amirimin* bir lafını hatırlatan sorunsal;

"insan sevdiğine şans verir."
devamını gör...

ah romantikler sizi... romantizm isteyenler için "gözyaşı" diyebilirdim ama demeyeceğim.

t: şemsiyedir.
yüzüme değen yağmur damlaları ile yıldızım hiç barışmaz. gökyüzü ağlıyor, bende ağlıyorum.
devamını gör...

agnostisizm sadece tanrı var ya da yoktur demez, ek olarak olup olmaması beni ilgilendirmez ben yokmuş gibi yaşarım da der. agnostisizm tam ortada değildir, ateizme yakındır.
devamını gör...

otomobili icat etmemiş ama otomobil üretiminde şirketinin ürettiği ford model t ile çığır açmış ve modern endüstrininin yaratılmasına öncülük etmiş mühendis ve sanayicidir.

1863'te bir çiftlikte doğmuş, makine mühendisliği okuduktan sonra , 1903' te ford motor company' i kurmuştur. daha sonra devrim niteliğindeki model t'yi tanıtır. ford’un üretim dehası sorgulanamaz, montaj hattı ve standartlaştırılmış parçalar gibi yenilikler sunarak, araçlarının üretimini büyük ölçüde hızlandırır ve fiyatlarının düşmesini sağlar. ford, 1914'te işçilerine önceki ücretlerinin iki katından fazla olan günlük 5 dolar ödeyerek abd de herşeyi değiştirir, daha sonra 1926 da günde 8 saatten haftada 5 gün toplam 40 saat çalışma yeniliğinede imza atacaktır.

ford'un otomobil endüstrisine en büyük katkısı, hareketli montaj hattının geliştirilmesidir. ford, pek çok denemenin ardından, sistemi 1913 yılında, highland park'taki yeni fabrikasında uygular. yeni üretim tekniğinin başarısı, parçaların ve daha önceden toplanmış olan grupların hassas zamanlamayla sürekli hareket eden bir ana montaj hattına teslim edilmesine bağlıydı. yeni teknik, montajcıların sabit bir yerde kalmasına ve yanlarından geçen birden fazla araçta aynı görevi defalarca gerçekleştirmesine izin vermiştir. şimdi akla çok mantıklı geliyor ama zamanında bunu düşünmesi nedeniyle tüm endüstriyi değiştiren bir öncü olmuştur. daha önce klasik yöntemle 14 saate yakın bir sürede toplanan model t arabası artık 1 saat 33 dakikada toplanmaktadır.

aynı zamanda ford, kendi işçilerini ürettiği araçları için bir pazar olarak kullanır ve onları kendileri için model t satın almaya teşvik eder. bu yöntem işe yarar ve model t piyasaya sürüldükten sadece 10 yıl sonra, birleşik devletler'deki arabaların yarısını oluşturur hale gelir. ford bu şekilde ülkedeki en ünlü sanayici olur.

1900 lü yılları başında otomobil üretmek için masrafların yüksek olması nedeniyle arabalar sadece zenginlerin alabileceği bir araçtır. henry ford yukarıda bahsettiğim gibi daha ucuza araba üreterek pahalı araba algısını yıkmış ve otomobil satışlarını tabiri caiz ise patlatmıştır. bu şekilde "motor çağı"nıda başlatmıştır. arabaları ile insanlar artık bir yerden bir yere kolay gidebildikleri için şehirlerin merkezden dışa doğru yayılması sağlanır ve gelişmekte olan bir karayolu sistemiyle birbirine bağlanan banliyöler oluşur.

henry ford' un karanlık yanıda vardır, 2.dünya savaşından önceki yıllarda hitler’in nazizm ve yahudi karşıtlığı görüşlerininde abd de ki en büyük destekçilerinden birisidir. savaşa karşıdır. abd 2.dünya savaşına girip, hitler abd ye savaş ilan edince henry ford daha önceki görüşleri ile çok zor duruma düşmüştür. (abd başta sadece kendine pearl harbour' da saldıran japonyaya savaş ilan etmiş, bizim akıllı hitler durup dururken dünya devi olan abd ye savaş ilan etmiştir.). aslında savaş öncesi ford, nazi almanyası tarafından saflarına çekilen tek amerikalı iş adamı değildir, 1920' lerin sonlarında, ford ve genaral motors firmalarının her ikisi de alman pazarına girmek için alman otomobil üreticisi opel' i satın almak için rekabet eder. general motors ihaleyi kazanır ve opel'i 1929 da satın alır. artık rakibi general motors da alman luftwaffe için uçak parçaları üretiyordur.

ford' un üst düzey yöneticilerinden bazılarıda kendi gibi saf ticari çıkarlarının ötesine geçen nazi sempatizanıdır. ayrıca ford' un yakın arkadaşı olan atlantiği uçak ile geçen ilk kişi olan charles lindbergh de, pratikte hitler ve nazizm'e takıntılı bir amerikan ikonudur.

ford abd'nin 1.dünya savaşı'na girmesine zamanında karşı çıkmış ve daha sonra savaşın yahudi bankacıların uluslararası bir komplosundan kaynaklandığı görüşünü benimsemiştir. bu teori zaten anti-semitizmin düşüncesinin ana sebebi olmuştur. ford’un konuşmalarında yahudi aleyhtarı hakaretler zamanla yaygınlaşır ve 1920'lerin başında sahip olduğu gazetelerde yahudi karşıtı görüşleri yayınlatır. ayrıca bu konuda yazılmış kitaplarada destek verir, zamanla mahkemelik olur, davayı kaybeder ve ülkenin yahudi cemaatinden özür dilemek zorunda kalır, ancak kendi fikirleri hiç değişmez. 1930'ların ortalarında ford, başka bir dünya savaşı olasılığı için "finansörleri ve tefecileri" suçlar hale gelir.

führer bir keresinde, "heinrich ford" un "amerika'da büyüyen faşist hareketin lideri" olmasını arzu ettiğini bile söylemiştir. almanya'da zamanla ford da fabrikasını açar, abd de iken nazi madalyasıda verilir kendisine.

böyle mükemmel bir makine mühendisinin bu şekilde saçma bir ideolojiye kapılmasına akıl sır ermiyor açıkçası.

bir başka meşhur nazi sempatizanı için #158727
devamını gör...

bir bakmışsın sen değişmişsin.. herif değişmemiş..
devamını gör...

gününde değilsen zehir zıkkım ve gözyaşı, gününde isen bir sürü gülücük ve karın tokluğudur.

rahatsız ukdesi.
devamını gör...

çok ince sesiniz varsa ve minyon bi insansanız çocuk sanıyorlar ey dostlar kaçıncı sınıfa gidiyorsun kızım diyenleri gördü bu gözler diyemedim ben arapça hocasıyım ne sınıfı ben kendim ders anlatıyorum diye (kısacası sesin ince olduğu için biraz muzdaripim)
devamını gör...

arka planda koca yürekli iko nun parmağı vardır. yoldaş alkışları toplamaktadır.*
devamını gör...

umut ile umutsuzluğun karşı karşıya..
sürekli bir içsel çatışma içinde. ben hangisi olmalıyım kendime bunu yapmamalıyım deyip umut balonunu tutmakla boğuşuyorsun. tamam her şey'i yapabilecek güçteyim ama başarısızlık, beceriksizlik ve ait olamama duygusu hırpalamaz mı insanı? katlanamadığın düşünceler seni yeterince zorlarken devam edilmesi gereken hayatı düşünmek. o kadar yüzeysel, duygusuzca temel iç güdülerinle güdülmeyi beklemek bana cazip gelmiyor. bir arayışımız var ama belli sınırlar içinde. yeterince özgür kararlar verememek hem cesaretsizliğin hem daha kötüsü olma korkusuna düşürüyor. korkularla yaşıyorum. bunu yazarken ilk defa yaşıyoruz demeden kendim ile yüzleşerek yazdım. benim korkularım sahip çıkarım onlara. umudum var benim onları yenmeye olan inancım diyelim. sınırlardan çıkasım geliyor yüreğim pır pır ve yüreğim her defasında ağzımda. bu iki duyguyuda çok güçlü yaşıyorum. hem umudu hem umutsuzluğu..
devamını gör...

bolçi olarak bilinen fındık, çikolata ve krokanın birleşimiyle oluşmuş bir çikolata türüdür.

zamanla çok fazla çeşitleri eklenmiştir. beyaz çikolatalı, bitter çikolatalı, antep fıstıklı, bademli, yer fıstıklı vsvs bir çok çeşidi eklenmiştir.

zonguldak'ta okurken bolu'lu ev arkadaşım getirirdi. en başta bu ne ya püfff gibi yorumlar yapıp daha sonra gelirken bolçi getirsene kanka ya dönüştürmüştük işi.

keyifli bir çikolata. hafif, lezzetli. o zamanlar her yerde bulunmazdı. şimdi bir çok yerde var sanırım. bir de ben bir kaç kere aldım o zamanki lezzeti bulamadım. her yerden alınacak bir lezzet değil kendileri. işin erbabına danışmak, ustasından almak lazım.

benim damak zevkim biraz fazla gelişmiştir. farkları hemen anlarım. bu eski tadında değil ya da bunda bir gariplik var derim. çevremdekiler yok ya ne alakası var der. sonra bir kaç hapır hupurluktan sonra evet ya var bir şey derler. kimi insan ilginçtir bayatmış, tazeymiş, değişiklikmiş hiç anlamaz. eksisi şudur ki bir çok ürünün kalitesizleştiği şu zamanda keyifle bir şeyler yemek pek zorlaşıyor. neyse efem sizlere afiyet, bal, şeker olsun.
devamını gör...

merhametli ve vicdanlı erkektir.
devamını gör...

bizim zamanımızda yok muydu bu depresyon denen şey. ben neden hiç girmedim, benim ne eksiğim vardı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
deniz olunmalı, oğlum
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla
devamını gör...

şansını denemek*, zaman kazanmak, teyit etmek, konuşma esnasında verilmek istenen etkiyi arttırmak veyahut sorunun içeriği olan konuya giriş yapmak amacıyla da gerçekleştirilen eylem. soru sormanın özünde yalnızca bilinmeyene ulaşmak yoktur.
devamını gör...

"abajur" kelimesi de onlardan biridir.

fransızca "abat" (kısar) ve "jour" (ışık, gün) kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuştur.
devamını gör...

insanlar herşeyden ama herşeyden önce "değer görmek" ister...
burada kişiyi besleyecek olan şey, değer görmesi beklenen şey, sadece kişinin kendisidir, sahip olduğu fiziksel güzellik, somut varlıklar, para, mülk den bağımsız olarak, değerli olanın kişinin kendisi olduğunu hissetmenin peşinden koşar insan,

bunun için yaşar, bunun için çalışır, bunun için para kazanır, bunun için komiklik yapar, bunun için sever, bunun için fedakarlık yapar, bunun için evlenir, bunun için sözlükte yazar vs....

ve bunu göremediği için küser, bunu göremezse sevgilisinden/eşinden ayrılır, bunu göremezse bırakır, bunu göremezse sevmez, bunu göremezse fedakarlığı bırakır, bırakması da gerekir, sevmemesi gerekir, konuşmaması gerekir, gitmesi gerekir... bir insan değer görmeyen hiçbir emeğini, gram sevgisini, ilgisini, vaktini, sesini bile kimseye karşılıksız bedavaya vermemeli, bedavaya derken aldığının ne kadar kıymetli olduğunun farkında olmayan birine vermemeli, farkında olup görüp, imkanı varken (*....... den) karşılığını vermeyen kadına/erkeğe hiç vermemeli, ama maalesef bizim toplumumuzda herkes ezbere yaşıyor, ezberlediklerini çocuklarına öğretiyor, ve dolayısıyla değer görmenin de, vermenin de, nasıl birşey olduğunu bilmiyoruz, öğrenmiyoruzda, hep bir şeyler olmuyor ilişkilerde, güya yürümüyor, var birşey, var bir sıkıntı hissediyoruz ama bulamıyoruz, çünkü ezberletilen rolleri oynuyor herkes, diyaloglar bile aynı...

bazen bu sokaklardaki şarapçılara bakıyorum, yada youtube da filan izliyorum, o kadar bilge konuşuyorlarki, genelde bu insanlar, hayatlarında öngörmedikleri şanssızlıklar yaşamışlar, ve o halde olmalarından da anlayacağınız üzere, kimsede hiçbirşeyini paylaşmamış onlarla, paylaşmak istememiş, bknz. değer verdiği için kimse yardım etmemiş, ihtiyacı olduğunda iyilik (karşılıksız ve gizli olan) yapmamış (maddi karşılığını alamayacağı için karşılıklı da yardım etmemiş) bu insanlara, velhasıl +-0 belkide - ye düşmüşler, mücadeleyi bırakmışlar, o günki şarabın ekmeğin hesabına indirgemişler hayatlarını, pes etmişler türkçesi, işte o pes etmekten sonra gelişiyor bence insan, o aşama öyle bir noktada ki, yenilgini kendin ilan ediyorsun, bakıyorsunki ölmüyorsun, ölünmüyormuş yani, işte bu insanların bakışlarında ortak bir derinlik görüyorum, hüzünlü değil ama, etraflarında koşturan insanların, ne için tırmaladığını çözmüş olmanın rahatlığını görüyorum, ve o bilince ulaşmak için de gerçekten insanın hayatında bir defa da olsa köşeye sıkışması gerekiyor, net.

ve değer görüp görmediğini anlaması için de, neyin "ne için" olduğunu anlayabilecek farkedebilecek bilince ulaşması gerekiyor... zaten oraları aşıp buralara geldiğinde de, geçmişte olan herşeyle ilgili bütün jetonlar, bozuk para döken atm gibi şakır şakır düşecektir

edit 1 : (*..... den) burayı siz doldurun,

edit 2 : jeton; eskiden telefon kulübelerinde görüşme yapmak için kullanılan madeni para benzeri birşey, 90 ları görmüş kişilerin klişe esprisidir, geç anlamak anlamında kullanılır, söylemek istediğim şeyi daha iyi anlatabilecek birşey gelmedi aklıma :)
devamını gör...

söz vermiştin bana
yanı başımda yaşlanmaya.. halen beni benden alır bu şarkı.
devamını gör...

tam adı claire pommet olan 1996 doğumlu fransız şarkıcı. büyüleyici güzellikte bir ses tınısı olması sebebiyle meditasyon niyetine dinlenebilir.
favorilerimden ceux qui rêvent.
devamını gör...

felsefenin amacı soru sormaktır.
devamını gör...

queen konserine gittiğimi görmek istiyorum. sahnede tüm ihtişamıyla freddie mercury var sözlük.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim