kalbimiz fakir olmasın hafız diyeceğim ama bu da fakir edebiyatı.
devamını gör...

etrafındaki diğer ülkelere göre küçük ama çok delikanlı, yürek yemiş insanların yaşadığı bir ülkedir. 1865 - 1870 arasında brezilya, arjantin ve bolivya'ya karşı savaştılar. hatta yetişkin her üç erkekten ikisi bu savaşta öldü.
devamını gör...

ego mastürbasyonu yapan bir ik ve müdür ile görüşmem.
bir işe başvurduğumuzda elbette olumsuz da olabileceğini biliyoruz. hatta, olma olasılığının daha az olacağını düşünüp, yine de başvuruyoruz. çünkü, işsizliğin allah belasını versin.
iki üniversite mezunuyum. bir süredir, suçlusu olarak kendimi de gördüğüm işsizlik yaşıyorum. suçum, süreci iyi yönetememek.
bir süre önce de bir hayli kurumsal olan bir firmaya, kendi eğitimden daha düşük eğitimlilerin dahi başvurup, çalışabildiği bir pozisyona başvurdum.
anında görüşmeye çağrıldım. belki de bu salak niye buna başvurdu, bi görelim tipini dediler. tipten de salak görünüyor mu acaba diye merak ettiler belkide.
ilk görüşmemi ik tek başına yaptı ve belli bir sonuç bildirmese de görüşme olumlu görünüyordu.
bir süre sonra müdürün görüşmek istediğini söyleyip, ikinci mülakata çağırdılar.
o görüşmede genel olarak olumlu görünüyordu. tabii bunlar benim varsayımım. ama az çok belli olur ya hani, oldu yani.
hatta o görüşme sonucunda müdüre hanım bir sonraki görüşmemiz resmi bir görüşme olacak dedi. o ne demekse artık.
ben onu işe alım görüşmesi olarak anladım ki bence herkes de öyle anlardı.
tabii ki yine de olmama ihtimalinin farkında ve bilincindeyim.
bugün için tekrar görüşmeye çağrıldım ve gittim tabii.
bu üçüncü görüşme olacağı için ve olumsuz olsa niye bana vakit ayırsın, en iyi ihtimalle arayıp olmadı derler diye düşündüğüm için, bunun işe alım görüşmesi olacağını yüksek ihtimal varsayarak gittim.
bu sefer hem müdü2r hanım hem ik oradaydı.
orada dediysem, beni randevu verdikleri saatten 1 saat fazla beklettikleri görüşme!
yine de moral bozmadım. çünkü sonuçta iş!
beni daha önce ayrı ayrı mülakat yapan kişiler bu sefer de beraber beni tekrar dinlemek istediler! kendimi anlattım. ben kendimi gayet güzel izah edebilen birisi olarak, yine onların karşısında ezilip, bükülmeden, kendimi özguvenli bir şekilde izah ettim. onlar konuşurken her şeye peki demek yerine, ben de onlara sorular sorup, izahat bekledip. tabii ki çok saygılı ve profesyonel bir şekilde yaptım bunu. çünkü 3. görüşme artık benim de bunları konuşma hakkım vardı.
ben bu şekilde konuştukça müdüre hanımın surat ifadesi değişti. evet maskeden bile belli olacak bir değişim.
bu arada bana olumlu hiçbir şey söylemiyorlar. sürekli köşeye sıkıştırma çabası var belli. biliyorum onların işi bu. bu bi test. ama o testte kendini dik tutup, aynı şekilde kendisini izah eden birisinin varlığı neden rahatsız ediyor peki? amaç ne?
en son dayanamayan müdüre bana "senin özgüveninden korktum" dedi.
bu ne şimdi?
o pası da kendimce gole çevirdim.
bu sefer de "cesaretin korkutucu" dedi.
biz nerdeyiz? ne oluyor yahu?
bende kayış koptu kopacak ama sakin oldum yine de.
daha ufak tefek bir sürü şey.
en sonunda "(bkz: sizi ileride değerlendireceğiz) dedi.
yuh yani. bu nedir?
ben de sizi bekliycem öyle mi?
salon kadını çizgimden kaymamak için, konuşmayı sonlandırıp çıktım.
bu nasıl bir iş yapış? bu mudur bu işin aslı?
karşınızdaki de insan yahu. zorlamak ayrı, bu ayrı bir şey.
bugün sayemde rahatlamışlardır umarım. mutlu geçmiştir günleri.
devamını gör...

yolda ilerliyorum yanımda bir cam var. döndüm üstüm başım düzgün mü diye bir bakayım dedim. tam her şey yolunda deyip devam edecekken en az 10 erkeğin bana döndüğünü fark ettim.
herhalde ilk defa berber camında kendine bakan bir kız gördüler ya da onları kestiğimi düşündüler bilemiyorum. ama utanç vericiydi kabul ediyorum.
devamını gör...

türkler "istemiyorum" lafını ısrarla anlamıyorlar. bir türk'e "hayır yemek istemiyorum" dediğinizde "niye yemiyorsun?" diye soracak. nolur beni rahat bıraksın diye beş tane sebep sayıyorum "tadını beğenmiyorum, içinde biber var, karnım tok" gibi ve yine beni rahat bırakmıyor "ama bir dene, belki bunu beğenirsin."
gerçekten bu milletin hayattaki en küçük ihtimale tutunma güdüsü beni bunaltıyor. evet, türk tipi başkanlık sistemi bizi zengin etti, evet tayyip erdoğan ekonomist, evet, evet, evet. bi salın şu ülkeyi artık ya. biraz rasyonalite arıyorum şu hayatta ama hiç bir sokakta, hiçbir resmi kurumda yok.

aşırı yılışık bir milletiz. biri bize samimiyet gösterdiğinde hemen laçka. sosyolojimiz ve bilişsel kültürümüz hala köylü. betonarme kentlerde yaşıyoruz, apartmanlarda altlı üstlüyüz ama hala kent kültürü geliştiremedik. bu yüzden de bu ülke düze çıkmıyor. çünkü bu zihniyet her yerde, her kafada. bu ülkeye kimi başkan yaparsanız yapın aynı kafada olduğu için yine diktatörlük olacakmış gibi geliyor bana.

ben mizaç olarak biraz sertim. bana "nemrut" diye lakap takmışlar. yok ebesinin dezenfektanı. lakap takmak nedir ya? ilkokul üçüncü sınıfta mısınız siz? fosur fosur sigara içerken bana lakap mı düşündünüz.
devamını gör...

yüzyüzeyken konuşuruz grubunun solisti, sesi insana keyif veren seslerdendir.
özellikle bazı şarkılarını dinlemekten pek bıkmayacağım sanırım.

barbar



boş gemiler



ne farkeder

devamını gör...

kimin yanındayken? *
devamını gör...

sömürülmüş enerjim yerine geldi. emeği geçenlere teşekkürler, yayıncılarımızın yanaklarını sıkıyorum. her pazartesi burada olacağım. önerilerimi de paragraflara sığdıramayacağım, halka seslenir gibi dile getireceğim. *
devamını gör...

2. ve 3. cildi atlayıp 1’den sonra 4’ü okusanız daha iyi olur. okumayı seven bir adam olarak okurken çok zorlanmıştım. sonra yaşar kemal’in hayatını okuyunca öğrendim ki, o da yazarken çok zorlanmış.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hep aynılardı hiç değişmediler aslında. daha önceden maşa olarak bunları mesut yılmaz ve ecevit kullandı şimdi tayyip kullanıyor. oraya buraya saldırmayı iyi bilir bu kancık çakal sürüsü.
devamını gör...

beni çok sevindiren kampanya. beceremiyordum çünkü kendime birini bulmayı. sırf başkası bana bulsun diye gittim önceki diplomaya ek olarak 4 sene daha okudum, bir sürü şey öğrendim, çalıştım çabaladım ki yazdıklarımla dikkat çekeyim, sonra profilime baksınlar, sonra beni beğenip bir başka fotoğraflı sözlükçüye layık görsünler. allah'ım; o kadar mesudum ki...

yalnız tabi sırf evlenebilmek için kuantum mekaniği falan öğreneceğim diye biraz yıprattım kafayı. kırdım yani. hafif kaçıklık var. ona göre birini bulursanız...

ne zaman belli olur sonuçlar? ona göre geleyim tekrar.

oldu o zaman şey yapalım... öyle yapalım, tamam.

edit: kendini övme muhabbeti bana yakıştırıldı ise bilin ki burada ironi yapılıyor. "insanların hiç işi gücü yoktu da bunun için profil fotoğrafı mı koyacaktı" temalı bir yazı bu. kendimi övecek bir yanım yok. bana gelene kadar neler var bu dünyada, ben bir hiçim. gösteri toplumu değil, tanımadığı insanlara bir şeyler yakıştırma toplumuyuz vesselam.

bunu da açıklattırmasaydınız iyiydi.
devamını gör...

bu akşam trt 2 de yayımlanan, ernesto (che guavera) ile alberto'nun arkadaşlığı ve güney amerika kıtası insanlarını anlatan güzel bir film. müziklerini tevafuk eseri youtube da dinleyip filme bir türlü vakit ayiramamistim. su sözlükte her konuda ahkam kesen bizlerin bir motorun arkasına takılıp yurdun ya da dunyanin dört bir köşesini gezmedikce hiç bir konuda ağzımızı acmamamiz gerektiğini öğretmiştir.
devamını gör...

prefrontal lobotomi,(lökotomi, lobotomi olarak da bilinir.) beyindeki ön lobların uçlarındaki prefrontal korteks bağlantıların kesilmesiyle yapılan bir beyin cerrahisi işlemidir ve yapılmaya başlandığı yıldan beri tartışılınan bir işlemdir. yan etkileri fazla olmasına rağmen yirmi yıldan uzun bir süre boyunca psikiyatrik rahatsızlıklar için kullanılmış bir yöntemdir.

1. dünya savaşı zamanlarında halkın büyük bir çoğunluğu psikolojik olarak felaket haldeydi ve halk, savaşın psikolojisine dayanamayıp akıl hastanelerine gitmişti. o zamanlar etkili sayılabilecek tıbbı tedavi sayısındaki azlık yüzünden birtakım hastalar kesin bir sonuç garanti etmeyen lobotomiye kendi istekleriyle başvurmuştur. lobotomi operasyonunun ilk yapılma amacı; aşırı huzursuzluk, stres, depresyon, endişe ve dinmek bilmeyen ağrıları tedavi etmektir. (yanılmıyorsam hafıza silme işlemi olarak kullanılmış o zamanlar). lobotomi ameliyatı ile kısmen tedavi edilen sorunlar; kronik takıntı nevrozu, kronik gerginlik, kronik anksiyete, kronik depresyon ve şizofrenidir.

nasıl yapıldığına gelecek olursak -evde deneyin diye demiyorum burası çokomelli- lobotomi pek çok şekilde yapılır. ilk olarak göz yuvasına buz kıracağı yerleştirip gözün üstünden veya içerisinden beyne ulaşıp prefrontal lobu yerinden çıkarmaktır. ikinci olarak kafatasının bir kısmını kırıp direkt içerisinden prefrontal korteks bağlantılarını sökme işlemidir. bir nevi ötenazi gibi olan bu sistemsiz lobotomi herhangi bir hastaya çare olmamıştır ve bilindiği üzere tamamı başarısız denemelerdir pek çok insan bu yüzden ölmüştür. ayrıca günümüzde yapılması yasal değildir.
devamını gör...

20 yıllık tek parti iktidarı hayat pahalılığını kabul etmiş ve yapacaklarını anlatmak için ev ev gezme kararı almış. buradan


rahatsızlıkları biliyoruz. hayat pahalılığı toplumun bir sorunu ve bu sorunu görüyoruz. hükümet olarak biz gerekli adımları atacağız. teşkilat da aldığımız kararları ev ev gezerek vatandaşımıza anlatacak.


bize gelirlerse video çekme koşuluyla içeri alacağım. telefonumu peşin peşin çıkhartmış olurum hem. bu zamana kadar bizim eve gönderdikleri genelde ya tebligat ya polis oluyordu onları da çekmek yasaktı.

tanım: neşeli dakikalar yaşatacak olandır. sıra biz de.
devamını gör...

şantiyeler.* * özellikle yağmurlu havalarda sahaya çıkmayınca n’apıyorlar sanıyorsunuz?
devamını gör...

bütün gün evde canı sıkılan bir yıkık hareketidir. sıkıntıdan kafayı yiyen yazarlar sık sık yapmaktadır bu hareketi.
devamını gör...

mutlaka gitmeye ant içtiğim tarihi, güzel ve turistik gezi bölgesi, yol.

varlığını öğreneli 4-5 yıl civarı oldu ve öğrendiğim günden bu yana gidip gezebilmek için fırsat kolluyorum. ölmeden bunu yapamazsam gözüm gerçekten açık gider.
devamını gör...

astronotların uzay jimnastiğinden esinlenerek ortaya çıkarılan, müzik eşliğinde yapılan bir tür jimnastik. sinema oyuncusu jane fonda vasıtasıyla da dünyanın pek çok ülkesine yayılmıştır.
devamını gör...

mental sağlıktır o. ruh olsa duramazsın.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim