kız istemeye giden alakasız kişi
paragrafın anlam bütünlüğünü bozan kişidir. yeme içmeye de gelmiş olabilir sosyolojik bir gözlem yapmaya da. erkek tarafı tarafından aile yakınımız diye tanıtılır. aile yancısıdır.
devamını gör...
geceleri uyutmayan dertler
dert mi bilmiyorum ama şu an ki şarkının her zerresinde o var, onu düşünüyorum ondan.
"üzülme üzülürüm kıyamam sana
bilirsin kötü söz diyemem sana
ben düşler ülkesinin gelgit akıllısıyım
ayrılık hakkaten sonradan koydu bana(koymadı. ayrılık, sensizliğin cehennemi.)
ne emeğini inkar etmem
ne hakkını ödemem mümkün
hakkettiğin içine sinsin
oof sen altın kalpli bir adamsın. "
seni sevmek güzel şey. ayrılınca sevmiyorum diyemem, seviyorum.
sonra geçer gidersin. sesini, gülüşünü duymam, mesaj, telefon beklemem ve yavaş yavaş sulamadığın gülün ölür, gider, kurur.
"üzülme üzülürüm kıyamam sana
bilirsin kötü söz diyemem sana
ben düşler ülkesinin gelgit akıllısıyım
ayrılık hakkaten sonradan koydu bana(koymadı. ayrılık, sensizliğin cehennemi.)
ne emeğini inkar etmem
ne hakkını ödemem mümkün
hakkettiğin içine sinsin
oof sen altın kalpli bir adamsın. "
seni sevmek güzel şey. ayrılınca sevmiyorum diyemem, seviyorum.
sonra geçer gidersin. sesini, gülüşünü duymam, mesaj, telefon beklemem ve yavaş yavaş sulamadığın gülün ölür, gider, kurur.
devamını gör...
4 nisan 2021 103 emekli amiralin bildirisine soruşturma açılması
103 emekli amiral imzasıyla, tbmm başkanı mustafa şentop'un montrö boğazlar sözleşmesi'ne ilişkin sözleri sonrası başlayan tartışmalara ve deniz ikmal komutanı tuğamiral mehmet sarı'nın "takke ve cübbe" giydiği bir fotoğrafının basına yansımasına ilişkin olarak yayımladıkları bildiri hakkında soruşturma başlatıldı.
buradan
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bir televizyon programına başvurdum bundan epey bir zaman önce. salak saçma bir form doldurdum kanalın websitesinden, fotoğraf yükledim vs. neden böyle saçma bir şey yaptım bilmiyorum ama yaptım. her neyse itirafım bu değil.
başvurum olumsuz bir dönüşe bile layık görülmedi. aranmadım.
ee ne var bunda değil mi? bence de öyle. öyleydi. ta ki başvurumdan bir süre sonra, günlerden bir gün mezkur yarışma programını izleyene dek.
söz konusu yarışma ülkenin en çok izlenen televizyon kanallarından birinde yayımlanan bir yemek yarışması.
yorgun argın yemek hazırladım kendime eve geldikten bir süre sonra. yalnız yemek yemekten nefret ettiğim için bir ses, bir hareket olsun diye televizyonu açayım dedim. aa baktım program. başladım izlemeye. güzelce bir kız ve bir aşçı abi yarışıyor. keyifli keyifli izledim. puanlama başladı, kız çok sempatik ama abinin yemeği daha güzel. kız kazanamayacak belli ama keşke kazansa diyorum. sevdim kızı. tatlı, bıcır bıcır bi' şey! bir de profesyonel aşçıların zaten böyle yarışmalarda zayi olmasına gönlüm razı gelmiyor falan. tahmin ettiğim gibi abi önde gidiyor ama, son jürinin puanı açıklanmadan en fazla 10 saniye önce…
o nasıl bir an! tarif etmesi çok güç, insan beyni çok acayip bir şey.
kızın, benim kazanmasını istediğim kızın, o sempatik, o şeker şeyin, sevgilimin eski sevgilisi olduğunu anlıyorum kavrayış anı dedikleri, o salisenin kaç milyonda biri olduğunu bilmediğim anda! büyük aşkı. yarası. benden çok uzun zaman öncesine ait bir hikaye. kızın fotoğrafını görmüştüm alakasız bir şekilde bir zamanlar. biraz değişmiş. ama adı, doğup büyüdüğünü söylediği şehir… kısa süreli bir şok yaşıyorum. en fazla 5 saniyemi alıyor kızın o kız olduğundan emin olmam. arıyorum sevgilimi, televizyonu açmasını söylüyorum. neden diye sorma, ben böyleyim. reklam başlıyor. reklam bitiyor. beni onuyor. kız o kız.
beni bırak çağırmayı, aramaya bile tenezzül etmedikleri programda yarışan kızın kaybedişini izliyoruz evlerimizde telefonu kapatmadan. dünyanın en saçma şeyi.
daha bitmedi.
tesadüf bu ya bahsi geçen kızla ilişkileri yaz aşkı olarak başlamış ve istanbul'dan 3 erkek arkadaş gitmişler kızın o zamanlar yaşadığı şehre. o arkadaşlardan biri de o esnada erkek arkadaşımın evinde. öyle her hafta görüşmezler hee, ayda yılda bir. işler güçler işte, klasik hepimizin bildiği hikayeler…
telefonu kapatıyoruz, arkadaşıyla kim bilir neler konuşuyorlar. eski defterlerin açılmamış olması mümkün değil. bok gibiyim. benim kendimi kötü hissettiğimi biliyor, sen bana yemek yapıyorsun, senin yemeklerin en güzeli o yüzden diyor. sinirleniyorum. ne alakası var? kavga ediyorum. ben ediyorum ama, o susuyor. daha da sinirleniyorum. tanıdıkları vardır öyle girmiştir yarışmaya falan diyor. "zaten sektörün içinde. biliyorsun." allahım rezillik...
her neyse itirafım bu da değil. şu;
bir süre geçiyor. sakinleşiyorum. duşa girip çıkıyorum. oturup bir sigara yakıyorum, halıya bakıyorum. ve soruyorum kendime; seni üzen ne miko? beni aramadıkları yarışmada sevgilimin eski sevgilisinin yarışması... bu cevap bir farkındalığa yol açıyor. üzüntü yerini çok daha güçlü başka bir duyguya bırakıyor. bu an en üzüldüğün anın değil. ama düşün bakalım kendinden daha çok utandığın bir anın var mı? yok. yoktu.
başvurum olumsuz bir dönüşe bile layık görülmedi. aranmadım.
ee ne var bunda değil mi? bence de öyle. öyleydi. ta ki başvurumdan bir süre sonra, günlerden bir gün mezkur yarışma programını izleyene dek.
söz konusu yarışma ülkenin en çok izlenen televizyon kanallarından birinde yayımlanan bir yemek yarışması.
yorgun argın yemek hazırladım kendime eve geldikten bir süre sonra. yalnız yemek yemekten nefret ettiğim için bir ses, bir hareket olsun diye televizyonu açayım dedim. aa baktım program. başladım izlemeye. güzelce bir kız ve bir aşçı abi yarışıyor. keyifli keyifli izledim. puanlama başladı, kız çok sempatik ama abinin yemeği daha güzel. kız kazanamayacak belli ama keşke kazansa diyorum. sevdim kızı. tatlı, bıcır bıcır bi' şey! bir de profesyonel aşçıların zaten böyle yarışmalarda zayi olmasına gönlüm razı gelmiyor falan. tahmin ettiğim gibi abi önde gidiyor ama, son jürinin puanı açıklanmadan en fazla 10 saniye önce…
o nasıl bir an! tarif etmesi çok güç, insan beyni çok acayip bir şey.
kızın, benim kazanmasını istediğim kızın, o sempatik, o şeker şeyin, sevgilimin eski sevgilisi olduğunu anlıyorum kavrayış anı dedikleri, o salisenin kaç milyonda biri olduğunu bilmediğim anda! büyük aşkı. yarası. benden çok uzun zaman öncesine ait bir hikaye. kızın fotoğrafını görmüştüm alakasız bir şekilde bir zamanlar. biraz değişmiş. ama adı, doğup büyüdüğünü söylediği şehir… kısa süreli bir şok yaşıyorum. en fazla 5 saniyemi alıyor kızın o kız olduğundan emin olmam. arıyorum sevgilimi, televizyonu açmasını söylüyorum. neden diye sorma, ben böyleyim. reklam başlıyor. reklam bitiyor. beni onuyor. kız o kız.
beni bırak çağırmayı, aramaya bile tenezzül etmedikleri programda yarışan kızın kaybedişini izliyoruz evlerimizde telefonu kapatmadan. dünyanın en saçma şeyi.
daha bitmedi.
tesadüf bu ya bahsi geçen kızla ilişkileri yaz aşkı olarak başlamış ve istanbul'dan 3 erkek arkadaş gitmişler kızın o zamanlar yaşadığı şehre. o arkadaşlardan biri de o esnada erkek arkadaşımın evinde. öyle her hafta görüşmezler hee, ayda yılda bir. işler güçler işte, klasik hepimizin bildiği hikayeler…
telefonu kapatıyoruz, arkadaşıyla kim bilir neler konuşuyorlar. eski defterlerin açılmamış olması mümkün değil. bok gibiyim. benim kendimi kötü hissettiğimi biliyor, sen bana yemek yapıyorsun, senin yemeklerin en güzeli o yüzden diyor. sinirleniyorum. ne alakası var? kavga ediyorum. ben ediyorum ama, o susuyor. daha da sinirleniyorum. tanıdıkları vardır öyle girmiştir yarışmaya falan diyor. "zaten sektörün içinde. biliyorsun." allahım rezillik...
her neyse itirafım bu da değil. şu;
bir süre geçiyor. sakinleşiyorum. duşa girip çıkıyorum. oturup bir sigara yakıyorum, halıya bakıyorum. ve soruyorum kendime; seni üzen ne miko? beni aramadıkları yarışmada sevgilimin eski sevgilisinin yarışması... bu cevap bir farkındalığa yol açıyor. üzüntü yerini çok daha güçlü başka bir duyguya bırakıyor. bu an en üzüldüğün anın değil. ama düşün bakalım kendinden daha çok utandığın bir anın var mı? yok. yoktu.
devamını gör...
tanım beğenme konusunda cimri olmamız
bu ara ekstra bir cimrileştik yine. bedava arkadaşlar beğeni hatta karma puan kazanıyorsunuz. bu ne pintilik yahu.
devamını gör...
saçı kazıtmak
bugün yaptırdığım olay. şöyle jason statham'a benzemek isterken atakan özyurt'un saçlarını kazıttığı haline benzedim.
şaka bir yana, sınava hazırlanan herkese tavsiye ederim. çünkü kitaba bakarken elinizi saçınıza götürdüğünüzde o telin kopup sayfanın üzerine düşmesi odak noktanızı dersten başka yöne kaydırıyor. kazıtın, kafanız rahat olsun. ki zaten pandemiden dolayı hep evdeyiz. sınav maratonu bitince yine uzun uzun takılırsınız.
şaka bir yana, sınava hazırlanan herkese tavsiye ederim. çünkü kitaba bakarken elinizi saçınıza götürdüğünüzde o telin kopup sayfanın üzerine düşmesi odak noktanızı dersten başka yöne kaydırıyor. kazıtın, kafanız rahat olsun. ki zaten pandemiden dolayı hep evdeyiz. sınav maratonu bitince yine uzun uzun takılırsınız.
devamını gör...
dibe vurmuş insanlara tavsiyeler
o dip dediğiniz sizin algınız, bu dünyanın dibi yok emin olun. ondan kıyıdan köşeden devam edin işte, gelmeyi biz istemedik aşikar ama gidene kadar otobüsten inme şansımız yok böyle düşünün. koyun alüminyum elementine ben öyle yapmaya çalışıyorum.
devamını gör...
ateistlerin vatan haini olduğu gerçeği
bu ve benzeri başlıklar açan lüzumsuz asalakları çoğalmadan ayıklamanızı tavsiye ederim sayın sözlük yöneticileri.
bu başlıklar anayasaya göre suçtur ve insanları kin ve nefrete sürükler.
türkiye cumhuriyeti anayasasına göre:
madde. herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir. kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.
bu başlıklar anayasaya göre suçtur ve insanları kin ve nefrete sürükler.
türkiye cumhuriyeti anayasasına göre:
madde. herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir. kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.
devamını gör...
cogito ergo sum
düşünüyorum öyleyse varım.
descartes’in bu sözü (bkz: max stirner) tarafından şöyle yorumlanmıştır.
d’ye göre insan düşündüğü sürece yaşar. burada düşünmek entelektüel bir düşünce eylemidir. sadece düşünce yaşar, insan bir et parçası değil bir fikirdir.
descartes’in bu sözü (bkz: max stirner) tarafından şöyle yorumlanmıştır.
d’ye göre insan düşündüğü sürece yaşar. burada düşünmek entelektüel bir düşünce eylemidir. sadece düşünce yaşar, insan bir et parçası değil bir fikirdir.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
gençler kimse uğramıyor eve,köyden ekmek ve nar geldi.toplanın.*
devamını gör...
fakirleri avutmak için uydurulmuş şeyler
"kader, bu da senin sınavın."
devamını gör...
sosyal medya kullanmayan insan
sosyal medya tam da platon'un mağara alegorisindeki mağaraya benziyor. sosyal medya kullanmayan kişiler için mağaradan çıkmayı başarmış insanlar diyebiliriz gibi geliyor, her ne kadar sosyal medya kullanmayan insanları gördüğümüzde ''mağarada mı yaşıyorsun?'' sözü sarf edilse de, belki de o mağaraya tutsak olan bizlerizdir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en sevdiği çizgi film introları
doraemon;anime severler için harika bir introdur:
devamını gör...
kilim
iki iplik sistemine dayanılarak yapılan en eski dokuma türlerinden biridir.
kilimin ne anlama geldiğini fatih kısaparmak'tan dinleyelim.
sevdiğine sözü olan bir kilim dokur
kilimin dilinden ancak anlayan okur
sırlarımı verdim sana sevgimi verdim
şu gönlümü kilim yaptım yoluna serdim
ayıptır günahtır diye kilit vurdular dilime
aşkı dokudum kilime anlıyor musun
yetinmedim türkü yaktım gayrı bu canımdan bıktım
hani senin olacaktım dinliyor musun.
kilim kalbin aynasıdır gönlün sesidir
her nakışı bir duygunun ifadesidir
kilim sevgiliye çağrı, aşka davettir
kimi renkler şikayettir kimi hasrettir
ayıptır günahtır diye kilit vurdular dilime
aşkı dokudum kilime anlıyor musun
yetinmedim türkü yaktım gayrı bu canımdan bıktım
hani senin olacaktım dinliyor musun
ben şu gönül tezgahında kilim dokudum
erenlerin dergahında aşkı okudum
töremizde kilim demek ilim demektir
kilim sevdadır özlemdir derttir istektir
ayıptır günahtır diye kilit vurdular dilime
aşkı dokudum kilime anlıyor musun
yetinmedim türkü yaktım gayrı bu canımdan bıktım
hani senin olacaktım dinliyor musun anlıyor musun.
kilim motiflerine gelince
muska motifi kötü olaylardan korumanın;
kartal motifi kudretin;
küpe motifi genç kızın evlilik isteğinin;
göz motifi nazara karşı korunmanın;
bukağı motifi ailenin birliğinin;
el motifi verimliliğin;
parmak motifi kem gözlerden korunmanın;
tarak motifi doğumun;
pıtrak motifi bolluğun;
sandık motifi genç kızların çeyiz sandığının ve hayırlı kısmet bulmanın;
artı motifi tehlikelerden korunmanın;
ejderha motifi bereketin;
bülbül ve güvercin gibi kuş motifleri iyi şansın;
eli belinde motifi dişiliğin ve verimliliğin;
saç bağı motifi evlenme isteğinin;
koçboynuzu motifi güç ve erkekliğin;
suyolu motifi suyun insan hayatındaki öneminin;
akrep motifi akrebin kötülüğünden korunmanın;
yıldız motifi üretkenliğin;
hayat ağacı motifi sonsuzluğun sembolüdür.
kilimin ne anlama geldiğini fatih kısaparmak'tan dinleyelim.
sevdiğine sözü olan bir kilim dokur
kilimin dilinden ancak anlayan okur
sırlarımı verdim sana sevgimi verdim
şu gönlümü kilim yaptım yoluna serdim
ayıptır günahtır diye kilit vurdular dilime
aşkı dokudum kilime anlıyor musun
yetinmedim türkü yaktım gayrı bu canımdan bıktım
hani senin olacaktım dinliyor musun.
kilim kalbin aynasıdır gönlün sesidir
her nakışı bir duygunun ifadesidir
kilim sevgiliye çağrı, aşka davettir
kimi renkler şikayettir kimi hasrettir
ayıptır günahtır diye kilit vurdular dilime
aşkı dokudum kilime anlıyor musun
yetinmedim türkü yaktım gayrı bu canımdan bıktım
hani senin olacaktım dinliyor musun
ben şu gönül tezgahında kilim dokudum
erenlerin dergahında aşkı okudum
töremizde kilim demek ilim demektir
kilim sevdadır özlemdir derttir istektir
ayıptır günahtır diye kilit vurdular dilime
aşkı dokudum kilime anlıyor musun
yetinmedim türkü yaktım gayrı bu canımdan bıktım
hani senin olacaktım dinliyor musun anlıyor musun.
kilim motiflerine gelince
muska motifi kötü olaylardan korumanın;
kartal motifi kudretin;
küpe motifi genç kızın evlilik isteğinin;
göz motifi nazara karşı korunmanın;
bukağı motifi ailenin birliğinin;
el motifi verimliliğin;
parmak motifi kem gözlerden korunmanın;
tarak motifi doğumun;
pıtrak motifi bolluğun;
sandık motifi genç kızların çeyiz sandığının ve hayırlı kısmet bulmanın;
artı motifi tehlikelerden korunmanın;
ejderha motifi bereketin;
bülbül ve güvercin gibi kuş motifleri iyi şansın;
eli belinde motifi dişiliğin ve verimliliğin;
saç bağı motifi evlenme isteğinin;
koçboynuzu motifi güç ve erkekliğin;
suyolu motifi suyun insan hayatındaki öneminin;
akrep motifi akrebin kötülüğünden korunmanın;
yıldız motifi üretkenliğin;
hayat ağacı motifi sonsuzluğun sembolüdür.
devamını gör...
devlet bahçeli'nin ülkeye katkısı nedir sorunsalı
matematiği sevdirmesidir.toplama çıkarma işlemini miting alanında ustalıkla yapıp üstüne birde alkış almasıdır.
devamını gör...
öldü demenin binbir çeşidi
aramızdan ayrıldı - sosyetik hali
hakkın rahmetine kavuştu - dinci hali
ışıklar içinde uyu- sanatçı hali
toprağı bol olsun- halk hali
geberip gitti-nefret hali
hakkın rahmetine kavuştu - dinci hali
ışıklar içinde uyu- sanatçı hali
toprağı bol olsun- halk hali
geberip gitti-nefret hali
devamını gör...



