edebiyat ve okuma kulübü
ben de buradayım dedim dedim noldu şimdi?
evet sevgili yazarlar çaylak kardeşler, evet sen sen burası nere diyen yeni gelen kardeşim!
4 ay kadar önce entel paratoneri olarak kurduğumuz bu grubumuzdan çoğunuzun haberi hala yok! evet şok olma seslerini duyar gibiyim!
karantina canınıza tak etmedi mi?
tam uber mikemmel kapanmada darlanmıyon mu?
sevgilinle kavga ettin engeli mi yedin?
internete sörf yapmaktan dopaminlerin deforme mi oldu?
çaresiz değilsin, çare kafa sözlük okuma ve edebiyat kulübü! son güncelleme ile filmleri de ekledik. nezih saygılı hedefine yönelik bir grup, en az club house kadar vip bir ortam! (bkz: sısısısı)
ortak seçtiğimiz kitapları okuyup filmleri izleyip brain focuslarımızı çarpıştırdığımız bu telegram grubuna iştahı olan herkesi bekliyoruz. iletişim bir turuncu uzağınızda.
not: aile salonumuz vardır.
evet sevgili yazarlar çaylak kardeşler, evet sen sen burası nere diyen yeni gelen kardeşim!
4 ay kadar önce entel paratoneri olarak kurduğumuz bu grubumuzdan çoğunuzun haberi hala yok! evet şok olma seslerini duyar gibiyim!
karantina canınıza tak etmedi mi?
tam uber mikemmel kapanmada darlanmıyon mu?
sevgilinle kavga ettin engeli mi yedin?
internete sörf yapmaktan dopaminlerin deforme mi oldu?
çaresiz değilsin, çare kafa sözlük okuma ve edebiyat kulübü! son güncelleme ile filmleri de ekledik. nezih saygılı hedefine yönelik bir grup, en az club house kadar vip bir ortam! (bkz: sısısısı)
ortak seçtiğimiz kitapları okuyup filmleri izleyip brain focuslarımızı çarpıştırdığımız bu telegram grubuna iştahı olan herkesi bekliyoruz. iletişim bir turuncu uzağınızda.
not: aile salonumuz vardır.
devamını gör...
(tematik)
misvak'ın aşağı bak karikatürü
bu yapılan çizimler saklanmalı, devran döndüğünde çizen, yayınlayan arkadaşlara tekrar gösterilmeli.kokușmuș fikirlerin aynı mı yoksa döndün mü diye.
devamını gör...
z kuşağı bir kanser türüdür
abilerim ablalarım z kuşağıyla alakadar açılan bir başlığa daha gönderi girmiştim ve sanıyorum ki orada kendimi anlaşılır bir şekilde ifade etmiştim. kendimi yinelemek istemiyorum. ama rica ediyorum genelleme yapmayınız. bizim kuşağımızda da kayda değer bir şeyler yapmaya çalışan birey sayısı küçümsenemeyecek kadar fazla. teknoloji çağına doğmuş olmamız da bizim suçumuz değil lütfen bunu da göz önünde bulundurun. hatta bu bir suç değil. geleceğin mesleklerinde bir tanesinin de youtuberlik veya tiktokerlik gibi şeyler olacağı internetin ya da görüntülü telefonların yeni yeni çıkmaya başladığı sıralarda bilinmese de bu tür teknolojilerin gelişmesiyle geleceğin meslekleri olacağı belliydi zaten. bir de bu yönden düşünü rica ediyorum. ve lütfen şunu da unutmayın, ileride sizin emekli olduğunuz mesleklerin başına bizler geçeceğiz. belki içimizden birisi cumhurbaşkanı bile olacak. üstelik bizim neslimizi kanser türü olarak adlandıran nesiller de bizim dünyaya gelmemizde aracı olan bir üst kuşak. yani sizin kuşağınız y kuşağı. bu durumda ben de siz y kuşağı büyüklerime şunu sormak istiyorum. madem bu kadar kötü görecektiniz z kuşağını, bu kanser türünü neden yaydınız? kendi kendimize mitoz bölünerek oluşmadık çünkü biz. hadi ben çocuk yapmadım diyorsanız da z kuşağından kardeşi olan birileri illa ki vardır. böyle yaftalamayın artık çok rica ediyorum. gençlerde yanlış gördüğünüz bir şey varsa bunu ona düzgünce söylemek bir büyük olarak sizin bir nevi göreviniz. böyle başlıklar açmak yerine bunun için uğraş gösterseniz inanın bir şey kaybetmezsiniz. hatta gördğünüz yanlışı düzeltmeye vesile bile olabilirsiniz.
teşekkürler.
teşekkürler.
devamını gör...
pame radyo yayını
bu hafta beni koşu yaparken yakalayan canım yayın. marikaki’nin sıcak sesi, serin bir esinti ve çocuk sesleri... güzel bir haftanın başlangıcı olsun.
devamını gör...
küçük şeylerle mutlu olmak
hayata sımsıkı tutunabilmektir. her anın tadını çıkartarak, mutlu olmak için çaba göstermektir. kahvenin kokusunu içine çektiğinde yüzünde oluşan gülümseme, yürüyüşe çıktığında hissettiği huzur, temiz havayı içine çekerken hissettiğin ferahlık, yanında sevdiğin herhangi bir insan olmasının verdiği mutluluk, kitap kokusunu içine çekmenin ve sayfalarca okumanın verdiği sevinç, kardeşinle paylaştığın güzel anların hiç bitmeyeceği hissidir küçük şeylerle mutlu olmak.
devamını gör...
erkek cinayetleri
farklı bir açıdan bakmak istediğim konu.
şöyle:
sevgili/eş cinayetine kurban giden ve sırf reddedildiği için öldürülen kadın sayısı ile mesela reddedildiği için öldürülen -varsa- erkek sayısını şöyle bir kıyaslarsanız, durumun neden kadınlar adına bu kadar vahim olduğunu ve sürekli "kadın cinayeti" olarak dillendirildiğini sanırım anlayabilirsiniz.
öyleyse neden ölüyor geri kalan erkekler?
iflah olmaz bir müge anlı izleyicisi olarak gözlemlediğim şey şu ki, kayıp diye aranan ve sonra ölü olarak bulunan birçok erkeği öldüren yine bir erkek çıkıyor. tabi istisnalar da çıkıyor, bunu göz ardı edemeyiz.
tabi ki cinayet denen şeyin cinsiyete göre değerlendirilmesi gerektiğini asla savunamam. giden bir canın, kadın ya da erkeğe ait olmasının bir farkı yok. hatta bitki ya da hayvana ait olmasının bile -en azından benim için- farkı yok. can candır ve her can sahibine tatlıdır. ancak şunu kabul etmemiz gerekir ki, ülkede engellenemeyen erkek ağırlıklı bir öfke sorunumuz var. bunun arkasında da eğitimsizlik sorunu var. eğitimsiz bir kadın genellikle eşi tarafından ezilmiş ve korkak bir profil çizerken, eğitimsiz erkekler kaba saba, vurmaya kırmaya meraklı profiller çiziyorlar.
bakınız
en ufak bir tatsızlıkta yanındaki erkekten ölümüne dayak yiyen kadınlar, en ufak bir anlaşmazlıkta mesela amca oğlu tarafından vurulup bir kenara atılan erkekler, karnesi kötü geldi diye babasının öfkesine kurban olan çocuklar, çoğunlukla bir erkek tarafından gözleri oyulup bacakları kırılan, yakılan hayvanlar vesaire... yok mu bunları yapan kadın? var ama sizce sayılar birbirine yakın mı? hiç sanmıyorum.
sorunumuz kadın cinayetlerinden ziyade erkeklerin öfke kontrolsüzlüğü... her şeyin başında bu var çünkü. hiçbir şeye tolerans gösteremeyen, anlayışsız, tahammülsüz bu insanların bir şekilde tedavi edilmesi gerekiyor çünkü bu insanların sadece kadınlara değil, diğer erkeklere, kediye köpeğe hatta genel olarak toplumdaki her şeye zarar verme potansiyelleri çok yüksek.
şöyle:
sevgili/eş cinayetine kurban giden ve sırf reddedildiği için öldürülen kadın sayısı ile mesela reddedildiği için öldürülen -varsa- erkek sayısını şöyle bir kıyaslarsanız, durumun neden kadınlar adına bu kadar vahim olduğunu ve sürekli "kadın cinayeti" olarak dillendirildiğini sanırım anlayabilirsiniz.
öyleyse neden ölüyor geri kalan erkekler?
iflah olmaz bir müge anlı izleyicisi olarak gözlemlediğim şey şu ki, kayıp diye aranan ve sonra ölü olarak bulunan birçok erkeği öldüren yine bir erkek çıkıyor. tabi istisnalar da çıkıyor, bunu göz ardı edemeyiz.
tabi ki cinayet denen şeyin cinsiyete göre değerlendirilmesi gerektiğini asla savunamam. giden bir canın, kadın ya da erkeğe ait olmasının bir farkı yok. hatta bitki ya da hayvana ait olmasının bile -en azından benim için- farkı yok. can candır ve her can sahibine tatlıdır. ancak şunu kabul etmemiz gerekir ki, ülkede engellenemeyen erkek ağırlıklı bir öfke sorunumuz var. bunun arkasında da eğitimsizlik sorunu var. eğitimsiz bir kadın genellikle eşi tarafından ezilmiş ve korkak bir profil çizerken, eğitimsiz erkekler kaba saba, vurmaya kırmaya meraklı profiller çiziyorlar.
bakınız
en ufak bir tatsızlıkta yanındaki erkekten ölümüne dayak yiyen kadınlar, en ufak bir anlaşmazlıkta mesela amca oğlu tarafından vurulup bir kenara atılan erkekler, karnesi kötü geldi diye babasının öfkesine kurban olan çocuklar, çoğunlukla bir erkek tarafından gözleri oyulup bacakları kırılan, yakılan hayvanlar vesaire... yok mu bunları yapan kadın? var ama sizce sayılar birbirine yakın mı? hiç sanmıyorum.
sorunumuz kadın cinayetlerinden ziyade erkeklerin öfke kontrolsüzlüğü... her şeyin başında bu var çünkü. hiçbir şeye tolerans gösteremeyen, anlayışsız, tahammülsüz bu insanların bir şekilde tedavi edilmesi gerekiyor çünkü bu insanların sadece kadınlara değil, diğer erkeklere, kediye köpeğe hatta genel olarak toplumdaki her şeye zarar verme potansiyelleri çok yüksek.
devamını gör...
azalan verimler kanunu
bir üretim sürecinde bütün üretim faktörleri(sermaya, doğal kaynak vs.) sabitken sadece bir üretim faktörünün miktarı artırılırsa, üretime alınan her girdide ilk başta toplam ürün artarken doyum noktasına ulaştıktan sonra verimlilik azalmaya ve daha sonra düşmeye başlar. çok eskiden beri var olan, genel geçer bir iktisat kanunudur.
örnek vermek gerekirse; diyelim siz bir inşaattan sorumlusunuz, inşaata devamlı yeni işçiler alıyorsunuz ama başka hiçbir şeyi degiştirmediniz ya da artırmadınız. bu yeni gelen işçiler ilk başta çok çalışıp işi hızlandırırken zamanla bu işçilere ekstra malzeme alınmadıgı için (baret, kova, çimento vs.) iş yapmamaya başlayacaklar ve böylece iş verimliligi düşecektir. burada yeni gelen işçiler emek faktörüne, sayısı degişmeyen kova, çimento da sermaye faktörüne örnektir.
aynı şekilde bir lokantada sadece garson sayısının artırılmasını da buna örnek olarak verebiliriz.
örnek vermek gerekirse; diyelim siz bir inşaattan sorumlusunuz, inşaata devamlı yeni işçiler alıyorsunuz ama başka hiçbir şeyi degiştirmediniz ya da artırmadınız. bu yeni gelen işçiler ilk başta çok çalışıp işi hızlandırırken zamanla bu işçilere ekstra malzeme alınmadıgı için (baret, kova, çimento vs.) iş yapmamaya başlayacaklar ve böylece iş verimliligi düşecektir. burada yeni gelen işçiler emek faktörüne, sayısı degişmeyen kova, çimento da sermaye faktörüne örnektir.
aynı şekilde bir lokantada sadece garson sayısının artırılmasını da buna örnek olarak verebiliriz.
devamını gör...
ihtarname
arada sırada sırf daktilo sesi için dinlediğim cem karaca şarkısı. daktilo'nun müzik aleti olarak kullanılması falan, mükemmel bir şey.
devamını gör...
lütuf ve zehir
iki kişilik çok perdeli oyunun karakterinden biri, boşuna nete veya kitaplara bakmayın orada yok.
sadece bende.
öyle uzun zamandır bu oyunun içinde yer alıyorum ki, iki kelam etme hakkını kendimde görüyorum artık.
güzel bir karakter bu, bir erkeğin başına gelebilecek en güzel tanrı lütfu, o derece güzel. doğru düzgün yüzüne gözüne bakmadım yanyana geldiğimizde ama gördüm, güzeldi, güzel.
ayrıca ve dahi ben daha onu görmeden kelimelerinden anlamıştım güzel olduğunu, zıpır, neşeli, aynı kalemden çıkıp aynı gözlerle okunan kelimeleri vardı, güzel ve lütuf.
bazen canı yanardı, anlardım ekrandaki yansımasından, bazen neşeli olurdu, bazen sarhoş ama hep güzel.
ve çok zehir.
öyle ki, ömrü hayatında içinde biriken zehir beyninin cıvataları yerinden oynayınca direkt üzerinize boşalıyor, hatta can yakmak için bile bile yapıyor bunu, öyle zehir.
sonra durup yaptığına bakıyor, bir müddet boş boş, sonra onu / beni arıyor gözleri, içinde söylenmemiş ve söylenmiş binlerce özür, bir cümle kuruyor size ait, ufacık bir cümle, o cümle yetiyor size, "tamam, geçti" dediğini anlıyorsunuz.
ve yerinizin onun yanı olduğunu anlayıp, o an farkına varıyorsunuz tekrar ve tekrar ona koşmak istediğinizin.
döngünün bir yerinde duvarların yıkılmasını ve o ana kadar dayanabilme gücünüzün olmasını dileyerek.
amen ve amentü!
sadece bende.
öyle uzun zamandır bu oyunun içinde yer alıyorum ki, iki kelam etme hakkını kendimde görüyorum artık.
güzel bir karakter bu, bir erkeğin başına gelebilecek en güzel tanrı lütfu, o derece güzel. doğru düzgün yüzüne gözüne bakmadım yanyana geldiğimizde ama gördüm, güzeldi, güzel.
ayrıca ve dahi ben daha onu görmeden kelimelerinden anlamıştım güzel olduğunu, zıpır, neşeli, aynı kalemden çıkıp aynı gözlerle okunan kelimeleri vardı, güzel ve lütuf.
bazen canı yanardı, anlardım ekrandaki yansımasından, bazen neşeli olurdu, bazen sarhoş ama hep güzel.
ve çok zehir.
öyle ki, ömrü hayatında içinde biriken zehir beyninin cıvataları yerinden oynayınca direkt üzerinize boşalıyor, hatta can yakmak için bile bile yapıyor bunu, öyle zehir.
sonra durup yaptığına bakıyor, bir müddet boş boş, sonra onu / beni arıyor gözleri, içinde söylenmemiş ve söylenmiş binlerce özür, bir cümle kuruyor size ait, ufacık bir cümle, o cümle yetiyor size, "tamam, geçti" dediğini anlıyorsunuz.
ve yerinizin onun yanı olduğunu anlayıp, o an farkına varıyorsunuz tekrar ve tekrar ona koşmak istediğinizin.
döngünün bir yerinde duvarların yıkılmasını ve o ana kadar dayanabilme gücünüzün olmasını dileyerek.
amen ve amentü!
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en sevdiği hayvan
mahlasımdan da anlaşılacağı üzere kuşlardır.*
her türlüsünü çok seviyorum. kuşlara karşı büyük bir hayranlığım da var ayrıca. düşünsenize istediğiniz an gökyüzünün derinliklerine akabiliyorsunuz. bu fazla etkileyici bence..
ikinci sırada da kedigiller bulunuyor bu arada.*
her türlüsünü çok seviyorum. kuşlara karşı büyük bir hayranlığım da var ayrıca. düşünsenize istediğiniz an gökyüzünün derinliklerine akabiliyorsunuz. bu fazla etkileyici bence..
ikinci sırada da kedigiller bulunuyor bu arada.*
devamını gör...
giovanni scognamillo
1929 doğumlu yazar, sinema tarihçisi, araştırmacı, eleştirmen, çevirmen, eğitmen ve ressam. 2016'da aramızdan ayrıldı.
sinema üzerine önemli kitapları var. aynı zamanda spekülatif kurgu türünde pek çok kıymetli eser vermiş bir isim. anısına her yıl gio ödülleri düzenleniyor.
sinema üzerine önemli kitapları var. aynı zamanda spekülatif kurgu türünde pek çok kıymetli eser vermiş bir isim. anısına her yıl gio ödülleri düzenleniyor.
devamını gör...
normal sözlük'e giriş serüveni
ekşi sözlükte buraya sövüp sayıyorlardı. dedim bunlar kötü diyorsa kesin iyidir.
devamını gör...
brenner tümörü
olguların %99'u benigndir.
tranzisyonel hücrelidir.(mesane epiteline benzer)
kahve çekirdeği hücreleri ve walthard aradıkları görülür.
tranzisyonel hücrelidir.(mesane epiteline benzer)
kahve çekirdeği hücreleri ve walthard aradıkları görülür.
devamını gör...
yaşamaya dair
her okuduğumda hayata dair beni daha da heveslendiren şiirdir. nazım hikmet'e olan hayranlığımı da had safhaya çıkarır. bir de sertap erener'den dinlemek isterseniz buraya bırakayım.
devamını gör...
de da bağlacını ayıramayanlara öğretici örnekler
(bkz: bulunma hal eki)
(bkz: bağlaç olan de)
bulunma ekleri her zaman birleşik yazılır.
örneğin;
o konuda sana katılıyorum.
bu cümleden da'yı çıkarırsak anlam bozulur.
bağlaç olan de ise her zaman ayrı yazılır.
örneğin;
o da gelecekmiş.
bu cümleden da'yı çıkarırsak anlam bozulmaz.
(bkz: bağlaç olan de)
bulunma ekleri her zaman birleşik yazılır.
örneğin;
o konuda sana katılıyorum.
bu cümleden da'yı çıkarırsak anlam bozulur.
bağlaç olan de ise her zaman ayrı yazılır.
örneğin;
o da gelecekmiş.
bu cümleden da'yı çıkarırsak anlam bozulmaz.
devamını gör...
en sevilen dizi çifti
anakin ve r2-d2
devamını gör...
gomercan ile o gemi radyo programı
e süpermiş. honki bunu beğendi.
devamını gör...
kayra han
mitolojimizde çok önemli bir yere sahip olan kayra han tüm tanrıların tanrısı'dır. gök tanrı'nın çocuğu olarak bilinir ve annesi yoktur.
gökyüzünün en üstünde, 17. katında oturur.
kayra han'ın ülgen, kızagan ve mergen adında üç oğlu vardır. anla
oğullarının arasında en bilineni iyilik tanrısı ülgen'dir. hatta dünyayı yarattığı söylenir. (bkz: yaratılış destanı)
tanrı kayra han, yeryüzünü yarattıktan sonra yaşam ağacını yani uluğ kağın'ı dikmiştir. (bkz: uluğ kağın)
insanların dokuz atası bu ağacın dokuz dalından türemiştir. yani dünya üzerindeki dokuz ırk bu insrdan türemiştir.
gökyüzünün en üstünde, 17. katında oturur.
kayra han'ın ülgen, kızagan ve mergen adında üç oğlu vardır. anla
oğullarının arasında en bilineni iyilik tanrısı ülgen'dir. hatta dünyayı yarattığı söylenir. (bkz: yaratılış destanı)
tanrı kayra han, yeryüzünü yarattıktan sonra yaşam ağacını yani uluğ kağın'ı dikmiştir. (bkz: uluğ kağın)
insanların dokuz atası bu ağacın dokuz dalından türemiştir. yani dünya üzerindeki dokuz ırk bu insrdan türemiştir.
devamını gör...
sözlüklerde ak partili ve müslüman insanlara saldırılması
oğlum partin gibi dini kullanarak mağdur edebiyatı yapamazsın..
hayır belki de müslümansın.. ayıp olmuyor mu hacı dayı o kadar emek.. ceylan derisi falan.. sonrasında başında ilk emir oku diye başlayan kitap göndermişler açıp okusana
ama pardon senin tayfan sanırım oklava ile (bkz: cin çıkarma seansında öldürülen kadın)ın çevresi ile aynı inançta.. malum hem akp li hem de cahil müslümanlarsınız.. yazık tükettiğiniz oksijene..
hayır belki de müslümansın.. ayıp olmuyor mu hacı dayı o kadar emek.. ceylan derisi falan.. sonrasında başında ilk emir oku diye başlayan kitap göndermişler açıp okusana
ama pardon senin tayfan sanırım oklava ile (bkz: cin çıkarma seansında öldürülen kadın)ın çevresi ile aynı inançta.. malum hem akp li hem de cahil müslümanlarsınız.. yazık tükettiğiniz oksijene..
devamını gör...
