sen varsın, ben varım ama artık biz yokuz.
devamını gör...

ileri seviye bir kar ve yağmur romantiğiyim. gece yağmur yağarsa dışarı çıkmak için güçlü dürtüler hissederim. imkanım varsa yağmurluk tarzı bir ceket giyip kulaklığımı alıp fırlarım sokağa. pek kimse olmaz genelde yağmur yağarken, kulaklığı takar yürür ve yürürüm. kar meselesi apayrı 2018'de ankara'da çok güzel kar yağmıştı bilen bilir lapa lapa. ve kar çoğunlukla tutmuştu. bu kez gece gündüz fark etmeksizin dersim, işim yoksa anında kendimi sokaga atardım. kar yağarken her yer gittikçe bembeyaz olurken yürümek bir başka güzel. bir de şöyle dokunulmamış bir kar birikintisi görünce dayanamaz kendimi bırakıverirdim üstüne. kar meleği yapardım*. bazen garip garip bakanlar da olurdu ama o karın üstüne yatıp bembeyaz gökyüzüne bakma fırsatını nasıl kaçırayım?
devamını gör...

babak tafreshi adlı amatör astronom ve national geographic fotoğrafçısının fotoğraflarının çok güzel özetlediği durumdur. altında yaşadığımız gökyüzünün aslında ne denli eşsiz bir manzara sunduğunu gösterir bize. ama bizler o yapay şehir ışıkları altında kaybolmuşuzdur..

kim bilir, o gün vincent van gogh, yıldızlı geceyi bizlere kazandırdığında nasıl bir gökyüzü görüyordu?

babak tafreshi'nin bir fotoğrafı..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

o zaman şöyle bir nostalji yapalım *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

başlıktan ne çıkaracağımı anlamadığım başlıktır. eee oyun mu var derin güçler psikolojimizi bozmak için sözlüğe psikoloji öğrencisi mi yerleştirdi. algı yönetimi yapıyorlar. hepimize 5g mi takacaklar ne olacak.
devamını gör...

kendisi de tipsizdir.
devamını gör...

vergilerimizle lüks hayat yaşayan kekoların paylaşıldığı sayfadır.

içerisinde bol bol lüks araba bol bol kafam kadar saat ve bol bol nargile bulunur.
devamını gör...

genelde ortadoğu’daki ve kuzey afrika ülkelerinde yaşayan primatlardır. bu bölgelere çeşitli sebepler ile seyahat edenler veya seyahat etmek zorunda kalanlar doğal ortamlarında kimlik bulmuş bu primatlardan çokça görebilirler..

bunlar genellikle trafikte önünüze kırarak “toplumda uyanık davranarak 1-0 öne geçtiklerini”, “trafiği rahatlattıklarını” veya “iyi/aktif araba kullandıklarını” vb düşünerek yaptıklarına bir de kendilerince kılıf uydururlar. tepki verdiğinizde filan yaptığının modern toplumlarda “öküzlük” adı altında sınıflanacak bir aktivite olduğunu dahi anlamazlar. trafikte yaptıkları türlerine özgü davranışları, sırada, kaldırımda, çarşıda pazarda, plajda gösterirler. daha yeteneklilerinde görülen diğer takdire şayan davranışlar ise “balkondan aşağı sigara atmak, yediğinin çöpünü atmak”, “sağlık personeline saldırmak”, “yerlere tükürmek” vb dir. düşündükçe örnekler çok arttırılabilir ama bu yazıyı okuyarak anlayabilen seviyede türkçe bilen herkes bu primatların binlerce davranışına şahit olduğundan örnekleri kısa tutuyorum. maalesef herkesi kendi zeka kapasitesi içerisinde kabul etmek zorundayız. ama bizler için bu primatlardan bazılarının kendilerini modern toplumun üyesi zannediyor olması kötü…. birde şu güzellemeleri çok duyulur: “ülkemiz cennet yaaa” “buraları gibisi yoğğğh”… en ilginç benzetmeleri bu olsa gerek. başka yeri görmediklerinden veya görüp de ne gördüğünü anlamadıklarından veya oralarda kendilerini buradaki kadar doğayla başbaşa zannetmediklerinden olabilir. normal karşılamalıyız.

genelde bu tür platformlarda birçok avrupa ülkesinde yaşamak için kurulan hayallere ilişkin entryler okuyoruz. aslında ekonomik gelişmişlik yanında bu tür primatların fazlalığı da yaşamaya çalıştığımız bu yerde hayatı daha da fazla zorlaştırırarak bu ülkeden gitme konusundaki hisleri daha da perçinlemiyor mu?

ben 20 li yaşlarımda gitme şansım varken gitmedim… şimdi o dönem için kendime koyduğum hedeflerin hepsine eriştim ama pişman mısın sorusunun cevabı koca bir “evet” tir.

ülkemizde bulunan bu primatlara karşı eğitim de dahil olmak üzere tüm argümanları kullanarak mücadele edemeyeceğimize göre kendi hayatımızı güzelleştirecek yöntemleri hayata geçirmeliyiz. bunlardan birisi modern insanın evrimleşmesinin tamamlandığı bu yerlerde yaşamak diğeri ise burada yaşayamaya karar verenler için, yaşadığımız toplumla 0 iletişime girmek olabilir.
devamını gör...

her türlü soru için buradan
bu konu hakkında hassas olalım arkadaşlar.
devamını gör...

karakterlerimiz kendi karakterlerimiz mi yoksa toplumun yarattığı yapay rollerin esirleri miyiz? belkide ikisi birden, sonuçta her mahkum aynı değil ve har gardiyan aynı değil fakat dışarıda olduklarından daha fazla ortak yönleri var. aynı zamanda insanlar sosyal kalıplara girince asla davranmam dedikleri şekilde davranabiliyor, güç insanı değiştirirken elindeki gücü kaybetmek ise psikolojik olarak çöküntüye yol açıyor. yazımdan pek bir şey çıkaramazsınız ama belki düşünmenize yardımcı olabilir. benim ise çıkarabildigim net olgu mesleğimizin karakterimizin üzerinde yoğun etkisinin olduğudur. bu deney 2 ay sürseydi büyük ihtimalle gardiyanların çoğu dışarıdada o yetkiye sahipmiş gibi davranacak ve daha sert insanlar olacaklardı. suçlularda suça meğilli.
devamını gör...

gece uykudan uyanıp gelip kontrol edip uyumadiysam, uyumuyon mu daha diye darlamasi.

en son herkesin uyuduğunu farzederek odamda kulaklıkla yüksek seste müzik dinlerken boşluğu izleyerek daldığım bir anda odamın kapısının önünde karanlıkta, saçlar havada, bana 'ne zaman yatiyon' bakışı atarken yakaladım. aklım çıktı yemin ederim.
devamını gör...

algınızın o kitap için açık olduğu dönemde okunması gerken kitaplardır.
zira yanlış zamanda okunduğunda boştuktan öteye gitmez. (bkz: dünya klasikleri)
devamını gör...

75 centten alan kerizlerin gözü yaşlı olsa gerek. çoğunluğu da türktür kesin. hatta türk borsaları elinde olmayan coini bile satmış olabilir.
devamını gör...

iman dolu yüreği.swh
devamını gör...

sigara içmek, yıllar önce merak edip arkadaşımdan bir tane alıp içmiştim daha da ağzıma sürmem.
devamını gör...

aynı zamanda kahveye de şeker atmayan kişidir . (bkz: ıvanmilinski)
devamını gör...

ölüm ile ne zaman tanıştı ilk insan.
uyuduğunu sanığı arkadaşı bir daha uyanmadığında mı.
yoksa yüksekten düşen bir arkadaşı bir daha ayağa kalkmadığında mı. gerçekten bilebilir miyiz bunu.
peki ya ölüm korkusu ile ne zaman tanıştı. bunu bilebilir miyiz.
evet, tabi ki biliriz.
ölüm korkusu bizim yaradılış gereği beynimize işlenmiştir. hayatta kalma güdüsünün bir parçasıdır bu.
beden hayatta kalmaya programlıdır ve tehlikeli durumlarda kontrolü sürüngen beyin devralır. adrenalin salgılanmaya başlanır.
bazı vahşi hayvanlara verdiğimiz, bazı doğal afet durumlarına verdiğimiz refleks benzeri tepkiler bunun kanıtıdır.
insanoğlu varoluş gereği bir şekilde yaşamını sürdürmek ister ve istemsiz de olsa ölümden korkar.
peki bu kadar tutku ile bağlı olduğumuz yaşamdan, yaşamaktan ne zaman korkar olduk.
bu bizim doğamızın dışında bir davranıştır.
insan hayatta kalmak için avlanır, eker biçer, koşar, göç eder, savaşır ve sevişir.
günümüzde ki insan ise similasyona doğmuştur. kendi balonunun içinde yaşamaktadır. çünkü orası rahattır, güvenlidir.
balonun dışarısındaki dünya ise büyük ve korkutucudur.
normalde korku durumunda salgılanması gereken adrenalin alışılmışın dışına çıkıldığında da salğılanmaya başlar. heyecanlanır, panikler, önce avuç içleri sonra bütün vücudu terlemeye başlar, kaygılanmaya başlar. "ya huzurum kaçarsa", " ya terk ederse", "ya düzenim bozulursa", "ya benim kadar sevmezse", " ya başarısız olursam", "ya balonum patlarsa".
bir an önce o ufacık, sıcacık balonuna dönmek ister.
ve bu onun suçu değildir aslında. toplum mühendisleri ve pazarlamacıların emeğidir bu post modernist yapı.
yaşamaktan işte bunun için korkar insan. kendisi için oluşturulmuş balonun dışarısına çıkar ise başına kötü şeylerin gelebilme olasılığıdır aslında korkusunun sebebi.
kısacası yine hayatta kalma dürtüsüdür, ölüm korkusudur insanın yaşamaktan korkmasının sebebi.
yaşamak risk alanların işi.
devamını gör...

sen beni anlamadın gözünü kan bürümüş bundan öte ayrılık var..
devamını gör...

büyük bir hatadır çünkü ruh sağlığımız da beden sağlığımız kadar önemlidir.
...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

takip ettiğimiz yazaların tanımlarının ekranımıza düştüğü bir sayfa olması müthiş olurdu*. sözlüğü aktif kullanmayan ya da arada unuttuğumuz* yazarların tanımlarını görüp beğenebilirdik bu sayede.
(bkz: sıcak takip)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim