zaman tüneli

tırnak kırılması. bir de aksi gibi o tırnak kırıldıktan sonra her yere takılıp, sızlar.
devamını gör...

nedenini anlayamadığım biçimde ben ve kardeşimden nefret eden öğretmenimiz. hatta bu yüzden anneme, artık okula gitmeyeceğimi de söylediğimi hatırlıyorum, okuma yazma öğrenmişim sonuçta, ne gerek var *
devamını gör...

eskiden insanlar yıldızname denilen ex bir astroloji ilmîyle uğraştığından söylendiğini sandığım deyim. ki evlenecek bazı çiftler için hesaplanıp " yıldızı tutuyor" denilirmiş, astroloji her çağda gülünç ve kaotik *
devamını gör...

nihal, kendisine recep’in mektubunu getiren mehmet’e tokat atar, mektup yere düşer, mehmet gittikten sonra etrafı kolaçan edip mektubu koynuna sokar.

eve geldiğinde mektubu okumak için alelacele çatı katına çıkar. odaya girdiğinde ayağı oyuncak bebeğe takılır. bebeği yerden alıp sandıkların üzerine yerleştirir.

pencere kenarında mektubu okumaya başlar, okurken gülümser, yazılanların hoşuna gittiği anlaşılır. bebek aniden kafa üstü zemine düşer, nihal irkilip mektubu göğsüne bastırır. korkusu geçince okumaya devam eder.

mektup bittiğinde ayakkabılarını giyer, bebeği yerden alır, sandıkların üzerine yerleştirir ve odadan çıkar.

alt katta kapıyı kapatmak için sertçe çeker. o sarsıntıyla çatı katındaki odada bebek yine yere düşer. masanın üzerindeki misketler yuvarlanır.

—-

filmin kurgusunu yapan mustafa preşeva, gelen sahneleri incelerken nihal’in mektup okuduğu kısım dışındaki sekanslara anlam veremez ve bebek planlarını odaya girişle birleştirip kısaltır.

ancak ahmet uluçay’ın nedensiz plan çekmediğini bildiği için bu sekanslar kafasına takılır.

bebek, nihal’in çocukluğundan bir nesnedir. odaya girdiğinde bebeği kaldırıp sandıkların üzerine yerleştirerek çocukluğunu yaşamaya devam eder. aldığı aşk mektubunu okurken karşı cinsin ilgisinden hoşlanıp gülümsediği anda bebek tekrar düşer; nihal’in çocukluğu ve saflığı yerini yeni duygulara bırakır. nihal çıkarken bebeği tekrar sandıkların üzerine yerleştirip çocukluğunu muhafaza etmeye çalışır. alt katta kapıyı sertçe çektiğinde bebeğin ve misketlerin düşmesiyle birlikte nihal’in çocukluğu ve saflığı geri dönülmez şekilde yiter.

odaya çocuk olarak giren nihal orayı yetişkin olarak terk eder.

mustafa preşeva, ahmet uluçay’ın metaforik açıdan bu denli ayrıntıcı olmasını ama bunları çok da önemsemeyip sahnelerde tesadüfen yakaladığı bazı (sinek vs) ayrıntıları çok daha fazla önemsemesini şaşırarak anlatılır.

keza filmde kamera çekimi gibi değil de, adeta bir tablo gibi görünen birçok plan vardır.
devamını gör...

başka türlü insan yerine konulmayacağına inandırılmış tip...
devamını gör...

yapsaydım ne olurdu düşüncesindense ,keşke yapmasaydım demek daha kolay . diyorsun ve geçiyor .ama yapmadığın şeyin acabası seni yiyip bitiriyor. yine yaptıklarımdan ve yapmadıklarımdan çok pişmanım. (bu da sanki mahkeme salonunda hakime söyleniyor gibi oldu ama neyyseee)
devamını gör...

yurdum insanını üzecek bir bilgi paylaşayım. aşağıya eklediğim görselde, yapay zeka uygulamalarının genelinin bilgi kaynakları yer alıyor.
birinci sırada %40 ile reddit yer alıyor ve ardından wikipedia geliyor. sıralamada amazon ve ebay gibi eticaret siteleri de var ama oxford üniversitesi'nin herhangi bir kütüphanesi yok.
habi arada bazı arkadaşlar "chatgpt'ye sordum" dedikten sonra akademik bilgi paylaşıyormuş gibi bir havaya giriyorlar ya işte o arkadaşlar ben ve benim gibi sıradan insanların reddit'te paylaştığı ve çoğunun temeli olmayan bilgileri paylaşıyorlar.
bu arada, reddit kullanıcılarının yarıya yakını amerikalı ve %25'i hintli. yani o akademik bilgilerin asıl kaynağı genellikle bu iki millet oluyor.
uyarmadı demeyin.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu konuda yan hesaplarıma bende çok kırgınım. lan insanın ikinci yan hesabı üçüncü ile sevgili mi olur. dördüncüye yürüdüm yüz vermedi. gidip beşinciyi açayım en iyisi.
devamını gör...

deep research akademik ve sosyal işlerde iyi ama teknik analizde çuvallıyor.

perplexity de claude sonnet ise cennette vaha gibi.
devamını gör...

kendisi video kaset furyasının çok para getirdiği dönemde mavi muammer isimli bir film çekmiştir. 1985 tarihli bu filmde, kırca bir kimya mühendisini canlandırmaktaydı ve iktidarsızlığa son veren bir ilaç bulmuştu. ilacın adı ise ''dimdik'' idi. yani kırca, viagra'dan uzun seneler önce böyle bir öngörüde de bulunmuştu.
devamını gör...

- tavla oynamak
- sarhoş olmak
- şerbetli tatlı ve antep/maraş/hatay yörelerinin yemeklerini her ortamda, sonuna kadar savunabilmek ve sonunda rakipleri yıldırıp, mücadeleyi kazanmak
devamını gör...

#3863647
devamını gör...

akademi, belirli bir alanda bilgi üretmek, araştırma yapmak ve uzman yetiştirmek amacıyla kurulan bilimsel ve eğitim kurumudur. genellikle üniversiteler, enstitüler ve araştırma merkezleri bu yapının parçası kabul edilir. topluma düşünsel, kültürel ve bilimsel katkı sunmayı hedefleyen bir ekosistem oluşturur.
devamını gör...

bazı insanlar dokunduğu yeri yeşertir. bense kaderin bana verdiği tuhaf bir yetenekle nerede bir gül varsa alır onu usulca soldururum.
devamını gör...

bir süredir kullandığım ve gece uyuyamadığım süreçlerde/ sıklıkla uyandığımda gecemin , beynimin içine eden antipsikotik ilaç.

halsizlik, sersemlik, huzursuzluk vs. bu yan etkilere alışkın olsam da daha önce hiç bu kadar fazla gerçeklik algımı bozan bir ilaç kullanmadım sanırım.
en basiti baktığım düz duvar bile hareket ediyor her an.

bir de rüyalarıma etkisi de apayrı bir seviye ama uzun uzun bir de ondan bahsetmeye hiç niyetim yok şu an.

zamanla alışırım diye umuyorum.

yine de rüyalarıma ekstradan fantezili ve garipli şeyler eklemeyeydi iyiydi.
gerçi bu konu tamamen benimle de alakalı olabilir ama her neyse.
devamını gör...

insanı şoke eden üzücü olay
devamını gör...

kullanıldığında fenasal oluyorum.
devamını gör...

çok yükselmiş..

250 gramı kaç lira olmuş??

vay ki ne vay..:(
devamını gör...

bu aralar fav kelimem
çok seviyorum
yerli yersiz kullanıyorum
devamını gör...

ingilizce: dogs don't wear pants
orijinal adı: koırat eıvät käytä housuja
yönetmeni jukka-pekka valkeapää olan, pekka strang ve krista kosonen'in başrollerinde bulunduğu finlandiya-letonya ortak yapımı, 2019 çıkışlı tartışmalı filmdir.
tartışmalı diyorum çünkü aşırı ayrıntılı olmasa da izleyiciyi bdsm dünyasına sokuyor bu nedenle marjinal görülüp desteklemediğim biçimde eleştiriliyor.
filme başlarken göl kenarında evi olan tek çocuklu bir aileyi görüyoruz, annenin göle atlayıp intihar etmesinden sonra juha yani baba ardından atlıyor, anneyi kurtaramıyor ve kendisi de boğulma tehlikesi yaşıyor. daha sonra yönetmenimiz bizi pek bekletmeden çocuğun ergenliğe girdiği yaklaşık on-on beş sene sonrasını göstermeye başlıyor ki bu bence karakterlerle kurduğumuz bağı zedeliyor. juha ölen eşinin eşyalarını atmıyor, onu unutamıyor, hayatına birini ne duygusal anlamda ne de cinsel birliktelik açısından asla almıyor, içine kapanık ve depresif bir hayat yaşıyor. cinsel ihtiyaçlarını karısının kıyafetlerini kafasına geçirip, parfümünü sıkıp kendini boğup mastürbasyon yaparak karşılıyor. karakterlerle aramız açılıyor demiştim ya, tam da bundan bahsediyordum. biz bu adamın nasıl bunu yapacak hale geldiğini göremiyoruz. yani aslında juha bdsm dünyasına girmeden önce de acıdan haz alma durumu var ama neden var bilmiyoruz. bu arada juha'nın bdsm sahneleri haricinde bütün sahnelerinde renkler solgun, cansız, ölü ve robotik. juha, kızının piercing deldirmek istemesi üzerine delimin yapılacağı yere gidiyor, kızı piercingle ilgilenirken kendisi etrafta dolaşmaya karar veriyor ve orada mona ile ilk kez karşılaşıyorlar. monayla karşılaşmasında juha dokunmaması gereken şeylere dokunduğu, olmaması gereken bir yerde olduğu için karşılaşmaları dominatrix olan mona'nın, juha'ya şiddet uygulamasıyla başlıyor zaten.
juha, mona'dan randevu almaya karar veriyor, randevular aşırı absürt sahneler içermiyor, juha yalnızca mona'nın onu nefes alamayacak derecede boğmasını istiyor ve her boğulma anında ölen eşini tekrar görüyor. aslında cinsel birleşme olmadan cinsel hazza ulaşılıyor. bu arada bdsm sahnelerinin hepsinde juha daha insani, renkler daha canlı gösteriliyor. aslında mona ile tanıştıktan sonra bile juha gerçek hayatta eskisi gibi kalıyor, pek bir değişiklik yok. iki farklı karakter görüyor gibiyiz tek bir kişide. sahneler bence çok cesur değil fakat iddialı bir film, filmin bana göre bir kaç vurucu sahnesi var ama ağır spoiler olacağı için vermek istemiyorum, o sahneler de zaten pek derinliği olmayan sadece rahatsız eden sahnelerdi. bu arada filmin adı mona'nın juha'yı kabul ettiği ilk gün ''çıkar pantolonunu, köpekler pantolon giymez'' sahnesinden geliyor.
önereceğim, beğendiğim bir filmdi.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim