kılıçdaroğlu'nun gençlere ülkeyi terk etmeyin çağrısı
terk etmemek için tek bir neden olsun inanın gitmezler. kimse gitmeye meraklı değil ama bu ülkede yoksulluk desen var, işsizlik desen oda diz boyu, yolsuzluk var hırsızlık var , çekememezlik var, kıskançlık var en kötüsü birgün bir yerde sebepsizce öldürülme ihtimalin var. hadi söyleyin neden gitmesinler burda kalıp hayatını sefil gibi yaşasınlar mı tabi söylemesi kolay, bu arada green card kazanan arkadaşları tebrik ediyorum, yolları açık olsun. sizin için her şey sıfırdan başlıyor kendinize dikkat edin bizim yerimize de bol bol gezin.
devamını gör...
livor mortis
ölümden sonra; bedenin pozisyonuna göre, zeminle birleşik olan kısımlarda kanın pıhtılaşması sonucu oluşan morluklar.
ölümden 6 saat sonra görülür.
ölüm lekesi
ölümden 6 saat sonra görülür.
ölüm lekesi
devamını gör...
çay harareti alır
sözündeki çay içilen değil yüzülen, akarsu olan çaydır. harareti alması içinde yüzülürse mümkündür.
devamını gör...
sözlük radyosu şarkı yarışması
yarışmanın adı da kafa sesi olsun.
devamını gör...
tutankamonun laneti
ne yalan söyleyeyim profiline bakarken, başıma bir şey gelirse diye az korkmadım değil.
kobra yılanına yem olan kanaryadan sonra, tarihe kobra yılanına yem olan tosbağa diye geçmek vardı. lakin bu tehlikeyi atlatmış görünüyoruz. hem bayağı zaman geçti. henüz herhangi bir negatif durum yaşamadım. demek mezara dokununca gerçekleşenler profilde gezince ve yazılarını okuyunca gerçekleşmiyor. kendimi feda ederek, sizinle bu muhteşem bilgiyi paylaşmış olmaktan ötürü kıvanç duyuyorum.
geziniz ve okuyunuz. ölmüyorsunuz. canlı şahidi benim.
kobra yılanına yem olan kanaryadan sonra, tarihe kobra yılanına yem olan tosbağa diye geçmek vardı. lakin bu tehlikeyi atlatmış görünüyoruz. hem bayağı zaman geçti. henüz herhangi bir negatif durum yaşamadım. demek mezara dokununca gerçekleşenler profilde gezince ve yazılarını okuyunca gerçekleşmiyor. kendimi feda ederek, sizinle bu muhteşem bilgiyi paylaşmış olmaktan ötürü kıvanç duyuyorum.
geziniz ve okuyunuz. ölmüyorsunuz. canlı şahidi benim.
devamını gör...
normal sözlük'teki z kuşağı yazarlar
böyle böyle ayrıştırarak nereye varmayı düşünüyorsunuz kardeşim? yok z kuşaği yok x kuşağı,yapmayın geçin bu boş işleri.
devamını gör...
avrupa parlamentosu'nun demirtaş'ı serbest bırakın çağrısı
terörist oluşumlar, türkiye'yi bölmek ve yıkmak için çalışır.
pkk terörist bir oluşumdur.
pkk yı öven ve sempati duyan, terörü desteklemiş olur.
selahattin demirtaş, pkk yı öven ve liderine sempati duyan kişidir.
(bkz: aristo mantığı)
pkk terörist bir oluşumdur.
pkk yı öven ve sempati duyan, terörü desteklemiş olur.
selahattin demirtaş, pkk yı öven ve liderine sempati duyan kişidir.
(bkz: aristo mantığı)
devamını gör...
pame radyo yayını
normal sözlük demek sözlük radyosu bünyesinde cumartesi geceleri masterpiece ile çoşup pazar gecelerini sevgili marikaki ile huzur içinde geçirmek demektir.
işte geldi çattı yine marikakinin o güzel sunumunu ve çalma listesini dinleme vakti!
rapor yazarken, ödev hazırlarken, sınava çalışırken; yemek yerken, oda toplarken, kısacası herkesin arayıp bulamadığı huzur her ne yapıyorsanız tam da buralarda bi yerde.
o haldeeee pame*.
işte geldi çattı yine marikakinin o güzel sunumunu ve çalma listesini dinleme vakti!
rapor yazarken, ödev hazırlarken, sınava çalışırken; yemek yerken, oda toplarken, kısacası herkesin arayıp bulamadığı huzur her ne yapıyorsanız tam da buralarda bi yerde.
o haldeeee pame*.
devamını gör...
porno bağımlılığı
hastalıktır manyaklıktır.
netflixten daha çok pornhubda vakit geçiren biri olarak konuşuyorum aşırı kötü bir bağımlılıktır.
bunun bir tık ötesi kafa sözlük bağımlılığı.
netflixten daha çok pornhubda vakit geçiren biri olarak konuşuyorum aşırı kötü bir bağımlılıktır.
bunun bir tık ötesi kafa sözlük bağımlılığı.
devamını gör...
kişinin kendini en özgür hissettiği an
deniz paraşütü ile marmaris üzerinde yükseldiğim, etrafımda gökyüzünden başka hiçbir şeyin olmadığı andı.
sağ sol, aşağısı yukarısı sadece mavi... açıklı koyulu... ondan güzel ve özgür bir an hatırlamıyorum hayatımda.
sağ sol, aşağısı yukarısı sadece mavi... açıklı koyulu... ondan güzel ve özgür bir an hatırlamıyorum hayatımda.
devamını gör...
sözlük yazarlarının takıntıları
yanımda yürüyen kim olursa olsun mutlaka sağ tarafımda yürümeli.
devamını gör...
ankara gar katliamı
türkiye tarihinin gördüğü en büyük katliam, 103 kişi parçalanarak öldü. failler? neyse, çok söverim uzatmayayım. kendine güvenen izlesin.
insanlığından utanan olur mu acaba?
insanlığından utanan olur mu acaba?
devamını gör...
apartman boşluğu programının yayından kaldırılması
#468735 burada da ifade ettiğim sebepler, ve bu konuda yönetimin bize şeffaf davranmak bir yana, aba altından sopa gösterme girişimleri üzerine, ben ve ortağım the kirpiks, her perşembe yapacağımız yayını yapmama kararı aldık. bu kararı almamızda yönetimin konuya karşı yaklaşımı bütün sözlüğün malumudur. amacımız kimseyi hedef tahtasına oturtmak değildir.
fakat bugün "radyo yayınlarının tanıtımında yapılan çifte standart" başlığında da anlatıldığı üzere, sadece yapılan çifte standart'ın sebebini sorguladık. aldığımız yanıt ise kısaca; "radyonun bir yöneticisi var, bir karar alırken size mi soracağız, çok istemiyorsan program yapma, bizimde başımıza dert olup bizi huzursuz etme veee ayrıca bundan sonra yayınlarımızı gruplaşıp provoke etmek gibi bir eylemde bulunursanız, ivedilikle gereğini yaparız" şeklinde olunca, bizde doğal olarak, "alın sizin olsun" demek zorunda kaldık.
sonuç olarak bu işi gönüllü olarak kabul ettik. uykusuz kaldık, çabaladık ve ortaya bir emek koyduk. verilen emeğin karşılığını, bu cümleler ile almak açıkçası bizleri ciddi anlamda hayal kırıklığına uğrattı. şimdi diyecekler ki; efendim radyo daha yeni, hemen ne bu eleştiriler falan, ama kurallar baştan koyulup, yola ona göre devam edilmezse illa ki çatlak sesler bugünde, yarın da çıkacaktır.
biz bugün burada anladık ki, kurallar kişilere göre koyuluyor, kişilere göre işletiliyor. ve biz böyle bir düzenin içinde asla olamayız.
ılımlı yaklaşılsaydı ve yapılan hata kabul edilseydi eğer, basit bir iletişim hatası olarak kabul edip konuyu kapatabilirdik ve yayınımıza devam ederdik. ama bu yaklaşım hiç hoş olmadı. acısıyla tatlısıyla bir program yapmak nasip oldu. kusurumuz olduysa affola.
edit : tanımda kendi isteğimizle bu haksız ortamda bulunmayacağımızı söyledik zaten. yoldaş'ın #470028 tanımında belirttiği çarşamba yayınından rahatsız değildik. bizi dinleyip anlamamış bile. biz cuma günü 2 saat yapılan yayından rahatsız olduk. başka yayıncı 2 saat yayın yapabiliyor ise biz de bizden sonra yayıncı olmadığından ve kimsenin yayın hakkını gasp etmediğimizden ötürü bu süreyi uzatma hakkını kullanmak istedik.
fakat bugün "radyo yayınlarının tanıtımında yapılan çifte standart" başlığında da anlatıldığı üzere, sadece yapılan çifte standart'ın sebebini sorguladık. aldığımız yanıt ise kısaca; "radyonun bir yöneticisi var, bir karar alırken size mi soracağız, çok istemiyorsan program yapma, bizimde başımıza dert olup bizi huzursuz etme veee ayrıca bundan sonra yayınlarımızı gruplaşıp provoke etmek gibi bir eylemde bulunursanız, ivedilikle gereğini yaparız" şeklinde olunca, bizde doğal olarak, "alın sizin olsun" demek zorunda kaldık.
sonuç olarak bu işi gönüllü olarak kabul ettik. uykusuz kaldık, çabaladık ve ortaya bir emek koyduk. verilen emeğin karşılığını, bu cümleler ile almak açıkçası bizleri ciddi anlamda hayal kırıklığına uğrattı. şimdi diyecekler ki; efendim radyo daha yeni, hemen ne bu eleştiriler falan, ama kurallar baştan koyulup, yola ona göre devam edilmezse illa ki çatlak sesler bugünde, yarın da çıkacaktır.
biz bugün burada anladık ki, kurallar kişilere göre koyuluyor, kişilere göre işletiliyor. ve biz böyle bir düzenin içinde asla olamayız.
ılımlı yaklaşılsaydı ve yapılan hata kabul edilseydi eğer, basit bir iletişim hatası olarak kabul edip konuyu kapatabilirdik ve yayınımıza devam ederdik. ama bu yaklaşım hiç hoş olmadı. acısıyla tatlısıyla bir program yapmak nasip oldu. kusurumuz olduysa affola.
edit : tanımda kendi isteğimizle bu haksız ortamda bulunmayacağımızı söyledik zaten. yoldaş'ın #470028 tanımında belirttiği çarşamba yayınından rahatsız değildik. bizi dinleyip anlamamış bile. biz cuma günü 2 saat yapılan yayından rahatsız olduk. başka yayıncı 2 saat yayın yapabiliyor ise biz de bizden sonra yayıncı olmadığından ve kimsenin yayın hakkını gasp etmediğimizden ötürü bu süreyi uzatma hakkını kullanmak istedik.
devamını gör...
en derin duyguları açık ettikten sonra çöken pişmanlık hissi
olumlu geri dönüş alınmadığında olabilecek histir.
aşk olarak düşünürsek bunu, karşılık görme ihtimalimiz varken ve sonucunda ellerimiz boş da dönmüyorsak bu durumdan, neden pişman olalım ki? bunu anlamak ve belirsizliği de ortadan kaldırmak için duyguları açık etmekte sıkıntı görmüyorum ben.
ayrıca keşke deyip pişman olmaktansa, varsın açık ettiğimiz için pişman olalım. o kaybeder.*
aşk olarak düşünürsek bunu, karşılık görme ihtimalimiz varken ve sonucunda ellerimiz boş da dönmüyorsak bu durumdan, neden pişman olalım ki? bunu anlamak ve belirsizliği de ortadan kaldırmak için duyguları açık etmekte sıkıntı görmüyorum ben.
ayrıca keşke deyip pişman olmaktansa, varsın açık ettiğimiz için pişman olalım. o kaybeder.*
devamını gör...
robert enke
intihar etmeden önce gitgide yükselişe geçen bir kariyeri vardı. özellikle hannover döneminde hem bundesliga'da yılın kalecisi seçilmiş (2009) hem de almanya milli takımında 1. kaleciliğe yükselmişti. rahmetli yaşasaydı muhtemelen almanya kalesini o koruyacaktı 2010 dünya kupası'nda. bir de merhumun olaylı fenerbahçe kariyeri vardır ki ilk maçında üç gol yemiş ve basının hedefi olmuştur. -bence ilk gol dışında hatası yok- çoğu kişi fenerbahçe'nin bu adamı direkt gönderdiğini söyler ama iş farklı. enke, fenerbahçe'ye kiralık geldiğinde zaten depresyonla boğuşuyordu ve bu durum van gaal'in 19 yaşındaki valdes'i kendisinin yerine seçmesiyle birlikte iyice ağır basmıştı. o sezon rüştü de barca'ya gidince enke 3. kaleci olarak kaldı ve fener'e kiralandı. malum maçtan sonra eleştirilere dayanamayan enke, sözleşmesinin feshini istemiş ve memleketine -hannover'e- dönmüştür. sonrasında ise kalp rahatsızlıklarından muzdarip olan kızı lara enke'yi henüz 2 yaşında kaybedince daha fazla dayanamamış ve kızının mezarına yakın bir demir yolunda trenin önüne atlayarak intihar etmiştir. cenazesi de kızının hemen yanına defnedilmiştir.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
yine gittin o karanlık odaya
karanlık uykularına.
sen hep gülerdin oysa, gülüverirdin
bir bakardım eğilmiş su içiyor
gamzelerinden kuşlar.
bir bakardım gözlerinde
güneşli ve sıcak iki hurma.
bir bakardım hayata dikleniyor
diktiğin horoz ibikleri saksılarda.
biriciğim, kardeşim ne oldu sana?
karşıyaka vapurunda alıştı dilim en çok acıya
acı çaylar içer ve bakardım karanlık sulara
bir balığın uykusunu düşlerdim
karanlık sularda kaybettiği rüyaları,
sigaramdan kopup giden iki kıvılcım
merak ederdim ne konuşurlar aralarında?
sen beni hep merak ederdin,
sen beni hep yemeğe beklerdin,
seni sıcacık evimizde bulduğumda
iki kıvılcım buluşmuş gibi olurdu
balığın karanlık uykusuyla.
bir kesmeşeker koymuş gibi olurdun sanki
dilimin ucuna.
karanlık uykularına.
sen hep gülerdin oysa, gülüverirdin
bir bakardım eğilmiş su içiyor
gamzelerinden kuşlar.
bir bakardım gözlerinde
güneşli ve sıcak iki hurma.
bir bakardım hayata dikleniyor
diktiğin horoz ibikleri saksılarda.
biriciğim, kardeşim ne oldu sana?
karşıyaka vapurunda alıştı dilim en çok acıya
acı çaylar içer ve bakardım karanlık sulara
bir balığın uykusunu düşlerdim
karanlık sularda kaybettiği rüyaları,
sigaramdan kopup giden iki kıvılcım
merak ederdim ne konuşurlar aralarında?
sen beni hep merak ederdin,
sen beni hep yemeğe beklerdin,
seni sıcacık evimizde bulduğumda
iki kıvılcım buluşmuş gibi olurdu
balığın karanlık uykusuyla.
bir kesmeşeker koymuş gibi olurdun sanki
dilimin ucuna.
devamını gör...
içi boşaltılmış kavramlar
türkiye cumhuriyeti hazinesi.
ülke de gündem dakikada değiştiği için, artık içi boşaltılmış kavramlar da çoğalıyor, içi boşaltılmış kavramları günün anlam ve önemine göre yeniliyorum.
mağduriyet edebiyatı, darbe edebiyatı.
ülke de gündem dakikada değiştiği için, artık içi boşaltılmış kavramlar da çoğalıyor, içi boşaltılmış kavramları günün anlam ve önemine göre yeniliyorum.
mağduriyet edebiyatı, darbe edebiyatı.
devamını gör...
once upon a time in hollywood
filmin başarılı olduğu tek konu sadece bizi bir zaman makinesine atlatıp altmışlara geri dönmüş hissiyatı vermesi... bunun dışında nasıl bir film olduğunu kendi açımdan yorumlamak istiyorum; efsane milan kadrosu gibi bir oyuncu kadrosuna sahip olduğu, harika müziklerin eşlik edebildiği halde 2 saat 41 dakikalık bir hayal kırıklığı, başka hiçbir şey değil.
bir kere şunu söylemek istiyorum, elbette tarantino'nun filmlerinde belirli bir hikaye yoktur kısmı bir yana dursun, en azından o hikaye olmayan filmleri bir şekilde eski filmlerinde doldurabiliyordu, bu filmde ne yazık ki öyle bir şey söz konusu dahi olamaz!
manson çetesinin sharon tate'in öldürülme sürecine kadar giden o tuhaf zaman dilimini anlatmak istemiş de sanki o kısmı anlatmak isterken aradaki boşlukları leonardo di caprio ve brad pitt ile doldurmayı denemiş ama bunu da pek becerememiş gibi *kaldı ki brad pitt de, leonardo di caprio da olağanüstü oyunculuk sergilemesine rağmen!*
sevgili tarantino bu filmde hippilere olan nefretini öyle pis bir biçimde kusmuş ki, benim gibi "çiçek insanları pek samimi bulamıyorum" diyen insan bile rahatsız oldu düşünün artık. ama şu kadarını söyleyebilirim, hippileri bu kadar aptalca ve bu kadar saçma bir biçimde kim beyaz perdeye aktarır diye soracak olsanız, ya j.j. abrams ya da quentin tarantino derdim, hollywood'un yahudi lobisini her filmde pohpohlayıp kendilerine yer edinmeye çalışmış torpilli yağcıları sizi...
daha önemli bir detay daha eklemek istiyorum, polanski'nin tecavüz kısmı var ya hani bilirsiniz, filmde pussycat karakteri ile bu kısmı irdeleyip resmen kendince mesajlar vermeyi denemiş.
kısacası 2 saat 41 dakikama yazık etmiş bir film. ama konu tarantino olunca şaşırtmıyor bu yazık etme kısmı.
bir kere şunu söylemek istiyorum, elbette tarantino'nun filmlerinde belirli bir hikaye yoktur kısmı bir yana dursun, en azından o hikaye olmayan filmleri bir şekilde eski filmlerinde doldurabiliyordu, bu filmde ne yazık ki öyle bir şey söz konusu dahi olamaz!
manson çetesinin sharon tate'in öldürülme sürecine kadar giden o tuhaf zaman dilimini anlatmak istemiş de sanki o kısmı anlatmak isterken aradaki boşlukları leonardo di caprio ve brad pitt ile doldurmayı denemiş ama bunu da pek becerememiş gibi *kaldı ki brad pitt de, leonardo di caprio da olağanüstü oyunculuk sergilemesine rağmen!*
sevgili tarantino bu filmde hippilere olan nefretini öyle pis bir biçimde kusmuş ki, benim gibi "çiçek insanları pek samimi bulamıyorum" diyen insan bile rahatsız oldu düşünün artık. ama şu kadarını söyleyebilirim, hippileri bu kadar aptalca ve bu kadar saçma bir biçimde kim beyaz perdeye aktarır diye soracak olsanız, ya j.j. abrams ya da quentin tarantino derdim, hollywood'un yahudi lobisini her filmde pohpohlayıp kendilerine yer edinmeye çalışmış torpilli yağcıları sizi...
daha önemli bir detay daha eklemek istiyorum, polanski'nin tecavüz kısmı var ya hani bilirsiniz, filmde pussycat karakteri ile bu kısmı irdeleyip resmen kendince mesajlar vermeyi denemiş.
kısacası 2 saat 41 dakikama yazık etmiş bir film. ama konu tarantino olunca şaşırtmıyor bu yazık etme kısmı.
devamını gör...
türkiye'deki yol bariyerleri
katildirler. motosiklet kazalarında büyük ihtimalle ölürsünüz. ölenlerin de vücutlarına bakın ya kafası kopmuştur ya da ortadan 2'ye bölünmüştür. bütün organları ayrı bir yerdedir. şimdi şu bariyere bakın.

motosikletle bir kaza yaptınız ve yerde 100-200 km arası hızla sürüklenmeye başladınız. bu bariyerin ortasındaki dikey çubuğa 100km/h hızla çarptınız. ne olur? jilet etkisi yaratır, ya bir organınınızı koparır ya da direkt canınızı alır.
şimdi avrupa ve abd'deki bariyerlere bakın.

gördünüz mü? herhangi bir arkadaş ortamında motosikletten konu açılınca 'motor işi sakat abi ya' diyen kişi haklı. türkiyede motor işi sakat. insan canının zerre önemi yok.

motosikletle bir kaza yaptınız ve yerde 100-200 km arası hızla sürüklenmeye başladınız. bu bariyerin ortasındaki dikey çubuğa 100km/h hızla çarptınız. ne olur? jilet etkisi yaratır, ya bir organınınızı koparır ya da direkt canınızı alır.
şimdi avrupa ve abd'deki bariyerlere bakın.

gördünüz mü? herhangi bir arkadaş ortamında motosikletten konu açılınca 'motor işi sakat abi ya' diyen kişi haklı. türkiyede motor işi sakat. insan canının zerre önemi yok.
devamını gör...
