zaman tüneli
808
(bkz: roland tr 808)
devamını gör...
kendini aşırı önemsemek hastalığı
gelip geçiciliğini, dünyadaki yerini, kapladığı alanı, önemini doğru tayin edemekle ilgili bir meseledir.
hiç kimse için çok önemli biri olmadığını kabullenmekle başlamalı insan... insan elbette kendisi için kıymetli olabilir ama bu demek değildir ki çok önemli biridir.
özgürleşmek isteyen kendini unutmalıdır belki biraz.
hiç kimse için çok önemli biri olmadığını kabullenmekle başlamalı insan... insan elbette kendisi için kıymetli olabilir ama bu demek değildir ki çok önemli biridir.
özgürleşmek isteyen kendini unutmalıdır belki biraz.
devamını gör...
taksici telsizi
taksici telsizindeki o şifreli sesleri çözebilmek için sanırım üniversiteden değil, sanayi mahallesi esnaf mektebinin kripto bölümünden mezun olmak gerekiyor.
karşı taraftan 'qazwsxedcrfv...' diye ses geliyor, taksici ise gayet sakin bir şekilde:
" tamam abi, e-5'te kaza var, ara sokaklardan kaçıyoruz." diyerek olayı çözüyor. adamlar matriks evrenindeler sanki.
karşı taraftan 'qazwsxedcrfv...' diye ses geliyor, taksici ise gayet sakin bir şekilde:
" tamam abi, e-5'te kaza var, ara sokaklardan kaçıyoruz." diyerek olayı çözüyor. adamlar matriks evrenindeler sanki.
devamını gör...
celal şengör'ün anna karanina yorumu
devamını gör...
kocası üzerinde kendini aşırı söz sahibi gören kadın
yetişkin bir insan üzerinde denetim ve yönetim hakkı bulunduğuna inanan, sürekli kendi yönlendirmeleri ve isteklerini dayatan, kabul ettiren ve buna hakkı olduğunu düşünen kadındır...
benim de var böyle tanıdıklarım...
allah vermesin kocaları bunları bir kadınla aldatacak olsa kafayı yerler.
benim de var böyle tanıdıklarım...
allah vermesin kocaları bunları bir kadınla aldatacak olsa kafayı yerler.
devamını gör...
kocası üzerinde kendini aşırı söz sahibi gören kadın
yetişkin bir insan üzerinde denetim ve yönetim hakkı bulunduğuna inanan, sürekli kendi yönlendirmeleri ve isteklerini dayatan, kabul ettiren ve buna hakkı olduğunu düşünen kadındır...
benim de var böyle tanıdıklarım...
allah vermesin kocaları bunları bir kadınla aldatacak olsa kafayı yerler.
benim de var böyle tanıdıklarım...
allah vermesin kocaları bunları bir kadınla aldatacak olsa kafayı yerler.
devamını gör...
fender rhodes
müzik yazılımlarında "electric piano" olarak yer alacak kadar ikonik olan elektrikli piyano.
devamını gör...
celal şengör'ün anna karanina yorumu
(bkz: zırva)
devamını gör...
zeuhl
fransız progresif rock grubu (bkz: magma)'nın kurucusu ve bateristi christian vander tarafından 1970'lerde yaratılan, adını vander'ın şarkı sözlerini yazmak için uydurduğu kurgusal dil kobaianca'daki kutsal müzik kelimesinden alan müzik türü.
müzikal yapısı temel olarak serbest caz elementlerine dayanır. türün en somut müzikal özellikleri sürekli tekrar eden ritmik kalıplar (ki buna ostinato diyorlar), dün'ün eros isimli tek albümünde görülebileceği üzere diğer enstrümanları bastıracak kadar ön plana çıkarılmış bas gitar partisyonları, maneige'nin albümlerinde (ki bunlar quebec rock grubu aslında) sıkça rastlanan rhodes piyano* kullanımı ve türün öncüsü magma'nın bütün şarkılarında olduğu gibi koro vokalleridir genellikle.
magma'nın şarkılarında konu genellikle yozlaşmış dünyayı terk edip hayali kobaia gezegenine yerleşen insanların günlük hayatlarını ve yaşadıkları zorlukları anlatan distopik bilimkurgu hikayeleri etrafında şekillenir. dün'de ise grubun adından da anlaşılacağı üzere magma'daki bilimkurguya benzer şekilde dune öykünmelerine rastlanır.
zamanla magma'dan ayrılan üyelerin kurduğu (bkz: eskaton) gibi fransa kökenli grupların yanı sıra, türün teknik altyapısını benimseyen (bkz: koenjihyakkei) gibi japonya kökenli gruplar ortaya çıkmış ve türü en azından seksenlerin başlarına ve azalarak günümüze taşımışlardır.
müzikal yapısı temel olarak serbest caz elementlerine dayanır. türün en somut müzikal özellikleri sürekli tekrar eden ritmik kalıplar (ki buna ostinato diyorlar), dün'ün eros isimli tek albümünde görülebileceği üzere diğer enstrümanları bastıracak kadar ön plana çıkarılmış bas gitar partisyonları, maneige'nin albümlerinde (ki bunlar quebec rock grubu aslında) sıkça rastlanan rhodes piyano* kullanımı ve türün öncüsü magma'nın bütün şarkılarında olduğu gibi koro vokalleridir genellikle.
magma'nın şarkılarında konu genellikle yozlaşmış dünyayı terk edip hayali kobaia gezegenine yerleşen insanların günlük hayatlarını ve yaşadıkları zorlukları anlatan distopik bilimkurgu hikayeleri etrafında şekillenir. dün'de ise grubun adından da anlaşılacağı üzere magma'daki bilimkurguya benzer şekilde dune öykünmelerine rastlanır.
zamanla magma'dan ayrılan üyelerin kurduğu (bkz: eskaton) gibi fransa kökenli grupların yanı sıra, türün teknik altyapısını benimseyen (bkz: koenjihyakkei) gibi japonya kökenli gruplar ortaya çıkmış ve türü en azından seksenlerin başlarına ve azalarak günümüze taşımışlardır.
devamını gör...
soğumak
yani senin de bana cok meraklı olmadıgını, gorev icabı takıldıgını biliyorum tabi.
oyle olmasa zaten yalandan istiyor gibi yapmazdın. aksiyon alırdın.
ben kendi tarafımı anlatıcam:
seni ilk gordugumde cok yakısıklı, cok beyfendi bir adam oldugunu dusundum. ve bilgili oldugunu. konulara cok hakim oldugunu. ustune hem eglenceli hem efendi oldugunu.
senin yakınında olmak cok guvende hissettiriyordu ve cok konforlu. birinin usudugunu gorup ceketini vermesi gibi detaylar cok kıymetli bence.
sonra zaman gecmeye basladı. ben beklemeye, sen gelmemeye basladın. yıllarca bekledikten sonra icimdeki heves söndü.
birkac yıl sonra da iyice paracı bir dille benle irtibat kurmaya kalktın. iyice sogudum.
boyle benim tarafımda olaylar.
oyle olmasa zaten yalandan istiyor gibi yapmazdın. aksiyon alırdın.
ben kendi tarafımı anlatıcam:
seni ilk gordugumde cok yakısıklı, cok beyfendi bir adam oldugunu dusundum. ve bilgili oldugunu. konulara cok hakim oldugunu. ustune hem eglenceli hem efendi oldugunu.
senin yakınında olmak cok guvende hissettiriyordu ve cok konforlu. birinin usudugunu gorup ceketini vermesi gibi detaylar cok kıymetli bence.
sonra zaman gecmeye basladı. ben beklemeye, sen gelmemeye basladın. yıllarca bekledikten sonra icimdeki heves söndü.
birkac yıl sonra da iyice paracı bir dille benle irtibat kurmaya kalktın. iyice sogudum.
boyle benim tarafımda olaylar.
devamını gör...
sankritçe
abla sen emekli değil misin ya?
en son 80lerde 90larda paris'te aşk yaşıyordun.
ama biraz tutarlılık be*
en son 80lerde 90larda paris'te aşk yaşıyordun.
ama biraz tutarlılık be*
devamını gör...
unutulmayan tarihler
1071 / 1453 / 1881 / 1923 /
devamını gör...
aradığın da seni arıyor
şems'de mevlana'ya yanık olduğu için öyle demiş.
yoksa gerçekte yok öyle bir şey sevgili mevlana'cım.
yoksa gerçekte yok öyle bir şey sevgili mevlana'cım.
devamını gör...
beklenenin vazgeçtikten sonra gelmesi
ananızı babanızı öyle beklemezsiniz be pis ırz düşmanları
devamını gör...
beklenenin vazgeçtikten sonra gelmesi
vazgeçiyorsam beklemiyor, bekliyorsam da vazgeçmiyorumdur. kısaca bana her türlü yalnızlık.
devamını gör...
rock in opposition
70'lerin sonlarına doğru, müzik endüstrisinin ticari dayatmalarına ve radyolara "düşmüş" standart rock formüllerine başkaldıran bir avuç avant-garde grubun öncülük ettiği entelektüel rock akımı. ingiliz henry cow grubunun başını çektiği bu oluşum belçika'dan univers zero, isveç'ten samla mammas manna ve fransa'dan etron fou leloublan gibi ekiplerle birlikte büyük plak şirketlerinin boyunduruğuna girmeyi reddedip kendi festivallerini ve bağımsız dağıtım ağlarını kurmuşlardır.
müzikal olarak ele alırsak; sıradan bir dinleyici için tam bir kaos, kulak tırmalaması ve anlamsız bir gürültüden ibaret gelebilir zira içinde bolca özgür caz ögeleri ve sürekli değişen aksak ritimler ve tuhaf bir deneysellik barındırır. punk'ın üç akorla falan sisteme dümdüz sövdüğü bir dönemde, rio'cular komplike partisyonlarla ve sert politik altyapılarıyla kısa süreli de olsa öne çıkmıştır.
ortaya çıktığı konum ve dönem itibarıyla canterbury scene ve zeuhl akımları ile de yakın ilişki içinde olan rio, sonraları avant prog türünün de öncüsü olmuştur.
müzikal olarak ele alırsak; sıradan bir dinleyici için tam bir kaos, kulak tırmalaması ve anlamsız bir gürültüden ibaret gelebilir zira içinde bolca özgür caz ögeleri ve sürekli değişen aksak ritimler ve tuhaf bir deneysellik barındırır. punk'ın üç akorla falan sisteme dümdüz sövdüğü bir dönemde, rio'cular komplike partisyonlarla ve sert politik altyapılarıyla kısa süreli de olsa öne çıkmıştır.
ortaya çıktığı konum ve dönem itibarıyla canterbury scene ve zeuhl akımları ile de yakın ilişki içinde olan rio, sonraları avant prog türünün de öncüsü olmuştur.
devamını gör...
aradığın da seni arıyor
(bkz: öyle bişi yok çıkar onu aklından)
ben fuckbuddy arıyor olsam mesela ben gibi başka fuckbuddy arayan hatunlar mı çıkacak karşıma?
sevişip sevgili olmayacak hatunlar eklesin.
ben fuckbuddy arıyor olsam mesela ben gibi başka fuckbuddy arayan hatunlar mı çıkacak karşıma?
sevişip sevgili olmayacak hatunlar eklesin.
devamını gör...
ait olduğunu düşündüğün yerde sadece bir misafir olmak
ne demiş şair; "sen bi ara durakmışsın hayatımın turisti"
devamını gör...
ait olduğunu düşündüğün yerde sadece bir misafir olmak
poine: muhatap şahıs belirtilerek gönderme yapılması da, gönderme yapma teamüllerini karşılamıyor ama.. o, laf sokmaya girer.
devamını gör...
erdoğan ikinci atatürk’tür
hayır. ecevit bence ikinci atatürk'tür.
tayyip erdoğan tayyip erdoğan'dır.
tayyip erdoğan tayyip erdoğan'dır.
devamını gör...