takipçisi azalmasın diye gerçek fikirlerini yazmayan yazar
benim yapacağım eylem tarzlarından değildir. sabahtan beri belki bir polemik çıkar, belki bir linç yerim diye sivri sivri yazıyorum. yok.
allahını seven üzerime polemik atsın. çok canım sıkılıyor. ayda bir kaç kez ağız tadıyla sosyal medya linci yemeyeceksek sabah yataktan neden kalkıyoruz ki?
allahını seven üzerime polemik atsın. çok canım sıkılıyor. ayda bir kaç kez ağız tadıyla sosyal medya linci yemeyeceksek sabah yataktan neden kalkıyoruz ki?
devamını gör...
maruz kalınmak istenmeyen sorular
evlilik yok mu?
iyi niyetle sorulursa kabul ederim ve cevabı veririm ama verdiğim cevap beğenilmediği zaman:
niye evlenmiyorsun?
yalnız başına nasıl yaşayacaksın?
anan mı bakacak sana, evde kalıp turşunu mu kuracak?
bu şekilde soru, soru olmaktan çıkıp sorgulamaya dönüşürse orada film de kopar, kayış da.
iyi niyetle sorulursa kabul ederim ve cevabı veririm ama verdiğim cevap beğenilmediği zaman:
niye evlenmiyorsun?
yalnız başına nasıl yaşayacaksın?
anan mı bakacak sana, evde kalıp turşunu mu kuracak?
bu şekilde soru, soru olmaktan çıkıp sorgulamaya dönüşürse orada film de kopar, kayış da.
devamını gör...
dini inancın zayıflama nedenleri
şimdi size dünyanın en salak hikayesini anlatacağım.
ben liseye yeni başladığımda bir arkadaşım sayesinde metal müzik dinlemeye başlamıştım. önceden de biliyordum tabi metal müzik nedir diye fakat dinlediğim bir müzik tarzı değildi. bu arkadaşım beni viking/folk/pagan metal müzik tarzıyla tanıştırdı ve ben deli gibi pagan metal dinlemeye başladım. benim dini inancımın zayıfladığı dönem de bu dönemle kesişmiş oldu. bende bu durumun dinlediğim müzik tarzının bilinç altıma etkisiyle alakası olabilir mi diye düşünmeye başladım. tamam hiç dini vecibelerini yerine getirme gayreti olan biri olmamıştım ama inanırdım yani. bunu test etmek için pagan metal dinlemeye ara verdim ve ilahi dinlemeye başladım, ciddiyim baya ilahi dinlemeye başladım. bir süre kulağıma güzel gelen ilahileri dinledikten sonra fark ettim, inancımda herhangi bir değişiklik olmadı. inancımı etkileyen şey dinlediğim müzik türü değildi. mitim de bu şekilde çürümüş oldu. geriye sadece pagan metal ve tasavvuf müziğiyle karışmış bir müzik zevki kaldı.
en sevdiğim pagan metal şarkı powerwolf'un sanctified with dynamite'ı.
en sevdiğim ilahi yarkın ve bilal demiryürek'in düeti olan bülbül kasidesi.
ben liseye yeni başladığımda bir arkadaşım sayesinde metal müzik dinlemeye başlamıştım. önceden de biliyordum tabi metal müzik nedir diye fakat dinlediğim bir müzik tarzı değildi. bu arkadaşım beni viking/folk/pagan metal müzik tarzıyla tanıştırdı ve ben deli gibi pagan metal dinlemeye başladım. benim dini inancımın zayıfladığı dönem de bu dönemle kesişmiş oldu. bende bu durumun dinlediğim müzik tarzının bilinç altıma etkisiyle alakası olabilir mi diye düşünmeye başladım. tamam hiç dini vecibelerini yerine getirme gayreti olan biri olmamıştım ama inanırdım yani. bunu test etmek için pagan metal dinlemeye ara verdim ve ilahi dinlemeye başladım, ciddiyim baya ilahi dinlemeye başladım. bir süre kulağıma güzel gelen ilahileri dinledikten sonra fark ettim, inancımda herhangi bir değişiklik olmadı. inancımı etkileyen şey dinlediğim müzik türü değildi. mitim de bu şekilde çürümüş oldu. geriye sadece pagan metal ve tasavvuf müziğiyle karışmış bir müzik zevki kaldı.
en sevdiğim pagan metal şarkı powerwolf'un sanctified with dynamite'ı.
en sevdiğim ilahi yarkın ve bilal demiryürek'in düeti olan bülbül kasidesi.
devamını gör...
kendi kendine konuşmak
eğer cevap geliyorsa sıkıntı dedirten durum.
onun dışında kendi kendine konuşmayan insanlar azınlıktadır bence.
edit: yıllar sonra gelen edit, gerçekten de iç sesi olmayan insanlar varmış ve bu insanlar azınlıktaymış. geçmiş olsun.
onun dışında kendi kendine konuşmayan insanlar azınlıktadır bence.
edit: yıllar sonra gelen edit, gerçekten de iç sesi olmayan insanlar varmış ve bu insanlar azınlıktaymış. geçmiş olsun.
devamını gör...
bim sözlük olsa alınabilecek nickler
cuma indirimi kovalayan teyze.
devamını gör...
capernaum
hayatın gerçekleri ile yüzleşmeyi amaçlayanlara yönelik etkileyici bir film. seyrettikten sonra “bizimki de dert mi” diyorsunuz.
nadine labaki filmin konseptini şöyle anlattı: "günün sonunda, çocuklar gerçekten çatışmalarımız, savaşlarımız, sistemlerimiz, aptalca kararlarımız ve hükümetler için çok yüksek bir bedel ödüyorlar. sorun hakkında konuşma ihtiyacını hissettim ve düşündüm ki, eğer bu çocuklar konuşabilseydi ya da kendilerini ifade edebilselerdi, ne derlerdi? onları görmezden gelen bize ne söylerlerdi…"
zain al rafeea, savaş nedeniyle lübnan'a göçen bir ailenin çocuğuydu. başrol oynayana kadar filmdeki karakterin hayatından farksız bir hayat sürdü. çekimler sırasında 12 yaşında olan zain, hayatında hiç okula gitmemiş, sefalet içinde yaşamış, kendisine ait bir yatağı bile olmamıştı.
"yetişkinlerin beni dinlemesini istiyorum. çocuk yetiştiremeyen yetişkinlerin çocuk yapmasını istemiyorum.
ben de isveç'e gitmek istiyorum. hem orda çocuklar sadece doğal yollarla ölüyormuş".
ama dünya çapında ses getiren, 2018 cannes film festivali'nde jüri özel ödülü'nü alan filmden sonra kendisi ve ailesinin hayatı tamamen değişti. şu an zain artık norveç'te yaşıyor, kendine ait bir yatağı var ve okula gidiyor .
nadine labaki filmin konseptini şöyle anlattı: "günün sonunda, çocuklar gerçekten çatışmalarımız, savaşlarımız, sistemlerimiz, aptalca kararlarımız ve hükümetler için çok yüksek bir bedel ödüyorlar. sorun hakkında konuşma ihtiyacını hissettim ve düşündüm ki, eğer bu çocuklar konuşabilseydi ya da kendilerini ifade edebilselerdi, ne derlerdi? onları görmezden gelen bize ne söylerlerdi…"
zain al rafeea, savaş nedeniyle lübnan'a göçen bir ailenin çocuğuydu. başrol oynayana kadar filmdeki karakterin hayatından farksız bir hayat sürdü. çekimler sırasında 12 yaşında olan zain, hayatında hiç okula gitmemiş, sefalet içinde yaşamış, kendisine ait bir yatağı bile olmamıştı.
"yetişkinlerin beni dinlemesini istiyorum. çocuk yetiştiremeyen yetişkinlerin çocuk yapmasını istemiyorum.
ben de isveç'e gitmek istiyorum. hem orda çocuklar sadece doğal yollarla ölüyormuş".
ama dünya çapında ses getiren, 2018 cannes film festivali'nde jüri özel ödülü'nü alan filmden sonra kendisi ve ailesinin hayatı tamamen değişti. şu an zain artık norveç'te yaşıyor, kendine ait bir yatağı var ve okula gidiyor .
devamını gör...
beşiktaş seninle ölmeye geldik
son zamanların en iyi bestesi der ve sözlerini şuracığa bırakırım,
sevdalı yüreklerde beyaz sürgünler,
halayla türkülerle sevdi bu kalpler,
yıldızlar tutuştu siyah beyazla,
marşlarımız ağlasın kartal aşkıyla,
beşiktaş seninle ölmeye geldik !
beşiktaş !
gücüne güç katmaya geldik,
formanda ter olmaya geldik,
beşiktaş seninle ölmeye geldik !
beşiktaş !
barbaros meydanı'nda dün gibi sevdan,
derin bir nefes çektik abbasağa'dan,
bir umudum sensin anlıyor musun?
hayat yaşanmıyor ki senle olmadan,
beşiktaş seninle ölmeye geldik !
beşiktaş !
gücüne güç katmaya geldik,
formanda ter olmaya geldik,
beşiktaş seninle ölmeye geldik !
beşiktaş !
sevdalı yüreklerde beyaz sürgünler,
halayla türkülerle sevdi bu kalpler,
yıldızlar tutuştu siyah beyazla,
marşlarımız ağlasın kartal aşkıyla,
beşiktaş seninle ölmeye geldik !
beşiktaş !
gücüne güç katmaya geldik,
formanda ter olmaya geldik,
beşiktaş seninle ölmeye geldik !
beşiktaş !
barbaros meydanı'nda dün gibi sevdan,
derin bir nefes çektik abbasağa'dan,
bir umudum sensin anlıyor musun?
hayat yaşanmıyor ki senle olmadan,
beşiktaş seninle ölmeye geldik !
beşiktaş !
gücüne güç katmaya geldik,
formanda ter olmaya geldik,
beşiktaş seninle ölmeye geldik !
beşiktaş !
devamını gör...
half life 2
onlarca üst düzey yapımın çıktığı 2004 yılında çıkan half-life 2, görsel anlamda gerçek bir devrim niteliği taşıyan bir oyundu. pek az oyun aynı etkiyi verebilmiştir. valve, source engine ile çıtayı çok yükseltmişti. eskiden evde internet çok yaygın olmadığından ötürü, anca kasım 2004'te level dergisinin verdiği bir dvd'de bulunan e3 tanıtım videolarını izleyerek bilgim olmuştu yeni oyundan ve aynı videoyu ağzımın suyu aka aka kaç kez izledim, bilmiyorum.
oyun, özünde binbir türlü ayrıntıyla donatılmış. gözümüze çarpan görsel ayrıntıların yanı sıra, combine askerlerinin bize anlamsız gelen konuşmaları bile özenle yazılmış:
bu kanalda bulunan diğer videolardan da oyunla ilgili daha ilginç ayrıntılar öğrenebilirsiniz.
bu oyunla ilgili bir başka önemli özellik ise, günümüzde çıkan oyunlarda bile bu oyunda bulunan yüz ve dudak animasyonlarının bulunmamasıdır. bunu başarabilmek için de yüz kaslarının duyguları nasıl verdiğini araştıran bir psikoloğun* çalışmalarından yardım almış tasarımcı ken birdwell.
2005 yılında oynayabilmek için 3000 yeni türk lirasına masaüstü bilgisayar toplayıp 70 yeni türk lirasına da orijinal kutulusunu almıştım ve steam'le de tanışmama aracı olmuştu.
oyun, özünde binbir türlü ayrıntıyla donatılmış. gözümüze çarpan görsel ayrıntıların yanı sıra, combine askerlerinin bize anlamsız gelen konuşmaları bile özenle yazılmış:
bu kanalda bulunan diğer videolardan da oyunla ilgili daha ilginç ayrıntılar öğrenebilirsiniz.
bu oyunla ilgili bir başka önemli özellik ise, günümüzde çıkan oyunlarda bile bu oyunda bulunan yüz ve dudak animasyonlarının bulunmamasıdır. bunu başarabilmek için de yüz kaslarının duyguları nasıl verdiğini araştıran bir psikoloğun* çalışmalarından yardım almış tasarımcı ken birdwell.
2005 yılında oynayabilmek için 3000 yeni türk lirasına masaüstü bilgisayar toplayıp 70 yeni türk lirasına da orijinal kutulusunu almıştım ve steam'le de tanışmama aracı olmuştu.
devamını gör...
normal sözlük'ün en beğenilen özelliği
sağda solda sataşan yazarları bile kibar kibar sataşıyor. daha ne olsun?
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
vay, kimin aklına gelirdi?
benim gelirdi, geliyordu, aslına bakarsan hiç gitmiyordu ama olma ihtimali yok denecek kadar azdı. "geçer, gider" dediğim ne varsa yerinden bir milim kıpırdamadı, aksine ağırlığı bin kat daha arttı.
vay!
olmazlar dünyamın olur zamanına denk geldim, oldu. sonra arkamdan konuşuyorlar "bu deli adam bulutları niye öpüyor?" diye, anlatamam ki?
bakın "böyle bir bitmezlik, böyle bir feveran, böyle bir yoksunluk vardı ama bitti" diyeceğim 2-3 kişi vardı, onlara anlattım sadece, onların yüzündeki benim adıma olan gülümsemeyi gördüm, yeter.
vay?
vay ki vay!
benim gelirdi, geliyordu, aslına bakarsan hiç gitmiyordu ama olma ihtimali yok denecek kadar azdı. "geçer, gider" dediğim ne varsa yerinden bir milim kıpırdamadı, aksine ağırlığı bin kat daha arttı.
vay!
olmazlar dünyamın olur zamanına denk geldim, oldu. sonra arkamdan konuşuyorlar "bu deli adam bulutları niye öpüyor?" diye, anlatamam ki?
bakın "böyle bir bitmezlik, böyle bir feveran, böyle bir yoksunluk vardı ama bitti" diyeceğim 2-3 kişi vardı, onlara anlattım sadece, onların yüzündeki benim adıma olan gülümsemeyi gördüm, yeter.
vay?
vay ki vay!
devamını gör...
iş görüşmesi
bazen dumur eden olaylar yaşatır.
eski şirketimde(yazılım sektörü) teknik konulardaki mülakatı ben yapıyordum. bir gün sabah telefon geldi "saat 1'e görüşme alsak uygun mudur?" dediler, "uygundur" dedim. görüşmeden yaklaşık 1 saat önce aday arkadaşın cv'sini alıp inceledim. farklı hiçbir şey görmedim gayet bizler gibi sıradan bir insan ve yazılım geliştirici.
görüşme saati geldi. gelen arkadaşı bekleme kısmından almak için kapımı açtım ve anne, baba ve bahse konu arkadaşın oturduğunu gördüm. birkaç saniye dondum denebilir. o arada cv'yi gözümün önüne getiriyorum. "acaba başka bir şehirde yaşıyordu da ailesiyle mi geldi?", "acaba bir rahatsızlığı mı vardı?", "acaba özel bir durumu mu vardı?"
birkaç saniyelik şoktan sonra bahse konu arkadaşa bakarak "buyrun görüşelim" dedim. babası elindeki yarım çayı bırakarak "hadi bakalım" diyerek kalktı. bütün aileyi içeri alırken danışmadaki arkadaş ilk kez gördüğüm bir yüz ifadesiyle yüzüme bakıyordu.
"acaba kamera şakası falan mı bu?" gibi düşüncelere kapılırken baktım herkes gayet ciddi. 4 kahve söyledim. köy hayatından, doğal sebze yetiştiriciliğinden, galatasaray ve türk futbolundan, teknolojinin ne kadar ilerlediğinden bahsedip görüşmeyi bitirdik. *
hala zaman zaman düşünürüm "acaba bir çeşit şaka mıydı?" diye.
eski şirketimde(yazılım sektörü) teknik konulardaki mülakatı ben yapıyordum. bir gün sabah telefon geldi "saat 1'e görüşme alsak uygun mudur?" dediler, "uygundur" dedim. görüşmeden yaklaşık 1 saat önce aday arkadaşın cv'sini alıp inceledim. farklı hiçbir şey görmedim gayet bizler gibi sıradan bir insan ve yazılım geliştirici.
görüşme saati geldi. gelen arkadaşı bekleme kısmından almak için kapımı açtım ve anne, baba ve bahse konu arkadaşın oturduğunu gördüm. birkaç saniye dondum denebilir. o arada cv'yi gözümün önüne getiriyorum. "acaba başka bir şehirde yaşıyordu da ailesiyle mi geldi?", "acaba bir rahatsızlığı mı vardı?", "acaba özel bir durumu mu vardı?"
birkaç saniyelik şoktan sonra bahse konu arkadaşa bakarak "buyrun görüşelim" dedim. babası elindeki yarım çayı bırakarak "hadi bakalım" diyerek kalktı. bütün aileyi içeri alırken danışmadaki arkadaş ilk kez gördüğüm bir yüz ifadesiyle yüzüme bakıyordu.
"acaba kamera şakası falan mı bu?" gibi düşüncelere kapılırken baktım herkes gayet ciddi. 4 kahve söyledim. köy hayatından, doğal sebze yetiştiriciliğinden, galatasaray ve türk futbolundan, teknolojinin ne kadar ilerlediğinden bahsedip görüşmeyi bitirdik. *
hala zaman zaman düşünürüm "acaba bir çeşit şaka mıydı?" diye.
devamını gör...
goodreads
dünya çapındaki kitap ağı, kitap okuyan insanlarla iletişim kurma imkanı ve çoğunluğun beğenisiyle oluşmuş kitap puanlamasıyla gönül fetheden uygulamadır.
senelerdir kullanıyorum ve benden çok (ve nitelik olarak da iyi tabi) kitap okumuş insanları görünce orta yerimden çatlıyorum.
(bkz: sözlük yazarlarının itirafları)
senelerdir kullanıyorum ve benden çok (ve nitelik olarak da iyi tabi) kitap okumuş insanları görünce orta yerimden çatlıyorum.
(bkz: sözlük yazarlarının itirafları)
devamını gör...
sivas katliamı
"o gün yanan ateş, o gün kaybettiklerimiz, hala yüreğimizde, unutma, unutturma..."
yumrukluyorum duvarları, yumrukluyorum kara gecenin bedenini
ellerim kan içinde, nehirler taşmış yanaklarımda
37 can, 37 gül çatlamış susuzluktan sivas’ın içinde
nasıl uyku tutar gözlerimi
döne döne semaha duranlar tutuştu önce
sonra türküler sonra da şiir çığlıksız düştü türkülerin yanı başına
sivas sivas yiğitlik midir emanet cana kıymak
yiğitlik midir bir tutam ışığı kör bıçakla güneşten koparıp karanlığa kuban etmek
söyle hangi kitapta vardır elleri kolları bağlıyı yakmak
var mıdır kardelen akınında bir avuç inciyi ateşte tutmak
böyle garip düştüğüme bakma, böyle mahsun durduğuma
varsın ateşim suskunlukla beslensin
benimde yüreğim gençliğini almış yanına yürür başı dik
senin de dağların var sivas senin de dağların
dağlarında şahanların!
gün tutuşur canım gece tutuşur
yangınlarda tutsak canlar tutuşur
gülüm toprak olur yele karışır
yürür gelir canlar yollar tutuşur
sivas ellerinde sazım tutuşur
söz tutuşur canım türkü tutuşur
teller bizi söyler diller yarışır
özgürlüğü yazan kalem tutuşur
canlar can olurda eller tutuşur
dost evinde canım sevda tutuşur
pir sultanlar ölmez binler yetişir
akar gelir canlar tarih tutuşur -grup yorum-
not : arkadaşlar gerçek sayı 33 aydının katledilişidir. diğer 4 kişiden 2 si otel çalisanı, 2 si ise o cani, yobaz güruhtandır. şiirin orjinal halini bozmamak adına dokunmadım.
yumrukluyorum duvarları, yumrukluyorum kara gecenin bedenini
ellerim kan içinde, nehirler taşmış yanaklarımda
37 can, 37 gül çatlamış susuzluktan sivas’ın içinde
nasıl uyku tutar gözlerimi
döne döne semaha duranlar tutuştu önce
sonra türküler sonra da şiir çığlıksız düştü türkülerin yanı başına
sivas sivas yiğitlik midir emanet cana kıymak
yiğitlik midir bir tutam ışığı kör bıçakla güneşten koparıp karanlığa kuban etmek
söyle hangi kitapta vardır elleri kolları bağlıyı yakmak
var mıdır kardelen akınında bir avuç inciyi ateşte tutmak
böyle garip düştüğüme bakma, böyle mahsun durduğuma
varsın ateşim suskunlukla beslensin
benimde yüreğim gençliğini almış yanına yürür başı dik
senin de dağların var sivas senin de dağların
dağlarında şahanların!
gün tutuşur canım gece tutuşur
yangınlarda tutsak canlar tutuşur
gülüm toprak olur yele karışır
yürür gelir canlar yollar tutuşur
sivas ellerinde sazım tutuşur
söz tutuşur canım türkü tutuşur
teller bizi söyler diller yarışır
özgürlüğü yazan kalem tutuşur
canlar can olurda eller tutuşur
dost evinde canım sevda tutuşur
pir sultanlar ölmez binler yetişir
akar gelir canlar tarih tutuşur -grup yorum-
not : arkadaşlar gerçek sayı 33 aydının katledilişidir. diğer 4 kişiden 2 si otel çalisanı, 2 si ise o cani, yobaz güruhtandır. şiirin orjinal halini bozmamak adına dokunmadım.
devamını gör...
yaşadığın hayatın herkese güzel görünmesi
ben: sadece oturuyorumdur
arkadaşlarım: yaşıyosun bu hayatı.
capsini hatırlatan başlık. davulu tokmak kafaya değecek yakınlıkta dinleyin bi. ne oluyor görelim.
arkadaşlarım: yaşıyosun bu hayatı.
capsini hatırlatan başlık. davulu tokmak kafaya değecek yakınlıkta dinleyin bi. ne oluyor görelim.
devamını gör...
ateistlerin herkesi ateist yapmaya çalışması sorunsalı
hristiyan misyonerlik yapıyor, müslümanlar dine ısındırmak için zekat veriyor,ama ateistler fikirlerini söyleyip, doğru bildiklerini paylaşınca sorun oluyor.
t:yorumumun yukarıda olduğu konu
t:yorumumun yukarıda olduğu konu
devamını gör...
kızlar uyumuş artık entelektüelleşebiliriz baylar
niye kızları uyutup entelektüel oluyorsunuz kardeşim? her zaman olun biz de ilgiyle okuyalım. oy ise oy, fav ise fav, veririz no problem.
ayrıca barzo olmayıp entelektüel olsanız keşke hep… var işte yine bi hayalimiz.
ayrıca barzo olmayıp entelektüel olsanız keşke hep… var işte yine bi hayalimiz.
devamını gör...


