kendini kandırma sözleri
zaten bugün çok yürüdük spor yapmaya gerek yok.
devamını gör...
kendini önemli sanmak
herkes kendince, kendi çevresinde, kendi sevenleri için önemli olabileceğinden çok da sorun olmayan durum.
herkesin birbini küçümsemeye, ezmeye, yok saymaya çalıştığı bu ülkede kendimizi önemsemek işi de bize kaldı hepten. bırakın önemsesin insanlar kendilerini... bir başkasının önemsemesini bekleyecek olurlarsa ömürleri biter belki de.
herkesin birbini küçümsemeye, ezmeye, yok saymaya çalıştığı bu ülkede kendimizi önemsemek işi de bize kaldı hepten. bırakın önemsesin insanlar kendilerini... bir başkasının önemsemesini bekleyecek olurlarsa ömürleri biter belki de.
devamını gör...
bodrum antik tiyatrosu
bodrum’ un ortasındaki göktepe dağının eteklerinde, anadolunun en eski tiyatrolarından biri. şimdilerde konser ve festivaller veriliyor. her koltuk arasında 40 cm’lik mesafeler var ve 13.000 kişi kapasitelidir.
devamını gör...
zaman makineniz olsa değiştireceğiniz olay
milyonlarca yıl geriye gidip karaya çıkan ilk tiktaalike tekme atar ve denize geri dönmesini söylerdim.
devamını gör...
batak kabilesi
yaşamlarını filipinlere bağlı palawan eyaletinin en büyük adası olan palawan’ da sürdürmekte olan batak kabilesi, dünya çevresinde içinde genetik farklılığın en çok olduğu kabiledir. negrito ve australoid ırkları bu toplulukla birlikte karşımıza çıkmaktadır. kendileri ve tüm insanlığın bu iki ırktan oluştuğu görüşüne inanmaktadırlar.
batak abilesi üyeleri giyim tarzı bakımından birçok topluma göre farklılıklar göstermektedir. örneğin, kadınlar sarong adı verilen kıyafeti tercih ederler, bizim bildiğimiz pareo saronga karşılık gelmektedir diyebiliriz. erkekler ise çıplak olmayı tercih ederler ama belirli uzuvlarını kapatmak için tüy gibi küçük parçalar kullanabilirler.

toplumda egalitarian özellik görülmektedir. yani topluluk içinde eşitlik söz konusudur. kadın erkek eşittir ve aralarında ayrım gözlenmemektedir. bu sebeptendir ki; avlanmaya beraber giderler, yemek hazırlıkları beraber yaparlar ve iş yükleri eşittir. avlanma sonrası elde ettikleri başarılarını ve karınlarının doymasınk kutlamak için kendi yapmış oldukları özel davullarını çalarak eğlence düzenler, dans ederler.
fakat yaşamlarını sürdürebilmek için tarım yapmaya da ihtiyaç duymaktadırlar. filipin hükümeti ise çevrecilik anlayışına göre ormanlık alanların istilasını yasaklanmıştır. bu açıdan bu topluluk son dönemlerde yok olmaya mahkum gibi görünmektedir.
ve zaten diğer birçok yerli kabile gibi onların da hastalıklar, toprak istilaları ve modern sömürüler yüzünden nüfusları azalmıştır, azalmaya da devam etmektedir.
batak abilesi üyeleri giyim tarzı bakımından birçok topluma göre farklılıklar göstermektedir. örneğin, kadınlar sarong adı verilen kıyafeti tercih ederler, bizim bildiğimiz pareo saronga karşılık gelmektedir diyebiliriz. erkekler ise çıplak olmayı tercih ederler ama belirli uzuvlarını kapatmak için tüy gibi küçük parçalar kullanabilirler.

toplumda egalitarian özellik görülmektedir. yani topluluk içinde eşitlik söz konusudur. kadın erkek eşittir ve aralarında ayrım gözlenmemektedir. bu sebeptendir ki; avlanmaya beraber giderler, yemek hazırlıkları beraber yaparlar ve iş yükleri eşittir. avlanma sonrası elde ettikleri başarılarını ve karınlarının doymasınk kutlamak için kendi yapmış oldukları özel davullarını çalarak eğlence düzenler, dans ederler.
fakat yaşamlarını sürdürebilmek için tarım yapmaya da ihtiyaç duymaktadırlar. filipin hükümeti ise çevrecilik anlayışına göre ormanlık alanların istilasını yasaklanmıştır. bu açıdan bu topluluk son dönemlerde yok olmaya mahkum gibi görünmektedir.
ve zaten diğer birçok yerli kabile gibi onların da hastalıklar, toprak istilaları ve modern sömürüler yüzünden nüfusları azalmıştır, azalmaya da devam etmektedir.
devamını gör...
tanrı öldü
kurumsallaşmış hristiyanlığın öldüğünü,artık işlevinin kalmadığını,ölü bir şeyden medet umulamayacağı anlamına da geliyor.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en yaşlı özelliği
belim ağrıyor ve evin içinde sürekli acaba fıtık mı var diye geziniyorum.
edit: gerçekten fıtık varmış.
edit: gerçekten fıtık varmış.
devamını gör...
yazarların yakın gelecekteki hayali
bol bol gezmek ülke ülke şehir şehir.
devamını gör...
free state
güney afrika cumhuriyeti'nin orta kısmında bulunan, eskiden "özgür orange devleti" olarak bilinen eyaletidir. yüzölçümü 129.825 km²'dir.
lesotho ülkesi ile sınırı vardır.
bloemfontein en büyük şehridir.
lesotho ülkesi ile sınırı vardır.
bloemfontein en büyük şehridir.
devamını gör...
evaristo carriego
bir jorge luis borges kitabıdır.
bu kitap için biyografi demek doğru olur mu, sanmıyorum. bir romandır diyebilir miyiz, o da pek mümkün değil. anlatı, anı, deneme? hiçbir tanıma tam olarak uymayan bir kitap bu. biz iyisi mi bir jorge luis borges kitabı demekle yetinelim.
kimsenin hikayelerini yazmadığı, kimse onlardan bahsetmediği ve bu yüzden de kimsenin tanımadığı, hatırlamadığı onlarca, yüzlerce edebiyatçı öldükten sonra unutulup gidiyor. unutulmak bir edebiyatçı için gerçek ölümdür zaten.
jorge luis borges en azından böyle edebiyatçılardan bir tanesini unutuluşun tozlu, küflü varoluşundan alıp çıkartmış. evaristo carriego da jorge luis borges’in lazarus’u.
evaristo carriego 20. yüzyıl henüz başlamışken 29 yaşında hayatını kaybetmiş bir tango şiirleri yazarı. carriego öldüğünde borges on üç yaşında. ve o zaman gözleri şahin gibi gören bu çocuk büyüyünce evaristo carriego’yu sonsuz bir ölümün kollarından kurtarıyor yazdığı kitapla.
okurları ve edebiyat çevresi hiç tanınmayan bir yazar hakkında kitap yazmasını anlamsız bulsalar da borges, carriego üzerinden o dönemin arjantin’ini ve kendi çocukluk yıllarını anlatmakta kararlıdır ve öyle de yaparsan
bu kitap için biyografi demek doğru olur mu, sanmıyorum. bir romandır diyebilir miyiz, o da pek mümkün değil. anlatı, anı, deneme? hiçbir tanıma tam olarak uymayan bir kitap bu. biz iyisi mi bir jorge luis borges kitabı demekle yetinelim.
kimsenin hikayelerini yazmadığı, kimse onlardan bahsetmediği ve bu yüzden de kimsenin tanımadığı, hatırlamadığı onlarca, yüzlerce edebiyatçı öldükten sonra unutulup gidiyor. unutulmak bir edebiyatçı için gerçek ölümdür zaten.
jorge luis borges en azından böyle edebiyatçılardan bir tanesini unutuluşun tozlu, küflü varoluşundan alıp çıkartmış. evaristo carriego da jorge luis borges’in lazarus’u.
evaristo carriego 20. yüzyıl henüz başlamışken 29 yaşında hayatını kaybetmiş bir tango şiirleri yazarı. carriego öldüğünde borges on üç yaşında. ve o zaman gözleri şahin gibi gören bu çocuk büyüyünce evaristo carriego’yu sonsuz bir ölümün kollarından kurtarıyor yazdığı kitapla.
okurları ve edebiyat çevresi hiç tanınmayan bir yazar hakkında kitap yazmasını anlamsız bulsalar da borges, carriego üzerinden o dönemin arjantin’ini ve kendi çocukluk yıllarını anlatmakta kararlıdır ve öyle de yaparsan
devamını gör...
jose manuel rodriguez delgado
1950 ile 1970 yılları arasında yaptığı zihin kontrolü çalışmalarıyla tarihe geçen ispanyol doktor. "bize çip takacaklar" mevzusunun da esas çıkış noktalarından biridir çalışmaları.
ispanya iç savaşı'nın hemen öncesinde doktorluk unvanını kazanmıştı delgado. başlarda göz doktoru olmak istiyordu babası gibi ama bazı makaleler okuduktan sonra beyin daha çok ilgisini çekmeye başladı.
bugün çok net biliyoruz ki, beynimiz elektrik sinyalleri yayıyor ve bu sinyallerin manipülasyonu mümkün. delgado da bunu başaran en ünlü isim.
***
delgado, stimoceiver adlı bir alet icat eder. bu aletle beynin yaydığı sinyalleri kontrol etmek mümkündür. insanlar ve hayvanlar üzerinde çeşitli deneyler yapan delgado, 20 yıl içerisinde bu konu hakkında 134 makale yayımladı. deney sonuçları oldukça ilginçti: sakin hayvanları vahşileştirme, vahşi hayvanları sakinleştirme, 2 kişinin birbirine aşık olmasını sağlama vesaire...
***
delgado bunları ilk başta, kablolu birtakım aracıların beyne yerleştirilmesi aracılığıyla yapıyordu. ancak zamanla yöntemi geliştirmiş ve çip + uzaktan kumanda ile işi halletmeye başlamıştı. yaklaşık 50-60 yıl önce bu aşamaya gelmiş olan bir işin günümüzde hangi aşamaya geldiği bilinmez ama özellikle "bize aşıyla çip takacaklar" iddiasının çıkış noktası budur, başta dediğim gibi. yani çip konusu insanları takip etmek amacıyla değil, zihin kontrolü sağlama amacıyla birlikte anılmaktadır literatürde.
delgado'nun en meşhur deneyinden bir parça izleyelim. matadora saldırmak üzere olan bir boğanın, düğmeye basıldığı an durduğunu videodan izleyebilirsiniz:
ispanya iç savaşı'nın hemen öncesinde doktorluk unvanını kazanmıştı delgado. başlarda göz doktoru olmak istiyordu babası gibi ama bazı makaleler okuduktan sonra beyin daha çok ilgisini çekmeye başladı.
bugün çok net biliyoruz ki, beynimiz elektrik sinyalleri yayıyor ve bu sinyallerin manipülasyonu mümkün. delgado da bunu başaran en ünlü isim.
***
delgado, stimoceiver adlı bir alet icat eder. bu aletle beynin yaydığı sinyalleri kontrol etmek mümkündür. insanlar ve hayvanlar üzerinde çeşitli deneyler yapan delgado, 20 yıl içerisinde bu konu hakkında 134 makale yayımladı. deney sonuçları oldukça ilginçti: sakin hayvanları vahşileştirme, vahşi hayvanları sakinleştirme, 2 kişinin birbirine aşık olmasını sağlama vesaire...
***
delgado bunları ilk başta, kablolu birtakım aracıların beyne yerleştirilmesi aracılığıyla yapıyordu. ancak zamanla yöntemi geliştirmiş ve çip + uzaktan kumanda ile işi halletmeye başlamıştı. yaklaşık 50-60 yıl önce bu aşamaya gelmiş olan bir işin günümüzde hangi aşamaya geldiği bilinmez ama özellikle "bize aşıyla çip takacaklar" iddiasının çıkış noktası budur, başta dediğim gibi. yani çip konusu insanları takip etmek amacıyla değil, zihin kontrolü sağlama amacıyla birlikte anılmaktadır literatürde.
delgado'nun en meşhur deneyinden bir parça izleyelim. matadora saldırmak üzere olan bir boğanın, düğmeye basıldığı an durduğunu videodan izleyebilirsiniz:
devamını gör...
lale-i makat
puhahahah diye güldüren başlık. teşekkürler maçın zor geçeceğini bilmiyordum özür dilerim. ömrün boyunca hep gül.
devamını gör...
acil servis doktorluğu
yaklaşık 1.5 yıldır yoğun bir ilçe devlet hastanesinde acil serviste çalışmaktayım. bu süreçte yaşadıklarımı biraz anlatmak isterim.bunlar tamamen kendi yaşadıklarımdır. yalnızca benim tecrübelerimdir. o yüzden yazdıklarımın bazıları genel tabloyu özetlese de genellikle özneldir.
---------------acil istismarı-----------------
genelde 2 doktor maksimum 3 doktor nöbet tutuyoruz. bu sayı bazen 1e kadar da düşebiliyor. hasta sayımız covid öncesi dönemde 350-360 bandında gezerken şu sıralar 150 civarında seyretmekte. bu süreçte öncelikle yaşadığım sıkıntı çoğu hekim arkadaşın yaşadığı gibi acil istismarı. nedir bu acil istismarı ? acil istismarı kabaca acil olmayan hastaların acili farklı sebeplerden kullanması diyebiliriz. özele inersek işe gidemedim rapor istiyorum, ilaçlarım bitti yaz, 3-4 yıldır belim ağrıyor kimse çözüm bulamadı bir de sen bak, ben hasta olacak gibiyim bana serum tak vs vs. bunlar normal zamanda aslında pek sıkıntı değildir. yardımcı olabileceğin noktalarda yardımcı olursun olamadığın noktalarda yönlendirirsin bir şekilde yardım edersin. ammaaa bu insanların en büyük zararı bana değil gerçekten acil olan hastayadır. çünkü gerçek acillerin sıra beklemesinin en önemli nedeni acildeki gereksiz kalabalıktır. bunu büyük hastaneler triyaj ile bir nebze çözer ama ilçelerde durum o kadar da iyi olmayabilir.
acil istismarı dediğimiz mevzu aslında tek taraflı da değildir. ben kendi adıma sadece hastane dışındaki dünyayı suçlayamam. acil hastanenin geri kalanı tarafından da çoğu zaman sıkıştırılır. sen bir acile git baksınlar sana tarzında yönlendirmeler de bizi çoğu zaman zor duruma düşürür. çünkü bu tarz hastalar hali hazırda bir yerden bize yönlendirildiği için ekstra sabırsızdır.
bir de sana şunu yapsınlar bunu yapsınlarla bize gelen hastalar vardır ki onları acilde değerlendiremezsin bile. çünkü falancı aile hekimi sana şunları bunları yapsınlar diye tembihleyip hastayı göndermiştir. sen onu gerekli görmez ve yapmazsan kötüsündür iş bilmezsindir. nabzına göre verilen şerbeti sen kesmişsindir.
acil istismarı acilin ciddi anlamda en önemli sorunudur ve örnekler genişlettikçe genişletilebilir. şimdilik burda noktalayalım.
----—-------------------------------------
yaşadıklarımın sadece çok küçük bir kısmı bile baya uzayacak gibi. en iyisi zaman zaman ben burda içimi dökeyim. aslında yüz yüze anlatılarak anlatabileceğim şeyleri yazıya dökmek de biraz zor oluyor. bu yazıda derdim kimseyi suçlamak değil aslında düzen bir şekilde böyle ve bizler de içindeyiz. kırılan ve dediklerimi yanlış anlayanlar olursa kusura bakmasınlar. başka bir zaman başka bir acil sohbetinde görüşürüz.
---------------acil istismarı-----------------
genelde 2 doktor maksimum 3 doktor nöbet tutuyoruz. bu sayı bazen 1e kadar da düşebiliyor. hasta sayımız covid öncesi dönemde 350-360 bandında gezerken şu sıralar 150 civarında seyretmekte. bu süreçte öncelikle yaşadığım sıkıntı çoğu hekim arkadaşın yaşadığı gibi acil istismarı. nedir bu acil istismarı ? acil istismarı kabaca acil olmayan hastaların acili farklı sebeplerden kullanması diyebiliriz. özele inersek işe gidemedim rapor istiyorum, ilaçlarım bitti yaz, 3-4 yıldır belim ağrıyor kimse çözüm bulamadı bir de sen bak, ben hasta olacak gibiyim bana serum tak vs vs. bunlar normal zamanda aslında pek sıkıntı değildir. yardımcı olabileceğin noktalarda yardımcı olursun olamadığın noktalarda yönlendirirsin bir şekilde yardım edersin. ammaaa bu insanların en büyük zararı bana değil gerçekten acil olan hastayadır. çünkü gerçek acillerin sıra beklemesinin en önemli nedeni acildeki gereksiz kalabalıktır. bunu büyük hastaneler triyaj ile bir nebze çözer ama ilçelerde durum o kadar da iyi olmayabilir.
acil istismarı dediğimiz mevzu aslında tek taraflı da değildir. ben kendi adıma sadece hastane dışındaki dünyayı suçlayamam. acil hastanenin geri kalanı tarafından da çoğu zaman sıkıştırılır. sen bir acile git baksınlar sana tarzında yönlendirmeler de bizi çoğu zaman zor duruma düşürür. çünkü bu tarz hastalar hali hazırda bir yerden bize yönlendirildiği için ekstra sabırsızdır.
bir de sana şunu yapsınlar bunu yapsınlarla bize gelen hastalar vardır ki onları acilde değerlendiremezsin bile. çünkü falancı aile hekimi sana şunları bunları yapsınlar diye tembihleyip hastayı göndermiştir. sen onu gerekli görmez ve yapmazsan kötüsündür iş bilmezsindir. nabzına göre verilen şerbeti sen kesmişsindir.
acil istismarı acilin ciddi anlamda en önemli sorunudur ve örnekler genişlettikçe genişletilebilir. şimdilik burda noktalayalım.
----—-------------------------------------
yaşadıklarımın sadece çok küçük bir kısmı bile baya uzayacak gibi. en iyisi zaman zaman ben burda içimi dökeyim. aslında yüz yüze anlatılarak anlatabileceğim şeyleri yazıya dökmek de biraz zor oluyor. bu yazıda derdim kimseyi suçlamak değil aslında düzen bir şekilde böyle ve bizler de içindeyiz. kırılan ve dediklerimi yanlış anlayanlar olursa kusura bakmasınlar. başka bir zaman başka bir acil sohbetinde görüşürüz.
devamını gör...
bebeklerin ayakta kaka yapabiliyor olması
altlarında bez olduğundan baş aşağı bile yapabilirler. o kısımda sorun yok. asıl trajedi ek gıdaya geçildikten sonra kaka yapılmış bezi değiştirmek zorunda olan ebeveynlerin yaşadıklarıdır. *
devamını gör...
hiç kazıklı maria izlememiş insan
başlığı ilk gördüğümde, izlemediğim bir vampir filminden bahsediyorlar herhalde diye geçirdim içimden. bizim vlad'ın kız kardeşi falan var, onun üzerine çekilmiş bir şeydir falan diye düşünüyorum sonra başlığa bir girdim aman aman bildiğin tarikat/cemaat gibi bir yapılanma çıktı karşıma. şeyh uçmaz mürit uçurur derler ya, bu müritler direkt uzaya mekik yollamış o derece bir tapınma, o derece bir bağlılık! öl dese ölecekler, vur dese vuracaklar. teşkilat sağlam.
söz konusu şahsı hiç izlemedim. youtuberlık müessesi ile zaten aram yok. amma velâkin kalkıp izleyecek olsam şu yazılanları okuduktan sonra sittin sene izlemem. yahu kitap eleştiriyormuş. ne güzel! maşallah! böyle olunca ve biz kendisini izlemeyince cahil ilan edilmişiz, bir gece de cahil kaldık yani! standart'a bakar mısınız? kazıklı izlemeyenler cahildir diyor adamlar/kadınlar, koyduğu çıta bu! bu çıtayı koyan insanları ciddiye almak dünya düzdür diyenleri ciddiye almakla eş değerdir.
kendiniz kitap okuyup, eleştiremiyor musunuz? nasıl bu kadar hazırcı hale geldiniz hayret edilesi cidden. başkası okusun bizim için gömsün, o gömsün bizde onun için onu izlemeyenleri gömelim kafası ile nereye varacaksınız acaba? o kadar kitap eleştirisi izlediğiniz vakitleri kitap okumaya ayırsanız, özgün gömüşler yaratırsınız kendinize, heybenize de bir şeyler eklemiş olursunuz. ama yok illa birileri arşı alaya çıkmalı, sizin için bu işleri yapmalı, yaptığı zamanda siz onu beğendiğiniz için halk kahramanı olmalı. onu tanımayanlar/bilmeyenler ise gafil/cahil ve dahi katli vacip olmalı değil mi? aferin! devam edin bu yolda, entelektüel linç tarikatı olmuşsunuz haberiniz yok. ha şu noktanın altını çizelim; söylediklerim kazıklı arkadaşa yönelik değil. o kendince bir mecra yaratmış yolunda gidiyor. benim lafım kazıkçıdan çok kazıkçı olanlara, tarikat mensuplarına. hoş gömüşleriniz olsun efendim!
söz konusu şahsı hiç izlemedim. youtuberlık müessesi ile zaten aram yok. amma velâkin kalkıp izleyecek olsam şu yazılanları okuduktan sonra sittin sene izlemem. yahu kitap eleştiriyormuş. ne güzel! maşallah! böyle olunca ve biz kendisini izlemeyince cahil ilan edilmişiz, bir gece de cahil kaldık yani! standart'a bakar mısınız? kazıklı izlemeyenler cahildir diyor adamlar/kadınlar, koyduğu çıta bu! bu çıtayı koyan insanları ciddiye almak dünya düzdür diyenleri ciddiye almakla eş değerdir.
kendiniz kitap okuyup, eleştiremiyor musunuz? nasıl bu kadar hazırcı hale geldiniz hayret edilesi cidden. başkası okusun bizim için gömsün, o gömsün bizde onun için onu izlemeyenleri gömelim kafası ile nereye varacaksınız acaba? o kadar kitap eleştirisi izlediğiniz vakitleri kitap okumaya ayırsanız, özgün gömüşler yaratırsınız kendinize, heybenize de bir şeyler eklemiş olursunuz. ama yok illa birileri arşı alaya çıkmalı, sizin için bu işleri yapmalı, yaptığı zamanda siz onu beğendiğiniz için halk kahramanı olmalı. onu tanımayanlar/bilmeyenler ise gafil/cahil ve dahi katli vacip olmalı değil mi? aferin! devam edin bu yolda, entelektüel linç tarikatı olmuşsunuz haberiniz yok. ha şu noktanın altını çizelim; söylediklerim kazıklı arkadaşa yönelik değil. o kendince bir mecra yaratmış yolunda gidiyor. benim lafım kazıkçıdan çok kazıkçı olanlara, tarikat mensuplarına. hoş gömüşleriniz olsun efendim!
devamını gör...
vura vura dip oldum ona buna dert oldum (yazar)
kimse tarafından hoşgeldin denilmemis yazar. ben de demeyeceğim. evet.
devamını gör...
abbasi
peygamber efendimiz hz. muhammed'in (sav) amcası hazreti abbas'ın (r.a.) soyundan gelen kişi.
devamını gör...


