papaz eriği, çağla, yaş badem.
şöyle güzelce yıkayacaksın, tuzunu kenara koyacaksın sonra bandırıp kütür kütür eriği, çıtır çıtır çağla ile bademi yiyeceksin. ağzın yamulacak belki ama sen yine de yemeye devam edeceksin.

2,5 kilo eriği tek seferde yemişliğim var.
devamını gör...

benim de söyleyeceklerim var. komiklik olsun diye açıldıysa başlık, sözüm yok. ancaaak ayırmak, dışlamak, ayrıştırmak veya aşağılamak için açıldıysa esefle kınıyorum.

bırakın artık insanların belirleyemedikleri şeyler yüzünden insanları sınıflandırmayı.

———————-detay mode on————————-
bir insan doğum yerini, tarihini, cinsiyetini, doğduğu anayı, babayı, rengini veya ırkını seçemez.
———————-detay mode off————————-

bunlarla etiketleyip ayrıştırmak bana göre yersiz olduğu gibi ahmak turnusolu şeyler aynı zamanda. halbuki biz bu değerleri zenginlik unsuru olarak görürsek ne güzel olur.

konuyu toparlamak gerekirse z kuşağı; günümüzün ve geleceğimizin bir rengidir, değeridir. kendi namıma, ara sıra şaka yollu takılsam da seviyorum onları.

bence onları ötekileştirmek ve dışlamak yerine; potansiyellerini keşfetmeleri için yol göstermeli ve geleceğimizin sağlıklı bireyleri olmaları için katkı sunmalıyız.
devamını gör...

sorgulanabilecek başlıktır. aynı zamanda kimleri acil engellememiz gerektiğini de açık eden başlıktır. dinimi, inancımı savunacağım derken saldırganlaşan ve çirkinleşenleri görmüş olduk.
devamını gör...

troll olmayın yeter. ben engellemekten sıkıldım onlar türemekten sıkılmadı.
devamını gör...

kendisiyle hiç de hoş anılarımın olmadığı davulcudur.
annemle babam çalıştığı için 4-5 yaşlarımdayken hafta içlerinde babannemlerde kalıyordum. ramazan ayına denk gelen kahvaltılarda dedem ve babannem kahvaltı ederken ben de onlarla beraber sofraya oturur üzüm hoşafı içerdim.
işte yine o kahvaltılardan birinde, şimdi nedenini hatırlayamadığım bir yaramazlık(!) yüzünden ramazan davulcusu ile tehdit edilmiştim. yaramazlığı hatırlamıyorum ancak babannemle aramda geçen diyaloğu çok net hatırlıyorum;

babannem: bak işte davulcu geçiyor, böyle yaparsan veririm seni davulcuya götürür.
ben: ben davulcudan korkuyorum vermeyin beni.
babannem: uslu durursan vermeyiz.
ben: dede verme beni.
dedem: vermem ben kızımı verir miyim hiç, deme öyle ninesi.

dede seni çok seviyorum, keşke bu kadar erken gitmeseydin, keşke hep bu kadar kolay rahatlatabilseydin içimi ve keşke camiden dönerken bana bir sürü şekerli sakız getirseydin yeniden.

ve sevgili ramazan davulcusu, seni sevmiyorum. hala sokağımdan geçtiğin her an tüylerim diken diken oluyor, hoşlanmıyorum bu sesten.

ve sevgili anne babalar, eğer bu yazdıklarımı okuyorsanız çocuklarınızı hiçbir meslek grubu ile korkutmayın. "bak polis geliyor yaramazlık yaparsan seni ona veririm, bak doktor geldi sana yaramazlık yaptığın için iğne verecek, bak bu abla öğretmenmiş yaramazlık yapan çocuklara ceza verirmiş" diyerek çocuklarınızı bu meslek gruplarından uzaklaştırıp korkutuyorsunuz. onlara yapabileceğiniz en büyük kötülük belki de toplumdaki bu insanlardan korkutmanız. polisini, doktorunu, öğretmenini sevmeyen çocuk onlardan korkacak ve kendisine yakışmayan şeyler yapacaktır ilerde.
devamını gör...

o kadar güzel noktalara parmak basmış, unuttuğumuz şeyleri deşerek öyle güzel hatırlatmış ki. izlediğim en iyi türk yapımlardan biridir.

şu replik derinlerde bir yere çok dokundu;
“sırf göğüslerini kimse fark etmesin diye kaç kız çocuğu kambura’da kambur yürüyor, farkında mısınız? o kambur var ya, o çocukların kamburu… o aslında hepimizin sırtında.”

kambura son derece doğru bir anadolu özetidir. bu replikte yazanı hiç yaşamamış bir kadın var mıdır? ben yaşadım, hem de son derece rahat ve çocuk psikolojisinden anlayan bir ailede büyüsem de. kadın kimliğimizi bu ülkede neden bu kadar zor buluyoruz? “kadın” kimliğimizi bulamadan hayatlarımız geçiyor. çok çok acı.
regl olduğunda utanıyor kızlarımız, bu tiksinç bişeymiş gibi. aslında sağlıklı bir kadın olduğuna sevinmesi ve kutlaması gerekmiyor mu? bu ülkede mutlu bir kız evlat büyütmek ne zor... ne kadar modern büyütsen de, ne kadar özgüvenli ve rahat yetiştirsen de bu tabuları çocuk bir yerden alıyor. öğreniyor; utangaç olmayı, başını eğmeyi, ürkek olmayı.
devamını gör...

tam da şu anda bir şarkısında yaptığım karaokeyi düşünürken karşıma çıkarak beni şaşırtan, şöhret basamaklarını tırmanmaya 70'li yıllarda başlayan amerikalı kadın şarkıcı.
devamını gör...

"bunu da linçlemezsiniz be!" dediğim başlık.
dışardan parayla satın alıp getirirse elit, evde kendi yapıp getirirse varoş mu oluyor?

ekleme: kupamı ne yaptınız, kupamı verin!

ek2: kupa gelmiş, sağ olun. ^^
devamını gör...

sevemediğim bir kabiliyet. şöyle ki, her konuşma bir yerde iknadır. ikna kısa sürede ve kolayca gerçekleştiğinde değersizleşir. nihayetinde karşı tarafın belli bir düşünce yapısı ve düşünsel birikimi olduğunu kabul edersek, bunlardan kolay bir şekilde cayması, ne kendinde var olan düşünceyi ne de var olacak düşünceyi aslında benimsememiş olduğuna işarettir. son olarak karşındaki kişinin bir anda senle aynı düşünceye gelmesini beklemek de hoş değil. karşındakini yok saymaktır bu. özgürlükten yana bazı şeylerden bahsedip, karşıdaki kişinin de hemen bu noktaya gelmesini beklemek de ironik bir durum. önce kendisi muhakeme etsin sonra versin kararını. sen en azından kendi görüşünden bahsedip bir tohum ekmiş, tohum da değil, bir alternatif göstermiş olup karşıdakini özgür bir seçim yapma noktasına getirebilirsin ancak.

ayrıca ikna için kişinin kendinden de ödün vermesi gerekir. belki yaptırmak veya düşündürmek istediğiniz şeyden ödün vermezsiniz ama her durumda kişiliğinizden ödün verirsiniz. böyle olunca karşılıklı durumlar dengeleniyor, hem sizden hem ondan gidiyor. ne gerek var oysa eğip bükmek için eğilip bükülmeye. boş vermek gerek. aksi halde dışı güzel içi çirkin bir şeye dönüyoruz.
devamını gör...

sözlüğe gireli birkaç gün oldu ve en çok dikkatimi çeken şey bu. birkaç başlıktan biri kadınları genelliyor, genelde kadın düşmanı ifadeler yer alıyor içinde ya da kadınla alakalı şeyler romantize ediliyor. 21. yüzyılda herkes cinsiyet kalıplarını yıkmaya uğraşırken burada birileri yeni kalıplar oluşturmaya çalışıyor, yapmayın, biraz açın zihninizi bu konuda. dünyada hikayesi birbirinden farklı milyarlarca kadın var, bu kadınların hepsi tek kişiymiş gibi konuşunca gülünç oluyorsunuz sadece.
devamını gör...

sevdiğim insanları kaybetmek , hasta olduklarını ya da hayatımdan geri dönüşü olmayacak bi şekilde çıktıklarını izlemek .
devamını gör...

şöööyle bir camdan dışarıyı izlemek . zira kapının önüne çıkayım deseniz en az 50 liranız uçup gidiyor .
devamını gör...

haberi okuduktan sonra modum ee yani ;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
*
devamını gör...

osmanlı döneminde, yeniçeri ocağının bölüklerinde ve ortalarında, odaları ve odaya gelen konukların ayakkabılarını temizlemek, bulaşıkları yıkamak, sobayı ve kandilleri yakmak vb. gibi görevleri olan er ya da küçük aşamalı çavuş.
devamını gör...

telefonunuza gelen mesaj ve aramaların denetim ve onayını gerçekleştirebileceğiniz, devletin yeni uygulaması.
hangi kurum, kuruluş ve firmalar hangi izinleri yönetebiliyor görebilirsiniz. tabii ki mesaj ve aramaları da engelleyebilirsiniz.
devamını gör...

bedavacılık sorunu (ingilizce: free rider problem), kamusal mal sunulduğunda toplumdaki kimsenin kamusal malın finansmanına katılıp katılmadığına bakılmaksızın, kamusal malın tüketiminden dışlanamadığı gerçeğinin farkında olan bireyin de kamusal mala ilişkin gerçek tercihini açıklamayarak bedel ödemeden de saf kamusal malın tüketimine devam edebileceği güdüsüdür. bu sorunun genellikle kamusal mallarda görülmesinin sebebi, kamusal malların bir bütün olarak sunulması ve tüketiminden kimsenin dışlanamaması özelliklerine sahip olmalarıdır.
devamını gör...

regl olmak tuvaletini yapmak kadar normal bir şey ama kimse de "bakın bu benim kakam" diyip paylaşmıyor. doğal bir durum hatta sağlık belirtisi ama bu kadarına gerek yok diye düşünüyorum.
devamını gör...

bilimsel adı kryptopterus bicirrhis olan bu balıklar glass catfish olarak da bilinir ve siluridae familyasına aittir.

barışçıl bir balık türü oldukları için “biz hem kediyiz, hem de balığız” diye kedilere mesaj vermişlerdir. ne olur ne olmaz diye saydam bir görüntü çizip “bak bizde et yok, sadece kılçık var, dişinin kovuğuna yetmeyiz” demişlerdir. kedilerin uykuya daldığı karanlığı severler. doğal yaşam alanları güneydoğu asya (hindistan, endonezya ve borneo) olan bu balıklar yaklaşık olarak 15 cm boyundadır. bu sevimli balıkların başı yukarda, kuyruğu aşağıda kendine özgü bir yüzme biçimi vardır.
devamını gör...

seviyorum ya ben bu çocuğu. bazı tespitleri saçma olsa da mantıklı yazıları da var.

iftira atanları, tacizci diyenleri de kınıyorum. bir şeyden emin olmadan konuşmadan ya da birini suçlamadan önce durup biraz düşünün.
(bkz: empati)
devamını gör...

en başta açık öğretim fakültesi tarafından gerçekleştirilen, yds ile arasında 20 puana kadar fark olan, şimdilerde ise diyalog sorularının olmaması dışında bir farkı olmayan ve bu sene 13 aralık 2020’de gerçekleşecek olan yüksek öğretim kurumu yabancı dil sınavıdır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim