hastanede tanıştığı kişiye 1 milyon 400 bin lira kaptıran kadın
"ablacım kusura bakma ama sen salak mısın?" diye tokatlamak istiyorum kendisini.
devamını gör...
yazarların kendinde en nefret ettiği özellik
dengesizliğim. ruh halim o kadar geçişli ki hızına yetişemiyorum.
devamını gör...
ateistlerin zeka seviyesi
yeni mikserlerimiz sözlüğe hayırlı olsun. yalnız son mikserlik denemelerini tatmin edici düzeyde bulmuyorum.
bir kere işin içinde zeka yok. naiflik yok. hedef kitlenin damarına basabilecek ve onu harekete geçmeye zorlayacak donanım ve ince görüş eksik.
hal böyle olunca sözlüğe fikir tartışması anlamında bir şey katamıyorlar.
bu sebeple kızılnelson'u pamuklara sarıp saklamamız lazım. dandun mikser modelleri hiç çekilmiyor.
bir kere işin içinde zeka yok. naiflik yok. hedef kitlenin damarına basabilecek ve onu harekete geçmeye zorlayacak donanım ve ince görüş eksik.
hal böyle olunca sözlüğe fikir tartışması anlamında bir şey katamıyorlar.
bu sebeple kızılnelson'u pamuklara sarıp saklamamız lazım. dandun mikser modelleri hiç çekilmiyor.
devamını gör...
ilk başta sevmediğin sözlük yazarını sonradan sevmek
bazen bazılarımızın başına gelen durum.
"buradan birini sevmek ne ya!" falan demeyin hemen! çoğumuzda uzaktan, tanımadan birilerine yakın hissetme ya da birilerine uyuz olma gibi bazı duygular vardır. bunu gerçek anlamda tanıdığınız birine duyduğunuz sevgiyle tabii ki kıyaslayamazsınız ama başlıklarda karakter sınırı var. mecburen böyle açtım kısa yoldan.
bazen bir sözlük yazarı başlarda sinirinize dokunur. yazdıkları ya da yazış şekli hoşunuza gitmez. ancak bazen bir kırılma noktası olur. kimi zaman bunun nedenini gayet iyi bilirsiniz ama kimi zaman da belirli hiçbir nedeni olmaz. yavaş yavaş o insana sempati duymaya başlarsınız. bazen özel mesaj yoluyla konuşur, hiç de sandığınız gibi biri olmadığını görürsünüz. aynı şeyleri birileri size karşı da hissedebilir tabii ki.
bazen de tam tersi olur. başlarda sevdiğiniz bir yazar zamanla garipleşir. sakin diye seversiniz, saldırgan bir tutum takınır zamanla ya da çok güzel içerikler üretirken bir anda başka sözlüklerden ya da sitelerden yazı aşırmaya başlayabilir vs... o kişiye karşı olan yakınlık hissiniz yavaş yavaş yerini, onun yorumlarını gördükçe rahatsız olmaya bırakır.
elbette bunların hiçbiri önemli şeyler değil. sekmeyi kapatana kadar bizi mutlu eden ya da canımızı sıkan geçici şeyler. kimse gerçek hayatında buradakilerin hayaliyle yaşamıyor*. o yüzden yazacağını yazıp çıkmak varken birilerine sataşmak mantıklı değil.
peki o zaman ben bu başlığı neden açtım? hiçbir fikrim yok. laf olsun torba dolsun...
"buradan birini sevmek ne ya!" falan demeyin hemen! çoğumuzda uzaktan, tanımadan birilerine yakın hissetme ya da birilerine uyuz olma gibi bazı duygular vardır. bunu gerçek anlamda tanıdığınız birine duyduğunuz sevgiyle tabii ki kıyaslayamazsınız ama başlıklarda karakter sınırı var. mecburen böyle açtım kısa yoldan.
bazen bir sözlük yazarı başlarda sinirinize dokunur. yazdıkları ya da yazış şekli hoşunuza gitmez. ancak bazen bir kırılma noktası olur. kimi zaman bunun nedenini gayet iyi bilirsiniz ama kimi zaman da belirli hiçbir nedeni olmaz. yavaş yavaş o insana sempati duymaya başlarsınız. bazen özel mesaj yoluyla konuşur, hiç de sandığınız gibi biri olmadığını görürsünüz. aynı şeyleri birileri size karşı da hissedebilir tabii ki.
bazen de tam tersi olur. başlarda sevdiğiniz bir yazar zamanla garipleşir. sakin diye seversiniz, saldırgan bir tutum takınır zamanla ya da çok güzel içerikler üretirken bir anda başka sözlüklerden ya da sitelerden yazı aşırmaya başlayabilir vs... o kişiye karşı olan yakınlık hissiniz yavaş yavaş yerini, onun yorumlarını gördükçe rahatsız olmaya bırakır.
elbette bunların hiçbiri önemli şeyler değil. sekmeyi kapatana kadar bizi mutlu eden ya da canımızı sıkan geçici şeyler. kimse gerçek hayatında buradakilerin hayaliyle yaşamıyor*. o yüzden yazacağını yazıp çıkmak varken birilerine sataşmak mantıklı değil.
peki o zaman ben bu başlığı neden açtım? hiçbir fikrim yok. laf olsun torba dolsun...
devamını gör...
ted bundy
amerikalı bir seri katil. 1974 ve 1978 yılları arasında abd'de 30'u aşkın cinayet ve tecavüz suçu işlemiştir. gerçek kurban sayısı bilinmiyor ayrıca ted bundy amerika'nın en popüler seri katilidir. çünkü kendisi hukuk fakültesinde okumuş , iyi görünümlü ve yakışıklıdır. hapishaneye girdikten sonra bir çok kadın ona evlenme teklifi etmiştir. hatta hapishane'de bir çocuğu bile olmuştur. mahkemede kendini savunmuştur. ted bundy ile alakalı yapılan ve katili en iyi anlayabileceğiniz film (bkz: extremely wicked, shockingly evil and vile) . uzun yıllar boyunca annesini ablası sanmıştır. kurbanlarından biri 12 yaşında genç bir kızdır. ted kadınları en savunmasız anında yakalıyordu misal bir çok kurbanına uyurken saldırıp tecavüz edip akabinde öldürmüştür. bir keresinde kollarını alçılamış ve yolda gözüne kestirdiği bir kadından yardım isteyerek onu yanına çekip , kafasına sert bir cisimle vurarak tecavüz edip öldürmüştür. katilin yakalanamamasının nedeni çoğu kurbanını ormana bırakmasıdır. ormanda vahşi hayvanlar cesetleri parçaladığı için delillerde yok oluyordu.
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
buradan
que tu m'aimais encore,
c'est quelqu'un qui m'a dit que tu m'aimais encore,
serait-ce possible alors..?
que tu m'aimais encore,
c'est quelqu'un qui m'a dit que tu m'aimais encore,
serait-ce possible alors..?
devamını gör...
yazarların zor zamanlarında sığındığı kişiler
kimse. her şeyi tek başına atlattım.
devamını gör...
kongo demokratik cumhuriyeti
kongo denince aklıma, patrice lumumba ve onun yaşadıkları gelir.
birde şu güzel şiiri;
binlerce yıl, afrika'm, bir hayvan gibi acı çektin,
çölü yalayıp geçen rüzgârda savruldu küllerin.
gözalıcı, büyülü tapınaklar yaptı zalimler
ruhunu acılardan kurtarmak için barbarların yumruğu, beyazların kırbacına karşı yalnız ölmekti senin hakkın bir de ağlamak,
totemine bitip tükenmez açlık, tutsaklıklar oydular,
ağaçların kabuğunda bile korkunç, zalim bir ölüm sinsice seni gözlüyor, sana doğru geliyordu
ağaçların deliklerinden, ucundan çıkan dallar gibi ölüm vücudunu, tedirgin ruhunu sarıyordu.
göğsünün üstüne kocaman hain bir engerek yılanı koydular: boynuna sert içkilerden bir boyunduruk geçirdiler,
canın ciğerin karını aldılar elinden, ucuz incilerle göz boyayıp varını yoğunu inanılmaz, paha biçilemez.
kulübenden tamtam sesleri karanlık geceye, yüce
kara ırmaklara zalim sesler ile taşıdı;
aldatılan kızların, gözyaşlarının, kanların, ve küçük adamların kaynaştığı, doların kral olduğu
anavatan dedikleri o ilençli ülkelere giden gemilerin öyküsünü söyleyip.
işte orada çocuğum, öğüttüler karını gece gündüz amansız, korkunç bir değirmende, yok oldu büyük acılar içinde,
sen de ötekiler gibi birisin. iyi kalpli beyaz tanrının sonunda bütün insanları uzlaştıracağına inanmanı istiyorlar.
ateşler yakıp ağladın, içler acısı şarkılarını söyledi
el kapılarına çöken evsiz barksız dilencinin derken
bir şeyler oldu, bir şeyler kımıldadı içinde kanın
yanıp tutuştu geceleyin dans ettin, bağırdın
babadan kalma tutkuyla. bir fırtına gibi azgın, ama
insancıl bir tonda bir güç doğuverdi binlerce yıllık
felaketten sonra.
cazın madensel sesinde, önlenmesi güç bir bağırışla bir dev kıpırdanışıyla sarstın her yeri.
şaşırdı herkes, duman oldu bütün dünya kanının çılgın ritmini, cazın delice ritmini duyup sapsarı kesildi beyazlar bu yeni şarkıyla
mor meşaleyi karanlık geceye diken bir şarkıyla. sabah işte, kardeşim! sabah! yüzüme bak, yeni sabahlar başlıyor eski afrika'da.
yalnız bizim olacak artık bu ülke, bu su, bu kutsal ırmaklar, binlerce yıl anası ağlayan zavallı afrika.
tüm gücüyle güneş bizim için parlayacak, gözümüzün yaşını, suratımızdaki tükürükleri kurutarak,
zinciri kopardığın an, koca zinciri, kötülüklerin, işkencelerin köküne kibrit suyu,
hür ve şen bir kongo doğacak kara topraktan, hür ve şen bir kongo - kara çiçek, kara tohumdan
birde şu güzel şiiri;
binlerce yıl, afrika'm, bir hayvan gibi acı çektin,
çölü yalayıp geçen rüzgârda savruldu küllerin.
gözalıcı, büyülü tapınaklar yaptı zalimler
ruhunu acılardan kurtarmak için barbarların yumruğu, beyazların kırbacına karşı yalnız ölmekti senin hakkın bir de ağlamak,
totemine bitip tükenmez açlık, tutsaklıklar oydular,
ağaçların kabuğunda bile korkunç, zalim bir ölüm sinsice seni gözlüyor, sana doğru geliyordu
ağaçların deliklerinden, ucundan çıkan dallar gibi ölüm vücudunu, tedirgin ruhunu sarıyordu.
göğsünün üstüne kocaman hain bir engerek yılanı koydular: boynuna sert içkilerden bir boyunduruk geçirdiler,
canın ciğerin karını aldılar elinden, ucuz incilerle göz boyayıp varını yoğunu inanılmaz, paha biçilemez.
kulübenden tamtam sesleri karanlık geceye, yüce
kara ırmaklara zalim sesler ile taşıdı;
aldatılan kızların, gözyaşlarının, kanların, ve küçük adamların kaynaştığı, doların kral olduğu
anavatan dedikleri o ilençli ülkelere giden gemilerin öyküsünü söyleyip.
işte orada çocuğum, öğüttüler karını gece gündüz amansız, korkunç bir değirmende, yok oldu büyük acılar içinde,
sen de ötekiler gibi birisin. iyi kalpli beyaz tanrının sonunda bütün insanları uzlaştıracağına inanmanı istiyorlar.
ateşler yakıp ağladın, içler acısı şarkılarını söyledi
el kapılarına çöken evsiz barksız dilencinin derken
bir şeyler oldu, bir şeyler kımıldadı içinde kanın
yanıp tutuştu geceleyin dans ettin, bağırdın
babadan kalma tutkuyla. bir fırtına gibi azgın, ama
insancıl bir tonda bir güç doğuverdi binlerce yıllık
felaketten sonra.
cazın madensel sesinde, önlenmesi güç bir bağırışla bir dev kıpırdanışıyla sarstın her yeri.
şaşırdı herkes, duman oldu bütün dünya kanının çılgın ritmini, cazın delice ritmini duyup sapsarı kesildi beyazlar bu yeni şarkıyla
mor meşaleyi karanlık geceye diken bir şarkıyla. sabah işte, kardeşim! sabah! yüzüme bak, yeni sabahlar başlıyor eski afrika'da.
yalnız bizim olacak artık bu ülke, bu su, bu kutsal ırmaklar, binlerce yıl anası ağlayan zavallı afrika.
tüm gücüyle güneş bizim için parlayacak, gözümüzün yaşını, suratımızdaki tükürükleri kurutarak,
zinciri kopardığın an, koca zinciri, kötülüklerin, işkencelerin köküne kibrit suyu,
hür ve şen bir kongo doğacak kara topraktan, hür ve şen bir kongo - kara çiçek, kara tohumdan
devamını gör...
turan taktiği anlatılırken komutanım ben anlamadım tekrar anlatır mısınız diyen tımarlı sipahi
gece gece güldüren başlık.
devamını gör...
cezalar ağırlaştıkça suçun sıklığı azalır mı sorusu
bizimkisi gibi coğrafyalarda sanırım cezalar ne kadar ağır olursa olsun, bir suçu işlemekten vazgeçirmek daha çok kültürel nedenlere ihtiyaç duyuyor. bir kan davasını engellemek kanunlarla değil kültürle, örfle, adetle gerçekleşiyor. kanunlar da o coğrafyada yaşayan insanların kültürlerine göre şekillendiğinden temelde bir yanlışımız var gibi görünüyor. kanunları iyileştirmek ya da ceza oranlarını artırmak yerine daha bilinçli/rasyonel insanlar yaratmak cazip geliyor bu noktada.
devamını gör...
barış manço
yanlış topluma gönderilmiş bir louis armstrong yada ne bileyim bir sting ayarında bir adamdı, adam sanatçı değil sanatın kendi bu adamdı.
devamını gör...
yavaş konuşan insan
cümlesi bitene kadar konu neydi? ne cevap vericem şimdi? tarzı sorularla yüzleştiren insandır. bu durum dizi-reklam ilişkisinde de mevcuttur. uzun bakışma sonrası giren 30 dakikalık reklam sonrası konu neydi? nerde kalmıştı? düşüncelerine sevk eder.
devamını gör...
elma kurdu (yazar)
#1029984 yani daha ne kadar saydırabilir bir insan? potansiyelini görmüş olduk efem. yalnız böyle kuru kuruya olmaz arkadaşım.*
devamını gör...
tarihteki muazzam ayarlar
''baba, eğer padişah siz iseniz geliniz ve ordunun başına geçiniz, yok eğer padişah ben isem size emrediyorum gelip ordunun başına geçiniz"
''istanbul erkek lisesi'nde düzenlenen mezuniyet töreninde, öğrenciler okul müdürü konuşma yaptığı sırada protesto için sırtlarını döndü. mezun olan öğrenciler ayrıca bir de bildiri yayınladı.'' 2016
''istanbul erkek lisesi'nde düzenlenen mezuniyet töreninde, öğrenciler okul müdürü konuşma yaptığı sırada protesto için sırtlarını döndü. mezun olan öğrenciler ayrıca bir de bildiri yayınladı.'' 2016
devamını gör...
hiçbir şey yapmadan durmak
burada insanoğlu'nun bir mesajı var:
-hayata karşı sessiz eylemim bu benim.
-hayata karşı sessiz eylemim bu benim.
devamını gör...
sinirli bir insan olmak
seni ve çevrendekileri aşırı etkiler ve gerçekten onlara sinir stres bulaşır böylelikle hiç huzur kalmaz bok gibi bir hayatın olur.
devamını gör...
sigmund freud'un en güzel sözü
en güzel'i yoktur. nokta atışı birden fazla sözü vardır.
mutluluk olarak adlandırdığımız şey ihtiyaçların (tercihen ani ihtiyaçların) karşılanmasıyla doğan memnuniyetten gelir. mutluluğun anlık bir duygu olup, peşinden koşulmasının saçma olduğunu gözler önüne serer.
yaşam belirtisinin kökeninde duygulanma vardır, duygulanmanın da temeli aşktır. hayatı daha yaşanılır kılmak için bir hâllere girme durumu işte.
kişi acı çektiği müddetçe sevmeyi bir kenara bırakmaktadır. bir yere kadar sevgi pıtırcığı olunur. imdat dediğin bir anda sevemezsin. öncelik tabii ki yaralarını sarman.
yeterince yakından bakıldığında kimse normal değildir. bununla ilintili bir diğer sözü fiziksel görüntüler gibi, ruhsal gerçek de göründüğü gibi değildir.
bakıldığında herkes normal bir görünüm ve davranış yansıtmaya çalışırken yanılsama'ya giriyor. bunu neden yapıyor?
çünkü; yanılsamalar acı çekmemiz kadar zevk almamızı da sağlıyorlar.
vee son bombayı patlatıyorum!
kişi,yaşamın anlamını veya değerini sorguladığı an, hastadır.
hadi geçmiş olsun...
mutluluk olarak adlandırdığımız şey ihtiyaçların (tercihen ani ihtiyaçların) karşılanmasıyla doğan memnuniyetten gelir. mutluluğun anlık bir duygu olup, peşinden koşulmasının saçma olduğunu gözler önüne serer.
yaşam belirtisinin kökeninde duygulanma vardır, duygulanmanın da temeli aşktır. hayatı daha yaşanılır kılmak için bir hâllere girme durumu işte.
kişi acı çektiği müddetçe sevmeyi bir kenara bırakmaktadır. bir yere kadar sevgi pıtırcığı olunur. imdat dediğin bir anda sevemezsin. öncelik tabii ki yaralarını sarman.
yeterince yakından bakıldığında kimse normal değildir. bununla ilintili bir diğer sözü fiziksel görüntüler gibi, ruhsal gerçek de göründüğü gibi değildir.
bakıldığında herkes normal bir görünüm ve davranış yansıtmaya çalışırken yanılsama'ya giriyor. bunu neden yapıyor?
çünkü; yanılsamalar acı çekmemiz kadar zevk almamızı da sağlıyorlar.
vee son bombayı patlatıyorum!
kişi,yaşamın anlamını veya değerini sorguladığı an, hastadır.
hadi geçmiş olsun...
devamını gör...


