the queen’s gambit
satranç sevgimin alevlenmesi ile birlikte listeme aldığım ve çok hızlı bir şekilde biten dizi.
yetişme yurdunda büyüyen çocukların hem çok başarılı olabileceği aynı zamanda ister istemez psikolojik sorunlarının olduğunu gösterme konusunda başarılı olduğunu düşünüyorum.
ana karakterin saf güzelliği dizi esnasında izleyenlerin daha ilgili olmasına katkıda bulunduğunu düşünüyorum.
ruslar neden başarılı biliyor musun? çünkü onlar böyle turnuvalarda birbirine destek oluyor, biz amerikanlar gibi bize yardım etmek isteyenlerden uzaklaşmıyorlar
izlerken bu cümleye çok katılmıştım,malesef bireysellik yüzünden böyle fırsatlar kaçıyor.
bazı bölümlerde uzatmalar, sardırma gereksiniminde bulundum ancak bu sürükleyici değil anlamında değil, sadece bazı sahneler gereğinden biraz fazla uzun olduğunu düşünüyorum.
sonunun başlangıçtan tahmin edileceği aşikar yalnız sovyet tavırları güzel bir şekilde işlenmiş.
kaliteli bir dizi, keyifli seyirler.
yetişme yurdunda büyüyen çocukların hem çok başarılı olabileceği aynı zamanda ister istemez psikolojik sorunlarının olduğunu gösterme konusunda başarılı olduğunu düşünüyorum.
ana karakterin saf güzelliği dizi esnasında izleyenlerin daha ilgili olmasına katkıda bulunduğunu düşünüyorum.
ruslar neden başarılı biliyor musun? çünkü onlar böyle turnuvalarda birbirine destek oluyor, biz amerikanlar gibi bize yardım etmek isteyenlerden uzaklaşmıyorlar
bazı bölümlerde uzatmalar, sardırma gereksiniminde bulundum ancak bu sürükleyici değil anlamında değil, sadece bazı sahneler gereğinden biraz fazla uzun olduğunu düşünüyorum.
sonunun başlangıçtan tahmin edileceği aşikar yalnız sovyet tavırları güzel bir şekilde işlenmiş.
kaliteli bir dizi, keyifli seyirler.
devamını gör...
bir ilişkide olması gereken en önemli şey
aidiyet.
ait olduğumuz yerde kendimizi güvende hissederiz. insanlar benzerleriyle bütünleştiklerinde kendilerini güçlü hissederler. aidiyet duygusu insanları bir arada tutan çimentodur aslında. sadakat ve vefa gibi değerler ait olma ihtiyacımız üzerine temellenir. ait hissediyorsan sen-ben değil, biz dersin.
ait olduğumuz yerde kendimizi güvende hissederiz. insanlar benzerleriyle bütünleştiklerinde kendilerini güçlü hissederler. aidiyet duygusu insanları bir arada tutan çimentodur aslında. sadakat ve vefa gibi değerler ait olma ihtiyacımız üzerine temellenir. ait hissediyorsan sen-ben değil, biz dersin.
devamını gör...
ahlaksızlık yaparken dini kullanmak
insan türünün en eski ve hala verim alabildiği alışkanlıklarından biri. özellikle ortadoğu siyasi tarihinde bu suistimallere karşı milletlerin bağışıklık geliştirdiği herhangi bir dönem görülmemiştir.
devamını gör...
geceye bir sanat eseri bırak
günün anlam ve önemine binaen bırakmak istediğim sanat eseri: mustafa kemal'in ilk portresi- ressam avusturyalı wilhelm victor krausz.

bu portre, 1916'da, anafartalar'da yapılmıştır. bilindiği gibi ı. dünya savaşı'nda almanlar, avusturyalılar, bulgarlar müttefiklerimiz idi, ve çanakkale cephesinde iki ressam bulunuyordu. bunlardan biri avusturyalı krausz'dı ve diğeri ünlü türk ressamı hayri çizel'dir.
ruşen eşref ünaydın'dan (eski milletvekili ve atatürk'ün genel sekreterliğini de yapmış olan merhum büyükelçimiz) öğrenildiğine göre ressam krausz, atatürk'ün fizik görünümünü oldukça ilginç bulmuş, kendisinden izin alarak cephede körüklü fotoğraf makinesiyle fotoğrafını çekmiş ve kendisini o dönemin serpuşlarından (başlıklarından) olan enveriyesi ile portrelemiştir.

bu portre, 1916'da, anafartalar'da yapılmıştır. bilindiği gibi ı. dünya savaşı'nda almanlar, avusturyalılar, bulgarlar müttefiklerimiz idi, ve çanakkale cephesinde iki ressam bulunuyordu. bunlardan biri avusturyalı krausz'dı ve diğeri ünlü türk ressamı hayri çizel'dir.
ruşen eşref ünaydın'dan (eski milletvekili ve atatürk'ün genel sekreterliğini de yapmış olan merhum büyükelçimiz) öğrenildiğine göre ressam krausz, atatürk'ün fizik görünümünü oldukça ilginç bulmuş, kendisinden izin alarak cephede körüklü fotoğraf makinesiyle fotoğrafını çekmiş ve kendisini o dönemin serpuşlarından (başlıklarından) olan enveriyesi ile portrelemiştir.
devamını gör...
90’lı yıllardaki zenginlik belirtileri
çocukluk çağıma ait en büyük uktem olan akülü araba.
şu yaşımda bile zaman zaman aklıma gelir, içim burkulur. o zamanlarda bir akülü arabaya sahip olmak o kadar lüks ve uç bir şeydi ki küçük bir çocuk olmana rağmen bunu çok iyi bilir ve hayalini bile kurmazdın.
şu yaşımda bile zaman zaman aklıma gelir, içim burkulur. o zamanlarda bir akülü arabaya sahip olmak o kadar lüks ve uç bir şeydi ki küçük bir çocuk olmana rağmen bunu çok iyi bilir ve hayalini bile kurmazdın.
devamını gör...
sivas katliamı
15 yıl önce maraş'ta olan katliam sonrası pir sultan abdal'ı anma etkinlikleri kapsamında sivas'ta toplanan dönemin aydınlarının, yobazlar tarafından tıpkı maraş'taki gibi, din elden gidiyor nidaları eşliğinde madımak otelinde diri diri yakılmaları olayı. unutursam kalbim kurusun.
devamını gör...
normal sözlük kafası karışanlar derneği
en azından karışacak kafaları olanların derneği
bizim kafa komple gitti hacı
bizim kafa komple gitti hacı
devamını gör...
okulsuz toplum
ıvan ıllic diye avusturyalı bir adam var. tr.wikipedia.org/wiki/Ivan_...
bu adama göre; eğitim eşitliği diye bir şey yoktur. özgür bir toplumun, okulda oluşabileceğini söylemek bir kandırmacadır. fakir bir çocuk orta yada burjuva sınıfından olan bir çocukla, okulda aynı eğitimi alsa bile, aynı seviyeye gelmeleri çok düşük bir ihtimaldir.
zengin adamın çocuğunun sahip olduğu avantajlar, onu okul dışında daha da geliştirecektir. tatil, kitap, dil gibi...
illic eğitimlerin önemli olduğunu, ancak eğitimlerin okullarda verilmemesi gerektiğini savunmuş, adam okul sayılarının artmasının yıkıcı sonuçları olduğunu söylemiştir. ona göre; hayatımızda işe yarayacak bilgi ve becerileri okulda değil okul dışında deneyimleyerek öğreniriz.
bu adama göre; eğitim eşitliği diye bir şey yoktur. özgür bir toplumun, okulda oluşabileceğini söylemek bir kandırmacadır. fakir bir çocuk orta yada burjuva sınıfından olan bir çocukla, okulda aynı eğitimi alsa bile, aynı seviyeye gelmeleri çok düşük bir ihtimaldir.
zengin adamın çocuğunun sahip olduğu avantajlar, onu okul dışında daha da geliştirecektir. tatil, kitap, dil gibi...
illic eğitimlerin önemli olduğunu, ancak eğitimlerin okullarda verilmemesi gerektiğini savunmuş, adam okul sayılarının artmasının yıkıcı sonuçları olduğunu söylemiştir. ona göre; hayatımızda işe yarayacak bilgi ve becerileri okulda değil okul dışında deneyimleyerek öğreniriz.
devamını gör...
sözlüğe yaş kısıtlaması gelsin sorunsalı
gerek yok. hoşlanmadığın bir yazar varsa engelle gitsin bu kadar basit.
devamını gör...
ölmeden önce yapılacak bir şey
yaşamak.
henüz yapabilmiş değilim.
henüz yapabilmiş değilim.
devamını gör...
yarın seçim olsa yazarların oy verecekleri parti
hiçbirine elim gitmiyor ve çok makul gerekçelere sahibim.
devamını gör...
bir anlık hevesle alınıp hiç kullanılmayan şeyler
genel olarak makyaj malzemeleri benim için. mağazada rengarenk, çeşit çeşit görünce insanın çok ihtiyacı varmış gibi alası geliyor. sonrası dolapta tozlanış. pandemi bir bu işe yaradı benim için, mağazaya gidip görmeyince almıyorum da.
devamını gör...
ruh hastası yazarlar
(bkz: nereyi imzalıyoruz)
devamını gör...
israil denilince akla gelenler
amerikada kızılderililerin topraklarına el koyan avrupalı beyazlar, bunun tanrının kaderi olduğunu, bu toprakların onlara vaat edilmiş topraklar olduğunu ve kızılderililerin buraları terketmelerini söylüyorlardı.
şimdi a.b.d ve ingiltere'nin desteğiyle güç bulan israil için aynı şeyi söylüyorlar. filistinlilerin topraklarını bırakmalarını, bu toprakların onlara tanrı tarafından vaat edilmiş topraklar olduğunu söylüyorlar. israil, yahudi ırkçısı, işgalci bir devlettir.
şimdi a.b.d ve ingiltere'nin desteğiyle güç bulan israil için aynı şeyi söylüyorlar. filistinlilerin topraklarını bırakmalarını, bu toprakların onlara tanrı tarafından vaat edilmiş topraklar olduğunu söylüyorlar. israil, yahudi ırkçısı, işgalci bir devlettir.
devamını gör...
iz bırakan kitap cümleleri
"belkide gökyüzü insanlardan uzak olduğu için bu kadar güzel."
~küçük prens
~küçük prens
devamını gör...
j.r.r. tolkien
1966 senesinde bir dostuna yazdığı mektupta, efsanevi bilim kurgu serisi dune hakkında kısa da olsa bir yorumda bulunmuş yazar. tabi o zamanlar sadece ilk kitabın olduğunu en baştan belirtmek lazım. kendisi, mektubunda dune'dan söz ederken açıkça sevmediğini belirtmiş fakat, henüz ayrı kulvarlar olarak nitelendirilmeyen fantazi ve bilimkurgunun, konu edildiği eserleri yazan bir başka yazarı da aşırı şekilde eleştirmekten geri durmuştur. bunu mektubundaki şu cümlelerden anlıyoruz;
thank you for sending me a copy of dune. i received one last year from lanier and so already know something about the book. it is impossible for an author still writing to be fair to another author working along the same lines. at least i find it so. in fact i dislike dune with some intensity, and in that unfortunate case it is much the best and fairest to another author to keep silent and refuse to comment. would you like me to return the book as i already have one, or to hand it on?
neden beğenmediğine gelecek olursak; tamamen kişisel zevklerden ötürü olması ve iki yazarın dünyaya bakış açısı öne çıkan iki sebeptir bana göre. şimdi ikinci nedeni doğru kabul ederek olayı biraz daha açalım.
-ilk olarak tolkien yazdığı eserler göz önüne alınırsa, çocuk kitapları yazan birisi. dolayısıyla kullandığı dil ve anlatım da buna göre şekillenmiş. olayların masalsılığı, karakterlerin keskin denecek kadar bariz kişilikleri, kullanılan dillerin türetimi vs. buna karşılık herbert ise, bir carl gustav jung hayranı olmasından da mütevellit romanlarında genel olarak, analitik psikoloji, kuşkucu gerçeklik ve nihilizm'den bolca yaralanarak, gerçeğe yakın bir kurgusal evren yaratma yoluna gitmiştir.
-tolkien romanlarında iyiliği, iyi bir birey olmayı, dürüst amaçları yüceltme yoluna giden bir yazardır. herbert ise romanlarında gri karakterler ve bolca kötü düşünceler bulundurmayı sever. her ne kadar içten içe bir iyilik kavramı işlense de, karakterlerin genel durumu kötüye yakındır. hatta bir nevi 'iyi niyet barındıran kötü kişiler' dersek yanılmış olmayız. bunu romanında geçen şu sözlerden de anlayabiliriz;
''insanoğlunu altın yol'umdan yürütmeye karar verdiğimde, onlara hiç unutamayacakları bir ders vermeye yemin ettim. insanların sözleriyle inkar etseler de davranışlarıyla sergiledikleri derin bir davranış kalıbı var. güvenlik, huzur ve barış istediklerini söylüyorlar. ama bunu söylerken bile kargaşanın ve şiddetin tohumlarını atıyorlar.'' ki bu paragraf, romanlarını genel hatlarla tanımlar.
-tolkien ve herbert romanlarında geçmişe dair birçok gönderme ve öge barındırmasına rağmen, tolkien bunu fantazi ve iyiliğin geçmişle, bir nevi çocuklukla ilgisi olduğu için yaparken, herbert ise geçmişi geleceğe giden bir unsur olarak görür ve olayları geleceğin karanlık ve karamsar dünyasına taşır.
-bugün eseri bazı bilmeyen kesimlerce bir savaş alegorisi olarak görülen tolkien'in, aslında alegori sevmediği bilinirken, herbert ise eserlerinde bu yola çokça başvurmuştur. tolkien için bir karakter ne ise o'dur. altında, kıyısında, yöresinde başka anlam aramak gerekli değildir. herbert için ise karakterler genellikle bir durumu veya düşünceyi temsil ederler. hatta karakterlerinden biri başlı başına bir mesih alegorisi iken, genel kurgu ise her ne kadar yazıldığı zaman böyle bir durum yoksa da günümüzde 'orta doğu ilişkileri ve petrol' konusuna açık bir gönderme olarak yorumlanmakta.
-tolkien eserlerinde gerekirse yeni bir dil oluşturma yoluna giderken, herbert ise olan dili değiştirme ve geliştirme politikası izlemiştir.
tüm bu nedenler tamamen bir varsayım olmakla beraber, tolkien sadece kitaptan hoşlanmamış da olabilir. sonuçta herkesin zevki farklı.
thank you for sending me a copy of dune. i received one last year from lanier and so already know something about the book. it is impossible for an author still writing to be fair to another author working along the same lines. at least i find it so. in fact i dislike dune with some intensity, and in that unfortunate case it is much the best and fairest to another author to keep silent and refuse to comment. would you like me to return the book as i already have one, or to hand it on?
neden beğenmediğine gelecek olursak; tamamen kişisel zevklerden ötürü olması ve iki yazarın dünyaya bakış açısı öne çıkan iki sebeptir bana göre. şimdi ikinci nedeni doğru kabul ederek olayı biraz daha açalım.
-ilk olarak tolkien yazdığı eserler göz önüne alınırsa, çocuk kitapları yazan birisi. dolayısıyla kullandığı dil ve anlatım da buna göre şekillenmiş. olayların masalsılığı, karakterlerin keskin denecek kadar bariz kişilikleri, kullanılan dillerin türetimi vs. buna karşılık herbert ise, bir carl gustav jung hayranı olmasından da mütevellit romanlarında genel olarak, analitik psikoloji, kuşkucu gerçeklik ve nihilizm'den bolca yaralanarak, gerçeğe yakın bir kurgusal evren yaratma yoluna gitmiştir.
-tolkien romanlarında iyiliği, iyi bir birey olmayı, dürüst amaçları yüceltme yoluna giden bir yazardır. herbert ise romanlarında gri karakterler ve bolca kötü düşünceler bulundurmayı sever. her ne kadar içten içe bir iyilik kavramı işlense de, karakterlerin genel durumu kötüye yakındır. hatta bir nevi 'iyi niyet barındıran kötü kişiler' dersek yanılmış olmayız. bunu romanında geçen şu sözlerden de anlayabiliriz;
''insanoğlunu altın yol'umdan yürütmeye karar verdiğimde, onlara hiç unutamayacakları bir ders vermeye yemin ettim. insanların sözleriyle inkar etseler de davranışlarıyla sergiledikleri derin bir davranış kalıbı var. güvenlik, huzur ve barış istediklerini söylüyorlar. ama bunu söylerken bile kargaşanın ve şiddetin tohumlarını atıyorlar.'' ki bu paragraf, romanlarını genel hatlarla tanımlar.
-tolkien ve herbert romanlarında geçmişe dair birçok gönderme ve öge barındırmasına rağmen, tolkien bunu fantazi ve iyiliğin geçmişle, bir nevi çocuklukla ilgisi olduğu için yaparken, herbert ise geçmişi geleceğe giden bir unsur olarak görür ve olayları geleceğin karanlık ve karamsar dünyasına taşır.
-bugün eseri bazı bilmeyen kesimlerce bir savaş alegorisi olarak görülen tolkien'in, aslında alegori sevmediği bilinirken, herbert ise eserlerinde bu yola çokça başvurmuştur. tolkien için bir karakter ne ise o'dur. altında, kıyısında, yöresinde başka anlam aramak gerekli değildir. herbert için ise karakterler genellikle bir durumu veya düşünceyi temsil ederler. hatta karakterlerinden biri başlı başına bir mesih alegorisi iken, genel kurgu ise her ne kadar yazıldığı zaman böyle bir durum yoksa da günümüzde 'orta doğu ilişkileri ve petrol' konusuna açık bir gönderme olarak yorumlanmakta.
-tolkien eserlerinde gerekirse yeni bir dil oluşturma yoluna giderken, herbert ise olan dili değiştirme ve geliştirme politikası izlemiştir.
tüm bu nedenler tamamen bir varsayım olmakla beraber, tolkien sadece kitaptan hoşlanmamış da olabilir. sonuçta herkesin zevki farklı.
devamını gör...
hilafet
eskide kalmış bir makam.
şu sıralar yeni anayasa ile gündeme getirmeleri olası.
ülke olarak yakında arabistan'a ya da devrim sonrası iran'a döneceğimiz kesinleşiyor gibi.
şu sıralar yeni anayasa ile gündeme getirmeleri olası.
ülke olarak yakında arabistan'a ya da devrim sonrası iran'a döneceğimiz kesinleşiyor gibi.
devamını gör...
uykusuzkahve
en sevdiğim mod. entarileri de ayrı güzel.
devamını gör...
