başlığa yazacağı şey yazılmışsa like atmak
sayılır mı. yazarlık bozulur mu. kafamda deli sorular.
devamını gör...
eyluling
şeker gibi moderatördür.ilk defa tüm sorularıma cevap veren bir moderatör bulmanın şımarıklığı ile biraz fazla darlamiş olabilirim kendisini.
devamını gör...
iltifata iltifatla karşılık vermek
görgüsüzlükmüş. teşekkür edilip geçilmeliymiş. zorlayıp benim gibi batabilirsiniz zira:
+lucyia gözlerin çok güzel, ne renk?
-(utandı) sağ ol, o senin gözlerinin renginin güzelliği
+?!?!?!?!?
+lucyia gözlerin çok güzel, ne renk?
-(utandı) sağ ol, o senin gözlerinin renginin güzelliği
+?!?!?!?!?
devamını gör...
parmaklıklar arasında
1967 yapımı stuart rosenberg filmi. zaten isa göndermeleri ile dolup taşan film bana green day grubunun meşhur jesus of suburbia'sını anımsatıyor. bir kahramana hatta direkt isa'ya dönüşen luke karakteri paul newman'ın o çarpık, biraz delivari ve insanı delip geçen gülümsemesi ile yükseldikçe yükselmiştir. bu film; "hapishaneden kaçış temalı bir film madem o zaman biraz aksiyon görelim" diyen kitleyi memnun etmez, temasına nazaran tamamen durağan geçen bir film zaten çoğu insanın aklında o meşhur iddia sahnesi ile kazınmıştır ama bana kalırsa filmin bunun dışında onlarca etkileyici sahnesi vardı.
luke'un dragline ile mücadele ettiği sahne hem sinema dünyası için unutulmayacak bir sahne hem de luke karakterini çözümlemek için ideal bir andı. filmin açılış sekansında bile luke karakterinin o yarı deli tavrını zaten anlaşılıyordu ama bu sahnede dragline onu dövmekten bıkana kadar hırsla kalkıp dayak yemeye devam etmesi karakterin genel bir portresini çizmeye yetiyor.
diğer bir etkileyici sahne luke'un annesi ile yaptığı son konuşma sahnesi ama bu sahneyi bu kadar vurucu yapan harry dean stanton'ın sakince just a closer walk with thee diye şarkıya girmesi ve luke'un annesi ile vedalaşmasının hemen ardından stanton'ın buğulanmış gözlerini uzaklara dikip şarkıya devam etmesidir bana kalırsa hatta o meşhur sahneyi de ekleyeyim buraya:
luke'un annesinin ölümünden sonra hücreye kapatılması yine ekrana bakıp sövüp saydığım bir sahneydi. luke'un ikinci kaçışından sonra bilerek tabağına fazladan yemek konulması -yemek bitmezse geceyi tek başına hücrede geçirmesi gerekecekti- ve hapishanede bulunan herkesin kendi yemeklerini bitirmelerine rağmen luke'a yardımcı olmak için onun yemeğinden sırayla bir kaşık almaları muhtemelen film boyunca beni ağlatmaya yaklaşmış az sayıda sahneden biridir yine.
başlık sahibi yazar biraz bahsetmiş ama ben tüm repliği yine de ekleyeyim. guns n' roses dinleyenler civil war şarkısının girişindeki o repliği anımsayacaklardır: "what we've got here is... failure to communicate. some men you just can't reach. so you get what we had here last week, which is the way he wants it... well, he gets it. i don't like it any more than you men."
strother martin'in o meşhur repliğinin geçtiği sahne yine cool hand luke filminin muhtemelen en akılda kalan ikinci sahnesiydi ki luke karakterinin vurulmadan önce pencereden bakıp; "what we've got here is... failure to communicate" dedikten sonra vurulup öldüğü sahne aynı şekilde çarpıcıdır.
luke'un vurulmadan önce tanrı ile yaptığı tek taraflı konuşma sahnesi için ise pek az şey söyleyebilirim, newman o sahnede sanatın vücut bulmuş hâli gibidir ki zaten replikler de aynı derecede güzeldir.
otoritenin kırılganlığını son dakika suratımıza çarpmış olan gözlük kırılma sahnesine değinmeyeceğim o kadar spoiler okuduysanız açıp izleyin zaten. o sahnenin etkisi okununca değil izlenince çarpıcı bir hâle geliyor.
"sometimes nothing can be a real cool hand"
luke'un dragline ile mücadele ettiği sahne hem sinema dünyası için unutulmayacak bir sahne hem de luke karakterini çözümlemek için ideal bir andı. filmin açılış sekansında bile luke karakterinin o yarı deli tavrını zaten anlaşılıyordu ama bu sahnede dragline onu dövmekten bıkana kadar hırsla kalkıp dayak yemeye devam etmesi karakterin genel bir portresini çizmeye yetiyor.
diğer bir etkileyici sahne luke'un annesi ile yaptığı son konuşma sahnesi ama bu sahneyi bu kadar vurucu yapan harry dean stanton'ın sakince just a closer walk with thee diye şarkıya girmesi ve luke'un annesi ile vedalaşmasının hemen ardından stanton'ın buğulanmış gözlerini uzaklara dikip şarkıya devam etmesidir bana kalırsa hatta o meşhur sahneyi de ekleyeyim buraya:
luke'un annesinin ölümünden sonra hücreye kapatılması yine ekrana bakıp sövüp saydığım bir sahneydi. luke'un ikinci kaçışından sonra bilerek tabağına fazladan yemek konulması -yemek bitmezse geceyi tek başına hücrede geçirmesi gerekecekti- ve hapishanede bulunan herkesin kendi yemeklerini bitirmelerine rağmen luke'a yardımcı olmak için onun yemeğinden sırayla bir kaşık almaları muhtemelen film boyunca beni ağlatmaya yaklaşmış az sayıda sahneden biridir yine.
başlık sahibi yazar biraz bahsetmiş ama ben tüm repliği yine de ekleyeyim. guns n' roses dinleyenler civil war şarkısının girişindeki o repliği anımsayacaklardır: "what we've got here is... failure to communicate. some men you just can't reach. so you get what we had here last week, which is the way he wants it... well, he gets it. i don't like it any more than you men."
strother martin'in o meşhur repliğinin geçtiği sahne yine cool hand luke filminin muhtemelen en akılda kalan ikinci sahnesiydi ki luke karakterinin vurulmadan önce pencereden bakıp; "what we've got here is... failure to communicate" dedikten sonra vurulup öldüğü sahne aynı şekilde çarpıcıdır.
luke'un vurulmadan önce tanrı ile yaptığı tek taraflı konuşma sahnesi için ise pek az şey söyleyebilirim, newman o sahnede sanatın vücut bulmuş hâli gibidir ki zaten replikler de aynı derecede güzeldir.
otoritenin kırılganlığını son dakika suratımıza çarpmış olan gözlük kırılma sahnesine değinmeyeceğim o kadar spoiler okuduysanız açıp izleyin zaten. o sahnenin etkisi okununca değil izlenince çarpıcı bir hâle geliyor.
"sometimes nothing can be a real cool hand"
devamını gör...
iq
beş yıl önce 138 di. tüm çevrem hayatım boyunca çok zekisin dedi. bence zeka ile pratikliği karıştırıyor insanlar. iq testleri ne kadar ilmek ilmek ölçebilir ki beynin içini? ben alınmazdım ama gurur kırıcı bir şey olabilir bence. mantıklı davranabilmek, pratik olmak bence özelliktir zeka değil.
yine de şimdilerde kaç iq olduğumu öğrenmek isterim. sırf meraktan.
içilen onca sigara, uzun süre eğitim almamak, sağlıksız beslenmek etkiler mi bu ölçütü onu da bilmek isterim. nitekim; sonuç ne çıkarsa çıksın insan kendini sevmeli ama çok zekiyim, en mükemmel insan benim gibi böbürlenip, araştırmayı da elden bırakmamalı.
yine de şimdilerde kaç iq olduğumu öğrenmek isterim. sırf meraktan.
içilen onca sigara, uzun süre eğitim almamak, sağlıksız beslenmek etkiler mi bu ölçütü onu da bilmek isterim. nitekim; sonuç ne çıkarsa çıksın insan kendini sevmeli ama çok zekiyim, en mükemmel insan benim gibi böbürlenip, araştırmayı da elden bırakmamalı.
devamını gör...
normal sözlük'ü ekşi'ye çevirmiyoruz kampanyası
evet arkadaşlar kafa sözlüğün ateşli genç yazarı olarak bu kampanyayı başlatıyorum. tahmin ediyorum ki birçoğumuz ekşi'deki rezalet ötesi, herkesin birbirini gömdüğü kurtlar sofrasından kaçtık ve buraya sığındık. genç bir kardeşiniz olarak sizlerden ricam burayı herkesin birbirine laf sokmak için sıra beklediği, her başlıkta espri kasılmaya çalışılan saçma bir yere dönüştürmeyelim.
devamını gör...
yeni nesildeki ateizm dalgası
türkiye'de inançsızların oranı hala küçük bir yüzde olsa da konda'nın araştırmalara göre bu oran geometrik olarak büyüyor gibi görünüyor. ateistlerin oranı 1'den 3'e çıkarken dindar muhafazakarların oranı korkunç derecede azalmış durumda. internetin, şehirleşmenin ve eğitim seviyesinin artması, köyden kente geçen ailelerin ikinci ve üçüncü nesilde tamamen şehirleşmesiyle bu oran daha da artacaktır.
20 yıllık akp iktidarı da müthiş bir katalizör görevi gördü. milli görüşçülere normalde oy vermeyen merkez sağ seçmen, 2001 krizinin ve yolsuzlukların da etkisiyle "bunlar çalmaz" diyerek akp'de konsolide oldu fakat gelinen nokta çalma konusunda doktora yapmış bir suç ve mafya şebekesi. bu işin süsü ise hep "allah, kitap, muhammed" oldu. medya ile bunu ne kadar kontrol etmeye çalışsalar da insanlar ilk elden hergün tecrübe ediyor. "alnı secdeye giden adam çalmaz" diye oy veren ebeveynlerinin aksine gençlerin günümüzde hiçbir ümidi yok. en basitinden memuriyet için dahi yandaş olmaları ya da torpil bulmaları gerekiyor. sonuç olarak iş bulamayan, karnını doyuramayan, evlenemeyen kitleler var ortada ve öfkeliler. aptal değiller. "allah-kitap-muhammed" üçgeniyle kafalandıklarının farkındalar. medya manipülasyonuna son derece açık olan ebeveynlerinin aksine kanmıyorlar. deist ve ateist oluyorlar. en kötü ihtimalle dini ritüelleri bırakıyorlar.
demografik yapı değişiyor, bundan kaçış yok. iktidarın ülkeyi zorla islamlaştırma çabası da bundan ileri geliyor. fakat görülüyor ki o da geri tepiyor. bu işler her yerde böyle. bugün iran'da molla rejimi çökse bir tane kapalı kadın kalmaz.
20 yıllık akp iktidarı da müthiş bir katalizör görevi gördü. milli görüşçülere normalde oy vermeyen merkez sağ seçmen, 2001 krizinin ve yolsuzlukların da etkisiyle "bunlar çalmaz" diyerek akp'de konsolide oldu fakat gelinen nokta çalma konusunda doktora yapmış bir suç ve mafya şebekesi. bu işin süsü ise hep "allah, kitap, muhammed" oldu. medya ile bunu ne kadar kontrol etmeye çalışsalar da insanlar ilk elden hergün tecrübe ediyor. "alnı secdeye giden adam çalmaz" diye oy veren ebeveynlerinin aksine gençlerin günümüzde hiçbir ümidi yok. en basitinden memuriyet için dahi yandaş olmaları ya da torpil bulmaları gerekiyor. sonuç olarak iş bulamayan, karnını doyuramayan, evlenemeyen kitleler var ortada ve öfkeliler. aptal değiller. "allah-kitap-muhammed" üçgeniyle kafalandıklarının farkındalar. medya manipülasyonuna son derece açık olan ebeveynlerinin aksine kanmıyorlar. deist ve ateist oluyorlar. en kötü ihtimalle dini ritüelleri bırakıyorlar.
demografik yapı değişiyor, bundan kaçış yok. iktidarın ülkeyi zorla islamlaştırma çabası da bundan ileri geliyor. fakat görülüyor ki o da geri tepiyor. bu işler her yerde böyle. bugün iran'da molla rejimi çökse bir tane kapalı kadın kalmaz.
devamını gör...
filtre kahve önerileri
öncelikle bu yazıda burası bir reklam cenneti olmadığı için marka vermeyeceğim fakat isteyen yazarlara kahveleri aldığım firmaları portakal ile iletebilirim.
endonezya sumatra: üretim bölgesi endonezya'nın kahve üretiminde önemli rol oynayan sumatra adası. tadım notaları düşük asiditeli, çikolata, kızartılmış badem olarak belirtilmiş.(ilk kez sumatra kahvesi içtiğimde çok acı bir tat almıştım ve bu kahveden vazgeçecekken bir dostum sumatra içiminde acı ve topraksı bir tat alıyorsan kahve yeterli derece kavrulmamış olduğu içindir demişti. tekrar tamam üzerine beğendiğim sert içimli ve koyu renkli bir kahvedir ayrıca). kullanılan kahve türü ise catiomor ve typica olarak belirtilmiş.
brezilya serra negra: üretim bölgesi varma de miras ve miras gerasis bölgesinin yerel üreticileri. tatlı bir meyvesi asiditeye sahip, meyve tatları ve fındığımsı bir alt tadıma sahip. kahvenin türü yellow bourbon.
guatemala huehuetenango: üretim bölgesi huehuetenango. meyvemsi, portakal, sütlü çikolata, mapple(akçaağaaç) şurup tadım notaları belirtilmiş. kullanılan kahvelerin türleri ise typica, bourbon ve caturra olarak belirtilmiş.
honduras finca beatrice: üretim bölgesi finca beatrice. tadım notaları çikolata, karamel ve floral tatlar. kullanılan kahvenin türleri catuai, bourbon ve caturra olarak belirtilmiş.
el salvador el borbollon: üretim bölgesi santa ana volcano. tadım notaları elma, parlak asidite, badem ve fındık. kahve türü red bourbon olarak belirtilmiş.
kolombiya supremo: üretim bölgesi supremo. tadım notaları kırmızı meyveler ve floral tatlar. kullanılan kahve türü caturra ve costillo olarak belirtilmiş.
peru cajamarca; üretim bölgesi cajamarca bölgesinin yerel üretim çiftlikleri. tadım notaları tatlı asidite, karamel, portakal ve üzüm. kullanılan kahve türü ise typica, bourbon ve caturra olarak belirtilmiş.
etiyopya adado grade: üretim bölgesi yirgacheffe, shara, guanga ve bölgenin yerel üreticileri. tadım notaları tatlı meyvemsi asidite, yoğun yasemin, kırmızı meyveler, şeker kamışı ve lime. kullanılan kahve türü ise heirloom olarak belirtilmiş.
kenya (genel olarak almak istiyorum kenya bölgesini): üretim bölgeleri genellikle nyeri, kiambu,
mudanya, thika bölgelerindeki çiftliklerdir. tadım notaları genel olarak yüksek bir asidite, çilek, domates, gül, narenciye, greyfurt, kuru üzüm şeklindedir. genellikle kullanılan kahve türü typica ve caturra'dır.
endonezya sumatra: üretim bölgesi endonezya'nın kahve üretiminde önemli rol oynayan sumatra adası. tadım notaları düşük asiditeli, çikolata, kızartılmış badem olarak belirtilmiş.(ilk kez sumatra kahvesi içtiğimde çok acı bir tat almıştım ve bu kahveden vazgeçecekken bir dostum sumatra içiminde acı ve topraksı bir tat alıyorsan kahve yeterli derece kavrulmamış olduğu içindir demişti. tekrar tamam üzerine beğendiğim sert içimli ve koyu renkli bir kahvedir ayrıca). kullanılan kahve türü ise catiomor ve typica olarak belirtilmiş.
brezilya serra negra: üretim bölgesi varma de miras ve miras gerasis bölgesinin yerel üreticileri. tatlı bir meyvesi asiditeye sahip, meyve tatları ve fındığımsı bir alt tadıma sahip. kahvenin türü yellow bourbon.
guatemala huehuetenango: üretim bölgesi huehuetenango. meyvemsi, portakal, sütlü çikolata, mapple(akçaağaaç) şurup tadım notaları belirtilmiş. kullanılan kahvelerin türleri ise typica, bourbon ve caturra olarak belirtilmiş.
honduras finca beatrice: üretim bölgesi finca beatrice. tadım notaları çikolata, karamel ve floral tatlar. kullanılan kahvenin türleri catuai, bourbon ve caturra olarak belirtilmiş.
el salvador el borbollon: üretim bölgesi santa ana volcano. tadım notaları elma, parlak asidite, badem ve fındık. kahve türü red bourbon olarak belirtilmiş.
kolombiya supremo: üretim bölgesi supremo. tadım notaları kırmızı meyveler ve floral tatlar. kullanılan kahve türü caturra ve costillo olarak belirtilmiş.
peru cajamarca; üretim bölgesi cajamarca bölgesinin yerel üretim çiftlikleri. tadım notaları tatlı asidite, karamel, portakal ve üzüm. kullanılan kahve türü ise typica, bourbon ve caturra olarak belirtilmiş.
etiyopya adado grade: üretim bölgesi yirgacheffe, shara, guanga ve bölgenin yerel üreticileri. tadım notaları tatlı meyvemsi asidite, yoğun yasemin, kırmızı meyveler, şeker kamışı ve lime. kullanılan kahve türü ise heirloom olarak belirtilmiş.
kenya (genel olarak almak istiyorum kenya bölgesini): üretim bölgeleri genellikle nyeri, kiambu,
mudanya, thika bölgelerindeki çiftliklerdir. tadım notaları genel olarak yüksek bir asidite, çilek, domates, gül, narenciye, greyfurt, kuru üzüm şeklindedir. genellikle kullanılan kahve türü typica ve caturra'dır.
devamını gör...
kitaro
devamını gör...
akrabalarla ilişkiyi kesmek
akraba değil hepsi akrep..
devamını gör...
bedava olmalı dediğimiz şeyler
hayvan mamaları
pedler
çocuk bezleri... aslında karşılama imkânı olmayan insanların herşeyi bedava olmalı .
pedler
çocuk bezleri... aslında karşılama imkânı olmayan insanların herşeyi bedava olmalı .
devamını gör...
siyasilerin unutulmayan sözleri
ben haydar bey' e takacağım, haydar bey mehmet bey' e takacak, mehmet bey bana takacak ve yarın gazeteler için haber niteliği olan bir şey çıkacak. - hurşit güneş
ya bi sus be allah' ın belası adam bi sus be! - muharrem ince
ya bi sus be allah' ın belası adam bi sus be! - muharrem ince
devamını gör...
yazarların şu an olmak istedikleri yerler
bebek olup annemin kucağında uyumak isterdim. zengin olup dünyayı da gezebilirdim.bir poşet,çatal,sürahi ya da herhangi bir şey... vizelere çalışan zavallı bir öğrenci olmayayım yeter
edit : vizelere çalışan zavallı öğrenci olmayı finallere çalışan sürüngen olmaya tercih edermişim
edit : vizelere çalışan zavallı öğrenci olmayı finallere çalışan sürüngen olmaya tercih edermişim
devamını gör...
esogü tıp öğrencilerinin sınav mağduriyeti
gerçekten bir mağduriyet durumudur.
tıp fakültelerinde bu tür mağduriyetlerin yaratılması, öğrencileri tıp okumaktan soğutmaktadır.
bu durum gelecek yıllardaki sağlık sistemimizi önemli ölçüde olumsuz etkileyecektir.
öğrencilerin haklarını ellerinden alarak disiplin sağladığını düşünen üniversite yöneticileri çok büyük bir yanlış yapmaktadırlar.
derhal müdahale edilmeli ve öğrencilere hakları verilmelidir.
tıp fakültelerinde bu tür mağduriyetlerin yaratılması, öğrencileri tıp okumaktan soğutmaktadır.
bu durum gelecek yıllardaki sağlık sistemimizi önemli ölçüde olumsuz etkileyecektir.
öğrencilerin haklarını ellerinden alarak disiplin sağladığını düşünen üniversite yöneticileri çok büyük bir yanlış yapmaktadırlar.
derhal müdahale edilmeli ve öğrencilere hakları verilmelidir.
devamını gör...
konstantinopolis
istanbul'un bir önceki ismidir. osmanlı'da uzunca bir dönem "kostantiniyye" şekliyle kullanılmaktaydı. ne yazık ki istanbul kelimesi de bunun bozulmuş halinden başka bir şey değildir. özde yine aynı olduğundan, bu kelimeyi de duyunca sinirlenmeye gerek yoktur. tıpkı:
ancyra - ankara
magnesia - manisa
kaisareia - kayseri vs. olunca sinirlenmediğimiz gibi.
ancyra - ankara
magnesia - manisa
kaisareia - kayseri vs. olunca sinirlenmediğimiz gibi.
devamını gör...
hayvanların insanlardan farkı
uzaktan lezzetli görünen bir şey gören kedi bir çöple karşılaşınca ağlamaz, sızlanmaz, şikayet etmez. durumu kabullenir yoluna devam eder.
yuvasının rüzgar tarafından yıkıldığını gören bir kuş, durumu milisaniyeler içinde kabullenir. artık onun tek hedefi, daha güçlü bir yuvadır.
şikayet etmekle, yakınmakla vakit kaybetmezler hayvanlar.
yuvasının rüzgar tarafından yıkıldığını gören bir kuş, durumu milisaniyeler içinde kabullenir. artık onun tek hedefi, daha güçlü bir yuvadır.
şikayet etmekle, yakınmakla vakit kaybetmezler hayvanlar.
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
birçok ülkede mustafa kemal atatürk'ün isminin verildiği bulvar ve caddeler bulunur.
hollanda’nın rotterdam şehrinde “atatürkstraat”

belçika’nın vise kenti cheratte kasabası

hindistan’ın başkenti yeni delhi'de işlek bir cadde

kaynak
hollanda’nın rotterdam şehrinde “atatürkstraat”

belçika’nın vise kenti cheratte kasabası

hindistan’ın başkenti yeni delhi'de işlek bir cadde

kaynak
devamını gör...
trafikte seni durduran hanzolara karşı yapılacaklar
kapıları kilitleyin ve polisi arayın. mümkünse kaçın.
devamını gör...
marie curie
kendisine saygımın sonsuz olduğu bilim insanıdır. ama ölüm sebebi her defasında elimi alnıma vurmama sebep olur. bilmeyenler için; cebinde radyoaktif madde taşıdığı için maruz kaldığı radyasyon onu öldürmüştür. oysa biraz daha yaşasa kim bilir bilim dünyasına ne katkıları olurdu. onun gibi biri böylesine bir ihmalde nasıl bulundu aklım almıyor.
devamını gör...
