eğer bir insan, sürekli şikayet edip kendini başkaları ile kıyaslıyorsa kesinlikle başarılı olamaz.

peki neden? başarılı olmak için gereken zamanı kendine ayıramaz da ondan.

hayatın kendisine karşı acımasız davrandığını düşünür, ama eline geçen ve boşa harcadığı fırsatları gözü görmez.

kısaca mızmız insanlar hayatta başarılı olamazlar. başarılı olan insanlar hep tuttuğunu koparan bahane üretmeyen insanlar olmuşlardır.
devamını gör...

gerçekleşmeyeceğini bile bile istemektir belki bir mucize olur diye. en derin acıları yaşarken hayata bağlayandır. kapkaranlık tünellerde ilerlemeye çalışırken yolu aydınlatandır.
devamını gör...

sözlükteki bütün kadın zannettiğiniz yazarlar, internetten bulup fotoğraf atıyor.
en çok tanınanlar için bile bu geçerli.aslında sözlükteki tek kadın benim.
devamını gör...

kabartma tozu paketlerinde genellikle görseli bulunan tatlı çörek.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şiirle aşkla kapanmaz boşluk büyür daha da
boşluğa heves et ama ondan iyilik umma
şiire heves etme, aşk yalnız yürür
ve yalnız geçilen gece şiire çıkar…

haydar ergülen, gece yalnız geçilmez
devamını gör...

hukuka o kadar inanmıyoruz ki suç işleyen de cezayı veren de biz seyirciler de hiçbir şeyin değişmeyeceğini biliyoruz. acı ve gerçek olan işte bu bilinç.
devamını gör...


sus kimseler duymasın
duymasın ölürüm ha
aymışam yarı gece
seni bulmuşam sonra
seni kaburgamın altın parçası
seni dişlerinde elma kokusu
bir daha hangi ana doğurur bizi

ahmed arif - suskun


ahmet kaya - suskun
devamını gör...


stockholm sendromu, ilk kez 1973 yılında yaşanan bir olaydan ismini almaktadır. isveç'in başkenti stockholm' da yaşanan olayda, banka soyguncusu tarafından 6 gün boyunca rehin tutulan banka görevlisi bir kadın duygusal olarak suçluya bağlanır. hastalık ilk defa psikiyatr bejerot tarafından tanımlanmıştır.

olay 23 ağustos 1973 günü stockholm'de soyguncular bir bankayı soymak için basarlar, bankada 4 banka görevlisini 6 gün boyunca 131 saat rehin tutarlar. soyguncular, rehinelere iyi davranır aralarında iyi ilişkiler oluşur. polisin bankaya operasyon düzenleyeceğini fark eden rehineler, soyguncuları uyarırlar. rehineler olay sonrasında yakalanan rehineler aleyhine ifade vermekten kaçındıkları gibi, soyguncuların avukatlık ve savunma giderlerini karşılamak için aralarında para toplarlar. günün gazeteleri bu olay üzerine ' soyguncular bankadan para çalamadılar, ama bazı insanların kalbini çaldılar' diye manşet atar. rehinelerden stockholm sendromuna yakalanan bir görevli serbest kaldıktan sonra nişanlısını terk ederek, banka ilgi duyduğu banka soyguncusunun hapisten çıkmasını bekler ve onunla evlenir.

bu olaydan sonra 1974 yılında patty heartst adında bir kadın terörist bir grup tarafından kaçırılır. milyoner olan kadın, 2 ay sonra kendisini kaçıran teröristlerle birlikte bir banka soygununda yakalanır. avukatları stockholm sendromu'nu savunmada mahkemeye sunarlar, ancak mahkeme bu savunmayı yeterli bulmayarak hapis cezasına çarptırılmistir.
devamını gör...

çaylaklar başlık açamaz.

arama butonuna açacağınız başlığı yazıp enter yaptıktan sonra tanımınızı girip göndere bastığınızda başlık açmış olursunuz.
devamını gör...

balzac, baba grandet karakterini gelişigüzel oluşturmamıştır. cimriliğiyle meşhur binlerce babayı temsil eden bay grandet eşinden ve kızı eugenie'den sadece malını, parasını değil, sevgi, şefkat ve ilgi gibi değerleri de sakınmıştır. fransız toplumunda değeri ne kadar büyükse, türk toplumunda da o kadar büyük olmasını istediğim bir eser. çünkü sadece bir ulusa hitap etmeyen, tüm dünyaya evrensel mesajlar veren bir kitap. cimri baba bütün mal varlığını tek varisi kızı eugenie'den sakınırken aslında her şeyini ona bırakacağını biliyordu. yalnızca kendi çabasıyla oluşturduğu servetini öylece ödül niyetine bırakmak istemeyen baba, evin içindeki ailesine karşı olan soğuk tutumuyla da akıllara kazınmıştır. servetinin azalmaması aksine çoğalması için kızının sevdiği kişiyle evlenmesine izin vermeyen ve birbirini seven iki insanı sonsuza dek ayıran baba grandet, yıllar sonra eşinden sonra öldüğünde, karşısına çıkan kendinden yaşça büyük biriyle evlenen ve eşini bir süre sonra kaybeden, tek varisi olan kızı eugenie' yi sakındığı servetiyle zengin, dul ve mutsuz bir şekilde bir başına bırakacaktır.
devamını gör...

çok sevdiğim bir atasözü vardır, "yiyemeyeceğin iskenderi söyleme" derler!
devamını gör...

cezayir asıllı fransız yazar. geriye bıraktığı eserler halen yoğun ilgi görmektedir.
devamını gör...

küçükken güneşin derimi yakması beni fazlasıyla rahatsız ediyordu bu yüzden güneşi cehennem zannediyordum.
devamını gör...

insanları gereğinden fazla takmak.
devamını gör...

basım yılı 2015 olan, yitik ülke yayınları tarafından yayınlanan gökçe ispi turan tarafından yazılan öykü kitabıdır.
20 kısa öyküden oluşan ve her öykünün içinde güve kelimesinin geçtiği kitapta birbirinden farklı 20 kadının öyküsü anlatılmaktadır.

hatta yazarımız kitabın arka kapağında

"işçi,süslü, komşu, reklamcı, dost, katil, kraliçe, anne, gezgin, metres, dul, yazar, bekar... ne acayip şeylerle tanımlanabiliyor kadınlar değil mi? şimdi sana zahmet şöyle geriye doğru iki adım açıl ve bir daha bak onlara! o mesafeden kim bu hikayenin ortak güvesi bilebildin mi?
diyerek kaleme aldığı öykülerinde hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını belirtiyor.

ilk açılışı düğün resmi öyküsünde zühal karakteri yapıyor. herkes onu evli sanıyorken o dost hayatı yaşıyor. anne ve babasıyla görüşmüyor. dost hayatı yaşadığı kişi ise evli ve 3 çocuklu.

ikinci öykü ise yazarın kitabına da ismini verdiği güve yeniği öyküsü. arife'yi talip olan komşu oğlunu babasının gözü tutmayınca daha çeyizi hazır değil! diyerek sayısız kere görücüyü reddetmiş, sonunda ise annesiyle ve çeyiziyle ortada kalakalan arife'nin öyküsü anlatılmaktadır.

üçüncü öykü, kafuru ise temizlik takıntısı yüzünden annesinin hayaliyle sürekli kavga eden hatice'nin öyküsü anlatılmaktadır. hatice temizlik takıntısı yüzünden kocasıyla boşanma aşamasına gelmiş ve değişik temizlik ürünleriyle/ deterjan karışımları yaptığı için kafası bi milyondur* kısacası masumlar apartmanı safiye'nin yan çarı *

dördüncü öyküde intikam . kuaför salonunda manikürcülük yapan aysel'in kendisini patronuna şikayet eden kadınları acımasız bir şekilde yaptığı ağdalar, tırnak etinden koparılmış et parçalarından intikamını alıyor.

beşinci öykü sevinç gözyaşları sevinç'in falcıya gider ve kocasının onu aldattığını öğrenir. fal delisi bir kadın desek daha doğru olur sevinç için. falcının hoşuna gitmeyen şeyleri söylemesi sevinç'i çıldırtır.

6. öykü ışık pusulası ise meyra'nın yanlış adama aşık olmasını anlatılır.
7. öykü koza... iki kere evlenen, kötü geçen evlilikleri yüzünden aşka küsen ve çocuklarıyla birlikte annesinin evine dönmek zorunda olan dul bir kadının yani şafak'ın hikayesi anlatılır.
8. öykü ciğerpare. evleneceği adamdan hamile kalan fakat hamile olduğunu öğrenen sevgilisi tarafından terkedilmek zorunda kalan banu'nun yaşadıkları anlatılmaktadır.
9. ve 10 öyküler, diğer öykülere oranla çok kısa. o yüzden çok değinmeyeceğim.
11 ile 20. öykü arasındaki öyküler ise sırtımız dönük öyküsünde çocuk sahibi olamayacağını anlayan hande'nin yaşadıkları anlatılır. kabullenme süreci ve bunu kocası yüzünden kendisine itiraf etmek zorunda kalması anlatılmıştır.

son öykü ise lahana, kemik ve güve öyküsüdür. yazarımız burada kendisini anlatmış, kitabına yeni isim bulmaktan, kitabı yazarken kelimelerin sinerjisinden bahsetmiştir.

kitaptaki bazı öyküler etkileyici. özellikle yazarın, kadınların üzerine yapışan "bu güvelerden" kurtulmanın yollarından bahsetmesi ise nokta atışı * her kadının hayatında bir güve var mıdır? vardıııır. içten içe içini kemiren. kitabı okumanızı şiddetle önermem, okumasanız da olur.

haa bu arada kitaptan bir bilgi de bırakayım size

"böcekler varmak istedikleri noktaya istikrarla ilerleyebilmek için; güneş, ay ve yıldız gibi gök cisimlerinden kendilerine ışık pusulası yaparlar. ışık pusulalarını zıt yön işareti olarak da kullanarak yuvaya dönüş yolu için kendilerine kılavuz tayin ederler.
devamını gör...

hep değişiyor.
bu isim burda bir yazarın adı, onu biliyorum.
bir dönem psikiyatristlerdi, bir dönem tarih yazarlarıydı, bir dönem öykü yazarları oldu,kısa bir dönem roman yazarları oldu, bir dönem kadın yazarlardı şu an arayıştayım.
şöyle beni alıp götüren bir yazar arıyorum.
sanırım ömrümde bir geçiş dönemindeyim.
hayır olsun.
devamını gör...

ülke ülke otostopla gezen barış gelini pippa baccanın türkiye'de tecavüz edilerek öldürülmesi.
devamını gör...

gezegenimizde ender bulunabilecek, eşlikten ziyade baya lead gibi çalan ve inanılmaz bir tekniği olan bas gitaristlerden.

(bkz: mr. big)
(bkz: the winery dogs)
devamını gör...

tirbüşonla çıkarılan mantar bir bez yardımıyla tutularak koku testi yapılır ve küflenme olup olmadığı kontrol edildikten sonra boş bir ekmek tabağına bırakılır. ardından şişeden az miktarda şarap bir kadehe dökülür ve 45 derecelik açıyla göz hizasına kaldırılarak rengi kontrol edilir. daha sonra kadehin sapından tutarak hafifçe sallanır. kaliteli bir şarap çeperlerden yağ gibi bir kıvamla dibe inmelidir.

eğer yıllanmış bir şarabın sunumu yapılıyorsa dekantasyon yapılmalıdır. bu işlem için kadehteki şarap özel bir sürahi olan dekantere dökülüp dekanter yan çevrilerek döndürülmelidir. dekantasyondan sonra şarap 20 dakika dinlenmeye bırakılmalıdır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim