zaman tüneli
cristiano ronaldo
yıpratma kendini. zorluğun ardından yeniden ayağa kalkacak gücü mutlaka bulursun.
youtube.com/shorts/H19Cw7UN...
youtube.com/shorts/H19Cw7UN...
devamını gör...
2024 yr4
çarpsa ne harika bir görsel şölen olur. keşke çarpsa.
devamını gör...
2024 yr4
2032'de dünyaya çarpma olasılığı giderek azalan astreotid. son hesaplamalar abd ve avrupa uzay ajanslarından benzer olasıklarda geldi: 59 binde bir!
nasa, 2024 yr4 asteroidinin aralık 2032'de dünya'ya çarpma olasılığını %0,0017; esa benzer bir riski %0,002 olarak tahmin etti. bu, 2024 yr4'ün dünya'ya çarpma olasılığının 59.000'de 1 olduğunu gösterdi.
mynet haberi buradan
nasa, 2024 yr4 asteroidinin aralık 2032'de dünya'ya çarpma olasılığını %0,0017; esa benzer bir riski %0,002 olarak tahmin etti. bu, 2024 yr4'ün dünya'ya çarpma olasılığının 59.000'de 1 olduğunu gösterdi.
devamını gör...
bu dünyaya çocuk getirilir mi sorusu
hayır getirilmez. bu vakitten sonra calış eğlen öl. bol bol seks yap ama çoğalma. dikkatli yap.
devamını gör...
kutup ayısı
ayının en büyüğü, ve kesinlikle en güçlüsü.
ayrıca doğal olarak insan avlayan [saldıran, öldüren değil, avlayan] çok nadir hayvanlardan biridir.
ayrıca doğal olarak insan avlayan [saldıran, öldüren değil, avlayan] çok nadir hayvanlardan biridir.
devamını gör...
mini etek giyen eş
biz sevgiliyken giyiyordu, nişanlıyken de giyiyordu. evlendik artık giyme demedim. kıza çok yakışıyor bir defa. ben çok beğeniyorum. sadece türkiye'de değil yurtdışında da çok bakıyorlar. bu kız bunu gençken güzelken giyemeyecekse, yaşlanınca mı giyecek? bakarlarsa baksınlar ne var yani.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın. hava mükemmel. saha futbol oynamaya müsait. taraftarlar coşkulu. herkes nefesini tuttu 2 rakip takımın sahaya çıkmasını bekliyor.
devamını gör...
tanrının çocuk öldürürken insan seçmesi
insanların seçimlerini tanrı'nın suçuymuş gibi göstermeye gerek olduğunu düşünmüyorum. çok manipülatif bir başlıktır bu.
tanrı'ya inancı olmayan, tanrı'yı sorgulama eğiliminde olan bireylerin diğer insanların kafalarını karıştırmaya çalışma ataklarını sevmiyorum. bireysel olarak neye inandığınız tabi ki sizi ilgilendirir ama kitlelerin kafasını karıştırmak adına asılsız şeyler öne sürmenizde bana etik gelmiyor.
teoloji denilen bir alan vardır. "uluslararası din bilimi" anlamına gelir. dolayısıyla, kutsal kitapları okumakta binevi insanın tarihini kökenini bilmek konusunda ana kaynaklardan biridir.
indirilmiş 4 kutsal kitapta da benzer şeyler yazar. - muhtemelen hiçbirini okumadınız çünkü okusaydınız, böylesine bilgisizce başlıklar açmazdınız-
dünya hayatı için:
her insana seçim hakkı tanınmıştır. her insanın bu seçim hakkı sonucunda yaşayacakları kendi sorumluluğudur. asıl sorgulama, bedensel vefattan sonra gerçekleşir. dünya, insan için bir testtir.
bu yüzden "dünya hayatına aldanmayın, asıl hayat ahirettedir veya ölümden sonradır" denir.
bunun açılımı benim için hep şudur: "tanrı'nın insana tanıdığı koşulsuz inisiyatifi kötülükle heba etmemek gerekir çünkü tanrı her eylemi için insana hesap soracaktır."
her davranışın illaki bir sorgusu vardır. bunu unutmayın. yani kötülere bir şey olmuyor diye düşünmeyin. olmuyor olması da tanrı'nın planıdır.
kısaca: insanların kendi pis emelleri sebebiyle işledikleri suçlar kendilerinin bireysel tercihleridir. tanrı'ya bağlayamazsınız. tanrı herkese eşit seviyede seçim hakkı tanımıştır. bu yüzden bazılarımız seri katil olurken, bazılarımız seks işçisi oluyor. bazılarımız aşiret ağasıyken, bazılarımız tarikat kuruyor. bazılarımız hayatlar kurtarıyor, büyük bağışlar yaparak insanlara dokunuyor.
objektif bakarsanız, kötülükte/ iyilikte eşit tanınmış birer haktır. insan ne olacağını ve kim olacağını kendi seçer. bu seçim bir testtir. "insanın ne olmak isteyeceği bir testtir."
tanrı, insanı verdiği inisiyatifle test eder. iyilikte bir sınavdır kötülükte.
son söz : tanrı sorguyu en sona bırakır. her insan yaptığı her kötülükle kendi ayağına hatta kafasına sıkıyor.
tanrı'ya inancı olmayan, tanrı'yı sorgulama eğiliminde olan bireylerin diğer insanların kafalarını karıştırmaya çalışma ataklarını sevmiyorum. bireysel olarak neye inandığınız tabi ki sizi ilgilendirir ama kitlelerin kafasını karıştırmak adına asılsız şeyler öne sürmenizde bana etik gelmiyor.
teoloji denilen bir alan vardır. "uluslararası din bilimi" anlamına gelir. dolayısıyla, kutsal kitapları okumakta binevi insanın tarihini kökenini bilmek konusunda ana kaynaklardan biridir.
indirilmiş 4 kutsal kitapta da benzer şeyler yazar. - muhtemelen hiçbirini okumadınız çünkü okusaydınız, böylesine bilgisizce başlıklar açmazdınız-
dünya hayatı için:
her insana seçim hakkı tanınmıştır. her insanın bu seçim hakkı sonucunda yaşayacakları kendi sorumluluğudur. asıl sorgulama, bedensel vefattan sonra gerçekleşir. dünya, insan için bir testtir.
bu yüzden "dünya hayatına aldanmayın, asıl hayat ahirettedir veya ölümden sonradır" denir.
bunun açılımı benim için hep şudur: "tanrı'nın insana tanıdığı koşulsuz inisiyatifi kötülükle heba etmemek gerekir çünkü tanrı her eylemi için insana hesap soracaktır."
her davranışın illaki bir sorgusu vardır. bunu unutmayın. yani kötülere bir şey olmuyor diye düşünmeyin. olmuyor olması da tanrı'nın planıdır.
kısaca: insanların kendi pis emelleri sebebiyle işledikleri suçlar kendilerinin bireysel tercihleridir. tanrı'ya bağlayamazsınız. tanrı herkese eşit seviyede seçim hakkı tanımıştır. bu yüzden bazılarımız seri katil olurken, bazılarımız seks işçisi oluyor. bazılarımız aşiret ağasıyken, bazılarımız tarikat kuruyor. bazılarımız hayatlar kurtarıyor, büyük bağışlar yaparak insanlara dokunuyor.
objektif bakarsanız, kötülükte/ iyilikte eşit tanınmış birer haktır. insan ne olacağını ve kim olacağını kendi seçer. bu seçim bir testtir. "insanın ne olmak isteyeceği bir testtir."
tanrı, insanı verdiği inisiyatifle test eder. iyilikte bir sınavdır kötülükte.
son söz : tanrı sorguyu en sona bırakır. her insan yaptığı her kötülükle kendi ayağına hatta kafasına sıkıyor.
devamını gör...
dalit kadınları
devamını gör...
evdeki gereksiz eşyalar
evdeki her sey değil mi?
gerçekten söylüyorum. evdeki her şey gereksizdir. sadece bireysel alanlarımızı büyük büyük eşyalarla kapatıyoruz. 120-130m2 evlerde oturuyoruz( genellemedir), bu m2'nin en az 100'ü eşya kaplı. geriye kalan 20-30'da ya lavabo ya balkondur. sağ olsun, sosyal medya yüzünden artık oralarda gasp edildi. her teras, balkon, banyo dahi oturma odası konseptine sahip olmaya başladı. küvetinin karşısına/ balkonuna da, televizyon koymazsın. bari oraları boş bırakın. oralar ferah kalsın.. nerede...
şimdi yeni konsept özellikle geniş balkonların ve terasların küçük oturma odaları haline dönüştürülmesi üstüne kurulu. insanlar balkonlarına yemek masaları, oturma grupları hatta televizyon üniteleri kuruyorlar. inanın anlamıyorum.. neden her boşluğu doldurma eğilimindeyiz?
kapitalist sistem müthiş satıyor. sürekli bizi bir şeyleri almaya, dönüştürmeye itiyor. ufacık evlerde nefes alacak yerlerimiz kalmadı. keşke eşyalardan arınmak daha da geniş çaplı bir moda olsa.. "tiny house, tiny life " olayına baya yatkın hale geldim.
özellikle türk kültürü baya istifçi bir kültürdür. insanlar sürekli aile büyüklerinden yadigar olan eşyaları saklama eğilimindeler. baktığınızda hiçbiri fonksiyonel olarak kullanılmasa da, evlerde bekletiliyor ve nesillerden nesillere aktarılıyorlar. annem bunun en önemli örneklerinden biridir. evde yaş olarak benden büyük eşyalar var ve hala atılmıyorlar...
eskiden 2, 3+1 ev bakarken şimdi büyük m2'li (90m2 üstü) stüdyo veya 1+1 bakıyorum. o kadar bıktım eşyalarla dolmuş odalardan ve evlerden.
gerçekten söylüyorum. evdeki her şey gereksizdir. sadece bireysel alanlarımızı büyük büyük eşyalarla kapatıyoruz. 120-130m2 evlerde oturuyoruz( genellemedir), bu m2'nin en az 100'ü eşya kaplı. geriye kalan 20-30'da ya lavabo ya balkondur. sağ olsun, sosyal medya yüzünden artık oralarda gasp edildi. her teras, balkon, banyo dahi oturma odası konseptine sahip olmaya başladı. küvetinin karşısına/ balkonuna da, televizyon koymazsın. bari oraları boş bırakın. oralar ferah kalsın.. nerede...
şimdi yeni konsept özellikle geniş balkonların ve terasların küçük oturma odaları haline dönüştürülmesi üstüne kurulu. insanlar balkonlarına yemek masaları, oturma grupları hatta televizyon üniteleri kuruyorlar. inanın anlamıyorum.. neden her boşluğu doldurma eğilimindeyiz?
kapitalist sistem müthiş satıyor. sürekli bizi bir şeyleri almaya, dönüştürmeye itiyor. ufacık evlerde nefes alacak yerlerimiz kalmadı. keşke eşyalardan arınmak daha da geniş çaplı bir moda olsa.. "tiny house, tiny life " olayına baya yatkın hale geldim.
özellikle türk kültürü baya istifçi bir kültürdür. insanlar sürekli aile büyüklerinden yadigar olan eşyaları saklama eğilimindeler. baktığınızda hiçbiri fonksiyonel olarak kullanılmasa da, evlerde bekletiliyor ve nesillerden nesillere aktarılıyorlar. annem bunun en önemli örneklerinden biridir. evde yaş olarak benden büyük eşyalar var ve hala atılmıyorlar...
eskiden 2, 3+1 ev bakarken şimdi büyük m2'li (90m2 üstü) stüdyo veya 1+1 bakıyorum. o kadar bıktım eşyalarla dolmuş odalardan ve evlerden.
devamını gör...
tanrının çocuk öldürürken insan seçmesi
o seçimi tanrı değil de daha çok insanlar yapıyor. tarihsel zincirleme. o zincirlemeye dahil olmamanın yolunu gene tanrı veriyor.
ama o konu bu sözlüğe bikaç numara kalın gelir.
ama o konu bu sözlüğe bikaç numara kalın gelir.
devamını gör...
umursamaz birine dönüşmek
hayattan edindiğiniz kazıkların geri dönütüdür. niyeti pis insanlarla sıklıkla karşılaştığınızda, bu duygu durumunu geliştirirsiniz. aslına bakarsanız, müthiş bir bireysel savunma mekanizmasıdır.
herkese hak ettiği kadar değer vermelisiniz. insanlar çoğunlukla vakit kaybıdır. çok azı sizi gerçekten önemser ve geliştirir. günümüzde çoğunluk fesatlık/ kin/ kıskançlık timsali olarak ortalıkta geziniyor. aklınıza gelen / gelmeyen her darbeyi rahatlıkla alabiliyorsunuz. "ben senden bunu beklemezdim... " ile başlayan cümlelere alerji geliştirdim. o kadar sık kullandığım durumlar oldu ki..
bu yüzden hayat yolculuğunuzda nadir birkaç insan gerçekten emeği hak ediyor. diğerlerine "çokta tın" modu fazlasıyla uygundur.
herkese hak ettiği kadar değer vermelisiniz. insanlar çoğunlukla vakit kaybıdır. çok azı sizi gerçekten önemser ve geliştirir. günümüzde çoğunluk fesatlık/ kin/ kıskançlık timsali olarak ortalıkta geziniyor. aklınıza gelen / gelmeyen her darbeyi rahatlıkla alabiliyorsunuz. "ben senden bunu beklemezdim... " ile başlayan cümlelere alerji geliştirdim. o kadar sık kullandığım durumlar oldu ki..
bu yüzden hayat yolculuğunuzda nadir birkaç insan gerçekten emeği hak ediyor. diğerlerine "çokta tın" modu fazlasıyla uygundur.
devamını gör...
motosiklet sürmeye yeni başlayanlara tavsiyeler
herkesin sürebileceği bir araç değildir. çok iyi refleks kontrolü gerektirir. herhangi bir şasesi bulunmadığı için, kaza anında kişi ciddi yaralanmalara açıktır. bilhassa motordan uçmak, savrulmak ve ciddi sürüklenmelere maruz kalmak gibi insan iskelet sistemine hasar verecek durumlara sıklıkla rastlanır.
bence kimsenin kullanmaması gerekir. ben trafik için asla sağlıklı bulmuyorum. hız yapmayı seven bir kadın olarak, asla heves edip ehliyetini almamışımdır. hız düz vitesli bir arabada yapılır. en azından beklenmedik bir kaza anında, sizi koruyacak dış etmen arabanın şasesi+ hava yastığı+ emniyet kemeri var. bu üçleme acayip uçlardan döndürüyor.
bence kimsenin kullanmaması gerekir. ben trafik için asla sağlıklı bulmuyorum. hız yapmayı seven bir kadın olarak, asla heves edip ehliyetini almamışımdır. hız düz vitesli bir arabada yapılır. en azından beklenmedik bir kaza anında, sizi koruyacak dış etmen arabanın şasesi+ hava yastığı+ emniyet kemeri var. bu üçleme acayip uçlardan döndürüyor.
devamını gör...
5 haziran arnavutluk protestoları
x.com/toplumuhalif044/statu...
arnavut halkı, bariyerleri aşarak trump’ın damadı jared kushner’in sazan adası’ndaki tatil köyü projesi inşası için kullanılacak konteynerleri kullanılmaz hale getirdi.
ülkenin en önemli doğal koruma alanlarından birinde hayata geçirilmek istenen projeye karşı arnavut halkı, 23 gündür sokaklarda eylem düzenliyor.
arnavut halkı, bariyerleri aşarak trump’ın damadı jared kushner’in sazan adası’ndaki tatil köyü projesi inşası için kullanılacak konteynerleri kullanılmaz hale getirdi.
ülkenin en önemli doğal koruma alanlarından birinde hayata geçirilmek istenen projeye karşı arnavut halkı, 23 gündür sokaklarda eylem düzenliyor.
devamını gör...
psikologlara güvenmemek
psikologların da sadece kitap / not/ vaka ezberleyerek lisans derecesini bitirdiğini düşünürsek, güvenilmemesi gerektiği kanısında hemfikirim. psikoloji branşı sadece sözel eğitime dayanan ve inanılmaz ezber gerektiren bir lisans eğitiminden oluşuyor. yani bölümü okuyan bireylerin yaptığı çoğunlukla kitapta olanı sınav kağıtlarına geçirmek üzerine odaklı. notlar vaka bakmayla değil, neyin- ne kadar ezberlenebildiği üzerinden veriliyor. yani karşımızdaki kişinin donanımı ne kadar nitelikli ezber yapabildiğiyle doğru orantılıdır. bu durum hatayı, yanlış teshisi ve kompleks vakalarda yanlış müdahaleyi daha güçlü bir olasılık haline getiriyor.
ileri zeka olmamın getirdiği bir takım nitelikler ve nicelikler sebebiyle, birçoğunun çok açığını yakaladım. dolayısıyla, kendilerine olan inancım inanılmaz azdır. psikolog sahada vaka bakarak serpilmelidir, kitaptan ezber yaparak değil çünkü her vaka kendisine has özellikler taşır. bunlar kitaplarda var olan bilgilerle birebir eşleşmeyebilir. bir psikologun gördüğü an tanı koyabilecek kadar donanımlı ve hazır olması gerekir. bunu ancak "saha deneyimi" sağlar.
bana kalırsa, psikoloji lisans eğitimi 5.5 yıl olmalıdır. 4 yıl ders dönemi, son 1.5 yıl sadece sahada vaka çalışması. üstüne yüksek lisans koşulu getirilmelidir. psikologluk yapabilmek için yüksek lisans eğitimi ve bu eğitimin içerisinde yine uzun vadeli saha görevi şart koşulmalı. bu toyluk anca böyle düzelir.
ileri zeka olmamın getirdiği bir takım nitelikler ve nicelikler sebebiyle, birçoğunun çok açığını yakaladım. dolayısıyla, kendilerine olan inancım inanılmaz azdır. psikolog sahada vaka bakarak serpilmelidir, kitaptan ezber yaparak değil çünkü her vaka kendisine has özellikler taşır. bunlar kitaplarda var olan bilgilerle birebir eşleşmeyebilir. bir psikologun gördüğü an tanı koyabilecek kadar donanımlı ve hazır olması gerekir. bunu ancak "saha deneyimi" sağlar.
bana kalırsa, psikoloji lisans eğitimi 5.5 yıl olmalıdır. 4 yıl ders dönemi, son 1.5 yıl sadece sahada vaka çalışması. üstüne yüksek lisans koşulu getirilmelidir. psikologluk yapabilmek için yüksek lisans eğitimi ve bu eğitimin içerisinde yine uzun vadeli saha görevi şart koşulmalı. bu toyluk anca böyle düzelir.
devamını gör...
psikologlara güvenmemek
çocukluğuna inecem senin
devamını gör...
sözlükteki başlıkların gözden geçirilmesi
zaten sözlükte 100 dakikada bir başlık açılıyor, onay şartı gelirse başlık açma hızı on saatte 1 e düşer.
devamını gör...
atv sürmek
sürmeyi düşündüğüm araç ama şehirde kullananlara ılık dediklerini duyduğum için tereddüt ettim.
devamını gör...
sözlükteki başlıkların gözden geçirilmesi
her ipini koparan başlık açtığı için sözlükteki içerik ve başlık oranının yükselmesidir. başlık açmak için onay şartı olmalı. ne olduğu belirsiz sohbet niteliğinde “yaa bugün böyle oldu” tarzı yahut misogynist içerik barındıran başlıkların kabul edilmemesi gerek.
devamını gör...
motosiklet sürmeye yeni başlayanlara tavsiyeler
sürmeyin.
devamını gör...