yazarların yirmi beş bin tl ile yapacakları
borçlarıma yatırır eksi bakiyemi azaltırım.
devamını gör...
tanışmak istenen ölmüş yazarlar
aleksandr puşkin ve mihail lermontov'u oturturum bir masaya, dandik votkalarımızdan bir yudum aldıktan sonra "abiler anlatın bakayım niye düello yapıp yapıp ölüyorsunuz?" derim. cevap verirlerse de bir şey anlamam çünkü ben rusça bilmem.
onların gladyatör yürekleri sağ olsun. napim.
onların gladyatör yürekleri sağ olsun. napim.
devamını gör...
carl von clausewitz
1 haziran 1780, burg - 16 kasım 1831. kendisi savaşı "çok geniş bir düellodan başka bir şey değildir" olarak tanımlar ve magnum opus'u olan "savaş üzerine" eseri okuması ve anlaması bir hayli ilgi isteyen bir iş olsada, günümüzde neredeyse her ordunun akademik açıdan temelini oluşturur. büyük moltke (bkz: büyük moltke helmuth von), erich ludendorrf, gibi kişileri etkilemiş ve alman ordularını buna göre reform ettirmiştir. kendiside napolyon savaşlarında yer almış bir subay olarak, prusya ordusunun 1806 jena-auerstedt muharebesinde aşşağılayıcı bir yenilgiye uğramasını görmüş ve ayrıca bu muharebede fransızlara esir düşmüştür. prusya'ya geri döndükten sonra kendisini diğer reformcu generaller (yakın arkadaşı ve öğretmeni olan scharnhorst göz önünde bulundurlması gereken bir kişidir) ile prusya ordusunu reform etmeye adamıştır. 1812'de prusya napolyon'un rusya işgaline fransız tarafında katılmak zorunda kalınca, clausewitz vatanseverliğinden dolayı prusya ordusundan istifa etmiştir ve rus ordusuna napolyona karşı savaşmak için katılmış ve borodino muharebesinde yer almıştı hatta savaş ve barışta bile söz edilir. napolyon rusyadan geri çekilirken grand armée'ye dahil olan prusya krallığının gönderdiği prusyalı kolordusu, tauroggen antlaşması ile savaştan çekilmesinde clausewitz'in rolü büyüktür. napolyon rusya'dan geri çekilince rus-prusyalı lejyonu prusya ordusuna 1815'de entegre olunca prusya ordusuna albay olarak yeniden girmiştir. 1815 seferinde thielmann'ın kurmayı olmuş ve wavre muharebesinde bulunmuştur. 1818'de generalliğe terfi etmiştir. hayatının geri kalanın'da savaş üzerine eserini tamamlamıştır ama bu eserin ölümünden sonra karısı marie von clausewitz tarafından düzenlenip yayımlanmasını istemiştir. çağdaşlarından antoine henri jomini fransız ordusunun clausewitz'i olarak görülebilir ve bu iki kişi kitaplarında birbirlerinin teorilerine değinir ve eleştirirler. jomini'nin baş yapıtı olan savaş sanatı, clausewitz'in savaş üzerine eseriyle karşılaştırıldığında, jomini, genellikle orduya taktik ve kendisinin ortaya attığı grand taktik düzeyinde tavsiyeler verirken clausewitz'in eseri, savaşı felsefi açıdan inceler ve savaşa her türlü savaş biçimine uyarlanabilecek bir sistem vermeye çalışır.
devamını gör...
goosebumps
1995 ile 1998 yılları arasında yayınlanan robert lawrence stine kitaplarından uyarlanmış korkunçlu çocuk dizisi.
bunu izleyerek başlayalım da efendim efsane jenerik:
izlemek için efendim.
ama bizim inceleyeceğimiz konu 90'larda türkiye'de yayınlanma olayı ile ilgili:
show tv'de power rangers'tan hemen sonra yayınlanan çocuklara yönelik, korku öğeleri taşıyan güzel bir diziydi, severek izlerdim hatta power rangers'ten daha çok severdim. herkes power rangers konuşurken ben bundan bahsederdim belki kafa kırıklığımız o zamanlardan kalmadır. hareket eden yeşil solucanlı bölüm, ayna arkasına hapsolan çocuklu bölüm, kaybolan köpekli bölüm, şu korkunç cadılı bölüm vardı çirkin bir kargaya dönüşen ve hala o gün korkudan uyuyamamı sağlayan paylaço maskeli korkunç suratlı adamlı bölümler bir harikaydı bana göre taa ki bizim nesilden bir kaç korkak altını ıslatıp çamaşır masrafı çıkartıncaya kadar. ama kanıma dokunan o maskeli bölümün ilk partını yayınlayıp öyle kaldırılmasıdır. yıllar yılı merak ettim ne olacak diye o ikinci bölümü daha sonraları öğrendim de rahatladım ama televizyon düşmanlığımı başlatan olayın ta kendisidir bu. ryan gosling abimizin ilk oyunculuk deneyimide bu seri ile olmuştur hatta türkiye'de yayınlanan o son bölümün ilk bölümünde vardı ikinci bölüm yine aklıma düştü hüzünlendim. ulan çocuğum bırak izleyeyim rtük yok ama her güzel şey gibi bu da çok kısa kaldı ekranlarda. bunu hatırlayan y kuşağı arkadaşlarıma sonsuz selamlarımı sunarım.
rtük benim düşmanımsın sonrasında power rangersta kalktı yayından daha sonraları pokemon da her güzel şeyi bitiriyorsun rtük al sana pepe kayu izleyen çocuklar.....
bunu izleyerek başlayalım da efendim efsane jenerik:
izlemek için efendim.
ama bizim inceleyeceğimiz konu 90'larda türkiye'de yayınlanma olayı ile ilgili:
show tv'de power rangers'tan hemen sonra yayınlanan çocuklara yönelik, korku öğeleri taşıyan güzel bir diziydi, severek izlerdim hatta power rangers'ten daha çok severdim. herkes power rangers konuşurken ben bundan bahsederdim belki kafa kırıklığımız o zamanlardan kalmadır. hareket eden yeşil solucanlı bölüm, ayna arkasına hapsolan çocuklu bölüm, kaybolan köpekli bölüm, şu korkunç cadılı bölüm vardı çirkin bir kargaya dönüşen ve hala o gün korkudan uyuyamamı sağlayan paylaço maskeli korkunç suratlı adamlı bölümler bir harikaydı bana göre taa ki bizim nesilden bir kaç korkak altını ıslatıp çamaşır masrafı çıkartıncaya kadar. ama kanıma dokunan o maskeli bölümün ilk partını yayınlayıp öyle kaldırılmasıdır. yıllar yılı merak ettim ne olacak diye o ikinci bölümü daha sonraları öğrendim de rahatladım ama televizyon düşmanlığımı başlatan olayın ta kendisidir bu. ryan gosling abimizin ilk oyunculuk deneyimide bu seri ile olmuştur hatta türkiye'de yayınlanan o son bölümün ilk bölümünde vardı ikinci bölüm yine aklıma düştü hüzünlendim. ulan çocuğum bırak izleyeyim rtük yok ama her güzel şey gibi bu da çok kısa kaldı ekranlarda. bunu hatırlayan y kuşağı arkadaşlarıma sonsuz selamlarımı sunarım.
rtük benim düşmanımsın sonrasında power rangersta kalktı yayından daha sonraları pokemon da her güzel şeyi bitiriyorsun rtük al sana pepe kayu izleyen çocuklar.....
devamını gör...
iskandinav ülkelerinde 6 ay gündüz 6 ay gece olması
bu durum yüzünden ülkedeki gençler intihar ediyormuş, gençlerin derdi ve tasası olmadığı için intihar girişimi çok fazlaymış.
devamını gör...
dünyada dini inançsızlığın artması
bundan 2 sene önceki show tv haberi: buradan
kendini atesit olarak tanımlayanların oranı %1'den %3'e yükseldi yine dindarım diyenlerin %55'den %51'e düşerek %4 azaldı.
yine 4 sene önceki haber türk haberi: buradan
pew araştırma merkezine göre dünyada tek tanrılı dinlere inanların sayısı 6 milyarken inanmayanların sayısı 1 milyar 750 milyondu. tabi ki doğal olarak 4 yılda bu sayılarda büyük değişiklikler olmuştur.
yine pew araştırma merkezine göre abd'de kendisini hristiyan olarak tanımlayan insanların sayısı son 10 yılda %12 azaldığını tespit etti.
2018-2019 yıllarında telefon üzerinden yapılan araştırmaya göre, amerikalı yetişkinlerin %65 kendisi hristiyan olarak tanımlıyor.
yine son 10 yılda sayıları %9 artan kendilerini ateist, agnostik olarak tanımlayanların sayısı da %17'den %26'ya çıkmıştır. buradan
herhangi bir dine inanmayanlarda en fazla artış yetişkin gençler arasında ortaya çıkıyor.
kendini atesit olarak tanımlayanların oranı %1'den %3'e yükseldi yine dindarım diyenlerin %55'den %51'e düşerek %4 azaldı.
yine 4 sene önceki haber türk haberi: buradan
pew araştırma merkezine göre dünyada tek tanrılı dinlere inanların sayısı 6 milyarken inanmayanların sayısı 1 milyar 750 milyondu. tabi ki doğal olarak 4 yılda bu sayılarda büyük değişiklikler olmuştur.
yine pew araştırma merkezine göre abd'de kendisini hristiyan olarak tanımlayan insanların sayısı son 10 yılda %12 azaldığını tespit etti.
2018-2019 yıllarında telefon üzerinden yapılan araştırmaya göre, amerikalı yetişkinlerin %65 kendisi hristiyan olarak tanımlıyor.
yine son 10 yılda sayıları %9 artan kendilerini ateist, agnostik olarak tanımlayanların sayısı da %17'den %26'ya çıkmıştır. buradan
herhangi bir dine inanmayanlarda en fazla artış yetişkin gençler arasında ortaya çıkıyor.
devamını gör...
günün şiiri
ağlasam sesimi duyar mısınız,
mısralarımda;
dokunabilir misiniz,
gözyaşlarıma, ellerinizle?
bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
bu derde düşmeden önce.
bir yer var; biliyorum;
her şeyi söylemek mümkün;
epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
anlatamıyorum.
orhan veli kanık-anlatamıyorum
devamını gör...
hiçbir tanımı silinmemiş yazarın tanım silinmiş gibi davranması
resmen riyakarlık kokan harekettir kendisinin tanımı silinmemiş hatta kendisine uyarı bile yapılmamıştır ama sözlük yönetim ekibini kendince aşağılama terimleriyle ötekileştirmeye ortalığı yaygaraya vermeye çalışır.
devamını gör...
ırkçılığın gerekli olması
insan olmak gerekli. zira gözlemlediğimiz kadarıyla insan olmayı bile beceremeyenler var. yazık.
devamını gör...
söylemekten hoşlanılan fakat günümüzde pek kullanılmayan kelimeler
vakıf olmak,
kafi, mihmandar,
gayri ihtiyari,
mütevellit.
çok daha fazlalar da aklıma ilk bunlar geldi. severim ben eski kelimeleri. şu an kullanılan kelimeler çok sığ. her hale karşılık gelmiyorlar.
kafi, mihmandar,
gayri ihtiyari,
mütevellit.
çok daha fazlalar da aklıma ilk bunlar geldi. severim ben eski kelimeleri. şu an kullanılan kelimeler çok sığ. her hale karşılık gelmiyorlar.
devamını gör...
dost kitabevi
ankara karanfil sokak'ta bulunan bir kitabevidir. karanfil metro çıkışından yukarı doğru gidip merdivenlerden çıktığınızda sol tarafınızda kalır. birçok kişinin buluşma yeridir, çünkü yerini herkes bilir. karşı tarafı beklerken ya içinde gezinirsin ya önündeki banklara oturursun. kendisi aynı zamanda sabahattin ali'nin yıllar yıllar önce yaşadığı binadır.

ne zaman kızılay'a gitsem uğramayı ihmal etmediğim yerlerdendir. bir şey almayacaksam bile girip gezinmeyi, kitaplara göz atmayı severim. bayaaa büyük bi kitabevi. ben genelde okuma kitaplarıyla ilgili olan kısımlarla ilgilensem de akademik anlamda da içeriği zengin. içinde arayıp da bulamayacağınız kitap yoktur sanırım. içinde birkaç oturma yeri de var, kitap alıp orada okuyan çok insan gördüm.
ama dost'a dair en en ennn sevdiğim şeylerden biri içinden geçen kocaman ağaçtır. oraya bir oluşum yapacağız diye ağacı kesmeyip aksine camla çevirip korumaya almışlar. buranın bir kitabevi olması da çok manidar oluyor bu yüzden. şu güzelliğe bakın hele.

dost aşkım kabardı, gidiyorum..

ne zaman kızılay'a gitsem uğramayı ihmal etmediğim yerlerdendir. bir şey almayacaksam bile girip gezinmeyi, kitaplara göz atmayı severim. bayaaa büyük bi kitabevi. ben genelde okuma kitaplarıyla ilgili olan kısımlarla ilgilensem de akademik anlamda da içeriği zengin. içinde arayıp da bulamayacağınız kitap yoktur sanırım. içinde birkaç oturma yeri de var, kitap alıp orada okuyan çok insan gördüm.
ama dost'a dair en en ennn sevdiğim şeylerden biri içinden geçen kocaman ağaçtır. oraya bir oluşum yapacağız diye ağacı kesmeyip aksine camla çevirip korumaya almışlar. buranın bir kitabevi olması da çok manidar oluyor bu yüzden. şu güzelliğe bakın hele.

dost aşkım kabardı, gidiyorum..
devamını gör...
güne bir şiir bırak
bazen rüzgarın saçımı dağıtmasına,
yağmurun yüzümü ıslatmasına,birilerinin
kalbimi kırmasına izin veririm.
sonra;
saçımı toplarım.
şemsiyemi açarım.
kalbimi kapatırım.
hepsi bu.
can yücel
yağmurun yüzümü ıslatmasına,birilerinin
kalbimi kırmasına izin veririm.
sonra;
saçımı toplarım.
şemsiyemi açarım.
kalbimi kapatırım.
hepsi bu.
can yücel
devamını gör...
anthrax
amerika menseili, 80li yillarin unlu thrash metal grubu.
metallica, megadeth ve slayer ile birlikte thrash'in "big four"'unu olusturur ve nedense bu efsanenin en az sevilen uyesidir, digerlerinin golgesinde kaldigi soylenir*.
ayrica fonetigi yuzunden akla atarax'i getirir. (bkz: serbest çağrışım)
tarafimca en sevilen sarkisi:
metallica, megadeth ve slayer ile birlikte thrash'in "big four"'unu olusturur ve nedense bu efsanenin en az sevilen uyesidir, digerlerinin golgesinde kaldigi soylenir*.
ayrica fonetigi yuzunden akla atarax'i getirir. (bkz: serbest çağrışım)
tarafimca en sevilen sarkisi:
devamını gör...
klinofobi
yatağa gitmekten korkmaktır. bu fobiye sahip kişiler, yatağa gitmekten korkarlar bunun en büyük sebebi de kabus göreceklerini düşünmeleridir.
devamını gör...
kürtleri sevmemek
öncelikle bu bir ifade özgürlüğü değildir, bir duygu durumudur. toplumun hiçbir kesimini sevmek zorunda değilsiniz, eyvallah.
ama meseleyi sübjektif zeminde ele alıyorsanız kusura bakmayın da bilinçaltınızda bir hastalık var demektir.
yani şöyle bir şey olabilir mi: ben fransızları sevmiyorum yaa!
sevme kardeşim bana ne! ben de italyanlara hastayım noolacak şimdi?
abi şimdi gidiyorsun, toplu iğnenin ucuyla işaret parmağını hafifçe kanatıyorsun tamam mı? eğer kanın mavi akmıyorsa sonsuza kadar ifadeni özgürleştirmiyorsun. kapiş?
ama meseleyi sübjektif zeminde ele alıyorsanız kusura bakmayın da bilinçaltınızda bir hastalık var demektir.
yani şöyle bir şey olabilir mi: ben fransızları sevmiyorum yaa!
sevme kardeşim bana ne! ben de italyanlara hastayım noolacak şimdi?
abi şimdi gidiyorsun, toplu iğnenin ucuyla işaret parmağını hafifçe kanatıyorsun tamam mı? eğer kanın mavi akmıyorsa sonsuza kadar ifadeni özgürleştirmiyorsun. kapiş?
devamını gör...
bekçilerin kendilerine bekçi denmesini istememesi
saray muhafızları diyelim adamlar kendilerini gladyatör falan sanıyo cidden ülkede sıyırmayan insan kalmadı.
devamını gör...
ruh sağlığı için uzak durulması gereken şeyler
gülseren budayıcıoğlu'nun dizileri.
devamını gör...
hayat
"anlamaya çalışma. hayat böyledir işte... hep o kıyamadıklarınız kıyar size."
çehov.
çehov.
devamını gör...
sigara içmeyen insan
çay içer
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
zaman, öldürmeye gelmeyen acımasız biri.
kendi kendime bir karar verip, kısa vadeli bir zorluğu göğüslemeyi göze aldıktan sonra ilk tümsekte tökezleyince kolum bacağım ayrılıp kopmuş gibi davrandım bu sabah.
o biri de çıkıp
-tüm bunları düşündün, yaşayacağın zorluğu öngördüğünde tam da bu cümlelerle anlattın kendine tane tane. ve aynaya bakıp "şikayet etmeyeceğim" demedin mi?
hayırdır, şimdi hiç beklenmedik şeyler oluyor gibi şaşkın, tutunacak dal arıyorsun kendine? n'oldu? ölmedin, farkındasın dimi? düştün ve zaman öldürüyorsun sadece.
beni beni bihterini!
gülme, cezalısın! espriyi sana değil kendime yaptım. sen zaman öldürürken o her şeyle dalga geçer, sen gülemezsin. kendine kimin zamanı bu ölen diye sormak yerine sadece acıyorsun.
sen düşkün değilsin!
yayılmak rahat geldiyse kalk yerine yat cicim öl bi' zahmet!
yok rahatsızsan, canın çıkmamış acıyorsa düştüğün için değil o, hatırla ve kaldır kıçını artık!
yaşa!
yakın geçmişte düşkün gündemlerini elinin tersiyle iteleyebildiğini gördüğünde hissettin o ilk ateşlenmeyi unutma. şimdi o ateşi harlamak yerine aval aval dansını izliyorsun.
harlasana ateşi! ne duruyorsun? ver yansın! ufak tefek alevleri izlemek tatlı geliyorsa burda böyle yattığın yerde başka hiçbir şey yapmadan sadece sıcaktan şikayet edip ter atmaya devam edeceksin. ama her şeyi yakmak istiyorsan önce yeterince büyük bir yangın çıkarmalısın. hem kendini yakmaktan korkup hem de ateşin başından ayrılmayarak sadece ter atar başka hiçbir şey yapamazsın.
kalk, yak ve git bir tepeden izle alevleri.
kaldır kıçını!- dedi.
kendi kendime bir karar verip, kısa vadeli bir zorluğu göğüslemeyi göze aldıktan sonra ilk tümsekte tökezleyince kolum bacağım ayrılıp kopmuş gibi davrandım bu sabah.
o biri de çıkıp
-tüm bunları düşündün, yaşayacağın zorluğu öngördüğünde tam da bu cümlelerle anlattın kendine tane tane. ve aynaya bakıp "şikayet etmeyeceğim" demedin mi?
hayırdır, şimdi hiç beklenmedik şeyler oluyor gibi şaşkın, tutunacak dal arıyorsun kendine? n'oldu? ölmedin, farkındasın dimi? düştün ve zaman öldürüyorsun sadece.
beni beni bihterini!
gülme, cezalısın! espriyi sana değil kendime yaptım. sen zaman öldürürken o her şeyle dalga geçer, sen gülemezsin. kendine kimin zamanı bu ölen diye sormak yerine sadece acıyorsun.
sen düşkün değilsin!
yayılmak rahat geldiyse kalk yerine yat cicim öl bi' zahmet!
yok rahatsızsan, canın çıkmamış acıyorsa düştüğün için değil o, hatırla ve kaldır kıçını artık!
yaşa!
yakın geçmişte düşkün gündemlerini elinin tersiyle iteleyebildiğini gördüğünde hissettin o ilk ateşlenmeyi unutma. şimdi o ateşi harlamak yerine aval aval dansını izliyorsun.
harlasana ateşi! ne duruyorsun? ver yansın! ufak tefek alevleri izlemek tatlı geliyorsa burda böyle yattığın yerde başka hiçbir şey yapmadan sadece sıcaktan şikayet edip ter atmaya devam edeceksin. ama her şeyi yakmak istiyorsan önce yeterince büyük bir yangın çıkarmalısın. hem kendini yakmaktan korkup hem de ateşin başından ayrılmayarak sadece ter atar başka hiçbir şey yapamazsın.
kalk, yak ve git bir tepeden izle alevleri.
kaldır kıçını!- dedi.
devamını gör...