tarlabaşı
tarlabaşında çocuk olmak 2.

cemil beş yaşında, annesi 7 ay önce trafik kazasında öldü. cemil biraz fırıldak bi çocuk, ne zaman sokağa çıksa üstünü başını kirletiyor. ninesi hergün elbiselerini yıkamaktan bıktı. dövsede, kızsada cemilin kafası bir türlü almıyor. çocuk işte, üstünü başını batırıyor her seferinde, sonunda ninesi onu cezalandırdı, evden çıkmak yok uslanana kadar. cemilde pencereden sokaktaki arkadaşlarını izleyip hayata dair iç burkan bir anı biriktiriyor. ninesinden nefret ediyor, dünyadaki en kötü nine onun ninesi, bütün dünya mutlu ve sokakta tek kale maç yapıyorken cemil benim suçum ne diye düşünüyor.

cemilin ninesi azime hanım , 1985 te kocasıyla birlikte tunceliden istanbula göç ettiler. mucburdular, kocası onu kaçırmıştı töre affetmezdi. koleradan öldü kocası. azime hanımın okuma yazması yok türkçe bilmez çat pat bile konuşamaz ama izleye izleye artık bazı dizileri anlayabiliyor. 86 yaşında, artık insanları anlayabilmek için onları dinlemeye ihtiyacı yok. 30 yıldır sigara içiyor. komşuları onu çok sever, akrabalarıyla geçinemez. azime hanım, rönesanstan yada hümanizmden anlamıyor ama öyle bir biber dolması yapıyor ki herkes kıskanıyor. çocukların gürültüsü onu sinir eder. pazara gitmekten hoşlanır. torunu cemil yüzünden tansiyonu yükselip duruyor.

cemilin babası, ramazan abi . karısı öldükten sonra evlenmedi. işinde gücünde evini çocuklarını geçindirmeye çalışıyor. annesi azime hanımın tedavi masrafları baya belini bükmüştü. ramazan abinin sabit bir işi yok. bazen inşaatta, bazen hurdacılıkta, bazen tezgahtarlıkta ekmek kovalıyor. cemili daha okula yazdırmadı. okuyup bi halt olacağına inanmıyor olsa da, çocuğunu okutamamanın ayıp bişey olduğunu biliyor. elalem ne der. halbuki cemili şimdiden feyruz abinin atölyeye çırak olarak verse 18 inde ustabaşı olur. berberlikte güzel meslek. neyse bari ilk okulu okusun. okuma yazma ne ki teyzesi naciye lise mezunu, öğretirdi iki ayda.

cemilin ortanca abisi müslüm , 18 yaşında, halde sebze işinde kantarcılık yapıyor. hafta sonları parttime kapkaççı. müslüm eve pek uğramaz, kalacak yeri çok. arkadaşlarıyla güzel bir ortamı var. nerde olay orda müslüm ve çetesi, tomalara müdahale ediyorlar. 6 yaşından beri sapan kullanıyor.

cemilin diğer abisi ferdi. 7 yıldır cevizli sokakta torba tutuyor. sicili tertemiz çok sakin, ağırbaşlı bir delikanlı. yol yordam bilir. kimseyle dalaşmaz, işini en temiz yapan torbacı olarak bilinir civarda. bu aralar iyi kazanıyor. kazandığı paranın büyük kısmıyla şahinini modifiye ediyor geri kalanınıda şengüle yediriyor. bakmayın paspal durduğuna torba tutuyorsan, kaybedecek bir şeyim yok yada alayına gider temalı kostümler giymek gerek.

şengül ferdinin gönül yarası, arkadaşları sana başka kızmı yok ne dolanıyorsun bunun peşinde, deseler de gönül bu otada konar bokada diyor ferdi.

bu da en büyük abi recep . değnekçilik yapıyor. karısı vahide çok güzel kadındı, evlendikten sonra baya saldı kendini. cemille, recep ve vahide ilgilenir en çok. vahidenin çocuğu olmuyor yada recebin, sorun kimde bilinmiyor. vahide her gece ağlıyor, başkalarının çocuklarına bakıp iç geçiriyor. cemili oğlu gibi seviyor, azime hanımla da arası iyi.
tarlabaşında çocuk olmak iyi birşey, çocuklar mahallede top oynamayı seviyor.

fotoğraflar için svetlena eremina'ya teşekkürler.

cemil beş yaşında, annesi 7 ay önce trafik kazasında öldü. cemil biraz fırıldak bi çocuk, ne zaman sokağa çıksa üstünü başını kirletiyor. ninesi hergün elbiselerini yıkamaktan bıktı. dövsede, kızsada cemilin kafası bir türlü almıyor. çocuk işte, üstünü başını batırıyor her seferinde, sonunda ninesi onu cezalandırdı, evden çıkmak yok uslanana kadar. cemilde pencereden sokaktaki arkadaşlarını izleyip hayata dair iç burkan bir anı biriktiriyor. ninesinden nefret ediyor, dünyadaki en kötü nine onun ninesi, bütün dünya mutlu ve sokakta tek kale maç yapıyorken cemil benim suçum ne diye düşünüyor.

cemilin ninesi azime hanım , 1985 te kocasıyla birlikte tunceliden istanbula göç ettiler. mucburdular, kocası onu kaçırmıştı töre affetmezdi. koleradan öldü kocası. azime hanımın okuma yazması yok türkçe bilmez çat pat bile konuşamaz ama izleye izleye artık bazı dizileri anlayabiliyor. 86 yaşında, artık insanları anlayabilmek için onları dinlemeye ihtiyacı yok. 30 yıldır sigara içiyor. komşuları onu çok sever, akrabalarıyla geçinemez. azime hanım, rönesanstan yada hümanizmden anlamıyor ama öyle bir biber dolması yapıyor ki herkes kıskanıyor. çocukların gürültüsü onu sinir eder. pazara gitmekten hoşlanır. torunu cemil yüzünden tansiyonu yükselip duruyor.

cemilin babası, ramazan abi . karısı öldükten sonra evlenmedi. işinde gücünde evini çocuklarını geçindirmeye çalışıyor. annesi azime hanımın tedavi masrafları baya belini bükmüştü. ramazan abinin sabit bir işi yok. bazen inşaatta, bazen hurdacılıkta, bazen tezgahtarlıkta ekmek kovalıyor. cemili daha okula yazdırmadı. okuyup bi halt olacağına inanmıyor olsa da, çocuğunu okutamamanın ayıp bişey olduğunu biliyor. elalem ne der. halbuki cemili şimdiden feyruz abinin atölyeye çırak olarak verse 18 inde ustabaşı olur. berberlikte güzel meslek. neyse bari ilk okulu okusun. okuma yazma ne ki teyzesi naciye lise mezunu, öğretirdi iki ayda.

cemilin ortanca abisi müslüm , 18 yaşında, halde sebze işinde kantarcılık yapıyor. hafta sonları parttime kapkaççı. müslüm eve pek uğramaz, kalacak yeri çok. arkadaşlarıyla güzel bir ortamı var. nerde olay orda müslüm ve çetesi, tomalara müdahale ediyorlar. 6 yaşından beri sapan kullanıyor.

cemilin diğer abisi ferdi. 7 yıldır cevizli sokakta torba tutuyor. sicili tertemiz çok sakin, ağırbaşlı bir delikanlı. yol yordam bilir. kimseyle dalaşmaz, işini en temiz yapan torbacı olarak bilinir civarda. bu aralar iyi kazanıyor. kazandığı paranın büyük kısmıyla şahinini modifiye ediyor geri kalanınıda şengüle yediriyor. bakmayın paspal durduğuna torba tutuyorsan, kaybedecek bir şeyim yok yada alayına gider temalı kostümler giymek gerek.

şengül ferdinin gönül yarası, arkadaşları sana başka kızmı yok ne dolanıyorsun bunun peşinde, deseler de gönül bu otada konar bokada diyor ferdi.

bu da en büyük abi recep . değnekçilik yapıyor. karısı vahide çok güzel kadındı, evlendikten sonra baya saldı kendini. cemille, recep ve vahide ilgilenir en çok. vahidenin çocuğu olmuyor yada recebin, sorun kimde bilinmiyor. vahide her gece ağlıyor, başkalarının çocuklarına bakıp iç geçiriyor. cemili oğlu gibi seviyor, azime hanımla da arası iyi.
tarlabaşında çocuk olmak iyi birşey, çocuklar mahallede top oynamayı seviyor.

fotoğraflar için svetlena eremina'ya teşekkürler.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bu aralar pek gamsız, sorumsuz, rahat yaşıyorum. hayatımda ilk kez sonunu düşünmüyorum. arada içime bir kaygı geliyor, "amaaan boşver" deyip devam ediyorum. sonum hayrolsun.
devamını gör...
ahmed arif'in dizeleri
vurulmuşum...
dağların kuytuluk bir boğazında,
vakitlerden bir sabah namazında,
yatarım; kanlı, upuzun.
vurulmuşum;
düşüm gecelerden kara.
bir hayra yoranım çıkmaz,
canım alırlar ecelsiz,
sığdıramam kitaplara.
kirvem, hallarımı aynı böyle yaz;
rivayet sanılır belki.
gül memeler değil,
domdom kurşunu paramparça ağzımdaki.
dağların kuytuluk bir boğazında,
vakitlerden bir sabah namazında,
yatarım; kanlı, upuzun.
vurulmuşum;
düşüm gecelerden kara.
bir hayra yoranım çıkmaz,
canım alırlar ecelsiz,
sığdıramam kitaplara.
kirvem, hallarımı aynı böyle yaz;
rivayet sanılır belki.
gül memeler değil,
domdom kurşunu paramparça ağzımdaki.
devamını gör...
sümerler
aslında şişirilmiş bir balon olan uygarlıktır. nasıl yani diyebilirsiniz. ulan 5000 yıllık tabletler, bu tabletlerde mars gezegeninin anlatıldığı falan söyleniyor. gezegenlerin sayısını falan hepsini sümerler biliyormuş. dünyanın şeklini bile 5000 yıllık tabletlerinde tarif etmişler. bilim hiçbir şey yapmamış yani, her şey sümer tabletlerinde yazılı. böyle bir hava var, mesela bir ateist var, adam tabletleri paylaşmış internetten türkçe çevirilerini. adam tabletleri bildiğin "tefsir" ediyor, öyle uçuk bir "tefsir" ki.. mesela bileziğe, samanyolu galaksisi mi ne diyordu. şişirilmiş bir balon yapılmış bir uygarlık yani sümerler. herkes kafasına estiğine göre yorumluyor tabletleri. ulan madem her şey tabletlerde anlatılıyor, neden hala enkinin gerçek olduğuna inanmıyoruz anlamış değilim. tamam baya gelişmiş bir uygarlık ama artık her şey biliyorlardı aslında demek de yuh yani. bu kadar abartılamaz yani. utanmasalar evrim de tabletlerde anlatılıyordu diyecekler.
anunnakilerin uzaylı olduğunu sizce ilk kim söylemiştir? böyle saçma bir iddiayı muhtemelen bizim teori sevdalısı gençlerinden biri söylemiştir diyorsunuz değil mi? haayıırr efendim hayır! bu teoriyi ortaya en iyi sümerologlardan zecharia sitchin ortaya attı. hatta nibirunun bir gezegen olduğunu bile zechari sitchin iddia etmiştir! abi hadi tamam elalemi anlarım, sen sümerologsun, sen de mi 5000 yıllık bu tabletlerin uzaylılara ait olduğunu düşünüyorsun bee..
kısaca güven olmaz bu sümerologlara diyorum, böylesine güzel bir uygarlığın tarihini de berbat ettiklerini düşünüyorum.
anunnakilerin uzaylı olduğunu sizce ilk kim söylemiştir? böyle saçma bir iddiayı muhtemelen bizim teori sevdalısı gençlerinden biri söylemiştir diyorsunuz değil mi? haayıırr efendim hayır! bu teoriyi ortaya en iyi sümerologlardan zecharia sitchin ortaya attı. hatta nibirunun bir gezegen olduğunu bile zechari sitchin iddia etmiştir! abi hadi tamam elalemi anlarım, sen sümerologsun, sen de mi 5000 yıllık bu tabletlerin uzaylılara ait olduğunu düşünüyorsun bee..
kısaca güven olmaz bu sümerologlara diyorum, böylesine güzel bir uygarlığın tarihini de berbat ettiklerini düşünüyorum.
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
devamını gör...
çok entry giren gerçek hayatta çok konuşanlar mıdır sorunsalı
ben neysem oyum.* genelde bilgim olmadığı konularda karşı tarafın kurduğu cümleyi dolayli yoldan soru hale getirir muhabbeti döndürürüm.*gerçekte de konuşurum. kedi,kopek, haşere.. en guzeli insanla konuşmak,dinlemek tabi. konuşmak benim işim affetmem.
devamını gör...
ekşi sözlük'ün son yıllardaki en büyük yazar alımını yapması
"bayram değil, seyran değil nedir bu telaş ?" dediğim, son yıllardaki en büyük yazar alımı olan, takriben 3.000 civarında çaylağın yazar yapılması hadisesidir. onay listesinin hangi kriterlere göre yapıldığı belli olmayan karman çorman bir liste olmuş. birileri piyasada tekellerinin kırılmasından rahatsız oldu sanırım.
ek: an itibariyle seri şekilde kafa sözlük'ü eleştiren entryler giriliyor. sizi gidi sizi...
ek 2: arkadaşlar, ekşi'nin bu sayıda bir yazar alımı yapmasını kafa sözlük ile ilişkilendirenler ve sayıyı dile getirenler bizzat ekşi yazarları. ekşi'de kafa sözlük başlığı altında yazılanları okuyabilirsiniz. ben onların yargı ve tespitlerini buraya taşıdım sadece. yoksa bizim yazdığımız ve katkı sağlamaya çalıştığımız yer burası.
ek: an itibariyle seri şekilde kafa sözlük'ü eleştiren entryler giriliyor. sizi gidi sizi...
ek 2: arkadaşlar, ekşi'nin bu sayıda bir yazar alımı yapmasını kafa sözlük ile ilişkilendirenler ve sayıyı dile getirenler bizzat ekşi yazarları. ekşi'de kafa sözlük başlığı altında yazılanları okuyabilirsiniz. ben onların yargı ve tespitlerini buraya taşıdım sadece. yoksa bizim yazdığımız ve katkı sağlamaya çalıştığımız yer burası.
devamını gör...
samsung
samsung, sam ve sung olmak üzere iki parçadan oluşan bir kelime, sam üç, sung ise yıldız anlamına geliyor, yani samsung'un anlamı üç yıldız. üç yıldız ise sonsuzluğu, büyük gücü ve daima devamlılığı temsil ediyor.*
devamını gör...
yazarların duymuş olduğu en garip isim
taşhan, maşallah, abit ve sabit.
devamını gör...
ruhu güzel insanlar
ruhlarındaki güzelliği sizlere de bulaştıran insandır. "yav ben senin canını yiyim" dedirtir. böyle insanlar varsa hayatınızda, değerini bilin. size her zaman iyi gelecek ve hatta iyileştirecektir de. sizler de böyle olun hatta ya. karşılaştığınızda birbirinizi daha çok yükseltin. ruh güzelliğinin enerjisine inanıyorum.
devamını gör...
defne ağacı
su perisi olan daphne, evlenmemeye ant içmiştir. apollon, peneus ırmağı’nın kıyısında daphne’yi görür ve aşka tutulur. umutsuzca, kör kütük aşık olan apollon daphne’nin peşini bırakmaz. daphne kaçar, apollon kovalar. gücünün bittiği yerde daphne toprak ana’ya onu saklaması için yalvarır ve toprak ana yakarışını duyar; daphne toprakla bütünleşir ve bir ağaca dönüşür. defne ağacının ismi de buradan gelmektedir.
devamını gör...
hidroklorik asit
hidrojen ve klor elementlerinden oluşan, oda sıcaklığı ve normal basınçta gaz hâlinde olan hidrojen klorürün sulu çözeltisine verilen ad. kaynak
tanım düzeltme edit: breaking bad'de kullanılan hidroflorik asitmiş yanlışlık için sorry.
tanım düzeltme edit: breaking bad'de kullanılan hidroflorik asitmiş yanlışlık için sorry.
devamını gör...
bir kadını kırmadan ona çirkin olduğunu söylemek
t:bir erkek olarak asla çirkinsin diyemem dediğim hede. bana dediler kırıldım. kimseyi kıramam.
lise 2'de bazılarının vampir-köylü diye bildiği kurtadam oyununu oynuyoruz. o dönem bizde bağımlılık olmuş. yemekten artırdığımızla öğlenleri kumarını dönüyoruz, o derece yani.
bu oyunda yakışıklı prens adında bir rol var. oyun telefondan oynanıyor ve rastgele roller geliyor. bu rol haricinde 20 tane kadar daha var diye hatırlıyorum.
ceren adındaki arkadaşımız bizim bu tutkumuzu gördü. oyunu öğrenmek ve anlamak açısından yanımızda durmaya başladı.allahın işi herhalde, bana da o sırada yakışıklı prens rolü geldi. öğrenmeye çalıştığı için rolleri soruyor soruyor biz anlatıyoruz. bana sordu. cevabımı verdim, anlatmaya girişeceğim.o da ne güldü ve bizden uzaklaşıp 5 metre ötedeki kızlara gidip bunu söyledi. 3 kişiydiler, üçü de güldü.
kırıldım. yüzüme çirkinsin demedi belki ama,bana yakışıklı rolünü bile yakıştıramadı.kırılmıştım.bütün hayatımda bir yara olarak kalacak belki de.
beni kırmaya hakkı yoktu, benim de kimseyi kırma hakkım yok.
bu yüzdendir ki tanım:kimsenin kimseye yapmaması gereken, gerekirse yalanın dibine vurulması gereken bir hareket.
güzelsin, yakışıklısın diye yalan söylemeyin. elektrik alamadım yada kafa dengim değilsin diyin.önemli olan dış güzellikse, birçok güzel bulabilirsiniz. ancak çoğu zaman yerine koyacak bir kalp bulamazsınız. o kırılmıştır bir kere.
lise 2'de bazılarının vampir-köylü diye bildiği kurtadam oyununu oynuyoruz. o dönem bizde bağımlılık olmuş. yemekten artırdığımızla öğlenleri kumarını dönüyoruz, o derece yani.
bu oyunda yakışıklı prens adında bir rol var. oyun telefondan oynanıyor ve rastgele roller geliyor. bu rol haricinde 20 tane kadar daha var diye hatırlıyorum.
ceren adındaki arkadaşımız bizim bu tutkumuzu gördü. oyunu öğrenmek ve anlamak açısından yanımızda durmaya başladı.allahın işi herhalde, bana da o sırada yakışıklı prens rolü geldi. öğrenmeye çalıştığı için rolleri soruyor soruyor biz anlatıyoruz. bana sordu. cevabımı verdim, anlatmaya girişeceğim.o da ne güldü ve bizden uzaklaşıp 5 metre ötedeki kızlara gidip bunu söyledi. 3 kişiydiler, üçü de güldü.
kırıldım. yüzüme çirkinsin demedi belki ama,bana yakışıklı rolünü bile yakıştıramadı.kırılmıştım.bütün hayatımda bir yara olarak kalacak belki de.
beni kırmaya hakkı yoktu, benim de kimseyi kırma hakkım yok.
bu yüzdendir ki tanım:kimsenin kimseye yapmaması gereken, gerekirse yalanın dibine vurulması gereken bir hareket.
güzelsin, yakışıklısın diye yalan söylemeyin. elektrik alamadım yada kafa dengim değilsin diyin.önemli olan dış güzellikse, birçok güzel bulabilirsiniz. ancak çoğu zaman yerine koyacak bir kalp bulamazsınız. o kırılmıştır bir kere.
devamını gör...
özgürlük
özgürlük senin bağlı olduğun değerler çerçevesindeki hareket olanağındır. değer sistemini değiştirirsen özgürlüklerin de değişir.
her şeye anlam veren yön olduğu gibi her şeyi anlamsız yapan da yöndür.
her şeye anlam veren yön olduğu gibi her şeyi anlamsız yapan da yöndür.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarından aforizmalar
ne kadar yaşayacağımıza değil ama nasıl yaşayacağımıza karar verebiliriz. fazla geç olmadan.
devamını gör...
17 şubat 2021 uludağ'da intihar eden doktor
ilk önce allah rahmet eylesin, allah günahlarını affetsin diyorum.
arkadaşlar ben bu doktorun yaptığını asla tasvip etmem, bu kadar yıl eğitim görmüş bir insanın, insanların hayatını kurtarması,tedavi etmesi gerekirken intihar etmesi, bencillik tır, halka, ona emek veren öğretmen, hocalarına ihanettir, kusura bakmayın benim görüşüm bu.
arkadaşlar ben bu doktorun yaptığını asla tasvip etmem, bu kadar yıl eğitim görmüş bir insanın, insanların hayatını kurtarması,tedavi etmesi gerekirken intihar etmesi, bencillik tır, halka, ona emek veren öğretmen, hocalarına ihanettir, kusura bakmayın benim görüşüm bu.
devamını gör...
öğrenci işlerine alternatif isimler
''ablacım nasıl yapılır valla ben de bilmiyorum'' işleri.
devamını gör...
günün şiiri
ruknettin'in kalbi için kehanetler (lütfen okuyun uzunluğuna bakmadan müthiş bir şiirdir.)
ruknettin'in aynalarda ağladığı kadar var.
bir mevsimin kıyısından tutarsan ruknettin
kurak ovalara yağmurlar yağar,
ayak bileklerinden kavrarsan bir harfi,
kalbin şiir olup vadilerini sular.
senin de vadilerin vardır ruknettin!
kehanetler kurarsın,yağmalarsın kendini
kurtarıp o yangında ilk önce kalbini
niyedir,aynalarda azalır sesin.
doktorum
ben bu kalbimi sarınır örtünürüm
kış gecelerinde o nu yakar ısınırım
üşürsem helak olacağımdan korkarım.
doktorum
gayya kuyusuna inmek istemem
bana bir ip uzat,yağmurlar istemem
aynaları kırarım,suretimi istemem
mevsimler dönedursun,bu dünyayı istemem
ben allah'ı isterim.
ben hep aynalardan geçerim doktor
aynalar benden geçer.
araf'tan bir sepet sarkıtırım aşağı,
doluşur içine narin böcekler
yaşamayı yeni öğrenmiş kelebekler
üşüşür ben kalbimi sarkıtınca aşağı
ben hep aynalardan geçerim doktor!
günahları için ağlayan kim varsa
kanatlarıyla okşar onu melekler
hep böyle midir
kalbin hep böyle yavaş mıdır ruknettin?
aynalar sana bir savaş mıdır ruknettin?
yarin dudaklarından trenler geçer de
kalbiyin istasyonunda durmaz mı
sen hiç satrançta yenilmez misin
atına binip hep gider misin
bilmez misin,atından ayrı düşen bir vezir
zehir gibi çoğaltır kanında yalnızlığı
ve nihayet şahlar da aynalardan geçer
bir sen mi kalırsın bu rüyada ruknettin
herhalde hep böyledir
bu dünya sevenlere bir tuzaktır ruknettin!
buraya kalbinizi kuşatmaya geldiydik
konuşmayı unuttuyduk,hal diliyle söylediydik.
dua okuduyduk,yağmur dilediydik
kalbinizi kuşatmaya geldiydik.
hoşgeldiniz.buyrun.işte kalbim.
adımı unuttuğum zamanlarda ruknettin'im
gövdesi ihlal edilmiş bir yetimim.
şu kapıdan buyurun, az ilerisi kalbim.
benim kalbim bir ıslahevidir doktor.
yetim bir çocuk durmadan azarlanır içinde
benim kalbim gövdesi ıslahevlerine çakılı bir kuştur
uçmayı bilmeden ölür kenar otellerde
kalbim ıslah olmaz bir kuştur doktor
tıkanır,ölür metropollerde.
bir çiçeği uyandırmak için mi
söner bu ateşgahlar
kaldırmak için mi yeraltını
o derin uykusundan
kurur bu göl
ne var ve ne oluyor
neden türkü söylüyor fesleğenler
uzakta biri mi göründü
biri incil okurken düşüp bayıldı mı
bir rüya mı gördü yalnız keşişler
ne oldu?
adım ruknettin,tanışıyor olmalıyız
bir çay ocağında ya da bir merdiven başında
sunmuş olmalıyım kalbimi size
bakın!demiş olmalıyım henüz avladım o'nu
igvanın zehrini boşalttığı kuyularda.
yalnız günah parlar zifiri karanlıkta
ve kuyudan kuyuya bir yol yoktur
bir avcı tüfeğini doğrulttuğunda
ay gibi ışıdığında bir aşk
bir mevsim yönünü şaşırdığında.
hayret etmiş olmalısınız,kalbim
hezarfen misali havalanınca.
korkarım sevgili doktor,bu mektuba kendimi üzerek başlayacağım
çabuk büyüyen bir çocuk gibi,
ceplerimin nerede olduğunu unutacağım önce
ve mazi gizlenecek bir yer bulamayacak kendine.
sonra bir menekşeyi teheccüde kaldırmayı unutacağım.
unutacağım,hangi şehirde durursam yar beni karşılar.
nerede ölürsem bahtıma idamlar çıkar
gülümseyen bir arap olacak yüzümün size bakan tarafı,
terkedip gitmelerin ağırlaştığı bir güz olacak öte yarısı.
alnımın dokunduğu yerden savaşlar artacak
ve bahar giysilerine bürünmüş gelirken kıyamet
''gönüllü mağlupları olacak hayatın'' doktor.
yarından korkan adam,ruknettin böyle söyler.
siz doktor,yazabilir misiniz bir gülü yeniden
alıştırabilir misiniz baharı çürüyen toprağa
kabaran yağmuru yeraltına
ve bir aşkı ayrılığa
yakıştırabilir misiniz doktor
kanatlarında hüzün ve manolya taşıyan
kuşlarla konuşabilir
ve trampetimi geri verebilir misiniz bana?
ah kalbin moğolları ! size verecek ne kaldı
bir kitap olup yandı da o
külünden zehir kaldı
bir hayal olup uçtu da
gökte melekler bağırdı
''eve dön,eve dön!''
döndüm ki;şehrin ağrıları üstüme kaldı
bulvara uzanmış diskotek kızları/o melul orospular/
süpermarketler,bankalar
/yani toplu insan mezarları/
üstüme kaldı.
size ne denir ey kalbin istilacıları
barbar denir,'bir hayal yıkan'denir.
alın o'nu da götürün,bir kalbim kaldı.
bir ilkokul atlasında gemilerim yandıydı
cenevizden geliyordum,elimde mektuplarım vardı.
elimde ölü bir kızın sağır saçları vardı
bir mevsimin ortasında kalakaldıydım
bakkaldan manavdan değil,
cenevizden geliyordum doktor
o kızın saçlarından geliyordum
yitirilmiş bir mahkemeden
galiba kalbimden geliyordum.
bir güle boyun eğdiren nedir
o aşk değilse
nedir kalbe çıkartılan
tutuklama emri,
aşk değilse.
ah,o sığınaklardan
yitikleri toplayan
ve düşlere vuran gemi
nedir aşk değilse
size kendimden bahsediyorum doktor
biraz yağmur kimseyi incitmez.
iyi ruhların arasında dolaşan
bir gölgeden sözediyorum.
acıdan çatlamış kalbi
soğuğa dayanıklı kılan bir bilgiden
terkedilmiş şizofrenleri
kendine çeken vadiden
keşişlerin hüznünden
ve bir aşk yüzünden
ayları karıştıran kişinin
tababet-i ruhiyyesinden
size kendimden bahsediyorum doktor
ben kar yağarken ıslanmam.
benim öbür adım rüzgar
uğradığım orman
değdiğim kalp uğuldar.
deki bulunur elbet
iyi bir hal üzre kaybolan kişi
kemal sayar.
ruknettin'in aynalarda ağladığı kadar var.
bir mevsimin kıyısından tutarsan ruknettin
kurak ovalara yağmurlar yağar,
ayak bileklerinden kavrarsan bir harfi,
kalbin şiir olup vadilerini sular.
senin de vadilerin vardır ruknettin!
kehanetler kurarsın,yağmalarsın kendini
kurtarıp o yangında ilk önce kalbini
niyedir,aynalarda azalır sesin.
doktorum
ben bu kalbimi sarınır örtünürüm
kış gecelerinde o nu yakar ısınırım
üşürsem helak olacağımdan korkarım.
doktorum
gayya kuyusuna inmek istemem
bana bir ip uzat,yağmurlar istemem
aynaları kırarım,suretimi istemem
mevsimler dönedursun,bu dünyayı istemem
ben allah'ı isterim.
ben hep aynalardan geçerim doktor
aynalar benden geçer.
araf'tan bir sepet sarkıtırım aşağı,
doluşur içine narin böcekler
yaşamayı yeni öğrenmiş kelebekler
üşüşür ben kalbimi sarkıtınca aşağı
ben hep aynalardan geçerim doktor!
günahları için ağlayan kim varsa
kanatlarıyla okşar onu melekler
hep böyle midir
kalbin hep böyle yavaş mıdır ruknettin?
aynalar sana bir savaş mıdır ruknettin?
yarin dudaklarından trenler geçer de
kalbiyin istasyonunda durmaz mı
sen hiç satrançta yenilmez misin
atına binip hep gider misin
bilmez misin,atından ayrı düşen bir vezir
zehir gibi çoğaltır kanında yalnızlığı
ve nihayet şahlar da aynalardan geçer
bir sen mi kalırsın bu rüyada ruknettin
herhalde hep böyledir
bu dünya sevenlere bir tuzaktır ruknettin!
buraya kalbinizi kuşatmaya geldiydik
konuşmayı unuttuyduk,hal diliyle söylediydik.
dua okuduyduk,yağmur dilediydik
kalbinizi kuşatmaya geldiydik.
hoşgeldiniz.buyrun.işte kalbim.
adımı unuttuğum zamanlarda ruknettin'im
gövdesi ihlal edilmiş bir yetimim.
şu kapıdan buyurun, az ilerisi kalbim.
benim kalbim bir ıslahevidir doktor.
yetim bir çocuk durmadan azarlanır içinde
benim kalbim gövdesi ıslahevlerine çakılı bir kuştur
uçmayı bilmeden ölür kenar otellerde
kalbim ıslah olmaz bir kuştur doktor
tıkanır,ölür metropollerde.
bir çiçeği uyandırmak için mi
söner bu ateşgahlar
kaldırmak için mi yeraltını
o derin uykusundan
kurur bu göl
ne var ve ne oluyor
neden türkü söylüyor fesleğenler
uzakta biri mi göründü
biri incil okurken düşüp bayıldı mı
bir rüya mı gördü yalnız keşişler
ne oldu?
adım ruknettin,tanışıyor olmalıyız
bir çay ocağında ya da bir merdiven başında
sunmuş olmalıyım kalbimi size
bakın!demiş olmalıyım henüz avladım o'nu
igvanın zehrini boşalttığı kuyularda.
yalnız günah parlar zifiri karanlıkta
ve kuyudan kuyuya bir yol yoktur
bir avcı tüfeğini doğrulttuğunda
ay gibi ışıdığında bir aşk
bir mevsim yönünü şaşırdığında.
hayret etmiş olmalısınız,kalbim
hezarfen misali havalanınca.
korkarım sevgili doktor,bu mektuba kendimi üzerek başlayacağım
çabuk büyüyen bir çocuk gibi,
ceplerimin nerede olduğunu unutacağım önce
ve mazi gizlenecek bir yer bulamayacak kendine.
sonra bir menekşeyi teheccüde kaldırmayı unutacağım.
unutacağım,hangi şehirde durursam yar beni karşılar.
nerede ölürsem bahtıma idamlar çıkar
gülümseyen bir arap olacak yüzümün size bakan tarafı,
terkedip gitmelerin ağırlaştığı bir güz olacak öte yarısı.
alnımın dokunduğu yerden savaşlar artacak
ve bahar giysilerine bürünmüş gelirken kıyamet
''gönüllü mağlupları olacak hayatın'' doktor.
yarından korkan adam,ruknettin böyle söyler.
siz doktor,yazabilir misiniz bir gülü yeniden
alıştırabilir misiniz baharı çürüyen toprağa
kabaran yağmuru yeraltına
ve bir aşkı ayrılığa
yakıştırabilir misiniz doktor
kanatlarında hüzün ve manolya taşıyan
kuşlarla konuşabilir
ve trampetimi geri verebilir misiniz bana?
ah kalbin moğolları ! size verecek ne kaldı
bir kitap olup yandı da o
külünden zehir kaldı
bir hayal olup uçtu da
gökte melekler bağırdı
''eve dön,eve dön!''
döndüm ki;şehrin ağrıları üstüme kaldı
bulvara uzanmış diskotek kızları/o melul orospular/
süpermarketler,bankalar
/yani toplu insan mezarları/
üstüme kaldı.
size ne denir ey kalbin istilacıları
barbar denir,'bir hayal yıkan'denir.
alın o'nu da götürün,bir kalbim kaldı.
bir ilkokul atlasında gemilerim yandıydı
cenevizden geliyordum,elimde mektuplarım vardı.
elimde ölü bir kızın sağır saçları vardı
bir mevsimin ortasında kalakaldıydım
bakkaldan manavdan değil,
cenevizden geliyordum doktor
o kızın saçlarından geliyordum
yitirilmiş bir mahkemeden
galiba kalbimden geliyordum.
bir güle boyun eğdiren nedir
o aşk değilse
nedir kalbe çıkartılan
tutuklama emri,
aşk değilse.
ah,o sığınaklardan
yitikleri toplayan
ve düşlere vuran gemi
nedir aşk değilse
size kendimden bahsediyorum doktor
biraz yağmur kimseyi incitmez.
iyi ruhların arasında dolaşan
bir gölgeden sözediyorum.
acıdan çatlamış kalbi
soğuğa dayanıklı kılan bir bilgiden
terkedilmiş şizofrenleri
kendine çeken vadiden
keşişlerin hüznünden
ve bir aşk yüzünden
ayları karıştıran kişinin
tababet-i ruhiyyesinden
size kendimden bahsediyorum doktor
ben kar yağarken ıslanmam.
benim öbür adım rüzgar
uğradığım orman
değdiğim kalp uğuldar.
deki bulunur elbet
iyi bir hal üzre kaybolan kişi
kemal sayar.
devamını gör...

