helena petrovna blavatsky
namıdiğer madam blavatsky. (namıdiğer, tdk'ya göre, birleşik kelime olduğundan doğru yazılışı bu şekildedir. ancak bazı kaynaklarda namı diğer ve osmanlı kaynaklarında ise nam-ı diğer şeklinde de kullanımları vardır.) ukrayna'da doğan alman asıllı yazar. 4 yaşındayken insanların düşüncelerini okumaya başladığı söylenir. daha çocuk yaşlarda ezoterizme yoğun ilgi duymaya başlamıştır. ezoterizmi kısaca gizemcilik olarak tanımlayabiliriz. biraz daha açacak olursam, içte ve derinlerde kalmış herkesin göremeyeceği felsefi öğretiler olduğunu söyleyebilirim. 16 yaşındayken dünya seyahatlerine başlayan yazarın bu gezileri tam yirmi yıl sürmüştür. aslında bu gezileri başlatan olay, madamın bu yaşta kendinden epey büyük bir general ile evlendirilmesidir. bu evliliği hiç istemeyen blavatsky, çareyi evden kaçmakta bulur. mısır’dan, tibet’e, himalayalar’dan a.b.d’ye kadar dünyanın dört bir yanını gezmiştir. o yıllarda tibet’i gezmek yasak olduğundan, nasıl tibet’e gidebildiği konusu tam bir muammadır. bu gezilerdeki amacı; yüzlerce, binlerce yıl öncesinden beri gizli kalmış kadim bilgeliği ortaya çıkarmaktır. gezilerde, mısır hiyeroglifisi, sanskiritçe, antik yunanca, latince gibi dilleri okuyup konuşabilmeyi öğrenecek kadar zeki bir insandı. inanılmaz bir bilgi birikimi ile gezileri sonlandırarak, new york’ta teozofi cemiyetini kurmuştur. teozofi, kısaca evrensel bilgelik anlamına gelmektedir. amacı öğrendiği kadim bilgileri tüm insanlığa yaymaktı.
eserleri şunlardır:
sessizliğin sesi (geleneksel tibet felsefesini anlatmaktadır), gizli öğreti (en önemli eseri olduğu söylenir), teozofinin anahtarı, teozofi sözlüğü, şark mücevherleri, hindistan ormanları ve mağaraları üzerine, mavi dağların ülkesi, okültist (ezoterik) hikayeler.
(1831-1891)
eserleri şunlardır:
sessizliğin sesi (geleneksel tibet felsefesini anlatmaktadır), gizli öğreti (en önemli eseri olduğu söylenir), teozofinin anahtarı, teozofi sözlüğü, şark mücevherleri, hindistan ormanları ve mağaraları üzerine, mavi dağların ülkesi, okültist (ezoterik) hikayeler.
(1831-1891)
devamını gör...
amin maalouf
onunla kendinizini yüzüncü adı ararken bulursunuz, hayyam'ın rubailerini ararsınız, altın yapmaya çalışırsınız ve yeri gelir tanios kayasında ağlarsınız. sizi bambaşka keyifli serüvenlere sürükler ve zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız.
devamını gör...
zülfü livaneli
ilk olarak serenad adlı kitabını okuduğum, sürükleyici ve gerçekci romanlar yazarken aynı zamanda toplumu ironik bir şekilde eleştiren yazar, politikacı, müzisyen ve yönetmen. herkesin mutlaka müziklerini dinlemesi ve kitaplarını okuması gerekiyor.
devamını gör...
mahkemede görüşürüz diyen yazar
buluşma yeri olarak ilginç bir yer seçmiştir.
devamını gör...
yeraltından notlar
dostoyevski'nin gregor samsa olmak isteyen yalnız ve kararsız kahramınıdır yeraltı adamı. belki de kafka'nın dönüşümü yazarkenki amacı onun şu cümlelerini gerçeklemekti: "dinlemek isteseniz de, istemeseniz de, şimdi size niçin bir haşere bile olamadığımı anlatmak istiyorum baylar. tamamıyla ciddi olarak söyleyeyim ki, böcek olmayı çoğu zaman arzuladım. yazık ki buna bile layık olamadım." "nihayet şuna geliyoruz baylar: en iyisi hiçbir şey yapmamak! bilinçli tembellik hepsinden iyi!"
devamını gör...
efsane kitapların ilk cümleleri
"galaksinin batı sarmal kolu’nun bir ucunda, haritası bile çıkarılmamış ücra bir köşede, gözlerden uzak, küçük ve sarı bir güneş vardır."
(bkz: otostopçunun galaksi rehberi)
(bkz: otostopçunun galaksi rehberi)
devamını gör...
yazarların ilgilendiği alanlar
az önce aklıma düşen muhteşem ötesi fikir. gerekçelerimi ve düşüncelerimi şöyle bir anlatmama müsaade edin. uzun olsa da bir okuyun, eksileme yok ama beğenmezseniz özel mesajdan küfretme hakkını veriyorum size.*
her ne kadar interaktif sözlükler bir dönem olabildiğince popüler olsalar da, hayatta kalabilen tek bir büyük örneği kaldı: malumunuz, ekşi sözlük. ve gene malumunuz olacağına inanıyorum ki; ekşi'yi bu zamanlarına getiren şey, içinde yıllardır birikegelen, muhteşem bir kolektif üretimin hazinesi olan bilgiler. insanların herhangi bir konuda bilmediği ya da diğer insanların fikirlerine danışabildiği bir mekanizma olarak kalabilmesi. zaten ekşi de bunun farkında olduğundan son zamanlarda sosyal yönünden ziyade, bu referans olanağını ön plana çıkarmaya başladı.
bununla birlikte, çiçeği burnunda kafa sözlük, adeta gıcır gıcır bir günlük havasında. çoğu popüler ya da kuytu köşe kavramın ya da herhangi bir şeyin; başlığı ya açılmış birkaç parça şey var ya da hiç yok. az önce the office başlığını ellerimle açarken içimin bir tuhaf olması üzerine sahipleniverdim zaten fikri. bak dinle.
şunca yazarız, herbirimizin farklı farklı meslekleri, ilgi alanları, takip ettikleri, hobileri, okudukları, dinledikleri, genel anlamda bildikleri var. akılalmaz bir bilgi potansiyeline sahibiz. ve eğer bu platformu okunabilir ve hatırlanabilir kılmak istiyorsak, gerçekten değer görecek tek şeyin, bilginin içeriğini üretmek zorundayız.
o sebepten, işbu muhteşem kampanya aracılığıyla, siz değerli yazarları bildiğimiz herhangi şeyleri yazmaya davet ediyorum. kütüphanemizdeki kitapları, dinlediğimiz şarkıları, izlediğimiz dizi ve filmleri, mesleğimiz gereği bildiğimiz onlarca şeyi ve onlarla ilgili diğer şeyleri de. flood yapmadan, sol frame'i mahvetmeden (sabaha bırak özelliği burada tam olarak nasıl çalışıyor bilmiyorum ama tam da bu sebepten olsa gerek), tertemiz, çiçek gibi, efil efil şeyler yazabiliriz pek tabii. anket başlıklarına zaten yazıyoruz. yapma demiyorum hobi olarak yine yap. nasıl fikir?
ben başlıyorum. ilk taşı günahsız olan atsın.
bu gökten zembille inen gereksiz sahiplenişi ve ciddiyeti de neye borçlu olduğumu bilmiyorum. yoldaş'dan para falan da almadım halbuse. verse alırım ama. keşke verse. eheh. şaka şaka. yoksa?
her ne kadar interaktif sözlükler bir dönem olabildiğince popüler olsalar da, hayatta kalabilen tek bir büyük örneği kaldı: malumunuz, ekşi sözlük. ve gene malumunuz olacağına inanıyorum ki; ekşi'yi bu zamanlarına getiren şey, içinde yıllardır birikegelen, muhteşem bir kolektif üretimin hazinesi olan bilgiler. insanların herhangi bir konuda bilmediği ya da diğer insanların fikirlerine danışabildiği bir mekanizma olarak kalabilmesi. zaten ekşi de bunun farkında olduğundan son zamanlarda sosyal yönünden ziyade, bu referans olanağını ön plana çıkarmaya başladı.
bununla birlikte, çiçeği burnunda kafa sözlük, adeta gıcır gıcır bir günlük havasında. çoğu popüler ya da kuytu köşe kavramın ya da herhangi bir şeyin; başlığı ya açılmış birkaç parça şey var ya da hiç yok. az önce the office başlığını ellerimle açarken içimin bir tuhaf olması üzerine sahipleniverdim zaten fikri. bak dinle.
şunca yazarız, herbirimizin farklı farklı meslekleri, ilgi alanları, takip ettikleri, hobileri, okudukları, dinledikleri, genel anlamda bildikleri var. akılalmaz bir bilgi potansiyeline sahibiz. ve eğer bu platformu okunabilir ve hatırlanabilir kılmak istiyorsak, gerçekten değer görecek tek şeyin, bilginin içeriğini üretmek zorundayız.
o sebepten, işbu muhteşem kampanya aracılığıyla, siz değerli yazarları bildiğimiz herhangi şeyleri yazmaya davet ediyorum. kütüphanemizdeki kitapları, dinlediğimiz şarkıları, izlediğimiz dizi ve filmleri, mesleğimiz gereği bildiğimiz onlarca şeyi ve onlarla ilgili diğer şeyleri de. flood yapmadan, sol frame'i mahvetmeden (sabaha bırak özelliği burada tam olarak nasıl çalışıyor bilmiyorum ama tam da bu sebepten olsa gerek), tertemiz, çiçek gibi, efil efil şeyler yazabiliriz pek tabii. anket başlıklarına zaten yazıyoruz. yapma demiyorum hobi olarak yine yap. nasıl fikir?
ben başlıyorum. ilk taşı günahsız olan atsın.
bu gökten zembille inen gereksiz sahiplenişi ve ciddiyeti de neye borçlu olduğumu bilmiyorum. yoldaş'dan para falan da almadım halbuse. verse alırım ama. keşke verse. eheh. şaka şaka. yoksa?
devamını gör...
gomercan ile o gemi radyo programı
yahuu daha parçaya girmeden arkadan gelen melodiyle yiiaaa yapıp kalbimi bıraktığım güzel yayın. ne diyelim "hasret kimseye kalmasın, sevdalılar ayrılmasın" bee.
yayın için teşekkürler sevgili gomercan.
yayın için teşekkürler sevgili gomercan.
devamını gör...
kendimizi hafiflemiş hissetmemizi sağlayan şeyler
kafa açan arkadaşlarım var benim* çok şükür ki varlar onlarla konuşmak, dertleşmek, beni anladıklarını görmek. yalnız olmadığımı bilmek.*
devamını gör...
imamların güldür güldür show'un kaldırılmasını istemesi
arkadaşlar imamlar biz kadınların araba sürmesini de istemiyor. onların sözüne göre hareket edersek işimiz iş..
devamını gör...
portal
kapı anlamına gelen sözcük.
bilim kurgu filmlerinde de uzayın bir yerinden başka yerine, boyutlar arasında geçiş yapmak amacıyla açılan kapı anlamında karşımıza sık sık çıkar.
bilim kurgu filmlerinde de uzayın bir yerinden başka yerine, boyutlar arasında geçiş yapmak amacıyla açılan kapı anlamında karşımıza sık sık çıkar.
devamını gör...
geceye çocukluktan kalan bir ukde bırak
sakar bir çocukmuşum annem yürürken bile düşüyordun diyor.buna rağmen ısrarla paten istiyordum. gizliden bir kaç defa arkadaşımdan sürmeye çalışıyordum dizler kan,yara bere içinde...ısrarlar yalvarmalar derken koruma iç güdüsüyle alınmadı haliylen.aslında çokta haklılarmış ne diyeyim ama halen iyi sürenleri görünce hep bakarım arkalarından aslında hem başaramamışlık hemde sahip olamamışlık durumuda denilebilinir.
bunun birde ponpon kız olmak istememe rağmen folklere göndermeleri var.küçük ponpon kızlar ne kadar tatlı ne kadar şekerlerdir yok illaha yöresel olacağız onun içinde dediler ki çok üşütüp hasta oluyorsun giyin kaftanları... benimki fazla korumacılık altında yaşanılan çocukluk uhdeleri işte...
bunun birde ponpon kız olmak istememe rağmen folklere göndermeleri var.küçük ponpon kızlar ne kadar tatlı ne kadar şekerlerdir yok illaha yöresel olacağız onun içinde dediler ki çok üşütüp hasta oluyorsun giyin kaftanları... benimki fazla korumacılık altında yaşanılan çocukluk uhdeleri işte...
devamını gör...
birleşik kezban emirlikleri
ayrıştırıcı ve cinsiyetçi başlık, neyseki kafa sözlükte sayılı bunlar.
biz de keko erkeklerden bahsedelim o zaman, seks için şekilden şekile giren, yapmadığı halt, bürünmediği rol kalmayan bukalemun tayfadan mı bahsedelim ?
biz de keko erkeklerden bahsedelim o zaman, seks için şekilden şekile giren, yapmadığı halt, bürünmediği rol kalmayan bukalemun tayfadan mı bahsedelim ?
devamını gör...
cinnet geçirten yazım yanlışları
devamını gör...
arstotzka
arstotzka, papers pleasede memuru olduğumuz ülkenin adıdır. kolechia ile 6 yıl boyunca savaşmış ve grestin'in yarısını ele geçirmiştir. sovyet ülkesine benzeyen bir ülkedir.
milli marşları normalde arka plandaki beste üzerine sözler yazılmış:
arstorzka milli marşı
sözler:
arstotzka milli marşı2
sözler (2. marş):
arstotzka
arstotzka greatest country in the world.
ıf you want to get in
you will need to bring your papers
and your passport.
ıf you forge, if you lie, if you cheat you will be detained.
you can not, ı repeat, you can not
fool us here on post.
next.
arstotzka
arstotzka better than kolechia.
they are stupid and foolish and silly little rats.
filthy rats.
we have tanks, we have bombs, we have guns
we have glory too.
there is no cowardly enemy that can bother us.
boom.
arstotzka
arstotzka medicine is best in world.
ıf you're sick, if you sneeze, or you need another heart.
or a lung.
we have doctors who will make you feel almost no pain.
ıf you scream, then they know that you are very much alive.
ouch.
arstotzka
arstotzka have best football team in world.
they kick balls, they kick arse, they kick everything you see.
they are great.
they can run, they can jump, they can score so many goals,
other teams should despair, there is no true hope to win.
goal!
arstotzka
arstotzka have best apartments in the world.
they are big, they are grey, they are square and glorious.
so great.
you can eat, you can sleep, you can even just relax
and watch all the other countries be really jealous.
ha-ha.
arstotzka
arstotzka economy is best in world.
every man, every month can afford to eat one loaf.
mmm, bread.
our industry is heaviest in world
we melt steel, we burn coal, we make air look really cool.
glory to arstotzka.
milli marşları normalde arka plandaki beste üzerine sözler yazılmış:
arstorzka milli marşı
sözler:
arstotzka milli marşı2
sözler (2. marş):
arstotzka
arstotzka greatest country in the world.
ıf you want to get in
you will need to bring your papers
and your passport.
ıf you forge, if you lie, if you cheat you will be detained.
you can not, ı repeat, you can not
fool us here on post.
next.
arstotzka
arstotzka better than kolechia.
they are stupid and foolish and silly little rats.
filthy rats.
we have tanks, we have bombs, we have guns
we have glory too.
there is no cowardly enemy that can bother us.
boom.
arstotzka
arstotzka medicine is best in world.
ıf you're sick, if you sneeze, or you need another heart.
or a lung.
we have doctors who will make you feel almost no pain.
ıf you scream, then they know that you are very much alive.
ouch.
arstotzka
arstotzka have best football team in world.
they kick balls, they kick arse, they kick everything you see.
they are great.
they can run, they can jump, they can score so many goals,
other teams should despair, there is no true hope to win.
goal!
arstotzka
arstotzka have best apartments in the world.
they are big, they are grey, they are square and glorious.
so great.
you can eat, you can sleep, you can even just relax
and watch all the other countries be really jealous.
ha-ha.
arstotzka
arstotzka economy is best in world.
every man, every month can afford to eat one loaf.
mmm, bread.
our industry is heaviest in world
we melt steel, we burn coal, we make air look really cool.
glory to arstotzka.
devamını gör...
çocuğu ayakta sallamak
zaman zaman çocuğu sallamanın denge ve beyin problemlerine neden olacağı, bazen de kendisini anne karnında gibi güvende hissettiğini söyleyen uzmanlar yüzünden halen emin olmadığım uyutma şekli. bana göre çocukların büyük bir kısmı koşullanma yolu ile öğreniyor. bu yüzden kolik değilse hiç alistirmazsaniz farklı şekillerde uyutmak daha sağlıklı diye düşünüyorum. gecenin bir yarısı uykunuzun ortasında bebeği alıp ayakta sallamak cehennem azabı gibi olmalı.
iki çocuğumu da hiç sallamadim belki bu yüzden biraz mesafeli baktığım uyutma şekli.
iki çocuğumu da hiç sallamadim belki bu yüzden biraz mesafeli baktığım uyutma şekli.
devamını gör...
ilkokuldan akılda kalanlar
bahçede bir çocukla kavgaya tutuştuk.
çocuk bir şekilde yerlerde yuvarlandı. ben de tam olarak ne oldu bilmiyorum. sanırım ilahi bir güç dayak yememi engelledi.
neyse efem sınıfıma geçtim uslu uslu sıramda oturuyorum. kapıda bir hareketlilik. biz 4. sınıfız kapıda ortaokuldan 3 abi bunlar 'ne yapıyor? bu ses ne?' demeye kalmadı az aralandılar ve bizim yere kapaklanan sarı bebe göründü. salya sümük nasıl bir ağlama. kapıdan girdi ve beni işaret etti. yaşıtlarımın çeyreği kıvamındayım arkadaş zaten. ben içimden bari sadece biri dövse diye geçirip gözlerimi kapatmışken. arka sıramdaki canım orhan'a pata küte daldılar. çocukta nasıl efendi nasıl kibar bir bilseniz. sineği incitmez. uzun boylu, sarışın bir çocuktu bu orhan.
neyse işte bir hareketlilik oldu hesap soramadan kaçtı gittiler. olay açığa çıkamadı. bir daha sınıfa ne gelen ne giden oldu. sarı bebe ya çekindi 'şu kızdan dayak yedim' demeye ki ben hakikaten bir şey yapmadım ya da söyledi 'len sünepe kızdan mı dayak yedin?' deyip kafasına şaplağı attılar.
şimdi geleceğim nokta canım orhan sana hiç diyemedim o dayağı benim yüzümden yedin diye. yani arkadaşım vallahi beni sağlam kurtardın bak. sana teşekkür ederim yani biraz geç oldu ama kusura bakmayı ver. bugün bulsam seni itiraf ederim ama o zaman acayip korkmuştum. bir iki gün okula gitmemiştim o derece.
bu da böyle bir anı. orhan buradaysan ses ver gözüm.
çocuk bir şekilde yerlerde yuvarlandı. ben de tam olarak ne oldu bilmiyorum. sanırım ilahi bir güç dayak yememi engelledi.
neyse efem sınıfıma geçtim uslu uslu sıramda oturuyorum. kapıda bir hareketlilik. biz 4. sınıfız kapıda ortaokuldan 3 abi bunlar 'ne yapıyor? bu ses ne?' demeye kalmadı az aralandılar ve bizim yere kapaklanan sarı bebe göründü. salya sümük nasıl bir ağlama. kapıdan girdi ve beni işaret etti. yaşıtlarımın çeyreği kıvamındayım arkadaş zaten. ben içimden bari sadece biri dövse diye geçirip gözlerimi kapatmışken. arka sıramdaki canım orhan'a pata küte daldılar. çocukta nasıl efendi nasıl kibar bir bilseniz. sineği incitmez. uzun boylu, sarışın bir çocuktu bu orhan.
neyse işte bir hareketlilik oldu hesap soramadan kaçtı gittiler. olay açığa çıkamadı. bir daha sınıfa ne gelen ne giden oldu. sarı bebe ya çekindi 'şu kızdan dayak yedim' demeye ki ben hakikaten bir şey yapmadım ya da söyledi 'len sünepe kızdan mı dayak yedin?' deyip kafasına şaplağı attılar.
şimdi geleceğim nokta canım orhan sana hiç diyemedim o dayağı benim yüzümden yedin diye. yani arkadaşım vallahi beni sağlam kurtardın bak. sana teşekkür ederim yani biraz geç oldu ama kusura bakmayı ver. bugün bulsam seni itiraf ederim ama o zaman acayip korkmuştum. bir iki gün okula gitmemiştim o derece.
bu da böyle bir anı. orhan buradaysan ses ver gözüm.
devamını gör...
türkiye’de obezitenin giderek artması
kilo almayan bir ben varım sanardım, ben de almışım. önceki gece iki gün süren stres ve üzüntüye müteakip mide ağrısının meyvesi olarak; gece birden uykumdan nefes alamaz halde boğazım yanarken uyandım. güç bela kardeşlerim ve babamın yardımı ile nefes boruma kaçan kusmuktan kurtulup kendimi acile atınca acilde kaç kilo olduğumu merak etti işgüzarın biri; neyse çıktım ki ben diyeyim 2 sız deyin 4 kilo almışım.* ne ara aldım dersem cevabı da basit. pandemi dolayısı ile kardeşlerimden biri olmazsa ikisi 7/24 sürekli evde, annem olacak örümcek beyinli 'kardeşlerin varken koşma koşu bandında ayıp koca kızsın' diye tutturunca hareketsizlikle beraber almışım haliyle...
endokrinim* ve dahiliyeci el ele bir liste verdiler. akşam bir leğen semizotunu otladım. gözümde büyüyor bu 4 kilo, ilk defa bu kadar aldım. tuhaf olan iştahım da öyle açık ki, bugün boğazım tahriş olduğu halde* bir kilo salatalığı yemişimdir. *
neyse ki balık-tavuk- yeşillik şeklinde beslenince kolay kilo veriyorum da o balık fiyatları ne allahsızlar?
neyse; bu kilolar daha çooook ot kaldırır.
endokrinim* ve dahiliyeci el ele bir liste verdiler. akşam bir leğen semizotunu otladım. gözümde büyüyor bu 4 kilo, ilk defa bu kadar aldım. tuhaf olan iştahım da öyle açık ki, bugün boğazım tahriş olduğu halde* bir kilo salatalığı yemişimdir. *
neyse ki balık-tavuk- yeşillik şeklinde beslenince kolay kilo veriyorum da o balık fiyatları ne allahsızlar?
neyse; bu kilolar daha çooook ot kaldırır.
devamını gör...

