böyle olmasının nedeni türk kızlarının kendilerini "prenses" zannetmelerinden çok öyle davrandıklarında daha çok partner buluyor olmalarıdır diye düşünüyorum. şimdi beyefendiler kabul etsin, geneliniz kendinizi karşınızda duran "prenses" hanımefendinin yapamadığı bir şeyi yaparken aşırı güçlü hissediyorsunuz. arabasını onun yerine bakıma götürürken, sipariş ettiği demonte kitaplığı monte ederken, uzun gelen üçlü prizin kablosunu kısaltırken kendinizi çok işe yarar hissettiğiniz ve bunun karşılığında ilişkiye daha hevesle devam ettiğiniz için hanımefendilerin çoğu "prenses" taklidi yapıyor. tabi içlerinde gerçekten prenses olduğuna inanan hemcinslerim vardır mutlaka.
devamını gör...

hz. muhammed'in doğduğu, peygamberlik görevini aldığı, vefat ettiği gün olduğu için çok severim. başlayan her şeyin hayırlı ve bereketli olmasını istediğim için severim. yarım kalan işlerimi, değiştirmek istediğim şeyler için yeni bir başlangıç olması nedeniyle severim. pazar gunlerinin rehavetini hiç sevmediğim için pazartesileri severim .
devamını gör...

zihni sinir, karikatürist irfan sayar tarafından 1977 yılında gırgır dergisi'nde dünyaya gelen pratik zekalı, meraklı ve mizahi bir bilim insanı karikatür karakteridir. tübitak’ın bile dikkatini çekmeyi başarmış, popüler bilim kitapları arasında albümü yayınlanmıştır. bilim ve teknik dergisi'nin arka sayfasında yaklaşık beş yıl buluşlarını okurlarıyla paylaşmıştır. milli eğitim bakanlığı talim terbiye kurulu teknoloji tasarım dersi hazırlığı yaparken onunla ilişkiye geçmiştir. kolay çözülmesi gereken problemlerin çözülmemesinden dolayı biraz sinirlidir. herkesin yaratıcılığını harekete geçirebileceğini vurgular. 3.000’den fazla buluşu vardır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

neden gerçek "değerlerle" ölçmüyorsunuz herşeyi?

bu özellik de, karma puan da, hediye çekleri de, bunları almak için, saatte yüz işe yaramaz tanım girilip, puan doldurulmasına, aralıksız okumadan sürekli beğeni yapan yazarlara, yazarları önce takibe alıp, takip ettirdikten sonra, takipten çıkan yazarlara, daha aklıma gelmeyen saçma sapan şeylere sebep olmuştur....

neden gerçek rakamlarla ölçmüyorsunuz?

mesela tanımın ilk 2 veya 3 satırını gören okuyucu, devamını okursa, her tanımın, okunması yada görüntülenmesi herneyse, bunlara bakmıyorsunuz, ve bize de göstermiyorsunuz? saniyesi saniyesine herşey görülüyor artık bunu biliyoruz, hangi ülkeden hangi şehirden, hangi cihazdan...

sayın iko belediyesi;
bu beğeniler "gerçek" değil...
gerçek olan, ne kadar okunduğudur,
okunması için yazıyoruz..

bu beğeniler gerçeği yansıtmıyor, ben çok oyuncaklı buldum bu madalya işini..
suistimal edilmeye çok açık ve müsait şeyler yapıyorsunuz..

gerçek değerleri görmek isterim ben şahsen.. yazdığımız tanımı, okuyanın kaydetme özelliği olsun mesela, belki uzun olduğu için sonra okuyacak, ne biliyim aynı kişi ikinci defa okuyunca görüntüleme rakamını etkilemesin, sayı arttırılamasın, gerçek olan etkiler bunlar olmalı, yoksa o onu beğeniyor, oda iadeyi beğeni yapıyor, bin kişiyi takibe alıyor, takipçisi artıyor, bunların işlemediği bir sistem bulmanız gerekiyor bence,

sadece yazmak ve okumak üzerine bir sistem olmalı, gerçekten okunan tanımlar yazanların, bunu bilmeye hakkı var, ve okumak için de sözlüğe girilmesini sağladığı için, bu yazarlar ödüllendirilmeli, madalyamı takıyorsunuz, kupamı veriyorsunuz artık her ne ise, çünkü doğrusu budur, saçma sapan tanımlara, hak edilmeyen beğeniler yapılıyor, bunu söylüyorum çünkü, yazdığımdan daha çok okuyorum sözlüğü,
teşekkürler.
devamını gör...

ne olduğunu anlamayıp çözene kadar bir sürü kişiye bildirim gönderdiğimi fark ettiğim özellik.
neden konulmuş anlayamadım açıkçası. birisinin hangi başlıkta olduğunu neden merak eder ki insan? hadi merak etti diyelim, niye ifşa edilir? ifşa olacağını bilerek kim bakar ki?
devamını gör...

yağmur yağması. çıkan toprak kokusu. daha fazla mutluluğu ne verebilir ki?
devamını gör...

yeraltı edebiyatını neden seviyorum…

çünkü toplumun dayattığı, bireyin kendi kendisine içinde büyütmediği, kendiliğinden inanmadığı, geliştirmediği, aklamadığı tüm değerlere karşıyım… bu türde okuduğumuz tüm kötü şeyler, ya da dışarıda gezerken tiksinerek bakılan tüm b*ktan şeyler sonuna kadar gerçektirler. vardırlar. bizim kafalarımızı çevirmemiz, görünce midelerimizin bulanması, onlar yokmuş, olmuyormuş gibi davranmamız onları yok etmediği gibi, sorun teşkil eden her bir problemi çözüme vardırmaya da engel oluyor zannımca…

yazarlığı ile ilgili emrah serbes’e okurlardan gelen -kendi okurları değil, genel bir okur kitlesinden bahsediyorum- en fazla eleştiri küfür ve argo kullanımı yüzündendir. ama bu eleştiriyi yapan insanlara hatırlatmak istiyorum, bu küfür dediğimiz hakikat sokakta, caddede, trafikte, her yanımızda, hayatın içinde yok mu?

mesela, ayak serçe parmağını sehpa yahut koltuk ayağına çarpan biri olarak verdiğiniz sesli ilk tepki küfür yahut argo değil midir?

yeraltı edebiyatı da işte böyledir. sadece, ilgi alanı toplumun dışladığı o ‘’kötü (!)’’ çocuklardır.

işte emrah serbes bu kitapta birkaç farklı kötü çocuktan bahsettiği, birkaç hikaye ile karşımıza çıkıyor. (fakir köpek, bombacı, hoca, platin, son balonlar)

betimlemeleri, zaman döngüsü ve kurgusunu bu kitapta yeterince tatmin edici bulmasam da, kalemini sevdiğim, beğendiğim bir yazardır emrah serbes. elbette bir hakan günday değildir, ama ilgili türle hiç tanışmamış olanlarınız için bir basamak olarak bu kitabı önerebilirim.

naçizane tanımımı kitaptan bir alıntı ile nihayetlendireceğim:

‘’

-hani doğa boşluk tanımaz, doldurur diyorlardı?
-insan tanır. dolduramaz…

‘’
devamını gör...

günümüzde bilim adamları, şimdiye kadar nuh'un gemisinin nereye oturduğunu tam olarak belirleyememişlerdir. ama bazıları geminin, ağrı dağı'na oturduğunu ileri sürmüştür. aynı şekilde tevrat da, geminin oturduğu dağı ararat yani ağrı dağı ve çevresi olarak göstermiştir. kur'an-ı kerim ise geminin oturduğu dağ, hud suresi 44. ayette geçmektedir. ayette geminin oturduğu yer olarak cudi bölgesi gösteriliyor. ama bazı meallerde çevirisi cudi dağı diye yapılmış. halbuki kitapta cudi dağı olarak değil, sadece cudi ismi geçmektedir.
devamını gör...

farklı telden sitem ve henüz yara kabuk bağlamadan yapılan karşı atak şarkısıdır.
benimse en dibe vurmuş zamanlarımı inkâr edişim hep bu nedenledir.

“o bendeki canı henüz yoramadı„
devamını gör...

hikmet anıl öztekin kitabi.
elif gibi sevmek (nefes)
elif gibi sevmek (dem)


“sen yoktun o zamanlar, çocukluğumda en çok yağmuru severdim ben… ne zaman bir dert gelse bana, yağmur yağar, dinler, dokunur, ve topraktan kalkan o kokuyu koklardım… ateşim sönerdi.. sonra büyüdüm.. gözlerini gördüm, yandım, yağmur yağdı, ve ilk kez sönmedim… ben yağmurdan daha fazla bi seni sevebildim…”


elif gibi sevmek 1- hikmet anıl öztekin
devamını gör...

halojen lambaların çalışma mekanizmasıdır. ampulün içinde bir halojen gazı ve bir tungsten filament bulunur. elektrik akımı filamentten geçtiğinde tungsten tel akkor hale gelir ve atomlar yüzeyden buharlaşmaya başlar. akım kapatıldığında, filament soğumaya başlar ve halojen gazı sayesinde buharlaşmış tungsten atomları tekrardan filamente yerleşir. bu işleme “halojen döngüsü” denir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(bkz: umut sarıkaya)
devamını gör...

her şey insanın içinde bulunduğu ortama,koşullara bağlıdır sözünden yola çıkılırsa-ki bu beraberinde başka bir soru getirir- insan hiç midir?
insan sorgulamazsa,köle olursa,iradesizse yeri gelir baş kaldıramazsa hiçtir.

raskolnikov'u suç işlemeye iten sebep inançsızlık,bireyselliktik ve yabancılık duygusudur. en son vicdanını sızlatmaya kadar giden süreç ise insan ruhunun çelişkilerle dolu bir varlık olmasıdır.
romanda raskolnikov’un cinayet hakkında kullandığı en çarpıcı cümlesi: “ben insan öldürmedim, bir prensibi yere serdim.” kısmıydı. eğer öyleyse çektiği acılar ne idi.kötü olmayı kabul edememekti.sıradan bir insanın olağanüstü olma çabası'nın beyhude olmasıydı.belki de bu hiçlik savaşıydı.ben hiç değilim diyen insan'ın yakarışıydı.
devamını gör...

bu sıra, dünyadaki şiddet görmüş, acı çekmiş, hakları için mücadele etmiş kadınların hayatlarını inceliyorum. bazıları biliniyor, bazıları bilinmiyor. bir-iki paylaşımımla onları daha çok kişiye ulaştırmak istedim sadece.

dün de bu konu ile ilgili sayın (bkz: evernevergreen) ile kısa bir yazışmamız oldu. bu konuyla ilgili bilmediğim yapımlarla ilgili beni aydınlattı( tekrar teşekkür ederim). ama kendisi sadece acı çeken değil, güçlü kadınları da görmek istediğini söyledi; haklıydı da.
neden bilim kadını yok, neden filozof kadın yok başlıkları gezerken haklıydı tabi.

erkeğinbilimde, eğitimde,iş dünyasında bulunması normalken,kadınlar bu haklar için , eğitim için, hakları için hep mücadele etmek zorunda kalmışlardır. baskıyla dizlerinin kırılarak yerine oturtulan o kadınlar, şimdi çölde açan bir çiçek gibi açmışlar,çoğalmışlar ve çoğalmaya devam etmektedirler.

bu nedenle bu paylaşımı ona ve tüm kadınlara ithaf ediyorum*.

bilim dünyasında çığır açan kadınlar:

1- marie curie: radyoaktivite alanındaki çalışmalarından dolayı nobel ödülü almış leh-fransız kimyager ve fizikçi. 1903’te nobel fizik ödülünü, 1911’de nobel kimya ödülünü almış olan curie,radyolojinin kurucusudur. polonyum ve radyumun kaşifidir. polonyumun isim annesi olup, doğduğu ülkenin adını vermiştir(polonya). kanser tedavisinde kullanılan radyum üzerinde çalışması, onun ölümünü getirmiştir. iki kez nobel kazanan tek kişidir. ama erkek egemenliğinin hüküm sürdüğü bilim dünyasında, ilk nobel ödülünü kzandığında konuşma işini bile ona yaptırmamışlar ve yerine eşi konuşma yapmıştır ve yine aynı nedenden akademi üyeliği seçimini kaybetmiştir. radyum elementiyle uzun süre çalışmalarından dolayı kanser olmuş, 1934’te vefat etmiştir.

elizabeth helen blackburn: 1948’de avustralya’da doğmuştur. moleküler biyoloji konusunda uzmandır. telomer yapımında etkin telomeraz enzimini keşfederek nobel ödülü kazanmıştır.

ada lovelace: ingiliz matematikçi ve yazar. ilk bilgisayar programcısı olarak bilinir.

barbara mcclintock: dünyanın en önemli sitogrnetikçilerinden olup, transporozları keşfinden dolayı nobel ödülü almıştır.

özlem türeci: biontech’in kurucularından,immünolog, girişimci ve araştırmacıdır. tüm dünyada kabul gören covid-19 aşısı kaşiflerindendir. bilim alanında bir çok ödülü bulunmaktadır.

felsefe alanında çalışmalar yapan kadınlar:

krotonlu theano: tarihin bilinen ilk kadın filozofudur. felsefe harici tıp ve matematik üzerine çalışmalar yapsa da, günümüze ulaşan tek eseri ‘dindarlık üzerine’ adlı eseridir.

hypatia: tarihte en çok bilinen kadın filozof, matematikçi ve astronomdur. iskenderiye kütüphanesi’nde dersler vermiştir. linç edilerek öldürülmüştür.

marguerite porete: fransız düşünür. ruhların aynası adlı kitabında, ruhun özgürlüğü için kilise kuralların reddini savunmuştur. fikirlerinden vazgeçmemiş ve yakılarak öldürülmüştür.

simone de beauvoir: fransız filozof. ‘ikinci cins’ adlı kitabı ile modern feminizmin öncüsü olmuştur.

bedia akarsu: felsefe alanına bir çok katkısı olan akarsu; dil,kültür ve ahlak felsefesi üzerine çalışmalar yapmıştır.

yönetim alanında büyük işler yapmış kadınlar:

angela merkel: almanya başbakanı. sanırım tüm dünyada tanımayan yoktur kendisini. kendisinin aynı zamanda kuantum kimyası alanında doktorası bulunmaktadır.

mary barra: general motors’un ceo’su. elektrik mühendisliği bölümünden mezun olmuştur.

ursula von der leyen: avrupa komisyonu başkanıdır. ekonomi ve tıp üzerine eğitim almıştır.

gözde akpınar: nedense ayrı bir semoati beslediğim, filli boya(betek grubu)’nın ceo’sudur. babası öldüğünde şirkette 1,5 yıldır çalışmaktaydı ve henüz 25 yaşındaydı.hemen şirketi devralmadı, 3 yıl daha pişmeyi bekledi. 28 yaşında ilk kez yönetim kurulu başkanlığını yaptı.

güler sabancı: sabancı holding’in yönetim kurulu başkanı. 2018 yılı forbes’ın düzenlediği listede ‘dünyanın en güçlü 100 kadını’ arasına girdi.

en önemlileri de kadın hakları mücadelelerinde önemli yere sahip kadınlar:

olympe de gouges: toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda mücadele veren fransız devrimci. 1791 yılında yayınlanan insan ve yurttaş hakları bildirisi’nde kadın haklarının göz ardı edildiğini söyleyerek, tepki olarak ‘kadın ve yurttaş hakları bildirisi’ni yayınladı.

sojourner truth: hem kadın hakları hem de köleliğin kaldırılmaları konularında yaptığı çalışmalarla tanınan truth, ilk siyahi aktivist olarak bilinir. 1851’de yaptığı ‘ben kadın değil miyim’ adlı konuşmasıyla tarihe geçti.

hedwig dohm: alman kadın hareketi öncülerinden.’insan haklarının cinsiyeti yoktur’. ‘kadınların bilimsel özgürlüğü’ adlı bir makale yayınladı. kadınlara seçme hakkı verilmesi ve eğitimde erkeklerle eşit şartlarda eğitim görebilmesi için mücade verdi.

emily davison: ingiliz aktivist. kadınlara seçme hakkı verilmesi için bir çok protestolara, toplantılara katıldı. 8 kere hapise girdi.

mozn hassan: mısırlı aktivist. ‘nazra feminist çalışmalar merkezinin kurucusu.

daha sayamadığım ve buraya sığdıramadığım o kadar kadın var ki. her birinden 5’er örnekle sınırlandırmak zorunda kaldım. hepimize ilham olması dileğiyle.
devamını gör...

bir hiç uğruna yitip giden nickimin yasini tutmak için aldigim mahlas.
devamını gör...

ülkemizde olsa en az 3 sezonluk dizi çekilebilecek bir hayata sahip kişidir.
devamını gör...

fedakar insandır. sevdiği için ilişkisini feda eder. belki de hayatının merkezine koyduğu kişiyi feda eder.
insanların ne yaşadığını içinde ne fırtınalar koptuğunu gerçekten bilemeyiz.

bu yüzden üstteki yazarın tanımına ithafen ''sevmiyordur yeterince'' diye bir tanım mümkün değil.
devamını gör...

(bkz: nerede lütfen söyleyin)
devamını gör...

"vahşi" batıda çok hızlı yaşamış, çok genç ölmüş delikanlıdır.
devamını gör...

bu şey ya birinin yan hesabı ve çok iyi gizleniyor ya da bilerek tutuluyor. her ikisi de hoş değil. şeffaflığın dibine vurmuş sözlükte bu tip olaylar yaşanıyorsa -ki umarım yanlış düşünüyoruzdur- samimiyetsizlik de var demektir. halbuki samimiyete tav olmuştuk...
t: bir şey.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim