google enter, sabır nedir enter;

1. olacak ya da gelecek bir şeyi telaş göstermeden bekleme.
2. öfke doğuracak bir şey karşısında bile öfkelenmeme durumu.

bakayım kıyımda köşemde kırıntısı kalmış mı? nope.

göğüs sıkışması? not entered. ben yazayım, şiştim. nefes alınmıyor. canıma yetiyor, yeter, yetsin artık. narsist, 30 iq lu ebeveynlere rağmen şu yaşıma geldim. bir şekilde oldu. püh saygısız sudoku hiç öyle denir mi? neler denmedi de içimde kaldı bir bilsen… belki anlatırım bi’ ara.

şuan yine her an her şey olabilir.

ayak uçlarımdan saç diplerime kadar sinirliyim. tüm gün dinmedi öfkem. bir söz, bir boş bakış, beş yıl sonrasında hatırlamayacağım bir kaç saniyenin yirmidört saatimden çalışını izliyorum. sonrasında hayat akışımı; her an her şey olabilir. ben biriktirip taşan tiplerdenim. çok biriktim, tutamıyorum. bir şey yapmalıyım, nefes aldıracak bir şey. tabak çanak kırmak bana ne nefes aldırır, ne yirmidört saatimi geri verir, üstelik ortalığı toplamam için extradan iş çıkar ve ona harcanan zaman. yazık gerçekten. doldum, taşıyorum. usulca akardı gözlerimden böyle anlarda. şimdi kurumuş. güzel aslında. ağlamakta gereksiz enerji kaybı. nitekim yanaklarımızı pürüzsüzleştirmekten, dudaklarımızı ve gözlerimizi dolgunlaştırmaktan öteye geçemiyor. makyajsız da güzel olmak gibi. o da ayrı bi şans, baktığında.

lanet girsin ne anlatıyorum lan ben? hahah.

hayatımı alt üst etmeme bir kaç saat kalmış ben ne anlatıyorum? işi, gücü, kursunu, dersini, stajını ve tabi kafiyeli olsun diye sülalesini üzeyim. böyle hayatı bana reva görenleri de tabii.

her an her şey olabilir.

uyumayınca huysuzlaşan biriyim. çok değil ya altı saat uyuyacağım ve bu elimden alındığında ben snickers reklamında ki yakışıklı çocuğun sarışın ablaya dönüşmesi gibi tatsızlaşıyorum… şimdi bunu beşle çarp. hayır ya yüzüme değil, içinden. yüzüme çarpılan gerçekler ve başıma kakılan olması gerekenin adını iyilik yapmak sanılanlar yeterince tadımı kaçırdı zaten. bir de sen eklenme. manyak de geç, okuma hatta. zaman kaybettiriyorum sana. mühim bu. biliyorum uzaya çıkıp halay çekmeyeceksin. olsun yine de, kendinle değerlendir zamanını.

ben bana ayıramadığım zamana öfkeli değilim. bazen akmadığı, çokça taştığı için öfkeliyim. biraz denge, lütfen.

ne diyodum? tanımımın sloganı her an her şey olabilir olsun mu? olsun, yaptım oldu.

şimdi içimde bir yerlerde fısıldayanı dinleyeceğim ve bir yirmidört saatlik daha sabredeceğim. sonrası plan, organize işler, tepeyi taklaya çevirmece falan.

#dirensudoku
devamını gör...

kahkaha atarak güldüğüm komik olay.

en kötü kongreniz böyle olsun.
devamını gör...

devamını gör...

boşandıktan sonra gayet güzel kullandığım sitedir. pek tabii ki yeni boşanmış biri olarak, ilk girdiğim zamanlarda "ciddi" denen ilişki türünü aramadım, kişisel tercihim. ancak aynı yönde kişisel tercihi "ciddi" olan kadın -ve erkeklere- de saygı duymak lazım. özellikle kadınların bu toplumda kadın-erkek ilişkisinde ciddiyetten başka alternatifleri yok gibi... var ama beyinleri ana babaları tarafından çocukluktan beri öyle yıkanıp şartlanıyor. kabuğunu kıran, illa evlilik diye tutturmayan ve "takılmalık/özgür" ilişki arayan kadın çok az. olanlar da bu toplumun çoğu tarafından yaftalanıyorlar. hatta arkadaşlık sitelerinde "hafif" ilişki arayan erkek çoğunluğu tarafından bile. kendileri erkek oldukları için hafif olmuyorlar ya (!) neyse...

kendi tecrübemi söyleyecek olursam, bilinçli davranırsanız istediğiniz tiplerde ilişkileri bulmak mümkün. "ciddi" olmayan ama kafama göre ilişkileri de buldum, ciddisini de buldum.

sosyalliğe gelince, artık hemen herkesin nette olduğu, feysbuk gibi sosyal ağların bile arkadaşlık sitesi gibi kullanıldığı şu devirde "hiç mi sosyal hayatınız yok" demek bana anlamsız geliyor. birincisi sosyal hayatı "fazla renkli" olmamak bir suç mu? değil. suç ise seve seve kabullenirim çünkü hayatımın hiçbir döneminde sosyal hayatım fazla geniş ve renkli olmadı. arkadaş toplantılarından toplantılarına sıkça koşmadım. partilemedim (!) birileriyle tanıştırmak isteyen arkadaş ya da akrabalarım hiç olmadı. hal böyle iken ve biraz da boyunuz haddinden uzun, aradığınız adamları da kendinizden uzun istediğinizde -bu sadece kriterlerden biri tabii- karşıt cinsten istediğiniz tipte insanlarla karşılaşmanız zorlaşıyor.

kısacası iyi ki varlar. birçok bilinçsiz, ne sitediğini tam kafasında oturtamamış insanlara hayal kırıklığı da oluyorlar ama azınlık ta olsa mutlu çiftler de yaratabiliyorlar. ama ciddi ama değil…
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yalnız kalmak bile size iyi gelmeyen bir insanı tekrar hayatınıza almaktan çok daha iyidir. yapılmaz diyorum.
devamını gör...

2013 yapımı abd filmi..

'en iyi film sıkılmadan izlenen filmdir' der bu satırların müşkülpesent yazarı. ama sıkılmamak çok zordur çoğu filmde.. oyunculuğun yerlerde dolaştığı, 2 usta oyuncu kevin costner ve russell crowe 'a da bu anlamda yazık olan bir film man of steel. abartılı görsel efektlerle, daha önce 2. superman filminde anlatılan hikayeyi, bire bin katarak tekrar anlatmaya çalışan, çok basit diyaloglarla, klişe söylemlerin birbirine harman olmasını yine yarattığı görsel ortamla kapatmaya çalışan, bir süper kahraman filmi için oldukça uzun sayılabilecek 140 dakikanın bitmek bilmediği bir film bu film. filmin ana fikrinde alttan alta vermesi gereken, erdemli olma tavsiyesini ise açık açık söyleyebilecek kadar da hoyratça düzenlenmiş bir film. ama görselleri güzel değil mi? bu gözler, the dark knight 'ı gördü, nick nolte 'un oynadığı hulk filmini gördü, spider man - 2 filmini gördü, onlarda süper kahraman filmiydi, onlarda aksiyondu, onlarında görsel efektleri çok güzeldi, ama onların için de bir duygu vardı, bir anlam vardı. maalesef türk sinemasında recep ivedik-şafak sezer özensizliği ve düzeysizliği kol gezerken, hollywood 'da da süper kahraman hoyratlığı kol geziyor. alttan alta amerikan milliyetçiliği pompalanan (hatta zaman zaman aleni) bu yapımların tek amacı var; para kazanmak, daha çok para kazanmak, çok daha fazla para kazanmak. sinema ise, o dijital efektlerin altında hamamböceği muamelesi görerek kitini kırılmış bir halde can çekişiyor.
devamını gör...

hayata tutunmamı sağlayan son bir iki dalım kaldı sözlük. onlar da olmasa cidden kendimi kaybederim. benim için çok değerli son birkaç dal.. artık zor geliyor. tek benim derdim yok evet. tek mutsuz olan ben değilim belki. ama bir amacım, bir önemim yok bu hayatta. boşlukta savrulup duruyorum acımasızca geçen günlerin ardından. bilmiyorum.. bir güne pozitif başlasam illaki bir olumsuzluk çıkıyor. ne kadar gereksiz olduğumu anlıyorum. hayatımda geçen yaklaşık yirmi sene beni bu kadar umutsuz bir hale getirdiyse bundan sonranın güzel olacağına dair inancım da kalmıyor artık. neyi atlattım bitti desem başka bir acı gerçekle yüzleşiyorum. ağır geliyor, kaldıramıyorum. umarım tutunduklarım hep yanımda olurlar sözlük.. yoksa ben ayakta duramam. o kadar güçsüzüm işte. içimde bir yerlerde ufak bir umut parçası var ama bunca karamsarlığıma rağmen biliyorum. o da birkaç kişi sayesinde.
umut sözlük, umut..
devamını gör...

güneşli bir ankara sabahından günaydın sözlük.
son d vitaminini de sentezleyin, ne duruyonuz.
kedi başlamış bile.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hayatta geriye bırakabildiği şey bir allahaısmarladık bir de 12 lira... 6 ekmek parası, dolapta yanında yiyebileceği bir şeyler kaldıysa 2 günü geçirirlerdi. sonrası? sonrası yok.
nedendir bilmem şeyma subaşının mısırlı milyarder sevgilisinin özel jet bulamayınca bir yolcu uçağını kiralaması aklıma düştü. bilmiyorum ya hayat çok zıt.
devamını gör...

- abi pardon, bişi soracağım x'e giden dolmuşlar nereden kalkıyor?
+ inan bilmiyorum, şuradaki gevrekçiye sor istersen o bilir.
- kime????

ilk günler, daha simitçiye alışmamış dilim, daha hiç bilmiyorum neredeyse bu semti ama seviyorum, ne zaman bi boşluk yaratsam kaçıp geliyorum buraya, fal bakılan kahvecilerin garsonları ilginç bir şekilde seviyorlar beni, ne kahveyle ne de fal işim var oysa.
öğlen yemeklerimi benusen esnaf lokantası'nda denk getirmeye çalışıyorum, orayı da çok seviyorum, her türlü insan var. benimse çok az insanım var bu şehirde.
çarşının içinde dolaşmayı, balıkçılara, manavlara bakmayı seviyorum, alışveriş yapmayı da.
peynir, yoğurt, balık, yeşillik dolu poşetlerle yürümek, bir ev, bir yuva için, onun için, bizim için alışveriş yapmak çok ama çok hoşuma gidiyor.
gide gele bir sürü tuhaf arkadaşım oluyor, postanenin açılmasını beklerken köşesinde demlenen benden yaşlı 2 şarapçı abim bana da uzatıyorlar bi plastik bardak üzümün hüznünü, kırmıyorum onları, onlar da benim sigaralarımı kabul ediyorlar saygıyla, postane açıldıktan 2 saat sonra aklıma geliyor acil işim, olsun böyle güzel!

sonra ara sokaklara dalıyorum, o güzel ara sokaklarda çok güzel kediler, çok güzel pencere önü çiçekleri, çok çok güzel insanlar görüyorum.
sonra moda'ya uzatıyorum yolumu, koço, ayazma, iskele.

semt beni içine çekiyor, kadı nimet'te öğle rakıları için zaman ve bahaneler üretiyorum, oradan ver elini karga.

bu semtte körkütük aşık oluyorum hayatımda ilk kez, bu semte de aşık oluyorum aynı zaman dilimlerinde. yarimle dolaşırken beni tanıyanlar olunca şaşırıyor, "nerden tanıyorsun bu insanları?" diyor, senin sayende tanıdım diyorum.

çünkü o kadıköy'ü çok seviyor.
çünkü ben onu çok seviyorum.


sonrası ; biz çok seviyoruz tekrar ve tekrar bu semti, sırtımda göztepe forması ile dolaşırken yanımdan geçen biri isyan marşı okuyor birden bire, daha genç, daha çok genç.
ben devam ediyorum marşa onun kaldığı yerden etraftan geçenler şaşırıyor, yarim bize gülüyor, yarim benim halimi görüp mutlu oluyor.

seneler geçiyor sonra, ben şu anda başka bir şehrin yolunda, o yollarla ve o yıllarla hiç alakası olmayacak bir zaman diliminde iken kulaklığımda ezginin günlüğü başlıyor kadıköy demeye, içim acıyor.

gün gelir yine kavuşuruz kadıköy, ben o yağmurlu iskelenin kıymetini bilemedim, ben o yarin kıymetini bilemedim, ben aşkın kıymetini bilemedim ama lütfen sen onun kıymetini bil olur mu?

leş gibi kirli olsan da, en güzel yerlerinden öperim.

senden sonra geçmem bir daha kadıköy'den
devamını gör...

yardım etmek, iyilikte bulunmak size iyi, mutlu hissettirir. daha ne minneti veya menfaati bekleyeceksiniz ki? milletin hayatın anlamını arayan simyacı gibi aradığı mutluluğu bu kadar kolay elde etmenizi sağlayan bir faaliyetten hem de.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ben sözlükteki herkesi kadın zannediyorum, erkek olduğunu anlayınca şaşırıyorum. niye böyle bir algım oluştu hiçbir mantıklı açıklamam yok. ama oldu.
belki de birçok kişiye bu oluyordur. o yüzden böyle bir tavırla karşılaşınnca çok da şaşırmayın.
devamını gör...

en çok korktuğum şeylerden biri.

ömrü veren allah ama ya "hoşça kal" diyemeden giderse? ya ben daha yanaklarını mıncıramadan ölürse? aklımdaki bu düşüncelere engel olamıyorum. kaybetme korkusu herhalde, ne yapacağımı şaşırtıyor bazen. anne-babaya veda edememek hele?
insan aklını kaçırır yemin ederim düşünürken.

tamam, her telefonu "seni çok seviyorum" diyerek kapatıyoruz belki ama, ölüm başka bir şey. annemle konuşurken falan aramayı uzatmaya başladım, fazla mı takıyorum acaba?
devamını gör...

mezun olarak bu sınava gireceğim. kazandığım bölümü sınavdan sonra yazacağım bakalım hayırlısı hakkımızda.

edit:yazılım müh.
devamını gör...

çağdaş insan, uyanık olduğuna ve de doğru düşündüğüne inanmak istiyor. ama bu tür inanç ve düşünceler bizi karabasanlara soktu -akıl aynalarımızda, art arda işkence odalarını gördüğümüz karabasanlardı onlar. bu karabasandan çıktığımızda, uyanık durumda düş gördüğümüzü ve usçu düşlerimizin dayanılmaz düşler olduğunu belki de fark edeceğiz. ve ondan sonra, belki de gözlerimizi kapayıp yeniden düş görmeğe başlayacağız.

yalnızlık dolambacı / octavio paz
devamını gör...

dürüst olmaması . benim için gerçekten en önemli şey dürüstlük. daha sonra kıskanç ve fesat olması. bunları hissettiğim an da o kişiden ışık hızıyla hemen uzaklaşıyorum. bu kötü özellikleri barındıran kişilerin kesinlikle zarar verici ve yanlışa sürükleyici tipler olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...

etimolojik olarak arapça aχşab sözcüğünden alıntı olan kelimedir. arapça sözcük arapça χşb kökünden gelen χaşab خشب "ağaç" sözcüğünün çoğuludur. bu sözcük arapça χaşaba خشب "(metal veya başka maddeyi) rendeledi, kabataslak yaptı" fiili ile eş kökenlidir.

birçok büyük fayda sunan ahşap, yüzyıllardır güçlü, dayanıklı ve uzun ömürlü binalar ve yapılar inşa etmek için kullanılmıştır.

buradaki kaynağa göre ahşap, tüm yapı malzemeleri arasında en sürdürülebilir olanıdır. ağaçlara zaman verdiğimiz sürece doğal olarak büyürler, bu da bu kaynağı oluşturmak için enerji veya başka hammadde girdisine gerek olmadığı anlamına gelir. ahşap tedariği, onları sorumlu bir şekilde ve ormanların sağlıklı olmasına izin verecek bir oranda hasat etmemizi sağlarsak potansiyel olarak hiç bitmeyebilir.
devamını gör...

türkiye de spor kültürü daha doğrusu bilinçli spor kültürü bunun içinde fizyoterapist doktor da dahil genel olarak yoktur. bilimsel çalışmalar ile ispatlanmış bazı hareketleri fizyoterapist doktor antrenör zart zurt subjektif bir bakış açısı ile bu sana zararlıdır yapma diye önünü kesip atıyor bu da insanlarda kısır bir algıya sebep oluyor.
omurga da ağır bir kazadan kaynaklı hasar doğuştan bir dezenformasyon genetik bir bozukluk yok ise bel fıtığının en büyük sebebi omurga etrafını saran kasların (burada ayrı ayrı latince ismini yazarak kafa açmayacagim)zayıf olmasıdır. omurgaya herhangi bir açıdan gelen kuvveti ilk karşılayan bu kaslar olması gerekirken yeterli mukavemet gücüne sahip olmayan kaslardan geçip bu kuvvet direkt omurgaya baskı yapıyor. ve yumuşak doku ile birbirine bağlı olan omurga da sakatlık çok daha rahat meydana geliyor.
gencinden yaşlısına spor salonlarına gidip ellerine dambılı alıp salak salak curl yapacağına makine de göğüsleri şişirmek için 5000 tekrar yapacağına omurgayı güçlendirecek ve günlük hayatlarında fazlasıyla işlerine yarayacak dahası güçlü iskelet yumuşak doku oluşturmasına sebep olacak doğru formda back extensionlar, deadlift varyasyonları ve squat yapmaları hem gerçek manada kuvvetlenmek hem de kuvvetlenen posterior chain ile bel fıtığının varlığını bile unutarak bir yaşam sürebilirler.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim