felsefe ve etik profesörü peter singer'ın 2009 yılında yayınlanan kitabı.
kitap dünyadaki yoksulluğu bitirmek için varlıklı insanların bağış yapması gerektiğini anlatıyor temelde. hem teorik etik felsefesi ile ilgili argümanlar ile bu gerekliliğin boyutlarını tartışıyor, hem de insanların neden olması gerektiği kadar bağış yapmadığını pratik sebepleriyle anlatıyor. ayrıca şiddetli yoksulluk nedeniyle hayatını kaybeden bir insanın hayatını kurtarmak veya bir kişinin hayat kalitesini artırmak için gereken para miktarıyla ilgili birçok araştırmadan örnek veriyor. aklımda kalan birkaç tanesini paylaşayım.

- sıtmanın yaygın olduğu bölgelerde bir çocuğun hayatını kurtarabilecek bir yatak filesi/cibinlik için $10
- katarakt gibi basit bir operasyonla çözülebilecek bir sebeple kör olan bir kişinin tedavisi için $50
- doğum sırasında oluşan fistül nedeniyle hayatını tek başına, insan içerisine çıkamadan yoksulluk içerisinde geçiren bir kadının tedavisi için $400 gerekiyormuş.

kitapla ilgili kendi fikrime gelirsek, her ne kadar singer'in önerdiği yüksek etik standartlara uyabileceğimi düşünmesem de, kitap beni bu konuda düşünmeye ve bir şeyler yapmaya yöneltti, bu nedenle başarılı buldum - yazarın amacı da bir şekilde insanları harekete geçirmek zaten. ayrıca bir felsefe profesöründen beklediğime göre çok daha az teori, çok daha fazla pratik, uygulanabilir düşünce içeriyor, bu da hoşuma gitti.

sonuçta, iş hayatına yeni girmiş biri olarak hafif hafif ama tamamen rastgele bir şekilde yapmaya başladığım yardımları/bağışları belirli bir plana oturtma kararı aldım bu kitapla birlikte. her yıl hangi stk'lara ve ne kadar bağış yapacağımı planladım. ayrıca ne kadar kalıcı olacağını bilmesem de en azından bir süre yapmayı düşündüğüm her lüks/gereksiz harcamada benim buna verebileceğim parayla x çocuğun hayatı kurtulabilirdi diyeceğim gibi görünüyor.

siz de benim gibi bir şeyler yapmak isteyip neyi ne kadar yapacağını bilemeyen biriyseniz okumanızı tavsiye ederim
devamını gör...

istanbul psikanaliz derneği'nin baharlık yayınladığı, bağlam yayınları'ndan çıkan dergi/kitap. birçok süreli yayın gibi psikanaliz yazıları'nın da her sayısında bir dosyaya yer veriliyor. dosyalarda kimi zaman psikanalizin temel bir konusu, kimi zaman güncel bir tema ayrıntılı olarak ele alınıyor. her dosyada psikanalizin geçmişinin ve bugününün önemli kuramcılarının yazı çevirilerinin yanı sıra, ülkemiz psikanalist ve yazarlarının özgün yazılarına sayfalar ayrılıyor.
dergi/kitabın editörü prof. dr. talât parman. kendisi sırasıyla st. joseph lisesi, istanbul tıp fakültesi ve paris rené descartes üniversitesi'nde (psikiyatri uzmanlığı) eğitim almış olup türkiye psikanaliz grubu ve derneği'nin kurucusudur. aynı zamanda paris psikanaliz kurumu ve uluslararası psikanaliz derneği'nin de üyesidir.
devamını gör...

çok istememe rağmen 1500 olduğu için alamadığım behzat ç. rozeti yerine peşin fiyatına sadece ve sadece 500'e the matrix rozeti alarak kazıkladığım dükkan. şimdi cebimde 38 kuruşum kaldı.

(bkz: ekonomi çok iyi diyen kafa sözlük yazarı)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

jose saramago'nun kabil adlı kitabında kabil ile tanrı arasında geçen bir diyalog vardır. tanrı, sodom ve gomore da işlenen günahlardan dolayı eğer orada 10 masum kişi bulunamazsa orayı yok edeceğini söyler. 10 kişi bulunamaz ve şehirler yıkılır. bunun üzerine kabil sorar, orada hiç çocuk yok muydu?
devamını gör...

hep yeniden sevin. sevgi olmasa bu hayat çekilmez çünkü.
devamını gör...

yağız anadolu delikanlısı. kara kaş kara göz bir kardeşimizdir. ilgilenen gelin adayları ile görümce sıfatıyla mülakat yapabilirim.
devamını gör...

mö. 6. yüzyıla tarihlenen ve sidon (sayda) kralı tabnit'e ait olan, istanbul arkeoloji müzesi'nde bulunan lahit.
osman hamdi bey'in yürüttüğü sayda kral nekropolü'nden çıkan lahitlerin en eskisidir. diğerleri için (bkz: iskender lahdi) ve (bkz: ağlayan kadınlar lahdi)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel kaynak: wikimedia

lahit üzerindeki mısır hiyeroglif yazısı bize bu lahdin daha önce başka birine, penephtah isimli bir mısır komutanına ait olduğunu söylüyor. lahdin ikinci sahibi sayda kralı tabnit. lahdin ayak ucunda bu lahdi çok ilginç kılan, fenike alfabesiyle yazılmış olan tabnit'in beddua yazıtını görüyoruz.

“ben astarte rahibi ve sidonluların kralı tabnit, bu lahdin içinde gömülüyüm. ey benim mezarımı bulan kimse her kim olursan ol benim lahdimi açma ve benim huzurumu bozma. çünkü yanımda ne gümüş ne altın ne de define vardır. bu lahitte yalnızca yatmaktayım. bana mezar olan bu lahdi açma, bu türlü hareket astarte'ye karşı büyük bir hakarettir. eğer tembihimin aksine bu lahdi açarsan ve benim huzurumu kaçıracak olursan, yaşayan insanlar arasında ve güneş altında nesilden ve nesepten mahrum kal ve ölüler arasında yatacak yer bulma!"

kral tabnit'in mumyası müzede cam fanus içerisinde sergilenmekte. bu bedduayı okuyup yine de mumyayı lahitten çıkarmak gerçekten ironik ama kimsenin başına bir şey gelmemiş, kimse lanetlenmemiş. yine de mumyaları açık olarak sergilemek gerçekten etik mi, düşündürücü.

kaynak: istanbul arkeoloji müzesi'nde bulunan eser etiketi.
devamını gör...

benim için anlatamayacağım kadar önemi olan, biraz zaman önce şans eseri ses kaydını duyduğum ve o andan itibaren hala aklımın içinde gezinen hikaye.

çocukken geceleri annemin koynuna girip, sayfa yerini ezberlediğim için hemen açtığım, ''babaannesini çok seviyormuş dimi anneee'' diye her hikaye sonunda sorduğum, hikaye hakkında konuşurken uyuyakaldığım kitaptır benim için.

çok korkardım yıldız kaydığı zaman. bir gün anneannemde kaldığım gece görmüştüm yıldız kaydığını. deli gibi ortalığı yıkmıştım. dayım gece 11'de anneme götürmüştü. anneme sarılınca yıldızın bizim için kaymadığını anlayabilmiştim, çocuk aklı işte... 3 sınıfta sanırım gece okumalarını bıraktık, haliyle bir köşeye atıldı kitap.

akciğer kanseriydi. krizleri geldiği zaman hastaneye gider en az 10 gün kalırdık. eskilerden konuşurken aklıma geldi kitap. sonraları hastaneye ne zaman gitsek mutlaka 1-2 gün sonra alırdım kitabı, bu sefer ben annemi koynuma yatırır okurdum.

gülerdi.
gülümserdi.
uzaklara bakarak sessizce uykuya dalardı.
burnundan nefes alışlarını parmağımla kontrol ederdim. yüzünü incelerdim. ne güzelsin be kadın!.. çocuğum gibi sever, öperdim saçlarını.

gel zaman git zaman,
benim kibritçi kızım yıl başı gecesi değil, yıl başına 5 gün kala kayan yıldızına bindi gitti.

aklımda onunla gitti zannettim. delirmek istedim. bomboş koştum uzun sahillerde. ben hiç böyle yanmadım. sanırım bundan sonra soğuk bir beden beni bu kadar yakamaz nefes aldığım sürece boyunca. bir çok defa sabaha karşı evden kaçıp mezarlığına gittim hikayeyi okudum. sanki annemle benim en güçlü bağım bu hikayeydi. ne biliyim bu hikaye sanki bir şeylerin hep zeminini hazırlamış gibiydi ta o zamanlardan.

güzel kadınımın simsiyah beline kadar saçları vardı ama kemoterapiden sonra kalmamıştı. ne zaman hatırlamıyorum, saçları çıktı kitabın içinden. bana onun bedeninden kalan en gerçek, en annem olan nesnem. ne zaman dokunsam, yüzüme doladığım saçları gelir elime.

ilginçtir ki kitabım hala annem kokuyor..
seni seviyorum caniçi.
devamını gör...

20 yaşından 3 yıl geçti. 4. yıla yaklaşıyoruz.
devamını gör...

daha kötü ne olabilir ki dedikten sonra daha kötüsünün olması
hissizleştik... bu ülke de acıya ne kadar dayanaklısın testi yapılsa çoğumuz'un çok dayanıklı çıkacağını düşünüyorum. gündem alev alev her bir yandan yanıyor. açıp bakıyorum ne demişler; (bkz: canlılar şöyle yandı böyle yandı). şöyleydi böyleydi derken yandık işte. bunun üzerine anka kuşu misali küllerimizden doğarız sözünü bekliyorum ben. cumhurbaşkan'ı konuşma metni yazarının yoğun mesai harcaması gerekiyor artık. şöyleli böyleli olan çok etkili bir konuşma metni değildi.
daha neler göreceğiz?
yanmışız.
ama bu da can be..
devamını gör...

niye gün ortasında akşam oluyorum?

a.ilhan
devamını gör...

"bir varlığın özlemi iç organların yerine geçtiğinde oldukça rahatsız yaşanıyor" demiş kişi.
devamını gör...

top ile oynanan, minimum 3 kişi oynanan bir oyundur
öncelikle tüm oyuncular sırayla topu sektirir. en az sektiren oyuncu kaleye geçer.
diğer oyunculardan herhangi biri taç kullanarak oyunu başlatır. amaç topa üst üste 2 kere dokunmadan kaleye gol atmaktır. bu yüzden oyuncular topa sırayla vurarak gol atmaya çalışır. kaleci ise oyuncunun attığı şutu havada tutarak veya oyuncuları top ile vurarak kaleye geçirir. oyuncular yedikleri gollerin sayılarına ve nasıl attıklarına göre puan alırlar. belirli bir puana gelince oyuncu oyundan çıkarılır. genelde 20-30 puan arasındadır. oyuncunun puanı çıkarılma puanına yaklaştığında yine belirlenene göre (genelde 5-10 puan önce) yöreden yöreye göre değişen bizim buralarda '' maymun'' denilen bir duruma gelir. örneğin belirlenen puana ulaştınız ve maymun oldunuz. size 1 kereliğine istediğiniz yere kadar topla açılma hakkı verilir. istediğiniz kişinin peşinden koşar ve onu vurursunuz. o kişi kaleye geçer. bu sayede size 1 şans daha verilmiş olur.
kaleye geçme şartları:
-topa 2 kere dokunmanız
- kaleci tarafından atılan bir top yere değmeden ilk size değmesi.
- topu kornere atmanız
not: kaleciye çarpıp kornere giderse. oyuncu kaleye geçmez. mevcut kaleci kalede kalır. kalenin yanından veya korner çizgisinin herhangi yerinden taç kullanılır.
-aut'a atmanız ( yalnız çoğu yerde üst aut geçmez derler bu yüzden bu kural oyun başında belirlenir)
- kalecinin vurduğunuz topu yere değmeden havada yakalaması


puanlama:
- şut : 1 puan
-kafa: 3 puan
-omuz: 9 puan
-beşik: 5 puan
not: topu sektirirseniz her bir sektirme için ekstra 1 puan eklenir. çeşitli kombolarda yapabilirsiniz. örneğin 3 kere sektirdiniz ve kafa attınız 6 puan eder. diğer oyuncularla da kombo yapabilirsiniz. arkadaşınız 2 sektirir kafayla size atar sizde omuz atarsınız birde beşik girer (naptın!!?) 2+3+9+5 ten 19 puan yapar.

maymunda( adı mahalleden mahalleye bile değişiyor.) topu elinize alıp koşuyorsunuz topu attığınızda kime gelirse o kaleye geçer. ıska ise kaleci olmaya devam ediyorsunuz.
belirlenen puana gelen oyuncular oyundan çıkar. kaleden çıktığınızda puanınız silinmez. ne ise bir daha kaleye geçtiğinizde oradan devam eder.
son 2 kişi kaldığında beşerden penaltı çekilir. eşit kalınırsa sırayla penaltı çekilmeye devam edilir.
anlamadığınız herhangi bir yer varsa sorabilirsiniz.
not: terimler ve bazı kurallar yaşadığınız yere göre değişebilir.
devamını gör...

bu kız- son feci bisiklet
devamını gör...

kara cehaletin kız çocukları üzerinde vuku bulmuş hali..
devamını gör...

üst edit: deneme sınavı soruları soru bankalarına kıyasla daha kaliteli olur. sizin referans noktanız ise ösym sorularıdır. eğer kitap alacaksanız ilk almanız gereken kitaplar konularına göre düzenlenmiş ösym sınavlarında çıkmış tüm soru kitaplarıdır. ösym sınav ayrımı yapmaz. bir sene jana sınavında sorduğunu bir sene ayt de bir sene kpss de sorar. bu nedenle tüm çıkmış soruları çözerek konuların ana hatlarının geldiğini görün. sorun bankaları soru üretmek için akla hayale gelmeyecek detaylardan soru yazar. sizin ise başlangıçta bu kadar detaya ihtiyacınız yok. deneme sorularını çözersiniz ve genel durumunuzu görürsünüz. hangi dersten kaç net istediğinizi planlar ona göre başlarsınız. son olarak öğretmen adaylarıyla ilgili yani öabt sınavına girecekler için bir öneri yapayım. sayısal bölüm mezunlarını bir tarafa bırakıyorum. eğitim bilimlerini ve alan sorularını herkes bir noktaya kadar zaten yapıyor. farkı belirleyen genel yetenek ve genel kültür sınavı. o sınavda da matematik. bu nedenle matematik olmadan işiniz epeyce zor. antrenmanlarla matematikgibi başlangıç düzeyi kitaplar ile çalışmaya başlayabilirsiniz.

diğer dersler için çok fazla yorum yapamam ama tarih dersi hakkında biraz yazmak istiyorum. öncelikle eğitim fakültesi öğrencisi olarak şunu söylemek istiyorum ki öğrenmek bireysel özelliklerle ortaya çıkan bir durum. bir kişinin kendini tanıması ve nasıl daha kolay öğrendiğini bulması gerekiyor. bununla birlikte yapılan çalışmalar ile kişinin kendi el yazısı ile not tutması ve bu notlardan çalışmasının hatırlamayı daha fazla sağladığı ortaya konulmuş.

tarih elbette bir deniz derya ama ösym kapsam olarak çok kolayda çok zora doğru sorduğu için benim şahsi kanaatim kaç net yapmanız gerektiğini planlayarak işe başlayayın.

27 sorunun tamamını hedefleyen insanları bir tarafa bırakırsak her konuyu derinlemesine bilmenize de gerek yok. mesela son yıllarda en çok soru çıkmış konuların çalışılması bile ortalama netler için yeterli.

20 net yapan birinin bu neti 25-27 ye çıkarmak için harcayacağı zaman ve emeği daha verimli kullanıp 5 olan matematik netini 10 a çıkarması daha kolay olacaktır çünkü tarihte çok zor ve zor olan 5-7 soruyu yapacak kadar detay bilmek yerine matematikte çok kolay 5 sorudan kolay 10 soruya çıkmak daha makul bir strateji olabilir.

son olarak herkesin deneyimi kendisini ilgilendirir ama ben benim çalışma şeklimi bir örnek ile anlatayım.

mesela ankara savaşı 1402 de moğol hükümdarı timur ile yıldırım arasında oldu diye ezberlemek yerine osmanlı devletinin yıkılma noktasına kadar gelmesine sebep olan ankara'nın çubuk ovasında moğol hükümdarı timur'un esenbuga (esenboğa havalimanı) adlı komutanı tarafından yenilerek esir edilen türk hükümdarı kimdir gibi kendinize provokatif sorular yazın. duygusal olarak sizi etkileyen şeylerin hatırlanması daha kuvvetli oluyor çünkü beyin bir konuyu önemli veya önemsiz diye ayırırken ona eşlik eden duyguya bakıyor. bu yüzden herkes ilk aşkını veya ilk öptüğü kızı hatırlar.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ansızın saçlarımı kestirmeliyim diye çıkılan yolda bir daha asla uzatamama sorunsalı.
devamını gör...

on yıldır avrupa mülteci kamplarındaki tecavüzleri sjw medya yazmadı. odalarından çıkamayan haftada bir yiyecek almaya topluca giden kadınlar var. isveç'deki sığınmacıların tecavüz dalgalarını "dünyanın ilk feminist hükümeti" olmakla gururulanan yöneticileri örttü, akademik araştırmalar yapılmasını bile yasakladı. polis raporlarını yasakladılar, üniversitelerin bilimsel araştırmalarını bile engellediler.

tacizin, tecavüzün suç olduğunu bilmediğini söyleyip ceza almayan sığınmacı oldu. hukukun "suçu bilmemek savunma olmaz" temel ilkesi bile sjw ideolojisi uğruna çiğnendi. kurbanlar faşist ilan edildi.

şimdi kurban ukraynalı diye kazayla bir tane duyduk.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim