ikisininde modern olması gibi durum olduğunu düşünmüyorum. toplumsal cinsiyet rolleri ile kurulan toplumlarda ezen ve ezilen ilişkisi vardır. olmasi gereken ise toplumsal cinsiyet rollerinin ortadan kaldırıldığı ve cinsiyet eşitliğinin sağlandığı bir toplumdur.

ataerkil aileler çocuklarına şu özellikleri yükler, anaerkil aileler çocuklara şu özellikleri yükler. bunların aksine cinsiyet eşitliği olan bir toplumda biyolojik cinsiyete rol kesilmeden büyüyen insanlar olmak istedikleri gibi olabilirler.
devamını gör...

jake- amy
behzat ç- savcı esra
claire-phil
devamını gör...

emniyet genel müdürlüğü, antalya'da kalacak yeri olmadığı için sokakta yaşayan inşaat işçisi ali çiftçi'ye kesilen 3 bin 150 lira ceza nedeniyle özür diledi. yapılan açıklamada, "gerekli desteği ve barınmasını sağladık, helalleştik... memleketine intikal ettireceğiz" denildi kaynak buradan
devamını gör...

ezan sesini duyunca çakalların ulumaya başlaması. hiç bilmeyen için ürkütücüdür de aslında.
devamını gör...

sözlükçe birleşip bir tekne alalım o zaman. hem partileriz.
devamını gör...

kıyısından köşesinden şiire bulaşmış bir insan olarak hakkında yalnız benim için bağlayıcı olacak birkaç cümleyle...

2018 dünya kupasında arjantin fransa’ya 4-3 mağlup olduğunda fransız benjamin pavard sonradan 2018 dünya kupasının en iyi golü seçilecek golü attığında twitterda fransız bir gazeteci golü içeren videoyu alıntılayarak tek bir kelime yazdı: poeme*. bu paylaşım o gün bu gole dair yazılanların içinde beni en çok etkileyen ve dahası insanlar tarafından da en çok beğenilen birkaç twitten biri olmuştu. bu tek cümleyi okuduğumda ben artık şiirin ne olduğuna dair sahici ve mantıklı bir fikre de sahiptim. şiir, bizim anlatmakta güçlük çektiklerimizin karşılığıydı. ne kadar çırpınırsak çırpınalım izahında eksik kaldığımız meseleleri tanımlamakta kullandığımız kaçış yolumuzdu. söz gelimi bizi sahiden etkisi altına alarak içimizde benzersiz hisler uyandıran bir tablonun karşısında dakikalarca durduktan sonra gördüğümüz/hissettiğimiz şeyi açıklamakta zorlanmış, sonra yutkunmuş ve şöyle demiştik: şiir gibi.

örnekleri uzatmanın söze katacağı çok bir şey olmadığı için ben başka bir misal vermeyeceğim. ama hayatımda ne zaman mükemmel, eksiksiz, kusursuz, övgüye değer bir şey gördümse gördüğümü izah etmekte zorlanıp kendimi “şiir gibi” derken buldum. üstelik daima büyüleyici bir güzellik için kullandım bu benzetmeyi. şiirin hakkını vermek için belki de lüzumluydu bu.

ve bana kalırsa şiirin binlerce yıldır durdurak bilmeyen varlığının sebebi de bu. insanoğlu varoldukça hissettiklerini anlatmakta aciz kalacak, aciz kaldıkça şiire başvurmaktan vazgeçmeyecek. şiir en çok aşkı odağına almasıyla aslında bu konuda bir ipucu da veriyor bana kalırsa. anlatmakta en çok güçlük çektiğimiz duygumuz hiç şüphesiz aşk. en çok boyun eğdiğimiz, en çok savunmasız kaldığımız, en çok hataya sürüklendiğimiz hissimiz. şiire en çok konu olan şeyin bizi kıskıvrak yakalayan bu his olması bence tesadüfle açıklanamaz. anlatamadığımız o yüce hissi anlatma çabasıyla daima şiire sığındık. en çok şiire. böylece şiir bütün anlatamadıklarımız içindeki en büyük hissimizin de mihmandarı oldu.

velhasılı o golden* sonra şiir benim için anlatamadıklarımın karşılığı olarak göründü. şiiri bir anlatma çabası olarak kullanmamız ise çok muhtemel insan olmanın içinde barındırdığı binlerce tezatın en cilvelilerinden biri olsa gerek. iyi ki şiir var. hasbelkader anlatabildiklerimiz ve asla anlatamayacaklarımız için.
devamını gör...

dışarda koca bir dünya vardır ama beş kuruş para yoktur. parasız semt değiştiremezsin ne koca dünyası alüminyum!
devamını gör...

gittim, gördüm:
budist bir ülkedir. bizde nasıl her yerde cami varsa orada da her yerde ‘pagoda’ denilen altın sarısı oval veya kübik kubbeli devasa yapılar bulunmaktadır.pagodalar, bazılarının etrafında dinazora benzeyen hayvan heykellerinin bulunduğu, iç kısmında ortada bulunan fil heykelinin önünde mum yakılmak suretiyle ibadet edinilen, aynı zamanda ülkenin en çok turist çeken yerlerdir.
örnek için kendi çektiğim şu fotoğrafa bakabilirsiniz:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

insanları çok sıcak kanlıdır, sürekli gülümser. müslüman olduğumu bildikleri halde bir saygısızlıklarına şahit olmadım. yapılan zulümler hakkında bilgim olmadığı için o konuda bilgi veremeyeceğim.

burma’da halk yıllarca ingiltere sömürgesinde yaşadığı için binalar, köprüler ve tren rayları gibi yapılar klasik ingiliz tarzıdır ancak çok eskidir, yeni yapı görmek zordur. kırsal kesimde ve şehir dışlarında bungalov tarzı ağaç yapılar vardır. buralarda bir iki göz odada yaşayan fakir aileleri görmek mümkündür.

gezerken ilk dikkatimi çeken şeylerden biri kaldırımlarda ve yollarda nereye baksam kırmızı lekeler görmem ve sonra bunun insanların tükürdüğü bir maddeden kaynaklandığına şahit olmamdı. daha sonra bu maddenin, bir yaprağın içine sarılarak çiğnenen bir tür ot olduğunu öğrendim.

ikinci olarak dikkatimi çeken şey, herkesin yüzüne beyaz bir şey sürmesiydi. bunun da güneşte yanmamak veya kararmamak için kullandıkları bir tür krem olduğunu öğrendim. bu krem ,orada yetişen, adını unuttuğum, bir ağaç türünün odunlarının ezilip toz haline getirilmesiyle elde edilmektedir.

insanların kararmak istememelerinin sebebini yıllarca ingilizlerin burma halkını siyahlar olarak nitelendirip aşağılamasına bağlıyorum. *

pazarda satış yapan bir kadının fotoğrafı:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

herhangi bir siyasi fikrin beni kısıtlamasından çekindiğim için yoktur.
ki böylesi daha iyidir. bir ideolojiye bağlı olmak kişiyi gerçekten kısıtlıyor. tecrübeyle sabittir.
devamını gör...

bu akşam ölürüm beni kimse tutamaç
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu ergen atışması formatında başlayan ve moderasyonun olaya dahil olmasıyla devam eden sürece nokta dahi olsa yorum yapmayı düşünmüyordum ama gomercan'ın haklı itirazından sonra kendimi tutamadım.

henüz emekleme aşamasında olan bir oluşumda neden afişte benim ismim daha aşağıda diye kuliste kavga çıkaran çakma assolist tavrıyla yaklaşanların zerre kadar samimi olduğuna inanmıyorum. zaten bu popülist hezeyanlara ilk andan itibaren karşı olduğum ve bu tip şımarıklıklara en yüksek perdeden tepki gösterdiğim kısıtlı bir çevre tarafından biliniyor.

itirazları başlatan tarafın çevresine topladığı küçük hayran kitlesiyle sözlükte sinsi ama etkili bir klik kurduğu, kendisine eleştirel yaklaşım getiren yazarları gerek nickaltı gerekse başlık açma yoluyla taciz ettiği ve uçurulmasını isteyecek kadar linç lobisinin başını çektiğini gayet iyi gözlemliyorum.

itiraz süreci eğer kamuya açık bir şekilde yapılacaksa herşeyden önce etik kaidelere uyularak yapılmalıdır. moderasyonun özel mesajını ifşalayarak savunma argümanı geliştiren snob tavrı ilkeli ve etik bulmam imkânsızdır.
devamını gör...

sürekli şikayet ettikleri "z kuşağını" yetiştiren nesildir.
devamını gör...

bi ara müge anlı'da dolandırıcı gelin civciv diye 4 bölüm incelenmiştim. hiç alakam olmadığı halde dayıları evlilik vaadiyle dolandırdığım, özellikle kütahya, adana, mersin, kahramanmaraş, bitlis, yozgat ve siirt gibi farklı şehirlerde bu suçu işlediğim fotoğraflarım ekrana yansıtılarak anlatılmıştı. elbette böyle bir şey yok, eski sevgilimin iftirası oyunları hep. suçlamaları yapan tüm dayıları o tutmuştu. bu durum senin için sorun olur mu?
devamını gör...

bazı kitaplar ilk cümleden içine alır sizi. sizin ilk cumlesine vurulduğunuz kitaplar hangileriydi?
benimki;
birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. içimdeki sıkıntı eridi.
aylak adam/ yusuf atılgan
devamını gör...

leonardo da vinci'nin 1489-1490 yıllarında tamamladığı tablosu.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
tabloyu milano'da bulunduğu dönemde hizmet ettiği dük ludovico sforza'nın siparişi üzerine hazırlamıştır. bu dönemde da vinci dük'ün yanında mühendis ve mimar olarak çalışıyordu.
portre cecilia gallerani'ye ait. cecilia, soylu olmayan, müzik ve edebiyatta çok yetenekli ve güzel şiirler yazan bir kadındı. dük'ü de böylece etkilemiş, dük'ün metresi olmuş ve kendisinden bir çocuğu olmuştur.
dük'ün soylu bir kadınla evlenmesiyle artık ondan ayrılan cecilia giderken tabloyu yanında götürmüş. tablo bir süre bulunamamış, daha sonra polonya'da ortaya çıkmış. ikinci dünya savaşı'ndan sonra tablo üzerinde bir askerin ayak iziyle bulunmuş. ayrıca tablonun arkaplanı mavi ve griyken restorasyon sırasında tamamen siyaha boyanmış. çok zor zamanlar geçiren bir eser kendisi sonuç olarak.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
elbisesi bir soylu kadına ait olamayacak kadar sade ama duruşunda çok asil ve soylu bir hava var. sadece duruşunda değil, tabloda bir kaç detay da var bununla ilgili olan. örneğin boynundaki siyah taşlardan yapılmış olan kolye, esmer tenli olduğu bilinen dük'e bir gönderme imiş.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
tablodaki en ilginç detay bir kakım. kakım bir gelincik türü, genelde kürkleri için kullanılıyor ve evcilleştirilebiliyorlar. o dönemde kakımlar soyluların evcil hayvanlarıymış. ayrıca kürklerini kirletmemek için avcılar tarafından yakalanma pahasına da olsa çamura girmezlermiş. kakımlar bu sebepten asilliği, iyilik ve temizliği simgeliyor. aynı zamanda dük'ten bir çocuğu olan cecilia'nın hamileliğinin sembolü olarak da düşünülüyor.
tablo kraków wawel kalesi'nde, karanlık bir odada tek başına sergileniyor.
kaynak kaynak
devamını gör...

%99 oranla kendisi bakir olmayan erkektir.

bir de bakire kız isteyen erkekleri “tü kaka” diye yererken kadınlar üzerinden bir yol seçmeyiniz. bakireler de ne haltlar yiyor, kandırıyor gibi cümleler kullanmayınız. size ne? bakiredir veya değildir. kandırmıştır ya da kandırmamıştır. kadın üzerinden bu konuyu değerlendirmeyiniz. kadının böyle hissetmesini, davranmasını sağlayan da eril baskın toplum. bu toplumun kandırılmasını çok da ayıp görmüyorum ben. zira erkek ne kadar medeni olursa olsun o kadının bakire olmadığını ya da bakire olduğu halde yaşadığı cinselliği bir şekilde bir gün başına mutlaka kakar. türkiye’de bunu aşmak çok zor.
devamını gör...

yazmak, su gibi, konuşmak gibi hatta zaman gibi bir akıştır. dilden dökülmeyen kelimelerin birer birer kağıda işlenmesidir.

bazen anıların beynin yanılsamalarına karışmaması için bazen ruhsal olarak rahatlamak için yapılan eylemdir. aslında anlamsız kelimelerin yapboz parçası gibi birleşmesi ile oluşan bir sanattır. ve bu sanatı anlamlandırmak döneme göre ve kişiye göre değişim gösterir. yani bir yazı bir birey gibidir zamana ve mekana göre değişime uğrar.*
devamını gör...

genel için olmasa da bir kısım türk insanını kapsayan şeyler. *

sanat
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bilim*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
??? *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bilim
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
rekabet
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
felsefe
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel *
devamını gör...

sınırını bir türlü belirleyemediğim nokta.
hayatıma az insan alıp sonra da onlara yüklediğim anlamlardan vazgeçemiyorum ben. elbetteki burada sistematik bir kırma ya da kötü davranma durumundan bahsetmiyorum ama hata yapıp pişman olanı ya da düzeltmek için çaba göstereni affetmek için hep bir nedenim oluyor. kolay kazanılmayan, kolay harcanmıyor sanırım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim