rusya denince akla gelenler
dostoyevski, gogol, çehov.
devamını gör...
bu da geçer
ece temelkuran kitabıdır.
bir televizyon programında masaya doğru eğilerek karşısındakinin gözlerinin içine bakarak hayalkırıklığı, başkasının adına duyulan bir utanç, şaşkınlığın cilaladığı bir öfke ve tüm güzelliğiyle şöyle demişti ece:
“ siz ne zaman bu kadar zalim oldunuz.”
evet, sonuna soru işareti koymadım, fikir tartışmalarını imla ve noktalama hataları ya da anlatım bozuklukları üzerinden yürüten sanal insanlar rahatsız olabilir bundan ama ece bir soru sormadı aslında orda. ne yaptığını varın siz düşünün.
yukarıdaki paragraftan el alarak devam edeyim yazmaya. insanlar sanki tek derdimiz anlatım bozukluğu imiş, sanki başka bir bozukluk yokmuş dünyada, sanki her yer cioran’ın virgülleri ile doluymuş gibi dilbilgisel dertlerle hemhal olurken dünya hiç olmadığı kadar vahşi bir hale gelmekle meşgul. hem de bu işle o kadar meşgul ki içinde yaşayan insanların umutsuzluğunun farkına bile varmıyor.
bir üst paragrafta anlattıklarıma bakmayın siz. neyi nasıl anlattığımız önemlidir tabii ki. muktedirlerin dilini kullanmaya başlayan mazlum yenilmeye mahkumdur. tam da o durumdayız şu an. güçlü olanın kötü dediğine kötü demeye başladık ve bu bize sahte bir güvenlik hissi veriyor ama şimdilik. şimdilik çünkü gücü elinde bulunduranlar bir gün bize de kötü diyecekler. o zaman kendi kendine savaşmaya başlamamak için kendi kendine savaşmaya başlayacak insanlar kendi içlerinde.
bir zamanlar gazete okumak gibi bir alışkanlığım vardı. üç sözcüklü cümleleri alt alta yazıp köşe kapmaca oynayan yazarlar baş tacı edilince bıraktım bu alışkanlığı ama o günlerden bana kalan “ gelip benim deli köşemde duran” ece’dir. onun yazılarını okumak için alırdım gazeteyi. özlemişim ece’yi, hem de çok. sanki yıllar sonra buluşmuş gibi olduk bu kitapla.
dünya kötü, daha da kötü olacak. dibi gördükçe karanlık artıyor. karanlık arttıkça dip daha derinlere kaçıyor. düşmelere doyamadık. gözlerimiz karanlığa o kadar alıştı ki aydınlıktan korkar olduk.
ama bu da geçer...
bir televizyon programında masaya doğru eğilerek karşısındakinin gözlerinin içine bakarak hayalkırıklığı, başkasının adına duyulan bir utanç, şaşkınlığın cilaladığı bir öfke ve tüm güzelliğiyle şöyle demişti ece:
“ siz ne zaman bu kadar zalim oldunuz.”
evet, sonuna soru işareti koymadım, fikir tartışmalarını imla ve noktalama hataları ya da anlatım bozuklukları üzerinden yürüten sanal insanlar rahatsız olabilir bundan ama ece bir soru sormadı aslında orda. ne yaptığını varın siz düşünün.
yukarıdaki paragraftan el alarak devam edeyim yazmaya. insanlar sanki tek derdimiz anlatım bozukluğu imiş, sanki başka bir bozukluk yokmuş dünyada, sanki her yer cioran’ın virgülleri ile doluymuş gibi dilbilgisel dertlerle hemhal olurken dünya hiç olmadığı kadar vahşi bir hale gelmekle meşgul. hem de bu işle o kadar meşgul ki içinde yaşayan insanların umutsuzluğunun farkına bile varmıyor.
bir üst paragrafta anlattıklarıma bakmayın siz. neyi nasıl anlattığımız önemlidir tabii ki. muktedirlerin dilini kullanmaya başlayan mazlum yenilmeye mahkumdur. tam da o durumdayız şu an. güçlü olanın kötü dediğine kötü demeye başladık ve bu bize sahte bir güvenlik hissi veriyor ama şimdilik. şimdilik çünkü gücü elinde bulunduranlar bir gün bize de kötü diyecekler. o zaman kendi kendine savaşmaya başlamamak için kendi kendine savaşmaya başlayacak insanlar kendi içlerinde.
bir zamanlar gazete okumak gibi bir alışkanlığım vardı. üç sözcüklü cümleleri alt alta yazıp köşe kapmaca oynayan yazarlar baş tacı edilince bıraktım bu alışkanlığı ama o günlerden bana kalan “ gelip benim deli köşemde duran” ece’dir. onun yazılarını okumak için alırdım gazeteyi. özlemişim ece’yi, hem de çok. sanki yıllar sonra buluşmuş gibi olduk bu kitapla.
dünya kötü, daha da kötü olacak. dibi gördükçe karanlık artıyor. karanlık arttıkça dip daha derinlere kaçıyor. düşmelere doyamadık. gözlerimiz karanlığa o kadar alıştı ki aydınlıktan korkar olduk.
ama bu da geçer...
devamını gör...
perfume
netflixin 2018’de yayınladığı 6 bölümlük almanya yapımlı bir dizi.
senaryosu eva krenenburg tarafından yazılmış, yönetmeni ise phillipp kadelbach.
gelin şimdi bu diziyi biraz inceleyelim. dizide ne ararsanız var; gerilim, drama, polisiye, suç, cinsellik her türlü konuyu içeriyor.
parfum, ter bezlerinin olduğu bölgelerin yani; saç, koltuk altı ve genital bölgesinin derisinin alındığı bir kadının cesedinin bulunmasıyla başlıyor.
cinayete kurban giden kadın yani katharina, yatılı okulda tanışmış beş arkadaşın ortak bir tanıdığı. beş farklı karakter hepsi birer cinayet şüphelisi.
dizi bu beş karakterin cinayetle olan bağını çözmeye çalışan dedektiflerle şekilleniyor.
dizide en çok ilgi çeken karakter moritz de vries. moritz’in koku duyusu öyle güçlü ki bir insanları koklayarak sağlık durumlarını, ruh hallerini dahi anlayabiliyor. moritz’in bu gücü dedektiflerin ona karşı olan şüphesini daha çok arttırıyor.
dizi yayınlandığı dönem yoğun bir ilgi gördü, ikinci sezonun çıkacağı söyleniyordu fakat sonradan iptal edildi diye biliyorum. artı olarak dizi uyarlanmadan önce yine aynı konuyu içeren bir film çekilmiş ben dizi izlemeyi sevmem derseniz böyle bir seçenek de mevcut.
buradan
senaryosu eva krenenburg tarafından yazılmış, yönetmeni ise phillipp kadelbach.
gelin şimdi bu diziyi biraz inceleyelim. dizide ne ararsanız var; gerilim, drama, polisiye, suç, cinsellik her türlü konuyu içeriyor.
parfum, ter bezlerinin olduğu bölgelerin yani; saç, koltuk altı ve genital bölgesinin derisinin alındığı bir kadının cesedinin bulunmasıyla başlıyor.
cinayete kurban giden kadın yani katharina, yatılı okulda tanışmış beş arkadaşın ortak bir tanıdığı. beş farklı karakter hepsi birer cinayet şüphelisi.
dizi bu beş karakterin cinayetle olan bağını çözmeye çalışan dedektiflerle şekilleniyor.
dizide en çok ilgi çeken karakter moritz de vries. moritz’in koku duyusu öyle güçlü ki bir insanları koklayarak sağlık durumlarını, ruh hallerini dahi anlayabiliyor. moritz’in bu gücü dedektiflerin ona karşı olan şüphesini daha çok arttırıyor.
dizi yayınlandığı dönem yoğun bir ilgi gördü, ikinci sezonun çıkacağı söyleniyordu fakat sonradan iptal edildi diye biliyorum. artı olarak dizi uyarlanmadan önce yine aynı konuyu içeren bir film çekilmiş ben dizi izlemeyi sevmem derseniz böyle bir seçenek de mevcut.
buradan
devamını gör...
kara cisim ışıması
termodinamik dengede bulunan bir kara cismin, yalnızca sıcaklığından ötürü yaptığı ışımaya kara cisim ışıması (ya da siyah cisim ışıması) denir. kara cisim ise; üzerine düşen tüm ışınımı soğuran ve hiçbirini yansıtmayan, bu sebeple de kara olması gerektiğini ön gördüğümüz, tamamen varsayımsal bir cisimdir. yapılan bu ışımayı inceleyip matematiksel olarak ifade ettiğimiz fonksiyon planck dağılım fonksiyonudur.
devamını gör...
sözlük güncellemeleri
#1152978 nolu tanımdaki yakarışların kulağımda çınlaması ile uykuya dalamamam sonucunda kafa sözlük mayıs devrimi'nden bu yana bir sözlük kullanıcısı olarak benim de sinirime dokunan durumu düzeltmiş bulunmaktayım.
bundan böyle bir başlık listesinden bir başlığa girip geri döndüğünüzde kaldığınız yerden başlık listesine devam edebileceksiniz.
bundan böyle bir başlık listesinden bir başlığa girip geri döndüğünüzde kaldığınız yerden başlık listesine devam edebileceksiniz.
devamını gör...
yazarların koleksiyonunu yaptığı şeyler
yıllar.
devamını gör...
yabancı aksan sendromu
yabancı aksan sendromu bireyin ana dilini aniden farklı bir aksanla konuşmaya başlaması durumudur. genellikle kişinin beyin travması yaşaması ya da beynin bir bölümünün darbeye bağlı olarak hasar görmesi sonucu ortaya çıkan yabancı aksan sendromu oldukça nadir bir psikolojik rahatsızlıktır. öyle ki 1907 yılında kaydedilen ilk vakadan bu yana yaklaşık 100 kadar insana yabancı aksan sendromu teşhisi konulmuştur.
yabancı aksan sendromu ilk olarak 1907 yılında fransız nörolog pierre marie tarafından tanımlanmıştır.
1919 yılında alman bir dahiliyeci olan alois pick konuyla ilgili bir çalışma yürütmüş ve sendrom hakkında bir rapor hazırlamıştır.
sendrom hakkında erken tarihli bir diğer vaka ise 1941 yılında norveçli astrid isminde bir kadının hava saldırısı sırasında bir şarapnel parçasının kafasına isabet etmesi sonucu alman aksanıyla konuşmaya başlamasıdır. pek tabi ki astrid’in bu alman aksanı, çevresindeki insanların ondan uzaklaşmasına sebep olmuştur.
s-t-r harflerinin bulunduğu kelime gruplarının telaffuzunda zorluk yaşamak
ünlü harflerin telaffuzunda değişiklik: örneğin “takas” demek yerine “tekas” demek
kelimeyi telaffuz ederken harf eklemek ya da bir harfi çıkartarak telaffuz etmek
bireyin konuştuğu dil ana dili olmasına rağmen yeni kazandığı aksanı ikinci bir dil öğrenen biri gibi konuşması
kelimeleri telaffuz ederken zorlanmak, bu hastalığın belirtileridir.
yabancı aksan sendromu ilk olarak 1907 yılında fransız nörolog pierre marie tarafından tanımlanmıştır.
1919 yılında alman bir dahiliyeci olan alois pick konuyla ilgili bir çalışma yürütmüş ve sendrom hakkında bir rapor hazırlamıştır.
sendrom hakkında erken tarihli bir diğer vaka ise 1941 yılında norveçli astrid isminde bir kadının hava saldırısı sırasında bir şarapnel parçasının kafasına isabet etmesi sonucu alman aksanıyla konuşmaya başlamasıdır. pek tabi ki astrid’in bu alman aksanı, çevresindeki insanların ondan uzaklaşmasına sebep olmuştur.
s-t-r harflerinin bulunduğu kelime gruplarının telaffuzunda zorluk yaşamak
ünlü harflerin telaffuzunda değişiklik: örneğin “takas” demek yerine “tekas” demek
kelimeyi telaffuz ederken harf eklemek ya da bir harfi çıkartarak telaffuz etmek
bireyin konuştuğu dil ana dili olmasına rağmen yeni kazandığı aksanı ikinci bir dil öğrenen biri gibi konuşması
kelimeleri telaffuz ederken zorlanmak, bu hastalığın belirtileridir.
devamını gör...
dış görünüşe önem vermiyorum diyen insan
tipsiz olduğum için dış görünüşe önem vermiyorum. yakışıklı olsam da dış görünüşe önem vermiyorum. dış görünüşe önem vermiyorum. dış...
naçizane fikrim, dış görünüş bir yere kadar önemli. kimse yanında ki insanın yüzüne bakılmayacak birisi olmasını istemez.
naçizane fikrim, dış görünüş bir yere kadar önemli. kimse yanında ki insanın yüzüne bakılmayacak birisi olmasını istemez.
devamını gör...
erkeğin ağlaması
insanı bu kadar rahatlatan başka birşey daha yoktur bence, birikmiş bişeylerin çıkması gitmesidir. mutluluktan da oluyor ve umarım üzüntü uğramaz size. mustafa kemal kitabını okurken hiç tutamadım kendimi hep yanında olmak istedim.
devamını gör...
biz bu yola kefallerimizi yiyerek çıktık
vakti zamanında yan yatarak keyif çayı içen büyük lesotho imparatoru ragıp tayyar sultani tarafından söylenmiş bir söz. yolda bulduklarımızı da yolluk yaptık diye devam etmektedir. aç ayı oynamaz felsefesini benimsemiş ve hedeflerine tok karna ulaşmak istediğini vurgulamıştır. fakat hiçbir zaman doymak nedir bilmemiştir. her gün daha da artan kefal siparişleri bunun en büyük göstergesi olmuştur.
devamını gör...
ankara'nın en çok sevilen yanı
istanbul'a, bursa'ya, izmit'e yakın olması.
konumu ile eşsiz bir şehir, tam başkent.
konumu ile eşsiz bir şehir, tam başkent.
devamını gör...
suriyeli gençlerin türkiye'deki hayat pahalılığına isyanı
gelmenizi biz istemedik, gitmenize de mani değiliz. geri dönüşü olmamak üzere, sektirip gidebilirsiniz. memnuniyet duyarız.
devamını gör...
van gogh alive
(bkz: vincent van gogh)'un hayatının son 10 yılını tabloları ve alıntılarıyla sunan, müziğin ve van gogh'un sanatının dört duvarda gösterilerek sizi sarmaladığı, çerçevesiz dijital sanat sergisi. şimdiye kadar dünyada 50 şehri dolaşan gezici sergi, 2012'de istanbul ve ankara'ya uğramış. ben kraków'da denk gelmiştim. gördüğüm en yaratıcı ve ilginç sergidir.
merak edenler için buradan
merak edenler için buradan
devamını gör...
aynı anda iki duygu yaşatan şey
yeğenimin erken doğumu. sağlıklıydı fakat belli bir süre kuvözde kalması gerekti. kaygı ve mutluluk nasıl karışır çok güzel gösterdi
devamını gör...
hastası olunan sözler
'neden bazı insanlar sizin denizinizde yaşayıp dereleriyle övünüyorlar'
(bkz: halil cibran)
(bkz: halil cibran)
devamını gör...
artıkparlamayanyıldız
bugün doğum gününüymüş. doğum günün kutlu olsun güzel kalpli insan. nice senelere.
devamını gör...
farah zeynep abdullah
bi küçük eylül meselesi'nin eylül'ü olan, 17 ağostos 89 doğumlu, 1.6 boyundaki çıtı pıtı tatlış bir oyuncumuzdur kendisi.
ekşi elmalar'da da kendisini beğenerek izlemiştik.
ilişkilerinde genelde komikli erkekleri tercih etmekte.
gerçi eser yenenler komik değil ya, neyse.
doğu demirkol çok mu komik? evet. komik. ben gülüyorsam komik. ben gülüyom ona.
ekşi elmalar'da da kendisini beğenerek izlemiştik.
ilişkilerinde genelde komikli erkekleri tercih etmekte.
gerçi eser yenenler komik değil ya, neyse.
doğu demirkol çok mu komik? evet. komik. ben gülüyorsam komik. ben gülüyom ona.
devamını gör...


