merdumgiriz_
'nasıl yani bu zamana kadar takip etmemiş miyim?' yazarı.
sayfasına girip okumaya başladığımda bir çok tanımını beğendiğimi hatta favladığımı görüyorum ama takibe almayı atlamışım. bunu nasıl telafi ederiz kapısına gidip sabahlasam mı derken 'enee bi gidemde nickaltı yazam' dedim.
şimdi efendim pek içten bir yazar kendileri. arkadaşlarına da pek değer veriyor. hayatı güzel yaşıyor, eh yaşamayı da seviyor. profilinde bir huzur var adını koyamadığım. insanın içine bir sıcaklık doğuyor.
böyle uzaktan uzaktan pek sevdim ben kendilerini bence sizde seversiniz.
umutla kalın sayın yazar. keyifli sözlükler...
sayfasına girip okumaya başladığımda bir çok tanımını beğendiğimi hatta favladığımı görüyorum ama takibe almayı atlamışım. bunu nasıl telafi ederiz kapısına gidip sabahlasam mı derken 'enee bi gidemde nickaltı yazam' dedim.
şimdi efendim pek içten bir yazar kendileri. arkadaşlarına da pek değer veriyor. hayatı güzel yaşıyor, eh yaşamayı da seviyor. profilinde bir huzur var adını koyamadığım. insanın içine bir sıcaklık doğuyor.
böyle uzaktan uzaktan pek sevdim ben kendilerini bence sizde seversiniz.
umutla kalın sayın yazar. keyifli sözlükler...
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çok yazım hatası yapması
yazarların dikkat etmemesinden kaynaklı olan durum. yani pek umursanmıyor açıkçası. herkes hata yapabilir de dikkat ederseniz minimuma iner bu hatalar. sözlükler de bu hataları minimuma indirmek için çok uygun yerler; burada yazarak aynı zamanda öğreniyorsunuz. sadece yaptığınız yanlış size söylendiğinde "ben böyle yazıyorum" dememeniz gerekiyor. hatayı düzeltmek bir dakikanızı bile almaz.
devamını gör...
sivilce
polikistik over sendromundan muzdarip olan kadınlar için en can sıkıcı yan etkilerden biri.
devamını gör...
nazım hikmet ran
bir süre önce hakkında şu anekdotu okuduğum ekmek kadar temiz, su gibi aydın şairimizdir.
"cezaevi denetimine adalet bakanlığı'ndan bir müfettiş gelir. birkaç gün denetim yaptıktan sonra müdüre:
- nazım (hikmet) da buradaymış, çağır da görelim nasıl biridir, der. nazım'ı odaya getirirler. müdür koltuğuna iyice kurulan müfettiş nazım'ı tepeden tırnağa süzer ve:
- demek nazım hikmet sensin, der.
nazım'a oturması için yer göstermez. kısa bir konuşma sonrası "gidebilirsiniz," der. nazım tam kapıdan çıkarken durur ve müfettişe:
- ömer hayyam adını duydunuz mu?
der.
müfettiş hemen atılır:
- kim bilmez ki hayyam'ı?
nazım devam eder:
- hayyam zamanında iran hükümdarı kimdi?
diye sorar. müfettiş şaşırır. nazım konuşmasını sürdürür:
- görüyorsunuz, sanatçıyı hatırladınız ama hükümdarı anımsamadınız. yıllar sonra beni dünya anımsayacak ama dönemin adalet bakanını ve sizi kimse anımsamayacak.
der ve çıkar. *
ilgili post
"cezaevi denetimine adalet bakanlığı'ndan bir müfettiş gelir. birkaç gün denetim yaptıktan sonra müdüre:
- nazım (hikmet) da buradaymış, çağır da görelim nasıl biridir, der. nazım'ı odaya getirirler. müdür koltuğuna iyice kurulan müfettiş nazım'ı tepeden tırnağa süzer ve:
- demek nazım hikmet sensin, der.
nazım'a oturması için yer göstermez. kısa bir konuşma sonrası "gidebilirsiniz," der. nazım tam kapıdan çıkarken durur ve müfettişe:
- ömer hayyam adını duydunuz mu?
der.
müfettiş hemen atılır:
- kim bilmez ki hayyam'ı?
nazım devam eder:
- hayyam zamanında iran hükümdarı kimdi?
diye sorar. müfettiş şaşırır. nazım konuşmasını sürdürür:
- görüyorsunuz, sanatçıyı hatırladınız ama hükümdarı anımsamadınız. yıllar sonra beni dünya anımsayacak ama dönemin adalet bakanını ve sizi kimse anımsamayacak.
der ve çıkar. *
ilgili post
devamını gör...
hatıra olsun diye saklanan garip nesneler
bozulmuş kol saatleri.
devamını gör...
alışveriş listesi
ne alacaksanız, unutmamak için bir kağıda onları yazdığınız liste.
michelangelo'nun da kayıtlara geçmiş şöyle bir alışveriş listesi var; yazmak yetmemiş, çizmiş de;

iki ekmek
bir karaf şarap
bir ringa balığı
tortelli
–––––––––––––
bir salata
dört ekmek
bir karaf sağlam gövdeli şarap
çeyrek karaf sek şarap
bir tabak ıspanak
dört hamsi
tortelli
–––––––––––––
altı ekmek
iki rezene çorbası
bir ringa balığı
bir karaf sağlam gövdeli şarap
michelangelo'nun da kayıtlara geçmiş şöyle bir alışveriş listesi var; yazmak yetmemiş, çizmiş de;

iki ekmek
bir karaf şarap
bir ringa balığı
tortelli
–––––––––––––
bir salata
dört ekmek
bir karaf sağlam gövdeli şarap
çeyrek karaf sek şarap
bir tabak ıspanak
dört hamsi
tortelli
–––––––––––––
altı ekmek
iki rezene çorbası
bir ringa balığı
bir karaf sağlam gövdeli şarap
devamını gör...
depresyon belirtileri
zorunlu ihtiyaçlar (yemek yemek, tuvalet ve banyo) için bile yataktan çıkamamak. akşama kadar dizi/film izlemek hikaye. hiçbir şeyden zevk alamazsınız. sebepsiz - illa ki bir sebebi vardır ama henüz bulamamışsınızdır - ağlarsınız.
devamını gör...
sabahattin ali öldürülmeseydi olabilecekler
eceli ile öldüğünü değilde bir "mahlukat" tarafından öldürüldüğünü okuduğumda ağlamıştım. çantasından çıkan defterinin içinde, yazacağı kitapların ve konusunun notları yazılıymış. acaba öldürülmesiydi, ve defterine not düştüğü kitapları yazabilseydi allah bilir yine ne enfes kitaplar bırakacaktı bize. 12 tane kitabını okudum ama 100 kitap yazmış olsaydı yüzünüde büyük bir keyifle okurdum. öyle muazzam bir kaleme sahip yazardı. ruhu şad olsun.
devamını gör...
ne istediğini bilmemek
kişinin hayattaki amacı ve yaşama motivasyonunun belirli veya belirsiz sebeplerden dolayı kaybolması veya olmaması hali.
en iyi bildiğim şey ne istediğimi bilememem.
en iyi bildiğim şey ne istediğimi bilememem.
devamını gör...
tesettürlü hanımların da ekranlarda görünmesi
güzel ülkemde kapalı oyuncu yok ya da olmaması gerekiyor. çünkü kapalı olmak oyuncu olmak gibi kadının vücudu ile para kazanacağı mesleği yapmasınin mantığına terstir. hem insanların ilgisini çekmemek, arzu nesnesi olmamak için kapanıp hem de oyuncu olmak saçma olur. bu yazdıklarım kapalı olmayan insanları kötülemek ya da onların arzu nesnesi olmasi anlamına gelmiyor. aynı durum bir ses yarışmasina katılan ismini hatırlamadığım şarkıcı için de geçerlidir.arap kültürüne yakınlaşan iktidar ideolojisi, modernizmin ve kapitalizmin karanlık sularına kapilan dindar ve ya muhafazakar kesim ne yazık ki (ister tesettur deyin ister türban ister kapalılık) nefsini ıslah etmek ve kendisini na mahremden sakınma konusunda giderek savrulmakta sınıfta kalmaktadır. tv de reklam ya da dizilerde yer alan kapalı genç kadınlara bakınca şal eşarbını sımsıkı bağlamış, dar pantolonunu ve kısa giysisini giyip makyajı ile göz dolduran kadindir. buna en bariz örneklerden birisi geçtiğimiz aylarda yayımlanan koton reklamidir. herkesin hayatına hiç kimse karisamaz ideolojisi ile kapalı kadın imajı da kapalı kadın algısı da hızla değişmektedir. günümüzde kapalı kadın rollerinin yer alacağı ya da aldigi dizi ve filmler de gerçek kapalı kadının sorunlarini anlatmayacak, topluma "bakın biz her kesimi kucaklıyoruz." mesaji verirken diğer yandan kapalı kadının toplumda zaten giderek kaybolan değerini iyice sıradan hale getirecektir.
devamını gör...
kafa sözlük’ün twitter'a dönmesi
aslında çözümü olan sorundur.
engelle seçeneği görmeme seçeneği gibi seçenekler mevcut.
şimdi bir kaç kişi çıkıp ben o tarz başlıklardan keyif alıyorum neden modaretörler buna bir çözüm bulacak arkadaşım derse ne diyeceğiz.
bence sözlüğü kafamıza göre veya görmek istediğimiz gibi evirip çevirmek biraz bencillik oluyor.
bize sağlanan avantajları kullanarak kişisel sözlük haline getirebiliriz.
o tarz başlık açan yazarları engelleyelim beğenmiyorsak.
neyse ben gideyim kafa sözlük' ün facebook'a dönmesi başlığı açacağım.
engelle seçeneği görmeme seçeneği gibi seçenekler mevcut.
şimdi bir kaç kişi çıkıp ben o tarz başlıklardan keyif alıyorum neden modaretörler buna bir çözüm bulacak arkadaşım derse ne diyeceğiz.
bence sözlüğü kafamıza göre veya görmek istediğimiz gibi evirip çevirmek biraz bencillik oluyor.
bize sağlanan avantajları kullanarak kişisel sözlük haline getirebiliriz.
o tarz başlık açan yazarları engelleyelim beğenmiyorsak.
neyse ben gideyim kafa sözlük' ün facebook'a dönmesi başlığı açacağım.
devamını gör...
nikola tesla
"nefretiniz elektriğe dönüştürülebilseydi bütün dünyayı aydınlatmaya yeterdi."
(nikola tesla)
(nikola tesla)
devamını gör...
yoğurda reçel eklemek
tatlı ve kaymaksız ev yoğurduna çilek reçeli ekleyerek kendi daninonuzu yapabilirsiniz.*
devamını gör...
niyet mektubu
yüksek lisans/doktora/iş başvurularında sıklıkla istenen mektup türü.
yüksek lisans/doktora için bu mektupları okuyup rapor veren bir üniversite çalışanı olarak tavsiye vermek istedim, umarım yardımı dokunur. iğrenç, berbat, komik mektuplar yazıyor çoğu insan hem de kafasında dert ediniyor bunu. benim görevim içinde küfür/argo ifade olanları elemek üzerineydi(boş bir işti yani ama küfür yazan orijinal arkadaşlar vardı gerçekten). nitekim bu boş işi değerlendirip iyileri kendim için ayırdım. binlerce mektuptan 20 iyi belki ayırabildim 4 başvuru döneminde. şu sözlüğe yazabilen insan çok önde sıradan bir insana göre öncelikle bu konuda içiniz rahat olsun. kıyaslandığınız mektuplar çok komikler çünkü.
şimdi bu mektup sizin için fırsat, kendinizi anlatmanız için, kısa sürede güzel bir özet geçebilmeniz için bulunmaz nimet, kıymetini bilerek yazın.
yapmanız gerekenleri kısa öz anlatacağım(altta kısımda daha ayrıntılı anlatacağım yazılması gerekenleri) çünkü sıklıkla bu hatalara denk geliyorum:
+kısa cümleler kurulması mecburi.
+gerçekten dersini aldığınız ya da türkiyede saygın prof'ların sözleri veya düşüncelerine yer vermek.(steve jobs yazıyor bazı insanlar, komik duruyor.)
+hayat mottosu belirlemek, örneğin "carpe diem". bunun hocanızın bir lafı olması daha makbul. "bilmem kim hocamdan öğrendiğim ve hayatımın sonuna kadar uygulayacağım gerçek ise; 'carpe diem'" (şüpheniz olmasın okuyan çok etkilenecektir, üstteki maddeyle beraber yapılırsa daha güzel olur.)
+2 hocadan fazlasının adını geçirmeyin.
+giriş gelişme ve sonuç vs kendinize en makul geleni yapın. 4 paragraf daha iyi gözüküyor ama. birbirini tekrar eden mektuplar sağlam sırıtıyor. sizce kendinizi anlatmanız, neden oraya başvurduğunuzdan daha önemliyse onu 2. paragrafa alın vs. neticede özgün bir tarz belirleyin.
+neden oraya başvurduğunuzu yazın. oranın hakkında bilgi sahibi olduğunuzu gösterin, bilginiz yoksa bilgi edinin. (üniversitenizin bilmem ne konusunda çok iyi olduğunu biliyorum ve sürekli olarak takip ediyorum şeklide)
+2 üniversiteye aynı mektubu göndermeyin, bundan haberdar olunuyor bazı bölümlerde, özellikle aynı üniversite 2 tercih yaparken. mülakatta alay konusu olursunuz ruhunuz bile duymaz neden alay konusu olduğunuzu.
+1 paragrafta çalışmalarınızdan bahsedin, kendinizden bahsedin, eğitim hayatınızın nasıl geçtiğini anlatın, kişisel özelliklerinizden bahsedin ve şu cümleyi kurun "beni diğerlerinden ayıran özelliğimin dirseğimi yalayabilmek olduğunu düşünüyorum". çünkü bilmek istiyoruz ne konuda iyisin, ukalalık değil bu. kiminin disiplin hayatında ön plandadır, kiminin sosyal beceresi. buna göre seçilecek zaten ilgili kişi.
+sonuç kısmına; eğer kabul alırsam, üniversitenizin kültürünü benimseyeceğime şeklinde temiz cümleler yazın ve kendinizi gelecekte nerede gördüğünüzden bahsedin.
+1 paragraf bunu neden yapmak istediğinizi anlatsın.
+kimseyi ya da hiçbir şeyi kötülemeyin.
+başlığa saçma şeyler yazmayın. başlık niyet mektubu zaten. 'bilmem ne enstitüsüne' gibi başlıklar atanlar çok var, dilekçe değil güzel kardeşim bu. torpil kağıdı gibi düşün bunu.
+imzaya garip şeyler yazmayın, adres falan gibi. isim, tarih, imza olsun sadece.
+gereksiz kelime kullanmayın. "mihenk taşıdır" gibi kalıplarla yazarsanız, kimse o mektuba vakit ayırmaz. 'elzem' gibi kelimeler mesela, akademiye yakışmıyor.
+imla hatalarını bir bilen arkadaşınıza düzelttirin, imla hatası çok kötü gözüküyor(abartı bir imla istenmiyor tabi ama noktalı virgül, 2 nokta kullanmayı bilmeyen adamın mektubunu niye okuyalım diye düşünülüyor.)
---------------------------------------
şimdi asıl üst seviye dediğimiz mektuplarda gördüğümse; adamların/kadınların gerçekten özgün tarzlarının olması ve edebiyatı parçalamadan 1-2 kelime ile edebiyat yapmalarıydı. bu kişilerin yazdıklarını okurken; zaten kabul edilmeseler bile hayatlarında başarılı olacaklar diye içimden geçiriyordum.
kimseden çekinmeden, içinizdekileri doya doya yazın işte, kararlı olun, ne yaptığınızdan emin olun, neden yaptığınızdan şüpheniz olmasın. samimi bir dil kullanın, laubali de olmayın; işinize odaklanın sadece. yazmak için yazmayın. eğer bu şekilde düşünmekte zorlanıyorsanız, zaten mektubunuz kabul edilmeyecek gibi düşünün ve şansınızı öylesine deniyormuş gibi davranın bana kalırsa çünkü bu mektup iyi yazılırsa şansınız artıyor ancak kötü yazılırsa şansınızı azaltmıyor. siz sadece kötü yazarsanız bir fırsatı kaçırmış oluyorsunuz. bu her üniversitede böyle.
ayrıca güzel niyet mektubu yazan insanların ortak noktası da mezun oldukları üniversiteye başvurmamalarıydı. genelde idealist insanlar yerinde duramaz daha iyisini hedefler aynısıyla yetinmez imajı veriyorlar mektuplarında da, krizi gole çevirmek bu resmen. yani başka üniversiteye başvuranlar bu mektupla 10 adım öne geçebilirler.
---------------------------------------
cevap verilmesini istediğimiz sorular ise:
1.giriş:
-neden bu üniversiteye başvurdun? (kısa özet)
-çalışmak istediğin hoca var mı? (tek cümle)
-neden yüksek lisans/doktora yapmak istiyorsun? (tek cümle, kısa özet)
-şu anki güncel durumun nedir?(örneğin 2 senedir bilmem ne şirketinde çalışıyorum veya geçtiğimiz dönemde bilmem ne yüksek lisansından mezun oldum) (tek cümle)
-farklı üniversiteyse veya farklı bölümse neden bu şekilde bir başvuru yaptın.(tek cümle="at gözlüklerimi çıkarmak için farklı bir üniversiteye başvurdum" veya "üniversiteniz kafakopter konusunda mükemmel olduğu için üniversitenize başvurdum.")
not:4-6 cümle arası ideal; yukardakilerin sıralamasını paragraflarınızın sıralamasına göre yapın.
2.paragraf:
-yüksek lisans/doktora yapma sebeplerinizi daha uzun ifadelerle yazın. 2. paragrafın girişi kesinlikle bu olsun.
-senin için bilim nedir?
-senin hayata bakış açın nelerdir?
-okurken etkilendiğin hocam kimdir ve neyinden etkilendin, hangi sözü senin hep aklında kaldı ve bunu uyguladın ve uygulayacaksın?
-bu programa başvurmamda altta yatan düşüncen nedir? (etkili bir cümle örneği: "fizik bilimi benim için çok özeldir çünkü fizik öğrendikçe, aslında olan bilgisizliğimin çok olduğunu fark etmemdir.") ===> entropi bilgisi var, öğrenme isteği var, alçakgönüllük var, okuduğu alana hakimiyet var, var oğlu var bu cümlede.
-öğrenmeyi neden seversin? öğrenmek nedir?
-paragrafın sonunda ilgili alanda yüksek lisans/doktora yapmanın sizi çok mutlu edeceğini yazın.(aynen bu şekilde yazsanız bile kafidir.)
3.paragraf:
-lisans/yüksek lisans eğitiminde nasıl bir öğrenciydin? (hiç devamsızlık yapmayan bir öğrenciydim gibi)
-ne tür çalışmalarda bulundun, neyin üzerine tez/bitirme ödevi yaptın? ne tür etkinliklere katıldın?(sadece kendi alanınızda olanları yazın 3 etkinlikten fazlası -çok iyi etkinlikler değilse- okuyanı sinirlendirir.) örnek="yüksek lisans eğitimimde en hızlı kafakopter yapma yarışması üzerine girişimlerde bulundum." örnek="yüksek lisans tezimi at nallarının işlevselliği üzerine yazdım."
-kendi alanın dışında nelerde iyisin, neler öğrenmek için fedakarlık yaptın?(derslerde benden istenenlerin yanı sıra şunları öğrenmek için şu girişimlerde bulundum. bu girişimlerde bulunma sebeplerim rahatın batması sebebiyledir.)
-sizin için en iyi öğrenme nedir?(tek başıma çalışmak ya da usta çırak ilişkisiyle öğrenmek gibi.)
-sizi diğerlerinden ayıran özelliğiniz nedir?
-öğrendiklerim kalıcı oldu çünkü sebep sonuç ilişkisi kurdum gibi cümleler de kullanabilirsiniz. (ezbere dayalı eğitimi kötülemeyin sakın)
not:sizin olmayan bir şeyi yazmayın, disiplinli değilseniz disiplinli olduğunuzu kesinlikle yazmayın. samimiyet her zaman kazandırır ondan haberiniz olsun.(bilgisizliğin samimiyeti olmaz bunu da belirteyim. bilgisizliğin sebepleri var olabilir ama bu alanınız dışında yerlere başvuruyorsanız tolere edilir.)
4.sonuç:
-üniversitenizin saygınlığının bilince misin?
-kendini gelecekte nerede görüyorsun?
-kabul alırsanız yine bu durumun sizi mutlu edip etmeyeceğini yazın.(tekrara düşmek bazen vurguyu güçlendirir, tekrarda sakınca yok bu yüzden.)
son not: eski üniversitenizi, aldığınız dersleri, öğrendiklerini kötülemeyin. hiçbir şey hakkında "saçma" gibi ifadeler kullanmayın.
yüksek lisans/doktora için bu mektupları okuyup rapor veren bir üniversite çalışanı olarak tavsiye vermek istedim, umarım yardımı dokunur. iğrenç, berbat, komik mektuplar yazıyor çoğu insan hem de kafasında dert ediniyor bunu. benim görevim içinde küfür/argo ifade olanları elemek üzerineydi(boş bir işti yani ama küfür yazan orijinal arkadaşlar vardı gerçekten). nitekim bu boş işi değerlendirip iyileri kendim için ayırdım. binlerce mektuptan 20 iyi belki ayırabildim 4 başvuru döneminde. şu sözlüğe yazabilen insan çok önde sıradan bir insana göre öncelikle bu konuda içiniz rahat olsun. kıyaslandığınız mektuplar çok komikler çünkü.
şimdi bu mektup sizin için fırsat, kendinizi anlatmanız için, kısa sürede güzel bir özet geçebilmeniz için bulunmaz nimet, kıymetini bilerek yazın.
yapmanız gerekenleri kısa öz anlatacağım(altta kısımda daha ayrıntılı anlatacağım yazılması gerekenleri) çünkü sıklıkla bu hatalara denk geliyorum:
+kısa cümleler kurulması mecburi.
+gerçekten dersini aldığınız ya da türkiyede saygın prof'ların sözleri veya düşüncelerine yer vermek.(steve jobs yazıyor bazı insanlar, komik duruyor.)
+hayat mottosu belirlemek, örneğin "carpe diem". bunun hocanızın bir lafı olması daha makbul. "bilmem kim hocamdan öğrendiğim ve hayatımın sonuna kadar uygulayacağım gerçek ise; 'carpe diem'" (şüpheniz olmasın okuyan çok etkilenecektir, üstteki maddeyle beraber yapılırsa daha güzel olur.)
+2 hocadan fazlasının adını geçirmeyin.
+giriş gelişme ve sonuç vs kendinize en makul geleni yapın. 4 paragraf daha iyi gözüküyor ama. birbirini tekrar eden mektuplar sağlam sırıtıyor. sizce kendinizi anlatmanız, neden oraya başvurduğunuzdan daha önemliyse onu 2. paragrafa alın vs. neticede özgün bir tarz belirleyin.
+neden oraya başvurduğunuzu yazın. oranın hakkında bilgi sahibi olduğunuzu gösterin, bilginiz yoksa bilgi edinin. (üniversitenizin bilmem ne konusunda çok iyi olduğunu biliyorum ve sürekli olarak takip ediyorum şeklide)
+2 üniversiteye aynı mektubu göndermeyin, bundan haberdar olunuyor bazı bölümlerde, özellikle aynı üniversite 2 tercih yaparken. mülakatta alay konusu olursunuz ruhunuz bile duymaz neden alay konusu olduğunuzu.
+1 paragrafta çalışmalarınızdan bahsedin, kendinizden bahsedin, eğitim hayatınızın nasıl geçtiğini anlatın, kişisel özelliklerinizden bahsedin ve şu cümleyi kurun "beni diğerlerinden ayıran özelliğimin dirseğimi yalayabilmek olduğunu düşünüyorum". çünkü bilmek istiyoruz ne konuda iyisin, ukalalık değil bu. kiminin disiplin hayatında ön plandadır, kiminin sosyal beceresi. buna göre seçilecek zaten ilgili kişi.
+sonuç kısmına; eğer kabul alırsam, üniversitenizin kültürünü benimseyeceğime şeklinde temiz cümleler yazın ve kendinizi gelecekte nerede gördüğünüzden bahsedin.
+1 paragraf bunu neden yapmak istediğinizi anlatsın.
+kimseyi ya da hiçbir şeyi kötülemeyin.
+başlığa saçma şeyler yazmayın. başlık niyet mektubu zaten. 'bilmem ne enstitüsüne' gibi başlıklar atanlar çok var, dilekçe değil güzel kardeşim bu. torpil kağıdı gibi düşün bunu.
+imzaya garip şeyler yazmayın, adres falan gibi. isim, tarih, imza olsun sadece.
+gereksiz kelime kullanmayın. "mihenk taşıdır" gibi kalıplarla yazarsanız, kimse o mektuba vakit ayırmaz. 'elzem' gibi kelimeler mesela, akademiye yakışmıyor.
+imla hatalarını bir bilen arkadaşınıza düzelttirin, imla hatası çok kötü gözüküyor(abartı bir imla istenmiyor tabi ama noktalı virgül, 2 nokta kullanmayı bilmeyen adamın mektubunu niye okuyalım diye düşünülüyor.)
---------------------------------------
şimdi asıl üst seviye dediğimiz mektuplarda gördüğümse; adamların/kadınların gerçekten özgün tarzlarının olması ve edebiyatı parçalamadan 1-2 kelime ile edebiyat yapmalarıydı. bu kişilerin yazdıklarını okurken; zaten kabul edilmeseler bile hayatlarında başarılı olacaklar diye içimden geçiriyordum.
kimseden çekinmeden, içinizdekileri doya doya yazın işte, kararlı olun, ne yaptığınızdan emin olun, neden yaptığınızdan şüpheniz olmasın. samimi bir dil kullanın, laubali de olmayın; işinize odaklanın sadece. yazmak için yazmayın. eğer bu şekilde düşünmekte zorlanıyorsanız, zaten mektubunuz kabul edilmeyecek gibi düşünün ve şansınızı öylesine deniyormuş gibi davranın bana kalırsa çünkü bu mektup iyi yazılırsa şansınız artıyor ancak kötü yazılırsa şansınızı azaltmıyor. siz sadece kötü yazarsanız bir fırsatı kaçırmış oluyorsunuz. bu her üniversitede böyle.
ayrıca güzel niyet mektubu yazan insanların ortak noktası da mezun oldukları üniversiteye başvurmamalarıydı. genelde idealist insanlar yerinde duramaz daha iyisini hedefler aynısıyla yetinmez imajı veriyorlar mektuplarında da, krizi gole çevirmek bu resmen. yani başka üniversiteye başvuranlar bu mektupla 10 adım öne geçebilirler.
---------------------------------------
cevap verilmesini istediğimiz sorular ise:
1.giriş:
-neden bu üniversiteye başvurdun? (kısa özet)
-çalışmak istediğin hoca var mı? (tek cümle)
-neden yüksek lisans/doktora yapmak istiyorsun? (tek cümle, kısa özet)
-şu anki güncel durumun nedir?(örneğin 2 senedir bilmem ne şirketinde çalışıyorum veya geçtiğimiz dönemde bilmem ne yüksek lisansından mezun oldum) (tek cümle)
-farklı üniversiteyse veya farklı bölümse neden bu şekilde bir başvuru yaptın.(tek cümle="at gözlüklerimi çıkarmak için farklı bir üniversiteye başvurdum" veya "üniversiteniz kafakopter konusunda mükemmel olduğu için üniversitenize başvurdum.")
not:4-6 cümle arası ideal; yukardakilerin sıralamasını paragraflarınızın sıralamasına göre yapın.
2.paragraf:
-yüksek lisans/doktora yapma sebeplerinizi daha uzun ifadelerle yazın. 2. paragrafın girişi kesinlikle bu olsun.
-senin için bilim nedir?
-senin hayata bakış açın nelerdir?
-okurken etkilendiğin hocam kimdir ve neyinden etkilendin, hangi sözü senin hep aklında kaldı ve bunu uyguladın ve uygulayacaksın?
-bu programa başvurmamda altta yatan düşüncen nedir? (etkili bir cümle örneği: "fizik bilimi benim için çok özeldir çünkü fizik öğrendikçe, aslında olan bilgisizliğimin çok olduğunu fark etmemdir.") ===> entropi bilgisi var, öğrenme isteği var, alçakgönüllük var, okuduğu alana hakimiyet var, var oğlu var bu cümlede.
-öğrenmeyi neden seversin? öğrenmek nedir?
-paragrafın sonunda ilgili alanda yüksek lisans/doktora yapmanın sizi çok mutlu edeceğini yazın.(aynen bu şekilde yazsanız bile kafidir.)
3.paragraf:
-lisans/yüksek lisans eğitiminde nasıl bir öğrenciydin? (hiç devamsızlık yapmayan bir öğrenciydim gibi)
-ne tür çalışmalarda bulundun, neyin üzerine tez/bitirme ödevi yaptın? ne tür etkinliklere katıldın?(sadece kendi alanınızda olanları yazın 3 etkinlikten fazlası -çok iyi etkinlikler değilse- okuyanı sinirlendirir.) örnek="yüksek lisans eğitimimde en hızlı kafakopter yapma yarışması üzerine girişimlerde bulundum." örnek="yüksek lisans tezimi at nallarının işlevselliği üzerine yazdım."
-kendi alanın dışında nelerde iyisin, neler öğrenmek için fedakarlık yaptın?(derslerde benden istenenlerin yanı sıra şunları öğrenmek için şu girişimlerde bulundum. bu girişimlerde bulunma sebeplerim rahatın batması sebebiyledir.)
-sizin için en iyi öğrenme nedir?(tek başıma çalışmak ya da usta çırak ilişkisiyle öğrenmek gibi.)
-sizi diğerlerinden ayıran özelliğiniz nedir?
-öğrendiklerim kalıcı oldu çünkü sebep sonuç ilişkisi kurdum gibi cümleler de kullanabilirsiniz. (ezbere dayalı eğitimi kötülemeyin sakın)
not:sizin olmayan bir şeyi yazmayın, disiplinli değilseniz disiplinli olduğunuzu kesinlikle yazmayın. samimiyet her zaman kazandırır ondan haberiniz olsun.(bilgisizliğin samimiyeti olmaz bunu da belirteyim. bilgisizliğin sebepleri var olabilir ama bu alanınız dışında yerlere başvuruyorsanız tolere edilir.)
4.sonuç:
-üniversitenizin saygınlığının bilince misin?
-kendini gelecekte nerede görüyorsun?
-kabul alırsanız yine bu durumun sizi mutlu edip etmeyeceğini yazın.(tekrara düşmek bazen vurguyu güçlendirir, tekrarda sakınca yok bu yüzden.)
son not: eski üniversitenizi, aldığınız dersleri, öğrendiklerini kötülemeyin. hiçbir şey hakkında "saçma" gibi ifadeler kullanmayın.
devamını gör...
sözlük radyo’nun ilk canlı yayını
haydilililililili zılgıtıyla hayırlı olsun diyorum .güzel işler olmaya devam ediyor * ben de konuk olacağım değil mi bir de ? *
devamını gör...
kafa filmler radyo yayını
tam istediğim tarz program. beklemedeyim efenim.
devamını gör...
ekmek şarap sen ve ben
başlığı açan arkadaş ve seven herkes kusuruma bakmasın, ben de çok severim ama bu şiirin adını ne zaman duysam kafamda şu hayali diyalog canlanıyor.*
tanrı : isa oğlum, bu akşam bana gelsene.
isa : tamam baba, ne var akşama yemekte? başka kimse gelecek mi??
tanrı : ne olacak oğlum, ekmek şarap sen ve ben.
tanrı : isa oğlum, bu akşam bana gelsene.
isa : tamam baba, ne var akşama yemekte? başka kimse gelecek mi??
tanrı : ne olacak oğlum, ekmek şarap sen ve ben.
devamını gör...


