(bkz: hadi bee)
ezel dizisinde en sevdiğim karakter.
(bkz: kadınların efendi erkek yerine p. tercihi)
onu diğerlerinden ayıran özelliği; diğerleri saman altından su yürütürken, o, neyse odur. yaptığı hiçbir şey şaşırtmaz.
o güne kadar hiçbir şey anlamamış olması, ömer'in saflığı.
devamını gör...

çıkan istatistikler iyimser kalmış bile diyebiliriz. sokak röportajında söyledikleri için ifadeye çağrılan vatandaşlar oldu bu ülkede. ifade özgürlüğü var diyenlerin siyasi görüşlerine bakılırsa durum daha net ortaya çıkar zaten. öyle bir ifade özgürlüğü ki sadece hoşlarına giden şeyleri söyleyebilirsin.
devamını gör...

sanat tarih bilim kulübünün bölünmesi hk. acil khk!!!!
sanat kısmına tamamım, - onu da müzik, film vs. ayrı alındığı için-
tarihe de sanat tarihi kısmından tamamım,
bilime de sosyal bilimlerden tamamım.
şartları sağlıyorsam alın beni.
ama dediğim gibi bu üç alan kendi içlerinde bile bambaşka alanlara ayrılıyor, koordinesi biraz zor olacak gibi böyle.
devamını gör...

heveslenmeyin hemen. muhtemelen sorduğu soruları google'da bulamayacaksınız.

t: öğrencilerin dumur olmasına sebebiyet veren durum.
devamını gör...

artıkparlamayanyıldız
neden ya neden?*
devamını gör...

"iyi o zaman ekmeğe ben gideyim bu yaşımla.. "
zaten gitmeyecekti.
devamını gör...

benim tanımlarımı okuyarak aşık olacak kadına diz çöker tövbe ederim.
devamını gör...

playlist'i çok iyi giden, reklamlarıyla tebessüm ettiren, bebek radyomuz yayına başlamış. beni bu güne kadar hiç pişman etmemiş sözlüğün her gün üstüne bir şeyler kattığını görmek beni çok mutlu ediyor. bu anlara şahitlik etmek çegzel yaa.
devamını gör...

ilah said nursi'nin ilahi kitabı(!)
içinde hikmet falan barındırmaz. bu kitabı okuyanlar kuran-ı kerimin yüzüne bile bakmıyorlar!

edit: islam tahribata uğradığı için kuranı anlayamıyorlarmış falan, güldürmeyin. bu kitabı anlayan varsa kanıt getirsin eski osmanlıca ile yazılmış ağdalı bir kitap ki osmanlıca bilenler bile bu kitabı anlayamıyorlar. (kürtçe ve osmanlıca karışık)
bu kitabı yazan kişi **allah tarafından yazdırıldığını** iddia eden bir müşrik şizofren.

edit 2: "islam tahribata uğradığı için kuranın anlaşılamadığı zamanlarda bediüzzaman said nursi tarafından yazılmış kitap" yazan kişi entry'sini silmiş.
devamını gör...

dolapdereli sabri abi'nin, " yahu ben ne diyorum, bu fındık ne diyor be" repliğini hatırlatmıştır. güldürmüştür.*
devamını gör...

endonezya' nın batısında bir bölge ve bu bölgede yaşayan ve tüm dünyanın kendilerini ölü ritüelleri sayesinde tanıdığı halk.

şöyle ki, toraja halkı inançları gereği ölmüş olan kişiyi hemen gömmüyor. ölüyü mumyalıyor, ona hasta muamelesi yapıyor, hatta yedirmeye içirmeye çalışıyor. ölüyü gömmeyi bekletmelerinin(ki bu aylar sürebiliyor) nedeni ise cenaze töreni sırasında fazla sayıda manda kurban edebilmek. çünkü ne kadar çok manda kurban edilirse o kadar varlıklı olunduğuna ve ölünün ruhunun göğe daha çabuk ulaştığına inanıyorlar.

ama toraja halkının ölü ritüelleri bu kadarla da bitmiyor. her sene ma'nene festivali adını verdikleri belirli günlerde, mumyalanmış cesedi mezarından çıkarıp, yeni ve temiz kıyafetler giydirip, varsa saçlarını tarayıp, inançları çerçevesinde gezdirip, tören düzenleyip tekrar mezarına yerleştiriyorlar. bu ritüelin amacı ise ölüye onları unutmadıklarını göstermek ve yeni nesille onları tanıştırmak.

cenaze töreni dışında hiçbir özel günleri de yok. düğünmüş, bayrammış, evlilikmiş. insan hayret ediyor ama neredeyde sadece ölmek ve iyi bir cenaze töreni için yaşıyorlar.

gezimanya.com/GeziNotlari/t...

toraja cenaze töreni


resimag.com/p1/e1ee2889f34d.jpeg

resimag.com/p1/88ae40e08c6c.jpeg
devamını gör...

koronavirüs bilim kurulu üyesi prof. dr. levent akın'ın açıklaması.

böyle bir şey yapılırsa resmen saçmalamış oluruz. zaten 2 temmuzda kapanacak olan okulları mayıs sonunda açmak biz akıllanmayız demektir. kaldı ki bu dönemden veliler de öğrenciler de vazgeçmiş durumda. hatta birçok veli ve öğrenci en kısa zamanda okulların kapanmasını istiyor. herkes yarım yamalak eğitimden usanmış durumda.

kaynak: www.memurlar.net/haber/9707...
devamını gör...

hüzünlü bir sabaha uyandım yine. özellikle son 3 gündür çok güzel kafalar yaşadım. resmen kayboldum. bol bol gezdim. eğlendiğimi hissediyordum ama bir şeyler eksik gibi geliyordu. hava güzeldi, bol bol papatyam vardı, hava lodostu güzel kafayla vapurda fırtına ile bol aksiyonlu yolculuklar yaptım. yüzüm gülüyordu ama yanımda o yoktu. sahte bir gülüş gibiydi. onunla harika bir 10 ay geçirmiştim. çok eğlendik, çok sıkıntı çektik. bu anları birlikte yaşamayı haketmiştik. pazartesi günü yanına gittim. 1 saat kadar oturdum. alkol ve papatya içtik. artık "biz" değildik. ne o samimiyet güven ve eğlence kalmıştı. onunla yan yanayken mutluluk ve huzur vardı. şimdi ise koca bir boşluk. geliyorum desem gel tabi ki der ama gitsem bile daha kötü olup geri dönüyorum. bitse daha iyi gibi geliyor bana. ama bitirmemek için bazı zorunluluklar var. yazın bana ne olursa olsun yollar ayrılsa bile hep yine bir araya geleceğiz demişti. öyle de oldu. arafta kalmak kadar insanı yoran bir durum bence yok. siz siz olun dostlar bu kadar sevmeyin. güzel hüzünsüz bir pazar günü geçirmenizi dilerim dostlarım. hepinize günaydın.
devamını gör...

(bkz: sözlüğe veda eden yazarlar) şeklinde bir başlık açılıp, ayrılacak yazarlarımızın bu hazin haberi oradan vermesini önerdiğim başlıktır. yolunuz açık olsun.
devamını gör...

"az felsefe insanı ateizme götürür, felsefede derinleşmek ise tanrıya götürür"

sözü ile beni daha fazla merak etmeye ve daha fazla felsefe okumaya itmistir kendisi..
devamını gör...

yaşamayı severdi. yaşam bunu bilmese de.
devamını gör...

27 mayıs 1960 darbesinden bir buçuk yıl sonra kurulan hükümeti sarsan olaylardan birinin başrolü, adalet partisi zonguldak milletvekili. 28 ocak 1962 gecesi, parlamenterlerin lokali durumundaki anadolu kulübü'nde eğlenirken yan masadaki iller bankası genel müdürü selahattin babüroğlu'yla aralarında bir itiş kakış yaşanır. daha taraflar sakinleştirilememişken beşer'in subay karılarına ağır bir küfür ettiği (rivayete göre "subay karılarını s..... etme cemiyeti kurdum" demiş, başka bir kaynaksa "güzel karılarla oturuyorsun nerden buluyorsun bunları" sorusuna "subay karıları kızları onlar" demiş) tüm ankara garnizonlarında yayılır, silahlı subaylar fellik fellik beşer'i aramaya başlar. nuri beşer iki hafta boyunca saklanarak yaşar, en sonunda dokunulmazlığının kaldırılacağı gün meclise gider ve emniyete teslim olur. bir ay sonra ilk kalkışmasını yapacak olan talat aydemir'in en önemli bahanelerinden birinin kahramanı olacaktır...

peki kimdir bu nuri beşer? nuri beşer sendikacı kökenli bir milletvekilidir. 1922'de erzincan eğin'de doğar. fakir bir aileye mensup olan beşer, ilkokul çağlarında geldiği istanbul'da bir karyola fabrikasında 11 yaşında çalışmaya başlar. bir yandan çalışır bir yandan da sultanahmet'teki sanat okulunu bitirir. henüz 17 yaşında mke'de tesviyeci olarak işe girer. askerlik dahil yedi yıl mke'de çalıştıktan sonra da 1946'da haliç tersanesine transfer olur.

nuri ustanın haliç tersanesinde iş başı yaptığı dönemde artık demokrat parti kurulmuş, "yeter söz milletindir" sloganıyla seçimlere gitmektedir. seçmen zaten tek partiden, 2. dünya savaşı'nın hayata yansıması olan kıtlık ve baskıdan bıkmıştır. ancak nuri beşer'e göre yeni partinin o yıllarda en tanınan ismi olan celal bayar'ın başbakanlığında 3008 sayılı iş kanunu'nun çıkması da onu proletarya arasında popüler biri yapmaktadır. o yıllarda kit'lerde bile koşullar oldukça kötüdür:


...bu dönemde işyerlerinde çok katı bir hiyerarşi vardı. en üstte memurlar, altında ustabaşları ve en altta "amele" bulunurdu. ustabaşı hükümdar gibiydi. 3008 sayılı iş yasası vardı, ancak ikinci dünya savaşı nedeniyle uygulanmıyordu. dp kurulduğu andaysa partinin iktidar olacağı belliydi, sadece işçilerin yüzde 85'i demokrat partiliydi, birçok ocak başkanı da işçiydi. abdullah baştürk bile dp'de ocak başkanlığı yaptı...


nitekim nuri beşer de demokrat parti'nin nişantaşı mahalle ocağının kurucuları arasında yer alır. partide samatya bucak başkanlığına (o yıllarda bucaklar ve köy-mahallelerde ocaklar, partilerin ilçe altı örgütlenmeleri oluyor) kadar yükselir.

proletarya, hem değişiklik isteği hem de grev ve sendika haklarını tanıyacağı vaatleri üzerine dp'ye oy vermeyi uzun yıllar sürdürecek, 1959'da ismet inönü'nün konvoyuna topkapı'da saldıran güruh arasında da pek çok paşabahçe şişecam veya beykoz kundura fabrikalarında çalışan işçiler olacaktır. grev hakkı 1961'e kadar tanınmaz gerçi, ancak daha dp iktidara gelmeden chp hükümeti sendika hakkını verir, sendikalar örgütlenmeye başlar. önce her işyeri ayrı ayrı sendikalaşır, sonra tekel, denizcilik bankası, şeker endüstrisi, sümerbank fabrikaları gibi birden fazla fabrikaya sahip işyerleri sendika federasyonları kurar, 1953'teyse ülkemizin ilk ve müesses nizamla en yakın sendikalar konfederasyonu, darbelerde disk yasaklanırken o darbe danışma meclislerinde temsil edilmiş türk-iş kurulur. 1948'de liman-dok işçileri sendikasının (dok gemi iş), 1951'de istanbul sendikalar birliği'nin kurucuları arasında yer alan nuri beşer bu süreçlere de katılır. 1957'de de türk-iş genel başkanlığına seçilir. şüphesiz politik kimliği bu göreve gelmesinde etkili olmuştur, zira seçimlerde aday olamasa da aday adayı olmuş, ayrıca dp mitinglerinde konuşmalar yapmıştır. ancak türk-iş genel başkanlığı sırasında menderes'le tartışmaları da olur. yine de 27 mayıs'a zemin hazırlayan 28 nisan 1960 olayları esnasında menderes'e "memleket meseleleri sokakta çözülemez, bu konuda size duyulan tepkiyi tasvip etmiyorum" gibi bir telgraf çektiğinin duyulması üzerine, ihtilali müteakiben türk-iş kendisini ihraç eder.

1961 ekiminde, artık menderes'lerin idam edildiği ve seçimlere gidileceği bir dönemde nuri başkanı (zira artık nuri usta değil, profesyonel bir sendikacıdır) adalet partisi kurucuları arsında görürüz. o yıllarda henüz ecevit'in kalesi olmamış, ereğlili politikacı kemal anadol'a göre ap il merkezinde "demokratların kalesidir" yazan zonguldak'tan aday olur, meclise girer. seçimlere göre birinci parti chp'dir, ancak 27 mayıs'a karşı tepkileri ustaca kullanan ve kendilerini dp'nin varisi olarak tanıtan yeni türkiye partisi ve adalet partisi oldukça güçlü bir şekilde meclise girmiştir. hassas dengeler üzerinde, intikam isteyen adalet partisi'yle darbeden sorumlu tutulan chp koalisyonu kurar. üç buçuk ay sonra da ilk paragrafta anlattığımız olay patlar.



kimse kurtaramadı beni, bana selam vermeye korktular. 14 gün ankara'da her gece bir ev değiştirdim, 14. gün meclise gittim, savunmamı yaptım ve merkez cezaevine teslim oldum...

diye mehmet ali birand'a olayı anlatan beşer, bir yıl hapis ve 4 ay tatvan'da sürgünle cezalandırılır. cezasını bitirdikten sonra siyasete dönemez, zira partisi bile ona sahip çıkamayacaktır. eski sendikası liman-dok iş kendisine sahip çıkar, müşavir olarak işe alır. 1963 yılında pendik'te bindiği taksinin üstüne bir cemse biner. tüm kemikleri kırık da olsa mucize eseri hayatta kalan, aylarca tedavi gören nuri beşer askeriyeyi mahkemeye vererek tazminat kazanır, tazminatıyla evinin kooperatif taksitlerini peşinen öder.

2013'te sessiz sedasız vefat eden nuri beşer, 1989'da türkiye'nin en önemli işçi sendika uzmanlarından, odtü iktisat bölümünde yarı zamanlı öğretim üyesi yıldırım koç'a konuşmuş, yıldırım hoca da beşer'le evinde yaptığı röportajı hem youtube'a koymuş hem de buradan aldığı notları "türk-iş tarihinden portreler" çalışmasında kullanmıştır. işbu girdide de genel olarak bu kaynaklardan ve 32. gün kapsamında yapılan ünlü "12 mart: ihtilalin pençesinde demokrasi" belgeselinden faydalanılmıştır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

"sende bir sen yaşar ki o sen değilsin /senden uzakta o kadar ki o sen değilsin /seni senden başka bir ben bilirim /bilmediğim bir sen var ki o sen değilsin." ümit yaşar oğuzcan
devamını gör...

böyle başlayan sonrasında amacın rahatsız etmeye doğru ilerlediği mesajlar silsilesi
devamını gör...

bugün dergimizi şereflendiren yazarlarımız:
çok yazık, tek derdimiz kimsemiz ile lilithinkızı ve mecdelli meryem’in italyan rönesansında tasvirleri yazısı ile pinkshinyultratambourine. bir solukta okunacak güzel yazılarına buradaki öne çıkan yazılardan ulaşabilirsiniz.

kategori sınırlaması olmadan her türden yazılarınızı, denemelerinizi, dışavurumlarınızı ve iç dökmelerinizi de [email protected] adresine gönderebilirsiniz. iyi okumalar diliyoruz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim