su fışkırtan yüzük
okulun yanında seyyar el arabasında satılırdı. yanında da leş gibi kokan küçük plastik bir şeyin içinde renkli kolonyalar vardı. ve tabii leblebi tozu.
ilkokul yıllarımın kombosudur bu üçlü.
ilkokul yıllarımın kombosudur bu üçlü.
devamını gör...
erkek yazarlardan kadın yazarlara sorular
"erkeklerdeki uzun boy takıntınız kendi kısalığınızdan dolayı mı?kendine ve vücuduna hiç bakmayan kızlar neden kendini aşırı güzel sanıyor?camdan dışarı çıkıp cam silerken korkmuyor musunuz?"
- uzun boy severim ama takıntı derecesinde değil. siz nasıl kadının kalçası, göğüs bölgesi yahut başka yerleri hakkında bir tercihe sahipseniz, kadınların bazıları da boy konusunda aynı tercihe sahip. bu kadar büyütülmemeli bence bu olay.
- kendimi aşırı güzel sanmadığımdan bu sorunun cevabı bende değil.
- korkmaz olur muyuz! hele camlar bizimkiler gibi, pimapen değil eski tipse... ama ben buldum çaresini; akvaryum temizleme süngeri aldım. uzun bir metalin ucuna takılı olduğundan, sarkmaya falan gerek kalmıyor.
***
"neden bu kadar ince eleyip sık dokuyorsunuz, sürekli ilk adımı erkek mi atmalı gerçekten tip sizin için bu kadar önemli mi mantıklı sohbetler, ilgi, yetenek sizleri çok etkiler mi? trip atmak sizin için bir yaşam felsefesi mi araba bir ilişkide aşırı önem taşır mı ? sıraladığım soru bombalaridir."
- ilk adımı erkek atacak diye bir kural yok. kadın da atabilir ama erkeğin atmasında da sıkıntı edilecek bir yan yok. konu reddedilmekten korkmaksa, onun da korkulacak yanı yok. hayatın sonu olmuyor yani. nasıl ki terk edildiğimizde bizim için hayat bitmiyorsa, siz de reddedilince bu kadar takmamalısınız.
- tip benim için önemli değil. yani tabi ki tipine bakınca beni çekecek bir şey bulmalıyım ama bu öyle "aşırı yakışıklı olmalı" türünden bir şey değil. çok çirkin bir adamda da çekici bir yan bulabilirim şahsen. mantıklı sohbetler, ilgi alanı ve yetenekler daha etkileyicidir benim gözümde.
- trip atmıyorum. atan erkekler tanıyorum. atmayın; hiç hoş olmuyor.
***
"sevgilinize kaç kere bitti deyip geri döndünüz?"
- eskiden, yaşım biraz küçükken yapardım bunu. şimdi bitti dersem biter.
***
"kimse sormamış fakat ben sorayım, kızlar nasılsınız iyi misiniz keyfiniz nasıl?"
- iyiyiz çok şükür. sizi sormalı?
***
"köse değilim ama merak ettiğim bir soru, erkekte sakal olması talebi nereden doğdu ?
ilk kim düşündü böyle birşeyi ?
kirli sakal değil de hacı sakalı seven kızlar türedi bir dönem"
- sakaldan nefret ederim. keza bıyıktan da... genelleme yapmamak lazım.
***
"porno izliyor musunuz ? veya ne türleri daha çok izliyorsunuz."
- hiç öyle bir ihtiyaç hissetmiyorum. hayatımda daha çok önemsediğim şeyler var ve vaktimi daha çok onlara harcıyorum.
***
"bir erkeği nasıl oluyorda sizi tavladığına inandırabiliyorsunuz ?"
- öyle mi yapıyormuşuz? haberim yok bundan.
***
"kaslı erkekler mi daha çok ilginizi çekiyor normal vücutlu erkekler mi?"
- benim için böyle bir genelleme yok. birini seviyorsam kasına, kaşına gözüne falan takılmam. fakat tıraş ol, sakalı bıyığı kes diye tutturma huyum var ne yalan söyleyeyim...
- uzun boy severim ama takıntı derecesinde değil. siz nasıl kadının kalçası, göğüs bölgesi yahut başka yerleri hakkında bir tercihe sahipseniz, kadınların bazıları da boy konusunda aynı tercihe sahip. bu kadar büyütülmemeli bence bu olay.
- kendimi aşırı güzel sanmadığımdan bu sorunun cevabı bende değil.
- korkmaz olur muyuz! hele camlar bizimkiler gibi, pimapen değil eski tipse... ama ben buldum çaresini; akvaryum temizleme süngeri aldım. uzun bir metalin ucuna takılı olduğundan, sarkmaya falan gerek kalmıyor.
***
"neden bu kadar ince eleyip sık dokuyorsunuz, sürekli ilk adımı erkek mi atmalı gerçekten tip sizin için bu kadar önemli mi mantıklı sohbetler, ilgi, yetenek sizleri çok etkiler mi? trip atmak sizin için bir yaşam felsefesi mi araba bir ilişkide aşırı önem taşır mı ? sıraladığım soru bombalaridir."
- ilk adımı erkek atacak diye bir kural yok. kadın da atabilir ama erkeğin atmasında da sıkıntı edilecek bir yan yok. konu reddedilmekten korkmaksa, onun da korkulacak yanı yok. hayatın sonu olmuyor yani. nasıl ki terk edildiğimizde bizim için hayat bitmiyorsa, siz de reddedilince bu kadar takmamalısınız.
- tip benim için önemli değil. yani tabi ki tipine bakınca beni çekecek bir şey bulmalıyım ama bu öyle "aşırı yakışıklı olmalı" türünden bir şey değil. çok çirkin bir adamda da çekici bir yan bulabilirim şahsen. mantıklı sohbetler, ilgi alanı ve yetenekler daha etkileyicidir benim gözümde.
- trip atmıyorum. atan erkekler tanıyorum. atmayın; hiç hoş olmuyor.
***
"sevgilinize kaç kere bitti deyip geri döndünüz?"
- eskiden, yaşım biraz küçükken yapardım bunu. şimdi bitti dersem biter.
***
"kimse sormamış fakat ben sorayım, kızlar nasılsınız iyi misiniz keyfiniz nasıl?"
- iyiyiz çok şükür. sizi sormalı?
***
"köse değilim ama merak ettiğim bir soru, erkekte sakal olması talebi nereden doğdu ?
ilk kim düşündü böyle birşeyi ?
kirli sakal değil de hacı sakalı seven kızlar türedi bir dönem"
- sakaldan nefret ederim. keza bıyıktan da... genelleme yapmamak lazım.
***
"porno izliyor musunuz ? veya ne türleri daha çok izliyorsunuz."
- hiç öyle bir ihtiyaç hissetmiyorum. hayatımda daha çok önemsediğim şeyler var ve vaktimi daha çok onlara harcıyorum.
***
"bir erkeği nasıl oluyorda sizi tavladığına inandırabiliyorsunuz ?"
- öyle mi yapıyormuşuz? haberim yok bundan.
***
"kaslı erkekler mi daha çok ilginizi çekiyor normal vücutlu erkekler mi?"
- benim için böyle bir genelleme yok. birini seviyorsam kasına, kaşına gözüne falan takılmam. fakat tıraş ol, sakalı bıyığı kes diye tutturma huyum var ne yalan söyleyeyim...
devamını gör...
normal sözlük'ün en muhteşem yazarı
kanımca toksik düşünceleri olmayan, keyifli bir yaşam süren (sürmeye çalışan ya da hayatın anlamını arayan), burada vakit geçirip gerek didaktik gerekse eğlenceli girdiler paylaşan, açıkgörüşlü, saygılı ve hoşgörülü herkes kafa sözlük'ün nadide, benzersiz bir parçası olup muhteşem yazarlarındandır.
devamını gör...
göç etme ihtiyacı
tarih boyunca meydana gelen göçlerin, doğal, sosyal, siyasal ve ekonomik açıdan çok farklı sebepleri olabilmektedir. bunların bazıları gönüllü göçler olmakla beraber bazıları zorunlu göçlerdir. zorunlu göçlerin başlıca sebepleri arasında güvenlik ihtiyacı vardır. her insan kendini güvende hissetmeye ihtiyaç duyar. çünkü güvenli ortamı bozulduğunda beslenme, barınma gibi en temel ihtiyaçlar da karşılanamaz hale gelecektir. dolayısıyla göç deneyiminin ortaya çıkardığı öncelikli ihtiyaç, yaşamak için güvenli bir yer bulmaktır.
göç olayını, yer değişikliği olarak algılamak ne kadar doğru değilse bir yerin nüfusunun azalıp bir yerin nüfusunun artması olarak değerlendirmek de o kadar yanlış olacaktır. göç, sosyo-ekonomik boyutu oldukça fazla olan bir nüfus hareketi olarak ele alındığında, göçten sonra geçim ihtiyaçlarını karşılamak en önemli ihtiyaçlardandır. örneğin; çiftçilikle uğraşan bir ailenin göçtüğü yerdeki topraklar tarım yapmaya elverişli değilse yeni bir geçim kaynağı bulmak bir sorun haline gelecektir. bu örnekte, 1923 tarihli mübadele göçünde de en sık karşılaşılan durumlardan birini görmekteyiz.
göç deneyimi, sadece fiziksel ihtiyaçlardan ibaret olmayıp beraberinde sosyo-kültürel ve psikolojik açıdan da birçok ihtiyaç getirmektedir. bunlardan birisi göç edilen toplum tarafından sosyal kabul (onay) almaktır.
göç olayını, yer değişikliği olarak algılamak ne kadar doğru değilse bir yerin nüfusunun azalıp bir yerin nüfusunun artması olarak değerlendirmek de o kadar yanlış olacaktır. göç, sosyo-ekonomik boyutu oldukça fazla olan bir nüfus hareketi olarak ele alındığında, göçten sonra geçim ihtiyaçlarını karşılamak en önemli ihtiyaçlardandır. örneğin; çiftçilikle uğraşan bir ailenin göçtüğü yerdeki topraklar tarım yapmaya elverişli değilse yeni bir geçim kaynağı bulmak bir sorun haline gelecektir. bu örnekte, 1923 tarihli mübadele göçünde de en sık karşılaşılan durumlardan birini görmekteyiz.
göç deneyimi, sadece fiziksel ihtiyaçlardan ibaret olmayıp beraberinde sosyo-kültürel ve psikolojik açıdan da birçok ihtiyaç getirmektedir. bunlardan birisi göç edilen toplum tarafından sosyal kabul (onay) almaktır.
devamını gör...
celebrant sorularınızı yanıtlıyor
kendisini tanımadığım için sorum yok. ama moderasyon ekibine sorum var “neden celebrant?”
çünkü şöyle bir profiline baktım tanım sayısı çok değil ve sözlüğe her gün giren biri olarak bu yazara denk gelmedim. aşağı yukarı her gün denk geldiğim yazarlara baktığımda bu yazarlar da kendisini tanımadığını yazmış. konuğun takipçi sayısı çiftli rakamlarda demek ki önceden gelen bir tanışıklık var. bazı yazarlar ve moderasyonla.
moderasyona tavsiyem illa bu etkinlik devam edecek ise kimi konuk alacağınızı yazarlara bir link üzerinden anket ile sorsanız bu röportajlara sorularla yazarlar da katkı yapar. sizin tanıdığınız yazara ben şimdi ne sorabilirim “neden kafa, nasıl üye oldun, neden bu nickname?” falan mı? üffff geçiniz. çok saçma.
ikinci tavsiyem gerçekten bu format neden var? moderasyon ekibi, yönetim üzerinden belki gidebilir de bir yazarın bu etkinliğe dahil olması yukarıda bazı arkadaşların da belirttiği gibi bana da manasız geliyor.
çünkü şöyle bir profiline baktım tanım sayısı çok değil ve sözlüğe her gün giren biri olarak bu yazara denk gelmedim. aşağı yukarı her gün denk geldiğim yazarlara baktığımda bu yazarlar da kendisini tanımadığını yazmış. konuğun takipçi sayısı çiftli rakamlarda demek ki önceden gelen bir tanışıklık var. bazı yazarlar ve moderasyonla.
moderasyona tavsiyem illa bu etkinlik devam edecek ise kimi konuk alacağınızı yazarlara bir link üzerinden anket ile sorsanız bu röportajlara sorularla yazarlar da katkı yapar. sizin tanıdığınız yazara ben şimdi ne sorabilirim “neden kafa, nasıl üye oldun, neden bu nickname?” falan mı? üffff geçiniz. çok saçma.
ikinci tavsiyem gerçekten bu format neden var? moderasyon ekibi, yönetim üzerinden belki gidebilir de bir yazarın bu etkinliğe dahil olması yukarıda bazı arkadaşların da belirttiği gibi bana da manasız geliyor.
devamını gör...
ben iç güzelliğe önem veriyorum diyen insan
tabii ki iç güzelliğe önem veriyorsundur ama önce dış görünüşüyle senin dikkatini çekmiştir, yoksa iç güzelliğinin farkına varamazdın. dürüst olalım hepimizin dikkatini ilk çeken; dış görünüş, diksiyon gibi şeyler. kimse dikkatini çekmeyen biriyle ilgilenmez.
devamını gör...
için yanarken
2010 çıkışlı gelmedin diye albümünden bir ilkay akkaya şarkısı.
albümün en iyi şarkısı mı? değil. çok mu güzel bi şarkı? yoo. sözleri mi acayip iyi? hayır. ilkay akkaya mı süper duygulu söylüyor? her zamanki gibi, çok daha iyi söyledikleri var. anısı mı var? yok. dinlerken bi yerlere mi götürüyor? herhangi bi şarkıdan daha fazla değil. ee o zaman niye şarkının başlığını açıyosun sözlükte? shuffle tanrıları denk getirdi yazasım geldi. hesap mı vericez ...dan sonra? e hani paragraf içi diyalog yazınca okuması zor oluyodu? oluyo, olsun napak.
çok konuştun, link?
albümün en iyi şarkısı mı? değil. çok mu güzel bi şarkı? yoo. sözleri mi acayip iyi? hayır. ilkay akkaya mı süper duygulu söylüyor? her zamanki gibi, çok daha iyi söyledikleri var. anısı mı var? yok. dinlerken bi yerlere mi götürüyor? herhangi bi şarkıdan daha fazla değil. ee o zaman niye şarkının başlığını açıyosun sözlükte? shuffle tanrıları denk getirdi yazasım geldi. hesap mı vericez ...dan sonra? e hani paragraf içi diyalog yazınca okuması zor oluyodu? oluyo, olsun napak.
çok konuştun, link?
devamını gör...
ilkokul öğretmeniyle halen görüşmek
"senin beyninin içinde saman var" diyen bir öğretmenle neden hala görüşeyim ki? yolda görsem yolumu değiştiririm.
devamını gör...
16 şubat 2021 bitcoin'in tarihi rekor kırması
1 bitcoin'in 50.341 dolar seviyesini görerek psikolojik band olarak kabul edilen 50 bin doları aşması durumudur.

bitcoin 14 şubat'ta 50.000 dolarlık psikolojik sınırı kıramayıp hızlı bir şekilde 47.000 doların altına gerileyince son aylardaki hızlı yükselişinin sonuna gelip gelmediği tartışılmaya başlamıştı.
ancak bugün bitcoin kurumsal ilgiden gördüğü destekle yüzde 5 yükselerek 50.341 dolarla yeni tarihi zirvesine ulaştı. tesla'nın ocakta 1.5 milyar dolarlık bitcoin aldığını açıklaması, paypal'ın ardından visa ve mastercard gibi devlerin de müşterilerine bitcoin transferi hizmeti sunacağını açıklaması kripto paralara olan güvenin son haftalarda yükselmesine yol açtı. bunun yanında abd'nin en ski bankası bny mellon da yakında kripto para ürünleri sunmaya başlayacağını duyurdu.
bunun yanında twitter bilançosuna bitcoin eklemeyi değerlendirdiğini açıklarken abd basını apple, oracle gibi şirketlerinde benzer bir çalışma içinde olduğunu iddia etti. bu iddialarla ilgili söz konusu şirketlerden henüz bir açıklama yapılmadı.
2021'de yüzde 74 yükseldi
bugünkü yükselişle beraber bitcoin'in 2021 yılında dolar bazındaki yükselişi yüzde 74'ü buldu. son 1 yılda ise yatırımcısına yüzde 411 kazandırdı.
aslında 50.000 dolar teknik anlamda büyük bir önem arz etmiyor. ancak özellikle küçük yatırımcının gözünü kestirdiği psikolojik bir bariyerdi. şimdi bu bariyerin kalıcı olarak kırılıp kırılamayacağı takip edilecek.
1.5 trilyon dolar ilk kez aşıldı
bu arada bugün, ethereum da yüzde 2.8 yükselerek yeniden 1.800 doları gördü. piyasa değeri bakımından ilk 100'de bulunan 100 kripto paranın 51'i son 24 saatte dolar bazında değer kazandı. son haftaların konuşulan kripto parası dogecoin yüzde 4.5 düştü. altcoinlerde istisnalar hariç büyük bir 'bayram havası' görülmezken kripto paraların toplam piyasa değeri buhün ilk kez 1.5 trilyon doların üzerine tırmandı.
kaynak: www.haberturk.com/bitcoin-d...

bitcoin 14 şubat'ta 50.000 dolarlık psikolojik sınırı kıramayıp hızlı bir şekilde 47.000 doların altına gerileyince son aylardaki hızlı yükselişinin sonuna gelip gelmediği tartışılmaya başlamıştı.
ancak bugün bitcoin kurumsal ilgiden gördüğü destekle yüzde 5 yükselerek 50.341 dolarla yeni tarihi zirvesine ulaştı. tesla'nın ocakta 1.5 milyar dolarlık bitcoin aldığını açıklaması, paypal'ın ardından visa ve mastercard gibi devlerin de müşterilerine bitcoin transferi hizmeti sunacağını açıklaması kripto paralara olan güvenin son haftalarda yükselmesine yol açtı. bunun yanında abd'nin en ski bankası bny mellon da yakında kripto para ürünleri sunmaya başlayacağını duyurdu.
bunun yanında twitter bilançosuna bitcoin eklemeyi değerlendirdiğini açıklarken abd basını apple, oracle gibi şirketlerinde benzer bir çalışma içinde olduğunu iddia etti. bu iddialarla ilgili söz konusu şirketlerden henüz bir açıklama yapılmadı.
2021'de yüzde 74 yükseldi
bugünkü yükselişle beraber bitcoin'in 2021 yılında dolar bazındaki yükselişi yüzde 74'ü buldu. son 1 yılda ise yatırımcısına yüzde 411 kazandırdı.
aslında 50.000 dolar teknik anlamda büyük bir önem arz etmiyor. ancak özellikle küçük yatırımcının gözünü kestirdiği psikolojik bir bariyerdi. şimdi bu bariyerin kalıcı olarak kırılıp kırılamayacağı takip edilecek.
1.5 trilyon dolar ilk kez aşıldı
bu arada bugün, ethereum da yüzde 2.8 yükselerek yeniden 1.800 doları gördü. piyasa değeri bakımından ilk 100'de bulunan 100 kripto paranın 51'i son 24 saatte dolar bazında değer kazandı. son haftaların konuşulan kripto parası dogecoin yüzde 4.5 düştü. altcoinlerde istisnalar hariç büyük bir 'bayram havası' görülmezken kripto paraların toplam piyasa değeri buhün ilk kez 1.5 trilyon doların üzerine tırmandı.
kaynak: www.haberturk.com/bitcoin-d...
devamını gör...
yaşlı adam ve deniz
ernest hemingway tarafından kaleme alınan müthiş bir romandır.
hemingway nobel edebiyat ödülü sahibi dünyaca ünlü ve ilginç bir adamdır. intihar ederek hayatına son veren ernest hemingway, bunu mutsuz olduğu, acı çektiği için değil, güzelliğini yitirmemek için yapmıştır. artık zamanın dolduğunu düşündüğünde kendi işini kendi bitirmek istemiştir.
kardeşi hemingway’in ölümü için şunları söylüyor;
“…ertesi sabah, yedi sularında, en son olumlu işini gördü. başka birinin sözü ya da davranışı yüzünden şerefinin lekelendiğini anlayan bir samurai gibi, ernest de vücudunun kendisine ihanet ettiğini hissetti. buna göz yummaktansa, silâhını doldurdu, sonra eğilerek bu en gözde tüfeğinin dipçiğini salonun döşemesine dayadı ve geride duran horozları indirmenin bir yolunu buldu”
hemingway bu hacimsiz romanda insanın doğayla olan mücadelesini anlatıyor ama bunu yaparken çok vurucu cümleler seçiyor. artık yaşlanmış olan balıkçı santiago -ki bu isim incil’e bir göndermedir ve “acı çekmenin” sembolüdür, hatırlarsan eğer simyacı’daki çobanın adı da santiago idi- yanından ayrılmayan ve onun balıkçıların en büyüğü olduğuna inanan küçük manolin’in yardımıyla balık avlamayı sürdürmektedir. çocuğu mahçup etmemek için çok büyük bir balık yakalamanın peşindedir.
bir gün çocukla vedalaşıp yola çıkar ve çok büyük bir balık takılır oltasına ve böylece uzun sürecek bir mücadele başlar. yaşlı adam gücü yettiğince balıkla mücadele eder ve uzun uğraşlar sonucu balığı kayığa bağlamayı başarır. yaşlı adam bu yakalama-kaçma, ölüm-kalım mücadelesin her safnasında balığa sonsuz bir sevgi ve saygı duymaktadır. der ki. “seni seviyorum balık ama gün bitmeden seni öldürmüş olacağım.” aklından geçen düşüncelerden biri oldukça manidardır santiago’nun. yıldızları öldürmek zorunda olmayışımızı büyük bir şans sayar santiago. balığı kardeşi gibi görür ama yine de onu öldürmek zorundadır çünkü işler böyle yürür. bu mücadele asırlardır sürüp gitmiştir ve devam edecektir elbette. ama santiago’nun balığa olan sevgisi görülmeye değerdir.
yaşlı adam tam 84 gündür balık tutmamıştır, o yüzden de küçük çocuk artık onunla balığa çıkamamaktadır. bunun nedeni elbette ki ailesidir. çocuk yaşlı adamın teknesinde olmayı çok istemektedir. o yüzden balığı yakaladığında santiago durmadan “keşke çocuk da burda olsaydı.” der.
5 gün süren mücadele esnasında yaşlı adam bir “şampiyon” olduğunu göstermiştir ancak zafer kazanmak o kadar kolay değildir. kanın kokusunu alan köpek balıkları, balığa üşüşürler. santiago onlarla da mücadele eder, hatta birkaç tanesini haklamayı da başarır. ancak 5 günün sonunda karaya vardığında balkıtan geriye kalan sadece kılçıklardır. “yendiler beni manolin” der yaşlı adam. bu mücadele de kaybeden kimdir, kim kazanmıştır, ortadan bir zafer ya da hüsran var mıdır? bu soruların cevapları size kalmış ama bu roman okunmalıdır.
“ben başka şeylerle ilgiliyim, iyi bir yaşam sürüyorum, ama yazıyorum, çünkü yazmazsam yaşamın geri kalan yanından tat alamıyorum. gücümün yettiğince iyi yazmak, yaşadıkça öğrenmek istiyorum. bir yandan da tadını çıkardığım bir yaşam sürüyorum, gerçekten de tadına doyulmaz bir yaşam.” diyor bu enfes romanın yazarı. işte bu yüzden okunmalıdır. balıkçı yıldızları öldürmek zorunda olmadığımız için mutludur, işte bu yüzden okunmalıdır. manolin yaşlı adama olan inancını hiç kaybetmiyor işte bu yüzden…
“yaşlı adam ve deniz” birkaç kez filme alınmıştır. 1958 yılında john sturges filmi çekmiştir. 1990 yılında tv dizisi olarak yayınlanan romanda yaşlı adam santiago’yu anthony quinn oynamıştır. 1999 yılındaysa aleksandr petrov en iyi kısa film oscar’ı alan ” the old man and the sea” yi çekmiştir.
hemingway ” benim amacım gördüklerim ve hissetiklerim en basit ve en iyi şekilde kağıda geçirmektir” der, oku ve karar ver hemingway bunu başarmış mıdır?
hemingway nobel edebiyat ödülü sahibi dünyaca ünlü ve ilginç bir adamdır. intihar ederek hayatına son veren ernest hemingway, bunu mutsuz olduğu, acı çektiği için değil, güzelliğini yitirmemek için yapmıştır. artık zamanın dolduğunu düşündüğünde kendi işini kendi bitirmek istemiştir.
kardeşi hemingway’in ölümü için şunları söylüyor;
“…ertesi sabah, yedi sularında, en son olumlu işini gördü. başka birinin sözü ya da davranışı yüzünden şerefinin lekelendiğini anlayan bir samurai gibi, ernest de vücudunun kendisine ihanet ettiğini hissetti. buna göz yummaktansa, silâhını doldurdu, sonra eğilerek bu en gözde tüfeğinin dipçiğini salonun döşemesine dayadı ve geride duran horozları indirmenin bir yolunu buldu”
hemingway bu hacimsiz romanda insanın doğayla olan mücadelesini anlatıyor ama bunu yaparken çok vurucu cümleler seçiyor. artık yaşlanmış olan balıkçı santiago -ki bu isim incil’e bir göndermedir ve “acı çekmenin” sembolüdür, hatırlarsan eğer simyacı’daki çobanın adı da santiago idi- yanından ayrılmayan ve onun balıkçıların en büyüğü olduğuna inanan küçük manolin’in yardımıyla balık avlamayı sürdürmektedir. çocuğu mahçup etmemek için çok büyük bir balık yakalamanın peşindedir.
bir gün çocukla vedalaşıp yola çıkar ve çok büyük bir balık takılır oltasına ve böylece uzun sürecek bir mücadele başlar. yaşlı adam gücü yettiğince balıkla mücadele eder ve uzun uğraşlar sonucu balığı kayığa bağlamayı başarır. yaşlı adam bu yakalama-kaçma, ölüm-kalım mücadelesin her safnasında balığa sonsuz bir sevgi ve saygı duymaktadır. der ki. “seni seviyorum balık ama gün bitmeden seni öldürmüş olacağım.” aklından geçen düşüncelerden biri oldukça manidardır santiago’nun. yıldızları öldürmek zorunda olmayışımızı büyük bir şans sayar santiago. balığı kardeşi gibi görür ama yine de onu öldürmek zorundadır çünkü işler böyle yürür. bu mücadele asırlardır sürüp gitmiştir ve devam edecektir elbette. ama santiago’nun balığa olan sevgisi görülmeye değerdir.
yaşlı adam tam 84 gündür balık tutmamıştır, o yüzden de küçük çocuk artık onunla balığa çıkamamaktadır. bunun nedeni elbette ki ailesidir. çocuk yaşlı adamın teknesinde olmayı çok istemektedir. o yüzden balığı yakaladığında santiago durmadan “keşke çocuk da burda olsaydı.” der.
5 gün süren mücadele esnasında yaşlı adam bir “şampiyon” olduğunu göstermiştir ancak zafer kazanmak o kadar kolay değildir. kanın kokusunu alan köpek balıkları, balığa üşüşürler. santiago onlarla da mücadele eder, hatta birkaç tanesini haklamayı da başarır. ancak 5 günün sonunda karaya vardığında balkıtan geriye kalan sadece kılçıklardır. “yendiler beni manolin” der yaşlı adam. bu mücadele de kaybeden kimdir, kim kazanmıştır, ortadan bir zafer ya da hüsran var mıdır? bu soruların cevapları size kalmış ama bu roman okunmalıdır.
“ben başka şeylerle ilgiliyim, iyi bir yaşam sürüyorum, ama yazıyorum, çünkü yazmazsam yaşamın geri kalan yanından tat alamıyorum. gücümün yettiğince iyi yazmak, yaşadıkça öğrenmek istiyorum. bir yandan da tadını çıkardığım bir yaşam sürüyorum, gerçekten de tadına doyulmaz bir yaşam.” diyor bu enfes romanın yazarı. işte bu yüzden okunmalıdır. balıkçı yıldızları öldürmek zorunda olmadığımız için mutludur, işte bu yüzden okunmalıdır. manolin yaşlı adama olan inancını hiç kaybetmiyor işte bu yüzden…
“yaşlı adam ve deniz” birkaç kez filme alınmıştır. 1958 yılında john sturges filmi çekmiştir. 1990 yılında tv dizisi olarak yayınlanan romanda yaşlı adam santiago’yu anthony quinn oynamıştır. 1999 yılındaysa aleksandr petrov en iyi kısa film oscar’ı alan ” the old man and the sea” yi çekmiştir.
hemingway ” benim amacım gördüklerim ve hissetiklerim en basit ve en iyi şekilde kağıda geçirmektir” der, oku ve karar ver hemingway bunu başarmış mıdır?
devamını gör...
13 mayıs 2021 normal sözlük bayramlaşması
iyi bayramlar.*
ilk defa bu kadar yazarla bayramlaşıyorum. kendimi çok entelektüel hissettim. apaydın oldum.
ilk defa bu kadar yazarla bayramlaşıyorum. kendimi çok entelektüel hissettim. apaydın oldum.
devamını gör...
kitap alıntıları
seni kitap okuyan insanlarla tanıştıracağım. hayat, ancak böyle insanlarla bir araya geliyorsan yaşanmaya değer olur.
jack london-martin eden
jack london-martin eden
devamını gör...
sözlükte hiç arkadaşının olmaması
valla arkadaş edinmek asıl gayem değil. edinirsem ne güzel ama eksikliğini hissetmiyorum. böyle yazayım ,okuyayım ,fikirlerle harmanlanayım diye geldim. aktif sosyal medyada kullanmıyorum iyi burası böyle anonim anonim.
devamını gör...
sevmek zamanı
türk sinemasının yüz akı. hatta dönemin imkanları, ve dönemin genel sinema algısı düşünülürse belki de nuri bilge ceylan'in da bir tık önünde bir iş gibi görürüm naçizane.
elbette metin erksan'in filmde anlattığını ondan önce birileri kitaplarinda anlattı.
filmde altı çizilen 'sevgi/aşk' biçimini sabahattin ali kürk mantolu madonna'da anlatir.
filmde fotoğraf/ fotoğraftaki kadin ikiliği anlamasi zor olmayan, sevilenin gercek kisiligi ile sevenin gördüğü kişiliği çelişkisini temsil eder.
bu da belki de yaşadığımız her aşkta gorebilecegimiz çok gerçek bir çelişkidir.
bir insanla karşılaşırız, o'nun onlarca yillik ömrünün ürünü olan karakterini biz maksimum 5-10 görüşmeyle, o görüşmelerdeki haliyle hareketiyle algıladigimizi, öğrendiğimizi düşünürüz. hepimiz de o resme aşık oluruz. bizi seven herkes de bizim onların kafasındaki resmimize aşık olmuşlardır.
halil sen kadar ben kadar gerçektir.
halil'in o resimdeki kadından kaçışı da biraz korkudandır. o kendisini asla incitemeyecek, asla yargilamayacak bir 'sevgili' bulmuştur. bunu kaybetme korkusudur onunki.
bizim sahip olmadığımız, halil'in eni sonu birakmak zorunda kaldığı bir lüks/hastalık bu.
biz sıradan faniler severiz. denk gelirse de sevdigimizce seviliriz. bir miktar o resimler bizi bir arada tutar. sonra usul usul resim gider gerçek gelir. ıki yan da kafasındaki resimden feragat edebilirse ne ala, aşk biter yerini guzel bir huzur hali alir. yok bir taraf o resmi birakmazsa o zaman... ıste hayat devam ediyor.
konu karıştı. toplayalim.
film sadece bu bakış acisiyla kiymetlenmiyor tabi. ayni zamanda bu derdini anlatırken klişelerden cok guzel kacmasiyla da cok kiymetlenir.
örneğin, fabrikatörun yaklaşımı hikayeye tam gereken bir katki sağlar. onun da derdi cok gerçektir cok anlasilirdir.
teknik kismiyla ilgili konuşup boyumu aşmayayim. onu da bir bilen anlatsin
elbette metin erksan'in filmde anlattığını ondan önce birileri kitaplarinda anlattı.
filmde altı çizilen 'sevgi/aşk' biçimini sabahattin ali kürk mantolu madonna'da anlatir.
filmde fotoğraf/ fotoğraftaki kadin ikiliği anlamasi zor olmayan, sevilenin gercek kisiligi ile sevenin gördüğü kişiliği çelişkisini temsil eder.
bu da belki de yaşadığımız her aşkta gorebilecegimiz çok gerçek bir çelişkidir.
bir insanla karşılaşırız, o'nun onlarca yillik ömrünün ürünü olan karakterini biz maksimum 5-10 görüşmeyle, o görüşmelerdeki haliyle hareketiyle algıladigimizi, öğrendiğimizi düşünürüz. hepimiz de o resme aşık oluruz. bizi seven herkes de bizim onların kafasındaki resmimize aşık olmuşlardır.
halil sen kadar ben kadar gerçektir.
halil'in o resimdeki kadından kaçışı da biraz korkudandır. o kendisini asla incitemeyecek, asla yargilamayacak bir 'sevgili' bulmuştur. bunu kaybetme korkusudur onunki.
bizim sahip olmadığımız, halil'in eni sonu birakmak zorunda kaldığı bir lüks/hastalık bu.
biz sıradan faniler severiz. denk gelirse de sevdigimizce seviliriz. bir miktar o resimler bizi bir arada tutar. sonra usul usul resim gider gerçek gelir. ıki yan da kafasındaki resimden feragat edebilirse ne ala, aşk biter yerini guzel bir huzur hali alir. yok bir taraf o resmi birakmazsa o zaman... ıste hayat devam ediyor.
konu karıştı. toplayalim.
film sadece bu bakış acisiyla kiymetlenmiyor tabi. ayni zamanda bu derdini anlatırken klişelerden cok guzel kacmasiyla da cok kiymetlenir.
örneğin, fabrikatörun yaklaşımı hikayeye tam gereken bir katki sağlar. onun da derdi cok gerçektir cok anlasilirdir.
teknik kismiyla ilgili konuşup boyumu aşmayayim. onu da bir bilen anlatsin
devamını gör...
aziz sancar’dan aşı açıklaması
asi konusunda cok ciddi endiselerim var ama bir nebze de olsa icimi ferahlatti.cok cok severim kendilerini. turkiye icin degerli bir bilim adamidir.
devamını gör...
fil hafızası
fil hafızasından balık hafızasına doğru evrildiğim bir süreçten geçiyorum. sonumuz hayrola.
devamını gör...
kız istemeye gidildiğinde artı puan kazandıran şeyler
son zamanlarda babet çorap eksi puan diyorlar ama yine de siz bilirsiniz.
devamını gör...

