geceye bir söz bırak
hiç kırdım mı diyen yok, herkes kırıldığının peşinde.*
devamını gör...
yazarların başına gelen doğaüstü olaylar
talebe iken kursta kuka tesbih furyası vardı.ısrarla almıyordum.bir gün arkadaşımın hazırlanmasını merdivenlerde oturarak bekliyordum,bir yandan da sohbet ediyoruz.keşke öyle tesbihim olsa diye anlatırken neyse işi bitti gideceğiz diye kalktım, kucağımdan o çok istediğim kuka tesbih düştü.
devamını gör...
kitap alıntıları
insanoğlu, hayvanlara karşı büyüklük taslama! onlar günahsızdır, oysa sen azametinle üzerinde yaşadığın dünyayı kirletiyorsun ve senin kirli izlerin senden sonra da kalacaktır.
(bkz: karamazov kardeşler)
devamını gör...
orhan veli kanık
orhan veli öldü. ben bu satırları yazarken orhan istanbul morgunun teşrih masası üstünde yatıyor. 36 yaşında öldü orhan. türk şiirini kökünden sarsmış, yüzlerce şairi tesiri altında bırakmış genç yaşta. pek az kimseye nasip olan bir şöhret kazanmıştı. orhan, başka bir millette doğsayı milletlerarası bir şöhrete de ulaşırdı. son zamanlarda işittiğime göre ceketi olmadığı için gömlekle dolaşıyormuş. onun yüzde biri kadar sanatkar olmıyanlar, hatta insan olmıyanlar bugün genel müdürlüklerde, sefirlikle sefa sürüyorlar. ve orhan ceketsiz öldü.
saygı,sevgi ve özlemle...
saygı,sevgi ve özlemle...
devamını gör...
allah yazınca sonunda (cc) belirsin seçeneği
saçma istektir.
bunlar yakında allah rozeti isterler.
bunlar yakında allah rozeti isterler.
devamını gör...
kalbi kırılmış bir kadının yapabilecekleri
kalbinin kırık parçalarını kendi elleriyle birleştirerek eskisinden çok daha güçlü bir kalple yola devam etmek.
çünkü güçlü bir kadın bilir ki alınabilecek en iyi intikam iyileşmektir.
çünkü güçlü bir kadın bilir ki alınabilecek en iyi intikam iyileşmektir.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
anı yaşıyorum diye kendimi kandırıp yokuştan yuvarlanıyorum.
devamını gör...
uçurtma avcısı
halit hüseyni tarafından yazılan, 2003 yılında yayınlanan ilk romanıdır. 2007 yılı yapımı aynı isimli filmi de mevcuttur. romancımız aslen afganistanlı olsa da kitabı ingilizce yazmıştır. the new york times listesinde birinciliği vardır. dilimize de ingilizce aslından çevrilmiştir. everest yayınları tarafından okuyucuya sunulmaktadır.
kitap benim liseli çağımda okuduğum kitaplardan. yeni yeni okuma alışkanlığı kazanmak için edindiğim zamanın popüler kitaplarından biriydi o dönemler.
kitap; 2 çocuğun aynı evde başlayan fakat farklı sosyoekonomik statüde olan bu çocukların, hayatlarının ülkenin siyasi politası ile şekillenen hayatlarını konu alıyor.
yazarın diğer romanları;
(bkz: bin muhteşem güneş)
(bkz: ve dağlar yankılandı)
kitap benim liseli çağımda okuduğum kitaplardan. yeni yeni okuma alışkanlığı kazanmak için edindiğim zamanın popüler kitaplarından biriydi o dönemler.
kitap; 2 çocuğun aynı evde başlayan fakat farklı sosyoekonomik statüde olan bu çocukların, hayatlarının ülkenin siyasi politası ile şekillenen hayatlarını konu alıyor.
yazarın diğer romanları;
(bkz: bin muhteşem güneş)
(bkz: ve dağlar yankılandı)
devamını gör...
kişide kaçma isteği uyandıran muhabbetler
“her şeyi ben bilirim” havasında olan insanların dahil olduğu her türlü muhabbet.
devamını gör...
ioanna
tarihteki ilk ve tek kadın papa.
dikkatleri çektiysem anlatmaya başlıyorum. ioanna, joan, ya da john isimleriyle biliniyor aslında kadın papa. ioannes septimus, yani yedinci john (kimi yerde ioannes anglicus olarak da geçiyor)
853-855 yılları arasında (bazı kaynaklarda 855-857 arası) 2 yıl papa olarak görev yapan ioannanın hikayesi çok ilginç. ortaçağ, kadınların eğitim alamadığı bir dönem olduğu için kılık değiştirip erkek kılığında manastıra giriyor. manastırda bir keşişle tanışıp aşık oluyor, ikisi birlikte atinaya gidiyorlar. atinada kendini john anglicus olarak tanıtan ioanna (joan), eğitimini tamamlayıp romaya yerleşiyor. yetenekli bir katip olduğu için papalık makamının katibi oluyor, sonra yavaş yavaş basamakları tırmanıyor. en son roma kardinali oluyor. kendinden önceki papa olan leo iv 852 yılında ölünce oy birliğiyle papa seçiliyor işte. sonraki papa ise benedict iii. bu da ek bilgi olarak kalsın.
2 yıl (2 yıl 7 ay 4 gün) papalık yapan ioanna atinaya beraber gittiği sevgilisinden hamile kalıyor. hesabı tam tutturamayan ioanna, bir gün roma'daki lateran kilisesine giderken tören sırasında at üzerindeyken doğum sancısı tutuyor. bütün kalabalığın gözü önünde papa doğuruyor!
tabi millet şok. hemen yakalayıp cezasını kesiyorlar: atın arkasına bağlayıp sürüklüyorlar, ahali de taşlıyor. oracıkta öldürüyorlar. hatta efsaneye göre bu caddeye vicus papissa adı veriliyor, ioanna'dan sonra seçilen bütün papalar bu caddeden geçmekten imtina ediyorlar. şu an günümüzde bu cadde colosseum'un bulunduğu yerin azıcık arkasında bir cadde. bu caddede ioanna adına bir de anıt yapılmış,
bu gördüğünüz turuncu yapı ioanna anıtı.
tabi hiçbirimiz kadın papa diye bişey duymadık, tıpkı kadın peygamber duymadığımız gibi. bir grup insan bu efsanenin gerçek olduğuna inanıyor, diğer grup ise efsane olduğuna. kendini bu olayı ispatlamaya adamış kişilerden biri, donna woolfolk cross, 1996'da pope joan diye bir kitap yazıyor. hatta sonra filmi bile çekilmiş www.imdb.com/title/tt0458455/ (film çok güzel, izleyin)
yazarımız televizyona çıkıp anlatmış: "ioanna gerçek bir kişilik. 500den fazla yazıtta adı geçiyor, giovanni boccaccio adlı bir şairin kitabında da göndermeler mevcut. hatta hatta birsürü resim ve heykel var. hatta ve hatta san pietro meydanındaki heykellerden biri ioanna heykeli!" [1]
hikayenin gerçekliği hala daha kesin değil. gerçek olduğunu savunanlar "bu kadar kanıt var, resimler heykeller yazılar hatta adına anıt bile var. papalık makamı gerçeği gizlemek için elinden geleni yaptı, ioanna'nın adını tarihten sildi" diyor, diğer grup ise "hükmettiği dönemden ilk kez 350 sene sonra adı karşımıza çıkıyor. ioanna kesinlikle hayal ürünü olmalı" diyor. ilk kez jean de mailly'nin "chronica universalis mettensis" isimli eserinde bahsediliyor isim vermeden, bir zamanlar bir kadın papa varmış edasıyla...
demiş ki: "query: concerning a certain pope or rather female pope, who is not set down in the list of popes or bishops of rome, because she was a woman who disguised herself as a man and became, by her character and talents, a curial secretary, then a cardinal and finally pope. one day, while mounting a horse, she gave birth to a child. immediately, by roman justice, she was bound by the feet to a horse's tail and dragged and stoned by the people for half a league, and, where she died, there she was buried, and at the place is written: 'petre, pater patrum, papisse prodito partum' [oh peter, father of fathers, betray the childbearing of the woman pope]. at the same time, the four-day fast called the "fast of the female pope" was first established"
yani türkçesiyle, "bir papa figürü düşünüldüğünde, daha doğrusu bir kadın papa, ki bu figür ne papa listesinde var ne de roma kardinalleri listesinde. çünkü bu kadın kendini erkek kılığında gizledi, yetenekleri sayesinde de curia sekreterliği, kardinal ve en nihayetinde papa oldu. bir gün, at binerken çocuk doğurdu. hemen oracıkta roma hukukuna göre atın kuyruğuna ayaklarından bağlanıp yerde sürüklendi, halk tarafından da taşlandı ve öldürüldü, öldüğü yere de gömüldü. gömüldüğü yerin kapısında petre, pater patrum, papissae prodito patrum yani oh peter, babaların babası, çocuk taşıyan (hamile) kadın papanın ihaneti yazıyor. aynı zamanda 'kadın papa orucu' denilen 4 günlük oruç da ilk kez bu zamanda ortaya atıldı ember days"
bu hikayeyi daha sonraları martinss polonus (ya da martin of opava, martin of troppau) alıp isim vererek, nerede doğduğunu falan belirterek bir daha yazıyor, iyice detaylandırıyor yani.
hikaye şu: "john anglicus, born at mainz, was pope for two years, seven months and four days, and died in rome, after which there was a vacancy in the papacy of one month. it is claimed that this john was a woman, who as a girl had been led to athens dressed in the clothes of a man by a certain lover of hers. there she became proficient in a diversity of branches of knowledge, until she had no equal, and, afterward in rome, she taught the liberal arts and had great masters among her students and audience. a high opinion of her life and learning arose in the city; and she was chosen for pope. while pope, however, she became pregnant by her companion. through ignorance of the exact time when the birth was expected, she was delivered of a child while in procession from st. peter's to the lateran, in a lane once named via sacra (the sacred way) but now known as the "shunned street" between the colosseum and st clement's church. after her death, it is said she was buried in that same place. the lord pope always turns aside from the street, and it is believed by many that this is done because of abhorrence of the event. nor is she placed on the list of the holy pontiffs, both because of her female sex and on account of the foulness of the matter."
martin 13. yüzyılın ortalarında falan yaşamış bir vatikan tarihçisi. öyle dışardan falan da değil, bildiğimiz vatikan'ın içinde, bütün vatikan kaynaklarına erişimi olan biri. yazdığı kitapta zaten öğreniyoruz biz bu kadın papa olayını böyle detaylıca. tabi ondan sonraki tarihçiler daha da detay vermeye çalıştılar, kimisi doğum ismini falan verdi ama kesin bir tutarlılık yok. şu an en bilinen hikaye martin'in hikayesi (yukarıda anlattığım hikaye işte)
ha ayrıca, reformist hareketlere kadar aslında vatikan tarafından da bu hikayenin kabul edildiği, fakat reform sonrası kesin bir dille reddedildiği, hatta hatta papalık seçimlerinde delikli sandalyelere oturtulduklarını falan da okudum. bu da kenarda dursun.
kaynak
1. www.biography.com/people/po...
2. hoaxes.org/archive/permalin...
3. www.newadvent.org/cathen/08...
4. en.wikipedia.org/wiki/Pope_...
ve daha bir sür yan sayfacık. hepsini yazmıyorum.
not: şu yazı da okunası. bir kadının tamamen yabancı italyan bir erkekle (random stranger) olan anısını anlatıyor. www.womensordination.org/bl...
dikkatleri çektiysem anlatmaya başlıyorum. ioanna, joan, ya da john isimleriyle biliniyor aslında kadın papa. ioannes septimus, yani yedinci john (kimi yerde ioannes anglicus olarak da geçiyor)
853-855 yılları arasında (bazı kaynaklarda 855-857 arası) 2 yıl papa olarak görev yapan ioannanın hikayesi çok ilginç. ortaçağ, kadınların eğitim alamadığı bir dönem olduğu için kılık değiştirip erkek kılığında manastıra giriyor. manastırda bir keşişle tanışıp aşık oluyor, ikisi birlikte atinaya gidiyorlar. atinada kendini john anglicus olarak tanıtan ioanna (joan), eğitimini tamamlayıp romaya yerleşiyor. yetenekli bir katip olduğu için papalık makamının katibi oluyor, sonra yavaş yavaş basamakları tırmanıyor. en son roma kardinali oluyor. kendinden önceki papa olan leo iv 852 yılında ölünce oy birliğiyle papa seçiliyor işte. sonraki papa ise benedict iii. bu da ek bilgi olarak kalsın.
2 yıl (2 yıl 7 ay 4 gün) papalık yapan ioanna atinaya beraber gittiği sevgilisinden hamile kalıyor. hesabı tam tutturamayan ioanna, bir gün roma'daki lateran kilisesine giderken tören sırasında at üzerindeyken doğum sancısı tutuyor. bütün kalabalığın gözü önünde papa doğuruyor!
tabi millet şok. hemen yakalayıp cezasını kesiyorlar: atın arkasına bağlayıp sürüklüyorlar, ahali de taşlıyor. oracıkta öldürüyorlar. hatta efsaneye göre bu caddeye vicus papissa adı veriliyor, ioanna'dan sonra seçilen bütün papalar bu caddeden geçmekten imtina ediyorlar. şu an günümüzde bu cadde colosseum'un bulunduğu yerin azıcık arkasında bir cadde. bu caddede ioanna adına bir de anıt yapılmış,
bu gördüğünüz turuncu yapı ioanna anıtı.tabi hiçbirimiz kadın papa diye bişey duymadık, tıpkı kadın peygamber duymadığımız gibi. bir grup insan bu efsanenin gerçek olduğuna inanıyor, diğer grup ise efsane olduğuna. kendini bu olayı ispatlamaya adamış kişilerden biri, donna woolfolk cross, 1996'da pope joan diye bir kitap yazıyor. hatta sonra filmi bile çekilmiş www.imdb.com/title/tt0458455/ (film çok güzel, izleyin)
yazarımız televizyona çıkıp anlatmış: "ioanna gerçek bir kişilik. 500den fazla yazıtta adı geçiyor, giovanni boccaccio adlı bir şairin kitabında da göndermeler mevcut. hatta hatta birsürü resim ve heykel var. hatta ve hatta san pietro meydanındaki heykellerden biri ioanna heykeli!" [1]
hikayenin gerçekliği hala daha kesin değil. gerçek olduğunu savunanlar "bu kadar kanıt var, resimler heykeller yazılar hatta adına anıt bile var. papalık makamı gerçeği gizlemek için elinden geleni yaptı, ioanna'nın adını tarihten sildi" diyor, diğer grup ise "hükmettiği dönemden ilk kez 350 sene sonra adı karşımıza çıkıyor. ioanna kesinlikle hayal ürünü olmalı" diyor. ilk kez jean de mailly'nin "chronica universalis mettensis" isimli eserinde bahsediliyor isim vermeden, bir zamanlar bir kadın papa varmış edasıyla...
demiş ki: "query: concerning a certain pope or rather female pope, who is not set down in the list of popes or bishops of rome, because she was a woman who disguised herself as a man and became, by her character and talents, a curial secretary, then a cardinal and finally pope. one day, while mounting a horse, she gave birth to a child. immediately, by roman justice, she was bound by the feet to a horse's tail and dragged and stoned by the people for half a league, and, where she died, there she was buried, and at the place is written: 'petre, pater patrum, papisse prodito partum' [oh peter, father of fathers, betray the childbearing of the woman pope]. at the same time, the four-day fast called the "fast of the female pope" was first established"
yani türkçesiyle, "bir papa figürü düşünüldüğünde, daha doğrusu bir kadın papa, ki bu figür ne papa listesinde var ne de roma kardinalleri listesinde. çünkü bu kadın kendini erkek kılığında gizledi, yetenekleri sayesinde de curia sekreterliği, kardinal ve en nihayetinde papa oldu. bir gün, at binerken çocuk doğurdu. hemen oracıkta roma hukukuna göre atın kuyruğuna ayaklarından bağlanıp yerde sürüklendi, halk tarafından da taşlandı ve öldürüldü, öldüğü yere de gömüldü. gömüldüğü yerin kapısında petre, pater patrum, papissae prodito patrum yani oh peter, babaların babası, çocuk taşıyan (hamile) kadın papanın ihaneti yazıyor. aynı zamanda 'kadın papa orucu' denilen 4 günlük oruç da ilk kez bu zamanda ortaya atıldı ember days"
bu hikayeyi daha sonraları martinss polonus (ya da martin of opava, martin of troppau) alıp isim vererek, nerede doğduğunu falan belirterek bir daha yazıyor, iyice detaylandırıyor yani.
hikaye şu: "john anglicus, born at mainz, was pope for two years, seven months and four days, and died in rome, after which there was a vacancy in the papacy of one month. it is claimed that this john was a woman, who as a girl had been led to athens dressed in the clothes of a man by a certain lover of hers. there she became proficient in a diversity of branches of knowledge, until she had no equal, and, afterward in rome, she taught the liberal arts and had great masters among her students and audience. a high opinion of her life and learning arose in the city; and she was chosen for pope. while pope, however, she became pregnant by her companion. through ignorance of the exact time when the birth was expected, she was delivered of a child while in procession from st. peter's to the lateran, in a lane once named via sacra (the sacred way) but now known as the "shunned street" between the colosseum and st clement's church. after her death, it is said she was buried in that same place. the lord pope always turns aside from the street, and it is believed by many that this is done because of abhorrence of the event. nor is she placed on the list of the holy pontiffs, both because of her female sex and on account of the foulness of the matter."
martin 13. yüzyılın ortalarında falan yaşamış bir vatikan tarihçisi. öyle dışardan falan da değil, bildiğimiz vatikan'ın içinde, bütün vatikan kaynaklarına erişimi olan biri. yazdığı kitapta zaten öğreniyoruz biz bu kadın papa olayını böyle detaylıca. tabi ondan sonraki tarihçiler daha da detay vermeye çalıştılar, kimisi doğum ismini falan verdi ama kesin bir tutarlılık yok. şu an en bilinen hikaye martin'in hikayesi (yukarıda anlattığım hikaye işte)
ha ayrıca, reformist hareketlere kadar aslında vatikan tarafından da bu hikayenin kabul edildiği, fakat reform sonrası kesin bir dille reddedildiği, hatta hatta papalık seçimlerinde delikli sandalyelere oturtulduklarını falan da okudum. bu da kenarda dursun.
kaynak
1. www.biography.com/people/po...
2. hoaxes.org/archive/permalin...
3. www.newadvent.org/cathen/08...
4. en.wikipedia.org/wiki/Pope_...
ve daha bir sür yan sayfacık. hepsini yazmıyorum.
not: şu yazı da okunası. bir kadının tamamen yabancı italyan bir erkekle (random stranger) olan anısını anlatıyor. www.womensordination.org/bl...
devamını gör...
akla gelen her konuda başlık açmak tanım yazmak
efendim bazı yazarlarımızın yapmaktan pek bir hoşlandığı şeydir bu.
bir çeşit patavatsızlıktır.
burası anonim bir yer ya,
nasıl olsa kimse tanımıyor, bilmiyor rahat rahat yazarız diye düşünüyorlar herhalde.
utanmak mı? hak getire!
yaşasın özgürlük!
bir çeşit patavatsızlıktır.
burası anonim bir yer ya,
nasıl olsa kimse tanımıyor, bilmiyor rahat rahat yazarız diye düşünüyorlar herhalde.
utanmak mı? hak getire!
yaşasın özgürlük!
devamını gör...
kevin de bruyne
manchester city takımında forma giyen 30 yaşındaki belçikalı oyuncudur.
şu an oynadığı bölgenin dünyadaki en iyisidir. inanılmaz yetenekli, inanılmaz oyun görüşü olan bir futbolcu. pas, şut, asist, gol, duran top hepsini çok iyi yapıyor. toplu oyunda, topsuz oyunda fark yaratıyor. böyle bir oyuncunuz varsa hem topu kazandığınızda hem topu karşıladığınızda başarılı oluyorsunuz.
onu anlatmak için guardiola öncesi ve sonrası olarak anlatmalıyız. kendisi guardiola ile çalıştıktan sonra başka bir seviyeye ulaştı.
kariyerine genk takımında başladı. 4 sezon oynadıktan sonra werder bremen takımına gitti. burada 1 sene kaldıktan sonra chelsea kariyeri başladı ve çok sürmeden wolfsburg’un yolunu tuttu. burada 3 sezon oynadıktan sonra kariyerinin en efsane günlerini yaşamak için manchester city takımına transfer oldu.
artık dünyanın en iyi orta saha oyuncularından birisi olmaya hazırdı.
ilk sezon yani 15/16 sezonunda 16 gol atıp 12 asist yaptı. 16/17 sezonunda 7 gol atıp 20 asist yaptı. 17/18 sezonunda 12 gol atıp 21 asist yaptı. 18/19 sezonu sakatlıklarla boğuştuğu bir sezon oldu ve sadece 6 gol atıp 10 asist yaptı.* 19/20 sezonunda 16 gol atıp 22 asist yaptı. 20/21 sezonunda ise 10 gol atıp 18 asist yaptı.
bir futbolcunun teknik direktör ile beraber ne kadar dönüşebildiğinin kanıtıdır kevin de bruyne. premier ligin aktif en iyi orta sahası bence.
ister istemez tarihte oynayan efsane orta sahalarla kıyaslanıyor. ben geçmişte oynanan futbolu daha çok sevdiğim için kıyas yapmayacağım. de bruyne modern futbolun yarattığı bir makina. sadece futbol oynamıyor adamın işi matematik.
seviyoruz, severek izliyoruz.
şu an oynadığı bölgenin dünyadaki en iyisidir. inanılmaz yetenekli, inanılmaz oyun görüşü olan bir futbolcu. pas, şut, asist, gol, duran top hepsini çok iyi yapıyor. toplu oyunda, topsuz oyunda fark yaratıyor. böyle bir oyuncunuz varsa hem topu kazandığınızda hem topu karşıladığınızda başarılı oluyorsunuz.
onu anlatmak için guardiola öncesi ve sonrası olarak anlatmalıyız. kendisi guardiola ile çalıştıktan sonra başka bir seviyeye ulaştı.
kariyerine genk takımında başladı. 4 sezon oynadıktan sonra werder bremen takımına gitti. burada 1 sene kaldıktan sonra chelsea kariyeri başladı ve çok sürmeden wolfsburg’un yolunu tuttu. burada 3 sezon oynadıktan sonra kariyerinin en efsane günlerini yaşamak için manchester city takımına transfer oldu.
artık dünyanın en iyi orta saha oyuncularından birisi olmaya hazırdı.
ilk sezon yani 15/16 sezonunda 16 gol atıp 12 asist yaptı. 16/17 sezonunda 7 gol atıp 20 asist yaptı. 17/18 sezonunda 12 gol atıp 21 asist yaptı. 18/19 sezonu sakatlıklarla boğuştuğu bir sezon oldu ve sadece 6 gol atıp 10 asist yaptı.* 19/20 sezonunda 16 gol atıp 22 asist yaptı. 20/21 sezonunda ise 10 gol atıp 18 asist yaptı.
bir futbolcunun teknik direktör ile beraber ne kadar dönüşebildiğinin kanıtıdır kevin de bruyne. premier ligin aktif en iyi orta sahası bence.
ister istemez tarihte oynayan efsane orta sahalarla kıyaslanıyor. ben geçmişte oynanan futbolu daha çok sevdiğim için kıyas yapmayacağım. de bruyne modern futbolun yarattığı bir makina. sadece futbol oynamıyor adamın işi matematik.
seviyoruz, severek izliyoruz.
devamını gör...
normal sözlük’ün sevilmeyen yazarları veri tabanı
kalender dediğim yazardır, kendisinden hiç haz etmem.
devamını gör...
normal sözlük yazarlık rütbeleri
karma puanlarıyla alakalı bir düzenleme olduğunu düşünüyorum. biz yine garip, biz yine yetim...
devamını gör...
tunceli'nin on gündür yanıyor olması
evet bir muğla yangını kadar yada antalya'da çıkan yangın kadar bizi ilgilendirmese de güzel ülkemizin bir başka köşesi, bizim toprağımız, bizden birilerinin yaşadığı dersim gözlerimizin önünde tam on gündür yanıyor. ne yazık ki ülkede yaşayan birçok insanın, orman yangını dersim'de olunca ne ağaçlara üzülesi var ne içerisinde yanan canlılara ne de bu durumdan etkilenecek bölge insanına. peki size soruyorum bu insanların diğer yangınlarda söylediği herşey, kastıkları her duyar yalan olmadı mı? bunun adı kolpalık değil de nedir?
edit: kürt yada alevi değilim. kendi yöremizde de ismi farklı anılan yüzlerce yer var. eğer benim kardeşlerim dersim diyorsa ve kendisini bu şekilde mutlu hiseediyorsa ben tunceli diyemem. varsın resmi evraklarda tunceli yazsın. hemen hemen herkesin doğduğu topraklarda farklı isimle anılan yerler vardır. misal, bizim yörenin asıl adı ile resmi adı farklı fakat her nasılsa biz türkiye'nin en vatansever insanları olarak anılıyoruz. söz konusu kürtler olduğunda içinizdeki kafatasçılığın bir anda kendini dışarı atmasına mani olamıyorsunuz. durum bundan ibaret. sözlük'te durum bu ise ben nitelikli eğitimden yoksun bırakılmış bir halkın kronikleşmiş bu hastalığı hakkında yorum bile yapamam.
edit: kürt yada alevi değilim. kendi yöremizde de ismi farklı anılan yüzlerce yer var. eğer benim kardeşlerim dersim diyorsa ve kendisini bu şekilde mutlu hiseediyorsa ben tunceli diyemem. varsın resmi evraklarda tunceli yazsın. hemen hemen herkesin doğduğu topraklarda farklı isimle anılan yerler vardır. misal, bizim yörenin asıl adı ile resmi adı farklı fakat her nasılsa biz türkiye'nin en vatansever insanları olarak anılıyoruz. söz konusu kürtler olduğunda içinizdeki kafatasçılığın bir anda kendini dışarı atmasına mani olamıyorsunuz. durum bundan ibaret. sözlük'te durum bu ise ben nitelikli eğitimden yoksun bırakılmış bir halkın kronikleşmiş bu hastalığı hakkında yorum bile yapamam.
devamını gör...
insanı bitiren şey
(bkz: kaygı)
freud’un yaptığı bir ayrım var. öncelikle o ayrımı belirtip ardından yanıldığı yeri söyleyeceğim.
freud korku ve kaygı kavramlarını düşünürken şöyle bir ayrım yapıyor. diyor ki korktuğumuzda korktuğumuz şey bir nesni halindedir. yani neden korktuğumuzu biliriz, kaçtığımız şeyin ne olduğu biliriz. dolayısıyla korkuda bir nesne vardır. ancak kaygıda nesneleşmiş bir şey söz konusu değildir. dolayısıyla yaşanan durum bir anlamda çaresizliktir, çünkü ortada bir duygu durumu vardır fakat bunun nesnesi yoktur.
freud yanılıyordu; kaygının da nesnesi, kendini gösterdiği yerler var. sözgelimi diş sıkışlarımızda, mide bulantılarımızda, fiziksel olarak sıcaklanmalarımızda ya da dil sürçmelerimizde. yani her şekilde gün yüzüne çıkabilir.
ben genellikle dişlerimi sıktığım dönemlerde kendime sık sık o an var olan dertlerimin ne olduğu sorup çözüm aramaya çalışırım. çünkü bazen insan kendini kandırmaya çalışabiliyor. mutluluk yalanını bazen o kadar abartırız ki kendimize yabancılaşmaktan, geri dönecek bir kendilik bile bulamayabiliriz. fakat beden asla yalan söylemez, bedeninize baktığınızda (varsa) bir derdiniz muhakkak görürsünüz.
bana öyle geliyor ki insanı bitiren şey kaygıdır, korkuyla yüzleşilebilir fakat kaygıda bu durum çok zordur.
edit:imla
freud’un yaptığı bir ayrım var. öncelikle o ayrımı belirtip ardından yanıldığı yeri söyleyeceğim.
freud korku ve kaygı kavramlarını düşünürken şöyle bir ayrım yapıyor. diyor ki korktuğumuzda korktuğumuz şey bir nesni halindedir. yani neden korktuğumuzu biliriz, kaçtığımız şeyin ne olduğu biliriz. dolayısıyla korkuda bir nesne vardır. ancak kaygıda nesneleşmiş bir şey söz konusu değildir. dolayısıyla yaşanan durum bir anlamda çaresizliktir, çünkü ortada bir duygu durumu vardır fakat bunun nesnesi yoktur.
freud yanılıyordu; kaygının da nesnesi, kendini gösterdiği yerler var. sözgelimi diş sıkışlarımızda, mide bulantılarımızda, fiziksel olarak sıcaklanmalarımızda ya da dil sürçmelerimizde. yani her şekilde gün yüzüne çıkabilir.
ben genellikle dişlerimi sıktığım dönemlerde kendime sık sık o an var olan dertlerimin ne olduğu sorup çözüm aramaya çalışırım. çünkü bazen insan kendini kandırmaya çalışabiliyor. mutluluk yalanını bazen o kadar abartırız ki kendimize yabancılaşmaktan, geri dönecek bir kendilik bile bulamayabiliriz. fakat beden asla yalan söylemez, bedeninize baktığınızda (varsa) bir derdiniz muhakkak görürsünüz.
bana öyle geliyor ki insanı bitiren şey kaygıdır, korkuyla yüzleşilebilir fakat kaygıda bu durum çok zordur.
edit:imla
devamını gör...
türk dizi tarihinin en orijinal karakteri
burhan altıntop. neticede bir burhan altintop kolay yetişmiii
devamını gör...

