anı yaşarken geçmişe dokunduğunu fark et. *
devamını gör...

oscar wilde'in dorian gray'in portresi kitabında şöyle bi cümle okudum "çocuklar küçükken anne babalarını severler, biraz büyünce onları yargılamaya başlarlar ve nadiren affederler" yargılamaya başlayınca kendilerinden beklenip onlara asla verilmemiş olan saygının karakterlerinde ve ruhlarında açtığı yaranın yanında sevgileri ancak kelepçe olur. içinde saygı olmayan sevginin de , aşkında, alışkanlığında ve her ne halt varsa onunda köküne kibrit suyu insin.
devamını gör...

seni tamamlasın. düştüğünde elinden tutup kaldıracak ilk ve tek kişi o olsun. sadakatini asla sorgulamayacağın biri olsun. öyle birine aşık ol ki dünyayı unut yanında. ona bakarken kendini gör.
mesela oturup bir şeyler konuşun. mahkeme duvarı olmayın birbirinize.
öyle birine aşık ol ki en ummadık anda seni dünyanın en mutlu insanı yapsın.
sevgisi, saygısı, sadakati daim olsun.
öyle birine aşık ol ki hata yapsan bile arkanda dağ olsun.
sevgisini dile getirmeyen insandan yoldaş olmaz.
kendini severken sana da bu sevgiyi aşılasın.
öyle birine aşık ol ki yanındayken kimsenin olmasına gerek kalmasın.
çocuklar gibi eğlenmeli, pamuk şeker almak için küçük küçük tartışmalı. adil olan kazanmalı bu aşk oyununda.
öyle birini sevmeli ki bu hayatta merhametiyle kalbine kazak örmeli..
ben öyle birini sevmeliyim ki tüm bu yaşadığım hayatın ödülü olmalı. neşem, inancım, hasretliğim, sevgim, vicdanım, merhametim, kıyamadığım olmalı.
ben güzel severim de işte öyle biri yok aşık olacağım.
devamını gör...

(bkz: insanlara kezban diyen insan iticiliği)
devamını gör...

çakmak kibrit'ten önce bulunmuştur.
benden çok ilmî bir bilgi beklemeyin çünkü taş devrinde kaldım ancak böyle bilgiler verilmektedir.
devamını gör...

satanik bir ibadet biçimidir. kişinin kendisini dinsel baskıdan ve sahte ahlak kurallarından özgürleştirip kendi gerçek benliğine yakınlaştırması amacıyla söylediği, düşündüğü, ya da yaptığı her şeye verilen bir genel addır. the satanic temple'ın kurucu ortaklarından olan lucien greaves, blasphemy'i şu şekilde tanımlar;
blasphemy direkt olarak, diğerlerine yöneltilip onları rencide etmek için yapılmaz. blasphemy daha çok kişisel bağımsızlığın ilan edilmesidir, ve elbette insanlar alındığında bunu umursamıyorum."
blasphemy şu sebeplerden ötürü satanizmle yakından ilişkilidir, çünkü içerisinde isyan etme, başkaldırma, otoriteyi ve kalıplaşmış olanı sorgulama gibi nitelikler taşır. bunlar direkt şeytan'ın temsil ettiği düşünce ve davranış kalıplarıdır. dini hikayelerde şeytan'ın tanrı'ya, ya da allah'a olan isyanı aslında kulluk bilincine karşı bireyselliğin temsili olmuştur. şeytan, ilk "neden" sorusunu sorandır. "neden ibadet edeyim? neden tapınayım? neden sen istedin diye adem'e secde edeyim? ya da sana secde edeyim? secde etmek kişinin kendisini değersizleştirmesi, öz saygı ve sevgisini kendi benliğinden alıp putlaştırdığı dış objeye yüklemesidir. öyleyse ben bunu yapmayacağım. çünkü ben değerliyim. kendime duyduğum saygı beni bunu yapmaya men ediyor." işte kişiyi bu bilince ulaştıran her düşünce ve davranış blasphemy olarak kabul edilir ve satanizmde kutsaldır.
devamını gör...

her "takip" kısmına girdiğimde, "acaba yeni bir tanımlaması var mıdır?" diye içten içe ve hevesle sorduran yazar.
devamını gör...

beynin devre dışı bırakıldığı duygu durumudur.
devamını gör...

orjinali hollandalı rob ve ferdi bolland kardeşlere ait olan ama genelde herkesin ingiliz grup status quo ya ait olduğunu sandığı şarkıdır. bolland biraderler şarkıyı 1981 yılında besteleyip, kaydetmişler. 1986 yılında ise status quo kendi yorumları ile aynı adlı albümde yayınlamışlar. yeni nesil belki bu şarkıyı bilmeyebilir ama güzel şarkıdır. aşağıdaki kısımda şerefsiz çavuşun stand up and fight diye bağırması, şarkıya başka bir güzellik katar:

shots ring out in the dad of night
the sergeant calls stand up and fight
you're in the army now
oh, oh, you're in the army now

şarkının kliplerine gelince, önce bolland biraderlerin orjinal şarkısı:


sonra status quo'nun ki:
devamını gör...

sarma,mantı gibi yemekler yapmak
çok güzeller ama zahmetli yemekler yani üşeniyorum.
devamını gör...

mevsiminde yapılan pırasa ve yanında limon varsa neden olmasın derim. afiyetle de yerim oh mis.
devamını gör...

ilk aşkım değildi ama ilk ciddi flörtümdü. yaz tatilinde tanışmıştık ve birbirimizi bir aydır görmüyorduk. istanbul'dan cuma gecesi trene atlayıp, ankara'ya gitmiştim, üniversitesi öğrencisiydim, cebimde üç kuruş aylık harçlığımın yarısını o git gelde bilet, sakarya caddesi derken hiç ettim tabi. sevgilimin kaldığı ögrenci yurdunun önüne gidip, ziyaretçi anonsu yaptırmıştım. o zamanlar nerede cep telefonu falan. kapıdan çıkışıyla birlikte kalbimin nasıl çarpmaya başladığı bugün bile hatırımda. sonuç; hemen her uzaktan ilişki gibi koridorun sonundaki kapı ayrılığa açıldı bir süre sonra.
hey gidi günler hey. işte bu da böyle bir anı kafacılar.
devamını gör...

evde herkes aç ve halsiz olduğundan kimsenin gıkı bile çıkmıyor. ben de rahat rahat ders çalışıyorum. biraz acımasızca dediğim farkındayım
devamını gör...

dil bilgisi katliamına ve gereksiz tanımlara da hadi eyvallah diyelim.

ama yanlış bilgiler vermek* sözlük ya da genel etiğe uyar mı? siz değerli yazarlara da arz edeyim.
devamını gör...

bakakalırım giden geminin ardından:
atamam kendimi denize, dünya güzel;
serde erkeklik var, ağlıyamam.

ayrılış- orhan veli kanık
devamını gör...

ilkokulda en önde dans etmek için kendimi hırpaladığım şarkı. kaç hafta uğraşmıştık o dans için. şimdilerde fark ediyorum yanlış seçim olduğunu.
devamını gör...

karşılıksız aşk efendim. öldürmez ama süründürür. başıma gelmedi, yalnız yakın şahitlik ettiğim ilişkiler oldu. düşman başına bile gelmesin diyeceğim türden bir durum. bu arada aklıma (bkz: ölmedim ama hafif sürünüyorum) mahlası ile sevgili yazarımız geldi. tam da onun mahlasının halet-i ruhiye‘sin de bir hâl.
devamını gör...

dengem

sabah sinirli uyanıyorsam mesela
öğleye doğru bir enerji ve pozitiflik sarıyor her yanı
güneş batarken bir öküz oturuyor yüreğime, bir kaygı bir depresiflik...
kalksı öküz diye müzik açıyorum dans ediyoruz şarap eşliğinde
akşamlar uzun olunca da ne bulursam yiyerek günü kapatıyorum

benim minik aklımla, zavallı zihnimle oynamayınız
benim dengemi bozmayınız
devamını gör...

bu nasıl bir düşünce ya! nutkum tutuldu. resmen parası olmayan okumasın diyen düşüncenin herhangi ortalama bir üniversite öğrencisi gördüğünden şüpheliyim. hukuk okuyorum sınıf arkadaşlarımın hepsi yüksek puanlarla bölüme gelmiş başarılı öğrenciler ve birçoğunun bilgisayarı yok. bu, onlar 2 3 bin liralık bilgisayar alamadıkları için okuma haklarını ellerinden almak anlamına mı gelecek? günümüz şartlarında üniversite mezunları bile iş bulamazken, sadece yeterli parası olmadığı için okuma hakkı elinden alınan zeki öğrenciler işsiz mi kalacak? altın kaplama saraylardan çıkmak gerekiyor bu noktada. öğrencilerin nasıl şartlarla okumaya çalıştıklarını görememek çok acı.
devamını gör...

3-0 hükmen mağlup başlamanın sözlükteki versiyonu.ava çıkmış ezik mottosu.
karşı cinsle iletişim kurmayı bilmeyen ve beceremeyen ezik hezeyanı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim