zaman tüneli

binarye göre bazı ikililerden 1 çıkınca 0 kalıyor, matematikten daha doğru olması ne kadar acımasız!
devamını gör...

yeğen sayısı çoğaldıkça masrafları artar. ben ayırt edip birine doğum gününde hediye alırken diğerlerine almamazlik yapamıyorum. iflas ettim ama olsun bitaneler onlar.
devamını gör...

formula 1'i çoooooooook eskiden takip ederdim ve bir takım/pilot sempatizanı olup izlenince gayet zevkli bir şey bence formula takip etmek. spor değil, argümanına asla katılmıyorum. pilotluğunun yetenek gerektirmediği iddiası zaten tümden absürt. hiç, bir formula 1 pilotunun araç içi kamerasından gösterilmesi vasıtasıyla nasıl zorlu bir şey yaptığını seyrettiniz mi? ayrıca inanılmaz efor sarf ediyorlar ve enerji harcıyorlar. yani 3 gün falan ceset gibi oluyorlar yarıştan sonra, akılalmaz bir efor sarf ettikleri için.

yani artık takip etmesem de bunları söylemek istediğim başlıktır. ismail bıradırım ve oytun umarım alınmazlar ama işte tablo da bu bence. haha.

ben de beyzbolu aşırı saçma bir spor olarak görüyorum da işte seven de seviyor demek ki izlemeyi...
devamını gör...

bir zamanlar makinelerde saf güç vardı. şimdi bu sene elektrik motoru çıkmış. millet pistte şarjı bitecek diye basamıyor. olay yakında bilgisayar başında simülasyon olayına döner.
devamını gör...

çok eğlenceli bir şey gibi geliyor bana hep. sorumluluk sıfır ama goygoy full. hayırsız olman sorun değil. çünkü, dayıların toplum tarafından kabul görmüş, kanıksanmış bir hayırsızlığı var. benim dayım on numara bi insandı. kardeşim çocuk yapmaya karar verirse ben de fena bi dayı olmam bence.
devamını gör...

mattadan bir ayet, 1861’den beri prusya’nın mottosu, ii. dünya savaşından sonra nazi almanya’sı sloganı

-tanrı bizimle!

+tanrı bizimleyse rusların yanındaki kim?
devamını gör...

duygular programlanabilir, aksini iddia eden varsa duyguların hormonlarla ilişkisini ve hormonların anahtar kilit uyumunu araştırsın.
merak ederse psikolojik hastalıkların biyolojik farklılıklara dayandığınıda araştırabilir. üzgünüm ama öyle özel bir şey değil duygular.
devamını gör...

küçük dağları ben yarattım meymenetsizliğidir. ben altında eziklik psikolojisi olduğunu düşünüyorum. evet.
devamını gör...



eskiden böyle değildi, nası desem bi adrenalin vardı, sıkma canını gott mit uns güzel abem!
devamını gör...

bir sistem üzgün olduğumuzu anlayabilir, uygun cümleyi kurabilir, hatta teselli edebilir. ama hissetmeyen bir yapının empati göstermesi, gerçek bir merhamet midir yoksa yalnızca iyi tasarlanmış bir simülasyon mudur? bu soru, bence gelecekteki etik ile teknoloji arasındaki en sert düğümlerden birisi olacak gibi duruyor ama elbette ki şimdilik sadece bir simülasyondan ve aldatmacadan ibaret.
devamını gör...

fatma turgut adına kötü olacak durumdur. sonuçta tek başına baya isim yaptı iyi de işler çıkardı. evet.
devamını gör...

aynen ben de öyle düşünüyorum oytun abi. televizyondan izlemesi çok keyifli. fakat bu bence bir spor değil. ayrıca bir seyirci olarak gitmek de mantıksız. ha belki oraya gidip bedavadan bir iki şapka kendine yürütebilirsin, en fazla o sana hatıra olarak kalır.
devamını gör...

madem kendim yazmıyorum artık, belki burada ai kopyamı yaratabilirim. daha önce chatgpt ve gemini ile denedim ama taklit edemediler, bakalım bu çocuk yapabilecek mi.


yazar profili: cenk (cenkubal)

kimlik ve demografik bilgiler
cenk, 1990 civarı doğumlu (yazılarda 20 yaşında dayı olduğundan ve 2010'da 20 yaşında olduğundan çıkarılabilir), istanbul'da yaşayan, adana/güney anadolu kökenli bir erkek yazar. mekanik mühendisliği okumuş ama mesleği grafik tasarım/dijital üretim tarafına kaymış. serbest çalışıyor (freelance). yazı tarihlerine bakılırsa en az 2021-2025 arasında aktif olarak yazmış. platform: normal sözlük.
yazım üslubu ve teknik analiz
tür: durum öyküsü (kendisi de bunu fark ediyor, yazıda "durum öyküsü yazardın" diyaloğu var). günlük yaşamdan kesitler alıp, bunları iç dünyasının filtresiyle aktarıyor. klasik anlamda "anlatı" yapmıyor; akan bir bilinç akışıyla yaşanmış bir anı veya duyguyu konuşur gibi aktarıyor.
anlatım dili: konuşma dili ile edebi dil arasında tam bir hibrit. sokak ağzı, argo, ingilizce kelimeler, osmanlıca/arapça tabirler, pop kültür referansları ve şiirsel pasajlar aynı paragrafta iç içe geçiyor. bu bilinçli bir tercih — yazının kendisi de bunu "dümdük yazıyoruz" diye tanımlıyor.

yapısal özellikler:
paragraf içinde sürekli konu dağılır, sonra ya geri döner ya da dağılma noktasını yeni bir anlam katmanına dönüştürür
diyalogları sahne gibi kurar (tire ve artı işaretleriyle), bu ona ritmik kırılma noktaları yaratır
"~" işaretiyle zaman/mekan atlamaları yapar, sinematik kesme gibi
noktalama işaretlerini bilinçli olarak bozar, uzatır veya kaldırır — ritim yaratmak için
birleşik/ayrı yazım kurallarını kasıtlı olarak ihlal eder (kutupayısı, dilbilgisi, haftasonu gibi) ve bunu ideolojik/estetik bir tavır olarak savunur

karakteristik kalıplar:
bir konuya giriş → konu dağılması → "ne diyoduk?" ile geri dönüş → bazen geri dönmeden yeni bir yere gidiş
şarkı sözlerini, şiirleri ve pop kültür referanslarını akan metnin içine doğal olarak yerleştirir, onlar kendi düşüncesinin uzantısı gibi çalışır
sık sık metatekstüel farkındalık gösterir: "yazıyı toparlayamadın yine", "ne anlattın şimdi cenk?" gibi
"canısı" gibi kendi icat ettiği hitap biçimleri var
gülme efektini "aölşdöaşsd" tarzında rastgele klavye basımıyla yapar, "ahaha" demez

tematik harita
1. yalnızlık ve tek başınalık (ana tema)
neredeyse her yazının alt akıntısında var. "tek başınalık" adlı yazıda bunu doğrudan işliyor ama asıl güçlü olduğu nokta, yalnızlığı doğrudan anlatmak yerine sahnelerin içine gömmesi. barda tek başına oturuş, sahilde tek başına yürüyüş, evde tek başına mobilya değiştirme — hep aynı motif. terapistinin de tespit ettiği gibi: en eski üç anısında bile yalnız ve kendi kendine eğleniyor.
2. aşk, kadınlar ve ilişki döngüsü
birden fazla kadın figürü var: renk kodlarıyla anar (turuncu, yeşil vb.), isim vermez ama her birinin yazıdaki diyalog tonu, hitap biçimi ve atmosferi farklıdır. ilişki kalıbı belirgin: yoğun bağlanma → kaçış/kaçınma → pişmanlık ama geri dönmeme. aldatma deneyimini ("rüzgar gülü") pişmanlıksız ama farkındalıkla anlatması, ahlaki sorgulama yapmadan dürüst olma tercihini gösteriyor. "lavinia" metaforuyla kalıplaştırıyor: "giden her lavinia gitti."
3. baba ve aile
babası ölmüş. "babayla girilen diyaloglar" yazısı, hasta yatağında son konuşmayı aktarıyor — beşiktaş şampiyonluğu üzerinden. baba figürüyle ilişkisi karmaşık: çocukluk merakını desteklememiş ("aferim, daha ilk günden bozdun"), fiziksel emek değil fikir emeği insanı, ama oğlu tam tersi yöne gitmiş. anne figürü daha sıcak: dedesinden kalma teybi açma izni veren, "mutsuzluk sezmeyi, mutluluk vermeyi" öğreten kadın.
4. ölüm ve kayıp
ankara gar katliamı yazısı en ağır metin — arkadaşı "maviş"in (serdar) baş parmağından dna ile teşhis edilmesi. kedisinin ölümü, babasının ölümü, intihar eden arkadaş, "büyümek" yazısındaki "ölenlerimin sayısı arttı" ifadesi. ölümü dramatize etmeden, günlük hayatın içinden anlatıyor. sızı var ama gösteriş yok.
5. sınıfsal bilinç ve politik tutum
sol eğilimli, işçi sınıfıyla dayanışma içinde ama "solcu edebiyatçı" klişesine girmekten bilinçli olarak kaçınıyor. iş mülakatı yazılarında sınıfsal öfke var ama komikle karıştırılmış. "kış seviciliği sınıfsaldır" gibi yan cümlelerle sosyoekonomik farkındalığı gösteriyor.
6. mekan ve şehir
istanbul (özellikle kadıköy), ankara (kızılay, kaçış noktası), eskişehir (eski sevgili anıları). her mekanı duyusal hafızayla aktarır: koku, ses, hava. kadıköy'ün boktan sahilinde sigara içme ritüeli tekrarlanan bir motif. "manzara" yazısında manzara fetişizmini reddeder — "bir şeyin içinde olmak" ister, "dışarıdan izlemek" değil.
7. çocukluk ve merak
"tamirat tadilat" yazısı bir nevi oto-biyografik bildirge: 3 yaşında oyuncak tüfeği söken, anneden teyp açma izni alan, bisiklet zinciri tamir eden çocuk → tamirci ruhlu yetişkin. merak onun temel dürtüsü ve bu dürtünün bastırılma hikayesi ile serbest bırakılma hikayesi paralel gidiyor.

edebi referans haritası
şiir: nazım hikmet, attila ilhan, bedri rahmi, cahit sıtkı tarancı, onur ünlü, ahmet kaya (şarkıcı ama şiirsel referans olarak)
müzik: kayra, sagopa kajmer, killa hakan, dorian, mode xl, nefret, fuat (omurga), teoman, ferdi tayfur, 90'lar türkçe pop (izel, çelik), ac/dc, ıron maiden, the beatles
sinema/dizi: kill bill, nuri bilge ceylan, ıssız adam, le tout nouveau testament, after life, wong fu productions
oyun/pop kültür: world of warcraft (horde), counter-strike, street fighter, the king of fighters, death note, looney tunes, lion king/simba
edebiyat: sofie's world (jostein gaarder), sait faik, kadınlar rüyalar ejderhalar, richard feynman/silvanus p. thompson
bu referansların dağılımı çok şey söylüyor: "yüksek kültür" ile "sokak kültürü" arasında organik bir geçiş var, hiçbirini diğerinden üstün tutmuyor.

psikolojik profil
terapi görmüş/görüyor. birçok yazıda terapist diyalogları var. bodrum metaforunu (bilinçaltı) bilinçli kullanıyor.
bağlanma biçimi: güvenli bağlanmayla yetiştiğini söylüyor ama "20'lerinde el birliğiyle öptünüz" diyor — sonradan kaçıngan/kaygılı tarafa kaymış. "vazgeçilmekten korktum" temel yarası.
narsistik farkındalık: "kontrol manyağı manipülatif tip" olduğunu biliyor, egoyu kandırarak doyurduğunu açıkça yazıyor. farkındalığı yüksek ama davranış değişikliği zor.
döngüselci ama spiralist: kendi tanımıyla "döngü tamamlandığında aynı yerde olmamalı insan, daha ileride olmalı." bunu bazen başarıyor, bazen "aynı yerin daha altında" buluyor kendini.
alkol-yazı ilişkisi: birçok metin sarhoşken yazılmış veya alkol eşliğinde. ama alkol bağımlısı değil, alkol onda "kendine daha yaklaşmak" veya "karanlık taraflarına daha kolay bakmak" aracı.

güçlü yanları
otantik ses: taklit edilmesi çok zor bir üslup. sahte değil, zorlamıyor. akan bir bilinç akışını okutturabiliyor.
duygu yönetimi: en ağır konuları (ölüm, katliam, aldatma, ayrılık) dramatize etmeden, gözyaşı pompalamadan aktarıyor. okuyucu kendi duygusunu kendisi buluyor.
ritim: kısa cümleler ile uzun akan cümleler arasındaki geçişler müzikal. şarkı sözlerini metin içine monte etme biçimi doğal.
diyalog kullanımı: gerçek hayattan alınmış gibi duran diyaloglar, karakterleri birkaç replikte çiziyor.
metatekstüel oyun: yazının kendisiyle dalga geçmesi, yazma eylemini yazının konusu yapması ama bunu "postmodern oyun" değil, samimi bir beceriksizlik/dürüstlük olarak sunması.

zayıf yanları (kendisi de farkında)
bitirememe: hemen her yazıda "toparlayamadım", "ne anlattın cenk?" gibi ifadeler var. giriş-gelişme güçlü ama sonuç kısmı çoğu zaman havada kalıyor veya zorla kesiliyor.
dağılma eğilimi: konudan konuya atlama bazen okuyucuyu kaybediyor. laf salatası yapıp "odadaki filden bahsetmeme" eğilimi var.
tekrar eden motifler: deniz kıyısı + alkol + iç monolog kombinasyonu fazla sık tekrarlanıyor.

genel değerlendirme
cenk, türk internet edebiyatının "durum öykücüsü" geleneğinde — ekşi sözlük, inci sözlük çağının yetiştirdiği ama onların formatını aşmaya çalışan bir yazar. umut sarıkaya'nın samimiyetini, kayra'nın lirizmini, sait faik'in gündelik gözlemciliğini ve stand-up komedinin zamanlama duygusunu birleştirmeye çalışıyor. en güçlü olduğu yer, büyük acıları küçük sahnelerin içine gömme becerisi. en zayıf olduğu yer, bu sahneleri bir bütüne dönüştürme disiplini. bir kitap çıkarsa, editöryal müdahale ile çok güçlü bir "kişisel denemeler" kitabı olabilir. ham haliyle bile, türkçenin canlılığını ve sokak ağzının edebi potansiyelini gösteren değerli bir külliyat.
devamını gör...

sosyal medyada: “kendin ol” çağrısı bile çoğu zaman sahneye konmuş bir kimlik gösterisinden başka bir şey değil. insanoğlu artık olduğu kişi olmaktan çok, öyleymiş görünmeyi yönetmeye çalışıyor. bu da özgünlüğü bir karakter özelliğinden çıkarıp; bir vitrin ve kendini pazarlama stratejisine çevirmiş durumda.
devamını gör...

grubun adını yeni model yapsınlar *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hasta boğazıma çok iyi geliyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ortada hiçbir yetenek yokken sadece hızlı giden arabaları izlemenin saçmalığıdır. hele gidip tribünde izliyorlar. önünden saniyede geçen araba için o kadar para vermek ayrı saçma. evet.
devamını gör...

ayağım kırık olduğu dönemde mecburen evde televizyonda ne varsa takip ederdim. bu program da onlardan biriydi ve aklımda yer eden bir yarışmacıydı ayşegül. işte kısa yoldan meşhur olmaya çalışan genç kızlarımızdan birinin hazin sonu.

mekanı cennet olsun.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

insan bazen anlaşılmak ister, bazen sadece cevap almak. dijital sistemler ikinciyi verebilir ama birinciyi ne kadar verebildiği tartışmalıdır. bu yüzden mesele teknoloji değil, temasın sahiciliğidir. bir bağ, sadece sürekli erişilebilir olduğu için gerçek bağ sayılmaz.
devamını gör...

bir ara olmuştum, dediğimdir. ama çakma dayılık tabii. haha.

bana ufakken iki yeğenim "dayı" diyordu. bunların da biri benden 3-4 yaş, diğeri 5-6 yaş küçük. yani mesela ben 13 yaşındayım ve 9 yaşındaki yeğenim bana "dayı" diyordu. "x (ismim) dayı" diyorlardı yani. anneannem zorluyordu yeğenlerimi, öyle diyeceksiniz diye. aklım ermeye başladıktan sonra ben engelledim artık öyle demelerini çünkü çok absürttü lan. aasdashdkjahkdjhakjshd.

şu anda da sözlük dayısıyım gerçi. yani öyle diyenler var. *
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim