sosyal medyada maskesiz görüntü paylaşımına ceza geliyor
neye karışacaklarını şaşırdılar iyice.
yakın zamanda gazetelerde dev manşet "şeriat geldi" yazacak şaşıramıycaz bile. ben söylüyorum..
yakın zamanda gazetelerde dev manşet "şeriat geldi" yazacak şaşıramıycaz bile. ben söylüyorum..
devamını gör...
hangi yazar gözünde nasıl canlanıyor sorusu
gidiyom ben kimsenin gözünde canlanmamışım.
t: kötü başlıktır. yazıklar olsun.
t: kötü başlıktır. yazıklar olsun.
devamını gör...
yazarların fakirlik seviyesi
pazar sabahını kaliteli bir şekilde geçirip dolap uygulamasında sörf yaparken şu sağ alttaki ürün ile karşılaştım.

ortopedik bir ürün olduğunu düşündüm. bacaklarında kemik eğriliği olan bir çocuk için alındığını ve ülke koşullarında satılmak zorunda kalındığını düşünerek içim acıdı ve fotoğrafa tıkladım.
kar kayağı ayakkabısı imiş amk.
evet bu hayatta kar kayağı ayakkabısı diye bir şey varmış.
kayağa gitmeyi geçtim, ayakkabısını görünce ortopedik ürün zannettiğim şu hayatımdan ümidi kestim ama; artık reenkarne olur, yapay beden olur, simülasyon olur hiç farketmez, zengin olduğum bir yaşam dilimi için evrene olumlu enerji gönderiyorum. saygılar.

ortopedik bir ürün olduğunu düşündüm. bacaklarında kemik eğriliği olan bir çocuk için alındığını ve ülke koşullarında satılmak zorunda kalındığını düşünerek içim acıdı ve fotoğrafa tıkladım.
kar kayağı ayakkabısı imiş amk.
evet bu hayatta kar kayağı ayakkabısı diye bir şey varmış.
kayağa gitmeyi geçtim, ayakkabısını görünce ortopedik ürün zannettiğim şu hayatımdan ümidi kestim ama; artık reenkarne olur, yapay beden olur, simülasyon olur hiç farketmez, zengin olduğum bir yaşam dilimi için evrene olumlu enerji gönderiyorum. saygılar.
devamını gör...
sema maraşlı
"katili de anlamak gerek" diyebilecek şuursuzlukta, istanbul sözleşmesi düşmanı sözde yazar.
devamını gör...
9 aralık 2020 çiplenmiş olmam sorunsalı
allah yardımcın olsun demek istediğim başlıktır.
allah çiplerden uzak tutsun tutmazsa da çipin sağolsun.
allah çiplerden uzak tutsun tutmazsa da çipin sağolsun.
devamını gör...
quokka
avustralya ve yeni zelanda civarlarında yaşayan şirin mi şirin bir hayvan.
kangurunun little versiyonu.
kangurunun little versiyonu.
devamını gör...
hiç bitmeyecek sanılan şeyler
tükenmez kalem*.
devamını gör...
kurtların büyüttüğü adam
dina sanichar isimli kişi.
sanichar, hindistan'da bir mağarada avcılar tarafından bulunduğunda yaklaşık 6 yaşlarındaydı. daha sonra rudyard kipling'in the jungle book adlı romanına konu olacak bir hayat yaşamıştı.
avcılar onu bir yetimhaneye götürdüler ve orada ona, bir insanın bildiği şeyleri öğretmeye çalıştılar. ismini de yetimhaneye bir cumartesi günü gelmesi nedeniyle, hint dilinde cumartesi anlamına gelen sanichar koydular. ilginçtir ki bu yetimhanede o sıralarda sanichar'dan başka çocuklar da vardı, kurtlar ya da sokak köpekleri tarafından yetiştirilip bir şekilde oraya getirilmiş olan.
ancak sanichar, dört ayak üstünde yürüyen, çiğ et yiyen ve dişlerini keskinleştirmek için kemik çiğneyen bir çocuktu. konuşmayı bilmediği için derdini anlatmak adına ulumayı seçiyordu. üstelik kurtların eşyaları parmakla göstererek anlatmak gibi bir adetleri olmadığından, sanichar ile işaretleşme yoluyla anlaşmak da mümkün değildi.
tüm zorluklara rağmen "kurt çocuk" insanlar gibi giyinmeyi ve yürümeyi biraz olsun öğrenebildi. ancak dil konusunda hiçbir zaman değişim gösteremedi.
35 yaşında veremden ölen sanichar'ın hayat hikâyesi detaylı şekilde bilinmiyor.
ilk bulunduğu zamanlarda ve yetimhanede çekilen 2 fotoğrafı aşağıda:

görselin kaynağı

görselin kaynağı
sanichar, hindistan'da bir mağarada avcılar tarafından bulunduğunda yaklaşık 6 yaşlarındaydı. daha sonra rudyard kipling'in the jungle book adlı romanına konu olacak bir hayat yaşamıştı.
avcılar onu bir yetimhaneye götürdüler ve orada ona, bir insanın bildiği şeyleri öğretmeye çalıştılar. ismini de yetimhaneye bir cumartesi günü gelmesi nedeniyle, hint dilinde cumartesi anlamına gelen sanichar koydular. ilginçtir ki bu yetimhanede o sıralarda sanichar'dan başka çocuklar da vardı, kurtlar ya da sokak köpekleri tarafından yetiştirilip bir şekilde oraya getirilmiş olan.
ancak sanichar, dört ayak üstünde yürüyen, çiğ et yiyen ve dişlerini keskinleştirmek için kemik çiğneyen bir çocuktu. konuşmayı bilmediği için derdini anlatmak adına ulumayı seçiyordu. üstelik kurtların eşyaları parmakla göstererek anlatmak gibi bir adetleri olmadığından, sanichar ile işaretleşme yoluyla anlaşmak da mümkün değildi.
tüm zorluklara rağmen "kurt çocuk" insanlar gibi giyinmeyi ve yürümeyi biraz olsun öğrenebildi. ancak dil konusunda hiçbir zaman değişim gösteremedi.
35 yaşında veremden ölen sanichar'ın hayat hikâyesi detaylı şekilde bilinmiyor.
ilk bulunduğu zamanlarda ve yetimhanede çekilen 2 fotoğrafı aşağıda:

görselin kaynağı

görselin kaynağı
devamını gör...
doğal bağışıklık
bağırsaklarda prebiyotik-probiyotik dengesinin sağlanması, spor/egzersiz yapmak, stres yönetimi ve mutlu olunacak herhangi bir aktivitenin gerçekleştirilmesiyle artan bağışıklık. vücudun en etkili savunma mekanizması.
devamını gör...
başlıkları tutunca sevinen yazar
ben değilimdir.
aslında olabilirim ama popüler olmayan konularda başlık açtığımdan millet ne yazmış bu gene alüminyum diyerekten başlığa girip ayıp olmasın diye bir + oy verip çıkıyor.*
eğer şanslıysam bir iki fav ile siftah yapabiliyorum kjkgjffhhchg.
aslında olabilirim ama popüler olmayan konularda başlık açtığımdan millet ne yazmış bu gene alüminyum diyerekten başlığa girip ayıp olmasın diye bir + oy verip çıkıyor.*
eğer şanslıysam bir iki fav ile siftah yapabiliyorum kjkgjffhhchg.
devamını gör...
norveç deyince akla gelenler
huzur, sakin doğa, kavgasız insanlar, mavi göz, para için basitleşmeyen siyasetçiler, eşsiz manzaralar, kaliteli yaşam.
devamını gör...
yazarların ölmek istediği yaş
yıllar önce savaş bölgesinde çekilen bir belgesel ya da haberde, 60 yaşındaki bir adam şu cümleyi kurmuştu: "son üç yılda hiç görmek istemediğim şeyler gördüm acılar yaşadım, bunlar olmadan önce 57 yaşında ölmek isterdim". unutamıyorum bu cümleyi. dilerim hiçbirimizin kaderinde yoktur böyle dönemler ama eğer varsa, o an gelmeden, o acıları görmeden ölmek isterim artık hangi yaşsa. uzun yaşamak değil iyi yaşamaktır mühim olan, o yüzden biri hapşurunca çok yaşa yerine iyi yaşa derim ben.
devamını gör...
kırık cam teorisi
marina abramovic'in deneyi de buna benzer.
6 saat boyunca cansız manken gibi hareketsiz kalan marina'ya önce güller, çiçekler verilmiş, kekler yedirilmiş. daha sonra kadına tokat atılınca insanlar daha kötü şeyler yapmaya başlamış. kıyafetlerini çıkarmışlar, kafasına silah dayamışlar, bıçakla vücudunu kesmişler, tecavüz etmeye çalışmışlar.
içlerinden biri kadına sarılınca bunlara dayanamayan insanlar da kadını korumaya başlamışlar. kıyafetlerini giydirmişler, yaralarını temizleyip sigara içirmişler.
6 saatin sonunda kadın hareket etmeye başlayınca insanlar marina'dan kaçmaya başlamış.
kaynak
6 saat boyunca cansız manken gibi hareketsiz kalan marina'ya önce güller, çiçekler verilmiş, kekler yedirilmiş. daha sonra kadına tokat atılınca insanlar daha kötü şeyler yapmaya başlamış. kıyafetlerini çıkarmışlar, kafasına silah dayamışlar, bıçakla vücudunu kesmişler, tecavüz etmeye çalışmışlar.
içlerinden biri kadına sarılınca bunlara dayanamayan insanlar da kadını korumaya başlamışlar. kıyafetlerini giydirmişler, yaralarını temizleyip sigara içirmişler.
6 saatin sonunda kadın hareket etmeye başlayınca insanlar marina'dan kaçmaya başlamış.
kaynak
devamını gör...
anın fotoğrafı
buraya bir hayaller, hayatlar bırakalım...

yanımda yıldız tozu püfür püfür esen sahilde drink mode.
azcık büyük olaydı ah ahh. *
neysem şimdilik ıce tea mice tea idare ediyoruz.
selamlar sözlük... *

yanımda yıldız tozu püfür püfür esen sahilde drink mode.
azcık büyük olaydı ah ahh. *
neysem şimdilik ıce tea mice tea idare ediyoruz.
selamlar sözlük... *
devamını gör...
iq evliliği etkiler mi sorunsalı
merhaba arkadaşlar. 20 dakikadır yoktum, hepinizi inanılmaz şekilde özledim. nefes nefese koştum. siz olmadan asla rahat edemiyorum. biz bir aileyiz bunu biliyorsunuz. bu nedenle hepinizden dualarınızı bekliyorum. arkadaşımın abisine kavuşamadığım bir gün daha bitiyor, kavuşmamıza izin vermeyen arkadaşıma çekinmeden beddua edebilirsiniz.
hayküm 56. etkiler diyorum.
ben insanın asi doğduğuna inanıyorum. sorun öyle kalamıyor olmak. medeniyetin ulaşamadığı toplumlar cinselliği çekinmeden yaşarken, çıplaklığı normalleştirirken, hayatta kalmak için en vahşi yönlerini ortaya koyarken ve mutlak şekilde özgürken, şehirli insan sadece öğretildiği gibi davranır. çocuk küfür eder, etme derler. çocuk kavga eder, etme derler. çocuk ağaca tırmanır, düşersin derler. koşmak bile yasaktır. sonra saygı öğretilir. öğretmen geldiği an herkes ayağa kalkar ama biri de çıkıp neden diye sormaz. ben mesela oturup neden diye soran çocuktum, kimse bana mantıklı cevap veremedi. ayağa kalkılmasını bekleyen insanlar neden çocukların onları görünce ayağa kalktığını bilmiyordu.
benim gibi sorgulayan çocuklar şiddetin en temiz halini görür, toplumdan dışlanır, disiplin suçları işlediği iddia edilir, hakarete uğrar. sonuçta onların tarafına geçersin. çünkü araştırmalara göre yalnız kaldığın sürece beynin küçülür, aptallaşırsın. kimin beyni asla değişime uğramaz? bir otizmlinin. o nedenle asperger sendromlu çocuklar çok inatçıdır zaten. çünkü aptallaşmaz. beyinleri küçülmez. otizmli olmayanlar bu konuda çok daha sanssızdır.
ve sonuçta medeni toplumlarda insanların mücadelesi aslında para kazanmak, en tepeye çıkmak ya da sadece hayatta kalmak değildir. aptallaşmamak için uğraşır. insana ihtiyacı vardır. ona ne öğretildiyse toplum dışında kalmamak için onu uygular.
bu da evlilik denilen o şeyin her türlü detaydan kolay etkilenmesine neden olur bana göre. çünkü insanlar evlenmek için evleniyor. sana deli gibi aşık olan o adam ailesinin seni istemeyeceğini bildiği için 34 yaşına geldiği zaman ailesine uygun bir kadını aramaya başlıyor. sana deli gibi aşık olan o kadın 30 yaşına geldigi zaman duzenli geliri olan birini aramaya başlıyor. çünkü evlenmek bize öğretilmiş şeylerden biri. kiminle neden evlenmeli ve hangi yaşta evlenmeliyiz bulunduğumuz kültüre göre bize kodlanıyor. hatta son derece iddialıyım çoğu aşk evliliği yine bu mantıkla yapılır. aşk insanın kendini kandırma halidir.
tüm bunlar evliliği her şeyden çabuk etkilenen bir duruma sokuyor. ortasından sıkılmış diş macunu, anne, baba, görümce, mahallenin dedikoducu teyzesi, çocuğun gideceği okul, kültür farkı, bilmem ne. her şey evliliği etkiler, yıkar kolayca.
yüksek aykü evliliği bu nedenle yine etkiler. evliliği dediğim gibi her şey etkiler. konu evlilikse ne kadar olumlu ne kadar olumsuz etkileyeceği çok tartışmalı. çünkü yüksek zeka sorun çözer ama sürekli tekrarlanan aynı sorunlara tahammül etmez. edemez.
bence öyle.
hayküm 56. etkiler diyorum.
ben insanın asi doğduğuna inanıyorum. sorun öyle kalamıyor olmak. medeniyetin ulaşamadığı toplumlar cinselliği çekinmeden yaşarken, çıplaklığı normalleştirirken, hayatta kalmak için en vahşi yönlerini ortaya koyarken ve mutlak şekilde özgürken, şehirli insan sadece öğretildiği gibi davranır. çocuk küfür eder, etme derler. çocuk kavga eder, etme derler. çocuk ağaca tırmanır, düşersin derler. koşmak bile yasaktır. sonra saygı öğretilir. öğretmen geldiği an herkes ayağa kalkar ama biri de çıkıp neden diye sormaz. ben mesela oturup neden diye soran çocuktum, kimse bana mantıklı cevap veremedi. ayağa kalkılmasını bekleyen insanlar neden çocukların onları görünce ayağa kalktığını bilmiyordu.
benim gibi sorgulayan çocuklar şiddetin en temiz halini görür, toplumdan dışlanır, disiplin suçları işlediği iddia edilir, hakarete uğrar. sonuçta onların tarafına geçersin. çünkü araştırmalara göre yalnız kaldığın sürece beynin küçülür, aptallaşırsın. kimin beyni asla değişime uğramaz? bir otizmlinin. o nedenle asperger sendromlu çocuklar çok inatçıdır zaten. çünkü aptallaşmaz. beyinleri küçülmez. otizmli olmayanlar bu konuda çok daha sanssızdır.
ve sonuçta medeni toplumlarda insanların mücadelesi aslında para kazanmak, en tepeye çıkmak ya da sadece hayatta kalmak değildir. aptallaşmamak için uğraşır. insana ihtiyacı vardır. ona ne öğretildiyse toplum dışında kalmamak için onu uygular.
bu da evlilik denilen o şeyin her türlü detaydan kolay etkilenmesine neden olur bana göre. çünkü insanlar evlenmek için evleniyor. sana deli gibi aşık olan o adam ailesinin seni istemeyeceğini bildiği için 34 yaşına geldiği zaman ailesine uygun bir kadını aramaya başlıyor. sana deli gibi aşık olan o kadın 30 yaşına geldigi zaman duzenli geliri olan birini aramaya başlıyor. çünkü evlenmek bize öğretilmiş şeylerden biri. kiminle neden evlenmeli ve hangi yaşta evlenmeliyiz bulunduğumuz kültüre göre bize kodlanıyor. hatta son derece iddialıyım çoğu aşk evliliği yine bu mantıkla yapılır. aşk insanın kendini kandırma halidir.
tüm bunlar evliliği her şeyden çabuk etkilenen bir duruma sokuyor. ortasından sıkılmış diş macunu, anne, baba, görümce, mahallenin dedikoducu teyzesi, çocuğun gideceği okul, kültür farkı, bilmem ne. her şey evliliği etkiler, yıkar kolayca.
yüksek aykü evliliği bu nedenle yine etkiler. evliliği dediğim gibi her şey etkiler. konu evlilikse ne kadar olumlu ne kadar olumsuz etkileyeceği çok tartışmalı. çünkü yüksek zeka sorun çözer ama sürekli tekrarlanan aynı sorunlara tahammül etmez. edemez.
bence öyle.
devamını gör...
üniversite yemekhanesinde ekmeğe kota getirilmesi
akdeniz üniversitesi yemekhanesi’nde öğrencilere verilen ekmeğe kota getirildi.
kyk yemekhanelerinde su ve diğer içeceklere ise bir tane alma şartı konuldu.

akdeniz üniversitesi merkez yemekhanesi’nin, yemek ücretlerini 2,45 tl’den 4 tl’ye çıkarmasına rağmen ekmeğe kota getirildiği ortaya çıktı. öğrenci başına iki ekmekten fazlası verilmezken ekmeklerin başında görevli beklediği ve ikiden fazla ekmek alan öğrencilerin para ödediği öğrenildi.
buradan
ekmeğin başında görevli bekletmek mi? hz. yusuf geldi de kıtlık gelecek mi dedi?
oğlum döviz düştü ya, müsiad amcalar, kek yurtlarına ekmek versin bence.
kyk yemekhanelerinde su ve diğer içeceklere ise bir tane alma şartı konuldu.

akdeniz üniversitesi merkez yemekhanesi’nin, yemek ücretlerini 2,45 tl’den 4 tl’ye çıkarmasına rağmen ekmeğe kota getirildiği ortaya çıktı. öğrenci başına iki ekmekten fazlası verilmezken ekmeklerin başında görevli beklediği ve ikiden fazla ekmek alan öğrencilerin para ödediği öğrenildi.
buradan
ekmeğin başında görevli bekletmek mi? hz. yusuf geldi de kıtlık gelecek mi dedi?
oğlum döviz düştü ya, müsiad amcalar, kek yurtlarına ekmek versin bence.
devamını gör...
vincent van gogh
hayatı boyunca dışlanmış hisseden ve hiçbir zaman sevgi görmeyen ressamdır.
resimlerini anlamadan önce onu anlamak gerekir ve şahsi kanaatime göre onu tanımanın/anlamanın en iyi yolu, kardeşine yazdığı mektuplardan oluşan "theo'ya mektuplar" kitabını okumaktan geçer.
resimlerini anlamadan önce onu anlamak gerekir ve şahsi kanaatime göre onu tanımanın/anlamanın en iyi yolu, kardeşine yazdığı mektuplardan oluşan "theo'ya mektuplar" kitabını okumaktan geçer.
devamını gör...
bir ömür nasıl heba edilir sorunsalı
keşkelerle.
devamını gör...
moderatör hazall'ın sömürgeciliğe maruz kalıyor olması
an itibariyla, kominizm ayagina kapitalist duzenin sömurgesi altinda oldugumu ogrendigim baslik... bu arada övüldüm mü gömuldum mu anlamadim, bu detaya hic girmiyorum bile. ayrica türkce engelli ne demek? adamin asabini bozma ümüğünü sıkarım.*
(bkz: uğraşma benimle uğraşırım seninle)
(bkz: uğraşma benimle uğraşırım seninle)
devamını gör...
