zaman tüneli
didem madak
“bir süredir plastik vazolar gibi hiç kırılmıyorum.”
devamını gör...
bir kitabı okuduktan sonra yazarına söylemek istediklerimiz
bazı yazarlarla kitabı bitirdikten sonra karşılıklı oturup konuşmak istiyorum.
bazılarına teşekkür etmek için, bazılarına da “bunu neden yaptınız şimdi?” diye sormak için.
hele sevdiğim bir karakterin başına bir şey gelmişse, aramızda çözmemiz gereken meseleler var demektir.
*
bazılarına teşekkür etmek için, bazılarına da “bunu neden yaptınız şimdi?” diye sormak için.
hele sevdiğim bir karakterin başına bir şey gelmişse, aramızda çözmemiz gereken meseleler var demektir.
*
devamını gör...
14 ekim 2026 istanbul yağmuru
yaradan yardım etsin. kaçacak yerde yok. ikinci bir plan yok. aşırı kalabalıktan açık hava hapishanesine dönüştü.
geçen günlerde öğrendim. osmanlı zamanında (yakın sayılabilir.) 1800 lü yıllarda. istanbul a giriş izin ile oluyormuş. yani bir nevi vize. örnek anadoludan çalışmaya mı gideceksin? önce kendi yerel makamından bir belge alıyorsun. sonra istanbul da sana kefil olacak kimse onun girişimiyle istanbul dan belge çıkarttırılıyormuş. süreli belge. yani bugünkü gibi elini kolunu sallıyarak ben buraya geldim yerleşiyorum olayı yok.
zamanın da asayiş sağlanıp zorunlu veya keyfi göçler olmasa şehirler daha yaşanabilir olurdu. güya eğitim ile devleti milleti vs. öğreteceğiz diye başka şeyler öğretildi ve öğrenildi. bu olay tek taraflı değil. hepimizin emeği var. "para, iş, medeniyet ve eğitim böyük şehirde var yeğenim." algılarıyla belirli bölgelere yığıldık kaldık. çok güzel şekilde ürdikte. şimdi kaynak imkan yetmez oldu. işin sonu "bokoto yemişişko! eyvahko!" sadece polis değil. itfaiye ambulans sirenleride bizi kurtaramayabilir.
geçen günlerde öğrendim. osmanlı zamanında (yakın sayılabilir.) 1800 lü yıllarda. istanbul a giriş izin ile oluyormuş. yani bir nevi vize. örnek anadoludan çalışmaya mı gideceksin? önce kendi yerel makamından bir belge alıyorsun. sonra istanbul da sana kefil olacak kimse onun girişimiyle istanbul dan belge çıkarttırılıyormuş. süreli belge. yani bugünkü gibi elini kolunu sallıyarak ben buraya geldim yerleşiyorum olayı yok.
zamanın da asayiş sağlanıp zorunlu veya keyfi göçler olmasa şehirler daha yaşanabilir olurdu. güya eğitim ile devleti milleti vs. öğreteceğiz diye başka şeyler öğretildi ve öğrenildi. bu olay tek taraflı değil. hepimizin emeği var. "para, iş, medeniyet ve eğitim böyük şehirde var yeğenim." algılarıyla belirli bölgelere yığıldık kaldık. çok güzel şekilde ürdikte. şimdi kaynak imkan yetmez oldu. işin sonu "bokoto yemişişko! eyvahko!" sadece polis değil. itfaiye ambulans sirenleride bizi kurtaramayabilir.
devamını gör...
sözlüğün size kattığı olumsuz şey
trend başlıklara giri girerken buluyorum kendimi, halbuse güdülmemeliyim bu kadar!
devamını gör...
doğal afet
bizim coğrafya biraz farklı galiba, doğal afetler konusunda tek başına bütün kategorileri doldurabilecek bir şeyimiz var. üstelik mevsimi de yok.
devamını gör...
cözülemeyen sudoku (yazar)
#4091335
sanırım yazara alışveriş yapmak iyi gelmiş defterler, kalemler, süt köpürtücü derken günün mutluluk raporu epey dolu. insanın bazen kendine aldığı küçücük şeylerle keyfinin yerine gelmesi ne güzel. güle güle kullanın hepsini.
sanırım yazara alışveriş yapmak iyi gelmiş defterler, kalemler, süt köpürtücü derken günün mutluluk raporu epey dolu. insanın bazen kendine aldığı küçücük şeylerle keyfinin yerine gelmesi ne güzel. güle güle kullanın hepsini.
devamını gör...
başlıkları alt alta okumak
devamını gör...
insanın birinden sessizce soğuması.
bazen tek bir büyük olay olmuyor. küçük küçük şeyler birikiyor. eskisi gibi anlatmak istemiyorsun, bir şey olduğunda ilk ona yazmak gelmiyor içinden, yanında susmak eskisi kadar rahat hissettirmiyor. sonra bir gün fark ediyorsun ki o kişiden uzaklaşmışsın bile.
kendisi belki hiçbir şeyin değiştiğini anlamıyor bile.
kendisi belki hiçbir şeyin değiştiğini anlamıyor bile.
devamını gör...
sözlüğün size kattığı olumsuz şey
olumlu şeyin kaybını hatırlatmak.
devamını gör...
hunharca kullanılan şeyler
tükenmez kalem. yazmıyor diye kağıda karalıyoruz, yine yazmıyor diye daha sert karalıyoruz, en son masaya çizgi atıp kalemin bozuk olduğuna karar veriyoruz.
kapağını da mutlaka kaybediyoruz. kalemlerin yarısı yazmaktan değil, bizimle yaşadığı stresten emekli oluyor.
kapağını da mutlaka kaybediyoruz. kalemlerin yarısı yazmaktan değil, bizimle yaşadığı stresten emekli oluyor.
devamını gör...
hunharca kullanılan şeyler
toprak.
kaz, taşı, vur, çık üstünde tepin istersen. hep gülüyor. stresi yok bunun. dileyene ev, dileyene mezarda oluyor. biraz pişirsen kap kacak oluyor. canlılar için besin sağlıyor.
biz napıyoruz? "sen çok güldün. sinirimi bozuyorsun." diyor. üstünü betonla örtüyoruz. o yine çatlaktan ordan burdan yeşilliğini gösterip "aha ben hala burdayım." diyor. yine gülümsüyor.
kaz, taşı, vur, çık üstünde tepin istersen. hep gülüyor. stresi yok bunun. dileyene ev, dileyene mezarda oluyor. biraz pişirsen kap kacak oluyor. canlılar için besin sağlıyor.
biz napıyoruz? "sen çok güldün. sinirimi bozuyorsun." diyor. üstünü betonla örtüyoruz. o yine çatlaktan ordan burdan yeşilliğini gösterip "aha ben hala burdayım." diyor. yine gülümsüyor.
devamını gör...
doğal afet
insanın doğa karşısında en çaresiz olduğu an. bekleyip olacakları görmekten başka seçenek kalmıyor. insanın dünyaya karşı duyduğu güven inancı da bu nedenle çokça sarsılıyor.
devamını gör...
hunharca kullanılan şeyler
manitam:))
devamını gör...
zaman
zaman-zamansızlık ve rabbin katı: emre1974tr.blogspot.com/201...
devamını gör...
zaman
baudelaire'in üstesinden gelmek için bir önerisi var; "sarhoş olun"
“hep sarhoş olmalı. her şey bunda; tek sorun bu. omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken zaman’ın korkunç ağırlığını duymamak için durmamacasına sarhoş olmalısınız.
ama neyle?
şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz.
ama sarhoş olun…
ve bazı bazı, bir sarayın basamakları, bir hendeğin yeşil otları üstünde, odanızın donuk yalnızlığı içinde, sarhoşluğunuz azalmış ya da büsbütün geçmiş bir durumda uyanırsanız, sorun, yele, dalgaya, yıldıza, kuşa, saate sorun, her kaçan şeye, inleyen, yuvarlanan, şakıyan, konuşan her şeye sorun; “saat kaç?” deyin. yel, dalga, yıldız, kuş, saat hemen verecektir yanıtı size: “sarhoş olma saatidir! zamanın inim inim inletilen köleleri olmamak için sarhoş olun durmamacasına! şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz…”
“hep sarhoş olmalı. her şey bunda; tek sorun bu. omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken zaman’ın korkunç ağırlığını duymamak için durmamacasına sarhoş olmalısınız.
ama neyle?
şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz.
ama sarhoş olun…
ve bazı bazı, bir sarayın basamakları, bir hendeğin yeşil otları üstünde, odanızın donuk yalnızlığı içinde, sarhoşluğunuz azalmış ya da büsbütün geçmiş bir durumda uyanırsanız, sorun, yele, dalgaya, yıldıza, kuşa, saate sorun, her kaçan şeye, inleyen, yuvarlanan, şakıyan, konuşan her şeye sorun; “saat kaç?” deyin. yel, dalga, yıldız, kuş, saat hemen verecektir yanıtı size: “sarhoş olma saatidir! zamanın inim inim inletilen köleleri olmamak için sarhoş olun durmamacasına! şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz…”
devamını gör...
hunharca kullanılan şeyler
başta peçete gelir sanırım.
devamını gör...
cehennemin kapısında ne yazıyor
dante alighieri'nin ilahi komedya'sının, cehennem'in ııı. kantosu bölümünde, giriş kapısı ile ilgili şunlar yazar
benden geçilir acılar kentine,
benden geçilir sonsuz kedere,
benden geçilir yitirilmiş insanlar arasına..
ve son söz şöyledir
"lasciate ogne speranza, voi ch'intrate." *
benden geçilir acılar kentine,
benden geçilir sonsuz kedere,
benden geçilir yitirilmiş insanlar arasına..
ve son söz şöyledir
"lasciate ogne speranza, voi ch'intrate." *
devamını gör...



