kaliteli yazarlar sıralı tam liste alabilseydik keşke. merak ettim kimmiş onlar.
gitmeseydi keşke dediğim yazarlar var elbette ama böyle ucu açık bir cümle kullanamam şurada. kalanlara ayıptır.
şurada hepimiz yazıyoruz çiziyoruz. herkesin tarzı farklı. sizin görmek istediğiniz dışındaki tarzda ki yazarlar kalitesiz mi olmuş oluyor bu durumda? bu nasıl ötekileştirmedir?
ben gitmeyenlerdenim diye kalitesiz mi oldum şimdi ya? bir miktar alındım. direkt nickimle başlık açsaydınız shsjjsnhh.
devamını gör...

1967 yapımlı iki soyguncuyu konu alan film.
şu afişin tatlılığına bakın:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
efenim film bonnie'nin annesinin arabasını çalmaya çalışan clyde'ı yakalamasıyla başlıyor, normalde "aaay hırsız vaar!" diye bağırması gereken hanım kızımız clyde ile absürd diyaloglar kuruyor ve o dakikada birbirlerinden etkilenmeye başlıyorlar.

bonnie bu sayede clyde'ın peşine takılıyor. clyde kendini bonnie'ye kanıtlama çabasında, ufak tefek hırsızlıklar yapıyor ve hanım kızımız bunlardan giitikçe daha çok etkileniyor.

hele ki arabayı ormana çekip sevişme sahneleri var ki, sevişme değil tabiki bonnie kızımız clyde'a bildiğin saldırıyor, kendimi gelecekte böyle görüyorum. o sahneler çok eğlenceliydi hakikaten. bonnie her ne kadar alınsa da clyde'ın peşinden ayrılmıyor.

hırsızlıklar git gide bağımlılık yapıyor, clyde'ın abisi ve eşi de ekibe katılıyor ve işleri abartıyorlar. bir noktadan sonra bonnie de çileden çıkıyor, hem görümceğine tahammül edemiyor ki gerçekten itici ve aptal bir kadın, hem de bir türlü clyde sevişmiyor efenim. * polisler zaten çetenin peşinde. yanlış hatırlamıyorsam ekipte bir de geri zekalı bir genç çocuk vardı o çocuğun babası tarafından polise habr uçuyordu ve hırsız ekibimiz pusuya düşüyordu. clyde'ın abisi sürünmeli bir şekilde vefat ediyor vee sonrası da trajik bir son. hatırladıkça o gerzek çocuğa ve babasına sinirlendim yine.

elbette suç güzellemesi yapmıyoruz. ben burada yalnızca filmi sevdiğimi anlatıyorum. oyuncular çok güzeldi. sevgiliyle izlemeyi nasip et..
edit: bir de şarkı bırakalım.
devamını gör...

kimse de kara şimşek dememiş yahu, çok içerledim. *

knight rider
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

derdini anlatırken de öyle. dertler paylaştıkça azalmıyor, çoğalıyor diye düşünüyorum.
sinirlenince anlatıyorsun, anlattıkça sinirleniyorsun ve kısır döngü.
devamını gör...

seri dokuz filmden oluşmaktadır. başrollerde vin diesel, paul walker gibi isimler vardır. ilk 3 bölümde arabalar ön plandadır ancak daha sonra film macera işine evrilmiştir. film; soygun, adam kurtarma, suçlu yakalama gibi işleri konu edinmiştir. filmin yapısı dikkat çekicidir ve normal akışta değildir.film serisini 1 2 4 5 6 3 şeklinde izlerseniz ne demek istediğimi anlarsınız. 3.film başlı başına ayrılabilir. tokyoda drift yarışlarını konu edinir ve bana sorarsanız serinin en ididialı en mükemmel filmidir. müziğinin de hala kulaklarda olduğunu düşünüyorum.hızlı ve öfkeli 3 tokyo drift filminden sonra devam eden seride filmler artık klasikleşmiş macera filmi halini almıştır. gerçeklikten de bir hayli uzaktır. fiziğe, doğaya adeta meydan okuyor sürücüler. filmin başrollerinden birisi olan paul walker'ın gerçek hayattaki ölümü filmin gidişatını az da olsa etkiledi tabi. en son, serinin 7.filminde oyanayan walker daha sonraki iki filmde yoktur. filmde paul walker'ın eksikliğini hissetirmemek adına başarılı bir geçiş yapıldığını söyleyemem. o eksiklik çok bariz. ilk 3 filmi izleyip diğerlerini izlemezseniz pek bir şey kaybetmezsiniz belki zorlarsak dördüncüyü de katabiliriz.
devamını gör...


ve güz geldi ömür hanım.
dünya aydınlık sabahlarını
yitiriyor usul usul.
insanın içini karartan bulutların seferi var
göğün maviliğinde.
yağmur ha yağdı ha yağacak. incecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin.
hüznün bütün koşulları hazır. nedenini bilmediğim bir keder akıyor damarlarımdan. kalbimin üstünde binlerce bıçak ağzı...
ve yüzüm ömrümün atlası; düzlükleri bunaltı,
yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir
engebeler atlası. yaşamak bir can sıkıntısı mıdır ömür hanım?



her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize? acıyı görmeyen insan, umutsuzluğu yaşamayan, iliklerine dek kederin işleyip yaralamadığı bir insan, mutluluktan,
umuttan, sevinçten ne anlar? göğü görmeden, denizi görmeden maviyi anlamaya benzemez mi bu?
bir güz düşünün ki ömür hanım, ilkyazı olmamış, yazı yaşanmamış,
böyle bir güzün hüznü hüzün müdür? başlamanın bir anlamı varsa bitişi göze almak, bitişin bir anlamı varsa başlangıcı olmak değil midir? yaşamı düz bir çizgide tutmak tükenmektir. yaşamak zorunda olduğumuz şunca yılı
aykırı uçlar arasında gezdirip geçirmedikçe, alışkanlıkların sınırlarını aşmadıkça zaman zaman, yaşamak nasıl yenilik olur tükenmek değil de?



yağmur yağıyor ömür hanım...gökten değil, yüreğimin boşluğundan ömrümün ıssız toprağına...
ve ben sonsuz
bir düzlükte bir küçücük, bir silik nokta gibi eriyip gidiyorum.
seslensem kim duyar sesimi yalnızlıklar katından?



dönelim...
dönmek yenilmektir biraz da, yarım kalmasıdır
çıkışlarımızın, korkaklıktır, alışkanlıkların güvenli küflü kabuklarına sığınmaktır...
olsun dönelim biz yine de. bilincinde olmadan üstlendiğimiz sorumluluklarımız var.
evlere dönelim, sırtımızın kamburu evlere, cılızlığımızın görkemli korunaklarına, yalnızlığımızın kalelerine dönelim.
ölçüsüz yaşamak bize göre değil ömür hanım.
büyürken geniş ufuklarımız olmadı bizim. küçücük
avuçlarımızla sınırlarımızı genişletmek istedikçe yaşamın
binlerce engeli yığıldı önümüze. hangi birini yenebilirdik
bunca olanaksızlık içinde.
umutsuzluğu tanıdık, yenilgiyi öğrendik böylece.



yaşama sevinci adına bir tutamağım kalmadı ömür hanım.
bir garip boşlukta çiviliyim günlerdir gözbebeklerimden.
sahi nedir yaşamın anlamı? geriye dönüyorum sık sık
yanıt aramak adına, yüreğimin silik izler bırakıp, ağır yükler aldığı zamanın derin denizlerine. bakıyorum umut karamsarlığın, sevinç acının azıcık soluk almasından başka ne ki?
yaşamsa gerçekle düşün umutsuz bir savaşı, her şeyi içine alan kocaman bir yanılsama...
değil mi yoksa?



öyle büyük umutlarım olmadı benim,
büyük düşlerim, özlemlerim, büyük beklentilerim olmadı.


koşullarım beni oluşturdu ben acılarımı buldum. herkes gibi yaşasaydım eğer, yaşamı onlar gibi görebilseydim çarşılar yeterdi avutmaya beni.
bir gömlek, bir ayakkabı, bir elbise; bir yemek lokantalarda;

televizyon, halı, masa ve daha nice eşya yeterdi yalnızlığı örtmeye, kendimi göstermeye, varolmaya, 'dar çevre yitikleri'nde önem kazanmaya...

oysa ben bir akşamüstü oturup turuncu bir yangının eteklerine, yüreği avuçlarımda atan bir can yoldaşıyla dünyayı ve kendimi tüketmek isterdim.
öyle bir tüketmek ki, sonucu yepyeni bir "ben"e ulaştırırdı beni, kederli dalgınlığımdan her döndüğümde...
bir ben ki tüm ilişkilerin perde arkasını görür de gülerdim sessizce yapay yakınlıklarına insanların. kim kimi ne kadar anlayabilir
ömür hanım?


susmak yalnızlığın ana dilidir, ömür hanım, şiiridir, beni konuşmaya zorlama ne olur.
sözün sularını tükettim ben, kaynağını kuruttum. geriye bir büyük sessizlik kaldı yüreğimde, kalabalıklar, kalabalıklar kadar büyük...
yalnızım
ömür hanım, geceler boyu akıp giden ırmaklar gibi karanlıklar içre, öyle yitik, öyle üzgün, yalnızım...
sularım toprağa sızıyor bak.
yüzümü geceler örtüyor.
binlerce taş saklanıyor içimde.
kim kimin derinliğini görebilir, hem hangi gözle?



kendilerinin olan tek sözcük yok dillerinde, öyle çok konuşuyorlar ki...
bir söz insanın neresinden doğar dersiniz?
dilinden mi, yüreğinden mi, aklından mı? düşlerinden mi yoksa gerçeğinden mi? ve kaç kapıdan geçip yerini bulur bir başka insanda? yerini bulur mu gerçekten?
sözü yasaklamalı ömür hanım yasaklamalı...


kimsenin kimseyi anlamadığı bir dünyada söz boşluğu dövmekten başka ne işe yarıyor ki? olanağı olsa da insanların yürekleri konuşabilseydi dilleri yerine,
her şey daha yalansız, daha içten
olurdu. aklı silmeli diyorum insan ilişkilerinden. yanılıyor muyum?
olsun. yanıldığımı biliyorum ya...



yeni bir şeyler söyle bana ne olur, yeni bir şeyler. kurşun aktı kulaklarıma hep aynı sözleri, aynı sesleri duymaktan.
belirsizlik güzeldir, de örneğin, kesinlik çirkin. sessizlik sesten -hele de güncel ve kof- her zaman iyidir; düş gücü, iç zenginliği verir insana.
dünyanın usul usul ağaran o puslu sabahları ve günün turuncu tülleriyle örtünen dingin akşamları bu yüzden etkiler bizi, duygulandırır, de.
anlık izlenimler sürekli görünümlerden her zaman daha güçlü, kalıcı ömürlüdür...
alışkanlıklar öldürür güzelliğimizi, bizi değişmek çirkinleştirir de.



kimse düşlerine yetişemez ve kimse geçemez gerçeğini bir adım bile; bu yüzden sıkıntı verir zaman, kısa kalır, sonsuz olur, insanın küçücük ömrünün karşısında.
istemenin kuralı yoktur, de, açıklaması sınırı suçu yoktur; istemek yaşamın kendiliğinden sonucudur, ne haklı ne haksız, ne yerinde ne yersiz...



biz hepimiz dikenli tellerle sarılıyız, her ilişkide bir parçamız kalır ve bölüne bölüne biteriz de.
en büyük hünerimiz kendimize karşı olmak, aykırı yaşamaktır, acı kaynaklarımızı ellerimizle yaratarak...
kıyılarımız duygularımızın boyunda, derinliğimiz aklımızın ölçüsündedir; ufuklarımızsa sisler içinde...
o kıyısız gökyüzü nasıl sığar küçücük gözlerimize, bir bardak suya, demirli bir pencereye...


nasıl gizleriz ağız dil vermez bir geceye?
ve nedir ki gizi, daraldığımız her yerde bir genişlik duygusu verir içimize.
çözemeyiz, de, bu güdük bilinç, bu sığ yürek,
bu ezbere yaşamla.



dünya bir testidir, de, ömür hanım, ömür bir su...
sızar iğneucu gözeneklerinden zamanın, bir içim serinlik bir yudum mutluluk için. ve bir gün ölümün balkonundan...dökülür toprağa el içi kadar bir su. yerde birkaç damla
nem, bir avuç ıslaklık...
ölümü bilerek nasıl yaşar insan, geride dünyanın kalacağını bilerek nasıl ölür; bilmek bütün
acıların anasıdır, de...



sars aklımın cılız ayaklarını, kuşat beni. değişik şeyler
söyle ne olur, yeni bir şeyler söyle.
yıldım ömrümün kalıplarından. beni duy ve anla.



yağmur dindi ömür hanım.
gökyüzü masmavi gülümsedi yine.
doğa aynı oyununu oynuyor bizimle.
umudun ucunu gösteriyor usulca, iyimserliğin ışığını süzüyor mavi atlasından.
ne aldanış!
bulutların rengi mavi-beyaz mıdır, kurşuni-külrengi mi yoksa?



gökyüzünü öpmek isterdim ömür hanım,
gözlerimle değil dudaklarımla.
yoruldum bulutları kirpiklerimde taşımaktan.
delilik mi dedin?
kim bilir...
belki de yerde sürünmenin bir tepkisidir bu, ya da ne bileyim bilinçsiz bir aykırı olmak duygusu. gökyüzü de olmak isteyebilirdim değil mi?
kim ne diyebilir ki?



kimseler görmedi ömür hanım, bu dünyadan ben geçtim.
içimde umudun kırk kilitli sandıkları, elimde bir avuç düş ölüsü yüreğim -içinde senin ve benim ağırlığım- benim olmayan bir garip gülümsemeyle yüzümde, incelik adına,
ben geçtim...
yerini bulmamış bir içtenlik, yanılmış bir saygı ve bir hüzün eğrisi olarak ilişkilerin gergefinde,
ördüm ömrümün dokusunu ilmek ilmek. beni cam kırıklarıyla anımsasın insanlar,

savrulan bir yaprak hüznü ve dağınıklığı ile...
yükümü yanlış bedestanlara çözdüm.

ezilmiş bir gül hüznü var yüreğimde. saatlerce dayak yemiş bir sanığın çözülmesi içindeyim. ürperiyorum.
bir at kestanesi durmadan yaprak döküyor yalnızlığın sokaklarında, örtüyor ömrümün ilk yazını.
içimde bir çocuk, yalın ayak koşuyor yaşlılığa doğru, binlerce kez yenilmiş umut ölülerini çiğneyerek. sahi yaşlılık, derin bir iç çekiş,
yanılmış bir çocukluk olmasın ömür hanım?


ömür hanımla güz konuşmaları/ şükrü erbaş
devamını gör...

bugün a101 den ekmek çaldı diye mahallece toplanıp hırsıza ters kelepçe yapar gibi cullanan tipler sizi böyle psikopatlar da gormek isteriz. yemin ederim artık ülke leşlerle doldu bitmiyor durmuyor böyle kalleş adi insanlar.
devamını gör...

harika... 6 yı çevirince 9 olduğunu bile biliyorum
devamını gör...

ermenistan ı haritada gösteremeyecek koca popolu bir kadının gündemde kalma çabaları. lan senin baban oj simpson ı savunmuş, oranın kültürüyle yetişmişsin sana ne ermenistan dan.
devamını gör...

tanım: hangi mezhebe mensupsun? diye sorsan, şafii veya hanefi diyecek olan, hoca görünümlü cahil birinin, küçücük çocukları fişlemesi.

bilmez ki, imam şafii'nin*;" ehlibeyt'i sevmek rafızilik ise eğer, tüm dünya duysun rafiziyim ben!" dediğini.


imam şafii ye ehlibeyt sevgisi sorulduğunda; "ehlibeyti namazda anmadan, namaz kabul olmaz!" dediğini.

bilmez ki;

imam hanefi* nin alevilerin altıncı imamı caferi sadık (as) a öğrencilik yaptığı dönemi kastederek; "son iki yılım olmasaydı, numan helak olurdu!" dediğini.
devamını gör...

an itibariyle nickaltı girilmemiş olduğunu görünce hemen koştuğum, aylarca benden büyük olsa da yaşıtım saydığım* çok güzel tanımları olan ve muhabbetine doyum olmayan sevdiğim ve takipte olduğum yazarlardan.
devamını gör...

"sen ağzına kadar dolu bir rektumsun" demiş olabilir o doktor. zira bir tıbbiyeli asla b*k kelimesini kullanmaz.
devamını gör...

(bkz: ölümlü dünya)’nin bana kazandirdigi ve son zamanlarda kafa sinemamda surekli yankilanan replik.

olay on dakikada nereden nereye geldi, muthis oldu gercekten.

hakkimizda hayirlisi.*
devamını gör...

bu ınstagram hesabından kafa yazarlar karşılıklı takipleşsin kampanyası başlatıyorum.
devamını gör...

anı dolu çentiklerin, uzağa uçan kuşlara dönüşmesidir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

rahat nefes alınan, sağlıklı olduğumuz anlar.
devamını gör...

öldükten sonra zaten işine yaramayacak olduktan sonra bağışla gitsin, hiç değilse bazı hayatlar kurtulur.

belli bir meslek grubunu organ bağışı üzerinden kötülediklerini de bu başlık sayesinde öğrenmiş oldum ve hayretler içerisinde kaldım.

sanırım b*k sıçratmak bizim milli hastalığımız gibi bir şey.
devamını gör...

dövme yaptırarak cenabet, yaşlılığımda poşet ciltli bir ihtiyar olacağımı ve yine başlık sayesinde ne kadar zavallı bir insan olduğumu anladım.
insanların tercihlerine bu kadar sert eleştiri keşke yapılmasaydı.
devamını gör...

geçen sene 383 dolar olan asgari ücret 274 dolar olmuş. helal olsun. bas ampüle alimunyum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim