bugün bir iyilik meleği annesinin karnından çıkıp dünyaya gelmiş. iyi ki de gelmiş. biliyor musun ekin, sözlük sen ve senin gibi iyi niyetli insanlar olmasa çekilmez olurdu. herkes beni linçleyip üstüme gelirken sen benim her saniye yanımda olup benim motivasyonumu yükselttin. ilk bu uygulamaya üye olduğum zaman "burası ne biçim bir ortam herkesin amacı kötü, herkes birbirini nasıl kötüleyeceğini şaşırmış." desem de sonradan karşıma sen çıktın. teşekkür ederim her şey için, sana olan borcumu nasıl öderim bilmiyorum. kalbin hep güzellikle dolsun. nice mutlu senelere.

t : bana her zaman dediğin gibi nickaltına girilen abuk subuk entryleri ciddiye alma."bu hayatta linçlenen ve kötülenen insanlar asıl başarmış insanlardır." cümlesi sana aitti, bunu unutmamamı sen söylemiştin, sen de unutma.
devamını gör...

helal olsun demek istediğim başlıktır.
bir üniversite daha ne yapsın yiyorsun ölmüyorsun adamlar dünyaca ses getirecek bir şey yapmışlar.
bide türkiye’de yeterli üniversite yok diyorlar.
devamını gör...

kısa boylu kimseler için söylenir.
devamını gör...

herkes emre aydın'ın en bilindik şarkılarını yazmış bu başlıkta.
aşağıda linkini bıraktığım şarkısını bilen çok azdır.
gecenin şarkısı bu olsun.

bin bıçak var sırtımda
biniyle de adaşsın
her biri hayran sana...

emre aydın - belki bir gün özlersin
devamını gör...

önce okuduğunu anlamıyordu, şimdi dinlediğini de anlamıyor malesef. bir de çok kinci olmaya başlamışlar.
devamını gör...

yeni zelanda sınırları içerisinde bulunan ve havzasında yaşayan maoriler tarafından kutsal sayılan nehir. bu nehre te awa tupua yasası ile kişilik tanınmıştır. nehrin doğduğu tongariro dağından aktığı tasman denizine kadar uzanan havzaya, maddi ve manevi bütün öğeleriyle tüzel kişilik verilmiştir. peki bu ne anlama geliyor ?

medeni kanunumuza göre ancak kişiler borç altına girebilir ve haklara ehil olabilir. kanun, kişiliği gerçek kişilik ve tüzel kişilik olmak üzere ikiye ayırır. gerçek kişilerden kasıt, insanlardır. özel hukuk tüzel kişilerine ise şirketleri örnek verebiliriz. dolayısıyla haklara sahip olmak, borç altına girebilmek, mahkemelerde temsil edilebilmek için kişilik sahibi olmak gerekmektedir. bizim idare hukukumuza göre nehir, göl, kaya, dağ gibi doğal oluşumlar sahipsiz mal statüsünde tanımlanmıştır.

ancak te awa tupua yasası’nın 14 üncü maddesi, nehre, hukuki bir kişilik tanımaktadır. bu sayede nehir, hak sahibi olmakta, borç altına girmekte, mahkemelerde açılan davalarda taraf olabilmektedir. peki cansız bir varlık bu yetkilerini nasıl kullanır? yasanın 18 inci maddesi ile nehrin insan yüzü denilen bir temsil organı kurulmuştur. bu organ iki kişiden oluşmakta, birini yerel kabile diğerini ise taç seçmektedir.
yasanın üçüncü bölümü ise yerel halka yapılan haksızlık nedeniyle tacın ikrarını ve tacın özrünü içermektedir. nehir yerel halk tarafından kutsal ve yaşayan bir varlık olarak kabul edilmektedir. bu husus; “ben nehirim, nehir de ben” deyişiyle ifade edilmektedir.

konuya ilişkin, biraz daha geniş bir okuma yapmak istiyorsanız, manisa celal bayar üniversitesi araştırma görevlisi serkan yolcu’nun, “bir nehre kişilik vermek” adlı makalesini okuyabilirsiniz. ben okurken, iki gram altın için siyanürle zehirlenen dağlarımızı, heslerle boğulan derelerimizi, villa yapmak için yakılan ormanlarımızı anımsadım. galiba hukuken cinayet işlememek adına, bu zenginliklere kişilik vermiyoruz.
devamını gör...

maskeyi çıkardığım anlar.
devamını gör...

beyaz çikolafalı frambuazlı browni yaptım... sıcacık off
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

nobel ödüllü yazar (bkz: ernest hemingway) in mükemmel uzun öyküsü. bakıldığında bir balıkçının büyük balığı yakalama hikayesini konu almıştır. büyük balığı yakalamak için daha fazla açılan, daha fazla uğraş veren, azmeden ve sonunda azminin zafere dönüşmesini sağlayan yaşlı balıkçının hikayesi. ama kitabın baştan sona kocaman bir metafor olduğunu anlamak hiç de güç değil. yaşlı adam konfor alanından çıkıyor, daha büyük hedefleri daha büyük hayalleri için her zaman avlandığı alandan daha uzak diyarlara açılıyor, açıldıkça daha fazla zorluklarla karşılaşıyor, bu zorlukları aşmaya çalışırken yeni yollar keşfediyor, kendisinin yeni özelliklerini keşfediyor, yeni problem çözme becerileri geliştiriyor en açık haliyle kendisini geliştiriyor. vazgeçmiyor, azimle hayalinin hedefinin peşinden koşuyor ve çok fazla çabalıyor. ve 85 günün sonunda o çok istediği büyük balığı yakalıyor yani büyük hedefine hayaline amacına kavuşuyor.
peki hemingway bize burada ne anlatmaya çalışıyor? yaşlı adam sizsiniz. deniz hayat. büyük balık ise sizin hayaliniz. diyor ki hayalinize kavuşmak hedeflerinize ulaşmak için şu lanet konfor alanınızdan çıkın. evet konfor alanından çıkmak çok zor. çoğu zaman insanlara çok tehlikeli gelir. konfor alanı kişiye güvenli liman olarak gelir. azıcık aşım ağrısız başım olarak bizim kültürümüze de girmiştir. konfor alanından çıkıp riske gireceğime kendi yağımda kavrulurum deriz hep. peki ne olur o zaman? kendimizi geliştiremeyiz, risk almayız, olduğumuz yerde sayarız. yani hep küçük ve her zamanki balıklarla idare ederiz. hiç bir zaman büyük balık yakalayamayız.
riske girersek konfor alanımızdan çıkarsak evet başımıza kötü şeyler gelebilir, evet zaman zaman başarısız olabiliriz ancak kendimizi keşfederiz, dünyayı keşfederiz, yeni özelliklerimizi buluruz. herkesin istediği gibi değil kendimizin istediği gibi bir insan oluruz. yine yeniden her büyük eser ve büyük yazarda olduğu gibi varoluşçuluk bu eserde de karşımıza çıkıyor. diyor ki üstad hemingway konformist olmayın, herkesi gibi herkesin istediği gibi olmayın, büyük balığı yakalamak için, otantik olun. konfor alanınızdan çıkın. risk alın. sonunda zafere ulaşacaksınız.
devamını gör...

uyudun mu?
devamını gör...

bakışları sanki bir şeyler anlatmak isteyen teyzecikleri andırıyor nesi var bu güzel kediciğin
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

küçüklüğümde sürekli bir yerlerini yaralayan biri olarak çok defalar maruz kaldığım mikrop kırıcı. tenturdiyot nickli yazarımız ise bilgi dolu ve güzel yazıları ile zihnimizdeki mikropları kırmaktadır. sözlükte varlığı daim olsun.
devamını gör...

daddy bu sözlükte ilk tanıştığım kişi ve kendisini bir çok konuda rahatsız ederim , saolsun hepsinde yardımcı oldu.

sözlüğün emektarı diyebilirim.
devamını gör...

domates, un, yoğurt, kırmızı biber karıştırılarak hazırlanan, uzun süreli yoğurma, mayalanma, kurutma ve ufalanma işlemleri sonucu soğuk ve sert kış zamanı içilen vitamin deposu çorba. ufalanma sonucu da kavanozlarda toz halinde bekler. fermente özelliğinden dolayı da gastronomi tarihine bakıldığında dünyadaki ilk hazır çorbadır. doyurucu, mutfak kültürümüze has, bu topraklara ait olup iz bırakmış, saklanabilir yapıda bir gıdadır.

kış kapıya dayandığı anda bulunmadığı zaman, hanelerde bir eksiklik hissedilir. anadolu kültürünü yansıttığından tarhana hemen hemen her evde pişer. pişmese de komşu evinde mutlaka pişer. özellikle ev çorbasıdır ki zira çorba salonları ve lokantalarda bulunmaz. bir çorbacıda 20 çeşit çorba olsa bile nedendir ki tarhana mönüde yoktur. çünkü tarhana çorbası devamlı sıcak olması gereken, kıvamını koruması gereken bir çorbadır. tencere içinde karıştırılmadan bekletilirse bulamaç halini alır. tekrar ısıtılmaya çalışıldığında da tadını önemli ölçüde kaybeder. o yüzden de müşteri memnuniyetsizliği görülür.

yöreden yöreye tarhana türleri de farklı isimler alır. sakız tarhanası, uşak tarhanası, maraş tarhanası, süt tarhanası, kızılcık tarhanası, pancar tarhanası bu farklılıklara örnek verilebilir. kimine nane, sarımsak, salça, kırmızı pul biber de ilave edilir.
devamını gör...

arayarak konuşmak iyidir.

yazmak her duygunun karşılığını göstermiyor bence, sonra günaydın yazmakla günaydınnn yazmak arasındaki abuk farkı tartışmak zorunda kalıyorsun.

çokta uzun konuşamam gerçi telefonda, o yüzden kısa ve sonuç odaklı konuşmanın hastasıyım.
devamını gör...

i see dead people.
(bkz: big brother is watching you)*
devamını gör...

tarih boyunca meydana gelen göçlerin, doğal, sosyal, siyasal ve ekonomik açıdan çok farklı sebepleri olabilmektedir. bunların bazıları gönüllü göçler olmakla beraber bazıları zorunlu göçlerdir. zorunlu göçlerin başlıca sebepleri arasında güvenlik ihtiyacı vardır. her insan kendini güvende hissetmeye ihtiyaç duyar. çünkü güvenli ortamı bozulduğunda beslenme, barınma gibi en temel ihtiyaçlar da karşılanamaz hale gelecektir. dolayısıyla göç deneyiminin ortaya çıkardığı öncelikli ihtiyaç, yaşamak için güvenli bir yer bulmaktır.

göç olayını, yer değişikliği olarak algılamak ne kadar doğru değilse bir yerin nüfusunun azalıp bir yerin nüfusunun artması olarak değerlendirmek de o kadar yanlış olacaktır. göç, sosyo-ekonomik boyutu oldukça fazla olan bir nüfus hareketi olarak ele alındığında, göçten sonra geçim ihtiyaçlarını karşılamak en önemli ihtiyaçlardandır. örneğin; çiftçilikle uğraşan bir ailenin göçtüğü yerdeki topraklar tarım yapmaya elverişli değilse yeni bir geçim kaynağı bulmak bir sorun haline gelecektir. bu örnekte, 1923 tarihli mübadele göçünde de en sık karşılaşılan durumlardan birini görmekteyiz.

göç deneyimi, sadece fiziksel ihtiyaçlardan ibaret olmayıp beraberinde sosyo-kültürel ve psikolojik açıdan da birçok ihtiyaç getirmektedir. bunlardan birisi göç edilen toplum tarafından sosyal kabul (onay) almaktır.
devamını gör...

uygun ilik bulmaktan daha küçük bir ihtimal. evi baştan sona beş altı kez arasanız bile o saklanan eşya yer yarılıp içine girdiğinden başarı şansınız yoktur. hiç kalkışmayın olmayacak işlere.
devamını gör...

kendisine hizmet eden insanlara nasıl davrandığına bakmak.
devamını gör...

kırmızı hap mı mavi hap mı ?
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim