fazlasıyla abartılan, abartılmayı zerre hak etmeyen bir çeşit tatlımsı*
altı üstü hamur ve çikolatadan oluşmuş bir şeyi nasıl sanki kimselerin aklına gelemeyecek kadar yaratıcıymışcasına yerlere göklere sığdıramadık bilemiyorum. çikolatayı ve çikolatalı her şeyi aşırı seven bir insan olarak bu müthiş abartılan tatlıyı deneme gafletinde bulundum. beklentimin yüksek olmasını geçtim, çikolatalı bir şey ne kadar kötü olabilirdi ki? sonuç: şeker, şeker, şeker ve daha fazla şeker. o kadar şekerli ki herhangi bir tat alamıyorsunuz. içindeki çikolata zaten biraz olsun akışkanlığını kaybettiğinde yenilemeyecek kadar kötü bir hale geliyor. sıcakken ise tek özelliği çikolatanın ele avuca sığmayan taşarcasına coşarcasına akışkanlığı. insanları büyüleyen bu herhalde. halbuki çikolata bile farkında o kadarcık hamurun içine fazla olduğunun, adeta "ben burada fazlalığım" dercesine patlıyor, kaçmaya çalışıyor.
isminin bomba olması da çok manidar, zira yarattığı hiperglisemi ile vücudunuzun verebileceği tek tepki bum. birkaç tane ile merhaba şeker koması!
devamını gör...

kenan komutan.
devamını gör...

bu açıklamalara şahit olunca kendi kendime soruyorum.
"bu chp'yi yönetenler gerçekten chp'li mi?".
devamını gör...

şan ve şöhret içinde büyümüş, dünyayı kılıçla fethetmiş ve adım attığı yerlere, mümkün mertebe adaleti de götürmüş bir ülke vardı; osmanlı devleti. ilk başlarda o devirde, anadolu’da kurulmuş beyliklere nazaran daha zayıf ve çelimsiz görünmesine rağmen kısa zamanda zeki yöneticilerin kurnaz politikalarıyla gelişme sağlamış, diğerlerinin üstüne egemenliğini oturtmuştu. gel zaman git zaman içinde de, dünyaya hükmeden bir imparatorluk olup, tarihe yön vermişlerdi.

osmanlı’nın bir dünya devleti olmasında en büyük etken, kuşkusuz ülkeyi yönetenlerdi. akıllı savaş taktikleri ve politikalarla topraklarını genişlettiler sürekli, ta ki kanuni sultan süleyman’a kadar. onun başında da bir hürrem sultan vardı, o da bu şan şöhretin yıkılmasını minik de olsa etkiledi zaten.

yönetici kimliklerinin yanında, elbette ki özel hayatları da vardı sultanların. kimi çok iyi bir şair, kimi çok iyi birer müzisyen olan, kimiyse ressam olmaya heveslenmiş, sanata yönelen padişahlardı. fakat dünyanın en zenginisiniz ve güzel sanatlarla ömür geçmez haliyle.

kılıçların ve dinin, müziklerin ve resimlerin yanında, padişahların bir de haremleri var idi.

aslında haremlerin, anlatıldığından biraz farklı olduğunu söylemek yalan olmaz. çünkü en başta ‘’harem-i humayun’’ , sarayın üç büyük bölümünden biri olup, harem ve enderun’u bünyesine almış bir eğitim kurumu vazifesi görüyordu. dikiş nakış işlerden tutun da, saraya bayan görevli yetiştirilmesine kadar geniş bir vizyonu vardı.

tabi bu, padişahların ve cariyelerin arasında yaşananları hiçbir zaman reddedecek bir şey değil. dış basında, özellikle avrupa’da, padişahların cariyeleri yerlerde süründürerek yanına getirttiği falan yazar. ‘’romantik’’ padişahlarımız böyle bir şey yapmadılar elbette. önce, beğendikleri cariyeye hediye gönderirlerdi. bu bir takı yahut işlemeli bir vazo olabilirdi. padişahın gönlünden ne koparsa! bu hediye de, diğer cariyelerin de bulunduğu ortak bir salonda açılırdı. çoğu mest tabi.

eğer cariye, hediyeyi beğenip de, teşekkür maksatlı padişaha kek yapıp götürmek için odasına çıkarsa, bu da padişahı davet anlamına gelirdi. fanteziye bakın siz; cariyenin odasını basan bir padişah!

her konuda stil sahibi olan osmanlı, cinsellikte bile yeni bir oluşum yaratmış. biliyorsunuz ne olursa, kim olursa olsun ‘’ayıp’’ o zaman da vardı. bu hediye-davet sistemi ise açıkça bu ayıbı örtmek için, ‘’kuralına uydurmak’’ için düşünüp kurulmuş bir ‘’alış-verişe’’ benziyordu.



her erkeğin hayalidir aslında, sık duyarsınız bunu.

‘’ah ulan, bir haremim olsa var ya!’’ ya da ‘’zengin olunca harem kurucam mınnakoyiim’’ dillerden pek düşmez.

fakat zamane erkekleri, o geleneği yaşatabilir mi acaba, o güzellikte ve kibarlıkta icra edebilirler mi; bilinmez. kalp kırmadan, kadının kendisini fahişe gibi hissetmeden sevişip mutlu olabileceği başka bir sistem daha gelir mi, bir çağ daha yaşar mıyız, o da meçhul.

aynı şekilde, şu hediye işi için naz yapan kadınlar da ayrı bir sınıf oluştururdu herhalde. pelinsu'nun hediyesi, selen’inkinden güzel misali…

hediye düşkünü kadınların seslerini duyabiliyorum.

‘’bir padişah kadar olamadın sevişilinebilizite!’’



p.s. her ne kadar hoş gösterme minvalinde seyretmiş olsa da, erkek haremi, o hareme düşen kadın için cehennemdir.
devamını gör...

ağzının orta yerine vurmakla suretiyle bitirilmesi gereken ilişkidir.
hem kolumu ısırıp can yakacak hem bu saatten sonra benimsin diyecekmiş.
seviyorsa akşam gelip istesin babamdan.
devamını gör...

bugün doğum günü olan yazarımızdır. kendisiyle kısa bir konuşma sonrası kaliteli ve iyi biri olduğunu düşündüğüm kişidir. doğum gününü ilk kutlayan kişi oldum bu arada. yeni yaşında tüm dileklerinin gerçekleşmesini dilerim. ayrıca doğum günü kimse tarafından hatırlanmamış ama yıkılmamış bir yazarımızdır. yıkılmadı ayakta. yola devam.
devamını gör...

lan bırak ukdesi.

şimdiii benim birkaç analizim var ama dur bakalım ne kadar doğru çıkacak.

önce üst giysiyi çıkarıyor ise, teşhircidir o. uzak durun ondan. sapık bunlar sapık. allah bilir duşta da önce saçlarını yıkayıp sonra lifleniyorlardır.

önce alt giysiden başlayarak soyunuyor ise, işte bunlar en seksileridir. çok yok bunlardan. tam alfalar. sek erkeklerdir/kadınlardır.

önce çoraptan başlıyor ise, ayak fetişi vardır bunlarda. hadi canım sen de çoraplarını çıkarsana derler. diyabet hastası da olabilirler çok şey edemiyorum bunlara.

*
devamını gör...

(bkz: biz 1500 olduk da noldu kardeş)
devamını gör...

terapi gibi sese sahip yazar "marikaki"
devamını gör...

duchenne muskuler distrofi hastalığında kullanılan antisens oligonükleotitleri atlayarak rna'ya bağlanan ve işlevsel bir distrofin proteini üretimini sağlayan medikal ajandır.
devamını gör...

tam olarak böyle görünürdü diye düşünüyorum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

masa basında ne iş yaptığına bağlı.. atıp tutan başlık..
devamını gör...

psikopatım.


lakin buradan dinleyin. size şarkıyı hikayesiyle ve güzel bi'sohbet eşliğinde bırakıyorum. bu'yrun.
tık tık
devamını gör...

"her baharda trakya ve balkanlar’da ağaçlar çiçeklerini 9/8’lik ritmlerle açar.."
en çok trakyamı seviyorum
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

teröre, teröriste, vatanına ihanet edene elbette acıma olmaz. ancak diğer tanımlarda gördüğüm kadarıyla mültecilere acıyanlardan da bahsedilmiş. arkadaşlar ukrayna da bir bebek öldüğünde sızlayan vicdan suriye de bombaların altında ezilen çocuğa da sızlamıyorsa alakasız şekilde vatan sevgimizi değil vicdanlarımızı kontrol etmemiz gerekir. toplum görmeden, birlik görmeden büyüyor oradaki çocuklar. çocuk dediğiniz gökyüzüne baktığında huzur, hayal, güneşi ve bulutları görmelidir. ancak orada çocuklar maalesef gökyüzünde birazdan üzerlerine bomba yağdıracak savaş uçaklarını görüyorlar. toplum görmemiş ki çocuk toplum düzeni bilsin. evet bombanın altında annesini, kardeşini, babasını, oyuncağını kaybetmiş çocuksa vicdanım parçalanıyor. kendimi hümanist olarak tanımladığım için değil ha insan olduğum için. sadece bu bile yeterli. sözlerimden burada sorun, sıkıntı çıkan mültecilerden bahsettiğim anlaşılmasın lütfen ancak geri kalan ekmeğinde çoluğunun çocuğunun derdinde olan insanlar da var. genelleme yakışı bir durum değil. çocuğun, kadının dini, dili, ırkı, rengi, ideolojisi olmaz çocuk çocuktur.

eyvallah her milleti kendi milletimiz ile kıyas edemeyiz, edebilseydik zaten tarihimizin ne önemi kalırdı?
devamını gör...

fillerin beyinleri yaklaşık olarak 5 kilodur ve bu sayede dünyanın en büyük beyinli canlısı ünvanına sahiplerdir.
devamını gör...

kesinlikle katılmadığım tanım, zira beniim hayatıma giren bir kız vardı ki, saatlerce güldüğümüzü bilirim.
e tabi espri anlayışı, küfür ve belaltı olan biri için, kızların espri anlayışı bu konuda yetersiz kalıyor, kalsında zaten.
devamını gör...

“duygularımı şiirle aktaramam, şair değilim; kendimi gölgeler ve ışıkla ifade edemem, ressam değilim; düşüncelerimi hareketlerle de açıklayamam, dansçı değilim. ama bunların hepsini müzikle yapabilirim. ben bir müzikçiyim.”

babasına yazdığı mektupta yer alır.
devamını gör...

bizim ufaklık mutlu olsun diye geçenlerde bahçeye kardan şirin yaptık. bu vesileyle ben sayın hocamıza bu konuda şu suali sormak isterim; kardan şirin, adam mıdır?

şayet adam değilse biz bu işten yırtar mıyız? adamsa ne yapmamız gerekir? güneşin çıkıp kardan şirini eritmesini mi beklemeliyiz yoksa direkt kendimiz mi yıkıp dağıtmalıyız?

şimdiden teşekkür ederim.
devamını gör...

" tanıştığınız herkes, hakkında hiçbir şey bilmediğiniz bir savaş veriyor. nazik olun. daima. "
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim