helen
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
evdeki saat - kötü zamanlar
şarkıyı bugün keşfettim ama aşırı sardı, hatta gün boyunca evde "ve arkada kaldı kötüü zamanlaar, öncee mahveder seni, sonra tamamlaarr..." diye gezdiğim doğrudur.
şarkıyı bugün keşfettim ama aşırı sardı, hatta gün boyunca evde "ve arkada kaldı kötüü zamanlaar, öncee mahveder seni, sonra tamamlaarr..." diye gezdiğim doğrudur.
devamını gör...
amyand hernia
fıtık kesesinin içerisinde apendiks bulunmasına verilen özel isimdir.
ismini ilk defa gören cerrah claudius amyand'tan almıştır.
ismini ilk defa gören cerrah claudius amyand'tan almıştır.
devamını gör...
kafası olmayan tavuk mike
bir çok insanın horoz olduğunu kavramama sebep oldu:) ''küçücük beyni olmadan da yaşabilen'' mike'ın ruhu çoğalmış ve ülkemize sanırım deniz yoluyla gelmiştir.
horoz'un altın yumurtlayan tavuğa dönüşmüş olması da ayrıcı düşündürücüdür. yumurtlayabilen horoz olarak bile rekorlar kitabına girebilirmiş.
horoz'un altın yumurtlayan tavuğa dönüşmüş olması da ayrıcı düşündürücüdür. yumurtlayabilen horoz olarak bile rekorlar kitabına girebilirmiş.
devamını gör...
yazarların unutamadıkları dizi replikleri
kurabiye var simit var neye baktın.
devamını gör...
necmettin erbakan
türkiye'deki siyasal islamı siyasetle buluşturan bir siyaset adamı ve aynı zamanda bilim adamıydı.
devamını gör...
fransız ihtilali
hanneh arendt'e göre kitlelerin maddi açıdan refahını sağlama amacını güttüğü için başarısız olan devrimdir. arendt bunun karşısında mesela amerikan devrimi'ni örnek gösterir; orada ülkenini büyük olması, devasa toprakları ve doğal kaynakları ile zaten belirli bir maddi zenginlik seviyesi tutturulmuştur, bu sebeple amerikan devrimi kitlelerin maddi sıkıntılarına odaklanmamıştır ve yalnızca iyi işleyecek bir politik düzen kurma işine soyunmuştur. bana kalırsa arendt burada ağzındaki baklayı çıkarmamaktadır. söylediklerinin şöyle bir alt metnine inince, fransız devriminin, ayak takımının hınç (nietzcshe ressentiment derdi) duyguları ile gerçekleştirdiği bir devrim olduğunu düşündüğü anlaşılıyor. dolayısı ile bu çok büyük ve rasyonel olmayan kitle devrimin ana motorunu oluşturmuştur ve bu gücü kontrol etmek imkansız olduğu için zamanın şartlarına göre oraya buraya savrularak bir zincirleme reaksiyon yaratmıştır. bastil'in basılması, versailles'ın basılıp kral ve ailesinin zorla tuileries'e götürülmesi, sonra tuileries'nin de basılıp kralın öldürülmesi, grondin'lerin meclisten toplanıp idam edilmeleri, aristokratlara karış gerçekleştirilen cadı avı, hapishanelerde bulunan monarşistlerin katledilmesi, meşhur jakobin terörü, fransız devriminin savaş yolu ile tüm dünyaya yaygınlaştırılmaya çalışılması, termidor reaksiyonu ve bu sefer jakobenlerin katledilmeye başlanması vb. vs. bir zincirleme reaksiyon gibi birbirini takip eden bu olaylar, hep bu hınç, kıskançlık ve nefret duyguları (bu duyguların tümünü en iyi karışlayan kelime ressentiment) ile hareket eden irrasyonel kalabalıkların zamanın şartlarına göre bir o bir bu cenah tarafından harekete geçirilmesi ile gerçekleştirilmiştir.
devamını gör...
deniz görmeden yaşayamam insanı
3-4 senede bir anca deniz gordugumuzden, icine dahil olamadigimiz insan turudur. biz de dağ insaniyiz, koca koca gorkemli daglarin manzarasina hastayiz.
devamını gör...
bozkurt destanı
ergenekon destanı'nın ana çizgilerini oluşturan destandır.
bozkurt destanı'nda türk soyunun kaynağı belirlenirken ergenekon destanı'nda türklerin gelişip güçlenmesi, yayılma ve büyüme dönemleri anlatılmıştır.
çin kaynaklarında bozkurt destanı'nın bittiği yerde, ergenekon destanı başlar. bu doğrultu da destanların devam niteliğinde olduğu fikrini güçlendirir.
destan'da söylenenleri kısaca özetlersek:
hazar denizi' nin batısında yaşayan aşina türk boyu bir gün düşman saldırısına uğrar. ve tüm boy katledilirken yalnızca bir çocuk kolları ve bacakları kesilerek bir bataklığa atılır. çocuğu bataklıktan bir dişi kurt kurtarır ve onu tımarlayıp iyileştirir, emzirir, besler, büyütür. çocuk büyüyünce de kurttan on erkek evlat doğurur. bu evlatlar başka kadınlarla evlenerek türk soyunu yeniden çoğaltırlar. ve ulus olarak da bu kurt hiç unutulmasın diye birçok motifte yer alır.
destanlar sözlü gelenek ürünü olduğu için ve de doğal yapısı gereği anlatılırken değişimlere uğradığı için bu tarz olağanüstülükler normal kabul edilir. yine de bu destan beni çok rahatsız ediyor. anne-eş figürünün aynı kaynak olması, enseste yakın bir duygu uyandırıyor ve hoşlanmıyorum.
bozkurt destanı'nda türk soyunun kaynağı belirlenirken ergenekon destanı'nda türklerin gelişip güçlenmesi, yayılma ve büyüme dönemleri anlatılmıştır.
çin kaynaklarında bozkurt destanı'nın bittiği yerde, ergenekon destanı başlar. bu doğrultu da destanların devam niteliğinde olduğu fikrini güçlendirir.
destan'da söylenenleri kısaca özetlersek:
hazar denizi' nin batısında yaşayan aşina türk boyu bir gün düşman saldırısına uğrar. ve tüm boy katledilirken yalnızca bir çocuk kolları ve bacakları kesilerek bir bataklığa atılır. çocuğu bataklıktan bir dişi kurt kurtarır ve onu tımarlayıp iyileştirir, emzirir, besler, büyütür. çocuk büyüyünce de kurttan on erkek evlat doğurur. bu evlatlar başka kadınlarla evlenerek türk soyunu yeniden çoğaltırlar. ve ulus olarak da bu kurt hiç unutulmasın diye birçok motifte yer alır.
destanlar sözlü gelenek ürünü olduğu için ve de doğal yapısı gereği anlatılırken değişimlere uğradığı için bu tarz olağanüstülükler normal kabul edilir. yine de bu destan beni çok rahatsız ediyor. anne-eş figürünün aynı kaynak olması, enseste yakın bir duygu uyandırıyor ve hoşlanmıyorum.
devamını gör...
kahrolsun dostoyevski
bir atiq rahimi kitabıdır.
afganistan dünyanın gözündeki çapak olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor insanların gözünde. sanki sokakları yokmuş gibi, sanki içinde binalar yokmuş, o binaların içinde insanlar yaşamıyormuş, sanki afganistan büyük hedef oyununda kırmızı bir izmiş gibi.
daha önce nadja anjuman’a ithaf ettiği sabırtaşı romanını okuyup çok etkilendiğim yazarın bu romanı üzerimde aynı etkiyi bırakmadı ama afganistan üzerine düşünmeme neden olduğu için okuduğuma hiç pişman olmadım.
hepimizin kalp kapakçıklarından birinde kendini aklamak için uğraşan bir raskolnikov var, bunu biliyorum. atiq rahimi’nin raskolnikov’u ise afganistan’da yaşayan resul. resul ortadoğu’da yaşayan raskolnikov. aynı cinayetleri aynı şekilde işleyen ve sonunda dostoyevski’ye lanetler yağdıran.
inanç kendi boyutunu aşmaya başladığında bir lanete dönüşür, lanet büyüdükçe bir işkence haline gelir ve işkencenin dozu arttıkça da inançsızlık kaçınılmaz olur. belki de ortadoğu’nun laneti budur. ve biz de romanda bunu okuyacağız.
ben de lanet okurum bazen dostoyevski’ye, bana insan denen zavallıyı kılcal damarlarına kadar tanıttığı için. eğer siz de aynı fikirdeyseniz haydi buyrun hep bir ağızdan:
kahrolsun dostoyevski!
afganistan dünyanın gözündeki çapak olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor insanların gözünde. sanki sokakları yokmuş gibi, sanki içinde binalar yokmuş, o binaların içinde insanlar yaşamıyormuş, sanki afganistan büyük hedef oyununda kırmızı bir izmiş gibi.
daha önce nadja anjuman’a ithaf ettiği sabırtaşı romanını okuyup çok etkilendiğim yazarın bu romanı üzerimde aynı etkiyi bırakmadı ama afganistan üzerine düşünmeme neden olduğu için okuduğuma hiç pişman olmadım.
hepimizin kalp kapakçıklarından birinde kendini aklamak için uğraşan bir raskolnikov var, bunu biliyorum. atiq rahimi’nin raskolnikov’u ise afganistan’da yaşayan resul. resul ortadoğu’da yaşayan raskolnikov. aynı cinayetleri aynı şekilde işleyen ve sonunda dostoyevski’ye lanetler yağdıran.
inanç kendi boyutunu aşmaya başladığında bir lanete dönüşür, lanet büyüdükçe bir işkence haline gelir ve işkencenin dozu arttıkça da inançsızlık kaçınılmaz olur. belki de ortadoğu’nun laneti budur. ve biz de romanda bunu okuyacağız.
ben de lanet okurum bazen dostoyevski’ye, bana insan denen zavallıyı kılcal damarlarına kadar tanıttığı için. eğer siz de aynı fikirdeyseniz haydi buyrun hep bir ağızdan:
kahrolsun dostoyevski!
devamını gör...
kafamıza göre radyo yayını
merhaba arkadaşlar. yine birçok yerde havanin kapalı ve yağışlı olduğu bir cumartesi yaşıyoruz. balkanlardan gelen soğuk ve yağışlı hava dalgasının etkisindeyiz.
" bu balkanlar da genelde bize bu tarz havalar getiriyor" diye düşünüyor olabilirsiniz. hayır aslında öyle değil, balkanlar bize çok güzel oyun havaları da getirdi. çok güzel rumeli türküleri de getirdi zamanında. işte balkanların getirdiği kasvetli hava dalgalarından bunalanlar için akşama sımsıcak bir rumeli ve balkan gecesi yaşamaya ne dersiniz? " evet yaşamalıyız" dediğinizi duyar gibiyim. akşama 20.30'a saatlerinizi kurun, diziler de zaten sezon finallerini yaptı, siz de iki gerdan kırıp stres atmak istiyorsanız yerinizi alın. çünkü akşama rumeli ve balkan havaları ile havamızı bulacağız.
" bu balkanlar da genelde bize bu tarz havalar getiriyor" diye düşünüyor olabilirsiniz. hayır aslında öyle değil, balkanlar bize çok güzel oyun havaları da getirdi. çok güzel rumeli türküleri de getirdi zamanında. işte balkanların getirdiği kasvetli hava dalgalarından bunalanlar için akşama sımsıcak bir rumeli ve balkan gecesi yaşamaya ne dersiniz? " evet yaşamalıyız" dediğinizi duyar gibiyim. akşama 20.30'a saatlerinizi kurun, diziler de zaten sezon finallerini yaptı, siz de iki gerdan kırıp stres atmak istiyorsanız yerinizi alın. çünkü akşama rumeli ve balkan havaları ile havamızı bulacağız.
devamını gör...
dokuzuncu hariciye koğuşu
peyami safa'nın kaleme aldığı " insan ruhunun derinliklerine hitap eden" aşkı ızdırabı ve çaresizliği anlatan psikolojik bir romandır.
yalana her şey isyan etmelidir. eşya bile;
damlardan kiremitler uçmalıdır, camlar kırılmalıdır, hatta yıldızlar düşüp gökyüzünde bin parçaya ayrılmalıdır.
--9. hariciye koğuşu--
kısaca özeti buyrun;
romanın kahramanı 15 yaşında ismi tam olarak verilmeyen bir erkek çocuktur. 7 yaşından beri ayağındaki kemik sorunundan dolayı yaşamının büyük bir kısmını hastane koridorunda geçirir. daha sonraları ayağının kesileceği haberini alır .iyileşmesi biraz zor ama rahatlık içerisinde yaşaması gerekmektedir ancak fakir bir ailede yaşayan çocuk için bu biraz zordur.
uzaktan akrabaları olan paşa erenköy'e çağırarak onun yanına alır. paşa'nın bir de kızı vardır nüzhet adında. nüzhete aşık olmuştur. nüzhet kendisinden 4 yaş büyüktür. nüzhet de ona karşı boş değildir aynı zamanda. tabii nüzhet'i isteyen biri daha vardır ki o da 35 yaşındaki doktor ragıp bey. annesi nüzhet'i doktor ragıp bey vermek isterken paşa bunu istememektedir. bir gün ailenin kendisi hakkında konuşmalarına şahit olur çocuk bundan çok etkilenerek üzülür ve orayı terk etme kararı alarak oradan ayrılmayı düşünür tam ayrılacağı gün annesi oraya gelmektedir. o yüzden eve gidemez .bacağının tam iyileşeceği yolda giderken daha da kötüleşir ameliyat olması gerekir. ameliyat için dokuzuncu hariciye koğuşu na yatırılır. doktorlar çok çaba sarf ederler ve bacak kesilmekten kurtulur. nihayetinde bacak biraz kısalsada tamamen iyileşmiştir. tam dokuzuncu hariciye koğuşu ndan çıkacağı gün doktor ragıp bey ve nüzhetin evlendiği haberini alır .
tabii yapacak bir şey yoktur...
bu arada kitaptaki kahraman ve nüzhet'in orasının açılmasının sebebi nüzhet'in yalan söylemesi dir.
nüzhet bana yalan söyledi...
dünyadaki hiçbir nüzhet yalan söylememelidir.
yalana her şey isyan etmelidir. eşya bile;
damlardan kiremitler uçmalıdır, camlar kırılmalıdır, hatta yıldızlar düşüp gökyüzünde bin parçaya ayrılmalıdır.
--9. hariciye koğuşu--
kısaca özeti buyrun;
romanın kahramanı 15 yaşında ismi tam olarak verilmeyen bir erkek çocuktur. 7 yaşından beri ayağındaki kemik sorunundan dolayı yaşamının büyük bir kısmını hastane koridorunda geçirir. daha sonraları ayağının kesileceği haberini alır .iyileşmesi biraz zor ama rahatlık içerisinde yaşaması gerekmektedir ancak fakir bir ailede yaşayan çocuk için bu biraz zordur.
uzaktan akrabaları olan paşa erenköy'e çağırarak onun yanına alır. paşa'nın bir de kızı vardır nüzhet adında. nüzhete aşık olmuştur. nüzhet kendisinden 4 yaş büyüktür. nüzhet de ona karşı boş değildir aynı zamanda. tabii nüzhet'i isteyen biri daha vardır ki o da 35 yaşındaki doktor ragıp bey. annesi nüzhet'i doktor ragıp bey vermek isterken paşa bunu istememektedir. bir gün ailenin kendisi hakkında konuşmalarına şahit olur çocuk bundan çok etkilenerek üzülür ve orayı terk etme kararı alarak oradan ayrılmayı düşünür tam ayrılacağı gün annesi oraya gelmektedir. o yüzden eve gidemez .bacağının tam iyileşeceği yolda giderken daha da kötüleşir ameliyat olması gerekir. ameliyat için dokuzuncu hariciye koğuşu na yatırılır. doktorlar çok çaba sarf ederler ve bacak kesilmekten kurtulur. nihayetinde bacak biraz kısalsada tamamen iyileşmiştir. tam dokuzuncu hariciye koğuşu ndan çıkacağı gün doktor ragıp bey ve nüzhetin evlendiği haberini alır .
tabii yapacak bir şey yoktur...
bu arada kitaptaki kahraman ve nüzhet'in orasının açılmasının sebebi nüzhet'in yalan söylemesi dir.
nüzhet bana yalan söyledi...
dünyadaki hiçbir nüzhet yalan söylememelidir.
devamını gör...
karamazov kardeşler
sarhoş, ayyaş, gaddar, aksi aynı zamanda hovarda bir baba ile biri melek gibi bir din adamı, biri yine kendisi gibi hovarda, ayyaş, kumarbaz aynı zamanda babasının metresi ile takılan bir subay olan ,diğeri ise okumuş/yazar çizer takımından üç oğulun ilişkilerinin konu edildiği bir dostoyevski romanıdır.
baba bir cinayete kurban gidince okuyucu aslında her üç oğulun da babalarını öldürmek için kendilerince nedenleri olduğunu ve katilin üç oğuldan biri olduğunu düşünürken,(biraz daha uçuk olanlar paylaşılamayan metresten şüphe edebilir),asıl katilin, babanın ve kardeşlerin aileden biri olarak gördükleri, küçüklüğünden beri babayı terk etmeyen tek kişi aynı zamanda evin tüm hizmetini gören besleme olduğu ortaya çıkar.
aslında dostoyevski bu romanında cinayete kurban giden babadan çok, çaktırmadan ''cinayete kurban giden rus çarlığını''ve ''baba rusya''nın kim vurduya gitmesinin nedenlerini anlatmaya çalışmıştır.
karamazof kardeşler, yul bryner, william shatner ve maria schell'in başrollerini paylaştığı 1958 yılı yapımı bir filmle sinemaya da uyarlanmıştır. hem yul abimiz, hem maria ablamız hem de diğer oyuncular bu filmde döktürmüş olmalarına rağmen, romandaki birçok önemli ayrıntıya filmde (belli ki süre darlığından) yer verilememiştir.
yine de güzel bir film olmuştur.
baba bir cinayete kurban gidince okuyucu aslında her üç oğulun da babalarını öldürmek için kendilerince nedenleri olduğunu ve katilin üç oğuldan biri olduğunu düşünürken,(biraz daha uçuk olanlar paylaşılamayan metresten şüphe edebilir),asıl katilin, babanın ve kardeşlerin aileden biri olarak gördükleri, küçüklüğünden beri babayı terk etmeyen tek kişi aynı zamanda evin tüm hizmetini gören besleme olduğu ortaya çıkar.
aslında dostoyevski bu romanında cinayete kurban giden babadan çok, çaktırmadan ''cinayete kurban giden rus çarlığını''ve ''baba rusya''nın kim vurduya gitmesinin nedenlerini anlatmaya çalışmıştır.
karamazof kardeşler, yul bryner, william shatner ve maria schell'in başrollerini paylaştığı 1958 yılı yapımı bir filmle sinemaya da uyarlanmıştır. hem yul abimiz, hem maria ablamız hem de diğer oyuncular bu filmde döktürmüş olmalarına rağmen, romandaki birçok önemli ayrıntıya filmde (belli ki süre darlığından) yer verilememiştir.
yine de güzel bir film olmuştur.
devamını gör...
dinle küçük adam
günümüze ait de çok şey bulacağımız bir eserdir. yazar içimizdeki küçük adamlara seslenirken, kitabı bitirdiğinizde de etrafınızda ne kadar çok küçük adam varmış onu farkediyorsunuz.
kitaptan bir alıntı bırakalım:
"başka bir biçimde yaşayabileceğini düşünmeye cesaret edemiyorsun: koyun gibi güdülmek yerine özgür yaşamak, taktikler uygulamak yerine açık davranmak, bir hırsız gibi gecenin karanlığında sevmek yerine açık açık sevebilmek düşüncelerine yer vermiyorsun kafanda. kendini küçümsüyorsun, küçük adam..."
kitaptan bir alıntı bırakalım:
"başka bir biçimde yaşayabileceğini düşünmeye cesaret edemiyorsun: koyun gibi güdülmek yerine özgür yaşamak, taktikler uygulamak yerine açık davranmak, bir hırsız gibi gecenin karanlığında sevmek yerine açık açık sevebilmek düşüncelerine yer vermiyorsun kafanda. kendini küçümsüyorsun, küçük adam..."
devamını gör...
toplumcu gerçekçi sözlük yazarı eksikliği
toplumun gerçeklerinden bıkılıp usanıldığı için ortaya çıktığını düşündüğüm durum.
normal şartlarda bir grup insanla bir araya geldiğinizde büyük ihtimalle "ne olacak bu memleketin/insanların hali?" içerikli sohbetler döndürürsünüz. din, siyaset ve futbol en çok konuşulan konular olur. kimse kimseye şiir okumaz ya da kuantum mekaniği anlatmaz normal şartlarda. sanıyorum bunları yapabileceğimiz tek yer ancak ve ancak sanal ortamlar oldu artık. o yüzden hepimiz ayrı telden çalıyoruz ve toplumun sıkıcı ve yampiri gerçeklerinden kaçacak ve kafa dinleyecek yer arıyoruz.
tabii bu davranış doğrudur ya da değildir kısmını tartışmıyorum işin. sadece nedeninin bu olduğunu tahmin ediyorum.
normal şartlarda bir grup insanla bir araya geldiğinizde büyük ihtimalle "ne olacak bu memleketin/insanların hali?" içerikli sohbetler döndürürsünüz. din, siyaset ve futbol en çok konuşulan konular olur. kimse kimseye şiir okumaz ya da kuantum mekaniği anlatmaz normal şartlarda. sanıyorum bunları yapabileceğimiz tek yer ancak ve ancak sanal ortamlar oldu artık. o yüzden hepimiz ayrı telden çalıyoruz ve toplumun sıkıcı ve yampiri gerçeklerinden kaçacak ve kafa dinleyecek yer arıyoruz.
tabii bu davranış doğrudur ya da değildir kısmını tartışmıyorum işin. sadece nedeninin bu olduğunu tahmin ediyorum.
devamını gör...
trabzon belediye başkanının makam odası
hem ayıp hem günah hem israf.
siyasilerin dünya malı ile imtihanının haber olmuş şekli.
allah ıslah etsin.
siyasilerin dünya malı ile imtihanının haber olmuş şekli.
allah ıslah etsin.
devamını gör...
beyazlayan saçlar
sağ şakağımda bir buklede olan saçlar lütfen dağılmayın böyle çok güzel.
devamını gör...
memento mori
bir lamb of god şarkısı.
devamını gör...

