zaman tüneli

bazılarına göre karga burun bana göre nefes alıp vermemi sağlayan bir organ.
bazılarına göre fazla kilolu bana göre olması gereken kilo.
bazılarına göre kaz ayağı bana göre yaşlılığa yakınlaşmanın izleri.
bazılarına göre çatlak bana göre anneliğin getirisi.

hiçbir zaman kendimi beğenmemezlik yapmadım. genel geçer güzellik derecelerine göre şiş dudağım fındık burnum yok. ben olması gereken şekildeyim. ben buyum.
devamını gör...

bende herkesin konustugu standart komplo teorileri yok. bunların cok cok otesinde sucluyla masumun karıstıgı teoriler var.
sonra diyorum hepininiz benden zekisiniz. ben bu aptal halimle hic kendimi yormiyim.
salıyorum beynimi.
kafam bosken onu daha cok seviyorum;)
devamını gör...

cancişlik müessesesinin olmaması. en azından benim yok. herkesin cancişine kimse karışamaz o ayrı. böyle tek tabanca gayet rahat.
devamını gör...

bekarken müzik listesi oluşturmakken evliyken çocukların bezi emziği yedek kıyafetlerini kontrol etmektir.
devamını gör...

nesine oynamış?
devamını gör...

imam ali, imam hasan askeri, imam cafer’in oruç hakkında sohbetleri olmuştur bunlardan önemlisi kur an kaç yerde oruç tutun diyor ve ramazan orucundan bakara suresinde bahsediyor hz peygamberimizin( muhammed mustafa s.a.v) oruç hakkında hadisleri mevcuttur
devamını gör...

akıl fikir diliyorum bunu yapanlara. twitter'da reklam verecek kadar ciddiler ve paraları var bu "girişimcilerin". kesinlikle reklam olmayacakmış bir de... 2027'yi görürlerse şaşarım.
devamını gör...

tass haber ajansı gibi bir ablamız olan doktor ejderha sözlüğü neden bıraktı. saat 03.00'te başlayacak olan dünya kupası maçını beklerken bu amansız soru beynime bir kıymık gibi battı ve varoluşsal bir sorgulamanın içine düştüm. sözlükte şöyle bir seyelan ve deveran edince sebebi de zahir oldu. işte doktor ejderha'nın sözlükten likaya intikalinin sebebi bu başlıkta gizli.

(bkz: sissy ile ejderya fotilerinin benzer beğen alması)

her ne kadar türkçe özürlü bir başlık olsa da meram anlaşılıyor. aynı meramı ejderha abla da anlamış olacak ki adının aynı satırda hem de kendi mahlasının önünde yer aldığı yazarı görünce kahrolmuş ve terk-i diyar etmiştir.
devamını gör...

portekizde tek tek herkes çok iyi ama takım yok maalesef. karşısında da kim oynarsa oynasın takım diye anılan bir canavar vardı ve o canavar yapacağını da yaptı. glck.
devamını gör...

duymamak bazen or'da olmamak demek
durmadan maziden bi' cevap beklemek
devamını gör...

en lazım olacak şeyleri almış mıyım diye son kez el çantasını kontrol etmek (cüzdan, kimlik, telefon, şarj aleti, ilaçlar vs.). bavula girenlerde eksik gedik varsa kısmet artık.
devamını gör...

önemli olan "neden bu krizi yaşadık, neden bunlar başımıza geldi, neden ben, neden biz, oow my god tanrım " diye hayıflanmakla olmuyor bu işler. olan oldu kardeş. önümüze bakmak lazım.

kriz gayet doğal bir şey. sözlük de bir insan sayılır en nihayetinde. kafası bozulabilir, bunalıma girebilir, "en kralının mına gorum lan dağılın" diye feryat edebilir vesaire. hayat bu her şey olur. bir kriz olduğu anda duygusal feveranla hareket etmemek elbet doğrusudur. önce bir durup düşünmek , nefes almak lazım. sonra da gerekli ekşınları yapmak lazım.

büyülü bir el gelsin dokunsun , bir sihirbaz değnek sallasın , vahiy gel , dur şu olaylar bir bitsin düzeleceğiz inşallah namaza başlayacağız falan filan demekle olmaz.

her şeyin bir kuralı var misal karı düşürmek istiyorsan karılara yürüyeceksin durup dururken hiçbir karı gelmez sana ya da ne bileyim kas yapmak istiyorsan ağırlık kaldıracaksın vesaire.

ortada bir gerçek var benzer krizleri yaşamış her sözlük kapandı. hiç duygusal beklenti içine girip " aga bizimki başka yaa , o dediğin burada asla olmaz" triplerine falan girmeye gerek yok. bal gibi de kapanır arkadaş. eldeki veriler , gözle gördüklerimiz , sol framedeki durgunluk ,oylama ve etkileşimdeki durağanlık gibi şeyleri görmek için müneccim olmaya gerek yok, yoldan geçen eşşek bile görüyor.

e iyi de o zaman teklifin ne? teklif şu kardeş. önce üye olurken her üyenin verdiği kayıtlı ne kadar mail adresi varsa oralara tek tek mail atılacak. ne olduğu anlatılacak, gelen maillere de açıklamalı cevap verilecek. ki mail çok soğuk bir iletişim şekli olmasına rağmen ilk etapta bu mutlaka yapılmalı.

daha sonra elde ne kadar yazar telefonu varsa bizzat yoldaş tarafından ya da moderatörler ve ya sözlükte sevilip sayılan yazarlar tarafından aranacak. insan dokunmadan , iyi bir iletişim kurmadan eylül'ü beklemek hayalcilikten başka bir şey değil. eylül gelince yine buralar sinek avlamaya devam edince " ya bilader ben eylül deidm ama hangi sene olduğunu söylemedim" esprisini yapmaya da gerek yok bence.

gerekirse ki bence çok gerekli, en kısa sürede çok katılımlı bir sözlük zirvesi yapılıp çok daha ufuk açıcı fikirlerle bir araya gelinip yeni bir aksiyon alınmalı.

bir diğer mevzu da şu simurg fireud mudur nedir gerekirse onla da açık açık konuşulmalı. olan olmuş üstünden zaman geçmiş , her şey soğumuştur o da diyaloğa açık hale gelmiştir . diyalogtan zarar gelmez. her şey konuşulur gerekirse aracılar vasıtasıyla bir orta yol bulunur. tehdit dili ve edebiyatı seviyesinde söylemlerle işi abuk subuk yerlere götürmeye de gerek yok. altı üstü bir oralet mevzusu demiş ya da dememiş hiç önemi yok bir yol bulunup her şey hallolur.

nacizane benim önerilerim bunlar yoldaş kardeşim. dinlersin dinlemezsin sen bilirsin. ama benim ortada biri olduğumu bilirsin ve her zaman çözülemeyecek mesele yoktur kafasında biri olduğumu da bilirsin. şimdiden kolay gele kardeşim.
devamını gör...

şoför sensen, son 20 saat alkol almamak ve en az 6 saat uyumak. en önemli şey uyumak.
devamını gör...

yazarların nickaltından doğum günü kutlamalarını, baş sağlığı dilemelerini, kafa izninden dönüşte hoşgeldin demelerini ve mesajda konuşur gibi yazışmalarını görmek. mesaj fasilitisi neden var ki?
işiniz gücünüz şov aq!

not: haa bi de eksi butonu olmaması. bana çok pis kızıp eksilemek istediniz değil mi hadi gelin itiraf edin. ama yapamayınca daha da kızdınız. bana değil yoldaş'a kızın. belki eylül'e "eksi butonu" koyar da az heyecan gelir.
devamını gör...

online yazarlar sekmesinde yazar stalklamak.*
devamını gör...

bu neoliberal sıçmık insanlardan ve ilişkilerinden midem bulanıyor.
devamını gör...

rol yeteneği ezberi yüksek olan kişi oyuncu olabilme ihtimali var hahahahahahhahahaha şaka bir yana güzel güzel detaylı anlatıyor bazen karşıdaki dinleyici sorunluysa ve anlatılanlardan doğrudan tatmin olmuyorsa inanmıyorsa bu adam gibi anlatmak süper oluyor çünkü bu adamın yaptığı gibi anlatırsak genelde bahsettiğim sorunlu dinleyiciler inanıyorlar
devamını gör...

akıllarda tek bir soru: yoldaş moderatörleri bedavadan sömürüyor mu?
devamını gör...

bu çürümüş çağda yapılması gereken delirmektir.
ben paronayak şizofreni kaptım abijimmm
arkamdan gelin
devamını gör...

yüzyıllarca kızıldeniz'in ikiye yarılması olarak bilinen olayın kur'an'daki anlatımı.

şuara 63'te bahsi geçen meşhur olay. genel kanı el bahr denilen suların kızıldeniz'i işaret ettiği yönünde ancak konu bütünlüğü açısından diğer ayetlere bakıldığında bu iddianın doğru olması mümkün değil. çünkü firavun ve askerleri el bahrda değil el yemmde ölüyor.

kur'an iki farklı sudan bahsediyor, bunu meallerde örtüyorlar. bunu arapça bilen meal yazarlarından neden öğrenemiyorsunuz!?

peki bu el yemm nedir? kur'an'da geçen diğer el yemm kullanımlarına bakıldığında musa'nın bebekken sandık içinde bırakıldığı suya da el yemm denildiğini görüyoruz. el yemm'e bırakılıyor ve firavunun ailesi onu bulup yetiştiriyor. antik mısır'da yerleşimlerin nil boyunca uzanması ve firavunların da nil'e yakın yaşamalarından el yemm'in nil olduğunu anlıyoruz. yani kur'an, nil nehrine `el yemm` diyor. zaten kur'an'daki bütün el yemm kullanımları sadece musa kıssalarında geçer...

özetle;

1) musa el bahrı "infilak" ettiriyor. 26/63

2) firavun el yemme atılıyor 28/40, 51/40

ve el yemmde ölüyor 20/78, 7/136

3) musa'nın bebekken bırakıldığı suya da

el yemm deniliyor. 20/39, 28/7

peki ne yaşanmış olabilir? musa'nın el bahrı infilak ettirip, firavunun adamlarıyla beraber el yemme (musa'nın bebekken kurtulduğu suya) atılmasını sağlayacak olay: bir seddin yıkılması ve oluşan selle insanların nil'e atılmasıdır. elçi musa, bir seddi yıkıyor ve firavun askerleriyle nil'e atılıyor. doğa üstü bir olay yok! dikkat edin el yemm insanların üstüne atılmıyor, insanlar el yemm'e atılıyor!

kahire'de helvan yakınlarında sadd el-kafara (kafirler seddi) adında bir baraj kalıntısı var. antik mısır'ın inşa ettiği tek baraj! "masonik" tipte bir baraj sınıfına giriyormuş. bu sedde biriken su el bahr. kur'an 1400 yıllık arapça bilgi topluluğu ve içinde göl diye bir kavram yok. sık sık kullanılan "berri vel bahri" ifadesi var. berri kara demek, bahr da kara kelimesinin karşıtı yani su/sular demek. musa, zamanı geldiğinde (şuara 63te zamanı bildiriliyor) seddi sabote ediyor ve dolayısıyla firavun askerleriyle sele kapılıp el yemme, nil'e atılıp orada boğulmuş oluyor. özellikle zariyat ve kasas surelerinin 40. ayetlerde "el yemme attık" ifadesi var kontrol edebilirsiniz.

sadd el-kafara, akad kralı sargon'dan yüzlerce yıl önce inşa edilmiştir. dolayısıyla musa'nın hayatı sargon'dan değil, sargon'un hikayesi elçi musa'nın hayatından esinlenilmiştir. akadlı sargon'un bebekken sepet içinde nehirde yüzdüğü bilgisi akad kaynaklarında değil, akadlı sargon'dan yaklaşık 1500 yıl sonra neo-asur dönemine ait bir kil tablette geçmektedir. ancak bunu "bilimsel" geçinenlerden duyamazsınız :)) tablet, asur kralı asurbanipal'in kişisel kütüphanesinde bulunmuştur ve mö 911-612 yılları arasında kaleme alındığı tespit edilmiştir.

bilimsel geçinenler için sadd el-kafara'nın çökme analizi sonuç bölümünde yazanlar: “the dam is observed to be very critical at fully impounded and totally submerged conditions.” yani diyor ki barajın tam dolu ve taşma şartlarında durumunun çok kritik olduğu görüldü. bomba yok! ayette infilak diyor diye bazı mallar bomba kullanıldığını iddia ettiğimi sanmış! suyun potansiyel enerjisi diye bir şey duymamışlar galiba... "dam failure" diye aratın bugün bile barajlar kendi kendine çökebiliyor...

sadd el-kafara'nın çökme analizi

ey kitap ehli! doğrusu, kitap’tan gizlediğiniz birçok şeyi size açıklayan ve bir kısmından da söz etmeyen rasulümüz geldi. doğrusu size allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap geldi. (maide 15)

maide 15'te bahsedilen kitap ehlinin sakladığı bilgilerden biri budur. mısır'dan çıkış olayında 2 farklı su kütlesi vardır (el bahr/el yemm). aslında exodus kitabında da benzer "yam ve yam suph" farkı var ama olayda sanki bir su kütlesi varmış, aynı su kütlesi kastediliyormuş gibi anlatıyorlar. "firavunu niye yarmamış zaa xb " diye ortalıkta dolananlar kur'an'dan küçük bir bilgi ile artık "bı tırıhtı yızmıyır" seviyesine geldi. daha durun bakalım salatı ikame ettikçe neler öğreneceksiniz...

bir gün "musa adındaki bir asi, dağdaki seddi yıkarak biricik firavunumuz ve seçme askerlerinin hapi'de ölümüne sebep oldu" içerikli bir tablet bulunsa "bu olay bilinen bir olaymış canım nesilden nesile aktarılıp kuran'a girmiş noolmuş yani" diyecekler ama o zamana kadar "tarihte yazmiyye"...

sadd el-kafara 125 metre rakımda dağ başında. dağdaki seddi yıkarsan gelen su da "o dağ" gibi olur, o dağ üzerinden geliyor su. "dağlar gibiydi" demiyor şuara 63'te, çoğulluk yok ikilik de bildirmiyor belirli bir dağdan bahsediyor "et tavdi" diyor, çünkü su belirli bir dağ üzerinden geliyor. arapça goygoyu yapan namasteciler ayetleri nasıl tahrif ediyor dikkat edin! [ şuara 63] [ like the mountain] nil nehri o bölgede 20m rakıma sahip.

günümüzde tüik verilerine bile inanmayanların "bu tarihte yazmıyor" eleştirisi de mantıklı değil. otorite kendini korumak için gerçekleri çarpıtabilir veya yok sayabilir! sonuçta tarih insan yazımıdır ve şimdiye kadar yaşanmış olayların çoğu da yazılmamıştır. henüz keşfedilmemiş veya yazılmış fakat zamanla yok olmuş da olabilir. akheneton ve hatşepsut gibi kendi firavunlarını bile tarihten silenlerden musa'yı yazmalarını beklemek saftorikliktir. antik mısırlılar ne hikmetse medeniyetleri boyunca inşa ettikleri tek barajı da tarihe yazmayı unutmuşlar, ne tesadüf değil mi!

kızıldenizin yarıldığı nerede yazıyor?? kur'an'da el bahr/ el yemm diyor. eski kitaplarda "yam suph" olarak geçen kamış denizi yani bugün nil dediğimiz sular! işin daha ilginç tarafı da bu konuyla ilgili bir tane bile rivayet olmaması! nasıl su içilir, nasıl tırnak kesilir rivayeti var, bu müthiş olayla ilgili yer bildiren bir rivayet yok! peki "doğaüstü" bir olay olduğunu iddia edenler olayın kızıldenizin akabe körfezinde (suez tarafı da değil!) hatta nuweiba sahilinde olduğunu nereden biliyor? neden akdeniz değil de kızıldeniz? el yemm, firavunun ölümü söz konusu olduğunda "kızıldeniz'", musa'nın bebekliği söz konusu olduğunda "nil" olarak çevrilmesi gerektiğini nereden biliyorsunuz? bilinen ilk tefsirin yazarı mukatil bin süleyman firavun nil'de öldü yazmış 1300 yıl önce, daha buhariler tırmıziler portakalda vitaminken, yani rivayetler seçilmemiş haldeyken! sürekli kur'an'ı okuyup, sorguladıklarını iddia edenler bu soruları soramadıkları gibi ben sorduğumda çatır çatır kızıldeniz iddialarını savunuyor.

exodus'daki "yam suph" ifadesi yahudi kuruluşlarının ingilizce çevirilerinde reed sea olarak geçer red sea değil. red sea ifadesi ilk kez bible'nin yaygın ingilizce çevirisi olan king james versiyonunda görülüyor. daha eski almanca çeviri olan luther bible'da "kamış denizi/schilf meer" olarak çevirilmiş. nedense sorgulayan bilimsellerin çıkıp "ula hıristiyanlar ibraniceyi yahudilerden daha mı iyi biliyorsunuz" dediğini de görmedik şimdiye kadar! kızıldeniz hiçbir zaman kamışlarıyla ünlü olmamıştır yetişiyor mu o bile şüpheli ancak nil'de hala bir kamış endüstrisi vardır!

luther'in almanca çevirisi

king james, new jewish publication society, stone edition tanach karşılaştırması.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim