normal sözlük yazarlarının karalama defteri
7-8 tane alıntı defterim var, aralara kendi yazılarımı karalarım. resim için karalama defterim yok fakat kağıt üzerinde birçok çalışmam var.
devamını gör...
elma
semavi dinlerde ama özellikle hristiyan inancında asli günahın simgesi olan, bana göre insanın aklını çelecek kadar lezzetli olmayan meyvedir. adem ile havva’nın kendilerine yasak olan elmanın çekimine dayanamayarak bu meyveyi ısırmaları ve insan ırkının cennetten kovulması ile sonuçlanan sürecin sonunda isa çarmıhta bu günahın kefaretini öder.
bu olay sonunda elma birçok yerde ve birçok eserde bir simge olarak kullanılmaya devam etmiştir. pamuk prenses ve yedi cüceler masalında kötü cadı kraliçe pamuk prensesi zehirlemek için bir elma kullanır. güzel olduğu kadar yarım akıllı da olan prenses kapıya gelen ve cehennem zebanisi gibi görünen kadının elinden aldığı elmayı afiyet ve iştahla yer.
zehirli elma sadece bu saçma masalda değil aynı zamanda gerçek hayatta da önemli ve unutulmaz bir olayın kahramanı olmuştur. dünya savaşını sonunun gelmesine katkı sağlayan şifre kırıcı makinenin mucidi ve bilgisayar fikrinin babası olan alan turing bir elmanın içine siyanür zerk ederek ve daha sorma bu elmayı ısırarak hayatına son vermiştir. eşcinsel olduğu için gördüğü baskılar sonunda böyle bir karar alan dahiye saygı gösterisi olan steve jobs kurduğu şirketin logosunu ısırılmış bir elma olarak seçer.
benim vereceğim son örnek ise elbette ki edebiyat dünyasından. korkulu düşlerden uyandığında kendini yatağında devcileyin bir böceğe dönüşmüş olarak bulan gregor samsa git gide ailesinin dışına itilir. farklı olduğu için yalnızlığa mahkum edilen samsa en büyük darbeyi babasından alır. babasının fırlattığa elma sırtında onulmaz bir yara açar.
elma hep olumsuz çağrışımlar yapan bir meyvedir benim için. o yüzden elma dersem çıkmayın.
bu olay sonunda elma birçok yerde ve birçok eserde bir simge olarak kullanılmaya devam etmiştir. pamuk prenses ve yedi cüceler masalında kötü cadı kraliçe pamuk prensesi zehirlemek için bir elma kullanır. güzel olduğu kadar yarım akıllı da olan prenses kapıya gelen ve cehennem zebanisi gibi görünen kadının elinden aldığı elmayı afiyet ve iştahla yer.
zehirli elma sadece bu saçma masalda değil aynı zamanda gerçek hayatta da önemli ve unutulmaz bir olayın kahramanı olmuştur. dünya savaşını sonunun gelmesine katkı sağlayan şifre kırıcı makinenin mucidi ve bilgisayar fikrinin babası olan alan turing bir elmanın içine siyanür zerk ederek ve daha sorma bu elmayı ısırarak hayatına son vermiştir. eşcinsel olduğu için gördüğü baskılar sonunda böyle bir karar alan dahiye saygı gösterisi olan steve jobs kurduğu şirketin logosunu ısırılmış bir elma olarak seçer.
benim vereceğim son örnek ise elbette ki edebiyat dünyasından. korkulu düşlerden uyandığında kendini yatağında devcileyin bir böceğe dönüşmüş olarak bulan gregor samsa git gide ailesinin dışına itilir. farklı olduğu için yalnızlığa mahkum edilen samsa en büyük darbeyi babasından alır. babasının fırlattığa elma sırtında onulmaz bir yara açar.
elma hep olumsuz çağrışımlar yapan bir meyvedir benim için. o yüzden elma dersem çıkmayın.
devamını gör...
dürüst olabilmek
doğruluk, özü sözü bir olma, gerçeği saklamama anlamlarına karışıklık gelir.
ayrıca sırf doğru konuşacak diye patavatsız olmak ile de karıştırılmamalıdır.
şöyle bir şey de türedi son zamanlarda,birisi doğruyu söylediği zaman istenmez, hor görülür, eleştirilir, dışlanır..ama doğru konuşanların da artık kalmadığından yakınılır. insanoğlu ne garip!
eğer böyle doğruyu doğru şekilde kullanan bir insana sahipseniz, bırakmayın azizim.
marie curie ukdesi
ayrıca sırf doğru konuşacak diye patavatsız olmak ile de karıştırılmamalıdır.
şöyle bir şey de türedi son zamanlarda,birisi doğruyu söylediği zaman istenmez, hor görülür, eleştirilir, dışlanır..ama doğru konuşanların da artık kalmadığından yakınılır. insanoğlu ne garip!
eğer böyle doğruyu doğru şekilde kullanan bir insana sahipseniz, bırakmayın azizim.
marie curie ukdesi
devamını gör...
hayırlı cumalar mesajı atan akrabalar
bir kızcağız vardı sürekli böyle mesaj atan, allah affetsin atma demek ayıp geldi ben hristiyanım dedim. özür diledi bir daha atmadı. hala vicdan azabı çekiyorum arada.
devamını gör...
geceye cevabı olmayan bir soru bırak
tanrı nasıl var oldu?
devamını gör...
mesaj atsam mı atmasam mı tereddütü
zihin gücüyle onun bana atmasını sağlamaya çalışıyorum.
çok attım,artık atmam.
çok attım,artık atmam.
devamını gör...
normalleşmiş garip olaylar
herkesin dışarıda maskeyle dolaşması. takmayana ceza kesiyorlar o derece..
devamını gör...
uçaktaki tüm yolcuların aynı anda zıplaması
uçağın düşmesine neden olup olmayacağı merak edilen soru.
cevap: düşmez.
en büyük yolcu uçaklarında, uçağın ağırlığı yaklaşık 200 tondur. ortalama yolcu ağırlığı ise 20-30 ton arasında değişir. kendi ağırlığı ile arasında bu kadar fark olan bir ağırlığın aynı anda yer değiştirmesi, uçağa irtifa kaybettirebilir ama bu kayıp uçağı düşürmeye yetecek bir kayıp değildir.
ancak bu zıplama işini tam kalkış ya da iniş sırasında, birkaç kez üst üste yaparsanız evet, uçağı düşürebilirsiniz. bunun nedeni, pilotun irtifa kaybını düzeltmeye vakit bulamayacak olmasıdır.
cevap: düşmez.
en büyük yolcu uçaklarında, uçağın ağırlığı yaklaşık 200 tondur. ortalama yolcu ağırlığı ise 20-30 ton arasında değişir. kendi ağırlığı ile arasında bu kadar fark olan bir ağırlığın aynı anda yer değiştirmesi, uçağa irtifa kaybettirebilir ama bu kayıp uçağı düşürmeye yetecek bir kayıp değildir.
ancak bu zıplama işini tam kalkış ya da iniş sırasında, birkaç kez üst üste yaparsanız evet, uçağı düşürebilirsiniz. bunun nedeni, pilotun irtifa kaybını düzeltmeye vakit bulamayacak olmasıdır.
devamını gör...
küçük prens
dünyada çokça satılan ve okunan bu kitap, fransız yazar ve pilot olan antoine de saint-exupéry tarafından yazılıp 1943 yılında yayımlanmıştır. türkçe'ye çevrilmiş adı ise küçük prens'tir. orijinal dili fransızca olup, en iyi kısa roman ödülü almış bir kitaptır. türü fabl/ çocuk edebiyatı gibi masalımsı ve çocuklara yazılmış olan bu kitap, her ne kadar çocuk kitabı gibi lanse edilse de içerisindeki anlamların aslında büyüklere göre olması şaşırtıcıdır. ilk okunduğu zaman belki çok fazla anlaşılmayacak olsa da birkaç okumadan sonra neler anlatılmak istendiği daha fazla anlaşılır olacaktır. fransız yazar ve pilot antoine de saint-exupéry, 2.dünya savaşı yılları arasında topluma olan eleştirilerini bir çocuk kitabı üzerinden anlatmaya çalışmıştır. içerisindeki çizimleri bile kendisi çizmiştir. kitabı çocukluk arkadaşı olan leon werther'e ithafen yapmıştır. türkiye'de çevirisi ünlü olan kişiler cemal süreya ve tomris uyar'ın çevirmiş oldukları can çocuk yayınevi'dir.
eserde küçük bir çocuğun gözünden büyüklerin dünyası anlatılır. yazarın uçağı bozularak sahra çölü'ne düşer ve o sırada küçük prensle karşılaşır. küçük prens, yaşadığı yerleri, maceralarını, dostluklarını ve büyüklere olan eleştirilerini yazara anlatmaya başlar. b612 asteroidinde yalnız yaşayan bir çocuktur. gezegeninde bulunan ve tek dostu olan gülüne özenle bakar, onu sular ve korur. bu yüzden gülü için daha fazla nasıl yardımcı olabilirim düşüncesiyle gezegeninden ayrılarak başka gezegenlere yolculuk yapmak zorunda kalır. toplam 6 ayrı gezegene yolculuk yapan küçük prens, orada yaşayan insanlarla karşılaşır ve diyalog kurar. her bir gezegende büyüklere has olan kendini beğenmişlik, amaçsız sahip olma duygusu, öğrenmeden uygulama gibi kalıplaşmış davranışlarla karşılaşır. ve hiçbirinden bir sonuç almadan mutsuz bir şekilde ayrılır. son gezegen olarak dünyaya varır. dünya, diğer gezegenlere oranla daha büyük ve kalabalık bir yerdir. burada insanlar; kılık kıyafetleriyle, fiziksel görünüşleriyle saygı görülür ve değer verilir. kısacası insanların fikirlere ve görüşlere değil, kapitalizmin getirdiği zenginlik olgularına göre insanların değeri fazla olur.
aslında içerisindeki eleştiriler oldukça anlamlı ve doğrudur. çünkü insanlar çıkarları, bencillikleri için yapmayacakları şey yoktur. savaşlar, yıkımlar hep insanın kendini büyük görmesinden kaynaklanmış olup, dünyanın sonunu da yine insanın kendi eliyle işlemiş olacağı aşikardır. fikirler, önemli değildir - fakir ve çaresiz insanlar adına - . eğer zenginsen güçlü sensindir. ve hiç kimse senin düşüncelerini, fikirlerini sorgulayamaz. eğer paran yoksa, dünya için çok yararlı işler yapacağın fikirlerin bile olsa sen bir hiçsindir. para eşittir güç demektir. bu dünyanın kanunları parayla işler, parayla döner. bu yüzden insanlar da fikirlerini özgürce söylemekten kaçınırlar - her ne kadar düşünme ve açıklama özgürlüğü olsa da - .
eğer hala okumadıysanız geç kalmadan okuyun derim. ne kadar abartılmış, içi boş kitap denilse de içerisinden alınacak çok güzel öğütler vardır. her kitap - bazı kitaplar hariç - insana farklı bakış açısı sağlar, hayal kurmasını, okuduklarından farklı anlamlar çıkarmasını, insanların özelliklerini, dünyanın adaletini sorgulamayı, eleştirmeyi en önemlisi insan olmayı sağlar. bu şekilde okursanız inanın çoğu kitap hayatınızı değiştirecek ve farklı anlamlar çıkarmanızı sağlayacaktır.
son olarak kitaptan güzel alıntılarla tanımı sonlandırmak istiyorum;
kendini yargılamak, bir başkasını yargılamaktan çok daha zordur. eğer kendini iyi bir şekilde yargılamayı başarırsan bu, senin gerçek bir bilge olduğunu gösterir.
sana ait olanı bu kadar önemli yapan, onun için harcadığın zamandır.
insanlar hayal etmekten yoksundurlar. onlar sadece kendilerine söylenenleri tekrar edip dururlar.
büyüklerin hepsi birer çocuktu.
eserde küçük bir çocuğun gözünden büyüklerin dünyası anlatılır. yazarın uçağı bozularak sahra çölü'ne düşer ve o sırada küçük prensle karşılaşır. küçük prens, yaşadığı yerleri, maceralarını, dostluklarını ve büyüklere olan eleştirilerini yazara anlatmaya başlar. b612 asteroidinde yalnız yaşayan bir çocuktur. gezegeninde bulunan ve tek dostu olan gülüne özenle bakar, onu sular ve korur. bu yüzden gülü için daha fazla nasıl yardımcı olabilirim düşüncesiyle gezegeninden ayrılarak başka gezegenlere yolculuk yapmak zorunda kalır. toplam 6 ayrı gezegene yolculuk yapan küçük prens, orada yaşayan insanlarla karşılaşır ve diyalog kurar. her bir gezegende büyüklere has olan kendini beğenmişlik, amaçsız sahip olma duygusu, öğrenmeden uygulama gibi kalıplaşmış davranışlarla karşılaşır. ve hiçbirinden bir sonuç almadan mutsuz bir şekilde ayrılır. son gezegen olarak dünyaya varır. dünya, diğer gezegenlere oranla daha büyük ve kalabalık bir yerdir. burada insanlar; kılık kıyafetleriyle, fiziksel görünüşleriyle saygı görülür ve değer verilir. kısacası insanların fikirlere ve görüşlere değil, kapitalizmin getirdiği zenginlik olgularına göre insanların değeri fazla olur.
aslında içerisindeki eleştiriler oldukça anlamlı ve doğrudur. çünkü insanlar çıkarları, bencillikleri için yapmayacakları şey yoktur. savaşlar, yıkımlar hep insanın kendini büyük görmesinden kaynaklanmış olup, dünyanın sonunu da yine insanın kendi eliyle işlemiş olacağı aşikardır. fikirler, önemli değildir - fakir ve çaresiz insanlar adına - . eğer zenginsen güçlü sensindir. ve hiç kimse senin düşüncelerini, fikirlerini sorgulayamaz. eğer paran yoksa, dünya için çok yararlı işler yapacağın fikirlerin bile olsa sen bir hiçsindir. para eşittir güç demektir. bu dünyanın kanunları parayla işler, parayla döner. bu yüzden insanlar da fikirlerini özgürce söylemekten kaçınırlar - her ne kadar düşünme ve açıklama özgürlüğü olsa da - .
eğer hala okumadıysanız geç kalmadan okuyun derim. ne kadar abartılmış, içi boş kitap denilse de içerisinden alınacak çok güzel öğütler vardır. her kitap - bazı kitaplar hariç - insana farklı bakış açısı sağlar, hayal kurmasını, okuduklarından farklı anlamlar çıkarmasını, insanların özelliklerini, dünyanın adaletini sorgulamayı, eleştirmeyi en önemlisi insan olmayı sağlar. bu şekilde okursanız inanın çoğu kitap hayatınızı değiştirecek ve farklı anlamlar çıkarmanızı sağlayacaktır.
son olarak kitaptan güzel alıntılarla tanımı sonlandırmak istiyorum;
kendini yargılamak, bir başkasını yargılamaktan çok daha zordur. eğer kendini iyi bir şekilde yargılamayı başarırsan bu, senin gerçek bir bilge olduğunu gösterir.
sana ait olanı bu kadar önemli yapan, onun için harcadığın zamandır.
insanlar hayal etmekten yoksundurlar. onlar sadece kendilerine söylenenleri tekrar edip dururlar.
büyüklerin hepsi birer çocuktu.
devamını gör...
yağmur duası sonrası her yere yağmur yağması
meteorolojinin yağmurlar geliyor açıklamasından sonra yağmur duasına çıkmak kadar garip bir durum değildir.
devamını gör...
avokado
bu aralar taktığım meyvedir. avakado desenli çorap mı dersiniz, pijama mı dersiniz ne bulsam alıyorum...... anlamsız bir aşk oldu aniden..
ayrıca sabah kahvaltısı için kısa bir tarif vereyim : krem haline getirdiğiniz avakadoyu kızarmış dilim ekmeğin üzerine sürüp, üstüne de spagetti şeklinde dilimlediğiniz omleti ekleyip yemenizi tavsiye ederim.. *
ayrıca sabah kahvaltısı için kısa bir tarif vereyim : krem haline getirdiğiniz avakadoyu kızarmış dilim ekmeğin üzerine sürüp, üstüne de spagetti şeklinde dilimlediğiniz omleti ekleyip yemenizi tavsiye ederim.. *
devamını gör...
ölmedim ama hafif sürünüyorum (yazar)
nick'i gibi aradığım makaleyi zar zor bulmuş yorgunluktan "ölmedim ama hafif sürünüyorum" edalarıyla can çekişirken, makale bulmama yardımcı olmaya çalışan,iyi niyetli, mükemmel yazardır. ağlamıyorum ama hafif gözlerim doldu diyebilirim bu hareketiyle.
devamını gör...
diyetbuddy
bu tanım ile 1990'lı yılların başlarında tanıştığımı hatırlıyorum. apartmanımızdaki bütün teyzeler, ablalar hep beraber diyete başlarlardı. hatta sadece diyet ile olmaz deyip sabahın köründe hep beraber dışarı çıkıp yürüyüş yaparlardı. buraya kadar her şey normal görünüyordu. ancak işin garip kısmı bundan sonra başlıyordu.
bizim buddy teyzeler yürüyüş dönüşü her sabah farklı bir evde hep birlikte kahvaltı yaparlardı. ama kahvaltı dediysem öyle alelade bir kahvaltı gelmesin aklınıza. masada bir kuş sütü eksik olurdu.
bir saat boyunca muhtemelen dedikodu yaparak yavaş tempoda yapılan yürüyüşte yakılan 350 gr. bu kahvaltı sonunda 1500-2000 gr. olarak geri alınıyordu.
sizin iş buna dönmesin. ben uyarımı yapayım.
bizim buddy teyzeler yürüyüş dönüşü her sabah farklı bir evde hep birlikte kahvaltı yaparlardı. ama kahvaltı dediysem öyle alelade bir kahvaltı gelmesin aklınıza. masada bir kuş sütü eksik olurdu.
bir saat boyunca muhtemelen dedikodu yaparak yavaş tempoda yapılan yürüyüşte yakılan 350 gr. bu kahvaltı sonunda 1500-2000 gr. olarak geri alınıyordu.
sizin iş buna dönmesin. ben uyarımı yapayım.
devamını gör...
tecrübe
bir daha gelirsem eğer
eğer yeniden başlayabilseydim yaşama,
ikincisinde, daha çok hata yapardım.
kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
çok az şeyi ciddiyetle yapardım.
temizlik sorun bile olmazdı asla.
daha çok riske girerdim.
seyahat ederdim, daha fazla.
daha çok güneş doğuşu izler,
daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
görmediğim birçok yere giderdim.
dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
elbette mutlu anlarım oldu ama,
yeniden başlayabilseydim eğer,
yalnız mutlu anlarım olurdu.
farkında mısınız bilmem.
yaşam budur zaten:anlar, sadece anlar.
siz de anı yaşayın.
hiç bir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan gitmeyen insanlardandım ben.
yeniden başlayabilseydim eğer, hiç bir şey taşımazdım.
eğer yeniden başlayabilseydim, ilkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
bilinmeyen yollar keşfeder,
güneşin tadına varır,
çocuklarla oynardım,
bir şansım daha olsaydı, eğer.
ama işte 85 ‘indeyim
ve biliyorum…ölüyorum…
jorge luis borges
eğer yeniden başlayabilseydim yaşama,
ikincisinde, daha çok hata yapardım.
kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
çok az şeyi ciddiyetle yapardım.
temizlik sorun bile olmazdı asla.
daha çok riske girerdim.
seyahat ederdim, daha fazla.
daha çok güneş doğuşu izler,
daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
görmediğim birçok yere giderdim.
dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
elbette mutlu anlarım oldu ama,
yeniden başlayabilseydim eğer,
yalnız mutlu anlarım olurdu.
farkında mısınız bilmem.
yaşam budur zaten:anlar, sadece anlar.
siz de anı yaşayın.
hiç bir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan gitmeyen insanlardandım ben.
yeniden başlayabilseydim eğer, hiç bir şey taşımazdım.
eğer yeniden başlayabilseydim, ilkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
bilinmeyen yollar keşfeder,
güneşin tadına varır,
çocuklarla oynardım,
bir şansım daha olsaydı, eğer.
ama işte 85 ‘indeyim
ve biliyorum…ölüyorum…
jorge luis borges
devamını gör...
yoldaş benjamin levent gültekin podcast'i
levent gültekin kesinlikle çok doğru bir isim, başlangıç için, bende bir tanımımda kendisini konuk olarak önermiştim, ve geri çevirmeyeceğini düşünmüştüm,
büyük bir heyecanla açtığım yayın,
yoldaş benjaminin düşük ve cansız sesi, tonlamasız okuduğu cümleleriyle beni çok şaşırttı, sanırım çok heyecanlı olduğu için, sesi çıkamadı.. levent bey in şaşkınlığını hissettim sanki, yoldaş bir soru soruyor ve o kadar düz okuyorki, cümle bittimi diye bir süre beklemek durumunda kaldı her soruda, levent bey in programlarını izlerim, videolarını izlerim, yazılarını okurum, biraz hayal kırıklığı yaşadı, üzgünüm ama bende hayal kırıklığı yaşadım, ordan konuşması kolay diyebilirsiniz ama, kafa sözlüğü okuyup okumadığı bile sorulmadı, adam belki bakmıştır, fikri sorulmadı, diğer sözlükten bahsedildiğine de inanamıyorum, amatörlük tamamda, ya insan biraz özenir, çalışır, hazırlanır, o en sondaki tokat gibi "hoşçakal" ı duydum zaten, yok artık dedim, kovsaydınız adamı, belkide benim beklentim yüksekti bilmiyorum ama, akıcı da değildi, tutuk tutuk, sorulan sorular fena değildi ama donuk bir sohbetti, ben buna amatör diyemem, ruhsuzdu.
büyük bir heyecanla açtığım yayın,
yoldaş benjaminin düşük ve cansız sesi, tonlamasız okuduğu cümleleriyle beni çok şaşırttı, sanırım çok heyecanlı olduğu için, sesi çıkamadı.. levent bey in şaşkınlığını hissettim sanki, yoldaş bir soru soruyor ve o kadar düz okuyorki, cümle bittimi diye bir süre beklemek durumunda kaldı her soruda, levent bey in programlarını izlerim, videolarını izlerim, yazılarını okurum, biraz hayal kırıklığı yaşadı, üzgünüm ama bende hayal kırıklığı yaşadım, ordan konuşması kolay diyebilirsiniz ama, kafa sözlüğü okuyup okumadığı bile sorulmadı, adam belki bakmıştır, fikri sorulmadı, diğer sözlükten bahsedildiğine de inanamıyorum, amatörlük tamamda, ya insan biraz özenir, çalışır, hazırlanır, o en sondaki tokat gibi "hoşçakal" ı duydum zaten, yok artık dedim, kovsaydınız adamı, belkide benim beklentim yüksekti bilmiyorum ama, akıcı da değildi, tutuk tutuk, sorulan sorular fena değildi ama donuk bir sohbetti, ben buna amatör diyemem, ruhsuzdu.
devamını gör...
misafirliğe gidilen ev sahibinin sinir eden davranışları
sürekli dolanıp durması.
başım dönüyor, ben ondan fazla yoruluyorum. üstüne rahat edemiyorum. yardım etmek için kalksam mı kalkmasam mı arada kalıyorum.
yahu bi otur da sohbet falan edelim, kusana kadar yemek içmek için ya da sen ortalık toplarken seni izlemek için gelmedim. oturayım mı gideyim mi, ben n’apayım diye düşünürken pişman oluyorum gittiğime.
ekleme: bir de yediğinizi içtiğinizi sayan tipler var ki evlerden ırak. bazen mecbur kalıp gitmek zorunda kalıyorsunuz işte.
ekleme 2: sürekli bir şeyleri dökecekmişsiniz gibi davranan ya da koltuğun yastıklarını bozduğunuzu belli edercesine dik dik bakanlardan da nefret ediyorum.
başım dönüyor, ben ondan fazla yoruluyorum. üstüne rahat edemiyorum. yardım etmek için kalksam mı kalkmasam mı arada kalıyorum.
yahu bi otur da sohbet falan edelim, kusana kadar yemek içmek için ya da sen ortalık toplarken seni izlemek için gelmedim. oturayım mı gideyim mi, ben n’apayım diye düşünürken pişman oluyorum gittiğime.
ekleme: bir de yediğinizi içtiğinizi sayan tipler var ki evlerden ırak. bazen mecbur kalıp gitmek zorunda kalıyorsunuz işte.
ekleme 2: sürekli bir şeyleri dökecekmişsiniz gibi davranan ya da koltuğun yastıklarını bozduğunuzu belli edercesine dik dik bakanlardan da nefret ediyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...



