zaman tüneli

kedisi hüsmen agaya benziyor.
devamını gör...

dönmesine çok sevindiğim, her zaman iyiliklerle karşılaşmasını umduğum birisi.
çokça kalpp.
devamını gör...




kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

#3857038
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bunu yazacağını adım gibi biliyordum mdfkdk

oku, muhteşör olan belisarius adına oku. şüphesiz ki bu okumlamanda binlerce ibret bulacaksın.
devamını gör...

annem.

anne demeden yaşamak öyle zor ki...
devamını gör...

kaybetmek guzeldir. loser olmak ise hic denememektir. deneme cesaretini gosterememektir. ne imkan ne ihtimal, sadece karakter meselesidir.

(bkz: kaybettiginde degil vazgectiginde yenilirsin)
devamını gör...

bir his...bazen geçip gitse dediğim de oldu, çünkü bazı anlar gerçekten ağır, sanki hiç bitmeyecekmiş gibi sürer.. ama şimdi, artık nasıl geçerse geçsin, çok da umurumda değil. zamanın hızına kapılmak yerine, onunla birlikte akmayı öğrendim. geçen günlerin ardında ne kaldığını saymak yerine, sadece yürüdüğüm yolu izliyorum. zaman ister hızlı olsun ister yavaş, sonunda hepsi aynı yere varıyor.. ben de onunla birlikte..
devamını gör...

(bkz: anlatım bozukluğu)
devamını gör...

+normal sözlükte yazarım
-normal mi?
+evet
-peki diğer sözlükler anormal mi?
-404 not found
devamını gör...

#3857035 bunu okuyabileceğimizi düşünmedin inşallah. özeti varsa özelden iletirsen sevinirim.

sevgiler..
devamını gör...

mürid tir.
devamını gör...

yeni fark ettiğim bir yazar lakin sevdim tarzını.
devamını gör...

selamlar, sevgiler ağalar/ağaliçeler. öncelikle bir toplu cevap verip, daha sonrasında dostomun sorduğu milyon dölarlık sorunun cevabını yazmak amacıyla bu satırları yazıyorum.

dün gece yazdığım şu entrymde; #3856565 bahsettiğim mevzu en az 2-3 sene önce görüp, hayal meyal hatırladığım bir başlık ve entry üzerineydi. konu meme yada gödüş ile alakalı diye hatırladım gece o saatte ancak; libido, seks, sekis pözisyönleri gibi bişi de olabilir. yazıldığını gördüğüm entryde ekonomi/enflasyon kaynaklı bir gönderme vardı diye hatırlıyorum ancak inanın tam net olarak ne olduğu hatırımda değil. sonrasında da zaten kapadım algılarımı, görmedim ne yazıldığını falan ve unuttum gitti.

gelelim dostomun #3856920 numaralı entrysine. bu cevabı senin nick6'ına özellikle yazmıyorum dostom çünkü konunun açıklanması tamamen benim karanlık dünyama bir yolculuk gibi olacak. simge sağın takıntımın bilimsel literatürde bir tanımı, açıklaması da var. ecnebiler buna the return of the repressed diyollağ. şimdi seninle ve kıymatlı sözlük yazarları ile bir yolculuğa çıkalım. biraz uzun olacak. yakın gözlüklerinizi hazırlayın.*

sene 2015
flavius bellerophus solomon belisarius beğ kardeşin; o zamanlar üniversite mezuniyetine hazırlık döneminde olan, tez yazımı ile uğraşan, istanbul'daki dar çevresinde müzikal yolculuklar ve keşifler yapmayı seven minimal bir dimağ. simge; miş miş isimli eserini yeni çıkarmış. ortalık miş miş de muş muş diye çalkalanıyor. her radyoda, kafede bu şarkı var. ve ben o zamanlar, yukarda da bahsettiğim üzere müzikal olarak yolculuklar, keşifler yapmayı seven bir minimal dimağım. björk, nick cave, beirut, bonobo. bunlar benim 4 kutsal elementim. bu 4 kutsal elementi sac ayağı almış, tarzdan tarza uçuyor kaçıyorum. jazz kültürümü genişletmeye, metal müzik dünyasının sırlarını ve sonsuz janralarını öğrenmeye, elektronik müzikten tat almaya, o dönemler hakim kültür olan hipster kültürden uzak durmaya çalışıyorum falan. arkadaşlarla barlarda hipsterlere söğüyoruz falan.

o dönemler; miş miş de muş muş diye şarkı mı olur lan kulağını silktiklerim diye isyanlarım falan da oluyor. hatta şimdi bakmaya da üşeniyorum ancak bununla ilgili mutlaka tweetlerim, yazılarım da olmuştur.

neyse; üniversite bitti. tezimi verdim, mezuniyet törenine katılmadım, ailemle bir tatile çıktım. tatil de full miş miş ile geçti. ve ben o tatilden sonra bir daha şirket kampları dışında tatile çıkamadım biliyor musun dostom. iş güç temelli fakat yanda başka sebepleri de olan, sürekli hayat ile güreşme/döğüş şeklinde yaşadım/yaşıyorum. neyse. tatilim bitti, iş aradım, bulamadım. izmir'de bir arkadaşımda 15-20 gün kaldım, orda iş kovaladım, bulamadım. en son baba evinde oturup pineklerken bir şekilde memleketin yerel tv'sinde işe girdim. 2 seneye kadar orada çalıştıktan sonra silkerim lan böyle düzeni, dayanamıyorum artık dedim ve askere gitmeye karar verdim.

2018 yılı mart celbinde; 370 kd. er olarak askerliğimi yapmak üzere kanaldan ayrıldım. şimdiki kadar uzun olmasa da yine epey bi uzun olan saçlarımı göz yaşları içinde kestirip birliğime teslim oldum. acemiliğim ankara, usta birliğim de kayseri'de idi. ve merak ettiğin sorunun cevabına bizi götürecek olan olaylar 2018 haziran ayında başladı.

o zamana kadar simge; yankı, üzülmedin mi gibi hitlerini de çıkarmış ancak ben kendi yankı odama o kadar gömülmüşüm ki inan haberim bile olmadı.

1 haziran 2018 tarihinde simge; ben bazen klibini yayınladı. her şey o klip ile başladı. ben gece nizamiye sorumlusu olduğumdan er gazinosu, içtima ve yemekler sonrası kantin muhabbetleri gibi şeylerden uzaktım. çünkü tertiplerim o aktivitelerle meşgulken ben uyuyordum. ancak haziran ayının sıradan bir günü, çarşı izni sonrası, görev saatimin başlamasını beklerken; ana tamir fabrikası, emniyet muhafız birliğinin er gazinosunda o kliple karşılaştım.

şimdi buraya kadar okuyan herkes; seksüel duygularım nedeniyle simge takıntımın başladığını düşünebilir. dürüst olacağım evet bunun da etkisi oldu. ancak en çok bastırılan duygum bu değildi. 5 aydır robotik bir düsturda, 100 kadar er, bir o kadar da astsubay/subay ile yaşayan bendeniz, şarkıda yer alan sözlere vurulmuştum.

ben bazen
gitmek istiyorum uzaklara
kaçmak istiyorum bu iklimden



sonrasında şarkıda yer alan droplar, nakarat arasındaki o çılgın kısım kanımı kaynatmaya başlamıştı. ve evet 5 aydır kadın bacağı görmeyen bünyemde de libidosal ve de seksüel bazı hareketlenmeler, uuuu beybi kıpırdanmalar oluşmuştu. askerlik boyunca bastırdığım bütün duygular; simge'nin ben bazen şarkısı ve klibi ile vücut bulmuştu.
bastırdığım duyguları sıralayacak ve özetleyecek olursam;
1- içinde bulunduğum absürt/mekanik/sıkıcı askerlik ortamı.
2-kaçma isteği.
3- onca erko ile beraber yaşarken kadın bacağına ve de bedenine; kısacası estetik bir şeyler görüp/dinlemeye duyduğum özlem.
4- libido.

sonrasında askerlik bitti, memlekete döndüm. kısa bir süre sonra istanbul'da iş buldum. hareketli yaşantım sırasındaki yıllarda ben bütün o simge hitlerini baştan keşfettim. yankı; o zamanlar yaşadığım bir aşk/flört durumu sonrası bünyemi ele geçirdi. üzülmedin mi; yine benzer bir süreçti. o zamanların çok detayına girmeyeceğim. ancak sadece o zamanlarki güzelliği ile değli, müziği ile de bayılmaya başladım kendisine. yeni girdiğim ilk iş yerinde, o zamanki patronum benim doğum günümde bütün ofisi simge konserine götürmüştü. sahnedeki o işvesi, cilvesi, enerjisi, sesi hepsi beni çok etkiledi. tüm şarkılarını ezbere bilir, simge dışında çok az şey dinleyebilir hale geldim. bir yılbaşı gecesi o dönemki kız arkadaşım ve annesini simge/hüsnü şenlendirici/kibariye/ümit besen'in arka arkaya çıktığı bir otel programına götürdüm. uzun yıllar boyunca sevinçlerimin, kederlerimin fon müziği olmuş idi simge.

ve ayrıca; henüz kendisine bu kadar estetik de yaptırmamıştı. çok duru bir güzelliği, alev gibi bir seksiliği vardı. bana son darbeyi ise bostancı gösteri merkezinde verdiği akustik konserin kayıtlarını yayınlayarak vurdu. ordan sonra tam anlamıyla meftun oldum.


ta ki; bir çok iş, sevgili, hobi vs değiştirip, 30'a varana kadar. kendi dönüşümümü tamamlamıştım. o sırada simge kötü müzikal işler ve kötü estetikler ile yavaş yavaş benden uzaklaşana kadar. o süreçte önümüz yaz, sevmek yüzünden gibi işler de yaptı. ancak sırasıyla; gizem örge, saliha şahin ve son büyük aşkım julia szczurowska ile tanıştıkça uzaklaştım. halen daha akustik konserini açar izlerim. evde tek başıma alkol alırken kliplerini izler, o yıllara bir giderim. ancak eskisi gibi değil artık hiç bişi. sözlükteki simge sağın başlığına dadanmalarım işte hep o gecelerin eseri.

seviyorum. halen daha çok seviyorum. ancak artık sadece onu sevmiyorum.

saygılar.

edit: akşam, iş çıkışı beşiktaş-fenerbahçe medicana maçına gideceğim. geçen hafta vakıfbank maçının son 4-5 sayısında; yağmur altında kalabalığa kalmamak için erken çıkmıştım. dedim zaten maç gitti, dönmez burdan. bari dedim kalabalığa kalmayayım.
dönüş yolculuğunda julia szczurowska yengenizin benim bulunduğum tribüne kadar çıkıp foto çektirdiği videoyu görüp kahrolmuştum. bu entry vesilesi ile; salavat zinciri başlatıyorum. herkes kendi meşrebince dua etsin, salavat getirsin, istavroz çıkarsın, güneşi selamlasın, ayin yapsın falan bişiler yapsın elden ele beni juliama kavuşturun, bir küçücük fotoğraf çektirmek nasib olsun asşldkas herkeşlere teşekkürler, öberim.
devamını gör...

çok da tın havası oluşuyor, kristalize şekilde.
devamını gör...

ali nesin hocamın öncülüğünde, 2007 yılında "matemetik köyü"nün kurulduğu izmir'in şirin bir köyüdür.

bu matematik köyü başlangıçta ileri seviyede matematik çalışmaları yapmak ve öğrencilerle derinlemesine etkileşim sağlamak amacıyla hayata geçirilmiştir. kuruluş aşamasında: köy, nesin vakfı’na ait bağışlarla ve benim de aralarında yer aldığım gönüllülerin emeğiyle inşa edilmiştir. ilk yıllarda yaz kampları çadırlarla yapılmış, sonrasında taş binalar ve altyapı ile geliştirilmiştir. zamanla matematik köyü’nün yanına felsefe köyü (2009) ve sanat köyü (2010 civarı) eklenmiş ve üçü birlikte “nesin köyleri” adıyla anılır hale gelmiştir.
devamını gör...

(bkz: oksimoron)
devamını gör...

birbirlerini aşırılığa özendirmekten başka bir şey değil. önü alınmalı.
devamını gör...

kaza geçirdiyse geçmiş olsun da, kendi adıma nedense hiç sempati duyduğum biri de değil. demirtaş'ı daha cesur, yetkin ve dürüst buluyorum. (demirtaş'ı yazmamın nedeni, kişisel düşüncemin buldan'ın kürt olması kaynaklı olmadığını vurgulamak içindir.)
devamını gör...

meşhur bir amerikalı seri katil var, hakkında çok yazıldı çizildi duymuşsunuzdur. ted bundy...
ted bundy’nin görünüşü ve tavrı, insanlarda otomatik olarak sempati uyandıracak bir kombinasyondu. yakışıklı ve karizmatik bir yüzü, nazik ve ölçülü davranışları, zeki ve kendine güvenli duruşu onu normal ve güvenilir biri gibi gösteriyordu. güleryüzü ve sosyal hali, çevresindekilerin şüphe duymasını zorlaştırıyor, sıradan bir vatandaş izlenimi veriyordu. bu yüzden bundy, tehlikeli biri olmaktan çok, ilk bakışta güven duyulan bir “iyi insan” gibi algılanabiliyordu.

ted bundy’ye hapisteyken mektup yazan kadınlar, suçluya duyulan hastalıklı aşkın en net örneklerinden biri. burada aşk yok, fantazi, merak ve kendini özel hissetme ihtiyacı var. bundy’nin karizması, medya ve mitlerle birleşince, suçlu bir romantik kahramana dönüşüyor.

benzer durumlar başka seri katillerde de görüldü:
jeffrey dahmer’a mektup yazanlar, onun trajik bir ruh olduğuna inanıp ona şefkat gösterme isteği duydu. john wayne gacy’ye hayran kalanlar, onu komşu, şakacı adam imajıyla özdeşleştirip, gerçek suçlarını görmezden geldi. jack the ripper’ı romantize edenler ise, kimliği belirsiz bir katilin yarattığı gizem ve efsaneye kapılıp onu bir masal kötü karakteri gibi idealize etti. bu örneklerin hepsinde ortak olan şey, suçluya duyulan aşkın gerçeklikten kopuk, tehlikeli bir hayranlığa dönüşmesi.

son dönemde sedat peker hayranlığı, ted bundy hayranlığıyla aynı psikolojik zemine oturuyor: insanların tehlikeli veya tartışmalı figürleri “güçlü, cesur, gerçekleri söyleyen” bir kahraman gibi görmesi. peker’in sert, meydan okuyan dili ve kendini “sisteme karşı duran adam” olarak konumlandırması, bazı kişilerde “koruyucu/adam gibi adam” imajı yaratıyor. bu da onu eleştirmek yerine savunmaya, hatta idealize etmeye götürebiliyor.

tıpkı bundy’de olduğu gibi burada da insan değil, mit seviliyor, tehlike görmezden geliniyor, etik ve gerçekler yerine duygu ve hayranlık öne çıkıyor..
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim