hz süleyman
süleyman,israil krallığı'nın dördüncü krallığını yapmış yahudi kral, lider ve din büyüğü. kral davut ile batşeba'nın oğludur.
yahudilikte din büyüğü, vaiz ve özdeyişlerin yazıcısı olarak; hristiyanlıkta yasa koyucu ve kral olarak; islam'da ise peygamber olarak görülür. din dışı tarihte süleyman'ın mö 970–931 yıllarında kral olduğu kabul edilir.gelelim o çok meşhur
hz.süleyman yüzüğüne;
yüzüğün üzerinde birbirine geçmiş biri ters bir düz iki üçgenden oluşan altı köşeli bir yıldız bulanmaktadır.hz süleyman mührünün cennetten gelme olduğuna inanılır. cebrail tarafından allah'ın emri ile önce hz davud'a getirilmiştir. hz davud israiloğulları'ndan bir peygamber ve hükümdar idi. o, oğullarına on hikmetli soru sordu. cevapları yalnızca hz süleyman verebildi ve böylece hz süleyman yüzüğü babadan oğla intikal etmiş oldu.
yüzük yada mührün özelliği nedir derseniz;
cinlere, rüzgarlara ve hayvanlara dahi hükmedebilecek güçlere sahip olduğu söylenir.
yahudilikte din büyüğü, vaiz ve özdeyişlerin yazıcısı olarak; hristiyanlıkta yasa koyucu ve kral olarak; islam'da ise peygamber olarak görülür. din dışı tarihte süleyman'ın mö 970–931 yıllarında kral olduğu kabul edilir.gelelim o çok meşhur
hz.süleyman yüzüğüne;
yüzüğün üzerinde birbirine geçmiş biri ters bir düz iki üçgenden oluşan altı köşeli bir yıldız bulanmaktadır.hz süleyman mührünün cennetten gelme olduğuna inanılır. cebrail tarafından allah'ın emri ile önce hz davud'a getirilmiştir. hz davud israiloğulları'ndan bir peygamber ve hükümdar idi. o, oğullarına on hikmetli soru sordu. cevapları yalnızca hz süleyman verebildi ve böylece hz süleyman yüzüğü babadan oğla intikal etmiş oldu.
yüzük yada mührün özelliği nedir derseniz;
cinlere, rüzgarlara ve hayvanlara dahi hükmedebilecek güçlere sahip olduğu söylenir.
devamını gör...
köylü yazardan ironiler
iyi ki geldiniz sayın yazar.
eksikliğinizi inanın ki hissettim.
hoş geldiniz sefalar getirdiniz.
güzel kaleminiz daim ola.
eksikliğinizi inanın ki hissettim.
hoş geldiniz sefalar getirdiniz.
güzel kaleminiz daim ola.
devamını gör...
lise zamanında yazarların okuldan eve geldiğinde ilk yaptığı şey
uyurdum direkt. bu yüzden hala uyku düzenim yok.
devamını gör...
donald trump
evde tek başına 2 filminde, bazı sahneler kendi otelinde çekildiği için saniyelik de olsa kendine bir rol ayarlattığı * sahnesi var olan başgan. öğrendiğimde ufak bir kahkaha krizi yaşadım.
kevin: lobi nerede?
trump: koridorun sonunda solda...
ah o bakışı...
kevin: lobi nerede?
trump: koridorun sonunda solda...
ah o bakışı...
devamını gör...
hanımcılık
evli erkekler için doğru yoldur.
meriçlik olarak algılamayın ama ben evli olsam eşimi baş tacı ederim. zaten yuvayı da dişi kuş kuruyor. aldığım maaşı bile direkt teslim ederim. o raddeden sonra insan evinden başka bir şey görmemeli.
meriçlik olarak algılamayın ama ben evli olsam eşimi baş tacı ederim. zaten yuvayı da dişi kuş kuruyor. aldığım maaşı bile direkt teslim ederim. o raddeden sonra insan evinden başka bir şey görmemeli.
devamını gör...
bir cümle ile çocukluğunu tanımlamak
2 yaşında terk edilmeyle başlayan, sonra yıllarca tekerrür eden terk edilme hikayeleriyle büyümeye çalışmış çalışmasına ama çok acı bir zehri yutmuş ve kırkına merdiven dayamak üzere olmasına rağmen halen daha vücudundan o zehri atamamış biriyim işte, daha ne olsun...
devamını gör...
insanı strese sokan mesajlar
bir şey sorucağım mesajı. korkunç.
devamını gör...
evde beslemek istenilen yabani hayvanlar
baykuş
devamını gör...
shinrin-yoku
1982 yılında japon hükümeti tarafından; şehirde yaşayan insanların şehir hayatının getirdiği stres ve gerginlik düzeylerini azaltmak için orman banyosu anlamına gelen "shinrin -yoku" kavramını ortaya çıkardı. orman banyosu " biz doğanın bir parçasıyız ve bu bağlantıyı hissetmek için derin bir temasa ihtiyacımız var." düşüncesinden yola çıkar. insanların doğaya dönüşünü ve doğayla bütünleşerek rahatlamasını amaç edinmiştir.
devamını gör...
sözlükte güzel kız olmaması
ben gayet güzelim ama elimi sallasam ellisi durumundan mütevellit elimi sallamamaya çalışıyorum.
devamını gör...
hayatından boş arkadaşları çıkarta çıkarta hiçbir arkadaşının kalmaması
iyi ki dediğin bir insan arkdaş olamıyorsa, tabi ki hayatımızdan çıkarıp kendimizi rahatlatmalıyız. hiç hatırlanmamalı bile. bazen sade yaşam en güzeli.
devamını gör...
spontane radyo yayını
yayına aniden başlama hikayesinin kaydı ile başlamış yayındır..
devamını gör...
deniz gezmiş
yaşasaydı hdp'den milletvekili olacak kişilik.
devamını gör...
thy uçaklarda zazaca kürtçe anons yaparsa uçak mı düşer
düşer. evet, teşekkürler.
konuya hep ortasından dalıyor bu adamlar. ne kürtçe sevdası bu anlamadım arkadaş. hani eskiden türkçe bilmeyeni oluyordu abv zulüm abv işkence diyorlardı bir nebze üzülüyordum. artık üzülmüyorum. hepsi türkçe öğrendi, öğrenmeyen de öğ re ne cek. bu kadar. bu kadar kan emici bir arada görmedim arkadaş ya.
konuya hep ortasından dalıyor bu adamlar. ne kürtçe sevdası bu anlamadım arkadaş. hani eskiden türkçe bilmeyeni oluyordu abv zulüm abv işkence diyorlardı bir nebze üzülüyordum. artık üzülmüyorum. hepsi türkçe öğrendi, öğrenmeyen de öğ re ne cek. bu kadar. bu kadar kan emici bir arada görmedim arkadaş ya.
devamını gör...
kahveyi sevmemek
sevmem demem ama az severim.olmasa aramam.genelde çay tiryakileri böyle olur benim gibi.kahveci olup da çayı da çok severim diyene rastlamadım şimdiye dek.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
sevmek için güzele mi bakmalı?
çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
hırsızlık; para, mal mı çalmaktır?
saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
solması için gülü dalından mı koparmalı?
pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
öldürmek için silah, hançer mi olmalı?
saçlar bağ, gözler silah, gülüş kurşun olamaz mı?
| victor hugo |
dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
sevmek için güzele mi bakmalı?
çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
hırsızlık; para, mal mı çalmaktır?
saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
solması için gülü dalından mı koparmalı?
pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
öldürmek için silah, hançer mi olmalı?
saçlar bağ, gözler silah, gülüş kurşun olamaz mı?
| victor hugo |
devamını gör...
türkiye'de tartışma kültürü
“gerçeklere inanmayanlarla tartışmak yararsızdır; çünkü onlar insan değil, taştır” der epictetos.
hazırlık sınıfında oxford üniversitesi mezunu ingiliz hoca, ingilizce bir deyimin anlamını açıklarken ukala bir öğrenci o deyimin o anlama gelmediğini söyler.
hoca açıklamayı yapar ama öğrenci yanlış bildiğini savunmakta ısrar eder.
ingiliz hoca ertesi gün kaynakları da sınıfa getirip açıklama yapar. bizzat oxford’taki dilbilimcilere de danıştığını anlatır.
ama ukala öğrenci “onlar yanlış biliyor, ben bilirim, doğrusu bu” diye ısrarını sürdürünce diğer öğrenciler gülmeye başlar.
oxford üniversitesi’nin 1096 senesinde kurulmuş ve ingilizce konuşulan dünyanın en eski üniversitesi olduğunu da hatırlatayım.
ingiliz hoca türkiye’de ders vermeden önce türkçe’yi de çok iyi öğrenmiştir. bilal’e anlatır gibi anlatır ama karşıdakinin anlama kapasitesi olmayınca ne yapsan boş. tutturmuş "ben bilirim" diye.
cahil bir adamı tartışarak yenmek asla mümkün olmamıştır.
bir baronun düzenlediği konferansta daire başkanı konuşmasını yaparken yeni mezun biri “konuşmanızda …. dediniz. yanlış biliyorsunuz “ der.
daire başkanı: “dediğimin yanlış olduğunu hangi kaynağa dayanarak iddia ediyorsunuz” diye sorar.
yeni mezun: “bir kitapta okumuştum”.
daire başkanı: “kitabın ismi ve yazarını söyler misiniz?”
yeni mezun: “unuttum”.
daire başkanı: “üniversite kütüphanesinde mi o kitap?”
yeni mezun: “hayır. bir arkadaşımın kitabı idi”.
daire başkanı: “arkadaşınıza sorup o kitabın ismini ve yazarını sonra bana iletir misiniz?”
yeni mezun: “arkadaşımla irtibatı kestim. o yüzden soramam ama dediğinizin yanlış olduğunu biliyorum.”
daire başkanı da babacan biri. anlattığı konuda kitap yazan sadece birkaç hukukçu var, bir tanesi kendisi, diğerleri de tanıdıkları.
gene de yeni mezunu küçük düşürmek istemez. başka konuya geçmek ister ama yeni mezun ısrarla iddiasını sürdürür. salonda gülüşmeler çoğalır.
bu tür örnekleri günümüzde o kadar çok sık görürüz ki…hele televizyonda horoz dövüşüne dönen tartışmaları.
boş insanlar, boş konuşmalar, her konuda uzman kesilenler, karşısındakini dinlemeden konuşanlar…küfür kavga da peşi sıra. tartışmayı bilmedikleri için anca kavga ederler.
“münazarayı, kendisinden istifade edilmesi umulan âlimlerle yapılmalıdır” der imam gazali.
sen abdülhamit'i savundun videosu sözlükte defalarca yer aldığından;
eski medyumlardan memiş ile keto şiddet içerikli + 18 videosunu yurdumun tartışma kültürünün tipik bir örneği olarak bırakıyorum.
tartışmanın nedeni ise en büyük medyum kim konusudur.
videonun sonunda konunun tartışmaya kapalı olduğunu görürüz.
hazırlık sınıfında oxford üniversitesi mezunu ingiliz hoca, ingilizce bir deyimin anlamını açıklarken ukala bir öğrenci o deyimin o anlama gelmediğini söyler.
hoca açıklamayı yapar ama öğrenci yanlış bildiğini savunmakta ısrar eder.
ingiliz hoca ertesi gün kaynakları da sınıfa getirip açıklama yapar. bizzat oxford’taki dilbilimcilere de danıştığını anlatır.
ama ukala öğrenci “onlar yanlış biliyor, ben bilirim, doğrusu bu” diye ısrarını sürdürünce diğer öğrenciler gülmeye başlar.
oxford üniversitesi’nin 1096 senesinde kurulmuş ve ingilizce konuşulan dünyanın en eski üniversitesi olduğunu da hatırlatayım.
ingiliz hoca türkiye’de ders vermeden önce türkçe’yi de çok iyi öğrenmiştir. bilal’e anlatır gibi anlatır ama karşıdakinin anlama kapasitesi olmayınca ne yapsan boş. tutturmuş "ben bilirim" diye.
cahil bir adamı tartışarak yenmek asla mümkün olmamıştır.
bir baronun düzenlediği konferansta daire başkanı konuşmasını yaparken yeni mezun biri “konuşmanızda …. dediniz. yanlış biliyorsunuz “ der.
daire başkanı: “dediğimin yanlış olduğunu hangi kaynağa dayanarak iddia ediyorsunuz” diye sorar.
yeni mezun: “bir kitapta okumuştum”.
daire başkanı: “kitabın ismi ve yazarını söyler misiniz?”
yeni mezun: “unuttum”.
daire başkanı: “üniversite kütüphanesinde mi o kitap?”
yeni mezun: “hayır. bir arkadaşımın kitabı idi”.
daire başkanı: “arkadaşınıza sorup o kitabın ismini ve yazarını sonra bana iletir misiniz?”
yeni mezun: “arkadaşımla irtibatı kestim. o yüzden soramam ama dediğinizin yanlış olduğunu biliyorum.”
daire başkanı da babacan biri. anlattığı konuda kitap yazan sadece birkaç hukukçu var, bir tanesi kendisi, diğerleri de tanıdıkları.
gene de yeni mezunu küçük düşürmek istemez. başka konuya geçmek ister ama yeni mezun ısrarla iddiasını sürdürür. salonda gülüşmeler çoğalır.
bu tür örnekleri günümüzde o kadar çok sık görürüz ki…hele televizyonda horoz dövüşüne dönen tartışmaları.
boş insanlar, boş konuşmalar, her konuda uzman kesilenler, karşısındakini dinlemeden konuşanlar…küfür kavga da peşi sıra. tartışmayı bilmedikleri için anca kavga ederler.
“münazarayı, kendisinden istifade edilmesi umulan âlimlerle yapılmalıdır” der imam gazali.
sen abdülhamit'i savundun videosu sözlükte defalarca yer aldığından;
eski medyumlardan memiş ile keto şiddet içerikli + 18 videosunu yurdumun tartışma kültürünün tipik bir örneği olarak bırakıyorum.
tartışmanın nedeni ise en büyük medyum kim konusudur.
videonun sonunda konunun tartışmaya kapalı olduğunu görürüz.
devamını gör...
matematik yapamıyorsan çöpsün
ülkemizden sanatçı ve sporcu çıkmasını zorlaştıran düşünce. belkide bir yerlerde büyük bir sanatçı sekiz, beş memur hayatı yaşamak zorunda kalıyor.
devamını gör...

