efendi erkeklerin ezik olması
aslinda yanlis algidir bu. ezik erkekler kendini efendi sanmakta.
efendi adam kendini ezdirir mi? kim guzel ahlakli, iyi bir insan oldugu icin ezik olsun ki? sapla samani karistirmayin. tanidigim en efendi adamlar en kral adamlar ve hicte ezik degiller. bu sozlukte efendi en az 5 adam sayarim. yani ezikler kendini efendiden sayip aglamayi birakmali.
efendi adam kendini ezdirir mi? kim guzel ahlakli, iyi bir insan oldugu icin ezik olsun ki? sapla samani karistirmayin. tanidigim en efendi adamlar en kral adamlar ve hicte ezik degiller. bu sozlukte efendi en az 5 adam sayarim. yani ezikler kendini efendiden sayip aglamayi birakmali.
devamını gör...
çocukken yapılan salaklıklar
saklanıp evdekilere şaka yapma merakım vardı bir ara. öğlen babam yemeğe gelirdi, ben de yatak odasında dolaba saklandım. içeri biri girince çıkacaktım aniden. salak gibi uyumuşum. o sırada herkes beni arıyor, komşulara soruluyor, yakın çevreye bakılıyor. "yok böyle olmayacak polise gidelim" diyorlar. annem çantasını almak için dolabı bir açıyor ben oradayım. gerisini hatırlamıyorum, beyaz bir ışık gördüm.
devamını gör...
sözlüğün müslüman kaynaması
insanları sınıflandırmayı bırakın diye isyan etmemi sağlayan başlıktır. bu sadece bu başlık için değil tüm ayrıştırıcı başlıklar için yazılmış bir yazıdır.
yahu biri bir başlıkta ateiste sallar, biri diğerinde müslümanlar ne kadar salaktır der, biri kadını aşağılar, biri erkekleri yerer. hepimiz insanız farkkında mısınız? insanın inançları, cinsiyeti, ırkı ve buna benzer özellikleri kişiliklerinin yansıması değildir. öncelikle insanı ınsan olduğu için sevmeli, sonra kişiliğine göre değer biçmeliyiz. istediğinize istediğiniz kadar değer biçmek en tabii hakkınız fakat bu size birilerini ayrıştırma hakkını vermez. gerçek hayatta fazlası ile ayrıştırılıyoruz zaten bari burada kendimiz olalım!
yahu biri bir başlıkta ateiste sallar, biri diğerinde müslümanlar ne kadar salaktır der, biri kadını aşağılar, biri erkekleri yerer. hepimiz insanız farkkında mısınız? insanın inançları, cinsiyeti, ırkı ve buna benzer özellikleri kişiliklerinin yansıması değildir. öncelikle insanı ınsan olduğu için sevmeli, sonra kişiliğine göre değer biçmeliyiz. istediğinize istediğiniz kadar değer biçmek en tabii hakkınız fakat bu size birilerini ayrıştırma hakkını vermez. gerçek hayatta fazlası ile ayrıştırılıyoruz zaten bari burada kendimiz olalım!
devamını gör...
cin diye bir şeyin olmadığı gerçeği
kuran'da varlığından bahsedilen cin taifesinln gerçek hayatta yaşayan tek bir örneğinin bile var olmaması. bu da bize söz konusu kitabın ne derece ciddiye alınabileceğini göstermekte. var diyen ispat etsin.
devamını gör...
ingilizce tanım girmek
ı sometimes wish to write in english, ı don't know whether it is forbidden or not however, ı think ıt should be optional, foreigners can be writers in here, in that way this platform can be universal and some of the writers can improve their language.
anyone who wish to write in any language could do that.
anyone who wish to write in any language could do that.
devamını gör...
imamoğlu’nun ellerini bağlaması bana göre suçtur
(bkz: yazıp yazıp silmek).
devamını gör...
in god we trust
"yanlızca tanrıya güveniriz"den ziyade "tanrı'ya güveniriz" anlamına gelir.
ifadede "yanlızca" [doğrusu (bkz: yalnızca)] diye bir söz yoktur.
ifadede "yanlızca" [doğrusu (bkz: yalnızca)] diye bir söz yoktur.
devamını gör...
yaşam nedir
ne şekilde bakıyor olursak olalım kuantum biyolojisi'nin temeli diyebiliriz. ( kuantum biyoloji -veya biyolojisi de denilebilir-hakkında genel bir bilgi için kaynak bırakacağım en alta.) başlık sahibi yazar biraz bahsetmiş fakat eksik olan çok küçük bir bilgiyi ben tamamlayayım; erwin schrödinger bu eseri ile dna molekülünün yapısını keşfeden watson, crick ve wilkins'e ilham olmuştur ve araştırmalarının temellerini atan önemli etkenlerden biri schrödinger'in ortaya sunduğu görüşlerdir. termodinamik yasasına göre hepimiz çürüme yasasına tâbiyiz, schrödinger ise önemli bir noktaya parmak basıyor; entropiye gösterilen direnç eğilimi ve bunu bir noktada başarıyor olmanın altında yatan etken. üzerinde durulması gereken pek çok şeyi zaten başlık sahibi yazar aktarmış. bu yüzden küçük bir alıntı bırakıyorum yalnızca.
--- alıntı ---
"an isolated system or a system in a uniform environment (which for the present consideration we do best to include as a part of the system we contemplate) increases its entropy and more or less rapidly approaches the inert state of maximum entropy. we now recognize this fundamental law of physics to be just the natural tendency of things to approach the chaotic state (the same tendency that the books of a library or the piles of papers and manuscripts on a writing desk display) unless we obviate it. (the analogue of irregular heat motion, in this case, is our handling those objects now and again without troubling to put them back in their proper places.)"
--- alıntı ---
www.google.com/url?sa=t&...
( pdf formatında, yüzeysel ve kafa karıştırmayacak türkçe bir kaynak tercih ettim, daha kapsamlı bir kaynak için araştırma yapma hakkınız saklıdır.) *
--- alıntı ---
"an isolated system or a system in a uniform environment (which for the present consideration we do best to include as a part of the system we contemplate) increases its entropy and more or less rapidly approaches the inert state of maximum entropy. we now recognize this fundamental law of physics to be just the natural tendency of things to approach the chaotic state (the same tendency that the books of a library or the piles of papers and manuscripts on a writing desk display) unless we obviate it. (the analogue of irregular heat motion, in this case, is our handling those objects now and again without troubling to put them back in their proper places.)"
--- alıntı ---
www.google.com/url?sa=t&...
( pdf formatında, yüzeysel ve kafa karıştırmayacak türkçe bir kaynak tercih ettim, daha kapsamlı bir kaynak için araştırma yapma hakkınız saklıdır.) *
devamını gör...
barbarları beklerken (john maxwell coetzee)
bir john maxwell coetzee romanıdır. ama öyle böyle bir roman değildir. insanı tüylerini diken diken eder, edebiyat aşkını yeniler, taptaze bir hale getirir, dünyayı anlamanın ve sonrasında kurtarmanın sözcüklerin gücüyle mümkün olabileceğini anlamasına yardımcı olur. büyük romandır, okundukça daha da büyür.
büyük yunan şair kavafis’in aynı isimli şiirinin sadece son kısmını okuduğunu söyleyen coetzee bize eşsiz bir yorum sunmuştur bu romanla. şiirin son kısmı şöyle:
peki, biz ne yapacağız şimdi barbarlar olmadan?
bir çeşit çözümdü onlar sorunlarımıza
sahiden barbarlar olmasa ne yapardık biz dünya ahalisi olarak? sorunlarımıza nasıl çözümler bulurduk? mecburen kendimize düşman olarak yeni barbarlar yaratırdık. şimdi yazarken fark ettim de zaten durmadan bunu yapıyoruz.
iki bacaklı olanları düşman edinmeye karar verdiğimizden beri george orwell’ın kehanetleri ile korkulu düşlerden uyanıyoruz dev bir böceğe dönüşecek cesareti bile gösteremeden.
çok da zor bir şey değil insanlık için kendine barbarlar yaratmak. birkaç küçük formülle iş kolaylıkla çözülebilir. ten rengine bakarak en kestirme yoldan bir barbar oluşturulabilir, ırka göre yaratmak da mümkündür ama bu biraz zaman alacaktır. siyasi görüşe göre, cinsiyete göre, dini inanca ya da inançsızlığa göre de barbar inşaası gerçekleştirebilir. insan niyet etsin yeter. yeter ki istesin insan! kötü olan her şeyi yapmaya muktedirdir.
barbarlarımız olmadan yapamayız biz çünkü bize bir düşman gerek. bizim bir savaşımız var: düşmanını arayan savaş. aslolan savaştır, düşman nasıl olsa bulunur.
vietnamlı barbarları unutmadık mesela, uygur türklerinin barbarlığını,kızılderililerin bar bar bağırdıkları savaş naralarını, afro-amerikalıların simsiyah barbarlığını, cezayir’de fransa’ya karşı yapılan barbar ayaklanmalar hala aklımızda. ikiz kulelere saldıran barbarlarla ilgili kafamız karışık çünkü suçu tam olarak birine yıkamadığımız için genel olarak müslüman barbarları seçmeyi tercih ettik. her kimse o barbar, bize çok iyiliği dokundu çünkü barbarlar savaş ekonomisini canlı tutar. konu onların barbar olup olmadığı değildir, bizim onlara barbar dememiz yeterlidir.
coetzee hayali bir sınır bölgesinde barbarları bekleyen insanları anlatır. barbarlar o kadar korkunçtur ki onları görmeseler bile hissederler ne kadar ürkütücü olduklarını, onlara bir şey yapmamış olsalar da bir savaş hazırlığı içinde olma ihtimalleri her zaman vardır.
barbarları beklerken duyduğumuz korku şiddetle bastırılabilir ancak. bunun içindir ki bir albay sınır bölgesine gelir ve sahip olduğu tüm kudretle bölge halkını barbarlara karşı korur.
biz de bekleyelim barbarlarımızı zira onlar olmadan biz birer hiçiz.
büyük yunan şair kavafis’in aynı isimli şiirinin sadece son kısmını okuduğunu söyleyen coetzee bize eşsiz bir yorum sunmuştur bu romanla. şiirin son kısmı şöyle:
peki, biz ne yapacağız şimdi barbarlar olmadan?
bir çeşit çözümdü onlar sorunlarımıza
sahiden barbarlar olmasa ne yapardık biz dünya ahalisi olarak? sorunlarımıza nasıl çözümler bulurduk? mecburen kendimize düşman olarak yeni barbarlar yaratırdık. şimdi yazarken fark ettim de zaten durmadan bunu yapıyoruz.
iki bacaklı olanları düşman edinmeye karar verdiğimizden beri george orwell’ın kehanetleri ile korkulu düşlerden uyanıyoruz dev bir böceğe dönüşecek cesareti bile gösteremeden.
çok da zor bir şey değil insanlık için kendine barbarlar yaratmak. birkaç küçük formülle iş kolaylıkla çözülebilir. ten rengine bakarak en kestirme yoldan bir barbar oluşturulabilir, ırka göre yaratmak da mümkündür ama bu biraz zaman alacaktır. siyasi görüşe göre, cinsiyete göre, dini inanca ya da inançsızlığa göre de barbar inşaası gerçekleştirebilir. insan niyet etsin yeter. yeter ki istesin insan! kötü olan her şeyi yapmaya muktedirdir.
barbarlarımız olmadan yapamayız biz çünkü bize bir düşman gerek. bizim bir savaşımız var: düşmanını arayan savaş. aslolan savaştır, düşman nasıl olsa bulunur.
vietnamlı barbarları unutmadık mesela, uygur türklerinin barbarlığını,kızılderililerin bar bar bağırdıkları savaş naralarını, afro-amerikalıların simsiyah barbarlığını, cezayir’de fransa’ya karşı yapılan barbar ayaklanmalar hala aklımızda. ikiz kulelere saldıran barbarlarla ilgili kafamız karışık çünkü suçu tam olarak birine yıkamadığımız için genel olarak müslüman barbarları seçmeyi tercih ettik. her kimse o barbar, bize çok iyiliği dokundu çünkü barbarlar savaş ekonomisini canlı tutar. konu onların barbar olup olmadığı değildir, bizim onlara barbar dememiz yeterlidir.
coetzee hayali bir sınır bölgesinde barbarları bekleyen insanları anlatır. barbarlar o kadar korkunçtur ki onları görmeseler bile hissederler ne kadar ürkütücü olduklarını, onlara bir şey yapmamış olsalar da bir savaş hazırlığı içinde olma ihtimalleri her zaman vardır.
barbarları beklerken duyduğumuz korku şiddetle bastırılabilir ancak. bunun içindir ki bir albay sınır bölgesine gelir ve sahip olduğu tüm kudretle bölge halkını barbarlara karşı korur.
biz de bekleyelim barbarlarımızı zira onlar olmadan biz birer hiçiz.
devamını gör...
bu kadar online yazar sadece okuyacaksa neden yazar oldu sorunsalı
yazacak bir şey yok zaten
iyi,beğeni de yapmayalım*
iyi,beğeni de yapmayalım*
devamını gör...
makarnayı bir üst noktaya taşıyan küçük detaylar
süzülen makarna suyunun atılmayıp bir kaba alınarak suyundan sos yapılması.
kremalı, mantarlı ve hafif sarımsaklı sos ile harmanlayıp üstüne kaşar peynir dilimlenmesi. ayni zamanda makarna: fesleğen.
makarnayı çok pisirmeyeceksin. öbür türlü sünmüş mantı hamurundan farkı olmuyor.
eger fırına verilecekse beşamel sos yapılarak makarnanın kurumasını önleyebilirsiniz.
daha da arşa çıkarmak istiyorsan kendi makarna hamurunu hazırlayıp evde kendi makarnanızı yapabilirsiniz.
daha da arşa...
arş ne ?
şey mi dostum yine tencere dibi salçalı makarna?
kremalı, mantarlı ve hafif sarımsaklı sos ile harmanlayıp üstüne kaşar peynir dilimlenmesi. ayni zamanda makarna: fesleğen.
makarnayı çok pisirmeyeceksin. öbür türlü sünmüş mantı hamurundan farkı olmuyor.
eger fırına verilecekse beşamel sos yapılarak makarnanın kurumasını önleyebilirsiniz.
daha da arşa çıkarmak istiyorsan kendi makarna hamurunu hazırlayıp evde kendi makarnanızı yapabilirsiniz.
daha da arşa...
arş ne ?
şey mi dostum yine tencere dibi salçalı makarna?
devamını gör...
mansur yavaş
geleceğin cumhurbaşkanı.her abb meclis toplantısında yargı dağıtmaktadır.mamak belediye başkanı olan zat her hafta ayar yemeye doymuyor izlemesi çok eğlenceli sjsjsjsj
devamını gör...
hayvan çiftliği
çocuklarda okuyabilir ama kesinlikle çocuk kitabı değildir.
"hayvanlar eşittir diğerleri daha eşittir. herkesin özgürlüğü bidir" bunlar (bkz: instagram) sözleri ve (bkz: youtube) populer video yorumlarıdır. bu kısmı geçelim.
kitap, dönemin toplumsal yapısını, insan ilişkilerini vs... anlatmamaktadır. doğru anlamak, doğru bakmak lazım. bu kitap (bkz: janjan) lı kapağı yüzünden değil yazarın hayal kırıklığına uğradığı ve tabiri caizse kırıldığı sosyalizme kızgınlığını anlattığı için baş yapıttır. büyük ses getirme sebebi aslen budur. (hele hayvanlarla faşizmi anlatmış diyenler var ki kafa sözlükten önce mutlaka türkçe sözlük okumalıdırlar.)
hayvan çiftliği (bkz: sosyalizm) ve dolayısıyla (bkz: komünizm)e yapılmış çok ağır bir eleştiridir. (bkz: sscb) (bkz: george orwell) ezilen hayvanların devrimle başa geçmesinin ardından gücü eline alan devrimcilerin nasılda kapitaliste evrildiğini gözler önüne sermektedir. birileri eşek gibi çalışmakta, birileri köpekleri eline alıp kapitalistleri mumla aratmaktadır. kitabın final sahnesinde yoldaş domuz, çizmelerini çekip insanlarla pişpirik oynamaya karar götürmektedir işi. halbuki yoldaş at dışarıda eşek gibi çalışıyor. ne ala memleket. "hani sosyalisttik. kardeş... hani eşittik. hani bizim devrimimiz eşitlik üzerineydi" diye sormadan okunan bir hayvan çiftliği okunmuş sayılmaz. hayvan çiftliği kitabına başyapıt deyipte ben sosyalistim diyenleride şaşkınlık içinde izlemekteyim.
bu tavır, "ankara havaları leş gibi, dinleyen maldır." deyip (bkz: oğuz yılmaz) -allah rahmet eylesin.- müptelası olmaktan farksızdır.
not: ankara havası candır. dinledim, dinliyorum, dinleyeceğim. teşbihte hata olmaz.
"hayvanlar eşittir diğerleri daha eşittir. herkesin özgürlüğü bidir" bunlar (bkz: instagram) sözleri ve (bkz: youtube) populer video yorumlarıdır. bu kısmı geçelim.
kitap, dönemin toplumsal yapısını, insan ilişkilerini vs... anlatmamaktadır. doğru anlamak, doğru bakmak lazım. bu kitap (bkz: janjan) lı kapağı yüzünden değil yazarın hayal kırıklığına uğradığı ve tabiri caizse kırıldığı sosyalizme kızgınlığını anlattığı için baş yapıttır. büyük ses getirme sebebi aslen budur. (hele hayvanlarla faşizmi anlatmış diyenler var ki kafa sözlükten önce mutlaka türkçe sözlük okumalıdırlar.)
hayvan çiftliği (bkz: sosyalizm) ve dolayısıyla (bkz: komünizm)e yapılmış çok ağır bir eleştiridir. (bkz: sscb) (bkz: george orwell) ezilen hayvanların devrimle başa geçmesinin ardından gücü eline alan devrimcilerin nasılda kapitaliste evrildiğini gözler önüne sermektedir. birileri eşek gibi çalışmakta, birileri köpekleri eline alıp kapitalistleri mumla aratmaktadır. kitabın final sahnesinde yoldaş domuz, çizmelerini çekip insanlarla pişpirik oynamaya karar götürmektedir işi. halbuki yoldaş at dışarıda eşek gibi çalışıyor. ne ala memleket. "hani sosyalisttik. kardeş... hani eşittik. hani bizim devrimimiz eşitlik üzerineydi" diye sormadan okunan bir hayvan çiftliği okunmuş sayılmaz. hayvan çiftliği kitabına başyapıt deyipte ben sosyalistim diyenleride şaşkınlık içinde izlemekteyim.
bu tavır, "ankara havaları leş gibi, dinleyen maldır." deyip (bkz: oğuz yılmaz) -allah rahmet eylesin.- müptelası olmaktan farksızdır.
not: ankara havası candır. dinledim, dinliyorum, dinleyeceğim. teşbihte hata olmaz.
devamını gör...
normal bir kadıköy beyefendisi
#263242
acilen son görselde bulunan keyfine düşkün sevimlilik abidesinin adresini vermesi gereken yazar. bunun yerine adıma göbeğini ve burnunu biraz sevse de olur.
acilen son görselde bulunan keyfine düşkün sevimlilik abidesinin adresini vermesi gereken yazar. bunun yerine adıma göbeğini ve burnunu biraz sevse de olur.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük.
kendim de dahil herkese bol okumalı,
bol düşüncelere dalmalı bir gün diliyorum.
bir bakalım uzaktan şu aleme.
döne döne nereye gidecek.
kuş gibi oluyor insan okurken, dünyaya kuş gibi tepeden bakıyor.
silkeleyin kanatları o vakit.
kendim de dahil herkese bol okumalı,
bol düşüncelere dalmalı bir gün diliyorum.
bir bakalım uzaktan şu aleme.
döne döne nereye gidecek.
kuş gibi oluyor insan okurken, dünyaya kuş gibi tepeden bakıyor.
silkeleyin kanatları o vakit.
devamını gör...
antidepresan etkisi gösteren şeyler
kitap okumak, yürümek, spor yapmak, yeni bişey öğrenmek, açık hava da vakit geçirmek, gırıl gırıl kedi sevmek, sevdiklerine sarılmak, ertelediğin bişey yapmak için harekete geçmek, fazla uykudan kaçınmak sağlıklı beslenmeye çalışmak ve ağlamak.
devamını gör...
iorek byrnison (yazar)
saniyede 10 bildirim gönderebilen yazar.
john wick misin mübarek*.
john wick misin mübarek*.
devamını gör...
muhsin yazıcıoğlu
ruhu şad, makamı âlâ olsun.
90’larda uğur mumcu’yu öldüren el, 2000’li yıllara gelince muhsin yazıcıoğlu’nu öldürmüştür. iki suikast, iki faili meçhul. gerçekten faili meçhul mü? hadi canım sen de.
şu dünyanın adaletsizliğine katlanabilmek ancak ahirete inanmakla mümkün. o gün geldiğinde, mizan kurulduğunda bedel ödetecek allah’a hamd olsun.
90’larda uğur mumcu’yu öldüren el, 2000’li yıllara gelince muhsin yazıcıoğlu’nu öldürmüştür. iki suikast, iki faili meçhul. gerçekten faili meçhul mü? hadi canım sen de.
şu dünyanın adaletsizliğine katlanabilmek ancak ahirete inanmakla mümkün. o gün geldiğinde, mizan kurulduğunda bedel ödetecek allah’a hamd olsun.
devamını gör...

