charles bukowski
''hangi çiçek, diğerini “sarı açtı” diye ayıplar? hangi kuş “farklı ötünce” diğerine yasak koyar? derisinden, dilinden ötürü öldürülüyor insanlar. ah insanlar! her şeyi bulup kendini bulamayanlar.'' demiş.
sonrada, ''boşuna değildi insanların tanrılara sığınması. dayanılır gibi değildi yoksa.'' diyerek pekiştirmiş kişidir kendileri.
(bkz: taşı gediğine koymak)
sonrada, ''boşuna değildi insanların tanrılara sığınması. dayanılır gibi değildi yoksa.'' diyerek pekiştirmiş kişidir kendileri.
(bkz: taşı gediğine koymak)
devamını gör...
yazarların hayat felsefesi
kafacıların hayat felsefesini merak eden başlıktır.
benim şahsen hayat felsefem ciddiyetsiz olmaktır.
hayatta bir şeyleri ciddiye aldığın an kendini manyak edersin.
hayatımda kurallarım vardır çizgilerim vardır o çizgiyi aşanları hayatımdan silerim ölene kadar.
çizginin üstünü tarumar eden bir kişi silemedim onu da yakında silerim içimden.
ama hayattı ciddiye almamak ciddiyetsiz olmak bence çok önemli bir konudur.
yaşayıp defolup gideceğiz işte kıymetli olan yaşarken bol bol öğrenmek bilmek sevişmek yeni tatlar keşfetmek ruhani hazlar kovalamaktır.
filozof değiliz lakin bizimde kendi çapımızda boş beleş felsefelerimiz var.
benim şahsen hayat felsefem ciddiyetsiz olmaktır.
hayatta bir şeyleri ciddiye aldığın an kendini manyak edersin.
hayatımda kurallarım vardır çizgilerim vardır o çizgiyi aşanları hayatımdan silerim ölene kadar.
çizginin üstünü tarumar eden bir kişi silemedim onu da yakında silerim içimden.
ama hayattı ciddiye almamak ciddiyetsiz olmak bence çok önemli bir konudur.
yaşayıp defolup gideceğiz işte kıymetli olan yaşarken bol bol öğrenmek bilmek sevişmek yeni tatlar keşfetmek ruhani hazlar kovalamaktır.
filozof değiliz lakin bizimde kendi çapımızda boş beleş felsefelerimiz var.
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
benim rüyalarım 18 oscarlık saçmalıklar ve alakasızlıklarla doludur.
bazen renklidirler bazen de kapkaranlık.
3 bin kere uyandığımda “ya keşke hazreti yusuf yaşıyor olsaydı da gidip ona yorumlatsaydım” demişliğim vardır.
bilinçaltım lunapark mı desem; hayır, disneyland mı desem; hayır, melih gökçek’in güzel ankara’mızda milli değerimiz olan türktraktör ünde içinde bulunduğu atatürk orman çiftliğine tecavüz ederek kurdurduğu wonderland euroasia* gibidir bilinçaltım.
çünki çin’den ikişer adet alınmış her bir oyun aletinin maliyeti çok yüksekti, ve kimseyi tatmin etmedi. açılışta hız treni bozulmuştu, melih ve ekibi en tepeden yürüyerek inmişti.*
işte benim çoğu rüyamda böyle, bana hiç bir faydası yok ve alakasız. son zamanlarda gördüğüm en absürd rüyam,
özcan deniz ile nikah masasında olmamdı. üzerimde mor bir elbise ve ilkokulumun gösteri salonunda resmî bir tören ama ben nasıl ağlıyorum, nikah memuruna bakarken aklımdan şunlar geçiyordu: aramızda çok yaş farkı var ve bu adam 90lı yıllarda tek kaştı. ya rüyanın saçmalığına mı üzüleyim yoksa rüya içinde girdiğim tribe mi üzüleyim?
bu akşam fazlaca güleceğimiz bir yayın olacak gibi….
bazen renklidirler bazen de kapkaranlık.
3 bin kere uyandığımda “ya keşke hazreti yusuf yaşıyor olsaydı da gidip ona yorumlatsaydım” demişliğim vardır.
bilinçaltım lunapark mı desem; hayır, disneyland mı desem; hayır, melih gökçek’in güzel ankara’mızda milli değerimiz olan türktraktör ünde içinde bulunduğu atatürk orman çiftliğine tecavüz ederek kurdurduğu wonderland euroasia* gibidir bilinçaltım.
çünki çin’den ikişer adet alınmış her bir oyun aletinin maliyeti çok yüksekti, ve kimseyi tatmin etmedi. açılışta hız treni bozulmuştu, melih ve ekibi en tepeden yürüyerek inmişti.*
işte benim çoğu rüyamda böyle, bana hiç bir faydası yok ve alakasız. son zamanlarda gördüğüm en absürd rüyam,
özcan deniz ile nikah masasında olmamdı. üzerimde mor bir elbise ve ilkokulumun gösteri salonunda resmî bir tören ama ben nasıl ağlıyorum, nikah memuruna bakarken aklımdan şunlar geçiyordu: aramızda çok yaş farkı var ve bu adam 90lı yıllarda tek kaştı. ya rüyanın saçmalığına mı üzüleyim yoksa rüya içinde girdiğim tribe mi üzüleyim?
bu akşam fazlaca güleceğimiz bir yayın olacak gibi….
devamını gör...
sözlüğün bir aile olması
kesinlikle katılıyor ve bunu tüm kalbimle hissediyorum. birbirimizin doğum günlerini biliyor, ve kutluyoruz, onu mutlu ediyor ve kendimiz de mutlu oluyoruz. bir sorunumuz bir mutluluğumuz olduğunda paylaşıyor ve yardım etmeye , yardım almaya çalışıyoruz. istişâre ve tatlı tatlı tartışıyoruz. şahsen, online listesinde sevdiğim ve varlığını özümsediğim isimleri göremeyince üzülüyorum. aktif olduğunda da hadi geçin oturun çay hazır diyorum içimden gülerek ... biz bir aileyiz. aileden gidenler olsa da kalan sağlar bizimdir. biz kocaman bir aileyiz... bunu biliyorum. ve ailemi seviyorum...
devamını gör...
elmalı çocuk istismarı davası
yıllardır bu toplumun vicdanının ve ahlak kavramının ırzına geçiliyor. tecavüzler, sarkıntılıklar, tacizler normalleştiriliyor. insanlar bunları kanıksar hale geldiler. yok kanıksamadık demeyin zira yazmanın çizmenin iç soğutmaktan başka bir kıymeti harbiyesinin olmadığı aşikar. koktuk ve bundan sonra tuzlamak dahi işi kotarmayacak. olaya hukuk tekniği açısından baktığınızda zaten ortada bir facia var. yahu arkadaş bu çocuklar niye korumaya alınmaz? * adli tıp raporu neden göz önünde bulundurulmamış? tuttuğunuz yer elinizde kalıyor. bunlar artık iyice çamura batmış olan ve ahlaksızlık denizinde yüzen toplumun, su yüzüne çıkan münferit vakıaları. derinlerde neler olduğunu, nelere susulduğunu, sıçanı incelikle yiyenlerin, pisliğin içinde debelenenlerin ne halt yediğini aslında herkes biliyor. arkadaş hepimiz bu toplumun içinde yaşıyoruz. adım adım vicdansızlaşıyor bu toplum. bu kaçıncı çocuğa sarkıntılık ve tecavüz skandalı? ne kadar gündemde kalıyor? insanların vicdanlarını soğutabilecekleri kadar. sonra o çocuklar içine atıldıkları karanlığın içerisinde bu yaşamda var olmaya çalışıyorlar. üç beş gün görünür olup sonra unutuluyorlar yine öyle olacak! neden mi? çünkü vicdani reflekslerimiz toplum olarak elimizden alındı. atılan çığlıklar sessiz. çünkü sizi duyacak ve işitecek bir mekanizma yok. eserimizle gurur duymamız lazım(!) an itibarı ile çocuklarını bile korumaktan aciz bir toplumun zavallı fertleriyiz hepimiz. yazık o çocuklara ki, böylesine zavallı bir toplumun korkularının bedelini ödemek zorunda kalıyorlar.
devamını gör...
breaking bad
öyle bir dizidir ki bittikten sonra veliaht bırakmıştır.
(bkz: better call saul)
(bkz: better call saul)
devamını gör...
cadı avı
kendinden olmayanı ötekileştirme ve sonunda onu bertaraf etme anlamında kullanılan deyimdir. günümüzde de son sürat devam eden “av”dır. sol cenah, sağ cenah, liberal, demokrat hiç farketmez hepsi fırsatını bulduğunda gerçekleştirir bu eylemi.
devamını gör...
klasik anne sözleri
annenin sözünü dinlemezsen böyle olur.
devamını gör...
advertorial
reklam gibidir ama değil de gibidir. tanıtım reklamı gibidir ama daha çok uzun soluklu olduğunu için de bilgi içeriklidir. editorial kelimesinden mevzuatı delmek suretiyle türetilmiş bir kelime oyunu olabilir.
iko ukdesidir.
iko ukdesidir.
devamını gör...
satış ve pazarlama
üniversite okurken yaptığım mesleklerden biridir.
ben işin satış kısmındaydım tabiki. köy kahvesinden bahsetmişken aklıma geldi. yazalım bakalım.
şimdi satış işinin bir nevi dilencilik olduğunu düşünmekteyim. burada amaç ürünü tamamen satmaktır. satarken türlü yalan söyler, ürünü müşteriye kitlemeye çabalarsınız.
belki hala üniversite okuyan yazar arkadaşlar bilir, bilmiyorsa bu işi anlatayım ve ne kadar harika paralar kazandırdığını görün.
üniversitenin ilk senesi staja çıkmaya başladım. benim bölümüm tamamen kalp ameliyatları ile alakalıydı ve kalp ameliyatı oldukça hastaneye gider ameliyata girerdik. böylece haftada 3 günüm çoğunlukla boş olurdu, hafta sonu da eklenince etti 5 gün. 5 gün demek müthiş para demek.
bir reklam ajansı buldum. ajansın aradığı tek şey konuşmayı bilen güzel kızlardı. benim çalıştığım ajans erkek satış elemanı çalıştırmıyordu ancak başka ajanslarda erkekler olduğunu da gördüm. yani diline güvenen ve boş günü olan üniversiteli arkadaşlar pekala bu mesleği yapabilir.
sabahın köründe jilet gibi hazırlanıp ajansta buluşuyorduk. o günün ürünü veriliyordu, kotamız söyleniyor ve ürünün fiyatı belirtiliyordu. elimizde koca bir çantayla, bir doblonun arkasına sıkış tepiş binip yola koyulurduk. bu meslek sayesinde güneydoğu ve akdenizin bir çok köyünü gezmişimdir. bizi sahaya tek tek dağıtıp bölgede ürünleri satmamız bekleniyordu.
her gün başka şehrin bir köyü yahut ilçesinde, dolanır durur ve ürünleri satardık. ürünleri belirlenen fiyattan da satabiliyor, daha yüksek fiyata da satabiliyordunuz ve yüksek fiyata sattıysanız o para sie kalıyordu. kotayı doldurduysanız kazancın yüzde otuzunu alıyordunuz. eğer toptan satış yaptıysanız yüzde kırk ve primin dibine vuruyordunuz. çok güzel paralardan bahsediyorum, bu sayede muazzam bir kıyafet dolabı dizdim ve harika bir makyaj koleksiyonum oldu.
sosyal becerilerim gelişti mi derseniz aslında hayır, dilenclik becerilerim gelişti. * ısrar etmeyi ve uzun uzun konuşmayı hiç sevmeyen biriyim, zaten konuşmakla alakalı sıkıntılarım vardı ancak mesele para olunca yapılıyor.
epey yorucu yıpratıcı iş ancak öğrenci için çok ideal. hem bedavaya bir sürü yer gezmiş olursunuz. şehrinizde bir ajans araştırıp gidip kaydolun derim. merkezi yerlerde çalıştığınız zaman iş gerçekten eğlenceli oluyordu, müthiş paraydı ayrıca. sadece sabır ve dil dökmek. profesyonelleşince daha pahalıya satıp ufak bir birikim elde edilebilir.
ben işin satış kısmındaydım tabiki. köy kahvesinden bahsetmişken aklıma geldi. yazalım bakalım.
şimdi satış işinin bir nevi dilencilik olduğunu düşünmekteyim. burada amaç ürünü tamamen satmaktır. satarken türlü yalan söyler, ürünü müşteriye kitlemeye çabalarsınız.
belki hala üniversite okuyan yazar arkadaşlar bilir, bilmiyorsa bu işi anlatayım ve ne kadar harika paralar kazandırdığını görün.
üniversitenin ilk senesi staja çıkmaya başladım. benim bölümüm tamamen kalp ameliyatları ile alakalıydı ve kalp ameliyatı oldukça hastaneye gider ameliyata girerdik. böylece haftada 3 günüm çoğunlukla boş olurdu, hafta sonu da eklenince etti 5 gün. 5 gün demek müthiş para demek.
bir reklam ajansı buldum. ajansın aradığı tek şey konuşmayı bilen güzel kızlardı. benim çalıştığım ajans erkek satış elemanı çalıştırmıyordu ancak başka ajanslarda erkekler olduğunu da gördüm. yani diline güvenen ve boş günü olan üniversiteli arkadaşlar pekala bu mesleği yapabilir.
sabahın köründe jilet gibi hazırlanıp ajansta buluşuyorduk. o günün ürünü veriliyordu, kotamız söyleniyor ve ürünün fiyatı belirtiliyordu. elimizde koca bir çantayla, bir doblonun arkasına sıkış tepiş binip yola koyulurduk. bu meslek sayesinde güneydoğu ve akdenizin bir çok köyünü gezmişimdir. bizi sahaya tek tek dağıtıp bölgede ürünleri satmamız bekleniyordu.
her gün başka şehrin bir köyü yahut ilçesinde, dolanır durur ve ürünleri satardık. ürünleri belirlenen fiyattan da satabiliyor, daha yüksek fiyata da satabiliyordunuz ve yüksek fiyata sattıysanız o para sie kalıyordu. kotayı doldurduysanız kazancın yüzde otuzunu alıyordunuz. eğer toptan satış yaptıysanız yüzde kırk ve primin dibine vuruyordunuz. çok güzel paralardan bahsediyorum, bu sayede muazzam bir kıyafet dolabı dizdim ve harika bir makyaj koleksiyonum oldu.
sosyal becerilerim gelişti mi derseniz aslında hayır, dilenclik becerilerim gelişti. * ısrar etmeyi ve uzun uzun konuşmayı hiç sevmeyen biriyim, zaten konuşmakla alakalı sıkıntılarım vardı ancak mesele para olunca yapılıyor.
epey yorucu yıpratıcı iş ancak öğrenci için çok ideal. hem bedavaya bir sürü yer gezmiş olursunuz. şehrinizde bir ajans araştırıp gidip kaydolun derim. merkezi yerlerde çalıştığınız zaman iş gerçekten eğlenceli oluyordu, müthiş paraydı ayrıca. sadece sabır ve dil dökmek. profesyonelleşince daha pahalıya satıp ufak bir birikim elde edilebilir.
devamını gör...
sigara içmeyen insan
belki bana inanmayacaksınız ve buna saygı duyarım fakat şu ana dek tek tane dahi denemedim. bu benim en çok övündüğüm özelliğimdir. sevgiler...
devamını gör...
ares’in günümüzde olsa en sevilen tanrı olacağı gerçeği
'taktik maktik yok bam bam bam' bir savaş tanrısı olan ares sözüdür. savaşa giderken bu minvalde davranır. kimse sevmez. hele ki aklın ve zekanın tanrısı olan athena. hep çatışır bu iki kardeş.
300 spartalının yanında yer almış, spartanın gücünü; çanakkale savaşındaki ingilizlerin dediği gibi 'biz bir orduyla savaşmıyorduk ve onlardan korkmuyorduk. ordunun arkasındaki 3 metre boyundaki ne olduğunu anlamlandıramadığımız şeylerden korkuyorduk.' a benzer şekilde arttırmış bir tanrıdır. yoksa 300 tane herif, ne kadar kaslı ve zeytinyağına banılmış olsa da, bir ton orduya karşı gelebilir?
bunlar hep aresin olayları. athena bunu sevmez sevdirtmez. afrodit gibi taş bir tanrıyı türlü oyunlarla ayartmıştır ares bir de. athena anca gıcık kapsın. akıl tanrısı olacak akıl yok. bir yol ver arese bak neler yapıyor. bir de gidip bütün tanrıları ares aleyhinde fişşekliyor falan. sen kimsin ya..
300 spartalının yanında yer almış, spartanın gücünü; çanakkale savaşındaki ingilizlerin dediği gibi 'biz bir orduyla savaşmıyorduk ve onlardan korkmuyorduk. ordunun arkasındaki 3 metre boyundaki ne olduğunu anlamlandıramadığımız şeylerden korkuyorduk.' a benzer şekilde arttırmış bir tanrıdır. yoksa 300 tane herif, ne kadar kaslı ve zeytinyağına banılmış olsa da, bir ton orduya karşı gelebilir?
bunlar hep aresin olayları. athena bunu sevmez sevdirtmez. afrodit gibi taş bir tanrıyı türlü oyunlarla ayartmıştır ares bir de. athena anca gıcık kapsın. akıl tanrısı olacak akıl yok. bir yol ver arese bak neler yapıyor. bir de gidip bütün tanrıları ares aleyhinde fişşekliyor falan. sen kimsin ya..
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
öngörü müdür altıncı his midir bilmiyorum ama bazı insanların yapabileceği şeyleri tahmin edebiliyorum. hatta şöyle yaparsam bu şekilde yapacağı şeyi değiştirir diyerek sonucu da değiştirebiliyorum. bu genelde saatler öncesinde olurken ilk kez çok daha öncesinden oldu.
haftanın daha başında benimle sohbeti bile olmayan biriyle haftasonunu geçireceğimi düşünmüş, şehir dışına çıkmak için planlar yapmıştım. ve dün kendisi benimle iletişime geçip buluşmak istedi. bunun zaten olacağını bilerek hazırlık yaptım lan. ürkütücü bir puştluk var ruhumda.
haftanın daha başında benimle sohbeti bile olmayan biriyle haftasonunu geçireceğimi düşünmüş, şehir dışına çıkmak için planlar yapmıştım. ve dün kendisi benimle iletişime geçip buluşmak istedi. bunun zaten olacağını bilerek hazırlık yaptım lan. ürkütücü bir puştluk var ruhumda.
devamını gör...
normal sözlük arkadaşlık ilanları
en mük yazarları ben kaptım ki*
geri kalanları aranızda paylaşın *
geri kalanları aranızda paylaşın *
devamını gör...
oturduğu yerden para kazanan meslek grupları
dolmuş şoförleri.
onlar da oturuyor.
onlar da oturuyor.
devamını gör...
hilafet isteriz
devamını gör...
çok uzun yazınca çok anlamlı olmuyor
az olsun öz olsun.
devamını gör...
23 kasım 2021 ekonomi protestoları
susma sustukça sıra sana gelecek sözünden baz alıp tam destek verdiğim protestolardır. susmak mı gerekir şu anda yoksa hunharca hükümeti mi eleştirmek gerekir? bence artık herkes uyanmalı, şu gidişata bi son vermek için bol bol eylemler yapılmalı, hükümetin istifa etmesi sağlanmalıdır. kardeşim tehlikenin farkında olmayabilirsiniz belki ama hakikaten durumumuz çok kötü.
yarın öbür gün bunlar pişmiş kelle gibi her şeyi normal göstermek için ellerinden geleni yapacaklar ve şu an sosyal medyada aktroller algı operasyonu yapmaya başlamışlar bile. yani artık bu düzene dur demek lazım, 20 yıldır ülkenin içine ettiler daha da etmesinler diye başkaldırmak lazım. polisler müdahale ediyormuş protesto eden insanlara, polis bence doların önünü kessin yürüyüşlerin önünü değil!
istifa etmekte bir hizmet aslında. gördüğünüz gibi halk sizi istemiyor artık millet bıktı usandı, daha istifa etmek için neyi bekliyorsunuz? artık yeter, 20 yıldır yeter. ya erken seçim yapın ya da istifa edin, milletin sabrı taşmaya başladı! şuraya da bi görsel bırakayım, protestocuların görseli hem de;

mantıklı olan budur şu durumda!
yarın öbür gün bunlar pişmiş kelle gibi her şeyi normal göstermek için ellerinden geleni yapacaklar ve şu an sosyal medyada aktroller algı operasyonu yapmaya başlamışlar bile. yani artık bu düzene dur demek lazım, 20 yıldır ülkenin içine ettiler daha da etmesinler diye başkaldırmak lazım. polisler müdahale ediyormuş protesto eden insanlara, polis bence doların önünü kessin yürüyüşlerin önünü değil!
istifa etmekte bir hizmet aslında. gördüğünüz gibi halk sizi istemiyor artık millet bıktı usandı, daha istifa etmek için neyi bekliyorsunuz? artık yeter, 20 yıldır yeter. ya erken seçim yapın ya da istifa edin, milletin sabrı taşmaya başladı! şuraya da bi görsel bırakayım, protestocuların görseli hem de;

mantıklı olan budur şu durumda!
devamını gör...
şu hayatta üç yanlışım oldu
doğdum
büyüdüm
yaşamayı sevdim.
büyüdüm
yaşamayı sevdim.
devamını gör...

