normal sözlük moderasyonu
maşallahları var. leb demeden leblebiyi anlıyorlar. dedikodu olunca kola+çekirdek misali arada laklıyoruz. arada ama (yoldi tolki görmesin) şaka yapsan gülüyorlar. en azından birkaçını sırıtır gibi yakaladım. dalga geçsen trip atıp,sinirlenip tanım silmiyorlar. parti yapsan bizi niye çağırmadın? diye gönül koyuyorlar.
ah ahh böyle moderatörler bulmuşsunuz da bunuyorsunuz sözlük.
t: kafa sözlük de 7/24 uyumayıp, gecesini gündüzüne katan emektarlarıdır.
ah ahh böyle moderatörler bulmuşsunuz da bunuyorsunuz sözlük.
t: kafa sözlük de 7/24 uyumayıp, gecesini gündüzüne katan emektarlarıdır.
devamını gör...
dhkp-c
eski işim gereği tüm terör örgütlerinin mensuplarıyla muhatap olmuş biri olarak, bana kalırsa en tehlikeli grup bunlardır. üyelerindeki adanmışlık ve inanmışlık beni dehşete düşürmüştü. devlete karşı oldukları için, sadece devlet memuru olman (polis asker vs olmana gerek yok) sana düşman olmaları için yeterli. 'dava'larında her yolu mübah gören bu teröristler, sana iftira atabilir, yalan söyleyebilir, fırsatını bulursa hiç acıma duymadan öldürebilir. meslek gereği herhangi bir etkileşimde bulunma zorunluluğu varsa çok çok dikkatli olunmalıdır. seni beni geçtim kendi arkadaşlarını, hatta bizzat kendilerini 'yakarak' öldüren üyeleri mevcuttur. tüyler ürperticiler.
2000 yılından bir gazete haberi
haber metni:
adalet bakanı hikmet sami türk, dün sabah saatlerinde çanakkale cezaevi'ndeki isyan sona erdirilmeden önce yaptığı açıklamada, mahkûmların, ‘bir bayan arkadaşlarını yakarak öldürdüklerini’ belirtti ve ‘‘bir çılgınlık yapmalarından korkuyoruz’’ dedi. türk dün şu açıklamaları yaptı: operasyonda ölen tutuklu ve hükümlü sayısının 17'ye yükseldi. çok ciddi bir direnişle karşı karşıyayız. aslında bir saatte bitirilir ama güvenlik güçleri can kaybı olmaması için titiz davranıyor. 17 kişinin ölümü örgütünün kendi kendini imha etme planının sonucudur. örgüt kendisini kanıtlamak, güçlü olduğunu göstermek istemektedir. herhangi bir çılgınlık yapmalarından endişe edilmektedir. bizi böyle düşünmeye sevk eden neden, bir bayan arkadaşlarını yakarak öldürmeleridir. bu da ne kadar acımasız terör örgütleriyle karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir. gençlerimiz, onların eline düşmüştür. devlet şimdi gençlerimizi kurtarmak istemektedir. bütün tutuklu ve hükümlü yakınlarının ya da insan hakları adına hareket ettiklerini düşünen insanların bu müdahaleye destek vermesi gerekir. sincan'a 259, edirne'ye 146 ve kocaeli'ye 19 olmak üzere f tipi cezaevlerine nakledilenlerin sayısı 524'e yükseldi. bayramdan önce f tipi cezaevlerinde kapalı görüş yapabilecekler. 2 kadın mahkûm kendini yaktı uşak e tipi cezaevi'nde, dhkp-c'li 2 kadın mahkûm kendini yaktı. hastanede tıbbi müdahaleyi reddedip yeniden cezaevine gönderilen kadın mahkûmlardan bazılarının durumu dün kötüleşti. jandarma kadınları hastaneye götürmek için koğuşa girmek isteyince ortalık karıştı. ölüm orucundaki dhkp-c'li berrin bıçkılar ile açlık grevindeki yasemin camcı, kolonyayla saçlarını tutuşturdu. vücutlarının büyük bölümü yanan kadınlar, ege üniversitesi hastanesi'ne götürüldü. vücutlarında yüzde 85 oranında yanık olduğu belirlendi.
2000 yılından bir gazete haberi
haber metni:
adalet bakanı hikmet sami türk, dün sabah saatlerinde çanakkale cezaevi'ndeki isyan sona erdirilmeden önce yaptığı açıklamada, mahkûmların, ‘bir bayan arkadaşlarını yakarak öldürdüklerini’ belirtti ve ‘‘bir çılgınlık yapmalarından korkuyoruz’’ dedi. türk dün şu açıklamaları yaptı: operasyonda ölen tutuklu ve hükümlü sayısının 17'ye yükseldi. çok ciddi bir direnişle karşı karşıyayız. aslında bir saatte bitirilir ama güvenlik güçleri can kaybı olmaması için titiz davranıyor. 17 kişinin ölümü örgütünün kendi kendini imha etme planının sonucudur. örgüt kendisini kanıtlamak, güçlü olduğunu göstermek istemektedir. herhangi bir çılgınlık yapmalarından endişe edilmektedir. bizi böyle düşünmeye sevk eden neden, bir bayan arkadaşlarını yakarak öldürmeleridir. bu da ne kadar acımasız terör örgütleriyle karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir. gençlerimiz, onların eline düşmüştür. devlet şimdi gençlerimizi kurtarmak istemektedir. bütün tutuklu ve hükümlü yakınlarının ya da insan hakları adına hareket ettiklerini düşünen insanların bu müdahaleye destek vermesi gerekir. sincan'a 259, edirne'ye 146 ve kocaeli'ye 19 olmak üzere f tipi cezaevlerine nakledilenlerin sayısı 524'e yükseldi. bayramdan önce f tipi cezaevlerinde kapalı görüş yapabilecekler. 2 kadın mahkûm kendini yaktı uşak e tipi cezaevi'nde, dhkp-c'li 2 kadın mahkûm kendini yaktı. hastanede tıbbi müdahaleyi reddedip yeniden cezaevine gönderilen kadın mahkûmlardan bazılarının durumu dün kötüleşti. jandarma kadınları hastaneye götürmek için koğuşa girmek isteyince ortalık karıştı. ölüm orucundaki dhkp-c'li berrin bıçkılar ile açlık grevindeki yasemin camcı, kolonyayla saçlarını tutuşturdu. vücutlarının büyük bölümü yanan kadınlar, ege üniversitesi hastanesi'ne götürüldü. vücutlarında yüzde 85 oranında yanık olduğu belirlendi.
devamını gör...
yağmura en çok yakışan şey
havuzda yüzerken yağsın iri iri.
devamını gör...
banucabirhayat
hoş bulduk efem sizler de nickaltıma hoş geldiniz. buralar şenlenmiş sizlerle. geceniz nasıl geçiyor? benim için bugün yorucuydu tek gözüm kapalı yazıyorum şuan. çok uykum var ama diğer gözüm kapanmamak için direniyor. herkeslere iyi, güzel, tatlı geceler... sevgiler, saygılar.
devamını gör...
woody allen
- woody allen bir röportajında “filmlerinin hiçbir zaman sosyal ve politik meselelere eğilmediğini; her zaman psikolojik, romantik ve varoluşsal meselelerle ilgili olduğunu” belirtir.
woody allen sinemasının genel özellikleri :
- filmleri genelde bol diyalogludur ( hatta geveze denebilecek kadar).
- filmleri kendine has bir uslüp ile hem komik hem de romantiktir.
- karakterler hep orjinal ve kendine has özellikleri olan kişilerdir.
- şehir onun için önemlidir. tam bir new york aşığıdır. filmlerinin adları bile şehir veya ona ait bir semt adı içerir. pek çok örneği vardır:
manhattan (1979),
broadway danny rose (1984),
the purple rose of cairo (1985),
new york stories (1989),
manhattan murder mystery (1993),
bullets over broadway (1994),
vicky cristina barcelona (2008),
midnight in paris (2011),
to rome with love (2012),
a rainy day in new york (2019)
- tam bir jazz tutkunudur.filmlerinde bu müzikten mutlaka örnekler vardır.
- auter yönetmendir.(popüler akımların ve sinema dalındaki değişimlerin etkisinde kalmayan, anlatım tarzlarıyla ayırt edici işlere imza atan yönetmen)
- senaryo dalında akademi ödüllerinde rakipsizdir. öyle başkasının senaryosu ile işi olmaz. hepsi orjinal senaryodur, kendi yazmıştır.
bu dalda en yakın rakibi şimdi hayatta olmayan billy wilder' ın 12 adaylığı 3 oscarı , charles brackett' ın 7 adaylığı 3 oscarı vardır. bilindiklerden quentin tarantino' nun 4 adaylığı - 2 oscarı var mesela.
woody allen'ın en iyi orjinal senaryo akademi ödülü dalında adaylıkları ve kazandıkları.:
01. annie hall (1977) - kazandı. bu film ayrıca en iyi film, en iyi kadın oyuncu, en iyi yönetmen oscarını almış, woody allen aday olduğu en iyi erkek oyuncu oscarını the goodbye girl filmi ile richard dreyfuss' a kaybetmiştir..
02. interiors (1978)
03. manhattan (1979)
04. broadway danny rose (1984)
05. the purple rose of cairo (1985)
06. hannah and her sisters (1986) - kazandı.
07. radio days (1987)
08. crimes and misdemeanors (1989)
09. alice (1990)
10. husbands and wives (1992)
11. bullets over broadway (1994)
12. mighty aphrodite (1995)
13. deconstructing harry (1997)
14. match point (2005)
15. midnight in paris (2011) - kazandı.
16. blue jasmine (2013)
sıkı bir ingmar bergman ve federico fellini hayranıdır. özelikle bergman denince woody için akan sular durulur. hemen hemen her filminde bergman’a gönderme yapar. aşağıdaki videoyu seyrederken ingilizce altyazıyı açabilirsiniz.
woody allen sinemasının genel özellikleri :
- filmleri genelde bol diyalogludur ( hatta geveze denebilecek kadar).
- filmleri kendine has bir uslüp ile hem komik hem de romantiktir.
- karakterler hep orjinal ve kendine has özellikleri olan kişilerdir.
- şehir onun için önemlidir. tam bir new york aşığıdır. filmlerinin adları bile şehir veya ona ait bir semt adı içerir. pek çok örneği vardır:
manhattan (1979),
broadway danny rose (1984),
the purple rose of cairo (1985),
new york stories (1989),
manhattan murder mystery (1993),
bullets over broadway (1994),
vicky cristina barcelona (2008),
midnight in paris (2011),
to rome with love (2012),
a rainy day in new york (2019)
- tam bir jazz tutkunudur.filmlerinde bu müzikten mutlaka örnekler vardır.
- auter yönetmendir.(popüler akımların ve sinema dalındaki değişimlerin etkisinde kalmayan, anlatım tarzlarıyla ayırt edici işlere imza atan yönetmen)
- senaryo dalında akademi ödüllerinde rakipsizdir. öyle başkasının senaryosu ile işi olmaz. hepsi orjinal senaryodur, kendi yazmıştır.
bu dalda en yakın rakibi şimdi hayatta olmayan billy wilder' ın 12 adaylığı 3 oscarı , charles brackett' ın 7 adaylığı 3 oscarı vardır. bilindiklerden quentin tarantino' nun 4 adaylığı - 2 oscarı var mesela.
woody allen'ın en iyi orjinal senaryo akademi ödülü dalında adaylıkları ve kazandıkları.:
01. annie hall (1977) - kazandı. bu film ayrıca en iyi film, en iyi kadın oyuncu, en iyi yönetmen oscarını almış, woody allen aday olduğu en iyi erkek oyuncu oscarını the goodbye girl filmi ile richard dreyfuss' a kaybetmiştir..
02. interiors (1978)
03. manhattan (1979)
04. broadway danny rose (1984)
05. the purple rose of cairo (1985)
06. hannah and her sisters (1986) - kazandı.
07. radio days (1987)
08. crimes and misdemeanors (1989)
09. alice (1990)
10. husbands and wives (1992)
11. bullets over broadway (1994)
12. mighty aphrodite (1995)
13. deconstructing harry (1997)
14. match point (2005)
15. midnight in paris (2011) - kazandı.
16. blue jasmine (2013)
sıkı bir ingmar bergman ve federico fellini hayranıdır. özelikle bergman denince woody için akan sular durulur. hemen hemen her filminde bergman’a gönderme yapar. aşağıdaki videoyu seyrederken ingilizce altyazıyı açabilirsiniz.
devamını gör...
satranç
"bize hiçbir şey yapılmadı, yalnızca tam bir hiçliğin içine koyulduk, çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhunu hiçlik kadar baskı altına alamaz."
stefan zweig'ın son eseri olan satranç, adeta onun hayata bir veda mektubudur. nitekim kendisi de artık dünyanın asla eskisi gibi olamayacağını düşündüğü için, dünyanın içinde bulunduğu savaş ve kaos hali karşısında duyduğu endişe ile hayatına son vermiştir.
belirtmiş olduğum gibi son eseri olduğu için, bu kitap aslında intihar eşiğinde bulunan yazarın ruh halini ortaya koyan bir eserdir.
kitap kısacık bir öykü olarak görünse de aslında içinde barındırdığı imgeler ile harika bir eleştiri, başkaldırı kitabıdır. kitap insanlığın ve insanlık onurunun faşizm ve otorite karşısındaki ezilişini sayfalar arasında ilmek ilmek işlemektedir.
yazar kitaptaki karakterler ile dünyanın içinde bulunduğu durumu harika bir şekilde simgelemiştir. kitapta satranç tahtası savaş alanını, dünya satranç şampiyonu mirko czentovic ise nazi otoritesi ve acımasızlığını temsil etmektedir. kitapta psikolojik işkence ile sorgulanan dr. b ise; insanlığı, hümanizmi, çekilen sıkıntıları, savaşların insanlık üzerindeki etkilerini simgelemektedir.
tüm bu bilgiler göz önüne alındığında satranç, dünya edebiyatı'nda yazılmış en etkili eserlerden birisidir. basit bir hikaye olarak görülmemeli, satır altları üzerine uzun uzun düşünülmelidir. satırlarıma son vermeden önce stefan zweig'ın aramızdan ayrılmadan önce bizlere bırakmış olduğu cümleler ile sizleri baş başa bırakmak istiyorum:
"özgür iradem ve açık bir bilinçle bu yaşamdan ayrılırken, son bir sorumluluk yerine getirilmeyi bekliyor: bana ve işimi yapmama huzurlu bir ortam sunan harika ülke brezilya’ya içten teşekkürlerimi sunmak. her yeni günle bu ülkeyi daha çok sevmeyi öğrendim, ruhsal anavatanım avrupa kendi kendini yok ettikten ve ana dilimin dünyası yok olduktan sonra, dünyanın hiçbir yerinde hayatımı bu kadar severek yeniden kuramazdım. ama altmışıncı yaştan sonra tam anlamıyla yeniden başlamak çok özel bir güç gerektiriyor. ve benim gücüm yıllar süren vatansız yolculuklardan sonra iyice tükendi. bu nedenle hayatımı doğru zamanda ve doğru bir şekilde sonlandırmamın iyi olacağına inanıyorum. ki hayatım boyunca tinsel uğraşım en büyük haz kaynağım ve kişisel özgürlüğüm en yüce değerim oldu. bütün dostlarımı selamlarım! hepsine uzun geceden sonra gelen tanın kızılllığını görmek nasip olsun! ben, her zamanki sabırsızlığımla önden gidiyorum.”
devamını gör...
normal sözlük erkeklerinin biraz şey olmaları
beyefendi.
devamını gör...
rahatsız edici sesler
tadilat gürültüsü.
devamını gör...
internetin temel ihtiyaç sayılması
sayılması gerekir. bakın bir virüs oldu hepimiz evlere kapandık mecburi olarak. evden eğitim, evden çalışma nasıl yürütülüyor? internet aracılığıyla. daha bir şey söylemeye gerek yoktur.
devamını gör...
agora meyhanesi radyo yayını
siz hiç verdiğiniz kararın doğruluğundan tereddüt ettiniz mi? yanlış trene bindiniz veya otobüsünüzü kaçırdınız mı? eski sevgilinizle ayrıldığınıza pişman oldunuz mu? bu kararı değil de, şu kararı verseydim ne olurdu diye düşündünüz mü?
öyleyse merak etmeyin, paralel evrenlerdeki bir versiyonunuz sizin yerinize tüm bunları gerçekleştirmiş olabilir. konu ilginizi çektiyse akşam 20.00'da agora meyhanesine bekliyoruz sizi.
öyleyse merak etmeyin, paralel evrenlerdeki bir versiyonunuz sizin yerinize tüm bunları gerçekleştirmiş olabilir. konu ilginizi çektiyse akşam 20.00'da agora meyhanesine bekliyoruz sizi.
devamını gör...
kendine zarar vermek
ergenlik dönemi dediğimiz o delilik çağında yapılması oldukça normal olan eylem.
neden veya ne uğruna yapıldığı kimse tarafından bilinmez ancak birçok kişi ergenlik zamanlarında bunu yapmıştır. inkâr etmeyelim. benim kolumda dahi kuzenime özenerek koluma sapladığım camın 2 santimetre kadarlık bir izi bulunmakta. düşündükçe delirecek gibi oluyorum; bunu neden yaptım? bedenimle, kişiliğimle, kendimle alıp veremediğim neydi? hiçbir yanıt alamıyorum. sanırım o dönem ruh halimizdeki değişimler, anne-babaya karşı, çevreye karşı edindiğimiz hınç bu şekilde çıkıyordu dışarı.
ya da sadece özendiğimiz için yapıyorduk.
neden veya ne uğruna yapıldığı kimse tarafından bilinmez ancak birçok kişi ergenlik zamanlarında bunu yapmıştır. inkâr etmeyelim. benim kolumda dahi kuzenime özenerek koluma sapladığım camın 2 santimetre kadarlık bir izi bulunmakta. düşündükçe delirecek gibi oluyorum; bunu neden yaptım? bedenimle, kişiliğimle, kendimle alıp veremediğim neydi? hiçbir yanıt alamıyorum. sanırım o dönem ruh halimizdeki değişimler, anne-babaya karşı, çevreye karşı edindiğimiz hınç bu şekilde çıkıyordu dışarı.
ya da sadece özendiğimiz için yapıyorduk.
devamını gör...
biz böyleyiz
caner özyurtlu'nun çekip de keyif almadığım bir filmi yok sanırım, filmlerinde sanat yönetmenliğini kim yapıyorsa hepsi de hakkını veriyorlar. başarılı ve başarısız noktaları arasındaki fark çok da keskin değil, bu yönü ile büyük bir eleştiriyi hak etmiyor.
filmde emrah ve neziş kesinlikle rollerinin haklarını verip, öyle bir oynamışlardı ki sanki gerçek hayatta emrah ve neziş vardı. filmde oyunculuğun ve rolün hissiyatını veren, dinamik tutan, gülümseten en iyi ikiliydiler.
filmin sonunda yaşananların bir döngü içerisine girecek olması ve klişe sonlarla bitmemesi beni çok sevindirdi. her filmde her aşk mutlu bitiyor klişesi artık baymıştı, hayatın gerçek çizgisinden bu yönüyle uzaklaşmamış olması çok güzeldi.
film bir kez daha berrak tüzünataç'ın canlandırdığı emre karakteri ile bana gösterdi ki; yaş kaç olursa olsun bir şeylerden kaçmak adına yapılan her eylem kişiyi o yönde çok çocukça gösteriyor. filmde aşırı absürt karakterler de yoktu. her yerde gördüğümüz, görebileceğimiz, dolaylı veya doğrudan tanıdığımız insanlardı. en azından bana yabancı olan herhangi bir karakter yoktu ortada. o yüzden de değişik olmuş.
tunç bey'in canlandırmasını yapacak olan tiyatrocu adamın herhangi bir şekilde kılık kıyafet değiştirmeden olduğu gibi gelmesi de taktiri hak ediyor. çünkü genellikle diğer film ve dizilerde bu tür durumlarda kılık değiştiriliyor. beğendim bunu.
yan rollere odaklanacak olursak eğer, eşlerin rolleri de çok güzeldi. mesela burak altay'ın canlandırdığı eş davranışı her yerde var. kendisi adına söz hakkı doğmaz, eşi ne derse onu onu yapar, her iş eşinin onayı doğrultusunda yapılır vs.
aynı şekilde candaş, efsun'un canlandırdığı ''medeni insan''ın tamamlanması için vardı.
bir gece yarısı gelen itiraflar da güzeldi. film her şeyi bir anda vermek yerine veya bir öncesi bir de şu an gitmek yerine böyle taze taze, belli bir düzende bütün sırlarını bize açmış olması beni filmden sıkılmamam için daha da çok kendisine bağladı.
film biraz fransız film tadını verse de kendi içerisinde orijinalliğini koruyup, türk sineması adına tat bırakan bir film olmuş. be-ğen-dim!
filmde emrah ve neziş kesinlikle rollerinin haklarını verip, öyle bir oynamışlardı ki sanki gerçek hayatta emrah ve neziş vardı. filmde oyunculuğun ve rolün hissiyatını veren, dinamik tutan, gülümseten en iyi ikiliydiler.
filmin sonunda yaşananların bir döngü içerisine girecek olması ve klişe sonlarla bitmemesi beni çok sevindirdi. her filmde her aşk mutlu bitiyor klişesi artık baymıştı, hayatın gerçek çizgisinden bu yönüyle uzaklaşmamış olması çok güzeldi.
film bir kez daha berrak tüzünataç'ın canlandırdığı emre karakteri ile bana gösterdi ki; yaş kaç olursa olsun bir şeylerden kaçmak adına yapılan her eylem kişiyi o yönde çok çocukça gösteriyor. filmde aşırı absürt karakterler de yoktu. her yerde gördüğümüz, görebileceğimiz, dolaylı veya doğrudan tanıdığımız insanlardı. en azından bana yabancı olan herhangi bir karakter yoktu ortada. o yüzden de değişik olmuş.
tunç bey'in canlandırmasını yapacak olan tiyatrocu adamın herhangi bir şekilde kılık kıyafet değiştirmeden olduğu gibi gelmesi de taktiri hak ediyor. çünkü genellikle diğer film ve dizilerde bu tür durumlarda kılık değiştiriliyor. beğendim bunu.
yan rollere odaklanacak olursak eğer, eşlerin rolleri de çok güzeldi. mesela burak altay'ın canlandırdığı eş davranışı her yerde var. kendisi adına söz hakkı doğmaz, eşi ne derse onu onu yapar, her iş eşinin onayı doğrultusunda yapılır vs.
aynı şekilde candaş, efsun'un canlandırdığı ''medeni insan''ın tamamlanması için vardı.
bir gece yarısı gelen itiraflar da güzeldi. film her şeyi bir anda vermek yerine veya bir öncesi bir de şu an gitmek yerine böyle taze taze, belli bir düzende bütün sırlarını bize açmış olması beni filmden sıkılmamam için daha da çok kendisine bağladı.
film biraz fransız film tadını verse de kendi içerisinde orijinalliğini koruyup, türk sineması adına tat bırakan bir film olmuş. be-ğen-dim!
devamını gör...
konu neydi radyo yayını
müzelerde bulunan tabelaların içinde benim için açık ara en efsane olanı bolu müzesi girişinde bulunan; tarihi eserlere oturmayınız tabelasıdır. *
gülmekten kurabiyeler boğazıma takıldı, herkesin kafasına benden kalp* bu ikiliye kurabiye**
gülmekten kurabiyeler boğazıma takıldı, herkesin kafasına benden kalp* bu ikiliye kurabiye**
devamını gör...
semaver ateşinde çay yapmak için ağaç kesmek
çayın batsın. çaykolik mangalcı tayfasındandır bu. lan o ağaç sen semaverden çay içesin diye yaşamıyor dürzü.
devamını gör...
yazarların başından geçen tebessüm ettiren olaylar
yavru köpeği tekmeleyen bir o***u evladının kafasına 4. kattan attığım elmanın tam 12 den vurması ve arkadaşı indirmem.
devamını gör...
kırık cam teorisi
insanların dünyanın parasını verip iyi sitelerde oturmasının altında yatan neden.
kötü olan yerlerde kötülükler artar, iyi olan yerlerde kötülük barınamaz.
site içinde manyak varsa bak işe.
kötü olan yerlerde kötülükler artar, iyi olan yerlerde kötülük barınamaz.
site içinde manyak varsa bak işe.
devamını gör...
almanya'nın türkiye'den özel pasaportla gelenlerden geçerli mazeret istemesi
vay arkadaş, siyah pasaport bile denetlenecekmiş, diplomatına verdiğin pasaport bu senin. ne olduğu belirsiz adamlara, insan kaçakçılarına vere vere kendi pasaportunu neredeyse geçersiz hale getireceksin.
düşünün cumhurbaşkanı, bakan veya vekil değilseniz pasaport kontrolde durdurulacaksınız. türkiye'nin almanya büyükelçisini bile durdurup 'belgelerinizi görebilir miyiz' diye soracaklar.
250 bin dolara vatandaşlık satan adamlar bunlar. üstelik utanmadan arap kanallarında reklamını yaptırıyorlar. 5 milyon suriyeliyi kayıtsız şartsız ülkeye soktular, şimdi işe sokuyorlar, üniversitelere yerleştiriyorlar. onlara da tek tek vatandaşlık vermeleri yakın.
türkiye bu kadar iş bilmez, devlet usülü bilmez adamlar görmemişti. işgal kuvvetleri gelse türkiye cumhuriyeti kimliğini, ülke itibarını bu kadar aşağılayamazdı. bir de bunu milliyetçiyiz diyerek yapıyorlar. umarım tez zamanda şu taşra zihniyetinden kurtulmak nasip olur.
düşünün cumhurbaşkanı, bakan veya vekil değilseniz pasaport kontrolde durdurulacaksınız. türkiye'nin almanya büyükelçisini bile durdurup 'belgelerinizi görebilir miyiz' diye soracaklar.
250 bin dolara vatandaşlık satan adamlar bunlar. üstelik utanmadan arap kanallarında reklamını yaptırıyorlar. 5 milyon suriyeliyi kayıtsız şartsız ülkeye soktular, şimdi işe sokuyorlar, üniversitelere yerleştiriyorlar. onlara da tek tek vatandaşlık vermeleri yakın.
türkiye bu kadar iş bilmez, devlet usülü bilmez adamlar görmemişti. işgal kuvvetleri gelse türkiye cumhuriyeti kimliğini, ülke itibarını bu kadar aşağılayamazdı. bir de bunu milliyetçiyiz diyerek yapıyorlar. umarım tez zamanda şu taşra zihniyetinden kurtulmak nasip olur.
devamını gör...
dil kılıçtan keskindir
konuşmalarına dikkat etmeyen, sert ve kırıcı konuşan kişiler, sözleriyle büyük zarara yol açabilir anlamındaki atasözü.
çevresindeki insanlarda kılıç yarasından daha derin yaralar açabilir, kalpler kırılabilir ve bundan sonra tamiri de malesef olmaz.
çevresindeki insanlarda kılıç yarasından daha derin yaralar açabilir, kalpler kırılabilir ve bundan sonra tamiri de malesef olmaz.
devamını gör...
çocukken aşık olunca yapılanlar
sınıfça voleybol oynarken gelen topu hep ona doğru atmaktır.
devamını gör...
dikenli yol
kadir inanır ve hülya koçyiğit'in rol aldığı 1986 yapımı film. filmin yönetmeni de rahmetli zeki alasya.
12 eylül üzerine çekilen filmler arasında önemli bir yeri olan ama pek hakkı verilmemiş bir filmdir.
12 eylül üzerine çekilen filmler arasında önemli bir yeri olan ama pek hakkı verilmemiş bir filmdir.
devamını gör...