vatikan müzesi'nde, stanze di raffaello yani raphael odalarında bulunan, raphael'in 1513-1514 yıllarında tamamladığı fresk.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
heliodorus odasinda bulunan bu eser, 452'de hun imparatoru attila'nın işgal etmek için roma'ya yönelmesi sonucu, şehri korumak için roma surlarında papa'nın attila'yla buluşmasını anlatıyor. konuyla ilgili biraz daha bilgi edinelim:

attila, 452'de yüz bin kişilik ordusu ile alpleri aşarak po ovası'na girdi. güneye doğru ilerleyerek roma'nın o zamanki başkenti ravenna'yı tehdite başladı. saray büyük endişe içinde düştüğü gibi senato ne olura olsun barış yapmaya karar verdi. kilise de bu görüşe katılınca hitabetiyle ünlü papa leon başkanlığında büyük bir heyet hazırlandı. attila bu heyeti ordugahında kabul etti, papa imparatorluk ve bütün hıristiyan dünyası adına türk hükümdarından roma'yı esirgemesini rica etti. papanın ağzından roma'nın teslim olduğunu öğrenen attila bu ricayı kabul etti.
sonuçta, bizans gibi batı roma da artık attila'nın üstünlüğünü tanımak zorunda kalmıştı.

ahmet taşağıl, kök tengri'nin çocukları, s. 258-289

arka planda colosseum'u görüyoruz. resmin solunda papa attila'yı durdurmak için elini kaldırıyor. sol üstte, havada st. peter ve st. paul kılıçlarıyla savaşa hazır bekliyorlar. resmin merkezinde attila korkuyla havaya bakıyor ve arkasında ordusu bulunuyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
resmin sol tarafında papa ve yanındakiler çok sakin dururken, attila ve ordusunun korku içinde geri çekilmek için hazırlandığını ve resmin sağında çok hareketli bir sahnenin yaşandığını görebiliriz. attila, roma'ya saldırmadan geri dönüyor.
papa leo'nun ''büyük leo'' olarak anılmasının sebeplerinden birisi, attila'nın şehre girmesini engellemesi. attila'nın siyah atı, kıyafetleri ve papa'nın bembeyaz hali de iyi ve kötüyü belirten manidar bir tezat. yukarıdaki alıntıyla da çelişiyor doğal olarak. bu yüzden ilginç bir eser olduğunu düşünüyorum.

resmin çok daha detaylı halini incelemek için buradan
devamını gör...

bu zamana kadar 24 albüm yapmış ve melodic death metal denildiğinde de ilk akla gelen isveç kökenli melodic death metal grubudur. aslında 1989 yılının başlarında farklı bir isimde thrash metal türünde grup kurmuşlar sonra enfeebled earth demo kaset hazırlıkları sırasında ani bi kararla grubun ismini değiştirmişler ve death metal tarzı şarkılar yapmaya karar vermişler. ilginç hikayesi var elemanların.

dark tranquillity adını gruba verince de trail of life decayed, a moonclad reflection demolarını yayınlamışlar ve bu demolarla iyi çıkış yakalamışlar.
her ne kadar death metal yapsalarda thrash metalle harmanlayarak hazırlamışlar bu demoları. ardından 1992 yılında ilk albümlerini çıkarmışlar, o şahane albümün ismi de, skydancer’dır. albüm çıktıktan sonra anders friden gruptan ayrıldı ve mikael stanne vokalist rolünü üstlenmiş. bence andres’ın gruptan ayrıldığı iyi olmuş zira albümde pek ön planda olan birisi değildi bana göre. yerine gelen mikael’ın brutal ve scream atışı son derece muazzam. zaten skydancer albümü black metal tarzında olan bir albümdü, güzeldi de dark tranquillity’nin tarzına pek uygun değildir.

sonra grup the gallery albümünü çıkarmış ve bu albümü hazırlarken özgün çalışmışlar, kendi tarzlarını yansıtmışlar. azizim bu albüm öyle güzel ki şarkı birbirinden lezzetlidir, metal dünyasında da büyük beğeni toplamıştır.

the gallery albüm çalışmaları sırasında grubun vokali ayrılmış ve in flames grubuna transfer olmuştur. yalnız grubun yükselme aşamasında kendisinin emeği de çoktur. hakkı ödenmez hiçbir zaman. her neyse, sonradan the mind's ı albümünü çıkarmışlar bu albümde sevilmiş metal camiasında ama bu albümden sonra çıkardıkları albüm, yani projector dark tranquillity hayranları tarafından eleştirilmiş lakin sonradan da çok beğenip en güzel albüm ilan etmişler. ilginç tabi.
her neyse, grup sonra haven, damage done, character albümlerini piyasaya sürmüş ve hayran kitlesi iyice artmıştır. albüm eleştirmenlerinden de tam not almıştır. şimdi bazı grup üyeleri gruptan ayrıldı, eski tadı kalmadı ama zamanında cidden konserlerde fırtınalar estiren bir grupmuş. ne diyelim ki? eskiden her şey daha güzeldi, aynı dark tranquillity gibi…

şunu eklemeyi unutmuşum. ekleyeyim. bu grubun en çok sevdiğim albümü damage done’dir. çünkü bu albüm tam anlamıyla olan bir melodic death metal albümüdür. albümün içindeki bazı şarkılar cidden çok güzel herkese tavsiye ederim. misal format c: for cortex, single part of two, the treason wall gibi gibi. bu şarkılar dibine kadar melodic death metal türünün hakkını verir.
devamını gör...

"el birliğiyle öldürdünüz garibi. bakın, geriye bu kaldı: namussuz bilo" repliğini hatırlatan iddia.

öldü demeyelim de can çekişiyor gibi biraz.

ama ne derler bilirsiniz; çıkmadık candan umut kesilmez.
devamını gör...

kahvaltıların en güzeli bu semtte yapılır belki de. alırsın böreğini, söylersin çayını manzaraya karşı...
şu yasaklar bitse artık! özgürce, maskesiz, korkmadan dolaşsak sokaklarında şehirlerimizin.
çok özledim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bence hinduizmi anlatıyor.
neden derseniz, şimdi ineklere tapıyor ya hindular. burada da kafası olmadığı halde, yaşadığını gördüğümüz bir beden kendi kafasıyla oynuyor.
normalde kafası kesilen insan ölür. ama inekler belli bir süre yaşıyor. son can havliyle kafasına bir tekme atıyor.

evet arkadaşlar kafa sözlük hindulara ait bir oluşum.
nasıl çözdüm olayı.

not : bilyoner, oley, misli gibi sitelerin logolarını da çağrıştırmıyor desem yalan olur. la kim buldu bunu şaka bir yana da
devamını gör...

nietzsche 19. yüzyılda yani 1844-1900 yılları arasında yaşamış; özellikle batı felsefe geleneğini, metafiziği, geleneksel ahlâkı, tanrı düşüncesini ve tüm bunların getirmiş olduğu varsayımlara karşı açtığı savaşla felsefe tarihinde radikal bir kopuşu temsil eden; post-modern düşüncenin ilk temsilcilerinden olan çığır açıcı bir filozoftur.

yaşadığı dönemin aksine zamanla büyük bir popülerite kazandı. naziler tarafından keşfedilip aslında apaçık bir şekilde yanlış yorumlanarak bir nazi teorisyeni ve nazizizm ideolojisinin bir otoritesi olarak kabul görüp ün kazanmaya başladı. nietzsche böyle bir felâketi daha önce görüp belirtmişti.


"biliyorum kaderimi. günün birinde adım korkunç bir şeyin anısıyla ilişkinlendilerecek, dünyada eşi benzeri görülmemiş bir krizle, en derin bilinç komplosuyla..."



kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel



walter arnold kaufmann, "nietzsche: philosopher, psychologist, antichrist" adlı kitabıyla nietzsche'yi nazizimden ayırdı, onun bu ideoloji ile bağının olmadığını söyledi. kitap nietzsche'nin hümanist ve varoluşçu olduğu iddiasını taşıdığı için bolca eleştirildi ancak nietzsche'nin itibarını iade etmesini ve bir filozof olarak görülmesini sağladı.

ikinci dünya savaşı sonrası biraz da kaufmann sayesinde çoğu parlak entelektüel, filozof, yazar, şairi etkisi altında bıraktı. hâlâ resim, psikoloji, psikanaliz, sinema, edebiyat gibi alanlarda kendisinden alınan ilhamı görmek mümkün.


günümüzde nietzsche dünyanın en popüler ve prestijli filozoflarından biridir. sadece bir grup parlak zihin değil, çoğu insan bilir. internette sık sık aforizmaları paylaşılır.

nietzsche'nin popülaritesinin dokmatiklik ve ortodoksiye karşı sert muhalif tavrını yozlaştırıp ve evcilleştirip evcilleştirmediği bir tartışma konusudur.

ahlâkın soykütüğü, üstinsan ve diğer insan tiplemeleri, değerlerin yeniden değerlendirmesi gibi teorileri ile geleceğin felsefesine yön verdi.

sosyalizm ve diğer eşitlikçi düşünceleri, modernite, aydınlanma, platonculuk gibi akımları da topa tuttu. aristokrat bir felsefeye yakınlık gösterdi.


tanrı ölümünü şen bilim adlı eseriyle bir delinin ağzından ilan etti.

nietzsche'nin metinlerini okurken kendisinin kastettiğini anlamaya çalışmak zor bir yükü omuzlamaktır. üzerine onlarca yorum yapmak mümkün. çoğu zaman ulvi laflar, aforizmalar kullanır. şiirsel bir dili vardır.

tanrının ölümü en doğru yorumuyla eski öğretilerin zamanının dolduğunu, kesin yargıların (nesnelliğin) bütün inançların cesurca sorgulamasını ve ahlâkın rasyonel ayrıca ilahi bir kaynağı ve temeli olmadığını söyler. ayrıca tanrının ölümü, tanrı olma potansiyelini taşıyan az sayıda insanın tanrı olma olasılığını simgeler.

zaten nietzsche o az sayıda insan için yazmıştı. bir mektubunda bahsetmişti:


"kitabımı - insanca pek insanca - o pek az kişiye adadım ve hatta o zamandan beri sabırsızım; düşüncelerimin öyle bir tarife sığmayan tuhaflık ve tehlikesi var ki, onları duyacak kulakların varolması için uzun zaman geçmesi gerekiyor, ama kesinlikle 1901'den önce değil"
devamını gör...

(bkz: birden fazla kitabı beraber okumak) başlığının terimsel adı.
genellikle akademisyenlerin kullandığı,ancak başlıktaki girdilerden de anlaşılacağı üzere biz sıradan insanların bile kullandığı yöntem.
öncelikle yapmanız gereken,en az iki kitap seçip,bunlar için okuma alanları tayin etmek.misal;x kitabını metroda,y kitabını evde,z kitabını okulda/işte gibi.
bkz.1
bkz.2
devamını gör...

o yokken kendin olduğunu anladığın andır.
devamını gör...

youtube'da reaksiyon videosu çekenlere tavsiye ede ede, birçok yabancı tarafından tanınmasına yavaş yavaş vesile olduğum sanatçı. dimash kudaibergen bir, cem adrian iki... eylemlerim sürecek *

tavsiye konusu performansı bu:

devamını gör...

tanimlari okumak bile ağlama kıvamına getirdi beni. hemen yazıp çıkıyorum.
devamını gör...

bir kelebek ağrısıydı,
vakit dardı, mevsim hicazdı,
yetişmem gereken bir ölüm,
kaçmam gereken bir hayat vardı.
-birhan keskin
devamını gör...

neşet ertaş - ne güzel yaratmış seni yaradan
güzelsin sevdiğim gülden goncadan
uzanmasın sana yar yar eller incitir
devamını gör...

kaynak bulmuşken, yeni başlık açmak yerine bu başlık altında toplanması daha doğru olacağını düşündüm.


fare

tıptaki keşiflerin %90'ı laboratuvar kemirgenlerinden kaynaklanmaktadır. tanınmış ilaçların ilk "tadımcısı" olan onlardı, antibiyotikler üzerlerinde test edildi, onlar sayesinde alkol, uyuşturucu, radyasyonun insan vücudunu nasıl etkilediğini öğrendik ... neden sıçanlar?

neye benziyor: bir sıçan, kan bileşimi ve doku yapısı açısından şaşırtıcı bir şekilde bir kişiyle çakışıyor; insan gibi soyut düşünceye sahip tek hayvandır. bu hayvanların bu kadar inatçı olmasına izin veren sonuç çıkarma yeteneğidir.

domuz

madagaskar adasında büyük domuz başlı lemurların - megaladapis - fosil iskeletleri bulundu. domuz toynakları yerine beş parmaklı "insan" elleri vardı. insan embriyolarını taşımak için taşıyıcı anneler olarak kullanılacak geniş kapsamlı planlar var ... domuzlar.

nasıl benzer: bir domuz embriyosunun beş parmaklı bir eli ve insan yüzüne benzer bir yüzü vardır - toynakları ve domuz yavrusu doğumdan hemen önce gelişir; domuzun fizyolojisi en çok insanla tutarlıdır. domuz organlarının karaciğer, böbrek, dalak ve kalp nakli için kullanılması sebepsiz değildir.

yunus

profesör a. portman (isviçre) hayvanların zihinsel yetenekleri üzerine araştırmalar yaptı. test sonuçlarına göre, ilk sırada bir erkek - 215 puan, ikincisi yunus - 190 puan, üçüncü sırada fil ve dördüncü sırada - maymun yer aldı.

neye benziyor: insanlar ve yunuslar en gelişmiş beyinlere sahiptir. beynimiz yaklaşık 1,4 kg ağırlığında, 1.7'ye sahipler ve aynı maymunda üç kat daha az var. yunusun serebral korteksinde bizimkinin iki katı kıvrım vardır. bu nedenle, bir yunus bir insandan 1,5 kat daha fazla bilgiyi özümseyebilir.

büyük maymun

dört türü vardır: en büyüğü ve en güçlüsü goril, sonra orangutan, bir sonraki en büyüğü şempanze ve son olarak en küçüğü jibon.

neye benziyor: insana benzer bir iskelet yapısı; dik yürüme yeteneği; başparmak kenara çekildi (sadece ellerde değil, bacaklarda da doğru); aile hayatı ve kural olarak, yavru ancak potansiyel bir eşle tanıştıktan sonra ayrılır.

bir balık

görünüşe göre, neredeyiz ve balıklar nerede? biz sıcak kanlıyız. soğukkanlılar, karada yaşıyoruz, sudalar ama...

nasıl benzer: balık kollajeni (vücudun bağ dokusunun temelini oluşturan bir protein - tendonlar, kemikler, kıkırdak, deri, gücünü ve elastikiyetini sağlar) bir insanla neredeyse aynı protein molekülüne sahiptir. bu özellik genellikle kozmetikte krem ​​üretiminde kullanılır.

kaynak: buradan
devamını gör...

hiçbir cinsel çağrışımı olmasa da buraya cinsel içerikli bir yazı okuyacağını düşünüp gelecek olanları hiç beklemedikleri bir alana sürükleyecek olan ve aslında seksten daha çok enerji gerektiren bir spor dalı olan futbol ile ilgili başlıktır.

17 mayıs 2000 tarihinde kopenhag’daki parken stadyumunda oynanan galatasaray - arsenal uefa finalinde georghe hagi’nin kırmızı kartla sonuçlanan pozisyonunda sunucu levent özçelik’in verdiği tepkidir.

basit bir kırmızı kart olayı değildir bu. öncesi ve sonrası vardır. öncesi şöyledir; maçın doksanıncı dakikasında galatasaray çok tehlikeli bir yerden serbest vuruş kazanır. topun başında hagi ve hakan şükür vardır. bütün dünya topa hagi’nin vuracağını düşünürken hakan şükür topa vurur ve dışarı atar. hakem de o an düdüğü çalar ve maçı uzatmalara götürür.

o an hagi’nin hakan şükür’e bir bakışı vardır ki asla unutmam. yıllar sonra hakan şükür hagi’nin kendisine sinirlendiği için atıldığını söyleyecektir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
uzatmalar başladığı anda atak yönümüze göre sağ kanatta hagi ve tony adams’ın mücadelesinde tony adams’ın ısrarlı dirseklerine dayanamayan hagi rakibinin ensesine vurur. rakip kurşun yemiş gibi yere düşer ve ispanyol hakem antonio lopez nieto adams’a sarı, hagi’ye kırmızı kart gösterir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
hagi’nin bu yumruğu sonrasında levent özçelik “oooo çok sert” diye bir tepki verdikten sonra “neden hagi?” diye sormadan da edemez. yorumcu ömer üründül ise “ devamlı vuruyor dirseğini diyerek adams’ı suçlar ve hagi’ye yapılan haksızlığı vurgular.

bu olayın sonrası ise şöyle özetlenebilir. popescu son penaltıyı atar ve galatasaray türkiye’ye futboldaki ilk avrupa kupasını getirir.
devamını gör...

sosyal medyada ilişki yaşamak kavramının yansımalarıdır.
devamını gör...

seviyorum seni, tatlııı kız. keşke tekrar senin gibi olabilsem.
devamını gör...

üstteki kahvaltıda ne yemiş, alttakinin adını tahmin et gibi başlıklar azaldığında memnuniyetle ve hiç düşünmeden yapacağım eylemi içeren kampanya. şimdilik bende bile bir "acaba?" payı var.
devamını gör...

eli, kafası, gözü derken yazar birleştiriyorlar, lol.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
eski hazine ve maliye bakanı berat albayrak’ın, 8 kasım 2020 tarihinde ınstagram hesabından istifa etmesinin ardından kayıpları karışmasına, chp gençlik kolları tarafından hazırlanan afişle tepki gösterildi.

merkez bankası’nın geçen yıl içinde yaklaşık 128 milyar dolarlık rezervinin satış yoluyla eritildiği iddialarına da atıfta bulunulan ve “wanted” (aranıyor) yazan afişte, “www.128milyardolar.com” adresi yer aldı.
devamını gör...

çok bilinmeyen, doğası harika, tarihi dokusu olan şehirlerimizden biri.

öncelikle coğrafi özelliklerinden bahsedelim.
batı karadeniz bölgesinde yer almakta olup karadenize en uzun kıyısı olan il konumundadır kendisi.
bitki örtüsü oldukça zengin, havası temiz. küre dağlarında yolculuk etmesi oldukça zevkli. ılgaz dağı kayakseverler ve dağcılar için güzel bir alternatif.
doğaya meraklı biriyseniz mutlaka görmek isteyeceğinizi düşündüğüm yerlerin başında.

görülmesi gereken doğal güzellikleri:
valla kanyonu (dünyanın en derin 2. kanyonu ve türkiye’nin en büyüğüdür)
horma kanyonu (yürüyüş parkuruyla ılıca şelalesine ulaşabilirsiniz)
ılgarini mağarası (dünyanın en büyük dördüncü mağarası)
çatak kanyonu (seyir terasında kanyonu zevkle izleyebilirsiniz)
loç vadisi (pek çok mağarayı, şelaleyi, kanyonu, gölü içine alan zengin bir alan)

biraz da tarihi yönüne bakalım.
zaman içinde hititler, firigler, kimmerler, lidyalı'lar, pers'ler, pontuslular, romalılar, bizanslılar, gaslar ve de pek çok türk beyliğine ev sahipliği yapmıştır. bundan dolayı tarihi bakımdan zengin. anadolu’da açılan ilk resmi lise olan abdurrahman paşa lisesi burada bulunur. milli mücadele boyunca en çok şehit veren şehirlerimizdendir. çanakkale türküsü de bu yöreye aittir, yazarı ihsan ozanoğlu'dur.
her yerden bir türbe çıkabillir, türbe sayısına şaşırabilirsiniz.
atatürk şapka inkılabını burada duyurmuştur. rıfat ılgaz'ın memleketidir aynı zamanda.

görülmesi gereken tarihi yerleri:
iva paşa konağı – etnografya müzesi
kastamonu arkeoloji müzesi
mimar vedat tek kültür ve sanat merkezi 75. yıl cumhuriyet müzesi
rıfat ılgaz müzesi
nasrullah camii ve külliyesi (rivayete göre buradan su içen kişinin yolu 7 yıl içinde yine kastamonu'ya düşermiş.)
kastamonu kalesi
saat kulesi

daha sayamayacağım kadar osmanlı zamanından kalma camii ve külliye dolu. aklıma gelenler bunlar.

sosyal olarak incelersek, şahsen gözüme çarpan ilk şey buranın ağzı. kastamonu ağzı nedense çok komik geliyor bana. aynı zamanda kendini dinlettirdikçe dinletiyor, çok tatlı. şuna değinmezsem olmaz, çok fazla küfür kullanılıyor. nokta yerine, virgül yerine küfür kullanılıyor. nedense burada küfür, küfür etmek için kullanılmıyor. küfür algıları entresan. birine küfür edince her zaman küfür etmiş sayılmıyorsunuz. yeni nesilde bunu çok gözlemlemedim, eski nesilde çok yaygın.
bir şekilde insanı kendini sevdiriyor. sıcakkanlı insanlar. grand tuvalet giyinen, şapkasına kadar takan amcalar çok hoş.

aklıma gelmişken, şehir merkezinde deniz yok. ben çok şaşırmıştım. onun yerine upuzun bir çay var.

yemeklerinden bahsetmezsek olmaz. yemek olmasa da, yiyeceğe dair akla gelen ilk şey taşköprü sarımsağı. taşköprüye girer girmez sarımsak kokusu karşılamıştı bizi.
çekme helvası çok güzel.
banduması bana biraz ağır geldi ama lezzetli.
ekşili pilavını çok beğendim.
püryan kuyu kebabı ise çok güzel.
konya ile çekişmeli olduğu etli ekmeği var bir de. konyadaki pideyse, buradaki de gözleme ama çok lezzetli. mutlaka yiyin. özellikle azdavay'da yiyin. arkadaşım "ben bunu niye yedim, nasıl bulucam bunu sonra" diye pişman olmuştu. *
pastırması çok çok başarılı. kayserililer alınmasın ama benim damak zevkime daha uygundu. *
pastırmalı ekmeğini yiyin, asla pişman olmazsınız.
simidini sıcak yerseniz çok güzel, soğuksa lastik gibi ve sert. simit tiridi de güzel.
siyez bulgurundan yapılan pilavı da çok güzel. mutlaka eve götürmek isteyeceksiniz o güzelim bulgurdan.

genel olarak mutfağı hamur ağırlıklı ama lezzetli. fazka kaçırırsanız gelsin kilocuklar. *

sanırım sona geldik. bir genç olarak, yaşamak için uygun mu? hayır. emekli olunca şehir merkezinde değil ama cide'de, abana'da veya çatalzeytin'de yaşanır. gezip görmelik yer daha çok.
şahsen iyi tanıtılamadığını düşünüyorum. daha iyi tanıtılırsa daha fazla turist çekecektir ama bu şehir için daha mı iyi ya da daha mı kötü olur bilemem.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim