hiçbir şeyin şarkısı
birbirinden güzel şarkılarının, kendimce birinci sırasındaki bandista şarkısıdır.
devamını gör...
modern insanın en büyük problemi
okumayı, düşünmeyi bir tarafa bırakıp; bakmayı, izlemeyi tercih etmesidir.
devamını gör...
evernevergreen
#1112297
hem ever, hem never, hem green!
ha bunlar yetmiyormuş gibi, sözlüğün editörlüğü de kendisini kesmemiş, üstüne de illa bir ünvan isterim diyor. el insaf ya!
şakası bir yana madem geldik nick altına, bir meddah olarak diyeceklerim var elbet.
sözlüğe geldiğim ilk günlerden beri takip ettiğim, okuduğum, öğrendiğim “demek sözlük böyle kullanılıyormuş” dediğim ender yazarlardandır. ayrıca benim kılavuz kaptanımdır. her sorduğum soruya “bak ozgur1ey” diyerek bıkmadan usanmadan cevap vermiştir. pusulası bana hep doğru yönü göstermiş ve sayesinde fırtınalara yakalanmadan, sözlük içerisinde gemimi yürütmeme destek olmuştur.
kitap tanımı yazsa, kitabı yazan yazar “bu kitap okunur valla, çok merak ettim” der. film tanımı yazsa; filmin yönetmeni “güzel filme benziyor, mutlaka izlemeliyim” der. güncel konulara tanım girse, hakkını vermeden yazısına son noktayı koymaz.
ben daha ne diyeyim? yolu açık olsun.
efendim olur da bir gün, gemisi fırtınaya yakalanırsa, açarız fenerimizi yolunu aydınlatırız. kapımız sonuna kadar açıktır.
hem ever, hem never, hem green!
ha bunlar yetmiyormuş gibi, sözlüğün editörlüğü de kendisini kesmemiş, üstüne de illa bir ünvan isterim diyor. el insaf ya!
şakası bir yana madem geldik nick altına, bir meddah olarak diyeceklerim var elbet.
sözlüğe geldiğim ilk günlerden beri takip ettiğim, okuduğum, öğrendiğim “demek sözlük böyle kullanılıyormuş” dediğim ender yazarlardandır. ayrıca benim kılavuz kaptanımdır. her sorduğum soruya “bak ozgur1ey” diyerek bıkmadan usanmadan cevap vermiştir. pusulası bana hep doğru yönü göstermiş ve sayesinde fırtınalara yakalanmadan, sözlük içerisinde gemimi yürütmeme destek olmuştur.
kitap tanımı yazsa, kitabı yazan yazar “bu kitap okunur valla, çok merak ettim” der. film tanımı yazsa; filmin yönetmeni “güzel filme benziyor, mutlaka izlemeliyim” der. güncel konulara tanım girse, hakkını vermeden yazısına son noktayı koymaz.
ben daha ne diyeyim? yolu açık olsun.
efendim olur da bir gün, gemisi fırtınaya yakalanırsa, açarız fenerimizi yolunu aydınlatırız. kapımız sonuna kadar açıktır.
devamını gör...
makedonyalı (yazar)
kasları profil fotoğrafına sığmayan yazarımız.
birisi yukarıda moderatör adayım demiş, o kaslarla isterse yönetici bile olabilir.
hatta tenhada kıstırırsa sözlüğü üzerine bile yapabilirim.
birisi yukarıda moderatör adayım demiş, o kaslarla isterse yönetici bile olabilir.
hatta tenhada kıstırırsa sözlüğü üzerine bile yapabilirim.
devamını gör...
kulağa hoş gelen futbolcu isimleri
jay jay okocha.
devamını gör...
codex 632
jose rodrigues dos santos'un, türkçe'ye kodeks 632 ismiyle pegasus bünyesinde çıkmış romanı.
romanın içeriğine geçmeden önce birkaç şey kelam etmek istiyorum, şöyle ki, bu romanı çekici kılan çok fazla şey mevcut, öncelikle ilk kısımdan başlamak istiyorum; anlattıklarının gerçek olması..
evet, anlattıklarının hepsinin gerçek olması çok hoş bir detay, yazarın da ayrıca güven veren farklı bir geçmişi mevcut, ağabeyimiz harika bir gazetecilik kariyer var geçmişinde, aynı zamanda portekiz'in trt'si olan rádio e televisão de portugal'de yıllardır programlar yapmaya devam ediyor.
neyse, yazarı övmeyi bir kenara bırakır isek, kitaplarındaki gerçek olan kısımlar haricinde, nasıl okutması gerektiğini de biliyor olmalı ki okuduğumuz her kısım için *tabi çeviri kısmı daha da önemli bu kısımda* bize müthiş bir merak duygusu aşılamış.
şimdi kitabın içeriğine gelelim, kitap, bir otel odasında, özellikle amerika'nın keşfi ile ilgilenen bir tarihçinin öldürülmesi ve arkasında bıraktığı moloc ninundia omastoos yazan belge ile başlar.
geri kalan kısım ise, dan brown'ın yarattığı robert langdon karakterinden oldukça kopyalar çekmiş... gerçi kopya demek çok yanlış hayır, esinlenmiş diyeceğim, esinlendiği tomas noronha karakteriden yardım istenmesi ile devam eder ve bir anda amerika'nın keşfine kadar olan serüven de hız kaybetmeden okuyucuyu yükseltir.
kristof kolomb'un kim olduğu, gerçekten bize anlatılan bir insan olduğu mu yoksa arkasında çok farklı işlerin mevcut olacağı mı gibi soru işaretleri ile bizi alır götürür ve bana kalırsa gazeteci kimliği ile yaptığı araştırmalar neticesi ile bizi en azından kolomb konusunda oldukça doyurur, ama romanı bütün olarak ele alır isek hikaye kısmı ile biraz sınıfta kalacak kadar* tatmin etmez.
nedeni de bana kalırsa şudur ki, abimiz gazeteci kimliği ile araştırmalarını bizim önümüze adeta kusarcasına dökmüş ve bu araştırma kısmı neticesiyle de hikaye bir tık geri planda kalmış.
romanın içeriğine geçmeden önce birkaç şey kelam etmek istiyorum, şöyle ki, bu romanı çekici kılan çok fazla şey mevcut, öncelikle ilk kısımdan başlamak istiyorum; anlattıklarının gerçek olması..
evet, anlattıklarının hepsinin gerçek olması çok hoş bir detay, yazarın da ayrıca güven veren farklı bir geçmişi mevcut, ağabeyimiz harika bir gazetecilik kariyer var geçmişinde, aynı zamanda portekiz'in trt'si olan rádio e televisão de portugal'de yıllardır programlar yapmaya devam ediyor.
neyse, yazarı övmeyi bir kenara bırakır isek, kitaplarındaki gerçek olan kısımlar haricinde, nasıl okutması gerektiğini de biliyor olmalı ki okuduğumuz her kısım için *tabi çeviri kısmı daha da önemli bu kısımda* bize müthiş bir merak duygusu aşılamış.
şimdi kitabın içeriğine gelelim, kitap, bir otel odasında, özellikle amerika'nın keşfi ile ilgilenen bir tarihçinin öldürülmesi ve arkasında bıraktığı moloc ninundia omastoos yazan belge ile başlar.
geri kalan kısım ise, dan brown'ın yarattığı robert langdon karakterinden oldukça kopyalar çekmiş... gerçi kopya demek çok yanlış hayır, esinlenmiş diyeceğim, esinlendiği tomas noronha karakteriden yardım istenmesi ile devam eder ve bir anda amerika'nın keşfine kadar olan serüven de hız kaybetmeden okuyucuyu yükseltir.
kristof kolomb'un kim olduğu, gerçekten bize anlatılan bir insan olduğu mu yoksa arkasında çok farklı işlerin mevcut olacağı mı gibi soru işaretleri ile bizi alır götürür ve bana kalırsa gazeteci kimliği ile yaptığı araştırmalar neticesi ile bizi en azından kolomb konusunda oldukça doyurur, ama romanı bütün olarak ele alır isek hikaye kısmı ile biraz sınıfta kalacak kadar* tatmin etmez.
nedeni de bana kalırsa şudur ki, abimiz gazeteci kimliği ile araştırmalarını bizim önümüze adeta kusarcasına dökmüş ve bu araştırma kısmı neticesiyle de hikaye bir tık geri planda kalmış.
devamını gör...
takipçilerini görememek
sözlükte yapılan güncellemeler ile giderilmiş sorundur. 1500 karma puanına halledilebiliyor. 1500 puanı toplamak zor ama işte.
(bkz: sözlük mağazası)
(bkz: sözlük mağazası)
devamını gör...
raptiye
üzerine oturulmaması gereken sivri araç-gereç. edwin moore tarafından 1904 yılında icat edilmiş.
devamını gör...
türkiye'de dinsizlerin yaşadıkları
ne yaşıyormuşuz yahu diye telaşlanmama sebep olan başlık.
başlığı bize destek diye açmışlar ama biraz şey gibi olmuş neysem sağ olsun var olsun.
artık bilinçaltıma kadar işlemiş ki sürekli maşallah, inşallahh * diyorum.
allah razı olsun diyene bazen senden de diyorum.
benim en büyük zorluklarım bunlar. kimsenin kolay kolay inancını sormam, inancıyla yargılamam haliyle kimse de bana karışmaz.
yahu zaten inancın konuşulacağı mı kalmış hangi çağdayız yaşayın gitsin.
başlığı bize destek diye açmışlar ama biraz şey gibi olmuş neysem sağ olsun var olsun.
artık bilinçaltıma kadar işlemiş ki sürekli maşallah, inşallahh * diyorum.
allah razı olsun diyene bazen senden de diyorum.
benim en büyük zorluklarım bunlar. kimsenin kolay kolay inancını sormam, inancıyla yargılamam haliyle kimse de bana karışmaz.
yahu zaten inancın konuşulacağı mı kalmış hangi çağdayız yaşayın gitsin.
devamını gör...
vumarın oğlu timar (yazar)
üst edit:
#830133
görüldüğü üzere hakaret etmek dışında bir karşılık veremiyor söz konusu yazar arkadaşımız. bunun üzerine söylenecek pek bir şey de yok tabii. seviye ortada zira.
ayrıca "düşmanlık" tabirini kullanmamın nedeni, sadece cinsiyetlerinden ötürü belirli bir gruptaki insanların tümüne hakaret edilmiş olması.
#257159
kadınlara "salak" şeklinde hakaret ettiğinde kadın düşmanı olmadığını düşünen (buna düşünmek denebilirse tabii) ilginç bir yazar olur kendileri.
şunun tersini bir kadın yazsa ne feminaziliği kalır ne kezbanlığı. erkek olunca kadınlara her türlü hakareti etmek ve psikolojik şiddet uygulamak serbest oluyor da biz mi bilmiyoruz?
#830133
görüldüğü üzere hakaret etmek dışında bir karşılık veremiyor söz konusu yazar arkadaşımız. bunun üzerine söylenecek pek bir şey de yok tabii. seviye ortada zira.
ayrıca "düşmanlık" tabirini kullanmamın nedeni, sadece cinsiyetlerinden ötürü belirli bir gruptaki insanların tümüne hakaret edilmiş olması.
#257159
kadınlara "salak" şeklinde hakaret ettiğinde kadın düşmanı olmadığını düşünen (buna düşünmek denebilirse tabii) ilginç bir yazar olur kendileri.
şunun tersini bir kadın yazsa ne feminaziliği kalır ne kezbanlığı. erkek olunca kadınlara her türlü hakareti etmek ve psikolojik şiddet uygulamak serbest oluyor da biz mi bilmiyoruz?
devamını gör...
pazar günü erken kalkmak için bir sebep
alışkanlık. gece kaçta yatarsam yatayım sabah erkenden kalkıyorum. sınav dönemi bile bu kadar düzenli uykum yoktu.*
devamını gör...
ayn rand
"algılamak ve düşünmek için karar vermeli ve istekli olmalı, çoğu insan algıladığı an duygularıyla harekete geçtiği için, düşünmeyi istemez, düşünmeyi tehlikeli, etkisiz ve çaba gerektiren birşey olarak görür, düşünmeyen insanın anlaşma yolu kaba kuvvettir"
der, sevgili ayn rand.. katıldığı bir televizyon programında
mimarlıklada ilgisi yaşamı ne kadar çok boyutlu sorguladığının kanıtıdır bana göre..
çok fazla özlü sözleri paylaşılan, bilinen bir yazar değildir, sözlükte adının geçmesi beni ayrıca mutlu etmiştir..
yeni öğrenen, merak eden, okuyan, araştıracak olan için altın madenidir, çıtayı yükseltir..
düşünmeyi istedikmi? bir düşünelim..
der, sevgili ayn rand.. katıldığı bir televizyon programında
mimarlıklada ilgisi yaşamı ne kadar çok boyutlu sorguladığının kanıtıdır bana göre..
çok fazla özlü sözleri paylaşılan, bilinen bir yazar değildir, sözlükte adının geçmesi beni ayrıca mutlu etmiştir..
yeni öğrenen, merak eden, okuyan, araştıracak olan için altın madenidir, çıtayı yükseltir..
düşünmeyi istedikmi? bir düşünelim..
devamını gör...
huzursuzluğun kitabı
fernando pessoa kitabıdır.
her insan evladı bu dünyaya bir şeyleri aramak ve bulamamak üzere gelir. dünya üzerinde yaşadığı tüm süre boyunca da bilerek ya da bilmeyerek tüm meşgalesi bu olur. aşkı arayanlar, şefkat peşinde olanlar, şehvetle yanıp tutuşanlar ve tabii ki tüm hayatı boyunca bir damla huzur için yanıp tutuşanlar.
belki de en çok ihtiyacımız olan şey huzur. arayıp bulamadığımız şey huzur. başka hiçbir şeye ihtiyacımız yok şu hayatta, sadece huzur. aşktan da sevgiden de kuvvetli bir his huzur. yokluğu perişanlıkların en büyüğü bence. uyku düşmanı bir şey huzursuzluk.
anlık ya da uzun süreli bir duygu huzur be kaybetmek bulmaktan kat kat daha kolay. koltuğunuzda huzur içinde oturup bir filmin tadını çıkarırken birden canınız çay istediği için kalkıp çayınızı alıp geri döndüğünüzde aynı huzuru bulamayabilirsiniz. ya da yıllarca yaşadığınız huzurlu kent bir senelik ayrılıktan sonra size o eski huzuru vermeyebilir. huzursuzluk daimdir, ezelidir, ebedidir. ve fernando pessoa yazıyorsa edebidir.
pessoa çok sayıda kişiden oluşan muhteşem bir yazar ve bize bu muhteşem duygunun yokluğunu anlatmış kendi mükemmel zihninin ışığında.
huzur içinde okuyun...
her insan evladı bu dünyaya bir şeyleri aramak ve bulamamak üzere gelir. dünya üzerinde yaşadığı tüm süre boyunca da bilerek ya da bilmeyerek tüm meşgalesi bu olur. aşkı arayanlar, şefkat peşinde olanlar, şehvetle yanıp tutuşanlar ve tabii ki tüm hayatı boyunca bir damla huzur için yanıp tutuşanlar.
belki de en çok ihtiyacımız olan şey huzur. arayıp bulamadığımız şey huzur. başka hiçbir şeye ihtiyacımız yok şu hayatta, sadece huzur. aşktan da sevgiden de kuvvetli bir his huzur. yokluğu perişanlıkların en büyüğü bence. uyku düşmanı bir şey huzursuzluk.
anlık ya da uzun süreli bir duygu huzur be kaybetmek bulmaktan kat kat daha kolay. koltuğunuzda huzur içinde oturup bir filmin tadını çıkarırken birden canınız çay istediği için kalkıp çayınızı alıp geri döndüğünüzde aynı huzuru bulamayabilirsiniz. ya da yıllarca yaşadığınız huzurlu kent bir senelik ayrılıktan sonra size o eski huzuru vermeyebilir. huzursuzluk daimdir, ezelidir, ebedidir. ve fernando pessoa yazıyorsa edebidir.
pessoa çok sayıda kişiden oluşan muhteşem bir yazar ve bize bu muhteşem duygunun yokluğunu anlatmış kendi mükemmel zihninin ışığında.
huzur içinde okuyun...
devamını gör...
medeni insanın özellikleri
mütevazidir.
kendisini övmez.
görgü kurallarına uyar.
dedikodu yapmaz.
düşünceli ve kibardır.
başka inançlara saygılıdır.
insan ayırmaz.
...... değeri bilinmez ...... *
kendisini övmez.
görgü kurallarına uyar.
dedikodu yapmaz.
düşünceli ve kibardır.
başka inançlara saygılıdır.
insan ayırmaz.
...... değeri bilinmez ...... *
devamını gör...
pencere (yazar)
şiiri ve nazım hikmeti seven,* kibar, bilgili, hem tanımlarını hem kendisini sevdiğim yazar.
devamını gör...
mesajı kelime kelime gönderen arkadaş
bu batağa ben de düştüm, kimseye de kızamıyorum şimdi.
devamını gör...
yurt
ingilizce sözlüklere tıpkı yoğurt sözcüğü gibi türkçeden geçmiş isim soylu sözcük.
önceki girdilerde de yazıldığı gibi eski türkçede (orta asya dönemi) çadır, oba anlamı taşırken türkiye türkçesinde memleket anlamı kazanmıştır.
ingilizcedeki anlamı, türkçedeki ilk anlamı gibidir; yani çadır (ama normal çadırdan büyük ve daha teçhizatlı) anlamında.
önceki girdilerde de yazıldığı gibi eski türkçede (orta asya dönemi) çadır, oba anlamı taşırken türkiye türkçesinde memleket anlamı kazanmıştır.
ingilizcedeki anlamı, türkçedeki ilk anlamı gibidir; yani çadır (ama normal çadırdan büyük ve daha teçhizatlı) anlamında.
devamını gör...
recep yazıcıoğlu
ustaca planlanmış ve halen açığa net olarak çıkarılamamış bir suikast'e kurban giden vali.
erdal beşikçioğlu'nun oynadığı 2006 yapımı vali isminde bir film var aynı zamanda.
erdal beşikçioğlu'nun oynadığı 2006 yapımı vali isminde bir film var aynı zamanda.
devamını gör...
sevgiliye telefonu vermemek
yaşadım bunu çok kez. şüpheci bir insan olmadım asla. gündelik bir şeye bakmak için aldım kısa bir süreliğine ve elimden telefonun aniden alınmasıyla küçük çaplı bir şok geçirdim. sonra artık ne sakladıysa onu gizledi ya da sildi bana geri verdi telefonu. halbuki umrumda bile değildi ne olduğu. neden bu kadar güvensizlik var insanlar arasında? en güvenmesi gereken insana karşı bile. neyse artık telefonunda istediğin kadar şey saklayabilirsin. ayrıca bu gibi durumlar bir (bkz: insan turnusolu) olarak alternatif bir yöntemdir.
devamını gör...
sözlükteki kan aranıyor duyuruları
el ele verip bir cana can katsak ne güzel olur.
devamını gör...