trt spor kanalında yayınlanan ve serkan yetkin’in sunduğu spor programıdır.

programın daimi yorumcusu daha önce hakkında bir tanım da yazdığım huysuz ihtiyar cem dizdar’dır.

şahsen bu programı fırsat buldukça izliyorum ve doğruyu söylemek gerekirse çok da keyif alıyorum izlerken ancak herkese hitap edecek bir program olmayabileceğini düşünüyorum. zira programda güncel olaylar güncel olmayan bir yaklaşımla tartışılıyor.

şöyle diyaloglarla karşılaşma ihtimaliniz var:

serkan yetkin: bir izleyicimiz soruyor: beşiktaş’ın mehmet topal transferi hakkında ne düşünüyorsunuz?
cem dizdar: sen hiç mi kitap okumuyorsun, size üniversitede bunları anlatmadırlar mı, sizin yarın duygunuz yok mu?
serkan yetkin: abi seyircimiz sormuş?
cem dizdar: sorulan her soruyu okumak zorunda mısın? biz bunu daha önce kafka’dan bahsederken konuşmadık mı?

ya da;

serkan yetkin: günaydın cem abi.
cem dizdar: diyalektik de mi bilmiyorsun sen serkan. her sabahın bir akşamı vardır. hegeller kovalasın seni.

serkan yetkin’in her sorusunun bir kontra atakla savuşturulduğu, hiçbir soruya asla tam olarak cevap alınamayan, felsefenin göbeğinin çatladığı ve izleyenlerin bitkisel hayata girme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı program izlenmesi zor da olsa oldukça keyifli.

serkan yetkin’in trt’den yıpranma payı talep etmesi gerekir zira cem dizdar kendisini bir boks torbası ya da stres topu olarak kullanmakta.

başlarda takip etmek zor gelse de zamanla program formatına alışınca ve bazı araştırmalar ve yan okumalar yapınca alışıyor insan.
devamını gör...

katıldığım bir başlıktır..
devamını gör...

bir yapının kendisini, çevresini veya bir parçasını içeren fotoğrafları elde etmeyi amaçlayan fotoğraf dalına mimari fotoğrafçılık denir. mimari fotoğrafçılıkta ana öğe binadır. editorial amaçla mimari fotoğraf çekilebildiği gibi binanın öncesi, sonrası vb. gibi teknik amaçlarla da mimari fotoğraf çekilebilir. mimari fotoğrafta insan detayı kullanmak ölçek olarak başarılı bir seçim olabileceği gibi ana amaç orjinal kareler olmaldır. mimari fotoğrafçılığın en etkili isimlerinden birisi frederick evans dır. fotoğraf çekmeden önce binanın her açıdan gözlemlenmesi, tripod, geniş açı lens, full frame makina, kısık diyafgram kullanımı, uv, polarize filtre kullanımı, doğal ışık içi doğru zaman ve açı seçimi, yapay ışık, difüzör ve reflektör kullanımı gerektiğinde yapılması gereken olmazsa olmazlardır. binanın çekilmeden önce detaylı gezilmesi, orjinal kurgunun yaratılması etkileyici fotoğraf elde etme şansını oldukça arttırır . unutulmamalıdır ki her gün önünden binlerce insanın geçtiği ( geçeceği), insnaların gözünün aşina olduğu binaları farklı bir dil ile anlatmak gerçek anlamda sanatsal bir fotoğraf elde etmek için tüm konsantrasyonunuzu vermenizi gerektirir. mimari fotoğrafçılıkta illa ufuk çizgisi gibi detaylara uymaya gerek yoktur. sınırların zorlanması etkileyici fotoğrafları doğurur.
devamını gör...

girilen ortamda 5 dakikada bir hatirlatilmazsa kanun yetmezligi sendromu yasatan durum.
devamını gör...

“hayatta yapılacak o kadar çok hata var ki, aynı hatayı yapmakta ısrar etmenin bir anlamı yok.” diyor sartre. zannımca haklı da.
devamını gör...

her yerde olduğu gibi sözlükte de fazlasıyla yaşanan bir durum. kadın yazarlarımızın engelle seçeneğini kullanmalarını şiddetle öneririm. elin abazanlarıyla mı uğraşacaksınız, tanım mı gireceksiniz?
devamını gör...

bir ahlaki eylemin iyiliğinin ölçütünün o eylemin faydalı olup olmamasıdır, diyen düşünce akımı. bence birçok sıkıntısı var.
kime fayda sağlayacak? oyun teorisi başlığında bahsetmiştim, bazen kendi çıkarlarımız ile karşıdakinin çıkarları çakışır. ya o çıkarlı çıkacaktır ya siz. böyle bir durumda pragmatizm maksimum kâr nasılsa onu yapın der. diyelim ki ya kendi çocuğunuz ya da 2 tane yabancı çocuk ölecek. kim kendi çocuğunu kurtarmaz ki? aynı pragmatizm fayda sağlamayan bilgi yanlıştır da der. yani pragmatist düşünürsek pragmatizm yanlıştır.başka bir durumda faydanın ölçülememesi de sıkıntı çıkarır. büyük uçak kazaları sonucunda onlarca yüzlerce insan ölür ama bu sayede uçak yolculukları çok daha güvenilir bir hal alır. şimdi bu kazalar iyi mi kötü mü?

ayrıca niyete hiç bakmaması ise saçmalıktır. inşaat çalışması yapan bir insanın bir taşı çatıda bırakması ve rüzgar nedeniyle başınıza düşmesi durumu ile kavga ettiğiniz kişinin başınıza taş atması pragmatizme göre aynı derecede kötüdür. halbuki birisinde yanlışlıkla yapılan bir kötülük varken diğerinde bilerek yapılan bir kötülük söz konusu.
devamını gör...

bazen manipülasyon yöntemi olarak da kullanılır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ilginç bir hava olayıdır. havada kar şeklinde başlayan yağış, yere düşerken yağmura döner fakat yer seviyesine yakın hava 0 derecenin altında ise yere temas eder etmez donmaya başlar. farkedilmesi zor olduğu için, yayaların veye araçların kaza geçirmesine, zarar görmesine sebep olabilir.
devamını gör...

internette aradım, bulamayınca da kendim bunu yapabildim. hakkınızı helal edin.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sevgili kafa sözlük yazarları, bugün dergimizi şereflendiren yazarımız cevizvaryersen ve yazısı bir garip hayal. kendisine bu güzel yazısı için teşekkür ediyoruz. bir solukta okunacak diğer güzel yazılara buradan ulaşabilirsiniz. umuyorum ki yazıları beğenir ve keyifle okursunuz.

siz de yazılarınızı [email protected] adresine göndererek yazınızı sözlük dergisinde yayınlayabilir ve sözlük dergisine katkı sağlayabilirisiniz.
devamını gör...

evin küçüğü olup koşturmaktan yeni buralara uğradım. tüm sözlüğün bayramını kutlarııım. büyüklerimin ellerinden öperim ve harçlık isterim korona falan dinleyemem yani. çikolataya da razı olabilirim belki. belki ama. küçük, minnoş diyordunuz ee hani? nerde benim pamuk şekerim, mendil arası harçlığım? nerdeee o eski bayramlar, aaah ah..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

trabzon'un en lüks caddesinde kocaman bir mağazası vardı. yanında da tifany&tomato vardı. benetton'a bakar bakar, tifany&tomato'dan kombin yapar çıkardık. çok pahalı idi. sene 90ların ortası. şimdi hiç ilgimi çekmiyor. o kadar çok marka var ki.
devamını gör...

sorular hep çalışmadığım yerden çıkıyor.
devamını gör...


"kadın bir erkeğe varmaz, kadın bir erkeğe verilmez ve bir erkek bir kızı almaz. almak, vermek; bu tabirler kadını kıymetten düşüren, ona en hakir mahiyeti veren şeylerdir. ve her şeyden evvel bu zihniyeti kadınlarımız kafalarından çıkarmalıdır. bilmelidirler ki iki cins birbiriyle hayatlarını birleştirirken yuvaya getirdikleri aynı kıymette şeylerdir ve koca mal sahibi değil, ortak, hayat ortağı demektir. bu hukuk müsavatı kadınlarımızın şuurunda yer ettikten sonra onların kuvvetli ve hakiki bir insan olmak için dimağı ve fikri sahada da yükselmek isteyecekleri tabiidir.
memleketimizin kadın ve erkeklerini, biri diğerini sürükleyen ve taşıyan değil, el ele ve aynı tempoda yürüyen iki mahluk olarak göreceğimiz günün uzak olmamasını dilerim."

devamını gör...

"bir gün bu ülkenin başucuna bir not yanağına da bir öpücük kondurup gideceğim. çok tatlı uyuyordun uyandırmaya kıyamadım diyeceğim."

"hayalim; küçük bir çocuğa ‘ne kadar seviyorsun' dediğinde, açıp elini iki yana ‘işte bu kadar' derkenki o masum sevgiyi bulmaktı."

"aynı kağıdın arka ve on yüzleri gibiyiz. sonsuza dek beraber; ama hiçbir zaman birbirlerini görmeyen."
devamını gör...

ağaç süslemenin ta şaman türk geleneklerinden geldiğini bilmeyenler var hala.

hadi ben türk değilim, ben bile bu bilgiye sahipsem türklerin dejenere olup kültürlerinin, arap kültürüne asimile olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ben genelde insanların ne ile meşgul olduklarına baktığım için, sadece iş olarak değil.. genel olarak vaktini ne için kullanıyor onu merak ederim.. farkettiğim yada üzerinde durduğum birşey değildir,
ama bazı erkeklerin sürekli uzun boylu seçimlerini farketmemek mümkün değil, mesela okan bayülgen.. (gayet rahat bir şekilde boyum 1.68 der ya, o rahat ve kendinden emin tavrı tekrar kendine hayran bırakır..) sanırım kısa boylu erkekler, fiziksel görüntü dışındaki konuları iyi kasıyorlar, yoksa bu hanımlar öyle böyle etkileyebilecekleri kadınlar değil, bknz. ronit gülcan, deniz akkaya.. kadınların neden yanındaki erkeğin kendinden daha uzun boylu olması gerekiyor? diye de şimdi beni düşündürmüştür..

burada ne için hep bu tercih yapılmıştır onu da düşündüm bak şimdi, yani aslında fesatlanmadan, herkesin beğendiği kadını oda beğenmiş de olabilir, ne yanidir, onun hakkı yokmudur..
yada özellikle yapılan bir gövde gösterisimidir..

çünkü kendimden biliyorum, bulunduğum her yerde, yani daha çok kız arkadaşlarımla, hep en uzun ben olduğumdan gıcık oluyorlar ve sürekli çok uzunsun bu ne böyle filan diyorlar, bende siz kısasınız diyorum, ama bu benim tercihim değilki.. öyle seçmiyorum insanları.. çok nadir benden uzun birinin yanında biraz vakit geçirince, hemen bu ne ya diyorum, bir cisim var ama yukardan bakıyor bana.. aşağıda olmak gerçekten kötüymüş, yukarıda olan kişiye karşı bir mağlubiyet hissettiriyor insana, istem dışı, bu garip birşeymiş..

son olarak daha öncede söylemiştim, insanlar birbirlerinin ruhundan etkilenirler aslında, gözleri çok güzel olduğu için değil kendisine baktığında verdiği duyguyu aldığı için, varsa kendisinde de bir duygu oluşacaktır, bacak boyundan bağımsız..
devamını gör...

cebimde bok taşıyıp suçsuz bir hayvancağıza iftira attım.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim