roxa
doğum günüsü kutlu olsun nice mutlu yaşlara.
devamını gör...
unutulmaz baba sözleri
" oğlum ! sen de bir gün baba olunca o zaman beni anlarsın "
devamını gör...
şiir başlığı açan yazarlar
kokuşmuş dünyada hala umut olduğuna inandıran yazarlardır. var olsunlar hep.
devamını gör...
skins
sıkı bir skins izleyicisi olarak katkıda bulunmak istediğim başlık.evet fazla izleyeni olmadı belki ama bu mükemmel bir dizi olduğu gerçeğini değiştirmez.en azından bir göz atın verdikleri toplumsal mesajlara bakın eminim ki beğenecek ve hak vereceksiniz.
devamını gör...
sadece normal sözlük kullanan yazar
hayatımda yazar olarak kullandığım tek sözlük burası oldu, burada yazmaya devam ediyorum. bir gün gelir de yazmayı bırakmışsam ya yönetim teşekkür etmiştir ya da hak vaki bulmuştur. başka yere de yazmam.
devamını gör...
sözlük yazarı olmaya normal sözlük'te başlayan yazar
beni de katın dediğim yazarlar topluluğu.
devamını gör...
gece gece akla dolapta bulunan yaprak sarmasının düşmesi
uykuyu kaçıran durumdur.üşenmeden kalkılır afiyetle yenir dişler fırçalanır ve huzurla uyunur.tabi yaz yaklastığında kaybolan karın kaslarının tekrar ortaya çıkması için epey bi emek harcamak gerekebilir.
devamını gör...
mix dergi sayı 1
öncelikle yazara cesaretinden dolayı tebriklerimi sunuyorum. çok önceden de söylemiştim; dergicilik kültürü çok zor ayakta duruyor. günümüzde blog sayfaları dahi dergilerden daha fazla okunabiliyor, bu nedenle, böyle bir zamanda dijital ortamda dahi olsa dergi çıkarma çabasına girmek oldukça mükemmel bir şey.
alacağı ürünü uygun alabilmek için fırsat kovalayan insanlar gibi, çeşitli boş zamanları kovaladım dergiyi çarçabuk okumak için. yazarın muhtemelen ilk tecrübesi olduğundan eksikleri vardı, bazı kelimeler olmaması gereken yerlere konmuştu, anlatım bozuklukları vardı vs. diğer türlü oldukça beğendiğimi söylemek istiyorum. özellikle edebiyatsever olarak kitap önerileri ve tiyatro önerileri kısmı beni aşırı etkiledi diyebilirim.
tasarım, ince detaylar, arka planlar, bilgiler... hepsi çok güzeldi. tekrar tebrik ediyor ve ikinci sayının erkenden gelmesini temenni ediyorum. bu tür şeyler bekletmeye gelmez efendim, üzmeyin bizi. *
22mayısgünüediti: yüzyıllardır ikincisini bekliyoruz. karambol garibim göremeden gitti.
alacağı ürünü uygun alabilmek için fırsat kovalayan insanlar gibi, çeşitli boş zamanları kovaladım dergiyi çarçabuk okumak için. yazarın muhtemelen ilk tecrübesi olduğundan eksikleri vardı, bazı kelimeler olmaması gereken yerlere konmuştu, anlatım bozuklukları vardı vs. diğer türlü oldukça beğendiğimi söylemek istiyorum. özellikle edebiyatsever olarak kitap önerileri ve tiyatro önerileri kısmı beni aşırı etkiledi diyebilirim.
tasarım, ince detaylar, arka planlar, bilgiler... hepsi çok güzeldi. tekrar tebrik ediyor ve ikinci sayının erkenden gelmesini temenni ediyorum. bu tür şeyler bekletmeye gelmez efendim, üzmeyin bizi. *
22mayısgünüediti: yüzyıllardır ikincisini bekliyoruz. karambol garibim göremeden gitti.
devamını gör...
en sevilen black mirror bölümü
birinci sezon 2. bölüm, sezon ve bölümünü hatırlayamadığım ama gerçek hayatta insanlar görüntü olarak engelleniyor ve karıncalı oluyordu. caddede yürüyorsunuz ve sansürlü onlarca insan. korkunçtu.
devamını gör...
ölmeden önce okunması gereken kitaplar
frank mccourt-angelanın külleri ve devam kitabı olan umuda doğru.tamamen kendi hayatını anlattığı bu iki kitap dünya çapında tanınmasına ve 50 yaşından sonra şöhret olmasına yol açtı..
devamını gör...
erdal eren
o hep 17 yaşında.
yaşını büyütüp idam etiler.
dar ağacı bile utandı, asanlar utanmadı..!
son sözleri "zavallı ve çaresiz biriymişim gibi ardımdan ağlamanız beni yaralar. hepinize özgür ve mutlu bir yaşam diliyorum."
edit: kötüsünüz kötü.
yaşını büyütüp idam etiler.
dar ağacı bile utandı, asanlar utanmadı..!
son sözleri "zavallı ve çaresiz biriymişim gibi ardımdan ağlamanız beni yaralar. hepinize özgür ve mutlu bir yaşam diliyorum."
edit: kötüsünüz kötü.
devamını gör...
singapur'da yaşamak
artık piyasa da olmayan ama ilk izlediğim gezi programı sonrası içimde hayalini kurduğum şey.
bunu yapabilenler aydınlatsa hiç de fena olmaz hani.
bunu yapabilenler aydınlatsa hiç de fena olmaz hani.
devamını gör...
is this it
strokes'un ilk albümü, garage rock'ın tekrar diriliş nidaları atmasına sebep olmuş, her kısmıyla aşmış bir albüm...
2001 yılında piyasaya sürülmüş bu albümün içind, is this it? isimli, albüme ismini vermiş bir tatlılık karşılar sizleri.
şarkı biter, the modern age başlar, daha ikinci şarkı başlamasına rağmen, nasıl bir albüm olacağını az çok tahin ettirmeye başlamıştır, oldukça hoş gitar tonlarına lou reed'e benzeyen sesiyle julian casablancas eşlik eder, ve çok hoş bir bas sesi vardır arkasaında, bir anda kendinizi kaptırır gidersiniz.
hemen ardından soma başlar, albümdeki en sevdiğim şarkıdır bu, soo-maa diye başlar, müthiş bir enerjiyle alır başını gider. strokes, yeni nesil garage rock'un dirilişindeki marşı yaratmıştır belki de bununla...
barly legal girer, kenarda köşede kalan şarkılardan biridir ama sahiden, kenarda köşede kalan şarkılar hep en güzel olanlar değil midir?
someday başlar, size günlerce "saaaaaamdey, saaamdey" diye bağırma nidaları aşılar bu tatlı şarkı.
hemen ardından alone together gelir, bu şarkının bas ritimleri yüzünden eminim ki bas gitar çalmak isteyeceksiniz.
albüm bitmeye yaklaşmışken, tadı damağımda kaldı gibi bir izlenim oluşur dinleyende, ama daha durun, fırtına en güçlü anına ulaşmaktadır aslına...
sololarıyla, bas ritimleriyle, her kısmıyla harika olan bir şarkı girer, last nite başlar. öyle güzel bir şarkıdır ki bu, bir zamandan sonra sizin en sevdikleriniz arasına girecektir, rahatlıkla.
hard to explain girer hemen ardından, ben bu şarkıya sekiz bit garage rock gözüyle bakıyorum. atari oynuyormuşum gibi hissediyorum bunu dinlerken
daha sonra da new york city cops çalar, bu şarkının sololarını dinledikten sonra elime gitarımı alıp garage rock yapmak istiyorum. nüğ yoork siri kaaaaaaaaaps ulan!
ritim yavaşlar, sizi alıp sürüklemeye devam eder ama, trying your luck başlar, sanki fırtına bitmiş, güneş açmış gibidir. kısa ama tatlı solosu vardır bu şarkının da... oh honey, that's ok...
sonra da bir çok insanın arctic monkeys coveri ile tanıdığı take it or leave it çalar, ama sevgili alex turner ne der şarkılarında? "hep strokes gibi olmak istedik.."
albüm biter, ama kafanızda uzun süre hep döner döner durur.
2001 yılında piyasaya sürülmüş bu albümün içind, is this it? isimli, albüme ismini vermiş bir tatlılık karşılar sizleri.
şarkı biter, the modern age başlar, daha ikinci şarkı başlamasına rağmen, nasıl bir albüm olacağını az çok tahin ettirmeye başlamıştır, oldukça hoş gitar tonlarına lou reed'e benzeyen sesiyle julian casablancas eşlik eder, ve çok hoş bir bas sesi vardır arkasaında, bir anda kendinizi kaptırır gidersiniz.
hemen ardından soma başlar, albümdeki en sevdiğim şarkıdır bu, soo-maa diye başlar, müthiş bir enerjiyle alır başını gider. strokes, yeni nesil garage rock'un dirilişindeki marşı yaratmıştır belki de bununla...
barly legal girer, kenarda köşede kalan şarkılardan biridir ama sahiden, kenarda köşede kalan şarkılar hep en güzel olanlar değil midir?
someday başlar, size günlerce "saaaaaamdey, saaamdey" diye bağırma nidaları aşılar bu tatlı şarkı.
hemen ardından alone together gelir, bu şarkının bas ritimleri yüzünden eminim ki bas gitar çalmak isteyeceksiniz.
albüm bitmeye yaklaşmışken, tadı damağımda kaldı gibi bir izlenim oluşur dinleyende, ama daha durun, fırtına en güçlü anına ulaşmaktadır aslına...
sololarıyla, bas ritimleriyle, her kısmıyla harika olan bir şarkı girer, last nite başlar. öyle güzel bir şarkıdır ki bu, bir zamandan sonra sizin en sevdikleriniz arasına girecektir, rahatlıkla.
hard to explain girer hemen ardından, ben bu şarkıya sekiz bit garage rock gözüyle bakıyorum. atari oynuyormuşum gibi hissediyorum bunu dinlerken
daha sonra da new york city cops çalar, bu şarkının sololarını dinledikten sonra elime gitarımı alıp garage rock yapmak istiyorum. nüğ yoork siri kaaaaaaaaaps ulan!
ritim yavaşlar, sizi alıp sürüklemeye devam eder ama, trying your luck başlar, sanki fırtına bitmiş, güneş açmış gibidir. kısa ama tatlı solosu vardır bu şarkının da... oh honey, that's ok...
sonra da bir çok insanın arctic monkeys coveri ile tanıdığı take it or leave it çalar, ama sevgili alex turner ne der şarkılarında? "hep strokes gibi olmak istedik.."
albüm biter, ama kafanızda uzun süre hep döner döner durur.
devamını gör...
en sevdiğin kişinin en sevdiği olmamak
can acıtan bir durum. zaten olabilitesi zordur ama olsa ne güzel olur.
devamını gör...
dünyada tek bir ülke olsaydı sanayisi almanlardan ordusu türklerden fahişesi fransızlardan olurdu
yalniz basligi acmak icin verilen emegi takdir etmemek elde degil.
devamını gör...
22 nisan dünya günü
dünya'daki kaynakları idareli kullanarak, çevreyi kirletmemeye özen göstererek, doğayla daha fazla zaman geçirerek daha sürdürülebilir yaşam için, farkındalıklar amaçlanan gün.
devamını gör...
en pisi pisine ölen ünlü
defne joy foster !
kadın pisi pisine gitti.
defne rahatsızlanınca ; birlikte olduğu ünlü erkek ; magazine malzeme olmamak için ambulans çağırmadı.
ve defne pisi pisine öldü.
aklıma geldikçe içim cızzzzz eder.
kadın pisi pisine gitti.
defne rahatsızlanınca ; birlikte olduğu ünlü erkek ; magazine malzeme olmamak için ambulans çağırmadı.
ve defne pisi pisine öldü.
aklıma geldikçe içim cızzzzz eder.
devamını gör...
yağmur ve kapalı hava seven insan
bu kişilere pluviofil denir. aslında tam olarak bir mutluluk değil de şöyle hüzünden doğan sevinç gibi bir his oluşur insanda. evet bu insan benim. yağmurlu ve kapalı hava , bir de toprak kokusu.. daha ne olsun.
devamını gör...
hayde
kazım koyuncu'nun 2004 yılında çıkardığı 2. ve son albümü olan o sene en çok satan kaset.
devamını gör...
