evde sürekli ayakta durarak kurtulduğum ezikliktir.
devamını gör...

psikoseksüel (ruhsal-cinsel) gelişme doğumdan sonra gözlenen ve belirli aşamalardan geçen bir evrimdir. bu aşamalar kişiliğin kuruluş ve olgunlaşmasının temelini oluşturan birtakım evreleri içerir; kişinin, her evreyi zamanında ve tüm gereği ile yaşadıktan sonra, yine zamanında, bir sonrakine geçmesi koşulu vardır. ilkel benlik (id), “almak, elde etmek, zevk almak” temeli üzerine oturmuştur ve tek amacı bunları elde etmektir (acıdan hazza ulaşma). bu amaca ulaşmak için hiçbir kural, ahlak ve vicdan kısıtlayıcı ya da cezalandırıcı izi görülmez. “id” sürekli olarak ister, arzular ve amacına ulaşmak için en küçük bir kısıtlama ya da duraksama tanımaz. bir süre sonra çevrenin etkisi başlar; eğitim, yasalar, gelenekler, ahlak, vb etkenler id’in ölçü tanımaz isteklerine gem vurarak ve törpüleyerek, toplum içinde ve toplum kurallarına uyan kişiliğe dönüşür; “ego” oluşmuştur. ego, isteklerini, haklarını ve sınırlarını bilen bir kişilik bileşenidir. daha sonra da “süperego (ahlaki benlik)” olarak nitelendirilen en üst benlik gelişir; böylece, gerektiğinde başkalarının yararına olacak her türlü özveriyi göstermek, paylaşmak, bağışlamak gibi yüksek ahlak göstergelerini içeren bir benlik türü ortaya çıkar.
psikanalizin kurucusu sigmund freud'un psikoseksüel gelişim teorisinde gelişim 5 evreye ayrılmıştır.
1) oral dönem(0-1 yaş)
2) anal dönem(1-3 yaş)
3) fallik dönem (4-6 yaş)
4) latent (gizil) dönem (7-11 yaş)
5) genital dönem (12-18 yaş)
freud kuramında cinsel gelişimin kişiliğin gelişimindeki önemini
vurgulamaktadır.
devamını gör...

şu an bir düğün konvoyundayım dostlar. evet tam da şu an. en yakın arkadaşımın ablası evleniyor çünkü. 15,20 araba yavaş yavaş korna basa basa ilerliyor. o kadar rahatsız oldum ki. düşünsenize bebeğinizi zar zor uyutmuşsunuz, artık oturup dinlenmek istiyorsunuz ve 20* andaval kornaya basa basa sokaktan geçerek bebeginizin uyanmasına sebep oluyorlar. ne olursa olsun dostlar, su an bulunduğum konumdan aşırı rahatsızım. bu şekilde eğlence adı altında kimsenin kimseyi rahatsız etme hakkı yok. şöyle gereksiz adetlerimizi bırakmamız gerekiyor.
devamını gör...

okumus insanlar alt statuye bir zahmet tenezzul etmesin zaten. yaptiginiz her seyde sonunu dusunmeden hareket ettiniz. niye oturup bunca insani diploma sahibi yaptik biz bunlari yetistirebildik mi, bunlari topluma hizmete kazandirabilecek miyiz diye dusunmuyorsunuz?

niye okuttun lan bizi o zaman? beni muhendis yapip isci olarak calistirmak istemende bir sorun yok yani oyle mi?
devamını gör...

güzeldi. devamı gelsin.
devamını gör...

1- the century of the self -> belgeselde sigmund freud’un öğretilerinin toplumsal kitleler üzerinde nasıl kullanıldığı anlatılmış diyerek kısa bir özet cümlesi kurabiliriz.
freud’a göre insanın doğuştan sahip olduğu arzuları, istekleri yani irrasyonel yönü bilinçdışı ile kontrol edilmelidir. insan arzularını değil, arzuları insanı yönetir. sigmund freud’un bilinçdışı kavramının yeğeni edward bernays tarafından kamuoyunu yönlendirmek, özellikle ürünlerin satılmasını sağlamak için nasıl kullanıldığı ayrıntılı bir şekilde anlatılmış. yani, insanların sadece ihtiyacı oldukları şeyleri satın alırken nasıl ihtiyaç olmayan şeyleri almaya başladıkları kısaca tüketici toplumunun temellerinin nasıl atıldığı hakkında örnekler bulunuyor. bütün bu söylenenlerin psikanalizle yapıldığını görebiliyoruz.

3- food, inc -> tabağımıza koyduğumuz yemek nereden geliyor, paketlenmek ve o paketin içinde kalabilmek için neler yaşıyor, doğal dediğimiz birçok ürün aslında nasıl bir çöpten ibaret, hayvanlar insanlıktan neler çekiyor ve gıda işçileri ne gibi şartlarda yaşıyor. izledikten sonra gidip organik market kapısı yalayacağınız bir belgesel.

3- taboo -> dünyanın büyük bir çoğunluğu için tabu sayılacak çok çok ilginç şeylerin bazı kabilelerde, toplumlarde nasıl ritüelleştirildiğini gördükçe saç baş yolacaksınız. özellikle afrika ve asya'nın bizden ne kadar farklı olduğunu bir kez daha anlamak için muazzam belgesel.
devamını gör...

size öyle bir söverim ki utancınızdan kendi kendinizi uçurursunuz. besmelesiz şener şenin adını ağzınıza almayın lütfen. şener şen canlı yayında babasının elini öpen bir adam. milleti arka odaya davet eden bir adamla kıyaslanamaz.
devamını gör...

annemin evlenmeden önce yaşadığı evden bildiğim durumdur. pek modern yapılar değildir. daha çok dolap tarzındadır. taşıma suyla yıkanılır. bireysellik, mahremiyet açısından yine de iyidir tabii.
devamını gör...

evcil hayvanım
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ingilizce'deki assassin ( suikastçi) kelimesi haşhaşin kelimesinden gelir. hasan sabbah ve müritlerinin haşhaş içtiklerine inanan diğer mezheplerdeki müslümanlar onlara bu ismi vermişler. tarikat, suikastleri ile ünlü oldukları için o zamana dek lügatta bulunmayan kelime ingilizlere arapçadan geçmiştir.
(bkz: hasan sabbah)
devamını gör...

(bkz: feridun abi daha erken ama)
devamını gör...

apartman dairesinde büyüdüm. apartmanda 2 bloğu birbirine bağlayan "mutfak boşluğu" denen, yaklaşık 2 mt2 olan, tüm dairelerin mutfaklarının ve sadece birer çocuk odasının pencerelerinin baktığı, sesin eko yapıp hep karanlıkta kalan bir boşluğa bakan odam vardı.

ortaokul-lise arasındaydı sanırım, bilgisayarımın hoparlörlerini o camın önüne çıkarıp elimde mikrofonla "radyo" yayını yapıyordum apartmana. okuldan geldikten 1 saat sonra yayınım başlıyordu.

apartmanda da sevilen çocuktum, zaten herkes birbirini tanırdı. mahalle kültürü gibiydi. o yüzden kimse şikayetçi de olmazdı. o zamanlar msn vardı, msn'den komşular istek parça gönderirdi çalardım.

birden aklıma geldi duygulandım. napsak, biz de mi girsek bilemedim ki. :)
devamını gör...

kendi yaptığı 'insan' tanımına-nasıl tanımlanırsa tanımlansın-uymayan bir garip bir iğrenç mahluktur.
devamını gör...

siyah, gri, boz, bazen kahverengi, çizgili yapıda tüylere sahip kedi cinsi. beyazları da olabilir.

genelde arkadaş canlısı olurlar. alışırlarsa kendilerini sevdirirler. favorilerimdendir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

o takva sahipleri: “rabbimiz! şüphesiz biz iman ettik; ne olur günahlarımızı bağışla ve ateşin azâbından bizi koru!” derler. ali-imran 16.
devamını gör...

şimdi efenim, pnömoni (zatürre) bir akciğer enfeksiyonu çeşididir. bronkopnömoni ise alveollerde enfeksiyona sebep olan bir pnömoni türüdür. alveollerinde iltihaplanma olan birinin de doğal olarak solunum yolları tıkanır. bu nedenle nefes almakta zorluk çekilir. sigara içmek, aşırı alkol ve beslenmeye göre riski artar. bebekler ve yaşlılar ise daha yaygın görülen risk grubu içerisindedir. onun dışında astım gibi kronik bir rahatsızlığa sahip olanlarda, bazı otoimmün rahatsızlıklara sahip olanlarda risk daha fazladır.

genelde bakteri kaynaklı görülen bir hastalıktır. birincil etken staphylococcus aureus (nazofarenkste kolonize) onun dışında haemophilus influenzae kaynaklı olabilir, pseudomonas aeruginosa, escherichia coli, klebsiella pneumoniae ve proteus kaynaklı olabilir. bunlar da öksürük, hapşırma yoluyla bulaşabilir.

çocuklarda ateş, uyuyamama, iştah kesilmesi, düşük kan oksijen seviyesi, hızlı kalp atışı belirtileri varsa; yetişkinlerde ise, ateş, öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı, baş ağrısı, titreme, terleme, nefes alış hızının artması belirtileri varsa, koşa koşa doktora gidiyorsunuz. doktor da sizi stetoskop ile muayene ettikten sonra, bir takım testlere sokacak; röntgen, kan sayımı, kan ve balgam kültürleri, bronkoskopi, ct taraması (bilgisayar tomografisi) ve nabız oksimetresi. bu testler ve doktor muayenesi sayesinde sizin hasta olup olmamanız belirlenecek.

viral yollu ise, genelde tedavisiz atlatılır, bakteri yollu olanlar ise genelde antibiyotik tedavisi ile geçer. yaşlılar ve kronik rahatsızlığı olanlar ise genelde hastaneye yatar. onlara intravenöz, antibiyotik, gerekliyse oksijen verilerek bir tedavi uygulanır.
devamını gör...

3 sene boyunca spor salonunda çok tatlı bir hoca eşliğinde haftada 5 gün, günde birer saat olmak üzere düzenli yaptığım spor. pilatese başladığım ilk 2 hafta kas ağrısından uyuyamadığım zamanlar oldu ama sonra vücut alışıyor. pilatese başlama amacım, kilo vermekti. ama sonra salona kilo almak için gelenleri de görünce anladım ki sadece pilates yaparak kilo vermek mümkün değil. o dönem derin araştırmalara başladım, güç ve fitness kanalını keşfettim. meğer aslolan, kalori açığı çıkartmakmış yani gün içinde harcanan kalori, alınan kaloriden fazla olmalıymış. kalori hesaplama uygulaması olan fatsecret'i yükledim. diyetisyene gitmeden, ameliyat vb olmadan, tamamen sağlıklı beslenerek, bol su içerek kalori, makro hesabı ve pilates ile bu süreçte 25 kg verdim. verilen kiloların çoğu yağdandı. yağ oranımda bayağı düşüş oldu. bu süreçte pilates sayesinde vücutta sarkma vb. olmadı, vücudum sıkılaştı. 25 kg vermiştim ama herkes 40 kg vermiş gibisin, çok gençleştin, falan demeye başlamıştı. bir arkadaşımın tabiriyle, önceden çocuklarımın anneannesi gibi görünürken şimdi ise annesi gibi görünmeye başlamıştım. duygusal dünyama da faydası olduğunu düşünüyorum çünkü bu süreçte antidepresanı bırakmıştım eskisi kadar depresif hissetmiyordum, aslında yapılan hangi spor dalı olursa olsun, bedenin gevşemesi, zihnin de gevşemesini, sakinleşmesini sağlıyor. bu da genel olarak daha iyi hissetme hali olarak ortaya çıkıyor. pilatesi, stres atmak, temiz bir beslenme ile kas oranınızı arttırmak ve bedenen, zihnen ve ruhen sakinleşmek için tavsiye ederim.
devamını gör...

kahvesever biri olarak online listesinde mahlası sözlüğe ilk geldiğimden beri dikkatimi çeken moderatör. bir nick bu kadar güzel olur.
hoş geldiniz efendim.
devamını gör...

sahiplenme, bir şeye sahip çıkmak.

"sevdasını, bidayette kıyısından köşesinden paylaşırken, zamanla tamamen sahiplenmiş." - attila ilhan

acım çok tazeyken, dilimde bu kelime mühür olmuşken size bir hikaye anlatmak istiyorum.
serseri bir sokak köpeğinin sevgi dolu ancak başına buyruk hayatının hikayesi.
2016 yılının kasım ayında izmir sahil şeridinde yolculuk yaparken edremit çıkışında ramiz köftede bir mola verelim, dedik. içeriye girdik. kaskları, ekipmanı çıkartırken bir bey yaklaştı, eski motorcuymuş sohbete başladı. o esnada bir kutunun içinde mini minnacık iki yavru köpek gördüm. biraz sevdim. sohbet de ilerleyince yanımızdaki beyin işletme sahibi olduğunu, arka tarafta da terk edilmiş sokak hayvanlarına destek olduğunu öğrendim. bu, iki yaramaz da daha yeni gelmişler, annelerini kaybettikleri için sahiplendirmeye çalıştıklarını söyledi. biri de hastaymış bir süre evde kalması, iyi bir bakım görmesi gerekiyormuş. dedi bak bağınız oldu sana vereyim, sen de onun hayatını kurtarmış olursun. tamam da, dedim, motorda gidemez nasıl olacak?
ben size yollarım tedarikçilerim var oraya sık gidip gelen, dedi. numaraları aldık, iki gün sonra 'paşa' evimizdeydi.
bu arada o sıralarda anacaddede apartmanda yaşıyorum ve evde hayvanları kapalı tutmanın pek de vicdan işi olduğunu düşünmüyorum. bu köpeği sahiplenirken asıl niyetim ailemin bahçesinde bakmaktı. babamın dileğiydi. en azından yardıma ihtiyacı olan bir hayvanı iyileştirmek ve yetiştirmek.
ama ufaklık için dışarıda yaşayabilecek gücü toplaması, aşılarının yapılması, bacağındaki eğriliğin düzelmesi için iki ay kadar evde kalmalı dedi veteriner.
yavru köpüş gerçekten bebek gibi oluyormuş. geceleri ağlıyordu kucağımda uyutuyordum. kucağımdan uzaklaşınca hüzünlü bir hale bürünüyordu. sabahları gözümü açana dek sessizce bekliyor ama o andan sonra çılgın gibi havlıyor, oyun istiyordu. bir de patisinin içi yumuşacık kadifemsi bir dokuya sahip olduğu için kucağımdayken hep elim patisinde oluyordu, okşuyordum. el ele dizi izliyorduk. o, eşim yanıma yaklaşınca hafiften hırlıyor, burnunun ucu ile itiyordu. ailemin yanına göndereceğim zaman yaklaşıyor ama ben kopmak istemiyordum. bu esnada taşındık güzel bir siteye geçtik; bahçeli, şehir gürültüsünden uzak bir yer. içten içe köpeğimi vermek zorunda kalmayacağımı düşünürken bir gün yönetici ile karşılaştım. elimde tasma, paşa'yı bahçeye bırakmışım özgürce sağa sola koşuyor. uzaktaki köpeği gösterip şu sizin mi dedi, evet dedim. sitede evcil hayvan yasak, geçen de birini mahkemeye verdiler vs.... konuştu, konuştu... eşim de evde olsun, pek istemediği için mecbur evladı bıraktım aileme , ağlaya ağlaya...
ailem 70 km uzakta bir ilçede yaşıyor. ayda bir, iki ayda bir geldiğimde bir kavuşmalarımız var sormayın. ben uzaktan seslenirim o bağrış çığrış kucağıma atlar. üstelik artık benden de büyük. eskisi gibi hemen elini uzatır patisinin altını seveyim diye. bahçeye girene dek üç ayağının üzerinde yürür asla bırakmaz, el ele yürümenin yolunu bulduk resmen. o hafif bana yaslanır, ben eğilirim iyice yavaşta olsa beraber alırız o yolu.
bana biri yaklaşınca, en ufak tehdit hissetsin çıldırır. uzak durmakta fayda olur. bizim serseri, sahipli sokak köpeği gibi özgür istediği gibi gezer tozar gelir.
pandemi sebebiyle aileme pek sık gelmiyorum. tatil vesilesi ile geldim. içeri girdim yarım saat sonra annem dedi ki, sana bir haberim var. paşa 15 gündür yok. sen üzülme diye söylemedim. belki de gelir diye ümit ettim ama yok.
tahmin ettiği gibi çok üzüldüm. gözlerim dolu dolu sokağa bakıyorum, belki çıkıp gelir diye. birileri zarar vermemiştir diye de dua ediyorum.
devamını gör...

kimine göre normal, kimine göre anormal gelecek ilişkidir.

bana soracak olursanız taraflardan birini veya ikisini de böyle bir ilişkiye girdi diye yaftalamam, yaftalasam da bir tarafına takacak ya sanki.

ama madem böyle bir başlık açtık, tanımını ve değerlendirmesini de kendi görüşümle yapmak istiyorum.

özellikle "sevgililik" kavramında ele alacak olursam çok da sağlıklı bir ilişki gibi durmuyor. mesele yaş farkı da değil, 30 yaşındaki kadın 43 yaşındaki erkekle iyi anlaşır mesela. veya 43 yaşındaki kadın 32 yaşındaki erkek.
ama her şeyin başladığı dönemde, 19 yaşında olan bir kadın 32 yaşında bir adamla duygusal ilişkiye girse olsa olsa hayalkırıklığı çöker üstüne. kadın erkek fark etmeden daha genç sayılan biri muhtemelen akranı veya yakın yaşlarındaki biriyle sağlıklı bir duygusal ilişki kurar.

onun dışında sadece cinsel ilişki amaçlı, özellikle sugar daddylik ilişkilerinde iki taraf da birbirinden memnun oluyor, iki taraf da birbirinden istediğini alabiliyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim