insanlığa güncelleme gelse ilk istenecek özellik
konuşma üslubuna dikkat etmesi.
t: insana güncelleme gelse istenecek özelliklerin bahsedildiği başlık.
t: insana güncelleme gelse istenecek özelliklerin bahsedildiği başlık.
devamını gör...
normal sözlük'e bir daha gelinse alınacak nickler
sigmund feridun
devamını gör...
bir öz eleştiri yap
rekabete gelememek. yarışta hissedince vazgeçmek. az biraz hırs olmaması. münzevi bir hayat. özüme karşı çok eleştirel olmam...
birden fazla oldu ama insandır beşer kuldur şaşar.
birden fazla oldu ama insandır beşer kuldur şaşar.
devamını gör...
mezarlıktan korkmak
muhtemelen insana, kendisinin de bir gün ölecek olduğunu hatırlattığından dolayı duyulan korkudur. ancak, varoluşçu psikoterapi kitabında yalom'un da ifade ettiği gibi, "ölümün fizikselliği insanı yok etse de ölüm fikri onu kurtarır".
devamını gör...
depresyon belirtileri
aydınlık yerlerin rahatsızlık vermeye başlaması, gülme yetisini kaybetmek, neden yalnızım neden yanımda kimse yok gibi sorular sormak.
devamını gör...
yazgı
2001 yapımı bir zeki demirkurbuz filmi.
film, albert camus'un yabancı adlı kitabından esinlenerek yapılmış. bunların hepsi yan yana gelince de müthiş bir film çıkmış ortaya haliyle.
baş karakterimiz musa'nın ruhu öylesine boştur ki izlerken rahatsız olursunuz. adalet, ahlak, aile kavramları yoktur, sadece bir kelimedir bu kavramlar musa için. adeta dünyaya fırlatılmış ama bir parçası unutulmuş bir insandır. hele ki karakterimizin savcı ile olan diyaloğu vardır ki ekrana kitler sizi. film kitaptan farklı bir işleyişe sahip fakat varoluşçuluğu kitaptaki kadar net yansıtabilmiş.
savcı ile musa arasındaki konuşmadan kısa bir kesit:
s- insan olmak gerçekten bu kadar basit mi?
m- başka ne olma ihtimali var ki?
film, albert camus'un yabancı adlı kitabından esinlenerek yapılmış. bunların hepsi yan yana gelince de müthiş bir film çıkmış ortaya haliyle.
baş karakterimiz musa'nın ruhu öylesine boştur ki izlerken rahatsız olursunuz. adalet, ahlak, aile kavramları yoktur, sadece bir kelimedir bu kavramlar musa için. adeta dünyaya fırlatılmış ama bir parçası unutulmuş bir insandır. hele ki karakterimizin savcı ile olan diyaloğu vardır ki ekrana kitler sizi. film kitaptan farklı bir işleyişe sahip fakat varoluşçuluğu kitaptaki kadar net yansıtabilmiş.
savcı ile musa arasındaki konuşmadan kısa bir kesit:
s- insan olmak gerçekten bu kadar basit mi?
m- başka ne olma ihtimali var ki?
devamını gör...
sözlük dergisi duyuruları
bugün dergimizi teşriflendiren yazarlarımız:
freud purosu ve kurtlarladans. bir solukta okunacak güzel yazılarına buradaki öne çıkan yazılardan ulaşabilirsiniz. iyi okumalar diliyoruz.
freud purosu ve kurtlarladans. bir solukta okunacak güzel yazılarına buradaki öne çıkan yazılardan ulaşabilirsiniz. iyi okumalar diliyoruz.
devamını gör...
eşinin sözlükte yazar olması
anonim kalamayanlarda bugün.
aman ben de kalamadım zati. kim var kim yok topladım buraya. yakında mahalle esnafını da çağıracağım tam olacak.
yoklama alıyoruz hadi bakalım sayın yazarın eşi olmayanlar el etsin.
ben değilim.
aman ben de kalamadım zati. kim var kim yok topladım buraya. yakında mahalle esnafını da çağıracağım tam olacak.
yoklama alıyoruz hadi bakalım sayın yazarın eşi olmayanlar el etsin.
ben değilim.
devamını gör...
kitap sayfalarını ayraç niyetine katlayan insan
benim yıpranmasın diye gözümden sakındığım kitaplara nasıl kıyabilir nasıl nasıl.
devamını gör...
öğretmenlere takılan lakaplar
yaratıcılıkta sınır tanımayan öğrencilerin nokta atışı bir isabetle öğretmenlerine taktıkları isimlerdir.
lise yıllarında sınıfımdaki arkadaşlarım bu konuda çok başarılı idiler. zaten başka bir konuda başarılı olduklarını söylemek de yalan olur. hepsi iyi yerlere geldi ama nasıl geldikleri ile ilgili pek bir fikrim yok, belki de bu yaratıcılıklarını daha da geliştirdiler zamanla. öğretmenlerimize takılan bazı lakaplar şöyleydi:
at bey: kendisi bizim din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenimiz olup bir şekilde japonya’ya gidip gelmiş olduğu için bize sürekli japonya’nın tuvaletlerinin ne kadar temiz olduğunu anlatan ve dersi bitirir bitirmez sınıfın en güzel kızları ile kızların kafalarını karıştıran soruları tartışmaya can atan bir hocamızdı. lakabını fiziksel özellikleri yüzünden almıştı ve de ondan yediğimiz tokatlarla attan düşmüşe dönmemizin de etkisi vardı bu lakapta.
çimen bıyık: coğrafya öğretmenimiz olan çimen bıyık hiçbir özelliği olmayan, ders anlatmayı kitaptan sesli olarak bize paragraflar okumak zaten bir zavallı idi. lakabı için çok düşünülmedi. bıyıkları ağzından çim adamlar fışkırmış görüntüsü verdiği için bu adı hakkıyla kazandı.
jefferson: kimya öğretmenimiz olan jefferson öğretmenlerin en kibarı, en efendisi, en inanarak ders anlatanı idi. sadece bir gün sıra arkadaşımın beynini yumruğuyla delmişti ve sanırım haklıydı bunu yapmakta. lakabını ise ten rengi ile kazanmıştı. çünkü hayatımda gördüğüm en koyu tenli beyaz adamdı.
öküz kont: kendisi matematik bilmeyen matematik öğretmenimizdi. ingilizce de bilmezdi. ama harika milli eğitimimiz matematik derslerinin ingilizce okutulmasını istemişti. matematik bilmeyen öğretmenimiz bilmediği konuyu bize bilmediği bir dil de anlattı iki sene. paranın havada dönüşünü “ oğlum, tiri tayms diyim a!” diyerek açıklayan öğretmenimiz lakabını 30 saniyede bir gırtlağını pöhöhöy diye temizlemesi ile kazanmıştı.
benim için en akıl da kalan lakaplar bunlardı. bir öğretmen olarak benim de birkaç lakabım var. ve hepsi için minnettarım öğrencilerime. onlar benim arkadaşlarım kadar acımasız değiller çünkü.
lise yıllarında sınıfımdaki arkadaşlarım bu konuda çok başarılı idiler. zaten başka bir konuda başarılı olduklarını söylemek de yalan olur. hepsi iyi yerlere geldi ama nasıl geldikleri ile ilgili pek bir fikrim yok, belki de bu yaratıcılıklarını daha da geliştirdiler zamanla. öğretmenlerimize takılan bazı lakaplar şöyleydi:
at bey: kendisi bizim din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenimiz olup bir şekilde japonya’ya gidip gelmiş olduğu için bize sürekli japonya’nın tuvaletlerinin ne kadar temiz olduğunu anlatan ve dersi bitirir bitirmez sınıfın en güzel kızları ile kızların kafalarını karıştıran soruları tartışmaya can atan bir hocamızdı. lakabını fiziksel özellikleri yüzünden almıştı ve de ondan yediğimiz tokatlarla attan düşmüşe dönmemizin de etkisi vardı bu lakapta.
çimen bıyık: coğrafya öğretmenimiz olan çimen bıyık hiçbir özelliği olmayan, ders anlatmayı kitaptan sesli olarak bize paragraflar okumak zaten bir zavallı idi. lakabı için çok düşünülmedi. bıyıkları ağzından çim adamlar fışkırmış görüntüsü verdiği için bu adı hakkıyla kazandı.
jefferson: kimya öğretmenimiz olan jefferson öğretmenlerin en kibarı, en efendisi, en inanarak ders anlatanı idi. sadece bir gün sıra arkadaşımın beynini yumruğuyla delmişti ve sanırım haklıydı bunu yapmakta. lakabını ise ten rengi ile kazanmıştı. çünkü hayatımda gördüğüm en koyu tenli beyaz adamdı.
öküz kont: kendisi matematik bilmeyen matematik öğretmenimizdi. ingilizce de bilmezdi. ama harika milli eğitimimiz matematik derslerinin ingilizce okutulmasını istemişti. matematik bilmeyen öğretmenimiz bilmediği konuyu bize bilmediği bir dil de anlattı iki sene. paranın havada dönüşünü “ oğlum, tiri tayms diyim a!” diyerek açıklayan öğretmenimiz lakabını 30 saniyede bir gırtlağını pöhöhöy diye temizlemesi ile kazanmıştı.
benim için en akıl da kalan lakaplar bunlardı. bir öğretmen olarak benim de birkaç lakabım var. ve hepsi için minnettarım öğrencilerime. onlar benim arkadaşlarım kadar acımasız değiller çünkü.
devamını gör...
hasan can kaya
ya yılbaşı programına gelmiş izliyorlardı salonda. baktım misafirlikte sıçan adam falan dedi herkes güldü. bilemiyorum altan.
devamını gör...
fatih kısaparmak
özellikle lise yıllarımda harçlık biriktirerek birçok kasetini satın aldığım sanatçıdır. türkü formundaki özgün besteleri ile 90'lı yıllarda haklı bir şöhret yakalamıştı. eşi haber spikeri şebnem hanım, ozan ve kaan isimli iki oğluyla örnek bir aile babasıdır.
- bu adam benim babam,
- bir kere sevdaya tutulmaya gör,
- güneşi biz uyandırdık,
- bekle küçüğüm,
- portakal çiçeği,
- haydi abbas,
- üzüm karası gözlerin vb.
onlarca daha güzel eseri dillere dolanmış sevdiğim takip ettiğim bir sanat adamdır.
- bu adam benim babam,
- bir kere sevdaya tutulmaya gör,
- güneşi biz uyandırdık,
- bekle küçüğüm,
- portakal çiçeği,
- haydi abbas,
- üzüm karası gözlerin vb.
onlarca daha güzel eseri dillere dolanmış sevdiğim takip ettiğim bir sanat adamdır.
devamını gör...
intihar girişiminde bulunan kişiye öğüt veren embesiller
ne yazıyorsanız doğru düzgün yazın be kardeşim. aşağılamadan yapamıyor musunuz? bıktık bu ego tatmininden ben de bu yazım tarzına isyan ediyorum. eline sazı alan gerizekalısınız bir kere ben çok zekiyim türküsünü çalıyor. üslup deyip susuyorum. haklılık payı olsa bile bu yazım tarzıyla yaptığınız faydalı olmuyor inanın buna artık.
devamını gör...
saç bakımı yapan başörtülü
devamını gör...
hobbiton
yüzüklerin efendisi serisinin hayranı olarak başlığını açtığıma çok mutlu olduğum, gerçek olamayacak kadar güzel olan hobbit köyünün adıdır. yeni zelanda'nın kuzeyinde bulunan bu köy aslında altı bin nüfuslu matamata kasabasının yakınında yer alan bir açık hava stüdyosudur ve köyün tam ismi hobbiton movie set'tir.
peter jackson yüzüklerin efendisi serisinin çekilmesi için uygun bir yer ararken burayı keşfetmiş. çiflik, set olmadan önce bizim bildiğimiz koyun otlatılan bir mera alanıymış. jackson çiftliğin sahibi ile bir anlaşma yapmış ve yapılan anlaşma sonrasında film çekilirken yeni zelanda ordusundan yardım istenerek köye giriş çıkışlar yasaklattırılmış. film yayınlandıktan sonra yüz binlerce kişi tarafından ziyaret edilmiş tabi.
bölgenin ticaretle uğraşan kişileri setin gördüğü ilgi karşısında kollarını sıvamışlar; öyle ki bugün bölgede hobbit turizmi temalı on yedi işletme bulunuyor.
ölmeden önce gitmek istediğim yerlerin başında yer alan hobbiton köyüne madem şimdi gidemiyoruz birazcık fotoğraflarına bakalım;







şuradan köyün resmi sitesine gidebilir çok detaylı bir şekilde inceleyip kendinizi orada gibi hissedebilirsiniz; hobbitton'a gider^^
peter jackson yüzüklerin efendisi serisinin çekilmesi için uygun bir yer ararken burayı keşfetmiş. çiflik, set olmadan önce bizim bildiğimiz koyun otlatılan bir mera alanıymış. jackson çiftliğin sahibi ile bir anlaşma yapmış ve yapılan anlaşma sonrasında film çekilirken yeni zelanda ordusundan yardım istenerek köye giriş çıkışlar yasaklattırılmış. film yayınlandıktan sonra yüz binlerce kişi tarafından ziyaret edilmiş tabi.
bölgenin ticaretle uğraşan kişileri setin gördüğü ilgi karşısında kollarını sıvamışlar; öyle ki bugün bölgede hobbit turizmi temalı on yedi işletme bulunuyor.
ölmeden önce gitmek istediğim yerlerin başında yer alan hobbiton köyüne madem şimdi gidemiyoruz birazcık fotoğraflarına bakalım;







şuradan köyün resmi sitesine gidebilir çok detaylı bir şekilde inceleyip kendinizi orada gibi hissedebilirsiniz; hobbitton'a gider^^
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
nihayet kavuştun
hayal ettiğin yere
nihayet kavuştun
en sevdiğin yere
orada çok rahatsın
kimse üzemez seni
sen mutlu ol yeter ki
ben ardında beklerim.
şiir pek de kaliteli değil gördüğünüz üzere, çünkü ben bu şiiri 12 yaşında yazmışım, dedem öldükten bir ay sonra. onun için yazmışım.
hala bu şiirde de dediğim gibi ardında bekliyorum dedeciğim, mutlu olmana duacıyım, seni özlüyorum ve eksikliğini de hissediyorum. sen gittiğinden beri hep bir yerimiz eksik kaldı, yapayalnızım ben artık. arkasına yaslanacağım koca çınarımı kökünden kesmişler gibi hissediyorum, yıllardır. daha biz seninle çok anı paylaşacaktık, ne senin edebiyat bilginden yararlanabildim, ne sevgine doyabildim, seni tam tanıyabildim... bunlar için çok küçüktüm.
ama yine de çok güzel anılar biriktirdik seninle, bahçemizde uzanıp yıldızları izledik, tavşanlarımız etrafta hop hop zıplarken meyveler toplayıp yedik, kitap fuarlarına gittik. bizim eve her yaklaştığında bir ıslık öttürürdün, duyduğumuzda kardeşimle koşa koşa aşağıya inerdik, kapıyı ilk açabilmek için yarışırdık. bana dergiler aldın, çikolatalar, tatlılar ama en önemlisi bana paralarla elde edemeyeceğim çok şey kattın, beni mutlu bir çocuk yaptın, kişiliğimi oturttun, kitap okuma sevgisi aşıladın, beni umursanıyor hissettirdin... elinden gelebilecek her şeyi layıkıyla yerine getirdin.
seni çok seviyorum dedeciğim, umarım benimle gurur duyuyorsundur, sana layık bir torun olabilmişimdir. iyi ki seni tanıdım, çocukluğumu seninle beraber yaşadım. bazen keşke yanına gelebilsem diyorum, zaten doğru düzgün yaşadığım da söylenemez, hiçbir şey kaybetmezdim.
hayal ettiğin yere
nihayet kavuştun
en sevdiğin yere
orada çok rahatsın
kimse üzemez seni
sen mutlu ol yeter ki
ben ardında beklerim.
şiir pek de kaliteli değil gördüğünüz üzere, çünkü ben bu şiiri 12 yaşında yazmışım, dedem öldükten bir ay sonra. onun için yazmışım.
hala bu şiirde de dediğim gibi ardında bekliyorum dedeciğim, mutlu olmana duacıyım, seni özlüyorum ve eksikliğini de hissediyorum. sen gittiğinden beri hep bir yerimiz eksik kaldı, yapayalnızım ben artık. arkasına yaslanacağım koca çınarımı kökünden kesmişler gibi hissediyorum, yıllardır. daha biz seninle çok anı paylaşacaktık, ne senin edebiyat bilginden yararlanabildim, ne sevgine doyabildim, seni tam tanıyabildim... bunlar için çok küçüktüm.
ama yine de çok güzel anılar biriktirdik seninle, bahçemizde uzanıp yıldızları izledik, tavşanlarımız etrafta hop hop zıplarken meyveler toplayıp yedik, kitap fuarlarına gittik. bizim eve her yaklaştığında bir ıslık öttürürdün, duyduğumuzda kardeşimle koşa koşa aşağıya inerdik, kapıyı ilk açabilmek için yarışırdık. bana dergiler aldın, çikolatalar, tatlılar ama en önemlisi bana paralarla elde edemeyeceğim çok şey kattın, beni mutlu bir çocuk yaptın, kişiliğimi oturttun, kitap okuma sevgisi aşıladın, beni umursanıyor hissettirdin... elinden gelebilecek her şeyi layıkıyla yerine getirdin.
seni çok seviyorum dedeciğim, umarım benimle gurur duyuyorsundur, sana layık bir torun olabilmişimdir. iyi ki seni tanıdım, çocukluğumu seninle beraber yaşadım. bazen keşke yanına gelebilsem diyorum, zaten doğru düzgün yaşadığım da söylenemez, hiçbir şey kaybetmezdim.
devamını gör...
panik atak
bazı insanların ciddiye almadığı ve abarttıldığını düşündüğü ataklardır. ama yaşayanın hayat kalitesini düşüren, kalp krizi benzeri belirtilerle kişiyi daha da panikleten durum. bu durumdan yıllar önce kurtuldum. çünkü , 5 dakika sürecek ve beni öldürmeyecek olduğuna kendimi ikna ettim. sonsuza kadar sürmeyecek emin olun.
devamını gör...

