lazerle göz çizdirme ameliyatı
müthiş kolaylık sağlayan, gözlük çilesine son veren,
bir tane bile göz doktorunun olmamasına şaştığım,
üç beş vakte kadar yaptırmayı düşündüğüm ameliyat.
bir tane bile göz doktorunun olmamasına şaştığım,
üç beş vakte kadar yaptırmayı düşündüğüm ameliyat.
devamını gör...
kadın siyasetçilerin siyasette uzun süre barındırılmaması
benimde dikkatimi çekmiştir, orada kadın karakter olarak bulunmadıklarını düşünüyorum bende, hiç kadın gibi görünmüyorlar zaten, o yüzden olabilir,
canan kaftancıoğlu na bir soru sormuşlardı, geçmiş kadın siyasetçilerden farklı ve spor bir giyim tarzımı ne varmış, baktım hep erkek gömleği üzerine standart yine erkeklerin daha çok giydiği, v yaka düz renk kazakların bir bordosunu giymiş bir lacivertini, altında da bol paça ayak bileklerinde biriken 80 lerden kalma jean pantolon, saçı makyajı yok, erkek gibi bile değil, çünkü yetişkin bir erkek daha özenli olur, erkek çocuk gibi, bumudur spor tarz, bakınca nefes alamıyorum, takı yok, toka yok, neresi kadın siyasetçi bu kişinin,
meral akşenerde öyle, boğazına kadar kapatılmış gömlek, yine tek renk ceket, kullandıkları kumaşlar bile sert belli, karton gibi,
sanki kadın olduklarını saklamak için, unisex ne varsa bulup giymişler, birde bunların bir sürü danışmanları var, beslenmesini, kıyafetini, iş olarak yapan, hiçmi kendinize ait giydiğiniz bir parça yok, sevdiğiniz bir renk yok, takı yok, birey olarak o görevdesiniz, adınız soyadınızla o koltuktasınız, kendiniz olarak oturuyorsunuz, görüntünüzde "karakter" yok daha, icraat olarak herkesten, daha öncekilerden farklı bir şey yapacağınıza nasıl ikna olsun insanlar, bakınız dünya siyasetine, hem güzeller hem akıllı, güzelden kastım seksi değil, söyledikleriyle, karakteriyle uyumlu bir ruh görmek istiyor insan, evet tam olarak doğru kelime bu, ruh yok bu kadınlarda, tansu çiller de öyleydi, hep koca koca ceketler, öyle asker gibi giyinince, daha mı güçlü göründüklerini sanıyorlar bilmiyorumki, sanki bize güç lazım, sen güçlü olunca bize bir faydası olmuyor genelde, güce kuvvete baskıya doyduk çok şükür, bize icraat lazım, değişim lazım, o da bugüne kadar gördüğümüz, yazıcıdan çıkmış gibi tiplerle olmayacak onu anladık, biz anladık da, bunlar bu modaya uymak zorunda olmadıklarını anlamadılar, hala...
edit : kendisine ait bir giyimden bahsediyorum, kötü ve itici giyinerek güven sağlayamazlar, bakınız dolandırıcılarda hep takım elbise giyip kravat takarlar, ama kandırmak içindir...
kendisi olarak ortaya çıkıp, insanların oyunu desteğini istiyorsa bir siyasetçi, ne olduğunu, kim olduğunu da göstersin bize, hani derler ya "rengini belli et" diye, o takım elbisenin içindeki insanın huyu suyu karakteri nasıldır, kimdir, onu koysun ortaya, diğer 500 siyasetçiyle aynı kılıkta, aynı laflarla, aynı tarzda olunca, neden farklı olduğuna, dürüst olduğuna inanalım, kendisi gibi giyinsin demek, süslensin demek değildir, kendinizden pay biçin, düğünde cenazede de belli şeyler giyilir, her ortamın bir protokolü vardır, ama herkes "kendi"ne göre giyinir, kendine göre yorumlar, o odur, sen sensin çünkü...
edit 2 : birde konuşmaları da çok erkeksi ve kaba, vücut dilleri, el kol hareketleri, yürüyüşleri bile, sesini kalınlaştırın, görüntüyü kaldırın, bu kadındır demezsiniz, bunları ayrıcalık verilsin diye demiyorum, kadın olmalarının avantajlarını görmüyoruz, varsa da güzel ifade edemiyorlar, hangisi için bu kadın iyiki orada, empati yaptı, çözüm buldu, şu sorunu da halletti diyebildik, her kadın, konumuna göre, evi, işi, kişisel imajı, eşi, çocukları ile ilgili, kafasında koca bir lojistik balonuyla gezer, bunu hepimiz biliyoruz, ama bu kadınlar hala, aşevinden kaç kişiye yemek verildiğinden öteye gidemiyor, o da önemli tabi ama, sorunlar daha derin, bütün muhalefet partilerine tek çözüm öneriliyor, sayın meral akşener, ne evet ne hayır diyemeyen tek kadın sağolsun, canan kaftancıoğlu deseniz burnuyla konuşuyor, öyle bayık, öyle mat bir kadın, anlattığı şey ne kadar büyük olursa olsun, ikna etmiyor, bakınız rt ye, patates soğanı nasıl pazarlıyor... adam 1 liralık makarnadan alabileceği maksimum geri dönüşü almış, her konuşmasında muhalefeti "rahatsız" ediyor..
muhalefette eksik olan bir konuda iyi oldukları kesin, bunu tespit edip, geliştirmek bu kadarmı zor...
artık cahille cahil mi olmak lazım acaba, kitle belli çünkü...
canan kaftancıoğlu na bir soru sormuşlardı, geçmiş kadın siyasetçilerden farklı ve spor bir giyim tarzımı ne varmış, baktım hep erkek gömleği üzerine standart yine erkeklerin daha çok giydiği, v yaka düz renk kazakların bir bordosunu giymiş bir lacivertini, altında da bol paça ayak bileklerinde biriken 80 lerden kalma jean pantolon, saçı makyajı yok, erkek gibi bile değil, çünkü yetişkin bir erkek daha özenli olur, erkek çocuk gibi, bumudur spor tarz, bakınca nefes alamıyorum, takı yok, toka yok, neresi kadın siyasetçi bu kişinin,
meral akşenerde öyle, boğazına kadar kapatılmış gömlek, yine tek renk ceket, kullandıkları kumaşlar bile sert belli, karton gibi,
sanki kadın olduklarını saklamak için, unisex ne varsa bulup giymişler, birde bunların bir sürü danışmanları var, beslenmesini, kıyafetini, iş olarak yapan, hiçmi kendinize ait giydiğiniz bir parça yok, sevdiğiniz bir renk yok, takı yok, birey olarak o görevdesiniz, adınız soyadınızla o koltuktasınız, kendiniz olarak oturuyorsunuz, görüntünüzde "karakter" yok daha, icraat olarak herkesten, daha öncekilerden farklı bir şey yapacağınıza nasıl ikna olsun insanlar, bakınız dünya siyasetine, hem güzeller hem akıllı, güzelden kastım seksi değil, söyledikleriyle, karakteriyle uyumlu bir ruh görmek istiyor insan, evet tam olarak doğru kelime bu, ruh yok bu kadınlarda, tansu çiller de öyleydi, hep koca koca ceketler, öyle asker gibi giyinince, daha mı güçlü göründüklerini sanıyorlar bilmiyorumki, sanki bize güç lazım, sen güçlü olunca bize bir faydası olmuyor genelde, güce kuvvete baskıya doyduk çok şükür, bize icraat lazım, değişim lazım, o da bugüne kadar gördüğümüz, yazıcıdan çıkmış gibi tiplerle olmayacak onu anladık, biz anladık da, bunlar bu modaya uymak zorunda olmadıklarını anlamadılar, hala...
edit : kendisine ait bir giyimden bahsediyorum, kötü ve itici giyinerek güven sağlayamazlar, bakınız dolandırıcılarda hep takım elbise giyip kravat takarlar, ama kandırmak içindir...
kendisi olarak ortaya çıkıp, insanların oyunu desteğini istiyorsa bir siyasetçi, ne olduğunu, kim olduğunu da göstersin bize, hani derler ya "rengini belli et" diye, o takım elbisenin içindeki insanın huyu suyu karakteri nasıldır, kimdir, onu koysun ortaya, diğer 500 siyasetçiyle aynı kılıkta, aynı laflarla, aynı tarzda olunca, neden farklı olduğuna, dürüst olduğuna inanalım, kendisi gibi giyinsin demek, süslensin demek değildir, kendinizden pay biçin, düğünde cenazede de belli şeyler giyilir, her ortamın bir protokolü vardır, ama herkes "kendi"ne göre giyinir, kendine göre yorumlar, o odur, sen sensin çünkü...
edit 2 : birde konuşmaları da çok erkeksi ve kaba, vücut dilleri, el kol hareketleri, yürüyüşleri bile, sesini kalınlaştırın, görüntüyü kaldırın, bu kadındır demezsiniz, bunları ayrıcalık verilsin diye demiyorum, kadın olmalarının avantajlarını görmüyoruz, varsa da güzel ifade edemiyorlar, hangisi için bu kadın iyiki orada, empati yaptı, çözüm buldu, şu sorunu da halletti diyebildik, her kadın, konumuna göre, evi, işi, kişisel imajı, eşi, çocukları ile ilgili, kafasında koca bir lojistik balonuyla gezer, bunu hepimiz biliyoruz, ama bu kadınlar hala, aşevinden kaç kişiye yemek verildiğinden öteye gidemiyor, o da önemli tabi ama, sorunlar daha derin, bütün muhalefet partilerine tek çözüm öneriliyor, sayın meral akşener, ne evet ne hayır diyemeyen tek kadın sağolsun, canan kaftancıoğlu deseniz burnuyla konuşuyor, öyle bayık, öyle mat bir kadın, anlattığı şey ne kadar büyük olursa olsun, ikna etmiyor, bakınız rt ye, patates soğanı nasıl pazarlıyor... adam 1 liralık makarnadan alabileceği maksimum geri dönüşü almış, her konuşmasında muhalefeti "rahatsız" ediyor..
muhalefette eksik olan bir konuda iyi oldukları kesin, bunu tespit edip, geliştirmek bu kadarmı zor...
artık cahille cahil mi olmak lazım acaba, kitle belli çünkü...
devamını gör...
il trillo del diavolo
yaygın bilindiği adıyla şeytan'ın titretişi sonatı, asıl adıyla sol minör'de keman sonatı, guiseppe tartini'nin en ünlü çalışmalarından birisidir. teknik açıdan zor geçişleriyle anımsanan çalışma, solo keman için hazırlanmıştır. ortalama bir performansı 15 dakika sürer.
hakkında pek çok efsane mevcuttur. bunlardan birisinde, tartini bir rüyasında, hizmetkarı ve öğretmeni olması karşılığında ruhunu şeytana satar. müzik dersinin sonunda çalıp çalamadığını görmek için kemanı şeytana verir. şeytan ustalıkla çalar ve tutkulu ve büyüleyici bir performans sergiler. tartini bu şekilde tarif etmiştir:
"çalıp çalamayacağına bakmak için kemanımı ona verdim. öylesine muazzam ve muhteşem bir sonat duyduğumda şaşkınlığım öyle seviyelerdeydi ki... en cesur fantazilerimde bile yanına yaklaşamadığım bir zeka ve sanatkarlıkla çalıyordu. büyülenmiş, başka diyarlara götürülmüş ve her şeyden kopup gitmiş hissettim; nefesim beni terketti ve uyandım."
uyandıktan sonra şeytanın müziğinin etkisinden çıkamayan tartini, duyduğu parçayı yeniden yaratmaya çalışır. ortaya çıkan parçanın şu ana kadar ki en sevdiği sonat olduğunu söylemesine rağmen, hayal kırıklığı sürmeye devam eder. daha sonra demiştir ki: "rüyamda duyduğum parça çok daha üstündü... eğer müzikten başka bir şeyle yaşamımı idame ettirebilecek olsam kemanımı parçalar ve müziği bırakırdım."
hakkında pek çok efsane mevcuttur. bunlardan birisinde, tartini bir rüyasında, hizmetkarı ve öğretmeni olması karşılığında ruhunu şeytana satar. müzik dersinin sonunda çalıp çalamadığını görmek için kemanı şeytana verir. şeytan ustalıkla çalar ve tutkulu ve büyüleyici bir performans sergiler. tartini bu şekilde tarif etmiştir:
"çalıp çalamayacağına bakmak için kemanımı ona verdim. öylesine muazzam ve muhteşem bir sonat duyduğumda şaşkınlığım öyle seviyelerdeydi ki... en cesur fantazilerimde bile yanına yaklaşamadığım bir zeka ve sanatkarlıkla çalıyordu. büyülenmiş, başka diyarlara götürülmüş ve her şeyden kopup gitmiş hissettim; nefesim beni terketti ve uyandım."
uyandıktan sonra şeytanın müziğinin etkisinden çıkamayan tartini, duyduğu parçayı yeniden yaratmaya çalışır. ortaya çıkan parçanın şu ana kadar ki en sevdiği sonat olduğunu söylemesine rağmen, hayal kırıklığı sürmeye devam eder. daha sonra demiştir ki: "rüyamda duyduğum parça çok daha üstündü... eğer müzikten başka bir şeyle yaşamımı idame ettirebilecek olsam kemanımı parçalar ve müziği bırakırdım."
devamını gör...
rusya ukrayna savaşı
savaş olmasın ya. darbe girişimi gecesi bile o seslerin etkisinden, karışıklık olacağı korkusundan ne kadar etkilenmiştim. savaş ortamını düşünemiyorum bile. umarım öyle bir şey olmaz.
devamını gör...
evcimenlik
dışarıda gezip tozup partilemektense evde pijama-battaniye-dizi üçlemesi yapmayı tercih ederek katıldığım güruh. pandemiden en az etkilenen insan olabilirim
devamını gör...
insanın her koşulda bencil olması
insan, her koşulda bencil değildir, hatta bazen kendini kaybedecek kadar fedakârdır ama fedakarlık, bilinenin aksine iyi bir şey değildir çünkü fedakâr insan, ettiği fedaların kârının beklentisi içine girer ama hiçbir zaman beklediği karşılığı alamaz, ondan sonra fedakârlık yapmaktan vazgeçer ve artık bencil biri olmakla suçlanır. halbuki bencil değil, benci olmuştur. bencil, sadece kendini düşünen biriyken, benci ise önce kendisini ve sonrasında da diğerlerini düşünür. kendisine hak ettiği değeri vermeyen birinin, başkalarına da faydası dokunmayacağından hareketle her koşulda bencil değil ama benci olunması gerekir diye düşünüyorum.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
rüyamda sözlüğe girdiğimde 146 bildirimim vardı. “gerçek olabilir mi acaba?” diye bakmak için bu saatte giriş yaptım.
sonuç mu? hayal kırıklığı. *
sonuç mu? hayal kırıklığı. *
devamını gör...
psikolojik şiddet
ilişkilerde belirli kategorilere ayrılmış türler altında incelenir. çevremizde ve hatta kendimizde gördüğümüz, çoğu zaman bilinçsizce yapılsa da çokça var olan şiddet çeşitleri vardır.
en sık görülenleri başlık başlık incelemek gerekirse;
(bkz: ghosting)
sevgilinin ya da flörtün herhangi bir sebep ya da iletişim olmadan ortadan kaybolması durumu. ortada ayrılığa dair bir konuşma ya da bir durum yoktur, şahıs birden buharlaşırcasına kaybolur. "kanka ben ayrılamıyorum ya o benden ayrılsın" kafası sanıyorum bunun bir türüdür. ayrılık kararı karşıya yüklenir.
(bkz: stashing)
stashing saklama durumudur. mantıklı sebepler olmaksızın sizi ailesinden, arkadaşlarından, kısaca çevresinden saklaması durumu. (hatta herkesten) stashing durumunda buluşmalar genellikle ücra yerlerde, çoğunlukla evde ya da hiç kimsenin sizi tanımadığı yerlerde olur. sizinle bir ilişkisi olduğuna dair kesinlikle sinyal verilmez hatta maksimum derecede gizlenir. bu hikayenin nasıl bittiği malum, fazla yoruma gerek yok.
(bkz: benching)
kenarda tutma durumudur. türkiyede "yedekte tutma" olarak kullanılır. ilişki flört aşamasından ileriye gidemez hatta genelde sosyal medyada görüşmekle sınırlandırılır. sebebi aşikar.
(bkz: love bombing)
aşk bombardımanı durumu. hani üçüncü gün "hayatımda kimseyi böyle sevmedim" durumu da denebilir. genellikle karşı tarafı yoğun sevgi ve ilgiyle ezer, karşılık veremiyorum/layık değilim psikolojisi yaratır. love bombing'in bir diğer özelliği ise aynı hızda bitmesidir. böylelikle yerini yoksunluğa bırakır.
(bkz: gaslighting)
en ilginç terimlerden biri bu. anlatmak için önce nerden geldiğine inelim.
adını 1938 yapımı "gas light" isimli bir oyundan almaktadır. oyunda erkek karakter odada bulunan gaz lambasının her gün ayarını biraz daha düşürmektedir. kadınsa bunu söylediğinde gaz lambasının ayarının aynı olduğunu, kadının paranoya yaptığını, hayal gördüğünü hatta uydurduğunu söyler. oyun sanıyorum gaz lambasının tamamen sönmesiyle son buluyor.
nerden geldiğine bakınca ne olduğunu anlamak ve anlatmak daha kolay oluyor. gaslighting en minimal haliyle "ben asla öyle bir şey söylemedim/yapmadım" durumudur. kişi suçlu olduğunda karşısındakine böyle bir şeyin olmadığını/yaşanmadığını defaatle tekrar ederek onu akıl karışıklığına ve kendinden şüphe etmeye sürükler.
aklıma geldikçe diğer türleri de eklemek üzere burada noktalıyorum.
en sık görülenleri başlık başlık incelemek gerekirse;
(bkz: ghosting)
sevgilinin ya da flörtün herhangi bir sebep ya da iletişim olmadan ortadan kaybolması durumu. ortada ayrılığa dair bir konuşma ya da bir durum yoktur, şahıs birden buharlaşırcasına kaybolur. "kanka ben ayrılamıyorum ya o benden ayrılsın" kafası sanıyorum bunun bir türüdür. ayrılık kararı karşıya yüklenir.
(bkz: stashing)
stashing saklama durumudur. mantıklı sebepler olmaksızın sizi ailesinden, arkadaşlarından, kısaca çevresinden saklaması durumu. (hatta herkesten) stashing durumunda buluşmalar genellikle ücra yerlerde, çoğunlukla evde ya da hiç kimsenin sizi tanımadığı yerlerde olur. sizinle bir ilişkisi olduğuna dair kesinlikle sinyal verilmez hatta maksimum derecede gizlenir. bu hikayenin nasıl bittiği malum, fazla yoruma gerek yok.
(bkz: benching)
kenarda tutma durumudur. türkiyede "yedekte tutma" olarak kullanılır. ilişki flört aşamasından ileriye gidemez hatta genelde sosyal medyada görüşmekle sınırlandırılır. sebebi aşikar.
(bkz: love bombing)
aşk bombardımanı durumu. hani üçüncü gün "hayatımda kimseyi böyle sevmedim" durumu da denebilir. genellikle karşı tarafı yoğun sevgi ve ilgiyle ezer, karşılık veremiyorum/layık değilim psikolojisi yaratır. love bombing'in bir diğer özelliği ise aynı hızda bitmesidir. böylelikle yerini yoksunluğa bırakır.
(bkz: gaslighting)
en ilginç terimlerden biri bu. anlatmak için önce nerden geldiğine inelim.
adını 1938 yapımı "gas light" isimli bir oyundan almaktadır. oyunda erkek karakter odada bulunan gaz lambasının her gün ayarını biraz daha düşürmektedir. kadınsa bunu söylediğinde gaz lambasının ayarının aynı olduğunu, kadının paranoya yaptığını, hayal gördüğünü hatta uydurduğunu söyler. oyun sanıyorum gaz lambasının tamamen sönmesiyle son buluyor.
nerden geldiğine bakınca ne olduğunu anlamak ve anlatmak daha kolay oluyor. gaslighting en minimal haliyle "ben asla öyle bir şey söylemedim/yapmadım" durumudur. kişi suçlu olduğunda karşısındakine böyle bir şeyin olmadığını/yaşanmadığını defaatle tekrar ederek onu akıl karışıklığına ve kendinden şüphe etmeye sürükler.
aklıma geldikçe diğer türleri de eklemek üzere burada noktalıyorum.
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
kendini ifade etme isteği.. hepimizin amacı bu aslında. ve sözlük bize kendimizi ifade edebileceğimiz bir alan sunuyor. vakit geçirmek için verimli bir ortam bence. sözlükleri seviniz.
devamını gör...
çocuk işçinin daha kaliteli olması
çocuk işçiliğini güzelleyen saçma sapan bir başlık. çocukların yeri parktır, okuldur. koca koca insanların arası değil. kendi çocuğunuzu 13-14 yaşında verirsiniz denmiş yukarıda, yanlış. bir yanlışa tepki verirken diğer yanlışa göz yummak olmaz, tavsiyesi verilmez. çocukluk bir kere olur, hızlıca biter, tüm ömür o günleri mutlulukla hatırlayabilmek her insanın hakkı.
devamını gör...
fema kampları
federal emergency management agency yani amerika'daki federal acil durum yönetim kurumu, kısa adıyla fema olan kuruluşun tam olarak neye yaradığı belli olmayan kampları.
aslında kurum olası savaş, küresel afet ya da güvenlik tehditleri durumunda önlem almak için geniş yetkilere sahip. amerika'da 1000'e yakın, 2 milyon kişi kapasiteli kampları ve neden hazırlandığı belli olmayan milyonlarca plastik tabut koruyucu bulundurduğu biliniyor. görünüşte amaç, yukarıda dediğim türden durumlar için hazırlıklı olmak ama bu pek de inandırıcı görünmüyor.
ismi sürekli olarak komplo teorisi malzemesi olduğundan buraya ne yazsam tuhaf kaçacak. o nedenle adını ilk kez duyanların kendileri araştırırsa daha iyi olur.
bu fotoğraf plastik koruyucuları gösteriyor. verilen bilgiye göre tabut değil, tabutları yer altında sudan falan koruyormuş ve ihtiyaç halinde şuraya buraya gönderiliyormuş. ancak şunu da unutmayalım ki amerika her zaman alttan alta farklı işler karıştırırken kullandığı ve bir şekilde insanların gözüne takılan her kanıtı legal bir şey gibi göstermeyi adet edinmiştir.
aslında kurum olası savaş, küresel afet ya da güvenlik tehditleri durumunda önlem almak için geniş yetkilere sahip. amerika'da 1000'e yakın, 2 milyon kişi kapasiteli kampları ve neden hazırlandığı belli olmayan milyonlarca plastik tabut koruyucu bulundurduğu biliniyor. görünüşte amaç, yukarıda dediğim türden durumlar için hazırlıklı olmak ama bu pek de inandırıcı görünmüyor.
ismi sürekli olarak komplo teorisi malzemesi olduğundan buraya ne yazsam tuhaf kaçacak. o nedenle adını ilk kez duyanların kendileri araştırırsa daha iyi olur.
bu fotoğraf plastik koruyucuları gösteriyor. verilen bilgiye göre tabut değil, tabutları yer altında sudan falan koruyormuş ve ihtiyaç halinde şuraya buraya gönderiliyormuş. ancak şunu da unutmayalım ki amerika her zaman alttan alta farklı işler karıştırırken kullandığı ve bir şekilde insanların gözüne takılan her kanıtı legal bir şey gibi göstermeyi adet edinmiştir.
devamını gör...
barış murat yağcı'nın kitap çıkaracak olması
acı olan kitap çıkarması değil, çıkardığı kitabı koşa koşa almaya gidecek gençler olması.
devamını gör...
joe satriani
ustaların ustasıdır. steve vai, kirk hammet, rick hunolt, alex skolnick, john petrucci kendisinden ders alan şanslı isimlerdendir. deep purple ile geçici olarak çalışmış ancak grubun ısrarlarına rağmen devam etmek istememiştir. teknik olarak en iyi gitarist demek abartı olmaz. kendisi jimi henrix hayranıdır. ancak daha büyük hayranlık duyduğu ve adına şarkılar yazdığı bir isim var ki gönüllere dokunur; aşık veysel. dünyanın en büyük gitar virtüözünden biri olarak usta dediği, sanatını öğrenip kendince icra etmeye çalıştığı ustasına adadığı iki parçayı da paylaşalım;
açıklaması, ve saygı dolu hitabı.
aşık veysel
andolusia
professor satchafunkilus and the musterion of rock albümünde yayınlanan parçalar.
2013 yılında bir konser için türkiye'ye gelmiş olan dünyanın en iyi gitar virtüözlerinden biridir. ayrıca istiklal caddesi'nde bulunan mephisto'da imza günü düzenlemiştir. en son 2018 yılında ülkemizi ziyaret etmiştir. üretken, sakin, yaptığı işle varolan biridir.
eski menajeri ve kariyerindeki yükselişin nedeni ayni zamanda ilham perisi olan eşi rubina'dır. eşi için rubina's blue sky hapiness isimli şarkıyı yazmıştır. aşk güzel şey.
açıklaması, ve saygı dolu hitabı.
aşık veysel
andolusia
professor satchafunkilus and the musterion of rock albümünde yayınlanan parçalar.
2013 yılında bir konser için türkiye'ye gelmiş olan dünyanın en iyi gitar virtüözlerinden biridir. ayrıca istiklal caddesi'nde bulunan mephisto'da imza günü düzenlemiştir. en son 2018 yılında ülkemizi ziyaret etmiştir. üretken, sakin, yaptığı işle varolan biridir.
eski menajeri ve kariyerindeki yükselişin nedeni ayni zamanda ilham perisi olan eşi rubina'dır. eşi için rubina's blue sky hapiness isimli şarkıyı yazmıştır. aşk güzel şey.
devamını gör...
ismet özel
en iyi türk şairlerden biridir nezdimde. inançları, görüşleri bir yana, kelimeleri bir araya koyuşu bile ayrı bir güç, incelik taşır. teknik açıdan büyüleyici gelmiştir hep bana.
taşıdığı fikir ve değerlere yutkunacak seviyede karşı olmama rağmen yazılış şekline hayran kaldığım amentu şiiri.
iki kesit:
budur
işte bir daha korkmamak için korkmaz görünen korku
işte şehirleri bayındır gösteren yalan
işte mevsimlerin değiştiği yerde buharlaşan
kelepçeler, sürgünler, gençlik acılarıyla
güç bela kurduğum cümle işte bu;
ten kaygusu yüklü ağır bir haç taşımaktan
tenimin olanca ağırlığı yok oldu.
solgun evler, ölü bir dağ, iyice solmuş dudak
bile bir bir çınlayan
ihtilal haberidir
ve gecenin gümüş ipliklerden işlenmiş oluşu
nisan ayları gelince vücudu hafifletir
şahlanan grevler içinde kahkahalarım küstah
bakışlarım beyaz bulutlara karşı obur
marşlara ayarlanmak hevesindeki sesim
gider şehre ve şaraba yaltaklanarak
biraz ağlayabilmek için
fotoğraflar çektirir
babam
seferberlikte mekkâredir.
insanın
gölgesiyle tanımlandığı bir çağda
marşlara düşer belki birkaç şey açıklamak
belki ruhların gölgesi
düşer de marşlara
mümkün olur babamı
varlık sancısıyla çağırmak:
ezan sesi duyulmuyor
haç dikilmiş minbere
kafir yunan bayrak asmış
camilere, her yere öyle ise gel kardeşim
hep verelim elele
patlatalım bombaları
çanlar sussun her yerde çanlar sustu ve fakat
binlerce yılın yabancısı bir ses
değdi minarelere: tanrı uludur tanrı uludur
polistir babam
cumhuriyetin bir kuludur
bense
anlamış değilim böyle maceralardan
ne godiva geçer yoldan, ne bir kimse kör olur
yalnız
coşkunluğu karşısında içlendiğim şadırvan
nüfus cüzdanımda tuhaf
ekmek damgası durur
benim işim bulutlar arşınlamak gün boyu
etin ıslak tadına doğru
yavaş yavaş uyanmak
çocuk kemiklerinden yelkenler yapıp
hırsız cenazelerine bine bine
temiz döşeklerin ürpertisinden çeşme
korkak dualarından cibinlikler kurarak
dokunduğum banknotlardan tiksinmeyi itiraz
nakışsız yaşamakları
silâhlanmak sanarak
çıkardım
boğaza tıkanan lokmanın hartasını
çıkınımda güneşler halka dağıtmak için
halkı suvarmak bin saçlarımda bin ırmak
ıhtırdım caddeleri meğer ki mezarlarmış
hazırmış zaten duvar sıkılmış bir yumruğa
rutun ve yüzleştirin hayatları
biri kör batakların çırpınışında kutsal
biri serkeş ama oldukça da haklı.
ölümler
ölümlere ulanmakta ustadır
hayatsa bir başka hayata karşı. orada
aşk ve çocuk
birbirine katışmaz
nasıl katışmıyorsa başaklara ağustos sıcağı
kendi tehlikesi peşinden gider insan
putların dahi damarından
aktığı güne kadar
sürdürür yorucu kovalamacayı. hanidir görklü dünya dünyalar içre doğan?
nerde, hangi yöremizde zihnin
tunç surlardan berkitilmiş ülkesi
ağzı bayat suyla çalkanmış çocuğa rahim olan
parti broşürleri yoksa kafiyeler mi?
hangi cisimdir açıkça bilmek isterim
takvim yapraklarının arasını dolduran
nedir o katı şey
ki gücü
gönlün dağdağasını durultacak?
hayat
dört şeyle kaimdir, derdi babam
su ve ateş ve toprak.
ve rüzgâr.
ona kendimi sonradan ben ekledim
pişirilmiş çamurun zifiri korkusunu
ham yüreğin pütürlerini geçtim
gövdemi alemlere zerkederek
varoldum kayrasıyla varedenin
eşref-i mahlûkat
nedir bildim.
taşıdığı fikir ve değerlere yutkunacak seviyede karşı olmama rağmen yazılış şekline hayran kaldığım amentu şiiri.
iki kesit:
budur
işte bir daha korkmamak için korkmaz görünen korku
işte şehirleri bayındır gösteren yalan
işte mevsimlerin değiştiği yerde buharlaşan
kelepçeler, sürgünler, gençlik acılarıyla
güç bela kurduğum cümle işte bu;
ten kaygusu yüklü ağır bir haç taşımaktan
tenimin olanca ağırlığı yok oldu.
solgun evler, ölü bir dağ, iyice solmuş dudak
bile bir bir çınlayan
ihtilal haberidir
ve gecenin gümüş ipliklerden işlenmiş oluşu
nisan ayları gelince vücudu hafifletir
şahlanan grevler içinde kahkahalarım küstah
bakışlarım beyaz bulutlara karşı obur
marşlara ayarlanmak hevesindeki sesim
gider şehre ve şaraba yaltaklanarak
biraz ağlayabilmek için
fotoğraflar çektirir
babam
seferberlikte mekkâredir.
insanın
gölgesiyle tanımlandığı bir çağda
marşlara düşer belki birkaç şey açıklamak
belki ruhların gölgesi
düşer de marşlara
mümkün olur babamı
varlık sancısıyla çağırmak:
ezan sesi duyulmuyor
haç dikilmiş minbere
kafir yunan bayrak asmış
camilere, her yere öyle ise gel kardeşim
hep verelim elele
patlatalım bombaları
çanlar sussun her yerde çanlar sustu ve fakat
binlerce yılın yabancısı bir ses
değdi minarelere: tanrı uludur tanrı uludur
polistir babam
cumhuriyetin bir kuludur
bense
anlamış değilim böyle maceralardan
ne godiva geçer yoldan, ne bir kimse kör olur
yalnız
coşkunluğu karşısında içlendiğim şadırvan
nüfus cüzdanımda tuhaf
ekmek damgası durur
benim işim bulutlar arşınlamak gün boyu
etin ıslak tadına doğru
yavaş yavaş uyanmak
çocuk kemiklerinden yelkenler yapıp
hırsız cenazelerine bine bine
temiz döşeklerin ürpertisinden çeşme
korkak dualarından cibinlikler kurarak
dokunduğum banknotlardan tiksinmeyi itiraz
nakışsız yaşamakları
silâhlanmak sanarak
çıkardım
boğaza tıkanan lokmanın hartasını
çıkınımda güneşler halka dağıtmak için
halkı suvarmak bin saçlarımda bin ırmak
ıhtırdım caddeleri meğer ki mezarlarmış
hazırmış zaten duvar sıkılmış bir yumruğa
rutun ve yüzleştirin hayatları
biri kör batakların çırpınışında kutsal
biri serkeş ama oldukça da haklı.
ölümler
ölümlere ulanmakta ustadır
hayatsa bir başka hayata karşı. orada
aşk ve çocuk
birbirine katışmaz
nasıl katışmıyorsa başaklara ağustos sıcağı
kendi tehlikesi peşinden gider insan
putların dahi damarından
aktığı güne kadar
sürdürür yorucu kovalamacayı. hanidir görklü dünya dünyalar içre doğan?
nerde, hangi yöremizde zihnin
tunç surlardan berkitilmiş ülkesi
ağzı bayat suyla çalkanmış çocuğa rahim olan
parti broşürleri yoksa kafiyeler mi?
hangi cisimdir açıkça bilmek isterim
takvim yapraklarının arasını dolduran
nedir o katı şey
ki gücü
gönlün dağdağasını durultacak?
hayat
dört şeyle kaimdir, derdi babam
su ve ateş ve toprak.
ve rüzgâr.
ona kendimi sonradan ben ekledim
pişirilmiş çamurun zifiri korkusunu
ham yüreğin pütürlerini geçtim
gövdemi alemlere zerkederek
varoldum kayrasıyla varedenin
eşref-i mahlûkat
nedir bildim.
devamını gör...
nedir eksik olan
b 12 ve demir eksikliği
tamam biraz ciddiyet.*
nedir eksik olan? başarı,sevgi,saygı,özgüven,özgürlük,tutku bu liste uzar gider... insanı ilgilendiren herşey bu bahsin içine girer. anahtar kelimeler bunlar hepimizde parça parça olan ama biraz da eksik kalan.
tamam biraz ciddiyet.*
nedir eksik olan? başarı,sevgi,saygı,özgüven,özgürlük,tutku bu liste uzar gider... insanı ilgilendiren herşey bu bahsin içine girer. anahtar kelimeler bunlar hepimizde parça parça olan ama biraz da eksik kalan.
devamını gör...
kocaeli'de köpeği taciz eden adamı döven gençler
şimdi bu adam sağda solda gençlik bitmiş diye de konuşuyordur. gözü kör olasıca.
devamını gör...
en çabuk unutulan şey
ölümlü olduğumuz.
devamını gör...
beğeni almayıp sürekli yazan yazar
kendine güveni tam, yazdığından emin, pes etmeyen, kendinden vazgeçmeyen, yazma tutkusunu bütün benliğiyle benimsemiş yazarlardır.
devamını gör...
normal sözlük'te tanışıp arkadaş olmak
arkadaşlık iyidir, nereden olursa olsun, iyi yürekli olan insanlarla arkadaşlık kurmak, yada ayak üstü 2 çift laf etmek , her sağlıklı ruh için faydalıdır.
devamını gör...