robin scherbatsky
bir şarkısının sırrı yıllar sonra çözülmüştü.
bir ara tekrar bitirmeyi düşündüğüm dizinin güzel bir karakteri.
bir ara tekrar bitirmeyi düşündüğüm dizinin güzel bir karakteri.
devamını gör...
lucifer'i savunmak
- sen lucifer'ı savundun !
- savunmadım !
- alçak , p**t
- bir tane çakacağım ağzının üstüne !
- savunmadım !
- alçak , p**t
- bir tane çakacağım ağzının üstüne !
devamını gör...
ex oriente lux
ışık doğudan yükselir anlamına gelen latince deyiş. yani uygarlığın temeli mezopotamya'dır.
lakin deyiş şu şekilde devam eder, ex occidente doxa. yani bilgi batıdan.
doğudan yükselen ışık, batıyı aydınlatır gibi de düşünülebilir.
lakin deyiş şu şekilde devam eder, ex occidente doxa. yani bilgi batıdan.
doğudan yükselen ışık, batıyı aydınlatır gibi de düşünülebilir.
devamını gör...
normal sözlük kelimelik turnuvası
merhabalar sevgili turnuvacı portakallar,
bu saate kadar çoktaaaaan maçların bitmiş olması gerekiyor değil mi?*
şu ana kadar elime gelen skorları aşağıdaki tabloda paylaşıyorum. sevgili tırıs hayatımı kurtararak böyle bir tablo oluşturdu, çünkü kendisi mükemmel bir insan. olmasaydı n'apardım hı? huzurunuzda onlarca yüzlerce binlerce kez teşekkür ediyorum ona.
eğer tabloda adınızın yazdığı yerde bir yanlışlık olduğunu düşünüyorsanız lütfen bana geri dönüş yapın ki düzeltelim ve artık bir üst tura geçelim. sevgiler ve kalpler efendim.


bu saate kadar çoktaaaaan maçların bitmiş olması gerekiyor değil mi?*
şu ana kadar elime gelen skorları aşağıdaki tabloda paylaşıyorum. sevgili tırıs hayatımı kurtararak böyle bir tablo oluşturdu, çünkü kendisi mükemmel bir insan. olmasaydı n'apardım hı? huzurunuzda onlarca yüzlerce binlerce kez teşekkür ediyorum ona.
eğer tabloda adınızın yazdığı yerde bir yanlışlık olduğunu düşünüyorsanız lütfen bana geri dönüş yapın ki düzeltelim ve artık bir üst tura geçelim. sevgiler ve kalpler efendim.


devamını gör...
ilk kez deniz görüldüğünde hissedilenler
yıllarca denizi kuzeyine almış bir karadenizli olarak ankara'da yaşadığım süre boyunca her istanbul ya da trabzon yaptığımda aynı hüznü yaşarım.
sanki bana beni niye ihmal ediyorsun der gibi bakar bana.
canım ya, derim ona bende.
ardından da eklerim;
bende özledim bende
resmin var şu an elimde
sana koşmak isterim
derman yok dizlerimde.
sanki bana beni niye ihmal ediyorsun der gibi bakar bana.
canım ya, derim ona bende.
ardından da eklerim;
bende özledim bende
resmin var şu an elimde
sana koşmak isterim
derman yok dizlerimde.
devamını gör...
ucuz ve pratik yemek tarifleri
çorba ve salatadır.
devamını gör...
hüner coşkuner
türk sanat müziği sanatçısı, 1963 doğumlu sanatçı yakalandığı kemik iliği kanserine yenik düşerek bugün hayatını kaybetmiş.
benim için "gel gönlümü yerden yere vurma güzel ne olursun" şarkısı hiç ondan güzel söyleyen yoktu.
benim için "gel gönlümü yerden yere vurma güzel ne olursun" şarkısı hiç ondan güzel söyleyen yoktu.
devamını gör...
tırnak batması
insanı acıdan öldüren olaydır. tırnağın deri altına girmesiyle derinize batmasıyla oluşan hadisedir.
bir çözümü bulunamıyor.
internette batan tırnağı çıkarmaya yarayan aletler var ama ne kadar işe yarıyor bilemiyorum.
bir çözümü bulunamıyor.
internette batan tırnağı çıkarmaya yarayan aletler var ama ne kadar işe yarıyor bilemiyorum.
devamını gör...
keşke yeniden başlasa denilen dizi
(bkz: avrupa yakası)
devamını gör...
darı vs mısır
darı, güney ve güneydoğu anadolu'da mısır için kullanılan bir sözcüktür ama darının doğru anlamı gerçekte taneleri olan tüm hububat için söylenen bir sözcüktür. yalnızca mısırı kast eden sözcük değil ama bazı illerimizde öyle söylenegelmiş.
devamını gör...
yazdığınız başlığın silinmesi
şahsın moderatör diye bahsettiği kişi benim.
açılan başlık; yakışıklı değil sempatik diyen kız,
yazılan tanım; allah belasını versindir.
yazara "aşk olsun ya" diye şakayla karışık mesaj attım. o da "gülelim diye" mesaj attı. ne alakaysa beni moderatör sanmış. başlık silindi mi, dedi, silinmiş sanırım deyip modlara sormasını istedim. nereden çıktı moderatör olduğum, nereden çıktı engellediğim? demek ki format dışı bir şey varmış, silmişler. gelip neden sinirinizi başka bir başlık açarak başkasından çıkarıyorsunuz? bir de yargı dağıtarak. çok ayıp.
açılan başlık; yakışıklı değil sempatik diyen kız,
yazılan tanım; allah belasını versindir.
yazara "aşk olsun ya" diye şakayla karışık mesaj attım. o da "gülelim diye" mesaj attı. ne alakaysa beni moderatör sanmış. başlık silindi mi, dedi, silinmiş sanırım deyip modlara sormasını istedim. nereden çıktı moderatör olduğum, nereden çıktı engellediğim? demek ki format dışı bir şey varmış, silmişler. gelip neden sinirinizi başka bir başlık açarak başkasından çıkarıyorsunuz? bir de yargı dağıtarak. çok ayıp.
devamını gör...
82 yaşındaki normal sözlük yazarı
istatistik tablosundan yaş dağılımını incelerken fark ettiğim büyüğümüz.
devamını gör...
okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
ateşli bir şekilde savunulan görüşler asla iyi bir temele dayanmayan görüşlerdir; gerçekten de şiddetli duygusallık, görüş sahibinin rasyonel kanıtlardan yoksun olduğunun bir göstergesidir.
bertrand russel
sorgulayan denemeler
1928 yılında yayınlanan bir kitap, o günden bugüne hiç değişmeyen insanlık.
bertrand russel
sorgulayan denemeler
1928 yılında yayınlanan bir kitap, o günden bugüne hiç değişmeyen insanlık.
devamını gör...
arı
yıllar önce, uyuz alt kat komşumuzun, balkonda petekli bal sakladığı bir sıra, o balkonu bulamayan az akıllılarının bizim balkonda fink atanları.
bir gün, bir tanesini haşin bir gazete darbesi ile yere serdim.
kızlardeşim sen git, yalınayak o arının üzerine bas. öyle bir çığlık attı öyle bir çığlık attı. arı kardeş öldükten sonra da sokabiliyormuş onu öğrendik.
kardeşimin 3 gün okula gidemedi.
büyükler bana çok kızdı.
o gün bu gün, öldürdüğüm arıyı en yakın
çöpe atarım.
bir gün, bir tanesini haşin bir gazete darbesi ile yere serdim.
kızlardeşim sen git, yalınayak o arının üzerine bas. öyle bir çığlık attı öyle bir çığlık attı. arı kardeş öldükten sonra da sokabiliyormuş onu öğrendik.
kardeşimin 3 gün okula gidemedi.
büyükler bana çok kızdı.
o gün bu gün, öldürdüğüm arıyı en yakın
çöpe atarım.
devamını gör...
the gits
1986 yılında ohia'da kurulmuş, ne yazık ki 1993 yılında trajik nedenler dolayısıyla dağılmak zorunda kalmış punk rock ve grunge tarzlarını çok hoş bir şekilde icra etmiş ama pek değeri pek bilinememiş müzik grubu.

grubun üyeleri ilk olarak antioch college'de bir araya gelip müzik yapmak istediklerini belirterek bunu yapmaya koyuldular. ilk kadro kısmında joe spleen, matt dresdner ve steve moriarty var idi ama çok belirgin bir vokal sıkıntısı çekiliyordu. joe spleen, insanların "sessiz, sakin, tuhaf kız..." olarak tanımladıkları bir kadını grubun provalarından birine alma fikrini öne sürünce başlarda saçma bulunsa da, bu tuhaf kadın olan mia zapata, daha ilk provada grubun vokal kısmını kaptı.
grubun bulundukları yerde bir şeyler yapamıyor oluşu ve seattle'da patlayan grunge akımı neticesiyle, seattle'a taşınma kararı alan grup, iki senelik bir çalışma ardından ilk albümleri frenching the bully'yi yayınladılar. beklediklerinden çok daha az ilgi görmeleri yüzünden yüzünden joe spleen ve matt dresdner onlarca kez grubu dağıtmak istemelerine rağmen karşılarında, onlara pozitif duygular aşılayan mia zapata'nın "inanıyorum, çok hoş şeyler yapacağız!" sözleri ve çabalamasıyla grup stüdyoya girmek için içerik üretmeye devam etti
grubun vokali mia zapata, ikinci albüm olarak düşündükleri enter: the conquering chicken için varını yoğunu ortaya koyuyordu. grubun diğer üyeleri olan spleen, dresdner ve moriarty'yi bıktırma derecesine gelecek kadar albüm ile uğraşıyor, farklı fikirler ortaya atıyor ve bazı şarkıları tekrar gözden geçiriyordu. mia kararını vermişti, enter: the conquering chicken yapabilecekleri en iyi şey olacaktı.
albümün büyük kısmı mart 1993'te tamamlandı ve bir yıl sonrası için çıkması planlanan albümün albüm kapağı, şarkıların tekrar gözden geçirilmesi veyahut eklenip çıkartılacak şarkı kısımları üzerine düşünülmeye başlandı. temmuz 1993'e gelindiği zaman, mia albüm için oldukça umutlu olduğu bir zaman diliminde, 7 temmuz 1993'da saat 02:00 civarında kuzenine gitmek için evinden çıkmış ve yaklaşık 03:30'da bir parkta öldürülmüş olarak bulundu... olay sadece bununla sınırlı değildi dövülmüş ve tecavüze uğramıştı.
bu olay, gits'i tamamen bitirmeye yetti, dahası da sadece gits'ibitirmemiş, bir anda grunge'a ilgi duyan seattle camiasını da ayağa kaldırmış, bu kadını kimin öldürdüğünü bulmak için grunge fanları yetmiş bin dolar toplayıp yüzlerce özel dedektif tutmuşlardı.
mia'nın ölümünden bir yıl kadar sonra, tam da mia'nın önerdiği tarihte albüm çıktı ve bekledikleri ilgiden çok daha fazlasını gördü; ama ne yazık ki bu kısmı mia göremedi ya, en çok da canım buna yanıyor.
gits dağıldıktan sonra bazı plak şirketleri, gits'in yayınlanmamış şarkılarını da ekleyerek toplama albümler çıkardılar, kings & queens,, seafish louisville , best of the gits bunlardan bazıları.
şimdi en hoşuma giden gits şarkısıyla sizleri uğurluyorum.
it all dies anyways

grubun üyeleri ilk olarak antioch college'de bir araya gelip müzik yapmak istediklerini belirterek bunu yapmaya koyuldular. ilk kadro kısmında joe spleen, matt dresdner ve steve moriarty var idi ama çok belirgin bir vokal sıkıntısı çekiliyordu. joe spleen, insanların "sessiz, sakin, tuhaf kız..." olarak tanımladıkları bir kadını grubun provalarından birine alma fikrini öne sürünce başlarda saçma bulunsa da, bu tuhaf kadın olan mia zapata, daha ilk provada grubun vokal kısmını kaptı.
grubun bulundukları yerde bir şeyler yapamıyor oluşu ve seattle'da patlayan grunge akımı neticesiyle, seattle'a taşınma kararı alan grup, iki senelik bir çalışma ardından ilk albümleri frenching the bully'yi yayınladılar. beklediklerinden çok daha az ilgi görmeleri yüzünden yüzünden joe spleen ve matt dresdner onlarca kez grubu dağıtmak istemelerine rağmen karşılarında, onlara pozitif duygular aşılayan mia zapata'nın "inanıyorum, çok hoş şeyler yapacağız!" sözleri ve çabalamasıyla grup stüdyoya girmek için içerik üretmeye devam etti
grubun vokali mia zapata, ikinci albüm olarak düşündükleri enter: the conquering chicken için varını yoğunu ortaya koyuyordu. grubun diğer üyeleri olan spleen, dresdner ve moriarty'yi bıktırma derecesine gelecek kadar albüm ile uğraşıyor, farklı fikirler ortaya atıyor ve bazı şarkıları tekrar gözden geçiriyordu. mia kararını vermişti, enter: the conquering chicken yapabilecekleri en iyi şey olacaktı.
albümün büyük kısmı mart 1993'te tamamlandı ve bir yıl sonrası için çıkması planlanan albümün albüm kapağı, şarkıların tekrar gözden geçirilmesi veyahut eklenip çıkartılacak şarkı kısımları üzerine düşünülmeye başlandı. temmuz 1993'e gelindiği zaman, mia albüm için oldukça umutlu olduğu bir zaman diliminde, 7 temmuz 1993'da saat 02:00 civarında kuzenine gitmek için evinden çıkmış ve yaklaşık 03:30'da bir parkta öldürülmüş olarak bulundu... olay sadece bununla sınırlı değildi dövülmüş ve tecavüze uğramıştı.
bu olay, gits'i tamamen bitirmeye yetti, dahası da sadece gits'ibitirmemiş, bir anda grunge'a ilgi duyan seattle camiasını da ayağa kaldırmış, bu kadını kimin öldürdüğünü bulmak için grunge fanları yetmiş bin dolar toplayıp yüzlerce özel dedektif tutmuşlardı.
mia'nın ölümünden bir yıl kadar sonra, tam da mia'nın önerdiği tarihte albüm çıktı ve bekledikleri ilgiden çok daha fazlasını gördü; ama ne yazık ki bu kısmı mia göremedi ya, en çok da canım buna yanıyor.
gits dağıldıktan sonra bazı plak şirketleri, gits'in yayınlanmamış şarkılarını da ekleyerek toplama albümler çıkardılar, kings & queens,, seafish louisville , best of the gits bunlardan bazıları.
şimdi en hoşuma giden gits şarkısıyla sizleri uğurluyorum.
it all dies anyways
devamını gör...
sevişme sahnesi yüzünden netflix yapımını reddeden oyuncu
ulan size ne ? kadın sevişme sahnesi çekmek istemiyor işte, illa sevişmesi mi lazım sizin gözünüzde bi yere gelmesi için ne? elin kadını üstünden muhabbet döndürüyosunuz utanmazlar.belki sevişmekle alakası bile yok olayın tanımadığınız kadınla ilgili atıp tutmuşsunuz. sevişene bi şey diyosunuz, sevişmeyene başka bi şey. medyanın bunu doğru yansıttığını nerden biliyosunuz? tanımadığınız insanları özelliklede tanımadığınız kadınları çok kolay harcıyosunuz valla bravo. tü ulan hepinize yine şu kafa sözlükte bi düzgün zihniyet göremicez sanırım yanlış yerdeyiz. oyuncusun sen diyip porno teklifini de kabul mü etmesi lazım ya
devamını gör...
behzat ç.
her bölümde ayrı bir cinayet vakası çözülen, arka planda komiserlerin hayatı işlenen güzel bir yerli polisiye dizi. çok fazla argo ve küfür olduğu için günde birden fazla bölüm izlemenizi önermem. bir süre sonra kendinizi "la, saçma sapan konuşma la" gibi şeyler söylerken bulabilirsiniz.
devamını gör...
sena şener
sesinin tinisina dustugum, durusunu da begendigim bir muzisyen. sarkilarinin guzelliginden bahsetmeme gerek yok sanirim, ozellikle her an gidebilirim, insan gelir insan gecer ve sendin dusmanim sarkilarinin yeri bende ayridir...
devamını gör...
başka yaşamların avukatıyız
başka yaşamların avukatıyız ...
evet yanlış okumadınız!..
başka yaşamları savunur, konu bize geldiğinde bir türlü kendi savunmamızda kıyam duramayız.
halbuki kendi yaşamımıza -en çok hakeden bu nadide metafora- tutup bir söylem geliştirmeyiz...
nedense dönüp kendi içimize bakamayız.. en ufak bir içe yönelme halinde dahi, ani bir etkiyle, büyük bir bencillik gelir...
esasen, talep olmadıkça, kaplumbağa misali kendi kabuklamızda yaşasak... yahut bir ıstakoz misali daraldıkça başka kabuklara geçsek... olmaz mı? ..
hiç olmadı yılan gibi her bahar, bir başka deriye evrilsek...
tı tı tıı... yılan dedim değil mi? bu örnek hiç yakışmadı... hatta fıtraten zorunuza gitti.... oysa zehrini akıtıp kısmetinin peşinden koşmak dışında, kimseye bir zararı dokunmayan zavallı bir varlığı, ekmek veren eli ısıran bir insana benzetmek, ancak bize yakışırdı. biz.. insanoğluna...
yakıştı da...
oturup bir insanı, zavallı bir hayvana benzeterek, hemen herkesin gözünde, o hayvanı, bir çırpıda zalim konumuna eriştiriverdik.
peki üzerimize vazife miydi?..
sanmam.. ama bu kez sagopa kajmer misali pek sanmam, hiç sanmam.
elimi çektim altından taşın.
kurtuldu ezilen parmaklarım.
ama canım hala yanıyor
avutsun bahaneler! bahaneler ahh
avutsun... çünkü yine üzerimize vazife olmayan bambaşka yaşamların avukatı olduk: yılanın, belki de haklı bir varoluşsal sancısını, tutup kendi mahkememize konduruverdik..
sahi..
yine üzerimize vazife miydi?..
evet yanlış okumadınız!..
başka yaşamları savunur, konu bize geldiğinde bir türlü kendi savunmamızda kıyam duramayız.
halbuki kendi yaşamımıza -en çok hakeden bu nadide metafora- tutup bir söylem geliştirmeyiz...
nedense dönüp kendi içimize bakamayız.. en ufak bir içe yönelme halinde dahi, ani bir etkiyle, büyük bir bencillik gelir...
esasen, talep olmadıkça, kaplumbağa misali kendi kabuklamızda yaşasak... yahut bir ıstakoz misali daraldıkça başka kabuklara geçsek... olmaz mı? ..
hiç olmadı yılan gibi her bahar, bir başka deriye evrilsek...
tı tı tıı... yılan dedim değil mi? bu örnek hiç yakışmadı... hatta fıtraten zorunuza gitti.... oysa zehrini akıtıp kısmetinin peşinden koşmak dışında, kimseye bir zararı dokunmayan zavallı bir varlığı, ekmek veren eli ısıran bir insana benzetmek, ancak bize yakışırdı. biz.. insanoğluna...
yakıştı da...
oturup bir insanı, zavallı bir hayvana benzeterek, hemen herkesin gözünde, o hayvanı, bir çırpıda zalim konumuna eriştiriverdik.
peki üzerimize vazife miydi?..
sanmam.. ama bu kez sagopa kajmer misali pek sanmam, hiç sanmam.
elimi çektim altından taşın.
kurtuldu ezilen parmaklarım.
ama canım hala yanıyor
avutsun bahaneler! bahaneler ahh
avutsun... çünkü yine üzerimize vazife olmayan bambaşka yaşamların avukatı olduk: yılanın, belki de haklı bir varoluşsal sancısını, tutup kendi mahkememize konduruverdik..
sahi..
yine üzerimize vazife miydi?..
devamını gör...
