kullanmak isteyenleri samimi bulmuyorum.
çıkış yaptığınız an zaten herşey bitmiş gitmiş oluyor.
e ama entrylerim diyorsanız o da kaşınızın gözünüzün sadakası olsun.
benim sadakayla işim olmaz diyorsanız onu da uzun vadeye yayarak azar azar silebilirsiniz.
yani illa gitmek istiyorsanız bunun çaresi var, butona gerek yok.
devamını gör...

(bkz: tiner kokan başlıklar)
devamını gör...

oldukça zor ve riskli bir iş ile uğraşan sanatçılardır.

kolaylıklar dilerim hepsine.
devamını gör...

insanların can sıkıntısına dışarı çıkıp, markete cips almaya çıktığı bir gün daha.
bizimkiler dizisindeki benim adım cemilgibi oturdum, caddeye bakan pencereden dışarıyı izliyorum, çekirdeğim yanımda. her gün aslında haftasonları nerdeyse aynı insanları görüyorum, bir yandan da analiz yapıp küçük hikayeler yazıyorum kafamda.
bir amca var yaş 50-60 arası haftasonları aynı saatlerde çıkıyor. nasılsa kimse yok diye maskesi de yok. sen böyle rahat dolaş diye biz evdeyiz amca. sağlıkçılar da sen böyle rahat dolaş diye çalışıyorlar...
başka biri de markete girdi, cips almış poşette sadece cips var. yahu kadınlar hadi anlıyorum ekmek almaya gönderiyorsunuz erkekleri de, cips için göndermeyin bari. sonra neden erkekler virüsten daha çok ölüyor??
çöpleri karıştırıp işe yarar bişey var mı diye bakanlar... aynı çöpü iki kere kontrol ediyorlar bi günde nerdeyse. hijyen önemli diyoruz ama bu insanlar napsın? evde bile kolonya ile geziyoruz biz...
bir sürü araba geçiyor, anormal günlerden bir farkı yok bu günün... çocukken plakalardan kelime ya da cümle türetmece oynardık. hadi dedim oynayayım. daha bi cümle kuramadan diğer araba geçiyor...
motorcu kuryeler ekmek parası peşinde ama “kalbim tatilde” şarkısını çalan bir araba sahibinin neyin peşinde olduğunu çözemedim...
yürüyüşe çıkan kadınlar. afferin size bizim aklımıza gelmemişti bu güzel havada çıkıp yürümek.
6 kişilik bir aile de çıkmış yürüyüşe. çoluk çocuk dışarda...

mahallenin bıçkın delikanlısı bobittin ve arkadaşları öğrendi bir tek karantinayı, geçen arabaların arkasından koşturup havlıyorlar. herkesin başına bir bobittin dikelim o halde...

yahu düşünüyorum da ben niye evdeyim??
devamını gör...

yurdum insanı bir protesto yapacak onu da eline yüzüne bulaştırıyor, olmadık yere çekiyor.
devamını gör...

ölen kişinin kabartmalarının bulunduğu, kişi hakkında bilgi veren ve bu sayede önemli bir tarihi kaynak olan mezar taşları.
genelde ölen kişileri anlatan mezar stellerinin, evcil hayvanlar için sahipleri tarafından yaptırılmış olduğunu gösteren ilginç örnekleri de var. istanbul arkeoloji müzesi'nde gördüğüm ve kalbimi eriten, m.s. 3. yüzyılda yaşamış olan köpek parthenope'nin mezar stelini eklemeye geldim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
stelin üzerinde şunlar yazıyor:

birlikte oynadığı köpek parthenope'yi sahibi gömdü,
bu mutluluğun teşekkürü olarak,
(karşılıklı) sevginin ödülü vardır,
örneğin bu köpek için olduğu gibi:

sahibimiz dostu olup bu mezarı hakettim:
buna bakarak, hem seni hayattayken
sevmeye hazır hem de (ölünce) naaşına özen gösterecek faydalı bir dost bul.

devamını gör...

sırf sol görüşlü olduğu için kendisine düşmanlık beslenen, bu topraklardan çıkmış değerli bir yönetmen, oyuncu ve sanatçıdır. işlerine gelince sanatı dışında her şeyi nefret etmek için malzeme yapanlara şunu hatırlatayım.


eylül 1971'de gerçekleşen festivalde yılmaz güney toplam 25 bin tl'lik bir ödül kazanır. 4 ödülün birden toplamı olan bu miktar, o dönem için bir sinemacı elbette çok yüksek bir meblağdır. ancak yılmaz güney, ödülü türk hava kuvvetlerini güçlendirme vakfı'na bağışlar.


madem sanatı dışında bazı şeyleri konuşmak istiyorsunuz bunu konuşun.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
*
devamını gör...

beğenilmek her insanın kendini iyi hissetmesini sağlar. bu işin kadını erkeği yoktur. 40 kere anlatıcam, 40 kere anlamayacaksınız ve 41. kez anlatıcam...
devamını gör...

suç erkekte değil, suç erkeğin bu kadar palazlandırıp bu cümleyi sarf edecek kadar cesareti veren kadında. bir höyt deyip susturamıyorsa o erkeği ne diyelim? biraz taht oyunları entrikası lütfen...
devamını gör...

ya kardeşim bırakın artık insanların ne yaptığını, ne ile meşgul olduklarını, sizi bağlayan nokta ne ? gelipte o insan özgürlüğüne müdahale ederse o zaman birebir çözülecek bir sorun doğar ortaya.
ama cidden sıktı, o bunu yapıyor, o şunla uğraşıyor muhabbetleri.
yapmayın birader, insanlar zaten iyi değil etmeyin birader.
devamını gör...

angut olduĝumu söyleyip beni engellemiş yazardır. bari sebebini söyleseydiniz. birine hakaret etmek bu kadar kolay olmamalı.
devamını gör...

andreas franz’ın yazdığı, orjinal adı das achte opfer olan bu eser ‘99 yılında çıkmış bir krimi romanıdır. andreas franzı tanımlarken bakış açımı köklü değişime uğratan bir şaheseri var demiştim. işte o eser bu anlatacağım kitaptır.

kitabın arkasından tercüme ediyorum:

tanınmayan bir şahıs frankfurt cinayet masasına incil’den absürt karanlık, belirsiz alıntılar gönderir. ilk akla gelen eşşek şakası yapıldığıdır. fakat aynı zamanda mide bulandıran bir cinayet işlendiğinde baş komiser julia durant arada bir bağlantının olmasından şüphelenir. cinayetlerin ardı arkası kesilmez ve her seferinde aynı imzayı taşır: kurbanların hepsi çıplak ve alınlarında kanla yazılmış 666 sayısı vardır. soruşturma sırasında polis organize suç, yolsuzluk ve gücün kötüye kullanılması bataklığında boğulur.

kitabı beğendiysen yum gözünü! spoi ama değil gibi de:


kitabın isminden de anlayacağın üzere tam olarak sekiz cinayet işlenir. haber verircesine cinayet işlenmeden önce mezara konulan çiçeklerden bir buket baş komiserin masasına gönderilir. tabi ki de notlarla. alıntısız olur mu hiç? o da var.

her seferinde aynı motif:

ölen kişinin boğazı kesilmiş, oradan akan kan ile alnına 666 yazılmış, genitalleri kesilip, göz hizasına denk gelecek şekilde kafasının yanına koyulmuş. yanında da ne var bil? incilden alıntı. hem de dün baş komisere giden çiçeğin içinde ki notun aynısı. wow dimi? yeap.

ilk kurban banka müdürü doktor matthäus
ikinci kurban emlakçı neuhaus
üçüncü kurban çocuk psikoloğu doktor winzlow
dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci kurbanlar ise tanınmış, bilinmiş, saygıdeğer insanlardan oluşuyor.

peki ya sekizinci kurban? işte onu söylersem büyüsü bozulur dostum. al oku yani, mis gibim roman.



kitapların, kadere inancımı körüklediğini düşünüyorum. misal bu kitap yazıldığında ben daha bebekliğimi yeni tamamlamış, çocuk olmuştum artık. asırlar sonrası* kitapçıda dolanırken yıllar önce yazılmış kitabı buldum. şansım varmış o gün ki bulmuşum bu muazzam romanı. bakış açısı nedir? nasıl değişir? detayları ile oturdum üzerine günlerce düşündüm. yetmedi okuduktan yıllar sonra geldim buraya tanımını yazdım. yetmezse daha da düşünürüm yıllar sonra napılabilir diye.
çok güzel bir kitap fakat yeniden açıp okumam. huyum değildir. yeni kitap keşfetmek, aynı kitabı tekrar okumaktan öndedir.

ihtiyacın olan kitabı bulup ruhuna dokundurabilmen dileği ile, cya.
devamını gör...

bayram gününe pek yaraşmaz belki ama zaten gri olan ankara'nın kapkara olduğu bir günden bahsetmek istiyorum size; ali kuşçu gök bilim merkezinin yakıldığı günden.

bulunduğu lokasyondaki insanlar için pek anlam ifade etmese de anıtkabir'den sonra ankara'da en fazla ziyaret edilen mekân-dı burası. benim gibi henüz gidememiş fakat önünden geçerken bile gülümseyen insanlar da yok değildi.

kızım biraz daha büyüdüğünde, onunla birlikte ziyaret edip o heyecanı birlikte yaşamanın planını yaparken bir gün öğleden sonra kara dumanlar şehrin üstünü kapladı. o gün şehirdeki tüm "insan"lar ağladı, kimi içine içine kimi göstere göstere.

ben ise her gün önünden geçmeye devam ettim. birçok insan gibi kapkara olmuş kuleye içim acıyarak bakıp durdum öyle. teknolojiyi nargile içerken fotoğraf çekmekten ibaret sayıp burayı yakanlara içimden küfürler savurmayı da ihmal etmedim. bu durum 1 yıl devam etti, ta ki birileri merkezin restore edilmesi lütfunda bulunana dek. şu an yarılanmış restorasyon, en iyi ihtimalle ancak yıl sonunda tekrar açılabilir.

ankapark fiyaskosu gibi boşa giden projelerden sonra böyle faydalı bir bilim merkezinin 2 yıl atıl durumda kalması çok büyük bir kayıp.

aşağıdaki haber videosunda yangının sebebinin belirlenmediği söyleniyor, sonradan bunun bir sabotaj olduğu kesinleşti.


devamını gör...

yerdeniz'in ikinci kitabı bize doğduğu anda kaderi yazılmış olan bir kız çocuğunu anlatıyor. ilk başlarda annesi tarafından çok kısa bir zaman diliminde sevilen ve biricik olan tenar kaderi doğrultusunda onu alan karanlık dünyanın içinde korkusuz olmaya zorlanan ve bunu da kısa zamanda benimseyen bir kadına dönüşüyor. bu küçük kadın, kaderini kolayca kabul ediyor çünkü zorunda kalıyor. yapayalnız kaldığı bu karanlık yerde baş rahibe unvanı -ki bu unvana zaten sahip olduğu, reenkarnasyon ile ölen baş rahibenin yerine geldiği söyleniyor- alıyor.

bu kitapta da bir anda tenar-arha oluyorum. onunla birlikte yalnızlaşıyor, korksam bile belli etmiyor, ailemi özlüyor ama hatırlamıyorum. gideceğim bir yer yok, kaderime razı gelip üzerime düşen ne varsa onu yapıyorum. ama içimdeki çocuk bazen bana sesleniyor, kadınlığımı, unvanımı bırakıp çocuk olmak istiyorum.

tabii bu kitapta da kim olmazsa olmazdı, tabii ki çevik atmaca-ged. onunla tanışıyor küçük tenar ve hikayemiz yeniden yazılıyor. karanlıktan aydınlığa çıkan bir yolculuğa dönüşüyor.

bu kitap bana ne kadar karanlıkta, çaresiz ve yalnız olursam olayım bir gün mutlaka aydınlığa çıkacağımı hissettiriyor.
devamını gör...

karadan yürütürsek mümkün olabilecek hadise.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

tabi o zamanlar modaya merakımdan çiziyordum
devamını gör...

güne iyi başlamak için birebir olan karikatür.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kutlu olsun!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

milyonlarca yıl geriye gidip karaya çıkan ilk tiktaalike tekme atar ve denize geri dönmesini söylerdim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim