ülkedeki genel durum. insanların mutsuzluğundan utanç haberlerine kadar. şaşkın bir şekilde izliyorum sadece!
devamını gör...

ulan adam üşenmemiş, resimlemiş, oylamış, bilgilendirmiş... emeğe saygı, sana puanım 10.
devamını gör...

tüm ürünlere gelen zam ile asgari ücrete yapılan zam kıyaslandığında, vatandaş sefaletten açlığa terkedilmiştir. not: kuru ekmek yiyebilir tabii.
devamını gör...

"kombiyi kim kapattı?"
-anonim

şaka şaka...

"otobüs gelince atılan sigara gibi yarım sevmeyin insanları, ya sonuna kadar için ya da hiç yakmayın..."
-sadri alışık
devamını gör...

zenginlik kadar insanın başına gelebilecek kötü bir şey olamaz -
yazık ki ne yazık.
t24.com.tr/foto-haber/hulya...
devamını gör...

düşünce yapıma ters düşmeyen, okuyupta ee doğru bu dediğim tanımları beğenerek içine dahil olduğum topluluk. favoriyi gerçekten çok beğendiysem konduruyorum. ama +lama konusunda kasmıyorum kendimi. sanki tanımlarını okuduğum yazarın üzerine ev tapusu geçiyormuş edasında bulunmadığım için sonunda içine dahil olabildiğim şirin mi şirin bir kitle buldum kendime yubbiliyuu.
devamını gör...

hangi medeniyet görmemiş hödük evinde misafir varken açar da televizyon izler asıl soru o.
onun dışında eve girerken evde birisi varsa kapı çalınır sonra anahtarla açılıp eve girilir. ev hali olduğu için önceden haber verilir.
devamını gör...

gitsem nereye kadar, kalsam neye yarar?...
devamını gör...

daha çok itfaiye erlerinde gördüğümüz, zehirli gaz ve dumanlardan korunmak için kullanılan bir maske çeşidi.
devamını gör...

şiirin adı: içimdeki bsen

tür: gilisel kisişim mavrası

kalabalığın kaçınılmaz yalnızlığının tamircisiysem, okunması ve lakin anlaşılması zor olmayan bir kaynak eleştirisine maruz kalıyorsam, kişisel sebeplerden ötürü yaşamaya devam etmek zorundaysam, kendimde değilim demektir.

çiçeklerin dilinde seviyorum demek isterdim seni. senin, bulutların içinde kaybolmak gibiydi gözlerin. senin, denize yada doğaya kaçışın izlerini anımsatan sesinle bakıyorum bu hayata. klişelerin daha bir klişe olduğunu ispatlamak değil derdim. yinede benim toprağımda filizlenmeli senin köklerin. bencilce seviyorum seni her şeyinle kendime dolanıp sıkmalıyım ikimizi bir boğumda. bizde her şey biraz manyakça bütün bir saygımla nefret edebilmem gerek, samimi ve içten bir nefreti herkes hakeder. göğün benzersiz hikayesi gibisin şimdi, geceleri doğuyor gündüzleri kayboluyorsun mevsimlerce sarhoşsun derken bayılıyorsun ve çıplak bir şekilde mağaramda güzelce uyuyorsun.
devamını gör...

astral seyahat
devamını gör...

(bkz: tom ve jerry)
(bkz: şirinler)
(bkz: marsupilami)

ayrıca:
(bkz: anime)
devamını gör...

bitirim jargonuyla verilmiş cevaplar. üsluba bakar mısınız. ülkeyi bu jargonla idare ediyorlar muazzam ya. herkes çukur, herkes kurtlar vadisi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

--- alıntı ---

sevilirken bilmedin mi?
ben söylerken gülmedin mi?
falımızda hasret var
ayrılık var, demedim mi?
anlamazdın, anlamazdın
kadere de inanmazdın
hani sen acı veren
kalpsizlerden, olamazdın
dilerim ki mutlu ol sevgilim
ben olmasam bile, hayat gülsün sana
günahım boynunda
ağlayan bir çift göz, bıraktın arkanda
la la la la la la lay la la la
la la la la la la la lay la la la
la la la la la la la lay la la, la la la la la
kalbim bomboş kaldı sanma
acılar geçer zamanla
aşka tövbe demem ben
görürsün sevince…

--- alıntı --- ayla dikmen'in bu şarkısında hep kendimi bulurum, beni benden alır uzak diyarlara götürür sonra geri bırakıverir..
devamını gör...

dün akşam saatlerinde aklımı kurcalayan ve beni derin hüzünlere gark eden durumdur.

daha önce bir entrymde bahsetmiştim. bilenler bilir, haftaiçi günde 6 saat taksiye çıkıyorum, haftasonu bir gün de, bireysel direksiyon dersi veriyorum. e haliyle arabada podcasttir, radyo tiyatrosudur dinleyecek çok fazla vaktim oluyor. akşamleyin kumkapı'da bir tane adam bindi taksiye ama nasıl içmiş. iki saat boyunca adamla ücret pazarlığı yaptık. adam elindeki parayı saymayı bile beceremiyor. neyse bunu indirdim bu sefer de başka bir herif bindi. biliyorsunuz dostlar, biz türk halkında hemşeri çıkıp faturayı indirmeye çalışma teşebbüsü bulunmaktadır. tıpkı gözlerini hayata yeni açmış bir süt buzağısının, annesini görür görmez içgüdüsel olarak memesine yapıştığı gibi, karşımızdaki hizmet verenle ahbap-akraba-kanki çıkmaya çalışır ve bir güzellik bekleriz. bereket versin bu işbu hemşericilik olgusu, oldukça işe de yarar. neyse bu herifçioğlu bana soruyor "nerelisin abi?" diye. bir elimle direksiyon sallarken adama dönüp "çorum" dedim. "neresinden?" diye sordu bu sefer. "sungurlu'dayız" dedim. "aa yapma be benim anne tarafı da sungurlu" dedi. gözlerinde zafer kazanmak üzere olan bir roma'lı general parıltısı görünüyordu. boncuk boncuk terledim ama bunu fark ettirmiyordum. çünkü aynı köylü çıkarsak -ki bu sıklıkla başıma geliyordu- ona cüzi bir indirim yapmak zorundaydım. hayatımda çorum'lu olmanın bana bu kadar maliyetli olduğunu bilseydim, gider istanbul'da doğardım anasını satim. tam da bu esnada anneannemin emekli maaşını tek maça yatırmış olup, tek golden yatmanın ezikliği ve kaybetmişliği içinde friedrich engels'in çarlık rusya proleteryası hakkındaki devrimsel düşünceleriyle, hegel'in diyalektiğinin günümüzde işlevselliğinin, geçerliliğinin ne kadar azaldığını düşünüp hayıflandım.

bütün bunlar birkaç saniye içinde olmuştu.

"abi daldın gittin??" dedi hafif sırıtarak. zeki demirkubuz filmi boş bakışı atmıştım önümdeki yola lan. neyse.

"akçındılılar köyündeniz aslanım" dedim.
"harbi mi abi? biz de oradanız. gavurgillerin necip'i tanıyon mu?" diye sordu.
bir süre sessizlik oldu. "iyi adamlı rahmetli" dedim. derin bir nefes vermiştim. adam uzun uzun necip'in köyden kente göçtüğünde yaşadığı zorluklardan bahsetti. ilgimi çekmeyen konuları dinliyormuş gibi yapma huyum vardır. bu muhabbet de ilgimi çekmediği için kulağım kendisindeymiş gibi yaptım. necip'in falanca kişiyi vurup 6 yıl içerde yattığı kısımdan sonrasını dinlemedim. karşındaki kişiye "özet geç p.ç!" de diyemiyorsunuz. ben hayatımda geçen her bir saniyeye değer veriyorum. yavaş konuşan, boş konuşan insanlardan nefret ederim. özellikle mıy mıy mıy konuşan kişilerden... bir keresinde tüyap fuarında ilber ortaylı'yı görmüştüm. adamla ayaküstü iki sohbet ettik. hayatımın en acılı 15 dakikasıydı. yıllarca hep youtube'da 1,75x hızda izlediğim için, ilber hoca'nın gerçek konuşmasını görünce bir şok yaşadım. ceketinin üzerindeki düğmelere basmak istedim belki hızlanır diye.

neyse. adama cüzi bir fiyat indirimi yaptım. yolculuğun son saniyelerinde trt radyo'da picasso'dan bahseden bir sanat konuşması oldu. yanımdaki delikanlı "abi bu picasso da büyük adam hee. biz bu monami pastel boyalarla bir b.k çizemiyoruz afedersin, adam neler neler yapmış yav." dedi gülerek. aynı şekilde "sanki onların zamanında 24'lü pastel boya vardı haha" dedim. sonra vücudum birdenbire kaskatı kesildi ve ani fren yapıp yoldan çıkmamak için e-5'te yana çektim. "abi noldu hayırdır yav?" dedi. yok bir şey dedim derin bir nefes vererek. burada inmen gerekiyor. çocuk oracıkta neye uğradığını şaşırdı. toprakları büsbütün rus çarı tarafından el konulmuş st. petersburg köylüsü gibi suratıma mel mel, hüzünle baktı. para filan istemedim ondan doğruca eve sürdüm. esra'dan bilgisayarımı, sanat tarihi kitaplarımı ve avrupa gezisi notlarımı evin mahzenindeki gizli bölmeye sakladığım yerden çıkarmasını istedim. şifre ne diye sordu whatsapp'tan. "doğru.." diye söylendim içimden. esra'ya hiç kasanın şifresini söylememiştim. sonra ekledi: "tamam buldum 1453'müş". bulmasına şaşırmıştım doğrusu. esra zeki bir kız, o'nu bu yüzden seviyorum.

neyse eve girer girmez üstümü bile çıkarmadan (arabanın anahtarını bile kontakta bırakmışım telaştan, esra almış) direkt olarak bilgisayarın başına geçtim. esra, gözleri parıl parıl bana bakıyordu. üzerindeki hal o kadar kırılgandı ki, bir müddet dönemedim. google'da picasso'nun yaşantısını forumlarda araştırdım.

monami, 1960 yılında kurulmuş bir kırtasiye ürünleri markası.
pablo picasso 1973 yılında ölmüş.
monami güney kore menşeili bir şirket. fakat ne zaman pastel boya ürettiği ile alakalı kesin bir tarih yok. tabii burada dış ticaret yaptığı süre de önemli. picasso yaşamının son yıllarında fransa'da bulunmuş. fransa'da o yıllarda monami boya reklamı ile alakalı herhangi bir veriye ulaşamadım. picasso müzesinin sanal olarak gezdim fakat son yaşlılık dönemindeki kübist çalışmaları dışında herhangi bir veri de yok açıkçası. kafamdaki soru işaretlerini bitirmek için picasso'nun yanındaki asistanı madamoiselle gertrurde'a bir telefon açtım. telefon çalarken, saat farkını hesaplayamadığım için geç bir saatte aramış olduğumu fark ettim. kadın açtı. takma dişlerini taktığını ağzından gelen "locukss" sesiyle anladım. "elloo , qui es-tu?" diye kim olduğumu sordu. "esköze moğa madmozel" diyerek kendimi tanıttım kısa bir konuşma oldu. telefonu kapatırken "mösyö ünal lütfen beni böyle saçma suallerle meşgul etmeyiniz. öyle bir durum olsaydı haberim olurdu. iyi geceler" dedi. o anda cevabını almış ve rahatlamıştım. odaya şöyle bir göz gezdirdiğimde panoda tıpkı dedektiflerin suç ağını kafasına oturtmak için koyduğu birtakım şahıs fotoğrafları ve cümlecikler gibi picasso ve monami kurucusu, madamoiselle gertrude'un fotoğrafları ve birbirleri ile arasındaki ilişki çizgileri vardı. "napıyorum lan ben!!" dedim kendi kendime. bu ben olamazdım. ama kafamdaki bir soru işaretini giderdim. bu soru işareti ile değil uyuyabilmek, bir lokmayı bile rahatlıkla yiyemezdim.

nasıl olur da sanata bu kadar etki etmiş, halen daha imtinayla eserler üretilen kübizm akımının babası olan picasso, yaşamının hiçbir döneminde monami 24'lü boya seti almamış olabilir lan? bu boya hani bir dönem herkeste, bir şekilde vardı? bazı olayları kafamızda kurgulamamalıymışız demek ki, hayatta her şey olabilirmiş.
devamını gör...

kaşarlı tost
sadece tereyağlı mantı
kıymalı makarna
çekirdek
pizza
hamburger
devamını gör...


”peki, insanlar nerde?” dedi küçük prens. ” insan kendisini çölde çok yalnız hissediyor.’’ ‘’insanların içinde de öyle hissedersin’’ dedi yılan. ”arada pek fark yoktur.”
devamını gör...

küfür edin, daha az rahatsız edici olacaktır.
devamını gör...

ev sahibimiz yeni evli çift olduğu için şimdilik duymayacağımız yalan.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim