into the wild
yıllar önce bir arkadaş önerisiyle izlemeye niyetlenip nedense yarım bıraktığım film.
filmi taze bitirdim geldim, o sebeple düşüncelerim hala biraz dağınık, toparlayabildiğim kadarıyla yazacağım. buradan sonrası spoiler içerebilir.
--! spoiler !--
filmde en çok dikkatimi çeken şey alex(chris)in kimseyle doğru düzgün vedalaşmaması oldu. bir tek sevdiceği tracy ile sarılıyor vedalaşırken. genellikle habersiz gelip habersiz gitmeyi tercih ediyor, kimsenin hayatının bir parçası olmak istemiyor sanki. kimseyi de hayatına o denli dahil etmiyor. bağlanmak istemiyor belki de. fakat tam tersi, bu yolculukta kiminle tanışsa ya onu kendi çocuklarının yerine koyuyorlar, ya da evlatlık almak istiyorlar.
düşündüm de, hayatımıza giren herkes için geçerli belki de bu. bir gün hayatımızdan çıkacaklarını, er ya da geç, bildiğimiz halde hep bizimle kalsınlar istiyoruz. geleceğe dair kocaman kocaman hayaller kuruyoruz. kaybettiklerimizin yerini doldurmaya çalışıyoruz bir şekilde. ama işte hayat, kimse olduğu yerde kalamıyor.
alex'e gelince, mutluluğu her zaman kendinde, ve doğada aramayı tercih ediyor. insanlardan hiç bir beklentisi kalmamış.
filmin başında ailesi ile tartışan alex'in film boyunca ne kadar uyumlu, herkes ile sohbet edebilen ve insanlara kolayca kendini sevdirebilen biri olduğunu görüyoruz. oysa ailesi ona hiç öyle davranmamıştı. yani bu bakımdan çekip gitmek konusunda haklı buldum alex'i. ama keşke sonu böyle bitmeseydi de dedim.
"happiness is only real when it's shared"
sözüyle de anlıyoruz, aslında alex de aradığını tam anlamıyla bulamıyor.
--! spoiler !--
ayrıca film müziklerinin çoğunluğu eddie vedder'a ait olan film.
kapanıştaki müzik için tık
filmi taze bitirdim geldim, o sebeple düşüncelerim hala biraz dağınık, toparlayabildiğim kadarıyla yazacağım. buradan sonrası spoiler içerebilir.
--! spoiler !--
filmde en çok dikkatimi çeken şey alex(chris)in kimseyle doğru düzgün vedalaşmaması oldu. bir tek sevdiceği tracy ile sarılıyor vedalaşırken. genellikle habersiz gelip habersiz gitmeyi tercih ediyor, kimsenin hayatının bir parçası olmak istemiyor sanki. kimseyi de hayatına o denli dahil etmiyor. bağlanmak istemiyor belki de. fakat tam tersi, bu yolculukta kiminle tanışsa ya onu kendi çocuklarının yerine koyuyorlar, ya da evlatlık almak istiyorlar.
düşündüm de, hayatımıza giren herkes için geçerli belki de bu. bir gün hayatımızdan çıkacaklarını, er ya da geç, bildiğimiz halde hep bizimle kalsınlar istiyoruz. geleceğe dair kocaman kocaman hayaller kuruyoruz. kaybettiklerimizin yerini doldurmaya çalışıyoruz bir şekilde. ama işte hayat, kimse olduğu yerde kalamıyor.
alex'e gelince, mutluluğu her zaman kendinde, ve doğada aramayı tercih ediyor. insanlardan hiç bir beklentisi kalmamış.
filmin başında ailesi ile tartışan alex'in film boyunca ne kadar uyumlu, herkes ile sohbet edebilen ve insanlara kolayca kendini sevdirebilen biri olduğunu görüyoruz. oysa ailesi ona hiç öyle davranmamıştı. yani bu bakımdan çekip gitmek konusunda haklı buldum alex'i. ama keşke sonu böyle bitmeseydi de dedim.
"happiness is only real when it's shared"
sözüyle de anlıyoruz, aslında alex de aradığını tam anlamıyla bulamıyor.
--! spoiler !--
ayrıca film müziklerinin çoğunluğu eddie vedder'a ait olan film.
kapanıştaki müzik için tık
devamını gör...
orijinalinden daha iyi olan coverlar
haram geceler'in pilli bebek tarafından yapılmış versiyonu yakar.
devamını gör...
ev işi yapan erkek
ne yapalım yani, ev pis mi kalsın, dediğim başlıktır.
haftanın 1 günü silip süpürüyorum, 1 günü lavaboları cifliyorum.
1 günü yemek yapıyorum.
ayda 2 kere temizlikçi geliyor.
3 günde 1 gibi çarşafları değiştiriyorum.
ancak rahat ediyorum.
haftanın 1 günü silip süpürüyorum, 1 günü lavaboları cifliyorum.
1 günü yemek yapıyorum.
ayda 2 kere temizlikçi geliyor.
3 günde 1 gibi çarşafları değiştiriyorum.
ancak rahat ediyorum.
devamını gör...
yengeç dönencesi
23° 27' kuzey enlemidir. ayrıca 21 haziran'da güneş ışınlarının dik açıyla geldiği enlemdir.
kuzey yarımküre'de güneş ışınlarının dik açıyla gelebildiği en son noktadır.
yengeç dönencesi dünya üzerinde 17* ülkenin üzerinden geçmektedir.
kuzey yarımküre'de güneş ışınlarının dik açıyla gelebildiği en son noktadır.
yengeç dönencesi dünya üzerinde 17* ülkenin üzerinden geçmektedir.
devamını gör...
antananarivo
afrika'nın güney doğusunda bulunan madagaskar ada devletinin başkentidir.
devamını gör...
ferhan şensoy hakkında yapılan densiz yorumlar
allah ıslah etsin , müşrik,iftira , gıybet vurun günahın dibine.
devamını gör...
hiçbir şeyden memnun olmayan yazarlar
bardağın boş tarafından bakmayı bırakmıyorlar demeyelim de herkes bardağın farklı tarafına bakıyor diyelim. kimileri dolu gördüğü yerdeki eksikliklikleri göremezken kimileri de oradaki eksikliğin farkındadır. bu memnuniyetsizlik değil bakış açısıdır.
devamını gör...
masumiyet müzesi
orhan pamuk'un en sevdiğim kitabi. kemal ve füsun'u anlatıyor kitap. rutin haline gelen akşam oturmalarını okurken kemal'e çok acımıştım kitabin son cümlesini okurken yine çok acıdım.
masumiyet müzesi kitaptan sonra gerçekten oluşturulmuş bi müzedir. hayatinizda özel bir yeri olan insanla gezdiğiniz zaman*) kitaptaki hisleri birebir yaşayabileceğiniz bir müze aynı zamanda.
masumiyet müzesi kitaptan sonra gerçekten oluşturulmuş bi müzedir. hayatinizda özel bir yeri olan insanla gezdiğiniz zaman*) kitaptaki hisleri birebir yaşayabileceğiniz bir müze aynı zamanda.
devamını gör...
narsist kişilerle baş etme yolları
narsizim aslında bir savunma mekanizmasıdır, bu kişiler kendi aşağılık komplekslerini narsizim ile bastırırlar.
devamını gör...
mabel sakız
devamını gör...
interrail
her gencin bir zamanlar hayali olan; simdilerde doviz kuru, pasaport ve yurtdisi cikis zimbirti bedelleri ve tabii ki pandemi sebebiyle imkansiz aktivite.
devamını gör...
çocukken sahip olunan yanlış bakış açıları
mavi rengi sadece erkekler giyebilir sanıp çok üzülüyordum.
devamını gör...
anarşi
anarşizmin ünlü düşünürlerinden biri olan kropotkin, anarşi, anarşizm ve anarşist komünizmin temellerini ve ilkelerini irdelediği bu çalışmasında, felsefesi ve idealleri üzerinde durduğu anarşi kavramını bütün boyutlarıyla ele alarak bilimsel bir temele oturtuyor. anarşinin bir düş değil, insanın doğal bir davranışı olduğu ve toplum yaşamında kendiliğinden ortaya çıktığını ileri süren kropotkin, uygar insanın, günün birinde yargıçsız, jandarmasız, gardiyansız kalıvermesi fikrinden korktuğunu söyler; ve bunu, eğitim yoluyla insanın kafasına yerleştirilen otoritenin vazgeçilmezliği zihniyetine bağlar:
"çocukluktan mezara tüm eğitimimiz yönetimin gerekliliğine ve yararlı etkilerine inançla beslenir. felsefi sistemler bu bakış açısını desteklemek için oluşturulmuştur; tarih bu görüş noktasından yazılmıştır; hukuk teorileri aynı amaçla dolaşıma sokulmuş ve tasarlanmıştır. tüm siyaset aynı ilkeye dayanır; yönetim gücünü ele geçirmek!"
- gerçekten de, iktisadi kölelik var oldukça özgürlükten söz etmenin nafile olduğunu günümüzde çok iyi bilmekteyiz. "özgürlükten söz etme-yoksulluk köleliktir." sözü boş bir söz değildir: bu söz geniş işçi kitlelerinin fikirlerinde yer etmiştir, dönemin tüm edebiyatına sinmiştir, başkalarının yoksulluğuyla yaşayanları bile peşinden sürükler ve geçmişte, sömürüye hakları olduğunu ortaya koyuşlarındaki kibri geri alır onlardan. sy 18
- halkın zihniyeti şunu da hissetmektedir ki eğer patronun işgücünü satın alma ve denetleme rolünü devlet üstlenmek zorunda kalırsa, bu da iğrenç bir zorbalıktan başka bir şey olmayacaktır. sy 27
-anarşistlerin geleceğe dair bir düş dünyasında yaşadıkları ve bugünün dünyasına gözlerini kapadıkları sık söylenen bir şeydir. belki de, bugünün dünyasını fazlasıyla görüyoruz, gerçek renkleriyle hem de, yakamızı bırakmayan bu otoriter önyargılar ormanında baltayla dolaşmamızın nedeni budur. bizler ne hayal aleminde yaşıyoruz, ne de insanları olduklarından daha iyi hayal ediyoruz, onları oldukları gibi görüyoruz. bu nedenle, insanların en iyisinin bile otoritenin uygulamalarıyla özde kötü kılındığını; güçler dengesi ve yetkililerin denetimi teorisinin, iktidara sahip olanların, aşağıladıkları egemen halkı, yönetenin kendileri olduğuna inandırmak için ürettikleri ikiyüzlü bir formül olduğunu ileri sürüyoruz. bu insanları tanıdığımız için, yokluklarında insanların birbirlerini boğazlayacaklarını düşünenlere şöyle sesleniyoruz. "sınır dışı edilirken, yoksul tebam bensiz ne yapar." diye haykıran kral gibi düşünüyorsunuz. sy 35-36
- ve onlar, değerden düşmüş insan metasını boğazlayanlar , katledenler, öldürenler, kamu esenliği için boğazlamak, kurşuna dizmek ve öldürmek gerektiğini öğütleyen özdeyişi din bellemiş olanlar, insan yaşamına yeterince saygı gösterilmiyor diye şikayet ediyorlar! hayır, bayan ve bay yurttaşlar, toplum kısasa kısas yasasına başvurdukça, din ve yasa, kışla ve adalet sarayı, hapishane ve sanayi zindanı, basın ve okul, bireyin yaşamını azami oranda küçümsemeyi öğrettikçe, isyancıların bu topluma saygı göstermesini beklemeyin! bu, toplumda asla rastlanmayan yumuşaklığı ve gönül yüceliğini onlardan beklemek olur.
siz de bizim gibi, bireyin tam özgürlüğüne ve sonuç olarak yaşamına saygı gösterilmesini istiyorsanız, hangi biçim altında olursa olsun, insanın insan tarafından yönetilmesini mecburen reddetmek zorundasınız, uzun süre şiddetle karşı çıktığınız anarşinin ilkelerini kabul etmek zorundasınız. bu ideali en iyi gerçekleştirebilecek ve sizi isyan ettiren her türlü şiddete son verecek toplum biçimlerini siz de bizimle birlikte aramalısınız. sy 50
devamını gör...
5 yıl sonraki kendine not
sonunda mutlu olmuşsundur umarım salak
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
yaşadığım yerde çok güzel bir akşam hayatı var. akşam hayatı dediğim masalar sandalyeler, insanlar, çimenler, ışıklar, caddeler.. sadece akşamları güzel olan bir ortam. keşke hadi çıkalım dediğimde hemen telefonumun ucunda bir insan olsaydı diyorum bazen. sevdiğim insan. her akşam çıkabileceğim. sıkılmadan muhabbet eedebileceğim. ne bileyim itiraf işte. bunu her balkona çıktığım serin akşamlarda da düşünüyorum. sadece düşünüyorum. bu güzel zamanların bazen böylece akıp gittiğini zannediyorum.
devamını gör...
sözlük yazarlarının aldığı en güzel hediye
18.yaş günümü bazı nedenlerden dolayı kutlayamamıştım. hani normalde çok önem vermem ama yalan yok hoşuma gider sonuçta reşit olduğun yaş. işte aradan 5-6 ay geçmişti laf arasında keşke tekrar 18’e girsem içimde kaldı dedim ama gerçekten öylesine konu açıldığı için söyledim. arkadaşlarım da hiç tepki vermedi yani aklımdan bir şey geçmedi hiç. 1 hafta sonra arkadaşlarım hiç beklemediğim bir şekilde çok güzel bir sürpriz hazırlayıp kutlamışlardı. gerçekten aldığım en güzel hediye onların bu kadar düşünceli olmasıydı. duygulandım bak gece gece bebeklerim benim.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
sana bakmak tüm rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır.
devamını gör...
porno izleyen kadın
izleyebilirler sorun yokta , hem izleyip hem hayır ya izlemiyorum iğrenç diyen hatunları anlamıyorum. bir keresinde "hayır , izlemiyorum." diyen bir kadının internet geçmişinde "(bkz: anal) , ameteur , turkish" ve hamsterli logolar görmüştüm.
devamını gör...
hayvanseverler niye sinekleri savunmuyor sorunsalı
ben bu soruyu ıstakozu canlı pişiren yaratıklara sormak isterim, o kadar çok üzülüyorum ki böyle bir şeyin gerçekten yaşanmasına, iğreniyorum insan ırkından.
devamını gör...
cem karaca şarkılarındaki ölümcül cümleler
"yüzbin kere tövbe eder, gene şarap içeriz"
adam hepimizi çözmüş, biz hala, niye bu ülke düzelmiyor deyip duruyoruz.
adam hepimizi çözmüş, biz hala, niye bu ülke düzelmiyor deyip duruyoruz.
devamını gör...
