yedinci dem
hem yazarlığını haber etmiş hem nickaltını açmış bulunmaktayım. hayırlı olsun dileklerimi iletip, sözlüğü güzel tanımlara boğması dileğiyle.
devamını gör...
kaplumbağalar da uçar
saddam döneminden sonra ırak -türkiye sınırındaki kürt mülteci kampında mayın toplayarak hayatlarını sürdürmeye çalışan çocukları anlatan film.
devamını gör...
aşk kalpte midir beyinde midir sorunsalı
kalp her zaman sevginin sembolü olmuştur. çünkü sevdiklerimizi gördüğümüzde kalbimizin hızlı ve güçlü atması, ona tepki vermesi aşkın kalbimizde yer aldığına olan inancı güçlendirmiştir.
kalp, vücudun en önemli organı olmakla birlikte ana görevi olan vücudun her yerine kan pompalayan bir kas olması dışında işlevi yoktur.
bu konuya aşk beyinde başlar, kendini kalpte gösterir şeklinde bir açıklama getirebiliriz.
beynimiz en kapsamlı organımızdır. beynin her bölgesi farklı işlevleri organize eder. duygulardan ve sevgiden orta beyin sorumludur. yani sevgi orta beyin tarafından algılanır. insan sevdiğini görünce orta beyin kalbin daha hızlı ve güçlü atmasına neden olan kimyasalları salgılattırır.
kalp, vücudun en önemli organı olmakla birlikte ana görevi olan vücudun her yerine kan pompalayan bir kas olması dışında işlevi yoktur.
bu konuya aşk beyinde başlar, kendini kalpte gösterir şeklinde bir açıklama getirebiliriz.
beynimiz en kapsamlı organımızdır. beynin her bölgesi farklı işlevleri organize eder. duygulardan ve sevgiden orta beyin sorumludur. yani sevgi orta beyin tarafından algılanır. insan sevdiğini görünce orta beyin kalbin daha hızlı ve güçlü atmasına neden olan kimyasalları salgılattırır.
devamını gör...
ankara
'memur şehri' olarak da nitelendirilen şehrimizdir.
bir gün gidip görmek isterim.
tcdd'nin yüksek hızlı treni vardır istanbul-ankara arası.
bir gün gidip görmek isterim.
tcdd'nin yüksek hızlı treni vardır istanbul-ankara arası.
devamını gör...
türkiye'de polisiye roman yazılmaması
ahmet ümit de olmasa ülkede cinayet işleyecek kimse yok!
devamını gör...
tutankamonun laneti
hemen hemen yazmaya başladığından beri dikkatimi çeken, (ne yazık bana ki) şimdiye kadar bir türlü cesaret edip de profilini şöyle baştan sona süzemediğim; fakat eserlerine en nihayetinde bugün, çok değer verdiğim bir kitabı yeniden okumaya başlıyormuşçasına dikkatimi toplayarak, şöyle üstünkörü de olsa bir göz atabildiğim süper akılalmaz muhteşem ötesi yazar.
ya bir insan her şeyi mi bilir? hadi bildi, her şeyi mi böyle güzel anlatabilir? tıptan edebiyata, tarihten sanata, felsefeden psikolojiye bu nasıl bir bilgi birikimidir? kendisi yüzünden şu anda genel kültür zehirlenmesi yaşadığım için hastanede koca birer fular ve yakın gözlüğüne bağlı olarak yazıyorum.*
var olsun. hep yazsın.
ya bir insan her şeyi mi bilir? hadi bildi, her şeyi mi böyle güzel anlatabilir? tıptan edebiyata, tarihten sanata, felsefeden psikolojiye bu nasıl bir bilgi birikimidir? kendisi yüzünden şu anda genel kültür zehirlenmesi yaşadığım için hastanede koca birer fular ve yakın gözlüğüne bağlı olarak yazıyorum.*
var olsun. hep yazsın.
devamını gör...
cenaze evi
birçok duyguyu barındıran hüzün evleridir. kimisi yemek yemeye gelir, kimisi dedikodu yapmaya. insanlar acısını mı yaşasın, gelen misafiri mi ağırlasın şaşırır. bir de tüm o kalabalık gittikten sonra koskoca evde tek başına kaldığın zaman vardır. tüm o gürültü, karmaşa bitmiştir. sessizlik hakimdir, acınla baş başa kalırsın. üzerine çok ağır bir yorgan atılmış da kıpırdayamıyor gibi hissedersin. hüzün kokar bu evler. her köşesi ölen insandan bir şeyler barındırır. baktıkça üzülür, üzüldükçe bakarsın. ölen kişinin yakınlarının yanında olunmalı ancak strese sokmamalıdır.
devamını gör...
mansur yavaş'ın yks ücretlerini karşılayacağını açıklaması
reis çıkar, "yine birileri şov peşinde" der. %50 yi mansur başkan'ın şov yaptığına inandırır.
ülkede hiçbir şey değişmez; sadece bizim hoşumuza gider, konu kapanır, perde iner. umarım gençler aradaki farkı anlayabiliyorlardır.
ülkede hiçbir şey değişmez; sadece bizim hoşumuza gider, konu kapanır, perde iner. umarım gençler aradaki farkı anlayabiliyorlardır.
devamını gör...
boş işler müdürü
vaktini gereksiz ve boş şeyler için harcayan insanlar için kullanılan tanımlamadır.
(bkz: boş işler memuru).
(bkz: boş işler memuru).
devamını gör...
normal sözlük'te başlıkların yürümemesi
katılım düşük burada.
millet film seyreder gibi seyrediyor.
hatta bunu şakaya vurup, bir iki kişinin birbirine girdiğini görenler,
'ortalık karışacak, çekirdeği kap gel ' gibi başlıklar bile açıyor burada marifetmiş gibi.
farklı sebepleri olabilir bunun, bakalım ilerleyen günler neler gösterecek.
millet film seyreder gibi seyrediyor.
hatta bunu şakaya vurup, bir iki kişinin birbirine girdiğini görenler,
'ortalık karışacak, çekirdeği kap gel ' gibi başlıklar bile açıyor burada marifetmiş gibi.
farklı sebepleri olabilir bunun, bakalım ilerleyen günler neler gösterecek.
devamını gör...
epifiz bezi
en gizemli organlarımızdan birisidir.işlevsiz bir kalıntı olduğu düşünülmüş başlarda. sonradan bazı hayvanlarda çıkarılınca mevsime bağlı üreme döngüleri kaybolmuş insanda da üreme üzerine etkileri olduğu düşünülüyor.ayrıca bağışıklığı arttırma,uykuyu uyarma,ruhsal durumu düzeltme,yaşamı uzatma gibi etkilerinin olduğu çalışmalar da var.
devamını gör...
makinist ile son istasyon radyo yayını
asla ama asla clickbait içermeyen yayın*.
devamını gör...
babaya mektup
(bkz: franz kafka) nın muhteşem eseri. aslında tam olarak şöyle söylenebilir: eğer baba'ya mektup'u okumadıysanız kafka'yı anlamanız mümkün değildir. kafka'nın tüm eserlerini okumuştum bu kitaptan önce. tabi ki hayatıyla ilgili de okuduklarım bildiklerim vardı. kafka ileri derecede sosyal anksiyetesi olan, kronik depresif bir devlet dairesindeki odasında tek başına çalışan otel odalarında kalan "silik" bir tip. bütün kitaplarında istisnasız hepsinde otoriteye karşı bir başkaldırı, iktidara ve güç sahiplerine karşı bir itiraz bulunmakta. süreki bir otoriteyle kavga güç sahipleriyle itişme içinde olduğunu görürüz. kendisini ve karakterlerini hep otoriteyle kavga eden çoğu zaman otorite karşısında güçsüz çaresiz ve yenilmiş olarak görürüz. o ki (bkz: dava) da sebebi hiç belli olmadan bir göz altına alınış ve yine sebebi belli olmadan bir mahkeme ve cezaevi süreci mevcut. kitap boyunca otoriteye eleştiri bürokrasiye eleştiri mevcut. o ki (bkz: şato)da kahramanımız iktidarı ve otoriteyi simgeleyen şato'ya varmak ister ama bir türlü ulaşamaz. o ki (bkz: dönüşüm) de artık kahramanımız bir böcek haline gelmiştir. kendisinden bir böcek olarak bahseder. neden sonra baba'ya mektup'u okuduğumuzda anlıyoruz ki bütün bu kavga bu isyan bu başkaldırı ve bu yenilgi bu sosyal anksiyete hepsi ama hepsi babasıyla olan ilişkisiyle alakalı. psikanalizle ilgilenen hocalarım bu durumu daha iyi açıklayacaklardır mutlaka.
böyle bir kitap işte baba'ya mektup. kafka edebiyatını anlamamız için mutlaka okumalı ve iyi analiz etmeliyiz. bir kitap değil zaten ziyadesiyle bir mektup. içinde ne var ne yoksa dökmüş. gün gün saat saat her şeyi ama her şeyi yazmış babasına dair. gerçekten çok kötü bir çocukluk gerçekten çok kötü bir baba oğul ilişkisi. arkadaşım bana ilk önerdiğinde şey demişti: bak al bu kitabı oku. kafka'yı tanımaktan ziyade senin kendi ilişkini anlamana ve yorumlamana da yarayacak.
peki benim cevabım ne oldu: la oğlum benim babamla hiç bir ilişkim yok ki zaten ben ne alaka??
arkadaşım: -------
böyle bir kitap işte baba'ya mektup. kafka edebiyatını anlamamız için mutlaka okumalı ve iyi analiz etmeliyiz. bir kitap değil zaten ziyadesiyle bir mektup. içinde ne var ne yoksa dökmüş. gün gün saat saat her şeyi ama her şeyi yazmış babasına dair. gerçekten çok kötü bir çocukluk gerçekten çok kötü bir baba oğul ilişkisi. arkadaşım bana ilk önerdiğinde şey demişti: bak al bu kitabı oku. kafka'yı tanımaktan ziyade senin kendi ilişkini anlamana ve yorumlamana da yarayacak.
peki benim cevabım ne oldu: la oğlum benim babamla hiç bir ilişkim yok ki zaten ben ne alaka??
arkadaşım: -------
devamını gör...
anamnestik yanıt
geçirilmiş bir enfeksiyon sonrası gelişen hafıza b lenfositlerinin ve hafıza cd4+ t lenfositlerin, aynı etkenle tekrar karşılaşmaları durumunda ilk immün yanıta kıyasla çok daha hızlı ve kuvvetli yanıt vermesi durumu.
örneğin bir virüs düşünelim. bu virüs öyle bir virüs olsun ki inanılmaz hızlı bulaşıyor olsun. mesela 4 ayda bütün dünyada salgın hastalıklara sebep olsun. adına da pars-cov-2 diyelim hadi (azıcık değiştir kanka kopya çektiğin belli olmasın). bu pars-cov-2 virüsü daha önce hiçbir insana bulaşmamış olsun, bu da demek oluyor ki yeryüzünde yaşayan bir tane insan evladında bile bu virüse karşı bağışık yanıt yoktu. böyle bir virüsün bulaşması ihtimali bile olmadığından ne tanı testi, ne bir tedavi, ne semptomları, ne ilaç, ne aşı, ne o ne bu hiçbir şey yok elimizde doğal olarak.
sonra bir grup bilim insanı çıkıp dedi ki biz bu virüse karşı aşı yaptık. bu ne demek biliyor musunuz, vücudunuza bir şekilde virüsün parçalarını tanıtabileceğiniz yeni bir yöntemimiz var elimizde demek. hem de hasta olmaya gerek kalmadan.
şimdi de iki insan düşünelim. burak 24 yaşında, bilinen bir kronik hastalığı olmayan bir erkek. gülfem ise 22 yaşında, aynı burak gibi bilinen bir rahatsızlığı olmayan bir kadın. burak ve gülfem arasında büyük bir fark var ki burak aşı olmak istemiyor. gülfem ise aşı çıkar çıkmaz hemen bir şekilde ilk dozu uygulatıyor (gülfem ne şanslıymış ya, 22 yaşında aşı oldu. kendi yarattığım karakteri kıskanıyorum şu an). aradan 1 ay daha geçiyor, gülfem 2. doz aşısını da oluyor fakat burak hala aşı olmamış. aşı olmadığı gibi gülfem'e de sataşıyor, "sen aşı oldun da ne oldu, bak ben olmadım ben de hasta değilim sen de hasta değilsin, boşuna aşı vuruldun nmağağağağ" diye pis pis gülüyor. gülfem akıllı kız, hiç çizgisini bozmayıp muhatap olmamayı tercih ediyor.
aradan 1 ay daha geçiyor, ikisinin de ailesinde pozitif vaka tespit ediliyor. pars-cov-2 bulaşı olan insanlarla aynı evde yaşadıkları için filyasyon ekipleri burak ve gülfem'in evlerine gidip ikisine de test yapıyor ve ikisi de pozitif sonuç alıyor. 5 gün sonra burak iyice kötülemeye başlıyor, nefes almada zorluk yaşamaya başlıyor. 7. günde nefes darlığı başlıyor, 8. günde ards ve pnömoni gelişiyor, hastaneye yatırılıp entübe ediliyor. 9. günde sepsis gelişiyor, 12. günde yoğun bakıma yatırılıyor. 15. günde akut böbrek yetmezliği gelişiyor, 18.günde burak pars-cov-2 enfeksiyonun yol açtığı bütün bu tabloya yenik düşüp hayatını kaybediyor.
diğer yanda gülfem aşı olup vücuduna neyle savaşması gerektiğini önceden öğrettiği için ekstra zamanı vardı. burak, kendini pars-cov-2'ye karşı kendini koruyacak olan hücreleri üretip, o hücreleri eğitip, ince ayarlarını yapıp, pozitif/negatif kontrol noktalarından geçirip antikor sentezini başlatana kadar zamanı bitti ve savaşı kaybetti. gülfem ise bu antikor üretim işini cok daha önceden, vücuduna aşı ile birlikte verilen antijenlerle başlatmıştı. vücut ve bağışıklık sistemi için antikorun neye karşı üretileceği önemli degildir (ister hastalık etkenini kendinize bulaştırıp hasta olun, ister etkeni öldürüp inaktif formda verin, ister etkenin sadece bir parçasını verin, isterseniz de o parçanın genetik kodunu verip parçayı kendi hücrelerinize ürettirin). aşı sayesinde gülfem'in vücudunda pars-cov-2'ye karşı antikorlar çoktan oluşmuştu, bu antikorları oluşturan hücreleri de mevcut bulunuyordu. ailesindeki pozitif kişiden gerçek virüs bulaştığı zaman hem kanındaki antikor, hem de bu önceden oluşturulan hücreler inanılmaz hızlı ve güçlü bir yanıt verip gülfem'i hem ölümden, hem de hastaneye yatmaktan korudu.
işte bütün bu hikayenin sonundaki "antijenle yeniden karşılaşıldığında verilen daha güçlü ve hızlı ikincil yanıt"a anamnestik yanıt denir.
*** kamu spotu ***
aşı olun. burak gibi olursunuz sonra.
*** kamu spotu ***
örneğin bir virüs düşünelim. bu virüs öyle bir virüs olsun ki inanılmaz hızlı bulaşıyor olsun. mesela 4 ayda bütün dünyada salgın hastalıklara sebep olsun. adına da pars-cov-2 diyelim hadi (azıcık değiştir kanka kopya çektiğin belli olmasın). bu pars-cov-2 virüsü daha önce hiçbir insana bulaşmamış olsun, bu da demek oluyor ki yeryüzünde yaşayan bir tane insan evladında bile bu virüse karşı bağışık yanıt yoktu. böyle bir virüsün bulaşması ihtimali bile olmadığından ne tanı testi, ne bir tedavi, ne semptomları, ne ilaç, ne aşı, ne o ne bu hiçbir şey yok elimizde doğal olarak.
sonra bir grup bilim insanı çıkıp dedi ki biz bu virüse karşı aşı yaptık. bu ne demek biliyor musunuz, vücudunuza bir şekilde virüsün parçalarını tanıtabileceğiniz yeni bir yöntemimiz var elimizde demek. hem de hasta olmaya gerek kalmadan.
şimdi de iki insan düşünelim. burak 24 yaşında, bilinen bir kronik hastalığı olmayan bir erkek. gülfem ise 22 yaşında, aynı burak gibi bilinen bir rahatsızlığı olmayan bir kadın. burak ve gülfem arasında büyük bir fark var ki burak aşı olmak istemiyor. gülfem ise aşı çıkar çıkmaz hemen bir şekilde ilk dozu uygulatıyor (gülfem ne şanslıymış ya, 22 yaşında aşı oldu. kendi yarattığım karakteri kıskanıyorum şu an). aradan 1 ay daha geçiyor, gülfem 2. doz aşısını da oluyor fakat burak hala aşı olmamış. aşı olmadığı gibi gülfem'e de sataşıyor, "sen aşı oldun da ne oldu, bak ben olmadım ben de hasta değilim sen de hasta değilsin, boşuna aşı vuruldun nmağağağağ" diye pis pis gülüyor. gülfem akıllı kız, hiç çizgisini bozmayıp muhatap olmamayı tercih ediyor.
aradan 1 ay daha geçiyor, ikisinin de ailesinde pozitif vaka tespit ediliyor. pars-cov-2 bulaşı olan insanlarla aynı evde yaşadıkları için filyasyon ekipleri burak ve gülfem'in evlerine gidip ikisine de test yapıyor ve ikisi de pozitif sonuç alıyor. 5 gün sonra burak iyice kötülemeye başlıyor, nefes almada zorluk yaşamaya başlıyor. 7. günde nefes darlığı başlıyor, 8. günde ards ve pnömoni gelişiyor, hastaneye yatırılıp entübe ediliyor. 9. günde sepsis gelişiyor, 12. günde yoğun bakıma yatırılıyor. 15. günde akut böbrek yetmezliği gelişiyor, 18.günde burak pars-cov-2 enfeksiyonun yol açtığı bütün bu tabloya yenik düşüp hayatını kaybediyor.
diğer yanda gülfem aşı olup vücuduna neyle savaşması gerektiğini önceden öğrettiği için ekstra zamanı vardı. burak, kendini pars-cov-2'ye karşı kendini koruyacak olan hücreleri üretip, o hücreleri eğitip, ince ayarlarını yapıp, pozitif/negatif kontrol noktalarından geçirip antikor sentezini başlatana kadar zamanı bitti ve savaşı kaybetti. gülfem ise bu antikor üretim işini cok daha önceden, vücuduna aşı ile birlikte verilen antijenlerle başlatmıştı. vücut ve bağışıklık sistemi için antikorun neye karşı üretileceği önemli degildir (ister hastalık etkenini kendinize bulaştırıp hasta olun, ister etkeni öldürüp inaktif formda verin, ister etkenin sadece bir parçasını verin, isterseniz de o parçanın genetik kodunu verip parçayı kendi hücrelerinize ürettirin). aşı sayesinde gülfem'in vücudunda pars-cov-2'ye karşı antikorlar çoktan oluşmuştu, bu antikorları oluşturan hücreleri de mevcut bulunuyordu. ailesindeki pozitif kişiden gerçek virüs bulaştığı zaman hem kanındaki antikor, hem de bu önceden oluşturulan hücreler inanılmaz hızlı ve güçlü bir yanıt verip gülfem'i hem ölümden, hem de hastaneye yatmaktan korudu.
işte bütün bu hikayenin sonundaki "antijenle yeniden karşılaşıldığında verilen daha güçlü ve hızlı ikincil yanıt"a anamnestik yanıt denir.
*** kamu spotu ***
aşı olun. burak gibi olursunuz sonra.
*** kamu spotu ***
devamını gör...
bir öz eleştiri yap
kaybolursan kaybolursun.
devamını gör...
dünyanın en kapsamlı yurtlarının türkiye'de olması
kyk yurtları t tipi cezaevinden farksızdır.
(bkz: allah kurtarsın kardeşim)
(bkz: allah kurtarsın kardeşim)
devamını gör...
library genesis
iskenderiye kütüphanesinden daha çok kitap bulunduran, üstelik bedava site. çöldeki vaha. gerçekten dev hizmet.
devamını gör...
deli halit paşa
milli mücadele kahramanlarımızdandır. ölümünden sonra ailesi karsıalan soyadını almıştır. cephede yaptığı çılgınlıklardan ve gaddarlığından dolayı bu lakabı hak etmiştir. cepheden kaçan askeri namussuz adını verdiği silahıyla vurduğunu söyler. diğer silahı namuslu'yu ise düşmana karşı kullanır. vatan elden gidiyorsa merhamet göstermek ihanettir der ve gerçekten acıması yoktur. savaşta her zaman cephede olmuş 9 kez de yaralanmıştır.
doğu cephesinde büyük kahramanlıklar göstermiş, kars ve ardahan'ı almış büyük taarruz sırasında da elindeki az kuvvetle sakarya ve izmit'i yunanlılardan temizlemiş, koca bir kolorduyu mudanya da teslim almıştır. bu sayede hem istanbul yolunu açmış, hem de taarruzun kuzeyden saldırıya uğramasını engellemiştir.
ikinci meclise mebus olarak da girmiş ancak 1925 yılında kel ali (ali çetinkaya) ile girdiği bir tartışma sonunda vurularak öldürülmüştür. bazı kaynaklar mustafa kemal'in bazı siyasi sebepler yüzünden kendisini öldürttüğünü söyler, ancak bu iddialar gerçek değildir. bir çok görgü tanığı olayın başka bir sebepten ve hatta eskiye dayalı bir husumetten kaynaklandığını söyler.
tbmm açıldıktan sonra yaşanan ilk silahlı çatışmanın kurbanıdır. ali çetinkaya'ya bu cinayetten meşru müdafaa sebep gösterilerek ceza verilmemiştir.
doğu cephesinde büyük kahramanlıklar göstermiş, kars ve ardahan'ı almış büyük taarruz sırasında da elindeki az kuvvetle sakarya ve izmit'i yunanlılardan temizlemiş, koca bir kolorduyu mudanya da teslim almıştır. bu sayede hem istanbul yolunu açmış, hem de taarruzun kuzeyden saldırıya uğramasını engellemiştir.
ikinci meclise mebus olarak da girmiş ancak 1925 yılında kel ali (ali çetinkaya) ile girdiği bir tartışma sonunda vurularak öldürülmüştür. bazı kaynaklar mustafa kemal'in bazı siyasi sebepler yüzünden kendisini öldürttüğünü söyler, ancak bu iddialar gerçek değildir. bir çok görgü tanığı olayın başka bir sebepten ve hatta eskiye dayalı bir husumetten kaynaklandığını söyler.
tbmm açıldıktan sonra yaşanan ilk silahlı çatışmanın kurbanıdır. ali çetinkaya'ya bu cinayetten meşru müdafaa sebep gösterilerek ceza verilmemiştir.
devamını gör...
insanlardaki nezaket eksikliği
çağımızın vebalarından biridir. işin kötüsü artık bu nezaketsizlik eksiklik olarak görülmemekte, yer yer bazı kendini bilmezlerce yüceltilmektedir.
devamını gör...
cenk’in arka bahçesi
çokça sevdiğim yazardır. takipte bir süre denk gelmeyince "ee cenk nerede?" diye sorarım. yeni tanımlar yazmış ve ben kaçırmışsam (özellikle de böyle 2-3 taneyse, zaten fazlası olmaz) sürpriz olur, oturur anlattıklarını uzun uzun, keyifle okurum.
devamını gör...