abdulseyidbincabbar
(bkz: don't feed the troll)
devamını gör...
bailando
ispanyol şarkıcı enrique iglesias 'ın 2014 yılında sean paul ,descemer bueno ve kübalı müzik grubu gente de zona ile çıkardığı güzel bir şarkı.
devamını gör...
sözlük yazarlarından denemeler
nurullah ataç "deneme benin ülkesidir." der tanımlamak için.
bugün biraz benden olsun. uzun zamandır dökmedim içimi birazcık saçılayım, belki huzur da gelir.
garip günler yaşıyorum. birçok insan hayatın akışına devam etmek zorunda kalırken ben yeni bir hayat yarattım kendime bu pandemi süreciyle birlikte. ve anladım hayatımda insanın ne denli kıymetli olduğunu, sanal bir hayatı yaşamaya başlayınca.
mutsuz muyum? hayır değilim elbette. uyum yaşamımın mottosudur. birçok şehir değiştirme, birçok insanı hayatına almak durumunda kalmam sebebiyle de kolayca adapte olmayı öğrendim. ya da zaten bu, bana bağışlanmış bir hediyeydi doğumla. çünkü hiçbir zaman yalnızlık nedir bilmedim. etrafımda hep bir kalabalık vardı ve genel olarak da sohbetlerin içindeydim.
şimdiyse biraz bükük hissediyorum. paylaştıklarım sesin tonunu, vurgusunu kullanmadan bir platforma gidiyor ya da bir kameranın ardından sevdiğim insanlarla bir aradaymış gibi vakit geçirmeye çalışıyorum. uzun saatler evde yalnız başıma kalıyorum. bir ekrana, bir kitaba ya da camdan dışarıya dönük bir yüzle bir günü daha geceye tek başıma bağlamaya çalışıyorum.
akşam olunca yalnızlık gidiyor da günün üçte biri biraz çok gelmeye başladı sanki artık bana.
hayat yavaş yavaş normale dönse de bende kavuşsam eski hayatıma diyorum. sonra birden bu yaşam biçiminin konforu aklıma geliyor. işe gidip gelmek için harcadığım üç saatin olmaması bir tek can evimden vuruyor.
yine de insanın insana ihtiyacı varmış. uzun zamandır görmediğin dostu karşında bulunca sıkı sıkı sarılıp öpmek istiyormuş insan. ve bunun kıymetini hiç de bilmiyormuşuz.
evde spor da yapılıyormuş ama salona gidince üç beş hasbihal etmek farklı bir tat veriyormuş.
çok sevdiğim müzikleri kalabalıkların içinde dans ede ede dinlemek de daha güzelmiş.
hele ki bir masaya dostlar ile toplanıp güle oynaya yemek yemek, içtiğin kadehi tokuşturup birilerine kaldırmak yemeğin de muhabbetin de tadını arttırıyormuş.
bu yüzdendir ki mutluyum ama özlemişim de çokça.
bugün biraz benden olsun. uzun zamandır dökmedim içimi birazcık saçılayım, belki huzur da gelir.
garip günler yaşıyorum. birçok insan hayatın akışına devam etmek zorunda kalırken ben yeni bir hayat yarattım kendime bu pandemi süreciyle birlikte. ve anladım hayatımda insanın ne denli kıymetli olduğunu, sanal bir hayatı yaşamaya başlayınca.
mutsuz muyum? hayır değilim elbette. uyum yaşamımın mottosudur. birçok şehir değiştirme, birçok insanı hayatına almak durumunda kalmam sebebiyle de kolayca adapte olmayı öğrendim. ya da zaten bu, bana bağışlanmış bir hediyeydi doğumla. çünkü hiçbir zaman yalnızlık nedir bilmedim. etrafımda hep bir kalabalık vardı ve genel olarak da sohbetlerin içindeydim.
şimdiyse biraz bükük hissediyorum. paylaştıklarım sesin tonunu, vurgusunu kullanmadan bir platforma gidiyor ya da bir kameranın ardından sevdiğim insanlarla bir aradaymış gibi vakit geçirmeye çalışıyorum. uzun saatler evde yalnız başıma kalıyorum. bir ekrana, bir kitaba ya da camdan dışarıya dönük bir yüzle bir günü daha geceye tek başıma bağlamaya çalışıyorum.
akşam olunca yalnızlık gidiyor da günün üçte biri biraz çok gelmeye başladı sanki artık bana.
hayat yavaş yavaş normale dönse de bende kavuşsam eski hayatıma diyorum. sonra birden bu yaşam biçiminin konforu aklıma geliyor. işe gidip gelmek için harcadığım üç saatin olmaması bir tek can evimden vuruyor.
yine de insanın insana ihtiyacı varmış. uzun zamandır görmediğin dostu karşında bulunca sıkı sıkı sarılıp öpmek istiyormuş insan. ve bunun kıymetini hiç de bilmiyormuşuz.
evde spor da yapılıyormuş ama salona gidince üç beş hasbihal etmek farklı bir tat veriyormuş.
çok sevdiğim müzikleri kalabalıkların içinde dans ede ede dinlemek de daha güzelmiş.
hele ki bir masaya dostlar ile toplanıp güle oynaya yemek yemek, içtiğin kadehi tokuşturup birilerine kaldırmak yemeğin de muhabbetin de tadını arttırıyormuş.
bu yüzdendir ki mutluyum ama özlemişim de çokça.
devamını gör...
fahişelik neden ahlaksızlıktır sorunsalı
sex işçisi diyiniz lütfen (bkz: after life) esas sorulan soruya gelirsek herkesin kendi tercihidir sonuçta genel evi yasa dışı bir yer değil isteyen istediğiyle olur bunu kimisi parayla yapar kimisi zevkine ahlaksızlık olarak degerlendirilmesini doğru bulmuyorum
devamını gör...
pandora'nın kutusu
yunan mitolojisine göre içinde tüm kötülükleri bulunduran kutu/kavanoz. pandora, kendisine zeus tarafından açılmaması tembihlenerek verilen bu kutuyu gizemine dayanamayıp açmış ve tüm kötülüklerin serbest kalmasına sebep olmuştur, yaptığından pişman olup hızla kutunun kapağını kapattığında ise içeride sadece ''umut'' kalmış.
pandora'yı anlatan tablolardan bazılarını da iliştireyim.
john william waterhouse - pandora (1896)
pandora'nın kutuyu açtığı anı görüyoruz, kötülükler serbest kalmaya başlıyor, kutunun içinde ışıltılar ve solunda kötülüğün serbest kaldığını gösteren dumanlar var. kutu büyük ve görkemli, üzerinde bazı detaylar var.
pandora'yı da nasıl güzel resmetmiş, elbisesinin renkleri ve manzara da muhteşem. waterhouse'u pek seviyorum.
dante gabriel rossetti - pandora holding the box (1871)
pandora'nın kutuyu açtıktan sonraki halini görüyoruz, kırmızı duman, tüm kötülükler, ölümler, hastalıklar dünyayı sarmaya başlamış, pandora'nın etrafında toplanmış. kutuda sadece umut var. kırmızının hakim olmasını pek beğendim bu tabloda ben.
walter crane - pandora (1885)
en beğendiğimi sona sakladım. burada artık pandora'ın kutuyu açmış olduğunu ve pişmanlıkla kutunun üzerine yığıldığını görüyoruz, olan olmuş artık. arkada ağaçlar kuvvetli bir rüzgarla eğilmiş, kötü şeyler olacak. pandora'nın yapabileceği hiç bir şey kalmamış.
alexandre cabanel - pandora (1873)
charles edward perugini (1839-1918) - pandora's box
pandora ve kutusuyla ilgili yapılmış diğer eserler için kaynak
pandora'yı anlatan tablolardan bazılarını da iliştireyim.
john william waterhouse - pandora (1896)pandora'nın kutuyu açtığı anı görüyoruz, kötülükler serbest kalmaya başlıyor, kutunun içinde ışıltılar ve solunda kötülüğün serbest kaldığını gösteren dumanlar var. kutu büyük ve görkemli, üzerinde bazı detaylar var.
pandora'yı da nasıl güzel resmetmiş, elbisesinin renkleri ve manzara da muhteşem. waterhouse'u pek seviyorum.
dante gabriel rossetti - pandora holding the box (1871)pandora'nın kutuyu açtıktan sonraki halini görüyoruz, kırmızı duman, tüm kötülükler, ölümler, hastalıklar dünyayı sarmaya başlamış, pandora'nın etrafında toplanmış. kutuda sadece umut var. kırmızının hakim olmasını pek beğendim bu tabloda ben.
walter crane - pandora (1885)en beğendiğimi sona sakladım. burada artık pandora'ın kutuyu açmış olduğunu ve pişmanlıkla kutunun üzerine yığıldığını görüyoruz, olan olmuş artık. arkada ağaçlar kuvvetli bir rüzgarla eğilmiş, kötü şeyler olacak. pandora'nın yapabileceği hiç bir şey kalmamış.
alexandre cabanel - pandora (1873)
charles edward perugini (1839-1918) - pandora's box pandora ve kutusuyla ilgili yapılmış diğer eserler için kaynak
devamını gör...
kendini pazarlama
istisnasız herkesin yaptığı şey.
nasıl istisnasız? şöyle;
yeri gelir sosyal medyada beğenilmek için birileri yapar bunu. yeri gelir bir işe kabul edilmek için -mecburen- yaparsınız. yeri gelir bir ilişkiye başlayabilmek için yaparsınız. bazıları da "benim işim olmaz, ben yapmam" diyerek yapmış olur aslında. onların pazarlama yöntemi de budur: "bakın, ben kendimi pazarlamakla uğraşmıyorum. neysem oyum." bir çeşit "barış için kaos" ya da "bir yalana inadırmak için kırk doğru söylemek" yöntemi gibi...
burada karıştırılan şey neysen o olmakla, neysen onu ön plana çıkarmanın aslında benzer şeyler olması. pazarlayacağım derken rol yapıyorsan esas sıkıntı odur. o da zaten kısa sürede ortaya çıkar.
nasıl istisnasız? şöyle;
yeri gelir sosyal medyada beğenilmek için birileri yapar bunu. yeri gelir bir işe kabul edilmek için -mecburen- yaparsınız. yeri gelir bir ilişkiye başlayabilmek için yaparsınız. bazıları da "benim işim olmaz, ben yapmam" diyerek yapmış olur aslında. onların pazarlama yöntemi de budur: "bakın, ben kendimi pazarlamakla uğraşmıyorum. neysem oyum." bir çeşit "barış için kaos" ya da "bir yalana inadırmak için kırk doğru söylemek" yöntemi gibi...
burada karıştırılan şey neysen o olmakla, neysen onu ön plana çıkarmanın aslında benzer şeyler olması. pazarlayacağım derken rol yapıyorsan esas sıkıntı odur. o da zaten kısa sürede ortaya çıkar.
devamını gör...
gordion düğümü
büyük iskender gordion’a girdiğinde bu efsane kulağına gider ve hemen düğümü çözmeye çalışır. ancak ne kadar uğraşırsa uğraşsın düğümü çözemez. en sonunda sinirlenip kılıcını çeker ve düğümü keser. orada bulunan insanlara bakar, gülümseyerek şöyle der : “bakın çözdüm”.
bunu ilk okuduğumda nereden baksan kral hareket demiştim .*
bunu ilk okuduğumda nereden baksan kral hareket demiştim .*
devamını gör...
ты моё солнце
çin aşısından sonra normal sözlük yazarları.
devamını gör...
emine erdoğan'ın küçük porsiyon önerisi
bazıları büyük seviyor emine hanımcım, napçazzz?
ben işlevselliğe bakıyorum, yani eğer ki o küçük porsiyon beni doyuracaksa, ben okayim.
peki ya büyük porsiyon sevenlere ne yapacaksınız?
ben işlevselliğe bakıyorum, yani eğer ki o küçük porsiyon beni doyuracaksa, ben okayim.
peki ya büyük porsiyon sevenlere ne yapacaksınız?
devamını gör...
biyoistatistik
sağlık ile ilgili konularda araştırma yapılırken kullanılan istatistik türü. ayrıca halk sağlığı uygulamaları ve koruyucu sağlık hizmeti açısından çok önemli bir alandır. en güncel örneği verecek olursam, bugün koronanın yayılma, bulaşma veya öldürme hızı gibi bilgiler biyoistatistik sayesinde saptanır.
tıbbi sekreter olarak 2 dönem aldığım ders oldukça faydalı geçmişti..
tıbbi sekreter olarak 2 dönem aldığım ders oldukça faydalı geçmişti..
devamını gör...
yüksek lisans
akademik kariyerin başlangıcıdır.
devamını gör...
kelebek
konya 'da bulunan tropikal kelebek bahçesinde, her türlü formunun ve envaiçeşidinin görülebileceği, olağanüstü güzel desenleri ve kamuflaj yetenekleri ile hayranlık uyandıran, -diğer böceklerin aksine birçok kişi için göze hoş gelen- pulkanatlı böcek türü.
not: müzede sıcaktan ve nemden çok etkilenenler rahatsızlık hissedebilir.
not: müzede sıcaktan ve nemden çok etkilenenler rahatsızlık hissedebilir.
devamını gör...
eşofman altlarının artık düdük gibi rahatsız olması
bakıyorum hepsi dap dar kesim,üzerine yapışan,paçası lastikli,tayt desen tayt değil,eşofman altı desen o da değil,düzgün ,rahat,klasik,sıradan,uygun fiyatlı bir eşofman altı bulmak neredeyse imkansız oldu.
devamını gör...
mihriban
bir gün mihriban'ı göreceğinize inanıyor musunuz sorusuna abdurrahim karakoç:
''bilmiyorum, görmek de istemiyorum. değişmiştir şimdi. ben onun nazarında değiştim, o benim nazarımda değişti. niye görelim? öyle kalsın... insanların gönülde kalması, gözde kalmasından daha iyidir.'' demiştir.
''bilmiyorum, görmek de istemiyorum. değişmiştir şimdi. ben onun nazarında değiştim, o benim nazarımda değişti. niye görelim? öyle kalsın... insanların gönülde kalması, gözde kalmasından daha iyidir.'' demiştir.
devamını gör...
kirigami
kirigami, japonca "kiru" (kesmek) ve "gami" (kâğıt) sözcüklerinin birleşiminden meydana gelmiş olup kesme işleminin de kullanıldığı kâğıt katlama sanatına verilen addır.
genelde kirigami katlanmış bir temel ile başlar, ardından kâğıt kesilir ve kâğıt düzleştirilerek açılır kirigami tamamlanır. kirigami genelde simetriktir; kar taneleri, yıldızlar veya orkideler gibi...
kirigami ile açılır kapanır modeller arasındaki fark; kirigami tek bir kâğıttan kesilerek dizayn tamamlanır. açılır kapanır modeller ise birkaç parça yapıştırılarak yapılabilir.
kaynak.
genelde kirigami katlanmış bir temel ile başlar, ardından kâğıt kesilir ve kâğıt düzleştirilerek açılır kirigami tamamlanır. kirigami genelde simetriktir; kar taneleri, yıldızlar veya orkideler gibi...
kirigami ile açılır kapanır modeller arasındaki fark; kirigami tek bir kâğıttan kesilerek dizayn tamamlanır. açılır kapanır modeller ise birkaç parça yapıştırılarak yapılabilir.
kaynak.
devamını gör...
ülkeler hakkında ilginç bilgiler
(bkz: bhutan)
himalayalar'da daha çıkılamayan bazı zirveler var. çünkü belli bir yüksekliğin üstüne çıkmak, zirve yapmayı denemek, dağlara duyulan saygıdan dolayı burada yasak.
himalayalar'da daha çıkılamayan bazı zirveler var. çünkü belli bir yüksekliğin üstüne çıkmak, zirve yapmayı denemek, dağlara duyulan saygıdan dolayı burada yasak.
devamını gör...
farkında olmadan acayip zeki ve birikimli birine sataşmak
genelde ağzının payını bir güzel alıp poponun üzerine sessizce oturmakla sonuçlanır. hep derim, kime bulastiginiza çok dikkat edin. el oğlu gözünüzun yaşına bakmaz.
devamını gör...


