şu an duymak istediğiniz söz
sevgiyle alakalı herhangi bir şey nolursa
devamını gör...
normal sözlük'ün üç beş geveze arasında dönmesi
acı ama gerçek bir durum.
3-5 yazar arasında dönüyor dediysek onlarda kendi aralarında şakalaşıyorlar birbirlerinin mahlaslarına yorum yapıyorlar.
zeka desen sıfır.
kalite desen yok.
bilgi akışı desen imkanı yok.
al gülüm ver gülüm birbirlerini güzelliyorlar, körler sağırlar birbirlerini ağırlar durumu yani.
24 eylül de yapılacak istanbul zirvesinde bulunacağım. bu yazarlardan birileri karşıma çıkarsa onları rencide ederim.
3-5 yazar arasında dönüyor dediysek onlarda kendi aralarında şakalaşıyorlar birbirlerinin mahlaslarına yorum yapıyorlar.
zeka desen sıfır.
kalite desen yok.
bilgi akışı desen imkanı yok.
al gülüm ver gülüm birbirlerini güzelliyorlar, körler sağırlar birbirlerini ağırlar durumu yani.
24 eylül de yapılacak istanbul zirvesinde bulunacağım. bu yazarlardan birileri karşıma çıkarsa onları rencide ederim.
devamını gör...
güney kore'de ilk kez ölüm oranının doğumları geçmesi
her yıl bir milyondan fazla insanın* nüfusa katıldığı türkiye'yi düşündüğümüzde çok da endişe verici gibi durmayan olaydır. insanlar nelerle dertleniyor yahu.
devamını gör...
bilinç dışı
aslında biliçaltı diye bir kelime yoktur. bilinç dışı diye düzeltilmesi gereken bir kelimedir. bu hata dilimize yerleşmiştir, bunu hatalı yapılan çeviriler de desteklemiştir. (bkz: bilinç dışı) bir bilinç vardır bir de bilinç dışı. bilinç altı diye bir şey mümkün değildir.
devamını gör...
ceyar
televizyonda yayınlandığında türkiye'de hayatın felç olduğu dallas dizisinin kötü adamı. türk televizyon tarihinde zengin ve yoksul (rich man, poor man) dizisinin kötü adamı olan anthony falconetti ile birlikte belkide en fazla nefret edilen iki dizi karakterinden biridir, birbirleriyle yarışır bu itler. kötü adamlar için genelde ceyar denir ama o tek gözü bantlı falconetti de az pislik değildir.
larry hagman tarafından canlandırılan ceyar yada orjinal adıyla john ross "j.r." ewing jr. ; babası john ross ewing sr. a karakter olarak benzeyen, istediğini elde etmek için rüşvet ve şantaja başvurmaktan çekinmeyen, karısını (sadece baldızı olsa iyi) herkesle aldatan pislik adamın tekidir. kardeşi bobby'nin (ki o da annesi bayan ellie'nin tıpatıp ruh ikizidir) antitezidir adeta.
dizide vurulduğu aşağıdaki sahne, o zaman tv tarihinde en fazla izlenen sahne olmuştur. abd'de 21.03.1980 de yayınlanmış olan bu bölüm, türkiye'de hangi tarihte yayınlandı hatırlamıyorum ama o zaman çocuk olmama rağmen bu sahneyi dün gibi hatırlıyorum. ayrıca çiçek abbas filminde de kendisi hakkında bir sahne vardır, onu da aşağıya ikinci video olarak ekledim:
larry hagman tarafından canlandırılan ceyar yada orjinal adıyla john ross "j.r." ewing jr. ; babası john ross ewing sr. a karakter olarak benzeyen, istediğini elde etmek için rüşvet ve şantaja başvurmaktan çekinmeyen, karısını (sadece baldızı olsa iyi) herkesle aldatan pislik adamın tekidir. kardeşi bobby'nin (ki o da annesi bayan ellie'nin tıpatıp ruh ikizidir) antitezidir adeta.
dizide vurulduğu aşağıdaki sahne, o zaman tv tarihinde en fazla izlenen sahne olmuştur. abd'de 21.03.1980 de yayınlanmış olan bu bölüm, türkiye'de hangi tarihte yayınlandı hatırlamıyorum ama o zaman çocuk olmama rağmen bu sahneyi dün gibi hatırlıyorum. ayrıca çiçek abbas filminde de kendisi hakkında bir sahne vardır, onu da aşağıya ikinci video olarak ekledim:
devamını gör...
normal sözlük'ün normali bir kısaltma olsaydı açılımı ne olurdu sorunsalı
"kendini anlat fakat anlayana " olurdu bence. tam uyuyor hatta. şifreyi çözdüm benjamin franklin. şimdi bittin. *
devamını gör...
mesaj alımı kapalı olan yazar
niye bu kadar mesele edilen yazardır gerçekten anlamak güç.
açık olsa fingirdeşiyo karı kız kovalıyo dersiniz,
kapalı tutsak nickaltı girilsin diye diyorsunuz.
yani her halükarda bok atacak bir şey buluyorsunuz.
ileri zekanız ne zaman kimseyle iletişim kurmak istememekten kaynaklandığını farkedecek merak ediyorum.
açık olsa fingirdeşiyo karı kız kovalıyo dersiniz,
kapalı tutsak nickaltı girilsin diye diyorsunuz.
yani her halükarda bok atacak bir şey buluyorsunuz.
ileri zekanız ne zaman kimseyle iletişim kurmak istememekten kaynaklandığını farkedecek merak ediyorum.
devamını gör...
dünyanın en kısa korku hikayesi
gregor samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini türkiye'de buldu.
devamını gör...
demet akalın sözlüğe üye olsa kullanacağı nick
ne olurdu bilmem ama doğru yazılmamış olacağından eminim.
devamını gör...
güneş esaslı takvim
nil nehrinin taşma zamanını hesaplamak isteyen (bkz: mısır medeniyeti) tarafından geliştirilmiş olan takvimdir.
günümüzde kullandığımız (bkz: miladi takvim) de güneş esaslı bir takvimdir.
günümüzde kullandığımız (bkz: miladi takvim) de güneş esaslı bir takvimdir.
devamını gör...
anime izleyen birini ciddiye almak
beni şoka sokan savdır.
anime dediğiniz yapımlarda mükemmel konular işlenmektedir. bir çoğunun senaryosu hollywood filmlerine taş çıkarır. pepe izliyor muamelesi yapmayın anime izleyenlere. ağzınıza odunla vururum.
anime dediğiniz yapımlarda mükemmel konular işlenmektedir. bir çoğunun senaryosu hollywood filmlerine taş çıkarır. pepe izliyor muamelesi yapmayın anime izleyenlere. ağzınıza odunla vururum.
devamını gör...
sözlükte kadın zannedilmek
sözlükte çok sevilen bi kadın yazarı ben de erkek zannediyodum.oluyo öyle şeyler.
devamını gör...
günün sözü
senin almaya cesaret edemediğin riskleri alanlar, senin yaşamak istediğin hayatı yaşarlar. *
devamını gör...
korku ve titreme (soren kierkegaard)
(korku ve titreme) soren kierkegaard'ın en ünlü eseridir. kierkegaard estetik, etik ve iman kavramlarını ishak ve ibrahim'in hikayesi üzerinden yorumlar. ibrahim oğlunu kurban ederken absurdün inayetine ve oğlunun bir şekilde ölmeyeceğine inanır. bu imanın gücüdür. etikle çeliştiği ve imanın özünde paradoksal bir yapısı olduğu bu şekilde ifade edilir. dinsel öğeler, dini yerler ve mitler insanlarda ürpermeye ve titremeye sebep olur. bunun esas nedeninin kutsala duyulan korku olduğu ileri sürülür. kierkegaard için tanrıya inanmak basit bir karar değildir hatta karanlığa adım atmayı gerektirir ve inanca dayanarak karar almak ne yapmamız gerektiğini söyleyen geleneksel etiğe ters düşebilir. bunu sıçrayış olarak nitelendirir. imandaki paradoksu bu şekilde açıklar. öyle bir paradoks ki cinayeti tanrıyı memnun eden kutsal bir eyleme dönüştürüyor yine aynı paradoks hiç bir düşüncenin kavrayamayacağı şekilde ibrahime oğlunu geri veriyor ve imanın başladığı yerde düşünme biter diyor kierkegaard. bu şekilde toplumsal görevlerin bazen en yüksek değerde olmadığını ifade ediyor ( bir babanın oğlunu koruması), tanrıya iman etmesi bazen bütün görevlerin üstüne çıkar ve insan etiği artık anlamını kaybeder. kierkegaard'ın üç aşamalı varoluş anlayışını ( etik, estetik, dinsel varoluş) adım adım takip edebileceğimiz okuması keyifli felsefe metni.
- ishakı boğazından yakalayıp yere fırlattı ve ona şöyle dedi: " aptal çocuk, senin baban ben miyim sanıyorsun? ben bir putperestim. bu tanrının emri mi sanıyorsun? hayır , bu benim arzum." ishak titreyip dehşet içinde yalvardı. : " ey yüce rabbim, bana merhamet et. ibrahim'in rabbi, bana merhamet et. eğer yeryüzünde bir babam yoksa sen benim babam ol!" ve ibrahim kendine fısıltıyla şöyle söyledi: " ey yüce rabbim, sana şükürler olsun. sana olan imanını yitireceğine benim bir canavar olduğuma inansın, böylesi onun için daha hayırlı." sy 21
- ama herkes kendi yolunca ve sevdiğinin büyüklüğünce büyüktü. çünkü kendini seven, kendisi kadar büyüktü ve diğerlerini seven, herkesten büyüktü. hepsi anımsanacaktı; ama herkes bekleyişi kadar büyüktü. biri olabilecek olanı beklediği için, diğeri ebedi olanı beklediği için büyüktü; oysa imkansızı bekleyen herkesten büyüktü. hepsi anımsanacaktı; ama hepsi mücadele ettiği şeyin büyüklüğü kadar büyüktü. sy 26
- bir insan bu vaizin ortaya koyduğu çelişkiyi nasıl açıklar? bu çelişkinin kökeni, ibrahim'ın yaptığı her şeyi şanlı kılan bir " büyük adam" olma icazetinin bulunması ve aynı şeyi bir başka yaptığında bunun günah, iğrenç bir günah sayılması mıdır? bu durumda ben böylesine pervasız bir övgüye katılmaz istemezdim. eğer iman kişinin oğlunu katletmesini mübarek kılmıyorsa, bırakın aynı mahkumiyet kararı, herkese olduğu gibi, ibrahim'e de çıkarılsın. eğer kişinin, bir düşünceyi başından sonuna dek taşıyacak ve ibrahim'in bir katil olduğunu söyleyecek cesareti yoksa, hak edilmiş övgüler üzerinde zaman yitireceğine bu cesareti bir an evvel kazanması daha yeğdir. ibrahim'in yaptığının ahlaki ifadesi şudur: o ishak'ı katledecekti. dini ifadesi ise şudur: o ishak'ı kurban edecekti. sy 41
- ibrahim hiçir durumda trajik bir kahraman değildir, bambaşka biridir, ya bir katildir ya bir mümin. sy 77
- imandaki paradoks budur, birey, evrenselden yücedir; birey (şimdilerde pek seyrek duyulan dogmatik bir ayrımı anımsayacak olursak) evrenselle ilişkisini mutlak olanla ilişkisine göre belirler, mutlakla ilişkisini evrenselle ilişkisine göre değil. paradoks, tanrıya karşı mutlak görev vardır diyerek de ifade edilebilir; çünkü bu görev ilişkisinde kişi birey olarak mutlakla mutlak ilişkidedir. böylece, bu ilişkide, tanrıyı sevmenin bir görev olduğu söylendiğinde, daha önce söylenenlerden farklı bir şey söylenmiş olur; çünkü bu görev mutlak ise, etik olan, bir görelilik konumuna indirgenmiş demektir. böyle olması etik olanın ortadan kaldırılmasını gerektirmez gerçi; fakat tamamen farklı bir ifade, paradoksal bir ifade kazanır - öyle ki örneğin, tanrı sevgisi iman erinin komşu sevgisine, etik açıdan görevinin gerektirdiği ifadeye zıt bir ifade vermesine sebep olabilir. sy 94
- sessizliği, hiçbir şekilde ishak'ı kurtarmak niyeti taşımıyordu, ve onun, ishak'ı kendi adına ve tanrı uğruna kurban etme görevi, estetiğe bir saldırıdır; çünkü estetik gayet iyi anlamıştır ki kendimi kurban edebilirim ama kendi uğruma başkasını kurban edemem. estetik kahraman sessizdir. oysa etik onu mahkum eder, çünkü estetik kahraman, kazara oluşan tikelliği nedeniyle sessizdir. sessiz kalmasını karara bağlayan şey, onun insanı önsezisidir. bu etiğin bağışlayacağı bir şey değildir, bu türden insanı seziler birer yanılsamadır sadece; etik sonsuz bir hamle gerektirir, açığa vurma gerektirir. o halde estetik kahraman konuşabilir, fakat konuşmaz. sy 148
- her şeyi söyleyebilir ama bir şeyi söyleyemez, yani başka birinin anlayabileceği şekilde söyleyemez, demek ki ibrahim konuşmamaktadır. konuşmadaki ferahlık, konuşmanın beni evrenselin diline çevirmesidir. ibrahim ishak'ı nasıl sevdiğini, bir dilin sahip olduğu en güzel ifadelerle anlatabilir. ama yüreğindeki sözler bunlar değil, onu kurban edeceğinin - çünkü bu bir sınamadır- derin düşüncesidir. bunun bir sınama olduğunu hiç kimse anlayamaz, bu yüzden ishak'ı kurban etme eylemini herkes sadece yanlış anlayabilir. sy 149
- ishakı boğazından yakalayıp yere fırlattı ve ona şöyle dedi: " aptal çocuk, senin baban ben miyim sanıyorsun? ben bir putperestim. bu tanrının emri mi sanıyorsun? hayır , bu benim arzum." ishak titreyip dehşet içinde yalvardı. : " ey yüce rabbim, bana merhamet et. ibrahim'in rabbi, bana merhamet et. eğer yeryüzünde bir babam yoksa sen benim babam ol!" ve ibrahim kendine fısıltıyla şöyle söyledi: " ey yüce rabbim, sana şükürler olsun. sana olan imanını yitireceğine benim bir canavar olduğuma inansın, böylesi onun için daha hayırlı." sy 21
- ama herkes kendi yolunca ve sevdiğinin büyüklüğünce büyüktü. çünkü kendini seven, kendisi kadar büyüktü ve diğerlerini seven, herkesten büyüktü. hepsi anımsanacaktı; ama herkes bekleyişi kadar büyüktü. biri olabilecek olanı beklediği için, diğeri ebedi olanı beklediği için büyüktü; oysa imkansızı bekleyen herkesten büyüktü. hepsi anımsanacaktı; ama hepsi mücadele ettiği şeyin büyüklüğü kadar büyüktü. sy 26
- bir insan bu vaizin ortaya koyduğu çelişkiyi nasıl açıklar? bu çelişkinin kökeni, ibrahim'ın yaptığı her şeyi şanlı kılan bir " büyük adam" olma icazetinin bulunması ve aynı şeyi bir başka yaptığında bunun günah, iğrenç bir günah sayılması mıdır? bu durumda ben böylesine pervasız bir övgüye katılmaz istemezdim. eğer iman kişinin oğlunu katletmesini mübarek kılmıyorsa, bırakın aynı mahkumiyet kararı, herkese olduğu gibi, ibrahim'e de çıkarılsın. eğer kişinin, bir düşünceyi başından sonuna dek taşıyacak ve ibrahim'in bir katil olduğunu söyleyecek cesareti yoksa, hak edilmiş övgüler üzerinde zaman yitireceğine bu cesareti bir an evvel kazanması daha yeğdir. ibrahim'in yaptığının ahlaki ifadesi şudur: o ishak'ı katledecekti. dini ifadesi ise şudur: o ishak'ı kurban edecekti. sy 41
- ibrahim hiçir durumda trajik bir kahraman değildir, bambaşka biridir, ya bir katildir ya bir mümin. sy 77
- imandaki paradoks budur, birey, evrenselden yücedir; birey (şimdilerde pek seyrek duyulan dogmatik bir ayrımı anımsayacak olursak) evrenselle ilişkisini mutlak olanla ilişkisine göre belirler, mutlakla ilişkisini evrenselle ilişkisine göre değil. paradoks, tanrıya karşı mutlak görev vardır diyerek de ifade edilebilir; çünkü bu görev ilişkisinde kişi birey olarak mutlakla mutlak ilişkidedir. böylece, bu ilişkide, tanrıyı sevmenin bir görev olduğu söylendiğinde, daha önce söylenenlerden farklı bir şey söylenmiş olur; çünkü bu görev mutlak ise, etik olan, bir görelilik konumuna indirgenmiş demektir. böyle olması etik olanın ortadan kaldırılmasını gerektirmez gerçi; fakat tamamen farklı bir ifade, paradoksal bir ifade kazanır - öyle ki örneğin, tanrı sevgisi iman erinin komşu sevgisine, etik açıdan görevinin gerektirdiği ifadeye zıt bir ifade vermesine sebep olabilir. sy 94
- sessizliği, hiçbir şekilde ishak'ı kurtarmak niyeti taşımıyordu, ve onun, ishak'ı kendi adına ve tanrı uğruna kurban etme görevi, estetiğe bir saldırıdır; çünkü estetik gayet iyi anlamıştır ki kendimi kurban edebilirim ama kendi uğruma başkasını kurban edemem. estetik kahraman sessizdir. oysa etik onu mahkum eder, çünkü estetik kahraman, kazara oluşan tikelliği nedeniyle sessizdir. sessiz kalmasını karara bağlayan şey, onun insanı önsezisidir. bu etiğin bağışlayacağı bir şey değildir, bu türden insanı seziler birer yanılsamadır sadece; etik sonsuz bir hamle gerektirir, açığa vurma gerektirir. o halde estetik kahraman konuşabilir, fakat konuşmaz. sy 148
- her şeyi söyleyebilir ama bir şeyi söyleyemez, yani başka birinin anlayabileceği şekilde söyleyemez, demek ki ibrahim konuşmamaktadır. konuşmadaki ferahlık, konuşmanın beni evrenselin diline çevirmesidir. ibrahim ishak'ı nasıl sevdiğini, bir dilin sahip olduğu en güzel ifadelerle anlatabilir. ama yüreğindeki sözler bunlar değil, onu kurban edeceğinin - çünkü bu bir sınamadır- derin düşüncesidir. bunun bir sınama olduğunu hiç kimse anlayamaz, bu yüzden ishak'ı kurban etme eylemini herkes sadece yanlış anlayabilir. sy 149
devamını gör...
victoria dönemi
büyük britanya'nın victoria devri britanya sanayi devriminin yükselişi ve britanya imparatorluğu'nun zirvesi olarak kabul edilmektedir.
kraliçe victoria (tahta çıkışının sabahında, 20 haziran 1837 tarihinde) tarihi çağa adını vermiştir
victoria devri, naiplik devri ve sonra da edward devrini izleyen bir dönemdir. ıı. elizabeth'ten sonra britanya tarihinde en uzun hüküm süren kişi olan kraliçe victoria'nın 64 yıllık iktidarı, 19'uncu yüzyılın büyük değişimlerine tanıklık etmiştir.
viktorya devri deyimi, genellikle kraliçe victoria'nın (sıklıkla en büyük ve en sevilen britanya hükümdarı olarak kabul edilir) hüküm sürdüğü 1837 ile 1901 yılları arası için kullanılır, ancak birçok tarihçiye göre 1832 reform hareketi bu kültürel devrin asıl başlangıcıdır. sanayi devrimiyle birlikte gündeme gelen emek sömürüsü ve işçi hakları, örgün eğitim kurumları, köleliğin kaldırılması gibi önemli tarihsel dönüşümler bu dönemde ortaya çıkmıştır.
dipnot: bu tanım başka bir tanımda gireceğim bilgiye kaynak olması için girilmiştir. benim gibi viktoria devri de nedir diye merak edenler için.
tam kapsamlı bilgim olmadığı için wikipediadan alıntıladım.
devamını gör...
çocukken yapılan salaklıklar
ilkokula yürüyerek giderdim. 40dk falan sürerdi. her gün kaç metre yol gittiğimi tam olarak bulmak için bir ayağımı diğerinin ucuna ekleye ekleye gittiğimi, ayakkabımın boyundan mesafeyi tam olarak hesapladıgımı hatirlıyorum. görenlerin ne yapıyor bu çocuk diye bakmaları bile beni durduramamısti. bu bir salaklık evet. ama ertesi gün de sağlamasını yapmak salaklık değil, başka bir şey.
devamını gör...
metin tolan
almanya'da bulunan göttingen üniversitesi rektörlüğüne seçilen profesör.
babası türk, annesi alman olan ve 1965’te schleswig-holstein eyaletinin oldenburg in holstein kentinde doğan tolan, kiel üniversitesinde fizik ve matematik eğitimi aldı ve 1993’te doktor unvanını elde etti. bir süre abd’de araştırmalar yapan tolan 1998’de deneysel fizik dalında kiel üniversitesinde doçent oldu.
2001’de dortmund teknik üniversitesi'nde deneysel fizik dalında profesörlüğe başlayan tolan 2004-2008 yıllarında dortmund teknik üniversitesi fizik bölümünde dekanlık, 2008-2020 yılları arasında rektörlük kurulu üyeliği ve rektör yardımcılığı yaptı.
kaynak
babası türk, annesi alman olan ve 1965’te schleswig-holstein eyaletinin oldenburg in holstein kentinde doğan tolan, kiel üniversitesinde fizik ve matematik eğitimi aldı ve 1993’te doktor unvanını elde etti. bir süre abd’de araştırmalar yapan tolan 1998’de deneysel fizik dalında kiel üniversitesinde doçent oldu.
2001’de dortmund teknik üniversitesi'nde deneysel fizik dalında profesörlüğe başlayan tolan 2004-2008 yıllarında dortmund teknik üniversitesi fizik bölümünde dekanlık, 2008-2020 yılları arasında rektörlük kurulu üyeliği ve rektör yardımcılığı yaptı.
kaynak
devamını gör...
normal sözlük’ün hayatınızda yarattığı değişiklikler
ders calismam gerekirken cogu zaman burada oluyorum, muhtemelen ay sonunda bana kafa sözlugu gosterecekler... enteresan bir degisiklik olacak gibi, hissediyorum...
devamını gör...
pavlov'un göbeği
varlığını akış'a bakınca anlayabildiğiniz yazar. online olduğunda sol tarafta eski başlıklar birden 'normalinden daha fazla' gözükmeye başlıyor. bunu manuel olarak yapıyorsa kendisi de* belli saatlerde akışın foruma dönüşmesinden memnuniyetsiz demektir. lakin elinden gelenin en iyisi akışı harmanlamak mı, daha fazlasını yapamıyor mu merak ediyorum. bence bi takım radikal kararlar almalı.
devamını gör...
kilo vermek
bu konuda dertlenmek ve üzüntü başı çeker. yemek istemezsin, mecburiyet olduğunu bilip zorla yersin, bu sefer de lokmalar boğazda düğümlenir. dertler, ruhu çektiği gibi o lokmaları da içine çekip bir güzel öğütür ve kilo verme sürecine katkıyı sağlar. o istenilen kilo verme eylemini en kötü ve istenmeyen şekilde yaşarsın. normal şekilde kurtulmuş olunan kilo zindeliğinden ziyade pörsümüş ruh gibi pörsümüş bir beden bakiyen olur. dilerim kimse yaşamaz.
devamını gör...