güne bir siyasetçi yalanı bırak
benim tek servetim bu yüzüktür .
devamını gör...
kölelik
(bkz: asgari ücret)
devamını gör...
cem karaca
çok yorgunum şarkısı ile beni öldüren şarkıcı.
devamını gör...
tarihi bir görsel bırak
devamını gör...
şofbeni bulan adamın ömrünü su sıcaklığını ayarlamaya adaması
kesinlikle gerçektir.
çözüm bulamamış olacak ki suyu ayarlayamadan ölmüş.
çözüm bulamamış olacak ki suyu ayarlayamadan ölmüş.
devamını gör...
güneş'in katli
bir memet türkkan kitabıdır.
her fırsatta söylüyor ve söylemekten hiç sıkılmıyorum: meslektaşım kardeşimdir. bu da öyle bir roman işte, 1980 darbesi öncesinde devrimci görüşleri yüzünden, hem de artvin gibi bir şehirde katledilen güneş öğretmenin romanı.
yıllar önce arada sırada deniz kitabevi diye küçük bir sahaftan kitap alırdım. üç dört kez gidip kitap aldıktan sonra sahaf dükkanının güleryüzlü ama hüzünlü bir adam olan sahibi “ hocam ben size birkaç kitap ayırdım” dedi. kitaplara baktığımda fark ettim ki ben de seçsem bu kitapları seçerdim. o kitapların en üstünde biraz yıpranmış mavi kapağı ile bu roman duruyordu. “ hocam önce bunu okuyun” dedi sahaf abi. gözlerimden mi anladı nedir, daha önce selamlaşmadan öteye de geçmemiştik. demek ki bir insanın okuduğu kitapları bilmek o insanı tanımakla eşdeğer.
kitabı okuduğumda bilmediğim bir şey anlatmadı bana belki ama zaten bildiklerimi canımı acıta acıta hatırlattı.
güneş öğretmen etrafındaki bazı insanlardan farklı düşündüğü için, dünyayı onların gözleriyle görmediği için, ülkeyi güzelleştirmek için başka bir yol hayal ettiği için öldürüldü. bir kişi tarafından gerçekleştirilmedi güneşin katli, imece usulü bir cinayet bu. okuyunca anlayacaksınız ne demek istediğimi.
hala devam ediyor bu sistemli cinayetler. farklı görüşten olan insanlarla tartışmak hala ölüm tehlikesi içeriyor. beynimizi kullanarak, fikirlerimizle tartışacak donanıma sahip olmadığımız için silahlara sarılıyoruz en ateşlisinden, en kesicisinden, en delicisinden.*
öğretmenleri, doktorları ve muhtelif meslek dallarındaki insanları öldürerek kendi fikirlerini kabul ettirmeyi amaçlamak kadar büyük bir canilik ve analitik düşünme eksikliği olamaz.
ben bu tanımımda batman’da katledilen şenay aybüke yalçın kardeşimi, pkk tarafından kaçırıldıktan sonra katledilen necmettin yılmaz kardeşimi, hopa’da bir eylem esnasında katledilen metin lokumcu abimi, daha birkaç gün önce mardin’de bir trafik teröristinin katlettiği suzan basın ve büşra yıldız kardeşlerimi anmadan geçmek istemedim.
bir de ataol behramoğlu’ndan bir şiir iliştireyim tanımın sonuna:
ve cellat uyandı yatağında bir gece,
tanrım dedi bu ne zor bilmece
öldükçe çoğalıyor adamlar,
ben tükenmekteyim öldürdükçe
her fırsatta söylüyor ve söylemekten hiç sıkılmıyorum: meslektaşım kardeşimdir. bu da öyle bir roman işte, 1980 darbesi öncesinde devrimci görüşleri yüzünden, hem de artvin gibi bir şehirde katledilen güneş öğretmenin romanı.
yıllar önce arada sırada deniz kitabevi diye küçük bir sahaftan kitap alırdım. üç dört kez gidip kitap aldıktan sonra sahaf dükkanının güleryüzlü ama hüzünlü bir adam olan sahibi “ hocam ben size birkaç kitap ayırdım” dedi. kitaplara baktığımda fark ettim ki ben de seçsem bu kitapları seçerdim. o kitapların en üstünde biraz yıpranmış mavi kapağı ile bu roman duruyordu. “ hocam önce bunu okuyun” dedi sahaf abi. gözlerimden mi anladı nedir, daha önce selamlaşmadan öteye de geçmemiştik. demek ki bir insanın okuduğu kitapları bilmek o insanı tanımakla eşdeğer.
kitabı okuduğumda bilmediğim bir şey anlatmadı bana belki ama zaten bildiklerimi canımı acıta acıta hatırlattı.
güneş öğretmen etrafındaki bazı insanlardan farklı düşündüğü için, dünyayı onların gözleriyle görmediği için, ülkeyi güzelleştirmek için başka bir yol hayal ettiği için öldürüldü. bir kişi tarafından gerçekleştirilmedi güneşin katli, imece usulü bir cinayet bu. okuyunca anlayacaksınız ne demek istediğimi.
hala devam ediyor bu sistemli cinayetler. farklı görüşten olan insanlarla tartışmak hala ölüm tehlikesi içeriyor. beynimizi kullanarak, fikirlerimizle tartışacak donanıma sahip olmadığımız için silahlara sarılıyoruz en ateşlisinden, en kesicisinden, en delicisinden.*
öğretmenleri, doktorları ve muhtelif meslek dallarındaki insanları öldürerek kendi fikirlerini kabul ettirmeyi amaçlamak kadar büyük bir canilik ve analitik düşünme eksikliği olamaz.
ben bu tanımımda batman’da katledilen şenay aybüke yalçın kardeşimi, pkk tarafından kaçırıldıktan sonra katledilen necmettin yılmaz kardeşimi, hopa’da bir eylem esnasında katledilen metin lokumcu abimi, daha birkaç gün önce mardin’de bir trafik teröristinin katlettiği suzan basın ve büşra yıldız kardeşlerimi anmadan geçmek istemedim.
bir de ataol behramoğlu’ndan bir şiir iliştireyim tanımın sonuna:
ve cellat uyandı yatağında bir gece,
tanrım dedi bu ne zor bilmece
öldükçe çoğalıyor adamlar,
ben tükenmekteyim öldürdükçe
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
esmeray - unutama beni
devamını gör...
çaylakların aşırı ezik olduğu gerçeği
lisede alt sınıflara 'çömez' diyenlerin açtığı başlıktır.
devamını gör...
eylemsizlik kuvveti
biraz da muhafazakarlık gibidir.
devamını gör...
makyajla ilgili düşündürücü sözler
dünyanın en güzel kadınları diye reklamı yapılan bazı ünlüler kimine göre estetik ve kozmetik harikası ürünlerdir.
bir erkek makyaj ile güzellik kraliçesine nasıl dönüşür? mizahi amaçla hazırlanmış bu videoyu önce 13:08 e getirip, sonra baştan izlemek daha keyifli.
makyaj ile ilgili söylenmiş düşündürücü sözlerden seçmeler...
korse, pudra, makyaj, vatka bin bir türlü numara var. anneanneni bile on altı yaşında gösterebilirler. charles bukowski
mutlu olsa, çok güzelleşirdi. makyaj, nasıl kadınların boyasıysa mutluluk da şiirleridir. honore de balzac
bir bayana hanımefendilikten daha çok yakışan bir kıyafet ve onu zarafetten daha çok güzelleştiren bir makyaj yoktur. gabriel garcia marquez
makyajın amacı, güzelliği göstermektir; ama çok makyajın amacı, yüzünü gizlemektir. paul auster
iki tür kadın olduğuna karar verdim, sade olanlar ve makyaj yapanlar. sade olanlar faydalı yaratıklardır. oscar wilde
kadınlar duyduklarına aşık olur, erkeklerse gördüklerine. o yüzden kadınlar makyaj yapar, erkekler ise yalan söyler. cemal safi
bu yüzden kirpiklerini sev bir kadının. avuç içlerini. makyajsız yüzünü. uyku sersemliğini. cemal süreya
bazı erkekler çok paranın bütün kızları etkileyeceğini sanır. tıpkı çok makyajlı kadının, kendini çok güzel sanması gibi. robert allen zimmerman
hiçbir makyaj malzemesi kullanmadığıma göre yüzüm, en içten duygularımın en güzel aynasıdır. desiderius erasmus
para makyaj gibiydi; her şeyi gizler, her şeyi sağlardı. satılık olmadığı söylenen şeyleri de: saygıyı, takdiri, aşkı. jo nesbo
kadınları ışıtan ve parlatan şey, ne yaptıkları makyaj, ne giyim kuşamdır. onları, erkeklerin hayran, arzulu ya da ısrarcı bakışları ışıtır ancak. bakan efendi, bakılan köledir. murathan mungan
gece olunca perde iner. herkes gider ve odanda tek kalırsın. gece olunca maske iner makyaj gider ve aynanda sen kalırsın. bedirhan gökçe.
hiçbir süs ve makyaj bir kadını, analık sevgisi kadar güzelleştiremez. emile zola
sizin boyalarınızdan da haberdarım üstelik. tanrı size bir yüz vermiş, siz kendinize başka bir yüz yapıyorsunuz william shakespeare
ey makyaj, sen nelere kadirsin. ipek ongun
o görünmüyor. nasıl görünmüyor? çok makyaj yapmış işte; gerçek anlaşılmıyor. oğuz atay
o halde ki, bütün bu taze kadın vücudunda, bir iğne ucu kadar tabiî bir yer, sunî vasıtaların hücum ve istilâsına uğramayan hiçbir cilt noktası kalmadı; tepeden tırnağa kadar bedeninin her tarafında tabiat ricat etti; boyalar, râyihalı suların altında kendi parlaklığı, kokusu ve rengi uçtu, silinip gitti. peyami safa
senin cildin iyi kremler kullanarak güzelleşir, fakat benim kayıp olan senelerimin geri gelmesine imkân yok. sabahattin ali
belediye bu badanalı kadınlardan vergi alsa zengin olur. hüseyin rahmi gürpınar
yalan söylerken erkekler gözlerini aşağıya doğru kaçırırken, kadınlar daha çok yukarı bakmayı tercih ediyorlar ve erkekler yalan söylerken gözlerini ovuşturuyorlar, kadınların eli ise burunlarına gidiyor. bu örneği verdiğim seminerlerde toplu olarak hep aynı tepkiyi aldım: makyajları bozulmasın diye! kesinlikle doğru. ahmet şerif izgören
ünlülerin makyajsız hali gibi bir hayat yaşıyorum senden sonra. kahraman tazeoğlu.
bir erkek makyaj ile güzellik kraliçesine nasıl dönüşür? mizahi amaçla hazırlanmış bu videoyu önce 13:08 e getirip, sonra baştan izlemek daha keyifli.
makyaj ile ilgili söylenmiş düşündürücü sözlerden seçmeler...
korse, pudra, makyaj, vatka bin bir türlü numara var. anneanneni bile on altı yaşında gösterebilirler. charles bukowski
mutlu olsa, çok güzelleşirdi. makyaj, nasıl kadınların boyasıysa mutluluk da şiirleridir. honore de balzac
bir bayana hanımefendilikten daha çok yakışan bir kıyafet ve onu zarafetten daha çok güzelleştiren bir makyaj yoktur. gabriel garcia marquez
makyajın amacı, güzelliği göstermektir; ama çok makyajın amacı, yüzünü gizlemektir. paul auster
iki tür kadın olduğuna karar verdim, sade olanlar ve makyaj yapanlar. sade olanlar faydalı yaratıklardır. oscar wilde
kadınlar duyduklarına aşık olur, erkeklerse gördüklerine. o yüzden kadınlar makyaj yapar, erkekler ise yalan söyler. cemal safi
bu yüzden kirpiklerini sev bir kadının. avuç içlerini. makyajsız yüzünü. uyku sersemliğini. cemal süreya
bazı erkekler çok paranın bütün kızları etkileyeceğini sanır. tıpkı çok makyajlı kadının, kendini çok güzel sanması gibi. robert allen zimmerman
hiçbir makyaj malzemesi kullanmadığıma göre yüzüm, en içten duygularımın en güzel aynasıdır. desiderius erasmus
para makyaj gibiydi; her şeyi gizler, her şeyi sağlardı. satılık olmadığı söylenen şeyleri de: saygıyı, takdiri, aşkı. jo nesbo
kadınları ışıtan ve parlatan şey, ne yaptıkları makyaj, ne giyim kuşamdır. onları, erkeklerin hayran, arzulu ya da ısrarcı bakışları ışıtır ancak. bakan efendi, bakılan köledir. murathan mungan
gece olunca perde iner. herkes gider ve odanda tek kalırsın. gece olunca maske iner makyaj gider ve aynanda sen kalırsın. bedirhan gökçe.
hiçbir süs ve makyaj bir kadını, analık sevgisi kadar güzelleştiremez. emile zola
sizin boyalarınızdan da haberdarım üstelik. tanrı size bir yüz vermiş, siz kendinize başka bir yüz yapıyorsunuz william shakespeare
ey makyaj, sen nelere kadirsin. ipek ongun
o görünmüyor. nasıl görünmüyor? çok makyaj yapmış işte; gerçek anlaşılmıyor. oğuz atay
o halde ki, bütün bu taze kadın vücudunda, bir iğne ucu kadar tabiî bir yer, sunî vasıtaların hücum ve istilâsına uğramayan hiçbir cilt noktası kalmadı; tepeden tırnağa kadar bedeninin her tarafında tabiat ricat etti; boyalar, râyihalı suların altında kendi parlaklığı, kokusu ve rengi uçtu, silinip gitti. peyami safa
senin cildin iyi kremler kullanarak güzelleşir, fakat benim kayıp olan senelerimin geri gelmesine imkân yok. sabahattin ali
belediye bu badanalı kadınlardan vergi alsa zengin olur. hüseyin rahmi gürpınar
yalan söylerken erkekler gözlerini aşağıya doğru kaçırırken, kadınlar daha çok yukarı bakmayı tercih ediyorlar ve erkekler yalan söylerken gözlerini ovuşturuyorlar, kadınların eli ise burunlarına gidiyor. bu örneği verdiğim seminerlerde toplu olarak hep aynı tepkiyi aldım: makyajları bozulmasın diye! kesinlikle doğru. ahmet şerif izgören
ünlülerin makyajsız hali gibi bir hayat yaşıyorum senden sonra. kahraman tazeoğlu.
devamını gör...
kavga esnasında dolu damacana fırlatan kadın
mavi gözlü siyah saçlı ise (bkz: zeyna) olabilir.
devamını gör...
yedi sekiz hasan paşa
sultan abdülhamit, şehzade olduğu zamanlar köşke giderken geçmesine izin vermemiş. abdülhamit, kendisini ikinci veliaht olarak tanıtmasına rağmen, o dönem jandarma olan hasan padişahtan ( abdülaziz) başkasını tanımadığını söylemiş. o zaman amcası olan padişaha bağlılığını bildiren bu askerin sözleri karşısında duygulanan şehzade, hiç beklemediği anda kendini tahtta bulunca, o unutamadığı nefere de mirliva rütbesi vererek beşiktaş muhafızlığı görevine getiriyor. beşiktaş ve yıldız sırtlarından bütün rumeli yakası ondan soruluyor ve onun izni olmadan buradan kimse ne arazi alabiliyor ne de ev yaptırabiliyor. ümmi olduğu için de imzasını atarken hasan'ın arapça yazılışına benzeyen yedi ve sekiz şeklinde çiziktirme yapıyor ve ismi yedi sekiz hasan paşa oluyor.
devamını gör...
eskatoloji
yunanca son anlamına gelen sözcük, teoloji ve fesefenin bir bölümüdür. ölüm yargı ve ruhun ve insanın kaderi ile iliskilidir. hristiyanlık eskatolijisinde apokaliptik bir felaket sonrası gelen bin yıllık refah vardır.
eskatoloji ve eskatolojik beklentiler zamanın tanrı lehinde dönüsü ve tanrı’nın zamanı kendi kontrolü altına alması beklentisi icindedir. eskatoloji mitleri; evrenin gelecegi ve olacak olaylar hakkında bilgi verir.
eskatoloji, son seylerin ya da bilinen dünyamızın sona ulastıgı olayların ögretisidir. eskatoloji, tarihin hızlı bir sona gidisini dogal görür ancak bu gidisin insan tarafından hızlandırıldını yadsımaz. hristiyanlık tarihi, eskatolojik beklentiler tarihidir. incil dünya icin birsey vaad etmez ama öbür taraf ile ilgili bircok mitolojik hikayeleri vardır. türk mitolojisindeki yaratıs ve yaratılıs gök tanrı inanc sisteminden farklıdır. yeraltı tanrısı olan erlik ve ülgen ile birlikte düalist bir tanrı inancını temsil eder. altay türklerinde insanoglunun eliyle kirletilen ve yasanmaz hale gelen dünya ve evrenin sonunun kacınılmazlıgı anlatılır. tanrı’nın safında olan iyiligin ve iyilerin kazanması türk eskatologyasında görülür.
eskatoloji ve eskatolojik beklentiler zamanın tanrı lehinde dönüsü ve tanrı’nın zamanı kendi kontrolü altına alması beklentisi icindedir. eskatoloji mitleri; evrenin gelecegi ve olacak olaylar hakkında bilgi verir.
eskatoloji, son seylerin ya da bilinen dünyamızın sona ulastıgı olayların ögretisidir. eskatoloji, tarihin hızlı bir sona gidisini dogal görür ancak bu gidisin insan tarafından hızlandırıldını yadsımaz. hristiyanlık tarihi, eskatolojik beklentiler tarihidir. incil dünya icin birsey vaad etmez ama öbür taraf ile ilgili bircok mitolojik hikayeleri vardır. türk mitolojisindeki yaratıs ve yaratılıs gök tanrı inanc sisteminden farklıdır. yeraltı tanrısı olan erlik ve ülgen ile birlikte düalist bir tanrı inancını temsil eder. altay türklerinde insanoglunun eliyle kirletilen ve yasanmaz hale gelen dünya ve evrenin sonunun kacınılmazlıgı anlatılır. tanrı’nın safında olan iyiligin ve iyilerin kazanması türk eskatologyasında görülür.
devamını gör...
günün ünlüsü olunca hissedilenler
ilk olduğumdaki mutluluğumu unutamıyorum,heyecanımı hatırlıyorum. çocuklar gibi şendim. başarmıştım sonunda. sonra bir daha oldu. şaşırmıştım demek bir daha.. sonra bir daha.. bir daha..
derken ben serdar ortaç'ın evinin önünde buldum kendimi. artık kendimi aşmıştım. farketmiyordum ama resmen ünlüydüm. kısa sürdü ama bu mutluluk. zirvede bırakmakmış kaderim. çünkü serdar'a ilham gelmiyor artık. yoruldum diyor sürekli. binlerce vişne var diye söz yazmıştı en son. beğenmedim. yani benim single işi yattı anlayacağınız. saçlarımıda platin sarısına boyattım klip çekerim diye.makyajlı güzel de makyajsız o da ne? değilim artık ünlü bende herkes gibiyim işte. bu sözü götüreyim de üstüne beste yapar belki.
derken ben serdar ortaç'ın evinin önünde buldum kendimi. artık kendimi aşmıştım. farketmiyordum ama resmen ünlüydüm. kısa sürdü ama bu mutluluk. zirvede bırakmakmış kaderim. çünkü serdar'a ilham gelmiyor artık. yoruldum diyor sürekli. binlerce vişne var diye söz yazmıştı en son. beğenmedim. yani benim single işi yattı anlayacağınız. saçlarımıda platin sarısına boyattım klip çekerim diye.makyajlı güzel de makyajsız o da ne? değilim artık ünlü bende herkes gibiyim işte. bu sözü götüreyim de üstüne beste yapar belki.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
derin solumak tutarken ellerimi,
hangisine nefes alsam
o tarafıdır ciğerimin güneyi..
tuvallerce resmini yaptığım renkler,
nasılsa doğurgan,
ve nasılsa anaç fırçasına.
kendim olduğumun akşamüstüsünde buldum,
kırmızımın tonunu.
solumu rüzgara verdim..sağımı dünyanın rahmine bıraktım aralığın bi perşembesinde.
_artık,
gazdaki lambanın taşları yoruluyor kırımlarında_
yeri değişti sanki saçlarımın,
yüzüm gözüm.. yeni yerinin kemiğinde.
bağışla,
bağışla beni..devasal dağlarda,
ulu ağaçları arar gibi baktı bi kere gözlerim sana..bağışla..
d.b
hangisine nefes alsam
o tarafıdır ciğerimin güneyi..
tuvallerce resmini yaptığım renkler,
nasılsa doğurgan,
ve nasılsa anaç fırçasına.
kendim olduğumun akşamüstüsünde buldum,
kırmızımın tonunu.
solumu rüzgara verdim..sağımı dünyanın rahmine bıraktım aralığın bi perşembesinde.
_artık,
gazdaki lambanın taşları yoruluyor kırımlarında_
yeri değişti sanki saçlarımın,
yüzüm gözüm.. yeni yerinin kemiğinde.
bağışla,
bağışla beni..devasal dağlarda,
ulu ağaçları arar gibi baktı bi kere gözlerim sana..bağışla..
d.b
devamını gör...
dünya solaklar günü
solak olanlara "uğursuz" diyenleri gördüğümüz başlık.
devamını gör...
iki çeşit insan vardır
bu dünyada iki tür insan var: biri konuşan tür, diğeri de yapan tür. insanların çoğu sadece konuşur, tek yaptıkları budur. ama sözün bittiği noktada dünyayı değiştiren yapanlardır. yaparen bizi de değiştirirler, bu yüzden de onları asla unutmayız. siz hangisisiniz? sadece konuşuyor musunuz yoksa yerinizden kalkıp bir şeyler yapıyor musunuz? çünkü inanın bana geri kalan ne varsa kahve dedikodusundan başka bir şey değil.
(bkz: şehrin azizleri)
(bkz: şehrin azizleri)
devamını gör...
süleyman soylu
kendisine sorulan sorularla alakasız olarak çocuk pornosu iç çamaşırı gibi şeylerden bahseden iç işleri bilmiyorum açıklamalarını yapan iç işleri bakanı.
devamını gör...
yazarların bu yüzden hep yalnız kalacağım dediği şeyler
evde oturup beton saksı yapım videoları izlemeye devam edersem yalnız kalıcam sanırım.
devamını gör...

