atilla ilhan - gidiyor musun aysel?
aysel - evet üzüldün mü?
atilla ilhan - ben ne gemiler yaktım sevgilim kıçı kırık teknenin lafı mı olur.
devamını gör...

iklimimiz güzel ,haritada güzel yerdeyiz evet.peki imkanımız nasıl? iskandinav antalya'yı biliyor biz dibimizdeki yere yeri geliyor gidemiyoruz.bu da bir tercih size kalmış. kimi ne olursa olsun buralar güzel yer der,diğeri götür beni buralardan karanlık falan sökmez bana der. şimdi ne diyeyim ben ..gece moduna geçtim karanlıktan yazıyorum hissetmek için.bu kadar da empatik bir insanım biraz da alışmak adına.alın beni buradan ya..
devamını gör...

bugün iki kere yaşadığım. daha öncede yaşadım da, üstüne başlığı görünce yazayım dedim.
benim sözlükte huyum nicklere bakmadan okumak. uzun yazıysa, beğendiysem beğenisi verir öyle en son görürüm nicki. kısa yazıysa, cümlenin sonuna doğru görürüm.
şimdi kendi yazılarımı görüp, başkasının gibi okumaya başladım. ne güzel yazmış, aynı benim gibi düşünüyor, vayy be ne süper yazar, bunun gibisi zor bulunur falan diyerek (tabii ki böyle şeyler demedim(u: swh) sadece fikri bana yakın yazarmış dedim) okuyup, bir yerden sonra ya da sonunda nicki görüp, "aa benmişim ya" diyip gülümsetti. hoş bir durum.
devamını gör...

-tamam tamam inandıımm inandımm tamam (dilini çıkaran ismail abi emojisi) .
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

"aşkını candan duymuşum,
canım yoluna koymuşum.
tam dokuz yaşındaymışım,
dünyaya geldiğin zaman.

kim bilir nasıl güzeldin,
göklerden yere süzüldün.
benim alnıma yazıldın,
dünyaya geldiğin zaman."
devamını gör...

insanları ırkçı, faşist, cinsiyetçi, gerici, yobaz olarak suçlayıp yayınlarına sevan nişanyan gibi atatürk ve kadın düşmanı bir ırkçıyı çıkartıp atatürk'e hakareti düşünce özgürlüğü sayarken başka bir yayında onur romano olayına değinen ve ateizm derneğini eleştiren bir satanist arkadaşın sesini kapatıp yayını sonlandıran, derneği eleştiren ve "bu şekilde olmaz" diyen üyelerin dernekten çıkarıldığı sözde özgürlükçü sol gericiliği iliklerine kadar yaşayan, tarikatlerin allahsız versiyonu olan derneğimsi.
bu derneğin kirli yüzünün ana akım medyaya düşmemiş olması ateist arkadaşlar için tek olumlu haber olabilir.

olaylara fransız kalanlar için:

devamını gör...

kafasına koymak,
kafası dumanlı,
kafası bulanmak gibi deyimler...
devamını gör...

müge anlı'nın programında şu anda konuşulan otopsi raporu açıklanmış olan, cinayete kurban gitmiş olan genç kadın.

raporda, incelenen 2 ayrı dna örneğinin aynı erkeğe ait olduğu ve aleyna'nın ölüm nedeninin iple asılmak olduğu yazıyormuş.

yorum yapmak istemiyorum, sinirlerim bozuluyor.
devamını gör...

bugün ilk defa denk geldim.. bu sözlük beni çok güldürüyor. (bkz: bir oturuşta bitirilen kitaplar) da kendimi kaybetmişim sözlük diyor soluklann yiğit miğit.. (bkz: yiğidim aslanım) yakında fonda çalan müzik bekliyorum hadi canlarım.

nice koç yiğitler yere serilir.
ölen ölür kalan sağlar, sağlar bizimdir...
devamını gör...

7/24 sözlükte online olup, tanım sahiplerine dmden yazıp, kimsenin bir tanımını beğenmeyen yazardır.
bir kısmısı günde bir kaç kez, bir iki cümlelik tanımlar yazar,
bir kısmısı üç beş günde bir destan döşer.
tipikus havalius olur bunlar.
nevi şahsına münhasır olmaktır işleri.
sorsan havalıdır.
sormuyorum ne olacak şimdi?
neyse öyle aklıma geldi.
gideyim de çamaşırlarımı asayım.
hem sözlüğe hem eve, hem dışarıya yeterim ben. havalı da olmayı vereyim.
devamını gör...

serpme kahvaltı
starbucks
netflix
bitcoin
stanley termos
devamını gör...

çok enerjik ve eğlenceli biri elin oğlu zamanlarında izlerdim. eşine söylediği italyanca şarkıyı da pek beğenmiştim. (bkz: negramaro ~ solo per te)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bulutlu, hafif yağmurlu ve serin bir sabahtan herkese günaydın.
devamını gör...

konuyla ilgili olarak yalın alpay'ın "yalanın siyaseti" isimli kitabını şiddetle tavsiye ederim. bambaşka bir bakış açısı ile her gün maruz kaldığımız şeyleri yeniden yorumlama imkanına sahip oluyorsunuz.
yalın alpay - yalanın siyaseti
devamını gör...

önceden bir zaman, onu biraz daha görüp, onunla konuşabilmek için bir okul çıkışı kendisiyle beraber 1 saat yol gidip evin yolunu şaşırmamdır. ondan 3 durak önce inmem gerekiyordu aslında. bana neden inmediğimi sorunca ise: "benim de orada işim vardı" dedim ve onunla aynı durakta ininceye kadar eşlik etmeye devam ettim.

o eve gitmeden önce biraz kordon boyunca yürüyüp biraz daha konuştuk. birbirimize "sonra görüşürüz" demeden önce, en son birazcık da deniz kenarına oturup biraz daha konuşmaya karar verdik. aradan 15 dk civarı bir süre geçtikten sonra bana ne anlattı biliyor musunuz? "sevgilisiyle olan kavgalarını". orada, sevdiğimin yanında onun üç yıllık sevgilisi olduğunu öğrendim. akşam olana değin onu teselli ettim, dertlerini dinledim. umarım onu birazcık da olsa içini ferahlatabilmiş, bir nebze mutlu olarak eve dönmesine yaramışımdır diyorum şimdi...

veda ettikten sonra evin yolunu tuttum. tam ben giderken bir bulut üzerime doğru ağlamaya başladı, doğa ana bile bana üzüldü sanıyorum.
devamını gör...

heh bir de profiterol diyin tam olsun. adananın üstüne güzel giderdi bak. off ben uyumaya gidiyorum.
devamını gör...


ne olacağını düşünmeden yaşıyoruz"yeni asır'da yer alan habere göre, bodrum belediyesinin düzenlediği atık toplama, ayrıştırma ve geri dönüşüm konulu basın toplantısında konuşma yapan sanatçı sertap erener, şunları söyledi: "bireysel olarak o kadar çok şeyi bilinçsizce tüketip sonradan ne olacağını düşünmeden yaşıyoruz ki bununla ilgili keskin bir bilince ve birlikteliklere ihtiyacımız var."


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


"fareden beter olduk, onlar bizden az ürüyor""ben her gün yola çıktığımda sağa sola bakmamaya çalışıyorum çünkü gerçekten çok acıklı. en temel sorunumuzda çoğuz, milyarlarca insanız ve artık çocuk doğurmamamız gerekiyor. biraz duralım gerçekten, çoğalmamamız gerekiyor. fareden beter olduk, onlar bizden az ürüyor olabilirler."


buradan
devamını gör...

akli dengesi yerinde değil diyorsa, büyük ihtimal yakında çıkar bir başka garibanı öldürür.
eskiden böyle bir komşumuz vardı, birilerine sataşırdı. polisi aramanın faydasıda pek yok, polis geliyor alıyor ama sonra bırakıyor ve adam daha beter saldırıyor.
deliyse akıl hastanesine yatırın, değilse hapishaneye yatırın demenin faydası yok.
devamını gör...

animenin yapımcısı göktuğ özgül'ün diğer çalışmalarını görmek için @goktug_art isimli instagram hesabını takip edebilirsiniz veya aşağıdaki siteye göz atabilirsiniz.

www.artstation.com/goktugozgul

şimdi en sevdiğim bölüm geliyooooor; eleştiri

animeleri çok severim, boş vakitlerimde anime de izlerim tamam mı? öncelikle göktuğ özgül'ün emeğine sağlık. şimdi eleştirelim bakalım.

animasyon, anime, film, dizi gibi yapımlar yedinci sanat olan sinema ürünüdür. (bkz: septem artes liberates)
kültürel anlamda sinemaya bakıldığında bazı ulusların veya yönetmenlerin belirgin, farklı, sıradışı sanat anlayışları vardır ki yapıtlarından bunu anlayabiliyoruz. örneğin kore sineması son yıllarda dikkat çekiyor. başka bir örnek de japon anime ve mangalarıdır. bu sanatın kökeni japon tiyatrosu kabukidir. meşhur naruto animesi aslında bir kabuki tiyatrosudur. kabuki yapıtlarında japon halkının kültürel değerleri işlenir. erdem, saygı, yardımlaşma, toplum yararı, aile şerefi, shogun sistemi vb konular işlenir. doğal olarak japon animelerinde de bu değerler işlenir. izlediğim animelerin hemen hemen hepsinde bir japon felsefesi ve kültürel değeri vardı. bir kaç anime serisi bitiren herkes az çok japonya'daki toplumsal düzeni anlayabilir. bu bağlamda anime ve mangalar her ne kadar 'kurgusal' ve 'fantastik' olsalar da sosyolojik olarak tutarlıdır.
örneğin pokemon anime serisinde ana karakter ash ketchum (satoshi)pokemon eğiticisi ana karakter 21 sezon 1409 bölüm şampiyon olamıyor kaynak. peki o zaman bu anime izleyicisine ne anlatmaya çalışıyor? önemli olan 'şampiyon' olmak değil; hayatta somut bir amaç edinmek, dostluk bağları kurmak, düşmanlarına dahi saygılı olmak gibi japon kültürüne has değerleri izleyicisine aşılıyor. diyaloglar, karakterler, kullanılan dildeki sadelik düşünüldüğünde hedef izleyici kitlesinin çocuklar olduğu hemen anlaşılıyor. bu da tüm dünya çocuklarına (yani gelecek nesle) sağlam bir 'japon' hayranlığı yani kültür emperyalizmi aşılıyor. aynı zamanda kendi halkının çocuklarına da bunu aşılıyor. japon halkı ikinci dünya savaşı'nda atom bombasının hedefindeki bir toplum olarak tüm dünya'ya 'ezik japonlar' dedirtmemek için çok çalıştı. buna rağmen dünya'nın en borçlu ülkesi hala japonya. üstelik intihar oranı (% 0,0025) en yüksek ülke de japonya'dır. bu açıdan bakıldığında pokemon animesi kültür tarihi için daha derin bir anlam ifade ediyor.

peki davara efsanesi isimli türk yapımı anime bize ne anlatıyor? hiç birşey.
kurukafa baskılı siyah t-shirt giyen ergen bir genç ana kahraman olarak karşımıza çıkıyor. lisede benim böyle sınıf arkadaşlarım vardı. hard metal dinlemekten beyinleri sulanmış, asosyal, içine kapanık, hiç sevgilisi olmayan, kişisel bakımına özen göstermeden toplum içine çıkan, 31ci tayfa dediğimiz ergen arkadaşlarım vardı lisede. çocuklar için kötü örnek olan bu kurukafa seven asosyal kahramanımız pek özgün bir kişilik değil. biraz ben10 özentisi gibi duruyor. kumral saçlı ve renkli gözlü olduğuna göre türkiye'nin kıyı kesimlerinde doğmuş olmalı.

okulun mimarisine bakınca akp iktidarındaki okul mimarisine hiç benzemiyor. akp döneminde okullar toki, cumhurbaşkanlığı külliyesi gibi dört köşeli basık çatılarıyla hemen dikkat çekiyor. estetik zzevkten yoksun okullarımız var.

yüzlerce defa okul gezisiyle yerebatan sarnıcı'nı geziyorlarmış. hani bir yabancı izlese sanır ki türkiye'd eğitim sistemi japonya gibi. biz çocuklarımıza sürekli antik kentler, bizans kalıntıları, harabeler filan gezdiriyoruz sanacak. halbuki sabah veriyoruz okul servisine 8 saat kafa dinliyoruz. akşam da çocuk yorgun bir şekilde eve geliyor. burada çocuklar memnun, aileler memnun, hükümet memnun. peki kim memnun değil? öğretmenler.

ana kahramanımız okulu kırıp gollom'un kocaman kulaklı haliyle savaşa girecek ama saçma bir kulak şakası yapıyor. bir de ukala ukala tirat atıyor. bu davranış şeklini en çok amerikan çizgi filmlerinde görüyoruz. ben10, powerpuff girls gibi çizgi filmlerde düşmanı aşağılama, laf sokma gibi davranışlar çocuklara aşılanıyor. oysa pokemon animesinde düşmanı aşağılayan ifadeler kullanılmıyor. tam tersine düşmanla adil bir savaş olması için teşvik ediliyor. genellikle roket takımı hep teknolojik silahlarla uçan balonla geliyor. tıpkı abd'nin atom bombası gibi, değil mi?

temaya ve seçilen renklere bakarsak istanbul'u akdeniz iklimini ve denizleri sembolize eden mavi tonlarını kullanmış. ancak davara'nın da mavi bir dev olması beni rahatsız etti. buradan anlıyoruz ki davara karakteri aslında hint mitolojisindeki mavi tanrılardan esinlenilmiş. tıpkı avatar filmi gibi.

sonuç olarak davara efsanesi ne bir görsel şölen ne de didaktik bir eser. sanatçı çizim yeteneği doğrultusunda hiç bir öğretisi ve alt metni olamayan 'bir hikaye' anlatmaya çalışıyor. bu yüzden basit, tatsız, ilgi çekmeyen, lisans bitirme projesinden öteye gidemeyecek bir ürün olmuş. ürün de demek istemiyorum yapıt da demek istemiyorum. adını sen koy. çünkü pazarlanacak bir tarafı yok. ne muhteşem yüzyıl ne kurtlar vadisi, ne de koreden ithal ettiğimiz senaryolarla yeniden kurgulanan sıkıcı türk dizilerigibi.

yani türkler anime yapamaz. kendi tarihinden ders çıkartamayan bir ulus kendi kültürel değerlerini başka uluslara aşılayamaz. osmanlı imparatorluğu kültür mirasını sahiplendik ama tarihimizle yüzleşmedik. sahte bir saltanat dizisi çekildi. arap ülkelerine de konusu derin devlet ve mafya örgütlenmesi olan kurtlar vadisi'ni ihraç ettik. ikisi de 'savaş' temasını işliyor değil mi? türkler o zaman kaostan beslenen bir millettir. ben bir yabancı olsam ve şu dizilere maruz kalsam kafamdaki türk imajı şöyle olur; mafyatik, imparatorluk özlemi içinde, davranışlarının sonunu düşünmeyen, kahraman olmak için yaşayan, toplumsal bir amaç uğruna hareket etmeyen, bencil, merkezcil, dost edinmeyen, dostlarına güvenmeyen, kavgacı, eleştiriye kapalı, aniden öfkelenen ...

şimdi lütfen bu soruyu siz cevaplayın.

türkler hangi kültürel değerlerini sahiplenmelidir?
devamını gör...

simit yok mu simit, yiyoruz ya hani. o simidi bi düşünüyorum da yani o simidin ortasında bir delik var ya o boşluğa ne oluyor? biz yedikten sonra yani o boşluk nereye kayboluyor yani? hayır onu da yiyorsak çünkü hava yutmuşuz gibi oluyor da böyle gaz mı yapmasa sonra korkusu var hep içimde onu yemesek mi acaba yani? o gaz insanı öldürür biliyor musun? o simitin ortasındaki o boşluk adamı öldürmüş...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim