-"okul biteli ne kadar oldu, ne zaman evleneceksin? taliplerini de beğenmiyorsun, gökten isa mi gelecek? yoksa mehdi mi?"
+sabır!
....
bırakın kardeşim. belki ben evlenmeyip kedili teyze olacağım. yatırımımı yapmışım, iki tane kedim var. evime de geçersem misss. sana ne benim dest-i izdivacimdan? sana ne?
sanki ben istemiyorum. lakin zemin ve şartlar uygun değil, laf olsun diye bir şey yapmaktansa; bunu tercih ediyorum.

ben diyor muyum? benimle yaşıt olup 16 yaşında kocaya kaçtıktan sonra 3 çocuk yaptığı halde; şimdi kocasını çatır çatır aldatan kızına "niye bunu yapıyorsun" diye?
alla allaa...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
edit: hanımlar bu kişi robert de niro. sevgiler muuucks. *
devamını gör...

bilim ne tanrının varlığını ne de yokluğunu kanıtlayabilir. tanrı bilimin konusu değil.
devamını gör...

akülü araba.
devamını gör...

bazı “kişi”lere dert olup olay çıkartmalarına sebep olur.

böyle “tip”lere sadece gülüp geçmek ve nasırlı elleri için acilen norveçli balıkçıların kullandığı kremlerden hediye etmek şarttır.
devamını gör...

kim onlar, yok öyle bir şey olsa ben görürdüm denecek başlıktır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çok güzel insanlar tanıdım.. sağol.. varol..sözlük..
devamını gör...

boza.
devamını gör...

intihar kelimesi nişanyan sözlüğe göre arapça “nahr” kökünden türemiştir. “nahr”, sözlükte bir hayvanı kesmek, boğazlamak anlamına gelmektedir. intihar ''nahr'' dan türemiş olup ''kendini öldürmek'' , öz kıyım'' demektir.
intihar eden, kendini öldüren kimseye ise ''müntehir'' denir.
şimdi adamın biri ( goethe) 1774'te bir kitap yazıyor. kitabın ismi ''genç werther’in acıları''...
bu kitapta ''esas oğlan'' aşkına karşılık bulamadığından intihar ediyor. kitap o kadar etkili bir dille yazılılıp bir çok dile çevriliyor ancak; avrupalı gençler werther gibi giyinmeye başlıyorlar.

bir çok kişi üzerinde werther'in kıyafetleri varken intihar etmiş bir biçimde bulunur. intihar edenlerin yanlarında bu kitap bulunur. bu bir toplu intihar vakasıdır. bunun üzerine kitap yasaklanır.
işte bu romanın etkisiyle salgın gibi büyüyen seri intihar vakalarına ''werther etkisi'' deniyor.
bu olay neticesinde toplumda intihar vakaların haberlerini romanlarını vss istatistik tutmuş adamlar. birde bakmışlar ki; medyada bir intihar haberi verildiğinde intihar hızı artıyor.
yine benzer bir olay new yorkta meydana geliyordu. kendini oksijensiz öldürmek diye bir kitap yazılıyor ve intihar olaylarında müthiş bir artış meydana geliyordu. üstelik ölenlerin yanında bu kitap bulunuyordu.
örnekleri artırlabiliriz; kurt kobain'in ölümden sonra intihar haberleri nedeniyle intihar vakalarındaki artış... iş öyle bir noktaya geliyor ki who gazetecilere intiharla ilgili olaylar hakkında nasıl sunuş yapmaları gerektiğine dair bir kılavuz hazırlıyordu.
değerli arkadaşlar;
toplu intihar bir salgındır, burada asıl olay özdeşleşmedir. bu özdeşlik içerisinde intihar eden kişiye ''özendirme'' ile taklit intiharlar artar.
bu sebeple intihar haberlerinin sunuluş biçimleri ile ilgili medyaya sorumluluklar düşmektedir.

dergipark.org.tr/tr/downloa...
devamını gör...

hatay'dan israil'e akan bir nehir. saat yönünün tersine aktığı için bu ismi almıştır.
devamını gör...

biontechin ilk dozdan belirli bir süre sonra koruyuculuk sağladığı sinovacın ise ikinci doz alındıktan belirli bir süre sonra antikor oluşturduğu ifade ediliyor. sinovac aşısı inaktif aşı olarak biliniyor ve yıllardır kullanılan, virüsün üretilip daha sonrasında inaktif edilmesiyle geliştirilen yöntem ve daha pahalı bir süreçten geçerek hazırlanıyor. bu yöntemde vücut, kendisine zarar veremeyecek hale gelen virüse karşı bağışıklık kazanmayı öğreniyor. biontech aşısı ise mrna aşısı olarak bilinen ve bu yöntemle bulunan ilk aşılardan biri olma özelliğini taşıyor ki zaten bu yöntem henüz yaklaşık on yıl gibi bir süredir denenen bi yöntem. bu yöntemde virüsün genetik bilgisini taşıyan rna zincirinden kritik bir kısım vücuda enjekte ediliyor. yeni bir yöntem olduğu için uzun vadeli etkileri soru işareti. inaktif aşının yani sinovac aşısının ise uzun vadede olumsuz etkisi olması ihtimalinin çok düşük olduğu söyleniyor. iki aşının da hastalığı ağır geçirmeme noktasında yüzde yüze yakın etkililiği söz konusu. doktorlar hangisini bulursanız olun demektedirler ki başka çözümü de yok gibi. doktor değilim yalnızca uzun süredir yakından takip ettiğim bilgilerden derlediğim için hatalı yerler olabilir. mevzuya hakim birileri bizi aydınlatırsa seviniriz

edit: çin yetkili kaynakları sinovac aşısının yeterli seviyede etkili olmadığını, çeşitli karışımlar üzerinde durduklarını, 2 doz sinovac aşısı ile birlikte bir doz da mrna aşısı alınması üzerinde çalışıldığını ifade ediyor.
devamını gör...

kesinlikle katıldığım başlık olmuştur. 2 kişinin yapacağı göreve 10 kişilik kadro ataması yapılmış kimin vergileriyle senin benim. bunlar hortumu kendilerine bağlamışlar kendilerine... tüyü bitmemiş yetimin hakkı var orda be.
büyükler boşa dememiş ama armut dibine düşer diye. liyakat konusuna hele hiç değinmiyorum bile zaten.. ben emeğimle hakkımla 4 senelik uluslarası ilişkiler okudum bir de üstüne açık öğretimden kamu yönetimi bitti. inanın şurda o pozisyonu en çok hakeden kişilerden biriyim.
adama diyorum ki abi eleman lazım mı?
bakarız “hehe” deyip geçiştiriyor.
devamını gör...

boyunu baz alırsak, yukarılardaki oksijen azlığından pek de etkilenmeyen yazarımız.
günün ünlüsü yazarımız olmayı başardı.
kutlarız.
devamını gör...

allah'ın biz kullarına sürekli yaptığı eylem.
o yaratıcıyken affediyor biz affedemiyoruz.
affetmeyip zihnimizi kemiren öfkeyi harlı tutuyoruz. hiç akıl karı değil.
devamını gör...

yaklaşık iki gündür gerçekleştirdiğim eylem.

yeni bir sözlük olması dolayısıyla yazılan her şeyi takip edebiliyor olmak özellikle kendine çekiyor. bunun yanında gerçekten kaliteli şeyler yazdığını düşündüğüm birkaç yazar sayesinde bilgileniyor olmak, yeri geldiğinde yazarlarla sohbet edebilmek burayı daha da güzel kılan özellikler arasında.

gün geçtikçe daha da güzel bir yer olacağına dair büyük bir inancım var, umarım bu inancım boşa çıkmaz.
devamını gör...

otizmli gibi davranmak.

yıllar yıllar önce tek nefeste sönüverecek bir çiçek olarak yaşarken onu gördüm. eski eniştenizi. ondan bir önceki ilişkimde adam bana neden 73 gündür aramıyorsun diye sormuştu. bilmiyordum aramam gerektiğini. ilişki süreci henüz kafamda oturmamıştı. aramak, mesaj göndermek ve bir şeyleri paylaşmak lazım kısmında eksik kalıyordum.

hâl böyle üğken eski enişteniz ile ilişkim benim yıl içinde 5 gün ortalara çıkmam ile yaşanıyordu. bir gidiyordum 5 ay yokum. o 5 aylık dönemde kendimi eve kapatmıştım ergen hikayesi yazıyordum mesela. 8 ay yoksam çalışıyordum. ılk başlarda yokladı, çözmeye çalıştı, şöyle bir tutup çekmeye çalıştı ama olmadı. ben o zamanlar durumu yine böyle algılamıyordum. her şey normal geliyordu. 3-4 sene önce başka bakmaya başladım bu sürece. şimdi daha başka anlıyorum. olgunlaşıyorum. 55 yaşına gelince ergenlikten çıkacağım sanırım.

ona her dönüşümde beni gülümseyerek karşıladı. hiç hesap sormadı ve suçlamadı. sanki daha dün görüşmüş gibi sıcacık şekilde karşıladı.

yirmilerin başı. üzüldüğüm an göz temasını anında keserdim ve ortamdan uzaklaşmaya çalışırdım. ilk seferinde bu durumla karşılaşınca sanırım oturup uzun haftalar bu yaşanan şeyi düşünmüş. ondan sonra yine yaşandı bu. göz temasını kesip ortamdan uzaklaşınca peşimden gelirdi gizlice, arkamdan takip ederdi. bilirdim. taksiyle eve dönerken o da arabayla takip ederdi. bir kez bile sen neden böyle yapıyorsun demedi. bu durumun isteğim dışında olduğunu anlamıştı. süreç sırasında güvende olduğumdan emin olmaya çalışmasını çok asil bir davranış olarak görürüm hep. başkası olsa bu davranışı şımarıklık olarak görür. o bunu şımarıklıktan yapmadığımı bir şekilde fark etmişti.

bana sağımı solumu öğretmek için sürekli alıştırmalar yapardı. sağ ve sol oyunu oynardı. sağ eller havaya diye aynı anda ellerimizi kaldırırdık. öğrenemedim ama. olsun.

surekli göz teması kuramadığımı fark ettikten sonra yine bu durumla ilgili bir şey söylemedi. gözlerini kaçırarak konuşurdu. başka bir yere baktığım zamanlar çok dikkatli bakardı, ona döndüğüm zaman aniden çevirirdi kafasını. kendisiyle göz göze gelmek zordu çünkü psikolojik olarak rahat etmemi isterdi. bir süre sonra ( sanıyorum 5- 6 sene) dakikalarca gözlerine bakabilmeye başlamıştım. sanırım bunu sağlamak için yavaş yavaş alıştırdı gözlerine.

sesleri çok iyi duyduğum ve bu durum korkuya neden olduğu için hep kalabalığa uzak mekanlara götürürdü. herkese arkam dönük olacak uzak bir masa bulurdu. yemek öncesi bir rutinim vardı, onu yapmamı beklemeden yemek yemeğe başlamazdı. yolculuk boyunca araba motoru çok ses çıkarmasın diye hızını sabitlerdi. çayımı hangi bardakta içtiğimi ya da ne zaman üşüyeceğimi bilirdi. bunların hiçbirini ben söylememiştim. görüyordu, alışıyordu, saygı duyuyordu.

sakar olduğumu anladıktan sonra kendisi sağ olsun fazladan elim kolum olmuştu. sakarlık yapmamı engelleyecek kadar dikkatli davranmaya başlamıştı.

meslek hayatının en mutlu gününde, başarısı kalabalıklar tarafından bilinirken o benim girdiğim kıytırık işi kutlamak için yemeğe götürmüştü. başarısından bahsetmedi, hep benim kıytırık iş üzerine konuştu ve benim adıma çok mutluydu. ayrıca çoğu girdiğim yere beni cesaretlendirmek için gelir, iste bu sefer en iyi işi bulduğumu söylerdi. bir süre sonra işten çıktığım zaman yine destek olmaya başlardı var gücüyle.

duygusal cümlelerden hiç anlamazdı. pek iyi şey söylemezdi de. özledim bile diyemezdi. ancak görüştüğümüz onca yıl boyunca sen şöylesin, bunu bile yapamıyorsun, yap, bak işte böyle yapman gerekiyor gibi cümleler ile karşıma geçmek yerine otizmli gibi davranarak daha sağlıklı iletişim kurma çabası gütmesi hep içimin sıcacık olmasına neden olur. sanırım bundan daha güzel seni seviyorum diyemez kimse.

insanların birbirinden çok kolay vazgeçtiği ve hep daha iyisinin olduğunu düşündüğü bu acayip dönemin içinde belki doya doya izlemek isterken sırf rahatsız olmayayım diye yüzüme bakmaması. ah ah.
devamını gör...


bilim insanlarının 30 yıl sonra donmuş bir hayvanı hayata döndürmeyi başardığı bildirildi. minik hayvan 1983'te antarktika'daki yosun tabakasından alınmış, 2014'te buzu çözülmüştü.
japonya ulusal kutup araştırmaları enstitüsü, bilim insanlarının antarktika'dan getirdikleri "tardigrad"ı yeniden canlandırmayı başardığını belirtti.
"su ayısı" veya "yosun domuz yavrusu" olarak bilinen bu canlılar, çok minik ve suda yaşayan 1 milimetreden küçük, ekstrem ve düşmanca koşullarda bulunan "ekstremofiller".

metabolizma faaliyetlerini kayda değer süreler boyunca yavaşlatabiliyor veya durdurabiliyorlar.

cryobiology adlı bilimsel dergide yayımlanan araştırmaya göre 1983'te antarktika'daki yosun bitkileri arasında tardigradlara rastlandı. bulundukları yerden çıkarılan canlılar eksi 20 santigrat derecede saklandı. mayıs 2014'te buzları başarıyla çözüldü.

bir yumurta ve yaşayan bir hayvan yeniden canlandırıldı. canlı hayvan iki haftanın ardından hareket edip yiyecek tüketmeye başladı. yumurtaysa 14'ü başarıyla çatlayan toplam 19 yumurta bıraktı. yumurtadan çıkan yeni doğmuş hayvanlarda herhangi bir kusur veya anormallik bildirilmedi.


buradan
devamını gör...

önce gülmek ve ardından ağlamak şeklinde tezahur edecek olay.
devamını gör...

devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim