okuduğu kitaptaki cümlelerin altını çizen tip
benim gibi, sanki çizmezse o güzel satırlar kaybolup gidecekmiş hissine kapılan tiptir.
devamını gör...
elimize bir kalem geçtiğinde ilk yazdığımız kelime
adımı yazarım genelde, o an aklımda bir şey yoksa.
devamını gör...
ermiş
halil cibran kitabıdır. bir ermişin uzun yıllar esir kaldığı adadan ayrılmadan önce halka verdiği bilgilerden oluşur kitap. denemelerin hikayeleştirilmiş hali gibidir.
devamını gör...
çok sevilen eski sevgiliye not
beni çok sev ya da benden nefret et.. ikisi de benim yararıma. seversen hep kalbinde olurum, nefret edersen hep aklında...
sevginin zıttı nefret değil, hissizliktir. birinden nefret ediyorsanız onu halen önemsiyorsunuzdur. artık hiç bişey hissetmeyen sevmiyordur, nefret eden değil...
sevginin zıttı nefret değil, hissizliktir. birinden nefret ediyorsanız onu halen önemsiyorsunuzdur. artık hiç bişey hissetmeyen sevmiyordur, nefret eden değil...
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
“insan mutlu olmak ister; bu yüzden berbat haldedir.”
freud.
freud.
devamını gör...
elde sprey boya olsa duvara yazılacak şey
çok güzelim
128 milyar dolar nerde?
128 milyar dolar nerde?
devamını gör...
curriculum vitae
özgeçmiş.
devamını gör...
8 mart 2021 lise sınavlarının başlaması
yarın biyoloji sınavında da umarım kafa sözlük gündemlerini sorarlar.
devamını gör...
aşk
haruki murakami'ye göre aşk:
kim aşık olmuşsa, kendisinin eksik parçalarını arıyordur. bu yüzden aşık, maşuğunu düşündükçe acı çeker. bu tıpkı, uzun zamandır görmediğin birinin odasına girdiğinde bulduğun anılar gibidir.
kim aşık olmuşsa, kendisinin eksik parçalarını arıyordur. bu yüzden aşık, maşuğunu düşündükçe acı çeker. bu tıpkı, uzun zamandır görmediğin birinin odasına girdiğinde bulduğun anılar gibidir.
devamını gör...
mesafeli insan
birey olduğunun, herkesin -farkında olamasa da- bir sınırı olduğunun bilincinde olan insandır.
egoist ve narsist insandan farkı bu mesafeyi kendini diğerlerinden üstün görmek yahut kendini ancak diğerlerini aşağılayarak değerli hissetmek için değil, mesafenin gerekliliğini anladığı ve sağlıklı iletişimin ancak mesafeyle sağlanabileceğini öğrendiği için koymasıdır.
asosyal yahut çekingen kişilik bozukluğundan farkı insanlarla iletişime açık olup gerektiği yerde gerektiği kadar konuşmasıdır. gereksiz samimiyetler ve haddini aşan muhabbetlere maruz kalmamanın yolu insanlara bu mesafeyi hissettirmektir.
soğuk nevale olmakla itham edilse de kendini diğer insanların patolojilerinden korumanın en iyi yolu sınırlarını belirlemek ve buradan yalnızca geçirmek istediği insanların geçmesine izin vermektir.
egoist ve narsist insandan farkı bu mesafeyi kendini diğerlerinden üstün görmek yahut kendini ancak diğerlerini aşağılayarak değerli hissetmek için değil, mesafenin gerekliliğini anladığı ve sağlıklı iletişimin ancak mesafeyle sağlanabileceğini öğrendiği için koymasıdır.
asosyal yahut çekingen kişilik bozukluğundan farkı insanlarla iletişime açık olup gerektiği yerde gerektiği kadar konuşmasıdır. gereksiz samimiyetler ve haddini aşan muhabbetlere maruz kalmamanın yolu insanlara bu mesafeyi hissettirmektir.
soğuk nevale olmakla itham edilse de kendini diğer insanların patolojilerinden korumanın en iyi yolu sınırlarını belirlemek ve buradan yalnızca geçirmek istediği insanların geçmesine izin vermektir.
devamını gör...
dün giden yazarların ertesi gün tıpış tıpış dönmesi
100 takipçiye ulaşınca ben de öyle yapmayı planlıyorum.
devamını gör...
bebek tuzlamak
kökeni eski roma'ya dayanan, anadolu'nun birçok yerinde hala devam eden bir ritüeldir. bebeklerin pişik olmaması ve ileride terinin kokmaması için yapılıyor(!) bebeği dehidratasyona sokup ölümüne neden olabilecek tehlikeli bir uygulamadır.
devamını gör...
yazarların ilk girişimcilik denemeleri
10 yaşımda annemin ve babamın desteğiyle su satmıştım evin önünde.hatta tabela bile yapmıştım ''buz gibi soğuk su' diye. kardeşim de ortağım olmuştu. ama inanır mısınız sayın yazarlar, o parayı bir türlü harcayamamıştım. e tabii, insan kendi kazanınca harcaması çok zor oluyor.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ayakları
giyilmiş çorapları için alıcılar çıkması muhtemeldir.
devamını gör...
z kuşağı
haksız yere eleştirildiğini düşündüğüm kuşak.
etrafınıza bakarsanız "65 yaş üstü oy veremesin. ülkeyi bu hale onlar getirdi" diyenler baby boomers denen kuşağı suçluyor. bazıları politik nedenlerle x kuşağını suçluyor, bir kısmı y kuşağı şöyle böyle diyor... yani özünde her kuşaktan her tip insan çıktı şimdiye dek. z kuşağının da farklı olması için bir neden yok. onlardan da her türlü insan çıktı/çıkıyor/çıkacak.
z kuşağı bazı konularda avantajlı bile diyebiliriz çünkü artık çoğunun elinin altında bilgisayar ve internet var. gerçek haberlere, bilgiye daha kolay ulaştıkları için, ülkede olup bitenlerin iç yüzünü eskilerden daha iyi analiz edebilecek duruma gelecekler. benim o yaşta internetim olsaydı uçmuştum bilimsel anlamda. şu anda çoğu çok genç. siz o yaşlardayken büyük ihtimalle çoğunuz aklı bir karış havada gezen tiplerdiniz. ben de öyleydim. şu anda çok gençler ve istisnaları kenara koyarak diyorum ki, eleştirilmeleri için çok erken.
ha derseniz ki eski gençler en azından büyüklerine karşı daha saygılıydı, şimdi o "büyük"lere bakıyorum da, onların da saygısızlıkta z kuşağı gençlerinden geri kalır yanı yok. hakaretsiz, küfürsüz cümle bitirebilen kaç kişi var ki içlerinde?
bir de bu konuyu twitter yahut instagram gibi ortamlara bakıp da gördüğünüz kötü örnekler üzerinden değerlendirmeniz son derece yanlış. öncelikle, 40+ olan herkes ahlaklıdır diyemeyeceğimizi hepiniz kabul edersiniz sanırım. "komik caps" olarak paylaşıp güldüğümüz bir sürü sapık tip var yaşı bilmem kaça geldiği halde sosyal medyada kadın peşinde koşan. aynı şekilde 20- yaştakiler için hepsi ahlaksızdır denemeyeceğini de kabul edersiniz. su-i misal emsal olmaz denir. yani kötü örneğe bakarak aynı şartlardaki herkesin kötü olduğunu iddia edemeyiz. bu nedenle bana göre (her genelleme gibi) "z kuşağı şöyledir" şeklinde yapılacak tüm olumlu ya da olumsuz genellemeler yanlıştır.
etrafınıza bakarsanız "65 yaş üstü oy veremesin. ülkeyi bu hale onlar getirdi" diyenler baby boomers denen kuşağı suçluyor. bazıları politik nedenlerle x kuşağını suçluyor, bir kısmı y kuşağı şöyle böyle diyor... yani özünde her kuşaktan her tip insan çıktı şimdiye dek. z kuşağının da farklı olması için bir neden yok. onlardan da her türlü insan çıktı/çıkıyor/çıkacak.
z kuşağı bazı konularda avantajlı bile diyebiliriz çünkü artık çoğunun elinin altında bilgisayar ve internet var. gerçek haberlere, bilgiye daha kolay ulaştıkları için, ülkede olup bitenlerin iç yüzünü eskilerden daha iyi analiz edebilecek duruma gelecekler. benim o yaşta internetim olsaydı uçmuştum bilimsel anlamda. şu anda çoğu çok genç. siz o yaşlardayken büyük ihtimalle çoğunuz aklı bir karış havada gezen tiplerdiniz. ben de öyleydim. şu anda çok gençler ve istisnaları kenara koyarak diyorum ki, eleştirilmeleri için çok erken.
ha derseniz ki eski gençler en azından büyüklerine karşı daha saygılıydı, şimdi o "büyük"lere bakıyorum da, onların da saygısızlıkta z kuşağı gençlerinden geri kalır yanı yok. hakaretsiz, küfürsüz cümle bitirebilen kaç kişi var ki içlerinde?
bir de bu konuyu twitter yahut instagram gibi ortamlara bakıp da gördüğünüz kötü örnekler üzerinden değerlendirmeniz son derece yanlış. öncelikle, 40+ olan herkes ahlaklıdır diyemeyeceğimizi hepiniz kabul edersiniz sanırım. "komik caps" olarak paylaşıp güldüğümüz bir sürü sapık tip var yaşı bilmem kaça geldiği halde sosyal medyada kadın peşinde koşan. aynı şekilde 20- yaştakiler için hepsi ahlaksızdır denemeyeceğini de kabul edersiniz. su-i misal emsal olmaz denir. yani kötü örneğe bakarak aynı şartlardaki herkesin kötü olduğunu iddia edemeyiz. bu nedenle bana göre (her genelleme gibi) "z kuşağı şöyledir" şeklinde yapılacak tüm olumlu ya da olumsuz genellemeler yanlıştır.
devamını gör...
alyuvar
zarındaki proteinlerin varlığı ile kan grubumuzu belirleyen hücre. hücre zarında;
a proteini varsa kan grubun a,
b proteini varsa kan grubun b,
a ve b proteinleri beraber varsa ab,
a ve b proteinleri yoksa kan grubun sıfır oluyor.
rh faktörü de yine alyuvar hücre zarında bulunan başka bir proteinin varlığına göre ortaya çıkıyor.
o protein varsa rh pozitif, yoksa rh negatif kan gruplu oluyorsun.
kırmızı kemik iliğinde üretilip kan dolaşımına geçen alyuvar hücrelerinin çekirdekleri bulunmuyor. (memelilerde) hatta organelleri bile yok. bu sayede daha çok hemoglobin içeriyorlar. daha çok oksijen taşıyabiliyorlar. mitokondrileri olmadığı için enerjilerini glikoliz tepkimeleri ile üretiyorlar. (bkz: glikoliz)
alyuvarlar küçük kan dolaşımında kalp ile akciğer arasında dolaşıyor, akciğerlerden geçerken oksijen alıyor.
büyük kan dolaşımında ise kalp ile vücut arasında dolaşıp oksijeni bırakıyorlar.
sayıları diğer kan hücrelerine göre oldukça fazla. 1 milimetre küp kanda yaklaşık olarak:
10 bin akyuvar (savunma hücreleri)
300 bin platelet=kan pulcuğu=trombosit (pıhtılaşmadan sorumlu)
5 milyon alyuvar bulunuyor. (solunum gazlarının taşınmasından sorumlu) erkeklerde biraz daha fazla.
kalıtsal veya çevresel faktörler ile sayısı değişebiliyor.
örneğin, böbreklerde üretilen eritropoietin hormonu kırmızı kemik iliğini uyarır ve buradaki yetişkin kök hücreri alyuvar sayısını artırır.
ayrıca uzun süre yüksek rakımlı bölgelerde yaşarsak, bu bölgelerde deniz seviyesine göre çözünmüş oksijen daha az olduğundan alyuvar sayımız artmaya başlar.
a proteini varsa kan grubun a,
b proteini varsa kan grubun b,
a ve b proteinleri beraber varsa ab,
a ve b proteinleri yoksa kan grubun sıfır oluyor.
rh faktörü de yine alyuvar hücre zarında bulunan başka bir proteinin varlığına göre ortaya çıkıyor.
o protein varsa rh pozitif, yoksa rh negatif kan gruplu oluyorsun.
kırmızı kemik iliğinde üretilip kan dolaşımına geçen alyuvar hücrelerinin çekirdekleri bulunmuyor. (memelilerde) hatta organelleri bile yok. bu sayede daha çok hemoglobin içeriyorlar. daha çok oksijen taşıyabiliyorlar. mitokondrileri olmadığı için enerjilerini glikoliz tepkimeleri ile üretiyorlar. (bkz: glikoliz)
alyuvarlar küçük kan dolaşımında kalp ile akciğer arasında dolaşıyor, akciğerlerden geçerken oksijen alıyor.
büyük kan dolaşımında ise kalp ile vücut arasında dolaşıp oksijeni bırakıyorlar.
sayıları diğer kan hücrelerine göre oldukça fazla. 1 milimetre küp kanda yaklaşık olarak:
10 bin akyuvar (savunma hücreleri)
300 bin platelet=kan pulcuğu=trombosit (pıhtılaşmadan sorumlu)
5 milyon alyuvar bulunuyor. (solunum gazlarının taşınmasından sorumlu) erkeklerde biraz daha fazla.
kalıtsal veya çevresel faktörler ile sayısı değişebiliyor.
örneğin, böbreklerde üretilen eritropoietin hormonu kırmızı kemik iliğini uyarır ve buradaki yetişkin kök hücreri alyuvar sayısını artırır.
ayrıca uzun süre yüksek rakımlı bölgelerde yaşarsak, bu bölgelerde deniz seviyesine göre çözünmüş oksijen daha az olduğundan alyuvar sayımız artmaya başlar.
devamını gör...
babanın büyük çocuğa garezi
hayatımdan tamamen çıkarmama neden olmuştur.üzülüyor muyum tabi ki hayır.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
"sev beni çok sev…
eşşek sudan gelinceye kadar..
allah belanı verene kadar.
kırmızı kar yağıncaya kadar.
arap kızı pencereyi kapatıncaya kadar.
düriye güğümlerini kalaylayana kadar..
mardin kapısından atlayana kadar..
manda yavrusunu sinek kapana kadar..
atı olan üsküdar'ı geçene kadar..
portakalı soyup baş ucuma koyuncaya kadar..
sev beni çok sev..
canın yanana,
huyun kuruyana,
aklın çıkana,
yüreğin çatlayana kadar..
sev beni…"
yusuf tandoğan
eşşek sudan gelinceye kadar..
allah belanı verene kadar.
kırmızı kar yağıncaya kadar.
arap kızı pencereyi kapatıncaya kadar.
düriye güğümlerini kalaylayana kadar..
mardin kapısından atlayana kadar..
manda yavrusunu sinek kapana kadar..
atı olan üsküdar'ı geçene kadar..
portakalı soyup baş ucuma koyuncaya kadar..
sev beni çok sev..
canın yanana,
huyun kuruyana,
aklın çıkana,
yüreğin çatlayana kadar..
sev beni…"
yusuf tandoğan
devamını gör...

