zaman tüneli
ölüm dışında olabilecek en kötü şey
ölümden sonra tekrar bir hayatın olması veya reenkarnasyon. ölelim bitsin orada devamı gelmesin. tekrar bir yaşam olacaksa da daha kolay olsun lütfen hehe.. ne biliyim nerede yaşayacaz kim olacaz seçelim easy mod olsun yani hehe..
devamını gör...
şu anda çalan şarkı
allah bu şarkının belasını versin. çok kalbimi kırıyo... albümde her zaman pas geçiyorum... yine de dinlemekten alıkoyamıyorum kendimi...
nefret ediyorum senden... yine de çok seviyorum... aramızda toksik ilişki var...
nefret ediyorum senden... yine de çok seviyorum... aramızda toksik ilişki var...
devamını gör...
ölüm dışında olabilecek en kötü şey
en yakınım diyeceğin insanların öldüğünü görmek... her gün onlarla ama her gün onlarsız yaşamak...
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ruh halleri
böyle gülüyorum, eğleniyorum, saçmalıyorum gibi gözüküyo ama içten içe içim kan ağlıyo bugün.
en son yılaaar yıllar önce girdiğim bir sosyal medya hesabıma şans eseri tekrar girip bakmak zorunda kaldım, hal böyle olunca eski mesajlara ve hatta oradan taa eski fotoğraflara kadar gittim. 2012'nin nisan ve mayıs ayına kadar ilerledim. bugün burada olsa keşke diyeceğim insanların hala hayatta olduğu zamanlara ve keşke orada olsam dediğim, özellikle gece yarıları aklıma geldikçe bana sigara yaktıran mekanlara ait fotoğraflar gördüm.
nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama sanki günlerce uykusuz kalınca uyumaya çalışırken zorlanır ya insan, ya da bir sınava girersin ama sınav çıkışında arkadaşların soruları cevaplarken senin cevaplarının neredeyse hepsinin yanlış olduğu çıkar ya ortaya... öyle bi hissiyat işte, buruk, hayal kırıklığı ve biraz kızgınlık... kızgınlık kime? kızgınlık hakikata, yaratıcıya ya da hiçliğe.
en son böyle bi geceyi temmuz sonunda yaşamıştım galiba. yine aynı senaryo, yine geçmişe seyahat ettim tüm kalbimle... en son gerçekten mutlu hissettiğim o ana ışınlandım... tek katlı evin bahçesindeki tahta masaya ve plastik sandalyelerine oturmuş gibi hissediyorum... bir yanımda canımın içi, diğer yanımda canım annem var.
ikisini de uzun uzun izliyorum sanki...
en çok canımın içine bakıyorum. en yakın dostum, sırdaşım... sapsarı saçlarına, masmavi gözlerine bakıyorum. beni yapayalnız bıraktığı için tokatlamak istiyorum, vurmak istiyorum ona. bugün ona çok benzeyen bir hemşire gördüğüm için aklıma geldiğini ve evde ağladığımı anlatmak istiyorum.
keşke diyorum bazen, keşke burada olsan da o güzel müzik grubu hikayelerini anlatsan bana... iron maiden'ın basçısı hakkındaki işe yaramayan bilgilerini dinlesem... keşke seni etkileyen o filmi tekrar tekrar anlatışını duysam ağzından... keşke sana son bir kere daha sarılabilsem... son bir kez, son...
keşke burada olsan, annemi hiç özleyemediğimi anlatsam sana. her gün en az bir kere aklıma geliyorsun diyebilsem keşke...
belki yakında, belki bilinmeyen bir zamanda, yine buluşacağız be kızım.
en son yılaaar yıllar önce girdiğim bir sosyal medya hesabıma şans eseri tekrar girip bakmak zorunda kaldım, hal böyle olunca eski mesajlara ve hatta oradan taa eski fotoğraflara kadar gittim. 2012'nin nisan ve mayıs ayına kadar ilerledim. bugün burada olsa keşke diyeceğim insanların hala hayatta olduğu zamanlara ve keşke orada olsam dediğim, özellikle gece yarıları aklıma geldikçe bana sigara yaktıran mekanlara ait fotoğraflar gördüm.
nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama sanki günlerce uykusuz kalınca uyumaya çalışırken zorlanır ya insan, ya da bir sınava girersin ama sınav çıkışında arkadaşların soruları cevaplarken senin cevaplarının neredeyse hepsinin yanlış olduğu çıkar ya ortaya... öyle bi hissiyat işte, buruk, hayal kırıklığı ve biraz kızgınlık... kızgınlık kime? kızgınlık hakikata, yaratıcıya ya da hiçliğe.
en son böyle bi geceyi temmuz sonunda yaşamıştım galiba. yine aynı senaryo, yine geçmişe seyahat ettim tüm kalbimle... en son gerçekten mutlu hissettiğim o ana ışınlandım... tek katlı evin bahçesindeki tahta masaya ve plastik sandalyelerine oturmuş gibi hissediyorum... bir yanımda canımın içi, diğer yanımda canım annem var.
ikisini de uzun uzun izliyorum sanki...
en çok canımın içine bakıyorum. en yakın dostum, sırdaşım... sapsarı saçlarına, masmavi gözlerine bakıyorum. beni yapayalnız bıraktığı için tokatlamak istiyorum, vurmak istiyorum ona. bugün ona çok benzeyen bir hemşire gördüğüm için aklıma geldiğini ve evde ağladığımı anlatmak istiyorum.
keşke diyorum bazen, keşke burada olsan da o güzel müzik grubu hikayelerini anlatsan bana... iron maiden'ın basçısı hakkındaki işe yaramayan bilgilerini dinlesem... keşke seni etkileyen o filmi tekrar tekrar anlatışını duysam ağzından... keşke sana son bir kere daha sarılabilsem... son bir kez, son...
keşke burada olsan, annemi hiç özleyemediğimi anlatsam sana. her gün en az bir kere aklıma geliyorsun diyebilsem keşke...
belki yakında, belki bilinmeyen bir zamanda, yine buluşacağız be kızım.
devamını gör...
aranızda yirmişer tl toplayabilir misiniz acil
liseye kadar duyduğumuz sınıftaki duyurudur
devamını gör...
ölüm dışında olabilecek en kötü şey
müslümana ölüm kötü değildir
devamını gör...
şu anda çalan şarkı
mozart piyano konçertosu çalıyor şu anda...18. konçerto.
devamını gör...
şu anda çalan şarkı
devamını gör...
dream theater sevmediğim için progresif metalden atılmam
ben de tam tersi opeth ve dream theater'den başka prog dinleyemiyorum. hele tool falan hiç bana göre değil.
devamını gör...
trt belgesel
güvende hissettiren kanal. hayvan belgeseli dışında da çok güzel işler yapıyorlar ayrıca neyşınıl coografik den daha kolay bir okunuşu olduğu için belgesel konusu açıldığında "abi trt belgesel ya, çok iyi çekim açıları ve harika kurguları var" diyebiliyorum.
devamını gör...
arkadaşlık
inanmadığım şey
devamını gör...
dream theater sevmediğim için progresif metalden atılmam
az önce başıma gelen olay. bayağı yaka paça attılar beni...
progresif metal'e sardığım bir dönem vardı, üçüncü gözümün açılması ve ortamlarda bilge olarak gezmek adına tool dinlemeye başlamıştım... progresif metal dinleyici kurulu mutlaka pain of salvation ve soen dinlemelisin, bunlar başlangıç için ideal, sen dinledikçe seviyeni yükselteceğiz diyerek öneri sundu bana...
bayağı sardı bunları dinlemek, ortamlarda ''progresif metal seviyorum...'' diyebiliyor ve rahat rahat tool tişörtlüyle yadırganmadan gezebiliyordum artık...
sonra dinleyici kurulu biraz çıtayı yükseltmeye karar verdi... önce beni riverside dinlemeye gönderdiler. bunu da atlattım. ardından opeth'in blackwater park albümünü önüme koydular.
burada biraz sabırlı ol, ilk dinleyişte anlamazsın dediler ama umursamadım pek, iki hafta boyunca anlamış gibi yaptım... çevire çevire dinledim...
sınav günü geldi çattı, albümü sorduklarında sonunda ''evet ya, özellikle atmosferi...'' diyerek kurtardım.
sonra sıra cynic'e geldi. burada işlerin ciddileştiğini anladım. artık müzik dinlemekten çok sınava hazırlanıyo gibi hissettim kendimi... kurul bana ''focus'u nasıl buldun?'' diye sorunca, ben de yüzümde hiçbir şey anlamamış ama anlamış gibi görünmeye çalışan bir ifadeyle ''çok katmanlı...'' falan dedim, süslü cümleler kurarak sıyrılmaya çalıştım... meğersem hepsi beni asıl sınava hazırlamak içinmiş...
sonra dream theater'ı önerdiler, 2 albüm koydular önüme. images and words ive metropolis pt. 2... ikisini de dinledim, soluksuz dinledim, tek bir saniye bile atlamadan, defalarca... dinlerken o kadar bunaldım, o kadar özümden koptum ve o kadar sürüklendim ki... yapamadım, sevemedim... sevmiş gibi davranacak cesareti bile bulamadım... ''buraya kadar midi, buraya kadar kızım... bu sana 3 gömlek üstün gelir, sen git radiohead dinle...'' diyerek tersledim kendimi...
progresif metal dinleyici kurulu da tersledi beni. attılar progresif metalden... en çok da içimde atheist kaldı, grubu bir kere bile dinleyemedim sınavı geçemediğim için... o kadar da merak ettim ki anlatamam size...
progresif metal'e sardığım bir dönem vardı, üçüncü gözümün açılması ve ortamlarda bilge olarak gezmek adına tool dinlemeye başlamıştım... progresif metal dinleyici kurulu mutlaka pain of salvation ve soen dinlemelisin, bunlar başlangıç için ideal, sen dinledikçe seviyeni yükselteceğiz diyerek öneri sundu bana...
bayağı sardı bunları dinlemek, ortamlarda ''progresif metal seviyorum...'' diyebiliyor ve rahat rahat tool tişörtlüyle yadırganmadan gezebiliyordum artık...
sonra dinleyici kurulu biraz çıtayı yükseltmeye karar verdi... önce beni riverside dinlemeye gönderdiler. bunu da atlattım. ardından opeth'in blackwater park albümünü önüme koydular.
burada biraz sabırlı ol, ilk dinleyişte anlamazsın dediler ama umursamadım pek, iki hafta boyunca anlamış gibi yaptım... çevire çevire dinledim...
sınav günü geldi çattı, albümü sorduklarında sonunda ''evet ya, özellikle atmosferi...'' diyerek kurtardım.
sonra sıra cynic'e geldi. burada işlerin ciddileştiğini anladım. artık müzik dinlemekten çok sınava hazırlanıyo gibi hissettim kendimi... kurul bana ''focus'u nasıl buldun?'' diye sorunca, ben de yüzümde hiçbir şey anlamamış ama anlamış gibi görünmeye çalışan bir ifadeyle ''çok katmanlı...'' falan dedim, süslü cümleler kurarak sıyrılmaya çalıştım... meğersem hepsi beni asıl sınava hazırlamak içinmiş...
sonra dream theater'ı önerdiler, 2 albüm koydular önüme. images and words ive metropolis pt. 2... ikisini de dinledim, soluksuz dinledim, tek bir saniye bile atlamadan, defalarca... dinlerken o kadar bunaldım, o kadar özümden koptum ve o kadar sürüklendim ki... yapamadım, sevemedim... sevmiş gibi davranacak cesareti bile bulamadım... ''buraya kadar midi, buraya kadar kızım... bu sana 3 gömlek üstün gelir, sen git radiohead dinle...'' diyerek tersledim kendimi...
progresif metal dinleyici kurulu da tersledi beni. attılar progresif metalden... en çok da içimde atheist kaldı, grubu bir kere bile dinleyemedim sınavı geçemediğim için... o kadar da merak ettim ki anlatamam size...
devamını gör...
kötü psikolog belirtileri
aklıma sürekli spikerin davinson uğurcan abdülkerim davinson uğurcan abdülkerim demesini hatırlatan psikologdur ne demek istediğimi galatasaraylılar anladı
devamını gör...
tut şunun ucunu döşeyelim abi
ister sözlükte olsun ister hayatta ne zaman eski reklamlardan söz açılsa dillere hemen düşen reklam repliği sanki tek eski reklam buymuş gibi hahaahahahahahahahhashhsha
devamını gör...
eski reklamlar
tut şunun ucunu döşeyelim abi,
kolonları kirişleri dolanalım abi,
mutfağa banyoya ulaşalım abi,
hiçbişşşe olmaz fırat bu abiii,
kuş gibi uçmaa fırattan kaçmaa yazık olur.
sakın haaa!
kolonları kirişleri dolanalım abi,
mutfağa banyoya ulaşalım abi,
hiçbişşşe olmaz fırat bu abiii,
kuş gibi uçmaa fırattan kaçmaa yazık olur.
sakın haaa!
devamını gör...
oyun geliştirmek
survival oyunlardaki profesyonel nesne inceleme mekaniğini yapmak istedim ve yaptım.
çok feci keyif alıyorum.
çok feci keyif alıyorum.
devamını gör...
eski reklamlar
şahan gökbakar öztürkcell reklamı
devamını gör...
tek bir rolle kariyerinin zirvesine ulaşan oyuncular
mehmet akif alakurt,necati şaşmaz,zafer ergin
devamını gör...
manipülasyon teknikleri
gaslighting
devamını gör...
