battlestar galactica (2004)
baştan açıp izleme kararı aldım, insanın cidden canını çektiriyorsunuz, ama dizi içinde çok uyuz olduğum bir yer vardı ki orayı tekrar izlemekten çekiniyorum. isimleri tam olarak hatırlayamasam da, ayağını kaybetmiş ya da ayağı sakatlanmış bir askeri harcıyordu adama ve adamları. spoiler vermemek için fazla yazmıyorum, kim olduğunu sadece izleyenler bilebileceği için. o yapılan haksızlık o derece içime oturmuş ki hala unutamamışım.
devamını gör...
george orwell
telifi düştüğü için ileriki günlerde kitaplarını a-101de görebileceğimiz yazar.
devamını gör...
berkin elvan
gerçekten ekmek almaya gittiğinde inanıyor musunuz dediğim çocuk.
devamını gör...
sokak sanatı
(bkz: john lennon wall)
prag'da yer olan bu duvar, the beatles grubunun üyesi john lennon'ın vurularak hayatını kaybetmesinin ardından, onun anısına yapılan graffiti ve şiirlerle anıtlaştırılmaktadır. duvarda yer alan çizimlerle yazılar barışı ve sevgiyi temsil eder.


prag'da yer olan bu duvar, the beatles grubunun üyesi john lennon'ın vurularak hayatını kaybetmesinin ardından, onun anısına yapılan graffiti ve şiirlerle anıtlaştırılmaktadır. duvarda yer alan çizimlerle yazılar barışı ve sevgiyi temsil eder.


devamını gör...
uzun süre yalnız kalmak
t: insanlığını unutturan haldir.
hayatımın son 4 senesinde her yılın başlangıcında, özellikle de yeni yıla girerken, "geçen yıldan daha yalnız olamam." diye düşündüm, böyle hesap ettim. 4 senedir girdiğim her yıl bir öncekinden daha yalnız oldu.
uzun süre yalnız kalmak insanı fazlasıyla yalıtıyor. evet doğru kelime bu. yalıtılmış şekilde hayatınıza devam ediyorsunuz. bu alışkanlıktan öteye geçiyor artık. hele ki bu yalnızlık mecburiyse.
küçükken yalnız başıma bir odada yatmaya çok korkardım. ergenliğimde kabuslar başladığında bu ciddi anlamda bir sorun olmuştu benim için. kimse beni odasında istemiyordu, bende yalnız bir şekilde odada uyumak, vakit geçirmek istemiyordum. alışmak zorunda bırakılmıştım. hatta bazı dönemler ailemle kalamamış, gönderildiğim yerlerde seve seve bir odada yalnız kalmış, ne kadar korksam, tedirgin olsamda buna alışmak zorunda bırakılmıştım.
bir süre sonra korkular yerini alışkanlığa bıraktı. insanlardan rahatsız olmaya, huzursuz olmaya bıraktı.
içinde bulunduğum yalnızlık öyle bir hal aldı ki, bir keresinde tam beş gün, kendimle dahi tek kelime konuşmamıştım. zerrece bir abartı yok. bunu dışarı çıkıp, kafetaryaya gidip kulaklıklarımı çıkarıp nescafe almak istediğimde kantinci ile konuştuğum anda farketmiştim. ilk konuştuğum, kendi sesimi duyduğum an kulaklarımdan hava çekilmiş gibiydi.
böyle böyle yalnızlığı seviyor ve maalesef yakanızı kurtaramıyorsunuz. bazen gece eve geldiğimde evdekiler benimle kelam etmeye kalktığında inanılmaz huzursuz hissediyorum. iş yerimde bir konu hakkında biriyle uzun konuşmak zorunda kalırsam, uzun konuşma olmasa da gelenler yarım saatten fazla kalırsa tenim karıncalanıyor. gitsinler istiyorum. içerde bir yerde birilerinin nefes alması bana batıyor. her an saldıracak yada bağıracak gibi hissediyorum kendimi.
üniversiteden arkadaşlarım görüntülü arıyor bazen. işim geldi diye yalan söyleyip kapatıyorum. uzun konuşmaya, insan dinlemeye, hasret gidermeye dahi tahammülüm sıfır derecesinde. bu beni onların deyimiyle vefasız yapıyor. belki vefasızım bilemiyorum. içinde bulunduğum yalnızlık dışarıdan müdahele ile bozulduğunda insanlıktan çıkıyorum.
hayatımın son 4 senesinde her yılın başlangıcında, özellikle de yeni yıla girerken, "geçen yıldan daha yalnız olamam." diye düşündüm, böyle hesap ettim. 4 senedir girdiğim her yıl bir öncekinden daha yalnız oldu.
uzun süre yalnız kalmak insanı fazlasıyla yalıtıyor. evet doğru kelime bu. yalıtılmış şekilde hayatınıza devam ediyorsunuz. bu alışkanlıktan öteye geçiyor artık. hele ki bu yalnızlık mecburiyse.
küçükken yalnız başıma bir odada yatmaya çok korkardım. ergenliğimde kabuslar başladığında bu ciddi anlamda bir sorun olmuştu benim için. kimse beni odasında istemiyordu, bende yalnız bir şekilde odada uyumak, vakit geçirmek istemiyordum. alışmak zorunda bırakılmıştım. hatta bazı dönemler ailemle kalamamış, gönderildiğim yerlerde seve seve bir odada yalnız kalmış, ne kadar korksam, tedirgin olsamda buna alışmak zorunda bırakılmıştım.
bir süre sonra korkular yerini alışkanlığa bıraktı. insanlardan rahatsız olmaya, huzursuz olmaya bıraktı.
içinde bulunduğum yalnızlık öyle bir hal aldı ki, bir keresinde tam beş gün, kendimle dahi tek kelime konuşmamıştım. zerrece bir abartı yok. bunu dışarı çıkıp, kafetaryaya gidip kulaklıklarımı çıkarıp nescafe almak istediğimde kantinci ile konuştuğum anda farketmiştim. ilk konuştuğum, kendi sesimi duyduğum an kulaklarımdan hava çekilmiş gibiydi.
böyle böyle yalnızlığı seviyor ve maalesef yakanızı kurtaramıyorsunuz. bazen gece eve geldiğimde evdekiler benimle kelam etmeye kalktığında inanılmaz huzursuz hissediyorum. iş yerimde bir konu hakkında biriyle uzun konuşmak zorunda kalırsam, uzun konuşma olmasa da gelenler yarım saatten fazla kalırsa tenim karıncalanıyor. gitsinler istiyorum. içerde bir yerde birilerinin nefes alması bana batıyor. her an saldıracak yada bağıracak gibi hissediyorum kendimi.
üniversiteden arkadaşlarım görüntülü arıyor bazen. işim geldi diye yalan söyleyip kapatıyorum. uzun konuşmaya, insan dinlemeye, hasret gidermeye dahi tahammülüm sıfır derecesinde. bu beni onların deyimiyle vefasız yapıyor. belki vefasızım bilemiyorum. içinde bulunduğum yalnızlık dışarıdan müdahele ile bozulduğunda insanlıktan çıkıyorum.
devamını gör...
erkekler arası görgü kuralları
bu ne lan ahahaha miroğlu kanunları mı bunlar.
devamını gör...
profil ve kapak resmini boş bırakan yazarlar
anonimlik olgusu ruhlarına işlemiş olan yazarlardır..
devamını gör...
yalmavuz
türk toplumlarının anlatılarında bir tür dev ve cadı karışımı yaratık. insan kanı içtiğinden bahsedilir.
uygurlar arasında yalmavuz, özbeklerde yalmağız, kazaklarda calmavız ve kırgızlarda celmağuz şeklinde adlandırılır.
yedi başlıdır ve yarı insan yarı hayvan olarak tasvir edilmektedir. şekil değiştirme huyu vardır. genelde kurbanlarına ak saçlı bir nine olarak görünür ve onların güvenini kazanır. sonrasında ise cumburlop midesine indirir. kan emicilik en tipik özelliğidir.
abdulhakim mehmet ''çın tömür batur'' çalışmasında yalmavuz şu şekilde anlatılır;
yalmavuz, yaşlı bir nine kılığındadır ve kördür. duman tüten yerde, biçimsiz ve eski bir evde yaşar. ateşin sahibidir ve evine gelen mehtumsula adlı kıza ateş verir. kız onun “yedi başlı canavar” olduğunu anlar. yalmavuz, genç kıza bit ve sirke vererek bunları iki tarafına atarak yürümesini söyler. kız böyle yapınca sirke dökülen yanda dikenler, bit dökülen tarafta çalılar oluşur ve yalmavuz bu yoldan kızın evine varır. mehtumsula’yı saçlarından tavana asar ve onun ayak tabanlarını delip kanını içer. her gün bu şekilde gelir ve kan içer, mehtumsula’yı tehdit eder.
bir başka anlatısında ise şu hikayeye yer verir;
mehtum han adlı bir kız abisinin sözünü dinlemez ve ateş sönünce ateş bulmak için evden çıkar. bir dağ eteğinde yükselen bir duman görür ve ateş alabilmek için oraya gider. orada yaşlı bir nine görür. bu nine bir tencerede ak bit bir tencerede ise gök bit kaynatmaktadır. kız selam verip ninenin evine girer ve fark ettirmeden ateş alıp evine döner. bu nine aslında “yedi başlı yalmavuz”dur ve sık sık insan kanı içip keyif sürer. kızı gizlice takip eder, evine gelir, kıza iki tokat vurup onu bayıltır ve kızın kanını içer. bu anlatıda yalmavuz insan kokusunu alma kabiliyetine de sahiptir.
alimcan inayet ise yalmavuzu şu şekilde anlatmıştır;
yalmavuz ateşe sahiptir.. hilekârdır ve bir şekilde insanların ateşini söndürüp onları kendine muhtaç eder ve kahramanlar canları pahasına ateşi elde edebilmek için yalmavuz ile mücadele ederler. o ise ateş istemek için gelenleri yakalayıp onların kanları içer.
yalmavuz'un fiziksel özelliklerine bakarsak, batının vampir miti ile aralarında ciddi bir benzerlik olduğunu görürüz. -diğer benzerlik için (bkz: albastı)- yalmavuzun uzun sivri dişleri vardır ve bu dişler sayesinde avının kanını emer. şekil değiştiriyor olması da yine vampirlerle ortak özelliğidir.
daha önce albastı (albız) örneğinde de değindiğim üzere, türk mitolojisinde yer alan bu varlıklar dönemsel olarak, batı vampir mitlerinden önce gelir. ayrıca türk mitolojisinde bu özelliği haiz başka yaratıklar da vardır. yani çeşitlilik fazladır. mısır, eski yunan ve roma mitolojilerinde böyle varlıklardan bahsedilse de misal strigae gibi, vampir mitlerinden bahsedilirken türk mitolojisine hiç değinilmemesi cidden enteresandır. oysa bu mitosun kaynak olarak beslendiği en engin pınar türk mitolojisidir.
uygurlar arasında yalmavuz, özbeklerde yalmağız, kazaklarda calmavız ve kırgızlarda celmağuz şeklinde adlandırılır.
yedi başlıdır ve yarı insan yarı hayvan olarak tasvir edilmektedir. şekil değiştirme huyu vardır. genelde kurbanlarına ak saçlı bir nine olarak görünür ve onların güvenini kazanır. sonrasında ise cumburlop midesine indirir. kan emicilik en tipik özelliğidir.
abdulhakim mehmet ''çın tömür batur'' çalışmasında yalmavuz şu şekilde anlatılır;
yalmavuz, yaşlı bir nine kılığındadır ve kördür. duman tüten yerde, biçimsiz ve eski bir evde yaşar. ateşin sahibidir ve evine gelen mehtumsula adlı kıza ateş verir. kız onun “yedi başlı canavar” olduğunu anlar. yalmavuz, genç kıza bit ve sirke vererek bunları iki tarafına atarak yürümesini söyler. kız böyle yapınca sirke dökülen yanda dikenler, bit dökülen tarafta çalılar oluşur ve yalmavuz bu yoldan kızın evine varır. mehtumsula’yı saçlarından tavana asar ve onun ayak tabanlarını delip kanını içer. her gün bu şekilde gelir ve kan içer, mehtumsula’yı tehdit eder.
bir başka anlatısında ise şu hikayeye yer verir;
mehtum han adlı bir kız abisinin sözünü dinlemez ve ateş sönünce ateş bulmak için evden çıkar. bir dağ eteğinde yükselen bir duman görür ve ateş alabilmek için oraya gider. orada yaşlı bir nine görür. bu nine bir tencerede ak bit bir tencerede ise gök bit kaynatmaktadır. kız selam verip ninenin evine girer ve fark ettirmeden ateş alıp evine döner. bu nine aslında “yedi başlı yalmavuz”dur ve sık sık insan kanı içip keyif sürer. kızı gizlice takip eder, evine gelir, kıza iki tokat vurup onu bayıltır ve kızın kanını içer. bu anlatıda yalmavuz insan kokusunu alma kabiliyetine de sahiptir.
alimcan inayet ise yalmavuzu şu şekilde anlatmıştır;
yalmavuz ateşe sahiptir.. hilekârdır ve bir şekilde insanların ateşini söndürüp onları kendine muhtaç eder ve kahramanlar canları pahasına ateşi elde edebilmek için yalmavuz ile mücadele ederler. o ise ateş istemek için gelenleri yakalayıp onların kanları içer.
yalmavuz'un fiziksel özelliklerine bakarsak, batının vampir miti ile aralarında ciddi bir benzerlik olduğunu görürüz. -diğer benzerlik için (bkz: albastı)- yalmavuzun uzun sivri dişleri vardır ve bu dişler sayesinde avının kanını emer. şekil değiştiriyor olması da yine vampirlerle ortak özelliğidir.
daha önce albastı (albız) örneğinde de değindiğim üzere, türk mitolojisinde yer alan bu varlıklar dönemsel olarak, batı vampir mitlerinden önce gelir. ayrıca türk mitolojisinde bu özelliği haiz başka yaratıklar da vardır. yani çeşitlilik fazladır. mısır, eski yunan ve roma mitolojilerinde böyle varlıklardan bahsedilse de misal strigae gibi, vampir mitlerinden bahsedilirken türk mitolojisine hiç değinilmemesi cidden enteresandır. oysa bu mitosun kaynak olarak beslendiği en engin pınar türk mitolojisidir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
nasıl hissetmem gerektiğini hissedemeyecek kadar hissizleştim.
devamını gör...
muhterem fethullah gülen hocaefendi hazretleri
hiç demedim.
ne mi farkım var sizden ?
6 sene fem dersanesine gittim, abilerde kaldım.
himmet toplayanlarla oturup kalktım.
hepsinin allah belasını versin.
ne mi farkım var sizden ?
6 sene fem dersanesine gittim, abilerde kaldım.
himmet toplayanlarla oturup kalktım.
hepsinin allah belasını versin.
devamını gör...
bandırma vapuru
sunay akın'ın ağzından umudu taşıyan vapur...
"bu ülke hepimizin ama esas siz gençlerin. mücadeleden yılmak yok, tamam mı?"
mustafa kemal atatürk
"bu ülke hepimizin ama esas siz gençlerin. mücadeleden yılmak yok, tamam mı?"
mustafa kemal atatürk
devamını gör...
sigara içmeyen insan
vücuduna saygısı olan insandır.
ben öyle bir insan mıyım? hayır.
ben öyle bir insan mıyım? hayır.
devamını gör...
normal sözlük'te çıkacak ilk tartışma
üsluba uygun olursa keyifli bile olabilir dediğim, merakla beklediğimiz hadise.
devamını gör...
sevdiğin bir insanı 3 kelimeyle anlat
itici-çekici,vurdumduymaz.
devamını gör...
kendini artılayan yazar
böyle bir özellik mi varmış?, diye şaşırdığım başlık ve/veya eylemsi.
devamını gör...
hasan can kaya
tesadüfen youtube’da denk geldiğim ve birkaç videosunu izlediğim komedyenimsidir. arkadaş bu elemanın bayağı bi hayranı var ve yayınladığı videoların altında ziyadesiyle de yıkama yağlama yapılıyor. hayret ettim açıkçası. çünkü izlediğim bir videosunda bir kadının instagram hesabını koskoca ekranda yayınladılar ve memelerini hedef aldılar resmen. hani derler ya, başkası adına utanmak diye. hah o an öyle oldu bende de şerefsizim. kadını aşağılamalar, cinsel obje olarak görmeler falan tam bir facia.
zeki biri şimdi yalan yok, türk halkının mizah seviyesini de iyi biliyor ve işi küfürle götürmeye çalışıyor. bizim halkımız küfür eden komedyenleri sever, o yüzden senelerdir recep ivedik hep gişe rekorları kırdı. bu da aynı hesap işte, konuşanlar diye bir program yapmış ve o programda resmen bel altı muhabbetler akabinde milletin birbirine acayip şekilde laf sokması falan rezillik kardeşim ya.
eleman aslında daha seviyeli bir program yapsa, fazla küfür olmasa iyi de işte işini o şekilde yürütecek, öyle izlettirecek kendini.
elmanın kendisine gelecek olursak eğer; aslen malatyalı imiş, bir dizinin senaristliğini yaparken etrafındaki insanların onu fark etmesi ve desteği üzerine stand-up yapmaya karar vermiş. olaylar bu şekilde ilerlemiş işte. 47. altın kelebek ödüllerinde ise en iyi dijital içerik ödülüne layık görülmüş. dediğim gibi eleman iyi ama işini seviyeli şekilde yapsa daha süper olur. milleti aşağılamakla komik olunmaz be, ne bileyim bana göre bu böyle…
zeki biri şimdi yalan yok, türk halkının mizah seviyesini de iyi biliyor ve işi küfürle götürmeye çalışıyor. bizim halkımız küfür eden komedyenleri sever, o yüzden senelerdir recep ivedik hep gişe rekorları kırdı. bu da aynı hesap işte, konuşanlar diye bir program yapmış ve o programda resmen bel altı muhabbetler akabinde milletin birbirine acayip şekilde laf sokması falan rezillik kardeşim ya.
eleman aslında daha seviyeli bir program yapsa, fazla küfür olmasa iyi de işte işini o şekilde yürütecek, öyle izlettirecek kendini.
elmanın kendisine gelecek olursak eğer; aslen malatyalı imiş, bir dizinin senaristliğini yaparken etrafındaki insanların onu fark etmesi ve desteği üzerine stand-up yapmaya karar vermiş. olaylar bu şekilde ilerlemiş işte. 47. altın kelebek ödüllerinde ise en iyi dijital içerik ödülüne layık görülmüş. dediğim gibi eleman iyi ama işini seviyeli şekilde yapsa daha süper olur. milleti aşağılamakla komik olunmaz be, ne bileyim bana göre bu böyle…
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
akşam oldu hüzün çöktü her yere
nizanim'in damarı kabarmadı mı ne
böyle atışmak olur muymuş
tosbağanın hunisi düştü yere
nizanim'in damarı kabarmadı mı ne
böyle atışmak olur muymuş
tosbağanın hunisi düştü yere
devamını gör...

