küçükken inandığımız yalanlar
sokağa çıkarsam gerçekten torbalı adamların beni alıp götüreceği zımbırtısı.
fakat o dönemler organ mafyaları vardı. biraz yalan biraz gerçek...
fakat o dönemler organ mafyaları vardı. biraz yalan biraz gerçek...
devamını gör...
filozofların en sevilen sözleri
"çok şey öğrenmek, anlayışlı olmayı öğretmez."
herakleitos
herakleitos
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
sana bir şiirler olmuş sevgilim.
yüzün gözün söz içinde.
hangi imla kitabına baksam,
ben'den ayrı yazılıyorsun
-özdemir asaf
devamını gör...
vajina
vajina kelimesinin anlamı latin kökenli olup “kılıç kılıfı” anlamına gelmektedir. bu durumda kılıç da (bkz: penis) oluyor herhalde.
devamını gör...
asla mutlu olamayacak insanlar
herşeyi kafaya takan insandır. (bkz: ben)
devamını gör...
kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası (yazar)
dün aylık puan tablosu'nda 1 sıra gerilemesine rağmen bugün yaptığı atak sayesinde aylık puan tablosu'nda yeniden 2. olmayı başaran yazar. acaba ne olacak, köylü yazardan ironiler, kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası'nı geçebilecek mi yoksa kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası aylık puan tablosu'nda ilerlemeye devam mı edecek? bir sonraki bölümde...
devamını gör...
torku banada'nın zam yapmamak için bulduğu yöntem
kavanoz büyümüş gibi ama gramaj azalmış. büyük zeka işi.
sosyal medyaya düşen görüntülerden beri almadığım markanın yapmış olduğu şey.
sosyal medyaya düşen görüntülerden beri almadığım markanın yapmış olduğu şey.
devamını gör...
sığ insan
insan zekasının tuhaflığının kanıtı olan canlı topluluğu.
bu öyle bir şey ki ya tam olacak ya da hiç olmayacak. arada kalınca tünelin ucu hep boktan yerlere çıkıyor.
örneğin içinde yaşıyoruz şuan.
bu öyle bir şey ki ya tam olacak ya da hiç olmayacak. arada kalınca tünelin ucu hep boktan yerlere çıkıyor.
örneğin içinde yaşıyoruz şuan.
devamını gör...
begonvil
halikarnas balıkçısı'nın şu renge sahip olanları hakkında "tanrının en güzel hatalarından biri" dediği rivayet olunan bitki.
https://i.ibb.co/c59zps7/ımg-20171018-143443.jpg
urla / meydana az kala / ta anasının dini tarih
https://i.ibb.co/c59zps7/ımg-20171018-143443.jpg
urla / meydana az kala / ta anasının dini tarih
devamını gör...
sözlük yazarlarının dini görüşü
görmüyorum. göremiyorum. kör oldum.
devamını gör...
hayatınızdaki en pozitif şey
sırasıyla kitaplarım, soru bankalarım, ölmedim ama hafif sürünüyorum, kedişim, gözlüğüm, kardeşim, çikolatalarım ve asla bitmeyen enerjimle karışık umudum.
herhalde yıllardır * mental sağlığımı bunlar koruyor. ders çalışmasam mesela uykum gelmez. * ya da okuyacak kitabım olmasa deliririm.
sevgili favori modum sürünen arkadaşımız olmasaydı da kim bana neşeyle "günaydııın" derdi? günümü aydınlatıyor, daha pozitif ne olsun?
herhalde yıllardır * mental sağlığımı bunlar koruyor. ders çalışmasam mesela uykum gelmez. * ya da okuyacak kitabım olmasa deliririm.
sevgili favori modum sürünen arkadaşımız olmasaydı da kim bana neşeyle "günaydııın" derdi? günümü aydınlatıyor, daha pozitif ne olsun?
devamını gör...
yakın arkadaşla sevgili olmak
bazen çok güzel ilerleyecek bir ilişkinin bazen de bir yakın arkadaşı kaybetmenin başlangıcıdır. risktir.
devamını gör...
lise son en arka sıra şu an ne yapıyor sorunsalı
son arka sırada yalnızdım, şimdi gecenin on bir suları yatağımda yalnızım. ben ruhen, bedenen hep yalnızım. *
devamını gör...
hamile kadınlar için tasarlanmış köle kocalar
inkâr edemeyeceğimiz, son derece kızsal sorunlar var maalesef hayatlarımızda. hayatlarımızda diyorum çünkü bu sorunlar kızların benliklerinde kalmıyor, erkeklere de sıçrıyor. bence bu sorunların başında gelen ve en iyi örnek, kadınların hamilelik dönemleri.
kadınların en duygusal, en yoğun, en acımasız, en anlayışsız ve en çekilmez oldukları dönem olan hamilelik, bir kadından çok, erkeğin aşması gereken bir sınavdır bence. bakacak olursanız bunun bir çok başlıktan oluştuğunu görürsünüz. işin hatunu (b:‘’rahat ettirme’’) yönü var, cinsellik yönü var, olur olmaz kokularla gecenin bir vakti uyanma yönü var, yine sabaha karşı manav manav hindistan cevizi arama yönü var –ki muhtemelen daha önce yemedi bile; var da var.
başlarda erkek, sesini pek fazla çıkarmaz. o da heyecanlıdır çünkü, maymun gibi her istenileni yapar, her şeye olumlu yaklaşır ve öyle düşünmeye bakar. ama zaman gelecek, o bebeğin cinsiyeti öğrenilecek. doğacak bebek erkek ise, hamile kadın yaşadı, öyle söyleyeyim. çünkü bu durumu hala aşabilmiş değiliz; ‘’erkek adamın erkek evladı olur!’’
‘’ya kız olursa gaffur amca?’’
‘’o da olur…’’
türk kelimesi ‘’çoğalmak…’’ anlamına geldiğindendir herhalde, soy devam ettirmeye meraklı bir milletizdir. soy adımız yürüsün, büyüsün, her limanda bir imzamız olsun isteriz.
her neyse…
doğacak bebeğin erkek olması, vaziyeti bir müddet daha idare eder. baba, daha bir havalara uçar haliyle. anneye ise şu mantık yerleşir: tavuk sersemken kesmek lazım. bunun illa farkında olacaklar diye bir şey yok ama olan budur neticede.
günler ilerler… artık annenin içinde büyüyen su torbası iyice şişmiş, insanın belini ağrıtacak kıvama kadar gelmiştir.
‘’gaffuuuueeaarr…!!’’
‘’ne oldu safinaz!’’
‘’içimde bir sıkıntı var böyle… kursağıma kadar dayandı sanki… bir bardak su getir de, gider belki!’’
‘’tabi karıcığım…’’ diyip suyu getirir erkek. fakat, bardağı doldururken eline dikkat etmiştir. ne kadar yumuşak, ne kadar seksi duruyor o el öyle. eski günlere, mastürbasyon günlerine dönüş yapılır… bu işin bir de doğum sonrası yanıtlanması gereken, ‘’beni aldattın mı?’’ sorusu vardır ki, şimdi hiç girmiyorum.
hamile kadınların bu çekilmezliği hormonlardan mı kaynaklanıyor, iç güdüsel olarak mı yapıyorlar bilmiyorum. bazıları işi iyice abartıp, sanki kendi çocuğu değilmiş de erkek istedi diye hamile kalmış gibi davranır. başına bela almış psikolojisine bürünür. felakettir.
bu noktada aslında mikrofonu kadınlara, özellikle doğum yapmışlara bırakmak lazım. çünkü merak ediyorum bu ruh hali gerçekten ellerinde olmadan mı oluşuyor, yoksa ‘’hamileyim ulan kraliçe gibi yaşamam gerek!’’ mantığında mı büyüyor?
olur olmaz saatlerde uyanmalar, erkeği de uyutmamalar, bitmek bilmeyen arzular istekler, kıskançlıklar, laf anlayıp dinlememeler, ağlama krizlerine girmeler; hepsi mi psikolojik, hepsi mi hormonal?
zannetmiyorum.
kadınların en duygusal, en yoğun, en acımasız, en anlayışsız ve en çekilmez oldukları dönem olan hamilelik, bir kadından çok, erkeğin aşması gereken bir sınavdır bence. bakacak olursanız bunun bir çok başlıktan oluştuğunu görürsünüz. işin hatunu (b:‘’rahat ettirme’’) yönü var, cinsellik yönü var, olur olmaz kokularla gecenin bir vakti uyanma yönü var, yine sabaha karşı manav manav hindistan cevizi arama yönü var –ki muhtemelen daha önce yemedi bile; var da var.
başlarda erkek, sesini pek fazla çıkarmaz. o da heyecanlıdır çünkü, maymun gibi her istenileni yapar, her şeye olumlu yaklaşır ve öyle düşünmeye bakar. ama zaman gelecek, o bebeğin cinsiyeti öğrenilecek. doğacak bebek erkek ise, hamile kadın yaşadı, öyle söyleyeyim. çünkü bu durumu hala aşabilmiş değiliz; ‘’erkek adamın erkek evladı olur!’’
‘’ya kız olursa gaffur amca?’’
‘’o da olur…’’
türk kelimesi ‘’çoğalmak…’’ anlamına geldiğindendir herhalde, soy devam ettirmeye meraklı bir milletizdir. soy adımız yürüsün, büyüsün, her limanda bir imzamız olsun isteriz.
her neyse…
doğacak bebeğin erkek olması, vaziyeti bir müddet daha idare eder. baba, daha bir havalara uçar haliyle. anneye ise şu mantık yerleşir: tavuk sersemken kesmek lazım. bunun illa farkında olacaklar diye bir şey yok ama olan budur neticede.
günler ilerler… artık annenin içinde büyüyen su torbası iyice şişmiş, insanın belini ağrıtacak kıvama kadar gelmiştir.
‘’gaffuuuueeaarr…!!’’
‘’ne oldu safinaz!’’
‘’içimde bir sıkıntı var böyle… kursağıma kadar dayandı sanki… bir bardak su getir de, gider belki!’’
‘’tabi karıcığım…’’ diyip suyu getirir erkek. fakat, bardağı doldururken eline dikkat etmiştir. ne kadar yumuşak, ne kadar seksi duruyor o el öyle. eski günlere, mastürbasyon günlerine dönüş yapılır… bu işin bir de doğum sonrası yanıtlanması gereken, ‘’beni aldattın mı?’’ sorusu vardır ki, şimdi hiç girmiyorum.
hamile kadınların bu çekilmezliği hormonlardan mı kaynaklanıyor, iç güdüsel olarak mı yapıyorlar bilmiyorum. bazıları işi iyice abartıp, sanki kendi çocuğu değilmiş de erkek istedi diye hamile kalmış gibi davranır. başına bela almış psikolojisine bürünür. felakettir.
bu noktada aslında mikrofonu kadınlara, özellikle doğum yapmışlara bırakmak lazım. çünkü merak ediyorum bu ruh hali gerçekten ellerinde olmadan mı oluşuyor, yoksa ‘’hamileyim ulan kraliçe gibi yaşamam gerek!’’ mantığında mı büyüyor?
olur olmaz saatlerde uyanmalar, erkeği de uyutmamalar, bitmek bilmeyen arzular istekler, kıskançlıklar, laf anlayıp dinlememeler, ağlama krizlerine girmeler; hepsi mi psikolojik, hepsi mi hormonal?
zannetmiyorum.
devamını gör...
agora meyhanesi radyo yayını
ben mejanın annesine çok hak verdim. marsa hayatta gitmem bu zihin açıcı tespitten sonra.
devamını gör...
ilaç kutusunu ilk açışta hep prospektüslü tarafa denk gelmek
usb’nin sürekli yanlış tarafa denk gelmesiyle kafa kafaya kapışan durum. bu olayların simülasyonun bir bug’ı olduğunu düşünmeye başladım başka açıklama yok.*
devamını gör...
ada yasemini
neden daha önce denk gelmedim ben bu kelimelere ve cümlelere? demek ki o kadar iyi bir okur değilim.
nelerden bahsediyor bu yazarımız peki?
kitaplardan yazarlardan bahsediyor ve bunu güzel bir üslupla yapıyor. güzel bir bahsediş yani bu.
bir de duyguların, durumların, mekanların ve anların hissettirdiklerinden bahsediyor.
sözlükte yaprak dökümü yaşanırken eski günleri hatırlattı bana.*
tabii ki bu üslubun ve yazıların devamını diliyoruz.
nelerden bahsediyor bu yazarımız peki?
kitaplardan yazarlardan bahsediyor ve bunu güzel bir üslupla yapıyor. güzel bir bahsediş yani bu.
bir de duyguların, durumların, mekanların ve anların hissettirdiklerinden bahsediyor.
sözlükte yaprak dökümü yaşanırken eski günleri hatırlattı bana.*
tabii ki bu üslubun ve yazıların devamını diliyoruz.
devamını gör...
havada cinsel ilişkiye girmek
kamasutra, ıtırlı bahçe, tao falan kesmemiş olacak ki artık millet nelerin peşine düşmüş.
insanlar aşk hayatlarını renklendirmek için türlü ilginçliklere başvuruyor. gerçek olamayacak kadar tuhaf olan bu olayda ingiliz çift, paraşütle atlarken cinsel ilişki yaşamaya kalkıştı ancak fantezileri hastanenin acil servisinde bitti.
buradan
insanlar aşk hayatlarını renklendirmek için türlü ilginçliklere başvuruyor. gerçek olamayacak kadar tuhaf olan bu olayda ingiliz çift, paraşütle atlarken cinsel ilişki yaşamaya kalkıştı ancak fantezileri hastanenin acil servisinde bitti.
buradan
devamını gör...
güzelim
bana diyecek adam annesinden doğmadı çünkü çirkinim.*
devamını gör...
lezginka dansı
kafkasya’daki lezgi bölgesinden çıkan büyük bir beceri ve ustalık isteyen bir danstır. zaman içinde tüm kafkas halkarı bu dansı kendi dansları olarak benimsemişlerdir. çeçenlerce lovzarg, kabardeylerce ıslamey, osetlerce zilga, azerilerce qaytağı, inguşlarca halhar ve türkiye’de şeyh şamil dansı olarak anılır. diğer ülkelerde ise lezginka dansı olarak bilinir.
rivayete gelince…ruslarla savaş esnasında şeyh şamil ve askerleri oldukça zor durumdadır. ablukaya alınmışlardır, ya teslim olacaklardır ya da çarpışarak öleceklerdir. şeyh şamil askerlerine kılıçlarını kınlarına sokma emri verir ve hızlı biçimde lezginka dansına başlar. askerleri de ona uyum gösterip lezginka dansı yapar. rus askerleri keyif içinde dansı seyrederken şeyh şamil ruslara epey yaklaşmıştır. aniden kılıcını çekip saldırır, askerleri de onun arkasından ruslara saldırır. rus askerleri afallarken, şeyh şamil ve askerleri kuşatmayı yarıp çıkarlar. karlar üzerinde lezginka dansı ve çevik hareketler ile ruslara kılıç saldırısında bulunmak cesaret ister. “sonunu düşünen kahraman olamaz” sözü de şeyh şamil’e aittir.
rivayete gelince…ruslarla savaş esnasında şeyh şamil ve askerleri oldukça zor durumdadır. ablukaya alınmışlardır, ya teslim olacaklardır ya da çarpışarak öleceklerdir. şeyh şamil askerlerine kılıçlarını kınlarına sokma emri verir ve hızlı biçimde lezginka dansına başlar. askerleri de ona uyum gösterip lezginka dansı yapar. rus askerleri keyif içinde dansı seyrederken şeyh şamil ruslara epey yaklaşmıştır. aniden kılıcını çekip saldırır, askerleri de onun arkasından ruslara saldırır. rus askerleri afallarken, şeyh şamil ve askerleri kuşatmayı yarıp çıkarlar. karlar üzerinde lezginka dansı ve çevik hareketler ile ruslara kılıç saldırısında bulunmak cesaret ister. “sonunu düşünen kahraman olamaz” sözü de şeyh şamil’e aittir.
devamını gör...