gerçek kesit efsanesi yenge sempatizanı semih
gerçek kesit "denge" bölümünde hepimizin bedduasını almış, haram süt emmiş yüz karası yeğen semih'tir. yengeci semih kod adıyla bilinir. dayısı bir başka gerçek kesit efsanesi olan sarı bıyık'ın "okumuş adamsın. bir hayrını görelim" diyerek semih'i yenge dolu eve musluk tamiri için göndermesiyle başlar hikaye. semih (muhtemelen gerçek kesit'in tek güzel kadın oyuncusu) avrupai yengeyi görünce neyi tamir edeceğini şaşırır ve ingiliz anahtarını harama bulandırır. yengesi hala semih'e ergen çocuk, aklı şeyinde olur böyle şeyler diye şefkatle yaklaşıp çay neyim ikram eder. çaya kaç şeker alırsın sorusu bile semih'e erotik etki yapar ve gözlerin çok güzel diye yukarıdan aşağıya güzellik sıralamasına başlar. hele ikili koltukta bir oturuşu var feminist ablalar görse üzerine mor boya atarlar.
semih yengeden sonra çok dağıtır. okuldan kaydını alıp eğitimine yengesinde devam eder. o sırada sebebini anlayamadığımız bir şekilde (yengesi kadar olmasa bile güzel sayılacak) bir kız semih'e aşıktır ve kahrolur bu aşktan. ama semih'in gözü isveç ekolünden gelen yengededir. semih artık "ya herro ya merro" der ve ölümcül saldırı için harekete geçer. kendisi, moda ikonu kotu ve yengesi kadar temiz beyaz çorabıyla çalar kapıyı. kapıyı yengesi açar. geldi t.p.ni s.k.i.im moduyla kapıyı açan yenge'ye semih ölümcül saldırısı yapıp onunla yatmak istediğini ve onun yengesi olmasının bir bahane olduğunu söyler "ya netflix izlemedin mi hiç" vari bir tepki verir. yenge bu saldırıyı da defeder. ama semih durdurak bilmez.
yüzünde gittikçe artan sivilceleri artık semih'in çiftleşme mevsimin geldiğini gösterir. bu ondan büyük bir huzursuzluk yaratır. ne kadar zor durumda olsa bile ona anlamsız şekilde aşık olan kıza yüz vermez. yengesini playboy dergisi mankeni olarak gören semih okul arkadaşını okul arkadaşı olarak görür ve onu istemez. bu şok eden tavrı herkesi şaşırtır. demek eski türkiye'de semih'in bile kriteri varmış diye istemsizce saygı duyar insan.
günlerden bir gün sarı bıyık dayı asrın hatasını yapar ve kasabın anahtarını kediye emanet eder. "yeğenim semih ben iş gezisine gidiyorum. güzel yengen sana emanet der" tabi o tarihlerde aşkı-memnu sadece kitap adı olduğu için sarı bıyık'ın aklına böyle şeyler gelmez. semih "allaah" diye nara atar ve dayısı daha gişeleri geçip otobana çıkmadan kendisi çoktan hedefleri doğrultusunda yola çıkar. yengesi ve yine güzel bir arkadaşı ( kahretsin dostum bu bölümde her kadın güzel. semih ne yapsın) oturuyordur. semih "oo yenge arkadaşın da iyiymiş. hayırdır aynı mankenlik ajansı mı?" diye takılır. yengesi libido yüklü bulut semih'e yavaş ol ulan ayı misali kızar. semih nihai hedefinin yengesi olduğunu yine söyler ve acı dolu veryansın cümlesini eder "yengem olurken bana mı sordun?"
kesin kan akacaktır ama akan kan kimin olacaktır diye merak ederken olan olur. sapıklığı her mecraya taşıyan semih telefon sapıklığına da başlamıştır artık. ve bir gün son defa kapıya dayanır ve yengesinin düğmelerine saldırır. sonuç yenge hapse, semih kara toprağa, dayı iş gezisine, semih'e aşık olan kız kpss kursuna.
semih yengeden sonra çok dağıtır. okuldan kaydını alıp eğitimine yengesinde devam eder. o sırada sebebini anlayamadığımız bir şekilde (yengesi kadar olmasa bile güzel sayılacak) bir kız semih'e aşıktır ve kahrolur bu aşktan. ama semih'in gözü isveç ekolünden gelen yengededir. semih artık "ya herro ya merro" der ve ölümcül saldırı için harekete geçer. kendisi, moda ikonu kotu ve yengesi kadar temiz beyaz çorabıyla çalar kapıyı. kapıyı yengesi açar. geldi t.p.ni s.k.i.im moduyla kapıyı açan yenge'ye semih ölümcül saldırısı yapıp onunla yatmak istediğini ve onun yengesi olmasının bir bahane olduğunu söyler "ya netflix izlemedin mi hiç" vari bir tepki verir. yenge bu saldırıyı da defeder. ama semih durdurak bilmez.
yüzünde gittikçe artan sivilceleri artık semih'in çiftleşme mevsimin geldiğini gösterir. bu ondan büyük bir huzursuzluk yaratır. ne kadar zor durumda olsa bile ona anlamsız şekilde aşık olan kıza yüz vermez. yengesini playboy dergisi mankeni olarak gören semih okul arkadaşını okul arkadaşı olarak görür ve onu istemez. bu şok eden tavrı herkesi şaşırtır. demek eski türkiye'de semih'in bile kriteri varmış diye istemsizce saygı duyar insan.
günlerden bir gün sarı bıyık dayı asrın hatasını yapar ve kasabın anahtarını kediye emanet eder. "yeğenim semih ben iş gezisine gidiyorum. güzel yengen sana emanet der" tabi o tarihlerde aşkı-memnu sadece kitap adı olduğu için sarı bıyık'ın aklına böyle şeyler gelmez. semih "allaah" diye nara atar ve dayısı daha gişeleri geçip otobana çıkmadan kendisi çoktan hedefleri doğrultusunda yola çıkar. yengesi ve yine güzel bir arkadaşı ( kahretsin dostum bu bölümde her kadın güzel. semih ne yapsın) oturuyordur. semih "oo yenge arkadaşın da iyiymiş. hayırdır aynı mankenlik ajansı mı?" diye takılır. yengesi libido yüklü bulut semih'e yavaş ol ulan ayı misali kızar. semih nihai hedefinin yengesi olduğunu yine söyler ve acı dolu veryansın cümlesini eder "yengem olurken bana mı sordun?"
kesin kan akacaktır ama akan kan kimin olacaktır diye merak ederken olan olur. sapıklığı her mecraya taşıyan semih telefon sapıklığına da başlamıştır artık. ve bir gün son defa kapıya dayanır ve yengesinin düğmelerine saldırır. sonuç yenge hapse, semih kara toprağa, dayı iş gezisine, semih'e aşık olan kız kpss kursuna.
devamını gör...
la bu islam ne etti size
yanlış bir sorudur. yalnızca islam değil, tüm dinler dünyanın içine etmiştir. hala da etmektedir.
illa islam özelinde bakarsak, bir düşünün. adamın biri geliyor diyor ki "ya ben mağarada takılıyordum, birden vahiy geldi, bana 'oku' dediler, bu arada ben yeni peygamberim, bir de yeni dinimiz var" . bir kesim insan inanmak istememiş tabii ki de *, bunun sonucunda da bir sürü anlamsız savaş çıkıyor. uhud savaşı, hendek savaşı vb. savaşlarda kaç kişi öldü? islam olmasaydı bu savaşlar yapılır mıydı? bunlar aklıma gelen en basit örnekler. osmanlı imparatorluğu hep "islamı yaymak" maskesinin ardına sığınıp her yeri işgal etme hakkını kendinde bulmadı mı? sorsanız kendisi islam halifesi, eee islamın bayrağını dört bir yana dikmek onun vazifesi, mecbur yani. yersen.
afganistan'a, iran'a, yemen'e gidin bakın, arka mahallelerde islamın dayattığı 'namus' kuralları uğruna kaç kadın ölüyor, recm ediliyor? (bkz: ışid) kaç kişinin kafasını "islam" uğruna kesti? "ama onlar dinimizi yanlış anlıyorlar" gibi bir ibareyi kusura bakmayın ama kabul edemem. o zaman sizin dininizi anlamak bu kadar zor olmasaydı. kuralları, yasakları, cezaları her kesim tarafından farklı yorumlanabilen bir din olamaz. olursa sonucu bu olur. kimi öyle anlar, kimi böyle.
başta dediğim gibi, yalnızca islam özelinde değil. cennetten parsel parsel yer satılan din de aynı rezillikte. insanlık tarihinde yaşanan en büyük katliamların sebeplerine baktığınızda din hep en başta geliyor. neden "din" diye bir şeyin olmadığını hayal etmek bu kadar korkunç?
"nothing to kill or die for, and no religion, too"
illa islam özelinde bakarsak, bir düşünün. adamın biri geliyor diyor ki "ya ben mağarada takılıyordum, birden vahiy geldi, bana 'oku' dediler, bu arada ben yeni peygamberim, bir de yeni dinimiz var" . bir kesim insan inanmak istememiş tabii ki de *, bunun sonucunda da bir sürü anlamsız savaş çıkıyor. uhud savaşı, hendek savaşı vb. savaşlarda kaç kişi öldü? islam olmasaydı bu savaşlar yapılır mıydı? bunlar aklıma gelen en basit örnekler. osmanlı imparatorluğu hep "islamı yaymak" maskesinin ardına sığınıp her yeri işgal etme hakkını kendinde bulmadı mı? sorsanız kendisi islam halifesi, eee islamın bayrağını dört bir yana dikmek onun vazifesi, mecbur yani. yersen.
afganistan'a, iran'a, yemen'e gidin bakın, arka mahallelerde islamın dayattığı 'namus' kuralları uğruna kaç kadın ölüyor, recm ediliyor? (bkz: ışid) kaç kişinin kafasını "islam" uğruna kesti? "ama onlar dinimizi yanlış anlıyorlar" gibi bir ibareyi kusura bakmayın ama kabul edemem. o zaman sizin dininizi anlamak bu kadar zor olmasaydı. kuralları, yasakları, cezaları her kesim tarafından farklı yorumlanabilen bir din olamaz. olursa sonucu bu olur. kimi öyle anlar, kimi böyle.
başta dediğim gibi, yalnızca islam özelinde değil. cennetten parsel parsel yer satılan din de aynı rezillikte. insanlık tarihinde yaşanan en büyük katliamların sebeplerine baktığınızda din hep en başta geliyor. neden "din" diye bir şeyin olmadığını hayal etmek bu kadar korkunç?
"nothing to kill or die for, and no religion, too"
devamını gör...
5 vakit namaz kılmak
yapana ruhani, fiziki faydası olan, yapmayanı ilgilendirmeyen bir durumdur. abdest alınmasını gerektirdiği için temiz kalmaya faydası vardır. dua içeren bir faaliyet olduğu için psikolojik olarak arınma ve rahatlama sağlar. inananlar için kulluk vazifesi, yaradana şükür vasıfları taşır. inanmayan arkadaşlarımız için de meditasyon tarzı bir ritüel olarak düşünebilirsiniz. zararı yoktur. dalga geçilmemesi insan olmanın gerekliliğidir. hangi inanış olursa olsun, ibadete saygı duyulmalı, duyulamıyorsa bile muhatabını rahatsız edecek söylemlerden kaçınılmalıdır.
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
dünya çapında tarihi çağları ilk çağ, orta çağ, yeni çağ ve yakın çağ olarak dörde ayırıyoruz fakat bunların başlangıç - bitiş tarihlerini ve olaylarını avrupa'ya göre daha farklı kabul ediyoruz.
yani, siz bir yabancıya "istanbul'un fethi çağ açıp çağ kapattı, yeni çağ bununla başladı." derseniz size bir yerleriyle güler çünkü ona göre yeni çağ amerika'nın keşfedilmesiyle başlamıştır.
aşağıya tarihi çağların bize ve avrupa'ya göre kabul edilen iki farklı şekliyle şemalarını bırakıyorum, isteyen inceleyip karşılaştırabilir.


tanım: az bilinen bilgilerin paylaşıldığı başlık.
yani, siz bir yabancıya "istanbul'un fethi çağ açıp çağ kapattı, yeni çağ bununla başladı." derseniz size bir yerleriyle güler çünkü ona göre yeni çağ amerika'nın keşfedilmesiyle başlamıştır.
aşağıya tarihi çağların bize ve avrupa'ya göre kabul edilen iki farklı şekliyle şemalarını bırakıyorum, isteyen inceleyip karşılaştırabilir.


tanım: az bilinen bilgilerin paylaşıldığı başlık.
devamını gör...
normal sözlük'ün 30 yaş üstü yazar kaynaması
istisnasız her sözlükte olan durum bence. başlığı ben açmıştım moderasyon ekibi kaldırdı sandım , kaldırmamış.
devamını gör...
canaşırılık
yarı yeşilevham ukdesi.
iki gün yoktum, taaa diplerdeki sandık lekeleri gitsin, bi hava alsın içim diye dolaşmaya çıktım yarımadamda, güzel de oldu. neyse;
döndüm, o iki günde ve daha öncesinde gözümden kaçanları okumaya başladım, yeşilevham'ın bir yazısında denk geldim bu kelimeye, o zaten her zaman olduğu gibi kelimeleri harika kullanıp içini yarı dökmüş, kazak türkçesinde şefkatlilik, merhamet anlamına geldiğini de yazısının en başına iliştirmiş, de?
yazısında bir şey yazmış, ben de katılıyorum buna, bu kelimenin ardında başka bir şey var, kelime anlamı yetmiyor, kelime anlamı tam karşılamıyor içini, içimi.
üfleseler sönüverecek gibi bir kelime bu, hani bir saniye bakmasan yok olacak, o merhamet ve şefkat sahipsiz kalacak, aniden bitecek.
ne zor kelime tanrım ve bazen içinde olan biteni yansıtıp kelimelere dökmek ne kadar zor?
bazen sadece kullanmak gerekiyor ama böyle kelimeleri, anlamını anlamlandırmaya çalışmadan, insanın içinde yansıttığı boşluk ve hoşluk kıvamına uydurarak öylece kullanmak.
mesela ben gidenim için şöyle derim gönül rahatlığı içinde, ne cümle içinde sırıtır ne de kendi içimde.
bir canaşırılık nefesim vardı, o da yokluğunla soldu.
evet, bazı kelimeler çok güzel ve çok zor ve teşekkürler tanrım!
iki gün yoktum, taaa diplerdeki sandık lekeleri gitsin, bi hava alsın içim diye dolaşmaya çıktım yarımadamda, güzel de oldu. neyse;
döndüm, o iki günde ve daha öncesinde gözümden kaçanları okumaya başladım, yeşilevham'ın bir yazısında denk geldim bu kelimeye, o zaten her zaman olduğu gibi kelimeleri harika kullanıp içini yarı dökmüş, kazak türkçesinde şefkatlilik, merhamet anlamına geldiğini de yazısının en başına iliştirmiş, de?
yazısında bir şey yazmış, ben de katılıyorum buna, bu kelimenin ardında başka bir şey var, kelime anlamı yetmiyor, kelime anlamı tam karşılamıyor içini, içimi.
üfleseler sönüverecek gibi bir kelime bu, hani bir saniye bakmasan yok olacak, o merhamet ve şefkat sahipsiz kalacak, aniden bitecek.
ne zor kelime tanrım ve bazen içinde olan biteni yansıtıp kelimelere dökmek ne kadar zor?
bazen sadece kullanmak gerekiyor ama böyle kelimeleri, anlamını anlamlandırmaya çalışmadan, insanın içinde yansıttığı boşluk ve hoşluk kıvamına uydurarak öylece kullanmak.
mesela ben gidenim için şöyle derim gönül rahatlığı içinde, ne cümle içinde sırıtır ne de kendi içimde.
bir canaşırılık nefesim vardı, o da yokluğunla soldu.
evet, bazı kelimeler çok güzel ve çok zor ve teşekkürler tanrım!
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının takipçi sayıları
250 takipçim varmış.
sanırım çoğu ölü takipçi. kime baksam kafa izninde falan.
sanırım çoğu ölü takipçi. kime baksam kafa izninde falan.
devamını gör...
kardeşimin hikayesi
çok kitap okuyan bundan mütevellit gerçek ve kurgu arasında gidip gelen, küçük yaşta aile fertlerini,kardeşi ahmet’i de, kaybeden,yapayalnız,temasfobi yaşayan, orta yaşlı aksi bir adam olan mehmet’in evine hizmetlisi, hizmetlisinin oğlu ve arkadaşı maktul arzu’nun dışında farklı biri olarak gazeteci kız’ın girmesiyle her şey başlar. bu genç kıza içten içe aşık olan mehmet, anlatmaya sakındığı, ihaneti benimseyemediği, aşktan korktuğu kendi geçmişini çoktan ölen ahmet’in hikayesiymiş gibi yani kardeşimin hikayesi olarak anlattığı kızın misafirliğinin bitişiyle kendini kendi “sevgili”siyle alt ettiği zülfü livaneli’nin yazdığı kitaptır.
devamını gör...
feridun düzağaç şarkılarında geçen muhteşem sözler
hangi deniz nereye dökülüyor bana ne?
ben içimde boğulurken.
ben içimde boğulurken.
devamını gör...
doğru insanı bulmak
doğru insan olması yetmez, seninle uyumu da doğru olmalı dediğim başlıktır.
devamını gör...
sözlükteki en yaşlı yazar kaç yaşında sorunsalı
son 24 saatte uğrayan 1600 yazar içinden en yaşlı olanı kaç yaşında acaba lan??
bence 55 üstü asla yoktur. şu an onlar aşı sırası bekliyorlar gelip burada fink atacak halleri yok.
en yaşlı yazarımız bence 54 yaşında emekli albaydır. kadıköy'de ikamet etmekte ayrıca orduevi imkanlarından faydalanmaktadır. kafa sözlüğü orduevine ucuza traş olmaya gelen subay çocukları sayesinde duymuştur. hayal gücüm bu kadar.
bence 55 üstü asla yoktur. şu an onlar aşı sırası bekliyorlar gelip burada fink atacak halleri yok.
en yaşlı yazarımız bence 54 yaşında emekli albaydır. kadıköy'de ikamet etmekte ayrıca orduevi imkanlarından faydalanmaktadır. kafa sözlüğü orduevine ucuza traş olmaya gelen subay çocukları sayesinde duymuştur. hayal gücüm bu kadar.
devamını gör...
canlı yayın açılış programı
bir yandan yoldaşla rusya'ya, support girl ile istanbul'a, digitale ve kankası ile boşlukta, sonra paris'e gidip şimdi başka tınılar. babacım n'oluyor? lunaparka dönecek program, o kadar renkli ve enteresan.
devamını gör...
hayattan soğutan durumlar
çok sevdiklerinin telafisi olmayan bir kayıp yaşaması.
devamını gör...
11 ocak 2021 normal sözlük’e erişilememesi
neyse ki artık erişilir halde, buradayız.
ne oldu diye merak ettiren durum, bir an korkuttu sözlüğe erişemeyince bir şey oldu diye. neyse ki olmamış. buna sevindim. *, bizleri korkutmayın, böyle lütfen. *
ne oldu diye merak ettiren durum, bir an korkuttu sözlüğe erişemeyince bir şey oldu diye. neyse ki olmamış. buna sevindim. *, bizleri korkutmayın, böyle lütfen. *
devamını gör...
yüzme bilmediği halde denize giren insan
bilmediği her konuda uzmanmış gibi fikir belirtenlerin sayısı çokken, yüzme bilmeyen birinin denize girmesi benim için en son irdelenicek durumdur. deniz, sadece yüzme bilenlerin girmesi için var olmuş bir şey değil sonuçta isteyen, istediğini yapabilsin ne güzel.
devamını gör...
kürdistan isteyip batıda yaşayan kürt
24 yaşındayım hala bunlara akıl erdiremedim. çok sevdikleri doğuya hiç gitmemiştir, ama devlet ister.
edit: aşağıdaki yazarlar savaş istemiyorlar felan demiş. 10 aylık bebeği öldürenleri, gencecik öğretmenleri öldürenleri destekliyor, o nasıl olacak?
edit: aşağıdaki yazarlar savaş istemiyorlar felan demiş. 10 aylık bebeği öldürenleri, gencecik öğretmenleri öldürenleri destekliyor, o nasıl olacak?
devamını gör...
karadeniz'de yüzmek
zor eylem. temmuz'da bir nebze ama ağustos'ta deniz tamamen değişiyor, yukarıda da yazılmış, tehlikeli hale geliyor. karadeniz'in bir günü bir gününü tutmuyor çünkü. fazla açılmayıp kıyıda takılmanızı öneririm.
devamını gör...
sürekli alışveriş yapan insan
devamını gör...

