ayrılık yağmurdan vazgeçiş, sudan üşüme; yalnızca gölge vermesi ağaçların.
insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık.
ayrılık ne biliyor musun? ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte... insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık.

şükrü erbaş- insanın acısını insan alır
devamını gör...

vefatının 25.yılında saygıyla andığımız unutulmayacak radikal sanatçı.
devamını gör...

devletin mümkün olan en az seviyede olması gerektiğini söyleyen, liberalizmin bir üstü görüştür. politik meselelerde bireysel özgürlükleri öne çıkaran bir doktrindir. hukukun hakimiyetinin güvence altına alındığı bir toplum önerirler. liberteryenlerin sorguladıkları sorular:
bireylerin hakları nelerdir?
bireylerin haklarını devlet en iyi şekilde nasıl korur?
devletin gücünün sınırları ne olmalıdır?

örnek: libertenyenlere göre demokrasi özgürlüklerin korunmasında mutlak bir doğru olarak kabul edilemez.

liberten anlayışta sadece birey seçim yapma özgürlüğüne sahiptir ve yaptığı eylemlerden sorumlu tutulabilir.
devamını gör...

ilkokuldaki tüm sınıf ve öğretmenimiz de şöförlüğümüzü yaparak bir ağaç dalında sürüklenerek gidiyorduk. çöl gibi bi yerdi burası neresi dedim fransa dediler.dönerken manevrada düştüm ama sonra onlara yetiştim .biz bu kazıkla hızlı sayılabilecek şekilde kayarak gitmeye devam ettik. sonra bi tesis gibi bi yerde durduk ve anahtarlık falan baktı sınıftakiler ay anısı olur falan diye.oradan da mugladan eskiden konuştuğum çocuk birden dükkanda önğme çıktı sen napıyon burda dedim asıl sen napıyon burda dedi sonra evdekilerle tanıştırmaya götürdü beni ama evde tek bi tane bile erkek yok,tamamen orta yaş hararet basan,don atlet kadın akrabalarıyla doluydu.cok kotu bi ruyaydı ve bu arada çocuk çok yalancı bi şey çıktı. rüyalar aslında sinyal çakıyor insana cidden tabii anlayabilene.
devamını gör...

tarihini elinde kılıçla oturup diziden öğrenmeye çalışan milletten bazen çok şey beklediğimizi düşünüyorum.
buradan
devamını gör...

batı karadenizde en azından dedemden ananemden duyduğum öğrendiğim kelimedlr, havlu yerine kullanılır.
devamını gör...

uzun zamandır izlemeyi ertelediğim film.
gayet tadında ilerleyen güzel bir film. hoş olmuş. senaryo açısından tek eksiği. hayat hikayesinin, birinci sorudan başlayarak lineer şekilde denk gelmesi aşırı abartılmış hissi uyandırıyor onun dışında bir eksiklik görmedim filmde. ayrıca dev patel adının geçtiği filmlerin kötü olmaması ,artık bu durumun tesadüf olmadığının kendisinin iyi bir oyuncu olduğunu kanıtladığını düşünüyorum.
devamını gör...

beklemek. bazen bir şeyi, bazen birini, bazen ise yalnızca ölümü beklemek. bir şeyleri bekleyerek, bir beklenti içinde çürütüyoruz ömrümüzü. ne gerek var oysa bunca gürültüye! bir hiç uğruna bunca bekleyiş kadar saçma ne olabilir dünyada. hiçbir işe yaramaz ama yine de bekliyor insan bazı zamanlar, bazen bir şeyi, bazen birini, bazen ise yalnızca ölümü.
devamını gör...

başka bir adıyla, kayıp ilanı.
kimlik, ehliyet, diploma gibi eşyaların kaybolması durumunda bir sorun ile karşılaşmamak için gazetelere verilmesi gereken ilandır.
kaybolan eşya kötü niyetli biri tarafından bulunsa bile verilen ilanda
-hükümsüzdür- diye belirtildiğinden oluşabilecek sıkıntılar önlenir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
söğütbülbülü.
devamını gör...

havanın çok soğuk olması.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sonra da kızların espri yapmayı becerememesi gibi dertlere girerler.
devamını gör...

t: kişilerin veda etmek için tercih ettiği bir yöntem. *


“... günseli son günlerde öyle bir durumdayım ki bir iki dakika bile aklımı toparlayıp düşünemiyorum sevgilim şeytan bilir nelere takılıyorum neler düşünüyorum günlerdir yatıyorum hastalıktan mi bilmiyorum şimdi biraz düşünebileceğim hissediyorum ve uzun suredir aklımda yüzen belirsiz bir cismi aydınlatmaya karar verdim evet aklım gene karışmadan acele etmeliyim ölmeye karar verdim günseli ..! “
oğuz atay - tutunamayanlar



dinlemek isteyenler için,

devamını gör...

engel eğrileri, fiyatlar sabit iken tüketicilerin toplam gelir veya harcamalarında değişiklikler meydana geldiği takdirde tüketicilerin çeşitli mallara yönelik satın alımlarında ne şekilde değişiklikler olduğunu ortaya koymaktadır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

istanbul'a giriş ve hazırlık simülasyonu gibi olan otogar. öyle de karışık ve karmaşık.
devamını gör...

peşin edit: işbu entry ile ilgili gelecek mesajlara cevap verilmeyecektir. cevaplarınızı entynin içinde eğer okursanız, bulacaksınız.

bugün nickaltımda bana yakıştırılan sıfat. daddyler, kızıl nelsonlar böyle böyle meşhur oldu işte. siz bilmezsiniz dutluktu o zaman buralar; sınırsızdı artı oy verme. buraya bunun için ağlayıp, zırlamaya, püü yazıklar olsun size demeye gelmedim. beni gördüğünüz pencereden size kendimi anlatacağım, bunun için buradayım.

söylediğiniz şeye zerre üzülmedim. üzülmem. fikir sizindir, yanlışı doğrusu olmaz. benim gocunduğum şey bunu söyleyenlerin benim tanımlarımdan bi'haber olması. elinize geçen tek veriyle bu sıfatı üstüme yapıştıramazsınız. ha, yapıştıracaksanız altını doldurun, ben de dizimi kırıp oturayım.

kimseye beni oyla, demedim demem. bir kaç yazarla bunun muhabbeti olmuştur, iki el atarsın demişimdir en fazla.*

size seri oy attığımı, oyunu kuralına göre oynadığımı daha önce söylediğim bir entry bırakıyorum ki zaten benim yaptığımı söylemekten çekinmediğimi anlayın. #970423 tanımların çoğu anket başlığı zatenokyyor bana ters değilse artılıyorum. lucifer'i agresif bulur artılamam mesela* eliniz değmişken artılar, favlar geri alınsın istenirse. ama önce okuyun sizde benimkileri.

sayın romalılar, kitap isteyen bir yazarı ki bu yazar tanesi istediklerini alabilir fakat işsiz güçsüz olduğundan, günlük bazı sıkıntılardan sıyrılıp kendine heves edinmiştir bu işi. alın işte küstürdünüz! gidiyorum ben. üğğ

yok be şaka yaptım, gitmiyorum. gitmem de babamın çiftliği gibi istediğim başlığa tanım girerim yoldaş beni uçurana dek.
size çok güzel bir şiirin anısı anlatatacaktım o kaldı sadece.
devamını gör...

türk mitolojisinde doğum ve bereketin sembolü. tonton güleç varlık.
devamını gör...

melkor, ıluvatar’ın yarattığı ilk ve en güçlü ainur’dur. hiçliğin içinde gölge gibi dans etmiş, gizli alevi bulmak için zamandan ve mekandan ari olarak hiçliği kendisine ev edinmiştir. gizli alev'in hiçlikte yer almaması ise onun için kötü bir sürpriz olmuştur.

ainur müziğinin ruhunu kirlettiğine inanılır. ben şahsen böyle olduğuna inanmıyorum zira melkor'un tolkien evreninde metal müzik yapmaya çalışan öncül bir karakter olduğu kanısındayım. müziğinin gümbür gümbür olması ise buna delalettir. zaten melkor'a duyduğum sempatinin tek nedeni de, tolkien evrenine metal müziği getirmiş olmasıdır. yoksa evlat olsa sevilecek bir karakter değil. tabi sonrasında eru'nun kafası atmış ve müziği durdurmuştur.

işte zurnanın zırt dediği yer de burası olmuştur. içindeki heyecanı, öfkeyi, isyanı notalara dökememek melkor'u çığırından çıkarmıştır. valar'ın inşa ettiği tüm güzellikleri yok etmek için alevler içindeki tacı ile birlikte, arda 'ya inmiştir.

ılluin ve ormal'a saldırıp. almaren'i yok etmiştir. sonrasında hizmetkarı sauron'u da alıp kayıplara karışmış. utumno'ya kaçmıştır.

elbette bu dönemi de boş geçirmedi. burada tolkien evreninin kadim yaratıklarından olan balrog'ları yani ateşin kırbaçları'nı yarattı. gittikçe güçleniyordu. angbad'ı inşa etti ve sauron'u buraya yerleştirdi. valar melkor'u durdurmaya yeltenmiş olsa da, ''atı alan gondor'u geçmişti.'' onun gücü karşısında yapacak bir şeyi kalmamıştı. bozguna uğradı.

böylece melkor'un devri başlamıştı. hem de ne devir! elfler'i zindanlara kapattı, onlara türlü işkenceler yaptı. en fenası da ıluvatar'ın çocuklarını kara büyü aracılığı ile eciş bücüş orklara dönüştürmesi oldu. bu yara asla kapanmadı. orklar orta dünya üzerinde her daim yürüdü ve kötülüğün alt zümre hizmetkarları oldular.

valar bu duruma çok içerledi. o ca(ğ)nım elflerin, eciş bücüş yaratıklara dönüşmesini, midesi kaldırmadı. son bir gayretle melkor'un üzerine yürüdü. utumno düştü, melkor yakalanarak, hapsedildi. angainor'un efsunlu zinciri bileklerinde ve vücundaydı artık. çaresizliği iliklerlerine kadar hissediyordu. alçaldı. alçalabildiği kadar alçaldı...

kurtulması lazımdı. metalci melkor gitti arabeskçi melkor geldi. yalvardı da yalvardı. bu kadar arabesk manwe'nin ruhuna da iyi gelmedi. bir yerde dayanamadı ve melkor'u affetti. bu arada sauron çoktan topuklamıştı.

melkor yeniden ortalıkta gezmeye başlar başlamaz, fitne fesat ne varsa oraya buraya aşıladı. melkor böl/parçala/yönet taktiğini kullanmaya başlayarak tolkien evreninde ''siyaset bilimi''nin de babası haline geliverdi. feanor'un aklını bulandırdı. ortalıkta huzur namına bir şey kalmadı. silmarilleri türlü hile ve desiselerle almaya çalıştıysa da olmadı.

baktı bu iş tatlı dille olmayacak, ungoliant'ı yanına çekip yola koyuldu. kasvet dokuyan için melkor'un çağrısı bulunmaz bir nimetti. birlikte valinor'a saldırdılar. dev kara örümcek ışığın kaynağı olan iki ağacın özlerini emerek onları kuruttu. artık orta dünya'nın üzerinde ''makber''in ezgisi ve sözleri yankılanıyordu. her yer karanlık....

bu arada melkor finwe'yi öldürdü ve silmarilleri alıp tabanları yağladı. feanor'un laneti ile birlikte artık yeni bir adı vardı. morgoth!

ungoliant'a pek çok mücevher verdi. lakin kara örümceğin gözü bir türlü doymuyordu. kafayı silmarillere takmıştı. melkor'un harap ve bitap bir halde olduğunu biliyordu. isteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü kara diyerek, silmarilleri istedi. elbette melkor silmarilleri vermedi. ungoliant'ın kafası attı ve melkor'a saldırdı. ışığı emen neredeyse melkor'u alt ediyordu. derler ki; ungoliant melkor'u ağlarıyla sarıp sarmaladığında, melkor'un çığlıkları angband'dan bile duyulmuş.

lakin melkor şanslı bir ainur. balrog'lar efendilerinin çığlığını duyunca olay yerine hemen intikal etmiş ve ungoliant'ı püskürtmüşlerdir.

böylece paçayı sıyıran melkor efendi yeniden angband'a dönmüştür. kendisini toparladıktan sonra orta dünyaya gelen feanor'u ''2. beleriand savaşı''nda öldürdü. aslında bu savaşta her şey feanor'un istediği gibi gidiyordu. feanor melkor'u angbad'a kadar kovalamıştı. lakin bir anlık boşluk feanor'un, gothmog ve balrogların saldırısı karşısında, eru'nun rahmetine kavuşmasına sebep olmuştur.

ama orta dünya'da kahramanlar tükenmez. yaman savaşçı finarfin oğlu fingolfin melkor'u bozguna uğratmayı kafasına koymuştu. ilk denemesinde başarılı olamasa da, ikinci denemesinde melkor'un defterini dürmüştür. dagor aglareb yani görkemli savaş ile birlikte melkor yine arazi olmuştur.

melkor arazi olmuşsa korkacaksınız. ne yapar eder, intikamını alır. bu kural bozulmamış, melkor, ard-galen'den aşağı alevden nehirler yollayarak pek çok elfin ve noldor prensinin ölümüne yol açmıştır.

fingolfin hiddetlenmişti. yine angbad'ın kapılarına dayandı. kale kapısına doğru yöneldi ve melkor'a seslendi; ''öne çık yeter! karanlıkta gizlenme seni korkak!'' diyerek onu teke tek dövüşe davet etti.

melkor bu düelloyu yapmak istemiyordu. ancak hizmetkarlarının önünde madara olmakta istemiyordu. el mecbur kapılardan dışarı çıktı. fingolfin kılıcı ringil'i ustalıkla kullanıyordu. melkor'un çekici havayı döverken. fingolfin melkor'u 7 kere yaralamıştı. melkor'un çığlıkları karizmasını yerle bir etmişti. madara olmanın eşiğine gelmişti.

melkor şansı denen bir şey kesinlikle var. aksini iddia edene selam bile vermem. şanslı hergele...

tam işi bitti denilirken, yine yırttı. bu seferde fingolfin'in ayağı takılmış ve melkor'un önüne düşmüştü. melkor fingolfin'in boğazına bastırarak son darbeyi vurmaya hazırlanırken, ringil'in soğukluğunu bacağında hissetti. iyice hiddetlenmişti. fingolfin'i çekiciyle parçalayacakken thorondor araya girdi ve melkor'u gözünden yaraladı. fingolfin'i alıp, kayıplara karıştı.

melkor silmarillerden birini luthien'in şarkısından çok etkilendiği için kaptırdı. beren - luthien aşkı melkor'u mat etmişti. soyguncu melkor soyguna uğramıştı. bu olaydan sonra melkor ''sayısız gözyaşı savaşı''nı da kazanmayı başarmıştır. lakin kredisi tükenmektedir.

ve ''öfke savaşı'' ile birlikte her şey nihayete erdi. earendil topunu, tüfeğini topladığı gibi melkor'un üzerine yürüdü. melkor bu sefer şapkadan tavşan çıkartamamıştı. tutsak edildi. yeniden angainor ile zincirlendi. bu sefer sonsuza değin...

onca olay, onca yıkım ve acının müsebbibi melkor artık zararsız hale getirilmişti.

yine de insan, keşke şu adamın metal müzik yapmasına izin verseydiniz demekten kendini alamıyor. belki izin verseler, tüm bunlar yaşanmayacaktı. tıpkı hitler'in resim konusundaki başarısızlığının dünyaya çıkarttığı fatura gibi, melkor'un engellenmesi de orta dünya'ya çok pahalıya mal olmuştur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim