kötü ev arkadaşı
ev arkadaşı seçerken dikkat edilecek hususlara uymayarak hayatını zehir eden ev arkadaşıdır.her türlü hayvanlığı ve öküzlüğü yapma becerisini sahip insandır.
devamını gör...
hayata dair alınabilecek en radikal karar
beş sene önce gerçekleştirdiğim, tek bir akraba ve arkadaşımın olmadığı bir şehre taşınmak. adaptasyon sürecini anlattıktan sonrası bir şekilde geliyor zaten.
devamını gör...
yazarlar youtuber olsalar tercih edeceği içerikler
toplum sağlığı, mutluluğu,
verimli yaşam, çocuk hakları, insan hakları,
bu konularda insanların anlayacağı şekilde,
günlük hayat içerisinde bilmedikleri, farkında olmadıkları haklarını, bilmeden ihlal ettiğimiz hakları, etkili kişilerle birlikte anlatmak isterdim,
ve özellikle yaşlıların, cahillerin saygı adı altında, din adı altında, yaşını kullanarak, yaptıkları fırsatçılığı, ahlaksızlığı, sömürüyü, böyle hemde kuran dan bilgilerle, anayasa dan kanunlarla, matematikle, tatlı tatlı, öğrenmek zorunda kalacakları şekilde, kendi hatalarını gün gibi görecekleri şekilde anlatmak isterdim.
verimli yaşam, çocuk hakları, insan hakları,
bu konularda insanların anlayacağı şekilde,
günlük hayat içerisinde bilmedikleri, farkında olmadıkları haklarını, bilmeden ihlal ettiğimiz hakları, etkili kişilerle birlikte anlatmak isterdim,
ve özellikle yaşlıların, cahillerin saygı adı altında, din adı altında, yaşını kullanarak, yaptıkları fırsatçılığı, ahlaksızlığı, sömürüyü, böyle hemde kuran dan bilgilerle, anayasa dan kanunlarla, matematikle, tatlı tatlı, öğrenmek zorunda kalacakları şekilde, kendi hatalarını gün gibi görecekleri şekilde anlatmak isterdim.
devamını gör...
çok iyi de oldu çok güzel iyi oldu tamam mı
sokak röportajı yapan bir abinin muhteşem açıklaması.
devamını gör...
sahibinin sesiyle okunan cümleler
devamını gör...
evrime inanmayan insan
evrim inanç konusu değildir, bir gerçekliktir. ya savunursun ya da tıpkı bir çomar gibi reddedersin.
devamını gör...
iç döküşler
iyi değilim ama neden iyi değilim bilmiyorum...
daha doğrusu iyi olmamak için o kadar sebep var ki hangisi yüzünden bu kadar iyi değilim bilmiyorum.
iyi olmak için belki çok daha harika sebeplerim var ama onları gözüm görmüyor her zaman olduğu gibi...şükretmek şimdilerde dile dolanan bir kelime olmaktan öteye gidemiyor ve içten içe çok kızıyorum kendime.
eylül'e bağlamıştım tüm hüzünleri, ekim geldi değişen bir şey yok. bir huzursuzluk kemiriyor içimi. sanki kötü şeyler olacak gibi. belki de oluyor tam da şu anda ama bilmiyorum. belki birilerine veda ediyorum onun acısı bu, belki zor oluyor. belki de birileri bana veda ediyor haberim yok. belki hayat zorluyor fazlasıyla.
istediğim gibi değil de günün getirdiği bir insana dönüşüyorum günün sonunda. her söylenenden bir şey anlamaya çalışıyorum, rahat bırakmıyorum kendimi ve insanları. onlar bir sürü sorun yaşıyor, belki ben onun hayatında hiçbir şey değilim! üzmüyorum bile, üzemeyecek kadar yokum aslında. bu ne kendini bu kadar önemsemek? görmüyor bile beni belki, etkisiz eleman gibi onun hayatında olmam ya da olmamam sonuca hiç etki etmiyor belki...
peki benim onu koyduğum yer? hani çok severek aldığın, ona anlamlar ve anılar yüklediğin bir sanat eseri gibi saklamaya çalıştığın, içinin en değerli parçası yaptığın senin için paha biçilemez bir biblo vardır ya da sana hediye gelen ama kıyamadığın için hiç kullanamadığın bir eşya. gelip yaramaz bir çocuk salak salak koşarken çarpıp düşürecek diye ödün kopar hani. oralara koyduğumuz insanlar... onlar eğer gidiyorsa bizden? o zaman ne yapmalı?
iyi değilim ben... * *
daha doğrusu iyi olmamak için o kadar sebep var ki hangisi yüzünden bu kadar iyi değilim bilmiyorum.
iyi olmak için belki çok daha harika sebeplerim var ama onları gözüm görmüyor her zaman olduğu gibi...şükretmek şimdilerde dile dolanan bir kelime olmaktan öteye gidemiyor ve içten içe çok kızıyorum kendime.
eylül'e bağlamıştım tüm hüzünleri, ekim geldi değişen bir şey yok. bir huzursuzluk kemiriyor içimi. sanki kötü şeyler olacak gibi. belki de oluyor tam da şu anda ama bilmiyorum. belki birilerine veda ediyorum onun acısı bu, belki zor oluyor. belki de birileri bana veda ediyor haberim yok. belki hayat zorluyor fazlasıyla.
istediğim gibi değil de günün getirdiği bir insana dönüşüyorum günün sonunda. her söylenenden bir şey anlamaya çalışıyorum, rahat bırakmıyorum kendimi ve insanları. onlar bir sürü sorun yaşıyor, belki ben onun hayatında hiçbir şey değilim! üzmüyorum bile, üzemeyecek kadar yokum aslında. bu ne kendini bu kadar önemsemek? görmüyor bile beni belki, etkisiz eleman gibi onun hayatında olmam ya da olmamam sonuca hiç etki etmiyor belki...
peki benim onu koyduğum yer? hani çok severek aldığın, ona anlamlar ve anılar yüklediğin bir sanat eseri gibi saklamaya çalıştığın, içinin en değerli parçası yaptığın senin için paha biçilemez bir biblo vardır ya da sana hediye gelen ama kıyamadığın için hiç kullanamadığın bir eşya. gelip yaramaz bir çocuk salak salak koşarken çarpıp düşürecek diye ödün kopar hani. oralara koyduğumuz insanlar... onlar eğer gidiyorsa bizden? o zaman ne yapmalı?
iyi değilim ben... * *
devamını gör...
zakkum
devamını gör...
kapitalizm
"ey tanrı! andolsun ki senin öldükten sonra vadettiğin cenneti, ben bu dünya da var edeceğim."
komünizmin zıt karakterli kardeşi.
kapitalizm; bireysel çıkarların, toplumsal çıkarların önünde olduğu, toplumun bireye kurban edildiği, protestan kilisesinin sermayeden doğan gayrı meşru çocuğu.
komünizmin zıt karakterli kardeşi.
kapitalizm; bireysel çıkarların, toplumsal çıkarların önünde olduğu, toplumun bireye kurban edildiği, protestan kilisesinin sermayeden doğan gayrı meşru çocuğu.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
gün bitti lambayı hazırla
ışık kalmadı girecek odamıza
çek perdeleri sevdiceğim
kanadı kırık bir akşam
zonkluyor durmadan dışarda.
sen bugünden yarına
birazcık umut sakla
yarın farklıdır bugünden
adı değişir hiç olmazsa,
kara bir suyu
geçiyoruz şimdilerde
basarak yosunlu taşlara.
sen bugünden yarına
birazcık umut sakla
gün bitti sevdicegim
geriye kalan posa
bu serin güz akşamında
geç otur karşıma sessizce
devam et ördüğün hırkaya
-metin altiok
ışık kalmadı girecek odamıza
çek perdeleri sevdiceğim
kanadı kırık bir akşam
zonkluyor durmadan dışarda.
sen bugünden yarına
birazcık umut sakla
yarın farklıdır bugünden
adı değişir hiç olmazsa,
kara bir suyu
geçiyoruz şimdilerde
basarak yosunlu taşlara.
sen bugünden yarına
birazcık umut sakla
gün bitti sevdicegim
geriye kalan posa
bu serin güz akşamında
geç otur karşıma sessizce
devam et ördüğün hırkaya
-metin altiok
devamını gör...
into the wild
bir tane ergenin "ben özgürüm tek başıma da hayatta kalabilirim" diyerek doğada hayatta kalma arayışını anlatan saçma sapan bir film.
--! spoiler !--
bu bizim özgürlük arayışındaki ergen tası tarağı toplayıp gidecekken "tasa tarağa ne gerek var ben onlar olmadan da yaşarım" diyor ve bi sırt çantasıyla hiçliğin ortasına gidiyor. tabi gitmeden et nasıl tütsülenir de saklanır, su nasıl içilir, hangi bitki yenirse öldürür falan araştırma yapıyor. neyse gidiyor bu bi yere terk edilmiş bi minibüs hemen oraya çörekleniyor. be vitaminsiz hani kendi kendine yeterdin, hani istemiyordun hiçbirşeyi inip yapsana kendine bir yer. hepsini geçtim medeniyetten almış bıçak getirmiş tüfek getirmiş neymiş avcılık yapacak, ateş yakıp yiyecek. hani nerede senin maceracı ruhun, nerede arınmışlığın? herşeyi insan elinden çıkma aletlerle insanlıktan uzakta tek başına yapmak mı arınmak, özüne dönmek oluyor şimdi.
zaten bu aklı bir karış havadaki eleman hangi ansiklopediden edindiyse bilgilerini gittiği yerde kar yağınca hiç bir hayvan olmayacağını, suların yükselip geri gitmesine imkan vermeyeceğini falan okumamış olacak ki pişman olup geri dönmeye kalktığında dönemiyor. açlıktan ölmemek için gidip bi tane ot yiyor sonra da zehirlenip bağıra bağıra geberiyor.
bir insanın bu kadar aptal olmasını hesapsız kitapsız canını hiçe saymasını da bazı kendini bilmez kişiler övünülecek birşey sanıyorlar. finalde bağıra bağıra ölüyorsun acılar içinde yolun sonu belli işte. bunu tecrübe etmeye isteklisiniz ama bir kavga gördüğünüzde bana birşey olmasın diye başınızı çevirirsiniz. kusacam artık bu ikiyüzlülüğünüzden.
--! spoiler !--
--! spoiler !--
bu bizim özgürlük arayışındaki ergen tası tarağı toplayıp gidecekken "tasa tarağa ne gerek var ben onlar olmadan da yaşarım" diyor ve bi sırt çantasıyla hiçliğin ortasına gidiyor. tabi gitmeden et nasıl tütsülenir de saklanır, su nasıl içilir, hangi bitki yenirse öldürür falan araştırma yapıyor. neyse gidiyor bu bi yere terk edilmiş bi minibüs hemen oraya çörekleniyor. be vitaminsiz hani kendi kendine yeterdin, hani istemiyordun hiçbirşeyi inip yapsana kendine bir yer. hepsini geçtim medeniyetten almış bıçak getirmiş tüfek getirmiş neymiş avcılık yapacak, ateş yakıp yiyecek. hani nerede senin maceracı ruhun, nerede arınmışlığın? herşeyi insan elinden çıkma aletlerle insanlıktan uzakta tek başına yapmak mı arınmak, özüne dönmek oluyor şimdi.
zaten bu aklı bir karış havadaki eleman hangi ansiklopediden edindiyse bilgilerini gittiği yerde kar yağınca hiç bir hayvan olmayacağını, suların yükselip geri gitmesine imkan vermeyeceğini falan okumamış olacak ki pişman olup geri dönmeye kalktığında dönemiyor. açlıktan ölmemek için gidip bi tane ot yiyor sonra da zehirlenip bağıra bağıra geberiyor.
bir insanın bu kadar aptal olmasını hesapsız kitapsız canını hiçe saymasını da bazı kendini bilmez kişiler övünülecek birşey sanıyorlar. finalde bağıra bağıra ölüyorsun acılar içinde yolun sonu belli işte. bunu tecrübe etmeye isteklisiniz ama bir kavga gördüğünüzde bana birşey olmasın diye başınızı çevirirsiniz. kusacam artık bu ikiyüzlülüğünüzden.
--! spoiler !--
devamını gör...
günün sözü
dünya üzerinde her yere gidebilirdim,ama hiçbir yere varamazdım,çünkü gittiğim her yere kendimi de götürüyordum.
aytuğ akdoğan
aytuğ akdoğan
devamını gör...
sevgili ile arkadaş gibi olmak
stoklarla sınırlıdır ve ben istesem tükenmiş olur. (bkz: hayattaki şansım)
devamını gör...
yoldaş sizi takip etmeye başladı
bağa da gelen bildirim. biraz ürktüm açıkçası. bu gece tedbirli olmak adına balkonda değil odada yatacağım. belli olmaz ben ürkek adamım aga.
devamını gör...
boş beşik
yıllardır çocuğu olmayan konargöçer bir kadının (fatma girik) binbir çabayla gebe kalıp dünyaya getirdiği evladını beşiğinde uyurken bir kartalın kapmasını konu edinen filmdir. bana göre finali gerçekten çok çarpıcı ve hüzün doludur.
devamını gör...
dost
sen bir şey demeden seni anlayan kişidir.
devamını gör...
ihtisap vergisi
osmanlılarda çarşı ve pazardaki esnaftan alınan vergi türüne verilen isimdi.
devamını gör...
apoloji
hristiyan dininin doğruluğunu, haklılığını ussal temelde savunan metinlerdir. hristiyanlığın çok tanrılı dinlere karşı zayıf durumda olduğu dönemlerde yazımına başlanan apolojik metinler, hem inananların kuşkularını dağıtmayı, hem de inanmayanları hristiyanlığa çekmeyi hedefliyordu.
aslında sadece hristiyanlığa özgü bir kavram değildir. genel olaral savunma anlamına gelir.
hristiyan tarih yazımının başladığı geç antikçağ, antikite’den ortaçağ’a geçiş sancılarının yaşandığı ve günümüzü dahi etkileyen önemli bir kaç yüzyılı kapsamaktadır. siyasi, ekonomik, kültürel ve toplumsal değişimlerin hızla gerçekleştiği bu dönemde akdeniz’in dört bir yanına yayılmış hıristiyanlar, ıv.yüzyıldan itibaren kendilerine tanınan geniş haklar çerçevesinde kendi itikatlarını apolojilerle ve yazdıkları tarih kitapları ile savunmaya çalışmışlardır. bu apolojiler ve tarihlerde hıristiyanların sapkın bir grup olmadığını ya da hıristiyanlığın sadece bir
felsefe okulu olmadığını savunmuşlar ve aynı zamanda kendilerine eski ahit’ten faydalanarak köklü bir geçmiş oluşturmuşlardır. bu süreçte karşımıza çıkan eusebius, augustinus ve orosius gibi önde gelen erken dönem hıristiyanlar, aynı zamanda dönemin siyasi gelişmeleri de eserlerine kaydederek hıristiyanlık- siyaset ve kilise bağlamında yeni edebi türler ve teoriler ortaya koymuşlardır. bunları yaparken yazım tekniğini de dikkate almış ve antik yunan tarih yazım geleneğinden faydalanmanın yanı sıra bu geleneği birçok noktada eleştirmişler ve eleştirdikleri bu noktaları kendi inanç ve ahlak sistemlerine göre tanzim etmişlerdir.
kaynak: sosyal bilimler dergisi
aslında sadece hristiyanlığa özgü bir kavram değildir. genel olaral savunma anlamına gelir.
hristiyan tarih yazımının başladığı geç antikçağ, antikite’den ortaçağ’a geçiş sancılarının yaşandığı ve günümüzü dahi etkileyen önemli bir kaç yüzyılı kapsamaktadır. siyasi, ekonomik, kültürel ve toplumsal değişimlerin hızla gerçekleştiği bu dönemde akdeniz’in dört bir yanına yayılmış hıristiyanlar, ıv.yüzyıldan itibaren kendilerine tanınan geniş haklar çerçevesinde kendi itikatlarını apolojilerle ve yazdıkları tarih kitapları ile savunmaya çalışmışlardır. bu apolojiler ve tarihlerde hıristiyanların sapkın bir grup olmadığını ya da hıristiyanlığın sadece bir
felsefe okulu olmadığını savunmuşlar ve aynı zamanda kendilerine eski ahit’ten faydalanarak köklü bir geçmiş oluşturmuşlardır. bu süreçte karşımıza çıkan eusebius, augustinus ve orosius gibi önde gelen erken dönem hıristiyanlar, aynı zamanda dönemin siyasi gelişmeleri de eserlerine kaydederek hıristiyanlık- siyaset ve kilise bağlamında yeni edebi türler ve teoriler ortaya koymuşlardır. bunları yaparken yazım tekniğini de dikkate almış ve antik yunan tarih yazım geleneğinden faydalanmanın yanı sıra bu geleneği birçok noktada eleştirmişler ve eleştirdikleri bu noktaları kendi inanç ve ahlak sistemlerine göre tanzim etmişlerdir.
kaynak: sosyal bilimler dergisi
devamını gör...
sözlükte 3 tanımından biri görsel olan yazar
insanlar ne paylaşacağını ne yazacağını size mi soracak? kurallara uyduğu sürece istediklerini paylaşırlar buna da karışmayın artık.
devamını gör...
afgan göçmenlerin van'dan giriş yapması
zaten sıkıntılı ülkeye daha fazla sıkıntı getirmeye gelmişlerdir. hoş gelmişler!
devamını gör...