seda sayan da çaldı. dağılabiliriz*böyle atraksiyonlarda olmalı değil mi? bir dahaki sefere bülent ersoy sefam olsun da isteriz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

amin maalofun, ortadoğu insanının tarifini yaparken yanıtladığıdır: her şeye üzülen ancak hiçbir şeyle ilgilenmeyen insan.
devamını gör...

nefret, sevginin kötü ikiz kardeşidir. cennetten kovulan şeytan gibi sürekli tüm kötülüklerin ondan çıktığı düşünülür halbuki nefret aşırı sevmenin en uç halidir. en nefret ettiğiniz kişi bir zamanlar en sevdiğiniz kişidir. kişiye hissettiğiniz yoğun sevgi duygusunun yerine bir duygu koymanız gerekince hangi duyguyu koyarsınız ? tabii ki de ikiz kardeşi nefreti. o boşluğu daha iyi hangi duygu doldurabilir ki.

severiz adı dilimizden düşmez, nefret ederiz adı yine dilimizden düşmez. severiz hep aklımızdadır ,güzel sözler dizeriz hakkında, nefret ederiz bir çok kötü söz ederiz arkasından. bir zamanlar yüzüne bakınca hissettiğimiz sevgi yerine , arkasından bakınca hissettiğimiz nefret geçer.

othello gibiyiz aslında her birimiz, öldürmüyor muyuz desdemonalarımızı ?

nefret, ah nefret sarmaşık gibisin bir zamanlar sevgi ektiğimiz gönül saksılarımıza sarılarak büyüyorsun. sevgimiz ne kadar büyükse sende o kadar çabuk büyüyorsun, sarıyorsun kalbimizin her yanını. işliyorsun kendini ilmik ilmik. sonra bakıyorsun kalbinde tek bir his kalmış o da sarmaşık gibi dolanmış nefret.

oysa herkes öldürür sevdiğini * kimisi çok severek kimisi nefret ederek. yüreği artık bir kişilik mezar olmuştur bir zamanlar yetişen çiçekler sadece mezarını süsleyen renklerden ibarettir

oysa herkes öldürür sevdiğini, kimisi ayrılırken yüzüne gülerek , kimisi ayrılırken sevgisinin dışlanan kardeşi nefretine yenik düşerek. bir zamanlar sevdiğiniz o yüz gülen bir maske takmıştır size bakmamak için. artık hisleriniz yüreğiniz yerine ikiz kardeşine güvenmeye başlar. artık nefrettir kararları veren bir neron gibi ortalığı yakıp yangın yerine çevirecek olan.

nefret sizi sakinleştirir, kalp atışlarınızı hissetmezsiniz çünkü bir zamanlar guguklu saat gibi onun adını öten kalbiniz aşk cinayetine kurban gitmiştir. nefret kurban giden kalbinizin intikamını almak için tutulmuş bir kiralık katil gibi ortaya çıkar.soğukkanlıdır,planlı hareket eder. intikam soğuk yenen bir yemektir sözünün mucididir.

nefret dipsiz bir kuyu gibidir, moria madenlerine düşen gandalf gibi olursunuz. eğer nefretiniz galip gelirse bu sizin için bir sondur fakat siz onu yenebilirseniz ak hokkabaz olarak geri dönüp güzelim sanayi devriminin içine edebilirsiniz.

falcılara,hocalara gidersiniz nefretinizden kaşıklar bağlar, sabunlar deler ,halıda ters taklalar atarsınız. kendinizi dışardan görseniz utanırsınız fakat hiç çekinmeden bunları yaparsınız çünkü nefret sizi ele geçirmiştir. tek amacı kardeşi sevgiye bu acıyı yaşatan kişinin canının yakmaktır.

zeusun gereksiz çapkınlıklarının sonucunda öfkelenen krallar,kocalar,kadınlar değil midir öfke canavarını besleyen.

nefret değil midir padişahlara oğullarını boğdurtan, masumların canına kıyılmasına neden olan.

nefret değil midir düşmanınızın düşmanı ile dost olmanızı sağlayan. sen nelere kadirsin nefreeetttt.

herkes öldürür sevdiğini ama sevgiyle ama nefretle.

aslında kardeş değiller , sadece aynada birbirlerine bakarlar ,sıram ne zaman gelecek diye...
devamını gör...

o an yaşadığım duygu hayal kırıklığımı yoksa hayata bakışımı değiştirecek kırılma noktalarından biri mi bilemem.

akraba ziyaretine gitmişiz. büyüklerimizin de gidin dondurma yiyin teşviği ile iki kuzenim ve ben dışarı çıktık. dondurma dolabının içine bakarken tabi ben de para yok. bişey de diyemiyorum. ister istemez söyledim.

bunlar kendi aralarında sen ısmarla, hayır sen ısmarla tartışmasına girdiler. sizi de dondurmanızı da paranızı da diyemedim ki daha küçücük çocuğum.

kısık sesle benim canım istemiyor dedim. ne mi oldu? almadılar. gözlerini öküz gibi suratıma dikip dondurmalarını şaplatarak yaladılar. gözümden süzülen yaşa rağmen.
devamını gör...

aşklarımı, hayal kırıklıklarımı, özlemlerimi, sevinçlerimi, üzüntülerimi, hayallerimi, olmazsa olmazlarımı, olduramadıklarımı, oldurduklarımı, öldürdüklerimi, coşkumu, en dibimi, en yükseğimi, korkularımı, nefretimi, vicdan azaplarımı şarkıların içine saklamak..

bir de sözlük içinde şifreli olarak çok ağır küfürlü tanımlar yazmak var ama onu saymıyorum.
devamını gör...

kendisi gerçekten çok sevdiğim,dünyalar tatlısı,saat ve gün fark etmeksizin ne zaman bi şey sorsam/yardım istesem büyük bi mutlulukla yardım eden,adaletli,iyi dileklerini ve samimiyetini kimseden esirgemeyen tatlı mı tatlı bir yazar ve moderatörümüz.
devamını gör...

rosetta taşı m.ö. 305 - m.ö. 30 yılları arasında mısır'ı yöneten hellenistik ptolemaios hanedanlığı'nın yazıt taşıdır.
antik mısırlılarla ilgili bir çok şey tam bir gizemdi. ‘firavunların kutsal metinleri’ olarak adlandırılan hiyerogliflerde ne yazdığı bilinmiyordu.
mühendis yüzbaşı bouchard, 1799’da “reşit kasabası” yakınında yazılı bir taş buldu. taşa, fransızlar’ın “rosetta” dediği reşit kasabası nedeniyle “rosetta taşı” adı verildi. 118 cm uzunluğunda, 77 cm genişliğinde, 30 cm kalınığında ve 762 kg ağırlığındadır.
taş, kahire’ye gönderilerek fransızlar’ın kurduğu “mısır enstitüsü”nde incelendi. bu siyah granit taşın üzerinde 3 farklı dille yazılmış metin bulunmaktaydı: en başta hiyeroglif yazısı, ortada bilinmeyen başka bir dil ve en alttaysa antik yunanca bir metin vardı.
bilinmeyen dilin çözülmesiyle rosetta taşının rahiplerin toplantısını özetleyen bir ferman olduğu ortaya çıktı. fermanın başlangıcında, kral’ın mısırlılara ve ülkesine olan sevgisinden bahsedilmekte ve kral övülmektedir. vergi borçlarının affedildiği anlatılmaktadır.
şifreyi çözen jean-francois champollion bu taşta bulunan ve özel isimler içerdiği saptanan kartuşlardan, eski mısır koptik dilinden, yunanca çeviriye sahip olan filay dikili taşından ve mısırlı tarihçi monetho’nun mısır firavunlarınının soy ağacını çıkarırken anlattıklarından yola çıkarak geniş bir dilbilim çalışması yürütmüştür.
ve hiyerogliflerde yazılanlar çözülmüş, dünyanın bilinmeyen 3.000 yıllık tarihini aydınlanmıştır.
bu taş eski zamanlarda bile toplumsal kargaşanın ekonomik sıkıntılar ve artan vergilerden kaynaklandığına dair bilgiler içermektedir. halk fakirleşirse isyan çıkartır, kral tahtının gideceğini anlarsa halkı çok sevdiğini söyler, vergi affı yapar.
"halk cebindeki para azalınca kral falan tanımaz."
devamını gör...

dinlemek, anlamak, empati.
devamını gör...

(bkz: makarna perileri)
devamını gör...

rotring markasını bilen bilir zaten. bu kalemi de hem uygun fiyatıyla hem de kalitesiyle öne çıkıyor bence. lise 2 de almıştım,lise bitti mezun senemdeyim ve hala kullanıyorum. sadece tutma yeri biraz yıprandı doğal olarak onun dışında gayet sağlam kalem. ayrıca şunu da yazmadan geçmeyeceğim; ben kalem konusunda biraz huylu bir insanım. yazı yazarken bastırarak yazarım. kullandığım kalemin uç kısmı içeri göçsün istemem,buna sinir olurum. bu kalem beni bu konuda da çok mutlu ediyor.ne kadar bastırsanız da sivri kısmı içeeri göçmüyor bu da benim açımdan rahatlık sağlıyor. kullanıcı puanım 8/10. 2 puanı nereden kırdın sayın yazar derseniz de bazen uç doldururken takılma yapıyor,uğraştırıyor.

edit: liseden beri kullandığım canım rotring tikky kalemim maalesef bu yılın başlarında bozuldu. benim gibi bir kullanıcıya iyi dayandı garibim kalem.

ben de aynısının sarı renkli olanını aldım, gayet de güzel bir şekilde kullanmaya devam ediyorum bu kalemi. uç takılma sorunu yazmışım mesela, o sorun muhtemelen belli bir süre geçtikten sonra oluşuyor çünkü neredeyse 6 ay oldu ve öyle bir sorun yaşamadım henüz.
devamını gör...

her ne kadar sevmeyenler olsa da bir yazarın bir kadına karşı olan duygularını bütün çıplaklığı ile görebileceğiniz harika bir kitaptır. mektuplardan oluşur ama ona rağmen hep merak edersiniz sonrasını. okuduğunuz çeviri eğer en sonda milena'nın da yazdığı birkaç mektup olan bir çeviri ise bitirdiğinizde bir sürü duyguyu aynı anda yaşarsınız. içinde onlarca alıntı var altını çizdiğim ama tek bir tanesini yazayım.

“ iki kişilik eksiklik ... “
devamını gör...

anne bittiiii
devamını gör...

avenged sevenfold - so far away
five finger death punch - gone away
five finger death punch - i apologize
him - wicked game
lord of the lost - annabell lee (edgar allan poe'nun şiirinden uyarlanmıştır.)
apocalyptica - i don't care
devamını gör...

otelde çalışırken sulusu başıma gelen olay.

otel kalabalık, barda duruyorum, deli gibi susamışım. bir boşlukta arkaya geçtim, arkadaşımdan su istedim. tezgah altından bir şişe verdi. yamuk bir şey. *

dalga geçtim “görkem bunda çamaşır suyu olmasın, hehe” diye, o da “yok kanka yaa, şişe yamuk diye ayrılanlardan o. yerlere falan sıkarız diye merve* ayırmış, ben de tezgah altına koydum” dedi. nasıl içim yandıysa bardağa koyup direkt kafaya dikmemle püskürtmem bir oldu.

meğerse gündüz vardiyasındaki arkadaş* şişenin içine çamaşır suyu ilave etmiş. hastane, serum bilmem ne derken de geceyi kapadık. güzel bi’ bayramdı.*

(gerisi daha trajikomik ama üşendim yazmaya. belki sonra ekleme yaparım.)
devamını gör...

modern dünyanın insana aşıladığı duygu.
devamını gör...

parası olduğu için kendisini elit sanan ve fakirlerden üstün gören kişilerin içine düştüğü sanrı.
devamını gör...

ismini "high fidelity"'nin kısaltması olan "hi-fi" teriminden almış grup.
devamını gör...

ben bugün atatürkü ve onun değerlerini anıyorum. onun sayesinde edindiğim ve edindiğimiz haklar için minnetle.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim