turistin görebileceği herkesi aşılayacağız
tanım: turistlere kendi milletinden daha fazla önem veren dışişleri bakanının beyanı.
kısaca;
turist > zengin yandaş türk > turistleri gören türk > zengin muhalif türk > zengin olmayan yandaş türk >>>>> zengin olmayan, turistleri görmeyen muhalif türk.
kısaca;
turist > zengin yandaş türk > turistleri gören türk > zengin muhalif türk > zengin olmayan yandaş türk >>>>> zengin olmayan, turistleri görmeyen muhalif türk.
devamını gör...
üstteki yazarın mahlasını cümle içinde kullanmak
tolgamental olarak çöküşte olduğunu düşünüyor.
devamını gör...
kendime saygım var davranışları
cahille muhabbeti kesmek.
devamını gör...
açık unutulmuş ıslak mendil gibi olmak
harika bir tabir. çok beğendim.
devamını gör...
eyyo
yeni yaşının güzel mucizelerle gelmesini temenni ettiğim yazar
devamını gör...
özlemek neye benzer sorusu
devamını gör...
en yakındaki kitabın ilk ve son cümleleri
üç aydır kasabada kaymakam yok.
bundan sonra biz kendi başımızın çaresine kendimiz bakarız...
yaşar kemal-teneke (kitap).
bundan sonra biz kendi başımızın çaresine kendimiz bakarız...
yaşar kemal-teneke (kitap).
devamını gör...
kışı güzel kılan detaylar
ilkbahara dönüşü. ciddiyim. çok güzel.
devamını gör...
feminizm
lezbiyen değillerdir(istisna vardır)
kadınların üstün olduğunu savunmazlar.
erkek düşmanı, koca bulamayan kadınlardan oluşmaz.
bütün feministler aynı şeyleri düşünmez, yönlüdür.
feminizm, sadece şehirli, orta sınıf kadınlar için değildir, hem de hiç değildir.
kadınların üstün olduğunu savunmazlar.
erkek düşmanı, koca bulamayan kadınlardan oluşmaz.
bütün feministler aynı şeyleri düşünmez, yönlüdür.
feminizm, sadece şehirli, orta sınıf kadınlar için değildir, hem de hiç değildir.
devamını gör...
malaki
eski ahit'in son peygamberi. dolayısıyla yahudilikteki son peygamberdir. geleneksel olarak malaki kitabı'nın yazarı olarak kabul edilir. easton'ın incil sözlüğü'ne göre, malaki'nin özel bir isim olmaması, sadece yahve'nin elçisi anlamına gelmesi mümkündür. malaki'nin ne zaman yaşadığı konusunda görüşler farklıdır, ancak nerdeyse tüm bilginler m.ö. 500'lerde yaşadığını düşünür. ezra, malaki hakkında hiçbir imada bulunmaz. malaki'nin adı incil'de pek az geçtiği için(veya geçmediği için), bazı bilginler malaki adının bu peygamberin kişisel adı olup-olmadığından şüpheleniyor.
aslında eskiden yahudiler, malaki kitabını, ezra'ya atfediyorlardı. fakat ezra'nın adı kitabın başlangıcında kitapla ilişkilendirilmiyordu. bazı geleneklere göre, malaki kitabı, zerubbabel'indir. bazı geleneklere göre ise bu kitap, nehemya'ya aittir. diğerleri ise malaki kitabının malaki'ye ait olduğunu söyler. bazı modern bilim adamları malaki kitabının anonim olduğunu söylemektedirler. bazıları malaki'nin resmi bir unvan olduğunu, "bir mesaj veya misyonla görevli kişi"(misyoner) anlamına geldiğini söylerler. hasılı, bence de malaki kitabı anonim olmalıdır. yazarı belli olsa bu konu bu kadar tartışılmazdı herhalde.
aslında eskiden yahudiler, malaki kitabını, ezra'ya atfediyorlardı. fakat ezra'nın adı kitabın başlangıcında kitapla ilişkilendirilmiyordu. bazı geleneklere göre, malaki kitabı, zerubbabel'indir. bazı geleneklere göre ise bu kitap, nehemya'ya aittir. diğerleri ise malaki kitabının malaki'ye ait olduğunu söyler. bazı modern bilim adamları malaki kitabının anonim olduğunu söylemektedirler. bazıları malaki'nin resmi bir unvan olduğunu, "bir mesaj veya misyonla görevli kişi"(misyoner) anlamına geldiğini söylerler. hasılı, bence de malaki kitabı anonim olmalıdır. yazarı belli olsa bu konu bu kadar tartışılmazdı herhalde.
devamını gör...
hobilerle ayakta durmak
faydalanılacak en güzel terapi.
insanın bir hobi edinip onunla zaman geçirmesi kadar kafa dinlendiren bir şey yok. yok demeyeyim de az şey var diyeyim.
resim yaparken mesela, dünyayı unutuyorum ben. sevdiğiniz bir şey mutlaka vardır. bulup çıkarın ve faydalanın ondan! kesinlikle pişman olmazsınız.
insanın bir hobi edinip onunla zaman geçirmesi kadar kafa dinlendiren bir şey yok. yok demeyeyim de az şey var diyeyim.
resim yaparken mesela, dünyayı unutuyorum ben. sevdiğiniz bir şey mutlaka vardır. bulup çıkarın ve faydalanın ondan! kesinlikle pişman olmazsınız.
devamını gör...
son nefeste söylenecek söz
kelime-i şahadet
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
dergi işleri.
devamını gör...
lacrimosa
başlığa doğru bilgiler kadar, hiç anlam veremediğim tanımlar da girilmiş. biz şu işi biraz toparlayalım.
mozart’ın son eseri requiem’in bir bölümüdür lacrimosa. mozart bu eseri tamamlayamadan ölmüş, öğrencisi franz süssmayr tarafından bitirilmiştir.
kısaca requiem’i tanımlayalım;
hristiyan katolik inancına göre, cenaze törenlerinde ya da ölen kişinin yıldönümlerinde çalınan bir tür dinsel ağıt veya ilahi türüdür. bu gelenek, ölen kişinin ruhunun bağımsızlığına kavuşması için yapılır.
lacrimosa;
italyanca kelimedir. gözü yaşlı olan, ağlamaklı olan anlamına gelir. requiem’in bu bölümü gerçek bir başyapıttır.
mozart’ın sihirli flüt operasına çalıştığı dönemde, viyana kontu franz von walsegg tarafından ölen eşi için sipariş edilmiştir. ancak kont tam bir düzembazdır. ünlü bestecilere sipariş işler yaptırıp, kendi eseri gibi gösteren ve eserin haklarına sahip olan biridir. bu oyunu mozart ölümü sonrası eşi constanze ve öğrencisi süssmayr bozar.
amadeus filminin son sahnesidir. gerçi film baştan aşağı yanlıştır. filmin son sahnesinde lacrimosa’ya yer verilir. bu sahnede mozart’ın kraliyet müzisyeni salieri’ye requiem’in son bölümlerini yazdırdığı görülür ki, bu tamamen uydurmadır. film için düşünülmüş bir sondur. sahne gereği mozart, eserin confutatis bölümlerini, salieri’ye hasta yatağında sözlü olarak söyler ve salieri bunları yazar. kek tarifi mi bu? böyle bir şey mümkün olabilir mi? filmin en saçma bölümüdür.
öğrencisi süssmayr, bu eseri mozart’ın yazdığı bölümlere ekler yaparak ve sonuna mozart’ın imzasını taklit ederek bitirir. ancak gerçek kısa süre sona ortaya çıkar. mozart’ın el yazması ve üzerine süssmayr’in eklediği bölümlerin orijinali bugün viyana milli kütüphanesinde bulunmaktadır.

konu çok uzun, mozart kendi ölüm müziğini yaptı diyenler var ki, oraya girersek hiç çıkamayız. sonra (bkz: manas destanı gibi tanım giren sözlük yazarı) diye başlık açıyorsunuz.
bir trol bilgisiyle yazımızı bitirelim. çok iyi bir film olan “requiem for a dream” müzikleri, bana göre filmden daha güzeldir. burada youtube’a yüklenen ve çok izlenen bir görüntüye “mozart’s requiem for a dream” denir. lan o requiem bu değil. video kapağına konulan görsel ise mozart değil. bana daha çok benziyor. ya dostlar, tarih okuyarak, araştırarak öğrenilir. filmler tarihi hatalarla doludur. youtube veya sosyal medyaya yüklenen her şeyi doğru bellemeyin. etmeyin. eğletmen beni, söyletmen beni.
mozart’a gider
trol requiem’e gider
ingilizce kaynak
mozart’ın son eseri requiem’in bir bölümüdür lacrimosa. mozart bu eseri tamamlayamadan ölmüş, öğrencisi franz süssmayr tarafından bitirilmiştir.
kısaca requiem’i tanımlayalım;
hristiyan katolik inancına göre, cenaze törenlerinde ya da ölen kişinin yıldönümlerinde çalınan bir tür dinsel ağıt veya ilahi türüdür. bu gelenek, ölen kişinin ruhunun bağımsızlığına kavuşması için yapılır.
lacrimosa;
italyanca kelimedir. gözü yaşlı olan, ağlamaklı olan anlamına gelir. requiem’in bu bölümü gerçek bir başyapıttır.
mozart’ın sihirli flüt operasına çalıştığı dönemde, viyana kontu franz von walsegg tarafından ölen eşi için sipariş edilmiştir. ancak kont tam bir düzembazdır. ünlü bestecilere sipariş işler yaptırıp, kendi eseri gibi gösteren ve eserin haklarına sahip olan biridir. bu oyunu mozart ölümü sonrası eşi constanze ve öğrencisi süssmayr bozar.
amadeus filminin son sahnesidir. gerçi film baştan aşağı yanlıştır. filmin son sahnesinde lacrimosa’ya yer verilir. bu sahnede mozart’ın kraliyet müzisyeni salieri’ye requiem’in son bölümlerini yazdırdığı görülür ki, bu tamamen uydurmadır. film için düşünülmüş bir sondur. sahne gereği mozart, eserin confutatis bölümlerini, salieri’ye hasta yatağında sözlü olarak söyler ve salieri bunları yazar. kek tarifi mi bu? böyle bir şey mümkün olabilir mi? filmin en saçma bölümüdür.
öğrencisi süssmayr, bu eseri mozart’ın yazdığı bölümlere ekler yaparak ve sonuna mozart’ın imzasını taklit ederek bitirir. ancak gerçek kısa süre sona ortaya çıkar. mozart’ın el yazması ve üzerine süssmayr’in eklediği bölümlerin orijinali bugün viyana milli kütüphanesinde bulunmaktadır.

konu çok uzun, mozart kendi ölüm müziğini yaptı diyenler var ki, oraya girersek hiç çıkamayız. sonra (bkz: manas destanı gibi tanım giren sözlük yazarı) diye başlık açıyorsunuz.
bir trol bilgisiyle yazımızı bitirelim. çok iyi bir film olan “requiem for a dream” müzikleri, bana göre filmden daha güzeldir. burada youtube’a yüklenen ve çok izlenen bir görüntüye “mozart’s requiem for a dream” denir. lan o requiem bu değil. video kapağına konulan görsel ise mozart değil. bana daha çok benziyor. ya dostlar, tarih okuyarak, araştırarak öğrenilir. filmler tarihi hatalarla doludur. youtube veya sosyal medyaya yüklenen her şeyi doğru bellemeyin. etmeyin. eğletmen beni, söyletmen beni.
mozart’a gider
trol requiem’e gider
ingilizce kaynak
devamını gör...
takip edilesi sözlük yazarları
(bkz: meja) (bkz: nikiforenko) (bkz: gaunter o'dimm) (bkz: pisipisi) (bkz: bystander) (bkz: gandalfgillerden) (bkz: ıvanmılınskı) (bkz: venus) (bkz: wertheimer) (bkz: ateist kaplumbağa)
devamını gör...
klişe teselli cümleleri
boşver kanka pes atak mı?
devamını gör...
bu sıcakta başörtüsünü niye takıyorsun
bir insan başka bir insanın kişisel alanına karışma hakkını nasıl kendinde bulur anlamıyorum. tek temennim gerçek olmaması.
devamını gör...
yazarların yazdığı hikayeler
saat gecenin 3'ü. hava biraz serin ama çok üşütmüyor. hafif bir esinti sadece. karşıda uçsuz bucaksız bir deniz, denizin kenarında gecenin sessizliği ile konuşan bir kadın. altında eski bir eşofman, üzerinde ince, örme bir ceket.* aklında ise sorular. düşünüyor, "ne yapacağım?" diyor. ardından bir ses duyuyor yanından.
bir keresinde biz makes hanım’la
emirgan’da hiç çay içmedik
bir keresinde biz makes hanım’la
emirgan’da çay içmedik,
solunda oturan adam söylüyor bu şarkıyı. yüzünün yarısı görünüyor adamın. kirli sakallarını, karakteristik burnunu ve kalın kaşlarını seçebiliyor genç kadın. adam neden oturduğunu bilmiyor bu kadının yanına, "neden burada? neden bu şarkıyı söylüyor şu anda? ne yapıyor?", bilmiyor. kadın ise anlam veremeden susuyor öylece. bu nahif ve güzel sesi dinliyor sadece. devam ediyor adam.
kim sevmez, kim sevmez söyleyin kim?
makes hanım’ı kim sevmez?
kim sevmez, kim sevmez söyleyin kim?
yerimde olmayı kim istemez?
adam içindeki meraka yenilip yarıda kesiyor şarkıyı.
- ne işiniz var burada, bu saatte?
- sizin için bir önemi mi var?
- oldukça endişeli ve meraklı görünüyorsunuz, rahatsız etmek istememiştim. iyi akşamlar.
adam kalkıyor ve gidiyor kadının yanından, istemeye istemeye...
kadın düşünüyor, ne oldu len az önce?
ertesi gece, saat 4
kadın yine oturmuş denizle sohbet ediyor. sahil bomboş. ileride içen birkaç kişi dışında ortam sessiz. kadın onları duymuyor bile. ileriden bir adam geliyor, yanındaki banka oturuyor. kadın tanıyor bu adamı ama nereden? bilemiyor. önüne dönüyor kadın. düşüncelere dalıyor bir kez daha. sabah 6 suları, gün doğmaya başlıyor. "bir gece daha bitti. artık gitmeli " diye geçiriyor aklından. yanındaki uzun saplı çantasını almaya yeltendiği sırada yandaki bankta oturan adamı görüyor. adamın varlıģını dahi unutmuş kadın. ama adam hala orada. sonra hatırlıyor kadın. bu o adam, dün yanında şarkı söyleyen. kalkıyor banktan, hiç düşünmeden adamın yanına doğru ilerliyor. bunu fark eden adam büyük bir gülümseme ile karşılıyor kadını.
-merhaba.
-merhaba?
-siz dünkü beyefendi değil misiniz? şu şarkıyı söyleyen hani?
- ah, evet benim.
- ...
- dün düşünceli halinizi görünce merak etmiştim. bu gece de burada olacağınızı tahmin ettim. yanılmadım.
-size ne bundan?
- size karşı içimde bilemediğim bir merak var, merak ediyorum sizi.
-tamam da neden? tanışıyor muyuz daha önceden ?
- sanmıyorum.
-o zaman?
- bilmem...
hiçbir şey söylemeden adamın yanından ayrılıyor kadın. "ne tuhaf bir adam..." diye düşünüyor içinden.
gece saat 4 suları. adam sessiz adımlarla geliyor sahile. kadını arıyor gözleri. kadın yok etrafta.
"rahatsız ettim herhalde kadıncağazı. ah salak kafam, kapatsana çeneni." diye kızıyor kendisine. biçare oturuyor kadının her zamanki oturduğu banka. takıyor kulaklığını, başlıyor yakamozu izlemeye. adamın aklında kadın, peki ya kadın???
sabah gün doğmaya başlıyor. adam gidemiyor buradan. "ya gelirse o güzel kadın?" düşüncesi ile. bir yandan da korkuyor kadını rahatsız etmiş olmaktan. "neden? " diyor. "neden bu merakım? ". kendisi de cevap veremiyor buna.
ileriden biri geliyor, görüyor adam. yoksa o kadın mı? değil, olsa tanırdı çünkü. ama o gibi...
bir heyecan sarıyor adamı. ileriden, kendisine bol gelen örme ceketi ve elinde bez bir çanta ile ilerleyen o kadını artık net görüyor. kocaman bir gülümseme peydah oluyor adamın yüzünde. çaktırmadan önüne dönüyor, daha fazla rahatsız etmemek için kadını. kadın kendisine doğru ilerlemeye devam ediyor, görüyor fakat yanına oturmayacak biliyor. oysa ne güzel olurdu yanına otursa, diye düşünüyor.
- günaydın, diyor kadın.
-günaydın?
-rahatsız mı ediyorum?
-ah hayır, asla. oturur musunuz?
gülümseyerek oturuyor kadın.
- çay ister misiniz? emirgan'da değiliz ama olsun.
şaşırıyor adam.
-tabii isterim. teşekkürler.
kadın bez çantanın içinden kırmızı bir termos ve iki karton bardak çıkartıyor. adam şaşkın ve heyecanlı. başlıyorlar gün doğumunu izlerken çay içmeye. içleri sıcacık. çaydan mı? birlikte oldukları için mi? onlar da anlayamıyorlar...
tam 1 hafta boyunca bu iki kişi her gece buluşmaya başlıyorlar burada. birbirlerine şiirler okuyor, şarkılar söylüyor, hikayeler okuyorlar ve en önemlisi susuyorlar.
gecelerden birinde, her zamanki gibi güneş tepeye çıkıncaya kadar sohbet ediyorlar deniz eşliğinde.
- o zaman bu gece burada görüşmek üzere.
- peki saat 2 uygun mudur?
- anlaştık o zaman. saat 2'de burada.
adam kadının beklemediği bir şey yaparak sarılıyor kadına. kadın şaşkın bir şekilde sarıyor kollarını adama. iki şaşkın ve mutlu ruh, ayrılıyor o sabah bir kez daha.
gece kadın bekliyor adamı. saat 1.57. 3 dakika var. biliyor kadın, gecikmez bu adam. nereden biliyor bunu? onu da bilmiyor ama neredeyse emin gecikmeyeceğinden.
saat 3.39.
4.12
5.56
7.03
adam gelmedi, kadın ise bekledi sabaha kadar. "gelmeyecek demek ki" diyerek cebindeki sigaraya uzandı kadın. eline farklı bir şey değdi, hissetti. 4'e katlanmış bir kağıt parçası. okudu yavaşça bu birkaç kelimeyi. gözünden bir damla yaş aktı, denize karıştı. deniz sonsuza kadar o bir damla göz yaşını taşıdı. kadın ise affetmedi bu adamı.
bir keresinde biz makes hanım’la
emirgan’da hiç çay içmedik
bir keresinde biz makes hanım’la
emirgan’da çay içmedik,
solunda oturan adam söylüyor bu şarkıyı. yüzünün yarısı görünüyor adamın. kirli sakallarını, karakteristik burnunu ve kalın kaşlarını seçebiliyor genç kadın. adam neden oturduğunu bilmiyor bu kadının yanına, "neden burada? neden bu şarkıyı söylüyor şu anda? ne yapıyor?", bilmiyor. kadın ise anlam veremeden susuyor öylece. bu nahif ve güzel sesi dinliyor sadece. devam ediyor adam.
kim sevmez, kim sevmez söyleyin kim?
makes hanım’ı kim sevmez?
kim sevmez, kim sevmez söyleyin kim?
yerimde olmayı kim istemez?
adam içindeki meraka yenilip yarıda kesiyor şarkıyı.
- ne işiniz var burada, bu saatte?
- sizin için bir önemi mi var?
- oldukça endişeli ve meraklı görünüyorsunuz, rahatsız etmek istememiştim. iyi akşamlar.
adam kalkıyor ve gidiyor kadının yanından, istemeye istemeye...
kadın düşünüyor, ne oldu len az önce?
ertesi gece, saat 4
kadın yine oturmuş denizle sohbet ediyor. sahil bomboş. ileride içen birkaç kişi dışında ortam sessiz. kadın onları duymuyor bile. ileriden bir adam geliyor, yanındaki banka oturuyor. kadın tanıyor bu adamı ama nereden? bilemiyor. önüne dönüyor kadın. düşüncelere dalıyor bir kez daha. sabah 6 suları, gün doğmaya başlıyor. "bir gece daha bitti. artık gitmeli " diye geçiriyor aklından. yanındaki uzun saplı çantasını almaya yeltendiği sırada yandaki bankta oturan adamı görüyor. adamın varlıģını dahi unutmuş kadın. ama adam hala orada. sonra hatırlıyor kadın. bu o adam, dün yanında şarkı söyleyen. kalkıyor banktan, hiç düşünmeden adamın yanına doğru ilerliyor. bunu fark eden adam büyük bir gülümseme ile karşılıyor kadını.
-merhaba.
-merhaba?
-siz dünkü beyefendi değil misiniz? şu şarkıyı söyleyen hani?
- ah, evet benim.
- ...
- dün düşünceli halinizi görünce merak etmiştim. bu gece de burada olacağınızı tahmin ettim. yanılmadım.
-size ne bundan?
- size karşı içimde bilemediğim bir merak var, merak ediyorum sizi.
-tamam da neden? tanışıyor muyuz daha önceden ?
- sanmıyorum.
-o zaman?
- bilmem...
hiçbir şey söylemeden adamın yanından ayrılıyor kadın. "ne tuhaf bir adam..." diye düşünüyor içinden.
gece saat 4 suları. adam sessiz adımlarla geliyor sahile. kadını arıyor gözleri. kadın yok etrafta.
"rahatsız ettim herhalde kadıncağazı. ah salak kafam, kapatsana çeneni." diye kızıyor kendisine. biçare oturuyor kadının her zamanki oturduğu banka. takıyor kulaklığını, başlıyor yakamozu izlemeye. adamın aklında kadın, peki ya kadın???
sabah gün doğmaya başlıyor. adam gidemiyor buradan. "ya gelirse o güzel kadın?" düşüncesi ile. bir yandan da korkuyor kadını rahatsız etmiş olmaktan. "neden? " diyor. "neden bu merakım? ". kendisi de cevap veremiyor buna.
ileriden biri geliyor, görüyor adam. yoksa o kadın mı? değil, olsa tanırdı çünkü. ama o gibi...
bir heyecan sarıyor adamı. ileriden, kendisine bol gelen örme ceketi ve elinde bez bir çanta ile ilerleyen o kadını artık net görüyor. kocaman bir gülümseme peydah oluyor adamın yüzünde. çaktırmadan önüne dönüyor, daha fazla rahatsız etmemek için kadını. kadın kendisine doğru ilerlemeye devam ediyor, görüyor fakat yanına oturmayacak biliyor. oysa ne güzel olurdu yanına otursa, diye düşünüyor.
- günaydın, diyor kadın.
-günaydın?
-rahatsız mı ediyorum?
-ah hayır, asla. oturur musunuz?
gülümseyerek oturuyor kadın.
- çay ister misiniz? emirgan'da değiliz ama olsun.
şaşırıyor adam.
-tabii isterim. teşekkürler.
kadın bez çantanın içinden kırmızı bir termos ve iki karton bardak çıkartıyor. adam şaşkın ve heyecanlı. başlıyorlar gün doğumunu izlerken çay içmeye. içleri sıcacık. çaydan mı? birlikte oldukları için mi? onlar da anlayamıyorlar...
tam 1 hafta boyunca bu iki kişi her gece buluşmaya başlıyorlar burada. birbirlerine şiirler okuyor, şarkılar söylüyor, hikayeler okuyorlar ve en önemlisi susuyorlar.
gecelerden birinde, her zamanki gibi güneş tepeye çıkıncaya kadar sohbet ediyorlar deniz eşliğinde.
- o zaman bu gece burada görüşmek üzere.
- peki saat 2 uygun mudur?
- anlaştık o zaman. saat 2'de burada.
adam kadının beklemediği bir şey yaparak sarılıyor kadına. kadın şaşkın bir şekilde sarıyor kollarını adama. iki şaşkın ve mutlu ruh, ayrılıyor o sabah bir kez daha.
gece kadın bekliyor adamı. saat 1.57. 3 dakika var. biliyor kadın, gecikmez bu adam. nereden biliyor bunu? onu da bilmiyor ama neredeyse emin gecikmeyeceğinden.
saat 3.39.
4.12
5.56
7.03
adam gelmedi, kadın ise bekledi sabaha kadar. "gelmeyecek demek ki" diyerek cebindeki sigaraya uzandı kadın. eline farklı bir şey değdi, hissetti. 4'e katlanmış bir kağıt parçası. okudu yavaşça bu birkaç kelimeyi. gözünden bir damla yaş aktı, denize karıştı. deniz sonsuza kadar o bir damla göz yaşını taşıdı. kadın ise affetmedi bu adamı.
devamını gör...
tatlı hayat
"bunaa inanabiliyor musun sevinç"
"allahım çıldıracağım, yetmeyecek üzerine delireceğimmm"
repliklerini bize kazandırmış, haluk bilginer'in yine harika olduğu, zaman zaman açıp izleyip bir doz neşe alarak hayata devam edilesi dizidir.
"allahım çıldıracağım, yetmeyecek üzerine delireceğimmm"
repliklerini bize kazandırmış, haluk bilginer'in yine harika olduğu, zaman zaman açıp izleyip bir doz neşe alarak hayata devam edilesi dizidir.
devamını gör...
sözlük güncellemeleri
yapılan güncelleştirmelerin yönetim tarafından listeleneceği başlıktır.
24 ocak itibarı ile;
spoiler butonu geliştirilmiş olup yayına alınmıştır.
alıntı butonu daha işlevsel bir hale dönüştürülmüş olup, copy paste içerikler için kullanımı zorunlu hale getirilmiştir.
moderasyonun yazarların tanımlarına müdahil olma yetkisi yoktur, lakin alıntı olarak belirtilmeyen içerikleri düzenlemeyip, alıntı içerisine alma yetkisi 24 ocak 2021 itibarı ile kendilerine verilmiştir.
bilindiği üzere karma puan sisteminde uzun tanımlar avantaj sağlamaktadır. ancak kopyala yapıştır içeriklerin karma puana katkısı yoktur.
soru : bir tanımın özgün olup olmadığını nasıl anlarız ?
cevap : özgünlük testi kapsamında onlarca site bulunmakta, bu siteleri kullanabilirsiniz.
aynı zamanda tanımın bir kısmını kopyalayıp google'da aratabilirsiniz.
bizlerin de arka planda özgünlük algılayıcı bir programı mevcuttur.
24 ocak itibarı ile;
spoiler butonu geliştirilmiş olup yayına alınmıştır.
alıntı butonu daha işlevsel bir hale dönüştürülmüş olup, copy paste içerikler için kullanımı zorunlu hale getirilmiştir.
moderasyonun yazarların tanımlarına müdahil olma yetkisi yoktur, lakin alıntı olarak belirtilmeyen içerikleri düzenlemeyip, alıntı içerisine alma yetkisi 24 ocak 2021 itibarı ile kendilerine verilmiştir.
bilindiği üzere karma puan sisteminde uzun tanımlar avantaj sağlamaktadır. ancak kopyala yapıştır içeriklerin karma puana katkısı yoktur.
soru : bir tanımın özgün olup olmadığını nasıl anlarız ?
cevap : özgünlük testi kapsamında onlarca site bulunmakta, bu siteleri kullanabilirsiniz.
aynı zamanda tanımın bir kısmını kopyalayıp google'da aratabilirsiniz.
bizlerin de arka planda özgünlük algılayıcı bir programı mevcuttur.
devamını gör...