yeğenimle(2) olan bir diyalog;

-ayaz seni yiyebilir miyim?
-olmaas ben mama değilim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

netflix'in pr'ı son derece iyi yapılmış bir yerli dönem dizisi.

ilk sezonu az önce bitirdim. öncelikle sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim. dizi çok durağan.
ilk defa 1.25 hız ile izlemenin faydasını gördüm. bazı sahnelerde hatta 1.50 hız ile izledim. tamam dönem dizisi ve bazı sahnelerin ağır işlemesi, psikolojik tahlillerin getirdiği bazı sekanslar durağanlık yaratabilir ama burda komple bir akıcılığın olmadığı hal söz konusu.

konusu ilgi çekici. zaten insan bu yüzden izliyor bu diziyi. ancak işleniş biçimi çok yavan geldi bana. daha doğru ifade ile “daha iyisi olabilirdi” diyeyim. spoiler olmaması için içeriğe pek girmiyorum. ancak az biraz 50li dönemler hakkında fikir sahibi olan kişi dizide işlenen konudaki birçok alt metindeki temaların havada asılı kaldığını çok rahatlıkla gözlemleyebilir. misal; (bkz: varlık vergisi)'nin bahsi geçiyor bir bölümde, ancak bu vergi nedir, ne amaçla çıkarılmıştır hiçbir perspektif yok, sadece karakterlerin bakış açısıyla öyle yarım yamalak ele alınıverilip geçiştirilivermiş. normal bir dizi olsa bu kabul edilebilir ancak dönem dizisi iddiası varsa bu boşlukları doldurmak gerekir.

dizi şu an 6 bölüm olarak sahada. 5 bölüm de yakında geleceği konuşuluyor. muhtemeldir ki bu kısımda da 6-7 olayları işlenecektir.

oyunculuklar, mekan seçimi, kostümlerden bahsetmek gerekirse; burası diziyi kurtaran kısım sanırım. salih bademci, fırat tanış, metin akdülger efsane oynamışlar. gökçe bahadır eskiden beri pek beğendiğim bir oyuncu değil ancak bu dizide fena iş çıkarmamış, mathilda karakterinin ruhunu iyi yansıtabilmiş. yine de insan mathilda karakterini demet evgar oynasaydı neler olurdu acaba diye de hayal kurmadan edemiyor diziyi izlerken. tam oynayacağı tarzda bir karakter çünkü.

fragmana ve pr çalışmalarının ürünü olan sosyal medya mecrasındaki yorumlara bakıp yüksek beklenti içerisinde izlerseniz sizi hayal kırıklığına uğratabilecek bir dizi. onun dışında öyle bir izleyeyim bakalım gözüyle bakarsanız tatmin edebilir.
devamını gör...

sallayalım arkadaşlar, bakın daha çok yer var, lütfen salla sallaaaaaaaa!
devamını gör...

günaydın sözlükcüğüm.
günaydın canlarım.
günaydın güzellerim.
günaydın gençler, daima genç kalanlar ve genç kalmakta ısrar edenler.

yorgunluktan memduh bayraktaroğlu'na bağladım.
her şeye rağmen kuyruğumu dik tutmak maksadıyla kuyruğumu enseme bağlamış olsam da...

ben çok yorgunum ya. *
devamını gör...

bu dönem zeka ile bir yerlere gelemezsiniz. iyi bir eğitim ile yine istediğinizi elde etme şansınız yok. ayrıca maymunlara işaret dili öğretilen bir dünya hiç kimseyi iyi eğitimli diye zeki biri yapmıyor. ya da dünya üzerinde en zeki insanlar mutlaka çok büyük başarılara imza atmadı. kendini eve kapatan ve ortaya çıkmayan dahiler var.

bi ara evi hamam böcekleri bastı. böcekleri deney amaclı kullandım hemen ziyan olmasınlar diye. davranışlarını inceledim. bunun yanında hayvan saldırısına uğrayan böceklerin uzuvları ile bağlantılı değişen davranışları üzerine notlar aldım. su ve benzeri tehlikelere karşı yine çözüm yolu üretebiliyorlar mı anlamaya çalıştım. cevremde çoğu kişi sanki böcekleri bıçaklıyormuşum gibi ders vermeye başladı bana. böceklere hiçbir şekilde fiziksel zarar vermediğim halde bir ilaç ile hiç acimadan ilk günden zehirleyecek insanlar benimle etik üzerine tartışmaya girdi. bir böceği öldürmek ile onu doğal yaşamında takip etmek arasında farkı anlamayan bir topluluğun içinde başarılı olmak ne demektir?

bunu tartışmak gerek.

şu an çiçeklere nas suresi okuyarak onların enerjilerini bilmem ne yaparak haber olan gençlerin gelecekte doğacak çocuklarının a ve b nedenli ölümlerini engelleyebilecek projelere sahibim. bunun yanında "etkili din eğitiminde türk müziğine verilen duygusal tepki üzerine" inceleme yaparak 1 milyon burs alan o arkadaşın çocuğu otizmli doğarsa eğer, otizmli çocukları çalışma hayatına kazandıracak bir başka projem 24 sayfa hazır bekliyor. gelebilecek en ufak soruya bile cevap verebiliyor o proje. hayata geçerse çok fazla sirketin bu farkındalık çalışmasına destek olacağı ayrıca şimdiden kesin.

devletin her çocuk için verdiği parayı istediği için otizmli çocukların eğitimi ile ilgilenen bir arkadaşıma projeden bahsettim, uçmuşsun dedi. otizmlilerin çalışma hayatına kazandırılmasının mümkün olmadığını söyledi. yıllardır otizmliler ile ilgilendiğini söyleyerek projeyi kendi kafasında bir anda bitirdi.

anlatmak istediğim şeyi çoğu insan anladı. anlamayanlar mutlaka olmuştur. sorun değil. siyasi bir eleştiri içine girmek istemediğim gibi şimdiye kadar hiçbir çalışmam için tek adim atmadığımı belirteyim. ben çiçeklere nas süresi dinleten ya da din eğitiminde türk müziğine verilen tepkiyi inceleyen bu gençlere verilen bursları izlemeye devam edeceğim. bu insanlar haber yapıldığı için izliyorum zaten. bu topraklarda ne zaman din değil de çocuklar değer görür o zaman başarılı olmak için adım atarım ancak şunu yine tartışmaya açmak istiyorum.

başarılı olmak ne demektir? din eğitiminde türk müziğine inceleme yapıp milyonluk burs alan o genç arkadaş benden daha mı başarılı yoksa benden daha mı iyi sömürüyor dini? ya da bu arkadaşların bizden daha zengin olması bizden daha akıllı olduklarını mı gösteriyor yoksa dini mi iyi sömürüyorlar?

evet..
devamını gör...

özür dilerim evde giymelik abiyem olmadığı icin hemen sipariş veriyorum
devamını gör...

denizde vurgun yemekten çok farkı olmayan olay.

önce kısaca vurgun olayına değineyim. vücudumuzun alışık olduğu bir atmosfer basıncı değeri var*. normal şartlar altında bu basınçta vücudumuzda bulunan oksijen ve nitrojen* dokularda çözünmüş haldedir.

maruz kaldığımız basıncın yavaş yavaş azalması, çözünmüş olarak vücutta bulunan bu 2 elementin kana geçmesi ve gaz halinde solunumla vücuttan atılması söz konusu olur ama eğer basınç çok hızlı bir şekilde azalırsa, kanda bir anda oluşan gaz kabarcıkları dışarıya atılmaya fırsat kalmadan hapsolurlar. bunun neticesinde kabarcıkların beyne kadar gitmesiyle felç ya da ölüm ile de sonuçlanabilir bu süreç. bu nedenle eğer vücudumuz üzerindeki basıncın aşırı derecede artabileceği bir ortamdaysak, örneğin denizde çok derinlere daldıysak, basıncın kademeli ve yavaş yavaş azalması için yüzeye çok hızlı çıkmamamız gerekir.

***

uzayda da benzer bir durum vardır. uzay giysisinin içerisinde belirli bir miktarda basınç olmak zorundadır. ancak giysi içerisinde hareketin zorlaşmaması için basıncın, yeryüzündekinden biraz daha düşük olması gerekir. böylece atmosfer basıncının yaklaşık 1/3'üne karşılık gelen bir basınç, uzay giysileri içerisinde sabitlenir. fakat yine de dış ortamdaki basınç ile giysi içindeki basınç farkı nedeniyle uzay giysisi içindeki kişiyi vurgun sınırına getirebilir.

bu problem, araç dışında gerçekleştirilen ve adına uzay yürüyüşü denilen görevler öncesinde bazı önlemler alınarak çözülür. vücuttaki nitrojen oranını azaltmak adına, uzay giysisini giyecek olan astronotlar önce bir miktar saf oksijen solurlar. giysiyi giymeden önce odanın basıncını düşürürler ve giysiyi giydikten sonra biraz egzersiz yaparlar.

önlemlere rağmen vurgun yiyen bir astronot olursa, bu kişi hemen içeriye alınarak giysi basıncı yükseltilir. böylece vücuttaki gazlar tekrar çözünme haline geçerler. ardından basınç ağır ağır düşürülür ve vücut fonksiyonlarının normale dönmesi sağlanır.
devamını gör...

sözlüğün insan bünyesine etkilerinden biridir.

+ rahatsız çay koydun mu usta?

- çay koymak: bu işle görevli kişilerin yerine getirdiği aktivitedir.

+ ne diyon olm çay koydun mu koymadın mı?

- çayı kim demleyecek sorunsalı.

böyle devam edip gider, bakınız falan da veriyorum arada kimse anlamıyor ama gayet keyifli.
devamını gör...

bugun bi seylere bir daha basladın güzelim
devamını gör...

kendine yetmeyi bilen ve bazı konular hakkında "olmazsa olmaz" diye düşünmeyen kişi.

insan sıkıldığında kendisini oyalayacak şeyler bulmayı başarıyorsa ve bunu arkadaşları olmadan yapabiliyorsa, pek de ihtiyaç duymaz etrafında kalabalığa. aşk gibi bazı konular için de "ille de olmalı hayatımda" diye düşünen bir tip değilse, işi daha da kolaydır.

açıkçası tek başına yapabildiğim çok şey var. o yüzden birilerinin eksikliğinden kaynaklı bir sıkıntı yaşamıyorum. sevgili de varsa ne güzel, yoksa sağlık olsun diye baktığım bir varlık. o yüzden tek başıma kaldığımda mutlu olabiliyorum.

sıklıkla yapılan hata, insanın kendi seçimi olan bu durumu asosyallik ile karıştırmak.

--- alıntı ---

asosyallik, kişinin sosyal çevresi ile yeterince ve kaliteli bir etkileşim içinde bulunamaması olarak tanımlanır. asosyal kişiler çevreleri ile iletişimleri konusunda yetersizdir. yakın çevre ve arkadaşlarıyla vakit geçirmek yerine, yalnızlığı tercih ederler.

--- alıntı ---

burada bir "isteyip de becerememe, yetersizlik" söz konusu iken, tek başına mutlu olan kişi, bu durumu iletişim kurmayı beceremediğinden değil, tercih ettiği için yaşayan kişidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kafa sözlük olarak umarım biz de böyle bir şeye şahit olmayız dediğim durum.
gelin bakalım neden böyle oldu analizine:

zamanında kendi yazarlarına dava açan, bunlarla zaman harcayan bir siteydi.
trollerin ekşi sözlüğe giremediği yıllarda trollerin favori alternatiflerinden birisiydi, etkileşimi aslında iyiydi. 2015 civarlarında uludağ daha kaliteli bir mekandı, troller oraya bile giremiyordu.
zamanla ekşi sözlük ve uludağ sözlük trollere de izin verdi ve troller bu büyük sözlüklere akın etti.
dünya sözlük çürümeye bırakıldı, sonrasında ekşideki trollerden şikayetçi olan muhalif tayfa dünya sözlüğe kaydı.
muhalif tayfayla moderasyon anlaşamadı, muhalifler de yazmayı bıraktı.
sonuç bu.
devamını gör...

asla yürümez. evlenmeden önce ilişkiye girmek istemeyen arkadaşlarımıza saygım sonsuz ama kendi adıma konuşursam bu çok da mantıklı değil.

ilişki dediğin olay karşındakini tam anlamıyla tanımak ve onunla bir bütün olabilmektir. düşünsene evlenmeyi düşündüğün biri var, bir kez bile sevişmemişsin. e evlilikte cinsel yaşam oldukça önemli bir nokta. evleniyosun. ilişki anında hoşuna gitmeyecek bir isteği veya davranışı olsa, iş işten geçmişken öğreneceksin. belki sana uymayacak belki fantezileriniz uyuşmayacak. belki ten uyumunuz sıfır vs. daha bunlar gibi bir sürü belki sayabilirim. işin özü kesinlikle evlenmeden önce sevişmek, o kişiyi tam anlamıyla tanımanıza ve ona göre karar vermenize katkıda bulunur.
devamını gör...

her an ölümü beklerken yaptığımdan pek farklı bi şey yapmazdım.
insanlara yardım etmek, dualarını almak ve en önemlisi vicdanımı rahat ettirmek için çabalardım.
devamını gör...

balzactan günümüze uzanan bir klasik.
goriot baba ile günümüzün analizini o kadar iyi yapmış ki sanki bir ailenin hayat hikayesini okuyormuş hissine kapılıyorsunuz zaman zaman. zamanının en iyi tüccarı olan goriot babanın tutumsuzluğu bunun yanında kızlarını şımarık yetiştirmesi ve sonunda da bir pansiyonda noktalanan hayat...

kızlarının goriot baba'yı sadece para istemesi için ziyaret etmeleri garip bir durumdur. goriot babanın son anlarında eugene isimli hukuk öğrencisi bulunmuştur. zaten pansiyondaki hayatı boyunca da eugene yardımcı olmuştur.
devamını gör...

tanım girmek için can atan ancak bir türlü çıkaramayan yazarların bulunduğu sözlüktür.
devamını gör...

çok beğendiğim aynı zamanda şarkılarını da çok sevdiğim, boyu hiç de umurumda olmayan, işini iyi yapan ama değeri bilinmeyen nadir sanatçılarımızdan biri.
devamını gör...

bertrand russell*ın 1930 yılında yaşam deneyimleri ile gözlemlerine dayanarak yazdığı, mutlu ve tatminkar bir hayat yaşamak üzerine olan kitabının adıdır.

kitap, yaşam kalitesini artırmak isteyenlere bir reçete niteliğinde olan popüler bir sağduyu ürünüdür. kişisel gelişim adına yazılmış bir çok kitapta aranan mutluluğun sırlarını açıklar.

russell'e göre mutluluk, bazı insanların bizim elimizden alabileceği temel insani haklardan birisi değildir. kişi mutluluğa başkalarını suçlayarak değil, belirlediği hedeflere erişmek için mücadele ederek ve bu mücadele sırasında eğlenerek ulaşmalıdır. kişi bu mücadeleyi iç dünyasında değil, sosyal yaşamına yönelerek vermelidir.


hoşnutsuzluk ile heves kırıklığının başlıca nedenlerinden birisi, insanın sevilmediği duygusuna kapılmasıdır. bunun aksi olarak, seviliyorum duygusu da, keyfi artırır. bir insan, sevilmediği duygusuna birçok nedenlerden kapılabilir. ya kendisinin hiç kimse tarafından sevilemeyecek derecede kötü bir insan olduğuna inanmıştır ya çocukluğunda fazla sevilmemiş ve bunu kabullenmek zorunda kalmıştır ya da gerçekten hiç kimsenin sevmediği bir insandır. bu sonuncusu, çocuklukta uğranılmış bir talihsizlik nedeniyle kendine güvenini yitirmiş olmaktan ileri gelebilir. sevilmediğini sanan kimse, değişik davranışlarda bulunur. sevilmek için büyük çaba harcar; örneğin, görülmemiş iyilikler yapabilir. ama bunda başarısızlığa uğraması çok olasıdır, çünkü iyiliğin asıl nedeni, iyilik görenlerce kolayca anlaşılır; oysa insanın yapısı, sevilmeyi az isteyenlere sevgi göstermeye uygundur.

hayatı güvenle karşılayanlar, güvensizlikle karşılayanlardan çok daha mutludurlar; hiç değilse kendilerine güvenleri bir felakete yol açmadığı sürece bu böyledir. üstelik her durumda olmasa bile, büyük bir çoğunlukla güven duygusu, başkalarının karşılaşacağı tehlikelerden kaçabilmeye yardımcı olur. bir uçurumun bir kıyısından öbürüne uzatılmış dar bir kalas üzerinde yürürken, korkanın düşme olasılığı, korkmayandan fazladır. yaşam yolunda da aynı durum vardır. korkusuz da beklenmeyen bir felaketle karşılaşabilir, ama çekingenin mutsuzluğa düşeceği birçok güç durumdan burnu bile kanamadan kurtulma şansı büyüktür. güvende olmanın bu yararlı biçimi çeşitlidir. birisi dağlarda, diğeri denizlerde, bir diğeri havalarda güvenli olur. ama genelde yaşama güvenmek, gereksinim duyulan sevginin bulunmasıyla mümkün olur.

güven duygusunu sevmek değil, sevilmek doğurur, ama bu duygu en çok karşılıklı sevgiyle oluşur. daha doğrusu, yalnız sevgi değil, hayranlık da bu etkiye sahiptir. anne-babası kendisine düşkün olan bir çocuk, bu sevgiyi bir doğa yasası olarak kabul eder. bu sevgi onun mutluluğu için büyük önem taşımasına karşın, üzerinde pek fazla durup düşünmez. dünyayı, önüne çıkmış ve büyüdüğü zaman çıkacak olan daha ilgi çekici serüvenleri düşünür. ama bütün bu dış ilgilerin ardında, kendisini her felaketten koruyacak bir anne-baba sevgisi bulunduğunu hisseder. şu ya da bu nedenle anne-baba sevgisinden yoksun kalan bir çocuk, korkuya ve kendine acıma duygusuna kapılır, pısırıklaşıp çekingen olur ve artık dünyaya görüp öğrenme isteği ile bakamaz. böyle çocuklar, şaşılacak derecede küçük yaşlarından itibaren hayatı, ölümü ve insanlığın kaderini düşünmeye başlarlar. önce melankolik olurlar; sonunda ise herhangi bir felsefe ya da inançtan medet umar, içlerine kapanırlar. oysa dünya, belirli bir sıra gözetilmeden serpiştirilmiş hoş ve hoş olmayan şeylerle dolu bir pazar yeridir. bunlardan anlaşılması mümkün bir sistem çıkarma isteği, aslında korkuya dayanır, daha doğrusu agorafobiden, yani açık alan korkusundan gelir. çekingen öğrenci, kitaplığın dört duvarı içinde güven duyar. eğer kendisini dış alemin de aynı biçimde düzenli olduğuna inandırabilirse, sokağa çıktığında da buna benzer bir güven duyar. eğer bu kişi daha fazla sevilmiş olsaydı, gerçek dünyadan daha az korkar ve onun yerine ideal bir dünya yaratma zorunluluğu duymazdı.

sevginin en iyi biçimini tarif etmek kolay değildir, çünkü her türünde az çok bir koruma niteliği vardır. sevdiklerimizin acılarına omuz silkemeyiz. ama ben, sevilenin uğradığı talihsizliğe acımanın da, ileride uğrayabilecekleri için endişe etmenin de, sevgide mümkün olduğu kadar az yer alması gerektiğine inanıyorum.

buraya kadar, kişinin hedef olduğu sevgiden, sevilmekten söz ettik. şimdi de sevmekten söz açmak istiyorum. sevmek iki türlüdür; birisi hayata karşı duyulan istek ve hevesin belki en büyük ifadesi, diğeri ise korku ifadesidir. bence ilki bütünüyle hayran olunacak bir durum, ikincisi ise, olsa olsa bir avuntudur. güzel bir günde göz alan bir kıyı boyunca vapurda giderken kıyıyı seyreder, manzaradan zevk alırsınız. bu, dışarıya bakmakla alınmış bir zevktir ve herhangi büyük bir gereksiniminizle bağlantısı yoktur. ama eğer geminiz batmış da kıyıya doğru yüzmekteyseniz, bu kıyıya başka türlü bir sevgi beslersiniz: kıyı, sizin için güvenliği temsil eder; güzel ya da çirkin olması önemli değildir. sevmenin üstün olanı, gemisi güvenli olan kişinin duygusuna benzeyendir; daha az güzel olanı da, gemisi batmış olana uyandır. bu iki türlü sevginin birincisini, kişi ancak güvendeyken ya da en azından kendisini kuşatan tehlikelere aldırış etmiyorsa duyabilir; ikincisi ise tam tersine, güvenli olmayan bir durumda bulunmaktan ileri gelir. güvenli olmayan durumun doğurduğu sevgi, diğerinden çok daha öznel ve bencildir; çünkü sevilen, nitelikleri için değil, işe yaradığı için değerli görülmektedir. böyle bir sevginin hayatta hiç yeri yoktur demek istemiyorum. aslına bakarsak, hemen hemen bütün gerçek sevgilerde her iki durumun yan yana bulunduğunu, sevginin güvende olmama duygusunu gerçekten sona erdirmesi kadar, dış dünyaya karşı zayıflamış olan ilginin tehlike ve korku anlarında yeniden doğduğunu görürüz. yalnız, böyle bir sevginin hayatta rolü olabileceğini kabul etmekle birlikte, diğerinden daha az güzel olduğunu da aklımızdan çıkarmamalıyız, çünkü bu sevgi, korkudan doğmaktadır, korku ise kötüdür ve çünkü sevginin böylesi bencil bir sevgidir.

en iyi sevgi, insanın eski mutsuzluklarından kaçmak için değil de, yeni mutluluklara kavuşmak umuduyla beslediği sevgidir.

sevginin en iyisi her iki tarafa da hayat verir; her iki taraf da sevilmekten haz duyar ve kendini zorlamadan sever; bu karşılıklı mutluluğun sonucu olarak iki taraf da dünyayı daha bir ilgiye değer bulur. sevgi taşımayan bir büyük istek, genel olarak ya gençlikte başa gelmiş bir talihsizlik ya daha sonraki yıllarda uğranılmış bir haksızlık ya da işkence korkusunu doğuran nedenlerden biri yüzünden insanlığa karşı duyulan bir çeşit öfke ya da nefretten ileri gelir. fazla güçlü bir benlik, kişiyi bağlayan bir zincirdir; eğer dünyadan tam olarak zevk almak istiyorsa, kişi bu zincirden kurtulmak zorundadır. gerçekten sevebilme yeteneği ise, kişinin bu zincirden kurtulmuş olduğunu gösteren belirtilerden biridir. sevilmek hiçbir zaman yetmez; sevilmek sevgiye yol açmalıdır ve ancak bu iki kapı eşit olarak açık tutulursa sevgi en büyük olanaklarını gerçekleştirebilir. karşılıklı sevgi tomurcuğunun açmasına engel olan psikolojik ya da toplumsal bütün nedenler, dünyanın yaşamış olduğu ve hala da yaşadığı büyük kötülüklerdir. insanlar yanılmış olma korkusu ile hayranlık göstermekte yavaş davranırlar; sevdiklerinin ya da her şeyde bir kusur bulan insanların kendilerine acı çektirmesinden çekindikleri için de sevmekte yavaş davranırlar. ahlak ve sağgörü adına tedbirli olmak istenir, bunun sonucu olarak da sevgide cömertlik ve ataklık hoş görülmez. bu ise insanlığa karşı çekingenlik ve öfkeyi doğurur, çünkü böylece birçok insan yaşamları boyunca gerçek temel gereksinimlerinden ve onda dokuzu da dünyaya karşı mutlu ve coşkunca davranışın vazgeçilmez koşullarından yoksun edilmiş olur.

bir yatırım tavsiyesi değildir, şuradan indirilip okunabilecek okuma tavsiyesidir.
afiyetle okuyunuz efendim..
devamını gör...

izmir’deki buca hüseyin ateşoğlu ortaokulu'nda okuyan çocuklara "sosyal etkinlik" adı altında hacı bayram veli camisi temizletildi.


okul öğretmenlerinin bulunduğu whatsapp grubunda paylaşılan görüntülerde yaşları 10 ila 13 arasında değişen çocukların ellerinde bezlerle camiyi temizlediği görüldü. öğrencilerden biri vantilatörü temizlemek için tabureye çıkarken bazı öğrencilerin ise duvarları sildiği görüntülere yansıdı. görüntüler, veliler ve öğretmenlerin tepkisine neden oldu.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
yaşananlara tepki gösteren eğitim sen izmir 5 no’lu şube örgütlenme sekreteri mustafa yıldız,''öğrencileri okulun dışında bir geziye, bir müzeye götürürken bile bir sürü prosedür karşımıza çıkıyor. bu etkinlik için izin alınmış mıdır? ve bu etkinlik sonunda nasıl bir kazanım beklediklerini merak ediyoruz" diye konuştu.

buradan
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim