haggard
“herr mannelig” isimli parçası çok ama çok başarılı olan senfonik metal grubudur.
devamını gör...
kokuların insanı geçmişe götürmesi
çok eskiden denizciler kaybolduğunda, yönlerini bulabilmek için mor çiçekli biberiye bitkisini koklarlarmış. yakın zamanda bilim insanları bir deney yapıyor. bu deney iki grup insandan oluşuyor. birinci gruba düzenli olarak biberiye bitkisini koklatıyorlar, ikinci gruba yani kontrol grubuna ise bir şey yapmıyorlar. yıllar geçiyor ikinci grupta bulunan insanlardan alzheimer hastalığına yakalananlar oluyor. fakat düzenli olarak biberiye koklatılan insanların akıl sağlıkları yerindedir. daha sonra biberiyenin akıl sağlığına iyi geldiğini ve hafızayı güçlendirdiği ispatlanmıştır. asırlar öncesinde denizcilerin uyguladığı bu tekniğin boş olmadığını her şeyin doğa ve bilimle mümkün olabileceğini görmüş oluyoruz. sınav zamanları biberiye yağını yanınızdan ayırmamanızı tavsiye ederim.
devamını gör...
yazarların sevdiği albüm kapakları
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
“oysa ben seni bulmaya geldim
kalbine güneşi asmaya geldim.
tükenme....”
kalbine güneşi asmaya geldim.
tükenme....”
devamını gör...
eyluling
o modların çiceği, o modlarin bugs'ı *. an itibariyle de kafa radyo yayını'nı kahkalariyla guzellestirmekte. evet bu tatlilik, bu muziplik yedigi havuçların yan etkisi... iki gözümün ciceği, hayatin hep kahkahali, dolu dolu gecsin *.
devamını gör...
tanımlarını okuyarak bir yazara aşık olmak
öncelikle bir konuda anlaşalım sevgili yazar arkadaşlarım, hanımefendiler, dostlar, vatandaşlar, romalılar...
ben evliyim.
ben evliyim.
devamını gör...
yazarların son durumu
hissizleştim.
devamını gör...
nasıl ne zaman
1970’li yıllarda hardal müzik grubunun söylediği şarkılardan birisi olup, sözlerini çok anlamlı bulduğum bir şarkı.
gençlik bir kitaptı, okuduk bitti
canım bahar geçti çoktan, kış şimdi
ne kaldı sana bu dünyada
ne kaldı sana bu dünyada
hani o sevincin, o cıvıl cıvıl kuş?
nasıl ne zaman geldi, nasıl gitti?
nasıl ne zaman geldi, nasıl gitti?
alacağın bir kaç nefes, hiç düşündün mü?
ne kalacak senden, hiç düşündün mü?
bir cansız vücudun o da çürür, toprak olur gider
bir cansız vücudun o da çürür, toprak olur gider
bak yıllar nasıl geçiyor
bak yıllar nasıl geçiyor
gençlik bir kitaptı, okuduk bitti
canım bahar geçti çoktan, kış şimdi
ne kaldı sana bu dünyada ha
ne kaldı sana bu dünyada
hani o sevincin hı ha ha ha
o cıvıl cıvıl kuş
nasıl ne zaman geldi, nasıl gitti?
nasıl ne zaman geldi, nasıl gitti?
bahar her zaman geri gelir
biz olsakta, olmasak ta ...
--- alıntı ---
gençlik bir kitaptı, okuduk bitti
canım bahar geçti çoktan, kış şimdi
ne kaldı sana bu dünyada
ne kaldı sana bu dünyada
hani o sevincin, o cıvıl cıvıl kuş?
nasıl ne zaman geldi, nasıl gitti?
nasıl ne zaman geldi, nasıl gitti?
alacağın bir kaç nefes, hiç düşündün mü?
ne kalacak senden, hiç düşündün mü?
bir cansız vücudun o da çürür, toprak olur gider
bir cansız vücudun o da çürür, toprak olur gider
bak yıllar nasıl geçiyor
bak yıllar nasıl geçiyor
gençlik bir kitaptı, okuduk bitti
canım bahar geçti çoktan, kış şimdi
ne kaldı sana bu dünyada ha
ne kaldı sana bu dünyada
hani o sevincin hı ha ha ha
o cıvıl cıvıl kuş
nasıl ne zaman geldi, nasıl gitti?
nasıl ne zaman geldi, nasıl gitti?
bahar her zaman geri gelir
biz olsakta, olmasak ta ...
--- alıntı ---
devamını gör...
kendini evleneceği insana saklayan insan
yeminle bu ve benzer konulara yorulan kafa ilimle uğraşsa şimdi dünyaya corona aşısı ihraç ediyor olurduk.
devamını gör...
aurora (yazar)
yazılarını severek takip ettiğim bir yazar. oldukça bilgilendirici içerikleri var. kimdir bilmiyorum ama tanımadan sevdiğim bir kişi olmuştur. teşekkür ediyorum efendim. *
devamını gör...
tasarruf
aynı zamanda 'yetki' anlamında da kullanılan sözcüktür.
ilk anlamı için konuşacak olursak günümüz türkiye'sinde yapılması oldukça zordur çünkü çoğunluğun maaşı olan asgari ücret, açlık sınırının bile altında kaldığı için bundan tasarruf etmek imkansızdır.
ilk anlamı için konuşacak olursak günümüz türkiye'sinde yapılması oldukça zordur çünkü çoğunluğun maaşı olan asgari ücret, açlık sınırının bile altında kaldığı için bundan tasarruf etmek imkansızdır.
devamını gör...
çocuk
küçük insan. insan ama. her ne kadar unutulsa da çoğu zaman bu.
çok seviyorum kendilerini. yeni doğanını ayrı, biraz büyümüşünü, ele avuca gelenini ayrı, yaşına gelenini, oyun çağındakini, okula başlayanını, erken ergen olanını ayrı. asi olanını, yumuşak başlı ama nevi şahsına münhasırını ayrı... hepsini çok seviyorum. gerçekten çok seviyorum. her yaşlarının ayrı bir güzelliği var. çok öğreticiler, çok özellikliler, çok güzeller. onlarla etkileşim içinde olmayı da çok seviyorum onları gözlemlemeyi de. iki ablam bir abim var. hepsinden ikişer de yeğenim. her birinin doğumunu, serpilip büyümesini izleme fırsatım oldu. çok şanslıyım gerçekten.
her zaman çocuk seven biriydim. 6 yıl evli kaldım, çocuk yapmadım. konuştuk bunu evet, ama yapmadım. yapamazdık da zaten. yanlış olurdu. çünkü çocuk sevmekten, bunu istemekten hatta iyi bir ebeveyn olacağını düşünmekten çok başka şeyler “de” gerektiriyor dünyaya bir çocuk getirme kararı. biyolojik saatim işliyor, bugün aşık olsam, karşımdaki adam da bana olsa, işler yolunda gitse -çocuk doğurmaya karar verecek kadar- minimum 2 sene. yaş olacak 35. bence makul. ama ne kadar mümkün? geçelim.
hiç pişman değilim. olacağımı da düşünmüyorum dünyaya bir çocuk getirecek kadar güvendiğim bir ilişkim olmaz ve hayatımı anne olmadan noktalarsam eğer. “ben de atları çok seviyorum eve at getiriyor muyum evladım” diye sormuştu babam, ablam köpeğimizi sahiplenip eve getirdiğinde. aslında mesele bu kadar basit. sadece kendinizi ilgilendiren bir konuda istediğinizi yapabilirsiniz. sizi seven insanları da etkiler tabi ki kendinizle ilgili aldığınız kararlar. ama günün sonunda kendi aklınız, kalbiniz ve vicdanınızla kalıyorsunuz. kendinize kadar özgürsünüz, olmalısınız. size ait olmayacak, sizin aracılığınızla dünyaya gelecek bir canlı için karar vermeden önceyse, seviyorum, istiyorumdan fazlasını düşünmek zorundasınız. akıl, kalp, vicdan? bunun hesabını veremezsiniz. açık gözlerle tabi...
dünyada sevilecek çok çocuk var. sevelim.
çok seviyorum kendilerini. yeni doğanını ayrı, biraz büyümüşünü, ele avuca gelenini ayrı, yaşına gelenini, oyun çağındakini, okula başlayanını, erken ergen olanını ayrı. asi olanını, yumuşak başlı ama nevi şahsına münhasırını ayrı... hepsini çok seviyorum. gerçekten çok seviyorum. her yaşlarının ayrı bir güzelliği var. çok öğreticiler, çok özellikliler, çok güzeller. onlarla etkileşim içinde olmayı da çok seviyorum onları gözlemlemeyi de. iki ablam bir abim var. hepsinden ikişer de yeğenim. her birinin doğumunu, serpilip büyümesini izleme fırsatım oldu. çok şanslıyım gerçekten.
her zaman çocuk seven biriydim. 6 yıl evli kaldım, çocuk yapmadım. konuştuk bunu evet, ama yapmadım. yapamazdık da zaten. yanlış olurdu. çünkü çocuk sevmekten, bunu istemekten hatta iyi bir ebeveyn olacağını düşünmekten çok başka şeyler “de” gerektiriyor dünyaya bir çocuk getirme kararı. biyolojik saatim işliyor, bugün aşık olsam, karşımdaki adam da bana olsa, işler yolunda gitse -çocuk doğurmaya karar verecek kadar- minimum 2 sene. yaş olacak 35. bence makul. ama ne kadar mümkün? geçelim.
hiç pişman değilim. olacağımı da düşünmüyorum dünyaya bir çocuk getirecek kadar güvendiğim bir ilişkim olmaz ve hayatımı anne olmadan noktalarsam eğer. “ben de atları çok seviyorum eve at getiriyor muyum evladım” diye sormuştu babam, ablam köpeğimizi sahiplenip eve getirdiğinde. aslında mesele bu kadar basit. sadece kendinizi ilgilendiren bir konuda istediğinizi yapabilirsiniz. sizi seven insanları da etkiler tabi ki kendinizle ilgili aldığınız kararlar. ama günün sonunda kendi aklınız, kalbiniz ve vicdanınızla kalıyorsunuz. kendinize kadar özgürsünüz, olmalısınız. size ait olmayacak, sizin aracılığınızla dünyaya gelecek bir canlı için karar vermeden önceyse, seviyorum, istiyorumdan fazlasını düşünmek zorundasınız. akıl, kalp, vicdan? bunun hesabını veremezsiniz. açık gözlerle tabi...
dünyada sevilecek çok çocuk var. sevelim.
devamını gör...
ilginç etimolojik bağlantılar
--- alıntı ---
günülemek, kıskanmak: gündelik yazı veya konuşma dilinde çokça kullanılan birçok kelimenin kökenine baktığımızda bunların hiç tahmin etmediğimiz dillerden gelen sürpriz köklere dayandığını görürüz. işte bu sözlerden biri olan ve ağızlarda kullanılan günüle- fiili buna güzel bir örnek teşkil eder. moğolcada "kuma" anlamına gelen küni kelimesi türkçeye geçmiş. bu söz uygur çağı metinlerinden itibaren türkçede çok sık görülür ve "kıskanma" anlamına gelir. kıskanma olgusunu kuma ("küni") ile birleştirerek muhteşem bir anlambilimi derinliği kazandırılmıştır. dünyada hiçbir kıskanma, haset etme "kuma"ya karşı duyulan rekabet nefret kadar derin, etkili ve sürekli değildir. bu yüzden, dilimiz kıskanma olgusunu kuma ile birleştirerek bunun derecesini birkaç kat daha artırmıştır. ege bölgesi ağızlarında aynı anlama gelen gumala-, gumalaş- biçimleri de dikkat çekicidir.
--- alıntı ---
ali akar, düşünen türkçe.
günülemek, kıskanmak: gündelik yazı veya konuşma dilinde çokça kullanılan birçok kelimenin kökenine baktığımızda bunların hiç tahmin etmediğimiz dillerden gelen sürpriz köklere dayandığını görürüz. işte bu sözlerden biri olan ve ağızlarda kullanılan günüle- fiili buna güzel bir örnek teşkil eder. moğolcada "kuma" anlamına gelen küni kelimesi türkçeye geçmiş. bu söz uygur çağı metinlerinden itibaren türkçede çok sık görülür ve "kıskanma" anlamına gelir. kıskanma olgusunu kuma ("küni") ile birleştirerek muhteşem bir anlambilimi derinliği kazandırılmıştır. dünyada hiçbir kıskanma, haset etme "kuma"ya karşı duyulan rekabet nefret kadar derin, etkili ve sürekli değildir. bu yüzden, dilimiz kıskanma olgusunu kuma ile birleştirerek bunun derecesini birkaç kat daha artırmıştır. ege bölgesi ağızlarında aynı anlama gelen gumala-, gumalaş- biçimleri de dikkat çekicidir.
--- alıntı ---
ali akar, düşünen türkçe.
devamını gör...
the amazing world of gumball
gumball, cartoon network televizyon kanalında yayınlanmış; gumball adında bir ortaokul öğrencisi ve kardeşi darwin'i konu edinen çizgi dizidir. esprilerinin bazen çocuklar için değil bizler için yazıldığı hissine kapıldığım, mizahi öğeleri yüksek yapımdır.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
kafa sözlük çocuk korosu'nun bu şarkısının track dosyasını sözlüğe yüklememize uygun altyapıyı haağğğlaa hazırlamamış olan iko'ya teessüflerimi iletiyorum.......
10 dk oldu neredeyse. lütfen yani.
10 dk oldu neredeyse. lütfen yani.
devamını gör...
kemer
mimarlıkta iki sütun veya ayağı birbirine bağlayan, yarım çember ya da yonca yaprağı gibi çeşitli biçimlerde de olabilen yapıdır.
devamını gör...
önemli birinin yanında saçmalamak
genelde olan oluyor sonrasında da ya bu hareket çok saçmaydı keşke yapmasaydım diye düşünülüyor. o aydınlanma önemli birinin yanındayken gelse her şey daha güzel olabilirdi.
devamını gör...
baskıcı ateist bir ailede büyümek
oldukça zorlayıcı, kısıtlayıcı ve hayatı zindan eden durum.
ben bi şeylere tapmak istiyorum diyosunuz, kafanıza aziz nesin kitabı yiyorsunuz. aptal mısın damgası falan can sıkıcı. arkadaşlarınıza özenip zikir alemlerine katılmak istiyosunuz, reddediliyorsunuz, zorla stephen hawking videolarına maruz kalıyorsunuz. yaşamaya değer bi hayat değil bu.
korku dolu bi anda mabadınız tutuşuyo, dua edince geçeceğini biliyorsunuz ama.. olmuyor işte. dua da bilmiyosunuz çünkü..
ben bi şeylere tapmak istiyorum diyosunuz, kafanıza aziz nesin kitabı yiyorsunuz. aptal mısın damgası falan can sıkıcı. arkadaşlarınıza özenip zikir alemlerine katılmak istiyosunuz, reddediliyorsunuz, zorla stephen hawking videolarına maruz kalıyorsunuz. yaşamaya değer bi hayat değil bu.
korku dolu bi anda mabadınız tutuşuyo, dua edince geçeceğini biliyorsunuz ama.. olmuyor işte. dua da bilmiyosunuz çünkü..
devamını gör...


