turn the page
lise zamanlarında dinlerdim, çok sevdiğim metallica parçasıdır.
sözlerini kopyalayım da, şarkı sözü yazmadım demem.
on a long and lonesome highway east of omaha
you can listen to the engines, moanin out as one long song
you can think about the woman, or the girl you knew the night before
but your thoughts will soon be wandering the way they always do
when you're riding sixteen hours and there's nothing much to do
you don't feel much like ridin', you just wish the trip was through
[chorus:]
but here ı am, on the road again
here ı am, up on the stage
here ı go, playing the star again
there ı go, turn the page
you walk into a restaraunt, strung out from the road
and you feel the eyes upon you, as you're shaking off the cold
you pretend it doesn't bother you, but you just want to explode
and most times you can hear 'em talk, other times you can't
all the same 'ole cliches: is that a woman oris that a man?
and you always seem outnumbered, you dare not make a stand, make your stand.
[chorus]
out there in the spotlight, your a million miles away
every ounce of energy, you try to give away
and the sweat pours from your body, like the music that you play
later in the evening, as you lie awake in bed
with the echos of the amplifiers, ringin' in your head
you smoke the days last cigarette, rememberin' what she said
sözlerini kopyalayım da, şarkı sözü yazmadım demem.
on a long and lonesome highway east of omaha
you can listen to the engines, moanin out as one long song
you can think about the woman, or the girl you knew the night before
but your thoughts will soon be wandering the way they always do
when you're riding sixteen hours and there's nothing much to do
you don't feel much like ridin', you just wish the trip was through
[chorus:]
but here ı am, on the road again
here ı am, up on the stage
here ı go, playing the star again
there ı go, turn the page
you walk into a restaraunt, strung out from the road
and you feel the eyes upon you, as you're shaking off the cold
you pretend it doesn't bother you, but you just want to explode
and most times you can hear 'em talk, other times you can't
all the same 'ole cliches: is that a woman oris that a man?
and you always seem outnumbered, you dare not make a stand, make your stand.
[chorus]
out there in the spotlight, your a million miles away
every ounce of energy, you try to give away
and the sweat pours from your body, like the music that you play
later in the evening, as you lie awake in bed
with the echos of the amplifiers, ringin' in your head
you smoke the days last cigarette, rememberin' what she said
devamını gör...
artık anlamı kalmayan şeyler
üniversite mezunu olmak.
devamını gör...
yağmura en çok yakışan şey
balkonda çay içmek, yağmur sesini dinlemek ve şapkanı takıp yürüyüş yapmak, mükemmel.
devamını gör...
hayata sarıl lokantası
askıda yemek uygulaması ile çok güzel bir şey yapmış olan lokanta. hiç gitmedim ama yukarıda kalsın diye yazmak istiyorum , keşke başlık sabitlense belki insanlara bir faydamız dokunur.
devamını gör...
ataol behramoğlu
şu muhteşem şiiriyle içimizden akıp giden bütün nehirlere inceden bir ah çektiren şair:
bu aşk burada biter
bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider
bir hatıradır şimdi dalgın uyuyan şehir
solarken albümlerde çocuklar ve askerler
yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner
uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir
yan yana uzanırdık ve ıslaktı çimenler
ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı!
bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı
geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler
bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider.
bu aşk burada biter
bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider
bir hatıradır şimdi dalgın uyuyan şehir
solarken albümlerde çocuklar ve askerler
yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner
uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir
yan yana uzanırdık ve ıslaktı çimenler
ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı!
bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı
geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler
bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider.
devamını gör...
eyyam-ı bahur
eyyam-ı bahur, yaz mevsiminin en sıcak ve boğucu günlerine verilen arapça kökenli türkçe sözcüktür. kuzey yarımkürede, temmuz ve eylül tarihleri arasında yaşandığı kabul edilmektedir. güney yarımkürede ise bu tarih ocak ve mart arasına düşer. kesin tarih, içinde bulunulan bölgeye, boylama ve iklim koşullarına göre büyük değişiklikler gösterebilir. türkiyede ağustos ayının ilk haftalarında karşılaşıldığı söylenen eyyam-ı bahur'un 1-8 ağustos tarihleri arasında gerçekleştiği düşünülmektedir.
eski bir inanışa göre, bu sıcak günlerin büyük köpek takımyıldızı'nda bulunan sirius çift yıldızıyla bir bağlantısı vardı. antik yunan ve antik roma kültürlerinde de yaygın olan bu inanış nedeniyle bu günler latince diēs caniculārēs olarak anılmaktaydı. çağdaş avrupa dillerinde bu terimden türeyen adlar hâlen kullanılmaktadır. (ingilizce: dogdays, almanca: hundstage gibi...) türkçe'de kullanılan eyyam-ı bahur terimi kullanılırlığını büyük ölçüde yitirmiş olup, bunun yerine cehennem sıcakları, afrika sıcakları gibi terimler kullanılmaktadır.
romalılar, eyyam-ı bahur günlerini diēs caniculārēs olarak adlandırır ve sirius yıldızıyla sıcak havaları ilişkilendirirlerdi. sirius'un içinde bulunduğu büyük köpek takımyıldızı'ndan dolayı da sirius'a da köpek yıldızı diyorlardı. sirius'un görüldüğü tarihlerde kahverengi köpekler kurban ederek sirius'u hoşnut etmeye çalışırlardı. antik roma kültüründe eyyamıbahur günleri 24 temmuz-24 ağustos günleri olarak kabul edilirdi. bu tarihler alman, fransız ve itayan kültürlerinde geçerlidir. türk kültüründe bu tarih temmuz sonuyla ağustos ortaları arasında günler olarak kabul edilmektedir.
eyyam-ı bahur günleri kalp ve göğüs hastalıkları olanlar için riskli dönemlerdir. kişilerde aşırı stres ve asabiyet görülebilir. orman yangınları başlayabilir. enerji hattı kablolarının esnemesi, yol malzemelerinin erimesi ya da demiryollarında rayların genleşmesi gibi nedenlerle can ve mal kaybına neden olan kazalar yaşanabilir. 2000'li yıllarda, avrupa'daki sıcak hava dalgalarına bağlı sağlık sorunlarından her yıl on binlerce kişi yaşamını yitirmiştir.
kaynak
nasılını, niyesini, ne gerek vardısını soracaklar/düşünecekler için: * * *
biliyorum maşallahlı bir alıntı fakat an itibari ile paylaşacağım her şey sevdiğim bir kitabı okkalı bir tanımla anlatabilmem için gerekli olan malzemelerdir.
devamını gör...
korona'ya bir cümle kur
nolur git, yok ol bi an önce. verdiğin maddi ve manevi zararların haddi hesabı yok zaten. yeterince kötü şey yaşattın herkese, artık git yalvarırım defol gitt**.
devamını gör...
dualizm
zıtlıkları içinde barındıran felsefi öğretiye verilen ad. gece-gündüz, iyi-kötü, ruh-madde vb.
devamını gör...
domestic hıyar

sonunda buldum... artık buradan idare edelim malum pandemi var. selamlar hürmetler...
istanbul'u satın aldım bu gece
bebek benim, kanlıca, kuzguncuk benim
boğaziçi benim, adalar benim... şunu da ilave edelim kuzguncuk hissedilmeden yaşanılacak yer değildir! diyen buket uzuner'in sözlerine itina ile katılan yazarımızdır.
devamını gör...
okunması gereken kitaplar
dorian gray'in portresi
yeraltından notlar
ölüler evinden anılar
oblomov
altıncı koğuş
genç werther'in acıları
kırmızı pazartesi
uğultulu tepeler
veronika ölmek istiyor
türk olarak;
ihsan oktay anar'dan puslu kıtalar atlası ve suskunlar
yeraltından notlar
ölüler evinden anılar
oblomov
altıncı koğuş
genç werther'in acıları
kırmızı pazartesi
uğultulu tepeler
veronika ölmek istiyor
türk olarak;
ihsan oktay anar'dan puslu kıtalar atlası ve suskunlar
devamını gör...
kar
maalesef artık istanbul'a yağmayan, yağsa da tutmayan bir hava olayı.
devamını gör...
z kuşağı
haksız yere eleştirildiğini düşündüğüm kuşak.
etrafınıza bakarsanız "65 yaş üstü oy veremesin. ülkeyi bu hale onlar getirdi" diyenler baby boomers denen kuşağı suçluyor. bazıları politik nedenlerle x kuşağını suçluyor, bir kısmı y kuşağı şöyle böyle diyor... yani özünde her kuşaktan her tip insan çıktı şimdiye dek. z kuşağının da farklı olması için bir neden yok. onlardan da her türlü insan çıktı/çıkıyor/çıkacak.
z kuşağı bazı konularda avantajlı bile diyebiliriz çünkü artık çoğunun elinin altında bilgisayar ve internet var. gerçek haberlere, bilgiye daha kolay ulaştıkları için, ülkede olup bitenlerin iç yüzünü eskilerden daha iyi analiz edebilecek duruma gelecekler. benim o yaşta internetim olsaydı uçmuştum bilimsel anlamda. şu anda çoğu çok genç. siz o yaşlardayken büyük ihtimalle çoğunuz aklı bir karış havada gezen tiplerdiniz. ben de öyleydim. şu anda çok gençler ve istisnaları kenara koyarak diyorum ki, eleştirilmeleri için çok erken.
ha derseniz ki eski gençler en azından büyüklerine karşı daha saygılıydı, şimdi o "büyük"lere bakıyorum da, onların da saygısızlıkta z kuşağı gençlerinden geri kalır yanı yok. hakaretsiz, küfürsüz cümle bitirebilen kaç kişi var ki içlerinde?
bir de bu konuyu twitter yahut instagram gibi ortamlara bakıp da gördüğünüz kötü örnekler üzerinden değerlendirmeniz son derece yanlış. öncelikle, 40+ olan herkes ahlaklıdır diyemeyeceğimizi hepiniz kabul edersiniz sanırım. "komik caps" olarak paylaşıp güldüğümüz bir sürü sapık tip var yaşı bilmem kaça geldiği halde sosyal medyada kadın peşinde koşan. aynı şekilde 20- yaştakiler için hepsi ahlaksızdır denemeyeceğini de kabul edersiniz. su-i misal emsal olmaz denir. yani kötü örneğe bakarak aynı şartlardaki herkesin kötü olduğunu iddia edemeyiz. bu nedenle bana göre (her genelleme gibi) "z kuşağı şöyledir" şeklinde yapılacak tüm olumlu ya da olumsuz genellemeler yanlıştır.
etrafınıza bakarsanız "65 yaş üstü oy veremesin. ülkeyi bu hale onlar getirdi" diyenler baby boomers denen kuşağı suçluyor. bazıları politik nedenlerle x kuşağını suçluyor, bir kısmı y kuşağı şöyle böyle diyor... yani özünde her kuşaktan her tip insan çıktı şimdiye dek. z kuşağının da farklı olması için bir neden yok. onlardan da her türlü insan çıktı/çıkıyor/çıkacak.
z kuşağı bazı konularda avantajlı bile diyebiliriz çünkü artık çoğunun elinin altında bilgisayar ve internet var. gerçek haberlere, bilgiye daha kolay ulaştıkları için, ülkede olup bitenlerin iç yüzünü eskilerden daha iyi analiz edebilecek duruma gelecekler. benim o yaşta internetim olsaydı uçmuştum bilimsel anlamda. şu anda çoğu çok genç. siz o yaşlardayken büyük ihtimalle çoğunuz aklı bir karış havada gezen tiplerdiniz. ben de öyleydim. şu anda çok gençler ve istisnaları kenara koyarak diyorum ki, eleştirilmeleri için çok erken.
ha derseniz ki eski gençler en azından büyüklerine karşı daha saygılıydı, şimdi o "büyük"lere bakıyorum da, onların da saygısızlıkta z kuşağı gençlerinden geri kalır yanı yok. hakaretsiz, küfürsüz cümle bitirebilen kaç kişi var ki içlerinde?
bir de bu konuyu twitter yahut instagram gibi ortamlara bakıp da gördüğünüz kötü örnekler üzerinden değerlendirmeniz son derece yanlış. öncelikle, 40+ olan herkes ahlaklıdır diyemeyeceğimizi hepiniz kabul edersiniz sanırım. "komik caps" olarak paylaşıp güldüğümüz bir sürü sapık tip var yaşı bilmem kaça geldiği halde sosyal medyada kadın peşinde koşan. aynı şekilde 20- yaştakiler için hepsi ahlaksızdır denemeyeceğini de kabul edersiniz. su-i misal emsal olmaz denir. yani kötü örneğe bakarak aynı şartlardaki herkesin kötü olduğunu iddia edemeyiz. bu nedenle bana göre (her genelleme gibi) "z kuşağı şöyledir" şeklinde yapılacak tüm olumlu ya da olumsuz genellemeler yanlıştır.
devamını gör...
yeraltından notlar alıntıları
“etrafınıza şöyle bir göz gezdiriniz! gerçek hayat denilen şeyin ne olduğunu, nerede olduğunu bilmiyoruz bile! kitaplarımızı ve hayallerimizi elimizden alsalar öylece ortada kalakalacağız.”
devamını gör...
converse ayakkabı giyilen korkunç dönem
korkunc olduğunu düşünmediğim dönem. pantolon, etek,elbise hepsinin altına yakıştığını düşünüyorum ve hala giyiyorum.
devamını gör...
sözlükte arınma gecesi yapalım kampanyası
peki yazarların dışında olup, anonim olarak yazılanları okuyan insanlar?
ya onları ne yapacağız ermolettin?
yazık değil mi çoluğa çocuğa? o kadar +18 muhabbete mi maruz kalsın garipler?
hiç umudum yok lakin seni aklı selim düşünmeye davet ediyorum.*
edit: relax puturak otu gibi burada da bitivermiş ya la. hayretler içerisindeyim beni takip ediyor koca sözlükte.*
ya onları ne yapacağız ermolettin?
yazık değil mi çoluğa çocuğa? o kadar +18 muhabbete mi maruz kalsın garipler?
hiç umudum yok lakin seni aklı selim düşünmeye davet ediyorum.*
edit: relax puturak otu gibi burada da bitivermiş ya la. hayretler içerisindeyim beni takip ediyor koca sözlükte.*
devamını gör...
klasik kitap önerileri
anna karenina-tolstoy
romeo ve juliet – william shakespeare
puslu kıtalar atlası - ihsan oktay anar
romeo ve juliet – william shakespeare
puslu kıtalar atlası - ihsan oktay anar
devamını gör...
galata kulesi
rivayete gore ilk kiminle birlikte cikarsan evlenecegin kisi odur denilen, istanbul bebegi kule. annemle cikmistim.
devamını gör...
tez yazmak
yarabbim ne saçma şey tez yazmak ya. hocalar da inatla saçma bir şekilde yardım etmiyor. tez konum '' okul öncesi çocuklarında davranış bozuklukları'' geniş bir başlık ve bir çok şey yazılabilir diye seçtik. kaynak olarak kullandığım bir doktora tezinde geçen cümleleri alıntılayıp kendi tezime yazıyorum, fakat bazı cümlelerin sonundaki kaynakları örn: (erikson,1999) kaynağın kendisini bulamadığım için aktaran kullanmamalıymışım. neden? çok saçma l*n tez bu o da birinden aldı öbürü de birinden derken kaynağın kendisi kim bilir nerede. acilen tez yazmak konusunda kriterler değiştirilmeli. valla insanı geliştiren bir şeyde değil tez yazmak.
devamını gör...
kişinin yapabileceği en büyük yanlış
beklemek. bazen bir şeyi, bazen birini, bazen ise yalnızca ölümü beklemek. bir şeyleri bekleyerek, bir beklenti içinde çürütüyoruz ömrümüzü. ne gerek var oysa bunca gürültüye! bir hiç uğruna bunca bekleyiş kadar saçma ne olabilir dünyada. hiçbir işe yaramaz ama yine de bekliyor insan bazı zamanlar, bazen bir şeyi, bazen birini, bazen ise yalnızca ölümü.
devamını gör...
