türkiye'de tadı kaçırılan, kısa kesilmesi gerektiği halde kesilmeyen ve dizinin neredeyse kendisiyle aynı süre boyunca bitmeyen, dizinin sahnelerinden bazılarını(!) içeren kısa kesit(!).

mesela yabancı bir dizi izlerken ""previously on dexter" der ve 5 saniye içerisinde çat, pat, güm şeklinde, bir önceki bölümün en can alıcı yerlerini gösterip diziye geçer. peki bizde? sağ altta "az sonra yeni bölüm" yazar, 2 saat önceden. ardından hemen hemen tüm sahneler baştan yayımlanır.

ilkokulda özet çıkarma ödevi verildiğinde neredeyse her şeyi yazıp gelen tipler vardı. bu işlerin başında da sanırım onlar bulunuyor.
devamını gör...


kendisine yakışıklı diyen troll hezeyanı.
devamını gör...

benim.
ulaşılabilecek kadar müsaitsem görüyorum telefonun çaldığını.
müsait değilsem de amacına uygun hareket ediyor.
*
devamını gör...

2007 çıkışlı, gripin grubunun yine aynı adlı albümünden bir şarkıdır. çok haklı bir serzeniştir aynı zamanda.



söyle, kaç yaşındasın?
dertlerin başındasın
istisnasız her an
geçmişi özlüyorsan

bilmem kaç yaşındasın
gözleri yaşlardasın
istisnasız her an
yarını düşlüyorsan

yolculuk nereye?
neler uğruna ölmeye
dört yalnızlıkla bir doğruyu, götürmeye

hadi durma ağla, ağla
yaşlar kurur zamanla, ağla
böyle kahpedir dünya
son bulur kollarında
devamını gör...

her oyuncunun canlandıramayacağı,hugo
weawing'in altından başarıyla kalktığı karakter.
devamını gör...

çoğumuzun muzdarip olduğu kara humma gibi bulaşıcı olan bir hastalık.
insan başkasıyla mutlu olmaktan umudunu kesip; kendi kendine de mutluluğu keşfedince yolun sonunda aşık olacak yerleri falan ağrıyor.

ünlü bilim mercii grup vitamin'nin de belirttiği gibi;

"kader defterimin kabı yırtıldı
hayret ettim inanmadım gözüme
yüreğimin sol kapağı burkuldu
al aşkını sok, sok gözüne gözüne"
devamını gör...

darağacımı kurmama yardım etti. hiç unutmam bu iyiliğini.
devamını gör...

üsküdar belediyesi’nin down sendromlu çocuklar için gerçekleştirmiş olduğu bir proje vardır. (bkz: tebessüm kahvesi) bu kafede çalışanlar down sendromlu çocuklardan oluşur.
devamını gör...

canli yayında medyum memiş'in medyum keto'yu yumruklama'si.
devamını gör...

orijinal ismi pride and prejudice (gurur ve önyargı) olmasına rağmen inatla kitabı bile zamanında aşk ve gurur diye çevirilmiş joe wright filmi. 2005 veya 2006 yılları olması gerek, o zamanlar izlemiştim ve kitap ile arasındaki fark beni dehşete düşürmüştü. farktan ziyade eksiklik demek daha doğru olacaktır çünkü film düpedüz eksik gelmişti yine de bütün kitap uyarlamalarının temel sorunu budur o yüzden görmezden gelinebilir düzeyde. mr.darcy rolüne matthew macfadyen'i ben baya yakıştırdım, elizabeth rolünde oynayan keira knightley'de kötü bir iş çıkarmamıştı hatırladığım kadarıyla. jane austen başarılı bulsam bile severek okuduğum bir yazar değil, bunun en temel sebebi yazdığı türün bana hitap etmiyor olması ama yine de okumamak büyük bir eksiklik çünkü gerek karakterler ve iç dünyaları gerek dönemin koşullarını oldukça güzel aktarıyor ve ben bu koşulları özellikle kadınları aşağılamak üzerine kurulmuş bir dönemde yazmaya başlayan bir kadının ağzından okumanın gerekliliğine inanıyorum. film ise facia olmasa bile izlenmese de olur denilebilecek bir durumdaydı yine de uyarlandığı kitap sayesinde adını izlenmesi gerekenler listesine almayı başardı.

--! spoiler !--

mr.collins'i oynayan oyuncu rolüne tam oturmuş, dönemin kadına bakış açısını yansıtan feci can sıkıcı ve rahatsız edici bir karakterdi tom hollander bunun altından o kadar iyi kalkmış ki izlerken karakterin suratına kusmak istiyorsunuz. elizabeth ve mr.darcy kendi içgüdüleri ve fikirleri arasında derin bir çatışmaya tutuşmuş birbirini yanlış anlamayı her fırsatta beceren iki karakter. elizabeth dönemin şartlarına boyun eğmekten nefret eden ve buna tümüyle olmasa bile bir nebze karşı çıkan bir figür ki bu bana jane austen acaba kendini elizabeth yerine mi koydu diye düşündürüyor. mr.darcy ise beni en şaşkına uğratan karakter olmuştu izlerken ve okurken çünkü geçirdiği karakter değişimi beni oldukça rahatsız etti. bu figür güçlü, kısmen kaba ve entelektüel bir adamın portresiyken aniden zavallı bir aşık konumuna sürüklendi ki bu beni aslında başından beri böyle bir adam olduğu düşüncesine itti. duygusal olmakta bir sorun yok elbette ama keskin çizgileri olan bir karakteri aniden bu konuma sürüklemek izleyicide rahatsız edici bir his uyandırıyor. kitap bu konuda daha başarılıydı elbette ve bu kaçınılmaz olan bir şey çünkü daha geniş bir zaman aralığına yayarak daha detaylı bir okuma fırsatı buluyoruz bundan ötürü mr.darcy karakterinin bu keskin çizgileri törpülemesi anlaşılır geliyor ama film bu konuda sınıfta kalmış. dekor, kostümler ve mekanlar dönemi çok iyi yakalamış bu konuda şikayet edebileceğim tek bir şey bile yok. mr.bingley ve jane'in o yapış yapış aşkı hakkında yorum yapmak istemiyorum.

elizabeth bennet: ı wonder who first discovered the power of poetry in driving away love.
mr. darcy: ı thought poetry was the food of love.
elizabeth bennet: of a fine, stout love it may. but if it is only a vague inclination ı'm convinced one poor sonnet would kill it stone dead.
mr. darcy: so what do you recommend, to encourage affection?
elizabeth bennet: dancing. even if one's partner is barely tolerable.


elizabeth bennet: you are last man ı will ever prevail to marry!
elizabeth bennet: and those are the words of a gentleman. from the first moment ı met you, your arrogance and conceit, your selfish disdain for the feelings of others made me realize that you were the last man in the world ı could ever be prevailed upon to marry

--! spoiler !--
devamını gör...

ne tatlı komşular ya, yüzde istisnasız güzel bir gülümseme oluşuyor.iyi komşularımız ve poğaçalarına sevgiler..
(bkz: ev alma komşu al)
devamını gör...

isminden dolayı türk toplumlarında soğuk hanı diye bilinir. kışın soğuk havalarda ortaya çıkıp yardıma muhtaç, yoksul, kimsesiz, garibanlara yardım ettiği, hakkında yüce bir alim olduğuna inanılan efsane.
devamını gör...

türkiye şartlarında imkansızla eşdeğerdir.
devamını gör...

(bkz: komiklikler şakalar) bile olamayan başlık ve tanım ikilisi.
devamını gör...

harry potter evreninin en gerçekçi karakterlerinden biri. gençliğinde gellert grindelwald ile olan ilişkileri, çoğunluğun iyiliği için mottosu ile yaptığı işler ve salt iyi bir karakter temsili olmaması onu gerçekçi bir karaktere dönüştürüyor. zeki bir adamdır fakat çoğumuz gibi aşk onu da zaman zaman aptallaştırmıştır. bir plan yapar ve ona daima sadık kalır; bunun en büyük örneğini kendi hayatını bile bir planın sonucunda yitirmesinden anlamak mümkün. yine de tüm gerçekçeliğinin yanında bu ince işlenmiş planlar onu biraz da hayal ürünü yapıyor. sevgi ve görev bilinci arasında bir karar verilmesi gerektiğinde çoğu insanın aksine daima görevlerini seçen bir kişilik öyle düz bir biçimde de işlenmiyor elbette. geçmişinde sevginin bedellerini ödemiş olması ve görev bilincinini kaybetmenin ona koca bir aileyi kaybettireceği gerçeğine en acı şekilde tanık olması onu bildiğimiz dumbledore haline getiriyor. geçmişinde yürüdüğü yol ise çok şaşırtıcı değil; kardeşinin durumu, babasının azkaban'a gönderilmesi ve annesinin ölümü muggle'lar ile bağlantılı neticede. rita skeeter tarafından yazılan the life and lies of albus dumbledore kitabında çok ilginç detaylar olduğu söylenmekte.*

(bkz: for the greater good)
devamını gör...

ingilizce'deki father complex teriminin türkçe'deki karşılığı olup en basit tabiriyle; baba figürünün çocuğu (bu çocuk genelde kız çocuğu olur) üzerindeki olumsuz etkisi olarak bilinir. erkeklerde daddy issues yaşanması ihtimali kızlara oranla düşüktür.

bu kompleksi oluşturan birçok farklı sebep var;
-babanın hayatta olmaması,
-olması fakat sorunlu olması,
-babanın terk etmesi,
-annenin sineye çektiği olumsuz baba hareketleri
.

bunlar kız çocuğunun kafasında birçok düşünceyle şekillenir ve yaşamını ciddi oranda etkiler. her ne kadar esprisi yapılıp "kızlar meriçleri seviyoğ yha" dense de temelde sorun çok büyüktür. çocuk baba figürü olmadan ve/veya sorunlu bir baba figürüyle büyür. ona göre birinin bağırıp çağırması, şiddet uygulaması, tabir-i caizse ş*refsiz olması gayet normaldir. bir kere öyle görmüş, o düzenle yetişmiştir.

erkek çocuklarda kendini içe kapanıklık, korkaklık şeklinde gösterir. çocuk burada erkek oluşunun tamamen farkında olmayabilir. büyüyünce de babasından gördüklerini/görmediklerini uygulamaya başlar. muhtemelen şiddet (her türlüsü) ona normal gelecektir.

işbu durum kadınlarda daha fazla oluşmakta. babasıyla arasında iletişimsizliğe/sağlıksız iletişime sahip kadınlar, bunu ilerideki yaşamlarına aksettiriyor. partnerleri çoğu zaman babalarına benzeyen bireyler oluyor. eğer annesinden "babanın her hareketi sineye çekilmeli" mesajını almışsa şiddet görse dahi susmayı tercih ediyor. doğrudur, bu kadınlar cinselliğe düşkün olur ancak her cinsellik düşkünü kadın kompleksli değildir. millet sorunlu sevgilisi olan, tabir-i caizse cinsel birlikteliğe düşkün her kızı daddy issues diye tabir ediyor; o kızlara psikolojik vaka gözüyle bakıyor. öyle bir şey yok arkadaşlar. bundan kurtulabilmek adına babasının tam tersi özelliklere sahip biriyle birlikte olan yahut kendini bu kompleksten koruyan kızlar da var. aynı zamanda komplekse sürüklenmiş olduğunun farkında olmayanlar da -ki bu kızlar çok tehlikelidir. babasından alamadığı intikamı birliktelik yaşadığı kişiden almaya, hem kendisini hem o kişiyi yormaya başlayabilir.

çevrenizde daddy issues yaşadığından emin olduğunuz bir kadın varsa; ona her erkeğin babası gibi olmadığını, değerli, sevilmeye layık,önemli biri olduğunu her durumda hatırlatın çünkü onlar en çok "değersiz, sevilmeye layık olmayan, önemsiz biri" olarak tabir ederler kendilerini...

şimdi size bunu bizatihi yaşamış birinin gözünden anlatacağım;
"baskıcı, dikdatör kılıklı, anlayışsız bir aileye doğan baba; ailesinden gördüğü ne varsa, kendi ailesine uygulamaya başlar. işi uğruna çocuklarını sürekli ihmal eder, hatta çoğu zamanını şehir dışında geçirir. daha sonra eşini aldatmalar, kavgalar başlar. bundan en çok etkilenen ise babanın ilk iki çocuğu olur. kızın çocukluğu ve ergenliği depresyonla, erkeğin çocukluğu güzel lakin ergenliği hovardalıkla geçer. kız kendisini değersiz görmekte, "babasının sevmediğini kim sevsin?" diye düşünmektedir. erkek ise "ben evlenmeyeceğim, benim çocuğum olmayacak" şeklinde sözler söylemektedir. ikisinin de sorunu aynıdır; ya babam gibi biri olursa korkusu.

kız zamanla etrafındakilerin erkeklerden oluştuğunu, çoğunun da sorunlu bireyler olduğunu fark eder. sigara içen, küfreden, şiddete meyilli kişilerle arkadaşlık yapmaktadır. cinselliğe bakışı yoktur, cinsel birliktelik gözünü korkutmakta, bir erkeğin ona farklı niyetlerle yaklaşması ödünü koparmaktadır. bu nedenle gördüğü kabuslarda birinin onun peşinde olduğunu, ona tecavüz etmeye çalıştığını görür fakat bir gün aniden bunun doğru davranışlar olmadığının farkına varır. kısmet, kız kendini kurtarmaya başlamıştır bile. bir sorun vardır; erkek kardeşi. tıpkı babasına benzeyen bu çocuğa aşırı üzülmektedir. onun ruhunu nasıl kurtaracağını düşünür durur. danışmanlardan yardım alır. yıllar sonra kendisini de, kardeşini de kurtarır. kitaplarla, mükemmelliyetçi yapısı nedeniyle seçtiği doğru kişilerle hem ruhunu, hem kardeşinin ruhunu aslanın ağzından çekip almıştır.

••

not: anlatılan olayın anlatılması konusunda, taraflardan gerekli izinler alınmıştır.
devamını gör...

bildiğim birkaç yazar var. tanımlarının çoğu copy/paste. önce kontrol ediyorum sonra moderatörlere şutluyorum.
devamını gör...

bir yere giderim, neresi olduğu mühim değil. bir amacım varmış gibi gider, merak uyandırırım.
devamını gör...

tanımlarından bilimi sevdiğini, profil fotoğrafından da dünyadaki adaletsizliğin farkında olduğunu belli eden yazarımız.

iyi ki var. *
devamını gör...

hanginize yazayım bilemedim
şiir yazanları başka başlığa gönderelim
er meydanı burası kafaları görelim
atışacak varsa alt alta... beklerim

dındırırırıdırırım(divan sazı ile)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim