şeytana sorulacak tek soru
kırdım mı bacağını..?
devamını gör...
spotify
hayatınıza girene kadar eksikliğini fark etmediğiniz, girdikten sonra da asla onsuz olmayı düşünemediğiniz uygulama.
devamını gör...
normal sözlük'e üye olmak isteyenlere nick tavsiyeleri
devamını gör...
mahlaslardan meslek tahmin etmek
spawn profesyonel dedektif.yenilikçi yöntemlerle iz sürüp bir yerde 24 saat beklemişliği vardır. şu sıralar bir ifşa üzerinde çalışıyor. yakın zamanda ekibini toplayıp dedektiflik bürosu açacağı söylenenler arasında. bu sefer ben yakaladım.
devamını gör...
en güzel teoman şarkısı
sus konuşma.
özellikle sona doğru keman geçişi yok mu beni benden alır.
özellikle sona doğru keman geçişi yok mu beni benden alır.
devamını gör...
kadın yapınca özgürlük erkek yapınca sapıklık
ben hiç atlet giydiği için sapık damgası yiyen erkek görmedim, atma ziya. eleştirinin de bir dayanağı olur.
devamını gör...
thomson atom modeli
elektrik yükünün parçacıklar halinde taşındığını ileri süren faraday’dan sonra, thomson katot ışınlarıyla yaptığı deneylerle elektronun varlığını kanıtlamıştır.
thomson, elektronların atomlardan daha hafif negatif yüklü tanecikler olduğu sonucuna varmıştı. atomun nötral olduğunu bilen thomson, negatif yüklerin atımda bulunan pozitif yüklerle dengelenmesi gerektiğini düşündü. ancak yaptığı çalışmalarda atomdan çıkan + yüklü parçacık gözlemleyemedi.
bu yüzden
- atomun kendisinin “+” yüklü olduğunu
- pozitif (+) yüklerin atomun her yanına homojen dağıldığını
- elektronların bu pozitif yük içinde üzümlü kekin üzümleri gibi serpiştirilmiş olduğunu düşündü.
- onun bu tahmini ile “üzümlü kek” modeli ortaya atıldı.
buradan
üzümlü kek modeli olarak da adlandırılan thomson atom modelinde, kek pozitif yüklü kısım, üzümler ise negatif yüklü tanecikleri temsil eder.
thomson atom modelinin eksiklikleri,
atomda pozitif (+) ve negatif (-) yükler homojen olarak dağılmaz.
atomun kütlesinin yarısını pozitif (+) tanecikler oluşturur.
negatif (-) yükleri atomun içine gömülü ve hareketsiz kabul etmesi yanlıştır.
- - - alıntı- - -
kullandığım görselin kaynağı: 9b-team1.weebly.com/thomson...
referans: kimya dersi notlarıdır. bana ait değildir.
thomson, elektronların atomlardan daha hafif negatif yüklü tanecikler olduğu sonucuna varmıştı. atomun nötral olduğunu bilen thomson, negatif yüklerin atımda bulunan pozitif yüklerle dengelenmesi gerektiğini düşündü. ancak yaptığı çalışmalarda atomdan çıkan + yüklü parçacık gözlemleyemedi.
bu yüzden
- atomun kendisinin “+” yüklü olduğunu
- pozitif (+) yüklerin atomun her yanına homojen dağıldığını
- elektronların bu pozitif yük içinde üzümlü kekin üzümleri gibi serpiştirilmiş olduğunu düşündü.
- onun bu tahmini ile “üzümlü kek” modeli ortaya atıldı.
buradan
üzümlü kek modeli olarak da adlandırılan thomson atom modelinde, kek pozitif yüklü kısım, üzümler ise negatif yüklü tanecikleri temsil eder.
thomson atom modelinin eksiklikleri,
atomda pozitif (+) ve negatif (-) yükler homojen olarak dağılmaz.
atomun kütlesinin yarısını pozitif (+) tanecikler oluşturur.
negatif (-) yükleri atomun içine gömülü ve hareketsiz kabul etmesi yanlıştır.
- - - alıntı- - -
kullandığım görselin kaynağı: 9b-team1.weebly.com/thomson...
referans: kimya dersi notlarıdır. bana ait değildir.
devamını gör...
henüz vakit varken gülüm
nazım hikmet tarafından yazılmış kitaptır.
ilk yayınlanma tarihi 1976 dır.
içinde seçme şiirler bulunan herkesin kitaplığında bulunması gereken bir eserdir.
kitaba ismini veren o muhteşem şiiri bırakayım aşağıya.
henüz vakit varken, gülüm
paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
ben bir gece, şu mayıs gecelerinden biri
volter rıhtımında dayayıp seni duvara
öpmeliyim ağzından
sonra dönüp yüzümüzü notrdam'a
çiçeğini seyretmeliyiz onun,
birden bana sarılmalısın, gülüm,
korkudan, hayretten, sevinçten
ve de sessiz sessiz ağlamalısın,
yıldızlar da çiselemeli,
incecikten bir yağmurla karışarak.
henüz vakit varken, gülüm,
paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
şu mayıs gecesi rıhtımdan geçmeliyiz
söğütlerin altından, gülüm,
ıslak salkım söğütlerin.
paris'in en güzel bir çift sözünü söylemeliyim sana,
en güzel, en yalansız,
sonra da ıslıkla bir şey çalarak
gebermeliyim bahtiyarlıktan
ve insanlara inanmalıyız.
yukarda taştan evler,
girintisiz, çıkıntısız,
birbirine bitişik
ve duvarları ayışığından
ve dimdik pencereleri ayakta uyukluyor
ve karşı yakada luvur
aydınlanmış ışıklarla
aydınlanmış bizim için
billur sarayımız...
henüz vakit varken, gülüm,
paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
şu mayıs gecesi rıhtımda, depolarda
kırmızı varillere oturmalıyız.
karşıda karanlığa giren kanal.
bir şat geçiyor,
selamlıyalım gülüm,
geçen sarı kamaralı şatı selamlıyalım.
belçika'ya mı yolu, hollanda'ya mı?
kamaranın kapısında ak önlüklü bir kadın
tatlı tatlı gülümsüyor.
henüz vakit varken, gülüm,
paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm...
parisliler, parisliler,
paris yanıp yıkılmasın...
ilk yayınlanma tarihi 1976 dır.
içinde seçme şiirler bulunan herkesin kitaplığında bulunması gereken bir eserdir.
kitaba ismini veren o muhteşem şiiri bırakayım aşağıya.
henüz vakit varken, gülüm
paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
ben bir gece, şu mayıs gecelerinden biri
volter rıhtımında dayayıp seni duvara
öpmeliyim ağzından
sonra dönüp yüzümüzü notrdam'a
çiçeğini seyretmeliyiz onun,
birden bana sarılmalısın, gülüm,
korkudan, hayretten, sevinçten
ve de sessiz sessiz ağlamalısın,
yıldızlar da çiselemeli,
incecikten bir yağmurla karışarak.
henüz vakit varken, gülüm,
paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
şu mayıs gecesi rıhtımdan geçmeliyiz
söğütlerin altından, gülüm,
ıslak salkım söğütlerin.
paris'in en güzel bir çift sözünü söylemeliyim sana,
en güzel, en yalansız,
sonra da ıslıkla bir şey çalarak
gebermeliyim bahtiyarlıktan
ve insanlara inanmalıyız.
yukarda taştan evler,
girintisiz, çıkıntısız,
birbirine bitişik
ve duvarları ayışığından
ve dimdik pencereleri ayakta uyukluyor
ve karşı yakada luvur
aydınlanmış ışıklarla
aydınlanmış bizim için
billur sarayımız...
henüz vakit varken, gülüm,
paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
şu mayıs gecesi rıhtımda, depolarda
kırmızı varillere oturmalıyız.
karşıda karanlığa giren kanal.
bir şat geçiyor,
selamlıyalım gülüm,
geçen sarı kamaralı şatı selamlıyalım.
belçika'ya mı yolu, hollanda'ya mı?
kamaranın kapısında ak önlüklü bir kadın
tatlı tatlı gülümsüyor.
henüz vakit varken, gülüm,
paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm...
parisliler, parisliler,
paris yanıp yıkılmasın...
devamını gör...
küçük albert deneyi
şubat 1920'de gerçekleşen ve albert adında bir bebeğin konu edildiği küçük albert deneyi (little albert experiment) yıllar geçmesine rağmen hala tartışılan deneylerden biri.
watson radikal bir pozitivistti. insan davranışının sadece öğrenilmiş olan davranışlara dayanarak incelenmesi gerektiğini düşünüyordu. genetik, bilinçsiz veya içgüdüsel unsurlar onun için anlam ifade etmiyordu. sadece gerçekten gözlemleyebileceği davranışları incelemek istiyordu.
watson asistanı rosalie rayner ile birlikte bir yetimhaneye gitti. sonra, 8 aylık bir bebek seçtiler, yetimhanedeki hemşirelerden birinin oğluydu bu. çok ihmal edilmiş olan bu çocuk, çok soğuk ve kötü bir ortamda yaşıyordu. bebek yine de oldukça sakin görünüyordu. oradaki insanlar doğduğundan beri neredeyse hiç ağlamadığını söyledi. işte küçük albert deneyi böylece başladı.
bu deneyin ilk aşamasında, albert’e farklı uyaranlar gösterdiler. amaç, hangisinin onu korkuttuğunu gözlemlemekti. sadece yüksek sesler duyduğunda korku hissedeceğini fark ettiler. bu bebeklerde sık görülen bir şey. albert, hayvanların veya ateşin önünde hiçbir korku belirtisi göstermedi.
sonra, koşullandırma ile korku yaratmaya başladılar. albert’e beyaz bir sıçan getirdiler. ilk başta bebek onunla oynamak istedi. ancak böyle yapmaya çalıştığında, watson çok yüksek bir ses vererek bebeğin korkmasına neden oldu. aynı şeyi birkaç kez tekrarladıktan sonra, bebek sıçandan korkar hâle gelmişti. bundan sonra tavşan ve köpek gibi hayvanları ve hatta kürk manto gibi şeyleri getirdiler. albert’i hepsine koşullandırdılar. bu uyaranlar yanındayken bebek korku hissediyordu.
bebeği uzun süre bu deneylere maruz bıraktılar. neredeyse bir yıl boyunca deneyler devam etti. sonunda bebeğin sakinliği kayboldu ve sürekli endişeli hissetmeye başladı. noel baba maskesi görünce bile korktuğu bir noktaya geldi. ona dokundurduklarında durmadan ağlamaya başladı.
deneyin ikinci bölümünde watson, koşullanmayı geri çevirmeye karar verdi. bu, daha önce şartlandırdığı korkuları “yok etmek” anlamına geliyordu. ancak bu hiç başarılamadı. üniversite tartışmalı deneyi ve asistanıyla kurduğu romantik ilişki nedeniyle watson’ı kovdu.
deneyden sonra bebeğe ne olduğunu bilmiyoruz. ancak çocuğun hidrosefali nedeniyle 6 yaşında öldüğünü belirten makaleler var. eğer bu doğruysa, o zaman bu kötü deneyin sonuçları çok tartışmalı demektir.
watson radikal bir pozitivistti. insan davranışının sadece öğrenilmiş olan davranışlara dayanarak incelenmesi gerektiğini düşünüyordu. genetik, bilinçsiz veya içgüdüsel unsurlar onun için anlam ifade etmiyordu. sadece gerçekten gözlemleyebileceği davranışları incelemek istiyordu.
watson asistanı rosalie rayner ile birlikte bir yetimhaneye gitti. sonra, 8 aylık bir bebek seçtiler, yetimhanedeki hemşirelerden birinin oğluydu bu. çok ihmal edilmiş olan bu çocuk, çok soğuk ve kötü bir ortamda yaşıyordu. bebek yine de oldukça sakin görünüyordu. oradaki insanlar doğduğundan beri neredeyse hiç ağlamadığını söyledi. işte küçük albert deneyi böylece başladı.
bu deneyin ilk aşamasında, albert’e farklı uyaranlar gösterdiler. amaç, hangisinin onu korkuttuğunu gözlemlemekti. sadece yüksek sesler duyduğunda korku hissedeceğini fark ettiler. bu bebeklerde sık görülen bir şey. albert, hayvanların veya ateşin önünde hiçbir korku belirtisi göstermedi.
sonra, koşullandırma ile korku yaratmaya başladılar. albert’e beyaz bir sıçan getirdiler. ilk başta bebek onunla oynamak istedi. ancak böyle yapmaya çalıştığında, watson çok yüksek bir ses vererek bebeğin korkmasına neden oldu. aynı şeyi birkaç kez tekrarladıktan sonra, bebek sıçandan korkar hâle gelmişti. bundan sonra tavşan ve köpek gibi hayvanları ve hatta kürk manto gibi şeyleri getirdiler. albert’i hepsine koşullandırdılar. bu uyaranlar yanındayken bebek korku hissediyordu.
bebeği uzun süre bu deneylere maruz bıraktılar. neredeyse bir yıl boyunca deneyler devam etti. sonunda bebeğin sakinliği kayboldu ve sürekli endişeli hissetmeye başladı. noel baba maskesi görünce bile korktuğu bir noktaya geldi. ona dokundurduklarında durmadan ağlamaya başladı.
deneyin ikinci bölümünde watson, koşullanmayı geri çevirmeye karar verdi. bu, daha önce şartlandırdığı korkuları “yok etmek” anlamına geliyordu. ancak bu hiç başarılamadı. üniversite tartışmalı deneyi ve asistanıyla kurduğu romantik ilişki nedeniyle watson’ı kovdu.
deneyden sonra bebeğe ne olduğunu bilmiyoruz. ancak çocuğun hidrosefali nedeniyle 6 yaşında öldüğünü belirten makaleler var. eğer bu doğruysa, o zaman bu kötü deneyin sonuçları çok tartışmalı demektir.
devamını gör...
caz dinlemeye yeni başlayanlara tavsiyler
caz standartları vardır. her şeyden önce bu standartları dinleyerek bilincinizde bir kütüphane oluşturun. genelde caz performansları bu standartlar etrafında dönüp dolaşır.
devamını gör...
açık ilişki
bol bol seks yapalım, ama sekssiz kalırsak birbirimizle yaparız ayrılmayalım mantığında ilişki. resmen seks sigortası, ilişki falan değil.
devamını gör...
ülkemde afgan istemiyorum
acilen gündem olması gereken talep başlığı.
elbette ki sığınmacılar ve kaçak göçmenler bütün olarak büyük bir sorun teşkil ediyor ancak bunların arasında afganların yeri ve yaratacağı tehlike bambaşka.
dünyanın en gelişmiş ülkelerinde, gün ortasında halka açık yerlerde ve toplu halde, kadınlara saldırıp tecavüz etmeye çalışan bir yaratık türünden bahsediyoruz.
tehlike çok büyük.
elbette ki sığınmacılar ve kaçak göçmenler bütün olarak büyük bir sorun teşkil ediyor ancak bunların arasında afganların yeri ve yaratacağı tehlike bambaşka.
dünyanın en gelişmiş ülkelerinde, gün ortasında halka açık yerlerde ve toplu halde, kadınlara saldırıp tecavüz etmeye çalışan bir yaratık türünden bahsediyoruz.
tehlike çok büyük.
devamını gör...
yanlış bilinen doğrular
çay harareti alır cümlesindeki çay içecek olan çay değildir.
devamını gör...
yaş ilerledikçe katlanılması zor şeyler
başkalarının işine burnunu sokan insanlara karşı olan tahammülsüzlük.
devamını gör...
insanı mutlu eden bedava şeyler
sevilmek
devamını gör...
geceye ilginç bir bilgi bırak
adolf hitler, lev troçki, tito, sigmund freud ve josef stalin birbirlerinden habersiz bir şekilde 1913 yılında viyana'da bulunmuşlardır.
devamını gör...
sivas katliamı
dönemin sivas belediye başkanı, temel karamollaoğlu' dur.
devamını gör...

