bir gün tek başına
bir vedat türkali romanı. kaleminden çıkan ilk romandır aynı zamanda. 1960 darbesi* öncesinde ülkenin içinde bulunduğu çalkantılı bir dönemde yaşanan bir aşk öyküsünü odağına alan kitaptır.
öncelikle kitabın 750 sayfa olması gözünüzü korkutmasın, hem diyalogların yoğun olması, hem türkali'nin uzun betimlemeler yapmamış olması, hem kitabın sıcak, samimi bir hikayeyi ele alması nedeniyle okuması gayet kolay. özellikle insan ilişkilerindeki çarpıklıkları ve insanların içlerinde taşıdığı kötü, çirkin, aşağılık, o daima aklına geldikçe kovmaya çalıştığı düşünceleri türkali bu kitapta defaatle yüzümüze çarpıyor. bu kitabı öneren* arkadaşım, türkali'nin insanın takındığı maskeleri bir bir ortaya döktüğünü ifade ederek insanı çıplak hissettirdiğini söylemişti. sahiden benzer hisler/olaylar karşısında bizim de aklımızdan geçen o ayıp/çirkin düşünceleri çekinmeden yüzümüze vurmasıyla türkali'nin bizi sürekli savunmasız bıraktığını söylemeliyim. kitabın birçok yerinde, karakterlerin yaşadığı hislerin benzerlerini hissettiğim dönemlerimdeki o ikilemlerim, kaybetme korkum, o aşk karşısındaki aptal ve çocuk hissedişimi yeniden hatırladım, sanki bendim kitaptaki o hisleri yaşayan. sanki kendi kendisiyle amansızca çarpışan o karakter bendim. kitap bu açıdan bana hissettirdikleriyle özellikle insan psikolojisi üzerine çalışan/okuyan arkadaşların okuması durumunda kendilerine önemli katkısı olacağını düşündürmüştür.
benim kitapla ilgili zayıf bulduğum iki nokta oldu; birincisi finali. finale giden yol bana biraz aceleye gelmiş gibi göründü, çok sağlam temeller üzerine inşa edilmemiş gibiydi. bir diğer zafiyet (bu kimisi için kitabın güçlü yönü olarak da kabul edilebilir) vedat beyin cümleleri genel olarak çok kısa, bu da insanın okurken duraksayarak okumasına sebebiyet veriyor ki uzun betimlemelere alışkın okurlar bu durumu biraz yadırgayabilir.
bu kitap vesilesiyle türkali ile tanıştıktan sonra yaptığım birkaç okumada kendisinin sanata ve edebiyata bir toplumsal rol biçtiğini görmüş oldum. bu kitap da aslında özellikle 1960 darbesi sürecine giderken ülkenin içine girdiği karmaşık durum, işçi ve öğrencilerin örgütlenmesi, yer yer didaktik bir anlatım ile mevcut durum karşısında yapılabileceklerin karakterler ağzından anlatılması* gibi unsurlarla vedat beyin edebiyata biçtiği rolün hakkını verdiğini gösteriyor. yine bu bakımdan tarihi olarak o döneme dair bazı ipuçları ediniyor insan ve dahası o dönemi öğrenmeye dair insanda bir merak uyanıyor. bu da şüphesiz edebiyatın insanı herhangi bir şekilde herhangi bir yöne doğru harekete geçiren yönünü* ortaya koymasıyla kitabın bir diğer zengin özelliği olarak ifade edilebilir.
velhasılı uzun bir kitap gibi görünerek insanın gözünü korkutsa da hem sürükleyici dili hem sıcak ve samimi bir hikayeye sahip olması hem çok çarpıcı psikolojik tahlilleri hem de tarihimizin önemli bir dönemine parmak basması sebebiyle okunması insana ciddi katkılar sunacak bir romandır bu.*
öncelikle kitabın 750 sayfa olması gözünüzü korkutmasın, hem diyalogların yoğun olması, hem türkali'nin uzun betimlemeler yapmamış olması, hem kitabın sıcak, samimi bir hikayeyi ele alması nedeniyle okuması gayet kolay. özellikle insan ilişkilerindeki çarpıklıkları ve insanların içlerinde taşıdığı kötü, çirkin, aşağılık, o daima aklına geldikçe kovmaya çalıştığı düşünceleri türkali bu kitapta defaatle yüzümüze çarpıyor. bu kitabı öneren* arkadaşım, türkali'nin insanın takındığı maskeleri bir bir ortaya döktüğünü ifade ederek insanı çıplak hissettirdiğini söylemişti. sahiden benzer hisler/olaylar karşısında bizim de aklımızdan geçen o ayıp/çirkin düşünceleri çekinmeden yüzümüze vurmasıyla türkali'nin bizi sürekli savunmasız bıraktığını söylemeliyim. kitabın birçok yerinde, karakterlerin yaşadığı hislerin benzerlerini hissettiğim dönemlerimdeki o ikilemlerim, kaybetme korkum, o aşk karşısındaki aptal ve çocuk hissedişimi yeniden hatırladım, sanki bendim kitaptaki o hisleri yaşayan. sanki kendi kendisiyle amansızca çarpışan o karakter bendim. kitap bu açıdan bana hissettirdikleriyle özellikle insan psikolojisi üzerine çalışan/okuyan arkadaşların okuması durumunda kendilerine önemli katkısı olacağını düşündürmüştür.
benim kitapla ilgili zayıf bulduğum iki nokta oldu; birincisi finali. finale giden yol bana biraz aceleye gelmiş gibi göründü, çok sağlam temeller üzerine inşa edilmemiş gibiydi. bir diğer zafiyet (bu kimisi için kitabın güçlü yönü olarak da kabul edilebilir) vedat beyin cümleleri genel olarak çok kısa, bu da insanın okurken duraksayarak okumasına sebebiyet veriyor ki uzun betimlemelere alışkın okurlar bu durumu biraz yadırgayabilir.
bu kitap vesilesiyle türkali ile tanıştıktan sonra yaptığım birkaç okumada kendisinin sanata ve edebiyata bir toplumsal rol biçtiğini görmüş oldum. bu kitap da aslında özellikle 1960 darbesi sürecine giderken ülkenin içine girdiği karmaşık durum, işçi ve öğrencilerin örgütlenmesi, yer yer didaktik bir anlatım ile mevcut durum karşısında yapılabileceklerin karakterler ağzından anlatılması* gibi unsurlarla vedat beyin edebiyata biçtiği rolün hakkını verdiğini gösteriyor. yine bu bakımdan tarihi olarak o döneme dair bazı ipuçları ediniyor insan ve dahası o dönemi öğrenmeye dair insanda bir merak uyanıyor. bu da şüphesiz edebiyatın insanı herhangi bir şekilde herhangi bir yöne doğru harekete geçiren yönünü* ortaya koymasıyla kitabın bir diğer zengin özelliği olarak ifade edilebilir.
velhasılı uzun bir kitap gibi görünerek insanın gözünü korkutsa da hem sürükleyici dili hem sıcak ve samimi bir hikayeye sahip olması hem çok çarpıcı psikolojik tahlilleri hem de tarihimizin önemli bir dönemine parmak basması sebebiyle okunması insana ciddi katkılar sunacak bir romandır bu.*
devamını gör...
normal sözlük tavla turnuvası
sözlükte bu tarz etkinliklerin artması sevindirici. tavla oynamayı bilmediğim için üzülerek katılamayacağımı bildiriyorum. ama kim bilir? belki gaza gelir fuzzy lee'den ders alır bir saatte öğrenir katılırım. umarım eğlenceli ve kalabalık bir turnuva olur.*
devamını gör...
dindirilemeyen acılar
en başına sevdiğin birinin ölümü yazıyorum. böyle anlarda sabretmek çok zor ama elden de hiç bir şey gelmiyor. öylece oturup a’dan z’ye sorguluyorsun hayatını, onunla olan iletişimini, anılarınızı...
t: düşmanımın bile başına gelmesin dediğim acılar bütünü.
t: düşmanımın bile başına gelmesin dediğim acılar bütünü.
devamını gör...
oecd’nin türkiye araştırmasında görülen hezimet tablosu
oecd tarafından hazırlanan “yetişkin becerileri “ çalışmasında türkiye’nin içler acısı durumunu gösteren rapordur.
özellikle temel yeteneklere (okuma-yazma, okuduğunu anlama, basit matematik bilgisi, basit problem çözme) bakıldığında şili’den sonra sondan ikinci olmamız çok acıdır:

rapora göre;
- türkiye’deki yetişkinler, yetişkin becerileri araştırmasına katılan diğer oecd ülkeleri ile kıyaslandığında değerlendirme yapılan her üç alanda da (sözel beceriler, sayısal beceriler ve teknoloji zengin ortamda problem çözme becerileri) ortalamanın altında performans göstermişlerdir.
- türkiye’deki 16-24 yaş grubu ortalaması ile oecd 16-24 yaş grubu ortalaması arasındaki sözel yeterlilik farkları diğer yaş gruplarına nazaran çok daha düşüktür.
- türkiye’de eğitim düzeyi ile yeterlilikler arasındaki ilişki diğer katılımcı ülkelere nazaran oldukça düşük görünmektedir.
-türkiye, katılımcı ülkeler arasında özellikle ileri yaştaki yetişkinlerde olmak üzere bilgi işleme becerilerinde cinsiyete dayalı farklılıkların en yüksek olduğu ülkelerden biridir.
- bilgi işleme becerileri ile başkalarına karşı güven, kişinin siyasi süreçlerde etkin olduğuna dair inancı, sağlık gibi bazı sosyal sonuçlar arasındaki ilişki türkiye’de diğer ülkelere nazaran oldukça zayıftır.
tabi bunlar hep bilimsel çalışmalar.
bilimsel olunca ülkemizde önemsenmeyeceğim için aslında yok hükmündedir de diyebiliriz.
eyy oecd sen kimsin ya?
buradan
özellikle temel yeteneklere (okuma-yazma, okuduğunu anlama, basit matematik bilgisi, basit problem çözme) bakıldığında şili’den sonra sondan ikinci olmamız çok acıdır:

rapora göre;
- türkiye’deki yetişkinler, yetişkin becerileri araştırmasına katılan diğer oecd ülkeleri ile kıyaslandığında değerlendirme yapılan her üç alanda da (sözel beceriler, sayısal beceriler ve teknoloji zengin ortamda problem çözme becerileri) ortalamanın altında performans göstermişlerdir.
- türkiye’deki 16-24 yaş grubu ortalaması ile oecd 16-24 yaş grubu ortalaması arasındaki sözel yeterlilik farkları diğer yaş gruplarına nazaran çok daha düşüktür.
- türkiye’de eğitim düzeyi ile yeterlilikler arasındaki ilişki diğer katılımcı ülkelere nazaran oldukça düşük görünmektedir.
-türkiye, katılımcı ülkeler arasında özellikle ileri yaştaki yetişkinlerde olmak üzere bilgi işleme becerilerinde cinsiyete dayalı farklılıkların en yüksek olduğu ülkelerden biridir.
- bilgi işleme becerileri ile başkalarına karşı güven, kişinin siyasi süreçlerde etkin olduğuna dair inancı, sağlık gibi bazı sosyal sonuçlar arasındaki ilişki türkiye’de diğer ülkelere nazaran oldukça zayıftır.
tabi bunlar hep bilimsel çalışmalar.
bilimsel olunca ülkemizde önemsenmeyeceğim için aslında yok hükmündedir de diyebiliriz.
eyy oecd sen kimsin ya?
buradan
devamını gör...
şehirler arası yolculuk heyecanı
içinde bulunduğum durumdur. pandemi şartlarından dolayı bir miktar kısıtlanmış olsak da hala uzun yolculukları sevmekteyim.
devamını gör...
anadolu efes şampiyon olunca suspus olan fb'li
ne kadar saçma sapan, cahilce bir başlık yahu. eğlen mutlu ol gurur duy. bunun yerine fb ye taraftarına laf sokma derdindeler. ben fenerbahçeliyim ve gurur duydum. bu geceki konseptim euroleague.
devamını gör...
merdumlar baskında radyo yayını
biz sonradan geldik merdumkaptan, biz geldik ortam bozuldu mu?
devamını gör...
acaba sadece bana mı oluyor diye düşünülen şeyler
her an izlendiğimi,birinin beni gözetlediğini düşünüyorum.
sağımdaki solumdaki , yukarıdaki tarafından değil harbi harbi birinin beni izlediğini hissediyorum.
sağımdaki solumdaki , yukarıdaki tarafından değil harbi harbi birinin beni izlediğini hissediyorum.
devamını gör...
sheldon cooper
sheldon cooper, "the bing bang theory" isimli sitcomda oynayan oldukça entelektüel bir kişidir. rutin davranışları ve alışkanlıkları, ironi sözleri anlayamayışı ve espri anlayışının olmaması, nispeten sosyal olmayışı ile asperger sendromu ve okb (obsesif kompulsif bozukluk) belirtileri olduğunu; diğer karakterleri de zaman zaman zekasıyla alt etmesi, bundan zevk alması ve kendini üstün görmesi hafif bir narsistik yanı olduğunu gösterir.
iletişim beceriler oldukça yetersiz olan cooper, duygularından ziyade mantık ve zekası ile hareket etmektedir. tam bir bilim insanıdır. ayrıca koyu bir spock hayranıdır.
sevdiriyor kendini velet.
bu kadar anlattım, aklıma düştü. bir koşu izleyip geleyim.
(bkz: the big bang theory)
iletişim beceriler oldukça yetersiz olan cooper, duygularından ziyade mantık ve zekası ile hareket etmektedir. tam bir bilim insanıdır. ayrıca koyu bir spock hayranıdır.
sevdiriyor kendini velet.
bu kadar anlattım, aklıma düştü. bir koşu izleyip geleyim.
(bkz: the big bang theory)
devamını gör...
herkesin sevdiği sizin sevmediğiniz şey
kahve,peynir çeşitleri,bitter çikolata gibi bi sürü örnek verebileceğim şey.
devamını gör...
okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
ateşi kıvılcımken söndürmeli, sonra yangının önünü alamazsın.
ateşi kıvılcımken söndürmeli- tolstoy
ateşi kıvılcımken söndürmeli- tolstoy
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük…
ama öyle, yazlıkçı yorgunluğu ile uyanmışsınız da yarım ekmek arasına domates peynirle kahvaltıyı geçiştirmişsiniz gibi bir günaydın değil elbet…
böyle boyozlu, yumurtalı, söğüş domatesli, mükellef bir izmirli kahvaltı sofrasının ortasına, laaaaaps diye ‘muhlama’ sokmuşsunuz gibi bir günaydın…
pontus kültür elçisiymişçesine bir günaydın…
tavana kadar uzayan bir günaydın…
ama öyle, yazlıkçı yorgunluğu ile uyanmışsınız da yarım ekmek arasına domates peynirle kahvaltıyı geçiştirmişsiniz gibi bir günaydın değil elbet…
böyle boyozlu, yumurtalı, söğüş domatesli, mükellef bir izmirli kahvaltı sofrasının ortasına, laaaaaps diye ‘muhlama’ sokmuşsunuz gibi bir günaydın…
pontus kültür elçisiymişçesine bir günaydın…
tavana kadar uzayan bir günaydın…
devamını gör...
geceye bir söz bırak
“özgür insan, başka türlü karar verme imkânı olan insandır.”
rosa luxemburg.
rosa luxemburg.
devamını gör...
günde 10 entry giren yazarın onlarca kez oylanması
katılıyorum kesinlikle kankacılık sektörünü çökertmemiz lazım... mesela ben günde sekiz yüz doksan beş entry girdiğim için favlarken şey diyorlar büyük ihtimalle neyse bu entrysini favlamıyım sonra başka entrysini favlarım. seç beğen al. zaten hep güzel yazıyo bu kız... ama asla kanka değiliz hiç kanka değiliz kimse sevmiyo beni herkes nefretimsin diye mesajlar atıyo.
devamını gör...
30 yıl önce donan su ayısının yeniden canlanması
ben de başlıkta su ayısını görünce atladım tabi
cahillik işte.....
cahillik işte.....
devamını gör...
türkiye'nin 61 yıldır ab'ye girememesinin sebebi
üyelik kabul edildiği takdirde işsiz, güçsüz, abazan türkler'in ülkelerine hücum etmesinden korkuyorlar.
devamını gör...
fahişelik neden ahlaksızlıktır sorunsalı
okuduklarıma hayret ediyorum. ha gayret zorlayıp da legalleştirin millet. ben söyleyeyim, vücudunu para karşılığında sattığı için ahlaksızdır. doğduğumuz çağa bak...
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sevgili sözlük, yine bir 40 saat süren pazar gününün sonlarındayım. evet yine uyku yok..
neyse bugün sendrom günü malum pazartesi. ama ben hala pazarı devam ettiriyorum. aslında bu açıdan bakınca haftayı ortalama 5 günde falan kapatmış oluyorum sanırım ben.
mesela bugün pazar 40 saaat sürdü, pazartesi de 40 saat sürse zaten salı araya kaynamış oluyor, çarşamba çarşafa dolanır, perşembe perisanlık, cuma mübarek gün, cumartesi beşiktaş şampiyon *
birazdan da işe gideceğim, yolda polis amcalar çevirip izin kağıdı sorarsa izin kağıdım da var ooohhh.. aman yandan..
sevgiler.
neyse bugün sendrom günü malum pazartesi. ama ben hala pazarı devam ettiriyorum. aslında bu açıdan bakınca haftayı ortalama 5 günde falan kapatmış oluyorum sanırım ben.
mesela bugün pazar 40 saaat sürdü, pazartesi de 40 saat sürse zaten salı araya kaynamış oluyor, çarşamba çarşafa dolanır, perşembe perisanlık, cuma mübarek gün, cumartesi beşiktaş şampiyon *
birazdan da işe gideceğim, yolda polis amcalar çevirip izin kağıdı sorarsa izin kağıdım da var ooohhh.. aman yandan..
sevgiler.
devamını gör...

