mesajlaşarak konuşmak vs arayarak konuşmak
yer, zaman ve mekana göre değişkenlik gösteren iletişim türüdür. kıyaslamak doğru olmaz. o an gelir mesaj atarsınız bir an gelir ararsınız.
devamını gör...
seri şekilde artı oylayan yazar
birini sevindireyim diyerek ara ara yaptığım eylemdir . çünkü seri artı oylandıgımda ben de çok sevinirim .
devamını gör...
sezen aksu diyor ki
şinanay da yavrum șina şinanay
şinanay da şinanay hoppa şinanay
şinanay da yavrum șina şinanay
şinanay da şinanay hoppa şinanay
böyle güzel şarkı olabilir mi? bütünü öyle güzel sözlerle yazılmış ki sadece bu bölümle haksızlık edilmeyecek kadar güzel hem de. ben azıcık neşe katsın diye o kısmı paylaştım.
şinanay da şinanay hoppa şinanay
şinanay da yavrum șina şinanay
şinanay da şinanay hoppa şinanay
böyle güzel şarkı olabilir mi? bütünü öyle güzel sözlerle yazılmış ki sadece bu bölümle haksızlık edilmeyecek kadar güzel hem de. ben azıcık neşe katsın diye o kısmı paylaştım.
devamını gör...
merdumlar baskında radyo yayını
kaçız olduklarını saymamakla birlikte, başlarda mütemadiyen karıştırdığım merdum'lar tarikat propagandası mı yapacak acep merakıyla dinleyeceğim yayın. bir süredir, nasıl olduysa artık karıştırmıyorum. bu da başarıdır.
devamını gör...
kendi kendine konuşmak
meditasyon şekli. kızdığınız birinin yüzüne söyleyerek onu kırmak yerine bir odaya geçip kendi kendine söylenmek.
devamını gör...
kimsenin kitap okumayı sevmek zorunda olmaması
kesinlikle değil. ama düşünmeden konuşuyorlar. yoruyorlar. ağlatıyorlar. sığırlar.
devamını gör...
yazacak bir şey bırakmayan başlık sahipleri
yagami light ukdesidir.
şiddetle kınadığım şahıslardır. şimdi efendim başlık açılıyor ve başlığa tanım girmek istiyorsunuz lakin başlık sahibi söylenecek ne varsa söylüyor yazarlara bir şey bırakmıyor. madem niye başlık açıyorsun güzel kardeşim, bırak da az biz de nemalanalım dimi? hiç yakıştıramadım vallahi. *
şiddetle kınadığım şahıslardır. şimdi efendim başlık açılıyor ve başlığa tanım girmek istiyorsunuz lakin başlık sahibi söylenecek ne varsa söylüyor yazarlara bir şey bırakmıyor. madem niye başlık açıyorsun güzel kardeşim, bırak da az biz de nemalanalım dimi? hiç yakıştıramadım vallahi. *
devamını gör...
bir idam mahkumunun son günü
kafa sözlük kitap edebiyat kulübüyle birlikte okuduğumuz bir victor hugo romanı.
ben kitabı daha önce okumuştum, ancak canım kulüple tekrar okuyunca ilk okumamda yüzeysel okumuşum onu fark ettim. mesela idama yaklaşan her bir gün,saat,dakika sanki ben idam edilecekmişim gibi hissettim bu kez. kendimi o kadar zayıf ve zavallı hissettim ki. neredeyse 80 sayfalık bir kitapta bu yoğunluğu yaşatabilmiş,yazabilmiş victor hugo.
kitapta mahkumun neden idam cezası yediği detayını verilmemişti ama suçunu kabul ediyordu mahkum. ki çok mantıklı bir detaydı bu. ama ben nedense hep haksız yere idam ediliyormuş gibi düşündüm. kitabı öyle benimsedim ki içinde bulunduğumuz ülkenin hukuk düzeninde haksız yere idam cezasına çarptırılmış gibi hissettim. yıllar önce yazılmış bir romandaki bazı detaylar hala kendini hissettiriyor,sorgulattırıyor,korkutuyor.
ayrıca kitap ilk bakışta salt idam cezasına karşı bir tepki mesajı barındırıyor gibi gelse de kulüp toplantımızda irdelediğimizde idam cezasının varlığından öte, bunun otoritelerce belirlenmesi,cezanın kişiye göre işlemesine bir haykırış alt metni barındırıyor olabileceğini de düşündük. (sevgili (gbkz: bubbles of death) düşündü.)
kısacası yine dolduğumuz,anlamlandığımız etkileyici bir okuma oldu.
ayrıca bu romanla paul de senneville'in spring wlatz'ını o kadar yakıştırdım ki okurken arka planda kısık sesle dinlenebilirse daha da vurucu bir okuma olabilir.
ve son olarak birkaç alıntıyla entrymi sonlandırıyorum:
şimdi sakinim, her şey bitti,tamamen bitti. müdürün ziyaretinin yarattığı korkunç kaygılardan kurtuldum. çünkü itiraf edeyim, hala umutluydum... şimdi tanrı'ya şükür , hiç umudum kalmadı.
-deliler! çok aşırıya kaçtılar! herkesi küçümsermiş gibi bir halleri vardı. size gelince delikanlı, sizi oldukça düşünceli görüyorum.
-delikanlı mı? dedim, sizden daha yaşlıyım; her çeyrek saatte hayatımın bir yılı gidiyor.
ben kitabı daha önce okumuştum, ancak canım kulüple tekrar okuyunca ilk okumamda yüzeysel okumuşum onu fark ettim. mesela idama yaklaşan her bir gün,saat,dakika sanki ben idam edilecekmişim gibi hissettim bu kez. kendimi o kadar zayıf ve zavallı hissettim ki. neredeyse 80 sayfalık bir kitapta bu yoğunluğu yaşatabilmiş,yazabilmiş victor hugo.
kitapta mahkumun neden idam cezası yediği detayını verilmemişti ama suçunu kabul ediyordu mahkum. ki çok mantıklı bir detaydı bu. ama ben nedense hep haksız yere idam ediliyormuş gibi düşündüm. kitabı öyle benimsedim ki içinde bulunduğumuz ülkenin hukuk düzeninde haksız yere idam cezasına çarptırılmış gibi hissettim. yıllar önce yazılmış bir romandaki bazı detaylar hala kendini hissettiriyor,sorgulattırıyor,korkutuyor.
ayrıca kitap ilk bakışta salt idam cezasına karşı bir tepki mesajı barındırıyor gibi gelse de kulüp toplantımızda irdelediğimizde idam cezasının varlığından öte, bunun otoritelerce belirlenmesi,cezanın kişiye göre işlemesine bir haykırış alt metni barındırıyor olabileceğini de düşündük. (sevgili (gbkz: bubbles of death) düşündü.)
kısacası yine dolduğumuz,anlamlandığımız etkileyici bir okuma oldu.
ayrıca bu romanla paul de senneville'in spring wlatz'ını o kadar yakıştırdım ki okurken arka planda kısık sesle dinlenebilirse daha da vurucu bir okuma olabilir.
ve son olarak birkaç alıntıyla entrymi sonlandırıyorum:
şimdi sakinim, her şey bitti,tamamen bitti. müdürün ziyaretinin yarattığı korkunç kaygılardan kurtuldum. çünkü itiraf edeyim, hala umutluydum... şimdi tanrı'ya şükür , hiç umudum kalmadı.
-deliler! çok aşırıya kaçtılar! herkesi küçümsermiş gibi bir halleri vardı. size gelince delikanlı, sizi oldukça düşünceli görüyorum.
-delikanlı mı? dedim, sizden daha yaşlıyım; her çeyrek saatte hayatımın bir yılı gidiyor.
devamını gör...
hiçbir neden yokken gelen mutsuzluk hissi
kimseye söylemediğiniz, kendinize bile itiraf edemediğiniz veya kabullenmek istemediğiniz bir sebeple gelen mutsuzluk hissidir.
devamını gör...
normal sözlük’teki oylama alışkanlığı
geçen bir tanımıma baktım sadece 86 kişi beğenmiş. yahu yapmayın etmeyin sözlük sakinleri. kıpırdamak lazım.
devamını gör...
güne bir şiir bırak
sis- haydar ergülen-
iki şehri var gecenin, biri gözümde
tütüyor, birinin dumanı üstünde yağmur
gibi çöken siste, bana bu uykusuz
şehri niye bıraktın, göze alamadığım
bir şehrin yerine bütün şehirlerdesin,
gece değil istediğin hayli karanlık
bakışlı bir şehrin gözleriyle çarpışmak
hevesindesin! gözlerini anlıyorum henüz
bağışlayabileceği gözleriyle çarpışmadı kimsenin;
gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız
göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır,
ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir,
öyle acıyor ki gözlerim kim bağışlayacak,
sis değil, uykusuzluk değil, iki uzak
şehir gibi ayrılıktan kavuşmuyor gözlerim:
biri hepimizle gözgöze gibi hala uykusuz,
biri sis içinde kirpiklerine kadar açık,
bu sessizliği kim bıraktıysa, göremiyorum
konuşkan gözlerinde tek sözcük bile,
gözlerimiz birbirine değmiyor gecenin iki şehrinde
kimsenin kimseye gözü değmiyorsa şiir niye?
iki şehri var gecenin, biri gözümde
tütüyor, birinin dumanı üstünde yağmur
gibi çöken siste, bana bu uykusuz
şehri niye bıraktın, göze alamadığım
bir şehrin yerine bütün şehirlerdesin,
gece değil istediğin hayli karanlık
bakışlı bir şehrin gözleriyle çarpışmak
hevesindesin! gözlerini anlıyorum henüz
bağışlayabileceği gözleriyle çarpışmadı kimsenin;
gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız
göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır,
ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir,
öyle acıyor ki gözlerim kim bağışlayacak,
sis değil, uykusuzluk değil, iki uzak
şehir gibi ayrılıktan kavuşmuyor gözlerim:
biri hepimizle gözgöze gibi hala uykusuz,
biri sis içinde kirpiklerine kadar açık,
bu sessizliği kim bıraktıysa, göremiyorum
konuşkan gözlerinde tek sözcük bile,
gözlerimiz birbirine değmiyor gecenin iki şehrinde
kimsenin kimseye gözü değmiyorsa şiir niye?
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
a song of fire and sucuk:
buradan.
buradan.
devamını gör...
nesrin sipahi
sesine doyum olmaz. endülüs'te raks ve kalbe dolan o ilk bakış'ı dinlemeden geçmeyin.
endülüs'te raks'ın hikayesi de nesrin sipahi'nin ağzından şöyledir: "eski taksim belediye gazinosu'nda zeki müren'in alt kadrosunda çalışmaya başladım. karşısında iş yapan bir rakibi vardı. o yüzden kendisiyle aynı parayı verdirtip, alt kadrosuna aldırmıştı beni. birlikte çalışmaya başladığımız gün, kulise bir liste astı. o listedeki 45 şarkıyı okumamı istemedi. yasaklanınca, ne yapacağımı şaşırdım. çünkü geriye bir şey kalmamıştı. bunun üzerine ben de çıkıp endülüs'te raks'ı söyledim. onun söyleyemediği bir şarkıyı seçmiştim, çok kızmıştı."
endülüs'te raks'ın hikayesi de nesrin sipahi'nin ağzından şöyledir: "eski taksim belediye gazinosu'nda zeki müren'in alt kadrosunda çalışmaya başladım. karşısında iş yapan bir rakibi vardı. o yüzden kendisiyle aynı parayı verdirtip, alt kadrosuna aldırmıştı beni. birlikte çalışmaya başladığımız gün, kulise bir liste astı. o listedeki 45 şarkıyı okumamı istemedi. yasaklanınca, ne yapacağımı şaşırdım. çünkü geriye bir şey kalmamıştı. bunun üzerine ben de çıkıp endülüs'te raks'ı söyledim. onun söyleyemediği bir şarkıyı seçmiştim, çok kızmıştı."
devamını gör...
koronavirüsün bize öğrettikleri
-ellerimizi her zaman yıkamayı (malum hastalıklar en fazla eller ile bulaşır).
-insanların nasıl hemen paranoyaya bağladığını.
-komplo teorileri ve sahte bilginin ne kadar hızlı yayılabileceğini.
ek: dostlarla vakit geçirmenin değerini.
-insanların nasıl hemen paranoyaya bağladığını.
-komplo teorileri ve sahte bilginin ne kadar hızlı yayılabileceğini.
ek: dostlarla vakit geçirmenin değerini.
devamını gör...
heves kırmak için yaratılmış insan
validem..
her daim heves kırar.. ve kendini asla sorgulamaz..
her daim heves kırar.. ve kendini asla sorgulamaz..
devamını gör...
üzülmemiş gibi yapmak
çok zordur kalbin kırıkken gülümsemeye çalışmak. içimizdeki duyguları yaşamalıyız. ancak bazı anlar oluyorki saklamak zorunda hissediyorsun. biri sizi üzebilmişse ona bu gücü siz vermişsinizdir. bazen sakladığımız şey ona verdiğimiz güç oluyor işte.
devamını gör...
mol
atom ve moleküller, gözle görülmeyecek kadar küçük olduğundan, normal yollarla saymak mümkün değildir. bu nedenle belli sayıda atom içeren bir birim geliştirilmiş ve bu birim mol olarak adlandırılmıştır.
devamını gör...
normal sözlük eksi oy referandumu
moderatörlerin haberi olmaksızın açtığım, fazla bir şey değiştireceğini düşünmediğim anket.
şahsım hayır diyor çünkü istismar edilebilir bu özellik.
buradan oy verebilirsiniz.
şahsım hayır diyor çünkü istismar edilebilir bu özellik.
buradan oy verebilirsiniz.
devamını gör...
melih bulu'nun hard rock dinlemesi
''en yüksek makamdayım büyük resmi görüyorum'' sözlerinin sahibidir ayrıca.
ben progressive rock dinliyorum, bi yerlerde kadro kaparım umarım.
ben progressive rock dinliyorum, bi yerlerde kadro kaparım umarım.
devamını gör...
