karşımdaki insanı dünyada, yok saydığım zaman.
bir kere oldu.
daha da olmadı.
susmadığım insanlar, şanslı olduklarının farkındadır inşalah. *
devamını gör...

üst karede oturup bakışmalarına mı aşık olayım yoksa alt karede baktıkları minnoşlara mı bilemedim.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

adını yazmanın bile insana bir şiir gibi geldiği şairdir. şairliği bir yana bence insanlığı ile de bambaşka biri çelebi. sadece şunu sormak isterdim çelebiyi görsem: “ gönlümüzü put sanıp kıran kim?”
devamını gör...

keşke bir patlıcan olsam dedirten özellik. hem doğal nikotin de içeriyor sigaraya da ihtiyaç duymazdım.
devamını gör...

arada oluyor öyle şeyler.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

beşikte iken iki ana babanın nişanladığı çocuklar.
devamını gör...

umarım değişik sektörlerde meydana gelen tüm bu makineleşme/elektronikleşme olayının sonu kötü sonuçlara yol açmaz diyeceğim ama kendi yazdığıma kendim bile inanmıyorum.

gün geçtikçe pek çok sektörde insan gücüne olan ihtiyaç azalmaya başladı ve bazılarında komple ortadan kalkacak gibi görünüyor ne yazık ki.

önceden hemen herkesin yapabileceği bir şeyler vardı muhtemelen. yani en vasıfsızından bile olsa bir şekilde iş gücüne ihtiyaç vardı. bu da belirli şeyleri yapamayacak pek çok insanın bile hayatını idame ettirebilmesi için bir fırsat yaratıyordu.

ancak bu nitelikteki insanlara olan ihtiyacın giderek azaldığı bir ortamda bu grupta yer alan milyonlarca insan işsizlik, geçim sıkıntısı ve hatta yaşadıkları bölgelere göre temel insani gereksinimlerden yoksun kalma gibi çok çeşitli ve bir o kadar da ciddi tehlikelerle karşı karşıya kalacak.

artık kontrolü nüfus artışı için bir çare mi bulunur ne yapılır bilmiyorum ama bu olaya bir çözüm bulunması gerekecek.
halihazırda gezegenin tükenen kaynakları mevcut nüfusa bile yetmezken bir de bu tür sorunların çıkması yeni ve büyük göç dalgaları ve çeşitli asayiş problemleri gibi çok büyük sıkıntıları da beraberinde getirir.

halihazırda maliyet düşüklüğü nedeniyle pek çok işletme, şirket vs. mümkün olduğunca az personel çalıştırabilecek yöntemleri tercih etmeye başladı bile...

tanım: derine inildiğinde hiç de hoş yerlere çıkmayan bir sürecin göstergesi olan durum.
devamını gör...

belirsizlik..
devamını gör...

ilk işim günlüktü. üniversitenin ilk yılı 3 gün çalıştığım fuarda satış görevlisi elemanı olarak günlük 80 lira almıştım.
devamını gör...

mal turnusolü başlık.

rica ederim felsefe, edebiyat ya da psikoloji gibi düşünme ve düşünmenin tarihiyle ilgilenen alanlar hakkında doğru düzgün birikiminiz, akademik arkaplanınız yoksa yazmayın böyle başlıklara ya.

(bkz: simone de beauvoir)
(bkz: julia kristeva)
(bkz: anna freud)
(bkz: melanie klein)
(bkz: diotima)*
(bkz: hannah arendt)
(bkz: anne conway)
(bkz: helena blavatsky)
(bkz: dion fortune)
(bkz: lou andreas-salomé)
(bkz: simone weil)
(bkz: hélène cixous)

örnekler çoğaltılabilir.

bunlar ilk aklıma gelenler.
devamını gör...

bildiğim kadarıyla japonya'da yılda 1000'den fazla 7 üzeri büyük deprem oluyordu.
pek de önemli değil yaa.*
gerçi bizim burda olsaydı hiç düşünemiyorum.
(bkz: 21'inci yüzyılda istanbul'da gerçekleşecek büyük istanbul depremi)
devamını gör...

insanlar tuhaftır. kötü bir şey yapmakta olduklarını hissedecek olurlarsa mutlaka en önce vicdanlarını susturacak bir sebep bulurlar.*
devamını gör...

bir nicholas royle kitabıdır.

şu edebiyat denen şeyi nasıl açıklasak? dünya üzerinde, yaşayan her canlıya dair her hikaye edebiyatın menziline girer. hatta bazen cansız varlıklar bile edebiyatın ilgi alanı dahilinde kendilerine yer bulabilirler. sakın yatağın altına bakma

yel değirmeni ile savaşan şövalye don quixote, dev kütüphanesini yakan profesör körleşme, dev bir böceğe dönüşen memur dönüşüm, bir yüzüğü yok etmek için uzun bir yolculuğu çıkan arkadaşlar yüzüklerin efendisi , bir çiftlikten öbürüne gezip karınlarını doyurmaya çalışan iki arkadaş fareler ve insanlar, elmas yüzük satarak kendine sermaye yapan anthealı dünyaya düşen adam... hepsi edebiyata dair...

edebiyat, bir konuya ihtiyaç bile duymaz bazen, sadece anlatır; anlatırken anlaşılmaya beklemez bile. edebiyat, bir zaman geçirme aracı de değildir ayrıca, onun için özel bir zaman ayırmak gerekir. edebiyat, kör bir yazarın hayal ettiği cennetin biriktiği yerdir, delirmemek için yazan bir öykücünün yaşadığı histeri krizleridir, fildişi kulesinde denemeler yazan günahkar azizin verdiği derslerdir. ülkesinden sürgün edilen bir aforizma yazarının peşinden koştuğu virgüldür.

edebiyat denen şey açıklanamaz ama birçok şeyi açıklayabilir.
devamını gör...

buluşmada ki söyleşide yoldaş şöyle diyecek, ''para ödetmem derken, kimsenin bir şey almasına müsade etmem demek istedim, ben dahil. biriktirmek helaldir''
devamını gör...


yağmur da var
çok sevdiğim rüzgar da
bugün pazar
daha uyanmadı komşular
damların üzerinde kuşlar
daha rahatlar
radyolarda eski şarkılar çalıyorlar bu saatlerde
gönül penceresinden ansızın bakıp geçenlere doğru
yağmur da var
çok sevdiğim rüzgar da
daha uyanmadı komşular
bugün pazar
ve ben seni çok özledim
dışan çıkmak istiyor canım
tek başına haytalık etmek
islanmak pazar sabahında yağmurda
boş caddelerde dolaşmak
vitrinlerine bakmak mağazaların
sinemaların afişlerine
sokakların isimlerine
telefon kulübelerinde uyuyan çocuklara
bir merhaba demek sessizce
sahilde martılara simit atmak
otobüslerin ilk seferlerine binmek
gitmek istiyor canım
hayatın gittiği yere
islık çalıp şarkılar uydurmak kendi kendine
fırından taze ekmek alıp
buğusunu çekmek içine
ve ben seni çok özledim
tam böyle bir şey
çiçeğe su yürümesi
bebeğin ağlaması
toprağın uyanması
yağmurun yağması
ateşin sıcağı
bu pazar sabahı
tam böyle bir şey
bir sabahçı kahvesine uğramak
bir bardak çay
taze dem kokusu
hayatın atardamarlarında dolaşmak
bölmeden şehrin uykusunu
bir siir yazmak
pazar bulmacasının boş karelerine
şiirde tam da bunu anlatmak delice
tam böyle bir şey
hesapsız gölgesiz bedelsiz kimsesiz
bir şiir yazmak
bir bardak çay içmek
sokaklarda gezmek
yağmurda ıslanmak
ve ben seni çok özledim


ibrahim sadri
devamını gör...

bugün yaşadığım durum.*

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hakan peker ~bir efsaneydi~
devamını gör...

leptirica, milovan glisic tarafından yazılan doksan yıl sonra (1880) hikayesine dayanan, 1973 yılında dorde kadijevic'in yönetmen koltuğunda bulunduğu, kostüm tasarımları mirjana ciplic kuruzovic'e ait olması ile anlatılmak istenen dönemi hoş bir şekilde gösteren harika bir yugoslav korku filmi.

öncelikle bu filmi anlatıp eleştirmeden önce, doksan yıl sonra öyküsünden spoiler vermeden kısaca bahsedelim, nedir bu doksan yıl sonra öyküsü?
bir zamanlar, yanılmıyor isem 1800'lerin başı, zarozje isminde bir sırp köyü var, bu köyün değirmeni, köye bir tık uzakta yer alıyor. insanlar değirmene gidip baktıkları vakit değirmencinin paramparça olduğunu fark ediyorlar, bunu bir vampirin yaptığını iddia ediyorlar hatta vampirin ismi cismi de belli, geçmiş dönemlerde lanetlenen bir ruh olan sava savanoviç!

o zamanlar, zarozje'de bir delikanlı yaşıyor, bir kıza sırılsıklam aşık ama ortada bir sorun var, kızın babası bu gence kızını vermiyor, niçin? çünkü genç işsiz...

bu genç de gözünü karartıyor ve değirmende çalışmaya karar veriyor, hem para kazanmak hem de korkak olmadığını, tüm köylüler, bilhassa kızın babasına ispatlamak için ve olaylar gelişiyor.

filmde de aynı hikaye hakim, hikaye kısmı ile 19.yüzyılın korku öykülerini tam anlamıyla yaşıyoruz, yetmiyor ek olarak bir de görsel açıdan gerek kıyafetler, gerek köy tasarımı, gerek değirmen ile birlikte oldukça tatmin oluyoruz, lakin üzücü kısım film içerisinde absürt birtakım mizah da barındırıyor olması, filmi salt korku filmi olarak nitelemek yanlış olur.

filmin belki de en kötü ve en göze çarpan kısmı da gece olmadan çekilmiş olması, gece sahneleri hiç yok, e haliyle bu da korku kısmını oldukça baltalıyor lakin insan kızamıyor, belki de o dönemde ellerinde gece görüntü alacakları ekipmanlar yoktu, bilemiyoruz.

filmin en ama en güzel özelliği de her kısmı tadında bırakması, vahşet sahnesi olsun, korku sahnesi olsun, komedi sahnesi olsun, misler gibi tadında bırakılmış ve filmin süresi yaklaşık olarak 1 saat 4 dakika gibi kısa bir zaman....

balkan korku öykülerine aşinalığınız ve ilginiz var ise kaçırmamanız gereken bir yapıt.
son olarak, sırbistan içerisinde bulunan zarozje köyünde hala sava savanoviç'in varlığına inanılıyor ve ondan felaket biçimde korkuluyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

erdemsizliktir. kişide kötü niyet aranmalıdır. dur bir ortalığı karıştırıp galeyana getireyim çünkü bana yanlış yapıldı bana ne canım özür dilendiyse ben bildiğimi okuyacağım işte deyip çocuklaşmaktır. görmezden gelinmelidir. fakat mide bulantısı geçmemekte görmezden gelinememektedir.
devamını gör...

faydalı fakat yiptaticidir. bilgi ve fikir bombardımanına maruz kalmaktir. yanıt veremeyip susmak, gozyaslarini içine akitmaktir. zor zanaattir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim