zaman tüneli
arkadaşlar günaydın falıma bakın
gizli gizli bir sahibelik subliminali seziyorum, fala bakın lan köpekler gibi*
devamını gör...
arkadaşlar günaydın falıma bakın
arkadaşlar oha hepsi doğru
devam edin...
devam edin...
devamını gör...
arkadaşlar günaydın falıma bakın
acıkmışsın
devamını gör...
arkadaşlar günaydın falıma bakın
kimin bacısı telveyi niye yaladın?
devamını gör...
başka bir hayatım olabilirdi hissi
bir haber vereyim ilk benden duy, bambaşka ve çok daha iyi bir hayatın olabilirdi. ve önceden belirlenmiş oynaman gereken bir rolün ve hayatın yok. ama lütfen daha iyi senaryoları düşünüp canını sıkma, olan oldu.
devamını gör...
karadedeler olayı
filmi izlemedim ama hayatımın bir dönemi bence bu filmin konusuna yakın geçmiştir.
devamını gör...
annelerin en güçlü silahı
toparlayıcı güçleri..
anneniz olmasa babanızla olan ilişkileriniz, çok çok sevseniz bile o eski havayı yakalayamayabilir. o hep böyle tanrıların habercisi hermes gibidir. evin içerisinde haber aktarır, para aktarır, lazımsa destek aktarır ve sürekli bir tür fiber kablo gibi çalışma halindedir.
mesela bizimkinin son iki günlük entrikalarını aktarayım: yazlığa kadar fazladan araba kullanmayayım diye babamı, “biz kışlığa geçelim, o direkt oraya gelsin”e ikna etmiş, sonra bunu bana kabul ettirdikten sonra babama tasdik ettirmiş, babam akşam açmış bana “sen olmazsa kışlığa geç” diyor. zavallı bunu kendi fikri zannediyor.
sabahki telefonumuzda annem “para durumun nasıl?” dedi (araba maraba alıyorum).. “1000 liradan 1000.000 liraya kadar ne varsa işimi görür” dedim. kendinde fazla yok, bu ara masrafı oldu. “dur ben elimdekini gizli vereyim, babanı da işleyeyim, ama babana benden aldığını söyleme” dedi.. akşam aynı telefonda babam “ya araba alacaktın, ne yaptın?” diyor. “böyle böyle” dedim. “bende 300-400 bir şey var, şimdi havale yaptırma, gelince elden alırsın” diyor.
çocuk, gidip bunu babasına söylemez, kredi toparlar. belki baba da, “durumuna göre araba al, sonra değiştirirsin” der. anne işin içerisine girdiğinde ise, o eksik olan diyalog kurulur.
bu arada babamdan gizli bana verdiği vekaletleri falan hiç saymıyorum. ev değil, bizans sarayı..
anneniz olmasa babanızla olan ilişkileriniz, çok çok sevseniz bile o eski havayı yakalayamayabilir. o hep böyle tanrıların habercisi hermes gibidir. evin içerisinde haber aktarır, para aktarır, lazımsa destek aktarır ve sürekli bir tür fiber kablo gibi çalışma halindedir.
mesela bizimkinin son iki günlük entrikalarını aktarayım: yazlığa kadar fazladan araba kullanmayayım diye babamı, “biz kışlığa geçelim, o direkt oraya gelsin”e ikna etmiş, sonra bunu bana kabul ettirdikten sonra babama tasdik ettirmiş, babam akşam açmış bana “sen olmazsa kışlığa geç” diyor. zavallı bunu kendi fikri zannediyor.
sabahki telefonumuzda annem “para durumun nasıl?” dedi (araba maraba alıyorum).. “1000 liradan 1000.000 liraya kadar ne varsa işimi görür” dedim. kendinde fazla yok, bu ara masrafı oldu. “dur ben elimdekini gizli vereyim, babanı da işleyeyim, ama babana benden aldığını söyleme” dedi.. akşam aynı telefonda babam “ya araba alacaktın, ne yaptın?” diyor. “böyle böyle” dedim. “bende 300-400 bir şey var, şimdi havale yaptırma, gelince elden alırsın” diyor.
çocuk, gidip bunu babasına söylemez, kredi toparlar. belki baba da, “durumuna göre araba al, sonra değiştirirsin” der. anne işin içerisine girdiğinde ise, o eksik olan diyalog kurulur.
bu arada babamdan gizli bana verdiği vekaletleri falan hiç saymıyorum. ev değil, bizans sarayı..
devamını gör...
kafasına isa heykeli düşen rahip
dinsizin hakkından imansız gelir lafının teolojik olarak revize edilip, ilahi adaletin bizzat yerçekimi ve mimari estetik üzerinden tecelli ettiği o epik an; rahibin ömrü boyunca göklere bakıp aradığı mesajın, kafasına kütle çekim ivmesiyle inmesiyle son bulmuş oldu. duada rabbim bana bir işaret gönder derken muhtemelen 1/1 ölçekli, betonarme ve 200 kiloluk bir büstü kastetmiyordu ama kurgunun sahibinin mizah anlayışı bazen gerçekten sarsıcı olabiliyor.
devamını gör...
mızıkçı
genelde oyunu yarıda bırakıp kaçanlar
devamını gör...
kara kedi (yazar)
#4094133 çok ayıpladım seni deyzem. biz burada sözlükteki kardeşlerin olarak eli şeyinde gezelim, sen git başkalarını başkalarına date ettittir. yakıştı mı deyzem?
sözlük abazaları rahatsız. her an darbe yapabilirler. benden uyarması. beni de eniştem uyardı. çok uyarıldık vallah.
sözlük abazaları rahatsız. her an darbe yapabilirler. benden uyarması. beni de eniştem uyardı. çok uyarıldık vallah.
devamını gör...
uykusuzluk
bir anlamı bir getirisi bir değeri varsa tadından yenmeyen şeydir...
devamını gör...
1518 dans salgını
ne güzel delirmişler...
üstelik topluca, müzik olmadan, eğlenmeden, hatta istemeden... bakmış yönetim, halk sıyırdı, bari tam olsun diye müzisyenler tutup meydanları açmış..
sebep olarak bazıları mantarları ileri sürmüş.. mantar olsa 2 günü geçmemesi gereken olay temmuzdan eylüle nasıl devam eder diye bunu elemişler..
sonra bir de aziz vitus'un laneti var.. inanış şöyle "aziz vitus'un gazabına uğrayan kişiler, bedenlerinin kontrolünü kaybederek istemsizce dans etmeye başlayabilir".. ama bu aziz neden ve hangi sebeple, hangi insanlara gazabına uğratmak istemiş bilemiyoruz.. ve neden yani.. bu din adamlarının kendini tanrı yerine koyup milleti korkutmaları da ayrı konu..
neyse,
ve sonra demişler ki bilime uygun olması gerekli.. ve şunda karar kılmış büyük çoğunluk yüzyıllar sonra..
"uzun süren kıtlıkların, salgın hastalıkların, ekonomik sıkıntıların ve dini korkuların yarattığı ağır toplumsal baskı, insanların davranışlarına yansımış ve bunun neticesinde kitlesel psikojenik hastalık zuhur etmiş" demişler ve noktayı koymuşlar..
şimdi insan ister istemez kendi toplumuna bakmaktan alamıyor kendini.. şartlar ziyadesiyle müsait bence, toplumsal ruh hali pamuk ipliğine bağlı..
sıyırmaya az kalmışken, dans bilmeyenler şimdiden kursa yazılsın lütfen.. dans ederken insanı bir de gülme krizine sokmayın.. ikisi ağır gelir..
üstelik topluca, müzik olmadan, eğlenmeden, hatta istemeden... bakmış yönetim, halk sıyırdı, bari tam olsun diye müzisyenler tutup meydanları açmış..
sebep olarak bazıları mantarları ileri sürmüş.. mantar olsa 2 günü geçmemesi gereken olay temmuzdan eylüle nasıl devam eder diye bunu elemişler..
sonra bir de aziz vitus'un laneti var.. inanış şöyle "aziz vitus'un gazabına uğrayan kişiler, bedenlerinin kontrolünü kaybederek istemsizce dans etmeye başlayabilir".. ama bu aziz neden ve hangi sebeple, hangi insanlara gazabına uğratmak istemiş bilemiyoruz.. ve neden yani.. bu din adamlarının kendini tanrı yerine koyup milleti korkutmaları da ayrı konu..
neyse,
ve sonra demişler ki bilime uygun olması gerekli.. ve şunda karar kılmış büyük çoğunluk yüzyıllar sonra..
"uzun süren kıtlıkların, salgın hastalıkların, ekonomik sıkıntıların ve dini korkuların yarattığı ağır toplumsal baskı, insanların davranışlarına yansımış ve bunun neticesinde kitlesel psikojenik hastalık zuhur etmiş" demişler ve noktayı koymuşlar..
şimdi insan ister istemez kendi toplumuna bakmaktan alamıyor kendini.. şartlar ziyadesiyle müsait bence, toplumsal ruh hali pamuk ipliğine bağlı..
sıyırmaya az kalmışken, dans bilmeyenler şimdiden kursa yazılsın lütfen.. dans ederken insanı bir de gülme krizine sokmayın.. ikisi ağır gelir..
devamını gör...
tam da tarzın olan birine çok aşık olmak
bir tür kendini beğenmişlik gibi bir şeydir...
devamını gör...
kadın erkek ilişkilerinin güncel sorunu
kimsenin kimseye kartları açık oynamaması
devamını gör...
kadın erkek ilişkilerinin güncel sorunu
iki taraf da karşı takımın oynadığı role özeniyor.
devamını gör...
günaydın sözlük
gün mü aymış bişey olmuş galiba, size de aynından şeyyapıyorum...
devamını gör...
tam da tarzın olan birine çok aşık olmak
harikadır.
ama her insanda yaklastıkca degişik degişik huylar cıkar.
hayalindekinden farklıdır ama ısrarla cok guzeldir;)
ama her insanda yaklastıkca degişik degişik huylar cıkar.
hayalindekinden farklıdır ama ısrarla cok guzeldir;)
devamını gör...





