akrep burcu olması kendi suçu olmayan şüvaliye. moderasyondan ricam; burcumu şöyle havalı bir burç yapın. jaguar, kartal gibi.
devamını gör...

mevsiminde yapılan pırasa ve yanında limon varsa neden olmasın derim. afiyetle de yerim oh mis.
devamını gör...

çok az değişen ya da belirli olan ısı derecelerinde yaşayabilme yeteneğinde olan organizmalara verilen isim.

örneğin bir alabalık türü olan salvelinus fontinalis sadece 13 ila 18 santigrat derece arasındaki sularda yaşayabilir.

tersi : (bkz: öriterm)
devamını gör...

çeşitli sebeplerden dolayı istenildiği halde kitap okunamaması durumu.

ocak ayında 13 kitap okuyabilmiş biri olarak şubat ayında henüz tek bir kitabı bile okuyamamış olmam durumu. 3 kitaba başlamış bulunuyorum birbirinden farklı tarzlarda ama tek satır okumaya fırsatım olmuyor.

en büyük etken vakit olmaması.* günler 27 saat olsaydı o zaman 3 saat okumayla geçebilirdi.
devamını gör...

güleç, güler yüzlü, gül gibi güzel, rahat ve huzur içinde yaşayan anlamına geliyor.
ısmimden mütevellit olsa gerek gülleri ve gülden olan her şeye aşığım*.
devamını gör...

narsistlikten kaynaklanabilir. kurban olsunlar böyle narsiste.
devamını gör...

aile evinden dinleyici koltuğunda online olacağım yayındır. çayımı örgümü aldım -birkaç gün önceki itlik ve serserilikleri yapmamışızcasına- beklemedeyim efenim.
devamını gör...

sabah horoz ötmeden kalkarım
devamını gör...

su uyur düşman uyumaz, değil
sü uyur düşman uyumaz
(sü: asker)
devamını gör...

osmanlı zamanındaki zekaya dayalı, ince esprilere verilen isim. latifelerde kaba güldürü ve aşağılayıcı unsurlar olmaması esastı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
fotoğraf kaynağı: afet inan, atatürk hakkında hatıralar ve belgeler, iş bankası yayınları, 2007, s. 46

24 mayıs 1918 tarihinde, yakın arkadaşı ruşen eşref ünaydın'a imzaladığı fotoğraf. (1918)

fotoğrafın üzerine gazi mustafa kemal atatürk tarafından, ''her şeye rağmen, muhakkak bir nura doğru yürümekteyiz. bende bu imanı yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletim hakkındaki sonsuz sevgim değil, bugünün karanlıkları, ahlaksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan hakikat aşkıyla ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik görmemdir.'' notu yazılmıştır.
devamını gör...

ülkücü itlerin aslında terörist olduğu gerçeği başlığını gündeme taşıyanlardan en kısa zamanda kanunlar çerçevesinde hesap sorulması dileğiyle.
eksisozluk.com/ulkucu-itler...
ek: ülkücülüğü üç beş tane çakalın tavrına indirgeyen, türk milliyetçiliğini topyekün aşağılamaya çalışan köpeklere karşı tüm kurtluğumuz ile buradayız. ekşi'de açılan bu başlıktan legal yollar ile hesap soramayan milliyetçilerin iki elim yakasındadır.

ek 2: çok bilir bir yazar ''sözlük yazarlarının yazdıklarından yöneticiler değil, yazarın kendisi sorumludur.'' diye belirtmiş.
ekşi'deki gündeme sürekli türk düşmanlığı ajite edenlere dair üç beş cümle edecek bilinçteyiz şükür.
devamını gör...

(bkz: ben değilim o vallahi ben değilim)
devamını gör...

bir tane var teşekkür ederim ona görürse bu yazımı*.
devamını gör...

atık kağıtları biriktirir sonra onları delgeçle delip saklarmış. ne yapacaksın bunları, diye sorulduğunda :
- vakıftaki çocuklar mezun olduğunda ya da evlendiğinde üstlerine konfeti diye atacağım,dermiş.

vakıf hakkında evernevergreen çok güzel bir yazı yazmış zaten
(bkz: #162463)
****
kitaplarını öyle severdim ki küçük bir çocukken, evdekiler gece ışığı yakmamı istemiyorlar diye fenerle yorganın altında okurdum.bazen sesli sesli gülmemek için çok zorlardım kendimi.
hepsi kara mizah tarzında yazılmış yüzlerce öykü, biz insanların ne kadar yapmacık ve iki yüzlü olduğuna değinir ;durumu idare etmek için kırk takla atanları, din sömürücülerini, siyasi çıkarlar adına yapılanları, geri kalmışlığımızın ardındaki sebepleri kahramanları aracılığıyla anlatır.
beklenmedik durumları karşınıza çıkarır: bir kadın eşinin hıçkırmasına aşık olmuştur, artık bunu yapmayınca boşanmak için mahkemeye başvurur.
bir başka öyküsünde amerikalı bir turist kulağında radyosu aya yolculuk yapan yakınının durumunu takip ederken istanbul’da bir semtten ötekine gitmeye çalışır ama başlarına gelmedik kalmaz. turist kadını gezdirenler olmadık yaratıcı kılıflar bularak bu aksilikleri açıklamaya çalıştıkça daha da komik duruma düşerler.
bir diğerinde, kendisine yaklaşan kurdun kokusunu aldığı halde kendini kandırmaya çalışan eşeğin, kurt ta burnunun ucuna kadar gelse de en sonunda, ona yem oluşuyla biten duyarsızlığını anlatır.( burada biraz da tehlikeyi gördüğümüz halde onlara duyarsız kalan , tam ensesine geldiğinde durumun ciddiyetini anlayan halimize dem vurur.
paranın, ekonomik ve sosyal statünün, sınıf atmanın insan hayatına getirmiş olduklarını, doymak bilmez hırsların kişileri içine soktukları durumları mizahi bir dille anlatır.
kısacası insanca kusurlarımızı abartı ve süslemelerle karşımıza koyarak yapabilene bir özeleştiri, görebilene geniş ve eleştirel bir bakış açısı sağlar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

karantinada sevdiğimi fark ettiğim, buraya üye olduktan sonra neredeyse bağımlısı olduğum bir şey yazmak. özellikle söyleyemediğim, içimi kemiren şeyleri bir şekilde dökebilmek inanılmaz rahatlatıyor beni. herkese iyi gelmez belki ama bana çok iyi geliyor, ruhumu kemiren şeyleri bir şekilde akıtmış oluyorum.
devamını gör...

27 şubat 2021 tarihi itibariyle benim için sonlanmış olan yaş grubudur.
devamını gör...

“içimde bir şeyler haklıydı ve bunu sadece içimdeki diğer ben biliyordu...”

dünya edebiyat tarihine yazdığı kitaplar ile damga vurmuş bir isim;
“stephan zweig”

28 kasım 1881’de viyana doğmuştur. 1934 yılında adolf hitler ve nazi ideolojisinin iktidara gelmesi sonrası viyana’yı terk etmişti. önce ingiltere ardından abd’ye giden zweig, 22 şubat 1942’de hayatına son verdiği brezilya’ya yerleşmişti.

“amok koşucusu”, “yürek çöküntüsü” gibi birçok kitabı türkçe’ye de çevrilen zweig’ın, karısı lotte ile intiharına, hitler’in dünya düzenini kalıcı sanmasının verdiği karamsarlığın yanı sıra, kendi dünyasının asla bir daha varolmayacağı düşüncesi neden olmuştu.

eminim bir çoğunuz hayat hikayesini biliyordur. biz gelin, intihar mektubuna bakalım ve bir değerlendirme yapmaya çalışalım.


zweig, karısı lotte ile birlikte, geride bir not bırakarak intihar etti. (çevirisi ve orjinalini aşağıya ekliyorum) almanca el yazısıyla yazdığı not ise, ölümünden 70 yıl sonra israil ulusal kütüphanesi tarafından yayınlandı. intihar mektubunu bir doktorun, 1960 yılında brezilyalı bir polis memurundan aldığı ve kütüphaneye verildiği söylenir ki, (kütüphanenin açıklamasıdır.) açıkcası bu hikaye bana pek inandırıcı gelmemiştir. nedeni ise bana göre mossad’dır. konudan çok uzaklaşmak istemiyorum. ileride ikinci dünya savaşı sonrası mossad’ın nazi avı ve yahudi eserleri hakkında yazmak isterim ve bu konuyada değinirim.

gelelim mektuba;
kendi el yazısıyla yazdığı mektup, o kadar nahif bir dil ile yazılmıştır ki, artık almanca konuşulan hiç bir ülkede bu dili göremezsiniz. ben almanca bilmeme rağmen okumada zorluk çektim. aslında sadece bu bile, dillerin nasıl erozyona uğradığını, insanların gün geçtikce nasıl yozlaştığının tek başına kanıtıdır. (zweig mektubunda, anadilinin yok olduğunu görmenin üzüntüsünden bahseder)

aslında biz bunu daha acı yaşıyoruz, çünkü artık türkçe bence can çekişiyor. halkın kullandığı günlük kelime sayısı yüze kadar düşmüş durumda. derdini bile anlatacak kadar kendi dilini bilememek. pisa sıralamasında bu durum net olarak ortadadır. az okuyoruz ve daha da önemlisi yazmıyoruz. maymun zekası ile yapılmış tv dizileri, seviyesi belaltından yukarı çıkmayan sosyal medya, hakaret etmeyi siyaset sanan “şahsımlar” vs...

oysa ki bir toplumu ayakta tutan, edebiyatıdır, şairidir, yazarıdır. tankı topu değil! bunun için öncelikle kendi dilinize ihanet etmeyin. ve bir yabancı dil mutlaka öğrenin. ancak diliniz geliştikce, siz gelişirsiniz. toplum bu şekilde değişir. cehaleti yenmenin başka yoluda yoktur.



mektubun çevirisi;

“özgür iradem ve açık bir bilinçle bu yaşamdan ayrılırken, son bir sorumluluk yerine getirilmeyi bekliyor: bana ve işimi yapmama huzurlu bir ortam sunan harika ülke brezilya’ya içten teşekkürlerimi sunmak. her yeni günle bu ülkeyi daha çok sevmeyi öğrendim, ruhsal anavatanım avrupa kendi kendini yok ettikten ve ana dilimin dünyası yok olduktan sonra, dünyanın hiçbir yerinde hayatımı bu kadar severek yeniden kuramazdım. ama altmışıncı yaştan sonra tam anlamıyla yeniden başlamak çok özel bir güç gerektiriyor. ve benim gücüm yıllar süren vatansız yolculuklardan sonra iyice tükendi. bu nedenle hayatımı doğru zamanda ve doğru bir şekilde sonlandırmamın iyi olacağına inanıyorum. ki hayatım boyunca tinsel uğraşım en büyük haz kaynağım ve kişisel özgürlüğüm en yüce değerim oldu. bütün dostlarımı selamlarım! hepsine uzun geceden sonra gelen tanın kızılllığını görmek nasip olsun! ben, her zamanki sabırsızlığımla önden gidiyorum.”

orjinali;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kendime verdiğim ve içeriğinden dolayı biraz ironik olduğunu düşündüğüm bir nasihattır. şöyle ki, ''kimseden nasihat alma.'' peki neden mi? çünkü ben yetişkin ve kendi kararlarını kendi alabilen bir bireyin neden nasihat (bakın tavsiye değil) almaya ihtiyacı olur, anlam veremiyorum.
devamını gör...

satrançta e4-c5 olarak yapılan çok keskin bir açılıştır. şu an the queen's gambet dizisini izleyenler ya da satranç oynayanlar bunu mutlaka bilir. çok sert bir açılış olmasıyla ünlü olup ufak bir hata veya dikkatsizlikte karşı tarafı aniden yenebilirsiniz. eğer rakibiniz sicilya savunması ile oyunu başlatmışsa dikkat edin derim çarpılabilirsiniz.

aşağıda ilgili videoyu izlemenizi tavsiye ederim:

sicilya savunması
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim