fantastik edebiyat
bu dünyada kendine yer bulamamış insanları kandırmak mı kskskdksks arkadaşlar şaka gibisiniz. de ki eskiden seviyordum artık ilgimi çekmiyor. sizin zevkleriniz değişti ya büyüdünüz ya kendinizce hemen gereksiz bir yaftalama başlatın. izlediğiniz o lotr harry potter got hepsi o bahtsız insanlar(!) üzerinden para kazanma amaçlı yazılmış aynen. o kadar sığ bir tespit ki şuraya kusasım geldi devam etmeyeceğim.
tanım: okumaktan büyük keyif aldığım edebiyat türü.
tanım: okumaktan büyük keyif aldığım edebiyat türü.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
şu ortamda iyi kalpli insanların varlığına kanıt, pek hoş bir programdı kendisi. duyduk ki halen de öyleymiş, bugünkü müjdeyle kocaman bir heyecan dalgası sardı dinleyenlerini. üstelik pek de az kalmış başlamasına. bengaripsengüzeldünyaumutlu'ya da bize de çok iyi gelsin, radyo frekanslarını süslemeye devam etsin diye beklemedeyiz.*
devamını gör...
tanrı'ya sorulacak tek soru
......koduğum dünyasının bu kadar adaletsiz olması şart mı idi?
devamını gör...
türkiye işçi partisi
2018 yılında kurulan sosyalist partidir parti başkanı erkan baş inanılmaz güzel ve sert muhalefete sahiptir diğer vekil tiyatro oyunculuğu da yapmış barış atay dır ikisi de çok saygı duyduğum son derece revizyondan uzak marksist çizgide ilerleyen partidir ve çok uzun zaman sonra aşırı sol yani sosyalistleri parlementoya sokmuşlardır sonuna kadar arkanızdayım uleeeen
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
sen benim tarafımdan bir kez sevildin. tutup yüzüne sana aşığım dedim, küstah bir tavırla ... bu küstahlık sana değildi elbette: burnunu kaybetmiş bir kibir harikasının, nasıl olup da sana tutulduğunaydı..
özveriyle kabul ettim üstelik. özveriyle sevdim.
sen, benim tarafımdan bir kez sevildin.
sen de şaştın bu duruma. sen bile şaştın. sen benim tarafımdan bir kez sevildin. bir kez... ve bu bir, hayatının tüm sevilmelerine bedel olacaktı. çünkü bu his, bana bile yabancıydı. sabah çiğinde stadyumun önünden geçmek gibiydi. yolda karşına çıkan köpeklerin, soğuktan umursamaz büzüşüp, havlamaya dahi tembellik ettiği histi. pazartesi sabahı üşüyen ellerle okula koşmak gibiydi..
kıştı bu his. ne vakit düşünsem, kıştı.. ağır bi sis her yanı kaplamıştı.. yürüdükçe önünü görür, gördükçe yaklaşırdın.
sen benim tarafımdan bir kez sevildin. bir kez.. sana aşığım dedim yüzüne küstahça... kibrimden sıyrıldım, ben oldum. sonra kibrini fark ettim senin: onca zaman sonra...senin. sis perdelemeseydi göremez olur muydum hiç? bendeki kibir mıymış yaw? meğer alçak gönüllülük lafzını, ben kibir sanarmışım. sanarmışım da sanki ne yaparmışım?.. ancak ve ancak sendeki gururla tanışmışım, sendeki gurur ve kibirle... e kibir oymuş.. sadece o olsa iyi... e onca zaman safi orada dururmuş. meğer kibrin, hoyrat ve soğukmuş. sabah çiği de neymiş, sendeki kibrin yanında?.. .
sonra yürümüşüm. küstahça yürümüş ve ardıma bakmamışım.. sonra sonra sora sora sonunda yaz olmuş, sendeki kibir tat olmuş, lal olmuş, ama olmuş hatta hatta bir tımarhaneye düçar olmuş.. ...
gerisi öyle işte... sis yaza devrolmuş. sen tımara visal.
özveriyle kabul ettim üstelik. özveriyle sevdim.
sen, benim tarafımdan bir kez sevildin.
sen de şaştın bu duruma. sen bile şaştın. sen benim tarafımdan bir kez sevildin. bir kez... ve bu bir, hayatının tüm sevilmelerine bedel olacaktı. çünkü bu his, bana bile yabancıydı. sabah çiğinde stadyumun önünden geçmek gibiydi. yolda karşına çıkan köpeklerin, soğuktan umursamaz büzüşüp, havlamaya dahi tembellik ettiği histi. pazartesi sabahı üşüyen ellerle okula koşmak gibiydi..
kıştı bu his. ne vakit düşünsem, kıştı.. ağır bi sis her yanı kaplamıştı.. yürüdükçe önünü görür, gördükçe yaklaşırdın.
sen benim tarafımdan bir kez sevildin. bir kez.. sana aşığım dedim yüzüne küstahça... kibrimden sıyrıldım, ben oldum. sonra kibrini fark ettim senin: onca zaman sonra...senin. sis perdelemeseydi göremez olur muydum hiç? bendeki kibir mıymış yaw? meğer alçak gönüllülük lafzını, ben kibir sanarmışım. sanarmışım da sanki ne yaparmışım?.. ancak ve ancak sendeki gururla tanışmışım, sendeki gurur ve kibirle... e kibir oymuş.. sadece o olsa iyi... e onca zaman safi orada dururmuş. meğer kibrin, hoyrat ve soğukmuş. sabah çiği de neymiş, sendeki kibrin yanında?.. .
sonra yürümüşüm. küstahça yürümüş ve ardıma bakmamışım.. sonra sonra sora sora sonunda yaz olmuş, sendeki kibir tat olmuş, lal olmuş, ama olmuş hatta hatta bir tımarhaneye düçar olmuş.. ...
gerisi öyle işte... sis yaza devrolmuş. sen tımara visal.
devamını gör...
en ucuz şey
emeğimizin karşılığı ve insan hayatı.
devamını gör...
dicle elektrik’in elektrik duasına katılan urfalı köylüler hakkında suç duyurusunda bulunması
hırsızlıktan açılması gerekirken bundan dolayı açılması saçmalık olmuş.
ağrılı bir arkadaşım bana; "cano, senin kafa bizim mahallenin elektirik direği gibi karmaşık" deyince durumun kaçak elektirik olduğunu anlamamıştım. sonra direğin fotoğrafını atınca şok olmuştum. direkten onlarca kablo sarkıyordu.
doğu ve güneydoğu illerinde kaçak elektirik inanılmaz boyutlarda. ahırlarda bile klima koymuşlar. koca tarlaları kaçak elektirikle suluyorlar. sonra kesilince de yaygara koparıyorlar. bu millet sizin kahrınızı çekmek zorunda mı?
biz nasıl ödüyorsak, sizde öyle ödeyeceksiniz!
"türkiye elektrik dağıtım a.ş.nin (tedaş) 2014 "taaa o yıllarda rakam bu" faaliyet raporunda yer alan verilerini baz alan dicle edaş yetkilileri, dağıtım hizmeti sunulan 6 ildeki nüfusun sadece 5,7 milyon olmasına rağmen, nerdeyse nüfusu 14,6 milyonu aşan istanbul kadar elektrik kullanıyor.
bölge illerinden şanlıurfa’da yaşayan 1,8 milyon nüfusun bir yıllık elektrik tüketiminin 6,4 milyar kwh olduğunu ifade eden yetkililer, yapılan hesaplamalar sonunda bu kentte faturalandırılabilen elektrik miktarının ise sadece 1,5 milyar kwh olduğunun belirlendiğini kaydetti. şanlıurfa’daki kaçak kullanım miktarı ise aynı hesaplamalara göre 4,8 milyar kwh. buna göre, geçtiğimiz yıl 4,6 milyar kwh elektrik enerjisi üreten ve türkiye’nin en büyük barajı olan atatürk barajı’ndan üretilen elektrik, sadece şanlıurfa’daki kaçak kullanımı dahi karşılayamıyor."
lafa gelince "törreee noooomis", işlerine gelmeyince kaçak elektirik.
namusu kızlarınızın bacak arasında arayıp onlara hayatı zindan edeceğinize, şu faturadan calmamayı öğrenin önce...
ağrılı bir arkadaşım bana; "cano, senin kafa bizim mahallenin elektirik direği gibi karmaşık" deyince durumun kaçak elektirik olduğunu anlamamıştım. sonra direğin fotoğrafını atınca şok olmuştum. direkten onlarca kablo sarkıyordu.
doğu ve güneydoğu illerinde kaçak elektirik inanılmaz boyutlarda. ahırlarda bile klima koymuşlar. koca tarlaları kaçak elektirikle suluyorlar. sonra kesilince de yaygara koparıyorlar. bu millet sizin kahrınızı çekmek zorunda mı?
biz nasıl ödüyorsak, sizde öyle ödeyeceksiniz!
"türkiye elektrik dağıtım a.ş.nin (tedaş) 2014 "taaa o yıllarda rakam bu" faaliyet raporunda yer alan verilerini baz alan dicle edaş yetkilileri, dağıtım hizmeti sunulan 6 ildeki nüfusun sadece 5,7 milyon olmasına rağmen, nerdeyse nüfusu 14,6 milyonu aşan istanbul kadar elektrik kullanıyor.
bölge illerinden şanlıurfa’da yaşayan 1,8 milyon nüfusun bir yıllık elektrik tüketiminin 6,4 milyar kwh olduğunu ifade eden yetkililer, yapılan hesaplamalar sonunda bu kentte faturalandırılabilen elektrik miktarının ise sadece 1,5 milyar kwh olduğunun belirlendiğini kaydetti. şanlıurfa’daki kaçak kullanım miktarı ise aynı hesaplamalara göre 4,8 milyar kwh. buna göre, geçtiğimiz yıl 4,6 milyar kwh elektrik enerjisi üreten ve türkiye’nin en büyük barajı olan atatürk barajı’ndan üretilen elektrik, sadece şanlıurfa’daki kaçak kullanımı dahi karşılayamıyor."
lafa gelince "törreee noooomis", işlerine gelmeyince kaçak elektirik.
namusu kızlarınızın bacak arasında arayıp onlara hayatı zindan edeceğinize, şu faturadan calmamayı öğrenin önce...
devamını gör...
hobaaa3434
şirinler' deki şirine.
devamını gör...
aynı bilgisayarı 7 yıl kullanmak
üretici firmayı bile şaşkına uğratacak durumdur.
2009'da dell laptop almıştım.
gözüm gibi bakıyorum. *
2009'da dell laptop almıştım.
gözüm gibi bakıyorum. *
devamını gör...
çalışma hayatının ilk kuralı
şahsi bilgisayarına/telefonuna outlook kurmamak gerektiği.
devamını gör...
zebellah
'iriyarı, uzun ve biçimsiz kimse' anlamına gelen sözcüktür.
devamını gör...
hala baba parası yiyen yazarlar
halasının mı babasının mı parasını yediğini anlayamadığım yazarlardır.
başlık başa galiba.*
başlık başa galiba.*
devamını gör...
en güzel düet şarkılar
barış manço ve cem karaca - uzun ince bir yoldayım
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının favori yara izleri
liseye yeni başlamışız, her kafadan insan var sınıfta. ders araları konuşurken ederken sınıftan bir arkadaşla güzel bir muhabbet yakalamışız, test çözerken arada konuşup gülüşüyoruz. zaten bahar gelmiş, ağaçlar çiçek açmış, kalpte kıpırtılar filan derken sonradan hoşlukla anımsanacak bir sürü his oluşuyor kalplerde.
bir gün konu uçurtmalara geldi, çok severmiş uçurtmaları. ben de çok severim deyince "haydi uçurtma yapalım" olduk birden. uçurtmanın iskeletini yapmak için bahçeden kuru dallar topladık, sınıfa getirdik, küçük bir çakıyla dikkatli bir şekilde düzeltiyoruz. bir ara sınıftan dışarı çağırdılar onu, "hemen geliyorum" deyip gitti. ben de şapşal şapşal işe devam ederken bıçağı parmağımın kenarına geçirmişim boylu boyunca, kanayınca fark ettim. sardım ettim ama durmadı bir süre. hemen gelmedi o, hatta bir süre eskisi gibi konuşamadık. uçurtma da yalan oldu zaten.
bu olayın üzerinden çok yıllar geçti ama o yaranın belli belirsiz bir izi var halen. ne zaman bahar gelse ve sokaktaki şeyler bana aynı hisleri anımsatsa, hele bir de gökte uçurtma görürsem, parmağımın kesilen yeri inceden sızlarmış gibi hissederim. sevmenin izi kalırmış sahiden.
bir gün konu uçurtmalara geldi, çok severmiş uçurtmaları. ben de çok severim deyince "haydi uçurtma yapalım" olduk birden. uçurtmanın iskeletini yapmak için bahçeden kuru dallar topladık, sınıfa getirdik, küçük bir çakıyla dikkatli bir şekilde düzeltiyoruz. bir ara sınıftan dışarı çağırdılar onu, "hemen geliyorum" deyip gitti. ben de şapşal şapşal işe devam ederken bıçağı parmağımın kenarına geçirmişim boylu boyunca, kanayınca fark ettim. sardım ettim ama durmadı bir süre. hemen gelmedi o, hatta bir süre eskisi gibi konuşamadık. uçurtma da yalan oldu zaten.
bu olayın üzerinden çok yıllar geçti ama o yaranın belli belirsiz bir izi var halen. ne zaman bahar gelse ve sokaktaki şeyler bana aynı hisleri anımsatsa, hele bir de gökte uçurtma görürsem, parmağımın kesilen yeri inceden sızlarmış gibi hissederim. sevmenin izi kalırmış sahiden.
devamını gör...
göbeği açık kıyafet modası
sıcak ulan beynim eridi ya ne giyeceğdik *
devamını gör...
benim adım melek
başrol kadın oyuncusu geçmişte (bkz: yabancı damat) dizisinde başrol kadın olarak gördüğümüz nehir erdoğan olan dizi. iki dizinin konusu da gaziantep'te geçmektedir. gidip melankolinin, aile içi şiddetin, ihtirasın, alavere dalaverenin bitmediği yerli dizilerdense aile bağlarını, gaziantep kültürünü, sazı sözü, sanatı öne çıkaran bir dizi olarak bunu izleyin derim. dizi hakkında içerik bilgisi vermeksizin bazı değerli oyuncu isimlerine değinmek istiyorum. dizide iki ayrı ailede baba rolünde yer alan nizam namidar ve mehmet çevik karakterlerinin hakkını veren oyuncular. kendi adıma iki oyuncunun bu diziyi izletmekte etkisinin büyük olduğunu söyleyeyim. muharrem türkseven ise gülüşüyle akıllara kazındığı için ağladığı sahnelerde seyircinin de aynı duygusallığa bürünebilmesini sağlayabilecek bir yetenek sergiliyor. ece özdikici ve hande kaptan ise dizide al birini vur ötekine denilebilecek sinsi karakterler canlandırıyorlar. fakat ece özdikici'nin canlandırdığı funda karakteri, dizinin başında ikinci kadın olarak bir aileyi bozmasıyla hande kaptanın canlandırdığı kadriye karakterini suya götürüp susuz getirebilecek bir niteliğe de sahiptir. sona kaan çakır'ı bıraktım. çünkü bir insan kötü karakter olmayı ancak bu kadar iyi başarabilir. oyuncuyu her gördüğümde ise bu diziyle alakası olmaksızın aklıma leyla ile mecnun'da cengiz han olarak yer aldığı sahne gelir. (bkz: leyla ile mecnun cengiz han'ım)
devamını gör...
otobüste sigara içilen yıllar
hayal edemediğim yıllardır. bende sigara kullanan biri olarak gerçekten otobüste sigara içmek iyi ki yasaklanmış diyorum. insanlar nasıl boğulmadan yaşamışlar hayret. bu kadar topluluk içinde ter sigara parfüm kokusunun karışımını hayal bile edemiyorum.
devamını gör...


