'referans' olarak tanımlanıp masum gösterilmeye çalışılan bir yöntemdir.

genellikle ahlaksızlığın diz boyu olduğu ülkelerde görülür.

ilkokul mezunu bir sporcunun br devlet bankasının yönetim kuruluna atanması örnek olarak gösterilebilir.
devamını gör...

mezar taşına da kalbimiz seninle yazılır.
devamını gör...

ruh halimi de temsil etmektedir;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

güneş ışığı, mum ışığı, şömine ateşi, gaz ocağı lambası, lüküs ışığı, soba ateşi, kamp ateşi, sarı ampul, sokak lambası, aspiratör aydınlatması vb.
sarı ışık sevenler derneği üyesi biri olarak her türlü sarı ışık görselleri tarafımca itina ile beğenilir.
devamını gör...

selamün aleyküm, hayırlı sabahlar sözlük kullanıcıları. pazar günü de çalışınca 1 hafta 1 ay kadar sürüyor herhalde. vücudum ısrarla bugünün cuma olduğuna inanmak isterken hakikat hadi lan oradan ırgat daha böğün çarşamba diyor.
güne bu düşünceyle yine harika başladım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

genel olarak ele aldığımızda şüphe, rekabet gibi kavramların etkisiyle kişide gelişen bir duygu, ruh halidir.

kadın erkek ilişkileri söz konusu olduğunda dozunu ayarlamak çok önemlidir. çiftlerin birbirini hiç kıskanmaması da matah bir durum değildir fikrimce.

yaşadığımız çağda güven, insanlar için çok önem verilen ama pek de zor bulunan bir olgu haline geldi. dolayısıyla "acaba gerçekten seviliyor muyum? şu an onun için en uygun seçenek ( maddi statü, görsellik vb.) ben olduğum için mi yanımda? yarın bir gün daha iyisiyle karşılaşırsa terk edilir miyim? gibi düşünceler ilişkideki güveni hep bir şüphede bırakıyor.

güvenin tam olmadığı ilişkilerde de kıskançlık rahatsız edici bir boyuta evriliyor, sonu çok kötü olaylara sebep olabiliyor. güven tamsa hiç kıskançlık olmamalı da demiyorum, şahsen dozunda kıskançlık sevilip sahiplenildiğimi hissettirir bana, hiç kıskanmayan biri partnerini pek de sevmiyor gibi geliyor.

kıskançlığın dozu ne olmalı, rahatsız edici boyutu nedir kişinin bakış açısına, hayatı algılayış biçimine göre tabii ki farklılık gösterebilir. bu yüzden ilişkiyi yaşadığınız insanı yeteri kadar tanıyıp, huyunu suyunu, verebileceği tepkileri biliyorsanız, kıskançlık ilişkinizde bir sorun haline gelmeyecektir diye düşünüyorum.
devamını gör...

"yalnız, benim omuzlarımın bunca ağır bir yükü kaldıracak kadar geniş olmadığını vurgulamam gerek..."
(bkz: theo'ya mektuplar)
devamını gör...

sadece kızları mı? bir nesil evde okulda sokakta polat alemdar gibi dolaştı.
devamını gör...

“nasıl etmeli de ağlayabilmeli
farkına bile varmadan?
nasıl etmeli de ağlayabilmeli
ayıpsız,
aşikare,
yağmur misali?”
devamını gör...

yalnızlıktan artık kendi kendinle konuştuğun evreye geçilir. bu bi ruhsal bozukluk mudur, sanmam.
devamını gör...

yarım bıraktığım kitap. çünkü köylünün o sefilliğine o zavallılığına o çaresizliğine katlanacak yürek yoktu bende. yaşar kemal köylünün açlığını öyle bir anlatmıştı ki benim de yediğim lokmalar artık boğazıma düğümlenir gibi oluyordu. her sefaleti bu kadar da olmaz canım diye yakınarak okuduğumu fark ettiğimde artık kitaba devam edemeyeceğimi de anlamıştım. bir gün kendimi hazır hissedersem yeniden, sabırla okuyacağım. bana göre yoksulluğun kitabıdır. insan bu kitabı okumaya başlarken yanına sarsıcı bir sefalete karşı dayanma iradesini de almalıdır.
devamını gör...

17 günlük tam kapanmanin 2. nesil yazarlari vurması.

yapılan testler sonucunda testi negatif çıkan 2. nesil yazar olarak kabul edilme talebi koca yoldaştan, iko selçuk'a iletilmiş olup " amaaan simdi kim kodlayacak, boşver uzaktan (online) 1. nesil yazarlığa devam etsinler " dediği sözlüğün karanlık kulislerinde mesafeye uygun bir şekilde yapılan toplantılar da konuşulduğu duyumlarım arasında .
ayrica turist 2. nesil yazarlar bu karardan muaftır.

(bkz: ziyaa ziyaa)
devamını gör...

(bkz: oha bırakın bu başlığa yazıcam)

lafa, her bir exime teşekkür ederek başlıyorum. her biri, hayatımın sonuna kadar unutmayacağım deneyimler sunmuş, en dertlisini bile güzel anıyorum.

bence bir insan sevgiliye ihtiyaç duymamalı.

evet, duymamalı. sevgilinin getirdiği duygulara ihtiyacı olmamalı demiyorum, bir sevgiliye ihtiyaç duymamalı, neden, tartışalım.

1- insan artık kendi kendine yetebilen bir canlı.

direkt olarak elenen arkadaşlar, "ama o işi yapamıyoruz" arkadaşları. benim bahsettiğim, artık topluluk içerisinde yaşama zorunluluğumuz olması ve çeşitli teçhizatlarla, bir insanın sadece 1000 yıl öncesinin aksine * doğada sorunsuzca yaşayabilir olması. ütü yapmak, yemek yapmak, bunları yapamayan varsa çarpı sağ üstte.

2- bizi en çok sevecek kişi, kendimiz olmalıyız

itirazı olan var mı? varsa; *

3- herkes değişir

ve inanamayacağınız şekilde. bir gün sizinle 5 liraya karın doyurabilen ve mutlu olan kadın/erkek, sadece 2 yıl sonra aldığı dairelerle hava atabilir. beraber büyümek derseniz, o riski almak istemeyen arkadaşlarımız var.

4- kendine güven

yaşlılık var, elden ayaktan düşeriz, yarın yanımda bir yarenim olsun falanlar.

ben elden düşene kadar, bana destek olamayacak maddi birikimi yapmamışsam eğer, o kadar sene çarçur ettiklerimin cezasını çekiyor olmalıyım. evet, mümkün sistem, ekonomi ve diğer değerler buna imkan vermiyor. ancak sadece 4. adımla ilgili, karşı tarafın sizden önce göçmeyeceğini kim garanti edebilir?

5- aşk

dediğimiz şey, kimyasal bir tepkime değil mi? *

hangimiz ilk aşkını unutamadı?

hangimiz "ben hiç ikinci kez aşık olamadım" diyebiliyor?

demek ki biri vazgeçilmez "sevgili" olsaydı, ikinci, üçüncüler olmazdı.

ben oyumu sevgiliye ihtiyaç duymayan insanlar tarafına atıyorum. burası güzel bu arada, arada bir denk gelip eğleniyoruz.
devamını gör...

gerçekten elinize sahip çıkın bir kardeşim ya.
devamını gör...

bunalım
bunaalım
bunu alıım
bunu alayım
bunu da alayım
bunu al bunu
al bunu da
bunu da bunu da...

şahsen benimki de tam yukarıdaki gibi” bunu da bunu da.”
devamını gör...

surata yumruk yemek.
devamını gör...

başlığın adının tam üstünde olan paylaş ve bilgi butonunun yanında yer alan arama butonundan (büyüteç sembolü yani) kendi nickinizi @ simgesi ile başlayarak yazıp arattığınızda daha önceden o başlığa tanım yazmışsanız eğer karşınıza çıkacaktır. bu şekilde bakıp bu dertten bi an önce kurtabilirsiniz. *

ben tanımımı yazarken elbarto benden önce söylemiş sanırım kendisine teşekkür ederim yine de*.
devamını gör...

sosyologlar 1996-2010 arasında doğan ve teknolojiyle önceki kuşağa göre çok daha içli dışlı z kuşağının da ötesinde bütünüyle teknolojinin içine doğan bir kuşak olduğunu söylüyor. hatta ekran kuşağı demekten de geri durmuyorlar. z kuşağı bilginin, etkileşimin ne kadar kısa zamanda yayıldığına ilk elden tanık oldu ve gelişmeleri hayretle izledi ama 2010'dan sonra doğan alfa kuşağı için bunlar sanki evrenin varoluşundan itibaren mümkündü. henüz en yaşlı üyesi 11 yaşında olan bu nesil teknolojiye adapte olma konusunda z kuşağına fark atmakla birlikte sosyal becerileri daha az gelişmiş olacak. bu kuşağı 2025'ten itibaren beta kuşağı takip edecekmiş. ardından da gama ve delta kuşakları geliyormuş. şüphesiz dünyanın en güzel çağlarını yaşamamıza rağmen keşke bir 100-200 yıl sonra doğsaydım diyorum. şimdiden yaşlı hissetmeye başladım be içim şişti.
devamını gör...

genelde benim gibi aşırı kilolu insanlara karşı söylenen, kalp kıran bir cümle.
devamını gör...

atarlarsa engelliyorum ayaklı gıybet makinelerini . gıybet ile beslendikleri için sizi de takip ederek konu çıkarıyorlar kendilerine.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim