neden bu kadar sıkıntılı ve zor bir durum olarak gördüğünüzü anlamakta güçlük çekiyorum. sokakta yeni tanıştığınız ya da otostop yaptığınız birinin evinde mi kalıyorsunuz? en nihayetinde evinde kalabilecek kadar aranızda samimiyet olan birinin evinde huzursuz hissetmek, bana çok saçma geliyor. ben zaten kolay kolay kimsenin evinde kalmam ama kalırsam da o zaten yeterince samimi olduğum biri olduğundan, ev sahibinden erken uyandığımda çayı koyup kahvaltıyı hazırlamaya başlıyorum ki uyanınca zaten hazır kahvaltıyı gören herkes mutlu oluyor. *
devamını gör...

bugün ciddi anlamda geçirdiğim şey. şu an kodlarla uğraşıyor olmam gerekirken burada olmamın da nedeni bu aslında.

bizim üst kat lanetli. bugüne dek taşınan, hatırladığım 6-7 komşunun tamamından gürültü nedeniyle yıldık. yalnız öyle böyle gürültü değil; bir tanesi 2 kez polislik oldu, birinin gürültüsünü 5 apartman polise şikayet etti falan... * bu derece bir gürültüden bahsediyorum.

insanlıktan anlamadıkları için çareyi silikon kulak tıkacında buldum ama insaf be kardeşim! kulaklıksız gezebildiğim an yok gibi bir şey. yatıyorum kulağımda bu, kalkıyorum bu... artık kulaklarım da tepki vermeye başladı. kaşınıyor deli gibi, istemiyor içinde ekstra yük.

neyse... onun bunun çocuğu ev sahibinin umurunda değil. "ben parama bakarım" dedi çıktı iin içinden, dairesinin hayrını görmeyesice! en son 2 ay kadar önce bir aile taşındı. kızları falan var, yetişkin. iyi dedik, en azından kızdır, daha efendi olur, tepemizde tepinmez ama nerdeeee! ne geceleri var ne gündüzleri... gece mesela saat 1 buçukta üst katta birinin koltuğu yüksek bir yerden bıraktığını düşünün. öyle sesler geliyor. ne hafta içi susuyorlar ne hafta sonu, ne gece susuyorlar ne gündüz...

sabah kalktım, dünden aklıma takılan kod hatasını çözmek için aklımda bir fikirle. azıcık takıldım sözlükte, gittim pycharm'ın başına. o da ne! bu yine başladı, gece de bitmemiş olan patırtısına. bekliyorum yok, müziği yüksek sesle açıyorum ki onu duymayayım ama bu sefer de konsantre olamıyorum. bir, iki, üç derken aldım elime emektar bilardo istekamı, küt küt vurdum anlar da susar diye. fakat oralı değil, sanki inadına yapar gibi daha fazlasını yapıyor. valla bu noktada şunu söylemeden edemeyeceğim; kusura bakmayın ama kimse öyle işini gücünü bırakıp kapıya kadar çıkıp da kibarca uyarmak zorunda falan değil. herkes yaptığını bilmek ve dikkatli olmak zorunda. ben nasıl "insanlar rahatsız olur" diye dkkat ediyorsam, kimse beni uyarmadan, herkes de dikkatli olacak! o yüzden "önce konuşsaydın" falan diyenin kalbini kırarım. zaten daha ilk taşındıklarında yönetici uyarmıştı gürültü konusunda. annem de uyarmıştı, sohbet havasında "apartmanın duvarları çok ince, gürültüden bezdik" diyerek. geçen hafta da apartmana gürültünün cezası hakkında bildirimler asıldı. daha ne lazım, bilmiyorum.

neyse... gürültü devam edince benim içeride bir yerde bir tel koptu ki o benim son noktamdır zaten. tavanı yere indirecektim zaten neredeyse vuracağım diye ama bir yandan da ağzıma geleni sayıyorum, beddua küfür ortaya karışık... elim ayağım boşaldı, titremeye başladı ellerim, oturdum ağlamaya başladım hıçkıra hıçkıra çünkü artık tahammülüm bitti arkadaşlar! bu 3-5 günlük bir şey değil çünkü; senelerdir dinliyorum ben milletin zırıltısını. taşınma şansımız olmadı ne yazık ki ve mecburen de çekmekten, susmaktan, efendiliğimi bozmamaktan artık yoruldum. benim de taşıyabileceğim bir yük sınırı var.

o ara annem de delirdi benimle beraber çünkü hem o da şikayetçi zaten hem de beni o halde görünce üzüldü, sinirlendi üst kata. o da başladı benimle beraber ağzına geleni saymaya bağıra bağıra. sonra efendim yöneticiyi aradık, gidip konuşup uyarmaları için. beni çağırdılar üst kata, gitmedim çünkü ellerim şu an bile (neredeyse 1 saat geçti olayın üzerinden) hâlâ titriyor. bir de çıksam o sinirle kesin elimde kalırdı birisi. annem çıktı benim yerime. sonra geldi, "biz yapmadık. bizim üst kattaki mickey yaptı" moduna girmişler hep olduğu gibi. sanki biz bir sesin nereden geldiğini ayıramayacak kadar dangalağız... "beddua ettiniz, gücümüze gitti" falan demiş. geber anasını satayım! kaç uykumun, kaç huzurlu anımın katili oldunuz. sizin gibilere etmeyeceğim de kime edeceğim bedduayı?

neyse... siz siz olun "aşağıya ses gitmiyordur" diye gecenin köründe, sabahın köründe evde ağır iş yapmayın. insan yaşıyor bu apartmanlarda. eline koluna hakim olamayan, apartman hayatına adapte olamayan da gitsin ahırda yaşasın... kimsenin başkalarını bu duruma düşürmeye hakkı yok.

sakinleşirsem tekrar gideceğim işimin başına. pycharm beni bekliyor.
devamını gör...

sözlüğün ilk zamanlarında çok fazla gerçekleşen durumdu. artık o kadar azız ki herkes birbirini zaten takip ediyor ve böyle bir şeye de gerek kalmıyor sanırım.

bir de bu vardı ki çok korkutucu: (bkz: seri oylayıp favlayan ardından takibe alıp mesaj atan yazar)
devamını gör...

"+tık tık.
-nadiiir, delimerdüüüm; peştamelleri asıyorum, biriniz kapıya bakıııın...
.
.
.
+tık tık tııık!
-kız siz hala bakmadınız mi kapıya? gül gibi konuklarımız kapıda kaldı. aman be, ben açıyorum kapıyı."

evet sevgili sözlük radyosu dinleyicileri. kendi aramızda geçen onca diyalogtan* ufak bir kesit sundum sizlere. konuklarımızı asla kapıda bırakmayacağımıza dair vereceğim sözle birlikte akşam 8'de tüm yazarlarımızı sohbetimizi; soru-cevaplarımızı dinlemeye davet ediyoruz. nadir'in gıcırdayan kapısı, merdümgirizbirdeli'nin arada gelip giden sesleriyle, yine sürpriz konuklarımızla cenk raporu radyo yayını'ndan önce sizlerleyiz. peki siz bizimle misiniz?



kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel



| sözlük radyosu için tıklamanızı reca ettim

| instagram adresimiz için tıklamanızı reca ediyorum

| twitter adresimiz için tıklamanızı reca edeceğim
devamını gör...

destek verdiğim kampanya. elimde telefonla öylece oturmak sıkmaya başlamıştı zaten.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

san stefano, montenegro

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

etrafına söylenmekten, kendi başına bir iş başaramayan tembel insanların favori söylemleridir. annemizi babamızı ailemizi seçemediğimiz gibi bunu da seçemeyiz. karder gibi bir noktada. önemli olan kendine yatırım yapabilmektir. uzun lafın kısası "zenginin malı züğürdün çenesini yorar".
devamını gör...

solistliğini yazarımız poltergeist'in yaptığı ow! grubunun 2017'de yayımladığı parça.

devamını gör...

kankalarını denemek için bulunmaz nimettir.

geçen aidat borçlarını ödemeyen çaylak yazarlar ile yaptığımız toplantıda bir yazar arkadaşım anlattı. baktık toplantı sarmıyor. derin bir muhabbete giriş yaptık. hayretler içerisinde dinledim kendisini. vaktinde bir yazarımız sürekli kafa iznine çıkarmış ama ne hikmetse sözlükte olmadığı zamanlarda bile sözlük içi/dışı olan biten her konuya hakimmiş. ayaklı gazete gibi leb demeden leblebiyi hüpletirmiş. "müneccim mi bu, yönetimden biri falan mı acep" dedim, "yok" dedi fake hesabı varmış yazarın. kendi hesabından kafa iznine çıkıp anında fake hesaba geçiş yapar milleti kafalar, yeri gelir kendini kötüler kankalarının ağzından laf alır, kim dost kim düşman öğrenir, döndüğünde ise kıyameti koparırmış. "aman yarabbi!!" dedim kendi kendime. şu hesap kitap işlerine bak. "daha da kötüsü var "dedi çete kurmuş bunlar diyerek anlatmaya devam etti. ayın belirli dönemlerinde kafa iznine çıkar ortalığı kolaçan ederler, tazecik çaylak, şutlanmış yazarların fake hesapları falan hepsinin çetelesini tutarlarmış. kavga çıksa da şakşaklasak diyen tayfa da varmış bunların arasında. kan emici ruh hastaları... her masa da varlar.

ne sen beni açık edeceksin ne de ben seni diye tehditler havada uçuşuyormuş. tenha da denk gelme tehlikeli kişiler bunlar diye de ekledi. "aman bulaşma whis" dedi. elini versen kolunu, kolunu versen sözlük hesabını, hesabını verirsen de önce allah'a dedi.

biz de olur da elimiz yanlışlıkla çarpar da 20.000 küsür üyelik(!), aktif 9000 küsür kişilik sözlükte birinin hesabına giriş yaparız diye korkalım. hasbelkader elin çarpsa, benim parolom sevgidir yazsan... bir de giriş yapsan hesaba... hasbelkader. normal sözlük formatı ve kuralları başlığındaki 21. maddeyi adımız gibi bilelim. biraz daha abartırım da koronayım uğraşamam.

hadi biraz da delinin birinin kuyuya attığı taşı çıkarmaya çalışın. sazan tanımdir. atlamayın hemen yaaa da atlayın verilmek istenen mesajı sinyali çakıp kaçaluum.
devamını gör...



devamını gör...

evet doğrudur, bir gerekliliktir. tip 3 medeniyet olmak için atılacak ilk adım mıdır tartışılır ama gerçekten irite edici, bir yerde insanların özgürce fikirlerini belirtmekten çekinmeleri, düşüncelerini direkt belirttikleri ve buna takiben de tartışmaların* ve son olarak iyi fikirlerin ortaya çıktığı bir ortamın oluşamaması. şu an, atatürk'ün yaptıklarını bilip anlayan ve ona öyle hayranlık duyan kişi sayısı o kadar azdır ki... bu konudaki çoğu hayranlık din gibi*, bir gelenek gibi.

bir başka açıdan bakarsak şöyle bir şey var ki yasaklar, yasağın ardında olana merağı arttırır ve inatlaşmaya gark ettirir. bu konudaki durum daha farklı olsaydı malum heykel olayı yaşanmayacağı gibi bu konu da* hiç tartışılmayacaktı. bu arada daha tip 1 medeniyet bile olamamamızın yani dünyanın enerji potansiyelini rezalet bir yüzdede kullanıyor olmamızın nedenini gözler önüne seren bir başlık. dünyadaki tüm toplumlar bu seviyede. herkes bir dinle, bir kişiyle hayatını anlamlandırmak ve ona saygı duyduğu ölçüde değerli olmak derdinde. belki buna dair bir iç güdümüz var. demek istediğim şu an keşke bunun yerine kuantum fiziği falan tartışıyor olsaydık.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

aaa böyle bir başlık gördüm, koştum geldim!!
bir sürü çiçek fotoğrafım varrr.. sırayla atacağım her gün.
devamını gör...

sonra senin kaldığın yerden çocuğun döngüyü devam ettirsin.
devamını gör...

çok kötü bir kahvedir. tadı asfalt gibidir ve kokusu da kahve kokusuna benzemez.
devamını gör...

türkiye'nin ölmeden önce mutlaka görülmesi gereken şehirlerinden biri.
doğa ile şehir iç içedir bu şehirde. son zamanlarda da bayağı gelişim göstermiştir. türkiye'nin en çok yaylaya sahip olan şehridir aynı zamanda.
gezilecek görülecek çok yeri vardır. ama merkezi yani altınordu 'da gezmek için sadece fidangör caddesi ve boztepe vardır.

bu şehri gezmek için altınızda bir araba olmalı o zaman bu şehri 10 gün doya doya gezebilirsiniz.
size en çok tavsiye edebileceğim yer ise ulubey ilçesinde bulunan ulugöl tabiat parkıdır. fotoğrafı aşağıdadır. eğer ordu'ya yolunuz düşerse mutlaka buraya da bir uğrayın derim.
devamını gör...

sık sık gidilen butik kafe sıcaklığını hissettiğim platform.
devamını gör...

fatih sultan mehmet'in istanbul'u fethi sonrasında aldığı ''roma'nın sezar'ı'' anlamına gelen ünvandır. baştan aşağıya tam bir rönesans avrupalısı olan fatih'in en büyük hayali roma imparatorluğunu diriltmek olduğu söylenir. sezar da roma imparatorluğunun efsanevî imparatoruydu. rum ise hem anadolu hem de roma demektir. buna ek olarak, kayseri şehrimizin adı da sezar'ın isminden gelir.

düzetlme: roma'nın ilk imparatoru augustus'muş. sezar imparator değil diktatörmüş. @novalideas'a teşekkürü borç bilirim.

--! spoiler !--

sezar öldüğünde ömür boyu diktatör ünvanına sahip cumhuriyette. roma cumhuriyetinde diktatörlük olağanüstü durumlarda veriken bir ünvan. normalde 6 ay ile kısıtlı ama sezar iç savaşı kazandığı için ömür boyu diktatör ilan ettiriyor kendini.

--! spoiler !--
devamını gör...

iyi, aferin!
sen de git, o da gitsin, öbürü de gitsin!
bütün genç ve parlak beyinler göç etsin sözlüğü kaderine terk etsin!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

vay babayin derdine.. kardeşim bu kadar takılmayın yahu, manyak olursunuz yemin ederim*

tanım: var olmayan bir fun club'a inanan yazar beyanı.*
devamını gör...

bir hukukçunun paylaşımı.

"bir hukukçu çaylaktan şöyle bir mesaj aldım onun adına bilinçlenmemiz için paylaşıyorum:


merhaba, biraz önce bir başlıkta kayıp bir bebek haberi okudum. hukuki alanım insan ticareti olduğu için vicdani olarak bu konuda uyarı yapmak istiyorum fakat çaylağım. deprem bölgelerinde insan ticaretine dikkat edilmesi gerekir. böyle durumlarda başta organ mafyası ve pedofili örgütler olmak üzere birçok karanlık örgüt kaosun hakim olduğu yerlerden çıkar sağlama peşinde oluyor. 1999 gölcük depreminde bu şekilde birçok kaybolan insan var (5 bin 840 kişi) yaralıların hastanelerden kaçırıldığı birçok vaka var. devlet şu anda. bunlarla ilgilenemeyeceği için insanların bir arada kalması, ailelerin çocuklarını kimseye emanet etmemesi ve özellikle refakatsiz çocukların güvenliğine büyük özen gösterilmesi gerekiyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim