoktur. pratikte ise bir satırlık ayetler paragraflarca süren tefsirlerle açıklanmaktadır. üstelik her mezhep ve mezheplerin de her kolu kendi bildiğince açıklamaktadır.
ahzab 53'te zırt pırt peygamberin evine gelip de çok oturmayın der. peygamber kendisi söylemekten çekindiği için allah'a söyletiyor.
kuran'da 29 ayet sadece harflerden oluşmaktadır. evet bildiğiniz harfler. yani kelime, cümle falan yok. elif lam mim (e-l-m) ya da ya sin (y-s) gibi. bunların ne olduğuna dair bugüne kadar doyurucu bir açıklama yapılmış değil. kimileri bunları allah ile elçisi arasında şifreli bir mesajlaşma olarak kabul ediyor. kimilerine göreyse bunlar hz muhammed'in sara krizlerine girdiği sırada ağzından çıkan anlamsız sözler. bu konuda bir kanıt yok fakat her konuda soru sormaktan çekinmeyen, gusül nasıl alınır bize göstersene diye hz ayşe'nin kapısına bile giden müminlerin bu harflerin anlamlarını bir kere bile sormaması ilginç.
kuran'da en sık geçen ve tekrardan ibaret olan ayetlerin sayısı yaklaşık 2 bin. toplam 6 bin küsür ayet olduğunu düşünürsek çok fazla boşluk doldurma var diyebiliriz. "her şey kuran'da anlatılamazdı, bu bir biyoloji ya da astronomi kitabı değil" diyenler için üzerinde düşünülmesini gerektirecek kadar büyük bir sayı.
garanik hadisesi olarak geçen olayda muhammed peygamber, o sıralar halen putperest olan kureyş kabilesinin desteğini almak için kabe'deki 3 büyük putu öven ayetler (necm 19-20-21) okumuş ve bunun üzerine müşrikler de secde etmiş fakat bir grup mümin putlara tapılmasını kabul etmeyince ortalık karışmış bunun üzerine ayetlere tekzip getirilmiş ve muhammed'in şeytan tarafından yanıltıldığı için bu ayetleri okuduğu ifade edilmiştir.
kuran'daki miras ayetleri matematiksel olarak hatalıdır. mirasçıların paylarını topladığınızda çoğu zaman 1'den büyük bazen de 1'den küçük çıkar, nadiren 1'e eşit çıkar. bu hata daha ilk zamanlar farkedilmiş ama kimse ağzını açıp da bu hatalıdır diyememiş fakat sorun öylesine içinden çıkılmaz bir hal almış ki çok geçmeden daha hz. ömer'in halifeliği sırasında (muhammed'in ölümünden bir kaç yıl sonrası) avliye yöntemi denen bir yöntemle sorun giderilmeye çalışılmış. fakat bu yöntemin sorunu kuran'da vadedilen oranları değiştirmesidir. yani aslında kuran'ın apaçık emrine karşı gelmektedir. öte yandan matematiğin de şakası yoktur.
hz muhammed'in pek çok eşi var. sayıları tam bilinmiyor fakat cariyeleri hariç en az 9 evlilik yaptığı düşünülüyor. 16 diyen de var. bütün eşlerin bir sırası var, her geceyi farklı biriyle geçiriyor. eşleri içinde en çok bildiğimiz ve bence çok ilginç bir karakter olan ayşe biraz inatçı, sözünü asla sakınmıyor. muhammed ile daha fazla gece geçirmek için ayrıcalık istediğinde bir anda ahzab 51 suresi iniyor: "(ey muhammed) onlardan (yani karılarından) diledigini geriye bırakır, diledigini öne alabilirsin..." yani kişiye özgü ve cimayla ilgili bir ayet iniyor?!?!
peygambere helal kılınan kadınlar muhteviyatlı ahzab 50 inince ise hz. ayşe dayanamıyor ve "görüyorum ki rabbin senin keyfine koşturuyor" diyor. ahzab 50 o günün standartlarına göre bile skandal bir ayet: "ey peygamber! mehirlerini verdigin eşlerini , allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve peygamber nikâhlamayı diledigi takdirde -müminlerden ayrı, sırf sana mahsus olmak üzere- kendisinin mehrini peygambere hibe eden mü'min kadını almanı helâl kılmışızdır..”
peygamber, cariyesi mariya ile cima halindeyken eşlerinden biri ve aynı zamanda hz. ömer'in de kızı olan hafsa tarafından basılır. olay hafsa'nın evinde ve hatta hafsa'nın yatağında gerçekleştiği için hafsa hakarete uğramış hisseder ve bu olaydan sonra deyim yerindeyse çarşı karışır. hz muhammed bir daha mariya ile yatmayacağına dair hafsa'ya yemin eder, olayı da kimseye anlatma der ama hafsa gidip ayşe'ye anlatır. hz muhammed eşlerini terkeder. onları boşadığı dedikodusu yayılır. bunun üzerine bir anda tahrim suresi'nin ilk beş ayeti iner. kaynak: taberi, camiu’l-beyân, 28/102
peygamber evlat edindiği zeyd'in karısını beğenir. zeyd bunu anlayınca durumu kendine yediremez ve karısını boşar. normalde o günün arap toplumu için bile yuh denebilecek bir girişim olan kendi evladının hanımıyla evlenme olayının önünü açmak için ahzab 37 iner.
pek çok ayette "allah'a andolsun ki" diyerek allah kendine and içer: meryem 68, mearic 40, nahl 56, nahl 63. bu ayetlerin apaçık bir insan tarafından söylendiği ortadadır.
hicr 72'de allah peygambere and içmektedir: “resulüm! ömrüne yemin olsun ki gerçekten onlar, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı”
kuran'da kimin konuştuğu belli değil. bazı yerlerde allah konuşuyor. bazı yerlerde "o" diyor. bazı yerlerde muhammed konuşurken bazı yerlerde biz diyor?!?!
kaf 1 "şanı yüce kur’an’a yemin olsun!" diye başlar. fakat ortada henüz bir kuran yoktur. ayetlerin toplanıp ciltlenmesi ve kuran adının verilmesi çok sonraları olduğundan bu ayet ciltleme sırasında eklenmiş olabilir.
pek çok ayette gündüze, geceye, güneşe, aya, göğe, şafağa yemin etmektedir. allah niçin bunlara yemin etmektedir ki?
kuran sayısız yerde yemin ediyor, bazen yeminler yetmiyor olacak ki pekiştirme ihtiyacı hissediyor: "nasıl, bunlarda bir akıl sahibi için yemin var değil mi?" (fecr 5)
tevbe 30: "yahudiler üzeyir allah’ın oğludur dediler, hıristiyanlar da "mesih (isa) allah’ın oğludur" dediler. bunlar, daha önceki inkârcıların söylediklerine benzer biçimde ağızlarından çıkan sözlerdir. allah onları kahretsin! (gerçeklerden) nasıl da yüz çeviriyorlar!" bu ayette allah, "allah onları kahretsin" diyor?!?
kalem ve müdessir surelerinde velid için pek çok kereler sövüyor. soysuz diyor, aşağılık diyor, piç diyor, kaba saba diyor, saldırgan diyor. peki kim bu velid? acaba o mu? evet ta kendisi: halid bin velid. müminlerin yenilmez komutanı. aslında babasından bahsediyor ama ayette oğlundan da bahis var. kendisi olmasa bu kadar yayılamayacak olan, mükemmel bir askeri kariyeri olan, islami perspektiften bakınca çok değerli ve mübarek bir şahıs olması gereken halid bin velid'in islam sancağını zaferlere taşıyacağını önceden göremiyor allah ve babasına küfrediyor!
ay, güneş, dünya ve bunların hareketlerine dair son derece kafa karıştırıcı bilgiler vermektedir. bırakın sıradan bir insanı, eğitimli bir insanın dahi bu ayetleri okuyup bütünlüklü bir sonuca ulaşması imkansızdır. zaten ayetlerin tefsiri konusunda her kafadan ayrı bir ses çıkmaktadır. muhammed'in astronomi bilgisinin kulaktan dolma olduğu barizdir.
sperm ve yumurta hücrelerinin kaynağını yanlış vermektedir. (tarık 5-7)
göğü tıpkı antik filozoflar ve pagan dinlerindeki gibi tasvir etmektedir. yani dik duran ve düşmeyen bir kubbe gibi. hacc 65 "görmüyor musun ki, allah yeryüzündekileri ve o’nun emriyle denizde akıp giden gemileri sizin hizmetinize verdi! kendi izni olmadıkça yerkürenin üzerine düşmemesi için göğü tutan da o’dur."
bakara 62'de yahudilere ve hristiyanlara korkmasınlar, onlar da doğru yolda derken diğer pek çok ayette bu dedikleriyle çelişiyor. örneğin ali imran 85, tevbe 30, maide 64
nahl 101'de açıkça ayetlerin değişebileceğinden bahsediyor. bu da haliyle pek çok ayetin değiştirilmiş olabileceğine işarettir.
pek çok ayette göğü ve yeri 6 günde yarattığından bahsediyor. burada klasik savunma orada zaman algısı farklıdır şeklinde. peki bir de şu ayetlere bakalım:
mearic 4: “melekler ve ruh, miktarı ellibin yıl süren bir gün içinde ona çıkar”
hacc 47: “..muhakkak ki, rabbinin nezdinde bir gün sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir.”
secde 5: “allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. sonra (bütün bu işler) sizin sayageldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde o'nun nezdine çıkar.”
fussilet 9-10'da sabit dağlar yerleştirdiğinden bahsediyor fakat dağlar sabit değildir, jeolojik oluşumlardır.
anlayın diye arapça indirdik diyor. zaten araplara inen bir kitap için neden bunu söylüyor? evrensel bir dinse o zaman neden arapça indiriyor?
kamer suresi ayın yarılmasından bahseder. ne var ki islam alimleri 1400 yıldır bu işin içinden çıkamamıştır. ayeti herkes farklı yorumlamakta ve bir sonuca varılamamaktadır. kuran'da bunun gibi yüzlerce ihtilaflı ayet vardır. mezhepler de zaten böyle doğmuştur. birinin ak dediğine diğeri kara demektedir. oysa ki kuran bizzat kendi ifadesiyle apaçıktır. hiçbir yardımcıya da ihtiyacı yoktur. pratikte ise bir satırlık ayetler paragraflarca süren tefsirlerle açıklanmaktadır. üstelik her mezhep ve mezheplerin de her kolu kendi bildiğince açıklamaktadır.
ahzab 53'te zırt pırt peygamberin evine gelip de çok oturmayın der. peygamber kendisi söylemekten çekindiği için allah'a söyletiyor.
kuran'da 29 ayet sadece harflerden oluşmaktadır. evet bildiğiniz harfler. yani kelime, cümle falan yok. elif lam mim (e-l-m) ya da ya sin (y-s) gibi. bunların ne olduğuna dair bugüne kadar doyurucu bir açıklama yapılmış değil. kimileri bunları allah ile elçisi arasında şifreli bir mesajlaşma olarak kabul ediyor. kimilerine göreyse bunlar hz muhammed'in sara krizlerine girdiği sırada ağzından çıkan anlamsız sözler. bu konuda bir kanıt yok fakat her konuda soru sormaktan çekinmeyen, gusül nasıl alınır bize göstersene diye hz ayşe'nin kapısına bile giden müminlerin bu harflerin anlamlarını bir kere bile sormaması ilginç.
kuran'da en sık geçen ve tekrardan ibaret olan ayetlerin sayısı yaklaşık 2 bin. toplam 6 bin küsür ayet olduğunu düşünürsek çok fazla boşluk doldurma var diyebiliriz. "her şey kuran'da anlatılamazdı, bu bir biyoloji ya da astronomi kitabı değil" diyenler için üzerinde düşünülmesini gerektirecek kadar büyük bir sayı.
devamını gör...
karınca
liderleri yok ama yöntemlerinde bir düzen olduğu kesin. yol boyunca bıraktıkları kimyasal işaretler daha fazla karıncayı bölgeye çekiyor ve bir ordu oluşturuyor.
minicik boylarına rağmen hayret ve hayranlık duyuracak şekilde bir iletişim ağlarına sahip sosyal böceklerdir. o küçük kafalarında 500 bin kadar sinir hücresi bulunuyor.
karıncalar hassas bir alıcı kabiliyetine sahiplerdir. bu alıcılara düşen sinyal dalgaları ile yiyeceklerini aramak, birbirlerini takip etmek, yuva yapmak, alarm haline geçme, seferberlik ilan, grup halinde hareket etme, birbirlerini tanıyabilme gibi önemli fonksiyonlarını gerçekleştiriyorlar. karıncaların, bir koloni olmalarının arkasında da bu iletişim ağlarının önemli bir payı vardır.
karınca yuvaları havalandırma sistemi, merkezi ısıtma sistemi, depolama, kurtçuk bakımı, kuluçka odaları, kraliçe karıncanın yumurtalarının bulunduğu sera odası, şekerli sıvı madde salgılayan karıncalar için emzirme odası, kraliyet odası, sinek, çekirge, arı, düşman karıncaların ölülerinin depolandığı ambar odası, işçi karıncaların kış uykusu için kış odası, ana girişten başka yan giriş tünelleri, tahıl deposu, mezarlık gibi müthiş bir düzene sahiptir. karınca kolonileri, yeryüzünde en örgütlenmiş koloni hayatına sahip canlılar olarak yaratılmışlardır.
minicik boylarına rağmen hayret ve hayranlık duyuracak şekilde bir iletişim ağlarına sahip sosyal böceklerdir. o küçük kafalarında 500 bin kadar sinir hücresi bulunuyor.
karıncalar hassas bir alıcı kabiliyetine sahiplerdir. bu alıcılara düşen sinyal dalgaları ile yiyeceklerini aramak, birbirlerini takip etmek, yuva yapmak, alarm haline geçme, seferberlik ilan, grup halinde hareket etme, birbirlerini tanıyabilme gibi önemli fonksiyonlarını gerçekleştiriyorlar. karıncaların, bir koloni olmalarının arkasında da bu iletişim ağlarının önemli bir payı vardır.
karınca yuvaları havalandırma sistemi, merkezi ısıtma sistemi, depolama, kurtçuk bakımı, kuluçka odaları, kraliçe karıncanın yumurtalarının bulunduğu sera odası, şekerli sıvı madde salgılayan karıncalar için emzirme odası, kraliyet odası, sinek, çekirge, arı, düşman karıncaların ölülerinin depolandığı ambar odası, işçi karıncaların kış uykusu için kış odası, ana girişten başka yan giriş tünelleri, tahıl deposu, mezarlık gibi müthiş bir düzene sahiptir. karınca kolonileri, yeryüzünde en örgütlenmiş koloni hayatına sahip canlılar olarak yaratılmışlardır.
devamını gör...
ormanci
başta ne güzel takılıyordu "doğal doğal", biraz pohpohlanıp ismi dönmeye başlayınca kurabiye canavarı çıktı içinden, olsun.
devamını gör...
sözlükte yazma şevkinizi kıran nedenler
başlıklara tanım girilmemesi.
açtığın başlığın sol tarafta kaybolup gitmesi.
açtığın başlığın sekmelere yarım saat sonra gönderilmesi.
tanımlara oy gelmemesi. tanım yazıyorsun oy gelmiyor. özeniyorsun iki saat tanım giriyorsun oylamıyorlar lan.
hayır öyle yeni gelmiş bir yazar değilim. bana böyle yapıyorlarsa ben yeni gelen yazarlara acıyorum. ciddi acıyorum.
sağa bakıyorum sola bakıyorum adamın girdiği osuruk tanıma akp mitingine doluşur gibi doluşuyorlar. oylar favoriler havada uçuşuyor. ne yazmış diyorum bakıyorum bir şey yok.
sonra diyorlar ki neden saçma sapan başlıklar gündem oluyor. neden saçma tanımlar giriliyor. sebebi bu. emeğe karşılık verilmiyor.
ha bunlar benim canımı ufak sıkan şeyler. yine söylüyorum tutsun diye yazsaydık atardık.
düzelmesi gerekiyor. nasıl düzelecek bilmiyorum. düzelmesi için onun bunun poposunu yalamam gerekiyorsa yalamam abi işim gücüm var.
şimdi gidip çevrelerin boş başlık dediği başlıklara tanım gireceğim.
açtığın başlığın sol tarafta kaybolup gitmesi.
açtığın başlığın sekmelere yarım saat sonra gönderilmesi.
tanımlara oy gelmemesi. tanım yazıyorsun oy gelmiyor. özeniyorsun iki saat tanım giriyorsun oylamıyorlar lan.
hayır öyle yeni gelmiş bir yazar değilim. bana böyle yapıyorlarsa ben yeni gelen yazarlara acıyorum. ciddi acıyorum.
sağa bakıyorum sola bakıyorum adamın girdiği osuruk tanıma akp mitingine doluşur gibi doluşuyorlar. oylar favoriler havada uçuşuyor. ne yazmış diyorum bakıyorum bir şey yok.
sonra diyorlar ki neden saçma sapan başlıklar gündem oluyor. neden saçma tanımlar giriliyor. sebebi bu. emeğe karşılık verilmiyor.
ha bunlar benim canımı ufak sıkan şeyler. yine söylüyorum tutsun diye yazsaydık atardık.
düzelmesi gerekiyor. nasıl düzelecek bilmiyorum. düzelmesi için onun bunun poposunu yalamam gerekiyorsa yalamam abi işim gücüm var.
şimdi gidip çevrelerin boş başlık dediği başlıklara tanım gireceğim.
devamını gör...
otizm
özellikle yaşamın ilk üç yılında ortaya çıkan gelişim düzeyine uygun sosyal etkileşimde bulunamama, çevre ve ortama tepkisizlik, duygusal karşılık verememe, iletişim güçlükleri, içe kapanma, gerçeklikten uzaklaşma, aşırı nesne bağımlılığı, amaçsız, sınırlı, tekdüze ve yineleyici hareketlerle belirgin beynin gelişimini engelleyen gelişimsel bozukluktur.
devamını gör...
benim burada ne işim var denilen anlar
sevmediğin veya içinin ısınmadığı insanların olduğu ortamlarda mecburiyetten orada bulunduğun anlardır.
devamını gör...
eski fotoğraflar
1990ların ortasına trabzonda kunduracılar caddesinin meydan çıkışında
eski ayaklı bir fotoğraf makinası olan yaşlı bir amca vardı.
siyah beyaz resim çeker satardı
takım elbise giyerdi.
aklıma o yaşlı amcayı getirdi.
eski ayaklı bir fotoğraf makinası olan yaşlı bir amca vardı.
siyah beyaz resim çeker satardı
takım elbise giyerdi.
aklıma o yaşlı amcayı getirdi.
devamını gör...
cahile laf anlatmak
(bkz: atomu parçalamak)
devamını gör...


