kaybetmek de kazanmak kadar güzel bir eylem, yaşanmalı, hissedilmeli, yapılan hataları bir daha yapmam demeden tekrar tekrar yapmalı, sürekli hata yapmalı, yaşamak işte o zaman kazanma/kaybetme güdümüne girmeden keyifli olabilir.
devamını gör...

tanıdığım en sakin ve iyi annelerin burcu.

çevremde ikizler burcu anneleri var ve müthiş şekilde ilgimi çekiyorlar. çocuklarını asla yanlarından ayırmayan ama kariyerlerinde ciddi şekilde başarıya ulaşmış, inanılmaz sevecen ve yumuşak davranan, onları entelektüel olarak destekleyen, hep yeni ortamların içine sokan, eğlenceli kadınlar. ciddi şekilde hayran kalıyorum. arkadaş biri de kötü olsun, yok. cevremde en mutlu çocukların anaları ikizler. hem çok özgür kadınlar hem de çok iyi anneler. ikisini dengelemek nasıl bir başarıdır miniciklerim?

yine ben ikizler burcunun adının çıktığını düşünüyorum. daha önemlisi burç konusunun eğlenceli bir konu olmak dışında abartılmasının ne kadar yanlış olduğunu ikizler kadınlarını görünce anlıyorum. gördüğüm ikizler kadınlarının evleri inanılmaz temiz, harika masalar hazırlayan, uzun uzun sohbet edilecek kadınlardı. bayılıyorum onların evlerine gitmeye.

boğa kadınıyım. disiplini, işleri kuralına göre yapmayı, gerçekci olmayı severim. arkadaşımın çocukları yanıma gelip diktatör tarafımı görünce sen kötüsün diye çığlık atıp analarının değerini anlıyor ancak sonra acayip bir saygıları oluşuyor, askeri disipline girmiş şekilde yaşıyoruz. ve buna rağmen ikizler burcu anneliğine böyle güzel bakıyorum, düşünün nasıl olumlu örnekler gördüm.

ha şimdiye kadar eşi ve evliliği içinde sıkışmış hissetmeyen ikizler görmedim. o ayrı konu. ancak annelikleri çok lezzetli oluyor gördüğüm kadarıyla.

keşke hepiniz benim annem olsaydınız da beraber sarılıp uyusaydık ponçiklerim. büyük ihtimal beni çok sıkıcı bulurdunuz ama olsun. annemsiniz sonuçta, katlanabilirdiniz.
devamını gör...

düşünmeyin bu kadar, telefonun ekranını kilitleyince gidiyor bu insanlar tepki gösterseler ne olacak? rahat olun ya.
devamını gör...

bu dünyada ölen bir tanıdığının ardından "eşiyle gittikleri her yeri paylaşıyorlardı, insanlar onları çok kıskanıyordu, nazar değdi" diyen birini tanımaktan utanç duyuyorum.
devamını gör...

kızım sen kafanda kurmuşsun zaten...
devamını gör...

gittiği yağmurla gelmiş, yazın son demlerini de beraberinde getirmiş, yılın en güzel zamanlarını müjdeleyen aydır.

tabi şu şarkının sonundaki gibi bir sesle sabah sabah yerimden sıçratması da ilginç olmuştur, ama seviyoruz orası başka... *
devamını gör...

bebeklerde benlik duygusunun gelişimini incelemek psikologlar ve araştırmacılar için zordur. bebeklerin kendini tanımasını test etmek için kullanılan stratejilerden biri, ayna tekniğini kullanmaktır.

bu teknikte anne veya baba, bebeğin burnunu göze çarpan renkteki bir boya ile boyar. gözlemci, bebeğin burnuna ne sıklıkla dokunduğunu görmek için onu izler. bu izleme, bebeğin önüne ayna koymadan önce gerçekleşir. daha sonra bebek aynanın karşısına yerleştirilir, burnuna değme sayısının artıp artmadığını görmek için çocuk gözlemlenir. burun temasının artması, bebeğin aynadaki benliğinin farkında olduğunu, ancak bir şeylerin doğru olmadığını (burnundaki boya) anladığını gösterir.

araştırmacılar, bebeklerin 1 yaşından önce kendilerini aynada tanımadıkları sonucuna ulaşmıştır. kendini tanıma işaretleri 15 ila 18 ay arasında görülmeye başlanır (bazı kaynaklarda 12-18 ay olarak verilmiş). benliğimizle ilk nasıl tanışmıştık acaba? yabancı onlarca yüzün arasında kendi yüzümüzü ilk gördüğümüzdeki tepkimiz ne olmuştu? şaşkınlık, korku, sebepsiz mutluluk.. bunlardan hangisiydi, ve şu an kendimizi aynada gördüğümüzde neler hissediyoruz? pek mühim sorular doğrusu. ilk soruyu hatırlamıyoruz, diğerini ise cevaplayacak cesaretimiz var mı acaba?

devamını gör...

yaşamaya doğumdan itibaren başlıyoruz, ama bahar çağı bittikten sonra, sürünme devri başlıyor, ona da yaşama denmez .
devamını gör...

şeker hastalığına davetiye çıkarmaktır.
devamını gör...

çok düşünmek, çok ve boş konuşan insanlar, stres, depresyon. hepsi de ayrı bela.
devamını gör...

2018'deki soft reboot hakkında ana hikaye konusunda cinnet geçirdiğim ama oynanış bakımından hakkını vermek zorunda hissettiğim oyun. orijinal seriyi bitirmiş olanlar için ufak çaplı krizlere sebep olsa bile -ki bunun en temel sebebi oyunun hack 'n' slash mantığından uzaklaşıp daha soğuk ve mekanik bir yapıya bürünüyor gibi görünmesi ve görünürde vahşetin törpülenmesiydi- aslında objektif bir biçimde baktığım zaman kendini gerçek anlamda aşmış bir oyun gow. blades of chaos zaten önceki oyunlarda tapındığımız bir silahtı ki skilleri de güzel bir nostalji yaşattı ama leviathan baltası ne kadar yeni ve alışılmadık bir weapon olsa bile oyun ilerledikçe gerçek anlamda muazzam bir oyun zevki yaşatıyor. vuruş hissiyatı zaten ders niteliğindeydi resmen ama kontrol şeması meh... daha yeni souls serisini bitirdim geldim be santa monica. yarı-açık dünya denilebilir ama ben aşağı yukarı 20 saatlik ana hikayede atreus denilen sevimsiz bahçe cücesine tilt olduğum için yan görevlere hiç bulaşmadığımdan çok linear bir haritada ilerlemek zorunda kaldım. yetersiz ve tekrarlayan bosslar ve atreus'un kafasını koparma gibi bir opsiyonumuzun olmaması oyundan biraz soğutsa bile ana hikaye yine de gayet sağlam ilerliyor. atreus'a tilt oluyor olsam bile oyunda bazı durumlarda aşırı işlevsel olduğu gerçeği var özellikle oyun ilerledikçe okları yeni özellikler kazandığı için bazı durumlarda kurtarıcı rolü üstleniyor.

iki tane silah -ki blades of chaos oyunun yarısında elimize geçiyor- bu kadar uzun bir oyunda özellikle sürekli savaş sekanslarının olduğu bir oyunda sıkabilirmiş gibi gelse de silahların combo yapmaya olanak sağlayan gayet eğlenceli yetenekleri var ve asla sıkmıyor. kamera açısını değiştirmeleri başta işkillendirmiş olsa da eski oyunlar gibi sabit kamera açısı ile oynamaya çok müsait değildi zaten bu yüzden riskli ama güzel bir hamle yapmış santa monica. çok spoiler vermeden kısaca özet geçmek gerekirse; temeli sağlam hikayesi, orta-üst seviye mekanikleri, fena olmayan mekan tasarımları, sağda solda loot yapmak bazen can sıksa bile oyuna ayak uydurunca alışılabilecek bir denge kurmaları ve şiir gibi grafikleri ile gayet keyifli - yine de seni sevmiyorum atreus puştu- bir oyun.


helheim'a kadar yolun var atreus. hadi thor'un bir oğlunu öldürdük ama onu belki çok sevmiyordur diye kendimi avutuyordum niye gidip diğerini de öldürdün cin cücesi kılıklı sevimsiz? ragnarok'da bizi kum torbası yapacak thor, mutlu musun?! bari adamın heykelini yıkmasaydık ya. senin loki olduğun çok belliydi zaten, sinsi velet.
devamını gör...

bayhan gibi görünmez bi kameraya doğru anlamsız bakışlar atmama sebep olan his.

buradan
devamını gör...

vapura binmek..
devamını gör...

mevlana'ya ait olduğu rivayet edilen söz. tam hali "bir insanın nasıl güldüğünden terbiyesini, neye güldüğünden akıl seviyesini anlarsın." şeklinde ama başlık sınırına takılıyor.

bu söze katılanlar da var, katılmayanlar da.

katılmayanlar "gülmek hepimizin ihtiyacı. ancak herkesin güldüğü şeyler farklı. buradan bir insanın akıl seviyesini ölçmek mümkün değil." düşüncesini savunuyor.

katılanlar ise "gülmek tabii ki hepimizin ihtiyacı. ancak mesela engelli bir bireyle alay edecek ve ona gülecek kadar insanlıktan çıkmak bambaşka bir şey." düşüncesini savunuyor ki aslında bu sözle anlatılmak istenen şey de bu. hepimiz farklı şeyleri komik buluyoruz. komik bulduğumuz herhangi bir şeye gülmek farklı, gülerken insani değerleri göz önüne almadan her şeyle dalga geçmek farklı. bir nevi "osuruğa gülenin osuruk kadar aklı yoktur" durumu.

nasıl güldüğünden akıl seviyesini anlamak kısmına gelince... bu kısma da katılmayanlar olabilir ancak burada da anlamamız gereken şey -en azından bana göre- ayarsızlık. bir de bu sözün söylendiği zamanı düşünerek değerlendirirseniz eğer konuyu, o zamanlar insanların büyük bir kısmı için edep, hayâ önemliydi ve her yerde, ulu orta kahkahalar atmak muhtemelen çok da hoş karşılanmıyordu. bu nedenle nasıl güldüğünüz terbiyenizin bir göstergesi olabilirdi.
devamını gör...

o da bir nevi temsili yalnızlık oluyor *

ekleme: kendini anlamak meselesi biraz süreç işi sanki, ilerleyen dönemde tutankamonun laneti kalkar belki. meja'nın şımarıklık saptaması da nokta atışı oldu. coldboy keyifli adam bu arada mahlası sıkıntılı acilen estetik ameliyat yaptırması lazım*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

birkaç tavsiye verebileceğim başlıktır. eğer uygularsanız faydanıza olur, ben denedim, onaylıyorum*.

1) uyumadan en az 2 saat önce sıvı alımını kesin.

2) uyumadan en az 4 saat önce yemek yemeyi bırakın.

3) uyumadan 30 dakika önce uyku egzersizleri yapın (internette bulabilirsiniz videolu olarak ve görsel olarak).

4) saat 17.00'dan sonra çay, kahve gibi kafeinli içecekler içmeyin.

5) doğru pozisyonda uyuyun (uzmanlar sağ omuz üstü pozisyonunu ve sırt üstü pozisyonunu tercih etmenizi öneriyorlar.).
devamını gör...

sıfır rakibi olan bir tanrının önünde ağzını burnunu yıkayıp beş kere eğiliyorsun ama.
devamını gör...

bir süredir takip ettiğim, yazılarını keyifle okuduğum, güzel enerjisi olduğuna inandığım başarılı, beğeni yoluyla anlaştığımız bir yazar. kalemi daim olsun.
devamını gör...

zaman kavramına ve zamanın ilerleyişini endişe edenlerin yaşadığı korku.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim