kıyıların tehlikeli yerlerinde, adalarda veya küçük adacıklarda bulunan, kötü hava koşullarında ve karanlıkta deniz taşıtlarına yön belirlemede yardımcı olan, tepelerinde güçlü bir ışık kaynağı bulunan yüksek kuleli yapılardır.
ilk kullanıldıkları zamanlarda tepelerinde bekçileri tarafından yakılan odun ve kömür ateşi ile ışık sağlanmaktaydı. zamanla yağ, petrol gazı, asetilen ve elektrik kullanımına geçildi. otomasyon sistemlerinin ve uydu haberleşme sistemlerinin gelişmesi ile fenerlere duyulan ihtiyaç yavaş yavaş azalmıştır. günümüzde halen çalışanların bir çoğu uzaktan kontrol edilmektedir.
devamını gör...

arkadaş kurumsal bir havalar iyi güzel de benim gözüm alıştığım modları arıyor. kalkıp moda salça olacak değiliz nedir bu gizem dediğim yenilik. öylesi daha samimi idi arkadaş gibi hallediyorduk nüktedan şekilde.
devamını gör...

kişilerin hangi dönemlerinde olduğuna göre değişebilecek birliktelik. her 10 yaş aralığı aynı değildir. basit örnekle biri 40 diğeri 50 olan kişiler aynı kuşaktır, hayata ortak bakması garip karşılanmaz. anca biri 20 biri 30 iken bu durum daha eleştirilebilir oluyor bence. orta yaşa doğru adım atan, belli bir yaşanmışlık ve hayat tecrübesi olan birey ile; yeni reşit olmuş, kendini yeni yeni tanımaya başlayan yolun başındaki kişi hayata nasıl ortak bakabilir ki tamamen. bu ilişkide fikirler ve kafa uyumu değil; tamamen erkeğin dış görünüşü beğenmesi, kızların kendinden büyük erkek ve gücünü sevmesi etkendir diye düşünüyorum.
devamını gör...

bu sapık iblisin kireç kuyusuna atılıp etinin kemiğinden ayrılmasını zevkle izlemek gerekir. en hızlı ve temiz çözüm budur.
devamını gör...

kuş var,tavşan var,ayı var,yılan aslan..hayvanat bahçesi gibidir.bir de içiniz kararmıştır ama sonu aydınlık onu da söyleyeyeyim.uzun yola ya gidersiniz ya da geleniniz olur.
devamını gör...

fransız ihtilalinde giyotinle idam edilen kraliçe marie antoinettehem'in söylediği iddia edilen söz.bu sözü de onun söylediğine dair kanıt yok.ama o dönem ekmek sıkıntısı çekilen fransa'da zenginlerin fakirlerin hayatından bihaber olmasını tasvir eden bir söylenti olmuş.bir de bahsedilen şey pasta değil brioche adlı verilen ve ekmeğe çok benzeyen bir çörek.
devamını gör...

ben ifşalandım.

siz devam edin.
devamını gör...

belki de yüce aşklar gerçekten böyle bir dramı paylaşır birbiriyle, dediğim tom odell şarkısı. aşkın ne olduğunu ve ne olmadığını çok güzel anlatıyor. ve bir yandan bizlere yapılması gereken doğru şeyin ne olduğunu söylüyor. yorgun düşmüş insan, ona sığınmalıdır ama yorgundur, yani ağlayamaz bile. ama ayağa kalkmalı ve hareket etmelidir. gerçek olan şey, asla yok olmaz. çünkü ancak tatmin edilen bir aşk gizlenebilir.

"i brought you daffodils in a pretty string
but they won't flower like they did last spring
and i wanna kiss you, make you feel alright
i'm just so tired to share my nights
i wanna cry and i wanna love
but all my tears have been used up"
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
balmumu heykel müzesi, josef stalin.
devamını gör...

bernard lewis'in çatışan kültürler kitabından bir ifadeyi hatırlatan başlık.

"barbarlar, haliyle, kendilerine barbar demiyorlardı; putperestler de hristiyanlığı benimsemelerine ve kendilerini böyle görmek üzere eğitilmelerine değin kendileri için bu yakıştırmayı kullanmıyorlardı."

bir şeyin parçası olmaktan sıyrılıncaya dek, o şeyi tam olarak görmenin ve algılamanın mümkün olduğunu düşünmüyorum.
devamını gör...

basketbolda, potaya atılan şutun çemberden ya da panyadan sekmesi neticesinde, bu seken topu elde etme eylemine denir. topu alan oyuncu savunan takımın oyuncusu ise "savunma reboundu", aksi durumda ise "hücum reboundu" şeklinde adlandırılır.

burada önemli nokta, elde edilen bu topun kendi takım arkadaşınız tarafından kendi potanıza atılmamış olmasıdır.

nba tarihinde maç başına rebound ortalamasında tüm zamanların ilk beş oyuncusu ise şu şekildedir :

1. wilt chamberlain : 22.89
2. bill russell : 22.45
3. bob pettit : 16.22
4. jerry lucas : 15.61
5. nate thurmond : 15.00

görüleceği üzere ilk beş oyuncunun tümü 60'lar ve 70'ler döneminin oyuncularıdır. ortalamalarının bu kadar yüksek olmasının sebebi de o zamanlar basketbolda üç sayılık atışın henüz olmaması ve oyunun pota altında oynanması sebebi ile rebound fırsatının modern basketbola göre oldukça fazla olmasıdır. nba'de üç sayılık atışın da 1979 yılında ilk kez oyuna dahil edildiğini ekleyelim.

aktif oyuncular içerisinde maç başına en yüksek rebound ortalamasına sahip olan oyuncunun 13.84 ortalama ile andre drummond olmasının nedeni budur.
devamını gör...

anadolu ajansı.
bir pil standardı.
bir şaşkınlık ifadesi.
üniversite de 90-100 puan aralığını ifade eder.
devamını gör...

belirli bir yaştan sonra insanın canını sıkan olay.

ergenlik vs. zamanlarında belki iş görür ama diğer türlüsü hep bir kafada soru işaretleri, ne yapıyor, ne ediyor, kimle vs. diye sordurtur.

malum güven artık günümüzde altın değerinde. kimsenin birbirine güveni kalmamış. ımkansiz yani. bir de mesafe mi? nereye kadar? anca ayrilanana kadar çünkü asıl mesafeler o zaman başlıyor.

uzak mesafe ilişkisi yürümüyor, yürüyemez kafadorlar. değil yürümek emeklemez bile. "güven ve sevgimizin karşısında ilişkimiz de mesafe olması asla sorun değil" demiyorlar mi birde * o zaman bir gülesim geliyor bir yerimle,anladiniz siz.

uzak mesafesi ilişkisinde yapılacaklar:
1) ilişkiye başlamamak.
2) birinci madde.
3) ikinci madde.
devamını gör...

devamlı eksile eksile ruhumda parça kalmadı.
devamını gör...

kadın sesi'ne fetiş derecesinde düşkün olan ben için sitedeki en güzel sesli kadın.

buradan bir teklifim olacak kendisine, lütfen kahkahalarını içeren bi single filan çıkarsın, cenk'in arka bahçesi ile yaptıkları yayın kesmiyor çünkü beni.

bir de ben ölüp dirilip geri gelmeden önceki halimde sanırım burada konuştuğum ilk insan.

sözlüğe güzel başlangıç yapmışım yani sayesinde, sağolsun.*
devamını gör...

tekrarlayan ateş sendromlarından biri olan bu sendrom en çok ailesel akdeniz ateşi ile karışır.
ismini periyodik fever(ateş)
aftöz stomatit
pharngitis(farenjit)
adenit'den alır.
hastaların büyük çoğunluğu tek doz oral prednizolona yanıt verir.
genellikle 5-7 yıl civarında kendiliğinden iyileşir.
atakları önlemek için tonsillektomi yapılır.
devamını gör...

bir yazarın seçtiği bir konuyla ilgili kendine has görüş ve düşüncelerini fazla derine inmeden okurla konuşuyormuş gibi anlattığı yazı türüdür.

kalemi elime almadığım uzunca bir zaman diliminin ardından bir parça dökülme hissinden yola çıkarak birkaç kelam edeyim istedim.
okumaya durumumuz yoktu kitlesini şurada kaybettiğimizi varsayarak kalanlar için hazırsanız başlıyorum.
bugünkü konu, birçok insanı derinden etkileyen ancak bazıları için hala sıradan görülen bir olay, "kadına şiddet".
şimdi biraz tanımsal bir şekilde başlayacak olursak
nedir kadına şiddet? fiziksel ya da psikolojik tahrip. nedenleri nelerdir? işte bu kısım uzun uzadıya bir makalede konu olarak işlenebilir. keza işlenmiştir de. olayın derinine inmeden zikredecek olursak fiziksel ya da ekonomik açıdan güçlü bireylerin zayıf olan üzerinde gücünü kabul ettirme durumu.
nasıl gerçekleşir? darp, hakaret, küçük görme...
peki kimler şiddet görür? işte bu kısım çok önemli herkes yani her kadın şiddet görebilir, en azından bir kez. eğer tanıdığımız biri ise baba, anne, eş, abi, sevgili bu bir kereden sonra yolumuza bakarız. tabii maddi açıdan kendine yetebilen, hayatta tek başına ayakta kalabilecek şekilde yetiştiysek. bu şartları sağlayamayan bireyler zaten bu zulmün altında ne yazık ki hayatlarına devam etmek zorunda kalıyorlar.
ve bu konu bir kesim tarafından hala sıradanlaştırılabiliyor. basit argümanlar; bir de kadının ne yaptığına bakmak lazım, insanı da çileden çıkarabiliyorlar vesaire... hayır, efendim. çileden çıkabilirsiniz. kadın yanlış yapmış olabilir. ama bu size şiddet hakkını doğurmaz. pozitif ayrımcılık yapmıyorum eğer kadın da psikolojik şiddet uyguluyorsa o zaman aynı kınama, onun için de geçerli olacaktır. ancak fiziksel şiddet tek taraflıdır. kendisini savunamayacak bir bireye saldırmak, zarar vermek için insaniyetin yitirilmiş olması gerekir.
peki şiddeti sadece tanıdıklarımızdan mı görürüz? hayır!
burada anlatmak istediğim iki anım var, konuyu pekiştirmek için ve de şiddetin bazen gerçekten hiç beklemediğiniz bir anda karşımıza çıkıveriyor oluşunu göstermek için. biri henüz yirmi yaşında bir öğrenciyken bir diğeri de öğretmen olduğum, otuz yaşındayken gerçekleşen iki olay.
evet şimdi ilk olay şu şekilde vuku buldu. "o sıralar eskişehir'de, üniversitede okuyorum; bir tatilde yakın bir arkadaşımla birlikte birkaç günlüğüne istanbul'a gidiyoruz. annesi, arkadaşım ve ben alışveriş için dışarıya çıkıyoruz ve akşam on gibi kağıthane'de anacadde üzerinden eve dönüyoruz. o esnada koyu renkli bir araba yanımızdan yavaşlayarak geçiyor. laf atıyorlar. sonra karşı şeritten aynı şekilde laf atarak geçiyorlar. tekrar yanımazdan geçerken arkadaşımın annesi elindeki şemsiyesi sallayarak bağırıyor. 'defolun gidin rahatsız etmeyin' diye. araç birden köklenerek durduluyor. içindeki dört kişiden ikisi iniyor. birden arkadaşımın annesine saldırmaya başlıyor bir tanesi. diğeri izliyor. biz de arkadaşımla araya girmeye çalışıyoruz. ama adam durmuyor. bir müddet bu böyle devam ediyor. yoldan insanlar gelip geçiyor. bağırıp yardım istiyoruz. bir arabadan geçen birinin şu sözlerini duyuyorum o kargaşa esnasında 'kimbilir o....lar, ne yaptılar!' bakın o gece tokat yedim, itildim, fırlatıldım ama bu cümle daha çok acıttı canımı. bu arada adam bizi bir kenara atıyor sürekli kadına yumruk, tekme falan atıyor. bir şey yapamayacağımı anlayınca plakayı aldım, polisi aradım. ama adres bilmiyordum! sonra bir güvenlik ya da bekçi emin değilim ama silahlı üniformalı biri geldi. havaya ateş etti ve adamı kadının üzerinden zor bela aldılar. hastaneye gittik. darp raporu aldık. arkadaşımın annesinin burnu kırıldı, arkadaşımın kaşı patladı ve hepimizde birçok morarmış bölge vardı. doktor beyin tavrına da değinmek istiyorum 'gece vakti sokakta ne işimiz varmış?'*
sonra adam 4 yıl hapis cezasına çarptırıldı. ha bunda başka suçların da etkisi vardı gerçi ama olsun. "
ikinci olaya gelirsek o da bir zamanlar gelibolu'da görev yaptığım sırada gerçekleşti." bir gün bir kadın öğretmen arkadaşımla okul bahçesinde nöbet tutuyoruz. o esnada kapıya yakın bir yerde bir hengame oluyor. koşup gidiyoruz. erkek öğrencilerimizden biri gözyaşı içinde yerde, öğrencimiz olmayan bir erkek ile bir kız da okula doğru yürüyor. ilk önce çocuğu kontrol edip diğerlerinin peşinden koşuyoruz. memurun odasına geçiriyorum. orada beklemelerini, polisi arayacağımı söylüyorum. o ara müdüre falan haber yollayınca erkek olan 'aman işi amma büyüttünüz, kız arkadaşıma top attı,ben de bir tokat attım altı üstü, gidiyoruz biz.' deyip kapıya yöneliyor. hayır gidemezsiniz deyince arkadaşımı da beni tartaklayarak kapıdan çıkmaya çalışıyor. ve başarıyor. okuldan çıkmadan polis geliyor. karakola gidiyoruz. karokolda öğreniyoruz ki başka bir liseden olan bu öğrenci birçok kez başka öğrencilere şiddet uygulamış ancak hatırı sayılan bir dayısı olduğu için hep şikayetler geri alınmış ve de 10 kereden fazla karakolluk olmasına rağmen davranışlarının sonucuna hiç katlanmamış. biz ifade verirken dışarıda bir gürültü kopuyor. bakıyoruz aynı kişi bu sefer bir polis memuru ile kavga ediyor. ama tabii ki polis etkisiz hale getiriyor. ona da şahit olunca hem davacı hem de başka bir olayın tanığı oluyoruz. tam hatırlamıyorum ama 18 ay gibi bir ceza alıyor sonuç olarak. "
konuya geri dönecek olursam görüyorsunuz ki bazen nedenleri kişiden kaynaklanmasa da sebep-sonuçlarıyla ilginiz olmasa da şiddetin ortasında kalıveriyorsunuz. ailemden ya da çevremden hiç şiddet görmemiş bir bireyken fiziksel olarak bir kadından daha güçlü olmalarını hak gören birileri sebebiyle bu durumu yaşadım. suçlu; paşa oğlum her şeyi yapabilir diyen anneler mi, babasından gördüğü şiddeti yansıtan adamlar mı bilmiyorum. bildiğim tek şey var. yakmayın kadınların canlarını!
devamını gör...

insanlığımdan utandım, bu cümleleri okurken utandım. sen nasıl bir varlıksın bunu yapabilecek kadar nasıl gözün dönmüş olabilir. diyecek söz bulamıyorum senin ben cibilliyetini mikeyim. ülke değil nerden baksan bok çukuru ...
devamını gör...

psikolojisi bozuk insanlar normal psikolojili insanların psikolojilerini bozuyor olabilirler*. belki de hepimizin psikolojisi bozuk ve normal insanları psikolojileri bozuk sanıyoruz*.*
devamını gör...

hep bir fikir ayrılığı içinde olmaları ve sürekli belirli nedenleri ileri sürüp insanlar arasından ayrıştırma yaparlar. insanların değerlerine saldırmak bu cahil güruhlar için çok kolaydır çünkü bir değere sahip değillerdir. kim güçlüyse ona hizmet ederler, cahil olduklarından dolayı da bunu sorgulama gereği duymaz, duyamaz da. çünkü o akla ve mantığa sahip değillerdir. daima güçlü insanların himayesi altından yaşamayı tercih edip kumanda edilmeyi severler. cahillik bu kadar kötü bir şey işte, kendi iradesi yok, dayatılan iradeyi kendi iradeleri olduğu inandırılır ve böyle yaşamaya mahkum edilirler.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim