normal sözlük öpüşmekten keyif alınacak yazarlar listesi
homeros.
biraz zorlasak profilindeki heriflerden biri de olur. adamın karizması yeter. şu nicke, şu endama.
tabii, big brother is watching you ve allah is watching hesap günü is coming gençler. *
biraz zorlasak profilindeki heriflerden biri de olur. adamın karizması yeter. şu nicke, şu endama.
tabii, big brother is watching you ve allah is watching hesap günü is coming gençler. *
devamını gör...
ilber ortaylı'nın orhan pamuk ve elif şafak için söyledikleri
elif şafak hakkında söyledikleriyle ilgili yorum yapmayacağım ama orhan pamuk hakkındaki söylemleri gerçek bir dayanağı olmayan söylemlerdir. çünkü en haklı eleştiriler bile, ölçüyü kaçırıp düşmanca ve hissi bir tutuma dönüşünce haksızlaşır. ilber ortaylı da orhan pamuk da bu ülke için oldukça önem arz eden isimlerken böyle şeyler okumak beni üzüyor açıkçası.
orhan pamuk, dilini, bazı romanlarında (bkz: yeni hayat) farklı bir şekilde işlemiş olsa da türkçeyi gayet güzel kullanır. ilber ortaylı'nın, pamuk ile kişisel bir münasebeti olabilir.
belki de biz türkçe bilmiyoruzdur sevgili kafa sözlük sakinleri he ne dersiniz?
orhan pamuk, dilini, bazı romanlarında (bkz: yeni hayat) farklı bir şekilde işlemiş olsa da türkçeyi gayet güzel kullanır. ilber ortaylı'nın, pamuk ile kişisel bir münasebeti olabilir.
belki de biz türkçe bilmiyoruzdur sevgili kafa sözlük sakinleri he ne dersiniz?
devamını gör...
yeni nick
150 yaşında olduğumu söylediği için cimer kaydı oluşturmuştum. maddi ve manevi bu iftiranın beni çok zorladığını yazmıştım. hemen aradılar, müebbet ve idam etme arasında çok kararsız kaldık, ne dersiniz diye sordular. idam istedim, hemen idam kararı çıkarıyoruz dediler.
iyi bir insan olduğum için kendisini uyardım, durumu anlattım. birkaç gün önce bana şöyle bir mesaj göndermiş.
" merhaba. hiç uzatmadan konuya giriyorum hocam, 4 çocuğum var, 3 senedir dilendiriyorum, çok iyi randıman aldım şimdiye kadar. çocuklardan ikisi dilenmek için her tür ajitasyon ortamını yaratıyor ve sapsağlam. diğer ikisinin gözlerini askere gitmesinler diye bozdum, 6 numara astigmat. istiyorsan bir imza ile sana vereyim çocukları. ne dersin? boylece aramızda anlaşmış oluruz, kararı bozarız."
böbreksiz şekilde küvetin içinde uyanmak istemeyenler uzak durmalı. tehlikeli bir insan gibi görünüyor. açıkçası çok korktum ben.
bir yazar..
iyi bir insan olduğum için kendisini uyardım, durumu anlattım. birkaç gün önce bana şöyle bir mesaj göndermiş.
" merhaba. hiç uzatmadan konuya giriyorum hocam, 4 çocuğum var, 3 senedir dilendiriyorum, çok iyi randıman aldım şimdiye kadar. çocuklardan ikisi dilenmek için her tür ajitasyon ortamını yaratıyor ve sapsağlam. diğer ikisinin gözlerini askere gitmesinler diye bozdum, 6 numara astigmat. istiyorsan bir imza ile sana vereyim çocukları. ne dersin? boylece aramızda anlaşmış oluruz, kararı bozarız."
böbreksiz şekilde küvetin içinde uyanmak istemeyenler uzak durmalı. tehlikeli bir insan gibi görünüyor. açıkçası çok korktum ben.
bir yazar..
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü rozeti
ücretsiz olmasını beklerdim, 1 karma puanım sonuna kadar helal olsun.
devamını gör...
alfa kuşağı
2010 yılı ve sonrasında doğanların mensubu olduğu kuşak. dijital çağın çocukları.
muhtemelen z kuşağının yoğun eleştirilerine maruz kalacak olan nesil.
muhtemelen z kuşağının yoğun eleştirilerine maruz kalacak olan nesil.
devamını gör...
yazılan entry'nin yoldaş benjamin franklin tarafından beğenilmesi
arada sırada viziteye çıkan başhekim gibi tanımlara bakar, hoşuna gideni beğenir.
yalnız yoldaş başkanın beğendiği tanımlar öyle popüler tanımlar da değil. nereden buluyorsa o kadar tanım içinde gün yüzü görmemiş tanımları beğenir. bir ara benim mavi yengeç tanımımı beğenmiş, onun beğenisi ile o tanım sanki cumhuriyet altını gibi bir değer kazandı.
yalnız yoldaş başkanın beğendiği tanımlar öyle popüler tanımlar da değil. nereden buluyorsa o kadar tanım içinde gün yüzü görmemiş tanımları beğenir. bir ara benim mavi yengeç tanımımı beğenmiş, onun beğenisi ile o tanım sanki cumhuriyet altını gibi bir değer kazandı.
devamını gör...
onca yoksulluk varken
ah bu sophia loren yok mu? bana göre beyaz perdeye en çok yakışan kadın oyuncudur. bir de “scarlett” vardır ki, o konuya hiç girmeyelim.
filme gelelim; kitap uyarlamasıdır.
2020 italya yapımı film. orijinal adı “la vita davanti a sé” dir.
italyanları severim ama sineması pek bana göre değildir. (italya’ya birkaç kez gitmiş biri olarak söylüyorum, sallamıyoz yani.)
yahudi asıllı fransız yazar romain gary’ye ikinci kez goncourt akademisi edebiyat ödülü’nü kazandıran “the life before us” adlı çarpıcı romanın taze bir uyarlamasıdır.(ilk uyarlama 1977 tarihli)
86 yaşındaki sophia loren, madama rosa rolünü giyinip de kamera karşısına geçmiş. daha ne olsun?
konusu; küçük bir çocuk olan momo ile kısa bir süre için bakımını üstlenen madam rosa’nın hikayesidir. film, yahudi soykırımından kurtulan bir kadın ve diğer tarafta ailesini kaybetmiş mülteci bir çocuğun yaşamı üzerine kurgulanmıştır.
bu filme bir alt başlık girmek gerekirse,
“acılar birleştirir” diyebiliriz.
her ne kadar italyan sinemasını çok beğenmeyen biri olarak hem oyuncu hem yönetmen (oğlu ile birlikte) sophia loren farkı, filmi yukarılara taşımayı başarmış.
fazlası spoiler olur. izlerken sıkılma garantilidir ama dram filmi ve gerçek bir yaşam kesiti izleyeceğinizi bilin.
önerilir.
filme gelelim; kitap uyarlamasıdır.
2020 italya yapımı film. orijinal adı “la vita davanti a sé” dir.
italyanları severim ama sineması pek bana göre değildir. (italya’ya birkaç kez gitmiş biri olarak söylüyorum, sallamıyoz yani.)
yahudi asıllı fransız yazar romain gary’ye ikinci kez goncourt akademisi edebiyat ödülü’nü kazandıran “the life before us” adlı çarpıcı romanın taze bir uyarlamasıdır.(ilk uyarlama 1977 tarihli)
86 yaşındaki sophia loren, madama rosa rolünü giyinip de kamera karşısına geçmiş. daha ne olsun?
konusu; küçük bir çocuk olan momo ile kısa bir süre için bakımını üstlenen madam rosa’nın hikayesidir. film, yahudi soykırımından kurtulan bir kadın ve diğer tarafta ailesini kaybetmiş mülteci bir çocuğun yaşamı üzerine kurgulanmıştır.
bu filme bir alt başlık girmek gerekirse,
“acılar birleştirir” diyebiliriz.
her ne kadar italyan sinemasını çok beğenmeyen biri olarak hem oyuncu hem yönetmen (oğlu ile birlikte) sophia loren farkı, filmi yukarılara taşımayı başarmış.
fazlası spoiler olur. izlerken sıkılma garantilidir ama dram filmi ve gerçek bir yaşam kesiti izleyeceğinizi bilin.
önerilir.
devamını gör...
süpervizyon
geceyi bilgi dolu bir entry ile kapatayım bari.
bir terapistin terapiye başlamadan önce kendi sorunlarını çözmek için başka bir terapistten aldığı tedaviye denir.
herhangi birine uygulanan terapi sürecinde terapist kendi kişiliğini terk etmek ve olabildiğince objektif olmak zorundadır. hastaya yaşantısının getirdiği negatif enerjiyi yansıtmamalıdır. eğer bu durum mümkün olamıyorsa meslektaşı olan birinden destek almalıdır. bu duruma da süpervizyon denir. intervizyon'la karıştırılmamalıdır. intervizyon'da akran danışmanlar bulunur ve süpervizyon'un aksine danışman değerlendirmeye alınmaz.
bir terapistin terapiye başlamadan önce kendi sorunlarını çözmek için başka bir terapistten aldığı tedaviye denir.
herhangi birine uygulanan terapi sürecinde terapist kendi kişiliğini terk etmek ve olabildiğince objektif olmak zorundadır. hastaya yaşantısının getirdiği negatif enerjiyi yansıtmamalıdır. eğer bu durum mümkün olamıyorsa meslektaşı olan birinden destek almalıdır. bu duruma da süpervizyon denir. intervizyon'la karıştırılmamalıdır. intervizyon'da akran danışmanlar bulunur ve süpervizyon'un aksine danışman değerlendirmeye alınmaz.
devamını gör...
mahallenin meraklı pencere teyzeleri
nereye gidiyorsun?
-ııı arkadaşıma..
hangi arkadaşın,nerede, annen ne yapıyor?(ayrıntılarıyla anlat)
offf be teyzeler.. acelen vardır yine bağırır arkadan nereye gidiyorsun?
-kalbimin götürdüğü yere...
-ııı arkadaşıma..
hangi arkadaşın,nerede, annen ne yapıyor?(ayrıntılarıyla anlat)
offf be teyzeler.. acelen vardır yine bağırır arkadan nereye gidiyorsun?
-kalbimin götürdüğü yere...
devamını gör...
yazarların öğrenmek istediği dil
içimdeki çocuğun dilini öğrenmek istiyorum ya bazen çok ağlıyor, zırlıyor, boğuk boğuk konuşuyor, ne dediğini anlayamıyorum..
devamını gör...
barsel
11 saat içerisinde 392 adet tanım yapmış, durmak nedir bilmeyen, kırmızı ışıklarda bile gaza basan cesur ve çılgın yazarımız. bu bence bir rekor.
devamını gör...
agora meyhanesi radyo yayını
illa ki farklı gezegenler değil belki de.. her insan başka bir evren değil midir sanki? her farklı bilinçte var olduğumuzda, aslında farklı evrenlerde de var olmuş olmuyor muyuz?
bu akşam siz sevgili yazarlarla birlikte farklı evrenlerin hoş bir buluşması olacak gibi duruyor! ben aşırı heyecanlıyım... yayında görüşmek üzere!*
canlı ve 20:00'da!
bu akşam siz sevgili yazarlarla birlikte farklı evrenlerin hoş bir buluşması olacak gibi duruyor! ben aşırı heyecanlıyım... yayında görüşmek üzere!*
canlı ve 20:00'da!
devamını gör...
kadın filmleri veri tabanı
bir kadın zaferi
devamını gör...
yazarları korkutan unsurlar
param yok. evet param yok tek sıkıntı bu.*
devamını gör...
sen şarkılarını söyle
bir ethan coen ve joel coen filmi.
sabaha karşı üzerime battaniyemi çekerek bir bardak ayran içerek izlediğim * film.
bana yorgunluğun tanımını yap deseler llewyn'in hayatını ve yolda oluşunu anlatırdım. bir spoiler vermek istemiyorum fakat filmde senaryo o kadar düz bir şekilde yazılmış ki, sözümona kompleks yazılan bildungsroman hikayelerdeki yan öyküleri atlayarak izleyiciyi anlatımda hiç yormadan güzel ve akıcı bir anlatım sunmuş.
buradan sonrası tam spoiler olmasa da izlemediyseniz pek bakmanızı tavsiye etmem.
durum filmi olduğu için llewyn isimli işleri bir türlü düzgün gitmeyen, amiyane tabirle 'cünup' diyebileceğimiz bir pub müzisyenin hayatının bir haftalık bölümünü görüyoruz. bu sürede kendisi emeğinin karşılığını alamadığı plak şirketiyle yollarını ayırıp farklı arayışlara yöneliyor. beş parasız olduğu için otosop çekip onun bunun evinde kalıyor, kanepelerde uyuyor falan. bir ara gerçek kesit episodelarındaki "bana iş verin! iş istiyorum iş!" diyen elemen gibi bir noktada delireceğini düşünmüştüm ancak bu kadar başarısızlığa rağmen asla pes etmedi. hep yoruldu. filmin sonun kadar bir şeyler başaracağını düşündüm ama hiçbir baltaya sap olamadı llewyn. bu sebeple sinemada gördüğümüz nadir gerçekçi karakterlerden birisi diyebilirim.
hikaye anlatımı dediğim gibi başarılı. normalde coen biraderler'in filmleri 'giriş - gelişme - sonuç' doğrultusunda ilerler ve bazen yan öykülerle birlikte anlatım zenginleşir. ana hikayeyi yan hikayelerdeki karakterlerin arasında geçen ufak tefek muhabbetlerle öğreniriz. bu filmde direkt bir yerden başlamıyor, bilakis hayatın ortasından bir kesit sunuyor bize. öncesi sonrası yok yani. bu da oldukça realist bir anlatım vermiş filme.
renk tonajları ve color grading filme çok uygun bir ambiyans vermiş. renk paletinde kırmızı tonu göremedim, soğuk mavi bir coloring yapmışlar bu da sahnelerin soluk olmasına neden olmuş. çok da güzel olmuş. llewyn'in hayatında renge yer yok. filmde güneşli hava da yok mesela, sanat yönetmeni bu detaya da fazlasıyla dikkat etmiş.
dekorlar, kostümler vs. de oldukça şahane. filmi izlerken hepimiz 60'ların pesimist sokak havasını koklamışızdır herhalde. apartmanın içindeki dar koridorlar, dinlenme tesisindeki tuvaletler, depo sahneleri vs. tamamıyla dönemin havasına uygun olarak setleşmiş bakın bunu yapmak gerçekten zordur ve yüksek koordinasyon gerektirir.
kamera açıları oldukça güzel. takip kamerasını yolda oldukları sahnede çok iyi kullanmışlar. coen biraderler'in sinematografisi olduğu bir km uzaktan belli oluyor yani. övgülerin çoğunu da llewyn'in john goodman'ın arabasına otostop çekip yolda olduğu sahnelerden almış. arada birbirleriyle ettiği absürt muhabbetler, arabanın içerisinde üşüyen ve yorulan bir çift göz, hikayeye aksiyon içerisindeki hüznü ağza bir parmak bal çalar gibi yapmış. o arabanın içinde ben üşüdüm mesela.
son olarak kedinin metaforik bir obje olduğunu fark etmişsinizdir. kahramanımızın komşusuna musakka yemeye gittiği sahnede yemekten sonra yoğun ısrarlar neticesinde gitarını bir iki tıngırdattığı ve bir şeyler çalmaya zorlandığı anda çıldırması ve kedinin aslında başka kedi olduğunun anlaşılması filmin kırılış sahnesi. o kedi ilk kaçtığı anda bizim karakterin yüzü gülmedi mesela... garibanın yüzü gülür mü oldu resmen..
onun haricinde böyle chill bir film. müzikleri de oldukça güzel, insanı dinginleştirici akustik bir havası var. soğuk bir havada battaniyenin altına girip çok kafa yormadan dingin bir film durum filmi izleyeyim diyorsanız mükemmel bir film. fazla olay, hareket ve kafa karıştırıcı unsur yok. tam bir yol filmi.
bu arada unutmadan: çift prezervatif kullanın.
sabaha karşı üzerime battaniyemi çekerek bir bardak ayran içerek izlediğim * film.
bana yorgunluğun tanımını yap deseler llewyn'in hayatını ve yolda oluşunu anlatırdım. bir spoiler vermek istemiyorum fakat filmde senaryo o kadar düz bir şekilde yazılmış ki, sözümona kompleks yazılan bildungsroman hikayelerdeki yan öyküleri atlayarak izleyiciyi anlatımda hiç yormadan güzel ve akıcı bir anlatım sunmuş.
buradan sonrası tam spoiler olmasa da izlemediyseniz pek bakmanızı tavsiye etmem.
durum filmi olduğu için llewyn isimli işleri bir türlü düzgün gitmeyen, amiyane tabirle 'cünup' diyebileceğimiz bir pub müzisyenin hayatının bir haftalık bölümünü görüyoruz. bu sürede kendisi emeğinin karşılığını alamadığı plak şirketiyle yollarını ayırıp farklı arayışlara yöneliyor. beş parasız olduğu için otosop çekip onun bunun evinde kalıyor, kanepelerde uyuyor falan. bir ara gerçek kesit episodelarındaki "bana iş verin! iş istiyorum iş!" diyen elemen gibi bir noktada delireceğini düşünmüştüm ancak bu kadar başarısızlığa rağmen asla pes etmedi. hep yoruldu. filmin sonun kadar bir şeyler başaracağını düşündüm ama hiçbir baltaya sap olamadı llewyn. bu sebeple sinemada gördüğümüz nadir gerçekçi karakterlerden birisi diyebilirim.
hikaye anlatımı dediğim gibi başarılı. normalde coen biraderler'in filmleri 'giriş - gelişme - sonuç' doğrultusunda ilerler ve bazen yan öykülerle birlikte anlatım zenginleşir. ana hikayeyi yan hikayelerdeki karakterlerin arasında geçen ufak tefek muhabbetlerle öğreniriz. bu filmde direkt bir yerden başlamıyor, bilakis hayatın ortasından bir kesit sunuyor bize. öncesi sonrası yok yani. bu da oldukça realist bir anlatım vermiş filme.
renk tonajları ve color grading filme çok uygun bir ambiyans vermiş. renk paletinde kırmızı tonu göremedim, soğuk mavi bir coloring yapmışlar bu da sahnelerin soluk olmasına neden olmuş. çok da güzel olmuş. llewyn'in hayatında renge yer yok. filmde güneşli hava da yok mesela, sanat yönetmeni bu detaya da fazlasıyla dikkat etmiş.
dekorlar, kostümler vs. de oldukça şahane. filmi izlerken hepimiz 60'ların pesimist sokak havasını koklamışızdır herhalde. apartmanın içindeki dar koridorlar, dinlenme tesisindeki tuvaletler, depo sahneleri vs. tamamıyla dönemin havasına uygun olarak setleşmiş bakın bunu yapmak gerçekten zordur ve yüksek koordinasyon gerektirir.
kamera açıları oldukça güzel. takip kamerasını yolda oldukları sahnede çok iyi kullanmışlar. coen biraderler'in sinematografisi olduğu bir km uzaktan belli oluyor yani. övgülerin çoğunu da llewyn'in john goodman'ın arabasına otostop çekip yolda olduğu sahnelerden almış. arada birbirleriyle ettiği absürt muhabbetler, arabanın içerisinde üşüyen ve yorulan bir çift göz, hikayeye aksiyon içerisindeki hüznü ağza bir parmak bal çalar gibi yapmış. o arabanın içinde ben üşüdüm mesela.
son olarak kedinin metaforik bir obje olduğunu fark etmişsinizdir. kahramanımızın komşusuna musakka yemeye gittiği sahnede yemekten sonra yoğun ısrarlar neticesinde gitarını bir iki tıngırdattığı ve bir şeyler çalmaya zorlandığı anda çıldırması ve kedinin aslında başka kedi olduğunun anlaşılması filmin kırılış sahnesi. o kedi ilk kaçtığı anda bizim karakterin yüzü gülmedi mesela... garibanın yüzü gülür mü oldu resmen..
onun haricinde böyle chill bir film. müzikleri de oldukça güzel, insanı dinginleştirici akustik bir havası var. soğuk bir havada battaniyenin altına girip çok kafa yormadan dingin bir film durum filmi izleyeyim diyorsanız mükemmel bir film. fazla olay, hareket ve kafa karıştırıcı unsur yok. tam bir yol filmi.
bu arada unutmadan: çift prezervatif kullanın.
devamını gör...
24 mart 2021 akp ankara kongresi
geçen gün (bkz: gülse birsel) doğum günü resmi paylaştı. hepsi test olmuş falan filan.
bu (bkz: korona) oyuncuya siyasetçiye bir şey yapmıyor. maşallah onlar bildiğinden şaşmıyor.
www.instagram.com/p/CMfCahQ...
bu (bkz: korona) oyuncuya siyasetçiye bir şey yapmıyor. maşallah onlar bildiğinden şaşmıyor.
www.instagram.com/p/CMfCahQ...
devamını gör...
türkiye'de vahşi hayvanlara hayat hakkı tanınmaması
türkiye'de insanlara bile hayat hakkı tanınmıyor ki.
devamını gör...
kedi
kedi, temiz sevimli ve tatlı hayvandır.
kendilerini öyle sevdirirler ki, ona dokunmak oynamak bile terapi gibi insana keyif verir.
kendilerini öyle sevdirirler ki, ona dokunmak oynamak bile terapi gibi insana keyif verir.
devamını gör...
eşinin sözlükte yazar olması
anonim kalamayanlarda bugün.
aman ben de kalamadım zati. kim var kim yok topladım buraya. yakında mahalle esnafını da çağıracağım tam olacak.
yoklama alıyoruz hadi bakalım sayın yazarın eşi olmayanlar el etsin.
ben değilim.
aman ben de kalamadım zati. kim var kim yok topladım buraya. yakında mahalle esnafını da çağıracağım tam olacak.
yoklama alıyoruz hadi bakalım sayın yazarın eşi olmayanlar el etsin.
ben değilim.
devamını gör...
normal sözlük ayetleri
şüphesiz ki biz her şeyi formata göre yarattık.
devamını gör...