çok fena cehaletin döndüğü düşünülen yerler
mozambik televizyonlarındaki tartışma programları. konular hep değişir fakat her programa çıkan aynı herbokologlar her konuda uzmandır. akılları yoktur ama fikir beyan ederler. mozambik halkı bunlara nasil tahammül ediyor anlamıyorum. gerçi bana ne ben türkiye'de yaşıyorum.
devamını gör...
markette birinin izinsiz önüne geçmesi
medeniyetden nasibini almamıştır. boşa tartışıp falan canınızı sıkmayın. anlamaz.
devamını gör...
mısır hiyeroglifleri
eski bir mısır alfabesi. bu alfabenin kullanıldığı dil de ara-sıra "hiyeroglif dili" olarak anılır. bu alfabenin diğerlerinden farkı, olayları harflerle anlatmak yerine sembollerle anlatmasıdır. yani bu alfabede harfler yerine semboller kullanılır. bugün hala hiyeroglif dili ve alfabesi tam çözülememiştir. hiyeroglif alfabesinin zor olmasının sebebi, sembollerle okunmasıdır ayrıca antik mısır zamanında bile okuma-yazma bilenlerin sayısı çok düşük olduğu için, kendileri bile bu alfabeyi "anlayamıyorlardı" dersek yanlış olmaz. antik mısırlıların çoğunun okuma-yazma bilmemelerinin sebebinin bazıları tarafından hiyeroglif alfabesi olduğu da söylenir. çünkü bu alfabeyi ve dili öğrenmek epey zor olsa gerek.
bu resimde, hiyeroglif alfabesinin sembolleri görülüyor, her sembolün üzerinde günümüz harflerini görüyorsunuz. böylelikle sembollerin hangi harf anlamına geldiği açıklanmış:

bu da başka bir örnek,

alfabenin ingilizce anlamlarının yazıldığı bir versiyonu daha var, bu sefer semboller renkli bir biçimde,

burda da, bir mısır hiyeroglif örneği görüyoruz,
bu resimde, hiyeroglif alfabesinin sembolleri görülüyor, her sembolün üzerinde günümüz harflerini görüyorsunuz. böylelikle sembollerin hangi harf anlamına geldiği açıklanmış:

bu da başka bir örnek,

alfabenin ingilizce anlamlarının yazıldığı bir versiyonu daha var, bu sefer semboller renkli bir biçimde,

burda da, bir mısır hiyeroglif örneği görüyoruz,
devamını gör...
gaba enzimi ve epilepsi
gaba enzimi ; sağlıklı beyinde epilepsi nöbetlerini engelleyen bir kimyasaldır.
her insanda az veya çok bulunur.
bazı insanlarda gaba enzimi eksikliği epilepsi nöbetlerine sebep olur. bu nadiren görülür.
bazı insanlarda gaba enzimi yeterli miktarda olduğu halde ; reseptör hatalarından dolayı beyin, var olan enzimi, algılayamaz ve kullanamaz. haliyle epilepsi nöbetleri başlar.
böyle hastalara ; çok miktarda pridoksin takviyesi yapılarak ; beyindeki gaba enzimi üretimi, üç, beş kat arttırlır. çok miktarda artan gaba enzimi sayesinde, reseptörler bu enzimi algılamaya başlar ve epilepsi nöbetlerini durdurur.
her insanda az veya çok bulunur.
bazı insanlarda gaba enzimi eksikliği epilepsi nöbetlerine sebep olur. bu nadiren görülür.
bazı insanlarda gaba enzimi yeterli miktarda olduğu halde ; reseptör hatalarından dolayı beyin, var olan enzimi, algılayamaz ve kullanamaz. haliyle epilepsi nöbetleri başlar.
böyle hastalara ; çok miktarda pridoksin takviyesi yapılarak ; beyindeki gaba enzimi üretimi, üç, beş kat arttırlır. çok miktarda artan gaba enzimi sayesinde, reseptörler bu enzimi algılamaya başlar ve epilepsi nöbetlerini durdurur.
devamını gör...
normal sözlük’e dair umduklarınız ve bulduklarınız
bir bakar çıkarım diyordum, baktım çıkamadım..
çok tatlı insanlar ve samimi bir ortam var. çoğu yazarın tanımlarıyla gülüyor, bilgileniyorum. bir de aralarında gönül bağı kurduklarım var. iyi ki varlar. hep var olsunlar.*
çok tatlı insanlar ve samimi bir ortam var. çoğu yazarın tanımlarıyla gülüyor, bilgileniyorum. bir de aralarında gönül bağı kurduklarım var. iyi ki varlar. hep var olsunlar.*
devamını gör...
burçlara inanan insan
fala inanma falsız da kalma gibi bir şeydir benim için burçlar..
devamını gör...
kapitalizm
yok etmek için var eden sistem
devamını gör...
ateistlerin islam'ı müslümanlardan daha iyi bilmesi
yav he he.
devamını gör...
aç karına su içtikten sonra oryantal yapmak
daha okurken mideye kramplar sokan eylem. çocukken hep yapardım eve gelen misafirleri etkilemek için.* sanki asena dans ediyor da mideden gelen gluk gluk sesleri de müziğe perküsyon olarak destek oluyor. ardından gelen mide bulantısı da cabası.*
devamını gör...
evlenmek
30a kadar düşünmediğim hadise. şimdiden sonra düşünürmüyüm bilemiyorum ama zor.
devamını gör...
herkes hoşlandığı sözlük yazarını itiraf etsin etkinliği
her seçim bir kaybediştir durumu yaratan rica.
yok şimdi, yazacaksın acayip hoşlanıyorum, mıncırırım diye birini. diğer hoşlanacağın kısmetler kapanacak. olay riskli çok hafif ama heyecan dorukta. herkes kendi adını arayacak entrylerde.
diyelim hoşlandım yazdın iki shot tekila çakıp. kız mesaj atar,
"lütfen mesajını siler misin, erkek arkadaşım var böyle konulara karışmak istemiyorum."
al işte. püre gibi kalırsın. üstelik, o mesajı okuyan senden hoşlanan kişiyi de kırarsın. artık o da sana gelmez.
çok karışık işler. organize işler.
yok şimdi, yazacaksın acayip hoşlanıyorum, mıncırırım diye birini. diğer hoşlanacağın kısmetler kapanacak. olay riskli çok hafif ama heyecan dorukta. herkes kendi adını arayacak entrylerde.
diyelim hoşlandım yazdın iki shot tekila çakıp. kız mesaj atar,
"lütfen mesajını siler misin, erkek arkadaşım var böyle konulara karışmak istemiyorum."
al işte. püre gibi kalırsın. üstelik, o mesajı okuyan senden hoşlanan kişiyi de kırarsın. artık o da sana gelmez.
çok karışık işler. organize işler.
devamını gör...
etude
ispanyol müzisyen victor reyes'ın down a dark hall albümünde yer alan parça olup aynı isimli filmin de arka plan ve final müziğidir. giderek artan bir gerilim havası taşıyan bu parça için söylenebilecek pek söz yoktur zira bu tam anlamıyla yetenektir.
devamını gör...
menetrier hastalığı
mide fundus ve korpusunda dev gastrik kıvrımlar ile karakterize protein kaybının hakim olduğu bir hastalıktır.
bu hastalarda aklorhidri( mide asidi olan hidroklorik asit seviyesi düşüklüğü) görülür.
patogenezde tgf-alfa'nın aşırı salınımı rol oynar.
tedavide ilk seçenek egfr monoklonal antikoru setuksimab'dır.
bu hastalarda aklorhidri( mide asidi olan hidroklorik asit seviyesi düşüklüğü) görülür.
patogenezde tgf-alfa'nın aşırı salınımı rol oynar.
tedavide ilk seçenek egfr monoklonal antikoru setuksimab'dır.
devamını gör...
sözlükte sürekli yazar dışlayan güruh
sözlüğün tümörü olan güruh. en basit geyiğe bile tahammülleri yok. sanırım erişkin yaşta olup düzenli cinsel hayat yasayamadiklari için bu kadar gerginler...
şu geyik başlığına girilen entrye bakın...
kafasozluk.com/entry/85376
hemen her baslikta gördükleri en ufak bir şeyde 'eksiden gelenler gitsin, uludan gelenler gitsin.'
adamlarda öyle bir tahammülsüzlük, öyle bir faşizm var ki... kendisi gibi olmayan herkes ölsün bitsin.
adama sorarlar; 'sen misin lan bu sözlüğün sahibi.'
edit: bize git diyen adam noktalama işareti kullanmayı bile bilmiyor, şaka gibi. ekside yapsa uçururlar, o yüzden eksiyi ve eksicileri istemiyor galiba.
şu geyik başlığına girilen entrye bakın...
kafasozluk.com/entry/85376
hemen her baslikta gördükleri en ufak bir şeyde 'eksiden gelenler gitsin, uludan gelenler gitsin.'
adamlarda öyle bir tahammülsüzlük, öyle bir faşizm var ki... kendisi gibi olmayan herkes ölsün bitsin.
adama sorarlar; 'sen misin lan bu sözlüğün sahibi.'
edit: bize git diyen adam noktalama işareti kullanmayı bile bilmiyor, şaka gibi. ekside yapsa uçururlar, o yüzden eksiyi ve eksicileri istemiyor galiba.
devamını gör...
okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
"labirentte yolun bulunmasına ilişkin yazılan bir program, farenin çıkışa ulaşmak için yaptığı girişimden elde ettiği sonuçtan daha iyi sonuç vermeyecektir. program birçok yanlış yola sapabilir, ancak doğru olanı bulduğunda bunu fareye göre daha iyi hatırlar. yazılan program ikinci denemede doğru yolu bulabilir; bu durumda programın tekrar koşturulmasına gerek kalmaz."
yapay zekâ - prof. dr. vasif v. nabiyev
yapay zekâ - prof. dr. vasif v. nabiyev
devamını gör...
anayurt oteli
(bkz: yusuf atılgan)'ın altyapı ve emek olarak (bkz: aylak adam)'a göre daha oturaklı ve iyi olduğunu söylediği, edebiyatımızın varoluşsal ve psikolojik anlamda en etkileyici kitaplarından.
açıkçası çok fazla psikolojiden falan anlayan bir insan değilim, kendimce çıkarımlar yaparım. kitap okumayı çok severim, okumayı sevdiğim kadar kitap hakkında yazılan analiz yazılarını da okumaya bayılırım. yani bu kitabın belli bir psikolojik altyapısı ve mesajı var. daha önce konu hakkında psikolojik altyapısı elbette yazılmıştır sayfalarca, tekrar benzer şeyleri yazıp da gereksiz bilgi yığını oluşturmak istemiyorum. bendeki etkisini değerlendireceğim daha çok bu yazıda.
kitabın olay örgüsü (bkz: aylak adam)'a göre daha az karmaşık ve tekdüze ama bu okumayı sıkıcılaştırmak yerine aksine -bendeki etkisi- su gibi akıp gidiyor. (bkz: zebercet)tekdüze bir adam, hayatı ise kendisi gibi gayet monoton. ama içi öyle mi? zebercet içinde en ufak olayı bile büyütüp karmakarışık denklemler kuruyor. hayatı bu kadar sıkıcı olan bir insanın içinde fırtınalar kopması ayrı bir olay. çünkü kafası ve kalbi bu ağırlığı kaldıramıyor belli bir yerden sonra. dikkat ettiyseniz eğer kitabın sonlarına doğru rakı içmeye gitmesi bunu azaltma çabasına yönelik. bu yalnızlıkla gelen can sıkıntısı ve içinin dinmeyen fırtınalı hali rakı içmeye gittiği yerde, orada oturan kişilerin konuşmalarının kafasında yankılanması bu sebepten. o bölüm şöyle geçiyor:
"uzunca ufak bardağa rakı koydu;* zebercet* iki yudum içti yüzünü buruşturmamaya çalışarak. günlerdir kafasında, yüreğinde gittikçe artan ağırlığı biraz olsun azaltır mıydı bu? arkasındaki iki adamın konuşmasını kesik kesik duyuyordu, 'ilk üç haftası... dayanılmaz gibi geliyor... günler... alışıyor sonra... düşlerde bile çıkılmıyor dışarı.' 'yaralanmadın mı...?' 'hayır... tutmadı... iki yıl günü gününe...' '... olmadı mı?' 'oldu ama... güvensizlik, kuşku, yalan... hiç yalnız kalınmıyor... arada isteniyor... bir yakınlık, sıcaklık.'"
görüldüğü gibi zebercet'in duyduğu konuşmaların bir kısmı bir nevi kendine bir şeyler çağrıştırıyor ve aklına takılıyor. yine basit bir sohbetten duydukları kafasında garip denklemlere neden oluyor. zebercet'in her şeyi yapabildiği ama sonunda yine tek başına kaldığı konfor alanı onu boğuyordu. en sonunda intiharına karar verdiği an bile yapması için hiçbir sebebi yoktu. ipi boynundan çıkarır, kaçar veya konağı yakardı. ama onun için "dayanılacak gibi değildi bu özgürlük."
açıkçası çok fazla psikolojiden falan anlayan bir insan değilim, kendimce çıkarımlar yaparım. kitap okumayı çok severim, okumayı sevdiğim kadar kitap hakkında yazılan analiz yazılarını da okumaya bayılırım. yani bu kitabın belli bir psikolojik altyapısı ve mesajı var. daha önce konu hakkında psikolojik altyapısı elbette yazılmıştır sayfalarca, tekrar benzer şeyleri yazıp da gereksiz bilgi yığını oluşturmak istemiyorum. bendeki etkisini değerlendireceğim daha çok bu yazıda.
kitabın olay örgüsü (bkz: aylak adam)'a göre daha az karmaşık ve tekdüze ama bu okumayı sıkıcılaştırmak yerine aksine -bendeki etkisi- su gibi akıp gidiyor. (bkz: zebercet)tekdüze bir adam, hayatı ise kendisi gibi gayet monoton. ama içi öyle mi? zebercet içinde en ufak olayı bile büyütüp karmakarışık denklemler kuruyor. hayatı bu kadar sıkıcı olan bir insanın içinde fırtınalar kopması ayrı bir olay. çünkü kafası ve kalbi bu ağırlığı kaldıramıyor belli bir yerden sonra. dikkat ettiyseniz eğer kitabın sonlarına doğru rakı içmeye gitmesi bunu azaltma çabasına yönelik. bu yalnızlıkla gelen can sıkıntısı ve içinin dinmeyen fırtınalı hali rakı içmeye gittiği yerde, orada oturan kişilerin konuşmalarının kafasında yankılanması bu sebepten. o bölüm şöyle geçiyor:
"uzunca ufak bardağa rakı koydu;* zebercet* iki yudum içti yüzünü buruşturmamaya çalışarak. günlerdir kafasında, yüreğinde gittikçe artan ağırlığı biraz olsun azaltır mıydı bu? arkasındaki iki adamın konuşmasını kesik kesik duyuyordu, 'ilk üç haftası... dayanılmaz gibi geliyor... günler... alışıyor sonra... düşlerde bile çıkılmıyor dışarı.' 'yaralanmadın mı...?' 'hayır... tutmadı... iki yıl günü gününe...' '... olmadı mı?' 'oldu ama... güvensizlik, kuşku, yalan... hiç yalnız kalınmıyor... arada isteniyor... bir yakınlık, sıcaklık.'"
görüldüğü gibi zebercet'in duyduğu konuşmaların bir kısmı bir nevi kendine bir şeyler çağrıştırıyor ve aklına takılıyor. yine basit bir sohbetten duydukları kafasında garip denklemlere neden oluyor. zebercet'in her şeyi yapabildiği ama sonunda yine tek başına kaldığı konfor alanı onu boğuyordu. en sonunda intiharına karar verdiği an bile yapması için hiçbir sebebi yoktu. ipi boynundan çıkarır, kaçar veya konağı yakardı. ama onun için "dayanılacak gibi değildi bu özgürlük."
devamını gör...
lucifer (yazar)
hoşgeldin diyeceğim, içimden gelmiyor.
umarım yine o acayip fantazileri ile gelmemiştir.
umarım yine o acayip fantazileri ile gelmemiştir.
devamını gör...
ergenliğe adım atan kız çocuğuna tokat atmak
gereksiz ve boş adetlerden biridir. çocuk zaten bana neler oluyor deyip telaşa kapılıyor. sesi, vücudu fizyolojik değişime uğruyor ve çoğu ailenin yanlış davranışı yüzünden kendinden utanıyor. bir de bu saçmalık...
devamını gör...
zeugma
gaziantep-şanlıurfa arasında kalıntıları bulunan tarihi, antik kent.
bu antik kentte çıkarılan mozaikler gaziantep’te bulunan zeugma müzesi’nde sergilenmektedir.
(bkz: gaziantep’te gidince görülmesi gereken yerler)
daha fazlası için; www.kulturportali.gov.tr/tu...
bu antik kentte çıkarılan mozaikler gaziantep’te bulunan zeugma müzesi’nde sergilenmektedir.
(bkz: gaziantep’te gidince görülmesi gereken yerler)
daha fazlası için; www.kulturportali.gov.tr/tu...
devamını gör...
susmak
her ne kadar gönül razı gelmese de bazen verilebilecek en iyi cevaptır.
söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil.
çektiğim alamı bir ben birde allah’ım bilir.
fuzuli
söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil.
çektiğim alamı bir ben birde allah’ım bilir.
fuzuli
devamını gör...