kadınların beğenilme arzusu
kendini beğenmeyi başarınca-kendini sevmeye başarınca bir numarası kalmayan arzudur.
aynada gülen yüzünü gören-kendini beğenen kadın için
hayat ışıl ışıldır.
o kendinde ki ışığı görür
ve onu yansıtır.
aynada gülen yüzünü gören-kendini beğenen kadın için
hayat ışıl ışıldır.
o kendinde ki ışığı görür
ve onu yansıtır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının almış olduğu en güzel iltifat
düşününce aklıma ortaokuldaki hocamın söylediği geldi. bana " sen gökyüzündeki en parlak yıldızsın" demişti. en sevdiğim hocamdı.**
devamını gör...
apateizm
müridi olduğum tarikat. yıllarca kendimi ateist zannediyordum, bir kaç yıl önce aslında apateist olduğumu farkettim.
devamını gör...
libidosu yüksek bir insan olup cinsellikten nefret etmek
libidosu yüksek insan cinsellikten nefret etmez. o dediğiniz bir anlık istek için geçerlidir. şahsi düşüncem bu yöndedir.
devamını gör...
normal sözlük hiyerarşi piramidi
maslow getir götürünü yapamaz öyle bir piramit.
devamını gör...
normal sözlük'ün en muhteşem yazarı
tek tek isim mi verelim şimdi?
takip ettiğim yazarlar deyip konuyu kapatıyorum.
takip ettiğim yazarlar deyip konuyu kapatıyorum.
devamını gör...
pame radyo yayını
sayesinde yine mis gibi bir pazar akşamı geçirdiğim yayın.
(bkz: kocaman teşekkürler)
(bkz: kocaman teşekkürler)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının meslekleri
genelkurmay cumhurbaşkanı başbakanınızım. amerikan prezidınt prezidıntıyım.
devamını gör...
hiçbir tanımı beğenmeyen yazar
elini korkak alıstıran yazardır, tıklayınca alısıyosun hocam rahat ol.
devamını gör...
osmanlı'da kardeş katli
kardeşimi öldürüp padişah olacağıma ölmek daha iyi olurdu diye düşündüğüm başlıktır. padişahların kardeş katli sonrası ruh hâlleri üzerine bir psikolojik çalışma var mı her zaman merak etmişimdir.
devamını gör...
6 mayıs 1972
gencecik insanları astılar, sanki bir babanın evladı değilmiş gibi.
ahmet arif'in dediği gibi "bahçeleriniz bahar görmesin."
..
cemil gezmiş, deniz'in babası.
hıdır inan, hüseyin'in babası.
beşir aslan, yusuf'un babası.
üçü de bir ara boşanacak gibi oluyor, sonra oğullarıyla yaptıkları son görüşmelerini düşünüp, metin olmaya çalışıyorlardı.
üçü de bir ara bozulacak gibi oluyor, oğullarının yargılandıkları günleri düşünüyor, netleşiyorlardı.
üçü de bir ara kahredecek gibi oluyor, geçmiş günlerin anılarıyla kahırlarını dindiriyorlardı.
ölüm ve ayrılık duygusu, bu niteliğiyle, kendi tesellisini de getiriyordu. yapılacak tek şey onların ölmediğini düşünmekti.
üç baba da bunu yaptılar..
..
6 mayıs sabahı gök sancılanırken, saat 04.00 sıralarında görevliler deniz'in babasını almaya geldiler. onların gelişleri, o ana kadar, deniz'in babasının yüreğindeki soyut titreyişleri; soyut titreyişler halindeki düşleri bir anda donuklaştırdı.
ondan sağ olarak aldıklarını, ona cansız olarak vereceklerdi..
o ana kadar onun saymadıkları şey, artık onundu.
..
sonra karşıyaka mezarlığı'na geldiler.
hıdır inan, oğlunu görmek istediğini söyledi. müdür beyin izniyle, yanına 3-5 polis verilerek oğlunun olduğu bölüme gönderildi.
deniz, yusuf ve hüseyin yıkanılmak üzere yan yana uzatılmışlardı. üzerleri örtülüydü, fakat deniz uzun boyuyla belliydi. hıdır inan sırayla üçünün de yüzünü açtı ve birer birer alınlarından öptü. (...) yaşayan insan kokuları, daha gövdelerinden uzaklaşmamıştı. (...) bu onları son gören göz, onlara son yaklaşan dudak ve insani soluk oldu.
hıdır inan, yıllar sonra oğlunu ancak bu şekilde, bu kadar yakından ve içten öpebilmişti.
..
"benim yavrumu yuğdular
başucunda döne döne"
(bkz: darağacında üç fidan)
ahmet arif'in dediği gibi "bahçeleriniz bahar görmesin."
..
cemil gezmiş, deniz'in babası.
hıdır inan, hüseyin'in babası.
beşir aslan, yusuf'un babası.
üçü de bir ara boşanacak gibi oluyor, sonra oğullarıyla yaptıkları son görüşmelerini düşünüp, metin olmaya çalışıyorlardı.
üçü de bir ara bozulacak gibi oluyor, oğullarının yargılandıkları günleri düşünüyor, netleşiyorlardı.
üçü de bir ara kahredecek gibi oluyor, geçmiş günlerin anılarıyla kahırlarını dindiriyorlardı.
ölüm ve ayrılık duygusu, bu niteliğiyle, kendi tesellisini de getiriyordu. yapılacak tek şey onların ölmediğini düşünmekti.
üç baba da bunu yaptılar..
..
6 mayıs sabahı gök sancılanırken, saat 04.00 sıralarında görevliler deniz'in babasını almaya geldiler. onların gelişleri, o ana kadar, deniz'in babasının yüreğindeki soyut titreyişleri; soyut titreyişler halindeki düşleri bir anda donuklaştırdı.
ondan sağ olarak aldıklarını, ona cansız olarak vereceklerdi..
o ana kadar onun saymadıkları şey, artık onundu.
..
sonra karşıyaka mezarlığı'na geldiler.
hıdır inan, oğlunu görmek istediğini söyledi. müdür beyin izniyle, yanına 3-5 polis verilerek oğlunun olduğu bölüme gönderildi.
deniz, yusuf ve hüseyin yıkanılmak üzere yan yana uzatılmışlardı. üzerleri örtülüydü, fakat deniz uzun boyuyla belliydi. hıdır inan sırayla üçünün de yüzünü açtı ve birer birer alınlarından öptü. (...) yaşayan insan kokuları, daha gövdelerinden uzaklaşmamıştı. (...) bu onları son gören göz, onlara son yaklaşan dudak ve insani soluk oldu.
hıdır inan, yıllar sonra oğlunu ancak bu şekilde, bu kadar yakından ve içten öpebilmişti.
..
"benim yavrumu yuğdular
başucunda döne döne"
(bkz: darağacında üç fidan)
devamını gör...
geceleri daireler çizerek yürürüz
yıl 2014. lise öğrencisi bir kız sıkkınlıkla ve bıkkınlıkla çevrelenmiş bir halde kendini bir kitapçıya atmış. kaybolmuşluğun yarattığı o sisle çevrilmiş halde rafları tararken gözleri eşsiz bir isme sahip bir kitapta takılı kalmış. üstüne hiç düşünmeden kitabı aldığı gibi çıkmış eve dönüş yolunda da okumaya başlamış. hikaye sarmalamış, sisi dağıtmış. cümlelerde kaymış gözleri. ve bitmiş kitap. kapatmış, kucağına koymuş. boş gözlerle karşısına bakarak hikayenin etkisinin geçmesini beklemiş. sonra düşünmüş, bir roman bu kadar etkiler mi bir okuyucuyu?
beklentinizi arşa taşımak istemem ama bu kitabın bendeki etkisi tam olarak buydu. peru'nun iç savaşını ve bir tiyatro oyunun son kez turnesine çıkan karakterlerin öykülerini okumak bu kadar etkilememeli insanı aslında. ama etkiyi yaratan konu değil, yazar da değil. ihtiyacın olduğu zamanda, ihtiyacın olan kitabı okumak. buna dikkat etmek gerek. içinizden bir ses bir kitabı oku derse size, sorgulamayın. sadece alın ve okuyun. etkisinin bambaşka olduğunu göreceksiniz.
t: bir daniel alarcón romanı
beklentinizi arşa taşımak istemem ama bu kitabın bendeki etkisi tam olarak buydu. peru'nun iç savaşını ve bir tiyatro oyunun son kez turnesine çıkan karakterlerin öykülerini okumak bu kadar etkilememeli insanı aslında. ama etkiyi yaratan konu değil, yazar da değil. ihtiyacın olduğu zamanda, ihtiyacın olan kitabı okumak. buna dikkat etmek gerek. içinizden bir ses bir kitabı oku derse size, sorgulamayın. sadece alın ve okuyun. etkisinin bambaşka olduğunu göreceksiniz.
t: bir daniel alarcón romanı
devamını gör...
anna karenina
tolstoy'un harika kitaplarından bir tanesi.
roman şöyle başlıyor :
''bütün mutlu aileler birbirine benzer. bu sözü tersine çevirecek olursak, her mutsuz ailenin mutsuzluğu kendine göredir.''
roman şöyle başlıyor :
''bütün mutlu aileler birbirine benzer. bu sözü tersine çevirecek olursak, her mutsuz ailenin mutsuzluğu kendine göredir.''
devamını gör...
insanın anlam arayışı
(bkz: viktor frankl) tarafından yazılmış, hayatın anlamı, varoluşsal sancı, logoterapi, psikoterapi konularında yazılmış en iyi kitaplardan biri bence en iyisi. kitap iki bölümden oluşuyor. ilk bölümünde viktor frankl ikinci dünya savaşı sırasında auschwitz toplama kampında yaşadıkları ölüm kalım mücadelesini olay olay anlatıyor. auschwitz deyince aklınıza ne geliyor? nazi'ler tarafından sırf yahudi oldukları için toplanan insanların işkence edildiği, katledildiği, ölüme terk edildiği hatta üzerlerinde deneyler yapıldığını bildiğimiz bir toplama kampı. yazar viktor frankl'da bu kampta yaşam mücadelesi vermiş. ve totalde şundan bahsetmeye çalışıyor yaşamak için bir nedenin varsa bir yaşama amacın varsa hayatta kalıyorsun. ama yaşamak için bir nedeni amacı olmayanlar daha erken ölüyor hatta intihar edip ölüyorlar. "yaşamak için bir nedeni olan hemen hemen bütün nasıllara katlanır" sözü bu kitapta geçiyor ve çok iyi anlatıyor her şeyi. viktor frankl yazmakta olduğu kitabı ve bu kampta yaşadıklarını, üzerinde çalıştığı terapi yöntemini düşündüğü ve bir yaşama amacı olduğu için hayatta kalmış ve bize bu ölümsüz eseri ve de logoterapi adını verdiği psikoterapi yöntemini kazandırmıştır.
kitabın ikinci bölümü bu logoterapi yöntemini ve tekniklerini anlatmış. uygulamaları örneklerle bahsetmiştir. bu terapi yöntemini ilk bölümde yaşadıkları üzerine de geliştirmiştir. hayatın anlamı nedir, yaşama amacımız nedir, yaşama yöntemimiz ne olmalıdır gibi sorulara verilen yanıtlardan oluşuyor. ruh sağlığı alanında buna üçüncü viyana okulu da deniyor. bir tür varoluşçu psikoterapi yöntemidir logoterapi. varoluşsal kaygı'ya anlam üzerinden yanıtlar vermeye çalışıyor. anlam odaklı sorular soruyor.
kitabın ikinci bölümü bu logoterapi yöntemini ve tekniklerini anlatmış. uygulamaları örneklerle bahsetmiştir. bu terapi yöntemini ilk bölümde yaşadıkları üzerine de geliştirmiştir. hayatın anlamı nedir, yaşama amacımız nedir, yaşama yöntemimiz ne olmalıdır gibi sorulara verilen yanıtlardan oluşuyor. ruh sağlığı alanında buna üçüncü viyana okulu da deniyor. bir tür varoluşçu psikoterapi yöntemidir logoterapi. varoluşsal kaygı'ya anlam üzerinden yanıtlar vermeye çalışıyor. anlam odaklı sorular soruyor.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
"gençtim işte şehrin o yatık raksından incinen yine bendim
gelip bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın
onunla ben
hep sevişecek gibi baktık birbirimize.
bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık."
ismet özel
gelip bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın
onunla ben
hep sevişecek gibi baktık birbirimize.
bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık."
ismet özel
devamını gör...
hafızada yer kaplayan gereksiz bilgiler
haşlanmış yumurtanın kabuğunu santim santim soymak yerine yumurtayı bıçakla ortadan kesin daha sonra yemek kaşığıyla yumurtayı çıkarın. *
devamını gör...


