çocukların yarattığı kelimeler
yuyuyta. açıklamama gerek yok herhalde.
devamını gör...
2.5 litre coca cola’nın 13 tl olması
güncellemişler fiyatı.zam olmadığından problem değil.
devamını gör...
türk kahvesinin yanına en çok yakışan şey
çikolata. hatta biraz daha çikolata. ne kadar bol olursa o kadar iyi. kahveyi çikolata yemek için içiyorum ben. kafam biraz karışık.
devamını gör...
basiret
görmek anlamında basiret... arapçada çeşitli harf-i cer ile kullanılan kelimeler 'görmek' fiili için kullanılmaktaysa da,* bunlar 'göz ile görmek' anlamını taşır. ancak basara fiilinden türeyen görmekle kastedilen görme formu, bir 'gönül görmesi'dir. 'edebi diller'in tahtında bulunan bu ayrımlar 'basiret'i açmaya sebep olur adeta. bu anlayışta göz, görüntü için bir perdedir. görüntünün mahiyeti, gözün gördüğünden çok daha fazlasına haizdir. buna perdesiz olarak ulaşabilen ise ancak gönüldür. çok basit olan bu ayrım bile ne kadar ince bi arkaplana sahip.
devamını gör...
kalbi duran kediye suni teneffüs yapan bekçi
o kadar güzel bir haber ki. gündemdeki haberleri takip etmek içimi karartıyor ama arada çıkan bu haberler iyi insanların varlığına olan inancımı kuvvetlendiriyor. iyi ki böyle insanlar var. kendisine sağlıklı, mutlu, huzurlu uzun bir ömür diliyorum. umarım hayatı hep güzelliklerle dolu olur.
devamını gör...
evren
evrenin hiç durmadan büyüdüğünü, sonsuzun dibindeki kara deliklerin aç bir karıncayiyen gibi önüne gelen her şeyi yalayıp yuttuğunu, bu kara deliklerin aslında kara olmadığını ve karşıt düzleminde, yokluktan aktığına inandığım medusa şelalesiyle madde dönüşümünü tamamladığını hepimiz biliyor muyuz?
muhtemelen hayır.
zaten ben de yukarıda yazılanların %37'sini uydurdum.
her nanosaniyede bir, kara deliklerin emme gücüne karşı koyamayan piko-gezegenlerin yokluğa karışıp adı geçen şelaleden partiküller halinde tekrar evrene karıştığını hayal ediyorum. oldukça olası. sahiden, plüton da cüce gezegen olmuştu değil mi?
ya da mesela bundan 12 yıl önce geldiğim bir yol ayrımı yüzünden dört milyon ışık yılı uzakta yaşayan alternatif sevişilinebilizite'nin varlığı da oldukça olası. gerçi, neden alternatif olan o ki, neden kendimi orijinal görüyorum? haha, neden ille de biri orijinal olmak zorunda!?
izlediğim dizilerin, filmlerin, okuduğum kitapların etkisindeyim. doctor who, nanopartiküllerin zaman akseleratöründe uğradığı transformasyonu açıklar ve termal tamponu havalandırıp dümen regülatörünü çalıştırarak aynı anda zyton kristallerini kızartır ve böylece asla bozulmaması gereken uzay-zaman sürekliliğini korur.
ve sevişilinebilizite, bütün bunlara anlam vermek gibi beyhude bir uğraş içinde doctor'ın ağzından çıkan her bir kelimeyi sindirmeye çabalar. müthişliğine karşı koyamamakta, doctor'ın her cümlesinde eriyip gitmektedir. muazzam çekiciliği karşısında, evrene aşık olmaktan korkar: "ya beni de yutarsa?"
evreni tanımlamanın imkansızlığını şöyle açıklayabilirim sanırım: bu amaçla yapılan her çalışma, çözüme yanaşmak şöyle dursun, zaten düğüm olmuş soru işaretlerine bir düğüm daha atmaktan başka hiçbir işe yaramaz. fakat bu durum asla umutsuzluğa düşürmez insanı; daha fazla merak, daha fazla heyecan anlamına gelir her zaman. çözülemeyen her düğüm aslında açılan yepyeni bir kapıdır. düşün dünyası uçsuz bucaksız olduğu müddet, yani bu sonsuz zaman diliminde, yani insan düşünebildiği ölçüde, yani merak ettiği sürece ya da anlamaya çalıştığı; kapılar teker teker aralanacak fakat muhtemelen evrenin büyük sırrı çözülemeyecektir. buradaki en büyük ikilem de budur; evreni araştıran adam, çözüme yakınlaştığı her an zevkten çıldıracak gibi olur fakat asla "çözdüm" demek istemez. gizem her şeydir.
düşünceye dalıyorum, dalalım mesela;
...paralel evren teorisi ya da zamanda ve mekanda yolculuk paradoksları ve aslında ben varmışım da yokmuşum durumları belki ya da doctor gibi herhangi bir zamana ait olmamak zamanın içine doğmak onu sabit noktalar barındıran bir bütün olarak görmek zamanın herhangi bir noktasına herhangi bir anda müdahale edebilme gücünü elinde tutmak ve hatta zamanın başını ve hatta sonunu görmek bilmek yine de sürprizlerle dolu evrenin kelebek etkisini yadsıyamamak her an şekil değiştiren zamanı takip etmeye çalışırken delice eğlenmek belki ve korkmak ya da kurtarılan onlarca yüzlerce binlerce insan ya da dokunulan tek bir tozun bile bilmediğin tanımadığın dünyanın öteki ucundaki bir insanın hayatını kökten etkileyeceğini bilmek bunu bile bile vazgeçememek kontrolü kolayca kaybedebileceğinin bilincinde duruma çevreye ve esasında kendine hakim olmak için bütün sinir sistemini ve aynı anda atan iki kalbinin tüm gücünü kullanmak...
astronomi ve evrenbilim ile ilgili elle tutulur hiçbir bilgim yok. henüz.
delice araştırmaya başlamadan hemen önceki andayım.
sadece başlangıç noktamı kaydetmek istiyorum.
p.s. halk dilinde evrenin "büyük yılan" anlamına geldiğini biliyor muydunuz? muazzam, kıvrımlı, korkunç ve aç. ne ironik!
muhtemelen hayır.
zaten ben de yukarıda yazılanların %37'sini uydurdum.
her nanosaniyede bir, kara deliklerin emme gücüne karşı koyamayan piko-gezegenlerin yokluğa karışıp adı geçen şelaleden partiküller halinde tekrar evrene karıştığını hayal ediyorum. oldukça olası. sahiden, plüton da cüce gezegen olmuştu değil mi?
ya da mesela bundan 12 yıl önce geldiğim bir yol ayrımı yüzünden dört milyon ışık yılı uzakta yaşayan alternatif sevişilinebilizite'nin varlığı da oldukça olası. gerçi, neden alternatif olan o ki, neden kendimi orijinal görüyorum? haha, neden ille de biri orijinal olmak zorunda!?
izlediğim dizilerin, filmlerin, okuduğum kitapların etkisindeyim. doctor who, nanopartiküllerin zaman akseleratöründe uğradığı transformasyonu açıklar ve termal tamponu havalandırıp dümen regülatörünü çalıştırarak aynı anda zyton kristallerini kızartır ve böylece asla bozulmaması gereken uzay-zaman sürekliliğini korur.
ve sevişilinebilizite, bütün bunlara anlam vermek gibi beyhude bir uğraş içinde doctor'ın ağzından çıkan her bir kelimeyi sindirmeye çabalar. müthişliğine karşı koyamamakta, doctor'ın her cümlesinde eriyip gitmektedir. muazzam çekiciliği karşısında, evrene aşık olmaktan korkar: "ya beni de yutarsa?"
evreni tanımlamanın imkansızlığını şöyle açıklayabilirim sanırım: bu amaçla yapılan her çalışma, çözüme yanaşmak şöyle dursun, zaten düğüm olmuş soru işaretlerine bir düğüm daha atmaktan başka hiçbir işe yaramaz. fakat bu durum asla umutsuzluğa düşürmez insanı; daha fazla merak, daha fazla heyecan anlamına gelir her zaman. çözülemeyen her düğüm aslında açılan yepyeni bir kapıdır. düşün dünyası uçsuz bucaksız olduğu müddet, yani bu sonsuz zaman diliminde, yani insan düşünebildiği ölçüde, yani merak ettiği sürece ya da anlamaya çalıştığı; kapılar teker teker aralanacak fakat muhtemelen evrenin büyük sırrı çözülemeyecektir. buradaki en büyük ikilem de budur; evreni araştıran adam, çözüme yakınlaştığı her an zevkten çıldıracak gibi olur fakat asla "çözdüm" demek istemez. gizem her şeydir.
düşünceye dalıyorum, dalalım mesela;
...paralel evren teorisi ya da zamanda ve mekanda yolculuk paradoksları ve aslında ben varmışım da yokmuşum durumları belki ya da doctor gibi herhangi bir zamana ait olmamak zamanın içine doğmak onu sabit noktalar barındıran bir bütün olarak görmek zamanın herhangi bir noktasına herhangi bir anda müdahale edebilme gücünü elinde tutmak ve hatta zamanın başını ve hatta sonunu görmek bilmek yine de sürprizlerle dolu evrenin kelebek etkisini yadsıyamamak her an şekil değiştiren zamanı takip etmeye çalışırken delice eğlenmek belki ve korkmak ya da kurtarılan onlarca yüzlerce binlerce insan ya da dokunulan tek bir tozun bile bilmediğin tanımadığın dünyanın öteki ucundaki bir insanın hayatını kökten etkileyeceğini bilmek bunu bile bile vazgeçememek kontrolü kolayca kaybedebileceğinin bilincinde duruma çevreye ve esasında kendine hakim olmak için bütün sinir sistemini ve aynı anda atan iki kalbinin tüm gücünü kullanmak...
astronomi ve evrenbilim ile ilgili elle tutulur hiçbir bilgim yok. henüz.
delice araştırmaya başlamadan hemen önceki andayım.
sadece başlangıç noktamı kaydetmek istiyorum.
p.s. halk dilinde evrenin "büyük yılan" anlamına geldiğini biliyor muydunuz? muazzam, kıvrımlı, korkunç ve aç. ne ironik!
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının yaşadığı şehirler
yakında telefon numaramın isteneceğinden korktuğum gerçeği.
devamını gör...
içlik giymemekle övünen kişi
annemin "soğuğa yiğitlik olmaz" sözünü hatırıma getirendir.
devamını gör...
ukde bırakmak
müdürün odasının kapısına geldiğinde arkadaşa "sen tıkla, ben konuşurum" demek gibi bir şey.
devamını gör...
alternatif prezervatif sloganları
bir salam markasından kopya çekmiş olsam da adını aç bitir tak bitir koyacağım markadır.
devamını gör...
sherlock holmes vs hercule poirot
ikisinin döneminde ne parmak izi ne dna vardı. akıl, zeka, dikkat, sezgiyle bulunuyordu katiller.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
burda bir yazar var. neydi adı hatırlayamadım. o yazar beni bulsun.
devamını gör...
normal sözlük - yedikule hayvan barınağı yardım kampanyası
az çok demeyelim ey ahali! herkes atsın bir şeyler güzel dostlarımıza bir katkımız olsun.
devamını gör...
normal sözlük'e veda
sevgili yazar arkadaşlarım sanırım artık kafa sözlük'e veda vaktim geldi.
bugüne kadar sözlükte çok güzel kafalar tanıdım. çok eğlenceli ve samimi muhabbetler ettiğim yazar arkadaşlarım oldu, sağolsunlar. kimse ile bir problem yaşamadım fakat egolarından arınamamış, yaşının insanı gibi davranmayan şımarık insanlar olduğunu farkettim. tanımlarımı silip gidecek yürek var mı yahuuu bende*. ben veda diyeyim, siz nick altıma ''benim ne kadar mükemmel bir insan olduğumla ilgili'' tanım girin, beni çok özlediğinizi yazın. bir kaç saat uyumaya gideceğim fakat rüyamda, benimle ilgili yazdığınız tanımlarınızı okuyabileceğime emin olabilirsiniz.
kendinize dikkat edin, sevgiyle kalın.
bugüne kadar sözlükte çok güzel kafalar tanıdım. çok eğlenceli ve samimi muhabbetler ettiğim yazar arkadaşlarım oldu, sağolsunlar. kimse ile bir problem yaşamadım fakat egolarından arınamamış, yaşının insanı gibi davranmayan şımarık insanlar olduğunu farkettim. tanımlarımı silip gidecek yürek var mı yahuuu bende*. ben veda diyeyim, siz nick altıma ''benim ne kadar mükemmel bir insan olduğumla ilgili'' tanım girin, beni çok özlediğinizi yazın. bir kaç saat uyumaya gideceğim fakat rüyamda, benimle ilgili yazdığınız tanımlarınızı okuyabileceğime emin olabilirsiniz.
kendinize dikkat edin, sevgiyle kalın.
devamını gör...
gece 02.30’da yakılan sigara
tam yakacakken denk geldiğim başlık.
9 dakikanın lafı olmaz deyip yakıyorum ben. bekleyemem elim ayağım titrer.
edit: bu saatte yalnız hissettirmediğiniz için tenkyular cancağızlarım. saçma bir şekilde duygulandım.
edit2: tam buçukta bi tane daha yakarım. hepimiz birimiz birimiz hepi.. nihahahhaha
9 dakikanın lafı olmaz deyip yakıyorum ben. bekleyemem elim ayağım titrer.
edit: bu saatte yalnız hissettirmediğiniz için tenkyular cancağızlarım. saçma bir şekilde duygulandım.
edit2: tam buçukta bi tane daha yakarım. hepimiz birimiz birimiz hepi.. nihahahhaha
devamını gör...
asi
hatay'dan israil'e akan bir nehir. saat yönünün tersine aktığı için bu ismi almıştır.
devamını gör...
popülaritesini hak eden filmler
klasikleşen tüm bu eserlere ek olarak geçen yılın yapımlarından biri olan 'promising young woman'dır.
devamını gör...
beşinci anlaşma
don miguel ruiz ve oğlu don jose ruiz tarafından yazılan, toltek bilgeliğini anlatmaya devam eden mükemmel ötesi kitap. ilk kitap olan (bkz: toltek bilgelik kitabı - dört anlaşma) nın ardından kaldığı yerden devam ediyor. ilk kitapta evcilleştirildiğimizden, bireysel ve toplumsal rüyalardan ibaret olduğumuzdan ve cehennemde yaşadığımızdan bahsediyordu ruiz. ve bu cehennemden kurtulmanın reçetesinin ilk adımı olan dört anlaşmayı açıklıyordu. neydi bu dört anlaşma: kullandığınız sözcükleri özenle seçin, hiçbir şeyi kişisel algılamayın, varsayımda bulunmayın ve daima yapabildiğinizin en iyisini yapın. eğer bu dört anlaşmaya sadık kalır, bu anlaşmaları alışkanlık haline getirebilirseniz bu dünyada cenneti yaşayabileceğinizi ve hayatınızın çok daha kolaylaşacağını anlatıyordu. toltek bilgeliği bir din değil, bir felsefe değil, bir ideoloji değil bir yaşama sanatıdır. hem de güncelliğini koruyan bir yaşam sanatı. toltek meksika kızılderililerinin yaşam sanatıdır. nesilden nesile aktarılmış şimdilerde ise don miguel ruiz kendisini bu sanatı insanlara tanıtmak ve anlatmakla mükellef görmüştür. bu beşinci anlaşma kitabında ilk dört anlaşmayı tekrar kısaca gözden geçirdikten sonra, sembolizmden, özellikle noel baba metaforuyla noel baba sembolizminden bahsediyor ve sonrasında beşinci anlaşmayı açıklıyor. nedir bu beşinci anlaşma: kuşkucu ol ama dinlemeyi de bil
kısaca bu anlaşmayı da şöyle açıklıyor: doğduğumuzdan beri sürekli semboller (dil) aracılığıyla evde, okulda, iş yerinde, sokakta, camide, kilisede bize enformasyonlar veriliyor ve bunların bir çoğu hakikat değil. insanların toplumların dinlerin bzie dayattığı bilgiler ve bunlara körü körüne bağlanma kuşkuyla yaklaş fakat dinlemeyi de öğren ve iyi dinle ki karşıdakini anla ve kargaşa yaşama. yani hakikat ile gerçek arasındaki farkı bulmak çok önemli ve bu farkı bulmak için hem dinlemeli hem de kuşkucu olmalısın diyor ruiz.
toltek bilgeliği benim çok ilgimi çeken bir alan. ve bu kitabında da yine çok ince ayrıntılarıyla ve sade bir dil ile bizlere anlatmış yazar.
kısaca bu anlaşmayı da şöyle açıklıyor: doğduğumuzdan beri sürekli semboller (dil) aracılığıyla evde, okulda, iş yerinde, sokakta, camide, kilisede bize enformasyonlar veriliyor ve bunların bir çoğu hakikat değil. insanların toplumların dinlerin bzie dayattığı bilgiler ve bunlara körü körüne bağlanma kuşkuyla yaklaş fakat dinlemeyi de öğren ve iyi dinle ki karşıdakini anla ve kargaşa yaşama. yani hakikat ile gerçek arasındaki farkı bulmak çok önemli ve bu farkı bulmak için hem dinlemeli hem de kuşkucu olmalısın diyor ruiz.
toltek bilgeliği benim çok ilgimi çeken bir alan. ve bu kitabında da yine çok ince ayrıntılarıyla ve sade bir dil ile bizlere anlatmış yazar.
devamını gör...

