herkes darbe girişimini konuşurken olayın arkasındaki kahramanı unutuyor.teşekkürler iko.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

*
basitçe nadir olanın kıymetli olması prensibidir. daha çok antikacıların leyhte kullandığı bu duruma, hollanda'daki lale borsası örnek gösterilebilir.
devamını gör...

çok güzel sabahlardan biridir. o doğa kokusu, o kuş cıvıltıları insanı mutlu eder.
devamını gör...


“ çölü güzelleştiren şey, bir yerinde bir kuyunun gizlenmiş olmasıdır.”


küçük prens
devamını gör...

ölüm şekli beni etkileyen şair.
ankara'da bir gece belediye çukuruna düşer, daha sonra çıkarılır istanbul'a gider. birkaç gün sonra da vefat eder. ölüm nedeni başta alkol zehirlenmesi sanılsa da beyin kanamasıdır. bunun üzerine halim şefik bir şiir yazar:

--- alıntı ---

orhan veli'ye ağıt
morgta açılınca kafatası
doktor beyler beyin gördüler
indirince tenkafesine neşteri
doktor beyler yürek gördüler
yürekte ne gördüler dersiniz
yürekte memleket gördüler
dünya gördüler
bir de dost gördüler
ama bu işte doktor beyler
doğrusu geç kaldılar
çok geç kaldılar


--- alıntı ---
devamını gör...

bu hafta konu seçimi ile beni hayal kırıklığına uğratan yayın.

yok, kesinlikle zafer haftasına filan laf edecek değilim, gayet iyi bir seçim, güzel ve çok anlamlı.

ancak, konu belli olmadan önce kadın bir yazara "bu hafta senin için şarkı anons edeceğim, var mısın?" diye sormuşum, o da kikir kikir kabul etmiş, hatta o da "ben de senin için isterim" demiş. ikimiz de mutlu mesut filan olmuşuz, oh mis!

iyi de millet, ben bu kadına bu hafta hasan mutlucan'dan yine de şahlanıyor'u mu armağan edeceğim yoksa haluk levent 'den izmir marşını mı?

arkadaşım kadın diyorum, duygusallık diyorum, yayının konusuna bak?*

neyse artık mesaj atayım da haftaya kalsın bizim duygusallık felan, olmaz böyle!

aslında çıktık açık alınla filan olur gibi ama biraz tuhaf kaçabilir, hımmm...
devamını gör...

güzel enerji.* evet, evet keyifle dinleniyorsunuz. kahkahalarınız bize de sirayet ediyor.
devamını gör...

son isteği sorulduğunda;
-demli bir çay ve filtreli sigara dedi. ucuz diye filtresiz içmekten ellerimiz sarardı.
-ve rodrigo’nun gitar konçertosunu dinlemek istiyorum.
o an orada bulunan sıkıyönetim komutanları, idam kararı veren mahkeme heyeti, birkaç er ve gardiyanlar anlamamışlardı bu isteği.

peki ama 24 yaşında dar ağacına giden biri neden bu konçertoyu dinlemek istemişti?

üstte yazar arkadaş uzunca açıklamış ama ben bi özet geçeyim;
ispanya’da hitler ve musollini destegi ile iktidara franco gelir. o dönemde ispanya’da iç savaş başlar ve çoğunluğu sosyalist olan altyüzbin insan öldürülür.
rodrigo 1939 yılında bu savaşı anlatmak ister, gözleri görmedigi için eşine bölümler halinde yaptırır konçertoyu.
icrası en zor eserlerden biridir.

6 mayıs 1972 saat 05:30
demli çayını ve sigarasını içti. konçertonun bitmesini bekledi. sonra idam sehpasına yürümek için ayağa kalktı. ancak ayaklarında prangalar vardı. avukatı halit çelenk “prangalar açılsın, bu şekilde idama götüremezsiniz”. prangalar açıldı.

24 yaşında dağ gibi bir genç yere sağlam basa basa yürüdü. ulucanlar cezaevinde tüm mahkumlar ıslıklarla konçertoya devam etti...

ölüme giderken konçerto dinledi. öldürüldükten sonra onun için kitaplar, şiirler, şarkılar yazıldı.

ama yinede can yücel’in dediği gibi;
“aşk olsun be çocuk...”

edit: konçerto istenmiş. son görüntüleriyle ekliyorum.

denizegider
devamını gör...

hiçbir şey istemeyen(su bile),mümkün olduğunca iletişim kurmayan,genelde konuşmadan hatta görmeden geçirdiğim günler olan,benim için cüzdan olan ve eve malzemeler getiren kişi.

sevin,ilgilenin be çocuklarınızla!yoksa ne anlamı var baba olmanın.sonra insanlar saçma sapan yerlere gidiyor.

nasıl bir ailede yaşıyorum lan ben!
kafa dağıtmaya geldiğim yerden dert keder yüklenerek çıkıyorum bazen.
neyse iyiyim.*
devamını gör...

6 yıl önce bugün katillerce aramızdan canice koparılan dünyalar güzel melekti. ne ilkti ne sondu, duymadılar katiller, canice kadınlara kıymaya devam ettiler, çünkü hepsinin suçu(!) kadın olmaktı. hâlâ aklıma geldikçe tüylerim diken diken oluyor, yüreğim acıyor, gözlerim yaş doluyor. nasıl bu kadar canice hislerle yaşayabiliyor insanoğlu, öyle bir an geliyor ki aynı kimliği (insan) taşıdığımız an utanıyor insan(!).
devamını gör...

genelde beline kadar pantolonu çeken, itici bulduğum ve etrafımda bir tane bile olmayan kişi tipi. ayrıca garip tavırlarıyla kilometrelerce öteden tespit edilebilmektedir.
devamını gör...

kayıp "a"yı bulsak, o da olumlu.
devamını gör...

çoğu belgesellerde geçen, bana huzur veren cümlelerdir.
- serengeti düzlüklerinde sıradan bir gün.
- serengeti'de sabah oluyor.
- masai mara'da akşamüstü
- serengeti'de yaşam gün geçtikçe zorlaşıyor.
- serengeti düzlüklerinde işler kızışıyor.
- kalahari'de sürü yeni bir güne uyanıyor.
- anne aslan tehlikenin farkında.
- ve en sevdiğim olan benim nick'im, bunlar arasında seçmiştim.*
devamını gör...

ben çok önemli bir şey anlatırken karşımdakinin beni dinlemeyip başka bir şeyle uğraşması.
devamını gör...

sevdiğim insanlar bana bir adım geldiğinde, ben onlara on adım birden giderim, bu saflığı aşamadım.

ben sevgiye beş yaşındaki çocuğun masumiyeti ile bakıyorum, ama içinde bulunduğumuz zaman diliminde buna yer yok sanırım.. olması gereken bu ama insanların hep bir çıkar meselesi var. *
devamını gör...

hiç cevap vermemesinden iyi olan insandır. fincancı katırlarını ürkütmeyiniz.
devamını gör...

ilkesizim
devamını gör...

bir defa kirli sakal olmamalı. madem sakal bırakıyor az bi ele gelmeli ve biraz uzun olmalı. hatta aralarında beyaz ve kızıl sakallarda olmalı. çünkü öyle daha tatlı oluyor.* ve beraber film izlerken ya da size kitap okurken ve yahut size mırıl mırıl bir şeyler anlatırken, dizine yatılıp sakallarıyla oynanıp, tatlı tatlı sevilecek erkektir.
sizi gıcık edince ise, o sakallardan accık tutup çekmek de ayrı zevk verir. *

şayet traş olursa da, o sakallar yeniden çıkasıya kadar yanakları mıncırılıp yine tatlı tatlı ısırılacak erkektir.

(bkz: sevmelere doyamamak)
devamını gör...

dar gelirli vatandaşlara ev onarımı veya ev yapımı için 20-40 arası barınma yardımı yapılacağını, bunun için sydv 'lere ya da çalışma il müdürlüklerine müracaat ederek yaralanabileceklerini okumuştum. yine bir defaya mahsus devlet tarafından dar gelirli varandaşlara en düşük 595 lira kira yardımı yapılacağını. tam detaylarını bilemiyorum, araştırmak lazım.
yine bu sabah müge anlı bir konuya değinmişti. sığınma evleri var evet ama bazı evsizler özgür yaşamaya ve bir yere ait olmak istemediklerinden buralarda kalmak istemiyorlar bu nedenle spor salonları tesis ediliyor. gece burada uyuyabiliyor, karınlarını doyurabiliyorlar ve istedikleri zaman çıkıp yeniden gelebiliyorlar. bunlar olması gerekenler zaten ve faydalı hizmetler. bilinci kapalı belki düşünme yetisi sağlıklı olmayan evsizler bunları idrak edemiyor ve bunun için zorlama gerekiyor. üzücü bir durum. hiçbir üzüntü kelimesi hissiyatımı tercüme edemez. iş işten geçtikten sonra da söylenen ah vah tohların bir anlamı olmuyor.
devamını gör...

bir fotoğraf karesini özenle albüme yerleştirir gibi korumak istiyoruz ilk intibayı. hayır canım kendimizinkini değil, başkalarını görüş biçimimizi saklamak istiyoruz. devinimsiz, değişmeyen, sabit kalan ne varsa bize güvende hissettiriyor. iyiyse iyi, kötüyse kötü kalsın. birini tanıdıkça "ah nasıl haklı çıktım!" diyebilmenin gizli övüncünü yaşamak, yanılmamak üzerine kurulu küçük oyunlarımızdan biri.

*

edit: son samuray ukdesidir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim