sokakta yürürken şarkı söylemenin keyfi
yok başka bir şeyde.
öyle birden ana uygun bir şarkı gelir ya aklına
bi de yanında onu bilen biri varsa
sokakta kalabalık değilse
haykıra haykıra söylersin.
ya da
şarkı aklına gelir
yanında kimse yok
sokakta kalabalık,
o zaman da mır mır diye
biraz içinden biraz dışından söylersin
ben öyle yapıyorum.
öyle birden ana uygun bir şarkı gelir ya aklına
bi de yanında onu bilen biri varsa
sokakta kalabalık değilse
haykıra haykıra söylersin.
ya da
şarkı aklına gelir
yanında kimse yok
sokakta kalabalık,
o zaman da mır mır diye
biraz içinden biraz dışından söylersin
ben öyle yapıyorum.
devamını gör...
düşük profilli insan mizahı
güldürürken düşündürmeyen her mizah kalitesizdir. yapılan mizahta, imâ edilmek istenen şey doğrudan kabak gibi gösterilmeyecek. cümlenin içine saklanacak. herhangi bir imâ barındırmayan, absürt mizaha hiç girmiyorum bile.
gereğinden fazla bel altı mizah da dahildir bu kalitesizliğe. güldürmediği gibi tiksindirir.
gereğinden fazla bel altı mizah da dahildir bu kalitesizliğe. güldürmediği gibi tiksindirir.
devamını gör...
milliyetçilik
çökmüş, köhnemiş, yozlaşmış fransa krallığı'nı ayağa kaldıran ideolojidir. milliyetçiliğin avantajı ülkenin yetenek havuzunu ve kaynak tabanını neredeyse maliyetsiz bir şekilde genişletmesidir. açalım;
modern devletin temelini ordu ve bu orduyu besleyecek vergi ve toprak rejimini sürdüren bürokrasi oluşturur. monarşilerde bu mekanizmaların yönetimi bir avuç aristokrat ve din adamının elindedir. örneğin ordu komutanlıkları ve subaylar aristokratlara ihale edilir, kilisenin elinde bol miktarda toprak vardır vs... halk bunun neresinde diye soracak olursanız, halkı ikiye ayırmak lazım. biri binlerce yıldır ezilen, sıfır siyasal hakka sahip yarı serf statüsündeki köylü, öbürü ise artık değişen teknoloji ve ticaret ile zenginleşen fakat yine de siyasi hakları olmayan burjuvazi. fransız devrimi dediğimiz şey aslında bir burjuva devrimidir. burjuva bu devrimi yapabilmek için halkı yanına çekmiş adına da halk devrimi demiştir. milliyetçilik bu dönemde doğmuştur.
ideolojinin ülke açısından yararı şudur: artık meşruiyeti sorgulanır durumda olan monarşi ve kilisenin yerini daha meşru bir yönetim yani cumhuriyet almıştır. meşruiyet toplumun hak ve sınıfları kendiliğinden kabullenmesi ve itiraz etmemesi demektir. artık kral için savaşmak istemeyen, kiliseye para vermek istemeyen tebaa, cumhuriyet sayesinde vatanları için vergi ödeyen, askerlik yapan yurttaşlara dönüştürülmüştür. bu öylesine büyük bir sinerji yaratmıştı ki, normalde asker bulmakta zorlanan dönem ordularına kıyasla napolyon savaşları döneminde fransa'da yaklaşık 2 milyon kişi askere alınmıştı. yani modern devletin en büyük eksiği olan para ve insan kaynağı sorunu giderilmişti. bu dönemde fransız yurttaşları coşkuyla askere yazılırken, ingilizler sağdan soldan topladıkları çapulcuları, suçluları zorla askere kaydettiriyor, ruslar köylerden topladıkları askerleri zincire vurarak götürüyordu.
ideolojinin ikinci yararı yetenek havuzunun genişlemesidir. eskiden komutan ve subay pozisyonları yeteneklerine bakılmaksızın aristokratların hakimiyetindeyken artık tamamen liyakatle dağıtılır hale gelmiştir. yani kendini kanıtlayan herkes sınırsız bir şekilde basamakları atlayabiliyordu. bunun en büyük örneği napolyon olsa da onunla sınırlı değildir. avrupa'nın bin yıllık tarihinde görülmemiş sayıda yetenekli komutan bu 15 yıllık kısacık dönemde fransa'dan çıkmıştır. sonuç: bütün avrupa'nın işgali.
ideoloji zamanla geri kalmış ulusların gelişmiş uluslarla arayı kapatmak için başvurdukları bir yöntem haline gelmiştir. fin, macar, balkan ve son olarak türk milliyetçiliği hep bu model üzerine kurulmuştur. toplumda büyük bir sinerji yaratan bu girişimle cehaletin kökü kazınmış, dogmacılıkla mücadele edilmiş , eğitim ve sağlık reformları hızla yapılabilir olmuştur. mesela taşra taşra gezen idealist öğretmen figürü bu dönemde ortaya çıkmıştır. alın size düşük maliyetle kalkınma.
ikinci dünya savaşından sonra kalkınmaya dayanan pozitif milliyetçilik yerini reaksiyoner milliyetçiliğe bırakmıştır. kısaca buna popülizm diyoruz. bütün sorunları "ulusun doğal düşmanları"nda gören, soyutlayıcı bir anlayış. günümüzde neredeyse bütün dünya gittikçe kangren haline gelen bu tür bir milliyetçiliğin pençesi altında.
modern devletin temelini ordu ve bu orduyu besleyecek vergi ve toprak rejimini sürdüren bürokrasi oluşturur. monarşilerde bu mekanizmaların yönetimi bir avuç aristokrat ve din adamının elindedir. örneğin ordu komutanlıkları ve subaylar aristokratlara ihale edilir, kilisenin elinde bol miktarda toprak vardır vs... halk bunun neresinde diye soracak olursanız, halkı ikiye ayırmak lazım. biri binlerce yıldır ezilen, sıfır siyasal hakka sahip yarı serf statüsündeki köylü, öbürü ise artık değişen teknoloji ve ticaret ile zenginleşen fakat yine de siyasi hakları olmayan burjuvazi. fransız devrimi dediğimiz şey aslında bir burjuva devrimidir. burjuva bu devrimi yapabilmek için halkı yanına çekmiş adına da halk devrimi demiştir. milliyetçilik bu dönemde doğmuştur.
ideolojinin ülke açısından yararı şudur: artık meşruiyeti sorgulanır durumda olan monarşi ve kilisenin yerini daha meşru bir yönetim yani cumhuriyet almıştır. meşruiyet toplumun hak ve sınıfları kendiliğinden kabullenmesi ve itiraz etmemesi demektir. artık kral için savaşmak istemeyen, kiliseye para vermek istemeyen tebaa, cumhuriyet sayesinde vatanları için vergi ödeyen, askerlik yapan yurttaşlara dönüştürülmüştür. bu öylesine büyük bir sinerji yaratmıştı ki, normalde asker bulmakta zorlanan dönem ordularına kıyasla napolyon savaşları döneminde fransa'da yaklaşık 2 milyon kişi askere alınmıştı. yani modern devletin en büyük eksiği olan para ve insan kaynağı sorunu giderilmişti. bu dönemde fransız yurttaşları coşkuyla askere yazılırken, ingilizler sağdan soldan topladıkları çapulcuları, suçluları zorla askere kaydettiriyor, ruslar köylerden topladıkları askerleri zincire vurarak götürüyordu.
ideolojinin ikinci yararı yetenek havuzunun genişlemesidir. eskiden komutan ve subay pozisyonları yeteneklerine bakılmaksızın aristokratların hakimiyetindeyken artık tamamen liyakatle dağıtılır hale gelmiştir. yani kendini kanıtlayan herkes sınırsız bir şekilde basamakları atlayabiliyordu. bunun en büyük örneği napolyon olsa da onunla sınırlı değildir. avrupa'nın bin yıllık tarihinde görülmemiş sayıda yetenekli komutan bu 15 yıllık kısacık dönemde fransa'dan çıkmıştır. sonuç: bütün avrupa'nın işgali.
ideoloji zamanla geri kalmış ulusların gelişmiş uluslarla arayı kapatmak için başvurdukları bir yöntem haline gelmiştir. fin, macar, balkan ve son olarak türk milliyetçiliği hep bu model üzerine kurulmuştur. toplumda büyük bir sinerji yaratan bu girişimle cehaletin kökü kazınmış, dogmacılıkla mücadele edilmiş , eğitim ve sağlık reformları hızla yapılabilir olmuştur. mesela taşra taşra gezen idealist öğretmen figürü bu dönemde ortaya çıkmıştır. alın size düşük maliyetle kalkınma.
ikinci dünya savaşından sonra kalkınmaya dayanan pozitif milliyetçilik yerini reaksiyoner milliyetçiliğe bırakmıştır. kısaca buna popülizm diyoruz. bütün sorunları "ulusun doğal düşmanları"nda gören, soyutlayıcı bir anlayış. günümüzde neredeyse bütün dünya gittikçe kangren haline gelen bu tür bir milliyetçiliğin pençesi altında.
devamını gör...
darpa
cok cilgin projelerin dondugu amerika savunma bakanligi’na bagli kurum. abd’nin aselsan’i da diyebiliriz. kurulus isminin acilimi ise; defense advanced research project agency.
kurumun ortaya cikis donemi rusya’nin sputnik uydusunu uzaya gonderdigi zamana tekabul etmektedir. rusya’nin uyduyu gondermesiyle deyim yerindeyse abd’nin pacalari tutusmus ve sovyet teknolojilerinin kendi teknolojilerini geride birakabilecegini farkedince acilen bu ajansi kurmustur.kurum zamanla o kadar buyumus ki, kendi icerisinde de yan kuruluslar olusturulmustur. nasa’da bunlardan bir tanesidir. arpanet yani bugun ki kullandigimiz internet agi bu kurumun projesidir. keza gps, dronelar, yuksek teknoloji silahlar, iha’lar, robotlar vb. askeri alana hitap edecek her turlu teknolojik araclar bu kurumun bulusudur.sadece askeri alanda teknolojik faliyetler yapilmiyor elbette, teknolojiyle alakali her mevzu bu kurumun ilgi alani.
bu konudan farkli olarak birde kurumla ilgili oldukca farkli teorilerde bulunmaktadir. ornegin; kurumun uzaylilarla iletisim kurabildigi hatta unlu 51.bolge mevzusuyla da baglantili olduklari soylenmekte. bunlar birer teoriden ibaret olsa da gercekten gun yuzune cikmamis cilgin projeleri gizliden gizliye planladiklari bilinmektektedir ama. ornegin sanal zeka ile oldukca ilgili olduklarini soyleyebilirim. robotlarla insanlar arasinda zihinsel baglanti kurmak icin yaptiklari calismalar mevcut. akabinde askeri alanda kullanilabilmesi icin telepati kask projleri 2000’li yillarin basindan beri gundemde. proje hakkinda biraz detay duseyim; ozel teknolojiyle uretilmis askeri kasklar bir catisma esnasinda kullanilmasi halinde, askerler arasinda kask yoluyla zihinsel ilesisim kurulmasi mumkun olacak. yani telefon ve telsiz turevi araclarin kullanimina gerek kalmayacak. projeye 6 milyon dolarin uzerinde yatirim yapilmis fakat proje henuz uretime gececek nitelikte de degil...
kurumun ortaya cikis donemi rusya’nin sputnik uydusunu uzaya gonderdigi zamana tekabul etmektedir. rusya’nin uyduyu gondermesiyle deyim yerindeyse abd’nin pacalari tutusmus ve sovyet teknolojilerinin kendi teknolojilerini geride birakabilecegini farkedince acilen bu ajansi kurmustur.kurum zamanla o kadar buyumus ki, kendi icerisinde de yan kuruluslar olusturulmustur. nasa’da bunlardan bir tanesidir. arpanet yani bugun ki kullandigimiz internet agi bu kurumun projesidir. keza gps, dronelar, yuksek teknoloji silahlar, iha’lar, robotlar vb. askeri alana hitap edecek her turlu teknolojik araclar bu kurumun bulusudur.sadece askeri alanda teknolojik faliyetler yapilmiyor elbette, teknolojiyle alakali her mevzu bu kurumun ilgi alani.
bu konudan farkli olarak birde kurumla ilgili oldukca farkli teorilerde bulunmaktadir. ornegin; kurumun uzaylilarla iletisim kurabildigi hatta unlu 51.bolge mevzusuyla da baglantili olduklari soylenmekte. bunlar birer teoriden ibaret olsa da gercekten gun yuzune cikmamis cilgin projeleri gizliden gizliye planladiklari bilinmektektedir ama. ornegin sanal zeka ile oldukca ilgili olduklarini soyleyebilirim. robotlarla insanlar arasinda zihinsel baglanti kurmak icin yaptiklari calismalar mevcut. akabinde askeri alanda kullanilabilmesi icin telepati kask projleri 2000’li yillarin basindan beri gundemde. proje hakkinda biraz detay duseyim; ozel teknolojiyle uretilmis askeri kasklar bir catisma esnasinda kullanilmasi halinde, askerler arasinda kask yoluyla zihinsel ilesisim kurulmasi mumkun olacak. yani telefon ve telsiz turevi araclarin kullanimina gerek kalmayacak. projeye 6 milyon dolarin uzerinde yatirim yapilmis fakat proje henuz uretime gececek nitelikte de degil...
devamını gör...
görüyorum ki çaresizliği hiç tatmamışsınız hayatınızda
insanlıktan utanmama sebep olan videodaki bir cümledir.
hayatta her şeyi parayla çözmeye alışmış insanlık nedir bilmeyen tiplere cuk oturan bir cümledir.
umarım rahat uyuyorsunuzdur yataklarınızda.
bu video canımı çok ama çok acıtan bir videodur.
hayatta her şeyi parayla çözmeye alışmış insanlık nedir bilmeyen tiplere cuk oturan bir cümledir.
umarım rahat uyuyorsunuzdur yataklarınızda.
bu video canımı çok ama çok acıtan bir videodur.
devamını gör...
mutlu olmak zorunda mıyız sorunsalı
mutluluk anlık bir şeydir. önemli olan mutsuz olmamak,normali koruyabilmek.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
gittikçe tekil bir hal alıyor insanlar. gittikçe bencilleşiyor. fedakarlık demode kavram zihinlerde. kişisel gelişim furyası kişiliksizleştiriyor. bildikleri şeyler artıyor ama kendilerini bilmez, ne istediklerini bilmez bir şeye dönüşüyorlar. değerlerini yitirmeyi, değerlenmek sanıyorlar. kandırıyorlar kendilerini. görünüşün hakimiyeti altında, şekil sevdasıyla benzeşmeyi özgünleşmek olarak görüyorlar. özgürlüğü, kurallarla göre hareket etmek olarak göremeyecek kadar körler. yıldızlara, gezegenlere ve fallara kapılmışlar. içindeki dolmayan boşluğun ve kötü hissin bir gezegenin retrosuna bağlamak kendilerini iyi hissettiriyor. belki vardır etkisi ama kendi yetersizliği kadar etkili olmaz hiçbir astrolojik manevra. çok bencilleşmiş bir kitle var dışarıda. herkes talepkar. hatta istekte bulunmayanların isteksizliğinden bile rahatsız olmakta. isteksizlerin arzularına yenik düşmesini isteyen tüketim kültürü gibi, istemeyenden de istemesini istiyorlar. istenmenin tahrik ediciliği de bir istek sonuçta. çoğunluktan olamayışım azınlıklarla da olamayışıma neden.
-iç kusması.
-iç kusması.
devamını gör...
normal sözlük'ten erkek düşürmek
hep kız mı düşürülecek bırakın da biraz da erkek düşürelim. şimdi siz düşünün sözlüğümüzün güzide erkekleri.
devamını gör...
yazarların uyumama sebepleri
sözlükte seri artı oy veren bir sapık varmış. onu kovaladığım için.
devamını gör...
türkiye'yi bir adım ileri taşıyacak adım
sınır güvenliğidir.
siz önce kendi vatandaşlarınızın kendi yurtlarında insan gibi ve güvende hissetmesini sağlayın da gerisi gelir zaten.
o, herkesin lanet okuduğu büyük emperyalist devletlere bakarsanız, neredeyse her birinin vatandaşlarına nasıl sahip çıktığını ve bu söz konusu ülkelerden birinin vatandaşı olmanın tam anlamıyla bir ayrıcalık olduğunu görebilirsiniz.
en basitinden türk pasaportunun değer sıralamasındaki yerine bakın mesela. para birimi konsuna hiç girmiyorum bile.
sonuçta, eğer bu ülkenin sınırları içerisinde doğduysam ve vatandaşı olarak içtiğim sudan soluduğum havaya kadar vergi veriyorsam eğitim ve sağlıktan tutun da günlük yaşama kadar her alanda, böyle bir ülkede yaşamanın ve vatandaşı olmanın ayrılacağını hissetmek isterim. bu kadar net.
siz önce kendi vatandaşlarınızın kendi yurtlarında insan gibi ve güvende hissetmesini sağlayın da gerisi gelir zaten.
o, herkesin lanet okuduğu büyük emperyalist devletlere bakarsanız, neredeyse her birinin vatandaşlarına nasıl sahip çıktığını ve bu söz konusu ülkelerden birinin vatandaşı olmanın tam anlamıyla bir ayrıcalık olduğunu görebilirsiniz.
en basitinden türk pasaportunun değer sıralamasındaki yerine bakın mesela. para birimi konsuna hiç girmiyorum bile.
sonuçta, eğer bu ülkenin sınırları içerisinde doğduysam ve vatandaşı olarak içtiğim sudan soluduğum havaya kadar vergi veriyorsam eğitim ve sağlıktan tutun da günlük yaşama kadar her alanda, böyle bir ülkede yaşamanın ve vatandaşı olmanın ayrılacağını hissetmek isterim. bu kadar net.
devamını gör...
jose emilio pacheco
bir 00zero ukdesidir.
meksikalı yazardır.

jose emilio pacheco bir şair, kısa öykü yazarı ve romancıdır. türkçeye çevrilmiş sadece iki kitabı vardır yazarın. ya da en azından ben öyle biliyorum. bir tanesi öykü kitabı olan boynu vurulmuş ay, diğeri ise etkileyici bir roman olan çöl savaşları.
ispanyolca dünyanın en büyülü dili olabilir. değilse de en büyülü olanlardan biridir mutlaka. jorge luis borges, alberto manguel, gabriel garcia marquez, carlos fuentes, julio cortazar ve tabii ki miguel cervantes'in yazdıkları kitapların bu büyü yanılsaması üzerinde etkisi büyük olabilir.
çok yakın bir zamanda, 2014 yılında düşüp kafasını çarptıktan bir gün sonra kalp krizinden hayatını kaybeden yazar da yukarıda andığım yazarlara yakın bir yeteneği ve en az onlar kadar büyülü bir dili var.
kendisi cervantes ödülü, octavia paz ödülü, federico garcia lorca ödülü ve pablo neruda ödülü kazanmış büyük bir yazardır. boynu vurulmuş ay kitabını tamamen şans eseri bulup okumuştum ama çöl savaşları tanıdığım ve çok beğendiğim bir yazarın kitabıydı benim için.
çevirmenlerden en çok jose emilio pacheco kitaplarını çevirmelerini bekliyorum. daha fazla büyüye ihtiyacımız var.
meksikalı yazardır.

jose emilio pacheco bir şair, kısa öykü yazarı ve romancıdır. türkçeye çevrilmiş sadece iki kitabı vardır yazarın. ya da en azından ben öyle biliyorum. bir tanesi öykü kitabı olan boynu vurulmuş ay, diğeri ise etkileyici bir roman olan çöl savaşları.
ispanyolca dünyanın en büyülü dili olabilir. değilse de en büyülü olanlardan biridir mutlaka. jorge luis borges, alberto manguel, gabriel garcia marquez, carlos fuentes, julio cortazar ve tabii ki miguel cervantes'in yazdıkları kitapların bu büyü yanılsaması üzerinde etkisi büyük olabilir.
çok yakın bir zamanda, 2014 yılında düşüp kafasını çarptıktan bir gün sonra kalp krizinden hayatını kaybeden yazar da yukarıda andığım yazarlara yakın bir yeteneği ve en az onlar kadar büyülü bir dili var.
kendisi cervantes ödülü, octavia paz ödülü, federico garcia lorca ödülü ve pablo neruda ödülü kazanmış büyük bir yazardır. boynu vurulmuş ay kitabını tamamen şans eseri bulup okumuştum ama çöl savaşları tanıdığım ve çok beğendiğim bir yazarın kitabıydı benim için.
çevirmenlerden en çok jose emilio pacheco kitaplarını çevirmelerini bekliyorum. daha fazla büyüye ihtiyacımız var.
devamını gör...
nasılsınız fakirler
akp li secmen tarafindan izlenmedigi icin yerine ulasmayacak hitap sekli. yine de boyle seyleri her turlu destekliyorum yoksa icine giren ampul patlayip cam kiriklari acitmadan uyanmicak bu millet.
devamını gör...
karaciğer
asur ve babillerde hastalık şeytanlar tarafından yapılan bir şeydi. hayanların iç organlarına bakarak geleceği gören, şeytanları def eden büyücüler vardı. hayvanların iç organlarının görünmesinin etkisi tıp biliminin ilerlemesine neden oldu.
karaciğer çok büyük ve kanlı olduğundan, ruh ve aklın merkezi olduğuna inanılıp çok saygı duyulmuş bir organ olmuştur.
karaciğer çok büyük ve kanlı olduğundan, ruh ve aklın merkezi olduğuna inanılıp çok saygı duyulmuş bir organ olmuştur.
devamını gör...
sevdiği halde vazgeçen insan
vazgeçtiği halde seven insandır.
devamını gör...
just do it
nike firmasının yıllardır varlığını sürdüren sloganıdır. "yap işte" veya "yap gitsin" gibi çevirebiliriz sanırım. slogan gerçekten insanları harekete geçiren, zekice düşünülmüş ve akılda kalıcı bir slogandır.
şöyle mi yapsam, böyle mi yapsam diyeceğine bir an önce başlamak gerek. just do it kankalar...
şöyle mi yapsam, böyle mi yapsam diyeceğine bir an önce başlamak gerek. just do it kankalar...
devamını gör...
bisküvi arası lokum
kıstırma derler buna. özellikle kakaolu pötibör arası güllü lokum denemenizi tavsiye ederim. yemeden önce lokumu iki dilim halinde ya da hafiften ezerek yerleştirmeli ki bisküvi kırılmasın.
devamını gör...
nickin bir siyasi parti olsaydı hangi parti olurdu sorunsalı
dini çıkarlar için kötüye kullanma, hangisi olduğunu anladınız sanırım.*
devamını gör...
geceye bir söz bırak
eminim sen de üzülmüşsündür ama benim saçlarım ağardı.
devamını gör...
9 mayıs 2021 sözlük store indirimi
ne yapıp ne edip, getirttiğim indirimdir.
evet sevgili yazarlar ve yazar adayı biricik çaylaklar.
epey zamandır, kafa store'daki rozetler için "karmamız yok alamıyoruz, evde zeytine kafa atıyoruz" gibi mesajlar almaktaydım.
bu mesajlar sonucunda bir direktör olarak ağırlığımı koydum ve yoldaşın kapısını çaldım.
yanına bir de 'mandal ve leğen verelim, olur mu öyle şey' dedi.
dinlemedim, ısrarıma devam ettim. %50 indirim isterim dedim.
"kurtarmaz pavlov kardeş, bize gelişi 300 gayme" dedi.
çetin geçen pazarlıklardan sonra kafa store'da bütün rozetlerde geçerli olan %30'luk bir indirim kaptım.
bütün rozetlerde geçerli olan %30'luk karma puan indirimi, 16 mayıs 2021 pazar saat 23.59'a kadar sürecektir.
pavlov'u takip etmeye devam edin.
(bkz: daha dur neler olacak)
evet sevgili yazarlar ve yazar adayı biricik çaylaklar.
epey zamandır, kafa store'daki rozetler için "karmamız yok alamıyoruz, evde zeytine kafa atıyoruz" gibi mesajlar almaktaydım.
bu mesajlar sonucunda bir direktör olarak ağırlığımı koydum ve yoldaşın kapısını çaldım.
yanına bir de 'mandal ve leğen verelim, olur mu öyle şey' dedi.
dinlemedim, ısrarıma devam ettim. %50 indirim isterim dedim.
"kurtarmaz pavlov kardeş, bize gelişi 300 gayme" dedi.
çetin geçen pazarlıklardan sonra kafa store'da bütün rozetlerde geçerli olan %30'luk bir indirim kaptım.
bütün rozetlerde geçerli olan %30'luk karma puan indirimi, 16 mayıs 2021 pazar saat 23.59'a kadar sürecektir.
pavlov'u takip etmeye devam edin.
(bkz: daha dur neler olacak)
devamını gör...
