çok sorgulandığında delirten ama çoğumuzun sonunu bilerek, düşe kalka verdiği varoluş mücadelesi.
devamını gör...

tuvalet kağıdı zammını protesto etmiştir. böyle işin içine sıçarım deyip bırakmıştır emaneti.
devamını gör...

obua çalıyorum. aynı zamanda olimpiyat şampiyonuyum. bakınız.
devamını gör...

toksik ailesi olmayanların anlayamayacağı bir durum bana göre. o yüzden aile her şeydir zarttır zurttur diyenlere söyliyim insanların neler yaşadığını bilmeden konuşmasanız daha iyi olur
devamını gör...

bir tatlı huzur ..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

derdi güldürmek değilken bile zihninizde size kahkahalar attırabilen bir kitaptır.içinde bir cinayet unsuru barındırıyor diye polisiye kategorisinde değerlendirmeyi de fazlasıyla sığ bulduğumu belirtmeliyim...

alper canıgüz bana göre türk edebiyatında özellikle karakter oluşturma konusunda yadsınamayacak derecede başarılı bir kalemdir. yaratmış olduğu 5 yaşında bile bir çok yetişkine önünde ceketini iliklettirebilecek derecede saygınlık hissi uyandıran alper kamu karakteri; okurken benim oğlum, benim yeğenim, benim kardeşim gibi hissettirdi kendisini bana.

shostakovich dinleyen, rakı yudumlayan, oğuz atay, dostoyevski, nietzsche okuyan, beş yaşındayken zamanın acımasız olduğunu çoktan keşfetmiş olan ve hızla yaşlandığını kabul eden, tanrıyla kavgalı, annesine sinirli, babasına hayran, devrik cümle kurmaktan korkan, sorumluluklarının bilincinde ve bunların ağırlığı ile barışmış, 20'li yaşlarında olan komşu kızına abayı yakmış beş yaşında çok akıllı bir veledin gözünden seyredin bi'de bu alemi.

büyüyünce cehennemde çiçeklendirme yapmayı düşünen bu veledi okuyan herkesin seveceğini düşünüyorum.

bilmiyorum, belki gereğinden fazla romantiğimdir. bu yüzdendir ki hemen hemen her sayfasında bir kaç kere tebessüm ettiğim , yer yer kahkaha attığım bu kitabın sonundaki mektupla göğsüm ağrıdı, gırtlağıma 8 numaralı bir bilardo topu sıkıştı belki; ondan yutkunamadım.

kıymet verdiğim kitaplardandır.
herkese de tavsiyemdir.

dipnot: mahlasım da; bir zamanlar onur ünlü, murat menteş, emrah serbes, alper canıgüz, murat uyurkulak gibi istisnasız bütün kitaplarını severek okuduğum yazarların, kendilerinin isimlendirdiği edebiyat grubunun adından 'afili filintalar' dan geliyor...
devamını gör...

+ peki bu kadar zalim olmayı nasıl başarıyorsun?
- neden? vaktiyle sen de öyle değil miydin?
kadınlar sevene, erkekler sevildiğine emin olancaya kadar zalimdir demişler. bak şimdi yerinde test edebiliyorsun bunu, ne hoş değil mi?
+ zalim bile hiç kalır senin yanında artık...
- ee bizde böyle ve ne biliyor musun vaz geçemezsin. gidemezsin ve bundan öyle eminim ki... tahmin bile edemezsin.
+ zakkum çiçeğinin öyküsünü mü anlatayım istiyorsun yine? buna mı bunca zulmün?
- anlat. ölene kadar anlat... sen konuş ben susarım. yemin olsun susarım ama konuşsan. sen susuyorsun. sen hep susuyorsun. bildiğin başka bir şey yok mu senin?..
+ konuşsam kalbini kırarım belki hoş yok ki olsa...
- ne dedin? kimin yok? peki bu atan? peki kaç kere kırdığın? susarak parçalamayı o kadar güzel başarıyorsun ki...
+ peki burası kaçıncı kat?
- ne? yapamazsın.
+ haklısın.
başlıyorum öyleyse, çek ellerini bileklerimden.
- hayır, ölene dek reddediyorum bunu. ve belki ölsem yine yine yine dirilir başka bedende gelir yine yine senin olurum.
.... anlat kızıl. konuş susma... anlat bal... anlat ki zehre çalmasın dillerim, çalmasın gözlerim ateşe ki en karanlık halidir. hoş korkmazsın. konuş..

+ sonra zakkum çiçeği kokuyor her yer...kalelerden deniz kokusu ve bir yaz havası alııyor her yeri kış ortasında. ...
sonra yaz, yine zakkum diyorum, çokça zakkum. kalelerden aşağı bakıyorum. bir ejderha sesleniyor ısklıkla. ses değil bu. bu bir şarkı.. bu bir eylem.. çiçekli bir eylem bu.. kaleden alıyor kokuyu. zakkum çiçeği her yer... her yer yaz.. bir havuz var ötede boğuluyor deniz. deniz yüzüme bilmez mi, diyor biri, bilmiyor... deniz... ötede havuzdan koşuyor denize. öyle ki dalga bu kez. korkuyor, boğuluyor deniz denizinde... bal kokan bir kale kalıyor geride, zakkum çiçeği her yer.... peki burası kaçıncı kat? kale mi derin, derin mi deniz? yaşıyor mu deniz? deniz değil bal...bal, zakkum sever mi? ya denizi? kaçıncı kat bu kale? uykum var. çok uykum var.... uyuyalım artık. uyuyalım....

devamını gör...

var bi hayalimiz.

(bkz: yetmez ama evet)


edit: ben giremiyormuşum :(
devamını gör...

1919 yılı mayısının 19'uncu günü samsun'a çıktım.
devamını gör...

korkunun ecele faydası yok hoca. o çocuklar bir yolunu bulur o pankartları sizin gırtlağınıza gırtlağınıza sokarlar nasıl olsa.
devamını gör...

''hayatında olup biten şeylerin, dilediğin şekilde olmasını isteme. nasıl oluyorlarsa, öyle olmalarını iste. böylece her zaman mutlu olursun.''
-epiktetos.
devamını gör...

çöpçüler kralı filminde kemal sunal’ın canlandırdığı apti şakrak karakteri tarafından ayşen gruda’nın canlandırdığı hacer karakterinin hizmetçilik yaptığı evdeki çocukları parka götüreceğini duyduğunda söylenen parka gidecekmiş iki gözümün çiçeği sözünden sonra benim de günlük hayatımda sıklıkla kullanmaya başladığım sözdür.

herkese iki gözümün çiçeği diye hitap edilmez, edilmemelidir. bu söz öyle pata küte kullanılacak bir söz değildir. bir ağırlığı vardır. saf, temiz ve derin bir sevgi göstergesidir. içinde barındırdığı anlama bu sevginin öznesi ve nesnesi karar verir. ve o anlam ne mesafe tanır ne de başkaca bir engel.

bu sözü kullanmadan önce düşünürüm. karşımdaki insanın gerçekten iki gözümün çiçeği olduğunu hissediyor muyum diye. eğer öyleyse, eğer içimde gerçekten bu his varsa hiç çekinmeden kullanırım.

siz de kullanın. ama abartmadan. hak ettiğini düşündükleriniz için kullanın, hafızanıza hiçbir şeyin söküp atamayacağı kadar kazınmış olanlar için kullanın, eksikliklerinizi tamamlayanlar için, hiçbir beklenti içinde olmadan yanında olmak istedikleriniz için.

tanımı yine istemsizce uzattım. burada bir son vermem gerekiyor artık. belki bu tanımı okuyacaktır iki gözümün çiçeği.
devamını gör...

solmuş bir çiçeğe, ölmüş bir kediye, devrilmiş bir ağaca baktığım andır. hayatın bir gün biteceği gerçeği onu katlanır yapan tek şey galiba.
devamını gör...

bazen iyi ki bazen de niye ki dedirtir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tatlı hayat dizisinde, fevkaladenin fevki bir şekilde ihsan yıldırım karakterini canlandıran ve aklıma hep o karakterde yer edecek oyuncudur.
devamını gör...

senaryosunu turgut özakman'ın, yönetmenliğini ziya öztan'ın, müziklerini de muammer sun'un yaptığı, çekimi yaklaşık 2 yıl süren dizi. dizi, 1994 yılında gösterime girmiştir.
dizide atatürk'ü rutkay aziz, ismet inönü'yü savaş dinçel, halide edip adıvar'ı ayda aksel, fikriye hanım'ı aşkın nur yengi, yakup kadri bey'i altan erkekli, kazım karabekir'i kenan ışık, zübeyde hanım'ı macide tanır canlandırmıştı.
o dönem şartlarında 37 milyar 600 milyon lira bütçe ile çekilen dizi ile ilgili ilginç veriler var, işte bu veriler şu şekilde :
1990 yılında ankara'da kurulan prodüksiyon merkezi daha sonra istanbul'a alınmış. gerekli ekipman sağlandıktan sonra 300 civarında sanatçı ile temasa geçilmiş. fazla sayıda otantik araç gereç ve atölyeye gereksinim olmuş. bunlar kamu kurumlarından sağlanmış. dizide 400 bin figüran oynamış ve bunların 250 bin kadarı genelkurmay tarafından diziye yardım için verilen asker ve subaylar. dizi 300'den fazla farklı mekanda çekilmiş. londra ve moskova sahneleri ise yerlerinde çekilmiş. dizi, dönem dizisi olduğundan post prodüksiyon işleri de londra'da yapılmış.
devamını gör...

bir (bkz: sait faik abasıyanık) şiiri.

çıplak heykeller yapmalıyım.
çırılçıplak heykeller
nefis rüyalarınız için
ey önünden geçen ak sakallı
kasketli,
yırtık mintanından adaleleri
gözüken
dilenci
sana önce
şiirlerin tadını
aşkların tadını
kitaplardan tattırmalıyım
resimlerden duyurmalıyım,
resimlerden...

şu oğlan çocuğuna bak
fırça sallıyor
kokmuş manifaturacının ayağına
dörtyüzbin tekliğinden
on kuruş verecek.

seni satmam çocuğum
dörtyüzbin tekliğe.
ne güzel kaşların var
ne güzel bileklerin
hele ne ellerin var, ne ellerin

söylemeliyim
yok
yok... meydanlarda
bağırmalıyım,
bu küçük
güllerin buram buram tüttüğü
anadolu şehri kahvesinde
kiraz mevsiminin
sevişme vakti olduğunu.

resimler seyrettirmeli, şiirler
okutturmalıyım.
baygınlık getiren şiirler.

kiraz mevsimi, kiraz
küfelerle dolu pazar.
zambaklar geçiriyor bir kadın.
bir kadın bir bakraç yoğurt
götürüyor
sallıyor boyacı çocuğu fırçasını
belediye kahvesinde hakla o eski,
o yalancı
o biçimsiz bizans şarkısı.

sana nasıl bulsam, nasıl bilsem
nasıl etsem, nasıl yapsam da
meydanlarda bağırsam
sokak başlarında sazımı çalsam
anlatsam şu kiraz mevsiminin
para kazanmak mevsimi değil
sevişme vakti olduğunu...

bir kere duyursam hele
güzelliğini, tadını,
sonra oturup hüngür hüngür
ağlasam
boş geçirdiğim bağırmadığım
sustuğum günlere
mezarımda bu güzel, uzun kaşlı
boyacı çocuğunun
oğlu bir şiir okusa
karacaoğlan'dan
orhan veli'den
yunus'tan, yunus'tan...
devamını gör...

baba zula - bir sana bir de bana (official video) [© 2020 soundhorus]

muhteşem müzik klibini izlemenizi tavsiye ederim.

bulutların üstünden
bıraktım ben kendimi
sonunu düşünmeden
duygular sarınca beni
gizlice tuttum elini
yüzüne baktım usulca
gözlerin fısıldadı ah
mutluluğu yavaşça
çiçeklerin kokusu
dalgaların şarkısı
rüzgarın fısıltısı
bir sana bir de bana

bahçede hanımeli
gökyüzünde yıldızlar
yağmurun narin sesi
şimdi bir anlamı var
aşk nasıl da kırılgan
sus dedim ama olmadı
kalbimden ismin geçti ah
kimseler duymadı
çiçeklerin kokusu
dalgaların şarkısı
rüzgarın fısıltısı
bir sana bir de bana


devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mensubu oldukları yunan alfabesi, arap alfabesi ve ibrani alfabesindeki ilk harfler sırasıyla alfa elif alef başlar.
buradan da etkileşim net olarak görülebilmektedir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim