hayattayım , sen ?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kafa dinleyen, düşünen belki de sadece sakince oturan ya da çayıyla, kahvesiyle; işiyle, gücüyle ilgilenen insandır.
devamını gör...

bir leonard cohen şarkısı. 140journos'un coğrafya kader videosunda bir şekilde bahsinin geçmesiyle haberdar olmuştum. pek bir güzel sözleri var. şöyle kırpayım, derleyeyim işime geldiği kadarını:

"herkes biliyor zarların hileli olduğunu.
herkes biliyor savaşın bittiğini,
iyilerin kaybettiğini.
herkes biliyor dövüşün hileli olduğunu.
fakirin fakir, zenginin zengin kaldığını,
bu işlerin böyle yürüdüğünü,
herkes biliyor.

herkes biliyor geminin su aldığını.
herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini.
herkeste bu hüzünlü duygular.

herkes biliyor felaketin
*** geldiğini.
herkes biliyor hızlıca yayıldığını.

herkes biliyor başının belada olduğunu.
herkes biliyor neler yaşadığını.

herkes biliyor."


orijinal ve tam sözleri için: musixmatch

dinleyelim:

devamını gör...

karı koca fark etmeksizin çok eşliliktir.
çok karılılık(bkz: polijini)
çok kocalılık(bkz: poliandri)
devamını gör...

başlığın ayrıştırıcı olmasına kesinlikle katılıyorum fakaaaat...

kimse de kendini kandırmasın fazla kilosu olan kadın ya da erkeklerden kimse hoşlanmıyor, beğenmiyor ve sevgili olmak istemiyor. olumlama yaparken çok da kaptırmamalıyız sanki. çevrenizde bu tarz ilişki yaşayan çok az insan vardır çünkü kadınlara ve erkeklere ince ince işlendi bu güzellik algısı o yüzden kimse kimseyi kandırmasın.

kilo problemi yemek yemekten değil psikolojik ya da hastalıktan ileri geliyor olabilir. bunun da tedavisini olursun daha sağlıklı insanlar olarak hayatına devam edersin. ben iki yüz kiloyum böyle mutluyum dersen olmaz.

önemli olan tek bir husus var kimse için değil sadece kendin için sağlıklı ve mutlu olmak.
devamını gör...

görüntüsüyle bile huzur vermeye yetendir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bunu orada yaşayan türklere gıcıklık olsun diye yapıyor alman hükümeti.
bu tutum zaten eskiden beri var.

mevcut durumda da devletimiz buna çözüm olarak türk kökenli olup da sadece alman vatandaşı olanlara mavi kart veriyor, bizim gibi türk vatandaşlarına nazaran hak kaybı yaşanmasın diye.

başlık güzel yalnız okuyun.*
devamını gör...

hayatta geriye bırakabildiği şey bir allahaısmarladık bir de 12 lira... 6 ekmek parası, dolapta yanında yiyebileceği bir şeyler kaldıysa 2 günü geçirirlerdi. sonrası? sonrası yok.
nedendir bilmem şeyma subaşının mısırlı milyarder sevgilisinin özel jet bulamayınca bir yolcu uçağını kiralaması aklıma düştü. bilmiyorum ya hayat çok zıt.
devamını gör...

yine birilerine dert olmuşuz prensesliğimizle. go girl!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir durum.

biraz uzun yazacağım. umarım okuyan ve üzerinde düşünen birileri olur.

ben başlığı açan arkadaş adına da, genel olarak burada "yobaz", "ışid'ci zihniyet" denilen kişiler adına da yahut başka herhangi bir müslüman adına da konuşmayacağım. söyleyeceklerim tamamen kendi adıma söylemek istediklerim.

kimseyi ilgilendirmese de elhamdülillah müslümanım ve bunu söyleme amacım biraz olsun farklı açıdan bakmanızı sağlayabilmek. bunu belirtmişken şunu da eklemek istiyorum; inançsız olanların yahut başka bir dine inanan insanların hakkında da aynı saygısızlıkların yapılmasına kesinlikle karşıyım.

***

birkaç yorumda haklı olarak "saygı çerçevesinde" istenilen her şeyin yazılabileceği söylenmiş. ancak ben bazı başlıklarda kesinlikle bu konulara saygı çerçevesinde yaklaşılmadığını görüyorum. yine aynı şekilde "siz de karşı argüman sunun" demişsiniz çok doğru olarak ama bazen öyle şeyler yazılıyor, öyle hakaretler ediliyor ki, tartışmak bile mümkün olmuyor bazı insanlarla. kaldı ki karşı argüman dediğiniz şey, bir argümana karşılık sunulur. hakarete, karşı argüman sunulamaz.

siz inançsız arkadaşlardan -çoğunuz belki bunu okumayacak ya da umursamayacak ama- benim bir ricam var: bir inanca sahip olan tüm insanları, her şeye at gözlüğüyle bakan, bilimden ilimden uzak olan, beyinsiz hatta can almaya meraklı vahşiler olarak görmekten vazgeçmeniz.

etrafınızdaki insanları düşünün; annelerinizi, babalarınızı, çok sevdiğiniz arkadaşlarınızı... bunların içerisinde hiç inançlı insan yok mu? yoksa lafım yok ama varsa içlerinde hiç iyi insan yok mu diye sorarım bu kez. "arkadaşlarınız"ı da dahil ettiğime ve insan arkadaşını kendisi seçtiğine göre, mutlaka vardır. o halde neden tüm inananları kötülüyorsunuz? lütfen yapmayın bunu. zira kendi halinde inanan, kimseyi kırmamak için elinden geleni yapan, bilimle uğraşan (enrty'lerime bakabilirsiniz genelde hangi konular hakkında yazdığımı bilmiyorsanız) ve bu ülkede din adına olduğu söylenip de insanlara zarar verecek şekilde yapılan her şeye, aynen sizin gibi karşı olan insanları incitiyorsunuz bunu yaptığınızda.

***

gelelim bizim tarafa... benimle dindaş olan birçok arkadaşın tartışma şeklini son derece yanlış buluyorum. bakın öncelikle şunu söyleyeyim: bir müslüman düzgün konuşur, ağzından kötü söz çıkmaz. siz kalkıp insanlara küfrederek, hakaret ederek onlara bir şey anlatmaya çalışırsanız, haklı olarak kimse sizi dinlemez. ayrıca burada nadiren de olsa din hakkında düzgünce yazılıp "neden bu böyle?" diye sorulan sorular var ateist yazarlar tarafından. bunların karşılığında, ufacık bir araştırma ile bile ulaşılabilecek cevaplar dururken, kalkıp bunu soran kişiye laf sokuşturmaya çalışmak, islâm adına hiçbir faydası olmayan bir iş. üstelik mantık dahilinde cevaplamadığınız tüm sorular yine yeni yeniden karşınıza çıkıyor.

eğer ki insanlar dinden, dindarlardan nefret etmesin istiyorsanız, öncelikle insanlarla güzel konuşun. sonra boş beleş ve basmakalıp laflar yerine düzgün karşı kanıtlar ya da argümanlarla gelin lütfen. siz dine daha büyük zararlar veriyorsunuz, insanların ondan kaçmasına neden olarak. unutmayın ki peygamberimizin yaşadığı dönemde insanların müslüman olmasının öncelikli nedeni, bu dinde kimsenin aşağılanmadığını, adaletin en öncelikli konu olduğunu görmeleri ve onları dine davet eden kişilerin düzgün ve ahlaklı hareketleriydi. cihat dediğiniz şey ille de fetihle olmaz. dini sevdirmek, yaymak, insanları ona inandırmak gibi bir amacınız varsa, onu insanların nefret edeceği bir şey haline getirmeyin.

sabredip okuyan herkese teşekkür ederim. entry girme işime geri dönüyorum. siz de lütfen kavga etmeyin, ayırmam *
devamını gör...

çok ağlarsan ve çabuk sinirlenirsen.
devamını gör...

saate bakmıyorsa mutludur. zaman geçmesin istediğinde yani...
veya mutluluğu kaybedince.

t/ insan mutlu olduğunu ne zaman anlar konulu başlık.
devamını gör...

hani arabayı bir süre garajda tutar ve hiç çalıştırmadığınızda, bir süre sonra çalıştırmak istediğinizde arıza verir ya… ya da evinizi kapatıp bir yıl gelmeyince, evi örümcek ağları basıp toz tutar ya … insan bedeni de böyle bence. vücudun motorunu uzun süre çalıştırmayınca , ihtiyaç duyulan şeyleri yapmak istemeyecek ve yüksek ihtimalle tekleyecektir.

atalarımızın dediği gibi, işleyen demir ışıldar. hareket, hareketi doğurur bir bakıma.
devamını gör...

amerika birleşik devletleri'nin montana eyaletinde yer alan kayalık dağlarının çukurunda oluşmuş olan bir göldür.
flathead ulusal ormanının içinde bulunan göl adını zamanında burada yaşamış olan flathead yerlilerinden almıştır.
dünyanın en temiz gölleri içerisinde yer alır. 54 metreye ulaşan derinliğine rağmen çok temiz olduğu için sığ gibi görünmektedir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kimse kimseyi anlayamaz. çevrendekilerin zihninde tasavvur eden sene göre, kendi yakıştırdığı sıfatlar kadarsın. birilerinden seni anlamalarını beklemek tuhaf geliyor. ne kadar anlayacak, nasıl anlayacak? bunu bilemezsin. emin olamazsın. anlamasın daha iyi. neyi anlamadığını biliyorsun en azından.
devamını gör...

"yabandomuzu değil bu," dedi, "geri dönen bir at, halinden belli. baksana hele nasıl sağa çekiyor!" bütün okurlar kürek zindanlarını ziyaret etme hevesine kapılmadıklarından, her forsanın bir başkasına (daima bir yaşlıyla bir genci birlikte bırakırlar) zincirle bağlı olduğunu burada açıklama zorunluğu vardır. ayak bileğinin üst tarafındaki bir halkaya perçinlenen o zincirin ağırlığı öyledir ki bir yılın sonunda kürek mahkumuna sonsuza dek bir yürüyüş kusuru kazandırır. o çekebilmek için bir bacağa öbüründen daha fazla güç vermek zorunda kaldığından mahkûm karşı konulmaz bir şekilde, bütün ömrünce bu çaba alışkanlığına yakalanır. kürek zindanlarında, vurulan prangaya sap adı verilir. daha sonraları, artık zinciri taşımadığı zamanlarda da onun etkisinden kurtulamaz: o zincir sakatlanan kişinin daima acısını duyduğu kesik bacaklar gibidir. kürek mahkumu her zaman zincirini hisseder, o yürüyüş alışkanlığından bir türlü kurtulamaz. polis deyimlerinde bunun adı sağa çekmektir. bu tanıyı, polis memurları gibi, pranga mahkumları da gayet iyi bilirler.

zihninize zincir vurmayın, bir ömür aynı hatayı alışkanlık yapmayın, zihniniz ile beraber sağa çekmeyin.
devamını gör...

evrim aslında natüralizm temellidir. natüralizmde bir yaratıcı yoktur.

natüralizm; felsefi, metafizik bir görüştür, yaratıcı olmadan her şeyin tesadüfler eseri ortaya çıktığını savunur.

evrim ile islam, evrim natüralizm temelli olduğundan ve natüralizmde de yaratıcı olmadığından çelişse de kur'an'da da evrimi bazı yerlerde destekleyen ayetler mevcuttur.

evrim teorisi geliştirilirken bir yaratıcının olduğu ve evrime müdahale ettiği gibi bir ihtimal göz önüne alınmamıştır ve bu teori gelişirken hâlâ da alınmıyordur.

bilim ve din ayrılalı çok olmuştur hatta belki bir arada hiç yapılmamıştır. örneğin fizik teorileri gelişirken de tanrı'nın varlığı yabaya atılır. yani mesela heisenberg belirsizliği bulacağı sırada yaptığı araştırmalarda şöyle dememiştir: "şimdi bir de tanrı gerçeği var. tanrı, anlık olarak elektronun bulunduğu yeri değiştiriyor olabilir, o yüzden denklemlerim çalışmıyor." ya da einstein uzay zamanı bulana kadar benzer bir tutum içinde değildir.

bilim sürekli değişip gelişmez. bilimdeki en bilinen ve ses getiren gelişme herhalde newton fiziğinin yerini kuantumun almaya başlaması ve newton'ın yer çekimi kanununu açıklamak için geliştirdiği kütle çekim teorisinin bazı yerlerde çalışmamasıdır.

newton, mekaniği açıkladığı vakit bazı felsefeciler bunu, tanrı'nın yokluğuna kanıt olarak sundular. newton fiziği çok büyük olmayan değerlerde çalışıyor olsa da aslında "tanrı'nın becerilerini" tam olarak açıklayamamıştır.

bu, dinin elini güçlendiriyor gibi gözükse de newton eğer bu kadar büyük bir dahi olmasaydı onun buldukları kullanılarak şu anki bilgimize ulaşamayacağımız düşünüldüğünde aslında olan şeyin bilimin değişmesi değil de bazı teorilerin bazılarını temel alması ve onları kapsaması, bilimin gelişmesi olduğu anlaşılacak ve aslında örneğin kütle çekim teorisinin yanlış değil belki biraz eksik olduğu kavranacaktır.

bu bağlamda, "bilim sürekli değişiyor ve güvenilmezdir!" önermesi çok yerinde bir önerme değildir.

newton'ın bulduklarının ateist felsefesinin elini güçlendirmesinin nedeni, o ana kadar meydana gelen şeyleri tanrı'nın gerçekleştiriyor olduğuna dair olan inançtı. insan, o ana kadar çevresinde olan şeyleri hayranlıkla izleyip tanrı'ya tapınırken aslında meydana gelen şeylerde tanrı'nın doğrudan bir etkisinin olmadığı ortaya çıkınca, numaranın yöntemi öğrenilince sihir bozuldu kısacası.

ama tanrı'nın her şeyi basitçe yapması, değirmeni bizzat kendi eliyle döndürmesi beklenirken bunun böyle olmadığının ortaya çıkması, tanrı'yı reddetmek için sağlam bir temel değildir çünkü tanrı yine de olabilir. nasıl mı?

belki de sadece uzay ve zamanı yarattı ve daha sonra her şey zahiri olarak "kendiliğinden" oldu ama dolaylı olarak elektronun yerini değiştiren, hareket ettiren de o oldu.

kur'an bilim kitabı değildir diye bir tabir vardır. bir de bilimin "bir gün a bir gün z" dediği ve bu yüzden de bilimin dinle çelişmesinin normal olduğu ama bilimin doğruya yaklaştıkça dine de yaklaşacağına dair olan inanca dair bir savunu.

ikisi de yanlıştır. bilim, yapısı gereği sadece gördüerini anlattığı için öyle kocaman değişimler olmaz. bilim tutarsız değildir. bu yüzden ikinci savunu çürür.

ilk tabir de saçma bir tabirdir. kur'an ya da herhangi başka vahyi olduğu iddia edilen bir kitap eğer gerçekse bilimi destekler nitelikte olması gerekir. baştan sona bilim anlatıyor olması beklenemez olsa da satır aralarında ya da birkaç satırda bilimle paralel şeyler anlatmakta -eğer kitap gerçekten bir nihai güç, varlık tarafından indirilmişse- zorunludur.

neticede bilim ile din ayrıldığından, yaratıcı bilim yapılırken bir değişken olarak alınamadığından sadece evrim değil bilim natüralist bir yapıda olduğundan bunu tartışmak saçmadır. bilim bu yüzden dini inanç açısından sakıncalı olabilir.

kişisel tecrübelerim kur'an da pek çok bilimsel gerçekten bahsedildiği yönünde olduğundan yaratıcının işin bu kadar derinine takılacağını zannetmiyorum. bu konuda takındığım tutum, her şeyin sebebinin allah olduğu ama yüce zatının her şeyle direkt olarak ilgilenmediğini düşünmek yönündedir.
devamını gör...

türkiye'de üretimine başlanan tropikal meyveler arasında oldukça favori bir yer edindi. mikroklima özellikler taşıyan bölgelerde de üretim sonuç veriyor. latin amerika'da fakir dostu meyve. avrupalılar tarafından faydaları keşfedilince yeşil altına dönüştü. türkiye, dünya avokado üretiminin binde 6 kadarını karşılarken dünyada avokado üretim alanı en fazla olan ülke meksika da, üretimin yüzde 30 oranını karşılıyor. uyuşturucu kartellerinin de esas geçim kaynağına dönüştü. küçük çiftçiler, kartellerin baskısıyla toplayıp satamaz oldular. mafya, hiçbir şey yapmasa da ağaç başı koruma ücreti alıyor hepsinden.

ortalama 12 bin dekar alanda 6 bin tonu geçkin üretimi yapılan avokadonun en çok üretildiği il yüzde 83 ile antalya, bunu yüzde 15 ile mersin takip ediyor, diğer kalan az miktar oran da muğla'da üretiliyor. son dönem, iklim değişikliği sonucu yağış oranlarının etkilenmesiyle adana topraklarında da pamuk yerine avokado üretilmeye başlandı. üretiminin külfetsiz olması, masrafın çok olmaması ve piyasada kolay tutunduğu için talep alan bir ürün olan avokado pazar tezgahları ve market manav reyonlarında da yer almaya başladı.
devamını gör...

şimdi bir akvarist olarak şöyle diyeceğim. bu balık hapishanesi olayına katılıyorum ama bu şak diye dünyadan yok olacak bir olay değil. yani bunlar saf ırk olmayan üretilmiş balıklar. akvaryumcu denen yerlerde 100 lt de 100 balık şeklinde tek tip besleniyorlar. siz oradan bunları alıp güzel bir hacimde bakımlı ve geniş bir diyetle baktığınızda pozitif bir iş yapmış oluyorsunuz. biraz da buradan bakmalı bence.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim