oha! dışarıda resmen bahar havası var. kaldırım kenarlarında da papatya gördüm mü tamamdır. hayat güzel mi ne?

günaydın sayın yazarlar. bugün acayip mutlu olmaya karar verdim. siz de öyle yapın.
devamını gör...

içerisinde bulunduğum yegane kulüptur, burada olmaktan çok mutluyum. son 4-5 aydır aktif olan bir kulüp. kitap okuma temelli ama bazen filmler de belirleyip izliyoruz. oldukça farklı meslek grupları olduğu için tartışmalar çok yönlü oluyor. özellikle tarihçi ve edebiyatçı arkadaşlarımızın görüşleri, karakterlerin psikolojik incelemeleri derken çok keyifli oluyor. bana birçok şey kattı. her toplantıdan sonra bir yığın not alıp onları irdeliyorum kendime farklı şeyler katabilmek adına da bir yol oluyor.
ayrıca öyle sıkı sıkı disiplinli bir grup değil. sen üç toplanti yoktun hadi şimdi by by diyen yok.
katılabildiğiniz kadar katılıyorsunuz o kadar.
kısacasi ben daha uzun süre kalirim buralarda.
devamını gör...

kelimenin sonuna geldiğinde istisnasız* hepsini kötü yapan fikir babası ek.
devamını gör...

demir eksikliği anemisi,özefageal web ve splenomegali birlikteliğinin bulunması ile karakterize bir sendromdur.
bu hastalarda özofagus yassı (skuamöz) hücreli kanser riski artar.
devamını gör...

napolyon için en utanç verici "yenilgi".

napolyon, 1807 yılında elde ettiği bir başarının ardından, başarının verdiği keyifle bir etkinlik düzenlenmesini ister. etkinlik açık hava yemeği ve tavşan avı olarak düzenlenir.

av için 3000 kadar evcil tavşan alınır ve etkinlik alanına getirilir. evcil olmalarının nedeni, yabani tavşanlar gibi insanlardan kaçmalarını önlemektir. av saatine kadar aç kalan gariban tavşancıklar alana salındığında, herkesin beklediğinin tersine gelişir olaylar. tavşanlar açlığın verdiği gözü dönmüşlükle, kendilerine yiyecek vereceklerini sandıkları parlak giysili adama -yani napolyon'a- topluca saldırırlar. napolyon canını, arabaya binerek zor kurtarır ve bu olay da waterloo muharebesi'nden bile utanç verici bir anı olarak hafızalarda yer edinir.
devamını gör...

washington post’un dünyanın sayılı tıp dergilerinden bmj’ye dayandırdığı haber irlanda’da geçiyor. ismi açıklanmayan 84 yaşındaki bir adamın baş ağrısı şikayetiyle hastaneye gitmesi sonrasında doktorlar rutin kontrolleri yaptı ve adamın röntgeninin çekilmesini istedi. baş ağrısının yanı sıra sol tarafında bir ağrı ve yürümede sıkıntı yaşayan hastanın röntgeni kısa sürede çekildi. fakat doktorlar röntgeni inceledikten sonra tıp tarihinde eşi benzerine çok zor rastlanan bir sonuçla karşılaştı. doktorlar, 84 yaşındaki hastanın beyninin sol tarafının olmadığını fark etti.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


o değil de benim de başım çok ağrıyor bu aralar lan yoksaaa???.
devamını gör...

doğru bir önerme olduğunu düşünmüyorum.
insan "unutan varlık" anlamına gelir. unutmak bizim doğamızda var. çoğu şeyi unuturuz; acılarımızı, üzüntülerimizi, göz yaşlarımızı, hepsini bir bir. beyin daha fazla acı çekmemek için bir şeyleri hep silmeye çalışıyor. ama ne kadar iyi silse de izi hep kalıyor. işte bizim alıştığımız o izlerdir. o izler hiç geçmez ve biz o izlerle yaşamayı öğreniriz. adına "alışmak " denilen.
alışmak da tıpkı unutmak gibi doğamızda olan bir eylemdir. hatta bazen alışmak istemesek bile alışıyoruz.
yani bence hem unutmak hemde alışmak var. ikisi birbirini tamamlıyor.
devamını gör...

ingilizce'deki father complex teriminin türkçe'deki karşılığı olup en basit tabiriyle; baba figürünün çocuğu (bu çocuk genelde kız çocuğu olur) üzerindeki olumsuz etkisi olarak bilinir. erkeklerde daddy issues yaşanması ihtimali kızlara oranla düşüktür.

bu kompleksi oluşturan birçok farklı sebep var;
-babanın hayatta olmaması,
-olması fakat sorunlu olması,
-babanın terk etmesi,
-annenin sineye çektiği olumsuz baba hareketleri
.

bunlar kız çocuğunun kafasında birçok düşünceyle şekillenir ve yaşamını ciddi oranda etkiler. her ne kadar esprisi yapılıp "kızlar meriçleri seviyoğ yha" dense de temelde sorun çok büyüktür. çocuk baba figürü olmadan ve/veya sorunlu bir baba figürüyle büyür. ona göre birinin bağırıp çağırması, şiddet uygulaması, tabir-i caizse ş*refsiz olması gayet normaldir. bir kere öyle görmüş, o düzenle yetişmiştir.

erkek çocuklarda kendini içe kapanıklık, korkaklık şeklinde gösterir. çocuk burada erkek oluşunun tamamen farkında olmayabilir. büyüyünce de babasından gördüklerini/görmediklerini uygulamaya başlar. muhtemelen şiddet (her türlüsü) ona normal gelecektir.

işbu durum kadınlarda daha fazla oluşmakta. babasıyla arasında iletişimsizliğe/sağlıksız iletişime sahip kadınlar, bunu ilerideki yaşamlarına aksettiriyor. partnerleri çoğu zaman babalarına benzeyen bireyler oluyor. eğer annesinden "babanın her hareketi sineye çekilmeli" mesajını almışsa şiddet görse dahi susmayı tercih ediyor. doğrudur, bu kadınlar cinselliğe düşkün olur ancak her cinsellik düşkünü kadın kompleksli değildir. millet sorunlu sevgilisi olan, tabir-i caizse cinsel birlikteliğe düşkün her kızı daddy issues diye tabir ediyor; o kızlara psikolojik vaka gözüyle bakıyor. öyle bir şey yok arkadaşlar. bundan kurtulabilmek adına babasının tam tersi özelliklere sahip biriyle birlikte olan yahut kendini bu kompleksten koruyan kızlar da var. aynı zamanda komplekse sürüklenmiş olduğunun farkında olmayanlar da -ki bu kızlar çok tehlikelidir. babasından alamadığı intikamı birliktelik yaşadığı kişiden almaya, hem kendisini hem o kişiyi yormaya başlayabilir.

çevrenizde daddy issues yaşadığından emin olduğunuz bir kadın varsa; ona her erkeğin babası gibi olmadığını, değerli, sevilmeye layık,önemli biri olduğunu her durumda hatırlatın çünkü onlar en çok "değersiz, sevilmeye layık olmayan, önemsiz biri" olarak tabir ederler kendilerini...

şimdi size bunu bizatihi yaşamış birinin gözünden anlatacağım;
"baskıcı, dikdatör kılıklı, anlayışsız bir aileye doğan baba; ailesinden gördüğü ne varsa, kendi ailesine uygulamaya başlar. işi uğruna çocuklarını sürekli ihmal eder, hatta çoğu zamanını şehir dışında geçirir. daha sonra eşini aldatmalar, kavgalar başlar. bundan en çok etkilenen ise babanın ilk iki çocuğu olur. kızın çocukluğu ve ergenliği depresyonla, erkeğin çocukluğu güzel lakin ergenliği hovardalıkla geçer. kız kendisini değersiz görmekte, "babasının sevmediğini kim sevsin?" diye düşünmektedir. erkek ise "ben evlenmeyeceğim, benim çocuğum olmayacak" şeklinde sözler söylemektedir. ikisinin de sorunu aynıdır; ya babam gibi biri olursa korkusu.

kız zamanla etrafındakilerin erkeklerden oluştuğunu, çoğunun da sorunlu bireyler olduğunu fark eder. sigara içen, küfreden, şiddete meyilli kişilerle arkadaşlık yapmaktadır. cinselliğe bakışı yoktur, cinsel birliktelik gözünü korkutmakta, bir erkeğin ona farklı niyetlerle yaklaşması ödünü koparmaktadır. bu nedenle gördüğü kabuslarda birinin onun peşinde olduğunu, ona tecavüz etmeye çalıştığını görür fakat bir gün aniden bunun doğru davranışlar olmadığının farkına varır. kısmet, kız kendini kurtarmaya başlamıştır bile. bir sorun vardır; erkek kardeşi. tıpkı babasına benzeyen bu çocuğa aşırı üzülmektedir. onun ruhunu nasıl kurtaracağını düşünür durur. danışmanlardan yardım alır. yıllar sonra kendisini de, kardeşini de kurtarır. kitaplarla, mükemmelliyetçi yapısı nedeniyle seçtiği doğru kişilerle hem ruhunu, hem kardeşinin ruhunu aslanın ağzından çekip almıştır.

••

not: anlatılan olayın anlatılması konusunda, taraflardan gerekli izinler alınmıştır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yalan mı?
devamını gör...

küfürlü entry yazmak isteyenler başka sözlüklere gidebilir, özgürsünüzdür sonuçta değil mi?
küfür toplumumuzda öyle bir hal aldı ki, her şeye söver olduk. adeta son birkaç yılda küfür toplumun içine işledi. bırakın bari burada olmasın küfür.
devamını gör...

ev tozu akarının iki türüne de sahip olduğum,bir gün değil bir an bile yaşatmayan aşırı tepki.üstteki yazarın belirttiği şikayetlerin tamamını yaşıyorum.tek çare aylık aşı,burun spreyi ve her gün aldığım hap.tedavi olmam derseniz buyrun ileri astıma.
devamını gör...

eskiler;babanelerimiz,dedelerimiz,
anneannelerimiz, bazen derin bir iç çekip;
ah çocuğum biz neler çektik,neler gördük deyip başlarlar anlatmaya.bu anıları dinlemek kendimiz yasamiscasina travmatize eder aslinda.ya da başkasına anlatırken çoluk cocuk duyuyorsa farkında olmadan yine aynı şekilde.yani travma sadece kendinin yasamasiyla değil şahit olmayla da olur. şahit olma ;gorme
(tvde,sosyal medyada,gercekte) duyma şeklinde olabilir.literaturde buna dolaylı travma denir ve doğrudan travma kadar etkilidir.bu bizde çok yapılan hatalardandir.bu konuda farkındalık kazanalım ve kazandiralim.farkinda olmadan kendi travmamizla başkasını travmatize etmeyelim..
devamını gör...

kafa sözlükte ayın en iyi 10 yazarı olmak için yapılması gerekenler konseptli video çekip youtube'a atması gereken yazarlardir.

ben destan da yazsam, hatim de indirsem milim kıpırdamıyor karma puanım. ne yapıyorsunuz top 10 listesine girmek için?
az whisleyin kulağıma bizi de görün*
devamını gör...

sonbahar...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kafamda bir kaç yazar var ama hedef göstermeme adına isim vermeyeceğim. 3 tür yazar var sözlükte:
1- gerçekten içerik olarak çok kaliteli başlıklar açan, güzel tanımlar yapan yazar. helal olsundurlar. favori yazarlarım bunların arasında.
2- genelde başlık açmayan, ama iyi kötü bir çok başlığa uğrayıp kendince karalamalar yapan yazar. ben de bu gruptayım. ilk maddedeki yazarlar kadar kalite anlamında katkı sunmasalar da sözlük sirkülasyonu adına faydalıdır.
3- lollik yazar. lolliktir.
devamını gör...

uçak gemilerindeki uçakların kısa sürede kalkış hızına ulaşıp tam yükle kalkabilmesi adına uçağı hızla fırlatan mancınık vari sisteme verilen addır. katobar ismiyle de anılır bu sistemler. amerika ve fransa uçak gemilerinde bu sistemi kullanmaktadır ki çin'in bu sene suya indirmeyi öngördüğü type 003 uçak gemisi de bu sistemi kullanacak. artı ve eksileri söz konusudur. bu sistemin yanında bir de stobar sistemi vardır ki ona ayrıca gireceğim.

sistemin çalışma prensibi basittir. eskiden geminin kazanlarındaki buhar basıncının gücü ile şimdi ise elektromanyetik sistemler ile uçak bağlı olduğu halattan fırlatılır(çin'in geliştirmekte olduğu type 003 ve yeni nesil amerika uçak gemilerinde var elektromanyetik fırlatma sistemi ki emans diye geçer). bu o denli hızlı bir fırlatma olur ki uçak çok kısa sürede kalkış hızına denk bir hıza ulaşır ve tam silah yüküyle kalkışını sağlar.

artı tarafta başta belirttiğim üzere tam silah yüküyle kalkış kısmı vardır ki muharebe sahasında ciddi bir avantaj sunar. öte yandan stobar tekniğinden daha hızlı bir şekilde daha kısa sürede daha fazla uçak gemiden kalkış yapabilir ki muharebe sahası için o fazladan tek uçağın bile kalkışı çok şeyi değiştirebilir.

eksilerine gelirsek o noktada ilk başta katobar ile fırlatılan uçakların kalkıştaki yakıt sarfiyatları stobar tekniği kullananlara daha fazladır ki bu da uçağın muharebe yarıçapına olumsuz etkiler yapar. bunun yanında her ne kadar basit bir çalışma prensibi olsa bile uçak gemisinde katobar için farklı parçalar ve bakım süreçleri vardır ki bu süreçlerin dikkatle izlenmesi gerekir. zira bu sistemde olabilecek bir aksilik koca uçak gemisinin uçak hangarına dönüşmesine sebebiyet verecektir.
devamını gör...

1927-1989 yılları arasında yaşamış olan bir psikiyatristtir, radikal psikiyatri akımı içinde yer alır ve işlevselcilerin çizdiği mutlu aile tablosunu eleştirir. laing aile üyelerinden en az birinin şizofrenik olduğu aileler üzerinde çalışmış, şizofreninin “delilik” olmadığını, şizofrenik olduğu ileri sürülen bir davranışın aile ilişkileri bağlamında ele alındığında anlamlı olabildiğini savunmuştur. diğer bir deyişle laing’e göre şizofrenik davranış ancak aile ilişkileri bağlamında anlaşılabilir ve makul bir davranış olarak kabul edilebilir.

laing ailenin bir dizi etkileşimden oluştuğunu, bu etkileşim sırasında üyelerin birbirleriyle karmaşık bir taktik oyunu oynadıklarını, oyun sırasında da bir dizi strateji kullandıklarını, ama bu etkileşimlerden bazılarının bireyler için zararlı, sömürücü veya yok edici olabildiğini ileri sürer. etkileşimin nasıl zararlı olabildiğini jane örneği ile anlatır. şizofrenik olarak tanımlanan jane hareketsiz oturmakta, sadece beslendiği zaman yemek yemekte, kendi düş dünyasında yaşamaktadır. bu dünya bir tenis oyunundan ibarettir ve jane de tenis topudur. gerçek dünyada jane’in ailesi bir çatışma yaşamaktadır, aile ikiye bölünmüştür, birbirleriyle iletişim kurmamakta, sadece jane aracılığıyla iletişim kurmaktadırlar. bu gerilim çok arttığında jane kaçmakta ve kendi düş dünyasına sığınmaktadır. ama düş dünyasındaki tenis oyunu ailedeki iletişim desenini temsil etmektedir, yani bu dünya bile ailesinden tamamen kaçmak için yeterli değildir.

bu vaka, ailenin bireyi nasıl sömürdüğünü ve aile içi etkileşimin nasıl zararlı olabileceğini gösteren bir örnektir. laing, ailenin çoğunluğu tarafından paylaşılan değer, inanç ve genel kanıyı, aile içindeki yoğun ilişkiler ağını ifade etmek için (bkz: aile nexusu)kavramını kullanır. nexus aile bağı değildir, ailedeki herkesin uyması beklenen ortak değerlerden oluşan son derece güçlü bir ağdır. nexus aile kimliğinin güçlenmesini ve sürdürülmesini sağlar, ama ailedeki her bireyin diğer bireylerin görüşlerinden, düşüncelerinden ve kendisine yönelik tutumlarından derinden etkilenesine, diğerlerinin düşündüğü gibi düşünmeye çalışmasına neden olur. nexus yüzünden aile bireyleri birbirlerinden sürekli olarak ilgi ve dikkat isterler. laing’e boğucu bir bağ olan nexus aynı zamanda aile bireylerini diğer aile bireyleri tarafından maniple edilebilecek, kolayca incinebilecek savunmasız bir hale getirir. aile nexusu içindeki etkileşim karşılıklı içselleştirme ile sonuçlanır.

bu kavram, aile üyelerinin aile kimliğini kendi kişisel gelişimlerini, özellikle benlik gelişimlerini sınırlayacak şekilde içselleştirmelerini ifade eder. bireyler aileyi içselleştirirler, aile üyeleri birbirlerinin ve bir bütün olarak ailenin bir parçası haline gelirler ve kendi benliklerini, özgürlüklerini ve kendi farkındalıklarını kaybederler. aile değerleri ve tutumları bireyin kendi değerleri ve tutumları haline geldiği zaman birey artık özerklik duygusunu kaybeder. yani aile kimliği, bireylerin özgürlükleri pahasına sağlanır ve bireye zarar verir. laing’e göre aile bireylerinin aile kimliğini kendi kişisel benlik gelişimlerini sınırlayacak şekilde ve derecede içselleştirmeleri sorunludur, aile değerleri bireyin kendi değerleri haline geldiğinde birey kişisel özgürlüğünü ve farkındalığını kaybeder.

leach gibi laing de aile üyeleri arasında bağımlılığın ve karşılıklı bağlanmanın çok yoğun olmasının aile üyelerinin kendileri ile toplumun geri aklanı arasına bir bariyer koymasıyla sonuçlanacağını düşünür. laing için aile üyeleri bir aile gettosu içinde yaşamaktadır. aile dış dünyadan korkmaya başlar ve aile içinde aşırı korumacı davranışlar görülür. dış dünyanın bir tehdit oluşturduğu duygusu ve aşırı korumacı davranışları nexusu daha da güçlendirir. laing bu durumda aile üyelerinin, özellikle çocukların dünyayı “bize benzeyen insanlar” ve “onlara benzeyen insanlar” şeklinde görmeye başladıklarını belirtir. bu oldukça tehlikeli bir sonuçtur çünkü bu ayrım daha sonra kolaylıkla ırklar, etnik gruplar, mezhepler, dinler ya da sınıflar konusunda ayrımcı davranışlar göstermeye dönüşebilir. dolayısıyla bu ayrım sadece ailenin kendisi için değil, toplumun bütünü için de zararlıdır. l

leach ve laing’in çalışmaları çeşitli açılardan eleştirilmiştir. ikisi de aile hakkında detaylı bir alan araştırması yapmamakla eleştirilmektedir, üstelik laing’in çalışması sadece şizofrenik bir üyesi olan ailelerle sınırlıdır. bir diğer eleştiri leach’in çalışmasının aksine laing’in çalışmasının tarihsle perspektiften yoksun olduğu yönündedir. her ikisi de toplumsal sınıfları ya da sınıf ve aile arasındaki ilişkileri görmezden gelmekle eleştirilmiştir. ayrıca ikisi de sadece batı toplumlarını analiz etmekle eleştirilmişlerdir
devamını gör...

muhtemelen uyanamayacağım sabah.
devamını gör...

bazen insanlara çok sinirlenebiliyorum, belki kırıcı olabiliyorum. ama gerçek şu ki; ben hiç kimseye kin tutamıyorum, nefret edemiyorum.
kim olursa olsun fark etmiyor. belki bu yüzden defalarca zarar etmişimdir, üzülmüşümdür ama kendimi değiştiremiyorum.
duygusal yaşamayı seviyorum belki de.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim