ak parti'nin ümmetin kurtarıcısı olması
entry nick. *
devamını gör...
günümüzdeki ilişkilerin tamamının mutualizm ilişkisine dönmesi
fark ettiniz mi bilmiyorum ama ebeveynlik ilişkisi dışında(ki artık o bile şüpheli) kimse birbirine çıkarı olmadan yardım etmiyor. aksi durumlarında ise zaten yapmamız gereken bir yardımı yerine getirdiğimizde kahraman ilan ediliyor; sosyal medyada ,televizyonlarda yapılan şeyin ne kadar olağanüstü bir davranış olduğu konuşuluyor. toplum, gittikçe birbirinden uzaklaşıyor...
devamını gör...
yazarların kendi yazdığı enfes sözler
"hissettiklerim, hissettirmediklerim yüzündendir."
"özgürlüğe bir adım daha mı yaklaşmak istiyorsun ? o zaman kendini öldürebilecek kadar cesur ol"
"hiçbir şeyi dilemediğin an aslında her şeye de sahip olduğun tek andır"
"özgürlüğe bir adım daha mı yaklaşmak istiyorsun ? o zaman kendini öldürebilecek kadar cesur ol"
"hiçbir şeyi dilemediğin an aslında her şeye de sahip olduğun tek andır"
devamını gör...
yaş ilerledikçe azalan şeyler
ömür*
devamını gör...
dobralık ile patavatsızlık arasındaki ince çizgi
dobra insan her doğrunun her yerde söylenmeyeceğini bilir. patavatsız insan ağzına her geleni her an söyler.
devamını gör...
kafa sözlük diye bir yer varmış üye olucam lan
fazlasıyla ağır bir ceza almış yazar. tamam tanımlarını beğenmediğim ama ilgi çekici bulduğum, ''dur bakalım lan ne saçmalamış yine'' dediğim ve arada güldüren zararsız bir arkadaşımızdı.
üstelik tanımlarını da iade etmemişsiniz adama. her akil yazarın eleştireceği bir uçurulma hadisesi olmuş.
üstelik tanımlarını da iade etmemişsiniz adama. her akil yazarın eleştireceği bir uçurulma hadisesi olmuş.
devamını gör...
direkt samimileşen insan
direkle samimi bir sarılma yaşamış insandır.
devamını gör...
görüntülü arama terörü
en sevimsiz iletişim şekli.
sadece 1.derece yakınlarım ile yaparım.
sadece 1.derece yakınlarım ile yaparım.
devamını gör...
ayrılık konuşması yapmak
seviyorsanız ve karşıdaki kişinin iyiliği için yapıyorsanız bile sizi iyi görmeyecektir. o vicdan boru gibi gene bize girecektir. zor, çok çok zor.
devamını gör...
para karşılığı tez yazdırırken dolandırılmak
zaten kendi tezini yazacak zekada ve yetkinlikte olsa şu an saygın bir bilim insanı olurdu dediğim ardından da hiç üzülmediğim hakkını yediği kişilerin ahı olarak değerlendirdiğim durumdur.
devamını gör...
takip edilesi sözlük yazarları
bir kaç tanım üstte nickimi gördüm ayıp olmasın diyerek artıyı bastım amma velakin utandım. arkadaşım takip edilesi tanımlara sahip değilim. henüz dilediğim gibi bilgi içerikli tanım giremiyorum boş beleş tanımlara sahibim. bakınız koca koca paraflarla gayet bilgi içerikli veyahut okuyunca ufku iki katına çıkaran en olmadı okuduktan sonra insanı ışıl ışıl aydınlatan tanımlara sahip yazarlar var. vallahi onları takibe alın okuyun mesaj atın daha çok bilgi edinin. sohbet edin bir ölçüde. hayat tecrübelerinizi paylaşın birbirinizle inanın neler neler öğreneceksiniz.
devamını gör...
cennete gidildiğinde yapılacak ilk aktivite
hadi ateistler bunu da açıklayın diye bağırmak.*
ayrıca nerede bu huriler nuriler gılmanlar!
ayrıca nerede bu huriler nuriler gılmanlar!
devamını gör...
#cumhurbaşkanıistifa
sözlüğün camı açık mı kaldı ? bir üşüme geldi de...
devamını gör...
mustafa kemal
bu sansasyonel kitabı okumadan önce yılmaz özdil’i çok severek okuduğumu itiraf etmeliyim.
ama işte, ne yazık ki bu kitaba kadardı…
sayfa sayısına bakıldığında en fazla 2 günde okumam gerekirdi, 10 günde okuyabildim. kitabı yarım bırakmamak için kendimle çok mücadele verdim. nihayetinde bitirebildim. yılmaz özdil 8-10 senelik bir araştırmanın-çalışmanın ürünü olduğunu söylediğinde merakla almıştım ama, kitap benim için tam anlamıyla fiyaskodur.
neden?
birincisi kitapta beni en çok rahatsız eden şey; gazi öldükten 27 yıl sonra doğmuş bir adamın, -di’li -du’lu zaman yani “görülen(!) geçmiş zaman” kipi ile yazması. buram buram her satırında yılmaz özdil kibri kokuyor.
ikincisi, ömrünün %60'ı cephede geçmiş bir adamın biyografisini yazıyorsun sonundaki bonus 40-50 sayfayı çıkardığında 498 sayfa atatürk anlatıyorsun ama savaşlar bunun 20 sayfası etmiyor. şaka gibi...
kaç tane zeytin yerdi, kaç fincan kahve içerdi, ekmekleri nasıl lokma lokma ayrana batırıp yerdi hepsini yazmışsın, savaş yazmamışsın kardeşim. nedir bu?
üçüncüsü, öyle detaylar var ki kitapta; okurken çıldıracak raddede düşünmeye sevk ediyor “yahu nasıl öğrendin be adam” diye. böyle düşünüyoruz sevdiğimizden ama, kaynak yok kitapta abiler, ablalar. seviyoruz diye gördüğümüz bir sıkıntıyı ört bas mı edelim ? neye dayanarak bu bilgileri bilgi diye sunuyor acaba diye düşünmekten kitabı anca 10 günde okuyabildim.
daha bir çok şey var, saatlerce konuşup bu kitabın nasıl 8-10 senelik çalışma ürünü olduğunu sorgulayabilirim ama sinirlerim o 10 günde yeterince yıprandı.
koleksiyon muhabbetine hiç girmedim bile. bu kitabın koleksiyon serisi değil 2500; 250000 e de satılsa, kaynak göstermeden sunulan bilginin tarih açısından hiçbir ehemmiyeti yoktur. öykü kitabıdır. öyle kalacaktır.
ama işte, ne yazık ki bu kitaba kadardı…
sayfa sayısına bakıldığında en fazla 2 günde okumam gerekirdi, 10 günde okuyabildim. kitabı yarım bırakmamak için kendimle çok mücadele verdim. nihayetinde bitirebildim. yılmaz özdil 8-10 senelik bir araştırmanın-çalışmanın ürünü olduğunu söylediğinde merakla almıştım ama, kitap benim için tam anlamıyla fiyaskodur.
neden?
birincisi kitapta beni en çok rahatsız eden şey; gazi öldükten 27 yıl sonra doğmuş bir adamın, -di’li -du’lu zaman yani “görülen(!) geçmiş zaman” kipi ile yazması. buram buram her satırında yılmaz özdil kibri kokuyor.
ikincisi, ömrünün %60'ı cephede geçmiş bir adamın biyografisini yazıyorsun sonundaki bonus 40-50 sayfayı çıkardığında 498 sayfa atatürk anlatıyorsun ama savaşlar bunun 20 sayfası etmiyor. şaka gibi...
kaç tane zeytin yerdi, kaç fincan kahve içerdi, ekmekleri nasıl lokma lokma ayrana batırıp yerdi hepsini yazmışsın, savaş yazmamışsın kardeşim. nedir bu?
üçüncüsü, öyle detaylar var ki kitapta; okurken çıldıracak raddede düşünmeye sevk ediyor “yahu nasıl öğrendin be adam” diye. böyle düşünüyoruz sevdiğimizden ama, kaynak yok kitapta abiler, ablalar. seviyoruz diye gördüğümüz bir sıkıntıyı ört bas mı edelim ? neye dayanarak bu bilgileri bilgi diye sunuyor acaba diye düşünmekten kitabı anca 10 günde okuyabildim.
daha bir çok şey var, saatlerce konuşup bu kitabın nasıl 8-10 senelik çalışma ürünü olduğunu sorgulayabilirim ama sinirlerim o 10 günde yeterince yıprandı.
koleksiyon muhabbetine hiç girmedim bile. bu kitabın koleksiyon serisi değil 2500; 250000 e de satılsa, kaynak göstermeden sunulan bilginin tarih açısından hiçbir ehemmiyeti yoktur. öykü kitabıdır. öyle kalacaktır.
devamını gör...
bir öz eleştiri yap
çok polyanna bir yanım var. bir şey olsa bile, bir şey yapılsa bile "amaç o değildir, haklı bir sebebi vardır, bir sorun vardır, ben haksızımdır, abartıyorumdur" diyip kendimi buna inandırırım. böylece hem insanlara bakışım değişmiyordu hem de daha az hayal kırıklığına uğruyordum. bu huyumu seviyordum. ama son birkaç haftadır bunu kaybediyorum. görmek istemediğim, kaçtığım şeyleri görmeye başladım. bazı şeyleri affedemediğimi farkettim. bilmek istemediğim her şey birden kendini göstermeye başladı. bunun altından kalkamıyorum sözlük. ve bunları geride bırakabilmek için de hiçbir adım atmıyorum.
devamını gör...
direksiyon sınavından üç kez kalmak
hayatıma yeniden giren, kalan kadar, onlarla çalışan hocalarında, kursun da keyfini kaçıran durum.
yeteneksiz misiniz?
talihsiz misiniz?
heyecanlı mısınız?
ona göre check edip bir sonra ki sınava bakın.
daha ne sınavlar göreceksiniz, dünyanın sonu değil.
ehliyet kursuna yazılıp, ehliyeti alamayan yok gibi bir şey.
kimi bir buçuk ayda alıyor, kimi bir senede.
*
yeteneksiz misiniz?
talihsiz misiniz?
heyecanlı mısınız?
ona göre check edip bir sonra ki sınava bakın.
daha ne sınavlar göreceksiniz, dünyanın sonu değil.
ehliyet kursuna yazılıp, ehliyeti alamayan yok gibi bir şey.
kimi bir buçuk ayda alıyor, kimi bir senede.
*
devamını gör...


