galatasaray'ın, fenerbahçe'nin, beşiktaş'ın taraftarının da tezahüratı. kıyıda, köşede, bucakta kalmış kasaba takımlarını tutanlarda da aynı tezahürat. en büyük şebinkarahisar, başka büyük yok diye bağırdıysa bir taraftar, onun da devralmış olduğu sosyal bir miras var demektir, tribündeki ağırlığını ölçerek, tartarak hüküm vermek olmaz.
devamını gör...

eleştiri kaldıramayan 5 yaşındaki yazarlar birbirine giriyor bazen.çayımı çekirdeğimi alıp izliyorum. kaos severiz.
devamını gör...

...
sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.

-haydi iç de çay koyayım
...

ah muhsin ünlü -hatırlat da haziranın sonlarında çocukluğumu yakalım
devamını gör...

ben çalışmam. ne işim olur yani. kalkar keyif aldığım şeylerle uğraşırım aylak aylak takılırım.
devamını gör...

sadece psikolojik değil her türlü şiddeti normalleştiriyorlar. maalesef bu baskıcı zihniyet yüzünden hayalimizdeki* hayatı ya gizli saklı yaşıyoruz ya da aileden bağları kopararak. özellikle de bir kadınsanız en modern ailede bile illa baskı var. dilerim yeni nesil anne-baba olduğunda bu zinciri kırar da çocuklarına eziyet etmez.
devamını gör...

sevemediğimi sevemiyorum sözlük. ağzıyla kuş tutsa da yaranamiyorlar bana. ama benim sevemediğim insanda da mutlaka bir bokluk çıkıyor. boş yere değilmiş yani seni sevememem diyorum.
devamını gör...

şeffaf dosyadan daha şeffaf kaşar
devamını gör...

ozellikle uzun bir muddet spora verilen aradan sonra tekrar yapmaya baslanilan gunler de olusan kas agrilaridir. halk tabiriyle "hamlik" da diyebiliriz. boyle durumlarda kisisel tavsiyem, spor sonrasi "cool down" denilen esnetici hareketler yapilmasidir. akabinde mumkunse ılık bir dus alinmalidir. agrilar gunluk hayati etkileyecek duzeyde ise, kas gevsetici kremler ve ibuprofen icerikli agri kesici kullanilmalidir.
devamını gör...

pandeminin adana'ya verdiği en büyük zararlardan biridir bu festivalin yalan olması.

ben bunun ilkini de hatırlıyorum. ulan adana, ne güzeldin.
devamını gör...

parabolik uçuş*, uzaydaki agirliksiz ortamı* dünyada deneyimlemektir.

uçak, parabolik hareketin tepe noktasından burnunu aşağı doğru gösterdiğinde yaklaşık 20 saniye boyunca agirliksiz ortam hissedilir. tam bu süre zarfında vestibüler sistem devre dışı kalır çünkü vestibüler denge organları içinde otokonya denen kalsiyum karbonat kristalleri "sıfır g" etkisiyle yukarı kalkar ve sinir hücrelerinde ateşleme sağlanmaz. dolayısıyla beyin, vestibüler girdi alamaz. propriyoseptif sistem de devre dışı kalır çünkü yercekimi olmadığı için kas iskelet sistemi basınç kaynaklı girdi alamaz. bu durumda uzaysal oryantasyonumuzu sadece görsel sistemden gelen girdiler ile sağlarız.
devamını gör...

ösym sınavlarından biriydi sanırım veya aöf sınavları da olabilir. (o kadar çok sınava girdim ki sene kaç, hangi sınav hatırlamıyorum) * o dönem sınavlarda sınıflara duvar saati asılmıyordu ve kol saatiyle sınava girmek serbestti. sınava girdiğimde duvarda bir saat vardı ama bozuk. * kaç dakikam kaldı, ne durumdayım bir fikrim yok. sinirden ve sınav sorularının zorlamasından stres olmuş neden kol saati takmadım diye kendime kızıyorum. sınav bitti. gözetmen kağıtları topladı. neyse ne yapalım, öyle böyle atlattım diye kendimi teselli edip üzerimdeki giysinin kollarını sıvayıp şöyle sıraya sırtımı yasladığımda sol kolumda 2 tane kol saati gördüğüm an içine doğru kahkaha atmanın nasıl bir şey olduğunu tecrübe etmiş oldum. ortam o kadar gergin ki sınıfta nasıl güleyim. eve gidene kadar deli gibi kendime gülmüştüm.

meğer kol saatimin biri kolumdaymış sabah uyandığımda o saati takmak için aramış, bulamamıştım. diğer saatimi koluma takmışım tabi o sınav stresinden ne onu hatırlıyorum, ne görüyorum, ne de kolumdaki iki saatin fiziksel ağırlığını hissedebiliyorum. *
devamını gör...

siz de hiçbir şeyi beğenmiyorsunuz. goygoy yapıyoruz "sözlükte bilgi içerikli tanım yok" diye ağlıyorsunuz. tersini yapıyoruz "sözlük wiki'ye döndü" diye ağlıyorsunuz.
devamını gör...

eğer müslüman ise hacet namazı kılmasını tavsiye ederim. olmayacak dua tabirini sevmem, umudu diri tutmak gerek.
devamını gör...

memalik-i osmaniyenin tarih ve coğrafya lügatı'nda şöyle anlatılır: manastır vilayetinin serfice sancağında kaza merkezi bir kasabadır... selanikvilayetinin kuzeybatısında, güneydoğuda kavala, batısında grebene, kuzeydoğusunda kesriye, kuzeyinde görice ve leskovik, güneyinde ize kozana ile sınırlanmıştır.(1)
patriot, patriyotveya patiryot tabir edilen kelime vatansever manasındadır ve yamulmuyorsam latince veya rumcadan başta ingilizce ve diğer dillere geçmiştir.
patriyotlar, trakyanın gürpınar tekirdağ arası kıyı ve iç kesimlerdeki alana mübadele ile yerleştirilenler nasliç ve grebne veya grebene) kasabalarının köylüleridir.
köklerimin bir kısmı nasliç'e dayanır ki her zaman gururla hatırlar ve anlatırım. bahsettiğim ortamlarda arada bıkbık eden olursa da e-devletten alt-üst soy bilgisi sorgulamayı beraber açmayı teklif ederim ki genelde reddedilir.*
benden önce davranıp açanların suratı görülmeye değerdir, çünkü dedelerimin ve onların dedelerinin isimleri, ömer'dir, hamza'dır, bayram'dır, mehmet'tir; eşlerinin isimleri ise zeliha'dır, aliye'dir, saniye'dir.
savaşı, yokluğu, sılayı, gurbeti, kaybedilen eşleri, yitip giden evlatları görmüşler ancak asla anlatmamışlardır.
şimdi artık rahmetli olanların ağzından bir kelime çıkmazdı sorduğumuzda. kaç defa denediysem hep aynı şey oldu. önce daldı gitti, sonra bazen bir damla yaş aktı gözlerden sonra da şakayla karışık "hayde vre pidimu oyna disarida" dendi hep.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir ara test etmiştim* ve üstün zekalı çıkmıştım*. bunu abime söylemiştim koşa koşa*. bunu oradan test ettiğin için değilsin demişti. valla ben kendimde hiç üstün zekalı havası görmüyorum.
devamını gör...

uçurum bir fark irite edici olsa da, taraflar reşit ve razı olduğu sürece kimseyi ilgilendirmeyecek durumdur.
devamını gör...

künye
orijinal adı: eine ausschweifung
yazar:lou andreas-salome
ceviri: ilknur igan
sayfa sayısı: 80



arayışlar. isim itibarıyla merak uyandıran bir kitap. hele kitabın yazarı lou andreas-salome olursa. peki bizi kitap boyunca ne tür bir arayış bekliyor? burası sanırım okuyan kişinin ne bulmak istediğine bağlı olarak değişiyor.
yaşamı dikkate aldığınızda, eğer alabiliyorsanız gerçekten, yaşamın temelinin aslında bir arayış olduğunu söylemek yanlış olmaz. herkes farkında olarak ya da olmayarak hayatını toplumun ona öğretmiş olduğu “iyi” standartlara yükseltme amacıyla bir arayış içerisinde geçiriyor. bu süreç içerisinde her bir hissini kişilere, zamana, mekana ya da kendi durumuna göre farklı şekilde anlamlandırıyor. nihayetinde de hiçbir zaman arayışını sonuca erdiremiyor. işte bu noktada arayışlar sizi kendinize karşı bir nebze daha dürüst olmaya çağırıyor.
arayışlar, bir insanın kendi arayışının ve anlamlandırma şeklinin aslında hiçbir zaman doğru ya da yanlış olarak ifade edilen hiçbir kalıba sokulamayacağını gözler önüne seren çarpıcı bir yapıt. kendinize karşı ne kadar dürüstsünüz? sizi o an mutlu eden şey aslında sorumluluklarınızdan bir kaçış, arayışınıza verilen bir ara mı yoksa aslında korkunun esiri olmuş halinize bulduğunuz bir kılıf mı?
aynı zamanda kitap kişilerin birbiri üzerindeki baskıcı ya da daha doğrusu hükmedici etkilerine de hem açık hem üstü kapalı diyebileceğimiz şekilde değiniyor. bir kadının ya da bir erkeğin karşısındaki insana yaşattığı üstünlüğün onu nasıl köle haline getirebileceğini, kişinin bu kölelik ya da efendilik pozisyonundan aslında içten içe tatmin duygusunu nasıl yaşadığını göz önüne seriyor. korkmadan gerçekten kendinizle yüzleşerek okursanız kitabı eğer bugüne kadar ben kimlerin kölesi oldum sorusunu bile belki sorabilirsiniz kendinize. cevabınızdan hoşlanır mısınız veya cevap verebilir misin bilmiyorum ama en azından kendinizi keşfetme yolunda ufak da olsa bir adım atmış olursunuz.
devamını gör...

üst edit: normal sözlük kitap edebiyat kulübü ile toplantımızı gerçekleştirdiğimiz ikinci kitap.

victor hugo'nun o meşhur 'sefil' kelimesini ilk kullandığı romanı olduğu söylenmektedir. romantizm akımı'nın çok önemli eserlerinden biridir. romantizm akımından da kısaca bahsedecek olursam, duygu ve düşüncelerin akımıdır. fransız ihtilaliyle gündem bulan hürriyet ve eşitlik kavramları edebiyata da yansımış, bir idam mahkumunun son günü'nde eşitlik, insan hakları, adalet gibi konulara değinilerek ses bulmuştur.

kitap, adına biraz zıt olarak bir idam mahkumunun son gününe giden son 6 haftayı anlatıyor. anlatım o kadar güçlü ki, insan sanki o kişi kendisiymiş gibi ya da o anlara tanıklık ediyormuş gibi hissediyor. sanki o kişinin gölgesi gibisiniz, her olaya, mahkumun her düşüncesine ve hareketine şahit oluyor gibi...

idamın zevkle karşılandığı bir dönemde müthiş bir eleştiri kitabı. halk bu kitabı okumaya hazır olmadığından en başta victor hugo kendi ismiyle yayınlamıyor. zaten kitapta idam cezalarını zevkle izleyen halka değinilmesi sebepsiz değil. çünkü eserin yazıldığı dönemin insanı da tam olarak öyle.

victor hugo'nun haddim olmayarak müthiş zeki biri olduğunu söyleyebilirim. mahkumun isminin, mesleğinin ve en önemlisi suçunun ne olduğunu bilmememiz bunun en büyük kanıtı. victor hugo şunun mesajını veriyor: suçluyu ortadan kaldırmak yerine suçu ortadan kaldırın. suçluyu ortadan kaldırmak suçu ortadan kaldırmıyor.

edebi açıdan tek kelimeyle muazzam. romantizm akımının müthiş bir temsili. fakat elbette victor hugo'yu kitleleri ikna etmeye çalıştığı için eleştirenler de var. öyleyse bugünkü toplantıda canım dostum ve başkanım aziz varvara alekseyevna tarafından yapılan tespiti hemen bırakayım ''victor hugo da olsan insanları memnun edemezsin!''

kitabın en sevdiğim yanını toplantıda da bahsetmiştim fakat burada da bahsedip tanımımı sonlandırayım:

bizler bir hata yaptığımızda kendimizi haklı çıkaracak sebepler bulmaya veya dış etmenleri suçlamaya çalışırız. fakat bir başkasının hatasında o kişiyi sorumlu tutarız. buna sosyal psikolojide self-serving bias yani kendine hizmet eden ön yargı diyoruz. kitabın sevdiğim yönü, hatası için kendisini sorumlu tuttuğumuz kişinin duygu ve düşüncelerine bu denli gerçekçi tanıklık edebilmemizdi. işte bu yüzden edebi açıdan fikrimce mükemmel bir eser diyebilirim.

ve son olarak* kafa sözlük kitap edebiyat kulübü'ne kitap hakkında farklı yönlerden de bakmamı sağladıkları, bilgi dolu yorumları ve aslında insanın ruh halini olumsuz etkileyebilecek bir kitabı bu kadar neşeyle tartışmamızı sağladıkları için teşekkürü borç bilirim.
devamını gör...

türkiye'nin full nostalji içerikli müzik yapan radyosu. diğer radyolardan farkı 2000 yılından önceki yetmişler, seksenler ve doksanlara ait hit olmuş müzikleri sunması. ses düzeyi kaliteli bir radyo ve bu radyoda fazla gevezelik yok. insanı hem geçmişe götürüyor, hem de yaşlandığını hissettiriyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim