(bkz: victor hugo) tarafından yazılmış, dünya klasikleri denilince benim aklıma ilk gelen muhteşem eser. ilk kez ilkokul yıllarımda okumuştum ama sonra 5 ciltlik olan versiyonunu okuyunca anladım ki o yıllarda okuduğum sadece bir özetmiş. dünya tarihinde en çok okunan, en çok çevirisi yapılan, en bilinen eserlerin başında geliyor. 2012 yılında (bkz: les misérables) adıyla sinemaya uyarlandığında muhteşem bir müzikal izlemiştik. hugh jackman, russell crowe, anne hathaway ve amanda seyfried gibi muhteşem oyuncuların efsane oyunculuklarıyla adete bir görsel şölendi benim için. ve yanlış hatırlamıyorsam anne hathaway en iyi yardımcı kadın oyuncu oscar ödülünü kazanmıştı.
kitaba dönecek olursak öncelikle victor hugo'nun özgürlük, adalet, eşitlik gibi konuları çok önemsediğini ve bu kitabın da temeli ve ana fikrinin bu konular olduğunu söylemeliyim.
jean valjean. şimdiye kadar okuduğum kitaplardaki en sevdiğim bir kaç karakterden birisidir. eski bir mahkumdur ve bu eski bir mahkum olmasının yükünü ömrü boyunca çekiyor. ancak eski bir mahkum da olsa "iyi" bir insan olunabileceğini bize gösteriyor yazar. tabi okurken ağlamaktan sayfalar ıslana ıslana gidiyor.
mösyö myriel, jean valjean, javert, fantine, cosette, marius, gavroche, eponine... bütün karakterler kitabı okurken sanki kendi arkadaşlarım kendi ailem gibi hissetmiştim. onlarla üzülüp, onlarla sevindim. onlarla ağladım onlarla aç kaldım. onlara atılan bir suç sanki bana atılmış gibi sinirlendim. tabi tüm bunlar için kesinlikle 5 ciltlik uzun versiyonunu okumanız lazım.
ciltler ve sayfalar boyunca sefaletin adaletsizliğin altında ezilip bükülen bu insanların ortak yönleri yaşama dair umutları, yaşamak istemeleri ve bir şekilde hayatlarına anlam katacak bir şeyler bulmaları. ve yine konu burada her büyük yazar ve her büyük eserde olduğu gibi varoluşçuluğa geliyor.
sefiller ve victor hugo hakkında bir entry yazmak ne kadar doğdu bilmiyorum ama benim için çok önemli yeri olan bir klasik.
devamını gör...

tam olarak anlık ahjsdjsj
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

an itibari ile
bizim oralarda gezen alper tüydeş'in
bizim oraların nemine yönelik tweeti.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

misafirlikte çocuğu darlayan komşu sorusu. teyze çocuğu bir sal yahu. okuyor işte bırak kızına mı alacan? napacan...
devamını gör...

ihtiyarlamak ile aynı şey değildir.

kızıldereliler şöyle der ''yaşlılık ölüm kadar şerefli değildir. yine de çok kimse onu ister.''
devamını gör...

ülkenin yüz karasıdır. malesef bu tarz beyanların artması ve herhangi bir işlem yapılmamasını hayretle karşılıyorum. memleket cahiliye dönemine geçiş yaptı. gerçekten bir gecede cahil kaldılar yazık.
devamını gör...

ilhami algör’ün fakat müzeyyen bu derin bir tutku isimli kısa romanını kitaplıkta görmemle aklıma gelen nickname. yıllar önce okuduğum kitabın arka kapağında yazanlar oldukça etkileyicidir. "böyle olmasını istemezdim ama hep olurdu.dünyanın bütün kizilderilileri yenilir, spartakus kaybeder, gün batarken sararir, kuslar döner, sadri alisik denilen hergele, her filminde ağlardı. o agladikca ben de aglardim. nedenimi bilmez aglardim.ağladıkça sadri'ye kıl kapar gıcık olurdum. üçüncü şahıs olarak kalisina, hep gidici kadinlari sevişine, bu gidiciliklerin bir mecburiyet gibi durusuna, sadri'nin bu mecburiyetlere, giden kisinin ozgurlugu olarak bakip, ona ihanet etmemek icin kendine ihanet edisine."
devamını gör...

rönesans devrimi'nin 4 öncüsünü simgeler.
mavi bantlı kaplumbağa, leonardo: leonardo da vinci'yi,
turuncu bantlı kaplumbağa, michelangelo: michelangelo buonarroti'yi,
kırmızı bantlı kaplumbağa, raphael: raphael sanzio'yu,
mor bantlı kaplumbağa, donatello: donatello'yu temsil eder.
devamını gör...

paulo coelho'nun okuyucuyu "tanrı'nın kadın yüzüyle" tanıştırdığı, "her aşk hikayesi birbirine benzer." cümlesiyle başlayan kitap.
konusu: 29 yaşındaki bir kamu yönetimi öğrencisinin, çocukluk aşkı olan kilise öğrencisiyle ispanya'dan fransa'ya gezerek geçirdiği birkaç günü anlatıyor.

--! spoiler !--

kitabı henüz bitirmedim ancak kilise öğrencisi erkek karakterin sürekli olarak eksiltili cevaplar vermesi, söz konusu meryem ana ve hıristiyanlık olduğunda çok farklı hikayeler anlatması beni biraz rahatsız etti. ya hıristiyanlığa uzak olduğumdan kitabın ana fikrini tam anlayamadım, ya da karakter anlatması gereken şeyi anlatamıyor.

--! spoiler !--

edit: an itibariyle bitirdim. bitirmem itibariyle de ben gerçekten ne okudum, bu ne lan gibi cümleler yankılandı zihnimde. ya hıristiyanlık hakkında hz. isa'dan ileri gidemediğim için hiçbir şey anlamadım, ya da gerçekten boş bir kitap.
devamını gör...

fuat güner ile sadece telefon aracılığıyla bir dönem baya "aile dostu" kıvamına gelmemiz şeklinde örneklenebilecek etkileşimdir.
devamını gör...

efsanelerden.

devamını gör...

her an her zihinde dönebilecek bir şey bu cehalet. potansiyel olarak her yer. kişi neyi bilmediğini bilmezse o yer üniversite kürsüsü de olabilir.
devamını gör...

sadece türk sinemasının değil, avrupa sinemasının en iyi otör yönetmenlerinden biridir. 95'te koza(kısa film) ile başlayan filmografisini sırasıyla; kasaba, mayıs sıkıntısı, uzak, iklimler, üç maymun, bir zamanlar anadolu'da, kış uykusu ve ahlat ağacı takip etmektedir. senaryo yazımı biten 9. uzun metraj filmi 'kuru otlar üstüne' de yoldadır. uzak ve bir zamanlar anadolu'da ile grand prix (jüri büyük ödülü), üç maymun ile en iyi yönetmen ve kış uykusu ile cannes film festivalinin en prestijli ödülü olan palme dor'u kazanmıştır. aldığı onlarca ulusal ödül ise cabasıdır.

ne yazık ki ''tutkuyla sevdiği yalnız ve güzel ülkesinin insanları'' tarafından yeteri kadar değer görememiş, tüm filmlerinin gişe toplamı recep ivedik 2'nin yarısı etmemiştir.
onun eserlerini kendi dilimizde seyrettiğimiz için kendimizi ne kadar şanslı hissetsek azdır.
gene kimselerin haberi olmadan yalnız ve güzel ülkesini bir yerlerde gururlandıracak olan, ''yalnız ve güzel insan.''
devamını gör...

tam ağladım ağlıcam havasında olan çocuğun karşısında türlü şebeklikler yaparak onu ağlatmamaya çalışmak ama çocuğun yine de ağlaması ile daha ne yapayım minvalinde gelişen çaresizliktir.
bir yürek burkan ihtimal de, çocuğunuzun istediği bir şeyi almaya maddi gücünüzün yetmediği zamandaki çaresizliktir ki allah hiçbir anne babaya yaşatmasın.
devamını gör...

ya olaylar olabilir, sonra ortalık durulabilir, sonra tekrar karışabilir falan.

ama merak ediyorum, nottingham'ın içinden misiniz acaba?*

bu kadar takılmayın sevgili yazar kardeşlerim, hepimiz birbirimizi iyi kötü biliyoruz zaten.

sofraya tuz koymadı diye karısına bağıran adam, gelip burada duyar kasabiliyor yani. o yüzden pek takılmayın derim.
devamını gör...

çocukluğun en güzel izidir masal.
küçükken babam dizine oturtur, sobanın başında kimi zaman annesinden duyduğu kimi zaman da kendisinin uydurduğu masallar anlatırdı. en sevdiğim masalında "minik ceylan" annesini bulsun diye sabırsızlanır bir yandan da dua ederdim kaybolmasın diye.
şuraya da yeğenim için yazdığım, onun da özel bir anısı olsun diye oluşturulmuş bir masal bırakayım. iyi insanların kazandığı bir dünya... hayal edelim.



evvel zaman içinde kalbur saman içinde masmavi denizlerin uzun beyaz bulutları kucakladığı sihirli bir ada varmış. 
adada altın rengi kumsallarda uçuşan kuşları, yemyeşil ormanlarda koşuşturan ceylanları, masmavi denizlerde yüzen balıkları izleyip mis gibi esen rüzgarı hissedebiliyormuşsunuz. ada sakinleri bu kadar güzel bir yerde yaşadıkları için kendilerini çok şanslı hissediyorlarmış. ve bu adayı sadece çok dürüst olan insanlar görebiliyormuş. burada yaşamaya hak kazanmak içinse 'hiç kötülük yapmamış olmak' gerekiyormuş. bu yüzden bu adada sadece iyi insanlar yaşıyormuş.
adanın tam merkezinde kocaman bir kale varmış. bu kalede çocuklara eğitim verip onları dünyadaki kötülükleri yok etmek için birer prens ve prenses olarak yetistiriyorlarmış.

o sıralarda uzak diyarlarda bir şehirde  iyi bir insan olamadığı için bu adaya giremeyen ve bu yüzden çok öfkelenen bir cadı varmış. bu cadı, o adaya girmeyi o kadar çok istiyormuş ki bunun için bir ejdarhayı ele geçirmiş ve onu kara bir büyü ile hizmetine almış. ejdarha daha önce kötülük yapmadığı için adayı bulabilecek ve adadaki kalede korunan iyilik sihrini yok edecekmiş . bu sayede bu kötü cadı da adayı ele geçirip kendisi gibi kötülük yapan insanları da adaya alacakmış.

cadı  sihirle etkilediği ejderhayi adaya yollamış. bu sırada mavi sınıf öğrencileri bahçede bitkileri inceliyor ve bu bitkiler ile hangi sihirleri yapabileceklerini öğreniyorlarmış. birden üzerlerinden gün ışığı vurmaz olmuş. kafalarını kaldırdıklarında bir de ne görsünler koskacaman bir ejdarha tam tepelerinden kaleye ucuyormuş. normalde ejderhalar insanlara zarar vermezmiş ama bu ateş saçarak geldiği için bir terslik olduğunu fark etmişler.  hemen koşup içeriye girmişler ve büyük sihir çemberinin başına geçmişler. burada dört büyük elementi; ateş, toprak, hava ve suyu bir de ruhu kontrol edip bütün büyüleri yapabiliyorlarmış. yalnız bir sıkıntıları varmış. o da eğer ejderhayı yok ederlerse birine kötülük yaptıkları için sonsuza dek adadan gitmek zorunda kalacaklarmış. bu kafalarını karıştırmış. hayrunisa hemen karar vermeyelim demiş ama  bir bakmışlar ejderha artık duvarları aşmak uzereymis. tam o sırada ozan deniz buldum, demiş. "onu ilk önce bayıltalım ve sakinleştirici büyü yapalım neden böyle olduğunu anlayalım, demiş. hemen çemberi oluşturmuşlar elementlerin yardımıyla büyüyü yapmışlar.

ejderha uyandığında cadının sihri de azalmış. ejderha olanları anlatmış. öğretmenleri ejderhanin üzerindeki büyüyü tamamen kaldırmış. ve ona bir koruyucu büyü yapmış. artık kara büyüden etkilenmeyecek ve cadının etkisi altına girmeyecekmiş. bu kötü olayın güzel tarafı ise mavi sınıfın artık adalarını koruyabilecek kadar güçlü olduklarını görmekmiş. öğretmenleri onları cesaretleri ve başarıları için tebrik etmiş. ve masal burada bitmiş. 
devamını gör...

olmaması gereken durum. sözlükte aşırı sürü psikolojisi ve tarafçılık varken olaya objektif bir bakış açısıyla bakıp bir yazar uzaklaştırmak imkansız. böyle bir şey olursa mutlaka adaletsizlik olacaktır. o yüzden yönetim kuralları vardır. umuyorum yönetim sorun yaratan, sözlüğün huzurunu bozan kişiler hakkında gerekeni yapmış, yapıyor, yapacaktır.
devamını gör...

scs software tarafından çıkarılan, tırcı olma fantezime izin veren simülasyon oyunu.

uzun yol, gece yolculuğu, kafa dinlemek... bir de kolumu camdan çıkarıp, arada o kolun ucundaki elimle sigara sömürsem tam olacak sanki.

bu arada, çok keskin virajlara benim gibi 80'le girmeyin. sonuç trajikomik oluyor.
devamını gör...

1914 yılında doğmuş bir '' garip '' şair adam. şiire kasket giydiren, onu sivilleştiren, sokağın dilini kendi diliyle birleştirip unutulmamayı başarmış ender insanlardan sadece biri. yaşamı da erken ölümü de hep sırlarla örülü, üzücü. kapanışı da kendisinin bir şiiriyle yapalım o halde.

şaheserim

âşık olduğum zamanlarda
şiir yazmak âdetim değildi.
halbuki asıl şaheserimi
onu en çok sevdiğimi
anladığım zaman yazdım.


onun için bu şiiri
ılk önce ona okuyacağım.

mehmet ali sel adıyla , ankara, eylül 1937.
devamını gör...

edith piaf - padam padam

devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim