balık burcu erkeği
en uzak durulması gereken erkektir.
devamını gör...
mümtaz soysal
prof. dr. osman mümtaz soysal 1929 yılında zonguldak'ta doğmuştur. 1949 yılında galatasaray lisesi'nden, 1953 yılında iseankara siyasal bilgiler fakültsesi'nden mezun oldu. ortadoğu amme idaresi enstitüsü'nde asistan olarak görevlendirildi. daha sonra ankara üniversitesi hukuk fakültesi'nden 1954'te tarihinde mezun oldu. 1955 yılında birleşmiş milletler bursuyla london school of economics’t araştırmalarda bulundu ve 1956 yılında londra’dan dönerek siyasal bilgiler fakültesinde idare hukuku asistanı olarak görevine devam etti. soysal, “demokratik iktisadi planlama için siyasi mekanizma” isimli doktora teziyle 1958 yılında türkiye’nin ilk siyaset bilimi doktoru unvanını kazandı. rockefeller bursuyla 1959 yılında abd’ye giderek princeton ve berkeley üniversitelerinde akademik çalışmalarına devam etti ve 1960 yılında tekrar ülkeye döndü. 1960 darbesinden sonraki anayasayı hazırlamakla görevli anayasa komisyonunda görev aldı. 1963'te sbf'de doçent, 1969'da profesör oldu. 1971 yılında aynı fakültenin dekanlığına seçildi. 1969 ile 1971 tarihleri arasında akdeniz sosyal bilim araştırma konseyi'nde başkanlık yaptı. 1974 ile 1978 tarihleri arasında da uluslararası af örgütü’ünde ikinci başkanlık görevini üstlendi. 1979'da bm eğitim, bilim ve kültür örgütü (unesco) uluslararası insan hakları öğretimi ödülü'nü aldı. siyasal bilgiler fakültesinden 14 nisan 1992 tarihinde emekli oldu. 1995 genel seçimleri'nde dsp’den zonguldak milletvekili seçildi. 1998'de bülent ecevit ve rahşan ecevit’le yaşadığı anlaşmazlıktan sonra dsp’den ayrıldı. 2002'de bağımsız cumhuriyet partisi'ni kurdu ve partinin genel başkanı seçildi. 2000’li yıllarda devam eden kıbrıs görüşmelerinde kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti (kktc) cumhurbaşkanı rauf denktaş’a danışmanlık yaptı. 11 kasım 2019 tarihinde de istanbul beşiktaş'taki evinde vefat etti.
eserleri;
avrupa birliği ve türkiye (1954)
demokratik iktisadi planlama için siyasi mekanizma (1958)
dış politika ve parlamento (1964)
halkın yönetime etkisi (1965)
dinamik anayasa anlayışı (1969)
100 soruda anayasanın anlamı (1969)
güzel huzursuzluk (1975)
demokrasiye giderken (1982)
düşünceler günlüğü (1995)
kaynak bağlantılar;
hukukbook.com/prof-dr-mumta...
www.bbc.com/turkce/haberler...
www5.tbmm.gov.tr/yayinlar/b...
eserleri;
avrupa birliği ve türkiye (1954)
demokratik iktisadi planlama için siyasi mekanizma (1958)
dış politika ve parlamento (1964)
halkın yönetime etkisi (1965)
dinamik anayasa anlayışı (1969)
100 soruda anayasanın anlamı (1969)
güzel huzursuzluk (1975)
demokrasiye giderken (1982)
düşünceler günlüğü (1995)
kaynak bağlantılar;
hukukbook.com/prof-dr-mumta...
www.bbc.com/turkce/haberler...
www5.tbmm.gov.tr/yayinlar/b...
devamını gör...
bugünün didem madak'ın ölümünün 10. yıl dönümü olması
didem madak en sevdiğim şairdir.
bugün vefatının 10. yıl dönümüdü o'na yazdığım bir şiirle anıyorum kendisini
didem madak'a hasretle;
•sonra sen gittin
tüm baharlar kış oldu
çiçekler soldu
ağaçlar öldü
çocuklar küstü
sen gittin
dört bir yanı dünyanın hüsran oldu kadın
bi füsun kaldı
birde senden kalan bir kaç efsunlu satır
ağlıyorum sigaramın her nefesinde
sen gittin bütün baharlar kış oldu
bütün kuşlar telef oldu
dedim ya kadın sen gittin
solum soldu
kışlar kış
baharlar zemheri oldu
tek mevsim kaldı senden sonra
bütün mevsimler kış oldu.
senden sonra hiç yaz olmadı
hiç reçel pişmedi
hoş bahar gelmeyince reçeller pişmezdi değil mi
sen gittin ya her günüm mahvoldu
bütün yazlar ayaz oldu.
*sd
*
bugün vefatının 10. yıl dönümüdü o'na yazdığım bir şiirle anıyorum kendisini
didem madak'a hasretle;
•sonra sen gittin
tüm baharlar kış oldu
çiçekler soldu
ağaçlar öldü
çocuklar küstü
sen gittin
dört bir yanı dünyanın hüsran oldu kadın
bi füsun kaldı
birde senden kalan bir kaç efsunlu satır
ağlıyorum sigaramın her nefesinde
sen gittin bütün baharlar kış oldu
bütün kuşlar telef oldu
dedim ya kadın sen gittin
solum soldu
kışlar kış
baharlar zemheri oldu
tek mevsim kaldı senden sonra
bütün mevsimler kış oldu.
senden sonra hiç yaz olmadı
hiç reçel pişmedi
hoş bahar gelmeyince reçeller pişmezdi değil mi
sen gittin ya her günüm mahvoldu
bütün yazlar ayaz oldu.
*sd
*
devamını gör...
seni biraz yola sokmalı cehennemi
steven l. peck’in kısa bir cehennem ziyareti isimli kitabında zerdüştçülük sistemine atıf yapılarak kurgulanmış olan cehennemin adı.
romanda cehenneme giden insanlara tek gerçek dinin zerdüştçülük olduğu söyleniyor ve bu dine inanmayan herkes yaşarken ne yapmış olursa olsun mutlaka cehennemin tadına bakıyor.
ama bu cehennem insan hayal gücünün sonsuz acımasızlığıyla yarattığı diğer cehennem tasvirlerinden oldukça farklı. öncelikle başta lavlardan oluşan nehirlerde yanan insanlar varmış gibi görünse de aslında bu sadece göz boyamak ve küçük bir eğlence amaçlı oluşturulan bir vitrin.
gerçek cehennem bambaşka bir ceza yöntemi uyguluyor. daha kişisel bir cehennem, daha bireysel.
asıl fark ise bu cehennemde sonsuza kadar sürecek kadar gaddar bir ceza sistemi yok. herkes er geç cehennemdeki süresini doldurup bu ölüm sonrası azaptan kurtuluyor.
o yüzden cehennemin adı başlıkta andığım gibi. günahkarlar belli bir süre ve belirli bir cezayı çektikten sonra artık yolu sokulduklarına inanıldığında cehennemden çıkabiliyor. elbette başarmaları gerek çok şey var bu huzur veren ayrılıktan önce.
böyle bir cehennem düşlemekten kendimi alamıyorum. cehennem garanti ama en azından sonsuz olmasın.
romanda cehenneme giden insanlara tek gerçek dinin zerdüştçülük olduğu söyleniyor ve bu dine inanmayan herkes yaşarken ne yapmış olursa olsun mutlaka cehennemin tadına bakıyor.
ama bu cehennem insan hayal gücünün sonsuz acımasızlığıyla yarattığı diğer cehennem tasvirlerinden oldukça farklı. öncelikle başta lavlardan oluşan nehirlerde yanan insanlar varmış gibi görünse de aslında bu sadece göz boyamak ve küçük bir eğlence amaçlı oluşturulan bir vitrin.
gerçek cehennem bambaşka bir ceza yöntemi uyguluyor. daha kişisel bir cehennem, daha bireysel.
asıl fark ise bu cehennemde sonsuza kadar sürecek kadar gaddar bir ceza sistemi yok. herkes er geç cehennemdeki süresini doldurup bu ölüm sonrası azaptan kurtuluyor.
o yüzden cehennemin adı başlıkta andığım gibi. günahkarlar belli bir süre ve belirli bir cezayı çektikten sonra artık yolu sokulduklarına inanıldığında cehennemden çıkabiliyor. elbette başarmaları gerek çok şey var bu huzur veren ayrılıktan önce.
böyle bir cehennem düşlemekten kendimi alamıyorum. cehennem garanti ama en azından sonsuz olmasın.
devamını gör...
kendi yaranı sarmak
ben önce deşiyor sonra sarıyorum. daha güzel oluyor. bir daha aynı yerden yaralanmıyor.
kişinin büyüdüğünü kabul ettiği hareket.
kişinin büyüdüğünü kabul ettiği hareket.
devamını gör...
24 aralık 2020 ekrem imamoğlu'nun akit bir gazete değildir açıklaması
son derece haklı bir söylemdir.
--- alıntı ---
ibb başkanı ekrem imamoğlu, basın toplantısında akit gazetesinden bir muhabirin sorusunu geri çevirdi, "bence çalıştığınız yer bir gazete değildir. sizin yayın organınızın sorusuna cevap vermeye tenezzül etmem" dedi.
--- alıntı ---
kaynak
ek: videolu haber
--- alıntı ---
ibb başkanı ekrem imamoğlu, basın toplantısında akit gazetesinden bir muhabirin sorusunu geri çevirdi, "bence çalıştığınız yer bir gazete değildir. sizin yayın organınızın sorusuna cevap vermeye tenezzül etmem" dedi.
--- alıntı ---
kaynak
ek: videolu haber
devamını gör...
kürtlerin ana dilde eğitim hakkı
hadi canım hadi başka kapıya dedirten hak iddiasıdır. sınırlarımız içerisinde yaşayıp, tribe girmeden anadilimiz türkçemizi öğreniniz, devam ediniz, bekleme yapmayınız.
devamını gör...
iltifat etmek
aslında olması gerekendir. ne iltifat edenden taraftan ne de karşı taraftan birşey götürmez. aksine samimi, hoş bir ambians yaratır. ama öyle bir zamandayız ki insan birine selam verirken bile düşünüyor. acaba yanlış anlar mı, ayıp mı olur ki diye düşünüyor..
devamını gör...
pederşahi
sosyolojide diğer ismi ataerkil olan, temel olarak babayı alan ve ailede çocukları babaya mal eden topluluklara verilen isimdir.
devamını gör...
yazarların en köylü özelliği
soba kestane zamanlarını ve köyümü özlüyorum
devamını gör...
çocukluğa götüren tatlar
o sokakta futbol veya yakartop oynarken yediğim salçalı ekmeğin tadı bir başkaydı dostlar.
devamını gör...
mutlu insanların ortak özellikleri
kanımca mutlu insanların en önemli ortak özelliği, küçük şeylerle mutlu olmasını bilmeleridir. küçük şeylerle mutlu olmasını bilmeyen insanlar, paraya, rahata, maddi imkanlara ulaşabilirler ama mutluluğu yakalayamayabilirler.
mutlu insanlar, hayatın küçük zevklerini kaçırmıyorlar ve acele etmiyorlar: hayat hepimiz için dönem dönem monotonlaşır. bir bakıma bazı rutinlerin olması iyidir, bizleri ek efordan kurtarır ama bu hayatın küçük zevklerini kaçırmamız anlamına gelmez. mutlu insanlar küçük şeylerle mutlu olmayı bilirler ve hayatı aceleye getirmezler.
bunu kilo verme serüvenimizde de kendimize uyarlayabiliriz. eğer acele edip, hızlı kilo vermeye çalışırsak ve kendimize ulaşması imkansız hedefler koyarsak kısa süre sonra başarısız ve sonrasında mutsuz olabiliriz. daha mutlu olmak için emin ve yavaş adımlarla ilerleyelim ve küçük şeylerin değerini bilelim.
çiçeklerin, otların, toprağın kokusunu almak, dağların, ormanların, denizlerin güzelliğine bakmak, dostlarla güzel bir sohbet, lezzetli bir yemeğin tadına vararak yemek…küçük ama mutlu eden anlardır.
mutlu insanlar, hayatın küçük zevklerini kaçırmıyorlar ve acele etmiyorlar: hayat hepimiz için dönem dönem monotonlaşır. bir bakıma bazı rutinlerin olması iyidir, bizleri ek efordan kurtarır ama bu hayatın küçük zevklerini kaçırmamız anlamına gelmez. mutlu insanlar küçük şeylerle mutlu olmayı bilirler ve hayatı aceleye getirmezler.
bunu kilo verme serüvenimizde de kendimize uyarlayabiliriz. eğer acele edip, hızlı kilo vermeye çalışırsak ve kendimize ulaşması imkansız hedefler koyarsak kısa süre sonra başarısız ve sonrasında mutsuz olabiliriz. daha mutlu olmak için emin ve yavaş adımlarla ilerleyelim ve küçük şeylerin değerini bilelim.
çiçeklerin, otların, toprağın kokusunu almak, dağların, ormanların, denizlerin güzelliğine bakmak, dostlarla güzel bir sohbet, lezzetli bir yemeğin tadına vararak yemek…küçük ama mutlu eden anlardır.
devamını gör...
paradigma
paradigma belirli bir gerçekliğin ortak terimlerle algılanışını ve anlaşılmasını sağlayan kavramsal çerçevedir.
paradigma bilim adamının araştırması kapsamında sahip olduğu değerler, inanç ve kültürel özelliklerden oluşur. kısacası paradigma bilim adamının dünyaya bakış ve dünyayı yorumlayışında kullandığı gözlük, dünyayı anlayış yöntemidir. bu nedenle yaşadığı çağdan, içinde oluştuğu kültürden ve bilim adamının kişiliğinden koparılarak incelenemez. bilim onu oluşturan bilim adamları topluluğundan soyutlanamaz. bilimi incelemek için onu oluşturan bilim adamlarını incelemek gerekir. bilim adamını incelemek için de onun yetiştiği coğrafyayı, tarihi, toplumu, kültürü, ideolojileri ve diğer etkenleri göz önünde bulundurmak gerekir.
farklı bilim adamları farklı zamanlarda farklı bilimsel paradigmalarla çalışıp doğayı farklı paradigmalarla incelemişlerdir. thomas samuel kuhn'a göre bilimsel gelişme süreci bir paradigmadan diğerine geçişle gerçekleşir. bunun bilim tarihinde sayısız örneği vardır. örneğin aristotales fiziğinin oluşturduğu paradigmalardan, newton fiziğine karşılık gelen paradigmaya ve einstein fiziğine; batlamyus astronomisinden kopernik'in güneş merkezli sistemine geçiş olağan bilimin dışına çıkılarak gerçekleştirilen bilimsel devrimler için birer örnektir.
bilim birikerek değil devrimsel kopuşlarla sıçrayarak ilerler. bir paradigmadan diğerine geçiş bilimsel devrim olarak nitelenir. eski paradigmanın cevaplayamadığı sorular ortaya çıktığında ve bu tip soruların sayısı arttığında yeni görüşleriyle doğayı farklı bir bakış açısıyla yorumlayan yeni bir paradigmaya geçiş olur. bu yeni paradigma eski paradigmayı düzelten ya da geliştiren bir model değildir. dünyayı anlama ve açıklamada farklı bir çerçeve sunan, farklı bir algı modelidir. sonuç olarak bilimsel gelişmeler düz bir doğru boyunca ilerlemez bilimde birikim yerine değişimden söz etmek gerekir.
bilimin gelecekte her şeyi açıklayabileceği görüşü gerçeği yansıtmaz. çünkü bilim, belli alanın belli koşullarında ve belli yöntemleriyle edinilmiş bilgisidir.
bilimler birbirine indirgenemez. çünkü olaylar bu yönde gelişmez. gerçeğin farklı boyutları ancak değişik bilimlerin verileriyle açıklanabilir.
popper'a göre bilimde esas olan ölçüt "doğrulanabilirlik" değil "yanlışlanabilirlik"tir. hiçbir bilimsel önerme mutlak anlamda doğrulanabilme özelliğine sahip değildir. yanlışlanmadığı sürece biz o önermenin "doğru" olduğunu kabul ederiz. en bilindik örnek kuğu örneğidir.
"bütün kuğular beyazdır" önermesi doğrulanarak kanıtlanamaz. çünkü evrendeki tüm kuğuları gözlemleyemeyiz. bu önerme aksi ispat edilene kadar doğru kabul edilir. bu da "tümevarım" yönteminin temelsiz olduğunu gösterir.
paradigma bilim adamının araştırması kapsamında sahip olduğu değerler, inanç ve kültürel özelliklerden oluşur. kısacası paradigma bilim adamının dünyaya bakış ve dünyayı yorumlayışında kullandığı gözlük, dünyayı anlayış yöntemidir. bu nedenle yaşadığı çağdan, içinde oluştuğu kültürden ve bilim adamının kişiliğinden koparılarak incelenemez. bilim onu oluşturan bilim adamları topluluğundan soyutlanamaz. bilimi incelemek için onu oluşturan bilim adamlarını incelemek gerekir. bilim adamını incelemek için de onun yetiştiği coğrafyayı, tarihi, toplumu, kültürü, ideolojileri ve diğer etkenleri göz önünde bulundurmak gerekir.
farklı bilim adamları farklı zamanlarda farklı bilimsel paradigmalarla çalışıp doğayı farklı paradigmalarla incelemişlerdir. thomas samuel kuhn'a göre bilimsel gelişme süreci bir paradigmadan diğerine geçişle gerçekleşir. bunun bilim tarihinde sayısız örneği vardır. örneğin aristotales fiziğinin oluşturduğu paradigmalardan, newton fiziğine karşılık gelen paradigmaya ve einstein fiziğine; batlamyus astronomisinden kopernik'in güneş merkezli sistemine geçiş olağan bilimin dışına çıkılarak gerçekleştirilen bilimsel devrimler için birer örnektir.
bilim birikerek değil devrimsel kopuşlarla sıçrayarak ilerler. bir paradigmadan diğerine geçiş bilimsel devrim olarak nitelenir. eski paradigmanın cevaplayamadığı sorular ortaya çıktığında ve bu tip soruların sayısı arttığında yeni görüşleriyle doğayı farklı bir bakış açısıyla yorumlayan yeni bir paradigmaya geçiş olur. bu yeni paradigma eski paradigmayı düzelten ya da geliştiren bir model değildir. dünyayı anlama ve açıklamada farklı bir çerçeve sunan, farklı bir algı modelidir. sonuç olarak bilimsel gelişmeler düz bir doğru boyunca ilerlemez bilimde birikim yerine değişimden söz etmek gerekir.
bilimin gelecekte her şeyi açıklayabileceği görüşü gerçeği yansıtmaz. çünkü bilim, belli alanın belli koşullarında ve belli yöntemleriyle edinilmiş bilgisidir.
bilimler birbirine indirgenemez. çünkü olaylar bu yönde gelişmez. gerçeğin farklı boyutları ancak değişik bilimlerin verileriyle açıklanabilir.
popper'a göre bilimde esas olan ölçüt "doğrulanabilirlik" değil "yanlışlanabilirlik"tir. hiçbir bilimsel önerme mutlak anlamda doğrulanabilme özelliğine sahip değildir. yanlışlanmadığı sürece biz o önermenin "doğru" olduğunu kabul ederiz. en bilindik örnek kuğu örneğidir.
"bütün kuğular beyazdır" önermesi doğrulanarak kanıtlanamaz. çünkü evrendeki tüm kuğuları gözlemleyemeyiz. bu önerme aksi ispat edilene kadar doğru kabul edilir. bu da "tümevarım" yönteminin temelsiz olduğunu gösterir.
devamını gör...
akıllı hans
akıllı hans, 19. yüzyılın en ünlü hayvanı olurken ünü dünyaya yayılmış ve çeşitli zeka oyunları yaptığı gözlemlenmiştir. kimi zaman yazılı kimi zaman sözlü olarak soru hazırlayan osten tarafından toplama, çıkarma, bölme, çarpma öğretilen hans bunlara cevap olarak ayağını yere doğru cevap sayısı kadar vurmuştur. mesela 3+4=? sorusuna ayağını 7 kez yere vurup sonra durarak cevap vermiştir. akıllı hans'ın sahibi olan osten atını birçok ülkeye götürmüş ve zekasını göstermişken, bunları ücretsiz bir şekilde sergiletmiştir. 1904 yılında new york times'a yetenekleriyle konu olan akıllı hans, bilimadamlarının ilgisini çekmiş ve 13 kişiden oluşan hans komisyonu adı altında yaptıkları incelemelerle atın hile yapmadığını tespit etmişlerdir. araştırmayı -sonradan- psikolog ve biyolog oskar pfungst üstlenirken, hans soruları başkası sorunca da doğru cevap vermiş ve sahibi von osten'in dolandırıcı olmadığını da kanıtlamıştır. fakat soruyu soran kişi doğru cevabı bildiği takdirde hans doğruyu bilirken, soru soranı görmediği takdirde doğru cevabı verememiştir. hans'ın bakıcısı doğru cevabı bildiği takdirde hans doğruyu bilirken, bakıcının yanlış cevabında ise hans yanlış cevap vermiştir. pfungst bu durumdan sonra soru soran kişinin yüz ifadelerini baza alarak inceleme yapmış ve hans'ın bu ifadeler sayesinde doğru cevap verdiğini kanıtlamıştır. çünkü atın gözleri kapalıyken (yukarıda bahsedildiği gibi sahibini görmediğinde), soru soranın yüzünü görmediği ve bu sebeple ifadesini çözmeyip yanlış cevap verdiğini söylemiştir. soruyu soran osten'in atın doğru cevaba yaklaştığındaki rahatlama ifadesi ki insanlar tarafından fark edilemeyecek kadar belirsizdir, hans'a kendince bir sinyal oluşturmuştur. bu sayede doğru cevapları bilen akıllı hans, pfungst'ın çalışmaları doğrultusunda psikolojide yer edinen akıllı hans etkisi'ne adını vermiştir. hayvanların, insanların fark etmekte zorlandıkları sinyal ve işaretleri fark ettiği ispatlanırken bu durum literatüre akıllı hans etkisi olarak geçmiştir. akıllı hans etkisi sayesinde psikolojide ve etolojide (hayvanları inceleyen dal) birçok deney metodu değişmiş ve hayvan davranışları üzerinde güvenilir sonuçlar elde etmenin akıllı hans etkisi'nin kaldırılması olduğu kanıtlanmıştır. hayvan bilişselliği üzerindeki araştırmalarda önem taşıyan bu etki, insanlar farkında olmasa bile hayvanların onlardan sinyal alabildiği kanıtlamış ve hayvanların performans değerlendirilmesinin buna göre yapılması gerektiği belirtilmiştir.
devamını gör...
kuantum mekaniği
genel olarak kuantum mekaniğinde bir gözlem tek bir kesin sonuç öngörmez. bunun yerine muhtemel bir dizi farklı sonuç öngörür ve bize bunların hangisinin ne kadar olası olduğunu söyler. aynı ölçümü aynı biçimde başlayan, birbirine benzer, çok sayıda sistem üzerinde yaparsak elde edeceğimiz ölçüm sonucu, belli sayıda olayda x, belli sayıda farklı olayda y olur. sonucun x veya y olacağı seferlerin yaklaşık sayısını öngörebiliriz, ancak tekil bir ölçümün sonucunu öngöremeyiz. bu yüzden kuantum mekaniği bilime kaçınılamaz bir öngörülemezlik veya rastlantısallık öğesi ekler.
devamını gör...
william faulkner
amerikalı nobel ödüllü yazardır. en bilinen kitapları ses ve öfke, kırmızı yapraklar ve döşeğimde ölürken'dir.
ses ve öfke ile ilgili şöyle bir şey anlatılır yazarla ilgili. kitabı yazdıktan sonra güvendiği birkaç arkadaşına okutup anlaşılır olup olmadığını sormuş, anlaşılır olduğunu duyunca yeniden yazmıştır. rivayet de olabilir ama gerçekliği daha mümkün.
(bkz: ses ve öfke (kitap))
ses ve öfke ile ilgili şöyle bir şey anlatılır yazarla ilgili. kitabı yazdıktan sonra güvendiği birkaç arkadaşına okutup anlaşılır olup olmadığını sormuş, anlaşılır olduğunu duyunca yeniden yazmıştır. rivayet de olabilir ama gerçekliği daha mümkün.
(bkz: ses ve öfke (kitap))
devamını gör...
ihanet
hiç beklemediğiniz anda sizi sevdiğini devamlı hissettiren, ilgili çok yakın arkadaşınızın eski sevgilinize aşık olması buna örnektir.eskiden ilgilenen arkadaş!
arkadaşımın adı denizdi. ben de bu sarsıntıya karşı şebnem ferah’tan verdim coşkuyu;
“bu dalgasız deniz, durgun aldatır, inanma!”
arkadaşımın adı denizdi. ben de bu sarsıntıya karşı şebnem ferah’tan verdim coşkuyu;
“bu dalgasız deniz, durgun aldatır, inanma!”
devamını gör...
banyodan çıkınca bornozla oturmak
yaz kış keyifle yaptığım günlük rutinim.soğuk sade soda eşliğinde.şu an olduğu gibi.
devamını gör...
hattat
hat kelimesinin anlamı kısaca çizgi yazı demektir. bu çizgi yazı erbabına da hattat denmektir.
devamını gör...
