pek sevgili yazarlarımızın sıklıkla tercih ettiği drinkler.

şarap son zamanlarda çok başımı ağrıtıyor.
aslında yalnızken en güzel giden alkol bence şarap. ama malesef artık içemiyorum. içmeye başladıktan çok kısa bir süre sonra şiddetli bir baş ağrısı başlıyor.
su tüket dediler, suda karıştırılan bir zımbırtı tavsiye ettiler ki internette de çok övülüyor fakat nedendir bilinmez sanırım ben şarap kotamı doldurdum.

aslında en sevdiğim viski ama fiyatlar malum. ayda bir içiyorsam şükrediyorum ikiye değme keyfime.

rakı son zamanlarda denediğim ve ertesi gün en az etki hissettiğim alkol oldu. bende mi bir şey var rakı da mı bilemedim. çünkü genelde ağır olur demişler.

tekilayı sevdim sürekli olmuyor ayda yılda bir gerekli çoğunluk toplandığında.

votka bir ara severek içerdim sonra o da şarap gibi korkulu rüyam oldu. içilen odaya girmeye bile çekiniyorum adeta. şaka şaka bir süredir içmiyorum çünkü ağır gelmeye başladı.

bu gece ki tercihim bira. severim kendilerini. ara ara kafam eser düşünmeden alırım. yaz günleri güzel gider. muhabbetin yanında iyi gider. yalnızkende olur. ee daha ne ister bir insan?

şerefe o zaman.
devamını gör...

odadan çıkıp hoş geldiniz dememek için ölü taklidi yapıyorum.
devamını gör...



bazen sevdim bazen sevildim
uzadı burnum sivrildi dilim
kırdıysam sizleri özür dilerim
artık helalleşelim.
...
vazgeçtim övülmekten
vazgeçtim sövülmekten
vazgeçtiğim ne var ne yoksa hepsi sizin olsun!
devamını gör...

"kendinizi dinleyin ve uzay ile zaman'ın sonsuzluğunun içine bakın. yıldızların şarkısı, sayıların sesi, kürelerin uyumu orada yankılanmaktadır.
her güneş, tanrı'nın bir düşüncesidir ve her gezegen ise bu düşüncenin aldığı bir biçimdir. ey ruhlar! binbir zorluk çekerek yedi gezegenin ve onların onların yedi göğünün yollarından aşağıya inip tekrar yukarı çıkmanızın nedeni işte bu ilahi düşünceyi tanımak içindir.
yıldızlar ne yapmaktadır? sayılar ne demektedir? küreler neyi dönüp dolandırmaktadır? ey kayıp ya da kurtarılmış ruhlar, onlar sizin yazgılarınız hakkında konuşmakta, şarkı söylemekte ve düşünmektedirler!"
devamını gör...

sözlük rozetlerine, yazarların istedikleri şekilde değerlendirebileceği boş bir rozet eklenebilir ya da onun yerine rozet bölümüne istediğimiz şeyi koyabileceğimiz bir seçenek mesela.

tanım: dikkate alınıp alınmadığını merak ettiğim öneriler.
devamını gör...

öncelikle iyi, keyifli bol rock'lı bir yayın diliyorum. system of a down* favorim olmak üzere korn, limpbizkit ve linkin park da dinlerdim.
tekrar keyifli olması dileğiyle, iyi yayınlar hanımlar. *
devamını gör...

(bkz: öven çıksın beyler kasıyor)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

her şeye inanmak.babam kardeşimle bana kumbara almıştı. damlaya damlaya göl olur.para koydukca cogalir gibi düz mantık bir cümle kurdu.ben naptım.10 kr atıp bı 5 saniye bekleyip aciyodum yeni 10 kuruslar oluscakmi diye.o kadar salaktim. açardım bişey yok bı 10 sn daha bekliyim derdim.saka olsa keşke
devamını gör...

-anneanneeee!
+canımmmm!
-anneanneeee!
+bebeğimm! kurban olsun anneanneniizzz!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

feminist, feminizm savunucusu. peki feminizm ne anlama geliyor? sadece kadın haklarını savunan ve dile getiren bir ideoloji değildir feminizm. maalesef kadınlar daha fazla ezilen kısmı temsil ettiği için ilk akla gelen kadın hakları. aslında feminizm herkes, her insan içindir. kadınları üstün görmenin değil, kadın erkek eşitliğinin derdindedir. kadınların ve erkeklerin eşitliğini savunan herkes feminizm temsilcisidir.
kadın olarak fazladan bir ayrıcalık istemiyoruz. herhangi bir insanın dini, dili ,ırkı ve cinsiyeti ve de cinsel tercihi daha fazla ya da daha az saygı görmesi anlamına gelmiyor.
bir şarkı bırakıyorum buraya buradan.
devamını gör...

biliyorum çok yalnış.. ama nasıl güzel bir yalnışsın sen.. ah canımın içi..böyle şeyler sadece kitaplarda olur.bilmediğimiz bir denizin içinde boğuluyoruz şimdi.
devamını gör...

(bkz: türkiye)
devamını gör...

şunu öğrendim ki balıkların çoğu yaşlanınca ömürlerini boşuna geçirdiklerini söyleyip yakınırlar. sürekli sızlanıp herkesten şikayet ederler. ben bilmek istiyorum, hayat gerçekten bir avuç yerde durmadan dönüp durmak, sonra da yaşlanıp ölüp gitmek mi yoksa bu dünyada başka türlü yaşamak da mümkün mü?

samed behrengi - küçük kara balık
devamını gör...

kaliteli tanımları olan, kötü düşüncelerden uzak iyi kalpli yazar. sadece tek bir şey kaldı, seni cem karaca hayranı yapmamız lazım. tamirci çırağı falan seviyormuşsun zaten, işimiz o kadar zor değil.
devamını gör...

sevmeyelim de taşa mı dönelim yiyeceği.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

#56894 numaralı kanımı donduran entry ile konuya yazmak istediğim durum. bal gibi de yeni bir devlet kurulmuştur. bazı meczuplar meşrutiyeti de 2.abdulhamid'in kendi elleriyle yayınladığı kanısındalar. halkın aydın kesimi sayılan eski jön türkler yani ittihatçılar yayınlatmıştır. zaten iki kez meşrutiyetin ilan olma sebebi de pek saygıdeğer 2.abdulhamid'in meşruti yönetime geçmemekte direnmesidir. hükümeti devrildikten çok çok sonra bir osmanlı askeri olarak görev yapan mustafa kemal, damat ferit devrildikten başa vahdettin geldigi vakit, bizzatihi vahdettin tarafından idam fermanı yayınlanıp köşe bucak aratılmıştır. ingiliz sevdalısı padişahın emrine halk boyun eğip mustafa kemal'i teslim etmemiştir. ancak samsun'dan başlayan kurtuluş savaşı ateşi bir reformla değil devrimle sonuçlanır. türkiye cumhuriyeti devleti başka bir devletin devamı değildir. sıfırdan, fransız'ın, ingiliz'in, italyan'ın işgali altındayken, halkın tırnaklarıyla kurulan devlettir. ingilizler tarafından osmanlı'nın tüm orduları terhis edilmiştir ancak bir tanesi hariç. kazım karabekir'in doğu cephesindeki ordusu. amasya görüşmeleriyle başlayan bu serüven, trt'nin tırt dizilerindeki koltuk sevdasına benzemez. sözlerinizi dikkatli seçmenizi öneriyorum. evet, osmanlı bizim tarihimizdir ancak sakın ha, bunu sadece bir yönetim biçimi değişikliği olarak görmeyin. kimseye hak verilmez, hak dediğiniz kazanılır. yargılanmamak için yurtdışına kaçan, son osmanlı, vahdettin sultan, ülkenin yönetimini mustafa kemal'e elyaf yastıklarda takdim etmemiştir. mustafa kemal, buna rağmen kazananlardandır. kan bağı inancıyla değil, aklıyla devlet başkanı olmuştur.

tanım: mustafa kemal'e sevgi beslemek zorunda değilsiniz, ama saygı duymak zorundasınız. oğuz kağan atanızsa, mustafa kemal de atanızdır. tüm dünyanın kabul ettiği, en büyük liderlerdendir. sizin tarihinizdir, benim tarihimdir, bizim tarihimizdir.
devamını gör...

kadınların ikinci kez doğduğu yaş.
bir kadın iki kere doğar ilki anasından, ikincisi kırkından sonra hatalarından.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

indeterminacy of translation

willard van orman quine tarafıdan 'word and object' adlı eserde ortaya atılmış olan iddiadır. üç maddeyle mutlak geçerli bi çevirinin imkanını reddeder quine. burada dikkat edilmesi gereken husus, çeviriden kastedilenin bir dilden bir diğer dile nakledilen anlamın işlem sırasında uğradığı dezenformasyon, hatta transformasyon olduğu. yani kısaca soruşturmanın ucu pozitif bilimlerden dilin imkanına kadar dayanmakta.

üç maddeden ilki 'referansın belirsizliği', yani kelimenin göndergesini saptamanın mümkün olmadığıdır. quine'in burada işaret ettiği şey direkt dil ve gönderge problemidir. burada meşhur gavagai örneğini verir. anadili bilinmeyen bi kabile mensubu tavşan gördüğü zaman gavagai dediğinde o dile yabancı olan biri tavşanı kastettiğini düşünür ve gavagai'i bir tavşan olarak çevirmiş olur kendi diline. ancak belki de o kabileci dayının kastettiği şey ''aa yiyecek bulduk lan'', ''hadi şu köftehoru avlayalım'', ''offf yavrum hepsi senin mi'' olamaz mı?? heh tabi ki zamanla gözlem ve deneme/yanılma yoluyla bu opsiyonlar azalır ve doğru çeviri için elimizde daha az şık kalır. ancak quine burda da devreye girer ve der ki, kardeşim eyvallah daha az ihtimal kalır diyosun da senin bu gözlemler ile şıkları elemen için doğru soruları soruyo olabilmen lazım, doğru soruyu sorman için de o kabile dilinin gramer ve jargonunu biliyo olman lazım. biliriz ulan ne var dediğinizi duyar gibiyim ama bunu insanoğlunun dil dediğimiz şeyin ilk farkına vardığı zaman için düşünün bi de. felaket bi tablo gerçekten..

ikincisi holofrastik belirsizlik.. yani bu çok uzun gider ama kısaca şöyle diyebiliriz: tercüme yapan kişilerin sahip olduğu inançlar tercüme ettikleri metni etkiler. iki farkı inanca sahip kişi aynı metni iki farklı şekilde tercüme eder ve bizim hangisinin doğru olduğunu söyleyecek nesnel bi ölçütümüz yoktur. özellikle quine'in naturalized epistemology dediği şey bunla direkt bağlantılı

üçüncüsü de bilimsel teorilerin belirsizliğidir. bu en uzun gidecek olan itirazdır. hala bu konudaki tartışmalar alev alev devam eder. quine'den sonra bayrağı pierre duhem almış yürütmüş ve bilim felsefesi literatürüne sokmuş. mevzu şu ki hiçbi bilimsel teori asla ve asla analitik incelemeyle empirik olarak kanıtlanamaz. kesinlikle her teorinin bir bütün olarak test edilmesi gerekir ki bu da mümkün değildir. çünkü deney ceteris paribus gibi kavramlarla yürür başlatmayın biliminize..

çok girift metinlerdir quine'in metinleri. özellikle indeterminacy of translation bölümü için hilary putnam, transendental dedüksiyon'dan sonra en kazık metin demiş.
devamını gör...

en büyük hayali güneye yerleşip, kafe açmak olan plaza çalışanı ile kıyasıya kapışır. (bkz: al birini vur ötekine)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim