ideal gaz yasası
sadece teoride olan ideal gazların durumları hakkında denklemler sağlayan bir yasadır. bir miktar gazın durumu; basıncı, hacmi ve sıcaklığına göre belli olur şeklinde açıklanıp şu şekilde formülüze edilir.
p . v = n . r . t (bu fomülü zamanında bize afedersiniz "pezevenk nurettin" olarak öğretmişlerdi, hala öyle mi acaba?)
p = paskal olarak basınç,
v = metre küp olarak hacim,
n = gazın mol sayısı,
r = gaz sabiti (8.3145 j/(mol k))
t = kelvin olarak sıcaklık
p . v = n . r . t (bu fomülü zamanında bize afedersiniz "pezevenk nurettin" olarak öğretmişlerdi, hala öyle mi acaba?)
p = paskal olarak basınç,
v = metre küp olarak hacim,
n = gazın mol sayısı,
r = gaz sabiti (8.3145 j/(mol k))
t = kelvin olarak sıcaklık
devamını gör...
pazarlık yapma sanatı
ne benim ne eşimin hiç beceremediği bir sanat olduğundan her eve lazım olan sanatçı. günahımız neyse verir çıkarız. misal, geçenlerde ev sahibi "pandemi var zam yapmayalım" dedi, eşim ise "olmaz öyle şey, biz yapıyoruz zammı" dedi. ben de "iyi yaptın tabi, niye yapmayacakmışız!" dedim.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
devamını gör...
cinayet süsü
yönetmenliğini ve senaryosunu ali atay’ın yazdığı kara mizah tadında bir türk filmidir. film hakkında söylenen söylemlere bakıyorum da ilginç derecede gömülmüş. komik bir filmdi bana göre, komikliği sonunda bitti sözde katilin sorgu esnasında.
filmin içeriği tam olarak şöyledir; cinayet masası ekibi günlük sağda solda ceset bulmaya başlarlar, buldukları cesetlerde süslenmiş bir biçimdedir. ve tabi hayret ederler bu duruma akabinde de katilini bulmaya çalışırlar. o esnada da başlarına türlü olaylar gelir.
sonra sözde katil ekibin kendisini bulması için türlü ipuçları bırakır. sözde katil de ressamdır. her neyse, ekip ipuçlarından yola çıkarak katili bulamaz lakin sonunda teslim olmaya karar verir. teslim olduktan sonra sorguya çekilir, kendisine sorular sorulur. cinayet masası amiri, yani uğur yücel katile, nasıl öldürdün sorusunu yöneltir, katil de ben öldürmedim diye çıkış yapar.
e tabi amir de ister istemez sinirlenir ve tekrar soru yöneltir kendisine, o kadar insanı niye öldürdün der… o da tekrar ben öldürmedim, katillerini de bilmiyorum der. akabinde de sorguya müdahale eden olur, müdahale eden de cengiz bozkurt’tur. amir müdahale edeni odadan atar. sonra katil, “ben o cesetleri sağdan soldan, çöplüklerden buldum, süsledim, kimsenin farkında olmayan insanları süsleyerek millete fark ettirdim” demesi üzerine suçsuz olduğu tespit edilip serbest bırakılır. ardından da cesetlerin katilleri bulunur. ekip de çöplüklere gidip ceset arayışına girer.
aslında filmin türü komedi ama sonunda o sözde katil, yani ressamın söylemleriyle film güldürdü sonradan da düşündürdü. güldürürken düşündüren filmlere cidden hasretiz. ben şahsen beğendim filmi, beğenmeyenler olabilir ama onların düşüncesi umrumda bile olmaz.
filmin içeriği tam olarak şöyledir; cinayet masası ekibi günlük sağda solda ceset bulmaya başlarlar, buldukları cesetlerde süslenmiş bir biçimdedir. ve tabi hayret ederler bu duruma akabinde de katilini bulmaya çalışırlar. o esnada da başlarına türlü olaylar gelir.
sonra sözde katil ekibin kendisini bulması için türlü ipuçları bırakır. sözde katil de ressamdır. her neyse, ekip ipuçlarından yola çıkarak katili bulamaz lakin sonunda teslim olmaya karar verir. teslim olduktan sonra sorguya çekilir, kendisine sorular sorulur. cinayet masası amiri, yani uğur yücel katile, nasıl öldürdün sorusunu yöneltir, katil de ben öldürmedim diye çıkış yapar.
e tabi amir de ister istemez sinirlenir ve tekrar soru yöneltir kendisine, o kadar insanı niye öldürdün der… o da tekrar ben öldürmedim, katillerini de bilmiyorum der. akabinde de sorguya müdahale eden olur, müdahale eden de cengiz bozkurt’tur. amir müdahale edeni odadan atar. sonra katil, “ben o cesetleri sağdan soldan, çöplüklerden buldum, süsledim, kimsenin farkında olmayan insanları süsleyerek millete fark ettirdim” demesi üzerine suçsuz olduğu tespit edilip serbest bırakılır. ardından da cesetlerin katilleri bulunur. ekip de çöplüklere gidip ceset arayışına girer.
aslında filmin türü komedi ama sonunda o sözde katil, yani ressamın söylemleriyle film güldürdü sonradan da düşündürdü. güldürürken düşündüren filmlere cidden hasretiz. ben şahsen beğendim filmi, beğenmeyenler olabilir ama onların düşüncesi umrumda bile olmaz.
devamını gör...
yazarların ruh hallerini anlatan bir söz
bazı sorular vardır, hiç sorulmamalıdır...toprağa sorar mısın suya ihtiyacın var mı diye. sormazsın. sadece sularsın. sulamaya devam edersin..
devamını gör...
hotaru no haka
ağlama garantili bir anime film.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu
hiç göründüğü gibi ponçik bir insan değil kendisi. kanırttı sabahtan beri ka-nırt-tı!
yok efendim çalıştığım yere pandemi dolayısıyla kargo teslimatı kabul edilemiyormuşmuş, o yüzden eve göndermiş kargoyu mecburen, sabredecekmişim bıdı bıdı bişiler... fiii tarihindeki uygulama, 1568 yıl oldu biteli diyorum, ehehhe iyi oldu diyor vicdansız. evin kapısına bırakılan bir takım kargolar, sabırsız, merakta kalmış bir miko, ağzından laf alınamayan bir güzelcim... bir de dalga geçiyor. ayıp ya, bu da can!
görün gerçek yüzünü arkadaşlar, ifşa is loading şirine hanım;
yok efendim çalıştığım yere pandemi dolayısıyla kargo teslimatı kabul edilemiyormuşmuş, o yüzden eve göndermiş kargoyu mecburen, sabredecekmişim bıdı bıdı bişiler... fiii tarihindeki uygulama, 1568 yıl oldu biteli diyorum, ehehhe iyi oldu diyor vicdansız. evin kapısına bırakılan bir takım kargolar, sabırsız, merakta kalmış bir miko, ağzından laf alınamayan bir güzelcim... bir de dalga geçiyor. ayıp ya, bu da can!
görün gerçek yüzünü arkadaşlar, ifşa is loading şirine hanım;
devamını gör...
aniden gelen tüm sosyal medya hesaplarını kapatma isteği
bu istek her geldiğinde içimde ki sese kulak veriyorum. pişman oluyor muyum? elhamdülillah oluyorum. ama tanrı şahidim olsun iflah olmaz bir serseriyim.
devamını gör...
kedi yiyen fare (yazar)
karma puanlarını mezara götürmeyi düşünen yazar, rozet bile almamış.*
devamını gör...
insana mutluluk veren sıradan olaylar
alarm çalmadan uyanmak ve tekrar uyumak.
devamını gör...
sözlüğe tanım girmeye utanmak
yaşamadığım his.
eski sözlükçüler olarak ar damarımız çatlamışsa demek... *
eski sözlükçüler olarak ar damarımız çatlamışsa demek... *
devamını gör...
bal karıncası
avustralya'ya özgü bir karınca türü.
kıtlık zamanlarında haznelerinde bal depolayan karıncalar, acıkan diğer işçi karıncaları bir damla balla besliyor.
bal karıncaları bu balı afit denilen yaprak bitlerinden temin ediyor. aslında ismi bal diye geçse de depoladıkları sıvı, bal değildir. şeker oranı fazla ve su oranı az bir maddedir. bala benzediği için de, bal olarak isimlendirilmiştir.
bu yaprak bitlerini yakaladıkları zaman karınlarını bir güzel okşayıp dürtüklüyorlar, yani insan olarak düşünürsek gıdıklıyorlar. bu kadar okşanmak, yani aşırı gıdıklanmaya maruz kalan bit de, tabiki de gülmekten midesinde ne var ne yoksa çıkarıverir. çıkardıkları da bitkilerden aldıkları özsudur. bitin midesinde tatlı bir kıvama gelmiş bu suyu içip bitirirler.
aç kalan karıncalar ise depo vazifesi gören karıncaların duyargalarına dokunarak yiyecek isterler. karınca da, kendi familyasından olan bu karıncalara balla besler. yabancı bir familyaya ait karınca ise bu besinden faydalanamaz.
aborjinler için tadı tam olarak bal değil de şerbete benzeyen bu karıncalar, misafirlere geleneksel ikramı da oluyor. fakirlik, kıtlık zamanlarında altın ile takas yapılır, o derece de değerliymiş.
kıtlık zamanlarında haznelerinde bal depolayan karıncalar, acıkan diğer işçi karıncaları bir damla balla besliyor.
bal karıncaları bu balı afit denilen yaprak bitlerinden temin ediyor. aslında ismi bal diye geçse de depoladıkları sıvı, bal değildir. şeker oranı fazla ve su oranı az bir maddedir. bala benzediği için de, bal olarak isimlendirilmiştir.
bu yaprak bitlerini yakaladıkları zaman karınlarını bir güzel okşayıp dürtüklüyorlar, yani insan olarak düşünürsek gıdıklıyorlar. bu kadar okşanmak, yani aşırı gıdıklanmaya maruz kalan bit de, tabiki de gülmekten midesinde ne var ne yoksa çıkarıverir. çıkardıkları da bitkilerden aldıkları özsudur. bitin midesinde tatlı bir kıvama gelmiş bu suyu içip bitirirler.
aç kalan karıncalar ise depo vazifesi gören karıncaların duyargalarına dokunarak yiyecek isterler. karınca da, kendi familyasından olan bu karıncalara balla besler. yabancı bir familyaya ait karınca ise bu besinden faydalanamaz.
aborjinler için tadı tam olarak bal değil de şerbete benzeyen bu karıncalar, misafirlere geleneksel ikramı da oluyor. fakirlik, kıtlık zamanlarında altın ile takas yapılır, o derece de değerliymiş.
devamını gör...
türkiye'de yaşamaktan nefret etme sebepleri
kendini aydın, sorgulayan ,objektif kimse diye ilan edenlerin bile öyle olmadığı ülke olduğu için.
devamını gör...
normal sözlük formatı ve kuralları için ne dediler
10 tanımı doldurdum ama neden yazar olamıyorum düşüncesinde olan çaylakların dikkatine...
bir kez, en az bir kez okunması gereken kurallar bütünüdür. neden ısrarla modlar okuyun diyor kardeşim deli mi bunlar? işte format her yerde aynı format... demeyin. çünkü formatımız aynı değil. okuyunca diğer sözlüklerde bulunan formattan kurallar itibariyle farkları göreceksiniz.
lütfen göz gezdirmeyin ya da göz atmayın. bir kez okuyun. burada ne demek istemişlerdir acaba? derseniz, turunculu görevlilere şu maddede ne diyorsunuz diye yazabilirsiniz. size açıklayacaklardır. yazar olmanızı sizin kadar istiyoruz emin olun. formata uymayan entryleri görünce bizler de üzülüyoruz en nihayetinde bot değiliz.*
bir kez, en az bir kez okunması gereken kurallar bütünüdür. neden ısrarla modlar okuyun diyor kardeşim deli mi bunlar? işte format her yerde aynı format... demeyin. çünkü formatımız aynı değil. okuyunca diğer sözlüklerde bulunan formattan kurallar itibariyle farkları göreceksiniz.
lütfen göz gezdirmeyin ya da göz atmayın. bir kez okuyun. burada ne demek istemişlerdir acaba? derseniz, turunculu görevlilere şu maddede ne diyorsunuz diye yazabilirsiniz. size açıklayacaklardır. yazar olmanızı sizin kadar istiyoruz emin olun. formata uymayan entryleri görünce bizler de üzülüyoruz en nihayetinde bot değiliz.*
devamını gör...
yazarların izledikleri en kötü film
2007 yapımı atonement.
bünyeme romantik film izlemek iyi gelir diye bir gün açtım, sinirim bozulmuş bir şekilde kapattım. izlediğim en saçma film olabilir, 2 saat 10 dakikaydi bir de. bu film hakkında genel yargı nedir bilemiyorum ama çok güzelse ve ben bir şey kacirdiysam açıklamasını dinleyebilirim. aksi bir görüş duymadığım sürece izlediğim en kötü film bu olabilir.
bünyeme romantik film izlemek iyi gelir diye bir gün açtım, sinirim bozulmuş bir şekilde kapattım. izlediğim en saçma film olabilir, 2 saat 10 dakikaydi bir de. bu film hakkında genel yargı nedir bilemiyorum ama çok güzelse ve ben bir şey kacirdiysam açıklamasını dinleyebilirim. aksi bir görüş duymadığım sürece izlediğim en kötü film bu olabilir.
devamını gör...
hotaru no haka
orijinal ismi hotaru no haka olan, türkçeye ateşböceklerinin mezarı olarak çevrilen 1988 yapımı animasyon film. ısao takahata tarafından yazılmış/yönetilmiş olup studio ghibli imzasıyla çıkmıştır (ısao takahata, hayao miyazaki ile studio ghiblinin kurucusudur).
2. dünya savaşı'nın yavaş yavaş sonlarına gelinirken amerika japon karasını havadan aralıksız bombalamaya başlamıştır. hikayemiz de tam olarak böyle başlar zaten. fakat bu hikayede öyle kahraman askerler cesur komutanlar falan yoktur. hikaye iki japon çocuğun/kardeşin hikayesidir ve otobiyografik bir romandan uyarlanmıştır (ayrıntı için spoilerlı yeri okuyabilirsiniz)
--! spoiler !--
film akiyuki nosaka'nın, 2. dünya savaşı'nda açlıktan ölen kızkardeşinden özür dilemek amacıyla yazdığı hotaru no haka isimli kısmi otobiyografik romanından uyarlanmıştır.
--! spoiler !--
hikayenin konusundan daha fazla bahsetmeyeceğim. izlememiş iseniz, kimsenin sizi rahatsız etmeyeceğinden emin olduğunuz bir zamanda alın battaniyenizi çekilin köşenize ve sessizce izleyin filmi. zira filmin her bir karesi bir sanat eseri gibi, müziklerinden bahsetmiyorum bile..
trivia: kimsesizlerinkimiraikkonen yazarının en sevdiği filmlerdendir kendisi. en sevdiği filmleri defalarca izlemeye bayıldığı halde bu filmi toplamda ancak iki kere izleyebilmiştir. ikisinde de uzunca süre etkisinde kalmıştır. bu sebeple daha fazla izleyememiştir.
2. dünya savaşı'nın yavaş yavaş sonlarına gelinirken amerika japon karasını havadan aralıksız bombalamaya başlamıştır. hikayemiz de tam olarak böyle başlar zaten. fakat bu hikayede öyle kahraman askerler cesur komutanlar falan yoktur. hikaye iki japon çocuğun/kardeşin hikayesidir ve otobiyografik bir romandan uyarlanmıştır (ayrıntı için spoilerlı yeri okuyabilirsiniz)
--! spoiler !--
film akiyuki nosaka'nın, 2. dünya savaşı'nda açlıktan ölen kızkardeşinden özür dilemek amacıyla yazdığı hotaru no haka isimli kısmi otobiyografik romanından uyarlanmıştır.
--! spoiler !--
hikayenin konusundan daha fazla bahsetmeyeceğim. izlememiş iseniz, kimsenin sizi rahatsız etmeyeceğinden emin olduğunuz bir zamanda alın battaniyenizi çekilin köşenize ve sessizce izleyin filmi. zira filmin her bir karesi bir sanat eseri gibi, müziklerinden bahsetmiyorum bile..
trivia: kimsesizlerinkimiraikkonen yazarının en sevdiği filmlerdendir kendisi. en sevdiği filmleri defalarca izlemeye bayıldığı halde bu filmi toplamda ancak iki kere izleyebilmiştir. ikisinde de uzunca süre etkisinde kalmıştır. bu sebeple daha fazla izleyememiştir.
devamını gör...
cuma günleri masa örtülerini eve götürüp yıkatmış nesil
gerçek mutluluğu tadan son nesil
devamını gör...
saw
ilki 2004 yılında gösterime girmiş, 9 seri çekilmiş gerilim ve korku filmidir.
yukarıda bahsettiğim 9 bölüm ama ben 6’ya kadar izledim; çünkü jigsawı öldürdükleri zaman filmin keyfi de kalmadı. hoş ,jigsaw 3.bölümde öldü ama yine esameleri de vardı diğer filmlerde.
malumunuz film john jigsaw, yaşadığı talihsizlikler ve sonrasında kanser rahatsızlığı ve bürokrasiye takılıp yardım bulamamasının faturasını, bu kurumları sembolize eden kişileri kurban seçerek keser. seçilen kişiler de karakter olarak kötü, hani ölse üzülmeyeceğimiz türden insanlardır.
kendi zekası ve zihninin karmaşıklığıyla , kurbanlarına hem yaşama şansı hem de idam sahası olacak aletler ve odalar tasarlar. gerçekten karakterin hayran olunası bir zekası vardır ve keşke o zekasını daha yararlı şeylerde kullansaydı*.
bu arada filmin, sonraları ‘escape games’lerin popülerliğini de arttırdığını belirtmeliyim. uzun süreler, sabahlara kadar evden kaçış oyunları oynardım; hala da çok severim. ama pek tabi jigsaw’ın odasında hapsolmak istemezdim*.
testere sevenler de aynı fikirde olacaklarına eminim ki, serinin en güzel bölümü 1.bölümüdür. çok düşük bir bütçeyle hazırlandığını söylemeliyim. onlar da sanırım bu kadar tutacağını tahmin etmemişlerdir. ilk bölümün sonundaki meşhur saw müziğiyle o sahneyi ağzım açık izledim; beni bu derece şaşırtan çok az film vardır. testere filmini tek sahneye indirge deseler sanırım o sahneyi seçerim. zaten serinin sonraki bölümlerin hiçbirinde(izlediklerim arasında) o denli sürpriz bir son yaratamamışlardı.
bu arada seriye başlayacaksanız sakın ola ara bölümlerden başlamayın. çünkü tüm seri tamamen birbirine bağlı ve atıyorum 4.bölümde 1.bölümğn cevabı olabiliyor. haliyle bu sahne nereden geldi diyebilirsiniz; o nedenle sırayla izleyiniz.
benim gibi kan tutan ve bu tür filmleri izlemekten haz etmeyen birini bile etkilemeyi başarmıştır. kanlı sahnelerde gözlerimi kapattım tabi; bayılmak istemezdim çünkü*.
yazının sonunu bağlarsam; serinin ilk 4 bölümü efsanedir. jigsaw öldürmeselerdi diğerleri de o derece iyi olurdu.
yukarıda bahsettiğim 9 bölüm ama ben 6’ya kadar izledim; çünkü jigsawı öldürdükleri zaman filmin keyfi de kalmadı. hoş ,jigsaw 3.bölümde öldü ama yine esameleri de vardı diğer filmlerde.
malumunuz film john jigsaw, yaşadığı talihsizlikler ve sonrasında kanser rahatsızlığı ve bürokrasiye takılıp yardım bulamamasının faturasını, bu kurumları sembolize eden kişileri kurban seçerek keser. seçilen kişiler de karakter olarak kötü, hani ölse üzülmeyeceğimiz türden insanlardır.
kendi zekası ve zihninin karmaşıklığıyla , kurbanlarına hem yaşama şansı hem de idam sahası olacak aletler ve odalar tasarlar. gerçekten karakterin hayran olunası bir zekası vardır ve keşke o zekasını daha yararlı şeylerde kullansaydı*.
bu arada filmin, sonraları ‘escape games’lerin popülerliğini de arttırdığını belirtmeliyim. uzun süreler, sabahlara kadar evden kaçış oyunları oynardım; hala da çok severim. ama pek tabi jigsaw’ın odasında hapsolmak istemezdim*.
testere sevenler de aynı fikirde olacaklarına eminim ki, serinin en güzel bölümü 1.bölümüdür. çok düşük bir bütçeyle hazırlandığını söylemeliyim. onlar da sanırım bu kadar tutacağını tahmin etmemişlerdir. ilk bölümün sonundaki meşhur saw müziğiyle o sahneyi ağzım açık izledim; beni bu derece şaşırtan çok az film vardır. testere filmini tek sahneye indirge deseler sanırım o sahneyi seçerim. zaten serinin sonraki bölümlerin hiçbirinde(izlediklerim arasında) o denli sürpriz bir son yaratamamışlardı.
bu arada seriye başlayacaksanız sakın ola ara bölümlerden başlamayın. çünkü tüm seri tamamen birbirine bağlı ve atıyorum 4.bölümde 1.bölümğn cevabı olabiliyor. haliyle bu sahne nereden geldi diyebilirsiniz; o nedenle sırayla izleyiniz.
benim gibi kan tutan ve bu tür filmleri izlemekten haz etmeyen birini bile etkilemeyi başarmıştır. kanlı sahnelerde gözlerimi kapattım tabi; bayılmak istemezdim çünkü*.
yazının sonunu bağlarsam; serinin ilk 4 bölümü efsanedir. jigsaw öldürmeselerdi diğerleri de o derece iyi olurdu.
devamını gör...

