birşeyleri değiştiremiyorsan sen değiş.
bakış açını değiştir.
kafayı değiştir.
kısa bir süreliğine ortamı değiştir.
rutin yaptığın her şeyi, akışta kalmakla değiştir.
gerginliğini, sakin kalmaya çalışmakla; nefretini, başka birine ya da bir canlıya duyacağın sevgiyle; kederlerini, sana iyi hissettirecek hayallerle, yanlızlığını tek olarak kendini severek bütüne ulaşmakla değiştir.
her değişimde seni bloke eden unsurlar tek tek yolundan kalkacaktır. çünkü artık o misyon bitmiştir ve seni oraya ulaştırmamak için elinden geleni yapan tüm negatifliklerin görevi sonlanmıştır.
sen değistikçe etrafındaki herkes değişir.
sen değiştikçe dünyan değişir.
kimseye değil önce kendine inan ve kendine güven. bir tırtılın kendine yaptığı kozadan, harika bir kelebek ve çok değerli ipek çıkar. lütfen artık değiş. kendin için, sana değer verenler için ve sana ihtiyacı olanlar için değiş.
serkan sorguç
devamını gör...

"yakın temas*" ufolojide bir kişinin dünya dışı akıllı yaşam formları ile kurduğu teması belirtmek için kullanılır. bu terminoloji ve sistemi ortaya ilk atan kişi astronom ve ufolog j. allen hynek dir.

hynek in orjinal sınıflandırmasında 3 tür vardır. 4. ve 5. tür başka kişiler tarafından ortaya atılmıştır ve evrensel olarak kabul görmez.

ve yine hynek e göre görülen şeyin bir yakın temas olduğundan emin olmak için 500 fitden daha yakında olması gerekir, böylece görülen şeyin başka bir hava aracı ve atmosferik fenomen olmadığından emin olunur. ayrıca 500 fitden uzak görsel temas sağlanamayan ve sadece radar ile tespit edilen ufolar yakın temas sayılmaz çünkü bazı atmosferik fenomenlerden ötürü radarlar zaman zaman yanılabiliyor.

hynek ufo gözlemlerini mesafelere göre 6 sınıfa ayırmıştır. 500 fit ve üzeri için gece görülmüşse "gece ışıkları" gündüz görülmüş ise "günışığı diskleri" radarda görülmüş ise "radar görselleri" olarak tanımlıyor.
500 fitin altına gelince yakın temas türlerine geçiyoruz.

1. türden yakınlaşmalar: 500 fitden daha yakın bir mesafede bir ufo görmek bu kategoriye giriyor, en sık yaşanan yakın temas türü budur.

2. türden yakınlaşmalar: fiziksel bir kanıt veya etki olan durumlar. örneğin 1. türde bir yakınlaşma sırasında gözlemciler üzerinde tuhaf etkiler olursa bu artık 2. türe yükseliyor. veya etraftaki hayvanlarda garip davranışlar ortaya çıkarsa ya da bir ekin çemberi, ufo enkazı, elektronik cihazlarda bozulma, kimyasal ve radyoaktif izler gibi şeyler görülürse kısacası fiziksel bir bulgu olursa bu 2. türden yakınlaşma sayılıyor.

3. türden yakınlaşmalar: bizzat hareketli bir varlığı görme durumudur, bu bir uzaylı olabilir, bir robot veya hologram olabilir. en az karşılaşılan ve sanırım henüz bir kaydı olmayan tek yakınlaşma türüdür.

ufolog ted bloecher hynek in "3. türden yakınlaşmalar" sınıflandırmasının 6 alt başlığı olduğunu ileri sürüyor bunlar:
a (aboard) : varlığın yalnızca ufonun içerisinde gözlemlenmesi durumu.
b (both) : varlığın ufonun hem içinde hem de dışında gözlemlenmesi durumu.
c (close) : varlığın ufonun yakınında gözlemlendiği ama içeri veya uzağa gitmediği durumu.
d (direct) : bir varlık görüldüğü halde bir ufo görülmemesi fakat eş zamanlı olarak bölgede ufo aktivitesi rapor edilmesi durumu.
e (excluded) : bir varlık görülmesi fakat bölgede hiçbir ufo aktivitesi rapor edilmemesi durumu.
f (frequence) : hiçbir ufo veya varlık görülmemesi fakat kişinin "akıllı iletişim" yaşaması durumu.

hynek in orjinal sınıflandırmasında bulunmayan fakat bazı çevrelerce kabul edilen diğer iki yakın temas türü:

4. türden yakınlaşmalar: kişinin dünya dışı akıllı yaşam formları tarafından kaçırıldığı (alıkonduğu) durumlardır. bunun evrensel olarak kabul görmeme nedeni bazı kişiler bu durumları bir kaçırılma vakası olarak görmemekte ve kişilerin kendi rızası ile olduğunu savunmaktadır ve bu yüzden 3. türe dahil edilmesi gerektiğini savunurlar. bazı kişiler ise tamamen kaçırılma olaylarının varlığını reddeder.

5. türden yakınlaşmalar: insan kaynaklı ve öncülüğünde dünya dışı akıllı yaşam formları ile iletişim başlatılması durumudur. ilk olarak steven greer tarafından ortaya atılmıştır. detaylı bilgi için (bkz: ce-5)
devamını gör...

anne'in çakma kızıl olduğunu ögrendigimde yıkılsam da , kitabını okumak yerine dizisini izlediğim netflix dizisidir. arkadasligi, umut etmeyi, kitap okumayı aşılayan, aşkı sevgiyi,adaleti ve en önemlisi anne karakterinin güçlü bir şekilde hayata tutunuşunu izlemek çok güzeldi. şiddetle tavsiye edilir.
devamını gör...

home is where the anchor drops.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

psikolog ücretlerinin artmasıyla beraber insanı düşündürten sorunsal.

•devlet hastanelerinden (önce psikiyatriste gitmelisiniz, psikiyatrist uygun görürse psikoloğa yönlendiriliyorsunuz.),
•birçok belediyeden* (istanbul için: alo 153, ankara için: 0312 666 60 06),
•yeşilay danışmanlık merkezinden (alo 115),
•tütün veya madde bağımlılığı danışmanlığına başvurmak için alo 171' den,
•türk psikologlar derneği izmir şubesinden (pazar hariç diğer günler 10-18 arası online görüşmelerle),
gönüllü psikolog org' dan
ücretsiz psikolojik destek alabilirsiniz.

dilerim faydalı olur. ayrıca bu adresten ücretsiz danışmanlık hizmetlerine nasıl ulaşabileceğinize daha ayrıntılı bir şekilde bakabilirsiniz.
devamını gör...

abdest suyundan hallice olduğundan her defasında reddettiğim çay.
devamını gör...

ortaokulda çok sevdiğim bir arkadaşım vardı, ortaokul bittikten sonra bir gün "görüşelim" diye mesaj attım. bana "beni bir daha arama, biz uzaklara taşındık, bundan sonra görüşemeyiz, telefonla da konuşmamıza gerek yok", dedi. şok olmuştum, ne güzel arkadaşlar biriktirmişim, diye kendimi tebrik etmiştim *
devamını gör...

-işin var mı
+hiçbir iş senden önemli değil!
devamını gör...

sözlükte ''at gemini azı dişleri arasına alıp etkisiz bir duruma getirerek binicisinin yönetiminden kendini kurtarmak ve alabildiğine koşmak.'' anlamına gelen söz öbeğidir.
devamını gör...

doctor who' nun yaveri.
devamını gör...

adam gibi yaşadı, adam gibi öldü. hepimizi bekleyen malûm sona ya da başlangıca doğru yelken açtı. artık gerçekten demirin tuncuna kaldık
devamını gör...

bir rivayete göre mısır başka bir rivayete göre de kıbrıs doğumlu theodora miladın 6. asrı ortalarına doğru doğmuştur. ailesi ile birlikte henüz çocuk yaşta istanbula gelmiş ve ahlak fesadının başı olan hipodromda büyümüştür. bizansın da en meşhur fahişesi olmuştur. hipodrom öyle bir yerdi ki en düşük tebadan en kibar tebaya kadar herkes fahişelerle düşüp kalkar ve onlarla eğlenirdi. saraylarım günlük dedikoları dahi hipodram kaynaklı olabilirdi... sirkler rakkashaneler fuhuşhaneler mevcuttu ve theodora nın ailesi de bu sirklere mensuptu. henüz theodora çok küçükken ölen babası ayı bekçisi idi, o öldükten sonra bu güzel kız istanbul’un birçok serserisi, hırsızı ve kibarının aguşunda büyüyüp serpildi. sahnede onu çıplak izlemek için gelenler salonları, sirkleri doldururdu... fakat namı kötü bir namdı tüm istanbul’u sarmıştı bu nam ama bazı kişiler onu görünce hastalıklı bir insan görmüş gibi kaçarlardı.
bir aralık bir rütbeli bir memur aşığı ile afrikaya kaçtı ve orada yapamadı. iskenderiyeye geldi, orada manastıra girdi ama yine yapamadı. evet yeniden istanbuldaydı şimdi de ... lakin artık uslu, yaşlı ve dingindi.
istanbulun kenar mahallelerinden bir eve kapandı, kırklı yaşlardaydı. hayatını burada sakince geçirmek niyetindeydi.
birden bir tesadüf eseri imparatorun meşhur yeğeni olan prens ıustinianus ile karşılaştı. kırkını geçmiş olan bu kadın onu hemen kendisine aşık etti ve aşkları için onunla evlenebilmek için ıustinianus kanunları değiştirdi (çünkü ahlaksız bir kadınla evlenmek yasaktı oysa imparatoriçelerin türlü ahlaksızlıkları hoşgörülürdü zira ahlaksız kadınla da evlenilmezdi). neticede prens ıustinianus ve theodora evlendi. bir zamanlar ahlaksızlıkla namussuzlukla suçlanan kadın şimdi imparatororiçe ve parmakla gösterilip özenilen, örnek alınan kadın olmuştu. imparatoriçe olduktan sonra ahlak metaneti içerisinde yirmi bir sene saltanat sürdü.
devrinde nika ihtilali baş gösterdi. ümidini kaybeden imparator ve generali tam kaçacak iken onları tuttu ve tesirli sözleri ile etkiledi, oradan ayrılmayacağını ölecekse de imparatoriçe olarak öleceği yeğlediği beyan etti. bunun üzerine tüm cesaretini toplayan imparator ve general ihtilalci halk üzerine saldırarak 50.000 kişiyi bir günde kılıçtan geçirerek ihtilali kanla bastırdı.
theodora, kansere yakalandı ve 548’de ruhu bedenini terk etti. cenazesinde ise imparator ıustinianus’un bir çocuk gibi günlerce ağlayarak “benim uğur yıldızım, mukaddes kadın!”, dediği rivayet ediledurur.
sevgiler...
devamını gör...

polonyalı kaliteli modern ilüstratör. çizimlerinde özellikle bir mekanizasyon fetişi olan bu abimiz, steam punk temelli çizimleriyle tanınır. 1920+ evreninin de yaratıcısıdır.
özellikle nazileri mekanik anomaliler olarak betimlerken, polonyalıların direniş hareketinin insanlığını vurgulayan çizimleri şahsen beni fazlasıyla etkilemişti.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ileride sırtlan saldırısına uğrayabileceklere tavsiye vermemizi isteyen başlıktır.

hayvanı sırtlanıp gezintiye çıkmak. hem sırtlan saldırısına uğrayan kişi hem de sırtlan için bir değişiklik olur. kanınız kasavetiniz dağılır.
devamını gör...

cehalet.. cahillik..
devamını gör...

yeni partnerim* sevgili aykut ile bundan böyle salı akşamlarınızı renklendirmek için sözlük radyosu'nda olacağız.
sanat, edebiyat, spor, siyâset ve bilim konuşacağımız (diğer giriftin aksine) yayınımız bu hafta 22:05'de. görüşmek üzere.
devamını gör...

gerçekten ne diyeceğimi bilemediğim. insanın kanının donduğu olaylardan biri. ne için yaptı acaba. hastaya oraya neden alınmış diye sormazlar mı.
devamını gör...

evrenin, tanrıların, insanın ortaya çıkışından, bir tarih olayına, bir kişiye değin türlü olay ve gerçeklikleri konu alan, onlara gerçeküstü bir nitelik vererek anlatan, başlıca özelliği inanış konusu olan kısa öykü. *

altay türklerine ait, yaratılış konulu bir örneği şu şekildedir:

gök yoktu, yer yoktu. yalnızca, sonu olmayan bir deniz vardı. tanrı ülgen (aakay, kurbustan), bu denizin üzerinde uçuyordu. konacak sert bir yer arıyordu, bulamıyordu. böyle uçarken gönlüne doğdu. bir ses “önündeki nesneyi yakala” diye fısıldadı. ülgen, bu fısıltıyı yineledi. ellerini öne doğru uzattı. o sırada su yüzüne bir taş çıkmıştı. ülgen, taşı yakaladı, üzerine kondu. taşın üstünde ne yapacağını düşündü. uçsuz bucaksız suyun içinden ak ene (ak ana), süzülüp ülgen’in karşısına çıktı ve “yarat” dedi; üç kez yineledi. ülgen “nasıl?” diye sordu. ak ene “yaptım oldu de, yaptım olmadı deme” dedi. sonra, ak ene kayboldu. bir daha da görünmedi. ülgen, insanlara şu buyruğu verdi. “var olana yok demeyin; vara yok diyen de yok olur!”.

ülgen, “yer yaratılsın!” dedi; yer yaratıldı. “gökler yaratılsın!” diye buyurdu; gökler yaratıldı. böylece bütün dünyayı yarattı. sonra, üç büyük balık yaratıp, yeri onların üzerine yerleştirdi. balıklardan ikisini yerin kenarına, üçüncüsünü ortasına temel yaptı. ortada bulunan balığın başı kuzey yönündedir. bu balık başını eğerse, kuzeyden yayık (tufan) olur. başını daha aşağı eğerse, yeryüzünde su basmadık bir avuç yer kalmaz. onun için bu balık, büyük bir zincirle bir direğe bağlanmıştır. onu, mangda-şire yönetir.

ülgen, dünyayı yaratırken ay ve gün ışığının dokunduğu altın dağ’da oturdu. bu dağ, gök ile yer arasında idi. dünya’nın yaratılışı altı gün sürdü. yedinci gün ülgen yatıp uyudu; sekizin gün kalktı…

bizim ay ve güneş’imizin dünyasından başka, doksan dokuz dünya daha vardır. bunların hepsinde birer uçmag (cennet), birer tamu (cehennem) vardır. herbirinde insanlar bulunur. en büyük dünya, han kurbustan tengere’dir. bay-ülgen, bu âlemin yönetimini yardımcılarından olan mangızın matmas burkan adlı ruha vermiştir. bu dünyanın yerinin adı altın telegey’dir. cehennemi, mangız toçiri tamu’dur. bu tamuyu, matman kara adlı bir zebani yönetir.

doksan dokuz âlemin ortancası, ezre kurbustan tengere’dir. ezre tengere’yi, belgein keratlu türün musıkay burkan’a verilmiştir. yerinin adı, altın şarka’dır. cehennemi, tüpken kara tamu’dur. bu cehennemi matman karakçı yönetir.

kişioğullarının bulunduğu bizim dünyamız, en küçük dünyadır. adına, kara tengere dünyası denilir. bu dünyayı, may-tere yönetir. cehenneminin adı, kara teş’tir. bu cehennemi, kerey han yönetir. bizim dünyamızın üzerinde otuz üç kat gök vardır.

bay-ülgen, birgün denize bakarken, suyun üstünde bir toprak parçasının yüzdüğünü gördü. toprağın üzeri, insan gövdesine benzeyen bir kil tabakası ile kaplıydı. ülgen, “bu cansız toprak, kişi olsun!” diye buyurdu. toprak, kişi oldu. ülgen, ona erlik adını verdi; olduğu yere bıraktı. erlik, giderek ülgen’i buldu. ülgen de onu yanına aldı; kendisine küçük kardeş yaptı. bir zaman sonra erlik, ülgen’i kıskandı. ondan daha güçlü olmak istedi. ülgen’e imrendi, “ben de onun gibi olmalıyım” diye düşündü. düşüne düşüne ülgen’e düşman oldu. ülgen bunun yerine, mangdaşire’yi yarattı. sonra da, bizim dünyamızda yedi kişi yarattı. bunların kemikleri kamıştan, etleri topraktan oldu. kulaklarına üfledi, can verdi. burunlarına üfledi, akıl verdi. en sonra da, yine bir kişi yarattı ve may-tere adını verdi. ona “bu insanları sen yönet” diye buyurdu.


kaynak
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim