beni kırdığın için özür dilerim
beni kırma imkanını sana verdiğim için
kendimden özür dilerim.
kendimden özür dilerim.
devamını gör...
mehmet okan özdemir'in covid-19 ile ilgili tweet'i
insan vücudu ile ilgili sadece aynada gördüğü kadar bilgisi olanların fikir beyan edip, hekimi eleştirdiği başlık.
tabi ki aşılarla çip takılmıyor, zaten en mükemmel çip her gün ellerimizde olan telefonlar. ekstra bir çipe ihtiyaçları yok insanları kontrol etmek için. ama ben de coronavirus'un küresel çapta fazla abartıldığını düşünenlerdenim. yeni bir düzen oluşturmaya çalıştıkları o kadar aşikar ki. bu fikrimizi söylemeye bile korkar olduk artık.
tabi ki aşılarla çip takılmıyor, zaten en mükemmel çip her gün ellerimizde olan telefonlar. ekstra bir çipe ihtiyaçları yok insanları kontrol etmek için. ama ben de coronavirus'un küresel çapta fazla abartıldığını düşünenlerdenim. yeni bir düzen oluşturmaya çalıştıkları o kadar aşikar ki. bu fikrimizi söylemeye bile korkar olduk artık.
devamını gör...
normal sözlük'ün 500.000 tanıma dayanması
sözlüğün on yün biz baloncuk yutma hadisesi.
devamını gör...
soğanın cücüğü
soğanın merkezi olup en lezzetli yeridir. bir kıza verildiği takdirde seni çok seviyorum anlamı taşır.
devamını gör...
mösyö
bir jean-philippe toussaint romanıdır.
bir evde teras varsa o ev daha yaşanmaya değer bir ev olur benim gözümde. teras bütün yüklerden kurtulup yalnız kalabileceği bir yerdir inziva seven insanlar için.
bir anti-kahraman olan mösyö de benimle aynı fikirde. çok dikkatini çekmeyen ama sessiz sakin var olmaya devam eden nişanlısı, aklını meşgul etmeyen ve sadece para kazanamasına vesile olan bir işi ve sadece zorunlu bir arkadaşlık sürdürdüğü komşusu ile mecburi ilişkiler sürdürür ve bunların tamamı onun için ezici birer yüktür.
mösyö kimsenin dikkatini çekmek istemez, insani hırsları yoktur, bir şey için azim sergilemek derdine düşmez, ilerisi için herhangi bir planla zihnini yormaz, gerçeklik ise onun en büyük düşmanıdır. sıradan ve sakin bir yaşam ister mösyö. insani bütün ilişkilerin talepkar olduğu konusunda sarsılmaz bir yargısı vardır.
acını olmadığı yerdeki zevki ve zevkin olmadığı yerdeki acıyı düşünür bolca. ve bunu terasta yapar. yalnız başına. kimseyi istemez, kimseye ihtiyaç duymaz. ta ki bir partide tanıştığı o kadına aşık olana kadar.
şimdi mösyöye sormak isterim:
aşk, deniz gören evdeki teras mı?
bir evde teras varsa o ev daha yaşanmaya değer bir ev olur benim gözümde. teras bütün yüklerden kurtulup yalnız kalabileceği bir yerdir inziva seven insanlar için.
bir anti-kahraman olan mösyö de benimle aynı fikirde. çok dikkatini çekmeyen ama sessiz sakin var olmaya devam eden nişanlısı, aklını meşgul etmeyen ve sadece para kazanamasına vesile olan bir işi ve sadece zorunlu bir arkadaşlık sürdürdüğü komşusu ile mecburi ilişkiler sürdürür ve bunların tamamı onun için ezici birer yüktür.
mösyö kimsenin dikkatini çekmek istemez, insani hırsları yoktur, bir şey için azim sergilemek derdine düşmez, ilerisi için herhangi bir planla zihnini yormaz, gerçeklik ise onun en büyük düşmanıdır. sıradan ve sakin bir yaşam ister mösyö. insani bütün ilişkilerin talepkar olduğu konusunda sarsılmaz bir yargısı vardır.
acını olmadığı yerdeki zevki ve zevkin olmadığı yerdeki acıyı düşünür bolca. ve bunu terasta yapar. yalnız başına. kimseyi istemez, kimseye ihtiyaç duymaz. ta ki bir partide tanıştığı o kadına aşık olana kadar.
şimdi mösyöye sormak isterim:
aşk, deniz gören evdeki teras mı?
devamını gör...
babaların garip huyları
odama geliyor
-"ne yapıyorsun?" diye soruyor
+"hiç oturuyorum" öyle diyorum
odayı 10 saniye süzüp gidiyor. hala sebebini anlamış değilim.
-"ne yapıyorsun?" diye soruyor
+"hiç oturuyorum" öyle diyorum
odayı 10 saniye süzüp gidiyor. hala sebebini anlamış değilim.
devamını gör...
normal sözlük'ün en yaşlı yazarı
ben 1946 akçaabat doğumluyum. ajda pekkan ile yaşıtım.
devamını gör...
müdür yalakası
dili bir karış dışarda gezen bir güruh.
uzak durun, yanında bir şey konuşmayın.
ha birde açığını arayın, ilk fırsatta müdürün müdürüne ifşalayın, acaip zevkli oluyor.*
uzak durun, yanında bir şey konuşmayın.
ha birde açığını arayın, ilk fırsatta müdürün müdürüne ifşalayın, acaip zevkli oluyor.*
devamını gör...
ot gibi yaşadığı halde günlük tutan birey
nilgün marmara’nın ölümünden sonra eşi
“şiir yazdığını bile bilmezdim, bir kenara pıtır pıtır bir şeyler yazardı.” demiş. işte bu kadar basit her şey. anlaşılmamak.
“şiir yazdığını bile bilmezdim, bir kenara pıtır pıtır bir şeyler yazardı.” demiş. işte bu kadar basit her şey. anlaşılmamak.
devamını gör...
bilgi başlıkları
tutmayan, hakettiği değeri görmeyen,elimden geldiğince oy fav ile desteklemeye çalıştığım,bu sözlüğün öksüz gariban başlıkları.
(bkz: sözlüğün kaos sevmesi)
(bkz: sözlüğün kaos sevmesi)
devamını gör...
şokopop
kavga, polemik, basitlik, skandal mottosuyla yola çıktığı günden beri türkiye'nin en derin magazin çukuru olan youtube kanalıdır. başarılarının devamını dileriz, pek seviyoruz kendisini.
devamını gör...
fotoğrafa resim diyen insan
mutlu insandır. pek bir derdi yoktur.
devamını gör...
double dip
günlük konuşma dilinde “haksız kazanç elde etmek, başkasının hakkına el uzatmak” anlamına gelen bir sözdür. bu sembolik bir anlamdır. gerçek anlamında kullanıldığında ise “ çift daldırmak” ya da “ çift bandırmak” anlamına gelebilir. ben tanımımda ikinci anlamı üzerinde duracağım.
bu terimle ilk karşılaşmam hala devam etmekte olan friends ile how i met your mother dizilerinden hangisinin daha iyi olduğu tartışmalarının bu tartışmalara girmeyecek kadar açık galibi olan seinfeld’in bir bölümünde oldu.
hangi bölüm olduğunu hatırlamıyorum ama açık büfe olan bir toplantıda jason alexander’ın canlandırdığı george costanza karakteri büfeye gider, eline bir cips alır ve sosa daldırır. daha sonra ağzına götürüp bir ısırık aldığı cipsi ikinci kez sosa daldırınca yanında bekleyen şahıs tepki gösterir. ve you double dipped der ancak george tam olarak anlamaz ne olduğunu.
bunun üzerine adam şöyle bir açıklama yapar: cipsi sosa bandın ve ısırdın, sonra yeniden sos bandın. bu ağzını kaseye sokmak gibi bir şeydir.
anlatmak istediğim şudur ki eğer böyle bir durumda kendinizi bulursanız george gibi olmayın. sosa bandırdığınız cipsi tek seferde yemeye çalışın.
(bkz: adab-ı muaşeret 101)
bu terimle ilk karşılaşmam hala devam etmekte olan friends ile how i met your mother dizilerinden hangisinin daha iyi olduğu tartışmalarının bu tartışmalara girmeyecek kadar açık galibi olan seinfeld’in bir bölümünde oldu.
hangi bölüm olduğunu hatırlamıyorum ama açık büfe olan bir toplantıda jason alexander’ın canlandırdığı george costanza karakteri büfeye gider, eline bir cips alır ve sosa daldırır. daha sonra ağzına götürüp bir ısırık aldığı cipsi ikinci kez sosa daldırınca yanında bekleyen şahıs tepki gösterir. ve you double dipped der ancak george tam olarak anlamaz ne olduğunu.
bunun üzerine adam şöyle bir açıklama yapar: cipsi sosa bandın ve ısırdın, sonra yeniden sos bandın. bu ağzını kaseye sokmak gibi bir şeydir.
anlatmak istediğim şudur ki eğer böyle bir durumda kendinizi bulursanız george gibi olmayın. sosa bandırdığınız cipsi tek seferde yemeye çalışın.
(bkz: adab-ı muaşeret 101)
devamını gör...
yarın anne olacağını düşünmeden yaşayan kadın
biyolojik atıkların, sözlükte yazar olmaya başlamasının canlı kanıtı olan başlık.
devamını gör...
gece gelen hüzün
melatonin kaynaklı olabilir. uyumazsanız melankolik bir tavır takınmanız muhtemel.
devamını gör...
damızlık kızın öyküsü
distopik bir kurgudur damızlık kızın öyküsü. ama hamurunda ortadoğu’dan izler olan kimseler bilir o kitapta yazanların bir yerlerde gerçek olduğunu. kadının din adı altında baskılanıp kontrol altında tutulmasının ne demek olduğunu, savaşla gözleri korkutulan insanların bastırılmasının ne demek olduğunu, “kadını yüceltiyoruz” diyip yerin dibine sokmanın ne demek olduğunu, yaşam hakkının kadın ve muhalifsen sana doğuştan verilmiş bir hak değil de itaat edenlerce sana bahşedilmiş bir şey olduğunun ne demek olduğunu bilir.
distopya diye değil acı gerçek diye okudum bu kitabı. hele serinin ikinci kitabı ahitler’i elime alınca kabusum yüzüme vurdu, uykularım kaçtı.
damızlık kızın öyküsü ve ahitler’i üstüne bir de persepolis’i okumalı bu ülkedeki herkes.
kadının aşağılandığı bir toplum çökmekten başka çıkar yol bulamaz. kadınların yandığı ateş bugün sizi ısıtsa yarın alevlerine teslim olmak zorunda kalırsınız.
distopya diye değil acı gerçek diye okudum bu kitabı. hele serinin ikinci kitabı ahitler’i elime alınca kabusum yüzüme vurdu, uykularım kaçtı.
damızlık kızın öyküsü ve ahitler’i üstüne bir de persepolis’i okumalı bu ülkedeki herkes.
kadının aşağılandığı bir toplum çökmekten başka çıkar yol bulamaz. kadınların yandığı ateş bugün sizi ısıtsa yarın alevlerine teslim olmak zorunda kalırsınız.
devamını gör...
yazarların liseyi bitirdiği sene
bu bilgi kimin işine yarar bilmem ama 1996.
başlık başıma kalmaya!
başlık başıma kalmaya!
devamını gör...


