erken yatıp erken uyanmak
asla beceremediğim olay.
aslında sürekli uykusuzum, erken uyuyacağım deyip yatağa erkenden giriyorum ama "ya az uyursam, ya uyanamazsam, ya uykum yetmezse" diye kendimi strese sokup gözümden uyku akmasına rağmen uyuyamıyorum. tabii o ruh haliyle de uyuyunca sabaha berbat bir halde merhaba diyorum.
üzülüyorum sözlük.
aslında sürekli uykusuzum, erken uyuyacağım deyip yatağa erkenden giriyorum ama "ya az uyursam, ya uyanamazsam, ya uykum yetmezse" diye kendimi strese sokup gözümden uyku akmasına rağmen uyuyamıyorum. tabii o ruh haliyle de uyuyunca sabaha berbat bir halde merhaba diyorum.
üzülüyorum sözlük.
devamını gör...
hayal kırıklığı
yeterince hayal kırıklığına uğrayınca bir süre sonra hiçbir şey sizi şaşırtmayacaktır.
ben iç dünyama dönüyorum. orada hayal kırıklığına yer yok.
(bkz: oğuz atay)
ben iç dünyama dönüyorum. orada hayal kırıklığına yer yok.
(bkz: oğuz atay)
devamını gör...
aşk bir baharat olsaydı ne olurdu sorunsalı
tarçın olurdu. tatlı gibi kokuyor ama aslında acıdır. hiç aşık olmamış kişiler ağızlarına bir kaşık tarçın atarak deneyim kazanabilir.
devamını gör...
sözlükte sürekli bir sözlük yazarının gündem olması
katıldığım günden beridir gözlemlediğim olay, sürekli olarak yazar bir arkadaşın ismi gündem oluyor ve herkes ona övgüler dizmeye başlıyor. buna o kadar gerek var mı gerçekten ya? yapılmasın demiyorum elbette; ama bu kadar yapılması da ne bileyim. yeni kurulan bir sözlük nihâyetinde, müsade edin de yeni gelenler kimin nasıl olduguna, nasıl yazdıgına, kimi takip edeceklerine bir algının etkisinde olmadan karar verebilsinler.
not: art niyet yok.
not: art niyet yok.
devamını gör...
ilkokulda dışlanmak
babamın iflası ile istanbul' a geldik.
ıstanbul bana mersin'den sonra vahşi hayvanlarla dolu bir orman gibiydi...
mersin'deki kolejden, başka bir şehirin fakir semtindeki ilköğretim okuluna gelmek ayrı travmayken; o varlıklı hayattan bu görülmemiş yokluğa düşmenin ağırlığı daha da zordu. beslenmeme koyacak ekmeği zor bulduğumuz zamanlardı.
8 yaşındaydım, ilk gün okula üstümde kolej üniformasıyla gittim. öğretmen 'yarın önlükle gel' dedi.
annemler o akşam bir komşumuzun çocuğunun eskimiş önlüğünü yakası olmadan, başka başka düğmeler dikerek bana uydurdular. tabi yeni olduğum yetmiyormuş gibi bir de fakir olunca dikkatler üstüme yöneldi. zaten yaşca hepsinden iki yaş küçüktüm. doktor raporu ile ıq'su yüksek denilerek 5,5 yaşında birinci sınıfa başlamıştım.
sınıfta her beslenme saati, beslenmemi alıp çöpe ya da yere atan bir çocuk vardı. teneffüste "önümüze gelene bin tekme" ayağına bahçede duvara sıkıştırıp döverlerdi. hatta okulun merdivenlerinden ikinci kattan attıkları bile oldu. olaydan sonra aylarca kaburgalarım ağrıdı. gece yatağımda sessizce ağlardım. annem dayak yediğimi duyarsa buna kızıp döver korkusuyla, bu ağrılı süreci kendi başıma yaşadım. çünkü annem, dayak yedim diye dayak atardı.
okulda dövenlere ek bir de komşumzun 11 yaşındaki kızı döverdi beni. onlar 4 kardeşti en küçüğü benimle yaşıttı. ona gelinceye kadar, yolüstü 14-15 yaşlarında bir oğlan çocuğu önüme geçer bana sarılmaya çalışırdı. o sapık olan çocuğu babam fark edip ağız burun dağıttı ama diğerlerini bertaraf edemedim.
ıki sene boyunca okuldakiler, komsunun kızı, üstüne bir de annem döverdi cift dikiş olurdu dayaklarım.
bu sebeple okul yıllarında yaşananlar kaç yıl olursa olsun insanın benliğinde iz bırakıyor. *
ıstanbul bana mersin'den sonra vahşi hayvanlarla dolu bir orman gibiydi...
mersin'deki kolejden, başka bir şehirin fakir semtindeki ilköğretim okuluna gelmek ayrı travmayken; o varlıklı hayattan bu görülmemiş yokluğa düşmenin ağırlığı daha da zordu. beslenmeme koyacak ekmeği zor bulduğumuz zamanlardı.
8 yaşındaydım, ilk gün okula üstümde kolej üniformasıyla gittim. öğretmen 'yarın önlükle gel' dedi.
annemler o akşam bir komşumuzun çocuğunun eskimiş önlüğünü yakası olmadan, başka başka düğmeler dikerek bana uydurdular. tabi yeni olduğum yetmiyormuş gibi bir de fakir olunca dikkatler üstüme yöneldi. zaten yaşca hepsinden iki yaş küçüktüm. doktor raporu ile ıq'su yüksek denilerek 5,5 yaşında birinci sınıfa başlamıştım.
sınıfta her beslenme saati, beslenmemi alıp çöpe ya da yere atan bir çocuk vardı. teneffüste "önümüze gelene bin tekme" ayağına bahçede duvara sıkıştırıp döverlerdi. hatta okulun merdivenlerinden ikinci kattan attıkları bile oldu. olaydan sonra aylarca kaburgalarım ağrıdı. gece yatağımda sessizce ağlardım. annem dayak yediğimi duyarsa buna kızıp döver korkusuyla, bu ağrılı süreci kendi başıma yaşadım. çünkü annem, dayak yedim diye dayak atardı.
okulda dövenlere ek bir de komşumzun 11 yaşındaki kızı döverdi beni. onlar 4 kardeşti en küçüğü benimle yaşıttı. ona gelinceye kadar, yolüstü 14-15 yaşlarında bir oğlan çocuğu önüme geçer bana sarılmaya çalışırdı. o sapık olan çocuğu babam fark edip ağız burun dağıttı ama diğerlerini bertaraf edemedim.
ıki sene boyunca okuldakiler, komsunun kızı, üstüne bir de annem döverdi cift dikiş olurdu dayaklarım.
bu sebeple okul yıllarında yaşananlar kaç yıl olursa olsun insanın benliğinde iz bırakıyor. *
devamını gör...
espri anlayışını kazanım yolları
hayat tecrübesi + zeka canım.
devamını gör...
oi va voi
anlamı "aman tanrım!" olan, (yidiş kökenli bir ünlem) ingiliz bir müzik grubudur. ingiltere, londra'da kurulan, 1990'ların sonlarında şekillenen,muazzam güzellikte ve sakinlikte müzikler yapan harika bir gruptur.
müziklerinde hem aşkenaz hem de sefarad yahudilerinin müziklerinin etkisinin yanı sıra klezmer ve yahudi ispanyolcası, doğu avrupa, özellikle bulgar halk müzikleri ve çağdaş elektronik müziğin etkileri görülür.
insanı farklı bir keyif seviyesine çekebilecek sakinlikte, neredeyse dinlediğim tüm parçaları aynı kalitede ve dinlenebilirlikte olan nadir gruplardan biridir ayrıca.
en sevdiğim iki parçası ;
bir de refugee parçasının bu canlı performansını mutlaka dinlemelisiniz.
müziklerinde hem aşkenaz hem de sefarad yahudilerinin müziklerinin etkisinin yanı sıra klezmer ve yahudi ispanyolcası, doğu avrupa, özellikle bulgar halk müzikleri ve çağdaş elektronik müziğin etkileri görülür.
insanı farklı bir keyif seviyesine çekebilecek sakinlikte, neredeyse dinlediğim tüm parçaları aynı kalitede ve dinlenebilirlikte olan nadir gruplardan biridir ayrıca.
en sevdiğim iki parçası ;
bir de refugee parçasının bu canlı performansını mutlaka dinlemelisiniz.
devamını gör...
canımın kıymeti yok hareketleri
trafikte makas atıp magandalık yapmak.
anladık hırbo, kendi canının kıymeti yok ama diğer masumlardan ne istiyosun?
anladık hırbo, kendi canının kıymeti yok ama diğer masumlardan ne istiyosun?
devamını gör...
güünnaaayydın diye mesaj atan insan
mod yükselten insandır. hayat enerjisini size de bulaştırır.
1) günaydın: pek reaksiyon almazken kuru kuruya günaydın diye karşılık verirsin.
2) güünnaaayydın: günaydııııın *
şekil a'da göründüğü gibi mod tavan,enerji müthiş gelsin güünnaaayydıncıklar. 2 ay sonra görcem sizi...
1) günaydın: pek reaksiyon almazken kuru kuruya günaydın diye karşılık verirsin.
2) güünnaaayydın: günaydııııın *
şekil a'da göründüğü gibi mod tavan,enerji müthiş gelsin güünnaaayydıncıklar. 2 ay sonra görcem sizi...
devamını gör...
italya
ortaçağ'dan kalma kasabalarını gezmek için özel bir tura çıkmak istediğim akdeniz ülkesi.
devamını gör...
aylak adam
nedense "sinemadan çıkan insan" betimlemesi aklımdan hiç çıkmayan yusuf atılgan eseridir. başlamanız ile bitirmeniz bir olur.
devamını gör...
zengin kadınların hep güzel olması
duzenli ve saglikli beslenme, stressiz yasam, spor vb. etkinliklerin dis gorunuse yansimasinin elbette etkisi var. ama asil neden, maddiyatin getirisiyle guzel insanlara ulasabilme kolayligi. buna unlulerin hayatindan ornek verebiliriz. zenginligiyle taninan insanlarin eslerine ve sevgililerine bakiniz, yanlarinda cirkin bir kadin/erkek goremezsiniz. e genetikleri guzel olan birinden dogacak cocukta, tabii ki cirkin olmayacak. kisacasi para dogacak cocugu bile guzel kiliyor diyebiliriz...
devamını gör...
yolda görsem selam vermem diyeceğimiz ünlüler
hiçbir ünlüye selam melam vermem. utanırım.
devamını gör...
ev hayvanlarının psikolojiyi olumlu etkilemesi
kesinlikle doğru bir önermedir. bir canlının bize ihtiyacının olduğunu bilip kendi hayat sorumluluğumuzun dışında başka bir canlının sorumluluğunu taşımak bizi hayata bağlar. işe yarar hissettirir. ayrıca o sevimlilikleri tatlılıkları da cabası. kendime ait bir evim olduğunda yapacağım ilk iş evcil hayvan edinmek.
devamını gör...
erdoğan'ın bu ülkede gençlere her şey veriliyor demesi
madem öyle sayın başkan sandıkta hak ettiğiniz teşekkürü vereceğimizden şüpheniz olmasın.
devamını gör...
türk ateisti
ne ergenim, ne bilgisiz ne de cahil biriyim. kendimi hayatta entellektüel anlamda yeterli buluyorum. 1.5 senedir ateistim kuranı kerim’i bilirim vakti zamanında namaz kılmışlığım da var. gelin görün ki islam dahil hiç bir din insanları uyutmaktan başka bir şey değil.
devamını gör...
mansur yavaş'ın devlet bahçeli'ye cevabı
al sen püskevit ye demiş resmen.
canımsın white wolf.
canımsın white wolf.
devamını gör...
elin sıkça gittiği yer
telefon. malesef sanırım bağımlıyım.
devamını gör...
venezuela’dan peynir ithal etmek
uyuşturucu ticaretini bir tarafa bırakırsak, hikaye olarak imzalanmış sözleşmelerden birisidir.
bir ülke, bir başka ülkeyle imtiyazlı bir ticaret sözleşmesi imzladığında, bu tek taraflı değildir.
yani venezuela size ticari olarak, ürünlerinize imtiyaz tanıyorsa, sizin de ona imtiyaz sağlamanız gerekir.
venezuela binlerce kalem üründe türkiye'ye imtiyaz sağlamıştır. karşılığında, peynir konusunda bir imtiyaz verilmiş.
devletler peynir ithal etmezler, şirketler peynir ithal ederler. üstelik türk pazarı peynir konusunda rekabetçi bir piyasa değildir, fiyatlar oldukça yüksektir. buna rağmen kimse venezueladan peynir ithal etmemiştir.
aynı hikaye tunus ile olan dış ticaretimizde de meydana gelmiştir. tunus hep türkiyeden ithalat yapmaktadır ve tunus ticaret bakanlığı, yahu size birşeyler ihraç edelim dediğinde, sizin ana kaleminiz nedir diye sorulmuş, zeytin yağı cevabıyla, tunus zeutin yağına imtiyaz verilmiştir.
tunus'dan da 1 lt zeytin yağı ithal edilmemiştir.
devletler tek taraflı ticaretten kaçınmak için, daha doğrusu salt ithalatçı olmamak için bu tip atraksiyonlar yaparlar.
önemli olan o pazardan ne kadar ithalat yapıldığıdır.
bu ülkeye ne venezueladan peynir ne de tunus'dan zeytin yağı ithalatı olmamıştır.
türkiye'den net ithalatçı olan ülkelerle yapılan ticari anlaşmalarda böyle absürt ürünler görmeniz normaldir.
biz de net ithalatçı olduğumuz rusya, abd, çin, fransa gibi ülkelere yauuu bizden birşeyler ithal edin diye bastırıyoruz. ama ya karşımıza gıda kodeksi ya kalite kriterleri ya da fiyat gibi darboğazlar çıkıyor.
çin bizden ithalatı daraltmayın size 2 milyon turist yollayacağız diye bize yıllardır yalan söylüyor.
bu tip yalanlara gülün geçin.
ülkelerin kendisini dış ticarette korumasının yolu ithal ikamesidir.
ama petrol, doğalgaz ve teknolojik ürünlerin ikamesi yoktur.
bir ülke, bir başka ülkeyle imtiyazlı bir ticaret sözleşmesi imzladığında, bu tek taraflı değildir.
yani venezuela size ticari olarak, ürünlerinize imtiyaz tanıyorsa, sizin de ona imtiyaz sağlamanız gerekir.
venezuela binlerce kalem üründe türkiye'ye imtiyaz sağlamıştır. karşılığında, peynir konusunda bir imtiyaz verilmiş.
devletler peynir ithal etmezler, şirketler peynir ithal ederler. üstelik türk pazarı peynir konusunda rekabetçi bir piyasa değildir, fiyatlar oldukça yüksektir. buna rağmen kimse venezueladan peynir ithal etmemiştir.
aynı hikaye tunus ile olan dış ticaretimizde de meydana gelmiştir. tunus hep türkiyeden ithalat yapmaktadır ve tunus ticaret bakanlığı, yahu size birşeyler ihraç edelim dediğinde, sizin ana kaleminiz nedir diye sorulmuş, zeytin yağı cevabıyla, tunus zeutin yağına imtiyaz verilmiştir.
tunus'dan da 1 lt zeytin yağı ithal edilmemiştir.
devletler tek taraflı ticaretten kaçınmak için, daha doğrusu salt ithalatçı olmamak için bu tip atraksiyonlar yaparlar.
önemli olan o pazardan ne kadar ithalat yapıldığıdır.
bu ülkeye ne venezueladan peynir ne de tunus'dan zeytin yağı ithalatı olmamıştır.
türkiye'den net ithalatçı olan ülkelerle yapılan ticari anlaşmalarda böyle absürt ürünler görmeniz normaldir.
biz de net ithalatçı olduğumuz rusya, abd, çin, fransa gibi ülkelere yauuu bizden birşeyler ithal edin diye bastırıyoruz. ama ya karşımıza gıda kodeksi ya kalite kriterleri ya da fiyat gibi darboğazlar çıkıyor.
çin bizden ithalatı daraltmayın size 2 milyon turist yollayacağız diye bize yıllardır yalan söylüyor.
bu tip yalanlara gülün geçin.
ülkelerin kendisini dış ticarette korumasının yolu ithal ikamesidir.
ama petrol, doğalgaz ve teknolojik ürünlerin ikamesi yoktur.
devamını gör...
