leylâ ile mecnun, bir arap efsanesine dayanan klasik bir aşk hikâyesidir. fuzuli tarafından 1535 yılında kaleme alınan bu efsane, dünyevi aşkı bir basamak olarak kullanıp onun üstünden maddeden ayrılıp tamamen ruha ait olan ilahi aşkı anlatan hikayeye dönüşmüştür. hikaye şöyledir:

leyla ve mecnun hikâyesi ile ilgili farklı rivayetler vardır. genel olarak bilinen ise; leyla ile kays birbirine aşık olurlar, fakat leyla'yı kays'la değil başka bir adamla evlendirirler. bunu duyan kays, kimsesiz diyarlara / çöllere yaşamak için göç eder. aşkı o kadar derindir ki çevresindeki kimseyi duymaz olur, kendi sessizliğine gömülür. insanlar ona aşkı yüzünden kendini yitirmiş manasına gelen mecnun ismini verir. bir gün kendisine, yani mecnun’a sorulur:
- “sen kimsin?”
- “leylâ!” der.
yine sorulur:
- “nereden geldin?”
-“leylâ’dan…” der.
yine sorulur:
- “nereye gidiyorsun?”
- “leylâ’ya…” der.
bir gün leylâ çölde onu bulur ama mecnun onu tanımaz ve “leylâ benim içimdedir, sen kimsin?” der. leylâ, mecnun’un ulaştığı mertebeyi anlar ve evine geri döner ve üzerinden fazla zaman geçmeden hayata gözlerini yumar.
mecnun, bunu haber alınca gelip onun mezarına uzanır ve canından can gitmiş gibi hıçkıra hıçkıra ağlar. yaradan’a feryat figan dualar ederek canını almasını, kendisini leylâ’sına kavuşturmasını ister. duası kabul olur, göklerin gürlemesiyle birlikte leylâ’sına kavuşur.

--mutlu son--
devamını gör...

everest’te 200’ün üzerinde ceset bulunuyor ve bu cesetler dağcılar tarafından varış noktaları olarak kullanılıyor.
devamını gör...

günaydın iki gözümün çiçekleri. sokak baya kalabalık. halk kurtuluş savaşı'ndan galip çıkmış da onu kutluyorcasına coşkulu. kafenin, barın dibine vuracaklar bugün belli. bizde ne yapalım, evde sözlükte pineklemece. ne yapalım, kader.
devamını gör...

istanbul/şile


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

“en iyilerimizin sonu,
genellikle kendi ellerinden olur.”

sırf uzaklaşmak için
ve geride kalanlar
birinin onlardan
uzaklaşmayı neden isteyebileceğini
bir türlü tam olarak anlayamazlar.

bir charles bukowski şiiridir.
devamını gör...

yusuf abinin aylak adamda anlattığı gibidir benim gözümde ruh eşi muhabbeti.

yarımsındır, yarım olduğunu bilirsin. yarın olduğunu da bilirsin, hissedersin. içten içe beklersin, hatta bazen harekete bile geçersin.
bulmak istersin. ama kimseye söylemezsin, belki kendine bile.
çünkü iyi bilirsin, anlamazlar.

“sustu. konuşmak gereksizdi. bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. biliyordu; anlamazlardı.”
devamını gör...

neyse ki öyle bi derdimiz yok. biz günde 234454 entry giren yazarlar olarak özel mesajda fingirdemek yerine akışı akıtmayı tercih ediyoruz. açık ve net, evet.
devamını gör...

ilginç. sözlükteki herkes yazar, herkes şair. hatta kitapları var, sözlük reklam almıyor falan ancak türk edebiyatındaki birçok yazını: roman, öykü, şiir... aklınıza ne geliyorsa çok daha iyi anlamanızı sağlayacak kelime örnekleri vermiş başlığı açan sayın yazar ama burun bükülmüş. bahsettiğim yazınlar bir asır öncesinin yazınları dahi değil, bu bir asırdan öncesinden bahsetmiyorum bile çünkü bugünkü cringelerle, weirdchamplerle, inovasyonlarla* falan bir fikre haiz olunmaz, edebiyat idrak edilmez, şiir hissedilmez. ama bence de tü kaka çünkü türklük bizim için bir isim sadece, övünüp övünüp şey ettiğimiz*. övün övün, hiçbir halttan haberin yok.

ben de bildiklerimden katkı sağlamaya çalışayım:

muhallat - karışık, karmaşık
ab - su
izmihlal - yok oluş*
âfâk - ufuk, ufuklar
huda - ilah, tanrı
cüda - sürgün
ceriha veya curh - yara
istihlak - tüketim
ihcam - vazgeçme
sema - gökyüzü
muannid - inatçı
muntazır - bekleyen
mütrefih - refah içinde olan
hub - sevgi
ahbab - sevilen kimseler
*

başlığı açan yazarımıza teşekkür ediyorum.
devamını gör...

nazım hikmet'in yazdığı yaşamaya dair şiirinin ilk üç dizesini bırakıyorum şuraya.

yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.

1947
devamını gör...

gelecekteki kendinize mail atabildiginiz bir uygulama. bir iki sene sonraya mail atmayı seçerseniz varlığını unuttuğunuz bir anda geliyor mail, daha güzel oluyor bence. genelde ya doğum günüme ya da hatirlamayacagim bir güne mail atıyorum, önemli önemsiz ne yazarsam yazayım okuması her zaman çok ilginç oluyor.
sitenin adı yazıyor gerçi ama olsun. buradan
devamını gör...

güzel, sakin, fazla troll barındırmayan bir sözlük ama başlıkların yanına film, şarkı ya da kitap diye belirtmek olmasa daha güzel olur sanki. aynı başlığın altına o kelime ya da o cümle ne çağrıştırıyorsa onu yazmak daha mantıklı.
geçen sancak başlığının altına şarkıcı olanla ilgili bir şey yazdım sancak (rapçi) diye başlık açıldı ve tanımım oraya taşındı. not cool.
devamını gör...

müzik seçimleri çok güzel olmuş. daim olsun.
devamını gör...

benim sorunlarım var herkese böyleyim hani anlatabiliyo muyum, kontrol edemiyorum kızım kendimi.
devamını gör...

izlemesi zevkli tartışmaların başında gelir.

devamını gör...

huzurlu bir ölüm.
devamını gör...

inanılmaz eğlenceli bir etkinlikti. düzenleyen sevgili wylde ve mellisho ya ve katılan yazarlarımıza çok teşekkürler. * uzun zamandır bu kadar gülmemiştim.
devamını gör...

uçaktan 100 yıl önce icat edilmiş. ilk paraşüt atlayışı da 1793 yılında bir balondan atlanarak yapılmış. aslında yanan binaların çatısından atlamak için icat edilmiş.
devamını gör...

bu hayvan hiç görülmeyen, yalnızca sesi kaydedilen bir balina ve ismi 52 hertz.

sesi aracılığıyla kendisinden haberdar olduğumuz balinanın, daha doğrusu balinanın sesinin ortaya çıkışı 1989'da pasifik okyanusunda gerçekleşiyor. soğuk savaş döneminde denizaltılarının sesini duyabilmek için okyanusun çeşitli bölgelerine yerleştirilen hydrophone'lar daha sonrasında bilim insanları tarafından okyanusun derinliklerindeki sesleri dinlemek için kullanılıyor.

bir gün, balinaların (kambur ve mavi) alışılan 20 hertz (ve civarı) aralığındaki sesinin dışında 52 hertz frekansında bir ses duyuluyor. daha sonrasında da aynı ses kaydedildiğinden bu sesin aynı, tek balinadan geldiği anlaşılıyor. tahminler arasında fin-mavi veya hibrit bir tür olabileceği bulunuyor.

balinayı yalnız yapan unsur ise, normalde balinalar yön-yiyecek bulmak, birbirleriyle iletişim kurmak, kendilerine eş bulmak için 12-25 hertz aralığında ses çıkarırken 52 hertz dediğimiz balina şarkılar söylese de kimseye sesini duyuramıyor. araştırmacılar başta onun sağır olduğunu düşünüyor fakat anlaşılıyor ki bu balina sağır değil, diğer balinalara sesini duyurabilmek için yüksek frekansta bir ses çıkartıyor fakat bu onu daha da yalnızlaştırıyor. çünkü diğer balinalar 52 hertz aralığındaki sesi duyamıyor.
yani 52 hertz, diğer balinalar için bambaşka bir dil konuşuyor. bambaşka bir frekansta.

52 hertz, birçok kişinin kalbine dokunmuş olsa gerek, kendisi için bazı projeler yapılmış veya yapılması planlanıyor. amerikalı yönetmen joshua zeman ve oyuncu adrian grenier, 'yalnız balinanın arkadaşa ihtiyacı var' adlı bir kampanya başlatıyor ve bunun gelirleriyle bir belgesel çekmeyi planlıyor. belgeselin ismi "the loneliest whale: the search for 52"

diğer bir proje ise bangtan sonyeondan adlı müzik grubu 52 hertz'i metafor alarak bir şarkı yapıyor (whalien 52) buradan dinleyebilirsiniz. bu şarkıda ünlü olmanın getirdiği yalnızlığa değinirken kendini yalnız hisseden balinanın duygularına da değiniyorlar:


denizin mavi olduğunu söyledi annem
ve sesimi duyurabildiğim kadar uzağa duyurmamı
ama ne yapmalıyım burası çok karanlık
çevremde farklı dilde konuşan farklı balinalar var
içimde tutamıyorum artık anne
sizi seviyorum demek istiyorum
kendi başıma söylediğim bir şarkı gibi
bu deniz çok derin
yine de çok şükür ki ağladığımı ben de başkaları da duyamaz.
devamını gör...

tamer karadağlı öyle güzel açıklamıştır ki konuyu üstüne bir şey söylemeye gerek bile yok kanımca. olay bitmiştir. nihal yalçın'ı haklı bulanlar çok iyi düşünmelidir.

devamını gör...

askerlerimizi hasta yatağında süngüleyen arapların ülkesi. tanım bu kadar.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim