waris dirie
1965 somali doğumlu insan hakları aktivisti. kadın sünnetine karşı yürütülen mücadelenin yüzü. birleşmiş milletler elçisi. ödüllü oyuncu, yazar. kadın. insan.
cesurdur waris dirie.
tüm dünyaya kadın sünnetinin ne olduğunu yüksek sesle söyleyebilen ilk kadın olma özelliğini taşır. ona bunu yapan kadını, elleriyle onu 3 yaşındayken sünnet olmaya götüren annesini, ona bunun yapılmasını toplumsal bir doğru olarak kabul etmiş ülkesini, bu uygulamanın dayandırıldığı dinini sevmeye devam eden inanılmaz bir kadın. tüm hesaplarını kapatmış, tüm nefretlerinden arınmış; haklı davasının peşinde koşmak dışında bir gayesi kalmamış bir kadın.
waris dirie 3 yaşında fgm mağduru olmuş,
waris dirie düzene karşı gelebilmek için bilinmeze doğru yola çıkmaya korkmamış,
waris dirie kim olduğunu ne olduğunu hiç unutmamış,
waris dirie kendisini kurtarmak dışında amaçlar gütmüş,
waris dirie tüm zorluklara rağmen asla pes etmemiş,
waris dirie yıllardır süren mücadelesini sanatın tüm kolları vasıtasıyla insanlara anlatmayı denemiş,
waris dirie bir nebze farkındalık yaratabilmek uğruna kendi utancını milyonlara deklare etmiş,
belki de çağımızın en önemli kadını.
kadına şiddet, toplumda geri plana itilme gibi bir konu olmadığı için bu, bırak mazur kalanları, uzak diyarlarda yaşandığını duyan/bilen ve üzülenlerin bile 3 maymunu oynama kolaycılığını seçtikleri bu vahşiliğin karşısında dimdik durabilmek ve onun tabiriyle bu suçu engelleyebilmek için her yolu denemiş, denemeye de devam edecek olandır waris dirie.
kendisiyle yapılan röportajlar, yer aldığı programlar, çekimler ve diğer tüm diğer videolar için buradan
bu da bir konuşması*
ladies and gentlemen,
i thank you for the opportunity to speak today
at the austrian parliament.
but it is especially important to me
as a woman from africa.
because women in africa
are the most deprived people
in the world –
and so many
have no voice.
so for me,
this is also a great opportunity
to raise awareness.
you all know
that the situation for woman in africa
is simply unfair.
according to the world bank,
woman in our countries
produce more than 80 percent of the food,
and do more than 90 percent of the work.
but still,
in many african countries
they are denied the right to own land.
and in total,
they own less than five percent
of the wealth.
they are the ones
that keep our societies going,
that care for the food,
the children and unity.
but our societies fail
to recognise their rights.
in many african countries,
a woman is worth nothing.
you can sell her.
you can buy her.
you can use her
and you can disown her.
most girls and women
have no access to education.
most girls and women
have no access to the health service.
in sub-saharan africa,
one woman out of 16
dies during pregnancy and giving birth.
this is not just a natural thing:
in europe,
where there is good health service,
it is only one out of almost 3.000.
fgm is one part of this situation –
and it is the most disturbing
and the horrendous part of it.
fgm ruins the lives of the girls and women affected.
many die from it,
and the ones
that survive
suffer serious health problems
for the rest of their lives.
we are talking about more than 90 percent
of the women in some african countries.
the un estimates
that two million girls are mutilated
every year.
that means only today,
6.000 girls have to undergo
this criminal act.
6.000 tomorrow.
6.000 lives are ruined day by day.
let me be very clear on this:
fgm is not a tradition.
fgm is not culture.
fgm has nothing to do with religion.
fgm is nothing but a crime.
this has to change.
and the change is in our hands.
unfortunately fgm spreads
over asia,
the arabic countries,
the united states,
canada
and europe.
european politicians
have to take action
against this crime.
cesurdur waris dirie.
tüm dünyaya kadın sünnetinin ne olduğunu yüksek sesle söyleyebilen ilk kadın olma özelliğini taşır. ona bunu yapan kadını, elleriyle onu 3 yaşındayken sünnet olmaya götüren annesini, ona bunun yapılmasını toplumsal bir doğru olarak kabul etmiş ülkesini, bu uygulamanın dayandırıldığı dinini sevmeye devam eden inanılmaz bir kadın. tüm hesaplarını kapatmış, tüm nefretlerinden arınmış; haklı davasının peşinde koşmak dışında bir gayesi kalmamış bir kadın.
waris dirie 3 yaşında fgm mağduru olmuş,
waris dirie düzene karşı gelebilmek için bilinmeze doğru yola çıkmaya korkmamış,
waris dirie kim olduğunu ne olduğunu hiç unutmamış,
waris dirie kendisini kurtarmak dışında amaçlar gütmüş,
waris dirie tüm zorluklara rağmen asla pes etmemiş,
waris dirie yıllardır süren mücadelesini sanatın tüm kolları vasıtasıyla insanlara anlatmayı denemiş,
waris dirie bir nebze farkındalık yaratabilmek uğruna kendi utancını milyonlara deklare etmiş,
belki de çağımızın en önemli kadını.
kadına şiddet, toplumda geri plana itilme gibi bir konu olmadığı için bu, bırak mazur kalanları, uzak diyarlarda yaşandığını duyan/bilen ve üzülenlerin bile 3 maymunu oynama kolaycılığını seçtikleri bu vahşiliğin karşısında dimdik durabilmek ve onun tabiriyle bu suçu engelleyebilmek için her yolu denemiş, denemeye de devam edecek olandır waris dirie.
kendisiyle yapılan röportajlar, yer aldığı programlar, çekimler ve diğer tüm diğer videolar için buradan
bu da bir konuşması*
ladies and gentlemen,
i thank you for the opportunity to speak today
at the austrian parliament.
but it is especially important to me
as a woman from africa.
because women in africa
are the most deprived people
in the world –
and so many
have no voice.
so for me,
this is also a great opportunity
to raise awareness.
you all know
that the situation for woman in africa
is simply unfair.
according to the world bank,
woman in our countries
produce more than 80 percent of the food,
and do more than 90 percent of the work.
but still,
in many african countries
they are denied the right to own land.
and in total,
they own less than five percent
of the wealth.
they are the ones
that keep our societies going,
that care for the food,
the children and unity.
but our societies fail
to recognise their rights.
in many african countries,
a woman is worth nothing.
you can sell her.
you can buy her.
you can use her
and you can disown her.
most girls and women
have no access to education.
most girls and women
have no access to the health service.
in sub-saharan africa,
one woman out of 16
dies during pregnancy and giving birth.
this is not just a natural thing:
in europe,
where there is good health service,
it is only one out of almost 3.000.
fgm is one part of this situation –
and it is the most disturbing
and the horrendous part of it.
fgm ruins the lives of the girls and women affected.
many die from it,
and the ones
that survive
suffer serious health problems
for the rest of their lives.
we are talking about more than 90 percent
of the women in some african countries.
the un estimates
that two million girls are mutilated
every year.
that means only today,
6.000 girls have to undergo
this criminal act.
6.000 tomorrow.
6.000 lives are ruined day by day.
let me be very clear on this:
fgm is not a tradition.
fgm is not culture.
fgm has nothing to do with religion.
fgm is nothing but a crime.
this has to change.
and the change is in our hands.
unfortunately fgm spreads
over asia,
the arabic countries,
the united states,
canada
and europe.
european politicians
have to take action
against this crime.
devamını gör...
robins (yazar)
nickini her gördüğümde aklıma istemsiz olarak robin scherbatsky geliyor. (bkz: how i met your mother (dizi)) umarım beni affedersin sevgili yazar.
devamını gör...
kaç yaşıma gelirsem geleyim
güzel olana insana, hoş olan insana bakacağım.
devamını gör...
teyze anne yarısıysa iki teyzenin bir anne etmesi
matematiğin sohbetten ayrılmak istediği önermedir.
devamını gör...
gizli kalması gereken bazı şeyler
hayır hasenat
devamını gör...
kant-laplace
bu teoriye göre; nebula adındaki kızgın gaz kütlesi belirli bir eksen etrafında dönerken, zamanla soğuyarak çürümüştür. bu dönme sonucunda oluşan çekim merkezinde güneş oluşmuştur. güneş gazlardan hafif olanları kendi tarafına çekmiş, çekim merkezi dışındakiler uzay boşluğunda yok olmuş, ağır olanlar ise soğuyarak gezegenleri oluşturmuştur.
devamını gör...
söğüt dalına yuva yapan mandanın aklından geçenler
ne düşündüğünü bilemem ama bunun şarkısının yapılacağını eminim ki aklının ucundan bile geçirmemiştir.
devamını gör...
yazarların engellediği ilk yazar
sadece mesajını engellediğim bir tane işidçi yobaz var. o da cezalı uzunca bir süredir.
devamını gör...
klişe teselli cümleleri
"takma ya boşver." sağ ol kardeşim, benim aklıma gelmemişti bu zaten. yarın gel prof. olarak başla.
devamını gör...
kitap önerileri
(bkz: yeni başlayacaklara fantastik kurgu kitap önerileri)
(bkz: italyan mafyası ile ilgili kitap film önerisi)
(bkz: bir oturuşta okunacak kitap önerileri)
(bkz: felsefeye başlayacaklara kitap önerileri)
(bkz: 800 tanım giren 100 yazara kitap önerileri)
(bkz: öğretmenlere ve öğretmen adaylarına kitap önerileri)
(bkz: feminist kitap önerileri)
(bkz: kitap hediyesi önerileri)
(bkz: italyan mafyası ile ilgili kitap film önerisi)
(bkz: bir oturuşta okunacak kitap önerileri)
(bkz: felsefeye başlayacaklara kitap önerileri)
(bkz: 800 tanım giren 100 yazara kitap önerileri)
(bkz: öğretmenlere ve öğretmen adaylarına kitap önerileri)
(bkz: feminist kitap önerileri)
(bkz: kitap hediyesi önerileri)
devamını gör...
hipotiroidi
primer nedenler olarak otoimmün nedenlere bağlı hashimoto tiroiditi en sık nedeni oluşturur.
diğer nedenler arasında total tiroidektomi,aşırı iyot alımı,iyot eksikliği,amiodaron,lityum örnek verilebilir.
sekonder nedenler arasında hipofiz yetmezliği(tümör,travma),bexaroten kullanımı örnek verilebilir
tersiyer nedenler hipotalamus hastalıklarına bağlı oluşur.
klinikte halsizlik,yorgunluk,kabızlık,saç dökülmesi,kilo alımı,seste boğuklaşma,miksödem görülebilmektedir.
kardiyovasküler sistemde diyastolik hipertansiyon oluşturur.
primer hipotiroidide t4,t3 düzeyleri düşük tsh düzeyi yüksektir.
santral hipotiroidide ise t3,t4 düzeyleri düşük tsh düzeyi normal veya düşüktür.
t3,t4 düzeyinin normal olduğu tsh düzeyinin arttığı dönem ise bulguların görülmediği subklinik hipotiroididir.
tedavisinde levotiroksin(t4)kullanılır.
santral hipotiroidi de ise öncelikle kortikosteroid başlanır daha sonrasında levotiroksin kullanılır.
diğer nedenler arasında total tiroidektomi,aşırı iyot alımı,iyot eksikliği,amiodaron,lityum örnek verilebilir.
sekonder nedenler arasında hipofiz yetmezliği(tümör,travma),bexaroten kullanımı örnek verilebilir
tersiyer nedenler hipotalamus hastalıklarına bağlı oluşur.
klinikte halsizlik,yorgunluk,kabızlık,saç dökülmesi,kilo alımı,seste boğuklaşma,miksödem görülebilmektedir.
kardiyovasküler sistemde diyastolik hipertansiyon oluşturur.
primer hipotiroidide t4,t3 düzeyleri düşük tsh düzeyi yüksektir.
santral hipotiroidide ise t3,t4 düzeyleri düşük tsh düzeyi normal veya düşüktür.
t3,t4 düzeyinin normal olduğu tsh düzeyinin arttığı dönem ise bulguların görülmediği subklinik hipotiroididir.
tedavisinde levotiroksin(t4)kullanılır.
santral hipotiroidi de ise öncelikle kortikosteroid başlanır daha sonrasında levotiroksin kullanılır.
devamını gör...
zoretanin
roaccutane muadili olan ve sivilce tedavisinde kullanılan ilaç. gerçekten de o kadar korkulmasina gerek yok. içtiğimiz su, soluduğumuz hava ne kadar saf da, bir ilaçtan bu kadar korkuluyor anlamıyorum. ben de kullandım. 2 ayda bir kan tahlili yaptırın.* yemenize dikkat edin. eğer fastfood yiyen biriyseniz bu tedavi boyunca yemeyin. şeker tüketmeyin. karaciğerinize iyi gelecek besinler tüketin. ekstra a vitamini içeren besinlerden uzak durun.* tütün ve alkol kullanmayın. yürüyüşlere çıkın. bol su tüketin. yeter. bende yan etki olarak depresif durumda artış meydana geldi muhtemelen. buna karşı yapacak bir şeyim yoktu. fakat bu durumun farkında olmak yeterli. kullandığınıza gerçekten değiyor.
devamını gör...
babaların garip davranışları
tepeme gelip hiç ses çıkarmadan saatlerce beklemesi.
devamını gör...
italya'da yeni yıl kutlamalarında kullanılan havai fişeklerin yüzlerce kuşu öldürmesi
insanoğlunun kendi keyfi için doğaya zarar vermesinin şaşırtmayan başka bir örneği.
bu konu özellikle beni çok sinirlendiriyor zaten, dikkat edince her havai fisekten sonra kuş seslerini duyabilirsiniz, belli ki kuşlar korktuğu için kaçıyorlar. tamam, havai fişek hoş gözüküyor olabilir ama değer mi gerçekten.
bu konu özellikle beni çok sinirlendiriyor zaten, dikkat edince her havai fisekten sonra kuş seslerini duyabilirsiniz, belli ki kuşlar korktuğu için kaçıyorlar. tamam, havai fişek hoş gözüküyor olabilir ama değer mi gerçekten.
devamını gör...
izmir'deki 188 yıllık pidecinin kapanması
yatırım danışmanlığı diye bir hizmetten haberi olmayan 188 yıldır ayakta kalan ancak kepenk kapatan tarihi bir gıda işletmesi. batı'da olsa şimdi starbucks gibi bir zincirdi. bizim millet neden vizyonsuz ya?
haktanır pide salonu fotoğraflarına baktığımda 188 yıldır ayakta kalmasının allahın bir mucizesi olduğunu düşünüyorum:
- müşterilere pide servisini paket kağıdı üzerinde yapıyorlar ve yanına ahşap saplı ekmek bıçağı veriyorlar. ahşap saplı mutfak ürünlerine böyle her gelen müşteri dokunmamalı. biye bütün gıda işletmelerinde paslanmaz çelik bıçaklar kullanılıyor? limon suyu ise plastik ambalajında masada duruyor. tuzluk ve şekerlik dandik şeffaf plastikten.
- işletmede gıda güvenliği diye bişey yok. pide iç harçları üstü açık şekilde gişedeki rafta duruyor. yumurtalar ise yine direk güneş ışığına maruz bırakılmış. çalışanlar bone ve eldiven takmıyor. bir gıdaya lezzetini veren şey el kiri ve alın teri değildir herhalde.
- işletmede iş güvenliği diye bişey de yok. fırın çalışanını hapsetmişler hem gişeye hem fırına bakıyor. üstelik rahatça oturabileceği bir sandalye de yok. bunu üç harfli marketler de yapıyor. kasiyerlerini gün boyunca ayakta tutuyorlar.
- işletme 188 yıldır para akışı sağlıyor ama tuvaletine milyoncudan alınan dandik plastik çöp kutusu koyulmuş. vitrifiye rezalet. izmir gibi sanatın yüceltildiği bir kentte bu kadar rezil bir işletme ayakta kalmasın zaten.
- işletmenin sokağa bakan 'gişesi' sokağın siluetine uymuyor. çünkü dış mekan fayans kaplanmış. depozitolu şişeler kapının önünde biriktiriliyor. hem kaldırımı işgal ediyorlar, hem o iğrenç kırmızı plastik kasalar (kola şişeleri için) sokağın siluetini bozuyorlar. depozitolu şişelerim çalınır mı diye korkuları da yok. muhtemelen işletme sırf bu depozitolu şişelerden çok para kaybetmiştir.
- işletmenin yanında iğrenç plastik ürünler satan (muhtemelen hepsi sağlıksız plastik) milyoncu var. bir gıda işletmesinin yanında kanserojen plastik ürünler satan bir başka işletme olmamalıdır.
platik konusuna neden bu kadar takıntılıyım; bisfenol a (bpa) ve ftalat
neyse ya çok sinirlendim bu cehalet karşısında. en iyisi ben size italya'da tarihi napoli pizzacısını ve türkiye'de tarihi haktanır pidecisini direk gösteriyim:
tarihi haktanır pide 1
tarihi haktanır pide 2
tarihi napoliten pizza
karşılaştırma:
1. işletmeye tarihi statü kazandıran fırına bakın. çevresi akdeniz sanatını yansıtacak şekilde mavi-beyaz seramik karolarla süslenmiş. fırının üzerindeki kabartmada işletmenin marka adı yazıyor. eminim fırını yapan ustanın da adına sahip çıkılmıştır. fırının girişi oldukça dar. bu ısı kaybını önlemek için akıllıca düşünülmüş. oysa tarihi haktanır pide işletmesinde fırın girişi çok geniş. sırf bu yüzden pide ve ekmek pişirmek için daha fazla enerji tüketmeleri gerekiyor.
2. mutfakta mermer tezgah kullanılmış. bu daha sağlıklı. tarihi haktanır pide işletmesinde oldukça eski ve rengini kaybetmiş cilasız ahşap platform mutfak olarak kullanılıyordu. iç harçları oda sıcaklığında üstü açı kve sağlıksız şekilde muhafaza ediliyordu. tarihi napoliten pizza işletmesinde fırın küreği bile çelikten. nostalji olsun diye ahşap tekne ve kürek kullanılmamış. çünkü avrupa'da halk sağlığı önce gelir.
3. tarihi napoliten pizza işletmesinde servis akdeniz havasında mavi beyaz seramik tabaklarda yapılıyor. müşterilere cam bardakta kola, bira, meyve suyu ggibi içecekler sunuluyor ve paslanmaz çelik servis takımı kullanılıyor. tarihi haktanır pide işletmesi bunların hiçbirini yapmıyor. müşterilerine insan gibi davranmıyor. satın alın, yiyin ve defolun gidin diyor. burada zaman geçirmeyin, buraya bağlanmayın sadece satın alın ve gidin diyor.
4. tarihi napoliten pizza işletmesinin yemek salonu aydınlık, havadar ve akdeniz mimarisine uygun. tarihi haktanır pide işletmesinin yemek salonu basık, aydınlatma floresan lambalarla sağlıksız beyaz ışıkla yapılıyor. hiç bir mimari estetik unsuru yok.
5. tarihi napoliten pizza işletmesinin bir marka yüzü var. işletme sahibi şık giyimli ve müşterilerle bağ kuruyor. tarihi haktanır pide işletmesinin marka yüzü yok. röportaj yaptıkları adam genç ve dinamik değil. giyim tarzı yok. tipik islamcı işte.
6. tarihi napoliten pizza işletmesi galiba 8-10 kişiyi istihdam ediyor. tarihi haktanır pide işletmesi ise 3-5 kişiyi istihdam edebiliyor. yani mesleği gelecek nesillere aktarma şansı çok düşük. nasıl 188 yıl ayakta kalmış diye şaşırmayın, ortada bir kültür birikimi yok sadece bir isim var.
7. tarihi napoliten pizza işletmesi nostaljik havayı yemek salonunda ve sunduğu üründe korumaya çalışıyor, mutfakta değil. bu yüzden daha teknolojik bir fırın kullanıyor. haktanır pide işletmesinin böyle bir gayesi yoık. fırın çatlayana kadar o fırını kullanacaklardı.
8. tarihi napoliten pizza işletmesinin bir mutfak şefi ve ekibi var. tarihi haktanır pide işletmesinde fırından sorumlu amca aynı zamanda gişede satış yapıyor. hem ekmeklere-pidelere dokunuyor hem paralara.
9. off sıkıldım. daha çok şey sayabilirim ama biraz da siz bulun. kendi ülkemin insanını yargılamaya bayılmıyorum ama rezilliğiniz ortada. eleştirince mağdur oluyorsunuz oy topluyorsunuz.
özeleştiri: sokağın siluetinden bahsetmişim ama mekan izmir kemeraltı'nda yer alıyor. siluet miluet yok bam bam bam
haktanır pide salonu fotoğraflarına baktığımda 188 yıldır ayakta kalmasının allahın bir mucizesi olduğunu düşünüyorum:
- müşterilere pide servisini paket kağıdı üzerinde yapıyorlar ve yanına ahşap saplı ekmek bıçağı veriyorlar. ahşap saplı mutfak ürünlerine böyle her gelen müşteri dokunmamalı. biye bütün gıda işletmelerinde paslanmaz çelik bıçaklar kullanılıyor? limon suyu ise plastik ambalajında masada duruyor. tuzluk ve şekerlik dandik şeffaf plastikten.
- işletmede gıda güvenliği diye bişey yok. pide iç harçları üstü açık şekilde gişedeki rafta duruyor. yumurtalar ise yine direk güneş ışığına maruz bırakılmış. çalışanlar bone ve eldiven takmıyor. bir gıdaya lezzetini veren şey el kiri ve alın teri değildir herhalde.
- işletmede iş güvenliği diye bişey de yok. fırın çalışanını hapsetmişler hem gişeye hem fırına bakıyor. üstelik rahatça oturabileceği bir sandalye de yok. bunu üç harfli marketler de yapıyor. kasiyerlerini gün boyunca ayakta tutuyorlar.
- işletme 188 yıldır para akışı sağlıyor ama tuvaletine milyoncudan alınan dandik plastik çöp kutusu koyulmuş. vitrifiye rezalet. izmir gibi sanatın yüceltildiği bir kentte bu kadar rezil bir işletme ayakta kalmasın zaten.
- işletmenin sokağa bakan 'gişesi' sokağın siluetine uymuyor. çünkü dış mekan fayans kaplanmış. depozitolu şişeler kapının önünde biriktiriliyor. hem kaldırımı işgal ediyorlar, hem o iğrenç kırmızı plastik kasalar (kola şişeleri için) sokağın siluetini bozuyorlar. depozitolu şişelerim çalınır mı diye korkuları da yok. muhtemelen işletme sırf bu depozitolu şişelerden çok para kaybetmiştir.
- işletmenin yanında iğrenç plastik ürünler satan (muhtemelen hepsi sağlıksız plastik) milyoncu var. bir gıda işletmesinin yanında kanserojen plastik ürünler satan bir başka işletme olmamalıdır.
platik konusuna neden bu kadar takıntılıyım; bisfenol a (bpa) ve ftalat
neyse ya çok sinirlendim bu cehalet karşısında. en iyisi ben size italya'da tarihi napoli pizzacısını ve türkiye'de tarihi haktanır pidecisini direk gösteriyim:
tarihi haktanır pide 1
tarihi haktanır pide 2
tarihi napoliten pizza
karşılaştırma:
1. işletmeye tarihi statü kazandıran fırına bakın. çevresi akdeniz sanatını yansıtacak şekilde mavi-beyaz seramik karolarla süslenmiş. fırının üzerindeki kabartmada işletmenin marka adı yazıyor. eminim fırını yapan ustanın da adına sahip çıkılmıştır. fırının girişi oldukça dar. bu ısı kaybını önlemek için akıllıca düşünülmüş. oysa tarihi haktanır pide işletmesinde fırın girişi çok geniş. sırf bu yüzden pide ve ekmek pişirmek için daha fazla enerji tüketmeleri gerekiyor.
2. mutfakta mermer tezgah kullanılmış. bu daha sağlıklı. tarihi haktanır pide işletmesinde oldukça eski ve rengini kaybetmiş cilasız ahşap platform mutfak olarak kullanılıyordu. iç harçları oda sıcaklığında üstü açı kve sağlıksız şekilde muhafaza ediliyordu. tarihi napoliten pizza işletmesinde fırın küreği bile çelikten. nostalji olsun diye ahşap tekne ve kürek kullanılmamış. çünkü avrupa'da halk sağlığı önce gelir.
3. tarihi napoliten pizza işletmesinde servis akdeniz havasında mavi beyaz seramik tabaklarda yapılıyor. müşterilere cam bardakta kola, bira, meyve suyu ggibi içecekler sunuluyor ve paslanmaz çelik servis takımı kullanılıyor. tarihi haktanır pide işletmesi bunların hiçbirini yapmıyor. müşterilerine insan gibi davranmıyor. satın alın, yiyin ve defolun gidin diyor. burada zaman geçirmeyin, buraya bağlanmayın sadece satın alın ve gidin diyor.
4. tarihi napoliten pizza işletmesinin yemek salonu aydınlık, havadar ve akdeniz mimarisine uygun. tarihi haktanır pide işletmesinin yemek salonu basık, aydınlatma floresan lambalarla sağlıksız beyaz ışıkla yapılıyor. hiç bir mimari estetik unsuru yok.
5. tarihi napoliten pizza işletmesinin bir marka yüzü var. işletme sahibi şık giyimli ve müşterilerle bağ kuruyor. tarihi haktanır pide işletmesinin marka yüzü yok. röportaj yaptıkları adam genç ve dinamik değil. giyim tarzı yok. tipik islamcı işte.
6. tarihi napoliten pizza işletmesi galiba 8-10 kişiyi istihdam ediyor. tarihi haktanır pide işletmesi ise 3-5 kişiyi istihdam edebiliyor. yani mesleği gelecek nesillere aktarma şansı çok düşük. nasıl 188 yıl ayakta kalmış diye şaşırmayın, ortada bir kültür birikimi yok sadece bir isim var.
7. tarihi napoliten pizza işletmesi nostaljik havayı yemek salonunda ve sunduğu üründe korumaya çalışıyor, mutfakta değil. bu yüzden daha teknolojik bir fırın kullanıyor. haktanır pide işletmesinin böyle bir gayesi yoık. fırın çatlayana kadar o fırını kullanacaklardı.
8. tarihi napoliten pizza işletmesinin bir mutfak şefi ve ekibi var. tarihi haktanır pide işletmesinde fırından sorumlu amca aynı zamanda gişede satış yapıyor. hem ekmeklere-pidelere dokunuyor hem paralara.
9. off sıkıldım. daha çok şey sayabilirim ama biraz da siz bulun. kendi ülkemin insanını yargılamaya bayılmıyorum ama rezilliğiniz ortada. eleştirince mağdur oluyorsunuz oy topluyorsunuz.
özeleştiri: sokağın siluetinden bahsetmişim ama mekan izmir kemeraltı'nda yer alıyor. siluet miluet yok bam bam bam
devamını gör...
aynı gün doğanlar
9 mayıs..
devamını gör...
sözlük yazarlarının insanlar tarafından en tuhaf bulunan özellikleri
t: yapana normal gelen ama çevresindeki insanların meraklı ve tuhaf bakışlarına maruz kalan hareketler bütünü.
yemek esnasında yanımda kim oturuyorsa yediği yemeği ya da içtiği içeceği güldürerek burnundan getiririm. ama harbi harbi burnundan getiririm. birkaç akrabamda yemeğin genize sıçraması sonucu öksürük krizine girdiğini şahit oldum. bu sayede yemek masasında kimse yanımda oturmak istemez. milleti güldürüyoruz yine yaranamıyoruz.
bazen allahın sevilen kulumu oluyorum ya da içimin temizliğinden ötürüdür mü bilmem dediğim şeylerin o an gerçekleşmesi. "bu ders olmayacak arkadaşlar toplanın gidiyoruz". pat mail kutusuna öğrenci işlerinden mail gelir. " dersin hocasının acil toplantısı çıktığından mütevellit şu saatteki x dersi iptal edilmiştir".
istediğim zaman hangi koşullarda olursam olayım ağlama potansiyelim var. ağır dram filmi yazarı mahsun kırmızıgül filminden çıkmış gibi hüngür hüngür ağlayabilirim. gören de tedavisi olmayan bir hastalığa yakalandığımı, evi terkeden kocam sayesinde 3 çocuğumla ankara ayazında sokağa atıldığımı sanır.
baklava, karnıyarık ve ekmek içi ekmek mantığıyla bazı insanların tabakta yedikleri yiyecekleri her ne hikmetse ben ekmek içinde yerim. bu insanlara tuhaf gelen gurme özelliğimi zevkler ve renkler tartışılmaz sözüyle savunmak istiyorum. ayrıca karnıyarık ve pilavı da ekmek arası yapıp yemeyen de yani şimdi...
kollarımı dilediğim gibi bükebiliyorum. bir balerinin kuğu gölünde süzülüşü gibi ya da yıllarca jimnastik yapmışım gibi. küçük yaşta mahalledeki arkadaşlarıma ve annelerine tuhaf geliyordu bu durum. sirke gitmiş gibi benim kolumu büküp, döndürmemi izliyorlardı.
yemek esnasında yanımda kim oturuyorsa yediği yemeği ya da içtiği içeceği güldürerek burnundan getiririm. ama harbi harbi burnundan getiririm. birkaç akrabamda yemeğin genize sıçraması sonucu öksürük krizine girdiğini şahit oldum. bu sayede yemek masasında kimse yanımda oturmak istemez. milleti güldürüyoruz yine yaranamıyoruz.
bazen allahın sevilen kulumu oluyorum ya da içimin temizliğinden ötürüdür mü bilmem dediğim şeylerin o an gerçekleşmesi. "bu ders olmayacak arkadaşlar toplanın gidiyoruz". pat mail kutusuna öğrenci işlerinden mail gelir. " dersin hocasının acil toplantısı çıktığından mütevellit şu saatteki x dersi iptal edilmiştir".
istediğim zaman hangi koşullarda olursam olayım ağlama potansiyelim var. ağır dram filmi yazarı mahsun kırmızıgül filminden çıkmış gibi hüngür hüngür ağlayabilirim. gören de tedavisi olmayan bir hastalığa yakalandığımı, evi terkeden kocam sayesinde 3 çocuğumla ankara ayazında sokağa atıldığımı sanır.
baklava, karnıyarık ve ekmek içi ekmek mantığıyla bazı insanların tabakta yedikleri yiyecekleri her ne hikmetse ben ekmek içinde yerim. bu insanlara tuhaf gelen gurme özelliğimi zevkler ve renkler tartışılmaz sözüyle savunmak istiyorum. ayrıca karnıyarık ve pilavı da ekmek arası yapıp yemeyen de yani şimdi...
kollarımı dilediğim gibi bükebiliyorum. bir balerinin kuğu gölünde süzülüşü gibi ya da yıllarca jimnastik yapmışım gibi. küçük yaşta mahalledeki arkadaşlarıma ve annelerine tuhaf geliyordu bu durum. sirke gitmiş gibi benim kolumu büküp, döndürmemi izliyorlardı.
devamını gör...
kürtleri sevmemek
20 yıldır akp hükümetini seçip hırsızlıkları alenen ortalığa serildiği halde onlara kulluk edenler için iddialı çıkış yapanları barındıran başlık. yoksa bütün türkler akp’ye oy vermedi mi diyeceksiniz sayın bütün kürtleri izlediği diziler üzerinden tek bir pota altında birleştiren ırkçı insan. belki düşünürseniz benim eleştirdiğim kısmında bu olduğunu anlayabilirsiniz. bide bu lafları edenlerin hayatları boyunca kürt illerine kaç kere gittiğini çok merak ediyorum. oturduğu yerden izlediği dizilerle ağalara kulluk ediyorlar diyor cahiller. dizilerin cahil halk üzerindeki etkisi bu işte.
mecburi tanım: hak değil ırkçılıktır. bir insanı salt etnik kökeninden veya deri renginden ötürü sevmiyorum diyorsanız bal gibi ırkçısınızdır. 21. y.y. ‘da insanları bir halktan toplu bir şekilde nefret etmenin ırkçılık olduğuna ikna etmeye çalışıyoruz, şaka gibi. naziler bile en azından ırkçı olduklarını kabullenmişlerdi.
mecburi tanım: hak değil ırkçılıktır. bir insanı salt etnik kökeninden veya deri renginden ötürü sevmiyorum diyorsanız bal gibi ırkçısınızdır. 21. y.y. ‘da insanları bir halktan toplu bir şekilde nefret etmenin ırkçılık olduğuna ikna etmeye çalışıyoruz, şaka gibi. naziler bile en azından ırkçı olduklarını kabullenmişlerdi.
devamını gör...

