yönetmeni, senaristi ve yapımcısı olduğu uzun metrajlı filmlerinin yanı sıra,
25'den fazla kısa deneysel film ve animasyon (izlemek isterseniz the short films of david lynch - 2002'den başlamanızı öneririm)
30 reklam filmi,
7 uzun-kısa belgeseli olan senarist, yapımcı ve yönetmendir.

8'i tamamen kendi beste ve kayıtlarından oluşan 48 albüme seçki ve yapımcılık yapmıştır.
film ve dizilerinde kendi yazdığı müzik eserlerinden ziyade yakın arkadaşı angelo badalamenti'nin eserlerini kullanır.

muhteşem tv dizisi ikiz tepelerin devam edip etmeyeceği şu an için belirsizliğini korusa da, unrecorded night adlı tv dizisi ön-prodüksiyon aşamasındadır ve 2021'de yayınlanabilir.

david lynch eserlerini seven sayın yazarlar eğer atladıysanız, lynch'in baş yapımcısı olduğu (yine bir diğer üstat) werner herzog'un 2009 yapımı my son, my son, what have ye done (benim güzel oğlum ne yaptın sen?) filmini "mutlaka" izleyim derim.

son olarak eğer alternatif bir evrende yaşama şansım olsaydı ikiz tepeler evreninde yaşamak isterdim.
devamını gör...

nereden durup bakıyorsanız hayata oradan yakalayıp izliyorsunuz. yalnız, aşık, düşman, (bkz: denyo) hepsi sizinle alakalı..

iyi, kötü demek yanlış olur. kara mizahta gümbür gümbür geliyorsun (bkz: berkun oya). tebrikler.


--! spoiler !--


- nesi var oğlumuzun doktor bey?
+ caner maalesef... denyo.


--! spoiler !--
devamını gör...

#73216 no'lu tanımda rastlamış bulunduğum üzere, urlalı adlı silik yazarımızdır. durum gerçekten içler acısı duruyor. bu kardeşimizi tanıyan, nerede yaşadığını bilen veya konuşmuşluğu olan var mı? yönetim veya moderasyon yazarla ilgilendi mi?
devamını gör...

canım çöreğimin sesini duymak da nasip oldu. daha nelere sebep olacaksın bengaripsenguzeldunyaumutlu*
şarkılar harika, yazarların enerjisi de öyle.. keyifle geçiyor akşamım***
devamını gör...

orotidin monofosfat(omp) dekarboksilaz enzimini inhibe ederek pirimidin sentezini engelleyen,kanser tedavilerinde denenen ajandır.
devamını gör...

"hüzün nedeniyle yayındayız."

pame radyo yayını'nın bu akşamki bölümünde bol hüzünlü şarkılar var, bir de bu hüzne tuz ekecek alıntı ve şiirler.
mendilinizi, incecik sızılarınızı, kırgınlıklarınızı, efkarınızı alın gelin.
belki başka bir dilden şarkılara bırakır kaçarız. *

pame, saat 22:30'da sözlük radyosunda!

radyo.kafasozluk.com/
devamını gör...

bir cem yılmaz filmidir.
film 2018 de vizyona girmiştir. oyuncu kadrosunda cem yılmaz, ozan güven, seda bakan, zafer algöz ve özkan uğur yer almaktadır.
senaryo koltuğunda cem yılmaz vardır. filmin yönetmeni ise kıvanç baruönüdür.

film gora filminin devamı gibidir. aynı evrende aynı karakterlerle çekilmiştir. gora gibi çok beğenilen bir filmin devamı olduğu için seyirciler tarafından pek beğenilmedi.
ben çok beğendim. hatta goradan daha iyi bir film olduğunu düşünüyorum. romantik tayfa maalesef abi gora gibi değil yhaaa diyerek filmi gömmeye devam ettiler. beğenmediler. neyse.
film eleştirilmesine rağmen cem yılmaz’ın en çok izlenen filmi oldu.

filmin konusu robot 216, beklenmedik bir anda dünya'ya gelir ve arif'e insan gibi yaşamak, gülmek ve âşık olmak istediğini söyler. mahalle sakinleri uzaylı istemedikleri bir anda arif ve 216, bir kaza sonucu zaman makinesiyle 1969 yılına gider. geçmişe giden arif v 216 bir sürü eski sanatçıyla karşılaşır. farklı maceralara çıkarlar. zeki müren, sadri alışık, ayhan ışık, tarkan, mustafa sandal, ajda pekkan gibi büyük sanatçıları görürüz.

filmde bol bol gönderme bulunuyor. her izlediğinizde yeni bir gönderme bulabilirsiniz.
cem yılmaz ustalara saygı göstermek istemiş ve sürekli onları ihya eden göndermelerde bulunmuş.
eski filmlerine sık sık göndermelerde bulunmuş.
siyasi göndermeler, hollywood filmlerine göndermeler bir sürü göndermeler bulunuyor.

filmin tek beğenmediğim kısmı son sahnede olan olayların saçmalığıydı.
uçak falan pek olmamıştı.

film çok iyi tasarlanmış bir film. arka planını belgesel yapmışlardı orada izlediğimde ağzım açık kalmıştı. her saniyesi her detayı ince ince planlanmış. kostümler, müzikler, mekanlar hepsi çok büyük bir emeğin parçası.
hatta bazı kostümleri tek tek ajda pekkan’ın kendisi çizmiş.
zeki mürenin sahneleri belgesellerden alınmış. spor yaptığı malzemeler dahil.
çok beğendiğim izlemekten keyif aldığım başarılı bir film. türkiye standartlarının üstünde bir film olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...

(bkz: zara) ve (bkz: volkan konak)'tan dinlediğim yozgat yöresi türküsüdür.
hikayesi öğrendiğim kadarıyla şudur:

komşu kızı ile beşik kertmesi olan bir genç askerde vereme yakalanır, hava değişimi alarak yozgat'a gelir. sözlüsünün ailesi, hasta gence kızlarını göstermek istemez. genç, tedavi için istanbul'da hastaneye yatar, pencereden gördüğü incir ağacından aldığı ilhamla bu türküyü söyler. yakalandığı amansız hastalıktan kurtulamayarak hastanede ölür. ailesi cenazesini yozgat'a getiremez, istanbul'da kalır.
devamını gör...

kafa kelimesinin entelektüel ve türkçe'de kullanım zenginliği ile özene bezene seçilmiş olması, sözlüğü hitap ettiği kitleyi bir yerden yakalayabilmesi, her kafadan sesin bir çatı altında toplanması, iletişim kurması, interaktif yapması adına kurulmuş sözlüktür. (bkz: kafa dengi) insanlar bulabileceğiniz, bazen de (bkz: kafa dağıtmak) için uğrayacağınız interaktif platformdur. tabi içinizden "he he" deyip (bkz: kafa sallamak) durumunda entry'ler ile de karşılaşabilirsiniz, bu entrylerin sahibi (bkz: kafadan kontak) yazarlar veri tabanımız sizi (bkz: kafaya almak) için türlü türlü oyunlarla karşınıza çıkabilir. (bkz: kafaya dank etme) etkisi yaratacak bilgiler ile hayatınız için ipuçları toplayabileceğiniz, (bkz: kafa ütülemek) veya (bkz: kafa şişirmek) eyleminden mutlu olacak dostluklar ile karşılacağınız, (bkz: kafa kafaya vermek) için ortak yönler bulacağınız, her türden interaktif yapmanız dileğiyle kurulmuş, nazarlardan korunasıdır, el emeği göz nurudur.
devamını gör...

usta çizer galip tekin'in çizgi öykülerinden uyarlanmış fantastik, kaotik, fentezik öğeleri barındıran, 2012 yılında sadece 11 bölümü yayınlanmış olan televizyon dizisi. son zamanlarda bazı akıl sağlığı sorunları yaşayanların hayat hikayelerinin dizileriyle epey tanış olduk. ne tür sorunlar yaşanabiliyormuş, insanlar ne kadar kırılmış, incinmiş, bazılarının hayatları alt üst olmuş vb. daha çok bizi etkileyen taraflarını izliyoruz. bu dizide ise daha çok bu karakterlerin karanlık tarafları ve gerçekten ne kadar sayko olabilecekleri işlenmiş. hatta toplumumuzda çok fazla denk geldiğimiz ama bizim normal karşıladığımız bazı durumlar da işlenmiştir. bu hikayeleri ise hayko cepkin'in sunumuyla izliyoruz. çok alakasız bir şekilde youtube'da geçen hafta denk gelip izlediğim dizidir. 2012 yılında böyle bir dizinin olduğunu bile hatırlamıyordum. 30-40 dakikalık gibi izlenebilir bir süresi var. zaten ilk iki bölümü izleyebiliyorsanız diğerlerini de izleyebiliyorsunuz. oyunculuklar sayesine izlenebiliyor aslında.
devamını gör...

regl ağrısı
devamını gör...

oğuz atay tutunamayanlar romanını bu kitaptaki bir paragraftan etkilenerek yazmıştır. hatta kitabı yazdıktan sonra yusuf atılgan'a bir mektup yazmış fakat cevap alamamıştır.
bunu yusuf atılgan'ın kendi ağzından anlattığı bir söyleşisi yüklüydü youtube'da fakat bulamadım şu an, bulunca editlerim.
devamını gör...

kurban edilmiş hayvanların kürek kemiklerine bakarak geleceği okuma sanatı.
devamını gör...

ankara’da bulunan, yer bulması imkansız olan ve hasretle eski günlerdeki gibi gitmeyi beklediğim bir mekan.
devamını gör...

insanın herhangi bir ses çıkartmadan beyninde oluşturduğu monolog veya diyalog. monolog daha çok kişisel çıkarımların, durum değerlendirmelerinin, öz eleştirilerin, hatta en çok da kişinin kendisine anlık olarak komut vermesinin "haydi, kalkıp yüzümü yıkayayım", "şimdi şuradan karşıya geçeyim", gibi beyinde cümlelere ve sese dönüşmesidir. her sabah güne hemen hemen hepimiz bir iç ses monologla başlamıyor muyuz?

diyalog ise daha çok herhangi birisiyle bir konu hakkında konuşmadan önce beynimizde yaptığımız kurgu konuşmadır. hoşlandığımız birisine açılmadan önce kafamızda kurguladığımız konuşma gibi. tabi ki hiçbir zaman gerçekleşmeyecek bir iletişim üzerine de beynimizde hayal ürünü diyaloglar oluşturabiliriz. bu da hoşlandığınız kişiye açılamadığınızın bir göstergesidir. * ya da gerçekleşen bir iletişim üzerine de tekrar diyaloglar yaratabiliriz. bu da hoşlandığınız kişiyle yapılan konuşmanın iyi geçmesi veya kötü geçmesi sonucu akşam beyninizde o diyaloğun tekrarlanması veya bambaşka bir şekilde hayal edilerek de olabilir. neticede olumlu veya olumsuz kafanızda soru işareti kalmadı, güzel olan o.

bir de iç ses aracılığıyla insanın kendi kendisiyle diyalog kurması olayı var. "-nicho bunu böyle yapmalısın. -neden öyle yapayım ki? -doğru olan bu. -doğru olduğuna kim karar veriyor? sen mi, ben mi?.." gibi, şizofreniyle ilgisi olmayan (gerçi son soru biraz şizofrenik olabilir), kendi kendimizle yaptığımız diyaloglar da gizli konuşma ya da özel konuşma olarak adlandırılıyor. genelde en eğlenceli, ya da en sinir bozucu olan da bu.

herhangi bir sessiz okuma yaparken de beyin sanki iç konuşma yapıyor gibi faaliyet gösteriyor. hatta bu bazen başkasının ses tonuyla gerçekleşiyor. insanın kendi iç sesinin başka bir sese bürünmesi gerçekten çok ilginç. ama eminim ki hepimizin kendimizce hoşumuza giden bir iç ses tonu var. kendi sesimizi kaydedip de dinlediğimizde, ilginç, daha farklı bulmamızın, biraz da yadırgamamızın sebebi tam olarak bu da olabilir. aslında yadırgama tadındaki duygu kendi sesimizi dışarıdan bir gözlemci gibi tecrübe etme duygusu. günlük hayatta birisiyle konuşurken elbette kendi ses tonumuza şahit oluyoruz fakat beyin karşıdaki insanla olan diyaloğa odaklanıyor. peki şarkı söylediğimizde?

beyin şarkı söylerken de kendi sesini dışarıdan bir gözlemci olarak algılamıyor. odaklandığı nokta, şarkı sözlerinin cümleler halinde önce beyinde canlandırılması (bu kısım otomatik ezbere anlık gelişiyor. aslında irdelenmesi gereken bir nokta, çünkü konuşurken beynin sol lobu aktifken, şarkı söylerken sağ lob aktifleşiyor) ve sonra diyafram, akciğerler, ses telleri, gırtlak, küçük dil, damak, dil, diş ve dudaklara verilen refleks komutlarla sese bürünmesi. konserlerde kulaklıkla şarkı söyleyen şarkıcılarda durum daha farklı olabilir, çünkü şarkıcının kendi sesini kulaklık ile dışarıdan bir gözlemci gibi tecrübe etmesi söz konusu. bunu tecrübe etmiş birileri varsa tecrübesini paylaşabilir. riga'da bir karaoke barda müziksiz a capella tecrübem var ama o tecrübe bu konunun çok dışında, bazı arkadaşlar bilir. *

konu iç ses ve beyin olunca, fizyoloğuyla, psikoloğuyla, nöroloğuyla, sosyoloğuyla, antropoloğuyla, biyoloğuyla, hatta yapay zeka mühendisiyle ama en çok da bir dil bilimciyle topluca irdelenmesi gereken o kadar çok şey var ki. neden en çok da dil bilimciyle irdelememiz gerektiğini soracak olursanız: iç sesin oluşması için önce bir konuşma dilinin geliştirilmesi gerekiyor. bu süreç de net olmamakla beraber bizi 100-150 bin yıl öncesine götürüyor.

bu konuyu başka konularla harmanlayıp yazacağım çok şey var, fakat yazının daha da uzamaması ve sıkıcı olmaması için şimdilik sonlandırıyorum. neandertallerin nasıl önüne geçtiğimize, dilin insan evrimindeki önemine, bilinç ve iç ses arasındaki yapay zekasal noktalara, iç sesi olmayan insanların (evet, iç sesi olmayan insanlar var) psikolojisine, bunun üzerine bilim-kurgusal hikayelere başka yazılarda değineceğim. benim de çok ilginç bir durumum var iç sesle ilgili.

dilim sanki gerçekten konuşuyorken post-alveolar bölgeye aldığı kıvrılma pozisyonunu almadan, iç sesim "r" harfini söyleyemiyor. yani iç sesim konuşurken fark ettim ki dilim fiziki olarak özellikle "r" harfine reaksiyon gösteriyor. dilimi hiç oynatmadan r harfini iç ses olarak söyleyebilmek için odaklanmam gerekiyor ama bu sefer de sanki başka birisi beynimde konuşmuş, başka birisi r harfini söylemiş gibi hissediyorum. 25-30 yıldır bunun bilincindeyim. gerçekte r harfiyle hiçbir problemim yok, diksiyonum çok düzgün. ama nedense iç sesimin r harfiyle bir alıp veremediği var...
devamını gör...

benim gibi bir münafık dahi 11 yaşında
merakından gitmiştir. hoca " merak ettiklerinizi sorun bakalım" dediğinde çocuk aklıyla ve evde okuduğumuz alevi kültürüne ait kitaplarında verdiği gazla '' allah bana kendi ruhundan üflediyse neden günah işliyoruz? benim ruhum allahtan bir parça değilmi" sorularını sordum, hoca '' sen bir daha gelme evladım" cevabını verdi. küçükten belliydi anarşik olacağım..
devamını gör...

ben de sapık olmayan tecavüzcü olmayan sokak istiyorum bir hayvan size tecavüz etmez bıçaklamaz hakaret etmez tek istediği biraz sevgi ve karnının tok olmasıdır ne zaman bu kadar vicdanınızı yitirdiniz barınakların hali ortada öldürüp atıyorlar öyle olmasa da hastalıktan açlıktan ya da kötü muameleden ölüyorlar ha sen eğer köpeksiz sokak istiyorsan o zaman düzenli kısırlaştırma yapacaksın kardeşim yok öyle yağma söyleyin barınaklara doğru dürüst kısırlaştırma yapsınlar ne istiyorsunuz şu hayvanlardan yeter be...
devamını gör...

mesaj alımını kapattığım için iliklerime kadar hissettiğim başlık.
devamını gör...

ozan. şifa istemem balından adlı türküsünün sözlerini bırakacağım buraya. sitem etmek, ama nasıl sitem etmek. her şeye rağmen severek sitem etmek, iyiliğini isteyerek sitem etmek, onurunu koruduğunu bildirerek sitem etmek, travmatize olduğu halde yüreğinden naiflik aka aka sitem etmek. o kadar iyi anlıyorum ki bu sözleri, o kadar canım yanıyor ki...

şifa istemem balından
bırak beni bu halımdan
razıyım açan gülünden
yeter dikenin batmasın

gece gündüz o hizmetin
şefaatin kerametin
senin olsun hoş sohbetin
yeter huzurum gitmesin

taşa değmesin ayağın
lale sümbül açsın bağın
istemem metheylediğin
yeter arkamdan atmasın

kolay mı gerçeğe ermek
dost bağında güller dermek
orda kalsın değer vermek
yeter ucuza satmasın

sonu yoktur bu virdimin
dermanı yoktur derdimin
gerekmez ilaç yardımın
yeter yakamdan tutmasın

nesimi'yim vay başıma
kanlar karıştı yaşıma
yağın gerekmez aşıma
yeter zehirin katmasın.

devamını gör...

üşengeçlik mi desem yoksa ego mu desem bilemedim doğrusu. arkadaşlar oy vermek hiç kimse den bir şey eksiltmiyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim