vay anam vay neler dönmüş serhat ya
telegol ile hayatımıza renk katmış şaşkınlık ifadesidir. en sevdiğim bakınız olabilir.
devamını gör...
yetti artık denilen şeyler
siyasetçilerin yalanları dan, çocukların geleceğini düşünmekten, bencil insanlardan.
devamını gör...
sözlük yazarlarının iban numaraları
açık adresler ve tc numaraları ile birlikte yazılırsa daha da makbule geçecek olan bilgi.
yeni bir saadet zinciri yahut çiftlik bank olayı için hazırız. "üçgen biçiminde birbirimize takabiliriz" artık.
yeni bir saadet zinciri yahut çiftlik bank olayı için hazırız. "üçgen biçiminde birbirimize takabiliriz" artık.
devamını gör...
insan neden okumalı sorunsalı
okumak başka dünyalara konuk olma imkanı tanıdığı gibi, beyninizdeki nöronlarda yeni köprülerin kurulmasını yani bir şeyleri anlamlandırmanızı kolaylaştırır. bu kolaylığa ulaşmak için okumak gerekli bir eylemdir, bunun dışında insana yeni tatlarla, heyecanlarla karşılaşma olanağı verdiği gibi, okuduğu türe göre insana entelektüel birikim de kazandırır. her seferinde farklı bir düşünceyle karşılaşmak çok yönlü düşünmenize, daha doğrusu düşünmenize ve sorgulamanıza neden olur. tabii bu durumda ne okuduğunuz önemli; gidip pucca filan okuyorsanız, bu kadar büyük beklentilere girmemelisiniz. ama ne olursa olsun okumanın bir alışkanlık haline dönüşmesi taraftarıyım. en uyduruk kitaplar bile olsa, bahsettiğim gibi; en kötü, olaylardaki bağlantıyı kolay görmenize; bu sayede hem rasyonel zekanıza, hem de kültürünüze katkı sağlamaya yarayacaktır.. dünyayı sorgulayıp, mutsuz olmaya gelince; bir şeyleri okumak dünyayı sorgulama sürecinizin erken gelişine neden oluyor. farklı deneyimler insanın ufkunu açıyor ve tarihin tekerrürden ibaret olduğuna şahit oluyorsunuz. bu da sizi sorgulamaya iten nedenlerden biri. karşıdaki fikirleri düşünüp, sürekli "neden?" diye sordukça en sonunda sadece kitabı ya da yazarı değil, kendi düşüncelerinizi ve dünyayı sorguluyorsunuz. aslında ortada o kadar da kompleks bir argüman söz konusu değil. sorgulamak, sorgulamak istemek kişinin kendi tabiatıyla ilgili olduğu gibi; çoğu zaman herkesin eninde sonunda yaptığı bir şey. farklı olan ulaştıkları sonuçlar. bu sebepten insanlar "hey gibi kahpe dünya, kader kısmet" vs dedikleri gibi, "düşünüyorum; öyleyse varım" da diyebilmişlerdir.
devamını gör...
yazarların olmak istediği şiir
en sevdiğim şiir olan atilla ilhan'dan 'ben sana mecburum' şiiri olurdu. ama eğer sevdiğimin benim için yazdığı bir şiir varsa en önce o.
devamını gör...
kısa sürede kilo vermek için yapılması gerekenler
3 beyazdan uzak durun. beyaz halı,beyaz eşya düğün paketi,beyaz masa.
devamını gör...
yazarların spor ayakkabı tercihi
ayakları olmayan insanları ve canlıları gördükten sonra pek de umrumda olmayan şeydir. ha terlik olmuş ha 1500 liralık saçma bir cisim.
sen nike ' ın marka olup olmadığını onu 1 dolara üreten afrikalıya sor.
sen nike ' ın marka olup olmadığını onu 1 dolara üreten afrikalıya sor.
devamını gör...
feminist
öncelikle ‘de-da’ ekinin nasıl kullanılması gerektiğini öğrenelim.
feminist denilen kişi, feminizm hareketinin savunucusudur. feminizm ilk olarak birinci dalga yani radikal feminizm olarak ortaya çıkmıştır. ilk feministler fazlaca radikal ve sertlerdir bu nedenle. erkek düşmanlığı olarak görülür fakat 19. yüzyılda kadının belirgin biçimde hukuken insan olarak dahi görülmeyip ikincil konumda olması, erkeğin ise antik yunan’daki anlayışla ‘vatandaş/yurttaş’ olduğu dönemde, bu radikal hareketin gerekliliğini gözler önüne sermektedir.
maalesef günümüzde çokça saçma olay dönmektedir feminizm adı altında. örneğin eşitlik istiyoruz deyip pozitif ayrımcılık bekleyen kadınlar, feminizmi 21. yüzyılda hala erkek düşmanlığı olarak algılayanlar gibi bir sürü içler acısı örnek verilebilir.
ayrıca ‘bayanlar ve baylar’ gibi bir kalıpta bayan kelimesinin kullanımı sorun teşkil etmez fakat birine cinsiyet olarak ‘erkek’ derken, karşı cinse ‘bayan’ diyemezsiniz. hala olayın basit bir ‘kadın-bayan’ kelimesinden ibaret olarak görülmesini de bilgi eksikliğine bağlıyorum. çünkü onun dışında ısrarcı bir cahilliktir, başka bir açıklaması yok.
feminist denilen kişi, feminizm hareketinin savunucusudur. feminizm ilk olarak birinci dalga yani radikal feminizm olarak ortaya çıkmıştır. ilk feministler fazlaca radikal ve sertlerdir bu nedenle. erkek düşmanlığı olarak görülür fakat 19. yüzyılda kadının belirgin biçimde hukuken insan olarak dahi görülmeyip ikincil konumda olması, erkeğin ise antik yunan’daki anlayışla ‘vatandaş/yurttaş’ olduğu dönemde, bu radikal hareketin gerekliliğini gözler önüne sermektedir.
maalesef günümüzde çokça saçma olay dönmektedir feminizm adı altında. örneğin eşitlik istiyoruz deyip pozitif ayrımcılık bekleyen kadınlar, feminizmi 21. yüzyılda hala erkek düşmanlığı olarak algılayanlar gibi bir sürü içler acısı örnek verilebilir.
ayrıca ‘bayanlar ve baylar’ gibi bir kalıpta bayan kelimesinin kullanımı sorun teşkil etmez fakat birine cinsiyet olarak ‘erkek’ derken, karşı cinse ‘bayan’ diyemezsiniz. hala olayın basit bir ‘kadın-bayan’ kelimesinden ibaret olarak görülmesini de bilgi eksikliğine bağlıyorum. çünkü onun dışında ısrarcı bir cahilliktir, başka bir açıklaması yok.
devamını gör...
otolog serum deri testi
kronik ürtiker'i olan hastalarda otoantikor varlığını ortaya koymak amacıyla geliştirilmiş testtir.
devamını gör...
künefe
insanın alt katında tatlıcı olunca, en tazesinden yenilebilen, en en en sevdiğim tatlı.
arada kek yapıyorum tabak bırakıyorum, künefe olarak geri dönüyor. yok böle bir takas
arada kek yapıyorum tabak bırakıyorum, künefe olarak geri dönüyor. yok böle bir takas
devamını gör...
lacrimosa
başlığa doğru bilgiler kadar, hiç anlam veremediğim tanımlar da girilmiş. biz şu işi biraz toparlayalım.
mozart’ın son eseri requiem’in bir bölümüdür lacrimosa. mozart bu eseri tamamlayamadan ölmüş, öğrencisi franz süssmayr tarafından bitirilmiştir.
kısaca requiem’i tanımlayalım;
hristiyan katolik inancına göre, cenaze törenlerinde ya da ölen kişinin yıldönümlerinde çalınan bir tür dinsel ağıt veya ilahi türüdür. bu gelenek, ölen kişinin ruhunun bağımsızlığına kavuşması için yapılır.
lacrimosa;
italyanca kelimedir. gözü yaşlı olan, ağlamaklı olan anlamına gelir. requiem’in bu bölümü gerçek bir başyapıttır.
mozart’ın sihirli flüt operasına çalıştığı dönemde, viyana kontu franz von walsegg tarafından ölen eşi için sipariş edilmiştir. ancak kont tam bir düzembazdır. ünlü bestecilere sipariş işler yaptırıp, kendi eseri gibi gösteren ve eserin haklarına sahip olan biridir. bu oyunu mozart ölümü sonrası eşi constanze ve öğrencisi süssmayr bozar.
amadeus filminin son sahnesidir. gerçi film baştan aşağı yanlıştır. filmin son sahnesinde lacrimosa’ya yer verilir. bu sahnede mozart’ın kraliyet müzisyeni salieri’ye requiem’in son bölümlerini yazdırdığı görülür ki, bu tamamen uydurmadır. film için düşünülmüş bir sondur. sahne gereği mozart, eserin confutatis bölümlerini, salieri’ye hasta yatağında sözlü olarak söyler ve salieri bunları yazar. kek tarifi mi bu? böyle bir şey mümkün olabilir mi? filmin en saçma bölümüdür.
öğrencisi süssmayr, bu eseri mozart’ın yazdığı bölümlere ekler yaparak ve sonuna mozart’ın imzasını taklit ederek bitirir. ancak gerçek kısa süre sona ortaya çıkar. mozart’ın el yazması ve üzerine süssmayr’in eklediği bölümlerin orijinali bugün viyana milli kütüphanesinde bulunmaktadır.

konu çok uzun, mozart kendi ölüm müziğini yaptı diyenler var ki, oraya girersek hiç çıkamayız. sonra (bkz: manas destanı gibi tanım giren sözlük yazarı) diye başlık açıyorsunuz.
bir trol bilgisiyle yazımızı bitirelim. çok iyi bir film olan “requiem for a dream” müzikleri, bana göre filmden daha güzeldir. burada youtube’a yüklenen ve çok izlenen bir görüntüye “mozart’s requiem for a dream” denir. lan o requiem bu değil. video kapağına konulan görsel ise mozart değil. bana daha çok benziyor. ya dostlar, tarih okuyarak, araştırarak öğrenilir. filmler tarihi hatalarla doludur. youtube veya sosyal medyaya yüklenen her şeyi doğru bellemeyin. etmeyin. eğletmen beni, söyletmen beni.
mozart’a gider
trol requiem’e gider
ingilizce kaynak
mozart’ın son eseri requiem’in bir bölümüdür lacrimosa. mozart bu eseri tamamlayamadan ölmüş, öğrencisi franz süssmayr tarafından bitirilmiştir.
kısaca requiem’i tanımlayalım;
hristiyan katolik inancına göre, cenaze törenlerinde ya da ölen kişinin yıldönümlerinde çalınan bir tür dinsel ağıt veya ilahi türüdür. bu gelenek, ölen kişinin ruhunun bağımsızlığına kavuşması için yapılır.
lacrimosa;
italyanca kelimedir. gözü yaşlı olan, ağlamaklı olan anlamına gelir. requiem’in bu bölümü gerçek bir başyapıttır.
mozart’ın sihirli flüt operasına çalıştığı dönemde, viyana kontu franz von walsegg tarafından ölen eşi için sipariş edilmiştir. ancak kont tam bir düzembazdır. ünlü bestecilere sipariş işler yaptırıp, kendi eseri gibi gösteren ve eserin haklarına sahip olan biridir. bu oyunu mozart ölümü sonrası eşi constanze ve öğrencisi süssmayr bozar.
amadeus filminin son sahnesidir. gerçi film baştan aşağı yanlıştır. filmin son sahnesinde lacrimosa’ya yer verilir. bu sahnede mozart’ın kraliyet müzisyeni salieri’ye requiem’in son bölümlerini yazdırdığı görülür ki, bu tamamen uydurmadır. film için düşünülmüş bir sondur. sahne gereği mozart, eserin confutatis bölümlerini, salieri’ye hasta yatağında sözlü olarak söyler ve salieri bunları yazar. kek tarifi mi bu? böyle bir şey mümkün olabilir mi? filmin en saçma bölümüdür.
öğrencisi süssmayr, bu eseri mozart’ın yazdığı bölümlere ekler yaparak ve sonuna mozart’ın imzasını taklit ederek bitirir. ancak gerçek kısa süre sona ortaya çıkar. mozart’ın el yazması ve üzerine süssmayr’in eklediği bölümlerin orijinali bugün viyana milli kütüphanesinde bulunmaktadır.

konu çok uzun, mozart kendi ölüm müziğini yaptı diyenler var ki, oraya girersek hiç çıkamayız. sonra (bkz: manas destanı gibi tanım giren sözlük yazarı) diye başlık açıyorsunuz.
bir trol bilgisiyle yazımızı bitirelim. çok iyi bir film olan “requiem for a dream” müzikleri, bana göre filmden daha güzeldir. burada youtube’a yüklenen ve çok izlenen bir görüntüye “mozart’s requiem for a dream” denir. lan o requiem bu değil. video kapağına konulan görsel ise mozart değil. bana daha çok benziyor. ya dostlar, tarih okuyarak, araştırarak öğrenilir. filmler tarihi hatalarla doludur. youtube veya sosyal medyaya yüklenen her şeyi doğru bellemeyin. etmeyin. eğletmen beni, söyletmen beni.
mozart’a gider
trol requiem’e gider
ingilizce kaynak
devamını gör...
türkçe edebiyat mı türk edebiyatı mı sorunsalı
biri çıkıp dese ki: "rusça edebiyatın en önemli yazarı dostoyevski'dir." hep bir ağızdan "bu ne saçma söz öbeği! rus edebiyatı onun adı." deyip karşısında dineliriz ama inatla "türkçe edebiyat" söylemini tartışıyoruz. akıl alır gibi değil.
devamını gör...
uygur türkleri
mao yönetimine kadar kültürlerini büyük ölçüde koruyabilmiş, mao döneminden sonra asimilasyona maruz kalan, çin’deki 50’den fazla etnik gruptan, çin’in baskı ve asimilasyon politikalarına karşı şu anda bütün gücüyle direnen tek halk. maalesef çin bir yanardağdan ağır ağır akan lavlar gibi etrafını kaplıyor ve bundan kurtulmak çok zor.
devamını gör...
yazarların zenginlik ölçütü
meyve diyen yazara katılmakla beraber sebzeleri de işin içine katıyorum. öyle bir hale geldik ki 10 liradan aşağı sebze kalmamış neredeyse. şu zamanda evine pazar alışverişi yapıyor olabilmek zenginlik ölçüsü benim için. zira bir hafta alabilse diğer hafta alamıyor memleketimin insanı.
devamını gör...
boş beleş bölümler okuyup işsizim diye ağlamak
tabii canım dolu bölümler okuyup asgari ücrete şükretmeliydiler halbuki! muz cumhuriyetinde yaşadığımızı unutmayalım yazar dostlarım.
devamını gör...
sarılmak
kimi bünyelerde ağrı kesici etkisi olabilen güzel eylem.
devamını gör...
yüzük parmağı
evlilik yüzüğünün takıldığı parmak. kalp ile bağlantısı olan tek parmaktır.
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
kimsenin hikayesiyle alay etme, seninki daha bitmedi.
devamını gör...
random 3 yazara pozitif mesaj atmak
tehlikeli aktivite. bir önceki hesabımla "dünya sensiz eksik" diye mesaj attığım ismini vermek istemediğim abi biraz asabi çıkınca küfürleşme oldu. olay çok başka yerlere gelince uçuruldum. yapmayın dostlar.
devamını gör...