zaman tüneli
lüpus grandüs malafatüs
(bkz: malzeme-i şerif)
devamını gör...
thorondor (yazar)
bir orta dünya hayranı ve büyük beşiktaşlı olarak bu nicki almam kaçınılmazdı.
devamını gör...
intikam uykusuzluğu
gün içinde çalışmaktan kendisine vakit ayırmayan insanların buldukları ilk fırsatta deli gibi uykuları olmasına rağmen aktivite peşinde olup, uyumaması olayıdır.
devamını gör...
lüpus grandüs malafatüs
bu kırık hali mi ?
devamını gör...
hiciv
sevdiğimiz bir dal.
lakin bu devirde icra etmek zor .
çaatt içerdesin.
lakin bu devirde icra etmek zor .
çaatt içerdesin.
devamını gör...
yaşama nedeni
sitem ediyorum, ne gelenim var ne gidenim
ruhum ayrıldı, et yığını bedenim
bir kızım bir oğlum olsun
işte budur benim yaşama nedenim ..
ruhum ayrıldı, et yığını bedenim
bir kızım bir oğlum olsun
işte budur benim yaşama nedenim ..
devamını gör...
çevrede kadınlar varken küfür eden gençler
ana babaları nedir ki bunlar ne olsun? bana benzeyecek değiller ya!
eleştirdiğiniz her şeyin çok fazlası başınıza gelmiş durumda öyle ya da böyle. hiç utanma arlanma kalmamış. kafanızı kumdan çıkarın...
eleştirdiğiniz her şeyin çok fazlası başınıza gelmiş durumda öyle ya da böyle. hiç utanma arlanma kalmamış. kafanızı kumdan çıkarın...
devamını gör...
moderasyona soru sor
istediğimiz başlıktan başlayabiliyo muyuz ?
devamını gör...
yaşama nedeni
borçlarım. ödemeden ölemem böyle de aptal bir insanım işte.
devamını gör...
ara eleman bulunmaması
ümidimiz gençlikte ama şu eleştiriyi de yapalım.
maalesef kimse lafa söze gelemiyor, herkes masasında patron olmak istiyor.
yeni başlayn mühendis bir ustadan az kazanacak, ara elemanı parayla bile bulamıyosun.
usta-çırak ilişkisi bitik durumda, iş öğrenmek meslek öğrenmek isteyen çok az.
maalesef kimse lafa söze gelemiyor, herkes masasında patron olmak istiyor.
yeni başlayn mühendis bir ustadan az kazanacak, ara elemanı parayla bile bulamıyosun.
usta-çırak ilişkisi bitik durumda, iş öğrenmek meslek öğrenmek isteyen çok az.
devamını gör...
mehmet berk yaltırık
yeterli değeri görmediğini düşündüğüm yazar, tarihci .
bir çok güzel eserinin yanında youtubede de aktiftir. ayrıca yazma atölyeleri de vardır ki genelde korku edebiyatı üzerinedir.
severiz. takipteyiz.
bir çok güzel eserinin yanında youtubede de aktiftir. ayrıca yazma atölyeleri de vardır ki genelde korku edebiyatı üzerinedir.
severiz. takipteyiz.
devamını gör...
yazarların günlük çalışma saatleri
bugün tam 13 saat çalıştım. yarın yine öyle olur yüksek ihtimalle. sorsan çalışanına değer veren hağrika bir işletme. komik.
devamını gör...
helikopterden helikoptere atlarken şarjör değiştirmek
aramıza alt devrelerden bir tanesi teşrif etmişti. dışa dönük, girişken ve ağzı laf yapan biri olduğunu kısa zamanda hissettirmiş, hemen her akşam etrafına topladığı askerlere başından geçen *enteresan olayları ballandıra ballandıra, bire bin katarak anlatır olmuştu.
işin daha egzantrik tarafı, hayatın ağır yükleri altında ezilmemek adına yegane kurtuluş yolunun budizm'den geçtiğini savunuyor, babadan oğula azılı birer budist olmakla övünüyordu. biz uhud'da, bedir'de şehit düşen müminlere ağlarken o, çektiğimiz bunca azabı acıyı dindirmenin sekiz dilimli yolu olan doğru anlayıştan, doğru niyetten, doğru sözden, doğru davranıştan, doğru geçimden, doğru çabadan, doğru farkındalıktan ve doğru konsantrasyondan uzak olmamıza bağlıyordu.
neye inandığı, kime taptığı hiç umrumda değildi fakat çok atıp tutuyor, fena sallıyordu yahu. sırf tatlı tatlı anlattığı için kimse kendisini bozmuyor, zaman geçsin şafak atsın diye herkes öylece, sessizce onu dinliyordu.
lisedeyken okullar arası basketbol turnuvası yapılmış, finalde de bütün takım arkadaşları rahatsızlanınca bizimki tek başına sahaya çıkıp kupayı müzesine götürmüş.
bir oturuşta iki tepsi baklava yer, bana mısın demezmiş. yine bir keresinde buzdolabını sırtladığı gibi on ikinci kata hiç duraksamadan taşımış.
bir gece, yatağıma uzanıp nöbet vaktimin gelmesini bekliyordum. ranzasını çevreleyen erlere yirmi kişiye karşı nasıl kahramanca mücadele ettiğini, alayıyla nasıl göğüs göğüse vuruştuğunu zırvalamaya başladığında tepem attı. kafamı uzatıp aşağı doğru seslendim:
-yeter be, amma sıkıyorsun bu gece.
+yalanım varsa şurdan şuraya...
-sen kim yirmi kişiyi dövmek kim oğlum?
+ister inan, ister inanma.
-lan tükürüğümle boğarım seni.
+peki neden kandırayım sizi söyler misin?
atışma uzadı da uzadı. ne dese tersliyor; uyduruyorsun, hayal aleminde yaşıyorsun, ruh hastasısın lan diyerek iyice köşeye sıkıştırıyordum. koğuştakiler bir ona bir bana bakıyor, muhtemelen içten içe hararetli tartışmamızın okkalı bir kavgaya dönüşmesini umuyordu.
bay doğru, titrek bir sesle birdenbire kur'an çarpsın yalan söylemiyorum diye bağırıp ortamı terk etti. arkasından bakakaldık. helikopterden helikoptere atlarken şarjör değiştiren aslan parçası hikayelerini çok duymuştum ama yalandan yalana atlarken din değiştirenine kanlı canlı ilk defa orada rastlamıştım.
işin daha egzantrik tarafı, hayatın ağır yükleri altında ezilmemek adına yegane kurtuluş yolunun budizm'den geçtiğini savunuyor, babadan oğula azılı birer budist olmakla övünüyordu. biz uhud'da, bedir'de şehit düşen müminlere ağlarken o, çektiğimiz bunca azabı acıyı dindirmenin sekiz dilimli yolu olan doğru anlayıştan, doğru niyetten, doğru sözden, doğru davranıştan, doğru geçimden, doğru çabadan, doğru farkındalıktan ve doğru konsantrasyondan uzak olmamıza bağlıyordu.
neye inandığı, kime taptığı hiç umrumda değildi fakat çok atıp tutuyor, fena sallıyordu yahu. sırf tatlı tatlı anlattığı için kimse kendisini bozmuyor, zaman geçsin şafak atsın diye herkes öylece, sessizce onu dinliyordu.
lisedeyken okullar arası basketbol turnuvası yapılmış, finalde de bütün takım arkadaşları rahatsızlanınca bizimki tek başına sahaya çıkıp kupayı müzesine götürmüş.
bir oturuşta iki tepsi baklava yer, bana mısın demezmiş. yine bir keresinde buzdolabını sırtladığı gibi on ikinci kata hiç duraksamadan taşımış.
bir gece, yatağıma uzanıp nöbet vaktimin gelmesini bekliyordum. ranzasını çevreleyen erlere yirmi kişiye karşı nasıl kahramanca mücadele ettiğini, alayıyla nasıl göğüs göğüse vuruştuğunu zırvalamaya başladığında tepem attı. kafamı uzatıp aşağı doğru seslendim:
-yeter be, amma sıkıyorsun bu gece.
+yalanım varsa şurdan şuraya...
-sen kim yirmi kişiyi dövmek kim oğlum?
+ister inan, ister inanma.
-lan tükürüğümle boğarım seni.
+peki neden kandırayım sizi söyler misin?
atışma uzadı da uzadı. ne dese tersliyor; uyduruyorsun, hayal aleminde yaşıyorsun, ruh hastasısın lan diyerek iyice köşeye sıkıştırıyordum. koğuştakiler bir ona bir bana bakıyor, muhtemelen içten içe hararetli tartışmamızın okkalı bir kavgaya dönüşmesini umuyordu.
bay doğru, titrek bir sesle birdenbire kur'an çarpsın yalan söylemiyorum diye bağırıp ortamı terk etti. arkasından bakakaldık. helikopterden helikoptere atlarken şarjör değiştiren aslan parçası hikayelerini çok duymuştum ama yalandan yalana atlarken din değiştirenine kanlı canlı ilk defa orada rastlamıştım.
devamını gör...
içimden şu zalim şüpheyi kaldır
ya kendin gel, ya beni oraya aldır.
devamını gör...
kadınların tahammül edilemeyen hareketleri
iş yeri kaynaşma yemeklerine çocuğuyla gelmeleri. bir tane erkek görmedim çocuğunu getiren. siz de kitlesenize babalarına.
devamını gör...
baştan çıkarma sanatı
cok eglenerek okudugum kitap.
bana onceden kuzen anlatmıstı ama biraz karıstırarak anlatmıs. simdi kitaptaki orjinal halini anlatıcam birazdan.
kitap diyor ki baslıca 20 buyuleme tipi vardır. 20 cesit de kurban vardır. sırayla bunları anlatıyor.
en ilginc cumlesi su bence: -eksikleri olmayan bir insan aşık olmaz.
bu cumle uzerine biraz dusundum. arayısta olmak için eksik olmak mı gerekiyor. tam hisseden bir insan aramaya devam etmez mi?
ilikilerdeki kurbanları anlatmak ilgimi cekmiyor. ben insanlar bizi nasıl buyuluyor o kısımlardan bi sryler anlatıcam:
1-sihirbaz modeli: en ilginc modellerden. cinsellik yok. ama ruhumuza hitap ederek o kadar asık ediyor ki vazgecemiyoruz.
2-karizmatik model: cok ozguvenli cok yetkin cok mukyedir durıyor. hayran kalıyoruz.
3-coquette model: cok kokoş. cok bakımlı. cok şık. once parfum kokusu geliyor. basımızı dondurıuyor. topuklularını takip etmek istiyoruz.
4-idealist model: bizle aynı hayalleri luruyor. onla yola cıkmak istiyoruz.
5-zuppe model: o cok havalı. cok ulasılmaz. onu feth eden biz olmak istiyoruz.
6:dogal model: cok icten. cok samimi. yanında kendimizi en rahat hissediyoruz. hep yanında kalmak istiyoruz.
7-yıldız: o bir yıldız. o cok populer. bizim olsun istiyoruz.
8-deniz kızı modeli: hem narin hem albenili. aklımızı karıstırıyor. hem seksi hem kırılgan. etki alnından cıkamıyoruz.
9-capkın: ben evlilik dusunmuyorum diyor. ben hızlı yasarım diyor. yine de onunla olmak istiyoruz cunku bir yandan cok etkileyici.
en cok aklımda bunlar kalmıs.
gecmişimde kim beni hangi modelle tavlamıs diye dusundum. ben bir erkegin gpzunde hangi modelim diye sordum. sanırım bunum cevabını ben veremem.
tavsiye ederim kitabı;)
bana onceden kuzen anlatmıstı ama biraz karıstırarak anlatmıs. simdi kitaptaki orjinal halini anlatıcam birazdan.
kitap diyor ki baslıca 20 buyuleme tipi vardır. 20 cesit de kurban vardır. sırayla bunları anlatıyor.
en ilginc cumlesi su bence: -eksikleri olmayan bir insan aşık olmaz.
bu cumle uzerine biraz dusundum. arayısta olmak için eksik olmak mı gerekiyor. tam hisseden bir insan aramaya devam etmez mi?
ilikilerdeki kurbanları anlatmak ilgimi cekmiyor. ben insanlar bizi nasıl buyuluyor o kısımlardan bi sryler anlatıcam:
1-sihirbaz modeli: en ilginc modellerden. cinsellik yok. ama ruhumuza hitap ederek o kadar asık ediyor ki vazgecemiyoruz.
2-karizmatik model: cok ozguvenli cok yetkin cok mukyedir durıyor. hayran kalıyoruz.
3-coquette model: cok kokoş. cok bakımlı. cok şık. once parfum kokusu geliyor. basımızı dondurıuyor. topuklularını takip etmek istiyoruz.
4-idealist model: bizle aynı hayalleri luruyor. onla yola cıkmak istiyoruz.
5-zuppe model: o cok havalı. cok ulasılmaz. onu feth eden biz olmak istiyoruz.
6:dogal model: cok icten. cok samimi. yanında kendimizi en rahat hissediyoruz. hep yanında kalmak istiyoruz.
7-yıldız: o bir yıldız. o cok populer. bizim olsun istiyoruz.
8-deniz kızı modeli: hem narin hem albenili. aklımızı karıstırıyor. hem seksi hem kırılgan. etki alnından cıkamıyoruz.
9-capkın: ben evlilik dusunmuyorum diyor. ben hızlı yasarım diyor. yine de onunla olmak istiyoruz cunku bir yandan cok etkileyici.
en cok aklımda bunlar kalmıs.
gecmişimde kim beni hangi modelle tavlamıs diye dusundum. ben bir erkegin gpzunde hangi modelim diye sordum. sanırım bunum cevabını ben veremem.
tavsiye ederim kitabı;)
devamını gör...
freedos bilgisayara windows yüklemek
flaşı al
flaşa windowsu yazdır
flaşı diğer bilgisayara sok ve aç
windows kuruldu
flaşa windowsu yazdır
flaşı diğer bilgisayara sok ve aç
windows kuruldu
devamını gör...
freedos bilgisayara windows yüklemek
freedos olarak gelen bilgisayara usb yoluyla windows yükleme eylemidir.
kısa ve kolay yolları dinlenir.
kısa ve kolay yolları dinlenir.
devamını gör...

