bilgi grafikleri, sunumlar, posterler, raporlar, el ilanları ve sosyal medya için görsel içerikler hazırlayabileceğiniz web tabanlı bir platform. her kategorinin kendi içerisinde bir sürü şablon seçeneği mevcut. mesela yeni yıl ile alakalı bir afiş hazırlamanız gerekiyor ama hayal gücünüz devreye girmiyor mu? hemen afiş hazırlama kısmından yeni yıl temalı şablonlara giriyorsunuz ve hayal gücü kısmı sizin için halledilmiş oluyor.
özelliklerini inceleyecek olursak :
-ücretsiz ve bu ücretsiz hizmet gün sınırlaması içermiyor. bu bence büyük bir avantaj.*))
- kullanım benim için yeterli değil pro'ya yükseltmek istiyorum derseniz de aylık faturalandırmada 120 dolar, yıllık faturalandırma seçeneğinde ise 840 dolar ödüyorsunuz.
- çalışma alanı oluşturup 25 kişiye kadar üye davet edebiliyorsunuz. ödemelerde üye başına ayarlanıyor. örneğin yıllık faturalandırmada her üye başına 14 dolar düşüyor.
benim gibi afiş-poster tarzı görsel sunuları seven arkadaşlara tavsiye ederim. sizler için hazırladığım şahane* posteri de şuraya iliştireyim. gözleri kanayan arkadaşlardan şimdiden özür dilerim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
not: seyahatimiz mevcut kurlardan dolayı astral olarak gerçekleştirilecektir.
devamını gör...

"intihar edeceksek yaşayarak edelim." diye düşündürten durum. en nihayetinde öleceğiz. bir şeyler dene. bir daha dene. bir daha dene. zaten ölmeyi göze almadın mı? en kötü ne olabilir ki?

bir daha dene.
devamını gör...

eskiden biriktirip çeşitli kitaplar, ansiklopediler almışlığım vardı. o günler çok özlendi.
devamını gör...

moderasyon tarafından üstte tutulmasını rica ettiğim başlık.

daha yakın zamanda bir evladımızı kaybettik zaten; birini daha kaybetmeyelim lütfen.

(bkz: up)
devamını gör...

hıristiyanlık, isa'nın çarmıha gerilmesinden sonra üç asır boyunca yasa dışı sayılmış ve bu sebeple faaliyetini gizli gizli devam ettirmiş. anadolu'da da bulunan yeraltı şehir ve kiliseleri o zamanların ürünüdür. daha sonra roma imparatoru ve istanbul şehrinin kurucusu olan konstantinopolis'e ismini veren büyük konstantin (272 - 337), hıristiyanlığa sempati beslemeye başlayınca dinin önü açılmış ve isa'yı sevenler de yeraltından gün ışığına çıkıp özgür olmuşlar.
devamını gör...

azıcık bir el uzansa bambaşka bir hayatı olabilecek çocuklar, insanlar var.

ama işte o el uzanmıyor çoğu zaman. çünkü köstebek gibi yaşıyoruz, herkes kendi dehlizini kazıyor.
devamını gör...

fizikten kaldığımı düşünüyor iken 86 puan ile ba alarak geçmem.*
devamını gör...

insanı hayretlere sokar. 5 takla attırır. basketbol oynarken 3'lük kacirmaniza neden olur. nöbetçi eczane tarafından fake'ye gelmenize neden olur...
devamını gör...

kendimce güzel danslar etmemi, kulağımın pasını silen ve beni mutlu eden bir yayın olmuş ve devam ediyor.
çok güzel. keşke yazar arkadaşlarımla dans edebilseydik çok daha güzel olurdu. can sağlığı olsun. teşekkür ediyorum yayını yapan yazarımız oblomovreis'e.
devamını gör...

unutmak aklın eylemi gibi dursa da işin içine bazen beş duyu bazende en büyük karşıt güç olan kalp karışabiliyor.
size zarar verme boyutuna ulaşan tüm insan/ olay / durumlar unutulmaya mahkûmdur...

unutmak, insanoğlunun içinde verdiği savaşı kazanması adına atılan ilk adımdır.  unutmak kolay, zor olan hatırlamamak...

ve ne demiş  schiller:

" affetmek ve unutmak iyi insanların intikamıdır."

devamını gör...

en iyi cem yılmaz filmlerindendir. filmde iskender'in ve yakın arkadaşı maradona'nın küçüklükten beri tutkunu oldukları sihirbazlık mesleğini icraları ve başlarına gelen olaylar anlatılmaktadır. iskender'in bir de sait adında emekli kıbrıs gazisi bir babası vardır. sait, eskiden beri ailesine huzursuzluk vermiş, huysuz bir adamdır. sait, iskender'in evli ve çocuklu ablasının yanında kalıp onlara da sıkıntı vermesiyle iskender ve maradona'nın anadolu'da yapacakları turne yolculuğuna katılmaya karar verir. yolculukta bu üçlünün başından geçenler filmin omurgasını oluşturur. karakterlerin kişilikleri çok aşina olduğumuz ve öngörebildiğimiz türdendir. filmin ana karakterleri bu üç kişi olmakla beraber daha sonraları filme bir ana karakter daha katılır. filmde, babasıyla hiçbir zaman istediği yakınlığı sağlayamamış ve desteklenmemiş uysal erkek çocuk karakteri çok güzel çizilmiştir. mazhar alanson'un canlandırdığı sait tünaydın karakteri ise savaşın etkisiyle beraber sertleşmiş ve eski sağlam psikolojisine hiçbir zaman kavuşamamış bir babayı anlatır. hala izlememiş olan olduğunu sanmıyorum fakat izlememiş olanlar varsa mutlaka tavsiye ettiğim bir filmdir. şahsi fikrimce hak ettiği değeri alamamış ancak sinemanın hakkaniyeti ile yıllar geçtikçe değeri anlaşılan bir filmdir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

behçet necatigil'in muhteşem şiiridir.


nilüfer
ben oraya koymuştum, almışlar,
arasına sıkışık saatlerin.
çıkarır bakardım kimseler yokken;
beni bana gösterecek aynamdı, almışlar.

kışken ilkyaz, sularımda açardı;
buzlu dağlar gerisine kaçıracak ne vardı?
eski defterlerde sararırmış yaprak.
beni bana gösterecek anlamdı, almışlar.

bir ışıktı yanardı gecelerde;
akşam, çiçekler uykuya yattı,
sardı karşı kıyıları karanlık- -
beni bana gösterecek lambamdı, almışlar.
devamını gör...

göz numaralarım 2:50'den 10.25'e çıktı alüminyum. rakamsal olarak böyle fırlayabilen tek şeyin dolar olduğunu sanıyordum oysaki :(

t: sözlük kullanımını bloke eden fişeklerdir.
devamını gör...

2005 yapımı tim burton yönetmenliğinde, john august ve roald dalh senaristliğinde çekilmiş çocuk, komedi, fantastik, macera filmidir.

kitaptan uyarlama bir film kendileri. çatlak çikolata fabrika sahibi willy wonka'nın halka çikolataların içinden çıkan bileti getiren 5 çocuğu fabrikasını gezdireceğini açıklamasıyla başlıyor her şey.

ilk çocuk augustos golup sürekli çikolata yiyen hafif tombul bir çocuk kendileri. ikinci çocuk veruca salt ailesinin ne isterse yaptığı şımarık bir kız. üçüncü çocuk violet beaurge kafayı birincilikle bozmuş annenin kafayı birincilikle bozmuş itici kızı. dördüncü mike teavee kafayı bilgisayar oyunlarıyla bozmuş agresif ve wonka'yı sürekli aşağılamaya çalışan bir çocuk. ve son çocuk charlie çikolata fabrikası hayranı, fakir bir ailenin akıllı çocuğu.

wonka bu turu isterken bir amaca hizmet ediyor. hem çocuklara dersler vermek onları yola getirmek hem de yerine bir varis seçmek.

wonka'nın babasıyla yaşadığı kötü deneyimler de yansıyor filme. sanırım bu garip hallerinin nedeni kötü ebevy ilişkisi.

wonka'yı efsane oyunculuğuyla johnny depp canlandırıyor.

umpa lumpalar hele ki o garip gurup umpa lumpalar evlerden ırak diyor aranızdan ayrılıyorum.

keyifli ama zaman zaman sıkıcı olan bir film. gerçi çok beğenilmiş ama sanırım ben modum da değildim.

keyifli seyirler efem...

seslendirme ekibi,
willy wonka (sungun babacan)
charlie bucket (burak urans)
büyükbaba joe (erol günaydın)
bay bucket (sefa zengin)
bayan beauregarde (zeynep özden ayyıldız)
bay salt (nüvit candaner)
dr. wonka (kaya akarsu)
bay teavee (ali ekber diribaş)
violet beauregarde (hazal erdal)
veruca salt (ece tuncacı)
mike teavee (ömer can duna)
anlatıcı (mazlum kiper)
büyükbaba george (erhan abir)
devamını gör...

(bkz: kendini de unutsaydın)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

zümrüd-ü anka

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

*
devamını gör...

klasik türk insanı huyudur. heleki sınavları sınavdan bir gün önce çalışan bir tek ben değilimdir herhalde.
devamını gör...

nazım, piraye'yi aldatınca piraye bu şiiri yazıp nazım'a göndermiş. nazım da birkaç dizesini değiştirip 1940 yılında* kendi adıyla yayınlamış.

"süleyman'a karısı telefon etti :
— konuşan ben,
ben, fahire.
tanımadın mı sesimden?
demek çok bağırdım birdenbire.
çığlık mı?
belki...
hayır,
çocuklar hasta değil.
dinle beni :
işini bırak da gel,
çabuk ol ama.
telefonda anlatamam,
olmaz.
daha kıyamet kadar vakit var akşama.
saatlar, saatlar,
kıyamet kadar.
sorma.
dinle beni...
hemen vapur bulamazsan
üsküdar'a kayıkla geç.
bir taksiye atla.
paran yoksa
patrondan avans al.
yolda hiçbir şey düşünme,
mümkün mertebe yalansız gelmeye çalış.
yalan kuvvetliye söylenir
ben kuvvetsizim.
alay etme kuzum.
evet kar yağacak,
evet
hava güzel.
koynuna girdiğim adam gibi
kocam gibi değil,
büyüğüm, akıllım,
babam gibi gel...

geldi süleyman,
fahire, kocası süleyman'a sordu :
— doğru mu?
— evet.
— teşekkür ederim süleyman.
bak işte rahatladım.
bak işte ağlamıyorum artık.
nerde buluşuyordunuz?
— bir otelde.
— beyoğlu tarafında mı?
— evet.
— kaç defa?
— ya üç, ya dört.
— üç mü, dört mü?
— bilmiyorum.
— bunu hatırlamak bu kadar mı güç süleyman?
— bilmiyorum.
— demek ki bir otel odasında.
kim bilir çarşaflar nasıl kirliydi.
bir ingiliz romanında okudum,
bu işlere yarayan otellerde
kırık küvetler varmış.
sizinkinde de var mıydı süleyman?
— bilmiyorum.
— hele düşün,
toz pembe çiçekli, kırık bir küvet?
— evet.
— hiç hediye verdin mi?
— hayır.
— çukulata, filân?
— bir defa.
— çok mu seviyordun?
— sevmek mi?
hayır...
— başkaları da var mı süleyman?
— yok.
— olmadı mı?
— hayır.
— bunu sevdin demek...
başkaları da olsaydı
daha rahat ederdim...
çok mu güzel yatıyordu?
— hayır.
— doğru söyle, bak ne kadar cesurum...
— doğru söylüyorum...
— zaten gösterdiler bana.
inek gibi karı.
belimden kalın bacakları...
fakat zevk meselesi bu...
bir sual daha, süleyman :
niçin?
— bilmiyorum...

karanlıkta pencerenin hizasında
karlı, ağır bir çam dalı.
bir hayli zaman oldu
sofada asma saat on ikiyi çalalı.

süleyman'ın karısı fahire
şunları anlattı kocasına ertesi gün :
— ... dayanılmaz bir acı halindeydi
kendime karşı duyduğum merhamet,
ölmeye karar verdimdi, süleyman...
annem, çocuklarım ve en önde sen
bulacaktınız karda ayak izlerimi.
bekçi, polisler, bir tahta merdiven
ve bir kadın ölüsü çıkaracaktınız
arka arsada bostan kuyusundan.
kolay mı?
gece bostan kuyusuna doğru yürümek,
sonra kenarına çıkıp durarak
baş aşağı atlamak karanlığına?

fakat bulmadınızsa eğer
karda ayak izlerimi
sade korktuğumdan değil.
bekçi, merdiven, polisler,
dedikodu, kepazelik,
aldatılmış bir zevcenin intiharı :
komik.
niçin öldüğümü anlatmak müşkül.
kime? herkese, sana meselâ.
insan, ölmeye karar verirken bile
insanları düşünüyor...

sen yatakta uyuyordun
yüzün rahat,
her zaman nasıl uyursan
ondan evvel ve o varken.

dışarda kar yağmaya başladı.
bir tek gecelikle çıkmak balkona :
zatürree ertesi gün,
nümayişsiz ölüvermek.
hayır,
hiç aklıma gelmedi nezle olmak ihtimali.

yaktım sobamızı.
iyice ısınmak lâzım ilkönce.
ciğer bir çay bardağı gibi çatlarmış.
pencereye, kara bakıyorum :
«eşini gaip eyleyen bir kuş
gibi kar
geçen eyyamı nev baharı arar...»
babam bu şiiri çok severdi.
sen beğenmezsin.
«sağdan sola, soldan sağa lerzânı girizan...»

lambayı söndürmeden balkona çıktım.
« ... gibi kar
düşer düşer ağlar...»
oturdum balkonda iskemleye.
havada çıt yok.
karanlık bembeyaz.
uykudayım sanki.
sanki çok sevdiğim bir insan
korkarak beni uyandırmaktan
yumuşacık dolaşıyor etrafımda.
üşümüyordum.
kederim duruluyor
berraklaşıyor.
odanın camlı kapısından balkona vuran ışık
sıcak bir kumaş gibiydi üstünde dizlerimin.
ben rehavetli bir mahzunluk içinde
acayip şeyler düşünüyordum :
feneryolu'ndaki çınar
150 yaşındaymış.
ömrü bir gün süren böcekler.
gün gelecek
insanlar çok uzun
çok bahtiyar yaşayacaklar.
insanın yüreği ve kafası var...
insanın elleri...
insan?
ne zamanki,
nerdeki,
hangi sınıftan?
onların insanları,
bizim insanlarımız.
ve her şeye rağmen
yeni bir dünya için yapılan kavga.
sonra sen
ben
bir kırık küvet
ve benim
kendime karşı duyduğum merhamet...

kar durdu.
sökmek üzre şafak.
utanarak
odaya döndüm.
o anda uyansaydın
sarılıp boynuna...
uyanmadın.
evet,
çok şükür nezle bile değilim.

şimdi?
zaman zaman hatırlayıp
zaman zaman unutacağım.
yine yan yana yaşayacağız
beni sevdiğine emin olarak.

altı ay kadar geçti aradan.
bir gece karı koca denizden dönüyorlardı.
gökte yıldızlar, ağaçlarda yaz meyveleri vardı.
fahire birdenbire durdu
baktı muhabbetle kocasının gözlerine
ve suratına tükürür gibi bir tokat vurdu."

- nazım hikmet
devamını gör...

çok ama çok büyük bir isimdir. kemal sunalı sadece komik biri zannetmek çok yanlıştır.
bu adam sanatçıdır bir kere büyük bir sanatçıdır hiç bir zaman hak ettiğini alamamıştır. filmleri televizyonda dolaşırken çıkıp bir şey dememiştir. (hala televizyonlarda dört dönüyor)
güldürü nedir ne değildir bütün meselelere hakim bir ustadır.
sinemada kemal sunal güldürüsü adlı makaleyi okuduktan sonra kendisine bakışım ve yaklaşımım değişti.
kendisini sadece komik biri zannedip izliyordum ama öyle değilmiş.
bir düşünmek lazım neden bu halk kemal sunal filmlerini sürekli izliyor yani bildiğin bir filmi neden sürekli izler bir insan? levent kırca bu konu hakkında şöyle diyor.
orada çok önemli bir şey var kemal sunal filmlerinde bizim halkımızın tavır ve davranışına yakın çok önemli geleneksel bir yapı var. kendi halkımızın bir parçası o bir demet yeşil soğan ,bir tencere kuru fasulye ,o bir dilim ekmek

bu aslında yıllardır sorduğumuz soruya bir cevap niteliğinde.
peki müjdat gezen kendisi hakkında neler diyor bir bakalım bu çok ayrı bir bakış açısı ve çok önemli.
bir kere kemal sunalın dünya çapında bir sinema suratı olduğu atlanıyor görmezlikten geliniyor. kemal sunal dünyanın neresinde olursa olsun ne kadar kötü film yaparsa yapsın tutar. çünkü sinemanın bir illüzyonu vardır. bütün mesele suratla ilgilidir.

kesinlikle çok büyük ve çok önemli bir söylem.
kendisinin filmlerinde komedi güldürü hep vardır ama izleriz çünkü dramatik bir tarafı da vardır bekleriz o dramatik tarafı.
yüzünü hep gülerken gördüğümüz kişinin dramatik bir şekilde üzülmesi veya kötü bir harekete maruz kalması seyirciyi çok derinden etkiler çünkü onu sahipleniriz.
kemal sunal hakkında bir sürü yorum var bir sürü söylem var ama bu iki söylemi ele almamın sebebi çok farklı.
herkes kendisinin iyi bir komedyen olduğunu biliyor ama suratını dramatik tarafını kaçırıyoruz.
not: alıntılar kemal sunal yüksek lisans tezinden alınmıştır.
devamını gör...

sözlükte fark ettiğim bir durum olduğunda naçizane rahatsız edip yardımcı olmasını istediğim sarı renkli mahlasıyla dikkat çeken yönetici.
kendisi anlayışlı,kibar, alınan geri dönüşü nazikçe teşekkür eden birisi.
teşekkürler sevgili helios.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim