blog
web ve log kelimelerinin birleştirilip, önünden kesilip, kırpılması ile oluşturulan terimdir.
web: ağ, ağ örmek, internet sistemi
log: kayıt, kayıt yığını (başka manalara da gelmekte ancak bu bağlamda bu şekildedir)
webblog demek yerine öndeki we kısmının gereksiz olduğu düşünülmüş ve sünnet edilmiştir. böylece blog terimi dünyaya gelmiştir.
ottan, boka her türlü konu ve konuk blog denilen kayıt sistemine eklenebilir. blog kayıtlarında sadece metin değil, görsel ve videolar da kullanılabilir.
hatta vlog kavramı da aynı şekilde oluşturulmuş ve video log manasına gelmektedir. yani video formatında oluşturulmuş, ottan ve boka her konudan bahsedebilen güncel kayıtlardır.
bir zamanlar myspace isimli sistemle popülerliğinin zirvesini yaşamış, tumblr ile devam ettirmiş, hala google blogspot ile devam eden alışkanlıktır. günümüzde hala google blogspot kullanılırlığını devam ettirirken, diğerleri popülerliğini yitirmiştir.
medium gibi daha ciddi yazarların ve yazıların yer aldığı blog sistemleri de bulunmaktadır.
ayrıca kişilerin tamamen kendilerine ait nitelikte blog oluşturmalarını sağlayan ücretsiz ve açıkkaynak sistemler de bulunmaktadır. özellikle wordpress içerik yönetim sistemi (cms) ile gerek fonksiyonları, gerekse tasarımı çok daha özelleştirilebilir blogları kodlama bilmeden hayat geçirmek mümkündür.
aynen günlük tutma konusunda olduğu gibi bir çok insan büyük heveslerle blog tutma işine girmekte ve fakat kısa süre sonra ilgili blogu atıl bırakmaktadır. bu nedenle piyasa, girdiğinizde 5 ila 10 yıl öncesine ait kayıtların zibil gibi kaynadığı bloglarla dolup taşmaktadır.
çok nadirattan da olsa, popüler olduğu ve tutulduğu için sadece blogdan para kazanan ve aldığı reklamlarla hayatını idame ettiren kişiler de dünyada bulunmaktadır.
bu örnekleri gören yeniyetmeler de genelde üstüne fazla düşünmeden blog açmakta, “merhaba” yazısından sonra bir kaç post kastıktan sonra blogu google adsense reklamları ile donatmakta ve milyoner olmanın hayali ile beklemeye geçmektedirler. sonucu elbette söylemeye gerek yok.
kendi çapında güncel ve düzenli şekilde blog tutan insanlar ise tumturaklı bir takdiri hak etmekte ve alınlarından öpülmeleri gerekmektedir.
web: ağ, ağ örmek, internet sistemi
log: kayıt, kayıt yığını (başka manalara da gelmekte ancak bu bağlamda bu şekildedir)
webblog demek yerine öndeki we kısmının gereksiz olduğu düşünülmüş ve sünnet edilmiştir. böylece blog terimi dünyaya gelmiştir.
ottan, boka her türlü konu ve konuk blog denilen kayıt sistemine eklenebilir. blog kayıtlarında sadece metin değil, görsel ve videolar da kullanılabilir.
hatta vlog kavramı da aynı şekilde oluşturulmuş ve video log manasına gelmektedir. yani video formatında oluşturulmuş, ottan ve boka her konudan bahsedebilen güncel kayıtlardır.
bir zamanlar myspace isimli sistemle popülerliğinin zirvesini yaşamış, tumblr ile devam ettirmiş, hala google blogspot ile devam eden alışkanlıktır. günümüzde hala google blogspot kullanılırlığını devam ettirirken, diğerleri popülerliğini yitirmiştir.
medium gibi daha ciddi yazarların ve yazıların yer aldığı blog sistemleri de bulunmaktadır.
ayrıca kişilerin tamamen kendilerine ait nitelikte blog oluşturmalarını sağlayan ücretsiz ve açıkkaynak sistemler de bulunmaktadır. özellikle wordpress içerik yönetim sistemi (cms) ile gerek fonksiyonları, gerekse tasarımı çok daha özelleştirilebilir blogları kodlama bilmeden hayat geçirmek mümkündür.
aynen günlük tutma konusunda olduğu gibi bir çok insan büyük heveslerle blog tutma işine girmekte ve fakat kısa süre sonra ilgili blogu atıl bırakmaktadır. bu nedenle piyasa, girdiğinizde 5 ila 10 yıl öncesine ait kayıtların zibil gibi kaynadığı bloglarla dolup taşmaktadır.
çok nadirattan da olsa, popüler olduğu ve tutulduğu için sadece blogdan para kazanan ve aldığı reklamlarla hayatını idame ettiren kişiler de dünyada bulunmaktadır.
bu örnekleri gören yeniyetmeler de genelde üstüne fazla düşünmeden blog açmakta, “merhaba” yazısından sonra bir kaç post kastıktan sonra blogu google adsense reklamları ile donatmakta ve milyoner olmanın hayali ile beklemeye geçmektedirler. sonucu elbette söylemeye gerek yok.
kendi çapında güncel ve düzenli şekilde blog tutan insanlar ise tumturaklı bir takdiri hak etmekte ve alınlarından öpülmeleri gerekmektedir.
devamını gör...
dünya'nın en büyük buzdağının kopması
(bkz: bir bu eksikti)

avrupa uzay ajansı (esa), antarktika'nın kuzeybatısında bulunan ronne buz sahanlığı'ndan new york city'nin dört katı büyüklüğünde bir buz kütlesinin koparak weddell denizi'ne doğru sürüklendiğini bildirdi.
4 bin 320 kilometrekarelik devasa buz parçası, kopmasıyla beraber dünyanın en büyük buzdağı olarak kayıtlara geçti.
bbc türkçe'nin haberine göre ilk olarak ingiltere antarktik araştırması tarafından tespit edilen buzdağı, esa'ya ait sentinel-1 uydusuyla görüntülendi.
kaynak

avrupa uzay ajansı (esa), antarktika'nın kuzeybatısında bulunan ronne buz sahanlığı'ndan new york city'nin dört katı büyüklüğünde bir buz kütlesinin koparak weddell denizi'ne doğru sürüklendiğini bildirdi.
4 bin 320 kilometrekarelik devasa buz parçası, kopmasıyla beraber dünyanın en büyük buzdağı olarak kayıtlara geçti.
bbc türkçe'nin haberine göre ilk olarak ingiltere antarktik araştırması tarafından tespit edilen buzdağı, esa'ya ait sentinel-1 uydusuyla görüntülendi.
kaynak
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ruh halleri
uǝq ɯᴉʎᴉʎị
devamını gör...
sözlük yazarlarının yaşları
biyolojik yaşım 20 *, gösterdiğim yaşım 23-25, ruhen bazen 5 bazen 85....
devamını gör...
duyulunca mutlu eden sözler
ilk sana söylüyorum.
devamını gör...
yazarları bugün mutlu eden olaylar
ben bugün editör oldum dostlar.
devamını gör...
insanoğlunun doyumsuz olması
yeryüzü üzerindeki bütün olumsuzluklar, insanoğlunun açgözlülüğü ve doyumsuzluğundan kaynaklanmaktadır.
çevredeki hemen her iş alanındaki bir kısım doyumsuz kişileri inceleyin. dünyalığın arkasından ölümüne koşarlar, koştuklarıyla kalır, kavuşamadan da ölür giderler. böyle kifayetsiz muhterislerin gözünü ancak toprak doyurur.
çevredeki hemen her iş alanındaki bir kısım doyumsuz kişileri inceleyin. dünyalığın arkasından ölümüne koşarlar, koştuklarıyla kalır, kavuşamadan da ölür giderler. böyle kifayetsiz muhterislerin gözünü ancak toprak doyurur.
devamını gör...
normal sözlük ocak devrimi
beni heyecanlandıran gelişmeler olmuş. gizli gezinme hakkı da kalıcı olsaydı keşke. emeği geçen herkese teşekkürler. daha güzel bir kafasözlük için el ele:)
devamını gör...
yeni başlayacaklara fantastik kurgu kitap önerileri
başlığı açan yazar işe ejderha mızrağı serisi ile başlamış, bende başlangıç noktası olarak onu baz alıp, bir kaç şey yazayım.
netice olarak ejderha mızrağı serisi ana olay örgüsü dışında, fazlaca yan kitap ve yan yazar barındırıyor. margaret weis ve tracy hickman'ın başlattığı serüven bu yüzden pek çok okuyucu için bir yerden sonra karmaşıklaşıyor. bu sebeple de kronoloji ve okuma sırası burada önem arz ediyor.
yan kitapları bir kenara bırakırsak, işe her şeyin çıkış noktası olan, ''ejderha mızrağı destanı'' ile başlamak lazım. bu seri 3 kitaptan müteşekkil;
güz alacakaranlığın ejderhaları
kış gecesi ejderhaları
ilkbahar şafağı ejderhaları
sonrasında ''efsaneler üçlemesi''ne yönelmek mantıklı. ilk seriyi tamamlayıcı bir nitelik arz ediyor. raistlin majere ve caramon majere kardeşleri odak noktasına koysa da, diğer mızrak kahramanlarına ilişkin bilgileri ve tamamlayıcı olayları bu seride bulabiliyorsunuz. adı üzerinde bu seri de 3 kitaptan müteşekkil;
ikizlerin zamanı
ikizlerin savaşı
ikizlerin sınavı
bu serinin arkasından ben ''raistlin tarihçeleri''ni okumuştum. zira bana göre kurgunun ruhu olan bu özel karakter üzerine daha fazla bilgi edinmek elzem olmuştu. burada da karşımıza iki kitap çıkıyor;
ruhdöveni
silah kardeşliği
fakat ''raistlin tarihçeleri''ni atlayıp, ''ruhlar savaşı'' serisine de direkt geçebilirsiniz. bu seride 3 kitaptan müteşekkil;
batan güneşin ejderhaları
kayıp yıldızın ejderhaları
yitik ayın ejderhaları
ondan sonra ''yaz alevi ejderhaları'' ve ''ikinci nesil''i okumak suretiyle pek çok şeyi sonuca bağlıyorsunuz, biraz da hüzünleniyorsunuz. tasslehoff amca olmuş daha ne olsun.
takiben karşımıza karanlık havari serisi çıkıyor. bu seri bende diğer serilerin bıraktığı etkiyi bırakmadı. özellikle ''yaz alevi ejderhaları''dan sonra biraz usulen yazılmış gibi geldi. belki de ''yaz alevi ejderhaları'' işin pik noktası olduğu için de öyle hissetmiş olabilirim. yine de okunur mu ? elbette okunur. yine 3 kitaptan müteşekkil;
amber ve küller
amber ve demir
amber ve kan
bundan sonrasıysa size kalmış. burada bırakabilirsiniz. lakin bu zehir vücuda bir kere zerk edince, insan diğerlerini de merak etmiyor değil. yan kitapların bazısından bir hayli zevk aldım. bazılarını ise çok vasat buldum.
weis ve hickman ile işe başlamışken, başka kurgulara girmeden ''ölüm kapısı serisi''ne doğru yola çıkın derim. tek kelimeyle muhteşem. hatta benim gözümde bugüne kadar yazılmış en iyi fantastik kurgu eserlerden biridir. elbette ''yüzüklerin efendisi''nin fantastik kurgu edebiyata gönül verenler için yeri ayrıdır. onu çok fazla kıyasa tabi tutmayız.
birbirlerine bir o kadar yakın, aynı zamanda da düşman iki karakter olan haplo ve alfred'in ilişkilerinin işleniş biçimi çok çarpıcıdır.
bu seri 7 kitaptan müteşekkil;
ejder kanadı
elf yıldızı
ateş denizi
yılan büyücüsü
kaosun eli
labirentte
yedinci kapı
bu dönemeci de döndüğümüze göre, başka bir seriye meyledebiliriz. karşımızda ''unutulmuş diyarlar'' ve fantastik kurgu evreninin en büyük silahşörü drizzt do'urden... r.a salvatore tarafından yazılan ana hikayenin listesini de şöyle yapabiliriz.
kara elf üçlemesi
anayurt
sürgün
göç
buzyeli vadisi üçlemesi
kristal parçası
gümüş damarları
buçukluğun mücevheri
drizzt do’urden’in maceraları serisi
miras
yıldızsız gece
karanlığın kuşatması
şafağa geçit
bu 10 kitap sizi kesmez ise, unutulmuş diyarlarda kalmak isterseniz. tıpkı ''ejderha mızrağı'nda olduğu gibi yan kitaplara yönelebilir ya da salvatore'nin yazdığı ''ruhban'' serisine göz atabilirsiniz.
bu da bitti ne yapsak ? e tabi bir de ''david eddings'' e bakmak lazım. akıcı bir dili vardır. başlarsınız ve serilerin ne ara bittiğini bile anlamazsınız. tolkien'den esintiler bulmanızda cabası.
genel olarak çoğunluk ''belgariad serisi'' ve ''malloryon'' serisine ağırlık verse de bende elenium ve tamuli üçlemelerinin yeri ayrıdır. şövalye sparhawk'ın askerleyiz diye slogan attırabilecek bu seri, ursula k. l guin'e de gönderme yapması sebebiyle bende ayrı bir sempati uyandırır.
evet, biraz vites düşürelim kafa dağıtalım diyorsanız da, ''shannara efsanesi''ne göz gezdirebilirsiniz. fazla yorucu değildir. işin aslı biraz ''yüzüklerin efendisi''ni andırır. druid allanon tıpkı gandalf'ın baggins'lere sıkıntılı durumlarda uğraması gibi, ohmsford sülalesine uğramaktadır.. karabüyücü lord ise biraz sauron'u hatırlatır. yine de beklentiyi çok yüksek tutmaz iseniz keyifli zaman geçirebilirsiniz.
bu seride toplam 10 kitap ile karşılacaksınız. bunun sebebi shannra'nın kılıcı'nın 3 kitap olarak basılmasıdır. sonrasında durum değişti mi onu bilemiyorum.
neyse nefeslendik, yorucu olmayan bir seri okuduk. hala fantastik kurgu kitap okuma isteğiniz varsa bir ''fantastik kurgu'' efsanesi olan melnibonelu elric ve kılıcı ''fırtına yaratan'' ile tanışma vaktiniz geldi demektir. micheal moorcok'un bu karakteri yaratmış olması dahi ''fantastik kurgu edebiyat'' için önemli bir mihenk taşıdır. farklı bir yol farklı bir karakter... işin büyüsünü kaçırmamak için çok fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. okuyun ve görün denilesi bir eserdir. yalnız seriyi önerdiğim bazı arkadaşlarım türkçe basımlarını bulamadılar. o sorun halen devam ediyor mu bilemiyorum. tek bildiğim ne yapıp edip, bulup okumanız gerekliliğidir.
baktık kaptırdık gidiyoruz. zebellah gibi bir seriyi okuyacak gücümüz ve inancımız var demektir. robert jordan imzalı ''zaman çarkı'' bunun için biçilmiş kaftan... 14 kitaplık dev bir seri...
ursula k. l guin ve tolkien'den bahsetmeye gerek bile yok. zaten okudunuz ya da okuyacaksınız.
benden bu kadar. keyifli okumalar.
netice olarak ejderha mızrağı serisi ana olay örgüsü dışında, fazlaca yan kitap ve yan yazar barındırıyor. margaret weis ve tracy hickman'ın başlattığı serüven bu yüzden pek çok okuyucu için bir yerden sonra karmaşıklaşıyor. bu sebeple de kronoloji ve okuma sırası burada önem arz ediyor.
yan kitapları bir kenara bırakırsak, işe her şeyin çıkış noktası olan, ''ejderha mızrağı destanı'' ile başlamak lazım. bu seri 3 kitaptan müteşekkil;
güz alacakaranlığın ejderhaları
kış gecesi ejderhaları
ilkbahar şafağı ejderhaları
sonrasında ''efsaneler üçlemesi''ne yönelmek mantıklı. ilk seriyi tamamlayıcı bir nitelik arz ediyor. raistlin majere ve caramon majere kardeşleri odak noktasına koysa da, diğer mızrak kahramanlarına ilişkin bilgileri ve tamamlayıcı olayları bu seride bulabiliyorsunuz. adı üzerinde bu seri de 3 kitaptan müteşekkil;
ikizlerin zamanı
ikizlerin savaşı
ikizlerin sınavı
bu serinin arkasından ben ''raistlin tarihçeleri''ni okumuştum. zira bana göre kurgunun ruhu olan bu özel karakter üzerine daha fazla bilgi edinmek elzem olmuştu. burada da karşımıza iki kitap çıkıyor;
ruhdöveni
silah kardeşliği
fakat ''raistlin tarihçeleri''ni atlayıp, ''ruhlar savaşı'' serisine de direkt geçebilirsiniz. bu seride 3 kitaptan müteşekkil;
batan güneşin ejderhaları
kayıp yıldızın ejderhaları
yitik ayın ejderhaları
ondan sonra ''yaz alevi ejderhaları'' ve ''ikinci nesil''i okumak suretiyle pek çok şeyi sonuca bağlıyorsunuz, biraz da hüzünleniyorsunuz. tasslehoff amca olmuş daha ne olsun.
takiben karşımıza karanlık havari serisi çıkıyor. bu seri bende diğer serilerin bıraktığı etkiyi bırakmadı. özellikle ''yaz alevi ejderhaları''dan sonra biraz usulen yazılmış gibi geldi. belki de ''yaz alevi ejderhaları'' işin pik noktası olduğu için de öyle hissetmiş olabilirim. yine de okunur mu ? elbette okunur. yine 3 kitaptan müteşekkil;
amber ve küller
amber ve demir
amber ve kan
bundan sonrasıysa size kalmış. burada bırakabilirsiniz. lakin bu zehir vücuda bir kere zerk edince, insan diğerlerini de merak etmiyor değil. yan kitapların bazısından bir hayli zevk aldım. bazılarını ise çok vasat buldum.
weis ve hickman ile işe başlamışken, başka kurgulara girmeden ''ölüm kapısı serisi''ne doğru yola çıkın derim. tek kelimeyle muhteşem. hatta benim gözümde bugüne kadar yazılmış en iyi fantastik kurgu eserlerden biridir. elbette ''yüzüklerin efendisi''nin fantastik kurgu edebiyata gönül verenler için yeri ayrıdır. onu çok fazla kıyasa tabi tutmayız.
birbirlerine bir o kadar yakın, aynı zamanda da düşman iki karakter olan haplo ve alfred'in ilişkilerinin işleniş biçimi çok çarpıcıdır.
bu seri 7 kitaptan müteşekkil;
ejder kanadı
elf yıldızı
ateş denizi
yılan büyücüsü
kaosun eli
labirentte
yedinci kapı
bu dönemeci de döndüğümüze göre, başka bir seriye meyledebiliriz. karşımızda ''unutulmuş diyarlar'' ve fantastik kurgu evreninin en büyük silahşörü drizzt do'urden... r.a salvatore tarafından yazılan ana hikayenin listesini de şöyle yapabiliriz.
kara elf üçlemesi
anayurt
sürgün
göç
buzyeli vadisi üçlemesi
kristal parçası
gümüş damarları
buçukluğun mücevheri
drizzt do’urden’in maceraları serisi
miras
yıldızsız gece
karanlığın kuşatması
şafağa geçit
bu 10 kitap sizi kesmez ise, unutulmuş diyarlarda kalmak isterseniz. tıpkı ''ejderha mızrağı'nda olduğu gibi yan kitaplara yönelebilir ya da salvatore'nin yazdığı ''ruhban'' serisine göz atabilirsiniz.
bu da bitti ne yapsak ? e tabi bir de ''david eddings'' e bakmak lazım. akıcı bir dili vardır. başlarsınız ve serilerin ne ara bittiğini bile anlamazsınız. tolkien'den esintiler bulmanızda cabası.
genel olarak çoğunluk ''belgariad serisi'' ve ''malloryon'' serisine ağırlık verse de bende elenium ve tamuli üçlemelerinin yeri ayrıdır. şövalye sparhawk'ın askerleyiz diye slogan attırabilecek bu seri, ursula k. l guin'e de gönderme yapması sebebiyle bende ayrı bir sempati uyandırır.
evet, biraz vites düşürelim kafa dağıtalım diyorsanız da, ''shannara efsanesi''ne göz gezdirebilirsiniz. fazla yorucu değildir. işin aslı biraz ''yüzüklerin efendisi''ni andırır. druid allanon tıpkı gandalf'ın baggins'lere sıkıntılı durumlarda uğraması gibi, ohmsford sülalesine uğramaktadır.. karabüyücü lord ise biraz sauron'u hatırlatır. yine de beklentiyi çok yüksek tutmaz iseniz keyifli zaman geçirebilirsiniz.
bu seride toplam 10 kitap ile karşılacaksınız. bunun sebebi shannra'nın kılıcı'nın 3 kitap olarak basılmasıdır. sonrasında durum değişti mi onu bilemiyorum.
neyse nefeslendik, yorucu olmayan bir seri okuduk. hala fantastik kurgu kitap okuma isteğiniz varsa bir ''fantastik kurgu'' efsanesi olan melnibonelu elric ve kılıcı ''fırtına yaratan'' ile tanışma vaktiniz geldi demektir. micheal moorcok'un bu karakteri yaratmış olması dahi ''fantastik kurgu edebiyat'' için önemli bir mihenk taşıdır. farklı bir yol farklı bir karakter... işin büyüsünü kaçırmamak için çok fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. okuyun ve görün denilesi bir eserdir. yalnız seriyi önerdiğim bazı arkadaşlarım türkçe basımlarını bulamadılar. o sorun halen devam ediyor mu bilemiyorum. tek bildiğim ne yapıp edip, bulup okumanız gerekliliğidir.
baktık kaptırdık gidiyoruz. zebellah gibi bir seriyi okuyacak gücümüz ve inancımız var demektir. robert jordan imzalı ''zaman çarkı'' bunun için biçilmiş kaftan... 14 kitaplık dev bir seri...
ursula k. l guin ve tolkien'den bahsetmeye gerek bile yok. zaten okudunuz ya da okuyacaksınız.
benden bu kadar. keyifli okumalar.
devamını gör...
kadınların beğenilme arzusu
erkeklerde yok mu peki? maaşınızla, arabanızla hava atmıyor musunuz? masanın üzerine cüzdanınızı, arabanızın anahtarını bırakmıyor musunuz?
devamını gör...
aryart
mükemmel tanımlarını okuyup derhal takibe aldığım yazar.
nice güzel tanımlara.
nice güzel tanımlara.
devamını gör...
bir insanın kaybetmemesi gereken şey
akıl sağlığı. kaybedildiğinde onun bunun oyuncağı olunuyor.
devamını gör...
normal sözlük yazarları buluşma yemeği
sofra bezini silkeleme görevini üstleniyorum. kim kolayı getirecek?
devamını gör...
musicbuddy
devamını gör...
yavaş konuşan insan
cümlesi bitene kadar konu neydi? ne cevap vericem şimdi? tarzı sorularla yüzleştiren insandır. bu durum dizi-reklam ilişkisinde de mevcuttur. uzun bakışma sonrası giren 30 dakikalık reklam sonrası konu neydi? nerde kalmıştı? düşüncelerine sevk eder.
devamını gör...
hastane koridoru
her insanın mutlaka bir gün tanıştığı, kendine ait ritmi, akışı, kuralları olan bir yaşam alanıdır. her yaştan insanın aynı çaresizlik düzleminde eşitlendiği yerdir.
devamını gör...
intihal
tdk. aşırma.
yaygınlaşan dijital paylaşım platformları ile yepyeni cepheleri açılan eylem; sosyal medya, içerik ve haber paylaşım portalları gibi. sözlük gibi platformlarda bireysel araştırmalarımız sonucu girdiğimiz bilgi içerikli entryler aslında her birimizi gönüllü birer içerik üreticisi yapıyor. işte bu noktada her birimiz için intihale maruz kalma tehlikesi doğuyor. örneğin twitter'da aslı size ait olan bir tweetin başkası tarafından atılıp sizden daha fazla etkileşim alması dahi bir intihal.
hatırlayanlar olacaktır, stumbleupon diye çok güzel bir web sitesi vardı. her stumble tuşuna bastığınızda sizi önceden belirlediğiniz ilgi alanları doğrultusunda yeni bir web sitesine yönlendirirdi. ben de burada ilgimi çeken içerikleri hiçbir edinim sağlamadan ve birkaç farklı ek kaynaktan faydalanarak türkçeleştirirdim. bunu da o zaman aktif kullanıcısı olduğum sözlükte kaynaklarımı belirterek paylaşırdım. bir gün yine ilgimi çeken bir konuda bir içeriğe denk geldim. öncesinde herhangi bir türkçe portalda yayınlanmış mı diye kontrol ettim. yayınlanmadığını görünce de yine birkaç farklı kaynaktan olayı araştırıp olayı her yönünden ele alan uzunca bir entry paylaştım.
birkaç hafta sonraydı sanırım bir sosyal medya platformunda bir arkadaşımın konuyla ilgili paylaşımını gördüm. paylaşım, beş sene önce şimdikinden daha ünlü bile olsa hala ünlü sayılabilecek bir içerik paylaşım platformuna aitti. "aa," dedim, "benden farklı biri de denk gelmiş."
onun konuyu nasıl ele aldığını görmek için içeriği açtım. cümlelerimi birebir kopyaladığı yetmezmiş gibi kaynak olarak da beni değil, entrymin sonunda gösterdiğim kaynakları yazmıştı. çok da önemli değil zira bu tarz gönüllü içerik üreticiliği yaptığımız platformlarda yazdığımızda bunları da göze almış oluyoruz bir nevi. ancak yine de insan üzerinde hatırı sayılır bir zaman ve emek harcadığı ve karşılığında hiçbir edinim sağlamadığı bir şeyin üzerinden, başkası onu sadece kopyalayıp yapıştırarak bir edinim sağladığında kötü hissediyor; enayi gibi işte.
yaygınlaşan dijital paylaşım platformları ile yepyeni cepheleri açılan eylem; sosyal medya, içerik ve haber paylaşım portalları gibi. sözlük gibi platformlarda bireysel araştırmalarımız sonucu girdiğimiz bilgi içerikli entryler aslında her birimizi gönüllü birer içerik üreticisi yapıyor. işte bu noktada her birimiz için intihale maruz kalma tehlikesi doğuyor. örneğin twitter'da aslı size ait olan bir tweetin başkası tarafından atılıp sizden daha fazla etkileşim alması dahi bir intihal.
hatırlayanlar olacaktır, stumbleupon diye çok güzel bir web sitesi vardı. her stumble tuşuna bastığınızda sizi önceden belirlediğiniz ilgi alanları doğrultusunda yeni bir web sitesine yönlendirirdi. ben de burada ilgimi çeken içerikleri hiçbir edinim sağlamadan ve birkaç farklı ek kaynaktan faydalanarak türkçeleştirirdim. bunu da o zaman aktif kullanıcısı olduğum sözlükte kaynaklarımı belirterek paylaşırdım. bir gün yine ilgimi çeken bir konuda bir içeriğe denk geldim. öncesinde herhangi bir türkçe portalda yayınlanmış mı diye kontrol ettim. yayınlanmadığını görünce de yine birkaç farklı kaynaktan olayı araştırıp olayı her yönünden ele alan uzunca bir entry paylaştım.
birkaç hafta sonraydı sanırım bir sosyal medya platformunda bir arkadaşımın konuyla ilgili paylaşımını gördüm. paylaşım, beş sene önce şimdikinden daha ünlü bile olsa hala ünlü sayılabilecek bir içerik paylaşım platformuna aitti. "aa," dedim, "benden farklı biri de denk gelmiş."
onun konuyu nasıl ele aldığını görmek için içeriği açtım. cümlelerimi birebir kopyaladığı yetmezmiş gibi kaynak olarak da beni değil, entrymin sonunda gösterdiğim kaynakları yazmıştı. çok da önemli değil zira bu tarz gönüllü içerik üreticiliği yaptığımız platformlarda yazdığımızda bunları da göze almış oluyoruz bir nevi. ancak yine de insan üzerinde hatırı sayılır bir zaman ve emek harcadığı ve karşılığında hiçbir edinim sağlamadığı bir şeyin üzerinden, başkası onu sadece kopyalayıp yapıştırarak bir edinim sağladığında kötü hissediyor; enayi gibi işte.
devamını gör...
oy birliği ile yazar uzaklaştırma
(bkz: linç kültürü)
devamını gör...

