kendinin gölgesi olmak
insanın zaman zaman hissedebileceği ve bir kez hissetmeye başladı mı artık geri döndürülemez olan bir soruna neden olabilecek durumdur.
bazı deneyimler insanı kendisinin soluk bir kopyası haline getirebilir. deneyimlerin gözle görülmeyen, dışarıdan çok belli olmayan, sadece dikkatli bakıldığında sezilebilen böyle bir etkisi vardır insanlar üzerinde ve evet sizin de düşündüğünüz gibi olumsuz deneyimlerden bahsediyorum.
bir önceki paragrafta andığım kötü deneyimlerin en büyük etkisi insanın duygularını köreltmeye başlamalarıdır. insan bir süre sonra çoğu insan için doğal olan duyguların kendi bünyesinde artık barınmadığını fark eder. bu gölgeye dönüşmeye başladığı andır.
çünkü yok olan duygular artmaya başladıkça insan sonradan edinilen bir taklit yeteneğine baş vurur. bu yetenek içinde olmayan duyguları dışarıya varmış gibi göstermesine yarar ve onun normal bir insan gibi görünmesine imkan verir. öyle olmadığı halde.
insan olmayan duygularını taklitle var etmeye çalıştıkça boyutlarını da kaybetmeye başlar, görüntüsü gittikçe silikleşir, çevresini gri bir sis kaplar, artık üzerine gelen her şey hiçbir engelle karşılaşmadan içinden geçip gider. o artık bir gölgedir. eskinden var olan kendisinin gölgesi.
bu zamandan sonra yapacağı hiçbir şeyi gerçeklik adına yapmayacaktır. bambaşka bir motivasyonu vardır artık. harekete geçme zamanıdır. hem de gölgelerin gücü adına.
bazı deneyimler insanı kendisinin soluk bir kopyası haline getirebilir. deneyimlerin gözle görülmeyen, dışarıdan çok belli olmayan, sadece dikkatli bakıldığında sezilebilen böyle bir etkisi vardır insanlar üzerinde ve evet sizin de düşündüğünüz gibi olumsuz deneyimlerden bahsediyorum.
bir önceki paragrafta andığım kötü deneyimlerin en büyük etkisi insanın duygularını köreltmeye başlamalarıdır. insan bir süre sonra çoğu insan için doğal olan duyguların kendi bünyesinde artık barınmadığını fark eder. bu gölgeye dönüşmeye başladığı andır.
çünkü yok olan duygular artmaya başladıkça insan sonradan edinilen bir taklit yeteneğine baş vurur. bu yetenek içinde olmayan duyguları dışarıya varmış gibi göstermesine yarar ve onun normal bir insan gibi görünmesine imkan verir. öyle olmadığı halde.
insan olmayan duygularını taklitle var etmeye çalıştıkça boyutlarını da kaybetmeye başlar, görüntüsü gittikçe silikleşir, çevresini gri bir sis kaplar, artık üzerine gelen her şey hiçbir engelle karşılaşmadan içinden geçip gider. o artık bir gölgedir. eskinden var olan kendisinin gölgesi.
bu zamandan sonra yapacağı hiçbir şeyi gerçeklik adına yapmayacaktır. bambaşka bir motivasyonu vardır artık. harekete geçme zamanıdır. hem de gölgelerin gücü adına.
devamını gör...
kerameti kendinden menkul
kendisini hep belli kalıplara sığdıran, olmadığı gibi göstermeye çalışan anlamına karşılık gelmektedir.
devamını gör...
yazılı olmayan kurallar
boyu en uzun olan perdeyi takar.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bir şeyi yapamayacak gibi kendimizi hissettiğimiz an ile "ya ben bu işin üstesinden gelirim " dediğimiz an arasındaki tek fark, o anda kendimizi iyi hissediyor oluşumuz aslında çünkü baktığımızda koşullarda değişen bir şey olmasa da insan, kendini iyi hissettiğinde daha cesur oluyor. o zaman "kendini sürekli iyi hisset, sürekli her şeyin üstesinden gel, öyle saçma şey olur mu" diyebilirsiniz. bir kere insanın kendini sürekli iyi hissetmesi mümkün değil, bir de kendini tanımak da bir süreç.. zamanla neyi yapıp neyi yapamayacağını çözmek de bir süreç.. mesela ben asla araba kullanamam çünkü küçükken bir gözümün görme yetisini kaybettim, o yüzden asla kendime güvenemem, şimdi kalkıp da bugün kendimi harika hissediyorum, gidip biraz araba kullanayım diyemem. niye mi bunları anlattım? aslında harekete geçmemizi belirleyen ilk şey duygular bence.. ama sonrasında mantığı devreye sokup kendini tanıyor olmak, neyi yapıp neyi yapamayacağına dair farkındalık geliştirmek ve karar almakla süreç tamamlanıyor diye düşünüyorum.
devamını gör...
ülkeye hiçbir hayrı dokunmayacak meslek grupları
talep varsa her arz ihtiyaçtır, ihtiyaç duyulan şey ihtiyaç sahibi için önem arz eder.
kimse size zorla küflü ekmek satmaz, kirli gömlek giydirmez, yırtık ayakkabı almak zorunda bırakmaz.
arz eder talep doğrultusunda resmileştirir topluma benimsetir.
her meslek zanaat olmayabilir, ama her uğraş bir sanat olabilir.
şu atasözü gibi: her topal satıcının kör alıcısı vardır.
kimse size zorla küflü ekmek satmaz, kirli gömlek giydirmez, yırtık ayakkabı almak zorunda bırakmaz.
arz eder talep doğrultusunda resmileştirir topluma benimsetir.
her meslek zanaat olmayabilir, ama her uğraş bir sanat olabilir.
şu atasözü gibi: her topal satıcının kör alıcısı vardır.
devamını gör...
dijital amnezi
dijital amnezi diğer adıyla google etkisi olarak bilinir.teknolojinin gelişmesi ile hayatımızın içinde çok büyük bir yer kaplaması sonucunda google, wikipedia veya diğer çevrimiçi araçlar sayesinde öğrenmek istediğimiz şeylere kolayca ulaşabiliyoruz. kolayca ulaşabildiğimiz bu bilgileri aklımızda uzun süre tutma ve içselleştirme davranışlarını yapmamız zorlaşıyor. bu da hafızamızın körleşmesine neden oluyor.işte bu durum dijital amnezi olarak tanımlanmış. bilginin bir yerde istediğimiz zaman ulaşabileceğimiz bir durumda olduğunu bilmek bunun en büyük sebepleri arasında yer alıyor. en yakın arkadaşımızın telefon numarasını bile ezbere bilmemek bunun en basit örneği. uzmanlar internetten öğrenilen her bilginin doğruluğundanda emin olunamayacağını ve zihmimizi canlı tutmak için bilgileri öğrenirken önemli olan ve olmayan yerleri ayırt edebilmemiz ve buna göre bilgiyi içselleştirmemiz gerekli olduğunu belirtmiş.
devamını gör...
çocukların kıymetli oyuncakları
5 yaşına kadar oyuncakları o kadar kıymetli ki sokaktan bulduğu bir gazoz kapağını veya sahilden topladığı taşları bile eve gidince sorarlardı. bir keresinde oğlum topladığı o taşları gittiğimiz sahilde unutmuştu, eve gelince kıyamet koptu, nasıl benim taşlarımı almadın diye başımın etini yedi, 3 gün ağladı. şimdi büyüdüler artık, geçen gün 5 yaşındaki kuzenleri geldi, tabii haliyle tüm oyuncaklar ortaya saçıldı, oğlum zamanında asla kimsenin dokunmasına dahi izin vermediği oyuncağını kuzenine hediye etti. büyüyünce oyuncağı gözleri görmüyor ama 2-5 yaş arasındayken mülkiyet kavramı tam olarak oturmadığından oyuncak, çocuklar için dünyanın en kıymetli şeyi..
devamını gör...
uçurulan yazarların karma puanları halka dağıtılsın
bence sözlükten bir yada daha fazla mirasçı seçip, uçurulmaları halinde karma puanları ve rozetlerinin bu mirasçılara bırakılması sağlansa çok tatlı olabilirdi.
lord of the rings rozetimi ve karmalarımın yarısını elentari'ye bırakıyorum gibi vasiyetler falan yazılırdı.
edit: #1284759 tanımı görünce aklıma geldi, karma puanlarını kendi kazanmış olan yazarların kişisel ileti kısmına miras değil alınteri yazması da muhtemel tabi.
lord of the rings rozetimi ve karmalarımın yarısını elentari'ye bırakıyorum gibi vasiyetler falan yazılırdı.
edit: #1284759 tanımı görünce aklıma geldi, karma puanlarını kendi kazanmış olan yazarların kişisel ileti kısmına miras değil alınteri yazması da muhtemel tabi.
devamını gör...
nadide hayat
2015 yapımı çağan ırmak'ın yönetmenliğini üstlendiği senaristliği yine çağan ırmak ve ali demirel'e ait komedi, aile filmi.
oyuncular,
demet akbağ
yetkin dikinciler
ümit erlim
sevil akı
suzan kardeş
nadide (demet akbağ) ellili yaşlarda, taze dul ve hayattan oldukça sıkılmış orta yaş krizine girmiş bir ev hanımıdır. artık toplumun ve ailesinin ondan beklediği evinde oturup torun bakması, günler yapması, yine çoluğu çoğu için kaygılanıp hayatlarını kolaylaştırmaya çalışmasıdır. denerde aslında ama yapamaz. kendini oyalamak için bir çok kursa gider, bir çok etkinliğe katılır, torunuyla, çocuklarıyla zaman geçirir yine de olmaz.
ve hayatını değiştirecek o haberi görür. üniversite affı. yıllar önce bıraktığı su ürünleri bölümüne geri dönmeyi hayal eder karetta karettalar çağırır onu adeta. ne yaşına ne de çevre baskısına ne de okula gittiğinde karşılaştığı tavırlara aldanmaz tutunur hayallerine.
çekimler istanbul üniversitesi ve muğla'da yapılmıştır. ikinci hayatını yaşayan nadide hanım muğla'ya genç öğrencilerle bir göreve gider haşarı, haylaz, sorumsuz bir ekip değişik esrarengiz bir kaptan ve bir hocayla başlar macera. komik diyaloglar eğlenceli olayların içine çekilir durur hazır cevap ve bir o kadarda zeka küpü nadide.
demet akbağ benim hayran olduğum nadir oyunculardan. adeta yaşamış bu rolü. filmde o kadar cuk oturan detaylar, hayat dersleri, insanı sarsan gerçekler var ki ben yine bunlara odak izledim, izliyorum. mesajı olan filmlere zafım büyük. beni iyi hissettiren filmler arasında. bu ara pek ihtiyacım var buna. neysem bana göre keyifli bir film umarım sizlerde beğenirsiniz.
iyi seyirler...
oyuncular,
demet akbağ
yetkin dikinciler
ümit erlim
sevil akı
suzan kardeş
nadide (demet akbağ) ellili yaşlarda, taze dul ve hayattan oldukça sıkılmış orta yaş krizine girmiş bir ev hanımıdır. artık toplumun ve ailesinin ondan beklediği evinde oturup torun bakması, günler yapması, yine çoluğu çoğu için kaygılanıp hayatlarını kolaylaştırmaya çalışmasıdır. denerde aslında ama yapamaz. kendini oyalamak için bir çok kursa gider, bir çok etkinliğe katılır, torunuyla, çocuklarıyla zaman geçirir yine de olmaz.
ve hayatını değiştirecek o haberi görür. üniversite affı. yıllar önce bıraktığı su ürünleri bölümüne geri dönmeyi hayal eder karetta karettalar çağırır onu adeta. ne yaşına ne de çevre baskısına ne de okula gittiğinde karşılaştığı tavırlara aldanmaz tutunur hayallerine.
çekimler istanbul üniversitesi ve muğla'da yapılmıştır. ikinci hayatını yaşayan nadide hanım muğla'ya genç öğrencilerle bir göreve gider haşarı, haylaz, sorumsuz bir ekip değişik esrarengiz bir kaptan ve bir hocayla başlar macera. komik diyaloglar eğlenceli olayların içine çekilir durur hazır cevap ve bir o kadarda zeka küpü nadide.
demet akbağ benim hayran olduğum nadir oyunculardan. adeta yaşamış bu rolü. filmde o kadar cuk oturan detaylar, hayat dersleri, insanı sarsan gerçekler var ki ben yine bunlara odak izledim, izliyorum. mesajı olan filmlere zafım büyük. beni iyi hissettiren filmler arasında. bu ara pek ihtiyacım var buna. neysem bana göre keyifli bir film umarım sizlerde beğenirsiniz.
iyi seyirler...
devamını gör...
bir erkeği kırmadan ona tipsiz olduğunu söylemek
bu hadsizliği yapacaksanız, sende kendimi görüyorum diyebilirsiniz.
devamını gör...
banyo yapmak vs duş almak
zengin yapınca duş, fakir yapınca banyo derler aplam.
devamını gör...
yazarların garip huyları
bir olayı olmadan önce kafamda canlandırıp, o olayın yüzlerce olasılıklarını hesaplayıp o olay başıma geldiğinde düşündüğüm şeyi hayata geçirmek.
evet biraz karmaşık yazmış olabilirim, ama nasıl ifade edeceğimi tam olarak bilemedim.*
evet biraz karmaşık yazmış olabilirim, ama nasıl ifade edeceğimi tam olarak bilemedim.*
devamını gör...
bildirim ve mesaj butonları çalışmayanlar için alternatif
mesajlar linkine basınca tinder açılıyor.
devamını gör...
ta'm e guilass
kirazın tadı olarak da bildiğimiz, abbas kiyarüstemi yapımı iran sinemasından bir dram filmi. bireysel bir problemin yanında pek çok sosyolojik gerçeği de iran sinemasının duruluğuyla gözler önüne seren film. bu cümleden sonraki her cümlem çok ciddi miktarda spoiler içereceği için devam edip etmemek size kalmış.
filmde intiharına 20 küreklik toprakla ortak olacak birini arayan bedii, çöp toplayarak geçinen bir adamla karşılaştığında ona üzerindeki kıyafette yazan sözcüğün anlamını bilip bilmediğini sorar. ne yazdığını da ben söylemeyivereyim, izleyen görür. bedii, mimiklerini neredeyse hiç kullanmayan bir adam olmasına rağmen duygu ve kararlarının etkisini gözleri ve göğsünde görülür. filmin bazı sahnelerinde bir tahta gibi duran göğsü heyecanlandığını, nefes alışverişinin hızlandığını belli eder şekilde hızlı ve ritmik bir biçimde iner kalkar.
çekim planlarında güzergahı aracın içinden sadece kuşlar uçarken görürüz. ne zaman kuşlar uçar, o zaman yolu arabanın gözünden izletir kamera. arabasına binen son kişi olan türk adamın bıldırcınları kestiğini öğrendiğinde verdiği tepki de bu mesajı doğrular nitelikte. 20 kürek toprağın pazarlığı süresince durmadan taşınan topraklar, toprakla çalışan insanlar, toprağın kullanıldığı araziler görülüyor. bu toprak çalışmalarından birinde bedii'nin gölgesi ile dökülen toprak birbirine karışıyor ve beni en çok etkileyen sahne de bu diyebilirim.
türk adamla anlaşmasının ardından bir soru işareti bırakıyor, neden çukura kendi aracıyla gitmiyor? teklifini kabul eden birini bulduğu için mi, bıldırcınlar öldüğü için mi, ölmeye kararlı olduğu için mi yoksa zaten ölmekten vazgeçtiği için mi? ki izleyiciyi bu belirsizlikle baş başa bırakıp gidiyor kiyarüstemi.
bedii kendini en mutlu hissettiği yerin, edindiği en iyi arkadaşların askerde olduğu bilgisini sunuyor bize. sıra sıra askerlerden hemen sonra görüyoruz, sıra sıra çocukları. bir... iki... üç... kirazın tadını yeniden almak istemiyor musun?
filmde intiharına 20 küreklik toprakla ortak olacak birini arayan bedii, çöp toplayarak geçinen bir adamla karşılaştığında ona üzerindeki kıyafette yazan sözcüğün anlamını bilip bilmediğini sorar. ne yazdığını da ben söylemeyivereyim, izleyen görür. bedii, mimiklerini neredeyse hiç kullanmayan bir adam olmasına rağmen duygu ve kararlarının etkisini gözleri ve göğsünde görülür. filmin bazı sahnelerinde bir tahta gibi duran göğsü heyecanlandığını, nefes alışverişinin hızlandığını belli eder şekilde hızlı ve ritmik bir biçimde iner kalkar.
çekim planlarında güzergahı aracın içinden sadece kuşlar uçarken görürüz. ne zaman kuşlar uçar, o zaman yolu arabanın gözünden izletir kamera. arabasına binen son kişi olan türk adamın bıldırcınları kestiğini öğrendiğinde verdiği tepki de bu mesajı doğrular nitelikte. 20 kürek toprağın pazarlığı süresince durmadan taşınan topraklar, toprakla çalışan insanlar, toprağın kullanıldığı araziler görülüyor. bu toprak çalışmalarından birinde bedii'nin gölgesi ile dökülen toprak birbirine karışıyor ve beni en çok etkileyen sahne de bu diyebilirim.
türk adamla anlaşmasının ardından bir soru işareti bırakıyor, neden çukura kendi aracıyla gitmiyor? teklifini kabul eden birini bulduğu için mi, bıldırcınlar öldüğü için mi, ölmeye kararlı olduğu için mi yoksa zaten ölmekten vazgeçtiği için mi? ki izleyiciyi bu belirsizlikle baş başa bırakıp gidiyor kiyarüstemi.
bedii kendini en mutlu hissettiği yerin, edindiği en iyi arkadaşların askerde olduğu bilgisini sunuyor bize. sıra sıra askerlerden hemen sonra görüyoruz, sıra sıra çocukları. bir... iki... üç... kirazın tadını yeniden almak istemiyor musun?
devamını gör...
vozvrashchenie
2003 rusya yapımı andrey zvyagintsev filmi.
bana göre yönetmenin en iyi eseri; içinde bolca mistik öğeler barındıran psikanalitik bir film. bir aile içinde güç sahibi fert babayı, rus otoriter devletiyle simgelemiş. çok güzel fotoğraflar görmek isteyenlere, rusya'nın doğasını, karanlık sabahlarını, çocukların dünyasını merak edenlere tavsiye olunur.
not: sözlükteki ilk entrymi yönetmenin çok sevdiğim diğer filmi nelyubov başlığına yazacaktım ancak ilk entrysini nelyubov'a yazmak isteyen bir başka yazar benden önce davranmış.
bana göre yönetmenin en iyi eseri; içinde bolca mistik öğeler barındıran psikanalitik bir film. bir aile içinde güç sahibi fert babayı, rus otoriter devletiyle simgelemiş. çok güzel fotoğraflar görmek isteyenlere, rusya'nın doğasını, karanlık sabahlarını, çocukların dünyasını merak edenlere tavsiye olunur.
not: sözlükteki ilk entrymi yönetmenin çok sevdiğim diğer filmi nelyubov başlığına yazacaktım ancak ilk entrysini nelyubov'a yazmak isteyen bir başka yazar benden önce davranmış.
devamını gör...
kaktüs beslemek
çiçeklerden daha çok sevdiğim ama bir tanecik bile çiçek vermek istemeyen bitki. 4 tane kaktüsüm var sadece bir tanesi şımardı büyüdü diğerleri duruyor. sebebi neydi ki...
devamını gör...
yazarların bedava olmasını istediği 3 şey
1. eğitim hakkı.
2. sağlık
3. barınma
2. sağlık
3. barınma
devamını gör...
toprak ana (cengiz aytmatov)
bir köy kadınının eşi ve oğullarının savaş zamanı cepheye gitmesinden sonra gelinleriyle verdiği yaşam mücadelesini anlatıyor. köydeki zorlu yaşam, sefalet ve açlık da köy kadınlarının zorlu mücadelesi olarak ifade ediliyor.
devamını gör...
normal sözlük 1. istanbul zirvesi
orada olmak üzere birazdan evden çıkıp, yola koyulacağım zirvedir. son anda görüp gelmek isteyenler olabilir belkim diye düşünüldüğünden, bi uplayayım başlığı dedim.
devamını gör...
sarı mercedes
benim iyi filmler listemde olan ve ilyas salmanın oscarlık oyuculuğuyla damga vurduğu filmdir. yazar arkadaşlar başlığa bilgileri yazmışlar. ancak ben bu filme biraz farklı bir bakış koyayım.

içinde kendimi de bulduğumdur. filmi izleyenler hatırlayacaktır, iki farklı dönem anlatılır. almanyaya gidilmeden öncesi ve almanya’dan türkiyeye dönüş yolculuğu. dikkatli izlerseniz, bayramın yüzü almanya’ya gitmeden önce hep güler. mutlu ve umut doludur. ancak filmin almanya sahnelerinde ise artık yüzü gülmeyen, asabi biridir.
sözlük içerisinde açılan başlıklarda çoğu zaman göçmen ailelerle dalga geçiliyor. oysa o coğrafyayı yaşamış biri olarak şunu söyleyeyim; daha ne hikayeler var, sarı mercedes ne ki? içinde gerçekten “insan” olan hikayeler.
bir sinemasever olarak, yol hikayelerini her zaman sevmişimdir. önerdiğim bir filmdir. yerli sinemamız açısından da değerlidir. ilyas salman’ın siyasi görüşlerine katılırsınız, katılmazsınız bu bir görüştür. ancak sinema dünyamıza katkısı es geçilemez. şekerpare, kibar feyzo, banker bilo, çiçek abbas, hababam sınıfını kim sevmez ki?

filmin künyesi hakkında da bilgi verelim; adalet ağaoğlunun “fikrimin ince gülü” romanından uyarlamadır. filmin yönetmeni tunç okan, 29. antalya film festivalinde bu film ile en iyi yönetmen ödülünü kazanmıştır. ilyas salman ise 5. ankara film festivalinde “en iyi erkek oyuncu” ödülüne layık görülmüştür. çekimlerine 1987 yılında başlanmış ve film 1992 yılında tamamlanmıştır. imdb puanı hak ettiği değeri ortaya koyar 7.8 dir. türkiye, almanya, fransa, isviçre ortak yapımıdır.

içinde kendimi de bulduğumdur. filmi izleyenler hatırlayacaktır, iki farklı dönem anlatılır. almanyaya gidilmeden öncesi ve almanya’dan türkiyeye dönüş yolculuğu. dikkatli izlerseniz, bayramın yüzü almanya’ya gitmeden önce hep güler. mutlu ve umut doludur. ancak filmin almanya sahnelerinde ise artık yüzü gülmeyen, asabi biridir.
sözlük içerisinde açılan başlıklarda çoğu zaman göçmen ailelerle dalga geçiliyor. oysa o coğrafyayı yaşamış biri olarak şunu söyleyeyim; daha ne hikayeler var, sarı mercedes ne ki? içinde gerçekten “insan” olan hikayeler.
bir sinemasever olarak, yol hikayelerini her zaman sevmişimdir. önerdiğim bir filmdir. yerli sinemamız açısından da değerlidir. ilyas salman’ın siyasi görüşlerine katılırsınız, katılmazsınız bu bir görüştür. ancak sinema dünyamıza katkısı es geçilemez. şekerpare, kibar feyzo, banker bilo, çiçek abbas, hababam sınıfını kim sevmez ki?

filmin künyesi hakkında da bilgi verelim; adalet ağaoğlunun “fikrimin ince gülü” romanından uyarlamadır. filmin yönetmeni tunç okan, 29. antalya film festivalinde bu film ile en iyi yönetmen ödülünü kazanmıştır. ilyas salman ise 5. ankara film festivalinde “en iyi erkek oyuncu” ödülüne layık görülmüştür. çekimlerine 1987 yılında başlanmış ve film 1992 yılında tamamlanmıştır. imdb puanı hak ettiği değeri ortaya koyar 7.8 dir. türkiye, almanya, fransa, isviçre ortak yapımıdır.
devamını gör...