kişilik doğuştan mı gelir çevreden mi edinilir sorunsalı
yapılan deneysel çalışmalarla kişiliğin kalıtım ve çevrenin ortak ürünü olduğu ancak çevreden daha fazla etkilendiği ortaya konulmuştur.
tek yumurta ikizlerinden biri sosyoekonomik düzeyi yüksek bir ailede, diğeri ise sosyoekonomik düzeyi düşük bir ailede büyütüyor. yapılan testler sonucunda ortalama başarı düzeyleri oldukça farklı çıkıyor. yüksek sosyoekonomik düzeyde yetişen çocuk diğerinden daha başarılı çıkıyor. aynı kalıtsal yapıyla dünyaya gelen bu ikizlerin arasındaki fark çevrenin daha etkili olduğunu ortaya koyuyor.
tek yumurta ikizlerinden biri sosyoekonomik düzeyi yüksek bir ailede, diğeri ise sosyoekonomik düzeyi düşük bir ailede büyütüyor. yapılan testler sonucunda ortalama başarı düzeyleri oldukça farklı çıkıyor. yüksek sosyoekonomik düzeyde yetişen çocuk diğerinden daha başarılı çıkıyor. aynı kalıtsal yapıyla dünyaya gelen bu ikizlerin arasındaki fark çevrenin daha etkili olduğunu ortaya koyuyor.
devamını gör...
ot gibi yaşıyorsun kızım ot
kendime sıklıkla söylediğim cümle. biraz oblomovluk, biraz korkaklık ve çokça güvensizlikten kaynaklanan bir hayat içerisinde ot gibi yaşıyorum. bir yandan uzun yolculuklar planlarken bir yandan günün birinde "kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım." demekten korkuyorum. korkuyorum sözlük. kendi hayatım içinde kendi hayatıma yabancı kalmaktan, günün birinde öylesine bir insan olarak ölüp gitmekten ve dünya üzerinde beni tanıyan son insan da öldükten sonra unutulmaktan, bu ömrün sevip sevilemeden geçmesinden korkuyorum. tüm bu olasılıkların içerisinde kendim için en doğru olasılığı bulmaya çalışırken bu hayatın geçici olduğunu unutmaktan korkuyorum. ve bu satırları buraya kendim için bırakıyorum.
"söz ver kendine
denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin
sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin
korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin"
ot gibi yaşama kızım, ot gibi yaşamayalım. bu başlığın altına siz de ot gibi yaşamama kararlarınızı bırakın ve hepimiz hayata bir yerinden başlayalım.
"söz ver kendine
denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin
sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin
korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin"
ot gibi yaşama kızım, ot gibi yaşamayalım. bu başlığın altına siz de ot gibi yaşamama kararlarınızı bırakın ve hepimiz hayata bir yerinden başlayalım.
devamını gör...
kadınlar sütyen takmak zorunda değil
hep savunduğum bir fikirdi ve pandemiyle birlikte artık hayat felsefesi edindiğim bir konu olmaya başladı. tabi burada bir grup tayfa yav ne alaka altı üstü sutyen diyen tipler var ama, kullanmadığınız veya tecrübe etmediğiniz bir konu üzerinden ahkam kesmeyin. eve gelip onu çıkarıp atmanın rahatlığı, ereksiyon olmanın rahatlığından daha fazla bilginiz olsun..
devamını gör...
sovyet binaları
tipik işçi lojmanlarıdır. küçüktürler; genelde bir oda bir salon. sovyetlerden ve yugoslavya'dan ayrılan bütün ülkelerde vardır. binalar mutlaka yeşil alanla çevrilidir. çocukların oyun oynamaları, spor yapmaları düşünülmüştür. birbirine çok yakın değildir. ankara'da örnek mahallesindeki eski toplu konutlara benzerler.
yazlık ya da tatil evi gibi olanlar da vardır. deniz kenarında ya da orman içinde dağlarda bulunurlar. onlar da gösterişsiz ve küçüktür.
bu ülkelerdeki konutlar hala küçüktür. 40 metrekare ev normaldir.
yazlık ya da tatil evi gibi olanlar da vardır. deniz kenarında ya da orman içinde dağlarda bulunurlar. onlar da gösterişsiz ve küçüktür.
bu ülkelerdeki konutlar hala küçüktür. 40 metrekare ev normaldir.
devamını gör...
deney kontrol grubu
ing: experimental and control group.
artık bu kelimeleri özellikle final ödevimden dolayı bir süre görmek istemesem de kendimi tanım yaparken buluyorum. araştırmacı, deney grubuna tedavi ya da test, anket artık gönlü ne isterse uygularken, kontrol grubu bundan mahrum kalır. diğer konularda (ön test, son test) eşit olsalar da bu x tedavisi, araştırmacı için belirleyici bir faktördür.
hemen örnek verecek olursam: arkadaşımla, hayvanlardan oluşan bir videonun kişinin öfke seviyesini belirleyip belirlemediği ile ilgili bir deney yapmak istedik. deney grubuna 5, kontrol grubuna 5 kişi olmak üzere rastgele atama gerçekleştirdik. iki gruba da önce klinik öfke ölçeği sorularını verdik ve puanlarını kaydettik. daha sonrasında ise deney grubuna videoyu izlettik fakat kontrol grubuna izletmedik. son olarak iki gruba da aynı testi yaptık ve aralarındaki farkı inceledik. ve merak edeceğinizi düşündüğüm şeyi açıklayacak olursam: evet! o tatlış hayvanların videosu, katılımcılarımızın öfke seviyesini büyük bir fark olmasa da düşürdü.
yani özetle, deney grubu x tedavisine/deneyine maruz kalırken kontrol grubu buna maruz kalmaz. aralarındaki farklılık ve belirleyicilik buradan gelir.
artık bu kelimeleri özellikle final ödevimden dolayı bir süre görmek istemesem de kendimi tanım yaparken buluyorum. araştırmacı, deney grubuna tedavi ya da test, anket artık gönlü ne isterse uygularken, kontrol grubu bundan mahrum kalır. diğer konularda (ön test, son test) eşit olsalar da bu x tedavisi, araştırmacı için belirleyici bir faktördür.
hemen örnek verecek olursam: arkadaşımla, hayvanlardan oluşan bir videonun kişinin öfke seviyesini belirleyip belirlemediği ile ilgili bir deney yapmak istedik. deney grubuna 5, kontrol grubuna 5 kişi olmak üzere rastgele atama gerçekleştirdik. iki gruba da önce klinik öfke ölçeği sorularını verdik ve puanlarını kaydettik. daha sonrasında ise deney grubuna videoyu izlettik fakat kontrol grubuna izletmedik. son olarak iki gruba da aynı testi yaptık ve aralarındaki farkı inceledik. ve merak edeceğinizi düşündüğüm şeyi açıklayacak olursam: evet! o tatlış hayvanların videosu, katılımcılarımızın öfke seviyesini büyük bir fark olmasa da düşürdü.
yani özetle, deney grubu x tedavisine/deneyine maruz kalırken kontrol grubu buna maruz kalmaz. aralarındaki farklılık ve belirleyicilik buradan gelir.
devamını gör...
kuzuların sessizliği
başrollerini jodie foster(clarice m. starling) ve anthony hopkins'in(dr. hannibal lecter) paylaştığı filmdir. 2 adet devam filmi vardır. hannibal ve red dragon.
starling'in bir seri katili yakalamak için bir başka seri katil olan ve yüksek güvenlikli bir tımarhanede bulunan hannibal'ın yardımına ihtiyaç duyar. ancak zamanla aralarında faustiyen bir ilişki oluşmaya başlar.
starling'in bir seri katili yakalamak için bir başka seri katil olan ve yüksek güvenlikli bir tımarhanede bulunan hannibal'ın yardımına ihtiyaç duyar. ancak zamanla aralarında faustiyen bir ilişki oluşmaya başlar.
devamını gör...
sabah sabah tat kaçıran şeyler
sapıkların, tecavüzcülerin, katillerin haberlerini görmek.
devamını gör...
pk
2014 yılında çekilen, yönetmeni rajkumar hirani olan,başrollerini amir khan, anuşka şarma’nın oynadığı bilim kurgu ve komedi filmidir.
filmin bir müzikal havası da vardır. sözleri anlamlı olan, müziği kıpır kıpır olan sahneleri de vardır. filmin müziklerini ankit tiwari, shantanu moitra, ajay gogavale, atul gogavale hazırladı.
film, bir aşk hikayesi gibi başlar. biri hindistanlı biri pakistanlı iki öğrenci belçika’da karşılaşırlar. ikisi de şiir delisidir. tek bileti kalmış olan bir programa katılmak isterler. onların haline üzüldüklerini sandıkları bir ihtiyar sayesinde, programa katılamayıp, koca bir gün gezerler. filmlerde olur ya, neşeli müzik eşliğinde neredeyse tüm ülkeyi gezerler. öyle bir sahne geçer. sonrasında öğrenirler, iki ayrı dine mensup olduklarını. ordan bir din sorgulaması başlar.
o esnada hindistan’a bir uzay gemisi gelir. uzay gemisinden bir adam çıkar. cem yılmaz’ın uzay filmleri ile dalga geçtiği sahneye yakın bir sahne yaşanır.
sonrası, evine yani gezegenine dönmek isteyen, dünyalık olan hiç bir şeyi, din de dahil, anlayamayan adı sanı olmayan bir uzaylı ile yaşadığı talihsizlik sonucu, hayatına format atmak zorunda kalan, bir haberci kızın maddi manevi arayışı ile geçer.
filmden aklımda kalan replikler
*çarşaf giyip, kuran mı okuyacaksın
*kendi tanrımı bulmam zordu, bende bütün tanrılara inanmaya karar verdim.

her kadının hayatında bir tane sarfaraz, bir tane peekay, bir tane de baba olmak üzere 3 erkek olması gerektiği fikrini veren bolca komik, yer yer hüzünlü, tamamında sürprizli bir kült bir filmdir.
bir dost tavsiyesi üzerine izlediğim, beğenmekle kalmayıp üstüne tanım girmeyi kendime vazife ettiğim filmdir.
filmin bir müzikal havası da vardır. sözleri anlamlı olan, müziği kıpır kıpır olan sahneleri de vardır. filmin müziklerini ankit tiwari, shantanu moitra, ajay gogavale, atul gogavale hazırladı.
film, bir aşk hikayesi gibi başlar. biri hindistanlı biri pakistanlı iki öğrenci belçika’da karşılaşırlar. ikisi de şiir delisidir. tek bileti kalmış olan bir programa katılmak isterler. onların haline üzüldüklerini sandıkları bir ihtiyar sayesinde, programa katılamayıp, koca bir gün gezerler. filmlerde olur ya, neşeli müzik eşliğinde neredeyse tüm ülkeyi gezerler. öyle bir sahne geçer. sonrasında öğrenirler, iki ayrı dine mensup olduklarını. ordan bir din sorgulaması başlar.
o esnada hindistan’a bir uzay gemisi gelir. uzay gemisinden bir adam çıkar. cem yılmaz’ın uzay filmleri ile dalga geçtiği sahneye yakın bir sahne yaşanır.
sonrası, evine yani gezegenine dönmek isteyen, dünyalık olan hiç bir şeyi, din de dahil, anlayamayan adı sanı olmayan bir uzaylı ile yaşadığı talihsizlik sonucu, hayatına format atmak zorunda kalan, bir haberci kızın maddi manevi arayışı ile geçer.
filmden aklımda kalan replikler
*çarşaf giyip, kuran mı okuyacaksın
*kendi tanrımı bulmam zordu, bende bütün tanrılara inanmaya karar verdim.

her kadının hayatında bir tane sarfaraz, bir tane peekay, bir tane de baba olmak üzere 3 erkek olması gerektiği fikrini veren bolca komik, yer yer hüzünlü, tamamında sürprizli bir kült bir filmdir.
bir dost tavsiyesi üzerine izlediğim, beğenmekle kalmayıp üstüne tanım girmeyi kendime vazife ettiğim filmdir.
devamını gör...
yazarların en çok özlemini duyduğu şey
(bkz: akıl ve ruh sağlığı)
devamını gör...
gerçek bakanlığı
ya da orijinal adıyla ministry of truth. 1984 (kitap)'ün en çarpıcı sekansıdır. partinin şimdiki politikasına uygun olarak geçmişi değiştirme işini yürütür. buna göre; gazeteler, kitaplar, afişler, filmler, fotoğraflar gibi bilimum yayın yukarıdan gelen emirlerle güncellenir, eskileri de yok edilir. bu sayede de büyük birader'in* ne olursa olsun haklı olduğu kanıtlanabilir. geçmişin nesnelliği politik gerekçelerle sürekli olarak güncellendiği için, gerçek artık yalnızca big brother ve onun ideolojisidir.
devamını gör...
mesaj kutusunu kapatmak
hiç bir zaman yapmadığım ve yapmayacağım şeydir. herkese kapı açıktır.
devamını gör...
fantastik edebiyat
kaçış edebiyatı değil de, insanın özüne ulaşmaya çalışırken kullandığı bir yolculuk aracı olan edebiyat türü. şu an yaşadığımız hayat, içinde bulunduğumuz çevre, önceliklerimiz ve hatta düşünce yapımız bile insanın doğasına tamamen ters bir şekilde değişiyor yıllardır. bundan hoşlanmıyoruz. her insan evladı, geçmişe özlem duyar. kitaplarda,filmlerde her türlü sanat türünde geçmiş güzel tasvir edilir, gelecek tam tersi iken. farkında olmasak bile eski zamanların doğallığını ararız şu yapmacık dönemde. eleştirel bir şekilde kendimize baksak, ne kadar gülünç durumda olduğumuzu görmez miyiz aslında ? dertlerimiz, amaçlarımız, hareketlerimiz hepsi o kadar boş ve komik ki.
fantastik edebiyata dalan bir kişi doğa tasvirleri, karakterlerin yaşantıları ve dönemin yapısını okudukça içinde yatan doğasına duyduğu özlem ve arzu ateşlenmeye başlar. öyle ki, "ah be o dönemde yaşamak vardı." diye sayıklamaya başlarlar zamanla. eserde bulunan yaratıklar, büyüler ve diğer doğa üstü olaylar ise olayları daha da renklendirir ama doğallığı bozmaz. okuyana şu anki gerçeklikten daha yakın gelir hatta kimi zaman. bazen saçma gelseler de yaşadığımız anın saçmalığıyla yarışamazlar bile.
sonuç olarak, zaten özünden kaçmış olan insanın geçmişine dönme çabasıdır fantastik edebiyat. okuyucu, dönem insanlarının dinamik ve heyecan dolu yaşantılarını yatağında yatmış okurken ; doğanın tüm saflığının ve güzelliğinin tasvir edilişini dört beton arasında okurken; önemli olan değerlerin zamanla nasıl değiştiğini idrak ederken, yavaştan içinde bir şeyler kıpırdamaya başlar ve sonuç olarak bu da doğal yaşama olan isteği tetikler. ve hayata bakış açısı değişmeye başlar.
fantastik edebiyata dalan bir kişi doğa tasvirleri, karakterlerin yaşantıları ve dönemin yapısını okudukça içinde yatan doğasına duyduğu özlem ve arzu ateşlenmeye başlar. öyle ki, "ah be o dönemde yaşamak vardı." diye sayıklamaya başlarlar zamanla. eserde bulunan yaratıklar, büyüler ve diğer doğa üstü olaylar ise olayları daha da renklendirir ama doğallığı bozmaz. okuyana şu anki gerçeklikten daha yakın gelir hatta kimi zaman. bazen saçma gelseler de yaşadığımız anın saçmalığıyla yarışamazlar bile.
sonuç olarak, zaten özünden kaçmış olan insanın geçmişine dönme çabasıdır fantastik edebiyat. okuyucu, dönem insanlarının dinamik ve heyecan dolu yaşantılarını yatağında yatmış okurken ; doğanın tüm saflığının ve güzelliğinin tasvir edilişini dört beton arasında okurken; önemli olan değerlerin zamanla nasıl değiştiğini idrak ederken, yavaştan içinde bir şeyler kıpırdamaya başlar ve sonuç olarak bu da doğal yaşama olan isteği tetikler. ve hayata bakış açısı değişmeye başlar.
devamını gör...
sosyal medya hesabını kapatmak
facebook 3 sene oldu.
instagram 2,5 sene oldu.
twitter 7 sene oldu, kapatalı.
tiktok 1,5 saat kullandım.
arıyor ya da özlüyormuyum! zerre hevesim yok.
instagram 2,5 sene oldu.
twitter 7 sene oldu, kapatalı.
tiktok 1,5 saat kullandım.
arıyor ya da özlüyormuyum! zerre hevesim yok.
devamını gör...
ak parti seçimi kaybettiğinde iktidarı bırakmaz ise olabilecekler
maalesef onu da yaparlar, ve yine her zamanki gibi çıkıp, saçma sapan bir bahaneyle, vatanımızdı milletimizdi, iradeydi, onlardı, böyle bir durumda öyle yapmak olmazdı... diye kendi kendilerine, hem sorarlar, hem karar verirler, haksızca, saçma, ve yine bunların mal sürüleri alkışlar... tipik klasik akp filmi bu...
şu an görünürde yiğitliğe nane sürdürmüyorlar ama, sandıktan sürekli bahsettiklerine göre, seçimi kazanacaklarını düşünüyor gibi görünüyorlar, tabi bu kasıtlı verilmiş bir görüntü de olabilir..
ben şahsen, yine öyle süslü laflarla rt nin bize okuması suretiyle, milli iradeydi, yerliydi, öyleydi böyleydi diyerek, osmanlıca kelimelerle, seçimi kaldırdık seçim filan yok demiycekler de, onun lacivertini anlatıcaklar gibi geliyor...
bunlar bu çeşmelerin başını bırakmaz...
alışmışlar, bırakamıyorlar,
para bağımlısı olmuşlar...
işimiz çok zor...
ha bırakmazlarsa, ortalık da karışır yani orası da ayrı, artık herkesin canına da yettiler bu da bir gerçek, konfor alanımız filan kalmadı, kendi evimin balkonunda otururken bile, yoldan geçen bekçi sürüsü bize palazlanarak bakabiliyor..
varlıklarını, baskılarını bu kadar hissettirmeleri, artık boğdu milleti, bir yerde patlıycak bu insanlar, inşallah iş oralara gelmez ama, kimse de normal bir mağlubiyet, insani ve yasal bir hareket de beklemiyor bunlardan maaaalesef....
şu an görünürde yiğitliğe nane sürdürmüyorlar ama, sandıktan sürekli bahsettiklerine göre, seçimi kazanacaklarını düşünüyor gibi görünüyorlar, tabi bu kasıtlı verilmiş bir görüntü de olabilir..
ben şahsen, yine öyle süslü laflarla rt nin bize okuması suretiyle, milli iradeydi, yerliydi, öyleydi böyleydi diyerek, osmanlıca kelimelerle, seçimi kaldırdık seçim filan yok demiycekler de, onun lacivertini anlatıcaklar gibi geliyor...
bunlar bu çeşmelerin başını bırakmaz...
alışmışlar, bırakamıyorlar,
para bağımlısı olmuşlar...
işimiz çok zor...
ha bırakmazlarsa, ortalık da karışır yani orası da ayrı, artık herkesin canına da yettiler bu da bir gerçek, konfor alanımız filan kalmadı, kendi evimin balkonunda otururken bile, yoldan geçen bekçi sürüsü bize palazlanarak bakabiliyor..
varlıklarını, baskılarını bu kadar hissettirmeleri, artık boğdu milleti, bir yerde patlıycak bu insanlar, inşallah iş oralara gelmez ama, kimse de normal bir mağlubiyet, insani ve yasal bir hareket de beklemiyor bunlardan maaaalesef....
devamını gör...
şimdiye kadar hiç kimsenin güllü lokum yerken ölmemiş olduğu gerçeği
az önce knut hamsun'un açlık kitabını okurken aklıma gelen düşünce.
bilen bilir, mezarlıklar müdürlüğünde işçiyim. günde nereden baksan 15-20 cenaze gelir önce sisteme geçirir, sonra yıkar sonra mezar eşip merhumu defnederiz.
hani derler ya sattığın malı bileceksin. arıcı sattığı balı bilir, terzi atlas kumaş nedir, hangi ketenin evsafı iyidir bilir, doktor hastasını muayene eder hiç değilse ve bilir...
bizler de gelen naaşları sorguluyoruz. birçok ölüm nedeniyle karşı karşıya geliyoruz. yaralama, boğulma, çatışma...
fakat fark ettim ki, aralarında hiçbiri güllü lokum yerken ölmemiş? nasıl olabilir yahu? nasıl?
bakın bugün worldometers istatistik sitesinde 152 bin kişinin rahmetli olduğu belirtiliyor. hadi diyelim ki bunlardan 100 bini eceliyle ölmüş olsun, geriye kalan 52 binin 30 bini de hastalık, kaza, cinayet vs. gibi sebeplerden ölsün. kalır sana 22 bin kişi. bu 22 bin kişinin tamamı potansiyel olarak güllü lokum yerken ölme adayıdır. ayrıca yine aynı sitede gördüğümüz bugün dünyaya gözlerini açan dünyalı sayısı 211 bin... bunlar da potansiyel olarak güllü lokum kurbanı olabilir.
peki istatistiklerde bulamadık diyelim. peki veritabanları?
yine bulamıyoruz. hiçbir veritabanında güllü lokum yerken öldüğü bilgisine yer verilmemiş. yani birçok kanalda "boğazına kaçan bir şeyden ötürü falanca saatte ex olmuştur" diye ifade geçiyorlar. aradığımız bu değil, bilakis yerken ölmeli.
araştırmalarıma devam ettim. internetin derin katmanı olan deep web'e girmekte karar kıldım. burada bilenler bilir istihabarat siteleri vardır. lanet olası federallere yakalanmamak için internetimin proxy ayarlarını değiştirdim. bu arada aklıma unuttuğum bir husus geldi ve oturduğum koltuktan yıldırım gibi fırlayarak yanlışlıkla elimdeki jack daniels blue label viskimi yerlere döktüm. yerlere paspas atarak hemen pc başına geçip akşamdan hazırladığım 6'lı kuponumu doldurdum. sağlam oran yaptık anasını satim, jokey muharrem abi rochester "son ayakta birinci gelmezse kasaba satıcam bu namıssızı ehhehe" demişti dalga geçerek, umarım yarınki ayakta kazanır, annemin emekli maaşının tamamını yatırdım anasını satim büyük girdik öyle böyle değil.
neyse deep web'te de istihbarat sitelerinde arşivleri karıştırdım. çıkan sonuçlar genelde "viski içerken ölenler, yemek yarışmasına katılıp ölenler" gibi basit şeylerdi. burada da bulamadım. yok ulan yok.
artık kabul etmeliyim. çünkü bir acı gerçekle yüzleşmek için, öncelikle kabul etmek gereklidir. inkar, öfke, pazarlık ve depresyon evrelerini aşmıştım. son evreye geldim, kabullenmeye.
bu acı gerçekten sizin de haberiniz olsun istedim, başınızı ağrıttımsa affola dostlar.
bilen bilir, mezarlıklar müdürlüğünde işçiyim. günde nereden baksan 15-20 cenaze gelir önce sisteme geçirir, sonra yıkar sonra mezar eşip merhumu defnederiz.
hani derler ya sattığın malı bileceksin. arıcı sattığı balı bilir, terzi atlas kumaş nedir, hangi ketenin evsafı iyidir bilir, doktor hastasını muayene eder hiç değilse ve bilir...
bizler de gelen naaşları sorguluyoruz. birçok ölüm nedeniyle karşı karşıya geliyoruz. yaralama, boğulma, çatışma...
fakat fark ettim ki, aralarında hiçbiri güllü lokum yerken ölmemiş? nasıl olabilir yahu? nasıl?
bakın bugün worldometers istatistik sitesinde 152 bin kişinin rahmetli olduğu belirtiliyor. hadi diyelim ki bunlardan 100 bini eceliyle ölmüş olsun, geriye kalan 52 binin 30 bini de hastalık, kaza, cinayet vs. gibi sebeplerden ölsün. kalır sana 22 bin kişi. bu 22 bin kişinin tamamı potansiyel olarak güllü lokum yerken ölme adayıdır. ayrıca yine aynı sitede gördüğümüz bugün dünyaya gözlerini açan dünyalı sayısı 211 bin... bunlar da potansiyel olarak güllü lokum kurbanı olabilir.
peki istatistiklerde bulamadık diyelim. peki veritabanları?
yine bulamıyoruz. hiçbir veritabanında güllü lokum yerken öldüğü bilgisine yer verilmemiş. yani birçok kanalda "boğazına kaçan bir şeyden ötürü falanca saatte ex olmuştur" diye ifade geçiyorlar. aradığımız bu değil, bilakis yerken ölmeli.
araştırmalarıma devam ettim. internetin derin katmanı olan deep web'e girmekte karar kıldım. burada bilenler bilir istihabarat siteleri vardır. lanet olası federallere yakalanmamak için internetimin proxy ayarlarını değiştirdim. bu arada aklıma unuttuğum bir husus geldi ve oturduğum koltuktan yıldırım gibi fırlayarak yanlışlıkla elimdeki jack daniels blue label viskimi yerlere döktüm. yerlere paspas atarak hemen pc başına geçip akşamdan hazırladığım 6'lı kuponumu doldurdum. sağlam oran yaptık anasını satim, jokey muharrem abi rochester "son ayakta birinci gelmezse kasaba satıcam bu namıssızı ehhehe" demişti dalga geçerek, umarım yarınki ayakta kazanır, annemin emekli maaşının tamamını yatırdım anasını satim büyük girdik öyle böyle değil.
neyse deep web'te de istihbarat sitelerinde arşivleri karıştırdım. çıkan sonuçlar genelde "viski içerken ölenler, yemek yarışmasına katılıp ölenler" gibi basit şeylerdi. burada da bulamadım. yok ulan yok.
artık kabul etmeliyim. çünkü bir acı gerçekle yüzleşmek için, öncelikle kabul etmek gereklidir. inkar, öfke, pazarlık ve depresyon evrelerini aşmıştım. son evreye geldim, kabullenmeye.
bu acı gerçekten sizin de haberiniz olsun istedim, başınızı ağrıttımsa affola dostlar.
devamını gör...
eski sevgiliye yazma isteği
eski sevgilim olmadığı için bana hiç gelmeyen istektir.
devamını gör...
etkileşimli kitap okuma
etkileşimli kitap okuma, okul öncesi dönemdeki çocuklarla yetişkinler arasındaki (özellikle ebeveyn) karşılıklı etkileşim halinde okunan kitap faaliyetine denir.
çocuklar, okuma yazma eğitimlerine daha okula gitmeden başlamaktadır. ailenin ve/veya çevrenin çocuğa kitap okuması, çocuğun ileride okuma becerisi ve yazı farkındalığı açısından önemlidir. clay'e göre yazı farkındalığı, yazı ile resimleri ayırt edebilme, kitabı tutup sayfalarını çevirebilme ile ilgilidir (1960). bu yüzden ebeveyn veya çocuğa bakan kişi (caregiver) ile çocuğun birlikte kitap incelemesi, resimlere bakarak hayal güçleri eşliğinde yeni bir hikaye oluşturması ya da hikayenin sonunu tahmin etmeye çalışması çok önemlidir.
bu sayede çocuğun dil becerisi, hayal gücü, ailesi ile olan bağı ve kitaplara olan ilgisi artmış olur.
etkileşimli kitap okuma; okuma öncesi, okuma sırası ve okuma sonrası şeklinde bir uygulama planı içerir.
- okuma öncesi: okuma öncesinde, okunacak uygun masal veya kitap seçilir.
- okuma sırası: okuma sırasında çocukla nasıl etkileşimde olunacağı belirlenir, ve açıklanması gereken kelimeler(çocuğun bilmediği) anlatılır. çocuğun katılımı için okuma esnasında sorular sorulabilir, resimler eşliğinde hikayenin devamını kendi söylemesi beklenebilir.
- okuma sonrası: okuma sonrasında sorularla öykü özetlenir.
çocuklar, okuma yazma eğitimlerine daha okula gitmeden başlamaktadır. ailenin ve/veya çevrenin çocuğa kitap okuması, çocuğun ileride okuma becerisi ve yazı farkındalığı açısından önemlidir. clay'e göre yazı farkındalığı, yazı ile resimleri ayırt edebilme, kitabı tutup sayfalarını çevirebilme ile ilgilidir (1960). bu yüzden ebeveyn veya çocuğa bakan kişi (caregiver) ile çocuğun birlikte kitap incelemesi, resimlere bakarak hayal güçleri eşliğinde yeni bir hikaye oluşturması ya da hikayenin sonunu tahmin etmeye çalışması çok önemlidir.
bu sayede çocuğun dil becerisi, hayal gücü, ailesi ile olan bağı ve kitaplara olan ilgisi artmış olur.
etkileşimli kitap okuma; okuma öncesi, okuma sırası ve okuma sonrası şeklinde bir uygulama planı içerir.
- okuma öncesi: okuma öncesinde, okunacak uygun masal veya kitap seçilir.
- okuma sırası: okuma sırasında çocukla nasıl etkileşimde olunacağı belirlenir, ve açıklanması gereken kelimeler(çocuğun bilmediği) anlatılır. çocuğun katılımı için okuma esnasında sorular sorulabilir, resimler eşliğinde hikayenin devamını kendi söylemesi beklenebilir.
- okuma sonrası: okuma sonrasında sorularla öykü özetlenir.
devamını gör...
haziran 2021 köy okulları yardım projesi
keşke benim köy okuluma da yardım yapılsa...
20 kişilik bir ilkokul, 2500 rakım. tek öğretmen maaşı ile her türlü ihtiyacı karşılamaya çalışıyorum ama yetmiyor. gıpta ile baktım bu etkinliğe.
20 kişilik bir ilkokul, 2500 rakım. tek öğretmen maaşı ile her türlü ihtiyacı karşılamaya çalışıyorum ama yetmiyor. gıpta ile baktım bu etkinliğe.
devamını gör...
şubatın 28 gün olmasının sebebi
31 çeken doyumsuz bencil aylar yüzündendir.
devamını gör...
