eski sevgiliden gelen hediyeleri kullanmaya devam etmek
yaş ilerledikçe önemini yitiren durumlar.
kullanılmak için alınmış. ergen gibi çöpe mi atayım? ayrılık acısını hediyeden değil yüreğinizden çıkarın...
kullanılmak için alınmış. ergen gibi çöpe mi atayım? ayrılık acısını hediyeden değil yüreğinizden çıkarın...
devamını gör...
akrebin yelkovan aşkı
oturamadım bak birileriyle, kaçtım yine dört duvarıma, bir şeyler eksik o’nu arıyorum.
kaçmak istedim yine saçmalıklardan, sıyrılıp kopmak istedim. koymak istedim başımı bir göğüs boşluğuna, uzakta da olsa. baş başa olmak istedim boşluğunla, avuçlarımda ruhum paramparça. sığınağım oldu beyazlığın, onca karanlığın içinde iğne ucu kadarda olsa görüp saklandığım, saflığınla arındığım.
beyazlığını fark edip sığınana kadar ne karanlıklar içinde kaldığım bilinmiyor, elbette üstüme başıma bulaştırdım bende tüm çırpınanlar gibi. kirliyim biliyorum, temizlik huyu olmayan hayatlarımız bizleri bir şekilde pisliğine çekiyor, sömürüyor ruhumuzu.
ruhumuz zaman kavramı olmayan bilinmez bir boşlukta hareket ederken birden bir aydınlıkla hayat buluyor. süre başlıyor. durdurulamaz bir akış var, bedenimiz büyüyor, beynimiz yoruluyor ve yavaş yavaş belimiz bükülüyor. sürenin dolmasına ramaklar kalıyor.
takılı kalıyoruz bazen, hata verip duruyor hayatlarımız hep o bölgede. akrep’in yelkovanı kovalaması saçmalığıyla bizi günden güne ölüme taşıyan zamana kanıyoruz, şekere hasret çocuğun saflığıyla.
geç oluyor anlamamız gidenin hayat olduğunu, akrep yelkovanı hep kovalıyor ama biz durmuşuz..!
katılıyoruz yeniden akışına, tekrar takılma korkusu hep aklımızda.
takılıyoruz da..
bazen bel bükülüp, ruh bir yerlerde unutulup, beyazlara bürünmeden önce beyazlar görünür gözlerimize. zaman zamansız duruverir. takılıyoruz çığlığıyla takıldığını sandığımızın kopması, ruhumuzu serbest bırakır bi’ senfoni eşliğinde..
21 gram hafifleriz sessizce..
-aro-
kaçmak istedim yine saçmalıklardan, sıyrılıp kopmak istedim. koymak istedim başımı bir göğüs boşluğuna, uzakta da olsa. baş başa olmak istedim boşluğunla, avuçlarımda ruhum paramparça. sığınağım oldu beyazlığın, onca karanlığın içinde iğne ucu kadarda olsa görüp saklandığım, saflığınla arındığım.
beyazlığını fark edip sığınana kadar ne karanlıklar içinde kaldığım bilinmiyor, elbette üstüme başıma bulaştırdım bende tüm çırpınanlar gibi. kirliyim biliyorum, temizlik huyu olmayan hayatlarımız bizleri bir şekilde pisliğine çekiyor, sömürüyor ruhumuzu.
ruhumuz zaman kavramı olmayan bilinmez bir boşlukta hareket ederken birden bir aydınlıkla hayat buluyor. süre başlıyor. durdurulamaz bir akış var, bedenimiz büyüyor, beynimiz yoruluyor ve yavaş yavaş belimiz bükülüyor. sürenin dolmasına ramaklar kalıyor.
takılı kalıyoruz bazen, hata verip duruyor hayatlarımız hep o bölgede. akrep’in yelkovanı kovalaması saçmalığıyla bizi günden güne ölüme taşıyan zamana kanıyoruz, şekere hasret çocuğun saflığıyla.
geç oluyor anlamamız gidenin hayat olduğunu, akrep yelkovanı hep kovalıyor ama biz durmuşuz..!
katılıyoruz yeniden akışına, tekrar takılma korkusu hep aklımızda.
takılıyoruz da..
bazen bel bükülüp, ruh bir yerlerde unutulup, beyazlara bürünmeden önce beyazlar görünür gözlerimize. zaman zamansız duruverir. takılıyoruz çığlığıyla takıldığını sandığımızın kopması, ruhumuzu serbest bırakır bi’ senfoni eşliğinde..
21 gram hafifleriz sessizce..
-aro-
devamını gör...
yatakta kahvaltı etmek vs mutfakta kahvaltı etmek
balkonda kahvaltı etmek diyerek arttırıyorum.
devamını gör...
allah büyük harfle başlasın seçeneğini seçen adam
devamını gör...
çiftlerin ayrıldıktan sonra arkadaş kalması
defalarca ayrılıp barışan bir çift arkadaşım vardı. zamanla bu durum birbirlerine zarar vermeye başlayınca arkadaş kalmaya karar verdiler. aynı ortamlarda aynı arkadaş çevresiyle takılmaya, ikisi de farklı sevgililer yapmaya devam ettiler. sonuç? tekrar birleştiler ve tekrar ayrıldılar. bana kalırsa içinde o insana dair en ufak bir umut parçası varsa arkadaş kalmamak en iyisi. sevgi belki bitmiş olabilir ama saygı her daim olmalı. arkadaş kalmak bazılarına iyi gelse de bazılarına tam tersi etki yapabilir diye düşünüyorum.
siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
devamını gör...
kişinin 5 yılda yaşadığı değişim
majör depresyondan kurtuldum, ilaçları bıraktım, 2 senesi durduk yere ağlamakla geçti, çok acı çektim ama kendimi buldum, duygularımı düzenlemeyi öğrendim, çok sayıda eğitim aldım, kilo verdim, hayır demeyi öğrendim, etrafımda kimse kalmadı, çok yalnızlaştım ama kendim oldum, zordu ama başardım..
devamını gör...
pame radyo yayını
sesinde huzur olan şeker kadının tıpkı temasında olduğu gibi rüya tadında geçecek yayını. götür bizi marikaki!*
devamını gör...
kitap alıntıları
"bana papatyalar vermelisin,hatta vermesende olur. 'şu topraklarda bir yerlerde senin içi yaşayan papatyalar var' desen yeter. işte o papatyalar nasıl yerinde güzelse sende benim yanımda öyle güzelsin. bizi koparmasınlar." demiş #ahmetbatman #sabahuykum kitabında.
devamını gör...
fd
bir döneme damga vuran feridun düzağaç şarkısıdır.
diyelim ki hoş geldin
peki beni çok sevecek misin?
yoksa sen de her düş gibi çabucak kırılıp dökülür müsün gözlerimden?
diyelim ki hoş geldin
peki beni çok sevecek misin?
yoksa sen de her düş gibi çabucak kırılıp dökülür müsün gözlerimden?
devamını gör...
geyikli gece
devamını gör...
ene'l-hakk
arapça bir söz öbeğidir. anlamı tam olarak 'ben hakkım" diye çevrilebilir. hakk ise doğru, gerçek anlamlarına gelse de daha çok islam dininin tanrısı allah'ın isimlerinden biridir. bu da çeviriyi 'ben allah'ım' şekline sokmaktadır.
'ben allah'ım' ne demek oluyor?
islam inancına göre insan, eşref-i mahlûkat olarak yaratılmıştır. anlamı da 'yatatılmışların en şereflisi'dir. bu şu anlama geliyor. allah, yarattığı her şeyde kendinden bir parça eklemiştir. insana da kendi ruhundan üflemiştir. bu ruh da yarattığı her şeyden insanı ayırmaktadır.
bir de bilmemiz gereken bir (bkz: insân-ı kâmil) terimi var. o da kemale, olgunluğa erişmiş insan olarak kabaca çevrilebilir ama bu bir tasavvuf terimidir. yani bu bağlamda olgunluğa erişmek de şu demek oluyor; bir insan çevresindeki her şeye bakarak onda allah'ın bir parçasını, tecellisini görürse o insan insân-ı kâmil'dir.
şimdi tümdengelim yaparsak; bir insan, çevresindeki her şeye bakarak allah'ın yansımasını görür ve eşref-i mahlûkat da allah'tan bir parça ruh aldığını bilerek ene'l-hakk derse bu insan kendisinin de allah'tan bir parça aldığını, ruhunun da allah'tan koparıldığını ifade ederek kendisinin de allah olduğunu söylemiş olur. şimdi tatlı su müslümanları olarak ifade ettiğimiz kişimsiler çıkıp da "allah'a şirk koşuyor" falan demesin. dediği şey 'allah benim' değil, 'ben allah'ım' olduğu için allah'ı bir bütün olarak alıp kendisinin de onun bir parçası olduğunu ifade etmiş oluyor.
biraz karışık oldu ama söylemek istediğimi ifade edebildiğimi sanıyorum, selamlar.
'ben allah'ım' ne demek oluyor?
islam inancına göre insan, eşref-i mahlûkat olarak yaratılmıştır. anlamı da 'yatatılmışların en şereflisi'dir. bu şu anlama geliyor. allah, yarattığı her şeyde kendinden bir parça eklemiştir. insana da kendi ruhundan üflemiştir. bu ruh da yarattığı her şeyden insanı ayırmaktadır.
bir de bilmemiz gereken bir (bkz: insân-ı kâmil) terimi var. o da kemale, olgunluğa erişmiş insan olarak kabaca çevrilebilir ama bu bir tasavvuf terimidir. yani bu bağlamda olgunluğa erişmek de şu demek oluyor; bir insan çevresindeki her şeye bakarak onda allah'ın bir parçasını, tecellisini görürse o insan insân-ı kâmil'dir.
şimdi tümdengelim yaparsak; bir insan, çevresindeki her şeye bakarak allah'ın yansımasını görür ve eşref-i mahlûkat da allah'tan bir parça ruh aldığını bilerek ene'l-hakk derse bu insan kendisinin de allah'tan bir parça aldığını, ruhunun da allah'tan koparıldığını ifade ederek kendisinin de allah olduğunu söylemiş olur. şimdi tatlı su müslümanları olarak ifade ettiğimiz kişimsiler çıkıp da "allah'a şirk koşuyor" falan demesin. dediği şey 'allah benim' değil, 'ben allah'ım' olduğu için allah'ı bir bütün olarak alıp kendisinin de onun bir parçası olduğunu ifade etmiş oluyor.
biraz karışık oldu ama söylemek istediğimi ifade edebildiğimi sanıyorum, selamlar.
devamını gör...
cebeci'den kızılay'a yürümek
"aslında kısacık mesafe, neden bu kadar abartılıyor, neden bu yolun bu kadar edebiyatı yapılıyor?" diyebilirsiniz. cevap veriyorum:
her yeri yokuş olan bir şehirde yürüyecek azıcık düz bir alan bulan masum ankaralı edebiyatı bu.
her yeri yokuş olan bir şehirde yürüyecek azıcık düz bir alan bulan masum ankaralı edebiyatı bu.
devamını gör...
koronavirüs'ün evrimleşerek aşıları etkisiz hale getirmesi
teslim olduk desek, ne istiyorsa versek salsa bizi.
devamını gör...
insan bir kez aşık olur
aşk bizden doğar. kimde anlamını bulursa orada büyür, olgunlaşır. o zamana kadar arar dururuz ev'imizi.
devamını gör...
doğurduğu bebeği bıçaklayarak öldüren anne
yeni doğmuş, daha zor kıpırdayan yavruyu ağzını bir dakika tutsan ölür zaten. bu kadın ya deli yada psikopat manyağın önde gideni galiba, küçücük bebeği bıçaklamış.
devamını gör...
güne bir özdemir asaf şiiri bırak
"geleceğim, bekle dedi, gitti..
ben beklemedim, o da gelmedi.
ölüm gibi bir şey oldu..
ama kimse ölmedi.”
ben beklemedim, o da gelmedi.
ölüm gibi bir şey oldu..
ama kimse ölmedi.”
devamını gör...
the lord of the portakals
uzun zamandır izlediğim en iyi 4 dakika 6 saniye bu videodur. troller limonsa uçurulanlar da limonata olsun diye de öneride bulunuyorum. keyfim kaçtıkça gelir izlerim bunu.
devamını gör...
okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
insan yoruluyor sevgilim
yaralı bir zamanla kendini sevmekten.
şükrü erbaş bütün şiirleri 4
sayfa 95
yaralı bir zamanla kendini sevmekten.
şükrü erbaş bütün şiirleri 4
sayfa 95
devamını gör...
bir kadını kırmadan ona şişman olduğunu söylemek
söyleme senin haddine mi ki
devamını gör...
