kedi
fiziğini kaplandan, karakterini aslandan, omuz gücünü leopardan, ses özelliklerini çitadan alan, kedigillerin little versiyonu, sevimli mi sevimli müthiş bir canlı.
devamını gör...
halk tv'de tunceli'ye dersim denmesi
t.c. sınırları dahilinde bulunan o bölgenin bir tane adı vardır o da tunceli’dir. bencesi sencesi yoktur bu işin.
devamını gör...
anti savar
kafası mı iyi yoksa ironi yapmaya mı çalışıyor anlamış değilim. yaptığı ironi değil de, trollük de değil. dikkat çekmek için insanların damarına basmaktan başka çaresi olmayan biri gibi yazıyor bugün. bakalım nereye kadar izin verilecek.
devamını gör...
kötü günlerde kişiye güç veren sözler
sen teoman deĝilsin. bir şeyi bırakmak gibi bir lüksün yok!. sen teoman deĝilsin!
devamını gör...
amcasının tecavüzüne uğrayan kız
isviçre’den mardin kızıltepe’ye gelen ve amcasının tecavüzüne uğrayan z.ç. isimli kız.
mahkeme amca osman ç.’ye savunmasını hazırlaması için ek süre vererek, “delillerin toplanmış olması, sanığın kaçma şüphesinin olmaması” iddiaları ile sanığın denetimli serbestlikle tahliyesine karar vermiş.
buyurun buradan yakın.
mahkeme amca osman ç.’ye savunmasını hazırlaması için ek süre vererek, “delillerin toplanmış olması, sanığın kaçma şüphesinin olmaması” iddiaları ile sanığın denetimli serbestlikle tahliyesine karar vermiş.
buyurun buradan yakın.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının olabileceği renk
gökkuşağının son rengi olan mor olurdum. bu doğa harikası rengin elde edilmesi tarihte ilk kez fenikeliler tarafından deniz salyangozları kullanılarak gerçekleşiyor. ayrıca mor, güneş gördüğünde parlaklığına parlaklık katar. ufak bir nezaket gördüğümde karşımdakine çok daha nazik ve düşünceli davranmam gibi.
kim taehyung'a göre mor'un anlamı ise ''uzun süre boyunca birbirini sevmek ve birbirine güvenmek''tir.
kim taehyung'a göre mor'un anlamı ise ''uzun süre boyunca birbirini sevmek ve birbirine güvenmek''tir.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
içerisi şampiyonlar ligi gibi mübarek.
en arka sıra cam köşesinde ki çocuklar vardır ya sınıflarda, işte o çocuk benim. tek fark dersi kaynatmak yerine sessiz sessiz dinlemek olacak. bir mani olmazsa dinlemede olacağım*.
en arka sıra cam köşesinde ki çocuklar vardır ya sınıflarda, işte o çocuk benim. tek fark dersi kaynatmak yerine sessiz sessiz dinlemek olacak. bir mani olmazsa dinlemede olacağım*.
devamını gör...
insanı rahatlatan şeyler
aylardır görüşmediğin bir arkadaşınla sanki sürekli görüşüyormuş gibi konuşmak, saatlerce sohbet etmek, telefonu bir türlü kapatamamak, "neyse bir virgül koyalım da sonra kaldığımız yerden devam ederiz" diyerek o gün için vedalaşıp telefonu kapatmak ve bu döngüyü hep sürdürmek.
devamını gör...
friedrich nietzsche
ölüyorum işte, kayboluyorum bir anda hiçim artık.yeniden gelir ama içine örüldüğüm düğümler, beni baştan yaratacaktır o! kendim de,sonsuzca yeniden gelişin bir nedeniyim.
böyle buyurdu zerdüşt
böyle buyurdu zerdüşt
devamını gör...
her ortamda siyaset konuşup ortamı geren insan
politika değilde; nasıl desem? kendi doğrularını dikte etmeye çalışanlar varsa ortamı terk etmeye çalışırım.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
kilim şahseven, kenarında sen
az ötesi minder, tepesi hep tekir
üçlü bir kanepe, hiç incinmemiş
bir ev, tüm hayalleri sokağa bakan
ben yok sayılınca olmam ki hiç ben?
"sen" diyorsun, "sendin evi ev yapan"
inanır gibi olduğumda uyanıyor tekir
hayallere kapanıyor tüm pencereler
"ben" diyorum, "hani evi ev yapan sesler?"
az ötesi minder, tepesi hep tekir
üçlü bir kanepe, hiç incinmemiş
bir ev, tüm hayalleri sokağa bakan
ben yok sayılınca olmam ki hiç ben?
"sen" diyorsun, "sendin evi ev yapan"
inanır gibi olduğumda uyanıyor tekir
hayallere kapanıyor tüm pencereler
"ben" diyorum, "hani evi ev yapan sesler?"
devamını gör...
hoşlanılan kadının ilk buluşmada abd'yi başkanlar değil rockefeller ailesi yönetiyor demesi
bundan iki ay önce başıma gelmiş durumdur.
yaklaşık bir haftadır twitter'da yazıştıktan sonra iki haftadır whatsapp'tan flörtleşmeye başladık, her şey çok güzel gibi gidiyordu. ben ki 39 yaşında adamım, en son ecevit döneminde karnımda kelebeklerin uçuştuğunu hissetmiştim herhalde. kız ismini vermek istemediğim bir üniversitede görsel sanatlar okuyor, ben ise bir barda müzisyenlik yapıyorum. nasıl oldu bilmiyorum artık enerjimizi mi yakaladık yoksa kainat bizi bir araya getirmek için bütün bonuslarını mı kullandı emin değilim. neyse ne diyordum.
buluşmaya gitmeden önce dişlerimi fırçaladım, vpn ile wikipedia'ya girip birkaç rönesans tablosunu, pop-art mop art ıvır zıvır bir şeyler ezberledim ki kıza fiyakalı görüneyim. he bir de cleveland-raptors maçına üst oynamayı unutmadım.
neyse oturduk konuşuyoruz her şey güzel gidiyor. kızın whatsapp'tan attığı fotoğraflar hep makyaj, hep efektmiş lan.. kız güzel ama birine benzetiyorum. sonra fark ettim. ulan kız her konuşuşunda yemekteyiz'deki hasan'a benziyor. yani bu kadar benzerlik olmaz, gözlerimi kaçırıyorum gülmeyeyim diye, ama bu sefer de "utangaç birisin sanırım s.s.s." diyor. neyse konu işte siyasete geldi, kız bir ara amerika'ya gitmiş.
"orada bir ara liberallerle takılıyordum"
"vallahi hiç bilmiyorum ki tatlım, orada nasıl işliyor seçimler falan"
"seçim yok, rockefeller ailesi ne isterse başa o geliyor"
"nasıl yani?"
"basbaya... derin devlet var onlarda da"
"ee peki sandık, demokrasi??"
"yok işte ortadoğu'yu bölmeye çalışıyorlar, abd başkanları falan hep piyon."
o sırada gökyüzüne bakakaldım. demek öyle he.. bu trump'lar, biden'lar falan diye biz de bir tarafımızı yırtıyoruz afedersiniz. bundan sonra sandığa gitmeme kararı aldım. böyle zeki, analitik ve derin düşünebilen kadınlar... keşke hep olsanız...
yaklaşık bir haftadır twitter'da yazıştıktan sonra iki haftadır whatsapp'tan flörtleşmeye başladık, her şey çok güzel gibi gidiyordu. ben ki 39 yaşında adamım, en son ecevit döneminde karnımda kelebeklerin uçuştuğunu hissetmiştim herhalde. kız ismini vermek istemediğim bir üniversitede görsel sanatlar okuyor, ben ise bir barda müzisyenlik yapıyorum. nasıl oldu bilmiyorum artık enerjimizi mi yakaladık yoksa kainat bizi bir araya getirmek için bütün bonuslarını mı kullandı emin değilim. neyse ne diyordum.
buluşmaya gitmeden önce dişlerimi fırçaladım, vpn ile wikipedia'ya girip birkaç rönesans tablosunu, pop-art mop art ıvır zıvır bir şeyler ezberledim ki kıza fiyakalı görüneyim. he bir de cleveland-raptors maçına üst oynamayı unutmadım.
neyse oturduk konuşuyoruz her şey güzel gidiyor. kızın whatsapp'tan attığı fotoğraflar hep makyaj, hep efektmiş lan.. kız güzel ama birine benzetiyorum. sonra fark ettim. ulan kız her konuşuşunda yemekteyiz'deki hasan'a benziyor. yani bu kadar benzerlik olmaz, gözlerimi kaçırıyorum gülmeyeyim diye, ama bu sefer de "utangaç birisin sanırım s.s.s." diyor. neyse konu işte siyasete geldi, kız bir ara amerika'ya gitmiş.
"orada bir ara liberallerle takılıyordum"
"vallahi hiç bilmiyorum ki tatlım, orada nasıl işliyor seçimler falan"
"seçim yok, rockefeller ailesi ne isterse başa o geliyor"
"nasıl yani?"
"basbaya... derin devlet var onlarda da"
"ee peki sandık, demokrasi??"
"yok işte ortadoğu'yu bölmeye çalışıyorlar, abd başkanları falan hep piyon."
o sırada gökyüzüne bakakaldım. demek öyle he.. bu trump'lar, biden'lar falan diye biz de bir tarafımızı yırtıyoruz afedersiniz. bundan sonra sandığa gitmeme kararı aldım. böyle zeki, analitik ve derin düşünebilen kadınlar... keşke hep olsanız...
devamını gör...
karagümrük yanıyor
küçükken klibini dizi izler gibi izleyip dinlediğim uğur arslan şarkısı. zaten şarkı o kadar çok satıp popüler olmuş ki, sonra aynı isimde dizi çekmişler fakat izlemedim. şarkı olarak kalsaydı keşke, her şeyi diziye dönüştürmeye ne gerek var anlamıyorum.
devamını gör...
bir süper gücün olacak ama
kızımla oynadığım komik oyun.
oyun şöyle: iki veya daha fazla kişi oynar. biri bir süper güç seçer, onun yanındaki de bu süper gücün neye mâl olacağını söyler. sonra da kendi süper gücünü söyler.
for example:
-benim süper gücüm her şeyi kaldırabilmek.
+ama sadece 25cm kaldırabilirsin ve kaldırırken de yüksek sesle gaz çıkarırsın. benim süper gücüm görünmez olabilmek.
-görünmez olabilirsin ama etrafında seni görebilecek hiç kimse yokken.
gibi.
modların yüksek iznine sığınarak burada da bu oyunu oynamak istiyorum. benden sonra yazan süper gücümün neye mâl olacağını yazsın sonra da kendi süper gücünü yazsın. belli mi olur belki tutar.
benim süper gücüm düşünceleri okuyabilmek.
oyun şöyle: iki veya daha fazla kişi oynar. biri bir süper güç seçer, onun yanındaki de bu süper gücün neye mâl olacağını söyler. sonra da kendi süper gücünü söyler.
for example:
-benim süper gücüm her şeyi kaldırabilmek.
+ama sadece 25cm kaldırabilirsin ve kaldırırken de yüksek sesle gaz çıkarırsın. benim süper gücüm görünmez olabilmek.
-görünmez olabilirsin ama etrafında seni görebilecek hiç kimse yokken.
gibi.
modların yüksek iznine sığınarak burada da bu oyunu oynamak istiyorum. benden sonra yazan süper gücümün neye mâl olacağını yazsın sonra da kendi süper gücünü yazsın. belli mi olur belki tutar.
benim süper gücüm düşünceleri okuyabilmek.
devamını gör...
doğum lekesi
devamını gör...
tam kapanma günlükleri
15. gün
bu gün benim doğumgünüm sevgili günnük.
geçen yıl da böyle yasaklarla kutlamıştım ama bu yıl geçen yıldan daha iyi hissediyorum blöfümü görüp artırmışlar.
gazze bombalandı bu gece örneğin, bakanlığın turistik videosu ortaya çıktı. "enjoy i'm vaccinated"mış!
biz çıkalım isterseniz siz başbaşa takılın bakan bey.
sabah karın ağrısıyla uyandım ki regl olmuşum.
kendimi birinin eline şunu tutar mısın diye bırakıp koşarak uzaklaşmak istiyorum ya böyle doğumgünü mü olur?
3 dk sonra
ay gece gece evi süslemiş tatlımlar ya!* her şeye rağmen sizi çok seviyorum lan köftehorlar! hepinizi! hayatı, sözlüğü, arkadaşlarımı, ailemi, baharı, sabahı, sabah kuşunu, penceremin önündeki yemyeşil ağacı, ağaca yuva yapan kargayı, saksımın orta yerine s**çan kumruyu, her şeyi... her şeye rağmen şu an mutluyum işte.
anima şarkısındaki gibi...
sizinle her şey çok güzel
burda hayat sahiden de mükemmel...
o kadar şahane bir his ki nerdeyse kırıyor insanın kalbini.
bu gün benim doğumgünüm sevgili günnük.
geçen yıl da böyle yasaklarla kutlamıştım ama bu yıl geçen yıldan daha iyi hissediyorum blöfümü görüp artırmışlar.
gazze bombalandı bu gece örneğin, bakanlığın turistik videosu ortaya çıktı. "enjoy i'm vaccinated"mış!
biz çıkalım isterseniz siz başbaşa takılın bakan bey.
sabah karın ağrısıyla uyandım ki regl olmuşum.
kendimi birinin eline şunu tutar mısın diye bırakıp koşarak uzaklaşmak istiyorum ya böyle doğumgünü mü olur?
3 dk sonra
ay gece gece evi süslemiş tatlımlar ya!* her şeye rağmen sizi çok seviyorum lan köftehorlar! hepinizi! hayatı, sözlüğü, arkadaşlarımı, ailemi, baharı, sabahı, sabah kuşunu, penceremin önündeki yemyeşil ağacı, ağaca yuva yapan kargayı, saksımın orta yerine s**çan kumruyu, her şeyi... her şeye rağmen şu an mutluyum işte.
anima şarkısındaki gibi...
sizinle her şey çok güzel
burda hayat sahiden de mükemmel...
o kadar şahane bir his ki nerdeyse kırıyor insanın kalbini.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
durdu... kafasını kaldırıp, göğe doğru.... şu koca kainatta nereye akmakta olduğunu düşündü...
durdu. gidecek yeri yoktu...
nereden geldiğini de unutmuştu... bir anlık, bir saliselik bu zaman diliminde, kendini unutmuştu...
kimliği....
kim?liği...
unutmuştu..
durdu... ne bir adım ileri ne bir adım geri...
önünde, ardında insanlar, nereye aktığını bilmeden... insanlar...
bir salise öncesine kadar, o da...
lakin durdu... durdu... öylece! öylesi!
durdu... ne bir adım ileri ne bir adım geri... durdu...
yazma yeteneğinin benden ne vakit alındığını bilmiyordum. mecbur takıldığım 5 kişinin ortalaması olma lanetine de inanmıyordum. lakin tuttu. evet bu lanet geldi, en sonunda gizli evrenimi buldu. kalem değil, ruhum, klavye ve müzik üçgeninde. zihnin evrelerinden çıkagelen o çoklu genleri dile döküvermek, en efsunlu sığınağımken... tuttu...
bu lanet, habis bir güç gibi iliklerime kadar yoğurdu.. en baş, müzik evreninden beni soğuttu... ardından.. lanet bu ya, o 5 orta, bir derin efsun muhafız alayı kılındı. ne bir adım ileri ne bir adım geri... tuttu.. bu lanet tuttu.. .artık yazmak ağrısı ne başıma ne ruhuma vurdu... tuttu.
durdu. gidecek yeri yoktu...
nereden geldiğini de unutmuştu... bir anlık, bir saliselik bu zaman diliminde, kendini unutmuştu...
kimliği....
kim?liği...
unutmuştu..
durdu... ne bir adım ileri ne bir adım geri...
önünde, ardında insanlar, nereye aktığını bilmeden... insanlar...
bir salise öncesine kadar, o da...
lakin durdu... durdu... öylece! öylesi!
durdu... ne bir adım ileri ne bir adım geri... durdu...
yazma yeteneğinin benden ne vakit alındığını bilmiyordum. mecbur takıldığım 5 kişinin ortalaması olma lanetine de inanmıyordum. lakin tuttu. evet bu lanet geldi, en sonunda gizli evrenimi buldu. kalem değil, ruhum, klavye ve müzik üçgeninde. zihnin evrelerinden çıkagelen o çoklu genleri dile döküvermek, en efsunlu sığınağımken... tuttu...
bu lanet, habis bir güç gibi iliklerime kadar yoğurdu.. en baş, müzik evreninden beni soğuttu... ardından.. lanet bu ya, o 5 orta, bir derin efsun muhafız alayı kılındı. ne bir adım ileri ne bir adım geri... tuttu.. bu lanet tuttu.. .artık yazmak ağrısı ne başıma ne ruhuma vurdu... tuttu.
devamını gör...
nocturnal animals
başrollerini amy adams ve jake gyllenhaal'ın oynadığı senaryosu ve yönetmenliğini stilist, yönetmen tom ford'un üstlendiği gerilim-gizem türü filmdir. stilist bir yönetmenin elinden çıkan bu işte sanatsal karelere çok rastlıyoruz. filmin giriş kısmı bu estetiğe karşı tavır alınan algı yanılsaması gibiydi rahatsız edici ve aykırı.
iç içe geçmiş iki hikayeyle başlıyorsunuz. labirent havası katılmış, parçaları yavaş yavaş birleştiriyorsunuz.diken üzerinde izleyip, psikolojik savaş veriyorsunuz.
otobandaki aracın diğer arabanın üzerine sürmesi, araca kaza yaptırması sahne gerilimini üzerinize bırakıyor resmen. aracın zorla kapılarının açılması, belalı tiplerin saldırısı oldukça gerçekci yansıtılmış. yer yer izlerken zorluyor.çaresizliği dibine kadar hissettiriyor.
yaratılan iki dünya simgelerle anlatılmış. bazen bu semboller tek bir görüntüyle karşınıza çıkıyor. filmin sonuna doğru kafanızda oturuyor bazı şeyler. sürekli anlatılan bu iki durum arasında bağ kurmaya çalışılması merak uyandırtıyor. sonlara doğru can sıkıcı klişeler olsada sonunun izleyeciye bırakılmış olması güzeldi.
genel hatlarıyla aşk,acımasızlık,intikam duygularına yer verilmiş. bir çok kişi'nin eleştirmesine rağmen çekimi bana göre dikkat çekiciydi. kasvetli bir tablo izlenimi yaratılmış.
amy adams'ın soğuk ve çekici havası olan susan rolüne uygunluğu tartışılmaz. psikolojik gerilim filmlerinde donukluğuyla ayrı bir hava katıyor bu oyuncu. jake gyllenhall'in iki rol için kullanılması zekiceydi. susan'ın kocası edward'ı iyi oynadığını ama diğer hikayedeki rolü için duygu geçisini tam yansıtamadığını düşünüyorum. belki de öyle olması gerekiyordu bilemiyorum.
bazı görüntülerin akıllara kazınacağı bir ruh'un acı çekmesi tasvirinin iyi yapıldığı izlenebilinirliği olan bir film. farklı bir tür izlemek istiyorsanız bence değer.
iç içe geçmiş iki hikayeyle başlıyorsunuz. labirent havası katılmış, parçaları yavaş yavaş birleştiriyorsunuz.diken üzerinde izleyip, psikolojik savaş veriyorsunuz.
otobandaki aracın diğer arabanın üzerine sürmesi, araca kaza yaptırması sahne gerilimini üzerinize bırakıyor resmen. aracın zorla kapılarının açılması, belalı tiplerin saldırısı oldukça gerçekci yansıtılmış. yer yer izlerken zorluyor.çaresizliği dibine kadar hissettiriyor.
yaratılan iki dünya simgelerle anlatılmış. bazen bu semboller tek bir görüntüyle karşınıza çıkıyor. filmin sonuna doğru kafanızda oturuyor bazı şeyler. sürekli anlatılan bu iki durum arasında bağ kurmaya çalışılması merak uyandırtıyor. sonlara doğru can sıkıcı klişeler olsada sonunun izleyeciye bırakılmış olması güzeldi.
genel hatlarıyla aşk,acımasızlık,intikam duygularına yer verilmiş. bir çok kişi'nin eleştirmesine rağmen çekimi bana göre dikkat çekiciydi. kasvetli bir tablo izlenimi yaratılmış.
amy adams'ın soğuk ve çekici havası olan susan rolüne uygunluğu tartışılmaz. psikolojik gerilim filmlerinde donukluğuyla ayrı bir hava katıyor bu oyuncu. jake gyllenhall'in iki rol için kullanılması zekiceydi. susan'ın kocası edward'ı iyi oynadığını ama diğer hikayedeki rolü için duygu geçisini tam yansıtamadığını düşünüyorum. belki de öyle olması gerekiyordu bilemiyorum.
bazı görüntülerin akıllara kazınacağı bir ruh'un acı çekmesi tasvirinin iyi yapıldığı izlenebilinirliği olan bir film. farklı bir tür izlemek istiyorsanız bence değer.
devamını gör...
yazarların yalnız olma nedeni
insanlarla uğraşılmıyor da ondan.
devamını gör...

