uluslararası uzay istasyonu
bilimsel araştırmalar yürütmek için dünya çevresinde yörüngeye oturtulmuş yapay uydu. 5 uzay ajansının katkılarıyla inşa edilmiştir*.
kısaca uui ya da ingilizce baş harfleri nedeniyle iss * olarak da anılan istasyon, yer yüzeyinden yaklaşık 400 km yukarıda dünya etrafında dolanır. hızı saatte 27600 kilometredir. yani 90 dakikada bir dünya etrafında 1 tur atar. uui'yi yerden baktığınızda teleskop ya da dürbün gibi herhangi bir optik alet kullanmadan çıplak gözle görebilirsiniz. nasıl yapılacağını görmek için (bkz: iss tracker)
***
istasyonun ağırlığı 400 tondan fazladır. bu nedenle 1998 yılında, yeryüzünde değil, modüller halinde parça parça gönderilerek uzayda inşa edilmiştir. bugüne dek istasyona 200'e yakın roket gönderildi. bunların bir kısmı bahsettiğim inşa işlemi için parça taşırken çok daha büyük bir kısmı ekipman gibi bazı malzemeleri taşımak için gönderildi.
uui içerisinde 2 banyo, bir spor salonu bulunur. bir de cupola isimli bir bölge vardır. kubbe şeklindeki bu büyük pencere, astronotların dünyanın ya da uzayın fotoğraflarını çekmek ve dışarıda olup bitenleri görmek için kullandığı yerdir. bilim araştırmaları için kullanılan laboratuvarlar, yaşam alanları gibi ana bölgelerin yanında depolama gibi amaçlarla kullanılan kısımlar da bulunur. bir de robot kol vardır ki bu kol istasyona eklenecek modülleri, kargo araçlarını ya da duruma göre uzay yürüyüşlerindeki astronotları taşır.
hemen hemen bir futbol sahası genişliğinde olan istasyonun bir basketbol sahasını kaplayacak kadar da güneş paneli vardır. bu paneller güneş'i takip etmek için 360 derece dönebilecek şekilde yapılmıştır ve 40 adet evin elektrik ihtiyacını karşılayacak kadar enerji üretebilirler.
istasyonun inşası tamamen durmuş değil. dinamik bir yapı olduğunu söyleyebiliriz. günümüzde bile hâlâ çeşitli yeni modüller gönderiliyor ve araca eklemeler yapılıyor.
istasyonun dış görünüşü:

görselin kaynağı
cupola'nın içeriden görüntüsü:

görselin kaynağı
istasyonun içinden bir kare:

görselin kaynağı
kısaca uui ya da ingilizce baş harfleri nedeniyle iss * olarak da anılan istasyon, yer yüzeyinden yaklaşık 400 km yukarıda dünya etrafında dolanır. hızı saatte 27600 kilometredir. yani 90 dakikada bir dünya etrafında 1 tur atar. uui'yi yerden baktığınızda teleskop ya da dürbün gibi herhangi bir optik alet kullanmadan çıplak gözle görebilirsiniz. nasıl yapılacağını görmek için (bkz: iss tracker)
***
istasyonun ağırlığı 400 tondan fazladır. bu nedenle 1998 yılında, yeryüzünde değil, modüller halinde parça parça gönderilerek uzayda inşa edilmiştir. bugüne dek istasyona 200'e yakın roket gönderildi. bunların bir kısmı bahsettiğim inşa işlemi için parça taşırken çok daha büyük bir kısmı ekipman gibi bazı malzemeleri taşımak için gönderildi.
uui içerisinde 2 banyo, bir spor salonu bulunur. bir de cupola isimli bir bölge vardır. kubbe şeklindeki bu büyük pencere, astronotların dünyanın ya da uzayın fotoğraflarını çekmek ve dışarıda olup bitenleri görmek için kullandığı yerdir. bilim araştırmaları için kullanılan laboratuvarlar, yaşam alanları gibi ana bölgelerin yanında depolama gibi amaçlarla kullanılan kısımlar da bulunur. bir de robot kol vardır ki bu kol istasyona eklenecek modülleri, kargo araçlarını ya da duruma göre uzay yürüyüşlerindeki astronotları taşır.
hemen hemen bir futbol sahası genişliğinde olan istasyonun bir basketbol sahasını kaplayacak kadar da güneş paneli vardır. bu paneller güneş'i takip etmek için 360 derece dönebilecek şekilde yapılmıştır ve 40 adet evin elektrik ihtiyacını karşılayacak kadar enerji üretebilirler.
istasyonun inşası tamamen durmuş değil. dinamik bir yapı olduğunu söyleyebiliriz. günümüzde bile hâlâ çeşitli yeni modüller gönderiliyor ve araca eklemeler yapılıyor.
istasyonun dış görünüşü:

görselin kaynağı
cupola'nın içeriden görüntüsü:

görselin kaynağı
istasyonun içinden bir kare:

görselin kaynağı
devamını gör...
serseri biri olma kararı alan efendi erkek
+artık efendiliğin işe yaramadığını anladım fuat abi, yarından tezi yok serseri biri olacağım.
-ne yapacaksın?
+alttan atlet giymeyeceğim...
-voov.
-ne yapacaksın?
+alttan atlet giymeyeceğim...
-voov.
devamını gör...
her sabah günaydın mesajı göndermek
ne için yapıldığı çok önemlidir,
her sabah göndermesi gerektiği için değilde, sabah uyandığında "ilk" aklına gelen sen olduğun için, ilk yapmak "istediği" şey "senininle konuşmak" olduğu için yapıyorsa, mesajla veya arayıp, bir şekilde temas etmeden duramıyor demektir,
ki bu da dünyanın en güzel şeyidir...
gününe böyle başlayan bir insan, yorulurmu, kavga edermi o gün, o mesajı göndermek değil mesele, her gün göndermek istemek...
her sabah göndermesi gerektiği için değilde, sabah uyandığında "ilk" aklına gelen sen olduğun için, ilk yapmak "istediği" şey "senininle konuşmak" olduğu için yapıyorsa, mesajla veya arayıp, bir şekilde temas etmeden duramıyor demektir,
ki bu da dünyanın en güzel şeyidir...
gününe böyle başlayan bir insan, yorulurmu, kavga edermi o gün, o mesajı göndermek değil mesele, her gün göndermek istemek...
devamını gör...
milli piyango
herkesin hayal gücünü süslesin ve satışlar artsın diye vadedilen büyük ikramiye yüksek tutulur ve bizim millet de star wars gişelerini kıskandıracak derecede kuyruk oluşturur ve bilet alır.
çekiliş günü gelir de sonuçlar açıklanınca büyük ikramiyenin isabet ettiği talihli ortalarda görünmez. günler geçmesine rağmen hala da ortalarda yoktur. tabi bu ortada görünmeme hallerine çok kimse hak verir. ya bu talihlinin başına iş açılacağı, yalancı akrabalarının türeyeceği, yardım dilenenlerin ve sömürücülerin etrafını kuşatacağı, mafyanın peşine düşeceği varsayımları falan filan...
aradan aylar geçer talihli yine ortalarda yok. talihli büyük merak konusu. acaba ikramiye satılmayan biletlerden birine mi vurmuştu. bu gidişle paralar devlete kalacak. hatta medyadan bile bir an önce çıkıp parasını alması gerektiği, gün geçtikçe faiz kaybına uğrayacağına dair çağrılar yükselmeye başlar.
bileti satan bayi de boş durmaz, o da fırsattan istifade televizyona görünüp demeç verir. talihli parasını alınca, kendisine de biraz yardım yapar beklentisine girmiştir.
talihli belli bir süre sonra çıkar. sonra ne yapıyor ne ediyor bilemeyiz. ama ortaya çıkana kadar ki yaşananlar yarı komedi ve yarı berbat bir durumdur.
çekiliş günü gelir de sonuçlar açıklanınca büyük ikramiyenin isabet ettiği talihli ortalarda görünmez. günler geçmesine rağmen hala da ortalarda yoktur. tabi bu ortada görünmeme hallerine çok kimse hak verir. ya bu talihlinin başına iş açılacağı, yalancı akrabalarının türeyeceği, yardım dilenenlerin ve sömürücülerin etrafını kuşatacağı, mafyanın peşine düşeceği varsayımları falan filan...
aradan aylar geçer talihli yine ortalarda yok. talihli büyük merak konusu. acaba ikramiye satılmayan biletlerden birine mi vurmuştu. bu gidişle paralar devlete kalacak. hatta medyadan bile bir an önce çıkıp parasını alması gerektiği, gün geçtikçe faiz kaybına uğrayacağına dair çağrılar yükselmeye başlar.
bileti satan bayi de boş durmaz, o da fırsattan istifade televizyona görünüp demeç verir. talihli parasını alınca, kendisine de biraz yardım yapar beklentisine girmiştir.
talihli belli bir süre sonra çıkar. sonra ne yapıyor ne ediyor bilemeyiz. ama ortaya çıkana kadar ki yaşananlar yarı komedi ve yarı berbat bir durumdur.
devamını gör...
tanımı artı oy aldıkça şevke gelen yazar
aa fikirlerim beğeniliyor lan diyip mutlu olan yazardır. uyuyacağım mutlu etmek isteyen beğenebilir demek istediğim başlıktır.
not uyuyacağım için iştahlanıp tanım girmeyeceğim uyuyacağım.
not uyuyacağım için iştahlanıp tanım girmeyeceğim uyuyacağım.
devamını gör...
arthur hailey
90’lı yılların başlarında pek çok romanını okuduğum, 1920 ingiltere doğumlu kanada’ lı yazar, 2. dünya savaşı sırasında kraliyet hava kuvvetleri’nda pilotluk yapmış, 1947 yılında kanada’ya göçmüştür. önceleri iş hayatına atılan hailey, 1956 yılında televizyon oyunları yazmaya başlamış, 1959 yılında da ilk romanını yazmaya başlamıştır.
arthur hailey bir roman yazmaya başlamadan önce o romanın konusunun geçtiği yerlerle ilgili çok ayrıntılı araştırma yapar, notlar alır sonra romanı yazmaya başlar. örneğin "havalanı" adlı romanı için tam üç yıl çalışmış, avrupa'nın ve kuzey amerika'nın büyük havaalanlarında incelemeler yapmıştır.
insan duygularını ayrıntılı bir biçimde araştırarak büyük bir ustalıkla kitaplarında kullanması onun romancılığına has özelliklerdendir.
romanları oldukça gerçekçi ve öğretici olmalarının yanısıra son derece de sürükleyicidirler. çoğu hatırı sayılır derecede kalın olan romanlarından birini elinize aldığınızda kolay kolay bırakamazsınız.
“havaalanı” ve “otel” ile birlikte iki kitabı daha beyazperdeye uyarlanmış, bunlardan “havaalanı” ve “otel” ülkemizde de gösterime girmiştir.
kanada’lı bu usta romancı 2004 yılında, 84 yaşında, bahamalar’daki evinde hayata veda etmiştir. eserleri değişik yayınevleri tarafından ülkemizde hala basılmaktadır. 80’li ve 90’lı yıllarda romanları ülkemizde peynir ekmek gibi satıldığı için okunmuş kitap satan yerlerde, sahaflarda da bulabilirsiniz.
eserlerinden bazıları:
runway zero-eight (1958)
the final diagnosis (1959)
in high places (1962)
hotel (1965)
airport (1968)
wheels (1971)
the moneychangers (1975)
overload (1979)
strong medicine (1984)
the evening news (1990)
detective (1997)
arthur hailey bir roman yazmaya başlamadan önce o romanın konusunun geçtiği yerlerle ilgili çok ayrıntılı araştırma yapar, notlar alır sonra romanı yazmaya başlar. örneğin "havalanı" adlı romanı için tam üç yıl çalışmış, avrupa'nın ve kuzey amerika'nın büyük havaalanlarında incelemeler yapmıştır.
insan duygularını ayrıntılı bir biçimde araştırarak büyük bir ustalıkla kitaplarında kullanması onun romancılığına has özelliklerdendir.
romanları oldukça gerçekçi ve öğretici olmalarının yanısıra son derece de sürükleyicidirler. çoğu hatırı sayılır derecede kalın olan romanlarından birini elinize aldığınızda kolay kolay bırakamazsınız.
“havaalanı” ve “otel” ile birlikte iki kitabı daha beyazperdeye uyarlanmış, bunlardan “havaalanı” ve “otel” ülkemizde de gösterime girmiştir.
kanada’lı bu usta romancı 2004 yılında, 84 yaşında, bahamalar’daki evinde hayata veda etmiştir. eserleri değişik yayınevleri tarafından ülkemizde hala basılmaktadır. 80’li ve 90’lı yıllarda romanları ülkemizde peynir ekmek gibi satıldığı için okunmuş kitap satan yerlerde, sahaflarda da bulabilirsiniz.
eserlerinden bazıları:
runway zero-eight (1958)
the final diagnosis (1959)
in high places (1962)
hotel (1965)
airport (1968)
wheels (1971)
the moneychangers (1975)
overload (1979)
strong medicine (1984)
the evening news (1990)
detective (1997)
devamını gör...
kış aylarının eskisi gibi olmaması
küresel ısınma ve iklim değişikliğinin etkilerini göstermesi durumu.
her geçen kış arkadaki farkı bu kadar somut bir şekilde hissediyor olmamız ürkütücü ve ciddiye alınmalı.
ciddi önlemler alınmadığı sürece daha zor günler bizi bekliyor olacak.
her geçen kış arkadaki farkı bu kadar somut bir şekilde hissediyor olmamız ürkütücü ve ciddiye alınmalı.
ciddi önlemler alınmadığı sürece daha zor günler bizi bekliyor olacak.
devamını gör...
sevilmeyen biri sevmeyi bilebilir mi sorusu
ona sevmeyi öğretebilecek biri ile karşılaşacak kadar şanslı ve bunu anlayabilecek kadar akıllı ve kıymet bilen biri ise evet.
devamını gör...
obezite
çağımızın en ciddi hastalığı olan aşırı kilolu olma hali.
devamını gör...
30 yaş altı yazarlar uçurulsun kampanyası
30 yaşını geçmiş olduğunu beyan eden, kaliteli sözlük talebi olan bir yazarın açtığı bu başlığı gördükten sonra güldüğüm kampanya.
devamını gör...
kaba olmayı komik sanmak
akran zorbalığı
recep ivedik türevleri
yontulmamış heriflerin romantize edilmesi
doğallığın b*kunun çıkarılması.
recep ivedik türevleri
yontulmamış heriflerin romantize edilmesi
doğallığın b*kunun çıkarılması.
devamını gör...
ice (yazar)
devamını gör...
sözlüğün 1.yılının gelip çatması
müthiş.
en boş zamanımda hayatıma giren, bana müthiş keyif veren günlük rutinim oldu bu sözlük.
tatlı yazarlarla sanal/yüzyüze tanışmama vesile oldu.
ilk sözlük deneyimim oldu.
sözlük kariyeri yapmama vesile oldu.
dünyaya bir daha gelsem gene önce kafa sözlüğe girerdim.
sonra normal sözlükte devam ederdim.
şubat 2022'de benim sözlüğe girme yıldönümüm.
twiter gibi, her yazarın giriş yıldönümü hatırlatması da olsa cici olur bence.
sevgili iko ne dersin?
en boş zamanımda hayatıma giren, bana müthiş keyif veren günlük rutinim oldu bu sözlük.
tatlı yazarlarla sanal/yüzyüze tanışmama vesile oldu.
ilk sözlük deneyimim oldu.
sözlük kariyeri yapmama vesile oldu.
dünyaya bir daha gelsem gene önce kafa sözlüğe girerdim.
sonra normal sözlükte devam ederdim.
şubat 2022'de benim sözlüğe girme yıldönümüm.
twiter gibi, her yazarın giriş yıldönümü hatırlatması da olsa cici olur bence.
sevgili iko ne dersin?
devamını gör...
shock shock
nickaltı açılışını yapanı görünce umarım fenalaşmayacak olan yazar.
kendileri benim 100. takipçim oldu ben hala kendime gelemedim malum.
isim vermiyorum tabi baş harfi durumumuz yoktu sevisemedik *
yeni gelmiş hoş gelmiş yazar. kısa öz, sakin tanımlarla ilerleyeceğe benziyor. ihtiyaç olan bir durum. biz sevdik, beğendik, hoş geldinimizi yaptık. sevgiyle kalın sayın yazar. keyifli sözlükler.
kendileri benim 100. takipçim oldu ben hala kendime gelemedim malum.
isim vermiyorum tabi baş harfi durumumuz yoktu sevisemedik *
yeni gelmiş hoş gelmiş yazar. kısa öz, sakin tanımlarla ilerleyeceğe benziyor. ihtiyaç olan bir durum. biz sevdik, beğendik, hoş geldinimizi yaptık. sevgiyle kalın sayın yazar. keyifli sözlükler.
devamını gör...
dil piercingi
konuşmasının değişeceğinden korkanların uzak durduğu dil aksesuarı. yaptıran yaptırsın, nolur uzaylıymış gibi bakmayı kesin.
devamını gör...
23 temmuz 2021 erdoğan'ın rize'de çay fırlatması
dalga geçmektir. sizi hem uyutuyorum hem dalga geçiyorum demektir.
lan sel felaketi ve çay arasında ne gibi bir bağlantı var bilen var mı ?
rize’de çay fırlatmak akıl tutulması değil midir ?
rize yahu çayın başkenti falan değil mi deliricem.
çay fırlatırken surat ifadesi o kadar itici bir hal alıyor ki inanamıyorum.
alın lan fakirler alın der gibi fırlatıyor.
şaka gibi ama şaka değil.
lan sel felaketi ve çay arasında ne gibi bir bağlantı var bilen var mı ?
rize’de çay fırlatmak akıl tutulması değil midir ?
rize yahu çayın başkenti falan değil mi deliricem.
çay fırlatırken surat ifadesi o kadar itici bir hal alıyor ki inanamıyorum.
alın lan fakirler alın der gibi fırlatıyor.
şaka gibi ama şaka değil.
devamını gör...
durup dururken ağlamak
son zamanlarda pek ağlamıyorum ama bazen ağladığımda bir sebebi olmuyor, durup dururken ağlamak oluyor yani.
tanım: kimi zaman faydalı, kimi zaman zararlı olan eylemdir.
tanım: kimi zaman faydalı, kimi zaman zararlı olan eylemdir.
devamını gör...



