malatyalıların ortak özelliği
her dinlediğimde gün boyu dilime dolanan tuhaf şarkı..
hatta başlığı okurken bile aynı ezgiyle okudum.
hatta başlığı okurken bile aynı ezgiyle okudum.
devamını gör...
kapı toplardamarı
karaciğer ile ince bağırsak arasında bulunur .normalde her organda bir atardamar bir de toplardamar vardır . ama karaciğer istisnadır .bir atardamar ,bir toplardamar bir de kapı toplardamara sahiptir . kapı toplardamarın asıl amacı ince bağırsakta emilen glikozu karaciğerden göndermektir . karaciğerden de karaciğer toplardamarı aracılığıyla kan dolaşımına katılır . glikozun fazlası karaciğerde glikojen olarak depolanır . tokluk durumunda kapı toplardamarındaki glikoz miktarı karaciğer toplardamarındakinden fazladır . açlık durumunda ise tam tersidir
devamını gör...
tez yazarken yapılmaması gerekenler
ertelemeyin. asla. gerekiyorsa uykudan, yemekten her şeyden ödün verin ama planlanınızdan şaşmayın. harcamalarınızı olabildiğince kısın; nasıl oluyor anlamıyorum ama tez yazmak gider hanenizi bir anda ikiye üçe beşe katlamaya başlıyor. tez yazımına başlamadan önce pahallı bulduğunuz kitaplar bir anda ucuz gelmeye başlıyor ama geliriniz değişmiyor. gider hanesinin artmasında temel neden bu olabilir. bol bol okuyun; ben okuduğum kitabın dipnotlarından kitaplar bulup, o kitaplarında dipnotlarından kitaplar bularak başladım, hâlâ sonunu getiremedim çünkü sonu yok (makalelerden bahsetmiyorum bile). en önemlisi tezinizi gizlemeyin. her önünüze gelene okutun demiyorum ama güvendiğiniz insanlara okutun ve ısrarla eleştirmelerini isteyin. ben bu noktada bir aynı alandan ama farklı daldan bir arkadaşıma, bir aynı temelden ama farklı alandan bir arkadaşıma, bir de olaydan tamamen bağımsız bir arkadaşıma okutuyorum. böylelikle alandan bir insanın da alanla ilgisi olmayan bir insanın da konuyu anlayabilmesini sağlamaya çalışıyorum. tez yazan herkese şans, başarı ve sabır diliyorum.
devamını gör...
eşine 12 lira bırakarak canına kıyan genç
bizden yana kendisine 1 kuruş hakkımız varsa helal olsun.
bakalım aynı seyleri insanların gözünün içine baka bak dalga geçer gibi açıklama yapanlar için kaç kişi söyleyecek arkalarından.
bakalım aynı seyleri insanların gözünün içine baka bak dalga geçer gibi açıklama yapanlar için kaç kişi söyleyecek arkalarından.
devamını gör...
kaynak bir arkadaşım
oradan, buradan duyulmuş doğruluğundan emin olunmayan bilgiler bütünü.
devamını gör...
kürdistan kurulunca çekilecek tarihi dizi
kürdistan hayal olmaya hayal de; atıyorum bu adamlar 50 yıl sonra devlet kurmuş olsalar, tarihlerini nasıl anlatacaklar çok merak ediyorum. köyleri basıp insanları zorla dağa çıkarttık, bebekleri kaçırdık, asker öldürdük, öğretmen öldürdük, sivilleri katlettik, ormanları ateşe verdik mi diyecekler? peki ne için yaptınız bunları? devlet kurabilmek için, yerseniz tabii. hiçbir zaman yazılmayacak olan tarihiniz, tıpkı zihniyetiniz gibi leş.
devamını gör...
sözlük dergisi duyuruları
bugün dergimizi şereflendiren yazarımız:
çıplak ayaklı kadın heykellerini görme günü yazısı ile nizanim. bir solukta okunacak bu güzel yazıya buradaki öne çıkanlardan ulaşabilirsiniz.
kategori sınırlaması olmadan her türden yazılarınızı, denemelerinizi, dışavurumlarınızı ve iç dökmelerinizi de [email protected] adresine gönderebilirsiniz. iyi okumalar diliyoruz.
çıplak ayaklı kadın heykellerini görme günü yazısı ile nizanim. bir solukta okunacak bu güzel yazıya buradaki öne çıkanlardan ulaşabilirsiniz.
kategori sınırlaması olmadan her türden yazılarınızı, denemelerinizi, dışavurumlarınızı ve iç dökmelerinizi de [email protected] adresine gönderebilirsiniz. iyi okumalar diliyoruz.
devamını gör...
altı dakika yazma pratiği
bir yaratıcı yazarlık kursunda edindiğim pratik. bir kelime beliliyorsun. saatini kuruyorsun ve altı dakika boyunca bilinç akışıyla yazıyorsun. mesela şu an deniyorum. kelime belirlemedim ama konu belli. bana çok faydası dokundu. yazmaya meraklı kişilere ciddi anlamda tavsiye edebileceğim bir pratik. *
devamını gör...
pdf kitap bulabileceğimiz siteler
project gutenberg'den kitapları ücretsiz bir şekilde pdf halinde okuyabilirsiniz.
edit: hırsızlık ve haram diyen arkadaşlar, bazı anadilinde okumam gereken kitaplar hiçbir kitapçıda yok ve türkçe olmadığı için aşırı pahalı, ve sürekli kitap almam lazım edebiyat okuduğum için, ne yapayım? fotokopi kullanmak zorundayım veya bu siteleri.
edit: hırsızlık ve haram diyen arkadaşlar, bazı anadilinde okumam gereken kitaplar hiçbir kitapçıda yok ve türkçe olmadığı için aşırı pahalı, ve sürekli kitap almam lazım edebiyat okuduğum için, ne yapayım? fotokopi kullanmak zorundayım veya bu siteleri.
devamını gör...
nedir bu kadar zor olan sorusu
güvenmek. güvenmediğin bir insanın yaptığı hiç bir şey yıpratamaz. ama sevdiğin güvendiğin bir insanın en ufak hatası bile canınızı çok yakar. o yüzden en çok sevdiklerimize küseriz. o yapmaz dediğimiz kim varsa önce onlar yapıyor. kırıla kırıla güven kalmadı.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
çok sinirlendim, hemen de buraya geldim. çünkü sinirimi biriktirmek istemiyorum. neden bu kadar sinirlendiğim ise koca bir muamma.
öncelikle kendini temiz, çağdaş gören ama patavatsız ve cahil komşumuza sinirlendim. 20 yıllık yöneticiliğin annem tarafından kendisine devredilmesi ile toplam dört dairesi dolu, ortalama bir apartmanda kendisini rezidans yönetiyormuşçasına gören yeni yöneticimize sinirlendim.
yönetici olduğu gibi ilk iş kış aylarında apartmana giren kedimi ve yavrusunu, yahu bunları at, zabıtayı arayacağım gelip alacaklar, anlıyorum biz de hayvan seviyoruz ama apartmanda olmaz, bir de kedi hamile vs vs yaklaşık 1 saat bana aynı şeyleri geveleyip gitmesinde başladı her şey. o gün dediğim gibi ne olacağı belli olmaz, ölüm var. ki ben de ya hissetmiş ya da çağırmış gibi 4 yaşında dostumu 1 ay sonra, doğum yaparken kaybettim. zaten sokak kedisi, veteriner de pek ilgilenmedi. 10 gün boyunca acı çekti, elimden yemek, su içerek yaşadı. sonra da öldü. veterinere kızgınım.
kaldı bir yavru, madem ona iyi bakalım. onun yadigârı, hatırası, aynı annesi gibi yemyeşil gözlü...
gel zaman git zaman bu yönetici ile birkaç bir şey daha yaşadık. sözde ben onun söylediklerini yanlış anlamışım. ergenler hep böyle bazı şeyleri yanlış anlarlarmış. öyle gülüyorum ki böyle insanlara. yüzüne bakınca gözlerinden kafasının içi okunuyor, koca bir boşluk görüyorsun orada, ve hala bunun farkına varmadan karşısındakinin eksikliklerini, ergenliğini anlamaya, ortaya çıkarmaya çalışıyor.
annemle de birkaç kez tatsızlık yaşadılar. apartmana hırsız girdi. daha önce böyle bir şey yaşamadık. ne hikmetse onun kapısı hariç bütün depo kapıları kırıldı, bir şeyler çalındı.
kapı nasıl açıldı bilinmiyor. onun kocası bodrumdaki depoyu iş yeri deposu olarak kullanıyor ve sürekli oraya girip çıkıyor. kapıyı da açık bırakıyor. ki böyle bir şey yapması yasal bile değil.
gel zaman git zaman, kapımız bozuluyor. gidip muazzam bir fiyata kapı kilidi değiştiriyor. ama cidden muazzam. yani 10 katı fiyat ödüyor. ayakta dolandırıyorlar, haberi yok. annem buna ben ödemem, neden sorup soruşturmadan ilk bulduğunu yaptırıyorsun dediği zaman da ben öderim size sadakam olsun diyor.
gel de sinirlenme. <3
sonra bir kedi sahipleniyorlar. sözde hayvan sevgisiyle yanıp tutuştukları için. ama sokak kedisi olur mu hiç gidip bin lira verip bir cins kedi alıyorlar. cins kedileriyle mutlu mesut yaşarken sokakta dolaşan 5-10 kediye tavuk kemiği bile atmıyorlar.
kediyi 9 kattan aşağıya düşürüyorlar. sonra kedi kayıp diye bize geliyorlar. bodruma iniyoruz, annem kediyi buluyor. kadın ay ben tutamam diyor. yahu bu senin kedin değil mi? tutamam ne demek? bu çıtkırıldımlık neden? annem tutuyor, en üst kata kadar taşıyor kediyi. kediye allah'tan bir şey olmuyor. zaten hemen veterinere götürüyorlar.
gelelim kalan son yavruya, muhtemelen o da hamile. apartmanın bodrumu böcek ve pire dolu. bizim kedi yüzünden değil çünkü kum piresi. sokakta da karşı apartmanda da var. ama eminim bizim kediden olduğunu söyleyip kapıma gelecek. öyle olduğunu öğrenince ucuza kaçmak için gelip babama ilaç al ilaçla dedi. velhasıl babam ilaç bulamayınca bodrumu kapattık. kocası dışında giren çıkan yok.
bizim kediyi de sabah inip apartmana aldım. zaten annesi gibi bünyesi zayıf. her mevsim burnu akıyor. gök gürültüsünden de korkmuş. yağmur yağacak diye aldım yani. yoksa hep dışarıda yatıyor zaten sıcakta. her neyse, ben sabahın köründe inip aldım kediyi. kedi de ne zaman bilmiyorum ama içerde olduğu bir an bodrum kapısının önüne sıçıvermiş. tam yukarı çıkıyordum ki tıkırtı duydum, hırsız mı acaba dedim korktum inip baktım. kimseyi göremeyince çıkıyordum. yöneticinin kocası çıktı. sabahın 8'inde öyle bir öğürdü ki varlığımı sorguladım. dedim acaba rüyada mıyım. sonra eve geldim, dedim herhalde midesi bulandı aşağıda. elinde boya vs vardı. uykuluyum ya, unutmuşum o boku gördüğümü, bak saat kaç olmuş şimdi aklıma geldi. aklıma geldiği gibi de bir sinir tuttu beni.
ulan be adam, aynısını senin kedin de sıçıyor, temizliyorsun. oradakinin insan boku olmadığını biliyorsun. hadi onu geçtim. kendin de mi sıçmıyorsun? ciğerin çıkana kadar öğürmenin ne anlamı var? kaç yaşında kızın var. hiç mi altını almadın?
neyse işte uzun zamandır bunların hepsini içimde tutuyordum. hop buraya döküverdim. sözün özü insanlar kafayı yemiş. hepsinin üzerinde yapay bir iğretilik var. hepsine de geçmiş olsun. mazallah bok mok görürler yapamaz bu insanlar. yazık.
öncelikle kendini temiz, çağdaş gören ama patavatsız ve cahil komşumuza sinirlendim. 20 yıllık yöneticiliğin annem tarafından kendisine devredilmesi ile toplam dört dairesi dolu, ortalama bir apartmanda kendisini rezidans yönetiyormuşçasına gören yeni yöneticimize sinirlendim.
yönetici olduğu gibi ilk iş kış aylarında apartmana giren kedimi ve yavrusunu, yahu bunları at, zabıtayı arayacağım gelip alacaklar, anlıyorum biz de hayvan seviyoruz ama apartmanda olmaz, bir de kedi hamile vs vs yaklaşık 1 saat bana aynı şeyleri geveleyip gitmesinde başladı her şey. o gün dediğim gibi ne olacağı belli olmaz, ölüm var. ki ben de ya hissetmiş ya da çağırmış gibi 4 yaşında dostumu 1 ay sonra, doğum yaparken kaybettim. zaten sokak kedisi, veteriner de pek ilgilenmedi. 10 gün boyunca acı çekti, elimden yemek, su içerek yaşadı. sonra da öldü. veterinere kızgınım.
kaldı bir yavru, madem ona iyi bakalım. onun yadigârı, hatırası, aynı annesi gibi yemyeşil gözlü...
gel zaman git zaman bu yönetici ile birkaç bir şey daha yaşadık. sözde ben onun söylediklerini yanlış anlamışım. ergenler hep böyle bazı şeyleri yanlış anlarlarmış. öyle gülüyorum ki böyle insanlara. yüzüne bakınca gözlerinden kafasının içi okunuyor, koca bir boşluk görüyorsun orada, ve hala bunun farkına varmadan karşısındakinin eksikliklerini, ergenliğini anlamaya, ortaya çıkarmaya çalışıyor.
annemle de birkaç kez tatsızlık yaşadılar. apartmana hırsız girdi. daha önce böyle bir şey yaşamadık. ne hikmetse onun kapısı hariç bütün depo kapıları kırıldı, bir şeyler çalındı.
kapı nasıl açıldı bilinmiyor. onun kocası bodrumdaki depoyu iş yeri deposu olarak kullanıyor ve sürekli oraya girip çıkıyor. kapıyı da açık bırakıyor. ki böyle bir şey yapması yasal bile değil.
gel zaman git zaman, kapımız bozuluyor. gidip muazzam bir fiyata kapı kilidi değiştiriyor. ama cidden muazzam. yani 10 katı fiyat ödüyor. ayakta dolandırıyorlar, haberi yok. annem buna ben ödemem, neden sorup soruşturmadan ilk bulduğunu yaptırıyorsun dediği zaman da ben öderim size sadakam olsun diyor.
gel de sinirlenme. <3
sonra bir kedi sahipleniyorlar. sözde hayvan sevgisiyle yanıp tutuştukları için. ama sokak kedisi olur mu hiç gidip bin lira verip bir cins kedi alıyorlar. cins kedileriyle mutlu mesut yaşarken sokakta dolaşan 5-10 kediye tavuk kemiği bile atmıyorlar.
kediyi 9 kattan aşağıya düşürüyorlar. sonra kedi kayıp diye bize geliyorlar. bodruma iniyoruz, annem kediyi buluyor. kadın ay ben tutamam diyor. yahu bu senin kedin değil mi? tutamam ne demek? bu çıtkırıldımlık neden? annem tutuyor, en üst kata kadar taşıyor kediyi. kediye allah'tan bir şey olmuyor. zaten hemen veterinere götürüyorlar.
gelelim kalan son yavruya, muhtemelen o da hamile. apartmanın bodrumu böcek ve pire dolu. bizim kedi yüzünden değil çünkü kum piresi. sokakta da karşı apartmanda da var. ama eminim bizim kediden olduğunu söyleyip kapıma gelecek. öyle olduğunu öğrenince ucuza kaçmak için gelip babama ilaç al ilaçla dedi. velhasıl babam ilaç bulamayınca bodrumu kapattık. kocası dışında giren çıkan yok.
bizim kediyi de sabah inip apartmana aldım. zaten annesi gibi bünyesi zayıf. her mevsim burnu akıyor. gök gürültüsünden de korkmuş. yağmur yağacak diye aldım yani. yoksa hep dışarıda yatıyor zaten sıcakta. her neyse, ben sabahın köründe inip aldım kediyi. kedi de ne zaman bilmiyorum ama içerde olduğu bir an bodrum kapısının önüne sıçıvermiş. tam yukarı çıkıyordum ki tıkırtı duydum, hırsız mı acaba dedim korktum inip baktım. kimseyi göremeyince çıkıyordum. yöneticinin kocası çıktı. sabahın 8'inde öyle bir öğürdü ki varlığımı sorguladım. dedim acaba rüyada mıyım. sonra eve geldim, dedim herhalde midesi bulandı aşağıda. elinde boya vs vardı. uykuluyum ya, unutmuşum o boku gördüğümü, bak saat kaç olmuş şimdi aklıma geldi. aklıma geldiği gibi de bir sinir tuttu beni.
ulan be adam, aynısını senin kedin de sıçıyor, temizliyorsun. oradakinin insan boku olmadığını biliyorsun. hadi onu geçtim. kendin de mi sıçmıyorsun? ciğerin çıkana kadar öğürmenin ne anlamı var? kaç yaşında kızın var. hiç mi altını almadın?
neyse işte uzun zamandır bunların hepsini içimde tutuyordum. hop buraya döküverdim. sözün özü insanlar kafayı yemiş. hepsinin üzerinde yapay bir iğretilik var. hepsine de geçmiş olsun. mazallah bok mok görürler yapamaz bu insanlar. yazık.
devamını gör...
sözlüğün kalitesinin çok düşmesi
hâlâ sözlüğü tartıya koymanın erken olduğunu düşünüyorum.
1999'da nasıldı ? hatırlayanlar bilir.
zamanla düzelecektir diye düşünüyorum.
1999'da nasıldı ? hatırlayanlar bilir.
zamanla düzelecektir diye düşünüyorum.
devamını gör...
hatun kelimesi iticiliği
genelde kıroların kullandığı bir hitap şekli ondan dolayı itici.
devamını gör...
aşık olunan kızın sizi istememesi
bir süre platonik takılırsınız. kimse bu devirde aşkından ölmez merak etmeyin.
devamını gör...
oku iş bul evlen çocuk yap öl
aralara ne sıkıştırdığın önemli.
hayatının değeri o ayrıntılarla ortaya çıkar.
hayatının değeri o ayrıntılarla ortaya çıkar.
devamını gör...
fotoğrafın hikayesi
cleveland balon festivali (1986)
2500 kişi tarafından şişirilmiş 1.5 milyon balonun serbest bırakıldığı festival, pek de planlandığı gibi gitmemiş. balonlar, parçalanabilen lateksten yapılmış ve belli bir yere kadar uçup orada patlayacakları hesaplanmış.
fakat hesapları alt üst eden bir şey olmuş; bir fırtına. balonlar rüzgârın etkisiyle, gitmeleri gereken yere doğru değil, şehrin içine doğru doluşmuşlar. şiddetli yağmur ile bir kısmı patlamamış halde yerlere kadar inmiş ve balonların temizlenmesini bekleyen uçakların yarım saat rötar yapmasına neden olmuş.
bir çiftlikteki atların yaralanmasına sebep olmuş. atların sahibi daha sonra bu sebeple açtığı davayı kazanmış.
en kötüsü de, her yere dolan bunca balon nedeniyle, kayıp olduğu bildirilen 2 balıkçıyı arama çalışmalarının yapılamaması olmuş. nehrin üstü balonlarla kaplandığından arama çalışmaları gecikmiş ve 2 balıkçı daha sonra ölü olarak bulunmuş.
özetle; rekorlar kitabına girmeyi başarmış cleveland ama bedeli ağır olmuş.
2500 kişi tarafından şişirilmiş 1.5 milyon balonun serbest bırakıldığı festival, pek de planlandığı gibi gitmemiş. balonlar, parçalanabilen lateksten yapılmış ve belli bir yere kadar uçup orada patlayacakları hesaplanmış.
fakat hesapları alt üst eden bir şey olmuş; bir fırtına. balonlar rüzgârın etkisiyle, gitmeleri gereken yere doğru değil, şehrin içine doğru doluşmuşlar. şiddetli yağmur ile bir kısmı patlamamış halde yerlere kadar inmiş ve balonların temizlenmesini bekleyen uçakların yarım saat rötar yapmasına neden olmuş.
bir çiftlikteki atların yaralanmasına sebep olmuş. atların sahibi daha sonra bu sebeple açtığı davayı kazanmış.
en kötüsü de, her yere dolan bunca balon nedeniyle, kayıp olduğu bildirilen 2 balıkçıyı arama çalışmalarının yapılamaması olmuş. nehrin üstü balonlarla kaplandığından arama çalışmaları gecikmiş ve 2 balıkçı daha sonra ölü olarak bulunmuş.
özetle; rekorlar kitabına girmeyi başarmış cleveland ama bedeli ağır olmuş.
devamını gör...
kendine iyi bak
kullanmayı çok sevdiğim bir cümledir. insanlar her şeyden önce 'kendine' iyi bakmalıdır. bunu birine veda ederken söylemek hoşuma gidiyor.
aynı zamanda ahmet kaya'nın çok güzel bir şarkısıdır.
aynı zamanda ahmet kaya'nın çok güzel bir şarkısıdır.
devamını gör...
viski
sözlükte 'tahılların malt durumuna getirildikten, şekerlendirildikten ve yeterince mayalandırıldıktan sonra damıtılmasıyla elde edilen ve meşe fıçılarda birkaç yıl bekletildikten sonra şişelenip satışa sunulan sert bir alkollü içki.' olarak geçen sıvıdır.
devamını gör...
reflü
kronik tedavisiz reflünün yemek borusu alt 1/3 kısmında epitel değişiklik yapmasıyla beraber kanser riski bulunduğu için daha tedbirli olunması gerektiğini, sonuçta bildiğimiz reflü azıcık tadımız kaçar ama bir şey olmaz dememek gerektiğini belirtmek isterim.
devamını gör...