kocaman insansın her yerde çocuk muamelesi yapıyorlar büyümeyen çocukluk yapmışlarda haberimiz yok.
devamını gör...

bir ara ercan saatçi ile uf-er kaseti/albümü çıkartmış olan, tüm şarkılarını başarılı bulduğum bir sanatçıdır.

ilginç ama eğlenceli klibi olan bir şarkısını bırakalım:

devamını gör...

her ebeveynin bir gün yüzleşeceği korku dolu bir dönemdir. maalesef ki tamamen çocuğun karakterine huyuna kalmış bir durum. hiç uğraşmadan 3 günde halleden de oluyor 3 ayda beceremeyen de oluyor. bu konuda yazılmış çizilmiş yabancı dilden türkçeye çevirilmişler dahil bir çok kitap var. 200 sayfalık kitabı okuduk ama hiç birisini uygulamaya fırsat/gerek kalmadan bizim ufaklık 3 günde halletti bu işi büyük ölçüde.

tamamlandıktan sonra ebeveyn büyük ölçüde rahatlıyor. sürekli bez/ıslak mendil taşıma derdi ortadan kalkıyor. günde 2 kez boklu bezi açıp her seferinde burnunuzun çürümesi gibi dertler ortadan kalkıyor. bez masrafı da ortadan kalkıyor.

gece ıslatması ise bu eğitimin dışında bence. çocuğun bunun bilincine varması ve gece çişini tutması 1-2 yıl alabiliyor.
devamını gör...

strugatski kardeşlerinin diğer kitaplarından biraz daha farklı özelliklere sahip olan kitaplarının adı. strugatski'lere ve sovyet bilim kurgusuna dair malumunuz olduğu üzere yeri geldikçe bir şeyler çiziktirdik. bu kitabı onların sorusuna cevap vererek anlatmaya başlayabiliriz; ''şişenin tıpasını açtı mı? cin şişeden çıktı mı?'' evet şişenin tıpası açılmış ve cidden cin şişeden çıkmış. şöyle ki; strugatskiler diğer eserlerinde genellikle bilim kurgunun çıtasını hep daha yükseğe çıkarıyor ve oradan gerçekliğe dair nokta atışları yapıyor. bu kitapta ise biraz fantastik kurguya kayış var. yani anlayacağınız tam bir harmanlama olmuş. yaşadığımız dünya ve içinde bulunduğumuz evrene dair anlayış çabası ancak bu kadar kadar güzel anlatılabilirdi. biraz masalsı, biraz sade ve yine muhteşem bir hayalperestlikle... tabi bunu da strugatski'lerden başkası yapamazdı emin olunuz. *

bilim kurgunun, fantastik kurgu ile harmanlanışı benim çok hoşuma gitti. özellikle privalov’un tepkisel evrelerine bayıldım. bilirsiniz eskiden masal anlatıcıları varmış, köyden köye dolaşır, anlattıkları hikâyeler karşılığında karınlarını doyurur ya da ahaliden kendi işlerine yarayacak eşyaları toplarlarmış. masallar böylece dilden dile aktarılak toplumların zihnine zerk edilmiş, ortak akıldaki yerlerini layıkıyla ile bulmuş. işte strugatskiler insana dair unutulanları hatırlatıyorlar bize bu kitapta ve yine kendilerine özgü üslubu ve yaratıcılığı kullanarak biraz daha modern masal anlatıcısı rolüne bürünüyorlar. ortak belleğe katkıda bulunuyorlar. anlatımda ara sıra ufak aksaklıklar var gibi görünüyor olsa da, aslında bu durum anlatımdaki harmanlamanın ortaya çıkardığı, zihninizde de oluşan mavi ekranlardan fazlası değil. strugatski kardeşleri daha önce okumuşsanız, o kısımlar sizi hiç rahatsız etmiyor zira onların bu tarz değişik akademik göndermelerine alışık oluyorsunuz. bu sebeple şunu söyleyebilirim ki, strugatski'leri ilk kez okuyacaksınız başlangıç kitabınız bu kitap olmamalı. muhakkak okumalısınız ama onlara biraz aşina olduktan sonra. onları biraz tanıdıktan sonra...

misal bu başlığı okudunuz ya şimdi. ve daha önce strugatski'leri okumadınız. burada önünüzde bir seçim var. ya onlarla tanışacaksınız ve bu kitabı okuma noktasına geleceksiniz, ya da onları tamamen es geçip yolunuza devam edeceksiniz. mevzu bu işte, sizin bile tek bir geleceğiniz yok. * ama bir nebze de elinizde. amma lakırdı ettim. okursanız ne ala! kitapları kıyıdan köşeden dolanarak anlatmak da zor oluyor yahu. iyi masalları böyle adamlar yazar. sonra bakmışsınız gerçeği de en güzel bu masallar anlatır. o minvalde bir kitap. seçim sizin.
devamını gör...

yangtze dev yumuşak kabuklu kaplumbağa’sı trionychidae familyasından bir türdür. dünyada toplam üç tane kaldığı düşünülmektedir. yaşayan yangtze kaplumbağası ise çin'de bir doğal yaşam parkında koruma altındadır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çünkü! keşke diyipte dönmek istiyeceğin iyi bir geçmişin ve geçmişin pençesinden kurtulamayan ruhun gelecek umudu kaybolmuştur.

çünkü! her defasında düşündükçe satırı unutur kalemi yutarsın, şimdiki aklınla yeniden başlayabilsen hikayeye pişmanlıkların olmazdı belki şu anki kadar. acın duygun dilini keser, elini kelepçeler tüm duygunu olanca ağırlığı ile omzuna çöker.

çünkü! başlanılamayan her hikayenin ardında dipsiz bir cehennem ve zifiri bir karanlık var, o yorgun adamı/kadını uzak bir yerde! bir dağ ateşi kendine misafir edip acılarının halayına katsan da alevi! ufkun en kızıl anın da fırtına kopar, karanlık çöker, yağmur düşer, ateş söner ve göremezsin ne kağıdı ne kalemi ne de kelimeleri nakşedersin!

başlayamazsın hikayene bitiremezsin.
çünkü güzel olan herşeyin tadı, yarım kalmıştır hayatında, herşeyin olumsuz tarafı kendi hayatın merkezinde yaşamak ve alışmak dışında.
devamını gör...

islamın adalet ve barış dini olmasıdır. müslümanların yaşadığı her coğrafyaya huzur ve adalet hakimdir. ayrıca müslümanlar bilim ve sanata olan düşkünlükleri ile tanınırlar. insan hakları desen var...
devamını gör...

kafaya atacak vişne kalmadı
her yere adım nam saldı
sanatölye domestic bir varsayım yaptı
o varsayımlar kuzguncuğu zirveye çıkardı.
devamını gör...

gözlem yeteneği olmayan insandır. lüks içinde yaşayıp başkasını düşünmeyen iki yüzlü insandır. bu ülkede evi yemeği olmayan tonlarca insan vardır. öyle düşünenlere yazık diyorum sadece yazık.
devamını gör...

hayal kırıklığı mıdır bilmiyorum ama çok etkilenmiştim.
1. sınıfım, dedemlere bir misafir gelmişti. adam güya beni sınayacak, 0 dan küçük sayı nedir demişti. öğretmenimiz de kafamız karışmasın diye mi bilmiyorum bastıra bastıra 0 dan küçük sayı asla yok derdi. ben de 0 en küçük sayıdır deyince herkesin içinde aptal bu çocuk aptal demişti, bakıp kalmıştım ağlamaklı ağlamaklı.
yıllar geçti o adamın yüzü aklıma her geldiğinde içim nefretle dolar. kötü bi insansınız adil amca.
edit: annemden öğrendiğim bilgi, bu adam bir de öğretmenmiş arkadaşlar, bir sürü özgüvensiz çocuklar yetişmiş desenize..
devamını gör...

sonunu düşünen kahraman olamaz!
devamını gör...

sıkılıyorum, bunalıyorum ve bunlara karşı yapabildiğim tek şey yazmak. kiminin hoşuna gidiyor, kiminin de gitmiyor ona yapabilecek bir şey yok. benim sıkıntım biraz olsun azalıyor ya o bana yeter.
devamını gör...

aslında mide bulandırıcı olan ama ülkemiz türkiye gibi gelişmemiş ülkelerde sıklıkça kullanılan bir torpil yöntemidir.

ahlaksızlıktır. namussuzluktur.
devamını gör...

maske takacağım.
kesinlikle farklı bir yaklaşım olacaktır.
devamını gör...

semtleri karşı karşıya getiren, mahalleleri birbirinin çöküşü için dua etmeye yönelten hakikat sevgisi değil; üstün gelme arzusudur. bunların her biri hakikatin galip gelmesinin ve erdemlerin yüceltilmesinin değil de iç huzurun ve itaatin peşindedir.
-orlando-
devamını gör...

ailesinden, özünden, geldiği yerden, kültüründen, büyüdüğü çevreden utanan, beğenmeyen kişiler için kınama anlamında kullanılan ata sözü.

özünü beğenmeyip inkar eden kişi, yarın hayatına aldığı herkesten şikayet eder, hoşnut olmaz. uzak durulması gereken kişiler listesinde ilk biri zorlayan kişiler de denebilir.
devamını gör...

ne bileyim füsun.
şimdi aramıza duvar örsen,
yine kalkıp senin sevdiğin renge boyarım.

didem madak
devamını gör...

her attığımız adım canice geliyor, güzellik uğruna hayvanlara zulm edilmemeli.
devamını gör...

"nefretiniz elektriğe dönüştürülebilseydi bütün dünyayı aydınlatmaya yeterdi."

(nikola tesla)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ocak 2017, istanbul/atatürk arboretumu

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
30 ekim 2020, istanbul/şile

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
13 ekim 2020, istanbul
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim