pozitif insandır, umut doludur, ee birazcık da hayalperesttir kendisi. hadi inşallah bakalım.
devamını gör...

nasıl ya? benim annem ölemez, ölemezdi diye düşündürür insanı.

üzülmekten çok farklı bir duyguya kapılır insan.

allah gecinden versin hepimize.

başlığı okurken bile tüylerim diken diken oldu.
devamını gör...

çökmekte olan bir moleküler buluttan oluşacak yıldızların kütle dağılımını veren fonksiyon. bir moleküler bulutta oluşan tüm yıldızların kütlesi aynı değildir.
devamını gör...

seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum.

nazım hikmet
devamını gör...

bazı kadınların haklı olduğu durumdur.
ben yemek yapmayı hizmetçilik olarak görmüyorum. hatta yemek yapmayı severim, eşim de pek beceremediği için çoğunlukla yemeği ben yaparım. eşim temizlikte daha çok pay alır. yemekten sonra bulaşıkları o kaldırır. çay demler falan. canım yemek yapmak istemediğinde dışarıdan söyleriz, kahvaltı yaparız. ama yemek hazır olana kadar gidip televizyon karşısında otursa, sofraya gelip neden tuz yok, neden salata yapmadın, neden pilav yok, akşam yemeğinde kahvaltı mı yapılır, yemek biter bitmez hani çay çay yok mu dese, aynı şekilde hisseder miydim? sanmıyorum.
ikisi de çalıştığı halde eşinin, yaptığı yemekleri beğenmediğini, her gün sulu yemek pilav çorba istediğini, mabadını koltuktan kaldırmadığını, yediği meyvenin kabuğunu koltuğun üzerine bırakıp biri oradan alana kadar dokunmadığını, tuvalet fırçası bile kullanmadığını söyleyen o kadar kadın var ki çevremde, insan hayret ediyor. hatta çalıştığım şirketteki kadınların bir sohbet sırasında eşlerinin çoraplarını çıkarttıkları yerde bırakıp kaldırmadıklarından şikayetçi olduklarını duymuştum. o çorapları yedirmediğine şükretmiyorsun da, bazı kadınlar yemek yapmayı hizmetçilik olarak görüyor diye ağlıyorsun.
devamını gör...

makinist kardeşim iyi misin bugün ? bir ihtiyacın var mı ? *
devamını gör...

bildiğiniz üzere gece 24.00'dan sonra "kusura bakmayın kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı yok" denilerek müzik yasağı gelmişti. buna ankara barosu'ndan tepki gelmiş. bu tepkinin ankara'dan gelmesi güldürdü. bildiğimiz üzere pavyonlarıyla ünlü bir şehir ve gece hayatı 00'dan sonra başlıyor zaten. ankara'yı bitirirdi bu yasak. haklı bir tepki. #kusurabakıyoruz
ankara barosu şöööyle bir açıklama yapmış efenim:

sanatın ve sanatçının korunması anayasamızın 64. maddesi uyarınca devletin yükümlülüğündedir. genelgeler ile anayasa'ya aykırı düzenleme yapılamayacağı gibi anılan düzenlemenin halk sağlığını korumak ile ilişkilendirilmesi de mümkün değildir. müziği, sahneyi, konseri, sanatı yasaklayarak yaşam tarzına müdahale içeren bir anlayışı ortaya koyan içişleri bakanlığı'nın saat 24:00'den sonra müzik yasağı getiren 27.06.2021 tarihli 'kademeli normalleşme tedbirleri genelgesi'nin ilgili maddelerinin anayasa'ya aykırı olması nedeniyle yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle danıştay'da dava açılmıştır

buradan
devamını gör...

her şekilde her kafaya hitap eden iki kafadar. hasan adil böyle sanki edi ile büdü gibiler.* yolunuzu temasızlığa döşedik koşun yardırın gelin!
devamını gör...

kimyada kullanılan süzme düzeneğine benzer şekilde bir düzenekle kahve demleme yöntemidir.
devamını gör...

severek takip ettiğim yayın.
dinliyor olacağım. *
devamını gör...

sözlük kurallarına uymadığı için uzaklaştırılmış yazardır. bu konuda aklıma takılan birkaç mesele var. misal şu veya bu nedenden ötürü kafa sözlükten uzaklaştırılan yazarların yaptıkları tanımların silinmesini talep etmek gibi bir hakları var mı? ya da yaptıkları tanımların kopyasını alıp başka mecralarda kullanmasına yönetim sıcak bakıyor mu?

sonuçta buraya yazdıklarımın bütün sorumluluğu bana ait ise uzaklaştırıldığımda da burada kalmasını istememe özgürlüğüne sahip olmam gerekir. bahsi geçen gibi durumlar yoksa bu durumların oluşturulması için bir kamuoyu yaratmak gerektiğini düşünüyorum. ayrıca seri tanım silme özgürlüğünün de artık hayata geçmesi zamanının geldiği kanısındayım.

duy bizi ey yönetim.

ekleme: böyle bir açıklama varmış.

--- alıntı ---

uzaklaştırılan yazarlar için tanımlarını arşivleyip göndereceğimiz bir sistem üzerinde teknik ekip uğraşıyor.
yakın zamanda aktif olunca kendisine mail atacağız.
bu sayede, uzaklaştırılan bütün yazarlar dilerse tanımlarını tamamen kafa sözlük'ten silebilecek

--- alıntı ---.

ekleme 2: bir yıl sonra artılanınca gördüm. yukarıdaki ekleme bölümünde yazanların hiç aslı yok. ne tanımlarınızı sildirebiliyorsunuz ne de arşivini alabiliyorsunuz. bir sene önce bizi yemişler paşam.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gerçekten başıma gelen duruma konu olan cümle. şöyle:

metin2 adlı oyunu bilenler bilir. suralar, açık ara güçlü karakterlerdi ilk zamanlar.

oyuna başlayışım, benden neredeyse 20 yaş küçük kuzenim yüzünden oldu. biz ailece bilgisayar oyunlarını, yaşımız kaç olursa olsun severiz. o dönemler diablo'ya sarmıştım ben de. küçük kuzen da bize geldikçe beni oyun oynarken görürdü. bir gün gelip "metin2 diye bir oyun var. sen seversin, beraber oynayalım mı?" dedi. bir süre itiraz ettiysem de sonunda girdim, başladım.

gel zaman git zaman tanıştığım insanlar oldu oyunda. arada mesaj atar, hal hatır sorarlardı falan. bir gün kendi oyun karakteri, statüleri ve skilleri yanlış dağıtılmış bir savaşçı olduğu için sürekli dayak yiyen kuzenim "senin sura ile vs atabilir miyim?" dedi. olur diyerek verdim. az sonra bilgisayarın yanına geldim ki, bu birine hararetle bir şeyler yazıyor. "ne oldu?" dedim. başladı söylenmeye, küfürler falan etmeye. bir baktım ki benim suradan adama sektiriyor... sayıp sövdüğü adam da, normalde benimle arada bir yazışan, bana abla diyen, saygıda da kusur etmeyen biri. hemen kaldırdım bunu pc'nin başından, geçtim çocuğa mesaj attım ve klasik "kuzenim yazdı" durumu gerçekleşti. ikna edene kadar da epey uğraştım.

yani demem o ki, her ne kadar birçok kişi kendini kurtarmak için yalan söylemek maksadıyla kullansa da bu cümleyi, siz yine de önce savunmasını dinleyin derim. bazen o cümle gerçek oluyor çünkü.
devamını gör...

evet, "yine geldi tespitini sevdiğim" diyeceğiniz, yepyeni bir tespitim ile karşınızda olduğum başlıktır.

öncelikle şu "kaba olmanın" derecesi konusunda bir anlaşalım; elbette burada kastedilen kabalık yok yere insanların kalbini kırmak, onlara sövmek veya terbiyesizlik yapmak anlamında değildir. bu tanımda bahsedeceğimiz kabalık, daha çok "aman ağzımın tadı kaçmasın", "aman şunu kırmayalım" diye gösterilen sahte samimiyetlere ve yapmacıklığa karşı duran kabalık çeşididir. çünkü ben bu tür davranışlardan zerre haz etmem, aile büyüklerime de her yaptıklarında kızarım.

bugünden bir misal, harika bir mangal yapmışım efendim. balıklar mis gibi pişmiş, ahtapot tam kıvamında ve rakılar hazır. oradan annem sesleniyor bana:
- "ya acaba bizim komşulara da mı versek? ayıp olur şimdi."

hemen "ne münasebet!" diye cevap verdim. ben o tüm bu canlıları bir amaç uğruna canlarından etmiş, onları saygı ve özenle en güzel şekilde pişirmiş, ve ailem güzelce ve kusursuzca bir deniz sofrası yesinler diye hazırlamış iken allah'ın salak komşusuna neden balık vereyim? zaten zerre sevmem kendilerini, ama sevsem de durum değişmiyor. zira böyle bir zorunluluğum yok.

ya da çok benzer başka bir misal, şu ana kadar kimse üzülmesin diye ikram edilen yemeği yemişliğim yoktur. o an canım istemiyorsa ve direkt sevmiyorsam o yemeği yemem, yoksa yerim. olay aslında bu kadar basit. isteyen kaba desin, isteyen öküz vallahi umurumda olmaz. sırf birileri saçma sapan şeylere alınsın gücensin diye kendi keyfimden ödün verecek değilim. bu şekilde de gayet iyi ve mutluyum doğrusu.

sanırım rezalet bir insanım...*
devamını gör...

yaklaşık bir senedir korona yüzünden bazılarımızın yapmış olduğu eylem. umarım güneşli günler yakındır!
devamını gör...

sanki bütün ülkeler can ciğer kardeşimiz de, bir yunanistan kötü. deli misiniz siz? tabii ki böyle durumlarda her ülke bu tarz açıklamalarda da bulunur, yardım da eder.
misal, bugün ukrayna iki yangın söndürme uçağı göndermiş. bizim günlerdir yapamadığımızı onlar yapacak. hayır deme lüksümüz mü var, olmayan yangın söndürme uçaklarımızla?
devamını gör...

pişmanlık dediğimiz şey aslında yaşarken genellikle farkında olmadığımız ama geçip gittikten sonra, hele ki artık telafi etme şansımız da yoksa hatırladıkça canımızı daha da yakan vicdan azaplarımız, keşkelerimizdir.

benimse hiç olmayacak yerde, hiç olmayacak zamanda, hiç olmayacak insanın yanında yaşadığım o öfke krizidir en büyük pişmanlığım. istemeden acılar içinde kendi canıyla uğraşan anneme yaşattığım o korku dolu anlardır. oysa öfkem çaresizliğimeydi ama annem de bunu anlayacak durumda değildi. öyle pişmanım ki.
devamını gör...

sadece künefe yemek için gitmem ama * hatay mutfağındaki tüm lezzetlerin bulunduğu sultan sofrası diye bir mekan * var, tekrardan oraya gidip o lezzetlerle buluşmak isterim..*
devamını gör...

büyük resmi görmüş yazarın başlığı. adam aydınlanmış.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim