hayırlısı.
devamını gör...

başvuru linkini paylaşmıyorum ben başvuracam.




geçtiğimiz aylarda uludağ'da, saldırıya uğrayan sosyal medya fenomeni bahar candan, para karşılığında kendisine arkadaş aradığını açıkladı. candan, "çok yalnızım, arkadaşa ihtiyacım var. 5 bin tl maaş, sigorta ve yemek her şeyi vereceğim. sadece benimle doğru düzgün bir arkadaşlık etmesini istiyorum" dedi

katıldığı moda yarışmasıyla ünlenen bahar candan, sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımla ilginç bir duyuruda bulundu.

"arkadaşa ihtiyacım var"

kendisine arkadaşlık etmesi için birini aradığını söyleyen candan, "çok yalnızım arkadaşa ihtiyacım var. 5 bin tl maaş, sigorta ve yemek... sadece benimle doğru düzgün bir arkadaşlık etmesini istiyorum. isteklerim bu kadar" ifadelerini kullandı.



buradan
devamını gör...

game of thrones'da her çaldığında insanın içini ürperten muazzam şarkı. sözlerin altında yatan hikaye tywin lannister ismini duyduğunuzda ceketinizin önünü ilikletecek cinsten. hikayesini okurken şarkının dinlenmesini şiddetle tavsiye ediyorum, böylece dehşeti iliklerinize kadar hissedebilirsiniz. bir lannister borçlarını daima öder, bazen altınla bazen çelikle. (bkz: swh)

hikaye reyne ve tarbeck hanedanlarının isyanına dayanıyor. o zamanlar casterly kayasının lordu keskin zekası ve acımasızlığı ile tanıdığımız tywin lannister'ın babası tytos lannister. tytos lannister, kan ve kemik üzerine inşa edilmiş kalelerin, o kalelerin içinde dönen entrikaların ve gururu servetinden büyük lordların bulunduğu bir çağda; merhametli ve hırslarından arınmış bir adam olduğu için gülen aslan olarak anılan bir karakter fakat bu bir övgüden ziyade aşağılama niteliği taşıyor hatta öyle ki tywin lannister'ın bu kadar sert ve otoriter bir karakter olmasındaki en temel sebep babasının aşağılanmasına ve karakterine duyduğu tiksinti çünkü merhametin kılıç kadar keskin olmadığının farkında.

casterly kayasına bağlı olan castamere kalesi, o zamanlar reyne hanesinin yönetimindeydi. hanenin armasında ise lannister'ların altın aslanına karşı kırmızı bir aslan bulunuyor. isyanın diğer ayağı olan tarbeck hanesi ile evlilik yolu ile ittifak kuran reyne hanesi gittikçe güçlenmeye başlıyor ve bu güç zehirlenmesi zaten tytos'u küçümseyen reyne hanesinin lordu lord roger reyne'nin isyan bayraklarını çekmesine zemin hazırlıyor.

lord tytos lannister'ın, kızı genna'yı reyne veya tarbeck yerine frey hanesinden biri ile evlendirmesi ipleri iyice gerse bile asıl iplerin koptuğu nokta tywin'in lord tarbeck'i esir alması. leydi tarbeck bu hamleye karşılık üç lannister esir alıyor ve eğer lord tarbeck serbest bırakılmazsa hepsinin kılıçtan geçirileceğini söylüyor. tywin babasına lord tarbeck'i üç parça halinde geri göndermesi gerektiğini söylese bile tytos lannister lord tarbeck'i serbest bırakıp üstüne tywin adına özür diliyor. bunu zayıflık göstergesi olarak gören iki hane çok geçmeden isyan bayraklarını çekiyorlar.
isyanı bastırmak için gönderilen ordunun başındaki tywin lannister, önce reyne hanesindeki her erkek, kadın ve çocuğu diri diri yakıyor ardından tarbeck hanesini yerle bir ediyor. resmen soykırım yapan tywin, bu başarısı ile birlikte deli kral aeris'in isteği ile kral eli oluyor.

şarkının gücünü kısa bir hikaye ile göstermek gerekirse eğer; tywin lannister, yıllar sonra casterly kayasına isyan etmeye kalkışan lord farman'a yalnızca bir ud ve elçi gönderiyor. elçi kabul salonunda castamere yağmurlarını çalmaya başladığı andan itibaren isyan başlamadan son buluyor.

--- alıntı ---

and who are you, the proud lord said,
that ı must bow so low?
only a cat of a different coat,
that's all the truth ı know.
ın a coat of gold or a coat of red,
a lion still has claws,
and mine are long and sharp, my lord,
as long and sharp as yours.

and so he spoke, and so he spoke,
that lord of castamere,

and now the rains weep o'er his hall,
with no one there to hear.
yes now the rains weep o'er his hall,
and not a soul to hear.

--- alıntı ---
devamını gör...

edit akbayram: kafatolog sağ olsun uyardı 1. sıraya yükselmiş. durduramıyoruz yükseliyor!*

üst edit: vay arkadaş ya inanmıyorum diyorsunuz bana.. e buna yani basuruna hacamat yaptırırken çay bardağı kaçtığına inanıyorsunuz da, buna mı inanmıyorsunuz canım!? *

şaka değil. buradan
ünlü yapımları geride bırakarak 2.sıraya oturmuştur.*
devamını gör...

benim için puslu kıtalar atlasının giriş cümleleridir.
ulema, cühela ve ehli dubara; ehli namus, ehli işret ve erbab-ı livata rivayet ve ilan, hikâyet ve beyan etmişlerdir ki, kun-ı kâinattan 7079, isa mesih'ten 1681 ve hicretten dahi 1092 yıl sonra, kostantiniye derler tarrakası meşhur bir kent vardı.
devamını gör...

'' türk milleti zekidir '' sözü...
devamını gör...

anısına. güncel gürsel artıktay ve benden.

www.smule.com/sing-recordin...
devamını gör...

black olani harry potter evreninde harry’nin vaftiz babasidir. animagustur, kendi istegi ile donusum gecirebilir.

--! spoiler !--
bellatrix lestrange tarafindan oldurulmustur.
--! spoiler !--
devamını gör...

asgari ücretle iş bulmak.
devamını gör...

bir tane vardı zamanla beslerdim ama zaman sonra yanaklarından apse çıktı içerisinde iltihaplar oluşmaya başladı veterinere götürdüm en az 1000 liraya mal olur ameliyat faldn yapılması gerek dedi bende maddi durumdan dolayı vaz geçtim en sonunda baktım resmen beyne kadar ilerliyor gibi delik oluşmuş bende internetten baktım iltihaba ne iyi gelir diye orada elma sirkesi iyi gelir diye yorumlar yazmışlar bende a101 den 2 liraya elma sirkesi aldım kedinin iltihablı yanaklarını bu sirkeyle bir hafta on gün yıkadım ve inanılmaz şekilde yaraları iyileşti ,yani veterinerin bin liraya mal olabilir dediği tedavi 2 liraya hemde ameliyatsız olarak kurtulduk allah'a şükür.
devamını gör...

bağırmak-çağırmak yerine; ergenken, odama çekilir walkmanden son ses müzik dinler rahatlardım... ne istikrarlıyım ki, +20 yıl geçse de ruhuma en iyi gelen şey müzik ve artık sinir yok... sadece ruhunuza en iyi gelen şeyleri bulun, tabi bunun için önce kendinizi tanımanız lazım.. çünkü o sinir vs. sadece size zarar, kimseye birşey olmuyor yani...
devamını gör...

bir hücrenin (özellikle nöronlar ve kas hücrelerinin, gelin biz buna excitable hücreler diyelim genel olarak) gelen uyarıya cevap verebilmeleri için aşmaları gereken eşik değer.

nöron üzerinden konuyu anlatacağım. altındaki fizyolojik mekanizmayı bilirseniz patofizyolojisini de anlamak daha kolay olur. nöron (ya da halk arasındaki ismiyle sinir hücresi) bir uyartıyı alıp ileten hücrelerdir, saçaklı bir sürü kolun yanında uzun bir tane daha özel bir kola daha sahiptir (multipolar nöron şeklini çiziyorum şu an size). şöyle bir şey
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
somaya (hücre gövdesi) bitişik olan kısa ve çok sayıda olan hücre çıkıntılarının her biri dendrit olarak isimlendirilirken uzun olan tek kol akson olarak isimlendirilir, bu da bizim konuyu öğreneceğimiz olayların geçtiği yer olacak.

bir nörona elektriksel sinyal ulaştığı zaman dendritten hücreye giriş yapar, hücre gövdesini geçer, daha sonra aksondan geçerek akson ucundan hücreyi terk eder. elektriksel sinyalden kastımız şehirlerarası enerji nakil hatları gibi elektrik taşınımı değil, membran depolarizasyonu denen olaydan bahsediyoruz. şurada görsel olarak görebilirsiniz ama teknik detaylarına gireceğim birazdan.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

resting fazda hücrelerin membran potansiyeli -70mv değerdedir. membran çift tabakalı bir yapıda olduğu için hücrenin içi ve dışındaki iyon konsantrasyonu birbirinden farklıdır. resting faz için konuşursak hücre içinde k+ (potasyum) iyonları fazlayken dışarıda na+ (sodyum) iyonları fazladır. bunun baş sorumlusu membranda yerleşik olan na+/k+ voltage-gated iyon kanallarıdır. bu pompalar, içeri aldığı her 2 potasyum başına 3 sodyumu dışarı atar. 10 potasyumu içeri aldığında içerideki net yük +10 olacakken dışarıya attığı 15 sodyumdan dolayı dışarısı +15 olacaktır değil mi, işte bu sebeple hücre içi dışından daha negatif yüklüdür (ayrıca bu pozitif yüklerin negatif counterpart iyonları falan da var), bu yüzden -70mv olarak resting membran potansiyeli bulunur (ki biz bu voltaj farklılığının bulunmasına polarizasyon diyoruz). siz "neden sıfır değil, hadi sıfır değilse neden negatif?" sorusunu sormadan bunu cevaplamış oldum böylece.

konumuza geri dönelim. membranda bulunan bu na+ pompaları, ilgili hücreye bir uyartı (stimulus) geldiği zaman aktifleşir, voltaja bağlı olarak açılır ve içeri küçük bir miktar na+ iyonu girmesine sebep olur. her bir pompa açılıp içeri iyon girişini sağladığında bölgesel olarak membran potansiyeli artar (-70mv resting fazından yukarı doğru çıkar. örneğin -60mv olsun) (ki biz buna depolarizasyon diyoruz).

uyartının soldan geldiğini düşünelim, en önce en soldaki voltage-gated kanalımız açılacak, bölgesel olarak bir voltaj değişikliği olacak ve sağındaki 2. pompa aktifleşecek, o da içeri aldığı iyonlar sayesinde ortamı daha yüksek voltaja sebep olacak, 3. olarak yine sağındaki kanal açılacak. neden, çünkü bir süre boyunca bu açılan kanallar açık kalmaya devam eder, o yüzden zaten açık olan kanalı bir daha açamazsınız. bu da bize iletimin tek yönlü olmasını sağlar. "neden tek yöne gidiyor, ya ulaşacağı yöne gitmez de hücrenin içinde yolunu kaybederse sinyal?" sorusunu da böylece cevapladık. ilk iki adımı şu şekilde çizdim (evet bunu ben çizdim), devamını anladınız varsayıyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu iletilen sinyal sonunda ne olacağını anlatmayacağım fakat hücrenin binbir emekle oluşturduğu bu voltaj gradiyenti görüldüğü üzre yok oldu. hücre içi na+ doluşmasıyla hücrenin iç yükü negatiften pozitife kadar çıkar, bu da fizyolojik dengenin (homeostasis) yeniden kurulmasını gerektirir. bu durumda devreye k+ pompaları girer, hücre dışına bütün k+ iyonlarını pompalar. hücrenin başlangıçtaki halinin tam tersini oluşturur gibi düşünün (na+ dışarıda k+ içerideydi, hatırlayın). dışarıdaki fazla potasyum iyonlarını hücre içine yine bu en başta bahsettiğim na+/k+ voltage-gated kanalları alır, her aldığı 2 k+ başına da 3 na+ dışarı atar. böylece başlangıçtaki denge tekrar sağlanmış olur (ki biz buna repolarizasyon diyoruz).

şimdi olayların en en en başına dönelim. uyartı hücremize geldi (bir molekülün hücre membranındaki ilgili bölgeyle etkileşmesine binaen başlayan değişiklikler silsilesi, daha doğrusu bu silsileyi başlatan ilk taş bizim uyartı dediğimiz), bir membran potansiyeli değişimi başlattı, dendritten akson başına kadar geldi. eğer eşik değeri geçerse bu sinyal akson boyunca iletilir (bu yukarıda anlattığım iyon değişimi mekanizmasıyla), eğer eşik değerin altında kalırsa iletim gerçekleşmez. görsel olarak göstermek gerekirse şöyle bir durumdan bahsediyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

şekilde gördüğünüz "trigger zone" bölgesinde belli bir membran depolarizasyonu gerçekleşmiş olmalı, membran yükü belirli bir değerin üstüne çıkmalı. eğer o değeri aşamıyorsa gelen uyartı hücre içinde sönümlenir ve bütün olay orada biter, değeri aşıyorsa nöron ateşlenir ve akson boyunca iletim gerçekleşir. işte saatlerdir dil döktüğüm aksiyon potansiyeli bu eşik değerdir.

elim değmişken bir minik örnek vereyim patofizyolojiye dair. ms ya da multipl skleroz hastalığını duymayan kalmamıştır artık sanıyorum. en başta verdiğim nöron figürüne tekrar bakalım,
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
dikkatinizi çekmek istediğim nokta aksonu saran "myelin sheath" yazan kapsüller. her kapsül aslında bir hücre, isimleri de "(gbkzl: schwann hücresi)". kendileri aldığınız kesite bağlı olarak şöyle görünür.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
fark edeceğiniz üzre bir aksonu çubuk gibi düşünürsek etrafını tamamen saran bir hücreden bahsediyoruz. schwann ve akson arasındaki boşluk (ve bu boşluğun içeriği) iyon değişimine izin vermediği için aksonal iletimde sinyal iletimi bu bölgeleri pas geçer. ne zaman ki bu schwann hücrelerinin başına bir iş gelir, parçalanır ya da ölürlerse altlarındaki akson açığa çıkar, bu da aksonun elektrik iletimini düzgün yapamayacağı anlamına gelir. sonucunda da çeşitli klinik tablolar ortaya çıkar.

kindred ile tıp101 dersimizin ilkini tamamladınız. sertifika için 1'e, ana menü için 0'a basınız, operatöre bağlanmak için lütfen bekleyiniz.
devamını gör...

ben pazardan ilk kez kitap almıştım,korsan diye bir bilgim yoktu o zamanlar,kitap satana kitapçı,simit satana simitçi denir diye ortalıkta dolandığım zamanlar ...eve gelipte kitabı okumaya başladığımda sayfaların farklı yerlerde olduğunu görüp,sayfa bulmaya başladığımda korsan kitapla tanışmış oldum,bu bana ders oldu sonra varsa param alıyordum,yoksa da almıyordum.
devamını gör...

mallara sorun olan durum. benim için değil. burası laik bir ülke. isteyen ateist olur isteyen budist. kimse karışamaz.
devamını gör...

bahçesinin olması.
devamını gör...

"kız yabancıya gitmesin'" mottosuyla yola çıkılan, bu birleşmeden vuku bulacak bebeklerin zihnen sağlık durumlarının ilk nesilde olmasa bile ilerleyen nesiller için endişe verici olduğu tıp alemi tarafından bas bas bağırılan ve fakat yine de tınlanmayan, kendi evine girme olayı.
devamını gör...

herkesin hissettiği ama ispat edemediği durum. acaba zamanla pet şişeden kaynaklanan kimyasal bir değişim filan mı oluyor diyeceğim ama yeni tarihli pet şişeden içseniz dahi tat farklı. sanırım cam şişede kimsenin bilmediği başka bir şeyler daha var.
devamını gör...

anlamlı sorulardan biridir.
bu zamanlarda kendimi dinliyorum.şu an ikimize de iyi gelen tek şey.
canım kendim.
devamını gör...

90'ların sonunda bir tane cinayet işlendi. yazıyla 1. yapanlar biz satanistiz o yüzden yaptık dediler. ve o olaydan sonra satanist avı başladı. reha muhtar ve savaş ay başta olmak üzere haberciler her gün satanistler şöyle kötü, böyle kötü, gençliğimiz nereye gidiyor temalı programlar yaptılar. emniyette satanist masası kuruldu. siyah giyinen, rock dinleyen herkes satanist muamelesi görmeye başladı. satanist demek de kedi kesen cinayet işleyen manyak demekti. yani halka ve devlete göre siyah giyiyorsan, saçın uzun ve küpe de takıyorsan sen sapık katilsin demekti.

ne demiştik satanist avı başladı ama ortada satanist yoktu. bir iki sene sürdü bu saçmalıklar ( uzun saçlıların dövülmesi, rock dinliyenlerin gözaltına alınması vb) sonra azalarak bitti. bitti ama ön yargılar yerleşti. halen satanist: kedi kesen katil. uzun saçlı rock dinliyen: satanist diye görür halkım.
devamını gör...

binlerce, milyonlarca, milyarlarca kalp var akıl var fikir var...
sevince hepsi tıkır tıkır.
"sol yanım" tabiri sevince kullanılır genelde lakin sevince tüm ruh tüm hücreler sevgi pompalamaz mı?
güzel bir şey olur, aklına gelir sevdiğin paylaşırsın. onu mutlu edeyim der fikir oluşturursun, düşünürsün. kalbin de aklına kanın yanı sıra seratonin de salgılar.
sevdiğim dersin, serotonin kaynağım, gülüşünü seversin, üzeni parçalamak istersin... seversin işte...
inansın, güvensin, seni bilsin, seni olduğun gibi her şeyinle kabul etsin istersin hatta kendinden ödün verirsin, kıyamazsın...
uzakta olsa da yanında hissettiğindir.
görmeden, gülüşüne tanık olmadan, elini tutamasan da sesin de her şeyi yaşatmak istersin.
şarkılarda, güzel olan her şeyde olur...
şimdi bunları hissettin yalan mı? yalan nedir ki? gerçek olmayandır. kalbim, aklım, ruhum, sevgim katiyen yalan olamaz.
...
sevgi, beraberinde tüm sorumlulukları sırtlanmayı göze almaktır. saygıdır, değerdir, inançtır, güvendir. zamanla olur sevgi. gittikçe güzeldir, gülümsetir.
yüreği sevmeye cesaret etmeyen sevmesin,sevilmesin neden mi? hak etmiyor...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim