hassas türk aile yapısı (yazar)
ne biliyim sen öyle beğenince, ben de güzel yazıyorum sandım...
meğer...
meğer...
devamını gör...
ilkokul aşkı
1. sınıftan 6. sınıfa kadar aynı kişiyi sevmiştim. belki de isminin yanında "can" ismi olan kişiler bu yüzden bana çok tatlı geliyordur. kaç yaşında olursa olsun ister 5 ister 40 o "can" ismi çok tatlı gelir bana. içim hemen yumuşacık oluyor. o kişiye o "can" ismi ile hitap etmeyi severim. hatta onun çantasına gizlice onu sevdiğime dair mektup atardım, kimse kim attı bu mektubu bilemezdi. o kadar çaktırmadan sevdim yani. murat boz'a benziyordu, tatlı çocuktu. sonra ergenliğin etkisiyle değişk bir şey oldu amannn. küçükken daha iyiydi. ne hayaller kurmuştum bee o minik halimle. kopyacıydı. benden az istemedi kopya, vermedim. içimde hiç sızlamadı. kendisi fırsat buldukça çekerdi zaten. sonra ortaokul bitinceye kadar kimseyi sevmedim.
devamını gör...
önemli birinin yanında saçmalamak
stresten ve heyecandan olmaması gereken yerde saçmalamaktır. herkesin başına gelebilir, utanç vericidir.
lisedeyken baloda beni dansa kaldıran çocukla geometri sınavıyla ilgili konuşmaya çalıştığımı aklıma getirdi bu başlık. kendi adıma tekrar utandım.
lisedeyken baloda beni dansa kaldıran çocukla geometri sınavıyla ilgili konuşmaya çalıştığımı aklıma getirdi bu başlık. kendi adıma tekrar utandım.
devamını gör...
metalci gençliğin tarihe karışması
o iyi metalciler o güzel atlara binip çekip gittiler.
müziğin popuna, insanın çipine* kaldık.
müziğin popuna, insanın çipine* kaldık.
devamını gör...
çok şey yapmak isteyip hiçbir şey yapamamak
çok şey yapamayabilirsin belki ama hala bir şeyler yapabilirsin. o bir şeyler birikir zamanla ve çok şey oluverir. bir şeyde iyi olmak için ona zamanını ve emeğini vermek gerekiyor. her şeyde yarım olmaktansa bir şeyde tam olmak daha makul olabiliyor.
devamını gör...
epsilon (yazar)
ne demek kadın değil? hayır kadın.
devamını gör...
yakın arkadaştan bir anda soğutan şeyler
beni arkadaşı olarak değil kendi isteklerini yapması için kullandığı biri olarak yanında tuttuğunu anladığım an.
devamını gör...
normal sözlük'te ilk artı oyu hangi yazardan aldınız sorusu
kuzeyin teyze kızı sıla.
devamını gör...
normal sözlük yönetimine açık çağrı
sayın sözlük yöneticileri,sevgili sözlük yazarları ve değerli yoldaşlar;
ben tartarus.1 şubat 2021 tarihinde sözlüğe giriş yaptım. bu sözlüğü ekşide gördüm ve içimde bir umut belirdi. ekşinin kalabalık,sıkışık,abaza ortamından buraya gelince resmen oksijen zehirlenmesi yaşadım. acayip heveslendim çünkü 2 yıldır çaylaklığımın bitmesini beklediğim ekşide sadece 20.000 sıra ilerleyebilmiştim. burda ise 10 entry girdiğim gibi değerlendirmeye alınıp yazar olabilirdim. hemen entryler girmeye başladım. içerde bir kültür oluşumu gördüm ve bu benim umutlarımı tavana çıkardı. ama farkettiğim bir şey vardı. yazarlar çok negatifti. ben de diğer yazarlar gibi uzun uzun yazamadığım için "komik yazar" kalıbına oturmaya çalıştım. kısa ve güldüren entryler girmeye çalıştım. ilk gün böyle geçti. sonra bazı yazarlara ve moderatörlere mesaj atıp ne kadar sürede yazar olabilirim sorusunu sordum. yazarlardan gelen mesajlar beni çok şaşırttı. çünkü ben kaydolmadan sadece bir kaç hafta önce çaylaklık sistemi gelmişti ve yazarlar hiç çaylak olmamıştı. ilk çaylaklardan olmak fena değildi düşününce. moderatörler ise değerlendirmeye alacaklarını söylediler. ben de yazmaya devam ettim ve herhalde bir kaç güne olurum dedim. ama şuan üzerinden 1 hafta geçince bir umutsuzluğa kapıldım. acaba değerlendirme olmadı mı?
yoksa değerlendirme oldu da red mi edildim? peki niye hiç bildirim gelmedi? biliyorum,belki çok iyi bir yazar olamayacağım. belki uzun uzun yorum yazamayacağım. ama fikirlerimi özgürce paylaşmak istediğim platformda kısıtlanmak çok kötü bir şey. çok beğendiğim bir entryi beğenemiyorum."çaylaklar oy kullanamaz!".başlık açmaya çalıştığımda ukde bırakmaya zorlanıyorum."çaylaklar başlık açamaz!".evet,belki bu kurallar trollerin türememesi için ama eğer yazar alımı hızlanmazsa kuralcı izlenimler doğurur. hem benden önceki kullanıcıların çaylak olmadan direk yazar olması hem de benden sadece 1 saat önce hesap açmış kişilerin çoğunu yazar oduğunu keşfetmem benim çok zoruma gitti. burda bir haksızlık yaşandığını düşünmüyorum. buraya ekşideki gibi ezilmiş olarak kalmaktansa,herkese fikirlerimin özgürce ulaşmasını sağlamak için geldim ama her geçen gün ümitlerim azalıyor. her gün kafa sözlüğe girip yazar olduğum bildiriminin gelmesini bekliyorum.
sözlük kullanıcılarına soruyorum.sizce yanlış yaptığım şey ne?
şimdiden yardım edenlere ve küfredenlere teşekkür ediyorum.
ben tartarus.1 şubat 2021 tarihinde sözlüğe giriş yaptım. bu sözlüğü ekşide gördüm ve içimde bir umut belirdi. ekşinin kalabalık,sıkışık,abaza ortamından buraya gelince resmen oksijen zehirlenmesi yaşadım. acayip heveslendim çünkü 2 yıldır çaylaklığımın bitmesini beklediğim ekşide sadece 20.000 sıra ilerleyebilmiştim. burda ise 10 entry girdiğim gibi değerlendirmeye alınıp yazar olabilirdim. hemen entryler girmeye başladım. içerde bir kültür oluşumu gördüm ve bu benim umutlarımı tavana çıkardı. ama farkettiğim bir şey vardı. yazarlar çok negatifti. ben de diğer yazarlar gibi uzun uzun yazamadığım için "komik yazar" kalıbına oturmaya çalıştım. kısa ve güldüren entryler girmeye çalıştım. ilk gün böyle geçti. sonra bazı yazarlara ve moderatörlere mesaj atıp ne kadar sürede yazar olabilirim sorusunu sordum. yazarlardan gelen mesajlar beni çok şaşırttı. çünkü ben kaydolmadan sadece bir kaç hafta önce çaylaklık sistemi gelmişti ve yazarlar hiç çaylak olmamıştı. ilk çaylaklardan olmak fena değildi düşününce. moderatörler ise değerlendirmeye alacaklarını söylediler. ben de yazmaya devam ettim ve herhalde bir kaç güne olurum dedim. ama şuan üzerinden 1 hafta geçince bir umutsuzluğa kapıldım. acaba değerlendirme olmadı mı?
yoksa değerlendirme oldu da red mi edildim? peki niye hiç bildirim gelmedi? biliyorum,belki çok iyi bir yazar olamayacağım. belki uzun uzun yorum yazamayacağım. ama fikirlerimi özgürce paylaşmak istediğim platformda kısıtlanmak çok kötü bir şey. çok beğendiğim bir entryi beğenemiyorum."çaylaklar oy kullanamaz!".başlık açmaya çalıştığımda ukde bırakmaya zorlanıyorum."çaylaklar başlık açamaz!".evet,belki bu kurallar trollerin türememesi için ama eğer yazar alımı hızlanmazsa kuralcı izlenimler doğurur. hem benden önceki kullanıcıların çaylak olmadan direk yazar olması hem de benden sadece 1 saat önce hesap açmış kişilerin çoğunu yazar oduğunu keşfetmem benim çok zoruma gitti. burda bir haksızlık yaşandığını düşünmüyorum. buraya ekşideki gibi ezilmiş olarak kalmaktansa,herkese fikirlerimin özgürce ulaşmasını sağlamak için geldim ama her geçen gün ümitlerim azalıyor. her gün kafa sözlüğe girip yazar olduğum bildiriminin gelmesini bekliyorum.
sözlük kullanıcılarına soruyorum.sizce yanlış yaptığım şey ne?
şimdiden yardım edenlere ve küfredenlere teşekkür ediyorum.
devamını gör...
venüs
venus, bir shocking blue şarkısıdır.
devamını gör...
islamofobi
avrupadaki veya dünyanın herhangi bir ülkesindeki intihar saldırısı, toplu katliam gibi olayların genelde müslüman olduklarını iddia eden insanlar tarafından yapılması nedeniyle, müslümanlar teröristtir anlayışını benimsediler ve müslümanlara karşı korku duyuyorlar. bu durumun adıdır.
devamını gör...
fallout
"war.
war never changes."
1997 yılında interpay tarafından piyasaya sürülmüş post-apokaliptik dönemde geçen rol yapma oyunu. türünün wasteland'den sonra gelen ilk örneğidir. günümüzde hala devam etmekte ve büyük kitlelere hitap etmekte olan başyapıtın kronolojik sırası şu şekildedir;
fallout
fallout 2
fallout tactics: brotherhood of steel
fallout: brotherhood of steel
fallout 3
fallout: new vegas
fallout 4
fallout 76
oyun, nükleer savaş sonrası yaşanan kıyametin ardından insan ırkının devamını anlatır. yaşanan olaylardan arda kalan çorak arazi "wasteland" olarak adlandırılmaya başlamıştır. işte bu çorak topraklarda, yeniden oluşan sistematik yapılar, yerel yönetimler, yer yer anarşinin hakim olduğu alanlar, radyoaktif canlılar ve diğer birçok unsur sizleri beklemektedir. oyun serisi 22. yüzyılda geçmekte, bu konuyu spoiler vermemek adına fazla detaylandırmıyorum.
karakter yaratımı beceri ve özellik bakımından oldukça detaylı, oynayış kısmı ise büyük oranda okumaya dayalı. oyuncunun elinde büyük bir özgürlük var. her durum için farklı diyaloglar ve seçenekler, farklı işleyiş sıraları, kararından vazgeçme hatta komple lore'u boşverip açık dünya rol yapma oyunu şeklinde hayatını sürdürmek tamamıyla oyuncunun elinde.
savaş sistemi tur bazlı gerçekleşiyor. belli bir puanınız var ve bu puan dahilinde aksiyonlarınızı gerçekleştiriyorsunuz. ardından tur düşmana/düşmanlarınıza geçiyor ve onlar da aynı şekilde turlarını gerçekleştiriyor.
özellikler demiştim. s.p.e.c.i.a.l olarak geçen, strength, perception, endurance, charisma, intelligence, agility, luck şeklinde yedi temel özellik, bu özelliklere bağlı birçok yetenek var. bu yüzden çok farklı karakterler, çok farklı senaryolar görmek mümkün.
oynanış notları *spoiler içerir*
fallout 1 ve 2 için geçerli bir durum, diğerlerini bilmiyorum. zekanız 4 puanın altındaysa karakteriniz sağlıklı diyaloglar kuramayabiliyor. size bulunduğunuz yerdeki insanların kurtuluşu olan çipin yeri ya da bir nükleer santralin radyoaktif sızıntısını engellemek için gereken kombinasyon sorulduğunda "hö?" deme imkanınız var. bazen de normal şartlarda girilmesi neredeyse imkansız yerlere zararsız bu diyerek geçiş izni kazanabiliyorsunuz. bazı görevler düşük zekanız olduğu için size verilmiyor vs.
fallout 2'de vault citizen olmak için inteligence, charisma ve luck statlarınızın 9 olması gerekiyor. öbür türlü denemeyin boşuna.
not: buffout, mentat ve gözlük işe yarıyor. duruma göre ayarlamasını yaparsınız artık.
fallout 2'de, cafe of broken dreams diye bir special encounter var. haritada güney bölgesinde seyahat ederken çıkıyordu yanlış hatırlamıyorsam. burada, fallout 1'de başarısız olmuş olan oyuncu karakterleri, oyuncularını eleştiren şeyler söylüyor. bu bölgenin ismi aynı zamanda "boulevard of broken dreams" tablosuna selam çakmakta.
fallout 2de oyun başında önce san francisco'ya gidip brotherhood of steel'la görüşür; sonra navarro'ya giderseniz anında 7. seviyeye gelecek kadar tecrübe puanı kazanır ve power armorla oyuna devam edersiniz. ama yapmayın öyle şeyler, hikayenin tadını çıkarın.
şununla da bitirmiş olayım.
war never changes."
1997 yılında interpay tarafından piyasaya sürülmüş post-apokaliptik dönemde geçen rol yapma oyunu. türünün wasteland'den sonra gelen ilk örneğidir. günümüzde hala devam etmekte ve büyük kitlelere hitap etmekte olan başyapıtın kronolojik sırası şu şekildedir;
fallout
fallout 2
fallout tactics: brotherhood of steel
fallout: brotherhood of steel
fallout 3
fallout: new vegas
fallout 4
fallout 76
oyun, nükleer savaş sonrası yaşanan kıyametin ardından insan ırkının devamını anlatır. yaşanan olaylardan arda kalan çorak arazi "wasteland" olarak adlandırılmaya başlamıştır. işte bu çorak topraklarda, yeniden oluşan sistematik yapılar, yerel yönetimler, yer yer anarşinin hakim olduğu alanlar, radyoaktif canlılar ve diğer birçok unsur sizleri beklemektedir. oyun serisi 22. yüzyılda geçmekte, bu konuyu spoiler vermemek adına fazla detaylandırmıyorum.
karakter yaratımı beceri ve özellik bakımından oldukça detaylı, oynayış kısmı ise büyük oranda okumaya dayalı. oyuncunun elinde büyük bir özgürlük var. her durum için farklı diyaloglar ve seçenekler, farklı işleyiş sıraları, kararından vazgeçme hatta komple lore'u boşverip açık dünya rol yapma oyunu şeklinde hayatını sürdürmek tamamıyla oyuncunun elinde.
savaş sistemi tur bazlı gerçekleşiyor. belli bir puanınız var ve bu puan dahilinde aksiyonlarınızı gerçekleştiriyorsunuz. ardından tur düşmana/düşmanlarınıza geçiyor ve onlar da aynı şekilde turlarını gerçekleştiriyor.
özellikler demiştim. s.p.e.c.i.a.l olarak geçen, strength, perception, endurance, charisma, intelligence, agility, luck şeklinde yedi temel özellik, bu özelliklere bağlı birçok yetenek var. bu yüzden çok farklı karakterler, çok farklı senaryolar görmek mümkün.
oynanış notları *spoiler içerir*
fallout 1 ve 2 için geçerli bir durum, diğerlerini bilmiyorum. zekanız 4 puanın altındaysa karakteriniz sağlıklı diyaloglar kuramayabiliyor. size bulunduğunuz yerdeki insanların kurtuluşu olan çipin yeri ya da bir nükleer santralin radyoaktif sızıntısını engellemek için gereken kombinasyon sorulduğunda "hö?" deme imkanınız var. bazen de normal şartlarda girilmesi neredeyse imkansız yerlere zararsız bu diyerek geçiş izni kazanabiliyorsunuz. bazı görevler düşük zekanız olduğu için size verilmiyor vs.
fallout 2'de vault citizen olmak için inteligence, charisma ve luck statlarınızın 9 olması gerekiyor. öbür türlü denemeyin boşuna.
not: buffout, mentat ve gözlük işe yarıyor. duruma göre ayarlamasını yaparsınız artık.
fallout 2'de, cafe of broken dreams diye bir special encounter var. haritada güney bölgesinde seyahat ederken çıkıyordu yanlış hatırlamıyorsam. burada, fallout 1'de başarısız olmuş olan oyuncu karakterleri, oyuncularını eleştiren şeyler söylüyor. bu bölgenin ismi aynı zamanda "boulevard of broken dreams" tablosuna selam çakmakta.
fallout 2de oyun başında önce san francisco'ya gidip brotherhood of steel'la görüşür; sonra navarro'ya giderseniz anında 7. seviyeye gelecek kadar tecrübe puanı kazanır ve power armorla oyuna devam edersiniz. ama yapmayın öyle şeyler, hikayenin tadını çıkarın.
şununla da bitirmiş olayım.
devamını gör...
lisede yaşanmış en garip olay
bizim sınıfa gergedan girmişti.
devamını gör...
konuşan kişinin dudağına bakmak
dudağına bakılan kişiyseniz aşırı rahatsız edici bir durumdur.
var böyle biri, sürekli dudağıma bakıyor. ne konuştuğumu unutuyorum. bıyıklarım mı var, dişimde bir şey mi kalmış, dudaklarım çok mu çatlak, öpesi mi geldi belli değil. inanılmaz geriliyorum. konuşurken karşınızdaki kişinin gözlerine bakın gözlerine.
not: duymada sıkıntısı olan biri olsa böyle triplere girmem zaten sizi einstein’ın torunları sizi.
var böyle biri, sürekli dudağıma bakıyor. ne konuştuğumu unutuyorum. bıyıklarım mı var, dişimde bir şey mi kalmış, dudaklarım çok mu çatlak, öpesi mi geldi belli değil. inanılmaz geriliyorum. konuşurken karşınızdaki kişinin gözlerine bakın gözlerine.
not: duymada sıkıntısı olan biri olsa böyle triplere girmem zaten sizi einstein’ın torunları sizi.
devamını gör...
yazarların starbucks’a gitmeme nedenleri
2 liralık kahveye 20 lira verecek kadar aklımı yitirmedim. cimrilik değil. kat kat kalitelisini sahilde denize karşı içebiliyorum. ek olarak pelinsuların ağızlarını yayarak konuşmalarından da uzak kalabiliyorum.
devamını gör...
normal sözlük'te profil fotoğrafı olan yazarları evlendirelim kampanyası
arkadaşlar devasa krallığım, külçe külçe altınlarım ve süt banyolarım var; evlendirin beniiiiiiiğğğğğ dediğim başlıktır.
not: pp koymanın kendine güvenle bir ilgisi yoktur. kendine çok güvensiz de olabilir bu kişi. neyse psikoloji kasmayacağım. herkesin kendi tercihidir.
not: pp koymanın kendine güvenle bir ilgisi yoktur. kendine çok güvensiz de olabilir bu kişi. neyse psikoloji kasmayacağım. herkesin kendi tercihidir.
devamını gör...
leğen gibi poposuyla dar pantolon giyen kadın
dışarıda milletin gtüne bakarak dolaşan yazar beyanıdır.
(ben bakmam hiç. leğenmiş, kovaymış farketmez. farketmez derken banane anlamında. bakmam ya hani o açıdan.)
(ben bakmam hiç. leğenmiş, kovaymış farketmez. farketmez derken banane anlamında. bakmam ya hani o açıdan.)
devamını gör...
efe aydal
ekşide sürekli sjw,solgerici tipler tarafından saldırıya uğrar.şu adamın yaptığı eleştrilerin yarısını yapamamışlardır yada silivri soğuktur derlerken bu adam o korktukları şeyi göze alıyor.bu adam her iki tarafında(sağ-sol) çomarlarını kudurtmasını iyi bilirler.
devamını gör...
seri tanım silmek sözlüğe zarar vermektedir
uyandım. günlük rutin haline gelen tuvalet el yüz yıkama faslı bittikten sonra yapacak daha iyi bir işim olmadığı için bugün yine her zaman ki gibi sözlüğe nasıl zarar versem diye düşünürken o müthiş fikri buldum. evet. tanımlarımı sileyim ki sözlük zarar görsün. ne kadar çok silinen tanım o kadar çok zarar.
belki de bütün tanımlarımı silersem sözlüğü ele geçirebilirdim. ve başladım silmeye.
ilk tanımı silerken sözlüğe vermiş olduğum o zararın mutluluğu içimde çığ gübü büyüyordu. hele hele ikinci tanım silinince sözlük daha önce hiç görmediği kadar zarar görmüş oldu. mutluluğun nirvanasındaydım.
ama o da ne nirvanadan aşağı düştüm bir anda. hem de kafamın üzerine.
üçüncü tanım silinmiyordu.
yarın başka bir yöntemle sözlüğü ele geçirme çabalarım devam edecek.
belki de bütün tanımlarımı silersem sözlüğü ele geçirebilirdim. ve başladım silmeye.
ilk tanımı silerken sözlüğe vermiş olduğum o zararın mutluluğu içimde çığ gübü büyüyordu. hele hele ikinci tanım silinince sözlük daha önce hiç görmediği kadar zarar görmüş oldu. mutluluğun nirvanasındaydım.
ama o da ne nirvanadan aşağı düştüm bir anda. hem de kafamın üzerine.
üçüncü tanım silinmiyordu.
yarın başka bir yöntemle sözlüğü ele geçirme çabalarım devam edecek.
devamını gör...
