hiç şiir okumamış gibi kötüsünüz
devamını gör...

dilek.. kavuşamamak...
varolsun.
her kitabı ezberimdedir. ama yolların sonu hem ezberimde hem dilimdedir.

geri gelen mektubunu düzenli okuyorum.

"ruhumdaki azgın devi rüzgarlara attım,
gözlerle günah işlemenin zevkini tattım."
devamını gör...

canım sıkkın
keyfim yerinde
yemek sonrası
çayın yanında
kahvenin yanında
yorgunluk sonrası
içmeden kendime gelemiyorum
rahatlama sonrası
içmeyince boşluk hissediyorum
içmeyince çok sinirli oluyorum
gibi bir sürü şeyler uzar gider.
devamını gör...

tüyoları veriyorum hazır mısınız?

ilk hangi konuda uzman trollüğünüz varsa onun üzerine destan yazmadan, bir yerlere sığacak cinsten yazıyorsunuz. cümleleri kısa tutmanız şart. ona sataşacağım dur şunu da unutmayayım, bugün biraz da onunla ilgili yazmalıyım derseniz olmaz. kişilere kafa yormazsanız zaten elinizde kısa bir yazı kalacaktır. trollük yaptığınız konuyu iyi düşünün neyin trolüsünüz? sataşmayı almıyorlar. mesela kim ne yapsın vişne ile ilgili yazıyı. yazdıklarını beğenmediğiniz ama bu kadar bahsettiğiniz kişileri yermek adı altında aslında övmüş oluyorsunuz. yapmayın birilerini yüceltmeyin. boşverin uğraşmayın. haydi sahne sırası sizde..

ünlü felsefesi alanında çalışmalara başlayacağım yakında şimdi elimdeki işsizlik felsefesi yazısını tamamlıyorum.
kısa yaz, seçilirsin. *okey..
devamını gör...

nargile tayfanın giydiği kısa ve dar paçalı donlar. onlar buna pantolon diyor gerçi.
devamını gör...

arif erdem isimli fetöcü'nün elini kolunu sallaya sallaya geçip gittiği sınır kapısıdır.
devamını gör...

yemek ve temizlik.
devamını gör...

benimde merak ettiğim sorunsaldır.
ya yazarlar özelden sexting yapıyor ya da kafa sözlükte çok eğlenilen bir kısım var ve biz orayı bilmiyoruz.
nerede takılıyorsanız ne olur söyleyin bizde o kısımlara gidelim.
sürekli sol tarafa bakıyoruz alooo.
devamını gör...

yapay zekanın değerlendiği çağda iş bulma ihtimalini artıran bir olay.
devamını gör...

‘gençlik, ilk yağan kara benzer; çok yağar ama çabuk erir’
dönüşsüz yolculuklar kitabı/ ethem baran
devamını gör...

yoldaş: yemekte ne var?
ben: portakallı pekin ördeği.
yoldaş: tatlı?
ben: portakallı kek.
yoldaş: ulan uğraşma boşuna bana yaranmak için seni moderatör yapmayacağım.
ben: zıkkım ye!
yoldaş: kalbimiz seninle.
devamını gör...

annemın vefatı sonrası aklımdan çıkmayan şeyler. mesela hiç tanımamısım aslında onu, en sevdiği şarkı neydi acaba? ağladığı bir film var mıydı? özlediği birileri? pişmanlıkları nelerdi? sadece annem olarak görmüşüm hep. almaya öyle alışmısım ki hiç karşılıgını dusunmemısım. peki yetebildim mi acaba evlat olarak anneme. çok mu üzdüm acaba? böyle fikirleri aşamıyorum. unutamıyorum. anne gidince öyle bir boşluk oluyor ki insanın hayatında hiç bir şey doldurmayınca anlıyorsun ne denli büyük oldugunun yerinin.
devamını gör...

farnesoid x reseptör blokajı yaparak diyabet tedavisinde kullanılan safra bağlayıcı reçine grubu ajandır.
devamını gör...

57 senelik yönetmenlik hayatına 30 filmden fazlasını sığdırmış samuray soyundan gelen japon yönetmen. aslında ressam olma hayali ile yola koyulmuş daha sonra sinemaya ilgi duymaya başlamıştır. japon sineması için çok büyük bir kazanımdır. çocukluğu ve gençliği trajediler ile geçmiş, en yakınım dediği abisini ve diğer kardeşlerinden bir çoğunu kaybetmiştir. döneminin yenilikçi yönetmenlerinden olan kurosawa'nın oldukça ilginç bir karakteri vardır hatta eşi yoko yaguchi 'ye ikinci dünya savaşı yıllarında toplu intihar fikrinin eşiğindeyken evlilik teklifi etmiştir. sinema tarihçisi -özel bir ismi varsa eğer bilen aydınlatsın- aldo tassone'un da akira kurosawa isimli bir eseri mevcut. kurosawa'nın iç dünyası ve bunun filmleri üzerine etkisini aydınlatan oldukça kısa ama etkileyici bir eser. kurosawa'nın rus edebiyatı ve fyodor mihayloviç dostoyevski'nin eserleri ile tanışması, bunları yorumlama biçimi ve kendi alanına bunu yedirmeyi başarması yönetmeni insanın gözünde ayrı bir noktaya koymaya itiyor. hakuchi zaten ilk izlediğimde aşık olduğum bir filmdi tassone'un kitabını okuduktan sonra tekrar göz atmamam işten bile değildi özünde. kurosawa'nın karakterlerinin nitelikli incelemeleri için bile okunması gerektiği düşüncesindeyim.



"insanoğlunun çekebileceği acı ve bunalımların en ağır ve katlanılmaz gibi görünenlerini en ince ayrıntılarına dek irdeleyip işleyen dostoyevski'nin bakışlarındaki ölçüsüz sevecenlikte insanüstü bir özellik vardır. ondan başka hiç bir romancı, hiç bir zaman insanoğlunu böylesine namusluca, böylesine derinlemesine ve böylesine sevgiyle tanımlamamıştır. dostoyevski, insanoğlunun davranışlarını en yalın durumundan ele alıp acıların son kertesine dek araş­tırır ve çözümler; işte bu nedenle de onun kahramanları gerçekten olağanüstü kişilerdir." kurosawa'nın bu satırları 1951 yılında yazılmıştı.bu nedenle de daha ilk gençlik çağlarından beri dostoyevski'nin ateşli bir hayranı olan yönetmenin, prens mişkin'in, bu meczup delinin, bu "mutlak iyi" adamın donkişotvari kişiliğinden etkilenmesi, elbette ki kaçınılmazdı. s.100

"zamanının önyargılarının kurbanı olmuş bir bürokrattan daha kötü bir şey yoktur. savaşın sonuna doğru birkaç dostla bir anlaş­maya vardık. eğer korktuğumuz şey gerçekleşir de imparator ulusal harakiri yapılmasını önerir ve telkin ederse, kendimizi öldürmeden önce içişleri bakanlığındaki tüm sansürcüleri gebertmeye ant içtik." bugün dahi sansürcüleri ve bürokratları çağrıştıran en küçük bir sözcük bile kurosawa'nın yüzünü ekşitmesine yetmektedir. memurların at gözlüklü kavrayış biçimlerine yönelik öfkesini de yaşamak'ta haykırmıştır. s.18



filmografisini amme hizmeti niyetine aşağıya bırakıyorum.

seven samurai
kagemuşa
rashōmon
sanjuro
ran
hakuçi ( dostoyevski'nin budala eserinin bir uyarlamasıdır , tavsiye ederim .)

--- alıntı ---

– bizler bulamaçla karnımızı doyuruyoruz. bir samurayı nasıl besleriz?
+ darı yiyebiliriz!
– ama bir samuray sadece yiyecek karşılığı bizim için savaşır mı? aşırı derecede gururludurlar!
— siz de aç samuraylar bulun! ayılar bile, aç olduklarında ormanı terkederler.

--- alıntı ---
devamını gör...

öncelikle uzaktan eğitim olmaz en fazla öğretim olur dediğim başlık.

okuldayken bir gün ders sonunda öğrencilerim etkinlik yaparken onları izliyorum bir yandan da düşünüyorum. ne zor hayatları var bir çoğunun diye. mesela bir öğrencim ailesi tarafından çok seviliyor, maddi olarak da durumları çok iyi ancak ortaokulda geçirdiği bir hastalık yüzünden konuşmayı bile baştan öğrenmek zorunda kalmış ve izleri hala üzerinde. bir diğeri ortaokulda anne-babasını bir kazada kaybetmiş. birinin anne-babası ayrılmış anne evden kovmuş, hocam babam hiçbir şey yapmadığı için ben tüm ev işlerini kendim yapıyorum diyor. bir diğerinin anne-babası yine ayrılmış, baba karşı kaldırımdan geçerken selam vermiyor. biri bir köydeki iki gençten biri olduğu için okul dışında hiç arkadaşı ya da sosyal aktivitesi yok, yalnızlık çekiyor . biri kaynaştırma öğrencisi ve de öğrenme güçlüğü çekiyor. bu arada sınıf mevcudu 12. yani öğrencilerimin neredeyse yarısının bu hayatla ilgili büyük meseleleri var. ve onlara bir kameranın ardından ulaşırken bunları bilmemin ya da onlara destek olmamın imkanı yok. bu yüzden eğitim değil, yapabildiğimiz şey öğretim.

öğretim kısmına geldiğimizde ise elbetteki yüzyüze öğretim ile kıyaslandığında birçok dinamiğin eksik olduğu sistemdir. bunlardan bir kısmını fizyolojik etkenler oluşturur.
şöyle düşünün 30 dakikalık bir derste bağlantısı gittiği için derse girip çıkmakla uğraştığından dersi anlayaman, kendine ait bir odası olmadığı için ya da sobalı evde yaşadığı için sessiz bir ortam sağlayamayan, cihazda mikrofonu olmadığı için ya da bir kulaklığı olmadığı için chattan yazmak zorunda kalan öğrencilerim var.
mental olarak öğretimin kıymetini bilmediğinden ya da geleceğinden neler çaldığının farkında olmadığı için imkanları olsa bile keyfi olarak derse katılmayan öğrencilerim var. bunlar hep kayıp.

şimdi gelirsek bu salgın döneminde olacak yüzyüze eğitim-öğretim kısmına. yüzyüze eğitim başlasa bile 5 gün ve normal standartta olmadığı için yani yalnızca iki gün olduğu için daha büyük bir sorun teşkil edecek, ilk dönem bir müddet tecrübe ettik. online derse katılan ancak okula gelmeyen, okula gelen ama online derse katılmayan öğrencilerimiz var. bunlar hep belirli bir prensibin olmamasından kaynaklanıyor. dersi işlerken bir sınıfta hepsine katılan 7-8 öğrenci, bir ona bir buna katılan 7-8 öğrenci var. tekrar yapsan sürekli gelenlere haksızlık, yapmasan diğeri bir şey anlamıyor. bu da bir açmazlar silkilasyonu oluşturuyor.

yukarıda söz ettiklerim genel olarak veli ve öğrenci profili ile ilgili kısımlar. bir de buna eğitici açısından bakmak lazım.
yaşadığım yerde altyapı sıkıntısı olmadığı için yüksek hızlı internete geçtim. canlı ders için gerekli olan mikrofon, kamera gibi malzemeleri edindim ve de evimde bir çalışma odam var. peki tüm öğretmenler bu olanaklara sahip mi? altyapı eksikliğinden mobil veriden ders anlatmaya çalışan, evde bu derslere katılması gereken çocukları da olan cihaz ya da sessiz ortam eksikliği çeken arkadaşlarım var. bir de teknoloji konusunda zorluklar yaşayan kesim var ki onlar için ayrı bir yazı yazılır.

eğer keyfi olarak artılarından bahsedecek olursam elbette onlarda var. mesela öğrencilerim derse katılımlarını yaparken (bekleme odasından tek tek kabul ediyoruz) bir müddet beklememiz gerekiyor. o ara açıyorum spotifydan bir müzik, chat sizden naber diyerek yayın yapıyormuşçasına sohbetlerle başlıyoruz. dersin akışına göre blok ya da tek ders şeklinde düzenleme yapabiliyoruz. konuyla ilgili önceden hazırladığım görsel ya da videolar dersi daha renkli işlememi sağlıyor. yazdırmak gibi bir dert ortadan kalktığı için etkinlikleri ve ödevleri dijital ortamda almak da zamandan ve kağıt israfından tasarruf sağlıyor.
biraz uzattım yine ama şartların ve elimizdekilerin farkında olmak lazım. malumunuz ki stabil günler yaşamıyoruz biraz adapte olmakta biraz da hoşgörülü olmakta fayda var.
devamını gör...

türkiye gibi geri kalmış/bırakılmış bir toplumda 15 yaşındaki çocuklarla evlenmeye izin vermek demek toplumdaki sapık zihniyetlerin ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramaz.

üstteki madalyalı yazar dünyanın her yerinden örnek vermiş ama müslüman coğrafyaya dair hiç örnek yok. çünkü orada kadınların ve kız çocukların içler acısı bir halde, doğru dürüst hiç bir haktan yararlanamadan yaşadıklarını kendisi de biliyor. sanırım bizim ülkemizin de bu "muasır" arap medeniyeti seviyesine düşmemiz onu çok memnun edecektir. ayrıca safsata yaparak cinsel rüşt ile evliliği karşılaştırmış. zamanında soma'da ölen işçiler için rte'nin bakınız 1890'da ingiltere'de ölen maden işçileri tarzında tarihten örnek vermekten de geri durmamış.

kalın kalın harflerle toplum algısı falan demek güzel. ancak amacınızın toplum mühendisliği yaparak bizi karanlığa mahkum etmek olduğu da ortada.

türkiye cumhuriyeti bir islam devleti değildir. siz ne kadar bunun için çalışsanız da karşınızda bunun olmaması için direnecek insanlar bulacaksınız.

bir fikrin savunulmasına itiraz etmem. ancak tutup 15 yaşındaki kız çocuklarının evlenmesine izin verilmeli diye ipe sapa gelmez sapıkça fikirlerle, kanunen suç olan bir eylemin savunulmasına bu mecrada izin vermek yanlıştır. yarın bir başkası terör örgütü için özgürlük savaşçısıdır der, öbürü kâfirlerin kellerini kesmek bize farzdır diye görüşünü belirtir, fikir özgürlüğü kapsamında oturur okuruz hep birlikte.
devamını gör...

en üstün iyiliğin "haz" olduğunu ileri süren bir felsefi akımdır. bu bağlamda ahlaki eylemlerin amacı hazdır. haz da kişiyi mutlu eder. hedonizme göre bir eylem haz getiriyorsa iyi ve doğru bir eylemdir. hedonistler insanın doğası gereği acıdan kaçtığını bu yüzden de davranışlarımızın hazza yönelik olmasını söyler.
devamını gör...

olum tatlının gereksizi mi olur keyif işi bir gıda, hesap kitap ekonomi yapılmayacak bir kategori. canıma değsin der geçersin. haa paran mı yok yemezsin bu kadar. ya hep ya hiç! du yu andırstend?
devamını gör...

#614548 kodlu tanımıyla beni duygulandıran yazar.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bazı insanlar bazı kelimeler kulağa hoş geldiğinden sürekli onu kullanmak ister. ancak bu kişiler takıntı haline getirdiği kelimeleri ciddi anlamda yerli yersiz kullanabiliyor. onomatomani ismi verilen bu takıntıda bir kelimeyi sürekli tekrar etmek karşı koyulamaz bir istek.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim