bakamayacağı çocuğu doğurmak
doğurmayı marifet sayan, çocuk psikolojisi konusunda yetersiz bireylerin tercihidir. çocuğu doğurmakla bitmiyor olay işte,ona güzel bir gelecek verilmeli, ilgili ve sevgi dolu ortamda büyütülmeli. doğmak çocuğun tercihi değildi en nihayetinde. bu başlığı neden mi açtım? bir düğünde anneannesiyle gelen 5 yaşında bir çocuk dikkatimi çekti. çocukla ilgilendim, oyun oynadım derken yakın oturduğumuzu öğrendim. arada gidio ziyaret ediyorum. anne babası başka şehirde,çocuğa anneannesiyle dedesi bakıyormuş. çocuk benim için ‘annem gibi’ diyormuş. bugün yine görmeye gittim,sarıldı yanağımı okşadı; belli ki anne sevgisine ihtiyacı var. ilk etapta anne babası öldü sanmıştım; yoksa nasıl bir anne baba çocuğunu başkasına bırakır? eşimle de konuştuk hatta evlat edinelim mi diye. o kadar sevdik çocuğu. ama sağmış anne babası ama yılda bir iki defa görüyorlar çocuğu. çocuk bu ‘terkedilmiş’ psikolojisini ömür boyu çekecek maalesef. anne baba olmak ehliyete tabi tutulmalı.
devamını gör...
mezar fiyatlarının pahalılığı
ölmedik para biriktiriyoruz.
devamını gör...
tuna kiremitçi
cehalet eskiden de vardı ama hiç bugünkü kadar özgüvenli olmamıştı.sözünün sahibidir.
devamını gör...
salıncağa dolanan at
nasıl başardığını merak ettiğim at.


cennetayağı mahallesi toplum sağlığı ve sağlıklı yaşam merkezi yanındaki salıncakların da bulunduğu parkta oyun oynamaya giden çocuklar salıncaklarda atın olduğunu görünce durumu durumu yakınlarına bildirdi.
bunun üzerine çevre sakinleri bir çocuk salıncağa nasıl girdiği anlaşılamayan atı çıkarmak için itfaiyeden yardım istedi. balıkesir büyükşehir belediyesi itfaiye daire başkanlığı edremit itfaiye grup amirliği ekipleri, sahipli olduğu sanılan atı salıncaklardan kurtardı.
atın salıncaklara nasıl dolandığı anlaşılmadı. çocukların ise, “at herhalde bizim gibi salıncaklarda sallanmak istedi, zincirden atladı ayağı dolandı” şeklindeki ifadeleri ise gülüşmelere neden oldu.
kaynak:
www.google.com/amp/s/www.so...


cennetayağı mahallesi toplum sağlığı ve sağlıklı yaşam merkezi yanındaki salıncakların da bulunduğu parkta oyun oynamaya giden çocuklar salıncaklarda atın olduğunu görünce durumu durumu yakınlarına bildirdi.
bunun üzerine çevre sakinleri bir çocuk salıncağa nasıl girdiği anlaşılamayan atı çıkarmak için itfaiyeden yardım istedi. balıkesir büyükşehir belediyesi itfaiye daire başkanlığı edremit itfaiye grup amirliği ekipleri, sahipli olduğu sanılan atı salıncaklardan kurtardı.
atın salıncaklara nasıl dolandığı anlaşılmadı. çocukların ise, “at herhalde bizim gibi salıncaklarda sallanmak istedi, zincirden atladı ayağı dolandı” şeklindeki ifadeleri ise gülüşmelere neden oldu.
kaynak:
www.google.com/amp/s/www.so...
devamını gör...
ibrahim çolak'ın intihar etmesi
2 gün önce sosyal medyadaki linç kültürünün önlenemez derecede tehlike arz ettiğini yazmıştım. #119560 bugün bu haberi okuyunca kaygılarımda haklı çıktığımı gördüm. ibrahim çolak ile 180 derece zıt bir fikriyatın, yaşam biçimin, siyasi görüşün tarafı olmamla birlikte bu olayda tamamen troll bir hesap ile yargısız lince kurban gittiğini düşünüyorum. özellikle tüm dünyada faşizmin güncel hali olan sjw akımları çığrından çıkmış durumda. klavyeye dadanan ergen tayfa, ruh hastası feminazi tayfası özellikle twitter üzerinden örgütlenip av belirleyen avcı ve troll ordusu saldırısı başlatıyorlar. bugün yazdıklarım yarın hepinizi veya hepinizin çocuğunu bekleyen büyük bir tehlike. ilkokulda yapılan ve sadece sınıftaki kabadayı çocuk ile sınırlı kalan sınıf zorbalığının, klavyenin ardındaki onbinler ile siber zorbalığa dönüştüğünü düşünün. korkunç bir gelecek bizleri ve çocuklarımızı bekliyor. tanrı intihar eden yazarın günahlarını affetsin.
(bkz: femofaşistler ile magandalar arasında seçim yapmaya zorlanmak)
(bkz: femofaşistler ile magandalar arasında seçim yapmaya zorlanmak)
devamını gör...
su tasarrufu için öneriler
(bkz: kafa sözlük su tasarrufu hareketi) başlığında da paylaşmıştım ama yine paylaşıyorum kopyalayarak:
3 senedir el yıkama musluğunun altına küçük bir leğen(5-6 litre hacminde) koyarak ve bu suyu tuvalet için gider suyu olarak kullanarak aylık su tüketimimizi aylık ortalama 15 metreküpten, aylık ortalama 11 metreküpe düşürdük. bir öğretmenimin tavsiyesiyle başladık bu uygulamaya. 3 seneden biraz fazladır bu uygulamayı yaptığımızı varsayarsak kaba bir hesapla 36*4=144 ton suyu kurtarmış olduk.
annem ıspanak, marul, roka, göbek salatası gibi toprak yüzeyinde yetişen dolayısıyla kirlenmeye ve çinde böcek bulundurmaya müsait olan yiyecekler konusunda çok titizdir. bu sebeple en az 3 defa yıkar bu bitkileri. 1 sefer sirkeli olarak 2 sefer de normal su içinde bekleterek yapar bu işlemi. ama ne yazık ki o bilmeyerek bu suyu direkt lavabo içine döküyordu. biraz da onu darlayarak bu eyleminin yanlış olduğunu, o suyu kullanabileceğimizi söyledim. uyarılarım etkili oldu ve 4 senedir o sirkeli olan parti hariç bitki yıkama sularını leğende tutuyoruz ve bahçemizdeki büyük bir kovaya döküyoruz( leğen yaklaşık 10 litre, kova da yaklaşık 60 litre). bu suyu daha sonra bahçemizde bulunan bitkilerimizi sulamak için kullanmaya başladık. haftada en az 3 gün bu sebzeleri tükettiğimizi varsayarsak kaba bir hesapla:
haftada 3 gün ayda 12 gün yapıyor. 12 gün boyunca 10 litrelik kapta 2 sefer geri dönüşüm yapabiliyoruz. günde 20, ayda 240 litre yapıyor.
4 yılda 4*12=48 ay var.
48*240=11520 litre yapıyor yani yaklaşık 11.5 ton.
evet sayın yazar arkadaşlar. gördüğünüz üzere sadece iki basit adımla bile 4 kişilik bir aile olarak yaklaşık olarak 4 yılda, yaklaşık 155,5 ton yani 155,500 litre suyu kurtarmışız, geri dönüştürmüşüz.
yan kişi başı yaklaşık 39 ton yani 39000 litre su yapıyor.
yıllık bazda ise kişi başı yaklaşık 9,75 metreküp yani 9750 litre su yapıyor.
her birimiz her yıl bırakın 9,75 metreküpü sadece 5 metreküp suyu bile kurtarsak 410 milyon metreküp suyu yani 410.000.000 metreküp suyu kurtarmış oluruz.
çok zor bir eylem değil bunlar. su, insan hayatının temel maddesi olmasına rağmen çok sınırlı olan bir madde. yenilenebilir bir kaynak değil. petrolden de, altından da, tüm paralardan da daha değerli ama maalesef bunun bilincinde değiliz.
ortaokuldayken bir arkadaşım vardı, biraz itici bir arkadaştı ama mecbur selamlaşıyorduk. tuvaletten çıkarken suyu kapatmazdı, açık bırakıp giderdi. bir gün neden böyle olduğunu sordum kendisine. bana olabildiğince kaba bir şekilde dedi ki : 'benim cebimden mi çıkıyor sanki'. adeta yıkıldım. gözümden yaş geldi. o aralar da su kaynakları ile ilgili bir konu işliyorduk derslerde. hocamız bir belgesel izletmişti. afrikada susuzluktan kırılan insanlar, çocuklar ile ilgili. o anda bu insanlar gözümün önüne geldi. insanların ne kadar acımasız olduğunu da ilk orada anladım.
lütfen suyumuzu dikkatli kullanalım. sayın yazarlar. buraya kadar okuyan herkese çok teşekkür ederim. saygılarımla.
3 senedir el yıkama musluğunun altına küçük bir leğen(5-6 litre hacminde) koyarak ve bu suyu tuvalet için gider suyu olarak kullanarak aylık su tüketimimizi aylık ortalama 15 metreküpten, aylık ortalama 11 metreküpe düşürdük. bir öğretmenimin tavsiyesiyle başladık bu uygulamaya. 3 seneden biraz fazladır bu uygulamayı yaptığımızı varsayarsak kaba bir hesapla 36*4=144 ton suyu kurtarmış olduk.
annem ıspanak, marul, roka, göbek salatası gibi toprak yüzeyinde yetişen dolayısıyla kirlenmeye ve çinde böcek bulundurmaya müsait olan yiyecekler konusunda çok titizdir. bu sebeple en az 3 defa yıkar bu bitkileri. 1 sefer sirkeli olarak 2 sefer de normal su içinde bekleterek yapar bu işlemi. ama ne yazık ki o bilmeyerek bu suyu direkt lavabo içine döküyordu. biraz da onu darlayarak bu eyleminin yanlış olduğunu, o suyu kullanabileceğimizi söyledim. uyarılarım etkili oldu ve 4 senedir o sirkeli olan parti hariç bitki yıkama sularını leğende tutuyoruz ve bahçemizdeki büyük bir kovaya döküyoruz( leğen yaklaşık 10 litre, kova da yaklaşık 60 litre). bu suyu daha sonra bahçemizde bulunan bitkilerimizi sulamak için kullanmaya başladık. haftada en az 3 gün bu sebzeleri tükettiğimizi varsayarsak kaba bir hesapla:
haftada 3 gün ayda 12 gün yapıyor. 12 gün boyunca 10 litrelik kapta 2 sefer geri dönüşüm yapabiliyoruz. günde 20, ayda 240 litre yapıyor.
4 yılda 4*12=48 ay var.
48*240=11520 litre yapıyor yani yaklaşık 11.5 ton.
evet sayın yazar arkadaşlar. gördüğünüz üzere sadece iki basit adımla bile 4 kişilik bir aile olarak yaklaşık olarak 4 yılda, yaklaşık 155,5 ton yani 155,500 litre suyu kurtarmışız, geri dönüştürmüşüz.
yan kişi başı yaklaşık 39 ton yani 39000 litre su yapıyor.
yıllık bazda ise kişi başı yaklaşık 9,75 metreküp yani 9750 litre su yapıyor.
her birimiz her yıl bırakın 9,75 metreküpü sadece 5 metreküp suyu bile kurtarsak 410 milyon metreküp suyu yani 410.000.000 metreküp suyu kurtarmış oluruz.
çok zor bir eylem değil bunlar. su, insan hayatının temel maddesi olmasına rağmen çok sınırlı olan bir madde. yenilenebilir bir kaynak değil. petrolden de, altından da, tüm paralardan da daha değerli ama maalesef bunun bilincinde değiliz.
ortaokuldayken bir arkadaşım vardı, biraz itici bir arkadaştı ama mecbur selamlaşıyorduk. tuvaletten çıkarken suyu kapatmazdı, açık bırakıp giderdi. bir gün neden böyle olduğunu sordum kendisine. bana olabildiğince kaba bir şekilde dedi ki : 'benim cebimden mi çıkıyor sanki'. adeta yıkıldım. gözümden yaş geldi. o aralar da su kaynakları ile ilgili bir konu işliyorduk derslerde. hocamız bir belgesel izletmişti. afrikada susuzluktan kırılan insanlar, çocuklar ile ilgili. o anda bu insanlar gözümün önüne geldi. insanların ne kadar acımasız olduğunu da ilk orada anladım.
lütfen suyumuzu dikkatli kullanalım. sayın yazarlar. buraya kadar okuyan herkese çok teşekkür ederim. saygılarımla.
devamını gör...
camel
acayip leş bir sigara markasıdır. boğazımı tahriş eder. ama (bkz: winston)öyle midir?
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
insanların yeterince bunaldığı ülkede, sıkışıp kaldıkları kent yaşamının içinde kendilerine vakit ayırıp, kimseyi rahatsız etmeden şarkılar ve türküler eşliğinde, bi ince zülfiyare dokunarak geçirdikleri hoş vakit neden samimiyetsiz olsun güzel kardeşim. ülkede onca samimiyetsizlik varken bu program veya formatı mı dert oldu. düşünceni beyan edebilirsin ancak saygı çerçevesinde olmalı. bayağı ve basit tabirlerle olmaz. bir an önce yayına başlamasını dilediğimiz programda emeği geçen yazarlara teşekkürler..
devamını gör...
üniversitelerde terörist istemiyoruz
(bkz: kime göre terörist)
(bkz: neye göre terörist)
sen ona terörist de o da sana faşist, sabahlara kadar edin bu kavgayı.
hem de sözlük ortamında, boşsunuz boş.
bu arada hoşgeldin doğukan, profil resmini değiştirmemen çok güzel.
10. hesabın galiba bu, yazık.
(bkz: neye göre terörist)
sen ona terörist de o da sana faşist, sabahlara kadar edin bu kavgayı.
hem de sözlük ortamında, boşsunuz boş.
bu arada hoşgeldin doğukan, profil resmini değiştirmemen çok güzel.
10. hesabın galiba bu, yazık.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bazen emek verdiğim şeyleri bırakıp gitmek istiyorum. bir ekip içinde çalışırken bazılarının çok az emek göstermesi aşırı yoruyor bazen, bu da bırakıp gitme ihtiyacı doğuruyor. savaşmaya değer mi diye düşünüyorum ama karar veremiyorum. bir kararsızlık çukuru içerisinde debelenerek iş yapıyorum ve bu beni nasıl etkiliyor buna da karar veremiyorum. yıkılmadım ama ayakta da değilim misali günleri geçiriyorum yani.
devamını gör...
fotoğraf gönderdikten sonra konuşmanın kesilmesi
evet ben bunu birine yaşatmıştım hatta 1.85 ve gamzeliydi.
devamını gör...
aşk
haruki murakami'ye göre aşk:
kim aşık olmuşsa, kendisinin eksik parçalarını arıyordur. bu yüzden aşık, maşuğunu düşündükçe acı çeker. bu tıpkı, uzun zamandır görmediğin birinin odasına girdiğinde bulduğun anılar gibidir.
kim aşık olmuşsa, kendisinin eksik parçalarını arıyordur. bu yüzden aşık, maşuğunu düşündükçe acı çeker. bu tıpkı, uzun zamandır görmediğin birinin odasına girdiğinde bulduğun anılar gibidir.
devamını gör...
aslan burcu
bir aslan burcu kadını olarak yazıyorum, yükselenim oğlak ama, onunda etkisi ile herşeyi çok fazla didikliyorum.. * bu bazen iyi olabiliyor.. bir çok şeyi didiklerken çözüyorsunuz, çünkü siz bazı konuları artık düşünmek istemeyip arka plana atsanız bile bi taraftan sanki sorgulama devam ediyor.. herhangi bir işle uğraşırken ben, daha önce üzerine düşündüğüm çözmeye uğraştığım konunun işi bitmişse önüme düşebiliyor, yani kısaca aslan kişisi tuttuğunu bırakmıyor.. hele bir tutmayagörsün, bulaşmasın bir konuya.. ciğerini sökene kadar bırakmaz.. * bünyeleri böyle.. bıraktığınada en fazla karbondioksit muamelesi yapar..
devamını gör...
sözlükteki bitmez vedaların yazarları
dahil olmadığım yazar türü. bir kafa iznine ayrıldım, gidişim sessiz, dönüşüm sessiz. kaos yaratmadığım için fark edilmedi bile. bu durum beni mutlu etti. bakma 146 takipçi var da n’oluyor? yine yalnızsın. bir allahın cool’u fark etmiş yokluğumu o da mesaj atıp sevindiğini belirtti. merci conim. demek istediğim; insan kendini çok matah birey sanmamalı. kim olduğunu, sayıların önemsizliğini, gerçek hayatı unutmamalı.
ciddili kaos sevmem, tatlı atışmalara çekirdek/kola eşliğinde katılırım. mis gibim home party gibim bir şey. yeter gergin ortam yaratmayın, şuraya gelen çoğu kişi gerçek dünyadan uzak, kafa dağıtmaya geliyor. kan davasına çevirmeyin olayları. he diyip geçin, biraz relax, chill dudes.
ciddili kaos sevmem, tatlı atışmalara çekirdek/kola eşliğinde katılırım. mis gibim home party gibim bir şey. yeter gergin ortam yaratmayın, şuraya gelen çoğu kişi gerçek dünyadan uzak, kafa dağıtmaya geliyor. kan davasına çevirmeyin olayları. he diyip geçin, biraz relax, chill dudes.
devamını gör...
çılgın hırsız
2010 yapımı çılgın hırsız -orijinal adıyla despicable me- çocuk, komedi türünde bir animasyon filmidir.
pierre coffin ve chris renaud yönetmenliğinde, cinco paul ve ken daurio'nun kaleminin mahsulüdür.
gru'nun karakteri analiz ederken hep bir ağızdan söylenen söz kötü karakterdir. hayatına bir anda dahil olan üç küçük kızın gru'nun içindeki baba figürünü, iyi tarafı, yufka yüreği gördüklerini ve bu sayede gru'nun değiştiğini ifade ederler.
gru aslında hepimiz kadar kötü. ortaya atılan özünde her insan iyidir safsatasına benim gibi siz de inanmıyorsanız ne demeye çalıştığımı çok iyi anlarsınız. hepimiz kötüyüz özümüzde ve iyi olmaya iyi kalmaya çalışıyoruz.
gru da öyle. o üç küçük kız çıkıp gelene kadar iyi olmak için bir nedeni yoktu. yorumların aksine kızlar çıkarmadılar o iyiliği gru iyiliği yansıtmak için bir neden buldu. biz küçük küçük hırsların peşinde koşarken, gizli saklı bir haltlar yerken gru bunları açık açık yapmaktan çekinmiyor. içini dışarı yansıtıyor. biz safi iyilik olduğumuzu iddia ederken o göğsünü gere gere nasıl kötü olunabiliri gösteriyor bize. işte katıksız samimiyet budur.
minyonların sahnelere sızıp birbirinden komik hallere girmeleri, sürekli şakalaşmaları ve tatlı tatlı birbirlerinin kuyularını kazmaları herkesleri kahkahaya boğuyor. sarı minik yaratıklar sürekli rol çalıyor ve özellikle çocuk izleyicileri güldürüyor. biraz kedilik var gibi geldi bana ama uzaylıda olabilirler emin değilim. gerçi zaten kedilerinde uzaylı olduğunu düşünürsek yine bir şekilde akraba çıkıyorlar.
agnes, margo, edith; gru'nun iyiliği seçme nedenleri. onlarda kendi tatminsiz çocukluğunu görüyor belki kim bilir? annesi tarafından biraz ötelenmiş bir çocuk minik gru, ciddiye alınmamış, sevgi gösterilmemiş... belki de kötü olma çabasının altında yatan sebep bu. bir intikam ya da bir şekilde yine de annesinin gözüne girme çabası. ama başarısız bir çaba kötü olamıyor gru. gözlere soka soka bakın ben en kötüyüm dese de üç küçük kızla birlikte ne olması gerektiğini öğreniyor.
seslendirme ekibi;
gru (ata demirer)
margo (melis severcan)
edith (mısra balkan)
agnes (idil küner)
vector (yekta kopan)
dr. nefario (faruk akgören)
mr. perkins (mazlum kiper)
miss hattie (özden ayyıldız)
fred mcdade (murat şenol)
turist baba (oğuz özoğul)
turist anne (ezel kalkan)
eleştiri oklarına maruz kalmış bir animasyon, belki beklentinin biraz altında ama ailecek ve keyifle izlenebilecek bir film. bir animasyondan ne bekliyorsanız hepsi var içinde. ayrıca karakterlerin oluşturulma şeklide çok hoş. hepsi kendine has. özellikle gru.
iyi seyirler efem.
pierre coffin ve chris renaud yönetmenliğinde, cinco paul ve ken daurio'nun kaleminin mahsulüdür.
gru'nun karakteri analiz ederken hep bir ağızdan söylenen söz kötü karakterdir. hayatına bir anda dahil olan üç küçük kızın gru'nun içindeki baba figürünü, iyi tarafı, yufka yüreği gördüklerini ve bu sayede gru'nun değiştiğini ifade ederler.
gru aslında hepimiz kadar kötü. ortaya atılan özünde her insan iyidir safsatasına benim gibi siz de inanmıyorsanız ne demeye çalıştığımı çok iyi anlarsınız. hepimiz kötüyüz özümüzde ve iyi olmaya iyi kalmaya çalışıyoruz.
gru da öyle. o üç küçük kız çıkıp gelene kadar iyi olmak için bir nedeni yoktu. yorumların aksine kızlar çıkarmadılar o iyiliği gru iyiliği yansıtmak için bir neden buldu. biz küçük küçük hırsların peşinde koşarken, gizli saklı bir haltlar yerken gru bunları açık açık yapmaktan çekinmiyor. içini dışarı yansıtıyor. biz safi iyilik olduğumuzu iddia ederken o göğsünü gere gere nasıl kötü olunabiliri gösteriyor bize. işte katıksız samimiyet budur.
minyonların sahnelere sızıp birbirinden komik hallere girmeleri, sürekli şakalaşmaları ve tatlı tatlı birbirlerinin kuyularını kazmaları herkesleri kahkahaya boğuyor. sarı minik yaratıklar sürekli rol çalıyor ve özellikle çocuk izleyicileri güldürüyor. biraz kedilik var gibi geldi bana ama uzaylıda olabilirler emin değilim. gerçi zaten kedilerinde uzaylı olduğunu düşünürsek yine bir şekilde akraba çıkıyorlar.
agnes, margo, edith; gru'nun iyiliği seçme nedenleri. onlarda kendi tatminsiz çocukluğunu görüyor belki kim bilir? annesi tarafından biraz ötelenmiş bir çocuk minik gru, ciddiye alınmamış, sevgi gösterilmemiş... belki de kötü olma çabasının altında yatan sebep bu. bir intikam ya da bir şekilde yine de annesinin gözüne girme çabası. ama başarısız bir çaba kötü olamıyor gru. gözlere soka soka bakın ben en kötüyüm dese de üç küçük kızla birlikte ne olması gerektiğini öğreniyor.
seslendirme ekibi;
gru (ata demirer)
margo (melis severcan)
edith (mısra balkan)
agnes (idil küner)
vector (yekta kopan)
dr. nefario (faruk akgören)
mr. perkins (mazlum kiper)
miss hattie (özden ayyıldız)
fred mcdade (murat şenol)
turist baba (oğuz özoğul)
turist anne (ezel kalkan)
eleştiri oklarına maruz kalmış bir animasyon, belki beklentinin biraz altında ama ailecek ve keyifle izlenebilecek bir film. bir animasyondan ne bekliyorsanız hepsi var içinde. ayrıca karakterlerin oluşturulma şeklide çok hoş. hepsi kendine has. özellikle gru.
iyi seyirler efem.
devamını gör...
türkiye'den sülük kaçırmak
şaka gibi geliyor ama maalesef yaşanmış bir olay.
sabiha gökçen havalimanı'ndan kırgızistan'a gitmek isteyen yabancı uyruklu yolcunun valizinden 3 bin 300 adet canlı tıbbi sülük ele geçirildi. sülükler doğal yaşam alanlarına bırakılırken, yasa dışı yollarla yurt dışına sülük götürmek isteyen yolcuya, 54 bin 555 tl idari para cezası uygulandı.
haberin devamı için
sabiha gökçen havalimanı'ndan kırgızistan'a gitmek isteyen yabancı uyruklu yolcunun valizinden 3 bin 300 adet canlı tıbbi sülük ele geçirildi. sülükler doğal yaşam alanlarına bırakılırken, yasa dışı yollarla yurt dışına sülük götürmek isteyen yolcuya, 54 bin 555 tl idari para cezası uygulandı.
haberin devamı için
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
bilmemek ayıp değildir, yeter ki çaktırma.
devamını gör...


