platon'a göre demokrasi
halkın elinde bulundurduğu kamusal güç olarak tanımını yapabileceğimiz demokrasi kavramı insanların her dönemde ilgilendiği ve içeriğine farklı anlamlar yüklediği bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. söz konusu kavramı felsefe alanda tartışan ve kavramla ilgili oluşan sorunlara yönelik yanıt denemesine (bkz: devlet) girişen platon demokratia kavramını diğer yönetim biçimleri (timarkhia, oligarkhia, patriarkhia, tyranlık) arasındaki dönüşümlere bağlı olarak ayrıntılı bir şekilde ele almış ve demokrasiyi bu yönetim şekiller içinde "sayısal çoğunluğa dayandığı" için "en kötü yönetim şekli olarak" gördüğünü ifade etmiştir.
bir başka deyişle aptalların çoğunlukta olduğu yerde kararlar sayısal çoğunlukla (demokrasi) alınacaksa, nihayetinde alınacak karar aptalların sayısal çoğunluğu sayesinde ortaya çıkacaksa bu durumda aptalca bir kararın alınması kaçınılmazdır.
platon, demokratia eleştirisinde isonomia ve eleutheria’nın yol açtığı olumsuz sonuçlardan biri olarak eğitimsizlerin, bilgisizlerin yönetimde söz sahibi olmalarının yanlışlığı üzerinde de önemle durur. ona göre, demokratik rejimde bilgisiz kimseler yönetimde söz sahibi olmaktadır ve bu rejimin hakim olduğu yerlerde herkes hoşuna gittiği ve arzu ettiği tarzda hareket etmekte, sitenin siyasi ve sosyal uyumu tamamen çığırından çıkmakta, demokratia dejenere olmakta, anarşi, düzensizlik ve disiplinsizlik hakim olmakta, bunlardan yararlanan demagoglar kuru vaatlerle halkı kandırmaya çalışmaktadır. bunun sonucunda demogoglar halkı aldatarak kendilerine halkın önderi süsü vermektedirler. bu oluşan durumların sonucu olarak en kaotik oluşum ise toplumda iş bölümü ilkesinin yitirilişidir. (ayakların baş olmasıdır.) toplumdaki iş bölümü ilkesinin gereğince yerine getirilemeyişi bir sonraki adımda adaletin alaşağı edilmesi anlamına gelecektir.
bilmeyeler için son bir not düşelim: platon, devlet adlı eserini günümüzden 2400 yıl önce yazmıştır.
bir başka deyişle aptalların çoğunlukta olduğu yerde kararlar sayısal çoğunlukla (demokrasi) alınacaksa, nihayetinde alınacak karar aptalların sayısal çoğunluğu sayesinde ortaya çıkacaksa bu durumda aptalca bir kararın alınması kaçınılmazdır.
platon, demokratia eleştirisinde isonomia ve eleutheria’nın yol açtığı olumsuz sonuçlardan biri olarak eğitimsizlerin, bilgisizlerin yönetimde söz sahibi olmalarının yanlışlığı üzerinde de önemle durur. ona göre, demokratik rejimde bilgisiz kimseler yönetimde söz sahibi olmaktadır ve bu rejimin hakim olduğu yerlerde herkes hoşuna gittiği ve arzu ettiği tarzda hareket etmekte, sitenin siyasi ve sosyal uyumu tamamen çığırından çıkmakta, demokratia dejenere olmakta, anarşi, düzensizlik ve disiplinsizlik hakim olmakta, bunlardan yararlanan demagoglar kuru vaatlerle halkı kandırmaya çalışmaktadır. bunun sonucunda demogoglar halkı aldatarak kendilerine halkın önderi süsü vermektedirler. bu oluşan durumların sonucu olarak en kaotik oluşum ise toplumda iş bölümü ilkesinin yitirilişidir. (ayakların baş olmasıdır.) toplumdaki iş bölümü ilkesinin gereğince yerine getirilemeyişi bir sonraki adımda adaletin alaşağı edilmesi anlamına gelecektir.
bilmeyeler için son bir not düşelim: platon, devlet adlı eserini günümüzden 2400 yıl önce yazmıştır.
devamını gör...
gölbaşı
mogan gölünü bünyesinde barındıran, şehre ortalama 20 km uzaklıktaki ankara ilçesi.
devamını gör...
armysuzy
yüksek ihtimal bts fanı olan , minnoş bi yazarımız.
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü

"insan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?” - atatürk.

birinci dünya savaşı’ndaki emekçi kadın hemşirelerimiz (harp mecmuası, kasım / aralık 1916)
kurtuluş savaşı’nda üstün kahramanlıklar gösteren şerife bacı, halide onbaşı, halime çavuş, nezahat onbaşı, çete emir ayşe, fatma seher erden, gördesli makbule, tayyar rahmiye, hafız selman izbeli ve daha yüzlercesi…ruhunuz şad olsun. bu vatanın kurtarılmasında kadınlarımızın payı büyüktür.
“kadın; bilmeyene nefs, bilene nefes’tir" - şems-i tebrizi.
“kadın kendi başına ne gül goncasıdır, ne de diken; koklamasını bilirsen gül, tutmasını bilmezsen diken olur”- refik halit karay.
erkeğin adam olduğu yerde kadına her gün kadınlar günüdür ve her gün kutlanır.
kadınları güvende tutmak ise herkesin sorumluluğundadır.
"kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi kimse değer verir. kadınları ancak kötü ve aşağılık kimseler hor görür” - hz. muhammed (sav).
devamını gör...
sabarlar
sabarlar (sabirler); önceleri hunlar’a bağlı olarak yaşamışlar, daha sonra avarların baskısı üzerine ural bölgesine yerleşmişlerdir. sasanilerle birleşerek bizanslılar ile yaptıkları savaşlar sırasında ankara, kastamonu yörelerine kadar gelmişlerdir. bugünkü sibirya bölgesinin adı sabirlerden gelmektedir.
kaynak: tarih dersi notlarımdır. bana ait değildir.
kaynak: tarih dersi notlarımdır. bana ait değildir.
devamını gör...
proje 2417
sinem ataklı'nın 2417 üçlemesinin ilk kitabı olan bilim kurgu ve distopik türündeki romanıdır.
geçmişi bugünden ayıran tek şey, iyi bir gelecek ihtimaliydi. roman 2417 yılının istanbul'unu anlatıyor. yazara göre o tarihteki istanbul, şu ankinden daha da farklı ve ölümsüzlük deneyleri üzerine uğraşan bilim insanları ile doluydu. sistem bu ölümsüzlük deneylerini desteklemek üzere askerler yetiştiriyordu. istanbul'da yaşayan herkes için ölümsüzlük deneyleri'ni desteklemek mecburiydi ve sonuç başarılı olduğunda getirileri herkesi etkileyecekti. sistem, deneylere katkı olarak zenginlerden para talep etmişti, fakirlerin sunabileceği tek şey hayatlarından ibaretti. bu küçük fedakârlıklar ölümü tamamen bitirecek, gelecek nesillere sonsuz yaşam verecekti. bu en sahte vaatti ve asla gerçekleşmeyecekti. ölümsüzlük bu dünyaya yalnızca ölüm getirecekti.
proje ekibinden 2100'lü yıllarda bir bilim insanı "şeytanın gözyaşı" adlı güçlü bir madde keşfediyor. bir süre sonra maddenin kontrolü kaybediliyor ve büyük bir patlama sonucunda amerika kıtası ve avrupa'nın büyük bir bölümü yok oluyor. türk ve çinli bilim insanları ortak bir çalışma ile bu maddeyi kontrol altına almayı başarıyor ve bununla yaşlanmayı bir süre durdurabiliyorlar. 2300'lü yıllarda ise güç savaşları içerisinde insanlığın en çok istediği şeyi 'ölümsüzlüğü' bulmak için deneyler yapıyor. bu deneyler için ise zengin ve güç sahibi olanlar destek olup para verirken, zayıf halk bu deneylerin kurbanları olup hayatlarını feda etmek zorunda kalıyor. proje ise tam da bu noktada ortaya çıkıyor işte bu olayları bitirmek için uzun yıllar detaylı ve programlı planlar yapılarak hazırlanan bir baş kaldırış, yok etme projesi.
ervin altan, bu sistemin içinde yetişmiş, kast sisteminin zirvesinde doğmuş ve tüm bunların dehşetini iliklerine kadar hisseden bir karakter. temelleri kanla atılmış bu ülkenin önemli bir pilotu, savaşçısı olarak yaşıyor. aynı zamanda devrim amaçlayan köklü bir proje'ye hizmet ediyor.
hikâyenin ana kahramanı olan, aynı zamanda bahsi geçen ölümsüzlük deneyleri'nin karşıtı olan asker ervin altan'ın ağzından:
"yüz yıl önce ölmüş olmalıydım. tarih sayfalarına göre hikâyem böyle bitti.
gerçek ise tam tersi; kayıplara karıştığım gün bu hikâyenin başladığı yerdi.
bugün bitirdiklerini sandıkları savaşı o gün başlattım.
yok ettiklerini sandıkları tüm insanları o gün kurtardım. o gün, sistemi yükseltecek olan askerdim.
bugün o sistemi devirecek olan düşmanım."
kuzey hanlı'nın başından beri serra'nın gerçek kimliğini bildiğini düşünüyorum. hera'ya takıntısı var bu kesin, ama aşk ya da sevgi değil. daha karmaşık bir şey. proje'ye bile bile göz yumduğunu düşünüyorum bazı yerlerde. sırf onu tek ele geçirebilmek için. tabii kuzey'in şefkatli bir yönü de var ama onun tarafından korkunç işkencelere maruz kalacak gibi geliyor ervin. kuzey bunu yapacak, diğer kişilikleri ölsün ve geriye hera kalsın diye.
geçmişi bugünden ayıran tek şey, iyi bir gelecek ihtimaliydi. roman 2417 yılının istanbul'unu anlatıyor. yazara göre o tarihteki istanbul, şu ankinden daha da farklı ve ölümsüzlük deneyleri üzerine uğraşan bilim insanları ile doluydu. sistem bu ölümsüzlük deneylerini desteklemek üzere askerler yetiştiriyordu. istanbul'da yaşayan herkes için ölümsüzlük deneyleri'ni desteklemek mecburiydi ve sonuç başarılı olduğunda getirileri herkesi etkileyecekti. sistem, deneylere katkı olarak zenginlerden para talep etmişti, fakirlerin sunabileceği tek şey hayatlarından ibaretti. bu küçük fedakârlıklar ölümü tamamen bitirecek, gelecek nesillere sonsuz yaşam verecekti. bu en sahte vaatti ve asla gerçekleşmeyecekti. ölümsüzlük bu dünyaya yalnızca ölüm getirecekti.
proje ekibinden 2100'lü yıllarda bir bilim insanı "şeytanın gözyaşı" adlı güçlü bir madde keşfediyor. bir süre sonra maddenin kontrolü kaybediliyor ve büyük bir patlama sonucunda amerika kıtası ve avrupa'nın büyük bir bölümü yok oluyor. türk ve çinli bilim insanları ortak bir çalışma ile bu maddeyi kontrol altına almayı başarıyor ve bununla yaşlanmayı bir süre durdurabiliyorlar. 2300'lü yıllarda ise güç savaşları içerisinde insanlığın en çok istediği şeyi 'ölümsüzlüğü' bulmak için deneyler yapıyor. bu deneyler için ise zengin ve güç sahibi olanlar destek olup para verirken, zayıf halk bu deneylerin kurbanları olup hayatlarını feda etmek zorunda kalıyor. proje ise tam da bu noktada ortaya çıkıyor işte bu olayları bitirmek için uzun yıllar detaylı ve programlı planlar yapılarak hazırlanan bir baş kaldırış, yok etme projesi.
ervin altan, bu sistemin içinde yetişmiş, kast sisteminin zirvesinde doğmuş ve tüm bunların dehşetini iliklerine kadar hisseden bir karakter. temelleri kanla atılmış bu ülkenin önemli bir pilotu, savaşçısı olarak yaşıyor. aynı zamanda devrim amaçlayan köklü bir proje'ye hizmet ediyor.
hikâyenin ana kahramanı olan, aynı zamanda bahsi geçen ölümsüzlük deneyleri'nin karşıtı olan asker ervin altan'ın ağzından:
"yüz yıl önce ölmüş olmalıydım. tarih sayfalarına göre hikâyem böyle bitti.
gerçek ise tam tersi; kayıplara karıştığım gün bu hikâyenin başladığı yerdi.
bugün bitirdiklerini sandıkları savaşı o gün başlattım.
yok ettiklerini sandıkları tüm insanları o gün kurtardım. o gün, sistemi yükseltecek olan askerdim.
bugün o sistemi devirecek olan düşmanım."
kuzey hanlı'nın başından beri serra'nın gerçek kimliğini bildiğini düşünüyorum. hera'ya takıntısı var bu kesin, ama aşk ya da sevgi değil. daha karmaşık bir şey. proje'ye bile bile göz yumduğunu düşünüyorum bazı yerlerde. sırf onu tek ele geçirebilmek için. tabii kuzey'in şefkatli bir yönü de var ama onun tarafından korkunç işkencelere maruz kalacak gibi geliyor ervin. kuzey bunu yapacak, diğer kişilikleri ölsün ve geriye hera kalsın diye.
devamını gör...
hiraizerdüş
çok güzel bir eser olan papatya dinleyin de gönlünüz hoş olsun
::
::
devamını gör...
normal sözlük'ün pagan yazarları
başlarını çekmekten gurur duyduğum güzide yazar topluluğudur.*
(bkz: savaşa çağrılabilecek yazarlar)
(bkz: savaşa çağrılabilecek yazarlar)
devamını gör...
kahve içemeyen insan
sıkı bir kahve bağımlısı olarak karşılaşmış olsam,çarpıntı mı yapıyor diye sormak isteyeceğim insan evladı. kahve içememenin ne mazareti olabilir başka dimi.
devamını gör...
martingale
martingale sistemi nedir?
şans oyunlarındaki mottosu “ilelebet kaybedecek değilsin, elbet biri tutacak” olan matematiksel yöntemdir.
kısa ve net özetiyle, arka arkaya 10 kez bile kaybetseniz 11. de kazanırsanız bütün kaybettiklerini telafi edip kara geçtiğiniz bir teknik. diyeceksiniz hiç öyle şey olur mu? martingale tekniğin de nasıl olduğunu detaylı şekilde örneklerle görelim.
martingale sistemi çok basit bir temel mantıkla çalışır. zararı karşılamak için kazanana kadar bahis miktarını arttırana kadar devam etmektir( genelde bu önceki bahisin 2 katını yatırmak şeklindedir). daha çok kumarda kullanılır.
şans oyunlarındaki mottosu “ilelebet kaybedecek değilsin, elbet biri tutacak” olan matematiksel yöntemdir.
kısa ve net özetiyle, arka arkaya 10 kez bile kaybetseniz 11. de kazanırsanız bütün kaybettiklerini telafi edip kara geçtiğiniz bir teknik. diyeceksiniz hiç öyle şey olur mu? martingale tekniğin de nasıl olduğunu detaylı şekilde örneklerle görelim.
martingale sistemi çok basit bir temel mantıkla çalışır. zararı karşılamak için kazanana kadar bahis miktarını arttırana kadar devam etmektir( genelde bu önceki bahisin 2 katını yatırmak şeklindedir). daha çok kumarda kullanılır.
devamını gör...
gelinlik her genç kızın hayalidir
yapılan her genellemenin nesnel olarak değerlendirilemeyeceğini düşünürsek yine herkese hitap etmeyen bir başlık konusudur.
şahsen gelinlik, kırmızı kurdele, kına, tektaş yüzük türevi feodalite ve sermayeyi besleyen her türden gelenek ve uygulamaları midemi bulandırıyor. sen tektaş yüzük tak diye, afrika’nın geri kalmış birçok ülkesinde iç savaş çıkartılarak, düşük ücretlerle sömürülen insanlar varsa eğer sen de bu düzene alkış tutmuş olursun. sen kırmızı kurdeleyi gelenek diye takarsın ama anlamı başkadır. bu aymaz zihniyet başka kuşakları da etkiler ve feodal yapıyı ister istemez beslemiş olursun.
bu çağa ve bu ülkeye ait her türden birçok geleneğin alt metninde korkunç anlamlar yatıyor. bu yüzden hayalim falan değil gelinlik giymek, evlenmek de istemiyorum. hayatımın gidişatını bir başkasının inisiyatifine bırakmayacak kadar kendi başına bireyim. bir başkasının benden beklentisini, nazını, isteklerini çekemeyecek kadar da bencilim. özellikle bu ülkedeki red pillci erkeklerden mümkün olduğunca uzak durmaya çalışıyorum.
şahsen gelinlik, kırmızı kurdele, kına, tektaş yüzük türevi feodalite ve sermayeyi besleyen her türden gelenek ve uygulamaları midemi bulandırıyor. sen tektaş yüzük tak diye, afrika’nın geri kalmış birçok ülkesinde iç savaş çıkartılarak, düşük ücretlerle sömürülen insanlar varsa eğer sen de bu düzene alkış tutmuş olursun. sen kırmızı kurdeleyi gelenek diye takarsın ama anlamı başkadır. bu aymaz zihniyet başka kuşakları da etkiler ve feodal yapıyı ister istemez beslemiş olursun.
bu çağa ve bu ülkeye ait her türden birçok geleneğin alt metninde korkunç anlamlar yatıyor. bu yüzden hayalim falan değil gelinlik giymek, evlenmek de istemiyorum. hayatımın gidişatını bir başkasının inisiyatifine bırakmayacak kadar kendi başına bireyim. bir başkasının benden beklentisini, nazını, isteklerini çekemeyecek kadar da bencilim. özellikle bu ülkedeki red pillci erkeklerden mümkün olduğunca uzak durmaya çalışıyorum.
devamını gör...
kitap alıntıları
bence biz kör olmadık, biz zaten kördük
gören körler mi?
gördüğü halde göremeyen körler. jose saramago - körlük
gören körler mi?
gördüğü halde göremeyen körler. jose saramago - körlük
devamını gör...
osmanlıca bilen yazarlar
lisans eğitiminde aldığım derstir. doğrusu osmanlı türkçesi’dir. osmanlıca diye bir şey yoktur. osmanlı türkçesi de farsça arapça türkçe karışımı bir dildir. kaside ve gazeller dışında kullanılmamıştır bu yüzden saray edebiyatı diye nitelendirilmiştir. halk çoğunlukla okuyamaz (okur yazarlık oranı %2)
devamını gör...
az bilinen görgü kuralları
birini aradığınızda kendinizi tanıtın lütfen niye sessiz sessiz bekliyorsunuz öyle
devamını gör...
choco
chocó, kıtalar arası bir ülke olan ve 32 departmandan oluşan kolombiyanın batıda bulunan bir departmanıdır. pasifik ve atlantik okyanusuna kıyısı olan tek bölümdür. afrika kökenli afro kolombiyalı nüfusa sahiptir. departmanlar içerisinde en düşük yaşam standartlarına sahip olanıdır. atrato nehri üzerinde bulunan quibdó bu bölümün başkentidir.
devamını gör...
maaş alındıktan sonraki gün
ödemelerin tümünü yapıp geri kalan parayla geçinmeye çalıştığın günün başlangıcıdır.
devamını gör...



