geri dönüşü olmayan ceza olmamalı.
devamını gör...

epeydir dahil olduğum gruptur.
her türlü devrecilik imtina ile yapılır.
devamını gör...

öyle biri olmadı çok şükür *
devamını gör...

ya bununla nasıl görüyorsunuz gibi iq düşüren cümleler duymak.
devamını gör...

80 ve 90'lı yıllarda yayımlanan, bir gizli ajanın maceralarını anlatan amerikan dizisi. başrolde richard dean anderson vardı.

her şeyden her şeyi yapabilmesi ile ünlüydü: şekerden patlayıcı, ayakkabıdan roket, musluktan kedi... abartıyorum tabi ama çok da yalan sayılmaz. izledikçe hayran olur "ben de şundan bunu yapabilir miyim acaba?" diye düşünürdük çocuk aklımızla.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ben askerligimi kara harp okulu'nda yaptim. hulusi bey, o vakitler kara harp okulu komutani idi. ataturkcu bir subay olarak bilinirdi. hatta sene sonunda butceden artan parayi okulu karsidan goren bir duvara 'dogumundan olumuna ataturk' konulu bronz bir rolyef yaptirip harcamis, bunu trt kameralarini cagirip haber yaptirmis birisidir.

siradan bir asker olarak aslinda birkac kez karsilastigimiz oldu. allah'tan cok ondan korkarlardi ama ondan da cok karisindan. ben o siralarda okul karargah bolugunde idim ve bizim birkac gerizekali bunu esofmanla gordukler bir gun tanimadiklari icin selam vermemisler. okul karargah bolugune sabah sporu koydu kizip. hakli sonuna dek. koca tumgeneral lan, yaninda kurmay baskani var ve sen tanimayip geciyorsun. s*kerler.

sonra bir gun carsidan donuyordum. bir arac geciyor solumdan ve goz ucuyla bunun araci oldugunu flamayi gorunce anladim ve caktim selami. arabanin icinde selamimi aldi adam. hani 'daha selam vermeyi bilmiyor' filan diyen gerizekalilar var, yok oyle bir sey.

ilker basbug okulu teftse geldiginde bir komedi yasandi ama kendisi rencide olmasin diye soylemiyorum ne oldugunu. sadece yanindakiler onu uyarmaktan korktugu icin cikan bir problemi cozmek icin cok ama cok ugrastigimizi soyleyip geciyorum. astlari ile iliskileri pek iyi degildi ayrica.

sonrasinda baska yere gitmis, sonraki komutanin adi reha'ymis galiba. 'hulusi gitti, reha-bilitasyon basladi' diyenler olmus.

sonra darbe gecesi cikti yine karsimiza. genelkurmay baskaniydi ve o makama giden yol birileri tarafindan ozenle dosendi onun icin. hulusi bey, klasik lise mezunudur, harbiyeli degildir. web'e bakarsaniz 'lise eğitimine kayseri lisesinde başladı fakat bir öğretmene hakaret ettiği iddiasıyla okuldan uzaklaştırıldı. bundan dolayı, kayseri sümer lisesine geçen akar, lise eğitimini orada tamamladı' bilgisine de ulasirsiniz.

darbe girisimi bastirildiktan sonra bogazinda izlerle kamera karsisina cikti. tutuklanmaya calisilirken direnmis ve agiz dolusu kufur etmis deniyor ifadelerde. eder kufur hulusi bey. karsinda o kadar *r*spucocugu feto'cu varken kufretmeyip ne yapacaksin? (aslinda hakan fidan ve o isini yapsaydi o darbe de olmazdi ya neyse)

ben yaklasik 5 senedir hulusi bey'in bir seyler icin hazirlandigini soyluyorum, bana sacmaladigimi soyluyorlar. bu ara da bir ara beraber calistigimiz can atakli abim soyluyor bunu. 'natocu islamci bir subaydir, dikkat edin buna' diyor, can abi'ye deli muamelesi cekiyorlar. bu isler yavas yavas olur. kimsenin aklina gelmezdi ozal'in o kadar oy alacagi mesela. yarin bir gun yine karsimiza cikacak hulusi bey. yazin bir kenara.

bu wikipedia'dan:

"tsk bünyesinde; ordu komutanlığı yapmadan kara kuvvetleri komutanı olarak görev yapan ilk komutandır.

2015 yılının başında kara kuvvetleri komutanı olarak washington'a gitti ve nato'ya sağladığı "sıra dışı katkılar" nedeniyle 4 temmuz 2003'te süleymaniye'deki türk özel kuvvetlerine bağlı askerlerin başına çuval geçirilmesi emrini veren abd kara kuvvetleri komutanı orgeneral raymond odierno tarafından liyakat lejyonu madalyasını aldı."

hulusi bey'in coook eski arkadasidir abdullah gul. hizli yukselisinde kayseri lisesi'nden arkadasi abdullah bey'in etkisi buyuk. ikilinin, yanlarinda sukru karatepe ile fotolari var londra'da cekilmis.

www.hurriyet.com.tr/gundem/...

alinti:

* fehmi koru, abdullah gül ve şükrü karatepe, 1976-1978 yılları arasında milli kültür vakfı’nın bursuyla ingiltere’nin güneybatısında yer alan exeter kentinde bulunan exeter üniversitesi’nde okudu.

* kayseri lisesi'nden okul arkadaşları olan hulusi akar o dönemde üsteğmendi. akar 42 gün izin alarak ingiltere'ye gitti ve arkadaşlarını ziyaret etti. dört arkadaş exeter'den 3.5 saat mesafedeki londra'ya da geçtiler. amaçları hem londra’da gezmek, hem de üsteğmen akar'ın izin kağıdını londra’da bulunan askeri ataşeliğe onaylatmaktı.

* önce, belgrave square 43 numarada bulunan türk büyükelçiliği’nin ikinci katındaki askeri ataşeliğe gittiler. daha sonra buradan çıkarak, yaklaşık 250 metre mesafede bulunan hyde park’a girdiler. biraz dolaştılar, yorulunca birer pound vererek şezlong kiraladılar ve oturup sohbet ettiler. hava güzel ve güneşli bir gün olduğu için ceketlerini çıkarıp, şezlongların arkasına astılar ve günün anısına bir de fotoğraf çektirdiler.

* daha sonra kalktılar, ceketlerini ve safarilerini giydiler, kuzeye doğru yürüdüler, hyde park’ın marble arch kapısından çıktılar ve sağa dönerek oxford street’e girdiler. bu sefer de fotoğraf makinesinin arkasına fehmi koru geçti, şimdiye kadar hiç medyada görmediğiniz hulusi akar, abdullah gül ve şükrü karatepe’nin fotoğrafını çekti.
devamını gör...

benim 26 tane.
devamını gör...

yaşanan bütün zorluklar, insanın kendi çabasıyla aşılır.

| herhangi biri
devamını gör...

gittiğin günün ertesiyim

ilhan berk
devamını gör...

özel hayat, sosyal hayat ve iş yaşamımızda hep var olan kölelik.
nazım hikmet’in de dediği gibi; “büyük hürriyetin ile çalışırsın el kapısında, ananı ağlatanı karun etmek hürriyetiyle hürsün.”
devamını gör...

sözlüğün uzun soluklu yazarlarından birisi olarak, geldiğim günden beri şu sözlükte tek rahatsız olduğum konu; kişilerin kendi gibi olmayanlara tahammülü olmaması. benim bir sözlükteki ilk mottom: ben yazabiliyorsam herkes yazabilir. evet herkes! yazarların yazdığına kural ihlali varsa müdahale edecek tek merci yonetimdir. yazdığı şey bana göre yanlış olabilir, asla yazdığı şeyi desteklemiyor olabilirim, o zaman da aynı başlığa karşıt görüşümü yazar, tepkimi ortaya koyarım. ama "buu burda yazmasın yaa" demem, diyemem. çünkü benim bir yazdığım da başkasına ters gelebilir. o zaman da o, "bu nickini söyleyemediğim tip gitsin bu sözlükten" diyebilir. saçma olur.

ikinci konu da, "yönetim benim tanımımı sildi, işte başkasını savundu" denmesi sorunu. 800 küsür tanım girdim. 2 tane tanımım silindi. biri flood gerekçesiyle, ikincisi - zaten silineceğinden emin olarak yazdığım - tanım olmayan, başlık konusuyla alakasız, başlık açana kişisel yazdığım bir yorumdu. dayanamamış yazmıştım. silinmese de bir süre sonra imha edeceğim bir entrydi. şimdi ben anlamıyorum, "benim tanımım silindi ühüü" tavrını. kurallara uygun değilse silinir, bunun lamı cimi yok. açıp bir daha kuralları okumanızı öneririm. kurallar çiğnenmek için yoktur. bu sadece burada geçerli değildir. bulunduğunuz her topluluk için geçerlidir.

yönetimin adam kayırdığına şahit olmasam da, bu konuda yorum yapmıycam. bunca yazdığım şeyin, "onları savunuyor işte" teziyle çöp edilmesini istemiyorum zira.

giderim, bak gidiyorum, gittim gidicem demek için başlık açanlara da çok masum bir gözle bakamıyorum malesef. kimse bulunmaz hint kumaşı drgil. kendi adıma, burada ben olmasam da, başkaları olacaktı. yani ne ben burdayım diye bu sözlük bu güne geldi ne de ben gidince bitecek.
bir gün biter mi bunu yaşamadan bilemeyiz. umarım bitmez. buraya bir kelime dahi yazıp, çizen ve arka planda emeği olan onlarca insan var. bitmesini istemem. ama biterse de, bu birkaç kişi yüzünden olmaz. bu algı bana hastalıklı geliyor.

yanisi şu; yazmak isteyen yazsın, istemeyene elveda. bu asla kişisel bir şey değil. kimseyle arkadaşlığım yok burada. ama gitmek isteyen kim varsa/olursa lütfen elveda..
devamını gör...

kızıl boya ve türevlerinden kurtulamadığım için canıma tak ettiği bir zamanda 3 numara vurdurmak suretiyle yaptığım eylem. kadın gibi(!) görünüp görünmediğim umrumda da değil. duşta kalma süremin en az yarıya indiği ve duştan çıkar çıkmaz saçlarımın kuruduğunu bilme hissi ise paha biçilemez.
devamını gör...

batı felsefesinin kurucularından sayılan, eski yunan filozofu olan platon tarafından kaleme alınan kısa klasik türündeki eserdir. platon eserinde, zindanda olan ve idam cezası verilen sokrates ile en yakın arkadaşı ve öğrencisi olan kriton'un sokrates'i zindandan kaçırmak ve onu idamdan kurtarmak için gerekli yollları ve ikna çabalarını konu ediniyor. ayrıca kitapta sokrates ve kripton arasında geçen diyaloglarla devlet ve yurttaşlık hakkında da çeşitli noktalara dikkat çekiyor. platon'un kaleme aldığı bu eser sokrates'in sözlü olarak uyguladığı "diyalog" yöntemini yazı biçimine dönüştürdüğü en önemli metinlerden biridir. bazılarına göre sokrates'in savunması'nın devamı niteliğindedir.


insan, hiçbir zaman, bilerek doğruluktan ayrılmamalı mı diyoruz, yoksa kimi durumlarda ayrılabilir de başka durumlarda ayrılamaz mı diyoruz? daha önce birçok kez kabul ettiğimiz ve az önce de söylediğimiz gibi, eğriliğin hiçbir durumda ne iyi ne de güzel olmadığını kabul ediyor muyuz? bir zamanlar bunlar üstünde anlaşırdık da tüm bu ilkeler şu birkaç gün içinde dağılıp gitti mi yoksa?
devamını gör...

daha önce yazılmışsa affola :
'üzüntü ile sevinç, su ve yağın tersine, birbirlerine karışabilirler.'
jose saramago - körlük
devamını gör...

bence dünyanın en yaşanılabilir ülkelerinden bir tanesi. bir kaç şehir dışında nüfus ülke geneline dengeli dağılmış durumda. işte yine bir kaç şehir dışında nüfusu bir milyonu geçen bildiğim kadarıyla hiç şehir yok. bu ilk başta önemsiz gibi görünmesine rağmen türkiye'nin büyükşehirlerinde yaşananlar nasıl üst üste alt alta yaşadıklarını bir hayal etseler ne kadar önemli bir durum olduğunu anlayabilirler. sadece nüfus değil tabiki. gelişmişlik de ülke genelinde dengeli bir şekilde gelişim göstermiş. yemyeşil ve sağlıklı kentler de cabası.

hepsinden önemlisi devletin dünyayı yönetiyor. insanlık tarihinde bu kadar muazzam bir güce erişmiş belki bir roma vardır. bir ikincisini sayamayız. buna bağlı olarak amerikan vatandaşısın ve sen dünyanın neresinde olursan ol devletin seni koruyup kolluyor. dünyanın bir çok yerinde amerikan pasaportunun saygınlığı var. en büyük anti amerikancıların bile en büyük hayali bir gün amerika'ya kapak atmak gibi bir gerçeklilik de göz ardı edilmemeli.

bu saydıklarım içerisinde politika benim için ikincil planda. politikadan daha önemli şeyler var sosyo ekonomik gelişmişlik gibi, medeniyet gibi. amerika bu konularda aşmış kendini. politikaya gelecek olursak amerika'nın işgal girişimlerini tabiki her normal insan gibi desteklemiyorum ama uluslararası politikanın doğası bu herkes tuttuğuna gibi bir durum var. yapacak bir şey yok. türkiye adam gibi bir devlet olaydı da uzun vadeli bölgesel ve küresel planları olsaydı, amerika gibi olaydı.

amerika'yı güzelce yalayıp yuttuğuma göre green card başvurum için bir güzellik yapılır herhalde.
devamını gör...

gerekli yerlerde mutlaka ve mutlaka yapılması gereken eylemdir.

bazı insanlar kibarlığı, tevazuyu ve diğer güzel davranış ve duyguları hak etmezler.

onlara kabaca davranmak gerekir.
devamını gör...

bu konuda affınıza sığınıyorum ama en iyisi bende.
dünyada daha iyisi gelmedi , gelmeyecektir.

edit: tamam kimseye beğenme mecburiyeti yok tabiki ama " keş " falan ayıp oluyor.
ölmüs biri, gençken yaptığı hataların bedelini de en ağır şekilde ödemiş.
60 yaşında da vefat etmiş.
yani sevdiğim biri hakkında böyle kelimeler kullanılmasaydı keşke.
devamını gör...

hangi şarkıyı istemişim hatırlamıyorum. sanki yıllar geçti. yaşlanıyorum galiba.
merakla dinliycem.*
devamını gör...

itici-çekici,vurdumduymaz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim