üst başlık: (bkz: merdivenaltı_müzisyen ile müzik teorisi 101)
müziğe yeni başlayanlar için hep kafa karıştıran bir konudur. en basite indirgemek gerekirse, parçanın "rengini" belirler. biraz daha detaya girersek o müziğin hangi notada yükseldiğini, hangi notada durgun olduğunu, hangi notada "eve varmış" hissettirdiğini belirleyen şeydir. donanımdaki diyez ve bemoller tonaliteyi belirtir. diyezlerin sıralanışı fa'dan başlayarak beşliler çemberini saat yönünde takip ederken, bemoller si'den başlayarak çemberi saat yönünün tersine takip eder.


en son konulan diyezden bir sonraki nota o donanımın majör tonudur.
en son konulan bemoldedn bir önceki bemol o donanımın majör tonudur.
her majör tonun bir minör altılısı ise o tonun minör tonudur.

peki nedir bu majörler minörler hocam?

en basite indirirsek, parçanın "eve varmış" hisettirdiği, gerilimin çözüldüğü akor eğer majör bir akor ise o parçanın tonalitesi de majördür. minör ise de minördür. veya, parça mutlu ise majör, depresif ise minördür.


yan bilgi: minör tonu da genelde doğal minör, armonik minör ve melodik minör olarak üçe ayırırız ama onları saygıdeğer başlıklarında inceleyelim, kafa karışmasın daha fazla.

yan yan bilgi: barok müziğine kadar, yani rönesans dahil rönesans dönemine kadar tonalite hep mod [müzik] üzerine dayalı olmuştur. bu modlardan iki tanesi günümüze majör ve minör olarak gelmiştir ama yine, onları da saygıdeğer başlıklarında inceleyelim, çok derin konular.


ayrıca bkz:

(bkz: gam)
(bkz: majör gam)
(bkz: minör gam)
devamını gör...

sözlükte yaşanan aşka/arkadaşlığa her daim saygım ve sevgim var, sevelim sevilelim sözlük kimseye kalmaz.*
karikatürüm geldi bir saniye;*
çekilin bakayım doğru düzgün aşk yaşamayı bilmiyorsunuz! **
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

neden unutasınız ki? insan ulen bu! unutmak olur mu? bırakın kalsın sizinle.

ancak bu durum size acı veriyorsa, bunu hafifletmek hatta sorunsuz hale getirmek mümkün.

beyninizde yeni bilgilere yer açın. merak ettiğiniz, ilgilenmek isteyip fırsat bulamadığınız bir alan hakkında kendinizi geliştirin. beyininiz, yeni bilgileri hafızanızda canlı tutacak ve eski bilgileri biraz daha gerilerde saklayacaktır. kendinize ne kadar yeni bilgi yüklerseniz, sizin canınızı sıkan geçmiş yavaş yavaş belleğin dibine doğru itilecektir. bir süre sonra ise “o” kişi sizin için sorun olmayacaktır. bu kadar basit.

hadi iyisiniz. yine hayat kurtardım.

bilimsel makale yazdım valla.
devamını gör...

sonunda hayallerim gerçekleşti. hava fişekler patır patır patlıyor.
devamını gör...

belli ki bir rahatsızlığı olan bebenin, sırf 3-5 like uğruna canının nasıl çektiği belli olan sucuklu yumurtayı önüne koyup sömürülmesine neden olan videodaki bebedir.

bunun ebeveynlerini 3 gün aç bırakıp sonrasında önünde pirzola bonfile falan yenilip videoya çekilmesi gerekir.
devamını gör...

göz makyajımı silmek için pamuğa aseton döküp gözüme bastırdım....
devamını gör...

(bkz: yalnızlık)
eğer yanınızda o yoksa isterseniz etrafınızda yüzlerce insan olsun, yine de yalnızsınızdır.
dütüt: ulan bugün çok romantiğim ya.
devamını gör...

başlığa bak, erdal baksır production. erdal tamam da baksır ne ya? ciddi bi iş yapıyorsunuz ama bu ciddi işin başlığı baksır. bakın burası çokomelli işte. neyse yine de her şey gönlünüzce olsun, şiir ilgi alanım olsaydı ya da edebiyat birkaç şey yazmak isterdim de alanım bunlar değil.

*
devamını gör...

gelincikk tarlasına dandun dalan traktöre bakarak seslendi:

- "hooop hemşerim, ne yapıyorsun!"

adam duymamıştı bile. çiçekleri eze eze kayboldu gözden. ezilmiş çiçeklerin yanına çömelip söylendi:

- "şu hale bak! insanolunbiraz be! dünyada bitkiler ve hayvanlar olmasa umurumda bile olmaz nükleer denemeler. yok etmeliyiz kendimizi. her şeye zarar veriyoruz."

göz alabildiğine uzanan gelinciklere bakarak "buralar değerlenir" diye düşündü. oysa bu haliyle ona göre çok daha değerliydi burası.

o sırada başlayan yagmura bakarak düşündü. neydi su molekülünün formülü. h2o mu? bazı şeyler hiç mi unutulmazdı? belki bin yıl daha yaşasa unuturdu. unutur muydu? kim bilir...

eve girip saate bakınca, o kadar oyalanmasına rağmen daha sabahın erken saatleri olduğunu fark etti. odasına girip yatağa şöyle bir göz attığında "uykum yok" diye düşünerek odadan çıktı. sabah sabah kafasınde ali desidero çalıyordu. nedense uykudan bununla uyanmıştı bu sabah. bazen olurdu böyle; dilinde bir şarkıyla uyanırdı güne. belki de çocukluğunu özlediği ve eski günleri çok fazla andığı için özellikle bu şarkı gelmişti aklına.

düşünceler düşünceleri kovaladı. bir anda "voltran" adlı çizgi filmi hatırladı. ne de çok severdi! "voltranın kafası ben olmalıyım" derdi. büyüyünce ne olacağını soranlara voltranın kafası olacağını söylerdi. gülerdi herkes. anlamazdı neden güldüklerini. çocukluk ne güzeldi!

son günlerde gerçeklikle bağı sık sık kopuyordu aslında. "şizofren değilim ben" dedi birden yüksek sesle. sadece geçmişi özlüyordu. kafasının içinde tekrarladı:

- "şizofren değilim ben. normalbiriyim. sadece herhangi biri... belki de bu yüzden istemedi beni hayatında. o kadar sıradanım ki... sıradan ve geçmişe saplantılı bir adamım"

televizyonu açık unuttuğunu ilk kez o an fark etti. daniel kriener'in personanongrata ilan edildiğini söylüyordu spiker.

kahvesini doldururken acı acı gülümsüyordu şimdi:

- "tıpkı benim gibi" dedi. "istenmeyen adam..."

*
devamını gör...

ukdeyi bırakan kendiniarayanbireyimsi
cennetten çalınan elma kadar, habil ile kabil'in hüzünlü sonu kadar eski bir soru bu. hamurabi'den bu yana cevaplanmaya çalışılan ancak cevabı ve çözümü hala tartışılan bir konu. böylesine çetrefilli bir ukteye cevap yazmak zor olacak.
suç işleme nedenleri, suçların niteliğine göre değişebilmekte. genelde bir değil ancak aynı anda birbirinin nedeni ve sonucu olan pek çok unsuru barındırmakta.
suç işleme nedenleri temelde fizyolojik, sosyolojik ve psikolojik nedenler olmak üzere üç gruba ayrılarak ele alınmakta.
fizyolojik nedenler
kişinin muhakeme yeteneğiyle bağlı olan prefrontal cortexin, korku, agresyon, sosyal ilişkilerin kurulmasında etkili olan amygdalanın yapısındaki sorunlar, testesteron, dopamin ve seretonin gibi hormonlar ve nörotransmitterlarla ilgili düzensizlikler kişinin suç işlemesinde etkili fiziksel faktörler.
sosyojik yaklaşım
kötü yaşam koşulları, yoksulluğun, işsizliğin, ayrımcılığın yüksek olması, eğitim hizmetlerinin azlığı gibi, sosyal, kültürel ekonomik nedenlerin suça olan etkisi araştırılır. suç , şiddet ve fakirlik kısır döngüsüne dikkat çeker.
chicago okulu teorisi, çatışma teorisi, zincir teorisi, sol gerçeklik teorisi, bio-sosyal model teorileri vb.
psikolojik yaklaşım
suçun nedenlerinin psikolojik yönünü inceler . burada da pek çok farklı teori vardır. davranış teorisi suç işleme davranışının öğrenilen bir davranış olduğunu savunur, cognitive teori olaya bilişsel ve duygusal açıdan bakarak bireyin ahlaki yargılama değerlerine ve çocukluktan itibaren öğrendiği davranışlara odaklanır, psikopat kişilik özellikleri gibi suça neden olan kişilik özelliklerini değerlendirir. impulsive davranışlar, düşmanca davranışlar ve narsistik özelliklet gösteren kişilerin suça daha yakın olduklarını ifade eder.
suça dair araştırmaların suçların büyük bölümünün trafik suçları, hırsızlık, gasp, illegal yoldan para kazanma amacıyla yapılan aktiviteler, vergi kaçakçılığı vb olduğunu ortaya koymakta.
şiddet suçlarında ilk sırayı domestik şiddet, tecavüz, cinsel veya kültürel ayrımcılık nedeniyle olan kavgalar ve yaralamalar almakta. bombalama, toplumsal alanda silahlı saldırı, cinayet gibi şiddet suçlarının oranı şiddet suçları içinde az olmakla birlikte etkisi oldukça büyük suçlar.
devamını gör...

çok yazık, çok... başlığı iddiası olarak da değiştirebiliriz. ama pek iddia gibi gelmedi bana, apaçık intihar değilse nedir bu. buradan

bu kaçıncı artık, neden kimse konuşmuyor bu insanlarla ilgili.. neden!?

kurtarma çalışmaları ise sürüyor. buradan
haberde fatih/haseki durağı olduğu söyleniyor.
devamını gör...

gün ayıyor,peki bununla ilgili düşüncem nedir?
allah'ım bu sefer nerelerde yorulacağım acebaa?

öğrenci iken hocam derdi,çok mu boş zamanınız var?onları bana satın o zaman.

hade hoca sende! derdim,özür dilerim.*
fazla zamanı olan varsa uyumak için talibim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bir gün birisi hayatımı etkileyecek bir soru soracak ve yanlışlıkla evet diyeceğim diye ödüm kopuyor.*
devamını gör...

yerli sosyal medya olan bir uygulama . ismi garip olması saçmalık olduğu gibi kullanıcıları da saçmadır.

edit: twitter'ın çalınmış hali gibi
devamını gör...

odak neredeyse hayat o yöne doğru gidiyor aslında.. odağını, ona buna kızmaya, kınamaya, şikayet etmeye, söylenmeye çevirince belli bir zaman sonra o olayların aynısını yaşarken ya da kınadığın şey neyse onu yaşarken kendini buluyorsun.. ben de 20'li yaşlarda öyleydim ama 40'a merdiven dayadığım şimdilerde odağımı artık iyiye, güzele doğru çevirdim. eskiden insanlığı, dünyayı değiştirme gibi abuk hayallerim vardı, sonra anladım ki insan, sadece kendini değiştirebilirmiş.. mevlana'nın dediği gibi: "dün akıllıydım, dünyayı değiştirmek istedim. bugün bilgeyim, kendimi değiştiriyorum.” *
devamını gör...

gereksiz olduğunu düşündüğüm eylem. sevgilinizin ailesiyle tanışmak çok da eğlenceli ya da önemli değildir. çoğunlukla kişinin fazla stres yapması ve karşı taraftan eleştirilere maruz kalmasıyla sonuçlar.
bence işler ciddiye bindiğinde bile mesafeli bir tanışma olmalıdır. ama bu ne yazık ki türk halkının çoğunluğu tarafından ayıplanacak bir düşüncedir.
devamını gör...

profilinde her daim sanat olan yazar. mitoloji sevgisi ve sanat aşkıyla yazdikça yazıyor*
devamını gör...

las ketchup isimli hanımefendilerin 2002'yi sallayan şarkıları.

devamını gör...

yatağımın karşısında bir pencere var. odanın duvarları bomboş. nasıl yaşadım on yıl bu evde? bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? ben ne yaptım? kimse de uyarmadı beni. işte sonunda anlamsız biri oldum. işte sonum geldi. kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.
tutunamayanlar- oğuz atay
devamını gör...

kadınların zekâsını küçümseyen angutların hoşuna gitmeyecek durum.

çevrenin etkisinden falan bağımsız konuşayım. çok zeki olduğunu düşünenler, o zekânın tümünün kalan %10'dan geldiğini sanıyor olsa gerek*. peki o %10'un %90'ı nereden?

hem matematik bilmiyorlar hem kibirliler. hayret!

nikola tesla'nın annesi için küçük ev aletleri mucidi derler. babası da din adamıymış...

neyse... kadınları nasıl aşağılayacağını şaşıran şaşkınlara gelsin bu görsel:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu aralar peşimi bırakmayan, heyecanlanma belirtisi bir hede. ''kendine gel, şu andan itibaren sakin kalacaksın'' diye kendimi tehdit ediyorum. hiç bir işe yaramıyor. kelebekler peşimi bırakmıyor. bana bir şeyler oluyor sözlük.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim