türk kızları kadar başınıza taş düşsün.
devamını gör...

kadınlardan nefret eden, kadınlara düşman olan anlamındaki yunanca kökenli kelime. temelinde anne ile sağlıklı kurulamamış ilişki yahut ilk gençlik yıllarındaki reddedilmişliklerin yatabildiğini okumuştum.
devamını gör...

bir canlıdaki hastalığı, hastalığın etkenini farklı türden ikinci bir hayvana vererek tanı koyma işlemine denir.
bu yöntemle chagas hastalığı etkeni t.cruzi ve domuz eti ile insanlara bulaşan kaslara yerleşen nematod olan trichinella spiralis tanısında kullanılmaktadır.
devamını gör...

#288564 ilgili tanımda da nedeninden bahsettiğim olgudur. aklımın iyi ve güzel yönlü şeylere çalışmasını hep istemiş ama katiyen başaramamışımdır. malumunuz olmayınca olmuyor. hâl böyle olunca artık pek zorlamaya da kullanmaya da lüzum görülmemiştir. cehalet mutluluktur derler hem. cahil olmaya da lüzum yok. hoş, mutlu olmaya da gerek yok da neyse bakalım. ne yazdığım hakkında zerre fikrim yok ve okuyana da üzülüyorum şu an. hâlâ okuyor musun? buraya kadar okuduysan mantıklı bir şey söyleyeyim o zaman sana, ketçapla mayonez karışınca ayrılmıyor. velhasıl insanız, yaptık öyle bir şey. aleyhimde delil olarak kullanılabilmesi için başka rozetleri de indirip kullanmaya devam edeceğimin teminatını da vermek isterim. silivri’de hava şu an 10 derece, mevsim ve saate göre bence gayet makul. soğuk değil.
devamını gör...

12 saat çalışırsan köle olursun. 6 saat çalışmak en idealidir.
devamını gör...

17 ocak 2250 hala çaylak olmam rezaleti.
devamını gör...

az önce iki (!) kere yazdığım ve bir yazarın uyarısıyla silindiğini fark ettiğim, sebebi ise "tanımsız" olduğunu belirtilerek önermeyi harbiden doğruladığım durum.
biz görüş paylaşmak için yazmıyor muyuz? kaldı ki ben genelde yorum başlıklarına yazarım, burada tanımın silinmesi için sebep yoktur. çünkü görüş paylaşıyoruz o başlıklarda. buna gerçekten üzüldüm ve yazma hevesim kaçtı. bir sürü tanımım silinmiş. bu şu demektir, benim görüşlerimin bir önemi yok. ha madem öyleyse bende artık yazmam.
teşekkür ederim sanal alemde bile hevesim kursağımda kaldığı için. bir tek yazarak rahatlıyordum, artık onu da yapmam.
edit: bunu da silebilirsiniz sitem olduğu için. artık burada da durmam. fikirlerim hiçe sayılıyorsa bende hiçimdir.
devamını gör...

muazzam çalışkanlığıyla ün salmış, büyük iskender'in hocalığını yapmış ünlü makedon filozof. tam adı aristotle idir. biz bazen aristo deriz. stagira doğumludur, halkis ölümlüdür. eşi pitias'tır. platon'un öğrencisidir. ayn zamanda rakibidir.(düşmanlığa varacak şekilde) tabii saygıyı bırakmaz. bu küslüğün sebebi platon' un akademi'nin başına akrabası speussippos'u getirmesidir. aristotle anlam veremez. çünkü kendisi daha nitelikliyken, kendinden aşağı bir insan başa gelmemelidir.

hakkında çok şey söylenebilir. ancak söylemeye çekiniyorum. f. m. cornford'un dediği üzere "belki de sadece st. thomas'ın çalışkanlığının boy ölçüşebileceği bir adamın sisteminin ana hatlarını vermeye teşebbüs dahi edemem."

ama şunu söyleyeyim, etikten doğa bilimine kadar yazdığı her şey, günümüz portresine ışık tutmaktadır. marx'tan darwin'e...

ancak darwin için aristo. bazen cahilce konuşurdu. nitekim bilgisi olmadığı konularda ahkam keserdi. dr ogle'a şöyle yazar darwin(kısaca) : "kasların hareketin aracı olduğu konusundaki gibi bazı konulardaki cehaleti ne kadar tuhaf."
(darwin, f., yayına hazırlayan, 1887, life and letters of charles darwin, including and autobiographical chapter: john murray, london, c. 3, s. 252.)
devamını gör...

%70 e varan indirimler!
devamını gör...


sözde, senden kaçıyorum dolu dizgin atlarla..
bazen sessiz sedasız ipekten kanatlarla..
ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla..
karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarla..
adını yazıyorsun bulduğun fırsatlarla..
yüreğimin başına noktalarla.. hatlarla..
baş başa kalıyorum sonunda heyhatlarla..
sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla.


yavuz bülent bâkiler
devamını gör...

belirsizlik. içimi öyle bir kemiriyor ki, ölmek istiyorum adeta.
devamını gör...

sesin mükemmel.
devamını gör...

türkiye'de 1937-1948 yılları arasında kurulmuş 21 köy enstitüsünden marmara bölgesinde olanı. bugün sakarya'ya bağlı olan arifiye ilçesinde kurulan enstitü; kocaeli, bursa, bolu ve istanbul illerinden (ayrıca istanbul'un ilçesi yalova, kocaeli'nin ilçesi adapazarı ve bolu'nun ilçesi düzce'den) öğrenci alıyordu.


kurucu müdürü süleyman edip balkır, arifiye istasyonunda kuruluş için alınan arazinin bataklık olduğunu görünce ve daha ilk gecesinde uykusunda sel baskınıyla karşılaşınca (ki kendisi de son anda uyandırılarak kurtulabilmiş) ismail hakkı tonguç'a bu arsanın değiştirilmesini, imara kesinlikle uygun olmadığını rapor eder. aldığı cevap "sen ne de çabuk pes ettin be edip... orada üç beş te olsa hane var mı? var, demek ki yaşanılmayacak yer değil" şeklinde olur. sonuçta itirazı kabul olmayınca işine dört elle sarılan balkır, bu harap köyle sapanca gölü arasında büyük bir okul yapacaktır.


öğrenciler, gölden elektrik ve su tesisatlarında faydalanmanın yanı sıra o güne kadar yerli halkın pek bulaşmadığı tatlı su balıkçılığını başlatır. bugün bile varolan sapanca gölündeki kamp faaliyetleri yine enstitülülerce başlatılır. ayrıca gül yetiştirilir. keza okulun yolları da öğrencilerce yapılır. 1943 depreminden sonra köyde yeni yapılaşma da yine köy enstitülülerin çabalarıyla yürür. okulda öğretmenliğin yanında sağlıkçılık eğitimi de verilmektedir, beş yılda 1599 köy sağlık memuru mezun edilmiştir.

1954'te tüm köy enstitüleri gibi öğretmen okuluna çevrilen ve bugün necmettin erbakan fen lisesi adını alan okulun tarihi binası da hükümet konağı olarak kullanılıyor. okulun mezunları arasında erkan can'ın babası da var, kendisinin toprağın çocukları filmine sponsor olma sebeplerinden biri olsa gerek.

son olarak orhan veli'nin yol türküleri şiirinde de okulun adı geçer:


arifiye!
şoför durdu, enistütü mektebi, dedi.
süleyman edip bey müdürün adı.
bir yol da burada duralım;
ellerinde nasır, yüzlerinde nur,
yarına ümitle yürüyenlere
bir selâm uçuralım


kaynak: karabey aydoğan'ın arifiye köy enstitüsü adlı eseri.
devamını gör...

sohbeti ve tanımları da kendisi gibi tatlı olan sevimli, kibar yazar. umarım sözlükte her daim bulunur ve kendisini bizden eksik etmez.
devamını gör...

önceki kuşakların mahvettiği türkiye'de doğmak.
devamını gör...

imamın kayığına binmek.
devamını gör...

zeytin toplamaca;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

eveeet tam da benim konum bu. hangi birini anlatsam diye düşündüm ve hepsi birbirinden güzel pardon sakarca geldi*.

efenim bugün sizlere mutfak maceralarımdan bahsetmek istiyorum, hem de en tazesinden. yemek yapmayı hele ki tatlı yapmayı çok severim. mutfak eşyalarına da bayılırım ama en favorim keskin ve büyük bıçaklardır. ağzı körelmiş bıçakla çalışmayı hiç sevmem.

///dikkat +18: buradan sonrası bazı kişiler için hassas olabilir-miş. ben öyle dan diye konuya girip dun diye yazdım ama bazı arkadaşlar kötü olmuşlar. ben uyarımı yapayım da yani...///

neyse işte bi gün yine yemek yapıp ardına tatlı yapacağım. patates soyarken sebze soyacağını nasıl tuttuysam pattteessin kabuğunu değil benim sol elin orta parmağının üstünü aldı gitti. canım yanıyor ama hiç umurumda değil. yemeği yapayım sonra yaşarım acısını modundayım.
neyse sardım parmağımı devam ediyorum derken doğrayıcının bıçağını yıkayım dedim. yıkarken de nasıl bi şevke geldiysem sağ elimle resmen bıçakların keskin kısmını avuçladım... ve tam 4 parmağın da orta kısımları bir güzel kesildi. orda kendime, bıçaklara, dünyaya hatta evrene bi şeyleeer* söylemiş olabilirim.
neyse yine sardım parmakları ve tatlıya geçtim. malzemeleri hazırladım derken tezgahın üstündeki bıçağa çarptım ve bıçak düşmeye başladı. ve ben, merdumkaptan, bu sefer de reflekslerime birtakım şeyler söylememi gerektirecek o meşhur hareketi yaptım: ayağımla bıçağın düşüşünü yavaşlattım... hayır saf merdum bi dursana! tamam anlıyorum, normalde insanlar düşen bi cisim gördüklerinde onu yakalamak isterler. ama bu cisim bıçaksa bi dururlar. dursana sen de... ne o öyle 7 kişi danaya girer gibi bıçağa giriyorsun?
neyse işte bunda da bıçağın ucu ayağımda bi yerleri çizdi işte derkeeeen 1 saat içerisinde 3 kere nasıl kendimi kendim kullanılamaz hale getirdiğimi anlatmış oldum.

buraya kadar okuyan/dinleyen sayın yazarlarımız ve yayıncılarımız, dilerim tüm güzellikler sizinle olsun.

saygılar, sevgiler*.
devamını gör...

ilk buluşma pardon buluşamamadan sonra insanı hüsrana sürükler. sen tanımlara bakarsın amanın dersin bu adam 3 kere atar 4 kere tutar. profil de gayet yerindedir. sonra bir görüşürsün meğer fotoğraf 15 yıl öncesine ait. herif bildiğin bakımsız herkül gibi bişey. saç baş dökülmüş gözleri içine göçmüş ağzı falan kokuyor salak salak bakıp gülüyor. siz ise diri halinizle karşısında şaşkınlıktan şaşkınlığa sürüklenirsiniz bir bahane bulup ortamdan kaçmak istersiniz.

velhasılı kelam. yaş işlerdir. yapmayın.
devamını gör...

tam içimi okuyarak açılan başlıktır. sürekli sözlük kıyaslaması yapılması saçmadır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim