"yeni evlenecek bir çiftin düğün arabasının arkasına yazdığı söz;

"kütüphanelerimizi birleştiriyoruz."
devamını gör...


"insanın kendine dayanabilmesi ve boşluğa düşmemesi için kendini gerçekten sevmesi gerekir."
her şey insanın kendini sevebilmesi ile başlar. çünkü içinde olmayan şeyi başkasına veremez insan. çünkü boşluğa düşmemek için kendine tutunabilmelidir en çok.

( yazının tümü alıntıdır.)
devamını gör...

neye başlamak istesen bir bacağından tutup "dur ya, nereye gidiyorsun? gidenler geri döndü bile," diyen histir.

geç kalmışlık hissi kötüdür fakat geç bile kalamayacağınız hatta o yere hiç varamayacağınız hissi daha yıkıcıdır.
bir şeye geç kalmışsanız, en kötü %1 ihtimaliniz vardır ve %1 her şeydir. onu geliştirmek size kalmıştır çünkü.

oysa o yere geç dahi kalmama yani orada hiç var olamama duygusunun tarifi yoktur. %1'in yoktur. hiçbir ihtimal yoktur.
devamını gör...

kafasiz erkeklerin kiymetini bilmedigi kadindir.

goklere cikarilmasi gerekirken alasagi fikirlerle canlarindan bezdirilirler.
devamını gör...

bisiklet eşliğinde...
devamını gör...

(bkz: lazer epilasyon)
devamını gör...

tam da uyku saatinde. mışıl mışıl..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
flaming june (haziran alevi), 1895, museo de arte de ponce, ponce
ressam: sir frederic leight
devamını gör...

1960'lar amerikası.
hippiler.
devamını gör...

fotoğraf makinem, kupam, radyom, saatim, kumbaram, yorganım. kitaplarım. sevdiğim her eşyanın ruhu vardır. sahaflardaki tozlu raflar.
devamını gör...

mesele evren ilişkisi, doğa ana değil! kendini gerçekleştiren kehanet, psikolojik bir doktrindir. kişinin bilinç altına göre davranışlarını tayin etmesinin sonucu korktuğu şeye dönüşmesi yahut korktuğu olumsuzluğu başına çekmesi durumu ile açıklanır.

örneğin yakını hasta olan birinin hastalık kalıtsal olmadığı halde hastalıklara karşı aşırı duyarlı olması, evde hastalik lafı ettirmemesi, her karşılaştığı insanin sağlık durumunu sorup yakınlığını ona göre kurması sonucu, belli bir yaşta yakınının hastalığına yakalanma riskini çoğaltır, bu da kendini gerveklestiren kehanet olarak karşımıza çıkar.

insan vücudu bilinç ve bilinç altı komutlarla çalışır. bir şeyi çok uzun süre kafaya takmak, takıntıyı hastalık haline getirmek demektir dolayısı ile sürekli hastalık düşünen bir vücut, hastalanır.

bu durumun psikolojik vakai oranı daha yüksektir. küçükken babası annesini aldatan çocuk, ömrü boyunca aldatmayan bir eş hedeflerler. bu hedefleri onların gözlerini o kadar kör etmiştir ki tek kriterli aldatılmamak olduğu için ömürlerinin bir döneminde aldatılırlar.

psikolojide henüz ispatlanmamış ancak sayısız vakıası olan bu doktrinimizin atasözü versiyonu da vardır.

derler ki; "sakınılan göze çöp batar."
devamını gör...

biri kıldığı namazla şov yapar, diğeri içtiği rakıyla.
görünürde zıtlar ama özünde aynılar.
devamını gör...

artık çok geç yalvarma,
dönüş yok o yıllara.
yanlış zaman, yanlış mekan.
devamını gör...

bazen, her şeyi unutmak istersiniz.
unutmak, mutsuzluktan ve hayal kırıklıklarından kaçış gibi gelir ama durup bir düşünün...

sahi, ya unutursanız her şeyi?!

babaannem unutuyor her şeyi...
tabi sırayla...
önce ona en çok çektireni unuttu.
kimi dersiniz?
tabiki dedemi.*
sonra sırayla gelinlerini ve çocuklarını unuttu...

....
unutuyor babaannem, tüm hayatını, kötü olayların yaninda en sevdiklerini, her telefonda on kere " peyniriniz, tereyağiniz, yoğurdunuz bitti mi yollayayım mi?" diye sorduğu 11 evladını unutuyor.

bebeklerinin kokusunu unutuyor babaannem...

alzheimer teşhisi konulduktan sonraki üç sene ,yurttan geldigim zamanlarda ona merada ve ahırdaki hayvanları hakkında rapor verirdim.
zaten o beni yurtta bilmiyor. elma kurdu ona göre ya ineklere bakiyor, ya koyun sağıyor.( ılk hastalandigi zaman bir yıl okulumu dondurup köye yanına gitmiştim. aklında benim hayvanlarla ilgilendigim kalmış.) kedisi de mütemadiyen doğum yapıyor babaannem göre...

günlerce görmese beni sormuyor bile "nerede bu deli kız?"diye. çünkü o emin elma kurdu ya mutlaka bir şeyler yapıyordur. yanina gelince başlıyor babaannemin sualleri;
- elma kurduuu! hani sağdigin süt ,nerede?!
+ babaanne, melehat yengede sıra ona verdim.
- elma kurdu ,sütü nasil ineklerin?
+ ıkisi gebe ya pek süt yok babaanne.
- elma kurduuu! kalk davara git!
- elma kurduuu! kalk ineklere bak! +tamam babaanneeee!

nereye gidiyorum babaanne, nereye?! davar mı kaldı? hepsi satıldı, diyemiyorum. gidip baska odada biraz oylanıp ders falan çalışıp yanına geliyorum.
-keşik sırası kimde? ( keşik köydeki kadinlarin sırayla süt almasi, altın günü gibi yani)
+bakkalın gelininde babaanne.
-sen bu yoğurdu yapamiyorsun artık.
+mayayi degisirim babaanne.

ah babaannem ah!
evdeki yogurt çoğunlukla market yoğurdu... hem zaten ayda bir geliyorum yogurtlari ben nasıl yapabilirim, diyemiyorum.

 babaannem uc yil böyle devam etti.
- elma kurduuu koyunlar!
-elma kurduuu kuzular?
-elma kurduuu koç katımı!
( hayali kına bile yaktık koçlara)*
-elma kurdu buzağı!
- elma kurdu, kedi nerde? verdin mi yalını. +verdim babaannem.
...
hani gelinleri unuttu dedim ya, onları her firsatta evden kovuyor...

-anam kalk git sen evine, akşam ezanından sonra elin evinde kalınmaz. laf söz olur. benim oğullarım var.*
yengem de şakacı tabi;
+bana ne ben gitmem. senin oglunda gözüm var.
-kalk git ben seni ogluma almam,iki cocugun var!
+ bana ne ben sevdim alacağım,oğlunda da beni seviyor.
-kalk git kiz!!!dibi delik kazani ben gelin almam.*
kafayi gelinlere takmış durumda, ne işi var bu kadınların bu evde?
....
babaannem benim torunu olduğumu da unuttu. hem o artık bir genc kız. 16 yaşında ya vaaar, ya yok.
hem o yaşta birinin torunu mu olur? artık onunla yaşıtiz belki o benden küçük bile olabilir.
babaanne demem tuhaf olacagi icin adıyla hitap ediyorum doğal olarak.
+ayşe bak, yeni kanaviçe örneği buldum. gel bereaber işleyelim. sen ipi kopar ver ben işlerim. annene de sen işlemişsin gibi deriz.
-he kız ben hiç bilmiyorum bunu ,annem de sevinir işledim diye. *
ben kopar dedim diye, yarım saatte tüm ip yumağını kucağına koparıp koparıp yığardı.
olsun, ip dolaşsın, yine acilir. o mutluydu ya. çeyiz yapıyoruz biz babaanneme.*
....
birlikte birşeyler yaparken bir yandan televizyon izlerdik. filmlerde ne görse onu eski hatıraları ile karıştırır köyden arkadaslari sanardı. ben de bozuntuya vermezdim. ne dedikodular ne gıybetler dönerdi aramızda. duyan olsa kefensiz kireçle öyle gömerlerdi bizi...*

bazen küserdi bana,hakliydi elbette böyle arkadaşlık mi olur?"derdi. ah babaannem ,her gün nasıl geleyim. yatılı yurtta ayda bir zor izin veriyorlar.*
.....
yalniz bir sorun var.*

 babaannem bu sakallı yaşlı adamdan cok korkuyor, mümkünse defolup gitsin.
-kız bu yaşlı herif her gün geliyor, geçen yanima yatmaya kalkti,zor ittim yanimdan. kovun şunu sapik mi ne? adımı çıkaracak!!.*
+ dedeee,kaç kere dedim sana babaanneme yaklaşma salonda otur diye korkuyor işte!*

....
 babaannem saçlarını çok severdi. ne de olsa ona pek yakışıyor ikili balıksırtı örgü...
yurtta değilsem evde olduğumda saçlarını ben örerdim. bayılırdı el aynasinda benim ördügum saçlarına bakmaya. yattığı yerden örgüleriyle oynardı. laf aramizda annemin örgüsünü pek beğenmiyor. çünkü annem bir türlü balık sırtı örmeyi öğrenemiyor.*
bir gün halam "6 yıldır sizde, biraz da ben alayım." deyip babaannemi evine götürdü. bir hafta sonra babaannem geldiği zaman ,başörtüsünü açtiaçtığımızda saçlarının yerinde yeller esiyordu.
halam; "yatalak, aklını yitirmiş, yemeğini çiğnemeyi hatta yutmayı unutan kadında o kadar uzun saçın geregi yok!"deyip kesmiş.
annem bile ağlamıştı onun o haline...
çok özlüyorum babaannemi, alzheimer oluncaya kadar başka, olduktan sonra bambaşka biriydi ama yine de güzeldi.
ben her iki hâlini de ayrı seviyor ve özlüyorum. ıyi ki hayatimdaydı kattığı her şey için minnettarım.

 babaannem hastane odalarında geçen çocukluğumda sahip olamadığım oyun arkadaşım, anneannem ise annemdi
...
iyi ki vardınız. *
devamını gör...

tuhaf ve işe yaramaz bir makine olmasına rağmen büyük bir ticari gelir elde eden tam bir pazarlama harikasıdır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
daha önce de onlarcası yapılan ve useless machine diye adlandırılan mekanik aletin çalışma ya da çalışır gibi yapma mantığı çok basit aslında ama bu mantık işletildiğinde ortaya mantıksız bir durum çıkıyor.

bu pazarlama stratejisi ile aslında hiçbir işe yaramayan bir aygıt insanlar tarafından kapış kapış satın alındı. daha önce okuduğum bir sosyal deneyde aslında var olmayan bir lokantanın internet üzerinden reklamı yapılıp zirveye yerleşmesine tanık olmuştum. bomboş sayfalardan oluşan kitabın ciddi satış rakamlarına ulaştığını da duymuştur sözlük yazarları.

bu useless box dediğimiz alet ise açma düğmesine bastığınızda kutunun içinden çıkan el ya da kanca benzeri bir aparatın kutuyu kapatmasından ibaret. yani kuyuyu açma amacınız kutuyu kapatmak.

belki de bize felsefi olarak yaptığımız her şeyin kendi kendini yok etmekten başka bir işe yaramadığını göstermek istiyor. belki de anlatmak istediği şey ölene kadar yaşamakta olduğumuz.

siz yine de felsefe düşkünü olsanız da satın almadan önce bir kez daha düşünün bence.
devamını gör...

yunan mitolojisinde yer alan poseidonu kısaca anlatmak gerekirse; denizler tanrısı. kronos ile rheia'nın oğlu. zeus ve hades'in kardeşi. roma mitolojisi`nde neptün olarak bilinir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: bırakın gelsin gel hele gel)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

her gün belirli bir miktar su içilmesi gerekir. kesin bilgi yayalım.
devamını gör...

stoacı romalı düşünür.

çileli ve çalkantılı bir ömür geçirmiştir. bu anekdottan yola çıkarak kendisinin stoacı olmasının zemini kolayca kurulabilir ancak amerika'yı tekrar keşfetmeye gerek duymuyorum. onun yerine, kendisinin en meşhur eseri olan epistulae morales yani ahlak mektupları'ndan birazcık bahsedeceğim.

epistulae morales'te seneca, mektup tarzında sicilya'nın procurator'u olan lucilius'a seslenir. ahlaki prensiplere göre yaşamanın prensiplerinin seneca tarafından yalın bir dille çizildiği bu mektuplar aynı zamanda irade terbiyesi yolunda ilerlemek, yaşamdan aldığı keyfi artırmak ve verimliliğini güçlendirmek isteyen kişiler için bir rehber niteliği taşımaktadır. zamanın, doğa tarafından insana hediye edilen yegane şey olduğunu ancak bu şeyin dahi kaygan, kaçıp giden bir olguya tekabül ettiğinin altını çizen seneca, geçmişin üzüntülerinden ve geleceğin kaygılarından azade olmak gerekliliğini tane tane anlatır.

iyi yaşamanın, iyiliklerin en yücesi olarak erdemliliğin tanımlandığı bu eserde seneca, lucilius aracılığı ile doğal olarak okurla konuşur ve kendisinin zayıf yönlerini ortaya koymaktan da çekinmez. genel olarak kibirden uzak, sade bir şekilde yazılmış bu mektuplar birçok insana rehberlik edebilecek tavsiyeleri içermektedir.

seneca'nın bu eserinin fevkalade bir türkçe çevirisi, türkan uzel hocamız tarafından yapılmış ve jaguar yayınları tarafından basılmıştır.

seneca ise, ahlak mektupları'nda sık sık öğütlediği gibi; ölümü sık sık tefekkür etmiş, yaşama kendisini belki de bu şekilde bağlamış ve imparatorun direktifi gereği usulca intihar ederek yaşam sahnesinden çekilmiştir. ölümünü başkalarının eline bırakmaması, yalvarmaması ve üzerine düşeni yapmasıyla seneca, felsefesini davranışlarına yansıtarak; hocaları epikuros ve sokrates'i utandırmamıştır.
devamını gör...

günaydın iki gözümün çiçekleri. sokak baya kalabalık. halk kurtuluş savaşı'ndan galip çıkmış da onu kutluyorcasına coşkulu. kafenin, barın dibine vuracaklar bugün belli. bizde ne yapalım, evde sözlükte pineklemece. ne yapalım, kader.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim