ablütofobi
türkiyedeki insanların yarısının sahip olduğu fobi. toplu taşımalardaki kokunun başka açıklaması olamaz yoksa.
devamını gör...
apartman boşluğunun yayından kaldırılması hakkında
bence sözlük sahibi bu konulara bulaşmamalı. haklı veya haksız kısmından bağımsız olarak sözlük sahibinin böyle polemiklere bulaşmasına gerek yok. entry'ler aba altından sopa kokuyor. fazla amatörce yaklaşıyorsunuz. haksızlık varsa vardır yoksa yoktur böyle amatörlüklere gerek yok. sözlük sahibi burada her yazardan ve dahi sözlükten de bağımsız olarak profesyonelce yaklaşmalı, işe duygularını karıştırmamalı, herkesin gönlünü hoş tutmak zorunda olmadığı gibi herkese katı da davranmamalı. yazdın zaten bir önceki başlıkta gerekeni boş yere uzatmak ayrıca amatörlük.
ilk entry bambaşka bir amatörlük zaten ona müsaade etmem buna şöyle yaptırmam bir daha kendisiyle çalışmam aramızda şunlar oldu bunlar geçti bu nedir abi? kime kendini kanıtlıyorsun? ayrıca yönetim içi aranızda geçenleri burada anlatmak da ayrıca amatörlük.
not: bahse konu olan yayın sahibini tanımam etmem. objektif yaklaşmaya çalışıyorum ve sözlük yöneticilerinin bu amatör davranışları epey can sıkıcı duruyor. yoldaşı tenzih ederek konuşuyorum, yoldaşı yönetim kadrosundan saymıyorum.
yoldaşa da naçizane tavsiyem kendisinin patron olduğunu unutmaması. patron yöneticileri yönetendir. bu işlere karışırsa ortaya böyle şeyler çıkar işte.
ilk entry bambaşka bir amatörlük zaten ona müsaade etmem buna şöyle yaptırmam bir daha kendisiyle çalışmam aramızda şunlar oldu bunlar geçti bu nedir abi? kime kendini kanıtlıyorsun? ayrıca yönetim içi aranızda geçenleri burada anlatmak da ayrıca amatörlük.
not: bahse konu olan yayın sahibini tanımam etmem. objektif yaklaşmaya çalışıyorum ve sözlük yöneticilerinin bu amatör davranışları epey can sıkıcı duruyor. yoldaşı tenzih ederek konuşuyorum, yoldaşı yönetim kadrosundan saymıyorum.
yoldaşa da naçizane tavsiyem kendisinin patron olduğunu unutmaması. patron yöneticileri yönetendir. bu işlere karışırsa ortaya böyle şeyler çıkar işte.
devamını gör...
kalabalık aile
2016 yılında tlc kanalında yayınlanmış adam ve danielle busby çiftinin 6 çocuğuyla anlarını paylaştığı programın (outdaughtered) adıdır.

adam ve danielle çifti 2006 yılında evlenirler. her evli çift gibi bebek düşünürler. fakat çiftin bebeği olmaz ve tüp bebek tedavisine başlarlar. önce blayke louise busby adında bir kızları olur. blayke 3,4 yaşına geldiğinde ona bi erkek kardeş yapmayı düşünürler. danielle hamile kalır ama erkek yerine çiftin tam 5 tane kızı olur, bakın tam beş tane kız diyorum*
akıllara shameless dizisindeki o malum sahneyi getiriyor hani şu sihirli olanından*

beşizlerin doğumu da oldukça zor geçiyor. parker kate adını verdikleri kızlarında solunum rahatsızlığı görülüyor. hazel grace ise diğer kızlara oranla çok küçük ve gözünde problem olduğu tespit ediliyor.
ayrıca her ne kadar beşiz olsalar da kızlardan ava lane ve olivia maria tek yumurta ikizleri. önce ikizler doğuruyor sonra hazal grace, parker kate ve en son riley paige doğuyor. beşizler 15-20 gün küvezde kalıyor. ülkenin ilk beşiz bebeklerine sahip çiftine tlc program yapmayı teklif ediyor.
bölüm ve çocuk başına 20.000-40.000 dolar kazandıklarını okumuştum. ne kadar doğru bilemem. fakat 6 çocukla özellikle 5 tane aynı yaşta çocuğa bakmak, her kıyafetten 5 tane almak, bez ve mama fiyatlarını düşününce felçli ali rıza bey gibi kalıyorum.
kızlar şuan 5 yaşında. tlc türkiye kanalına bölümler çok geç yükleniyor. 5. sezona kadar bulabilirsiniz. halbuki program 8. sezon çekilmiş. biraz da kızlardan bahsetmek istiyorum.
soldan sağa olivia,parker,riley,hazel ve ava

olivia marie kızların en komiği. mimiklerini çok sık kullanıyor. baskın bir karakter. diğer baskın karakter olan riley ile sürekli kavga ediyor.
ava lane, kızlar arasında belki de en güzeli. gamzeleri ile çok sevimli.
hazel grace, doğuştan gözünde problem olan ve küçük yaşta gözlük kullanmak zorunda kalan,kızların en küçüğü ve tek kızılı. çoğu seyirci en çok hazel'ı seviyor.
(b: parker kate) ise kızların en sessizi ve en uzun boylusu. babasına aşık. fakat anksiyete problemi var. yabancı bir ortama girdiğinde sürekli ağlıyor ve sürekli endişeli tavırlar sergiliyor.
riley paige... evet bu kız resmen ben* deli dolu, enerjik, aşırı hareketli ve çok zeki. kardeşlerinden 1 sınıf önde. ailenin erkek çocuğu gibi.
blayke ise kızların hem ablası, hem annesi ve hem de arkadaşı. o kadar olgun bir kız ki 9 yaşında olduğuna inanamazsınız.
programın 5. sezonuna kadar olan bölümlerine tlc sayfasından ulaşabilirsiniz.
aynı zamanda busby ailesinin its'a buzz world adında youtube kanalları bulunmakta. buradan . genelde kızları ile günlük vlog tarzı videolar çekiyorlar. tlc'nin yeni bölüm yüklemesini beklemektense ailenin youtube videosunu takip etmeyi tercih ediyorum.

adam ve danielle çifti 2006 yılında evlenirler. her evli çift gibi bebek düşünürler. fakat çiftin bebeği olmaz ve tüp bebek tedavisine başlarlar. önce blayke louise busby adında bir kızları olur. blayke 3,4 yaşına geldiğinde ona bi erkek kardeş yapmayı düşünürler. danielle hamile kalır ama erkek yerine çiftin tam 5 tane kızı olur, bakın tam beş tane kız diyorum*
akıllara shameless dizisindeki o malum sahneyi getiriyor hani şu sihirli olanından*

beşizlerin doğumu da oldukça zor geçiyor. parker kate adını verdikleri kızlarında solunum rahatsızlığı görülüyor. hazel grace ise diğer kızlara oranla çok küçük ve gözünde problem olduğu tespit ediliyor.
ayrıca her ne kadar beşiz olsalar da kızlardan ava lane ve olivia maria tek yumurta ikizleri. önce ikizler doğuruyor sonra hazal grace, parker kate ve en son riley paige doğuyor. beşizler 15-20 gün küvezde kalıyor. ülkenin ilk beşiz bebeklerine sahip çiftine tlc program yapmayı teklif ediyor.
bölüm ve çocuk başına 20.000-40.000 dolar kazandıklarını okumuştum. ne kadar doğru bilemem. fakat 6 çocukla özellikle 5 tane aynı yaşta çocuğa bakmak, her kıyafetten 5 tane almak, bez ve mama fiyatlarını düşününce felçli ali rıza bey gibi kalıyorum.
kızlar şuan 5 yaşında. tlc türkiye kanalına bölümler çok geç yükleniyor. 5. sezona kadar bulabilirsiniz. halbuki program 8. sezon çekilmiş. biraz da kızlardan bahsetmek istiyorum.
soldan sağa olivia,parker,riley,hazel ve ava

olivia marie kızların en komiği. mimiklerini çok sık kullanıyor. baskın bir karakter. diğer baskın karakter olan riley ile sürekli kavga ediyor.
ava lane, kızlar arasında belki de en güzeli. gamzeleri ile çok sevimli.
hazel grace, doğuştan gözünde problem olan ve küçük yaşta gözlük kullanmak zorunda kalan,kızların en küçüğü ve tek kızılı. çoğu seyirci en çok hazel'ı seviyor.
(b: parker kate) ise kızların en sessizi ve en uzun boylusu. babasına aşık. fakat anksiyete problemi var. yabancı bir ortama girdiğinde sürekli ağlıyor ve sürekli endişeli tavırlar sergiliyor.
riley paige... evet bu kız resmen ben* deli dolu, enerjik, aşırı hareketli ve çok zeki. kardeşlerinden 1 sınıf önde. ailenin erkek çocuğu gibi.
blayke ise kızların hem ablası, hem annesi ve hem de arkadaşı. o kadar olgun bir kız ki 9 yaşında olduğuna inanamazsınız.
programın 5. sezonuna kadar olan bölümlerine tlc sayfasından ulaşabilirsiniz.
aynı zamanda busby ailesinin its'a buzz world adında youtube kanalları bulunmakta. buradan . genelde kızları ile günlük vlog tarzı videolar çekiyorlar. tlc'nin yeni bölüm yüklemesini beklemektense ailenin youtube videosunu takip etmeyi tercih ediyorum.
devamını gör...
ümit burnu
cape point yada cape of good hope. cape town şehrinin güneyindedir. 1488 yılında portekiz'li kaşif bartolomeu dias tarafından keşfedilip " fırtınalar burnu" ismi verildi ama sonradan isim korkutucu bulunup ümit burnu denildi. gidenlerin özellikle babun'lara dikkat etmesi gerekir. elinizde yada görünür şekilde çantada yiyecek taşımayın, babunlar kapabilir ve o sırada size zarar verebilir.
genelde afrika kıtasının en güneyi olarak düşünülür ama aslında agulhas burnu, cape agulhas en güney ucudur.
genelde afrika kıtasının en güneyi olarak düşünülür ama aslında agulhas burnu, cape agulhas en güney ucudur.
devamını gör...
spiritüel seks
(bkz: erken imgeleme sorunu)
devamını gör...
bir yazar tarafından engellenmek
bir yazara mesaj attığımda gelen bildirimle farkettiğim durum.
sizi engellediği için mesaj gönderemezsiniz uyarısıyla karşılaşınca neye uğradığımı şaşırmıştım. yazarla daha önce herhangi bir konuşma,kavga vs. gibi bir durumumuz da yoktu. hoş bir insan beni niye engellesin?
yazara mesaj atma nedenim kendisi sözlük hakkında bir şey sormuştu. ben de ona cevap verip yardım edecektim. sonra dedim ki boşver whis, bırak ne hali varsa görsün *.
sonra yazar, beni yanlışlıkla engellediğini söyledi. inandım. yardım ettim mi? hayır.
ne demiş atalarımız? iyilik et denize at balık bilmezse halik bilir.
sizi engellediği için mesaj gönderemezsiniz uyarısıyla karşılaşınca neye uğradığımı şaşırmıştım. yazarla daha önce herhangi bir konuşma,kavga vs. gibi bir durumumuz da yoktu. hoş bir insan beni niye engellesin?
yazara mesaj atma nedenim kendisi sözlük hakkında bir şey sormuştu. ben de ona cevap verip yardım edecektim. sonra dedim ki boşver whis, bırak ne hali varsa görsün *.
sonra yazar, beni yanlışlıkla engellediğini söyledi. inandım. yardım ettim mi? hayır.
ne demiş atalarımız? iyilik et denize at balık bilmezse halik bilir.
devamını gör...
sabun olan insan
atatürk düşmanı bir kürtçüdür.
kendileri atatürk ve inönü chp'sini istedikleri gibi eleştirebilirler ama siz bunların dersimli diktatörüne en ufak bir laf edemezsiniz.
kendileri atatürk ve inönü chp'sini istedikleri gibi eleştirebilirler ama siz bunların dersimli diktatörüne en ufak bir laf edemezsiniz.
devamını gör...
öyle her 13 kişi öldüğünde ulusal yas ilan edilmez
2018 cumhurbaşkanlığı seçiminde %0,2 alan vatan partisi lideri doğu perinçek'in kübra par'la açık net programında sarf ettiği anlamsız beyanı.
sudi arabistan kralı abdullah bin abdulaziz el-suud'un vefatında milli yas ilan edilmesi normal, 13 şehit için yas edilmesi tartışmalı.*
meğer vatan sadece parti adıymış.
kaynak
sudi arabistan kralı abdullah bin abdulaziz el-suud'un vefatında milli yas ilan edilmesi normal, 13 şehit için yas edilmesi tartışmalı.*
meğer vatan sadece parti adıymış.
kaynak
devamını gör...
üretmenin verdiği haz
bu aralar ellerim kaşınıyor. para falan geleceğinden demeyin hemen, benimki gibi bünyelerle paranın ilişkisi tek yönlüdür zaten: para ancak gider bizden, geri de gelmez. ikinci ihtimali de hemen eleyeyim…
ellerim boş durmaktan da kaşınmıyor zira halihazırda yapmam gereken, yapmaya çalıştığım (ama başarabildiğim ama başaramadığım) o kadar çok şey var ki, koltuğuma sığdıracak karpuz bulmakta hiç sıkıntı çekmediğimi rahatça söyleyebilirim. bu kaşıntı yabancı değil bana, daha önce de geldiği olmuştu. somut bir şey üretememenin sancısı, kaşıntısı, isyanı bu. az biraz da üşengeçlikle yontulmuş tembellik diyelim.
somut bir şey derken kastettiğim şey para kazanmak için icra ettiğim meslek değil. elbette siz bu konuda benimle tartışmaya girebilir, aklın ışığıyla yıkılan dogmaların, olumlu yönde değiştirilen fikirlerin de elle tutulur sonuçlar vereceğini iddia edebilirsiniz. yeterince dil dökseniz ben bile hak verebilirim size.
aslında benim sıkıntım, özümüzde bulunduğuna inandığım ve giderek yitirmekte olduğumuzu düşündüğüm somut bir şeyler üretme ihtiyacı ile çağımızın bireylere biçtiği rol doğrultusunda üretimde somuttan soyuta, hatta sanala geçişin doğurduğu çelişki. tıpkı ayağını çıplak toprağa değmeden yıllarca alışveriş arabasıyla bir alışveriş merkezinde gezmiş, akıl almaz bir statik elektrikle yüklenmiş gibiyim. bir yanda sabun mu yontsam, kil mi yoğursam, resim mi çizsem, tahta mı çaksam diye ne yapacağını bilemeyen ve kabzaya çeyrek kala seyiren bir silahşör eli misali beklentili bir el, diğer yanda hayat standardının kişinin fantezi dünyasıyla ters orantılı olduğu bir dünya. salt duyularla algılanabilirliğini yitirmiş bir şeyler üretmekten sıtkı sıyrılmış bir adam için yaman çelişki doğrusu!
bu gidişata dayalı kestirimlere, aralarında bir ilişki olup olmadığını bilmediğim, biri 50'li diğeri 60'lı yıllarda yazılmış iki bilimkurgu kitabında rastladığımı anımsıyorum. birisi, insanların gittiği yoldan giderek sadece fiziksel çabayı değil, fiziksel varlığını da (vücutları) geride bırakmış, saf enerjiye dönüşmüş bir ırktan bahsediyordu ve gayet iyimserdi. bir diğeri ise aynı fikri bir adım ileriye taşıyor, ama bizi biz yapan o doymak bilmez iştahı, "daima elinde olmayanı isteme" unsurunu da işin içine katıyordu: kendi vücutlarını geride bırakıp salt enerjiye dönüşen, ama asla unutamadıkları tensel zevkleri tatmin etmek ve bazen sırf eskiyi anımsamak etmek için başka varlıklardan beden çalmaktan geri durmayan bir ırktı burada anlatılan; gözüme de daha akla yatkın görünmüştü.
bunlar boş şeyler… klavye başında yazdığımız onca tanım, elektrikler kesilene, sabit diskler göçene, flashbellekler yanana kadar… onca sayfa, onca kitap ne olacak deseniz, lem’in küvette bulunan günce'sinde olduğu gibi selüloza kıran girse (papiraliz miydi kitaptaki kağıt yiyen salgının adı?) koca uygarlık elden gitti demektir. geriye taş, tahta ve maden kalıyor. sizi bilmem ama ben hayatımın geri kalanını bunların en azından biriyle uğraşarak kazanmayı, hiç değilse ek meslek yapmayı aklıma koydum, size de şiddetle öneririm.
ellerim boş durmaktan da kaşınmıyor zira halihazırda yapmam gereken, yapmaya çalıştığım (ama başarabildiğim ama başaramadığım) o kadar çok şey var ki, koltuğuma sığdıracak karpuz bulmakta hiç sıkıntı çekmediğimi rahatça söyleyebilirim. bu kaşıntı yabancı değil bana, daha önce de geldiği olmuştu. somut bir şey üretememenin sancısı, kaşıntısı, isyanı bu. az biraz da üşengeçlikle yontulmuş tembellik diyelim.
somut bir şey derken kastettiğim şey para kazanmak için icra ettiğim meslek değil. elbette siz bu konuda benimle tartışmaya girebilir, aklın ışığıyla yıkılan dogmaların, olumlu yönde değiştirilen fikirlerin de elle tutulur sonuçlar vereceğini iddia edebilirsiniz. yeterince dil dökseniz ben bile hak verebilirim size.
aslında benim sıkıntım, özümüzde bulunduğuna inandığım ve giderek yitirmekte olduğumuzu düşündüğüm somut bir şeyler üretme ihtiyacı ile çağımızın bireylere biçtiği rol doğrultusunda üretimde somuttan soyuta, hatta sanala geçişin doğurduğu çelişki. tıpkı ayağını çıplak toprağa değmeden yıllarca alışveriş arabasıyla bir alışveriş merkezinde gezmiş, akıl almaz bir statik elektrikle yüklenmiş gibiyim. bir yanda sabun mu yontsam, kil mi yoğursam, resim mi çizsem, tahta mı çaksam diye ne yapacağını bilemeyen ve kabzaya çeyrek kala seyiren bir silahşör eli misali beklentili bir el, diğer yanda hayat standardının kişinin fantezi dünyasıyla ters orantılı olduğu bir dünya. salt duyularla algılanabilirliğini yitirmiş bir şeyler üretmekten sıtkı sıyrılmış bir adam için yaman çelişki doğrusu!
bu gidişata dayalı kestirimlere, aralarında bir ilişki olup olmadığını bilmediğim, biri 50'li diğeri 60'lı yıllarda yazılmış iki bilimkurgu kitabında rastladığımı anımsıyorum. birisi, insanların gittiği yoldan giderek sadece fiziksel çabayı değil, fiziksel varlığını da (vücutları) geride bırakmış, saf enerjiye dönüşmüş bir ırktan bahsediyordu ve gayet iyimserdi. bir diğeri ise aynı fikri bir adım ileriye taşıyor, ama bizi biz yapan o doymak bilmez iştahı, "daima elinde olmayanı isteme" unsurunu da işin içine katıyordu: kendi vücutlarını geride bırakıp salt enerjiye dönüşen, ama asla unutamadıkları tensel zevkleri tatmin etmek ve bazen sırf eskiyi anımsamak etmek için başka varlıklardan beden çalmaktan geri durmayan bir ırktı burada anlatılan; gözüme de daha akla yatkın görünmüştü.
bunlar boş şeyler… klavye başında yazdığımız onca tanım, elektrikler kesilene, sabit diskler göçene, flashbellekler yanana kadar… onca sayfa, onca kitap ne olacak deseniz, lem’in küvette bulunan günce'sinde olduğu gibi selüloza kıran girse (papiraliz miydi kitaptaki kağıt yiyen salgının adı?) koca uygarlık elden gitti demektir. geriye taş, tahta ve maden kalıyor. sizi bilmem ama ben hayatımın geri kalanını bunların en azından biriyle uğraşarak kazanmayı, hiç değilse ek meslek yapmayı aklıma koydum, size de şiddetle öneririm.
devamını gör...
kırgınlık ve kızgınlık arasındaki fark
bir duvar olsam; kızgınlığı yediğim yumruk, kırgınlığı ise o duvarda oluşan çatlaklar olarak tanımlardım. şükür ki duvar değilim, yine de kızdığımda yaşadığım his o yumruktan, kırıldığımda ise kalbimde o kişinin -ki kalbimde yeri olmasa zaten umurumda olmaz nükleer denemeler* - yarattığı çatlaklardan oluşur. demek ki kalbimin duvarlarına balyozla falan vurmuşsa...
devamını gör...
bolivya
bu başlığa ilgilendiğim alan sebebiyle katkı yapmak isterim.
bolivya'nın nuflo de chavez şehrinde meydana gelen tahribat apaçık şekilde görülüyor. bu tahribatın sebebi ise şehirleşme, tarım alanı açma, bataklıkları kurutma, ormanları kesme gibi durumlardır.
bolivya'nın nuflo de chavez şehrinde meydana gelen tahribat apaçık şekilde görülüyor. bu tahribatın sebebi ise şehirleşme, tarım alanı açma, bataklıkları kurutma, ormanları kesme gibi durumlardır.
devamını gör...
kadınların kendinden büyük erkeklere ilgi duyması
kadının kendi enerjisine ve karşı cinste çekici bulduğu kriterlere göre değişebileceğinden bir genellemedir.
*
*
devamını gör...
eski sevgiliyi hatırlatan şarkıları dinleyememek
fikren bitse de duygusal olarak ilişkinin bitmediğini gösterir. kaldı ki biraz da yıkıklıktır ne bileyim. koca koca insanlarız unutamamak ne demek yani?
devamını gör...
platonik aşk
hem acı hem de garip bir şekilde mutluluk veren bir duygudur. belli aralıklarla yaşadığım bir karın ağrısıdır.
iştahsızlık, dalgınlık, okuduğunu anlayamama, dış dünyadan kopma, durduk yere otuz iki diş sırıtma gibi yan etkileri vardır.
lakin abartmamak, takıntı haline getirmemek lazımdır. zira bir süre sonra verdiği acı gittikçe artmakta, kurtulayım şu illetten dedirtmektedir.
iştahsızlık, dalgınlık, okuduğunu anlayamama, dış dünyadan kopma, durduk yere otuz iki diş sırıtma gibi yan etkileri vardır.
lakin abartmamak, takıntı haline getirmemek lazımdır. zira bir süre sonra verdiği acı gittikçe artmakta, kurtulayım şu illetten dedirtmektedir.
devamını gör...
hoşlanılan kızın sapyoseksüel çıkması
şansımı arttıran olumlu bir gelişmedir.
allahtan tuvaleti kullanmayı 7 yaşında öğrendim. annem de beni hep zeki oğlum diye sever. tuvalet kullanmayı genelde 10 yaşında öğreniyolarmış. annem öyle dedi.
neyse bu yüzden aşırı sevinç ve mut yumağıyım. herkese artı.
allahtan tuvaleti kullanmayı 7 yaşında öğrendim. annem de beni hep zeki oğlum diye sever. tuvalet kullanmayı genelde 10 yaşında öğreniyolarmış. annem öyle dedi.
neyse bu yüzden aşırı sevinç ve mut yumağıyım. herkese artı.
devamını gör...
normal sözlük'teki teyzeler
2001 yılından beri anne, 2002 yılından beri teyze olaraktan, içine dahil olduğum başlık.
kraliçe elizabeth gibiyim yalnız,
öyle bir takım gençler gibi akşama kadar o sosyal medya senin bu sosyal medya benim, o oyun senin bu oyun benim takılmam.
kendime ve vatana faideli işler yaparım.
bedenime ve ruhuma iyi bakarım.
hasta iken bir kaç gün off oluyorum ama neyse, o kadar küsur kadı kızında da olur.
daha da ne planlarım var pühüüü.
siz internetiniz bitene kadar takılın.
ben bu arada iki tanım gireyim, bir başlık açayım, yemek yapayım, arkadaşımla buluşayım, işe koşayım.
kraliçe elizabeth gibiyim yalnız,
öyle bir takım gençler gibi akşama kadar o sosyal medya senin bu sosyal medya benim, o oyun senin bu oyun benim takılmam.
kendime ve vatana faideli işler yaparım.
bedenime ve ruhuma iyi bakarım.
hasta iken bir kaç gün off oluyorum ama neyse, o kadar küsur kadı kızında da olur.
daha da ne planlarım var pühüüü.
siz internetiniz bitene kadar takılın.
ben bu arada iki tanım gireyim, bir başlık açayım, yemek yapayım, arkadaşımla buluşayım, işe koşayım.
devamını gör...
sinema-tv kulübü
her gün sadece the office izleyen biri olarak bünyeme çok iyi geleceğini düşündüğüm, yeni bir çok fikri olan ve katılmak isteyenleri sabırsızlıkla bekleyen kulüp.
devamını gör...
tadı hayal kırıklığına uğratan yiyecekler
kronik fakirlikten olsa gerek avokado.
devamını gör...
eyluling ile youtube röportajı
ne kadar tatlı moderatörleri varmış sözlüğün böyle dedirten röportajdır.
devamını gör...
nasılsın sorusuna ii demek
y tuşu basmıyor herhal diyip üzüldüğüm ama aslında kasten öyle yazdığını öğrendiğimde "bana müsade ben kalkayım" dediğim, irrite olduğum yazım tarzından "iyi" deme şeklinin alternatifi.
devamını gör...