bir kelimeyi kullandığı için insanları cahil ilan eden yazarımızın açtığı başlıktır. cahillik bilmemek değildir, öğrenmeyi reddetmektir.
devamını gör...

yıllar önce gabar’da bir operasyon sırasında can çekişen teröristin verdiği mektubu, sırf döktüğü şehit kanı sebebiyle geberdiği mağarasında, bir taşın altına bıraktım.

hiçbir zaman o mektupta yazılanları eşi, dostu, annesi, babası okuyamayacak.

tıpkı öldürdüğü 2 astsubayın, bir daha hiçbir zaman aileleri ile konuşamayacakları gibi.
devamını gör...

bir ülkenin vergi politikası.
devamını gör...

hastalık değil, cinsel sapkınlıktır.
devamını gör...

sen anlaşılmadığını zannederek çırpınıp dururken aslında anlaşılmak istenmediğini fark edersin, işte o an.
devamını gör...

silah taşıma ruhsatı olanların acaba ruhsal halleri ne kadar kontrol ediliyor?
ruhsatı verirken normal görünen psikoloji zaman içerisinde bozulup tersine dönebilir. nasıl ki sürücü ehliyetinde gözlük ibaresi kontrol ediliyorsa,
bu durum da onun kadar hatta ondan da fazlaca uzman kişilerce yapılmalı.
ehliyet sahibinin geçen süre içerisinde gözünün bozulması kontrolü bekler ama silah ruhsatı verilen psikolojik durumu mutlak surette her sene kontrol edilmeli.
devamını gör...

bir olayın yeni bir duruma geçişini başlatma zamanı için kullanılan tabir.
devamını gör...

rastgele sanırım tam sırası yok.keşke şu sıra düzenlemesi ile birlikte ss alınca bildirim gelme özelliği gelse. özellikle dikkat ettim ne zaman story atsam ortak tanıdıklarımız olan insanlar takip isteği gönderiyor. bu da demek oluyor ki birileri ss alıp wp gruplarında konuşuyor merak edenler de gelip takip isteği atıyor.
devamını gör...

çok iyi düşünülmüş. bence eğlenceli olacak gibii. emeği geçen arkadaşlara da teşekkürlerr.*
devamını gör...

bir oruç aruoba kitabıdır.

yürüme üçlüsünün ikinci kitabıdır. ilk kitabı için (bkz: yürüme) girdiğim tanım için ise #1108937 .
kitap oruç aruobanın felsefi söylemlerinden oluşur. sayfalarca şiirsel metinler. düşünmek için bırakılan boşluklar.

kitap 4 bölümden oluşuyor.

anlama-
rayış

ölüm (de )

yaşam (ki)

felsefe (işte)


genel olarak oruç aruoba tespitleriyle öne çıkıyor. şu şöyledir bu böyledir şeklinde yazıları okuyucuya düşündürtüyor. her bölümden büyük keyif aldım.
tabi yaşam ve felsefe bölümlerine ayrı parantez açmak istiyorum özellikle felsefe yani işte kısmı müthişti.
felsefe kısmı bizle oruç aruobayı ayıran kısım. diğer konularda en azından bilgi sahibiyiz. felsefe kısmında büyük usta nasıl bir felsefeci olduğunu göstermiş.
zaten daha önce dediğim gibi türkiye'de felsefe hakkında konuşabilecek en yetkin kişilerden biridir kendisi.
okurken cidden öyle dediğim ve canımı yakan bol bol tespitler vardı.
hoşuma giden başka kısım ise oruç aruobanın büyük düşünürlerin söylemleri hakkında yorum yapması oldu. mesela bazı sayfalarda bir düşünürün düşüncesi ile ilgili kendi yorumlarını yapmış ve altına o düşünürün adını yazmış.
tabi bol bol oruç aruobanın etkilendiği felsefecileri görüyoruz. özellikle nietzsche, kant ve wittgenstein ağırlıklı şekilde düşüncelerini okuyoruz.
felsefe hakkında nedir ne değildir nasıl yapılmalı gibi sorulara cevap getirmeye çalışıyoruz hem de oruç aruoba yardımıyla.
büyük felsefecilerin hakkında hikayeleri sayfa altında ufak yazılarla okuyup öğreniyoruz.
ölüm ve yaşam hakkında nefis analizleri bize ders oluyor.
ölüm nedir yaşam ne değildir görüyoruz.
bazen başımıza gelen olayları yazdığını görüyoruz ve yutkunuyoruz. altta örnek vereyim hemen.

yaşamında şunları da yaşayabileceksin:

1
birisini, ona söyleyecek bir şey bulamadığın için aramak.

2) birisini, onu artık görmeyeceğini söylemek için beklemek.

3) birisini, onu görmeye dayanamadığın için terk etmek.

neler yaşamayacaksın ki ! )

mesela bunların yazılı olduğu sayfa kalbime tornavida soktu. hepsini yaşamış biri olarak boğazım düğümlendi.

ölüm hakkında dedikleriyle ölüme sarıldım. ölümden korkmamayı gördüm. her bölümden ayrı ayrı keyif aldım. herkese yürüme üçlüsünü tavsiye ederim.

ha bu arada kitap metis yayınlarından yayınlanmıştır.
devamını gör...

sohbeti de tanımları kadar güzel olan ayrıca müzik zevklerimizin de çok çok uyuştuğunu düşündüğüm gerçekten tatlı bi yazar. çok sıcakkanlı, iyi kalpli birisi ve sözlüğe ciddi anlamda güzel katkılar sağladığını düşünüyorum.

umarım uzunca bi süre burada yazmaya devam eder. severek takip ediyorum kendilerini.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

sincaplar hakkında kısa bir yazı yazıp gideceğim sevgili okurlar. çok tatlı hayvanlardır.*


sincaplar gömdükleri yiyeceklerin yerlerini nasıl hatırlıyor?
sonbahar gelip hava serinlediğinde ihtiyatlı sincapları bir telaş sarar. bulabildikleri kadar sert kabuklu yemişi toprağa gömerek yiyecek bulmanın zor olacağı kış mevsimine hazırlık yaparlar.
kış için yiyecek depolayan bu tatlı canlıların bazıları yiyeceklerinin tamamını tek bir yerde saklar. gömdükleri yiyecekleri bulurken sincapların sadece koku duyularına güvendikleri düşünülüyordu. ancak güncel araştırmalar, sincapların birbirine çok yakın konumlanmış stoklardan sadece kendilerine ait olanları açtıklarını ortaya çıkardı. bu durum, sincapların yiyecek gömerken uzamsal ipuçlarından da faydalandıklarını gösteriyor.
gelişmiş olaysal (epizodik) bellekleri, koku duyusunun işe yaramadığı kar altındaki yiyeceklerini bulmada sincaplara avantaj sağlıyor. kendilerini izleyen türdeşlerini kandırmak için kazdıkları sahte depoları da uzun süre hatırlayabilen sincapların yaşadıkları bölgenin detaylı zihinsel haritasını çıkarabildiği düşünülüyor.
sincapların her bir depolama ünitesine farklı türde yiyecek saklaması da bir süre sonra küçük depolarının yerlerini hatırlamalarını kolaylaştırıyor. yiyecekleri bulmada %95 başarı gösteren sincaplar, bulamadıkları tohumlarla doğaya yeni ağaçlar kazandırıyor.


kısacası sincapları sevelim.* ve onlar gibi biz de doğaya yeni fidanlar dikerek katkıda bulunabiliriz.

kaynak: tübitak bilim ve teknik dergisi mart 2019* sayısı syf. 36 yazan: mesut erol.
devamını gör...

boşuna"kuzguncuktaki vişne"olmadığına sesinle de inandım sempatik insan.
devamını gör...

uyarı: dostoyevski'nin suç ve ceza romanı ile ilgili spoiler içermektedir. spoiler olarak belirttiğimde ne anlatmak istediğimi tam olarak anlatamayacağımı düşündüğümden spoiler oluşturmadım. bilginize.

rus yazar dostoyevski'nin suç ve ceza romanının baskarakteridir raskolnikov.onu anlamak için önce biraz romandan bahsedeceğim.
fakir bir ailenin hukuk okuyan bir çocuğudur raskolnikov.ailenin maddi sıkıntıları vardır. hatta o kadar zor durumdadırlar ki kız kardeşi sevmediği bir adamla parası için evlenmek zorunda kalır. bu durum genç raskolnikov'u oldukca rahatsız eder. bu durumu değiştirmek için bir çözüm yolu arar. aklına yaşlı,kötü kalpli, sevilmeyen ve tefecilik yapan ev sahibini öldürüp paralarını almak gelir. böylece kızkardeşi sevmediği biriyle evlenmek zorunda kalmayacak kendisi de hukuk eğitimini tamamlayabilecekti.
ancak iyi insanlar icin birini öldürmek kolay değildir.kendini ikna etmesi gerekir.bunun üzerine raskolnikov sıradan ve olağanüstü insan kavramlarını oluşturur.
ona göre kurallara uyan,güce itaat eden ve bu durumdan şikayetçi olmayan insanlar sıradan insanlardır.yanlis anlaşılmasın raskolnikov'un tanımında sıradan insanlara kızgınlık,küçük görme yoktur.
diğer grup ise olağanüstü insanlar.bu insanlar yıkıcı,yeniden kurallar oluşturan yasa koyucudur.
kendi cümleleri ile ifade etmek gerekirse
'toplum içinde birazcık sivrilen,yani topluma söyleyecek birazcık yeni bir şeyleri bulunanlar birer suçlu olmak zorundadırlar.tersi durumda zaten sivrilmelerine olanak yoktur.'

raskolnikov daha da ileri giderek olağanüstü insanların suç işleme hakkı olduğunu savunur. hatta bunu newton örneğiyle verir. eğer newton bilimsel bilgilerinin yayılmasını engelleyen bir grupla karşılassaydı onları öldürme hakkına sahipti,der. çünkü newton'un bilgilerinin çok daha fazla insanı kurtaracağını buna ulaşmak için de onu engellemek isteyenleri yok etmesi gerektiğini savunur.
olağanüstü insanların daha iyi bir düzen için kötüyü yıkmaları gerektiğini savunur ve bunların olağanüstü insanların tabiatında olduğunu söyler.ve o canalıcı soruyu sorar :
'insan tabiatından dolayı suçlanabilir mi?'

dünyayı vareden,gelişmesini,buraya kadar gelebilmesini sağlayan olağanüstü insanlardır ve hemen hepsi bu başarıyı kan dökerek kazanmışlardır.

raskolnikov kendisinin de olağanüstü insan olduğunu düşünerek ev sahibi tefeci kadını bir baltayla öldürür. o kadar korkar ve heyecanlanır ki çok az para alarak oradan uzaklaşır.parayı da bir yere gömer ve korkudan oraya gidip alamaz bile.

raskolnikov'un yaşadıkları hiç tahmin ettiği gibi değildir.
raskolnikov sıradan ve olağanüstü insan tanımında mı yanılıyordu?
yoksa kendisi olağanüstü insan değil miydi?

çünkü olağanüstü insanlar mantıklı bir yıkım ve yok ediş yaptıkları için daha çok insanı kurtarmak,iyiliğe yön vermek istediklerinden suç işlerler ve vicdan azabı çekmezler.
ama raskolnikov yoğun bir vicdan muhasebesinden geçiyordu. bütün haklı sebepler onun katil olduğu gerçeğini değiştirmiyordu.
sonunda teslim olur ve vicdan azabından kurtulur.

üzerine düşünüldüğünde birkaç soru kalır akılda:


raskolnikov sıradan ve olağanüstü insan tanımında haklı mıydı?
olağanüstü insanlar suç işleme özgürlüğüne sahip olmalılar mı?
bu suç onları suçlu yapar mı?
yoksa olağanüstü insan olmanın bedeli daha iyi için kötüyü yok edip kötü olmak mıdır?
devamını gör...

abd'nin alaska eyaleti ile rusya arasındaki boğazdır.
65°49'41 kuzey enleminde bulunduğundan dolayı kış mevsiminde yüzeyi donmaktadır.
bir iddiaya göre uygur türklerinin bering boğazını kullanarak amerika kıtasına geçtiği söylenir.
bu iddiaya sebep olan bilgi ise kızılderililerin yaşam tarzı ve etnik yapısıdır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

delice sevdiği, aşık olduğu ve bir anlamda marksist düşünce biçimini şekillendiren, geliştiren eşi hélène rytmann'in katili. 20'li yaşlardan itibaren depresyon geçirmeye başlar belli aralıklarla. tedavi görse de işe yaramaz. böyle de acısı derin bir insandır althusser. 30 yaşına kadar koyu bir katolik olsa da hélène rytmann ile tanıştıktan sonra komünist parti'ye üye olur. pek bilindik bir fransız düşünür değildir michel foucault gibi. bunun nedenini de tartışmak lazım elbet.

1918 yılında, cezayir'de dünyaya geldi althusser. hélène rytmann ile 1976'da evlendi ve 18 kasım 1980'de de karısını boğarak öldürdü. ancak ruhsal bozukluğu nedeniyle işlediği cinayetten yargılanmadı. akıl hastanesinde gözetim altında kaldı. 1990 yılında da kalp krizinden hayatını kaybetti.

althusser'ın neresinden bakarsak sıra dışı bir potansiyeli var. yaşadığı hayattan dolayı mı böyledir bilinmez ama gerek carl schmitt hakkında söyledikleri, gerekse antik çağ ve orta çağ hakkında söyledikleri takdir etmeye değerdir. neresinden bakarsak bir delidir belki althusser. ama unutulmamalıdır ki delilerdir dünyayı bugüne taşıyan.

hem anlaşılması oldukça zor bir filozoftur. fikirleri yapısalcılık, bilgi-kuramcılık ve marksizm üzerinden şekillenir.

ben onunla filozof olmayanlar için felsefeye giriş (kitap) ile tanışmıştım.
devamını gör...

insandır, bazen mutlu olur bazen mutsuz olur. ruh hali zaman zaman değişir, an gelir her şey değişir... duruma göre anlama ve hatta anlatma şeklimiz bile farklı bir boyuta geçer. biz bile anlayamayız kendimizi. bu ara duygu yoğunluğum ve ruh halim çok inişli çıkışlı. zor günler geçiriyorum. iki farklı entry birbirinin zıttı olarak girilmiş. ikisi de duruma, ana göre doğru tespit edilmiş. teşekkür eder, saygılarımı sunarım.
devamını gör...

"rukiye kıble o tarafta mı?"
devamını gör...

karakter ve kişilik aynı şeydir deriz ama...
bence karakter doğuştan gelendir, iskelettir yani, mizaçtır. zaten değiştiremediklerin ya da çok zor değiştirdiklerinin altına bakarsan onu görürsün. soğuk biri olman yüksek ihtimalle çevrenden dolayı değil. cıvıl cıvıl bir ortamda büyüyen biri de keza no frost olarak adlandırılabiliyorken aynı şeyi ciddi ortamlarda büyüyen birinde bu kadar keskin göremeyebilirsin.

kişiliğe gelirsek. daha genel hissettiriyor. sahip olduğun bütün fiziksel olmayan, kişisel özelliklerini içeriyor. davranışların, tutumların, mizacın, huyların, alışkanlıkların.
varolan karakterini ne yöne şekillendirdiğin, zaten varolan senin üstüne ne koyduğundur bana göre ki bu da biz farkında olmadan çevreden topladığımız şeylerin ortalamasına yakın çıkıyor.

lakin kişi isterse daha doğrusu farkında olursa. farkında olarak karakterini şekillendirmek isterse ne çevre ne doğuştan gelen özellikler onu yalnızca bir yere kadar etkileyebilir. bana göre kişilik farkındalığın kadardır. öyle ortamlarda büyümüş insanlar var ki hayranlıkla bakakalırsın kendini nasıl geliştirmiş diye görmediği kötülük kalmamıştır belki ama ona melek sıfatını yakıştıran vardır. bazıları da vardır ki sırf ceza olsun diye meleklerin arasına, cennete atılmış ama kendisi hariç herkese ceza olmuş bir şeytan gibidir. kendini fark ettiğin, kendine hakim olduğun kadardır kişilik.
devamını gör...

dünyanın en kısa ve en acıklı hikayesinin yazarı

"satılık: bebek patikleri. hiç giyilmedi.”
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim