deutschland
rammstein’ın uzun bir sessizlikten sonra “ahanda buradayız, biz bu işte ustayız.” dedikleri ve 2019 yılında yayınlanan şarkısıdır. grup bu şarkısıyla çok eleştirildi. eleştirilme nedeni ise şarkının sözleri değil, klibidir. öyle ki bu tartışmalar uzayınca şarkı ve klip hakkında analizler yapıldı. yapılan analizi aşağıya link olarak ekliyorum.
şarkının bir kısmını evirelim çevirelim;
“.......
seni lanetlemek için seviyorum
almanya soğuk nefes alırsın
çok genç ve çok yaşlısın
almanya, aşkın
bir lanet ve bir kutsama
........
sen aşırı güçlü, gereksiz güçlü
ben süper insan, hasta ve yorgun
biz, çok hızlı yükselip çok hızlı düşenler
.......”
sözlerinde eleştirilecek bir durum yok. grup tarihe tarafsız bakmış. doğrusu ve yanlışıyla sahip çıkmıştır. tarihe taraflı bakılmaz. bizde tarih denilince “ver mehteri” anlayışı olunca, rammstein’ın yaptığı çok cesurca ama bir o kadar da normal olandır.
klibe gelelim;
benim bugüne kadar izlediğim en iyi kliptir. öyle ki, 5 dakikalık şarkıya 10 dakika klip çekmişler. jenerik akıyor ha akıyor.tamamı epik görüntülerle doludur. klibi izleyenler, vereceğim örnekleri hatırlayacaklardır. izlemeyenler de izlesin! bu bir emirdir.
yapılan eleştirilere gelelim;
vurucu olanı, grup üyelerinin bir toplama kampında idam edildikleri sahnedir. bir diğeri, o dönem yahudiler tanınsın diye davud yıldızı şeklinde işaretler taşımaları zorunluydu. buna klipte bir gönderme yapılıyor olmasıdır. klibi izlerken siyahi bir kadın görürüz başrol olarak. bu ise almanya’nın yüzleşmesi gereken göçmen politikalarına bir gönderimdir. çok tartışılan bir diğer sahne ise doğum anıdır. burada bir bebek yerine bir köpek dünyaya gelir. bu ise aslında sadakati simgeler. rammstein klibin sonuna bir “mutlu son” eklemiştir.
almanlar tartışa dursun, biz dinlemeye bakalım. şarkı müthiştir. klibi dehşettir.
klibe gider
analize gider
şarkının bir kısmını evirelim çevirelim;
“.......
seni lanetlemek için seviyorum
almanya soğuk nefes alırsın
çok genç ve çok yaşlısın
almanya, aşkın
bir lanet ve bir kutsama
........
sen aşırı güçlü, gereksiz güçlü
ben süper insan, hasta ve yorgun
biz, çok hızlı yükselip çok hızlı düşenler
.......”
sözlerinde eleştirilecek bir durum yok. grup tarihe tarafsız bakmış. doğrusu ve yanlışıyla sahip çıkmıştır. tarihe taraflı bakılmaz. bizde tarih denilince “ver mehteri” anlayışı olunca, rammstein’ın yaptığı çok cesurca ama bir o kadar da normal olandır.
klibe gelelim;
benim bugüne kadar izlediğim en iyi kliptir. öyle ki, 5 dakikalık şarkıya 10 dakika klip çekmişler. jenerik akıyor ha akıyor.tamamı epik görüntülerle doludur. klibi izleyenler, vereceğim örnekleri hatırlayacaklardır. izlemeyenler de izlesin! bu bir emirdir.
yapılan eleştirilere gelelim;
vurucu olanı, grup üyelerinin bir toplama kampında idam edildikleri sahnedir. bir diğeri, o dönem yahudiler tanınsın diye davud yıldızı şeklinde işaretler taşımaları zorunluydu. buna klipte bir gönderme yapılıyor olmasıdır. klibi izlerken siyahi bir kadın görürüz başrol olarak. bu ise almanya’nın yüzleşmesi gereken göçmen politikalarına bir gönderimdir. çok tartışılan bir diğer sahne ise doğum anıdır. burada bir bebek yerine bir köpek dünyaya gelir. bu ise aslında sadakati simgeler. rammstein klibin sonuna bir “mutlu son” eklemiştir.
almanlar tartışa dursun, biz dinlemeye bakalım. şarkı müthiştir. klibi dehşettir.
klibe gider
analize gider
devamını gör...
evlenince kocanın kütüğüne geçmek
acilen yok olması gereken bir sistem
devamını gör...
yayın önerisi
-bir sanat programı olabilir. her program bir ya da birkaç eserin/sanatçının/akımın/dönemin inceleneceği.
-sinema programı olabilir. her hafta filmlerin-dizilerin konuşulduğu, hatta programa dinleyiciler de interaktif olarak discord üzerinden ya da başka bir şekilde mesaj yoluyla katılabilir.
-sadece istek parçaların çalındığı "her kafadan bir müzik" programı olabilir.
-her müzik türü için -mümkün olduğunca- ayrı bir program olmalı: rock, klasik, pop, hip-hop, halk müziği, türk sanat müziği... illa bir sunucuya gerek olmayabilir. yazarların playlistleri alınıp karma playlistler oluşturulup otomatik sırayla çalınabilir.
-sesli kitap benzeri, kısa hikayelerin anlatıldığı/okunduğu bir program olabilir.
-yazarların dertlerinin okunduğu, çözülmeye çalışıldığı güzin ablavari bir program olabilir. illa ciddi bir program da olmak zorunda değil, arkadaş ortamında derdini açan bir arkadaşa yaklaşır gibi yaklaşılabilir konulara.
-eğer kendi şarkılarını çalmak/söylemek isteyen olursa diye belki "portakallı şarkılar" programı/köşesi yapılabilir.
-belki "portakal seçmece" gibi bir isimle her program seçilen bir ya da birkaç sözlük yazarının tanımları okunabilir.
-absürd haberler/olaylar/bilgilerin verildiği bir program olabilir.
-yazarların yarışabileceği basit bir yarışma programı?
+programların ortak noktası programı yapan kişilerin aramızdan birilerinin olacak olması, dolayısıyla programlar kaskatı olmayacaktır. sanki oturmuşuz elimize de çay/kahve/biralarımızı almışız, arkadaşımızla sohbet ediyormuşuz gibi bir havada olacaktır/olmalıdır. kimsenin trt fm ciddiyetinde, herkesin resmi resmi konuştuğu bir program dinlemek istediğini sanmıyorum açıkçası.
+pek kimsenin düşünmediği bir konu daha var: bu yayınlar ne derecede dinlenecek? sözlüğün aktif kullanıcı sayısı belli nihayetinde. sanat, edebiyat kitap falan diyoruz da, bunları kaç kişi dinlemek ister bilemiyorum. yine nihayetinde insanlar bu sözlüğe kafa dağıtmak için giriyor çoğunlukla, akışta akıp giden başlıklara ve tanımlara bakınca görünen durum bu. hâl böyle iken radyodaki programların birçoğu hiç dinlenmeyecektir bile.
+bu tarz programlar yapmak isteyen olursa imkanlarım el verdiğince yardım etmeye çalışırım. inanıyorum ki benim gibi birçok yazar da destek vermeye hazır olacaktır farklı programlar yapmak isteyenlere.
aklıma geldikçe eklerim.
-sinema programı olabilir. her hafta filmlerin-dizilerin konuşulduğu, hatta programa dinleyiciler de interaktif olarak discord üzerinden ya da başka bir şekilde mesaj yoluyla katılabilir.
-sadece istek parçaların çalındığı "her kafadan bir müzik" programı olabilir.
-her müzik türü için -mümkün olduğunca- ayrı bir program olmalı: rock, klasik, pop, hip-hop, halk müziği, türk sanat müziği... illa bir sunucuya gerek olmayabilir. yazarların playlistleri alınıp karma playlistler oluşturulup otomatik sırayla çalınabilir.
-sesli kitap benzeri, kısa hikayelerin anlatıldığı/okunduğu bir program olabilir.
-yazarların dertlerinin okunduğu, çözülmeye çalışıldığı güzin ablavari bir program olabilir. illa ciddi bir program da olmak zorunda değil, arkadaş ortamında derdini açan bir arkadaşa yaklaşır gibi yaklaşılabilir konulara.
-eğer kendi şarkılarını çalmak/söylemek isteyen olursa diye belki "portakallı şarkılar" programı/köşesi yapılabilir.
-belki "portakal seçmece" gibi bir isimle her program seçilen bir ya da birkaç sözlük yazarının tanımları okunabilir.
-absürd haberler/olaylar/bilgilerin verildiği bir program olabilir.
-yazarların yarışabileceği basit bir yarışma programı?
+programların ortak noktası programı yapan kişilerin aramızdan birilerinin olacak olması, dolayısıyla programlar kaskatı olmayacaktır. sanki oturmuşuz elimize de çay/kahve/biralarımızı almışız, arkadaşımızla sohbet ediyormuşuz gibi bir havada olacaktır/olmalıdır. kimsenin trt fm ciddiyetinde, herkesin resmi resmi konuştuğu bir program dinlemek istediğini sanmıyorum açıkçası.
+pek kimsenin düşünmediği bir konu daha var: bu yayınlar ne derecede dinlenecek? sözlüğün aktif kullanıcı sayısı belli nihayetinde. sanat, edebiyat kitap falan diyoruz da, bunları kaç kişi dinlemek ister bilemiyorum. yine nihayetinde insanlar bu sözlüğe kafa dağıtmak için giriyor çoğunlukla, akışta akıp giden başlıklara ve tanımlara bakınca görünen durum bu. hâl böyle iken radyodaki programların birçoğu hiç dinlenmeyecektir bile.
+bu tarz programlar yapmak isteyen olursa imkanlarım el verdiğince yardım etmeye çalışırım. inanıyorum ki benim gibi birçok yazar da destek vermeye hazır olacaktır farklı programlar yapmak isteyenlere.
aklıma geldikçe eklerim.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin
sen beni vuruyorken de öldürüyorken de güzelsin.
sen beni vuruyorken de öldürüyorken de güzelsin.
devamını gör...
hayata dair ilginç tespitler
olaylara verilen tepkiler tamamen kişiseldir. diğer bir deyişle olayların tek başlarına bir anlamı yoktur sizin o olaya verdiğiniz tepki o olayı önemli veya önemsiz kılar.
bir insan için hayatın sonu olan bir olay diğer bir insan için üzerinde düşünmeye bile değmeyecek bir ayrıntıdan ibaret olabilir.
bir insan için hayatın sonu olan bir olay diğer bir insan için üzerinde düşünmeye bile değmeyecek bir ayrıntıdan ibaret olabilir.
devamını gör...
aslında insanları bağışlamanın yanlış olması
affetmediğiniz her insan zamanınızdan çalar. sürekli o kişiyi düşünür hem aklınızı hem kalbinizi o kişiyle meşgul eder, o kişiye kinlenir ya da kızarsınız. size asıl zarar veren de budur. bu yüzden bir insanı affettim demek kişinin aklınızdan ve kalbinizden çıkmasını sağlar. o kişiyi affetmek alıp bağrınıza basın, eskisi gibi olun demek değildir. illa affettiğinizi o kişinin bilmesi de gerekmez ayrıca.
don miguel ruiz - dört anlaşma affetmek iyileşmenin tek yoludur.
don miguel ruiz - dört anlaşma affetmek iyileşmenin tek yoludur.
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
kafka öldükten sonra yapıtlarının yakılmasını tek dostundan rica etmiştir. söz veren dostu onu dinlemeyip yazılarını paylaşmış ve ona ihanet etmiştir. belki bugün o ihanet etmeseydi böyle büyük bir yazarı okuma fırsatı bulamayacaktık.
devamını gör...
belki üstümüzden bir tır geçer
belki de geçmez sayın yazar.
çağırma bence.
hem de birini bulmuşken.
acıların yazarına selam olsun.
çağırma bence.
hem de birini bulmuşken.
acıların yazarına selam olsun.
devamını gör...
sözlüğün kalitesinin çok düşmesi
ben birkaç gün çok yazamadım sözlükte ondandır.
devamını gör...
küçük prens
aklıma hep tek bir alıntıyı getiren kitap.
her gün aynı saatte gelmelisin” dedi tilki. “örneğin öğleden sonra saat dörtte gelirsen, ben saat üçte kendimi mutlu hissetmeye başlarım. zaman ilerledikçe de daha mutlu olurum. saat dörtte endişelenmeye ve üzülmeye başlarım. mutluluğun bedelini öğrenirim ama günün herhangi bir vaktinde gelirsen, seni karşılamaya hazırlanacağım zamanı asla bilemem. insanın gelenekleri olmalıdır.
her gün aynı saatte gelmelisin” dedi tilki. “örneğin öğleden sonra saat dörtte gelirsen, ben saat üçte kendimi mutlu hissetmeye başlarım. zaman ilerledikçe de daha mutlu olurum. saat dörtte endişelenmeye ve üzülmeye başlarım. mutluluğun bedelini öğrenirim ama günün herhangi bir vaktinde gelirsen, seni karşılamaya hazırlanacağım zamanı asla bilemem. insanın gelenekleri olmalıdır.
devamını gör...
sözlükte yazma şevkinizi kıran nedenler
başlıklara tanım girilmemesi.
açtığın başlığın sol tarafta kaybolup gitmesi.
açtığın başlığın sekmelere yarım saat sonra gönderilmesi.
tanımlara oy gelmemesi. tanım yazıyorsun oy gelmiyor. özeniyorsun iki saat tanım giriyorsun oylamıyorlar lan.
hayır öyle yeni gelmiş bir yazar değilim. bana böyle yapıyorlarsa ben yeni gelen yazarlara acıyorum. ciddi acıyorum.
sağa bakıyorum sola bakıyorum adamın girdiği osuruk tanıma akp mitingine doluşur gibi doluşuyorlar. oylar favoriler havada uçuşuyor. ne yazmış diyorum bakıyorum bir şey yok.
sonra diyorlar ki neden saçma sapan başlıklar gündem oluyor. neden saçma tanımlar giriliyor. sebebi bu. emeğe karşılık verilmiyor.
ha bunlar benim canımı ufak sıkan şeyler. yine söylüyorum tutsun diye yazsaydık atardık.
düzelmesi gerekiyor. nasıl düzelecek bilmiyorum. düzelmesi için onun bunun poposunu yalamam gerekiyorsa yalamam abi işim gücüm var.
şimdi gidip çevrelerin boş başlık dediği başlıklara tanım gireceğim.
açtığın başlığın sol tarafta kaybolup gitmesi.
açtığın başlığın sekmelere yarım saat sonra gönderilmesi.
tanımlara oy gelmemesi. tanım yazıyorsun oy gelmiyor. özeniyorsun iki saat tanım giriyorsun oylamıyorlar lan.
hayır öyle yeni gelmiş bir yazar değilim. bana böyle yapıyorlarsa ben yeni gelen yazarlara acıyorum. ciddi acıyorum.
sağa bakıyorum sola bakıyorum adamın girdiği osuruk tanıma akp mitingine doluşur gibi doluşuyorlar. oylar favoriler havada uçuşuyor. ne yazmış diyorum bakıyorum bir şey yok.
sonra diyorlar ki neden saçma sapan başlıklar gündem oluyor. neden saçma tanımlar giriliyor. sebebi bu. emeğe karşılık verilmiyor.
ha bunlar benim canımı ufak sıkan şeyler. yine söylüyorum tutsun diye yazsaydık atardık.
düzelmesi gerekiyor. nasıl düzelecek bilmiyorum. düzelmesi için onun bunun poposunu yalamam gerekiyorsa yalamam abi işim gücüm var.
şimdi gidip çevrelerin boş başlık dediği başlıklara tanım gireceğim.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
bu gece olacak yayında ben de varım dostlar. sesimi duyup bana meftun olacağınıza eminim (!). şimdiden keyifli dinlemeler, bekleyin beniii. *
ayrıca yayına daha saatler var ama 23 nisanda şiir okuyacak ilkokul çocukları gibi heyecanlıyım.
ayrıca yayına daha saatler var ama 23 nisanda şiir okuyacak ilkokul çocukları gibi heyecanlıyım.
devamını gör...
düş kurma zamanı radyo yayını
bazı şarkıların anlamı hepimizde farklı olabiliyor. özellikle dinlediğimiz zaman dilimi ve ruhen hissettiklerimiz bambaşka yerlere götürebiliyor. ilk parçayı çok sevmemle beraber ruha dokunan cinsten olmasıyla, yayın şimdiden beni alıp götürmeyi başardı ehe.
devamını gör...
demiseksüel
duygusal olarak bir şey hissetmediği birini arzu etmeyen, kalben bağlı olmadığı biriyle arasında cinsel çekim oluşmayan insanlardır.
kendini yıllarca aseksüel sanan insanlar duygusal olarak bir şeyler hissettikleri birine karşı, cinsel çekim olduğunu fark edince, "aaa ben demiseksüelmişim" derler.
kendini yıllarca aseksüel sanan insanlar duygusal olarak bir şeyler hissettikleri birine karşı, cinsel çekim olduğunu fark edince, "aaa ben demiseksüelmişim" derler.
devamını gör...
meja (yazar)
normal hayatını çok merak ettiğim yazardır. buraya yazdığı o bilimsel zırvalıkları üniversiteye filan yazsa çoktan dekan olmuştu. zannımca bir günü uyanma sözlük, kahvaltı sözlük, öğle yemeği sözlük, akşam yemeği sözlük, sözlük, uyku,sözlük şeklinde geçiyor.
bazen şunu da düşünüyorum;yoldaş benjamin franklin para karşılığı bu yazara bilimsel yazılar yazdırıyor.
bazen şunu da düşünüyorum;yoldaş benjamin franklin para karşılığı bu yazara bilimsel yazılar yazdırıyor.
devamını gör...
musicbuddy
2009'dayım, kafamda bir yerlerde tenha bir sokakta akşam yağmur yağıyor.
devamını gör...
bilgisayar mühendisliği
merhaba ben guardian. öncelikle tüm üniversiteye başlayacak yazarlara ve okuyuculara başarılar diliyorum. direkt konuya geçelim. bana günde 3 5 kişi bu bilgisayar mühendisliği nedir diye sorular soruyor. yazmalı mıyım? dersler nasıl? geleceği var mı? nasıl başlayacam nasıl devam edeceğim? okuması ne kadar zor derslerin ağırlığı nasıl? gibi onlarca soru soruyorlar haklı olarak. insanlar ömürlerinin 4 yılını buna gömecekler sonuçta. bu sorulara dilim döndüğünce cevap vermek istedim. benden farklı düşünen arkadaşlar da fikirlerini belirtirlerse toplu bir bilgisayar mühendisliği nedir rehberi çıkarabiliriz. sonuçta tüm açılarıyla ele almaya kalkmak ve bunu yazarak anlatmak saatler sürebilir ve cidden o kadar zamanım bulunmamakta ne yazık ki.
ben kabaca nasıl bir bölüm olduğunu yazıldıktan girildikten sonra neler yapılması gerektiğinden bahsedeyim.
bilgisayar mühendisliği nedir kaç para ulan bu bilgisayar mühendisliği
bilgisayar mühendisleri yazılım ve donanım alanında yetkin olarak kendini yetiştiren ve seçtiği alana göre üniversitelerde aldığı bu temel eğitimle kendini her zaman bir ileriye taşımaya çalışan. ömrü boyunca öğrenmeye ve düşünmeye dayanıklı, disiplinli ve sosyal kişilere verilen isimdir.
ben bilgisayarları çok seviyorum bilgisayar mühendisliğini de sever miyim?
seveceğini düşünen insanlar için atalarımızın söylediği çok güzel bir söz var (bkz: davulun sesi uzaktan hoş gelir). bu ağır bir disiplin arkadaşlar ve unutmayın ki bir mühendislik bu işi yapıyorsanız bilgisayarları sevmeniz ne yazık ki yetmiyor. sürekli olarak öğrenmeniz, bildiklerinizi paylaşmanız ve öğrendiğiniz veyahut geliştirdiğiniz teorileri veya düşünceleri uygulamaya dökmeniz gerekiyor. felsefeci değiliz * biz sevgi içimizde de değil. bu mesleği her insan evladı öğrenebilir fakat disiplin, hırs ve zeka üçgeniyle öğrenme hızınız ve okulunuz bittikten sonra iş bulup bulamayacağınız belirleniyor. çocuk değilsiniz siz kendinize yalanlar söylemeyin ve kendinizi bu üç maddeye göre değerlendirip seçiminizi buna göre yapın.
oyun oynamayı sevenler sizlere sesleniyorum
verin unity'mi c# bana ben oyun yapacağım diyenler veya ben bir cs oynuyorum varya uff şimdi de bilgisayar yazacağım diyen ve ne yazık ki yazıp gelecek sene okulu bırakacak veya bize böyle olduğu söylenmedi diyenler. kendinize bu kötülüğü yapmayın oynadığınız oyunların bilgisayar mühendisliğini sevmenizle uzaktan yakından ilgisi yok. şu anda tai'de çalışan senelerce yurtiçinde yurtdışında akadeisyenlik yapmış ve akdeniz üniversitesine giderseniz tanışacağınız bir adam bana şunları söylemişti "guardian oyun oynayan oyunları seven insanlar bu işte büyük oranda başarısız oluyor bu türkiyesi, almanyası, amerikası, japonyası hepsi için geçerli." yani oyunları seviyor ve oyun geliştirmek istiyor olabilirsiniz cidden bu işe meraklı olabilirsiniz o zaman sizin için önerebileceğim bölüm budur. ha tabi istisnaların kaideleri bozmadığını da belirtmek isterim.
bölümü yazacam ben kafaya koydum kardeş peki şimdi ne yapayım
ya kararınızı verdiniz ve tercihlerinizi yaptınız. size bu bölüme giderken hiçbir şey bilmene gerek yok öğretiyorlar kolay la bir şeyi yok algoritma dersinin diyenler olacaktır. en gıcık olduğum tembelliği kendine hedef edinmiş minik sülüklerin sesleri çok daha fazla çıktığından dolayı size bunları söylüyorlar. inanmayın arkadaşım hiçbir şey bilmiyorsan ve bilgisayar mühendisliği yazdıysan senin için ömrün boyunca sürecek ve sürekli hızlanmanı gerektirecek bir maraton başlıyor. ilk olarak unutmaman gereken şey bu maratonu kabul etmen ve hayatını buna göre düzenlemeye başlaman. ilk tavsiyem "bir arkadaşla konuştuktan sonra farkettim ki çoğu öğrenci ingilizce bilmiyor." ingllizce öğreneceksin. bunun kem kümü yok ciddiyim ingilizce öğrenmezsen maratonu koşamazsın yönünü bulamazsın, ilk işin internetteki tonlarca açık kaynaktan ingilizce öğrenmeye başlaman ve senin gibi bir arkadaş bularak aranızda türkçe konuşmayı bırakmanız. türkçe sizi geçmişte bırakıyor ne yazık ki. google translate demeyin ağzınıza bir tane çakarım ciddi ciddi. eğer şimdiden tembelliğe başvuracaksanız hiç gelmeyin 4 seneniz boşa gider işsiz kalırsınız en azından ben size asla iş vermem. ingilizceyi biliyom kardeş ben benim dedem ingiliz kralıydı bizde inglizce native diyorsanız. github, w3school, stack overflow vb pek çok site var. udemyden kurs alabilirsiniz ama ben open source hastası biri olduğumdan dolayı youtube ve internetteki eğitimleri öneririm. bunlara girdiniz buldunuz ve hepsine kaydoldunuz şimdi ne mi yapacaksınız google nasıl kullanılır? onu öğreneceksiniz. nası ya ama biliyorsun demi sen yok kanka yüzde 90 ihtimalle tam olarak nasıl kullanıldığını bilmiyorsun. şu makaleyi okumanı öneririm bak buda google dock en çok kullandığım şeylerden biri ve google'nın güzel bir şekilde kullanıldığında verimliliğin ne kadar artabileceğini gösteren şeylerden biri. kardeş geç bunları biz bunları biliyoruz okeyde 11. parti bitti sal bizi de biraz daha ilerleyelim diyenleri görüyorum çıldırmış durumdalar. tamam size vereceğim tavsiyelere geleyim. şimdi kardeş ilk yapman gereken geliştirmekte olduğun projelerin sayılarını arttırmak, üniversite'de bulunan ve ortamı tatlı olan bir kulübe katılmak. tanıyabildiğiniz kadar insan tanıyıp çok samimi olmamaya bakın, size yardımcı olabilecek sizi ilerletebilecek bilmediğiniz şeyleri öğretecek adamlarla takılın ve en önemlisi hocalarınızı kafalamaya bakın. 3 tane okul değiştim ve okulun ilk haftasında yaptığım ilk şey bölüm başkanını veya o sene bize ders verecek olan bölüm hocasını kafalamak oluyor. o adamlar size göre aptal olabilir hatta kankalarınıza "fahri hocaya bak ben ondan çok biliyorum" diyorsunuzdur belki de ha büyük ihtimalle daha çok biliyorsunuzdur öyle biliyorum fakat bu adamlar akademisyen ve sektör adam aradığına bu insanlara geliyor ve siz üniversiteden çıktığınızda bu adamlar size referans mektubu yazabilecek adamlar. bunları aşağı yukarı yaptıktan sonra şu saçma sapan tekno-bla bla projeleri yarışmaları tübitak yarışmaları falan oluyor. bir ekip bul veya bir ekip kurup bu yarışmalara katılmaya bak. bu senin cv'nde en güzel gözükecek şeylerden biri oluyor. bilgisayar mühendisi senin de bildiğin üzere içine kapanık sadece robot gibi kod yazan insan olamaz. çok sosyal olmak ve çalışkan olmak hem daha kolay hem de daha kazançlıdır. insanlarla konuştuğunda seni yemezler sorduğun soruların ve belki de alamadığın cevapların sana zararı değil karı vardır. karşındaki yüksek mevkide bir adamsa akşam eve gidip karşılaştığı binlerce insana rağmen sen aklına geliyorsan ve bunu sağlamayı öğrendiysen bu işi başarmışsın demektir. hitabetin akıcı ve düzgün konuşmanın olması hayati bir önem taşır bunu unutma. daha üst seviyedeyim kardeş ben ben ne yapayım diyorsan bana tavsiye verebilirsin. ben daha üst seviye için hazırlanan biriyim sonuçta ve tecrübelerini benimle paylaşmak istiyorsan bana mesaj atta mutlu olayım.
iş imkanları neler bu sektörde çalışmak için illaha bilgisayar mı okumalıyım?
işte bu göreceli bir soru. benim tanıdığım en iyi siber güvenlikçiler bilgisayar mühendisliği fakültesinin yanından bile geçmemiş insanlar (red team için). fakat aynı zamanda bazı akıl hocalarım, arkadaşlarım ülkenin hatta ülkeyi bırakın dünyanın en iyi üniversitelerinden mezun insanlar. bunun tam olarak bir cevabı ne yazık ki yok ve bu iş sizde bitiyor arkadaşlar. iş imkanları ise a101 kasiyerliğinden dünyanın en büyük teknoloji, lojistik, güvenlik şirketlerine varam hatta (bkz: gafam)'a dahi ulaşabileceğiniz büyük bir alan. kendinizi ne kadar ilerlettiğiniz ve ananızdan babanızdan gelen zekayı etkileyen şans faktörüne bağlı olarak değişir. yani bunu söylediğimden dolayı belki kızabilirsiniz fakat aranızdan gafam şirketlerinde çalışabilecek kişilerin çıkma olasılığı ne yazık ki çok düşük. neyse sayılar yalan söylemez sonuçta.
bilgisayara ihtiyacım var mı? benim külüstür emektar sarıkızım yeter mi?
bu soruyu bana soran bir iki kişi falan oldu. yani gittiğiniz üniversiteye göre değişkenlik gösterebilecek bir soru olsa bile sarıkızınız eğer bir dinazora dönüştüyse bir pc almanız sizin karınıza olur. öğrenme hızınızı arttırır. fakat size göre de değişir bir ara bilgisayarsız kaldığım dönemde bölüm başkanıyla konuşup okulda kalıyordum bilgisayar labında. yaptığım bazı projeler ve çalışmalar o bilgisayarsız kaldığım döneme ait.
pekala paranız var ne almalısınız benim tavsiyem gönlümün efendisi macbooklara ait. tuzlu olduysa hafif ama etkili bir şey bulmanızı tavsiye ederim çünkü bir süre sonra farkedeceğiniz şey kaplumbağa nasıl evini sırtında taşıyorsa sizde işinizi sırtınızda taşıyacaksınız.
hangi dili öğreneyim kardeş envai çeşit dil var
şimdi bazı arkadaşlar bana kızacak bu dediğimden dolayı ben cpp'ciyim yani bazılarınız portakalda vitaminken veya gta vice city falan oynarken ben cpp kodluyordum bu yüzden bana çok kızmazsanız iyi olur minik bir kalbim olduğundan dolayı üzülebiliyorum. python diyorum sebebi ise çok farklı. öğrenilmesinin kolay olması sözdiziminin anlaşılabilir olması ve flex olması yalanını size söylemeyeceğim bu yalan python ciddi manada öğrenebileceğiniz ileri seviyede en zor dillerden biri. fakat kurulumu ve başlangıcı kolay olduğundan aynı zamanda işin mantığını öğrenmenizin en başta yeterli olmasından dolayı python hiçbir şey bilmeyen ve maratona yeni başlayan biri için çok tatlı bir dil.
yazının sonuna geldim. atladığım aklıma gelmeyen pek çok soru ve farklı yaklaşımlar illaha vardır. bu alandaki büyüklerim fikirlerini ve düşüncelerini bizimle paylaşırlarsa sözlüğümüzün yazarlarına ve okuyucularına büyük katkılar sağlamış oluruz. bana vermek istedikleri tecrübeleri ve fikirleri varsa bana mesaj atmaları ve tavsiyelerini aktarmaları beni çok ama çok mutlu eder.
yeni başlayan ve aramıza katılacak arkadaşlar hepiniz aramıza hoşgeldiniz diyorum. hedeflerinize ve çalışmalarınıza sıkı sıkıya bağlanın ve en iyilerimizden olmaya çalışın. unutmayın ki bir gün iyi bir mühendis olursanız, muhteşem işler başarırsanız ve iyi yerlerde çalışıp müthiş start-uplar kurarsanız aynı zamanda uslu bir mühendis olursanız şirin guardian amcayi görebilirsiniz...
ben kabaca nasıl bir bölüm olduğunu yazıldıktan girildikten sonra neler yapılması gerektiğinden bahsedeyim.
bilgisayar mühendisliği nedir kaç para ulan bu bilgisayar mühendisliği
bilgisayar mühendisleri yazılım ve donanım alanında yetkin olarak kendini yetiştiren ve seçtiği alana göre üniversitelerde aldığı bu temel eğitimle kendini her zaman bir ileriye taşımaya çalışan. ömrü boyunca öğrenmeye ve düşünmeye dayanıklı, disiplinli ve sosyal kişilere verilen isimdir.
ben bilgisayarları çok seviyorum bilgisayar mühendisliğini de sever miyim?
seveceğini düşünen insanlar için atalarımızın söylediği çok güzel bir söz var (bkz: davulun sesi uzaktan hoş gelir). bu ağır bir disiplin arkadaşlar ve unutmayın ki bir mühendislik bu işi yapıyorsanız bilgisayarları sevmeniz ne yazık ki yetmiyor. sürekli olarak öğrenmeniz, bildiklerinizi paylaşmanız ve öğrendiğiniz veyahut geliştirdiğiniz teorileri veya düşünceleri uygulamaya dökmeniz gerekiyor. felsefeci değiliz * biz sevgi içimizde de değil. bu mesleği her insan evladı öğrenebilir fakat disiplin, hırs ve zeka üçgeniyle öğrenme hızınız ve okulunuz bittikten sonra iş bulup bulamayacağınız belirleniyor. çocuk değilsiniz siz kendinize yalanlar söylemeyin ve kendinizi bu üç maddeye göre değerlendirip seçiminizi buna göre yapın.
oyun oynamayı sevenler sizlere sesleniyorum
verin unity'mi c# bana ben oyun yapacağım diyenler veya ben bir cs oynuyorum varya uff şimdi de bilgisayar yazacağım diyen ve ne yazık ki yazıp gelecek sene okulu bırakacak veya bize böyle olduğu söylenmedi diyenler. kendinize bu kötülüğü yapmayın oynadığınız oyunların bilgisayar mühendisliğini sevmenizle uzaktan yakından ilgisi yok. şu anda tai'de çalışan senelerce yurtiçinde yurtdışında akadeisyenlik yapmış ve akdeniz üniversitesine giderseniz tanışacağınız bir adam bana şunları söylemişti "guardian oyun oynayan oyunları seven insanlar bu işte büyük oranda başarısız oluyor bu türkiyesi, almanyası, amerikası, japonyası hepsi için geçerli." yani oyunları seviyor ve oyun geliştirmek istiyor olabilirsiniz cidden bu işe meraklı olabilirsiniz o zaman sizin için önerebileceğim bölüm budur. ha tabi istisnaların kaideleri bozmadığını da belirtmek isterim.
bölümü yazacam ben kafaya koydum kardeş peki şimdi ne yapayım
ya kararınızı verdiniz ve tercihlerinizi yaptınız. size bu bölüme giderken hiçbir şey bilmene gerek yok öğretiyorlar kolay la bir şeyi yok algoritma dersinin diyenler olacaktır. en gıcık olduğum tembelliği kendine hedef edinmiş minik sülüklerin sesleri çok daha fazla çıktığından dolayı size bunları söylüyorlar. inanmayın arkadaşım hiçbir şey bilmiyorsan ve bilgisayar mühendisliği yazdıysan senin için ömrün boyunca sürecek ve sürekli hızlanmanı gerektirecek bir maraton başlıyor. ilk olarak unutmaman gereken şey bu maratonu kabul etmen ve hayatını buna göre düzenlemeye başlaman. ilk tavsiyem "bir arkadaşla konuştuktan sonra farkettim ki çoğu öğrenci ingilizce bilmiyor." ingllizce öğreneceksin. bunun kem kümü yok ciddiyim ingilizce öğrenmezsen maratonu koşamazsın yönünü bulamazsın, ilk işin internetteki tonlarca açık kaynaktan ingilizce öğrenmeye başlaman ve senin gibi bir arkadaş bularak aranızda türkçe konuşmayı bırakmanız. türkçe sizi geçmişte bırakıyor ne yazık ki. google translate demeyin ağzınıza bir tane çakarım ciddi ciddi. eğer şimdiden tembelliğe başvuracaksanız hiç gelmeyin 4 seneniz boşa gider işsiz kalırsınız en azından ben size asla iş vermem. ingilizceyi biliyom kardeş ben benim dedem ingiliz kralıydı bizde inglizce native diyorsanız. github, w3school, stack overflow vb pek çok site var. udemyden kurs alabilirsiniz ama ben open source hastası biri olduğumdan dolayı youtube ve internetteki eğitimleri öneririm. bunlara girdiniz buldunuz ve hepsine kaydoldunuz şimdi ne mi yapacaksınız google nasıl kullanılır? onu öğreneceksiniz. nası ya ama biliyorsun demi sen yok kanka yüzde 90 ihtimalle tam olarak nasıl kullanıldığını bilmiyorsun. şu makaleyi okumanı öneririm bak buda google dock en çok kullandığım şeylerden biri ve google'nın güzel bir şekilde kullanıldığında verimliliğin ne kadar artabileceğini gösteren şeylerden biri. kardeş geç bunları biz bunları biliyoruz okeyde 11. parti bitti sal bizi de biraz daha ilerleyelim diyenleri görüyorum çıldırmış durumdalar. tamam size vereceğim tavsiyelere geleyim. şimdi kardeş ilk yapman gereken geliştirmekte olduğun projelerin sayılarını arttırmak, üniversite'de bulunan ve ortamı tatlı olan bir kulübe katılmak. tanıyabildiğiniz kadar insan tanıyıp çok samimi olmamaya bakın, size yardımcı olabilecek sizi ilerletebilecek bilmediğiniz şeyleri öğretecek adamlarla takılın ve en önemlisi hocalarınızı kafalamaya bakın. 3 tane okul değiştim ve okulun ilk haftasında yaptığım ilk şey bölüm başkanını veya o sene bize ders verecek olan bölüm hocasını kafalamak oluyor. o adamlar size göre aptal olabilir hatta kankalarınıza "fahri hocaya bak ben ondan çok biliyorum" diyorsunuzdur belki de ha büyük ihtimalle daha çok biliyorsunuzdur öyle biliyorum fakat bu adamlar akademisyen ve sektör adam aradığına bu insanlara geliyor ve siz üniversiteden çıktığınızda bu adamlar size referans mektubu yazabilecek adamlar. bunları aşağı yukarı yaptıktan sonra şu saçma sapan tekno-bla bla projeleri yarışmaları tübitak yarışmaları falan oluyor. bir ekip bul veya bir ekip kurup bu yarışmalara katılmaya bak. bu senin cv'nde en güzel gözükecek şeylerden biri oluyor. bilgisayar mühendisi senin de bildiğin üzere içine kapanık sadece robot gibi kod yazan insan olamaz. çok sosyal olmak ve çalışkan olmak hem daha kolay hem de daha kazançlıdır. insanlarla konuştuğunda seni yemezler sorduğun soruların ve belki de alamadığın cevapların sana zararı değil karı vardır. karşındaki yüksek mevkide bir adamsa akşam eve gidip karşılaştığı binlerce insana rağmen sen aklına geliyorsan ve bunu sağlamayı öğrendiysen bu işi başarmışsın demektir. hitabetin akıcı ve düzgün konuşmanın olması hayati bir önem taşır bunu unutma. daha üst seviyedeyim kardeş ben ben ne yapayım diyorsan bana tavsiye verebilirsin. ben daha üst seviye için hazırlanan biriyim sonuçta ve tecrübelerini benimle paylaşmak istiyorsan bana mesaj atta mutlu olayım.
iş imkanları neler bu sektörde çalışmak için illaha bilgisayar mı okumalıyım?
işte bu göreceli bir soru. benim tanıdığım en iyi siber güvenlikçiler bilgisayar mühendisliği fakültesinin yanından bile geçmemiş insanlar (red team için). fakat aynı zamanda bazı akıl hocalarım, arkadaşlarım ülkenin hatta ülkeyi bırakın dünyanın en iyi üniversitelerinden mezun insanlar. bunun tam olarak bir cevabı ne yazık ki yok ve bu iş sizde bitiyor arkadaşlar. iş imkanları ise a101 kasiyerliğinden dünyanın en büyük teknoloji, lojistik, güvenlik şirketlerine varam hatta (bkz: gafam)'a dahi ulaşabileceğiniz büyük bir alan. kendinizi ne kadar ilerlettiğiniz ve ananızdan babanızdan gelen zekayı etkileyen şans faktörüne bağlı olarak değişir. yani bunu söylediğimden dolayı belki kızabilirsiniz fakat aranızdan gafam şirketlerinde çalışabilecek kişilerin çıkma olasılığı ne yazık ki çok düşük. neyse sayılar yalan söylemez sonuçta.
bilgisayara ihtiyacım var mı? benim külüstür emektar sarıkızım yeter mi?
bu soruyu bana soran bir iki kişi falan oldu. yani gittiğiniz üniversiteye göre değişkenlik gösterebilecek bir soru olsa bile sarıkızınız eğer bir dinazora dönüştüyse bir pc almanız sizin karınıza olur. öğrenme hızınızı arttırır. fakat size göre de değişir bir ara bilgisayarsız kaldığım dönemde bölüm başkanıyla konuşup okulda kalıyordum bilgisayar labında. yaptığım bazı projeler ve çalışmalar o bilgisayarsız kaldığım döneme ait.
pekala paranız var ne almalısınız benim tavsiyem gönlümün efendisi macbooklara ait. tuzlu olduysa hafif ama etkili bir şey bulmanızı tavsiye ederim çünkü bir süre sonra farkedeceğiniz şey kaplumbağa nasıl evini sırtında taşıyorsa sizde işinizi sırtınızda taşıyacaksınız.
hangi dili öğreneyim kardeş envai çeşit dil var
şimdi bazı arkadaşlar bana kızacak bu dediğimden dolayı ben cpp'ciyim yani bazılarınız portakalda vitaminken veya gta vice city falan oynarken ben cpp kodluyordum bu yüzden bana çok kızmazsanız iyi olur minik bir kalbim olduğundan dolayı üzülebiliyorum. python diyorum sebebi ise çok farklı. öğrenilmesinin kolay olması sözdiziminin anlaşılabilir olması ve flex olması yalanını size söylemeyeceğim bu yalan python ciddi manada öğrenebileceğiniz ileri seviyede en zor dillerden biri. fakat kurulumu ve başlangıcı kolay olduğundan aynı zamanda işin mantığını öğrenmenizin en başta yeterli olmasından dolayı python hiçbir şey bilmeyen ve maratona yeni başlayan biri için çok tatlı bir dil.
yazının sonuna geldim. atladığım aklıma gelmeyen pek çok soru ve farklı yaklaşımlar illaha vardır. bu alandaki büyüklerim fikirlerini ve düşüncelerini bizimle paylaşırlarsa sözlüğümüzün yazarlarına ve okuyucularına büyük katkılar sağlamış oluruz. bana vermek istedikleri tecrübeleri ve fikirleri varsa bana mesaj atmaları ve tavsiyelerini aktarmaları beni çok ama çok mutlu eder.
yeni başlayan ve aramıza katılacak arkadaşlar hepiniz aramıza hoşgeldiniz diyorum. hedeflerinize ve çalışmalarınıza sıkı sıkıya bağlanın ve en iyilerimizden olmaya çalışın. unutmayın ki bir gün iyi bir mühendis olursanız, muhteşem işler başarırsanız ve iyi yerlerde çalışıp müthiş start-uplar kurarsanız aynı zamanda uslu bir mühendis olursanız şirin guardian amcayi görebilirsiniz...
devamını gör...
hayırsız evlat
hayırsız evlat
yaş 19 larda falan herhalde net hatırlamıyorum. babamla bir tartışmaya giriyoruz okuyacaksın diye diretiyor bana benimde okulda gözüm yok okumak istemiyorum. istediğim yetenek sınavına girip resim bölümünü okumak istiyordum onda da ailemden destek bulamadım. neyse babam artık işi inada bindirdi ya okuyacaksın ya da benim yaptığım işi yapacaksın dedi. bende cifcilik yapmak istemiyorum. tabi annem perişan en çok o üzülüyor bu duruma. cebimde 5 kuruş yok evi terk etmeyi düşünüyorum. bir kaç kişiyi aradım antalya'nın ilçesi manavgat'ta iş buldum sonra ertesi gün annemi ikna ettim yol parasını aldım ama kolay olmadı. anam benim ağladı gitme diye çok dil döktü. kafama koydum ve çıktım yola. güzel sahil boyunda deniz manzaralı yolda manzaranın keyfini çıkararak yolu bitirdim ve arkadaş karşıladı beni. o gün dinlendikten sonra patron ile tanıştırdı, detayları konuştuk ve işe başladım. orda çok değil ya 2 3 ay kadar çalıştık ve arkadaş ile aynı anda bırakıp geri memlekete adana'ya döndük. eve donemiyoruz tabiki baba küstü benimle konuşmuyor. ablamın yanına gittim orda kaldım. eniştem de çerçeve işi yapıyordu o zamanlar bende yanında çalışmaya başladım. işi hemen öğrendim dükkanı tek başıma idare etmeye başladım. sevdim esnaflık güzeldi. insanlarla konuşmak, onları ikna etmek ve en önemlisi yeni insanlar ile tanışmak. ama şu zaman yerinde durmuyor ki askerlik geldi çattı. baba ile daha konuşmuyoruz. biraz birikim yaptım ablam eniştem annem de destek çıktı. manisa'ya acemi birliğine yola çıktım. 35 gün sürdü acemilik zordu, zaman geçmek bilmedi. neyse ki usta birliğim 30. günümde belli oldu. izmir ordu evine çıktı. mutluluktan havalara uçtum. güzel bir yerde askerlik yapacağım. izmir'e vardıktan ortalama 2 hafta geçmeden askerde ne görev yapacağım belli oldu. resepsiyon görevlisi oldum. aradan bir kaç ay daha geçti ve telefon geldi. tabi ben ordu evi resepsiyon görevlisi mustafa diye açtım telefonu. karşı hatta babam nasılsın oğlum dedi. gözlerim yaşlar geldi hatta şuan bile duygulandım gözlerim sulu sulu yazmaya devam ediyorum ekranı zor görüyorum. hayırsız evlat artık hayırlı evlat olma yolunda ilerlemeye başladı. biraz zaman alsada istediğini yaptım. askerden sonra okuyup memur oldum onun için. hatta onun istediği bölümü okudum...
yaş 19 larda falan herhalde net hatırlamıyorum. babamla bir tartışmaya giriyoruz okuyacaksın diye diretiyor bana benimde okulda gözüm yok okumak istemiyorum. istediğim yetenek sınavına girip resim bölümünü okumak istiyordum onda da ailemden destek bulamadım. neyse babam artık işi inada bindirdi ya okuyacaksın ya da benim yaptığım işi yapacaksın dedi. bende cifcilik yapmak istemiyorum. tabi annem perişan en çok o üzülüyor bu duruma. cebimde 5 kuruş yok evi terk etmeyi düşünüyorum. bir kaç kişiyi aradım antalya'nın ilçesi manavgat'ta iş buldum sonra ertesi gün annemi ikna ettim yol parasını aldım ama kolay olmadı. anam benim ağladı gitme diye çok dil döktü. kafama koydum ve çıktım yola. güzel sahil boyunda deniz manzaralı yolda manzaranın keyfini çıkararak yolu bitirdim ve arkadaş karşıladı beni. o gün dinlendikten sonra patron ile tanıştırdı, detayları konuştuk ve işe başladım. orda çok değil ya 2 3 ay kadar çalıştık ve arkadaş ile aynı anda bırakıp geri memlekete adana'ya döndük. eve donemiyoruz tabiki baba küstü benimle konuşmuyor. ablamın yanına gittim orda kaldım. eniştem de çerçeve işi yapıyordu o zamanlar bende yanında çalışmaya başladım. işi hemen öğrendim dükkanı tek başıma idare etmeye başladım. sevdim esnaflık güzeldi. insanlarla konuşmak, onları ikna etmek ve en önemlisi yeni insanlar ile tanışmak. ama şu zaman yerinde durmuyor ki askerlik geldi çattı. baba ile daha konuşmuyoruz. biraz birikim yaptım ablam eniştem annem de destek çıktı. manisa'ya acemi birliğine yola çıktım. 35 gün sürdü acemilik zordu, zaman geçmek bilmedi. neyse ki usta birliğim 30. günümde belli oldu. izmir ordu evine çıktı. mutluluktan havalara uçtum. güzel bir yerde askerlik yapacağım. izmir'e vardıktan ortalama 2 hafta geçmeden askerde ne görev yapacağım belli oldu. resepsiyon görevlisi oldum. aradan bir kaç ay daha geçti ve telefon geldi. tabi ben ordu evi resepsiyon görevlisi mustafa diye açtım telefonu. karşı hatta babam nasılsın oğlum dedi. gözlerim yaşlar geldi hatta şuan bile duygulandım gözlerim sulu sulu yazmaya devam ediyorum ekranı zor görüyorum. hayırsız evlat artık hayırlı evlat olma yolunda ilerlemeye başladı. biraz zaman alsada istediğini yaptım. askerden sonra okuyup memur oldum onun için. hatta onun istediği bölümü okudum...
devamını gör...

