sefiller
victor hugo tarafından yazılmış olan tarihi romandır. türkçeye sefiller ismiyle çevrilmiştir.
1862 senesinde yayınlanmıştır ve roman yayınlandığından beri pek çok filme, müzikale ve tiyatro oyununa uyarlanmıştır.
genel olarak jean valjean isimli mahkumun hayatını konu almaktadır. yani jean valjean için kitabın baş karakteri diyebiliriz.
kısaltılmamış türkçe çevirilerinde yaklaşık 2000 sayfa olan romanın orijinal metni* 1900 sayfadır ve yazılmış en uzun romanlardan biridir.
1862 senesinde yayınlanmıştır ve roman yayınlandığından beri pek çok filme, müzikale ve tiyatro oyununa uyarlanmıştır.
genel olarak jean valjean isimli mahkumun hayatını konu almaktadır. yani jean valjean için kitabın baş karakteri diyebiliriz.
kısaltılmamış türkçe çevirilerinde yaklaşık 2000 sayfa olan romanın orijinal metni* 1900 sayfadır ve yazılmış en uzun romanlardan biridir.
devamını gör...
kadir mısıroğlu
keşke yaşasa da bir daha ölse keyiflensek denilen dondurmacı tanesi. dondurma tarihi hakkında da bişeyler bildiğini söylesede googla görsellere ottoman yazıp dondurma kaşığı yalamaktan başka bişey bildiği yoktur.
buna tarihçi üstad fln diyeni başka ülkede olsa şehir meydanında cam kutuda sergilerler bakın beyni yok ama yaşıyor bundan zeki maymunlar var diye. burda kendilerini insan sanıyorlar işte.
buna tarihçi üstad fln diyeni başka ülkede olsa şehir meydanında cam kutuda sergilerler bakın beyni yok ama yaşıyor bundan zeki maymunlar var diye. burda kendilerini insan sanıyorlar işte.
devamını gör...
babaya söylemek istenip de söylenemeyenler
baba var gerçekten söylenecek çok şey var ,
baba var söz söylemeye bile değmeyecek iskele babası .
yaklaşık 5 yıldır kanser hastasıyım ben, hala kemoterapi almaya devam ediyorum .
annemi de bu hastalıktan kaybettik haziran ayında.
babam 83 yaşında, her işini kendi yapabiliyor , benden sağlam.
yıllar önce kısmi bir felç geçirdi bizimki , hiçbir iz emare kalmadı.
ama ona sorarsan bir elinin iki parmağının ucunda uyuşukluk kalmış. bunun için gitmediği doktor, fizik tedavi kalmadı.
geçenlerde en son görüşmemizde şu cümleyi kurdu bana .
' tıp bir senin hastalığa çare bulamadı bir de şu benim parmaklara ' .
bunu bir baba , kanserle savaşan evladına söylüyor.
kendimi tutamadım , babama belki de son söyleyeceklerimi söyledim o gün ve bir daha da aramadım...
bazen keşke hiçbirşey söylemeyip, sadece iletişimi koparsaydım diyorum ama bu kez de yaptığının farkına varmayacak .
ıçim rahat, keşkelere kafa yoracak zamanı çoktan aşmalıydım ve gereğini yaptığımı düşünüyorum...
baba var söz söylemeye bile değmeyecek iskele babası .
yaklaşık 5 yıldır kanser hastasıyım ben, hala kemoterapi almaya devam ediyorum .
annemi de bu hastalıktan kaybettik haziran ayında.
babam 83 yaşında, her işini kendi yapabiliyor , benden sağlam.
yıllar önce kısmi bir felç geçirdi bizimki , hiçbir iz emare kalmadı.
ama ona sorarsan bir elinin iki parmağının ucunda uyuşukluk kalmış. bunun için gitmediği doktor, fizik tedavi kalmadı.
geçenlerde en son görüşmemizde şu cümleyi kurdu bana .
' tıp bir senin hastalığa çare bulamadı bir de şu benim parmaklara ' .
bunu bir baba , kanserle savaşan evladına söylüyor.
kendimi tutamadım , babama belki de son söyleyeceklerimi söyledim o gün ve bir daha da aramadım...
bazen keşke hiçbirşey söylemeyip, sadece iletişimi koparsaydım diyorum ama bu kez de yaptığının farkına varmayacak .
ıçim rahat, keşkelere kafa yoracak zamanı çoktan aşmalıydım ve gereğini yaptığımı düşünüyorum...
devamını gör...
gangs of new york
türkçe adıyla new york çeteleri 2002 yapımı martin scorsese filmidir.
film 1800 yıllarında new york şehrinde geçen çeteleşmeyi ve çatışmayı anlatır. şehrin yerlilerinin ve irlanda dan gelen göçmenlerin birbirleriyle olan mücadelesi gözler önüne serilir.
filmin başrollerinde leonardo dicaprio ve daniel day-lewis vardır ve ikisi de muhteşem oyunculuk performansı sergilemişlerdir. özellikle bill cutting rolünü oynayan daniel day lewis harikalar yaratmıştır.
filmin ana temasını anlatan en güzel cümle filmde geçen şu cümledir seçim sonuçlarını oy pusulaları belirlemez, sayanlar belirler. ne kadar tanıdık ve bilinen bir gerçek. işte scorsese bu filmde bunu anlatmak ister. canım dedem bol bol siyasi göndermeler yapmaktan çekinmemiştir.
sadece o dönemin new york şehrini görmek için bile izlenebilecek muhteşem bir martin scorsese filmidir. izleyin değerli yazarlar.
resimag.com/p1/78ee1487bd47.jpeg
babasının intikamını almaya çalışan bir çocuğun kötü karakterimize ufaktan duyduğu saygı beni çok etkilemişti.
ayrıca kasap bill karakterinin yaşadığı pişmanlık beni etkileyen anlardan biriydi.
filmin sonundaki her şehrin altında ölüler vardır tarzındaki cümle filmin özeti gibiydi.
irlandalıların gemiden inip asker kıyafeti giyip tekrar gemiye binmeleri savaşa gitmeleri çok acı bir sahneydi ve tüylerimi diken diken etti. var ol scorsese dede seni çok seviyorum.
film 1800 yıllarında new york şehrinde geçen çeteleşmeyi ve çatışmayı anlatır. şehrin yerlilerinin ve irlanda dan gelen göçmenlerin birbirleriyle olan mücadelesi gözler önüne serilir.
filmin başrollerinde leonardo dicaprio ve daniel day-lewis vardır ve ikisi de muhteşem oyunculuk performansı sergilemişlerdir. özellikle bill cutting rolünü oynayan daniel day lewis harikalar yaratmıştır.
filmin ana temasını anlatan en güzel cümle filmde geçen şu cümledir seçim sonuçlarını oy pusulaları belirlemez, sayanlar belirler. ne kadar tanıdık ve bilinen bir gerçek. işte scorsese bu filmde bunu anlatmak ister. canım dedem bol bol siyasi göndermeler yapmaktan çekinmemiştir.
sadece o dönemin new york şehrini görmek için bile izlenebilecek muhteşem bir martin scorsese filmidir. izleyin değerli yazarlar.
resimag.com/p1/78ee1487bd47.jpeg
babasının intikamını almaya çalışan bir çocuğun kötü karakterimize ufaktan duyduğu saygı beni çok etkilemişti.
ayrıca kasap bill karakterinin yaşadığı pişmanlık beni etkileyen anlardan biriydi.
filmin sonundaki her şehrin altında ölüler vardır tarzındaki cümle filmin özeti gibiydi.
irlandalıların gemiden inip asker kıyafeti giyip tekrar gemiye binmeleri savaşa gitmeleri çok acı bir sahneydi ve tüylerimi diken diken etti. var ol scorsese dede seni çok seviyorum.
devamını gör...
kirpi paradoksu
bu ikileme göre ne kadar iyi niyetli olursanız olun biriyle fazla yakınlaşır, fazla samimileşirseniz, istemeden de olsa o kişiyle çatışmaya ve birbirinize zarar vermeye başlarsınız. oysa ki asla geçmemeniz gereken bir çizgi vardır ve o çizgiyi geçmeniz ilişkinin hasar almasına ve temellerinde çatlaklar oluşmasına neden olur. bu durumu bir ilişkinin başında her şey güllük gülistanlık iken, sonradan tahammülsüzlüğün ve sert kavgaların baş göstermesinden anlayabilirsiniz.
bu nedenle kirpi ikilemi, insanların sadece aşk hayatlarında değil, tüm ilişkilerinde arada yeterli mesafe bırakmaları gerektiğini, konfor alanına saygı gösterilmesinin önemini savunur. bunun yanı sıra insanlarla aranızdaki mesafeyi çok açmanın da donmaya, yani yalnızlığa neden olacağını söyler.
bu nedenle kirpi ikilemi, insanların sadece aşk hayatlarında değil, tüm ilişkilerinde arada yeterli mesafe bırakmaları gerektiğini, konfor alanına saygı gösterilmesinin önemini savunur. bunun yanı sıra insanlarla aranızdaki mesafeyi çok açmanın da donmaya, yani yalnızlığa neden olacağını söyler.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
ay geldim oturdum, tekrar yapacağım uzun zaman sonra ilk defa.(dün bir öabt denemesi çözdüm.)
kalp ağrısından duramıyorum sözlük. ağlayasım çığlık atasım geliyor. çok zor çok! beni ders çalışmak değil bu anksiyete çürütüyor.
geçen sene ara vermek için alarm kurup, çalıp ara başladığında ağlamaya başlar, diğer alarm çalınca susardım. yine mi öyle yapsam?
kalp ağrısından duramıyorum sözlük. ağlayasım çığlık atasım geliyor. çok zor çok! beni ders çalışmak değil bu anksiyete çürütüyor.
geçen sene ara vermek için alarm kurup, çalıp ara başladığında ağlamaya başlar, diğer alarm çalınca susardım. yine mi öyle yapsam?
devamını gör...
j eğrisi
devalüasyon sonucu döviz kurunun yükseltilmesine karşılık, ülkenin net ihracat gelirlerinin önce azalacağını ve belli bir dönemden sonra (genellikle 2 yılın üzerinde) artacağını gösteren eğridir.
devamını gör...
herkes 07 kullanırken 05 kullanan kişi
0.5 uç kullananların durduk yere mal olduğu başlık.
devamını gör...
berenarı
ege bölgesine ait yöresel bir şivedir.
“oldukça,çok, öyle böyle değil” gibi anlamlara da gelmektedir. şivelerin karşılığını bulmak da zor olabiliyor.
örnek;
“bir kız gördüm berenarı güzel değil.”*
anlamı:bir kız gördüm çok güzell.
ilk tanım için de örnek vermek gerekirse;”hıhh berenarı iş yapıyon!”
“oldukça,çok, öyle böyle değil” gibi anlamlara da gelmektedir. şivelerin karşılığını bulmak da zor olabiliyor.
örnek;
“bir kız gördüm berenarı güzel değil.”*
anlamı:bir kız gördüm çok güzell.
ilk tanım için de örnek vermek gerekirse;”hıhh berenarı iş yapıyon!”
devamını gör...
ters köşe yapmak
beklenen dışında bir davranış veya hareketi gerçekleştirmek, düşünceyi iletmektir.
devamını gör...
ve işte zaman savaşını böyle kaybedersin
amal el-mohtar ve max gladstone ortak yapımı zaman üzerine, 2 zaman ajanının birbirleriyle mektuplaşmalarını anlatan zaman ve zaman paradoksuyla ilgili kitap.
bu iki zaman ajanının isimleri mavi ( maviyi yazar amal el-mohtar yazmıştır) ve kırmızıdır( kırmızıyı ise max gladstone yazmıştır).
ajansa hizmet eden kırmızı, ajansın menfaati doğrultusunda tarih içindeki bir tarihe düğün yapmak amacıyla indiğinde kendisini engellediğini farkettiği maviden bir mektup alır. açık bir meydan okuma olan bu mektupla birlikte ikisinin mektuplaşmaları başlar. kırmızı ,insan ırkının gelişmiş modellerinin olduğu, yaşlanmayan, ileri teknoloji eseriyken, mavi ‘bahçe’de doğmuştur. bir nevi tohumdur kendisi. farklı dünyalara ait bu ajanların rekabetleri bir süre sonra aşka dönüşmeye başlar. ama bu imkansız bir aşktır. zira ikisi de ilişkileri öğrenildiği an ihanetle suçlanıp öldürüleceklerdir.
bu iki yazarı ilk defa okudum. hayal gücü yüksek, ütopik bir eser. yazım dili genelde sade. benzetmeler güzel ama sanki bazı benzetmeler ,sırf benzetme yapılmış, sanatsal bir dil oluşsun diye yapılmış.zaman kavramıyla ilgili eserleri sevenler için bir tercih olabilir.
bu iki zaman ajanının isimleri mavi ( maviyi yazar amal el-mohtar yazmıştır) ve kırmızıdır( kırmızıyı ise max gladstone yazmıştır).
ajansa hizmet eden kırmızı, ajansın menfaati doğrultusunda tarih içindeki bir tarihe düğün yapmak amacıyla indiğinde kendisini engellediğini farkettiği maviden bir mektup alır. açık bir meydan okuma olan bu mektupla birlikte ikisinin mektuplaşmaları başlar. kırmızı ,insan ırkının gelişmiş modellerinin olduğu, yaşlanmayan, ileri teknoloji eseriyken, mavi ‘bahçe’de doğmuştur. bir nevi tohumdur kendisi. farklı dünyalara ait bu ajanların rekabetleri bir süre sonra aşka dönüşmeye başlar. ama bu imkansız bir aşktır. zira ikisi de ilişkileri öğrenildiği an ihanetle suçlanıp öldürüleceklerdir.
bu iki yazarı ilk defa okudum. hayal gücü yüksek, ütopik bir eser. yazım dili genelde sade. benzetmeler güzel ama sanki bazı benzetmeler ,sırf benzetme yapılmış, sanatsal bir dil oluşsun diye yapılmış.zaman kavramıyla ilgili eserleri sevenler için bir tercih olabilir.
devamını gör...
matza
musevilerin hamursuz bayramı sekiz gün sürer. bu süre boyunca kabaran ve mayalı yiyecekler yenmez. çünkü mısır'da kölelikten kurtulup özgürlüklerine kavuştuklarında ekmeği bile mayalamadan göçe başlamışlar. bunu temsilen de sekiz gün yalnızca un ve su kullanılarak yapılan ekmekler yenir. bu ekmeğin ismine de matza denir.
devamını gör...
eurovision'a tekrar katılma durumunda türkiye'yi temsil edecek sanatçı
pentagram.
devamını gör...
kokulu mum
ortam ambiyansını olumlu bir şekilde değiştiren, sevgililer günü yaklaşırken birçok kişinin aklında bulunan güzel kokulu mum çeşidi.
insanın ister istemez romantik olası geliyor. kaliteli olanlar şart tabii.
insanın ister istemez romantik olası geliyor. kaliteli olanlar şart tabii.
devamını gör...
sezen aksu diyor ki
şinanay da yavrum șina şinanay
şinanay da şinanay hoppa şinanay
şinanay da yavrum șina şinanay
şinanay da şinanay hoppa şinanay
böyle güzel şarkı olabilir mi? bütünü öyle güzel sözlerle yazılmış ki sadece bu bölümle haksızlık edilmeyecek kadar güzel hem de. ben azıcık neşe katsın diye o kısmı paylaştım.
şinanay da şinanay hoppa şinanay
şinanay da yavrum șina şinanay
şinanay da şinanay hoppa şinanay
böyle güzel şarkı olabilir mi? bütünü öyle güzel sözlerle yazılmış ki sadece bu bölümle haksızlık edilmeyecek kadar güzel hem de. ben azıcık neşe katsın diye o kısmı paylaştım.
devamını gör...
dünya klasiklerini türkler yazsaydı alacakları isimler
bir idam mahkumunun son günü - silivri’de son gün
devamını gör...






