mesajlaşılan kişinin birden mesajlaşmayı kesmesi
konuşmak istemiyorum mesajını veriyordur ve bunu bir mesele haline bile getirmeye gerek duymuyordur. mantıklı bir yöntem, salınız gitsin.
devamını gör...
14 şubat'ta sevgiliye alınabilecek hediye
kitapçı olduğumdan kitap gönderirdim ona.
arasına bir mektup, pullu.
belki bir kartpostal, karlı bir manzara.
bir de iki içimlik kahve.
bir de içine yuklenilmis ikimizin müziğinin olduğu bir hafıza kartı.
çok romantikmisim..
arasına bir mektup, pullu.
belki bir kartpostal, karlı bir manzara.
bir de iki içimlik kahve.
bir de içine yuklenilmis ikimizin müziğinin olduğu bir hafıza kartı.
çok romantikmisim..
devamını gör...
y kuşağının z kuşağını küçümsemesi
z kuşağının başlangıcı olarak görülen 2000'lilerin üzerinde büyük bir yük ve sorumluluk olduğunu düşünüyorum. sonuçta daha özgür yetişen, teknolojiyle diğer kuşaklara göre daha erken tanışan bir nesil ve birçok şeyin farkındalar. hayalleri daha büyük ve daha özgüvenliler fakat bu diğer kuşaklar için nedense kendini bilmezlik ve açgözlülük olarak algılanıyor. o ünlü "iş beğenmiyorlar" sözü bunlardan biri mesela.
ayrıca bu nesil teknoloji imkânlarını kullanarak kamuoyu oluşturmada tam bir usta. haksızlığa diğer kuşaklardan daha çok ses çıkarttıklarını düşünüyorum. "susup oturalım" ya da "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" anlayışı barındırmıyorlar.
iyi özelliklerinin yanında elbet olumsuz özellikleri de var. sonuçta z kuşağı dediğimiz 2000 ve sonrasını kapsıyor. 2006'da da 2016'da da doğan z kuşağı oluyor. küçücük çocukların bu kadar internetle içli dışlı olması, tüm gününü telefon, bilgisayar başında geçirmesi, siber zorbalık yapması veya siber zorbalığa uğraması örnek olarak gösterilebilir. fakat bunu eleştirmeden önce z kuşağı öncesinde doğan aileleri de biraz eleştirmek gerekli. sonuçta günümüzün getirisi internet ve bu süreyi ayarlamak ailelere düşüyor. küçücük çocuk sırf biraz ses yapıyor diye eline telefon veya tablet vermek ve sonra bağımlısı olduğu için eleştirmek bana hiç adil bir davranış olarak gelmiyor. hem devir berbat bir devir. dışarıda oynasın deseniz her zaman gözünüzü çocuğunuzdan ayırmamanız gerekiyor. tamam bu çocuklar telefondan başını kaldırmıyor da, onlara başlarını kaldırıp çevreyi keşfedebilecekleri güzel bir dünya bırakmadınız ki.
ayrıca bu nesil teknoloji imkânlarını kullanarak kamuoyu oluşturmada tam bir usta. haksızlığa diğer kuşaklardan daha çok ses çıkarttıklarını düşünüyorum. "susup oturalım" ya da "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" anlayışı barındırmıyorlar.
iyi özelliklerinin yanında elbet olumsuz özellikleri de var. sonuçta z kuşağı dediğimiz 2000 ve sonrasını kapsıyor. 2006'da da 2016'da da doğan z kuşağı oluyor. küçücük çocukların bu kadar internetle içli dışlı olması, tüm gününü telefon, bilgisayar başında geçirmesi, siber zorbalık yapması veya siber zorbalığa uğraması örnek olarak gösterilebilir. fakat bunu eleştirmeden önce z kuşağı öncesinde doğan aileleri de biraz eleştirmek gerekli. sonuçta günümüzün getirisi internet ve bu süreyi ayarlamak ailelere düşüyor. küçücük çocuk sırf biraz ses yapıyor diye eline telefon veya tablet vermek ve sonra bağımlısı olduğu için eleştirmek bana hiç adil bir davranış olarak gelmiyor. hem devir berbat bir devir. dışarıda oynasın deseniz her zaman gözünüzü çocuğunuzdan ayırmamanız gerekiyor. tamam bu çocuklar telefondan başını kaldırmıyor da, onlara başlarını kaldırıp çevreyi keşfedebilecekleri güzel bir dünya bırakmadınız ki.
devamını gör...
kopyalanmış adam
sıradan bir yazar, okuyucunun şu anda bilgisayarının başında oturmuş, bir eli farede diğerini dizine yaslamış bir halde, bazı yerlerinde sıkılıp atlayarak, bazı yerlerinde ekrana biraz daha yaklaşarak, yine de yüzeysel bir ilgiyle bu yazıyı okurken, bir yandan da içten içe yazıyla değil birazdan bu yazıya yazacağı yorumla ilgilendiğini ve bunun zamanın şartları açısından uygun bir durum olduğunu düşünebilir.
ancak bu yazıyı yazan kişi kendini sıradan biri olarak görmediği ve geleceğe dair kesin bilgiler elde etmenin mümkün olmadığına inandığı için böyle bir düşünceyi aklının ucundan bile geçirmeden, okuyucuyu kendi geleceğiyle başbaşa bırakarak yazısını yazacak.
jose saramago’nun her romanını okuduktan sonra başyapıtının o son okuduğum roman olduğuna karar veriyorum ve bu sefer de benim için gelenek bozulmadı. şu anki kararıma göre saramago’nun başyapıtı kopyalanmış adam’dır. bu romanda tertuliano maximo afonso ismili tarih öğretmeninin bir video kasette film izlerken kendine çok benzeyen, hatta ikizi kadar benzeyen, hatta ikizin de bile çok benzeyen, hatta ve hatta kendisi olan bir adamla kaşılaşmasının hikayesi anlatılır.önemli bir alıntı kitabın gidişatını açıklayabilir. “…kaderle asla armut tartışmasına girme, çünkü kader bütün olgun armutları yiyip hamları senin eline verir.”
bu adam afonso’dan farklı olarak bir tarih öğretmeni değildir, ilk cümleden de anlaşılacağı gibi bir aktördür. küçük rollerde oynayan bu aktör, mesleğinde yükselme eğilimindedir. bunu da yavaş yavaş da olsa başarmaktadır. afonso ona telefon edip birbirlerinin aynısı olduklarını söyleyene kadar da hayatı normal seyrinde devam etmektedir. afonso’nu telefonu her şeyi değiştirir. ancak aktörün evini afonso’dan önce arayan bir adam daha vardır ki bunun kim olduğu kitabın sonunda ancak ortaya çıkacak ve romana yeni bir yön verecektir.
afonso ve antoino claro buluşmaya karar verir ve iş çığrından çıkmaya başlar. bu iki adamın doğum tarihleri bile aynıdır. ancak tertuliano yarım saat kadar sonra doğmuştur ve bu da onun aktörün kopyası olduğunun şaşmaz bir kanıtıdır. ikili arasındaki benzerlik bir düşmanlığa dönüşmeye başladığında bundan sadece kendileri değil maria de paz ( tertulano’nun uzatmalı, genç sevgilisi) ve helena ( antonio’nun karısı) da etkilenir. kitapta neden hammurabi kanunlarından bahsedildiği ise fazla keskin bir zekaya gerek duyulmadan çözülecek kadar açıktır.
kitap, saramago’nun her zaman yaptığı işi tekrar eden bir yapıt. kimlik bunalımlarının aşılamadığı günümüz toplumuna ciddi bir eleştiri. saramago dehası ve kaleminin keskinliği ile bize ölümsüzlüğünün bir başka göstergesini de bırakmış.
ancak bu yazıyı yazan kişi kendini sıradan biri olarak görmediği ve geleceğe dair kesin bilgiler elde etmenin mümkün olmadığına inandığı için böyle bir düşünceyi aklının ucundan bile geçirmeden, okuyucuyu kendi geleceğiyle başbaşa bırakarak yazısını yazacak.
jose saramago’nun her romanını okuduktan sonra başyapıtının o son okuduğum roman olduğuna karar veriyorum ve bu sefer de benim için gelenek bozulmadı. şu anki kararıma göre saramago’nun başyapıtı kopyalanmış adam’dır. bu romanda tertuliano maximo afonso ismili tarih öğretmeninin bir video kasette film izlerken kendine çok benzeyen, hatta ikizi kadar benzeyen, hatta ikizin de bile çok benzeyen, hatta ve hatta kendisi olan bir adamla kaşılaşmasının hikayesi anlatılır.önemli bir alıntı kitabın gidişatını açıklayabilir. “…kaderle asla armut tartışmasına girme, çünkü kader bütün olgun armutları yiyip hamları senin eline verir.”
bu adam afonso’dan farklı olarak bir tarih öğretmeni değildir, ilk cümleden de anlaşılacağı gibi bir aktördür. küçük rollerde oynayan bu aktör, mesleğinde yükselme eğilimindedir. bunu da yavaş yavaş da olsa başarmaktadır. afonso ona telefon edip birbirlerinin aynısı olduklarını söyleyene kadar da hayatı normal seyrinde devam etmektedir. afonso’nu telefonu her şeyi değiştirir. ancak aktörün evini afonso’dan önce arayan bir adam daha vardır ki bunun kim olduğu kitabın sonunda ancak ortaya çıkacak ve romana yeni bir yön verecektir.
afonso ve antoino claro buluşmaya karar verir ve iş çığrından çıkmaya başlar. bu iki adamın doğum tarihleri bile aynıdır. ancak tertuliano yarım saat kadar sonra doğmuştur ve bu da onun aktörün kopyası olduğunun şaşmaz bir kanıtıdır. ikili arasındaki benzerlik bir düşmanlığa dönüşmeye başladığında bundan sadece kendileri değil maria de paz ( tertulano’nun uzatmalı, genç sevgilisi) ve helena ( antonio’nun karısı) da etkilenir. kitapta neden hammurabi kanunlarından bahsedildiği ise fazla keskin bir zekaya gerek duyulmadan çözülecek kadar açıktır.
kitap, saramago’nun her zaman yaptığı işi tekrar eden bir yapıt. kimlik bunalımlarının aşılamadığı günümüz toplumuna ciddi bir eleştiri. saramago dehası ve kaleminin keskinliği ile bize ölümsüzlüğünün bir başka göstergesini de bırakmış.
devamını gör...
mertel kasetçilik
farazi v kayra ikilisine ait 90'lı ve 2000'li yıllarında gençliğini yaşamış türkçe rap dinleyicilerini duygulandırabilme potansiyeline sahip 2011 çıkışlı albüm ve albümle aynı isme sahip şarkı.
devamını gör...
bergen
acıklı hayat hikayesini okuduktan sonra uzun süre etkisinden çıkamamıştım.
kısaca özet geçmem gerekirse asıl adı belgin sarılmışer veya bilinen sahne adıyla bergen, türk arabesk-fantezi şarkıcısıdır.15 temmuz 1958 yılında doğmuştur. birincilikle konservatuvara girmiştir. daha sonra sahnelere çıkmaya başlayacak ve okulu bırakacaktır.yaşını büyüttükten sonra norveç’in bergen şehrinden esinlendi ve kendisine bu ismi taktı. adana’dan sahne teklifi aldı ve hayatının yönünün değişeceğinden habersiz yola çıktı. olaylı aşkı yalçın'ın onu terketmesi sonucu, adana'da sahne alırken onu izlemeye gelen halis onun bir şekilde gönlünü kazanmış ve halis ile nişanlanmıştır.
her şey de bundan sonra başlamıştır zaten. halis, sürekli ona dayak atıyor,eziyet ediyor ve şiddet uyguluyordu. derken halis artık eve gelmemeye başlar. evliliklerinin de bir senaryo olduğunu öğrenir. halis zaten evlidir ve üstelik 3 tane de çocuğu vardır. nikah memuru, evlilik cüzdanları, her şey sahtedir.bunun üzerine annesinin yanına ankara'ya döner. ama halis o evde yokken ankaradaki evde yangın çıkarmıştı. her ne kadar halis, ben yapmadım dese de (ki yangını o çıkarmıştı)bergen yine inandı ve bir şans daha verdi halis'e. hatta yıllar sonra hayatını anlatmasını sağlayan yeğenine;
"bazen insanlar hiddetli sever, ölesiye sever, yaşadıkları kötü olaylar sevgisinden bir şey götürmez.” demiştir.
halis bir şekilde ikna eder bergen'i , hatta ona karısından boşanacağını söyler ve boşanır da. şimdi gerçekten evlenirler. fakat bir şart koşar halis. "bergen’in sahneye çıkmasını istemiyordu". bergen bir şekilde bu şartı kabul eder ve evlenirler. tabi eski günler yine kendini gösterir. halis yine ona işkence ediyor, dayak atıyordu. sonunda bergen dayanamaz ve bu kez kaçıp izmir’e gider. yeniden sahnelere döner. bu artık bir inada döner. halis sahneye çıkmasına deliriyor, bergen de inadına çıkıyordu. bu artık bergen’in kaçtığı halis’in kovaladığı bir ilişkiye dönmüştü. hiddet sınırını aştı ve halis, bergen’e ‘ üç gün sonra bütün gazeteler senden bahsedecek’ demişti.
31 ekim 1982'de halis tarafından yüzüne atılan kezzap sonucu iki gözünü de kaybetti, daha sonra sol gözü görme yetisi kazandı ve sağ gözünün hasarı yüzünden saçlarını sağ gözünün üzerine atmasıyla, bazense güneş gözlüğüyle olan imajıyla akıllarda kaldı.
1986'da yayınladığı üçüncü stüdyo albümü "acıların kadını albümü ve kendi hayat hikayesini anlatan albümle aynı adlı filmde oynamasının ardından "acıların kadını" olarak anılmaya başladı. sanat yaşamı boyunca sen affetsen ben affetmem, kader diyemezsin, benim için üzülme, elimde duran fotoğrafın, neden dönmesin gibi pek çok şarkı bıraktı.
14 ağustos 1989’da, kayseri’deki bir konserinin ardından evine gitmek için taksiye biner. yanında annesi de vardır. önlerini kesen bir araç ve içinden halis'in çıkıp silahla ateş etmesi sonucu 30 yaşını dolduramadan hayatını kaybeder.
kısaca özet geçmem gerekirse asıl adı belgin sarılmışer veya bilinen sahne adıyla bergen, türk arabesk-fantezi şarkıcısıdır.15 temmuz 1958 yılında doğmuştur. birincilikle konservatuvara girmiştir. daha sonra sahnelere çıkmaya başlayacak ve okulu bırakacaktır.yaşını büyüttükten sonra norveç’in bergen şehrinden esinlendi ve kendisine bu ismi taktı. adana’dan sahne teklifi aldı ve hayatının yönünün değişeceğinden habersiz yola çıktı. olaylı aşkı yalçın'ın onu terketmesi sonucu, adana'da sahne alırken onu izlemeye gelen halis onun bir şekilde gönlünü kazanmış ve halis ile nişanlanmıştır.
her şey de bundan sonra başlamıştır zaten. halis, sürekli ona dayak atıyor,eziyet ediyor ve şiddet uyguluyordu. derken halis artık eve gelmemeye başlar. evliliklerinin de bir senaryo olduğunu öğrenir. halis zaten evlidir ve üstelik 3 tane de çocuğu vardır. nikah memuru, evlilik cüzdanları, her şey sahtedir.bunun üzerine annesinin yanına ankara'ya döner. ama halis o evde yokken ankaradaki evde yangın çıkarmıştı. her ne kadar halis, ben yapmadım dese de (ki yangını o çıkarmıştı)bergen yine inandı ve bir şans daha verdi halis'e. hatta yıllar sonra hayatını anlatmasını sağlayan yeğenine;
"bazen insanlar hiddetli sever, ölesiye sever, yaşadıkları kötü olaylar sevgisinden bir şey götürmez.” demiştir.
halis bir şekilde ikna eder bergen'i , hatta ona karısından boşanacağını söyler ve boşanır da. şimdi gerçekten evlenirler. fakat bir şart koşar halis. "bergen’in sahneye çıkmasını istemiyordu". bergen bir şekilde bu şartı kabul eder ve evlenirler. tabi eski günler yine kendini gösterir. halis yine ona işkence ediyor, dayak atıyordu. sonunda bergen dayanamaz ve bu kez kaçıp izmir’e gider. yeniden sahnelere döner. bu artık bir inada döner. halis sahneye çıkmasına deliriyor, bergen de inadına çıkıyordu. bu artık bergen’in kaçtığı halis’in kovaladığı bir ilişkiye dönmüştü. hiddet sınırını aştı ve halis, bergen’e ‘ üç gün sonra bütün gazeteler senden bahsedecek’ demişti.
31 ekim 1982'de halis tarafından yüzüne atılan kezzap sonucu iki gözünü de kaybetti, daha sonra sol gözü görme yetisi kazandı ve sağ gözünün hasarı yüzünden saçlarını sağ gözünün üzerine atmasıyla, bazense güneş gözlüğüyle olan imajıyla akıllarda kaldı.
1986'da yayınladığı üçüncü stüdyo albümü "acıların kadını albümü ve kendi hayat hikayesini anlatan albümle aynı adlı filmde oynamasının ardından "acıların kadını" olarak anılmaya başladı. sanat yaşamı boyunca sen affetsen ben affetmem, kader diyemezsin, benim için üzülme, elimde duran fotoğrafın, neden dönmesin gibi pek çok şarkı bıraktı.
14 ağustos 1989’da, kayseri’deki bir konserinin ardından evine gitmek için taksiye biner. yanında annesi de vardır. önlerini kesen bir araç ve içinden halis'in çıkıp silahla ateş etmesi sonucu 30 yaşını dolduramadan hayatını kaybeder.
devamını gör...
korkuların genetik olması
iki yerde anlattım, değiştirerek burada da anlatayım;
korkularımızın bir kısmı bize atalarımızdan yadigâr; bir de en bariz şekilde kendini belli eder demiyoruz. çok farklı ancak yapısal olarak aynı şekilde de girebilir hayatımıza. misal bipolar bozukluğunuz varsa bu geçmişte dna diziliminiz benzerlik gösteren birinin baskılardan olan korkusunu size kadar taşıması demek. ha tabii gelmeyedebilir, bizim evde titizliğine hastalığa yakın bir şekilde dikkat eden sadece kız kardeşimdir ve ondan önce böyle olan babaannemdir. bu da korkudur; bakteri var, virüs var korkusu.
(bkz: korku koşullanması deneyi)
korkularımızın bir kısmı bize atalarımızdan yadigâr; bir de en bariz şekilde kendini belli eder demiyoruz. çok farklı ancak yapısal olarak aynı şekilde de girebilir hayatımıza. misal bipolar bozukluğunuz varsa bu geçmişte dna diziliminiz benzerlik gösteren birinin baskılardan olan korkusunu size kadar taşıması demek. ha tabii gelmeyedebilir, bizim evde titizliğine hastalığa yakın bir şekilde dikkat eden sadece kız kardeşimdir ve ondan önce böyle olan babaannemdir. bu da korkudur; bakteri var, virüs var korkusu.
(bkz: korku koşullanması deneyi)
devamını gör...
azizler
azizler filmi oyuncu kadrosu
azizler filminde başrolleri engin günaydın, haluk bilginer, binnur kaya, irem sak, fatih artman ve öner erkan gibi isimler paylaşıyor. filmin kadrosunda ayrıca hülya duyar, gülçin santırcıoğlu ve okan yalabık da bulunurken; bergüzar korel ve halit ergenç de konuk oyuncu olarak filme katılıyor. 8 ocakta netflix'te.
buradan
netflix'in yeni projesi azizler iyi bir yapıma benziyor özellikle binnur kaya ve engin günaydın'ın olması beni epey heyecanlandırdı.
azizler filminde başrolleri engin günaydın, haluk bilginer, binnur kaya, irem sak, fatih artman ve öner erkan gibi isimler paylaşıyor. filmin kadrosunda ayrıca hülya duyar, gülçin santırcıoğlu ve okan yalabık da bulunurken; bergüzar korel ve halit ergenç de konuk oyuncu olarak filme katılıyor. 8 ocakta netflix'te.
netflix'in yeni projesi azizler iyi bir yapıma benziyor özellikle binnur kaya ve engin günaydın'ın olması beni epey heyecanlandırdı.
devamını gör...
dolar aldığınızda bir yılda yüzde 20 kaybediyorsunuz
ağzına kürekle vurma isteği uyandıran bir organizma tarafından öne sürülen ifade. hiç mi ar yok siz de kameralardan milletin gözünün içine baka baka yalan söylemekten zerre çekinmiyorsunuz?
devamını gör...
32 yaşında hayatı çözdüğünü düşünen insan
20sinde de aynı şekilde düşünmüştür.
devamını gör...
troll yazarları beslemiyoruz kampanyası
sonuna kadar destek verdiğim kampanya. sponsor dahi olabilirim bu konuda. kampanyayı ilerletmek isteyen arkadaşlar menajerime mesaj bırakabilirler.*
devamını gör...
muhsin yazıcıoğlu
ruhu şad, makamı âlâ olsun.
90’larda uğur mumcu’yu öldüren el, 2000’li yıllara gelince muhsin yazıcıoğlu’nu öldürmüştür. iki suikast, iki faili meçhul. gerçekten faili meçhul mü? hadi canım sen de.
şu dünyanın adaletsizliğine katlanabilmek ancak ahirete inanmakla mümkün. o gün geldiğinde, mizan kurulduğunda bedel ödetecek allah’a hamd olsun.
90’larda uğur mumcu’yu öldüren el, 2000’li yıllara gelince muhsin yazıcıoğlu’nu öldürmüştür. iki suikast, iki faili meçhul. gerçekten faili meçhul mü? hadi canım sen de.
şu dünyanın adaletsizliğine katlanabilmek ancak ahirete inanmakla mümkün. o gün geldiğinde, mizan kurulduğunda bedel ödetecek allah’a hamd olsun.
devamını gör...
ac/dc
nikola tesla ile thomas alva edison arasındaki akım savaşlarını akla getiren müzik grubu ismi.
doğru akım olan direct current kelimelerinin baş harfleri edison tarafını temsil ederken, alternatif akım olan alternating current kelimelerinin baş harfleri de tesla'yı temsil eder.
bu savaşta tesla'dan yana olduğumu da belirtmeden geçmeyeyim.
doğru akım olan direct current kelimelerinin baş harfleri edison tarafını temsil ederken, alternatif akım olan alternating current kelimelerinin baş harfleri de tesla'yı temsil eder.
bu savaşta tesla'dan yana olduğumu da belirtmeden geçmeyeyim.
devamını gör...
odalarda ışıksızım
bir kayahan şarkısıdır.
kayahan bu şarkıyı, zifiri karanlık bir otel odasında bestelemiştir.
yıllar önce antalya’da kaldığı otelde yan süitten gelen seslerden rahatsız olan sezen aksu, rahatsızlığını dile getirmek için kapıya dayandığında karşısına kayahan çıktı. usta sanatçı karanlık odasında ünlü şarkısını tamamlamaya çalışıyordu. kayahan’ın bu tavrından etkilenen minik serçe, yıllar sonra saygı albümünde seslendirmek üzere bu şarkıyı seçti.
kayahan bu şarkıyı, zifiri karanlık bir otel odasında bestelemiştir.
yıllar önce antalya’da kaldığı otelde yan süitten gelen seslerden rahatsız olan sezen aksu, rahatsızlığını dile getirmek için kapıya dayandığında karşısına kayahan çıktı. usta sanatçı karanlık odasında ünlü şarkısını tamamlamaya çalışıyordu. kayahan’ın bu tavrından etkilenen minik serçe, yıllar sonra saygı albümünde seslendirmek üzere bu şarkıyı seçti.
devamını gör...
tanımı artı oy aldıkça şevke gelen yazar
kim istemez ki tanımı artı yağmuruna tutulsun. yazarların daha fazla tanım yazmalarına sebebiyet verecektir, zararı olmadığı gibi faydası çoktur. ellerinizi korkağa alıştırmayın, yazarlar şevke gelsinki tanım girsinler yoksa nasıl olacak bu işler.
devamını gör...
kuzguncuk
istanbul'un üsküdar ilçesine bağlı en güzel mahallelerden biri. adaları andıran bir atmosferi vardır. birçok diziye ev sahipliği yapmıştır. galatasaray şampiyon olduğunda her yer galatasaray bayrakları ile süslenir. bu başka takımlar için de muhtemelen aynıdır, ne tesadüfse hep de galatasaray şampiyon olduğunda yolum düşmüştür. bu nostaljik mahallede 3 dinin ibadethanesi yanyanadır ve kimse birbirine saygısızlık etmez. önce türkiye'mize, sonra bütün dünyaya örnek olması gereken medeni bir yerdir. perran kutman'ın en önemli 2 dizisi perihan abla ve hayat bilgisi burada çekilmiştir. atatürkçü hanımefendi ve beyefendilerin ikamet ettiği bu güzel mahalleye sevgiler.
devamını gör...
geçmişte izlenmiş bir türlü ismi bulunamayan film
sekiz yaşındaydım yüzü tamamen yanmış adamın bir karesini hatırlıyorum sadece. korku filmiydi galiba dikkatlice bakıp izlemek istemiştim.tabii zorla odama gönderildim. haklıydı ebeveyinlerim üst üste kabuslar görmeme sebep olmuştu çünkü. aklımda hep soru işaretidir ama acaba filmin adı neydi?
devamını gör...
yavrum diyen erkek
benim eskisi yavru derdi. erir biterdim.
gerçi, bütününe biterdim ben onun.
keko demişler ama arkadaşlar bu herif en iyi hf birinden mezun ve türkiye'nin en t*ş*klı mesleklerinden birinin stajını yapıyordu.
gece gece düştün mü yine aklıma yoksa ben seni hatırlamak için bahane mi arıyorum ne?
gerçi, bütününe biterdim ben onun.
keko demişler ama arkadaşlar bu herif en iyi hf birinden mezun ve türkiye'nin en t*ş*klı mesleklerinden birinin stajını yapıyordu.
gece gece düştün mü yine aklıma yoksa ben seni hatırlamak için bahane mi arıyorum ne?
devamını gör...
bir öz eleştiri yap
çok duygusalim..
belki de melankolik..
durduk yere..
belki de melankolik..
durduk yere..
devamını gör...
anne with an e
hafızamdan silinsede tekrar izlesem dediğim görsel şölenimsi dizi.
devamını gör...