göbeği açık kıyafet modası
kaslı erkeklere çok yakışıyor. devam beyler.
devamını gör...
the blues brothers
olağanüstü güzel bir filmdir ve bazen birçok hayatı kısacık bir replik ile anlatır.
devamını gör...
spor yapmayan kadın
kaslarını, ömrünün sonuna kadar aynı kalitede kullanmak isteyen, bedenini boşu boşuna yormak istemeyen, amaçsız yürüyüş bile yapmayan, asansör kullanmayan, ev işini spor olarak gören kadındır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...
normal sözlük - yedikule hayvan barınağı yardım kampanyası
çok mutlu oldum bir daha aynı şekilde yardım yapmak ısterlerse inci ablaya destek vermelerini ümit ediyorum.
devamını gör...
reddettiği erkeğe nasılsın diye mesaj atan kadın
bu tarz başlıkların kendisi hiçbir dönem bu şekilde mesaj atan bir kadın olmamış birileri tarafından açılmış olması da hayli ironik geliyor.
moral bozukluğu, can sıkıntısı, çikolata yemek bu mesajı atan bir kadını niteleyen yegane haller değildir ki. bir kadın reddettiği erkeğe raddetme sebeplerine de bağlı olarak zaman zaman dönmek isteyebilir. bazen istemeye istemeye reddetmek durumunda da kalınabilir. kaldı ki bu sadece kadınlar için de geçerli değildir pekala erkekler de bunları yaşayabilir. neticede insanlık halleridir, kadınların hormonal değişimlerine atıfta bulunmak üstelik bunları şımarıkça tavırlarmış gibi nitelemek bir parça bayağı durmuş.
ille de tanımlayalım dersek; muhtemelen pek çok kadının(hatta erkeğin, erkeklerde erkekleri reddedip nasılsın diye mesaj atabilirler) yaşayabileceği gayet tabii bir insanlık halidir.
moral bozukluğu, can sıkıntısı, çikolata yemek bu mesajı atan bir kadını niteleyen yegane haller değildir ki. bir kadın reddettiği erkeğe raddetme sebeplerine de bağlı olarak zaman zaman dönmek isteyebilir. bazen istemeye istemeye reddetmek durumunda da kalınabilir. kaldı ki bu sadece kadınlar için de geçerli değildir pekala erkekler de bunları yaşayabilir. neticede insanlık halleridir, kadınların hormonal değişimlerine atıfta bulunmak üstelik bunları şımarıkça tavırlarmış gibi nitelemek bir parça bayağı durmuş.
ille de tanımlayalım dersek; muhtemelen pek çok kadının(hatta erkeğin, erkeklerde erkekleri reddedip nasılsın diye mesaj atabilirler) yaşayabileceği gayet tabii bir insanlık halidir.
devamını gör...
ilkokuldan akılda kalanlar
övünmek gibi olmasın ama öğretmenlerim yazım çok güzel olduğu için defterden koparıp panoya asarlardı.
tanım: ilkokuldan aklımızda kalan şeyleri paylaştığımız başlıktır.
tanım: ilkokuldan aklımızda kalan şeyleri paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...
normal sözlük üyesi olmanın avantajları
hiç tanımadığınız bir insanın size günaydın demesidir.
günaydın dostum. kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası kolay gelsin şimdiden.
edit: lan o günaydın o demek miydi. allah korumuş. zort.
günaydın dostum. kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası kolay gelsin şimdiden.
edit: lan o günaydın o demek miydi. allah korumuş. zort.
devamını gör...
köy enstitüleri
beyaz zambaklar ülkesi'ni okuyanlar kırsaldaki korkunç sefaleti ve cehaleti bilir. osmanlı kırsalı o dönem belki fin kırsalından bile beterdi. dönemin anadolu kırsalını anlatan tek bir eser dahi okumuş birinin içi sızlamıyorsa köy enstitülerinden komünist yuvası diye bahsetmesi normaldir. aynı zihniyet üniversiteyi de fuhuş yuvası olarak görüyor.
1923 yılında 5 bin okulu ve yalnızca 10 bin öğretmeni olan, neredeyse hiç doktoru olmayan fakir cumhuriyet'in en önemli kalkınma hamlesidir. halkın %80'inin kırsalda yaşadığı düşünülürse yeterli kaynağı olmayan genç cumhuriyet için son derece akılcı bir çözümdür. sonraki yıllarda iklim ve kırsal alan anlamında türkiye'ye benzer ülkelere de bu kalkınma metodu bm tarafından önerilmiştir. bu enstitüler sadece okur yazarlık değil, tarım ve sağlık gibi osmanlı kırsalının yüzyıllardır kökünü kazıyan dertlere de çare oluyordu. zaten çok hızlı netice vermişti: okur-yazarlık hızla yükselmiş, tarımsal üretim artmış, bebek ölüm oranları düşmüş ve nüfus da haliyle artmıştı.
proje doğu vilayetlerinde de uygulanabilseydi ne aşiretler ne de feodalite kalır, pkk gibi bir derdimiz de olmazdı. köylüyü topraklandırma yasasına karşı çıkan büyük toprak sahibi adnan menderes tarafından abd talimatıyla sonlandırıldı. gerisi malum.
1923 yılında 5 bin okulu ve yalnızca 10 bin öğretmeni olan, neredeyse hiç doktoru olmayan fakir cumhuriyet'in en önemli kalkınma hamlesidir. halkın %80'inin kırsalda yaşadığı düşünülürse yeterli kaynağı olmayan genç cumhuriyet için son derece akılcı bir çözümdür. sonraki yıllarda iklim ve kırsal alan anlamında türkiye'ye benzer ülkelere de bu kalkınma metodu bm tarafından önerilmiştir. bu enstitüler sadece okur yazarlık değil, tarım ve sağlık gibi osmanlı kırsalının yüzyıllardır kökünü kazıyan dertlere de çare oluyordu. zaten çok hızlı netice vermişti: okur-yazarlık hızla yükselmiş, tarımsal üretim artmış, bebek ölüm oranları düşmüş ve nüfus da haliyle artmıştı.
proje doğu vilayetlerinde de uygulanabilseydi ne aşiretler ne de feodalite kalır, pkk gibi bir derdimiz de olmazdı. köylüyü topraklandırma yasasına karşı çıkan büyük toprak sahibi adnan menderes tarafından abd talimatıyla sonlandırıldı. gerisi malum.
devamını gör...
yazarların yakın gelecekteki hayali
şu kitabı bitirsem fena olmaz bi de şu dersi geçebilirsem ballı kaymak
devamını gör...
türkiye'de tartışma kültürü
insanı canından bezdiren şey.
her ne kadar tartışma kelimesinin anlamlarından biri, türk dil kurumu'na göre "karşılıklı ağır sözler söyleyerek yapılan çekişme" olsa da, tartışma kültürü derken bahsettiğimiz şey bu değil ama buymuş gibi anlaşılıyor bazı insanlar tarafından.
hemen hemen herkes biliyor bu yazacaklarımı ama yine de özetleyeyim aklımdakileri;
- öncelikle, bu fikre katılmayanların varlığını bilsem de söyleyeyim; tanımadığınız insanlarla senli benli başlamamalısınız lafa. karşınızdaki kişi kendisine "sen" denilmesini ister ve bunun sinyalini verirse o zaman tamam ama bu sinyali almadan bunu yapmayın. bu size göre önemsiz bir detay ya da samimiyet göstergesi olabilir ama birçok insana göre bir saygısızlık belirtisidir. mesela iş yerinde patronunuzla, okulda hocalarınızla nasıl senli benli konuşmuyorsanız, başka ortamlarda da -karşınızdaki insanla aranızda bir samimiyet yoksa- bunu yapmasanız iyi olur.
- tartışmaktan kasıt genellikle kavga değil, fikir alışverişidir. sakin sakin konuşun/ yazın.
- "anlamıyorsun" demeyin. kimseyi zekâ bakımından kendinizden düşük seviyede sanmayın. "anlatamıyorum" deyin çünkü belki de gerçekten doğru ifadeleri seçemiyorsunuzdur ve karşınızdakinin ne anlatmaya çalıştığınızı anlamaması sizin hatanızdır.
- karşınızdakinin görüşlerini değiştirmeye değil, farklı açıdan düşünmesini sağlamaya çalışın. belki de görüşlerini değiştirmesi gereken kişi sizsinizdir.
- "bitse de sıra bana gelse, bir an önce cevap versem..." diye beklemek yerine karşınızdakinin ne dediğini doğru dürüst dinleyin ve anlamaya çalışın. bu bir yarış değil.
- eksik ya da yanlış biliyor olabileceğinizi kabullenin. yeterli bilginiz yoksa mesnetsiz iddialarda bulunmayın, fikrinizde ısrarcı olmayın. en azından söylenenleri 1'den fazla kaynaktan araştırın. hep kendi kafanıza uyan kaynakları okumayın. karşıt görüşlü kaynakları da okuyun ki insanların neden öyle düşündüğünü/sandığını anlama şansınız olsun.
- bilginizin, fikrinizin yetmediği yerde küfre sarılmayın. "seninle daha fazla tartışmak istemiyorum." demeyi tercih edin.
- insanlar için kutsal ya da değerli olan konularda onların görüşlerine saldırmayın, hakaret etmeyin. kendinize yapılmasını istemeyeceğiniz hiçbir hareketi başkasına yapmayın. düzgün bir üslupla anlatmadığınız şeyleri kimse dinlemek istemeyecektir. haklı bile olsanız...
- dünyada 8 milyar kafa varsa 8 milyar da görüş var. kimse kimseyle her konuda bire bir aynı şekilde düşünmez. tartıştığınız konu dışındaki birçok konuda, karşınızdaki kişiyle hemfikir olma ihtimaliniz var. bu nedenle tartışma sonrasında, sırf fikirleriniz farklı diye insanlara düşmanca hisler beslemeyin.
her ne kadar tartışma kelimesinin anlamlarından biri, türk dil kurumu'na göre "karşılıklı ağır sözler söyleyerek yapılan çekişme" olsa da, tartışma kültürü derken bahsettiğimiz şey bu değil ama buymuş gibi anlaşılıyor bazı insanlar tarafından.
hemen hemen herkes biliyor bu yazacaklarımı ama yine de özetleyeyim aklımdakileri;
- öncelikle, bu fikre katılmayanların varlığını bilsem de söyleyeyim; tanımadığınız insanlarla senli benli başlamamalısınız lafa. karşınızdaki kişi kendisine "sen" denilmesini ister ve bunun sinyalini verirse o zaman tamam ama bu sinyali almadan bunu yapmayın. bu size göre önemsiz bir detay ya da samimiyet göstergesi olabilir ama birçok insana göre bir saygısızlık belirtisidir. mesela iş yerinde patronunuzla, okulda hocalarınızla nasıl senli benli konuşmuyorsanız, başka ortamlarda da -karşınızdaki insanla aranızda bir samimiyet yoksa- bunu yapmasanız iyi olur.
- tartışmaktan kasıt genellikle kavga değil, fikir alışverişidir. sakin sakin konuşun/ yazın.
- "anlamıyorsun" demeyin. kimseyi zekâ bakımından kendinizden düşük seviyede sanmayın. "anlatamıyorum" deyin çünkü belki de gerçekten doğru ifadeleri seçemiyorsunuzdur ve karşınızdakinin ne anlatmaya çalıştığınızı anlamaması sizin hatanızdır.
- karşınızdakinin görüşlerini değiştirmeye değil, farklı açıdan düşünmesini sağlamaya çalışın. belki de görüşlerini değiştirmesi gereken kişi sizsinizdir.
- "bitse de sıra bana gelse, bir an önce cevap versem..." diye beklemek yerine karşınızdakinin ne dediğini doğru dürüst dinleyin ve anlamaya çalışın. bu bir yarış değil.
- eksik ya da yanlış biliyor olabileceğinizi kabullenin. yeterli bilginiz yoksa mesnetsiz iddialarda bulunmayın, fikrinizde ısrarcı olmayın. en azından söylenenleri 1'den fazla kaynaktan araştırın. hep kendi kafanıza uyan kaynakları okumayın. karşıt görüşlü kaynakları da okuyun ki insanların neden öyle düşündüğünü/sandığını anlama şansınız olsun.
- bilginizin, fikrinizin yetmediği yerde küfre sarılmayın. "seninle daha fazla tartışmak istemiyorum." demeyi tercih edin.
- insanlar için kutsal ya da değerli olan konularda onların görüşlerine saldırmayın, hakaret etmeyin. kendinize yapılmasını istemeyeceğiniz hiçbir hareketi başkasına yapmayın. düzgün bir üslupla anlatmadığınız şeyleri kimse dinlemek istemeyecektir. haklı bile olsanız...
- dünyada 8 milyar kafa varsa 8 milyar da görüş var. kimse kimseyle her konuda bire bir aynı şekilde düşünmez. tartıştığınız konu dışındaki birçok konuda, karşınızdaki kişiyle hemfikir olma ihtimaliniz var. bu nedenle tartışma sonrasında, sırf fikirleriniz farklı diye insanlara düşmanca hisler beslemeyin.
devamını gör...
normal sözlük seni seviyorum mesajı etkinliği
(bkz: burayı yıkarlar)
devamını gör...
erkekler için doğum kontrol hapı
bizdeki şansla o yüzde 2.7 yi buluruz dediğim haplar.
bendeki üreme isteği şu aralar o kadar fazlaki spermlerim peçeteden kaçıp sağda solda ana rahmi arıyorlar.
bendeki üreme isteği şu aralar o kadar fazlaki spermlerim peçeteden kaçıp sağda solda ana rahmi arıyorlar.
devamını gör...
kadınların öz saygısı var mıdır
bu arada başlıkların tamamında özsaygı şeklinde yanlış yazılmış. öz saygı olmalı.
devamını gör...
iyi bir insan olmak
"bir insan acı duyuyorsa canlıdır, başkasının acısını duyabiliyorsa insandır." der tolstoy. başkasının acısını duyup başkalarının hayatlarına dokunabilen de iyi insandır bence. başkası bazen bir kedi, bazen bir kuş, bazen yoldan geçerken gördüğün bir insan, bazen de komşu...
devamını gör...
ayın en çalışkan 10 yazarı hakkında ne dediler
aylık puan tablosu eklenmiş olan çiçeği burnunda etkinlik.
devamını gör...
roman okumanın faydaları
okuduğunuz romanın türüne göre hayal gücünüzü genişletir, ufkunuzu açar. kelime haznenizi arttırır. düşünme yetinizin kuvvetlenmesini sağlar.
okuyun, okutturun efenim.
okuyun, okutturun efenim.
devamını gör...
solak olmanın zorlukları
tokalaşmaktan nefret ediyorum arkadaşım ben sağ elimle tam olarak kontrol sağlayamıyorum, sol elimle tokalaşmak istiyorum neden sağ ile tokalaşıyoruz diye beni isyan ettiren olay.
devamını gör...
