portakal
özellikle gece uykumdan uyandığımda ve buzdolabını açtığımda bana serin serin ve turuncu turuncu gülümseyen meyve.
ayrıca (bkz: at bordagalları)
ayrıca (bkz: at bordagalları)
devamını gör...
evrim
zaman içerisinde ve doğal bir biçimde, ağır-ağır bir şekilde gerçekleşen değişme süreci. eskiden buna, tekâmül denirdi. tüm canlılar, birbirleriyle akrabadır. evrimi anlamak için en iyi örneğin bardaktaki su örneği dediğim örnek olduğunu söyleyebiliriz. bir bardak alın ve bu bardağa su doldurun, doldurmaya devam edin..bir süre sonra su taşmaya başlar. işte evrim de böyledir. bu örneği anlayabilmemiz için şöyle söyleyelim; evrim, 2 ana bölümden oluşur; mikro evrim ve makro evrim. mikro evrim, küçük çaplı değişimlerdir. makro evrim ise, büyük çaplı değişimlerdir:
bir insan topluluğu düşünelim, adı da, a topluluğu olsun. bu topluluğun yarısı bu topluluktan ayrılıp, kendi topluluklarını, yani b topluluğunu oluşturuyorlar. daha sonra b topluluğu, a topluluğunun bulunduğu bölgeyi terkedip çok uzak diyarlara gidiyor. burdaki yaşam şartlarına, burdaki çevreye uygunlaşmaya başlıyor ve zamanla küçük çaplı değişimler geçiriyor. bu değişimler zamanla o kadar çoğalıyor ki, makro evrimi oluşturuyor. yani b topluluğu, geçirdiği küçük çaplı değişimler sonucunda tamamen farklı bir türe dönüşmüş oluyor. ve artık, a topluluğundan ayrılmış olmalarının yanı sıra, a topluluğunda bulunan insanların türlerinden de ayrılmış oluyorlar. bu örnekle birlikte, bardaktaki su örneği daha anlaşılır bir hale gelir. canlıları bir bardak, içine doldurduğumuz suyu da mikro evrim olarak düşünelim. bardağa suyu doldurmaya devam edersek, bir süre sonra taşmaya başlar. ki canlılar da geçirdikleri küçük çaplı evrimler sonucu, büyük çaplı bir değişim geçirmiş, farklı bir türe dönüşmüş olurlar. - bu örnek, evrimi anlama konusundaki ilk adımdır.
bir insan topluluğu düşünelim, adı da, a topluluğu olsun. bu topluluğun yarısı bu topluluktan ayrılıp, kendi topluluklarını, yani b topluluğunu oluşturuyorlar. daha sonra b topluluğu, a topluluğunun bulunduğu bölgeyi terkedip çok uzak diyarlara gidiyor. burdaki yaşam şartlarına, burdaki çevreye uygunlaşmaya başlıyor ve zamanla küçük çaplı değişimler geçiriyor. bu değişimler zamanla o kadar çoğalıyor ki, makro evrimi oluşturuyor. yani b topluluğu, geçirdiği küçük çaplı değişimler sonucunda tamamen farklı bir türe dönüşmüş oluyor. ve artık, a topluluğundan ayrılmış olmalarının yanı sıra, a topluluğunda bulunan insanların türlerinden de ayrılmış oluyorlar. bu örnekle birlikte, bardaktaki su örneği daha anlaşılır bir hale gelir. canlıları bir bardak, içine doldurduğumuz suyu da mikro evrim olarak düşünelim. bardağa suyu doldurmaya devam edersek, bir süre sonra taşmaya başlar. ki canlılar da geçirdikleri küçük çaplı evrimler sonucu, büyük çaplı bir değişim geçirmiş, farklı bir türe dönüşmüş olurlar. - bu örnek, evrimi anlama konusundaki ilk adımdır.
devamını gör...
sözlükte sabahlamak
hava değişiminden olsa gerek.. gram uykum yok.. beraber sabahlayacagiz sevgili sözlüğüm..
devamını gör...
eskileri çok ayrıntıyla hatırlamanın görgüsüzlük olması
dorian gray'in tablosu kitabında lord henry wotton karakterinin iddiasıdır. eski dostlarla muhabbet açıldığında yıllar önceki olayları şöyle demiştin böyle olmuştu şeklinde ayrıntıyla anlatmanın görgüsüzlük olduğunu savunur. bana da bu bos olayları ayrıntılarıyla anlatanlar sürekli o anıları düşünmüş te unutamamış, ânı pek yaşamıyor geçmişte takılmış izlenimi verirler.
devamını gör...
bıyık söylencesi
insanolunbiraz'ın tanımında görüp okuduğum kitap.
bunu eklememin sebebi #1115418 numaralı tanımda insanolunbiraz'ın yaşadığı olayı okumam belki kitabı daha kolay kabullenmeme, anlamama sebep oldu.*
çünkü buradaki karakterimiz, bir bıyık ile ün ve saygı kazanıyor. bunu kabullenmek zor.
en iyisi biz fazla uzatmadan kitaba geçelim.
tahsin yücel'in romanı.
konumuz şöyle;
cumali adlı başkarakterimiz, askerlikten dönüp tıraş olmaya gittiği vakit berberimiz ve orada oturan halk bıyığını kesmemesinin daha iyi olacağını söyler. o da "bu kadar millet aynı şeyi söylüyorsa doğrudur." mantığıyla kestirmiyor bıyıklarını.
ve cumali bundan sonra bıyık'ın eşliği ile değer görür, evlenir, aldatır, masallara konu olur, sevinir, üzülür...
her şey karapala* sayesinde* gerçekleşir.
işte biz de bu yolculukta cumali ile gezmekteyiz, cumali ile kitabın son sayfasını okumaktayız.
inceleme:
birincisi, kitaptan bir çıkarım yapamazsınız. yani olsa olsa "geçiçi olan bu hayat için maddi*, manevi* şeylere fazla bağlanmamak en doğrusudur." olur.
o yüzden o amaçla okumayın. zevk için okuyun.
ikincisi, kitabın akıcılığı mükemmeldi.
yirmi sayfa okumak için koltuğa oturuyorsunuz bi' bakıyorsun yetmişinci sayfayı yarılamışsınız bile. sürekli tahminler yürütüyorsunuz bazıları doğru bazıları yanlış çıkıyor ama hep küçük bir merak var.
şimdi ben yanlış çıkan bir tahminime geleceğim.
kitabın sonuna.
şimdi şu malum ölümü okumadan önce ben belki sonunda vazgeçer de bıyıklarını keser; biz de rahatlarız, o da rahatlar. sadece arada birilerin ağzına laf olur, o kadar, demiştim ama tutmadı.
yalan yok sonu beni üzse bile en iyi sondu. tahsin yücel eğer başka bir yolu, sonu seçmiş olsaydı boşluk kalırdı sanırım.
bir de zamanın getirdiği yaşlılık ile değil de, kendi sonunu hazırlayan bıyık'ını düzeltirken kullandığı makas ile ölmesi anlamlı bence.
sonuç olarak ben bu kitabı sevdim, güzeldi.
bunu eklememin sebebi #1115418 numaralı tanımda insanolunbiraz'ın yaşadığı olayı okumam belki kitabı daha kolay kabullenmeme, anlamama sebep oldu.*
çünkü buradaki karakterimiz, bir bıyık ile ün ve saygı kazanıyor. bunu kabullenmek zor.
en iyisi biz fazla uzatmadan kitaba geçelim.
tahsin yücel'in romanı.
konumuz şöyle;
cumali adlı başkarakterimiz, askerlikten dönüp tıraş olmaya gittiği vakit berberimiz ve orada oturan halk bıyığını kesmemesinin daha iyi olacağını söyler. o da "bu kadar millet aynı şeyi söylüyorsa doğrudur." mantığıyla kestirmiyor bıyıklarını.
ve cumali bundan sonra bıyık'ın eşliği ile değer görür, evlenir, aldatır, masallara konu olur, sevinir, üzülür...
her şey karapala* sayesinde* gerçekleşir.
işte biz de bu yolculukta cumali ile gezmekteyiz, cumali ile kitabın son sayfasını okumaktayız.
inceleme:
birincisi, kitaptan bir çıkarım yapamazsınız. yani olsa olsa "geçiçi olan bu hayat için maddi*, manevi* şeylere fazla bağlanmamak en doğrusudur." olur.
o yüzden o amaçla okumayın. zevk için okuyun.
ikincisi, kitabın akıcılığı mükemmeldi.
yirmi sayfa okumak için koltuğa oturuyorsunuz bi' bakıyorsun yetmişinci sayfayı yarılamışsınız bile. sürekli tahminler yürütüyorsunuz bazıları doğru bazıları yanlış çıkıyor ama hep küçük bir merak var.
şimdi ben yanlış çıkan bir tahminime geleceğim.
kitabın sonuna.
şimdi şu malum ölümü okumadan önce ben belki sonunda vazgeçer de bıyıklarını keser; biz de rahatlarız, o da rahatlar. sadece arada birilerin ağzına laf olur, o kadar, demiştim ama tutmadı.
yalan yok sonu beni üzse bile en iyi sondu. tahsin yücel eğer başka bir yolu, sonu seçmiş olsaydı boşluk kalırdı sanırım.
bir de zamanın getirdiği yaşlılık ile değil de, kendi sonunu hazırlayan bıyık'ını düzeltirken kullandığı makas ile ölmesi anlamlı bence.
sonuç olarak ben bu kitabı sevdim, güzeldi.
devamını gör...
zamanla eleştirilen ebeveyne benzemek
korkutucu bir durum. "asla onun gibi olmayacağım" veya "benim çocuğum olursa bunları yapmayacağım" diyorsun ama gün geliyor, kendini klonlanmış gibi aynı şeyleri yaparken buluyorsun.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
son bir kaç gündür sosyal yetilerimi kaybettiğimi hissediyorum. uzun uzun sohbet edemiyorum kimseyle. aşırı geriliyorum telefonla konuşurken bile.
devamını gör...
öğretmenlerin yarım gün çalışıp 3 ay tatil yapması
en büyük haklarıdır. öğretmene bu kadar az değer verilen bir ülke de en azından bu kadar fazla tatil verilmesi olağandır. öğretmen değilim, öğretmenliği de herkesin yapamayacağını düşünmekteyim yetişen nesillere bakınca da ne kadar doğru düşündüğümün de farkındayım.
devamını gör...
kablolu kulaklık
yerini hic birsey tutamaz. 20 euroluk emektar sony kablolu kulak ustu kulakligimi an itibari ile hediye gelmis olan kapak fotografimdaki 250 euroluk kablosuz plantronics marka sozde premium kulakligima tercih ettim. oh be...
devamını gör...
kafa dağıtmak için yapılanlar
balkonda oturup gökyüzünü seyrederken müzik dinlemek.
yürüyüş yapmak.
alışveriş yapmak.
mandala boyamak.
sözlükte gezinmek.
yürüyüş yapmak.
alışveriş yapmak.
mandala boyamak.
sözlükte gezinmek.
devamını gör...
kaşığın sadece çorba içerken kullanılması
burada pilav unutulmuş.
çatal ile ya da çinli'nin çubuğuyla yenilecek yiyecekk değil çünkü.
çatal ile ya da çinli'nin çubuğuyla yenilecek yiyecekk değil çünkü.
devamını gör...
balkonda çamaşır asarken hayatı sorgulamak
ben bunu genelde pilav yaparken , arpa şehriyeyi kavurma esnasında yapıyorum. ve genelde sehriyeler yanıyor. biz kadınlar hayatı sorgulamayı bile bir işimizi yaparken araya sıkıştırıyor, hallediyoruz.
devamını gör...
ağlatan animeler
(bkz: fullmetal alchemist)
--! spoiler !--
o kızı ile köpeğini birleştirerek canavara dönüştüren profösör ulan hem ağladım hem sövdüm.
--! spoiler !--
--! spoiler !--
o kızı ile köpeğini birleştirerek canavara dönüştüren profösör ulan hem ağladım hem sövdüm.
--! spoiler !--
devamını gör...
filozofların en sevilen sözleri
adaletin olmadığı yerde ahlaktan bahsedilemez.
montaigne
montaigne
devamını gör...
dunning kruger etkisi
cornell üniversitesi'nin iki psikoloğu justin kruger ve david dunning’in tanımladığı bir algılamada yanlılık eğilimidir.
cahiller, cahil olduklarının bile farkında olmayacak kadar cahildir.
(bkz: akıllı köprü arayana kadar deli suyu geçer)
akıllılar hep kuşku içindeyken aptallar küstahça kendinden emindir. -bertrand russell
cahiller, cahil olduklarının bile farkında olmayacak kadar cahildir.
(bkz: akıllı köprü arayana kadar deli suyu geçer)
akıllılar hep kuşku içindeyken aptallar küstahça kendinden emindir. -bertrand russell
devamını gör...
cesaretim olsa yaparım denen şeyler
mesleğimi bırakır tır şoförü olurdum
devamını gör...



