zweig’ın, karısı lotte ile intiharına, hitler’in dünya düzenini kalıcı sanmasının verdiği karamsarlığın yanı sıra, kendi dünyasının asla bir daha varolmayacağı düşüncesi neden olmuştu. zweig'ın ebedi yolculuğuna çıkmadan önce bizlere bıraktığı o son sözler, intihar mektubu:

"özgür iradem ve açık bir bilinçle bu yaşamdan ayrılırken, son bir sorumluluk yerine getirilmeyi bekliyor: bana ve işimi yapmama huzurlu bir ortam sunan harika ülke brezilya’ya içten teşekkürlerimi sunmak. her yeni günle bu ülkeyi daha çok sevmeyi öğrendim, ruhsal anavatanım avrupa kendi kendini yok ettikten ve ana dilimin dünyası yok olduktan sonra, dünyanın hiçbir yerinde hayatımı bu kadar severek yeniden kuramazdım. ama altmışıncı yaştan sonra tam anlamıyla yeniden başlamak çok özel bir güç gerektiriyor. ve benim gücüm yıllar süren vatansız yolculuklardan sonra iyice tükendi. bu nedenle hayatımı doğru zamanda ve doğru bir şekilde sonlandırmamın iyi olacağına inanıyorum. ki hayatım boyunca tinsel uğraşım en büyük haz kaynağım ve kişisel özgürlüğüm en yüce değerim oldu. bütün dostlarımı selamlarım! hepsine uzun geceden sonra gelen tanın kızılllığını görmek nasip olsun! ben, her zamanki sabırsızlığımla önden gidiyorum.”
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

30 küsür yıllık rüya arşivimin birinde eski mahalleme ev ziyaretine gidiyorum, salonda oturuyoruz, benden başka yabancı kişiler var, karşımda böyle camekanlı büfe duruyor. hafiften kafamı uzatınca büfenin içinde 30-40 yıllık estetikten uzak ve göze resmen tecavüz eden siyah beyaz fotoğraflar görüyorum. ( sırf bu yüzden de camekanlı eski büyük büfelere karşı alerji oluştu bende, eğer bir de içinde eski siyah beyaz fotoğraflar da varsa resmen tiksintiye dönüşüyor). yanıbaşımda plastik leğenin içine kıymalı pideler (bizde etliekmek) dizilmiş ve üzerinde sinekler daire çizerek uçuyordu. (o yüzden bir ay ağzıma etliekmek koyamadım).
aradan bir müddet sonra aynı mahalleye gidiyorum. (bu sefer rüya değil gerçek). ilk gittiğimde salonda benden başka yabancı misafirler oturmuş, kıymalı pide yiyorlar. ısrar etmelerine karşın yemeyi reddettim. salonda da camekanlı büfe var. daha sonraki ziyaretimde o büfenin alt kapağı açıldığında tesadüfen eski bir siyah beyaz fotoğraf görmeyeyim mi? daha sonra hediye götürdüğüm dondurma, tabakla önüme servis edildi. daha sonra da o dondurmanın üzerinde bir sinek daire çizerek uçmasın mı? içimden eyvah, rüya gerçeğe mi çıkıyor yoksa demeye başladım . en sonunda dayanamayıp ben bir dışarı çıkayım diye müsaade istemek zorunda kaldım. rüya gerçeğe dönüştü resmen.
devamını gör...

beni dinliyorsanız başlıyorum

maskenizi takın .
devamını gör...

ne güzel.
dualarında bizi de unutmaz inşallah.
devamını gör...

dolandırmak için kullanılmayan bir kitap kalmıştı, o da oldu.

"kitap tanıtmak istiyoruz" diyerek vatandaşlara ulaşan patix kitap isimli şirket, iddiaya göre mağdurlara istediklerinden daha fazla kitap bırakıyor, "2 hafta içinde iade edebilirsiniz" diyerek senet imzalatıyor. kitapları iade etmek isteyen vatandaşlar 2 hafta boyunca verilen telefona ulaşamıyor. ardından şirket, "14 gün geçtiği için iade kabul edilmez, borcunuzu ödeyin" diye mesajlar göndermeye başlıyor. son 6 ay içerisinde onlarca kişinin savcılığa suç duyurusunda bulunduğu ortaya çıktı.

patix kitap isimli kitap şirketinin elden satış yöntemiyle binlerce kişiyi dolandırdığı iddia ediliyor. buldukları telefon numaralarını arayıp "kitap setleri satıyoruz sizi ziyaret etmek istiyoruz" diyerek randevu alan kişiler, vatandaşların almak istediği kitap sayısından çok daha fazlasını bırakarak "2 hafta içerisinde bu kitaplardan beğendiğiniz olursa alırsınız, gerisini biz teslim alacağız" diyerek en az 1400 tl’lik senet imzalatıyor. vatandaşlar "kitapları geri alın" diye aramak istediklerinde ellerindeki telefon numarası yanıt vermiyor. dolandırıcılar iki hafta geçtikten sonra vatandaşlara borçları ödemeleri konusunda mesajlar atmaya başlıyor. iade etmek isteyenlere 14 gün geçtiği ve yasal iade süresi dolduğu için artık tüm kitapların parasını ödemek zorunda olduklarını söylüyor.


buradan
devamını gör...

özellikle mağlup olunan maçlardan sonra futbolcu ya da teknik direktörlerin kurduğu cümledir.

çünkü bizim oynadığımız, yönettiğimiz, desteklediğimiz takım hep çok zor gol atar ama çok basit goller yer.

basit golden kasıt nedir tam anlamıyorum, hiçbir zaman da anlamadım. adamlar topu kale ağzına kadar getiriyor, bir tanesi kaleciyi çalımlayıp topu ağlara gönderiyor ve biz basit gol yemiş oluyoruz. kaleci topu elinden kaçırıyor, bir futbolcu ofsaytı bozuyor, bir başkası kaleciye kısa ya da yavaş bir şekilde geri pas veriyor, savunmada kademe kayboluyor, bekler oyuncusunu takip etmiyor ya da rakip küçük üçgenler kurarak bizim savunmayı hallaç pamuğu gibi atıyor ama yediğimiz gol basit oluyor.

bu cümle aynı zamanda kendi hatamızı kabul eder gibi yapmak ama kabul etmemektir. yani biz iyi oynadık ama basit goller yedik. rakip çok matah bir top oynamadı, golleri biz yedik. bizden daha organize değildi rakip, goller basitti sadece.

sisteme sadakat göstererek futbol oynarsak, herkes topu alıp kamikaze gibi rakip savunmanın içine dalmazsa basit goller yemeyiz bence.

top çevirelim bana kalırsa, hem futbolda hem hayatta. her ikisini de basit oynarsak basit goller yemeyiz.
devamını gör...

lise mezunu bireylerin 12 yıl boyunca öğrenemeyip kendileri dışında herkesi suçladıkları kurallardır. herkez'ler, yada'lar yanlız'lar, herşey'ler havada uçuşur. ki, mi, de'ler zaten perişan. sonra da amaan ne dikkat edeceğim resmi evrak mı yazıyorum? ana dilini doğru yazabilmek kişinin hem kendine hem diline, hem mensubu olduğu topluma saygısıdır. okuyucusuna saygısıdır.
devamını gör...

soran olursa mevlana şehri dersin.
devamını gör...

ya evde yoksam?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

türkiye'de 1937-1948 yılları arasında kurulmuş 21 köy enstitüsünden doğu akdeniz bölgesinde olanı. bugün osmaniye'ye bağlı olan düziçi beldesinde (bugün ilçe, o dönemde bahçe ilçesinin bir beldesi) kurulan okul, adana, hatay, maraş ve antep illerinden öğrenci alıyordu.

1940 yılında alman hastanesi olarak bilinen bir yapıda açılan okul, bu binanın yetersizliği üzerine imeceyle yapılmış yeni binalarla genişler ve civardan öğrenci almaya başlarlar. özellikle kız öğrenci alımı çok zordur, zira birçok yerde kızların göğüslerine silikon (yani pamuk) yapılarak "kızlar büyük, işte memeleri çıktı" diye okula gönderilmez.

mezunlarının ağalarla en çok kavga ettiği okullardan biridir. dolayısıyla da 1946 yıkımı denen süreçte en çok yozlaşan kurumlardan olacaktır. örneğin ivriz köy enstitüsü'nden sürgün gelen kemal bayram çukurkavaklı "bayrağı yırtıp helaya attı" diye linç edilmek istenir, günlerce hastanede yattıktan sonra okuldan atılarak tutuklanır. doldurulmuş öğrenciler, yıllar sonra bahçe kaymakamı olacak mehmet can'ın arkasından yapıldığı gibi teneke çalarlar bu solcu öğrencileirn arkasından...

mezun olamamış çukurkavaklı haricinde, behzat ay ve ali yüce gibi yazar ve şairlerin de mezun olduğu kurum bugün düziçi fen lisesi olarak devam ediyor. tarihî binaları da geçtiğimiz günlerde chp'den akp'ye transfer olan belediye başkanı tarafından restore edilmişti.

kaynak: pakize türkoğlu'nun tonguç ve enstitüleri kitabı, ayrıca fakir baykurt'un kemal bayram çukurkavaklı hakkında yazdığı portre (dost yüzleri eserinde yer alır).
devamını gör...

balkonda uyumak keyifli değildir. asıl keyifli olan damda uyumaktır. yıldızları saya saya uykuya dalmak...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

öyle bi içimden geldi, aslında bu yoktu
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yönetmenliğini ali atay'ın yaptığı * başrollerini serkan keskin ve ertan saban'ın paylaştığı film.

--- alıntı ---

makedonya'da yaşayan suat eski bir tır şoförüdür ve ölümcül bir hastalık nedeniyle yatağa düşer. oğlu sakip'i yanına çağırır ve ölmeden önceki tek arzusunu açıklar. suat seneler önce istanbul'da imam nikahı kıyarak bir kadınla evlenmiştir ve bu evlilikten bir çocuğu olmuştur. ancak suat bebekken terk ettiği bu çocuğu hiç görememiştir. ölmeden önce tek dileği selim adındaki ikinci çocuğunu bulup ondan helallik istemektir. buna göre oğlu sakip'ten istanbul'a gidip kardeşini bulmasını ister. sakip babasının emektar arabasına atlayıp elinde yalnızca kardeşinin adı ve eski bir adresle istanbul yollarına düşer.

--- alıntı ---
devamını gör...

only the strong-laura marling
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
mila hanımdan bir poz.
devamını gör...

damar sertleşmesi olarak tanımlanır. damar sertleşmesi yaşayan kişilerin sigara içen,şeker hastalığı bulunan ve yüksek kiloya sahip olan kişilerde sıklıkla görülür. kalp damarları ve bacaklarda sık seyretmektedir.
devamını gör...

çok merak ediyorum kendimi
başıma bir şey mi geldi
öldüm mü kaldım mı
hiçbir haber yok kendimden

bu sabah kapımı çaldım
kapıyı açan kendim
bir süre kendime baktım
bu güleç yüz bendim

oh ne güzel bir sabah
bugün de yaşıyorum demek
benden başka yok kimsem
beni merak edecek.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim