zaman tüneli
her şeyin sınıfsal olduğunun farkedildiği an
düğüne davet edilmek bile sınıfsal, fakiriz diye akrabalarımız düğünlerine davet etmeye bile tenezzül etmiyor. zalımsın dünya..
devamını gör...
güne bir şiir bırak
özür
ucuz bir bahaneden başka bir şey değildir
bu yüzden bu şiir bu kadar kısa
ve başlığı yok diye
özür dilemeyeceğim
oturmuş isviçre'den ithal kahve içip
o bildik
sulu gözlü
peter ilyic
çaykovskiyi
dinlerken.
charles bukowski
ucuz bir bahaneden başka bir şey değildir
bu yüzden bu şiir bu kadar kısa
ve başlığı yok diye
özür dilemeyeceğim
oturmuş isviçre'den ithal kahve içip
o bildik
sulu gözlü
peter ilyic
çaykovskiyi
dinlerken.
charles bukowski
devamını gör...
made of pain
depressive post-punk ve depressive suicidal black metal türünde müzik yapan grup. gece gece tribe girmek isteyenler destined to nothingness eserini seri looplayabilirler..
made of pain - destined to nothingness
made of pain - destined to nothingness
devamını gör...
ölürsem yaşadığım her şey boşa gider hissi
ölümü unutarak aşıyorum bu düşünceleri. zamanı gelince hatırlarız hehe..
devamını gör...
gececi tayfa was here
sözlük gece bekçisi, modaratör 1 ve ben buradayız...
devamını gör...
söylenmesinden zevk alınan kelimeler
sitrepsıl hörbıl..
devamını gör...
friedrich hegel la bi cay icek (yazar)
sözlüğe damgasını vuracak yazar insanı. yeni değil geri gelmiş gibi duruyor, iyi sözlükler diliyorum hehe..
devamını gör...
söylenmesinden zevk alınan kelimeler
rheinisch westfälische technische hochschule
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
az bir vodkam var dolapta öyle durup duruyor. sabah onu yuvarlanıp öyle yatacağım.
devamını gör...
yolumuz gurbete düştü
bir türkü hiç mi eskimez hiç mi modası geçmez hiç mi çaptan düşmez.
vay arkadaş. sabah ola hayır ola.
vay arkadaş. sabah ola hayır ola.
devamını gör...
alizade
en sevdiğim k*hpe.
devamını gör...
sözlük yazarlarının öyküleri
doğum
kadın son kez ıkındı. bir çığlık yükseldi. bebek ilk nefesini aldı ve ağlamaya başladı.
döndü, 38 yaşında, küçük bir kasabada doğmuş ve yine öyle bir yerde yaşayan bir kadındı. sözleşmeli öğretmendi; annesiyle birlikte kalıyordu. bağlılıkla bağımlılık arasında sıkışmış bir ilişkileri vardı; tıpkı annesinin kendi annesiyle olduğu gibi.
annesinin tek gayesi bir torun sahibi olmaktı ama mutlaka bir kız torun... döndü’nün üzerinde ağır bir anne baskısı vardı: "bul artık! akılsız mısın, benden nasıl sen çıktın?" diyordu sürekli.
döndü, gerçeğin soğukluğundan sanalın hafifliğine, yani yeni bir dünyaya adım attı. elinin altındaki akıllı telefondan, tanışma uygulamaları üzerinden buluşmalar ayarlamaya başladı. biriyle tanışıyor, buluşuyor, sevişiyor ve sonra ortadan kayboluyordu. otel odaları ve pansiyonlar bu buluşmaların ilk, tek ve son adresiydi. seviştikten sonra adamı bırakıyor, izlerini temizliyor. yok oluyordu.
peki kimi arıyordu?
gündüz muhafazakâr, gece ise tutkulu bir kadındı.
annesi arkasından bağırdı: "bugün de mi çıkacaksın? bu sefer doğru adamdır umarım. neredeyse iki günde bir dışarıdasın, yine de sonuç sıfır!"
döndü yanıt vermeden küçük çantasıyla dışarı çıktı.
telefonu çaldı; uygulamadaki son adamdı arayan. "saat sekiz, çiçek pansiyon," dedi.
şehirler arası otobüse binip pansiyona geldi. üzerinde dar gelen siyah bir elbise, saçında kızıl bir peruk vardı. peruğun altındaki yeşil gözleri delice parlıyordu. elini ağrıtan küçük ama ağır çantasını diğer eline geçirdi.
çiçek pansiyon 7 numaraya girdi. soyundu. yarım saat sonra adam geldi, kapıyı çalıp içeri girdi. boylu poslu, esmer, yakışıklı bir tipti. çıplak kadının üzerine hışımla atladı.
bir oldular. sonra 7 numaralı odada mis gibi bir koku yayıldı, pencereye mavi bir ışık vurdu. yalnızca tek bir "ah!" sesi işitildi. döndü, elindeki yüzük parmağına ve kanlı çarşafa baktı.
diğerlerinden farklı olarak yalvarmayan tek adam oydu. gelirken biliyordu zaten.
peruğunu düzeltti, parmağı çantasına attı ve eve döndü. parmağı özel bir solüsyona koyup diğerlerinin yanına çantaya yerleştirdi. o anda cama yine mavi bir ışık vurdu, odadan mis kokular yayıldı.
"onu buldum," dedi içinden. "beni hamile bırakabilecek tek erkeği.". gülümsedi.
bulmak, öldürmekten zordu. yaralı ruhu ancak kendisine şefkatle dokunan bir bedenden döllenebilirdi.
bu, tüm aile kadınlarının bildigi ama birbirlerinden bile sakladıkları bir sırdı.
bir ay sonra hamile olduğunu öğrendi. onca tanışmadan, motel odasından, kanlı çarşaftan ve adamdan sonra...
sonunda.
tam dokuz ay sonra...
ıkındı, bağırdı, çığlık attı. bebek rahimden ayrıldı, ağladı. bir kız bebek doğdu.
döndü kan ter içindeydi. annesine baktı. annesi neden bir damat değil de sadece bebek istiyordu? o da babasız doğurmuştu döndü’yü; annesi de onu... tüm aile kadınları, tüm aile kadınlarını böyle doğurmuştu.
annesi, "erkek," dedi, "kadının ruhunu kırbaçlaya kırbaçlaya hapseder. köle olursak yok oluruz. biz yok olursak dünyanın kadim hikâyelerini kim anlatacak? bu hikâyeler biterse dünya sürer mi sanırsın?"
döndü doğumdan birkaç saat sonra ayağa kalktı. halsizdi. çantayı açtı, kesik parmağa baktı, hüzünlendi.
annesi sessizce ekledi: "ancak bir yaşam, başka bir yaşamın ötesinde sonsuz olur. yeni hikâyeler böyle doğar."
hazırlandılar. ışıkları kapattılar, kapıyı kilitlediler. bebeği, çantayı ve birkaç valizi alıp çıktılar. tüm sıradanlıklari ile otobüse bindiler.
annesi, kızının elini şefkatle sıktı: "bu dünyadaki her felaket arzuyla başlar, cinayetle biter."
kasaba garından bir otobüs kalktı.
bir bebek ağladı.
birkaç yaşam bitti,
biri başladı.
kadın son kez ıkındı. bir çığlık yükseldi. bebek ilk nefesini aldı ve ağlamaya başladı.
döndü, 38 yaşında, küçük bir kasabada doğmuş ve yine öyle bir yerde yaşayan bir kadındı. sözleşmeli öğretmendi; annesiyle birlikte kalıyordu. bağlılıkla bağımlılık arasında sıkışmış bir ilişkileri vardı; tıpkı annesinin kendi annesiyle olduğu gibi.
annesinin tek gayesi bir torun sahibi olmaktı ama mutlaka bir kız torun... döndü’nün üzerinde ağır bir anne baskısı vardı: "bul artık! akılsız mısın, benden nasıl sen çıktın?" diyordu sürekli.
döndü, gerçeğin soğukluğundan sanalın hafifliğine, yani yeni bir dünyaya adım attı. elinin altındaki akıllı telefondan, tanışma uygulamaları üzerinden buluşmalar ayarlamaya başladı. biriyle tanışıyor, buluşuyor, sevişiyor ve sonra ortadan kayboluyordu. otel odaları ve pansiyonlar bu buluşmaların ilk, tek ve son adresiydi. seviştikten sonra adamı bırakıyor, izlerini temizliyor. yok oluyordu.
peki kimi arıyordu?
gündüz muhafazakâr, gece ise tutkulu bir kadındı.
annesi arkasından bağırdı: "bugün de mi çıkacaksın? bu sefer doğru adamdır umarım. neredeyse iki günde bir dışarıdasın, yine de sonuç sıfır!"
döndü yanıt vermeden küçük çantasıyla dışarı çıktı.
telefonu çaldı; uygulamadaki son adamdı arayan. "saat sekiz, çiçek pansiyon," dedi.
şehirler arası otobüse binip pansiyona geldi. üzerinde dar gelen siyah bir elbise, saçında kızıl bir peruk vardı. peruğun altındaki yeşil gözleri delice parlıyordu. elini ağrıtan küçük ama ağır çantasını diğer eline geçirdi.
çiçek pansiyon 7 numaraya girdi. soyundu. yarım saat sonra adam geldi, kapıyı çalıp içeri girdi. boylu poslu, esmer, yakışıklı bir tipti. çıplak kadının üzerine hışımla atladı.
bir oldular. sonra 7 numaralı odada mis gibi bir koku yayıldı, pencereye mavi bir ışık vurdu. yalnızca tek bir "ah!" sesi işitildi. döndü, elindeki yüzük parmağına ve kanlı çarşafa baktı.
diğerlerinden farklı olarak yalvarmayan tek adam oydu. gelirken biliyordu zaten.
peruğunu düzeltti, parmağı çantasına attı ve eve döndü. parmağı özel bir solüsyona koyup diğerlerinin yanına çantaya yerleştirdi. o anda cama yine mavi bir ışık vurdu, odadan mis kokular yayıldı.
"onu buldum," dedi içinden. "beni hamile bırakabilecek tek erkeği.". gülümsedi.
bulmak, öldürmekten zordu. yaralı ruhu ancak kendisine şefkatle dokunan bir bedenden döllenebilirdi.
bu, tüm aile kadınlarının bildigi ama birbirlerinden bile sakladıkları bir sırdı.
bir ay sonra hamile olduğunu öğrendi. onca tanışmadan, motel odasından, kanlı çarşaftan ve adamdan sonra...
sonunda.
tam dokuz ay sonra...
ıkındı, bağırdı, çığlık attı. bebek rahimden ayrıldı, ağladı. bir kız bebek doğdu.
döndü kan ter içindeydi. annesine baktı. annesi neden bir damat değil de sadece bebek istiyordu? o da babasız doğurmuştu döndü’yü; annesi de onu... tüm aile kadınları, tüm aile kadınlarını böyle doğurmuştu.
annesi, "erkek," dedi, "kadının ruhunu kırbaçlaya kırbaçlaya hapseder. köle olursak yok oluruz. biz yok olursak dünyanın kadim hikâyelerini kim anlatacak? bu hikâyeler biterse dünya sürer mi sanırsın?"
döndü doğumdan birkaç saat sonra ayağa kalktı. halsizdi. çantayı açtı, kesik parmağa baktı, hüzünlendi.
annesi sessizce ekledi: "ancak bir yaşam, başka bir yaşamın ötesinde sonsuz olur. yeni hikâyeler böyle doğar."
hazırlandılar. ışıkları kapattılar, kapıyı kilitlediler. bebeği, çantayı ve birkaç valizi alıp çıktılar. tüm sıradanlıklari ile otobüse bindiler.
annesi, kızının elini şefkatle sıktı: "bu dünyadaki her felaket arzuyla başlar, cinayetle biter."
kasaba garından bir otobüs kalktı.
bir bebek ağladı.
birkaç yaşam bitti,
biri başladı.
devamını gör...
gececi tayfa was here
la tam entryi silmiştim.
ccc gececi tayfa was here ccc
ccc gececi tayfa was here ccc
devamını gör...
gececi tayfa was here
başlığa tıklamadan aptal king yeni bir banger bırakmış dedim yanıltmadı incici uyur mu asgagagafafafgaa
devamını gör...
yanlış nakil öldürür
öldürür demeyelim de, öğretir, diyelim. bu türden hataları herkes yapar ve herkes ölmez.
n' aapalım, bu dünya böyle biyer.
n' aapalım, bu dünya böyle biyer.
devamını gör...
doğduğun ev kaderindir
diziyi en basından en sonuna izledim.
her hafta yeni bolumu bekliyordum heyecanla.
simdi bakınca ben bu eziyeti neden kendime yapmısım? boyle dram dram. insanlar bos vakitlerinde kendine acı cektirmemeli;)
zaten basta yigit mert mahalle abisini de zamanla cok pis harcadılar.
bir aşkın içine ediliş hikayesi.
her hafta yeni bolumu bekliyordum heyecanla.
simdi bakınca ben bu eziyeti neden kendime yapmısım? boyle dram dram. insanlar bos vakitlerinde kendine acı cektirmemeli;)
zaten basta yigit mert mahalle abisini de zamanla cok pis harcadılar.
bir aşkın içine ediliş hikayesi.
devamını gör...
15 ağustos 2026 gençlerbirliği fenerbahçe maçı
şu ismail kartalı acil göndermeleri gerekli, bu takımın hocası olamaz bu adam, düşünsene ake'sin ve guardiola hocalığını yapmış senin, fb ye geliyorsun ve ismail hocalık yapıyor sana, ake daha çok şey biliyordur ismailden, bu hocayı göndermezse aziz 10 asır boyunca 5 sene üst üste şampiyon olduk şarkısını dinleriz rakip takımdan.
devamını gör...
15 ağustos 2026 gençlerbirliği fenerbahçe maçı
yenildiler ama kadro çok iyi! öyle böyle iyi değil! çok çok iyi! hatta iyidende iyi! bu kadroya iyi demek hakaret sayılır! bu kadro süper ötesi! rüya kadro! hele bir maestro var! irfan can kahveci. bu senenin yeni transferi!
bana göre poh gibi kadro. tek oynayabilecek oyuncu vedat muriç. oda sakatlığını atlatırsa. birazda gendouzi. asensio ile iso arasında bir takım durumlar var gibi. lukaku kazmanın önde gideni. bence kronik sakat. cv den gaz alma transferi. ee geriye kimler kaldı. şikrinyar göz boyamaya devam. toplu topsuz oyunda gaddarlığıda cabası. ake bence sakat. kerem tam halı saha topçusu oldu. grenwood yer çekimine yenik düşüp uçamayacak gibi. tatata talişka önü açılacakta çatala vuracak. ölme eşşeğim ölme.
her sene aynı hikaye. kadro süper. ee hani futbol. sezonuda erken açmıştın. resmi maçta oynadın. bana masal anlatma. yenildiğin takım gençlerbirliği. geçen sezon düşme potasından son anda kurtulan takım. transfer ile ilgili problemleri var. sen bu takımı paf takımınla bile yenmelisin. futbol sadece kadroyla oynanmıyor. futbol takım oyunu. en basit malzemecinin bile bir görevi var. tesbih tanelerini bağlayan ip varya hani. o ip olmayınca tesbih olmuyor. işte takımda da herkesi birbirine bağlayan ruh denen olgu var. o ruhta fb de yok. ama kadro süper. herşeyi örtüyor.
bana göre poh gibi kadro. tek oynayabilecek oyuncu vedat muriç. oda sakatlığını atlatırsa. birazda gendouzi. asensio ile iso arasında bir takım durumlar var gibi. lukaku kazmanın önde gideni. bence kronik sakat. cv den gaz alma transferi. ee geriye kimler kaldı. şikrinyar göz boyamaya devam. toplu topsuz oyunda gaddarlığıda cabası. ake bence sakat. kerem tam halı saha topçusu oldu. grenwood yer çekimine yenik düşüp uçamayacak gibi. tatata talişka önü açılacakta çatala vuracak. ölme eşşeğim ölme.
her sene aynı hikaye. kadro süper. ee hani futbol. sezonuda erken açmıştın. resmi maçta oynadın. bana masal anlatma. yenildiğin takım gençlerbirliği. geçen sezon düşme potasından son anda kurtulan takım. transfer ile ilgili problemleri var. sen bu takımı paf takımınla bile yenmelisin. futbol sadece kadroyla oynanmıyor. futbol takım oyunu. en basit malzemecinin bile bir görevi var. tesbih tanelerini bağlayan ip varya hani. o ip olmayınca tesbih olmuyor. işte takımda da herkesi birbirine bağlayan ruh denen olgu var. o ruhta fb de yok. ama kadro süper. herşeyi örtüyor.
devamını gör...

