30 yaş altı yazarlar uçurulsun kampanyası
sözlüğe kayıt olurken herhangi bir yaş sınırlaması vardı da ben mi göremedim?ya da benim gözlerimde sıkıntı var herhalde. akılın yaşta değil başta olduğunu unutmayalım lütfen. 30 yaş altı olduğum için sözlüğü terk mi edeyim? o zaman 30 yaş altı yazarların çoğu uçurulursa geriye çok yazar kalmaz. anlamadığım durum şu, 30 yaş üstü insanlar belli bir bilgi birikimine, ayrımcılığa mı sahip oluyor, yeni seviye açılıyor galiba.
t: akılın başta değil yaşta olduğunu düşünen yazarın beyanı.
t: akılın başta değil yaşta olduğunu düşünen yazarın beyanı.
devamını gör...
recep tayyip erdoğan'ın hitabet yeteneği
su götürmez bir gerçek. ne kadar muhalifte olsak sevmesek de yiğidi öldür ama hakkını yeme demişler.
devamını gör...
şeytan olsaydınız yapacağınız şeyler
bazı insanlardan kötülük 101 dersi alırdım sanırım, papucumu ters giydirdiklerine göre öğrenecek çok şey var.
devamını gör...
hiçbir siyasi görüşe sahip olmamak
bir insanın doğumundan ölümüne kadar her alanda siyaset önem taşır.
ne kadar vergi ödeyeceğiniz, nasıl eğitim alacağınız, haklarınızın korunması, sosyal yardım, sağlık, emeklilik gibi herkesin hayatını etkileyen konulardır siyaset.
evet herkesin fikri bir partiyle tamamen uyuşmak zorunda değil, ancak ülkenin refahı adına en doğru olanı seçmenin hayati önem taşıdığını düşünüyorum. çünkü siyaset halkın sosyoekonomik, yapısını etkileyen en büyük etkendir. siyaset bir partiye yıllarca sorgulamadan oy vermek değildir. ülkemizde gündem çok hızlı değişiyor yetişmek zor ama yine de apolitik olmak doğru gelmiyor.
şanışer - susamam
ben bi' beyaz türk'üm
yasalarım anglosakson ama kafam ortadoğulu
apolitik büyüdüm, hiç oy vermedim
kafamı tatile, gezmeye, borca yordum
adalet öldü, ucu bana dokunana dek sustum ve ortak oldum
şimdi tweet atmaya bile çekiniyorum
kendi ülkemin polisinden korkar oldum
üzgünüm ama senin eserin ülkedeki umutsuz nesil
senin eserin bu mutsuz kesim ve bu kurşun sesi!
ne kadar vergi ödeyeceğiniz, nasıl eğitim alacağınız, haklarınızın korunması, sosyal yardım, sağlık, emeklilik gibi herkesin hayatını etkileyen konulardır siyaset.
evet herkesin fikri bir partiyle tamamen uyuşmak zorunda değil, ancak ülkenin refahı adına en doğru olanı seçmenin hayati önem taşıdığını düşünüyorum. çünkü siyaset halkın sosyoekonomik, yapısını etkileyen en büyük etkendir. siyaset bir partiye yıllarca sorgulamadan oy vermek değildir. ülkemizde gündem çok hızlı değişiyor yetişmek zor ama yine de apolitik olmak doğru gelmiyor.
şanışer - susamam
ben bi' beyaz türk'üm
yasalarım anglosakson ama kafam ortadoğulu
apolitik büyüdüm, hiç oy vermedim
kafamı tatile, gezmeye, borca yordum
adalet öldü, ucu bana dokunana dek sustum ve ortak oldum
şimdi tweet atmaya bile çekiniyorum
kendi ülkemin polisinden korkar oldum
üzgünüm ama senin eserin ülkedeki umutsuz nesil
senin eserin bu mutsuz kesim ve bu kurşun sesi!
devamını gör...
i am melting lannn melting
ayy ne hobaaymış kız gitti hala onunla uğraşıyorsunuz ya ayıptır abarttınız artık.
neyse bu yazara gelirsek sevdiğim bir yazar. hobaa ya da değil sevdiğim bir yazar kendisi. nicki çoksel.
neyse bu yazara gelirsek sevdiğim bir yazar. hobaa ya da değil sevdiğim bir yazar kendisi. nicki çoksel.
devamını gör...
kolanın içine fare konulduğuna inanan insan
10 yaşında olunca inanıyorsun. annem sağ olsun kolaya fare kanı karışmış diye bir dönem içmememi sağlamıştı fakat durumdan oldukça etkilenen ben hemencecik bu bilgiyi öğretmenimle paylaşmış ve gerçeklerle kısa sürede yüzleşmiştim:
- yok canım annen sen içme diye söylemiştir onu...
+ gerçekten mi?
bunu duyan annem; (bkz: bozdun bütün sırrı)
- yok canım annen sen içme diye söylemiştir onu...
+ gerçekten mi?
bunu duyan annem; (bkz: bozdun bütün sırrı)
devamını gör...
ayna karşısında tıraş olurken bıyığı komple kesmeden önce hitler bıyığı yapmak
1999 depremi sırasında dönemin sakarya valisi, yanına gelen ve sert eleştirilerde bulunup isyan eden depremzede bir kıza tepki göstermiş, hatta tokatlamaya kalkmıştı. vali bu hareketiyle kamuoyunda epey tepki toplamıştı. o olaydan sonra vali, ne tesadüfse bıyığını kesmişti. dikkat çeken bu imaj değişikliği karşısında gazeteci fatih altaylı, valiye bıyığını kesmesinin sebebini sordu. vali de tıraş olurken kazara jileti bıyığına kaçırdığını, mecburen kestiğini söyledi. cevaptan tatmin olmayan altaylı aynı soruda ısrar edince dayanamayan vali :
sayın altaylı, tıraş olurken yanlışlıkla kestim dedim ya, ne yapsaydım, yarım bıyıkla mı dolaşsaydım? demişti.
sayın altaylı, tıraş olurken yanlışlıkla kestim dedim ya, ne yapsaydım, yarım bıyıkla mı dolaşsaydım? demişti.
devamını gör...
trendyol
reklam bütçesinin türkiye'nin 2021 bütçesinden daha fazla olduğunu düşündüğüm site.
devamını gör...
günün sözü
kimi ölüler bize ne kadar yakın ve yaşayanların çoğu ne kadar da ölü..
~uğur mumcu
~uğur mumcu
devamını gör...
bir dönem bu ülkede bardak yoktu
siz ne yaşıyorsunuz kafanızın içinde merak ediyorum.
there is no bardak neo!
there is no bardak neo!
devamını gör...
same old love
bir selena gomez şarkısı.
devamını gör...
kaliteli yaşam için ucuz öneriler
az ama öz yemek.
devamını gör...
yazarların an itibarıyla düşündüğü şey
pazartesi günü ne yapacağımı, ne zaman uykuya dalacagimi ve bana nasıl katlandığını düşünüyorum.
devamını gör...
1 mayıs 2021 normal sözlük mobil görünümünün güncellenmesi
bu yeni tasarım ilkin alıcılarla oynanmış hissi oluşturdu. bir de sözlük yazarlarında " sözlükten mi atıldım, hesabım mı uçuruldu yoksa? " gibi soru işaretlerine neden olmuştur bundan eminim.
ama halihazırda da kafa sözlük'ün alabildiği en üst düzeydir bu tasarım. kabul etme süreci nihai bir sonuca bağlandığında bünyesinde beğeni barındıracaktır.
ama halihazırda da kafa sözlük'ün alabildiği en üst düzeydir bu tasarım. kabul etme süreci nihai bir sonuca bağlandığında bünyesinde beğeni barındıracaktır.
devamını gör...
mert çok yakışıklı ama cenk de çok sempatik ne yapsam ki
ikisini birbirine ayarlayarak işin içinden çıkılabilecek ikilem.
derdini sevmek için buton da yaptırılabilir tabii, o da olumlu.
derdini sevmek için buton da yaptırılabilir tabii, o da olumlu.
devamını gör...
bir yazar tarafından engellenmek
adını açıklamak istemediğim bir yeni yazar tarafından engellenmem durumu.
bir adet tanımını anlayamamam üzerine mesaj attım. insanca yazdım. bi şeyler yazdı. çocukken çekilen acılar ile ilgiliydi.bir sonraki mesajında şiirler ile ilgili bir söz geçiyordu.ben de şiir sever bir insan olduğum için bir şiir yolladım.
şair olarak... gibi bir şeyler yazdı. bende ilk başta algılayamadım ve gülücük attım. sonra aklıma acaba şiir mi yazıyor diye. o şekilde bir süre sonra geri dönüş yaptım.
adımı sordu. anonimliği kaybetmeyi pek istemedim ama sizde söylerseniz söylerim dedim. cinsiyetimi sordu. profilimde cinsiyetimin, şehrimin yazdığını söyledim.cevap gelmedi, tekrar neden sorduğunu sormak için mesaj atmak istediğimde ise engellediğini gördüm.
açıkçası farklı bir amacım yoktu.neden böyle yaptığını anlamadım. insanları sorgulamaya başladım.
(bkz: ota def-i hacete başlık açmak) olsa da sözlükte, günlük hayatta insanların neden böyle yaptığını merak ettiren bir olay oldu. sizce neden böyle yapıyorlar?
hayır üzüldüğümden değil, ben bir erkek olarak şiirden konuşamaz mıyım arkadaş.
hayır ben iyi veya kötü bir sözlük yazarıyım.seni ilgilendirmez de geç.
ekleme:yahu yemin ederim yürümek için değildi.
bir adet tanımını anlayamamam üzerine mesaj attım. insanca yazdım. bi şeyler yazdı. çocukken çekilen acılar ile ilgiliydi.bir sonraki mesajında şiirler ile ilgili bir söz geçiyordu.ben de şiir sever bir insan olduğum için bir şiir yolladım.
şair olarak... gibi bir şeyler yazdı. bende ilk başta algılayamadım ve gülücük attım. sonra aklıma acaba şiir mi yazıyor diye. o şekilde bir süre sonra geri dönüş yaptım.
adımı sordu. anonimliği kaybetmeyi pek istemedim ama sizde söylerseniz söylerim dedim. cinsiyetimi sordu. profilimde cinsiyetimin, şehrimin yazdığını söyledim.cevap gelmedi, tekrar neden sorduğunu sormak için mesaj atmak istediğimde ise engellediğini gördüm.
açıkçası farklı bir amacım yoktu.neden böyle yaptığını anlamadım. insanları sorgulamaya başladım.
(bkz: ota def-i hacete başlık açmak) olsa da sözlükte, günlük hayatta insanların neden böyle yaptığını merak ettiren bir olay oldu. sizce neden böyle yapıyorlar?
hayır üzüldüğümden değil, ben bir erkek olarak şiirden konuşamaz mıyım arkadaş.
hayır ben iyi veya kötü bir sözlük yazarıyım.seni ilgilendirmez de geç.
ekleme:yahu yemin ederim yürümek için değildi.
devamını gör...
ev işi yapan erkek
olması gereken durumdur..
devamını gör...
sokak hayvanları
sevmek zorunda değilsin… öldürme yeter!
hayvanları koruyun, kollayın, besleyinle başlayan cümlelerimiz vardı bizim. nereden nereye geldik? şimdilerde onlar için ağzımızdan çıkan tek cümle oluyor; ‘öldürme, öldürtme ne olur?’.
insanoğlunun en büyük gafleti bu dünyayı bir tek kendinin sanması. kendisinden başka canlıların yaşama hakkının olmadığını düşünmesi. onların yaşama haklarını çok rahat bir şekilde ellerinden alabileceği hissine kapılması. insan eşref-i mahluktur. yani yaratılanların en şereflisi. en mükemmeli. neden yaratılma düzenimize uygun davranmayız? neden bu mükemmelliği yaralar, bereler, zedeleriz? bizim için biçilen; ‘yaratılanların en şereflisi’ giysisini neden hakkıyla taşıyamayız?
hiçbir canlının yaşam hakkını elinden alma gücü bizim elimizde değildir. ona o canı veren ne zaman alacağını da bilir. soyunduğumuz bu cellatlık işinin belki bu dünyada cezasını çekmeyebiliriz. ama onu yaratan bu azabın karşılığını er geç verecektir. bizim dinimiz merhameti, hoşgörüyü, paylaşımcılığı öğütlerken… güçsüzü koru, ekmeğini olmayanla paylaş, cana kıyma derken bizim bu denli acımasızlığımız ne dinimize ne de insanlığımıza yakışır.
çok beklentisi yok onların bizden. ses yapıyorlar, sokaklarda dolaşıp kalabalık ediyorlar, yanından geçerken hırlıyor, kapıda duran terliğimi götürüyor vs. vs. diyerek onları öldürmeyin. belediyeleri arayarak onların ölüme götürülmesine neden olmayın. sizin götürülmesine sebep olduğunuz her bir can ya çöplüğe ya da ıssız bir ormana bırakılıyor. orada ne mi oluyor? hayal bile edemezsiniz. siz sıcak yuvalarınızda ‘oh be kurtulduk’ derken. onlar soğukta açlıktan birbirlerini yiyor. bizlerin her rahatsız olduğu canlı hanelerimize birer ölü olarak yazılıyor. ne acı değil mi?
halbuki yapmamız gereken çok basit. herkesin evinde hemen hemen her gün atılan ekmekler, dökülen yemekler olur. hem dinimiz gereği de israf haram olduğundan bunları atmayıp köşe başlarına, çöp kenarlarına bir kabın içersin de bıraksak hem açlıktan oraya buraya saldıran kedi, köpekten hem de şikayet ettiğinizde acaba nereye götürdüler vicdan azabından kurtulursunuz. mahallede kimse yapmıyor mu? örnek olun. onlara yemek verirseniz ‘mahalleye iyice dadandırdınız canım, olmuyor böyle mi?’ derler. doğruyu anlatın, vicdanlarına seslenin. göreceksiniz o sizi rahatsız eden görüntülerden, seslerden kurtulacaksınız. bir canlıyı sevindirmiş, onunla yemeğini paylaşmış olmanın vermiş olduğu mutluluk ise paha biçilemez.
yeryüzü tüm canlılara ait. yaratılanların en mükemmeli olarak bunu bilip bu mükemmelliğe uygun bir vaziyette davranmamız gerekiyor. hala daha ‘sevmiyorum ama, korkuyorum ama, şunu yaptı ama, bunu yaptı ama’ diyebiliyorsanız. bizim size diyebilecek hiçbir sözümüz kalmıyor. evinize almayın. bahçenize almayın. yüzüne bakmayın. başını okşamayın. ama allah aşkına öldürmeyin. öldürülmelerine sebep olmayın. ‘merhamet etmeyen merhamet bulamaz’ hadis-i şerifine nail olmuş bir ümmetiz biz. merhamet edelim ki merhamet bulalım… saygılar…
23.07.2013 yerel bir gazetede yayınlanan köşe yazım.
bazı sıkıntılardan dolayı daha sonra kaldırıldı.
henüz temiz yürekli, gözü açılmamış bir müslümanım. hayat insanı nerelere getiriyor yahu hayret. neysem çok şey etmiyim.
hayvanları koruyun, kollayın, besleyinle başlayan cümlelerimiz vardı bizim. nereden nereye geldik? şimdilerde onlar için ağzımızdan çıkan tek cümle oluyor; ‘öldürme, öldürtme ne olur?’.
insanoğlunun en büyük gafleti bu dünyayı bir tek kendinin sanması. kendisinden başka canlıların yaşama hakkının olmadığını düşünmesi. onların yaşama haklarını çok rahat bir şekilde ellerinden alabileceği hissine kapılması. insan eşref-i mahluktur. yani yaratılanların en şereflisi. en mükemmeli. neden yaratılma düzenimize uygun davranmayız? neden bu mükemmelliği yaralar, bereler, zedeleriz? bizim için biçilen; ‘yaratılanların en şereflisi’ giysisini neden hakkıyla taşıyamayız?
hiçbir canlının yaşam hakkını elinden alma gücü bizim elimizde değildir. ona o canı veren ne zaman alacağını da bilir. soyunduğumuz bu cellatlık işinin belki bu dünyada cezasını çekmeyebiliriz. ama onu yaratan bu azabın karşılığını er geç verecektir. bizim dinimiz merhameti, hoşgörüyü, paylaşımcılığı öğütlerken… güçsüzü koru, ekmeğini olmayanla paylaş, cana kıyma derken bizim bu denli acımasızlığımız ne dinimize ne de insanlığımıza yakışır.
çok beklentisi yok onların bizden. ses yapıyorlar, sokaklarda dolaşıp kalabalık ediyorlar, yanından geçerken hırlıyor, kapıda duran terliğimi götürüyor vs. vs. diyerek onları öldürmeyin. belediyeleri arayarak onların ölüme götürülmesine neden olmayın. sizin götürülmesine sebep olduğunuz her bir can ya çöplüğe ya da ıssız bir ormana bırakılıyor. orada ne mi oluyor? hayal bile edemezsiniz. siz sıcak yuvalarınızda ‘oh be kurtulduk’ derken. onlar soğukta açlıktan birbirlerini yiyor. bizlerin her rahatsız olduğu canlı hanelerimize birer ölü olarak yazılıyor. ne acı değil mi?
halbuki yapmamız gereken çok basit. herkesin evinde hemen hemen her gün atılan ekmekler, dökülen yemekler olur. hem dinimiz gereği de israf haram olduğundan bunları atmayıp köşe başlarına, çöp kenarlarına bir kabın içersin de bıraksak hem açlıktan oraya buraya saldıran kedi, köpekten hem de şikayet ettiğinizde acaba nereye götürdüler vicdan azabından kurtulursunuz. mahallede kimse yapmıyor mu? örnek olun. onlara yemek verirseniz ‘mahalleye iyice dadandırdınız canım, olmuyor böyle mi?’ derler. doğruyu anlatın, vicdanlarına seslenin. göreceksiniz o sizi rahatsız eden görüntülerden, seslerden kurtulacaksınız. bir canlıyı sevindirmiş, onunla yemeğini paylaşmış olmanın vermiş olduğu mutluluk ise paha biçilemez.
yeryüzü tüm canlılara ait. yaratılanların en mükemmeli olarak bunu bilip bu mükemmelliğe uygun bir vaziyette davranmamız gerekiyor. hala daha ‘sevmiyorum ama, korkuyorum ama, şunu yaptı ama, bunu yaptı ama’ diyebiliyorsanız. bizim size diyebilecek hiçbir sözümüz kalmıyor. evinize almayın. bahçenize almayın. yüzüne bakmayın. başını okşamayın. ama allah aşkına öldürmeyin. öldürülmelerine sebep olmayın. ‘merhamet etmeyen merhamet bulamaz’ hadis-i şerifine nail olmuş bir ümmetiz biz. merhamet edelim ki merhamet bulalım… saygılar…
23.07.2013 yerel bir gazetede yayınlanan köşe yazım.
bazı sıkıntılardan dolayı daha sonra kaldırıldı.
henüz temiz yürekli, gözü açılmamış bir müslümanım. hayat insanı nerelere getiriyor yahu hayret. neysem çok şey etmiyim.
devamını gör...

