sana ve ilişkiye zarar veren bir kişiyle olmaktansa huzurlu bir yalnızlık en doğru olanıdır. kötü bir ilişki zaten devamında bitmek bilmeyen tartışmalar ve ardından muhtemel ayrılık aşamalarını getirecektir. bu yüzden kendinizi yalnız hissettiğiniz bu ilişkiden çıkıp kendi huzurunuzda yalnızlığınızı yaşamanız sizin için en doğru olanıdır. lakin ince ve önemli bir çizgi var ki kişi kendini yalnızlığa alıştırıp gelecek ilişkilere kendini soyutlamamalıdır.
devamını gör...

en nefret ettiğim insan tipidir. mutlaka ve mutlaka uzak durulması gerekir.
devamını gör...

thierry jonquet'in tarantula adlı romanından uyarlanan film. bolca acı, dram, entrika, ihanet, ölüm barındırıyor. bu anlamda bakınca pembe dizi havası taşıyor.konusu itibariyle ilgi çekici. gerilim, rahatsız olma gibi hisleri yaşamak, özgün bir film izlemek isteyenler için biçilmiş kaftan. film müzikleri çok isabetli seçilmiş, bütün gerilimi, acıları akıp giden bir nehir kadar olağanlaştırmış.

---bundan sonrası filmin içeriği hakkında bilgi içeriyor---
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

cerrah, kardeşiyle yasak ilişki yaşayan, birlikte kaçarken araba yandığı için yüzü tanınmaz hale gelen eşini iyileştirmek istiyor.-bu arada cerrah ve kardeşi anne bir kardeşler ve bunu bilmiyorlar. ikisi de annelerinin başka adamlardan yasak ilişkileri sonucunda dünyaya gelmiş.- onun için yoğun araştırmalar yapıyor, çaba gösteriyor ama eşi camda yansımasını görünce dehşete düşüp intihar ediyor. eşine çok aşık olan adamın elinde ona dair tek kalan şey kızları. kızın da annesini intiharını görünce psikolojisi bozuluyor. uzun süren bir tedavi görüyor. yavaş yavaş düzelirken bu defa biri ona tecavüz girişiminde bulunuyor. zaten zayıf bir psikolojiye sahip olan acı dolu ruhu buna dayanamayıp intihar ediyor. babası kızının intikamı için çocuğun peşine düşüyor.

cezalandırma şekli çok ürkütücü. çocuğun bedenini kadın bedenine dönüştürüyor ve hayvandan insana gen aktarımıyla elde ettiği suni deriyle ona yepyeni bir yüz, beden yapıyor. bu arada hayvanlardan insanlara yapılan gen aktarımı etik değil, bir suç. yani çocuğu hem yasak deneyinde kobay olarak kullanıyor, hem de evladının ölümüne neden olan tecavüzcünün ruhunun ait olduğu bedeni çalıyor. hormonsuz vajina ameliyatı falan yapıyor. bu bedeni eşine öykünerek inşa ediyor. işin ilginç yanı adam bu bedene zamanla aşık oluyor. tecavüzcü çocuk da bu durumu kullanarak o evden kurtulmayı başarıyor.adamı ve hizmetçileri sandığı annesini öldürüyor.

kızının sevgisinden dolayı canavar gibi soğukkanlılıkla bu kadar şey yapan adam, sonunda eşinin suretine yenik düşüyor. bir kez daha eşine güvenmenin bedelini ödüyor. kendi yarattığı beden onu öldürürken "sana güvenmiştim, diyor." aşk sevgi ne kadar büyük bir zaaf. insanı ne kadar da savunmasız bir hale getiriyor.

bir de işin anne boyutu var. yasak aşklarının bedelini oğullarının birbirlerine ihanetiyle ve birbirlerini öldürmeleriyle ödüyor. sokaklarda büyüyen diğer oğlu, kazadan sonra eve dönüyor. doktorun yarattığı bedeni görüyor. ölen sevgilisine benzeyen bedene tecavüz ederken kardeşi tarafından öldürülüyor. yasak aşk yaşamasaydı oğullarından biri annesini tanırdı, ona anne derdi. diğeri de kötü koşullarda büyüyüp it kopuk olmazdı. ağabeyini tanısa belki onun eşiyle ilişki yaşamazdı.

tutkular, zaaflar insanın hayatını işte böyle mahvediyor.
devamını gör...

doğru bilinen yanlışlar;
antropoloji ırk bilimi değildir. insan bilimidir. antropo latince anthropos(insan) kelimesinden türemiş bir ön ektir. başına gelen kelimeye insanla ilgili olduğu anlamı katar.

arkeoloji de antropoloji gibi yanlış bilinir kazı bilimi tanımı yanlıştır. arkhe eski demektir. yani eski bilim/eskinin bilimi anlamına gelir.
devamını gör...

raskolnikov 2001'li.
doğduğum aya kadar öğrenebileceğiniz bir bilgi veriyorum. marmara depremi olduğunda ben 4 aylıkmışım.
devamını gör...

gel bi'dakka gel, valla bişi yapmıcam?

otur bakiym, 2 dakka bi beni dinle yemeğini yaparken.

ben sana yetişemiyorum kadın, o beyninin kıvrımları o kadar güzel, o kadar ürkünç, o kadar değişik ki, çoğu zaman anlayamıyorum da aslında?
soruyorum sana anlamayınca, beni öyle güzel bir şekilde atlatıp kendini yine kenara atıp beni çıkarıyorsun ya ortaya, bazen çok sonra anlayabiliyorum bunu. nasıl yapıyorsun bilmiyorum, ama böyle işte?

kalbini biraz daha yakından tanıyorum sayılır, benimkini andırıyor, aynı yerlerde aynı kıvrımlar, bükümler, yanıklar, yıllar ve yollar..

burada seviyorum, yaşıma başıma bakmadan seviyorum diye laf ediyorlar ya bana, inan derdim değil, sevmek dünyanın en güzel şeyi ve en yüce yaradan benim için.

gitgellerimiz ( gelgit sevmiyorum, böyle daha güzel) arasında, o kavgalar, o cilveler, o mıç mıç'lar arasında fark ettim ki beni yeniden insan yapıyor seni sevmek ve senin tarafından sevilmek, bunu ömür boyu söylerim, hiç utanmadan!

seniseviyorum, biz gibi!

/ hadi inşallah? /

edit : yalanmış maaşallah!
devamını gör...
(tematik)

kalbi yerinde tutan en güçlü bağdır.
ön mediasten(mediastinum anterius)'ta bulunur.
devamını gör...

sefiller /boynu bükükler.
devamını gör...

açılın ben beşiktaşlıyım!
toplanın renktaşlar. kulüp kuruyormuşuz * *
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


apollon çok güzel bir delikanlı olan hyakinthos'aşıkmış. vakitlerinin büyük bölümünü bir arada geçirirlermiş. kimi zaman da dostça yarışırlarmış. bir gün disk atıp birlikte eğleniyorlarmış. apollan diskini eline atarak şöyle bir dengelemiş, nasıl döneceğini ayarladıktan sonra savurup atmış onu.
ne var ki hykinthos'a aşık olan yalnızca apollan değilmiş. batı rüzgarı zephyros da deli divane tutkunmuş bu delikanlıya. bu yüzdendir ki onu apolla'dan fena halde kıskanmaktaymış. ancak güçlü tanrıya karşı elinden bir şey gelmeyeceğinin de bilincindeymiş. bu yüzden de hyakinthos'a yöneltmiş uğursuz öfkesini. bana yar olmadığına göre, apollon'a da olmasın düşüncesiyle güzel delikanlının başına bir iş açmak için nicedir fırsat kolluyormuş.
apollan ve hyakinthos diskin döne döne uçuşu sonrasında toprağa düşmesini bekliyorlarmış. ne var ki, hiç de akıllarından geçmeyecek bir şey olmuş. batı rüzgarı zephyros birden yön değiştitirerek diski geri gönderince, disk de gelip var hızıyla hyakinthos'un alnının orta yerine çarpmış. delikanlının güzel yüzü bir anda kanlar içinde kalmış. altın sarısı ipeksi saçları da tutam şakaklarına yapışmış. ne olduğunu anlayamadan yere yıkılmış hyakinthos . alnından akan kanlar ususul usul toprağa karışmaktaymış. bu akan kanlardan sümbül (ya da çançiçeği) bitmiş.

resim: hyakinthos'un ölümü fransız ressam jean broc, 1801. tuval üzerine yğlı boya
kaynak: sorularla mitoloji, derman bayladı.
devamını gör...

strateji geliştirme odaklı bir isyan simülatörüdür.

oyundaki bölgenin tamamında istikrar sağlandığında operasyon başarılı bir şekilde tamamlanmış olur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

1870-1880 yılları arasında abraham salomon de kamondo tarafından yaptırılmış merdivenlerdir.

abraham kamondo merdivenleri, avusturya lisesi'nde okuyan torunlarının yokuşu daha rahat çıkabilmeleri için yaptırmış.

döner şekilde iki parça halinde tasarlanmasının nedeni de yukardan düşen birisinin en azından bir noktada durabilmesi içinmiş. ayrıca merdivenler, galata tarafında çalışan levantenlerin de pera'daki evlerine rahat ulaşabilmesini de sağlamıştır.
devamını gör...

ben daha çok cümlelerini seviyorum.
anlaşılmaz fransızca okur gibi okunan cümleler. hayran hayran bakıyorum onlara okurken.
bir şey diyor ama ne diyor anlamak için illa bir hukukçuya danışmak gerekiyor.
uzun, defalarca değili alınmış, içi osmanlıca dolu cümleler.
devamını gör...

amerikalı ünlü şehir plancısı (bkz: kevin lynch) tarafından kaleme alınan eserin orijinal adı (bkz: the image of the city)’dir. 1960 yılında yayınlanan eser dilimize (bkz: irem başaran)’ın çevirisi ile kazandırılmış olup 2010 yılında (bkz: iş kültür yayınları) tarafında basılmıştır.

modern şehir planlama eğitiminin baş ucu kitaplarından biri olan bu eser beş temel bileşene eğilir. bu beş temel bileşen şehirleri anlamaya, onları yeniden tasarlamaya yahut onları yaratmaya yarar. fakat bu giriş kısmı sizi yanıltmasın. yazar oldukça sade herkesin anlayabileceği bir dil ile aktardığı derdinin her okuyucu kitlesinin alabileceği ilgi çekici noktalarla donatmış durumda. bu beş elementi sıralamamız gerekirse; yollar(paths), kenarlar/sınırlar (edges) ,bölgeler (districts ), düğüm/odak noktaları (nodes), işaret ögeleri (landmarks)

planlama literatüründe (bkz: lynch analizi) olarak geçen bu tanımlama çığır açıcı bir etki yapmıştır. kitapta yazar (bkz: boston), (bkz: new jersey) ve (bkz: los angeles) üzerinden bu meseleleri irdeliyor.

yukarıdaki beş elemente istanbul’dan örnek vermek gerekirse;

path—> (bkz: barbaros bulvarı)
edge—> (bkz: boğaz)
district —> (bkz: akaretler)
node —> (bkz: zincirlikuyu)
landmark —> (bkz: taksim anıtı)
devamını gör...

az önce twitter hesabından yayınlamış olduğu açık mektuptur.

buradan

edit: oldukça güzel bir mektup olduğunu düşünüyorum. ancak melih bulu, istifa edemeyecektir.

iddiaların aksine, zorunlu olarak orada tutulduğunu ve rte tarafından harcandığını düşünüyorum. bunca şeyin üzerine istifa etmemesi kaçınılmaz olurdu. ancak istifa etmesi durumunda muhtemel ki eylemler sona erecek ve rte’ye yarayabilecek olan karışıklık da bu şekilde sonlanacaktır. bu sebeple, istememesine rağmen mecburiyetten orada durduğuna inanıyorum. sırf makam ve mevki için kimse adının ülkenin hafızasına böyle kazınmasını istemez.
devamını gör...

come back yapmış godfather hayranı yazarımız.
devamını gör...

türkiye özelinde konuşacak olursak, aynısı kadınlar için de geçerli olup cinsiyetler arası kutuplaşmadan kaynaklanmaktadır.

bu noktada, ailelerin yetiştirme tarzı önemlidir.
devamını gör...

aylardır ekmek teknesi kapalı olan kahvehane sahibi dün akşam pompalı tüfekle canına kıymış. lebaleb kongre yaparken esnafın sıkıntısını görmezden gelenlerin elindedir kanı bu insanların. esnafa doğru düzgün destek verip tedbirlere herkesin uymasını sağlayın artık ya da küçük esnafı rahat bırakın.

haber linki
devamını gör...

bedri rahmi'nin "karadutum, çatal karam, çingenem" diye seslendiği kadın, türkiye'nin ilk kadın heykeltıraşlarından biri olan ermeni asıllı mari gerekmezyan'dır.

--- alıntı ---

1949 yılının bir ilkbahar günü istanbul büyük kulüp'te bir toplantı vardı.
o gece büyük kulüp'tekiler özel konuk olan bedri rahmi eyüboğlu'ndan bir şiir okumasını istediler.
bedri rahmi ayağa kalktı.
şiiri okumaya başladı.
ama gözyaşlarını tutamadı.
bir yandan mısraları söylüyor,bir yandan sular seller gibi ağlıyordu.
gözyaşlarına mendil yetmiyordu.

“karadutum, çatal karam, çingenem
nar tanem, nur tanem, bir tanem
ağaç isem dalımsın salkım saçak
petek isem balımsın a gülüm
günahımsın, vebalimsin. "
...
bedri rahmi'nin hemen yanında eşi eren eyüboğlu oturuyordu.
ama hiç tepki vermiyordu.
o da herkes gibi bu şiirin ona yazılmadığını biliyordu.

--- alıntı ---
devamını gör...

sandalyeye bağdaş kurarak otururum. iki ayağımı bağdaştırmamışsam bile biri mutlaka sandalyeyle bağdaşmıştır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim