bilmiyorum
bizim toplum maşallah herkes her şeyi bildiği için ülkede şu kelimeyi kullanan insan sayısı yok denecek kadar az hasbelkader biri söyleyince mutlu oluyorum. olay hakkında fikriniz yoksa bilmiyorum deyin bu sizi cahil göstermez.
devamını gör...

geometrik şekillerin birbirine denk gelip kesiştiği bölgeler.
devamını gör...

türksat
devamını gör...

hayatında hiç ıslak köpek kokusu koklamamış yazarları piste çıkaran koku.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

evliliğin ön şartı cebinizdeki paraysa, en kısa yoldan çıkışa yönelin. uzaktan beliren ışık büyük olasılıkla son sürat üzerinize gelen bir trenin farlarıdır.
devamını gör...

büyümek; sevdiğiniz bütün çocuk oyunlarında oyun dışı kalmaktır.
büyümek; neşe, mutluluk, eğlence gibi pozitif duyguların ve eylemlerin yerini elem, keder, sorumluluk, hayal kırıklığı, iş-güç gibi duygu ve eylemlerle yer değiştirmesidir.
büyümek; gittiğiniz bir misafirlikte her türlü şımarma hakkınızın elinizden alınıp, saatlerce aynı koltukta oturmaya mahkum edilmek ve sıkıcı büyük insan sohbetlerine katılmaktır.

büyümek; yürürken ayakkabılarınız ya da kıyafetiniz çamur olduğunda ya da kalabalık bir ortamda kayıp düştüğünüzde, "eyvah rezil oldum" korkusu taşımaktır.
büyümek; hayali canavarlardan değil de, gerçek insanlardan korkmaktır.
büyümek; yol ortasında seke seke, hoplaya zıplaya değil de, ciddi, kararlı ve aceleci adımlarla ilerlemektir.
büyümek; evden ekmek istemek yerine, eve ekmek getirmektir.
büyümek; sizi parka ya da gezmeye götüren anne, baba ya da komşu teyzeleri, çarşıya, pazara ya da hastaneye götürmektir.
büyümek; gün be gün çocukluğun tasasız rahatlığını özlemektir.
devamını gör...

bunlar iyi yazarlar olmakla birlikte telif süreleri de dolmuş yazarlardır. yayınevleri sadece kâr amacı güttükleri için bu kitaplara telif de vermeyerek cafcaflı kapaklarla basıp yüzbinlerce adetini piyasaya sürerler. o kadar ki akşam yemeği için bir kap yoğurt almaya girdiğin süpermarketten 3 5 liraya bunları da alabilirsin. oysa ki kendi kültürünü öğrenebileceğin orhan kemal'i kitapçılarda bile bulmak zor geliyor. 1000kitap gibi kitaplarla ilgili bir platformda bu sayılan yazarlar yüzbinlerce okunurken, yeni yetme sosyal medya fenomenlerinin muhtemelen 24 saat içinde yazdığı kitaplar onbinlerce sarılırken yeni nesilin de sadece sosyal medyanın reklamını yaptığı kitaplar dışında bir suat derviş ya da yakup kadri gibi yazarları okumasını tek yolu maalesef öğretmenleri tarafından verilen ödevlerle sınırlıdır. okuyun arkadaşlar, önceliği kendi topraklarınızda yetişmiş muazzam yazarlara vererekten okuyun. herkes kafka'yı, zweig'i okuyor, siz de okuyun ama bir kemal tahir okumadan ölmeyin, ince memed'in neden eşkiya olduğunu, nazım hikmet'in neden mezarının türkiyede olmadığını, faruk nafiz'in sadece halkçı şiirler yazmağını bilerek ölün.
devamını gör...

hakkında en güzel tanımlamayı can yücel'in yaptığı onurlu adam.

en uzun koşuysa elbet türkiyede de devrim
o, onun en güzel yüz metresini koştu
en sekmez lüverin namlusundan fırlayarak
en hızlısıydı hepimizin.
en önce göğüsledi ipi..

acıyorsam sana anam avradım olsun.
ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun.
devamını gör...

sözlük'ümüzün değerli büyüklerinden biri* olan yazarımız. bakmayın büyük dediğime, kastım yaş değil. çok geniş yelpazede kitap ve film ve şarkı arşivi-bilgisi var. tanımlarından gördüğüm kadarıyla fantastik edebiyatla da oldukça ilgili.
aynı zamanda biricik radyomuz, sözlük radyosu'nda da cuma gecelerinde saatler gece yarısının yarısı* olduğunda birbirinden güzel şarkı seçkileriyle bize yayın yapıyor. daha ne yapsın*?

dilerim ki, sözlük ona, o sözlük'e hep iyi gelir; tecrübelerini, fikirlerini hep paylaşır. amaterasu'nun da dediği gibi, sağ olsun, var olsun.
devamını gör...

kum deresi katliamı'nın yaşandığı topraklarda, bir market basılıp, biri polis on kişi öldürülmüş. colorado'lularda saldırganlık dededen miras galiba, biri okul basar, biri market basar...
devamını gör...

avaz avaz gözyaşı...
devamını gör...

gitme....
devamını gör...

ülkemizde diyanet personeli sayısı 130 bini bulmuş durumda. neredeyse doktor sayısını yakalamak üzere. kaynak hiçbir üretim faaliyetine katılmayan, devletten memur maaşı alan 130 bin kişi. camilerin zaten cuma haricinde bomboş olduğunu biliyoruz.

iktidar imam hatipleri desteklemeye devam etmek için diyanet istihdamını sürekli arttırıyor. muhalefetin ise olası bir zaferde söz konusu modele geçmesi on binlerce imamın ve müezzinin işsiz kalması anlamına gelir.

eğer muhalefet bu diyanet personelini üretime, ekonomik faaliyetlere katmanın yolunu bulursa alman modeli en adil yöntem olacaktır. diğer türlü kapanan camiler ve işsiz kalan imamlar, siyasal islamcılar için yeni bir mağduriyet kapısı açmaktan öteye gitmeyecektir.
devamını gör...

yaşayan ya da tarihten bir ünlü figürün ırkçı, homofobik vs eylemlerinden dolayı ifşa edilmesi ve bir nevi kazandığı başarılarının/ayrıcalıklarının/itibarlarının elinden alınması. bazen de benzer sebeplerle bazı sanat eserlerinin, işlerin iptal edilmesi, rafa kaldırılması. son günlerde çok tartışılan şey. güncel iki örnek:

1: joe biden'ın görevi devralma töreninde şiir okuyan genç siyahi kadın şair amanda gorman'ın şiirlerinin çevirilmesi işi hollanda'da beyaz ve nonbinary olduğunu söyleyen ancak sanırım kadın olarak nitelendirilmeyen bir çevirmene verildi, ardından bu çevirmenin görevine son verilerek yerine kadın ve siyahi bir çevirmen getirileceği söylendi. bu durum ispanya'ya da sirayet etti, yine orada da iş beyaz ve sanırım erkek çevirmenden alındı. şimdi bu burada dursun, döneceğiz.

2: winston churchill ingiltere'de bizdeki atatürk gibi görülen, ülkeyi hatta avrupa'yı hitler'den kurtaran adam gözüyle bakılan bir tarihi figür. şimdi kendisinin ırkçı ve emperyalist, kolonici mirası tartışmaya açıldı (biliyorsunuz kendisi çanakkale savaşlarında da sahnedeydi).

bu örneklere black lives matter eylemleri döneminde yıkılan, indirilen, suya atılan heykelleri vs de ekleyebilirsiniz. aynı zamanda ardından tecavüz, taciz iddiaları/gerçekleri kovalayan yazarları, sinemacıları vs (bunlar bence de cancel edilmeli)...

özellikle 1. örnek üzerinden konuşacak olursam bazıları - bütün ayrıcalıklılarını kuşanarak, bilip bilmeden - cancel culture çığrından çıktı, abartıyorlar nidaları atıyor. vay efendim o zaman uzaylı karakterin anlatıldığı kitap için de uzaylı çevirmen mi bulacakmışız bilmem ne... bir de netflix'in dizilerine eşcinsel ve siyahi oyuncu ağırlığı vermesinden rahatsız olan bir kesim var mesela ne demekse! bir de bunlar türkiye'nin eğitimli, geek kesimi olduklarını iddia ediyorlar. çevirmen olayına şu açıdan bakmak gerekiyor: hollanda da, ispanya da emperyal geçmişleri olan, siyahi meselesinde bir tarihi bagajları olan ülkeler, bunu göz ardı ediyor kararı eleştirenler. dolayısıyla böyle bir tarihi birikimi olan bu ülkelerde pek ala amanda gorman'ın kitaplarını çevirecek bir sürü siyahi kadın çevirmen olduğuna eminim. siz işi bunlara vermezseniz doğal olarak bir eşitsizlik ortaya çıkar. mesela türkiye özelinde konuşursak bu durum çok geçerli olmayabilir, çünkü ne siyahilerle ilgili böyle ciddi bir geçmiş birikimimiz var, ne de bu seviyede bir edebi çeviri yapabilecek siyahi kadın çevirmenlerimiz (vardır belki ama sonuç olarak sayısı hollanda ya da ispanya kadar olmayacaktır).

2. örneğe dönecek olursam, winston churchill bir tabu olarak görülmemeli, evet. yerden yere de vurulmalı. ama en azından kendi ülkesi için yaptığı iyi şeyleri de unutturmanın bir gereği yok. yani adamı neden tarih sahnesinden silelim ki? bu cancel culture ile ilgili genel problem savunan ve eleştiren her iki tarafın da olayları fazla siyah - beyaz görmesi. tarih ya da hiç bir olgu o kadar siyah - beyaz değildir. insanlar değişebilir ve çoğu zaman olaylarda birden fazla faktör vardır. herkes yaptığı kötülükler için bedel ödemeli, ayrıca eşitsizliği gidermek için pozitif ayrımcılık yapmak da kötü değildir. öte yandan bu çok yönlü bakış açısını da kaybetmemek gerekiyor. denge lazım yani, her şeyde olduğu gibi denge.

çok çetrefilli bir konu aslında. belki de ben de saçmaladım. işin içinden çıkması zor ancak çağımızın bir gerçeği bu konu.
devamını gör...

burda arkadaş edinebiliyor muyduk ya.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

diziden hemen sonra önce kendi kendine konuşup daha sonra ikinci şahıslara bulaşma durumudur. şu an için ingilizce ile bir problemim yok ama ilk izlediğim zamanlar evin içinde ingilizce falan laf atardım bizimkilere, sonra kendime kendime konuşur en sonunda da yeee, ı am perfect diyerek cümleyi bitirirdim ama aksanımı sonuna kadar kullanarak, allahım bu nasıl bağrı yanıklıktır.
devamını gör...

film izler gibi inşaat çalışması izlemek.
devamını gör...

yazışırken ve normal hayattımda asla birisiyle konuşurken ismini kullanamıyorum ki bu birisi benim için önemli olan birisi olunca böyle bir şey ortaya çıkıyor.

eski sevgilim inandına hep iki ismimi de vurgulu vurgulu söylerdi. mal yemin ederim ve iyi ki ayrılmışım.
neyse ben önem verdiğim kişilerin isimlerini kullanamıyorum çünkü söyleyecek o kadar güzel şey varken herkesin ona hitap ettiği şekilde hitap etmek beni biraz üzer.
bu beni kötü mü yapar hiç bilmiyorum ama ben böyleyim. *
devamını gör...

hayata geç kaldığını anlamaktır. iş işten geçmeyene kadar anlayamıyor insan anladıktan sonrası da pek parlak olmuyor.
devamını gör...

islâm'a çamur bulaştırmak için ordan burdan kim ne derse alınıp gündem yapılıp bolca entry girilip,kutsal değerleri de ortak alıp saldırarak içlerini rahatlatan ve ne düşünüyorsa onu yazmaktan çekinmeyenlerin toplaştığı başlık.bulaştırmaya çalıştığınız çamurun önce kendi elinize bulaştığını görmeye çalışın.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim