zaman tüneli
ıtır esen
yeşilçam'daki pek çok güzel kadın oyuncu içinde en güzeli. hele aile şerefi'ndeki o hali... oktay'ın neden o kadar ısrarcı olduğunu anlıyor insan. masum, güzel, nahif...
devamını gör...
hayatın boka sarmaya başladığı yaş
42. çok net. aslında 35 sonrası da 42'de zirve yapıyor.
devamını gör...
dina belenkaya
ıtır esen'in yüzünün arkaya doğru gerdirilmiş haline benzeyen rus satrançör.
devamını gör...
yoldaşın sözlüğü yazarlarla birlikte satışa çıkarması
o fiyat sadece üstündeki kılığa...
devamını gör...
normal sözlük’ün sevilmeyen yazarları veri tabanı
merak etmeyin arkadaşlar ben de kendimi sevmiyorum zaten, oyu da kendime verdim. sağolun, elleriniz dert görmesin. reel hayatta sevilmek için her şeyi yapardım, artık o da bitti. sevilmeye uğraşmamak daha iyi en azından kimseye eyvallah etmiyorsun.
devamını gör...
akımlara katılmayan cool yazar
boaka uçan sineklere "akım" diyorlar.
devamını gör...
akımlara katılmayan cool yazar
(bkz: sözlük tipsizleri)
devamını gör...
hayatın boka sarmaya başladığı yaş
21-22’den sonrasıdır. işlerin yavaştan ciddileştiğini ve maalesef ki bir birey olmak zorunda olduğunuzu fark ettiğiniz yaşlar. sonrası zaten boka sarmak değil bok.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
*
bu gün bu çocukların doğum günü. onları ilk gördüğüm gün böyleydiler. kızımı * kucağıma aldığımda dört aylık olmuştu, onunla dünyam değişti. sonra kardeşi de * benim oldu. dünyam daha da değişti. beraber büyüdüler, verdikleri mutluluğu, sevgiyi, onlara duyduğum sevgiyi, şefkati, telaşı, ihtimamı kimseyle kıyaslayamam. yepyeni kapılar, pencereler açtılar zihnimde, gönlümde, çoktan körelmiş hatta hiç gelişmemiş duygularımı açığa çıkardılar.
sonra, yedi yaşına geldiklerinde kızım epilepsi oldu. çok mücadele ettim. sağlığına tekrar kavuşmak ihtimali yoktu ama hiç değilse o insafsız krizlerini hafif ve uzun aralıklarla geçirsin, biraz daha yaşasın diye elimden geleni yaptım. başarısız oldum. oğlan üç bacağında üç lif koparmış olmasına rağmen nispeten bugünlere sağlıkla geldi. ama kardeşini kaybedeli neredeyse on ay oldu, keyfi asla bir daha eskisi gibi yerine gelmedi, tadı yok, neşesi yok, gözü hala bahçe kapısında, gelir belki diye bekliyor.
jan hanımı bahçeye, annem için diktiğim servinin dibine defnettim. hala gidip başucuna oturamadım, bir tek cümle kuramadım. ne diyebilirdim bilemedim ki? bugün eğer nefesim, gücüm yeter, kalbim dayanırsa gidip toprağını okşamak niyetim, iyi ki doğdun kızım, iyi ki hayatıma girdim diyebilirim belki.
iyi ki doğdunuz çocuklar iyi ki hayatıma girdiniz. siz olmasanız bu kadar mutlu geçmezdi bu yıllar. jirocum, kardeşin yattıkça ömrün uzun olsun oğlum. ikinizi de çok sevdim. canım kızım özlemin hiç bitmeyecek, kalbimdeki yerin hiç değişmeyecek.
bu gün bu çocukların doğum günü. onları ilk gördüğüm gün böyleydiler. kızımı * kucağıma aldığımda dört aylık olmuştu, onunla dünyam değişti. sonra kardeşi de * benim oldu. dünyam daha da değişti. beraber büyüdüler, verdikleri mutluluğu, sevgiyi, onlara duyduğum sevgiyi, şefkati, telaşı, ihtimamı kimseyle kıyaslayamam. yepyeni kapılar, pencereler açtılar zihnimde, gönlümde, çoktan körelmiş hatta hiç gelişmemiş duygularımı açığa çıkardılar.
sonra, yedi yaşına geldiklerinde kızım epilepsi oldu. çok mücadele ettim. sağlığına tekrar kavuşmak ihtimali yoktu ama hiç değilse o insafsız krizlerini hafif ve uzun aralıklarla geçirsin, biraz daha yaşasın diye elimden geleni yaptım. başarısız oldum. oğlan üç bacağında üç lif koparmış olmasına rağmen nispeten bugünlere sağlıkla geldi. ama kardeşini kaybedeli neredeyse on ay oldu, keyfi asla bir daha eskisi gibi yerine gelmedi, tadı yok, neşesi yok, gözü hala bahçe kapısında, gelir belki diye bekliyor.
jan hanımı bahçeye, annem için diktiğim servinin dibine defnettim. hala gidip başucuna oturamadım, bir tek cümle kuramadım. ne diyebilirdim bilemedim ki? bugün eğer nefesim, gücüm yeter, kalbim dayanırsa gidip toprağını okşamak niyetim, iyi ki doğdun kızım, iyi ki hayatıma girdim diyebilirim belki.
iyi ki doğdunuz çocuklar iyi ki hayatıma girdiniz. siz olmasanız bu kadar mutlu geçmezdi bu yıllar. jirocum, kardeşin yattıkça ömrün uzun olsun oğlum. ikinizi de çok sevdim. canım kızım özlemin hiç bitmeyecek, kalbimdeki yerin hiç değişmeyecek.
devamını gör...
bazinga
devamını gör...
ölürken kurulmak istenen son cümle
kelime-i şehadet tir.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
ömrü hayatımda bir kere bile her gün kanlı canlı şekilde görebileceğim bir kıza aşık olamadım. bırak aşık olmayı hoşlanmadım bile. ne okullar ne iş. mahallede bütün küçük çocukların aşık olduğu o kız bile yoktu bizim mahallede. uzak mesafe ilişkisinin kavuşmadaki dopamin patlamasına mı bağımlıyım nedir bilmiyorum, garipsemiyordum ama galiba garipsemek lazım.
devamını gör...
normal sözlük’ün sevilmeyen yazarları veri tabanı
sevgi nedir? sevgi emektir. demek ki sevilmeyene emek harcanması mantıksız.
emek demek ekmek demekse aç yani sevgisiz kalmayın.
halk felsefesine giriş 101. yakında kamyon arkası da yazarız tam olur:)
emek demek ekmek demekse aç yani sevgisiz kalmayın.
halk felsefesine giriş 101. yakında kamyon arkası da yazarız tam olur:)
devamını gör...
gregory house
gerçek tıbbı, yani doğal tedavileri bilmeyen bir karakterdi.
devamını gör...
dina belenkaya
#4058714 hayatımda daha nokta atışı bir yorum görmedim ama bence naroditsky’nin zaten hani mental sıkıntılar almış yürümüş, kramnik şerefsizi de final nail in the coffin
dina hanım… sizce bana bakar mı arkadaşlar $0 sallaryim var
dina hanım… sizce bana bakar mı arkadaşlar $0 sallaryim var
devamını gör...
gregory house
house md dizisinin ana karakteri. princeton-plainsboro eğitim araştırma hastanesi’nin tanı bölümünün başındadır. diğer doktorlar tarafından tanısı konulamayan hastalarla ilgilenir. polikilinik saatlerinden nefret eder. etik ve prosedürlerden önce hastanın sağlığını düşünür, tabi bu düşünce şekli alışık olduğumuz şekilde şefkatle değildir. dışarıdan hiçbir şeyi umursamaz gözükür ama sadece dışa yansıtmakta zorlanır. çünkü dışarıya yansıtabildiği yegane şey bacağından alınan kas kütlesi nedeniyle ömür boyu çekeceği ağrıdır.
devamını gör...
selçuk mızraklı
ağlattı...
devamını gör...
erken (yazar)
selçuk mızaklı ----> selçuk mızraklı olacak
devamını gör...
mesleğinizi söyleyince muhatap olduğunuz sorular
''ististak? ney?''
''bu enflasyonu neye göre açıklıyonuz''
''bizim maaşlar ne kada olacag''
''ne iş yapıyonuz siz şimdi koca ay bunu mu hesaplıyonuz sadece''
gibi gittikçe pasif agresifleşen sorularla muhatap olup ardı arkası kesilmeden devam ettiği için artık dümdüz memurum demekle yetiniyorum.
''bu enflasyonu neye göre açıklıyonuz''
''bizim maaşlar ne kada olacag''
''ne iş yapıyonuz siz şimdi koca ay bunu mu hesaplıyonuz sadece''
gibi gittikçe pasif agresifleşen sorularla muhatap olup ardı arkası kesilmeden devam ettiği için artık dümdüz memurum demekle yetiniyorum.
devamını gör...
the mentalist
internette bir yerde patrick jane’in gregory house’a benzetilmesi ile başlayıp bitirdiğim dizi. patrick kesinlikle house gibi bir karakter olmasa da izlenecek bir şeyler olması açısından orta şeker bir zevkle izlemiştim. ama finali tırttı. seyircinin çoğunu tatmin etmemiştir.
devamını gör...