merhabalar sevgili kelimelik turnuvası portakalları.*
ilk turun oyunları bugün bitmiş olursa bir üst tur için yeni kuraları çekebiliriz.
tabloda ismi geçen kullanıcılar eğer kelimelik kullanıcı isimlerini doğru vermedilerse daha önceden de söylediğim gibi karşılaşacağı oyuncuya bunu belirtip düzeltme yaparlarsa süper olur.
aynı grup içinde yer alan ve davet gönderildiği halde oynamayan oyuncularımız malesef hükmen yenik sayılacaktır.
yine aynı şekilde 12 saatlik hamle süremizi sonuna kadar kullanmamaya özen gösterirsek süper olur.
son olarak maçları yaptıktan sonra net sonuçlarınızı yine tanım olarak yazınız.
eğer takıldığınız bir durum olursa bir mesaj uzağınızdayım, iyi eğlenceler diliyorum.
devamını gör...

yok ki bir yazar flörtümüz şuraya koyalım.
devamını gör...

sosyolojik ve psikolojik tespitlerle günümüz neoliberal ve teşhirci kültürünü eleştirir. kitapları ince olmasına rağmen ağdalı dili sayesinde çok şey anlatır. ağdalı dil demişken bunu hegel veya deleuze gibi obskürantizm şeklinde gerçekleştirmez. sözleri açık ama vurucudur.

modern toplumda artık eskisi gibi herkesin malumu görünür bir sınıf ayrımı olmadığını söyler. 14.yy'da olduğu gibi mutlak köleler ve efendiler yoktur, bu sınırlar varlığını görünmez alanda sürdürür. görünür kısımdaysa neoliberalizm devrededir: neoliberal sistem herkesin kendisinin efendisi olabileceğini, bu konuda özgür olduğunu söyleyerek insanları hep daha fazla çalışmaya, potansiyelini ekmekle sıyırmaya zorlar. başaramayanlar ise kendisini suçlamalıdır çünkü sistem onlara şans vermesine rağmen bunu değerlendirememişlerdir. yani böyle bir düzende insanlar(ayaktakımı) üst sınıflara düşman kesilmeyecek hep suçu kendisinde bulacaktır, öyle eskisi gibi işçilerin fabrikatörlere açtığı isyanlar olmayacak bütün olumsuzluklar sadece kişinin içinde cılız bir isyanla sönecektir. sistemin yok edilememesinin en büyük nedeni de budur çünkü ortada bir düşman yok, sadece yetersiz performanstan dolayı kendini suçlayan insanlar vardır.

chul han'ın işaret ettiği bir diğer noktada insanların sosyal medyada sürekli kendilerini ifşa etmeleridir. insan doğası gereği tamamen açık olanın büyüsünü kaybettiğini savunur. yani yazın plajdayken insanların sokakta gördüğümüzden daha çıplak olmalarına rağmen bir süre sonra dikkatimizi çekmemesi gibi. insanda arzuyu oluşturan şeyin kapalılık, gizlilik olduğunu söyler. şeffaflaşarak tamamen pornoya dönmüş toplumsa arzuyu kaybederek aynılaşır. insanlar özlerini kaybederek birbirinin aynısı gibi davranmaya başlar, duygular basitleşir, istekler basitleşir. mesela instagrama girdiğimizde hep aynı şekilde giyen, estetik yapmış ve benzer fotoğraflar atan kadınlarda veya twitterda sürekli "sizce ben.." şeklinde başlayan sahte tweet atan kullanıcılarda bunu görebiliyoruz. aşkta da bu söz konusu değil midir. kişiler bir süre birbirinin kendilerine ait, gizlide kalmış karanlık kısımlarını keşfeder. arzuyu oluşturan şey bu keşfetme sürecidir ama bir süre sonra keşfedecek çok az şey kaldığında aynılaşmış çiftler arasında arzu sönmeye başlar. belki bu nedenle ilişkimizde kendimizi hemen tamamıyla ifşa etmemeli, hep bize ait saklı bir parça bırakmalıyızdır.
devamını gör...

tekerlekli sandalye, akülü araba v.b.gibi medikal malzemelerin fiyatlarının bu kadar yüksek olması. neden bu kadar yüksek niye bu kadar yüksek. engelli insanlar alamasın diye mi? gerçekten şaşırıyorum çok şaşırıyorum. birisi buna bir el atsın.
devamını gör...

elma nasıl karatla ölçülüyor diye düşünüyorum yarım saattir.* başlık dünyadaki en büyük üçüncü elmasın bulunması olarak düzeltilirse iyi olur.(bkz: modlar göreve)
edit: tarih 18 haziran saat 20.57 ve modlar hala göreve gelmedi. ama başlığın bu hali çok güzel değiştirmeyin.*
devamını gör...

günaydın sözlük,
öyle puslu, öyle sisli, öyle kasvetli bir sabah var ki istanbul'da...
haziran ayında olduğumuza inanmakta güçlük çekiyorum, bildiğin sonbahar havası yaşıyoruz.
o zaman gelsin mi istanbul'da sonbahar...
devamını gör...

tüh bilsek dolapta saklardık
devamını gör...

idam mahkumlarının arkasından helva dağıtılıyor mu? arkamdan helva dağıtırlarsa kağıt helva dağıtsınlar tadı güzel en azından...
devamını gör...

doldurulmasın diye bırakmıştır zannımca.

bırak bunları doldurmayı, ömrümde duymadığım şeyler var.

havalı mavalı entel dantel şeyler, benim ukdelerim öyle mi hepsi anlaşılır hayatın tam içinden.

hayır hadi şunlar doldu diyelim, gelip altına tanım yazacak beş kişi çıkmaz.

ölü yatırım yani, illa bana yeniden makosenlerimi giydireceksiniz*.
devamını gör...


çünkü ruhumuz yokluk çekti


1772 doğumlu, aydınlanma çağı ve fransız devrimi'ni yaşayabilmiş, mistik ve romantik alman şair, feylesof. asıl adı georg friedrich phillipp von hardenberg.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

29 senelik kısa ömrü, geceyle, tanrıyla, hakikatle, ölümle bezeli şiirlerle geçmiştir. her şeye çok duyarlılıkla yaklaşır, sıradan şeyleri en romantik haliyle anlatır. tam bir duygular şelale insanı. hukuk okurken johann christoph friedrich von schiller'le tanışır, derslerine katılır.

ilk nişanlısı tüberküloz sebebiyle vefat eder. ikinci nişanlığında da kendisi tüberküloz sebebiyle vefat eder, 1801'de.


...
ve parlak yıldızlar olacağız.
özgür bırakıldı sevgi,
ve ayrılık da yok bundan böyle.
yaşam, tüm gücüyle,
dalgalanmakta sonsuz bir deniz gibi.
hazzın yalnızca tek bir gecesi -
sonsuz bir şiir -
ve hepimizin güneşidir
tanrının çehresi.
devamını gör...

hiç dokunulmamış bir karış yüksekliğindeki kardan bembeyaz bir düzlükte, hafif dipten gelen kıtırt sesleri ile ayak izlerinizden bir yol çizip ilerlemek en güzel olanıdır.
devamını gör...

ilk dinlediğinizde sözleri anlamsız geliyor. birbirinden bağımsız saçma sapan söz dizeleri gibi görünüyor. ancak size hikayesini öğrendikten sonra da dinlemenizi tavsiye ediyorum, o anlamsız gelen sözler nasıl anlam kazanacak göreceksiniz. önce sözlerini bırakayım hikayesine sonra değineyim.
sözleri:
onu bir görseniz sanırsınız
o bir deniz yanılırsınız.
o benim güneş sistemim.
alacalı bikinisinde saklı
deniz yıldızları
uzay taşları-arkadaşları.
ölü denizciler
kayıp galaksiler
buldum gözlerindeler.
senden tek istediğim geçmişin geleceğin
benim olsun.
yaz gelirken karışır böyle şeyler
neşeyle endişeler
ayak bastığı her yerdeler
üzerimden gemiler geçer
kaldırma kuvvetimdekiler
burası benim krallığım.

sıkılırsan güneşten gece oluruz erkenden.
sen istersen.

karşılığında istediğim
geçmişin geleceğin
benim olsun.
denizler cinayet işlemezler.
aslında kimseyi istemezler.
değiştirdi beni
bu garip astronomi
suçluyum belki ben..
sen sularımda ölürken
güldüm keyfimden
her zaman istediğimle
geçmişin geleceğinle
benimsin artık
derinlerde
derinlerde.

bu şarkı denizin ağzıyla yazılmış ve denizde boğulup ölen bir kadına yazılmıştır. aynı zamanda denizin kadına aşık olduğunu ve bu aşkın nasıl cinayete dönüştüğünü anlatır. şarkının denizin ağzıyla yazıldığının kanıtı ise şu dizelerdir
"üzerimden gemiler geçer
kaldırma kuvvetimdekiler
burası benim krallığım"
.
hikayesi büyük bir anlam taşır benim için. şimdi bir kez de şarkıyı denizden dinliyormuş gibi dinlerseniz farkı göreceksiniz.
devamını gör...

kid francescoli - bang bang
devamını gör...

gözleri ömre bedel, yönetmenliğini ülkü erakalın, yapımcılığını metin bükey, senaryosunu suavi sualp ve sadık şendil'in yazdığı 1964 yılı yapımlı sinema filmidir. cüneyt arkın, türkan şoray, ekrem bora başrolleri paylaşırlar bu filmde ekrem bora efsane bir kötü adam profili sergiler filmin konusuna gelirsek:

karanlık işler çeviren bir adam olan turgut(ekrem bora), zengin bir piyanist olan suat’ın(cüneyt arkın) evini soymayı planlamaktadır. turgut, bunun için de sevgilisi leyla’yı(türkan şoray) kullanmaya karar verir. leyla, turgut’un isteği üzerine kendisinden etkilenen suat ile görüşür. ancak beklenmeyen bir durum gelişir ve suat ve leyla arasında büyük bir aşk başlar. geçmişinden utanan leyla, kendisini suat'a fakir ve yalnız bir kadın olarak tanıtır. mutlu çift bir süre sonra ilişkilerini evlilikle taçlandırır. ancak leyla’nın geçmişi peşini bırakmayacaktır bu geçmiş ise turgut'un ta kendisidir.

bu filmi izlerken cüneyt arkın'ın oynadığı suat karakterinin saf aşkına aşık olmamak elde değil. hele türkan şoray'ın güzellği bu filmde bir başkadır. gözleri aşka gülen şarkısı ise filme ayrı bir tat katmaktadır.
devamını gör...

üretim hatasından sonra okumaya zahmet etmedim.
devamını gör...

herkes gider mi?
herkes gider mi?
söyle bana küçük adam
her şey biter mi?

bu şarkı sözüne vereceginiz cevap acı ama gercektir .
devamını gör...

bizzat bana kesilmiş racondur.

tekirdağ'da ünlü bir şarap evinde yaşanmıştır. iş için bulunduğum mekanda sergiden şarap beğenip mekan sahibinin kızı ve oğluyla içmiştim. mekandan ayrılırken parasını ödemek istedim mekan sahibinin kızı ''ikramımızdır bizden olsun'' dedi. kabul edemeyeceğimi(sınırlı üretim orta değer bir şaraptı) belirtip ücretini masaya bıraktım. hiç bir şey söylemediler. mahzenden ayrılıp konakladığım otele geldiğimde lobide resepsiyonist tarafından elime bir kutu tutuşturuldu. kutuyu açtığımda beğenip içtiğim şaraptan iki adet ve not vardı. notta şu yazıyordu. ''bizim evimizde bizim dediğimiz olur''

hala tekirdağlı biriyle karşılaştığımda dikkatli davranırım. sözünün eri mert insanlar olurlar.
devamını gör...

hocası yahya kemal'den ve paul valéry'den çok etkilenmiştir. nesir yapıtlarında musiki, resim ve şiir iç içe geçmiştir. kullandığı dile ve sözcüklere büyük bir ihtimam gösterir, bu özen nazım türü eserlerine has bir durum değildir.

tanpınar'da en çok sevdiğim şeylerden biri cümleleriyle adeta bir resmetmesidir. duyguların da bir şehrin de resmini sözcüklerle çizer. kültürel miraslarımız tanpınar eserlerinde kendilerine en doğru yeri bulurlar. zira birileri onlara sıkıya sıkıya sarılıp atfettikleri sıfatlarla aslından çıkarırken birileri de yok sayma eğilimindedir. tanpınar eserinde bu mirasların yalpalamadığını görürüm. türkiye'nin olması gereken tek şey türkiye'dir, der huzur romanında.

yine huzur romanında mümtaz karakterinin ağzından kendi düşüncelerini aktardığı söylenir. öyle değilse de sırf memlekete bakışıyla dahi mümtaz çok önemli bir karakterdir.

saatimin saliselerce geri olmasından ve birilerinin beni durdurup ceza yazmasından korkuyorum.
devamını gör...

chp’li degilim takim tutar gibi parti tutmuyorum aileden dsp’liyiz imamoglunu sevmem ama haksizlik yapildigini düsünüyorum, adam kaç cephede savasiyor, elinden geleni yaptigini düsünüyorum bir bir baska parti olsaydi da ancak bu kadar olurdu, bilmem kaç yilin en siddetli yagisi olmasi mega kent olmasi (bir çok ülke nüfusundan fazla) is yaptirmamalari etken diye düsünüyorum istanbul ne rezaletler gördü baska partiler zamaninda bizim milletin en kötü huyu çabuk unutmak.
devamını gör...

"sefil düşünceler ve küçüklükler arasında kaybolup, hayattaki büyük sırrı çözemedik, soru da cevapsız ve acımasız kalakaldı: nasıl yaşadın, neden öyle yaşadın, neyi yapabilecekken yapmadın, başka bir yol, başka bir anlam arıyordun, yanlış zilleri, yanlış kapıları çaldın, yanlış yollara saptın, yanlış insanları sevdin, yanlış yataklarda uyudun, yanlış evlerde yaşadın. neden hayal ettiklerini, düşündüklerini bu kadar küçümsüyorsun?.."

kostas mourselas - "kızıla boyalı saçlar"
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim