ucemak
tanıdığım en kibar insanlardan.
devamını gör...
gelecek
gelecek nasıl gelecek bilemeyiz. ancak beş yıl sonra olacağın insan; bugün okuduğun kitaplara, zaman harcadığın insanlara, tükettiğin gıdalara, alışkanlıklarına ve giriştiğin konuşmalara bağlıdır denilebilir.
devamını gör...
armysuzy
üslubunu çok sevdiğim bir yazardır, var olsundur.
devamını gör...
crest sendromu
c calcinosis
r raynaud fenomeni
e esophageal dismotilite
s sklerodaktili
t telenjiektazi
kısaltması ile karakterize sınırlı skleroderma sendromuna verilen addır.
r raynaud fenomeni
e esophageal dismotilite
s sklerodaktili
t telenjiektazi
kısaltması ile karakterize sınırlı skleroderma sendromuna verilen addır.
devamını gör...
bedava kitap için 800 entry yazmak
bedava kitap için yazsak 8oo de bırakırdık yeğenn. hayda rinnaa rinna rina nayyy.
devamını gör...
kafa açan kesitler kadınlar günü özel
senden değerli de değilim değersiz de değilim. çok güzel, elinize sağlık.
devamını gör...
yancı
oyun masalarının en şanslısı olduğunu tahmin ettiğim kişilerdir.
devamını gör...
havlulardaki işlemelerin gereksizliği
tam yüzünü yıkamış ve pamuk gibi olmuşsun, ''bursa hatırası'' gelip yüzüne çizik atıyor.
devamını gör...
koklaması zevkli olan şeyler
şuan ki evimin balkonundan dışarıyı koklamak. bahçelerde hanımeli ve akasyalar var. nasıl mis kokular nasıl iç açıyorlar. 15inden sonra yeni eve geçeceğim ve umarım beton koklamam.
devamını gör...
pulsus paradoksus
inspiryumda sistolik basınçtaki azalmanın 10mm hg'dan fazla olmasına verilen isimdir.
nabız olarak anılmasına rağmen bulgusu tansiyon ölçümü ile saptanır.
buna neden olabilecek hastalıklar arasında resktriktif kardiyomiyopati,konstriktif perikardit,plevral efüzyon yer alır.
nabız olarak anılmasına rağmen bulgusu tansiyon ölçümü ile saptanır.
buna neden olabilecek hastalıklar arasında resktriktif kardiyomiyopati,konstriktif perikardit,plevral efüzyon yer alır.
devamını gör...
erkek olmak bu kadar zor olmalı mı sorunsalı
öncelikli olarak, asla duygularınızı belli edemezsiniz. çünkü ederseniz, toplum size "daha az" erkek gözüyle bakar.
tüm ağır işlerde siz çalışırsınız.
askere siz gidersiniz. israil hariç. israil gal gadot'u bile askere almış. allahsız israil.
iş kazasında ölenlerin %90 gibi büyük bir oranı erkeklerdir.
aileyi geçindirmek sizin görevinizdir.
eğer eşiniz sizden ayrılırsa, nafaka ödersiniz. çocuğunuz olmasa bile.
evsiz insanların yine büyük bir kısmı erkeklerdir.
toplumun her zaman bir "errrrrkek" olarak sizden beklentisi vardır.
bu başlık, kadın olmak bu kadar zor olmalı mı sorunsalına ithafen açılmıştır.
tüm ağır işlerde siz çalışırsınız.
askere siz gidersiniz. israil hariç. israil gal gadot'u bile askere almış. allahsız israil.
iş kazasında ölenlerin %90 gibi büyük bir oranı erkeklerdir.
aileyi geçindirmek sizin görevinizdir.
eğer eşiniz sizden ayrılırsa, nafaka ödersiniz. çocuğunuz olmasa bile.
evsiz insanların yine büyük bir kısmı erkeklerdir.
toplumun her zaman bir "errrrrkek" olarak sizden beklentisi vardır.
bu başlık, kadın olmak bu kadar zor olmalı mı sorunsalına ithafen açılmıştır.
devamını gör...
9 mayıs 2021 sözlük store indirimi
kısa günün kârı. istediğim iki rozet de gelmiş hemen aldım. teşekkür ederim hepinize. *
devamını gör...
nickaltında çirkeflik yapan yazar
amaaann boşver..du bi bakıyım umrumda mı? değilmiş
devamını gör...
hata yapmayı kazanım olarak görmek
hata yapmadan doğruya ulaşılmaz. bütün başarılı insanların yaptığı bir çok hata vardır. kendimden örnek vermek gerekirse yapmadığım şeyler için pişman oldum, hiçbir zaman yaptığım şey için pişman olmadım çünkü o hatalar doğruyu bulmamı sağladı. en azından hiçbir şey yapmamaktan iyidir o yüzden hata yapmaktan korkmamak lazım.
devamını gör...
sorunlu aile hayatı
kaçmak istediğin ama kaçmak isterken bile esiri olduğun sorunlardır. senden bağımsızsa ve elinden hiçbir şey gelmiyorsa bile seni ister istemez etkiler. sen kendi hayatına devam etmeye çalışsan da arka planda hep var olmaya devam eder, huzur vermez. aile insanın evidir, çok güzel bir gün geçirsen bile günün sonunda ev diye geldiğin yerde seni sorunlar bekliyorsa bazı şeylerin gerçekten bir önemi kalmaz.
devamını gör...
sen şarkılarını söyle
bir ethan coen ve joel coen filmi.
sabaha karşı üzerime battaniyemi çekerek bir bardak ayran içerek izlediğim * film.
bana yorgunluğun tanımını yap deseler llewyn'in hayatını ve yolda oluşunu anlatırdım. bir spoiler vermek istemiyorum fakat filmde senaryo o kadar düz bir şekilde yazılmış ki, sözümona kompleks yazılan bildungsroman hikayelerdeki yan öyküleri atlayarak izleyiciyi anlatımda hiç yormadan güzel ve akıcı bir anlatım sunmuş.
buradan sonrası tam spoiler olmasa da izlemediyseniz pek bakmanızı tavsiye etmem.
durum filmi olduğu için llewyn isimli işleri bir türlü düzgün gitmeyen, amiyane tabirle 'cünup' diyebileceğimiz bir pub müzisyenin hayatının bir haftalık bölümünü görüyoruz. bu sürede kendisi emeğinin karşılığını alamadığı plak şirketiyle yollarını ayırıp farklı arayışlara yöneliyor. beş parasız olduğu için otosop çekip onun bunun evinde kalıyor, kanepelerde uyuyor falan. bir ara gerçek kesit episodelarındaki "bana iş verin! iş istiyorum iş!" diyen elemen gibi bir noktada delireceğini düşünmüştüm ancak bu kadar başarısızlığa rağmen asla pes etmedi. hep yoruldu. filmin sonun kadar bir şeyler başaracağını düşündüm ama hiçbir baltaya sap olamadı llewyn. bu sebeple sinemada gördüğümüz nadir gerçekçi karakterlerden birisi diyebilirim.
hikaye anlatımı dediğim gibi başarılı. normalde coen biraderler'in filmleri 'giriş - gelişme - sonuç' doğrultusunda ilerler ve bazen yan öykülerle birlikte anlatım zenginleşir. ana hikayeyi yan hikayelerdeki karakterlerin arasında geçen ufak tefek muhabbetlerle öğreniriz. bu filmde direkt bir yerden başlamıyor, bilakis hayatın ortasından bir kesit sunuyor bize. öncesi sonrası yok yani. bu da oldukça realist bir anlatım vermiş filme.
renk tonajları ve color grading filme çok uygun bir ambiyans vermiş. renk paletinde kırmızı tonu göremedim, soğuk mavi bir coloring yapmışlar bu da sahnelerin soluk olmasına neden olmuş. çok da güzel olmuş. llewyn'in hayatında renge yer yok. filmde güneşli hava da yok mesela, sanat yönetmeni bu detaya da fazlasıyla dikkat etmiş.
dekorlar, kostümler vs. de oldukça şahane. filmi izlerken hepimiz 60'ların pesimist sokak havasını koklamışızdır herhalde. apartmanın içindeki dar koridorlar, dinlenme tesisindeki tuvaletler, depo sahneleri vs. tamamıyla dönemin havasına uygun olarak setleşmiş bakın bunu yapmak gerçekten zordur ve yüksek koordinasyon gerektirir.
kamera açıları oldukça güzel. takip kamerasını yolda oldukları sahnede çok iyi kullanmışlar. coen biraderler'in sinematografisi olduğu bir km uzaktan belli oluyor yani. övgülerin çoğunu da llewyn'in john goodman'ın arabasına otostop çekip yolda olduğu sahnelerden almış. arada birbirleriyle ettiği absürt muhabbetler, arabanın içerisinde üşüyen ve yorulan bir çift göz, hikayeye aksiyon içerisindeki hüznü ağza bir parmak bal çalar gibi yapmış. o arabanın içinde ben üşüdüm mesela.
son olarak kedinin metaforik bir obje olduğunu fark etmişsinizdir. kahramanımızın komşusuna musakka yemeye gittiği sahnede yemekten sonra yoğun ısrarlar neticesinde gitarını bir iki tıngırdattığı ve bir şeyler çalmaya zorlandığı anda çıldırması ve kedinin aslında başka kedi olduğunun anlaşılması filmin kırılış sahnesi. o kedi ilk kaçtığı anda bizim karakterin yüzü gülmedi mesela... garibanın yüzü gülür mü oldu resmen..
onun haricinde böyle chill bir film. müzikleri de oldukça güzel, insanı dinginleştirici akustik bir havası var. soğuk bir havada battaniyenin altına girip çok kafa yormadan dingin bir film durum filmi izleyeyim diyorsanız mükemmel bir film. fazla olay, hareket ve kafa karıştırıcı unsur yok. tam bir yol filmi.
bu arada unutmadan: çift prezervatif kullanın.
sabaha karşı üzerime battaniyemi çekerek bir bardak ayran içerek izlediğim * film.
bana yorgunluğun tanımını yap deseler llewyn'in hayatını ve yolda oluşunu anlatırdım. bir spoiler vermek istemiyorum fakat filmde senaryo o kadar düz bir şekilde yazılmış ki, sözümona kompleks yazılan bildungsroman hikayelerdeki yan öyküleri atlayarak izleyiciyi anlatımda hiç yormadan güzel ve akıcı bir anlatım sunmuş.
buradan sonrası tam spoiler olmasa da izlemediyseniz pek bakmanızı tavsiye etmem.
durum filmi olduğu için llewyn isimli işleri bir türlü düzgün gitmeyen, amiyane tabirle 'cünup' diyebileceğimiz bir pub müzisyenin hayatının bir haftalık bölümünü görüyoruz. bu sürede kendisi emeğinin karşılığını alamadığı plak şirketiyle yollarını ayırıp farklı arayışlara yöneliyor. beş parasız olduğu için otosop çekip onun bunun evinde kalıyor, kanepelerde uyuyor falan. bir ara gerçek kesit episodelarındaki "bana iş verin! iş istiyorum iş!" diyen elemen gibi bir noktada delireceğini düşünmüştüm ancak bu kadar başarısızlığa rağmen asla pes etmedi. hep yoruldu. filmin sonun kadar bir şeyler başaracağını düşündüm ama hiçbir baltaya sap olamadı llewyn. bu sebeple sinemada gördüğümüz nadir gerçekçi karakterlerden birisi diyebilirim.
hikaye anlatımı dediğim gibi başarılı. normalde coen biraderler'in filmleri 'giriş - gelişme - sonuç' doğrultusunda ilerler ve bazen yan öykülerle birlikte anlatım zenginleşir. ana hikayeyi yan hikayelerdeki karakterlerin arasında geçen ufak tefek muhabbetlerle öğreniriz. bu filmde direkt bir yerden başlamıyor, bilakis hayatın ortasından bir kesit sunuyor bize. öncesi sonrası yok yani. bu da oldukça realist bir anlatım vermiş filme.
renk tonajları ve color grading filme çok uygun bir ambiyans vermiş. renk paletinde kırmızı tonu göremedim, soğuk mavi bir coloring yapmışlar bu da sahnelerin soluk olmasına neden olmuş. çok da güzel olmuş. llewyn'in hayatında renge yer yok. filmde güneşli hava da yok mesela, sanat yönetmeni bu detaya da fazlasıyla dikkat etmiş.
dekorlar, kostümler vs. de oldukça şahane. filmi izlerken hepimiz 60'ların pesimist sokak havasını koklamışızdır herhalde. apartmanın içindeki dar koridorlar, dinlenme tesisindeki tuvaletler, depo sahneleri vs. tamamıyla dönemin havasına uygun olarak setleşmiş bakın bunu yapmak gerçekten zordur ve yüksek koordinasyon gerektirir.
kamera açıları oldukça güzel. takip kamerasını yolda oldukları sahnede çok iyi kullanmışlar. coen biraderler'in sinematografisi olduğu bir km uzaktan belli oluyor yani. övgülerin çoğunu da llewyn'in john goodman'ın arabasına otostop çekip yolda olduğu sahnelerden almış. arada birbirleriyle ettiği absürt muhabbetler, arabanın içerisinde üşüyen ve yorulan bir çift göz, hikayeye aksiyon içerisindeki hüznü ağza bir parmak bal çalar gibi yapmış. o arabanın içinde ben üşüdüm mesela.
son olarak kedinin metaforik bir obje olduğunu fark etmişsinizdir. kahramanımızın komşusuna musakka yemeye gittiği sahnede yemekten sonra yoğun ısrarlar neticesinde gitarını bir iki tıngırdattığı ve bir şeyler çalmaya zorlandığı anda çıldırması ve kedinin aslında başka kedi olduğunun anlaşılması filmin kırılış sahnesi. o kedi ilk kaçtığı anda bizim karakterin yüzü gülmedi mesela... garibanın yüzü gülür mü oldu resmen..
onun haricinde böyle chill bir film. müzikleri de oldukça güzel, insanı dinginleştirici akustik bir havası var. soğuk bir havada battaniyenin altına girip çok kafa yormadan dingin bir film durum filmi izleyeyim diyorsanız mükemmel bir film. fazla olay, hareket ve kafa karıştırıcı unsur yok. tam bir yol filmi.
bu arada unutmadan: çift prezervatif kullanın.
devamını gör...
ekşi sözlük'ün normal sözlük'ü sansürlemesi
kafanın başından beri buradayım, ekşi yazarlığım da çok eskilere dayanır.
benim 2 arkadaşımın hesabı, kafa sözlük'ü övdü diye kapatıldı.
bunu da över övmez yapmadılar, sistematik olarak 1 hafta 10 gün kadar beklediler, bambaşka alakasız bir entry'i sebep göstererek uçurdular.
benim 2 arkadaşımın hesabı, kafa sözlük'ü övdü diye kapatıldı.
bunu da över övmez yapmadılar, sistematik olarak 1 hafta 10 gün kadar beklediler, bambaşka alakasız bir entry'i sebep göstererek uçurdular.
devamını gör...
tanımlarını kimin oyladığını kontrol eden yazar
(bkz: tanımları oylanmayan yazar)
devamını gör...
şarkılarda sorulan en zor soru
uyandığında onu ilk kim görecek?
bıraktığım düşü kim büyütecek?
bıraktığım düşü kim büyütecek?
devamını gör...
erkeklerin kendine muhtaç kadınları istemesi
"siz kendinize muhtaç kadınlar istiyorsunuz biz ise ortadan kaldırılmış cinsiyetçilik, o yüzden anlaşamıyoruz."
(victor hugo'ya selamlarımı ve saygılarımı sunuyorum)
(victor hugo'ya selamlarımı ve saygılarımı sunuyorum)
devamını gör...