girift radyo yayını
ameliyat sebebiyle eniştemin dinleyemeyeceği yayındır.
devamını gör...
instagram tipi tanım beğenme özelliği
yok artık şaka gibi dediğim özellik. aga iyi gelmiş aklına.
(bkz: çoh iyi olmuş çoh da güzel olmuş)
bir üstteki yorumu çift tıklayarak beğendim.
sürekli tıkladığınızda beğeniyi alıp alıp veriyor. stres atmak için kullanılabilir.
(bkz: çoh iyi olmuş çoh da güzel olmuş)
bir üstteki yorumu çift tıklayarak beğendim.
sürekli tıkladığınızda beğeniyi alıp alıp veriyor. stres atmak için kullanılabilir.
devamını gör...
stevens - johnson sendromu
deri ya da mukoza gibi yumuşak dokunun, ilaçlar, bazen de enfeksiyonlar nedeniyle verdiği tepkiler sonucunda ortaya çıkan ciddi hastalık. genellikle yoğun bakımda tedavi gerektiren ve bazı durumlarda ölümle sonuçlanan nadir bir hastalıktır.
hasta kişide önce gripte görülen, boğaz ağrısı, öksürük, eklem ağrısı gibi bazı reaksiyonlar ortaya çıkar. ardından deride mor ya da kırmızı döküntüler oluşur ve deri soyulur. bazen hasar o kadar büyük olur ki, vücudun başka bir bölgesindeki deri, hasarlı bölgeye nakledilebilir.
hastalık belirtileri gösteren kişinin, eğer varsa, kullandığı ilaçları hemen bırakması gerekir.
hasta kişide önce gripte görülen, boğaz ağrısı, öksürük, eklem ağrısı gibi bazı reaksiyonlar ortaya çıkar. ardından deride mor ya da kırmızı döküntüler oluşur ve deri soyulur. bazen hasar o kadar büyük olur ki, vücudun başka bir bölgesindeki deri, hasarlı bölgeye nakledilebilir.
hastalık belirtileri gösteren kişinin, eğer varsa, kullandığı ilaçları hemen bırakması gerekir.
devamını gör...
asaf halet çelebi
adını yazmanın bile insana bir şiir gibi geldiği şairdir. şairliği bir yana bence insanlığı ile de bambaşka biri çelebi. sadece şunu sormak isterdim çelebiyi görsem: “ gönlümüzü put sanıp kıran kim?”
devamını gör...
erdoğan'ın eş cinsellere güvence vermesi
pek güzel, tarihe bakarak geçmişte verdiği sözü öne çıkaran bu başlık açılmış .
ama 1994 yılında, “bütün servetim yüzüğüm”
1999 yılında, “eğer bir gün duyarsanız ki tayyip erdoğan çok zengin olmuş, bilin ki haram yemiştir!” de demişti uzun.
sazlıklardan havalanan... şarkısı eşliğinde güzel oluyor bunları anımsamak.
ama 1994 yılında, “bütün servetim yüzüğüm”
1999 yılında, “eğer bir gün duyarsanız ki tayyip erdoğan çok zengin olmuş, bilin ki haram yemiştir!” de demişti uzun.
sazlıklardan havalanan... şarkısı eşliğinde güzel oluyor bunları anımsamak.
devamını gör...
uğur mumcu
pkk yı mossad besliyor dediğinin haftasında öldürülen, gerçek araştırmacı gazeteciydi.
devamını gör...
köpeksiz sokaklar istiyoruz
onlar da insansız sokak istiyor.
devamını gör...
kurucu
sözlüğü bana devredip kaçtınız sandım...
sonra jeton düştü. çok ama çok hoş bir jest olmuş.
bayramımız kutlu olsun!
sonra jeton düştü. çok ama çok hoş bir jest olmuş.
bayramımız kutlu olsun!
devamını gör...
dönmek
tüm yanıtları "hayır" olan yeni türkü şarkısı.
hayır mümkün değil dönmek, hayır yeniden yollara düşülmez, hayır neresi sıla neresi gurbet belli değil, hayır ipek yolları yalan, hayır sevda yolları adamın üstünden geçmez, hayır dünyanın kapıları hep kapalı, hayır mümkün değil gitmek, hayır rakılı akşamlar yok...
pardon pardon, çocuk gibi ağlıyor hâlâ sarhoşları, onu gözden kaçırmışım.
kendimi hiç görmem ki?
hayır mümkün değil dönmek, hayır yeniden yollara düşülmez, hayır neresi sıla neresi gurbet belli değil, hayır ipek yolları yalan, hayır sevda yolları adamın üstünden geçmez, hayır dünyanın kapıları hep kapalı, hayır mümkün değil gitmek, hayır rakılı akşamlar yok...
pardon pardon, çocuk gibi ağlıyor hâlâ sarhoşları, onu gözden kaçırmışım.
kendimi hiç görmem ki?
devamını gör...
yoldaş'ın beş vakit namaz kılan müslüman olması
devamını gör...
yaşar kemal
türk edebiyatı'nın en iyi romancısı, van'dan adana'ya göçerek çukurova'nın yoğun zenginliğine kendini kaptırmış büyük yazar. vasat şair.
devamını gör...
yazarların en sevdiği atasözü
"etme cahille muhabbet küstürün, silme cam kırığıyla g.tün kestirin"
devamını gör...
dulla evlenmek
asılarak idam edilmeyi anlatan bir metafor. sanki darağacının ipi, bütün asılmışların duluymuş gibi...
devamını gör...
kadın
yaratılan varlıkların en üstünü olan insan türünün dişisidir.
devamını gör...
z kuşağı pimi çekilmiş el bombası gibidir
dikkat et elinde patlamasın dediğim başlık.
ne bu z kuşağı düşmanlığınız?
not: z kuşağıyım.
ne bu z kuşağı düşmanlığınız?
not: z kuşağıyım.
devamını gör...
ayrılığı anlatan en güzel cümle
aynı yaşlara ayrı insanlarla girdiler.
devamını gör...
kristof kolomb
encrypted-tbn0.gstatic.com/...
afişin çevirisi: aranıyor: kristof kolomb büyük hırsızlık, soykırım, ırkçılık, bir kültürün yok oluşunu başlatan tecavüz, işkence ve yerli halkın sakat bırakılması ve büyük yalanın kışkırtıcısı 500 yıllık turizm. bu afişi de çalın zaten her şeyi çaldınız.
1992’de, amerika’nın “keşfedilişinin” 500. yılı kutlamaları yapılır; kolomb yılı (columbus day) ilan edilen bu yılı, batı uygarlığı, “kahraman” kolomb’un kahramanlıklarını övgüyle anlatan filmler, kitaplar, paneller, sergilerle karşılarken; amerikan yerlileri, “suçlu” kolomb’un suçlarını amerika birleşik devletleri’nin new mexico eyaletindeki taos pueblo’sunda astıkları afişle böyle anlatıyorlardı. afişte kolomb, başına oklar saplanmış olarak tasvir ediliyordu.
kıta yerlileri bu dönemde, “keşif”in ve “kolomb”un kendileri için taşıdığı anlamı dünyaya duyurmak için, bir dizi toplantı düzenledi. 1987’de ekvator’da toplanan amerika kıtaları arası konferansı’nı, yine aynı yıl bogota’da, 1990’da brezilya’da, 1991’de guatemala’da gerçekleşen buluşmalar izledi. bolivya yerlileri, “500 yıllık direniş” sloganını benimsemişlerdi. meksika’da, 23 örgütün katılımıyla 500 yıllık yerli ve halk direnişi meksika konseyi kuruluyordu. guatemala’da ise, maya yeni uyanış koordinasyonu oluşuyordu.
amerika kıtasının yerli halkının, gerek kolomb'a gerekse ondan sonra gelen diğer avrupalılara karşı gösterdiği misafirperver ve cömert tavır onları adeta büyülemişti.
kızılderililerle (tainolar diye de adlandırılan arawak yerlileri) ilk kez karşılaşan kristof kolomb, onlarla ilgili ispanyol kralı ve kraliçesine yazdığı mektupta şöyle der:
“bu insanlar o kadar yumuşak başlı, barışsever ki, yeryüzünde bunlardan daha iyi bir ulus bulunmadığına majestelerinizin önünde ant içebilirim. komşularını kendileri kadar seviyorlar, konuşmaları son derece tatlı ve kibar, konuşurken hep gülümsüyorlar; davranışları terbiyeli ve övgüye değer. son derece sade, dürüst ve aşırı düzeyde eli açık insanlar. herhangi birinden, sahip olduğu herhangi bir şey istenince, hemen veriyorlar. başkalarına olan sevgileri, kendi özlerine olandan çok daha fazla. bu yerliler, dünyanın en iyi, en nazik insanları; kötülüğün ne olduğunu bilmiyorlar, çalmıyorlar, öldürmüyorlar. silah taşımıyorlar, silahın ne olduğunu da bilmiyorlar. onlara bir kılıç gösterdim, keskin tarafından tuttular ve ellerini yaraladılar.” bu sözlerin hemen ardından ise şöyle yazar: “elli adamla bu halkın hepsini boyunduruk altına alabilir ve onlara her istediğimizi yaptırabiliriz.”*
amerika kıtası keşfedildiğinde oraya medeniyetten önce ölüm gitti. vahşet, hırsızlık, soykırım gitti. peki daha sonra medeniyet gitti mi? hayır! çünkü oranın yerlileri “beyaz adam”dan çok daha medeniydiler. hırsızlığı, insan öldürmeyi bilmiyorlardı. huzur içinde yaşayan büyük bir aile gibiydiler.
“beyaz adam” gelince onu misafirperverce ve samimiyetle ağırladılar. yiyeceklerinden bol bol ikram ettiler. topraklarını açtılar. hatta altınlarının da çoğunu karşılığında hiçbir şey beklemeksizin bu yeni misafirlerle paylaştılar. fakat “beyaz adam”ın gözü doymuyordu. ne kadar verirlerse hep daha fazlasını istiyordu. en sonunda canlarını da istedi. verdiler…
iki şey öğretti hayat bize. bir; tarihi kazananlar yazar. iki; kazananlar her zaman haklı değildir.
“kızılderili gerçek amerikalıydı. neredeyse hepsi yok oldu ama unutulmayacaklar. toprakları için nasıl savaştıklarının tarihi, zamanın silemeyeceği kanla yazıldı. güneş onların tanrısıydı, açık hava, kiliseleriydi. doğa, onların bütün sayfalarını bildikleri tek kitaptı.” ~ charles m. russell
afişin çevirisi: aranıyor: kristof kolomb büyük hırsızlık, soykırım, ırkçılık, bir kültürün yok oluşunu başlatan tecavüz, işkence ve yerli halkın sakat bırakılması ve büyük yalanın kışkırtıcısı 500 yıllık turizm. bu afişi de çalın zaten her şeyi çaldınız.
1992’de, amerika’nın “keşfedilişinin” 500. yılı kutlamaları yapılır; kolomb yılı (columbus day) ilan edilen bu yılı, batı uygarlığı, “kahraman” kolomb’un kahramanlıklarını övgüyle anlatan filmler, kitaplar, paneller, sergilerle karşılarken; amerikan yerlileri, “suçlu” kolomb’un suçlarını amerika birleşik devletleri’nin new mexico eyaletindeki taos pueblo’sunda astıkları afişle böyle anlatıyorlardı. afişte kolomb, başına oklar saplanmış olarak tasvir ediliyordu.
kıta yerlileri bu dönemde, “keşif”in ve “kolomb”un kendileri için taşıdığı anlamı dünyaya duyurmak için, bir dizi toplantı düzenledi. 1987’de ekvator’da toplanan amerika kıtaları arası konferansı’nı, yine aynı yıl bogota’da, 1990’da brezilya’da, 1991’de guatemala’da gerçekleşen buluşmalar izledi. bolivya yerlileri, “500 yıllık direniş” sloganını benimsemişlerdi. meksika’da, 23 örgütün katılımıyla 500 yıllık yerli ve halk direnişi meksika konseyi kuruluyordu. guatemala’da ise, maya yeni uyanış koordinasyonu oluşuyordu.
amerika kıtasının yerli halkının, gerek kolomb'a gerekse ondan sonra gelen diğer avrupalılara karşı gösterdiği misafirperver ve cömert tavır onları adeta büyülemişti.
kızılderililerle (tainolar diye de adlandırılan arawak yerlileri) ilk kez karşılaşan kristof kolomb, onlarla ilgili ispanyol kralı ve kraliçesine yazdığı mektupta şöyle der:
“bu insanlar o kadar yumuşak başlı, barışsever ki, yeryüzünde bunlardan daha iyi bir ulus bulunmadığına majestelerinizin önünde ant içebilirim. komşularını kendileri kadar seviyorlar, konuşmaları son derece tatlı ve kibar, konuşurken hep gülümsüyorlar; davranışları terbiyeli ve övgüye değer. son derece sade, dürüst ve aşırı düzeyde eli açık insanlar. herhangi birinden, sahip olduğu herhangi bir şey istenince, hemen veriyorlar. başkalarına olan sevgileri, kendi özlerine olandan çok daha fazla. bu yerliler, dünyanın en iyi, en nazik insanları; kötülüğün ne olduğunu bilmiyorlar, çalmıyorlar, öldürmüyorlar. silah taşımıyorlar, silahın ne olduğunu da bilmiyorlar. onlara bir kılıç gösterdim, keskin tarafından tuttular ve ellerini yaraladılar.” bu sözlerin hemen ardından ise şöyle yazar: “elli adamla bu halkın hepsini boyunduruk altına alabilir ve onlara her istediğimizi yaptırabiliriz.”*
amerika kıtası keşfedildiğinde oraya medeniyetten önce ölüm gitti. vahşet, hırsızlık, soykırım gitti. peki daha sonra medeniyet gitti mi? hayır! çünkü oranın yerlileri “beyaz adam”dan çok daha medeniydiler. hırsızlığı, insan öldürmeyi bilmiyorlardı. huzur içinde yaşayan büyük bir aile gibiydiler.
“beyaz adam” gelince onu misafirperverce ve samimiyetle ağırladılar. yiyeceklerinden bol bol ikram ettiler. topraklarını açtılar. hatta altınlarının da çoğunu karşılığında hiçbir şey beklemeksizin bu yeni misafirlerle paylaştılar. fakat “beyaz adam”ın gözü doymuyordu. ne kadar verirlerse hep daha fazlasını istiyordu. en sonunda canlarını da istedi. verdiler…
iki şey öğretti hayat bize. bir; tarihi kazananlar yazar. iki; kazananlar her zaman haklı değildir.
“kızılderili gerçek amerikalıydı. neredeyse hepsi yok oldu ama unutulmayacaklar. toprakları için nasıl savaştıklarının tarihi, zamanın silemeyeceği kanla yazıldı. güneş onların tanrısıydı, açık hava, kiliseleriydi. doğa, onların bütün sayfalarını bildikleri tek kitaptı.” ~ charles m. russell
devamını gör...
baba yaga
john wick filminde rus mafya liderinin wick'i tasvir etmek için kullandığı mitolojik canavar. slavlar çocuklar baba yaga ile korkutur.
bitkin ve yaşlı bir cadı olarak görünür ve tavuk butları üzerine oturtulmuş bir evde yaşar.
baba slav dillerinde yaşlı, yaga ise musibet, illet, şeytani hastalık anlamına gelir.
doğa ananın çirkin yüzüdür.
''
''
bitkin ve yaşlı bir cadı olarak görünür ve tavuk butları üzerine oturtulmuş bir evde yaşar.
baba slav dillerinde yaşlı, yaga ise musibet, illet, şeytani hastalık anlamına gelir.
doğa ananın çirkin yüzüdür.
''
''
devamını gör...

