şaka maka normal sözlük'ün dünya sözlük'ü bitirmesi
sözlüklerin karşılaştırılması taraftarı değilim. her sözlüğün kendine has formatı/kuralları vardır. herkes düşüncesini özgürce dile getirebilir, formata aykırı olmadığı sürece. kıyaslama yaparak bir şeyleri ispat etmek ya da ayrıştırmaya çalışmak anlamsız kesinlikle. umarım karşılaştırmayı bırakıp her sözlüğün kendine ait sistemini kabullenip, rakip olmadığımızın gerçeğinin farkına varırsınız.
devamını gör...
faydalı mobil uygulamalar
penzu : "günlük tutmak isteyenler için"...
news in levels : "ingilizce makale okuma ihtiyacınızın tamamını karşılar."
quizlet : " istenilen yabancı dilde kelime listeleri oluşturmanıza izin vererek, ezberlemeye olanak sağlar."
idiom : " ingilizce makale, ingilizce altyazılı video ve ingilizce kitap barındıran kullanılası bir diğer app..."
monthly food : " içinde bulunduğunuz "ay" hangi sebze,meyve ve balık yenmeli şeklinde öneriler barındırır."
my noises : " virtual deniz, orman, yağmur, kuş sesleri vs barındıran uygulama, uyumadan önce, kitap okurken ya da alarm olarak ayarla seçenekleriyle keyifli zamanlar geçirmenize yardımcı olabilir."
news in levels : "ingilizce makale okuma ihtiyacınızın tamamını karşılar."
quizlet : " istenilen yabancı dilde kelime listeleri oluşturmanıza izin vererek, ezberlemeye olanak sağlar."
idiom : " ingilizce makale, ingilizce altyazılı video ve ingilizce kitap barındıran kullanılası bir diğer app..."
monthly food : " içinde bulunduğunuz "ay" hangi sebze,meyve ve balık yenmeli şeklinde öneriler barındırır."
my noises : " virtual deniz, orman, yağmur, kuş sesleri vs barındıran uygulama, uyumadan önce, kitap okurken ya da alarm olarak ayarla seçenekleriyle keyifli zamanlar geçirmenize yardımcı olabilir."
devamını gör...
sapçı
çok zor bir meslektir.
makine sapları ile el emeği saplar aynı olmuyor.
el emeği olanlar her zaman daha sağlam oluyorlar.
makine sapları ile el emeği saplar aynı olmuyor.
el emeği olanlar her zaman daha sağlam oluyorlar.
devamını gör...
in july
çocuk aklımla izleyip bağlandığım,ara ara açıp kendimi ödüllendirdiğim bir fatih akın filmi.
başrollerde moritz bleibtreu(köfte dudak daniel), christiane paul(juli), mehmet kurtuluş ve idil üner yer alıyor.
yol filmlerini sevmeye başlama nedenimdir aynı zamanda.
her sahnesi ayrı güzeldir.
film müzikleriyle de övgüyü hakediyor.
(bkz: chris isaac-blue moon)
(bkz: idil üner-güneşim)
başrollerde moritz bleibtreu(köfte dudak daniel), christiane paul(juli), mehmet kurtuluş ve idil üner yer alıyor.
yol filmlerini sevmeye başlama nedenimdir aynı zamanda.
her sahnesi ayrı güzeldir.
film müzikleriyle de övgüyü hakediyor.
(bkz: chris isaac-blue moon)
(bkz: idil üner-güneşim)
devamını gör...
her şeyi arkada bırakıp ülkeyi terk etmek
korona sağ olsun artık kafamıza esip son noktaya geldiğimizde bile hayalini kuramadığımız eylem.
devamını gör...
spotify
ortaklaşa müzik listeleri oluşturma özelliğine de sahiptir. çok nazlı bir sitesi ve uygulaması vardır.
devamını gör...
madalyası olmayan bir yazarı ciddiye almak
madalyası olmayan bir editörü ciddiye almak gibidir, ama almayabilirsiniz de tabii.*
devamını gör...
cinayet
hakkında şuan paragraflarca yazılar yazılabilecek bir başlık. tanımı bir kişinin hayatına başka birinin son vermesi olayıdır. bana göre kimsenin bunu yapmaya hakkı yok. herkes yaşamayı hakediyor, kişi ne kadar kötü olsada ölmeyi haketmez. hiçbir şeyin cezası ölüm olmamalı. bazen haberleri izlerken toplum tarafından onaylanmayan işler yapan kişilerin öldürüldüğünü görüyoruz. ve bazen ben de dahil çoğu insanın ağzından "oh iyi olmuş, daha beter olsun..." gibi cümleler kaçabiliyor. aslında düşününce çok yanlış. tamam o kötü işlere bulaştı ama cezasını vermek bize mi kaldı?
benim cinayet olayına farklı bir bakış açım var. birini öldürmek için illa onun hayati fonksiyonlarının sonlanması gerekmiyor zannımca. bir insanı kendi içinizde sessizce öldürebilirsiniz ve katili de siz olursunuz. ama bu cinayet masumdur, suçsuzdur.
“biliyor musun, insanları öldürüyorum portuga.”
“bunu nasıl yapıyorsun zeze?”
“onları unutarak.”
– şeker portakalı / josé mauro de vasconcelos.
benim cinayet olayına farklı bir bakış açım var. birini öldürmek için illa onun hayati fonksiyonlarının sonlanması gerekmiyor zannımca. bir insanı kendi içinizde sessizce öldürebilirsiniz ve katili de siz olursunuz. ama bu cinayet masumdur, suçsuzdur.
“biliyor musun, insanları öldürüyorum portuga.”
“bunu nasıl yapıyorsun zeze?”
“onları unutarak.”
– şeker portakalı / josé mauro de vasconcelos.
devamını gör...
lady d'arbanville
cat stevens'in albümünde dinlediğimiz, hüznü hissettiren ve bence en sevilen şarkısıdır. bu kadar çok dokunan bir başka şarkı mı? henüz tanışmadım.
cat stevens'in, sevgilisi patti d’arbanville’in ölümü üzerine yazdığı bilinmekte, öyle anlatılır. işten eve döndüğü bir akşam yatakta uzanmış olan sevgilisinin yanına gidip saçlarını okşayarak konuşmaya başlayan ama cevap alamayan stevens'in yaşadığı inkarı, acıyı ve hüznünü dizelerinden iliklerinize kadar hissediyor olacaksınız.
şarkı için:
sözleri için:
my lady d’arbanville, why do you sleep so still?
kadınım d’arbanville, neden bu kadar hareketsiz uyuyorsun?
ı’ll wake you tomorrow
seni yarın uyandıracağım
and you’ll be my fill, yes, you will be my fill
ve sen benim eşim olacaksın, evet, eşim olacaksın
my lady d’arbanville, why does it grieve me so?
kadınım d’arbanville, neden beni böylesine kederlendiriyor?
but your heart seems so silent
ama kalbin çok sakin görünüyor
why do you breathe so low, why do you breathe so low?
neden böylesine yavaş nefes alıyorsun, neden böylesine yavaş nefes alıyorsun?
my lady d’arbanville, why do you sleep so still?
kadınım d’arbanville, neden bu kadar hareketsiz uyuyorsun?
ı’ll wake you tomorrow
seni yarın uyandıracağım
and you’ll be my fill, yes, you will be my fill
ve sen benim eşim olacaksın, evet, eşim olacaksın
my lady d’arbanville, you look so cold tonight
kadınım d’arbanville, öyle soğuk görünüyorsun ki bu gece
your lips feel like winter
dudakların sanki kışı andırıyor
your skin has turned to white, your skin has turned to white
derin beyaza dönmüş, derin beyaza dönmüş
my lady d’arbanville, why do you sleep so still?
kadınım d’arbanville, neden bu kadar hareketsiz uyuyorsun?
ı’ll wake you tomorrow
seni yarın uyandıracağım
and you’ll be my fill, yes, you will be my fill
ve sen benim eşim olacaksın, evet, eşim olacaksın
la la la la la…
my lady d’arbanville, why do you grieve me so?
kadınım d’arbanville, neden beni böylesine kederlendiriyorsun?
but your heart seems so silent
(i: ama kalbin çok sakin görünüyor
why do you breathe so low, why do you breathe so low?
neden böylesine yavaş nefes alıyorsun, neden böylesine yavaş nefes alıyorsun?
ı loved you my lady, though in your grave you lie
seni sevdim kadınım, içinde yattığın mezara rağmen
ı’ll always be with you
daima seninle olacağım
this rose will never die, this rose will never die
bu gül hiç solmayacak, bu gül hiç solmayacak…
ne kadar gerçekçi bir tasvir olduğu konusunda dinleyenler hemfikirdir. ama asıl ilginç olan, bu kadar gerçekçi bir anlatımın aslında bir fiziksel değil ruhsal bir yaşanmışlığa dayanmış olmasıdır. yani hikayemizin baş karakteri olan oyuncu patti d’arbanville aslında ölmemiştir; cat stevens yaşadığı ruhsal acıyı ne kadar derinden hissediyorsa o kadar gerçek yaşamış ve bize de bunu yaşatmıştır. şarkıyı dinleyenlerin tepkileri benim yazının başında verdiğim tepki gibi "ah, vah, tüh.." olunca ve türlü efsaneler dolanmaya başlayınca patti d’arbanville bir röportaj vermek durumunda kalmıştır:
"cat stevens’ın değişken ruh halinin üstüne bir de patti’nin oyunculuğu için sürekli gezmeleri eklenince bu ilişkinin uzun olamayacağı anlaşılır. londra’da olduğu sürece cat’in yanında kalan patti, kendini sürekli new york’ta veya paris’te bulur. 1 yılın üzerinde geçirdikleri bir ilişkinin sonunda patti d’arbanville, kendisi hakkında yazılmış bu şarkıyı radyoda dinler. ilişkilerinin böylece bittiğini anlamış olur. verdiği bir röportajda şarkıyla alakalı şunları söylemiştir:
"steven, o şarkıyı new york’a gittiğim bir zamanda yazmıştı. sadece bir aylığına gitmiştim. bu dünyanın sonu değildi, değil mi? fakat o gitti, “lady d’arbanville, neden böyle sakin uyuyorsun” diye bir şarkı yazdı. şarkı benim ölümümle alakalı. yani onun için new york’ta olmam tabutta yatmamla aynı şeydi. bu şarkıyı yazdı, çünkü beni özlemişti, üzülüyordu. bu gerçekten üzücü bir şarkı… şarkıyı duyduğumda ağladım, ilişkinin bittiğini biliyordum çünkü."
sevdiğini kaybetmek mi? hiçbir formu kolay değil, bilemiyorum.. her şeye rağmen hala dünyanın en iyi şarkılarından biri benim için lady d’arbanville.
cat stevens'in, sevgilisi patti d’arbanville’in ölümü üzerine yazdığı bilinmekte, öyle anlatılır. işten eve döndüğü bir akşam yatakta uzanmış olan sevgilisinin yanına gidip saçlarını okşayarak konuşmaya başlayan ama cevap alamayan stevens'in yaşadığı inkarı, acıyı ve hüznünü dizelerinden iliklerinize kadar hissediyor olacaksınız.
şarkı için:
sözleri için:
my lady d’arbanville, why do you sleep so still?
kadınım d’arbanville, neden bu kadar hareketsiz uyuyorsun?
ı’ll wake you tomorrow
seni yarın uyandıracağım
and you’ll be my fill, yes, you will be my fill
ve sen benim eşim olacaksın, evet, eşim olacaksın
my lady d’arbanville, why does it grieve me so?
kadınım d’arbanville, neden beni böylesine kederlendiriyor?
but your heart seems so silent
ama kalbin çok sakin görünüyor
why do you breathe so low, why do you breathe so low?
neden böylesine yavaş nefes alıyorsun, neden böylesine yavaş nefes alıyorsun?
my lady d’arbanville, why do you sleep so still?
kadınım d’arbanville, neden bu kadar hareketsiz uyuyorsun?
ı’ll wake you tomorrow
seni yarın uyandıracağım
and you’ll be my fill, yes, you will be my fill
ve sen benim eşim olacaksın, evet, eşim olacaksın
my lady d’arbanville, you look so cold tonight
kadınım d’arbanville, öyle soğuk görünüyorsun ki bu gece
your lips feel like winter
dudakların sanki kışı andırıyor
your skin has turned to white, your skin has turned to white
derin beyaza dönmüş, derin beyaza dönmüş
my lady d’arbanville, why do you sleep so still?
kadınım d’arbanville, neden bu kadar hareketsiz uyuyorsun?
ı’ll wake you tomorrow
seni yarın uyandıracağım
and you’ll be my fill, yes, you will be my fill
ve sen benim eşim olacaksın, evet, eşim olacaksın
la la la la la…
my lady d’arbanville, why do you grieve me so?
kadınım d’arbanville, neden beni böylesine kederlendiriyorsun?
but your heart seems so silent
(i: ama kalbin çok sakin görünüyor
why do you breathe so low, why do you breathe so low?
neden böylesine yavaş nefes alıyorsun, neden böylesine yavaş nefes alıyorsun?
ı loved you my lady, though in your grave you lie
seni sevdim kadınım, içinde yattığın mezara rağmen
ı’ll always be with you
daima seninle olacağım
this rose will never die, this rose will never die
bu gül hiç solmayacak, bu gül hiç solmayacak…
ne kadar gerçekçi bir tasvir olduğu konusunda dinleyenler hemfikirdir. ama asıl ilginç olan, bu kadar gerçekçi bir anlatımın aslında bir fiziksel değil ruhsal bir yaşanmışlığa dayanmış olmasıdır. yani hikayemizin baş karakteri olan oyuncu patti d’arbanville aslında ölmemiştir; cat stevens yaşadığı ruhsal acıyı ne kadar derinden hissediyorsa o kadar gerçek yaşamış ve bize de bunu yaşatmıştır. şarkıyı dinleyenlerin tepkileri benim yazının başında verdiğim tepki gibi "ah, vah, tüh.." olunca ve türlü efsaneler dolanmaya başlayınca patti d’arbanville bir röportaj vermek durumunda kalmıştır:
"cat stevens’ın değişken ruh halinin üstüne bir de patti’nin oyunculuğu için sürekli gezmeleri eklenince bu ilişkinin uzun olamayacağı anlaşılır. londra’da olduğu sürece cat’in yanında kalan patti, kendini sürekli new york’ta veya paris’te bulur. 1 yılın üzerinde geçirdikleri bir ilişkinin sonunda patti d’arbanville, kendisi hakkında yazılmış bu şarkıyı radyoda dinler. ilişkilerinin böylece bittiğini anlamış olur. verdiği bir röportajda şarkıyla alakalı şunları söylemiştir:
"steven, o şarkıyı new york’a gittiğim bir zamanda yazmıştı. sadece bir aylığına gitmiştim. bu dünyanın sonu değildi, değil mi? fakat o gitti, “lady d’arbanville, neden böyle sakin uyuyorsun” diye bir şarkı yazdı. şarkı benim ölümümle alakalı. yani onun için new york’ta olmam tabutta yatmamla aynı şeydi. bu şarkıyı yazdı, çünkü beni özlemişti, üzülüyordu. bu gerçekten üzücü bir şarkı… şarkıyı duyduğumda ağladım, ilişkinin bittiğini biliyordum çünkü."
sevdiğini kaybetmek mi? hiçbir formu kolay değil, bilemiyorum.. her şeye rağmen hala dünyanın en iyi şarkılarından biri benim için lady d’arbanville.
devamını gör...
normal sözlük'e giriş serüveni
rüyamda turuncu sakallı bir dede kafama sözlük atmıştı. google'dan bunun ne anlama geldiğini araştırırken burayı buldum.
devamını gör...
yaşama hevesini yitiren insan
depresyonda olması muhtemeldir. hafife alınmaması gerekir, psikoloğa gitmelidir.
devamını gör...
2000'lere damga vurmuş dillerden düşmeyen şarkılar
gir kanıma!
hani bekarlık "sultantık" derdin
yetti canıma!
yaşarım ben senle, gir kanıma
hani bekarlık "sultantık" derdin
yetti canıma!
yaşarım ben senle, gir kanıma
devamını gör...
bir ömür nasıl heba edilir sorunsalı
kadere karşı gelmeye çalışarak ya da boşa kürek çekerek diyebilirim. olmuyorsa olmuyordur...
devamını gör...
yulaf kullanılan güzel tarifler
mozaik pasta.
3 tane olgun muz çatalla ezilir. 2 yemek kaşığı kakao, 1 yemek kaşığı bal, 1 su bardağı yulaf, isteğe göre ceviz eklenir. streç filme sarılıp buzluğa atılır. sonra çıkarıp kesip yiyebilirsiniz. afiyet olsun.
3 tane olgun muz çatalla ezilir. 2 yemek kaşığı kakao, 1 yemek kaşığı bal, 1 su bardağı yulaf, isteğe göre ceviz eklenir. streç filme sarılıp buzluğa atılır. sonra çıkarıp kesip yiyebilirsiniz. afiyet olsun.
devamını gör...
belgeselci vicdansızlığı
belgeselci tanıktır. o yüzden görevini yerine getirdiği için vicdansızlıkla itham edilmez.
doğa yasalarına müdahale de şefkat göstermek değildir üstelik, sadece hadsizliktir. ceylan, aslanın avıdır, doğum ölümün başlangıcıdır, en temel yasaya müdahale etme çabası en fazla çocuksu bir iyi niyettir gülümsetir.
doğa yasalarına müdahale de şefkat göstermek değildir üstelik, sadece hadsizliktir. ceylan, aslanın avıdır, doğum ölümün başlangıcıdır, en temel yasaya müdahale etme çabası en fazla çocuksu bir iyi niyettir gülümsetir.
devamını gör...
karsu dönmez
insanlara bir şarkının nasıl farklı yorumlanabileceğini gösteren sanatçı.
sayesinde jest oldu dinleyebilir hale geldik.
bu benzerliği açısından bir diğer sanatçı için (bkz: lin pesto)
sayesinde jest oldu dinleyebilir hale geldik.
bu benzerliği açısından bir diğer sanatçı için (bkz: lin pesto)
devamını gör...
zenginlik belirtileri
fiyatına bakmadan her çeşit extra kahvaltılıktan satın almak.
devamını gör...
amalgam diş dolgusu
gümüş tozu, civa ve kalay metallerinin karışımı ile elde edilen, kolay işlenip şekillendirilen, çok kısa sürede kullanıma hazır hale gelen, uzun ömürlü diş dolgu malzemesidir. özellikle civanın sağlık üzerine olumsuz etkileri düşünülerek ab ülkelerinde belli yaş altı gruplar ve hamilelerde kullanımı yasaklanmıştır.
ülkemizde dr. suat arusan kullanımının karşısında duran uzmanlardan biridir. gerek kullanımı sırasında, gerekse ömrünü tamamladığında dişten sökümü esnasında zerrecikler halinde vücuda alınan civanın, mide ve bağırsağa yerleştiğini, hamilelikte fetusa geçtiğini, yıllarca vücuttan atılamadığını, kullanımının yasaklanması gerektiğini savunmaktadır.
ülkemizde dr. suat arusan kullanımının karşısında duran uzmanlardan biridir. gerek kullanımı sırasında, gerekse ömrünü tamamladığında dişten sökümü esnasında zerrecikler halinde vücuda alınan civanın, mide ve bağırsağa yerleştiğini, hamilelikte fetusa geçtiğini, yıllarca vücuttan atılamadığını, kullanımının yasaklanması gerektiğini savunmaktadır.
devamını gör...
rocky
1976 yapımı abd filmi. 10 dalda oscar ödülüne aday gösterilip, en iyi film, en iyi yönetmen ve en iyi kurgu dallarında bu ödülü kazanmıştır.
o zamanlar hiç tanınmayan bir aktör olan sylvester stallone 'nin aynı zamanda senaryosunu yazdığı ve başrolünde oynadığı film, işsiz ve parasız biri olan rocky balboa 'nın hikayesini anlatmaktadır.
--! spoiler !--
boş zamanlarında amatör boks yapan rocky, gündüzleri değişik işlerde çalışmakta, geçimini zar-zor sağlamaktadır. adrian adlı bir kızla tanışan rocky, onunla evlenmek için daha çok para kazanması gerektiğini düşünmektedir. bu sıralarda, parlak bir boksör olan apollo creed, gösteri maçı yapacak bir boksör aramaktadır. amacı, ringde kolayca pataklayacağı birini bulup, azalmaya başlayan şöhretini tekrar kazanmaktır. ancak, rocky ile yaptığı bu boks maçı, hiç beklemediği bir şekilde gelişir. boks maçı, rocky 'nin sefaletten kurtulma maçıdır.
--! spoiler !--
aslında basit bir boks filmi gibi gözükse de, alt metninde müthiş sosyolojik sorgulamalar yapan bir filmdir. hayatın herkese eşit davranmadığı, hayallerine ulaşabilmek için çok çalışmak gerektiği ancak bazen ne kadar çok çalışsan da bazı şeylere ulaşamayacağın gerçeğini anlatmaya çalışan film, bence tüm zamanların en iyi spor konulu filmidir.
2. ve 3. filminde idare eden, 4. filmle dönemin soğuk savaş unsurlarını, final de biraz da barış unsurlarını ön plana çıkartıp sunarak ve izleyiciye heyecan katarak, 5. ve 6. filmlerde ise sadece gişe filmi özelliğine kavuşan rocky, her sinemaseverin arşivinde bulunması, arada bir açıp izlenmesi gereken bir filmdir.
o zamanlar hiç tanınmayan bir aktör olan sylvester stallone 'nin aynı zamanda senaryosunu yazdığı ve başrolünde oynadığı film, işsiz ve parasız biri olan rocky balboa 'nın hikayesini anlatmaktadır.
--! spoiler !--
boş zamanlarında amatör boks yapan rocky, gündüzleri değişik işlerde çalışmakta, geçimini zar-zor sağlamaktadır. adrian adlı bir kızla tanışan rocky, onunla evlenmek için daha çok para kazanması gerektiğini düşünmektedir. bu sıralarda, parlak bir boksör olan apollo creed, gösteri maçı yapacak bir boksör aramaktadır. amacı, ringde kolayca pataklayacağı birini bulup, azalmaya başlayan şöhretini tekrar kazanmaktır. ancak, rocky ile yaptığı bu boks maçı, hiç beklemediği bir şekilde gelişir. boks maçı, rocky 'nin sefaletten kurtulma maçıdır.
--! spoiler !--
aslında basit bir boks filmi gibi gözükse de, alt metninde müthiş sosyolojik sorgulamalar yapan bir filmdir. hayatın herkese eşit davranmadığı, hayallerine ulaşabilmek için çok çalışmak gerektiği ancak bazen ne kadar çok çalışsan da bazı şeylere ulaşamayacağın gerçeğini anlatmaya çalışan film, bence tüm zamanların en iyi spor konulu filmidir.
2. ve 3. filminde idare eden, 4. filmle dönemin soğuk savaş unsurlarını, final de biraz da barış unsurlarını ön plana çıkartıp sunarak ve izleyiciye heyecan katarak, 5. ve 6. filmlerde ise sadece gişe filmi özelliğine kavuşan rocky, her sinemaseverin arşivinde bulunması, arada bir açıp izlenmesi gereken bir filmdir.
devamını gör...
sözlük mağazası bahar indirimleri
olmaması gerekendir. zira ''büyük karma puan buhranı'' yaşandığında benim gibi yatırımcılar, bundan zarar görecektir. bildiğiniz üzere, yazarlar karma puanlarını hunharca harcıyor. rozetler, renkli kullanıcı adları, kişisel iletiler falan. ağustos böceği misali vur patlasın çal oynasın kafasındalar. bir yerden sonra herkes 1 karma puanın bile peşine düşmeye başlayacak. millet birbirini ezecek. işte o vakit geldiğinde, benim gibi karma puan biriktiren, zerresine bile dokunmayan yatırımcılar için fırsat kapısı açılmış olacak. karma puan tefeciliği sayesinde hayatımızı idame ettirebileceğiz. sabırsızlıkla buhran günlerinin gelişini bekliyoruz. vahşi kapitalizm sen çok yaşa!
devamını gör...