how i met your mother'dan akılda kalanlar
ted'in karısıyla tanışma hikayesinin hiçbir önemi olmadığı..
devamını gör...
necatiemre
hoş gelmiş yeni yazar.*
devamını gör...
saniyelik salaklıklar
apartmana girerken cebimdeki anahtari takside düşürdüğümü sanmam, taksi gitmesin diye koşarken apartmanın demir kapısına kafayı vurup kaşımı patlatmam ve anahtarımın cebimde olması.
devamını gör...
menzil tarikatı
uydurma hikayeleri çokça bulunan, yarın bir gün devletin başına dert olacak olan tarikattir. izmir depremini şeyhlerinin durduğunu iddia etmişlerdi, yuh ulan!
bunlar, fetö gibi siyasi ve askeri ayağa çalışmaktan çok kolluk kuvvetleri haricindeki devlet kurumlarına adamlarını sokarak pek çok inşaat ihalesini almaktadır. özel hastaneleri de vardır, hastanede herkes takkeyle gezer. kısa bir araştırmayla rahatlıkla bulabilirsiniz ilgili videoları.
demedi demeyin, yarın bir gün bu tarikat devletin başına bela olacak. acilen ele alınmalı ve sindirilmeli.
bunlar, fetö gibi siyasi ve askeri ayağa çalışmaktan çok kolluk kuvvetleri haricindeki devlet kurumlarına adamlarını sokarak pek çok inşaat ihalesini almaktadır. özel hastaneleri de vardır, hastanede herkes takkeyle gezer. kısa bir araştırmayla rahatlıkla bulabilirsiniz ilgili videoları.
demedi demeyin, yarın bir gün bu tarikat devletin başına bela olacak. acilen ele alınmalı ve sindirilmeli.
devamını gör...
makinist ile son istasyon radyo yayını
valla bundan sonra radyo yayınlarına katılacağım vardıysa da inadına katılmayacağım bir yazarın yaptığı radyo yayınıdır. *
devamını gör...
yaş ilerledikçe azalan şeyler
--- alıntı ---
çünkü büyüdükçe arzularım küçüldü, şaşkınlıklarım küçüldü, beklentilerim küçüldü. büyüdükçe öyle bir küçüldüm ki içimde taşacak bir şey kalmadı. büyümenin bir bedeli varsa işte bu, yarım metre uzadım, yirmi kilo aldım ve dünyadan vazgeçtim.
-emrah serbes, erken kaybedenler
--- alıntı ---
tam olarak bu.
çünkü büyüdükçe arzularım küçüldü, şaşkınlıklarım küçüldü, beklentilerim küçüldü. büyüdükçe öyle bir küçüldüm ki içimde taşacak bir şey kalmadı. büyümenin bir bedeli varsa işte bu, yarım metre uzadım, yirmi kilo aldım ve dünyadan vazgeçtim.
-emrah serbes, erken kaybedenler
--- alıntı ---
tam olarak bu.
devamını gör...
hue savaşı
31 ocak-2 mart 1968 yılları arasında vietnam’ın hue bölgesi’nde olan, kuzey vietnam ve amerika destekli güney vietnam arasındaki savaş.
bu savaşın başlangıcında kuzey vietnam kuvvetleri( kısaca viet kong diyeceğim) hue bölgesinin çoğunu ele geçirmişlerdi. her savaş gibi kanlı olan bu savaş sonrası amerika’ya sırtını dayamış güney vietnam, hue bölgesi’ni tekrar ele geçirmeyi başardı.
hue bölgesi önemli bir bölgeydi. tampon bölgeydi desem yanlış olmaz. bu bölge güney vietnam için tedarik ağına yakın parfüm nehri içindeydi. gerekli teçhizatlar bu nehir aracılığıyla güney vietnam’a ulaşıyordu. bu bölgenin kaybı, kuzey ile mücadelede büyük bir kayıp demekti.
kuzey vietnam için ise hue bölgesi’ne saldırının şu amacı vardı: statejik öneme sahip bu bölgeyi ele geçirelim; güney vietnam halkını örgütleyelim, onlar da ayaklanma başlatsın ve güney vietnam’daki yönetimi devirsin.
savaşın kanlı olduğunu söylemiştim. güney vietnam ve abd tarafında 1000’e yakın ölü olduğu , ama viet kong tarafından ise 5000’e yakın kişinin idam edildiği ve kayıp olduğu söyleniyor. rakamlar konusunda hala netlik olmadığı için yaklaşık rakamları yazdım. viet kong’un idam ettiği çoğu sivilin toplu mezarlara gömüldüğünü,tespit edilenlerin 6000 civarı olduğu söyleniyor. neden çoğu sivil dersek, başta da yazdığım gibi, viet kong’un amacı halkı örgütlemekti. bu nedenle eğitim adı altında çoğunu topladılar. onlara eğitim verecek ve direniş için örgütleyeceklerdi. işte ölenlerin çoğu bu kişilerdi; eğitime gidenlerin çok azı geri dönmüştü.
yaşanan ölümler haricinde, hue’da taş taş üstünde kalmamış, şehir bildiğimiz tamamen yakılıp yıkılmıştı. 140 bin nüfuslu şehirde 117 bin kişinin evsiz kaldığını söylemem, şehrin durumu hakkında iyi bir bilgi verir sanıyorum.
hue şu an vietnam’ın en çok turist alan bölgesiymiş. bölgede de savaş anıtları olduğu söyleniyor. savaşta görev alan amerikalılar da kamuoyundan tepki almışlardı. savaşta amerikn halkının desteği yoktu haliyle. bu da kısa bir dip not.
kaynak ve daha fazlası: en.m.wikipedia.org/wiki/Bat...
bu savaşın başlangıcında kuzey vietnam kuvvetleri( kısaca viet kong diyeceğim) hue bölgesinin çoğunu ele geçirmişlerdi. her savaş gibi kanlı olan bu savaş sonrası amerika’ya sırtını dayamış güney vietnam, hue bölgesi’ni tekrar ele geçirmeyi başardı.
hue bölgesi önemli bir bölgeydi. tampon bölgeydi desem yanlış olmaz. bu bölge güney vietnam için tedarik ağına yakın parfüm nehri içindeydi. gerekli teçhizatlar bu nehir aracılığıyla güney vietnam’a ulaşıyordu. bu bölgenin kaybı, kuzey ile mücadelede büyük bir kayıp demekti.
kuzey vietnam için ise hue bölgesi’ne saldırının şu amacı vardı: statejik öneme sahip bu bölgeyi ele geçirelim; güney vietnam halkını örgütleyelim, onlar da ayaklanma başlatsın ve güney vietnam’daki yönetimi devirsin.
savaşın kanlı olduğunu söylemiştim. güney vietnam ve abd tarafında 1000’e yakın ölü olduğu , ama viet kong tarafından ise 5000’e yakın kişinin idam edildiği ve kayıp olduğu söyleniyor. rakamlar konusunda hala netlik olmadığı için yaklaşık rakamları yazdım. viet kong’un idam ettiği çoğu sivilin toplu mezarlara gömüldüğünü,tespit edilenlerin 6000 civarı olduğu söyleniyor. neden çoğu sivil dersek, başta da yazdığım gibi, viet kong’un amacı halkı örgütlemekti. bu nedenle eğitim adı altında çoğunu topladılar. onlara eğitim verecek ve direniş için örgütleyeceklerdi. işte ölenlerin çoğu bu kişilerdi; eğitime gidenlerin çok azı geri dönmüştü.
yaşanan ölümler haricinde, hue’da taş taş üstünde kalmamış, şehir bildiğimiz tamamen yakılıp yıkılmıştı. 140 bin nüfuslu şehirde 117 bin kişinin evsiz kaldığını söylemem, şehrin durumu hakkında iyi bir bilgi verir sanıyorum.
hue şu an vietnam’ın en çok turist alan bölgesiymiş. bölgede de savaş anıtları olduğu söyleniyor. savaşta görev alan amerikalılar da kamuoyundan tepki almışlardı. savaşta amerikn halkının desteği yoktu haliyle. bu da kısa bir dip not.
kaynak ve daha fazlası: en.m.wikipedia.org/wiki/Bat...
devamını gör...
hayattaki en büyük motivasyon kaynağı
benim için kesinlikle bilinemezlik ve belirsizlik diyebilirim. aslında olumsuz gibi görünebilir ilk başta ama kesinlikle öyle değil. çoğu zaman harekete geçmeye hazırım ya da hareket halindeyim. sürekli bir şeyler deniyorum. başarısız oluyorum. başka bir şey deniyorum sonra başarılı oluyorum gibi. başarısızlığın beni durdurmadığını görebiliyorum artık. durağanlık yok. zaten biz plan yapıyoruz hayat da bu planı bozmuyor mu?
ben de hayatın bana uygun gördüğü planı uygulamayıp doğaçlama hareket ediyorum.
bazen sorunlar çıksa da her şeyin bilinir olmasından daha eğlenceli olduğunu düşünüyorum. geleceği bilseydim kesinlikle motive olamazdım diye düşünüyorum.
ben de hayatın bana uygun gördüğü planı uygulamayıp doğaçlama hareket ediyorum.
bazen sorunlar çıksa da her şeyin bilinir olmasından daha eğlenceli olduğunu düşünüyorum. geleceği bilseydim kesinlikle motive olamazdım diye düşünüyorum.
devamını gör...
phobos
yunancada kelime anlamı ‘korku’ olan , mars’ın uydularından biri. neden bu isim verildi bilinmez ama mitolojide de korku tanrısı olarak geçiyor. diyelim öcülerden korktunuz; işte o korkunun nedenini uzaklarda aramayın. size o korkuyu veren phobos’un ta kendisi. mitolojide onunla ilgili en net bilgi ise, babası ares ile halası enyo ve kardeşi deimos ile savaşmasıdır.
şu örümcek korkumu alıver benden sana zahmet phobos.
şu örümcek korkumu alıver benden sana zahmet phobos.
devamını gör...
lenf
interstitial fluid (dokular ve hücreler arası sıvı) kökenli, kan plazmasına benzeyen (kanın sıvı kısmı), kendine özel tek yönlü sirkülasyonu olan hede.
şimdi sevgili dostlar, bütün dokularımızda hücreler arasında bir miktar sıvı bulunur. bu sıvıya (su aslında. bildiğimiz su) kandan besinler, oksijen, hücreler için gerekli olan bütün iyi ve güzel şeyler geçer. hücreler de bu besinleri kullanır, oksijeni alır yakar, çöpünü püsürünü evinin önündeki bu sıvıya boşaltır. şeklen gösterirsem daha anlaşılır olabilir

intracellular fluid (icf) olarak gösterilen şeye takılmayın. o hücrenin sitoplazması. o da sıvı, ama işimiz şu an onunla değil. hazır bu kadar sıvıdan bahsetmişken hemen bir soru sorayım. sıvıların ortak özelliği nedir? akmaları değil mi. kan nasıl ki akıyorsa bu interstitial fluid de akar. aktığı yer de lenfatik sistem. lenfatik sistem de böyle bir şey

aynı dolaşım sistemi gibi lenf sistemi de damarlardan oluşur. gerçi dolaşım sisteminde (dolaşım sistemi dediğim şey kan dolaşımı) temelde iki tip damar olmasına rağmen (arter ve ven) lenfatik sistemde sadece venöz yapılar var. tek yönlü dolaşım olduğu için de damarların uçları küt, yani kapalı. o da şöyle bir yapı

gelelim şimdi benzerliklere farklara. bakınız arteryel dolaşımda kan, kalbin pompa gücünü kullanaraktan hayvan gibi basınçla ve hızla çıkış yapar ve gideceği yere hızlıca gider. ayrıca arter çapı kocamandır, geniştir, otoyol gibidir, kan uçtukça uçar. sonra o arterler yavaş yavaş daralır, duble yola dönüşür, daraldıkça daralır, ana caddeye dönüşür, daha da daralır, mahalle aralarındaki sokaklara dönüşür, daha da daralır, bir arabanın zar zor geçeceği fatih sokaklarına döner en son.
işte bu daracık haline kapiller damarlar adı veriliyor, yani kılcal damarlar. kılcal damarların bir ucu arteryel (kanın temiz, oksijenli, bol besinli vs olduğu ve daha hızlı/basınçlı olduğu uç) iken diğer ucunda co2 konsantrasyonunun arttığını, kan akış hızının minimuma indikten sonra biraz daha hızlandığını ama diğer uçtaki kadar hızlı olmadığını, toksik/metabolik ürünlerin arttığını ve koyulaştığını görüyoruz; ki biz bu uca venöz uç diyoruz. sonra bu daracık venöz uç fatih sokaklarından ana caddeye, ana caddeden duble yola, yer yer otoyola kadar genişliyor fakat arter ile ven arasında yapısal olarak da şöyle bir şey var: arter kalbin pompa basıncını kullanırken vende böyle bir güç yok. kan kapiller damarların ortasında durma noktasına geldiğinde bunu tekrar harekete geçirecek bir güç yok ne yazık ki.
duran arabayı hiçbir güç kullanmadan tekrar hızlandıracak yöntemi keşfetmek gibi bişey bu. ki bunu yaparsanız nobel ödülünüz benden. samimi söylüyorum. çığır açarsınız, fosil yakıta bağımlılığı bitirirsiniz. ne fosil yakıtı, komple yakıta bağımlılığı bitirirsiniz. açlık biter, hiv'e çare bulunur, savaşlar durur, insanlık uzaya çıkar vs vs *.
efendim bu venöz damarlarda (hala kan dolaşımındayım bakın) küçük kapakçıklar bulunur. valf diyoruz biz bunlara (ing. valve) şöyle görünürler

kalbin pompa gücü olmadığı için kol bacak gibi organlardaki kas gücü kullanılır buradaki kanın dolaşımı tamamlayıp kalbe tekrar dönmesi için. şöyle ki, yürüdükçe falan kolumuzu bacağımızı hareket ettirdikçe kaslar kasılır ve valfler açılır. böylece kan bir sonraki bölmeye ittirilir, kaslar gevşediğinde valfler kapanır ve kanın geri akması engellenir.
lenf damarları da aynı bu mantıkla çalışır. valfleri vardır, kasların hareketine göre ittirilerek taşınım sağlanır (taşınım diyorum çünkü dolaşımdan bahsedemeyiz şu durumda. tek yönlü bir gidiş var).
pekiiiii, lenfatik sistemde ne dolaşıyor anlattım, içinde neler bulunur ondan daha detaylı bahsedeyim biraz. bir kere yediğiniz içtiğiniz her şeyin yağı bu lenf yoluyla emilir ve dolaşıma taşınır. o cepte olsun. onun dışında daha moleküler düzeyde bakarsak hücrenin ürettiği her şey lenfe geçer, bu da lenfatik taşınımla ilgili draining lenf düğümüne taşınır.
şöyle anlatayım: dokuyu bir mahalle düşünün, doku içindeki her hücreyi de birbirinden farklı evler düşünün. her evin yediği içtiği şeyler, yaşayan kişi sayısı gibi parametreler benzer olsun. bu evler ürettiği çöpleri de evlerinin önüne koyuyor diye düşünün. çöp kamyonu gelip alıp götürüyor, belirli noktalarda bu çöpler ayrıştırılıyor, kim ne yemiş ne almış bakılıyor olsun. işte çöp kamyonu buradaki lenfatik sistem. götürüp ayrıştırma yaptığı yer de lenf düğümü. her mahalle, her doku, her hücre topluluğu böylece sürekli monitörize ediliyor, düzgün çalışıyorlar mı kontrol edilmiş oluyorlar.
lenfin bize sağladığı bir başka özellik de şu: bu mahallemize bir göçmen geldi diyelim. millet verip ırkçılık yapmak istemiyorum, o yüzden marslı diyelim. marslı göçmen ailemiz kendi kültürü gereği mahallede yenen yemeklerden farklı şeyler yiyor, çok değişik şeyler yapıyor, evinden sürekli ah uh sesl- ehm o başka hikaye. mekanik bir trrrrrr sesi geliyor olsun mesela. bir para sayma makinesine benzesin bu ses. meğersem marslı ailemiz kalpazanmış, allah allah şu işe bakın ki mahalle kuralları gereği kalpazanlık da yasakmış. bu bilgiyi de ilgili çöp ayrıştırma birimlerine taşır lenf (yani şimdi bunun nasıl taşınacağını açıklamak zor ama örnek sonuçta bu. patojene ait yabancı antijenin taşınmasını anlatmaya çalışıyorum). ilgili çöp ayrıştırma istasyonlarında bu marslının farklı olduğu, yasal olmayan işlere bulaştığı ve olası mahalleyi ele geçirme planları deşifre edilir ve polis birimleri (bağışıklık hücreleri) mahalleye sevk edilir. biz immunologlar bu olaya inflamasyon diyoruz. bir gece şafak operasyonuyla alıverirler içeri valla.
sadece dışarıdan gelen marslıları değil, kendi mahalle sakinlerimizden marslıya dönüşenleri de tespit eder lenf. daha doğrusu işaretleri taşır, polislere haber verir. bazen de öyle bir durum olur ki marslılık işine giren mahalle sakinlerimiz kendileri bu lenf yoluna atlar, ayrıştırma birimine gider. intihar gibi geliyor kulağa değil mi, ama değil. bu ayrıştırma merkezindeki görevlileri rüşvetle, şantajla, türlü yöntemlerle susturup yoluna devam eder, böylece ana dolaşıma (kan dolaşımı) katılır. dolanır dolanır dolanır, bambaşka bir mahalleye yerleşir, orada da çoğalır, milleti kendine benzetir. buna da metastaz diyoruz.
buyucu ile sağlık101 köşemizin bugünlük sonu. bir sonraki konumuz lenf düğümü olacak.
p.s. bu entryde yardımlarını esirgemeyen cassiopeia bebişime teşekkürler şelale *
şimdi sevgili dostlar, bütün dokularımızda hücreler arasında bir miktar sıvı bulunur. bu sıvıya (su aslında. bildiğimiz su) kandan besinler, oksijen, hücreler için gerekli olan bütün iyi ve güzel şeyler geçer. hücreler de bu besinleri kullanır, oksijeni alır yakar, çöpünü püsürünü evinin önündeki bu sıvıya boşaltır. şeklen gösterirsem daha anlaşılır olabilir

intracellular fluid (icf) olarak gösterilen şeye takılmayın. o hücrenin sitoplazması. o da sıvı, ama işimiz şu an onunla değil. hazır bu kadar sıvıdan bahsetmişken hemen bir soru sorayım. sıvıların ortak özelliği nedir? akmaları değil mi. kan nasıl ki akıyorsa bu interstitial fluid de akar. aktığı yer de lenfatik sistem. lenfatik sistem de böyle bir şey

aynı dolaşım sistemi gibi lenf sistemi de damarlardan oluşur. gerçi dolaşım sisteminde (dolaşım sistemi dediğim şey kan dolaşımı) temelde iki tip damar olmasına rağmen (arter ve ven) lenfatik sistemde sadece venöz yapılar var. tek yönlü dolaşım olduğu için de damarların uçları küt, yani kapalı. o da şöyle bir yapı

gelelim şimdi benzerliklere farklara. bakınız arteryel dolaşımda kan, kalbin pompa gücünü kullanaraktan hayvan gibi basınçla ve hızla çıkış yapar ve gideceği yere hızlıca gider. ayrıca arter çapı kocamandır, geniştir, otoyol gibidir, kan uçtukça uçar. sonra o arterler yavaş yavaş daralır, duble yola dönüşür, daraldıkça daralır, ana caddeye dönüşür, daha da daralır, mahalle aralarındaki sokaklara dönüşür, daha da daralır, bir arabanın zar zor geçeceği fatih sokaklarına döner en son.
işte bu daracık haline kapiller damarlar adı veriliyor, yani kılcal damarlar. kılcal damarların bir ucu arteryel (kanın temiz, oksijenli, bol besinli vs olduğu ve daha hızlı/basınçlı olduğu uç) iken diğer ucunda co2 konsantrasyonunun arttığını, kan akış hızının minimuma indikten sonra biraz daha hızlandığını ama diğer uçtaki kadar hızlı olmadığını, toksik/metabolik ürünlerin arttığını ve koyulaştığını görüyoruz; ki biz bu uca venöz uç diyoruz. sonra bu daracık venöz uç fatih sokaklarından ana caddeye, ana caddeden duble yola, yer yer otoyola kadar genişliyor fakat arter ile ven arasında yapısal olarak da şöyle bir şey var: arter kalbin pompa basıncını kullanırken vende böyle bir güç yok. kan kapiller damarların ortasında durma noktasına geldiğinde bunu tekrar harekete geçirecek bir güç yok ne yazık ki.
duran arabayı hiçbir güç kullanmadan tekrar hızlandıracak yöntemi keşfetmek gibi bişey bu. ki bunu yaparsanız nobel ödülünüz benden. samimi söylüyorum. çığır açarsınız, fosil yakıta bağımlılığı bitirirsiniz. ne fosil yakıtı, komple yakıta bağımlılığı bitirirsiniz. açlık biter, hiv'e çare bulunur, savaşlar durur, insanlık uzaya çıkar vs vs *.
efendim bu venöz damarlarda (hala kan dolaşımındayım bakın) küçük kapakçıklar bulunur. valf diyoruz biz bunlara (ing. valve) şöyle görünürler

kalbin pompa gücü olmadığı için kol bacak gibi organlardaki kas gücü kullanılır buradaki kanın dolaşımı tamamlayıp kalbe tekrar dönmesi için. şöyle ki, yürüdükçe falan kolumuzu bacağımızı hareket ettirdikçe kaslar kasılır ve valfler açılır. böylece kan bir sonraki bölmeye ittirilir, kaslar gevşediğinde valfler kapanır ve kanın geri akması engellenir.
lenf damarları da aynı bu mantıkla çalışır. valfleri vardır, kasların hareketine göre ittirilerek taşınım sağlanır (taşınım diyorum çünkü dolaşımdan bahsedemeyiz şu durumda. tek yönlü bir gidiş var).
pekiiiii, lenfatik sistemde ne dolaşıyor anlattım, içinde neler bulunur ondan daha detaylı bahsedeyim biraz. bir kere yediğiniz içtiğiniz her şeyin yağı bu lenf yoluyla emilir ve dolaşıma taşınır. o cepte olsun. onun dışında daha moleküler düzeyde bakarsak hücrenin ürettiği her şey lenfe geçer, bu da lenfatik taşınımla ilgili draining lenf düğümüne taşınır.
şöyle anlatayım: dokuyu bir mahalle düşünün, doku içindeki her hücreyi de birbirinden farklı evler düşünün. her evin yediği içtiği şeyler, yaşayan kişi sayısı gibi parametreler benzer olsun. bu evler ürettiği çöpleri de evlerinin önüne koyuyor diye düşünün. çöp kamyonu gelip alıp götürüyor, belirli noktalarda bu çöpler ayrıştırılıyor, kim ne yemiş ne almış bakılıyor olsun. işte çöp kamyonu buradaki lenfatik sistem. götürüp ayrıştırma yaptığı yer de lenf düğümü. her mahalle, her doku, her hücre topluluğu böylece sürekli monitörize ediliyor, düzgün çalışıyorlar mı kontrol edilmiş oluyorlar.
lenfin bize sağladığı bir başka özellik de şu: bu mahallemize bir göçmen geldi diyelim. millet verip ırkçılık yapmak istemiyorum, o yüzden marslı diyelim. marslı göçmen ailemiz kendi kültürü gereği mahallede yenen yemeklerden farklı şeyler yiyor, çok değişik şeyler yapıyor, evinden sürekli ah uh sesl- ehm o başka hikaye. mekanik bir trrrrrr sesi geliyor olsun mesela. bir para sayma makinesine benzesin bu ses. meğersem marslı ailemiz kalpazanmış, allah allah şu işe bakın ki mahalle kuralları gereği kalpazanlık da yasakmış. bu bilgiyi de ilgili çöp ayrıştırma birimlerine taşır lenf (yani şimdi bunun nasıl taşınacağını açıklamak zor ama örnek sonuçta bu. patojene ait yabancı antijenin taşınmasını anlatmaya çalışıyorum). ilgili çöp ayrıştırma istasyonlarında bu marslının farklı olduğu, yasal olmayan işlere bulaştığı ve olası mahalleyi ele geçirme planları deşifre edilir ve polis birimleri (bağışıklık hücreleri) mahalleye sevk edilir. biz immunologlar bu olaya inflamasyon diyoruz. bir gece şafak operasyonuyla alıverirler içeri valla.
sadece dışarıdan gelen marslıları değil, kendi mahalle sakinlerimizden marslıya dönüşenleri de tespit eder lenf. daha doğrusu işaretleri taşır, polislere haber verir. bazen de öyle bir durum olur ki marslılık işine giren mahalle sakinlerimiz kendileri bu lenf yoluna atlar, ayrıştırma birimine gider. intihar gibi geliyor kulağa değil mi, ama değil. bu ayrıştırma merkezindeki görevlileri rüşvetle, şantajla, türlü yöntemlerle susturup yoluna devam eder, böylece ana dolaşıma (kan dolaşımı) katılır. dolanır dolanır dolanır, bambaşka bir mahalleye yerleşir, orada da çoğalır, milleti kendine benzetir. buna da metastaz diyoruz.
buyucu ile sağlık101 köşemizin bugünlük sonu. bir sonraki konumuz lenf düğümü olacak.
p.s. bu entryde yardımlarını esirgemeyen cassiopeia bebişime teşekkürler şelale *
devamını gör...
erdal baksır production sağlı sollu muhalif radyo yayını
erdal baksır production nihayet sundu
gecenin kazananı = arnella
acemi bir şekilde başladığımız radyo yayınımızda bizi yalnız bırakmadığınız için hepinize tek tek teşekkürler arkadaşlar.
(bkz: canımıznezamanisterse)
kendinize bi bira alın, sevgiyle kalın.
gecenin kazananı = arnella
acemi bir şekilde başladığımız radyo yayınımızda bizi yalnız bırakmadığınız için hepinize tek tek teşekkürler arkadaşlar.
(bkz: canımıznezamanisterse)
kendinize bi bira alın, sevgiyle kalın.
devamını gör...
öpüşürken içimize mi çekiyoruz yoksa üflüyor muyuz sorunsalı
üflüyoruz. aşkmetre var içeride, sevgi seviyesini ölçüyor. belirli miktarın altında çıkarsa para cezası var.
devamını gör...
black butler
komedi,gizem,dram türünde kısa (35 (25+18+10+2) + movie / kısalığı tartışılabilir? / ) ve harika bir animedir.sebastian ve undertaker karakterleri için başlamıştım iyi ki de başlamışım.konusu kısaca şöyle ; victoria döneminde ingiltere’nin en asil ailelerinden biri olan phantomhive ailesinin üyeleri, malikanelerinde çıkan çok büyük bir yangın sonucunda hayatını kaybeder. bu vakadan tam iki yıl sonra, öldüğü sanılan phantomhive varisi ciel phantomhive, yanında sebastian michaels adında bi kahya ile malikaneye geri döner.
her şeyde mükemmel olan kahya; ne olursa olsun ciel phantomhive’ı da başına gelen her şeyden kurtarmayı başarıp üstün yeteneklerini gösterir. ancak, kahyanın her işte çok iyi olmasının sebebi, aslında şeytan olmasıdır. kraliçenin bekçi köpeği olan phantomhive; bu iblise, kahyası olup ömür boyu onu koruması karşılığında ruhunu vermiştir. tam burda, ciel’in intikam hikayesi başlar. ruhunu sebastian’a teslim etmeden önce kraliçenin isteklerini yerine getirmeli ve ailesinin intikamını almalıdır ve bu hikayede yanlışa yer yoktur.
animenin bölümleri biraz karışık yayınlandığı için ben hemen size doğru izleme sırasını yazıyorum ><
1.sezon ( 24 bölüm )
1.sezonun ova* bölümü ( his butler on stage )
2.sezon (12 bölüm )
2.sezonun ova bölümleri ;
- ciel harikalar diyarında part 1
- phantomhive'lara hoşgeldiniz
- kuroshitsuji'nin yapılışı
- ciel harikalar diyarında part 2
- örümceğin niyeti ( spider's intertion )
- ölüm meleği will'in hikayesi
- 3.sezon ( 10 bölüm ) book of circus
- 3.sezon ova bölümü : book of murder ( 2 bölümden oluşuyor )
- book of atlantic ( film )
ova : izlenmesi zorunlu olmayan.original video animation anlamıa gelen bir kelimedir.bu yapımı beğendiysen ama devamı gelmediyse ovaları izleyebilirsin.
black butler izlemeniz için sebepler :
- sebastian karakteri ve diğer yan karakterlerin hepsinin yakışıklı olması,
- openinglerin harika olması,
- serinin aşırı sarması,
- phantomhive'lara hoşgeldiniz bölümü ; bu bölümde izleyiciyi sanki animenin içinden bir karakter gibi tasarlamışlar.çok fazla anlatmayacağım spoiler olmasın,
- bulabileceğiniz nadir komik animelerden biri olması,
aklıma bu kadar sebep geldi ama lütfen şu animeyi izleyin (╬ ò﹏ó).
her şeyde mükemmel olan kahya; ne olursa olsun ciel phantomhive’ı da başına gelen her şeyden kurtarmayı başarıp üstün yeteneklerini gösterir. ancak, kahyanın her işte çok iyi olmasının sebebi, aslında şeytan olmasıdır. kraliçenin bekçi köpeği olan phantomhive; bu iblise, kahyası olup ömür boyu onu koruması karşılığında ruhunu vermiştir. tam burda, ciel’in intikam hikayesi başlar. ruhunu sebastian’a teslim etmeden önce kraliçenin isteklerini yerine getirmeli ve ailesinin intikamını almalıdır ve bu hikayede yanlışa yer yoktur.
animenin bölümleri biraz karışık yayınlandığı için ben hemen size doğru izleme sırasını yazıyorum ><
1.sezon ( 24 bölüm )
1.sezonun ova* bölümü ( his butler on stage )
2.sezon (12 bölüm )
2.sezonun ova bölümleri ;
- ciel harikalar diyarında part 1
- phantomhive'lara hoşgeldiniz
- kuroshitsuji'nin yapılışı
- ciel harikalar diyarında part 2
- örümceğin niyeti ( spider's intertion )
- ölüm meleği will'in hikayesi
- 3.sezon ( 10 bölüm ) book of circus
- 3.sezon ova bölümü : book of murder ( 2 bölümden oluşuyor )
- book of atlantic ( film )
ova : izlenmesi zorunlu olmayan.original video animation anlamıa gelen bir kelimedir.bu yapımı beğendiysen ama devamı gelmediyse ovaları izleyebilirsin.
black butler izlemeniz için sebepler :
- sebastian karakteri ve diğer yan karakterlerin hepsinin yakışıklı olması,
- openinglerin harika olması,
- serinin aşırı sarması,
- phantomhive'lara hoşgeldiniz bölümü ; bu bölümde izleyiciyi sanki animenin içinden bir karakter gibi tasarlamışlar.çok fazla anlatmayacağım spoiler olmasın,
- bulabileceğiniz nadir komik animelerden biri olması,
aklıma bu kadar sebep geldi ama lütfen şu animeyi izleyin (╬ ò﹏ó).
devamını gör...
kafa sözlük'ün kurulması
arkadaş ortamında otururken "bizim neden sözlüğümüz yok?" denerek fitil ateşlenmiştir.
kaynak: franklin, bejamin (yoldaş), anılarım. istanbul: kafa yayınları, 2021. s. 47.
kaynak: franklin, bejamin (yoldaş), anılarım. istanbul: kafa yayınları, 2021. s. 47.
devamını gör...
yazarların üzülünce yaptıkları şeyler
yazar oluyorum.
devamını gör...
yazarların en son okuduğu kitap
deliliğe övgü
devamını gör...
online listesi isimlerin yanındaki yuvarlak sembol
nerede ne yaptığınızı ifşalayan seçenek. evet izleniyoruz. hem de dıj gücler tarafından...
devamını gör...


