bir alberto manguel kitabıdır.

okumak tarihsel açıdan incelendiğinde önümüze çok tutarsız veriler dökülmekte. kutsal kitaplar okumanın, sözünü önemine ne kadar vurgu yapıyor olursa olsun, okumak suç olmaktan asal kurtulamıyor. döngüsel bir fahreneit 451 içinde yaşıyoruz.

yüceltildikçe yerin dibine batırılan bir eylem okumak. metroda kitap okurken “keko” diye nitelenen insanlardan tutun da okuduğu kitaplar ve yazdıkları yüzünden hapiste ömür çürüten insanlara kadar binlerce örnek sayabiliriz bu durumu kanıtlayan. ama bence bu kadar zaman harcamaya gerek yok.

okumanın verdiği zevki anlamayan insanlarla bir alıp veremediğim yok. eminim kendilerince haklı gerekçeleri vardır. yadırgamıyorum da onları. ama okuyan insanı zavallı biri gibi görenlerin zekası ile büyük derdim var ve bu dert hiç bitmeyecek.

jorge luis borges’e karanlık günlerinde kitap okuma şerefine nail olmuş dünyanın gelmiş geçmiş en iyi okurlarından ve en iyi yazarlarından biri olan alberto manguel bize okumanın tarihini anlatmış. taa taş tabletlerden günümüzün teknolojik tabletlerine kadar. sanki çok şey değişmemiş, hala aşağı yukarı aynı şeyleri kullanıyoruz okumak için ve hala ikinci sınıf vatandaş okuyanlar.

o halde okuyun.
devamını gör...

üşengeç insanların hayat fels…**
devamını gör...

istanbul devlet tiyatrosunda metin belgin'in, ankara devlet tiyatrosunda ise olcay akın kavuzlu'nun uzun yıllar başarıyla oynadıkları patrick süskind eseri.
devamını gör...

jose saramago tarafından yazılan, bilinmeyen adayı bulmayı kafasına koyan bir adamın kraldan bir tekne istemesiyle hikaye başlıyor. adamın bilinmeyen bir ada bulmaya olan inancı saraydaki temizlikçi kadını da ona bağlıyor. ve o da artık bilinmeyen bu adayı bulmak için bu tanımadığı adamın peşine düşüyor.tayfası olmayan bu teknede bu adam ve bu kadın birbirilerini buluyor ve bilinmeyen adayı bulmak için yolculuğa çıkıyor.
--- alıntı ---

~ben bir bilinmeyen adayı bulmak istiyorum. o adaya ayak bastığımda kim olduğumu öğrenmek istiyorum.

~bilmiyor musun ki kendinden dışarı çıkıp kendine bakmadıkça kim olduğunu asla bilemezsin.

--- alıntı ---
devamını gör...

denizi seyretmek. denize çabuk ulaşabilir olanlar kıymetini bilin.
devamını gör...

ego, kelime anlamıyla "ben" demektir. santrizm ise "temel alan bakış açısı"nı ifade eder. egosantrizm, her durumda kendini referans alarak değerlendirme yapmak, sadece kendi penceresinde oturmak ve bu doğrultuda yorumlamak olarak da bilinir. kendi arzu ve hislerinin esaretinde yaşamına yön veren egosantrik insanların çevresiyle iletişiminde eksiklikler oluşmaktadır.

özellikle 2-6 yaş aralığında çocuklar ve ergenlik döneminde olan gençlerle "birbirini anlayamama, paylaşımdan kaçınma, isyankarlık, kimse beni anlamıyor nidaları, itiraz ve inatlaşma" gibi karşılaştığımız durumlar benmerkezci duygu durumun ne gibi etkileri olduğunu bizlere gösteriyor.

eğer kişi, bahsettiğim dönemlerdeyse bu normaldir; biraz sabırlı olmak ve olumlu atmosfer yaratma çabasını bırakmamak gerekiyor. ama 25 yaşına gelmiş bir bireyin hala "ben, ben, ben" dediğini duyuyorsanız usulca ondan uzaklaşın. * * *
devamını gör...

uyandığında onu ilk kim görecek?
bıraktığım düşü kim büyütecek?
devamını gör...

bencilliğin kötülüğün kaynağı olduğunu söyleyebiliriz, şöyleki bireysel çıkarları toplumsal çıkarların üstünde tutmak topluma zarar verir, topluma verilen her hasar dolaylı yoldan bireye yansır.

örneklemek gerekirse vergisini ödemeyen bireyler devletin yetersiz eğitim materyalleri sunmasından şikayet etmesi gibi. bireysellik toplumsallıktan önemlidir fakat toplumsal çıkarlar bireysel çıkarların üzerindedir. birey kendini geliştirmek için toplumdan sıyrılabilir ancak kendine maddi anlamda kazanım sağlamak maksadıyla toplumsal kuralları göz ardı etmemeli toplumsal faydayı gasp edip bireysel çıkarlarını gözetmemelidir. bu haksızlığı doğurur düzeni bozar gayrı meşru yolların kapılarını açar. toplumsal refah, huzur ve güven ortamı tesis edilmedikçe bireyler eşit bir şekilde yaşayamaz.

nepotizm yani adam kayırmanın olduğu bir toplumda fırsat eşitliğinden bahsedilemez. diktanın olduğu bir toplumda özgürlükten bahsedilemez. bunlar bireysel bencilliklerden öte zümrelerin bencilliğinden kaynaklanır. oligarşik zümrelerin çıkarları toplumun çıkarlarının önüne koyulamaz. bu toplumu kutuplaştırıp ayrıştıran ve birliği bozan bir durumdur.

bencillik bireylerde zümrelerde ve toplumlarda farklı şekillerde kendini gösterebilir. dünyanın geri kalanını umursamayıp sadece kendi ülkesinin çıkarlarını gözeten bir ulus, uluslararası sorunları görmezden gelirse dolaylı yoldan kendiside zarar görür. bencillikten kurtulup duyalı olmak ideal bir dünya kurmamız için zaruri bir ödev.
devamını gör...

erkek kadın farketmeksizin artık direkt kıskançlık krizlerine giriyorum*. nasıl yapıyorsunuz helal olsun kısmını geçtim. kendime geleceğime ağlayayıp bunları görüncede kıskançlıktan çatlıyorum.gözüm falan da değmiyor kimseye ya nasıl temiz kalpliysem hep dilimde işte. benim saçlarıma aklar düştü halen okulu yeni bitirmiş gençlerin aynı hayat telaşı içindeyim.başladığım yerdeyim of neyse gideyimde bir kaç kişinin başarısını görüp içten içe kendi içimi kemireyim.yapın evladım evde kurun işte kurun tebrikler hayırlı olsunlar benden size ben severim tatlı tatlı konuşmayı. benim hayattaki görevim bu belki de. sizleri izleyeyip tebrik etmek.
devamını gör...

mütemadiyen = sürekli
devamını gör...

çikolatalı gofret.
devamını gör...

türkçe çevirisi müfreze olan en iyi film oscar ödülünü kazanan vietnam savaşı'nı belki de en iyi anlatan bir oliver stone saheseridir. * savaş nedir, savaş psikolojisi, savaş etiği gibi konularda bilgi sahibi olmamızı sağlayan ve belki de savaşın bu denli çıplaklıkla anlatıldığı tek eser.

--! spoiler !--

filmin sonunda helikopterde askerin kendiyle hesaplaşması inanılmazdır.

--! spoiler !--
devamını gör...

az önce gördüğüm acı durum.

çaylak arkadaşlar, birine mesaj atmaya çalışıp "bu yazar şunu kapatmış" falan görünce sövdünüz büyük ihtimalle. sövmeyin arkadaşlar kimsenin haberi yoktu.

açtım ben şindik.
devamını gör...

çay ikramı var mı diye soran insandır.
devamını gör...

eğer gecekonduda sobalı evde büyümekse fak fakirlik göstergesidir. toz pembe bakarsak bu bahse; romantizmi abartıp realizme ihanet etmektir. hayaller aleminde bale yapmaktır.
karbonmonoksit gaza istenmeyen ev arkadaşındır. her an canını alır korkusuyla uyumaktır.
bacanın dolması yüzünden odanın içine dumanlar dolmasıdır.
kışın banyoda soba kurulu olmadığın hafta bir duş almaktır.
sobayı yakmak yerine ellerini yakmaktır.
umutsuzluktur, lanettir, fakirlikten utanmaktır.
devamını gör...

klozet kapağına başımı koyup uyumuşluğum var, türkiye geneli deneme sınavında uyumuşluğum var, derbi izlerken uyumuşluğum var, kuaförde işlem sırasında uyumuşluğum var. seçemiyorum en ilgincini, sanırım ben hep ilginç yerlerde uyuyorum.
devamını gör...

düşünmemeye çalışmak ve zamanı geçirmek için bir şeyler yapmak işe yarar diye düşünüyorum.
devamını gör...

çok güzeldir, yakışanda muhteşem durur.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sabah erken uyanınca mutlu oldum. şimdi yine kahve içip yine mutlu olma vakti.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: agatha christie)
(bkz: j.k. rowling)

bunlar da olmadıysa

(bkz: gönül yazar)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim