kısa süren efsane diziler
tabiki forever.
tadı damağımda kalan bir dizidir. sadece 1 sezon 22 bölüm süren ölümsüz bir adli tıpçının maceralarını anlatan polisiye bir dizi. diğer dizileri gördükçe bu dizinin neden 2. sezon onayı almadığını hala anlayamıyorum. eğer fırsatınız varsa izlemenizi tavsiye ederim.
tadı damağımda kalan bir dizidir. sadece 1 sezon 22 bölüm süren ölümsüz bir adli tıpçının maceralarını anlatan polisiye bir dizi. diğer dizileri gördükçe bu dizinin neden 2. sezon onayı almadığını hala anlayamıyorum. eğer fırsatınız varsa izlemenizi tavsiye ederim.
devamını gör...
en gurur duyulan yazarlık ilkesi
belirli bir profil çizmiyorum ve bunun için gayret göstermiyorum. tıpkı günlük yaşamımdaki gibi. bazen çok ciddi yazıyorum, bazen de bir o kadar ciddiyetsiz. hiçbiri bir diğerini yazmama engel olmuyor. yani "ilkem, ilkesizliğimdir" gibi bir şey oldu. öyle.
devamını gör...
türkiye'de öğrenci olmak
boşa kürek çekmektir.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin
özverili bir insan. şimdiye kadar ufak tefek her konuşmamızda bunu hissetmiş olsamda bugün ayrıca hissettim.
corona falan boşverdik, hepimiz sarıldık bu akşam sana be yoldaş.
bu ay maaş da istemiyorum, takma o konuyu da kafana şimdi.
corona falan boşverdik, hepimiz sarıldık bu akşam sana be yoldaş.
bu ay maaş da istemiyorum, takma o konuyu da kafana şimdi.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
haftaya mı dedi? olacak mı dedi? sayılı gün çabuk mu geçer dedi? geçer geçer. avcum kaşınıyor, konsept ne olacak acaba.
biri arabesk konsepti mi dedi? bu ayrılığın acısını ancak o paklar gibi hissettim.
biri arabesk konsepti mi dedi? bu ayrılığın acısını ancak o paklar gibi hissettim.
devamını gör...
sözlüğün en sevilen yazarı
devamını gör...
fındık
bizim köyün tatlı çilesi.
annem moderatör olunca hiç çekilmiyor.
annemin içinden, nazilerin çalışma kampı subayı çıktı resmen.
annem moderatör olunca hiç çekilmiyor.
annemin içinden, nazilerin çalışma kampı subayı çıktı resmen.
devamını gör...
koca adam olup hala yapılan şeyler
delirmişçesine çikolata yemektir.
devamını gör...
eski akp'li başkanın torpil itirafı
itiraf dediğin gizli bir bilginin açığa verilmesidir. olm her şey ortada, utanmıyorlar, gizlemiyorlar ki. ne itirafı.
devamını gör...
sözlüğün en güzel kızı olmak
valla kendinin güzel olduğunu iddia edenler şuraya bi caps atsın öyle ikna olalım. caps yoksa hayatta inanmam kızlar kusura bakmayın. en azından yüzünüzün yarısı görülsün ona da razıyız. *
devamını gör...
normal sözlük google play sayfasındaki tuhaf yorum
yoklukta yeni bir seviyeye çıkıldığını gösteren yorum. her yere ağ atılıyor ya tutarsa diye. romantik de olmaya çalışmış çokomel. kadın yazarlardan biri merhaba dese sarsılarak boşalır bu.
devamını gör...
hz. hatice
resulullah efendimizin ilk hanımı. hz. hatice, mekke'deki en zengin tüccarlarından birisiydi. varaka bin nevfel'in kuzeniydi. 2 kez evlenmişti. 40 yaşına gelmişti. ikinci kocası öldüğünden beri kendi adına ticaret yapacak bir adam görevlendirmek, adeti haline gelmişti. hz. muhammed, mekke'de el-emîn yani güvenilir, şerefli olarak tanınıyordu. hz. hatice de, suriye'ye gidecek kervanını yönetmesi için ona haber gönderdi. ona ücret olarak, o zamana kadar bir kureyşliye ödediği fiyatın iki katını ödemişti. daha sonra hz. muhammed ticaret için gitti ve geri döndü. daha sonra hz. hatice, hz. muhammed'in yolculuğunu ve yaptığı alışverişleri anlatışını dinledi. çok kâr etmişti. fakat hz. hatice, şimdi bunları düşünmüyordu. çünkü hz. hatice şu an olayı değil, olayı anlatanı * düşünüyordu. hz. muhammed çoğu kaynağın bildirdiğine göre orta boyluydu(bazı kaynaklara göre orta boyludan biraz uzun), başı büyüktü, ince, geniş omuzluydu, vücudundaki organları orantılı bir biçimdeydi, saç-sakalı siyah ve sıktı ve dümdüz değildi, hafif dalgalıydı. saçları, omuzları ile kulak memesi arasına kadar uzuyordu. sakalı nerdeyse saçlarının uzunluğuna kadar iniyordu. gözünün yuvarlakları genişti, alnı genişti, kirpikleri uzundu, kaşları geniş ve biraz çatıktı(hilal kaşlı da denir). eski kaynakların çoğunluğuna göre gözleri siyahtı, fakat bazı kaynaklara göre kahverengi, açık kahverengidir. ağzı geniş ve güzel şekilliydi. burnu kemerliydi(ya da uzaktan bakınca hafif kavisli gözüküyordu). bıyıklarını hiç üst dudağına kadar uzatmazdı, bu yüzden dudaklarının güzelliği açık bir şekilde gözükmekteydi. güneşin bronzlaştırmış olduğu beyaz cildi vardı(kaynaklara göre nuranî beyazdı, yani ne kırmızı tenli, ne de beyaz tenli olarak tarif edilebilir, nur saçıyordu, buna nuranî beyaz denir). ve hz. hatice de 40 yaşındaydı, ama hâlâ güzeldi. hz. muhammed sanırsam 25 yaşında bulunuyordu.
hz. muhammed gidince, hz. hatice hemen, bir arkadaşına danıştı. arkadaşı, aralarını yapmaya söz verdi. hz. hatice'nin arkadaşı hz. muhammed'e gitti ve neden evlenmediğini sordu. hz. muhammed şöyle buyurdu:
maddi imkânlarım yetersiz.
hz. hatice'nin arkadaşı(nufeyse) şöyle sordu:
fakat eğer sana imkân verilirse; güzelliğin, zenginliğin, soyluluğun varolduğu bir anlaşmaya çağırılsan ne dersin?
hz. muhammed şöyle sordu:
o kim?
nufeyse şöyle dedi:
hatice.
hz. muhammed şöyle sordu:
ben böyle bir evliliği nasıl yapabilirim?
nufeyse şöyle dedi:
orasını bana bırak!
hz. muhammed şöyle buyurdu:
o halde benden olan taraf tamam.
nufeyse konuştuklarını hz. hatice'ye iletti. o da hz. muhammed'e gelmesi için haber gönderdi. geldiğinde ona şöyle söyledi:
ey amcamoğlu! seni akrabam olman sebebiyle yahut o ya da bu gruba bağlanmadan orta yolda yer aldığın için seviyorum; seni güvenilirliğin, doğru sözlü ve güzel huylu olduğun için seviyorum.
sonra da ona evlenme teklif etti.
hz. hatice vefat edince de, hz. muhammed, hz. hatice'yi övmüştür ki hz. aişe kıskanıp şöyle demiştir:
o yaşlı kadını ne anıp duruyorsun? allah onun yerine sana daha iyisini verdi.
bunun üzerine hz. muhammed şöyle buyurdu:
allah bana ondan daha hayırlısını vermemiştir. çünkü herkes beni inkar ederken, o bana iman etti. herkes beni yalanlarken o beni tasdik etti. insanlar mallarını esirgerken bana arka çıktı. ve allah teala bana ondan çocuklar nasib etti.
bunun üzerine hz. aişe şöyle dedi:
bir daha hatîce hakkında kötü söz söylemeyeceğim.
hz. muhammed gidince, hz. hatice hemen, bir arkadaşına danıştı. arkadaşı, aralarını yapmaya söz verdi. hz. hatice'nin arkadaşı hz. muhammed'e gitti ve neden evlenmediğini sordu. hz. muhammed şöyle buyurdu:
maddi imkânlarım yetersiz.
hz. hatice'nin arkadaşı(nufeyse) şöyle sordu:
fakat eğer sana imkân verilirse; güzelliğin, zenginliğin, soyluluğun varolduğu bir anlaşmaya çağırılsan ne dersin?
hz. muhammed şöyle sordu:
o kim?
nufeyse şöyle dedi:
hatice.
hz. muhammed şöyle sordu:
ben böyle bir evliliği nasıl yapabilirim?
nufeyse şöyle dedi:
orasını bana bırak!
hz. muhammed şöyle buyurdu:
o halde benden olan taraf tamam.
nufeyse konuştuklarını hz. hatice'ye iletti. o da hz. muhammed'e gelmesi için haber gönderdi. geldiğinde ona şöyle söyledi:
ey amcamoğlu! seni akrabam olman sebebiyle yahut o ya da bu gruba bağlanmadan orta yolda yer aldığın için seviyorum; seni güvenilirliğin, doğru sözlü ve güzel huylu olduğun için seviyorum.
sonra da ona evlenme teklif etti.
hz. hatice vefat edince de, hz. muhammed, hz. hatice'yi övmüştür ki hz. aişe kıskanıp şöyle demiştir:
o yaşlı kadını ne anıp duruyorsun? allah onun yerine sana daha iyisini verdi.
bunun üzerine hz. muhammed şöyle buyurdu:
allah bana ondan daha hayırlısını vermemiştir. çünkü herkes beni inkar ederken, o bana iman etti. herkes beni yalanlarken o beni tasdik etti. insanlar mallarını esirgerken bana arka çıktı. ve allah teala bana ondan çocuklar nasib etti.
bunun üzerine hz. aişe şöyle dedi:
bir daha hatîce hakkında kötü söz söylemeyeceğim.
devamını gör...
paradigma
paradigma belirli bir gerçekliğin ortak terimlerle algılanışını ve anlaşılmasını sağlayan kavramsal çerçevedir.
paradigma bilim adamının araştırması kapsamında sahip olduğu değerler, inanç ve kültürel özelliklerden oluşur. kısacası paradigma bilim adamının dünyaya bakış ve dünyayı yorumlayışında kullandığı gözlük, dünyayı anlayış yöntemidir. bu nedenle yaşadığı çağdan, içinde oluştuğu kültürden ve bilim adamının kişiliğinden koparılarak incelenemez. bilim onu oluşturan bilim adamları topluluğundan soyutlanamaz. bilimi incelemek için onu oluşturan bilim adamlarını incelemek gerekir. bilim adamını incelemek için de onun yetiştiği coğrafyayı, tarihi, toplumu, kültürü, ideolojileri ve diğer etkenleri göz önünde bulundurmak gerekir.
farklı bilim adamları farklı zamanlarda farklı bilimsel paradigmalarla çalışıp doğayı farklı paradigmalarla incelemişlerdir. thomas samuel kuhn'a göre bilimsel gelişme süreci bir paradigmadan diğerine geçişle gerçekleşir. bunun bilim tarihinde sayısız örneği vardır. örneğin aristotales fiziğinin oluşturduğu paradigmalardan, newton fiziğine karşılık gelen paradigmaya ve einstein fiziğine; batlamyus astronomisinden kopernik'in güneş merkezli sistemine geçiş olağan bilimin dışına çıkılarak gerçekleştirilen bilimsel devrimler için birer örnektir.
bilim birikerek değil devrimsel kopuşlarla sıçrayarak ilerler. bir paradigmadan diğerine geçiş bilimsel devrim olarak nitelenir. eski paradigmanın cevaplayamadığı sorular ortaya çıktığında ve bu tip soruların sayısı arttığında yeni görüşleriyle doğayı farklı bir bakış açısıyla yorumlayan yeni bir paradigmaya geçiş olur. bu yeni paradigma eski paradigmayı düzelten ya da geliştiren bir model değildir. dünyayı anlama ve açıklamada farklı bir çerçeve sunan, farklı bir algı modelidir. sonuç olarak bilimsel gelişmeler düz bir doğru boyunca ilerlemez bilimde birikim yerine değişimden söz etmek gerekir.
bilimin gelecekte her şeyi açıklayabileceği görüşü gerçeği yansıtmaz. çünkü bilim, belli alanın belli koşullarında ve belli yöntemleriyle edinilmiş bilgisidir.
bilimler birbirine indirgenemez. çünkü olaylar bu yönde gelişmez. gerçeğin farklı boyutları ancak değişik bilimlerin verileriyle açıklanabilir.
popper'a göre bilimde esas olan ölçüt "doğrulanabilirlik" değil "yanlışlanabilirlik"tir. hiçbir bilimsel önerme mutlak anlamda doğrulanabilme özelliğine sahip değildir. yanlışlanmadığı sürece biz o önermenin "doğru" olduğunu kabul ederiz. en bilindik örnek kuğu örneğidir.
"bütün kuğular beyazdır" önermesi doğrulanarak kanıtlanamaz. çünkü evrendeki tüm kuğuları gözlemleyemeyiz. bu önerme aksi ispat edilene kadar doğru kabul edilir. bu da "tümevarım" yönteminin temelsiz olduğunu gösterir.
paradigma bilim adamının araştırması kapsamında sahip olduğu değerler, inanç ve kültürel özelliklerden oluşur. kısacası paradigma bilim adamının dünyaya bakış ve dünyayı yorumlayışında kullandığı gözlük, dünyayı anlayış yöntemidir. bu nedenle yaşadığı çağdan, içinde oluştuğu kültürden ve bilim adamının kişiliğinden koparılarak incelenemez. bilim onu oluşturan bilim adamları topluluğundan soyutlanamaz. bilimi incelemek için onu oluşturan bilim adamlarını incelemek gerekir. bilim adamını incelemek için de onun yetiştiği coğrafyayı, tarihi, toplumu, kültürü, ideolojileri ve diğer etkenleri göz önünde bulundurmak gerekir.
farklı bilim adamları farklı zamanlarda farklı bilimsel paradigmalarla çalışıp doğayı farklı paradigmalarla incelemişlerdir. thomas samuel kuhn'a göre bilimsel gelişme süreci bir paradigmadan diğerine geçişle gerçekleşir. bunun bilim tarihinde sayısız örneği vardır. örneğin aristotales fiziğinin oluşturduğu paradigmalardan, newton fiziğine karşılık gelen paradigmaya ve einstein fiziğine; batlamyus astronomisinden kopernik'in güneş merkezli sistemine geçiş olağan bilimin dışına çıkılarak gerçekleştirilen bilimsel devrimler için birer örnektir.
bilim birikerek değil devrimsel kopuşlarla sıçrayarak ilerler. bir paradigmadan diğerine geçiş bilimsel devrim olarak nitelenir. eski paradigmanın cevaplayamadığı sorular ortaya çıktığında ve bu tip soruların sayısı arttığında yeni görüşleriyle doğayı farklı bir bakış açısıyla yorumlayan yeni bir paradigmaya geçiş olur. bu yeni paradigma eski paradigmayı düzelten ya da geliştiren bir model değildir. dünyayı anlama ve açıklamada farklı bir çerçeve sunan, farklı bir algı modelidir. sonuç olarak bilimsel gelişmeler düz bir doğru boyunca ilerlemez bilimde birikim yerine değişimden söz etmek gerekir.
bilimin gelecekte her şeyi açıklayabileceği görüşü gerçeği yansıtmaz. çünkü bilim, belli alanın belli koşullarında ve belli yöntemleriyle edinilmiş bilgisidir.
bilimler birbirine indirgenemez. çünkü olaylar bu yönde gelişmez. gerçeğin farklı boyutları ancak değişik bilimlerin verileriyle açıklanabilir.
popper'a göre bilimde esas olan ölçüt "doğrulanabilirlik" değil "yanlışlanabilirlik"tir. hiçbir bilimsel önerme mutlak anlamda doğrulanabilme özelliğine sahip değildir. yanlışlanmadığı sürece biz o önermenin "doğru" olduğunu kabul ederiz. en bilindik örnek kuğu örneğidir.
"bütün kuğular beyazdır" önermesi doğrulanarak kanıtlanamaz. çünkü evrendeki tüm kuğuları gözlemleyemeyiz. bu önerme aksi ispat edilene kadar doğru kabul edilir. bu da "tümevarım" yönteminin temelsiz olduğunu gösterir.
devamını gör...
ders çalışmamak için yapılanlar
sözlükte başlık okumak.
devamını gör...
sevgilin var mı sorusuna sana ne diyen kezban iticiliği
bilmesinin gerekmediğini düşünen insan neden kezban olsun ki? cevap vermek zorunda sanki peh.
devamını gör...
sözlükteki havalı yazarların nickinde kral yazması
birden çok kralın olduğu yerde, şeytanın sözü geçer...*
devamını gör...


