recep tayyip erdoğan'ın gittiği gün yapılacaklar
sevinçten ağlarım heralde, sonra gözyaşımı silip, hemen partilemeyi düşünüyorum,
baba parti vericem...
baba parti vericem...
devamını gör...
ilanihaye
dilimize arapça'dan geçen bir kelimedir ve nihayetten türemiştir.
"sonsuza doğru" anlamına gelir.
reşat nuri gültekin der ki;
"bu çıplak karakol odasında, ilânihâye unutulup kalmak istiyorlardı.
"sonsuza doğru" anlamına gelir.
reşat nuri gültekin der ki;
"bu çıplak karakol odasında, ilânihâye unutulup kalmak istiyorlardı.
devamını gör...
bir kelime ile içini dökmek
hevessizlik.
devamını gör...
yazarların halı saha maçlarında oynadıkları pozisyonlar
kaleci.
nedeni ise iri kıyım olmam sebebiyle koşamamamdır.
kalecilikte de ayıptır söylemesi fena değilimdir.
nedeni ise iri kıyım olmam sebebiyle koşamamamdır.
kalecilikte de ayıptır söylemesi fena değilimdir.
devamını gör...
genç avukat kadınların manken gibi güzel olması
elimde kürekle sözlükte yazar kovalamama sebep olacak başlıklardan biri.
devamını gör...
uykusuzkahve
bonservisi elinde genç yetenek.
kafa sözlük yönetimi durur mu? kaptı hemen.
kafa sözlük yönetimi durur mu? kaptı hemen.
devamını gör...
partneriyle yaşadıklarını arkadaş ortamında anlatan erkek
bir erkeğin en karaktersiz olanıdır.
ayıptır, terbiyesizliktir, kadınını küçük düşürmek, diğer erkeklerin ağzına sakız yapmaktır.
biz şunu bildik hep, koluna giren kadın hayat kadını bile olsa o an senin namusundur.
ayıptır, terbiyesizliktir, kadınını küçük düşürmek, diğer erkeklerin ağzına sakız yapmaktır.
biz şunu bildik hep, koluna giren kadın hayat kadını bile olsa o an senin namusundur.
devamını gör...
olağanüstü bir gece
(bkz: stefan zweig) tarafından yazılmış mükemmel kitap. öncelikle şunu söylemem lazım ki iş bankası kültür yayınları modern klasikler serisinden okudum. ilk düştüğüm şey ise kapak tasarımıydı. tabi ki zweig'in hemen hemen bütün kitaplarını okumuşumdur. en beğendiğim kitabı (bkz: vicdan zorbalığa karşı ya da castellio calvin'e)
olağanüstü bir gece'ye dönecek olursak, evet zwieg'ın uzun öykülerinden birisi. sayfa sayısı az ve muhteşem akıcı anlatımından mütevellit tek seferde okunabilecek ve herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap. kitap kalabalıklar içindeki yalnızlığı, aslında her şeyi olan zengin bir adamın dışarıdan bakıldığında mutlu gibi görünen hayatının pek de öyle olmadığını anlaması üzerine kurulu. yani diyor ki zweig her şey para pul zenginlik, partiler, danslar, eğlence değil. yaşamanın başka anlamları da var. ve kahramanımız bu anlamı kendince tarif ettiği o olağanüstü gecede fark ediyor. yine yeniden bütün büyük eserlerde ve yazarlarda olduğu gibi bu kitapta da varoluşçuluğun izlerini görüyoruz. yine konformist yaşam ve otantik yaşam arasındaki farkı görüyoruz. ve çıkardığımız anlam şu: bize sunulan hayatı yaşamak zorunda değiliz, bize sunulan senaryoya mahkum değiliz. konfor alanımızdan çıkmamız lazım. kendi tercihlerimizi kendi özgür irademizle yapmamız ve sorumluluğunu da kendimiz almamız lazım. kahramanımız da o yaşadığı olağanüstü geceden sonra yani konformizden kurtulduktan sonra o zamana kadarki bastırılmış duygularını özgürleştiriyor adeta zincirlerini kırıyor ve daha mutlu daha anlamlı bir hayat yaşamaya başlıyor. okuduğumuzda özdeşlik kurabileceğimiz bir hikaye. biz de kendi bastırılmış duygularımızı özgürleştirmek istiyoruz bu özdeşleşme üzerine. zweig en sevdiğim yazarlardan biri ve olağanüstü gece en iyi uzun öykülerinden biri
olağanüstü bir gece'ye dönecek olursak, evet zwieg'ın uzun öykülerinden birisi. sayfa sayısı az ve muhteşem akıcı anlatımından mütevellit tek seferde okunabilecek ve herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap. kitap kalabalıklar içindeki yalnızlığı, aslında her şeyi olan zengin bir adamın dışarıdan bakıldığında mutlu gibi görünen hayatının pek de öyle olmadığını anlaması üzerine kurulu. yani diyor ki zweig her şey para pul zenginlik, partiler, danslar, eğlence değil. yaşamanın başka anlamları da var. ve kahramanımız bu anlamı kendince tarif ettiği o olağanüstü gecede fark ediyor. yine yeniden bütün büyük eserlerde ve yazarlarda olduğu gibi bu kitapta da varoluşçuluğun izlerini görüyoruz. yine konformist yaşam ve otantik yaşam arasındaki farkı görüyoruz. ve çıkardığımız anlam şu: bize sunulan hayatı yaşamak zorunda değiliz, bize sunulan senaryoya mahkum değiliz. konfor alanımızdan çıkmamız lazım. kendi tercihlerimizi kendi özgür irademizle yapmamız ve sorumluluğunu da kendimiz almamız lazım. kahramanımız da o yaşadığı olağanüstü geceden sonra yani konformizden kurtulduktan sonra o zamana kadarki bastırılmış duygularını özgürleştiriyor adeta zincirlerini kırıyor ve daha mutlu daha anlamlı bir hayat yaşamaya başlıyor. okuduğumuzda özdeşlik kurabileceğimiz bir hikaye. biz de kendi bastırılmış duygularımızı özgürleştirmek istiyoruz bu özdeşleşme üzerine. zweig en sevdiğim yazarlardan biri ve olağanüstü gece en iyi uzun öykülerinden biri
devamını gör...
sabah sabah edebi başlıklara tanım girmek
güne bir nazım, bir necip gibi başlayan yazarların yaptığı eylemdir. biz de anca yataktan sürüklenerek çıkalım..
devamını gör...
profesör andersen’in gecesi
bir dag solstad kitabıdır.
bana iskandinav edebiyatını sevdiren yazarlardan biridir dag solstad. üçüncü kitabının türkçeye çevrildiğini görünce nasıl mutlu olduğumu anlatamam. verdiğim, elimdeki kitaplar bitene kadar yeni kitap almama sözüme istisna teşkil eden bir andı bu kitabı almaya karar verdiğim an.
kitapta bir edebiyat profesörü ile tanışıyoruz: pal andersen. pal andersen karakteri bana elias canetti’nin körleşme isimli başyapıtındaki başkahraman profesör kien’i hatırlattı bazı yönleriyle.
ancak bu profesör hayattan o kadar kopuk değil. elli beş yaşın ve yalnız yaşamamanın verdiği bir inzivaya rağmen dışarıda zaman geçirmeyi, arkadaşları ile takılmayı seviyor. tek derdi modern bir insan olmak için verdiği amansız mücadele. bir de geçmiş ile gelecek arasındaki ölümsüzlük hissinin kaybolmaya başlaması karşısındaki umutsuzluğu.
noel gecesi pencereden dışarı bakarken şahit olduğu cinayet ile modern insan olmak, başkalarının işine karışmamak, insanlarla empati kurabilmek, ölümsüzlük, suç ve ceza kavramları arasında kendini kaybeder profesörümüz.
ve roman bizi kimsenin kişisel bir tanrısı olamayacağı fikrine taşır, ateistler dahil.
bana iskandinav edebiyatını sevdiren yazarlardan biridir dag solstad. üçüncü kitabının türkçeye çevrildiğini görünce nasıl mutlu olduğumu anlatamam. verdiğim, elimdeki kitaplar bitene kadar yeni kitap almama sözüme istisna teşkil eden bir andı bu kitabı almaya karar verdiğim an.
kitapta bir edebiyat profesörü ile tanışıyoruz: pal andersen. pal andersen karakteri bana elias canetti’nin körleşme isimli başyapıtındaki başkahraman profesör kien’i hatırlattı bazı yönleriyle.
ancak bu profesör hayattan o kadar kopuk değil. elli beş yaşın ve yalnız yaşamamanın verdiği bir inzivaya rağmen dışarıda zaman geçirmeyi, arkadaşları ile takılmayı seviyor. tek derdi modern bir insan olmak için verdiği amansız mücadele. bir de geçmiş ile gelecek arasındaki ölümsüzlük hissinin kaybolmaya başlaması karşısındaki umutsuzluğu.
noel gecesi pencereden dışarı bakarken şahit olduğu cinayet ile modern insan olmak, başkalarının işine karışmamak, insanlarla empati kurabilmek, ölümsüzlük, suç ve ceza kavramları arasında kendini kaybeder profesörümüz.
ve roman bizi kimsenin kişisel bir tanrısı olamayacağı fikrine taşır, ateistler dahil.
devamını gör...
ilk buluşmada su içen kadın
devamını gör...
yağ embolisi sendromu
uzun kemik kırıkları veya majör travmadan sonra dolaşımda yağ embolilerinin bulunmasına ve klinik bulgu vermesine verilen isimdir.
klinikte parsiyel oksijen basıncı 60 ın altına düşmüştür.
travmadan saatler sonra ortaya çıkar
embolinin oluşmasını önlemek için en kısa sürede immobilize etmek gerekir.
klinikte parsiyel oksijen basıncı 60 ın altına düşmüştür.
travmadan saatler sonra ortaya çıkar
embolinin oluşmasını önlemek için en kısa sürede immobilize etmek gerekir.
devamını gör...
arkadaşım şeytan
yaprak özdemiroğlu'nun da harika bir rolle arzı endam ettiği, kadın erkek ilişkilerine de azıcık yüzeysel olsa da minik göndermelerin yapıldığı filmdir. şeytan sözcüğünün geçtiği bildiğiniz bütün deyimlerin de bağlam içinde dalgasını geçerler, kelime oyunlarına meraklıların ayrıca seveceği diyalogları vardır. bir ayrıntı daha, filmde rol alan dansçıların hemen hepsi dob'nin modern dans topluluğunda da görev yapmıştır. türk sinemasının kült ama değerli filmlerindendir.
devamını gör...
kışın çocuğunu üst üste giydirip okula gönderen anne modeli
evladının üşümemesini isteyen şefkatli masum annedir.
ayrıca kar topu savaşı yaparken oğlunun en hafif yaralarla kazanmasını isteyen annedir.
ayrıca kar topu savaşı yaparken oğlunun en hafif yaralarla kazanmasını isteyen annedir.
devamını gör...
ezgi mola'nın musa orhan davasında para cezasına çarptırılması
haksızdı zaten. kanunlar önünde suçu kanitlanmamis insana kendi kafasına göre suçlu gösterip asagilayip hakaret etme hakkı yok. miktar da az bence. insanlara hakaret etmenin cezası 5 bin lira olmamalı. hem adaleti savunup, kanunların yetersiz olduğundan bahsedip, dava dosyasını görmeden, bu alanda yetkili olmadan hem kendi adalet terazsine göre
insanları hedef haline getirmenin cezası bu olmamalı.
insanları hedef haline getirmenin cezası bu olmamalı.
devamını gör...
respira
nefes al anlamına gelen ispanyolca kelimedir. motivasyon dolu bir kelime olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
"yüzün yüzüme bir kere baksa anlardın" diyen kadının karşısında durup ona bakmayan adamın yüz ifadesine sahibim nice zamandır.
"aynada kendi yüzüme bakmaya tahammülüm yok ki senin yüzüne bakayım" diyen adamın karşısındaki kadının yüz ifadesi de bana ait.
bir de "bu ikisi aynı zaman ve mekan diliminden değiller" diyen iç ses senaryo yazarı var arka planda.
dış ses ise "kalk git artık saçmalıyorsun" diyor ama o kimin sesi bilmiyorum. şu an tek duyduğum eski bir türkü, onun sözlerine sığınıp hepsini susturuyorum..
afferin bana!
"aynada kendi yüzüme bakmaya tahammülüm yok ki senin yüzüne bakayım" diyen adamın karşısındaki kadının yüz ifadesi de bana ait.
bir de "bu ikisi aynı zaman ve mekan diliminden değiller" diyen iç ses senaryo yazarı var arka planda.
dış ses ise "kalk git artık saçmalıyorsun" diyor ama o kimin sesi bilmiyorum. şu an tek duyduğum eski bir türkü, onun sözlerine sığınıp hepsini susturuyorum..
afferin bana!
devamını gör...
iğrenilen durumlar
nefesi ya da ağzı iğrenç kokan birinin burnumun dibine girerek konuşması.
kahvaltıda ceset mi yedin?uzaklaş!
kahvaltıda ceset mi yedin?uzaklaş!
devamını gör...

