igor prensyakov
farklı gitar çalma stili ve tavrıyla youtube alemini salamış rus gitaristtir. eğitimini doğum yeri de olan rusya’nın başkenti moskova’da tamamlayan müzisyen daha sonra hayatına devam edeceği hollanda’ya yerleşip youtube alemine 14 sene önce giriş yaparak hatırı sayılır bir hayran kitlesi edinmeyi başarmıştır.

genellikle popüler şarkıları yeniden yorumlayan igor prensyakov kendine has tarzıyla şarkılara ayrı bir lezzet de katmaktadır. youtube alemi şekere dadanan karıncalar gibi cover yapan müzisyenlerle doluyken igor prensyakov özgün hali ve tavrıyla diğerlerinden ayrılmaktadır.
youtube kanalında led zeppelin’den cranberries’e, beethoven’dan karayip korsanları film müziğine kadar birçok şarkıyı ve şarkıcıyı konuk etmektedir.
benim favorilerimden bir tanesi desperado filminde antoino banderas’ın harika bir şekilde seslendirdiği cancion del mariachi şarkısına yaptığı coverdır. şarkıları yorumlarken giydiği kostümler de tamamlayıcı bir aksesuar olarak pırıl pırıl parlamaktadır.
müzisyenin ayrıca 2010 yılında çıkardığı chunky strings, 2011 yılında çıkardığı acoustic pop ballads ve acoustic rock ballads covers ve son olarak da 2013 yılında yayınladığı iggyfied isimli albümleri de bulunmaktadır.

genellikle popüler şarkıları yeniden yorumlayan igor prensyakov kendine has tarzıyla şarkılara ayrı bir lezzet de katmaktadır. youtube alemi şekere dadanan karıncalar gibi cover yapan müzisyenlerle doluyken igor prensyakov özgün hali ve tavrıyla diğerlerinden ayrılmaktadır.
youtube kanalında led zeppelin’den cranberries’e, beethoven’dan karayip korsanları film müziğine kadar birçok şarkıyı ve şarkıcıyı konuk etmektedir.
benim favorilerimden bir tanesi desperado filminde antoino banderas’ın harika bir şekilde seslendirdiği cancion del mariachi şarkısına yaptığı coverdır. şarkıları yorumlarken giydiği kostümler de tamamlayıcı bir aksesuar olarak pırıl pırıl parlamaktadır.
müzisyenin ayrıca 2010 yılında çıkardığı chunky strings, 2011 yılında çıkardığı acoustic pop ballads ve acoustic rock ballads covers ve son olarak da 2013 yılında yayınladığı iggyfied isimli albümleri de bulunmaktadır.
devamını gör...
orta çağ'da yaşayacak olsan yapacağın meslek
şövalye sınavlarına girerdim.
devamını gör...
insanlar beni yoruyor
her gün içten içe söylediğim cümledir. bazen tamamen izole bir hayat istiyorum ama pek cesaret edemiyorum.
devamını gör...
aldanırım
söz müziği yaşar'a ait olan, türk popu için klasikleşmiş bir şarkıdır.
youtube
"hatırlarım hiç gidemem deyişini
hatırlarım erken ölürüm deyişini
aldanırım ben zaten gülüşüne ah gülüşüne"
youtube
"hatırlarım hiç gidemem deyişini
hatırlarım erken ölürüm deyişini
aldanırım ben zaten gülüşüne ah gülüşüne"
devamını gör...
siyam kedisi
on iki sene bana benim her şeyim olana kadar arkadaşlık ettiği için tanım girebilme hakkımın olduğunu düşündüğüm başlık. bir hayvan nasıl her şeyi olabilir insanın? tüm o asilliğinin, soğuk kanlılığının tam aksine olarak tek bir insanla puzzle parçası gibi birbirini tamamlayacak kadar yakın olabilme hissiyatına sahipler. çocuklardan nefret ederler, görür görmez uzaklaşıp saklanırlar. istisna olan bir çocuk yok mudur onlar için? elbette vardır. bütün insanlara mesafeli, çocuklardan hiç hoşlanmayan tavırlarının aksine beraber büyüyecek kadar da sevebilirler bir çocuğu. sudan korkarlar, asaletine itina göstermek lazım, hoşlanmazlar. ama gözyaşlarının kendilerini ıslatmasından çekinmeden teselli verecek de güçleri vardır. daha da önemlisi insanlardan daha çok empati kurabilme kabiliyetleri vardır, konuşmamalarına rağmen bunu anlayabilirsiniz. çok zekidirler. yükseklere bayılırlar, bir biblo gibi en yüksek eşyaların üstünde boy gösterirler. fazla kilo almazlar, fittirler. tayland kökenli, zamanında sarayda yaşayan kedilerdir kendileri ki halleri tavırları da bunu onaylar. sadıktırlar. eninde sonunda evine dönerler. her mamayı beğenmezler oldukça seçicidirler, alıştırmadıkça mama dışında bir yiyecek yemeleri de zordur. süslü tasmalar, kurdeleler hoşlarına gider öyle ki renk bile seçerler, kırmızı kurdele takılmasına izin verirken başka bir renkten kaçınabilirler. oyun oynamayı severler, özellikle kovalamaca. kucakta oturma konusunda bir çekinceleri yoktur. bir bebek gibi göğsünüzde dahi yatabilir. her ne kadar uyumlu gözükmeseler de anlayışları yüksektir. fazla miyavlamazlar gözleriyle konuşmayı yeğlerler. vel hasılı kelam tüm davranışları saray ahalisinden hallicedir. diğerlerini siz tahmin edebilirsiniz.
çok fazla kedi cinsiyle alakam oldu bir şekilde. insanlara en uzak gibi gözüküp aslında en yakın olan siyam kedileri olduğunu düşünüyorum. sıcakkanlı olduklarını söylemiyorum, hayatınızdaki tüm ama tüm insanlar sizi anlamasa bile onun tek bir bakışı yaşamaya devam edecek gücü size verebilir, demek istediğim. affınıza sığınarak son cümlemle bitiriyorum.
seni çok özledim.
çok fazla kedi cinsiyle alakam oldu bir şekilde. insanlara en uzak gibi gözüküp aslında en yakın olan siyam kedileri olduğunu düşünüyorum. sıcakkanlı olduklarını söylemiyorum, hayatınızdaki tüm ama tüm insanlar sizi anlamasa bile onun tek bir bakışı yaşamaya devam edecek gücü size verebilir, demek istediğim. affınıza sığınarak son cümlemle bitiriyorum.
seni çok özledim.
devamını gör...
normal sözlük için öneriler
yazarların profiline girince hakkında kendi düşüncelerimizi not düşebileceğimiz ve sadece bizim görebileceğimiz bir ‘yazar hakkındaki notlarım’ kısmı olsa çok makbule geçer.
misal x yazarın birkaç entry’sinden denyo olduğu izlenimine kapıldık ama tam da emin değiliz, o yüzden engellemedik de diyelim. birkaç ay sonra yine denyoca bir entry’siyle profiline baktığımızda geçenki notumuzu görüp “hee bu o denyo, demek ki kesin denyo” deyip emin olabilelim. tam tersi de mümkün. bir iki beğendik ama takibe değer de bulmadık, hemen bi minnak not düşebilelim profiline gizlice. bir daha ziyaret edince ‘bu buymuş yaa, takibe alayım o zaman artık’ diyebilelim. fikirdir.
misal x yazarın birkaç entry’sinden denyo olduğu izlenimine kapıldık ama tam da emin değiliz, o yüzden engellemedik de diyelim. birkaç ay sonra yine denyoca bir entry’siyle profiline baktığımızda geçenki notumuzu görüp “hee bu o denyo, demek ki kesin denyo” deyip emin olabilelim. tam tersi de mümkün. bir iki beğendik ama takibe değer de bulmadık, hemen bi minnak not düşebilelim profiline gizlice. bir daha ziyaret edince ‘bu buymuş yaa, takibe alayım o zaman artık’ diyebilelim. fikirdir.
devamını gör...
günaydın sözlük
o kadar bunaltıcı ki hava gün aymayı ben uyanmayı unutmuşum öyle bir gün sözlük!
günü aydınlık sevgili suserlar size günaydın, diğerlerine yok!
günü aydınlık sevgili suserlar size günaydın, diğerlerine yok!
devamını gör...
sözlük yazarlarının olmak isteyeceği ünlü yazarlar
ihsan oktay anar
devamını gör...
ermeni soykırımı iddiası
ermeni meselesi berlin antlaşması ile ortaya çıkmıştır yeşilköy antlaşması denilen antlaşmanın muadilidir. ruslar ermeniler konusunda reform yapılmasını osmanlıya kabul ettirmişlerdir. ermenilerin sorun olmaya başlamaları da böylece başlamıştır. neden sorun olmaya başladılar elbette bunda osmanlı'nın zayıflamış olması gücünün kalmaması en önemli faktör. ermeniler konusunda fransa, ingiltere, rusya, amerika ayrı ayrı çalışmış ruslar ve ingilizler daha çok doğuda açtıkları konsolosluklarla, fransız ve amerikalılar ise açtıkları kolejler vasıtası ile bir halkı osmanlı içinde osmanlı düşmanı yapmayı başarıp türklerden koparmıştır. anadolu'da her ilde azınlık olmalarına rağmen kendi bağımsız devletlerini burada kuracaklarına inanmışlardır. derken ermeniler örgütlenme ihtiyacı duymuş taşnak ve hınçak adlı iki örgüt ortaya çıkmıştır. 1. dünya savaşına giden süreçte bu örgütler anadolu'da o dönemin pkksı olmuşlardır. erzurum, kars, ağrı, muş, bitlis ve van'da çoğunluk olan kürt ve türkleri baskı altına almış osmanlı buna 2. abdülhamid döneminde tamamen kürt aşiretlerinden oluşan hamidiye alayları ile cevap vermiştir. 1. dünya savaşına girme arefesinde ermeniler ingilizleri satmış ruslarla anlaşmıştı. rus güdümünde anadolu'yu da kapsayan büyük ermenistan devleti için ruslarla birlikte hem doğuda bizzat cephede hemde gerilla savaşı ile daha içeri bölgelerde erkekleri askere gitmiş savunmasız kürt ve türk köylerini basmış binlerce sivili öldürmüşlerdir. ittihat ve terakki'nin önünde iki seçenek vardı ülke için ciddi tehdit olan ermenilerin ya katli ya da sürülmesi. almanya'nın teşviği, ingilizlerin de ermenilerin ihanetini cezalandırma ve rusya'nın daha fazla güçlenmesini istememesi nedeniyle sürgün kararı alınmıştır. bugünkü suriye ve lübnan'a sürgün kararı verilmiştir. tabi savaş şartlarında yolda hem gerekli tedbirlerin olmaması hem de intikam almak isteyen kürt aşiretlerinin baskını ile bir kısım ermeni ölmüştür. ancak bu soykırım mantığına uymayan bir durumdur. soykırım yapacak olan yapar zaten neden sürmeye uğraşsın. kısacası hedef büyük ermenistan'ı kurmaktı ruslara oynandı ve kaybedildi. ne yazık ki emperyalist devletlerin gazına gelmiş bir ermeni ulusu var. hala kardeş gibi yaşayabilecekken nefret tohumları eken hasta bir toplum haline gelmiştir ermeniler. türkiye'de düşman olarak kimi görürsün diye sorsalar 10 kişiden 1'i ermenistan der belki kimsenin umurunda bile değil bugün ermenistan. hala daha rusların oyununa gelen bir orduya ve yönetime sahiptir ayrıca.
devamını gör...
henceforth dance radyo yayını
ardınaaa bakma yolcuğğğ.
ne iyi geldi, yeni transferimiz sayesinde sözlük ahalisi olarak topluca hop oturup kalkmaktayız efenim.
ne iyi geldi, yeni transferimiz sayesinde sözlük ahalisi olarak topluca hop oturup kalkmaktayız efenim.
devamını gör...
sevgilinin daha önce 5 ayrı ilişki yaşadığını öğrenmek
bazen hayretle okuyorum yazılanları. insanın geçmişi geçmiştir. saf bakış açısı ne demektir yahu? zihniyetinizi temizlerseniz en saf bakış açısını elde etmiş olursunuz. bunu başarmanız dileğiyle.
devamını gör...
vincent van gogh'un abartılmış bir ressam olması
tamam leonardo!
sanatsever olmak sanatçının sanatçı kişiliğini hunharca eleştirme hakkı vermez. ki van gogh un hayatını az okuyabilirsen, bunun ışığında eserlerini değerlendirirsen daha haddini bilerek yaklaşabilirsin. adamın meslektaşları bile böyle bir hüküm vermemiştir muhtemelen zamanında, sen eserlerini sun biz de onları değerlendirelim. bu kadar kaale alıp cevap vermem de van gogh'un kesik kulağının hattına. *
sanatsever olmak sanatçının sanatçı kişiliğini hunharca eleştirme hakkı vermez. ki van gogh un hayatını az okuyabilirsen, bunun ışığında eserlerini değerlendirirsen daha haddini bilerek yaklaşabilirsin. adamın meslektaşları bile böyle bir hüküm vermemiştir muhtemelen zamanında, sen eserlerini sun biz de onları değerlendirelim. bu kadar kaale alıp cevap vermem de van gogh'un kesik kulağının hattına. *
devamını gör...
tahammül edilemeyen insan özellikleri
vefasızlık..
emek vermiş olduğum her ilişki de vefa ararım..
yoksa vefa.. yoluma bakarım..
emek vermiş olduğum her ilişki de vefa ararım..
yoksa vefa.. yoluma bakarım..
devamını gör...
en iyi yazarların neredeyse yarısının kafa izninde olması
yo ben kafa izninde değilim.
devamını gör...
sığ insan
(bkz: ali desidero)
devamını gör...
canım kardeşim
başrollerde halit akçatepe, tarık akan ve kahraman kıra'yı gördüğümüz 1973 yapımı dram filmi. efenim izlediğimde tabii ki dram olduğunu bilmiyordum, bilsem izler miydim? aslında başta izlemezdim diyecektim fakat sanırım üzülsem de izlerdim.
kahraman, evin küçük çocuğudur ve tek istediği bir televizyonunun olmasıdır. şimdi birçok kişinin evinde ikişer üçer televizyon olduğunu düşününce belki tam olarak empati yapmak zor olabilir fakat hiç de imkansız değildir. kahraman televizyon ister fakat abisinin alacak gücü yoktur. buradaki televizyon, eşit haklara sahip olmayan çocukları/ insanları vurgular. özellikle sağlık, barınma, eğitim gibi konularda eşit haklara sahip olmayanları.. hani gelişmemiş ülkelerde çocuklar hala sırf aşı olamadıkları için kızamıktan ve su çiçeğinden ölüyor ya, hah işte tam da o küresel eşitsizlik'e vurgu yapar.
bir anda ''sağlık'' konusuna nerden geldin demeyin, kahraman lösemidir. abisinin sırf ona yemek yedirebilmek için, hayali olan televizyonu ona almak için kendi kanını sattığı çocuktur. izlemeyeninin olmadığını düşünsem de gerisi tat kaçıran bilgiye (spoiler) gireceğinden anlatmamayı tercih ediyorum.
--- alıntı ---
çağır kardeşim, çağır beyim. polis çağır, jandarmaya haber ver. hapse tıksınlar. dilersen garsonlarına dövdür beni. kanını satarak kardeşine yemek yedirdi diye istersen astır beni. hadi durma! ne duruyorsun, çağırsana polisi!
kahraman, evin küçük çocuğudur ve tek istediği bir televizyonunun olmasıdır. şimdi birçok kişinin evinde ikişer üçer televizyon olduğunu düşününce belki tam olarak empati yapmak zor olabilir fakat hiç de imkansız değildir. kahraman televizyon ister fakat abisinin alacak gücü yoktur. buradaki televizyon, eşit haklara sahip olmayan çocukları/ insanları vurgular. özellikle sağlık, barınma, eğitim gibi konularda eşit haklara sahip olmayanları.. hani gelişmemiş ülkelerde çocuklar hala sırf aşı olamadıkları için kızamıktan ve su çiçeğinden ölüyor ya, hah işte tam da o küresel eşitsizlik'e vurgu yapar.
bir anda ''sağlık'' konusuna nerden geldin demeyin, kahraman lösemidir. abisinin sırf ona yemek yedirebilmek için, hayali olan televizyonu ona almak için kendi kanını sattığı çocuktur. izlemeyeninin olmadığını düşünsem de gerisi tat kaçıran bilgiye (spoiler) gireceğinden anlatmamayı tercih ediyorum.
--- alıntı ---
çağır kardeşim, çağır beyim. polis çağır, jandarmaya haber ver. hapse tıksınlar. dilersen garsonlarına dövdür beni. kanını satarak kardeşine yemek yedirdi diye istersen astır beni. hadi durma! ne duruyorsun, çağırsana polisi!
devamını gör...
yazarların göz renkleri
(bkz: ela). kıyafete göre uyumlanma programına sahiptir, çok severim kendilerini.
devamını gör...
şeker portakalı kitabından alıntılar
hıçkırarak bacaklarına sarıldım. '' bu artık hiç bir şeye yaramaz, baba; hiç bir şeye yaramaz... ''
benimkiler gibi yaşlarla dolan gözlerine bakarak bir ölü gibi mırıldandım: '' onu kestiler bile, baba ;benim küçük şeker portakalı fidanım kesileli bir haftadan çok oluyor. ''
benimkiler gibi yaşlarla dolan gözlerine bakarak bir ölü gibi mırıldandım: '' onu kestiler bile, baba ;benim küçük şeker portakalı fidanım kesileli bir haftadan çok oluyor. ''
devamını gör...
castlevania
1999 yılında serinin game boy için çıkan 3. oyunu castlevania legends ile evrenine giriş yaptığım eğlenceli seri. hey gidi sonia belmont... ehm, neyse. daha sonra bir takım aksilikler ile birlikte seriden uzaklaşsam bile 2010-2011 yılları arasında harmony of despair ile seriye geri dönmüş fakat yıllar önce aldığım tadı hiç ama hiç alamamıştım, rezil bosslar ve hiçe sayılan hikaye ile igarashi gözümde iyiden iyiye düşmüştü. koji igarashi'ye ayrı konami'ye ayrı hakaretler sıralarken castelvania: lords of shadow ile kaybettiğim oynama şevkini geri kazandım fakat konami sanki onun düşmanıymışım gibi 2013 yılında piyasaya sürdüğü lords of shadow- mirror of fate ile yine seriden nefret ettirmeyi başardı. 2017 yılında çıkan web dizisi yüzünden şimdilerde yana yakıla aria of sorrow aramaktayım, gençliğimi yedin netflix.
diziye geri dönersek, çizimler vasatın üstündeydi ve bence serinin ana temasına da uygundu. gotik atmosfer özlemimi tamamen giderdi. dracula, alucard, carmilla, trevor belmont ve hector'un seslendirmelerini de sevdim ama sypha'nın seslendirmesi aksanından mı yoksa karakterle bir türlü senkronize olamamasından mı bilemiyorum sinir bozucuydu ki ben sypha karakterini oldum olası sevmişimdir. dracula's curse oldukça güzel bir seçim olmuş ki ilk iki sezon bu yüzden akıp gitti resmen ki bunda toplamda sadece 12 bölüm olmasının da etkisi var. karakterlere derinlik katılmalıydı ama ilk sezonu 4 bölümden ibaret yaparak bu şansı hiç ettiler ve 2. sezonda ne kadar toparlamaya çalıştılarsa da bence olmadı.
alucard karakterinin karizması için izlemiş olsam bile dracula'nın bakış açısına yönelimim daha fazla oldu. ne kadar bilinçsizce ve tamamen hüsran içerisinde hareket etse de sonuna kadar haklıydı. tüm komplike düşünme yetilerine rağmen yine de vahşi hayvanlar gibi davranmayı seçen insanoğlu ölmeyi ve yok oluşa sürüklenmeyi tamamen hak ediyordu. iki üç tanım önce rebreanu, biermann, savaş karşıtlığı falan diyerek ağlıyordun, yaa gandalf kardeş. biz bu hesabı iki kişi kullanıyoruz da. * yok öyle bir şey sözlük, şimdi durduk yere başımız ağrımasın.
katliam sahnelerini gerçekten güzel tasarlamışlar, belmont'u savaşırken izlemek bir yana çekinmeden en kanlı sahneleri bile izleyicinin gözünün içine sokmuşlar ve bu görsel açıdan tam bir şölen yaratıyor. benim diyen korku filmlerinde bu kadar vahşet izleyemiyoruz. alucard-trevor atışmaları ne kadar seriyi keyiflendirse de diyaloglar bazen basitleşiyor ama yine de ara ara verilen güzel mesajları yakalamak da mümkün.
diziye geri dönersek, çizimler vasatın üstündeydi ve bence serinin ana temasına da uygundu. gotik atmosfer özlemimi tamamen giderdi. dracula, alucard, carmilla, trevor belmont ve hector'un seslendirmelerini de sevdim ama sypha'nın seslendirmesi aksanından mı yoksa karakterle bir türlü senkronize olamamasından mı bilemiyorum sinir bozucuydu ki ben sypha karakterini oldum olası sevmişimdir. dracula's curse oldukça güzel bir seçim olmuş ki ilk iki sezon bu yüzden akıp gitti resmen ki bunda toplamda sadece 12 bölüm olmasının da etkisi var. karakterlere derinlik katılmalıydı ama ilk sezonu 4 bölümden ibaret yaparak bu şansı hiç ettiler ve 2. sezonda ne kadar toparlamaya çalıştılarsa da bence olmadı.
alucard karakterinin karizması için izlemiş olsam bile dracula'nın bakış açısına yönelimim daha fazla oldu. ne kadar bilinçsizce ve tamamen hüsran içerisinde hareket etse de sonuna kadar haklıydı. tüm komplike düşünme yetilerine rağmen yine de vahşi hayvanlar gibi davranmayı seçen insanoğlu ölmeyi ve yok oluşa sürüklenmeyi tamamen hak ediyordu. iki üç tanım önce rebreanu, biermann, savaş karşıtlığı falan diyerek ağlıyordun, yaa gandalf kardeş. biz bu hesabı iki kişi kullanıyoruz da. * yok öyle bir şey sözlük, şimdi durduk yere başımız ağrımasın.
katliam sahnelerini gerçekten güzel tasarlamışlar, belmont'u savaşırken izlemek bir yana çekinmeden en kanlı sahneleri bile izleyicinin gözünün içine sokmuşlar ve bu görsel açıdan tam bir şölen yaratıyor. benim diyen korku filmlerinde bu kadar vahşet izleyemiyoruz. alucard-trevor atışmaları ne kadar seriyi keyiflendirse de diyaloglar bazen basitleşiyor ama yine de ara ara verilen güzel mesajları yakalamak da mümkün.
devamını gör...
insanın beynini uyuşturan şeyler
devamını gör...