tekrar tekrar aynı şeyin anlatılması
devamını gör...

+fakir mi oluyoruz?
-daha neler.
devamını gör...

israil askeri güçleri tarafından geliştirilen ve kullanılan savaş sanatları tekniğidir. kişisel savunma için daha basitleştirilip askeriyede kullanılan “öldürme teknikleri çıkarılmış bir versiyonu”, sivil hayatta açılan kurslarla öğretilmektedir.
devamını gör...

- was ist das?
- das ist karpuz.
aklıma karpuz kabuğu düşüren başlık.
devamını gör...

yakın zamana kadar pek yapacağımı düşünmediğim nick değiştirme eylemini bugün gerçekleştirerek kaydımı yaptırdığım veri tabanıdır.
selamlar efenim ben (bkz: milk)
elentari oldum çünkü milk benim için, endonezyalı bir karikatür sanatçısının çizdiği karakterlerden biriydi, yanından ayrılmayan mocha karakteri vardı. daha önce yazmıştım. eşime mocha nicki bir hesap açtırmıştım ancak hiç kullanmadı. 9 ay bekleyip sonra kullanmayacağına emin olunca mocha olmadığı sürece burada milk olmanın çok mantıklı olmadığını düşündüğümden, elentari'yi seçtim.
sevgili pavlov sağ olsun 5 dakikada değiştiriverdi nickimi, ama sanırım nickaltım hala taşınmamış ona bi parça üzülüverdim.
devamını gör...

haluk bilginer'in oynadığı enfes tiyatro oyunu. canlı izlemeyi çok isterdim. belki bir gun yeniden sahnelenirse diye umut etmeyi bırakmayacağım yine de. youtube'da tamamını bulabilirsiniz. insanı alıp bir ömür yaşatıyor. bütün şarkıları ve oyunculuklarıyla, gerçekten müthiş bir oyun. izleyin, keyfiniz yerine gelsin.
işte linki de burda
devamını gör...

çok mantıklı bir karar.
bizde regl derken utanmamanın yollarını arayalım hala.
devamını gör...

mağaza sahibi ile pazarlık yapmak. ürünlerin fiyat karşılaştırmasını yapmak.
fırsat ürünlerini beğenmek ve bazı ürünler için sabah erkenden markete gitmek.
market fişini kontrol edip fiyata şaşırıp tekrardan hesaplamak.
bir kıyafeti atmayıp kötü zamanlara saklamak. (piknikte giymek gibi)
atletten toz bezi yapmak.
devamını gör...

yüce hakan sefere gitmiş
bilge hatun dokuz doğurmuş
dokuz oğlan beş yaşına gelmiş
dokuzu birden kılıç kuşanmış.

buyrunuz
devamını gör...

"yarayla alay eder yaralanmamış olan
bak nasıl da sararıp soluvermiş tanrıça kederlerden
sen çok daha parlaksın çünkü...
sen tüm göklerdeki yıldızların ilki
sen aydınlatırsın geceyi."
william shakespeare
devamını gör...

türkçeye “ atlas vazgeçti” diye de çevrilen ayn rand üçlemesidir.

“kimse için yaşamayacağım ve kimsenin benim için yaşamasını istemeyeceğim.”

bu yemini yüksek sesle tekrar ettikten sonra bu yazıyı okumaya başlayabilirsiniz. zira bundan sonra okuyacağınız satırlar tamamıyla bu yeminin dayandığı felsefe üzerinedir. tam 1500 sayfalık bir seyahat “atlas silkindi”. bu zamana kadar yapılmamış bir edebiyat olayı, ya da bu zamana kadar bu kadar etkili olamamış.”atlas silkindi” bir destan sanki ama bu zamana kadar anlatılanların aksine bir yolda yürümekte kahramanlar, bir tersine destan.

hep jack london’ın mücadele eden, savaşan, ezilen insanları anlattığı romanlarını okuduk ve işçi sınıfına büyük bir sempati ve yakınlık duyarken işverenleri, sanayicileri, fabrikatörleri kan emici yarasalar olarak gördük. emile zola ütopik-sosyalist romanı “emek”te herkesin dostça kardeşçe yaşadığı, herkesin ihtiyacı kadarını alıp, yeteneği kadarını topluma hediye ettiği bir ülkeyi anlattı bize. b.traven, ezilen insanların hikayelerine o kadar inanmıştı ki ömrünü onların arasında geçirdi ve sadece onların hikayelerini anlattı. yani onlara göre zenginler kötü fakirler iyiydi, işverenler bencil işçiler çalışkan ve bonkördü, fabrikatörler sömüren fabrika çalışanları sömürülendi. ama ayn rand bunları hepsine itiraz etti, tümünü reddetti.

ona göre zenginler toplumun emniyet subabıydı. onlar olmazsa toplum ayakta kalamazdı. sömürülen kısım işçiler değil işverenlerdi. onlar zekalarını ortaya koyup bir servet üretiyor ve işçiler bundan en büyük payı kapmak için haksız bir mücadele veriyorlardı. “herkese ihtiyacı kadar herkesten yeteneği kadar” ilkesini en ağır biçimde eleştirirken, bunun toplumun temellerindeki dinamit olduğunu söylemekten kaçınmıyor.

bir insan sırf ihtiyaç duyduğu için ve hele de yeteneği kısıtlıysa neden daha yetenekli bir insandan fazla kazanmak durumunda kalsın ki? yani benim ihtiyacım olan şey sadece 10 dolarsa ve arkadaşımın ihtiyacı olan şey 1000 dolarsa ve arkadaşım yetenek fukarasıysa, onun ihtiyacını karşılamak için kaç gece fazla mesai yapmam gerekecek? komşumun ayağı kırılırsa onun yerine ne kadar daha çalışmam istenecek benden? işte sosyalizmin şiarı olan cümle bu sorularla sarsılıyor ayn rand tarafından. kitabın kahramanlarıın tümü fiziksel olarak yunan heykellerini andıran insanlar. zekaları ne kadar parlaksa vücutları da o kadar çarpıcı.

hank rearden, francisco d’anconia, ragnar danneskjöld… bu üç isim yakışıklı oldukları kadar zeki adamlar, son ikisi john galt’ın sınıf arkadaşları; hocaları hugh akstonla birlikte emin adımlarla yürümekteler ve karşılarında olanlardan biri de diğer hocaları dr. robert stadler. stadler kendi yaptığı makinenin kurbanı olanlardan. hugh akston fikirlerini sonuna kadar savunanlardan. ve dagny taggart… kuş gibi vücuduyla kendinden emin tavırları onu dünyanın en güzel kadını yapmaya yetecektir elbette ama o bunla yetinmeyip dev tren şirketi kompleksli kardeşi jim’e rağmen yönetmeye çalışır. bütün büyük adamlar ona aşıktır. hatta john galt bile.

ama john galt kim ki? bu bir soru değil, bu bir yakarı, bu çaresizlik bildiren bir deyim, bu herşeyin sonu, bu dünyanın motorlarını durduran adamın adı. dahi bir mühendis john galt ve new york’u karanlıklara gömecek zekaya sahip bir adam. sonunda sizi beklenmedik bir finale sürekleyecek olan adam.

george orwell hem “1984”te hem de “hayvan çiftliği”nde sosyalizmin uygulanış biçimini eleştirmişti, aynı şeyi zamyatin “biz”de yaptı ve ursula k. leguinmülksüzler”de ama onlar sosyalizmi değil onun uygulanışını eleştirdiler ama ayn rand sosyalizmin dibine koymaya çalıştığı bombanın pimini bu kitapla çekmeyi kafaya koymuş bir yazardı. söylediklerinin tek kelimesine katılmadan okudum romanı, zira bir tek yeri kabul etmeye kalksaydım amansız bir kapitalist olabilirdim.
devamını gör...

kendi düşünce ve fikirlerime senin saçma inançlarından çok güveniyorum. ayrıca evet, ülkede islam'ı ve genel olarak dini "bilen" çok az insan var. başımızdaki müslümanlara bakınca bunu çıkaracak kafaya sahip olduğunu düşünüyorum.

ya da ne bileyim, kimse bilmiyor diye ağlamaya devam et.
devamını gör...

orijinali : cogito ergo sum!
devamını gör...

anlamı yok,kahveyi hiç ama hiç sevmiyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

umarım yeterince sansürlemişimdir.
devamını gör...

bu sefer üniversiteli olarak gireceğim sınavdır.
ulan bir kere de baskı altında olmadan gireyim nasıl oluyor bi tadına bakayım.
keyifli gireyim bir kere de mutlu mutlu takılayım.
devamını gör...

ince bağırsakların geniş bir bölümünün çıkarılması ile gelişen ve beslenme için yeterli uzunluğunda kalmadığı klinik duruma verilen isimdir.
genellikle ince bağırsak 200cm'den daha kısa kalmıştır.
erişkinlerde en sık nedeni mezenterik damar tıkanıklığı iken;
çocuklarda en sık neden nekrotizan enterokolit'dir.
bu hastalar ince bağırsak transplantasyon adaylarının en başında olan hastalardır.
devamını gör...

hava karardıktan bir saat sonrasından havanın aydınlanmasına bir saat kalana kadar ki zaman dilimi hukuk dilinde gecedir.
devamını gör...

katılmadığım başlıktır.
kafa sözlük küfür etmeden küfür etmemiz için hayal gücümüzü geliştirmeye çalışıyor.
devamını gör...

30 yaş üstü yazarlar olgun bir meyve misali sözlüğümüze tat vermektedirler. tamamen z kuşağından oluşan bir sözlük düşünemiyorum, inanılmaz kötü olurdu.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim