okuma alışkanlığı çoğu kişide olmadığı için bu durum. yazılan başlıklar solda saniyesine aşağıya gidiyor. herkes olabildiğince bir şeyler çıkarma peşinde ne yazdığının hiç bir ehemmiyeti yok. ve sözlük daha ilk allah'tan forum başlıkları ile dolu. delirmiş gibi saçma sapan başlık ve tanım giriliyor. bir sözlüğün var oluş amacı sadece bu olmamalı ama kitle sadece bunu okuyor hatta okumuyor sadece yazıp başka birine atlıyor.
lütfen bu tarz başlıkları solda tutmayın sayın yönetim yahut ayrı bir sekme ayırın.
erkeklerin kadında ne aradığı yahut kadının erkekte neye baktığı kimin umrunda olur..bunun hakkında onlarca tanım girmek nedir.
devamını gör...

hatırla sevgili necdet. ulan yasemin yine nefret ettim senden. nasıl kırdın çocuğun ponçik kalbini?
devamını gör...

21 ocak 1920'de, işgalci fransız askerlerinin saldırdığı annesini korumak isterken henüz 14 yaşında şehit olan gaziantepli direniş kahramanı.
devamını gör...

çok kolaydır, sorumluluk vermeyerek yapılabilir.
sadece ders çalış, sadece yemeğini ye, sadece oyununu oyna dersek çocukta özgüvensiz olur.
ekmek alsa, dolmuşa binse, evi süpürse, bulaşık yerleştirse vb.
verilen sorumluluklar, kendini taşımak çocuğa özgüven yükler.
devamını gör...

havucumu yerken az kalsin bogulacagim duzenlemedir efenim.

asiri fecili begendim yahu, gel gel panayir var tavsan deliginde.*

eyluling'i takip et, seni harikalar diyarina goturecek sevgili caylak.*
devamını gör...

‘’birbirimizi anlamamız için dürüst olmalıyız…’’

sanırım en çok bu cümle çekmişti kitabın içine beni. ya da inananlar için ‘’tanrıdan’’ gelen , inanmayanlar için ise ‘’tercihlerimiz’’den kaynaklı çektiğimiz acılar hepimiz için gerçekten de yeni bir karakter inşa ediyor olabileceğine inandığım için de olabilir, emin değilim…

cehennem olmadan da ahlaklı olmanın nedenleri olabilir mi sorusuna cevap aradığım zamanlardan birinde edinip okuduğum bir kitap ‘’tanrısız ahlak’’

felsefe profesörü walter sinnot armstrong, “tanrısız ahlak” isimli bu kitabıyla, ‘zarar esaslı seküler ahlak’ teorisini, ‘kutsal emir’ teorisine yeğ tutan bir makale kaleme alıyor...

‘ayrıntı’ yayınlarının 4.basımından okudum.

aslına bakarsak, kitap içerisinde islamiyet’ten hiç bahsedilmiyor dersem; pek de yalan söylemiş olmam. aldığım notlara da baktığımda, sadece 14. sayfada 1-2 cümle ile islam’a dokunmuş sadece... yazar içerisinde bulunduğu hristiyan kültürünü ve amerika coğrafyasını esas aldığından olsa gerek...

bazı konularda argümanlarını sağlam bulsam da, konu ile ilgili referans alınabilecek bir metin olduğunu düşünmüyorum.

bir agnostik olduğumu göz önünde bulundurduğumda agnostiklerin ve ateistlerin, deistlere karşı tutumlarında çok fazla agresif oldukları konusunda da yazarla hemfikirim. ama bir şey diyordu ki kitapta, bu hemfikirliliğimde tutumumu değiştirmeye gerek duymamamın özeti gibiydi:

‘’her şeyi ciddiye alan adamın anahtarı, her şeyi komikliğe vuran adamdır...’’

ilgililerinin göz atmasında yine de fayda görüyorum...
devamını gör...

eyluling - keriman
uykusuzkahve - hüsnüye
haklıyım ama mutlu değilim - fazıl
ölmedim ama hafif sürünüyorum - fatoş
hi my i run - fikret
devamını gör...

uzun süredir izlemek için beklettiğim final bölümünü bugün itibariyle izledim. final hakkında hiç öyle finali kötü mü iyi mi yorumu yapmayacağım. 11 sezonluk benim için diziden öte, sanki ikinci ailem gibi beraber büyüdüğümüz bir yapım. hatta öyle bir yapım ki şehirin değişimini, beyaz yakalıların evleri alıp istila etmesine tanık olduk.

frank ; ah be kral overdosedan ölmedin ama gittin koronadan öldün. hayatı nasıl yaşamak istiyorsan öyle yaşadın. mesajını verdin. çoğu insanın yapmaya cesaret edemeyeceği şeyleri yaptın. ben buyum dedin ,sistemi reddettin ve istediğin gibi takıldın. dizinin taşıyıcısıydın ama puzzle gibi bir şeyler eksik olduğunun kendinde farkındaydın. fionayı sayıklayıp durdun ve gelmedi bu konuda ona ben de kırgınım çünkü finale gelmesini beklerdim.
fiona ; keşke finale gelseydin be fiona ama harbi kızmışsın duruşunun arkasında durdun gelmedin. çoğu kişi sevmezdi fiona karakterini fakat benim en sevdiğim ve dizinin taşıyıcısı olduğu, ayrıldıktan sonra belli olan bir karakterdi. fiona çabana, hırsına hayranım. hem çalışıp, hem okuyup, hem de tüm çocuklara ve hatta franke gerek anne gerekse baba oldun. tüm bunların hepsini aynı anda yapmaya çalışıyordun fakat olmuyordu. ailen seni geriye doğru çekiyordu çünkü sen bir gallaghersın hiçbir şeyi başaramazsın. tüm bu olumsuzluklara rağmen yılmadın ve gittin. karakter olarak umarım hayalindeki hayata ulaşmışsındır. tabi bunu görme şansımız olmadı keşke görseydik. * bu arada fyf demesek olmaz. diziyi izleyenler bilir.
ian ve mickey ; ikisini birlikte yazdım çünkü bu iki karakter gerçekten inanılmaz uyumluydu. harika bir çift gerçekten. fionanın yokluğunda diziyi bu ikili taşıdı desek yalan söylemiş olmayız. hele bir düğün sahnesi var ki bana kalırsa en iyi eşcinsel evlilik sahnesiydi. aşırı duygulandık ve mutlu olduk. umarım beyaz yakalılarla birlikte yaşamayı becerebilirsiniz.
lip ; kendime en yakın hissettiğim karakter diyebilirim. ne yapsan olmuyor, neye el atsan sıçıp batırıyorsun. aşırı zekisin hayvan gibi üniversitede okuyorsun ve sevgilin hamile olduğu için okulu bırakıp işe giriyorsun. ah ne dostum ah gerçekten hak ettiğin yerde değilsin. kesinlikle frank gibi olacaksın ileride bunun sinyallerini şiddetle verdin zaten. özellikle babana baktığında kendini gördüğünü çok iyi tahmin ediyorum.
debbie ; gerçekten kendinden nefret ettirdi. yok arkadaş yok sevilmiyorsun işte ayrıca lipe bir çakallık yapacağını adım gibi tahmin ediyordum. erkekle denedin olmadı, kadınla denedin olmadı. hepsi seni terk etti çünkü geçimsiz birisin, sinir bozucusun, yalnız kalacaksın üzgünüm. bir de son sezonlarda hep seni gördük yeter da dedik. asla bir fiona olamayacaksın.
kev ve v ; mükemmel bir çift diyebiliriz. kev açısından konuşursak dünyanın en şanslı erkeği diyebiliriz. üçlü ilişki neymiş yahu öyle. * inanılmaz şeyler yaşadı bu ikili kevin v’nin annesini hamile bırakması, v ve svetlananın fantezi kıyafetleriyle temizlik hizmeti sunması, kevin çıplak bir şekilde hac taşıdığı sahne...uzar gider bu liste.
carl; aileden hayatını kurtararak çıkan tek karakter diyebiliriz. polis oldun , polislerin zencilere yaptığı ayrımcılığı gördün , zengin amerikalıların nasıl kayrıldığını gördün ve bu duruma karşı çıktın. harbi adamsın sen. park cezalarını zengin beyaz amerikalılarına kesmeye devam et.
liam; belki aralarında franki seven tek karakterdi. yalnız kalma korkusu , aileden kopmak istememesi, kimse yokluğunu fark etmedi ya la çocuğun.
tommy ve kermit; barın müdavimleri... bu ikili bile dizide bir parçaydı. özellikle o keki yedikten sonra tuvalette ilişkiye girmeleri kahkaha attırmıştı.

ve daha sayamadığım bir çok karakter. bir sürü karakter geldi geçti ve bitti. belki dünyanın en iyi dizisi değil , hatta zaman zaman bazı sezonlar çok düşük bile oldu ama o düşüklüğe rağmen kendini hep izlettirirdi. dizideki tüm karakterler çocuktu hepsi büyüdü, şehir değişti ve buna tanık olduk. her şey için teşekkürler shameless.
devamını gör...

1938 yılından beri ağlıyorum.
devamını gör...

--- alıntı ---
isterse muz kostümü giysin adil mi değil mi ona bakarım,insanları dış görünüşüne göre yargılayacak kadar kişiliksiz değilim.
--- alıntı ---

önemli olan giydiği, taktığı, kullandığı, yaptığı değildir. eğer "adalet adına" diyorsa orada bir duracaksınız. adaletsizliği sadece türbanlı hakim yapmıyor (misal), koca koca kaç yıllık erkek hakimlerde yapıyor. ümitcan uygun'un hakimi kadın mıydı?
devamını gör...

açık konuşayım ne haftalık puan tablosu ne de kafa rozetleri umrumda. hoşuma giden bir başlık olursa yazarım. merak ettiğim bir konuda bilgi başlığı açan olursa okurum . güzel olan her şeyi beğenirim ve favorilerim.
devamını gör...

okumaktan keyif aldığım bir kaç yazar arasındadır kendileri. sözlükte daha fazla bulunması gereken yazardır.
devamını gör...

diyarbakır valisi tarafından söylenen tuhaf ve mesnetsiz söylem.
lütuf edip dinlemiş bir de oradaki insanları, allah razı olsun!

devamını gör...

isleri allaha emanet yapan bir ulke oldugumuz icin cok seyetmedim ben. artik bina yaparken dua ile korurlar.
devamını gör...

bu şey gibi mi ki her şeyin her şeyini bil, her şeyin aslında hiçbir şey olmadığını belli etme.
devamını gör...

tarihi milattan önce 3500'lü yıllara dayanıyor. efsaneye göre fransa'nın güneyinde peynirle aynı ismi taşıyan köyde yaşayan genç bir çoban aşık olduğu kızla gittiği mağarada peynir ekmek bulunan nevalesini orada unutur. geri döndüğünde ekmekte başlayan küflenmenin peynire yayıldığını da görür. peynirin macerası bu efsane ile başlar. çıktığından bu yana bambaşka süreçlerden geçmiş ve çok farklı yerlere gelmiştir. küflü olmasından dolayı mavi peynir de denir.
devamını gör...

tüm köpek cinsleri arasında en çok sevdiğim, dünyanın en iri köpekleri arasında yer alan, sadece "sürüyü koruyan", kurtla, gerekirse ayı ile bile savaşan, insanla yakınlaşmasına sadece sürüye bağımlı olsun pek izin verilmeyen, dünyada yoğun olarak ermenistan, dağistan, gürcistan, azerbaycan ve çevrelerinde yaşar.

türkiye'de "moda olarak" beslenmeye başlanmasından önce kars taraflarında sürü koruma köpeği olarak yıllardır beslenmektedir.

erkekleri 100 kilo civarına rahat erişir, yavruları bile yolda gördüğünüz normal bir sokak köpeğinden daha büyüktür.

en çok rastlanan renk skalası baş ve ense kısmı koyu kırçıllı gri, boynunun altı ve bacaklarının ön kısmında beyazlıklar olan, genelde siyaha yakın koyu gridir.

hava olsun diye satın alınan kangal ve aksaray malaklısı cinsleri gibi sıcak havası olan yerlerde yaşamaları onlar için işkence gibidir.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

fun fact: coco star’ların içinde hindistan cevizi değil beyaz havuç var. nerden okuduğmu hatırlamıyorum ama aklıma böyle kazınmış. bulunduğum yerde cocostar değil bounty var ama bence ikisi de aynı. lacivert bile değil bak aynı diyorum.

hindistan cevizine gelecek olursam; bence dünyada limondan sonraki v.i.p yiyecek. yemek için kabuğunu kırmak işkence, kemirmesi zevkli. suyu tadsız. pipetle içip yüzünü ekşitebilirsin. ben rendelenmiş halini seviyorum. keklerin ve “atom”’un üzerine çok güzel yakışıyor. şampuanlarda da var ve mis gibi kokuyor. bir yiyecek daha ne yapsın?
devamını gör...

cenaze sahibinin gelen misafire hizmet etmesi zaten beni gerçekten kızdıran bir durum. neden böyle bir adet olduğunu anlamıyorum. insanların zaten acısı var, üzüntüsü var bir de yok ona pilav gitti mi buna ayran yetti mi diye uğraşmak zorunda kalıyorlar.
bu zaten gereksiz bir olayken bir de bu işi yüzsüzlüğe vardıranlar beni ekstra delirtiyor. insanlar onca üzüntü arasında pilav dağıtıyor. bir tane yüzsüz çıkıp "karabiber yok mu?" "ketçap alabilir miyim?" "ayran gelmeyecek mi?" diye saçmalıyor ya boğmak istiyorum boğmak. babaannem vefat ettiğinde 1 hafta boyunca kahvaltıdan akşam yemeğine kadar durup bir de çay bekleyen insanlar hatırlıyorum. biri gelip bana "güzel kızımın elinden bi kahve içecek miyiz?" demişti. bu nasıl bir yüzsüzlük gerçekten anlamıyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim