zaman tüneli
kimsenin takmadığı bir sözlükte kimsenin takmadığı bir yazar olmak
çok iyi hissettiriyor ne yalan söyleyeyim.
devamını gör...
kimsenin takmadığı bir sözlükte kimsenin takmadığı bir yazar olmak
hayatın olağan akışından bir tanesidir.
devamını gör...
bağlama
ömrümü yedin....
devamını gör...
üstteki yazarın kişisel iletisini yorumlama
kaybedeni elli metreden fark etmek kolay da, kazananı yakından tanımak daha zor.
devamını gör...
saçma sapan soruları kabul ettirmek için meblağ yükseltmek
aaaa. bu konuda çok iddialıyımdır.
size öyle iğrenç şeyler söyler ve o kadar yüksek meblağlar veririm ki -bonkörümdür- o şeyi yapardım demeden masadan kalkamazsınız.
50 bin liraya acuna parmak attırmayı kabul ettirdiğim arkadaşım var. ekonomik durumuna göre ekstrem şeylere ödemeniz gereken miktar değişiyor işte. 50 ye göt gitti mesela. tl bir de. yazık.
size öyle iğrenç şeyler söyler ve o kadar yüksek meblağlar veririm ki -bonkörümdür- o şeyi yapardım demeden masadan kalkamazsınız.
50 bin liraya acuna parmak attırmayı kabul ettirdiğim arkadaşım var. ekonomik durumuna göre ekstrem şeylere ödemeniz gereken miktar değişiyor işte. 50 ye göt gitti mesela. tl bir de. yazık.
devamını gör...
üstteki yazarın kişisel iletisini yorumlama
marjinal bir psikolog sanırım..
devamını gör...
bim sözlük olsa alınabilecek nickler
beklenengelmezhiçbimzaman
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının sınıflarındırması
#4024133
asıl merak ettiğim şu: sınıflandırmayı yapan, kendi yaptığı sınıflandırmanın hangi şıkkında yer alıyor? yoksa kendini sınıflandırmanın dışında mı görüyor…
(bkz: öz gönderim (self-reference ))
asıl merak ettiğim şu: sınıflandırmayı yapan, kendi yaptığı sınıflandırmanın hangi şıkkında yer alıyor? yoksa kendini sınıflandırmanın dışında mı görüyor…
(bkz: öz gönderim (self-reference ))
devamını gör...
kalp atışları ve çelenk
bir şiir! ve mahfuz şarkısıdır. tüm beat boyunca duyduğunuz bir kalp atış sesi var tahmin edebileceğiniz üzere ve tam bitiyor gibi oluyor ama bitmiyor şarkı. garip bir tınısı var. bazı şarkılar beni rahatsız ediyor bu da onlardan biri diyebilirim. yani bu rahatsızlık hissini seviyorum. güzeldir, dinleyiniz.
sözleri şu şekildedir;
umudum kalp atışları doğmamış bir bebeğin
yalnızca gülümseyip dinlemeyin, irdeleyin
neden bu dünyaya gözlerini açmak hep
karanlık bir deneyim, aydınlık bi zirve değil?
isyanım kalp atışları küçük bir çocuğun pek yaramaz
yalnız olmak ister bu cehennemde tek kalamaz
oyunlar oynar fakat zevk alamaz
peşindedir büyümek denen gözü pek canavar
korkum kalp atışları sınavda terleyen bi talebenin
kan ve gözyaşıyla uyudu üstünde bir kanepenin
ikinci bir şansı yok; tek atışta aşmalı
surlarını önüne dizdikleri kalelerin
ölüm kalp atışları yorgun bir bedenin son anları
ayakların yorulsa dahi ruhun yol almalı
ve zihninde yalnız tek bi soru
tanrı nasıl serinkanlılıkla izliyor bu olanları?
kalp atışları
ne zaman biteceğini bilmediğin bi şarkıdır
kalp atışları
uykudayken dahi dinlediğin bir haykırış
kalp atışları
ne zaman biteceğini bilmediğin bi şarkıdır
kalp atışları
ayakta kalmak için güzel olan ne varsa durma ona dayan
mesela hala çocuklar var uçurtmalar kovalayan
küfret! bu korkularını yenmek ekseninde ilk adım
neşeyle dans ediyor sekseninde bir kadın
hayat dakikada yüz defa yolculuk
daima tependen bakan şu gri feza korkutur
şehir dudaklarına birkaç ani veda kondurur
sokak lambalarına nasıl ödersin vefa borcunu?
söyle!
mezarda son bulan
bi melodidir bu susmasından korkulan
fotoğraflar "bu gülüş nasıl gider tanrım?" diye sorgular
güçlü kadınlar ayakta zor duran
güneş terk eder er ya da geç karla kış kalır
geniş sokaklarda insanların dar bakışları
ellerindeki kan zar atarken uğruna dua ettiğin şansa sıçradı
ve şimdi tek servetin
kalp atışları
ne zaman biteceğini bilmediğin bi şarkıdır
kalp atışları
uykudayken dahi dinlediğin bir haykırış
kalp atışları
ne zaman biteceğini bilmediğin bi şarkıdır
kalp atışları
bana kinimin üstünden bakmak kolay
mesele nerde durmak istediğini bilmektir, güdün verir onay
ancak yalnızlar iletişirler, bilirler
tehlikeli fikirler tasmasız boyunlar ister
mantığın zehri bulandırdı zihnimi
iç dünyamız yerle birken mutlu olma devinimi
bilincim kayıp ada, suskun olmak ilelebet
birkaç saat geçirerek bir ömürlük hüzüne denk
hangi asır? hangi tarih? hangi gündü? unuttum
tavanım gökyüzü, tabanım yer yuvar bu kuruntum
bu anlamsızlık anlamımdır artık "ne manası var?"
kinimi bir küfür gibi rüzgarlara savurdum
sorunsa buymuş; bu uyumsuzluk huyummuş
kuyumda uyurken duyulmuş bundan emir buyurdum
gururum ayağa paspas, huzursuzluk ağrıtır
bu ne zaman biteceğini bilmediğin bi şarkıdır
kalp atışları
ne zaman biteceğini bilmediğin bi sıkıntıdır
kalp atışları
evrenin sinem ile bağlantısı durulmalı
kalp atışları
ne yaptımsa hep ben yaptım, hiç bir anda utanmadım
kalp atışları
hayatı tepetaklak olan ruhlar ölümün adını denge koyar
iki delirmiş adam bir karanlık evde doyar
birisi sevgilisini zevkle soyar
birisi duvarlarını kör bi kedinin en sevdiği renge boyar
düzensiz her akşamda üzen bir telaş
şehre bağırarak küfretmek için güzel bir teras
bir sabah ayazının en zor anında buldum seni
kendimi yok etmek yollarındayım, durdur beni
aksi halde dizlerim çok kanayacak bu dik yokuşta
ellerim fail-i meçhuller kadar pis sonuçta
teselliler hayata devam etmek için inanıyormuşcasına
sarıldığımız yalanlardır, hiç konuşma
bırak öpeyim çirkin dudaklarını gerçekliğin
nasılsa insanım iki yüzlülüğün her şekliyim
silinişi seyrederken nice rengin
başında bekliyorum bi çelengin
başında bekliyorum bi çelengin
başında bekliyorum bi çelengin
başında bekliyorum bi çelengin
silinişi seyrederken nice rengin
başında bekliyorum bi çelengin
sözleri şu şekildedir;
umudum kalp atışları doğmamış bir bebeğin
yalnızca gülümseyip dinlemeyin, irdeleyin
neden bu dünyaya gözlerini açmak hep
karanlık bir deneyim, aydınlık bi zirve değil?
isyanım kalp atışları küçük bir çocuğun pek yaramaz
yalnız olmak ister bu cehennemde tek kalamaz
oyunlar oynar fakat zevk alamaz
peşindedir büyümek denen gözü pek canavar
korkum kalp atışları sınavda terleyen bi talebenin
kan ve gözyaşıyla uyudu üstünde bir kanepenin
ikinci bir şansı yok; tek atışta aşmalı
surlarını önüne dizdikleri kalelerin
ölüm kalp atışları yorgun bir bedenin son anları
ayakların yorulsa dahi ruhun yol almalı
ve zihninde yalnız tek bi soru
tanrı nasıl serinkanlılıkla izliyor bu olanları?
kalp atışları
ne zaman biteceğini bilmediğin bi şarkıdır
kalp atışları
uykudayken dahi dinlediğin bir haykırış
kalp atışları
ne zaman biteceğini bilmediğin bi şarkıdır
kalp atışları
ayakta kalmak için güzel olan ne varsa durma ona dayan
mesela hala çocuklar var uçurtmalar kovalayan
küfret! bu korkularını yenmek ekseninde ilk adım
neşeyle dans ediyor sekseninde bir kadın
hayat dakikada yüz defa yolculuk
daima tependen bakan şu gri feza korkutur
şehir dudaklarına birkaç ani veda kondurur
sokak lambalarına nasıl ödersin vefa borcunu?
söyle!
mezarda son bulan
bi melodidir bu susmasından korkulan
fotoğraflar "bu gülüş nasıl gider tanrım?" diye sorgular
güçlü kadınlar ayakta zor duran
güneş terk eder er ya da geç karla kış kalır
geniş sokaklarda insanların dar bakışları
ellerindeki kan zar atarken uğruna dua ettiğin şansa sıçradı
ve şimdi tek servetin
kalp atışları
ne zaman biteceğini bilmediğin bi şarkıdır
kalp atışları
uykudayken dahi dinlediğin bir haykırış
kalp atışları
ne zaman biteceğini bilmediğin bi şarkıdır
kalp atışları
bana kinimin üstünden bakmak kolay
mesele nerde durmak istediğini bilmektir, güdün verir onay
ancak yalnızlar iletişirler, bilirler
tehlikeli fikirler tasmasız boyunlar ister
mantığın zehri bulandırdı zihnimi
iç dünyamız yerle birken mutlu olma devinimi
bilincim kayıp ada, suskun olmak ilelebet
birkaç saat geçirerek bir ömürlük hüzüne denk
hangi asır? hangi tarih? hangi gündü? unuttum
tavanım gökyüzü, tabanım yer yuvar bu kuruntum
bu anlamsızlık anlamımdır artık "ne manası var?"
kinimi bir küfür gibi rüzgarlara savurdum
sorunsa buymuş; bu uyumsuzluk huyummuş
kuyumda uyurken duyulmuş bundan emir buyurdum
gururum ayağa paspas, huzursuzluk ağrıtır
bu ne zaman biteceğini bilmediğin bi şarkıdır
kalp atışları
ne zaman biteceğini bilmediğin bi sıkıntıdır
kalp atışları
evrenin sinem ile bağlantısı durulmalı
kalp atışları
ne yaptımsa hep ben yaptım, hiç bir anda utanmadım
kalp atışları
hayatı tepetaklak olan ruhlar ölümün adını denge koyar
iki delirmiş adam bir karanlık evde doyar
birisi sevgilisini zevkle soyar
birisi duvarlarını kör bi kedinin en sevdiği renge boyar
düzensiz her akşamda üzen bir telaş
şehre bağırarak küfretmek için güzel bir teras
bir sabah ayazının en zor anında buldum seni
kendimi yok etmek yollarındayım, durdur beni
aksi halde dizlerim çok kanayacak bu dik yokuşta
ellerim fail-i meçhuller kadar pis sonuçta
teselliler hayata devam etmek için inanıyormuşcasına
sarıldığımız yalanlardır, hiç konuşma
bırak öpeyim çirkin dudaklarını gerçekliğin
nasılsa insanım iki yüzlülüğün her şekliyim
silinişi seyrederken nice rengin
başında bekliyorum bi çelengin
başında bekliyorum bi çelengin
başında bekliyorum bi çelengin
başında bekliyorum bi çelengin
silinişi seyrederken nice rengin
başında bekliyorum bi çelengin
devamını gör...
saçma sapan soruları kabul ettirmek için meblağ yükseltmek
sanıyorum bu, lise dönemi erkek dünyasındaki “5 milyon dolar verseler…” sorusuna denk geliyor.
devamını gör...
saçma sapan soruları kabul ettirmek için meblağ yükseltmek
bir video izlerken doksanların ünlülerinden olan ama bugün dökülmüş, kırışmış o yaşlı ünlüye denk gelirsiniz. önce arkadaşlarınız ''bu adamın gençliği neymiş böyle, bir de şimdiki haline bak...'' diyerek konuyu ısıtmaya başlar, aniden insan iradesinin ne kadar satılık olduğu aklına gelir ve o kutsal hamleyi yaparsın.
''bu adamın şu anki haliyle çıkar mıydın?'' sorusunu sorarsın önce cevabı bildiğin halde, arkadaşının hayır diyeceği tonlamayı bile kestirmişsindir, aslında alacağın cevap seni asıl noktaya götürecektir... tok bir ''hayır...'' sonrası asıl mevzu başlar.
''peki 500 bin verseler on gün çıkar mısın?'' diye yüzünde pis bir gülümsemeyle sorarsın, gelecek cevaplara göre meblağ yükselir, kabul edileceklere göre de iğrençlik seviyesi artar... konu sevgili olmaktan sevişmeye, fantezilerden bok yemeye kadar ilerler.
''bu adamın şu anki haliyle çıkar mıydın?'' sorusunu sorarsın önce cevabı bildiğin halde, arkadaşının hayır diyeceği tonlamayı bile kestirmişsindir, aslında alacağın cevap seni asıl noktaya götürecektir... tok bir ''hayır...'' sonrası asıl mevzu başlar.
''peki 500 bin verseler on gün çıkar mısın?'' diye yüzünde pis bir gülümsemeyle sorarsın, gelecek cevaplara göre meblağ yükselir, kabul edileceklere göre de iğrençlik seviyesi artar... konu sevgili olmaktan sevişmeye, fantezilerden bok yemeye kadar ilerler.
devamını gör...
banyodan sonra giderde biriken saç yumağından canlı üretmek
saç yumağı ex machina
devamını gör...
uçması muhtemel yazarlar veri tabanı
inş (bkz: poine)
devamını gör...
bim sözlük olsa alınabilecek nickler
(bkz: mimitbeeykasaa)
devamını gör...
üstteki yazarın kişisel iletisini yorumlama
hayvanların zarar görmemesi içimi rahatlattı.
devamını gör...
üstteki yazarın kişisel iletisini yorumlama
neyse o.
devamını gör...
üstteki yazarın kişisel iletisini yorumlama
tecrübeli birisi.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının sınıflarındırması
dayim benim beni hangi sinifa soktun
devamını gör...
üstteki yazarın kişisel iletisini yorumlama
nicki, vize sorusunun cevabıymış.
devamını gör...
bülent ersoy'un bebek emzirmesi
saplı sultanlara özel ilgisi olan müteveffa sanatçımız fikret hakan'la oynadığı 1984 tarihli acı ekmek filminde diva bülent ersoy rol icabı bebek emzirmiştir. zaten diva bu filmde bir süt anneyi canlandırmıştır. diva'nın haşmetli memelerinden kana kana içen bebeğin adı serkan olup seneler sonra şarkıcılığa başlamıştır. (diva effect ). işte o dehşetengiz ve tarihi an,
devamını gör...