zaman tüneli
erkek yazarların son yaptığı yemek
mercimek çorbası..
devamını gör...
geçmeyen geçimsizliklerimiz
böyle de tuhaf bir başlıkla başlatıyorum bu konuyu
kim ne anlamak veya bu başlığı nerden ele almak isterse..
son zamanlarda neden hayatımda düzgün, sağlam bir ilişkim olmuyor diye düşünüyorum. neden karşılıklı sevip sevildiğimi hissetmiyorum dediğim bir sürü yüz var. neden flörtlerim olmuyor veya olsa bile ucundan döner bir pozisyonda oluyorlar. ben çok mu ürkütücüyüm, ben de mi tuhaflık var gibi gibi şeyler düşünürken buldum yine kendimi. esasen ben bu düşüncelere zaman zaman sık sık kapılıyorum da. yıllarca problemleri kendimde aradım. çok soru sorup çok anlam yüklüyorum. anlam yüklediğimde de kaybediyorum ya zaten. gidenler geri gelmiyor gelseler bile ne için gelindiğide ortada. yıkım dolu enkaz olduğumu düşünüyorum zaman zaman. çok mu şükürsüzüm ne?
bugün oda arkadaşımla bu konuyu konuştuk
‘sen problemsiz sorunsuz yaşayamıyorsun genel olarak huzuru reddediyorsun sanki sürekli bir problem arıyorsun kendine bir dert arıyorsun
bulamayınca da gidip kendine dert üretiyorsun. her şeyin çözümünü arıyorsun, çok kurcalıyorsun ve sürekli gerginsin açıkçası kimse yanında bu kadar gergin kendine problem arayan sakin yaşayamayan birini istemez kusura bakma. ’ dedi ve bir şey diyim mi çok haklıydı.. ben tam olarak böyle biriydim. uzun zamandır kendi bokumla bile kavga edecek konuma gelmiştim. üstelik bir günde de gelmedim bu noktaya yıllardır böyle.. elde edemediğim şeylerden mi dersek ben şu yaşıma kadar yapmak istediğim ne varsa yapabildim de üstelik. bu imkanlar bana sunulsa da sunulmasa da yarattığım imkanlar da oldu istediğim şeylere gün sonunda hep ulaştım. e madem öyle neden huzursuzdum? bugün kampüste random bir masaya oturdum fakülteden kızlı erkekli kalabalık bir masa sohbete katıldım ve uzun zaman sonra gerçekten güldüm. biri yaşadığı üzücü bir olayı komik bir şekilde hepimiz gülelim diye anlattı kendide güldü. sonucunda ders oldu, tecrübe dedi. bense hep bu kötü resim asma korkularımdan bazı şeylerden hep kaçtım finalde gülmeye cesaret edemeyebilirim diye. e sadedinde ne oldu derseniz o kötü resim ben oldum. benim duvarımda aynı resimlerden milyon tane var. üstelik işe yaramayan, zamansız, lüzumsuz denecek kadar da fazla. halbuki bir resmi indirip yerine yeni resim asabilmeyi bilmesi lazım insanın. öğrenmesi gerek veya denemesi gerek… neden deneme veya hata payı bırakmadım ki? neden öğrenilmiş çaresizliği yaşamak istedim veya neden bu acıtasyon kalelerini sundum ki kendime. neydi şimdi bu? ne doğru veya ne yanlıştı?
her şeyi bilip, görüp neye cesaret edemedin lan demezler mi insana. ben kendime bugün dedim bunu…
yoruldun be kızım dedim, yıprattın kendini dedim.
üstelik kimse de değil sen kendine yaptın bunu dedim.
bokunla kavga ettin yıllardır.. neyi ispatladın, neyi kanıtladın, ne, neyi, ne için ve neden sorularıyla sıktım kendimi. alamayacaksın o cevapları bi kere anlamadın mı? e anladın. anladım yani. e anlamak ta yetmiyor herhalde. ya demem o ki ben çok güzel şeyler başardım da aslında, güzel şeyler kanıtladım kendime e ama yetmedi işte. daha farklı huzursuzluklarım doğdu.
geçmedi bu geçimsizliklerim bu yazıyı yazdığımda da taakkk diye geçmeyecek de üstelik. bazı şeyler de geçsin diye yazılmaz zaten. bir geceyi geçirdim, oyalandım işte bu satırlarda. biliyoruz ve kabulleniyoruz gibi bir yerdendi bu. öyle işte siz öylesiniz ben de böyleyim. fazla geliyorum kendime ben bile kendimi taşıyamıyorum. sıkılıyorum da belli değil mi zaten neredeyse her yazımda yollardayım.. iç çekişler, iç monologlar, dış sesler… derken eh bir yazıyı da böyle bi yerlerden noktalayalım.
kim ne anlamak veya bu başlığı nerden ele almak isterse..
son zamanlarda neden hayatımda düzgün, sağlam bir ilişkim olmuyor diye düşünüyorum. neden karşılıklı sevip sevildiğimi hissetmiyorum dediğim bir sürü yüz var. neden flörtlerim olmuyor veya olsa bile ucundan döner bir pozisyonda oluyorlar. ben çok mu ürkütücüyüm, ben de mi tuhaflık var gibi gibi şeyler düşünürken buldum yine kendimi. esasen ben bu düşüncelere zaman zaman sık sık kapılıyorum da. yıllarca problemleri kendimde aradım. çok soru sorup çok anlam yüklüyorum. anlam yüklediğimde de kaybediyorum ya zaten. gidenler geri gelmiyor gelseler bile ne için gelindiğide ortada. yıkım dolu enkaz olduğumu düşünüyorum zaman zaman. çok mu şükürsüzüm ne?
bugün oda arkadaşımla bu konuyu konuştuk
‘sen problemsiz sorunsuz yaşayamıyorsun genel olarak huzuru reddediyorsun sanki sürekli bir problem arıyorsun kendine bir dert arıyorsun
bulamayınca da gidip kendine dert üretiyorsun. her şeyin çözümünü arıyorsun, çok kurcalıyorsun ve sürekli gerginsin açıkçası kimse yanında bu kadar gergin kendine problem arayan sakin yaşayamayan birini istemez kusura bakma. ’ dedi ve bir şey diyim mi çok haklıydı.. ben tam olarak böyle biriydim. uzun zamandır kendi bokumla bile kavga edecek konuma gelmiştim. üstelik bir günde de gelmedim bu noktaya yıllardır böyle.. elde edemediğim şeylerden mi dersek ben şu yaşıma kadar yapmak istediğim ne varsa yapabildim de üstelik. bu imkanlar bana sunulsa da sunulmasa da yarattığım imkanlar da oldu istediğim şeylere gün sonunda hep ulaştım. e madem öyle neden huzursuzdum? bugün kampüste random bir masaya oturdum fakülteden kızlı erkekli kalabalık bir masa sohbete katıldım ve uzun zaman sonra gerçekten güldüm. biri yaşadığı üzücü bir olayı komik bir şekilde hepimiz gülelim diye anlattı kendide güldü. sonucunda ders oldu, tecrübe dedi. bense hep bu kötü resim asma korkularımdan bazı şeylerden hep kaçtım finalde gülmeye cesaret edemeyebilirim diye. e sadedinde ne oldu derseniz o kötü resim ben oldum. benim duvarımda aynı resimlerden milyon tane var. üstelik işe yaramayan, zamansız, lüzumsuz denecek kadar da fazla. halbuki bir resmi indirip yerine yeni resim asabilmeyi bilmesi lazım insanın. öğrenmesi gerek veya denemesi gerek… neden deneme veya hata payı bırakmadım ki? neden öğrenilmiş çaresizliği yaşamak istedim veya neden bu acıtasyon kalelerini sundum ki kendime. neydi şimdi bu? ne doğru veya ne yanlıştı?
her şeyi bilip, görüp neye cesaret edemedin lan demezler mi insana. ben kendime bugün dedim bunu…
yoruldun be kızım dedim, yıprattın kendini dedim.
üstelik kimse de değil sen kendine yaptın bunu dedim.
bokunla kavga ettin yıllardır.. neyi ispatladın, neyi kanıtladın, ne, neyi, ne için ve neden sorularıyla sıktım kendimi. alamayacaksın o cevapları bi kere anlamadın mı? e anladın. anladım yani. e anlamak ta yetmiyor herhalde. ya demem o ki ben çok güzel şeyler başardım da aslında, güzel şeyler kanıtladım kendime e ama yetmedi işte. daha farklı huzursuzluklarım doğdu.
geçmedi bu geçimsizliklerim bu yazıyı yazdığımda da taakkk diye geçmeyecek de üstelik. bazı şeyler de geçsin diye yazılmaz zaten. bir geceyi geçirdim, oyalandım işte bu satırlarda. biliyoruz ve kabulleniyoruz gibi bir yerdendi bu. öyle işte siz öylesiniz ben de böyleyim. fazla geliyorum kendime ben bile kendimi taşıyamıyorum. sıkılıyorum da belli değil mi zaten neredeyse her yazımda yollardayım.. iç çekişler, iç monologlar, dış sesler… derken eh bir yazıyı da böyle bi yerlerden noktalayalım.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
ben çok yoruldum ağlarsam geçer, ağlayamıyorum.
küçükken verdiğim hiçbir sözü tutmadım, tutamadım. çok ağır bu, hadi kapat gözlerini uyu uyuyabilirsen.
"uyu uyuyabilirsen."
küçükken verdiğim hiçbir sözü tutmadım, tutamadım. çok ağır bu, hadi kapat gözlerini uyu uyuyabilirsen.
"uyu uyuyabilirsen."
devamını gör...
gerçekleşince tüm dertlerim biter denilen şey
(bkz: jorge jesus) gelsin ve şampiyon olalım. var ya helva gibi olurum haa. *
devamını gör...
gerçekleşince tüm dertlerim biter denilen şey
şu he ya! şarkısını, klibindeki dansları yapa yapa karaoke söylesem, ciddi bi zihinsel temizlik yaşarım. eminim bundan.
devamını gör...
kendin hakkında bir entry gir
insanları da özlüyorum ama ettiğimiz muhabbetler kadar değil ki hiç susmazdım ben, nasıl geldim bu sessiz-yalnız noktaya?
devamını gör...
sözlüğe ne oldu sorusu
çok şeker var sözlükte, şekeri çıkmış. bir insülin vurdurması lazım.*
devamını gör...
erkek yazarların son yaptığı yemek
adana kebap
devamını gör...
üstü kapalı bir şekilde derdini anlat
devamını gör...
nakliyat
şehir içinde ya da şehirler arası taşınma işi dışardan bakınca basit gibi duruyor ama işin içine girince olay tamamen planlama ve sabır işi resmen. özellikle son dönemde bazı firmaların aşırı fiyat çekmesi insanı yoruyor açıkçası. bi de telefonda verilen fiyatla eve gelince çıkan fiyatın alakasız olması olayı var, tam klasik :)
yine de işi düzgün yapan ekipler denk gelince süreç baya rahat ilerliyor. paketleme kısmı önemli, çünkü çoğu insan taşınırken eşyadan çok stres taşıyo resmen. evden eve nakliyat işinde asansör sistemi falan da artık gereklilik olmuş durumda bence. özellikle büyük şehirlerde eski usul taşıma tam eziyet.
yine de işi düzgün yapan ekipler denk gelince süreç baya rahat ilerliyor. paketleme kısmı önemli, çünkü çoğu insan taşınırken eşyadan çok stres taşıyo resmen. evden eve nakliyat işinde asansör sistemi falan da artık gereklilik olmuş durumda bence. özellikle büyük şehirlerde eski usul taşıma tam eziyet.
devamını gör...
majör depresyon
shsjsjsjdjdjjdjdjsjsjjssjsjjsjsjsjsjsjsjsjsjsjsjzjssjzjsjj
psikolog,psikiyatrist,nörolog,asistan,pratisyen bu psikoterapi denen organizma bi gelsin buraya bu insanları niye bırakmıyor bunlar hastane sahibi gelsin bu insanların halini görsün arkadaş nedir bu ya insansınız evlat kardeş bacı komşu sahibisiniz bu insanların halini görmüyormusunuz bitmiş bu insanlar ben burda daha ne anlatayım size
hahahahaahahahhhaahhahahahaahahahahahahahahaahahahahahahahahaahahahahahahahahahahahaa
psikolog,psikiyatrist,nörolog,asistan,pratisyen bu psikoterapi denen organizma bi gelsin buraya bu insanları niye bırakmıyor bunlar hastane sahibi gelsin bu insanların halini görsün arkadaş nedir bu ya insansınız evlat kardeş bacı komşu sahibisiniz bu insanların halini görmüyormusunuz bitmiş bu insanlar ben burda daha ne anlatayım size
hahahahaahahahhhaahhahahahaahahahahahahahahaahahahahahahahahaahahahahahahahahahahahaa
devamını gör...
blog yazmak
sizlere yepyeni bir blog yazma plâtformunu tanıtmak istiyorum: yemlee
kayserili bir gazeteci ağabeyimin açtığı bu plâtformda blog yazarak para da kazanabilirsiniz. plâtformun kendine ait adsense benzeri bir reklâm ağı var. tıklama başına (tbm) ödeme yapıyor. bakiyede 200 lira birikince çekebiliyorsunuz. güvenilir bir adrestir arkadaşlar.
eğer kendinize ait internet siteniz varsa yemle publisher network'a üye olup tek kodla sitenizin çeşitli yerlerinde reklâm göstererek gelir elde edebilirsiniz ama siteniz yoksa, başta da söylediğim gibi, yemlee blog ile domain ve hosting konusunu düşünmeden yine para kazanabiliyorsunuz.
bir inceleyin, deneyin.
buradan
kayserili bir gazeteci ağabeyimin açtığı bu plâtformda blog yazarak para da kazanabilirsiniz. plâtformun kendine ait adsense benzeri bir reklâm ağı var. tıklama başına (tbm) ödeme yapıyor. bakiyede 200 lira birikince çekebiliyorsunuz. güvenilir bir adrestir arkadaşlar.
eğer kendinize ait internet siteniz varsa yemle publisher network'a üye olup tek kodla sitenizin çeşitli yerlerinde reklâm göstererek gelir elde edebilirsiniz ama siteniz yoksa, başta da söylediğim gibi, yemlee blog ile domain ve hosting konusunu düşünmeden yine para kazanabiliyorsunuz.
bir inceleyin, deneyin.
buradan
devamını gör...
kendin hakkında bir entry gir
iyi bir yazar olamadım. sözlüğe katkım 0. istifa ediyorum.
devamını gör...
kendin hakkında bir entry gir
hayatını kurmaya çabalayan herkes gibi biriyim. çok bi olayım yok. hayatımı kariyerim dışındaki konularda akışa bıraktım. olduğu kadar tüm meseleler, çaba minimum bundan böyle. olmuyor mu, olmasın. oluyor mu, ne âlâ. bu kadar.
devamını gör...
beynin kaşınması
beyn arapça arası demek olması hasebiyle bacak arasının kaşınması demektir.
uzayan kıllar neden oluyor be.
uzayan kıllar neden oluyor be.
devamını gör...
hazreti baba
mevlananin oğlu babasına dermiş.
devamını gör...
gününüz nasıl geçti sorunsalı
bugün bir müşteri benim rizeye gelin gitmek isteyip istemediğimi, eğer istiyorsam oğlunu bu uğurda feda edebileceğini söyledi.
tam olarak bu şekilde söylemedi tabii ki allahın rizelisi* böyle bir cümle kuramaz ama öyle demek istedi.
sağlıklı beslenmeye karar verdim ve bu çok zor. bu kararı aldığım anda bir fil gibi iştahım açılıyor nefret ediyorum.
sevgili boş gezenin kalfası ile kahve deyt yaptık ve hayatı sorgulayıp karşılıklı şekilde “aa tek değilmişim” farkındalığı yaşadık.
yani fena bir gün değildi ama bu ara hayat bayağı bayağı bayat hissettiriyor.
tam olarak bu şekilde söylemedi tabii ki allahın rizelisi* böyle bir cümle kuramaz ama öyle demek istedi.
sağlıklı beslenmeye karar verdim ve bu çok zor. bu kararı aldığım anda bir fil gibi iştahım açılıyor nefret ediyorum.
sevgili boş gezenin kalfası ile kahve deyt yaptık ve hayatı sorgulayıp karşılıklı şekilde “aa tek değilmişim” farkındalığı yaşadık.
yani fena bir gün değildi ama bu ara hayat bayağı bayağı bayat hissettiriyor.
devamını gör...
tanrı
selam, bir ara uzay-zaman üzerine konuşalım mı?
devamını gör...
prens sabahattin
adem'in kafasına silah dayandığı anda, adem-i merkeziyetçilik çöker.
hürriyet ve insan hakları, vatanın dış saldırılara karşı güveni temin edildikten sonra konuşulabilir. zira prens sabahattin gibi ittihat ve terakki muhalifleri, osmanlı'yı bir felakete sürüklemişlerdi. ittihatçıları baskıcı olduğu için suçlayan bu kancıklar askeri muhtırayla hükümeti ele geçirdikten sonra balkanları kurşun atmadan teslim etmişler ve güya haklarını savunacakları millet, yunan ve bulgar süngüleriyle can vermişti. prens sabahattin'in buna üzüleceği tartışılır, zira kendisi zaten mandacılığı savunuyor ve dış devletlerin vatana müdahale etmesini istiyordu.
bre vatan haini köpek ! ateşin bol olsun.
hürriyet ve insan hakları, vatanın dış saldırılara karşı güveni temin edildikten sonra konuşulabilir. zira prens sabahattin gibi ittihat ve terakki muhalifleri, osmanlı'yı bir felakete sürüklemişlerdi. ittihatçıları baskıcı olduğu için suçlayan bu kancıklar askeri muhtırayla hükümeti ele geçirdikten sonra balkanları kurşun atmadan teslim etmişler ve güya haklarını savunacakları millet, yunan ve bulgar süngüleriyle can vermişti. prens sabahattin'in buna üzüleceği tartışılır, zira kendisi zaten mandacılığı savunuyor ve dış devletlerin vatana müdahale etmesini istiyordu.
bre vatan haini köpek ! ateşin bol olsun.
devamını gör...
korku pompalamak
pompalanmak ya da pompalanmamak işte bütün mesele bu.
devamını gör...