tek cümlelik korku hikayesi
dolar 8,44.
devamını gör...
sözlük yazarlarının favori normal sözlük yazarları
yine giremediğim bir liste. zaten bugünden sonra girsem girsem en antipatik yazarlar listesine girerim. ben biraz ağlıçam izninizle.
devamını gör...
aile evindeki saçma kurallar
duvarlarına harç yerine kural, tuğla yerine tembih kullanılan evdir.
kız çocuğuysan, evin tüm işleri senden sorulur. tüm kurallar sana uygulanır. kuralları saymıyorum, çünkü buna ömrüm yetmez.
kız çocuğuysan, evin tüm işleri senden sorulur. tüm kurallar sana uygulanır. kuralları saymıyorum, çünkü buna ömrüm yetmez.
devamını gör...
nazım hikmet ran
tam 58 yıldır şiirler nazım 'sız.
" bir gün bensizlik çalar kapını.
benli dünleri düşünür, avunursun...
sanma ki yalanlar içinde, ben gibi bir
doğru bulursun."
nazım hikmet
" bir gün bensizlik çalar kapını.
benli dünleri düşünür, avunursun...
sanma ki yalanlar içinde, ben gibi bir
doğru bulursun."
nazım hikmet
devamını gör...
melancholia
2011 çıkışlı bir lars von trier filmi. başrollerini kirsten dust ve charlotte gainsbourg paylaşmıştır. insanı gerim gerim geren bir film. konusunu pek anlatmaya gerek yok. ismi zaten gereken her şeyi söylüyor.
bu tarz filmleri sevenler için kaçırılmaması gereken bir film. oyunculuklar çok başarılı. yansıtılmak istenen duyguyu tam anlamıyla yansıtıyorlar. 7.5/10.
bu tarz filmleri sevenler için kaçırılmaması gereken bir film. oyunculuklar çok başarılı. yansıtılmak istenen duyguyu tam anlamıyla yansıtıyorlar. 7.5/10.
devamını gör...
havada cinsel ilişkiye girmek
(bkz: moderatör alım kriterleri)
devamını gör...
modern zamanın mutlulukları
alınan beğeniler, gelen takipler
devamını gör...
celal şengör
nobel alsa rahatlayacak bilim insanı.
ben kendisini az çok anlayabiliyorum. neden böyle kibirli olduğunu... siz bu adam gibi olsanız sanırım çoktan intihar ederdiniz belki de.
öyle bir adam düşünün ki daha öğrenciyken kendisine ofis tahsis ediliyor, hayvani sayıda yayın yaptığı için. hatta okulun öğrencileri isyan ediyor kıskançlıktan. sonra da bu öğrencilere "siz de bu kadar yayın size de ofis tahsis edelim" diyorlar, konu orada kapanıyor.
şimdi böyle elit bir adam ne ister? çok kişi tarafından bilinmek, el üstünde tutulmak ister. "ben bilim için yapıyorum bunları hacı, el üstünde tutulmaya ihtiyacım yok" diyen adam yalan söylüyordur. insanız hepimiz, melek gibi duygulardan arındırılmış değiliz. elbette ki devreye ego girecek. örneğin çok başarılı gitaristler kendilerini tanrı olarak görür hepsi de "biz müziği seviyoruz, şan şöhret umurumuzda değil" dese de alttan alttan aslında kendilerini tanrı olarak gördüklerini de davranışlarıyla yansıtırlar. ritchie blackmore'u bilen dediklerimi anlamıştır zaten.
peki dünyadaki en elit ödül nedir? nobel.
itiraz edenler, "ama bilimdeki tek ödül o değil" diyenler olacaktır. ama bir düşünün nobel ödüllü bir fizikçi mi daha bir havalıdır yoksa adı sanı duyulmamış (halk tarafından elbette, yoksa bilimle uğraşanlar bilir bu ödüllerin anlamını) bir ödülü alan insan mı?
kısıtlı bir psikoloji bilgimle bu adamın içten içe nobel alan türk bilim insanlarını da kıskandığını düşünüyorum. "neden bir aziz sancar olamadım" diye içten içe üzülüyordur eminim.
neyse celalcim, kendine çok iyi bakıyorsun; öpüyorsun. hayvani bir kafan var, çok da takma her şeyi.
ben kendisini az çok anlayabiliyorum. neden böyle kibirli olduğunu... siz bu adam gibi olsanız sanırım çoktan intihar ederdiniz belki de.
öyle bir adam düşünün ki daha öğrenciyken kendisine ofis tahsis ediliyor, hayvani sayıda yayın yaptığı için. hatta okulun öğrencileri isyan ediyor kıskançlıktan. sonra da bu öğrencilere "siz de bu kadar yayın size de ofis tahsis edelim" diyorlar, konu orada kapanıyor.
şimdi böyle elit bir adam ne ister? çok kişi tarafından bilinmek, el üstünde tutulmak ister. "ben bilim için yapıyorum bunları hacı, el üstünde tutulmaya ihtiyacım yok" diyen adam yalan söylüyordur. insanız hepimiz, melek gibi duygulardan arındırılmış değiliz. elbette ki devreye ego girecek. örneğin çok başarılı gitaristler kendilerini tanrı olarak görür hepsi de "biz müziği seviyoruz, şan şöhret umurumuzda değil" dese de alttan alttan aslında kendilerini tanrı olarak gördüklerini de davranışlarıyla yansıtırlar. ritchie blackmore'u bilen dediklerimi anlamıştır zaten.
peki dünyadaki en elit ödül nedir? nobel.
itiraz edenler, "ama bilimdeki tek ödül o değil" diyenler olacaktır. ama bir düşünün nobel ödüllü bir fizikçi mi daha bir havalıdır yoksa adı sanı duyulmamış (halk tarafından elbette, yoksa bilimle uğraşanlar bilir bu ödüllerin anlamını) bir ödülü alan insan mı?
kısıtlı bir psikoloji bilgimle bu adamın içten içe nobel alan türk bilim insanlarını da kıskandığını düşünüyorum. "neden bir aziz sancar olamadım" diye içten içe üzülüyordur eminim.
neyse celalcim, kendine çok iyi bakıyorsun; öpüyorsun. hayvani bir kafan var, çok da takma her şeyi.
devamını gör...
ekonomik kriz
ekonominin temel yapı taşları olarak kabul edilen mal, hizmet, üretim, döviz fiyatları üzerinde kabul edilebilir seviyelerin ötesinde yaşanan şiddetli dalgalanmalara ekonomik kriz adı verilmektedir.
devamını gör...
mansur yavaş’ın tüm makam araçlarını satma kararı
akp'li belediyelerdeki/kurumlardaki "makam sahibi" şahıslar da neden bana y marka araba yolladınız ancak x marka araba benim totoma layık olabilir diye ortalığı ayağa kaldırıyor. aradaki fark işte görüldüğü üzere. anlatmaya gerek yok.
devamını gör...
pandemide yitirilen insan ilişkileri
yitirileceği vardır. ben en yakın arkadaşlarımla kaç yıl uzaktan arkadaşlık ettim, kimi okul arkadaşımla skype whatsapp üzerinden yakınlaştım. insan ilişkileri emek ister. ondandır ki karşı taraf niyet etmiyorsa en güzeli hiç zorlanmaması.
devamını gör...
seri oylamanın sözlüğe zarar verdiği gerçeği
sinirlama getirilmesini desteklemiyorum ama seri begeni yerine, ben de okuyarak begenilmesinden mutlu oluyorum. kendim de okumadan begeni ve favori butonlarina hic basmiyorum.
devamını gör...
cinsiyetçi başlıklara prim vermemek
artık sözlüklerde özellikle de kafa sözlük'te yapılması gerekendir. ekşi'de böyle başlıklara da doyduk verilen tepkilere de. yepyeni bir sözlüğe neden bunların taşınmaya çalışıldığını anlamıyorum. kimse tepki entrysi girmesin ve bu saçmalık sol frame'de görünmeden bitsin artık.
devamını gör...
william pitt
babası chatham kontu 'yaşlı' william pitt'den ayırt edebilmek için genellikle 'genç' william pitt olarak bilinir. ingiltere'nin en genç başbakanıdır. 14 yaşında cambridge'e kabul edilen pitt,24 yaşında ingiltere başbakanlığı koltuğuna oturmuş ve oldukça uzun bir süre(yirmi yıldan fazla) bu koltukta kalmıştır. kendisi oldukça meşhur bir tarihsel kişiliktir.elbette bunun sebebi başbakanlık yaptığı dönemde birçok önemli sorunla karşı karşıya gelmiş olmasıdır.osmanlı tarihinden aşina olduğumuz ünlü 'denge siyaseti'nin fikir babasıdır.genç william pitt, ingiltere tarihinin en güçlü yöneticilerinden biri olarak anılmaktadır.
genç william pitt'in küçük yaşlardan beri ciddi sağlık sorunları vardı.bu durum tüm hayatı boyunca yaşam kalitesini bozmuş,genç yaşta da ölümüne sebep olmuştur.
genç william pitt'in küçük yaşlardan beri ciddi sağlık sorunları vardı.bu durum tüm hayatı boyunca yaşam kalitesini bozmuş,genç yaşta da ölümüne sebep olmuştur.
devamını gör...
yazarların yazdığı hikayeler
sabahtan akşama kadar hayatımı yazıyorum. sonrada yazdıklarımı oynuyorum sahneye çıkıp.
devamını gör...
ekşi sözlük'ün entry yorumu özelliği
aman buralara öyle şeyler gelmesin, biz formata sadık kalalım dediğim özelliktir.
devamını gör...
kırmızı pancar salatası
kırmızı pancarımızı rendeleyip biraz zeytinyağı ile kavuruyoruz. ardından ılımaya bırakıyor, ılıdıktan sonra sarımsaklı yoğurtla buluşturuyoruz. üstüne biraz tuz ekleyip sunuma hazır hale getiriyoruz. afiyet olsun köftehorlar.
devamını gör...
sen hiç ateşböceği gördün mü
öncelikle konu için iki ayrı başlık açılmış. umarım mod’lar bunları birleştirirler.
tiyatrosunu izlemiş olanların, beğenmediği filmdir. galiba, zannumca, sanursam.
filme gelelim;
senaryosunu yılmaz erdoğan’ın yönetmenliğini andaç haznedaroğlu’nun üstendiği film; türkiye’nin 1950 sonrasından bugünlere uzanan bir kesitini aktarıyor.
dünyada değişimin en hızlı yaşandığı bir dönemi, bir sinema filmine aktarmak zordur. ancak bunu iyi yapabilen örnekler de çoktur. öncelikle filmin en büyük sorunu, bizim sözlüğün sorunu ile aynı olduğunu belirteyim. “akış“ ben boşuna sol frame’den şikayet etmiyorum.
filmin akışında bir sorun olduğunu düşünüyorum. açıkcası ben izlerken sıkıldım. bir diğer konu ise filmde müzik yok. yani bildiğin yok! bazı sahnelerde altta çalan fonlar hem alakasız hem başarısız. konu geçişleri kopuk, espiriler iyi satılamamış, dönemi anlatan dekor fazla abartılı. o kadar ki gerçekçilikten uzak, masala yakın.
beğenenler olmuştur. sonuçta sinema biraz da zevk meselesi.
bence yılmaz erdoğan kendi dönüşümünü anlatan bir film yapsa daha iyi olur. eminim çok güleriz. bu şahsiyetsiz herifi hiç sevmem. nedeni ise, ilk çıktığı dönemde sırtını ülkenin sol cenahına yaslamış, buradan aldığı destekle bir yerlere gelmiş ancak akp dönemi ile kafka’ya bile taş çıkartacak bir dönüşüm yaşamış, sanatçı muhalif kişiliğinden, paranın yeşiline doğru “eğilmiş” olmasıdır.
tiyatro oyunundan eksiltilen sahneler olduğu kadar, yeni eklenen durumlarda var. ancak bu tersine “dönüşmüş” herif, son yaptığı işlerde özellikle sol görüşlü karakterleri doğru yansıtmak yerine, karikatürize etmeyi seçmiştir. biri bu dangalaya 68 kuşağının ne olduğunu anlatmalı. bu insanlar hayatlarını verdiler ya! senin gibi akp’ye seks pozisyonu vermediler.
sağlam kişiliği olmayan, kıçı başı ayrı oynayan bu tipleri sevmiyorum. filmi izlediğim içinde kendimden özür diliyorum.
sizlere iyi seyirler.
tiyatrosunu izlemiş olanların, beğenmediği filmdir. galiba, zannumca, sanursam.
filme gelelim;
senaryosunu yılmaz erdoğan’ın yönetmenliğini andaç haznedaroğlu’nun üstendiği film; türkiye’nin 1950 sonrasından bugünlere uzanan bir kesitini aktarıyor.
dünyada değişimin en hızlı yaşandığı bir dönemi, bir sinema filmine aktarmak zordur. ancak bunu iyi yapabilen örnekler de çoktur. öncelikle filmin en büyük sorunu, bizim sözlüğün sorunu ile aynı olduğunu belirteyim. “akış“ ben boşuna sol frame’den şikayet etmiyorum.
filmin akışında bir sorun olduğunu düşünüyorum. açıkcası ben izlerken sıkıldım. bir diğer konu ise filmde müzik yok. yani bildiğin yok! bazı sahnelerde altta çalan fonlar hem alakasız hem başarısız. konu geçişleri kopuk, espiriler iyi satılamamış, dönemi anlatan dekor fazla abartılı. o kadar ki gerçekçilikten uzak, masala yakın.
beğenenler olmuştur. sonuçta sinema biraz da zevk meselesi.
bence yılmaz erdoğan kendi dönüşümünü anlatan bir film yapsa daha iyi olur. eminim çok güleriz. bu şahsiyetsiz herifi hiç sevmem. nedeni ise, ilk çıktığı dönemde sırtını ülkenin sol cenahına yaslamış, buradan aldığı destekle bir yerlere gelmiş ancak akp dönemi ile kafka’ya bile taş çıkartacak bir dönüşüm yaşamış, sanatçı muhalif kişiliğinden, paranın yeşiline doğru “eğilmiş” olmasıdır.
tiyatro oyunundan eksiltilen sahneler olduğu kadar, yeni eklenen durumlarda var. ancak bu tersine “dönüşmüş” herif, son yaptığı işlerde özellikle sol görüşlü karakterleri doğru yansıtmak yerine, karikatürize etmeyi seçmiştir. biri bu dangalaya 68 kuşağının ne olduğunu anlatmalı. bu insanlar hayatlarını verdiler ya! senin gibi akp’ye seks pozisyonu vermediler.
sağlam kişiliği olmayan, kıçı başı ayrı oynayan bu tipleri sevmiyorum. filmi izlediğim içinde kendimden özür diliyorum.
sizlere iyi seyirler.
devamını gör...
bana soğuk bir yer söyle
unutmayın ki ankara şehriyle ünlü bir soğuktur.
devamını gör...