işaret edilen kişinin konuşmasını dinleyip dinleyip hanzo olduğuna karar veren kişi beyanı. kendisi la diyerek bir angaralı olduğunu belirtmek istemiştir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
*

arnavutluk'un kuzey dağ köylerinde yaşayan kadın topluluğuna verilen isimdir. bu kadın topluluğunun burrnesha olarak anılmasının nedeni oldukça farklı bir sebepten. bu kadın topluluğu, bir erkeğin sahip olması gereken özgürlüklere sahip olmak için önce görünümlerinden sonra ise yaşam tarzlarından vazgeçmeleri ile dikkat çekiyor. erkek gibi giyinmeye başlayıp, saçlarını kısa kesiyorlar. isimlerini bile değiştiriyorlar. asla cinsel ilşkiye girmeme ve çocuk doğurmama üzerine yeminler ediyorlar. bu topluluk çevrelerince diğer insanlar tarafından yadırganmıyor aksine erkek gibi kabul ediliyor. yeminli bakireler olarak da biliniyorlar.
günümüzde sosyal koşullar artık daha eşit ve modern olduğu için bu tutumu benimseyen kadınlar pek kalmamış.
devamını gör...

o evde hayat ve umut vardır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

trollerin ilgi meraklısı insanların uykuya dalmasından kaynaklandığını düşündüğüm başlıktır.
şu an sözlük gerçekten çok keyifli oluyor.
sanki bütün bilinçli insanlar uyanık gibi hissediyorum.
sözlükte şu an online olan herkese sarılmak istiyorum öyle keyifli geceleri burası.
sarılmak derken şaka yaptım corona var.
devamını gör...

adını kalsiyum ve magnezyum karbonatın bileşiminin meydana getirdiği dolomit minerallerinden alan bu dağlar italya’nın güney alpler bölgesinde yer alıyor. minerale ismini veren ise 18. yüzyılda bu minerali keşfeden fransız jeolog déodat gratet de dolomieu.
dolomit minerallerinin oluşturduğu kayaçların yüzeyi parlak değil soluk renkli. bu nedenle bu dağlara soluk renkli dağlar anlamına genel pale mountains da deniyor.
dağlar hem tarihi açıdan hem de turizm açısından oldukça önemli.
tarihi açıdan önemi birinci dünya savaşı'nda italya'yla avusturya-macaristan arasındaki muharebelerdeki cephelerden biri olmasından kaynaklanıyor. burada yapılan savaşta ölen askerlerin çoğu vurularak değil soğuktan ölmüş. hatta 2010 yılında burada birinci dünya savaşında donarak ölen bir askerin bedeni bulunmuş.
gelelim turistik açıdan önemine;
bölgede yer alan alpe di siusi en ünlü kayak merkezlerinden biri. yaklaşık 2500 metre yüksekliğe sahip olan merkez 2009 yılında unesco dünya mirası listesi’ne girmiş. kayak yapmanın yanı sıra yürüyüş yapmak ve kafelerde oturup soluklanmak da mümkün.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
buranın en önemli bölgelerinden biri olan st. magdalena'da 1744 yılında inşa edilen st. johann kilisesi bulunuyor. kilisede aziz yuhanna'nın yaşamını anlatan dokuz adet resim mevcut.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
son olarak dolomitler denince akla gelen en önemli yerlerin başında ise lago di braies gölü var. göl tertemiz, etrafındaki ağaçların yansımaları ile harika bir görsel şölen yaşatıyor. ziyaretçiler gölün çevresindeki yürüyüş rotalarında yürüyüş yapabileceği gibi göle ait plaja da gidebiliyorlar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görsel kaynaklar: atlas dergisi
kaynak 1 : dolomitlere gider
kaynak 2: dolomiiiit
kaynak 3: domomitttt
devamını gör...

bir süre melodi plak'ta grafiker olarak çalışmış ve bazı albümlerin kapak tasarımlarını yapmış şarkıcı, söz yazarı, besteci, oyuncu. bir gün iş yerinde, yaptığı plak resmi kurusun diye beklerken, gitarıyla çalıp söylediği "güzelliğin on para etmez, bendeki bu aşk olmasa" isimli türküyü duyan ve çok beğenen patronundan ilk plak teklifini almasıyla sanat hayatı başlamış. *
devamını gör...

hiç gitmediğiniz veya gitmeyeceginiz doğunun ücra köylerinden birindeki minikleri sevindirmek isteyen arkadaşlar olursa bi mesaj uzaginizdayim.kitap,kıyafet,kırtasiye malzemesi vs hepsi olur.
devamını gör...

evinizin çatısının uçtuğunu düşünün.
devamını gör...

sözlüğün psikoloğu çok anladığım kadarıyla onlar anlatır ayrıntısını muhtemelen ama önemli olan niyet minvalinde bir etki bu. bonibon'u hap zannederek ve işe yarayacağına da inanarak içerseniz niyetinize göre etki gösteriyor. aslında bu insanın kendi bedeni üzerindeki tahakkümü hakkında baya aydınlatıcı bir olay ama uzun uzun analiz yapasım yok.
devamını gör...

bir bahçem vardı.. nasıl bir yerdi, tam hatırlamıyorum? ekilip, biçilen bereketli topraklardı. bana öyle denildi ama hiçbir zaman duyumsamadım. bahçe'ye çıkan kapıyı kilitledim mucizesine inanmadım. geçmedim önünden hiç, yok saydım. arka bahçemdi o benim. karanlık, izbe acayip sesler gelen yer. ara ara uykularımı böler, rüyalarıma girer. kabusumdur hem hemen yanımda, sesleri dibimde. susturmaya çalışsamda, görmezden gelsemde haykırıyor beynimde. su vermediğim,beslemediğim bu topraklar bana ders veriyor. benimle yüzleş, topla burayı, görmezden gelme çağrıları hemen her gün içimde. tam kapıyı açmaya yeltendiğimde korku'nun ateşine kapılıyorum. lanet olsun o duyguya! risk alamayan ürkek bir yürek. bir yaratık kocaman ağzıyla beni yutarcasına bekliyor sanki hemen o eşiğin orada. hep biriyle gitmeyi hayal ettim, hadi bir cesaret verir bana diye. oysa çözülmemek, anlaşılmamak gelir hep beraberinde. ruhun, hayallerin gerçek olmama ihtimali üzerine çok düşünmeyen geçici uyku perisi etkisinde.
kapılarıma kilit vurdum, üstüne zincirledim. ara ara açmaya çalışırım sonra tekrar bir zincir daha..
benim bahçem pandoranın kutusu, kötülük yok içinde ve umutta. en kötüsü inancı bitmek üzere. kendine, şansına... şansı üst kat komşusu, ekmek kırıntıları atıyor balkona. ben onları silmekle meşgulüm. kırıntılar bir umut değil daha büyük engel. tahammülüm kalmadı onlara. tek tek süpürüyorum her birini, ihtiyacım yokmuş gibi.. kandırmanın en güzel oyalama olduğunu düşünen çocuk bu; büyümedi..
devamını gör...

kişilerin birbirlerine tahammülü de kalmadı. en ufak bir tartışma, kavga boyutuna ulaşıyor. otobüste, metroda, vapurda kurallara uyulmaması, ardından yaşanan tartışmaların kavga noktasına gelmesi bardağı taşıran son damla oluyor.
ne yapılacağını, nasıl davranılacağını unuttuk toplum olarak.
devamını gör...

kasımda '22' beni bekler. garip.18'den sonrası çok hızlı geçiyor.anlayamıyorsun bile.
devamını gör...

finallerim var ne oluyor dediğim başlıktır.
giremiyorum siteye alooo sözlük darağacı değil giyotin tercih ediyor ayrıca yanlış bilgi vermeyin.
devamını gör...

bu şarkı dünyanın en seksi şarkısı olabilir, cidden.
devamını gör...

zengin değilim.
devamını gör...

bu platformda da onları unutmayacağız. ruhları şad olsun. konu ile ilgili kafasını kuma gömen siyasilere de yazıklar olsun.
devamını gör...

hafta sonu keyiflerimizin perşembeden başlayacağını müjdeleyen, daha "günaydın" görselleriyle bile bütün stresimizi, gün başlar başlamaz üzerimizden alıp uzaklaştıran, daim olmasını dilediğim heyecanı klavyesinden okunan yeni yayıncımızın güzel haberi. yıldızlar arası yolculuğu hayırlı olsundur, tuşlarına asteroid değmesindir.
devamını gör...

en yakın arkadaşlarımdan biri, suphi bey.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çocukluğumun kitabıdır.

bu yazıya başlamadan önce içimde bir tedirginlikle oturdum bilgisayarın başına. insanların ömrüleri boyunca duyduğu ama çoğunun okumadığı, hatta varlığından bile haberdar olmadığı bir kitaptan bahsetmek enikonu zor işti. ama kimse okumak istemese de yazdığım yazıyı en azından pollyanna adını bir kez daha görmelerine vesile olabilecektim. pollyanacılığın ne lüzumu var diyebilirsin elbette ama ben yine de bu “mutluluk oyunu”nu bir kez de burada deneyeyim.

eleanor h. porter’ın pollyana’sı 29 yıl önce bir yılbaşı arefesinde ve bir paket içinde annem tarafından bana verildiğinde, ben kemalletin tuğcu’yla akşamları , ışıklar sönmeden önce uzun, kasvetli ama bir o kadar da keyifli okuma saatleri geçiriyordum. pollyannayla tanışmam yeni yılın başlamasıyla aynı zamanlara denk geldi. tuğcu’nun verdiği karamsarlıktan sonra pollyanna’nın bazen sinir bozucu olabilen iyimserliği bende garip bir etki bıraktı. henüz sekiz yaşında bir çocuktum ve pollyanna’nın 250 sayfaya varan öyküsünü üç günde yalayıp yuttum. o zamanlar onca mantıklı gelen iyimserliği, tevekkülü şimdi bana biraz gereksiz ve romantik görünse de pollyanna’ya duyduğum sevgi asla azalmadı.

kendine hediye edilen koltuk değneklerine bile sevinebilen, bir araba kazası sonucu felç olduğu zaman bile iyi bir yan arayan ve ne gariptir ki bulabilen bu sarı saçlı sevimli 11 yaşındaki kız bu haliyle takdire şayandır.
porter’ın 1913 yılında yazdığı roman 58 yıl sonra temel gürsu tarafından filme alındı ve herkes bu filmi çok iyi hatırlar, izlediğim zaman beni hayalkırıklığına uğratan, zihnimdeki pollyanna görüntüsüne saldıran bir film olmsına rağmen garip bir tezatla birkaç kez zevkle izlediğim bir filmdir “hayat sevince güzel”. eleanor h. porter’a en ufak bir gönderme yoktur filmde, bir ahde vefa örneği bekler insan izlerken, en azından evdeki kütüphanede bir pollyana olsun ister ama yoktur. pollyanna’nın hikayesini anlatmanın gereği yok, siz zaten zeynep değirmencioğlu’nu izlediniz.


eleanor h. porter’a yapılan bu haksızlık sadece bu filmle sınırlı değildir kanımca. kendi gibi bazı yazarların da başına gelmiştir bu musibet. örneğin pinokyo, frankenstein, oblomov, don quiotte, moby dick; pollyanna gibi yazarlarını gölgede bırakan kahramanlardır ama iyi yanından bakarsak, bizim gibi onları yad edecek okurları her dönem olmuştur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim