2006 yılında çorum'da kurulmuş olan üniversitedir. daha önce gazi üniversitesine bağlı olarak eğitim verirken 2006 yılında ayrılmıştır. iibf fakültesinde prof. dr. fatih duman ve prof. dr. ahmet özalp gibi değerli hocalar vardır.
devamını gör...

bir bebek. severim kendisini. ki bunu çok sık söylemem açıkçası.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


tip: bahşiş

bunalım: sorunların üstesinden gelememe hali.

geek: popüler kültürün ıvır zıvırlarını kutsayan, pokemon sevici, siber keşiş.

tip bunalımı: mesela geek toplumsal bir tiptir. içine doğduğu kültürle özdeşemez, mevcut olanı kusurlu gördüğü için alt kültürlere sığınmaya çalışır. oynadığı oyunun geçtiği evrenin içinde yaşamak ister. okuduğu science fictionların gerçek dünyadaki fahri konsolosluğuna soyunur. bütün seriyi traş edecek sabrı gösterdiği için konuyla ilgili kendinden daha bilgili kimse yoktur. lucas la star wars evreni hakkında tartışabilecek cürreti edinmiştir. polarize kafalar yaşar bunalımdadır ama bunu saçma sapan şeylerle bastırmaya çalışır. kendiyle yada toplumla tartışacak beygir gücünü kendinde görmez zaten toplum laftan anlamaz ve rönesans cahili bir gürühtur onun için.

bir defa bir tipe büründünüz mü artık o tip üzerinize yapışıp kalır, kalıcı bir apaçi dövmesini taşımanın yıllar sonra verdiği pişmanlık gibi sızlayıp durur ruhunuz. geri vitesi olmayan tiplerle empati kurdukça serebroya bağlanan profesör xavier gibi zihinsel sancılar çekmeye başlarım. herkes sizi harry potter sevici olarak tanımış bir defa, 3. sınıf bir şey hoşunuza gitsede renginizi belli edemezsiniz. uslubunuz bile kalıplı ve boktan bir şekilde ömür boyu aynı tıngırtıda seyretmeye devam etmek zorundadır.
devamını gör...

bir kez daha anladım ki rte başörtüsüz kadınların öldürülmesini pek sallamıyor. ona göre öldürülen , tacize uĝrayanların hepsi başörtüsüz. kendi kızları korunaklı evlerde hiç tacize uğramadan milyar dolarlarla ve vasat kocalarıyla mutlu bir hayat sürerken biz kot pantolon giydiğimiz ve babamiz cumhurbaskani olmadigi için tacize uğramaya hak görũlüyoruz. başörtüsũzsen ve kadınsan hayatta kalmak gerçekten zor bu ülkede. ve dünyada. kendi cinsiyetimden nefret ettiren herkese lanet olsun. !
devamını gör...

kardeşim kahverengi renk değil mi? niye dışlıyorsunuz bizi! ben de isterdim ela ela olayım ama değil işte.

yine de olsun yani görüyorum çok şükür diyip bitiriyorum.
devamını gör...

ilkokulda bir arkadaşımızın kulağının dibinde aynı anda 2 balon patlattık.sonuç bizim için şaka onun için hüsran oldu.kız korkudan 1 ders boyunca ağladı ve kulağını tuttu haliylen.şaka yapmaya çok meraklıydık o yaşlarda ama üzülmüştük te tabi sonrasında bu bize ders oldu,daha az korkutucu şakalar yapmaya da devam ettik..
devamını gör...

antoine de saint-exupéry tarafından esasında yakın dostu léon werth'in trente-trois jours -otuz üç gün- romanına önsöz olarak kaleme alınan eser, romanın yayımlanması mümkün olmayınca saint-exupéry tarafından hayli değiştirilmiş. werth metinde isimsiz bir dost haline bürünmüş ve fransız halkının bir temsili vaziyetine gelmiş. çok sevdiği dostu léon werth, aynı zamanda saint-exupéry'nin küçük prens (kitap)'ı da ithaf ettiği isim. kitap, kırmızı kedi yayınevi tarafından basılmış, turuncu kitaplar serisinde yer alıyor, dolayısıyla ebat olarak minik bir kitap.

gezgin, esir, mülteci gibi kavramlarla ilgili bakış açımı derinleştiren bir kitap oldu. saint-exupéry'nin dostluğa ve insan ilişkilerine bakışı içimi tam anlamıyla kıpır kıpır etti. yazarın eserlerinde zaman zaman rastladığım mistik yanı seviyorum, bu kitap da bundan nasibini almış diyebilirim. en nihayetinde doğu mistisizmi yok ancak rüzgarla gelen bir çiçeğin kokusu gibi duyuyorum yine de. yazar bu metinde yaşamıyla, seyahat ettiği ülkeler ve deneyimleriyle ilgili bilgilere de değiniyor. bu nedenle yazarı çok küçük bir pencereden de olsa tanımak ve anlamak için birinci elden güzel bir kaynak niteliğinde.

iki kitabı tesadüfen ardı ardına okuyunca sadık hidayet'in diri gömülen (kitap) isimli öykü kitabındaki fransız esir isimli öyküden ayrı düşünemez oldum bu kitabı. talih. fransız esir, bu eseri tamamlayıcı nitelikte benim için. hatta öyle ki, aynı kişi düşünülerek yazıldığını dahi iddia edebilirim. fakat bir yerde aynı kişidir, mevzu bahis aynı halk ve maruz kalınan aynı acımasızlıktır.


devrimci öncüler, hangi partiye mensup olurlarsa olsunlar, insanların değil de (insanı özüne göre tartmazlar) semptomların peşine düşerler. rakip hakikatler onlara birer salgın hastalık gibi görünür. varlığı şüpheli bir semptom uğruna, bulaşıcı hastalık taşıyan kişi karantinaya gönderilir. mezara.

kaynak: bir rehineye mektup - antoine de saint-exupéry, s. 36-37, 2018, kırmızı kedi yayınevi.
devamını gör...

yani gerçekten anlamıyorum bu kadının neden bu denli beğenildiğini. güzel, evet ama bence ortalamanın bir iki tık üstünde sadece. umarım öldürülmem.
devamını gör...

genel olarak 1980-2000 yılları arasında doğan neslin dahil olduğu kuşak. sanırım en karma kuşak budur, bir kısmının kafasının karışık olması da normaldir.

1980-1990 yılları arası doğanlar kendilerinden önceki x kuşağı ve baby boomer kuşağı ile büyüdüğü için onlardan bazı özellikleri de istemeden almış ama kendi kuşağının özellikleri arasında da sıkışmış olabilmektedir. x kuşağının aslında günümüzde olumsuz olarak kabul gören bir çok özelliğini taşımaktadırlar istemeseler de, bu nedenle dez kuşağını anlamakta zorlanabilmektedirler. ama yine de bir x kuşağı gibi değiller sanırım bu konuda...

bahsettiğim y kuşağının ilk elemanları da kuşak çatışması yaşamaktadır kendinden önceki nesille, ama kendilerine yakın 1990 ve 2000 yılı arasında doğanlarla ise iyi/kolay anlaşabilmektedirler.

özetle, y kuşağıarada kalmış bir kuşak bence. bu yüzden z kuşağı ile çatışma yapması çok normal. ama hoşgörülü ve geniş bir bakış açısına da sahip olabilmeleri nedeniyle** bunun da üstesinden gelebilecek kuşaktır.
devamını gör...

evet ineklerin tükettikleri yemin özelliği süte geçebilir ki bu insan dahil her memeli de gerçekleşebilir. (tavuklar da yapabilir: selenyumlu, omegalı yumurta.. ). ama kakao değildir o enfeksiyondur ve çok da kötü kokar asla tüketilmemeli. derhal tedavi başlatılmalı. (bkz: içme çoçuğum onu)
devamını gör...

küçük prens.
devamını gör...

zaten türkiye'de yaşamıyor musun diyenlere "yaşamak kavramını sorgulamasını" önerdiğim başlık
devamını gör...

eşşek arısı geliyo üstüme doğru diye tırmandığım ağaçtan atlamıştım. baya yüksekten uçarak düşmüştüm. arı beni kovalamaya devam etti, boşuna atmışım kendimi.
devamını gör...

mahlasın gizeminden cesaret alan, kim ne yapıyor, kiminle yapıyor diye merak eden laubali komşu olmaya aday yazar kafası sorunsalı
devamını gör...

sevgi kırgınlık, ego kızgınlık yaratır. ilişkilerde verici insanlar kırılan, alıcı insanlar ise kızan taraftır çoğunlukla. iki tarafta sakin kalma eğiliminde ve çabasındaysa, demek ki karşılıklı bir durum vardır. hadi yine iyisiniz seviliyorsunuzdur.*
şaka bir yana, kızgınlık zayıf ve olgunlaşmamış insan işidir.
devamını gör...

çok çalışırsam her şeyi başarabilirim zannediyordum, halbuki şans faktörü hayatın her alanında varmış çok çalışınca her istediğimiz olmuyormuş.
devamını gör...

böyle bir ayara sözlükte ancak bir kaç kez rastlanır. ayarı yiyen yazarın yerinde olmak istemezdim. evlerden ırak .
devamını gör...

ben bir kez olduğunu düşünenlerden değilim. her yaşın aşkı farklı olur bence. çocukluk aşkı çok daha masum. lise aşkı çok daha coşkulu. daha ileriki yaşlardaki ise biraz daha işin içine mantık karışabilirimsi. her dönemde büyüyor, gelişiyor, daha iyi versiyonlarımıza dönüşüyoruz. haliyle bu versiyonların yeni aşklara yelken açması da olasıdır bence.
devamını gör...

bu başlıkta amaç; günlük hayatta kurtarıcı nitelikte olabilecek, genel kültürümüze kültür katacak, ortamlarda havanıza hava katacak bilgilendirici tanımları bir araya toplamak.
örneğin; deniz atlarının erkek cinste olanlarının da doğurabildiği, kedilerin ön patisi nereye basarsa arka patisinin de aynı noktaya basması, pek bilinmeyen bilgisayar kısayolları, tarihi kişiliklerle ilgili ilginç bilgiler vs.
devamını gör...

fransız şarkıcı ve söz yazarı pascal obispo 'ya ait superflu albümünde yer alan 1996 tarihli mükemmel şarkıdır.
obispo burada lucie ismindeki sevdiği kadına* hayatla, yaşamakla ve aşk ile ilgili öğüt vermektedir.

"lucie, benim. biliyorum, etrafındaki her şeyin parçalandığı böyle geceler var.
ama ileriye bak; hiç pes etmeden...
biliyorum, hiçbir şeyin çözümü değil
ama bazen kendini zorlamalısın.
acele et, lucie. bir kere yaşıyoruz ve bir kez ölüyoruz.
hiçbir şey için zamanımız yok.
yaşamda en önemli şey ki hiçbir kitapta söylenmemiştir;
anı yaşamaktır.
ve aynı zamanda aşktır.
lucie, kendine yüklenme. hiçbir pişmanlık yaşadıklarına değmez."



*rebecca'nın obispo'yu hüzünlendirdiği gibi değil; gözlerimizi mutluluktan nemlendirecek güzel insanlarla çevrili olmalıyızdır daima. çünkü bir kez yaşıyor ve bir kez ölüyoruz. hiçbir şey için yeterli zamanımız yokken sevmek için yeterince zamanımız olması bence pek bir anlamlı*.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim