asgari ücret ne kadar olmalı sorunsalı
asgari ücreti isterseniz 100 bin türk lirası yapın, ekonomiyi düzeltmediğiniz sürece bu paranın gram değeri yoktur.
devamını gör...
bir şiirde kullanılabilecek en güzel kelime
alelade.
çok hoşuma giden bir kelimedir.
ama onun fevkaladesi neydi onun fevkaladesi aleladeydi.
çok hoşuma giden bir kelimedir.
ama onun fevkaladesi neydi onun fevkaladesi aleladeydi.
devamını gör...
halk ekmek
ankara'da, anadolu bulvarı'nın 1km'lik alanını, ekmek kokusu ile kaplayan kocaman mekan. o nasıl davetkar bir kokudur.
devamını gör...
dişlerinizi fırçalayın ve uyuyun artık
bena ne uyumicam işte bena ne sen git uyu vuyyum bak git!
t: bir büyük söylemi.
t: bir büyük söylemi.
devamını gör...
reten bin nasr
ünlü bir yalancı. tarihe "yalancı" olarak geçmek de garip bir his.
sahabe demek, genel kabule göre, peygamberi bir an olsa bile gören müslüman olmak demektir. ve o dönemde, tabii fotoğraf denen şey falan olmadığı için, bir kişinin sahabe olup olmadığı farklı yollarla anlaşılıyordu. bu yollar şunlardı;
1. tevatür. yani kişinin sahabe oluşunun, çok yaygın bir söylenti olması, yani herkesin bunu bilmesi, onaylaması, doğrulaması. ki dört halife ve cennet ile müjdelenmiş 10 kişinin sahabe olduğu da bu yol ile anlaşılmıştır.
2. ün. yani tevatür kadar olmasa bile, kişinin sahabe olduğunun çoğu kişi tarafından bilinmesi. hz. ebu hüreyre, hz. abdullah bin ömer gibi sahabelerin de sahabe oldukları bu yol ile anlaşılmıştır.
3. şahitlik. bir sahabi ya da güvenilir olan bir tâbîi'nin* birisinin sahabiliği hakkında şahitlik etmesi. hz. ömer zamanında humeme isimli sahabi vefat etmiştir. vefatı zamanı, sahabi olan hz. ebu musa el-eş'ârî de orda bulunuyordu. ve, hz. ebu musa, humeme'nin şehid olarak öleceğine dair hz. muhammed'den duyduğu hadisi nakledince, humeme'nin hem şehid olarak vefat ettiği ve hem de sahabi olduğu ortaya çıkmıştır.
4. ikrar. adaletli biri olarak bilinen bir kişinin sahabi olduğunu bildirmesi. bu kişi en geç hicri 110 yılında, yani miladi 728 yılında vefat etmiş olmalıdır. çünkü hz. muhammed vefatından kısa bir süre önce şöyle buyurmuştur:
yüz sene sonra bugün hayatta olanlardan hiç kimse sağ kalmayacak. (müslim)
bu tarihten sonra da sahabi olduğunu iddia edenler olmuştur. ki işte tarihe ünlü yalancı olarak geçen reten bin nasr da, sahabi olduğunu iddia etmiş ve hicri 632 yani miladi 1234 yılında ölmüş biridir. reten, hindistan doğumludur. ve yaşının çok büyük olduğunu göstermeye çalışmıştır. ve hatta hz. muhammed'in, kendisinin uzun ömürlü olması için dua ettiğini iddia etmiştir. bugün türbesi falan bile vardır ki, hâlâ ziyaret edilir. bazı tarihçi ve zâhidler ve hatta bazı şiiler bile kendisini sahabi olarak kabul etmişlerdir. döneminde sahabi olup-olmadığı fazlaca tartışılmıştır. hadis alimleri kendisinin uzun ömürlü olduğunu kabul etmiş ve sahabi olduğuna kesinlikle karşı çıkmışlardır.
zehebî, reten'in bir mecnun, insan suretindeki şeytan, yalancı olduğunu söylemiş, be hiç yaşamamış, sadece uydurma hadislere temel teşkil etmesi açısından uydurulmuş bir kişi olabileceğini söylemiştir.
sahabe demek, genel kabule göre, peygamberi bir an olsa bile gören müslüman olmak demektir. ve o dönemde, tabii fotoğraf denen şey falan olmadığı için, bir kişinin sahabe olup olmadığı farklı yollarla anlaşılıyordu. bu yollar şunlardı;
1. tevatür. yani kişinin sahabe oluşunun, çok yaygın bir söylenti olması, yani herkesin bunu bilmesi, onaylaması, doğrulaması. ki dört halife ve cennet ile müjdelenmiş 10 kişinin sahabe olduğu da bu yol ile anlaşılmıştır.
2. ün. yani tevatür kadar olmasa bile, kişinin sahabe olduğunun çoğu kişi tarafından bilinmesi. hz. ebu hüreyre, hz. abdullah bin ömer gibi sahabelerin de sahabe oldukları bu yol ile anlaşılmıştır.
3. şahitlik. bir sahabi ya da güvenilir olan bir tâbîi'nin* birisinin sahabiliği hakkında şahitlik etmesi. hz. ömer zamanında humeme isimli sahabi vefat etmiştir. vefatı zamanı, sahabi olan hz. ebu musa el-eş'ârî de orda bulunuyordu. ve, hz. ebu musa, humeme'nin şehid olarak öleceğine dair hz. muhammed'den duyduğu hadisi nakledince, humeme'nin hem şehid olarak vefat ettiği ve hem de sahabi olduğu ortaya çıkmıştır.
4. ikrar. adaletli biri olarak bilinen bir kişinin sahabi olduğunu bildirmesi. bu kişi en geç hicri 110 yılında, yani miladi 728 yılında vefat etmiş olmalıdır. çünkü hz. muhammed vefatından kısa bir süre önce şöyle buyurmuştur:
yüz sene sonra bugün hayatta olanlardan hiç kimse sağ kalmayacak. (müslim)
bu tarihten sonra da sahabi olduğunu iddia edenler olmuştur. ki işte tarihe ünlü yalancı olarak geçen reten bin nasr da, sahabi olduğunu iddia etmiş ve hicri 632 yani miladi 1234 yılında ölmüş biridir. reten, hindistan doğumludur. ve yaşının çok büyük olduğunu göstermeye çalışmıştır. ve hatta hz. muhammed'in, kendisinin uzun ömürlü olması için dua ettiğini iddia etmiştir. bugün türbesi falan bile vardır ki, hâlâ ziyaret edilir. bazı tarihçi ve zâhidler ve hatta bazı şiiler bile kendisini sahabi olarak kabul etmişlerdir. döneminde sahabi olup-olmadığı fazlaca tartışılmıştır. hadis alimleri kendisinin uzun ömürlü olduğunu kabul etmiş ve sahabi olduğuna kesinlikle karşı çıkmışlardır.
zehebî, reten'in bir mecnun, insan suretindeki şeytan, yalancı olduğunu söylemiş, be hiç yaşamamış, sadece uydurma hadislere temel teşkil etmesi açısından uydurulmuş bir kişi olabileceğini söylemiştir.
devamını gör...
9 dakikada 20 entry girmek
entry zicmak.
devamını gör...
iltifat mı hakaret mi olduğu belli olmayan cümleler
devamını gör...
soğuk ısırması
soğuk ısırması ya da soğuk yanığı, soğukta kalma sonucu deri ve diğer dokularda oluşan donma durumu. en çok eller, ayaklar ve yüzü etkiler. soğuğa maruz kalma süresi arttıkça soğuk ısırmasının ciddiyeti de artar. birden dörde kadar ciddiyeti belirten derecelerle sınıflandırılır. birinci derecede deride yüzeysel zarar bulunur. dördüncü derecedeyse kas, kemik ve tendonlar zarar görmüştür. bu durumda tedavi edilemez bir zarar oluşur ve ampütasyon gerekebilir.
kısaca soğuk havalarda sıkı giyinin annneeemmm.
şimdi ananı laciverde boyadım ukdesidir.
https://tr.m.wikipedia.org/...
kısaca soğuk havalarda sıkı giyinin annneeemmm.
şimdi ananı laciverde boyadım ukdesidir.
https://tr.m.wikipedia.org/...
devamını gör...
yeni nesil kızların çoğunda meme olmaması
böyle bir başlık açılması o kadar rezil bir şey ki sözlük nereye gidiyor aloo
devamını gör...
öğretmenim melis ağlıyor tuvalete gidebilir miyiz
melis de hep nazlıydı, rüzgar esse üzerine alınır ağlardı.
devamını gör...
kırpık
teyzemin sahiplendiği köpeğin ismidir. ben de nereden geliyor bu isim diye düşünüyordum.
devamını gör...
düzenbaz
senaryosu çok tanıdık olan, hem de çok çok tanıdık olan film, göz kamaştırıcı oyuncu kadrosu, eğlenceli işleyişine rağmen açıkçası bende hayal kırıklığı yarattı. yine de, 70 'lerin modasını ve christian bale 'in şişman halini görebilmek (-ki kendisini the machinist filminde 45 kilo gördü bu gözler) için bile izlenebilir..
10 yıl gibi süreyle belediye başkanlığı yapan carmine polito, halkı tarafından çok sevilmektedir. çoğunlukla zencilerin yaşadığı new jersey 'de büyük icraatlerde bulunmuş, şehrin kalkınmasında büyük pay sahibi olmuştur. şehri daha da fazla kalkındırmak için büyük ve çılgın bir proje yapmak ister; bir kumarhane. daha doğrusu eski bir kumarhaneyi yeniden faaliyete sokmaktır amacı. tabi ki bunun için kaynağa, yani paraya ihtiyacı vardır. bunu da bir dostu aracılığıyla tanıştığı 'arap şeyhi' sayesinde başaracaktır. mafyanın akıl hocalığı yaptığı bu projeden de 'hakkını' alacaktır elbette başkan. ancak bir problem vardır, şeyhin abd vatandaşı olması gerekmektedir. bunun için de, saygın kongre üyelerinden yardım istenir. tabi ki kongre üyeleri de bu hizmetlerinden dolayı 'haklarını' alacaklardır.
sonra araya birileri girer, bu 'hizmetlerin' önü kesilir. fbi, yapılan bu hayırlı işlerin önünü kesmiş, kumpas kurmuş, devlet içinde devlet olmuştur. ama amaç güzeldir, hizmet, kalkınma, canlanma.. ama ah o, 'paralel yapı', pardon pardon fbi yok mu, virüs gibi işgal etmiştir heryeri.
10 yıl gibi süreyle belediye başkanlığı yapan carmine polito, halkı tarafından çok sevilmektedir. çoğunlukla zencilerin yaşadığı new jersey 'de büyük icraatlerde bulunmuş, şehrin kalkınmasında büyük pay sahibi olmuştur. şehri daha da fazla kalkındırmak için büyük ve çılgın bir proje yapmak ister; bir kumarhane. daha doğrusu eski bir kumarhaneyi yeniden faaliyete sokmaktır amacı. tabi ki bunun için kaynağa, yani paraya ihtiyacı vardır. bunu da bir dostu aracılığıyla tanıştığı 'arap şeyhi' sayesinde başaracaktır. mafyanın akıl hocalığı yaptığı bu projeden de 'hakkını' alacaktır elbette başkan. ancak bir problem vardır, şeyhin abd vatandaşı olması gerekmektedir. bunun için de, saygın kongre üyelerinden yardım istenir. tabi ki kongre üyeleri de bu hizmetlerinden dolayı 'haklarını' alacaklardır.
sonra araya birileri girer, bu 'hizmetlerin' önü kesilir. fbi, yapılan bu hayırlı işlerin önünü kesmiş, kumpas kurmuş, devlet içinde devlet olmuştur. ama amaç güzeldir, hizmet, kalkınma, canlanma.. ama ah o, 'paralel yapı', pardon pardon fbi yok mu, virüs gibi işgal etmiştir heryeri.
devamını gör...
ölmek
(bkz: memento mori)
devamını gör...
yoğurtlu semizotu
başlığı nasıl olmaz böyle güzel bir otun, böyle güzel bir öğünün. hayret.
semizotu, yoğurt, sarımsak, zeytinyağı ve tuz, işte tüm mesele bu.
eminim hastası çoktur sözlükte de.
semizotu, yoğurt, sarımsak, zeytinyağı ve tuz, işte tüm mesele bu.
eminim hastası çoktur sözlükte de.
devamını gör...
normal sözlük rezaleti
selam dostlar. eskiler bilir ben heileksisozluk.
sözlük kurulduğundan bu yana bu nickle devam etmekteydim. fakat daha ilk dakikalardan beri uyarılar başladı diyebilirim. bu uyarı mahiyetindeki şeyleri pek önemsemesem de sonrasında işler mobbing’e kadar vardı. entry silmeler vs.
“o nicki sileceksin ,müslüman mahallesinde salyangoz sattırmayız . nutellanı da al git.
hanım evladı seni burda üzerler bak sorumluluk kabul etmeyiz .dikkat çekiyorsun ” minvalde tacizler sürdü.
tabii biz bu külhanbeyi vari hareketlere karnımız tok olduğu için hayat boyu kolay lokma olmadığımız için pabuç bırakmadım .. usulune uygun olup da silinen entrilerimi ilgili mercilere dilekçeyle bildirdikten sonra paşa paşa geri yüklediler. bu hareketim sanırım birilerinin canını sıkmış olacak. sözlükten silik yemem için kollanan fırsatları göğsümde yumuşatıp yavaşca kendi ağlarına tıkırdattım.
fakat bu kutlu mücadelem dün itibariyle onların yani güçlünün zaferiyle sonuçlandı.
artık sevenlerim entrilerimin yollarını gözleyen sevgili takipçilerim üzülmesin ve şaşırmasın diye bu bildiriyi yayınlamak istedim.
sözlük kurulduğundan bu yana bu nickle devam etmekteydim. fakat daha ilk dakikalardan beri uyarılar başladı diyebilirim. bu uyarı mahiyetindeki şeyleri pek önemsemesem de sonrasında işler mobbing’e kadar vardı. entry silmeler vs.
“o nicki sileceksin ,müslüman mahallesinde salyangoz sattırmayız . nutellanı da al git.
hanım evladı seni burda üzerler bak sorumluluk kabul etmeyiz .dikkat çekiyorsun ” minvalde tacizler sürdü.
tabii biz bu külhanbeyi vari hareketlere karnımız tok olduğu için hayat boyu kolay lokma olmadığımız için pabuç bırakmadım .. usulune uygun olup da silinen entrilerimi ilgili mercilere dilekçeyle bildirdikten sonra paşa paşa geri yüklediler. bu hareketim sanırım birilerinin canını sıkmış olacak. sözlükten silik yemem için kollanan fırsatları göğsümde yumuşatıp yavaşca kendi ağlarına tıkırdattım.
fakat bu kutlu mücadelem dün itibariyle onların yani güçlünün zaferiyle sonuçlandı.
artık sevenlerim entrilerimin yollarını gözleyen sevgili takipçilerim üzülmesin ve şaşırmasın diye bu bildiriyi yayınlamak istedim.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
aslan burçlarına mı dedi ya? ahahha
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bir kadın düşlüyorum hep.
beni kavgalarımdan çekip alacak,
kısa saçlı kafamı göğsüne bastırıp,
her deliliğimi yaşamama bağlayacak,
dengesizliklerimden keyif alacak bir kadın,
güzel kokacak. teni mezarım olacak bir kadın. gamzesi olacak.. dudakları güzel,
öleceğim onda. nefesim kesilecek. kalbim duracak. topuklarını okşayıp. sırtını öpeceğim.
ellerini koklayacağım. parmaklarını öpüp, saçlarını okşayacağım..
bir kadın sadece. bu kadar çok dişi varken evrende, benim istediğim, arzuladığım, sadece bir kadın.
arınmış olacak tüm insani hırs ve bencilliklerden
konu ben olduğumda, yok sayacak her şeyi. gerekirse kendini. bir kadın sadece.
derdimin dermanı o çünkü. ruhumun ilacı o
ben onun ruhuna ve tenine girdiğimde, orada kalacağım.
bir daha incinmeyecek ruhum. kırılmayacak kemiklerim. etlerim dökülmeyecek.
gözlerim açılmayacak sonuna kadar. yumacağım.. ve öylece kalacağım. o'nda.
-zaman benim. geleceğe düşüyorum...
-inancım yok artık. tanrı sanırım beni yanlış anladı.
-bu kadar çok yaşamayı isterken, nedir bu ölüm sevdam. bilmiyorum. benim cehennemim de bu olsa gerek.
-"başkaları cehennemdir" demiş üstad. yanılıyor. başkaları kabir azabıdır. diş ağrısıdır. doğum sancısıdır.
-kedinin oynayıp da karman çorman ettiği bir yumağım lütfen ucumu bul ve sök beni!!
-zaman akıp geçiyor. ve ben hala önümden akıp geçen zamanla elimi yüzümü yıkayamıyorum.
-sigarayı günde 2 pakete çıkardım. elimden gelse, ekmeğin arasına azık ederim.
-şimdi yastığa kafamı koysam, geceye kadar uyurum. çok mutsuz olduğumdan olsa gerek. ya da çok yorgun. bilmiyorum.
-uykuya doymadan öleceğim ben. gözlerim şiş olacak yeniden dirildiğimde.
-kendime ait en sevdiğim özelliğim çok mutsuz olduğumda güzel şeyler yazmam olsa gerek.
-hep mutsuz olmalıyım sanırım. mutsuzken daha çok seviyorum kendimi. gözlerimden öpüyorum çaktırmadan.
elimden tutup sinemaya götürüyorum. geçenlerde bir pantolon hediye ettim kendime. sanırım şizofrenim.
-birazdan bir kase yoğurt yiyeceğim.
-çevremde, yapmam gereken şeyleri söyleyen o kadar çok insan var ki, bir tanesi bile ne yapmayı istediğimi sormuyor. annem bile.
-akşam bir filme gitmek istiyorum. tek başıma. mısırımı alıp da. gece de rakı içmek istiyorum. yine tek başıma. mum ışığı altında jeff buckley dinleyerek
-bence sizde yapmalısınız.
-ölümü çok merak ediyorum. ölene kadar ne olduğunu bilemeyeceğim ama.
-öpüşmeyi çok seviyorum. mucizevi geliyor bana.
-özlediğim tek bir insan yok. bir sürü insan bıraktım geçmişimde...
-zihnimden geçenlere yetişemiyorum.
-bir zamanlar sevdiğim kadının gecenin bir yarısı avuç içlerine bastırdığımda pilli bebekler gibi "ı love you" demişti.
belki size çok aptalca gelecek, bilmiyorum. ama ben bayılmıştım.
-jeff’i çok seviyorum. şarkı sözleri müthiş şiirler gibi geliyor bana.
-itiraf edecek bir şey yok aslında.
-hayat bir iftira gibi yapışmışken yakama.
-bilmiyorum.
-varlıkla yokluk arası bir şey işte.
-belki emeklemeden yürümüşüm.bilmiyorum.
-ve avuç içlerim soyuk.
-sanırım yaşıyorum. çünkü hala kanıyor bedenim.
-sanırım ölüyüm. hala mezarda gibiyim.
-sanırım can çekişiyorum. hala ve hala ölemedim bir türlü.
-bilmiyorum.
-ölüm-kalım meselesine döndü varoluşum.
-zaman denen kavrama hapsoldum.
-çıkışım geçmişte kaldı.
-ilk önce beynim çürüsün isterdim oysa.
-tüm sanatlar ilhamını ölümden alır derler.
-ben yaşamdan besleniyorum. vitamin eksikliğimin nedeni bu.
-içerimde bu kadar çok gurur ne ara gelip de yerleşti. haberim yok.
-savaşta atını gereksiz yere yoran bir savaşçının acemiliği var ruhumda.
-ben kendimi yordum.
-tüm kadınların bana bir seviş ve sevişme borçlu olduğunu inandım hep.
-nasıl bir ahmaklıksa bu. anlamadım gitti..
-ben hiç yalnız kalmadım aslında.. hep kendimle konuştum çünkü.
-delirmemin nedeni kalabalık olmammış meğerse.
-bir yüzleşme yaşıyorum aylardır.
-bu yüzden kayıbım aynalarda.. silüetim yok. bir hayaleti tıraş ediyorum sabahları. o ise dişlerimi fırçalıyor benim.
-büyük harflerle bağırıyorum aslında.
-duyan yok..
-kayıtsız bir sırıtış var artık yüzümde.
-hıçkırık ve ağlama arası bir gülüşün dış sesi.
-sabır taşım kırıldı.
-ben taş oldum.
-artık tanrıya kafa tutmuyorum..vazgeçtikleriminin arasında yada bilmiyorum.
-bir çok kişi yazılarımda kendilerini bulduğundan bahsediyor.
-ben kayboluyorum oysa yazarken..
-kendimi bulma arayışımın satır izleri bunlar..
-sadece uyumak istiyorum..
-gözlerim yuvalarından düşecek gibi.. ellerimle yerleştiriyorum çukurlarına.
-bir insanın hissettiği tek duygu sadece "zaman" olabilir mi?
-hayat arsızı oldum.
-yaşam yüzsüzü.
-yoruldum. hayatın molası olmalı.
-çok sevdiğim bir kitabı, filmi ya da şarkıyı eskiden herkesle paylaşmak isterdim. şimdilerde sadece kendime saklıyorum. bencillik mi bu?
-bir gün bir kitap yazmak istiyorum.
bir türlü intihar etmeyi başaramayıp,
her intihar denemesinde birilerinin mükemmel hayatını allak bullak eden bir adamın hikayesini.
ve bunun filmini çekmeyi düşünüyorum. (çalmayın fikrimi)
-balık yemeye bayılıyorum.
-ızgara tavuğa.
-rakı'ya.
-artık aşık olamıyorum galiba. vazgeçmem çok kolay oluyor çünkü.
-kendimi sevmememe karşın kendimden değerli tek bir insan ya da olgu göremiyorum.
-deliriyorum.
-kendimi öldürmekten korkuyorum.
-babamdan hiç öyle çok dayak yemedim. ama beni hiç öptüğünü de hatırlamam. keşke dövseydi. en azından elleri yüzüme değmiş olurdu.
-tanrı benim için koca bir hayal kırıklığı. eminim ki ben de o'nun için koca bir hayal kırıklığıyım.
-hayatta en dibe vurduğum tek bir an yok. hala gidiyorum o dibe.
-keşke ölüm stilimi seçme şansım olsaydı. tıraş olup, tamamen simsiyah giyinmek isterdim.
-kulaklıkla müzik dinlemek çok güzel. dışarıdan gelebilecek her sesi bastırıyor.
-batıl inançlarım yok, ama ekmeğin ters çevrilmesi ruhumu acıtır.
-tanrı olsaydım, insanlığı kendi haline bırakıp giderdim bir gün.
-büyüyünce ne olacaksın diye bir kere sorulmadı bana. ben de bu yüzden hiçbir şey olamadım.
-artık musluk suyunu hiç kimse içmiyor.
-yapay çiçekler kadar dekorasyon ayıbı başka bir şey yok.
-kronik olabilir mutsuzluğum.. bilmiyorum.
-insanların aşktan daha önemli işleri var. garip geliyor bu bana...
-çok şey itiraf ettim kendime. bunca zaman. belki de hepsi bir iftiraydı...
kendime atıp, yüzüme ve gözüme bulaştırdığım.. bilmiyorum.
-boşvermenin ne demek olduğunu öğrendim artık.
-insanı da terbiye eden bir şey var. ve o şey, en rütbeli olan. ne mi o şey; tabi ki zaman!!
-bir kavgaya tutuşmuş gibi yaşıyorum hayatı.
-geceleri manik, gündüzleri depresifim..
-içimde koca bir adam varmış gibi hissediyorum hep..
-kendimden korkuyorum.
-zamansız terkettiğim sevgililerin ardından bağırmak istiyorum; "dön lütfen, yoksa dünyayı ters çevireceğim öfkemle.. sonunda kaçtığına toslayacaksın.."
-ilk tanışma faslında "memnun oldum" demekten daha samimiyetsiz ne var?
-beni linç etmeli birileri. ama şimdi değil. önceden. zamanda geriye dönüş yok değil mi? geç kaldınız! sizin için üzgünüm!
-geçmişte bir gün bir yazı okumuştum; 'doğuda doğmak suç olsaydı en büyük suçlu güneş olurdu' demiş birisi yüreğine hayran kalmıştım yazanın.
-bugün babama kızdım uzun bir aradan sonra."bu zamana kadar yaptığın hiçbir şey doğru değildi" dedim.
-beni duyabildi mi bilmiyorum...
-en çok ellerim üşür. eldiven takmayı hiçbir zaman sevemedim.
-şemsiye taşımayı dansevmiyorum.
-bir kadının köprücük kemiğine yuva yapmak isterdim.
-benim esaretim, özgürlüğüm.
-bugün saçlarımı kazıtmayı da düşündüm.
-dünya, üstündekileri fırlatacak kadar hızlı dönmeli ya da kendini kusturacak kadar hızlı dönmeli.
-zihnim ve ruhum uyuşuyor.
-muhteşem bir boşvermişliği yaşarken bu kadar hassas olmamın nedeni ne? sanırım buna yenilmek deniliyor.
-duvarlarında ayna olan bir mekanda çok güzel bir kadınla o aynalardan kesişmekten daha lezzetli ne olabilir?
-büyünce ölü olacağım...
-bir gün istanbul havaalanında kendi uçuş kapımı bulmak için üç kişiye bir şey sorabilir miyim dedim. üçü de aynı cevabı verdi, "hayır"
-ellerimi çok severdi sevgililerim..
-dün çok şahane bir deri mont beğendim. üzerimdekinin kahve renkli olanı.
-birisi gönüllü dinlese beni, hiçbir hastalığım olmaz ama.
-insanlara gıcık olup yalnızlıktan nefret ediyorum.
-ciğerim yanıyor.
-geberene kadar ayakta durup da öyle gebermek istiyorum. dimdik. küfür gibi.
-tıka-basa öfkeyle doluyum.
-iki gece üst üste ağladım. hayatım, zincirleme yaşam kazasına döndü.
beni kavgalarımdan çekip alacak,
kısa saçlı kafamı göğsüne bastırıp,
her deliliğimi yaşamama bağlayacak,
dengesizliklerimden keyif alacak bir kadın,
güzel kokacak. teni mezarım olacak bir kadın. gamzesi olacak.. dudakları güzel,
öleceğim onda. nefesim kesilecek. kalbim duracak. topuklarını okşayıp. sırtını öpeceğim.
ellerini koklayacağım. parmaklarını öpüp, saçlarını okşayacağım..
bir kadın sadece. bu kadar çok dişi varken evrende, benim istediğim, arzuladığım, sadece bir kadın.
arınmış olacak tüm insani hırs ve bencilliklerden
konu ben olduğumda, yok sayacak her şeyi. gerekirse kendini. bir kadın sadece.
derdimin dermanı o çünkü. ruhumun ilacı o
ben onun ruhuna ve tenine girdiğimde, orada kalacağım.
bir daha incinmeyecek ruhum. kırılmayacak kemiklerim. etlerim dökülmeyecek.
gözlerim açılmayacak sonuna kadar. yumacağım.. ve öylece kalacağım. o'nda.
-zaman benim. geleceğe düşüyorum...
-inancım yok artık. tanrı sanırım beni yanlış anladı.
-bu kadar çok yaşamayı isterken, nedir bu ölüm sevdam. bilmiyorum. benim cehennemim de bu olsa gerek.
-"başkaları cehennemdir" demiş üstad. yanılıyor. başkaları kabir azabıdır. diş ağrısıdır. doğum sancısıdır.
-kedinin oynayıp da karman çorman ettiği bir yumağım lütfen ucumu bul ve sök beni!!
-zaman akıp geçiyor. ve ben hala önümden akıp geçen zamanla elimi yüzümü yıkayamıyorum.
-sigarayı günde 2 pakete çıkardım. elimden gelse, ekmeğin arasına azık ederim.
-şimdi yastığa kafamı koysam, geceye kadar uyurum. çok mutsuz olduğumdan olsa gerek. ya da çok yorgun. bilmiyorum.
-uykuya doymadan öleceğim ben. gözlerim şiş olacak yeniden dirildiğimde.
-kendime ait en sevdiğim özelliğim çok mutsuz olduğumda güzel şeyler yazmam olsa gerek.
-hep mutsuz olmalıyım sanırım. mutsuzken daha çok seviyorum kendimi. gözlerimden öpüyorum çaktırmadan.
elimden tutup sinemaya götürüyorum. geçenlerde bir pantolon hediye ettim kendime. sanırım şizofrenim.
-birazdan bir kase yoğurt yiyeceğim.
-çevremde, yapmam gereken şeyleri söyleyen o kadar çok insan var ki, bir tanesi bile ne yapmayı istediğimi sormuyor. annem bile.
-akşam bir filme gitmek istiyorum. tek başıma. mısırımı alıp da. gece de rakı içmek istiyorum. yine tek başıma. mum ışığı altında jeff buckley dinleyerek
-bence sizde yapmalısınız.
-ölümü çok merak ediyorum. ölene kadar ne olduğunu bilemeyeceğim ama.
-öpüşmeyi çok seviyorum. mucizevi geliyor bana.
-özlediğim tek bir insan yok. bir sürü insan bıraktım geçmişimde...
-zihnimden geçenlere yetişemiyorum.
-bir zamanlar sevdiğim kadının gecenin bir yarısı avuç içlerine bastırdığımda pilli bebekler gibi "ı love you" demişti.
belki size çok aptalca gelecek, bilmiyorum. ama ben bayılmıştım.
-jeff’i çok seviyorum. şarkı sözleri müthiş şiirler gibi geliyor bana.
-itiraf edecek bir şey yok aslında.
-hayat bir iftira gibi yapışmışken yakama.
-bilmiyorum.
-varlıkla yokluk arası bir şey işte.
-belki emeklemeden yürümüşüm.bilmiyorum.
-ve avuç içlerim soyuk.
-sanırım yaşıyorum. çünkü hala kanıyor bedenim.
-sanırım ölüyüm. hala mezarda gibiyim.
-sanırım can çekişiyorum. hala ve hala ölemedim bir türlü.
-bilmiyorum.
-ölüm-kalım meselesine döndü varoluşum.
-zaman denen kavrama hapsoldum.
-çıkışım geçmişte kaldı.
-ilk önce beynim çürüsün isterdim oysa.
-tüm sanatlar ilhamını ölümden alır derler.
-ben yaşamdan besleniyorum. vitamin eksikliğimin nedeni bu.
-içerimde bu kadar çok gurur ne ara gelip de yerleşti. haberim yok.
-savaşta atını gereksiz yere yoran bir savaşçının acemiliği var ruhumda.
-ben kendimi yordum.
-tüm kadınların bana bir seviş ve sevişme borçlu olduğunu inandım hep.
-nasıl bir ahmaklıksa bu. anlamadım gitti..
-ben hiç yalnız kalmadım aslında.. hep kendimle konuştum çünkü.
-delirmemin nedeni kalabalık olmammış meğerse.
-bir yüzleşme yaşıyorum aylardır.
-bu yüzden kayıbım aynalarda.. silüetim yok. bir hayaleti tıraş ediyorum sabahları. o ise dişlerimi fırçalıyor benim.
-büyük harflerle bağırıyorum aslında.
-duyan yok..
-kayıtsız bir sırıtış var artık yüzümde.
-hıçkırık ve ağlama arası bir gülüşün dış sesi.
-sabır taşım kırıldı.
-ben taş oldum.
-artık tanrıya kafa tutmuyorum..vazgeçtikleriminin arasında yada bilmiyorum.
-bir çok kişi yazılarımda kendilerini bulduğundan bahsediyor.
-ben kayboluyorum oysa yazarken..
-kendimi bulma arayışımın satır izleri bunlar..
-sadece uyumak istiyorum..
-gözlerim yuvalarından düşecek gibi.. ellerimle yerleştiriyorum çukurlarına.
-bir insanın hissettiği tek duygu sadece "zaman" olabilir mi?
-hayat arsızı oldum.
-yaşam yüzsüzü.
-yoruldum. hayatın molası olmalı.
-çok sevdiğim bir kitabı, filmi ya da şarkıyı eskiden herkesle paylaşmak isterdim. şimdilerde sadece kendime saklıyorum. bencillik mi bu?
-bir gün bir kitap yazmak istiyorum.
bir türlü intihar etmeyi başaramayıp,
her intihar denemesinde birilerinin mükemmel hayatını allak bullak eden bir adamın hikayesini.
ve bunun filmini çekmeyi düşünüyorum. (çalmayın fikrimi)
-balık yemeye bayılıyorum.
-ızgara tavuğa.
-rakı'ya.
-artık aşık olamıyorum galiba. vazgeçmem çok kolay oluyor çünkü.
-kendimi sevmememe karşın kendimden değerli tek bir insan ya da olgu göremiyorum.
-deliriyorum.
-kendimi öldürmekten korkuyorum.
-babamdan hiç öyle çok dayak yemedim. ama beni hiç öptüğünü de hatırlamam. keşke dövseydi. en azından elleri yüzüme değmiş olurdu.
-tanrı benim için koca bir hayal kırıklığı. eminim ki ben de o'nun için koca bir hayal kırıklığıyım.
-hayatta en dibe vurduğum tek bir an yok. hala gidiyorum o dibe.
-keşke ölüm stilimi seçme şansım olsaydı. tıraş olup, tamamen simsiyah giyinmek isterdim.
-kulaklıkla müzik dinlemek çok güzel. dışarıdan gelebilecek her sesi bastırıyor.
-batıl inançlarım yok, ama ekmeğin ters çevrilmesi ruhumu acıtır.
-tanrı olsaydım, insanlığı kendi haline bırakıp giderdim bir gün.
-büyüyünce ne olacaksın diye bir kere sorulmadı bana. ben de bu yüzden hiçbir şey olamadım.
-artık musluk suyunu hiç kimse içmiyor.
-yapay çiçekler kadar dekorasyon ayıbı başka bir şey yok.
-kronik olabilir mutsuzluğum.. bilmiyorum.
-insanların aşktan daha önemli işleri var. garip geliyor bu bana...
-çok şey itiraf ettim kendime. bunca zaman. belki de hepsi bir iftiraydı...
kendime atıp, yüzüme ve gözüme bulaştırdığım.. bilmiyorum.
-boşvermenin ne demek olduğunu öğrendim artık.
-insanı da terbiye eden bir şey var. ve o şey, en rütbeli olan. ne mi o şey; tabi ki zaman!!
-bir kavgaya tutuşmuş gibi yaşıyorum hayatı.
-geceleri manik, gündüzleri depresifim..
-içimde koca bir adam varmış gibi hissediyorum hep..
-kendimden korkuyorum.
-zamansız terkettiğim sevgililerin ardından bağırmak istiyorum; "dön lütfen, yoksa dünyayı ters çevireceğim öfkemle.. sonunda kaçtığına toslayacaksın.."
-ilk tanışma faslında "memnun oldum" demekten daha samimiyetsiz ne var?
-beni linç etmeli birileri. ama şimdi değil. önceden. zamanda geriye dönüş yok değil mi? geç kaldınız! sizin için üzgünüm!
-geçmişte bir gün bir yazı okumuştum; 'doğuda doğmak suç olsaydı en büyük suçlu güneş olurdu' demiş birisi yüreğine hayran kalmıştım yazanın.
-bugün babama kızdım uzun bir aradan sonra."bu zamana kadar yaptığın hiçbir şey doğru değildi" dedim.
-beni duyabildi mi bilmiyorum...
-en çok ellerim üşür. eldiven takmayı hiçbir zaman sevemedim.
-şemsiye taşımayı dansevmiyorum.
-bir kadının köprücük kemiğine yuva yapmak isterdim.
-benim esaretim, özgürlüğüm.
-bugün saçlarımı kazıtmayı da düşündüm.
-dünya, üstündekileri fırlatacak kadar hızlı dönmeli ya da kendini kusturacak kadar hızlı dönmeli.
-zihnim ve ruhum uyuşuyor.
-muhteşem bir boşvermişliği yaşarken bu kadar hassas olmamın nedeni ne? sanırım buna yenilmek deniliyor.
-duvarlarında ayna olan bir mekanda çok güzel bir kadınla o aynalardan kesişmekten daha lezzetli ne olabilir?
-büyünce ölü olacağım...
-bir gün istanbul havaalanında kendi uçuş kapımı bulmak için üç kişiye bir şey sorabilir miyim dedim. üçü de aynı cevabı verdi, "hayır"
-ellerimi çok severdi sevgililerim..
-dün çok şahane bir deri mont beğendim. üzerimdekinin kahve renkli olanı.
-birisi gönüllü dinlese beni, hiçbir hastalığım olmaz ama.
-insanlara gıcık olup yalnızlıktan nefret ediyorum.
-ciğerim yanıyor.
-geberene kadar ayakta durup da öyle gebermek istiyorum. dimdik. küfür gibi.
-tıka-basa öfkeyle doluyum.
-iki gece üst üste ağladım. hayatım, zincirleme yaşam kazasına döndü.
devamını gör...
en iyi arkadaş
karşılıklı oturup çay içerken eski anılardan konuşulup hiç çekinmeden en saçma hallerrini bile onun yanında sergilediğin kişidir.(prof)dedikodu dahil.
devamını gör...

