ikisi de çok iyi. masumiyet ve kış uykusu filmleri nasıl kiyaslanabilir şimdi?
devamını gör...

her yerde,her türlü gider.
mesela şimdi,biten takımıma içiyorum.*

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ah tanrım tonlarca var ahshs
ben tanrının, verilmiş sadakası olan çocuğuyum.

size çeşitli yaş aralıklarından çeşitli örnekler sunacağım efenim, ilkiyle başlayalım; bunu annem anlatmıştı bana konu konuyu açtığı bir anda, "ömrümü yedin morticia" der de daha bir şey demez.

yaş üç.
efenim valide hanım evin içinde bir yandan brezilya dizisini izliyor, bir yandan da bana meyve yediriyor efenim. o kadar iştahsız bir çocukmuşum ki kadın, evin içinde geze oynaya işte türlü icatlar çıkararak, bir elinde dilimlenmiş meyve tabağı, bir elinde çatalla peşimde geziyor, fırsat buldukça da dizisini izliyor efenim.

peki bu sırada annesinin bir anlık dalgınlığından faydalanan morticia iti napıyor? gidiyor yatak odasında camı açıyor ve son kattan aşağıya bacakları sallandırıyor ahsh. pencereye oturmuşum efenim, 6. kattan aşağı bacakları salmışım, kıçım pencere pervazında manzarayı izliyorum. elbette bir anda ortalıktan kaybolunca annem işkilleniyor ve nihayetinde beni o şekilde buluyor. hala daha anlatırken bakışları değişip o ana giden annemin deyimiyle, orada tek saniyede ömründen on seneyi yemişim. elindeki tabağı çatalı zerre ses çıkarmadan bir köşeye bırakarak parmak ucunda yanıma kadar sokuluyor. çünkü ses çıkarsa, "morticia" filan dese ben arkamı ona dönerken cumburlop düşeceğim 6. kattan aşağı. sonra betondan bebe kazıyacaklar filan trajedi... neyse efenim işte nefesini tutup yanıma kadar gelip beni bir anda sırtımdan yakalayıp içeriye hızla çekiyor.

hey azrail, işine bak dostum ahshs

yaş beş.

annemler, birkaç aile dostlarıyla beraber gezi turuna katılıyorlar. ülke içi birkaç şehri, orayı burayı gezecekler ve hep birlikte gidilmesi için bir otobüs kiralanmış. iş yerinden tüm dostlar, çocukları bu geziye katılmışlar. tabii annem "ay morticia ile gezilir mi ki?" diye korkuyor biraz tabii, nitekim asla kabıma sığmayan bir çocuğum, eziyet bi evladım yani ahshs. neyse artık geziliyor ediliyor efenim. bursada bir kompleksteler, yemek yenecek filan. o sırada annemin tuvalet ihtiyacı doğuyor, beni babama, diğer hanım arkadaşlarına bol tembihlerle emanet ediyor "gözünüzü ayırmayın, morticia şakaya gelmez" diye diye gidiyor. tabii "bacak kadar çocuğa bu kadar kişi bakamayacak mıyız, abartma" filan diyorlar. bakınız on dakika... on dakika ihtiyacını görecek kadın. o on dakikanın içinde çevremdeki insanları atlatarak yetişkin yüzme havuzuna balıklama dalıyorum. sorun şu ki yüzme bilmiyorum. düştüm demiyorum bakın, balıklama atlamak. bir çizgi filmde görüp yapmışımdır kesin ahssh. ne bileyim artık ne düşünüyordum. verilmiş sadakam varmış ki yokluğum çabuk fark ediliyor ve ilk bakılan yer havuz oluyor. biraz başka yerlerde arasalar, vakit kaybetseler morticia mortingen ahsh.

azraile nanik çekmişiz işte bir kez daha.

yaş on.

kontra pedal bisiklete ilk alıştığım zamanlar. şöyle söyleyeyim size, bisiklet değiş tokuşu yapmıştık işte bizim mahalleden arkadaşlarla ve kontra pedallı bisikleti kavramaya çalışıyordum, benim bisiklet normal frendi. tabii alışmadık kıçta don durmaz misali, ben o frenleme olayına bir türlü ısınamadım, aklım sürekli kendi bisikletime gidiyordu. neyse efenim, yokuş ineriz, yokuş çıkarız, yokuştan aşağı kendimizi caddeye doğru salarız ki işlek bir caddeydi baya bahsettiğim sokağın sonundaki cadde. ben bu bisikletle anam bir yardırdım, efenim unuttum fren sıkmaya çalışıyorum ellerimle ama durduramıyorum ahshs e kontra pedal bisiklet nasıl dursun? freni pedalda, gidonda değil ki. cadde araba kaynıyor ve ben gelip geçen arabaların, akan deli trafiğin arasına bisikletle dalmak üzereydim ki artık parçalarımı kaç farklı yerden toplarlardı bilmiyorum, kaldırımdaki bir abi fark ediyor ve beni caddeye girmeden tutuyor. o adam o anda orada olmasaydı ve davranmasaydı, morticia hakkın rahmetine kavuşmuştu.

kıl payı ha azrail? bu kez de olmadı eski dostum ashs

yaş on beş.

iddia ahshs. iddiaya girip lütfen yüksek yerlerden dibini bilmediğiniz sulara atlamayın diyerek kısa keseyim ben de bunu. evet, bir kez daha azraile selam çakarak yanımdaki taşı ıskalayıp suyun derin yerine girmeyi başarmıştım. yoksa en iyi ihtimalle kırılmış bir boyunla, felç kalmış olurdum.

bunlar birkaç küçük başlık efenim, çok var..
mesela foseptik çukuru içine düşüyordum az daha, abi bokun içinde boğularak ölecektim bakın, ölmek için ne boktan bir yol ahshs.. üstüne muşamba ve birkaç kalas atılmış ve herhangi bir başka önlem alınmayarak tehlikeye açık bırakılmış bir foseptik çukurunun üzerinden, oranın derin, dipsiz bir foseptik çukuru olduğunu bilmeden yürüdüm ve geçtim efenim. kalasların üzerinden "köprücülük" oynayarak geçtim. eğer ki o oyunu o an hayal edip oynamamış ve denk gele yürürken muşambaya basmış olsaydım, ben denizi gasilhanede baya bi yıkamaları gerekecekti üzerimden bok kokusunu alana kadar.

azrail... kankam ya.
çok selamlaştık böyle ahshs

şimdilik yetsin, gelir gelir anlatırım daha çok var çok ahaha
devamını gör...

gözümde insan falan değildir. soğuk ruhsuz bir hayat formudur. çocukları seviniz.
devamını gör...

azerbaycan - noldu paşinyan
devamını gör...

memleketinde ki üniversiteyi kazanınca serbest kıyafetle gidilen lisse hissi uyandırır.sanki gurbetteymişcesine gider memleketlilerinle muhabbet edersin,sonrası malum yerellerle yabancılılar(yurttakiler) gruplaşır.
devamını gör...

az sonra yapacağım eylemm..
devamını gör...

karşılık beklemeden yapılan her türlü erdemli davranış, hoş sohbet ve yardımdır.
bu nesil karşılıksız bir şeyler yapmayı unutalı çok oldu ne yazık ki... işte samimiyetimiz, saflığımız o an bozuldu.
devamını gör...

sizce kaç gösteriyorum?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(bkz: fenerbahçe)
devamını gör...

belki ailesine bakmak zorundadır ?
niye terk edip gitsin ki ?
devamını gör...

"yok canım allah allah, ne diyo bu, ihihih"
(bkz: kemal sunal)
devamını gör...

bebeklik kıyafetleri sayılır mı? her şeyi (elinden gelse biz dahil) çöpe atmaya meraklı annecim bi onları saklamış da. hayır ağlamıyorum..
devamını gör...

ülkemize recep tayyip erdoğan tarafından getirilmiş olan* çok önemli bir makinedir.

hem sudan hem de zamandan tasarruf sağlar. arıca düzenli olarak bakımı yapılmalıdır aksi halde pek işe yaramaz.
devamını gör...

elektromanyetik dalgaların küçük bir alanda üretilip kapalı bir alanda çarptığı duvarlarda bir ayna görevi görmesi sonucununda yansıması ve her yansımayla bire bir oranında çoğalması sonucunda oluşan çok sayıda ses dalgası ile mikrodalga fırınlarda sert zeminler ısınmadan gıdaların ısınmasını/pişmesini sağlayan dalgalardır.

ses dalgaları birçok alanda kullanılırken bende bu kullanılış biçimi oldukça hayret uyandırdığı için merak edip araştırmıştım. biraz daha ayrıntılı bilgi isteyenler "evrene hükmeden fonksiyon sinüs – 4
ses dalgaları ve duran dalgalar" adlı makalede basit ve keyifli bir dille anlatılmıştır.
devamını gör...

(bkz: ne istediniz de vermedik) diyen olmadı bize anca ispatla falan filan deniliyor...
birde (bkz: gökten düşen üç elmanın da aynı kişiye düşmesi) sorunsalı var. sen çık elma ağacına düşmeden topla elmaları
kurtlu olmayanı seç, yoldan geçerken göz hakkı diye birilerine ver.kaldı mı zor bela elinde bir elma aman ha onu hemen yeme zor günler için sakla. çok birşey istemedik aslında sen hep yanlış kişilere verdin üstelik fazla fazla. ben sadece bir elma peşinde kendimi ispatlama derdinde...
şimdi sorarım size kim yiyiyor çatır çatur bu elmaları. kaldı mı elma ağacı bırakmadılar bize peki benim elmam nerede?
gökten üç elma düştü; biri bana, biri dinleyenlere, diğeri de bütün iyi insanlara olsun”
devamını gör...

bence şişenin içine malzemeleri koyuyorlar, içeriye birkaç tane karınca sokuyorlar ve gemiyi karıncalar inşa ediyor.
devamını gör...

iki kedi paylaşacağım; birini paylaşsam diğeri küser çünkü*.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

orkalarla karşılaşınca aslan görmüş av hayvanı gibi götüm götüm kaçan popüler korku filmi öğesi.

orkalar bu gücü çoluğa çocuğa yeten çakma kabadayı kılıklı elemanların ciğerini söküp yerler. gerçekten yerler. o ciğer cerrah hassasiyeti ile yerinden sökülüp bir güzel mideye indirilir, sonra da ciğersiz şımarık tatlı su balığının cesedi olaydan günler sonra kıyıdaki balıkçılar tarafından bulunur.
devamını gör...

alsaceli bir tıp öğrencisidir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
daha sonradan doktor olmuştur ama bizi ilgilendiren olay 1688 yılında henüz bir tıp öğrencisi olduğu dönemlerde yazdığı bir tezde kullandığı ve dünya dillerine kazandırdığı bir sözcüktür.

johannes hofer 22 haziran 1688 yılında yazdığı tezinde yaşadıkları dağlardan uzak kalan isveçli askerlerin hissettikleri bir duyguyu analiz eder. ve bu duyguya bir isim verme gereği duyar.

askerlerin en büyük sorunu savaşın korkunçluğundan çok hissettikleri ve bir türlü kurtulmayı başaramadıkları hasret duygusudur. bu duygunun baş edilmesi en zor duygulardan biri olduğunu herkes bilir ancak bir de ateş altında olmanın yarattığı baskı da eklenince katlanılmaz olur bu his.

johannes hofer bu duyguyu tanımlamak için dissertatio medica de nostalgia başlıklı tezinde nostos dönmek ve algos acı sözcüklerini bir araya getirip nostalji sözcüğünü yaratır. o günden beridir de bu sözcük kullanılmaya devam eder.

sözcük bugün kullanıldığı anlamıyla geçmişe duyulan özlemin romantize edilmiş halinde ziyade geri dönememenin verdiği acıyı anlatmak için kullanılır.

bence 22 haziran dünya nostalji gününün bir an önce kutlanmaya başlaması gerekir artık.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim