çocuklara armağan edilen ilk ulusal bayrama sahip bir cumhuriyette, toplum olarak çocukların tacize ve tecavüze uğramadığı, köle gibi çalıştırılmadığı, çocukken evlendirilip çocuk sahibi olmadığı bir gelecek umut etme trajedisini yaşıyoruz.
devamını gör...

bir henry david thoreau kitabıdır.

kitapla doğrudan ilgileri olmayan ama bence kitabı okuma istediğinizi artıracak birkaç şey yazmak istedim bu incelemede. genelde yazdığım tanımlarda yaptığımın aksine bir durum olmadığı için beni okuyanlar bunu garipsemeyecektir.

mesela; henry david thoreau gerçekten yürümeyi çok seven bir insandı, yabanda geçirdiği zamanlarda uzun yürüyüşler yapması ile meşhurdu. ama yaban hayatına aşık olan bu adam çok daha dost canlısı sayılmazdı, en azından yürüyüşleri esnasında. çünkü ona eşlik etmek isteyen herkesi yanından kovduğu bilinen bir gerçekti. yaban hayatında yalnız kalıp yürüyüş yapmanın düşünce gücü üzerinde edebi bir afrodizyak etkisi yaptığına inanan yazarımız bu huyundan hiç vaz geçmedi.

walden’ın da yazarı olan thoreau aynı zamanda ralph waldo emerson’ın da çok yakın arkadaşı idi. bir gün thoreau sivil itaatsizlik yüzünden hapse düşünce emerson “ neden ordasın henry?” diye sorar, henry ise benim aklıma kazınan - eminim waldo’nunkine de kazınmıştır- o cevabı verir: “ sen neden burda değilsin waldo?”

ayrıca sean penn’in yönettiği “ ınto the wild” filminde kahramanın yabana gitme isteğine neden olan kitap da “ walden”dır.

bence okuyun efendim.
devamını gör...

bi bok bilmeyen insandır. çünkü insan hata yaptığında özür diler ve hata yaparak öğrenir. hatta belkide en iyi öğrenme biçimi hata yaparak tecrübe etmektir.

buradan bakılırsa hiç özür dilememiş adam, hiç hata yapmamıştır ve hiç bir şey öğrenmemiştir.
devamını gör...

-kadına şiddet
-zam
-işsizlik
devamını gör...

boş zamanlardaki sanal aktivitelerin en faydalısıdır sözlükte yazarlık.

çoğumuzun bildiği analiz gücünden tutun da kelime haznesine, genel kültüre etkisini saymayacağım. *


güzel bir faydası gündemden haberdar olmak. amma velakin gözlemlediğim kadarıyla sözlüğümüzde zuhur eden akıl havzala almayan anket kalabalığı, faydalı başlıklar dışında bu kısmı da örtüyor, söylemeden geçmeyeyim dedim.
devamını gör...


"başkaları gibi yaşamasını bilmeyenler, başkalarını taklit etmeliydi." ( sf 248)
"...insan görmekle bile bazı şeylerin ağırlığına dayanabilir, avunabilir, hayal kurmaya devam edebilir. sen anlamazsın tabii. anlamak için, insanın bazı eksik yönleri olmalı." ( sf 140)


tehlikeli oyunlar
devamını gör...

"aptal ruhum. adım atacak halin dahi yok, oysa sen uçmaya çalışıyorsun."
devamını gör...

beni bekleyen hayallerime kavuşmak, koyduğum hedeflere ulaşmak beni çok mutlu edecek.
devamını gör...

haklı bir isyan. ben de kırılıyorum açıkçası. kadınları genelleyen, aşağılayan her başlığı hakaret olarak gören ben, bu insanlara prim vermek istemesem de yapamıyorum. susarsam kabullenmişim gibi hissediyorum. susamıyorum. kadın adı altında yazılan her şeyin hepimizi ilgilendirdiğini unutmamak lazım. bugün bunların önüne geçmezsek yarın tacizin, tecavüzün önüne nasıl geçeceğiz? sonuçta şiddet dilde başlar. dili değiştirmemiz lazım.
devamını gör...

utangaç insandır çekingen insandır veya ilişki istemeyen insandır vakti olmayan insandır. doğru insanı bekleyen insandır.
devamını gör...

1700'lerde italya'da yazılan risale. anlamı, muhammed'in işleri veya muhammed'in hikayeleri'dir. fakat o dönem islam, türklerin dini olarak bilindiği için, risalenin başlığında hz. muhammed'e mehmet denir. risale, hz. muhammed'in peygamberliğinden vefatına kadar olan dönemde, yahudilere karşı olan mücadelesini anlatır.

ilk başta, yahudilerin, tanrı'ya karşı isyan etmelerinden dolayı cezalandırıldıkları belirtilir. sonra, bir adamın*, zahireci bir yahudi bilgine gelerek rüyasını anlattığı söylenir. yahudi bilgin rüyayı dinledikten sonra korkmaya başlar. çünkü rüyanın tabirine göre, hz. muhammed, 9 asır hükümranlık sürecektir. yahudi bilgin yahudi halkının bu durumdan dolayı zarar göreceğini düşünür ve hz. muhammed'den gizli bir şekilde yahudi cemaatini toplar. toplantıda yahudileri kurtarmak için nasıl önlem alacakları tartışılır. sonuç olarak da 10 yahudi bilginin zahiren müslüman olup da hz. muhammed'in güvenini kazanarak, yahudilere zarar verilmesinin engellenmesine karar verilir.

hz. muhammed, peygamber olacağını bilmemektedir. kendisini 10 yahudi bilgin kandırmaktadır. ve bu yahudi bilginler ona haşa kuranı kerim'i yazdırmışlardır. güya bilginler daha sonra iblis'le anlaşmış, ve onu hz. muhammed'e göndermişlerdir. o da, "tanrının ordusunun komutanı" olduğunu söylemiş ve sahte vahiyler getirmiştir. daha sonra tüm milletler hz. muhammed'in emrine girmeye başlamış, o da yahudilerin kendisine tabi olmalarını istemiştir. fakat yahudiler ona tabi olmak istemeyince, hz. muhammed onlara belirli bir süre vererek tehdit etmiştir. ve bu süre içerisinde, hz. muhammed, yahudi bir kadınla evlenmiştir. yahudi bilginler, hz. muhammed'in, yahudi halkını yok edeceğinden korkmuşlar ve yahudi eşiyle işbirliği yaparak yemeğine zehir katmışlardır.

hz. muhammed ağır hastalanarak yatağa düşmüş ve yahudi bilginlere vasiyetini yazdırmak istemiştir. fakat yahudi bilginler, hz. muhammed'in vasiyetindeki yahudilerin cezalandırılmasına yönelik isteklerini, kendi istekleri doğrultusunda değiştirip kayıt altına almışlardır. sonra da bu bilginler, haşa hz. muhammed'i yatağında öldürmüşlerdir.

evet risalede anlatılan hikaye böyledir. aslında bu risale, eski dönemde, gayri müslim kesimin, hz. muhammed'e karşı olan bakış açısını göstermektedir. elbette risalede anlatılanlar gerçek dışı olup, efsaneden ibarettir.

büyük ölçüde yararlandığım şu makaleye bk.
devamını gör...

salak olduğum için -evet salak- başka birinin söylemesi ile işin içinde kip thorne gibi bir ismin olduğunu öğrendiğim ve tekrar izlediğim film. işin kötü tarafı carl sagan'ın ayıla bayıla okuduğum contact kitabında katkısı olduğunu öğrendiğimden beri seviyorum ben kip thorne'u ve gram dikkat etmeden dümdüz izlemişim filmi. arada kitaplıkta duran gravitation ile bakışıp kendime sövüyorum. kendi salaklığımı es geçersek film izlediğim en iyi bilim-kurgu değildi hatta izlerken dramın dozunu fazla mı kaçırdınız sanki diye söylenmişliğim de yok değil ama şu var; ben fizikçi değilim, alanım kesinlikle bu değil yine de şu zamana kadar okuduklarımı düşünürsek muhtemelen bilim-kurgu'da bilim kısmına en çok yaklaşmış film. ayrıca bir repliği vardır ki 30 kere geri sarıp dinledim muhtemelen.


love is the one thing that transcends time and space.


ayrıca eklemezsem olmaz:


cooper: we've always defined ourselves by the ability to overcome the impossible. and we count these moments. these moments when we dare to aim higher, to break barriers, to reach for the stars, to make the unknown known. we count these moments as our proudest achievements. but we lost all that. or perhaps we've just forgotten that we are still pioneers. and we've barely begun. and that our greatest accomplishments cannot be behind us, because our destiny lies above us.
devamını gör...

kadının değil, insanın özünde vardır beğenilme arzusu. sen mağara adamı gibi mi dolaşıyorsun, hayır.
devamını gör...

kahveeee
devamını gör...

koordinat sisteminde yatay(x) ve dikey (y) eksenlerinin dik bir şekilde kesişmeleri ile meydana gelen bir düzlemde iki doğrunun kesişme noktasına orijin (0) denir.
devamını gör...

canıma yeten bir akşam geç saatte evden vurup kapıyı uzaklara kaçar gibi evimin ilerisindeki parka gidip bir banka oturmuştum. hava buz gibiydi ve saat de 12 yi geçmişti. parkta yalnızca büfe açıktı. ben oradaki bankta o karanlıkta büfenin ve etrafımdaki yaklaşık 6 7 köpeğin varlığıyla oturuyordum. üşüyordum fakat eve de dönmek istemiyordum. mum gibi o bankta kımıldamadan yarım saat boyunca etrafı izledim. bir süre sonra büfeci kapatıp gitmeye hazırlandıkça tedirginliğim artıyordu. etrafımda yalnızca köpekler kalmıştı. hiç biri bana yönelmiyor hepsi kendi halinde adeta parkın bekçiliğini yapıyordu. üşümekle korkmak arasında gidip geliyordum. o parkta o an yalnız olmadığımı hissettiren sadece o köpekler vardı. bi yarım saat daha durduktan sonra donmamak için yavaş yavaş hareketlenip eve geçmek amacıyla ayağa kalktım. köpekler benden işkillenip bana doğru havlamaya başladılar. sebebini anlayamadığım bir şekilde beni tehlike olarak görüyorlardı sanırsam. o parkta yalnızlığımı paylaştığım o köpekler üzerime üzerime hep birlikte havlayıp yürümeye başlamışlardı. adeta beni o parktan kovmuşlardı o akşam. hemen mahalle arasına koşup apartmanın içine girmiştim. işte o köpeklerden kaçtığım an, yalnızlığımın ve caresizliğimin en dokunduğu andır benim için.
devamını gör...

terk etmedi sevdan beni,
aç kaldım, susuz kaldım,
hayın, karanlıktı gece,
can garip, can suskun,
can paramparça...
ve ellerim, kelepçede,
tütünsüz uykusuz kaldım,
terk etmedi sevdan beni.

(bkz: sevdan beni)
devamını gör...

bu şekilde motive oluyor olabilirler.

belki sadece değişiklik yapmak içindir.

göreceli bir durum, esas gerçeğe ulaşmak zor.
devamını gör...

saçma bir durum.

neden mi? eğitimi online al ama sınavı yüz yüze ol. bu durum ne kadar mantıklı? sınavları ödev şeklinde veya test şeklinde sisteme yükleyerek de yapabilirlerdi.
başlığı açan yazarimizin da dediği gibi toplu taşıma, okul ortamı, sinif hijyeni ve düzeni ne kadar yeterli ? pazartesi günü sınava girecek kardeşimin de, "çoğu öğrenci maske takmadan sınava girdi" demişti.
el dezenfektanı vs. konularına hiç değinmiyorum bile. üstelik yüz yüze sinav tarihlerinin sürekli değişmesi de cabası.

#521484 tanımı yazan sevgili yazar arkadaşıma da, çoğu üniversiteler vizeleri online olarak yapma kararı aldı ama final sınavları için de pandemi sürecinin takip edilmesi,vaka sayılarına bakılarak yüz yüze veya online şekilde olmasına ilerleyen günlerde karar verilecektir dendi. (nisan sonu) hoş şimdiden istanbul ve ankara gibi büyük şehirlerin haritada renkleri yasakların seyreklestirilmesi nedeniyle değişti. finallerde online olur diye düşünüyorum. artik karar yine üniversite rektorlerine ve fakülte dekan/hocalarına bağlı.
devamını gör...

dna ilk olarak 1869 yılında friedrich miescher tarafından keşfedilmiştir fakat uzun yıllar işlevi çözülememiştir.

dna'nın yapısının keşfi önemlidir, james watson ve francis crick, 1953 yılında dna’nın ikili sarmal yapısını ortaya çıkararak nobel ödülü'ne layık görülmüştür fakat bu başarıya ulaşırken bazı etik olmayan davranışlar içerisine girmişlerdir.

öncelikle, dna'nın kraliçesi/ dna'nın gizli kahramanı olarak adlandırılan genç bilim insanı rosalind franklin, x ışını kırınımını kullanarak dna'yı fotoğraflamış ve devrim niteliğinde bir işe imza atmıştır. meslektaşı maurice wilkins, dna'nın yapısını gösteren 51 numaralı fotoğrafı franklin’in bilgisi olmadan james watson ve francis crick’e göstermiştir ve bu fotoğraf sayesinde ikili, dna'nın gerçek yapısını çözebilmiştir.

ne yazık ki hayat adil olmuyor ve her zaman hak edene, hak ettiği değeri vermiyor. franklin'in fotoğrafı çok önemli bir role sahip olsa da, ödül watson ve crick'e veriliyor ve zaten ödül verilmeden önce franklin hayatını kaybediyor. eğer hayatını kaybetmeseydi nobel ödülü alır mıydı diye akıllarda soru işareti kalmasın çünkü hem o dönemde kadın bilim insanları fazla ön plana çıkartılmıyordu hem de bu ikili, çalışmalarına öncülük eden kişi olarak franklin'den öte kendilerine fotoğrafı gösteren maurice wilkins'in adını anmışlardı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim