harry potter serisinden favori replikler
'' ölüler için üzülme harry, yaşayanlar için üzül. her şeyden önce de sevgisiz yaşayanlar için. ''
-dumbledore
-dumbledore
devamını gör...
aşıkların ölümü
aşk ve ölümün aynı potada eridiği charles baudelaire şiiri. orijinal ismi la mort des amants olan şiir baudelaire'ın les fleurs du mal (kötülük çiçekleri) şiir koleksiyonunda yer alan ve ne yazık ki çeviri sırasında duygu yoğunluğunu kaybetmese bile temsil ettiklerinin pek çoğunu yitiren bir şiir. esasında baudelaire şiirde ölümü yalnızca son dizesi haricinde kullanmamış daha çok şiir boyunca onu başka biçimlerde sembolize etmiştir ve sözü geçen aşkın manevi olduğu da aşikar. şiir incilden pek çok göndermeye sahip olmasının yanı sıra ölüm bir ayrılık hali olarak değil ulaşılması gereken bir ideal olarak resmediliyor baudelaire tarafından. yani daha açıkça anlatmak gerekirse ölümün nihai sonu temsil etmesinden ziyade aşıklar için sonsuzluğa açılan bir kapı görevi görmesinden dolayı ulaşılacak/kavuşulacak veya sahip olunacak bir noktada durmasını sağlıyor. şiirin çeviri sırasında temsil ettiklerini yitirmesinin sebebi de bir noktada bundan kaynaklanıyor. yoksulların ölümü veya orijinal ismi ile la mort des pauvres şiirinde gördüğümüz ölümü yüceltme durumunu bu şiirde de görüyoruz ki o şiirde de incil göndermeleri çok sık yapılıyor ama baudelaire yoksulların ölümü şiirinde ölümü yaşayan herkesi eşit şartlara getirecek bir durum olarak gördüğü için yüceltirken bu şiirde sonsuzluğa açılan kapı işlevi gördüğü için yüceltiyor yine de tüm bu farka rağmen esasında benzer düşüncelerin ürünü bu iki şiir; ölüm arzu edilene doğru giden bir yoldur düşüncesi iki şiiri de besliyor.
yatağımız olacak ,hafif kokuyla dolu,
divanımız olacak ,bir mezar gibi derin;
bizim için açılmış, en güzel iklimlerin
o garip çiçekleri süsleyecek konsolu.
nous aurons des lits pleins d'odeurs légères,
des divans profonds comme des tombeaux,
et d'étranges fleurs sur des étagères,
ecloses pour nous sous des cieux plus beaux.
son sıcaklıklarını sarfederek hovarda,
birer ulu meşale olacak kalplerimiz;
çifte ışıklarından gidip gelecek bir iz
ikimizin ruhunda, o ikiz aynalarda.
usant à l'envi leurs chaleurs dernières,
nos deux coeurs seront deux vastes flambeaux,
qui réfléchiront leurs doubles lumières
dans nos deux esprits, ces miroirs jumeaux.
pembe, lahuti mavi bir akşam saatinde,
veda'la dolu, uzun bir hıçkırık halinde
yanacak aramızda bir tek şimşeğin feri;
un soir fait de rose et de bleu mystique,
nous échangerons un éclair unique,
comme un long sanglot, tout chargé d'adieux;
nihayet kapıları biraz aralayarak,
sadık ve şen bir melek gelip uyandıracak
buğulu aynaları ve ölmüş alevleri
et plus tard un ange, entr'ouvrant les portes,
viendra ranimer, fidèle et joyeux,
les miroirs ternis et les flammes mortes.
yatağımız olacak ,hafif kokuyla dolu,
divanımız olacak ,bir mezar gibi derin;
bizim için açılmış, en güzel iklimlerin
o garip çiçekleri süsleyecek konsolu.
nous aurons des lits pleins d'odeurs légères,
des divans profonds comme des tombeaux,
et d'étranges fleurs sur des étagères,
ecloses pour nous sous des cieux plus beaux.
son sıcaklıklarını sarfederek hovarda,
birer ulu meşale olacak kalplerimiz;
çifte ışıklarından gidip gelecek bir iz
ikimizin ruhunda, o ikiz aynalarda.
usant à l'envi leurs chaleurs dernières,
nos deux coeurs seront deux vastes flambeaux,
qui réfléchiront leurs doubles lumières
dans nos deux esprits, ces miroirs jumeaux.
pembe, lahuti mavi bir akşam saatinde,
veda'la dolu, uzun bir hıçkırık halinde
yanacak aramızda bir tek şimşeğin feri;
un soir fait de rose et de bleu mystique,
nous échangerons un éclair unique,
comme un long sanglot, tout chargé d'adieux;
nihayet kapıları biraz aralayarak,
sadık ve şen bir melek gelip uyandıracak
buğulu aynaları ve ölmüş alevleri
et plus tard un ange, entr'ouvrant les portes,
viendra ranimer, fidèle et joyeux,
les miroirs ternis et les flammes mortes.
devamını gör...
maske takmanın olumlu yönleri
bir sürü faydası vardır. özellikle istediğin gibi şarkıya sessizce eşlik edebilmek ve insanlar tarafından daha az tanınmak en iyi yanlarındandır.
devamını gör...
kuaförden mutlu çıkabilmek
şu yaşıma kadar hiç yaşamamıştım bu hissi. daha önce tabii ki mutlu oldum. daha önce tabii ki kuaförden de çıktım. ancak eş zamanlı olmamıştı. hep bir şeyler eksik, hep bir şeyler isteğimin dışında. vay efendim senin saçların şöyle, yüz tipin böyle. sana bu model yakışmaz da şu model efsane olur. yine de karar senin.
üfff bu son cümle o kadar tehlikeli ki.. "yine de karar senin" denince kararımın arkasında duramıyorum. bir kere kötü olunca "ben demiştim" diyecek, içime içime çıldıracağım. risk de sevmem zaten..
neyse, ben internette karşıma çıkan bir influncer ablamızın saçını beğendim ve 15 tane ekran görüntüsü ile kuaförün yolunu tuttum. kesinlikle ümitsizim çünkü "aaa böncö bö mödöl gözöl ölmöyöcök" cümlesini duyup her zamanki düzende devam edeceğim. zaten 1 saate yetişmem gereken bir yer var. offf zalim dünya..
kuaförden içeri adımımı attım. bir sürü bir çift göz bana bakıyor. ben o an hangisinin en iyi saç kesimi yaptığını hislerimle anlamaya çalışıyorum. ne hikmetse filinta gibi bir çift göze takılı kaldım. yok yok romantik bir hikayeye evrilmiyoruz, daha değil.
hemen kendisine gidip istediğim saç modelini gösterdim ve inanır mısınız "aa harika olur sana!" dedi. bir kuaför, hiçbir baskı altında kalmadan, üstelik 5 saniye içinde, kendisinden istenilen saça ikna oldu.
bu sefer de "ulan acaba kesebilir mi?" diye bir kurt düştü içime. artık dönüşü de yok. kandık mı kuaför sektörünün prezentabl elemanına..
ben yıllardır kuaförde saç yıkatma hatta makas kullanarak kesme olayına denk gelmemiştim. hatta bu uygulama kalktı sanıyordum. afilli bir çanta açıp makas takımını açtığında ne kadar hüzünlendim anlatamam. vay be dedim, bunların hepsi benim için mi yavrum? yavrum? kuaför bey.
başladık saç kesimine. gerginim ama meraklıyım da. aynaya bakıyorum git gide güzelleşiyor, şaşırıyorum. bunlar o koltukta hissetmeye alıştığım duygular değil. benim daha ilk makas darbesinde oradan kaçmak istemem gerekirdi. kaçmıyorum. istemiyorum da. içimden tek bir şey geçiyor. "buldum be, sonunda buldum!" diyorum. doğru ins.. ay pardon kuaförü. saçım bitiyor. gidip ayna getiriyor saçımın arkasını da göreyim diye. aşık oluyorum. kendi saçıma aşık oluyorum. bir gün saçımı kızıla boyamak üzere sözleşiyoruz. çünkü artık bu saç benim değil yalnızca. o, bu saçı benden iyi tanıyor.
üfff bu son cümle o kadar tehlikeli ki.. "yine de karar senin" denince kararımın arkasında duramıyorum. bir kere kötü olunca "ben demiştim" diyecek, içime içime çıldıracağım. risk de sevmem zaten..
neyse, ben internette karşıma çıkan bir influncer ablamızın saçını beğendim ve 15 tane ekran görüntüsü ile kuaförün yolunu tuttum. kesinlikle ümitsizim çünkü "aaa böncö bö mödöl gözöl ölmöyöcök" cümlesini duyup her zamanki düzende devam edeceğim. zaten 1 saate yetişmem gereken bir yer var. offf zalim dünya..
kuaförden içeri adımımı attım. bir sürü bir çift göz bana bakıyor. ben o an hangisinin en iyi saç kesimi yaptığını hislerimle anlamaya çalışıyorum. ne hikmetse filinta gibi bir çift göze takılı kaldım. yok yok romantik bir hikayeye evrilmiyoruz, daha değil.
hemen kendisine gidip istediğim saç modelini gösterdim ve inanır mısınız "aa harika olur sana!" dedi. bir kuaför, hiçbir baskı altında kalmadan, üstelik 5 saniye içinde, kendisinden istenilen saça ikna oldu.
bu sefer de "ulan acaba kesebilir mi?" diye bir kurt düştü içime. artık dönüşü de yok. kandık mı kuaför sektörünün prezentabl elemanına..
ben yıllardır kuaförde saç yıkatma hatta makas kullanarak kesme olayına denk gelmemiştim. hatta bu uygulama kalktı sanıyordum. afilli bir çanta açıp makas takımını açtığında ne kadar hüzünlendim anlatamam. vay be dedim, bunların hepsi benim için mi yavrum? yavrum? kuaför bey.
başladık saç kesimine. gerginim ama meraklıyım da. aynaya bakıyorum git gide güzelleşiyor, şaşırıyorum. bunlar o koltukta hissetmeye alıştığım duygular değil. benim daha ilk makas darbesinde oradan kaçmak istemem gerekirdi. kaçmıyorum. istemiyorum da. içimden tek bir şey geçiyor. "buldum be, sonunda buldum!" diyorum. doğru ins.. ay pardon kuaförü. saçım bitiyor. gidip ayna getiriyor saçımın arkasını da göreyim diye. aşık oluyorum. kendi saçıma aşık oluyorum. bir gün saçımı kızıla boyamak üzere sözleşiyoruz. çünkü artık bu saç benim değil yalnızca. o, bu saçı benden iyi tanıyor.
devamını gör...
apartman yöneticisi
profesyonel yönetimler sebebiyle artık çağ dışında kalması gereken, işe yaramaz,ahkam kesen,beyni sulanmış fosil.
devamını gör...
normal sözlük'ten uzak kalma nedeni
yıllar sonra normalleştiğim için olabilir. dışarı falan çıkıyorum, hala çok garip geliyor.
devamını gör...
kargocu yalanları
geldik ama evde değildiniz.
devamını gör...
orta kafa gol radyo yayını
beni oldukça heyecanlandıran bir program daha ve perşembe günü de dizi izleyemeyeceğiz belli oldu*. son bir buçuk aydır süperligde oynanan bütün maçları takip etmek gibi hastalığa yakalandım. merakla ve ilgi ile takip edeceğim. programda ayrıca kazandıran iddaa tahminlerinin olmasını bir dinleyici olarak isterim*
devamını gör...
ardeşen
mesleğe başladığım ilçedir.

rize’nin en büyük ilçesidir, coğrafi yapısı ile de rize’nin gelişmeye en müsait yeridir. ardeşen’de yaşayan insanların büyük bir çoğunluğu lazdır ve ilçede çok yoğun bir oranda lazca konuşulur.
ilginç insanların toplandığı bir ilçedir. cem yılmaz’ın karadeniz turnesi ile ilgili söylediği gibi ben de birçok fıkrada oynadım ardeşen’de çalışırken. alıştıktan sonra ardeşen’de yaşamak harika bir şey aslında.
bir gün okuldan çıkmış çarşıya doğru yürürken kırmızı ışıkta geçen bir öğretmen arkadaşımı gördüm mesela. kırmızıda geçti ileride trafik polisini görünce geri geri gelip ışıkta beklemeye başladı. bunu başka yerde görmek zor sanırım.
bir gün de gün ortasında uyuyakaldım ve uyandığımda balkona çıkıp bir sigara yaktım ve karşı apartmanda merdivenleri çıkan bir inek gördüm. önce hala uyuduğumu sandım ama gerçekti. sonra öğrendim ki apartmanın sahibi birinci ve üçüncü katı ev olarak ikinci katı ise ahır olarak kullanıyormuş.
öğretmenlik yaparken de a4 kağıtları dağıtıp kompozisyon yazacağımızı söylediğimde öğrenciler kağıdın hangi yüzüne yazacaklarını sormuşlardı. test yapacağım dediğim bir seferinde de şıklı mı diye soran ve istediği sorudan başlayıp başlayamayacağını soran öğrencilerim oldu.
ama bunlara rağmen müthiş yardımsever ve çok eğlenceli insanlardır. gereksiz sinirlerini bir kenara bırakırsak bu ilçede yaşayan insanlarla zaman geçirmek çok eğlencelidir.
ardeşen rize’nin sevdiğim ilçelerinden biri idi. nedenini ise tam olarak vamişkun.

rize’nin en büyük ilçesidir, coğrafi yapısı ile de rize’nin gelişmeye en müsait yeridir. ardeşen’de yaşayan insanların büyük bir çoğunluğu lazdır ve ilçede çok yoğun bir oranda lazca konuşulur.
ilginç insanların toplandığı bir ilçedir. cem yılmaz’ın karadeniz turnesi ile ilgili söylediği gibi ben de birçok fıkrada oynadım ardeşen’de çalışırken. alıştıktan sonra ardeşen’de yaşamak harika bir şey aslında.
bir gün okuldan çıkmış çarşıya doğru yürürken kırmızı ışıkta geçen bir öğretmen arkadaşımı gördüm mesela. kırmızıda geçti ileride trafik polisini görünce geri geri gelip ışıkta beklemeye başladı. bunu başka yerde görmek zor sanırım.
bir gün de gün ortasında uyuyakaldım ve uyandığımda balkona çıkıp bir sigara yaktım ve karşı apartmanda merdivenleri çıkan bir inek gördüm. önce hala uyuduğumu sandım ama gerçekti. sonra öğrendim ki apartmanın sahibi birinci ve üçüncü katı ev olarak ikinci katı ise ahır olarak kullanıyormuş.
öğretmenlik yaparken de a4 kağıtları dağıtıp kompozisyon yazacağımızı söylediğimde öğrenciler kağıdın hangi yüzüne yazacaklarını sormuşlardı. test yapacağım dediğim bir seferinde de şıklı mı diye soran ve istediği sorudan başlayıp başlayamayacağını soran öğrencilerim oldu.
ama bunlara rağmen müthiş yardımsever ve çok eğlenceli insanlardır. gereksiz sinirlerini bir kenara bırakırsak bu ilçede yaşayan insanlarla zaman geçirmek çok eğlencelidir.
ardeşen rize’nin sevdiğim ilçelerinden biri idi. nedenini ise tam olarak vamişkun.
devamını gör...
besmele
günümün her anına yakışan başlangıç kelamı.
devamını gör...
insanın 7 yaşında iken fark ettikleri
sınıfın en güzel kızına bile aşık olabiliyorsun. beğenir mi , statü farkı vs .düşünmeden .
devamını gör...
burçlara inanan insanların düşük zekalı olması
bir şeye inanmak ya da bir şeyi sevmek zeka göstergesi değildir çünkü insanlar tipleme değildir. insan bir çok özelliğin birleşimi ile oluşan bir karakterdir.
(bkz: tip ve karakter farkı)
(bkz: tip ve karakter farkı)
devamını gör...
bir şey sorulmadıkça asla konuşmayan kişiler
olmak istediğim insan ama asla olamıyorum ya tam susup hiç konuşmam ya çok konuşurum ortası yok
devamını gör...
atatürk'ün kendi parasıyla iran'dan toprak satın alması
ileri görüşüyle günümüze hala ışık tutan mustafa kemal atatürk zamanında iran'ın şahıyla arasının iyi olmasınıda değerlendirip yaklaşık 13 km uzunluğunda iran'dan bir toprak parcası satın aldı - iddialara göre kendi parasıyla. türkiye'nin şuan en kısa kara sınırı, ermenistan ile iran arasında sıkışmış bu bölge ığdır ile komşu.
sebebine gelecek olursak; bu ufacık kara parcası atatürk'ün tabiriyle "türk kapısı" olacaktı ve türk devletleri arasında, yani türkiye ve nahçıvan özerk cumhuriyeti arasında fiziki bir bağ oluşturacaktı - ki öyle de oldu.
dönemin şartlarına yakından bakarsak; bölgenin kuzeyinde sovyet rusya ve ermeniler, güneyinde ise iran yer alıyordu. olası bir durumda ilişkiler bozulursa, türk devletleri ve orta asya arasında bir bağlantımızın olması gerekliydi.
korkulanlar başa geldi de! 1990´lı yılların başlarında sovyetler birliği dağılırken, ermeni birlikleri rusya´dan aldıkları silahlarla nahçıvan´a saldırıp bölgeyi almaya calıştılar. hiç bir şekilde askeri donanımı bulunmayan nahçıvan ise bu türk kapısı sayesinde dönemin hükümetinden silah ve ceşitli yardımlar aldı, ve bu sayede bölge ermenilere yenik düşmedi.
60 sene önce olabilecekleri öngören ve hala bize ışık tutan, ve sadece bize değil diğer türk topluluklarını da stratejik dehasıyla kurtaran bir liderdi.
sevgi budur, vatan ve millet sevgisi. her olasılığı düşünmektir. 100 yıl sonrasını bile düşünmektir.
konu videosu
okumalik
edit: uyarilma üzerine düzeltme: satin alma konusu hala bir iddiadir. hic bir resmi kaynagi yoktur.
sebebine gelecek olursak; bu ufacık kara parcası atatürk'ün tabiriyle "türk kapısı" olacaktı ve türk devletleri arasında, yani türkiye ve nahçıvan özerk cumhuriyeti arasında fiziki bir bağ oluşturacaktı - ki öyle de oldu.
dönemin şartlarına yakından bakarsak; bölgenin kuzeyinde sovyet rusya ve ermeniler, güneyinde ise iran yer alıyordu. olası bir durumda ilişkiler bozulursa, türk devletleri ve orta asya arasında bir bağlantımızın olması gerekliydi.
korkulanlar başa geldi de! 1990´lı yılların başlarında sovyetler birliği dağılırken, ermeni birlikleri rusya´dan aldıkları silahlarla nahçıvan´a saldırıp bölgeyi almaya calıştılar. hiç bir şekilde askeri donanımı bulunmayan nahçıvan ise bu türk kapısı sayesinde dönemin hükümetinden silah ve ceşitli yardımlar aldı, ve bu sayede bölge ermenilere yenik düşmedi.
60 sene önce olabilecekleri öngören ve hala bize ışık tutan, ve sadece bize değil diğer türk topluluklarını da stratejik dehasıyla kurtaran bir liderdi.
sevgi budur, vatan ve millet sevgisi. her olasılığı düşünmektir. 100 yıl sonrasını bile düşünmektir.
konu videosu
okumalik
edit: uyarilma üzerine düzeltme: satin alma konusu hala bir iddiadir. hic bir resmi kaynagi yoktur.
devamını gör...
regl ağrısının sebebi
regl ağrısının sebebi anatominin vicdansızlığıdır.
regl döneminde ; rahimin içindeki ; bir önceki doğuma hazırlık döneminden kalan endoterm tabakası anatominiz tarafından parçalanıp, sökülür.
işte ağrının sebebi rahimin iç duvarlarındaki yaralı endoterm tabakasından kaynaklanır. rahim içindeki yaralı endoterm ağrı verir.
ve bu ölü endoterm tabakası bir şekilde vücuttan atılması gerekir. aksi takdirde rahim içinde kalan ölü dokular enfeksiyona ve iltihaba sebep olurlar.
bu olayda vakitsiz ölmeleri sebebiyle kadın nüfusunu azaltır. kadın kıtlığı sebebiyle abaza erkekleri birbirine düşman eder.
dünyayı aybaşı kanı değil, erkek cinayetlerinin kanları şekillendirir.
işte bu konuyu çözmek için allahın ve dolayısıyla anatominin müthiş bir çözümü devreye girer.
içerdeki ölü endoterm tabakası ; sıvı yardımıyla yıkanır ve atılır.
nedir bu sıvı ?
elbetteki vücutta bol miktarda bulunan kan !
kan yardımıyla içerdeki ölü endoterm tabakası ; rahim içi yıkama işlemiyle dışarı atılır.
adet kanı sıvı bir kan değildir.
içinde pıhtı şeklinde pürüzler barındırır. işte bu pıhtı parçacıkları parçalanmış, ölü endoterm tabakası kalıntılarıdır.
ayrıca regl kanı çok pis kokar. aslında normal kan pis kokmaz.
bu pis kokunun sebebi ; rahim içinde beklemiş ve çürümüş ölü tabakanın çürümesinden kaynaklanan kokudur.
bu ölü doku dışarı atılınca ; bir sonraki döllenmeye hazırlık olarak ; vücut yeni bir endoterm tabakası oluşturur.
ve regl olayı biter.
regl döneminde ; rahimin içindeki ; bir önceki doğuma hazırlık döneminden kalan endoterm tabakası anatominiz tarafından parçalanıp, sökülür.
işte ağrının sebebi rahimin iç duvarlarındaki yaralı endoterm tabakasından kaynaklanır. rahim içindeki yaralı endoterm ağrı verir.
ve bu ölü endoterm tabakası bir şekilde vücuttan atılması gerekir. aksi takdirde rahim içinde kalan ölü dokular enfeksiyona ve iltihaba sebep olurlar.
bu olayda vakitsiz ölmeleri sebebiyle kadın nüfusunu azaltır. kadın kıtlığı sebebiyle abaza erkekleri birbirine düşman eder.
dünyayı aybaşı kanı değil, erkek cinayetlerinin kanları şekillendirir.
işte bu konuyu çözmek için allahın ve dolayısıyla anatominin müthiş bir çözümü devreye girer.
içerdeki ölü endoterm tabakası ; sıvı yardımıyla yıkanır ve atılır.
nedir bu sıvı ?
elbetteki vücutta bol miktarda bulunan kan !
kan yardımıyla içerdeki ölü endoterm tabakası ; rahim içi yıkama işlemiyle dışarı atılır.
adet kanı sıvı bir kan değildir.
içinde pıhtı şeklinde pürüzler barındırır. işte bu pıhtı parçacıkları parçalanmış, ölü endoterm tabakası kalıntılarıdır.
ayrıca regl kanı çok pis kokar. aslında normal kan pis kokmaz.
bu pis kokunun sebebi ; rahim içinde beklemiş ve çürümüş ölü tabakanın çürümesinden kaynaklanan kokudur.
bu ölü doku dışarı atılınca ; bir sonraki döllenmeye hazırlık olarak ; vücut yeni bir endoterm tabakası oluşturur.
ve regl olayı biter.
devamını gör...




