bohemian rhapsody
öncelikle bu filmi deneyimleyebilmeme neden olan kişilere teşekkür etmek istiyorum. filmi izlemek değil, deneyimleyebilmek diye tarif ettim. çünkü bu insanı bir seviye yukarıya taşıyan bir film. bu filmi izledikten sonra aynı yerde kalmak zor.
freddie mercury ve tabii ki queen’i öylece izleyebilmek hayallerimin ötesinde bir zevkti. bütün sevdiğim adamların ben doğmadan önce ya da ben daha müziklerini keşfedemeden ölmeleri çok büyük şanssızlık! freddie mercury’i sahnede bir kez olsun canlı canlı izleyebilmek için kalan ömrümün 5 ylını veririm. the beatles için de 10 yıl... geriye pek bir şey kalmıyor gerçi. bu umurumda olmazdı. böyle bir deneyim için değer bence.
bu filmi tekrar tekrar izleyebilirim. böyle muhteşem bir film olması...
freddie mercury’nin tarzı, sesi, müziği... mucizevi!
tavırlarına, zekasına bittim! ve ölümü... beni derinden etkiledi.
erkeğin bir başka erkeği sevmesi ya da kadının bir başka kadını sevmesi neden bir türlü kabullenilmiyor, anlamıyorum. anlayamayacağım da! lütfen insanları rahat bırakın diye de haklı çıkışımı yaparım.
film 2018 yapımıdır. müzikal/dram olarak geçer. rami malek en iyi erkek oyuncu oscar'ını kazanmıştır.
yönetmenler bryan singer, dexter fletcher.
freddie mercury ve tabii ki queen’i öylece izleyebilmek hayallerimin ötesinde bir zevkti. bütün sevdiğim adamların ben doğmadan önce ya da ben daha müziklerini keşfedemeden ölmeleri çok büyük şanssızlık! freddie mercury’i sahnede bir kez olsun canlı canlı izleyebilmek için kalan ömrümün 5 ylını veririm. the beatles için de 10 yıl... geriye pek bir şey kalmıyor gerçi. bu umurumda olmazdı. böyle bir deneyim için değer bence.
bu filmi tekrar tekrar izleyebilirim. böyle muhteşem bir film olması...
freddie mercury’nin tarzı, sesi, müziği... mucizevi!
tavırlarına, zekasına bittim! ve ölümü... beni derinden etkiledi.
erkeğin bir başka erkeği sevmesi ya da kadının bir başka kadını sevmesi neden bir türlü kabullenilmiyor, anlamıyorum. anlayamayacağım da! lütfen insanları rahat bırakın diye de haklı çıkışımı yaparım.
film 2018 yapımıdır. müzikal/dram olarak geçer. rami malek en iyi erkek oyuncu oscar'ını kazanmıştır.
yönetmenler bryan singer, dexter fletcher.
devamını gör...
üstteki soruyu cevaplayıp bir soru sor
sadece yemek haram, domuzların yaratılış sebebi nuhun gemisindek pislikleri yemesi içindi ve hala pislikle beslenen bir hayvan. insan sağlığına zararlı olduğu için olabilir. ayrıca dinci ne demekse anlamdım ama ben demokrasiden yana olan bir insanım.
sadece açıklamak istedim.
sadece açıklamak istedim.
devamını gör...
4chan
internetin ana damarlarından birisi, şuan kesilse ne olur bilmem ama yıllar önce eğer bir şey olsaydı ve fchan diye bir yer olmasaydı internet bu gün olduğu gibi olamazdı asla. rage comicsler, memeler gibi internetin karikatürize ettiği her figür fchan'dan çıkmıştır.
tehlikeli insanlarıyla birlikte ne kadar leş bir yer olduğunu kanıtladı çoğu kez lakin ne kadar şahane bir yer olduğunu da interneti internet yaparak bize gösterdi. acımasız, ruhsuz, kalpsiz bir sürü bireyin kendini dizginlemesine belki bir katkısı olmuştur, belki de onların planları için gösteri arenasına dönmüştür.
veriler sürekli olarak güncelleniyor, arşive çok az şey depolanıyor ya da bu arşiv size kapalı oluyor. bu yüzden web taramalarında çok nadir olarak fchan ile karşılaşabiliyorsunuz. zaten türkiye'den fchan'e giren insanların bunu türkleştirip ne olacağına bakmaya çalıştığı bir kaç proje mide bulandırıcı veletlerin ürünü olduğu için çok fazla dayanamadı, halkımızın fchan'i bütünüyle sınırsız bir platform olarak görmesi random board'un yanlış anlaşılmasından ibaret yalnızca. /b/ yalnızca bir kanaldır, hem öyle olmasaydı pop kültürün bir parçası haline gelmiş deepweb'in ne işlevi kalırdı? insanlar neden oraya ağzının sularını akıtırdı? merak işte... insanlar merak ediyor. kopmuş kafalar, tecavüze uğramış kadın ya da adamlar, savaşın görüntüleri, uyuşturucu yapımı ile ilgili sınırsız döküman, çocuk istismarına ilişkin görüntüler. bunlar kişinin eğiliminden ziyade merak ederek görmeyi arzuladığı şeyler, bu yönelimin tehlikeli olabileceğini düşünmüyorken böyle sonuçlarla karşılaşmak insanın her türlü vahşet eylemine karşı töleranslı olduğunu gösteriyor. her birimiz şiddete dair şeyleri izleyerek tatmin oluyoruz, midemiz bulansa da bulanmasa da. onları görebilmek dünya görüşü hakkındaki sevecen fikirlerimizi bir noktada değiştirebiliyor fakat şöyle bir tehlikeyle, gördükçe daha fazlasını görme arzusuyla beraber geldiği için sonuç kişinin iç dünyası için yıkıcı olabiliyor çünkü bu öyle pasif bir hareket ki iğrenilen görüntüler ve vahşete yönelik bilgilerle ne yapılacağını bilmeyen insan onların kendisi için obsesyon alanı oluşturmasına izin veriyor. e tabi, burası tehlikeli yönü fchan'in. buna rağmen şahane yönleri olduğunu söylememek de yanlış olmaz. yalnız bununla da bitmiyor;
her gün yolda karşılaştığınız insanlar fchan'in kara şovalyeleri gibi sapkın hisler içinde olan insanlar olabilir, gördüğünüz yüzler vahşetin türlü hallerini benliğinde barındırıyor veya zihinsel/cinsel sapmaları sayesinde geceleri kimsenin uğramadığı tenha sokakları kendi suç alanı olarak kullanıyor olabilir. fchan'in hikayesi de bu size kitle hakkında bir skala çıkarmanız için gerekli verileri sağlıyor. aktif kullanıcılarından öğrenebildiğimiz kadarıyla dünya üzerine bu oranı uyguladığımızda hasta insanların sayısının epeyce fazla olması az önce söylediğim "her gün yolda karşılaştığınız insanların" kötü insanlar olabileceğini göstermek için yeterli bence.
şimdi şahane tarafını söylemek gerek... sadece /b/ board'undan oluşmayan fchan bir zamanlar kendine rakip olarak gördüğü reddit gibi sayısız alt başlığa sahip olduğundan nerd ve geek tiplemesindeki insanları besleyebilecek bilgi kapasitesine sahip. akademik düzeyde olmasa bile size kendiniz için yeterli donanımı sunabilecek yetkinlikte insanlarda bu platformda beyaz şovalyeler olarak yer alıyorlar(tabi gelgelelim, beyaz-kara ayrımı fchan içinde yapılsa sizi sırf trollemek için ırkçılıkla suçlarlar, ev adresini bulup sizi ifşa edebilirlerdi. gayet eğlenceli olduğu kadar, hedef haline de gelebilirdiniz). donanım kazanabilmeniz için ya da bir konunun nereden başlayacağını, başladığını görmek için uğrayabileceğiniz bir yer fchan yalnız ben girmemenizi dilerim tabi eğer öncesinde girmediyseniz.
kendimden örnek vericek olursam hentaiden insanların ne anladığını görmek için hentai board'una girdiğimde saykodelik şeylerle karşılaşıp kendimi kaptırmıştım. normal insanların cinsel uyaranlarından haberdarım, yani insanlar "şundan hoşlanır veya bundan" diyebilmek gayet kolay fakat burada durum bambaşka, üzerine sayfalarca yazı yazabileceğiniz tuhaflıkta şeyler var. bunu bir yönlendirme olarak algılamayın, benim yaptığım gibi yapmayın ve bunu merak etmeyin. kafanızda şöyle bir görüntüyü canlandırın, bir unicorn var ve bu fil/dişi insan karışımı bir şeyle aşk yaşıyor. gayet tutkulu diyaloglara sahip. hayal gücü tuhaflıklara yönlendirilmek istendiğinde karşımıza şizofrenin kedi çizimlerine benzer şeyler çıkıyor ki afallıyorsunuz. yapmayın, etmeyin. a, tabi merak ediyorsanız başka.
tehlikeli insanlarıyla birlikte ne kadar leş bir yer olduğunu kanıtladı çoğu kez lakin ne kadar şahane bir yer olduğunu da interneti internet yaparak bize gösterdi. acımasız, ruhsuz, kalpsiz bir sürü bireyin kendini dizginlemesine belki bir katkısı olmuştur, belki de onların planları için gösteri arenasına dönmüştür.
veriler sürekli olarak güncelleniyor, arşive çok az şey depolanıyor ya da bu arşiv size kapalı oluyor. bu yüzden web taramalarında çok nadir olarak fchan ile karşılaşabiliyorsunuz. zaten türkiye'den fchan'e giren insanların bunu türkleştirip ne olacağına bakmaya çalıştığı bir kaç proje mide bulandırıcı veletlerin ürünü olduğu için çok fazla dayanamadı, halkımızın fchan'i bütünüyle sınırsız bir platform olarak görmesi random board'un yanlış anlaşılmasından ibaret yalnızca. /b/ yalnızca bir kanaldır, hem öyle olmasaydı pop kültürün bir parçası haline gelmiş deepweb'in ne işlevi kalırdı? insanlar neden oraya ağzının sularını akıtırdı? merak işte... insanlar merak ediyor. kopmuş kafalar, tecavüze uğramış kadın ya da adamlar, savaşın görüntüleri, uyuşturucu yapımı ile ilgili sınırsız döküman, çocuk istismarına ilişkin görüntüler. bunlar kişinin eğiliminden ziyade merak ederek görmeyi arzuladığı şeyler, bu yönelimin tehlikeli olabileceğini düşünmüyorken böyle sonuçlarla karşılaşmak insanın her türlü vahşet eylemine karşı töleranslı olduğunu gösteriyor. her birimiz şiddete dair şeyleri izleyerek tatmin oluyoruz, midemiz bulansa da bulanmasa da. onları görebilmek dünya görüşü hakkındaki sevecen fikirlerimizi bir noktada değiştirebiliyor fakat şöyle bir tehlikeyle, gördükçe daha fazlasını görme arzusuyla beraber geldiği için sonuç kişinin iç dünyası için yıkıcı olabiliyor çünkü bu öyle pasif bir hareket ki iğrenilen görüntüler ve vahşete yönelik bilgilerle ne yapılacağını bilmeyen insan onların kendisi için obsesyon alanı oluşturmasına izin veriyor. e tabi, burası tehlikeli yönü fchan'in. buna rağmen şahane yönleri olduğunu söylememek de yanlış olmaz. yalnız bununla da bitmiyor;
her gün yolda karşılaştığınız insanlar fchan'in kara şovalyeleri gibi sapkın hisler içinde olan insanlar olabilir, gördüğünüz yüzler vahşetin türlü hallerini benliğinde barındırıyor veya zihinsel/cinsel sapmaları sayesinde geceleri kimsenin uğramadığı tenha sokakları kendi suç alanı olarak kullanıyor olabilir. fchan'in hikayesi de bu size kitle hakkında bir skala çıkarmanız için gerekli verileri sağlıyor. aktif kullanıcılarından öğrenebildiğimiz kadarıyla dünya üzerine bu oranı uyguladığımızda hasta insanların sayısının epeyce fazla olması az önce söylediğim "her gün yolda karşılaştığınız insanların" kötü insanlar olabileceğini göstermek için yeterli bence.
şimdi şahane tarafını söylemek gerek... sadece /b/ board'undan oluşmayan fchan bir zamanlar kendine rakip olarak gördüğü reddit gibi sayısız alt başlığa sahip olduğundan nerd ve geek tiplemesindeki insanları besleyebilecek bilgi kapasitesine sahip. akademik düzeyde olmasa bile size kendiniz için yeterli donanımı sunabilecek yetkinlikte insanlarda bu platformda beyaz şovalyeler olarak yer alıyorlar(tabi gelgelelim, beyaz-kara ayrımı fchan içinde yapılsa sizi sırf trollemek için ırkçılıkla suçlarlar, ev adresini bulup sizi ifşa edebilirlerdi. gayet eğlenceli olduğu kadar, hedef haline de gelebilirdiniz). donanım kazanabilmeniz için ya da bir konunun nereden başlayacağını, başladığını görmek için uğrayabileceğiniz bir yer fchan yalnız ben girmemenizi dilerim tabi eğer öncesinde girmediyseniz.
kendimden örnek vericek olursam hentaiden insanların ne anladığını görmek için hentai board'una girdiğimde saykodelik şeylerle karşılaşıp kendimi kaptırmıştım. normal insanların cinsel uyaranlarından haberdarım, yani insanlar "şundan hoşlanır veya bundan" diyebilmek gayet kolay fakat burada durum bambaşka, üzerine sayfalarca yazı yazabileceğiniz tuhaflıkta şeyler var. bunu bir yönlendirme olarak algılamayın, benim yaptığım gibi yapmayın ve bunu merak etmeyin. kafanızda şöyle bir görüntüyü canlandırın, bir unicorn var ve bu fil/dişi insan karışımı bir şeyle aşk yaşıyor. gayet tutkulu diyaloglara sahip. hayal gücü tuhaflıklara yönlendirilmek istendiğinde karşımıza şizofrenin kedi çizimlerine benzer şeyler çıkıyor ki afallıyorsunuz. yapmayın, etmeyin. a, tabi merak ediyorsanız başka.
devamını gör...
banu kırbağ
1951 istanbul doğumlu türk ses sanatçısı, besteci ve aranjör.
müziğe 1969 yılında lise öğrencisi iken okul orkestrasında amatör olarak solistlik ile başladı. okulu ile birlikte istanbul belediye konservatuvarı şan ve solfej bölümü'ne devam etti. daha sonra profesyonel sahne hayatına atıldı.
müziğe 1969 yılında lise öğrencisi iken okul orkestrasında amatör olarak solistlik ile başladı. okulu ile birlikte istanbul belediye konservatuvarı şan ve solfej bölümü'ne devam etti. daha sonra profesyonel sahne hayatına atıldı.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
içine bir anda bir sıkıntı düşer ya insanın hani. kelimelere sığmaz, boğazına kadar gelir ve düğümlenir. süzülemez ağzından. çıkamaz dışarı. karışamaz havaya. göremez kimse onu.
yalnızca sen görürsün onu ve sadece sen hissedersin. sıkıntı tüm bedenini ele geçirir de sen bir şey yapamazsın ya. bırakırsın kendi haline. geçerse geçer, geçmezse kendi bilir dersin ya hani.
umursamazlığından cesaret alarak daha da sarmalar seni. nefes alış-verişin hızlanır. avcunun içi terler.
geldiğin gibi git dersin sıkıntıya.
yavaşça etkisi azalır. gitmeye başlar. gider gider ve gider. "yeniden geleceğim bekle beni" der alaycı bir ses tonuyla.
sen gülersin. gidiyor diye sevinirsin.
"yeniden geleceğim bekle" der tekrar, sesi gittikçe uzaklaşır ama yankılanır kulaklarında.
"seni duyamıyorum, sesin gelmiyor" dersin sıkıntıya, halbuki yalandır bu, sesi net duyulur, dedikleri net anlaşılır.
yeniden geleceğim bekle beni, bir öncekinden daha çok yakacağım canını, daha uzun süre kalacağım içinde. bu kez de hiç gitme diye yalvaracaksin. çünkü bilirsin ben her içine düştüğümde daha çok yakarım canını.
yutkunamadı. soğuk soğuk terledi. içindeki sıkıntı geçmişti. paniğe kapıldı. bir daha ne zaman gelecekti o sıkıntı? ne demişti o? "yeniden geleceğim" demişti.
daha çok yakacağım canını, demişti.
belirsizlikti sıkıntı,ne zaman geleceği belli olmayan... bununla baş edemeyecek kadar yorulmuştu artık. o gelmeden kendi bir şeyler yapmalıydı...
edit: arkadaşlar sırf üzülmeyeyim diye beğenmeyin bu tanımı. ben de biliyorum guzel bi karalama olmadığını.
ben de isterdim... sağda solda yayınlanmalik, okuyani alıp götüren, götürdüğü gibi geri getirmeyen, 40 yıllık şairin dizelerine haykırdığı gibi haykırıp, yılların blog ve köşe yazarı gibi methiyeler düzmeyi. ama eldeki mal bu.
deliye bal tattırmışlar, çarşıda katran bırakmamış hesabı. edebiyatın içinden geçtim...
yalnızca sen görürsün onu ve sadece sen hissedersin. sıkıntı tüm bedenini ele geçirir de sen bir şey yapamazsın ya. bırakırsın kendi haline. geçerse geçer, geçmezse kendi bilir dersin ya hani.
umursamazlığından cesaret alarak daha da sarmalar seni. nefes alış-verişin hızlanır. avcunun içi terler.
geldiğin gibi git dersin sıkıntıya.
yavaşça etkisi azalır. gitmeye başlar. gider gider ve gider. "yeniden geleceğim bekle beni" der alaycı bir ses tonuyla.
sen gülersin. gidiyor diye sevinirsin.
"yeniden geleceğim bekle" der tekrar, sesi gittikçe uzaklaşır ama yankılanır kulaklarında.
"seni duyamıyorum, sesin gelmiyor" dersin sıkıntıya, halbuki yalandır bu, sesi net duyulur, dedikleri net anlaşılır.
yeniden geleceğim bekle beni, bir öncekinden daha çok yakacağım canını, daha uzun süre kalacağım içinde. bu kez de hiç gitme diye yalvaracaksin. çünkü bilirsin ben her içine düştüğümde daha çok yakarım canını.
yutkunamadı. soğuk soğuk terledi. içindeki sıkıntı geçmişti. paniğe kapıldı. bir daha ne zaman gelecekti o sıkıntı? ne demişti o? "yeniden geleceğim" demişti.
daha çok yakacağım canını, demişti.
belirsizlikti sıkıntı,ne zaman geleceği belli olmayan... bununla baş edemeyecek kadar yorulmuştu artık. o gelmeden kendi bir şeyler yapmalıydı...
edit: arkadaşlar sırf üzülmeyeyim diye beğenmeyin bu tanımı. ben de biliyorum guzel bi karalama olmadığını.
ben de isterdim... sağda solda yayınlanmalik, okuyani alıp götüren, götürdüğü gibi geri getirmeyen, 40 yıllık şairin dizelerine haykırdığı gibi haykırıp, yılların blog ve köşe yazarı gibi methiyeler düzmeyi. ama eldeki mal bu.
deliye bal tattırmışlar, çarşıda katran bırakmamış hesabı. edebiyatın içinden geçtim...
devamını gör...
dış görünüş
kim ne derse desin önemlidir.
sadece tipten bahsetmiyorum. kıyafetler, duruş, mimikler de dahildir. oldukça güzel bir kız veya yakışıklı bir erkek olabilirsiniz lakin üzerinizdeki kıyafette, davranışlarınızdaki mantıkta sizi çirkinleştirebilir. karakter burada belli olur. dış görünüş iyiyse yani kıyafet düzgünse, kişi temiz* kokuyorsa illaki saygı duyulur.
*temiz kokmak ve güzel kokmak aynı şey değildir.
sadece tipten bahsetmiyorum. kıyafetler, duruş, mimikler de dahildir. oldukça güzel bir kız veya yakışıklı bir erkek olabilirsiniz lakin üzerinizdeki kıyafette, davranışlarınızdaki mantıkta sizi çirkinleştirebilir. karakter burada belli olur. dış görünüş iyiyse yani kıyafet düzgünse, kişi temiz* kokuyorsa illaki saygı duyulur.
*temiz kokmak ve güzel kokmak aynı şey değildir.
devamını gör...
çalıntı tanım girmek
her yazdığımız:
"bir parça daha mı linç algısı yaratır? ",
"yazsam mı, söz söylemeye hakkım var mı? "diye düşündüm durdum.
yukarıda intihalin kötü oluşuna dair hemen her girdiyi de beğendim. ama ne olursa olsun yanlış yapanı da hep birlikte taşlıyormuşuz gibi hissetikçe de kanım çekildi.
daha çok kırmadan, dökmeden, üzmeden...
"bir parça daha mı linç algısı yaratır? ",
"yazsam mı, söz söylemeye hakkım var mı? "diye düşündüm durdum.
yukarıda intihalin kötü oluşuna dair hemen her girdiyi de beğendim. ama ne olursa olsun yanlış yapanı da hep birlikte taşlıyormuşuz gibi hissetikçe de kanım çekildi.
daha çok kırmadan, dökmeden, üzmeden...
devamını gör...
osmanlıca
1930 larda dil inkılabı nedeniyle köklü bir değişime uğrayıp türkçeye dönüşmüştür ve robotsal bir hale bürünmüştür.
(bkz: oturgaçlı götürgeç)
edit: (bkz: mübalağa sanatı)=(bkz: oturgaçlı götürgeç)
(bkz: oturgaçlı götürgeç)
edit: (bkz: mübalağa sanatı)=(bkz: oturgaçlı götürgeç)
devamını gör...
sözlüğe yeni gelen tuhaf tipler
buyursun gelsinler. ne yapalım ulan içeride hep aynı kişilerle mi kalalım. ayrıca tuhaf ne demek açsana biraz neye göre tuhaf.
yeni yazarlar gelince heyecan tavan yapıyor. 2023 yılı gibi bu sözlük panayıra dönecek.
yeni yazarlar gelince heyecan tavan yapıyor. 2023 yılı gibi bu sözlük panayıra dönecek.
devamını gör...
1000kitap
yerli kitap uygulaması olan 1000kitap tamamen kitap konuşulan bir sosyal medya platformu. okuduğunuz kitapları paylaşabilir, ''okuyorum, okudum, okuyacağım, yarım bıraktım'' gibi seçeneklerle belirtebilirsiniz. içerik olarak twittere benzer, kitaplardan alıntı paylaşabilir, kitaplarla ilgili incelemelerinizi paylaşabilirsiniz. insanlarla takipleşebilir, konuşabilirsiniz.
(bkz: )bknz;
edit; an itibariyle 100kitap da ücretli uygulamalar kategorisindeki yerini aldı. premium üyelik ücreti 18 tl olup, premium üye olanlar reklam vb şeylerle karşılaşmayacaklarmış.
(bkz: )bknz;
edit; an itibariyle 100kitap da ücretli uygulamalar kategorisindeki yerini aldı. premium üyelik ücreti 18 tl olup, premium üye olanlar reklam vb şeylerle karşılaşmayacaklarmış.
devamını gör...
favori atmayı bilmeyen yazarlar sürüsü
efendim ben bu favorileme işini doğru yaptığımı düşünüyorum o yüzden içinde bulunmadığım sürüdür.
yeri gelmişken de şunları belirtmek isterim;
öncelikle bir tanımın beğendiğim herhangi bir özelliği varsa beğenmekten imtina etmem.
hatta az önce bir başlıkta isim vermeden eleştirdiğim bir yazarın başka bir tanımını beğenmekten çekinmedim.
dahası sevmediğim yazarların beğeniyi hak eden tanımlarını da beğenmeden edemiyorum*.
favorilemek ise bazen çok beğenmeyi,
bazen beğenmeseniz bile etkilenmeyi,
bazen bak bu tanımı unutmayayım döner okurum demeyi,
ve nihayet bazen de tanım sahibi yazarı gıcık etmeyi amaçlıyor olabilir.
şu sonuncusuna katılmayabilirsiniz. şahsen, bana üstü kapalı laf atan yazarların tanımlarını favorilemek hoşuma gidiyor.
yeri gelmişken de şunları belirtmek isterim;
öncelikle bir tanımın beğendiğim herhangi bir özelliği varsa beğenmekten imtina etmem.
hatta az önce bir başlıkta isim vermeden eleştirdiğim bir yazarın başka bir tanımını beğenmekten çekinmedim.
dahası sevmediğim yazarların beğeniyi hak eden tanımlarını da beğenmeden edemiyorum*.
favorilemek ise bazen çok beğenmeyi,
bazen beğenmeseniz bile etkilenmeyi,
bazen bak bu tanımı unutmayayım döner okurum demeyi,
ve nihayet bazen de tanım sahibi yazarı gıcık etmeyi amaçlıyor olabilir.
şu sonuncusuna katılmayabilirsiniz. şahsen, bana üstü kapalı laf atan yazarların tanımlarını favorilemek hoşuma gidiyor.
devamını gör...
milyonlarca kişi çocuk pornosu da izliyor
kendini aklamak için bu iğrenç konuyu bile malzeme yapan ss beyanı.
devamını gör...
herkesin kendini özel sanması
bireyin kendini, insanların kalanından farklı bir noktada görmesi durumudur.
bütün insanlarda olan bir durumdur.
bu aslında kişinin kendini dünyanın merkezine koyması ile aynı şey değildir.
herkes özel olmak, özel olduğunu, farklı olduğunu düşünmek ister.
belki onlar da benzer düşünüyordur ama siz biraz daha farklı düşünüyorsunuzdur.
belki onlarda beceriklidir ama sizin becerileriniz biraz farklıdır.
böyle düşünmek ister insan.
aynı zamanda benlik, düşünen kişi kendisi olduğundan, kendi varlığını kabullenebilir fakat başkalarının aklından veya gönlünden ne geçer bilemeyiz.
acaba onlarda düşünüyorlar mı. yoksa sizin sahneniz de birer figüranlar mı?
vanilla sky, thruman show, güzel filim örnekleridir bu düşünce tarzına.
halbuki bir gram farkımız yoktur birbirimizden. hepimiz vurulunca kanarız, aldanınca üzülür, kaybedince özleriz.
ama özel hissetmek, hissettirmek güzeldir.
fırsatınız olursa birilerini özel hissettirmeye çalışın.
belki birisi de gelir size yapar aynısını.
bütün insanlarda olan bir durumdur.
bu aslında kişinin kendini dünyanın merkezine koyması ile aynı şey değildir.
herkes özel olmak, özel olduğunu, farklı olduğunu düşünmek ister.
belki onlar da benzer düşünüyordur ama siz biraz daha farklı düşünüyorsunuzdur.
belki onlarda beceriklidir ama sizin becerileriniz biraz farklıdır.
böyle düşünmek ister insan.
aynı zamanda benlik, düşünen kişi kendisi olduğundan, kendi varlığını kabullenebilir fakat başkalarının aklından veya gönlünden ne geçer bilemeyiz.
acaba onlarda düşünüyorlar mı. yoksa sizin sahneniz de birer figüranlar mı?
vanilla sky, thruman show, güzel filim örnekleridir bu düşünce tarzına.
halbuki bir gram farkımız yoktur birbirimizden. hepimiz vurulunca kanarız, aldanınca üzülür, kaybedince özleriz.
ama özel hissetmek, hissettirmek güzeldir.
fırsatınız olursa birilerini özel hissettirmeye çalışın.
belki birisi de gelir size yapar aynısını.
devamını gör...
henry molaison
okuduğum en acıklı hayat hikayelerinden birisine sahip henry molaison. 27 yaşında geçirmiş olduğu bir ameliyat sonrasında, öğrendiği yeni bilgileri uzun süreli hafızaya aktarma yetisini kaybeder. böylelikle ömrünün sonuna dek ebedi bir "şimdinin" içine hapsolur.
henry molaison, 9 yaşında geçirdiği bir kazada kafa travması yaşar. bu kazadan sonra bitmek bilmeyen epilepsi nöbetleri geçirmeye başlar. 27 yaşında gittiği hastanede, beyin cerrahı dr. william scoville kendisini ameliyat edebileceğini söyler. ömrünü nöbetlerle geçirmek istemeyen molaison, ameliyatı kabul eder.
scoville, amigdala ve hipokampüsün de içinde olduğu beynin bazı bölümlerini ameliyatla alır.
epilepsi nöbetleri sona ermesine karşın, büyük bir sorun ortaya çıkar. henry, yeni bilgileri uzun süreli hafızaya dönüştürmemektedir. uzun zaman önce tanıdığı insanları hatırlamasına rağmen, yeni gördüğü insanları hafızasında tutamamaktadır. daha önce gördüğü doktorların yüzünü hatırlayamamış, hastaneye niçin yattığını bile söyleyememişti. henry yeni anılar oluşturamadığı gibi geleceği de düşleyemiyordu.
bu durumun ne kadar acı olduğunu biraz anlayabilmek için şu andan itibaren hiçbir yeni bilgi öğrenemediğimizi, tanıştığımız kişileri bir daha hatırlayamadığımızı hayal edelim. bu yazıyı okuduktan sonra sanki hiç okumamış gibi hayata devam ettiğimizi düşünelim. ebedi bir şimdi...
molaison'da ortaya çıkan bu durum, bilim dünyasında da bellek ilgili çalışmaları da derinleştirdi.
ilk olarak bellek işlevlerinin kısa ve uzun dönem bellekleri olarak ayrıldığı ortaya çıktı. bir başka ayrım ise, kişinin kendi hayatıyla ilgili anısal belleği ile dünyanın genel anlamda tanınması arasında ortaya çıkan ayrım oldu.
henry molaison'da görsel, mekansal, yer yön belleğinde de problem ortaya çıkmıştı. bu durum hipokampüsteki özel bir hücre tipinin yer ve yön bulmada işlev gördüğünü ortaya koydu.
henry molaison 2 aralık 2008 tarihinde hayata veda etti. bilim dünyasında 55 yıl boyunca h.m. olarak bilinen vakanın henry molaison olduğu da o zaman açıklandı.
henry molaison, 9 yaşında geçirdiği bir kazada kafa travması yaşar. bu kazadan sonra bitmek bilmeyen epilepsi nöbetleri geçirmeye başlar. 27 yaşında gittiği hastanede, beyin cerrahı dr. william scoville kendisini ameliyat edebileceğini söyler. ömrünü nöbetlerle geçirmek istemeyen molaison, ameliyatı kabul eder.
scoville, amigdala ve hipokampüsün de içinde olduğu beynin bazı bölümlerini ameliyatla alır.
epilepsi nöbetleri sona ermesine karşın, büyük bir sorun ortaya çıkar. henry, yeni bilgileri uzun süreli hafızaya dönüştürmemektedir. uzun zaman önce tanıdığı insanları hatırlamasına rağmen, yeni gördüğü insanları hafızasında tutamamaktadır. daha önce gördüğü doktorların yüzünü hatırlayamamış, hastaneye niçin yattığını bile söyleyememişti. henry yeni anılar oluşturamadığı gibi geleceği de düşleyemiyordu.
bu durumun ne kadar acı olduğunu biraz anlayabilmek için şu andan itibaren hiçbir yeni bilgi öğrenemediğimizi, tanıştığımız kişileri bir daha hatırlayamadığımızı hayal edelim. bu yazıyı okuduktan sonra sanki hiç okumamış gibi hayata devam ettiğimizi düşünelim. ebedi bir şimdi...
molaison'da ortaya çıkan bu durum, bilim dünyasında da bellek ilgili çalışmaları da derinleştirdi.
ilk olarak bellek işlevlerinin kısa ve uzun dönem bellekleri olarak ayrıldığı ortaya çıktı. bir başka ayrım ise, kişinin kendi hayatıyla ilgili anısal belleği ile dünyanın genel anlamda tanınması arasında ortaya çıkan ayrım oldu.
henry molaison'da görsel, mekansal, yer yön belleğinde de problem ortaya çıkmıştı. bu durum hipokampüsteki özel bir hücre tipinin yer ve yön bulmada işlev gördüğünü ortaya koydu.
henry molaison 2 aralık 2008 tarihinde hayata veda etti. bilim dünyasında 55 yıl boyunca h.m. olarak bilinen vakanın henry molaison olduğu da o zaman açıklandı.
devamını gör...
ergenlikten kalan facebook hesabının şifresini unutmak
başıma gelen olaydır. ergenliğimin doruklarını yaşadığım hesabım kabak gibi ortada. rezillik ya. arada açıp bakıp utanıyorum kendimden.
devamını gör...
saç yağıyla yumurta yapmak
kafanı sallayınca da komili komili diye ses çıkıyorsa hakiki yağdır.
devamını gör...
sürekli makyajlı gezen kadın
kendi tercihini hayatına uygulayan bir kadındır. laf söylemek bize düşmez.
ha ama hepimizin de bildiği gibi kozmetik ürünleri cilde oldukça zarar verebiliyor. sonuçta allah korusun o kişide bir sorun olduğunda da sıkıntıyı çekecek olan kendisidir.
ünlü düşünürün de dediği gibi herkesin hayatına kimse karışamaz.
ha ama hepimizin de bildiği gibi kozmetik ürünleri cilde oldukça zarar verebiliyor. sonuçta allah korusun o kişide bir sorun olduğunda da sıkıntıyı çekecek olan kendisidir.
ünlü düşünürün de dediği gibi herkesin hayatına kimse karışamaz.
devamını gör...
ebubekir efendi
osmanlı devleti tarafından, o zamanlar ingiliz sömürgesi olan güney afrika'ya gönderilen islam alimidir. 1814'de kuzey ırak, şehrizor'da doğmuş ve 1880'de cape town'da vefat etmiştir.
1862'de cape town'a yerleştikten sonra, afrikaans denilen felemenk dilini ve ingilizceyi kısa sürede öğrenip, oradaki müslümanlar arasındaki problemleri çözmüş ve ilim öğretmiştir.
aslında işin aslı şöyle olmuş. 1650'lerde emperyalist hollanda'lılar, malezya'yı, endonezya'yı işgal etmiş, sömürüyorlar ve çin'e, hindistan'a ticaret gemileri yolluyorlarmış.
tabi yol uzun, oralara gidene kadar on kere su bitiyor. o yüzden cape town bölgesine bazı hollanda'lılar yerleşmiş, gelen giden gemilere su, erzak veriyorlarmış. sonra bu hollanda'lılar fark etmişki, cape town'ın taşı toprağı altın, bereketli yerler, tarım yapmaya başlamışlar . bu sırada malezya'da bulunan müslümanlar isyan çıkarmış bazı hollanda'lıları öldürmüş ama sonuçta yenilmişler.
hollanda bu müslümanların kimini öldürmüş, kiminide cape town bölgesine sürgün etmiş. bu müslüman malaylar iki yüz yıl hollanda yönetiminde yaşamışlar.
ama sonra emperyalist ingiliz'ler cape towna gelip, buraları hollanda'lılardan almışlar.
güney afrika'nın siyahları, hayırdır birader kimin toprağını alıp, veriyorsunuz diyecek seviyede değillermiş.
20 - 30 yıl sonra, ingiliz'ler köleliği yasaklamışlar ve çiftliklerde çalışmak için hindistan'dan ücretli işçi getirmişler. zaten ne olmuşsa bundan sonra olmuş. çünkü malaylar, şafi mezhebinden ama yeni gelen hintli müslümanlar hanefi mezhebindenmiş.
bunlar, bir zaman sonra, birbirlerine kafa göz dalmaya başlamışlar. sen yanlış yapıyorsun, ben doğru yapıyorum derken, hergün kavga kıyamet, ortalığı çarşamba pazarına çevirmişler.
sonunda ingiliz vali, kraliçe victoria'ya mektup yazmış ve demiş ki, tamam, bende biliyorum coğrafya kaderdir ama benim ne suçum var, burada hergün sıkıntı hergün dert yaşıyorum. barbados valisi, bermuda valisi, bahamavalisi deniz, kum, güneş, tangalı kızlara valilik yapsın, ben burada hollanda kökenli beyazlar, siyahlar, müslümanlar her gün olay, her gün sıkıntı var. eğer böyle devam ederse, güney afrika'dan çektir olup kanada'ya gideceğim demiş. bunun üzerine kraliçe victoria, aman beyin göçü olmasın, kafası çalışan kaçmasın diyerek, mecburen sultan abdulaziz'e mektup yazmış ve olayı anlatmış. işte ebubekir efendi, güney afrika, cape town'a böyle gönderilmiş.
1862'de cape town'a yerleştikten sonra, afrikaans denilen felemenk dilini ve ingilizceyi kısa sürede öğrenip, oradaki müslümanlar arasındaki problemleri çözmüş ve ilim öğretmiştir.
aslında işin aslı şöyle olmuş. 1650'lerde emperyalist hollanda'lılar, malezya'yı, endonezya'yı işgal etmiş, sömürüyorlar ve çin'e, hindistan'a ticaret gemileri yolluyorlarmış.
tabi yol uzun, oralara gidene kadar on kere su bitiyor. o yüzden cape town bölgesine bazı hollanda'lılar yerleşmiş, gelen giden gemilere su, erzak veriyorlarmış. sonra bu hollanda'lılar fark etmişki, cape town'ın taşı toprağı altın, bereketli yerler, tarım yapmaya başlamışlar . bu sırada malezya'da bulunan müslümanlar isyan çıkarmış bazı hollanda'lıları öldürmüş ama sonuçta yenilmişler.
hollanda bu müslümanların kimini öldürmüş, kiminide cape town bölgesine sürgün etmiş. bu müslüman malaylar iki yüz yıl hollanda yönetiminde yaşamışlar.
ama sonra emperyalist ingiliz'ler cape towna gelip, buraları hollanda'lılardan almışlar.
güney afrika'nın siyahları, hayırdır birader kimin toprağını alıp, veriyorsunuz diyecek seviyede değillermiş.
20 - 30 yıl sonra, ingiliz'ler köleliği yasaklamışlar ve çiftliklerde çalışmak için hindistan'dan ücretli işçi getirmişler. zaten ne olmuşsa bundan sonra olmuş. çünkü malaylar, şafi mezhebinden ama yeni gelen hintli müslümanlar hanefi mezhebindenmiş.
bunlar, bir zaman sonra, birbirlerine kafa göz dalmaya başlamışlar. sen yanlış yapıyorsun, ben doğru yapıyorum derken, hergün kavga kıyamet, ortalığı çarşamba pazarına çevirmişler.
sonunda ingiliz vali, kraliçe victoria'ya mektup yazmış ve demiş ki, tamam, bende biliyorum coğrafya kaderdir ama benim ne suçum var, burada hergün sıkıntı hergün dert yaşıyorum. barbados valisi, bermuda valisi, bahamavalisi deniz, kum, güneş, tangalı kızlara valilik yapsın, ben burada hollanda kökenli beyazlar, siyahlar, müslümanlar her gün olay, her gün sıkıntı var. eğer böyle devam ederse, güney afrika'dan çektir olup kanada'ya gideceğim demiş. bunun üzerine kraliçe victoria, aman beyin göçü olmasın, kafası çalışan kaçmasın diyerek, mecburen sultan abdulaziz'e mektup yazmış ve olayı anlatmış. işte ebubekir efendi, güney afrika, cape town'a böyle gönderilmiş.
devamını gör...
insanı tüketen şeyler
diğer insanlar.
devamını gör...
