kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

başlığı okuyunca düşündüm de,
derse girmek zorunda olmak hep sıkıntıydı bana, okul kavramını hiç sevmedim, çok fazla ciddiye de almadım, yine de notlarım yüksekti, kazandığım bölümler olmasına rağmen üniversiteyi okumadım, sırf bu yüzden, öğretmen, müdür, sınav, niye yapmak zorunda olduğumuza hiç bir zaman ikna olmadım,
mimarlık okumak isterdim, onun içinde hazırlanıp filan, üşendim.

ama bir tek ingilizce dersini seviyormuşum, tek isteyerek girdiğim ders odur, türkçe konuşulmadığı için heralde.
tam 100 alırdım, ingilizce haberler, şarkılar filan, yabancı dile değilde yurt dışına, dünyaya merakım varmış, bak şimdi farkettim.

o dünya haritası, dünya ile iletişim gözümü alıyordu belki de, zaten meslek olarak da uluslarası operasyon da çalıştım hep, sonra çalışmayı da sevmediğimi farkettim o da ayrı bir konu.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gözlere sanıldığı gibi ekstra iyi gelmeyen sebze.
bahsedilen bilgi, aslında 2. dünya savaşı esnasında radar teknolojisini almanlardan gizlemek isteyen ingiliz ordusunun bir propagandasıydı.
propaganda o kadar başarılı olmuştu ki; çocuklara dondurma yerine havuç yenilmesi öğretiliyor, çubuk havuçlar satılıyordu.
anlayacağınız üzere, havuç bir zamanlar aşırı popüler bir sebzeydi.

o dönemlere ait fotooğraflar:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

havuç sadece a vitamini ekslikliği olduğu durumlarda göze iyi gelir ama mucizeler yaratmaz. daha iyi göreceğim diye abartıya kaçılmaması gerekir. ciddi miktarlarda alındığında ciltte sarı-turuncu renkler bırakabilir.
devamını gör...

angaralı yemini.
devamını gör...

devamını gör...

kaktüs tabi ki , kaktüsteki asalet kimde var.
devamını gör...

show ise de kendi çalışanına, işçisine hak ettiği ücret verilerek yapılan showdur.
mesela sizde yeni mezun gençlere iş olanağı sağlayın, asgari ücreti yapın 8 bin lira.
yönetimde olan herkes show yapsın bizde alkışlayalım.

o zaman bu yaklaşım tarzıyla show yapmamak adına yıllardır ülkedeki insanların anası ağlatılıyor. çünkü refah düzeylerini artırmak gösteriş olur. öyle bir ülkede yaşamıyoruz ki, bizim işçimizin ne haddine orta seviye bir hayat yaşayıp çoluğuna çocuğuna ona buna muhtaç olmadan bakabilmek.
devamını gör...

cem yılmaz'ın esprilerine gülmüyorum. mizah doygunluğu da denilebilir belki. yok ya ben direkt komedi sevmiyorum.
devamını gör...

hade bakem.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dün gece gördüğümdür. olası bir marvel filminin hikayesi olabilir.

şimdi iki adamı başka bir gezegene gönderiyoruz. adamlardan biri kafayı yiyor ve intihar etmek için tuhaf bir bombayı patlatmaya karar veriyor. tam patlatıcakken arkadaşı hey adamım ne yapıyorsun filan diyor ve bizimki bombayı patlatıyor. her yer cennet gibi bembeyaz. bir anda bizimki uyanıyor, lan nasıl ölmedim demeye kalmadan arkadaşının vücuduna bakıyor. ne görse iyi? arkadaşı uzun bacaklı, koca gözlü beyaz tenli bir uzaylıya dönüşmüş! hemen koşmaya başlıyor. uçarcasına ilerliyor ama anlık heyecandan bu özelliğinin farkına varmıyor. bir su birikintisinin önünde durunca gerçeğin farkına varıyor: o da artık bir uzaylıdır! sonra uyandım ama bence dünya'ya bir süper kahraman olarak dönüp iyilik yapmaya başlayabilir.

nasıl bir rüyadır bu anasını satayım?
devamını gör...

mezun olarak bu sınava gireceğim. kazandığım bölümü sınavdan sonra yazacağım bakalım hayırlısı hakkımızda.

edit:yazılım müh.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(bkz: ağrılı keno gözleri)
devamını gör...

uzun süredir bakmayı bıraktığım başlık idi.
bi bakayım, gene hangi gıcıklar günün ünlüsü seçilmiş dedim ki ne göreyim, lan bende listedeyim.
temmuz ayında yazdığım tanımım, şu an anlaşılmış.
ey gidi epiktetos senin sayesinde beni de anladılar.
biz bir şey biliyoruz da yazıyoruz.
iki sene üstüne iş ilanına geri dönülen iş arayan gibi hissettim.
zeki müren'de bizi görecek bence.
hadi iyi okumalar.
devamını gör...

bir gün gelecek ve herkese benimle tanışma hikayenizi anlatacaksınız.
devamını gör...

seni düşünmek

seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum...

nazım hikmet
devamını gör...

bu bana çok söylenirdi eskiden, sanırım herkes bana alıştığı için artık söylemiyor.
bakın sevgili kadınlar ve erkekler, cinsiyetlerden dolayı biçilen rollere çok takılıyorsunuz. bir erkekten ve bir kadından olan beklentileriniz karşılanmayınca çok sinirleniyorsunuz halbuki kimse sizin beklentilerinizi karşılamak zorunda değil. nedir bir kadından beklentiniz, salon bitkisi gibi olduğu yerde durması mı? içinde bulunduğumuz çağ farklı, anneannelerinizden ve babaannelerinizden duyduğunuz o kadınlar kalmadı çünkü dünya artık eski dünya değil. liseden beri afedersiniz it gibi çalışıp kazandım üniversiteyi, yine aynı şekilde çalışıp atandığım zaman bütün hayatımın kontrolü ellerimde olacak. ben şimdi eski nesildeki kadınlar gibi bir erkeğe muhtaç değilim ki, niye her söylenilene evet diyeyim, kendi gücümü bir başkasının eline vereyim? siz kadın değil, kendinize hizmetçi ya da köle arıyorsunuz. onu bulabileceğiniz adresler de mevcut bu arada, bence beklentilerinizi oradan karşılayın.
devamını gör...

ankara bir başkadır.
güzel ankara, canım ankara...
gri falan da değildir zât-ı âlîleri. hem istanbul'da tereyağlı simit de bulamadım şimdiye kadar.

bir de istanbul'a gelince ankara'nın ne kadar düzenli bir şehir olduğunu anlıyorsunuz. meğer parismiş de haberimiz yokmuş.
devamını gör...

yapılışını gözleme şansınız olduğu hamur işi.
devamını gör...

tam bir baş belasıdır. yani tam tabiri ile baş belasıdır. standart bir baş ağrısının kaprisli ve ısrarcı halidir. asla dikkatin kendi üzerinden başka bir yöne kaymasına müsade etmez.

her şey tetikleyebilir migreni. zaten kendisi dolu bir silah gibidir ve nerde, ne zaman başlayacağı hiç belli olmaz. geldiğini belli etse de yapılacak pek bir şey yoktur. migren bir deprem korkusudur.

migrenden mustarip olan herkes bilir ki migrenin dolu bir silah gibi olduğunu. patlamak için minik bir dokunuş yeter. çok hassas bir tetik beyin çeperlerinde nükleer patlamalara neden olabilir.

insan kendini avutmak ister migrenin dahilerde görüldüğü safsatası ile ama mide bulantısı da başlayınca sahip olunduğuna inanılan dehanın içinizdeki hortuma hiçbir etkisinin olmadığını görmek thomas edison’ın hışmına uğramış nikola tesla’ya döndürecektir kişiyi.

belki uyku bir çare olabilir, eğer uyku uyunabilecek gibiyse. ancak asla değildir, migrenzedeler bilir bunu. o zaman yapılacak tek şey uygun bir anda pi’yi üç alıp placebo’nun etkisini göstermesini beklemek ve melodisi zihinde yankılanan şarkının son dizesindeki isteği yerine getirmektir.

bubblegun

muhattabına da burdan sesleniyorum: şu sakızı tükür at artık.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim