elden ayaktan düşmek
iki gün yatak üçüncü gün toprak!
devamını gör...
ice (yazar)
gayet güzel ve keyifle okuduğum tanımları olan yazar arkadaşımızdır kendileri.
devamını gör...
maske takmayan insan
maske takmanın en gerekli olduğu ortamlarda bile son derece absürd olaylara neden olabilen insanlardır.
az önce, şuan bulunduğum hastanede yoğun bakım hastalarının tedavi gördüğü serviste maskeyi indirip kafasına göre yiyip içen arkadaşla güvenlik görevlisi arasındaki minik diyalog şöyleydi:
gg: beyefendi maskenizi takın.
x: ne?
gg: abi maskeni tak. ayrıca burada bir şeyler yemek yasak.
x: veriyim mi, yicen mi?
gg: yok abi. maskeyi tak diyorum. burada yiyip içmek yasak.
x: hee tamam.*
yorumsuz...
az önce, şuan bulunduğum hastanede yoğun bakım hastalarının tedavi gördüğü serviste maskeyi indirip kafasına göre yiyip içen arkadaşla güvenlik görevlisi arasındaki minik diyalog şöyleydi:
gg: beyefendi maskenizi takın.
x: ne?
gg: abi maskeni tak. ayrıca burada bir şeyler yemek yasak.
x: veriyim mi, yicen mi?
gg: yok abi. maskeyi tak diyorum. burada yiyip içmek yasak.
x: hee tamam.*
yorumsuz...
devamını gör...
menzil tarikatı
tarikat değil cemaattir nakşibendi tarikatına mensupturlar.
edit: nikiforenko adlı yazara göre başında şeyh efendi olduğu için hem tarikat hem cemaat sayılırmış.
edit: nikiforenko adlı yazara göre başında şeyh efendi olduğu için hem tarikat hem cemaat sayılırmış.
devamını gör...
yaşlanma belirtileri
daha çabuk yorulduğumu hissetmek, aşırı sosyal ortamlardan uzak durmak ve bir şeyleri değiştiremeyeceğimi anlayıp kendi kabuğuma çekilmek de benim yaşlılığımın alametleri olarak karşıma çıkıyor.
devamını gör...
kur'an'daki saçma ayetler
her ayeti üzerine alan, sanki kendisine söylüyormuş sanan, tarihten, kültürel yapıdan bi haber olan ve 2021 yılını 600 yıl ile kıyaslayan zihniyetin açtığı başlık. ne güzel ya, anlamadığımıza saçma diyelim. quantumu anlıyor musun birader, ona da saçma diyelim. hı?
çok gerekli edit: her çeviriyi kuran ayeti, allahın sözü vs sanmakta ayrıca garip ve acınası.
çok gerekli edit: her çeviriyi kuran ayeti, allahın sözü vs sanmakta ayrıca garip ve acınası.
devamını gör...
yeni bir insanla tanışmaya üşenmek
halihazirda taninanlarin agizda biraktigi tat ile orantili artan usengeclik.
devamını gör...
kızını zorla tesettüre sokan aile
bireyin iç dünyasını hiçe sayan ailedir.
devamını gör...
normal sözlük dertleşecek yazarlar veri tabanı
ağlama duvarı ayağınıza geldi.
devamını gör...
sagopa kajmer
devamını gör...
devlet ana
kemal tahir tarafından kaleme alınan bu eser yayınladığı dönemde büyük tartışmalar yaratmıştır. dünyadaki her milletin köleci ve feodal düzeni yaşadığına inanan anlayışı yazar bu romanıyla çürütmüştür. türklerin köleciliği yaşamadığını ve asya tipi üretim adı verilen bir sisteme sahip olduklarını anlatır. osmanlı beyliği'nin beylikten büyük imparatorluk düzenine nasıl geçtiğini kemal tahir usta kalemiyle ele almıştır.
devamını gör...
bakteriostatik
bakterileri öldürmeyip protein yapılarını bozarak üremelerini durduran ajanlardır.
devamını gör...
küpe takan erkek modeli
yakışan taksın, kesinlikle tuhaf bir durum değil.
devamını gör...
kişinin kendi yaptığı espriye gülmesi
e komik ki yaptım. başkasından bana ne. esprim öncelikle beni güldürmeli. beni güldürmüyorsa dünya gülmekten yarılsa bana ne.
devamını gör...
islam'ı bilmeyen yazarların islam'ı kötüleyici başlıklar açması
21. yüzyılda aramızda hala dinleri canı pahasına savunanlar görüyorum yapmayın yaptırmayın sayın yazarlar.
devamını gör...
özledim
"bazen özledim diyemezsin.
nazım okuyorum dersin.
ben nazım okuyorum.
sen ne yapıyorsun?"
dizelerini hatırlatan can acıtıcı, eksik bir eylemdir.
nazım okuyorum dersin.
ben nazım okuyorum.
sen ne yapıyorsun?"
dizelerini hatırlatan can acıtıcı, eksik bir eylemdir.
devamını gör...
içli köfte yapan bir sevgili bulamamak
zaman yönetiminin önem arz ettiği final döneminde, içli köfte yapan biri olarak soruyorum: sizinle niçin sevgili olalım?
devamını gör...
ayça_22
“bir gün son kez oturum açtı ve hiç birimiz bunu fark etmedik...”
devamını gör...
babaya mektup
franz kafka'nın; babasına içindeki kalmış olan öfkesini, nefretini, sevgisini, pişmanlığını, keşkelerini anlattığı kısa ama duygularla dolu bir mektuptur. bu mektup ise, asla babasına ulaşamamıştır. franz kafka'yı iyi anlayabilmek için ilk önce babaya mektup kitabını okumalısınız. zira diğer kitaplarındaki ezilmişlik ve tükenmişlik sendromunu tam olarak anlayamazsınız ve okurken 'bu kadar da karamsar olunmaz.' demenize gerek kalmaz. hayatına baktığımız zaman franz kafka'nın, en büyük faktör babasıdır. baba, öyle bir babadır ki ne çocuklarını sever ne onların değerlerini anlar ne de kendi kibri ve büyüklüğünden hayatının hangi noktalara varacağını bilmez. halbuki bir baba; çocuğu için elinden geleni yapar, onu değerli hissettirir, onun gelecekte iyi bir meslek sahibi olması için çalışır, evlilik hayatının güzel geçmesini ister, çocukluğunu ona zindan değil cennete çevirir. ama bu baba, öyle bir baba asla değildir. hele de franz kafka'nın - oğlunun - gözünde.
kitabın genel hatlarını incelersek aslında bir aile kurumu; ne kadar çocuklarının gelişimiyle düzenli olarak ilgilenir ve onların sağlıklı bir birey olarak büyümeleri için çalışırsa, o aile ideal bir ailedir. bu ailede, çocuklar geri planda değil onların da bazı konularda söz sahibi oldukları bir yerdir. çünkü bir çocuğu ne kadar dışlar ve değersiz hissettirirsen, bu onda kalıcı bir hasara neden olacaktır. bu kalıcı hasar da bir çocuğun çocukluğundan başlayarak, yaşlılığına kadar gidebilecek bir manevi huzursuzluğun sebebi olacaktır. psikolojik rahatsızlıklar ve bedensel rahatsızlıklar, çocuğun duygusal ve fiziksel gelişimini oldukça etkileyecektir. sağlıklı ve bilinçli bir aile, çocuğu yetiştirmek için önemli bir faktördür.
her ne kadar franz kafka, babasına olan nefretini açıkça dile getirse de, ona içten içe bir hayranlık duyuyordur. çünkü franz kafka'nın hayalindeki ideal erkek figürü, tam da babası gibi güçlü ve çevik birisidir. her konuda sözünü geçiren ve bir bakışıyla bile ortalığı kasıp kavuran, kendisini değersiz hissettiren her türlü insana karşı kibirli olan bir yapıya sahiptir.
eğer franz kafka'yla gerçekten konuşabilseydim, her daim onun çok başarılı bir yazar ve avukat olduğunu söylerdim. çünkü o, bu sözlerin hepsini fazlasıyla hak ediyor. ne kadar babasının gözünde bir hiç gibi olsa da.
son olarak kitaptan bazı etkileyici sözler bırakıyorum;
"gözünde böylesi bir hiç olduğum yönündeki kahredici düşünceyle yıllar sonra bile acı çektim."
"benim için her şeyin ölçütü sendin."
"senin çok seyrek görülen, özellikle güzel, sessiz, hoşnut, olumlayıcı bir gülümseme tarzın da vardır ki, yöneldiği kişiyi çok mutlu edebilir. çocukluğumda bu gülümsemelerden payımı aldığımı çok açık bir biçimde hatırlayamıyorum, ama almış olmalıyım, çünkü sana henüz masum göründüğüm ve senin büyük umudun olduğum bir zamanda bunu benden niye esirgemiş olasın ki?"
kitabın genel hatlarını incelersek aslında bir aile kurumu; ne kadar çocuklarının gelişimiyle düzenli olarak ilgilenir ve onların sağlıklı bir birey olarak büyümeleri için çalışırsa, o aile ideal bir ailedir. bu ailede, çocuklar geri planda değil onların da bazı konularda söz sahibi oldukları bir yerdir. çünkü bir çocuğu ne kadar dışlar ve değersiz hissettirirsen, bu onda kalıcı bir hasara neden olacaktır. bu kalıcı hasar da bir çocuğun çocukluğundan başlayarak, yaşlılığına kadar gidebilecek bir manevi huzursuzluğun sebebi olacaktır. psikolojik rahatsızlıklar ve bedensel rahatsızlıklar, çocuğun duygusal ve fiziksel gelişimini oldukça etkileyecektir. sağlıklı ve bilinçli bir aile, çocuğu yetiştirmek için önemli bir faktördür.
her ne kadar franz kafka, babasına olan nefretini açıkça dile getirse de, ona içten içe bir hayranlık duyuyordur. çünkü franz kafka'nın hayalindeki ideal erkek figürü, tam da babası gibi güçlü ve çevik birisidir. her konuda sözünü geçiren ve bir bakışıyla bile ortalığı kasıp kavuran, kendisini değersiz hissettiren her türlü insana karşı kibirli olan bir yapıya sahiptir.
eğer franz kafka'yla gerçekten konuşabilseydim, her daim onun çok başarılı bir yazar ve avukat olduğunu söylerdim. çünkü o, bu sözlerin hepsini fazlasıyla hak ediyor. ne kadar babasının gözünde bir hiç gibi olsa da.
son olarak kitaptan bazı etkileyici sözler bırakıyorum;
"gözünde böylesi bir hiç olduğum yönündeki kahredici düşünceyle yıllar sonra bile acı çektim."
"benim için her şeyin ölçütü sendin."
"senin çok seyrek görülen, özellikle güzel, sessiz, hoşnut, olumlayıcı bir gülümseme tarzın da vardır ki, yöneldiği kişiyi çok mutlu edebilir. çocukluğumda bu gülümsemelerden payımı aldığımı çok açık bir biçimde hatırlayamıyorum, ama almış olmalıyım, çünkü sana henüz masum göründüğüm ve senin büyük umudun olduğum bir zamanda bunu benden niye esirgemiş olasın ki?"
devamını gör...