hanımcılık
üzülerek söylüyorum ki bu benim.
hanımcı olmak kötü birşeymi bilmiyorum. iyi birşey gibi durmadığı kesin. en azından erkekler arasında.
aslında "ben hanımcıyım kardeşim" dediğin sürece erkekler arasında pek sorunda olduğunu görmedim. en azından benim çevremde öyle. ki annemde her zaman ne olursa olsun eşinin gönlünü hoş tut, dizilerde filmlerde bak böyle romantik şeyler yapıyorlar ezberle bunları sende karına yaparsın der.
gerçek anlamda hoşlandığım bir kadın bana ne derse desin yaparmışım gibime geliyor. bunu finansal kölelik gibi algılamayın sakın.
mesela "evde oturmaktan çok sıkıldım 10 metre aşağıda, geceliği 8.000 tl olan otelde bu gece kalmak istiyorum" dese bankacılık uygulamasından ihtiyaç kredisi çekip eşimi otele götürürmüşüm gibime geliyor. ya da ne bileyim şuranın tozunu iyi almamışsın 5. defa üstünden geç dese "tabi hayatım" bile demeden direkt yaparmışım gibi hissediyorum.
bu arada kadınlardan korkan, kılıbık, sözünü geçiremeyen biri değilimdir. benimle az çok sohbet etmiş kişiler bilir dediği dedik, inatçı ve baskın bir karakterimdir.
sanırım bunun en büyük nedeni ilerde hayatıma alacağım kişiye şimdiden aşık olmamla alakalı. eşimin gönlü çok küçük birşeyden bile darılsın, eksik hissetsin istemem. küçük bir çocuk gibi ilgilenmek isterim onunla.
hanımcı olmak kötü birşeymi bilmiyorum. iyi birşey gibi durmadığı kesin. en azından erkekler arasında.
aslında "ben hanımcıyım kardeşim" dediğin sürece erkekler arasında pek sorunda olduğunu görmedim. en azından benim çevremde öyle. ki annemde her zaman ne olursa olsun eşinin gönlünü hoş tut, dizilerde filmlerde bak böyle romantik şeyler yapıyorlar ezberle bunları sende karına yaparsın der.
gerçek anlamda hoşlandığım bir kadın bana ne derse desin yaparmışım gibime geliyor. bunu finansal kölelik gibi algılamayın sakın.
mesela "evde oturmaktan çok sıkıldım 10 metre aşağıda, geceliği 8.000 tl olan otelde bu gece kalmak istiyorum" dese bankacılık uygulamasından ihtiyaç kredisi çekip eşimi otele götürürmüşüm gibime geliyor. ya da ne bileyim şuranın tozunu iyi almamışsın 5. defa üstünden geç dese "tabi hayatım" bile demeden direkt yaparmışım gibi hissediyorum.
bu arada kadınlardan korkan, kılıbık, sözünü geçiremeyen biri değilimdir. benimle az çok sohbet etmiş kişiler bilir dediği dedik, inatçı ve baskın bir karakterimdir.
sanırım bunun en büyük nedeni ilerde hayatıma alacağım kişiye şimdiden aşık olmamla alakalı. eşimin gönlü çok küçük birşeyden bile darılsın, eksik hissetsin istemem. küçük bir çocuk gibi ilgilenmek isterim onunla.
devamını gör...
evlilik
iki insanın birlikte yaşaması için, birbirleriyle yaptıkları her şeyin ortak olduğunu, kanunen ortaya çıkacak maddi, manevi ve insani sonuçların ikisinin ortak sonucu olduğunun devlet nezdinde bir akit ile denetim altına alınmasıdır.
buradaki amaç genelde sevgi diye adlandırılsa da aslında değildir. zaten evliliğin birbirini seven iki insan arasında olacağına o kadar şartlamışız ki kendimizi sırf evlenmek için seviyor/sevdiğimizi sanıyor ya da söylüyoruz. biliyoruz ki sevmiyor olsak evlenmemeliyiz bu şekilde evlenmek doğru değil diye bir algı olduğundan evlenmek istediğimiz herkesi bir sebepten seviyor görünüyoruz. görücü usülü ile evlendiğimizde de daha önce hiç görmediğimiz tanımadığımız insana aşık olduğumuzu iddia ediyoruz hatta.
her sevgililik evlilik yolunda karşındaki insanı tanımak amacı gütmeyebilir ama günümüzde insanlar sevgili olduklarında ve yaşları da müsaitse hemen evlilik konuşmaya başlıyor. seviyor olmak evlenmek için yeterli ve geçerli bir sebepmiş gibi anlatılıyor ve insanlar evlilik düşüncesinde olmadıklarında ilişkiyi ''ciddi'' olarak tanımlamıyor bile. buradaki ''ciddi ilişki'' kavramı da zaten evlilik düşünüp düşünmediğinin bir göstergesi halini aldı ne yazık ki.
ilişkilerde amaç sevdiğin insanla olmak yerine evlenmekmiş gibi anlatıldığından günümüzde her türden insani iletişim evliliğe varacak korkusu ya da isteği oluşturuyor. evlenmeyecek olsanız da sevebilirsiniz, sevseniz de evlenmeyebilirsiniz. her şeyi evliliğe dayandırmayın ki ilişki yaşamayı öğrenin.
buradaki amaç genelde sevgi diye adlandırılsa da aslında değildir. zaten evliliğin birbirini seven iki insan arasında olacağına o kadar şartlamışız ki kendimizi sırf evlenmek için seviyor/sevdiğimizi sanıyor ya da söylüyoruz. biliyoruz ki sevmiyor olsak evlenmemeliyiz bu şekilde evlenmek doğru değil diye bir algı olduğundan evlenmek istediğimiz herkesi bir sebepten seviyor görünüyoruz. görücü usülü ile evlendiğimizde de daha önce hiç görmediğimiz tanımadığımız insana aşık olduğumuzu iddia ediyoruz hatta.
her sevgililik evlilik yolunda karşındaki insanı tanımak amacı gütmeyebilir ama günümüzde insanlar sevgili olduklarında ve yaşları da müsaitse hemen evlilik konuşmaya başlıyor. seviyor olmak evlenmek için yeterli ve geçerli bir sebepmiş gibi anlatılıyor ve insanlar evlilik düşüncesinde olmadıklarında ilişkiyi ''ciddi'' olarak tanımlamıyor bile. buradaki ''ciddi ilişki'' kavramı da zaten evlilik düşünüp düşünmediğinin bir göstergesi halini aldı ne yazık ki.
ilişkilerde amaç sevdiğin insanla olmak yerine evlenmekmiş gibi anlatıldığından günümüzde her türden insani iletişim evliliğe varacak korkusu ya da isteği oluşturuyor. evlenmeyecek olsanız da sevebilirsiniz, sevseniz de evlenmeyebilirsiniz. her şeyi evliliğe dayandırmayın ki ilişki yaşamayı öğrenin.
devamını gör...
anime izleyen 25 yaş üstü güruh
koltuğa kurulup bira & patates kızartması eşliğinde slam dunk ve fairy tail batağına düşüp durduğum için içinde olduğum topluluk. yaşlanıyorum sözlük.
devamını gör...
kamyon arkası sözleri
azrail bile ayağıma gelecekse sen neyin tribindesin.
kamyon arkalarına yazılan atarlı giderli cümleler topluluğu.
kamyon arkalarına yazılan atarlı giderli cümleler topluluğu.
devamını gör...
kitap kokusu
kitap kokusunu koklamak çok hoştur, hele ki yeni bir kitap ise. fakat kendimi balici gibi hissettirir bazen.*
devamını gör...
aşk
karşılıklı duyulan sevgi, saygı ve cinsel istektir esasen. temelde kimyasal bir tepkimeden ibaret olmakla birlikte, çokça söylendiği gibi aşkın platoniği olmaz, o apayrı bir mevzudur. istersen kadının/erkeğin sevdasından kendini kesecek hale gel, ismi yalnızca aşırı hoşlanma olabilir.
salt platonik de olabilir adı, saplantı da, tutku da, ama kesinlikle aşk olmaz.
"tutkulu bir aşk yaşadık" tümcesini platoniğe indirgemeye çalışırsanız aradaki çelişkiyi görmeniz mümkündür.
salt platonik de olabilir adı, saplantı da, tutku da, ama kesinlikle aşk olmaz.
"tutkulu bir aşk yaşadık" tümcesini platoniğe indirgemeye çalışırsanız aradaki çelişkiyi görmeniz mümkündür.
devamını gör...
yazarların en iyi yaptığı yemek
ana maddesi et olan, etin cinsinden bağımsız olarak hepsi.
fırın yemekleri, tava yemekleri.
tencere yemeklerinde çorbalar vs.
evet içime bir aşçı kaçtığı doğrudur.
fırın yemekleri, tava yemekleri.
tencere yemeklerinde çorbalar vs.
evet içime bir aşçı kaçtığı doğrudur.
devamını gör...
antik mısır matematikçileri
güneş ulukuş tarafından hazırlanan yazı.
gerçekten güzel noktalara değinilmiş.
--- alıntı ---
beynimiz matematik kullanımına uygun gelişmiş. ne de olsa ilkel toplumlar için, matematiği anlamak, ölüm kalım meselesine dönüşebiliyordu. bir noktada saymaya, kuralları anlamaya, ilişkileri çözüp yakın çevremizdeki dünyayı düzenlemeye de başladık. ancak nil nehri kıyılarında yaşayan mısırlılar onu bambaşka şekillerde kullanmayı da öğrendi.
mısır tarımı, nil nehrinin taşmasıyla gerçekleşiyordu. bu sebeple nil’in taşmasını yeni bir yılın başlangıcı olarak kabul ettiler. zamanı ölçmeye başlayan mısırlılar belirli zaman aralıklarında yaşanan değişimleri de kayda geçiriyordu. örneğin ay’ın evrelerini ve iki evre arasında geçen süreyi biliyorlardı.
antik mısır uygarlığı hızla gelişip büyüdü ve böylece düzeni oturtacak yeni yöntemlere ihtiyaç duyuldu. örneğin artık tarım topraklarının kapladığı alanı, ürün miktarını hesaplamaları gerekecekti. vergiler de düzenli olarak toplanmalıydı. bu sırada ölçüm yapmak için vücutlarını kullandılar. bir el genişliği ölçüsü (palm) ve dirsekten parmak
uçlarına olan mesafe (cubit) gibi standartları vardı. ikincisini daha büyük ölçekli alanlara da uygulayabildiler. tarım alanlarını da aynı şekilde ölçtüler. hatta firavunlar bu ölçümlerin sürekli yapılmasını emretmiş olmalı. ne de olsa değişimler de sürekliydi. ancak bu hesaplamaları kayıt altına almak için de bir yöntem bulmaları gerekiyordu. iki elde toplam 10 parmak olduğu için onluk sistemi kullandılar; 1 rakamı için düz bir çizgi, 10 için at nalı,
100 için çengel, 1000 içinse lotus çiçeği sembolleri kullanıldı.
mısır sayı sisteminde basamak değeri kavramı bulunmuyordu. böyle büyük bir sayıya hiç ihtiyaç duydular mı, bilinmez. ama örneğin 1.000.000 yazabilmek için 9 düz çizgi, 9 at nalı, 9 çengel diye devam ederek toplamda 54 karakter çizmek zorunda kalmaları gerekirdi.
--- alıntı ---
yazının tamamı için buradan
gerçekten güzel noktalara değinilmiş.
--- alıntı ---
beynimiz matematik kullanımına uygun gelişmiş. ne de olsa ilkel toplumlar için, matematiği anlamak, ölüm kalım meselesine dönüşebiliyordu. bir noktada saymaya, kuralları anlamaya, ilişkileri çözüp yakın çevremizdeki dünyayı düzenlemeye de başladık. ancak nil nehri kıyılarında yaşayan mısırlılar onu bambaşka şekillerde kullanmayı da öğrendi.
mısır tarımı, nil nehrinin taşmasıyla gerçekleşiyordu. bu sebeple nil’in taşmasını yeni bir yılın başlangıcı olarak kabul ettiler. zamanı ölçmeye başlayan mısırlılar belirli zaman aralıklarında yaşanan değişimleri de kayda geçiriyordu. örneğin ay’ın evrelerini ve iki evre arasında geçen süreyi biliyorlardı.
antik mısır uygarlığı hızla gelişip büyüdü ve böylece düzeni oturtacak yeni yöntemlere ihtiyaç duyuldu. örneğin artık tarım topraklarının kapladığı alanı, ürün miktarını hesaplamaları gerekecekti. vergiler de düzenli olarak toplanmalıydı. bu sırada ölçüm yapmak için vücutlarını kullandılar. bir el genişliği ölçüsü (palm) ve dirsekten parmak
uçlarına olan mesafe (cubit) gibi standartları vardı. ikincisini daha büyük ölçekli alanlara da uygulayabildiler. tarım alanlarını da aynı şekilde ölçtüler. hatta firavunlar bu ölçümlerin sürekli yapılmasını emretmiş olmalı. ne de olsa değişimler de sürekliydi. ancak bu hesaplamaları kayıt altına almak için de bir yöntem bulmaları gerekiyordu. iki elde toplam 10 parmak olduğu için onluk sistemi kullandılar; 1 rakamı için düz bir çizgi, 10 için at nalı,
100 için çengel, 1000 içinse lotus çiçeği sembolleri kullanıldı.
mısır sayı sisteminde basamak değeri kavramı bulunmuyordu. böyle büyük bir sayıya hiç ihtiyaç duydular mı, bilinmez. ama örneğin 1.000.000 yazabilmek için 9 düz çizgi, 9 at nalı, 9 çengel diye devam ederek toplamda 54 karakter çizmek zorunda kalmaları gerekirdi.
--- alıntı ---
yazının tamamı için buradan
devamını gör...
her düşünceye saygı duyulur mu sorunsalı
homofobi, ırkçılık, dincilik vb. bir düşünceyse eğer saygı falan duyulmaz.
devamını gör...
kurt sorunu nasıl çözülür sorunsalı
akıllıca açılmış, ekmeğinde yolunda başlık. efendim daha fazla köpek ile çözülebilir. daha fazla çoban istihdam edilerek çözülebilir. kurtlar çok acıktıkları zaman doğaları gereği gözleri hiçbirşeyi görmez, sürü halinde hareket ederlerse öyle iki kangalla falan baş edemezsiniz.
devamını gör...
evlilerin boşananları kıskanması
neyini kıskanıyorlar acaba diye sorarım. adamın veya kadının yıllarca emek verip bir yere getirdiği birliktelik, şu veya bu sebeple bitmiş.
sonuçta ortaya tatsızlık, pişmanlık, boşa geçen yıllar gibi yıpratıcı duygular kalmıştır. bu hemen atlatılabilecek bir durum da değildir ayrıca.
allah kimseyi gördüğü günden geri koymasın...
sonuçta ortaya tatsızlık, pişmanlık, boşa geçen yıllar gibi yıpratıcı duygular kalmıştır. bu hemen atlatılabilecek bir durum da değildir ayrıca.
allah kimseyi gördüğü günden geri koymasın...
devamını gör...
ekonomik krize rağmen starbucks'ların önünde oluşan sıra
eğer birilerinin bol harcama yapması herkesin iyi durumda olduğunu gösterebiliyorsa, açlık ve hastalıktan ölümlerin çok olduğu uganda'ya gidip, sadece başkentin belli yerlerinde, alem yapan kaymak tabakayı görsek, uganda, dünyanın en zengin ülkesi diyebiliriz.
devamını gör...
harappa uygarlığı
m.ö. 3300 m.ö 1300 yıllarında, güney asya’daki en eski kent uygarlığıdır. uygarlığın bilinilirliği,1921 yılında harappa ve 1922 yılında mohenco-daro antik yerleşimlerindeki ilk arkeolojik buluntularla olmuştur. uygarlığın bu 2 kent harici bir çok kasaba ve köyde de(100’ün üzerinde) hüküm sürdüğü belirlenmiştir. uygarlıkla ilgili bulunan önemli ayrıntılar şunlardır:
-antik mısırlılar gibi karakterlerden oluşan yazı tipi bulunmaktadır. bu yazı dili henüz çözülememiştir.
-bezelye,pamuk,arpa,susam,buğday tarımı yaptıkları; domuz,kedi,köpek,kümes hayvanları,sığır hatta fili evcilleştirdikleri tespit edilmiştir.
-uygarlığın getirdiği en önemli şeyler; ağırlık ve ölçü biçimini standartlaştırmak, mühür oyma;kalay,bronz,kurşun ve bakırdan yapılan metal aletleri.
-evleri tuğla biçimindeydi ve kanalizasyon sistemleri mevcuttu.hatta her evde tuvalet ve tuvaletin yanında banyo bulunmaktaydı( avrupa 1900’lü yıllarda bile wc yoktu; malum lazımlık kullanılıyordu). ayrıca umumi banyoları da bulunmaktaydı.
-mohenjo-daro ,ileri düzeyde mühendislik ve planlamayla dönemin en gelişmiş şehirlerindendi.
-her insanın evi olmakla birlikte, tüm evlerin çatıları düzdü. yemekler bu çatılarda yapılmaktaydı.
-her iki şehir de surlarla çevrili ve indus nehri yakınına konunlandırılmıştır.
-tahıl ambarları ve atık su drenaj ve atık toplama sistemleri bulunmaktaydı. şehir planlamasının mükemmelliği , aktif belediye teşkilatlarının olduğunu düşündürmektedir.
-şehrin sur duvarları yalnızca düşmana karşı değil, sel felaketine karşı da korunmak amaçlı yapılmıştı.
-saray,tapınak,kral,dini yapı vb yapılara dair iz bulunmaması, herkesin eşit olduğunu düşündürmektedir.
-binalarını ve surlarını neme dayanıklı ateş tuğlalarından (tuğlalar eşit ölçülerdedir) yapmışlardır.
-üzerine fil,manda,kaplan gibi figürler işledikleri mühürler ticarette mülkiyetlerini tanıtmak için kullanılmıştır.
-biblo,mühür, çanak-çömlek arasındaki benzerlik asya ve iran platosu arasında ticaret yaptığını göstermektedir.
-tapınak veya dini yapı olmaması,belli bir dine veya tanrıya inanıp inanmadıkları hususunda bir delil bulunmamasına yol açmıştır.
-boncuk imalatında ilerlemişlerdi. başta akik taşı olmak üzere çeşitli madenlerden delikli boncuk üretmişlerdir.
uygarlık,ari kabilelerince yıkılmıştır.
kaynakça:
tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B...
acikders.ankara.edu.tr/plug...
tr.khanacademy.org/humaniti...
-antik mısırlılar gibi karakterlerden oluşan yazı tipi bulunmaktadır. bu yazı dili henüz çözülememiştir.
-bezelye,pamuk,arpa,susam,buğday tarımı yaptıkları; domuz,kedi,köpek,kümes hayvanları,sığır hatta fili evcilleştirdikleri tespit edilmiştir.
-uygarlığın getirdiği en önemli şeyler; ağırlık ve ölçü biçimini standartlaştırmak, mühür oyma;kalay,bronz,kurşun ve bakırdan yapılan metal aletleri.
-evleri tuğla biçimindeydi ve kanalizasyon sistemleri mevcuttu.hatta her evde tuvalet ve tuvaletin yanında banyo bulunmaktaydı( avrupa 1900’lü yıllarda bile wc yoktu; malum lazımlık kullanılıyordu). ayrıca umumi banyoları da bulunmaktaydı.
-mohenjo-daro ,ileri düzeyde mühendislik ve planlamayla dönemin en gelişmiş şehirlerindendi.
-her insanın evi olmakla birlikte, tüm evlerin çatıları düzdü. yemekler bu çatılarda yapılmaktaydı.
-her iki şehir de surlarla çevrili ve indus nehri yakınına konunlandırılmıştır.
-tahıl ambarları ve atık su drenaj ve atık toplama sistemleri bulunmaktaydı. şehir planlamasının mükemmelliği , aktif belediye teşkilatlarının olduğunu düşündürmektedir.
-şehrin sur duvarları yalnızca düşmana karşı değil, sel felaketine karşı da korunmak amaçlı yapılmıştı.
-saray,tapınak,kral,dini yapı vb yapılara dair iz bulunmaması, herkesin eşit olduğunu düşündürmektedir.
-binalarını ve surlarını neme dayanıklı ateş tuğlalarından (tuğlalar eşit ölçülerdedir) yapmışlardır.
-üzerine fil,manda,kaplan gibi figürler işledikleri mühürler ticarette mülkiyetlerini tanıtmak için kullanılmıştır.
-biblo,mühür, çanak-çömlek arasındaki benzerlik asya ve iran platosu arasında ticaret yaptığını göstermektedir.
-tapınak veya dini yapı olmaması,belli bir dine veya tanrıya inanıp inanmadıkları hususunda bir delil bulunmamasına yol açmıştır.
-boncuk imalatında ilerlemişlerdi. başta akik taşı olmak üzere çeşitli madenlerden delikli boncuk üretmişlerdir.
uygarlık,ari kabilelerince yıkılmıştır.
kaynakça:
tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B...
acikders.ankara.edu.tr/plug...
tr.khanacademy.org/humaniti...
devamını gör...
target
jakstat isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.
''hedef, nişan alınan şey'' anlamına gelen ingilizce sözcüktür.
''hedef, nişan alınan şey'' anlamına gelen ingilizce sözcüktür.
devamını gör...
anı yaşamak
gelecek kaygısı yüzünden yapamadığım şey. gelecek diye bir şey yok aslında, gelip geçiyor ben farkedemeden. bu konuda dertliyim. çok fazla hayal kurmamlada alakalı.
devamını gör...
darbe başarısız plan
kafa sözlük sinema çalışmaları hız kesmemiş yenisi eklenmiş. *
bu ne hız efenim aninde beyaz perdeye dökülmüş olay. * izlemesi gayet keyifli bir yapım.
(bkz: kocaman alkış)
yapımların hız kesmemesini umarız.
bu ne hız efenim aninde beyaz perdeye dökülmüş olay. * izlemesi gayet keyifli bir yapım.
(bkz: kocaman alkış)
yapımların hız kesmemesini umarız.
devamını gör...
sakso çekmek
devamını gör...
kitap ayracına para vermeyip parayı kitap ayracı olarak kullanmak
öyle güzel ayraçlar var ki görseniz 'para mı vercem ulan ayraca' demez, üstüne bir de koleksiyon yaparsınız. ama görmeniz lazım önce. kitapta çok güzel duruyor, bir heybet veriyor, harikalığına harikalık katıyor. bi' görseniz ama...
t: muhteşem ayraçlara henüz rastlamamış okur davranışı.
t: muhteşem ayraçlara henüz rastlamamış okur davranışı.
devamını gör...
güne bir özdemir asaf şiiri bırak
seni saklayacağım inan
yazdıklarımda, çizdiklerimde,
şarkılarımda, sözlerimde.
sen kalacaksın kimse bilmeyecek
ve kimseler görmeyecek seni,
yaşayacaksın gözlerimde.
sen göreceksin, duyacaksın
parıldayan bir sevi sıcaklığı,
uyuyacak, uyanacaksın.
bakacaksın, benzemiyor
gelen günler geçenlere,
dalacaksın.
bir seviyi anlamak
bir yaşam harcamaktır,
harcayacaksın.
seni yaşayacağım, anlatılmaz,
yaşayacağım gözlerimde;
gözlerimde saklayacağım.
bir gün, tam anlatmaya..
bakacaksın,
gözlerimi kapayacağım..
anlayacaksın
özdemir asaf
yazdıklarımda, çizdiklerimde,
şarkılarımda, sözlerimde.
sen kalacaksın kimse bilmeyecek
ve kimseler görmeyecek seni,
yaşayacaksın gözlerimde.
sen göreceksin, duyacaksın
parıldayan bir sevi sıcaklığı,
uyuyacak, uyanacaksın.
bakacaksın, benzemiyor
gelen günler geçenlere,
dalacaksın.
bir seviyi anlamak
bir yaşam harcamaktır,
harcayacaksın.
seni yaşayacağım, anlatılmaz,
yaşayacağım gözlerimde;
gözlerimde saklayacağım.
bir gün, tam anlatmaya..
bakacaksın,
gözlerimi kapayacağım..
anlayacaksın
özdemir asaf
devamını gör...
