keşke konserine gidebilseydim denilen sanatçılar
barış manço, neşet ertaş.
devamını gör...
türkçe şarkılarda geçen mükemmel sözler
vay vay sevdin onu
sevmesen ölürdün, sevdin onu öldün
sevmesen ölürdün ama sevdin gene öldün
ezginin günlüğü-yastıklı şarkı
sevmesen ölürdün, sevdin onu öldün
sevmesen ölürdün ama sevdin gene öldün
ezginin günlüğü-yastıklı şarkı
devamını gör...
kırıldığında susmak
fırtına öncesi sessizliktir. konuşmaya başlayınca artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
devamını gör...
hukuk okumak
bu ülkede olmayan bir şeyi okuma hissini tatmak için okunan bölüm.
devamını gör...
agora meyhanesi radyo yayını
gördüğüm en ilginç rüya deneyimini paylaşmaya geldim. 10 yıl kadar önce hayatımın en kötü rüyasını gördüm, bir mısır tarlasında tüm yüzü saçlarla kaplı karanlık, kötü bir adamı bulmaya çalıştığım uzun bir rüyaydı, yaşadığım korkuyu çok iyi hatırlıyorum. sonraki gün ailemden birisi bir kaza geçirip hastanelik oldu. rüyayla olayı birleştirmeye çalıştım doğal olarak ama açıklaması yok tabi. bu da böyle bir anım.
iyi yayınlar, yine ilginç bir konu, keyifle dinliyorum.
iyi yayınlar, yine ilginç bir konu, keyifle dinliyorum.
devamını gör...
şey (1982)
b sınıfı filmlerin unutulmaz yönetmeni john carpenter' ın 1982 yapımı filmidir. bugün gerilim ve alien filmleri arasında kült bir film olarak kabul edilmektedir.
howard hawks ve christian nyby'nin 1951 filmi olan the thing from another world filminden esinlenerek yazılmış olan john w. campbell, jr.'ın who goes there? adlı romanından esinlenilmiştir
antarktika'da bir grup araştırmacının, gördüğü insanların kılığına girebilen bir yaşam formu ile karşılaşmasını ele alır. neredeyse tamamı tek mekanda geçen ve az sayıda oyuncu kadrosu ile çekilen film gergin ve kaotik bir atmosferi çok iyi yansıtmıştır.
bu filmi en özel yapan şey, bilinmezliğin verdiği korku ye paranoya. yaratığın aslında kim olduğunu bilmememiz her karakterden şüphelenmemizi sağlar. bu da, filmin izleyicisi gibi değil , sanki bir parçasıymışsınız gibi hissetmemizi sağlamıştır. özellikle meşhur kan testi sahnesinde gerim gerim gerilmemek elde değil. film her ne kadar yaklaşik 40 sene önce çekilmiş olsa da, özel efektler yerine gerçek modellerin kullanilmasi filmin eskimesini engellemiş. bugünün sinema izleyicileri bu efektleri komik bulabilir, ancak o zamanki teknoloji ve aşırı düşük bir bütçeye sahip olmasına rağmen yönetmen john carpenter müthiş bir iş çıkarmıştır.
filmin sonu ise çok etkileyici, seyirciyi tamamen ortada bırakıyor, sanki devamı çekilecekmiş gibi olmuş. daha iyi bir son yazılamazdı sanki. filmin bokunu çıkarmamak adına carpenter’ın devamını çekmemesi de çok iyi olmuş, malum bu yola gidildiğinde orijinal filmi bile sorgular hale geliyorsunuz. filmin sonu ise bütünü ile müthiş bir uyum içinde olmuş.
tabii hollywood boş durmamış ve 2011 de prequel film çekmiştir. sonuç tabii ki; olmamış.
howard hawks ve christian nyby'nin 1951 filmi olan the thing from another world filminden esinlenerek yazılmış olan john w. campbell, jr.'ın who goes there? adlı romanından esinlenilmiştir
antarktika'da bir grup araştırmacının, gördüğü insanların kılığına girebilen bir yaşam formu ile karşılaşmasını ele alır. neredeyse tamamı tek mekanda geçen ve az sayıda oyuncu kadrosu ile çekilen film gergin ve kaotik bir atmosferi çok iyi yansıtmıştır.
bu filmi en özel yapan şey, bilinmezliğin verdiği korku ye paranoya. yaratığın aslında kim olduğunu bilmememiz her karakterden şüphelenmemizi sağlar. bu da, filmin izleyicisi gibi değil , sanki bir parçasıymışsınız gibi hissetmemizi sağlamıştır. özellikle meşhur kan testi sahnesinde gerim gerim gerilmemek elde değil. film her ne kadar yaklaşik 40 sene önce çekilmiş olsa da, özel efektler yerine gerçek modellerin kullanilmasi filmin eskimesini engellemiş. bugünün sinema izleyicileri bu efektleri komik bulabilir, ancak o zamanki teknoloji ve aşırı düşük bir bütçeye sahip olmasına rağmen yönetmen john carpenter müthiş bir iş çıkarmıştır.
filmin sonu ise çok etkileyici, seyirciyi tamamen ortada bırakıyor, sanki devamı çekilecekmiş gibi olmuş. daha iyi bir son yazılamazdı sanki. filmin bokunu çıkarmamak adına carpenter’ın devamını çekmemesi de çok iyi olmuş, malum bu yola gidildiğinde orijinal filmi bile sorgular hale geliyorsunuz. filmin sonu ise bütünü ile müthiş bir uyum içinde olmuş.
tabii hollywood boş durmamış ve 2011 de prequel film çekmiştir. sonuç tabii ki; olmamış.
devamını gör...
normal sözlük fuck buddy aranıyor ilanları
ilk başlıkta yazarlığın hakkını veren, yazar gibi yazar ilanı. (bkz: ücretsiz kısırlaştırma)
devamını gör...
küfür etkisi yaratan ama küfür olmayan sözler
uzun uzun aciklama yapilan kisiye; anlayip anlamadigi soruldugunda isitilen, "hayir anlamadim" cevabi.
sac yoldurur.
sac yoldurur.
devamını gör...
sen haklısın deyip konuyu kapatmak
yorulmuş insandır muhtemelen uğraşmak istemiyordur.
devamını gör...
vajinismus
çok ciddi sıkıntılı bir durum. eminim bu dertten muzdarip bir çok kadın, gizli gizli sanki utanılacak bir şeymiş gibi okuyacak, hatta belki bu satırları bile okuyacak. umarım okur ve bunun olağan bir durum olduğunu kabul eder, üzerindeki o yükü birazcık olsun hafifler.
bunun altında tam olarak ne yatıyor bilmiyorum, bir çok değişken sebep olabilir. acı çekeceğim düşüncesi, ya da korkutulmak, utanmak filan değil sadece, emin olabilirsiniz. bunların hiçbiri bende yoktu, ama 8 ay kadar uğraştırdı beni de.
ben nedense bir mahçubiyet, önemsizlik, değersizlik hissine kapılmıştım. korkuyordum, ağlıyordum. eşlere büyük iş düşüyor. eşim ilk zamanlar çok olağan karşılanmıştı. ama sonrasında bazı sızlanmaları oldu, ne kasıyorsun kendini, korkulacak ne var, bir şey mi saklıyorsun, bu kadar tecrübesiz olduğunu tahmin edememiştim, bana da kendimi kötü hissettiriyorsun, aman ne kıymetliymiş, dünya üzerindeki tek kadın sen misin, amma büyüttün yaaa vs vs. kendimi kaybedene kadar içtiğim oldu, hani olsun bitsin bari ben de kendimi kasmamış olurum, fark etmeden biter bu iş diye.. yine olmadı.utancımdan kimseye durumu anlatamadım ama hırs yaptım, eşimin söyledikleri ağır gelmişti. şu iş bi bitsin boşanacağım diye koymuştum kafaya. salaklık işte ne alakası var di mi ama sanki o iş olmadan boşanmam bile mümkün değildi. kime ne anlatabilirim ki diye düşünüyordum. güya canım cicim ayları, işkence çekiyordum resmen. göstermelik olarak mutluydum. kafam allak bullaktı. 6 ay sonra doktora gitmeye karar verdik. muayene sonrası, kasılma durumunun benim irademle olmadığını 'tecavüze bile uğrayamayacağımı' tamamen psikolojik bir durum olduğunu anlattı.
ikimiz de ayrı ayrı psikolojik destek de aldık. inanır mısınız bilmiyorum, hipnoz seanslarına da gittim. hayatımız olağan akışında devam etti. 2 ay sonrasında amaca ulaşmıştık.
anlatmak istediğim, evet küçük denilebilecek bir yaşta evlenmişim, ama evlenmeden önce kısmi tecrübelerim olmuştu, eşimle de olmuştu, ailemden hiç baskı görmedim, bu durumla uğraşırken üniversiteden yeni mezun olmuş, iyi de bir iş bulmuştum. psikolojik olarak bu durumu tetikleyebilecek hiçbir neden bulamıyordum. benim başıma gelmez sanıyordum, herkesin başına gelebiliyor. kendinizi önemsiz, değersiz, beceriksiz hissetmeyin lütfen. herşeyden önemlisi, cinsel birleşmeye büyük bir anlam yüklemeyin, yemek yemek kadar insani bir şey, bunu kabul edin. bir anormallik hissettiğiniz an benim gibi bekleyip, psikolojinizi bozmadan profesyonel destek alın. çok ama çok hızlı çözülecek, inanın.
bunun altında tam olarak ne yatıyor bilmiyorum, bir çok değişken sebep olabilir. acı çekeceğim düşüncesi, ya da korkutulmak, utanmak filan değil sadece, emin olabilirsiniz. bunların hiçbiri bende yoktu, ama 8 ay kadar uğraştırdı beni de.
ben nedense bir mahçubiyet, önemsizlik, değersizlik hissine kapılmıştım. korkuyordum, ağlıyordum. eşlere büyük iş düşüyor. eşim ilk zamanlar çok olağan karşılanmıştı. ama sonrasında bazı sızlanmaları oldu, ne kasıyorsun kendini, korkulacak ne var, bir şey mi saklıyorsun, bu kadar tecrübesiz olduğunu tahmin edememiştim, bana da kendimi kötü hissettiriyorsun, aman ne kıymetliymiş, dünya üzerindeki tek kadın sen misin, amma büyüttün yaaa vs vs. kendimi kaybedene kadar içtiğim oldu, hani olsun bitsin bari ben de kendimi kasmamış olurum, fark etmeden biter bu iş diye.. yine olmadı.utancımdan kimseye durumu anlatamadım ama hırs yaptım, eşimin söyledikleri ağır gelmişti. şu iş bi bitsin boşanacağım diye koymuştum kafaya. salaklık işte ne alakası var di mi ama sanki o iş olmadan boşanmam bile mümkün değildi. kime ne anlatabilirim ki diye düşünüyordum. güya canım cicim ayları, işkence çekiyordum resmen. göstermelik olarak mutluydum. kafam allak bullaktı. 6 ay sonra doktora gitmeye karar verdik. muayene sonrası, kasılma durumunun benim irademle olmadığını 'tecavüze bile uğrayamayacağımı' tamamen psikolojik bir durum olduğunu anlattı.
ikimiz de ayrı ayrı psikolojik destek de aldık. inanır mısınız bilmiyorum, hipnoz seanslarına da gittim. hayatımız olağan akışında devam etti. 2 ay sonrasında amaca ulaşmıştık.
anlatmak istediğim, evet küçük denilebilecek bir yaşta evlenmişim, ama evlenmeden önce kısmi tecrübelerim olmuştu, eşimle de olmuştu, ailemden hiç baskı görmedim, bu durumla uğraşırken üniversiteden yeni mezun olmuş, iyi de bir iş bulmuştum. psikolojik olarak bu durumu tetikleyebilecek hiçbir neden bulamıyordum. benim başıma gelmez sanıyordum, herkesin başına gelebiliyor. kendinizi önemsiz, değersiz, beceriksiz hissetmeyin lütfen. herşeyden önemlisi, cinsel birleşmeye büyük bir anlam yüklemeyin, yemek yemek kadar insani bir şey, bunu kabul edin. bir anormallik hissettiğiniz an benim gibi bekleyip, psikolojinizi bozmadan profesyonel destek alın. çok ama çok hızlı çözülecek, inanın.
devamını gör...
friedrich nietzsche
“en derin yaralarla başlar, en derin gülücükler. en yüksek uçurumlardan düşerken öğrenirsin uçmayı. en derin denizlerde boğula boğula becerirsin tek bir nefeste yaşamayı.” sözünün sahibi filozof.
devamını gör...
tahammül edilemeyen insan özellikleri
ben hariç herkes salak kafasında olan salaklar.
devamını gör...
kakaolu süt
içerken dikkat etmenizi tavsiye edeceğim süttür efendim zira lekesi çıkmıyor!
devamını gör...
14 abisi olan kız
15. abisi olmanız gereken kızdır.
devamını gör...
kısa boylu kadınların daha güzel olması
bugün kendimizi nasıl iyi hissetsek diye düşünürken denk gelen başlık.
tamam doğru değil ama şuan çok da doğrudur diyesim var. harikayız, mütüşüz, mikemmeliz..*
tamam doğru değil ama şuan çok da doğrudur diyesim var. harikayız, mütüşüz, mikemmeliz..*
devamını gör...
manuş baba'nın çok hızlı unutulması
bu havada gidilmez dedi ve gitti galiba.
devamını gör...
hoşlanılan ama tanımadığınız biriyle nasıl tanışılır sorunsalı
sen hele hoşlanılan insana denk gel, ondan kolay ne var diye fikir vermek istediğim başlık.
sigara içen ateş iştesin
içmeyen saat sorsun
saati olan çarpsın özür dilesin
bla bla bla.
dediğim gibi hoşlanılan insan bulmak mesele.
ötesi azıcık özgüven.
sigara içen ateş iştesin
içmeyen saat sorsun
saati olan çarpsın özür dilesin
bla bla bla.
dediğim gibi hoşlanılan insan bulmak mesele.
ötesi azıcık özgüven.
devamını gör...


