günün sözü
devamını gör...
boop
kendisi genel kültür seviyesi yüksek, görmüş geçirmiş bir yazardır. muhabbet etme şansımız oldu ve birçok noktada farklı bakış açıları edinmemi sağladı. iyi ki aramızda.
devamını gör...
gayda
orjinalinde, kamıştan yapılmış çift düdük ve tulumdan oluşan bir nefesli çalgıdır. tiz seslidir. trakya, bulgar, makedon ve iskoç halklarının millî çalgısıdır. doğu karadeniz yöremize özgü tulumdan farkı, pes sesleri kontrol edebilen boruya sahip olmasıdır.
devamını gör...
28 şubat normal sözlük darbesi
az önce yaşanan hadise.
karanlık bir takım güçler darbe yapıp yoldaşınızı tahttan indirmek istedi.
direndim, 3 kulvu bir elham okudum.
hak kılıcımı çekip savunmamı yaptım.
an itibarı ile tekrar yayındayız.
(bkz: tişikirlir)
edit: sabah da bir yokladılar, baktılar uyumuş muyum diye.
bir kızıl asla cepheyi terk etmez efenim.
karanlık bir takım güçler darbe yapıp yoldaşınızı tahttan indirmek istedi.
direndim, 3 kulvu bir elham okudum.
hak kılıcımı çekip savunmamı yaptım.
an itibarı ile tekrar yayındayız.
(bkz: tişikirlir)
edit: sabah da bir yokladılar, baktılar uyumuş muyum diye.
bir kızıl asla cepheyi terk etmez efenim.
devamını gör...
depersonalist yazar
parmaklarini dinlendirebilmesi icin 24 saat izin alan yazar.*
devamını gör...
galata efsanesi
galata kulesi'nin bir efsanesi var, üstelik o kadar romantik ki… efsaneye göre galata kulesi ile kız kulesi birbirine aşıktır ama aralarında bulunan istanbul boğazı, sevgililerin kavuşmasını engellemektedir.
devamını gör...
yazılan entry'nin yoldaş benjamin franklin tarafından beğenilmesi
kadın erkek demeden beğenir, yoldaşımız.
devamını gör...
18 mayıs 2021 sedat peker tweeti
şu ifşalar deniz baykal'ın, cübbelinin pornosundan beter, bir tane delikanlı çıkıp aksini ispatlayamıyor. demek ki bunların brazzers menşeili seks tapeleri çıksa allah rızası için diye yutturacak seviyeye getirmişler kitleyi.
devamını gör...
malta şövalyeleri
kökenleri 11. yy. filistin’e dayanır. hasta hacıları tedavi etmek amacıyla kurulan askeri bir tarikattır. son haçlılarla kutsal topraklardan çıkarılmış, papa’nın onayıyla rodos’u mülkleri yapmışlardır. bu nedenle tarihte “rodos şövalyeleri” olarak da anılır.
rodos’ta kurdukları hastane o dönemin en ünlü ve en iyi hastanesi olacaktır. buradaki hastalara bizzat şövalyeler bakıyordu. kanuni sultan süleyman’ın rodos’u fethetmesiyle, v. karl tarafından bağışlanan malta’ya yerleşmişlerdir.
günümüzdeki merkezleri roma’dır. katolik dünyasında önemli bir yere sahiplerdir. tarafsız bir kuruluş statüsünde, birleşmiş milletler’de gözlemci olarak görev almaktadırlar.
rodos’ta kurdukları hastane o dönemin en ünlü ve en iyi hastanesi olacaktır. buradaki hastalara bizzat şövalyeler bakıyordu. kanuni sultan süleyman’ın rodos’u fethetmesiyle, v. karl tarafından bağışlanan malta’ya yerleşmişlerdir.
günümüzdeki merkezleri roma’dır. katolik dünyasında önemli bir yere sahiplerdir. tarafsız bir kuruluş statüsünde, birleşmiş milletler’de gözlemci olarak görev almaktadırlar.
devamını gör...
agora meyhanesi radyo yayını
agora meyhanesi bildirgesi
ben de bir şeyler yazayım mademki. öncelikle bütün dinleyicilerimize teşekkür etmek istiyorum. çeşitli nedenlerden ötürü radyo yayınını yapmama kararı aldık. belki döneriz, belki dönmeyiz.
hayatlarımızdaki yoğunlukları birer birer yendikten sonra tekrardan sahneye çıkabilmeyi isterim. çünkü meyhane'de sizlerle oturdukça ve sohbet ettikçe- açık konuşacağım- mutlu oluyordum. şimdiyse bizleri hülyalarından uyandıran şeylerle meşgulüz. umalım da bu meşguliyetler son bulsun bir an önce.
şimdiye kadar bizi dinlediğiniz için teşekkür ediyoruz. sevgili coldboy, sevgili meja ve sevgili tutankamonun laneti'ni de sevgi ve saygıyla selamlıyorum. varoluşun en derin dehlizinde frekansı tutan dört kişi, epey güzel vakitler geçirdi.
au revoir!
ben de bir şeyler yazayım mademki. öncelikle bütün dinleyicilerimize teşekkür etmek istiyorum. çeşitli nedenlerden ötürü radyo yayınını yapmama kararı aldık. belki döneriz, belki dönmeyiz.
hayatlarımızdaki yoğunlukları birer birer yendikten sonra tekrardan sahneye çıkabilmeyi isterim. çünkü meyhane'de sizlerle oturdukça ve sohbet ettikçe- açık konuşacağım- mutlu oluyordum. şimdiyse bizleri hülyalarından uyandıran şeylerle meşgulüz. umalım da bu meşguliyetler son bulsun bir an önce.
şimdiye kadar bizi dinlediğiniz için teşekkür ediyoruz. sevgili coldboy, sevgili meja ve sevgili tutankamonun laneti'ni de sevgi ve saygıyla selamlıyorum. varoluşun en derin dehlizinde frekansı tutan dört kişi, epey güzel vakitler geçirdi.
au revoir!
devamını gör...
fiske vurmadan çocuk büyütmek
herhangi bir sorunu fiziksel şiddet uygulamadan çözerek çocuk büyütmektir. bunun iki ihtimali vardır;
- fiziksel şiddet uygulamadan fakat psikolojik, sözel, duygusal, cinsel veya ekonomik şiddet uygulayarak da büyütüyor olabilir. bu durumda tamamen şiddetin yokluğundan bahsedemeyiz. tam tersine fiziksel şiddetten daha kötü sonuçlar doğuracağı aşikardır. hal böyle olunca sağlıksız bir çocuk büyüyecek ve sağlıksız bir birey olacaktır.
- şiddetin hiçbir çeşidini uygulamadan çocuk büyütmek demek sağlıklı bir birey sağlıklı bir toplum demektir.
- fiziksel şiddet uygulamadan fakat psikolojik, sözel, duygusal, cinsel veya ekonomik şiddet uygulayarak da büyütüyor olabilir. bu durumda tamamen şiddetin yokluğundan bahsedemeyiz. tam tersine fiziksel şiddetten daha kötü sonuçlar doğuracağı aşikardır. hal böyle olunca sağlıksız bir çocuk büyüyecek ve sağlıksız bir birey olacaktır.
- şiddetin hiçbir çeşidini uygulamadan çocuk büyütmek demek sağlıklı bir birey sağlıklı bir toplum demektir.
devamını gör...
özgürüz deyip küfretmeyi yasaklamak
insanlara küfretmeyi özgürlük sanan yazar beyanı.
devamını gör...
izmirli değilim diyarbakırlıyım kızımın bikinili fotoğraflarına izin vermem
bir coşkun sabah açıklamasıdır. açıklama sonrası kendisinin takip ettiği hesaplar sosyal medyada gündem olmuştur.

--- alıntı ---
sanatçı coşkun sabah, kızının bikinili fotoğraflarını ınstagram'a koymasını doğru bulmadığını belirterek "ben bir kez diyarbakırlıyım. batılılara da saygı duyuyorum. izmirli, aydınlı, manisalı bunun üstünde düşünmeyebilir ama bir urfalı, diyarbakırlı bunun üstüne düşer. insanlar gelenek görenekleriyle yaşarlar. olur mu öyle şey? bize ters bu" dedi.
'banyosunda, tuvaletinde eline cep telefonunu alan benim kızımın bikinili fotoğrafına bakamaz'
--- alıntı ---
haber kaynağı

--- alıntı ---
sanatçı coşkun sabah, kızının bikinili fotoğraflarını ınstagram'a koymasını doğru bulmadığını belirterek "ben bir kez diyarbakırlıyım. batılılara da saygı duyuyorum. izmirli, aydınlı, manisalı bunun üstünde düşünmeyebilir ama bir urfalı, diyarbakırlı bunun üstüne düşer. insanlar gelenek görenekleriyle yaşarlar. olur mu öyle şey? bize ters bu" dedi.
'banyosunda, tuvaletinde eline cep telefonunu alan benim kızımın bikinili fotoğrafına bakamaz'
--- alıntı ---
haber kaynağı
devamını gör...
başka yaşamların avukatıyız
başka yaşamların avukatıyız ...
evet yanlış okumadınız!..
başka yaşamları savunur, konu bize geldiğinde bir türlü kendi savunmamızda kıyam duramayız.
halbuki kendi yaşamımıza -en çok hakeden bu nadide metafora- tutup bir söylem geliştirmeyiz...
nedense dönüp kendi içimize bakamayız.. en ufak bir içe yönelme halinde dahi, ani bir etkiyle, büyük bir bencillik gelir...
esasen, talep olmadıkça, kaplumbağa misali kendi kabuklamızda yaşasak... yahut bir ıstakoz misali daraldıkça başka kabuklara geçsek... olmaz mı? ..
hiç olmadı yılan gibi her bahar, bir başka deriye evrilsek...
tı tı tıı... yılan dedim değil mi? bu örnek hiç yakışmadı... hatta fıtraten zorunuza gitti.... oysa zehrini akıtıp kısmetinin peşinden koşmak dışında, kimseye bir zararı dokunmayan zavallı bir varlığı, ekmek veren eli ısıran bir insana benzetmek, ancak bize yakışırdı. biz.. insanoğluna...
yakıştı da...
oturup bir insanı, zavallı bir hayvana benzeterek, hemen herkesin gözünde, o hayvanı, bir çırpıda zalim konumuna eriştiriverdik.
peki üzerimize vazife miydi?..
sanmam.. ama bu kez sagopa kajmer misali pek sanmam, hiç sanmam.
elimi çektim altından taşın.
kurtuldu ezilen parmaklarım.
ama canım hala yanıyor
avutsun bahaneler! bahaneler ahh
avutsun... çünkü yine üzerimize vazife olmayan bambaşka yaşamların avukatı olduk: yılanın, belki de haklı bir varoluşsal sancısını, tutup kendi mahkememize konduruverdik..
sahi..
yine üzerimize vazife miydi?..
evet yanlış okumadınız!..
başka yaşamları savunur, konu bize geldiğinde bir türlü kendi savunmamızda kıyam duramayız.
halbuki kendi yaşamımıza -en çok hakeden bu nadide metafora- tutup bir söylem geliştirmeyiz...
nedense dönüp kendi içimize bakamayız.. en ufak bir içe yönelme halinde dahi, ani bir etkiyle, büyük bir bencillik gelir...
esasen, talep olmadıkça, kaplumbağa misali kendi kabuklamızda yaşasak... yahut bir ıstakoz misali daraldıkça başka kabuklara geçsek... olmaz mı? ..
hiç olmadı yılan gibi her bahar, bir başka deriye evrilsek...
tı tı tıı... yılan dedim değil mi? bu örnek hiç yakışmadı... hatta fıtraten zorunuza gitti.... oysa zehrini akıtıp kısmetinin peşinden koşmak dışında, kimseye bir zararı dokunmayan zavallı bir varlığı, ekmek veren eli ısıran bir insana benzetmek, ancak bize yakışırdı. biz.. insanoğluna...
yakıştı da...
oturup bir insanı, zavallı bir hayvana benzeterek, hemen herkesin gözünde, o hayvanı, bir çırpıda zalim konumuna eriştiriverdik.
peki üzerimize vazife miydi?..
sanmam.. ama bu kez sagopa kajmer misali pek sanmam, hiç sanmam.
elimi çektim altından taşın.
kurtuldu ezilen parmaklarım.
ama canım hala yanıyor
avutsun bahaneler! bahaneler ahh
avutsun... çünkü yine üzerimize vazife olmayan bambaşka yaşamların avukatı olduk: yılanın, belki de haklı bir varoluşsal sancısını, tutup kendi mahkememize konduruverdik..
sahi..
yine üzerimize vazife miydi?..
devamını gör...
tanımadığınız bir şahsın aniden pardon bakar mısınız demesi
anketör, satıcılar, hayvanlara destek derneklerinde çalışanların sıklıkla kullandığı bir cümledir.
eğer acelem yoksa dinlerim.
eğer acelem yoksa dinlerim.
devamını gör...
fetterman kıyımı
bugünkü wyoming'in güneyinden montana'ya doğru yeni bir yol açmak isteyen a.b.d ordusu heryere yeni kaleler yapıyordu. bu bölge bizonların bol olduğu en iyi av bölgesiydi ve kızılderililer av bölgesinden ve yurtlarından geçen bu yola izin veremezdi.
kızılderililer her fırsatta ağaç kesen askerlere, yol yapan işçilere, yiyecek getiren konvoylara baskın yapıyorlardı. ama özellikle askerler her gün ağaç kesmeye gittiği için, on yada onbeş kızılderilinin saldırısına uğruyorlardı ama kaleden büyük bir birlik yardıma gelirse kızılderililer kaçıyorlardı.
21 aralık 1866'da iki oglala sioux, iki brule sioux, iki minneconjou sioux, iki cheyenne ve iki arapaho savaşçısı yine ağaç kesen askerlere saldırdı. yine a.b.d birliği peşlerine düştü ve yine kaçtılar. çılgın at, eğer hızlı kaçıp arayı açtıkları için beyazlar yavaşlarsa, atından iniyor, sanki bir problem varmış gibi davranıyordu. kızılderililerin durakladığını gören askerler yeniden hızla koşmaya başlıyordu. aslında yüzbaşı william fetterman, kale komutanından fazla ileri gitmemesi için kesin emir almıştı ama duraklayan, atından düşen kızılderilileri yakalama, öldürme arzusuyla ateş ederek atlarını koşturmaya devam ettiler.
askerler belli bir yere geldiğinde, birilerinin vahşi çığlıklar attığını duydular. bin sioux bir taraftan, bin cheyenne ve arapaho diğer taraftan saldırıya geçtiler. artık kaçacak yerleri yoktu, teker teker öldürülüyorlardı. sonunda bütün silahlar sustuğunda, birlikten hiç kimse sağ kalmamış, 81 a.b.d askeri parçalanmış vücutlarıyla yerde yatıyorlardı. a.b.d ordusunun büyük ovalar bölgesinde aldığı ilk büyük yenilgiydi.
kızılderililer her fırsatta ağaç kesen askerlere, yol yapan işçilere, yiyecek getiren konvoylara baskın yapıyorlardı. ama özellikle askerler her gün ağaç kesmeye gittiği için, on yada onbeş kızılderilinin saldırısına uğruyorlardı ama kaleden büyük bir birlik yardıma gelirse kızılderililer kaçıyorlardı.
21 aralık 1866'da iki oglala sioux, iki brule sioux, iki minneconjou sioux, iki cheyenne ve iki arapaho savaşçısı yine ağaç kesen askerlere saldırdı. yine a.b.d birliği peşlerine düştü ve yine kaçtılar. çılgın at, eğer hızlı kaçıp arayı açtıkları için beyazlar yavaşlarsa, atından iniyor, sanki bir problem varmış gibi davranıyordu. kızılderililerin durakladığını gören askerler yeniden hızla koşmaya başlıyordu. aslında yüzbaşı william fetterman, kale komutanından fazla ileri gitmemesi için kesin emir almıştı ama duraklayan, atından düşen kızılderilileri yakalama, öldürme arzusuyla ateş ederek atlarını koşturmaya devam ettiler.
askerler belli bir yere geldiğinde, birilerinin vahşi çığlıklar attığını duydular. bin sioux bir taraftan, bin cheyenne ve arapaho diğer taraftan saldırıya geçtiler. artık kaçacak yerleri yoktu, teker teker öldürülüyorlardı. sonunda bütün silahlar sustuğunda, birlikten hiç kimse sağ kalmamış, 81 a.b.d askeri parçalanmış vücutlarıyla yerde yatıyorlardı. a.b.d ordusunun büyük ovalar bölgesinde aldığı ilk büyük yenilgiydi.
devamını gör...
yazarların garip huyları
bazen rahatsız edici derecede detaycı olurum.
resim çizmenin verdiği bir özellik mi yoksa böyle bi özelliğim olduğu için mi resim çiziyorum daha çözemedim ama insanları objeleri çok incelerim.
size şöyle söyleyeyim yakınımdaki insanlar kendi yüzlerine ben kadar hakim değildirler. yüzlerindeki ellerindeki, ayaklarındaki her detayı bilirim.
hele yeni tanıştığım insanlara çok dikkatli bakarım*, gördüğüm bir yüzü unutmam çok zordur, hal böyle olunca da beynim bir çöplüğe dönüyor.
mesela bir dizi mi izliyorsunuz ve oyuncu daha önce nerde oynamıştı bulamadınız mı? bana sorun şak diye söylerim.
resim çizmenin verdiği bir özellik mi yoksa böyle bi özelliğim olduğu için mi resim çiziyorum daha çözemedim ama insanları objeleri çok incelerim.
size şöyle söyleyeyim yakınımdaki insanlar kendi yüzlerine ben kadar hakim değildirler. yüzlerindeki ellerindeki, ayaklarındaki her detayı bilirim.
hele yeni tanıştığım insanlara çok dikkatli bakarım*, gördüğüm bir yüzü unutmam çok zordur, hal böyle olunca da beynim bir çöplüğe dönüyor.
mesela bir dizi mi izliyorsunuz ve oyuncu daha önce nerde oynamıştı bulamadınız mı? bana sorun şak diye söylerim.
devamını gör...
seni seviyorum demenin farklı şekilleri
bana iyi geliyorsun.
devamını gör...

