ülkenin geri kalmışlık belirtileri
kasis çokluğu.mesela konya’da nerdeyse ana yollara 2'şer metre arayla koymuşlardı diyebileceğim kadar çoktur. artık nasıl bir trafik kurallarını ihlal varsa , belediye milleti yola getireceğim diye ne yapacağını şaşırmıştı resmen. arabam o yollarda perte çıkmadıysa daha da çıkmaz *
devamını gör...
kadınların kendilerini çok değerli hissetmesi
türkiye de mi? diye düşündüren başlık. öldürmeyin, dokunmayın da değer vermeseniz de olur.
devamını gör...
arthur schopenhauer
kadınlarla bir alip veremediği var bu yazarin. ona gore kadinlar 2. sinif insandir ve sadece karinlarini doyursalar yeter mantigiyla onlara yaklasir. enteresan bir adamdir sirf kadina olan bakis acisindan dolayi yav git isine be delirdin mi dersiniz 2 ya da 3 paragraf sonra size bir tespit yapar vay anam adam yaziyor helal olsun dersiniz.
devamını gör...
ıslık çalmak
farklı amaçlar için dudakları büzerek ya da kimi parmakları dil üzerine getirip soluğu şiddetli biçimde vererek çıkarılan ince ve keskin sestir.*
yerli yersiz çalınan ıslık çalan kişinin niyetine göre olumlu ya da olumsuz bir anlam içerebilir.
özellikle orta karadeniz bölgesinde fındık bahçeleri arasında iletişimi sağlamak için kullanılan ıslık bu bölgede bir dil haline bile gelmiştir.
dışarıda karşılaştığınız birine seslenmek yerine ıslık çalmak, kalkmakta olan toplu taşıma aracını durdurmak gibi amaçlarla da kullanılır yine aynı bölgede. tuhaf bir anıdır ki bir gün ankara’da bir minibüsün arkasından ıslık çalıp durdurduğumda şoför bana ordulu musun diye sormuştu.
bunun dışında keyifli anlarda ıslıkla bir melodi çalarak keyfinizi ses dalgaları aracılığıyla çevrenize yapabilirsiniz. ancak benimki gibi bir anneniz varsa bunu akşam ezanından sonra yapmamanız sağlığının z açısından önemlidir. zira gece ıslık çalmak üç harflilerin sizi çalmasına neden olabilecek kadar tehlikelidir.
yukarıda bahsettiğimiz ıslık çalma eylemi jungle kökenli kıroların güzel bir kız gördüklerinde beğeni ifadesi olarak kullandıkları bir eylemdir de aynı zamanda. içlerindeki vahşi güdüyü durduramayan bu oluşumlar biriken enerjiyi hava yoluyla dışarı atmaya çalışırken ıslık sesi çıkarırlar.
ıslık çalmak maharet gerektiren bir eylemdir. ellerinizden yardım alarak ya da sadece allah vergisi bir yetenekle dil ve dudaklarınızı kullanarak ıslık çalabilirsiniz.
dönerseniz ıslık çalın.
yerli yersiz çalınan ıslık çalan kişinin niyetine göre olumlu ya da olumsuz bir anlam içerebilir.
özellikle orta karadeniz bölgesinde fındık bahçeleri arasında iletişimi sağlamak için kullanılan ıslık bu bölgede bir dil haline bile gelmiştir.
dışarıda karşılaştığınız birine seslenmek yerine ıslık çalmak, kalkmakta olan toplu taşıma aracını durdurmak gibi amaçlarla da kullanılır yine aynı bölgede. tuhaf bir anıdır ki bir gün ankara’da bir minibüsün arkasından ıslık çalıp durdurduğumda şoför bana ordulu musun diye sormuştu.
bunun dışında keyifli anlarda ıslıkla bir melodi çalarak keyfinizi ses dalgaları aracılığıyla çevrenize yapabilirsiniz. ancak benimki gibi bir anneniz varsa bunu akşam ezanından sonra yapmamanız sağlığının z açısından önemlidir. zira gece ıslık çalmak üç harflilerin sizi çalmasına neden olabilecek kadar tehlikelidir.
yukarıda bahsettiğimiz ıslık çalma eylemi jungle kökenli kıroların güzel bir kız gördüklerinde beğeni ifadesi olarak kullandıkları bir eylemdir de aynı zamanda. içlerindeki vahşi güdüyü durduramayan bu oluşumlar biriken enerjiyi hava yoluyla dışarı atmaya çalışırken ıslık sesi çıkarırlar.
ıslık çalmak maharet gerektiren bir eylemdir. ellerinizden yardım alarak ya da sadece allah vergisi bir yetenekle dil ve dudaklarınızı kullanarak ıslık çalabilirsiniz.
dönerseniz ıslık çalın.
devamını gör...
yaprak biti
yaprak bitleri (afidler) ev ortamında yetiştirilen bitkilerde görülme ihtimali, yetiştirilen bitkinin cinsine göre oldukça yüksektir. ilk olarak yaprakların altına yerleşerek burada yumurta bırakma vasıtasıyla ürerler. yetişkin döneme ulaşan larvalar genç yaprakların üzerine konumlanarak burada nispeten ince yaprak duvarlarını delerek bitki özsuyu ile beslenmeye başlarlar. yüksek üreme kapasitesinde küçük bitki özsuyu emen böceklerdir.

başa bela olan canlılar olduğunu belirtmek gerekir. eğer bir bitkiye bulaştıysa çeşitli yöntemler ile temizlemek mümküntür. ancak sağlığa zararı olmayan yöntemler çamaşır yıkamak gibidir. tekrar tekrar uygulanması gerekir. en etkili ve zararsız çözüm kolay köpüren bir sıvı sabun ile (en çok kullanılan sıvı arap sabunudur) doğrudan yaprak bitinin üzerine püskürtmek ve solunum yolu olan trakeaları kapatarak ölmelerini sağlamaktır. ancak larvaları tamamen temizlemek mümkün olmadığından işlemin tekrarlanma ihtimali çok yüksektir. amaç kökten çözüm ise ddt gibi ilaçlar ile müdahale etmektir. bu gibi ilaçların sağlığa zararı çok üst seviyede olduğunda kapalı ortamlarda kullanılmaması gerekmektedir. tarım ilaçlarının meyveli bitkiler tarafından özümsenmesi nedeniyle solunum yoluyla etkisi 1 hafta kadar sonra azalsa da meyve üzerindeki birikimi nedeniyle haftalar sonra bile vücuda alınabilmesi mümkündür.
zararı:
türe bağlı olarak, afidler bitkilere farklı derecelerde zararlar verirler:
-bitki gelişimini engelleyen bir durum olan, bitkilerden besin maddelerini almaları, yaprak deformasyonu ve hatta solmasına neden olur.
absorbe ettikleri fazla şekeri salgı balı olarak salgılarlar, yaprakları ve meyveleri yapışkansı yaparlar. salgılanan salgı balında küf oluşabilir ve bitkiye zarar verebilir. fotosentez etkilenebilir. yapışkan, zarar görmüş bitki ve meyveler pazarlanamaz.
-büyüme uçlarında deformasyona neden olacak şekilde salyaları ile toksik maddeleri bitkelere aktarabilirler.
-hıyar mozaik virüsü gibi virüsleri taşıyabilirler.
yaşam döngüsü:
bahar ve yaz koşullarında, afid popülasyonu doğurdan dişilerden oluşur ve üremeleri sürekli olarak eşeysizdir. bu yavruların anneleri ile aynı olduğu ve yumurtadan çıkmak yerine doğdukları anlamına gelir. afidin doğmasından hemen sonra yavrunun gelişimi hemen başlar. bir dişi afid 100 kuşağa kadar üreyebilir. bu üreme karakteristiklerinin bir sonucu olarak, bir afid popülasyonu korkutucu yoğunluğa hızlı bir şekilde ulaşabilir.
türler:
aphis gossypii (pamuk afidi)
myzus persicae (yeşil şeftali afidi)
myzus nicotianae (tütün afidi)
macrosiphum euphorbiae (potato aphid)
aulacorthum solani (foxglove afidi)

başa bela olan canlılar olduğunu belirtmek gerekir. eğer bir bitkiye bulaştıysa çeşitli yöntemler ile temizlemek mümküntür. ancak sağlığa zararı olmayan yöntemler çamaşır yıkamak gibidir. tekrar tekrar uygulanması gerekir. en etkili ve zararsız çözüm kolay köpüren bir sıvı sabun ile (en çok kullanılan sıvı arap sabunudur) doğrudan yaprak bitinin üzerine püskürtmek ve solunum yolu olan trakeaları kapatarak ölmelerini sağlamaktır. ancak larvaları tamamen temizlemek mümkün olmadığından işlemin tekrarlanma ihtimali çok yüksektir. amaç kökten çözüm ise ddt gibi ilaçlar ile müdahale etmektir. bu gibi ilaçların sağlığa zararı çok üst seviyede olduğunda kapalı ortamlarda kullanılmaması gerekmektedir. tarım ilaçlarının meyveli bitkiler tarafından özümsenmesi nedeniyle solunum yoluyla etkisi 1 hafta kadar sonra azalsa da meyve üzerindeki birikimi nedeniyle haftalar sonra bile vücuda alınabilmesi mümkündür.
zararı:
türe bağlı olarak, afidler bitkilere farklı derecelerde zararlar verirler:
-bitki gelişimini engelleyen bir durum olan, bitkilerden besin maddelerini almaları, yaprak deformasyonu ve hatta solmasına neden olur.
absorbe ettikleri fazla şekeri salgı balı olarak salgılarlar, yaprakları ve meyveleri yapışkansı yaparlar. salgılanan salgı balında küf oluşabilir ve bitkiye zarar verebilir. fotosentez etkilenebilir. yapışkan, zarar görmüş bitki ve meyveler pazarlanamaz.
-büyüme uçlarında deformasyona neden olacak şekilde salyaları ile toksik maddeleri bitkelere aktarabilirler.
-hıyar mozaik virüsü gibi virüsleri taşıyabilirler.
yaşam döngüsü:
bahar ve yaz koşullarında, afid popülasyonu doğurdan dişilerden oluşur ve üremeleri sürekli olarak eşeysizdir. bu yavruların anneleri ile aynı olduğu ve yumurtadan çıkmak yerine doğdukları anlamına gelir. afidin doğmasından hemen sonra yavrunun gelişimi hemen başlar. bir dişi afid 100 kuşağa kadar üreyebilir. bu üreme karakteristiklerinin bir sonucu olarak, bir afid popülasyonu korkutucu yoğunluğa hızlı bir şekilde ulaşabilir.
türler:
aphis gossypii (pamuk afidi)
myzus persicae (yeşil şeftali afidi)
myzus nicotianae (tütün afidi)
macrosiphum euphorbiae (potato aphid)
aulacorthum solani (foxglove afidi)
devamını gör...
ay'ın ikiye bölünmesi mucizesi
alimlerin, üzerinde fikir birliğine varamadığı konu.
ay'ın yarılmasına kanıt olarak kamer suresi'nin 1. ayeti gösterilir: "vakit yaklaştı ve ay yarıldı."
bir kısım alimler bu ifadenin, hz. muhammed tarafından gösterilmiş bir mucize olduğunu ( (gbkz: isrâ suresi)'nde "bizi, mucizeler göstermekten alıkoyan, daha öncekilerin onları yalanlamış olmasından başka bir şey değildir." buyurulmasına rağmen) iddia ederler. bazılarına göre ise tüm insanlığa değil sadece o bölgede yaşayan ve "ille de mucize görmek isteriz" diye tutturan kişilere gösterilmiştir bu olay.
bazı alimler ise olayın geçmişte yaşandığı iddiasına karşı çıkarlar ve bu ayetin kıyamete yakın bir zamanda ortaya çıkacak bir olayı bildirdiğini söylerler. kuran'da, geleceğe ait olaylarda, geçmiş zaman kipleri kullanıldığı durumlara başka ayetlerde de rastlanır. ayrıca bu olaya şahit olduğunu anlatan kişilerin, yani rivayet sahiplerinin ifadelerinin doğruluğunun şüpheli oluşu da bir soru işaretidir.
yukarıda da belirttiğim gibi isrâ suresi'nde insanlara mucize gösterme devrinin bittiği ima edilir kuran'da. bu nedenle bu olay hakkında konuşurken dikkatli olmayı ve hakikaten gerçekleşip gerçekleşmediğini bilmediğimiz bir mucize hakkında atıp tutmaktan kaçınmayı tavsiye ederim. inanan arkadaşların "allah isterse olur/istemişse olmuştur" demesi, inanmayan arkadaşların da bu konuları kendilerine dert etmemeleri makul bir hareket olacaktır diye düşünüyorum.
daha fazla bilgi için
ay'ın yarılmasına kanıt olarak kamer suresi'nin 1. ayeti gösterilir: "vakit yaklaştı ve ay yarıldı."
bir kısım alimler bu ifadenin, hz. muhammed tarafından gösterilmiş bir mucize olduğunu ( (gbkz: isrâ suresi)'nde "bizi, mucizeler göstermekten alıkoyan, daha öncekilerin onları yalanlamış olmasından başka bir şey değildir." buyurulmasına rağmen) iddia ederler. bazılarına göre ise tüm insanlığa değil sadece o bölgede yaşayan ve "ille de mucize görmek isteriz" diye tutturan kişilere gösterilmiştir bu olay.
bazı alimler ise olayın geçmişte yaşandığı iddiasına karşı çıkarlar ve bu ayetin kıyamete yakın bir zamanda ortaya çıkacak bir olayı bildirdiğini söylerler. kuran'da, geleceğe ait olaylarda, geçmiş zaman kipleri kullanıldığı durumlara başka ayetlerde de rastlanır. ayrıca bu olaya şahit olduğunu anlatan kişilerin, yani rivayet sahiplerinin ifadelerinin doğruluğunun şüpheli oluşu da bir soru işaretidir.
yukarıda da belirttiğim gibi isrâ suresi'nde insanlara mucize gösterme devrinin bittiği ima edilir kuran'da. bu nedenle bu olay hakkında konuşurken dikkatli olmayı ve hakikaten gerçekleşip gerçekleşmediğini bilmediğimiz bir mucize hakkında atıp tutmaktan kaçınmayı tavsiye ederim. inanan arkadaşların "allah isterse olur/istemişse olmuştur" demesi, inanmayan arkadaşların da bu konuları kendilerine dert etmemeleri makul bir hareket olacaktır diye düşünüyorum.
daha fazla bilgi için
devamını gör...
mağazada açtığı kazağı katlayıp geri yerine koyan müşteri
çoğu zaman gerçekleştirdiğim eylem ama ne yazık ki odama gelince bu durum tam tersi oluyor. çıkarttığım elbiseyi olduğu gibi atıyorum. bu da insanlara saygım var ama kendime saygım yok galiba diye düşündürmüyor değil.
devamını gör...
cannibalism
türkçeye kanibalizm olarak yansıtılabilen cannibalism, canlının kendi türünden olanını yemesini ya da yeme alışkanlığını ifade eder. doğada pek çok biçimine rastlanır. (bkz: seksüel yamyamlık)
genel olarak yamyamlığın günümüz "ilkel olmayan" * insanı üzerindeki etkisini merak etmekteyim.
freud bu konuda uğranılacak kaynaklardan birisidir ayrıca. (bkz: güç) (bkz: cinsellik) (bkz: yamyamlık)
genel olarak yamyamlığın günümüz "ilkel olmayan" * insanı üzerindeki etkisini merak etmekteyim.
freud bu konuda uğranılacak kaynaklardan birisidir ayrıca. (bkz: güç) (bkz: cinsellik) (bkz: yamyamlık)
devamını gör...
sicil tertemiz
benim de sicilim hâlâ tertemizdir efendim.
devamını gör...
128 milyar dolarla yapılabilecekler
ben ilk önce melek subaşına 3 milyar yedi yüz elli mülyon veririm.
geri kalan parayı bankaya yatırır, faizini yerim.
faiz haram değildi dimi?
geri kalan parayı bankaya yatırır, faizini yerim.
faiz haram değildi dimi?
devamını gör...
bugün kendin için ne yaptın sorusu
küçük ve duvarları renkli, kitaplarını benim düzenlediğim bir kütüphanede çizim yapıp kitap okudum.
devamını gör...
erteleme hastalığı
maalesef kendimde de varlığını hissettiğim hastalıktır. öyle ki bazen içeriği dikkatimi çeken uzunca bir tanımı okumayı bile erteliyorum. mesela şimdi de online ders kaydı yapmam lazım ama buradayım, yarına erteledim.*
devamını gör...
rurouni kenshin
rurouni kenshin: meiji kenkaku romantan (rurouni kenshin: meiji swordsman romantic story) samurai x , japonca るろうに剣心 -明治剣客浪漫譚- isimleri ile bilinir. rurouni: gezgin anlamına gelmektedir.kenshin ise ustası hiko seijūrō xııı tarafından verilen isimdir.meiji swordsman romantic story : meiji döneminde savaşmış bir kılıç ustasının romantik hikayesi olarak çevrilebilir.* mangası 12 nisan 1994 yılında başlamış olup 21 eylül 1999 tarihinde bitmiştir. toplamda 28 vol. 259 bölümden oluşmaktadır.üstat "nobuhiro watsuki" tarafından yaratılmıştır.çok ilgi gördüğü için animesi yapılmıştır. 10 ocak 1996 tarihinde ilk bölümü ile başlayan bu harika animemiz ,8 eylül 1998 de yayınlanan son bölümü ile bize veda etmiştir. anime orjinalinde 94 bölümden oluşmaktadır. (u: ekstralar hariç).bu kadar sıkıcı konuşmak yeterli diye düşünüyorum , gelelim animemizin konusuna. nasıl toplayacağımı bilememekle beraber bi yerden başlıyorum *.
kimdir bu rurouni kenshin ?

20 haziran 1849 tarihinde köylü bir ailenin tatlı bir evladı olarak dünyaya gelir. kulağına üç kez "shinta" ismi okunur.* 9 yaşında anne babasını kolera hastalığından kaybeder ve köle tüccarlarının eline düşer.köle tüccarlarının elindeyken kendisi gibi köle olan üç abla tarafından kollanmaya başlanır. "akane, kasumi and sakura".ertesi akşam köle tüccarlarının kafilesi saldırıya uğrar ve "shinta" hariç herkes öldürülür.kurtulabilmesinin sebebi ise tesadüfen oradan geçen "hiko seijūrō xııı" dur.* hiko ,çocuğa bulundukları yere yakın olan köye gidip yeni bir hayat kurmasını tavsiye eder ve oradan ayrılır. tavsiye ettiği köyde bir gece geçiren hiko çocuğun gelmediğini görünce intihar ettiğini varsayar. önceki gece öldürdüğü kişileri gömmek için geri döndüğünde çok şaşırtıcı bir olay ile karşılaşır. intihar ettiğini varsaydığı "shinta" onu koruyan 3 kadının mezarının başında dikilmektedir.intihar etmediği gibi bütün gece köleler ve haydutlar da dahil herkesi gömmüştür. hiko bu olay karşısında şok olur.* çocuğun bu nazik ve centilmence davranışından etkilenen hiko, çocuğun hayatını kurtarmak için kendini feda eden üç kadının mezarını onurlandırır.*. çocuğa bir kılıç ustasına daha çok yakışacağını düşündüğü "kenshin" ismini verir . *. yanında gelmesini ve ona bildiği bütün teknikleri öğreteceğini söyler. yeni ismiyle "kenshin" teklifi kabul eder.


bir süre boyunca eğitim aldığı hikonun yanından japonya'da gerçekleşen devrime katılmak ve masumlara yardım etmek için "hiten mitsurugi-ryū" öğretisini yarım bırakarak ayrılır. *

boş boş gezinirken ishin shishi ismi ile anılan aktivist politikacı grubun lideri katsura kogorō tarafından keşfedilir ve devrimi tamamlamak için suikastçi olarak kullanılır. kyoto semalarında bu aktivist grup için sadece ilk 6 ayda yüzden fazla insanı öldürdüğünden dolayı " hitokiri battōsai" olarak anılır. hitokiri adam doğrayan , battōsai ise kılıç çekme ustası anlamına gelir.*.

zaman geçtikçe yaptıkları anlamsız gelmeye başlar ve kendisini sadece bir duygusuz katil olarak görmeye başlar.içtiği sakeler artık acı gelmeye başlamıştır. * .grubun lideri katsura da bunu farketmiş olacak ki kenshin'i politikacıları koruması için merkeze çekmiştir .boşalan suikastçi kadrosu için de shishio makoto isimli genci işe alır. *. 1860'ların sonunda devrim tamamlandı denildiği sıralarda, kenshin kanlı kılıcını bırakarak yeni bir hayata başlamaya karar verir. *


artık kimseyi öldürmeyeceğine ve masumları koruyacağına dair yemin eder ve bir gezgin olmaya karar verir .diyar diyar gezip elinden geldiğince insanlara yardım etmek istemektedir.bu yeminini normal bir katana * ile tutamayacağı için dönemin en ünlü demircisi "arai shakkū" tarafından kendisine the sakabatō (逆さか刃ば刀とう reverse-blade sword)* isimli kılıç hediye edilir. bu kılıç yeni dönemi simgelemektedir yani "barışı" . ayrıca kenshin'in imzası olarakta anılacaktır.* bu kılıçtan iki tane yapmıştır.* ilki kageuchi (影打, shadow performer) * ikincisi ise shinuchi (真打, star performer)*
anime "kamiya kaoru" ile tanışmasıyla başlar ve akar gider. devamını diğer iletilerde anlatırım.*

kısa özet: rurouni kenshin , "gezgin kenshin" anlamına geliyor. gezgin denmesinin sebebi ise kendi iç huzurunu bulmak için dolaşması anlamındadır.*
bilinen isimleri şunlardır:
- himura kenshin (kendini çevresine tanıttığı isim, yemininden sonra korumak istediği ismi)
- himura battosai (bu ismi genelde yarı himura yarı battosaisin seç birini olarak kullanıyorlar)
- himura shinta ( doğarken koyulan ismi)
- rurouni kenshin (gezgin olduğunu belirtmek için kullanılıyor daha çok)
- hitokiri battosai (tarihe kanlı harflerle yazdırdığı lakabı )
not: himura ismi nereden gelmekte? kenshin , ustası tarafından adını almadan önce shinta olarak doğmuştu fakat bir aile ismi yoktu. devrimdeki katkılarından dolayı isimsiz kalmaması için katsura kogorō tarafından kendisine bir aile ismi verildi. bu aile ismi “himura” dır.
comicvine.gamespot.com/
kenshin.fandom.com/wiki/Mai...
myanimelist.net
en.wikipedia.org/
www.fanpop.com/clubs/ruroun...
rurounikenshin.fandom.com/w...
devamını gör...
çocukken varlığına inandığımız bazı şeyler
gulyabani.
devamını gör...
ağva
hem istanbul’un içinde olup hem de dışında olmak herhalde burada olmak demek. şile ’yi geçtikten sonra yemyeşil ağaçlar arasından ağva’ya ulaşırsınız.
buraya ne kadar istanbul demek mümkün bilemiyorum. doğa değişiyor, ağaçlar,bitki örtüsü; evler de artık karadeniz’de olduğunuzun sinyallerini veriyor.
önceki yıllarda toprak ya da bozuk olan yollar güzelce asfaltlanmış buraya kadar sıkıntı yok,ancak yeni yapılacak yollar için ağaçlar o kadar çok kesilmiş tepeler öylesine kel kalmış ki üzülmemek elde değil. bir de bu yeni yapılacak yollara neden ihtiyaç duyulduğunu anlamadım, zaten ağva’da trafik çok da yoğun değil.
bir çok köy geçerek ağva’ya ulaşıyorsunuz.yolda karşınıza her an koca gözlü bir büyükbaş çıkabiliyor, oralar onlara ait, aman dikkat.
ağva latincede su demekmiş bir kaynağa göre.içinden geçen bir ırmak var.dört ila beş metre derinliğindeki bu ırmak deniz bisikleti ya da küçük motorlarla geçilebiliyor.yeşilin aksi suya düştüğünden yemyeşil bir nehir var karşınızda, dibini hiç göremiyorsunuz.
ırmağın etrafında bulunan küçük oteller ve restoranlar doğaya saygılı bir şekilde uzanmış.bu mekanlardan bisiklet ya da sandal kiralayabiliyor ya da daha büyükçe teknelerle de ırmakta bir gezinti yapabiliyorsunuz.

ırmağın sonu denize çıkıyor koyu lacivert deniz, sarı kumlar.yüzmek için mutlaka cesaret lazım, zira şile hem çok rüzgârlı hem de çok dalgalı bir denize sahip.yol üzerinde de birçok plaj bulunuyor ama yüzmenin yasak olduğunu bildiren afişler asılmış.riayet eden de yok ne yazık ki.

dönüşte, köylülerin açtığı tezgahlarda sergilenen çeşitli sebzeler ve mısır ya da salça, tarhana reçel alınabilir.
atv araçlarla orman içinden safari de yapılabiliyormuş, biraz da macera isteyenler için bu da bir tercih olabilir belki.
hani denir ya, şehirden kaçmak, ağva’ya gitmek tam da böyle işte: bolca yeşil ve mavi.
buraya ne kadar istanbul demek mümkün bilemiyorum. doğa değişiyor, ağaçlar,bitki örtüsü; evler de artık karadeniz’de olduğunuzun sinyallerini veriyor.
önceki yıllarda toprak ya da bozuk olan yollar güzelce asfaltlanmış buraya kadar sıkıntı yok,ancak yeni yapılacak yollar için ağaçlar o kadar çok kesilmiş tepeler öylesine kel kalmış ki üzülmemek elde değil. bir de bu yeni yapılacak yollara neden ihtiyaç duyulduğunu anlamadım, zaten ağva’da trafik çok da yoğun değil.
bir çok köy geçerek ağva’ya ulaşıyorsunuz.yolda karşınıza her an koca gözlü bir büyükbaş çıkabiliyor, oralar onlara ait, aman dikkat.
ağva latincede su demekmiş bir kaynağa göre.içinden geçen bir ırmak var.dört ila beş metre derinliğindeki bu ırmak deniz bisikleti ya da küçük motorlarla geçilebiliyor.yeşilin aksi suya düştüğünden yemyeşil bir nehir var karşınızda, dibini hiç göremiyorsunuz.
ırmağın etrafında bulunan küçük oteller ve restoranlar doğaya saygılı bir şekilde uzanmış.bu mekanlardan bisiklet ya da sandal kiralayabiliyor ya da daha büyükçe teknelerle de ırmakta bir gezinti yapabiliyorsunuz.

ırmağın sonu denize çıkıyor koyu lacivert deniz, sarı kumlar.yüzmek için mutlaka cesaret lazım, zira şile hem çok rüzgârlı hem de çok dalgalı bir denize sahip.yol üzerinde de birçok plaj bulunuyor ama yüzmenin yasak olduğunu bildiren afişler asılmış.riayet eden de yok ne yazık ki.

dönüşte, köylülerin açtığı tezgahlarda sergilenen çeşitli sebzeler ve mısır ya da salça, tarhana reçel alınabilir.
atv araçlarla orman içinden safari de yapılabiliyormuş, biraz da macera isteyenler için bu da bir tercih olabilir belki.
hani denir ya, şehirden kaçmak, ağva’ya gitmek tam da böyle işte: bolca yeşil ve mavi.
devamını gör...
sevilen dune sözleri
çoğu medeniyet korkaklık üzerine kurulmuştur. korkak olmayı öğreterek medenileştirmek epey kolaydır. cesaretin sınırlarını düşürürsün, istekleri sınırlarsın, iştahları denetim altına alırsın, ufkun etrafını çitlerle çevirirsin, her faaliyet için bir kanun yaparsın, kaosun varlığını inkar edersin. çocuklara bile yavaş yavaş nefes almalarını öğretirsin. evcilleştirirsin.
devamını gör...
içi kaldırmamak
vereceği üzüntü nedeniyle bir işi yapamamak anlamına gelen deyim.
“ sana kızmayı içim kaldırmıyor.”
“ sana kızmayı içim kaldırmıyor.”
devamını gör...
breaking bad
zevkler ve renkler tartışılmaz cümlesi her ne kadar kulağa hoş gelse de boş bir cümledir aslında. bu cümleyi her tartışmanın merkezine oturtmak makûl ve nesnel ölçütleri imkânsızlaştırma potansiyeline sahiptir. zirâ zevkler pekâlâ tartışılabilir ve bazı estetik ölçütler oluşturulabilir. nitekim tarih boyunca bu böyle olmuştur. kimse bugün bir bach ve ibrahim tatlıses kıyası yapmayacaktır. tabii ki bunları söylerken bu gibi aşırı örneklere yol açabilme potansiyelinden bahsediyorum. yoksa herkesin kendine göre bir estetik anlayışı, müzik ve dizi/film zevki ve genel olarak bireysel eğilimleri vardır. bunlar belirli sınırlar dâhilinde teveccüh ve saygıyı da herhalde hak ederler. ama bazen özellikle sosyal medyanın "dilsizlere dil olan" yapısı sonucunda acayip şeylerle karşılaşıyorum. doğrusu bu mecranın kendine göre bir dili de var ve ben genellikle bu dili anlayamıyorum. sözgelimi herhangi bir meseleden bahsederken kullanılan" şişirilmiş balon" ifadesi benim kulağımı tırmalıyor. örnekler çoğaltılabilir. bence dizi tarihinin en kaliteli yapımlarından biridir breaking bad. en iyi dizi nedir sorusuna nesnel ölçütler getirebilir miyiz emin değilim ama herhalde en iyilerinden biri demekte bir sakınca yok. her şeyden önce breaking bad trajikomik tecrübelerden tutun da dramaya kadar pek çok klasik unsuru barındırır. yakın bir tarihte öleceğini düşünen "örnek vatandaş" walter white zamanla bana kalırsa bir canavara dönüşmektedir. ve bu süreç müthiş işlenmiş yahu! öleceğini bilerek yaşayan tek varlık olarak insanın ölüm gerçeğiyle yüzleşmesini görüyoruz. ailesini düşünüyor mesela başlangıçta, kendisi öldükten sonra onların ne olacağını filan. ama bence bir süreden sonra insanın kötücül doğasını çok iyi gözlemleme şansımız oluyor. ki iyileşiyor aslında daha sonra, bir anda ölümün pençesinden sıyrılıyor. ama bu girdiği yoldan geri dönmesine sebebiyet vermiyor. belki de boğazına kadar kire battığı için geri dönüşü düşünemiyor. walter'ın müthiş zekâsı ve kibri de buna engel oluyor sanki. pinkman karakteri de müthiş işlenmiş. aaron zaten sesiyle ve oyunculuğuyla çok karizmatik bir adam. ilerleyen süreçte gustavo gibi baskın bir karakter ve mike gibi bence dizi tarihinin en sıradışı karakterlerinden birini görüyoruz. benim açımdan dizinin başka önemli bir tarafı ingilizce dinleme ve altyazı kullanma sürecimde önemli dizilerden biri olması. sebebini tam olarak bilmiyorum ama breaking bad bana çok anlaşılır bir ingilizce izlenimi vermişti. yani zorlanmadan takip edebiliyor ve anlıyordum genel olarak. dizide kullanılan muhteşem müzikler de etkileyici bence. hâlâ bazılarını dinlerim.
devamını gör...
sen kimsin
bu hayatta kaybedecek hiçbir şeyi olmayan, zavallı biriyim işte.
ama gönlüm çok geniş. herkesin gönlüne dokunmaya çalışıyorum.
her ne kadar anlaşılmasa da, istenmese de...
ama gönlüm çok geniş. herkesin gönlüne dokunmaya çalışıyorum.
her ne kadar anlaşılmasa da, istenmese de...
devamını gör...
