sevgiliye hediye edilebilecek en iyi şarkı
devamını gör...
tüm yazarların profilinde kurucu yazması
yazarlarının %90'ının ekran görüntüsü aldığına eminim ama ispatlayamam.
ne demiş şair "o gün bin atlı çocuklar gibi şendik". güzel hareket.
ne demiş şair "o gün bin atlı çocuklar gibi şendik". güzel hareket.
devamını gör...
internetten alışveriş yapmak yerine mağazaya giden insan
görerek, dokunarak ve inceleyerek almayı seven, online alışverişlerde başına bir şey gelmesini istemeyen insandır.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın güzel insanlar.*
devamını gör...
hdp seçmenine pkk sempatizanı demek
aşırı vasat bir davranıştır. şu an türkiye’de kürtleri temsil eden tek bir parti var o da halkların demokratik partisidir. sevseniz de sevmeseniz de adamlar 7 milyon oy almışlar. sen şimdi 7 milyon kişiyi hangi hakla pkk sempatizanı yapabiliyorsun? buna yetkin yoktur.
insanlar kendilerine yakın hissettikleri, kendilerini temsil ettikleri partiyi destekler ona oy atar. madem 7 milyon kişi terörist niye içeriye atılmıyor? oy atanları nasıl tespit edeceğiz demeyin onun da kolay tarafları var artık, her şeyin çözümü olduğu gibi onun da çözümü var. kardeşim millet kendisi gibi düşünmeyeni, oy attığı parti için birini terörist ilan etmek insan haklarına aykırıdır ve demokrasiyi reddetmektir.
kimsenin de demokrasiyi reddetmeye hakkı yoktur. insan olmak çok kolay yeter ki isteyin yani zor bir şey değil…
insanlar kendilerine yakın hissettikleri, kendilerini temsil ettikleri partiyi destekler ona oy atar. madem 7 milyon kişi terörist niye içeriye atılmıyor? oy atanları nasıl tespit edeceğiz demeyin onun da kolay tarafları var artık, her şeyin çözümü olduğu gibi onun da çözümü var. kardeşim millet kendisi gibi düşünmeyeni, oy attığı parti için birini terörist ilan etmek insan haklarına aykırıdır ve demokrasiyi reddetmektir.
kimsenin de demokrasiyi reddetmeye hakkı yoktur. insan olmak çok kolay yeter ki isteyin yani zor bir şey değil…
devamını gör...
imam hatipler bütün dünya için model okullardır
meslek ve anadolu liselerinde bir sınıfı kırk kişiyle doldururken çoğu imam hatipte 9-10 öğrencilik sınıflar bulunmaktadır.
halkımız, olur da daha fazla hayır işlerim diye imam hatip yaptırmaya meyillidir.
okul yaptırdığınızda vergiden düşerken amel defterine de bonus puanlar eklenir.
bu yüzden spor salonu, bilişim odası ve laboratuvar gibi bir çok okul için lüks olan ek alanlar bu okullarda mevcuttur.
sosyal bilimler-fen lisesi -imamhatip (?) formatında yeni tip okullar bir kısım başarılı öğrenciyi çekmekte, burslu okutulmakta hazırlıktan sonra da yurtdışı ( elbette arap ülkeleri) bir dönem okuma imkanı tanınmaktadır.
sadece istanbul’da 2000 den fazla derslik imam hatiplerde boş kalmaktadır ( 2017). anadolu liselerinde öğretmenler odası bölünerek ek sınıf açılmaktadır oysa.
buraya kadar bir model olduğunu söylemek doğrudur.
hal böyleyken başarı diğer okulların çok gerisinde kalıyor ise onu bu okulda okuyanlara sormalı.
teyzemin oğlu, vaktiyle puanla, -hatta bir zat-ı muhteremle- aynı senelerde bu imamhatipte okumuştur.abla, olanları anlatsam inanmazsın, diye münferit bir kaç olay da anlatmıştır.kendisi köşe kapan bir kimse olmadığından iş bulmakta çok zorlanmış, önce zenginleri lüks otellerde hacca götüren bir tur şirketinde çalışmış ardından da aylarca işsiz kalmıştır.tüm okul tiplerinde olduğu gibi bu okulda da işiniz gücünüz garanti değildir.
halkımız, olur da daha fazla hayır işlerim diye imam hatip yaptırmaya meyillidir.
okul yaptırdığınızda vergiden düşerken amel defterine de bonus puanlar eklenir.
bu yüzden spor salonu, bilişim odası ve laboratuvar gibi bir çok okul için lüks olan ek alanlar bu okullarda mevcuttur.
sosyal bilimler-fen lisesi -imamhatip (?) formatında yeni tip okullar bir kısım başarılı öğrenciyi çekmekte, burslu okutulmakta hazırlıktan sonra da yurtdışı ( elbette arap ülkeleri) bir dönem okuma imkanı tanınmaktadır.
sadece istanbul’da 2000 den fazla derslik imam hatiplerde boş kalmaktadır ( 2017). anadolu liselerinde öğretmenler odası bölünerek ek sınıf açılmaktadır oysa.
buraya kadar bir model olduğunu söylemek doğrudur.
hal böyleyken başarı diğer okulların çok gerisinde kalıyor ise onu bu okulda okuyanlara sormalı.
teyzemin oğlu, vaktiyle puanla, -hatta bir zat-ı muhteremle- aynı senelerde bu imamhatipte okumuştur.abla, olanları anlatsam inanmazsın, diye münferit bir kaç olay da anlatmıştır.kendisi köşe kapan bir kimse olmadığından iş bulmakta çok zorlanmış, önce zenginleri lüks otellerde hacca götüren bir tur şirketinde çalışmış ardından da aylarca işsiz kalmıştır.tüm okul tiplerinde olduğu gibi bu okulda da işiniz gücünüz garanti değildir.
devamını gör...
arabesk
arap süsleme üslubu. orijinali fransızca "arabesque" şeklinde olan terimi, haçlı seferleri döneminden itibaren islam sanatını çok daha yakından tanıma fırsatını elde eden avrupalılar, geç orta çağ'da (14. yy.) islam sanatını belirtmek için kullanmaya başlamışlardır. islam görsel sanatlarında iç içe geçmiş bitkisel figürleri ifade eder. osmanlı türkçesi'ne fransızca okunuşundan "arabesk" olarak geçmiştir (daha önce osmanlıda arap sanatı için arapkari (arapişi), şamkari (şamişi) kullanılıyordu).
üslup olarak ise osmanlı’ya 18. yy ikinci yarısı görsel sanatlarda girmeye başlar. 19. yy.da etkisi artar. 20. yy başlarında türk müziğinde de arabesk motifler görülmeye başlar. istanbul’da gösterime giren mısır filmlerinin arapça müzikleri atılarak yerine sadettin kaynak gibi ustalar yeni müzikler yapmıştır. bu müziklerde arap motifleri görülür. örneğin leyla ile mecnun filmindeki “leyla bir özge candır” şarkısı. 50’lerde doğu ve güneydoğudan istanbula göçlerle arabesk müzik istanbulda daha çok dinlenir olur. arabesk diğer müzik türlerine de sirayet eder. çünkü arabesk talep görüyordur. bir rock müzik sanatçısına “neden rocktan arabeske geçtiği” özel bir sohbette sorulunca “çünkü rock dinlenmiyordu, arabesk dinleniyordu” diye cevap verdiğini birinci ağızdan duydum.
üslup olarak ise osmanlı’ya 18. yy ikinci yarısı görsel sanatlarda girmeye başlar. 19. yy.da etkisi artar. 20. yy başlarında türk müziğinde de arabesk motifler görülmeye başlar. istanbul’da gösterime giren mısır filmlerinin arapça müzikleri atılarak yerine sadettin kaynak gibi ustalar yeni müzikler yapmıştır. bu müziklerde arap motifleri görülür. örneğin leyla ile mecnun filmindeki “leyla bir özge candır” şarkısı. 50’lerde doğu ve güneydoğudan istanbula göçlerle arabesk müzik istanbulda daha çok dinlenir olur. arabesk diğer müzik türlerine de sirayet eder. çünkü arabesk talep görüyordur. bir rock müzik sanatçısına “neden rocktan arabeske geçtiği” özel bir sohbette sorulunca “çünkü rock dinlenmiyordu, arabesk dinleniyordu” diye cevap verdiğini birinci ağızdan duydum.
devamını gör...
muhtarların tümü kadın olmalı
bir mahalleye, köye veya yerel yönetimlere verilecek hizmetin bir cinsiyeti olamaz. cinsiyetten bağımsız, ahlaklı ve iyi niyetli insanlara emanet edilmelidir makamlar.
devamını gör...
emevi kralı mervan'ın inşa ettiği mescid i aksa
başlıkta geçenin aksine mescid-i aksa inşa edilmemiştir. çünkü mescid-i aksa bir yapı değildir. 144 dönümlük bir bölgedir. kubbet’üs-sahra mescid-i aksa'nın içinde bulunan sarı kubbeli mabettir. emevi hükümdarı mervan'ın inşa ettirdiği yapı da budur. selahaddin eyyübi'nin kudüs'ü alıncaya kadar geçen sürede müslüman olmayanlar tarafından kullanılmış ve çeşitli değişiklikler yapmışlardır. selahaddin eyyübi ve kanuni sultan süleyman tarafından bakımı ve tamiratı yapılmıştır. (binanın dış yüzeyindeki çiniler kanuni zamanında yapılmıştır.)
ayetle ilgili olarak; bir gece, kendisine bazı âyetlerimizi gösterelim diye kulunu mescid-i harâm’dan çevresini mübarek kıldığımız mescid-i aksâ’ya götüren allah eksikliklerden münezzehtir. o, gerçekten her şeyi işitmekte ve görmektedir. isra 17/1 ayette de görüldüğü üzere; mescid-i aksâ’nın çevresinin mübarek kılındığı bildirilmektedir. çünkü burada hz. muhammed’den hz. îsâ’ya kadar pek çok peygamber gelmiş geçmiş; çoğu burada vefat etmiş ve buraya defnedilmiştir. lahut; insanın ilâhî ve mânevî yönü anlamında bir tasavvuf terimidir. kılması ve mescid-i haram'dan mescid-i aksa'ya götürüldüğünden bahsediliyor. yani iki mekandan bahsediliyor. ayrıca hadis-i şerifte; peygamber muhammed ise mescid-i aksa hakkında şöyle demiştir: "yolculuk ancak şu üç mescid'den birine olur: benim şu mescidime (mescid-i nebevî), mescid-i haram'a ve mescid-i aksa'ya." (müslim, kitâbu'l-hacc, 15/415, 511, 512) bunun lahut olup olmadığına dair bir açıklamama gerek olduğunu sanmıyorum. 3 mescit ifadesi zaten geçiyor. (sırf inkar etmek için hadisi de kabul etmeyenler ortaya çıkacaktır.)
ayrıca dinci aksiyonerler, din kalpazanları ifadesini kullanarak, hakaret ederek ne amaçlanıyor anlamıyorum. muhafazakar islamcı, siyasal islamcı, bilmem o hakaretlerideki insanlar değil, sadece müslümanız. araştırıp okuduğunuzu sanıyorsunuz, müslümanların kendi kafasından uydurduğunu sanıyorsunuz ancak bunu yaftalarken siz aynısını yapıyorsunuz. yarım yamalak başlıkla, yarım yamalak ifadelerle, aksine nasıl bir bilgi varsa onu kullanma mücadelesi içindesiniz.
ayetle ilgili olarak; bir gece, kendisine bazı âyetlerimizi gösterelim diye kulunu mescid-i harâm’dan çevresini mübarek kıldığımız mescid-i aksâ’ya götüren allah eksikliklerden münezzehtir. o, gerçekten her şeyi işitmekte ve görmektedir. isra 17/1 ayette de görüldüğü üzere; mescid-i aksâ’nın çevresinin mübarek kılındığı bildirilmektedir. çünkü burada hz. muhammed’den hz. îsâ’ya kadar pek çok peygamber gelmiş geçmiş; çoğu burada vefat etmiş ve buraya defnedilmiştir. lahut; insanın ilâhî ve mânevî yönü anlamında bir tasavvuf terimidir. kılması ve mescid-i haram'dan mescid-i aksa'ya götürüldüğünden bahsediliyor. yani iki mekandan bahsediliyor. ayrıca hadis-i şerifte; peygamber muhammed ise mescid-i aksa hakkında şöyle demiştir: "yolculuk ancak şu üç mescid'den birine olur: benim şu mescidime (mescid-i nebevî), mescid-i haram'a ve mescid-i aksa'ya." (müslim, kitâbu'l-hacc, 15/415, 511, 512) bunun lahut olup olmadığına dair bir açıklamama gerek olduğunu sanmıyorum. 3 mescit ifadesi zaten geçiyor. (sırf inkar etmek için hadisi de kabul etmeyenler ortaya çıkacaktır.)
ayrıca dinci aksiyonerler, din kalpazanları ifadesini kullanarak, hakaret ederek ne amaçlanıyor anlamıyorum. muhafazakar islamcı, siyasal islamcı, bilmem o hakaretlerideki insanlar değil, sadece müslümanız. araştırıp okuduğunuzu sanıyorsunuz, müslümanların kendi kafasından uydurduğunu sanıyorsunuz ancak bunu yaftalarken siz aynısını yapıyorsunuz. yarım yamalak başlıkla, yarım yamalak ifadelerle, aksine nasıl bir bilgi varsa onu kullanma mücadelesi içindesiniz.
devamını gör...
şekerpare
1983 yapımı atıf yılmaz filmi. turgut özakman'ın "bir şehnaz oyun" adlı tiyatro oyunundan sinemaya uyarlanmış. senaryosu ise yavuz turgul' a ait. oyuncu kadrosu pek hoş.şener şen,ilyas salman, neriman köksal,
şevket altuğ, serra yılmaz, ayşen gruda, yaprak özdemiroğlu, berrin koper ve daha niceleri.
filmde letafet' in * evi çemberimde gül oya ve yaprak dökümü' nden bildiğimiz ev.
filmin konusu ise şöyle: karısnın beybabası sayesinde serkumandan olan rüşvetçi ziver bey, beybabanın evlatlığını hamile bırakır. sorunu çözmek için karakolun saf, temiz, namuslu bekçisi cumali'yi kandıran ziver bey , evlatlıkla bekçiyi evlendirmek ister. daha önce kimseyle birlikte olmamış bekçiyi ziver bey' in yardakçısı hurşit letafet' in evine * götürür. evde şekerpare'yi gören cumali ilk görüşte ona aşık olur. verdiği sözle aşkının arasında kalan cumali' nin çırpınışları film boyunca devam eder.
şener şen o kadar mükemmel oynamıştır ki filmde bence diğer herkesi gölgede bırakmıştır. mükemmel bir sistem eleştirisi, nokta atışı birçok tespit var filmde. dönemin çarpık yapısı komediyle çok güzel harmanlanmış, ben özellikle berrin koper' in repliklerini çok seviyorum. ayrıca nezarethane sahnesinde bir iki dakikalığına macit koper de oynamıştır. velhasılı kelam on numara filmdir. benim favori türk filmlerin arasındadır.
şevket altuğ, serra yılmaz, ayşen gruda, yaprak özdemiroğlu, berrin koper ve daha niceleri.
filmde letafet' in * evi çemberimde gül oya ve yaprak dökümü' nden bildiğimiz ev.
filmin konusu ise şöyle: karısnın beybabası sayesinde serkumandan olan rüşvetçi ziver bey, beybabanın evlatlığını hamile bırakır. sorunu çözmek için karakolun saf, temiz, namuslu bekçisi cumali'yi kandıran ziver bey , evlatlıkla bekçiyi evlendirmek ister. daha önce kimseyle birlikte olmamış bekçiyi ziver bey' in yardakçısı hurşit letafet' in evine * götürür. evde şekerpare'yi gören cumali ilk görüşte ona aşık olur. verdiği sözle aşkının arasında kalan cumali' nin çırpınışları film boyunca devam eder.
şener şen o kadar mükemmel oynamıştır ki filmde bence diğer herkesi gölgede bırakmıştır. mükemmel bir sistem eleştirisi, nokta atışı birçok tespit var filmde. dönemin çarpık yapısı komediyle çok güzel harmanlanmış, ben özellikle berrin koper' in repliklerini çok seviyorum. ayrıca nezarethane sahnesinde bir iki dakikalığına macit koper de oynamıştır. velhasılı kelam on numara filmdir. benim favori türk filmlerin arasındadır.
devamını gör...
üç kelimede türkiye
patinaj yapan ülke.
devamını gör...
türklerin domuz eti yememesi
domuzu haram diye yemezler
haramı domuz gibi yerler.
bu kadar kısa ve net.
haramı domuz gibi yerler.
bu kadar kısa ve net.
devamını gör...
yeterince hissetmemek
kaygı, stres ve heyecanın yoğun yaşanmasından da kaynaklanabilen durum. henüz gerçekleşmemiş ancak gerçekleşmesi muhtemel bir şey için öncesinde o kadar çok kaygılanırız ve stres altında oluruz ki; o şey gerçekleştiğinde beklediğimiz kadar kötü hissetmeyiz. çünkü öncesinde zaten o anın tüm stresini devamlı düşünerek/kaygılanarak tüketmiş oluruz. belki bu noktada kendimizi en kötüsüne hazırlayıp onunla karşılaşmamanın verdiği bir rahatlık da yaşıyor olabiliriz. örneğin; önemli bir sınava gireceğiz. sınav anına kadar çok yoğun stres yaşadığımızda aslında bir yandan da bununla baş etmeyi öğreniyoruz. ben bunu bir yıl boyunca yaşadım. sınav anında bir baktım gayet sakin ve kontrollüyüm.
şimdi böyle söyleyince kaygı bozukluğunu övüyormuşum gibi oldu ama insanı gerçekten çok yıpratan bir süreç. belki yalnızca son noktada işe yaradığını söyleyebilirim.
bir de işin pozitif duyguları yeterince hissedememe yanı var. aynı mantıkla; bir şey gerçekleşmeden önce ona yüklenen büyük anlamlar ve düşüne düşüne tüketilen heyecan/mutluluk da insanı aynı hissizliğe götürebilir.
şimdi böyle söyleyince kaygı bozukluğunu övüyormuşum gibi oldu ama insanı gerçekten çok yıpratan bir süreç. belki yalnızca son noktada işe yaradığını söyleyebilirim.
bir de işin pozitif duyguları yeterince hissedememe yanı var. aynı mantıkla; bir şey gerçekleşmeden önce ona yüklenen büyük anlamlar ve düşüne düşüne tüketilen heyecan/mutluluk da insanı aynı hissizliğe götürebilir.
devamını gör...
sözlüğün ekşimeye başlaması
bana anketçilerden gına geldi. ben de yapıyorum ama 10 tanımımın 10'u da anket değil. akışta ilk 5 başlık neredeyse her zaman anket başlığı oluyor.
devamını gör...
şimdiye kadar hiç kimsenin güllü lokum yerken ölmemiş olduğu gerçeği
az önce knut hamsun'un açlık kitabını okurken aklıma gelen düşünce.
bilen bilir, mezarlıklar müdürlüğünde işçiyim. günde nereden baksan 15-20 cenaze gelir önce sisteme geçirir, sonra yıkar sonra mezar eşip merhumu defnederiz.
hani derler ya sattığın malı bileceksin. arıcı sattığı balı bilir, terzi atlas kumaş nedir, hangi ketenin evsafı iyidir bilir, doktor hastasını muayene eder hiç değilse ve bilir...
bizler de gelen naaşları sorguluyoruz. birçok ölüm nedeniyle karşı karşıya geliyoruz. yaralama, boğulma, çatışma...
fakat fark ettim ki, aralarında hiçbiri güllü lokum yerken ölmemiş? nasıl olabilir yahu? nasıl?
bakın bugün worldometers istatistik sitesinde 152 bin kişinin rahmetli olduğu belirtiliyor. hadi diyelim ki bunlardan 100 bini eceliyle ölmüş olsun, geriye kalan 52 binin 30 bini de hastalık, kaza, cinayet vs. gibi sebeplerden ölsün. kalır sana 22 bin kişi. bu 22 bin kişinin tamamı potansiyel olarak güllü lokum yerken ölme adayıdır. ayrıca yine aynı sitede gördüğümüz bugün dünyaya gözlerini açan dünyalı sayısı 211 bin... bunlar da potansiyel olarak güllü lokum kurbanı olabilir.
peki istatistiklerde bulamadık diyelim. peki veritabanları?
yine bulamıyoruz. hiçbir veritabanında güllü lokum yerken öldüğü bilgisine yer verilmemiş. yani birçok kanalda "boğazına kaçan bir şeyden ötürü falanca saatte ex olmuştur" diye ifade geçiyorlar. aradığımız bu değil, bilakis yerken ölmeli.
araştırmalarıma devam ettim. internetin derin katmanı olan deep web'e girmekte karar kıldım. burada bilenler bilir istihabarat siteleri vardır. lanet olası federallere yakalanmamak için internetimin proxy ayarlarını değiştirdim. bu arada aklıma unuttuğum bir husus geldi ve oturduğum koltuktan yıldırım gibi fırlayarak yanlışlıkla elimdeki jack daniels blue label viskimi yerlere döktüm. yerlere paspas atarak hemen pc başına geçip akşamdan hazırladığım 6'lı kuponumu doldurdum. sağlam oran yaptık anasını satim, jokey muharrem abi rochester "son ayakta birinci gelmezse kasaba satıcam bu namıssızı ehhehe" demişti dalga geçerek, umarım yarınki ayakta kazanır, annemin emekli maaşının tamamını yatırdım anasını satim büyük girdik öyle böyle değil.
neyse deep web'te de istihbarat sitelerinde arşivleri karıştırdım. çıkan sonuçlar genelde "viski içerken ölenler, yemek yarışmasına katılıp ölenler" gibi basit şeylerdi. burada da bulamadım. yok ulan yok.
artık kabul etmeliyim. çünkü bir acı gerçekle yüzleşmek için, öncelikle kabul etmek gereklidir. inkar, öfke, pazarlık ve depresyon evrelerini aşmıştım. son evreye geldim, kabullenmeye.
bu acı gerçekten sizin de haberiniz olsun istedim, başınızı ağrıttımsa affola dostlar.
bilen bilir, mezarlıklar müdürlüğünde işçiyim. günde nereden baksan 15-20 cenaze gelir önce sisteme geçirir, sonra yıkar sonra mezar eşip merhumu defnederiz.
hani derler ya sattığın malı bileceksin. arıcı sattığı balı bilir, terzi atlas kumaş nedir, hangi ketenin evsafı iyidir bilir, doktor hastasını muayene eder hiç değilse ve bilir...
bizler de gelen naaşları sorguluyoruz. birçok ölüm nedeniyle karşı karşıya geliyoruz. yaralama, boğulma, çatışma...
fakat fark ettim ki, aralarında hiçbiri güllü lokum yerken ölmemiş? nasıl olabilir yahu? nasıl?
bakın bugün worldometers istatistik sitesinde 152 bin kişinin rahmetli olduğu belirtiliyor. hadi diyelim ki bunlardan 100 bini eceliyle ölmüş olsun, geriye kalan 52 binin 30 bini de hastalık, kaza, cinayet vs. gibi sebeplerden ölsün. kalır sana 22 bin kişi. bu 22 bin kişinin tamamı potansiyel olarak güllü lokum yerken ölme adayıdır. ayrıca yine aynı sitede gördüğümüz bugün dünyaya gözlerini açan dünyalı sayısı 211 bin... bunlar da potansiyel olarak güllü lokum kurbanı olabilir.
peki istatistiklerde bulamadık diyelim. peki veritabanları?
yine bulamıyoruz. hiçbir veritabanında güllü lokum yerken öldüğü bilgisine yer verilmemiş. yani birçok kanalda "boğazına kaçan bir şeyden ötürü falanca saatte ex olmuştur" diye ifade geçiyorlar. aradığımız bu değil, bilakis yerken ölmeli.
araştırmalarıma devam ettim. internetin derin katmanı olan deep web'e girmekte karar kıldım. burada bilenler bilir istihabarat siteleri vardır. lanet olası federallere yakalanmamak için internetimin proxy ayarlarını değiştirdim. bu arada aklıma unuttuğum bir husus geldi ve oturduğum koltuktan yıldırım gibi fırlayarak yanlışlıkla elimdeki jack daniels blue label viskimi yerlere döktüm. yerlere paspas atarak hemen pc başına geçip akşamdan hazırladığım 6'lı kuponumu doldurdum. sağlam oran yaptık anasını satim, jokey muharrem abi rochester "son ayakta birinci gelmezse kasaba satıcam bu namıssızı ehhehe" demişti dalga geçerek, umarım yarınki ayakta kazanır, annemin emekli maaşının tamamını yatırdım anasını satim büyük girdik öyle böyle değil.
neyse deep web'te de istihbarat sitelerinde arşivleri karıştırdım. çıkan sonuçlar genelde "viski içerken ölenler, yemek yarışmasına katılıp ölenler" gibi basit şeylerdi. burada da bulamadım. yok ulan yok.
artık kabul etmeliyim. çünkü bir acı gerçekle yüzleşmek için, öncelikle kabul etmek gereklidir. inkar, öfke, pazarlık ve depresyon evrelerini aşmıştım. son evreye geldim, kabullenmeye.
bu acı gerçekten sizin de haberiniz olsun istedim, başınızı ağrıttımsa affola dostlar.
devamını gör...
sözlük yazarlarının çocuklarına vermek istedikleri isimler
çok zor bir soru ama 'hazar' koyardım.
tanım: tek bir çocuğumuz olsa ismini ne koyardık sorusuna cevap verdiğimiz başlıktır.
tanım: tek bir çocuğumuz olsa ismini ne koyardık sorusuna cevap verdiğimiz başlıktır.
devamını gör...
tavuk dönercinin tek dürüm mü çift dürüm mü diye sorması
lavaştır o, dürüm olsa duramazdın.
devamını gör...
eski kafa radyo yayını
mavi ışıklar'dan ankara rüzgarı şarkısını bana hediye eden*; sayın gomercan'la birlikte sevgili masterpiece için elvis presley hediye edebilmemize olanak sağlayan radyo yayınıdır.
pek bi teşekkürler sayın yayıncımıza ve yazarımıza*.
pek bi teşekkürler sayın yayıncımıza ve yazarımıza*.
devamını gör...

