hassas türk aile yapısı (yazar)
nickini çok iyi seçmiş yazardır. tek okumada aklımda kalan nicklerden biridir. kendisini tebrik ederim.
devamını gör...
türkçede çoğu fiilin argoda seks anlamına gelmesi
türkiyede sekse seks hariç her şey deniyor.
(bkz: işi pişirmek)
(bkz: mercimeği fırına koymak)
(bkz: düzüşmek)
(bkz: kerkinmek)
(bkz: sıcak yuva bulmak)
(bkz: götürmek)
(bkz: anahtarı deliğe yerleştirmek)
(bkz: ceviz kırmak)
(bkz: kaçak et kesmek)
(bkz: operason yapmak)
(bkz: yangına vermek)
(bkz: takılmak)
(bkz: takmak)
(bkz: binmek)
(bkz: delmek)
(bkz: becermek)
(bkz: vermek)
(bkz: tek kale maç)
(bkz: aganigi naganigi)
(bkz: güreş)
(bkz: dar alanda kısa paslaşmalar)
(bkz: comolokko)
(bkz: vuruşmak)
(bkz: alış veriş)
(bkz: dondurmam gaymak)
(bkz: kim kime dum duma)
(bkz: fanfinifinfon)
(bkz: vur kaç)
(bkz: bafi)
(bkz: pompa)
(bkz: yaramazlık)
(bkz: jamiryo)
(bkz: fiki fiki)
bitmez...
(bkz: işi pişirmek)
(bkz: mercimeği fırına koymak)
(bkz: düzüşmek)
(bkz: kerkinmek)
(bkz: sıcak yuva bulmak)
(bkz: götürmek)
(bkz: anahtarı deliğe yerleştirmek)
(bkz: ceviz kırmak)
(bkz: kaçak et kesmek)
(bkz: operason yapmak)
(bkz: yangına vermek)
(bkz: takılmak)
(bkz: takmak)
(bkz: binmek)
(bkz: delmek)
(bkz: becermek)
(bkz: vermek)
(bkz: tek kale maç)
(bkz: aganigi naganigi)
(bkz: güreş)
(bkz: dar alanda kısa paslaşmalar)
(bkz: comolokko)
(bkz: vuruşmak)
(bkz: alış veriş)
(bkz: dondurmam gaymak)
(bkz: kim kime dum duma)
(bkz: fanfinifinfon)
(bkz: vur kaç)
(bkz: bafi)
(bkz: pompa)
(bkz: yaramazlık)
(bkz: jamiryo)
(bkz: fiki fiki)
bitmez...
devamını gör...
yabancı yazarlar türkiye'de yaşasa yazacağı kitaplar
ernest hemingway - selalar kimin için okunuyor.
george orwell - çiflik bank - 2023
anton çehov - millet bahçesi
gogol - ölmekten beter olmuş canlar
victor hugo - evine ekmek götürmeye çalışan babanın bir günü.
george orwell - çiflik bank - 2023
anton çehov - millet bahçesi
gogol - ölmekten beter olmuş canlar
victor hugo - evine ekmek götürmeye çalışan babanın bir günü.
devamını gör...
güneş (yazar)
mahlasıyla birebir uyuşan yazar. sözlüğü de tıpkı bir güneş gibi ışıl ışıl parlatıyor. onun ışığıyla aydınlanıyoruz.

tanımlarını okurken kelimelerin akışında kendimi kaybediyorum. seve seve okuyorum tanımlarını. karalama defterine yazdığı güzel tanımlar bana çok şey hissettirdi. iyi ki var dediğim yazarlardan biri. iyi ki varsınız efenim.*
güneş deyince aklıma gelen bu güzel mor ve ötesi şarkısı da benden size gelsin. keyifli sözlükler.*

tanımlarını okurken kelimelerin akışında kendimi kaybediyorum. seve seve okuyorum tanımlarını. karalama defterine yazdığı güzel tanımlar bana çok şey hissettirdi. iyi ki var dediğim yazarlardan biri. iyi ki varsınız efenim.*
güneş deyince aklıma gelen bu güzel mor ve ötesi şarkısı da benden size gelsin. keyifli sözlükler.*
devamını gör...
sicili tertemiz olan yazar
10 yılı aşkın süredir muhtelif sözlüklerde yazarlık yaptım. hiç ceza almadım. normal olan da budur diye düşünüyorum.
başlığı görünce aklıma direkt adli sicil eski deyimle sabıka geldi.
başlığı görünce aklıma direkt adli sicil eski deyimle sabıka geldi.
devamını gör...
kendimizle aramızdaki fark
montaigne kim? ama iyi demiş.
devamını gör...
evrensel cinnet
bütün dünyada ve emin olmamakla birlikte bütün evrende bulaşıcı bir hastalık gibi her yanımızı sarmış olan ve insan ilişkilerini şekillendirip yepyeni bir düzen oluşmasına neden olan yoğun duygu ve kontrol kaybı halidir.
evrensel cinnet pıtrak gibi her yanı sarmaya ve derinden derine etkisini göstermeye başladığından beri kaybettiğimiz çok şey oldu. önce tahammülümüzü kaybettik. artık kimse kimseye hoşgörü göstermiyor, hatta bunun için herhangi bir gayret bile göstermiyor. trafikte korna çalmak yüzünden birbirini delik deşik eden insanlar dolu her yanda. rahatsız edici olsa bile bir sesin insan hayatına değer olması herkesin kanıksadığı bir durum halini geldi.
merhametimizi de kaybettik. artık düşene bir tekme de biz atarken tereddüt ettiğimiz tek nokta ayağımızın acıyıp acımayacağı. yere düşenin yerde kalması için elimizden geleni yapmaktan imtina etmiyoruz. zor durumda olan insanların bunu hak ettiğini düşünerek içimizdeki yılanları besledikçe besliyoruz ve bize dokunmayan bu yılanlar bin yaşıyor.
hakkaniyet duygumuzu yitireli de çok oldu. istediğimiz ne varsa onu hakkımız sayıyoruz. kendi hakkımız olduğuna inandığımız her şey başkalarına zarar verme pahasına bizim olmalı. çünkü evrenin merkezinde biz varsak eğer bu küçük noktada başka kimsenin yaşama hakkı olamaz.
yaşama hakkı demişken öldürmek artık alelade bir eylem haline geldi. hatta öldürmek bile tek başına yeterli gelmiyor içimizi soğutmak için. daha çok can yakmam hevesindeyiz. insan zihninin sümüksü yaratıcılığının yarattığı işkence nefretle yanan içimize kova kova serin sular döküyor. boğulmamak için daha çok ateş. içimiz buhara kesti.
evrensel bir cinnet içinde kendi kendini sokmaya yazgılı bir akrep gibi öfkeli öfkeli dönenirken kaybettiklerimizin yasını tutabilecek kadar bile insanlık kalmıyor içimizde. ama daha yolumuz uzun, cinnete kurban edilecek daha çok gezegen var evrende.
evrensel cinnet pıtrak gibi her yanı sarmaya ve derinden derine etkisini göstermeye başladığından beri kaybettiğimiz çok şey oldu. önce tahammülümüzü kaybettik. artık kimse kimseye hoşgörü göstermiyor, hatta bunun için herhangi bir gayret bile göstermiyor. trafikte korna çalmak yüzünden birbirini delik deşik eden insanlar dolu her yanda. rahatsız edici olsa bile bir sesin insan hayatına değer olması herkesin kanıksadığı bir durum halini geldi.
merhametimizi de kaybettik. artık düşene bir tekme de biz atarken tereddüt ettiğimiz tek nokta ayağımızın acıyıp acımayacağı. yere düşenin yerde kalması için elimizden geleni yapmaktan imtina etmiyoruz. zor durumda olan insanların bunu hak ettiğini düşünerek içimizdeki yılanları besledikçe besliyoruz ve bize dokunmayan bu yılanlar bin yaşıyor.
hakkaniyet duygumuzu yitireli de çok oldu. istediğimiz ne varsa onu hakkımız sayıyoruz. kendi hakkımız olduğuna inandığımız her şey başkalarına zarar verme pahasına bizim olmalı. çünkü evrenin merkezinde biz varsak eğer bu küçük noktada başka kimsenin yaşama hakkı olamaz.
yaşama hakkı demişken öldürmek artık alelade bir eylem haline geldi. hatta öldürmek bile tek başına yeterli gelmiyor içimizi soğutmak için. daha çok can yakmam hevesindeyiz. insan zihninin sümüksü yaratıcılığının yarattığı işkence nefretle yanan içimize kova kova serin sular döküyor. boğulmamak için daha çok ateş. içimiz buhara kesti.
evrensel bir cinnet içinde kendi kendini sokmaya yazgılı bir akrep gibi öfkeli öfkeli dönenirken kaybettiklerimizin yasını tutabilecek kadar bile insanlık kalmıyor içimizde. ama daha yolumuz uzun, cinnete kurban edilecek daha çok gezegen var evrende.
devamını gör...
hayko cepkin'in en iyi şarkısı
çok mu çok güzel değil mi? hayko'nun her şarkısını severim ama bu ayrı.
devamını gör...
birinin dizinde uyumak
düşününce insanın ayakları karıncalanıyor. yastık kullanın.
devamını gör...
akıl çağı (thomas paine)
thomas paine tarafından 1794 yılında kaleme alınmış ve dilimize akıl çağı olarak çevrilmiş eser. deizm'in kutsal kitabı demek yerinde olacaktır bu eser için çünkü paine deyim yerindeyse var olan tüm dinleri yerden yere vurmuş ve hepsini insan işi olmakla suçlamıştır. kutsal kitaplarda geçen vahşetin, müstehcen hikayelerin ve intikam yeminlerinin, yüce bir tanrı değil ancak bir şeytanın elinden çıkabileceğini savunmuş ve onların tanrı tarafından gönderildiğini reddetmiştir. herhangi bir dinin herhangi bir kilisesine bağlılık göstermeyeceğini çünkü ihtiyacı olan tek dinin aklı olduğunu savunmuştur. the age of reason yayımlandığı andan itibaren tartışmalı bir eser olarak anıldı, uzun yıllar sansüre uğradı ve paine'in 'ateist' olarak damgalanmasına sebep oldu.
--- alıntı ---
"the almighty lecturer, by displaying the principles of science in the structure of the universe, has invited man to study and to imitation. ıt is as if he has said to the inhabitants of this globe that we call ours, "ı have made an earth for man to dwell upon, and ı have rendered the starry heavens visible, to teach him science and the arts. he can now provide for his own comfort, and learn from my munificence to all to be kind to each other."
"as to the christian system of faith, it appears to me as a species of atheism — a sort of religious denial of god. ıt professes to believe in a man rather than in god. ıt is a compound made up chiefly of manism with but little deism, and is as near to atheism as twilight is to darkness. ıt introduces between man and his maker an opaque body, which it calls a redeemer, as the moon introduces her opaque self between the earth and the sun, and it produces by this means a religious, or an irreligious, eclipse of light. ıt has put the whole orbit of reason into shade."
--- alıntı ---
--- alıntı ---
"the almighty lecturer, by displaying the principles of science in the structure of the universe, has invited man to study and to imitation. ıt is as if he has said to the inhabitants of this globe that we call ours, "ı have made an earth for man to dwell upon, and ı have rendered the starry heavens visible, to teach him science and the arts. he can now provide for his own comfort, and learn from my munificence to all to be kind to each other."
"as to the christian system of faith, it appears to me as a species of atheism — a sort of religious denial of god. ıt professes to believe in a man rather than in god. ıt is a compound made up chiefly of manism with but little deism, and is as near to atheism as twilight is to darkness. ıt introduces between man and his maker an opaque body, which it calls a redeemer, as the moon introduces her opaque self between the earth and the sun, and it produces by this means a religious, or an irreligious, eclipse of light. ıt has put the whole orbit of reason into shade."
--- alıntı ---
devamını gör...
mizah anlayışını birkaç cümle ile anlat
benim de üstteki arkadaştan farkım yok.
sana cemin selamı var.
hangi cem?
sivilcem hahahaha ne komik.
sana cemin selamı var.
hangi cem?
sivilcem hahahaha ne komik.
devamını gör...
insanlardan soğuma nedenleri
sahte olmaları. cidden bu sebeple hayatıma insan almamaya çalışıyorum artık. birinden hoşlanacağım varsa bile kendime mani oluyorum her seferinde ya da her konuşmayı kısa kesiyorum. bakarsak daha tasasız bir hayatın kapılarını açmışım fark etmeden.
devamını gör...
dört eflatun şiir
sesler ve küller şiirinde; " yok başka bir cehennem yaşıyorsun işte" diyen behçet aysan'ın kaleminden dökülen dört güzel şiir. sesler ve küller'de haklıydı aysan, 1993 yılında onu sivas katliamında bir saman alevi gibi yutan yangını henüz yaşamadan da biliyordu, asıl cehennemin insan olduğunu. yine de şiirlerinde dünya denilen bu yangın yerini bile güzelleştiren bir yanı vardır aysan'ın. geriye bir çok şiiri ile beraber dört eflatun şiir kaldı, insanı bin yerinden yaralayan dört şiir yalnızca. bir eflatun kelebek, bir eflatun aşk, bir eflatun ölüm ve bir eflatun menekşe'den oluşuyor dört eflatun şiir.
bir eflatun aşk
ı.
benim o hep fırtınalarla boğuşan ruhum
yorulmuyor yaşamaktan.
midyat’lı bir gümüş ustasıdır, süryani
ve yüzündeki çıban gibi
yüreğinde yaralar
taşımaktan.
yorulmuyor yorulmuyor
ağır işçi
kedere ve aşka çalışmaktan
kiminde peçeli bir gülüş çağırıyor
kiminde kovuluyor kapılardan.
2.
bak sabah yaklaşıyor birazdan ufuk
moraracak
sevgilim çıplak sokaklarında
ayak seslerim dolaşsın
yasak
ırmaklarında yıkanayım
avuçlarına karlı öpüşler
bırakayım
rüzgar
unutulmuş
bir dağ çeşmesine
götürsün bizi.
zamanın saatleri unuttuğu
şavkıyan bir dağ çeşmesine.
3.
ey eflatun aşk
bana eflatun yağmurlar
yağdırabilir misin
getirebilir misin geçen günleri geri
tutup yıldızları yanıma oturtabilir misin
sana neyi anlatayım
her sarnıç küflü bir yağmuru
her sevda bir ayrılığı yaşar.
bir eflatun ölüm
kırgınım, saçılmış
bir nar gibiyim
sessiz akan bir ırmağım
geceden
git dersen giderim
kal dersen kalırım
git
dersen
kuşlar da dönmez, güz kuşları
yanıma kiraz hevenkleri alırım
ve seninle yaşadığım
o iyi günleri,
kötü
günleri bırakırım.
aynı gökyüzü aynı keder
değişen bir şey yok ki
gidip
yağmurlara durayım.
söylenmemiş sahipsiz
bir şarkıyım
belki
sararmış
eski resimlerde kalırım
belki esmer bir çocuğun dilinde.
bütün derinlikler sığ
sözcüklerin hepsi iğreti
değişen bir şey yok hiç
ölüm hariç.
aynı gökyüzü aynı keder.*
bir eflatun kelebek
geceleyin, bir eflatun kelebek
çarpa çarpa geceye
geldi yine
pencereye.
kelebek dedim, senin de mi
kırık kanadın
benim
gibi
varmak için sabaha.
çok uzak varmak için sabaha
geceleyin, içerde ışık
dönüp duruyorsun karanlıkta.
kederliysem
kederliyim
niçin diye sorma.
gölgelenmişiz
bir durgun suda.
hiç taş atılmayan bir durgun suda.
iri kıyım tütün gibi kıyılmışız
örselenmişiz daha bi kez bile
şu örse değmeden
bu çekiç
varsak da sabaha.
geceleyin, kederli bir kelebek
dönüp duruyor orda.
bir eflatun menekşe
sevdalı bir menekşe
tanırdım
eflatun
özgürlükte açan.
başkasının sevinci
onun da sevinciydi
inci kolyelerle
süslü
boynuna hiç
ölüm yakışmazdı ki.
geceleyin, kuş uçar
uyanır
menekşe
sanki kapısı çalan
onunki.
sevdalı menekşem
hercai eflatunum
üzgünüm
seni ben
soldurdum
seni ben öldürdüm
bir saksı yaparak
yaşadıklarımızdan.
bir eflatun aşk
ı.
benim o hep fırtınalarla boğuşan ruhum
yorulmuyor yaşamaktan.
midyat’lı bir gümüş ustasıdır, süryani
ve yüzündeki çıban gibi
yüreğinde yaralar
taşımaktan.
yorulmuyor yorulmuyor
ağır işçi
kedere ve aşka çalışmaktan
kiminde peçeli bir gülüş çağırıyor
kiminde kovuluyor kapılardan.
2.
bak sabah yaklaşıyor birazdan ufuk
moraracak
sevgilim çıplak sokaklarında
ayak seslerim dolaşsın
yasak
ırmaklarında yıkanayım
avuçlarına karlı öpüşler
bırakayım
rüzgar
unutulmuş
bir dağ çeşmesine
götürsün bizi.
zamanın saatleri unuttuğu
şavkıyan bir dağ çeşmesine.
3.
ey eflatun aşk
bana eflatun yağmurlar
yağdırabilir misin
getirebilir misin geçen günleri geri
tutup yıldızları yanıma oturtabilir misin
sana neyi anlatayım
her sarnıç küflü bir yağmuru
her sevda bir ayrılığı yaşar.
bir eflatun ölüm
kırgınım, saçılmış
bir nar gibiyim
sessiz akan bir ırmağım
geceden
git dersen giderim
kal dersen kalırım
git
dersen
kuşlar da dönmez, güz kuşları
yanıma kiraz hevenkleri alırım
ve seninle yaşadığım
o iyi günleri,
kötü
günleri bırakırım.
aynı gökyüzü aynı keder
değişen bir şey yok ki
gidip
yağmurlara durayım.
söylenmemiş sahipsiz
bir şarkıyım
belki
sararmış
eski resimlerde kalırım
belki esmer bir çocuğun dilinde.
bütün derinlikler sığ
sözcüklerin hepsi iğreti
değişen bir şey yok hiç
ölüm hariç.
aynı gökyüzü aynı keder.*
bir eflatun kelebek
geceleyin, bir eflatun kelebek
çarpa çarpa geceye
geldi yine
pencereye.
kelebek dedim, senin de mi
kırık kanadın
benim
gibi
varmak için sabaha.
çok uzak varmak için sabaha
geceleyin, içerde ışık
dönüp duruyorsun karanlıkta.
kederliysem
kederliyim
niçin diye sorma.
gölgelenmişiz
bir durgun suda.
hiç taş atılmayan bir durgun suda.
iri kıyım tütün gibi kıyılmışız
örselenmişiz daha bi kez bile
şu örse değmeden
bu çekiç
varsak da sabaha.
geceleyin, kederli bir kelebek
dönüp duruyor orda.
bir eflatun menekşe
sevdalı bir menekşe
tanırdım
eflatun
özgürlükte açan.
başkasının sevinci
onun da sevinciydi
inci kolyelerle
süslü
boynuna hiç
ölüm yakışmazdı ki.
geceleyin, kuş uçar
uyanır
menekşe
sanki kapısı çalan
onunki.
sevdalı menekşem
hercai eflatunum
üzgünüm
seni ben
soldurdum
seni ben öldürdüm
bir saksı yaparak
yaşadıklarımızdan.
devamını gör...
şeyh bedreddin
(bkz: hakikat şeyh bedreddin) adlı filmin fragmanını izledim de bir iki kelam etme ihtiyacı hissettim.
(bkz: varidat) adlı eserini okumuştum. vahdet-i vücut görüşünü savunan bir mutasavvıftır, alimdir. mülkiyetin eşit paylaşımını savunmaktadır. ancak bu görüş onu sosyalist yapmamaktadır. zira o, dünya malının insanı, allah'tan uzaklaştırdığını ifade etmektedir. yani kurmak istediği devlet, özel mülkiyetin olmadığı teokratik bir devlettir.
bir hakim/kadı (veya kazasker) neden devlete karşı isyan eder? bu bakımdan ilginç bir hayatı vardır.
sultan ı. mehmed, isyanını bastırdığında onun alim olduğundan hareketle hemen idam etmek istemez, alimlerden bir heyet kurulmasını emreder.
şeyh bedreddin'e karşı iki suçlama yöneltilir:
1- dinden çıkmak (mürtedlik)
2- devlete karşı isyan.
alimler heyetinin yaptığı yargılama sonucunda ilginç şekilde şeyh bedreddin'in dinden çıkmadığına kanaat getirilir. ne de olsa kendisi de alimdir.
yargılama sırasında kendisine "devlete karşı isyanın hükmü (cezası) nedir?" diye sorulur. o da hiç eğip bükmeden "idamdır" diye söyler.
serez çarşısında 1420 yılında idam edilir. ulema sınıfına ait olduğundan malına ve eserlerine dokunulmaz. bu yüzden eserleri toplatılmamış ve medreselerde okutulmaya devam etmiştir.
(bkz: varidat) adlı eserini okumuştum. vahdet-i vücut görüşünü savunan bir mutasavvıftır, alimdir. mülkiyetin eşit paylaşımını savunmaktadır. ancak bu görüş onu sosyalist yapmamaktadır. zira o, dünya malının insanı, allah'tan uzaklaştırdığını ifade etmektedir. yani kurmak istediği devlet, özel mülkiyetin olmadığı teokratik bir devlettir.
bir hakim/kadı (veya kazasker) neden devlete karşı isyan eder? bu bakımdan ilginç bir hayatı vardır.
sultan ı. mehmed, isyanını bastırdığında onun alim olduğundan hareketle hemen idam etmek istemez, alimlerden bir heyet kurulmasını emreder.
şeyh bedreddin'e karşı iki suçlama yöneltilir:
1- dinden çıkmak (mürtedlik)
2- devlete karşı isyan.
alimler heyetinin yaptığı yargılama sonucunda ilginç şekilde şeyh bedreddin'in dinden çıkmadığına kanaat getirilir. ne de olsa kendisi de alimdir.
yargılama sırasında kendisine "devlete karşı isyanın hükmü (cezası) nedir?" diye sorulur. o da hiç eğip bükmeden "idamdır" diye söyler.
serez çarşısında 1420 yılında idam edilir. ulema sınıfına ait olduğundan malına ve eserlerine dokunulmaz. bu yüzden eserleri toplatılmamış ve medreselerde okutulmaya devam etmiştir.
devamını gör...
ilk yayının günahı olmaz
böyle bir başlıkta tüm radyo yayıncıları adına konuşmam pek doğru olmaz belki. *
lakin ilk yayının günahı olmaz sözünü herkesin kabul edeceğine de inancım tam.
nitekim bizler de günahkarız. *
atılan her adım (doğru ya da yanlış değerlendirmesi yapmadan) insanın kendini geliştirmesine ve sağlamlaştırmasına olanak sağlar. önemli olan sağlam adım atmaya çabalamaktır. sağlam adım atıp, sağlam düşünmek... neticede çabanın olmadığı da söylenemez; er ya da geç bir çaba içerisine girer yayıncılar. agora meyhanesi olarak bunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
öyle ya da böyle kusurlar ortaya çıkar, kusurlar düzeltilir. diğer taraftan kusurlarla beraber yayıncı gemisini batırmaya çalışanlar da olacaktır. toplar yüklenir, ateşler edilir! geminin kaptanlarıysa su alan gemiyi boşaltmakla mükelleftir. öteki taraftaysa okyanusun altından geminin batmasını önleyecek taşıyıcılar olacaktır. işte işin doğası budur. olması gereken de budur. nitekim bu düzen, gelişimi tetikler.
öyleyse yapılması gereken nedir? ister kraliyet gemisi kaptanı olun ister korsan; sonuçta bu manzaranın farkına varmak ve tadını çıkarmak gerekir.
sevgi ve saygılarımla.
lakin ilk yayının günahı olmaz sözünü herkesin kabul edeceğine de inancım tam.
nitekim bizler de günahkarız. *
atılan her adım (doğru ya da yanlış değerlendirmesi yapmadan) insanın kendini geliştirmesine ve sağlamlaştırmasına olanak sağlar. önemli olan sağlam adım atmaya çabalamaktır. sağlam adım atıp, sağlam düşünmek... neticede çabanın olmadığı da söylenemez; er ya da geç bir çaba içerisine girer yayıncılar. agora meyhanesi olarak bunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
öyle ya da böyle kusurlar ortaya çıkar, kusurlar düzeltilir. diğer taraftan kusurlarla beraber yayıncı gemisini batırmaya çalışanlar da olacaktır. toplar yüklenir, ateşler edilir! geminin kaptanlarıysa su alan gemiyi boşaltmakla mükelleftir. öteki taraftaysa okyanusun altından geminin batmasını önleyecek taşıyıcılar olacaktır. işte işin doğası budur. olması gereken de budur. nitekim bu düzen, gelişimi tetikler.
öyleyse yapılması gereken nedir? ister kraliyet gemisi kaptanı olun ister korsan; sonuçta bu manzaranın farkına varmak ve tadını çıkarmak gerekir.
sevgi ve saygılarımla.
devamını gör...
kraliçe elizabeth'in yılın yaşlısı ödülünü reddetmesi
ingiltere'de "the oldie" dergisi tarafından her yıl önemli yaşlı insanların başarılarını kutlamak için verilen "yılın yaşlısı" ödülüne bu yıl kraliçe ıı. elizabeth layık görüldü.

ancak 95 yaşındaki kraliçe ıı. elizabeth, ödülü reddetti. kraliçenin özel sekreter yardımcısı tom laing-baker tarafından dergiye gönderilen mektupta, "majesteleri insanın hissettiği yaşta olduğuna inanıyor. bu nedenle ödülü kabul edebilmek için ilgili kriterleri karşıladığını düşünmüyor ve daha değerli bir alıcı bulacağınızı umuyor" ifadeleri kullanıldı.
buradan

ancak 95 yaşındaki kraliçe ıı. elizabeth, ödülü reddetti. kraliçenin özel sekreter yardımcısı tom laing-baker tarafından dergiye gönderilen mektupta, "majesteleri insanın hissettiği yaşta olduğuna inanıyor. bu nedenle ödülü kabul edebilmek için ilgili kriterleri karşıladığını düşünmüyor ve daha değerli bir alıcı bulacağınızı umuyor" ifadeleri kullanıldı.
buradan
devamını gör...



