öncelikle bu veledin burda ne işi var diyebilirsiniz istediğiniz kadar. 12. sınıfım şuan dershanenin olmadığı bir ilçede yaşıyorum, dershaneye gitmem için nakil istemem, nakilin çıkması ve okulun yurduna başvuru yapmam ve başvurumunda çıkması lazım. özel ders al diyenler var birde, benim lanet ettiğim tek ders kimya zaten. ne yapsam bilemiyorum. birde ailem dershaneye gitmemi desteklemiyor. öyle ki annem kendini öyle kaptırmış ki dershaneye gitme telefonunu değiştirelim diyor. telefon pek umrumda değil, sadece twitter whatsapp kullanıyorum zaten. şarjı bitmiş 2 gündür bulamıyorum. çok dağınık yazdım biliyorum ama fikir verin

edit:şuan benim için sınav senem bitmiş durumda. dershaneye gitmek istememe rağmen gidemedim. eğer gidip gitmemek sizin seçiminiz ise bazı önerilerim var.
derhaneye gitmeyip evde youtube üzerinden çalışacaksanız şunlara aşırı dikkat edin. ev ortamınızın huzurlu olduğundan emin olun. eğer evdesiniz diye aileniz sürekli size iş yıkıyorsa, yüksek ses varsa, ebeveynleriniz sorumsuzsa vs vs. evde çalışmamaya özen gösterin. bi zaman sonra sizide sınav psikolojisiyle birlikte aşırı etkiliyor. yaşam enerjim ailevi sorunlar ve sınavla birlikte çekildi. ölmüşümde toprak atanım yok haline geldim. umrumda olmaz, kafama takmam vs vs demeyin sakın. o kadar kafaya takıyorsunuz ki yaşayan anlar. ben bu sürecin aile içi sorunlarınız oldukça fazlaysa aile evinden uzakta yaşanması taraftarıyım.
ben sene boyunca sürekli geç kaldığım psikolojisindeydim. işte rakiplerim dershaneye gidiyor, özel ders alıyor ben sadece evden diyerek kendimi demoralize ediyordum. asla ama asla böyle düşünmeyin, sınav aynı sınav, konular aynı konular. onların ne kadar avantajı varsa sizinde aynı şekilde avantajınız var. belki az belki çok ama var. şuan geç kalmış değilsiniz vs vs diye paragraf paragraf yazsam bile anlamayacaksınız. çünkü bende asla anlamadım. sınava girince farkediyorsunuz. 1 sene çok uzun bir zaman. 6 ay çok uzun bir zaman. 1 ay çok uzun bir zaman. yetişir konular salak salak stres yapmayın.


edit2: 350 binden 19 bine çektim dershanesiz, özel derssiz. geride kalanlara allah kolaylık versin.
devamını gör...

devletimizin çok çabuk uyum sağladığı bir sözcük. cinayet masası, kaçakçılık masası, ahlak masası, kriz masası, diplomasi masası, ortadoğu masası, dolmabahçe masası, kıbrıs masası gibi meşhur masalar hayatımıza girip ayrıksı bir yer edindiler. poker masası, kahve masası, meyhane masası ise ayrı klasmanda oynuyor. emniyet teşkilatında cinayet masası, ahlak masası varken siyasi masa kurulmuş değil, o işle de masa değil şube ilgileniyor.
devamını gör...

agah* aydın

(böyle bir çağda-ülkede fikirleriyle aydınlatan filozof için gayet ahenkli bence.)

ihsan eliaçık da benzer şekilde, bilhassa soyadıyla.
devamını gör...

dersi daha eğlenceli hale getirmek için kullanılabilecek çevrimiçi değerlendirme araçlarından biridir. içerisinde çoktan seçmeli, eşleştirme, doğru-yanlış, sürükle bırak gibi farklı türlerde şablonlar var. istediğiniz şablonla etkinlik hazırlayabilir ya da dilerseniz daha önce başkaları tarafından hazırlanıp paylaşılan etkinlikleri de kullanabilirsiniz.

yine avantaj ve dezavantaj olarak inceleyecek olursak*
- ilk 5 şablona kadar ücretsiz kullanabiliyorsunuz daha sonra ücretli üyelik istiyor. bu bir yerde avantaj çünkü geri sayım gibi bir süre sıkıntınız yok istediğiniz zamana kadar 5 şablonu hazırlayabilirsiniz.* ayrıca etkinliği daha sonra düzenleyebilme şansınız olduğundan, sıfırdan yeni bir etkinliğe çevirebilirsiniz. yani sınırsız bir 5 şablon olayı.*
- şablon değiştirme seçeneği var. mesela "ülkemizde hayat" ünitesi ile ilgili bir eşleştir etkinliği oluşturduysanız bunu şablon değiştir seçeneği ile aynı içeriğe sahip bir bulmacaya çevirebiliyorsunuz.
-etkinlikleri internet ortamında kullanabileceğiniz gibi yazdırma seçeneğiniz de mevcut.

o kadar düşündüm ama dezavantajını bulamadım. demek ki baya avantajlı bir uygulamaymış. *

kısacası çeşitliliği fazla ve kullanımı kolay olan bir uygulama. öğrencilerin dikkatini çekeyim, eğlenerek öğrensinler diye çabalayan eğitimci arkadaşlarıma ve "çocukların eğitiminde ev de okul kadar önemlidir" diyen cağnımm ebeveynlere tavsiyemdir. kullanın, kullandırın efenim.*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gülmeyin sakın haa, çok tuhaf başlıyorum:

buruk bir sonbahar akşamıydı. herhangi bir meyve olma potasiyeline olabildiğince uzak, kendi iç dünyamda epey karmaşık bir haldeydim. yazma yeteğinin kendimi ifade edebilecek kadar bile yerinde olmadığı daha çok okuma ile haşır neşir olduğum gözlemleme dönemindeydim. kasım ayının soğuk, kasvetli ve çeşitli buhranlara vesile olan atmosferini nasıl yük olarak sırtımdan atabilirimin telaşındaydım. doğduğum ayın hayati ruhiyesini içimde taşıyarak izlediğim bir video da bu sözlüğün ismini duydum.* izlediğim kız benim yaşlarımda, reklamın adını çok ağzına almayan, sade hayatının tatlı melankoliğini yaşayanlardan. avusturya'daki yeni hayatının zorluklarını anlatırken arada hafif yüzü kızarır, samimiyeti ekrandan bana geçer. o bıcır bıcır konuşmasının ve kitaplarının arasında o zamanlar normal olmayan sözlüğün adı geçince, bu ince düşünceli kız öneriyorsa bir şey vardır diye gelmiş bulundum giriş ekranına. o vakte kadar ne bir yer belirttim, ne bir meyve.. kullanıcı adını girdiğimde ise bir haller oldu. sonbahar yapraklarını ayağıma doladığım, hava bozmadan bir boğaz havası alayım dedim yer ve o yerlerde yaşamış bir şairin ekşili, tatlılı sözünün bir kısmı ile adım müsamma oldu. yönüm boğaz suları olurken yazdıklarım bana da vişne tadı vermeye başladı. böyle girdik efenim küfürsüz diye geldik ama iki hafta sonra çıkarız dedik. zaten ben bir ortamı öyle hemen sahiplenemem. bir yere ilk gittiğimde, ilk gördüğüm insanlarla çok kaynaşamam ilk fırsatta ortamı terk etmek isterim. kalıyorsam da öyle otururum baş köşe de, abartırım. öyle uçlarda yaşadığım bir giriş serüveni oldu. sonrası malum oradan, buradan ve şuradan yazıyorum.

ne yazdık ama..
(bkz: buralar hep dutluktu) hikayesindeki diğer meyve.
devamını gör...

sözü söyleyen kişi göz önünde bulundurulunca pek de geçerliliği olmayan bir sözdür
devamını gör...

ismine münhasır insan olmam sanırım sebebi. adım gibi özgürüm, kısıtlanmayı, saklanmayı, kamufle olmayı sevmiyorum. anonimliğe takılan arkadaşlara da, sevgili beyler, bayanlar, deep web değil burası, kullandığınız ip den değil fotonuzu dişinizdeki dolgunun menşeini bile öğrenirler.

üstelik neden bu kadar gizlilik ya da gizem, saklayacak neyimizi var. mesela güzellik ya da estetik kaygılarsa merak etmeyin burası podyum değil, ne de yazarlar juri.
devamını gör...

birilerinin kırmızı çizgisine giriyor diye kimse bi konu hakkinda susmak zorunda degil.siz inancinizin eleştirilemez olduğunu düşündüğünüz için moderatorler kimseyi banlamak zorunda degil.saygı çerçevesi içinde herkes fikrini yazabilir.
devamını gör...

her zamanki sağ duyulu üslubu ile bir mansur yavaş mektubu.
durum bundan daha makul anlatılmazdı.
devamını gör...

birbirleriyle uzun zamandır görüşemeyen insanların, instagram hikayelerinde buluşmalarına ve kavuşmalarına verdikleri isim. bana itici geliyor bilemiyorum. yine bir akıma dahil olma ihtiyacı gibi duruyor.
devamını gör...

hayattan zevk alıyor muyum? mhmm.. eminim o benden daha çok zevk alıyordur.
devamını gör...

yanılmıyorsam, "takipçi" ve "destekleyici" gibi anlamlara gelen ibranice kökenli bir erkek ismi. jacob isminin ingilizce karşılığıdır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

osmanlı değil oscarlı tokadı.

iğrenç espriyi de yaptığıma göre kurgu olduğunu varsayarak tanımı sonlandırıyorum.
devamını gör...

bir tahsin yücel romanıdır.

daha önce tanımını yazdığım bıyık söylencesine çok benzer izlekler üzerinden yürüyen bir romandır. nasıl ki çok da numarası olmadığını düşündüğümüz bir bıyık tutku ve saplantı nesnesine dönüşebilirse mutfak ve yemek yapmak da insanın üzerinde benzer bir etki bırakabilir.

aslında bu romanda konu neyin takıntı haline geldiği değil, bu şeyin neden takıntı haline geldiğidir. insanlar hayatlarındaki birçok eksikliği o eksiklerin yerini manalı ya da manasız şeylerle doldurarak unutmaya çalışmaktadır.

konuyu dağıtma pahasına şöyle bir örnek verip romana geri döneceğim. fransız yazar, büyük insan georges perec fransızcada en çok kullanılan harf olan “e” harfini hiç kullanmadan bir roman yazmıştır mesela: kayboluş. ve perec bu romandan bahsederken üç yaşında kaybettiği babasının ve auschwitz kampında kaybettiği annesinin eksikliğini anlatmak için bu harfi kullanmamıştır. roman perec’in kendisi “e” harfi de kaybettiği ailesidir.

eskiden zengin olan bir ailenin tek umudu olan ve hukuk okuması için küçük yaşta istanbul’a gönderilen ilyas’ın mutfağı bir çıkmaza çevirmesini anlatıyor roman. ilyas büyük şehirde kaybolur ve onu ayakta tutam tek kişi olan sevgilisi emel de aniden onu terk eder. maddi zorluklar da yaşamakta olan ilyas masraftan kısmak için kendi yemeklerini yapmaya başlayınca yepyeni bir dünya bulur önünde.

ailenin ve köyünün baskısı, büyük şehrin insanı yutan umursamazlığı, aniden terk edilmiş olması ve maddi sıkıntılar ilyas’ın içindeki boşluğu büyütür. ve ilyas yemek yapmaya başlar ama bu bir zevk ya da hobi değiş bir intikamdır. deli gibi yemek yapar ve her yaptığı yemekle de içindeki boşluk biraz dolarken ilyas git gide kaybolmaya başlar.

“her şey bir tutku nesnesi olabilir. yemek yapmak bile…”

önemli olan bu tutkuyu eleştirmek değil nedenlerini anlayabilmektir.
devamını gör...

işte doğduğum gün, adım buradan gelir, allahu teala bugün tüm günahları affeder, yeter ki kulu pişman olup tevbe etsin.

bugün allahu tealayı sinirlendirecek hadiselerden kaçınmalı.

size ne güzel gün bahşetmiş, artık durulun! bir berat gecesi daha göreceğiniz ne malum?

mütedeyyin kardeşlerimin kandilini kutlarım...
devamını gör...

çok üzülürüm. beni gerçekten sevdiğine eminsem anlayışla karşılarım. o zoraki konuşma havasını sezdiğim an uzaklaşırım. o mesaj atmadığı müddetçe de mesaj atmam. ya da konuşmaya çalışmadığı müddetçe konuşma başlatmam.

ama bazı insanların inzivaya çekildigi, konuşmak istemedigi, dertlerden muzdarip olduğu, size kırıldığı anlar vardır. benimle bi problemi varsa çözmeye çalışırım. biraz zaman tanırım.

tanınan zamana ve araya koyulan mesafeye rağmen hala devam ediyorsa hayatımdan çıkma zamanı gelmiştir. herkes kendi yolunda mutlu olsun der, yoluma bakarım. kimse vazgeçilmez değil. sevgi de bir yere kadar.
devamını gör...

friends isimli sitcomda phoebe buffay'in oluşturduğu, farklı farklı özelliklere bürünebilme yeteneğine sahip bir persona. hatta bunun yanı sıra phalange, phoebe'nin dünyasında uçaklarda bulunması ve sağlam bir biçimde çalışması çok elzem olan bir uçak parçasıdır. bilakis sol phalange.

regina phalange
aman tanrım, bu uçakta bir phalange bile yok!!!
devamını gör...
(tematik)

sarı inek yeşil ot yiyip beyaz süt verir.

şüphesiz ki bunda tefekkür yanı vardır. *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim