sözlük dergi yazılarını bekliyor
sözlüğün bize sunduğu kutucuklara yazı yazıp okuma özelliği dışında bir radyo, iki dergi gibi bir yenilik sunması çok hoşuma gidiyor. dergimiz de çıkmış yuppii. biraz inceleyebildim ve zor ayrıldım sayfadan. çok akıcı, eğlenceli ve bilgilendirici olmuş. emeği geçenlerin ellerine sağlık.
devamını gör...
restoran sırları
abd yapımı 2012-2015 arası yayınlanmış bir program. restoranlara kurulan gizli kameralar ve mikrofon düzenekleri ile işyerlerini dolandıran çalışanlar izleniyor, sonra işten kovuluyorlar. 11 sezon o berbat kurgularla iyi dayanmış diye düşünmeden edemiyor insan.
devamını gör...
bütün balıkların tadı aynı diyen insan
bütün erkekler aynısınız diyen kızdan farkı olmayan insandır kendileri.
tattın mı kardeşim hepsini?
tattın mı kardeşim hepsini?
devamını gör...
incelikler yüzünden
şarkının sözleri sezen aksu ve pakize barışta imzalı. 1997 çıkışlı demir demirkan etkisi olan sertab gibi albümünün melankolik iklime sahip, travmatik dozu yüksek ve sözleri etkileyici şarkısı.
devamını gör...
old men never die
rıza cemali'nin yönetmenliğini yaptığı farklı bi film.. ölümsüzler köyü olarak türkçeye çevirmişler.
aslan adlı emekli cellat olan bi abimiz var, abimiz bir gün bi köye taşınır ve o köye peşinden ölümsüzlük lanetini de götürür. mevzuya gel.. olay öldürme-ölme-ölememe olunca dram bekliyo insan doğal olarak fakat bu ölememe durumu mizahi bi şekilde anlatılıyor.
aslında ciddi konuların mizahını yapmak artı bi kolaylık gibi. çünkü beklenilmeyen var işin içinde. neyse..
filmin sonlarını ve askerleri saymazsak sadece yaşlıların sahneleri vardı. özellikle hamam sahnesi en ilginç sahnelerden biriydi.. düşünsenize üç beş dayı hamamda birbirini boğmaya çalışıyolar ölemiyolar falan.. ölememek de kötü bi şeymiş dedirtiyolar insana resmen..
asker mevzusu da ilginçti. ne zaman dedeler ölmek için bi hamle yapsalar askerler onları kurtarıyodu. burda bişiler gizli olabilir ama onu ben çözemem..
bu mizahi anlatışa rağmen dram havası tabii kendini belli ediyo. babasını bile öldüren cellat aslan içten içe suçluluk duygusu besliyor..
nitekim sonunda da patates ediyo kendini.
filmin genelindeki görsellik kaliteliydi. tarkovsykivari manzara çekimleri var, şöyle uzaktan uzaktan elli beş bin saat süren..
sözlüğün asıl fularlısı evernevergreen'e tavsiyesi için enişten teşekkürlerimi sunuyor, hayatında başarılar diliyorum.*
aslan adlı emekli cellat olan bi abimiz var, abimiz bir gün bi köye taşınır ve o köye peşinden ölümsüzlük lanetini de götürür. mevzuya gel.. olay öldürme-ölme-ölememe olunca dram bekliyo insan doğal olarak fakat bu ölememe durumu mizahi bi şekilde anlatılıyor.
aslında ciddi konuların mizahını yapmak artı bi kolaylık gibi. çünkü beklenilmeyen var işin içinde. neyse..
filmin sonlarını ve askerleri saymazsak sadece yaşlıların sahneleri vardı. özellikle hamam sahnesi en ilginç sahnelerden biriydi.. düşünsenize üç beş dayı hamamda birbirini boğmaya çalışıyolar ölemiyolar falan.. ölememek de kötü bi şeymiş dedirtiyolar insana resmen..
asker mevzusu da ilginçti. ne zaman dedeler ölmek için bi hamle yapsalar askerler onları kurtarıyodu. burda bişiler gizli olabilir ama onu ben çözemem..
bu mizahi anlatışa rağmen dram havası tabii kendini belli ediyo. babasını bile öldüren cellat aslan içten içe suçluluk duygusu besliyor..
nitekim sonunda da patates ediyo kendini.
filmin genelindeki görsellik kaliteliydi. tarkovsykivari manzara çekimleri var, şöyle uzaktan uzaktan elli beş bin saat süren..
sözlüğün asıl fularlısı evernevergreen'e tavsiyesi için enişten teşekkürlerimi sunuyor, hayatında başarılar diliyorum.*
devamını gör...
jay jay johanson
ilk albümü whiskey’i 1996 yılında çıkaran isveçli jaje johansson’un sahne adı. trip-hop/elektronik-pop ve yer yer synth-popa kayan müzisyen, chet baker’a olan hayranlığı sebebiyle müzisyen olmaya karar vermiş. çok bilinen so tell the girl that ı’m back in town’ı büyüdüğü küçük isveç kasabası trollhattan’da babaaanesini ziyareti sırasında yazmış.
son albümü king cross 2019’da yayınlandı.
bir röportajında;
"ilk üç dört albümümde anlattığım yalnızlık, çok yalnız birinin yazdığı yalnızlıktı, albümlerin geri kalanında anlattığım yalnızlık, sevdiğim insanlardan uzaklaşmanın yalnızlığı” demiştir.
benim favorim olan poison albümünden far away, alone again dinleyerek aşk acısını pekiştirebilirsiniz.
son albümü king cross 2019’da yayınlandı.
bir röportajında;
"ilk üç dört albümümde anlattığım yalnızlık, çok yalnız birinin yazdığı yalnızlıktı, albümlerin geri kalanında anlattığım yalnızlık, sevdiğim insanlardan uzaklaşmanın yalnızlığı” demiştir.
benim favorim olan poison albümünden far away, alone again dinleyerek aşk acısını pekiştirebilirsiniz.
devamını gör...
yazarların doğum gününde yaşadığı garip olaylar
annem beni kutlayıp "iyi ki seni aldırmamışım" demişti. doğurmak istemediğini doğum günümde öğrenmek baya üzücüydü. meğer 4-5 kez denemiş hep bir aksilik çıkmış.
devamını gör...
evine gelen aşı ekibini reddedip corona olup ölen kadın
benim yengem aşı olduktan 1,5 ay sonra öldü. herhalde türkiye'de ilk aşı olanlardan. kadın aşı olduktan sonra bir süre halsiz, kırgın ve hasta gibiydi. sonra tam toparladı dedik fenalaştı hastaneye kaldırıldı ve 1 hafta sonra öldü. söyleyeceklerim bu kadar.
insanların kendi tercihi aşı olurlar ya da olmazlar. sanki aşı olanlar hastalanmıyor, ölmüyor gibi davranılması ilginç. her şeyi geçtim ölmüş abi insan ölmüş, bir ocak sömüş, bir nefes durmuş, bir çok yüreğe kor düşmüş... yazık gerçekten çok yazık... neyse...
insanların kendi tercihi aşı olurlar ya da olmazlar. sanki aşı olanlar hastalanmıyor, ölmüyor gibi davranılması ilginç. her şeyi geçtim ölmüş abi insan ölmüş, bir ocak sömüş, bir nefes durmuş, bir çok yüreğe kor düşmüş... yazık gerçekten çok yazık... neyse...
devamını gör...
sokağa çıkma yasağında evde yapılacaklar
ne büyüttünüz bu olayı be.
sanki normal zamanda çok matah bir şey yapıyormuşsunuz gibi.
sanki normal zamanda çok matah bir şey yapıyormuşsunuz gibi.
devamını gör...
solak olmanın zorlukları
tokalaşmaktan nefret ediyorum arkadaşım ben sağ elimle tam olarak kontrol sağlayamıyorum, sol elimle tokalaşmak istiyorum neden sağ ile tokalaşıyoruz diye beni isyan ettiren olay.
devamını gör...
başörtüsüyle okumak isteyenler arabistan'a gitsin
zaten bu ülkede herkes birbirine bir yerlere gitmesini söylüyor. kişiye göre değişik rotalar öneriliyor. kimileri sıcak arabistan'a, kimileri soğuk moskova'ya...
devamını gör...
bir servis tabağına 900 tl vermek
çok sevdiğimiz bir komşunuza, taşınacağı için, güçlerimizi birleştitip
sırf ayağı gümüş diye, verdiğimiz para ile yaptığımız eylem.
mantıklı değil ama yapacak bir şey yok.
konsepte karşı koyulmuyor.
ben taşınınca bana da alırlar umarım.
sırf ayağı gümüş diye, verdiğimiz para ile yaptığımız eylem.
mantıklı değil ama yapacak bir şey yok.
konsepte karşı koyulmuyor.
ben taşınınca bana da alırlar umarım.
devamını gör...
babayla girilen diyaloglar
-baba bana para ver.
+neee?
+neee?
devamını gör...
köylü yazardan ironiler
sanki asansörden çıkıp kapıyı anahtarla açarken "dur bi kapısını çalayım, iki laflarız" diyebilecegim kadar yakın. kek pişince çocuklarla bir tabak gönderebilecegim kadar samimi, içimdekileri anlatınca kırmızı odaya girmişim gibi dinleyecegine emin olduğum kadar kaliteli. iyi ki var.
devamını gör...
evinizde bulunmasından en çok keyif aldığınız eşya
üçlü priz. kimsenin kıymetini bilmediği o hayat kurtaran alet, seviyorum seni turuncu üçlü prizim.
devamını gör...
modern insanın en büyük problemi
okumayı, düşünmeyi bir tarafa bırakıp; bakmayı, izlemeyi tercih etmesidir.
devamını gör...
pirinç boğa
antik yunanın antika uygulamalarından birisidir diyebiliriz zira uygulamayı bulan hergele atinalı. adam hiç üşenmemiş bu cezanın uygulanması için suçlulara özel pirinçten bir boğa yapmış. mevzu şöyle işliyor; suçluyu bunun içerisine bir güzel yerleştiriyorsun, altını kısık ateşte yakıyorsun, ateş harlandıkça içerideki suçlu kıvama geliyor ve yandım anam diye böğürmeye başlıyor. bu böğüme dışarıya kızgın bir boğanın inlemesi gibi aksediyor. idamı izleyenler de boğanın kızgın sesini duydukça aşka geliyor ve zevkten çığlık çığlığa bağırıyorlar.
bu manyaklığa imza atan adamın adı ise perilaus! yani hangi akla hizmet insan böyle bir şey tasarlar ki? adamın beyin kıvrımlarında nasıl bir psikopatlık dolaştığını merak etmiyor değilim. bir de bu manyak yaptığı pirinç boğayı dönemin bir başka kalifiye manyağı sicilyalı tiran phalaris'e götürüyor ve şöyle diyor;
''ey phalaris, bir adamı cezalandırmak istersen, onu boğanın arasına kapat ve altına ateş yak, iniltileriyle boğanın böğürdüğü sanılacak ve acı çığlıkları burun deliklerindeki borulardan geçerken size zevk verecek. ''
ha bu sözleri söylemiş midir? söylememiş midir? bilemem ama tarihçi diodorus siculus'un iddiası bu yönde. ben şahsen kendisine inanıyorum. böyle bir tasarıma imza atan adam, bu sözleri aşk ile şevk ile söylemiştir. hatta mevzuyu tirana tutku ile anlatmıştır. eh sen mevzuyu böyle anlatırsan, karşındaki manyakta bunlardan etkilenir tabi. bu iki manyağın sohbetleri sonucunda phlaris boğayı yerinde incelemek istemiş ve perilaus'tan ufak bir gösteri talep etmiştir. ''hele bir geç şu boğanın içine de, duyalım o kadar övdüğün şu sesleri!'' demek suretiyle bizim manyağın aklını almıştır. phlaris'in o anki yüz ifadesini cidden merak ediyorum. millet yansın, çığlık çığlığa bağırsın, ben de zevk alayım diye boğa tasarla, sonra ilk denek sen ol. kalbine inmiş olmalı. vallahi orada olsam, anadolu usulü okkalı bir ''oh olsun!'' çekerdim şeref yoksunu hergeleye! şak sesi de, tüm saray efradı tarafından duyulurdu! ava giderken avlanan perilaus, topuklarını mabadına vura vura bir güzel girmiş pirinç boğanın içerisine, boğa'ya dublaj yapmış. netice olarak mekanizmanın mucidi kendisi, ne de güzel böğürtmüştür o boğayı(!) tabi sonrası daha dramatik olmuş bizim psikopat için zira tiran bunu tam kıvama gelmeden boğanın içerisinden çıkartmış. sanırım az pişmiş bir kıvamda falan çıkmış olmalı boğadan. o anda kesin paçayı kurtardık diye düşünmüştür. ama umduğu gibi olmamış, halla hop tereyağlı ballı ekmek nidaları eşliğinde, bunu güzelce paket yapıp atmışlar uçurumdan aşağı. insan kiminle muhatap olacağını iyi bilmeli sonra adama öyle bir eşek şakası yapıyorlar ki geri dönüşü de olmuyor...
neyse efendim mucit ölü ama tasarım aktif. artık bu şekilde kaç cana kıyıldı bilinmez. lakin içimizi soğutan tek şey; bu iki manyağın da pirinç boğanın tadına bakmış olması. manyak tiran da almış boğadan nasibini. tahttan indirildiği zaman kahkahalar atarak izlediği gösterilerin öznesi olup, çığlıklar atarak ölmüş. bu hikaye de burada bitmiş.
boğa da şöyle bir şey;

bu manyaklığa imza atan adamın adı ise perilaus! yani hangi akla hizmet insan böyle bir şey tasarlar ki? adamın beyin kıvrımlarında nasıl bir psikopatlık dolaştığını merak etmiyor değilim. bir de bu manyak yaptığı pirinç boğayı dönemin bir başka kalifiye manyağı sicilyalı tiran phalaris'e götürüyor ve şöyle diyor;
''ey phalaris, bir adamı cezalandırmak istersen, onu boğanın arasına kapat ve altına ateş yak, iniltileriyle boğanın böğürdüğü sanılacak ve acı çığlıkları burun deliklerindeki borulardan geçerken size zevk verecek. ''
ha bu sözleri söylemiş midir? söylememiş midir? bilemem ama tarihçi diodorus siculus'un iddiası bu yönde. ben şahsen kendisine inanıyorum. böyle bir tasarıma imza atan adam, bu sözleri aşk ile şevk ile söylemiştir. hatta mevzuyu tirana tutku ile anlatmıştır. eh sen mevzuyu böyle anlatırsan, karşındaki manyakta bunlardan etkilenir tabi. bu iki manyağın sohbetleri sonucunda phlaris boğayı yerinde incelemek istemiş ve perilaus'tan ufak bir gösteri talep etmiştir. ''hele bir geç şu boğanın içine de, duyalım o kadar övdüğün şu sesleri!'' demek suretiyle bizim manyağın aklını almıştır. phlaris'in o anki yüz ifadesini cidden merak ediyorum. millet yansın, çığlık çığlığa bağırsın, ben de zevk alayım diye boğa tasarla, sonra ilk denek sen ol. kalbine inmiş olmalı. vallahi orada olsam, anadolu usulü okkalı bir ''oh olsun!'' çekerdim şeref yoksunu hergeleye! şak sesi de, tüm saray efradı tarafından duyulurdu! ava giderken avlanan perilaus, topuklarını mabadına vura vura bir güzel girmiş pirinç boğanın içerisine, boğa'ya dublaj yapmış. netice olarak mekanizmanın mucidi kendisi, ne de güzel böğürtmüştür o boğayı(!) tabi sonrası daha dramatik olmuş bizim psikopat için zira tiran bunu tam kıvama gelmeden boğanın içerisinden çıkartmış. sanırım az pişmiş bir kıvamda falan çıkmış olmalı boğadan. o anda kesin paçayı kurtardık diye düşünmüştür. ama umduğu gibi olmamış, halla hop tereyağlı ballı ekmek nidaları eşliğinde, bunu güzelce paket yapıp atmışlar uçurumdan aşağı. insan kiminle muhatap olacağını iyi bilmeli sonra adama öyle bir eşek şakası yapıyorlar ki geri dönüşü de olmuyor...
neyse efendim mucit ölü ama tasarım aktif. artık bu şekilde kaç cana kıyıldı bilinmez. lakin içimizi soğutan tek şey; bu iki manyağın da pirinç boğanın tadına bakmış olması. manyak tiran da almış boğadan nasibini. tahttan indirildiği zaman kahkahalar atarak izlediği gösterilerin öznesi olup, çığlıklar atarak ölmüş. bu hikaye de burada bitmiş.
boğa da şöyle bir şey;

devamını gör...
sözlükte siyaset yapmak
sadece sözlükte değil, her ortamda ve durumda yapmamış olsanız da yapmış sayılacağınız eylemdir. maalesef yaşamımızın her alanına öyle veya böyle girmiş bir şeydir siyaset. yanlış gördüğünüz bir şey için yanlış buluyorum diyemezsiniz çünkü hain olmaktan korkarsınız. doğru gördüğünüz bir uygulamayı övemezsiniz çünkü akçomar olmaktan korkarsınız. yeni yılın gelişini kutlamak istersiniz hristiyan özentisi olursunuz. yakıt almak istediğimde bile "bir sonrakinden alalım bu firma x gruba ait." diyeni gördü bu gözler. okuyacak gazete, izleyecek haber bulamazsınız, neyse uzatmayayım. bu kadar fanatizm içinde istemeseniz de bir yere çekileceksiniz. normal, dürüst, objektif birisi mi olmak istiyorsunuz? hep susacaksınız.
devamını gör...
tarkan filmindeki ahtapot
küçükken izleyen her bireyin bilinçaltında yer eden tırstırıcı ahtapot.
devamını gör...
boğazlı kazak
alıştıktan sonra güzeldir. alışana kadar boğar.
devamını gör...