turkish airlines'ın bir köpeği öldürmesi
aklım almıyor. kazıklı maria' nın storysinden gördüm bu haberi. uçakla seyehat eden bir kişinin köpeğini hayvanların kısmına alacaklarına bavullar kısmına almışlar. hayvan sahibine ulaştığında hayvancağızın ölü olduğunu kendisi anlıyor. ve olur böyle şeyler diye bir yanıt alıyor. maddiyata çekiyorlar hemen olayı. kaç yıldır bakılan bir hayvan aileden olmuştur artık, bunun eksikliğini parayla nasıl halledebilirsiniz? ne diyebilirsiniz bu durumun açıklaması ne olabilir?
link
link
devamını gör...
almaktan en çok haz duyulan mesajlar
kızkardeşimin watsup tan,
*yemek söylüyorum bir şey istiyormusun,
satış uygulamalarından
*tebrikler yeni bir siparişiniz var
bu ikisi her gördüğümde mest eder beni :)
*yemek söylüyorum bir şey istiyormusun,
satış uygulamalarından
*tebrikler yeni bir siparişiniz var
bu ikisi her gördüğümde mest eder beni :)
devamını gör...
normal sözlük bir mit projesidir
okuyunca videodaki gibi hissettiğim başlıktır.
devamını gör...
kullanıcı adın bir cevap olsaydı sorusu ne olurdu sorunsalı
mirasbırakan kişiye ne denir?
devamını gör...
cahit zarifoğlu
yedi güzel adam'ın zarif'i. o kendisini abdurrahman cahit zarifoğlu diye tanıtırdı diye tahmin ediyorum. adımın baş harflerinde kimliğim saklı der ya hani. acz.
ben ona imgelerin şahı diyorum. sırlı bir odanın anahtarı gibi kullanıyor kelimeleri adeta. şiirlerimden ben de bir şey anlamıyorum der kendisi. şiirlerin anlaşılmıyor diyenlere de bazen yılmış ve artistik bir vaziyette "hiç kimse şu ya da bu şiiri anlamak zorunda değildir. anlamıyorlarsa niye rahatsız oluyorlar bilmem. ben de botanikten hiç anlamam" der.
ve şiirleri insanı en derininden tutup yakalar.
"ve tüm koşuşmalar ortasında insanları alıp buran olayların en içlerine sarkar şair kanım."
şiir kitaplarının isimlerinde sırasıyla bir serüven barındırır;
işaret çocukları işaret edilen, gösterilen, seçilen çocuklardır bunlar büyüyüp yedi güzel adam olurlar sonra da menziller gelir, belli bir menzile doğru yola koyulurlar ve son olarak korku ve yakarış makamına varırlar.
şiir kitaplarının yanı sıra günlüğü olan "yaşamak" kitabını da mutlaka okumalı "ne çok acı var" cümlesiyle başlar.
-haydi ey şair, sen de uyan ve şimşek gibi çakan şiirlerinle insanları uyandır, ölen duyguları canlandır, unutulan görevleri hatırlat.-
ben ona imgelerin şahı diyorum. sırlı bir odanın anahtarı gibi kullanıyor kelimeleri adeta. şiirlerimden ben de bir şey anlamıyorum der kendisi. şiirlerin anlaşılmıyor diyenlere de bazen yılmış ve artistik bir vaziyette "hiç kimse şu ya da bu şiiri anlamak zorunda değildir. anlamıyorlarsa niye rahatsız oluyorlar bilmem. ben de botanikten hiç anlamam" der.
ve şiirleri insanı en derininden tutup yakalar.
"ve tüm koşuşmalar ortasında insanları alıp buran olayların en içlerine sarkar şair kanım."
şiir kitaplarının isimlerinde sırasıyla bir serüven barındırır;
işaret çocukları işaret edilen, gösterilen, seçilen çocuklardır bunlar büyüyüp yedi güzel adam olurlar sonra da menziller gelir, belli bir menzile doğru yola koyulurlar ve son olarak korku ve yakarış makamına varırlar.
şiir kitaplarının yanı sıra günlüğü olan "yaşamak" kitabını da mutlaka okumalı "ne çok acı var" cümlesiyle başlar.
-haydi ey şair, sen de uyan ve şimşek gibi çakan şiirlerinle insanları uyandır, ölen duyguları canlandır, unutulan görevleri hatırlat.-
devamını gör...
umbra
latincede tam gölge anlamında kullanılan terim.
astronomide, bir cismin arkasında oluşan gölgenin, ışık kaynağından hiç ışık almadığı bölgeler için kullanılır.
aşağıda, bir güneş tutulması sırasında ay ile yer arasında kalan tam gölgeli kısmın temsili resmini görüyorsunuz:

(görsel, timeanddate. com'dan alıntıdır.)
astronomide, bir cismin arkasında oluşan gölgenin, ışık kaynağından hiç ışık almadığı bölgeler için kullanılır.
aşağıda, bir güneş tutulması sırasında ay ile yer arasında kalan tam gölgeli kısmın temsili resmini görüyorsunuz:

(görsel, timeanddate. com'dan alıntıdır.)
devamını gör...
gelmiş geçmiş en büyük rekabetler
pepsi ve coca cola,
burger king- mcdonals.
sıradan deterjanlar ve bir şişe fairy 'dir.
burger king- mcdonals.
sıradan deterjanlar ve bir şişe fairy 'dir.
devamını gör...
en sevilen nazım hikmet ran şiiri
nereden gelip nereye gidiyoruz
doğrultup belimizi kalktığımızdan beri iki ayak üstüne,
kolumuzu uzunlaştırdığımızdan beri bir lobut boyu
ve taşı yonttuğumuzdan beri
yıkan da, yaratan da biziz,
yıkan da yaratan da biziz bu güzelim, bu yaşanası dünyada.
arkamızda kalan yollarda ayak izlerimiz kanlı,
arkamızda kalan yollarda ulu uyumları aklımızın, ellerimizin, yüreğimizin,
toprakta, taşta, tunçta, tuvalde, çelikte ve plastikte.
kanlı ayak izlerimiz mi önümüzdeki yollarda duran?
bir cehennem çıkmazında mı sona erecek önümüzdeki yollar?
çocukların avuçlarında günlerimiz sıra bekler,
günlerimiz tohumlardır avuçlarında çocukların,
çocukların avuçlarında yeşerecekler.
çocuklar ölebilir yarın,
hem de ne sıtmadan, ne kuşpalazından,
düşerek de değil kuyulara filân;
çocuklar ölebilir yarın,
çocuklar sakallı askerler gibi ölebilir yarın,
çocuklar ölebilir yarın atom bulutlarının ışığında
arkalarında bir avuç kül bile değil,
arkalarında gölgelerinden başka bir şey bırakmadan.
negatif resimcikler boşluğun karanlığında.
krematoryum, krematoryum, krematoryum.
bir deniz görüyorum
ölü balıklarla örtülü bir deniz.
negatif resimcikler boşluğun karanlığında,
yaşanmamış günlerimiz
çocukların avuçlarıyla birlikte yok olan.
bir şehir vardı.
yeller eser yerinde.
beş şehir vardı.
yeller eser yerinde.
yüz şehir vardı.
yeller eser yerinde.
yok olan şehirlere şiirler yazılmayacak,
şair kalmayacak ki.
pencerende bir sokak bulvarlı.
odan sıcak.
ak yastıkta üzüm karası saçlar.
adamlar paltolu, ağaçlar karlı.
penceren kalmayacak,
ne bulvarlı sokak,
ne ak yastıkta üzüm karası saçlar,
ne paltolu adamlar, ne karlı ağaçlar.
ölülere ağlanmayacak,
ölülere ağlayacak gözler kalmayacak ki.
eller kalmayacak.
negatif resimcikler dalların altındaki
yok olmuş olan dalların altındaki.
yok olmuş olan dalların üstünden
o bulutlardır geçen.
güneye götürmeyin beni,
ölmek istemiyorum...
ölmek istemiyorum,
kuzeye götürmeyin beni...
batıya götürmeyin beni,
ölmek istemiyorum...
ölmek istemiyorum,
doğuya götürmeyin beni...
bırakmayın beni burda,
götürün bir yerlere.
ölmek istemiyorum,
ölmek istemiyorum.
o bulutlardır geçen
yok olmuş olan dalların üstünden.
tahta, beton, teneke, toprak, saman damlarımızla iki milyardan artığız,
kadın, erkek, çoluk çocuk.
ekmek hepimize yetmiyor,
kitap da yetmiyor,
ama keder
dilediğin kadar,
yorgunluk da göz alabildiğine.
hürriyet hepimize yetmiyor.
hürriyet hepimize yetebilir
ve sevda kederi,
hastalık kederi,
ayrılık kederi,
kocalmak kederinden
gayrısı aşmayabilir eşiğimizi.
kitap hepimize yetebilir.
ormanlarınki kadar uzun olabilir ömrümüz.
yeter ki bırakmayalım, yaşanmamış günlerimiz yok olmasın çocukların
avuçlarıyla birlikte,
boşluğun karanlığına çıkmasın negatif resimcikler,
yeter ki ekmek ve hürriyet yolunda dövüşebilmek için yaşayabilelim.
tanrı ellerimizdir,
tanrı yüreğimiz, aklımız,
her yerde var olan tanrı,
toprakta, taşta, tunçta, tuvalde, çelikte ve plastikte
ve bestecisi sayılarda ve satırlarda ulu uyumların.
insanlar sizi çağırıyorum:
kitaplar, ağaçlar ve balıklar için,
buğday tanesi, pirinç tanesi ve güneşli sokaklar için,
üzüm karası, saman sarısı saçlar ve çocuklar için.
çocukların avuçlarında günlerimiz sıra bekler,
günlerimiz tohumlardır avuçlarında çocukların,
çocukların avuçlarında yeşerecekler.
kaynak: nazım hikmet tüm şiirleri, yky
genco erkal'ın güzel sesiyle
doğrultup belimizi kalktığımızdan beri iki ayak üstüne,
kolumuzu uzunlaştırdığımızdan beri bir lobut boyu
ve taşı yonttuğumuzdan beri
yıkan da, yaratan da biziz,
yıkan da yaratan da biziz bu güzelim, bu yaşanası dünyada.
arkamızda kalan yollarda ayak izlerimiz kanlı,
arkamızda kalan yollarda ulu uyumları aklımızın, ellerimizin, yüreğimizin,
toprakta, taşta, tunçta, tuvalde, çelikte ve plastikte.
kanlı ayak izlerimiz mi önümüzdeki yollarda duran?
bir cehennem çıkmazında mı sona erecek önümüzdeki yollar?
çocukların avuçlarında günlerimiz sıra bekler,
günlerimiz tohumlardır avuçlarında çocukların,
çocukların avuçlarında yeşerecekler.
çocuklar ölebilir yarın,
hem de ne sıtmadan, ne kuşpalazından,
düşerek de değil kuyulara filân;
çocuklar ölebilir yarın,
çocuklar sakallı askerler gibi ölebilir yarın,
çocuklar ölebilir yarın atom bulutlarının ışığında
arkalarında bir avuç kül bile değil,
arkalarında gölgelerinden başka bir şey bırakmadan.
negatif resimcikler boşluğun karanlığında.
krematoryum, krematoryum, krematoryum.
bir deniz görüyorum
ölü balıklarla örtülü bir deniz.
negatif resimcikler boşluğun karanlığında,
yaşanmamış günlerimiz
çocukların avuçlarıyla birlikte yok olan.
bir şehir vardı.
yeller eser yerinde.
beş şehir vardı.
yeller eser yerinde.
yüz şehir vardı.
yeller eser yerinde.
yok olan şehirlere şiirler yazılmayacak,
şair kalmayacak ki.
pencerende bir sokak bulvarlı.
odan sıcak.
ak yastıkta üzüm karası saçlar.
adamlar paltolu, ağaçlar karlı.
penceren kalmayacak,
ne bulvarlı sokak,
ne ak yastıkta üzüm karası saçlar,
ne paltolu adamlar, ne karlı ağaçlar.
ölülere ağlanmayacak,
ölülere ağlayacak gözler kalmayacak ki.
eller kalmayacak.
negatif resimcikler dalların altındaki
yok olmuş olan dalların altındaki.
yok olmuş olan dalların üstünden
o bulutlardır geçen.
güneye götürmeyin beni,
ölmek istemiyorum...
ölmek istemiyorum,
kuzeye götürmeyin beni...
batıya götürmeyin beni,
ölmek istemiyorum...
ölmek istemiyorum,
doğuya götürmeyin beni...
bırakmayın beni burda,
götürün bir yerlere.
ölmek istemiyorum,
ölmek istemiyorum.
o bulutlardır geçen
yok olmuş olan dalların üstünden.
tahta, beton, teneke, toprak, saman damlarımızla iki milyardan artığız,
kadın, erkek, çoluk çocuk.
ekmek hepimize yetmiyor,
kitap da yetmiyor,
ama keder
dilediğin kadar,
yorgunluk da göz alabildiğine.
hürriyet hepimize yetmiyor.
hürriyet hepimize yetebilir
ve sevda kederi,
hastalık kederi,
ayrılık kederi,
kocalmak kederinden
gayrısı aşmayabilir eşiğimizi.
kitap hepimize yetebilir.
ormanlarınki kadar uzun olabilir ömrümüz.
yeter ki bırakmayalım, yaşanmamış günlerimiz yok olmasın çocukların
avuçlarıyla birlikte,
boşluğun karanlığına çıkmasın negatif resimcikler,
yeter ki ekmek ve hürriyet yolunda dövüşebilmek için yaşayabilelim.
tanrı ellerimizdir,
tanrı yüreğimiz, aklımız,
her yerde var olan tanrı,
toprakta, taşta, tunçta, tuvalde, çelikte ve plastikte
ve bestecisi sayılarda ve satırlarda ulu uyumların.
insanlar sizi çağırıyorum:
kitaplar, ağaçlar ve balıklar için,
buğday tanesi, pirinç tanesi ve güneşli sokaklar için,
üzüm karası, saman sarısı saçlar ve çocuklar için.
çocukların avuçlarında günlerimiz sıra bekler,
günlerimiz tohumlardır avuçlarında çocukların,
çocukların avuçlarında yeşerecekler.
kaynak: nazım hikmet tüm şiirleri, yky
genco erkal'ın güzel sesiyle
devamını gör...
anormal sözlük haber ajansı
yoldaş benjamin franklin 8 mart dünya kadınlar günü için çalışmalar yürütüyormuş.bu çalışmayı bal porsuğu ile birlikte yaptığı ve görüşmeyi gizli tuttuğuda söylenilenler arasında.
-benden duymuş gibi olmayın mesaj yoluyla çicek böcek göndericeklermiş-
ince düşünce vallahi bravo.
-benden duymuş gibi olmayın mesaj yoluyla çicek böcek göndericeklermiş-
ince düşünce vallahi bravo.
devamını gör...
yazarların tek bir şansı olsa değiştireceği şey
doğduğum ülkeyi.
devamını gör...
yeni anne olanların profil resmine çocuklarını koymaları
profil resmine kurgusal karakterler koyanlar tarafından eleştirilen kişi.kimseyi ilgilendirmedigini düşündüğüm, kendisinden bir parçayı paylaşmayı uygun görmüş ve paylaşmış olan kişi sadece.
devamını gör...
faktoring
yasal tefecidir. allah düşürmesin.
devamını gör...
her köyde lakabı deli olan bir insanın olması
şehirlerde kalabalıktan fark etmediğiniz deli oranından köyün nüfusuna oranlanırsa 1 adet deli düşmesi istatistiğidir.
devamını gör...
yalnız kalmaktan korktukça yalnızlığın artması
korku arttıkça, korkulan şeyin başa gelmeye başlamasıdır.
devamını gör...
normal sözlük'ün coin mining yapma ihtimali
mining değildir o, mining olsa duramazsınız.
devamını gör...
uzayın sesi
uzay o kadar derin ki herhangi bir sesi insan kulağı ile duyabilmemiz mümkün değildir. abd havacılık ve uzay ajansı (nasa), evrenin ultrason verilerden oluşturulmuş müziğini yayınlamış; bu müziğe sanal ortamda “uzayın sesi - the sound of space” denilmiştir.
hubble teleskobunun çektiği galaksi kümelerinin fotoğrafları sese dönüştürülmüş ve her bir öğeye bir ses verilmiştir. çıkan biraz ürpertici ses için nasa "bu, muhtemelen, şimdiye kadar duyduğunuz en sıra dışı müzik türü" diye açıklama yapmıştır.
hubble teleskobunun çektiği galaksi kümelerinin fotoğrafları sese dönüştürülmüş ve her bir öğeye bir ses verilmiştir. çıkan biraz ürpertici ses için nasa "bu, muhtemelen, şimdiye kadar duyduğunuz en sıra dışı müzik türü" diye açıklama yapmıştır.
devamını gör...
seri artı oy veren melek
en sevilen yazardır. insanı mutlu eder.
devamını gör...
rte’nin daha neler olacak neler bunlar iyi günler demesi
bundan kötüsü bizim tahayyül sınırlarımızı aşıyor reiss!
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının süper güçleri
annem namazdayken allahu ekber diyince ses tonundan ne demek istediğini anlayabiliyorum
devamını gör...
