tanımlarının çok ilgi çekici olduğu herkesce malum olan, yazışmalar da gayet beyefendi bir yazarın aramızdan ayrılmasına çok üzülürüm. her ne olduysa tatlıya bağlanır dilerim.
devamını gör...

bize gelsene. aynen, pul koleksiyonuma falan bakarız.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

benimdir. babam kalp hastası, ilaç kullanması gerekiyor fakat oruç da tutmak istiyor(70 yaşında, şimdiye kadar hep tutmuş), dün baktım morali bozuk bu konu yüzünden, "ben tutayım senin yerine" dedim, "hehe allahsız adama oruç tutturucam" deyip mutlu oldu, anlaşma sağlandı. 1 ay, gün ışığında kahve sigara içmeyeceğiz artık.
devamını gör...

birleşmiş milletler, ekonomik araştırma forumu gibi yerlerde mültecilerle çalışmış birisi olarak; çocuksa, yaşlıysa, ucuz işgücü sağlıyorsa, suriyeliler dursun. silahlı çatışmadan kaçınmak için buradaysa, suriye milliyetçiliği eksiğine kızıp geri yollayalım. burada zor ve kötü bir hayat yaşarsa tamam ama keyfi yerindeymiş gibi görünürse bu hadsizliği cezalandıralım. oldu mu?
(bkz: devletlerin yanlış potikalarından dolayı halkı cezalandırmayı doğru bulmamak)
devamını gör...

valla belki biraz bencilce ama benim motivasyonum kendimi rahatlatmak üzerine kurulu.
bir şeyler öğrenmiyor değilim ama öğretiyorum desem yalan olur.
belki biraz hayat tecrübesi, azıcık farklı bakış açısı benden alabileceğiniz en fazla bu olur.
ama yine de seviyorum yazmayı buna paralel okumayı da tabi.
devamını gör...

2016'dan beri her kış geldiğinde bu kararı alanların kulaklarını çınlatan uygulama. zamanında "enerji tasarrufu" sebebiyle gerçekleştirilmiştir. nasıl bir enerji tasarrufuysa sabah saatin 9'una kadar ışık kapatamıyoruz. üzerine, özellikle çalışan insanların psikolojilerine etkisi de cabası. evet evet akıllıca. enerji tasarrufu, evet.
devamını gör...

günaydın sözlük,
güzel bir hava var ankara'da
kuşlar cıvıl cıvıl
eskinin, henüz kimsenin uyanmadığı bir pazar sabahı gibi her yer.
yeni yapılmış bir tablo gibi besberrak
bol ve keyifli seyirli bir gün dilerim.
devamını gör...

cengiz aytmatov'un babaannesinden dinlediği masalların tadında kaleme aldığı, uçsuz bucaksız bozkırın ortasında dostuna son vazifesini yerine getiren boranlı yedigey'in bu ıssızlığın içinde geçirdiği hayatını izliyoruz roman boyunca. bozkırda trenler doğudan batıya, batıdan doğuya sürekli gelip gidiyorlar ve kimsesizliğin ortasında birbirine sarılan üç-beş insan yitip gitmemek için birbirlerine dayanarak bütün zorluklara göğüs germeye çalışıyorlar. kah hava şartlarının zorluğu, kah yönetimin suçsuz bir adamın hayatını haksız yere elinden almaya çalışması, kah tabiatı gereği coşan bir hayvanı zapt etmenin zorluğu. bozkırın ortasında mücadele hiç bitmiyor ilk andan itibaren ve siz bu mücadelede yazarın harika üslubu ile bir anda direniyor, kasılıyor ve acıya, üzüntüye, yorgunluğa ortak oluyorsunuz. bir milletin geçmişini de boraanlı yedigey'in geçmişiyle gözden geçiriyoruz ve dönemin yönetimine yönlendirilen eleştiriler de göze çarpıyor. özellikle mankurt hikayesi üzerinden sovyet rejimine yönlendirilen oklar yerini bulmuş. baştan sona kolay kolay elden düşmeden akıp giden, yoğun duyguların okuyucuya güzel bir biçimde aktarıldığı ve insanı uçsuz bucaksız bozkırlara sürükleyen başarılı yapıt.
devamını gör...

çocukların komik ya da eğlenceli sanıp kırıcı davranmaları durumudur. bazen çok acımasız olabiliyorlar. neyin doğru, neyin yanlış, neyin komik, neyin kötü olduğunun tam ayırdına varamayabiliyorlar. burada aileye çok iş düşüyor. çocuklarını kibar, sevgi dolu, iyi, anlayışlı, kimsenin kalbini kırmamaya özen gösteren bireyler olarak yetiştirmelidirler. tabi böyle yetiştirdiğiniz çocuğunuzun okuldan eve ağlayarak gelmesi mümkündür. ama ötekinden daha iyidir diye düşünüyorum.
devamını gör...

en yakın arkadaşımın lisede kitabı çıkmıştı, kitabın başlangıcından sonuna kadar her aşamasına tanık oldum, başrolün ismini ben bulmuştum hatta
son sayfada da kitabı bana ve bir iki arkadaşımıza ithaf etmişti, hala bakar bakar duygulanırım.
havam olsun diye yazdım *
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ah kalbim..
devamını gör...

uyumam gerekirken aklıma joysticklerdeki x'in enter işlevi gördüğü geldi, çok saçma.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

iddialı bir söz olmakla beraber, insanları hareketlerinden ve düşüncelerinden kısa sürede anlama, tahlil etme niteliği olarak tanımlanır.
devamını gör...

''buldukça bunama lan. sıcak yemek neyine yetmiyor?''
''neyime yetmiyor ne demek? insan değil miyiz? fırça da isteriz, karyola da, buzdolabı, radyo da!''


72. koğuş (kitap).
devamını gör...

simit çay ikilisi tabii ki. bi de bi yere giderken varsa bi on dakikanız deniz kenarında martılara karşı yemek bi başkadır.
devamını gör...

çiçekleri evime gönderebilirsiniz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

“borç, borç, borç… o kadar oku, sonra gel, elifi mertek belleyen birine köle ol!”

orhan kemal
devamını gör...

sadece 2-3 günlük kafa iznimde bile bu durumu kanıtlamak için oldukça malzeme toplamam, bu gerçeği gözler önüne sermek için fazlasıyla yetiyor. dışarıdan burger sipariş ediyorum, sosları ve içecekleri getirmeyi unutuyorlar. kargo sipariş ediyorum, teslim edilmeyen ürünler sisteme "teslim edildi" diye yanlış kaydediliyor. eve usta çağırıyorum, balkondaki camları halletmek yerine sigara içip, muhabbet etmekten işlerini yapmıyorlar. yine bu sefer trendyol'a bakıyorum, ortalık sahte ve çakma üründen geçilmiyor. bunlar sadece 2 günlük birikimim bu arada, ki elbette bunlar günlük hayatta yaşadığım, tamamen şahsi ve minik sorunlar. olayı bu kadar basite indirgememekle beraber, kötü yönetilen bir ülkedeki tüm bu vasat altı anlayışın hayatımızın en ufak detaylarına kadar yansımış olduğunu rahatlıkla sezebilmekteyim.

daha önce bahsettiğim 1,5 yıl sonra gelen kargo'dan bahsetmiyorum bile. daha alâ bir fiyasko da türkiye cumhuriyeti'nde çok nadir görülmüştür herhalde. o ihtimal de anca benim gibi bir cenabeti bulabilirdi zaten.

peki ya, bu nedir sevgili sözlük yazarları? neden kimse işini düzgün yapmıyor bu ülkede. "vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır" diyen bir atanın şimdiki torunlarına bakın bir de. gerçekten de gün geçmiyor ki, şu ülkede bir dolandırıcı, sahtekar, tembel, ilgisiz veya suratsız bir çalışana rastlamayalım. gerçekten çok yazık aslında, biz hakkımızı aramayıp, bu duruma alıştıkça, maalesef kimse de kendini düzeltmeye yeltenecek gibi gözükmüyor...
devamını gör...

o da bişey mi, regl kanıyla tablo yapan sanatçılar var onedio linki

buna alışsanız iyi olur. çünkü dünya'da feminizm akımı giderek güçleniyor. dalgalara karşı yüzemezsiniz, tek yapacağınız şey kendinizi dalganın akışına bırakmaktır. çünkü bütün dalgalar kıyıya vurur.

kadınların bir mesajı var: tarih boyunca hep kanlı savaşlar oldu. kan hep şiddetin, çatışmanın, zulmün sembolü oldu. oysa barışı ve doğumu simgeleyen tek kan regl kanı'dır. bu, sizin soyut ideal düşüncelerinizden farklı. bu gerçek.

ne o? gerçeklerle yüzleşmek istemiyor musunuz? kafanızı istediğiniz yere çevirin. kadınlar regl olur. çocuk doğurmak için bu biyolojik bir gerekliliktir. bunu kabullenmekten başka çareniz yok. çünkü mutsuz çocuklar mutsuz toplumlar demektir.

regl kanı politik bir mesajdır. artık barışın sembolü beyaz değildir. artık beyaz yenilginin, mağlubiyetin, yozlaşmanın, yobazlığın sembolü olmuştur. ak olan her şey kirlenecektir, kirlenir.

yüz yıllardır erkeklerin yönetimi altında yaşadık. hanedanlık dönemlerinde ülkelerin en parlak yılları çoğunlukla kadınların iktidarında olmuştur. feminizm erkek düşmanlığı değildir. kadınlara fırsat eşitliği sunulmasıdır. anayasa'da kadın erkek eşit yazsa da uygulamada böyle değil.

atatürk bunu 100 sene önce gördü. "ey kahraman türk kadını sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın."

bütün dünya atatürk'e niçin hayran biliyor musunuz? o her zaman 100 sene sonrasını görebiliyordu. bunu nasıl yapıyor bilmiyorum ama araştırdığım her konuda her literatürde mutlaka atatürk'ün bir fikri, bir görüşü, bir sözü karşıma çıkıyor. genetik ıslah teknikleri dersindeyim pat atatürk'ün anadolu sığırları ıslahı fikri karşıma çıkıyor. agustus comte okuyorum gene atatürk. kadın hakları araştırıyorum yine atatürk. komünist çin'in kuruluşunu araştırıyorum konu bir şekilde yine atatürk'e geliyor.

feminizm, kadınlara fırsat eşitliği yaratılmasını savunur. reklamlara inanmayın, erkek düşmanı değil kimse. kadınlar erkekleri anlamıyor, erkekler de kadınları. erkek düşmanlığı sorunun kaynağı bu. feminizm politik birşeydir, çükü var diye bir insana kin kusanlar aptal. onu kabul ediyorum. ama her ideolojide kraldan çok kralcı vardır. atatürk bile bu yalaka ve menfaatçi insanlarla çok uğraşmıştır. sanki şimdi durum farklı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim