biz insanlık olarak güzel dünyamızı yaşanamayacak bir hale getirmişiz, bu nedenle mars’ta kolonileşmişiz. ama bu kolonide sosyalist bir düzen işliyor. bu önemli bir detay. her şeyimize karışılıyor. 1984 vari bir ortamdı yani. big brother’dan başka kimseyi sevemezsin bile, o kadar. anneciğime sarılamadım bile, yasak diye uyardılar beni. berbat bir ortam kısaca. yaşadığımız yere gelince, kocaman apartmanlar içindeki minnacık dairelerden bir tanesindeydik. sonra deprem olacağı anonsu geçti, herkeste bir telaş, apartman kocaman ve çok katlı olunca insan da boldu tabi, koşuştura koşuştura depremden korunacak bir yerler aramaya başladık. bir yer bulup çömeldim sonunda, deprem olsun diye bekliyorum ama bir stres oldum, yani o depremi yaşamış kadar oldum. o kadar korktum ki anlatamam. sonra etrafta bir aydınlık gördüm, bir baktım apartman en alt kattan yanmaya başlamış. ben de bizi kandırıyorlar, yanacağız diye bağırıp en üst katlara doğru kaçmaya başladım. altlar alev içindeydi çünkü. kaçıyorum kaçıyorum yol bitmiyor anacım. o yangın olayı da tatbikatmış, hiçbir şeycikler olmadı bana. ama olmuş kadar korkuttu beni şu rüya.
devamını gör...

arapça kökenli, “kural, düzen vb.” anlamlara gelen kelimedir.
devamını gör...

iki nickaltına dayanamayıp geri dönen yazar*.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kafa izni iyi geldi. son zamanlarda epey sıkılıyordum sözlükte. başlıklara şöööyle bir göz gezdireyim bakalım*.
devamını gör...

bazen aklıma geliyor, acaba beni kaybetmekten gerçekten korkan, bi şekilde iletişimimizin kopmasından, hayatın bizi ayrı düşürmesinden korkan biri var mıdır diye. sadece merak ediyorum çünkü bence bu sevgiden ilgiden değer vermekten de öte başka bi şey *. eğer hayatınızda böyle birileri varsa ve size bunu hissettiriyorsa; siz onları kaybetmeyin, değerini bilin*.
devamını gör...

kurbağalar yarı su yarı da kara canlılarıdır. su içinde oluşan zigotlar gelişerek larva halini alır. daha sonra iribaş denilen ve balık görünümlü bir canlı haline gelir. iribaşlar da zaman içinde gelişip yavru kurbağa ve sonra da ergin kurbağa olur. kurbağanın geçirdiği bu değişim başkalaşım diye tanımlanır.
devamını gör...

gece dışarı çıkardım. saatler boyu yürürdüm. sonra sahilde oturur boş boş etrafı izlerdim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
sabır konusunda sizi eğitecek en temel etkinlik çocukları dondurma yerken izlemek olabilir.
devamını gör...

californiya; sinemanın kalbini hollywood'da; internetinin kalbini silikon vadisi'nde; müzik, eğlence ve televizyon'un kalbini de los angeles'ta taşımaktadır. her ne kadar günümüzde masrafları daha makul olduğu için filmler başka ülkelere çekimler için taşınsa da; son 30 yıldır klasikleşen bir eyalet deyişine göre "dünya'nın duyduğu ve izlediği her şey californiya'da üretilir."

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ayrıca (bkz: amerikan rüyası).
devamını gör...

hiç şaşmayan, kız kardeşlerin %90’ında görülen durumdur.

bir ortamda kardeş olduklarını bildiğiniz, ancak hangisinin abla hangisinin küçük kardeş olduğunu anlayamadığınız 2 kadın varsa, uzun boylu olan küçük kardeştir.
devamını gör...

(bkz: rose red konağı)
stephen king uyarlaması olan 3 bölümlük mini dizidir. sonralar da 3 bölüm kurgulanıp tek film gibi yapılmıştır.
devamını gör...

gogolunpaltosu isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.

eğitim vizesi yani öğrenci vizesi, adından da anlaşılacağı üzere öğrencilere verilen bir vize çeşididir. sıradan vizelere göre daha avantajlı olduğu söylenir.

erasmus veya dil kursu tarzı akademik eğitimler için verilir.
devamını gör...

ooo tüm picasso’lar, van gogh’lar toplanmışız. peki kafa sözlük gartic.io etkinlikleri’nde bizim başımıza gelen neydi?*

niye böyle şeyler göremedik biz? neden bunlara maruz kaldık abi:
devamını gör...

'görüyorum ki çaresizliği tatmamışsınız hayatınızda' diyerek hepimize çaresizliği anlatan melek insan. ruhun şad olsun dilek abla.
devamını gör...

osmanlı döneminde kabadayı raconunun bir parçasıydı. hatta bir tutam kıl bırakıp gerisini traş eder, onun da uçlarına boncuk takarlarmış. (bkz: göğüs perçemi)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ayak bileği dekoltesi veren kısa paçalı dar pantolon.
devamını gör...

--- alıntı ---

biz, hayır demeyi, işim var demeyi, olmaz demeyi beceremeyen insanlarız, yorgunluğumuz bitmez bizim.


--- alıntı ---
diyerek yorgunluğumun tanımını yapan yazar.
devamını gör...

fenerbahçeliler olarak marikaki'nin affına sığındığımız ama devre arası olur olmaz koşarak bir iki şarkıdan nasiplendiğimiz geleneksel pazar etkinliğimiz.
devamını gör...

2005 yapımı çağan ırmak yönetmen ve senaristliğinde çekilen dram, aile filmi.

efsane oyuncu kadrosu bulunan film her konuda çok iddialı.
çetin tekindor, fikret kuşkan, hümeyra, tuba büyüküstün, şerif sezer, binnur kaya, yetkin dikinciler ve ege tanman'ı kadrosunda buluşturmuş.

filmin çoğunluğu ege'de bir çiftlikte geçiyor. sadık (fikret kuşkan) eğitimi için ailesinden ve memleketinden ayrılıp gazetecilik okumaya gider. babası hüseyin (benim için efsane ötesi oyuncu çetin tekindor) sadık'ın ziraat mühendisliği okuyup çiftliğin başına geçmesini ister fakat işin rengi çok farklıdır. sadık sağ sol akımına kendini kaptırmış ve bu hüseyin'in kulağına gitmiştir. bunun sonucu onu evlatlıktan reddetmiş 'ne ölüme ne ölüsüne' algısıyla hayatına devam etmeye başlamıştır.

peki ya bu 'ne ölüme ne ölüsüne' lafı sanıldığı kadar sebat edilesi bir söz müdür? öyle insanlar girdi çıktı ki hayatımıza hatta bazıları ailemizden birileri bazen bizde kullandık bu sözü. peki ya o insanlardan birinin öleceğini öğrenseydik ne yapardık?

abim ve ablamlar (bir kısmı) yıllarca babamla hep didiştiler. bazen babamdan nefret ettiklerini bile düşündüm. 33 yıllık hayatım ki ben ailenin en küçüğüyüm hep onların küslükleriyle geçti. haliyle benimle de zaman zaman (çoğu zaman) küstüler. nedenini hala anlayamıyorum biliyor musunuz? yani bir insan sırf diğerinden farklı düşünüyor farklı olmak istiyor diye diğerleri neden bunu bir savaşa çeviriyor? neden kendi gibi düşünmeyene, hissetmeyene saygı duymuyor? hadi bunu geçtim neden bu durumu ömrünün hemen hemen yarısını ona küs olarak geçirmeye bir sebep olarak görebiliyor? bunu aklım hiç almadı almayacakta.

efendim işte konu üzeri abimle babam uzun yıllar küs kaldı. nedeni bazen ben bazen babamın abime yaptığı (çocukken ya da yetişkinlik çağlarında) baskılar vslerdi abim bunları hiç unutmadı babamdan hep nefretle bahsetti. bir gün bir telefon aldı uzun yıllardır konuşmadığı annesiydi arayan. (bir neden yok babasıyla konuşmadığı için annesiyle de konuşmamayı tercih etti. ) 'oğlum baban çok hasta durumu hiç iyi değil anlamadık ne olduğunu seni çağırıyor' dedi annem. abim hiç bir şey söylemeyip telefonu kapadı ve diğer iki babamla konuşmayan ablamlar dan birini aradı. 'babam gerçekten hasta olmasa arayıp bizi çağırmaz değil mi? gidelim mi antep' e? ' dedi ve yola koyuldular.

bir ay geçmedi babamı kanserden kaybettik. ilginçtir ki adam 2 senedir böbrek tedavisi görüyordu. meğer kansermiş ve doktor dahil kimsenin haberi yokmuş. böbrekleri de temizmiş buarada istanbul' a getirdiğimizde anladık. (burası türkiye diyerek geçiştirmeli miyim? evet en azından bu başlık için öyle yapmalıyım.)bu süreçte ben abimi çocuklar gibi ağlarkende gördüm. çığlıklar atarak duvara kafasını vururken de. o dahil bir çok aile ferdi derin bir vicdan azabıyla uğurladı babamı. yani ne ölüme ne ölüsüne olamadı.

bazı sözlerin anlamını söylerken değil yaşarken daha derin anlarız. işte hüseyin bey de bunu en derinlerine kadar yaşayacak bu filmde.

bu arada filmi ben çıktığı dönem sinemada izlemiştim. dershane grubuyla her hafta bir filme gidiyorduk. babam ve oğlum da onlardan biriydi işte. çok matrak bir grup olduğundan bırakın ağlamayı tam manasıyla duygulanamamıştım bile. bir iki kere boğazıma bir şeyler düğümlenmiş ama yanı başımdaki deli bozması arkadaşlarımın hareketleriyle basmıştım kahkahayı.

zor bir film ben izlersem şuan hele izlersem bir iki gün kendime gelemem bu yüzden bir daha hiç izlemedim. benim gibi insanlar için böyle filmler cehennem. neyse efendim filmden çok anı defteri gibi oldu ama idare edi verin.

iyi seyirler...
devamını gör...

büyüklü küçüklü 7 bin adadan oluşan bir asya pasifik ülkesidir.* başkent manila'da toplumsal ayrım yüzüne bir tokat gibi çarpar. ülkenin en zengin semti olan makati ve fakir malate yan yana bulunur. yalnız malate bölgesinde bindiğiniz motorlu bisikletler ile makati'ye giremezsiniz. makati sınırlarına girdiğiniz an, tebrikler! new york'tasınız.! inanılmaz gökdelenler, temiz sokaklar, lüks oteller ve büyükelçiliklerin merkezindesiniz.

ülkede jeepney denilen, amerikan sömürgesi zamanından kalma askeri jeep'ler var. ülke halkı kalan bu askeri jeep'leri rengarenk boyayıp minibüs olarak kullanmaya başlamışlar. akşam vakitlerinde jeepney'lere doluşmuş insanlar evlerine giderler. ülke genel olarak fakirdir. sokaklarda evsizlerin üzerinden atlayarak geçmek zorundasınız.! amerikanlar oldukça zengin yaşarlar burada.

başkent manila'da bulunan rizal park, bir nefes bölgesi olarak işlev görür. yeşillik ve sosyal bir yerdir. bu parkın yakınında devasa bir mason anıtı bulunur.

birçok batı'lı için filipinler hem yaşamak hem de gezmek için oldukça rağbet görmeye başlamıştır.

resimde bir jeepney görüyorsunuz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir yakınınızı, sevdiğiniz bir insanı kaybetmeden önce izlediğinizde başka, sonra izlediğinizde başka etkileri olan bir film.
hoş ölüm ile ilgili başa gelmeden okunan, izlenen, düşünülen her şey boş ya. neyse.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim