george orwell
hocası, cesur yeni dünya adlı eserin yazarı aldous huxley olan meşhur mu meşhur bir ingiliz yazar. eserlerinde sadece sosyalizm ve komunizmi eleştirir gibi dursa da aslında genel bir sistem eleştirisi hakimdir diye düşünmekteyim.
favorim cümleleri:
*tüm hayvanlar eşittir ancak bazı hayvanlar diğerlerinden daha eşittir.
*insanlar yalnızca yaşamın amacının mutluluk olmadığını düşünmeye başlayınca mutluluğa ulaşabilirler.
favorim cümleleri:
*tüm hayvanlar eşittir ancak bazı hayvanlar diğerlerinden daha eşittir.
*insanlar yalnızca yaşamın amacının mutluluk olmadığını düşünmeye başlayınca mutluluğa ulaşabilirler.
devamını gör...
normal sözlük 2020 istatistikleri
uludağ sözlükten 2 kat fazla tanım yapıldığını ama ekşi sözlükten daha düşük tanım yapıldığını öğrendik. acaba ekşiyi geçmek için kaç katına çıkarmak gerekir tanım sayısını.
devamını gör...
çaya şeker atmayan insan egosu
devamını gör...
ölmek
insan bilmediğinden korkar. bizde ölümden o yüzden korkuyoruz.
devamını gör...
beklentileri azaltarak yaşamak
gereksiz hırsı törpüler.
devamını gör...
zevk için sevişmek haramdır
islamiyette yok böyle bir şey.tam tersi islam cinselliğe çok önem verir.daha doğrusu erkeğin cinsel isteği doğrultusunda çok önem verir.dört kadına kadar cevaz verilmesi,sınırsız cariye (seks kölesi) hakkı verilmesi gibi.islam'da cinsellik konusunda ali rıza demircan'ın kitabını incelemenizi tavsiye ederim.
devamını gör...
ayahuasca
güney amerika’daki amazon bölgesinde yetişen bir sarmaşıktır.
bölgedeki yerli topluluklar tarafından yüzyıllardır şifa amaçlı kullanılmıştır.
bu bitkiyle hazırlanan bir karışımın özel bir seremoni eşliğinde içilmesi, kullanan kişiyi aslında zehirliyor ama kontrollü kullanılan bu zehir, içsel bir yolculuğu tetikliyor ve bir tür aydınlanma yaşıyorlar.
bölgedeki yerli topluluklar tarafından yüzyıllardır şifa amaçlı kullanılmıştır.
bu bitkiyle hazırlanan bir karışımın özel bir seremoni eşliğinde içilmesi, kullanan kişiyi aslında zehirliyor ama kontrollü kullanılan bu zehir, içsel bir yolculuğu tetikliyor ve bir tür aydınlanma yaşıyorlar.
devamını gör...
üniversitede ilk gün
hiç yaşamadığım gün. çok merak etmişimdir. acaba lisenin ilk günü gibi midir? nasıl bir psikolojiye sokar insanı? 30'dan sonra görebilir miyim merak ediyorum.
devamını gör...
meriç nehrinde boğulan çocuklar
ben bu haberlerin altına oh olsun yazan mahlukları gördüm, * umarım burda da görmeyiz.
şucu diyin bucu diyin bi çocuğun ölümüne sevinebilecek kadar düştüyseniz bence oturun bi insaniyetinizi sorgulayın, ne yaptım da ben bu hale geldim diyin.
bu ölümlerin kayıpların daha çok insan tarafından bilinmesi ve tepki toplaması için daha kaç çocuğun ölmesi gerekiyor?
şucu diyin bucu diyin bi çocuğun ölümüne sevinebilecek kadar düştüyseniz bence oturun bi insaniyetinizi sorgulayın, ne yaptım da ben bu hale geldim diyin.
bu ölümlerin kayıpların daha çok insan tarafından bilinmesi ve tepki toplaması için daha kaç çocuğun ölmesi gerekiyor?
devamını gör...
imam baildi
bugün tesadüfen keşfettiğim, isimlerine ve yaptıkları müziğe bayıldığım bu grubu tam yazmaya geldim baktım daha önce birisi ukde bırakmış.
belirtmeden olmaz elbette;
bu, artık kendisi aramızda olmayan bir urlalı ukdesidir.
imam baildi, lysandros falireas ve orestis falireas kardeşler tarafından 2005 yılında kurulmuş 7 kişilik bir yunan müzik grubudur. yaptıkları müziği tıpkı bol malzemeli, lezzetli bir imam bayıldı yemeğine benzetmeleri ve grubun adını da imam baildi yapmaları iyi müzik yapmaları dışında esprili bir grup olduklarının da kanıtıdır benim gözümde.
grup ile ilgili daha fazla bilgi ve/veya tüm albümlerini dinlemek için; sizi şöyle alalım efenim...
bu kadar kısa sürede elbette çok az şarkılarını dinleyebildim ama benim şu ana kadar en sevdiğim şarkıları;
de thelo pia na xanarthis
e o zaman bana müsaade, size rast gelsin, καληνύχτα *....
belirtmeden olmaz elbette;
bu, artık kendisi aramızda olmayan bir urlalı ukdesidir.
imam baildi, lysandros falireas ve orestis falireas kardeşler tarafından 2005 yılında kurulmuş 7 kişilik bir yunan müzik grubudur. yaptıkları müziği tıpkı bol malzemeli, lezzetli bir imam bayıldı yemeğine benzetmeleri ve grubun adını da imam baildi yapmaları iyi müzik yapmaları dışında esprili bir grup olduklarının da kanıtıdır benim gözümde.
grup ile ilgili daha fazla bilgi ve/veya tüm albümlerini dinlemek için; sizi şöyle alalım efenim...
bu kadar kısa sürede elbette çok az şarkılarını dinleyebildim ama benim şu ana kadar en sevdiğim şarkıları;
de thelo pia na xanarthis
e o zaman bana müsaade, size rast gelsin, καληνύχτα *....
devamını gör...
yazarların annem haklıymış dediği anlar
ilkokul 4. sınıftayım, annem; "öğretmenine karşı gelirsen seni asi bir öğrenci olarak görür. istesen de onun gözünde uslu çocuk olamazsın."
-ben öğretmenime karşı geldikçe kendisi iyiliklerimi bile unuttu. annem haklıydı.
ortaokul 3. sınıftayım; "arkadaşlarınla arana bir sınır koyman şart. daha yaşınız küçük. her şeyi anlatırsan sana itimatları kalmaz. bal edip yutma, zehir edip atma."
-her şeyimi anlatmaya, hepsini baş tacı etmeye devam ettim. eninde sonunda koca bir iftiraya kurban gittim.
lise 1. sınıftayım; "yeni bir ortama gireceksin, yeni arkadaşların olacak. herkesle hemen samimi olma."
-herkesle hemen samimi oldum, sonuç gene hüsran. sınırları bilemedim.
lise 2. sınıftayım; "bu çocuktan sana hayır gelmez. beni dinle! kalbin kırılınca ne demek istediğimi anlayacaksın ama ben kalbini kırmasını istemiyorum. bu ilişkiyi bitir!"
-aldatıldım. *
lise sondayım; "şimdiye kadar dediğim hiçbir şeyi dinlemedin. git, bakalım gittiğin yerde bu öğütleri duyabileceğin biri olacak mı?"
-olmadı.
••
genel itibariyle annemin en çok koyan haklı çıkmaları bunlardı. hepsinde de gerçekler kafama vura vura çıktı ortaya. bakayım kardeşlerimin başına ne gelecek? * allah vere de benim gibi mal olmasalar.
-ben öğretmenime karşı geldikçe kendisi iyiliklerimi bile unuttu. annem haklıydı.
ortaokul 3. sınıftayım; "arkadaşlarınla arana bir sınır koyman şart. daha yaşınız küçük. her şeyi anlatırsan sana itimatları kalmaz. bal edip yutma, zehir edip atma."
-her şeyimi anlatmaya, hepsini baş tacı etmeye devam ettim. eninde sonunda koca bir iftiraya kurban gittim.
lise 1. sınıftayım; "yeni bir ortama gireceksin, yeni arkadaşların olacak. herkesle hemen samimi olma."
-herkesle hemen samimi oldum, sonuç gene hüsran. sınırları bilemedim.
lise 2. sınıftayım; "bu çocuktan sana hayır gelmez. beni dinle! kalbin kırılınca ne demek istediğimi anlayacaksın ama ben kalbini kırmasını istemiyorum. bu ilişkiyi bitir!"
-aldatıldım. *
lise sondayım; "şimdiye kadar dediğim hiçbir şeyi dinlemedin. git, bakalım gittiğin yerde bu öğütleri duyabileceğin biri olacak mı?"
-olmadı.
••
genel itibariyle annemin en çok koyan haklı çıkmaları bunlardı. hepsinde de gerçekler kafama vura vura çıktı ortaya. bakayım kardeşlerimin başına ne gelecek? * allah vere de benim gibi mal olmasalar.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin'e soru sor
1- #603480 numaralı iletide altını çizdiğim bir husus olan, çaylakların tanımlarının daha sıkı kontrolü ve çaylak moderatörlüğü müessesini uygulamakla ilgili kafanızda bir fikir belirdi mi?
2- #475397 numaralı iletide değindiğim ve yazarların değerli gördükleri yazılarını ön plana çıkararak, bizlerin iğne ile kuyu kazmasını engelleyecek öneri hakkında herhangi bir gelişme var mı?
3- başlık altında dahi geyik boynuzlarını cilalayıp, parlatıp, sitenin kurucusundan direkt olarak cevap alabilecekleri bir ortamda dahi tatava yapan kitlenin, sizin sözlüğü kurarken amaçladığınız hedefle örtüşüp örtüşmediği konusunda ne söylersiniz?
4- kurulma aşamasından beri ciddi emek verdiğinizi düşünürsek, insanların sürekli şikayetleri ve talepleri sonrasında oluşan bir metal yorgunluk yaşıyor musunuz? farklı beklentileri aynı potada eritmek noktasında elinizden geleni yapmanıza rağmen * bu şikayetlerin hepsinin köküne kibrit suyu deyip, dükkanı kapatıp, moskova'ya gittim gelmeyeceğim tarzı bir tabelayı sözlüğe asmak içinizden geçiyor mu?
5- sözlük içerisinde size takılan lakaplar hakkında ne düşünüyorsunuz? sandalyeden düşme hobinizin arka planında ne yatıyor?
6- sözlük trollerinde dahi oluştuğu gözlenen sözlüğe aidiyet duygusu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
7- geçtiğimiz günlerde yaşanan kavimler göçünün müsebbibi kimdir? eski yazarları vampir zannedip kalplerine kazık saplamak isteyen bir kitlenin varlığından haberdar mısınız?
cevaplar için şimdiden teşekkür ederim.
2- #475397 numaralı iletide değindiğim ve yazarların değerli gördükleri yazılarını ön plana çıkararak, bizlerin iğne ile kuyu kazmasını engelleyecek öneri hakkında herhangi bir gelişme var mı?
3- başlık altında dahi geyik boynuzlarını cilalayıp, parlatıp, sitenin kurucusundan direkt olarak cevap alabilecekleri bir ortamda dahi tatava yapan kitlenin, sizin sözlüğü kurarken amaçladığınız hedefle örtüşüp örtüşmediği konusunda ne söylersiniz?
4- kurulma aşamasından beri ciddi emek verdiğinizi düşünürsek, insanların sürekli şikayetleri ve talepleri sonrasında oluşan bir metal yorgunluk yaşıyor musunuz? farklı beklentileri aynı potada eritmek noktasında elinizden geleni yapmanıza rağmen * bu şikayetlerin hepsinin köküne kibrit suyu deyip, dükkanı kapatıp, moskova'ya gittim gelmeyeceğim tarzı bir tabelayı sözlüğe asmak içinizden geçiyor mu?
5- sözlük içerisinde size takılan lakaplar hakkında ne düşünüyorsunuz? sandalyeden düşme hobinizin arka planında ne yatıyor?
6- sözlük trollerinde dahi oluştuğu gözlenen sözlüğe aidiyet duygusu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
7- geçtiğimiz günlerde yaşanan kavimler göçünün müsebbibi kimdir? eski yazarları vampir zannedip kalplerine kazık saplamak isteyen bir kitlenin varlığından haberdar mısınız?
cevaplar için şimdiden teşekkür ederim.
devamını gör...
martin eden
yine abartılmakla haklı olmak arasında kalan kitaplardan biri. jack london'ın kaleminden çıkma ve onun yarı otobiyografisi.
kitapta martin eden isimli bir gencin zihnen sınıf çatışmasına uğraması ve ait olmak istediği sınıfla alakalı verdiği mücadele anlatılıyor. elbette bu mücadeleye başlamasındaki etken üst sınıfa mensup bir hanımefendi oluyor. genç adam, gördüklerine hayret ediyor, heyecanlanıyor ve kendisinin de onlardan biri olması için çaba gösteriyor. zamanla kıza olan tutkusu artığı gibi, öğrendikleri neticesinde dünyaya olan bakışı da değişip artıyor. en sonunda kafasında kurduğu üst mertebeyle karşısına çıkan bambaşka oluyor. gördükleri onu ruth'tan, ailesinden, kendisinden ve dahi dünyadan soğutuyor. son ise kaçınılmaz elbette.
kitap hakkında yazılan yorumları görünce hayli yüksek bir beklenti içerisinde okudum ama istediğim sonucu alamamış olabilirim. belki de anlatılmak isteneni anlamadım yahut bir şey bana dokunmadı, bilmiyorum fakat öğrendiğim yazarlar/eserler harici çok etkilemedi. güzeldi, kelimeleri sıkmıyordu, anlatım hoştu falan da... ne bileyim yahu.
herhalde ölümün detaylandırılması bir miktar etkiledi. kitap bitince gözlerimi kapattım, bir an okyanusun dibindeymişim gibi oldum. o an eminim her okuyucuyu etkilemiştir. haricinde "oha ulan" tepkisi veilecek olağan üstü olaylar yaşanmadı. şey hariç; "ben aynı martin'im, ünlü olmadan önce de buydum" ibaresinin derinlerime işlediğini söylemeyi unutmayayım.
eğer okuyacaksanız beklentiyi arşa çıkarmadan okuyun derim. * düşünce yapısı insandan insana değişiyor tabii ama siz yine de dikkat edin.
birkaç cümle:
-"önceki hayatının edebi gerekliliklerine aşina bir hayalet gibi çalışıyordu. hayaletlerin ölmüş ama öldüğünü fark etmemiş insanların ruhları olduğunu duyduğunu hatırlayınca, öldü de bundan haberi mi olmadı, diye anlamak için bir an çalışmasını kesti."
-"yaşamayı arzu etmeyen bir hayat, sona erme yoluna girmiş demektir."
-"uyanık geçirdiği her an etrafında ve üzerinde çiğ bir öfkeyle parlıyordu. acıtıyordu. dayanılmaz bir acı veriyordu."
-"hayat dayanılmaz ölçüde sıkıcı ve aptaldı; feci bir tat bırakıyordu ağzında."
edit: kelime düzenleme.
kitapta martin eden isimli bir gencin zihnen sınıf çatışmasına uğraması ve ait olmak istediği sınıfla alakalı verdiği mücadele anlatılıyor. elbette bu mücadeleye başlamasındaki etken üst sınıfa mensup bir hanımefendi oluyor. genç adam, gördüklerine hayret ediyor, heyecanlanıyor ve kendisinin de onlardan biri olması için çaba gösteriyor. zamanla kıza olan tutkusu artığı gibi, öğrendikleri neticesinde dünyaya olan bakışı da değişip artıyor. en sonunda kafasında kurduğu üst mertebeyle karşısına çıkan bambaşka oluyor. gördükleri onu ruth'tan, ailesinden, kendisinden ve dahi dünyadan soğutuyor. son ise kaçınılmaz elbette.
kitap hakkında yazılan yorumları görünce hayli yüksek bir beklenti içerisinde okudum ama istediğim sonucu alamamış olabilirim. belki de anlatılmak isteneni anlamadım yahut bir şey bana dokunmadı, bilmiyorum fakat öğrendiğim yazarlar/eserler harici çok etkilemedi. güzeldi, kelimeleri sıkmıyordu, anlatım hoştu falan da... ne bileyim yahu.
herhalde ölümün detaylandırılması bir miktar etkiledi. kitap bitince gözlerimi kapattım, bir an okyanusun dibindeymişim gibi oldum. o an eminim her okuyucuyu etkilemiştir. haricinde "oha ulan" tepkisi veilecek olağan üstü olaylar yaşanmadı. şey hariç; "ben aynı martin'im, ünlü olmadan önce de buydum" ibaresinin derinlerime işlediğini söylemeyi unutmayayım.
eğer okuyacaksanız beklentiyi arşa çıkarmadan okuyun derim. * düşünce yapısı insandan insana değişiyor tabii ama siz yine de dikkat edin.
birkaç cümle:
-"önceki hayatının edebi gerekliliklerine aşina bir hayalet gibi çalışıyordu. hayaletlerin ölmüş ama öldüğünü fark etmemiş insanların ruhları olduğunu duyduğunu hatırlayınca, öldü de bundan haberi mi olmadı, diye anlamak için bir an çalışmasını kesti."
-"yaşamayı arzu etmeyen bir hayat, sona erme yoluna girmiş demektir."
-"uyanık geçirdiği her an etrafında ve üzerinde çiğ bir öfkeyle parlıyordu. acıtıyordu. dayanılmaz bir acı veriyordu."
-"hayat dayanılmaz ölçüde sıkıcı ve aptaldı; feci bir tat bırakıyordu ağzında."
edit: kelime düzenleme.
devamını gör...
türkiye'de cinsel eğitim verilmesi gerekliliği
(bkz: cinsel içerikli başlıkların verdiği rahatsızlık) (bkz: sakso çekmek) (bkz: sokağa çıkma yasağı sırasında fuckbuddy ile kalakalmak) (bkz: sevgilinle fuckbuddy'ni tanıştırmak) gibi başlıklardan sonra gerekli olduğunu düşündüğümdür. hayır , lisede verilen yüzeysel eğitimi saymıyorum.
devamını gör...
nescafe sütlü köpüklü aşıkları derneği
ben de yakında normal sözlük oralet sevenler derneği kuracağım. hep kahve hep kahve nereye kadar azizim? kivinin, oraletin, kuşburnunun başı kel mi? değil tabi. *
devamını gör...
dewey onlu sınıflandırma sistemi
sadece halk kütüphanelerinde değil, dermesi 100.000 ciltten daha düşük sayıda basılı kitaptan oluşan kurum (özel araştırma kütüphanesi, okul kütüphanesi, çocuk kütüphanesi vb.) kütüphanelerinde kullanılması ideal olan sınıflama sistemidir. daha büyük koleksiyonlar için ise yaygın olarak lc sınıflama sistemi kullanılır.
türkçe'ye 4. cilt halinde 20. basımı çevrilmiş, dolayısıyla sonrasında yayımlanan 3 basımın güncel konularından türk kütüphanecileri mahrum kalmıştır. milli kütüphane'nin bin yıldır devam eden bir çeviri çalışması olduğu rivayet ediliyor. ama ben taa üniversitedeydim bunlar konuşulurken. hala çıkacak... yahu internetten satış kavramının bile direkt bir yer numarası karşılığı yok 20. basımda varın siz düşünün gerisini... 1990 yılında yayımlanmış bir baskıdan söz ediyoruz. bilim, teknoloji dünyasında neler neler yaşandı bilgi çağı dediğimiz bu 30 yılda.
dewey'de yer numaralarını özelleştirmek için tablolar kullanılıyor. akademik eğitim esnasında* uygulama örneği pek az yapıldığı için mesleğe yeni başlayan kütüphaneciler sudan çıkmış balığa dönüyor. dewey tabloları çok karışıktır. merak eden, desteğe ihtiyacı olana naçizane yardım önerim bakidir. baya kafa patlattık mesleğin ilk yıllarında.
türkçe'ye 4. cilt halinde 20. basımı çevrilmiş, dolayısıyla sonrasında yayımlanan 3 basımın güncel konularından türk kütüphanecileri mahrum kalmıştır. milli kütüphane'nin bin yıldır devam eden bir çeviri çalışması olduğu rivayet ediliyor. ama ben taa üniversitedeydim bunlar konuşulurken. hala çıkacak... yahu internetten satış kavramının bile direkt bir yer numarası karşılığı yok 20. basımda varın siz düşünün gerisini... 1990 yılında yayımlanmış bir baskıdan söz ediyoruz. bilim, teknoloji dünyasında neler neler yaşandı bilgi çağı dediğimiz bu 30 yılda.
dewey'de yer numaralarını özelleştirmek için tablolar kullanılıyor. akademik eğitim esnasında* uygulama örneği pek az yapıldığı için mesleğe yeni başlayan kütüphaneciler sudan çıkmış balığa dönüyor. dewey tabloları çok karışıktır. merak eden, desteğe ihtiyacı olana naçizane yardım önerim bakidir. baya kafa patlattık mesleğin ilk yıllarında.
devamını gör...
kızıl saç vs mor saç
mavi saç diye karşı çıktığım başlık.
yapmışlığım, avatar gibi olmuşluğum var.
mavinin bir başka büyüsü var, tavsiye ederim.
yapmışlığım, avatar gibi olmuşluğum var.
mavinin bir başka büyüsü var, tavsiye ederim.
devamını gör...
gece gece gelen ne yapıyorum lan ben hissi
her gece gelirler şöyle bir yoklayıp giderler. kendini güzelce motive bile edersin ama işte sabahına aynı tas aynı hamam
devamını gör...
mehmed uzun
mehmed uzun, 1953 siverek şanlıurfa doğumludur. 1977 yılından beri isveç'te yaşayan uzun'un, kurmanci, türkçe ve isveççe yazdığı kitapları yirmiye yakın dilde yayınlandı.
1985 yılından bu yana romanlarını kaleme alan mehmed uzun hakkında türkiye'de çok sayıda dava açılmıştır. 1981 yılında türk vatandaşlığından atılmış ve 1992 yılında kadar türkiye'ye gelmemiştir.
uzun yıllar isveç yazarlar birliği yönetim kurulu üyeliği yapmıştır. ayrıca isveç pen kulübü ve uluslararası pen kulüp'te aktif olarak çalıştı. isveç ve dünya gazeteciler birliği'nin de üyesi olan uzun'un bugüne kadar çok sayıda kürtçe romanı bulunmaktadır.
yakalandığı mide kanseri nedeni ile uzun süre tedavi gören ünlü edebiyatçı, 11 ekim 2007 yılında diyarbakır'da yaşamını yitirmiştir.
mehmed uzun, 13 ekim günü diyarbakır ulucami'de kılınan cenaze namazı ardından, cami önündeki kalabalığa sırasıyla yaşar kemal, şerafettin elçi, ahmet türk ve osman baydemir'in yaptığı konuşmaların ardından mardinkapı mezarlığına defnedilmiştir.
kürt dilinin yasak olduğu bir dönemde, birçok kürt yazarın aksine egemen dilde değil anadilinde yazmayı tercih etmiştir. özellikle, zayıf olan kürtçe yazı dilini geliştirmek, ortak bir edebi dil oluşturmak ve kürt hikâye anlatım geleneğini canlandırmaya yönelik yaptığı çalışmalarla modern kürt edebiyatında kurucu bir role sahiptir.
kürt edebiyatı alanındaki çalışmaları nedeniyle, dönemin siyasi rejimi tarafından defalarca türklüğe hakaret, bölücülük ve terörizme destek gerekçeleri ile suçlanan yazar, uzun süre sürgünde yaşamış ve yalnızca hayatının son yıllarında türkiye'ye geri dönebilmiştir.
1985 yılından bu yana romanlarını kaleme alan mehmed uzun hakkında türkiye'de çok sayıda dava açılmıştır. 1981 yılında türk vatandaşlığından atılmış ve 1992 yılında kadar türkiye'ye gelmemiştir.
uzun yıllar isveç yazarlar birliği yönetim kurulu üyeliği yapmıştır. ayrıca isveç pen kulübü ve uluslararası pen kulüp'te aktif olarak çalıştı. isveç ve dünya gazeteciler birliği'nin de üyesi olan uzun'un bugüne kadar çok sayıda kürtçe romanı bulunmaktadır.
yakalandığı mide kanseri nedeni ile uzun süre tedavi gören ünlü edebiyatçı, 11 ekim 2007 yılında diyarbakır'da yaşamını yitirmiştir.
mehmed uzun, 13 ekim günü diyarbakır ulucami'de kılınan cenaze namazı ardından, cami önündeki kalabalığa sırasıyla yaşar kemal, şerafettin elçi, ahmet türk ve osman baydemir'in yaptığı konuşmaların ardından mardinkapı mezarlığına defnedilmiştir.
kürt dilinin yasak olduğu bir dönemde, birçok kürt yazarın aksine egemen dilde değil anadilinde yazmayı tercih etmiştir. özellikle, zayıf olan kürtçe yazı dilini geliştirmek, ortak bir edebi dil oluşturmak ve kürt hikâye anlatım geleneğini canlandırmaya yönelik yaptığı çalışmalarla modern kürt edebiyatında kurucu bir role sahiptir.
kürt edebiyatı alanındaki çalışmaları nedeniyle, dönemin siyasi rejimi tarafından defalarca türklüğe hakaret, bölücülük ve terörizme destek gerekçeleri ile suçlanan yazar, uzun süre sürgünde yaşamış ve yalnızca hayatının son yıllarında türkiye'ye geri dönebilmiştir.
devamını gör...
