doğmadan önce ne olduysa o olacaktır , yani koskoca bir hiçlik.
devamını gör...

(bkz: başlık şikayet etme)
kesinlikle acilen gelmesi gereken özellik. ikocum hızlandıralım şu işi pls.
devamını gör...

güney afrika cumhuriyeti'nin orta kısmında bulunan, eskiden "özgür orange devleti" olarak bilinen eyaletidir. yüzölçümü 129.825 km²'dir.
lesotho ülkesi ile sınırı vardır.
bloemfontein en büyük şehridir.
devamını gör...

papağanların konuşabilmelerini sağlayan ve bizim karşımızdaki esneyince esnememize neden olan mirror (ayna) nöronlardır.
devamını gör...

"en iyiyi ümit et, en kötüye hazırlıklı ol."
devamını gör...

bir kişinin düşüncesinin saçma/yanlış/saygısızca/cinsiyetçi olduğunu düşünmek veya belirtmek ne zamandan beri aşağılamak oluyor?
ha tabii sırf filozof, bilim insanı, sanatçı vb. diye körü körüne dediklerini takip etmeyi seçiyorsa bazıları, o başka*. işte asıl cahillik budur.

bir de kişinin kendi cinsiyetçiliğini beslediği için bu isimlerin cinsiyetçi söylemlerini gururla oraya buraya kopyala yapıştır yapan kişiler de var elbette. bence onlar hakkında konuşmaya bile gerek yok, tek yaptıkları ctrl+c, ctrl+v'ye basmak çünkü.

edit: bu da amacı cinsiyetçi söylemleri ctrl+c, ctrl+v yapmak ve sözlüğü cinsiyetçi başlık ve tanımlarla doldurmaya çalışmak olan yazara verdiğim ikinci ve son prim olsun.

edit 2: tarih; savaşlara, açlığa, doğal afetlere, reform-rönesans'a olduğu gibi ''cadı avı'' altında yakılan kadınlara da şahitlik etmiştir. kadınların tek yapması gerekenin ev işleriyle uğraşmak olarak görülen bir geçmişte, kadınların zihninin bilim, felsefe gibi konularla uğraşmak için uygun olmadığını söylemek, empatiden yoksunluk ve geniş çaplı düşünememektir. demek ki filozof da olsan tam manasıyla düşünemeyebiliyorsun. kadınların yaptıkları sabote ediliyor, birçok şeyden alıkonuluyor, diri diri yakılıp toprağa gömülüyor, ama çıkıp da insanlar ''kadınların zihni yetersiz'' diyebiliyor. yahu zihinlerini gösterebilecekleri fırsatı vermediniz ki. ama onlar yine de, tüm baskılara rağmen bir şekilde o kabuklarından çıkmaya çalışmayı başardı.

bu filozofların kurdukları cinsiyetçi cümlelerin üzerinden yüzyıllar geçti, 21. yüzyıldayız ve gururla bu sözlere hak verenler, körü körüne, reddetmeyi eleştirenler var. cinsiyetçiliğin kişileri ve toplumu geriye götürmekten başka bir şeye yaramadığını görebiliyorum. eğer bu körlükse, cinsiyetçiliğe hak verecek cümleleri görmeyi reddettikleri için gözlerimle gurur duyarım.
devamını gör...

(bkz: tigon)
(bkz: liger)
devamını gör...

bu insanlara yaşından küçük göründüğünü çevresindekiler söyler. herkes kimlik yaşını biliyor nihayetinde. genelde genetik faktörlerden kaynaklanır. benim yaşıma da inanmazlar ama anneme daha büyük tepki gösterirler. bir keresinde bir yerde annem olduğunu ispatlamak için kimliğini göstermiştik o derece yani oluyor böyle şeyler takmayın kafaya.
devamını gör...

klasik türk müziğidir. türk kültürüne has makamlı müzik türüdür. bülent ersoy zeki müren muazzez abacı müzeyyen senar gibi öncüleri vardır. severek dinliyorum bu kadar sakin bu kadar huzurlu bir müzik olamaz yahu çok seviyorum. özellikle eski bir dükkana girince radyodan duyuyorum müthiş bir zevk kaplıyor içimi esnaflar dinliyor mutlu oluyorum. bizim müziğimiz olması ayrıca çok hoştur.
devamını gör...

çok yoğun bir dönem geçiriyorum,
psikolojim çok bozuk,
ailemle sorunlarım var,
sen çok iyi birisin ama ben yapamıyorum, bu günlerde kendimi çok kötü hissediyorum,
seni gerçekten seviyorum ama kendimden emin olamıyorum,
sana yetemediğimi farkettim,
seni mutlu edemiyorum,
ben öyle çok arayan soran biri değilim zaten telefonu elime almıyorum,
aslında sürekli arayıp sürekli yanına gelebilirim ama korkuyorum...

gibi devam eden cümleleri içinde barındırır. sizi seven size ilgi göstermekten ve sizinle olmaktan mutlu olandır, unutmayın.
devamını gör...

devamını gör...

kendimi arıyor ve sorguluyor olmamdır.
devamını gör...

tanımların sahiplerini cnn-türk kanalına davet eder bu hükümet. bakınız türkiy televizyonlarında bilgiden yoksun, uç fikirli adamlar iş yapıyor. sizi keşfetmelerini beklemeyin, sizler başvurun!*
devamını gör...

yaşadıkları hayatlar arasında uçurum bulunan gençler.

ekonomik anlamda:

20'li yaşlardaki isviçreli, hollandalı, alman, belçikalı, fransız gençler dünyayı gezip, farklı kültürleri tanırlarken 20'li yaşlardaki türk gençleri dünyayı gezen yaşıtlarını youtube videolarından izliyor.

20'li yaşlardaki norveçli, danimarkalı, isveçli, finlandiyalı gençler üniversite okurken harçlıkları ile araba, playstation, bilgisayar alabilirken 20'li yaşlardaki türk gençleri bunları da en fazla youtube videolarından izliyor.

20'li yaşlardaki avusturyalı, ingiliz, italyan, ispanyol gençler organik gıdalarla beslenebilir, kırmızı et yiyebilirken 20'li yaşlardaki türk gençleri avrupa'nın gümrükten sokmadığı bol hormonlu ve sağlıksız gıdalarla besleniyor, kırmızı eti ayda yılda bir görüyor.

20'li yaşlardaki irlandalı, estonyalı, litvanyalı, çek gençler arkadaşlarıyla çıkıp barda, pubda gönlünce içip eğlenip partileyebilirken 20'li yaşlardaki türk gençleri ayda yılda bir barda iki bira içebiliyor. gerçi yasaklar sebebiyle artık bunu da yapamıyor.

sosyal anlamda:

20'li yaşlardaki avrupalı kadınlar istediği saatte sokaklarda özgürce dolaşırken 20'li yaşlardaki türk kadınlar ne yazık ki yurdumuzun çoğu yerinde geceleri tek başına sokağa çıkamıyor.

20'li yaşlardaki avrupalı gençler istediği zaman özgürce protesto yapabiliyorken 20'li yaşlardaki türk gençler protesto yaptığı zaman fetöcü, terörist, vatan haini, bölücü yaftası yiyor, polis şiddetine maruz kalıyor.

20'li yaşlardaki avrupalı gençlerin hayatlarında siyaset çok küçük bir yer tutarken 20'li yaşlardaki türk gençlerin hayatlarının bir numaralı gündemi çoğu zaman siyaset. çünkü ahmet hamdi tanpınar'ın da dediği gibi "türkiye evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olmak imkanını vermiyor."

20'li yaşlardaki avrupalı gençler festivallerde, bahar şenliklerinde dilediğince sosyalleşirken 20'li yaşlardaki türk gençlerin gidebileceği zaten az sayıda olan festival ve bahar şenlikleri her geçen gün birer birer yasaklanıyor.

aslında daha yazılacak çok şey var ama ben yazarken bunaldım. yazmak yerine bir görselle durumu özetleyeyim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şöyle açıklayayım amacımı, başlığa ait ilk tanımı okuyorum hoşuma gidiyor artılıyorum, sonra onun altındaki - yukarıdakinin aksi yönde olan- tanımı da beğeniyorum onu da artılıyorum, sonra bitene kadar birbiriyle çelişen çelişmeyen beğendiğim tanımların/bakış açılarının hepsini artılıyorum. daha sonra çok beğendiğim tanımın yazarına gidip diğer tanımlarını okuyorum, onlardan da beğendiklerimi artılıyorum. benim tanımlarımı artılayanların da tanımlarında gidip bakıyorum, ne yazmışlar, diye. onlardan da beğendiklerimi artılıyorum. sanırım kolay beğenen ve pekiştirmeye inanan biriyim.
devamını gör...

ya ben buna tarçınlı herhangi bi şey diye cevap vermek istiyorum.biliyorum çok fazla seveni var ama sahiden o kadar o kadar güzel kokuyo ki tadınca hayal kırıklığına uğruyorum bi türlü sevemedim ben. kokusu çok hoşuma gidiyo ama çıldıriciğim ifenim
devamını gör...

sevmediğim tiplerle özellikle akraba denen yaratıklarla bir arada olmak.araya çin seddi örsem de zaman zaman karşılaşınca sinirleniyorum.
devamını gör...

kazıklı maria
devamını gör...

"olmaz" demeyin oluyormuş...

ama korkmayın. dünya tarihindeki ilk ve tek bulaşıcı kanser vakası tazmanya adasındaki tazmanya canavarı' nda görülmüş. eskiden bir ara national geographic wild kanalında bu konu işleniyordu. vaka da yeni değil, 14-15 yıllık bir mevzu. ve gerçekten insanı hayret içinde bırakıyor.

olay şu: ilk başlarda ağız ve kafa bölgesinde çok acayip yaralar ve anormal büyümeler fark ediliyor bu canavarların. incelendiğinde görülüyor ki bunlar kanser hücreleri. sonra inanılmaz bir hızla tazmanya canavarlarının büyük kısmına yayılıyor. zavallıcıklar 3 ay içerisinde falan ölüyorlar. bilim adamları olayın şoku içerisinde araştırmalarına devam ettiklerinde, avlandıkları hayvanları inceliyorlar, onlar normal. ne onlardan bulaşmış ne de o av hayvanlarına bulaşıyor (ki zaten bulaşmaması lazım. sonuçlar normal yani). yavrularda da gözlenmiyor hiç kanser vakası. yetişkinliğe ulaşanlarda görülüyor. ama o kadar hızlı artıyor ki kanserli canavar sayısı, bir bayan bilim insanı bunun bulaşıcı olduğu kanaatine varıyor. dalga geçiliyor bu bayanla.

bayan azmediyor 2 yıl kanserli hücre örneklerini, hayvanların kromozom yapılarını falan araştırıyor ve canavarların birbirlerine kanser bulaştırdığını kanıtlıyor.

peki ama nasıl olur böyle bir şey? onu da buluyorlar...

şöyle: 1941'e kadar tazmanya canavarları avustralya'da ve başka bir takım yerlerde daha yaşamaktayken insanlar ve ringo köpeklerinin yüzünden nesilleri yok olmak üzereyken bir şekilde birkaç tanesi, tazmanya adası'na kaçırılıyor. ve dananın kuyruğu burada kopmaya başlıyor. o adaya sıkışıyorlar ve mecburen aile içi cinsel ilişkiye girmek zorunda kalıyorlar. aile çeşitliliği sıfır çünkü. ve o kadar izole yaşıyorlar ki son 15 yıl öncesine kadar, hayvanların kromozomları birbirlerine inanılmaz şekilde benziyor artık. neredeyse canavarların hepsi "aynı" oluyor.

zamanda bir yerde yaratıklardan birisi bir şekilde kansere yakalanıyor. bu yaratıklar olgunluk çağına geldiklerinde o kadar saldırgan ve kavgacı oluyorlar ki, o ilk kanserli olan canavardan beri, birbirlerinin etlerini ısırıp kanserli hücrelerini diğerine bırakıyorlar. ve işin hem bilimsel hem de şaşırtıcı kısmı şu ki: ısırılan hayvanın vücudu, kendi kromozomları ile ısıran hayvanın kromozomları aynı olduğundan, kanserli hücreyi kendi hücresi zannedip bünyesine alıyor. sonrası malum. o ona, o ona...

sonuç olarak, insan geliyor, hayvanları yerinden ediyor, doğal ortamlarından kovalıyor ve sonuç bu oluyor. bu güzel yaratıkların soyu bu hızla gider ise yakında tükeneceği söyleniyordu... neyse ki güzel bilim adamları var ve bunlar yavruları koruyup, cinsel birleşme ve anomalileri önleyecek çalışmalara başlamışlardı. artık ne oldu bilemiyorum sonrasını.

insan doğayı ve canlıları mahvediyor. ama aynı insan onu kurtarabilecek de tek canlı. vah dünyanın haline!

umarım bu güzel ve nadide yaratığı kurtarabilir insanoğlu.
devamını gör...

şu başlığı açan kim bilmiyorum ama kesinlikle nezaketten falan nasibini almamış biridir. birinin gününü güzelleştirmek yerine ortamdaki negatif enerji yayan insandır
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim