güzel birtakım ağbi gözlemleridir. bir üniversite öğrencisi olarak katılıyorum sonuna kadar.
o zaman forza işimbu.*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

rivayet odur ki; tolstoy'un yazarken kendisine aşık olduğu kadın karakteri.
devamını gör...

ölmüşüz de hani arkamızdan ağlayanımız yok gibi...
devamını gör...

youtube'da rastgele dolaşırken karşıma çıkan ve beni inanılmaz etkileyen insan.
eski çağlarda yerleşimin insanlar tarafından nasıl olduğunu resmen gözler önüne seren harika videoları var.
bir çubuğu varki tek başına dünyalara bedel.
kumsalda cazibeli kale yapmakta zorlanan biri olarak gördüklerimle ayakta alkışlamaktan ve daha fazla izleyicisi olması için buradan birilerine ulaşmaktan başka bir şey yapamayacağımı düşündüm.
o arkadaki soft müzikte insanı dinlendirilen aynı zamanda merakla şimdi ne yapacak düşüncesini oluşturuyor.
hemen bir videosunu bırakayım, dikkat edin bağımlılık yapabiliyor.
devamını gör...

eski türklerde hükümdarlık ünvanı. osmanlılar'da “padişah” manasına gelmek üzere, han ünvanı kullanılmıştır. han kelimesinin eski kullanılış şekli “hang” olup, en çok kullanılan manası, farsça'da “şah” kelimesinin karşılığıdır.
devamını gör...

bir feyzi tuna filmidir.

film 1939 yapımı lloyd bacon filmi olan invisible stripes filmini yeşilçam uyarlamasıdır. filmin senaryosunu efsane olmuş birçok yeşilçam filminin senaryolarını da yazmış olan sadık şendil yazarken yapımcılığını da büyük yönetmen ertem eğilmez üstlenmiştir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
filmin yönetmeni feyzi tuna bence türk sinemasında kadri kıymeti bilinmeyen bir yönetmendir. birçok yönetmenin aksime müthiş bir sinema gözü ve bakışı olmasına rağmen film çektiği dönem gereği hep arka planda kalmıştır.

senaryoda, invisible stripes’a göre büyük değişiklikler olmamasına rağmen bence türkiye şartlarına güzel uyarlanmış bir filmdir ancak bazı planların fazlasıyla zorlama olmuş gibi görünmektedir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

filmde, fikret hakan hapisten yeni çıkmış ve normal bir hayat yaşamak isteyen fikret karakterini canlandırırken ekrem bora ise bunun doğru olmadığını düşünen arkadaşını canlandırmakta. iki aktörün de performanslarını çok beğendiğim söylemeliyim. filmin gidişatı beklentilerimizi karşılıyor ve bizi şaşırtmıyor. sabıkalı bir insanın hayata tutunma çabalarınının çevresi, ailesi ve toplum tarafından nasıl boşa çıkartıldığını izliyoruz filmde.

film bence kesinlikle yeşilçam klasikleri arasındadır. filmin adı her şeyi anlattığı için spoiler olmayacağını düşünerek söylüyorum bunu; filmin sonu biraz fazla zorlama olmuş.
devamını gör...

hayır efendim skandal filan değildir. mağduriyet yaratılarak yapay bir gündem oluşturma çabasıdır. normalde ödül alınıp ondan sonra teşekkür konuşması yapılmaktadır. bu oscar'da da böyledir venedik film festivalinde de. inanmayan açıp bakabilir. yani tamer karadağlı geç bile kalmıştır ödülü vermekte.
nihal yalçın'a gelecek olursak, kendisini hiç tanımam etmem. şimdi bir film festivalinde ne demeye işi istanbul sözleşmesi'ne bağlarsın? tamam, bu sözleşmeyi desteklersin haklı olarak. ancak bunun yeri film festivali değildir. yok rakiplerim kötüydü filan... gören de spor müsabakasına katıldı sanacak. ha ayrıca bir teşekkür konuşmasında belediye başkanına da ne demeye teşekkür edilir ben anlamıyorum.
yani konuşması tam bir vakit kaybı iken tamer karadağlı'nın yaptığı gayet yerindedir.
devamını gör...

ya çok değişik geliyor bana
kızın koluna sümüğünü sildiği zamanları biliyorum saçını çekiyor ağlatıyordum seni daha dün gibi sokaklarda koşturuyorduk daha biz çocuktuk dur bi senin nasıl çocuğun olacak şimdi
galiba yaşlanıyorum
teyze oluyorum sözlük ...
devamını gör...

(bkz: gregor samsa)
devamını gör...

12 aralık 1980 münih doğumlu eski futbolcu. bir dönem ülkemizde galatasaray ve beşiktaş formaları giydi. disiplinsiz hareketleri ve alkol bagımlılığı ile bilinen futbolcu yeteneğine ihanet edenlerden.. çok sonra oynadığı dönemlerde alkol ve uyuşturucu bağımlısı olduğunu açıklamıştır. bu da bir dönem yapılan testlerin ne kadar güvenilir olmadığını gözler önüne seriyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

fantastik bir boşluk ben seviyorum o durumu.arada güzel şeyler de yaşatıyor. geçen gün kalktığımda sanki biri ölmüş hissini yaşattı bana ertesi gün bilmediğim dağlık tepelik bir yerde özgürlüğün tadını..
devamını gör...

lc waikiki.
devamını gör...

işi şakaya vuracaktım ama vuranlar öldürmüş o yüzden direkt bilgi gireyim. *

şahsımın nasıl yaptığını söyleyeyim efendim; imgyukle sitesine girip seçtiğim resmi siteye yüklüyorum, ardından hakkımızda yazan yere tıklıyorum ve karşıma embed paylaşım kodları yazan bir buton çıkıyor. ona da basıyorum ve ikinci linki kopyalıyorum. sonra direkt entry'e yapıştırıyorum kopyaladığım linki, bu kadar. anlatırken uzun ama yapmak iki saniye.

örnek; (bkz: ceset çiçeği), (bkz: baykuş kelebeği)
devamını gör...

ve moderatör "ı run" elindeki çalı süpürgesini kaldırıp, emrini verdi; yazarlar, ilk hedefiniz trollerdir, iiiillleeeerrrriiiiiii!*
devamını gör...

semiha berksoy 1910 doğumlu sanatçıdır.
tarihte ilklerle anılan türk kadınlarından biridir.
annesi fatma saime ressam ve heykeltraş, babası rıza cenap berksoy şairdir. okullarının tamamını birincilikle bitirmiştir. annesini erken yaşta kaybeden berksoy, babasının tekrar evlenmesi üzerine amcasının yanında yaşadı.
ilk öykülerini ilkokulda yazmaya başladı...ortaokulda ise bir şan hocasından şan dersleri aldı...
liseyi istanbul kız lisesinde okudu... o sıralarda istanbul konservatuvarı kurulunca orada şan çalıştı...
1929 da ilk konserini verdi bu konserde nikolay rimski korsakov'un sadko operasından değişik aryalar seslendirken kendisine eşlik eden isim cemal reşit rey dir.
aynı dönemde güzel sanatlar akademisini de kazandı. resim, heykel ve seramik çalıştı...
sahne sanatlarına ağırlık verince güzel sanatlara ara vermek zorunda kaldı...
tepeden tırnağa sanatçı olan bu kadının hayatının asıl dönüm noktası olan operayla tanışması ise şöyledir.
darülbedayide tiyatro sınavını kazandı...1931'da muhsin ertuğrul ''istanbul sokakları'' filmini çekmektedir. bu ilk sesli türk filmidir. kendisi semiha rolünü oynamaktadır... çekimler için paris'e gidince orda bir opera dinledi ve operaya aşık oldu...
bu arada darülbedai'yi'de bitirmiştir. okulun mezun ettiği tek kız öğrencidir.
bu aşamadan sonra bir çok müzikal, tiyatro da sahne aldı...
ama asıl önemli olayı ise avrupa'da opera sahnesine çıkan ilk türk sanatçı ünvanını aldığı oyundur. bakınız altını çizerim; kadın demiyorum sanatçı diyorum.
1939 yılında berlin operasında ariande auf naxos isimli eserde rol alarak avrupada opera sahnesine çıkan ilk türk olmuştur.
ilk türk operası olan oyundada kendisi oynamıştır. tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9...
nazım hikmetin yazdığı bir çok oyunda yer aldı. hatta nazım kendisi için bir rüyadır isimli eseri yazdı.. tabiki başrolünü kendisi oynadı...tosca operasında başrolken nazımın cezaevinde ziyaretine gitti...
nazımla mektuplaşmaları ''nazım hikmet ve toscası semiha berksoy'' ismiyle kitaplaştı...
daha resim çalışmalarına devam etti o işide hakkını vererek yaptı...
yani arkadaşlar bu kadının hayatı böyle yazmakla bitmez...
geriside imece usulü gelir zaar...
şimdilik benden bu kadar...
''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''
devamını gör...

ateş karşısında bozulmayan altın, altın karşısında bozulmayan kadın, kadın karşısında bozulmayan erkek; kalitelidir.*
devamını gör...

kendisi başlı başına o kadar derin ve ilginç bir konu ki, "neden buna solucan deliği ismini vermişler?" diye merak edecek fırsatım bile olmamış, onu fark ettim geçenlerde. hakikaten, neden "solucan"dı? durup düşününce alakasız gibi geliyor ama aslında değil. çok yaratıcı ve basit bir tasvirden geliyor.

"solucan deliği"nin isim babası john wheeler. çıkış noktası ise elmalardaki solucanlar. ama şimdilik solucanları bir kenara bırakıp, bir de karıncalara geçelim. elmanın yüzeyinde yürüyen bir karınca düşünün. bu karınca için o elmanın yüzeyi evrenin bütünüdür. eğer ki bu söz konusu elmanın içinden bir de solucan geçmişse, karınca dostumuzun elmanın bir noktasından öteki noktasına gitmek için artık iki alternatifi olur. birincisi yüzeyde dolanmak. ikincisi ise solucanın açmış olduğu deliğin içinden geçerek gitmek. solucan deliği alternatifi elbette ki daha kısa; hatta karıncanın elma evrenindeki en kısa yol bu. lakin şöyle de bir durum var ki, solucan deliğinin içinden geçtiği elmanın iç kısmı karıncanın evreninin bir parçası değil. çünkü karıncanın evreni bu elmanın iki boyutlu olan yüzeyi. elmanın üç boyutlu bütünsel yapısı değil. elmanın iç kısmı da dolayısıyla bir üç boyutlu ya da hiperuzay oluyor bu durumda. elmanın iç yüzeyi karınca evreninin bir parçası değil, evet. peki ya deliğin başlangıç ve bitiş noktalarının yüzeyle kesiștiği noktalar? çünkü deliğin iç çeperleri de tıpkı yüzey gibi iki boyutlu; bu iç çeperlerin ve giriş çıkışların elma yüzeyiyle kesiștiği noktaların da karınca evrenine dahil olması gerekmez mi? gerekmeli gibi duruyor, ama değil. bu kısımlar karınca evreninin bir parçası değildir; karıncanın kendi evreninde a noktasından b noktasına ulaşma amacına hizmet eden bir kısa yoldur. iki yakayı bağlayan bir köprü gibi.
devamını gör...

fotoğrafımı paylaşmak istemiyorum,ne münasebet!
devamını gör...

kesinlikle leziz mi leziz, bol antep fıstıklı bir gofrettir. bitter ve sütlü olmak üzere iki çeşidi var, ben sadece sütlüsünü denedim ve bayıldım. antep fıstığı seviyorsanız gördüğünüz an alın derim. *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim