balthazar
indie pop- indie rock tarzında müzik yapan belçikalı grup.
devamını gör...
nato'nun 120 savaş gemisiyle rusya'ya gözdağı vermesi
bu avrupa, yanı başında darma duman edilen yugoslavya’yı görmezlikten gelen, sırp milliyetçilerinin yaptıklarına sessiz kalan birlik değil midir?
inanın, avrupa birliği kapalı kapılar ardında rusya ile görüşmüş ve bir şekilde kendilerini garanti altına almışlardır. çünkü günümüz dünyasında siyaset kirli bir oyundur.
bakmayın siz yapılan açıklamalara. siyasetçiler bir söz söylüyorlarsa, bin kez düşünmek gerek.
inanın, avrupa birliği kapalı kapılar ardında rusya ile görüşmüş ve bir şekilde kendilerini garanti altına almışlardır. çünkü günümüz dünyasında siyaset kirli bir oyundur.
bakmayın siz yapılan açıklamalara. siyasetçiler bir söz söylüyorlarsa, bin kez düşünmek gerek.
devamını gör...
açık ve net konuşan insan
marifet değildir. eldekilerin getirisinden ibarettir. ne kadar rahatsan o kadar açık ve net konuşursun. durumdan rahatsız olup ağzından kaçırdığın da olur, isyan edip eteğindeki taşları döktüğün de ama bir karakter özelliği olarak açık ve net konuşan kimseler ya pek çok şeyi kazandıkları için ya da kaybettikleri için rahattırlar.
devamını gör...
anatolian rock revival project
türkçesi "anadolu rock'ı diriltme projesi" olan bir youtube kanalı. 70-80'lerin anadolu rock plak kayıtlarını toparlayıp bunlara harika illüstrasyonlar üreterek mükemmel bir iş çıkartmaktadır.
youtube kanalı
ayrıca
(bkz: bir eylül akşamı)
youtube kanalı
ayrıca
(bkz: bir eylül akşamı)
devamını gör...
online butonundan moderasyonu stalklamak
kadrajima takilan iki moderatorle daha karsinizdayim. bu goruntuden sonra bengaripsengüzeldünyaumutlu modumuzun ne kadar masum oldugunu anlamis oluyoruz.


basima bir is gelirse google play store sorumludur.


basima bir is gelirse google play store sorumludur.
devamını gör...
durante la tormenta
sürekli karşıma çıkıp hep erteledigim filmdi kendisi. resmen soluksuz izleniyormuş son zamanlarda izlediğim ennn iyi film diyebilirim, zamanda yolculuk yapılan, anlaşılması zor olan yada baştan sonu belli olmayan filmleri seviyorum. izlerken insanın tüylerini diken diken ediyor ve bittiğinde zamanınızın boşa gitmediğini hissettiriyor diyebilirim..
devamını gör...
yorgun demokrat
mükemmel bir ahmet kaya şarkısıdır ve şarkının bulunduğu albümün adıdır.
youtube
karanlık yollardan geçtik
zehir gibi sular içtik
bir yanımızda ölüm
bir yanımızda yar sevdik
bir değil bin bir kere
sırat köprüsünden geçtik
cehennem denen illetin
taa göğsünü deldik geçtik
bu yolda dönenler oldu
mum gibi sönenler oldu
yar göğsüne baş komadan
vurulup düşenler oldu
bu yolda dönenler oldu
mum gibi sönenler oldu
yar göğsüne baş komadan
vurulup düşenler oldu
bir sen kaldın geride
bir sen kaldın geride
ah akıp gidiyor hayat
yüreğim anlıyor seni
artık susma yorgun demokrat
ah akıp gidiyor hayat
yüreğim anlıyor seni
artık susma yorgun demokrat
şarkılar küsmüş dudağa
ömründe gecikmiş hasat
karışmış çoluk çocuğa
geçim derdinde demokrat
içlenir hatırladıkça
izlerini o günlerin
düşe kalka bata çıka
yaşadığı o depremin
bu yolda dönenler oldu
mum gibi sönenler oldu
yar göğsüne baş komadan
vurulup düşenler oldu
bu yolda dönenler oldu
mum gibi sönenler oldu
yar göğsüne baş komadan
vurulup düşenler oldu
bir sen kaldın geride
bir sen kaldın geride
ah akıp gidiyor hayat
yüreğim anlıyor seni
artık susma yorgun demokrat
ah akıp gidiyor hayat
yüreğim anlıyor seni
artık susma yorgun demokrat
youtube
karanlık yollardan geçtik
zehir gibi sular içtik
bir yanımızda ölüm
bir yanımızda yar sevdik
bir değil bin bir kere
sırat köprüsünden geçtik
cehennem denen illetin
taa göğsünü deldik geçtik
bu yolda dönenler oldu
mum gibi sönenler oldu
yar göğsüne baş komadan
vurulup düşenler oldu
bu yolda dönenler oldu
mum gibi sönenler oldu
yar göğsüne baş komadan
vurulup düşenler oldu
bir sen kaldın geride
bir sen kaldın geride
ah akıp gidiyor hayat
yüreğim anlıyor seni
artık susma yorgun demokrat
ah akıp gidiyor hayat
yüreğim anlıyor seni
artık susma yorgun demokrat
şarkılar küsmüş dudağa
ömründe gecikmiş hasat
karışmış çoluk çocuğa
geçim derdinde demokrat
içlenir hatırladıkça
izlerini o günlerin
düşe kalka bata çıka
yaşadığı o depremin
bu yolda dönenler oldu
mum gibi sönenler oldu
yar göğsüne baş komadan
vurulup düşenler oldu
bu yolda dönenler oldu
mum gibi sönenler oldu
yar göğsüne baş komadan
vurulup düşenler oldu
bir sen kaldın geride
bir sen kaldın geride
ah akıp gidiyor hayat
yüreğim anlıyor seni
artık susma yorgun demokrat
ah akıp gidiyor hayat
yüreğim anlıyor seni
artık susma yorgun demokrat
devamını gör...
çayı süt ile içmek
ingilizler tarafından oldukça sık yapılan eylemdir.
şahsım tarafından denenmiş fakat mide bulantısı ile sonuçlanmıştır.
çayı ketçap ile içmek arasında bir fark yoktur.
saygılar.
şahsım tarafından denenmiş fakat mide bulantısı ile sonuçlanmıştır.
çayı ketçap ile içmek arasında bir fark yoktur.
saygılar.
devamını gör...
cinsel yönelime moda demek
öncelikle cinsel yönelim doğuştan gelir, ergenliğe girmekle beraber kendisini gösterir.
bu kavramı çok geniş tutabiliriz lakin bazı insanlar büyük bir hata yaparak nekrofili, pedofili; zoofili gibi hastalık olan "sapkın yönelimleri" de cinsel yönelim sanıyor.
çoğu insan homoseksüelliği, aseksüelliği, biseksüelliği veyahut transseksüellik gibi gayet doğal olan yönelimleri hem sapkınlık sanıyor hem de moda sanıyor.
tabii ki toplumda bu yönelimleri sırf dikkat çekmek için kullananlar var lakin bu kişilere bakarak "şu da moda oldu artık" demek büyük bir hata bence.
evet, eskiden cinsel yönelimle ilgili kullanılan kavramlar az, aktivistler ise yok diyebileceğimiz kadar azdı. gelişiyoruz, yeni kavramlar bulunuyor ve kendisini bu kavramın tabirine uygun görenler ise bu kavramı benimsiyor ve yeniliğin getirdiği heyecan ile bu kavram geniş kitlelere çok hızlı bir şekilde ulaşıyor ve kendilerini koyabilecekleri bir köşe bulamayan insanlar, bu köşeye kendilerini ait hissediyor, bazıları da çıkıp "ay bu da moda oldu artık yhaa" diyor.
bir şeyin moda -belirli bir süre bir şeye karşı toplumca gösterilen aşırı, yaygın düşkünlük.- olabilmesi için yükselişe geçmesi ve sonra da unutulması, artık demode olması lazım. cinsel yönelimler mevsimlik elbiseler değildir, sürekli canlı kalır ve o yönelimi taşıyan insanlar her daim olur.
ve bu arada, hiç kimseden " ay şekerim artık homoseksüellik demode oldu yhaa" tarzında bir söylem duymadım.
bu kavramı çok geniş tutabiliriz lakin bazı insanlar büyük bir hata yaparak nekrofili, pedofili; zoofili gibi hastalık olan "sapkın yönelimleri" de cinsel yönelim sanıyor.
çoğu insan homoseksüelliği, aseksüelliği, biseksüelliği veyahut transseksüellik gibi gayet doğal olan yönelimleri hem sapkınlık sanıyor hem de moda sanıyor.
tabii ki toplumda bu yönelimleri sırf dikkat çekmek için kullananlar var lakin bu kişilere bakarak "şu da moda oldu artık" demek büyük bir hata bence.
evet, eskiden cinsel yönelimle ilgili kullanılan kavramlar az, aktivistler ise yok diyebileceğimiz kadar azdı. gelişiyoruz, yeni kavramlar bulunuyor ve kendisini bu kavramın tabirine uygun görenler ise bu kavramı benimsiyor ve yeniliğin getirdiği heyecan ile bu kavram geniş kitlelere çok hızlı bir şekilde ulaşıyor ve kendilerini koyabilecekleri bir köşe bulamayan insanlar, bu köşeye kendilerini ait hissediyor, bazıları da çıkıp "ay bu da moda oldu artık yhaa" diyor.
bir şeyin moda -belirli bir süre bir şeye karşı toplumca gösterilen aşırı, yaygın düşkünlük.- olabilmesi için yükselişe geçmesi ve sonra da unutulması, artık demode olması lazım. cinsel yönelimler mevsimlik elbiseler değildir, sürekli canlı kalır ve o yönelimi taşıyan insanlar her daim olur.
ve bu arada, hiç kimseden " ay şekerim artık homoseksüellik demode oldu yhaa" tarzında bir söylem duymadım.
devamını gör...
kekemelik
akıcı konuşma bozukluğu rahatsızlığıdır. iletişim kurmaktan alıkoyan ve özgüvensel sorunlara sebep olan, konuşmanın gidişatını etkileyen bir bozukluktur. bu bozukluğa sahip birey ses ve sözcükleri tekrar eder, sözcükleri uzatır, bu yüzden de konuşmaya çalışırken hayli çaba sarf eder. birey, tam önemli bir söz söylemek isterken orada kilitlenir. konuşurken zorlanması da bireyi ikinci davranışlara iter. göz teması kuramama, göz kırpma, eliyle bir yerlere vurma, bacakları sallama, kullanmak isterken kaygılandığı sözcüğü kullanmaktan vazgeçme, bireyin ikinci davranışlarıdır. bizler için telefonla konuşmak ya da adres soranlara yanıt vermek günlük ve olağan bir hareket. ama gelin görün ki kekeme bir kişi için bu büyük bir soruna dönüşüyor. kekemeliğin bir çok türü olmakla beraber, kekemeliğin geçici veya kalıcı olduğu konusunda görüş bildirmek imkansızdır.
kekemelik, araç içinde hareket halindeyken radyo dinlerken yayının arada sorun çıkarmasına benzer. bazen cızırtılı bazen boğuk, ama nihayetinde ne dendiği anlaşılır. bu boğuk sesin üzerine farklı faktörler eklenince, mesela dar bir sokak veya tünelden geçince sinyalin tamamen kopması da kekemelik oluyor.
kekemelik, araç içinde hareket halindeyken radyo dinlerken yayının arada sorun çıkarmasına benzer. bazen cızırtılı bazen boğuk, ama nihayetinde ne dendiği anlaşılır. bu boğuk sesin üzerine farklı faktörler eklenince, mesela dar bir sokak veya tünelden geçince sinyalin tamamen kopması da kekemelik oluyor.
devamını gör...
terk edilmemek için yalvarmak
insanın aciz durumuna düştüğü durumdur. genelde kendisinde olmadığı için böyle bir hata yapar. kendini hiçe sayıp sevgisine sığınır. sevdiği insanı kaybedecek olmanın verdiği korkuyla yalvarır sonra pişman olur o ayrı.
devamını gör...
edda
başlığı edda olarak açtım fakat bunlar iki tanedir. iskandinav mitolojisi, şiiri, vikinglerin yaşayışları gibi konuları kapsayan, izlanda dilinde, derleme edebi eserlerdir. denilir ki, izlanda dili o kadar az değişmiştir ki, yeniyetme bir izlandalı dahi bu çok eski eserleri okuduğunda rahatça anlayabilir.
bunlar eski ve yeni edda’dır. öncelikle yeni edda’dan bahsedeceğim. çünkü bunun yazarı da, daha doğrusu derleyeni de, tarihi de kısmen belli. diğeri ise kafa karıştırıcı.
yeni edda, diğer adıyla nesir edda, başka bir adıyla prose edda snorri sturluson adında önemli bir şahsiyet tarafında 1220’lerde derlenmiş. içerisinde eski şiirlerden tutun, evrenin kökeni ve viking kozmogonisine kadar bir sürü bilgi var. araştırmacılar sturluson’un bu eseri tek başına derlemediğini düşünüyor. fakat öncü kişi diyebiliriz.
diğer edda ise manzum edda, ya da eski edda. bu bir nevi şiir koleksiyonu. ne tam tarihi biliniyor ne de yazanı. 1643 yılında keşfedilmiş. içerisinde şiirler, dünyanın başlangıç ve sonuna ilişkin mitler, yüce tanrı odin ile ilgili hikayeler var.
eski edda’nın türkçe çevirisi var mı bilmiyorum. yeni edda’nın bir kısmı ise yeditepe yayınevi tarafından “viking mitolojisi” ismi ile çevrildi. sanırım iskandinav kültürü ve edebiyatı açısından en önemli eserlerin başlarında eddalar gelir.

ilk görsel manzum edda.
bunlar eski ve yeni edda’dır. öncelikle yeni edda’dan bahsedeceğim. çünkü bunun yazarı da, daha doğrusu derleyeni de, tarihi de kısmen belli. diğeri ise kafa karıştırıcı.
yeni edda, diğer adıyla nesir edda, başka bir adıyla prose edda snorri sturluson adında önemli bir şahsiyet tarafında 1220’lerde derlenmiş. içerisinde eski şiirlerden tutun, evrenin kökeni ve viking kozmogonisine kadar bir sürü bilgi var. araştırmacılar sturluson’un bu eseri tek başına derlemediğini düşünüyor. fakat öncü kişi diyebiliriz.
diğer edda ise manzum edda, ya da eski edda. bu bir nevi şiir koleksiyonu. ne tam tarihi biliniyor ne de yazanı. 1643 yılında keşfedilmiş. içerisinde şiirler, dünyanın başlangıç ve sonuna ilişkin mitler, yüce tanrı odin ile ilgili hikayeler var.
eski edda’nın türkçe çevirisi var mı bilmiyorum. yeni edda’nın bir kısmı ise yeditepe yayınevi tarafından “viking mitolojisi” ismi ile çevrildi. sanırım iskandinav kültürü ve edebiyatı açısından en önemli eserlerin başlarında eddalar gelir.


ilk görsel manzum edda.
devamını gör...
tuvalet kağıdını zorunlu bir ihtiyaç gibi göstermek
"en temizi elinizle temizlemeniz" cümlesinden sonra okumadım.
devamını gör...
yalan olduğu bilinen sözler
ben çok değiştim (yalan.kimse kolay değişmez.)
dünyaya bir daha gelsem hiç düşünmeden yine ve yalnız seni severdim...vb.
dünyaya bir daha gelsem hiç düşünmeden yine ve yalnız seni severdim...vb.
devamını gör...
sözlük mağazası
fiyatlar dolara endekslenmiş. fakirlere bir darbe de yoldaştan geldi.
devamını gör...
habil ile kabil
kabil ve habil’in hikayesi, ahlak ve kul hakkı kavramlarının, dinler daha yokken var olan kavramlar olduğunu, semavi ve sair tüm dinlerin de temel olarak bu kavramlar üzerine oluşturulduğunu gözler önüne seren çok güzel bir hikayedir.
hikayede kardeşinin canına kasteden ve yaşama hakkını elinden alan başka bir kardeş var. hikayede kıskançlık var, hasetlik var. baştan aşağı etik dışılıkla yoğrulmuş bir kıssa.
sonrasında gelen tüm dinler, tüm kitaplar ve peygamberler ve semavi olmayan dinlerin veya inanışların fikir önderleri genel olarak “ahlak” ı ve “kul hakkı” nı(tüm canlıların doğuştan var olan hakları) anlatmışlar.
anlatmışlar ama biz bir türlü anlamamışız veya anlamak zor gelmiş, anlamamış gibi yapmışız. ikinci seçenek daha gerçekçi gibi. çünkü işimize gelmedi bu gerçekler hiçbir zaman. biz, zaman içinde dinlerin temeli olan bu kavramlara uymadan dindar da olduk. kul hakkına girdik, haset ettik, saygısızlık yaptık, öldürdük ve tüm bunları dinin içine de yapıştırıp geçtik. oysa yaratıcı dememiş mi ümmeti olduğumuz pergamber için; “şüphesiz ki sen, yüce bir ahlak üzeresin”.
“ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” dan yola çıkarak ahlaksızlığımızın diz boyu olduğu su götürmez bir gerçek. e dinimize de laf edemeyiz sonuçta kişi dindarım diyorsa dindardır. sonuç olarak ahlaksız dindar oluyoruz biz. sıkı bir tezatlık barındırsa da tanımımız bu.
bir arada olmayacak iki kavramı biz bir araya getirmeyi başardık. ahlaksızlık ve dindarlık. belki dinden önce ahlakı öğrenip içimize sindirebilseydik ve alt yapıyı bu şekilde ahlak-saygı ikilisi üzerine üzerine kursaydık, sonrasında dinle üzerinde harika bir solo atardık. ama atamız kabil bizim.
tabi atamız kabil diye tüm suçu kabil ve şeytana atma üç kağıdına girmeyelim. bunu yapma ihtimalimize istinaden de düşünüp tutalım diye bize öğütler de verildi akıl da. kabil de olabiliriz habil de.
hikayede kardeşinin canına kasteden ve yaşama hakkını elinden alan başka bir kardeş var. hikayede kıskançlık var, hasetlik var. baştan aşağı etik dışılıkla yoğrulmuş bir kıssa.
sonrasında gelen tüm dinler, tüm kitaplar ve peygamberler ve semavi olmayan dinlerin veya inanışların fikir önderleri genel olarak “ahlak” ı ve “kul hakkı” nı(tüm canlıların doğuştan var olan hakları) anlatmışlar.
anlatmışlar ama biz bir türlü anlamamışız veya anlamak zor gelmiş, anlamamış gibi yapmışız. ikinci seçenek daha gerçekçi gibi. çünkü işimize gelmedi bu gerçekler hiçbir zaman. biz, zaman içinde dinlerin temeli olan bu kavramlara uymadan dindar da olduk. kul hakkına girdik, haset ettik, saygısızlık yaptık, öldürdük ve tüm bunları dinin içine de yapıştırıp geçtik. oysa yaratıcı dememiş mi ümmeti olduğumuz pergamber için; “şüphesiz ki sen, yüce bir ahlak üzeresin”.
“ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” dan yola çıkarak ahlaksızlığımızın diz boyu olduğu su götürmez bir gerçek. e dinimize de laf edemeyiz sonuçta kişi dindarım diyorsa dindardır. sonuç olarak ahlaksız dindar oluyoruz biz. sıkı bir tezatlık barındırsa da tanımımız bu.
bir arada olmayacak iki kavramı biz bir araya getirmeyi başardık. ahlaksızlık ve dindarlık. belki dinden önce ahlakı öğrenip içimize sindirebilseydik ve alt yapıyı bu şekilde ahlak-saygı ikilisi üzerine üzerine kursaydık, sonrasında dinle üzerinde harika bir solo atardık. ama atamız kabil bizim.
tabi atamız kabil diye tüm suçu kabil ve şeytana atma üç kağıdına girmeyelim. bunu yapma ihtimalimize istinaden de düşünüp tutalım diye bize öğütler de verildi akıl da. kabil de olabiliriz habil de.
devamını gör...
jahrein'in başlattığı ve 122 bin kişinin katıldığı inanç anketi
anlamsız olduğunu düşündüğüm anket.
müslüman olduğu iddia edilen insanların büyük bir kısmı küçük şehirlerde, kırsal alanlarda ve "muhafazakâr" olduğu söylenen bir hayat yaşıyor ve bu insanların çoğu twitter ya da jahrein ile alakalı bir şey duymamıştır bile hayatında. dolayısıyla bu ortamları kullanıp burada oy veren kişilerin hatrı sayılır bir kısmının, oy kullanmayacak durumlara kıyasla büyük ihtimalle inançsız olacağı tahmin edilebilir.
ha demiyorum ki tüm türkiye oy kullansa %99 çıkar. tabii ki daha düşüktür oran ama %40'larda mı yoksa daha mı yüksek olup olmadığını bilmek için bundan daha fazla veriye ihtiyaç var. zira bu kadar düşük olsa 20 senedir aynı partiyi seçmezdi birileri din gerekçesiyle.
bu şuna benziyor; yurt dışında yapılan, mesela "en komik film" oylamasında listede olan bir türk filmi varsa, insanların çoğu "millet yüklenin de bizimki 1. olsun" mantığıyla gidip orada oy veriyor. belki listede daha komik bir film var ama biz orada milliyetçi duygularla adaletsizce oy verdiğimizden anket sonucu da aslında manipülatif olmuş oluyor. yani örnek bire bir karşılamıyor bu durumu ama, tamamen o sanal ortamda bulunan insanların ne amaçla orada oldukları, insan profili gibi durumların, sonucu etkilemesi bakımından benzerlik taşıyor.
tam da anlatamadım galiba ne demek istediğimi ama neyse...
müslüman olduğu iddia edilen insanların büyük bir kısmı küçük şehirlerde, kırsal alanlarda ve "muhafazakâr" olduğu söylenen bir hayat yaşıyor ve bu insanların çoğu twitter ya da jahrein ile alakalı bir şey duymamıştır bile hayatında. dolayısıyla bu ortamları kullanıp burada oy veren kişilerin hatrı sayılır bir kısmının, oy kullanmayacak durumlara kıyasla büyük ihtimalle inançsız olacağı tahmin edilebilir.
ha demiyorum ki tüm türkiye oy kullansa %99 çıkar. tabii ki daha düşüktür oran ama %40'larda mı yoksa daha mı yüksek olup olmadığını bilmek için bundan daha fazla veriye ihtiyaç var. zira bu kadar düşük olsa 20 senedir aynı partiyi seçmezdi birileri din gerekçesiyle.
bu şuna benziyor; yurt dışında yapılan, mesela "en komik film" oylamasında listede olan bir türk filmi varsa, insanların çoğu "millet yüklenin de bizimki 1. olsun" mantığıyla gidip orada oy veriyor. belki listede daha komik bir film var ama biz orada milliyetçi duygularla adaletsizce oy verdiğimizden anket sonucu da aslında manipülatif olmuş oluyor. yani örnek bire bir karşılamıyor bu durumu ama, tamamen o sanal ortamda bulunan insanların ne amaçla orada oldukları, insan profili gibi durumların, sonucu etkilemesi bakımından benzerlik taşıyor.
tam da anlatamadım galiba ne demek istediğimi ama neyse...
devamını gör...



