psikolojik şiddet
fiziksel şiddetten daha beterdir. çünkü fiziksel şiddette aldığınız zarar zamanla iyileşir. ancak psikolojik şiddet iyileşmez, tam aksine büyür, yeşerir, yuva yapar içinize. içten içe kemirir. o korku içinize girdi mi çıkarması mümkün değil.
devamını gör...
zillerde hep erkeklerin adının yazması
bir türlü anlam veremediğim durumdur,evli olunduğu takdirde ev hem kadına hem erkeğe aittir fakat daha kadının adının yazdığı zile rastlamadım.
edit: amacım duyar kasmak değil fakat zillerde soyad yazılması yerine neden böyle yapıldığını anlamıyorum,eleştirenlerin çoğu da erkek yazarlar,her şey hakkında son derece mantıklı yorumlar yapılan bir sözlükte böyle bir başlık açtığım için kusura bakmayın.
edit:benim şehrindeki her apartmanda durum hemen hemen böyle.
edit: amacım duyar kasmak değil fakat zillerde soyad yazılması yerine neden böyle yapıldığını anlamıyorum,eleştirenlerin çoğu da erkek yazarlar,her şey hakkında son derece mantıklı yorumlar yapılan bir sözlükte böyle bir başlık açtığım için kusura bakmayın.
edit:benim şehrindeki her apartmanda durum hemen hemen böyle.
devamını gör...
süblimleşme
katı maddelerin ısıtılınca ara bir hal olan sıvıya geçmeden direkt diğer bir hal olan gaza dönüşmesidir.
antalya’da temmuz ayında çok fazla kullandığım terim de diyebiliriz.
antalya’da temmuz ayında çok fazla kullandığım terim de diyebiliriz.
devamını gör...
ücretli öğretmenlik
maddi ihtiyaç nedeniyle başvuruyorlar farkındayım ancak bunu yaparak çok afadersiniz kendi ayaklarına sıkıyorlar,yapmayın başvurmayın,herkes başvurmasa öğretmen açığı yüzünden daha çok atama yapmak zorunda kalınacak şu da var malesef üniversitelerin 2 yıllık bölümlerinden veya 4 yıllık alakasız (işletme mezunu,ziraat ,tekstil mezunu sınıf öğretmenleri) bölümlerden de ücretli öğretmen görevlendiriliyor,yazık günah ilkokul bu ya çocuk okuma yazma öğrenecek,öğretmenini rol model olarak alıcak,ilk öğretmenleri olucak bu çocukların...aile tarafından ,çocuk tarafafından,atanamayan öğretmen arkadaşlarımız tarafından ve farklı eğitimleri olduğu halde iş bulamayıp ücretli öğretmenliğe başvurmak zorunda kalan insanlar tarafafından da çok üzücü bir durum malesef,kimse bunu hak etmiyor,inşallah bir an önce bu soruna öncelikli olarak geleceğimiz olan çocuklarımız adına daha güzel bir çözüm geliştirilir.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
bir gece,
gecede bir uyku,
uykunun içinde ben.
uyuyorum,
uykudayım,
yanımda sen..
uykunun içinde bir rüya,
rüyamda bir gece,
gecede ben.
bir yere gidiyorum,
delice.
aklımda sen..
ben seni seviyorum,
gizlice.
el-pençe duruyorum,
yüzüne bakıyorum,
söylemeden,
tek hece..
seni yitiriyorum
çok karanlık bir anda.
birden uyanıyorum,
bakıyorum aydınlık;
uyuyorsun yanımda..
güzelce.
gecede bir uyku,
uykunun içinde ben.
uyuyorum,
uykudayım,
yanımda sen..
uykunun içinde bir rüya,
rüyamda bir gece,
gecede ben.
bir yere gidiyorum,
delice.
aklımda sen..
ben seni seviyorum,
gizlice.
el-pençe duruyorum,
yüzüne bakıyorum,
söylemeden,
tek hece..
seni yitiriyorum
çok karanlık bir anda.
birden uyanıyorum,
bakıyorum aydınlık;
uyuyorsun yanımda..
güzelce.
devamını gör...
karantina
bir komplo teorisi olsun diye değil ama aklıma takıldığı için beni farklı düşüncelere sevk eden sözcüktür.
sanki üzerimizde kapitalist bir baskı kurmak için uygulanan planların başlığı b olanıdır.
a planında alışveriş merkezleri, üniversiteler, okullar ve stadyumlar gibi toplu halde bulunacağımız yerlere tıkıştırdılar bizi. denetim altında tutmak daha kolay olacaktı böylelikle ve dahası tüketim konusunda da elimizi korkak alıştırmayacaktık. takibi kolay yapılan bu toplulukların yönlendirilmesi de kolay olacaktı elbette.
ama burda ters giden bir şeyler oldu. insanların iç içe olması, sürekli etkileşim ve iletişim içinde bulunması muktedirlerin işine gelmedi. toplu halde verilen tepkiler iktidar sahiplerini rahatsız etmeye başladı, belki alışveriş merkezlerinde değil ama toplu halde bulunan diğer mekanlarda insanlar toplu halde tepki verip tek elin çıkaramadığı sesi çıkarmaya başlayınca işler değişti.
insan evrimini sekteye uğratan internetle birlikte bu sefer b planı uygulanmaya başlandı sanki. internet sayesinde tüketim kültürü zarar görmek şöyle dursun şaha bile kalktı. böylelikle muktedirler insanları daha küçük gruplar halinde toplamanın daha iyi sonuçlar verebileceğini fark etti. tepkiler aile arasında yen içinde kalırken bir yandan da sosyal medya aracılığıyla sabun köpüğü gibi ortaya çıkıp kaybolmaya başladı. bir laboratuvar virüsü insanlığı kapalı hücreler halinde yaşama alışkanlığına ısındırmak için muktedirlere bir prova şansı sunmuş oldu böylelikle.
bunu yazarken kendimi komplo teorisi filmindeki taksici jerry fletcher gibi hissettim ama gerçek düşüncelerim bunlardır.
sanki üzerimizde kapitalist bir baskı kurmak için uygulanan planların başlığı b olanıdır.
a planında alışveriş merkezleri, üniversiteler, okullar ve stadyumlar gibi toplu halde bulunacağımız yerlere tıkıştırdılar bizi. denetim altında tutmak daha kolay olacaktı böylelikle ve dahası tüketim konusunda da elimizi korkak alıştırmayacaktık. takibi kolay yapılan bu toplulukların yönlendirilmesi de kolay olacaktı elbette.
ama burda ters giden bir şeyler oldu. insanların iç içe olması, sürekli etkileşim ve iletişim içinde bulunması muktedirlerin işine gelmedi. toplu halde verilen tepkiler iktidar sahiplerini rahatsız etmeye başladı, belki alışveriş merkezlerinde değil ama toplu halde bulunan diğer mekanlarda insanlar toplu halde tepki verip tek elin çıkaramadığı sesi çıkarmaya başlayınca işler değişti.
insan evrimini sekteye uğratan internetle birlikte bu sefer b planı uygulanmaya başlandı sanki. internet sayesinde tüketim kültürü zarar görmek şöyle dursun şaha bile kalktı. böylelikle muktedirler insanları daha küçük gruplar halinde toplamanın daha iyi sonuçlar verebileceğini fark etti. tepkiler aile arasında yen içinde kalırken bir yandan da sosyal medya aracılığıyla sabun köpüğü gibi ortaya çıkıp kaybolmaya başladı. bir laboratuvar virüsü insanlığı kapalı hücreler halinde yaşama alışkanlığına ısındırmak için muktedirlere bir prova şansı sunmuş oldu böylelikle.
bunu yazarken kendimi komplo teorisi filmindeki taksici jerry fletcher gibi hissettim ama gerçek düşüncelerim bunlardır.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
bizleri yazarların sesleriyle 90'lara ışınlayacak güzel bir program olacağı kesin. programı hazırlayan yazarın enerjisi de epey yüksek. e bizlere de sabırsızlıkla beklemek düşüyor.
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
leonardo da vinci aynı anda bir eliyle yazı yazıp diğer eliyle resim yapabiliyordu.
devamını gör...
sözlük yazarlarının yaşları
(bkz: bu bahsi kapatalım lütfen)
devamını gör...
yahudi
ingilizce jewish kelimesi yahudilerle ilgili demektir; jew kelimesi ise yahudi inancında olan bütün yahudi halkını ifade eder. günümüzde millet kelimesinin tam karşılığıdır. yahudilik hem bir milleti hem de bir dine mensup insanları ifade eder.
yahudiler damla sulama sisteminin mucitidir. orta doğu'da israil devleti'ni kurmuşlardır. devletin kurulmasından önce yahudiler kibbutz denen yerleşim bölgelerinde kollektif bir yaşam sürmekteydiler. ilk kibbutz 1909 yılında kurulmuştur.
kibbutz yahudileri tarımda devrim yaptıkları gibi ticarette de kurdukları şirketlerle devrim yapmışlardır. örneğin golan tepeleri'nde kibbutz shamir'de yaşayan romanya'dan gelen yahudilerin kurduğu 'shamir optical' şirketi günümüzde multifokal merceklerin dünyadaki tek üreticisidir. 'shamir optical' şirketinin hisseleri nasdaq endeksinde 'shmr' koduyla işlem görmektedir.
yahudileri dünyanın hakim güçlerinden biri haline getiren fikir akımları marksizm ve siyonizm'dir. 1970lerden sonra kapitalleşen kibbutzlar israil devletinin gücünü teşkil etmektedir.
yahudiler damla sulama sisteminin mucitidir. orta doğu'da israil devleti'ni kurmuşlardır. devletin kurulmasından önce yahudiler kibbutz denen yerleşim bölgelerinde kollektif bir yaşam sürmekteydiler. ilk kibbutz 1909 yılında kurulmuştur.
kibbutz yahudileri tarımda devrim yaptıkları gibi ticarette de kurdukları şirketlerle devrim yapmışlardır. örneğin golan tepeleri'nde kibbutz shamir'de yaşayan romanya'dan gelen yahudilerin kurduğu 'shamir optical' şirketi günümüzde multifokal merceklerin dünyadaki tek üreticisidir. 'shamir optical' şirketinin hisseleri nasdaq endeksinde 'shmr' koduyla işlem görmektedir.
yahudileri dünyanın hakim güçlerinden biri haline getiren fikir akımları marksizm ve siyonizm'dir. 1970lerden sonra kapitalleşen kibbutzlar israil devletinin gücünü teşkil etmektedir.
devamını gör...
normal sözlük'ten erkek düşürmek
hep kız mı düşürülecek bırakın da biraz da erkek düşürelim. şimdi siz düşünün sözlüğümüzün güzide erkekleri.
devamını gör...
biyometrik fotoğraf
at hırsızı çıkmanızın garanti olduğu foto.
devamını gör...
seyahat ya resulallah
rivayete göre evliya çelebi bir sabah kalktığında ''şefaat ya resulallah'' diyeceğine ''seyahat ya resulallah'' demiştir. bunu bir işarret olarak algılayan evliya çelebi, kıta kıta, şehir şehir gezmiş ve o meşhur eseri ''seyahatname''yi yazmıştır.
bu cümle de dediğimiz gibi evliya çelebinin dilinin sürçmesi ile oluşmuş bir cümledir.
bu cümle de dediğimiz gibi evliya çelebinin dilinin sürçmesi ile oluşmuş bir cümledir.
devamını gör...
savaştepe
balıkesir ilinin ilçesidir.
yaklaşık 20.000 nüfuslu olup kuzeyde balıkesir/altıeylüle güneyde somaya komşudur.
sivas kongresiyle adını duyurmuş ve atatürk'ün beğenisi kazanmış, 'tıbbiyeli hikmet'in (gazeteci orhan boran'ın babası tabip albay hikmet boran) memleketidir. kendisinin büstü ilçe merkezinde yer alır.
cumhuriyetimizin köy enstitülerinden bir tanesi de burada kurulmuştur.ancak daha sonra 'savaştepe öğretmen lisesi' ne evrilmiştir.
savaştepe öğretmen lisesi uzun yıllar nitelikli öğretmenler/öğrenciler yetiştirerek türk tedrisatına katkı da bulunmuş;ülke çapında nam kazanmıştır.
ancak günümüzde düşük puanlarla girilen, öğrencilerinin adının çıktığı bir yer halini almıştır.
savaştepe şu sıralar uyuşturucu nedeniyle gündemde olsa da kötü bir yer değildir.
somada bir laf vardır;kırkağaçlıdan, ayancıklıdan bir de savaştepeliden korkacaksın,derler.
yaklaşık 20.000 nüfuslu olup kuzeyde balıkesir/altıeylüle güneyde somaya komşudur.
sivas kongresiyle adını duyurmuş ve atatürk'ün beğenisi kazanmış, 'tıbbiyeli hikmet'in (gazeteci orhan boran'ın babası tabip albay hikmet boran) memleketidir. kendisinin büstü ilçe merkezinde yer alır.
cumhuriyetimizin köy enstitülerinden bir tanesi de burada kurulmuştur.ancak daha sonra 'savaştepe öğretmen lisesi' ne evrilmiştir.
savaştepe öğretmen lisesi uzun yıllar nitelikli öğretmenler/öğrenciler yetiştirerek türk tedrisatına katkı da bulunmuş;ülke çapında nam kazanmıştır.
ancak günümüzde düşük puanlarla girilen, öğrencilerinin adının çıktığı bir yer halini almıştır.
savaştepe şu sıralar uyuşturucu nedeniyle gündemde olsa da kötü bir yer değildir.
somada bir laf vardır;kırkağaçlıdan, ayancıklıdan bir de savaştepeliden korkacaksın,derler.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en büyük fobisi
boğulmak, bir yerde sıkışıp kalmak...
devamını gör...
yazarların duymuş olduğu en garip isim
maşallah.
insan çocuğuna neden böyle bir kötülük yapar...
insan çocuğuna neden böyle bir kötülük yapar...
devamını gör...
garfield
sokaklara serpilen mamalardan mıdır nedir etraf bu karikatür kedilerin canlılarıyla doldu taştı. zayıf kediye de rastlamıyoruz artık, maşallah hepsi besili, geçen süpermarketin önüne oturmuş bir tanesi, kafasını bir okşadım, sevdiriyor kendini sevimli kerata.
devamını gör...
oy verin tanımlara can verin
emeğe saygı anlamına gelen cümledir.
özellikle eski tanımlara oy gelince insan mutlu oluyor ve diyor ki sağolun be sağolun.
özellikle eski tanımlara oy gelince insan mutlu oluyor ve diyor ki sağolun be sağolun.
devamını gör...
kadınların abi diyeyim de yavşamasın mantığı
yavşama diye değildir o senin sınırını bilmeyeceğinden korkmasındandır. o güveni vermezsen uzak tutmak için abi de der yeğenim de.
devamını gör...
gece denize girmek
lisede 4 yaz boyunca muğla akyakada günlük tur teknelerinde çalısmıştım.
günlük programı şöyle anlatayım;
saat 7.30 8.00 gibi uyandırdık aramızdaki en genç gemiciye para verip pastaneye poğaça simit aldırmaya gönderiridik. o sırada aşçımız hemen kahvaltılılıkları hazırlarken geri kalanımızda masaları silip, küllükleri masalara atıp geceden aldığımız rezervasyonları kişi sayısına göre kağıtlara yazıp masaların üstündeki küllüğün altına yerleştirirdik.
bizim çaylak gemici gelincede bir güzel kahvaltımızi yapardık.
saat 9 a doğru teknenin kıç kısmındaki platfotma gelip müsterilerin gelmesini beklerdik. gelenlerinde sahil güvenliğe aktaracağımız bilgilerini alıp tekneye yerleştirirdik.
tekne kapasitesi 200 kişi ama sahil güvenliğin bize verdiği taşıma kapasitesi 170 olduğundan 170 kisiyi doldurunca sefere başlama işaretini kaptan bana vira diyerek verir, bende arkadan halatlar çözülünce çapayı çekemeye başlardım.
saat 10.30 da sefere başladıktan sonra iki farklı koyda 45 er dakikalık yüzme molası verip saat 12 1 doğru sedir adası açıklarında tekneyi alarga pozisyonunda bırakıp yemek servisine başlardık. 170 kişinin yemeğini yaklaşık 40 dakikada verip sedir adası iskelesine yanaşırdık.
sedir adasına bağlı olarak 2 saat kalırdık, o sırada yolcular adada gezerken bizde yemek servisinin ardındaki temizliğe girişirdik.
sonra ben yine platforma çıkar tekneye giren yolcuları saymaya başlardım. yolcular tam olduğunda yine vira komutuyla sefere devam ederdik.
3 koyda daha yüzme molası verdikten sonra yavaş yavaş dönüs yoluna başlar o sırada da okanla birlikte bar hesaplarını toplamaya başlardım. (tur ücretine sadece yemek dahil. içecekler extra konsepte çalışıyorduk)
limana gelip tekneyi sağ salim bağladıktan sonra yolcuları uğurlardık.
5 10 dakika mola verip sigara içip kaptanın gelip hadi geçmiş olsun tayfa demesini beklerdik. kaptan gelip günlük değerlendirmeyi yaptıktan sonra gider okanda herkese görevini söyleyip teknenin arkasına geçip yarinki turun rezervasyonlarını almaya başlardı. tabi benim görevimde 2 motoru ve 2 jeneratörü kontrol edip yağına suyuna kayışlarına bakmaktı. varsa bi arıza kaptana bildirmekti.
neyse gelelim başlığın konusuna.
yukarıda anlattıklarımı okudunuz. günler çok yoğun geçerdi. hatta sadece teknik kısımları anlattım birde insanlarla uğraşma, onları memnun etme olayları var onlar başka bir entry konusu.
tüm bu olanlardan sonra gece denize girmek benim için o kadar rahatlatıcı o kadar dinlendirici gelirdi ki sormayın.
gece denize girip sahilden bir miktar açılıp suyun üstünde sırt üstü yatıp gökyüzündeki milyonlarca yıldızı izlemek...
anlayamazsınız
günlük programı şöyle anlatayım;
saat 7.30 8.00 gibi uyandırdık aramızdaki en genç gemiciye para verip pastaneye poğaça simit aldırmaya gönderiridik. o sırada aşçımız hemen kahvaltılılıkları hazırlarken geri kalanımızda masaları silip, küllükleri masalara atıp geceden aldığımız rezervasyonları kişi sayısına göre kağıtlara yazıp masaların üstündeki küllüğün altına yerleştirirdik.
bizim çaylak gemici gelincede bir güzel kahvaltımızi yapardık.
saat 9 a doğru teknenin kıç kısmındaki platfotma gelip müsterilerin gelmesini beklerdik. gelenlerinde sahil güvenliğe aktaracağımız bilgilerini alıp tekneye yerleştirirdik.
tekne kapasitesi 200 kişi ama sahil güvenliğin bize verdiği taşıma kapasitesi 170 olduğundan 170 kisiyi doldurunca sefere başlama işaretini kaptan bana vira diyerek verir, bende arkadan halatlar çözülünce çapayı çekemeye başlardım.
saat 10.30 da sefere başladıktan sonra iki farklı koyda 45 er dakikalık yüzme molası verip saat 12 1 doğru sedir adası açıklarında tekneyi alarga pozisyonunda bırakıp yemek servisine başlardık. 170 kişinin yemeğini yaklaşık 40 dakikada verip sedir adası iskelesine yanaşırdık.
sedir adasına bağlı olarak 2 saat kalırdık, o sırada yolcular adada gezerken bizde yemek servisinin ardındaki temizliğe girişirdik.
sonra ben yine platforma çıkar tekneye giren yolcuları saymaya başlardım. yolcular tam olduğunda yine vira komutuyla sefere devam ederdik.
3 koyda daha yüzme molası verdikten sonra yavaş yavaş dönüs yoluna başlar o sırada da okanla birlikte bar hesaplarını toplamaya başlardım. (tur ücretine sadece yemek dahil. içecekler extra konsepte çalışıyorduk)
limana gelip tekneyi sağ salim bağladıktan sonra yolcuları uğurlardık.
5 10 dakika mola verip sigara içip kaptanın gelip hadi geçmiş olsun tayfa demesini beklerdik. kaptan gelip günlük değerlendirmeyi yaptıktan sonra gider okanda herkese görevini söyleyip teknenin arkasına geçip yarinki turun rezervasyonlarını almaya başlardı. tabi benim görevimde 2 motoru ve 2 jeneratörü kontrol edip yağına suyuna kayışlarına bakmaktı. varsa bi arıza kaptana bildirmekti.
neyse gelelim başlığın konusuna.
yukarıda anlattıklarımı okudunuz. günler çok yoğun geçerdi. hatta sadece teknik kısımları anlattım birde insanlarla uğraşma, onları memnun etme olayları var onlar başka bir entry konusu.
tüm bu olanlardan sonra gece denize girmek benim için o kadar rahatlatıcı o kadar dinlendirici gelirdi ki sormayın.
gece denize girip sahilden bir miktar açılıp suyun üstünde sırt üstü yatıp gökyüzündeki milyonlarca yıldızı izlemek...
anlayamazsınız
devamını gör...