duygusal olmanın güçsüzlük olarak görülmesinin nedenleri
toplumumuzun kodlarına işlemiş cinsiyetçiliğin bir sonucu olduğunu düşündüğüm kitlesel yanılgı. muhtemelen nispeten kadınlar duygularını yansıttığı için duygusallık ilk olarak kadınlık sonrasında ise güçsüzlük ile bağdaşlaştırıldı. oysa tür olarak duygularımızı karşımızdakine ifade edebildiğimiz için daha iyi hayatta kalabildik.
devamını gör...
hz. ali'den hikmetler
"haksızlık karşısında eğilmeyiniz. çünkü hakkınızla beraber, şerefinizi de kaybedersiniz."
devamını gör...
dünya klasiklerini türkler yazsaydı alacakları isimler
sefiller=şoparlar
devamını gör...
benign proksismal pozisyonel vertigo
halk arasında "kristallerim oynadı" denilen hastalıktır. kısaca; iç kulaktaki vestibüler organlar içindeki kalsiyum karbonat kristallerinin ani hareketler sonucu yerlerinden kopmalariyla meydana gelen hastalıktır. en önemli semptomlari: belli bir pozisyona bağlı etraf döner tarzda vertigo, bulantı ve kusma. bu belirtiler varsa kulak burun boğaz ve odyolojiye başvurmalisiniz. kişiye özel birkaç manevra ile ilaç kullanmadan yaklaşık %90 iyileşme sağlanır.
devamını gör...
netflix içerik önerisi
(bkz: after life) mini dizi
(bkz: fran lebowitz: bir yazarın portresi) belgesel tadında mini dizi
(bkz: the queens gambit) mini dizi
(bkz: el desorden que dejas) mini dizi
(bkz: death note) anime
(bkz: one-punch man) anime
(bkz: the disastrous life of saiki) anime
(bkz: spartacus) dizi
(bkz: brooklyn nine nine) dizi
(bkz: how i met your mother) dizi
(bkz: fran lebowitz: bir yazarın portresi) belgesel tadında mini dizi
(bkz: the queens gambit) mini dizi
(bkz: el desorden que dejas) mini dizi
(bkz: death note) anime
(bkz: one-punch man) anime
(bkz: the disastrous life of saiki) anime
(bkz: spartacus) dizi
(bkz: brooklyn nine nine) dizi
(bkz: how i met your mother) dizi
devamını gör...
childe hassam
1859-1935 yılları arasında yaşamış, amerikan empresyonist ressam.
eserlerinde şehrin günlük hayatından kareleri broadway and 42nd street (1902), notre dame cathedral, paris (1888),
kırsal ve deniz manzaralarını the south ledges, appledore (1913), coast scene, isles of shoals (1901),
ve çok çok güzel çizilmiş çiçekleri görüyoruz. the water garden (1909),room of flowers (1894)
resimleri bana claude monet'yi hatırlatmakla beraber renklerin pastel tonları, çizdiği çiçeklerin ve manzaraların güzelliği baktıkça insana huzur veriyor.
summer evening, paris (1889)
poppies on the ısles of shoals (1890)
tüm eserlerini incelemek isterseniz buradan
eserlerinde şehrin günlük hayatından kareleri broadway and 42nd street (1902), notre dame cathedral, paris (1888),
kırsal ve deniz manzaralarını the south ledges, appledore (1913), coast scene, isles of shoals (1901),
ve çok çok güzel çizilmiş çiçekleri görüyoruz. the water garden (1909),room of flowers (1894)
resimleri bana claude monet'yi hatırlatmakla beraber renklerin pastel tonları, çizdiği çiçeklerin ve manzaraların güzelliği baktıkça insana huzur veriyor.
summer evening, paris (1889)tüm eserlerini incelemek isterseniz buradan
devamını gör...
italya
ortaçağ'dan kalma kasabalarını gezmek için özel bir tura çıkmak istediğim akdeniz ülkesi.
devamını gör...
sen bir aysın
ilk çocukluk aşkım rüştü asyalının canlandırdığı keloğlandı, arkadaşlarım öğrenince 1 hafta dalga geçtiler benle
ses tonuna bayılırdım uyan uyan şarkısını ve bunu çok güzel söylerdi
ses tonuna bayılırdım uyan uyan şarkısını ve bunu çok güzel söylerdi
devamını gör...
kamçılı orkestra şefi
kokpit fotoğrafı, kapak fotoğrafı ve nicki arasındaki uyum ile dikkat çeken şimdinin çaylağı geleceğin yazarı. hoş gelmiş, umarım tez zamanda yazar olur.
devamını gör...
kafa filmler radyo yayını
izlemem gereken ne çok film-dizi olduğunu hatırlatacak bir program olacak belli ki. çok emek verilmiş, keyifle dinledim. elinize sağlık.
devamını gör...
orhan kemal
asıl ismi mehmet reşit öğütçü olan yazarımız askerliği esnasında yazmış olduğu şiirler yüzünden komünizm propagandası yaptığı öne sürülerek 5 yıl hapse mahkum edilmiştir. bu süreç içerisinde 3 cezaevi değiştirmiş ve bursa cezaevinde nazım hikmet ran ile tanışınca yazarlığının dönüm noktasını yaşamıştır.
gelin dönüm noktası nasıl yaşanmış biraz ona bakalım:
bir gün koğuştakiler nazım hikmet'e orhan kemal'in şiirlerinden bahsediyor. nazım hikmet, ''okuyun, dinleyelim.'' diyor. orhan kemal utanıp sıkılarak da olsa okumaya başlıyor ve daha ilk dizeden nazım hikmet söylenilenlere göre ''yeter kardeşim yeter..'' diyerek bir diğer şiire geçmesini istiyor. bir başka şiir okunurken nazım hikmet'in dudaklarından çıkan söz ''berbat...'' oluyor. tabii nazım hikmet, orhan kemal'i böyle bırakmıyor, birçok konuda ona öncülük edip yardımda bulunuyor ve orhan kemal o severek okuduğumuz, edebiyatımızda çok başka yeri olan romanlarını yazmaya başlıyor, yani romana yöneliyor.
eğer nazım hikmetle yolları kesişmeseydi ne olurdu acaba... şiir yazmak için büyük bir uğraş verip beğenmediği için sıkılıp bırakır mıydı dersiniz yazma macerasını? yoksa ne olursa olsun pes etmeyip bir şekilde roman türüne giriş yapıp o çok önemli eserlerini bizlerle yine buluşturur muydu? yolları kesişmeseydi diye düşünmek yersiz aslında, sonuçta kesişmiş ve orhan kemal edebiyatımıza büyük katkıları olan ve orada çok özel bir yere sahip olan bir yazar haline gelmiş.
gelin dönüm noktası nasıl yaşanmış biraz ona bakalım:
bir gün koğuştakiler nazım hikmet'e orhan kemal'in şiirlerinden bahsediyor. nazım hikmet, ''okuyun, dinleyelim.'' diyor. orhan kemal utanıp sıkılarak da olsa okumaya başlıyor ve daha ilk dizeden nazım hikmet söylenilenlere göre ''yeter kardeşim yeter..'' diyerek bir diğer şiire geçmesini istiyor. bir başka şiir okunurken nazım hikmet'in dudaklarından çıkan söz ''berbat...'' oluyor. tabii nazım hikmet, orhan kemal'i böyle bırakmıyor, birçok konuda ona öncülük edip yardımda bulunuyor ve orhan kemal o severek okuduğumuz, edebiyatımızda çok başka yeri olan romanlarını yazmaya başlıyor, yani romana yöneliyor.
eğer nazım hikmetle yolları kesişmeseydi ne olurdu acaba... şiir yazmak için büyük bir uğraş verip beğenmediği için sıkılıp bırakır mıydı dersiniz yazma macerasını? yoksa ne olursa olsun pes etmeyip bir şekilde roman türüne giriş yapıp o çok önemli eserlerini bizlerle yine buluşturur muydu? yolları kesişmeseydi diye düşünmek yersiz aslında, sonuçta kesişmiş ve orhan kemal edebiyatımıza büyük katkıları olan ve orada çok özel bir yere sahip olan bir yazar haline gelmiş.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
unutuyorum.
her şeyi unutuyorum evet. karşımdakinin kim olduğundan bağımsız olarak, ona dair herhangi bir ya da birkaç bilgiyi unutuyorum. deli gibi bir aşkla sevdiğim adam bile olsa... 20 küsur yıllık en yakın dostum da olsa...
bazen sözlükte aşırı muhabbet ettiğim halde karşımdakinin adını unutuyorum. onun benimkini unutmadığını görünce utanıyorum bir parça ama bilerek yapmıyorum ki... kafa siliyor bazı bilgileri kendiliğinden.
***
bir itirafım daha var: insanlar umurumda değil genel olarak. daha doğrusu haklarında hemen hemen hiçbir şeyi merak etmiyorum. hani tanışınca sorular sorulur ya karşılıklı, işte ben onları nezaketen sormak zorunda kaldığım için soruyorum. oysa bana "japonya'da restoran işletiyorum" da dese "amerika'da homeless hayatı yaşıyorum" da dese fark etmiyor benim için. nereli oldukları, ne iş yaptıkları, aileleri, kaç kardeş oldukları... zerre kadar ilgilendirmiyor beni. bu konuda kesinlike meraksız bir insanım. konuşmanın gidişatına göre bazen hakikaten merak edip sorduğum şeyler olsa da %99 oranında umurumda değil.
fakat anlatmak isteyeni de dinlerim genelde. "umurumda değil, anlatma" demem. güzel bir fikri varsa onu merakla dinleyebilirim.
marie curie'nin "insanlar hakkında değil fikirler hakkında meraklı olun" sözüne fena halde katılıyorum.
her şeyi unutuyorum evet. karşımdakinin kim olduğundan bağımsız olarak, ona dair herhangi bir ya da birkaç bilgiyi unutuyorum. deli gibi bir aşkla sevdiğim adam bile olsa... 20 küsur yıllık en yakın dostum da olsa...
bazen sözlükte aşırı muhabbet ettiğim halde karşımdakinin adını unutuyorum. onun benimkini unutmadığını görünce utanıyorum bir parça ama bilerek yapmıyorum ki... kafa siliyor bazı bilgileri kendiliğinden.
***
bir itirafım daha var: insanlar umurumda değil genel olarak. daha doğrusu haklarında hemen hemen hiçbir şeyi merak etmiyorum. hani tanışınca sorular sorulur ya karşılıklı, işte ben onları nezaketen sormak zorunda kaldığım için soruyorum. oysa bana "japonya'da restoran işletiyorum" da dese "amerika'da homeless hayatı yaşıyorum" da dese fark etmiyor benim için. nereli oldukları, ne iş yaptıkları, aileleri, kaç kardeş oldukları... zerre kadar ilgilendirmiyor beni. bu konuda kesinlike meraksız bir insanım. konuşmanın gidişatına göre bazen hakikaten merak edip sorduğum şeyler olsa da %99 oranında umurumda değil.
fakat anlatmak isteyeni de dinlerim genelde. "umurumda değil, anlatma" demem. güzel bir fikri varsa onu merakla dinleyebilirim.
marie curie'nin "insanlar hakkında değil fikirler hakkında meraklı olun" sözüne fena halde katılıyorum.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
devamını gör...
nasıl sevilmek isterdiniz sorunsalı
beni böyle sev...
beni onarmaya, beni değiştirmeye, beni 'korumaya' çalıßma. beni sadece olduğum gibi sev.
îçine birilerini almakta zorlandığım sınırlarımdan geçmeye çalışma. seni, sınırlarım içine almamı bekle.
benim için kendini yok sayma.
benim için büyük fedakârlıklar yapma.
benim için kendini unutma.
bana, kendi düşüncelerini, özenle büyüttüğün bahçelerini gezdir.
bana anlatma, bana göster.
beni taşıma, beni tamamlama. sadece benimle yürü.
anınızı, günümüzü küçük bir şey için mahvetme. anlar hayatı tamamlar.
yıpranacaksak, buna değsin.
bana mecbur olma.
beni mecbur bırakma.
birlikte olmasak da olalım.
ama birlikte daha iyi olalım.
beni böyle sev; sakin ve büyülü.
beni onarmaya, beni değiştirmeye, beni 'korumaya' çalıßma. beni sadece olduğum gibi sev.
îçine birilerini almakta zorlandığım sınırlarımdan geçmeye çalışma. seni, sınırlarım içine almamı bekle.
benim için kendini yok sayma.
benim için büyük fedakârlıklar yapma.
benim için kendini unutma.
bana, kendi düşüncelerini, özenle büyüttüğün bahçelerini gezdir.
bana anlatma, bana göster.
beni taşıma, beni tamamlama. sadece benimle yürü.
anınızı, günümüzü küçük bir şey için mahvetme. anlar hayatı tamamlar.
yıpranacaksak, buna değsin.
bana mecbur olma.
beni mecbur bırakma.
birlikte olmasak da olalım.
ama birlikte daha iyi olalım.
beni böyle sev; sakin ve büyülü.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
35 yaşım bitti
son 1 senem inanılmaz çalkantılı geçti.
yolun yarısında insan dönüp geriye bir bakıyor ve her şeyi sorguluyormuş
ilk baktığımda gördüğüm şey toz ve dumandı. tozu dumana katmış 35 yılı bitirmiştim, bir an durup düşünmeden...
eşimi sorguladım
işimi sorguladım
seks hayatım daha iyi olabilir mi dedim
çocuk ne mana diye düşündüm
ne koparırsam kar bu hayatta kafasına girdim sayın kafa sözlük
1 yılda 10 yıl yaşlandım anlayacağınız
toz yavas yavaş dağıldı şimdilerde
elde olan ne güzeli idi
şükretmek mutluluk,
hep daha iyisini aramak dipsiz bir kuyuydu
olgunluk bu sorgulamanın ardından geliyor galiba, umarım...
sögüt gibi eğilmeyi ve iç huzurumu bulmayı umuyorum bir söğüdün altında
son 1 senem inanılmaz çalkantılı geçti.
yolun yarısında insan dönüp geriye bir bakıyor ve her şeyi sorguluyormuş
ilk baktığımda gördüğüm şey toz ve dumandı. tozu dumana katmış 35 yılı bitirmiştim, bir an durup düşünmeden...
eşimi sorguladım
işimi sorguladım
seks hayatım daha iyi olabilir mi dedim
çocuk ne mana diye düşündüm
ne koparırsam kar bu hayatta kafasına girdim sayın kafa sözlük
1 yılda 10 yıl yaşlandım anlayacağınız
toz yavas yavaş dağıldı şimdilerde
elde olan ne güzeli idi
şükretmek mutluluk,
hep daha iyisini aramak dipsiz bir kuyuydu
olgunluk bu sorgulamanın ardından geliyor galiba, umarım...
sögüt gibi eğilmeyi ve iç huzurumu bulmayı umuyorum bir söğüdün altında
devamını gör...




