t: alkolik bir divan edebiyatı şairi. doğum yılı tam olarak bilinmemekle birlikte vefatının 1494 veya 95 yılında olduğu kayıtlara geçmiştir.

birçok tezkirede, fatih sultan mehmet'in, melihi'nin olmadığı sohbetlerden tat almadığı belirtilir. genel olarak dostları arasında da nüktedanlığı ve hazırcevaplığı ile övülürmüş. fatih, melihi'ye içkiyi yasaklamış, ona yemin ettirtmiş ama bu sefer de melihi boza ve esrara başlamış. bir gün fatih'in huzuruna sarhoş bir vaziyette getirilmiş, sarhoş olmadığını iddia etmiş, doğal olarak inanmamışlar ve ağzını koklamışlar, herhangi bir koku yok imiş fakat bir yandan da ayakta duramaz vaziyetteymiş. bunun üzerine en sonunda "şarabı damardan şırıngıyla" enjekte ettiğini söylemiş.* fatih de bakmış olacağı yok, kendi haline bırakıp affetmiş.
içkiye o kadar düşkünmüş ki parasının suyun çekildiği zamanlar her gün kadeh başına bir kıyafetini rehin bıraktığı söylenir. birçok yere baston yardımıyla gidermiş* fakat iş meyhanelere gelince bastonsuz gidermiş.
üstattan bir beyit:
"mey iç hoş geç gönül yıkma cihanda
kayırma ki kerîm işi keremdür"
kendisi hakkında daha fazla okumak için latifi tezkire 490. sayfada
devamını gör...

güneş'e olan yakınlık bakımından 4. sırada bulunan, kızıl gezegen adıyla da bilinen gezegen. teleskop ya da dürbün kullanmadan gece göğünde görebileceğiniz birkaç gezegenden biri.

gezegenin ismi roma mitolojisindeki savaş tanrısı olan mars'tan geliyor. bunun nedeni, gezegenin yüzeyindeki pas nedeniyle kırmızı görünmesinin, kanlı bir savaş ortamını çağrıştırması. her ne kadar genel olarak kırmızı görünse de, tabii ki gezegenin her yeri kırmızı değil.

***

mars'ın güneş'ten uzaklığı yaklaşık 230 milyon kilometre. güneş'in etrafındaki 1 turunu 687 dünya gününde tamamlıyor. gezegenin 1 günü, dünya'daki 1 günden yaklaşık 40 dakika daha uzun.

eski yunancada dehşet anlamına gelen deimos ve yine eski yunancada korku anlamına gelen phobos isimli 2 uydusu var. bunlardan phobos'un, izlediği yörünge nedeniyle çok uzak bir gelecekte mars'ın çekim etkisi nedeniyle parçalanarak gezegenin etrafında bir halka oluşturması bekleniyor. deimos ise büyük ihtimalle gezegenin çekim etkisinden kurtulup ondan uzaklaşacak.

***

mars da dünyamız gibi kayalık bir gezegen. demir, nikel, sülfür gibi elementlerden oluşan bir çekirdeği var. bu çekirdek manyetik alan üretemiyor çünkü büyük ölçüde katı bir yapısı var. çekirdeğin üzerinde, volkanik aktivitelerin de kökeni olan manto tabakası var. ancak büyük ihtimalle en son volkanik hareketlilik milyonlarca yıl önce gerçekleşmiş gezegende. bu arada, güneş sistemi'nin en büyük yanardağı olan olympus mons, mars üzerinde bulunuyor. bu dağ o kadar büyük ki, zirvesinde dursaydınız eteklerinin nerede bittiğini göremezdiniz.

manto tabakasının üstünde demir, kalsiyum gibi bazı elementlerden oluşan kabuk tabakası var. işte buradaki demir, gezegenin ince atmosferindeki oksijenle bir araya geldiğinde oksitlendiği için gezegen pas renginde görünüyor. yüzey büyük ölçüde regolit adı verilen çok ince bir kumla kaplı.

gezegenin özellikle kutuplarında kuru buz adı verilen karbondioksit buzu ve bunun hemen altında da su buzu bulunuyor.

mevsimler dünyadaki gibi eşit süreli değil. bahar ve yaz ayları uzun sürerken kış daha kısa sürüyor. bahar aylarında ısınan gazlar, jetler halinde püskürüyor gezegen yüzeyine. sıcaklıklar 20 derece ile -150 derece arasında seyrediyor.

özellikle yaz aylarında büyük toz fırtınaları çıkıyor ortaya. bu fırtınalar, gezegen üzerinde araştırma yapan uzay araçları için son derece sıkıntılı sonuçlara neden olabiliyor. ayrıca yüzeyde bulunan toz tabakasının manyetik özellikler gösterdiği de biliniyor. bu nedenle uzay araçlarının rahat çalışabilmesi için kameralarının yakınında bir yerlere mıknatıs yerleştirmek gerekebiliyor.

atmosferi dünya atmosferinden hemen hemen 100 kat daha ince. üstelik %95'i karbondioksitten oluşan bir atmosfer bu. bu nedenle gezegen üzerinde koloni kurma konusundaki en büyük sorunlardan birini oluşturuyor bu iki durum. ince atmosferine rağmen bir ozon tabakası bulunduruyor. gün batımlarında gökyüzüne mor renk hakim oluyor.

***

uzay araçlarının mars'a ulaşması ortalama 6-8 ay kadar sürüyor. bugüne dek mars görevlerinin yarıdan biraz fazlası başarıyla tamamlandı. bu konuyla ilgili (bkz: mars laneti)

mariner 4, opportunity, curiosity, spirit, mars reconnaissance orbiter ve daha birçok uzay aracı ve son olarak da gezegene henüz yeni ulaşan perseverance gibi araçlarla çok önemli veriler elde ettik/edeceğiz. ayrıca orion kapsülü de insanlı uçuşlar için çalışmalar konusunda kullanılıyor.

aşağıdaki uzay giysisi, mars için özel tasarlandı:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(görsel, twitter. com'dan alıntıdır.)

bu giyside eklem kısımları özellikle hareketli olarak tasarlandı. arka tarafında gördüğünüz sırt çantası benzeri kısım da bir kilitlenme kapısı ve uzay gemisine kilitlenmek için kullanılıyor.

gezegenle ilgili anlatılacak çok bilgi var. ancak genel özellikleri bu şekilde özetlenebilir.
devamını gör...

ne yalnızlık ne de yalan üzmesin seni. doğarken ağladı insan, bu son olsun,bu son.
devamını gör...

freud'un psikoanalitik gelişim kuramına göre psikoseksüel kişilik gelişimi yaşamın ilk yıllarında her biri cinsel uyarılmaya duyarlı belli bölgelerde olur. yaşamın 0-18 aylık ilk kısmını kapsayan oral dönemde erotojenik bölge ağız ve çevresidir. 1,5 yaş ile 3 yaş arasında gerçekleşen anal dönemde ise bu erotojenik bölge ve libido odağı anüs ve çevresidir. yaşamın 3 yaş ile 6 yaş arasındaki dönemi kapsayan fallik dönemde ise bu bölge genital organlardır. işte fiksasyon kelimesi de tam da bu noktada karşımıza çıkmaktadır.

kişi gelişim dönemi içerisinde, erotojenik bölgenin haz ihtiyacı eksik veya fazla doyuma ulaşırsa bireyde fiksasyon yaşanır. yani bir nevi takılma da diyebiliriz. işte burda yaşanan bu takılma durumu, bireyin yetişkinlik döneminde kendisini gösterir. örnek verecek olursak, anal dönemde birey, anüs kaslarını kontrol edebilmeyi öğrenir. kas kontrolü ile tutma veya bırakma eylemlerinden birey haz almaktadır. eğer bu haz eksik veya fazla olursa birey bu dönemde fiksasyon yaşar ve bu durum kendisini yetişkinlik döneminde gösterir. anal dönemde oluşan bu durum kendisini iki farklı şekilde gösterir: anal tutuculuk ve anal salıcı tepki. anal tutuculuk yaşayan bireyler ilerde inatçı, aşırı düzenli, aşırı titiz, cimri gibi kişilik özellikleri gösterirken, anal salıcılık kişilik özellikleri savurganlık, dağınıklık, yıkıcık, dürtüsellik olarak sıralanabilmektedir.

oral dönemi dönemsel olarak iki kısma ayırabiliriz. oral edilgen dönem, doğumdan diş çıkarmaya kadar süren dönemi ifade eder. eğer bu dönemde bir fiksasyon yaşanırsa, birey aşırı bağımlılık, saflık, edilgenlik, iyimserlik, onaylanma veya desteklenme ihtiyacı gibi kişilik özellikleri gösterecektir. diğer dönem ise oral agresif dönemdir. bu dönem dişlerin çıkmaya başlamasından itibaren devam eden süreci belirtir. eğer birey bu dönemde bir fiksasyon yaşarsa, kötümser, sömürücü, kırıcı, agresif, münakaşacı özellikler gösterecektir. ayrıca tırnak yeme, sigara içme, çok küfür etme gibi davranışlar da oral dönemde yaşanmış bir fiksasyon belirtisidir.

sevgili psy active'nin ricası ile kaleme alınmıştır. kendisine teşekkürü borç bilirim.
devamını gör...

derste batak atarken müdür yardımcısının birden arama yapmak için girmesi ve bizim kağıtları toplayacak vaktimizin olmaması herkesin kahkaha atarak dakikalarca gülmesi müdürde dahil.
devamını gör...

amerika başkanı abraham lincoln'ünde bu rahatsızlığa sahip olduğu düşünülen sendrom.
dissekan aort anevrizması bu sendromun en ölümcül nedenidir.
devamını gör...

100 yazardan biri olarak sonuna kadar desteklediğim kampanyadır. o hediye çekleri ile bir okulun kütüphanesini dolduralım bence.

tabii ki günümüzde kitaplar oldukça pahalı ama o 50 liralık çek ile her yazar arkadaşımız minimum iki kitap gönderse 200 kitap yapar ve bu rakam neredeyse hiç kitabı olmayan okullarımız için çok şey ifade eder.
devamını gör...

kan davam sona ermedi hala arada aklıma geliyor açıp sövüyorum ulan nasıl birinci olamadık diye. ondan sonra birinci olanı açıyorum ulan bu nasıl birinci oldu diye.
devamını gör...

+ “bu aşk işleri niye bu kadar zor?”
– “kıymetli de ondan herhalde. itin kopuğun elinde rezil olmasın diye bize iteliyolar.”
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kendi dizeleri ile bir şairi anlatabilmek en zoru.
dizelerinde aşkı, hasretliği, memleket sevdasını nakış gibi işleyen şairdir.

"bilmezler nasıl aradık birbirimizi
bilmezler nasıl sevdik
iki yitik hasret
iki parça can."
devamını gör...

yakın zamanda öğrendiğim ve ilk duyduğumda bile özünü unutmamanın ne değerli olduğunu düşündüğüm bir garibanlık anım var. (aslında bir sürü de neyse) istanbul'a yeni gelmiş sayılır o dönemlerde ailem evin en küçük çocuğu olarak bir ben doğmuşum tabi istanbul'da. tabi garibanın köyünde bebek bezi ne arar. bebekmişim daha annem markete gitmiş kıt kanaat geçinmemize rağmen gözü bir bebek bezine ilişmiş, tabi okuma-yazma sayılar vs. yok. bir kadına sormuş fiyatını, kadın da söylemiş. annem neyse kalsın o zaman pahalıymış demiş. kadın bebeğin mi var, ne giydiriyorsun o zaman bebeğe demiş. annemde eski usul diyerek açıklamaya çalışmış. her neyse kadın bir sürü hakaret etmiş. "allah'ın köylüleri fakirleri" falan diyerek. (oldukça anlamsız olsa da) tabii annemin de o dönemde daha türkçesi o kadar gelişmemiş ne diyeceğini şaşırmış. kadın marketten çıkana kadar söylenmiş durmuş. bir zaza reis ablamız duymuş olanları (akrabamız) kadını oracıkta rezil etmiş. tabi olan kime oldu bu hikayede derseniz, yok yok bebek bezi giyemeyen bana olmamış bir şey tabi. annem çok üzülmüş ve ağlamış. birçok anısını unutmuştur da bunun acısını unutmamıştır. şimdi görsem o kadını deste deste parayla tokatlamak isterdim...
devamını gör...

bir kişi hangi gerekçe ile ağlıyorsa gözyaşı içeriği ona göre şekilleniyor.


tillburg üniversitesinden dr. vingerhoets ve arkadaşları 3000 den fazla gözyaşının içeriğini ve ağlayan kişilerdeki etkisin incelediler. sonuç gerçekten çok ilginçti. ağlama türüne göre gözyaşı içeriği değişiyor ve ağlama sonrası, bu kişilerde mutluluk hormonunda anlamlı oranda bir yükselme gösteriyordu.

bir başka deyişle kişiler ağladıklarında içlerinde zehri bir yönü ile dışarı atmış oluyorlardı.
dr. willia frey bu çalışmaları biraz daha ileriye götürdü. soğandan kaynaklı ağlama ile duygusal filmlerden sonraki ağlamanın biyokimyasal analizlerine baktığında, çok şaşırtıcı bir durum olduğunu ortaya koymuş oldu.

kendi deyimiyle “ağlama, insanda atıkları ve zararlı maddeleri dışarıya atmanın iyi bir yolu” diyerek ağlamanın rahatlatıcı etkisini aslında sadece psikolojik değil, aynı zamanda fizyolojik bir temizlenmenin de temeli olduğunu ortaya koydu.
devamını gör...

istiklal ve hürriyet benim karakterimdir.
devamını gör...

sadece bir nedeni yoktur. ılgi cekmek istiyor olabilir, istedigini bu sekilde yaptirmayi ogrenmis olabilir. karakteristlik olarak aglamaya meyilli bir cocuk olabilir. bazi yas donemleri oldukca sancili gecer, buyume sendromu olabilir. kotu ihtimaller de soz konusu. aile yeterince ilgilenmiyor olabilir, istismara ugruyor olabilir.

ayrica hic bir anne baba bilhassa cocugunu aglatmaz, o yuzden bu gibi konularda cocuklu ailelere karsi ekstra anlayis gostermekte fayda var diye dusunuyorum.
devamını gör...

arkadaşlar bu konu hakkında şaka yapmamanızı rica ediyorum. gülüyorum günaha girmiş gibi oluyorum rica ederim bakın.
devamını gör...

haldun taner tarafından 1965 yılında yazılan ve ilk olarak 1967'de oynanan kabare tiyatrosunun ülkemizdeki ilk örneğidir.
haldun taner, ''kabare bir dev aynasıdır. biraz büyütür her şeyi, sivilceyi çıban yapar, göze sokar gerçeği'' diyerek tanımlar kabare tiyatrosunu.

oyunun konusu ise, tapu kadastro'da memurken bir anda kendisini kültür müsteşarlığı koltuğunda bulan şaban'ın memleketin kültürüne kendince yön vermeye çalışmasıdır.

haldun taner bu konuyu işlerken sistemi eleştirmeyi, hem eleştirirken hem de güldürmeyi ihmal etmez. karşı olmak için karşı olmaz haldun taner, yüreklidir ve neyi eleştireceğini, neyin yanlış işlediğini iyi bilir. zaten bu yüzden çok önemli bir yere sahiptir.

oyun, günümüzle ne yazık ki birçok benzerlik taşıyor. bir şeylerin değişmiş olmasını o kadar çok isterdim ki. eleştirilerin eleştiri olarak kalmasını ve sadece gülüp geçmeyi çok isterdim. lakin şu durumda güldürmüyor, hüzünlendiriyor. yıllar öncesinden nasıl bir adım dahi ileride olamayız, hatta nasıl olur da geriye gitmeyi başarırız diye düşündürdüğünden hüzünlendiriyor. eh ne de olsa çürümüş bir şey var, neye baksan etrafta.

--- alıntı ---
bizim sanata ihtiyacımız yok ki, biz kendimiz sanatız. bizim müzeye de ihtiyacımız yok ki, biz kendimiz müzeyiz. bizim hayvanat bahçesine ihtiyacımız yok. biz...
--- alıntı ---
devamını gör...

edebiyat ve sanat eserlerinin korunmasına ilişkin, türkiye’nin de aralarında bulunduğu 169 ülke tarafından kabul edilen uluslararası antlaşmadır. adını, 9 eylül 1886 yılında ilk kez imzalandığı isviçre’nin bern şehrinden alıyor. sözleşme 1896'da paris'te, ve 1908'de berlin'de yeniden düzenlenip, 1914'te bern'de tamamlandı. 1928'de roma'da, 1948'de brüksel'de, 1967'de stockholm'da ve 1971'de paris'te değiştirildi ve 1979'da tekrar düzenlendi.

ülkemizdeki fikir ve sanat eserleri kanunu’nda yer alan ilgili maddede, bern sözleşmesini de kapsayan şu ifadeler yer alıyor:

“koruma süresi eser sahibinin yaşadığı müddetçe ve ölümünden itibaren 70 yıl devam eder. bu süre, eser sahibinin birden fazla olması durumunda, hayatta kalan son eser sahibinin ölümünden itibaren yetmiş yıl geçmesiyle son bulur.”
devamını gör...

kendi bünyesinden çıkan en iyi teknik direktörü an itibariyle bulmuştur.
sergen yalçın'ın bu takımı avrupa çapında başarılara taşıyacağından adım gibi eminim.
tebrikler karakartal, tebrikler sergen yalçın...
devamını gör...

ne kadar talep varsa, o kadar arz olur.

twitter kullanabileceğin en çöp mecra, tek tek haber sitelerinde gez daha iyi.

tanım: twitter'daki eskort istilasına, haklı bir serzenişte bulunmuş yazar beyanı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim