satranç
dünyadaki en eski strateji oyunlarından biridir. kesinlikle 64 kare ve 32 taştan fazlasıdır.
her sabah kafa dengi biriyle 1 sefer oynanması beyin açan unsurlardandır.
satranç asla yalnızca satranç değildir.
her sabah kafa dengi biriyle 1 sefer oynanması beyin açan unsurlardandır.
satranç asla yalnızca satranç değildir.
devamını gör...
gece 11'de çay demleten meseleler
babanın istemesi?
devamını gör...
terk etmek vs terk edilmek
terk etmek, bardağın boş kısmına bakmak, ne istediğine değil, ne istemediğine odaklanmaktır. istemediği bir kaç şey için olası herşeyden vazgeçmektir.
iş işten geçmiş olduğunda, pişmanlık getirebilir. bolca ah barındırır, vebali büyüktür.
terk edilmek, ne istediğini bilmek, bardağın dolu tarafına bakmaktır. vazgeçmediği değerleri ile hüzünlü ama gelecek için iyi edecek düşüncelere dalmaktır. yalvarmalar ve beddualar ile yaratıcıyla yakınlaşmaktır. güçlü çıkışlara yol almaktır. artık eskisi gibi olmamaktır. pişman olanlarla bambaşka bir paralel evrende yaşamaktır.
bir tanıdığım, sevgilisi onu terk ettiği için felç geçirmişti. kimse için günlerce yas tutmaya gerek olmadığının kıpırdayamayan kanıtı gibiydi. yazık etti kendine.
anonim bir beyitte de anlatıldığı gibidir terk edilmek.
al çuhanın kenarında hare ben,
ne dedim de gücendirdim yare ben..
on parmağım kandil ettim, mum ettim
el yarandı yaranamadım yare ben..
iş işten geçmiş olduğunda, pişmanlık getirebilir. bolca ah barındırır, vebali büyüktür.
terk edilmek, ne istediğini bilmek, bardağın dolu tarafına bakmaktır. vazgeçmediği değerleri ile hüzünlü ama gelecek için iyi edecek düşüncelere dalmaktır. yalvarmalar ve beddualar ile yaratıcıyla yakınlaşmaktır. güçlü çıkışlara yol almaktır. artık eskisi gibi olmamaktır. pişman olanlarla bambaşka bir paralel evrende yaşamaktır.
bir tanıdığım, sevgilisi onu terk ettiği için felç geçirmişti. kimse için günlerce yas tutmaya gerek olmadığının kıpırdayamayan kanıtı gibiydi. yazık etti kendine.
anonim bir beyitte de anlatıldığı gibidir terk edilmek.
al çuhanın kenarında hare ben,
ne dedim de gücendirdim yare ben..
on parmağım kandil ettim, mum ettim
el yarandı yaranamadım yare ben..
devamını gör...
sığmazam
türk şiirinin en çoşkun kalemi olan nesimi'nin çağları aşan şiiri.
bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam
cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam
kevn ü mekândır âyetim zâta gider bidâyetim
sen bu nişân ile beni bil ki nişâne sığmazam
kimse gümân ü zann ile olmadı hakk ile biliş
hakkı bilen bilir ki ben zann ü gümâna sığmazam
sûrete bak vü ma'nîyi sûret içinde tanı kim
cism ile cân benim velî cism ile câna sığmazam
hem sadefim hem inciyim haşr ü sırât
bunca kumâş ü raht ile ben bu dükâna sığmazam
genc-i nihân benim ben uş ayn-ı ayân benim ben uş
gevher-i kân benim ben uş bahr ile kâna sığmazam
arş ile ferş ü kâf ü nûn bende bulundu cümle çün
kes sözünü uzatma kim şerh u beyâna sığmazam
gerçi muhît-i a'zâmım adım âdem durur âdemim
dâr ile kün fekân benim ben mu mekâna sığmazam
cân ile hem cihân benim dehr ile hem zamân benim
gör bu latifeyi ki ben dehr ü zamâna sığmazam
encüm ile felek benim vahy ile melek benim
çek dilini vü epsem ol ben bu lisâna sığmazam
zerre benim güneş benim çâr ile penc ü şeş benim
sûreti gör beyân ile çünkü beyâna sığmazam
zât ileyim sıfât ile kadr ileyim berât ile
gül-şekerim nebât ile piste-dehâna sığmazam
şehd ile hem şeker hem şems benim kamer benim
rûh-ı revân bağışlarım rûh-ı revâna sığmazam
tîr benim kemân benim pîr benim civân benim
devlet-i câvidan benim îne vü âna sığmazam
yer ü gökü düzen benim geri dönüp bozan benim
cümle yazı yazan benim ben bu dîvâna sığmazam
nâra yanan şecer benim çarha çıkar hacer benim
gör bu odun zebânesin ben bu zebâne sığmazam
gerçi bugün nesîmîyim hâşîmîyim kureyşîyim
bundan uludur âyetim âyet ü şâna sığmazam.
bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam
cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam
kevn ü mekândır âyetim zâta gider bidâyetim
sen bu nişân ile beni bil ki nişâne sığmazam
kimse gümân ü zann ile olmadı hakk ile biliş
hakkı bilen bilir ki ben zann ü gümâna sığmazam
sûrete bak vü ma'nîyi sûret içinde tanı kim
cism ile cân benim velî cism ile câna sığmazam
hem sadefim hem inciyim haşr ü sırât
bunca kumâş ü raht ile ben bu dükâna sığmazam
genc-i nihân benim ben uş ayn-ı ayân benim ben uş
gevher-i kân benim ben uş bahr ile kâna sığmazam
arş ile ferş ü kâf ü nûn bende bulundu cümle çün
kes sözünü uzatma kim şerh u beyâna sığmazam
gerçi muhît-i a'zâmım adım âdem durur âdemim
dâr ile kün fekân benim ben mu mekâna sığmazam
cân ile hem cihân benim dehr ile hem zamân benim
gör bu latifeyi ki ben dehr ü zamâna sığmazam
encüm ile felek benim vahy ile melek benim
çek dilini vü epsem ol ben bu lisâna sığmazam
zerre benim güneş benim çâr ile penc ü şeş benim
sûreti gör beyân ile çünkü beyâna sığmazam
zât ileyim sıfât ile kadr ileyim berât ile
gül-şekerim nebât ile piste-dehâna sığmazam
şehd ile hem şeker hem şems benim kamer benim
rûh-ı revân bağışlarım rûh-ı revâna sığmazam
tîr benim kemân benim pîr benim civân benim
devlet-i câvidan benim îne vü âna sığmazam
yer ü gökü düzen benim geri dönüp bozan benim
cümle yazı yazan benim ben bu dîvâna sığmazam
nâra yanan şecer benim çarha çıkar hacer benim
gör bu odun zebânesin ben bu zebâne sığmazam
gerçi bugün nesîmîyim hâşîmîyim kureyşîyim
bundan uludur âyetim âyet ü şâna sığmazam.
devamını gör...
kadın yazarların daha fazla oylanması ve takipçilerinin daha fazla olması
mızmızlanmanızdan oyun oynanmıyor sizinle, ayıp ama...*
devamını gör...
kıraat
kuranı kerim'in usul ve kaidesine göre okunmasıdır.
devamını gör...
hayattan tek beklentim tatlı bir kız çocuğu
ya budur olay.. ne aşk, ne sevgi, ne bağlılık.. ufak bir kızım olsun ya adı bile hazır bade..
büyüsün evlendireyim.. pilli bebek'in kızım şarkısında düğününde dans edelim kızımla. sarayım sarmalayım. küçükken saçını tarayım. ulan baba olmak için doğmuşum ben galiba.. huzur budur arkadaş.
torunumdan bile fazla seveyim kendisini belki. severim be, severdim. kızımı çaldın kadın.. kızımı çaldın. beni bırakmadın sen, kızımı çaldın.
büyüsün evlendireyim.. pilli bebek'in kızım şarkısında düğününde dans edelim kızımla. sarayım sarmalayım. küçükken saçını tarayım. ulan baba olmak için doğmuşum ben galiba.. huzur budur arkadaş.
torunumdan bile fazla seveyim kendisini belki. severim be, severdim. kızımı çaldın kadın.. kızımı çaldın. beni bırakmadın sen, kızımı çaldın.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
romayı yakarak gözünün ne denli deli olduğunu belirten kenan doğulu çalıyor şuan. onun haricinde 1 adet doğumgünü kutlaması ve müthüşlü bir sohbet dinlemekteyiz.
devamını gör...
siz öğrenci misiniz yoksa terörist mi
bugün de günlük terorist yaftamızı aldık çok şükür.
devamını gör...
tanrı'nın dua kabul oranını çok düşük tutması
yarım asırdır esefle gözlemlediğim üzücü istatistik. kabul oranı resmen yerlerde geziniyor. o kadar da inanmistik. tanrı ne yapmak nereye varmak istemektedir. bari çocuklarınkini kabul etse ama yok. kota belli.
devamını gör...
yazarların favori kötü adam gülüşleri
benim favorim gargamel gülüşü. nihahahaha diye gülünce gargi bile çok tatlı oluyor. gidem de az gargi izleyip keyiflenem.
devamını gör...
abartılan ünlüler
murat övüç.
devamını gör...
mal bulmuş mağribi gibi
bir işe, çok büyük bir zenginliğe kavuşmuş gibi büyük bir coşkuyla atlamak anlamında kullanılan deyim.
devamını gör...
durduk yere insanı mutlu eden şeyler
derinden alınan bir nefes, gece göze çarpan yıldızlar, uzaklardan gelen güzel bir müzik, bir kedinin miyavı, bir çocuğun gülüşü.
devamını gör...
(tematik)
ventolin
bronkodilatör ilaç grubuna dahildir. solunum yolunda spazm giderici etki gösterir.
devamını gör...
etli ekmek
hayatımda hiç yemediğim ama tadının lahmacuna çok benzediğini düşündüğüm yöresel yemektir.
devamını gör...
lachyrmal gland
orbita’nın içini nemli tutmak amacıyla üretilen ve gözyaşı salgısını oluşturan bez; kısaca gözyaşı bezi.

resmin kaynağı

resmin kaynağı
devamını gör...
tarihte bugün
devamını gör...
halil cibran
yıllar önce çok severek okuduğum düşünür, yazar, şair, ressam. o kadar yoğun okudum ki, güçlü şiirsel dili, şiirlerime, denemelerime sızmaya çalışmıştır yer yer.* yazma işi ile ilgili iseniz aralıklı okumanızı öneririm efenim.
aldığım notlardan bir kaçı;
"o sessizlik gözyaşlarının ve feryatların üstüne çıkar, yüceliğiyle talihsizliğe daha fazla saygı ve ıstırap katar; o sessizlik ruhların dağların tepesinden uçurumların dibine düşmesine neden olur. o sessizlik fırtınanın gelmekte olduğunu ilan eder. ve fırtına gelmez, çünkü sessizlik fırtınadan da güçlüdür."
"güzelliğin şarkısını söylersen eğer, çölün ortasında tek başına olsan bile bir dinleyicin olacaktır. "
"ve ceviz gibiyiz, kırılıp açılmamız gerekiyor. zımpara kağıdı da aynı işi görür ama uzun zaman alır! yumuşak bir dokunuş uyandırmaz insanları."
"ruhumu kavrayan bu yumuşak ve kaba gizli eller nedir; yüreğimi kaplayan bu acı sevinç ve tatlı keder şarabı nedir?
baktığım bu görünmeyen, merak ettiğim açıklanamayan, hissettiğim hissedilemeyen şey nedir? hıçkırıklarımda kahkahanın yankısından daha güzel, sevinçten daha mutluluk verici bir keder var.
neden kendimi beni öldüren ve sonra şafak sökene kadar tekrar dirilten, hücremi ışığa boğan bu bilinmeyen güce veriyorum?
uyanıklık hayaletleri kurumuş gözkapaklarımın üstünde titreşiyor ve taştan yatağımın etrafında düş gölgeleri uçuşuyor.
aşk diye seslendiğimiz şey nedir? söyleyin bana, bütün anlayışlara sızan ve çağlarda gizli olan o sır nedir?
başlangıçta olan ve herşeyle sonuçlanan bu anlayış nedir?
yaşam 'dan ve ölüm 'den, yaşam 'dan daha acayip, ölüm 'den daha derin bir düş oluşturan bu uyanıklık nedir?
söyleyin bana dostlar, içinizde yaşam 'ın parmakları ruhuna dokunduğunda yaşam uykusundan uyanmayan biri var mı?"
"dostum, göründüğüm gibi değilim. görünüş sadece giydiğim bir elbisedir. senin sorgularından beni, benim kayıtsızlığımdan seni koruyan, özenle örülmüş bir elbise. benim içimdeki ‘ben’, sessizlik içinde oturur, sonsuza dek kalacak orada, doyulmaz, erişilmez.
ne söylediklerime inanmanı, ne de yaptıklarıma güvenmeni isterim çünkü sözlerim senin aklından geçenlerin dile getirilmesinden, yaptıklarımsa umutlarının eylemleştirilmesinden başka bir şey değildir. denizlerde gezen düşüncelerimi anlayamazsın, zaten anlamanı da istemem. bırak denizimle baş başa kalayım. senin için gündüz olduğu zaman dostum, benim için gecedir. çünkü sen ne karanlığımın türkülerini duyabilir, ne de yıldızlara çarpan kanatlarımı görebilirsin. görmemenden, duymamandan hoşnudum ben. bırak gecemle baş başa kalayım."
"ruhum bana vazetti ve ne cücelerden daha büyük, ne de devlerden daha küçük olduğumu gösterdi.
ruhum bana vazedene kadar insanlığı iki kişi olarak görürdüm: biri acıdığım güçsüz, diğeri izlediğim ya da direndiğim güçlü.
ama şimdi her ikisi de olduğumu ve ikisinin aynı maddeden yapıldığını biliyorum. kaynağım, onların kaynağı; bilincim, onların bilinci; kavgam onların kavgası; haccım, onların haccı.
onlar günahkarsa, ben de günahkarım. onlar iyiyse bundan ben gurur duyarım.yükselirlerse onlarla yükselirim. hareketsiz kalırlarsa tembelliklerinden utanırım.
ruhum benimle konuştu ve dedi ki, ''taşıdığın fener senin değildir, söylediğin şarkı senin yüreğinde bestelenmedi, ışığı taşısan bile ışık olmazsın, lutun tellerini titreterek lut çalamazsın.''
ruhum bana vazetti, kardeşim ve çok şey öğretti. çünkü sen ve ben biriz, benim içimdekileri hemen ortaya dökmem ve senin içindekini bir sır gibi gizlemen dışında, aramızda bir fark yok. ama senin sır saklamanda bir çeşit erdemdir."
aldığım notlardan bir kaçı;
"o sessizlik gözyaşlarının ve feryatların üstüne çıkar, yüceliğiyle talihsizliğe daha fazla saygı ve ıstırap katar; o sessizlik ruhların dağların tepesinden uçurumların dibine düşmesine neden olur. o sessizlik fırtınanın gelmekte olduğunu ilan eder. ve fırtına gelmez, çünkü sessizlik fırtınadan da güçlüdür."
"güzelliğin şarkısını söylersen eğer, çölün ortasında tek başına olsan bile bir dinleyicin olacaktır. "
"ve ceviz gibiyiz, kırılıp açılmamız gerekiyor. zımpara kağıdı da aynı işi görür ama uzun zaman alır! yumuşak bir dokunuş uyandırmaz insanları."
"ruhumu kavrayan bu yumuşak ve kaba gizli eller nedir; yüreğimi kaplayan bu acı sevinç ve tatlı keder şarabı nedir?
baktığım bu görünmeyen, merak ettiğim açıklanamayan, hissettiğim hissedilemeyen şey nedir? hıçkırıklarımda kahkahanın yankısından daha güzel, sevinçten daha mutluluk verici bir keder var.
neden kendimi beni öldüren ve sonra şafak sökene kadar tekrar dirilten, hücremi ışığa boğan bu bilinmeyen güce veriyorum?
uyanıklık hayaletleri kurumuş gözkapaklarımın üstünde titreşiyor ve taştan yatağımın etrafında düş gölgeleri uçuşuyor.
aşk diye seslendiğimiz şey nedir? söyleyin bana, bütün anlayışlara sızan ve çağlarda gizli olan o sır nedir?
başlangıçta olan ve herşeyle sonuçlanan bu anlayış nedir?
yaşam 'dan ve ölüm 'den, yaşam 'dan daha acayip, ölüm 'den daha derin bir düş oluşturan bu uyanıklık nedir?
söyleyin bana dostlar, içinizde yaşam 'ın parmakları ruhuna dokunduğunda yaşam uykusundan uyanmayan biri var mı?"
"dostum, göründüğüm gibi değilim. görünüş sadece giydiğim bir elbisedir. senin sorgularından beni, benim kayıtsızlığımdan seni koruyan, özenle örülmüş bir elbise. benim içimdeki ‘ben’, sessizlik içinde oturur, sonsuza dek kalacak orada, doyulmaz, erişilmez.
ne söylediklerime inanmanı, ne de yaptıklarıma güvenmeni isterim çünkü sözlerim senin aklından geçenlerin dile getirilmesinden, yaptıklarımsa umutlarının eylemleştirilmesinden başka bir şey değildir. denizlerde gezen düşüncelerimi anlayamazsın, zaten anlamanı da istemem. bırak denizimle baş başa kalayım. senin için gündüz olduğu zaman dostum, benim için gecedir. çünkü sen ne karanlığımın türkülerini duyabilir, ne de yıldızlara çarpan kanatlarımı görebilirsin. görmemenden, duymamandan hoşnudum ben. bırak gecemle baş başa kalayım."
"ruhum bana vazetti ve ne cücelerden daha büyük, ne de devlerden daha küçük olduğumu gösterdi.
ruhum bana vazedene kadar insanlığı iki kişi olarak görürdüm: biri acıdığım güçsüz, diğeri izlediğim ya da direndiğim güçlü.
ama şimdi her ikisi de olduğumu ve ikisinin aynı maddeden yapıldığını biliyorum. kaynağım, onların kaynağı; bilincim, onların bilinci; kavgam onların kavgası; haccım, onların haccı.
onlar günahkarsa, ben de günahkarım. onlar iyiyse bundan ben gurur duyarım.yükselirlerse onlarla yükselirim. hareketsiz kalırlarsa tembelliklerinden utanırım.
ruhum benimle konuştu ve dedi ki, ''taşıdığın fener senin değildir, söylediğin şarkı senin yüreğinde bestelenmedi, ışığı taşısan bile ışık olmazsın, lutun tellerini titreterek lut çalamazsın.''
ruhum bana vazetti, kardeşim ve çok şey öğretti. çünkü sen ve ben biriz, benim içimdekileri hemen ortaya dökmem ve senin içindekini bir sır gibi gizlemen dışında, aramızda bir fark yok. ama senin sır saklamanda bir çeşit erdemdir."
devamını gör...

