45 dakikalık 8 bölümden oluşan isveç yapımı mini dizi. türkçe ismi hilafet olan dizi.

konusu, isveç’ten kaçıp ışid’e katılmak isteyen veya çoktan katılmış olan müslüman göçmen çocuklarının yaşadıkları… ışid’in isveç’te gerçekleştirmek istediği saldırı, avrupa’dan militan devşirme yöntemleri, örgüte katılmak isteyen isveçli gençlerin beyinlerinin nasıl yıkandığı hatta bu ülkedeki genç müslümanlar için örgütün ne kadar çekici olduğu ve rakka’ya götürülenlerin yaşadıkları gibi konuları gözler önüne seriyor.

şahsen sevdiğim bir dizi oldu. her bölümü gerilim dolu bir dizi. dizi bittiğinde bir müddet gerginliğim devam etti diyebilirim.

finalden anlaşıldığına göre 2. sezon yapacak gibi duruyor.
devamını gör...

bir yanlışı başka bir yanlış ile savunamayız. bunu ısrarla yapıyoruz. ünlü biri trafik kazasında bir aileden 3 kişinin ölmesine neden oldu, onu da ama şöyle şöyle suç işleyenler serbes (sonunda t yok) bırakılıyor o neden hapiste denildi. böyle olmaz.

grup seks yapan, madde kullanan, sürekli partileyen, paralı ilişkiye girdiğini söyleyen bir doktor, avukat, yönetici, öğretmen mesleğini yapabilir. bunu toplumun gözünün önünde yapıyorsa mesleğine devam edemez. ettirmezler. her kurum kendi sorumluluklarına uygun kararlar almak zorundadır. özel sektör ya da devlet kurumu olması önemli değildir. çalıştığınız kurumu temsil ediyorsunuz, buna uygun davranmak zorundasınız. kurumun size sorumlulukları vardır. sigortanızı yatırmak, maaşınızı her ay ödemek, her tür hakkınızı vermek zorundadır. siz de sorumluklarınızı düzgün şekilde yerine getirmek zorundasınızdır. bu kadar basit.

bunun yanında ben grup seks yapayım, bunu sürekli insanların gözüne sokayım, 3 kişiyle o gece birlikte olduğumu herkese açıklayayım, madde kullanayım, içeyim sürekli diyen, bunu sosyal medyası üzerinde yayınlayan birini 3 kişi çalıştırdığınız küçük dükkana alır mısınız çalışan olarak? biliyorsanız istemezseniz. birbirimizi kandırmaya gerek yok. o hastane çalışanları yine böyle bir çalışan istemez. rahatsız eder böyle şeyler. bir başkası ayni şeyleri yapar, gizli yapar, o da ben gizli yapıyorum o her şeyi açık açık yaşıyor ama başına bir şey gelmiyor ohhh ne güzel der öyle rahatsız olur.

şimdi meselenin bir başka tarafı var. madde kullanmak, içmek, böylesi kalabalık bir hayat sağlıklı düşünmenizi engeller. öyle filmlerde görünen gibi değil hiçbir şey. gece maddenin içkinin dibine vurup sabah işe gidemezsiniz. eski ve yeni çalıştığım şirketler sürekli parti verir çalışanlar kafayı bulup biraz rahatlasın diye. bi gece partiden sonra eve gittik, sabah işe gidebilenler sirketin her köşesinde sızdığı için toplu mesaj gönderildi. ögle öncesi gelin, uyuyun diye. uyuduk. öğlen bazıları işe gidebildi. oyle oturduk, çalışamadık. çünkü ne iş yaptığımızı tam olarak bilmiyorduk. yılın en verimsiz günleri hep böyle partilere denk geliyordu. normal. öyle olması gerekir zaten. sen bardak bardak içip hekimlik gibi müthiş bir disiplin gerektiren mesleği yapamazsın. yapabildiğini zannedersin ama yapamazsın. ne şikayetler gelmiştir onları açıklaması gerekir aşkonun.

aşko meselenin trans olmakla ilgisi olmadığını biliyorsun. meslek hayatın boyunca istenen savunmaları, şikayetleri açıkla lütfen. hadi bebeyim. eğer hastalar ve çalışan arkadaşların senden hiç şikayet etmediyse o zaman seni sonuna kadar savunalım. hiçbir şikayet yoktu de sonuna kadar arkandayım.

ama biliyoruz işte. yapma böyle. tatlış..
devamını gör...

devasa bir kütüphaneye sahip olmak.
devamını gör...

bir takipçisinin ya da antisinin twitter'daki paylaşımıdır.
irem derici de cevabını geciktirmemiş ve vermiş odunu;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ülkemin sanatçısı bile seviyeli yahu, çirkin olduğunu kabul etmiş ama mekanı kabul etmemiş. mekan önemli tabii *
devamını gör...

eğer sevgilimle aynı anda görmüşsek onun gözlerinin içine bakarım sonra onu itip alırım. elli lira bu boru mu.
devamını gör...

gazeteci murat ağırel'in güzel bir araştırma kitabı. ben sıradan vatandaşların büyük resmi görme , dış güçler gibi olaylarla ilgilenmemesi gerektiğini düşünüyorum. işimiz bu değil. bizim işimiz şuanı görmek ve cebimizdeki üç lira nerede bunu sormak. eğer şuan cebimizde üç lira değilde bir lira varsa kalan iki lira nerede ? işte bunu öğrenmek için bu kitabı okumak gerekir.

kendisine pek sempati duymasam da , imamoğlu seçildiğinde , derneklere ,vakıflara peşkeş dönemi bitmiştir demişti. bunun ne demek olduğunu bu kitabı okumadan anlayamayız.

kitap komplo teorilerine girmeden , cumhuriyet döneminden itibaren ülke sermayesi nasıl paylaşılmış , kimler yemiş ve hala yiyor belgeleriyle bunu anlatıyor. spoiler vermek gerekirse , en başından beri hep aynı kişiler , farklı kimlikler , örgütler altında yemiş ve hala yiyor. bir azınlığın eline düşmüş bütün sermaye , herkes birbirine peşkeş çekiyor. çok fazla isim olduğu için biraz sıkıcı gelebilir lakin murat ağırel akıcı bir üslupla bunun önüne geçmeye çalışmış.

kitapla ilgili tek eleştirim hep muhafazakar-sağ ideolojinin örgütlenmelerini , derneklerini , vakıflarını anlatmış. sol kesime hiç toz kondurmamış. yazarın ideolojik bakış açısı burada yansımış. ama şu konuda hak vermek gerekirse , her zaman güçlü olan, sermayeyi yiyen sağ kesim olmuştur. bundan dolayı neden böyle yaptığını anlıyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

pandeminin başında öğretmenler yattığı yerden para alıyor diyen cahilden pek bi fark göremediğim kişinin saçma beyanı.

okullar açılıp bir öğretmen bu yüzden ölse üzüldük diye de konuşur.
devamını gör...

yıllar yıllar önceydi. 64 model bir tosbaa almıştım. yeni alt takım yapılmış, boyanmış vs şirin mi şirindi. bir ay kadar sonra arkadaşlarla doluştuk içine tam 7 kişi. izmir'den kuşadası kadınlar denizine plaja gidicez. müzik ve 7 kafadan ses yolda güle oynaya gidiyoruz. hatta tosbaa'ya 7 kişi binice arka 4 ön kişi olmasından dolayı önde ortada oturan arkadaş otomatik vites görevini istemeden de olsa üstlenmiş oldu. 1 tmm 2 tmm 3 tmm, çek 2 'ye tmm 3 ' e at tmm lay lay lom gidiyoruz. selçuğu geçtik araba silkelemeye başladı. 4' ten 3'e çek tmm silkelemeye devam ediyor 2'ye çek hala silkeleniyor gaz veriyorum araba gaz yemiyor bir kaç yüz mt böyle debelenirken müziği kapattım, gelen sesler hiç normal değil hoop sağa çektim. motor stop etti. marş bas ı- ıhh yok. indik arabadan bir iki arkadaş ön kaputu açıp motor ararken ben arka kaputu açtım görünür de bişey yok kayışlar sağlam kabloların soketleri yerinde sıkı duruyor. derken dedik haraket yaptı herhalde (hava soğutmalı) biraz böyle soğusun. 5-10 dakika geçti bir daha marşa bastık yok, bir daha bir daha yok yok.
selçuk merkeze yaklaşık 1 km mesafedeyiz sanayi de merkeze çok yakın dedik sanayiye gidip bir usta bulalım.
şortlar terliklerle 3 arkadaş gittik sanayiye ilk gördüğümüz tamirciye daldık dedim araba yolda kaldı.

usta; araba ne ?
ben; tosbaa
usta; biz tosbaa ' ya bakmıyoruz sanayinin sonunda vosvos'cu var. ona gidin.

gittik vosvos'cuya "kolay gelsin hayırlı işler " bizim tosbaa yolda kaldı çalışmıyor.
vosvoscu; kaç model ?
ben; 64
vosvoscu; nerde kaldınız?
ben; yaklaşık 1km pamucak yolunda
vosvoscu; tmm dedi bir takım çantası aldı birde akü, kablo vs. kapının önündeki anadol kamyonete koydu atlayın dedi. ben önde 2 arkadaş kasa da gittik tosbaa' nın yanına. diğer 4 arkadaş yayılmış yol kenarındaki ağacın altına bizi görünce kalktılar.
usta baktı motora sonra geçti direksiyona kontak aç kapa vs. dedi ki bunun yağ lambası yanmıyor.

???

marşa bastı tık yok.

muhtemelen yağlama pompası mili kesti motor yağsız kalınca yatak sardı dedi vosvoscu. ister burada yaptırın isterseniz izmir'e götürün.
kaça patlar bu bize dedim. önce söküp bakmak lazım kafadan fiyat olmaz dedi vosvoscu.

mahallede lise arkadaşımın kuzeni 1. sanayide çalışıyordu çalıştığı yerin yanında da bir vosvoscu vardı. vosvoscu' ya dedim biz izmir'e götürelim en iyisi, borcumuz ne ?
vosvoscu; at bişey dedi.
20 bin lira verdim gitti. (paradan altı sıfır atılmamıştı 20 bin lira o zaman çok delikanlı paraydı bir paket yerli sigara 900 lira 1000 lira civarıydı)
kaldık 7 arkadaş ve tosbaa başbaşa. napıcaz şimdi dedim. arkadaşlardan birinin abisi nakliyecilik yapıyordu. dedi abimi arayalım çekelim arabayı izmir'e sanayiye. süper.
bu sefer onlar 2 kişi düştüler yola merkezde telefon klübesinden telefon etmek için.
biz 5 kişi attık kendimizi ağacın altındaki gölgeye, yattım otların üzerine yılanbalığının boyunu hesaplıyorum. ne kadar kaçtı acaba?

yarım saat sonra geldi elemanlar. abisinin işi varmış akşam üzeri anca gelebilirmiş. neyse çok parlak bir durum olmasa da en azından gelecek. evden çıkışımızdan beri 4 saat geçti karnımız acıktı neyse yanımızda nevale var biraz. çantaları döktük ortaya yedik içtik mayıştık içeceklerde bitti, hava sıcak ortalık yanıyor. koyunlar gibi gölgenin altındayız, azimutu takip ediyoruz. susuzluk artmaya başlayınca hadi kısa çöp çeken gitsin su alsın muhabbeti başladı. kibrit kutusundan çıkardık 7 kibrit birinin başını kopartıp koyduk kutuya. saklayıp karıştırdık, çektim bir çöp sağlam oh yırttım. ilâhi adalet iki turda hiç gitmeyen bir arkadaşa vurdu. ama başladı mızıklamaya ben yalnız gitmem vs vs mızık mızık. ne yapalım bir çıkartıp yeniden karıştırdık diğer talihli için. çektim bir çöp gene yırttım. kısa çöp bu sefer telefon etmeye giden arkadaşa refakat eden arkadaşa çıktı. mızık mızık ( burada mızık mızık yazan yerlere küfürün bini bi para diyerek doldurabilirsiniz).

azimutu takip ediyoruz artık gölgeler uzamaya başladı. saat 5 falan gözler hep yolda ha şimdi gelir ha geldi ha gelecek.
bu beklentiyle 1,5 saat daha geçti gözler yolda.
saat 6,5 gibi arkadaşın abisi geldi 5-10 dakika muhabbetten sonra bağladık tosbaa'yı kamyonetin arkasına neyse akü sağlam dörtlüler yanıyor müzik te açtık dönüyoruz izmir'e.
bu kez tosbaa da 3 kişi kamyonetin önde 2 kişi kasasında 3 kişi.

dur kalklarda 2 kere halat kopardık ama vardık izmir'e 1. sanayiye akşam saat 9 arkadaşın kuzeninin çalıştığı tamirhanenin önüne kapadık. kamyonetin kasasına doluşup mahalleye kahveye geldik. kahve ahalisisin tosbaa ya attığı laflar ve gülüşmelerden sonra çaylar bitince evlere dağıldık.

ertesi gün pazar, kahvede yine milyon tane tosbaa esprisine maruz bir gün geçirdikten sonra ptesi sabah düştüm yola sanayiye gittim. selam sabahtan sonra baktık tosbaa 'ya usta dedi motor sarmış.

kısa bir sessizlikten kaça çıkar dedim. usta iki gün önce sıfır motor yaptıkları tosbaa nın 7,5 milyona çıktığını söyledi. yutkundum, arabayı bir ay önce 22,5 milyona aldım dedim. vosvoscu usta bunların yan sanayisi yok parçalar ithal dedi.

7,5 milyon yok motor yaptırmak için ne yapıcaz şimdi. usta dedi bu haliyle 15 milyona satalım. biraz düşündükten sonra tamam dedim satalım. 2 gün sonra sattık tosbaa'yı. 1 aylık kiralama bedeli 7,5 milyon tl artı alım satım ruhsat masrafları cabası.

uzun lafın kısası patlak yağ lambası ampülünün bana verdiği zarar 7,5 milyon tl. benim yaşadığım motor kitlenmesi böyle bir hadisedir.

1 sene kadar arabasız kitlenmiştim.

edit; 20 bin lira verdim gitti. (paradan altı sıfır atılmamıştı 20 bin lira o zaman çok delikanlı paraydı bir paket yerli sigara 900 lira 1000 lira civarıydı)
20 lira yazmışım düzelttim.
devamını gör...

ya armağan yaaa...
devamını gör...

kendini iyi hissetmediğin yerde durma. hiçbir şey yapmak zorunda değilsin.
devamını gör...

hergün tatlı telaşlı uğrar beğenileriyle selam verir. yazılarını okuduğunu değer verdiğini gösterir.mahlasını göremeyince endişe duymaya başlarım. motive eden yazarlarımızdan iyi ki vardır kendisi müzik sever yazarımıza bu da vişneden gelsin o zaman.
devamını gör...

çukur.
devamını gör...

satıldı değil, özelleştirildi.
zam değil, fiyat güncellemesi.
yersen!
devamını gör...

"sonsuzluk istemiştim ben aslında; ama 's' yi biraz sessiz söylemişim galiba..."
-cemal süreya
ben de sonsuzluk diliyorum ama bu sefer 's' yi bastırarak...
devamını gör...

karavanla gezmek bence hem de sevdiğin bir insan yanında olursa tadından yenmez.
devamını gör...

doğru bir önermedir.cahillik mutluluktur sözünün bir nevi sağlaması gibidir.
devamını gör...

yakın zamanda izlediğim için hala taze iken fikirlerimi yazmak isterim: al pacino gerçekten büyük bir oyuncu. izlediğim film sayısı iki üçtür ama yine de bu yorumu yapacak kadar gördüm sanırım. bu filmde de kendisi kör birini oynar, kör biri iken görüyor taklidi yapar, gerçekten şahane bir oyunculuğu var. gerek üzüldüğü sahnelerde, gerek kükrediği gerek düşüncelere daldığı gerekse kişiliğini yansıttığı. bu film al pacino için izlenir fakat değinmeden geçmeyeceğim bir iki noktası da yok değil:

filmin isminin kadın kokusu olması beni, bu tarz sahnelerin daha çok olacağına itmişti. fakat filmde bu yoğunlukta, derinlikte sahnelere pek rastlayamadım. yani filmin ismi sanki filmi daha iyi tanımlayacak bir başka isim ile değiştirilebilirmiş gibi geldi bana.

sonu. film eskiden asker olan ''zor'' birinin bakıcılığını üstlenen genç ile yaşadığı zaman dilimini anlatıyor. bu hikayeyi izlerken yoğunluğundan, ağırlığından ve derinliğinden çıkamadığımız sahneler görüyoruz. burada eleştirimi yıkıcı anlamda söylemiyorum hatta tüm bu duyguları yaşatan al pacino'ya tekrar teşekkürümü sunayım. ama böyle derin anlamlı sahneler içeren filmin bir robin williams filmi gibi bittiğini düşünüyorum. bu kadar gri tonlarına (konu olarak) dalmış bir filmin sonunda renk paletinin bu kadar açılması beni şaşırttı biraz.

ama tüm bu yazdıklarım onu hala izlenmeye değer bir film yapmaktan çıkarmıyor. kesinlikle izlenmesi gereken bir film bile olabilir. saygı, kadınlar, doğruluk, ahlak, hayat bilgisi... çoğu şeyinde içinde bulabileceğiniz, izleme zevki yüksek bir eser.
devamını gör...

her açıdan çok daha ağır filmler izledim ama hiçbiri beni bunun kadar çarpmamıştır dediğim bir lars von trier filmi.* filmin zaten son 15-20 dakikası feci sahneler var. beni niye bu kadar etkiledi bilmiyorum ama aklıma geldikçe başım dönüyor, midem bulanıyor. ama öneririm yine de. von trier abimizdir, canımızdır.

bak yine aklıma geldi. kusacağım. (bkz: vertigo)
devamını gör...

yazdıklarınızı gözlerim dolu dolu okudum. sizi seviyorum! birbirimizi hep sevelim.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim