kızın başörtü takmak istememesi
ben de isterdim 25’ten önce bunu yapabileyim ama işte toplum böyle bir şey. neyse ki geç oldu çok da güç olmadı.
devamını gör...
yeşillendirmenin normal sözlük karşılığı
(bkz: vitaminlendirmek). beğenenler beni vitaminlendirebilir. (turuncu-> portakal-> vitamin) . ( tamam, vurmayın. en azından denedim)
edit : +bkz
edit : +bkz
devamını gör...
allah'ın büyük harf ile başlaması üzerine
amacım sözlük okumak, etkileşimde bulunmak, bilgiye ulaşmak.
sonuçta benim özgürlüğüme bir müdahale yok, a harfini büyük yapan adam kendi ana sayfasında böyle görüyor.
ben yine küçük harf ile yoluma devam ediyorum.
tanım : uzlaşmacı bir ortam için olması gereken.
sonuçta benim özgürlüğüme bir müdahale yok, a harfini büyük yapan adam kendi ana sayfasında böyle görüyor.
ben yine küçük harf ile yoluma devam ediyorum.
tanım : uzlaşmacı bir ortam için olması gereken.
devamını gör...
sanat
sanat eserlerinden bağımsız bir sanat kavramı var mıdır sorusunu sormayı zorunlu kılan soru. yapılan her tanıma yönelik tanımın kapsamına uymayan bir sanat eseri örneği verebileceği için (sağolsun avangartlar) sanat nedir sorusunun "bir şey ne zaman sanat eseridir?" sorusundan itibaren şekillenen hayli analitik bir yanıtı var. (ben demiyorum, sanat teorisyenleri diyor)
"x bir sanat eseridir ancak ve ancak;
-malzemeye biçim vermek suretiyle x’i ortaya çıkartan bir fail (insan) varsa
-x, bir tavır ya da bakış açısı ortaya koyuyorsa
-x’te retorik (genellikle metaforik) eksiltmeler varsa
-bu eksiltme ve boşlukların doldurulması - yorumlanması konusunda izleyici katılımına gereksinim duyuyorsa
-x’i yorumlarken sanat tarihsel bağlama gereksinim duyuluyorsa." (noel carroll)
bu durumda tanıma uyan sanat yapıtı - sanatçı - izleyici üçgenin oluşturduğu organizasyona sanat denebilir.
"x bir sanat eseridir ancak ve ancak;
-malzemeye biçim vermek suretiyle x’i ortaya çıkartan bir fail (insan) varsa
-x, bir tavır ya da bakış açısı ortaya koyuyorsa
-x’te retorik (genellikle metaforik) eksiltmeler varsa
-bu eksiltme ve boşlukların doldurulması - yorumlanması konusunda izleyici katılımına gereksinim duyuyorsa
-x’i yorumlarken sanat tarihsel bağlama gereksinim duyuluyorsa." (noel carroll)
bu durumda tanıma uyan sanat yapıtı - sanatçı - izleyici üçgenin oluşturduğu organizasyona sanat denebilir.
devamını gör...
abductor pollicis brevis
devamını gör...
yedi numara
yedi numara dizisin de haydar'ın armagan'a aşkını ifade etmek icin söylediği sözlerle dizinin ne kadar muhteşem bir dizi olduğunu varın siz düşünün yazar kardeşlerim
"sıfır bir değer değildir. bir sayı bile degildir. ancak başka bir sayının yanına gelince değer yaratır, tıpkı sevda gibi. sevdanın da tek başına değeri yok. ille de biri olmalı. sıfır ne kadar çoksa sayı o kadar çoğalır. sevda ne kadar çoksa insan o kadar çoğalır, büyür.
sana dese ki biri, "sevdamı al, kendine ekle, bir ömür ile çarp, sonra sonsuza eşitle". yine değeri sıfır mı olur senin için?"
"sıfır bir değer değildir. bir sayı bile degildir. ancak başka bir sayının yanına gelince değer yaratır, tıpkı sevda gibi. sevdanın da tek başına değeri yok. ille de biri olmalı. sıfır ne kadar çoksa sayı o kadar çoğalır. sevda ne kadar çoksa insan o kadar çoğalır, büyür.
sana dese ki biri, "sevdamı al, kendine ekle, bir ömür ile çarp, sonra sonsuza eşitle". yine değeri sıfır mı olur senin için?"
devamını gör...
serpico
serpico (1973), yönetmen sidney lumet 'in polis frank serpico'nun gerçek hayatını anlattığı sürükleyici bir polisiye filmidir. filmin biz türkleri ilgilendiren bir tarafıda var.
bundan sonrası spoiler, biz türkleri ilgilendiren kısmı da spoilerin sonunda bulabilirsiniz:
--! spoiler !--
film, 70'lerin başında kendisini yozlaşmış polislerin arasında bulan idealist bir polis memuru olan frank serpico' nun, o düzen içinde hayatta kalma çabalarını anlatır.
filmin ana teması yalnızlığın getirdiği çaresizliktir. kokuşmuş polislerin arasına düşen serpico ya düzene uyacak ya da cezalandırılacaktır. serpico' nun polis olduktan sonra ideallerine uyuşmayan durumlara tanık olması ve etrafındaki meslektaşlarının bu durumlara normalmiş gibi davranmasının onun üzerindeki psikolojik etkileri çok güzel yansıtılmış. bu noktalara değinilmesi de filmi daha derin yapmış. al pacino her zamanki gibi rolünün hakkını vermiş. zaman içinde yıpranan karakterini adeta yaşamış. hiç de kolay olmayan bir rolün üstesinden gelmeyi başarmış. ortaya çıkan ise kendisinin en iyi performanslarından biri. bunun sonucu ilk en iyi erkek oyuncu akademi ödülü adaylığını almayı başarmış.
sidney lumet zaten benim favori yönetmenlerimden biri ve bana kalırsa kendine has, o sürükleyici anlatımı aynı diğer filmlerinde olduğu gibi bu filmin de temposuna olumlu etki yapmış. filmi seyrederken aynı serpico gibi sürekli tehlikedeymişiz gibi hissediyoruz. lumet, serpico'nun yaşadığı gergin ruh hallerini bize de yaşatmayı başarmış.
gelelim türklerle bağlantısına, serpico vurulduktan sonra hastaneye kaldırıldığında ilk müdaheleyi yapıp onu hayata döndüren doktor tiyatrocu nejat uygur’ un abisi zeki uygur dur.
konu ile ilgili detaylı bilgiyi milliyet gazetesinden bulabildim. belli sebeplerden ben o linki açmam diyorsanız yazılanları aynen aşağıya kopyalayacağım, oradan okuyabilirsiniz.
ben linki açarım diyenler için link veriyorum.
--! spoiler !--
--- alıntı ---kalp yetmezliği sonucu yaşamını yitiren, tiyatro oyuncusu nejat uygur’un, abd’de yaşayan beyin cerrahı ağabeyi 86 yaşındaki zeki uygur, new york’ta sevenleri tarafından son yolculuğuna uğurlandı. abd’de yaşayan türklere ve ihtiyacı olan herkese karşılık beklemeden yardım ettiği için, ’zeki baba’ olarak anılan zeki uygur, connecticut eyaleti’nde toprağa verildi.
zeki uygur için new york’un manhattan semtinde, müdavimi olduğu ali baba terrace lokantası önünde cenaze namazı kılındı. zeki uygur, eşi ayla uygur, oğulları halit ve feridun uygur ile çok sayıda seveni tarafından son yolculuğuna uğurlandı.
zeki uygur, 1954-57 yılları arasında gülhane askeri tıp akademisi’nde genel cerrahi uzmanlığı eğitimi almıştı.
zeki uygur, istanbul kasımpaşa hastanesi beyin cerrahisi bölümünde görev yapmış ve 1969 yılında tabip albay rütbesiyle deniz kuvvetlerinden emekli olmuştu. uygur, emekli olduktan sonra da new york’a göç etmişti.
serpico filmi polisi
zeki uygur, 1970’lerde new york emniyet müdürlüğü’nde verdiği dürüstlük mücadelesiyle amerika’nın en saygın kişiliklerinden biri haline gelen ve ibretlerle dolu yaşam öyküsü al pacino’nun başrolünü oynadığı ’serpico’ adlı filme konu olan ’paco’ lakaplı ünlü dedektif frank serpico’yu ölümden döndüren doktor olarak da tanınmıştı.
bir narkotik operasyonunda yanağından vurulduktan sonra, türk beyin cerrahı zeki uygur’un yaşama döndürdüğü paco, geçtiğimiz yıllarda dha muhabirine, “vurulduktan sonra, kapımda polis koruması olmasına karşın kendimi güvende duymuyordum. amerikalı doktorlara da güvenim yoktu. hatta bana ilişkin başka hesapları vardı. dr. uygur hem benim yaşama dönmemi sağladı, hem de beni korudu. o günden bu yana türklere hayranlık duyuyorum” demişti.--- alıntı ---
bundan sonrası spoiler, biz türkleri ilgilendiren kısmı da spoilerin sonunda bulabilirsiniz:
--! spoiler !--
film, 70'lerin başında kendisini yozlaşmış polislerin arasında bulan idealist bir polis memuru olan frank serpico' nun, o düzen içinde hayatta kalma çabalarını anlatır.
filmin ana teması yalnızlığın getirdiği çaresizliktir. kokuşmuş polislerin arasına düşen serpico ya düzene uyacak ya da cezalandırılacaktır. serpico' nun polis olduktan sonra ideallerine uyuşmayan durumlara tanık olması ve etrafındaki meslektaşlarının bu durumlara normalmiş gibi davranmasının onun üzerindeki psikolojik etkileri çok güzel yansıtılmış. bu noktalara değinilmesi de filmi daha derin yapmış. al pacino her zamanki gibi rolünün hakkını vermiş. zaman içinde yıpranan karakterini adeta yaşamış. hiç de kolay olmayan bir rolün üstesinden gelmeyi başarmış. ortaya çıkan ise kendisinin en iyi performanslarından biri. bunun sonucu ilk en iyi erkek oyuncu akademi ödülü adaylığını almayı başarmış.
sidney lumet zaten benim favori yönetmenlerimden biri ve bana kalırsa kendine has, o sürükleyici anlatımı aynı diğer filmlerinde olduğu gibi bu filmin de temposuna olumlu etki yapmış. filmi seyrederken aynı serpico gibi sürekli tehlikedeymişiz gibi hissediyoruz. lumet, serpico'nun yaşadığı gergin ruh hallerini bize de yaşatmayı başarmış.
gelelim türklerle bağlantısına, serpico vurulduktan sonra hastaneye kaldırıldığında ilk müdaheleyi yapıp onu hayata döndüren doktor tiyatrocu nejat uygur’ un abisi zeki uygur dur.
konu ile ilgili detaylı bilgiyi milliyet gazetesinden bulabildim. belli sebeplerden ben o linki açmam diyorsanız yazılanları aynen aşağıya kopyalayacağım, oradan okuyabilirsiniz.
ben linki açarım diyenler için link veriyorum.
--! spoiler !--
--- alıntı ---kalp yetmezliği sonucu yaşamını yitiren, tiyatro oyuncusu nejat uygur’un, abd’de yaşayan beyin cerrahı ağabeyi 86 yaşındaki zeki uygur, new york’ta sevenleri tarafından son yolculuğuna uğurlandı. abd’de yaşayan türklere ve ihtiyacı olan herkese karşılık beklemeden yardım ettiği için, ’zeki baba’ olarak anılan zeki uygur, connecticut eyaleti’nde toprağa verildi.
zeki uygur için new york’un manhattan semtinde, müdavimi olduğu ali baba terrace lokantası önünde cenaze namazı kılındı. zeki uygur, eşi ayla uygur, oğulları halit ve feridun uygur ile çok sayıda seveni tarafından son yolculuğuna uğurlandı.
zeki uygur, 1954-57 yılları arasında gülhane askeri tıp akademisi’nde genel cerrahi uzmanlığı eğitimi almıştı.
zeki uygur, istanbul kasımpaşa hastanesi beyin cerrahisi bölümünde görev yapmış ve 1969 yılında tabip albay rütbesiyle deniz kuvvetlerinden emekli olmuştu. uygur, emekli olduktan sonra da new york’a göç etmişti.
serpico filmi polisi
zeki uygur, 1970’lerde new york emniyet müdürlüğü’nde verdiği dürüstlük mücadelesiyle amerika’nın en saygın kişiliklerinden biri haline gelen ve ibretlerle dolu yaşam öyküsü al pacino’nun başrolünü oynadığı ’serpico’ adlı filme konu olan ’paco’ lakaplı ünlü dedektif frank serpico’yu ölümden döndüren doktor olarak da tanınmıştı.
bir narkotik operasyonunda yanağından vurulduktan sonra, türk beyin cerrahı zeki uygur’un yaşama döndürdüğü paco, geçtiğimiz yıllarda dha muhabirine, “vurulduktan sonra, kapımda polis koruması olmasına karşın kendimi güvende duymuyordum. amerikalı doktorlara da güvenim yoktu. hatta bana ilişkin başka hesapları vardı. dr. uygur hem benim yaşama dönmemi sağladı, hem de beni korudu. o günden bu yana türklere hayranlık duyuyorum” demişti.--- alıntı ---
devamını gör...
eskisi kadar kolay olmayan şeyler
para biriktirmek.
devamını gör...
turgut uyar
benim gibi pek şiir bilmeyen, sevmeyen bir insanı bile 2 gündür şiirleriyle duvardan duvara çarpabilen şairdir kendisi.
(bkz: göğe bakalım)
(bkz: göğe bakma durağı)
(bkz: göğe bakalım)
(bkz: göğe bakma durağı)
devamını gör...
insan iyi midir kötü müdür sorunsalı
yanlış hatırlamıyorsam batman filminde bir sahne vardı. "iyi olmak için, içinde mutlaka biraz kötülük olmalı, kötü olmak içinse, içinde hiç iyilik olmamalı." diyordu. başlık aklıma bunu getirdi.
devamını gör...
ahmed arif
cemal süreya ile yakın arkadaş olan şairdir. ahmed arif cemal süreya'nın kız kardeşine aşık olur ama hep içinde tutar bir gün meyhanede cemal süreya ile otururlarken durumu anlatır böyleyken böyle ben seviyorum der. cemal süreya bu durumu olumlu şekilde karşılayarak bu duruma olur verir. cemal süreya kız kardeşi ile konuşur ve bir buluşma ayarlanır ancak ahmed arif bu buluşmaya gitmez ve ortadan kaybolur. bu olay üzerinden bir kaç gün sonrasında cemal süreya meyhanede ahmed arif'i görür ve ona neden buluşmaya gitmediğini sorar. ahmed arif'in cevabı çok ince ve duygusaldır. cemal o gün gömleğim kirliydi giyecek başka gömleğim de yoktu bu yüzden kız kardeşinin karşısına öyle çıkamazdım der. hayatı bu şekilde aşk dolu yaşamış değerli şairimizdir ahmed arif. saygı, sevgi ve özlemle...
devamını gör...
insanı yoran şeyler
düşünmek, bu şeylerin en birincisidir.
devamını gör...
aşırı öz güven sahibi birey iticiliği
açılın ben doktorum havasında gezen, uzun ve kararlı cümleler kuran, hayiri yanıt olarak kabul etmeyen, genelde iyi giyimli ve kemik gözlük takan, bana amirinizi çağırın tarzı cümleler kuran, her yerde patronumsu ve rahat, fuleli tavırlar sergileyen alfa birey iticiliği. bak surdan s. git.
devamını gör...
antalya'da bir kadının cinsel saldırıya uğraması
umarım olabilecek en kötü şekilde can verirsin ve umarım o annenin de kızının da ahı yerde kalmaz.
devamını gör...
zaman bir algı mıdır yoksa gerçek mi sorunsalı
güzel bir soru.
fizik mühendisi değilim ama şansımı deneyeceğim. *
önce dünyada neye "zaman" dediğimizi anlamak gerek sanırım.
gündüz, gece, yaz, kış dediğimiz olaylar, güneş'in etrafında dönerken, kendi eksenimiz etrafında da döndüğümüz için gerçekleşen bazı olaylar, bu cepte. elimizde hareketli bir dünya var, doğup battığını gördüğümüz bir güneş var ve bu doğma batma sürecini eşit parçalara ayırmak istiyoruz. bunu en iyi nasıl yaparız? hiç değişmeyen ya da çok az değişen bir şeyleri temel alarak. konuya merakı olanlar, sezyum 133 atomunun belirli bir salınım sayısına saniye dediğimizi biliyordur mutlaka. işte bu atomun bu hareket sayısından yola çıkarak, günümüzü, yılımızı belirli zamanlara böldük ki işlerimizi kolaylaştırabilelim.
şimdi meşhur bir düşünce deneyini irdeleyelim: elimizde 2 adet kutu var. bunların içerisinde de kutunun üst ve alt tabanındaki aynalara her çarpışında seken ve her bir çarpmasında 1 saniye geçen birer foton var. yani 2 tane ışık saatimiz var. bu saatler yan yana dururken ikisi için de 1 saniye, 2 saniye, 3 saniye... süresi eşit şekilde geçecek. sonra ben geliyorum ve kutulardan birini alıp yürümeye başlıyorum. şimdi, normalde bir aşağı bir yukarı gidip gelen foton bu kez benimle birlikte hareket eden kutunun içerisinde, alt ve üst tabanlara vurmak için hareket etmek ve belli bir yolu almak zorunda kalacak.
temsili görsel (soldaki duran, sağdaki hareketli olan saat):

(görsel, physics.stackexchange. com'dan alıntıdır.)
bu durum, başta eşit süreler deneyimleyen ışık saatlerinin o eşitlik durumunu bozdu. artık ilk saatimiz hareketsiz olduğundan saniyeleri aynen baştaki gibi saymaya devam ederken, 2. kutudaki fotonumuzun 2 çarpışı arasında geçen süre uzamaya, yani artık zamanımız daha yavaş akmaya başladı.
kütle çekimi nedeniyle uzay zamanın bükülmesi dediğimiz şey, büyük kütlelerin yakınında daha yüksek seviyelerde meydana geliyor. böyle büyük kütlelerin yakınındaysanız ve bu tür bir kütleye doğru düşüyorsanız, kütlenin büyüklüğü ve kendi kütlenize bağlı olarak belirli bir ivme kazanıp hızlanırsınız. hızlandığınız zaman, taşıdığınız ışık saatinizdeki parçacığın alması gereken yol da gittikçe artar ve 2 çarpma arasında geçen süre daha da uzar. bu da büyük kütlelerin yanında neden zamanın neredeyse durma sınırına geldiğini açıklar.
yalnız burada olup bitenlerin, referans çerçevesine bağlı olduğunu unutmayın. ben saati taşırken benim için hiçbir değişiklik hissedilmez ama dışarıdan bakan kişiye göre saat yavaşlamış olur. biyolojik faaliyetlerimiz de saatle paralel şekilde ilerlediğinden, yüksek hızlarda hareket edenlerde yaşlanma, o kişilere eylemsiz referans çerçevesinden bakanlara kıyasla daha geç gerçekleşir.
fizik mühendisi değilim ama şansımı deneyeceğim. *
önce dünyada neye "zaman" dediğimizi anlamak gerek sanırım.
gündüz, gece, yaz, kış dediğimiz olaylar, güneş'in etrafında dönerken, kendi eksenimiz etrafında da döndüğümüz için gerçekleşen bazı olaylar, bu cepte. elimizde hareketli bir dünya var, doğup battığını gördüğümüz bir güneş var ve bu doğma batma sürecini eşit parçalara ayırmak istiyoruz. bunu en iyi nasıl yaparız? hiç değişmeyen ya da çok az değişen bir şeyleri temel alarak. konuya merakı olanlar, sezyum 133 atomunun belirli bir salınım sayısına saniye dediğimizi biliyordur mutlaka. işte bu atomun bu hareket sayısından yola çıkarak, günümüzü, yılımızı belirli zamanlara böldük ki işlerimizi kolaylaştırabilelim.
şimdi meşhur bir düşünce deneyini irdeleyelim: elimizde 2 adet kutu var. bunların içerisinde de kutunun üst ve alt tabanındaki aynalara her çarpışında seken ve her bir çarpmasında 1 saniye geçen birer foton var. yani 2 tane ışık saatimiz var. bu saatler yan yana dururken ikisi için de 1 saniye, 2 saniye, 3 saniye... süresi eşit şekilde geçecek. sonra ben geliyorum ve kutulardan birini alıp yürümeye başlıyorum. şimdi, normalde bir aşağı bir yukarı gidip gelen foton bu kez benimle birlikte hareket eden kutunun içerisinde, alt ve üst tabanlara vurmak için hareket etmek ve belli bir yolu almak zorunda kalacak.
temsili görsel (soldaki duran, sağdaki hareketli olan saat):

(görsel, physics.stackexchange. com'dan alıntıdır.)
bu durum, başta eşit süreler deneyimleyen ışık saatlerinin o eşitlik durumunu bozdu. artık ilk saatimiz hareketsiz olduğundan saniyeleri aynen baştaki gibi saymaya devam ederken, 2. kutudaki fotonumuzun 2 çarpışı arasında geçen süre uzamaya, yani artık zamanımız daha yavaş akmaya başladı.
kütle çekimi nedeniyle uzay zamanın bükülmesi dediğimiz şey, büyük kütlelerin yakınında daha yüksek seviyelerde meydana geliyor. böyle büyük kütlelerin yakınındaysanız ve bu tür bir kütleye doğru düşüyorsanız, kütlenin büyüklüğü ve kendi kütlenize bağlı olarak belirli bir ivme kazanıp hızlanırsınız. hızlandığınız zaman, taşıdığınız ışık saatinizdeki parçacığın alması gereken yol da gittikçe artar ve 2 çarpma arasında geçen süre daha da uzar. bu da büyük kütlelerin yanında neden zamanın neredeyse durma sınırına geldiğini açıklar.
yalnız burada olup bitenlerin, referans çerçevesine bağlı olduğunu unutmayın. ben saati taşırken benim için hiçbir değişiklik hissedilmez ama dışarıdan bakan kişiye göre saat yavaşlamış olur. biyolojik faaliyetlerimiz de saatle paralel şekilde ilerlediğinden, yüksek hızlarda hareket edenlerde yaşlanma, o kişilere eylemsiz referans çerçevesinden bakanlara kıyasla daha geç gerçekleşir.
devamını gör...
normal sözlük'ün artık ekşiden daha beter bir hal alması
yeni yazar olan biri olarak eskiden nasıldı pek bilgim yok ama şunu söyleyebilirim sanırım. bazı yazarlar emek vererek oldukça bilgi dolu tanımlar yaparken bunların üstünde tepinerek arka plana itilmesine neden olan kadın - erkek başlıkları çok sinir bozucu. yani bir yerde eğleniyoruz ama fazlası cidden sıkıyor. onun haricindeki sorunları diger yazar arkadaşlar biliyorlarsa bahsederler umarım.
devamını gör...
mustafa kemal'e sevgi duymama özgürlüğü
salak olmayı seçme özgürlüğü olarak da bilinir.
devamını gör...
sözlük yazarlarının gittikleri ilk yabancı ülke
henüz bir yabancı ülkeye gitmediğim için bir şey yazamayacağım başlıktır.
devamını gör...
itikat
iman anlamındadır. kişinin sürekli yenilemesi, güçlendirmesi gerekir. bunun için de sorgulaması merak etmesi cevaplar araması ve bulduğu ile yetinmemesi tabir-i caizse güncellemesi gerekir.
devamını gör...

