türkler aryandır
bence de ayrandır
devamını gör...
ukde sayısının 6 bine ulaşması
bir temizlik ve ayıklama yapılmadığı için ortaya çıkmış olması muhtemel durum. yani tabii öyle 100'e 200'e düşmez de temizlenirse, en azından arada çalı çırpı kalmaz.
bazı ukde başlıkları daha önce açılmış. artık yazılımdaki büyük/küçük harf olayından mı kaynaklı bilmiyorum ama aynı başlığı yeniden açabiliyorsunuz bazen. bunları ayırmak gerek listeden.
içerik olarak çok benzer başlıklara rağmen ukde olarak bekleyen bazı konular da var. onları da ayırmak gerek.
bir de yanlış yazılanlar var. mesela "kafa sözlük" başlığını ukde olarak bırakacakken eli klavyeye değmiş ve "kafa d sözlük" yazmış adam (örneği salladım). bunları da temizlemek gerek.
sonrası... bilemiyorum ne kadar azalır ama en azından kirlilik ortadan kalkmış olur.
bazı ukde başlıkları daha önce açılmış. artık yazılımdaki büyük/küçük harf olayından mı kaynaklı bilmiyorum ama aynı başlığı yeniden açabiliyorsunuz bazen. bunları ayırmak gerek listeden.
içerik olarak çok benzer başlıklara rağmen ukde olarak bekleyen bazı konular da var. onları da ayırmak gerek.
bir de yanlış yazılanlar var. mesela "kafa sözlük" başlığını ukde olarak bırakacakken eli klavyeye değmiş ve "kafa d sözlük" yazmış adam (örneği salladım). bunları da temizlemek gerek.
sonrası... bilemiyorum ne kadar azalır ama en azından kirlilik ortadan kalkmış olur.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
domestic birasını yudumlar
bu havada kaşkol boğar
havalar serinledi burada
yaz bitti önümüz bahar
bu havada kaşkol boğar
havalar serinledi burada
yaz bitti önümüz bahar
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
iki tavşanı birden kovalayan ikisini de yakalayamaz.
devamını gör...
milena'ya mektuplar
ünlü ve zengin bir ailenin kızı ve edebiyat meraklısı olan milena jesenska belki de yahudi düşmanı olan baskıcı babasını iyice kızdırmak için ( milena’nın asi ve fütursuz olması sebebi ile dikkatleri kolayca üzerine çeken biri olduğu göz önüne alınırsa bu sebep sıra dışı bir beklenti olmaz) belki de aşık olduğu için veya her iki sebepten dolayı fırtınalı bir birliktelik sonrası edebiyat eleştirmeni yahudi asıllı ernst pollak ile evlenir. ancak bir süre sonra kocasının sorumsuz hayatı nedeni ile geçim sıkıntısı çektiği, aldatıldığı ve mutsuz olduğu bir hayatın içinde kalır.
bu dönemde yaptığı pek çok işten biri de meşhur yazarların eserlerini çekçeye tercüme etmekti. eleştirmen olan kocasının çevresi sayesinde tanıdığı ile kafka’ya eserlerini tercüme etmek istediğine dair bir mektup yazar ve bu mektup ile başlayan yazışmaları hayatta haksızlıklara maruz kalmış ve sevgisizlik çekmekte olan iki kişi arasında zamanla büyüyen bir aşka dönüşecekti. tabii ki her aşk gibi bu da bitecekti.
milena kendi mektuplarının yakılmasını istediği için kitapta sadece kafka’nın yazmış olduğu mektuplar bulunmaktadır. (her ne kadar kafka eserlerinin yakılmasını vasiyet etmiş olsa bile vasiyeti dinlemeyecek ve diğer eserleri gibi bu mektuplar da basılacaktı.)
kitabı okumamış olanlar için bir açıklama yapmam gerekiyor. bu eser bir aşk romanı değildir. her ne kadar bir noktadan sonra romantizm ekseninde dönse de kafka’nın edebiyat yapma, aşk hikayesi yazma arzusu ile yazdığı bir eser olarak da düşünmemek gerekir. ancak kafka gibi önemli bir yazarın hislerini, düşünme tarzını, hayata bakış açısını göstermesi yönünden önemlidir.
“en iyi dileklerimle, f.kafka” imzası ile sonlanan mektuplar zaman içinde “franz k.” şeklinde ön ada sonrasında “f.” şeklinde kısaltmaya dönüştükçe kafka’nın yükselen duygularına şahit olacağız. nihayetinde “senin” diye imzalanan mektupla “(artık ismimi de kaybettim, gittikçe kısaldı ve bu kadar kaldı)” açıklamasının aşkın daha güzel pek az açıklaması olabileceğini düşünüp ilerleyen mektuplarda kafka’nın “bana aitsin” cümlesini neden sevmediğini öğreneceğiz.
nihayetinde kafka’nın “milena, neden asla gerçekleşmeyecek olan ortak bir gelecek hakkında yazıyorsun” sitemi ile gelen acıyı da göreceğiz.
kafka mektuplaşmaları bittikten bir sene sonra sitem ettiği ortak gelecekleri olmadan ölecek, milena ise ancak kafka öldükten bir yıl sonra kocasından boşanacaktı.
bu dönemde yaptığı pek çok işten biri de meşhur yazarların eserlerini çekçeye tercüme etmekti. eleştirmen olan kocasının çevresi sayesinde tanıdığı ile kafka’ya eserlerini tercüme etmek istediğine dair bir mektup yazar ve bu mektup ile başlayan yazışmaları hayatta haksızlıklara maruz kalmış ve sevgisizlik çekmekte olan iki kişi arasında zamanla büyüyen bir aşka dönüşecekti. tabii ki her aşk gibi bu da bitecekti.
milena kendi mektuplarının yakılmasını istediği için kitapta sadece kafka’nın yazmış olduğu mektuplar bulunmaktadır. (her ne kadar kafka eserlerinin yakılmasını vasiyet etmiş olsa bile vasiyeti dinlemeyecek ve diğer eserleri gibi bu mektuplar da basılacaktı.)
kitabı okumamış olanlar için bir açıklama yapmam gerekiyor. bu eser bir aşk romanı değildir. her ne kadar bir noktadan sonra romantizm ekseninde dönse de kafka’nın edebiyat yapma, aşk hikayesi yazma arzusu ile yazdığı bir eser olarak da düşünmemek gerekir. ancak kafka gibi önemli bir yazarın hislerini, düşünme tarzını, hayata bakış açısını göstermesi yönünden önemlidir.
“en iyi dileklerimle, f.kafka” imzası ile sonlanan mektuplar zaman içinde “franz k.” şeklinde ön ada sonrasında “f.” şeklinde kısaltmaya dönüştükçe kafka’nın yükselen duygularına şahit olacağız. nihayetinde “senin” diye imzalanan mektupla “(artık ismimi de kaybettim, gittikçe kısaldı ve bu kadar kaldı)” açıklamasının aşkın daha güzel pek az açıklaması olabileceğini düşünüp ilerleyen mektuplarda kafka’nın “bana aitsin” cümlesini neden sevmediğini öğreneceğiz.
nihayetinde kafka’nın “milena, neden asla gerçekleşmeyecek olan ortak bir gelecek hakkında yazıyorsun” sitemi ile gelen acıyı da göreceğiz.
kafka mektuplaşmaları bittikten bir sene sonra sitem ettiği ortak gelecekleri olmadan ölecek, milena ise ancak kafka öldükten bir yıl sonra kocasından boşanacaktı.
devamını gör...
eczacıbaşı
levent'te, kanyon alışveriş merkezi, özdilek alışveriş merkezinin olduğu yerdeki otobüs durağının ismi, etrafta hiç fabrika olmamasına rağmen fabrikalar durağıdır. eskiden orada alışveriş merkezleri değil, eczacıbaşı ilaç fabrikası vardı.
devamını gör...
hermeneutik
yorumbilim olarak bilinir günümüzde. disiplinin teşekkülü aslında hristiyan kutsal metinlerinin anlaşılmasıyla ilgili sorunlarla ilgilidir. temeli tamamen teolojik tartışmalarla döşenmiştir. günümüzde en genel kavram olarak geisteswissenschaften (beşeri bilimleri bilimler olarak çevrilir ama metafizik arkaplanı türkçeye çevrilirken buharlaşır) hermeneutik disiplinin odak noktasıdır. disiplinin amacı, pozitif bilimler gibi nesnel olguları saptamak değil, öznenin araştırma esnasında yakaladığı anlamların tarihsel,toplumsal ve kültürel yapıyla bağlantısını açıklamaya çalışmaktır. kıyası kullanır.
türkçeye yorumsamacılık olarak çevrilir daha çok.( öztürkçeci anlayışın berbat çevirileri böyle gereksiz bi lügat parçalamaya sebep oldu bu ülkede. adam newton kitabı çevirmiş. moment'i, kıpı diye çevirmiş.
erken dönem tarih felsefecilerinin(u: benedetto croce etc) hermeneutikten disiplin olarak bahsetmese de, kuramlarında değindikleri söylenir. ancak bunu formüllendiren kişi friedrich schleirmacher'dir.* teoriye fazla girmeden özet geçip kapatıyorum konuyu.
daha sonra bütün disiplinlerin başına geldiği gibi eklektizme kurban gidecek hermenötik. pozitivizmli(tarihselci) yorumsamacılık mı ararsın,* romantik yorumsamacılık mı ararsın, eleştirel yorumsamacılık mı ararsın, hepsi var.
geç modern dönemde dilthey'la beraber çizgisini buluyo nihayet disipin. pozitif bilimlere alternatif bir okuma geliştirebiliyo. dilthey'den sonra gelen heidegger'ler gadamer'ler habermas'lar her biri bi ucundan tutup farklı yerlere götürüyolar.*.
türkçeye yorumsamacılık olarak çevrilir daha çok.( öztürkçeci anlayışın berbat çevirileri böyle gereksiz bi lügat parçalamaya sebep oldu bu ülkede. adam newton kitabı çevirmiş. moment'i, kıpı diye çevirmiş.
erken dönem tarih felsefecilerinin(u: benedetto croce etc) hermeneutikten disiplin olarak bahsetmese de, kuramlarında değindikleri söylenir. ancak bunu formüllendiren kişi friedrich schleirmacher'dir.* teoriye fazla girmeden özet geçip kapatıyorum konuyu.
daha sonra bütün disiplinlerin başına geldiği gibi eklektizme kurban gidecek hermenötik. pozitivizmli(tarihselci) yorumsamacılık mı ararsın,* romantik yorumsamacılık mı ararsın, eleştirel yorumsamacılık mı ararsın, hepsi var.
geç modern dönemde dilthey'la beraber çizgisini buluyo nihayet disipin. pozitif bilimlere alternatif bir okuma geliştirebiliyo. dilthey'den sonra gelen heidegger'ler gadamer'ler habermas'lar her biri bi ucundan tutup farklı yerlere götürüyolar.*.
devamını gör...
normal sözlük'ü terk ettikten sonra geri dönen yazarlar
benimdir. tabii bir kaç günlük ara vermek sayılıyorsa.
bu salaklığı iki kez yaptım. ama insan buraya girmeden duramıyor ki azizim.
bu salaklığı iki kez yaptım. ama insan buraya girmeden duramıyor ki azizim.
devamını gör...
lavinia
sana gitme demeyeceğim.
üşüyorsun ceketimi al.
günün en güzel saatleri bunlar.
yanımda kal.
sana gitme demeyeceğim.
gene de sen bilirsin.
yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
incinirsin.
sana gitme demeyeceğim,
ama gitme, lavinia.
adını gizleyeceğim
sen de bilme, lavinia.
özdemir asaf
üşüyorsun ceketimi al.
günün en güzel saatleri bunlar.
yanımda kal.
sana gitme demeyeceğim.
gene de sen bilirsin.
yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
incinirsin.
sana gitme demeyeceğim,
ama gitme, lavinia.
adını gizleyeceğim
sen de bilme, lavinia.
özdemir asaf
devamını gör...
ali ismail korkmaz
t: ülkenin polisi ve insandışı varlıkları tarafından öldüresiye darp edilen, hiçbir suçu olmayan, hastanede saatlerce bilerek tedavi edilmeyen, gencecik bir kardeşimizdi. faillerinin bazıları görüntüler olduğu halde beraat ettirildi, bazıları kasten adam öldürme suçundan 8-10 yıl gibi komik cezalar aldılar. ödül desek daha doğru olur.
ülkemi bu kadar vahşi ve yaşanılmaz bir yer hâline getiren kim varsa hepsine yazıklar olsun. kendi karanlığınızda boğulun.
ülkemi bu kadar vahşi ve yaşanılmaz bir yer hâline getiren kim varsa hepsine yazıklar olsun. kendi karanlığınızda boğulun.
devamını gör...
sözlük dergi turuncu sayfa
lan neler oluyor yeter yeter dediğim başlıktır.
sürekli bir yenilik sürekli bir güzellik vallahi şaşırıyorum artık.
arkanızda acun ılıcalı mı var abi bu işler su mu yakıyor nasıl oluyor anlamıyorum.
hayır hem maaşları yatırıyorsunuz hem sayısız güzellik yapıyorsunuz.
sürekli bir yenilik sürekli bir güzellik vallahi şaşırıyorum artık.
arkanızda acun ılıcalı mı var abi bu işler su mu yakıyor nasıl oluyor anlamıyorum.
hayır hem maaşları yatırıyorsunuz hem sayısız güzellik yapıyorsunuz.
devamını gör...
sahip olduklarına şükret
mutlu olmak istiyorsan yapman gereken eylem.
değilse ne halin varsa gör.
he he, en mutsuz ol.
aferim sana.
kızım sana söylüyorum kalan ergenler siz işitin.
değilse ne halin varsa gör.
he he, en mutsuz ol.
aferim sana.
kızım sana söylüyorum kalan ergenler siz işitin.
devamını gör...
yok olma kaygısı
kimine teselli olandır, ölüme yaklaşana dek teselli, yaklaşınca kaygıya bırakır kendini.
devamını gör...
atm'den parayı alıp sayan insan
babasına bile güvenmeyen insandır.
devamını gör...
bilgili insanların mutsuz olması
kim ne derse desin arkadaş!
bilgi, mutluluğa engeldir. basbayaa engeldir. düşünmek de engeldir.
mutlu ölen filozof var mı?
bilgi, mutluluğa engeldir. basbayaa engeldir. düşünmek de engeldir.
mutlu ölen filozof var mı?
devamını gör...
reklamsız sözlük makarası yaparken adblock kullan diyen tip
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
ben bir ayna idim
baktılar, baktım
gördüler, baktım,
baktılar gördüm.
ne düğünler, ne doğumlar,
ne ölümler gördüm.
en çok yalanlara oldum.
kırdılar,
kırıldım artık.
ben bir ağaçtım
baltalandım.
yonga yonga yongalandım,
yongalarda yandım,
mangallarda, sobalarda,
yangınlarda yandım.
budaklarla budaklandım,
cilalandım, boyalandım.
yaktım, yandım,
yaktılar.
yandım artık
ben bir çağlayandım
bir ırmağa aktım,
ırmak oldum
bir dereye vardım
dere oldum
bir nehire vardım,
nehir oldum
bir denize vardım.
hep baktılar..
aktım artık.
özdemir asaf -imiş
baktılar, baktım
gördüler, baktım,
baktılar gördüm.
ne düğünler, ne doğumlar,
ne ölümler gördüm.
en çok yalanlara oldum.
kırdılar,
kırıldım artık.
ben bir ağaçtım
baltalandım.
yonga yonga yongalandım,
yongalarda yandım,
mangallarda, sobalarda,
yangınlarda yandım.
budaklarla budaklandım,
cilalandım, boyalandım.
yaktım, yandım,
yaktılar.
yandım artık
ben bir çağlayandım
bir ırmağa aktım,
ırmak oldum
bir dereye vardım
dere oldum
bir nehire vardım,
nehir oldum
bir denize vardım.
hep baktılar..
aktım artık.
özdemir asaf -imiş
devamını gör...
suskunlar
ihsan oktay anar'ın 2007 yılında iletişim yayınlarından yayınlanan romanıdır.
bu kitap mezarlıklar arasında sükuneti arayanların kitabı, hafta sonu sadece kafa dinlemeye bir mezara bakıp düşünmek için mezarlığa giden gariplerin okuyabileceği kitaptır, bunu yapmayan biriyseniz ya da bu davranış size çok garip geliyorsa hiç başlamayın derim.
eğer hala okumayı planlıyorsanız bu kitabı, hazırlıklı olmalısınız çünkü sayın ihsan oktay anar musikiyle hicvi, aşkla korkuyu, merhametle kini bir araya getirerek öyle bir karışım yapmış ki okuduğunuz her satır sizi hayretlere sürükleyecek çünkü bir paragrafta etrafta kimseler olmasa kahkaha atarım şimdi diyebileceğiniz bir satır okurken bir sonraki paragrafta ağlamak üzere olduğunuzu fark edeceksiniz…
kitapta ben en çok muhayyer hüseyin efendiyi sevdim. (muhayyer lakabını cemaat içinde kazara yellenmesi sonucu almıştır. bu kazadan sonra hem hayrete düşmesi hem de yellenirken çıkan sesin “muhayyer” perdesinde olduğunun musiki üstatlarınca tespiti, ona böyle bir lakabın takılmasına vesile olmuştu.) ve eflatunu (ona neden eflatun dendiğini de okuyun öğrenin yahu) sevdim.
bu kitap mezarlıklar arasında sükuneti arayanların kitabı, hafta sonu sadece kafa dinlemeye bir mezara bakıp düşünmek için mezarlığa giden gariplerin okuyabileceği kitaptır, bunu yapmayan biriyseniz ya da bu davranış size çok garip geliyorsa hiç başlamayın derim.
eğer hala okumayı planlıyorsanız bu kitabı, hazırlıklı olmalısınız çünkü sayın ihsan oktay anar musikiyle hicvi, aşkla korkuyu, merhametle kini bir araya getirerek öyle bir karışım yapmış ki okuduğunuz her satır sizi hayretlere sürükleyecek çünkü bir paragrafta etrafta kimseler olmasa kahkaha atarım şimdi diyebileceğiniz bir satır okurken bir sonraki paragrafta ağlamak üzere olduğunuzu fark edeceksiniz…
kitapta ben en çok muhayyer hüseyin efendiyi sevdim. (muhayyer lakabını cemaat içinde kazara yellenmesi sonucu almıştır. bu kazadan sonra hem hayrete düşmesi hem de yellenirken çıkan sesin “muhayyer” perdesinde olduğunun musiki üstatlarınca tespiti, ona böyle bir lakabın takılmasına vesile olmuştu.) ve eflatunu (ona neden eflatun dendiğini de okuyun öğrenin yahu) sevdim.
devamını gör...
ece ronay’ın mehmet ali erbil’i ifşa etmesi
bu adamın duyulmadık daha ne rezillikleri var da iyi ki duymuyoruz, yoksa daha da soğurduk kendisinden.
devamını gör...
mor ve ötesi
aranıyor sahibi ruhumun
tam yerine mi düştüm
direniyor faili tutkunun
kızmış ve küçülmüş
aranıyor sahibi ruhumun
tam yerine mi düştüm
direniyor direniyor direniyor
beni büyütün
ağlatmayın
sevginiz nerde
övündüğünüz
beni büyütün
ağlatmayın
sahte düşlerle
oyalamayın
aranıyor sahibi ruhumun
tam yerine mi düştüm
direniyor faili tutkunun
kızmış ve küçülmüş
aranıyor sahibi ruhumun
tam yerine mi düştüm
direniyor direniyor direniyor
beni büyütün
ağlatmayın
sevginiz nerde
övündüğünüz
beni büyütün
ağlatmayın
sahte düşlerle
bir yarım akıllı bir yarım deli
dört yanım akıllı bir yanım deli
herkes akıllı
bir ben deli
bir ben deli
bir ben deli
beni büyütün
ağlatmayın
sevginiz nerde
övündüğünüz
beni büyütün
ağlatmayın
sahte düşlerle
oyalamayın
aklıma direk bu gelir ve söylemeye başlarım
tam yerine mi düştüm
direniyor faili tutkunun
kızmış ve küçülmüş
aranıyor sahibi ruhumun
tam yerine mi düştüm
direniyor direniyor direniyor
beni büyütün
ağlatmayın
sevginiz nerde
övündüğünüz
beni büyütün
ağlatmayın
sahte düşlerle
oyalamayın
aranıyor sahibi ruhumun
tam yerine mi düştüm
direniyor faili tutkunun
kızmış ve küçülmüş
aranıyor sahibi ruhumun
tam yerine mi düştüm
direniyor direniyor direniyor
beni büyütün
ağlatmayın
sevginiz nerde
övündüğünüz
beni büyütün
ağlatmayın
sahte düşlerle
bir yarım akıllı bir yarım deli
dört yanım akıllı bir yanım deli
herkes akıllı
bir ben deli
bir ben deli
bir ben deli
beni büyütün
ağlatmayın
sevginiz nerde
övündüğünüz
beni büyütün
ağlatmayın
sahte düşlerle
oyalamayın
aklıma direk bu gelir ve söylemeye başlarım
devamını gör...