yazıp yazıp silinen mesajlar
yazıp yazıp siliniyorsa konu derindir. derin konuları da sakin olunan bir zamanda yüz yüze konuşmak en iyisi.. yoksa, bir derdini anlatmaya çalışırken, ortaya başka bir dert çıkıyor, sonra ayıkla pirincin taşını..
bir de yüz yüze konuşurken karşı tarafa duygunuzu geçirme imkanınız var ama mesajda karşı taraf hangi duygu tonundaysa mesajı öyle yorumluyor, yani kendinizi onun duygularının insafına bırakmış oluyorsunuz ki bu da çok riskli bir durum..
bir de yüz yüze konuşurken karşı tarafa duygunuzu geçirme imkanınız var ama mesajda karşı taraf hangi duygu tonundaysa mesajı öyle yorumluyor, yani kendinizi onun duygularının insafına bırakmış oluyorsunuz ki bu da çok riskli bir durum..
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
biliyorum sana giden yollar kapalı
üstelik sen de hiçbir zaman sevmedin beni
ne kadar yakından ve arada uçurum;
insanlar, evler, aramızda duvarlar gibi
uyandım uyandım, hep seni düşündüm
yalnız seni, yalnız senin gözlerini
sen bayan nihayet, sen ölümüm kalımım
ben artık adam olmam bu derde düşeli
şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki
anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği
kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
hangi şarkıyı duysam, bizim için söylenmiş sanki
tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini
çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri
rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
bu böyle pek de kolay değil gerçi...
alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
bunun verdiği mutluluk da az değil ki
çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki
inan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:
bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
yalvarırım onu okuma çarşamba günleri.
cemal süreya
üstelik sen de hiçbir zaman sevmedin beni
ne kadar yakından ve arada uçurum;
insanlar, evler, aramızda duvarlar gibi
uyandım uyandım, hep seni düşündüm
yalnız seni, yalnız senin gözlerini
sen bayan nihayet, sen ölümüm kalımım
ben artık adam olmam bu derde düşeli
şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki
anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği
kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
hangi şarkıyı duysam, bizim için söylenmiş sanki
tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini
çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri
rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
bu böyle pek de kolay değil gerçi...
alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
bunun verdiği mutluluk da az değil ki
çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki
inan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:
bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
yalvarırım onu okuma çarşamba günleri.
cemal süreya
devamını gör...
sinkrotron
bir tür parçacık hızlandırıcı.
amaç, birkaç yüz ya da onlarca kilometre uzunluğundaki tünellerde, manyetik alan aracılığıyla elektronları yüksek enerji seviyelerine kadar hızlandırmak ve periyodik şekilde doğrultu değiştirmelerini sağlamaktır. bu esnada elektronlar, sabit çaplı yörüngelerde dolanmaya zorlanır.
amaç, birkaç yüz ya da onlarca kilometre uzunluğundaki tünellerde, manyetik alan aracılığıyla elektronları yüksek enerji seviyelerine kadar hızlandırmak ve periyodik şekilde doğrultu değiştirmelerini sağlamaktır. bu esnada elektronlar, sabit çaplı yörüngelerde dolanmaya zorlanır.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
nisan
imkansız şey
şiir yazmak,
aşıksan eğer;
ve yazmamak,
aylardan nisansa.
arzular ve hâtıralar
arzular başka şey,
hâtıralar başka.
güneşi görmeyen şehirde,
söyle, nasıl yaşanır?
böcekler
düşünme,
arzu et sade!
bak, böcekler de öyle yapıyor.
dâvet
bekliyorum
öyle bir havada gel ki,
vazgeçmek mümkün olmasın.*
istanbul için - orhan veli kanık.
imkansız şey
şiir yazmak,
aşıksan eğer;
ve yazmamak,
aylardan nisansa.
arzular ve hâtıralar
arzular başka şey,
hâtıralar başka.
güneşi görmeyen şehirde,
söyle, nasıl yaşanır?
böcekler
düşünme,
arzu et sade!
bak, böcekler de öyle yapıyor.
dâvet
bekliyorum
öyle bir havada gel ki,
vazgeçmek mümkün olmasın.*
istanbul için - orhan veli kanık.
devamını gör...
yaş ilerledikçe azalan şeyler
ilk olarak hayatla olan inatlaşma.
niye böyle oldu, neden bu benim başıma geldi gibi sorularla keşke öyle yapmasaydim ya da keşke şöyle yapsaydım gibi düşünceler azalmaya başlıyor. hayatla inatlaşmak yerine onun ritmine uymaya başladığınız anda her şey daha çekilebilir hale geliyor.
ikinci olarak kendine olan mesafen.
kişiden kişiye değişmekle birlikte yaş aldıkça kendinizi daha çok sevmeye başlıyorsunuz. özellikle ergenlik döneminde sadece sorunlarınıza odaklanıp sürekli kötü yönlerini görmeye meyilli oluyor insan. sivri yönlerini torpuleyip kendini topluma kabul ettirme çabasına giriyor. yaş aldıkça aslında herkesin kusurları olduğunu fark ediyorsunuz. daha kötüsü kusurlarının farkında bile olmadıklarını..
niye böyle oldu, neden bu benim başıma geldi gibi sorularla keşke öyle yapmasaydim ya da keşke şöyle yapsaydım gibi düşünceler azalmaya başlıyor. hayatla inatlaşmak yerine onun ritmine uymaya başladığınız anda her şey daha çekilebilir hale geliyor.
ikinci olarak kendine olan mesafen.
kişiden kişiye değişmekle birlikte yaş aldıkça kendinizi daha çok sevmeye başlıyorsunuz. özellikle ergenlik döneminde sadece sorunlarınıza odaklanıp sürekli kötü yönlerini görmeye meyilli oluyor insan. sivri yönlerini torpuleyip kendini topluma kabul ettirme çabasına giriyor. yaş aldıkça aslında herkesin kusurları olduğunu fark ediyorsunuz. daha kötüsü kusurlarının farkında bile olmadıklarını..
devamını gör...
koreografi
fransızca chorégraphe (dans tasarımcısı) kelimesinden dilimize geçmiştir.
kelimenin kökeni eski yunanca χoreía - dans ve graphē - kayıt sözcüklerinden gelmektedir.
günümüzde güzel sanatların hemen her kategorisinden filmlerdeki dövüş sahnelerine kadar yaygın bir şekilde kullanılan koreografi türk dil kurumu’na göre
“dans adımlarının kağıda geçirilmesi;
defile, müzikli gösteri vb. gösterilerdeki programın genel hatları;
bir baleyi oluşturan adım, figür ve anlatımların bütünü” anlamlarına gelmektedir.
halkımız koreografi yerine kareografi demeyi tercih etmektedir.
kuşlar gökyüzünde belli bir ritimle sağa, sola, aşağı yukarı doğru toplu olarak uçarken gökyüzünde dans eder gibi gözükürler.
adeta bir koreografi gösterisine dönüşen bu dansı izlemek bir hayli keyiflidir.
artistik buz pateni koreografisinden de bir örnek.
kelimenin kökeni eski yunanca χoreía - dans ve graphē - kayıt sözcüklerinden gelmektedir.
günümüzde güzel sanatların hemen her kategorisinden filmlerdeki dövüş sahnelerine kadar yaygın bir şekilde kullanılan koreografi türk dil kurumu’na göre
“dans adımlarının kağıda geçirilmesi;
defile, müzikli gösteri vb. gösterilerdeki programın genel hatları;
bir baleyi oluşturan adım, figür ve anlatımların bütünü” anlamlarına gelmektedir.
halkımız koreografi yerine kareografi demeyi tercih etmektedir.
kuşlar gökyüzünde belli bir ritimle sağa, sola, aşağı yukarı doğru toplu olarak uçarken gökyüzünde dans eder gibi gözükürler.
adeta bir koreografi gösterisine dönüşen bu dansı izlemek bir hayli keyiflidir.
artistik buz pateni koreografisinden de bir örnek.
devamını gör...
sözlüğü terk ediyoruz kampanyası
kafa sözlüğe kök salanların/salmak isteyenlerin dingin bakışlarla yazılanları okuduğu başlık.
(bkz: daha karpuz kesecektik)
(bkz: daha karpuz kesecektik)
devamını gör...
bir idam mahkumunun son günü
anlatımı o kadar etkili ki sanki kitaptan çıkıp gerçekten o kişiyi yaşıyormuş gibi hissediyorsunuz. okunması gereken mükemmel bir kitap.
devamını gör...
bavul hazırlamak
stres dolu dakikalar yaşatabilen olay.
bir bavul ne kadar büyük olursa olsun eşyalarınız içine asla isteyerek sığmaz.*
son dakikalarda oraya buraya sokuşturulan şeylerin de sayesinde o bavulun fermuarı kolayca kapanmaz.
birinin üzerine oturması* ve diğer kişinin fermuarı kapatması suretiyle fermuarla anca başa çıkılabilir
bir diğer işi kolaylaştırma yöntemi ise, liste yapmaktır. liste yapmadığım zaman asla ihtiyacım olmayan her şeyi o bavula koymuş halde buluyorum kendimi.
tabi işi duygusal boyutundan ele alacak olursak, çok heyecan doludur.
bir yerlere gidecek olma, mekan değiştirme düşüncesi insanın içini kıpır kıpır yapar.
kısaca, artıları ve eksileri ile hem mutlu eden hem de yoran olaydır.
bir bavul ne kadar büyük olursa olsun eşyalarınız içine asla isteyerek sığmaz.*
son dakikalarda oraya buraya sokuşturulan şeylerin de sayesinde o bavulun fermuarı kolayca kapanmaz.
birinin üzerine oturması* ve diğer kişinin fermuarı kapatması suretiyle fermuarla anca başa çıkılabilir
bir diğer işi kolaylaştırma yöntemi ise, liste yapmaktır. liste yapmadığım zaman asla ihtiyacım olmayan her şeyi o bavula koymuş halde buluyorum kendimi.
tabi işi duygusal boyutundan ele alacak olursak, çok heyecan doludur.
bir yerlere gidecek olma, mekan değiştirme düşüncesi insanın içini kıpır kıpır yapar.
kısaca, artıları ve eksileri ile hem mutlu eden hem de yoran olaydır.
devamını gör...
hani
türkiye’nin nietzsche’si, türk edebiyatının önemli düşünürlerinden oruç aruoba;
“kendin olmayı yeniden öğrenmen gerek. yıllar yılı unuttun onu yalnızca. bunu da ‘koşullara’, ‘hayatın akışına’, ‘sorumluluklarına’ falan bağlamaya da kalkışma, bahane bulmaya çalışma. sendin; sendeki asıl senin anlamını, önemini, değerini gözardı eden - korkaklıkla işin kolayına kaçan... o işte şimdi hesabını soruyor o sahici senin, senden:
‘ne yaptın sen, sana!”
diyor ‘hani’ kitabında…
içinde muhakkak kendinizi bulacağınız bu incecik kitap; bana kalırsa oruç aruoba ile tanışmak için de en uygun kitaptır.
‘bulabilirsiniz’ demiyorum bakın, burası önemli:
bulacaksınız!
kimi ne kadar sevdiyseniz,
kimden ne kadar kaçtıysanız,
kimlere acı verip,
kimlerden acı çektiyseniz;
hepsini bu incecik kitabın içinde oruç aruoba’nın ağzından, elinden, dilinden...
bulacaksınız!
mesela müthiş bir soru bulacaksınız:
‘’benden habersiz beni nasıl yazabiliyor?’’
bulacaksınız!
hayatın anlamının aşktan ibaret olmadığını bulacaksınız…
neye ihtiyacınız varsa mesela, onu bulacaksınız…
okumayan bir çoğunuz bu kitabı okuduktan sonra ona kutsal kitap muamelesi bile yapacaktır… (deistler lütfen alınmasın.)
kitabın ismi diyorum eyyyyy romalılar!
kitabın ismi, kitabın içi aslında!
hayatımı sorguluyorum diyor, sorguladım!
hayatınızı sorgulayın diyor, sorgulatıyor...
hepsini bu incecik, innnncecik kitapla yapıyor oruç aruoba…
hararetle, hayretle, heyecanla, şiddetle, mutlaka ama mutlaka okumayan herkese tavsiye ediyorum.
bu kitabı okumak da yetmez...
sevdiklerinize, tanıdıklarınıza, akrabalarınıza hediye ederek okutun da...
tanımadığınız, sevmediğiniz, hatta hayatınızın bir yerine küçücük de olsa muhakkak dokunmuş herkesin, ulaşabileceği yerlerde muhafaza ediniz...
“kendin olmayı yeniden öğrenmen gerek. yıllar yılı unuttun onu yalnızca. bunu da ‘koşullara’, ‘hayatın akışına’, ‘sorumluluklarına’ falan bağlamaya da kalkışma, bahane bulmaya çalışma. sendin; sendeki asıl senin anlamını, önemini, değerini gözardı eden - korkaklıkla işin kolayına kaçan... o işte şimdi hesabını soruyor o sahici senin, senden:
‘ne yaptın sen, sana!”
diyor ‘hani’ kitabında…
içinde muhakkak kendinizi bulacağınız bu incecik kitap; bana kalırsa oruç aruoba ile tanışmak için de en uygun kitaptır.
‘bulabilirsiniz’ demiyorum bakın, burası önemli:
bulacaksınız!
kimi ne kadar sevdiyseniz,
kimden ne kadar kaçtıysanız,
kimlere acı verip,
kimlerden acı çektiyseniz;
hepsini bu incecik kitabın içinde oruç aruoba’nın ağzından, elinden, dilinden...
bulacaksınız!
mesela müthiş bir soru bulacaksınız:
‘’benden habersiz beni nasıl yazabiliyor?’’
bulacaksınız!
hayatın anlamının aşktan ibaret olmadığını bulacaksınız…
neye ihtiyacınız varsa mesela, onu bulacaksınız…
okumayan bir çoğunuz bu kitabı okuduktan sonra ona kutsal kitap muamelesi bile yapacaktır… (deistler lütfen alınmasın.)
kitabın ismi diyorum eyyyyy romalılar!
kitabın ismi, kitabın içi aslında!
hayatımı sorguluyorum diyor, sorguladım!
hayatınızı sorgulayın diyor, sorgulatıyor...
hepsini bu incecik, innnncecik kitapla yapıyor oruç aruoba…
hararetle, hayretle, heyecanla, şiddetle, mutlaka ama mutlaka okumayan herkese tavsiye ediyorum.
bu kitabı okumak da yetmez...
sevdiklerinize, tanıdıklarınıza, akrabalarınıza hediye ederek okutun da...
tanımadığınız, sevmediğiniz, hatta hayatınızın bir yerine küçücük de olsa muhakkak dokunmuş herkesin, ulaşabileceği yerlerde muhafaza ediniz...
devamını gör...
ümitcan uygun'un tahliye edilmesi
bir kadını öldürüyor, fuhuş yaptırıyor, zorla paralarını alıyor, şüpheli şekilde intihar eden annesinin yetkili olduğu çocuk esirgeme yurdundaki çocukları yüksek mevkide insanlara pazarladığı iddiası var ki insan okurken bile tiksiniyor. üstelik sadece önüne geleni değil içişleri bakanını bile tehdit ediyor, silahlarla boy boy fotoğraf çektirip “öldürürüm” diyor ve sevgili adalet sistemimiz tarafından serbest bırakılıyor. gerçekten merak ediyorum bu kadar şeye rağmen hala nasıl haklanıyor bu yaratık? can simidi kim?
devamını gör...
seri tanım silme özgürlüğü
yav bunun üzerine bin tane başlık açıldı üstelik şikayet hattı başlığı da mevcut. bu tarz yeni açılan başlıklar “ben ilgi görmek istiyorum”dur bana göre.
ne yazdın ki bu kadar? roman mı yazdın? entrylerin dursa ne olacak? ha devlete mi sövdün? e yazarken göze almışsın bunu zaten kardeşim.
anonimliğine zeval mi gelecek diye endişelisin? sanmıyorum, çünkü pp koymuşsun. net olmasa da polis savcı vs isteyen netleştirir görüntüyü. neyse ne.
demek istediğim sözlükteki bitmez vedaların yazarları gına getirdiniz anacım. bir kere de showsuz çözün meselenizi.
ne yazdın ki bu kadar? roman mı yazdın? entrylerin dursa ne olacak? ha devlete mi sövdün? e yazarken göze almışsın bunu zaten kardeşim.
anonimliğine zeval mi gelecek diye endişelisin? sanmıyorum, çünkü pp koymuşsun. net olmasa da polis savcı vs isteyen netleştirir görüntüyü. neyse ne.
demek istediğim sözlükteki bitmez vedaların yazarları gına getirdiniz anacım. bir kere de showsuz çözün meselenizi.
devamını gör...
sapık alihan hesabının kullanıcısının gözaltına alınması
yüce twitter kolluk kuvvetleri ve yargı merci sayesinde bir şerefsiz daha hak ettiğini buluyor. alihan adlı alçak insan müsveddesi gözaltına alınmış.
buradan
buradan
devamını gör...
beğeni alınca mutlu olan yazar
bana yalnız olmadığımı hissettiyor ve sözlerimin takdir gördüğüni.
güzel bir his, ego değil ancak insanın özünde çevresinden takdir görme hissiyatı var. sonuçta sosyal bir canlıyız.
güzel bir his, ego değil ancak insanın özünde çevresinden takdir görme hissiyatı var. sonuçta sosyal bir canlıyız.
devamını gör...
müzik duyguların dile dökülmüş halidir
sadece piyano ve keman eşliğinde olanlar peki. söz yok, şiir yok. ancak kulaklığı takarsın ve sana bir sürü duygu yaşatır.
itzhak perlman-tango
amelie*
itzhak perlman-tango
amelie*
devamını gör...
ofansif mizah
zeka ve empati gerektiren, öyle her babayiğidin yapabileceği türden olmayan mizah türü. seveni olur sevmeyeni olur çok normal. ancak millete sataşıp, gelen cevaplarla baş edemeyince “ofansif mizah yapıyorum abii” diyenleri ciddiye almamak gerekir.
devamını gör...
yıllar sonra ekşi sözlük'te yazar olmak
ne demiş gabriel garcia marguez
"akıttığın göz yaşlarını silmek yerine, akmasına neden olanları sil hayatından."
"akıttığın göz yaşlarını silmek yerine, akmasına neden olanları sil hayatından."
devamını gör...
tom lehrer
yazdığı-söylediği mizahi şarkıları ile 1950-60'lı yıllarda oldukça meşhur olan amerikalı şarkıcı, söz yazarı, piyanist ve matematikçi komedyendir. sheldon cooper da dahil amerikalı çocukların periyodik tabloyu ezberlediği şarkısı olan the element song ile de bilinir. bunun dışında poisining pigeons in the park, the vatican rag, we will all go together when we go gibi daha birçok neşeli şarkısı da bulunmaktadır.
the element song'u şöyle bırakayım (lehrer burada aristo'yu da tiye alıyor,sonuna dikkat):
the element song'u şöyle bırakayım (lehrer burada aristo'yu da tiye alıyor,sonuna dikkat):
devamını gör...

