zaman tüneli
tahta kafa
biz bir aileyiz nimet.
devamını gör...
harry potter
kaç yaşında olursam olayım, hayatımın bir parçası olacak bir eser. mutluyken de mutsuzken de açtığım, bazen sadece kafam dağılsın diye izlediğim bir seri.
devamını gör...
kur'an'ı arapça okumak
maşallah, teneke kafalı boş işler uzmanı ve profesörleri yine iş başında.
aslına baksan bir kara sineğe şeker zerresi kadar faydası yoktur ama! kendisini alakadar etmeye tüm konu ve durumlar için aydın fikirleri var.
aynı bacak arası parmağı gibiler! beyin yok ama fikirleri var.
aslına baksan bir kara sineğe şeker zerresi kadar faydası yoktur ama! kendisini alakadar etmeye tüm konu ve durumlar için aydın fikirleri var.
aynı bacak arası parmağı gibiler! beyin yok ama fikirleri var.
devamını gör...
why
why not?
devamını gör...
why
ing. neden.
-nobody puts my baby in the corner.
dirty dancing
;)
-nobody puts my baby in the corner.
dirty dancing
;)
devamını gör...
sanayinin en sahtekar esnafı
bizim burada hızarcılar olduğunu kime sorsan söyler. sanayiciler bile hızarlarını götürmeye korkuyorlar.
devamını gör...
virtuokrasi
sanal yönetim biçimi.
devlet kurumlari ve güvenilir haber kaynakları tarafından yapılan haberlerle gerçekleştirilen yönetim biçimi.
drift atan sürücüye 1 milyon 340 bin ceza,
afet bölgesine 3 milyon çadır kuruldu,
zenginlerin malına el konuldu,
vs haberlerle ülkeler eskisinden daha iyi yönetilir.
devlet kurumlari ve güvenilir haber kaynakları tarafından yapılan haberlerle gerçekleştirilen yönetim biçimi.
drift atan sürücüye 1 milyon 340 bin ceza,
afet bölgesine 3 milyon çadır kuruldu,
zenginlerin malına el konuldu,
vs haberlerle ülkeler eskisinden daha iyi yönetilir.
devamını gör...
sinek küçüktür ama mide bulandırır
bu sabahın köründe ufak bir karasinek musallat oldu bana ve bu vesileyle aklıma gelen sözdür.
bu hakikaten ufak bir karasinekti ve demin yakalayıp banyo penceresinden dışarı fırlattım kendisini ama onun yüzünden 7 saat uyuyabildim toplamda, ki normalde 9-10 saat uyurum günde.
demin yakalayıp attım desem de kendisi beni uyandıralı 2 saat falan oldu.
dudağıma falan konuyordu sabahın köründen beri. yani 9'da falan tamamen uyansam da 7'den beri falan kafamın keline, dudağıma, alnıma falan konup duruyordu.
eskiden ben böyle "tacizci" sinekleri yakalayıp işkence yapardım ama artık mecbur değilsem hiçbir canlıya kötü davranmıyor, hayatlarını sonlandırmayı ise aklımdan bile geçirmiyorum.
midem de bulanmamıştı aslında ama bu konu için bir başlık da açmayayım şimdi demiştim. haha.
bu hakikaten ufak bir karasinekti ve demin yakalayıp banyo penceresinden dışarı fırlattım kendisini ama onun yüzünden 7 saat uyuyabildim toplamda, ki normalde 9-10 saat uyurum günde.
demin yakalayıp attım desem de kendisi beni uyandıralı 2 saat falan oldu.
dudağıma falan konuyordu sabahın köründen beri. yani 9'da falan tamamen uyansam da 7'den beri falan kafamın keline, dudağıma, alnıma falan konup duruyordu.
eskiden ben böyle "tacizci" sinekleri yakalayıp işkence yapardım ama artık mecbur değilsem hiçbir canlıya kötü davranmıyor, hayatlarını sonlandırmayı ise aklımdan bile geçirmiyorum.
midem de bulanmamıştı aslında ama bu konu için bir başlık da açmayayım şimdi demiştim. haha.
devamını gör...
195 boy ve üstü yakışıklı erkekler
müzeliktirler. nadir bulundukları için. bir de, bakımı zor oluyormuş diye duydum. evde beslemek isteyen varsa, bi daha düşünsün.*
devamını gör...
eline krem süren erkek
geçmeyen sivilcelerim için zoretanin kullanmaya başladığımda elime krem sürmeye başladım. milyonlarca yan etkisi vardı ve en önlenebilir olanı cilt kuruluğuydu. hatta, dudaklarım için de krem vermişti doktor. sonra, kadın arkadaşlarımdan biri "aa ellerin ne kadar yumuşak, ne güzel" dedi. seni daha iyi ell.. şaka lan şaka. terbiyesizlik yapmayın. "ya doktor söyledi, o günden beri krem sürüyorum" dedim. işte o günden beri hala sürüyorum. cildim anlamsızca narin çünkü. krem sürmezsem ellerim çatlıyor. şimdiye kadar vurdurmadım. sonrası kısmet artık. biliyorsunuz, göt kıspetten çıkmışsa talibi bağdat'tan gelir diyorlar. kaderden kaçılmaz.*
devamını gör...
tahta kafa
çaycı abbas sürekli tahta başı kırılsın babam afedersin derdi arkasından.
erdoğan tuncel tarafından canlandırılan karakter.
erdoğan tuncel tarafından canlandırılan karakter.
devamını gör...
195 boy ve üstü yakışıklı erkekler
neye göre yakışıklı bu şimdi? ensesine mi, dövmesine mi?
pek bi fazla olduklarını düşünmüyorum.
pek bi fazla olduklarını düşünmüyorum.
devamını gör...
kur'an'ı arapça okumak
çeviri için arapça bilmek şart. üstelik kureyş lehçesi. çeviriyi alimler yapar. çeviri işi çok önemlidir. kelimelerin ayetle uyumlu anlamı kullanılmadığı zaman ortaya sıkıntılar çıkar. her dilde olduğu gibi. mağlesef de kelimelerle oynayarak zanginlerin, iktidarların ve din adamlarının lehine sonuçlar çıkarmak islam'da da olmuştur ve mezhebler ortaya çıkmıştır. diğer halkın arapça öğrenmesi zahmetli ve külfetli olacağından ana dilde okumak yeterlidir.
mevzu, doğru niyettle okuyup doğru sonuca ulaşmaktır. ayetler arası bağlamı vicdanlı ve doğru kurmaktır.
mevzu, doğru niyettle okuyup doğru sonuca ulaşmaktır. ayetler arası bağlamı vicdanlı ve doğru kurmaktır.
devamını gör...
kur'an'ı arapça okumak
hangi kuran'ı? her ne kadar bizim milletimize "kuran değişmemiş tek kitaptır" diye ezberletilmiş olsa da, 10'dan fazla kuran vardır ve her grup kendine verilen kitabı okur; türklerse tüm müslümanların aynı kitabı okuduğunu sanır.
devamını gör...
nec
n.e.c. - n.e.c. nijmegen - (bkz: nec nijmegen) - nijmegen eendracht combinatie - nijmegen spor birliği

hollanda'nın "süper lig"i olan eredivisie'de geride bıraktığımız sezonu 3. sırada bitiren futbol kulübüdür. aslında üstten anlaşıldığına göre bir spor kulübü olasa nec fc diye de geçiyor adı ve bu da futbol kulübü demek. bjk de jimnastik yapmıyor ona bakılırsa... * - kaldı ki türkçe wiki sayfasında "spor birliği" dense de bu sallama gibi duruyor zira kulüp isminin açılımı olan nijmegen eendracht combinatie'de spor manasına gelebilecek bir şey yok gibi duruyor.
hollanda'daki nijmegen kentinin, 1900 senesinde eendracht adıyla kurulmuş ve 1910 senesinde bu kentteki başka bir kulüple birleşip bu adı almış.
hollanda'nın en üst futbol ligini 3. bitirmişler geçtiğimiz sezon ama ben bu kulübü duyduğumdan bile emin değilim, ta ki düne kadar...
dün, nihayet izmir/buca'daki evimizden kuşadası/davutlar'daki evimize geçmek üzere yola koyulduk. işte önce servisle otogara gittik izmir'deki, oradan da kuşadası'na... kuşadası'ndan da dolmuşla davutlar'a gitmek üzere araca ayak bastım. sadece saniyeler sonra da bir adamın ayağına bastım... "sorry" dedim. "no problem" dedi adam. yani yabancı turist olduğu barizdi ve o bizim ülkemize ayak basabiliyorsa, ben de onun ayağına basabilirim diye düşünmüştüm... şaka şaka. ama öyle oldu işte. neyse, adam bana kaçamak bakışlar atıyordu ama eşi vardı çapraz açıda oturan ve kadındı. herhalde gey değildir adam. hehe. neyse, ben baktım adam benim ingilizce bildiğimi anladığından benimle konuşmak istiyor, yani bana kaçamak bakışlar atıp duruyor.
sonra işte ingilizce olarak "nereli olduğunuzu sorabilir miyim" falan dedim ve 20-30 dakika bitmeyen bir sohbet başladı aramızda. işte hollandalı olduklarını öğrendikten sonra, "sormamda bir sakınca yoksa futbolla ilgileniyor musun?" dedim adama.
işte başlıktaki kulüple alaka da burada.
adam nec kulübü için çalışan bir güvenlik görevlisi çıktı. bana anlatıyor, "en ii sii (nec'nin ingiliççe okunuşu) olarak ligi 3. bitirdik" falan dedi. "en iyisi" olamamışlar ama 3.lük de süper tabii.
çok tuhaf ama lan. yani tanımadığım kişilerle, yerli olsun yabancı olsun, yüz yüze sohbet başlatmada çok hevesli ve deneyimliyimdir ama şu ana kadar böyle "zart" diye futbol konusuna girdiğimi hatırlamıyorum böyle durumlarda. adam da bayağı futbolun içinden biri çıktı. "futbolla sadece ilgilenmiyorum, futbol alanında bir mesleğim var" deyince adam cidden çok şaşırdım. haha.
yalnız adam çok konuşkan çıktı ve benim boşboğazlığımın bile ötesindeydi adamın çenebazlığı. ben sesimi biraz düşük tuttum zira dolmuş doluydu, adından belli ama cidden full idi ve coşkulu ingilizce sohbetimiz konuya "fransız kalacak" ingilizce bilmeyenleri rahatsız edebilir diye hem konuşmacı hem moderatör oldum ve adamın coşkusunu biraz dizginledim.
yani bir ton konuda konuştuk, işte hollanda tütünü drum bile konuştuğumuz konulardan biriydi, siz düşünün artık.
ama başlığın konusu bizim sohbetimiz değil elbette.
benim asıl amacım yaklaşan dünya kupası hakkında bir iki bir şey konuşup orada noktalamaktı ama adam gerçek bir çenebaz çıktı ve konuşmadığımız konu kalmadı hakikaten. gene de kendisine iyi tatiller diliyorum. hatta eşi de sohbetlerin yarısına falan iştirak etti, ki onun ingilizcesi daha bile iyiydi. almanya'da birçok şey hollanda'dakinden daha ucuzmuş o yüzden ben fırsat buldukça almanya'ya gidiyorum, demişti kadın. bu da bu futbol kulübüyle alakalı değil ama işte benim de boşboğazlığım tuttuysa demek. ahaha.

hollanda'nın "süper lig"i olan eredivisie'de geride bıraktığımız sezonu 3. sırada bitiren futbol kulübüdür. aslında üstten anlaşıldığına göre bir spor kulübü olasa nec fc diye de geçiyor adı ve bu da futbol kulübü demek. bjk de jimnastik yapmıyor ona bakılırsa... * - kaldı ki türkçe wiki sayfasında "spor birliği" dense de bu sallama gibi duruyor zira kulüp isminin açılımı olan nijmegen eendracht combinatie'de spor manasına gelebilecek bir şey yok gibi duruyor.
hollanda'daki nijmegen kentinin, 1900 senesinde eendracht adıyla kurulmuş ve 1910 senesinde bu kentteki başka bir kulüple birleşip bu adı almış.
hollanda'nın en üst futbol ligini 3. bitirmişler geçtiğimiz sezon ama ben bu kulübü duyduğumdan bile emin değilim, ta ki düne kadar...
dün, nihayet izmir/buca'daki evimizden kuşadası/davutlar'daki evimize geçmek üzere yola koyulduk. işte önce servisle otogara gittik izmir'deki, oradan da kuşadası'na... kuşadası'ndan da dolmuşla davutlar'a gitmek üzere araca ayak bastım. sadece saniyeler sonra da bir adamın ayağına bastım... "sorry" dedim. "no problem" dedi adam. yani yabancı turist olduğu barizdi ve o bizim ülkemize ayak basabiliyorsa, ben de onun ayağına basabilirim diye düşünmüştüm... şaka şaka. ama öyle oldu işte. neyse, adam bana kaçamak bakışlar atıyordu ama eşi vardı çapraz açıda oturan ve kadındı. herhalde gey değildir adam. hehe. neyse, ben baktım adam benim ingilizce bildiğimi anladığından benimle konuşmak istiyor, yani bana kaçamak bakışlar atıp duruyor.
sonra işte ingilizce olarak "nereli olduğunuzu sorabilir miyim" falan dedim ve 20-30 dakika bitmeyen bir sohbet başladı aramızda. işte hollandalı olduklarını öğrendikten sonra, "sormamda bir sakınca yoksa futbolla ilgileniyor musun?" dedim adama.
işte başlıktaki kulüple alaka da burada.
adam nec kulübü için çalışan bir güvenlik görevlisi çıktı. bana anlatıyor, "en ii sii (nec'nin ingiliççe okunuşu) olarak ligi 3. bitirdik" falan dedi. "en iyisi" olamamışlar ama 3.lük de süper tabii.
çok tuhaf ama lan. yani tanımadığım kişilerle, yerli olsun yabancı olsun, yüz yüze sohbet başlatmada çok hevesli ve deneyimliyimdir ama şu ana kadar böyle "zart" diye futbol konusuna girdiğimi hatırlamıyorum böyle durumlarda. adam da bayağı futbolun içinden biri çıktı. "futbolla sadece ilgilenmiyorum, futbol alanında bir mesleğim var" deyince adam cidden çok şaşırdım. haha.
yalnız adam çok konuşkan çıktı ve benim boşboğazlığımın bile ötesindeydi adamın çenebazlığı. ben sesimi biraz düşük tuttum zira dolmuş doluydu, adından belli ama cidden full idi ve coşkulu ingilizce sohbetimiz konuya "fransız kalacak" ingilizce bilmeyenleri rahatsız edebilir diye hem konuşmacı hem moderatör oldum ve adamın coşkusunu biraz dizginledim.
yani bir ton konuda konuştuk, işte hollanda tütünü drum bile konuştuğumuz konulardan biriydi, siz düşünün artık.
ama başlığın konusu bizim sohbetimiz değil elbette.
benim asıl amacım yaklaşan dünya kupası hakkında bir iki bir şey konuşup orada noktalamaktı ama adam gerçek bir çenebaz çıktı ve konuşmadığımız konu kalmadı hakikaten. gene de kendisine iyi tatiller diliyorum. hatta eşi de sohbetlerin yarısına falan iştirak etti, ki onun ingilizcesi daha bile iyiydi. almanya'da birçok şey hollanda'dakinden daha ucuzmuş o yüzden ben fırsat buldukça almanya'ya gidiyorum, demişti kadın. bu da bu futbol kulübüyle alakalı değil ama işte benim de boşboğazlığım tuttuysa demek. ahaha.
devamını gör...
bilişsel davranışçı terapi

bedo ile vedo kardeştir birinin ciğeri kalmadığında, diğeri kardeş acısına dayanamayıp dükkanı kapatmıştır. tüm bunlar olurken diğer kardeş verdo'nun davranışlarında tuhaflıklar tespit edilmiştir..
düşünce, his, davranış birbirine bağlı. doğru yöneltildiğinde iyileştirir, yanlış yönetildiğinde ise dükkan kapatır..
bu kardeşlerimize sahip çıkalım. her birinin birbirinden haberi olsun.. ciğeri kalmayana ciğer tavsiyesi yapalım da durduk yere cinnet geçirmesin.. yoksa olan verdo'lara oluyor. ulu orta sokaklara düşüyorlar.. yazık..
devamını gör...



