12 yaşındaki çocuğun ayakkabısıyla mastürbasyon yapan adam
emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye gönderilen şüpheli serbest kaldı.
şaşırmadık tabii ki.
devamını gör...
asla yapamam dediğiniz meslekler
acil bir duruma müdahale gerektiren, kriz yönetimi becerileri ve soğukkanlılık isteyen herhangi bir alanda çalışmam mümkün değil.
devamını gör...
yazarların iyi ki okudum dediği kitaplar
gurur ve önyargı (aşk ve gurur) - jane austen
devamını gör...
misc radyo yayını
miko'nun sorularıyla renklendirdiği yayın.
ben dümdüz yürüyorum kardeşlerim. beğendiğim ne kadar özelliği varsa onlar üstünden yürürüm.
ben dümdüz yürüyorum kardeşlerim. beğendiğim ne kadar özelliği varsa onlar üstünden yürürüm.
devamını gör...
temiz vajina
corsairsgold bu başlığın altına tanım girmemiş. başına bir şey gelmiş olabilir.
devamını gör...
yazmayan yazarlar kalırken yazan yazarların gitmesi
herkesin yazma motivasyonunu etkileyen şeyler başka.
ben mesela, yazılarım ister oylansın ister hiç okunmasın. o an yazmak istemişim yazmışım. bazen bir bilgiyi bazen bir öfkeyi paylaşmışım. çok yazdığım da olur arada durduğum da. kimseyi tanımadan kimseyi bilmeden ortaya attığım her cümle benim için çok rahatlatıcı. birine söyleyemediğimi, içimde kalanları veyahut sürekli tekrar ile boğduklarımı buradan kendimle konuşurmuşum gibi yazıyorum ya değmeyin keyfime. buradan keyif alıp almama meselesi tamamen kişisel. bazıları sıkılıyor ki, bu çok doğal. yazacağın bir şey kalmadığında gitmen normal. fakat gidildiğinde burası çok kötü bir yer denmesi saçma. çoğunluk ne yazar çizerden çok aslında bazen sadece yazdıklarımla ilgileniyorum. yazım tarzlarını beğendiğim bir çok yazar gitti. okudukça keyif aldığım acaba bugün ne yazdı dediğim bir kaç kişi kaldı. kalanlarda benim gibi bireysel takılanlar. çünkü biz bir ekip değiliz.. ben vişne olarak bu sözlükte varım ve misyonum halen yazmak.
yalnız hiçbir beklenti olmadan yazmak, okumak ve oylamak gibisi yok.
sözlüğün havası sürekli değişim halinde bence sen takıl kendi halinde..
bu tanımı uzay boşluğuna yolluyorum..
ben mesela, yazılarım ister oylansın ister hiç okunmasın. o an yazmak istemişim yazmışım. bazen bir bilgiyi bazen bir öfkeyi paylaşmışım. çok yazdığım da olur arada durduğum da. kimseyi tanımadan kimseyi bilmeden ortaya attığım her cümle benim için çok rahatlatıcı. birine söyleyemediğimi, içimde kalanları veyahut sürekli tekrar ile boğduklarımı buradan kendimle konuşurmuşum gibi yazıyorum ya değmeyin keyfime. buradan keyif alıp almama meselesi tamamen kişisel. bazıları sıkılıyor ki, bu çok doğal. yazacağın bir şey kalmadığında gitmen normal. fakat gidildiğinde burası çok kötü bir yer denmesi saçma. çoğunluk ne yazar çizerden çok aslında bazen sadece yazdıklarımla ilgileniyorum. yazım tarzlarını beğendiğim bir çok yazar gitti. okudukça keyif aldığım acaba bugün ne yazdı dediğim bir kaç kişi kaldı. kalanlarda benim gibi bireysel takılanlar. çünkü biz bir ekip değiliz.. ben vişne olarak bu sözlükte varım ve misyonum halen yazmak.
yalnız hiçbir beklenti olmadan yazmak, okumak ve oylamak gibisi yok.
sözlüğün havası sürekli değişim halinde bence sen takıl kendi halinde..
bu tanımı uzay boşluğuna yolluyorum..
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
miko seni şahsen tanımıyorum ama sen bir harikasın, bunu biliyorum. *
sesine kurban cancağızım. bul beni kankam ol noluuuurrr.*
mest oluyorum dostlar, enerjiniz hiç bitmesin..
sesine kurban cancağızım. bul beni kankam ol noluuuurrr.*
mest oluyorum dostlar, enerjiniz hiç bitmesin..
devamını gör...
z kuşağının normal sözlük'e girişinin yasaklanması gerekliliği
tamamen bir saçmalıktan ibaret olan başlıktır. 16 yaşında, sizin tabirinizle ergen ve ahlaki değerlerden yoksun bir z kuşağı bireyiyim. hayatımda daha önce bu kadar asılsız ve bu kadar saçma bir şey daha okumamıştım kafa sözlükte. insanları dahil oldukları kuşaklar belirlemez. kuşak/ nesil, doğulan yıl aralığıyla birlikte çevrenizde size sunulan imkanlar dahilinde kazandığınız farklı özellikleri belirtebilmek için ayrılır. saydığınız diğer tüm "ahlaksız ve zeka kırıntısı bulunmayan" hareketler insanın kişiliği ve eğitimiyle alakalıdır. dünya düzeninin bozulmasına ise hiç girmeyelim çünkü 99 yılından daha öncesine dayanıyor. lütfen insanları ötekileştirmek yerine zihinlerinizi temizleyin. sakin olun; ayrı kümeler yok, biz var. hepimiz bir toplumun parçasıyız, birlik olmamız lazım. kümelere ayrılmamız değil.
devamını gör...
sözlükteki kürt ve arap nefreti
lutfen artik 'biz cocukken sokakta turku, kurdu, lazi, arabi, alevisi, sunnisi beraber oynardik' yazmayin. kalbinizi kirarim.
hic biriniz 6-7 eylul]u yasamadi ve o 6-7 eylul'u yapanlar, sizden cok daha kozmoplit bir toplumda yasiyorlardi. daha cok rum vardi istanbul'da,daha cok ermeni yasardi kurtulus'ta, daha cok yahudi yasardi balat'ta. ona ragmen onca olay oldu, insanlar her seyi yagmaladi. bu bir.
ikincisi, azinlik olarak gorulen tipler gercekten azinliksa onemsenmez, ustune gidilmez zaten. mahallese iki tane roman varsa sorun olmaz, iki rum cocuk tabii ki problem olmaz ama sayilari artarsa problem olur. bunun en canli ornegini araplarla yasiyorsunuz, farkinda degil misiniz hala? bu kadar cok suriyeli yokken kimsenin araplarla problemi yoktu. ben kuzey afrika'yi arap'tan saymiyorum aslinda ama onlar bile artik arap nefretinden pay alir oldular.
turkiye'de yasayan insanlar dunyanin en ama en irkci toplumlarindan biridir. agir aksak da olsa yuruyen kamu duzeni olmasa herkes birbirini keser, emin olun. daha once olmamis sey de degil, seksen oncesi var, sivas madimak var, cemevi hadiseleri var. varoglu var.
ben sunni turkum. pembe gotlu cihangir solcusu degilim, solcu hic degilim zaten ama rica ediyorum turkiye'yi dunyanin en seker insanlarinin yasadig yer olarak gormekten vazgecin. irkciyiz, kabul edin. 'turk'e turk'ten baska yoktur dost millet' diye sarkiyi hem de seksenlerde turk bayragina sarili bir sekilde soyluyordu kadinin biri devlet televizyonunda. ulan daha darbe olali birkac sene olms, herkes birbirini kesmis, utanmadan bu millet birbirini seviyor diyordu. bunu da bizans saray musikisinin bozulmus hali olan turk sanat musikisi formunda soyluyordu, fonda bizans kilise mimarisinin taklidi camiler esliginde.
bir sektirin gidin rica ederim.
'
hic biriniz 6-7 eylul]u yasamadi ve o 6-7 eylul'u yapanlar, sizden cok daha kozmoplit bir toplumda yasiyorlardi. daha cok rum vardi istanbul'da,daha cok ermeni yasardi kurtulus'ta, daha cok yahudi yasardi balat'ta. ona ragmen onca olay oldu, insanlar her seyi yagmaladi. bu bir.
ikincisi, azinlik olarak gorulen tipler gercekten azinliksa onemsenmez, ustune gidilmez zaten. mahallese iki tane roman varsa sorun olmaz, iki rum cocuk tabii ki problem olmaz ama sayilari artarsa problem olur. bunun en canli ornegini araplarla yasiyorsunuz, farkinda degil misiniz hala? bu kadar cok suriyeli yokken kimsenin araplarla problemi yoktu. ben kuzey afrika'yi arap'tan saymiyorum aslinda ama onlar bile artik arap nefretinden pay alir oldular.
turkiye'de yasayan insanlar dunyanin en ama en irkci toplumlarindan biridir. agir aksak da olsa yuruyen kamu duzeni olmasa herkes birbirini keser, emin olun. daha once olmamis sey de degil, seksen oncesi var, sivas madimak var, cemevi hadiseleri var. varoglu var.
ben sunni turkum. pembe gotlu cihangir solcusu degilim, solcu hic degilim zaten ama rica ediyorum turkiye'yi dunyanin en seker insanlarinin yasadig yer olarak gormekten vazgecin. irkciyiz, kabul edin. 'turk'e turk'ten baska yoktur dost millet' diye sarkiyi hem de seksenlerde turk bayragina sarili bir sekilde soyluyordu kadinin biri devlet televizyonunda. ulan daha darbe olali birkac sene olms, herkes birbirini kesmis, utanmadan bu millet birbirini seviyor diyordu. bunu da bizans saray musikisinin bozulmus hali olan turk sanat musikisi formunda soyluyordu, fonda bizans kilise mimarisinin taklidi camiler esliginde.
bir sektirin gidin rica ederim.
'
devamını gör...
unutulan internet fenomenleri
salak bu çocuk, yemin ediyorum gerizekalı.
devamını gör...
özel tüketim vergisi
(bkz: o ney gardaş yarısını bana ver) devletin ayan beyan otlanması durumu.
devamını gör...
mavi duvar
dini kaygısı olmayan bazı kesimlerce son dizelerinin,
birden çıktım viraneden koşa koşa indim kumsala
allah kitap sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara
şeklinde söylendiği de vakidir. duyguyu daha iyi veriyormuş diyorlar, benonlarınyalancısıyım.jpg.
birden çıktım viraneden koşa koşa indim kumsala
allah kitap sövdüm sonra, yüzümü kırbaçlayan rüzgara
şeklinde söylendiği de vakidir. duyguyu daha iyi veriyormuş diyorlar, benonlarınyalancısıyım.jpg.
devamını gör...
3 kasım 2019 ali kuşçu gök bilim merkezi yangını
bayram gününe pek yaraşmaz belki ama zaten gri olan ankara'nın kapkara olduğu bir günden bahsetmek istiyorum size; ali kuşçu gök bilim merkezinin yakıldığı günden.
bulunduğu lokasyondaki insanlar için pek anlam ifade etmese de anıtkabir'den sonra ankara'da en fazla ziyaret edilen mekân-dı burası. benim gibi henüz gidememiş fakat önünden geçerken bile gülümseyen insanlar da yok değildi.
kızım biraz daha büyüdüğünde, onunla birlikte ziyaret edip o heyecanı birlikte yaşamanın planını yaparken bir gün öğleden sonra kara dumanlar şehrin üstünü kapladı. o gün şehirdeki tüm "insan"lar ağladı, kimi içine içine kimi göstere göstere.
ben ise her gün önünden geçmeye devam ettim. birçok insan gibi kapkara olmuş kuleye içim acıyarak bakıp durdum öyle. teknolojiyi nargile içerken fotoğraf çekmekten ibaret sayıp burayı yakanlara içimden küfürler savurmayı da ihmal etmedim. bu durum 1 yıl devam etti, ta ki birileri merkezin restore edilmesi lütfunda bulunana dek. şu an yarılanmış restorasyon, en iyi ihtimalle ancak yıl sonunda tekrar açılabilir.
ankapark fiyaskosu gibi boşa giden projelerden sonra böyle faydalı bir bilim merkezinin 2 yıl atıl durumda kalması çok büyük bir kayıp.
aşağıdaki haber videosunda yangının sebebinin belirlenmediği söyleniyor, sonradan bunun bir sabotaj olduğu kesinleşti.
bulunduğu lokasyondaki insanlar için pek anlam ifade etmese de anıtkabir'den sonra ankara'da en fazla ziyaret edilen mekân-dı burası. benim gibi henüz gidememiş fakat önünden geçerken bile gülümseyen insanlar da yok değildi.
kızım biraz daha büyüdüğünde, onunla birlikte ziyaret edip o heyecanı birlikte yaşamanın planını yaparken bir gün öğleden sonra kara dumanlar şehrin üstünü kapladı. o gün şehirdeki tüm "insan"lar ağladı, kimi içine içine kimi göstere göstere.
ben ise her gün önünden geçmeye devam ettim. birçok insan gibi kapkara olmuş kuleye içim acıyarak bakıp durdum öyle. teknolojiyi nargile içerken fotoğraf çekmekten ibaret sayıp burayı yakanlara içimden küfürler savurmayı da ihmal etmedim. bu durum 1 yıl devam etti, ta ki birileri merkezin restore edilmesi lütfunda bulunana dek. şu an yarılanmış restorasyon, en iyi ihtimalle ancak yıl sonunda tekrar açılabilir.
ankapark fiyaskosu gibi boşa giden projelerden sonra böyle faydalı bir bilim merkezinin 2 yıl atıl durumda kalması çok büyük bir kayıp.
aşağıdaki haber videosunda yangının sebebinin belirlenmediği söyleniyor, sonradan bunun bir sabotaj olduğu kesinleşti.
devamını gör...
normal sözlük'te kendi halinde yazan yazarlar
gün gelecek "aaa sende mi burdaydın" diyecekler.
devamını gör...
değersizlik hissi
açık bir yara bulur yerleşir içine. çürütür bedeni. kokusu yayılmaz.
devamını gör...
mezhep
genelde dinsel yapıda,küçük,isteğe bağlı ve ideolojik yanı olan bir gruptur. çoğunlukla kendilerinden olmayanları dışlarlar.
devamını gör...
yazgı
2001 yapımı bir zeki demirkurbuz filmi.
film, albert camus'un yabancı adlı kitabından esinlenerek yapılmış. bunların hepsi yan yana gelince de müthiş bir film çıkmış ortaya haliyle.
baş karakterimiz musa'nın ruhu öylesine boştur ki izlerken rahatsız olursunuz. adalet, ahlak, aile kavramları yoktur, sadece bir kelimedir bu kavramlar musa için. adeta dünyaya fırlatılmış ama bir parçası unutulmuş bir insandır. hele ki karakterimizin savcı ile olan diyaloğu vardır ki ekrana kitler sizi. film kitaptan farklı bir işleyişe sahip fakat varoluşçuluğu kitaptaki kadar net yansıtabilmiş.
savcı ile musa arasındaki konuşmadan kısa bir kesit:
s- insan olmak gerçekten bu kadar basit mi?
m- başka ne olma ihtimali var ki?
film, albert camus'un yabancı adlı kitabından esinlenerek yapılmış. bunların hepsi yan yana gelince de müthiş bir film çıkmış ortaya haliyle.
baş karakterimiz musa'nın ruhu öylesine boştur ki izlerken rahatsız olursunuz. adalet, ahlak, aile kavramları yoktur, sadece bir kelimedir bu kavramlar musa için. adeta dünyaya fırlatılmış ama bir parçası unutulmuş bir insandır. hele ki karakterimizin savcı ile olan diyaloğu vardır ki ekrana kitler sizi. film kitaptan farklı bir işleyişe sahip fakat varoluşçuluğu kitaptaki kadar net yansıtabilmiş.
savcı ile musa arasındaki konuşmadan kısa bir kesit:
s- insan olmak gerçekten bu kadar basit mi?
m- başka ne olma ihtimali var ki?
devamını gör...
29 ekim cumhuriyet bayramı
geçen sene pandemi nedeniyle içimiz buruk kutlamıştık bu sene daha çocuklu daha neşeli kutlayacağız. cumhuriyetimize layık bir şekilde. cumhuriyet bayramımız kutlu olsun ??.
unutmayacağız, unutturmayacağız.
unutmayacağız, unutturmayacağız.
devamını gör...
7 gün savaşı
mısır ile israil arasında geçen savaş. 7 gün denir ama gerçekte ilk 30 dakikada bitmişti. israil, havadan baskınla mısır uçaklarını havalanamaz hale getirmiş. 50 milyon arap nüfusu 4 milyon israil nüfusu karşısında mağlup olmuştu.
devamını gör...
