2250 yılında normal sözlük başlıkları
devamını gör...
yazarların sevdiği şeyler
"tenhalığı seviyorum.
sık görüşülmeyen ama bağı da koparılmayan dostlukları, az rastlanılmayı, kendimle kalmayı, kendimi saklamayı ve de sınırlarımı "
tezer özlü
sık görüşülmeyen ama bağı da koparılmayan dostlukları, az rastlanılmayı, kendimle kalmayı, kendimi saklamayı ve de sınırlarımı "
tezer özlü
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının takipçi sayıları
92.. hepiniz benim bebeklerimsiniz.. hepinizi coook seviyorum.. sağ olun.. var olun..
devamını gör...
bir paris semtinin tüketilme denemesi
bir georges perec kitabıdır.
deliliğini edebiyat dehası ile maskelemeye çalışan, bazen ben şu an ne okuyorum hissi uyandıran, “bazen bunu neden anlattı ki şimdi?” türü ikiricikli sorularla sarhoş olmamıza neden olan ancak her zaman bir deli dahiyle sohbet ettiğiniz yanılsamasını yaratan perec bu kitapta da beklentileri tam olarak karşılamış.
dünyanın en ilginç roman fikirlerine ve isimlerine sahip roman yazarlarından biri olan perec daha önce “ bahçedeki gidonları kromajlı pırpır da neyin nesi” ve “ ücret artışı talebinde bulunmak için servis şefine yanaşma sanatı ve biçimi” isimli iki romanla dede korkut’tan sonra isim koyma konusunda en yetkin kişi olduğunu kanıtlamış, kayboluş kitabında hiç e harfi kullanmayarak da bize tek elini arkasına koyarak güreşmeyi teklif eden enişteyi hatırlatmıştır.
bu kitapta bir paris semtine manzaraya hakim bir kafeden bakan yazar gördüğü her şeyi yazarak bize anlatıyor. zamanın, insanların ve arabaların dışında hiçbir şeyin hareket etmediği üç boyutlu bir şehir tablosu koyuyor önümüze. başlarda ne yaptığını, ne yapmaya çalıştığını anlamıyor olsanız da zamanla alışmaya ve keyif almaya başlıyorsunuz.
deliliğini edebiyat dehası ile maskelemeye çalışan, bazen ben şu an ne okuyorum hissi uyandıran, “bazen bunu neden anlattı ki şimdi?” türü ikiricikli sorularla sarhoş olmamıza neden olan ancak her zaman bir deli dahiyle sohbet ettiğiniz yanılsamasını yaratan perec bu kitapta da beklentileri tam olarak karşılamış.
dünyanın en ilginç roman fikirlerine ve isimlerine sahip roman yazarlarından biri olan perec daha önce “ bahçedeki gidonları kromajlı pırpır da neyin nesi” ve “ ücret artışı talebinde bulunmak için servis şefine yanaşma sanatı ve biçimi” isimli iki romanla dede korkut’tan sonra isim koyma konusunda en yetkin kişi olduğunu kanıtlamış, kayboluş kitabında hiç e harfi kullanmayarak da bize tek elini arkasına koyarak güreşmeyi teklif eden enişteyi hatırlatmıştır.
bu kitapta bir paris semtine manzaraya hakim bir kafeden bakan yazar gördüğü her şeyi yazarak bize anlatıyor. zamanın, insanların ve arabaların dışında hiçbir şeyin hareket etmediği üç boyutlu bir şehir tablosu koyuyor önümüze. başlarda ne yaptığını, ne yapmaya çalıştığını anlamıyor olsanız da zamanla alışmaya ve keyif almaya başlıyorsunuz.
devamını gör...
lahmacun
gaziantep taraflarında soğan değil sarımsak konularak, hamuru daha yumuşak olarak yapılan ve her kesimin soğanlı, soğansız afiyetle tükettiği yiyecektir. buna da yiyecek deyince biraz garipsedim şimdi. sanki ona has bir katagori olmalı gibi. biz antepte içine patlıcan közleme de koyarız salataya alternatif olarak tadından yenmez yanına uzanılır efem. bu arada damak zevkidir tabi ama bir şekilde tüm insanlığı etrafında toplayacak bir güç aranırsa bu 'lahmacun' olabilir.
günaydınlar efem. yoğun bir gün beni bekliyor. herkeslere hoş sohbetler ve tatlı günler diliyorum.
günaydınlar efem. yoğun bir gün beni bekliyor. herkeslere hoş sohbetler ve tatlı günler diliyorum.
devamını gör...
galiba ölüyorum hissi
genel olarak panik atağın ortaya çıkartmış olduğu histir. tüm vücutta karıncalanma, hızlı hızlı nefes alıp vermeye çalışma, kendini kaybetme düşüncesi, zaman mekan algısını yitirip bulunduğun ana yabancılaşmayla birlikte gelen o his; 'galiba ölüyorum'.
iç ses 'sakin ol geçecek bunun gerçek olmadığını ve sana bir şey olmayacağını biliyorsun' dese de o an kendini kontrol edememek ve bu hisse engel olamamak çok kötü hissettiriyor.
iç ses 'sakin ol geçecek bunun gerçek olmadığını ve sana bir şey olmayacağını biliyorsun' dese de o an kendini kontrol edememek ve bu hisse engel olamamak çok kötü hissettiriyor.
devamını gör...
ermeni soykırımı iddiası
“soykırım olup olmadığına” ilişkin tartışmalar yalnızca ülkemizde yapılmaktadır.
das urteil vom 02.06.2016 des deutschen bundesrats betreffend die ereignisse vom 1915 und diesbezügliche bewertung des getroffenen beschlusses des deutschen bundeverfassungsgerichts
— nachdem das völkermord der türken gegen die armenier seitens der nationalen und übernationalen oder regionalen parlamenten von niederland, polen, slowakei, russland, argentinien, uruguay, frankreich, belgien, südzypern, usa und eu (europäische gemeinschaft) akzeptiert wurde, wurde dies auch seitens der deutschen bundesrat am 02.06.2016 am 101. jahr der 1915 ereignisse und ca. am fünfzigsten jahr des vollmitgliedschaftsantrag der türkei an die europäische gemeinschaft, akzeptiert.
özellikle, tarih bölümünde öğrenim gören talebelerimiz için metni türkçeye tercüme ediyorum. şu an çevireceğim için hatam olursa affola.
“almanya federal meclisi’nin 1915 olaylarına dair 02.06.2016 tarihli kararı ve mevzubahis karar hakkında almanya federal anayasa mahkemesi tarafından verilen hükmün değerlendirilmesi”
— türklerin, ermenilere soykırım uyguladığı: hollanda, polonya, slovakya, rusya, arjantin, uruguay, fransa, belçika, güney kıbrıs, abd ve ab’nin ulusal ve ulusal üstü veya bölgesel parlementolarınca kabul edildikten sonra, “almanya federal meclisi” tarafından da 02.06.2016 tarihinde, 1915 olaylarının 101. yılında ve türkiye’nin avrupa topluluğu’na “tam üyelik” için başvurusunun takriben ellinci yılında kabul edilmiştir.
edit: alman federal meclisi, aldığı karara ilişkin yaptığı açıklamada, alman yetkililerin de “soykırımda” dahli olduğunu kabul etmiştir.
not: bu başlık, söz konusu mesele hakkında seviyeli bir tartışmanın yapılabilmesi ve tartışmaya dahil olanların saldırganlaşmadan fikirlerini belirtmesi için açılmıştır.
das urteil vom 02.06.2016 des deutschen bundesrats betreffend die ereignisse vom 1915 und diesbezügliche bewertung des getroffenen beschlusses des deutschen bundeverfassungsgerichts
— nachdem das völkermord der türken gegen die armenier seitens der nationalen und übernationalen oder regionalen parlamenten von niederland, polen, slowakei, russland, argentinien, uruguay, frankreich, belgien, südzypern, usa und eu (europäische gemeinschaft) akzeptiert wurde, wurde dies auch seitens der deutschen bundesrat am 02.06.2016 am 101. jahr der 1915 ereignisse und ca. am fünfzigsten jahr des vollmitgliedschaftsantrag der türkei an die europäische gemeinschaft, akzeptiert.
özellikle, tarih bölümünde öğrenim gören talebelerimiz için metni türkçeye tercüme ediyorum. şu an çevireceğim için hatam olursa affola.
“almanya federal meclisi’nin 1915 olaylarına dair 02.06.2016 tarihli kararı ve mevzubahis karar hakkında almanya federal anayasa mahkemesi tarafından verilen hükmün değerlendirilmesi”
— türklerin, ermenilere soykırım uyguladığı: hollanda, polonya, slovakya, rusya, arjantin, uruguay, fransa, belçika, güney kıbrıs, abd ve ab’nin ulusal ve ulusal üstü veya bölgesel parlementolarınca kabul edildikten sonra, “almanya federal meclisi” tarafından da 02.06.2016 tarihinde, 1915 olaylarının 101. yılında ve türkiye’nin avrupa topluluğu’na “tam üyelik” için başvurusunun takriben ellinci yılında kabul edilmiştir.
edit: alman federal meclisi, aldığı karara ilişkin yaptığı açıklamada, alman yetkililerin de “soykırımda” dahli olduğunu kabul etmiştir.
not: bu başlık, söz konusu mesele hakkında seviyeli bir tartışmanın yapılabilmesi ve tartışmaya dahil olanların saldırganlaşmadan fikirlerini belirtmesi için açılmıştır.
devamını gör...
kitap okuyan insanı belli eden detaylar
okuduğunu ve duyduğunu anlama, gerekli cevabı verebilme hızı.
devamını gör...
the doors
eski bir arkadaşımın neredeyse boğazıma yapışarak dinlemeni önerdiği ama halen dinlemediğim müzik grubudur.
devamını gör...
hesabımı dondur
biraz sonra gerçekleştiriceğim eylemdir. kontrolsüz büyümenin sonucu olarak hepsi birbirine benzeyen tatlış, minnoş (anladığım kadarıyla yaşları ufak) yazar yığılması sonucu ne format kaldı ne şikayetlerin bir amacı. mesajlaştığım, konuştuğum herkese teşekkür ederim güzel bilgiler edindiğim çok oldu.
devamını gör...
orta çağ'da yaşayacak olsan yapacağın meslek
mimar olurdum yine yeniden
devamını gör...
erkekler neden uzun yaşamaz sorunsalı
hareketsiz yaşam, obeziteye varacak kadar dengesiz beslenme, sigara- alkol kullanımı, rutin sağlık kontrollerinden kaçınma, stres.
devamını gör...
en kısa gece
2021 yılı için bu gecedir.
yatın bence, az uyunacak bu gece.
ya da ben yatayım.
ne kadar çok uyusam o kadar kar ederim.
allah rahatlık versin.
edit: miladi takvim azizliği oldu. bir iki dakika kazandım, mutlu oldum.
doyamam ben bu gece ki uykuya.
yatın bence, az uyunacak bu gece.
ya da ben yatayım.
ne kadar çok uyusam o kadar kar ederim.
allah rahatlık versin.
edit: miladi takvim azizliği oldu. bir iki dakika kazandım, mutlu oldum.
doyamam ben bu gece ki uykuya.
devamını gör...
sinirlendiğinde çok kırıcı olabilen insan
sessiz sakin tabiata sahip olup, kolay sinirlenmeyen, patlama anına kadar olan zaman diliminde birçok şeyi alttan almış, içine atmış, son damlada ağzına ne geliyorsa söyleyen insandır.
devamını gör...
üniversiteye başlayacaklara tavsiyeler
daha ilk yılım, sonra toparlarım diye sakın kendinizi salmayın ve ilk yıldan okuduğunuz bölümün temelini iyi kavrayıp not ortalamanızı yüksek tutun. ortalamayı yüksek tutmak her yılda önemli tabii ama genellikle 2. sınıftan sonra dersler ağırlaşacağı için elinizi güçlü tutmuş olursunuz.*
bunun dışında ilk olarak oluşan kıytırık arkadaş grupları dağılır sonradan genellikle ve asıl iyi üniversite arkadaşlarınızı tesadüfen bulursunuz.*
ha arkadaş demişken, mutlaka dersleri zictiredip sizi boktan ortamlara çekmeye çalışan bir iki gereksiz tip olacaktır. size karşı ne kadar "iyi" olursa olsun uymayın bu tiplere.* özellikle de derslerinizle ilgilenmeniz gereken zamanlarda. ha ama tabiki gerçekten iyi ve güvendiğiniz arkadaşlarınızla uygun zamanlarda uygun ortamlara akın. sosyalleşin. hatta okul bazında da sosyalleşin. ilginizi çeken 1-2 kulübe katılın mesela.*
çift ana dal veya yan dal hakkında pek bilgim yok açıkçası ancak basit bir mantıkla, yapmakta zorlanacağınız şeylere kalkışmadan önce iyi düşünmenizi örerebilirim sadece. kaldıramayacağınız yüklerin altına girmeyin. bazen aynı anda birkaç şey yapmaya çalışmak hiçbir şey yapamamaya eşdeğer olabilir.
ve bir de erasmus mevzusu var. her öğrenci için geçerli ama özellikle kız öğrenciler için* söylüyorum: bu fırsatı mutlaka değerlendirin. zaten ikinci veya üçüncü sınıfta oluyor program genelde. hatta sosyal hizmet gibi bazı bölümlerde dördüncü sınıfta staj hareketliliği programları bile var. n'apın ne edin dilinizi istenen düzeye getirip yapın şu zımbırtıyı. gözünüz medeniyet görsün alüminyum. ve aynı zamanda bunu yurtdışında iş bulup bir hayat kurabilmek için bilgi ve deneyim edinme aracı olarak kullanın. zira yakında çok ihtiyacınız olacak; benden söylemesi.
ha bir de vahhabi köpeklerinin* yerleştiği üniversitelerden uzak durun.
son olarak da,* eğer gerçekten bir alanda uzmanlaşıp çalışmak istemiyorsanız, amacınız üniversite mezunu olarak ortalıkta dolaşmaksa boşuna kontenjan işgal etmeyin. sizin yerinize o mesleği severek yapacak insanlar var çünkü.
(evet herkes eğitim aldığı alanda çalışmak zorunda değil ama bu mantıkla hareket eden kişi sayısı milyonları bulunca yozgat üniversitesinden (öyle bir üniversite var mı bilmiyorum bu arada kafadan attım kjkgjffhhchg) mezun olup kendini mühendis zanneden diplomalı sanayi işçileriyle doluyor ortalık.)
bunun dışında ilk olarak oluşan kıytırık arkadaş grupları dağılır sonradan genellikle ve asıl iyi üniversite arkadaşlarınızı tesadüfen bulursunuz.*
ha arkadaş demişken, mutlaka dersleri zictiredip sizi boktan ortamlara çekmeye çalışan bir iki gereksiz tip olacaktır. size karşı ne kadar "iyi" olursa olsun uymayın bu tiplere.* özellikle de derslerinizle ilgilenmeniz gereken zamanlarda. ha ama tabiki gerçekten iyi ve güvendiğiniz arkadaşlarınızla uygun zamanlarda uygun ortamlara akın. sosyalleşin. hatta okul bazında da sosyalleşin. ilginizi çeken 1-2 kulübe katılın mesela.*
çift ana dal veya yan dal hakkında pek bilgim yok açıkçası ancak basit bir mantıkla, yapmakta zorlanacağınız şeylere kalkışmadan önce iyi düşünmenizi örerebilirim sadece. kaldıramayacağınız yüklerin altına girmeyin. bazen aynı anda birkaç şey yapmaya çalışmak hiçbir şey yapamamaya eşdeğer olabilir.
ve bir de erasmus mevzusu var. her öğrenci için geçerli ama özellikle kız öğrenciler için* söylüyorum: bu fırsatı mutlaka değerlendirin. zaten ikinci veya üçüncü sınıfta oluyor program genelde. hatta sosyal hizmet gibi bazı bölümlerde dördüncü sınıfta staj hareketliliği programları bile var. n'apın ne edin dilinizi istenen düzeye getirip yapın şu zımbırtıyı. gözünüz medeniyet görsün alüminyum. ve aynı zamanda bunu yurtdışında iş bulup bir hayat kurabilmek için bilgi ve deneyim edinme aracı olarak kullanın. zira yakında çok ihtiyacınız olacak; benden söylemesi.
ha bir de vahhabi köpeklerinin* yerleştiği üniversitelerden uzak durun.
son olarak da,* eğer gerçekten bir alanda uzmanlaşıp çalışmak istemiyorsanız, amacınız üniversite mezunu olarak ortalıkta dolaşmaksa boşuna kontenjan işgal etmeyin. sizin yerinize o mesleği severek yapacak insanlar var çünkü.
(evet herkes eğitim aldığı alanda çalışmak zorunda değil ama bu mantıkla hareket eden kişi sayısı milyonları bulunca yozgat üniversitesinden (öyle bir üniversite var mı bilmiyorum bu arada kafadan attım kjkgjffhhchg) mezun olup kendini mühendis zanneden diplomalı sanayi işçileriyle doluyor ortalık.)
devamını gör...
insanı en sakin anında bile sinir eden şeyler
tekrar tekrar aynı şeyin anlatılması
devamını gör...
rte’nin daha neler olacak neler bunlar iyi günler demesi
dolar 47 lira olabilir.
devamını gör...
sanalda lince uğrarken yapılması gerekenler
kendinden eminsen ve (konu neyse) olayın arkasında duracak kadar kendine güveniyorsan, önce bir ağzındaki kanı sil, sonra tam ortadan dalmaya başla. dövüşmek her zaman son tercihimdir ama gerekiyorsa hakkını vereceksin.
devamını gör...

