an itibari ile sıkıysa bakma halini alan insani durum.
devamını gör...

var bizim toplumda böyle saçma düşünceler. "başınızda erkek olsun" ne saçma bir düşüncedir... yanında erkek olsun da, eğer o erkek/ baba artık her neyse seni huzursuz hissettiriyor, psikolojini olumsuz etkiliyor ve zarardan başka bir şey getirmiyorsa neden yanında olsun?

bizim toplumun kendi ayakları üzerinde duran kişilerden hiç haz etmeme gibi bir huyu var zaten. özellikle bu kişi kadın olunca dayanamayıp hemen eleştirecek bir şeyler buluyor, kendilerince tahminler yürütüyorlar. bence bir insanın kendi ayakları üzerinde durabilecekken bir kurtarıcı ya da yanında bir sembol görme ihtiyacı kendisine yaptığı en büyük saygısızlıktır.
devamını gör...

eşitlik ilkesinin bozulması, ayrımcılık yapılmasıdır. hukukun ve adaletin temel eşitlik prensibine aykırıdır.
devamını gör...

puan kazandıkça pardon yaş ilerledikçe iki tarafında yeni özellikleri açılıyor.iki tarafta birbiriyle yarışır...
küçükken baba tarafı,
gençken anne tarafı,
aklım başıma gelince c hiçbiri.
devamını gör...

bir tane yazar vardı ülkesini, devletini seveni faşist ilan eden.
hah işte o tatlı su solcusunu bekliyoruz buraya bakalım nasıl kıvıracak.
devamını gör...

ve ben de ingiltere kraliçesiyim.
devamını gör...

doritos 6.45 tl. bana çok ucuz gelmedi.
devamını gör...

bir daniel monzon filmidir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
filmin senaryosunu fransisco perez gandul’un romanından daniel monzon ile jorge guerricaechevarria uyarlamıştır. başrol oyuncuları ise benim çok beğendiğim bir aktör olan luis tosar ve alberto ammann’dır.

aslında filmin konusu daha önce defalarca rastladığımız türden. bir suç örgütünün içine karışan kanun adamı. bu kanun adamı kendini suçlulardan biri olarak gösterip hayatta kalmaya çalışır. daha önce defalarca izledik bu tür filmleri. ama bu filmi farklı kılan şey oyunculuklar ve asla azalmayan gerilim unsuru oldu benim için.

gardiyan olarak işe başladığı hapishanede oryantasyon turu esnasında bir talihsizlik eseri bilincini yitiren genç gardiyan kendine geldiğinde 211 numaralı hücrede bulur kendini ve tam da çığ gibi büyümekte olan bir hapishane isyanının kalbindedir.

tek çaresi bir mahkum gibi davranıp hayatta kalmayı ummaktır ve o da tam olarak bunu yapar. isyanın lideri olan mahkumla arkadaşlığı ilerler ve isyanın liderinin en güvendiği insanlardan biri olan saatler içinde. ve olaylar kimsenin ummadığı şekilde gelişmeye, isyan büyüyüp başka hapishaneler sıçramaya, siyasi olaylar neden olmaya başlar.

gerilim dozunu düşmemesi ve insan psikolojisine dair çözümlemelerle izlenmeye değer bir film. stockholm olmasa biz ne yapardık!
devamını gör...

evet deli olduğum için cool'um. normalde çirkinim dir.
devamını gör...

en azından kedi mamalarını dert edip böyle bir sorun da var diye önümüze çıkartıyorlar bunda yanlış bir durum yok.dertler yarıştırılamaz sıraya konulamaz herkes derdini söyler kendince bir derman arar.
(bkz: seninki de dert mi) diyen insanlardan bir farkımız olsun.
devamını gör...

"daha çok anlat" dedim.
"hoşuna gidiyor mu?"
"çok. elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre durmadan konuşurdum."
"bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?"
"gider gibi yaparız."*
devamını gör...

o kadar da güvenli olmayan sohbet uygulaması. insanların takım tutar gibi şirket, uygulama tutmalarının sebebini anlamıyorum. para mı veriyor bunlar size?

telegram'ın privacy policy'ine direkt ana sayfadan erişemiyorsun. görünürde değil. bunu ilk fark ettiğimde epey kıllanmıştım, footer'a bir yere koy arkadaşım zor değil. google'a "telegram privacy policy" yazdığınızda erişebilirsiniz, uğraşmak istemiyorsanız buraya tıklayın. "what personal data we use" kısmına geldiğinizde fark edeceksiniz. sohbetleriniz, görselleriniz, dosyalarınızın hepsi bulutta saklanıyor. cloud chats bölümüne indiğimizde göreceğiz ki şöyle bir cümle var "this way local engineers or physical intruders cannot get access to user data." yani şahıslar erişemez ama algoritmaları napacağız, onlar erişebiliyor yani. hep üstü kapalı konuşmuşlar.

telegram abbbiğ yaa güvenlik abiğ diye dolaşmanın lüzumu yok. açtık baktık az önce, ha kullanılmasında bir sakınca var mı bence yok. illa ben whatsapp kullanmayacağım diyorsan signal kullan. eğer bu kadar abartırsanız kafayı yersiniz sonuç olarak, dataların dünyasında yaşıyoruz artık.
devamını gör...

bu yaz biraz da tombuling.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözleri hayat felsefesi yapılacak kadar güzel ve önemli olan bir filozoftur.
devamını gör...

yüksek ses. yüksek sesli her şeyden korkuyorumm. mesela inşaat sırasında çıkan sesler, arabaların çıkardığı sesler... kalbim küt küt atmaya başlıyor hemen.
devamını gör...

7. gün

ben sabah insanıyım. öyle geç ayılan, afyonu sonradan patlayan insanlardan değilim. sabahları çok dinç oluyorum. kafam gün içerisinde bir daha hiç sabah çalıştığı kadar iyi çalışmıyor. iş hayatımda da en zor işleri, en karmaşık, en sıkıntılı sorunları hep öğleden önce ele alırım. en çok sabahları çalışırım. beni çocuk gibi heyecanlandırdığı için sabahın köründe uyandıran ve gün içerisindeki diğer seanslara kıyasla en çok parçayı yerleştirdiğim puzzle balkonumda olmasa açık havayla hiç temas etmemiş olacaktım bu 7 gün boyunca. 7 gündür evdeyim, market dahil hiç dışarı çıkmadım gibi basit bir cümle kurmak yerine 77 kelimelik 7 cümle kurmuşum, bu da bana dert olsun. ne çok 7 var yahu...! üç nokta, ünlem. dikkat isterim.

10 gün daha var. bir bu kadar, üstüne bir de üstüne 72 saat. düşündükçe delirecek gibi oluyorum. bir noktada elime poşet alıp muhakkak ki çıkacağım dışarı o belli bir şey de bu kısıtlanma haline, bu yasaklara, bu beceriksizliğin bedelini saçma sapan uygulamalarla bizim ödüyor oluşumuza sinirlenmekten kendimi alıkoyamıyorum. ömrümüzden 1 sene 2 ay çalındı daha şimdiden. daha ne kadar ödememiz gerekiyor? bu topraklarda doğmanın diyeti, ederi ne kadar? gitmek istiyorum. gitmek için bir şeyler yapıyor musun diye sor, yapmıyorum! oturduğum yerde sövüyorum çocuk gibi. saçmalığın dik alası.

her şey o kadar da boktan değil tabi. dün ilk radyo yayınımı yaptım mesela burada. bir garip heyecan, bir akıl tutulması hali. sesim falan titredi. noktalama işaretleriyle dans eden ergen miko büyümüş ve düzey, düzlem, evrilmek kelimeleriyle dans etmeye başlamış onu fark ettim. bir insan aynı kelimeleri hemen her cümlesinde kullanır mı yahu? olabiliyormuş demek. yasakladım bu kelimeleri bir süreliğine kendime. biraz çıkarmam lazım günlük dilimden. sonra bir yerde dönerim nasıl olsa.

annemi özledim. tabi anneler gününün yaklaşıyor olmasının da hüznü çöktü galiba biraz. babamı kaybettiğimizden beri kadın bir orada, bir burada. bana gelmedi, ilginç. yani aslında değil de, ilginç diyerek hafifletiyorum sebeplerini. ne yapayım?

dün karmakarışık rüyalar gördüm. hatta bir yerde, artık nevermore mahlasını kullanan yazarımız cjuufs'un bir ülke adı olduğunu falan gördüm rüyamda. ne demek ki cjuufs diye googlelamış, bir şey bulamamış, çok şahsi bir şey olabileceğini, sorulan bir soruyu yanıtsız bırakma yükünü karşı tarafa yüklemek istemediğimi düşünüp sormaktan vazgeçmiştim öncesinde. ama bugün mesajını yanıtlarken artık değiştirdiğine göre pek de öyle düşündüğüm gibi bir anlamı olmayacağını tahmin ederek sordum. merak edeniniz varsa siz de sorun. pek bir tatlıymış anlamı. zaten buraya kadar pek az kişi okumuştur nevermore'cum. meraklanma patlamaz mesaj kutun.*

m1: yahu bir kağıt kalem alsan ya eline kadın. neden gerçekten günlük gibi kullanıyorsun bu başlığı? deli misin?
m2: soruyor musun?
m3: gerçekten soruyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

en üstteki yazar olarak tahminleri bekliyorum..
devamını gör...

avusturyalı yönetmen, dünya sinemasının gözbebeği michael haneke'nin, kent üçlemesi adıyla da bilinen, oldukça geç yaşta girdiği sinema endüstrisine damga vurmuş trilojisi. üçleme sırasıyla der siebente kontinent, benny's video ve 71 fragmente einer chronologie des zufalls filmlerinden oluşuyor.

kent üçlemesi adı, bu trilojinin bizim türk sinema çevrelerinde daha çok duyduğumuz ismi. yalnız üçlemenin adı orijinal dilinde trilogie der emotionalen vergletscherung ve bunun türkçe karşılığı da tam olarak duygusal buzlaşma üçlemesi. haneke felsefe ve psikoloji eğitimi almış bir yönetmen. az önce de belirttiğim gibi sinema sektörüne oldukça geç yaşta giriyor. öncesinde uzun dönem akademik düzeyde felsefe çalışıyor, eleştirmenlik yapıyor. editörlük ve televizyona işler derken 50'lerinde sinema yapmaya başlıyor ve bam! haneke filmlerinde özellikle hegel etkisi görmek, modern toplumun, gerçekle bağı kopmamış hikayelerin iletişim, çatışma, yabancılaşma gibi kavramlar üzerinden ele alındığını izlemek sürpriz olmasa gerek, ne dersiniz? bu üçlemenin ana fikri yabancılaşma teorisi. haneke izleyiciyi irite ederek film yapmayı seven bir yönetmen ve bu üç film ilk sahnelerinden itibaren temposu hiç düşmeden devam ederken izleyiciye resmen işkence eden işler. yönetmen, üçlemesinin kendisinin de katıldığı festival gösterimlerinde izleyiciye "huzursuz filmler" dileyecek kadar da kendinden ve yaptığı işlerden emin. hiç de yersiz değil bu duygusu...

bu filmlerin ve aslında genel olarak haneke sinemasının ortak özelliği, gerçek hayatla bağlarının kesinlikle kopmamış olması. sıradan insanlar; yaşanabilecek, kendimizi içinde aniden bulabileceğimiz olağan ama bir o kadar da basit ve trajik hikayeler... haneke bu hikayelerdeki somut gerçekliği o kadar çarpık bir vaziyetten anlatıyor ki filmlerinde, bir yandan izlediğiniz şeyle bağ kuruyor ve ben bu durumun içinde olsam ne yapardım diye soruyorsunuz kendinize, bir yandan da sinirleniyor ama istemsiz şekilde hak veriyorsunuz karakterlere izlediğiniz şey ne kadar kaotik olursa olsun. allah düşmanımın başına bile vermesin diyeceğiniz olayların sizi rahatsız eden ortalama 2 saatlik projeksiyonları yani...

izleyiniz, izlettiriniz efendim. sağlam psikolojiyle tabii.
devamını gör...

dayımın aile geleneği olan saçmalık.
dedem kendi adını dayıma vermiş, dayım oğluna verdi, oğlu yani kuzenim de kendi oğluna koydu şu an. hayır nesilden nesile aktardıkları isim de hüseyin!
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim