özetle okulumuzun yok olmasını istemiyoruz dediler en can alıcı cümleydi bu.arkadaşlarımızı serbest bırakın dediler haklı bir yakarıştı bu,arkadaşlar için endişe ediliyor.seçilmemiş atanan bir insanı ellerinde güllerle karşılayacak değillerdi. dileğim başlarına birşey gelmemesi.
devamını gör...

flüt.
flüt.
flüt.

ibrahim tatlıses.
devamını gör...

herşeye evet diyen bir erkek için gayet de eğlencelidir.
hayır diyeceğim varsa bile sen bilirsin hayatım diyerek mutluluğuma mutluluk katıyorum.
devamını gör...

galatasaraylıyım ve 16 yaşımdayken maça gitmek için evden kaçtım, 18 yaşımdayken evdeki kapının camını aşağıya indirdim, kutlamaya çıkmama izin vermedikleri için.

fakat düzeldim, normale döndüm. şimdi gayet sakinim maç izlerken ya da yenilince falan... yani hepimiz normal değiliz*.

edit: ben daha kısayım ama sensörlerin benimle sorunu yok, gayet görüyorlar. onun nedeni çok kısa olması değil çok ince olmasıdır belki*.
devamını gör...

sözlükte reel anlamda hiç arkadaşım yok. ben de birileri gibi sadece yazıları okuyup kimilerine yorum yapıp gidiyorum. tercih meselesidir. niçin burada olduğumuzu açıklayan bir cümledir.
devamını gör...

mutsuzluğun da mutluluk gibi tadının çıkarılması gereken bir duygu olduğunu düşünüyorum. her şey yaşanmaya, hissedilmeye değer. yeter ki size sizden başka kimsenin iyi gelmeyeceğini anlamış olun.
devamını gör...

orhan pamuk - kırmızı saçlı kadın
devamını gör...

dedeme sarılsam her şey düzelecek gibi. o gittiğinden beri hiçbir şey yolunda gitmiyor. ailemiz bambaşka bir forma evrildi. ama ölüye nasıl sarılırız ki toprağını avuçlamaktan başka? mezar taşına sarılabiliyorum.. keşke bu aklımla hayatımda sen olsaydın çınarım, seninle daha farklı bir ilişkimiz olurdu. seni anlardım, öldükten sonra anlamak hiç işe yaramıyor.. bir ay yirmi gün sonra beşinci sene-i devriyen.. alışmak zor.. kabullenemiyorum hâlâ. geçen gün sofrada aklıma gelince yine tutamadım gözyaşlarımı. yine elimin tersiyle yaşlarımı silmem koydu.. tabutun gözlerimin önünden gitmiyor hâlâ..
devamını gör...

çip sektöründeki bir şirketin kendine ait fabrikası olmadan işlemci üretmesine olanak tanıyan modele verilen isimdir.

örneğin akıllı telefonlardaki işlemcileriyle bilinen qualcomm da bu üretim modeliyle çalışır. aynı örneği ele alarak şöyle anlatalım: qualcomm'un yeni işlemci tasarladığını ve artık üretim sürecine hazır olduğunu varsayalım. qualcomm tasarladığı bu donanımın planlarını dışardan iş alan ve sadece başka şirketlerin işlemcilerini üreten dökümhanelere ulaştırır ve bu dökümhaneler de gerekli üretim sürecini başlatır.

bu dökümhanelerin en popüleri tsmc'dir. tsmc aynı zamanda dünyanın en büyük yarı iletken üreticisi konumunda çünkü işlemcileriyle bilinen çoğu teknoloji firması tsmc ile çalışıyor. buna mediatek, qualcomm, apple, amd gibi devleri de ekleyebiliriz.

fabless manufacturing ve en büyük temsilcisi tsmc'nin bu kadar tercih edilmesinin tek bir sebebi var: fabrika maliyetlerini teknoloji firmalarından uzaklaştırmak.

yarı iletken dökümhanelerini hem kurmak hem de çalıştırmak çok maliyetli olduğu için üretim ve tasarım sürecini şirketler tek başına omuzlamak istemez. haklılar da çünkü milyar dolarların sadece bu fabrikalara harcanması söz konusu. islemci tasarımına harcanacak parayı da dökümhaneler yüzünden kısmak bazı kötü sonuçları beraberinde getirebilir. en basitinden tasarımında kısıtlı bir kaynak kullanılan kötü bir işlemci istenilen bir performans sunmaz ve satılmaz. haliyle üreticinin elinde berbat işlemciler ile milyar dolarlar harcadığı dökümhane kalır.

diğer taraftan fabless manufacturing olarak çalışan şirket elindeki maddi gücün büyük bir kısmını işlemci tasarımına ayırabilir ve ortaya önemli inovasyonlar koyabilir. tsmc'ye verilen pay da öyle göze batacak kadar olmuyor genelde. en sonunda elinde hem sağlam bir donanım olur hem de fabrikalara tomarla gitmez.

bu, özünde herkesin kendi işini yapması olarak da özetlenebilir.

diğer taraftan üreteceği donanımın kendi kontrolünde çıkmasını isteyen firmalar da var. mesele intel bunun en büyük örneği. adamlar işlemcinin her detayıyla kendileri ilgilenmeyi prensip haline getirmiş. başarıları da daim olduğundan sistemi bozmuyorlar. üretim ve tasarım arasındaki mali dengeyi tutturdukları için sorun olmuyor ve paraları da var tabii.
devamını gör...

devamını gör...

yukarıda bir arkadaşımızın da değindiği gibi, kavram kargaşasından kaynaklanan bir sorgulamadır.

öncelikle, "kazanmak" nedir? birisine kazık atarak cebine bir miktar para atan kişi kazanmış mı olur örneğin? yoksa onurunu, yaşam amacını, benlik bütünlüğünü yitirdiği için asıl kaybeden midir? onur, direngenlik, mertlik, gönül ferahlığı; asıl bunlar değil midir insana kazandığını, mutlu olduğunu hissettiren? spartaküs mü kazandı, onu çarmıha gerenler mi? bunu düşününüz.

ikincisi, "kazanmak" denen şeyi hangi vadede değerlendirmek gerekir? beş bin metre yarışında dört bininci metreyi geride geçen yarışçı kaybetmiş denebilir mi? hadi onu da geçelim, bu yarışı kaybetse bile, yarışçının önünde daha onlarca yarış yok mudur? kazanmak denen şey, illaki girilen her yarışı kazanmak mıdır, yoksa belirlenmiş bir amaca doğru yene yenile ilerlemek midir?

üçüncüsü, "iyi" kimdir? işte bu soruya, epey kaba bir tarzda da olsa, brecht "iyi adama bir iki soru" şiiriyle yanıt vermiştir. bunu da düşününüz.
devamını gör...

hızlı tüketilen içkileri neredeyse tamamen bırakıp, dostlarla rakı sofrasının, sevdiğim kadınla şarap masasının daha çok keyif verir olması.
devamını gör...

(bkz: sınıfta hiç kız olmaması)
devamını gör...

bir çoğunda "kalemi kuvvetli, keyifle okuyoruz" tarzı yazılar vardır. insan şaşırmıyor değil gerçekten. erkeklere neden denilmiyor bunlar merak konusudur.
devamını gör...

merhaba sevgili yazarlar, kendimce haklı gördüğüm bir sebepten sözlüğü terk ettim. aslında terk eden diğer arkadaşlar gibi yazıp çizip gitmek amacım yoktu ancak "sevgili yoldaş" rica edince yazmak zorunda kaldım ve kendi nick6'na yazanlar kervanına istemeyerek dahil oldum.
bir süre sonra profilime girdiğinizde "kalbimiz seninle" yazısını göreceksiniz. bu benim isteğimle gerçekleşecek. kimse beni şutlamıyor!*

radyo yayınlarımı dinleyen bütün dinleyici ve yazarlara tiz sesime katlandıkları için, radyo için gösterdikleri emek ve yardımlar için gıyabında (bkz: uykusuzkahve) ve (bkz: gomercan) 'a çok teşekkür ederim. ayrıca gösterdiği samimiyet ve dostluk için (bkz: eyluling) (bkz: yoldaş benjamin franklin), (bkz: mellisho), (bkz: ateist kaplumbağa) ve yine (bkz: gomercan)'a ve adını unuttuğum yaşlılığıma vermelerini dileyerek diğer yazar arkadaşlarıma tekrar tekrar teşekkür ederim.*
ben kendimce beni rahatsız eden, savunulmasını son derece anlamsız bulduğum* bir sebepten* gidiyorum. umarım sözlük daim olur ve diğer örneklerine benzemeden büyümeye devam eder.
bir şekilde yolumun kesiştiği herkese ve beni neden takip ettiğini bilmediğim* tüm arkadaşlara tekrar teşekkür ederim.
bu arada kendime gomercan'ı vekil seçtim ve o da kabul etti. doğacak cevap haklarım için adıma yetkilidir bilginize.

hepinize sağlık ve mutluluk diliyorum.

sizlere, yayınlarımda bilgisel aktarırken dinlettiğim, dinlemeyi ve çalmayı çok sevdiğim ve bıkmadığım arka plan parçamla veda ediyorum.
joe satrianiiiiiiii

tanım: (bkz: hoçça ğalın ğidiyom ben) *
devamını gör...

russ harris tarafından kaleme alınan kılavuz niteliğinde bir kitap.

psikologum önermişti, fakat bitmedi. okumanızı tavsiye de ediyorum.
ders kitabı gibi bir kitap, doğru olanı gösteriyor.

şimdiye kadar okuduğuma göre dünyada geçici hazların mutluluk kategorisine sokulmasını göstermiş. asıl mutluluk geçici değil içsel anlamda dolu bir hayat geçirmektir.*

diğer duygular da mutlu olmamız kadar normaldir. yeter ki acının yanında o kalıcı mutluluğu da görmeliyiz.

sistem hep tüketmeye entegre etmeye yönelmiş.
gerçekten de mutluluk denen geçici hazlar için insan harcamak bile normalleşti.
devamını gör...

üzen durumdur. listeler yapılır olmazsın. enlerin içinde yer almazsın. sürekliliği olan ama hiç maçın adamı olmayan düz bir orta saha futbolcusu gibi hissediyorum kendimi. ah ulan be.
devamını gör...

(bkz: tersi ve yüzü)
camusun yirmi iki yaşında yazdığı denemesidir. tersi ve yüzünün anlatıcısı, susar susmaz yaşlılığını düşünen geveze bir yaşlı adamın duygularını belirtmek için " yarın her şey değişecek, yarın." der, hemen arkasından da ekler : " birdenbire yarının da böyle olacağını anlıyor, öbür günün de, tüm öteki günlerin de. bu çaresiz buluş eziyor onu. işte bu türlü düşünceler öldürür adamı.
devamını gör...

düşünmemek benim için. geçmişi, geleceği, şimdiyi düşünmemek...
devamını gör...

yürüyordum ve geçtiğim yerler oradan geçtiğimi kanıtlarcasına izlerle doluyordu. bu güzeldi.. çok güzel..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim