şeyh bedreddin
"hep bir ağızdan türkü söyleyip
hep beraber sulardan çekmek ağı,
demiri oya gibi işleyip hep beraber
hep beraber sürebilmek toprağı
ballı incirleri yiyebilmek hep beraber
yârin yanağından gayri her şeyde
her yerde
hep beraber
diyebilmek için
on binler verdi sekiz binini..." *
nefret ve kan kustular. ağızlarından zehirli salyalar akıttılar. olmayanı oldurdular. börklüce'nin boynunu vurdular!
iftira ve yalan egemenlerin iktidarının harcıdır. bu harç daha sağlam bir hale bürünebilmek için kendisine destek noktaları arar. meşru olduğunu ispatlayabilmek içinde mukaddesi kullanır…
bu öyle illet bir dayanışmadır ki, mazdek’in de babek’in de, bedreddin'inde mahvına zemin hazırlamıştır.
kâfirler… sapkınlar… yoldan çıkmışlar… bu ittifakın marifetiyle, itinayla dize getirilir(!)
önce bir yalan rüzgârı yaratılır. bunun için ebu–suud gibiler kullanılır…
fetvalar birbirini izler. aşağılaşırlar, çirkinleşirler, kendi pisliklerini, rezilliklerini, örtbas edebilmek için bedreddin ve yoldaşlarını karalarlar.
simavnalu taifesinden bir bölük insan şarap içip izinle birbirlerinin eşlerine tasarruf ederler! hepsinin katli vaciptir!
yarin yanağından gayri her şey de, her yer de hep beraber diyenler için reva görülen şey; böyle bir rezilliğin onların üzerine bulaştırılmasıdır!
yalandır! ama yalanlardan gerçekler yaratanlar için de biçilmiş kaftandır.
vurdukları kelleler kâfi gelmemiş, kırdıkları binler azgınlıklarını dindirmemiş, attıkları çamur sayesinde günümüze kadar aynı nefreti ve iğrençliği körüklemişlerdir!
börklüce, bedreddin'den öğrendiklerini şöyle özetler;
“ben senin evinde kendi evim gibi oturabilmeyim, sen benim eşyamı kendi eşyan gibi kullanabilmelisin. kadınlar hariç bunların hepsi hepimiz içindir ve hepimizin ortak malıdır”
ve bir bizanslı tarihçi, o dönemin anadolu’su için şunları yazar;
“o günlerde iyon körfezinin girişinde bulunan ve halk ağzında stylarion denilen dağlarda cahil ve köylü bir türk ortaya çıktı. bu dağlar sakız adasının karşısında bulunurlar. türklere gönüllü yoksulluğu vaaz ediyor ve kadınlar dışında, yiyecek, giyecek, koşum hayvanları ve tarım aletleri gibi her şeyin ortak olması gerektiğini öğretiyordu. ‘ben senin evini barkını’ diyordu, ‘benimki gibi kullanmalıyım, sen de benimkini kendi malınmış gibi kullan; kadınlar hariç’ diyordu”.
ibni arapşah , idrisi bitlisi , aşık paşazade , bali efendi ve en nihayetinde mahmud hüdayi’de aynı oyunun kirli maşaları oldular…
hepsini topladığınızda bir ducas etmemeleri bu yüzdendir!
düşüncelerin temeli bedreddin'se… isyanın adı börklücedir…
ve onun üzerine yürüdüler… 8 bin can yere düştü… geri kalanlar derdest...
egemeni kutsayan rezil bir panayır alanına dönüştü ayasluğ!
savaş alanında ayakta kalanların başları, bu kanlı panayırın eğlencesi oldu…
bir bir toprağa düştüler! haykırışlar… bağırışlar…
börklüce’yi kollarından bir deveye bağladılar! çarmıha gerdiler…
belki de bundandır devenin boynunun eğri olması, insan olamayanlar utançlarını ona yüklemişlerdir. kim bilir…
uzuvlar yine ve yeniden sokaklarda gezdirildi… ibret-i alem! bak, gör ve ders al! kâfir olma!
bir zamanlar babek’in kanlı yüzüne ant içenlerin kanlarını içtiler bir çırpıda!
doymadılar… zaten asla doymazlar…
nasıl ki babek yoldaşlarına güvenmişti, bedreddin de aynısını yaptı.
bedreddinin yoldaşları arasına sızan cihan padişahının kara yağız neferleri, onu çadırında punduna getirdiler.
serez’de bir ağaç bedreddin'in cansız bedenine yoldaş oldu…
ve o ağaçta tomurcuk açtı bedreddin destanı…
tüm yalanlara, tüm çarpıtmalara, tüm rezilliklere inat…
bize halimizce bedreddin olmamızı, ebu–suud’ların karşısına dikilmemizi öğütledi…
bu öğüde asla halel getirmedik...
hep beraber sulardan çekmek ağı,
demiri oya gibi işleyip hep beraber
hep beraber sürebilmek toprağı
ballı incirleri yiyebilmek hep beraber
yârin yanağından gayri her şeyde
her yerde
hep beraber
diyebilmek için
on binler verdi sekiz binini..." *
nefret ve kan kustular. ağızlarından zehirli salyalar akıttılar. olmayanı oldurdular. börklüce'nin boynunu vurdular!
iftira ve yalan egemenlerin iktidarının harcıdır. bu harç daha sağlam bir hale bürünebilmek için kendisine destek noktaları arar. meşru olduğunu ispatlayabilmek içinde mukaddesi kullanır…
bu öyle illet bir dayanışmadır ki, mazdek’in de babek’in de, bedreddin'inde mahvına zemin hazırlamıştır.
kâfirler… sapkınlar… yoldan çıkmışlar… bu ittifakın marifetiyle, itinayla dize getirilir(!)
önce bir yalan rüzgârı yaratılır. bunun için ebu–suud gibiler kullanılır…
fetvalar birbirini izler. aşağılaşırlar, çirkinleşirler, kendi pisliklerini, rezilliklerini, örtbas edebilmek için bedreddin ve yoldaşlarını karalarlar.
simavnalu taifesinden bir bölük insan şarap içip izinle birbirlerinin eşlerine tasarruf ederler! hepsinin katli vaciptir!
yarin yanağından gayri her şey de, her yer de hep beraber diyenler için reva görülen şey; böyle bir rezilliğin onların üzerine bulaştırılmasıdır!
yalandır! ama yalanlardan gerçekler yaratanlar için de biçilmiş kaftandır.
vurdukları kelleler kâfi gelmemiş, kırdıkları binler azgınlıklarını dindirmemiş, attıkları çamur sayesinde günümüze kadar aynı nefreti ve iğrençliği körüklemişlerdir!
börklüce, bedreddin'den öğrendiklerini şöyle özetler;
“ben senin evinde kendi evim gibi oturabilmeyim, sen benim eşyamı kendi eşyan gibi kullanabilmelisin. kadınlar hariç bunların hepsi hepimiz içindir ve hepimizin ortak malıdır”
ve bir bizanslı tarihçi, o dönemin anadolu’su için şunları yazar;
“o günlerde iyon körfezinin girişinde bulunan ve halk ağzında stylarion denilen dağlarda cahil ve köylü bir türk ortaya çıktı. bu dağlar sakız adasının karşısında bulunurlar. türklere gönüllü yoksulluğu vaaz ediyor ve kadınlar dışında, yiyecek, giyecek, koşum hayvanları ve tarım aletleri gibi her şeyin ortak olması gerektiğini öğretiyordu. ‘ben senin evini barkını’ diyordu, ‘benimki gibi kullanmalıyım, sen de benimkini kendi malınmış gibi kullan; kadınlar hariç’ diyordu”.
ibni arapşah , idrisi bitlisi , aşık paşazade , bali efendi ve en nihayetinde mahmud hüdayi’de aynı oyunun kirli maşaları oldular…
hepsini topladığınızda bir ducas etmemeleri bu yüzdendir!
düşüncelerin temeli bedreddin'se… isyanın adı börklücedir…
ve onun üzerine yürüdüler… 8 bin can yere düştü… geri kalanlar derdest...
egemeni kutsayan rezil bir panayır alanına dönüştü ayasluğ!
savaş alanında ayakta kalanların başları, bu kanlı panayırın eğlencesi oldu…
bir bir toprağa düştüler! haykırışlar… bağırışlar…
börklüce’yi kollarından bir deveye bağladılar! çarmıha gerdiler…
belki de bundandır devenin boynunun eğri olması, insan olamayanlar utançlarını ona yüklemişlerdir. kim bilir…
uzuvlar yine ve yeniden sokaklarda gezdirildi… ibret-i alem! bak, gör ve ders al! kâfir olma!
bir zamanlar babek’in kanlı yüzüne ant içenlerin kanlarını içtiler bir çırpıda!
doymadılar… zaten asla doymazlar…
nasıl ki babek yoldaşlarına güvenmişti, bedreddin de aynısını yaptı.
bedreddinin yoldaşları arasına sızan cihan padişahının kara yağız neferleri, onu çadırında punduna getirdiler.
serez’de bir ağaç bedreddin'in cansız bedenine yoldaş oldu…
ve o ağaçta tomurcuk açtı bedreddin destanı…
tüm yalanlara, tüm çarpıtmalara, tüm rezilliklere inat…
bize halimizce bedreddin olmamızı, ebu–suud’ların karşısına dikilmemizi öğütledi…
bu öğüde asla halel getirmedik...
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin'i bir görsel ile anlat
kendisi kuzenim olur . bizde sünnet fotoğrafı var ama büyüğüm yayınlamayacağım .
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
-evladım bir derdin mi var?
-bir derdim var ama bin dermana değişmem.*
-aman maşallah! aşık mısın?
-sorma...
-yat kalk şükret. ya olmasaydın?
-doğru, o daha kötü.
-hem de ne kötü.
...
-marifet leyla'da değil evladım, mecnun olduktan sonra leyla'yı bulması kolay. hadi hayra karşı.
-ulan gece gece bi mistik hikaye yaşamadığımız kalmıştı, onu da yaşadık.
[poyraz karayel 'den.]
-bir derdim var ama bin dermana değişmem.*
-aman maşallah! aşık mısın?
-sorma...
-yat kalk şükret. ya olmasaydın?
-doğru, o daha kötü.
-hem de ne kötü.
...
-marifet leyla'da değil evladım, mecnun olduktan sonra leyla'yı bulması kolay. hadi hayra karşı.
-ulan gece gece bi mistik hikaye yaşamadığımız kalmıştı, onu da yaşadık.
[poyraz karayel 'den.]
devamını gör...
influencer
instagram’da bulunan fazla takipçili trendyol çalışanları.
devamını gör...
obi-wan kenobi
başlığa ilk yazan bendim, ancak daha sonra hiçbir şey yazmamıştım. tam karar verebilmek için finali izlemeyi beklemiştim çünkü. dün gece itibariyle finali de izledim ve kararımı verdim, olmamış bu hacı. the mandalorian kadar olamamış. yani yapmanız gereken şey sadece hardcore fanlara biraz masturbasyonluk malzeme vermekti, beğenecektik. ama biraz fazla saçmaladılar.
öncelikle dizi güzel başladı, fazla yavaş ama zaten aksiyon filmi niyetine izlemedik. yavaş olması problem değildi ancak karakter gelişimine daha fazla önem verseler daha iyiydi. ben pek anlamadım bu obi-wan'ı. güç'ten kesmiş kendini, mağarada oturuyor, uzaktan dürbünle luke bebesini falan izliyor. tamam iyi hoş, ama organa yardım istediğinde koşa koşa gidecek adam bu. ha şöyle olabilir, bu ilk seferde tereddüt ettiği için leia a new hope'de yeniden yardım istediğinde hiç düşünmeden gitmiş olabilir. velhasıl dizi boyunca bir karakter gelişimi göremedim ben. hatta tersine gidişim gördüm, obi-wan eskiye döndü. diğer karakterler zaten bayağı tırt, dümdüz karakterler. reva bile.
neyse karakteri falan geçiyorum, allah onları öyle yaratmış diyelim. ama ışın kılıcı faturası mı arttı, kristalleri çabuk bitmesin diye gücünü mü kıstılar ne yaptılar reva denen tip ışın kılıcıyla ölmüyor arkadaş. bu nasıl olabilir? disney'in en çok tepki çeken olaylarından birisi ışın kılıcıyla yaralananların ölmeme şansının icat edilmesiydi. gerçi maul da ölmedi ikiye kesilince ama orada en azından kesik temiz, yarası kendiliğinden dağlanıyor ve belden aşağısı olmadan da yaşayabiliyor. adam zaten insan veya insansı değil, hayvan gibi güçlü bir ırkın büyüyle daha da güçlendirilmiş hali. ölmez o, normal. ama reva? iç organların komple yandı bitti bacım senin, hem de iki kez. hala dağda çocuk kovalıyorsun. nasıl oldu bu?
diğer bir saçmalık da kargo gemisini yakalayamamaları. o gemide vader varsa en az bir tie interceptor ve iki tie fighter vardır. hadi onlar yok, bir lambda class shuttle var, gördük yani. koskoca destroyerle yaylım ateşi açmaktansa gidin vurun onunla? bir de vader gücü arttırın diyene dek kimse tam güçle vurmayı düşünmedi mi arkadaşım? bir de bu adamlar kaçıyor, star destroyer kovalıyor. hızları hemen hemen eşit, mesafe genelde aynı kalıyor aralarında. bu nasıl oldu? adamlar gemiyle kalktıktan sonra vader reva'yı bir güzel benzetti, grand inquisitor geldi nutuk falan çekti. sonra gittiler mekiğe bindiler. yörüngeye çıktılar. gemiye indiler. sonra kovalamaya başladılar. bu kadar zaman geçirip de hala o kadar yaklaşabiliyorsanız geminizin daha hızlı olması lazım. ama değilmiş demek ki. o zaman nasıl o kadar yaklaştılar? ronan neden yerdeyken hiper iticiyi tamir etmemişti ki? neyse, buradaki reva-vader kapışması çok güzeldi, çok beğendim. ama sonu fos çıktı, gene ölmedi reva. keşke ölseydin reva.
final düellosu gayet güzeldi. diğerleri de güzeldi aslında, ben beğendim. yani vader adamı ateşe atıyor ölmüyor, o kadar stromtrooper'in arasından kaçırılıyor falan bunlar çok normal. çünkü ikisi arasında çok güçlü bir love-hate ilişkisi var. vader'in dediği gibi onu vader yapan kenobi. kenobi olmasa vader köle olarak ölüp gidecek bir çocuk sadece. ama o köle çocuktan evrenin en büyük savaşçısını çıkardı adam. birlikte büyüdüler, birbirlerini öyle gözlerini kırpmadan öldürebilmeleri mümkün değil. bir de muhtemelen hate daha güçlü vader'de, kendisinin mustafar'daki düellodan sonra o kostüme mahkum kalması obi-wan'ın suçu. intikam almak istiyor vader, birden yakıp kül etmek veya ikiye kesmek istemiyor. hem sevdiği hem nefret ettiği için. eski hayatından ne bedeni kaldı, ne sesi, ne adı. elinde kalan tek şey kenobi. onu da kaybederse hayatta bir amacı da kalmayacak. o yüzden sürekli kaçmasına izin veriyor, tekrar kovalıyor, tekrar yakalıyor, teke tek çıkıyor sürekli. thrill of a hunt.
dizi hakkında çekimlerinin kötü olduğuyla ilgili yorumlar da okudum ancak ben çok beğendim. özellikle çok uzak ve çok yakın çekimlerde muhteşem bir sinematiklik var. bu kez western değil, epic izlediğimiz çok belli.
şimdilik bu kadar.
edit: part 2
qui-gon neden o kadar bekledi gelmek için diye düşünmüştüm, muhtemelen yoda'nın öğrettiği bütünleşme olayını henüz gerçekleştirememişti obi. ancak son bölümde gördük ki qui-gon henüz zamanın gelmediğini düşünüyormuş. ancak benim bildiğim kadarıyla qui-gon force ghost olarak görünmeyi öğrenemeden öldüğü için yalnızca sesi duyuluyordu. klon savaşları'nda da öyle miydi pek emin değilim ama bu kez ghost olarak gördük. kötü mü oldu, kesinlikle hayır. zaten jedi order içinde açık açık gray jedi olduğunu ifade edebilen tek kişi, müthiş bir ışın kılıcı ustası ve güç'te çok yetkin olan birini sadece yarım film görmek hepimizi çok üzmüştü. birkaç saniye de olsa liam neeson görmek çok iyi geldi.
qui-gon demişken, ağ 'ın üssüne gittiklerinde obi-wan duvardaki yazılar arasında quinlan vos'un adını görmüştü. en karmaşık jedilerden biri olarak kendisini görmek isterdim, adını görünce de kısacık da olsa görüneceğini ümit etmiştim. ama olmadı.
engizisyoncuların kalesindeki donmuş jedi cesetleri neydi ki? aralarında tanıdık tek bir jedi vardı, diğerlerinin hikayesini de bir şekilde öğreniriz diye düşünmüştüm ama o da olmadı. bazıları da bunların ceset değil karbonit içerisine hapsedilmiş gibi olduğunu ve dirilebileceklerini düşünmüştü. ben öyle düşünmedim ama bu noktanın da bir yere bağlanması gerekiyor. umarım midichlorian deneyleri yapıp snoke malının yaratılması olayına bağlamazlar yoksa yeni üçlemenin kanondan çıkarılması iyice zorlaşır.
owen neden bu kadar mesafeli obi-wan'a? gidip laf falan sokuyor, çocuğu korumaya çalışıyor. kardeş sen üvey kardeşin anakin'i bir kez gördün hayatında. kenobi'yi bebeği getirene dek hiç görmedin. ne kadar ön yargılı bir insansın yav.
order 66 sahneleri için de bir şey demek istiyorum. reva'nın salak salak hayatta kalabilmesi dışında bayılıyorum bu sahnelere. 2003'ten beri tek bir order 66 sahnesi göremedik, özellikle disney yapımlarında parça parça flashbackler olarak görüyoruz ve bu çok hoşuma gidiyor. yakın bir zamanda daha çok purge sahnesi görürüz diye düşünüyorum. zaten muhtemelen grogu'nun nasıl kurtulduğunu da göreceğiz. tapınaktan biri grogu, biri onu kurtaran olmak üzere en az iki kişinin sağ çıkabildiğini biliyoruz. e disney de son zamanlarda rezalet filmler için kendini affettirmeye çalışıyor, fanların suyuna gidiyor. bu sebepten kaçan jedi tanıdık biri olacak diye düşünüyorum. çoğu kişi gibi ben de kütüphaneci teyze olduğunu düşünmüştüm ama dizide vos'un adı geçtiğinde vos da olabilir diye düşünmeye başladım. bakalım, hayırlısı. galiba bize bir de purge dizisi lazım.
son söylemek istediğim de final düellosu hakkında. pek çok kişi bayağı güçsüz durumda olan kenobi'nin birden prime moduna geçmesini yadırgamış. olm kenobi lan bu. anakin'in master windu kadar güçlü, master yoda kadar bilge dediği adam. güç kullanımı konusunda galakside onunla kapışabilecek tek kişi imparator. birden prime mode açıp sağı solu dağıtması hiç saçma değil bence. ki zaten bunun sinyalini de flashback olarak verdikleri talim sahnesinde gördük. anakin'in hiç beklemediği bir anda kenobi'ye kaybetmesi başına ilk kez gelen bir olay değil.
vader'in kaskı olayı rebels'te de işlenmişti, ahsoka ile olan düellosunda. ancak ben rebels sevmem. sahne çok güzeldi ancak dizinin tamamını izlemediğimden kafamda tam da oturmuyor mevzu. neyse, animasyon yerine live action olarak bu sahneyi izlemek bambaşkaydı. sembolizm mükemmeldi. kırmızı-mavi ışıkların vader'de yansıması, sesinin belirli noktalarda değişmesi, kenobi'nin müthiş duygusal bakışları, vader'in nefreti... of of of. müthiş sahneydi.
ve en sonunda kenobi hello there dedi. çok cheesy bir sahneydi ama beni gülümsetti.
giriye olmamış diye başlayıp bu kadar övmemin sebebi beklentimin yüksek olması sanırım. aslında bayağı olmuş yani, reva olmasa da olurdu ama olsun. biraz daha inquisitor ve kenobi, daha az reva ve leia görmek isterdim. umarım ikinci sezon gelirse filoni ve favreau el atarlar bu işe.
öncelikle dizi güzel başladı, fazla yavaş ama zaten aksiyon filmi niyetine izlemedik. yavaş olması problem değildi ancak karakter gelişimine daha fazla önem verseler daha iyiydi. ben pek anlamadım bu obi-wan'ı. güç'ten kesmiş kendini, mağarada oturuyor, uzaktan dürbünle luke bebesini falan izliyor. tamam iyi hoş, ama organa yardım istediğinde koşa koşa gidecek adam bu. ha şöyle olabilir, bu ilk seferde tereddüt ettiği için leia a new hope'de yeniden yardım istediğinde hiç düşünmeden gitmiş olabilir. velhasıl dizi boyunca bir karakter gelişimi göremedim ben. hatta tersine gidişim gördüm, obi-wan eskiye döndü. diğer karakterler zaten bayağı tırt, dümdüz karakterler. reva bile.
neyse karakteri falan geçiyorum, allah onları öyle yaratmış diyelim. ama ışın kılıcı faturası mı arttı, kristalleri çabuk bitmesin diye gücünü mü kıstılar ne yaptılar reva denen tip ışın kılıcıyla ölmüyor arkadaş. bu nasıl olabilir? disney'in en çok tepki çeken olaylarından birisi ışın kılıcıyla yaralananların ölmeme şansının icat edilmesiydi. gerçi maul da ölmedi ikiye kesilince ama orada en azından kesik temiz, yarası kendiliğinden dağlanıyor ve belden aşağısı olmadan da yaşayabiliyor. adam zaten insan veya insansı değil, hayvan gibi güçlü bir ırkın büyüyle daha da güçlendirilmiş hali. ölmez o, normal. ama reva? iç organların komple yandı bitti bacım senin, hem de iki kez. hala dağda çocuk kovalıyorsun. nasıl oldu bu?
diğer bir saçmalık da kargo gemisini yakalayamamaları. o gemide vader varsa en az bir tie interceptor ve iki tie fighter vardır. hadi onlar yok, bir lambda class shuttle var, gördük yani. koskoca destroyerle yaylım ateşi açmaktansa gidin vurun onunla? bir de vader gücü arttırın diyene dek kimse tam güçle vurmayı düşünmedi mi arkadaşım? bir de bu adamlar kaçıyor, star destroyer kovalıyor. hızları hemen hemen eşit, mesafe genelde aynı kalıyor aralarında. bu nasıl oldu? adamlar gemiyle kalktıktan sonra vader reva'yı bir güzel benzetti, grand inquisitor geldi nutuk falan çekti. sonra gittiler mekiğe bindiler. yörüngeye çıktılar. gemiye indiler. sonra kovalamaya başladılar. bu kadar zaman geçirip de hala o kadar yaklaşabiliyorsanız geminizin daha hızlı olması lazım. ama değilmiş demek ki. o zaman nasıl o kadar yaklaştılar? ronan neden yerdeyken hiper iticiyi tamir etmemişti ki? neyse, buradaki reva-vader kapışması çok güzeldi, çok beğendim. ama sonu fos çıktı, gene ölmedi reva. keşke ölseydin reva.
final düellosu gayet güzeldi. diğerleri de güzeldi aslında, ben beğendim. yani vader adamı ateşe atıyor ölmüyor, o kadar stromtrooper'in arasından kaçırılıyor falan bunlar çok normal. çünkü ikisi arasında çok güçlü bir love-hate ilişkisi var. vader'in dediği gibi onu vader yapan kenobi. kenobi olmasa vader köle olarak ölüp gidecek bir çocuk sadece. ama o köle çocuktan evrenin en büyük savaşçısını çıkardı adam. birlikte büyüdüler, birbirlerini öyle gözlerini kırpmadan öldürebilmeleri mümkün değil. bir de muhtemelen hate daha güçlü vader'de, kendisinin mustafar'daki düellodan sonra o kostüme mahkum kalması obi-wan'ın suçu. intikam almak istiyor vader, birden yakıp kül etmek veya ikiye kesmek istemiyor. hem sevdiği hem nefret ettiği için. eski hayatından ne bedeni kaldı, ne sesi, ne adı. elinde kalan tek şey kenobi. onu da kaybederse hayatta bir amacı da kalmayacak. o yüzden sürekli kaçmasına izin veriyor, tekrar kovalıyor, tekrar yakalıyor, teke tek çıkıyor sürekli. thrill of a hunt.
dizi hakkında çekimlerinin kötü olduğuyla ilgili yorumlar da okudum ancak ben çok beğendim. özellikle çok uzak ve çok yakın çekimlerde muhteşem bir sinematiklik var. bu kez western değil, epic izlediğimiz çok belli.
şimdilik bu kadar.
edit: part 2
qui-gon neden o kadar bekledi gelmek için diye düşünmüştüm, muhtemelen yoda'nın öğrettiği bütünleşme olayını henüz gerçekleştirememişti obi. ancak son bölümde gördük ki qui-gon henüz zamanın gelmediğini düşünüyormuş. ancak benim bildiğim kadarıyla qui-gon force ghost olarak görünmeyi öğrenemeden öldüğü için yalnızca sesi duyuluyordu. klon savaşları'nda da öyle miydi pek emin değilim ama bu kez ghost olarak gördük. kötü mü oldu, kesinlikle hayır. zaten jedi order içinde açık açık gray jedi olduğunu ifade edebilen tek kişi, müthiş bir ışın kılıcı ustası ve güç'te çok yetkin olan birini sadece yarım film görmek hepimizi çok üzmüştü. birkaç saniye de olsa liam neeson görmek çok iyi geldi.
qui-gon demişken, ağ 'ın üssüne gittiklerinde obi-wan duvardaki yazılar arasında quinlan vos'un adını görmüştü. en karmaşık jedilerden biri olarak kendisini görmek isterdim, adını görünce de kısacık da olsa görüneceğini ümit etmiştim. ama olmadı.
engizisyoncuların kalesindeki donmuş jedi cesetleri neydi ki? aralarında tanıdık tek bir jedi vardı, diğerlerinin hikayesini de bir şekilde öğreniriz diye düşünmüştüm ama o da olmadı. bazıları da bunların ceset değil karbonit içerisine hapsedilmiş gibi olduğunu ve dirilebileceklerini düşünmüştü. ben öyle düşünmedim ama bu noktanın da bir yere bağlanması gerekiyor. umarım midichlorian deneyleri yapıp snoke malının yaratılması olayına bağlamazlar yoksa yeni üçlemenin kanondan çıkarılması iyice zorlaşır.
owen neden bu kadar mesafeli obi-wan'a? gidip laf falan sokuyor, çocuğu korumaya çalışıyor. kardeş sen üvey kardeşin anakin'i bir kez gördün hayatında. kenobi'yi bebeği getirene dek hiç görmedin. ne kadar ön yargılı bir insansın yav.
order 66 sahneleri için de bir şey demek istiyorum. reva'nın salak salak hayatta kalabilmesi dışında bayılıyorum bu sahnelere. 2003'ten beri tek bir order 66 sahnesi göremedik, özellikle disney yapımlarında parça parça flashbackler olarak görüyoruz ve bu çok hoşuma gidiyor. yakın bir zamanda daha çok purge sahnesi görürüz diye düşünüyorum. zaten muhtemelen grogu'nun nasıl kurtulduğunu da göreceğiz. tapınaktan biri grogu, biri onu kurtaran olmak üzere en az iki kişinin sağ çıkabildiğini biliyoruz. e disney de son zamanlarda rezalet filmler için kendini affettirmeye çalışıyor, fanların suyuna gidiyor. bu sebepten kaçan jedi tanıdık biri olacak diye düşünüyorum. çoğu kişi gibi ben de kütüphaneci teyze olduğunu düşünmüştüm ama dizide vos'un adı geçtiğinde vos da olabilir diye düşünmeye başladım. bakalım, hayırlısı. galiba bize bir de purge dizisi lazım.
son söylemek istediğim de final düellosu hakkında. pek çok kişi bayağı güçsüz durumda olan kenobi'nin birden prime moduna geçmesini yadırgamış. olm kenobi lan bu. anakin'in master windu kadar güçlü, master yoda kadar bilge dediği adam. güç kullanımı konusunda galakside onunla kapışabilecek tek kişi imparator. birden prime mode açıp sağı solu dağıtması hiç saçma değil bence. ki zaten bunun sinyalini de flashback olarak verdikleri talim sahnesinde gördük. anakin'in hiç beklemediği bir anda kenobi'ye kaybetmesi başına ilk kez gelen bir olay değil.
vader'in kaskı olayı rebels'te de işlenmişti, ahsoka ile olan düellosunda. ancak ben rebels sevmem. sahne çok güzeldi ancak dizinin tamamını izlemediğimden kafamda tam da oturmuyor mevzu. neyse, animasyon yerine live action olarak bu sahneyi izlemek bambaşkaydı. sembolizm mükemmeldi. kırmızı-mavi ışıkların vader'de yansıması, sesinin belirli noktalarda değişmesi, kenobi'nin müthiş duygusal bakışları, vader'in nefreti... of of of. müthiş sahneydi.
ve en sonunda kenobi hello there dedi. çok cheesy bir sahneydi ama beni gülümsetti.
giriye olmamış diye başlayıp bu kadar övmemin sebebi beklentimin yüksek olması sanırım. aslında bayağı olmuş yani, reva olmasa da olurdu ama olsun. biraz daha inquisitor ve kenobi, daha az reva ve leia görmek isterdim. umarım ikinci sezon gelirse filoni ve favreau el atarlar bu işe.
devamını gör...
günlerin uzun yılların kısa olması
günler saatler geçmiyorken yıllar nasıl hızlı akıyor
devamını gör...
normal sözlük'ün sizi takip etmesi
t: yazarlarını takip eden sözlük yapmışlar.
takipçi listeme güneş gibi doğmuş sarı papatyam.
ayrica merak etmeyin yoldaş sizi bulur derken bahsedilen numara bu muydu acep?
eğer öyle ise bu biraz basit kaçmış yoldi tolki.
takipçi listeme güneş gibi doğmuş sarı papatyam.
ayrica merak etmeyin yoldaş sizi bulur derken bahsedilen numara bu muydu acep?
eğer öyle ise bu biraz basit kaçmış yoldi tolki.
devamını gör...
yağmur sarıgül
manganın çoğu şarkısını besteleyen bünyesinde sofistike şarkılar barındırmasında emeği olan müzisyendir orjinal bi tipi vardır. türkiye rock grupları içindeki en iyi yeteneğe sahip kişilerdendir. müthiş de bir bilgi birikimi vardır.
devamını gör...
minimal yaşam tarzı
minimal yaşam tarzı, son zamanlarda çağımızın sorunu olan tüketim çılgınlığına zıt bir yaşam tarzıdır. yeteri kadar almak, az olan ile yetinmek ve fazlalıklardan kurtulmak.
devamını gör...
bir insanı kaybetmenin kolay yolu
(bkz: sigmund freud) 'bir insanı kaybetmek istiyorsanız onu çok sevin" diyor ve ekliyor:
"sevildiğinden emin olunca insanlar nasıl da cüretkar oluyor".
"sevildiğinden emin olunca insanlar nasıl da cüretkar oluyor".
devamını gör...
erdal baksır production
yücel'e giden yollar inceldi, alçaldı baksır. yücel-emedik. zelil hayatımdan fazlası olsun istemiştim ölümüm biliyorsun. oluyordu da az daha ama pencereleri sonuna kadar kapattım, kitledim, bağladım. namluları tıkadım, sırladım, ağladım. oturdum ağladım koca adam, utanmadım. utanacak işler yapsınlar utansın, ben yapmadım. kıymadım. çocuklara. kıymadım. annelere. kıydım engellere. karanlık gecelere ortak edemem kimseyi, kıyamam kıyamam sana.
can veren evladını kollarında taşıyan annenin kim verir hesabını? geçen aç yattım, uyuyamadım. bunca açlığın kim verir hesabını? utanmadım, kalktım yemek yedim baksır. utanmadım. allah kahretsin ki utanmadım. ne oldu bize baksır, bu ne cesaret, yarın bir gün geçer karşımıza sorarlarsa bu nasıl adalet? alıştık gözlerimizi kapamaya, alıştık ölmeden yaşamaya. gelsin çaylar, kahveler, suları portakalların. gelsin tabii. en hümaniteryen de benim halbuki, yok yok, bir şeyler ters baksır.
can veren evladını kollarında taşıyan annenin kim verir hesabını? geçen aç yattım, uyuyamadım. bunca açlığın kim verir hesabını? utanmadım, kalktım yemek yedim baksır. utanmadım. allah kahretsin ki utanmadım. ne oldu bize baksır, bu ne cesaret, yarın bir gün geçer karşımıza sorarlarsa bu nasıl adalet? alıştık gözlerimizi kapamaya, alıştık ölmeden yaşamaya. gelsin çaylar, kahveler, suları portakalların. gelsin tabii. en hümaniteryen de benim halbuki, yok yok, bir şeyler ters baksır.
devamını gör...
sözlük mağazası
1 ocak boyunca dolar kuru 7.5 olarak sabitlenmiştir.
karma puanı olanlara duyurulur.
karma puanı olanlara duyurulur.
devamını gör...
güneşin doğuşunu izlemek
eşsiz bir görsel şölendir sıcak kahve eşliğinde,
insanın kendi varlığına duyduğu saygıyı
ve devasal önemli olan hayatında nasıl da küçük ve ne kadar birtanecik olduğunu hatırlatır benliğine.
arada insan gözünün muhakkak şahit olması gerekir ki;
evrene olan,
insana olan bağlılığı aidiyet bulsun.
kimbilir belki kutsal karmaşasına itilmiş günlük formlarından sıyrılıp,
görebildiği ile hayat bulur.
insanın kendi varlığına duyduğu saygıyı
ve devasal önemli olan hayatında nasıl da küçük ve ne kadar birtanecik olduğunu hatırlatır benliğine.
arada insan gözünün muhakkak şahit olması gerekir ki;
evrene olan,
insana olan bağlılığı aidiyet bulsun.
kimbilir belki kutsal karmaşasına itilmiş günlük formlarından sıyrılıp,
görebildiği ile hayat bulur.
devamını gör...
yapay sinir ağları
insan beyninin çalışma şeklinden yola çıkılarak geliştirilmiş olan bilgi işleme sistemi. tıpkı insan beyni gibi, kendi kendine öğrenebilmek üzerine tasarlanır. daha önce öğrendiği ve değerlendirdiği veriler üzerinden, yeni karşılaştığı durumlar hakkında yorumlar yaparak çıkarımlarda bulunur.
bağlantılı konular için
(bkz: makine öğrenimi)
(bkz: yapay zeka)
(bkz: derin öğrenme)
(bkz: teknolojik tekillik)
bağlantılı konular için
(bkz: makine öğrenimi)
(bkz: yapay zeka)
(bkz: derin öğrenme)
(bkz: teknolojik tekillik)
devamını gör...
müslüman olup şeriatla yönetilmemek
bence de müslümanlar seriatle yonetilsin çünkü gerçek müslümanlık tatlı su müslümanlığı değil. bence müslümanlara ayrı kanunlar uygulansin onlar da rahat etsin biz de dünya kaç bucakmis anlasinlar sonra laiklik diye aglamazlarsa ben de ne oliyim. hatta bir çoğu dinden çıkar bence din bu muymus diyip çünkü bi boktan haberleri yok ki. ben müslüman değilim ve eğer yaşadığım ülkeye şeriat gelicek olursa canımı veririm yine de seriatle yonetilmem. şeriat gelecekse eger 18 yaş üstündeki müslümanlar için gelmeli.
devamını gör...
goodkafas meet the mods
gerçekten mü kem mel olmuş! izlerken aşırı keyif alıp, gülerken içeceğimin boğazımda kalmasıyla sonuçlanan bir durum oldu.
mükemmel bir detay olmuş sevgili kadıköy beyfendisi detayların unutulmamış olması harika. (bkz: kocaman alkış)
t: her geçen gün kafa sözlük hikayelerinde kendini aşan yazar çalışması.
mükemmel bir detay olmuş sevgili kadıköy beyfendisi detayların unutulmamış olması harika. (bkz: kocaman alkış)
t: her geçen gün kafa sözlük hikayelerinde kendini aşan yazar çalışması.
devamını gör...



