dostlar, romalılar, vatandaşlarım; farkında mısınız bilmiyorum ama bizim sözlük baya baya olayı ekşi sözlüğe bağladı. açılan başlıklar resmen ekşi sözlüğün kopyası oldu. azıcık özgün mü olsak eyyyy yazardaşlarım.
devamını gör...

1949 doğumlu japon yazar. yazmaya 1978'de bir beyzbol maçını izlerken karar vermiş. dünyaca ünlü ama japonlar tarafından eserlerinde amerikan kültürünü fazlaca barındırdığı için eleştiriliyor.
eserlerinde kedi, müzik, gizemli kadınlar, olağanüstü olaylar barındırır. size olayları ayrıntısıyla anlatır, karakterin yaptığı yemekten dinlediği parçanın adına, sigarasının markasına kadar detay verir, olay örgüsünü oluşturup kitaba sizi bağlar, sonunda sorularınızın yarısını cevaplamadan bırakır, kalakalırsınız. buna rağmen çoğu kitabını okuduğum ve bayıldığım yazar.

eserlerinden bazıları;
(bkz: imkansızın şarkısı)
(bkz: sahilde kafka)
(bkz: 1q84 serisi)
(bkz: zemberekkuşu'nun güncesi)
(bkz: kumandanı öldürmek)
devamını gör...

kendini korumanın çok çeşitli yöntemleri var. nasıl bir insan olduğunla direkt ilintili. önce lazım olan şey tabi ki kendini tanımak. sonrası da çok kolay değil. ama kendini tanıyorsan sende neyin işe yaradığını da keşfetmişsindir çoktan. hatta ilk keşiflerinden biridir sorunlarla nasıl baş edeceğin. çünkü zorluk baki. annenin seni emziremeyecek kadar depresyonda olduğu an mesela, taa o zamandan başlıyor mücadelen. bu mücadele baki. süreğen. varlığının ide'si.

önem sıralaması, bende her zaman işleyen bir yöntem. çok küçükken keşfettim. tabi hep uygulanmıyor. işe yararlığı unutulmuyor sadece resmin çok içindeyken yönetemeyebiliyorsun durumu. sesli şekilde tekrar etmek gerekiyor kendine. önem sıralamanı hatırla. önem sıralamanı hatırla. önem sıralamanı hatırla. kafandan geçirmek bile işe yarayamayabiliyor zorluğun seviyesine göre. neyse. önem sıralamanı hatırla!

şöyle ki, neye önem vermek istediğin değil, ne kadar çirkin, kusurlu görünürse görünsün gerçekten neye daha çok önem verdiğini kendine itiraf edersen, daha az önem verdiklerin, daha çok istediklerin olduğunda bile, kendine bir şeyleri kabul ettirmenin seni kanırtmayan yollarını açık seçik görebiliyorsun. doğru ve seni ifade eden bir önem sıralaması her şeyi bir kenara bırak, sana kendini güvende hissettiriyor. kendini ne kadar boka batırırsan batır, duygular seni ne kadar baskılarsa baskılasın, ne kadar hunharca davranırsan davran kendine, önünde sonunda senin için önemliye yöneleceğini bilme konforu çok büyük bir avantaj sağlıyor. hayatın en gerçek ve en kaçınılmaz gündeminin kamçısı tepene inmişken dahi, diyebiliyorsun ki kendine bunun sayesinde, benim için hangisi daha önemli? gerçekliği yadsıyan bir insan olmak mı, acımla yüzleşmek mi? kimim ben?

diyorsun ki sonra kendine; her zaman istediğim olmuyor. 4.5 yaşındaki yeğenim, 6 yaşındaki öbür yeğenime, çikolata yemeye izin vermedi annesi ve teyzesi ortak kararla diye, bunu bir teselli cümlesi olarak kurdu ben onları, onlara çaktırmadan izlerken. bu kodla doğuyoruz aslında. bunu bilerek, bu kabullenişle. sonra şımarıyoruz, sonra unutuyoruz kendimizi. doğruya doğru. bununla da yüzleşmek gerek.

demem o ki, önem sıralamanızı, herkese olduğunuzdan daha dürüst olarak kendinize, yapın. sonra bırakın eylemlerinizi o sıralama yönetsin. daha mutlu biri olur musunuz bilmem. ama kendinizi daha güvende hissedeceğiniz kesin.
devamını gör...

derdi güldürmek değilken bile zihninizde size kahkahalar attırabilen bir kitaptır.içinde bir cinayet unsuru barındırıyor diye polisiye kategorisinde değerlendirmeyi de fazlasıyla sığ bulduğumu belirtmeliyim...

alper canıgüz bana göre türk edebiyatında özellikle karakter oluşturma konusunda yadsınamayacak derecede başarılı bir kalemdir. yaratmış olduğu 5 yaşında bile bir çok yetişkine önünde ceketini iliklettirebilecek derecede saygınlık hissi uyandıran alper kamu karakteri; okurken benim oğlum, benim yeğenim, benim kardeşim gibi hissettirdi kendisini bana.

shostakovich dinleyen, rakı yudumlayan, oğuz atay, dostoyevski, nietzsche okuyan, beş yaşındayken zamanın acımasız olduğunu çoktan keşfetmiş olan ve hızla yaşlandığını kabul eden, tanrıyla kavgalı, annesine sinirli, babasına hayran, devrik cümle kurmaktan korkan, sorumluluklarının bilincinde ve bunların ağırlığı ile barışmış, 20'li yaşlarında olan komşu kızına abayı yakmış beş yaşında çok akıllı bir veledin gözünden seyredin bi'de bu alemi.

büyüyünce cehennemde çiçeklendirme yapmayı düşünen bu veledi okuyan herkesin seveceğini düşünüyorum.

bilmiyorum, belki gereğinden fazla romantiğimdir. bu yüzdendir ki hemen hemen her sayfasında bir kaç kere tebessüm ettiğim , yer yer kahkaha attığım bu kitabın sonundaki mektupla göğsüm ağrıdı, gırtlağıma 8 numaralı bir bilardo topu sıkıştı belki; ondan yutkunamadım.

kıymet verdiğim kitaplardandır.
herkese de tavsiyemdir.

dipnot: mahlasım da; bir zamanlar onur ünlü, murat menteş, emrah serbes, alper canıgüz, murat uyurkulak gibi istisnasız bütün kitaplarını severek okuduğum yazarların, kendilerinin isimlendirdiği edebiyat grubunun adından 'afili filintalar' dan geliyor...
devamını gör...

hayatımı yaşamlar dolusu hayatların arasında sıkışmış bir hâlde gördüm, rüya denilen zihin kurmacasında.
yaşıyor muyuz gerçekten yoksa bir film kesitinden mi ibaret her şey? bu kadar gerçekken...
uyandığım zaman, rüyaların içinde rüya görmüş bir simülasyondan ibaret mi olacağım şimdi? peki devamı olacak mı bu yarım filmin? belki de yarımşar filmlerin bütününü oluşturuyoruz insanlar olarak, fark etmeden.
karmaşalarla dolu yokluğun içinden geçtim, yoklandım. var olmam için yaşamam mı gerekiyor, ölümün külleriyle uçuştuğumuz bu dünyada?
eskimiş ince kağıdın arkasından yansıyan bir mürekkep gölgelerle parlıyordu. arkasını çevirdiğimde en alttaki iki satır bulanıklaştı, su damlası gibi..
''gökyüzünün rengi kırık, maviler acıyor.'' 0329
devamını gör...

bebe püskeviti
devamını gör...

bunlar iyi yazarlar olmakla birlikte telif süreleri de dolmuş yazarlardır. yayınevleri sadece kâr amacı güttükleri için bu kitaplara telif de vermeyerek cafcaflı kapaklarla basıp yüzbinlerce adetini piyasaya sürerler. o kadar ki akşam yemeği için bir kap yoğurt almaya girdiğin süpermarketten 3 5 liraya bunları da alabilirsin. oysa ki kendi kültürünü öğrenebileceğin orhan kemal'i kitapçılarda bile bulmak zor geliyor. 1000kitap gibi kitaplarla ilgili bir platformda bu sayılan yazarlar yüzbinlerce okunurken, yeni yetme sosyal medya fenomenlerinin muhtemelen 24 saat içinde yazdığı kitaplar onbinlerce sarılırken yeni nesilin de sadece sosyal medyanın reklamını yaptığı kitaplar dışında bir suat derviş ya da yakup kadri gibi yazarları okumasını tek yolu maalesef öğretmenleri tarafından verilen ödevlerle sınırlıdır. okuyun arkadaşlar, önceliği kendi topraklarınızda yetişmiş muazzam yazarlara vererekten okuyun. herkes kafka'yı, zweig'i okuyor, siz de okuyun ama bir kemal tahir okumadan ölmeyin, ince memed'in neden eşkiya olduğunu, nazım hikmet'in neden mezarının türkiyede olmadığını, faruk nafiz'in sadece halkçı şiirler yazmağını bilerek ölün.
devamını gör...

düşersem yanarım şarkısında ''yediğim darbelerle sığındım rabb'ba 365 gün 52 berbat hafta ağıtlarımla rafta en büyük destekler çıkarsızlıktan ötürü lafta'' diyerek içimi delen sözlerin geçtiği albümdür.
devamını gör...

olacakları önceden tahmin etmek. hissiyat
devamını gör...

kafa sözlük 5-11 nisan haftası tanım istatistikleri:

5 nisan pazartesi günü kafa sözlük'e girilen toplam tanım sayısı:

5486

6 nisan salı günü kafa sözlük'e girilen toplam tanım sayısı:

5360

7 nisan çarşamba günü kafa sözlük'e girilen toplam tanım sayısı:

5179

8 nisan perşembe günü kafa sözlük'e girilen toplam tanım sayısı:

4912

9 nisan cuma günü kafa sözlük'e girilen toplam tanım sayısı:

4525

10 nisan cumartesi günü kafa sözlük'e girilen toplam tanım sayısı:

4934

11 nisan pazar günü kafa sözlük'e girilen toplam tanım sayısı:

6208

son bir haftada kafa sözlük'e girilen toplam tanım sayısı:

36609

son 1 haftadaki verilere göre günlük ortalama tanım sayısı:*

5229,85

genelde günlük ortalama tanım:

4087,57

grafik:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ortanca koca : tövbe estafirullahhh
devamını gör...

covid 19'dan sonra hava sohbetleri yalnız kalmamış ancak azalmıştır çünkü artık sohbet etmek için elimizde uçsuz bucaksız bir konu daha vardır. bir de bu sohbetlerin taksicilerle yapılanı makbuldür. taksiciler bu ülkenin yerel iletişim ve haber ağlarıdır, bilirsiniz. internetiniz ve televizyonunuz yoksa taksiyle 10 liralık kısa mesafe giderek 10 günlük hava durumundan covid aşılarının yan etkilerine kadar detaylı gündem bilgisi edinebilirsiniz.

yalnız hakikaten kar da yagmadı bir türlü. yaz kurak geçecek bu gidişle...
devamını gör...

insanlar mutlu olsun diye saatlerce beĝeni yaptıĝımı bilirim.
sonra bunun adı şu oluyor, karmasını yükseltmek için , geri dönüş yapılsın diye beĝeniyor.... yok efendim. puan falan umrumda deĝil. ne tanınmak için ne sevilmek için, ne puan için... yalnızca sevdiĝim için, insanlar mutlu olsun diye beğenirim. okurum. öyle yazarlar varsa da , üzücü.
devamını gör...

sokak röportajında ekonomiden memnun musunuz diye soruluyor, sonrasında olaylar başlıyor. ön yargılarınızdan kurtularak sonuna kadar dinlemenizi tavsiye ederim. gerçi şimdi yorum olarak kurgu yada fake diyecek arkadaşlar çıkacaktır ama 50 tlye insanları kameraya konuşturmayı kimlerin sevdiğini biz çok iyi biliyoruz.

devamını gör...

"suçiçeği" olarak düzeltilmesi gereken başlıktır.

dünyanın hemen her yerinde genellikle çocukluk döneminde görülen, hafif ateş ve vücutta çeşitli döküntüler ile karakterize bir solunum yolu enfeksiyon hastalığıdır. üst solunum yollarında virüslerin yolu oldukça uzundur. belli bölgelerde üreyip kana karışır. kan yoluyla karaciğer ve dalak başta olmak üzere belirli organlara ulaşır. buradan da deriye ulaşarak döküntüleri meydana getirir.
bu hastalığa sebep olan etmen aynı zamanda büyüklerde zona adı verilen rahatsızlığı oluşturur.
devamını gör...

dağdaki yazarla benim oyum bir mi serzenişidir.
devamını gör...

mucidi benjamin franklin'dir.
havada oluşan elektrik yükünü toprağa aktararak (topraktaki bakır çubuk sayesinde) yüksek binaların bulutlar ile yeryüzü arasında gerçekleşen elektrik deşarjından zarar görmesini engeller.
devamını gör...

piyanist isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.

sözlükte 'bir şeyin göğe doğru olan yanı, yukarısı.' anlamına gelen sözcüktür.

aynı zamanda askeriyede de kullanılan bir sözcüktür. derece yönünden üst anlamına gelir.

örnek olarak yarbay, binbaşının; binbaşı da yüzbaşının üstüdür.
devamını gör...

herhangi bir şeyin yokluğunun üzüntüsünü yaşarken, ona bir an önce kavuşabilmeyi içten içe dilemektir.bu şeyin eksikliği hissedildiği için bir çeşit yoksunluk sendromudur demek de yanlış olmaz.

özlenene karşı kuvvetli bir arzu duyulurken, onun yokluğunun getirdiği olumsuzluklara katlanmak zaman zaman yorucu ve yıpratıcıdır.eğer sonunda kavuşma gerçekleşirse bütün bu negatif duygular, aniden çoşkulu bir mutluluğa dönüşür,insan yere göğe sığamaz.eğer sonunda kavuşma ümidi yoksa yürekte hep bir yara olarak kalır ve hatıra geldikçe bu yara sızlayıp kendini tekrar tekrar hissettirir.

özlemek güzeldir kavuşunca özleyen, özlenene yoksa sonu bitmek bilmeyen bir hüsran, iyileşemeyen bir yaradır ruhu inciten.
devamını gör...

dark- 3. sezondan 1,2 bölüm izleyip yarıda bıraktım çünkü beni çok yordu, fakat bu yaz tekrardan başlayacağım dizi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim