zaman tüneli
arka arkaya 40 kez yenge deyince önemini kaybetmesi
yoo öyle olmuyor.
yenge kültürümüzde önemli bir yer tutar.
40 kez desen de o başkasının yaridir .
yasağa olan çekim seni sürekli dürter ama yine de o başkasınındır
yenge deme lazım olur lafı duyamazsınız ama abla deme lazım olur gayet normal karşılanır.
yenge kültürümüzde önemli bir yer tutar.
40 kez desen de o başkasının yaridir .
yasağa olan çekim seni sürekli dürter ama yine de o başkasınındır
yenge deme lazım olur lafı duyamazsınız ama abla deme lazım olur gayet normal karşılanır.
devamını gör...
geyen
arkası arkaya yenge deyince ortaya çıkan enteresan kelime.
devamını gör...
bilmeyen biri için normal sözlük’ü özetlemek
ilim irfan yuvası diyorum genelde.
devamını gör...
arka arkaya 40 kez yenge deyince önemini kaybetmesi
yenge... başta gayet normal bir kelime.
sonra bir daha söylüyorsun. yenge yenge....
üçlemeye geçince kelimenin gerçekten bir insanı mı, akrabalık ilişkisini mi, yoksa sözlükteki erkek yazarların kolektif bilinçaltını mı tarif ettiğinden emin olamıyorsun.
yenge yenge yenge yenge yenge...
sekiz kez yengeleyince bir yerden sonra kelime türkçe olmaktan çıkıyor. geyen geyen geyen diye devam edince sanki finlandiya'nın kuzeyinde yaşayan ve kışın yalnızca dolunay çıktığında ortaya çıkan bir halkın diline geçiyorsun. bir ara kahkaha atıyorsun, aklına umut sarıkaya'nın gehen karikatürü de geliyor çünkü...
daha da devam edince kelime anlamını tamamen kaybedip yalnızca bir ses oluyor.
kırkıncı yengede ise artık geri dönüş yok.
ekranın karşısında oturmuşsun, kendi kendine “yenge yenge geyen geyen” diye mırıldanırken bir anda odanın ortasında dans eden tuhaf şekiller belirmeye başlıyor... gözünün önüne ruslana ışınlanıyor, ''şi rikitey şiriki tantey...'' diyor. geyenleyerek dans ediyorsun...
sonra bir daha söylüyorsun. yenge yenge....
üçlemeye geçince kelimenin gerçekten bir insanı mı, akrabalık ilişkisini mi, yoksa sözlükteki erkek yazarların kolektif bilinçaltını mı tarif ettiğinden emin olamıyorsun.
yenge yenge yenge yenge yenge...
sekiz kez yengeleyince bir yerden sonra kelime türkçe olmaktan çıkıyor. geyen geyen geyen diye devam edince sanki finlandiya'nın kuzeyinde yaşayan ve kışın yalnızca dolunay çıktığında ortaya çıkan bir halkın diline geçiyorsun. bir ara kahkaha atıyorsun, aklına umut sarıkaya'nın gehen karikatürü de geliyor çünkü...
daha da devam edince kelime anlamını tamamen kaybedip yalnızca bir ses oluyor.
kırkıncı yengede ise artık geri dönüş yok.
ekranın karşısında oturmuşsun, kendi kendine “yenge yenge geyen geyen” diye mırıldanırken bir anda odanın ortasında dans eden tuhaf şekiller belirmeye başlıyor... gözünün önüne ruslana ışınlanıyor, ''şi rikitey şiriki tantey...'' diyor. geyenleyerek dans ediyorsun...
devamını gör...
şu an ne olsa mutlu olursun sorunsalı
viski bitti yeni bir şişe ve mümkünse zamanı yavaşlatmak, ya ben hızlı gidiyorum ya da zamana yetişemiyorum.
bu viskiyi icat edenin cehenneme gitme ihtimalini hazmedemiyorum.
bu viskiyi icat edenin cehenneme gitme ihtimalini hazmedemiyorum.
devamını gör...
tarihin arka odası
severek izlediğim nadir programlardandı.
ne adamlar yitip gitti ya, nihat genç reis bile gitti.
eski tartışma programları da kalmadı. doğu perinçek, besim tibuk sakıp sabancı filan çıkıp iki kavga etse . kaos çıksa
yok abi bitti televizyon kültürü.
3-5 yandaş kendi aralarında paslaşmalar
ne adamlar yitip gitti ya, nihat genç reis bile gitti.
eski tartışma programları da kalmadı. doğu perinçek, besim tibuk sakıp sabancı filan çıkıp iki kavga etse . kaos çıksa
yok abi bitti televizyon kültürü.
3-5 yandaş kendi aralarında paslaşmalar
devamını gör...
şu an ne olsa mutlu olursun sorunsalı
devasa bir meteor'un dünya'ya çarpması iyi olurdu yaa.
devamını gör...
şu an ne olsa mutlu olursun sorunsalı
bir poşet vişneli browni.
devamını gör...
hikaye
hergün birinin hikayesini yazacağım, belki en son kendimi ifşalayacağım başlıktır artık. umrumda değil, yani şey, henüz, höm, neys’…
karşımda on biraya göt olmuş bir marcus var.
gözleri masmavi, ama ilk aşkımın ki gibi değil. dandik. neys’ konu da bu değil zaten.
bahtının karasını silemeyen bir ben bir de marcus ve daha nicelerini ekleyeceğim buraya. ulan adam ya… insan kendini unutur harbiden. ateşsiz de yanar.
gün 1
marcus, öğlen 12 sularında geldi, yeşilimtrak/mavi gözleri var. benim gibi kocaman gözlükleri var. babasıyla birer bira içti. yemeklerini götürdüm. henüz kimse cennetten kovulmadı.
gün 2
marcus ve babası birer bira aldı, yemeklerini yedi. adımı öğrendi.
gün 3
marcus dedim neden yalnızsın?
- biram bitene kadar arabada bekleyecek babam.
- neden burada oturmuyor da araba da bekliyor?
- çünkü onun acelesi var, benimse biramı bitirmem gerek.
(kaşlarımı çattım) peki.
gün 4
marcus ve babası her zamanki gibi, keyifler yerinde. baba gitti.
- bi bira daha sudok’
- tm.
14 bira şişesinden sonra…
- gözlerin doldu, neyin var marcus?
- sana aşık oldum sudok’
…
- bence yeterince içtin marcus! sana su harici bir şey yok!
- bilsen…
- neyi?
- çok güzelsin, mimiklerin, nezaketin, her şeyinle.
- danke, marcus.
- programcıyım ben. batırdım şirketimi.
- ağlama, beni de üzüyorsun. suyunu iç.
- şarampole yuvarlandım, arabamı, ehliyetimi kaybettim. camları indirdim. haneye tecavüzden mahkemem var yarın. hesabı yarına bıraksak olur mu?
- olur marcus. seni almaya gelecek biri var mı?
…
- ağlama lütfen! 36 yaşındasın, toparlarsın.
- sarılalım mı?
- hayır.
arkadaşı geldi. niye bu kadar içirdiniz? dedi. normal görünüyordu, kendi istedi, dedim.
- kaçtan beri burada?
- öğlenden beri.
- bir daha bu kadar vermeyin.
- tm.
- bana da birtane meyve suyu lütfen, marcus’un hesabına yaz.
- ok.
gün 5
telefon çaldı dükkanın.
- efendik?
- merhaba sudok’ dün garip davrandıysam özür dilerim. hesabımı yarın ödesem olur mu?
- olur marcus, dert etme. yarın görüşürüz.
normalde müşterilerimi dinlerim ve merak etmem, marcus mahkemeyi kazandımı merak ediyorum. sick sayko, bir yandan masum.
karşımda on biraya göt olmuş bir marcus var.
gözleri masmavi, ama ilk aşkımın ki gibi değil. dandik. neys’ konu da bu değil zaten.
bahtının karasını silemeyen bir ben bir de marcus ve daha nicelerini ekleyeceğim buraya. ulan adam ya… insan kendini unutur harbiden. ateşsiz de yanar.
gün 1
marcus, öğlen 12 sularında geldi, yeşilimtrak/mavi gözleri var. benim gibi kocaman gözlükleri var. babasıyla birer bira içti. yemeklerini götürdüm. henüz kimse cennetten kovulmadı.
gün 2
marcus ve babası birer bira aldı, yemeklerini yedi. adımı öğrendi.
gün 3
marcus dedim neden yalnızsın?
- biram bitene kadar arabada bekleyecek babam.
- neden burada oturmuyor da araba da bekliyor?
- çünkü onun acelesi var, benimse biramı bitirmem gerek.
(kaşlarımı çattım) peki.
gün 4
marcus ve babası her zamanki gibi, keyifler yerinde. baba gitti.
- bi bira daha sudok’
- tm.
14 bira şişesinden sonra…
- gözlerin doldu, neyin var marcus?
- sana aşık oldum sudok’
…
- bence yeterince içtin marcus! sana su harici bir şey yok!
- bilsen…
- neyi?
- çok güzelsin, mimiklerin, nezaketin, her şeyinle.
- danke, marcus.
- programcıyım ben. batırdım şirketimi.
- ağlama, beni de üzüyorsun. suyunu iç.
- şarampole yuvarlandım, arabamı, ehliyetimi kaybettim. camları indirdim. haneye tecavüzden mahkemem var yarın. hesabı yarına bıraksak olur mu?
- olur marcus. seni almaya gelecek biri var mı?
…
- ağlama lütfen! 36 yaşındasın, toparlarsın.
- sarılalım mı?
- hayır.
arkadaşı geldi. niye bu kadar içirdiniz? dedi. normal görünüyordu, kendi istedi, dedim.
- kaçtan beri burada?
- öğlenden beri.
- bir daha bu kadar vermeyin.
- tm.
- bana da birtane meyve suyu lütfen, marcus’un hesabına yaz.
- ok.
gün 5
telefon çaldı dükkanın.
- efendik?
- merhaba sudok’ dün garip davrandıysam özür dilerim. hesabımı yarın ödesem olur mu?
- olur marcus, dert etme. yarın görüşürüz.
normalde müşterilerimi dinlerim ve merak etmem, marcus mahkemeyi kazandımı merak ediyorum. sick sayko, bir yandan masum.
devamını gör...
şu an ne olsa mutlu olursun sorunsalı
söylemem ayıp .
devamını gör...
şu an ne olsa mutlu olursun sorunsalı
sabah olursa diye cevap verilesi.
devamını gör...
yengeci
(bkz: yenge yanlısı terör örgütü)
(bkz: yenge haklarını savunma platformu)
(bkz: yenge yanlısı propaganda teşkilatı)
(bkz: sözlük yenge işleri bakanlığı)
(bkz: yenge için objektifliği feda etmek)
(bkz: yenge-tül arz)
(bkz: ulusal yenge güvenlik konseyi)
(bkz: yenge lobisi koordinasyon merkezi)
(bkz: yengecilere kim fon sağlıyor)
(bkz: yenge haklarını savunma platformu)
(bkz: yenge yanlısı propaganda teşkilatı)
(bkz: sözlük yenge işleri bakanlığı)
(bkz: yenge için objektifliği feda etmek)
(bkz: yenge-tül arz)
(bkz: ulusal yenge güvenlik konseyi)
(bkz: yenge lobisi koordinasyon merkezi)
(bkz: yengecilere kim fon sağlıyor)
devamını gör...
bu saatte ne yapıyoruz sorunsalı
uykuyu arıyoruz.
devamını gör...
yengeci
çok tehlikeli bir tabir.
yenge yanlısı veya yenge masturbutörü
yenge yanlısı veya yenge masturbutörü
devamını gör...
bush'un grunge'ın linkedin versiyonu olması
düşündüm de, bush grunge'un ruhunu hiç kaybetmeden kariyer yapabilmiş enteresan bi grup...
mesela nirvana ''hayat beni çok üzdü...'' derken bush ''hayat beni üzse de çok çalışıp bunun üstesinden gelebilecek takım çalışmam mevcut...'' demiş gibi...
alice in chains ''hayattan nefret ediyorum, yine de yaşamak zorundayım...'' derken, bush ''hayattan nefret etmekle birlikte kendimi geliştirmek için nefret objesi olmayı hayatımın bir döneminde kabul etmek zorunda kaldım, pişmek için ihtiyacım vardı...'' olumlamasıyla kuşanmış gibi...
soundgarden ''içimde tarif edemediğim bir karanlık var...'' derken bush ''içimde bir karanlık var ama ulaşılabilir hedeflerimi kovalamak için ışıkları açmalıyım...'' demiş gibi...
mesela grunge diğer grupları topluca uyuşturucu terapisine gidiyor gibi müzik yaparken bush üyeleri sanki plaza girişinde öğle molasında gibi takılıyor izlenimi veriyo bana... yaptıkları müzikten beyaz yakalı kokusu alıyorum... buram buram matcha kokusu geliyo bunlardan...
offf bi george bush şakası gelse de gözyaşlarına boğulsam.
mesela nirvana ''hayat beni çok üzdü...'' derken bush ''hayat beni üzse de çok çalışıp bunun üstesinden gelebilecek takım çalışmam mevcut...'' demiş gibi...
alice in chains ''hayattan nefret ediyorum, yine de yaşamak zorundayım...'' derken, bush ''hayattan nefret etmekle birlikte kendimi geliştirmek için nefret objesi olmayı hayatımın bir döneminde kabul etmek zorunda kaldım, pişmek için ihtiyacım vardı...'' olumlamasıyla kuşanmış gibi...
soundgarden ''içimde tarif edemediğim bir karanlık var...'' derken bush ''içimde bir karanlık var ama ulaşılabilir hedeflerimi kovalamak için ışıkları açmalıyım...'' demiş gibi...
mesela grunge diğer grupları topluca uyuşturucu terapisine gidiyor gibi müzik yaparken bush üyeleri sanki plaza girişinde öğle molasında gibi takılıyor izlenimi veriyo bana... yaptıkları müzikten beyaz yakalı kokusu alıyorum... buram buram matcha kokusu geliyo bunlardan...
offf bi george bush şakası gelse de gözyaşlarına boğulsam.
devamını gör...
bu saatte ne yapıyoruz sorunsalı
herkes fingiriyor gibi. ben uyku kırıntısı bekliyorum.
izlediğim bir filmi açıp uyurum belki.
izlediğim bir filmi açıp uyurum belki.
devamını gör...
bu saatte ne yapıyoruz sorunsalı
bilen varsa anlatsın da öğrenelim.
devamını gör...
teke tek kavgada ekonovich'i tokatlarım
bilemiyorum altan.
kadın dovmedigim konusunda haklısın ama 3 kişi yıkamıyordu.
bence işin sonunda kendini hırpalayıp elim kırıldı diye rapor almaya çalışacaksın.
o yüzden temkinli olup yaka kamerası takacağım .
çünkü seyircilere güven olmaz satabilir.
yenge demişsin ne yengesi allasen. hani fingirsin nerede sözlükten. -17,5
ceza yemek umrunda olan birisi olsam diğer ılıklar gibi siler veya editlerdim.-15
yaş konusuna gelince ben dağ adamıyım, şehirde bile çocukken ağaçlara tırmanarak oynardım. sanmıyorum orada da sıkıntı çıkmaz -10
zihninde yenebilirsin ama gerçekte düşük bir ihtimal.
kadın dovmedigim konusunda haklısın ama 3 kişi yıkamıyordu.
bence işin sonunda kendini hırpalayıp elim kırıldı diye rapor almaya çalışacaksın.
o yüzden temkinli olup yaka kamerası takacağım .
çünkü seyircilere güven olmaz satabilir.
yenge demişsin ne yengesi allasen. hani fingirsin nerede sözlükten. -17,5
ceza yemek umrunda olan birisi olsam diğer ılıklar gibi siler veya editlerdim.-15
yaş konusuna gelince ben dağ adamıyım, şehirde bile çocukken ağaçlara tırmanarak oynardım. sanmıyorum orada da sıkıntı çıkmaz -10
zihninde yenebilirsin ama gerçekte düşük bir ihtimal.
devamını gör...
depeche mode'un kendi şarkılarında ikinci olması
her ne kadar bir genelleme olarak dogru olmasa da bu durum rammstein’in stripped cover’i icin de gecerlidir.
devamını gör...
teke tek kavgada ekonovich'i tokatlarım
valla sözlükteki avrat noksanlığına bakılacak olursa, dm'lerden tiplerini beğendikleri eskimo biraderleri vantuzlayıp, reele geçmiş gibi görünüyorlar. kala kala da libidosu yüksek 8-10 çirkin abazan kaldık. dolayısıyla ortam tam ufc'lik oldu. güzel eşleşmeler olur. hem stres de atılır.
devamını gör...