zaman tüneli
çarpık çizgiler
2022 yapımı, netflix'in zindan adası uyarlaması ispanyol filmi.
uyarlaması dedim ama arada bazı benzerlikler var sadece. çarpık çizgiler, tamamen özgün bir film.
şimdiye kadar izlediğim en iyi netflix filmlerinden biri diyebilirim. bir başyapıt değil belki ama 10 puan çok rahat alır. hatta netflix filmi olarak içinde lez, g*y gibi ilişkiler olmadığı için 10 üzerinden 20 bile alır.
alice başarılı bir dedektif. kocası ile mutlu bir ilişkisi var. bir akıl hastanesinde intihar olarak kayıtlara geçmiş bir vakayı inceliyor. alice hastaneye girip araştırmayı orada yapmanın daha uygun olacağına düşünüyor ve başhekimin bilgisi dahilinde hasta gibi tımarhaneye girmeye çalışıyor.
hasta raporuna göre alice, kocasını 3 kez zehirlemeye çalışmış, zeki ve manipülatif bir paranoyak. yalan söylüyor, yalanı ortaya çıkınca kabul edip, bahanesini belirtip, aslında doğru olanın bu olduğu söyleyip yeniden yalan söyleyebiliyor. doktorları bile kandırabilecek kapasitede biri.
alice, ilk tetkikte aslında hasta olmadığını, kocasının onu akıl hastanesine tıktırıp parasına çökmek istediğini söylüyor. iyi de alice içeri girmek istemiyor muydu? evt istiyordu ama zeki bir kadın dedim ya, kim akıl hastanesine yatmak üzere olan birinin söylediğine inanır? o da bunu bildiği için aslında girmeye çalıştığı hastaneye sanki zorla giriyormuş numarası yapıyor.
ancak içeri girdiğinde başhekim, onu hiç tanımadığı söyleyince alice'in başından aşağı kaynar sular dökülüyor. şimdi cinayeti mi araştırsın yoksa deli olmadığını mı kanıtlamaya çalışın?
film 1980'lerde geçiyor. bu da güzel bir hava katmış. film boyunca neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamaya çalışıyorsun. ulan bu kadar bariz bir şeyi nasıl gösterirler diye düşündüğün şeyin aslında yönetmenin seni kandırmak için oraya koyduğunu anlıyorsun. sonuna kadar izlenmesi gereken güzel bir ters köşe filmi.
filmi izlerken insan iki şeyi düşünüyor.
1- deli olmayan biri, akıl hastanesinde deli olmadığını nasıl kanıtlar?
2- ya ben de paranoyaksam ve bunun farkında değilsem?
filmi izlemeyenler bu kısmı okumasın kesinlikle.
filmin başında gördüğümüz cinayet olayını biz flashback zannediyoruz ancak bu cinayet aslında flashforward'mış. yani alice'in araştırdığı cinayet değil. o cinayeti sadece biliyoruz, gazete küpürü hariç göremiyoruz. gördüğümüz olayda cinayet silahı var. bu da alice'in %100 haklı olduğunu gösteriyor ama bu cinayetin o cinayet olmadığını öğrendiğimiz zaman beynimiz yanıyor.
alice akıl hastası imiş. yönetmen o ters köşe senin bu ters köşe benim seyirciyi tokat manyağı yapmış.
ben başından beri biliyordum diyene kesinlikle inanmayın. film alice'in penceresinden anlatıldığı için son kısımlara kadar alice'in deli olduğu kanıtlayan çok kanıt yok.
tabi filmde bazı zayıf noktalar da var.
- kocası neden karısının yatışı için 20 kat fazla bağış yaptı?
- alice'in evinde dedektif belgesi var, bu gerçek mi değil mi?
- kadın zaten hasta ise, kocası neden alice'i dedektif olduğuna inandırıp içeri tıkmaya çalıştı? zaten hasta ise tüm bu oyunlara gerek yoktu.
- kocası kötü mü yoksa normal biri mi? yoksa alice'i delirten o mu?
- son kısımda otopsi olayı da saçma olmuş, olay yerine gidip incelese tamam ama ölüyü başka bir odaya taşıyıp orada otopsi yapması fazla abartı.
şimdi konuyu baştan sona ele alalım. (burada kendimce yorduğum kısımlar da var)
- alice'in kocası ile arası iyi değildi. zekiydi ama kafayı sıyırmıştı, dedektif değildi ve doktora gidiyordu.
- kocasını 3 kez zehirlenmeye çalıştı. kocası kötü değildi ama bu bardağı taşıran son damla oldu. doktoru ile konuştu ve onun hastaneye yatmasına karar verdiler.
- cinayet olayı, kocasının imzası vesaire bunların hiçbiri yok. alice, gazetede gördüğü olayı kendi kafasında yaşıyor. cinayeti araştırması için onu tuttuğunu sandığı kişi, kendi psikiyatri doktoru ve doktorun raporunda yazdığı her şey doğru.
- kocası yüklü miktarda bağış yaptı çünkü karısının yattığı hastanenin iyi olmasını istiyordu.
- alice çok manipülatif. gözlüklü doktoru cinsellik, kadın doktoru kendini acındırarak, diğer doktoru ise onu aptal gibi hissettirip kandırıyor.
- başhekim kötü adam değil. alice'in hasta olduğunu bilen tek kişi. başkomiser de kötü değil.
- başhekim onu tanımadığını söyleyince alice oyuna geldiğini düşünüyor ve artık hastaneden kaçmaya odaklanıyor. alice'in kafasında başhekim, dedektifin içleri girmesine müsaade etmişti çünkü onu hasta olduğuna inandırıp delirtecekti, böylece cinayet ortaya çıkmayacaktı.
- alice, kocası ve doktorun gerçeği ortaya çıkaracağına inanıyor ama intihar eden çocuğun babası tanıdığı kişi değil ve onu cinayeti araştırması için tutmamış. (bu alice'in deli olduğunu kanıtlıyor ama bu da oyun olabilir diye düşünüyorsun)
- alice'in kocası kayıplara karışıyor. bundan sebep alice, kocasının onu katakulliye getirdiğine inanıyor. (alice başta kocası ile arasının iyi olduğunu söylemişti. alice gibi zeki biri bunu nasıl fark edemedi? çünkü alice gerçeği ayırt edemeyen bir paranoyak. bu da bir delil)
- alice'in ikizlerle de arası iyi. ikizler onu anası belliyor. ikizler sevdiği kişiler için herşeyi yapar. belki alice bundan sebep ikizlere yanaşıyor. ancak sapık cüce, alice'e sulanınca ikizlerden biri onu öldürüyor.
- alice'in hidrofobik adamla da arası iyi. adam cücenin kazara kendi öldüğü yönünde yalancı şahitlik yapıyor. (tüm ekip de inanıyor, burası biraz saçma i̇şte)
- alice, artık buradan bir şekilde firar etmekten başta çözüm olmadığını anlıyor. bir yangın çıkarıp kargaşada firar edecek.
- ancak beklemedikleri bir olay oluyor. kargaşa sırasında fil adam, cüceyi öldürdüğü gerekçesiyle ikizlerden yanlış olanını öldürüyor.
- başkomiser geliyor, olayı inceliyor. hastalardan biri kayıp. bu hasta aslında alice.
- alice bir şekilde anahtarı buluyor. dış kapıya gidiyor. tam bu esnada adli uzman geliyor. alice, normalde kaçıp gidecekti ancak adli olay onun dedektiflik dürtüsünü tetikliyor.
- içeri girip ölen ikizi buluyor, katilin cüsseli biri olması gerektiğini, bu yüzden fil adam olabileceğini söylüyor. katil gerçekten fil adam. cinayet silahı ise alice'in kaçarken kırdığı kapının camı. fil adam kapıda kalan cam parçasını alıp ikizi doğramış.
- alice artık haklı olduğundan %100 emin. 5 kişilik kurulda 4 kişi onun lehine oy kullanıyor. başhekim ise oy kullanmıyor ve istifa ediyor. ancak alice'in tatilden dönen doktorunu bulmuş ve onu çağırmış.
- doktor içeri giriyor ve "yine ne yaptın" diyerek alice'in hasta olduğunu kanıtlıyor. alice, gerçekten de doktorunun önerisi ile hastaneye girmiş ve kendi kafasında bir dedektif masalı uydurarak kendini görevli olduğuna inandırmış.
uyarlaması dedim ama arada bazı benzerlikler var sadece. çarpık çizgiler, tamamen özgün bir film.
şimdiye kadar izlediğim en iyi netflix filmlerinden biri diyebilirim. bir başyapıt değil belki ama 10 puan çok rahat alır. hatta netflix filmi olarak içinde lez, g*y gibi ilişkiler olmadığı için 10 üzerinden 20 bile alır.
alice başarılı bir dedektif. kocası ile mutlu bir ilişkisi var. bir akıl hastanesinde intihar olarak kayıtlara geçmiş bir vakayı inceliyor. alice hastaneye girip araştırmayı orada yapmanın daha uygun olacağına düşünüyor ve başhekimin bilgisi dahilinde hasta gibi tımarhaneye girmeye çalışıyor.
hasta raporuna göre alice, kocasını 3 kez zehirlemeye çalışmış, zeki ve manipülatif bir paranoyak. yalan söylüyor, yalanı ortaya çıkınca kabul edip, bahanesini belirtip, aslında doğru olanın bu olduğu söyleyip yeniden yalan söyleyebiliyor. doktorları bile kandırabilecek kapasitede biri.
alice, ilk tetkikte aslında hasta olmadığını, kocasının onu akıl hastanesine tıktırıp parasına çökmek istediğini söylüyor. iyi de alice içeri girmek istemiyor muydu? evt istiyordu ama zeki bir kadın dedim ya, kim akıl hastanesine yatmak üzere olan birinin söylediğine inanır? o da bunu bildiği için aslında girmeye çalıştığı hastaneye sanki zorla giriyormuş numarası yapıyor.
ancak içeri girdiğinde başhekim, onu hiç tanımadığı söyleyince alice'in başından aşağı kaynar sular dökülüyor. şimdi cinayeti mi araştırsın yoksa deli olmadığını mı kanıtlamaya çalışın?
film 1980'lerde geçiyor. bu da güzel bir hava katmış. film boyunca neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamaya çalışıyorsun. ulan bu kadar bariz bir şeyi nasıl gösterirler diye düşündüğün şeyin aslında yönetmenin seni kandırmak için oraya koyduğunu anlıyorsun. sonuna kadar izlenmesi gereken güzel bir ters köşe filmi.
filmi izlerken insan iki şeyi düşünüyor.
1- deli olmayan biri, akıl hastanesinde deli olmadığını nasıl kanıtlar?
2- ya ben de paranoyaksam ve bunun farkında değilsem?
filmi izlemeyenler bu kısmı okumasın kesinlikle.
filmin başında gördüğümüz cinayet olayını biz flashback zannediyoruz ancak bu cinayet aslında flashforward'mış. yani alice'in araştırdığı cinayet değil. o cinayeti sadece biliyoruz, gazete küpürü hariç göremiyoruz. gördüğümüz olayda cinayet silahı var. bu da alice'in %100 haklı olduğunu gösteriyor ama bu cinayetin o cinayet olmadığını öğrendiğimiz zaman beynimiz yanıyor.
alice akıl hastası imiş. yönetmen o ters köşe senin bu ters köşe benim seyirciyi tokat manyağı yapmış.
ben başından beri biliyordum diyene kesinlikle inanmayın. film alice'in penceresinden anlatıldığı için son kısımlara kadar alice'in deli olduğu kanıtlayan çok kanıt yok.
tabi filmde bazı zayıf noktalar da var.
- kocası neden karısının yatışı için 20 kat fazla bağış yaptı?
- alice'in evinde dedektif belgesi var, bu gerçek mi değil mi?
- kadın zaten hasta ise, kocası neden alice'i dedektif olduğuna inandırıp içeri tıkmaya çalıştı? zaten hasta ise tüm bu oyunlara gerek yoktu.
- kocası kötü mü yoksa normal biri mi? yoksa alice'i delirten o mu?
- son kısımda otopsi olayı da saçma olmuş, olay yerine gidip incelese tamam ama ölüyü başka bir odaya taşıyıp orada otopsi yapması fazla abartı.
şimdi konuyu baştan sona ele alalım. (burada kendimce yorduğum kısımlar da var)
- alice'in kocası ile arası iyi değildi. zekiydi ama kafayı sıyırmıştı, dedektif değildi ve doktora gidiyordu.
- kocasını 3 kez zehirlenmeye çalıştı. kocası kötü değildi ama bu bardağı taşıran son damla oldu. doktoru ile konuştu ve onun hastaneye yatmasına karar verdiler.
- cinayet olayı, kocasının imzası vesaire bunların hiçbiri yok. alice, gazetede gördüğü olayı kendi kafasında yaşıyor. cinayeti araştırması için onu tuttuğunu sandığı kişi, kendi psikiyatri doktoru ve doktorun raporunda yazdığı her şey doğru.
- kocası yüklü miktarda bağış yaptı çünkü karısının yattığı hastanenin iyi olmasını istiyordu.
- alice çok manipülatif. gözlüklü doktoru cinsellik, kadın doktoru kendini acındırarak, diğer doktoru ise onu aptal gibi hissettirip kandırıyor.
- başhekim kötü adam değil. alice'in hasta olduğunu bilen tek kişi. başkomiser de kötü değil.
- başhekim onu tanımadığını söyleyince alice oyuna geldiğini düşünüyor ve artık hastaneden kaçmaya odaklanıyor. alice'in kafasında başhekim, dedektifin içleri girmesine müsaade etmişti çünkü onu hasta olduğuna inandırıp delirtecekti, böylece cinayet ortaya çıkmayacaktı.
- alice, kocası ve doktorun gerçeği ortaya çıkaracağına inanıyor ama intihar eden çocuğun babası tanıdığı kişi değil ve onu cinayeti araştırması için tutmamış. (bu alice'in deli olduğunu kanıtlıyor ama bu da oyun olabilir diye düşünüyorsun)
- alice'in kocası kayıplara karışıyor. bundan sebep alice, kocasının onu katakulliye getirdiğine inanıyor. (alice başta kocası ile arasının iyi olduğunu söylemişti. alice gibi zeki biri bunu nasıl fark edemedi? çünkü alice gerçeği ayırt edemeyen bir paranoyak. bu da bir delil)
- alice'in ikizlerle de arası iyi. ikizler onu anası belliyor. ikizler sevdiği kişiler için herşeyi yapar. belki alice bundan sebep ikizlere yanaşıyor. ancak sapık cüce, alice'e sulanınca ikizlerden biri onu öldürüyor.
- alice'in hidrofobik adamla da arası iyi. adam cücenin kazara kendi öldüğü yönünde yalancı şahitlik yapıyor. (tüm ekip de inanıyor, burası biraz saçma i̇şte)
- alice, artık buradan bir şekilde firar etmekten başta çözüm olmadığını anlıyor. bir yangın çıkarıp kargaşada firar edecek.
- ancak beklemedikleri bir olay oluyor. kargaşa sırasında fil adam, cüceyi öldürdüğü gerekçesiyle ikizlerden yanlış olanını öldürüyor.
- başkomiser geliyor, olayı inceliyor. hastalardan biri kayıp. bu hasta aslında alice.
- alice bir şekilde anahtarı buluyor. dış kapıya gidiyor. tam bu esnada adli uzman geliyor. alice, normalde kaçıp gidecekti ancak adli olay onun dedektiflik dürtüsünü tetikliyor.
- içeri girip ölen ikizi buluyor, katilin cüsseli biri olması gerektiğini, bu yüzden fil adam olabileceğini söylüyor. katil gerçekten fil adam. cinayet silahı ise alice'in kaçarken kırdığı kapının camı. fil adam kapıda kalan cam parçasını alıp ikizi doğramış.
- alice artık haklı olduğundan %100 emin. 5 kişilik kurulda 4 kişi onun lehine oy kullanıyor. başhekim ise oy kullanmıyor ve istifa ediyor. ancak alice'in tatilden dönen doktorunu bulmuş ve onu çağırmış.
- doktor içeri giriyor ve "yine ne yaptın" diyerek alice'in hasta olduğunu kanıtlıyor. alice, gerçekten de doktorunun önerisi ile hastaneye girmiş ve kendi kafasında bir dedektif masalı uydurarak kendini görevli olduğuna inandırmış.
devamını gör...
herkesin melankolik olması
depresyon ile karıştırıldığı için öyle olduğu sanılan durum.
depresyon gelip geçici bir durumdur. melankoli ne gelir, ne geçer. hep oradadır. hiçbir yere gitmez.
depresyon artık isteyememenin üzüntüsüdür. melankoli sebebsiz hüzündür. isteklerinin olmaması değil, bütün isteklerinin tam istediği şekilde olmasının bile bir anlamı yoktur.
depresif insan artık mutlu olamayacağını düşünür. melankolik insan mutlu olmanın bile bir anlamı olmadığını, hüznünü hiçbir mutluluğun geçirmeyeceğini bilir.
depresyon sonradan ortaya çıkar. melankoli doğuştandır. ben kendimi bildim bileli hüzünlüyüm. bu hüznün başıma gelenlerle hiçbir alakası yok. hiçbir sebebi yok. depresyonun çözümü vardır ama melankolinin yok.
ne olursa olsun asla mutlu olmayacağım. daha da kötüsü mutlu olmak istemiyorum zaten. daha daha kötüsü ise mutlu olduğum anlarda bunun gelir geçerliğini aklımdan çıkaramadığım için daha da mutsuz oluyorum.
melankoli iflah olmaz. ben de öyle. ne olursa olsun. yapacak bir şey yok.
özenilecek bir şey değil. sonradan olunacak bir şey de değil. özel bir durum değil. özel bir şey olabilmesi için bu durumu kendi isteğinle başarabilmiş olman gerekirdi. öyle değil. öylesine.
depresyon gelip geçici bir durumdur. melankoli ne gelir, ne geçer. hep oradadır. hiçbir yere gitmez.
depresyon artık isteyememenin üzüntüsüdür. melankoli sebebsiz hüzündür. isteklerinin olmaması değil, bütün isteklerinin tam istediği şekilde olmasının bile bir anlamı yoktur.
depresif insan artık mutlu olamayacağını düşünür. melankolik insan mutlu olmanın bile bir anlamı olmadığını, hüznünü hiçbir mutluluğun geçirmeyeceğini bilir.
depresyon sonradan ortaya çıkar. melankoli doğuştandır. ben kendimi bildim bileli hüzünlüyüm. bu hüznün başıma gelenlerle hiçbir alakası yok. hiçbir sebebi yok. depresyonun çözümü vardır ama melankolinin yok.
ne olursa olsun asla mutlu olmayacağım. daha da kötüsü mutlu olmak istemiyorum zaten. daha daha kötüsü ise mutlu olduğum anlarda bunun gelir geçerliğini aklımdan çıkaramadığım için daha da mutsuz oluyorum.
melankoli iflah olmaz. ben de öyle. ne olursa olsun. yapacak bir şey yok.
özenilecek bir şey değil. sonradan olunacak bir şey de değil. özel bir durum değil. özel bir şey olabilmesi için bu durumu kendi isteğinle başarabilmiş olman gerekirdi. öyle değil. öylesine.
devamını gör...
alınmış en ilginç iltifat
(bkz: sözlük yazarlarının aldığı en ilginç iltifat) #3941579
ekleme yapayım, “insanı yaşlandırmayacak bir enerjin var.” ve “çok başarılı bir seri katil olursun” gibi iltifatlar da aldım..
ekleme yapayım, “insanı yaşlandırmayacak bir enerjin var.” ve “çok başarılı bir seri katil olursun” gibi iltifatlar da aldım..
devamını gör...
saçma sapan soruları kabul ettirmek için meblağ yükseltmek
netim:
-10 milyon dolar verseler
-kabul.
-10 milyon dolar verseler
-kabul.
devamını gör...
saçma sapan soruları kabul ettirmek için meblağ yükseltmek
zamanında bunları hep anlattık. euro çalışıyorum. milyondan taksimetreyi açıyorum. istediğiniz şeyi söylüyorsunuz, fiyatta anlaşırsak iban atıyorum.
devamını gör...
tartışma sırasında örnek ver denince yaşanan hafıza kaybı
sen abdülhamit'i savundun diyerek kontra çakın.
devamını gör...
geçmişe dönseydiniz çocuk yapar mıydınız sorunsalı
yapmazdım.
ben kendim yaşamanın gereğine inanmamışken, başkasını nasıl ikna edebilirim ki?
bütün o bitmek bilmeyen isteklerini geçtim, sadece beni neden dünyaya getirdin sorusuna bile verebilecek geçerli bir cevabım yok.
çocuk yapmak hayatı onaylamaktır, hayatla beraber de bütün bu tiksinçliği. ben onaylayamıyorum.
öte yandan dünyaya neden geldiğine dair cevap aslında basit; kendisi istediği için geldi. daha doğmadan anası olacak karı ile beni dürtüp durdu bir beden kazanabilmek için. ama bu da cevap mı? evet ama insanların dünyasında değil. başka bir evrende öyle.
insanların mantığa büründürme mekanizmasını aşmanın bir yolu yok. bütün bunların bilinçle alakası olmadığını onlara kimse açıklayamaz. zaten açıklamaların hepsi de bilinci var sayar. al sana çıkmaz. ben burada başka birisiyle dönmektense, kendi başıma dönmeyi tercih ederim.
ben kendim yaşamanın gereğine inanmamışken, başkasını nasıl ikna edebilirim ki?
bütün o bitmek bilmeyen isteklerini geçtim, sadece beni neden dünyaya getirdin sorusuna bile verebilecek geçerli bir cevabım yok.
çocuk yapmak hayatı onaylamaktır, hayatla beraber de bütün bu tiksinçliği. ben onaylayamıyorum.
öte yandan dünyaya neden geldiğine dair cevap aslında basit; kendisi istediği için geldi. daha doğmadan anası olacak karı ile beni dürtüp durdu bir beden kazanabilmek için. ama bu da cevap mı? evet ama insanların dünyasında değil. başka bir evrende öyle.
insanların mantığa büründürme mekanizmasını aşmanın bir yolu yok. bütün bunların bilinçle alakası olmadığını onlara kimse açıklayamaz. zaten açıklamaların hepsi de bilinci var sayar. al sana çıkmaz. ben burada başka birisiyle dönmektense, kendi başıma dönmeyi tercih ederim.
devamını gör...
tartışma sırasında örnek ver denince yaşanan hafıza kaybı
karşındaki kişinin hatalarının çetelesini tutmucak kadar iyi niyetli olmaktan hep bunlar. istesen herşeyi hafızaya atarsın, günü gelince çıkarırsın, ama bu tip davranışlara gerek duymuyorsun.
devamını gör...
hızlı konuşan insan
jet motoruna takmış kişidir. apartmanın asansörcüsü böyle konuşuyor. ya hızlı konuşulur da ben hiçbir şey anlamıyorum abi. vtr de ne yakalarsam o. bişey yakalayabilmek için kırk takla atıyorum.
devamını gör...
hızlı konuşan insan
benim bu kişi. söyleyeceğimi hızlı hızlı gayet iyi şekilde anlatırım. yavaşa tahammülüm yok. tek dinlediğim yavaş konuşan ilber ortaylı'dır. yavaş yürüyene tahammülüm yok, yavaş iş yapana tahammülüm yok, yavaş futbola tahammülüm yok. şu dünyada seri olacaksın kardeşim. kimse sizi saatlerce, dakikalarca beklemek zorunda değil. kısa ve net olacaksın. hızlıca söyleyeceksin. beni yormayacaksın. ima etmeyeceksin. seni çözmeye uğraşacağım vakitte master of puppets solosunun bir kısmını tam hızda çalmayı başarabilirim mesela. bu da senden kıymetlidir. aynı şekilde ben de hızlı olmak zorundayım. kimsenin dandik zamanını benimle doldurmasını istemem. (evet insan sevmiyorum.)
devamını gör...
unutulmayan vefa örnekleri
volkan demirel'in yanlış hatırlamıyorsam hela sandalyesi üstünde yaptığı ikonik konuşmadır.
"küme düşürülsek bile bu formayı giymeye devam edeceğiz."
sözünde de durdu, mert adamdı zaten.
alex beni fenerbahçeli yaptıysa volkan da beni fenerbahçe'de tutmuştur. öyle büyük bir adamdı benim için. halen daha hak ettiği değeri gördüğünü düşünmüyorum bizim camiada. bu adamın heykeli dikilmeliydi alex'ten önce.
"küme düşürülsek bile bu formayı giymeye devam edeceğiz."
sözünde de durdu, mert adamdı zaten.
alex beni fenerbahçeli yaptıysa volkan da beni fenerbahçe'de tutmuştur. öyle büyük bir adamdı benim için. halen daha hak ettiği değeri gördüğünü düşünmüyorum bizim camiada. bu adamın heykeli dikilmeliydi alex'ten önce.
devamını gör...
geçmişe dönseydiniz çocuk yapar mıydınız sorunsalı
ben geçmişte de yapardım şimdi de yaparım muhtemelen gelecekte de yapacağım.
üremek isteyen hatunlar eklesin.
üremek isteyen hatunlar eklesin.
devamını gör...
herkesin melankolik olması
beni bilen bilir ki ben değilim. neşeli itin tekiyim olum ben bana ne. gelemem de hiç öyle şeylere.
melankolik baygın hatunlar eklesin.
melankolik baygın hatunlar eklesin.
devamını gör...
saçma sapan soruları kabul ettirmek için meblağ yükseltmek
hayır diyen kişi içten içe evet diyordur. kardeş bırak doları sana yüz bin tl verseler neleri neleri yaparsın.
devamını gör...
eski orijinal formaları satmak yerine çöpe atmak
forma satılır mı ya? çakma da olsa orijinal de olsa forma namustur. eğer daha fazla evde tutamayacak durumdaysanız, ki kusura bakmayın ev kül olsa bile o formalar zarar görmeden saklanmalı, emaneti iyi koruyacak birine verilmeli.
devamını gör...
alınmış en ilginç iltifat
-sen var ya sennn.... karıncayı s....r belini incitmezsin he.
+eyvallah.
ne manayla söylenir bilmem ama hoşuma gitmişti o dönem.
+eyvallah.
ne manayla söylenir bilmem ama hoşuma gitmişti o dönem.
devamını gör...
boyunda bulunan küçük et benini yanlışlıkla koparmak
pişmanlığa sebep olabilir. bilinçsizce yapılan bir eylemdir.
elime gelen ufak et benini bu neymiş be, deyip bir anlık dalgınlıkla yolarak kopardığım için soluğu burada aldığım doğrudur.
bir sıkıntı yaşar mıyım arkadaşlar. ufak bir şeydi. ten rengindeydi zaten.
elime gelen ufak et benini bu neymiş be, deyip bir anlık dalgınlıkla yolarak kopardığım için soluğu burada aldığım doğrudur.
bir sıkıntı yaşar mıyım arkadaşlar. ufak bir şeydi. ten rengindeydi zaten.
devamını gör...
alınmış en ilginç iltifat
askerdeyken komutanım rahmetli anamın naftalinli gelinliğini giydir duvardan duvara vura vura sev beni koçum dedi, o kabul olur mu?
devamını gör...

