sodyum polistiren sülfonat
hiperkalemi tedavisinde kullanılan katyon değiştirici reçinelerden biridir.
devamını gör...
insanı yoran şeyler
beklentiler. athenanın da dediği gibi beklentiler sadece üzer.
herkese iyi gelmeye çalışmak,herkese kendini sevdirmeye çalışmak.
paranın araç olmaktan çıkıp amaç haline gelmesi.
herkese iyi gelmeye çalışmak,herkese kendini sevdirmeye çalışmak.
paranın araç olmaktan çıkıp amaç haline gelmesi.
devamını gör...
okumayan bir ülke olduğumuz gerçeği
memleketin ancak okuyup yazmakla kurtulacağına inananlardanım.*
bu başlık altında yazılı materyallerin az okunduğundan bahsetmek istiyordum*. birçoğumuz önümüze gelene cahil* demeyi pekala iyi biliyoruz. okumamaktan dem vuruyoruz. peki bunun için ne yapıyoruz? tabi ki okumuyoruz. anlıyorum okumak bir tercih meselesi fakat anlamadığım kısım şikayet eden kişinin sorunun asıl kaynağının yine kendisi olmasıdır. cahillikten kurtuluşun yolu sadece okumak değildir ama etkili yolun bu olduğunun da farkındayız. mesele sadece çok okumakta değildir. kaliteli okumak diye bir durum ayrıca söz konusudur. bunları da bilerek okumaya gereken önemi vermemiz gerektiği kanaatindeyim.
kamu spotu: yoldan geçerken taşın orada olmasından şikayet ediyorsanız onu bir zahmet kaldırın derim. ha yok kaldırmak istemiyorsanız da şikayet etmeyin.
turizm bakanlığı’nın 2011 tarihli türkiye okuma kültürü haritası: türkiye’de kişi başına yıllık 7,2 kitap okunuyor. günlük olarak kitap okuma aktivitesine ayrılan süre ise yaklaşık 7 dakika.
uluslararası yayıncılar birliği: kitap ihtiyaç listemizde 235. sırada yer alıyor. türkiye’de geçtiğimiz yıl kişi başına düşen kitap sayısı 8.4 olurken, kitap okumaya ayırdığımız süre ortalama 1 dakika olarak açıklandı.
norveç’te bir vatandaş yıllık ortalama 137, almanya 122, dünyada ise 1,3 dolar harcanıyor. türkiye’de 25 cent. birleşmiş milletler eğitim, bilim ve kültür örgütü’nün (unesco) verilerine göre türkiye, kitap okuma oranında dünyada 86’ncı sırada, yoksul afrika ülkeleriyle aynı kategoridedir.
gazete okuyanların okumayanlara oranı yüzde 61’den yüzde 26’ya düştü.*
kaynaklar: 1, 2, 3, 4, 5
bu başlık altında yazılı materyallerin az okunduğundan bahsetmek istiyordum*. birçoğumuz önümüze gelene cahil* demeyi pekala iyi biliyoruz. okumamaktan dem vuruyoruz. peki bunun için ne yapıyoruz? tabi ki okumuyoruz. anlıyorum okumak bir tercih meselesi fakat anlamadığım kısım şikayet eden kişinin sorunun asıl kaynağının yine kendisi olmasıdır. cahillikten kurtuluşun yolu sadece okumak değildir ama etkili yolun bu olduğunun da farkındayız. mesele sadece çok okumakta değildir. kaliteli okumak diye bir durum ayrıca söz konusudur. bunları da bilerek okumaya gereken önemi vermemiz gerektiği kanaatindeyim.
kamu spotu: yoldan geçerken taşın orada olmasından şikayet ediyorsanız onu bir zahmet kaldırın derim. ha yok kaldırmak istemiyorsanız da şikayet etmeyin.
turizm bakanlığı’nın 2011 tarihli türkiye okuma kültürü haritası: türkiye’de kişi başına yıllık 7,2 kitap okunuyor. günlük olarak kitap okuma aktivitesine ayrılan süre ise yaklaşık 7 dakika.
uluslararası yayıncılar birliği: kitap ihtiyaç listemizde 235. sırada yer alıyor. türkiye’de geçtiğimiz yıl kişi başına düşen kitap sayısı 8.4 olurken, kitap okumaya ayırdığımız süre ortalama 1 dakika olarak açıklandı.
norveç’te bir vatandaş yıllık ortalama 137, almanya 122, dünyada ise 1,3 dolar harcanıyor. türkiye’de 25 cent. birleşmiş milletler eğitim, bilim ve kültür örgütü’nün (unesco) verilerine göre türkiye, kitap okuma oranında dünyada 86’ncı sırada, yoksul afrika ülkeleriyle aynı kategoridedir.
gazete okuyanların okumayanlara oranı yüzde 61’den yüzde 26’ya düştü.*
kaynaklar: 1, 2, 3, 4, 5
devamını gör...
bir kürt sevdim
d&r'da çok satanlara girmiş bir kitap. bu kitabın ne numarası var inanın anlamadım. adamın kürt olmasının ne gibi bir eksisi/artısı var anlamadım. aşk hikayesiymiş tamamdır, anlarım ama adamın kürt olduğunu hususi olarak belirtmenin anlamı nedir? kitabın adına bakınca yazar, seviyor mu yeriyor mu anlaşılmıyor ayrıca ad olarak da bana ırkçı geldi.
devamını gör...
varoluş sıkıntısı
bir cümleyle açıklamak gerekirse...
her kararımda alabileceğim başka kararları erteliyor ya da yok ediyor oluşum yeni kararlarımla ilgili az önce karar veriyor ya da verebiliyor olmanın hazzını elimden alıyor ve geride yalnız silik pişmanlık izleri bırakıyor küçük bir tebeşirle koca bir benlik yaratmak için çabalayan ben'e.
her kararımda alabileceğim başka kararları erteliyor ya da yok ediyor oluşum yeni kararlarımla ilgili az önce karar veriyor ya da verebiliyor olmanın hazzını elimden alıyor ve geride yalnız silik pişmanlık izleri bırakıyor küçük bir tebeşirle koca bir benlik yaratmak için çabalayan ben'e.
devamını gör...
1234567. tanım
devamını gör...
diyanet işleri başkanlığına alman modeli önerisi
almanya’daki sistemin türkiye’de de uygulanması önerisidir.
almanya’da insanlar isterlerse gidip bir kiliseye başvuruyorlar ve bu başvurudan sonra kendilerinden kilise için belli bir miktar ücret alınıyor her ay. böylece benim vergilerim nereye gidiyor diye endişe etmiyor kimse.
türkiye’de de insanlar gidip bir camiye müracaat edip bunu gerçekleştirebilirler. über müslüman zenginlerimiz de şuan olduğu gibi medya önünde yalnız dindarlık şovu yapmakla kalmaz, hatrı sayılır bağışlar da yaparlar hallolur bu iş. aksi halde ülke kaynaklarının bu şekilde çarçur edilmesi önlenemez.
almanya’da insanlar isterlerse gidip bir kiliseye başvuruyorlar ve bu başvurudan sonra kendilerinden kilise için belli bir miktar ücret alınıyor her ay. böylece benim vergilerim nereye gidiyor diye endişe etmiyor kimse.
türkiye’de de insanlar gidip bir camiye müracaat edip bunu gerçekleştirebilirler. über müslüman zenginlerimiz de şuan olduğu gibi medya önünde yalnız dindarlık şovu yapmakla kalmaz, hatrı sayılır bağışlar da yaparlar hallolur bu iş. aksi halde ülke kaynaklarının bu şekilde çarçur edilmesi önlenemez.
devamını gör...
günün fıkrası
adamın biri elinde büyük bir bıçakla camiye dalar ve sorar:
-aranızda müslüman olan var mı?
korkudan kimse bişey diyemez. birazdan yaşlı bir adam ayağa kalkar:
-ben müslümanım der.
bıçaklı adamla yaşlı adam camiden çıkarlar. adam dışarıdaki inek sürüsünü gösterip:
-amca, şunları kurban edicem de ben beceremem yardım eder misin der.
yaşlı adam epey bir hayvanı kestikten sonra 'ben yoruldum başka birini bul' der.
adam bu sefer kanlı bıçakla yine camiye girer ve sorar:
-aranızda başka müslüman var mı? az önceki adamı doğradığını düşünen cemaat çok korkar ve herkes aynı anda imama bakar, imam:
-ne bakıyosunuz ulan iki rekât namaz kıldırdık diye hemen müslüman mı olduk?
*
-aranızda müslüman olan var mı?
korkudan kimse bişey diyemez. birazdan yaşlı bir adam ayağa kalkar:
-ben müslümanım der.
bıçaklı adamla yaşlı adam camiden çıkarlar. adam dışarıdaki inek sürüsünü gösterip:
-amca, şunları kurban edicem de ben beceremem yardım eder misin der.
yaşlı adam epey bir hayvanı kestikten sonra 'ben yoruldum başka birini bul' der.
adam bu sefer kanlı bıçakla yine camiye girer ve sorar:
-aranızda başka müslüman var mı? az önceki adamı doğradığını düşünen cemaat çok korkar ve herkes aynı anda imama bakar, imam:
-ne bakıyosunuz ulan iki rekât namaz kıldırdık diye hemen müslüman mı olduk?
*
devamını gör...
emin çapa
programlarını keyifle izlediğim televizyon programcısı, gazeteci ve ekonomisttir.
tedx konferanslarında çok güzel konuşmalar yapmıştır.
şu anda halk tv'de (bkz: dünyanın 1001 hali) isimli programı sunmaktadır.
ekonomi ve eğitim üzerine çok güzel konuşmaları ve fikirleri vardır.
bir dönem cnn türk isimli kanal müsveddesinde de program yapmıştır ancak doğruları söylediği ve iktidarı eleştirdiği gerekçesiyle kovulmuştur.
tedx konferanslarında çok güzel konuşmalar yapmıştır.
şu anda halk tv'de (bkz: dünyanın 1001 hali) isimli programı sunmaktadır.
ekonomi ve eğitim üzerine çok güzel konuşmaları ve fikirleri vardır.
bir dönem cnn türk isimli kanal müsveddesinde de program yapmıştır ancak doğruları söylediği ve iktidarı eleştirdiği gerekçesiyle kovulmuştur.
devamını gör...
incesaz
incesaz 1997 yılında murat aydemir (tanbur), derya türkan (kemençe) ve cengiz onural (gitar) tarafından kurulan, şarkıları ile ruhumuzu doyuran, dizi müzikleri ile hafızamıza kazınan adı kadar naif müzikler yapan güzide grubumuz.
"çok aşığın var diyorlar" şarkısı ile tanınırlar daha çok.
benimse bu aralar dinlemekten bıkmadığım:
amme hizmeti olarak sözleri de yazalım.
tıkırdar eski saat, duvarda yankılar
bir nefes, bir ses, tükendi heves
tahta bavulda kalan
ne tuhaf uzaktan seyre dalıp maziye son kez el sallamak
hayat kimi zaman bir sigara yakıp sonra yarım bırakmak
yolların günahı mı var
suçlu boş kalan o koltuklar
ellerin yalnızken titrerse
tutacak elbet biri çıkar
kızamam ki deli rüzgara
şimdi sen kokar dışarısı
ne kadar unuturum desemde
geçmiyor ilk göz ağrısı
doldu yüreğime gam
nasıl istiyorsan öyle yap
bir yan eflatun, öbür yanım kara bir imtihan
bir bir boşaldı garlar
ıssız, sessiz sokaklar
şimdi yalnız o adam
bir nefes, bir ses, tükendi heves
tahta bavulda kalan
yolların günahı mı var
suçlu boş kalan o koltuklar
ellerin yalnızken titrerse
tutacak elbet biri çıkar
kızamam ki deli rüzgara
şimdi sen kokar dışarısı
ne kadar unuturum desemde
geçmiyor ilk göz ağrısı.
"çok aşığın var diyorlar" şarkısı ile tanınırlar daha çok.
benimse bu aralar dinlemekten bıkmadığım:
amme hizmeti olarak sözleri de yazalım.
tıkırdar eski saat, duvarda yankılar
bir nefes, bir ses, tükendi heves
tahta bavulda kalan
ne tuhaf uzaktan seyre dalıp maziye son kez el sallamak
hayat kimi zaman bir sigara yakıp sonra yarım bırakmak
yolların günahı mı var
suçlu boş kalan o koltuklar
ellerin yalnızken titrerse
tutacak elbet biri çıkar
kızamam ki deli rüzgara
şimdi sen kokar dışarısı
ne kadar unuturum desemde
geçmiyor ilk göz ağrısı
doldu yüreğime gam
nasıl istiyorsan öyle yap
bir yan eflatun, öbür yanım kara bir imtihan
bir bir boşaldı garlar
ıssız, sessiz sokaklar
şimdi yalnız o adam
bir nefes, bir ses, tükendi heves
tahta bavulda kalan
yolların günahı mı var
suçlu boş kalan o koltuklar
ellerin yalnızken titrerse
tutacak elbet biri çıkar
kızamam ki deli rüzgara
şimdi sen kokar dışarısı
ne kadar unuturum desemde
geçmiyor ilk göz ağrısı.
devamını gör...
sanat kulübü
“bilim ve sanat bir kuşun iki kanadı gibidir. bu iki kanadı kullanabilen toplumlar uçar ve özgür olurlar.’’ - charles darwin
merhaba sevgili yazarlar!
sanat-bilim kulübünün başkanı olarak kulübümüzün açılışı için kurdeleyi kesmek adına buradayım ve pek sevinçliyim.
sanat mı yoksa bilim mi? hangisi daha üstündür, daha önemlidir? en çok tartışılan konulardan biri. sanat ve bilim birbirinden ayrılamaz, birbiriyle iç içedir ve kıyaslanamaz. sanat da bilim de hayatı keşfetmemiz için gereklidir, hayatımızı kolaylaştırır, ruhumuzu besler ve bize öğretir.
biz de hayatımıza anlam katan ve yön veren bu iki alan hakkında bilgilerimizi paylaşmak ve öğrenmek için bu kulübü kuralım istedik. sanat ve bilim kapsamı çok geniş olan kavramlar, kulübümüze şu an için sanat ve bilimin yanında tarih, arkeoloji ve mitolojiyi de dahil ettik. şu an için bilim adına sosyal bilimlere odaklanıyor olsak da kulübümüz büyüdükçe sizin de katkılarınızla daha çok bilim konuşmak istiyoruz.
peki kulübümüzde neler yapacağız? belirlediğimiz konular üzerinde konuşabileceğimiz kulüp toplantıları düzenleyeceğiz. sanat ve bilim sohbetleri yapabileceğimiz bir ses kanalımız olacak. ilgi alanımız dahilinde sanat ve bilimle ilgili her türlü konuda yazılar hazırlayıp yollayabilecek, ilgi duyduğumuz her konuda paylaşım yapabilecek, sohbet edecek ve tartışacağız.
daha yolun başındayız ve tüm fikir ve tavsiyelerinize açık olduğumuzu bilmenizi isteriz. kulübümüzün kültür, sanat ve bilimin her dalında fikirlerimizi dile getirebileceğimiz, beraber vakit geçirerek öğrenebileceğimiz ve dünyanın keşmekeşinden uzak, özgür bir alan olmasını istiyoruz.
katılmak için buradan
hayat kısa, sanat ve bilim uzun. öğreneceğimiz ve konuşacağımız çok şey var. görüşmek üzere!
merhaba sevgili yazarlar!
sanat-bilim kulübünün başkanı olarak kulübümüzün açılışı için kurdeleyi kesmek adına buradayım ve pek sevinçliyim.
sanat mı yoksa bilim mi? hangisi daha üstündür, daha önemlidir? en çok tartışılan konulardan biri. sanat ve bilim birbirinden ayrılamaz, birbiriyle iç içedir ve kıyaslanamaz. sanat da bilim de hayatı keşfetmemiz için gereklidir, hayatımızı kolaylaştırır, ruhumuzu besler ve bize öğretir.
biz de hayatımıza anlam katan ve yön veren bu iki alan hakkında bilgilerimizi paylaşmak ve öğrenmek için bu kulübü kuralım istedik. sanat ve bilim kapsamı çok geniş olan kavramlar, kulübümüze şu an için sanat ve bilimin yanında tarih, arkeoloji ve mitolojiyi de dahil ettik. şu an için bilim adına sosyal bilimlere odaklanıyor olsak da kulübümüz büyüdükçe sizin de katkılarınızla daha çok bilim konuşmak istiyoruz.
peki kulübümüzde neler yapacağız? belirlediğimiz konular üzerinde konuşabileceğimiz kulüp toplantıları düzenleyeceğiz. sanat ve bilim sohbetleri yapabileceğimiz bir ses kanalımız olacak. ilgi alanımız dahilinde sanat ve bilimle ilgili her türlü konuda yazılar hazırlayıp yollayabilecek, ilgi duyduğumuz her konuda paylaşım yapabilecek, sohbet edecek ve tartışacağız.
daha yolun başındayız ve tüm fikir ve tavsiyelerinize açık olduğumuzu bilmenizi isteriz. kulübümüzün kültür, sanat ve bilimin her dalında fikirlerimizi dile getirebileceğimiz, beraber vakit geçirerek öğrenebileceğimiz ve dünyanın keşmekeşinden uzak, özgür bir alan olmasını istiyoruz.
katılmak için buradan
hayat kısa, sanat ve bilim uzun. öğreneceğimiz ve konuşacağımız çok şey var. görüşmek üzere!
devamını gör...
her gün erken uyuyacağım deyip uyuyamamak
ilaç içerek erken uyumak ama ilacı fazla kaçırıp erken kalkamayip 12 saat uyumak :))
ama başaracağım!
ama başaracağım!
devamını gör...
seni seviyorum demenin farklı şekilleri
bunu görünce, dinleyince, duyunca, vb aklıma sen geldin
devamını gör...
günaydın sözlük
devamını gör...
hayırsız ada
hayırsız adanın acı dolu hikayesi. 80 bin canın yok edilişi.*
her milletin geçmişinde yüz kızartıcı hataları olmuştur. 1910 yılının 5 haziran günü dönemin ittihat ve terakki partili belediye başkanı suphi beysoyundu tarafından verilen bir kararla istanbul’da sokak köpekleri toplatılmaya başladı. tüm şehirde toplanan köpekler araçlarla tophane limanına getiriliyordu. buradan mavnalara yüklenip marmara denizinde bulunan sivri adaya bırakılıyordu. su kaynağı bulunmayan bu ada sadece kayalıklardan ibarettir. ne bir ağaç ne de gölgelik bir yer bulunan bu ada gelen bu masum canlıların son ziyaretgahı olmuştu. ada üzerinde hiçbir canlı bulunmadığı için adaya bırakılan köpekler açlık ve susuzluktan dolayı birbirlerini yemişlerdir.
bu katliamın yapılmasının en büyük sebeplerinden biri o dönem fransız bir firmanın istanbul belediyesine yaptığı başvuruydu. bu başvuruya göre istanbul’da o zaman sayıları “seksen bin” üzerinde olan köpeklerin kürk ve kemiklerinden yararlanılmak istenmesiydi. toplanacak olan köpekler öldürülüp işlenecek ve fransa’ya gönderilecekti.
fakat bu anlaşma devam etmedi. köpekler toplandı fakat firma alımı yapmadığı için hayvanlar toplandıkları adada hayatlarını kaybettiler. bu katliamın ardındaki bir diğer sebep ise ıı. meşrutiyet öncesi iktidarda olan ıı.abdülhamid zamanında köpeklere iyi bakılması ve korunmasıydı. kuduz vakalarını önlemek için dünyadaki 3. pasteur enstitüsü ıı.abdülhamid’in yaptığı büyük miktarda yardımla istanbul’da açılmıştı.
köpeklerin sokakta özgürce çiftleşmesi de doğal aşı yerine geçiyordu. fakat 1908 yılında önce ıı. meşrutiyetin ilanı ve sonra abdülhamid’in tahttan indirilmesiyle köpekler sahipsiz kaldı. onun yerine geçen ittihad ve terakki partisi de sabık hükümdardan kalan tüm özellikleri silmeye çalışıyordu.
aslında istanbul’da köpeklerin başı bu olaydan önce iki kez belaya giriyor. söylentiye göre bu olayların ilkinde ingiliz sefaretinde görevli birini ısıran köpekler şahsın kaçarken yüksek bir duvardan düşüp ölmesiyle “istemeyen” ilan ediliyorlar. majestelerinin hükümeti osmanlı’ya ültimatom veriyor. sultan 2. mahmut da kararını açıklıyor:
“sokak köpekleri tez elden toplana, teknelere konula ve sivri ada’ya bırakıla…”
operasyon başlıyor. halk “köpekleri bırakın” diye haykırıyor. yeniçeri ocağı’nı dağıtan 2. mahmut kararını geri alıyor.
ikinci büyük köpek toplama harekatı sultan abdülaziz devrinde yaşanıyor. köpekler toplanıyor, teknelere konulup hayırsız ada’ya bırakılıyor.
bu operasyonla eş zamanlı olarak 1865 eylülünde büyük istanbul yangınlarından biri başlamasın mı! beyazıt’tan gedikpaşa’ya kadar evler konaklar kömür oluyor. halk anında bu felaketin gerekçesini buluyor: köpekleri topladınız, allah da cezanızı verdi! köpekler olsaydı önceden haber verirlerdi. tekneler yeniden hayırsız ada’ya gidiyor, köpekleri yükleyip istanbul’a geri getiriyor.
1910 katliamından sonra ise iki savaş çıkıyor. önce libya italyanlar tarafından işgal ediliyor. sonra balkan savaşları çıkıyor. bu olaylardan sonra sivri ada’nın adı “hayırsız ada” şeklinde değişiyor. 1910 köpek katliamı ile ilgili 2010 yılında serge avedikian tarafından yapılan animasyon filmi “chienne d’historie” filmi, o yılın cannes film festivalinde en iyi kısa film ödülü alıyor.
link
her milletin geçmişinde yüz kızartıcı hataları olmuştur. 1910 yılının 5 haziran günü dönemin ittihat ve terakki partili belediye başkanı suphi beysoyundu tarafından verilen bir kararla istanbul’da sokak köpekleri toplatılmaya başladı. tüm şehirde toplanan köpekler araçlarla tophane limanına getiriliyordu. buradan mavnalara yüklenip marmara denizinde bulunan sivri adaya bırakılıyordu. su kaynağı bulunmayan bu ada sadece kayalıklardan ibarettir. ne bir ağaç ne de gölgelik bir yer bulunan bu ada gelen bu masum canlıların son ziyaretgahı olmuştu. ada üzerinde hiçbir canlı bulunmadığı için adaya bırakılan köpekler açlık ve susuzluktan dolayı birbirlerini yemişlerdir.
bu katliamın yapılmasının en büyük sebeplerinden biri o dönem fransız bir firmanın istanbul belediyesine yaptığı başvuruydu. bu başvuruya göre istanbul’da o zaman sayıları “seksen bin” üzerinde olan köpeklerin kürk ve kemiklerinden yararlanılmak istenmesiydi. toplanacak olan köpekler öldürülüp işlenecek ve fransa’ya gönderilecekti.
fakat bu anlaşma devam etmedi. köpekler toplandı fakat firma alımı yapmadığı için hayvanlar toplandıkları adada hayatlarını kaybettiler. bu katliamın ardındaki bir diğer sebep ise ıı. meşrutiyet öncesi iktidarda olan ıı.abdülhamid zamanında köpeklere iyi bakılması ve korunmasıydı. kuduz vakalarını önlemek için dünyadaki 3. pasteur enstitüsü ıı.abdülhamid’in yaptığı büyük miktarda yardımla istanbul’da açılmıştı.
köpeklerin sokakta özgürce çiftleşmesi de doğal aşı yerine geçiyordu. fakat 1908 yılında önce ıı. meşrutiyetin ilanı ve sonra abdülhamid’in tahttan indirilmesiyle köpekler sahipsiz kaldı. onun yerine geçen ittihad ve terakki partisi de sabık hükümdardan kalan tüm özellikleri silmeye çalışıyordu.
aslında istanbul’da köpeklerin başı bu olaydan önce iki kez belaya giriyor. söylentiye göre bu olayların ilkinde ingiliz sefaretinde görevli birini ısıran köpekler şahsın kaçarken yüksek bir duvardan düşüp ölmesiyle “istemeyen” ilan ediliyorlar. majestelerinin hükümeti osmanlı’ya ültimatom veriyor. sultan 2. mahmut da kararını açıklıyor:
“sokak köpekleri tez elden toplana, teknelere konula ve sivri ada’ya bırakıla…”
operasyon başlıyor. halk “köpekleri bırakın” diye haykırıyor. yeniçeri ocağı’nı dağıtan 2. mahmut kararını geri alıyor.
ikinci büyük köpek toplama harekatı sultan abdülaziz devrinde yaşanıyor. köpekler toplanıyor, teknelere konulup hayırsız ada’ya bırakılıyor.
bu operasyonla eş zamanlı olarak 1865 eylülünde büyük istanbul yangınlarından biri başlamasın mı! beyazıt’tan gedikpaşa’ya kadar evler konaklar kömür oluyor. halk anında bu felaketin gerekçesini buluyor: köpekleri topladınız, allah da cezanızı verdi! köpekler olsaydı önceden haber verirlerdi. tekneler yeniden hayırsız ada’ya gidiyor, köpekleri yükleyip istanbul’a geri getiriyor.
1910 katliamından sonra ise iki savaş çıkıyor. önce libya italyanlar tarafından işgal ediliyor. sonra balkan savaşları çıkıyor. bu olaylardan sonra sivri ada’nın adı “hayırsız ada” şeklinde değişiyor. 1910 köpek katliamı ile ilgili 2010 yılında serge avedikian tarafından yapılan animasyon filmi “chienne d’historie” filmi, o yılın cannes film festivalinde en iyi kısa film ödülü alıyor.
link
devamını gör...
naruto uzumaki
en güçlü anime karakteri.
bunu izlediklerimi hesaba katarak söylüyorum. hayır, sandığınızdan daha çok seri izledim ve belki de er meydanında hiç şansının olmadığı karakterleri de biliyorum. ama buna rağmen en güçlü sıfatını ona atfediyorum. çünkü hikayesini ne doğuştan zengin light, ne saitama, ne de goku taşıyamaz.
eğer doğduğunuzda aileniz ve tanıdığınız hiç kimse yoksa ve var olduğunuz dünyada yok sayılan, hor görülen biriyseniz sizin hikayeniz başlamadan biter. eğer tek bir kişi dahi, size elini uzatmıyorsa, hayattan sonsuza dek koparsınız. eğer bunları henüz çocukken yaşıyorsanız cehennemdesiniz demektir. çünkü bunların sebeplerini anlamanız da imkansızdır. sizi bu karanlıktan çıkaracak tek şey önünüze konulan ve sarılmamız gereken bir hedeftir. mesela, ailenizi katleden abinizi öldürmek gibi. ama eğer bir hedefiniz, amacınız, dersiniz de yoksa, bu dünya artık sizin için yaşanmaz olur. daha da fazla dışlanırsınız, düşersiniz ve... ve sonunda herşey biter...
ama naruto,
ayağa kalkar...
gülümser...
meydan okur...

ve belki de çocuk haliyle çevresinden en çok duyduğu hayali, hedefi yapar...
hokage olmak... olur da.
çiçeği küçümseyen, tanrı’yı da küçümser.
-alexandre dumas
işte, naruto bu yüzden en güçlüdür.
bunu izlediklerimi hesaba katarak söylüyorum. hayır, sandığınızdan daha çok seri izledim ve belki de er meydanında hiç şansının olmadığı karakterleri de biliyorum. ama buna rağmen en güçlü sıfatını ona atfediyorum. çünkü hikayesini ne doğuştan zengin light, ne saitama, ne de goku taşıyamaz.
eğer doğduğunuzda aileniz ve tanıdığınız hiç kimse yoksa ve var olduğunuz dünyada yok sayılan, hor görülen biriyseniz sizin hikayeniz başlamadan biter. eğer tek bir kişi dahi, size elini uzatmıyorsa, hayattan sonsuza dek koparsınız. eğer bunları henüz çocukken yaşıyorsanız cehennemdesiniz demektir. çünkü bunların sebeplerini anlamanız da imkansızdır. sizi bu karanlıktan çıkaracak tek şey önünüze konulan ve sarılmamız gereken bir hedeftir. mesela, ailenizi katleden abinizi öldürmek gibi. ama eğer bir hedefiniz, amacınız, dersiniz de yoksa, bu dünya artık sizin için yaşanmaz olur. daha da fazla dışlanırsınız, düşersiniz ve... ve sonunda herşey biter...
ama naruto,
ayağa kalkar...
gülümser...
meydan okur...

ve belki de çocuk haliyle çevresinden en çok duyduğu hayali, hedefi yapar...
hokage olmak... olur da.
çiçeği küçümseyen, tanrı’yı da küçümser.
-alexandre dumas
işte, naruto bu yüzden en güçlüdür.
devamını gör...
görünmez heykelin 150 bin liraya satılması
bu benim nasıl aklıma gelmedi dedirten olay, yine yırtamadık.
devamını gör...
türk milletinin gereksiz kutsallaştırdığı şeyler
en başta akrabalık. türk erkeği için anne fetişliği. türk kızı için koca.
devamını gör...
ucuz ve pratik yemek tarifleri
makarnayı pişiriyoruz bir de kremalı mantar sote yapıyoruz bunları karıştırıyoruz. mis.
devamını gör...
beşiktaş 118 yaşında
canım takımım. siyah beyaz renklerinin asilliğiyle kuruluş yılın kutlu olsun. *
devamını gör...
