ele verir talkını kendi yutar salkımı
başkalarına verdiği öğüdü kendisi tutmayan ve kendi verdiği öğüdün aksini yapan kişiler için kullanılan söz. "halka verir talkını kendi yutar salkımı" şeklinde de kullanılır.
devamını gör...
tırnak yemek
tırnağımı yerken gördüğüm başlıktır. her şeyi denedim, ama kendimi bildim bileli tırnağımı yiyorum ve bir türlü bırakamıyorum şu mereti.
devamını gör...
sultanahmet
istanbul'a gelen turistlerin uğrak mekanıdır aynı zamanda. taksiciler bayılır buraya adam getirirken taksimetreye tur attırmayı.
devamını gör...
sözlük store için hediye rozet özelliği gelsin kampanyası
(bkz: askıda rozet kampanyası)
devamını gör...
okuyana ilaç olacak sözler
la tahzan,
hüzünlerin kalbinin toprağını allak bullak ediyorsa, sen ekilmeye layık bir topraksın demektir. kaygıların vuruşuyla tuz buz oluyorsa taş katılığında büyüttüğün güvencelerin, yarılan göğsüne umut fidanları dikiliyor demektir...
üzülme!
hüzünlerin kalbinin toprağını allak bullak ediyorsa, sen ekilmeye layık bir topraksın demektir. kaygıların vuruşuyla tuz buz oluyorsa taş katılığında büyüttüğün güvencelerin, yarılan göğsüne umut fidanları dikiliyor demektir...
üzülme!
devamını gör...
akümülatör
ıçerisindeki kimyasal enerjiyi belli bir kimyasal reaksiyon sonucu elektrik enerjisine çeviren güç sağlayıcı. asıl amacı marş motoruna ilk ateşlemeyi yapması için gerekli olan elektrik enerjisini sağlamaktır.
regülatör tarafından motor gücünden elde edilen enerji tekrar aküyü şarj etmek için kullanılır.
(bkz: marş motoru)
regülatör tarafından motor gücünden elde edilen enerji tekrar aküyü şarj etmek için kullanılır.
(bkz: marş motoru)
devamını gör...
bahriye üçok
ilahiyat fakültesi'nde cübbe giyen ve kadının özgürleşmesini savunan ilk kadın öğretim üyesi.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
hiçbir zaman yalnız bir insan olamadım. kendimi o kadar çok böldüm ki kalabalıktan boğuldum kendi içimde. nefes alabilmek için başka insanlara koştum onların yalnızlığını paylaşmak için. yalnızlığını paylaştığım insanlar benden birini aldı ve sahiplendi beni o olarak görmek istediler. bense gidenlerin arkasından yenilerini ekledim. bu kadar sese ve ruha dayanamadım ve kendimi alıp çıktım. şimdi onlar ne yapıyor bilmiyorum kitaplarım ve defterimlerimle saklanıyorum onlardan uzak bir kasabada. duyduğuma göre bütün benler dağılmış ve farklı ülkelere yerleşmişler. inanamıyorum çoluk çocuğa karışanlar bile olmuş. intihar eden benlere ise üzüldüm kimsenin intihar etmesini istemiyorum. 2. 3. üniversitesini bitirip doğal yaşama geçen bir benle karşılaştım beni tanımadı. galiba gözleri görmüyordu. kaçtım kaçtım da nereye kadar sürecek bu bedensizlik. evet acıkmıyor ve uyumuyor olabilirim. kitap okumak ve yazmak da sıkmaya başladı. dışarı çıkıp içime nefes çekip koşmak istiyorum. baharın kokusunu almak istiyorum. yalnızlık bunların hiçbirine engel değildi.
devamını gör...
ziya selçuk'un istifa etmesi
merakla bekliyorum hangi eğitimle alakasız insanı yerine koyacaklar diye.
t: geç bile kalınmış bir durum.
t: geç bile kalınmış bir durum.
devamını gör...
glüten
buğday, arpa, çavdar ve yulafta bulunan buğday proteini. çölyak hastalarının dışında gluten intoleransı olanlara da rahatsızlık verir. hazmı zordur. gluten alerjisini kesin olarak teşhis edebilecek bir yol yoktur. genellikle belli bir süre glutensiz diyet denenip vucudun verdiği tepki gözlemlenir. daha sonra gluten tüketilir tekrar vucudun verdiği tepkiler gözlemlenir. glutensiz diyet zordur. buğday ve türevlerinin girdiği mutfak, piştiği fırın, değdiği mutfak gereçleri iyi temizlenmelidir. çoğu paketli üründe glutensiz olup olmadığını belirten ibareler olmadığı için alışveriş yapmak işkence haline gelebilir. örneğin mısır unu glutensizdir ancak mısır ununun üretildiği fabrikalarda başka ürünler de üretildiği için çapraz bulaşmadan dolayı eser miktarda gluten içerebilirler. bağdat marka mısır unu glutensiz ibaresi taşımamasına rağmen glutensizdir. güvenle tüketilebilir. ülkemizde giderek farkındalık arttığı için hem glutensiz ürün yelpazesi genişliyor hem de firmalar gluten free ibaresini ürünlerinde kullanmaya başlıyor. bir de gluten hakkındaki büyük bir yanılgıya değinmem gerek. gluten hassasiyeti bağırsak hassasiyetidir. yani glutenin rahatsızlık verebilmesi için mideye girmesini gerekir. bu yüzden üzerinde glutensiz yazan şampuan ve benzeri ürünler pazarlama stratejisidir.
devamını gör...
hayata dair iç burkan detaylar
ya o değilde, hadi birgün sende veda edip gideceksin bu dünyadan. yaptığın dünyada, yapmadığın ruhunda kalacak, ama öyle veya böyle gideceksin.
giderken herhangi birine bir iz bırakmadan gittiğini düşün. geliyorsun abi dünya ya, 50'lerinde sadece çocukken zevk aldığın sokaklara bakıyorsun, diyorsun ki "ah be.. ne günler vardı."
biz nerelere geldik, ne çabuk geldik yahu diyorsun.
işte bu detay beni hem üzüyor hemde ürkütüyor.. ben bomboş yaşayıp gitmek istemiyorum, arkamda dünyaya beni hatırlatacak izler bırakmak istiyorum. bir çocuğum olsun, bir resmim olsun, zamanına yardım ettiğim bir dost olsun.. ne fark eder ki.
giderken herhangi birine bir iz bırakmadan gittiğini düşün. geliyorsun abi dünya ya, 50'lerinde sadece çocukken zevk aldığın sokaklara bakıyorsun, diyorsun ki "ah be.. ne günler vardı."
biz nerelere geldik, ne çabuk geldik yahu diyorsun.
işte bu detay beni hem üzüyor hemde ürkütüyor.. ben bomboş yaşayıp gitmek istemiyorum, arkamda dünyaya beni hatırlatacak izler bırakmak istiyorum. bir çocuğum olsun, bir resmim olsun, zamanına yardım ettiğim bir dost olsun.. ne fark eder ki.
devamını gör...
yıldız oluşumu
güneş de dahil olmak üzere tüm yıldızların, yavaş yavaş şekillenerek anakol yıldızı olana dek geçirdikleri süreç.
yıldızlar uzaydaki moleküler bulutlardan oluşur. modellemelere göre, sürecin hemen hemen şu şekilde olduğu tahmin ediliyor:
galaksilerin, spiral kollar gibi bazı bölgelerinde madde yoğunluğu yüksektir. bu bölgelerde bulunan ve morötesi ışınım yayan genç ve enerjik yıldızlar, ışınımları nedeniyle moleküler bulutlarda oyuklar açar. bu oyuklar, süratli şekilde iyonize hidrojen molekülleriyle dolar. bu durum bölgede şok dalgalarına neden olur çünkü iyonize hidrojenin oyuklara dolma hızı, ses hızından yüksektir. bölgede oluşan şok dalgası nedeniyle yine bölgedeki moleküler bulutlar sıkışır. bu sıkışmalar, az sonra bahsedeceğim olayları ve neticesinde de yıldız oluşumunu tetiklemiş olur.
bir moleküler bulut sıkışmaya başladığında, bulutun yapısı lokal olarak bozulur. dengenin bozulduğu bölgede, kütle çekimsel enerji artar. bu enerjinin yarısı, bulutu oluşturan gazı ısıtmak için harcanırken, diğer yarısı ışınım olarak harcanır. gazın ısınmasının sonucu ortamdaki yoğun bölgenin merkezindeki sıcaklık, hidrojeni nükleer füzyon ile helyuma dönüştürecek seviyeye kadar çıkabilir. bahsettiğimiz sıcaklık yaklaşık 10.000.000 kelvin civarında... böylece ortaya çıkan cisim bir yıldızdır. detayları aşağıda...
bu arada devasa bir moleküler buluttan bahsediyoruz. bu bulut tamamen çöküp bir tek yıldız oluşturmaz. bulutun her bölgesinde yer yer farklı yoğunlaşmalar ve çökmeler gerçekleşir ki bunda ufalanma süreci denir.
***
başta elimizde çökmeye başlayacak kadar yoğun bir kütle vardı ki bunun adı jeans kütlesidir. çökme sırasında ışınıma dönüşmüş olan kütle çekimsel enerjinin bir kısmı buluttan kaçarak uzaya dağılır çünkü ortam transparan denecek halde, ince bir tabaka gibidir. bu arada sıcaklık artmaktadır. bir süre sonra yoğunluk gittikçe arttığından, transparanlık yalan olur ve ışınım buluttan kaçamamaya başlar. ortam hemen hemen bir hidrostatik dengeye ulaşmıştır. bu henüz yıldız olamamış ama yıldıza çok benzeyen "şey"e ön yıldız ya da protostar adı verilir.
kütle çekimsel etkinin arttığı bu evrede, bulutun çöken kısmının hemen dış bölgesinde bulunan maddeler ön yıldızın üzerine düşmeye devam etmektedir. merkezi bölgeye, yani artık çekirdek diyebileceğimiz bölgeye düşen bu maddeler, şok dalgalarına neden olur ve enerji kaybeder. kaybolan bu enerji ısı enerjisine dönüşür ve ön yıldızın sıcaklığıyla ışınımı artar. sıcaklık biraz daha yükseldiğinden, bulutu oluşturan gaz ve toz içindeki toz partikülleri buharlaşır.
yeterince detaya girdim. buradaki ufak tefek diğer detaylara girmeden şunu söyleyebilirim ki, merkezde artık döteryumu nükleer olarak yakacak sıcaklık koşulları sağlanmıştır. merkeze doğru kütle çekimsel çökme bir miktar yavaşlar. bulut tekrar transparan hale gelir. bu evreye "anakol öncesi evrim" adı verilir.
bu kısımdan sonraki detaylar gerçekten kafa karıştırıcı cinsten. özetle şunu söyleyebilirim; kütle çekimsel çökme, yukarıda dediğim şekilde yavaşlamış olsa da tamamen durmaz. bu nedenle oluşmakta olan cismin merkezine doğru sürekli olarak bir madde yığılması vardır. bu da yoğunluk ve dolayısıyla sıcaklık artışı anlamına gelir. bu artışın son aşaması da ön yıldız çekirdeğinin artık hidrojeni helyuma dönüştürecek sıcaklığa ulaşmasıdır. zaten bunu yapmaya başlamış olan bir cisim artık bir yıldızdır ve geldiği bu evreye de anakol evresi adı verilir.
yıldızlar uzaydaki moleküler bulutlardan oluşur. modellemelere göre, sürecin hemen hemen şu şekilde olduğu tahmin ediliyor:
galaksilerin, spiral kollar gibi bazı bölgelerinde madde yoğunluğu yüksektir. bu bölgelerde bulunan ve morötesi ışınım yayan genç ve enerjik yıldızlar, ışınımları nedeniyle moleküler bulutlarda oyuklar açar. bu oyuklar, süratli şekilde iyonize hidrojen molekülleriyle dolar. bu durum bölgede şok dalgalarına neden olur çünkü iyonize hidrojenin oyuklara dolma hızı, ses hızından yüksektir. bölgede oluşan şok dalgası nedeniyle yine bölgedeki moleküler bulutlar sıkışır. bu sıkışmalar, az sonra bahsedeceğim olayları ve neticesinde de yıldız oluşumunu tetiklemiş olur.
bir moleküler bulut sıkışmaya başladığında, bulutun yapısı lokal olarak bozulur. dengenin bozulduğu bölgede, kütle çekimsel enerji artar. bu enerjinin yarısı, bulutu oluşturan gazı ısıtmak için harcanırken, diğer yarısı ışınım olarak harcanır. gazın ısınmasının sonucu ortamdaki yoğun bölgenin merkezindeki sıcaklık, hidrojeni nükleer füzyon ile helyuma dönüştürecek seviyeye kadar çıkabilir. bahsettiğimiz sıcaklık yaklaşık 10.000.000 kelvin civarında... böylece ortaya çıkan cisim bir yıldızdır. detayları aşağıda...
bu arada devasa bir moleküler buluttan bahsediyoruz. bu bulut tamamen çöküp bir tek yıldız oluşturmaz. bulutun her bölgesinde yer yer farklı yoğunlaşmalar ve çökmeler gerçekleşir ki bunda ufalanma süreci denir.
***
başta elimizde çökmeye başlayacak kadar yoğun bir kütle vardı ki bunun adı jeans kütlesidir. çökme sırasında ışınıma dönüşmüş olan kütle çekimsel enerjinin bir kısmı buluttan kaçarak uzaya dağılır çünkü ortam transparan denecek halde, ince bir tabaka gibidir. bu arada sıcaklık artmaktadır. bir süre sonra yoğunluk gittikçe arttığından, transparanlık yalan olur ve ışınım buluttan kaçamamaya başlar. ortam hemen hemen bir hidrostatik dengeye ulaşmıştır. bu henüz yıldız olamamış ama yıldıza çok benzeyen "şey"e ön yıldız ya da protostar adı verilir.
kütle çekimsel etkinin arttığı bu evrede, bulutun çöken kısmının hemen dış bölgesinde bulunan maddeler ön yıldızın üzerine düşmeye devam etmektedir. merkezi bölgeye, yani artık çekirdek diyebileceğimiz bölgeye düşen bu maddeler, şok dalgalarına neden olur ve enerji kaybeder. kaybolan bu enerji ısı enerjisine dönüşür ve ön yıldızın sıcaklığıyla ışınımı artar. sıcaklık biraz daha yükseldiğinden, bulutu oluşturan gaz ve toz içindeki toz partikülleri buharlaşır.
yeterince detaya girdim. buradaki ufak tefek diğer detaylara girmeden şunu söyleyebilirim ki, merkezde artık döteryumu nükleer olarak yakacak sıcaklık koşulları sağlanmıştır. merkeze doğru kütle çekimsel çökme bir miktar yavaşlar. bulut tekrar transparan hale gelir. bu evreye "anakol öncesi evrim" adı verilir.
bu kısımdan sonraki detaylar gerçekten kafa karıştırıcı cinsten. özetle şunu söyleyebilirim; kütle çekimsel çökme, yukarıda dediğim şekilde yavaşlamış olsa da tamamen durmaz. bu nedenle oluşmakta olan cismin merkezine doğru sürekli olarak bir madde yığılması vardır. bu da yoğunluk ve dolayısıyla sıcaklık artışı anlamına gelir. bu artışın son aşaması da ön yıldız çekirdeğinin artık hidrojeni helyuma dönüştürecek sıcaklığa ulaşmasıdır. zaten bunu yapmaya başlamış olan bir cisim artık bir yıldızdır ve geldiği bu evreye de anakol evresi adı verilir.
devamını gör...
masalların işlevi
göründüğünden çok daha derin bilinçaltı kökleri olan işlevdir. ve farklı kültürlerde farklı isimler altında kulanımı ile insanlık tarihi kadar eskidir. masallar, bazan başlı başına tamamen bir kurgu iken, bazan da altında yatan kısmi bir gerçeğin gerçek üstü öğeler katılarak ve abartılarak anlatılagelmiş bir versiyonudur.
adı üstünde masal işte deyip geçsek te masal, bilinçaltından, ahlaka ve kültürel yaklaşımlara kadar içinde pek çok derin unsur barındırır.
ilk olarak bilinmesi gereken şey aslında masalın kendisinin bir zarf olduğudur, bu zarfın içinde daima bir mesaj gizlidir. bu mesaj genellikle edenin bulması, tutumlu olmanın önemi, cimri insanların kötü sonu, dost kazanmanın önemi, iyi olanların eninde sonunda kazanacağı gibi ahlaki, dini ve insani bir mesajdır. bunun yanı sıra bazı masallarda görülen, masalı kurgulayanın şahsi fikir ve görüşlerini yansıtan çirkin yüzlü birilerine güvenilmemesi vs gibi doğruluğu tartışılır mesajlarda mevcuttur.
masalların işlevlerine göz atarsak;
1: özellikle genç bireyleri iyiye teşvik etmek için hikayelendirme yoluyla etik ve dini nasihatlar vermek.
2: yine özellikle genç bireyleri sakındırma ve korkutma yoluyla yanlış işler yapmaktan menetme.
3: kötü bir hayat yaşayan yada yakınını kaybetmiş bireylere acılarını katlanılabilir kılmaları için dolaylı teselli sağlama, onlara aynı olaya farklı açılardan bakabilme becerisi sağlama.
4: kötü başlayan olayları daima mutlu sonla bitirerek gerçek hayatımızla'' üzülme sonu iyi olacak'' tarzında bir paralellik oluşturmak.
5: gerçek hayatta elde edilmesi ve sahip olunması imkan dışı olan şeyleri, masal yoluyla ödünleme, hayalgücünü kullanarak mutlu etme.
şeklinde sıralanabilir.
ve son olarak kendi şahsi görüşüm masallar günümüzde biçim değiştirmiş olarak daima var olacaktır; örneğin aslında izlediğimiz her film, okuduğumuz her kitap genç, çocuk, yaşlı ayırdetmeksizin bize birer masal anlatmaktadır.
adı üstünde masal işte deyip geçsek te masal, bilinçaltından, ahlaka ve kültürel yaklaşımlara kadar içinde pek çok derin unsur barındırır.
ilk olarak bilinmesi gereken şey aslında masalın kendisinin bir zarf olduğudur, bu zarfın içinde daima bir mesaj gizlidir. bu mesaj genellikle edenin bulması, tutumlu olmanın önemi, cimri insanların kötü sonu, dost kazanmanın önemi, iyi olanların eninde sonunda kazanacağı gibi ahlaki, dini ve insani bir mesajdır. bunun yanı sıra bazı masallarda görülen, masalı kurgulayanın şahsi fikir ve görüşlerini yansıtan çirkin yüzlü birilerine güvenilmemesi vs gibi doğruluğu tartışılır mesajlarda mevcuttur.
masalların işlevlerine göz atarsak;
1: özellikle genç bireyleri iyiye teşvik etmek için hikayelendirme yoluyla etik ve dini nasihatlar vermek.
2: yine özellikle genç bireyleri sakındırma ve korkutma yoluyla yanlış işler yapmaktan menetme.
3: kötü bir hayat yaşayan yada yakınını kaybetmiş bireylere acılarını katlanılabilir kılmaları için dolaylı teselli sağlama, onlara aynı olaya farklı açılardan bakabilme becerisi sağlama.
4: kötü başlayan olayları daima mutlu sonla bitirerek gerçek hayatımızla'' üzülme sonu iyi olacak'' tarzında bir paralellik oluşturmak.
5: gerçek hayatta elde edilmesi ve sahip olunması imkan dışı olan şeyleri, masal yoluyla ödünleme, hayalgücünü kullanarak mutlu etme.
şeklinde sıralanabilir.
ve son olarak kendi şahsi görüşüm masallar günümüzde biçim değiştirmiş olarak daima var olacaktır; örneğin aslında izlediğimiz her film, okuduğumuz her kitap genç, çocuk, yaşlı ayırdetmeksizin bize birer masal anlatmaktadır.
devamını gör...
once upon a december
1997 yapımı müzikal animasyon olan anastasia'nın film müziğidir. aynı zamanda bir broadway müzikalidir.
kaç kez dinlerse dinlesin her seferinde insanın gözlerini buğulandırır bu güzel şarkı.
kaç kez dinlerse dinlesin her seferinde insanın gözlerini buğulandırır bu güzel şarkı.
devamını gör...
yeğen tarafından kurulacak indie rock grubuna isim önerileri
inmedie.
devamını gör...




