şeytan demesek mi acaba. bir kaç kez yapmış olabilirim ehe.
devamını gör...

haftasının nasıl geçtiğini öğrenmek istediğimiz nadide o tarz mı şeflerindendir. lanet olsun böyle kurumsallığa da metin yazarlığına da diyerek komedyen olmuştur.

ps: umarım haftaları iyi geçiyordur.*
devamını gör...

alman mühendisliğinin efsane ürünlerinden biri olan anti-tank tanktir. anti-tank işte, tank avcısı tank.

75mm kwk40 (kampfwagenkanone 40) ve 54 top mermisini birincil silah ve cephane olarak kullanan tank, piyadeler ve hafif zırhlı hedefler için 7.92mm mg34 makineli tüfek ve 600 mermiden oluşan bir ikincil silah sistemine sahiptir.

önce silahını tanıyalım. kwk40 aslında bir anti-tank topu olan pak40'ın tank paletleri ve şasesi üzerine oturtulmuş hali. kampfwagenkanone ismi aslında çok açıklayıcı ve basit, fakat almanca olduğu için göz korkutuyor birazcık. alt tarafı bir topa bu kadar uzun isim vermek falan. neyse, dağıtmayalım konuyu da açıklayayım.

kampf: savaş
wagen: vagon, araç, araba gibi birşey. kabaca tekerlekli ve hareket edebilen kutu diyelim, aynı araba ve vagon gibi
kanone: top

parçaları birleştirince puzzle bize diyor ki, "yürüyen bir aracın içine monte ettiğimiz top". pak40 için ayrıca bir entry girerim, girince de buraya pak40 için bkz veririm.

bu top, ikinci dünya savaşı boyunca panzer iv orta zırhlı tank ile stug iii ve stug iv anti-tank tankları tarafından ana silah olarak kullanılmış. bir önceki modeli olan kwk37 topunun yerini alan kwk40, kullanılmaya başlamasıyla birlikte muazzam bir ateş gücü sağlamış alman ordusuna. l/43 ve l/48 olmak üzere de iki tipi var (büyük l harfi bunlar. lüleburgaz). 43 ve 48 sayıları tamamen kullandıkları top mermilerinin kalibresiyle alakalı. 43mm olanı 43mm top mermisi ateşliyor, diğeri 48mm işte.

bu tankların diğer tanklardan farklı olan bir diğer özelliği de fixed turret olarak üretilmesi, yani alışılagelmiş tanklardan farklı olarak taretleri dönmez. hatta stug iii ausf. a gibi modellerin taret sayılabilecek bir yapıları bile yoktur. namlusu çok kısadır falan. dışarıdan bakınca paletli, yürüyen çelik bir kutuya benzer ausf. a modeli. neyse. almanlar bu tanklara stuk40 ismini verdiler (sturmkanone 40). hatta kimi kaynaklara göre stug bir tank değil, saldırı topu idi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
stug iii ausf. a

pak40 gibi toplar genellikle iki adet lastik tekerlek (bildiğimiz traktör tekerleği gibi tekerlek) üzerine inşa edilir ve genellikle savunma için kullanılırdı. motorlu bir taşıt olmadığı için taşıyıcı ataçlara ihtiyaç duyarlardı ve atış yapmadan önce sabitlenirlerdi. yani topu itip kakarak en fazla atış yapacağı yönü değiştirebilirsiniz, mobilite için ise bir araca bağlayıp çekmeniz gerekiyor. bu da şu iki sorunu beraberinde getiriyor; birincisi pak40 atış yaparken sabit bir hedef ve vurulması çok kolay, ayrıca taarruz için çok elverişli değil. düşman kovalarken falan işe yaramaz. ikincisi ise taşınma esnasında atış yapamaz. işte stuk40 bu sorunları aynı anda çözen bir yöntem, ve bu yüzden taarruz topu ismini alıyor kimi insanlar tarafından. fakat benim görüşüm, palet varsa tanktır aga. bu kadar. istisnalar var tabii ki, ona sonra şeyaparız.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
pak40 top

şimdi dedik ki bu tank devrim niteliğinde birşey. atış yaparken sabit hedef haline gelen toplarınız var, bu toplar hareket için başka araçlara ihtiyaç duyuyorlar, araca bağlayıp çektiğinizde de atış yapamıyorlar. öyle bir yöntem geliştiriyorsunuz ki hem kolayca hareket edip hem de kolayca pozisyon alabiliyorsunuz. dahice, gerçekten. hatta daha da dahice bir şey söyleyeyim. pak40 ulu orta duran bir top, yani açık havada. tabii ki kamuflajı, siperini, ne bileyim ıvır zıvırını kurarsınız ama cephaneyi koymak için sınırlı alanınız yok. stug iii getirdiği muhteşem avantajlarına rağmen bu konuda birşey yapamıyor diyecekken alman mühendisler tekrar yardımımıza koşuyor. klasik pak40 top mermilerini daha küçük hale getiriyorlar daha fazla taşınması için. böylece 54 tane mermi taşıyabiliyor stug iii. bu da beraberinde bir dezavantaj getiriyor tabii. stug iii sadece kendisi için tasarlanmış mermileri atabilir hale geliyor.

şimdi gelelim tankımızı tanımaya. eski panzer iii şasesini alıyor alman mühendisler, üzerine kwk40 topunu oturtuyor, etrafını da çelikle örüyor, ortaya stug iii adlı tank avcısı çıkıyor. asıl üretiliş amacı piyadeye destek olsun diye, zırhlı hafif silah olmasıyken zamanla geliştirilip düzeltiliyor, ana top değiştiriliyor falan, ortaya jagdpanzer falan çıkıyor, destek silahıyken tank avcısı tank yaratıyorlar.

fikir nerden çıkmış peki, kim düşünmüş bunu ona da bakalım. erich von manstein diye bi general var alman ordusunda. bu adam ilk dünya savaşında topçuların mobilite yetersizliğini görüyor, ayrıca zırhlı binaları, çeşitli yol tuzaklarını ve barikatları aşmakta zorluk çektiğine de şahit oluyor, sonra diyor ki "ulan ben bu topu alır paletin üzerine koyarım. patır kütür önüme gelenin üzerinden geçerim". bu fikri yüzünden "saldırı topu (ing. assault artillery, alm. sturmartillerie)" fikrinin babası kabul edilir.

bu abinin fikri doğrultusunda ihale daimler-benz şirketine patlıyor. yüce führer diyor ki "bana bi yolluk yap", bunun üzerine 75 mm top taşıyabilecek zırhlı, piyade destekçisi bir silah üretimine giriyor daimler. tankın yerden yüksekliği ortalama bir asker boyundan biraz daha yüksek olacak şekilde, ve normal tanklardan çok daha farklı tasarlanıyor. tepesinde taret olmadığı için görece düz sayılabilecek bir tavanı var.

neyse efendim, bu abiler 5 tane prototip yapıyorlar 1937 yılında. panzer iii şasesini ve paletlerini alıp üzerine kwk37 model top koyuyorlar. bu top kwk40 gibi uzun menzilli ve yüksek patlayıcı güce sahip bir top değil. tasarlanma amacına uygun olarak kwk37 koyuluyor, yani piyadeye destek. piyade dediğimiz adam 2 km ileri atış yapan biri değil sonuçta, o yüzden hayvan gibi uzak mesafelere atış yapmasına ihtiyaç yok denilerek bu topta karar kılınmış. ayrıca çelik zırhla örmüşler topun dört bir yanını, ortaya kampfwagen çıkmış, savaş arabası yapmışlar :)

yine tasarlanış amacına göre piyade tugaylarına verilen stug iii tankları, bir süre sonra fikir birliğiyle mekanize kanadına kaydırılıyor ordunun. baktılar ki bu toplar desteği bırak saldırı bile yapar, hemen stug müfrezeleri kuruyorlar. sonra bu müfrezelerden stug tugayları falan kuruluyor, iş cidden büyüyor.

rus kv-1 ağır zırhlı tankları ve t-34 tanklarıyla karşılaşmaya başladıktan sonra kwk37 topları kwk40 toplarıyla değiştiriliyor, 1942 baharında stuk40 l/43, sonbaharında ise stuk40 l/48 kullanılmaya başlanıyor. hatta 1942 aralığından itibaren mg34 7.92mm makineli tüfek de eklendi silahlara, çünkü o kadar can yakar hale gelmişti ki bu tanklar, piyadeler üzerlerine atlayıp bomba patlatır olmuştu. bunu engellemek için, yani düşman piyadeye karşı makineli tüfek eklenmesi ihtiyacı duyulmuş, zamanla o da geliştirilerek önüne siperlik alan eklenmiş.

23.9 ton ağırlığında olan tank 6.85 m uzunluğunda ve 2.95 m genişliğinde. yüksekliği ise 2.16 m olan tank 4 kişilik mürettebata sahip. zırh kalınlığı 16 ile 80 mm arasında değişen tank, gücünü 300 beygirlik maybach hl120trm v-12 benzinli motordan alıyor. bu da saatte 40 km hıza ulaşmasını ve 155 km operasyonel menzile ulaşmasını sağlıyor.

fixed turret olması, silah sistemleri, zırhı, hareketli akşamı vs derken tam bir fiyat/performans canavarı olan stug iii (ausf. g), 82.500 rm (reich mark) maliyetle üretilebiliyordu. panzer iii ausf. m ise 103.163 rm fiyata üretiliyordu (tareti falan dönebilen bir tank çeşidi). yaklaşık olarak 11.300 stug iii ve stuh 42 üretildi savaş sonuna kadar. bu da ne kadar etkili ve ucuz olduğunu gösteriyor aslında.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
güney sovyetlerden bir ausf. m, 1943.

tarihsel en bilinen başarısı ise stalingrad meydanlarında, sovyet tanklarına karşı girdiği savaşta stug iii ausf. f model 1 tane tankın (stug.abt.244) 20 dakika içinde 9 sovyet tankını havaya uçurmasıdır. hatta tank komutanı kurt pfreundtner, knight's cross madalyası ile ödüllendirilmiştir. ancak en büyük başarı 5 temmuz 1943 ile 17 haziran 1944 tarihleri arasında 2. ss panzer tümeni das reich'a bağlı sturmbannführer walter kniep komutasındaki 2. sturmgeschütz abteilung birliğinin elde ettiği başarıdır. bu birlik 2 adet kaybedilen stug'a karşılık toplamda 129 adet sovyet tankını imha etmiştir.

o kadar bahsettik, fotoğraflarını da koyalım.

ilk model olan stug iii ausf. a:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
son model olan stug iii ausf. g:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

edit. bu yazı daha önceden bir dergide yayınlanmıştı. havamı da atayım *
devamını gör...

şebnem paker - dinle
manga, sertab erener, can bonomo, mor ve ötesi şarkılarını da çok seviyorum ve sık sık dinlerim ancak şebnem paker dinlemelere doyamadığımdır, birinci olmadığına şebnem hanım sanıyorum ki benim kadar üzülmemiştir.
devamını gör...

bukalemunlar ölünce siyaha yakın koyu bir renk alır.

edit: daha ilk yayından bu kadar yüklenmeyin bence arkadaşlar. insan biraz tutuk oluyor (kendimden biliyorum). ilerleyen yayınlarda biraz daha açılacaklardır bence.
devamını gör...

bir süreliğine istanbul'a veda ediyorum. inşallah bir gün temelli vedalaşırım, bu ayrı bir yerde dursun şimdilik.
bir heyecanım var az da olsa. o kendini biliyor.
bir süre yokum be istanbul.
devamını gör...

çocuklara ödenen nafaka harici, tüm nafakalar kaldırılmalıdır. saçmalık.

edit: saflığın ceremesiyle falan alakası yok. kadının alnında "dolandırıcı" yazmıyor. tıpkı katillerin alnında yazmadığı gibi.
devamını gör...

kalpleri kötüdür ve ezik insanlardir .
devamını gör...

şizofrenik hastalarda görülen durumdur. şizofren tanısı konmuş kişi şizofren olduğunu kabul etmez. bu hastalığın en belirgin özelliği olarak görülür. ama şöyle bir düşününce normal bir insana ciddi bir sekilde sen şizofrensin desem bunu kabul etmez. yani ben kabul etmem. ben şimdi şizofren mi oluyorum*. şizofren olduğunu kabul edecek var mıdır diye merak ediyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

burcum aslan, yükselenim akrep, 10. evde başşşşak stelyumum var. uzak durumlası gereken bi tipim. egoistim. şerefsizim. kendimi beğenmişim. ben seçilmem seçerim kafasında yaşıyorum. her zaman brn haklıyım. beni övün. birazcık da burada övün. hadi bakam yapış butona her ">* bir övgü demektir *
devamını gör...

"yaşamak görevdir bu yangın yerinde
yaşamak, insan kalarak"

aşk iki kişiliktir - ataol behramoğlu
sayfa 48
devamını gör...

bu neyin kafası kardeşim çözemedim ya. ulan sözlükte sapıklar gün geçtikçe daha çok çoğalmaya başladı. ne içiyorsanız aynısından istiyorum enerjim düştü vallahi üf…

basın engeli anasını satıyım fırsat vermeyin böylelerine. aferin kızlar. *
devamını gör...

valla özür dilerim ne diyem. bu ara epey kilo aldım bi 10 kilo kadar yine idare eder görünüyorum ama bazen bunu kendi kendime ben bile söylüyorum. başkalarının söyleyişini görmek üzmedi gülümsetti, çünkü zaten bazen kendime dediğim bu oluyor. peşinde olduğum insana bakıyorum, o kadar güzel o kadar benden yüksekte ki senin ne haddine diyorum. utanmadan kendine bakmadan hayaller kuruyorsun. sana mı bakacak. yakıştıramıyorum yanına kendimi. seviyorum kendi içimde başka bi şey yaptığım da yok öylece kalıyorum. kendimi ondan o kadar aşağıda görüyorum ki, insan kendini böyle yerlerde görürken başkası görmüş çok mu diyorum.
devamını gör...

sigarasini tüttürürken bir yandan piyano calmasina hasta oldugum rus muzisyen. bana cok cool gelen ender insanlardan biridir kendisi. wikipedia bilgisine gore 1984 dogumlu. piyano disinda gitar ve davul da caliyor. turkiye'de rusya'dan daha cok sevildigi soyleniyor ki istanbul, ankara, izmir, mersin ve bircok sehrimizde konserler vermis. ilgili muzisyenin de turkiye'ye karsi ekstra bir sempatisi varmis ama. bircok yazar arkadas gibi vals bestesini favorilerimin basinda geliyor.


carousel bestesi de bence valse kadar muthis bir parca. geceleri yildizlari izlemeyi seviyorsaniz, arka fonda su parcayi bir kere de olsa calin derim. verdigi his tek kelimeyle muhtesem...


eastern serenade kulturumuze ait ezgilerden olusan bir parca. ben oldukca sevdim, tavsiye edilir.


ekran bestesi cello, keman ve akordiyon uclusunden olusmus parca, daha agir tempoda, daha slow bir beste. en sevdiklerimin arasinda yer alir evet.


faulkner's sleep insani bambaska diyarlara goturen bir parca. ne zaman bunu dinlesem nedenini bilmeksizin gozumun onune sessiz sakin akip giden bir irmak gelir.


jane maryam en az vals kadar unlenmis bir diger beste. bu parcanin ritmini, kulakta biraktigi o tini asiri hosuma gidiyor. benim icin de en sevilenler arasinda...
devamını gör...

apartheid zamanında, güney afrika cumhuriyeti'nin johannesburg şehrinde, siyahlar için kurulan bölgedir.
ilk duyanların, siyahların dilindeki bir kelime zannetmesine rağmen, aslında south western township kelimesinin, siyahlar tarafından kısaltmasıdır.
1976'da, soweto'daki ırkçılık karşıtı gösterilerde onlarca öğrenci öldürülmüştür.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu aralar çok yorgunum*. şöyle bir yatsam bir hafta uyurum sanki. sadece fiziksel olarak değil, ruhsal olarak da yoruldum. fazla koşuşturmaca insanı yoruyor. işte o yüzden bu patates benim*.
devamını gör...

bana, "uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu genç kadın" dizesini hatırlatan eylem.

o vedalaşmalar, bir parça daha sığsın diye fermuarı üzerine oturularak kapatïldığı belli valizler, sevgilisini uğurlayan genç kadın ya da adamlar, çocuğunu uğurlayan umutlu ve gururlu bakışlar... son sarılış, son öpüş, acele akan birkaç damla göz yaşı. otobüsün buğulu camından dışarıya, içeriye sallanan eller. otobüs hareket edinceye kadar, "bak, sen gidinceye kadar ben gitmiyorum." der gibi bekleyen yolcu yakınları.

ağlayan bebekler kaçınılmaz. ben çok severim bebek ağlamasını uzun yolculuklarda. uyuyan yolcular kıpırdanır, homurdanır bazısı ama bebek işte, yapacak bir şey yok. hiçbir şeye gösterilemeyen o anlayış, bu minik insanlara sunulur. sonra çay kahve servisleri. yarı dolu bardaklardan bir şeyler içerek geçen bir zaman olur. en az bir yolcunun muhakkak susmayan bir telefonu vardır. en az bir yolcu belli aralıklarla öksürür. bir kişiyi yolculuk tutar, cam kenarı bilet aldığını sanarak koridordan bilet almıştır, yerini değiştirmek ister usulca. genç bir yolcu vardır, kulaklığından taşan sesi birkaç yolcu muhakkak duyuyordur.

ihtiyaç molaları vardır, bir de daha uzun ihtiyaç molaları. ilkinde otobüsten iner, ben nerede neyden indim diye şöyle bir arkama bakarım. geceyse muhteşem bir ayazdır. kimsenin sigarasına davrandığı kadar hızlı tuvalete gitmediğine şaşarım bazen. sanki o sigara henüz merdivenleri inerken herkesin dudağına konar. oysa tuvalet öyle mi? ona koşarak giden çok az insan görürüm. süre bitti mi hızlıca yere atılıp siyah kunduralar altında ezilir o sigaralar. bir hışım ama, seninle işim bitti der gibi atılırlar beş dakika önce tutulan ellerden. yolculuğa devam edileceği anons edilir, çok az yolcu dışarıda kalmıştır zaten.

her yerden, renkten insan bir dikdörtgen kutu içine doluşmuş bir yerlere gideriz. bu kadar farklı insan belki ancak ulaşım sebebiyle bir araya gelebiliyordur, birbirine tahammül edebiliyordur.

acil bir işim olmadıkça ben şehirden şehire otobüslerle yolculuk etmeyi severim. o yolculuklarda en azından tabelalar, evler, sokaklar, yollar, ağaçlar görürüm. aynı aracı paylaştığım insanlarla sözlü olmasa da bir iletişimde olduğumu hissederim. uçakta kendimi yolculuk ediyormuş gibi hissetmiyorum.
devamını gör...

amerika'da insanlar restoranlarda yemek yediğinde ve yemeği arta kaldığında restoran çalışanları yemeğin paketlenip eve götürebileceğini söyler. veya insanlar amerika'da iş yerlerine giderken evde hazırladıkları yemeklerini sefertasına koyarlar ve işyerindeki mikro dalgaları kullanarak öğle yemeklerini yerler. ancak başlık sahibi dışarıdan yemek getirmeyi varoşluk olarak görüyor ama kendisinden kat ve kat daha ileride olan (gerek ekonomik, gerek siyasi gerek beceri ve yeteneklilik olarak)amerikalıları bu mantığa göre varoş insanlar olarak nitelendirmiştir.

evet arkadaşlar 3 deyince kahkaha atıyoruz
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim