tam bir baş belasıdır. yani tam tabiri ile baş belasıdır. standart bir baş ağrısının kaprisli ve ısrarcı halidir. asla dikkatin kendi üzerinden başka bir yöne kaymasına müsade etmez.

her şey tetikleyebilir migreni. zaten kendisi dolu bir silah gibidir ve nerde, ne zaman başlayacağı hiç belli olmaz. geldiğini belli etse de yapılacak pek bir şey yoktur. migren bir deprem korkusudur.

migrenden mustarip olan herkes bilir ki migrenin dolu bir silah gibi olduğunu. patlamak için minik bir dokunuş yeter. çok hassas bir tetik beyin çeperlerinde nükleer patlamalara neden olabilir.

insan kendini avutmak ister migrenin dahilerde görüldüğü safsatası ile ama mide bulantısı da başlayınca sahip olunduğuna inanılan dehanın içinizdeki hortuma hiçbir etkisinin olmadığını görmek thomas edison’ın hışmına uğramış nikola tesla’ya döndürecektir kişiyi.

belki uyku bir çare olabilir, eğer uyku uyunabilecek gibiyse. ancak asla değildir, migrenzedeler bilir bunu. o zaman yapılacak tek şey uygun bir anda pi’yi üç alıp placebo’nun etkisini göstermesini beklemek ve melodisi zihinde yankılanan şarkının son dizesindeki isteği yerine getirmektir.

bubblegun

muhattabına da burdan sesleniyorum: şu sakızı tükür at artık.
devamını gör...

bir recep tayyip erdoğan esprisidir.

cumhurbaşkanım bu nasıl makara yahu yarıldım yemin ederim.
devamını gör...

"nefes almadığında bedenin ölür.
sevmediğin zaman da ruhun ölür."
petır dınov
devamını gör...

fatih erdemci-ben ölmeden önce.
devamını gör...

"her acı büyütür içindeki çiçeği
dönersin kendine budur aşkın gerçeği
inan inan ki çok üzülürsün kendinsin geç kaldığın
unutma çıkar bir yerden tadı sevdanın
beee beee ğimmmmmmmm
üzülürsün kendinsin geç kaldığı. "
yıldız abla'mızdan şarkı murat abimiz de güzel söylemiş.
devamını gör...

bence ek olarak; bülent tanör'ün "osmanlı türk anayasal gelişmeleri" ve "iki anayasa" kitapları da temin edilip okunmalıdır.

hatta "anayasal gelişme tezleri" bu iki kitap okunduktan sonra okunmalıdır zira öncelikle tarihsel gelişim süreci "osmanlı türk anayasal gelişmeleri" kitabında gayet güzel anlatılır.

"iki anayasa" ise 61 ve 82 anayasalarının mukayesesi üzerine kuruludur lakin bu anayasalara karşı verilen toplumsal ve siyasi refleksleri de gayet güzel anlatır.

zaten "anayasal gelişme tezleri" sonradan derlenmiş bir eserdir ve bu ikisinden sonra okursanız daha tamamlayıcı bir nitelik arz eder diye düşünüyorum.

tabi şu ķısım önemli; bülent tanör hocanın dili ve anlatımı durudur. hukukçu olmayanların anayasal gelişim süreçlerini hem hukuki hem toplumsal yönden idraki açısından, bir anayasa profesörünün gözünden okuması şanstır. sürekli bir kavram bombardımanı altında kalmazsınız. işin teknik boyutu sizi yıpratmaz. misal iki anayasa kitabında nükteli bir anlatımı vardır ki, bu seyrek bulabileceğiniz bir güzelliktir.

bülent hoca çok önemli bir değerdi, ona reva görülenler ise başka bir başlığın konusu.
devamını gör...

etkileşimsizliğiyle entrylerimin görünmez falan olduğunu düşündüğüm sözlüktür.
devamını gör...

zalimlerin çarkı cahillerin çalışmayan kafalarıyla döner. sözünün sahibidir.
devamını gör...

-273,15 santigrat dereceye karşılık gelen ve teorik olarak atomların titreşim hareketlerinin duracağını öngören sıcaklık değeri. 0 kelvin ya da -459,67 fahrenheit da aynı değerdedir.

mutlak sıfıra en yakın yer uzay boşluğu çünkü burada moleküllerin azlığı nedeniyle ısı, dünyadaki ortamlarda olduğu şekilde iletilmiyor. genel olarak boş uzayın sıcaklığı -272 santigrat derece civarında...

bu sıcaklığa inilemeyeceğine dair birtakım iddialar var. fakat...

her ne kadar atomların titreşimi durur diye bir varsayım olsa da, şimdi anlatacağım deney bu işe karşı bakış açımızı epey değiştirdi.
ancak önce birazcık fizik anlatmam gerekecek bu konuyu bilmeyenler için.

***

sıcaklık dediğimiz olgu, atomların hareketlerinin bir sonucu. parçacıkların sıcaklığının yani kinetik enerjisinin artması, maddedeki atomların hareketlenmesi, azalması ise hareketin de azalması anlamına gelir. bu nedenle madde soğudukça hareketin azalması ve sıcaklık mutlak 0 olduğunda hareketin durması beklenir.

bu noktada zaten maddenin sıcaklığının hiçbir zaman mutlak sıfıra düşemeyeceği yorumu, şu nedenle yapılabilir: sabit basınç altında olan bir gazın sıcaklığını sürekli olarak düşürdüğünüzde, gazın hacmi de sıcaklıkla beraber küçülmeye başlar. tabi ki bu durum sonsuza dek süremeyecek ve hacmin sıfırlanacağı bir sıcaklık noktası gelecektir. ancak her gazın bir hacmi olduğunu bildiğimize göre, böyle bir sıcaklık değerine ulaşmak mümkün olmaz.

ama durum sandığımız gibi değil. azıcık daha fizik...

***

bir maddede milyonlarca, milyarlarca atom var. normal sıcaklığa sahip olan bir maddede bu atomların hepsinin enerjisi aynı olmaz. bazıları yüksek, bazıları düşüktür. enerjileri eşitlemenin yolu, maddeyi ısıtmaktan ve düşük enerjili atomların da yüksek enerjili hale gelmesini sağlamaktan geçer.

maddeyi sürekli ısıttığımızı düşünelim. belirli bir noktaya geldiğimizde düşük ve yüksek enerjili atomların enerjisi arasındaki fark iyice azalır. en düşük enerjili parçacıkların yoldaki bir çukurda, en yüksek enerjili olanların da bir dağın zirvesinde olduğunu farz edelim. bunların hepsini aynı noktaya getirebilir miyiz?

ortak bir nokta bulmak için ihtiyacımız olan şey negatif sıcaklık dediğimiz bir kavram. şimdi işin grafiğine falan girmeden doğrudan sonucu vereceğim: negatif sıcaklık, pozitif sonsuz sıcaklıktan daha sıcak bir değer.

bunun nedeni özetle şu: dağın zirvesi, en yüksek enerjili parçacıkların olduğu yerdi. yani burası, bu sistem için mümkün olan pozitif sonsuz sıcaklık ile elde ettiğimiz nokta. fakat hâlâ çukurda parçacıklar var ve bizim bunları da zirveye taşıyabilmemiz için daha fazla sıcaklığa ihtiyacımız var. bunu yapmak için gereken sıcaklık değerine de negatif sıcaklık deniyor. o halde pozitif sonsuz sıcaklıktan da yüksek bir sıcaklık değerine ulaştığımızda elde ettiğimiz değer negatif sıcaklıksa, bu değer pozitif sonsuz sıcaklıktan daha yüksek demektir.

***

gelelim şaşırtıcı sonuç veren deneye. yakın zamanlarda alman bilim insanları tarafından yapılan deneyde bir kuantum gazını mutlak sıfırın altına indirildi. deneyde kullanılan şey potasyum elementinin atomlarıydı. bu atomlar dışarıdan verilen bir etkiyle bir örgü yapısının içine hapsedildiler. yani kinetik enerjilerine bir üst sınır getirildi. bu durumda üst sınırın aşılması, negatif sıcaklığa ulaşmak anlamına gelecekti.

bir yandan da manyetik alan etkisiyle, dağılmamaları sağlandı atomların. atomlar ısıtılmaya devam edildi ve hepsinin aynı enerji seviyesine gelmesi sağlandı. bu da negatif sıcaklığa ulaşmak anlamına geliyordu.

sonuç şuydu: mutlak sıfırın altına inildiğinde sıcaklık pozitif sonsuz sıcaklık değerine sıçrama yapar ve atomların titreşim hareketi durmaz.

***

tabi bu tek bir deneyden elde edilen bir sonuç. farklı deneylerle başka ne gibi sonuçlara ulaşılabileceğini beklememiz gerekiyor.
devamını gör...

cumhuriyetin kuruluş felsefesini ve en temel öğretileri ile birlikte , bir bütün olarak tüm toplumun eğitim düzeyini artırmak amacı ile 1940'ta kurulmuş, "hayat akademisi" dir.


"sürer, eker, biçeriz biz,
güvenip ötesine;
milletin her kazancı,
milletin kesesine .."
devamını gör...

benim tüm kahvaltim kahve olduğu için benim. mutluyum, günüm ayıyor.
devamını gör...

50 bin yıl önce neandertal akrabalarımızı ortadan kaldırdık, 12 bin yıl önce yerleşik hayat ve tarıma başladık. daha 2 bin yıl önce tanrıların aramızda yaşadığına inanıyorduk. köleliği 70 yıl önce dünyadan kaldırabildik - o da doğruysa eğer-. bugün yüksek bilinç seviyemiz ile bu dünyanın bizim için yaratıldığını söyleyen dinsel doktrinleri reddeden rasyonel kafalar dahi türümüzün bulunduğu nokta ile gurur duyuror. kendi varlığımızı tanımlamayı başardık, artık maddeyi ve ötesini araştırıyoruz.

tüm bu bilişsel faaliyetlerimizden öğrendiğimiz birkaç gerçeğe bakalım: dinazorlar dünyayı 160 milyon yıl yönettti ve yok oldular. bu insan türünün neredeyse var olma süresinden bile uzun. bizim kendi zihinsel kabiliyetlerimize olan hayranlığımız muhtemelen türümüzün sonu olacak. ve inanıyorum ki bizden sonra gelecek olan akıllı tür kendine hominid tarzı bir isim verip tarihi araştırırken bulduğu arkeolojik bulgular ile bize gülecek ancak aynı sondan kendini kurtaramayacak.
devamını gör...

tony montana'yı getirin karşılıklı koko çekmek istiyorum. hani her istediğimiz oluyor ya ondan.sjjsjsjs.
devamını gör...

mesnevi kesinlikle. deli gibi merak ediyorum, okumak istiyorum ama o nece uzun bir metindir üstat
devamını gör...

bundan öte ayrılık var.


devamını gör...

tomris uyar kitabıdır.

yedi ölümcül günah. bizi cehennem ateşine ikna edecek yedi ölümcül günah. cehennem kapılarından girişimizi kolaylaştıracak yedi ölümcül günah. ama farkında olmadığımız bir nokta var. o da şudur ki bu yedi ölümcül günah içinde yaşadığımız dünyayı cehenneme çevirmekte ve soyut bir cehennem fikrine gerek bırakmamakta.

bu günahların ilki gurur: bunu kendini beğenmişlik şeklinde ifade edebiliriz. tek tek bireyler üzerinden değil de kendini en üstün yaşam formu sanan dünyanın virüsü insanlık için bir hastalık olarak değerlendirmemiz gerekir bunu. konuşabildiğimiz için hayvanlardan ve bitkilerden üstün olduğumuza inanırız ve düşündüğümüz için. acaba hayvanların konuşma şeklini idrak edemeyecek kadar zavallı beyinlere sahip olduğumuzu ne zaman anlayacağız?

sevdiğimiz günahlarımızın ikincisi açgözlülük: bütün maddelerde olduğu gibi bu maddeyi de zavallı insanlık üzerinden açıklamaya çalışalım. açgözlülük insanların en temel özelliklerinden biri. insan açgözlü hayvandır. zira hiçbir hayvan ihtiyacından fazlasına göz dikmez. ama en ilkel hayvan olan insan biriktirmeden, ihtiyacından fazlasını istiflemeden duramaz. gözünün açlığı ruhunu doyurmaya yetmez insanların, bu yüzden ruhlarımız böyle bir deri bir kemik.

asla vazgeçmek istemediğimiz üçüncü günahımız ise şehvet: bu en tuhaf ve belki de en karşı konulmaz olan günahımız. ve en anlamsız olanı, kendimize kurallar koyup onları bozmak için yan yollara başvurmak zorunda kaldığımız yadsınamaz bir gerçek ve bunu en çok şehvet günahını işlerken yapıyoruz. doğal duygularımızı baskılayarak onları yapay bir hale getiriyor, sonra kendimize eziyet edip bu hislerden kaçmaya çalışıp en sonunda yenik düşüyoruz. tuhaf varlıklarız.

günahlarımızın gülü kıskançlık: insan her şeyi kıskanabilir, insan hasetinden çatır çatır çatlayabilir. insan, herhangi bir konuda kendinden daha iyi olan birini gördüğünde onun seviyesine yükselmek yerine onu kendi yanına çekmek için elinden geleni yapabilir. insan birini överken kelimeler ağzının içinde boğulurken, birini yererken aynı kelimeler kapakları açılmış bir barajdan fışkıran sular gibi özgür, acımasız ve gürültülüdür. insan kendini bile kıskanabilir ki bu, onu ateşin ortasında kendi kendini sokan bir akrebe çevirebilir.

en lezzetli günahımız tabii ki oburluk: yediğimiz önümüzde yemediğimiz arkamızdayken kötü kalpli bir oblomov’a dönüşüyoruz ağır ağır ama hızla. karnını doyurmak için avlanan hayvanları ilkel ve vahşi gören insanlık, gördüğü her şeyi yemek için amansız bir savaş veriyor. gününün büyük bir çoğunluğu hangi hayvanın etini yiyeceğine karar vermekle geçiyor. kendi başını yiyeceği günler de yakındır. afiyet olsun insanlık!

ateşine yandığımız diğer günahımız ise gazap: bunu uzun uzun anlatmaya gerek yok. nedensiz öfkemizle kendi türümüze yapmadığımız kalmadı tarih boyunca. engizisyon mahkemeleri, dünya savaşları, petrol savaşları, din savaşları; radikaller, faşistler, aşırılar, zavallılar... öfkemiz o kadar büyük ki sadece öldürmekle yetinmiyoruz, acı çektirmek istiyoruz karşımızdakine. içimiz soğusun istiyoruz, ama öldürdükçe azalıyoruz. başın sağolsun insanlık!

son günahımız ise sona kalmayı hak eden bir günah olan tembellik: içimizde bir miskinlik olduğu için teknoloji diye bir şey icat ettik. bizim yerimiz iş gören makineler, bizim yerimize düşünen bilgisayarlar, bizim yerimize hareket eden araçlar... biz de böylece miskin miskin oturma hakkına sahip olduk ama kendimize şunu sormamız gerekmez mi: biz bu gezegende boş boş oturarak kime ne fayda sağlıyoruz? kurumaya yüz tutmuş bir ağaçtan daha faydasız bir asalaktır insanlık dünyanın kabuğuna tutunarak yaşayan. kalk yerine yat, insanlık!

acaba sekizinci günah bunların hepsinin bir araya toplanması mı? acaba en büyük günah insan olmak mı?
devamını gör...

cevaplar, tanımlar açık ve net.
anlatır geçerim.
tanımları beğenirsem beğenir geçerim.
okuyanı yormam.
emeğe saygım vardır.
bir içerik oluşturmak kolay bir iş değil nitekim.
tek hoşuma gitmeyen şey madalya olayı.
onu da artık takmıyorum.
devamını gör...

günler saatler geçmiyorken yıllar nasıl hızlı akıyor
devamını gör...

yok.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kafa sözlük yazarlarına e-kitap arşivi paylaşımında bulunmak istediğimden başlığı açmış bulunmaktayım. sayın yazarlar, okumayı seven lakin istediği kitabı bulamayan, fiyatından şikayetçi olan ya da mesleki kitapların çoğunun yayından kaldırılmış olması ve kaynak konusunda zorluk çekenler için elimden geleni yapmak istiyorum. arşivlerde aradığınız ve bulamadığınız kitaplar için portakallamanız yeterlidir. (ama gerçekten arayıp bulamadıysanız.) elimden geldiğince yardımcı olmak isterim.
(bkz: not)tarih/sosyoloji/felsefe/müze/sanal gezi/bilim/meslek kitaplarının linklerini başka başlık altında toplayıp liste halinde sizlerle paylaşacağım.

-yazarların adı ile klasör halinde arşivlenmiş kitaplar için; drive.google.com/drive/fold...

‪-karışık kitap arşivi; ‬disk.yandex.com.tr/d/xg9xj-...

‪-e-pub halinde alfabetik sıraya göre hazırlanmış kitap arşivi ; ‬disk.yandex.com.tr/d/VQrCrj...

-5000 yaklaşık kitap arşivi alfabetik ve klasör halinde olan arşiv; disk.yandex.com.tr/d/7zO3my...

-sesli kitapların bulunduğu arşiv; disk.yandex.com.tr/d/pJqMMG...

-pdf ve e-pub kaynakları; disk.yandex.com.tr/d/VQrCrj...

‪-412 adet kitaplık arşiv; ‬disk.yandex.com.tr/d/3gl7VT...

aradığınız veya arşivde bulamadığınız kitaplar için bir grupta önermek istiyorum telegram kullanan yazarlarımız için; t.me/kitapbol
aradığınız kitabı arama butonundan adını yazarak bakabilirsiniz eğer yoksa istekte bulunabilirsiniz. yine bulamazsanız portakallayın.

-arşiv için editleme yapacağım sayın yazarlar umarım işinize yarar bir başlık olur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim