bende istiyorum dedirten havalı şeydir.
devamını gör...


“eğer dünya üzerinde 'iyi' yoksa onu icat etmek gerekir."

der eduardo galeano.
devamını gör...

bana göre sherlock holmes kitapları.
insanlar nasıl bayılıyor anlamıyorum, pek sarmadı beni.
devamını gör...

beraber de güzel bir proje için çalıştığımız inanılmaz kaliteli bir insan. kendisini çok seviyorum. sevgiler sevgili dostum.
devamını gör...

tolga isminin tamamı büyük harfle yazılması gerek diyerek kampanyayı sonuna kadar, hatta kampanyayı başlatandan daha çok destekliyorum.
devamını gör...


kadın, elini erkekten önce uzatır. erkeğin önce uzatması görgüsüzlük olarak kabul edilir. bunun nedeni, kadın elini uzatmak zorunda değildir başı ile selam verebilir; böyle bir durumda erkeği eli havada kalacağından, kadın eğer sıkacak ise elini uzatması ve kimsenin zor durumda kalmamasıdır.

bu durum istisnaları şu şekildedir:

bir erkekle ilk kez tanıştırılan bir kadın çoğu zaman erkeğe elini uzatmaz.

bir genç kız ya da bir genç kadın, yaşlı erkeklere ilk olarak ellerini uzatmamalıdır. yaşlı kişinin elini uzatmasını beklemelidir.

üst ast durumunda, üstün ve astın cinsiyeti önemsenmeksizin önce üstün el uzatması beklenir.



(bkz: nezaket kuralları)
devamını gör...

en hit olanı tarkan kuzu kuzu.

devamını gör...

kimi şarkılar içimizdeki hisleri seslendirir. biz susarız, o bizim yerimize anlatır her şeyi. sözleri anlamsız, sırf yazmak için yazılmış şarkıları asla dinlemem. dinlediğim şarkının kalbimdeki birkaç cümleyi okumuş gibi oralara değinmesi gerekiyor. ama bazı sözsüz müzikler* var. bakmayın sözsüz dediğime, sözleri olsa bu kadar iyi anlatamazdı, dedirtir insana. bu melodilerin anlattığı çok şey var aslında, anlayana. bu yüzden kimi zamanlarda susup sadece şarkılara sığınmak, onların anlattıklarını dinlemek huzur verir insana.
devamını gör...

böbreğini satmak için ilan veren trolleri bu başlık altında görebiliriz.*
devamını gör...

gözlerimin içindeki ülkemsin sen kafa sözlük. “ancak kendinde devrim yapabilen devrimci olabilir” dedik. seninle çıktık bu yola… “devrimden başka bir hayat yoktur” demenle yürüyoruz omuz omuza.
sen ki reklamlarla cebini doldurup, yazarları açken her gün dürüm yiyenlerden değilsin.
doğruyu savunup “daima zafere kadar” diyenlerdensin.
bizler ise haksızlıklara, adaletsizliklere, sessizliğe devrim yapan kardelenleriz. zulmün, zorbalığın hesabını soran sönmeyen ateşleriz.
sözlükte farklı düşünenleri de unutmamak gerekir tabi ki…kafa store rozetleri ile ilgili olarak kimi “ev, araba, villa, uçak, yat” gibi rozetler almak isteyebilir.
kimi de “nobel ödülü, oscar ödülü, pulitzer ödülü, altın portakal ödülü” gibi rozetler isteyebilir.
mizah amaçlı olarak şöyle muhabbetler geçebilir…*
“kız, kafa sözlük’te bir oğlan vardı. ev, araba, yat, arsa, boğaz’da yalı, uçak, her türlü rozeti vardı. beni takip eder, çok beğeni yapardı. el emeği, göz nuru, alın teri ile çok puan kazanmıştı, meğerse hepsi beni etkilemek içinmiş ayol.”
ya da annesi sorar “oğlum ne oldu eskiden hiç kitap okumazdın, şimdi elinden kitap düşmüyor.”
-“ kütüphane rozetli bir kız var anne. ben de tanım yazıyorum rozetdaş olmak için. sen de kafa sözlük’e üye ol da bana beğeni yap puan kazandır.”
bu arada bazen mizahi bir şekilde yazıyoruz ama tanımlarda gülmece işareti * kullansak dahi yazdıklarımızı yanlış anlayanlar olabiliyor. iko bunun için bir çözüm getirebilir. tanımın başlangıcına özel bir gülmece işareti koyulursa yazarın maksadı daha iyi anlaşılmış olur.
özellikle çaylaklık sisteminin gelmesi iyi olmuş. ceketi sırtında yazarlar vardır, tanımını yazar çıkar, puana rozete bakmaz. kimi yazar da puana beğeniye bakar. içimizde daha evvel gazete ve dergilerde yazmış yazarlar da var, okuma yazmayı yeni öğrenip gelen çocuklar da.
"kafamı dağıtıp hoşca vakit geçireyim" diyen de var, burayı komuta ettiği bölük sanıp "disiplin" diye tutturan emekli subaylar da...yeni nesil arasında "puan toplayım, level atlayım, ödül kazanayım" diye heves eden gençler de var. yapıcı eleştiriler ile sistem zaman içinde yerine oturur.
sözlüğe katkısı olan herkes sağ olsun. getirilen yenilikler için yoldaş benjamin franklin, iko ve kıymetli moderatörlerimize teşekkürler.
devamını gör...

iç çamaşırlarını takım giyerim.
iç çamaşırlarım ve çoraplarım uyumlu renkte olmalı.
iç çamaşırlarım kıyafetlerimle uyum içinde olmalı.
bir kıyafetin görünmeyen bir yerinde bile bir iplik sökülmüşse asla giymem.
misafir gittiğim evde gözümün önünde yıkansa bile asla havlu ve türevleri kullanamam.
kaldırımlarda çizgilere basmadan yürürüm, çoğu zaman aşağı bakarken direklere çarparım bu sebeple.
karton bardakların kapaklarıyla tam ortalı hizada kapatılmasına dikkat ederim.
mat oje dışında oje süremem çünkü lanet olası ojeler çok yavaş kuruyor ve iz oluşmasına tahammülüm yok.

aklıma geldikçe güncelleyeceğim. kendimle hayatım ne kadar zormuş.
devamını gör...

böyle bir insan türü yoktur. toplumun bir parçası olarak birey, toplum adına karar alamayacak kadar ufak ve alakasızdır. toplum kendisini oluşturan bireylerden bağımsız, kendine ait bir itkisi olan bir bütündür, kolektif bir bilinçtir. kucaklayıcıdır ve değişkendir.

kimse bu bütünden atılamaz, yalnızca bir insan toplumdan uzaklaşmayı seçebilir veya bilinçsizce soyutlanmasıyla sonuçlanacak bir davranış silsilesine sokabilir kendisini.

lafı getirdiğim nokta şu: siz kim oluyorsunuz da böyle bir şeyin hükmünü verebileceğinizi düşünüyorsunuz?
devamını gör...

başlığı açana ithafen: yazık la kimin çocuğuysa...
devamını gör...

ukulele çalmaya çalışmak. fransızca öğrenmeye çalışmak.
devamını gör...

çünkü artık kadınlar toplumun onlar hakkında ne dediğini umursamıyor. erkeklerin kendilerini; namuslu, namussuz, zor, basit, kolay, eğlenilecek, evlenilecek kategorilerinden hangisine koyduğu umurlarında değil. çünkü artık kadınların tek derdi namusunu ve hamaratlığını bir erkeğe kanıtlayıp evlenmek değil. kadınlar şimdi değil her zaman böyleydi. erkekler gibi istediklerini yapıp yargılanmamayı her daim isterlerdi. şimdi buna özgürlük adı altında yozlaşmak diyen olacaktır. ancak dedelerimiz, atalarımız her daim özgürdü, istediklerini yapıp kimseye hesap vermeme hakları vardı. şimdi kadınlar toplumu umursamayı bıraktı diye mi yozlaştık?
devamını gör...

kendisi istanbul şehir üniversitesi'nde yaptığım yüksek lisans sırasında hocamdı. hatta yüksek lisansa kabul mülakatımda bulunan 2 akademisyenden biriydi. insani olarak değerlendirmek gerekirse son derece ukala, öğrencileri küçük gören bir yapısı vardı. boğaziçi mezunu olmasının getirdiği ayrı bir egosu olduğunu söyleyebilirim. akademisyen olarak iyiydi. çok şey öğrendim diyebilirim. ancak çok net söylemek isterim ki rektör olmayı, üstelik boğaziçi gibi bir üniversitenin rektörü olmayı hak etmiyor! üstelik geçmişinde akp milletvekili aday adaylığı da var. tamamen politik bir tercih olduğu her halinden belli.
devamını gör...

sigara içmek.
devamını gör...

en iyi "killer" olarak okuduğum için dexter cevabını vermeye hazırlandığım ama doğru dürüst okuyunca hayal kırıklığına uğradığım anket sorusu.

tapu-kadastro diyeyim madem...
devamını gör...

vurun dedik, öldürdünüz yiğitler. yavaş yahu. kaç yıllık sözlüğe kafa tutmayın hemen, ayrım da yapmayın. fikirlerimizi dile getirebildiğimiz her alan güzeldir.
devamını gör...

sevdiğin insana en son sarıldığın andır.
bilemezsin son olduğunu bir kez daha sarılmayacağını bilemezsin.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim