ilkokulda birinden hoşlanınca yapılan saçmalıklar
suratına içi su dolu plastik şişe fırlatmak. evet yaptım, burnu kanadı.
devamını gör...
mektup arkadaşlığı
o değil de hayatım boyunca yapmak istediğim ama bir türlü yapmadığım iletişim türünün, arkadaşlığa dökülmüş şeklidir. ilkokul öğretmenimiz bizi buna öyle özendirirdi ki anlatamam. fakat hiçbirimiz yapmadık. bilhassa dünyamızın dijital bir hal alması ve bizim de bu dijitalliğe dolaylı yoldan katkı sağlamamız bunu, namümkün kılıyordu ve maalesef biz dijitalle büyüdük... halbuki her şeyden ve herkesten sıyrılıp, şöyle 15 günde ya da ayda bir kez yazabileceğimiz, içini karpostallar, çeşitli küçük küçük dökümanlar ve türlü dil oyunlarıyla zenginleştirebileceğimiz bi mektup arkadaşımız olsaydı fena mı olurdu?..
...
aslında aklımda mektup arkadaşı olmaya yatkın 1 kişi var. 1 kişi... onca tanıdığım insan içerisinde sadece bir kişiyle mektup arkadaşı olabileceğimi düşünüyorum ki o da bundan habersiz, aksi, lanet, önyargılarla dolu, sıkıcı hayatını yaşamaya devam etmeye koyulmuş, bitki misali öylece yaşıyor. bir mektup arkadaşı olsaydı örneğin, biraz olsun köklerindeki çer çöpten sıyrılır, hayatının oksijenini, oksijen tüpünden sıyırıp, pencereyi açıverirdi. böylelikle anlatmayı sevdiği dili yeniden çözülür, hayata başka bir pencereden bakmayı da öğrenmiş olurdu.. bilemiyorum. bence güzel olurdu. ben en iyisi bunu hayata geçireyim. şansı varsa onunla.. değilse bu hayat açmazı, yeni yeni mektup arkadaşlarını çıkarıp önümüze bırakabilir. kim bilir?..
lakin dikkat edilecek husus şudur: amaan ne gerek var böyle şeylere hincime, ne güzel mail var, instagram var, whatsapp, bip, bilumum sosyal mecra varken hem de, ne gerek var şimdi mağaralarımızdan çıkmaya? mağaradan çıkmak ... işte tam olarak bu. mektup arkadaşlığı bir nevi gözümde mağaradan çıkmak gibi bir şeydir. hemen insanların akıllarına duygusal şeyler geliyor, cinsiyeti, cinselliği, aşkı, meşki olan şeyler...
garip..
bu değil işte mesele.. mağaradan çıkmak bu değil. işte bunu söylemeyecek biri olmalı. ancak onunla bu dijital çağda, çağ atlamak mümkün olur. değilse boş. ve ben boşlukları doldurmayı severim. boşlukları çiçeklerle ve şekerle...
...
aslında aklımda mektup arkadaşı olmaya yatkın 1 kişi var. 1 kişi... onca tanıdığım insan içerisinde sadece bir kişiyle mektup arkadaşı olabileceğimi düşünüyorum ki o da bundan habersiz, aksi, lanet, önyargılarla dolu, sıkıcı hayatını yaşamaya devam etmeye koyulmuş, bitki misali öylece yaşıyor. bir mektup arkadaşı olsaydı örneğin, biraz olsun köklerindeki çer çöpten sıyrılır, hayatının oksijenini, oksijen tüpünden sıyırıp, pencereyi açıverirdi. böylelikle anlatmayı sevdiği dili yeniden çözülür, hayata başka bir pencereden bakmayı da öğrenmiş olurdu.. bilemiyorum. bence güzel olurdu. ben en iyisi bunu hayata geçireyim. şansı varsa onunla.. değilse bu hayat açmazı, yeni yeni mektup arkadaşlarını çıkarıp önümüze bırakabilir. kim bilir?..
lakin dikkat edilecek husus şudur: amaan ne gerek var böyle şeylere hincime, ne güzel mail var, instagram var, whatsapp, bip, bilumum sosyal mecra varken hem de, ne gerek var şimdi mağaralarımızdan çıkmaya? mağaradan çıkmak ... işte tam olarak bu. mektup arkadaşlığı bir nevi gözümde mağaradan çıkmak gibi bir şeydir. hemen insanların akıllarına duygusal şeyler geliyor, cinsiyeti, cinselliği, aşkı, meşki olan şeyler...
garip..
bu değil işte mesele.. mağaradan çıkmak bu değil. işte bunu söylemeyecek biri olmalı. ancak onunla bu dijital çağda, çağ atlamak mümkün olur. değilse boş. ve ben boşlukları doldurmayı severim. boşlukları çiçeklerle ve şekerle...
devamını gör...
salçalı ekmek
piyasada ki çoğu lahmacun . eser miktarda kıyma eşliğinde.
devamını gör...
gerçekten iğrenç bir hayat
ezgisi bol, sözü yok denecek kadar az parça.
ara ara yaşadıklarımı gözden geçirince ağzımdan dökülüveriyor.
ara ara yaşadıklarımı gözden geçirince ağzımdan dökülüveriyor.
devamını gör...
ağlamamak için yapılanlar
hiç bir şey.
gelince tutamıyorum.
konuşurken bile dağılıyorum.
tüm acım geçene kadar ağlamam lazım.
normalde taş gibiyim.
bu da bana mahsus bir muamma.
gelince tutamıyorum.
konuşurken bile dağılıyorum.
tüm acım geçene kadar ağlamam lazım.
normalde taş gibiyim.
bu da bana mahsus bir muamma.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
"günaydınn! " çiçeklerim
(bkz: küçük bir zebellah)tan <3


bu da benim ona "günaydınn!" çiçeğim

gününüzün aydın ve huzurlu geçmesi dileğiyle.
"... yani sohbet, dostluk ve yarenlik insanı daha mukavim, daha dirençli, kötülükleri alt etme konusunda daha iyimser kılıyor."
-kemal sayar
(bkz: küçük bir zebellah)tan <3


bu da benim ona "günaydınn!" çiçeğim

gününüzün aydın ve huzurlu geçmesi dileğiyle.
"... yani sohbet, dostluk ve yarenlik insanı daha mukavim, daha dirençli, kötülükleri alt etme konusunda daha iyimser kılıyor."
-kemal sayar
devamını gör...
tekillik
dil bilgisi bakımından değerlendirildiğinde tek olma durumu olarak açıklanan, bilimde ise farklı anlamlara gelen kelime.
kozmolojide tekillik, uzay - zamanda, matematik denklemlerinin geçerli çözümler sağlayamadığı ve bildiğimiz fizik kanunlarının çuvalladığı noktadır.
özellikle kara delikler konusunda karşımıza çıkan tekillik, sonsuz küçük bir alanda uzay - zaman dokusunun aşırı derecede bükülmesi sonucunda ortaya çıktığı düşünülen, kütle çekimi ve yoğunluğun sonsuz kabul edildiği bir noktayı tanımlar.
teknolojide tekillik, yapay zekânın, insan zekâsından ileriye geçmesiyle teknolojinin kontrol edilemez hale geldiği durumu tanımlar.
kozmolojide tekillik, uzay - zamanda, matematik denklemlerinin geçerli çözümler sağlayamadığı ve bildiğimiz fizik kanunlarının çuvalladığı noktadır.
özellikle kara delikler konusunda karşımıza çıkan tekillik, sonsuz küçük bir alanda uzay - zaman dokusunun aşırı derecede bükülmesi sonucunda ortaya çıktığı düşünülen, kütle çekimi ve yoğunluğun sonsuz kabul edildiği bir noktayı tanımlar.
teknolojide tekillik, yapay zekânın, insan zekâsından ileriye geçmesiyle teknolojinin kontrol edilemez hale geldiği durumu tanımlar.
devamını gör...
geceye bir fotoğraf bırak
devamını gör...
normal sözlük'ün diğer kafa platformlarıyla olan ilişkisi
kafa radyoyla alakası var mı bilmiyorum. kafa dergisiyle alakası var mı bilmiyorum. bildiğim tek şey kafa sözlüğün şu an itibariyle çok iyi bir sözlük olması keyif alıyorum burada tanım girmekten fikirlerimin değer görmesinden samimiyetten bildirim almaktan adminlerin sıcak kanlı olmasından daha bir sürü faydalı şeyden şimdilik çok keyif alıyorum .
devamını gör...
sabsung
yorucu ve sıkıcı bir gün geçirdikten sonra bizi hayata döndüren veya günü canlandıran şeylere sabsung denir.
benim için sabsung, bazen kitap okumak bazen bulmaca çözmek bazen de müzik dinlemek.
benim için sabsung, bazen kitap okumak bazen bulmaca çözmek bazen de müzik dinlemek.
devamını gör...
özlemek bahsi
bugün haftalardır goremedigim babamı ziyarete gittigim için ilk kısmını dinleyemedigim radyo programı konusu.
yol boyu düşündüm ama özlemek bahsini.
insan kendini güvende hissettiği yeri ve kendine güvendiği anları özlüyor en çok. bir de kafasında hiç bir pürüz, sorumluluk, iş,güç olmadan uyuyabildigi geceleri özlüyor.
annem hep; "gündüzleri peşinizde kostugum yetmiyor gibi gece olup kafamı yastığa koyunca aklım birinizde kalbim birinizde oluyor. hiç huzurlu uykum yok." derdi. şimdi ben de gözlerim yorgunluktan kapanırken bir yandan uykuya yenik düşmemeye çalışırken diğer yandan yarın yapılacak onlarca işi,.sorumluluklarını ustlendigim.insanları, verdiğim sozleri düşünüyorum. sadece kendim için yaşadığım ve tek derdimin kendim olduğu günleri zaman zaman özlüyorum.
yol boyu düşündüm ama özlemek bahsini.
insan kendini güvende hissettiği yeri ve kendine güvendiği anları özlüyor en çok. bir de kafasında hiç bir pürüz, sorumluluk, iş,güç olmadan uyuyabildigi geceleri özlüyor.
annem hep; "gündüzleri peşinizde kostugum yetmiyor gibi gece olup kafamı yastığa koyunca aklım birinizde kalbim birinizde oluyor. hiç huzurlu uykum yok." derdi. şimdi ben de gözlerim yorgunluktan kapanırken bir yandan uykuya yenik düşmemeye çalışırken diğer yandan yarın yapılacak onlarca işi,.sorumluluklarını ustlendigim.insanları, verdiğim sozleri düşünüyorum. sadece kendim için yaşadığım ve tek derdimin kendim olduğu günleri zaman zaman özlüyorum.
devamını gör...
ağıza kürekle vurma hissi uyandıran kelimeler
devamını gör...
üniversitede yanlış bölümü tercih ettiğini anlamak
yetenek ile ilgili bölümlerin sınav ile öğrenci alması sonucu oluşan duygudur. burda yetenegin yoksa niye seçtin diyecekler olacaktır ama sorun "sinavla değil de yetenek ile öğrenci almış gibi" davranan egitimcilerdir. her derste olmasa da özellikle heykel ve seramik derslerinde zorlanmıştık tüm sınıf. hatta 2. dönem herkes kaydını dondurmaya, okulu bırakmaya başlamıştı. 44 kişilik sınıfta 25 kişi kalmıştık. kalan 25 kişi birbirini motive ediyor, okulda kalması için bölümü birbirimize sevdirmeye çalışıyorduk. "ilk mezunları biz olacağız, yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik, çoğu gitti azı kaldı, bu saatten sonra okul mu bırakılırmış? , o kadar emek verdik, yazık " gibi cümlelerle söz de birbirimize destek olduk. arada 2,3 kişiyi kaybetsek de iyi kötü son sınıfa kadar geldik.
devamını gör...
kitaplardaki cümlelerin altını çizmek
asla yapmadığım eylem. benim için anonim kalmak gibi bir şeydir bu.
ayrıca neden ve ne zaman edindiğim bir alışkanlık bilmiyorum ama kitaba canlı muamelesi yapıyorum resmen. 180 derece açamam mesela kitabı. bir ara arkadaşım şömine için kendisine ait eski ve kullanılmayan bir kitabı yakmak istediğinde ufak kalp krizi geçirmişliğim de var.
ayrıca neden ve ne zaman edindiğim bir alışkanlık bilmiyorum ama kitaba canlı muamelesi yapıyorum resmen. 180 derece açamam mesela kitabı. bir ara arkadaşım şömine için kendisine ait eski ve kullanılmayan bir kitabı yakmak istediğinde ufak kalp krizi geçirmişliğim de var.
devamını gör...
whistle (yazar)
artık kuzenine açılsada rahatlasak. ama kuzeni reddederse işte o zaman eyvahlar olsun iki katı yandık.
devamını gör...





