sevgili edinme konusunda hiçbir şey yapmayan insan
hevesini yitirmiştir. yalanlardan bıkmış, mutsuzluktan yorulmuştur. yeni bir şeye başlamaya heveslense de olası kişiye bakıp vazgeçiyordur. sevme isteğimizin içine ettiniz. allah belanızı versin
devamını gör...
cruel estel
kişisel iletisini okudum, ahan da tam bu işte dedim.
haftanın günlerinin birinde,
dolu dolu bir tanım giriyor,
sonraki günlerde sözlükte bir okuyup bir beğeniyor.
trabzonlu olmadığına iddiaya girebilirim.
sakinliği, duruluğu, dinginliği takdire şayan.
söz gümüşse suküt altındır lafı onun için icat edilmiş olabilir.
feyz aldığım yazar.
arada ben de böyle olayım diyorum, sonra olamıyorum.
edit:trabzonluymuş, şu hayatta her şey mümkün demekki.
haftanın günlerinin birinde,
dolu dolu bir tanım giriyor,
sonraki günlerde sözlükte bir okuyup bir beğeniyor.
trabzonlu olmadığına iddiaya girebilirim.
sakinliği, duruluğu, dinginliği takdire şayan.
söz gümüşse suküt altındır lafı onun için icat edilmiş olabilir.
feyz aldığım yazar.
arada ben de böyle olayım diyorum, sonra olamıyorum.
edit:trabzonluymuş, şu hayatta her şey mümkün demekki.
devamını gör...
canını acıtan en kötü şey
insanlardan kaçabiliyorum en azından fakat kendimden asla. kendimden kaçmak istiyorum fakat bu asla olmuyor, olmayacak da. bir insan kendinden nasıl kaçabilir ki?
aynı yokuşun başına tekrar tekrar gelip, o yokuşu çıkmaya çalışmak ve çıkmaz sokaklardan kurtulamamak canımı acıtıyor.
her gün kendimi aynı yolun başında bulmak beni mahvediyor.
‘umutsuz olmaman lazım, bir şeylere tutunmalısın’ diyorum fakat bunu söylemek kolay olduğu gibi eyleme geçirmek çok zor. depresif bir ruh halini kendimle sürüklemek bana acı veriyor. ikimizden birisi dünyayı terk etmeli, ancak böyle huzura erebilirim. aslında…canımı acıtan en kötü şey kendimden bir başkası değil. bunun farkında olmak ve bir çözüm bulamamak beni çaresiz bırakıyor.
aynı yokuşun başına tekrar tekrar gelip, o yokuşu çıkmaya çalışmak ve çıkmaz sokaklardan kurtulamamak canımı acıtıyor.
her gün kendimi aynı yolun başında bulmak beni mahvediyor.
‘umutsuz olmaman lazım, bir şeylere tutunmalısın’ diyorum fakat bunu söylemek kolay olduğu gibi eyleme geçirmek çok zor. depresif bir ruh halini kendimle sürüklemek bana acı veriyor. ikimizden birisi dünyayı terk etmeli, ancak böyle huzura erebilirim. aslında…canımı acıtan en kötü şey kendimden bir başkası değil. bunun farkında olmak ve bir çözüm bulamamak beni çaresiz bırakıyor.
devamını gör...
kabul edilme ile kendin olma isteği arasında kalmak
ben hiçbir zaman salt kendimiz olabildiğimizi düşünmüyorum. doğumdan itibaren, yaşadığımız ortama ister istemez uyum sağlıyoruz. bu da belki başka yerde, başka ailede doğsak, başka kişilikte olabileceğimizi düşündürüyor. bu kadar big bang'a gitmeye gerek var mı? zamanı biraz daha yakına çekelim madem, mesela ilk gençlik zamanları. hangimiz tam anlamıyla ben buyum diyebildi. daha kendisinin nasıl olduğunu bile bilmiyordu ki. gel zaman git zaman, geçtiği ortamlardan etkilendi, hoşuna gidenleri rol model aldı ve bir kalıba girdi. bunun bazen farkında oldu, bazen olmadı ama bunu illa yaşadı.
sonuçta hep kabul görme çabası içindeydi. herkeste boyutu değişse de illa yaşadı bunu.
zamanı geldi kişilik tam oturdu. hah işte ondan sonra akıllı olan insan, kendisi olur. girdiği ortamda olmadığı gibi davranmak yerine, ortamın kendisine uymasını bekler. uymazsa da orada bulunmama tercihini kullanabilir.
bunu yapmayan gelişimini tam tamamlayamamış olur.
sizi siz oldugunuz için kabul edecek olgunluğa erişmiş bir çevre, arkadaşlar, aile tadından yenmez. fakat kendin olmayıp, belli kalıplara girmediğin sürece seni kabul etmeyen bir kısım insan varsa da, bu onların gelişimini tamamlamadığını gösterir. hayatında tutmaya gerek yok.
olayı, bir iki arkadaş değil, toplumda kabul görme şeklinde düşünüyorsan da, toplum dediğin nedir, ben, sen, o. yani takma, kendin ol.
sonuçta hep kabul görme çabası içindeydi. herkeste boyutu değişse de illa yaşadı bunu.
zamanı geldi kişilik tam oturdu. hah işte ondan sonra akıllı olan insan, kendisi olur. girdiği ortamda olmadığı gibi davranmak yerine, ortamın kendisine uymasını bekler. uymazsa da orada bulunmama tercihini kullanabilir.
bunu yapmayan gelişimini tam tamamlayamamış olur.
sizi siz oldugunuz için kabul edecek olgunluğa erişmiş bir çevre, arkadaşlar, aile tadından yenmez. fakat kendin olmayıp, belli kalıplara girmediğin sürece seni kabul etmeyen bir kısım insan varsa da, bu onların gelişimini tamamlamadığını gösterir. hayatında tutmaya gerek yok.
olayı, bir iki arkadaş değil, toplumda kabul görme şeklinde düşünüyorsan da, toplum dediğin nedir, ben, sen, o. yani takma, kendin ol.
devamını gör...
ahterbin (yazar)
çizimlerini hayranlıkla incelediğim ve keşke yeteneğinden az da bana bulaşsa dediğim yazar. rütbesi daha verilmemiş merakla bekliyoruz ama "ressam" rütbesi yakışacaktır şahsi fikrimce. *
devamını gör...
dört mevsimin birinde
cüneyt arkın'ın oynadığı hayatımızın en güzel yılları filminde çalan hülya kırbağ şarkısıdır.*
kalmasın takatin
beklemekten seninde
geleceğim diyordun
dört mevsimin birinde
özlerim diyordun
mektubunun ilkinde
perişan ediyorsun
kendini de, beni de
kendimi unuturdum
bakınca gözlerine
başımı koyardım
yumuşak dizlerine
herkesten sakınırım
mektupların elimde
geleceğim diyordun
dört mevsimin birinde
kalmasın takatin
beklemekten seninde
geleceğim diyordun
dört mevsimin birinde
özlerim diyordun
mektubunun ilkinde
perişan ediyorsun
kendini de, beni de
kendimi unuturdum
bakınca gözlerine
başımı koyardım
yumuşak dizlerine
herkesten sakınırım
mektupların elimde
geleceğim diyordun
dört mevsimin birinde
devamını gör...
mustafa kemal atatürk
atamız, sayesinde bu coğrafyada yaşıyoruz. eğer olmasaydı ne ben bunları yazabilirdim, ne de siz bunları okuyabilirdiniz. ruhun şad olsun atam.
devamını gör...
seyahat fotoğrafçılığı
zaman-mekan hissini veren, bir yeri, o yerin insanlarını, kültürünü, doğal durumunu anlatan ve coğrafi sınır içermeyen bir fotoğrafları elde etmeye çalışan fotoğrafçılığın alt dalına verilen isimdir. günümüzde gezi fotoğrafçılığı olarak da isimlendirilmektedir. fotoğraf çekmeye başlamadan önce gidilecek yere ilişkin bilgileri toplamak, planlamak en önemli adımdır. genelde tak gez lens ( 24-70mm, 24-105mm, 15-85 mm, 17-70 mm, 17-50 mm vs.) birden fazla hafıza kartı, battery grip olmazsa olmazlarıdır. eğer değişik mekanlarda çekim planlanıyorsa sırt çantanıza mutlaka geniş açı lensiniz, prime lensiniz ve zoom lensinizi koymayı unutmayın. bununla birlikte fotoğraflanacak yerlerin tespitinden sonra daha önce çekilmiş olan fotoğrafları izlemek sizin tekrardan uzaklaştıracak ve daha kısa sürede etkin kareler elde etmenizi sağlayacaktır. bu konuda fotoğraf rehberliği yapan başarılı fotoğrafçılar tarafından yapılan turlar ( mesala paris veya hindistan'a) da bulunmaktadır. kendi başınıza çıkabileceğiniz gibi bu turlarla da başarılı kareler elde edebilirsiniz. genelde f/5.6, f/6.3 diyafgram 1/100sn 1/250 sn enstantene, 100-200 ıso, diyafgram öncelikli modda ( istisnaları tabiiki var ) fotoğraflar üretilmektedir. sanatsal görsellik katılmış fotoğraflar sizi etkileyici karelerin sahibi yapmasının yanı sıra güzel kareleri izleyiciler ile buluşturmanın mutluluğuna da eriştirecektir.
devamını gör...
kitap alıntıları
ilk günü böyle geçecektir. sonrakiler de böyle geçecektir. başta anlamayacaktır. biraz daha eski acemiler ona anlatmaya çalışacak, ne olduğunu, nasıl olduğunu, ne yapılması gerektiğini ve ne yapılmaması gerektiğini bazen ona açıklamaya çabalayacaklardır. ama çoğu zaman, bunu başaramayacaklardır. keşfettiği şeyin korkutucu bir şey olmadığı, bir kâbus olmadığı, birden uyanacağı bir şey olmadığı,
zihninden kovacağı bir şey olmadığı nasıl açıklanır, her gün bunun olacağı, var olan şeyin bu olduğu ve başka bir şey olmadığı, başka bir şeyin var olduğuna inanmanın, başka bir şeye inanır gibi yapmanın lüzumsuz olduğu, bunu gizlemeye çalışmaya bile değmediği, bunun arkasında ya da altında, ya da üstünde olacağı varsayılan başka bir şeye inanır gibi yapmaya değmediği nasıl açıklanır. bu vardır, hepsi o kadar.
her gün yarışmalar, zaferler ve hezimetler vardır. yaşamak için dövüşmek gerekmektedir. başka tercih yoktur.
ama en eski atletler bile, iki müsabaka arasında pistlerde soytarılık yapmaya gelen ve neşeli kalabalığın çürük meyve çöpleriyle beslediği bunak emekliler bile, onlar bile başka bir şey olduğuna inanırlar, gökyüzünün daha mavi olabileceğine, çorbanın daha iyi olabileceğine, yasanın daha az katı olabileceğine; yeteneğin ödüllendirileceğine inanırlar, zaferin onlara güleceğine inanırlar.
daha hızlı,daha yüksek, daha güçlü çok azı intihar etmeye kalkışır, çok azı gerçekten delirir.
bir kaçı haykırmayı sürdürür, ama çoğu susar, inatla.
georges perec - “ w ou le souvenir d’enfance ”
zihninden kovacağı bir şey olmadığı nasıl açıklanır, her gün bunun olacağı, var olan şeyin bu olduğu ve başka bir şey olmadığı, başka bir şeyin var olduğuna inanmanın, başka bir şeye inanır gibi yapmanın lüzumsuz olduğu, bunu gizlemeye çalışmaya bile değmediği, bunun arkasında ya da altında, ya da üstünde olacağı varsayılan başka bir şeye inanır gibi yapmaya değmediği nasıl açıklanır. bu vardır, hepsi o kadar.
her gün yarışmalar, zaferler ve hezimetler vardır. yaşamak için dövüşmek gerekmektedir. başka tercih yoktur.
ama en eski atletler bile, iki müsabaka arasında pistlerde soytarılık yapmaya gelen ve neşeli kalabalığın çürük meyve çöpleriyle beslediği bunak emekliler bile, onlar bile başka bir şey olduğuna inanırlar, gökyüzünün daha mavi olabileceğine, çorbanın daha iyi olabileceğine, yasanın daha az katı olabileceğine; yeteneğin ödüllendirileceğine inanırlar, zaferin onlara güleceğine inanırlar.
daha hızlı,daha yüksek, daha güçlü çok azı intihar etmeye kalkışır, çok azı gerçekten delirir.
bir kaçı haykırmayı sürdürür, ama çoğu susar, inatla.
georges perec - “ w ou le souvenir d’enfance ”
devamını gör...
baban kırılmasın diye imdbsi 3 olan aksiyon filmi izlemek
izlicen tabii kereta harçlık isterken iyi! adamın az gönlü olsun. *
devamını gör...
buz sıcağı
fatih murat arsal kitabı.
35 yaşında başarılı bir beyin cerrahı ile 23 yaşında ki güzel öğrenci zeynep’in aşk serüvenini konu alıyor.
hedeflerine erişmiş, başarılı bir doktordu. hayattan hiçbir beklentisi kalmamıştı. büyük evinde tek başına yaşamaktan, soğuk ameliyathanesinden, az dostu olmasından, sevgisiz ilişkilerinden memnundu. tesadüfen otomobiline aldığı bir kızın sorumluluğunu neden üstlenecekti ki? katılaşmış kalbini yumuşatan neydi bilmiyordu! genç kızın boyun eğmeyen cesur ruhu mu? yeşil gözlerinin sıcacık pırıltıları mı? buz gibi ruhunu ısıtan neşeli gülüşleri mi?
35 yaşında başarılı bir beyin cerrahı ile 23 yaşında ki güzel öğrenci zeynep’in aşk serüvenini konu alıyor.
hedeflerine erişmiş, başarılı bir doktordu. hayattan hiçbir beklentisi kalmamıştı. büyük evinde tek başına yaşamaktan, soğuk ameliyathanesinden, az dostu olmasından, sevgisiz ilişkilerinden memnundu. tesadüfen otomobiline aldığı bir kızın sorumluluğunu neden üstlenecekti ki? katılaşmış kalbini yumuşatan neydi bilmiyordu! genç kızın boyun eğmeyen cesur ruhu mu? yeşil gözlerinin sıcacık pırıltıları mı? buz gibi ruhunu ısıtan neşeli gülüşleri mi?
devamını gör...
kadınların yakışıklı erkek yerine göbekli erkek tercihi
var ki yiyiyoruz dedikleri için.
devamını gör...
sanalda lince uğrarken yapılması gerekenler
mandalina yiyiyorum ben genelde, nefis oluyor hocam şup şupp atıyoruz ağzımıza ve sağlık küpü oluyoruz..
lakinn...
şu dakika kendi kendimi 'şikayet' ederek başlattığım ulusal bilinç olmuştur bu arkadaşlar.
lucifer denilen cani heriften mutlak suretle kaçınalım.
çok terbiyesiz biri. faşik ve kırıcı.
lakinn...
şu dakika kendi kendimi 'şikayet' ederek başlattığım ulusal bilinç olmuştur bu arkadaşlar.
lucifer denilen cani heriften mutlak suretle kaçınalım.
çok terbiyesiz biri. faşik ve kırıcı.
devamını gör...
şehirlerin meşhur buluşma yerleri
ankara- dost kitabevi/karanfil sokak
devamını gör...
ailenin en büyük çocuğu
ailenin deneme tahtasıdır bir nevi. çoğu şey onda deneyimlenir, kardeşleri de bunun artısını oldukça hisseder.
devamını gör...
seri artı oy veren melek
girdiğim başlıkta beğendiğim bir yorum okuduysam, yazan kişinin profiline gidiyorum, merak ettiğim diğer başlıklardaki yorumlarınıda okuyorum ve beğendiklerimi oyluyorum, olay tamamen bu şekilde :)
birtek benmi yapıyorum, kimse merak etmiyormu gerçekten, bu yazar diğer konulara ne yazmış diye
benimde birden fazla yorumumu beğeniyorsa başka bir yazar, aynen bunu anlıyorum, yani "yazdıklarımı" beğenmiş, benim yaptığım gibi..
burada meleklik yada sapıklık bir şeyde göremiyorum açıkcası
birtek benmi yapıyorum, kimse merak etmiyormu gerçekten, bu yazar diğer konulara ne yazmış diye
benimde birden fazla yorumumu beğeniyorsa başka bir yazar, aynen bunu anlıyorum, yani "yazdıklarımı" beğenmiş, benim yaptığım gibi..
burada meleklik yada sapıklık bir şeyde göremiyorum açıkcası
devamını gör...
bilgisayara yüklenen ilk oyun
quake 1.
devamını gör...
massive attack
her şeyi bir kenara bırak voodoo in my blood şarkısınıda ki klibiyle, andrzej zuławski'nin possession filminde isabella adjani'nin o deli saçması oyunculuğuyla canlandırdığı metro sahnesinin bir başka versiyonuna imza atmıştır.
(bkz: film tadında klibi olan şarkılar)
(bkz: film tadında klibi olan şarkılar)
devamını gör...

