dedesinin mezar taşını okuyamayan tek toplum
mısırlılara bende üzülüyorum bu konuda, koskoca ramses'in mezarında ne yazdığını okuyabilmek için alamanyalardan proflar çağırıyorlar. maya'larda öyle...ulan büyük büyük büyük büyük dedemin mezarındaki bu abidik gubidik şekiller ne acaba diyor.
dip: geçenlerde babamın dedesinin mezarına gittik, mezar falan kalmamış, sarığa benzer bir taş var oda toprağa gömülmüş, her yer orman olmuş, çok farklı bir şey yazmıyordur emin olun, fatiha matiha falan fıstık, okuyunca füzyon reaktörü yapamazsınız yani.
dip: geçenlerde babamın dedesinin mezarına gittik, mezar falan kalmamış, sarığa benzer bir taş var oda toprağa gömülmüş, her yer orman olmuş, çok farklı bir şey yazmıyordur emin olun, fatiha matiha falan fıstık, okuyunca füzyon reaktörü yapamazsınız yani.
devamını gör...
kadına bayan diyen insanlar
milyonlarca kez açıklanan üzerine yazılar yazılan sosyal medyada en popüler konulardan biri olan bu mevzuyu nasıl olup da öğrenememekte ısrar ediyorsunuz hayret doğrusu. şöyle kabaca ve basitçe bir kez daha üzerinden geçelim...
kadın ve erkek cinsiyetleri ifade eder. bizim kültürümüzde bekaret gibi saçma sapan yerleşik bir düşünce vardır*: kadın cinsiyetini kız ve kadın olarak ayırır ortadoğu çomarı. belki siz buna yetişemediğiniz için tam farkında değilsiniz durumun ama kadın kelimesi uzunca bir süre ayıplı kabul edildi. haybeye üretilmedi bu "kadın mıdır kız mıdır bilmem" lafları, kadının cinsel hayatını en dipten en başa irdeleyen rezil bir milletle karşı karşıyayız çünkü. bu sebeple sanki kadın kelimesi ayıpmış gibi cinsiyet ifadesi yerine bayan kelimesinin kullanılması tabii ki de yanlıştır öğrenin artık şunu. şimdi her şey daha normal bir kafada ama ben 18 yaşındayken hatırlıyorum yakın arkadaşlarım kız/kadın ne yazacağız formlara tedirginliğine düşüyorlardı. az mücadelesini vermedim kadınız biz diye. çünkü utanıyor ya da seviştim ben algısı yaratılacak diye ürküyorlardı.* hatta uyaranlar çok oluyordu sen bekar kızsın kadınım deme diye. *
sokakta seslenirken erkek cinsiyetinde birine "erkek bakar mısınız?" diye seslenmiyoruz, tabii ki de "kadın" diye de seslenmeyeceksiniz. bayan diye seslenilmesine çok takılmıyorum sadece ilkel buluyorum, hanımefendi/beyefendi gibi daha nazik kelimeler varken arkamdan bağğyann diye böğürülmesi kulak tırmalayıcı geliyor yalnızca. ancak cinsiyet ifade edilirken kadın demekten çekinip sanki ayıp bir şey diyormuş gibi tribe bürünüp bayan denildiğinde kibarca uyarıp kadın olarak düzeltiyorum.
kadın ya da kız diye ilkel bir ayrımın yapıldığı, cinsiyetinizin ayıp kabul edildiği bir coğrafya burası. en azından bunun uyuzluğuna verilen bir çaba olmadığının farkında olun özellikle hemcinslerim. sonra namus nedirr ya bu kafalar mı kaldı sorgulamasına düşmeyin. kaldı tabii senin cinsiyetini ifade etme özgürlüğün bile şurda 5-10 senede elde edildi. ki yaşınız yetmiyor ama kadınlar bu tip bir isyana bürünmeyip kabul etmeye devam etseydi sen hala kız mısın kadın mısın, seviştin mi yoksa diye sorgulanacaktın.
beylere sesleniyorum lütfen nezaket kurallarını da şöyle bir gözden geçirelim; hanımefendi demek çok daha hoş geliyor kulağa, ölmezsiniz birazcık eğitilirseniz...
kadın ve erkek cinsiyetleri ifade eder. bizim kültürümüzde bekaret gibi saçma sapan yerleşik bir düşünce vardır*: kadın cinsiyetini kız ve kadın olarak ayırır ortadoğu çomarı. belki siz buna yetişemediğiniz için tam farkında değilsiniz durumun ama kadın kelimesi uzunca bir süre ayıplı kabul edildi. haybeye üretilmedi bu "kadın mıdır kız mıdır bilmem" lafları, kadının cinsel hayatını en dipten en başa irdeleyen rezil bir milletle karşı karşıyayız çünkü. bu sebeple sanki kadın kelimesi ayıpmış gibi cinsiyet ifadesi yerine bayan kelimesinin kullanılması tabii ki de yanlıştır öğrenin artık şunu. şimdi her şey daha normal bir kafada ama ben 18 yaşındayken hatırlıyorum yakın arkadaşlarım kız/kadın ne yazacağız formlara tedirginliğine düşüyorlardı. az mücadelesini vermedim kadınız biz diye. çünkü utanıyor ya da seviştim ben algısı yaratılacak diye ürküyorlardı.* hatta uyaranlar çok oluyordu sen bekar kızsın kadınım deme diye. *
sokakta seslenirken erkek cinsiyetinde birine "erkek bakar mısınız?" diye seslenmiyoruz, tabii ki de "kadın" diye de seslenmeyeceksiniz. bayan diye seslenilmesine çok takılmıyorum sadece ilkel buluyorum, hanımefendi/beyefendi gibi daha nazik kelimeler varken arkamdan bağğyann diye böğürülmesi kulak tırmalayıcı geliyor yalnızca. ancak cinsiyet ifade edilirken kadın demekten çekinip sanki ayıp bir şey diyormuş gibi tribe bürünüp bayan denildiğinde kibarca uyarıp kadın olarak düzeltiyorum.
kadın ya da kız diye ilkel bir ayrımın yapıldığı, cinsiyetinizin ayıp kabul edildiği bir coğrafya burası. en azından bunun uyuzluğuna verilen bir çaba olmadığının farkında olun özellikle hemcinslerim. sonra namus nedirr ya bu kafalar mı kaldı sorgulamasına düşmeyin. kaldı tabii senin cinsiyetini ifade etme özgürlüğün bile şurda 5-10 senede elde edildi. ki yaşınız yetmiyor ama kadınlar bu tip bir isyana bürünmeyip kabul etmeye devam etseydi sen hala kız mısın kadın mısın, seviştin mi yoksa diye sorgulanacaktın.
beylere sesleniyorum lütfen nezaket kurallarını da şöyle bir gözden geçirelim; hanımefendi demek çok daha hoş geliyor kulağa, ölmezsiniz birazcık eğitilirseniz...
devamını gör...
sümerler
mö 4000 - mö 2000 yılları arasında mezopotamya'da ortaya çıkan uygarlık. medeniyetin beşiği oalrak da adlandırabiliriz.
ilk yazıyı bulan ve kullanan,
tarihteki ilk yazılı hukuk kurallarını oluşturan,
gezenleri ve oniki takımyıldızını bilen,
arpadan bira yapan,
matematik ve geometrinin temelini atan,
60 tabanlı sayı sitemini kullanan,
yılı 360 gün, ayı 30 gün, günü 12 saat, saati 60 dk., dakikayı 60 saniye olarak hesaplayan muazzam uygarlık. ayrıca dinin kökenleri de oldukça önemlidir. bunun için şu esere (bkz: kur'an, incil ve tevrat'ın sumer'deki kökeni) bakabilirsiniz.
ilk yazıyı bulan ve kullanan,
tarihteki ilk yazılı hukuk kurallarını oluşturan,
gezenleri ve oniki takımyıldızını bilen,
arpadan bira yapan,
matematik ve geometrinin temelini atan,
60 tabanlı sayı sitemini kullanan,
yılı 360 gün, ayı 30 gün, günü 12 saat, saati 60 dk., dakikayı 60 saniye olarak hesaplayan muazzam uygarlık. ayrıca dinin kökenleri de oldukça önemlidir. bunun için şu esere (bkz: kur'an, incil ve tevrat'ın sumer'deki kökeni) bakabilirsiniz.
devamını gör...
her şeyi içine atan insan
hayatı zehreden durumdur.
kırgınlıklarını içine atma dediler,ben de ne varsa duvara atıp bir kez daha kırdım.
kırgınlıklarını içine atma dediler,ben de ne varsa duvara atıp bir kez daha kırdım.
devamını gör...
cilt bakımı yapmak isteyenlere tavsiyeler
evde yaptığınız şekerli, limonlu veya karbonatlı tarifleri asla yüzünüze uygulamayın. kısa vadede olmasa da uzun vadede zararını fazlasıyla görürsünüz maalesef.
devamını gör...
moderatör olduğum halde istediğim rozeti alamamam rezaleti
kafa store'daki içeriklerin moderatörlere beleş olmaması durumudur.
devamını gör...
sözlükteki tüm inançsızları engellemek
gerçekten iğrençsiniz.
devamını gör...
çaylakların tanımlarının gözükmemesi gerektiği
yeni mezun olmuşumdur ve iş yerleri: en az 3 yıl deneyim.
devamını gör...
yitzhar
batı şeria'da, nablus şehrinin güneyinde israil ve araplar arasında sorun yaşanan bir yerleşim yeridir.
kafa sözlükte ise yitzhar mahlaslı, anlamlı yazılar yazan, fikirlerini özgürce anlatan, mütevazi, bilgi dolu değerli bir yazardır.
kafa sözlükte ise yitzhar mahlaslı, anlamlı yazılar yazan, fikirlerini özgürce anlatan, mütevazi, bilgi dolu değerli bir yazardır.
devamını gör...
uzun bir öykü
özdemir asaf'ın kendi el yazısıyla gördüğünüz şiirdir:
resimag.com/p1/c2d2fabb85e1.jpeg
resimag.com/p1/c2d2fabb85e1.jpeg
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bunca yıldır tiksindiğim insan tabiatına karşı bazı zamanlar dizginlenmesi zor bir hayranlık besliyorum. ruhum bu ikilemin çarkları arasında ne zaman ezilse delirdiğimi düşünmekteyim. muhtemelen çoktan delirdim.
devamını gör...
dijital oyun
dünya eğlence sektöründe amiral gemisi haline gelen oyunları üretmek eskisi kadar zor değil. işin püf noktası yazılımı yapılan oyunların kurgusu ve sürükleyiciliği. şimdiki gençlerin ve öğrenciler gözlerini bu sektöre dikmişler. kimi grup kurmuş, silindir savaşı denen oyunlar üretmiş, kiminin hayalinde yemek savaşı oyunu üretmek var. kimi lise öğrencisi kuntum quarted diye bir oyun üretmiş, kimi öğrenci tank savaşı oyunu geliştiriyor. yani bu oyunları üretmek hayal gücüne bağlı. resim çizmek gibi aynı.
devamını gör...
grup vitamin
fatoş isimli de bir parçaları vardır. aslında fatoş şarkısı fıransızların la rirette isimli bir şarkısının komikleştirilmiş, şiveleştirilmiş halidir. fransız kızlarına cinsrllik eğitimi verilirken kullanılan bir şarkı imiş. tabi grup vitamin durur mu yapıştırmış fatoşu.
şarkının orjinali:
türkçesinin sözleri:
fatoş almış orağını aman fatoş canım fatoş
fatoş almış orağını ot biçmeye gidermiş
ah ot biçmeye gidermiş
yolda dört young delikanlı aman fatoş yandım fatoş
orda dört genç delikanlı fatoşa da rastlamış
ah fatoşa da rastlamış
birincisi biraz ürkek aman fatoş yandım fatoş
birincisi biraz mahçup yanağını okşamış
ah yanağını okşamış
ikincisi biraz çapkın aman fatoş yandım fatoş
ikincisi biraz çapkın donunu da indirmiş
ah eteğini kaldırmış
üçüncüsü anasının gözü lavitey fatoş aman fatoş
üçüncüsü anasının gözü otlara da yatırmış
ah otlara da yatırmış
dördüncünün yaptıkları laviyetto aman fatoş
dördüncünün yaptıkları bu türküde söylenmez
ah bu türküde söylenmez
bu türkünün ana fikri aman fatoş canım fatoş
bu türkünün ana fikri bütün erkekler öküz
ah bütün erkekler öküz
ana fikri baba fikri aman fatoş canım fatoş
ana fikri baba fikri kızlar öküzü sever
aah kızlar öküzü sever
bu türküyü duyan kızlar aman fatoş canım fatoş
bu türküyü duyan kızlar ot biçmeye gidermiş
ot biçmeye gidermiş
fransızcası:
jeanneton prend sa faucille,
la rirette, la rirette,
jeanneton prend sa faucille,
et s'en va couper des joncs
en chemin elle rencontre,
la rirette, la rirette,
en chemin elle rencontre,
quatre jeunes et beaux garcons
le premier, un peu timide,
la rirette, la rirette,
le premier, un peu timide,
lui caressa le menton
le deuxième un peu moins sage,
la rirette, la rirette,
le deuxième un peu moins sage,
lui souleva son jupon
le troisième encore moins sage,
la rirette, la rirette,
le troisième encore moins sage,
la coucha sur le gazon
ce que fit le quatrième,
la rirette, la rirette,
ce que fit le quatrième,
n'est pas dit dans la chanson
la morale de cette histoire,
la rirette, la rirette,
la morale de cette histoire,
c'est qu'les hommes sont des cochons
la morale de cette morale,
la rirette, la rirette,
la morale de cette morale,
c'est qu'les femmes aiment les cochons
la morale de ces morales,
la rirette, la rirette,
la morale de ces morales,
c'est qu'ca fait des p'tits cochons.
şarkının orjinali:
türkçesinin sözleri:
fatoş almış orağını aman fatoş canım fatoş
fatoş almış orağını ot biçmeye gidermiş
ah ot biçmeye gidermiş
yolda dört young delikanlı aman fatoş yandım fatoş
orda dört genç delikanlı fatoşa da rastlamış
ah fatoşa da rastlamış
birincisi biraz ürkek aman fatoş yandım fatoş
birincisi biraz mahçup yanağını okşamış
ah yanağını okşamış
ikincisi biraz çapkın aman fatoş yandım fatoş
ikincisi biraz çapkın donunu da indirmiş
ah eteğini kaldırmış
üçüncüsü anasının gözü lavitey fatoş aman fatoş
üçüncüsü anasının gözü otlara da yatırmış
ah otlara da yatırmış
dördüncünün yaptıkları laviyetto aman fatoş
dördüncünün yaptıkları bu türküde söylenmez
ah bu türküde söylenmez
bu türkünün ana fikri aman fatoş canım fatoş
bu türkünün ana fikri bütün erkekler öküz
ah bütün erkekler öküz
ana fikri baba fikri aman fatoş canım fatoş
ana fikri baba fikri kızlar öküzü sever
aah kızlar öküzü sever
bu türküyü duyan kızlar aman fatoş canım fatoş
bu türküyü duyan kızlar ot biçmeye gidermiş
ot biçmeye gidermiş
fransızcası:
jeanneton prend sa faucille,
la rirette, la rirette,
jeanneton prend sa faucille,
et s'en va couper des joncs
en chemin elle rencontre,
la rirette, la rirette,
en chemin elle rencontre,
quatre jeunes et beaux garcons
le premier, un peu timide,
la rirette, la rirette,
le premier, un peu timide,
lui caressa le menton
le deuxième un peu moins sage,
la rirette, la rirette,
le deuxième un peu moins sage,
lui souleva son jupon
le troisième encore moins sage,
la rirette, la rirette,
le troisième encore moins sage,
la coucha sur le gazon
ce que fit le quatrième,
la rirette, la rirette,
ce que fit le quatrième,
n'est pas dit dans la chanson
la morale de cette histoire,
la rirette, la rirette,
la morale de cette histoire,
c'est qu'les hommes sont des cochons
la morale de cette morale,
la rirette, la rirette,
la morale de cette morale,
c'est qu'les femmes aiment les cochons
la morale de ces morales,
la rirette, la rirette,
la morale de ces morales,
c'est qu'ca fait des p'tits cochons.
devamını gör...
quentin tarantino
hakkında taraf olduğum yönetmen.
ne yaparsa yapsın beğeniyorum, takdir ediyorum doğru. ama senaristlik kabiliyetini tartışanın sinema tanrıları alnını karışlar, uyarayım.
tarantino çok fazla dış mekan kullanmaz. platolar, stüdyolar, iç mekanlardır oyun sahası. fotoğraf karelik gün batımları, doğa manzaraları filmlerinde pek sık rastladığımız sahneler değildir. çokça da eleştirilir bu konuda. tarantino kendi sinemasında bunu ilk kez django unchained filminde ciddi anlamda yoğun bir şekilde uyguladı ve muvaffak oldu. bu da bunu yapmayışının, yapamadığından değil yapmayı tercih etmediğinden kaynaklandığının kanıtı.
çok yetenekli, çok başarılı kalemler biliyoruz, okuyoruz, takip ediyoruz, izliyoruz. çok yaratıcı olanlar var aralarında doğru. tarantino da senaristliğinden çok yönetmenliği ile anılan bir sinemacı haklısınız. ama şunu da bir gözden geçirin derim; dakikalarca süren bir konuşmada, üstünkörü geçilen sadece bir kelimeyle filmin asıl anlatmak istediğinin özetini vermeyi beceren kaç kişi izleyebiliyoruz? reservoir dogs'u düşünün. filmin en başındaki köpeklerimizin, konusu bahşiş verme olan polilogunu hatırlayın. kaç dakika sürmüştü? 10? 15? kaç kere izlediniz filmi, bağlantıyı çözdünüz mü çözemediniz mi bilmiyorum ama eğer bu filmi izledikten sonra "abi adam bir film süresini doldurmak için oturtuyor adamları dakikalarca filmin hiçbir yeriyle alakası olmayan saçma sapan konulardan bahsettiriyor, bu ne biçim senaristlik anlayışı" diyorsanız bir daha tarantino izlemeyin isterseniz. siz bilirsiniz yani. öyle işte.
yazsın, çeksin, izleyelim, sebeplenelim!
ne yaparsa yapsın beğeniyorum, takdir ediyorum doğru. ama senaristlik kabiliyetini tartışanın sinema tanrıları alnını karışlar, uyarayım.
tarantino çok fazla dış mekan kullanmaz. platolar, stüdyolar, iç mekanlardır oyun sahası. fotoğraf karelik gün batımları, doğa manzaraları filmlerinde pek sık rastladığımız sahneler değildir. çokça da eleştirilir bu konuda. tarantino kendi sinemasında bunu ilk kez django unchained filminde ciddi anlamda yoğun bir şekilde uyguladı ve muvaffak oldu. bu da bunu yapmayışının, yapamadığından değil yapmayı tercih etmediğinden kaynaklandığının kanıtı.
çok yetenekli, çok başarılı kalemler biliyoruz, okuyoruz, takip ediyoruz, izliyoruz. çok yaratıcı olanlar var aralarında doğru. tarantino da senaristliğinden çok yönetmenliği ile anılan bir sinemacı haklısınız. ama şunu da bir gözden geçirin derim; dakikalarca süren bir konuşmada, üstünkörü geçilen sadece bir kelimeyle filmin asıl anlatmak istediğinin özetini vermeyi beceren kaç kişi izleyebiliyoruz? reservoir dogs'u düşünün. filmin en başındaki köpeklerimizin, konusu bahşiş verme olan polilogunu hatırlayın. kaç dakika sürmüştü? 10? 15? kaç kere izlediniz filmi, bağlantıyı çözdünüz mü çözemediniz mi bilmiyorum ama eğer bu filmi izledikten sonra "abi adam bir film süresini doldurmak için oturtuyor adamları dakikalarca filmin hiçbir yeriyle alakası olmayan saçma sapan konulardan bahsettiriyor, bu ne biçim senaristlik anlayışı" diyorsanız bir daha tarantino izlemeyin isterseniz. siz bilirsiniz yani. öyle işte.
yazsın, çeksin, izleyelim, sebeplenelim!
devamını gör...
google chrome eklenti önerileri
bazılarını aktif olarak da kullandığım* tavsiye eklentilerim:
+ilk olarak bir adblock* ile başlayalım: adguard reklam engelleyici internet sayfalarındaki her türlü reklamı* ve youtube videoları içindeki reklamları kaldırıp atıyor. üstelik bunu hızlı ve kolay bir şekilde yapıyor.
+sadece youtube reklamlarını engellemek istiyorsanız youtube için adblock uzantısını kullanabilirsiniz.
+youtube'dan devam edelim. video izlerken sağda/solda/üstte7altta çıkan ek açıklamaları engellemek için: youtube's annotions no more
+en sevdiğim eklentilerden biri: ublacklist. google arama sonuçlarında çıkan istemediğiniz siteleri engellemeye yarıyor.
+internette dolaşıyorsunuz fakat diğer sekmedeki videonuz da siz dolaşırken sayfanın bir kenarında aksın istiyorsanız tam sizlik bir eklenti: picture-in-picture extension
+internette bir pdf buldunuz fakat sağından solundan fışkıran reklamlar ya da yazının arasına karışmış tuhaf site elemanları yüzünden okuyamıyor/çıktı alamıyorsanız tam sizlik bir eklenti: print friendly & pdf. bu eklenti metnin arasına karışmış tüm istenmeyen şeyleri eliyor ve sizin salt metni görmenizi sağlıyor.
+bazen bazı sitelere girdiğimizde bilgisayarımızın anlamsızca bağırmaya başladığını fark ederiz. bu sırada olan şey yüksek ihtimalle sitenin bizim sistemimizi kullanarak kripto madencilik yapıyor olmasıdır. kripto para madenciliği sistemi çok yorar. minerblock eklentisi sitelerin sistemimizi kullanarak kripto para madenciliği yapmasını engeller.*
+google çeviri. ne işe yaradığını anlatmama gerek yok herhalde. çevirmek istediğimiz kelimeyi sağ tıklayıp google translate seçeneğine tıklıyoruz, yeni sekmede google translate açılıyor ve kelimeyi otomatik olarak çeviriyor.
+bazı sitelere her girdiğimizde karşımıza ''bu site çerezleri kullanıyor ha haberin olsun'' diye uyarı çıkıyor, biz kapatana kadar da gitmiyor. ı don't care about cookies eklentisi bu açılır pencereyi engelliyor.
+en sevdiğim eklentilerden bir diğeri: dark reader. internetteki bütün siteleri gece moduna alıyor. daha az göz yoruyor.
+en en sevdiğim eklentilerden biri: click to remove element. internet sitesindeki istemediğiniz her şeyi kaldırabilmeniz sağlıyor. haber sitesinde geziyorsunuz ve sağda çıkan reklamlar sinirinizi mi bozuyor? kaldırın gitsin, alışveriş sitesinde geziyorsunuz fakat önerilen ürünler kısmı alakasızca arama sonuçlarınıza mı kaynıyor? kaldırın gitsin...
+analytics kapsamı dışında kalma eklentisi. bu eklenti ile gezindiğiniz sitelerin size ait verileri google analytics'e göndermesini engeller.
+ghostery - privacy ad blocker. bu uzantı bir reklam engelleyici olarak çalışırken aynı zamanda da sitelerin sizi izlemesini ve hakkınızda veri toplamasını engeller.
ekleme: zamanla ekle-çıkar yapmaya çalışırım buraya.
+ilk olarak bir adblock* ile başlayalım: adguard reklam engelleyici internet sayfalarındaki her türlü reklamı* ve youtube videoları içindeki reklamları kaldırıp atıyor. üstelik bunu hızlı ve kolay bir şekilde yapıyor.
+sadece youtube reklamlarını engellemek istiyorsanız youtube için adblock uzantısını kullanabilirsiniz.
+youtube'dan devam edelim. video izlerken sağda/solda/üstte7altta çıkan ek açıklamaları engellemek için: youtube's annotions no more
+en sevdiğim eklentilerden biri: ublacklist. google arama sonuçlarında çıkan istemediğiniz siteleri engellemeye yarıyor.
+internette dolaşıyorsunuz fakat diğer sekmedeki videonuz da siz dolaşırken sayfanın bir kenarında aksın istiyorsanız tam sizlik bir eklenti: picture-in-picture extension
+internette bir pdf buldunuz fakat sağından solundan fışkıran reklamlar ya da yazının arasına karışmış tuhaf site elemanları yüzünden okuyamıyor/çıktı alamıyorsanız tam sizlik bir eklenti: print friendly & pdf. bu eklenti metnin arasına karışmış tüm istenmeyen şeyleri eliyor ve sizin salt metni görmenizi sağlıyor.
+bazen bazı sitelere girdiğimizde bilgisayarımızın anlamsızca bağırmaya başladığını fark ederiz. bu sırada olan şey yüksek ihtimalle sitenin bizim sistemimizi kullanarak kripto madencilik yapıyor olmasıdır. kripto para madenciliği sistemi çok yorar. minerblock eklentisi sitelerin sistemimizi kullanarak kripto para madenciliği yapmasını engeller.*
+google çeviri. ne işe yaradığını anlatmama gerek yok herhalde. çevirmek istediğimiz kelimeyi sağ tıklayıp google translate seçeneğine tıklıyoruz, yeni sekmede google translate açılıyor ve kelimeyi otomatik olarak çeviriyor.
+bazı sitelere her girdiğimizde karşımıza ''bu site çerezleri kullanıyor ha haberin olsun'' diye uyarı çıkıyor, biz kapatana kadar da gitmiyor. ı don't care about cookies eklentisi bu açılır pencereyi engelliyor.
+en sevdiğim eklentilerden bir diğeri: dark reader. internetteki bütün siteleri gece moduna alıyor. daha az göz yoruyor.
+en en sevdiğim eklentilerden biri: click to remove element. internet sitesindeki istemediğiniz her şeyi kaldırabilmeniz sağlıyor. haber sitesinde geziyorsunuz ve sağda çıkan reklamlar sinirinizi mi bozuyor? kaldırın gitsin, alışveriş sitesinde geziyorsunuz fakat önerilen ürünler kısmı alakasızca arama sonuçlarınıza mı kaynıyor? kaldırın gitsin...
+analytics kapsamı dışında kalma eklentisi. bu eklenti ile gezindiğiniz sitelerin size ait verileri google analytics'e göndermesini engeller.
+ghostery - privacy ad blocker. bu uzantı bir reklam engelleyici olarak çalışırken aynı zamanda da sitelerin sizi izlemesini ve hakkınızda veri toplamasını engeller.
ekleme: zamanla ekle-çıkar yapmaya çalışırım buraya.
devamını gör...
nilgün marmara
yerli (bkz: sylvia plath)'tır kendisi. araştırma konusu olduğu için çokça etkilenmiştir şairden. nitekim sonları da aynı olmuştur. kendi rızasıyla ve tabiriyle dünyanın tüm arka bahçelerini görüp yaşamna son vermiştir. zaten "hayatın neresinden dönülse kârdır." cümlesini kuran birinden yaşlı ve gözlüklü bir halde gazete okurken son nefesini vermesini bekleyemezsiniz.
devamını gör...
levent ülgen
1962 konya doğumlu türk tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu, televizyon sunucusu. ayrıca dolandırıcı, kumarbaz, işe yaramaz rollerin de baş kahramanıdır. (bkz: akasya durağı) dizisinin sinan'ıdır.
devamını gör...
yazarların en sevdiği atasözü
deveye cilve yap demişler, iki çadır devirmiş.
devamını gör...
ilkokuldan akılda kalanlar
köyün tek öğretmeni olan babam; sabah erkenden kalkar ,okula gider,sobayı yakar ,okulun kapısında öğrencileri beklerdi.o zamanlar üç dört yaşlarında olan ben ve kardeşim de uyanır uyanmaz okula koşar babamla birlikte öğrencileri beklemeye koyulurduk.zira lojmanda kalıyorduk, evimiz okulun bahçesindeydi ve o okul en çok bizimdi.
birazdan ellerinde yakacak odunlarla öğrenciler görünürdü bahçe kapısında.mavinin her tonunda önlükleriyle köy çocukları.kimisinin küçülmüş,kimisinin solmuş,kimisinin güneş'ten mora çalan önlükleri vardı üzerlerinde.coğunun önlüğünün sağında solunda soba yanığı izler ...son ana bırakılan kurutma telaşı ya da ısınma çabası neticesinde ateşe yenik düşmüş gazi önlüklerdi bunlar.
babam günaydın'a,iyi aksamlar'a falan çok önem verirdi.o yüzden sınıf kapısında parola söyler gibi 'günaydın' der öyle geçerdi çocuklar içeri.
okulda tek sınıf vardı.tüm öğrenciler aynı yerde eğitim görürdü.
babam "birler şu fişi yazsın,ikiler resim cizsin,üçler sessiz okuma çalışması yapsın,dörtler şiiri defterine yazsın, beşler problemleri çözsün "şeklinde ders işlerdi.kardeşim ve ben de sınıfta dolaşır, çoğu kardeş ya da akraba olan çocuklar arasında silgi taşırdık ondan ona.ben küçülen tebeşirlerle tahtanın köşesine çiçekler çizmeye bayılırdım.
bu şekilde geçen bir kaç yılın ardından benim de birlerin sırasına oturma vaktim gelmişti.kardeşimin ise daha iki yılı vardı.ben sıkıcı fişleri deftere geçirirken çaktırmadan ortalıkta dolaşan kardeşimi izler, içimden okumak hiç eğlenceli değilmiş diye geçirirdim.ama akşam eve gidince kardeşime uyuyana kadar birinci sınıfın nasıl güzel,nasıl keyifli olduğunu anlatırdım.nasıl abartarak anlattıysam çocuk altı yaşında okula başladı.
o günleri düşündüğümde aklıma diğer öğrencilerden babamı kıskandığım,babamın ilgisini kazanmak için çok emek sarf ettiğim,sadece kendi sınıfımı değil diğer sınıfları da dinleyerek en iyi olmaya çalıştığım ve çok uğraşmama /içimden defalarca tekrar etmeme rağmen babama "öğretmenim"diyemeyişim gelir.
şimdi ise artık emekli olmuş babama baktıkça onun ne kadar iyi bir öğretmen olduğunu hatırlarım ama hala bütün "öğretmenim"ler "baba"sözcüğünün içinde saklı.
birazdan ellerinde yakacak odunlarla öğrenciler görünürdü bahçe kapısında.mavinin her tonunda önlükleriyle köy çocukları.kimisinin küçülmüş,kimisinin solmuş,kimisinin güneş'ten mora çalan önlükleri vardı üzerlerinde.coğunun önlüğünün sağında solunda soba yanığı izler ...son ana bırakılan kurutma telaşı ya da ısınma çabası neticesinde ateşe yenik düşmüş gazi önlüklerdi bunlar.
babam günaydın'a,iyi aksamlar'a falan çok önem verirdi.o yüzden sınıf kapısında parola söyler gibi 'günaydın' der öyle geçerdi çocuklar içeri.
okulda tek sınıf vardı.tüm öğrenciler aynı yerde eğitim görürdü.
babam "birler şu fişi yazsın,ikiler resim cizsin,üçler sessiz okuma çalışması yapsın,dörtler şiiri defterine yazsın, beşler problemleri çözsün "şeklinde ders işlerdi.kardeşim ve ben de sınıfta dolaşır, çoğu kardeş ya da akraba olan çocuklar arasında silgi taşırdık ondan ona.ben küçülen tebeşirlerle tahtanın köşesine çiçekler çizmeye bayılırdım.
bu şekilde geçen bir kaç yılın ardından benim de birlerin sırasına oturma vaktim gelmişti.kardeşimin ise daha iki yılı vardı.ben sıkıcı fişleri deftere geçirirken çaktırmadan ortalıkta dolaşan kardeşimi izler, içimden okumak hiç eğlenceli değilmiş diye geçirirdim.ama akşam eve gidince kardeşime uyuyana kadar birinci sınıfın nasıl güzel,nasıl keyifli olduğunu anlatırdım.nasıl abartarak anlattıysam çocuk altı yaşında okula başladı.
o günleri düşündüğümde aklıma diğer öğrencilerden babamı kıskandığım,babamın ilgisini kazanmak için çok emek sarf ettiğim,sadece kendi sınıfımı değil diğer sınıfları da dinleyerek en iyi olmaya çalıştığım ve çok uğraşmama /içimden defalarca tekrar etmeme rağmen babama "öğretmenim"diyemeyişim gelir.
şimdi ise artık emekli olmuş babama baktıkça onun ne kadar iyi bir öğretmen olduğunu hatırlarım ama hala bütün "öğretmenim"ler "baba"sözcüğünün içinde saklı.
devamını gör...