zaman tüneli



slayer, şarkıyı hediye etmeli bu gruba.
devamını gör...

seviyorum bu sarı gafayı ya vb. laflar eden geri zekalı dangalak çomar troll yuvası yerdir.
devamını gör...

ankara'da cezaevinden izinli olarak çıkan şahıs; 8 yaşındaki kızını, boşanma aşamasındaki eşini ve annesini öldürdükten sonra intihar etti.

kafasında kaskla kargocu kılığında boşanma aşamasındaki kadının ikamet ettiği eve gittiği iddia ediliyor.

*olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
devamını gör...

seküler milliyetçiliğin youtube mecrasındaki iki çok izlenen figürü üzerinden bu ideolojinin söylemlerine, kendilerinin kesişim kümesi içerisinde ve dışında yer alan özelliklerine göz atalım. ortak noktalar çok bariz,

- seküler milliyetçi bir muhalif tarz.
-sadece solcu veya etnik kürtçülere karşı değil, muhafazakar değerleri sorgulama, devlete eklemlenmiş dini yapılara sert eleştiriler.
- orta sınıfın kasıtlı olarak zayıflatıldığına dair argümanlar.
- keskin mülteci karşıtlığı
- farklı dozlarda ironi ve aptallıkla dalga geçme tarzı mizah
- popüler kültür eleştirisi
- iç güvenliği ön plana alan otoriter devlet vurgusu

peki farkları nedir ?
- tolga turan partili siyasetten pek umutlu olmasa bile köken olarak ülkücülükten geldiğini belli ediyor. dolayısıyla kurtuluşun yine mevcut milliyetçi kitleye bayraktarlık yapabilecek mhp dışı daha seküler bir parti tarafından sahiplenilmesini bekliyor. fikrinin iktidara gelmesini istiyor. öte yandan bir partiye angaje değil. iyi parti'nin bunu başarabilme potansiyeli olduğunu belirtiyor. öte yandan zafer partisi'nin oldukça problemli bir işleyişe sahip olduğunu ve fikir kulübünden öteye geçemediğini mealen ifade ediyor. efe aydal ise partili bir milliyetçi harekete göz kırpmıyor. daha çok mevcudu seküler milliyetçi tarzda eleştiriyor. nadiren çözüm getiriyor.

- tolga turan muhtemelen daha muhafazakar bir aile yapısından geliyor. yetiştiği yer mersin olsa da aslen yozgatlı ve ülkücü damardan geldiği belli. buna mukabil laikliği ismen zikretmese de seküler milliyetçilik ve neo ittihatçılık savunusuyla, ülkücülerin türk -islam sentezi'nde net bir şekilde ayrıldığı da açık. yerleşik dini inanışlara açık bir eleştiri getirmemekle beraber türklüğün, islamcı siyasetten arındırılması pozisyonunda olduğu görülmekte. öte yandan efe aydal belli ki pek muhafazakar bir aile yapısından gelmiyor. daha kentli bir milliyetçi çizgide. taşra değil metropol milliyetçisi. kısmen öjeniye göz kırpan üstünlükçü bir bakış açısı da var. ancak bu üstünlükçülüğü '' türk olan ve olmayan'' üzerinden dile getirmiyor. daha çok kendi fikrinde olanları elit ve haklı pozisyonuna oturtan deskriminasyona açık bir üstünlükçülük. kişileri toplumda sundukları katkı ve fikirsel değerleri üzerinden kıymetlendiriyor. bu meyanda ayn rand'a yakınsayan bir damar da var.

- tolga turan doğrusuyla yanlışıyla çözüm odaklı konuşuyor. efe aydal'ın söylemleri ise bir çeşit kıyamet habercisi görünümünde. üstenci ve nihilist. duygu durumları da bu fikirleriyle uyumlu. tolga turan heyecanlı, sabırsız, öfkeli, tikleri olan, yoğun bir nikotin bağımlılığı gösteren karakterde. aksi düşünce ve eleştirilere çok tahammülsüz. argümanının yetersiz kaldığını hissettiğinde hakarete başvuruyor. efe aydal son derece soğukkanlı, laf sokmayı seven, sosyopatik bir görünüm veriyor. ikisi de siyasal gücü elde etse farklı şekillerde tehlikeli kararlar alacaklarına dair ipuçları veriyorlar.

- ikisi için de doktriner manada faşist denememekle beraber tolga turan'ın mussolini hakkında olumlu söylemleri var. efe aydal sanki politikayı bir renk olsun diye yapıyor. onun daha ziyade sınıfsal üstünlükçü bir yönü var ve öfkesini ifade etmedi siyasilerin hatalarından bahsediyor. tolga turan ise direkt bir homo politicus gibi konuşuyor.
devamını gör...

önce yağmur vardı, ahmakları marine eden türden.
sonra çukurlara göllendi, yayalara ömür törpüsü türünden.

günaydın sözlük!

günümüz; severek, sayarak yaşanacak bir gün olsun, başka türlüsü zor.
devamını gör...

bunun üzerine derin derin konuşabilirim fakat herkesin anlayabileceği seviyeye indirgemenin daha doğru olduğu kanısındayım.

sezgileri kuvvetli ve hisleri açık bir kadın olarak şunu söyleyebilirim: felsefi görüşünüz, dini inancınız ne olursa olsun bazı ruhani gerçekliklerin olduğunu kabul etmek gerekiyor. - inancınız olmasa dahi, bilimin ortaya attığı tanımı ile "metafizik" olgusuna karşı " %100 uydurulmuş, öteki varlıkların yaşamadığı ve hiç olmayan bir taraf" şeklinde yaklaşılmamalıdır. bu sizi psikolojik ve duygusal açıdan zayıflatır ve bilinmeyene karşı savunmasız hale getirebilir.


insanların görmekle yükümlü olduğu somutla, göremediği soyut taraf vardır. bazı insanlar somut ile soyut arasında dengede durur, iki tarafıda allahın verdiği izin dahilinde görebilir. bunlara genelde toplum "pşisikler- medyumlar- hocalar- hüddamlar vb" der. her kültürde bu tarz geçirgen insanların adı ve tanımı farklıdır ama sonuç değişmez. "görebilenler."


şimdi büyü maalesef ki varlığı kutsal kitabımızda açıkca onaylanmış bir olgudur ve affedilmeyecek günahlar listesindedir.

"büyüyü yapanında - yaptıranında çok ciddi günaha girdiği ve affının olmadığı" ifade edilir. sebebi şudur: büyü genelde bu yukarıda bahsettiğim "görebilenler" grubuna dahil insanların, sahip oldukları bu yeteneği kötüye kullanmaya karar vermesiyle ortaya çıkar. büyüyü yapabilmek için her iki tarafıda belirli düzeyde bilen, büyünün tüm süreçlerine hakim biri gerekir. bu kişiye başvuran aptal insanlar( çünkü birinin kişisel iradesine ve kaderine zorla el koymak, direkt tanrı'nın kuluna tanıdığı iradeyi bağlamaktır. kimse başkasının kaderini ele geçirmeye hakkı olduğuna inanacak kadar şuursuz olmamalıdır) büyüyü yaptırırlar.

büyü çok günahtır çünkü genelde somut olanla( burası gördüğümüz dünya) metafizik boyut denilen( herkesin görmesine izin verilmemiş o ruhani tarafın) birbirine bağlanmasına olanak tanır. iki dünya arasında kötülükle kurulan bir köprü görevi görür ve çoğu büyü şeytani duygularla yapıldığı için( kin- kıskançlık- nefret- sevenleri ayırma- aileyi dağıtma- öldürme isteği vb) kötü varlıklar aracı olarak kullanılır. çoğu zaman bu kötü varlıklar hedefte olan kişiye bağlanır ve batı buna "possed ve haunted" derken biz "musallat" deriz.

süreç büyünün tipine, yapılış amacına göre değişir fakat bir varlık bilinçli musallat edilirse( musallat edilen bu varlığa batı veya hristiyan toplumlar "şeytan" , biz "cin" deriz), kişiye kimsenin görmediği bir takım şiddetli dadanmalar başlar.

rüyalar- uyanıkken görülen varlıklar- tehditler ve daha bir çok sadece büyünün yapıldığı kişinin görebildiği ekstra korkutucu deneyimler ortaya çıkmaya başlar hatta bazen büyü için hedef gösterilen ve musallata maruz kalan kişinin bedeninin ele geçirildiği durumlar ortaya çıkabilmektedir. hristiyan toplumlar buna "possession" diyerek kiliselerden "şeytan çıkartma" talep ederler. bizde ise, usul bilen bir hocaya gidilir ve "cin çıkartma" talep edilir.


bu bir üst paragrafta bahsettiğim nokta ateistler / daha gözle görülebilene inanmayı tercih eden toplumlar ile dindar kesimi/ dinlerin içeriğini bilen standart / seküler insanları / psişikler dediğimiz ama yeteneğini kötülüğe kullanmayan insanları genelde karşı karşıya getirir çünkü bilime inanan taraf bunu "psikolojik bozukluk( genelde şizofreni veya dengi bir bozukluk)" olarak tanımlarken dindarlar ve din tarihini bilen insanlar " hedef gösterme sebebiyle( büyü) gelişen musallat" olarak tanımlar.

genelde, çoğunlukla ikincisi çıktığını düşünüyorum. büyüyü yapan kişi- yaptıran kişi bir şekilde ortaya çıkartıldığında veya büyünün muskası bulunduğunda, büyü bir hoca tarafından çözülür ve gerekli diğer işlemler yapılarak kişi tüm hayatına sıkıntısız geri kavuşur.( islam inancında)

hristiyanlıkta kilise süreci farklı yönetir ama amaç yine musallatın bitirilmesidir.

fakat... mağdur taraf için süreç böyleyken, hem büyüyü yapan hem de yaptıran için hayat ve ölüm soru işaretidir. tanrı'nın onlar için getireceği adalet konusunda tir tir titremek gerekir.

size kur'an-ı kerim'de büyü ile alakalı var olan ayetler- hadisleri toplu olarak ekte yönlendiriyorum. okuduğunuzda, ne kadar büyük günah olduğunu anlarsınız.

link : www.kuranvemeali.com/buyu-b...

kısaca: uzak durun. size kısmet edilmeyen, sizin değildir. zaaflarınız( kötü duygularınız) sizin sınavınızdır. kontrol etmeniz gerekir, aracı bularak işkence çektirtmeniz değil.

not: "madem büyü bu kadar günah, tanrı neden yapılmasına izin veriyor? " diye sorabilirsiniz. kendimce şöyle düşünüyorum:

şeytanla var olan savaş, dünyanın sonuna kadar sürecek. bu yüzden insana ölümüne kadar seçim hakkı sunulur. her konuda kötülüğe yönelmek bir seçimdir. insan açıkca kurallarla uyarılır. buna rağmen, kötülük yapması bir seçimdir. yani büyü bir seçimdir. affının olmadığı bilindiği halde yapılması yine bir seçimdir.

tanrı sizi her türlü seçimi yapmanız için özgür bırakır. bu kadar derin özgürlükte, günahı seçmemeniz gerekir. ayrıca, tanrı büyünün yapıldığı kişiyi korur. büyüye maruz kalan kişi sadece tanrı'nın varlığına sığınmalıdır. hiçbir büyü tanrı'nın gücünün üstünde değildir.


tanrı'ya karşı , şeytan bir hiçtir.
tanrı'nın sizi koruduğu bir savaştan sadece siz sağ çıkarsınız.

büyüden korkmayın ama yapan ve yaptıranın sonundan korkun.
devamını gör...

korkunç bir yetenek..

devamını gör...


iktidarın “yeni sistem” adı altında hazırladığı yasa taslağı, halkın oyuyla seçilen yerel yönetimleri pasifize etmeyi hedefliyor. bütçeler valilik onayına, imar yetkileri ise merkezi kurullara devrediliyor.

***

türkiye’de nüfusun büyük bölümünün muhalefet belediyeleri tarafından yönetildiği bir dönemde, cumhurbaşkanı erdoğan’ın “yeni bir sistem hayata geçirmeliyiz” açıklaması siyasetin gündemine oturdu. kulislerde konuşulan yeni düzenleme taslağı; belediye bütçelerinin valilik onayına sunulmasından imar yetkilerinin merkezi kurullara devredilmesine kadar köklü kısıtlamalar içeriyor. muhalefet ise bu adımı “seçilmişlerin yetkisinin atanmışlara devri” ve “yeni bir kayyum modeli” olarak nitelendiriyor.



kaynak
devamını gör...

tartışmasız bir gerçektir ve her geçen yıl daha fazla insan oruç tutmaya başlamaktadır. tabii tüm dünyadaki hızla islam'a yönelişi daha da ivmelendirmektedir bu durum.

oruç demişken hatırlatalım; diğer tüm ibadetlerde olduğu gibi, oruç tutmanın da tüm ayrıntısı sadece kuran'da anlatılmaktadır:

www.kurandakidin.com/2011/1...
devamını gör...

bu başlığı açma sebebim gün içerisinde çok fazla su içmeyen ya da içmeyi sevmeyen yazar arkadaşlarıma alternatif çözümler sunabilmektir. boşuna açtığım bir başlık değildir, keza bu durumda olan arkadaşlarımla aynı döngüyü paylaştığımı ve bu döngüyü yeni yeni kırmaya başladığımı ifade etmek istiyorum.

çocukken inanılmaz şu içen bir kadın olarak, bilhassa iş hayatına girdikten sonra bu alışkanlığımı bıraktığımı fark ettim. günlük su içiş miktarımın can sıkıcı şekilde azaldığını ve yerine maksimum kahve içmeye başladığımı vücudum bana uyarılar vermeye başladığında anladım. en büyük uyarı bağırsaklarımdan geliyordu. susuzluğun en sadık partneri kabızlık hayatıma düzenli dadanmaya başladıktan sonra su içme rutinime geri dönmek zorunda kaldım.

kendimi su içmeye fazlasıyla zorluyorum. düzenli olarak 2 litreye yakın ( minimum) tüketiyorum. suyun tadını her ne kadar sevmesem de, kendisiyle derin ilişki içerisindeyim.

su içmeyen insanların genelde temel problemi "suyu sevmemesidir." su tadsız ve içtiğinizde mideniz hayli şişiren bir sıvı olduğu için insanlar sevmeyebiliyor. bu yüzden bende buna alternatif çözümler geliştirdim. vücudumun suyu istemesini sağlayacak besinler tüketmeye başladım ve bu suyu içişimi inanılmaz kolay hale getirdi.

özellikle geceleri uyumadan çok susatacak besinler tüketiyorum. sabaha kadar ve ertesi gün boyu deli gibi su içmemi sağlıyor. ( bu noktada sevmemeniz sorun olmuyor.)

bu noktada en işe yarayanlar kesinlikle :

süzme beyaz peynir. --uyumadan önce büyük bir parça yediğinizde sabaha kadar su içiyorsunuz.

cici bebe-- uyumadan önce çerez niyetine biraz tükettiğinizde sonuç inanılmaz. dozunu kaçırıp, paketin tamamını tüketenler oluyor. onlar genelde 1-2 damacana su tüketmek zorunda kalıyorlar.

tuz içeriği yüksek kuruyemiş- ayçekirdeği - akşam tv karşısında tükettiğinizde sonuç inanılmaz.

doritos bilhassa baharatlı olan ürünü. ( günün hangi saati olursa olsun fark etmez.)

nutella / bal/ kaymak ( sabah kahvaltı dopingi olarak alınmalıdır. günün geri kalanını su içimi konusunda garantiler)

kızartılmış sucuk ( hangi öğünde yenirse yensin, su tüketimi garantidir.)

çikolataların bir çoğu ama özellikle yoğun kakao aroması bulunanlar.

şerbetli tatlıların tamamı inanılmaz su tüketimine zorlar.

tahin ve pekmez karışımı inanılmaz susatır.



var mı arttıran?
devamını gör...

amiga 1200’ün konsol hâline getirilmiş versiyonudur. 32 bit gücündeydi.
devamını gör...

bir commodore 64 klasiğidir.
devamını gör...

favori fenerbahçe'nin bileğinin hakkıyla kazandığı maçtır.
devamını gör...

kesinlikle "kola".

bir insanın kendisine yapabileceği en büyük kötülüktür. kendisine olan düşkünlüğüm sebebiyle reflü oldum. neredeyse 10 yıldır hayatımda bulunmuyor. yokluğuyla daha mutluymuşum. uzak durun- uzak tutun.

aynı duruşu "rakı-tekila- viski- vodka-likör- cin tonik" altılısına da gösteriyorum. bunlar insanın daha içerken dahi genzini cayır cayır yakan içkiler.. genzi bu kadar yakan içkileri mideye doldurmak sağlıklı gelmiyor. benim için en sağlıklı içki (illa içilecekse) şaraptır. o da bünyenize göre değişiklik gösterir. sağlık sorununuz yoksa, kırmızı güzeldir. bünyeniz hassas ise, beyaz temiz bir çözümdür.

tat versin diye şampanya ( tek başına) denenebilir.

sağlık sorununuz varsa, asla içmeyin.
devamını gör...

kimse kimseyi sevmek zorunda değildir. sevilmemek çok normal bir olgudur. dolayısıyla, sizin duygunuzun başka birinin hayatında yer edinebildiğini düşünmek saçmalıktır. istediğinizi düşünebilirsiniz hatta konuşabilirsiniz.
devamını gör...

turkiyenin isgalci devlet statusunde oldugu, uluslararasi arenada occupied cyprus olarak gecen ve bu nedenle dunyadan soyutlanmis devlet.

turkiyenin 2 devletli cozumu artik ada halki tarafindan da istenmiyor ve guney kibrisla birlesmek istiyorlar. turkiyeye bu kadar gobekten bagliyken bu mumkun degil. 50 yil daha birlesemezsiniz.

(bkz: yavru vatan) ifadesini de sevmez kiprislilar.
devamını gör...

when does an empire die? does it collapse in one terrible moment? no, no... but there comes a time when its people no longer believe in it.

benim için şimdiden kült oldu.
devamını gör...

lahmacun bol soganli olsun.
salgamim acili
devamını gör...

everything must go - kongos.
devamını gör...

bunu hayal edeceğim hiç aklıma gelmezdi.
sıcaklığı, sevgiyi gördüğüm bir eser.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim