haklıyım ama mutlu değilim ve ölmedim ama hafif sürünüyorum nedendir bilmem çok karışıyor bende.
devamını gör...

bir dergide yazdığım/tercüme ettiğim makaleyi okuyan birinin, teşekkürlerini iletip çok etkilendiğini söylemesi yani birinin hayatında pozitif etki bırakabilmek..
devamını gör...

mitinge gidip kafaya fırlatılan çay pakedini almak.
devamını gör...

sesimiz geliyor mu yukarıya?
çok mu esti hava mı çarptı da bu başlık açıldı.
devamını gör...

selamlar olsun. * ancak gelebildim kusuruma bakmayın. bir dahaki sefere tamamını takip edeceğim umarım. emeğinize sağlık.*
devamını gör...


jack london, kuzey topraklarını konu alan eserlerinde okurlarını buzla sarmalanmış bir diyarda adım adım gezdirir. biri 1902’de, öbürü 1908’de yayımlanan ve “ateş yakmak” başlığını paylaşsalar da birbirlerinden olay örgüsü yönünden ayrılan iki hikâyeyle, “yaşama azmi” adlı üçüncü bir hikâyenin bir araya getirildiği derlemede de jack london insanın buz kaplı doğayla ve kendi benliğiyle yüzleşmesini anlatır. gençliğinde klondike bölgesine altın aramaya giden ve soğuğun hüküm sürdüğü bu topraklarda bizzat yaşamış olan london, alaska’dan yukon’a, kolondike’ten kanada tundralarına kadar yörenin coğrafyasına ve sakinlerine oldukça hâkimdir. jack london’ın karakterleri kuzey’in dört bir yanda uzanan bembeyaz topraklarında vahşi doğanın gücüyle amansız bir mücadele halindedir. doğanın, soğuğun ve pek iyi bilmedikleri bir coğrafyanın pençesinde, hayata tutunmaya çalışırlar. ve ateş yakmak, bu varoluş mücadelesinin ilk adımıdır.

(arka kapak)

güneşsiz günlere alışıktı.
sayfa 1
devamını gör...

vajina kelimesinin anlamı latin kökenli olup “kılıç kılıfı” anlamına gelmektedir. bu durumda kılıç da (bkz: penis) oluyor herhalde.
devamını gör...

emre aydın-unut gittiğin bir yerde
devamını gör...


aşk
sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür;
sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.

*
devamını gör...

monica&chandler (mondler)
devamını gör...

böyle bir göğsün kabarır ben istersem her şeyi yaparım deyip hemen yarın ingilizce öğreniyorum bir ay sonra da her yerde çalışabilirim.
devamını gör...

1951 yılında samsun' un çarşamba ilçesinde doğmuştur. galatasaray lisesinin sınavına girmek için istanbul' a gelmiş ve sınavı kazanmıştır.
bundan sonrasını kendi biyografisini yazdığı kitapları “kalemimin sapını gülle donattım” ve “başkaldıran kurşun kalem” kitaplarından okuyabilirsiniz.
bu kitapları okuduğunuzda bir insanın hayatına bu kadar şeyi nasıl sığdırdığına hayret etmemeniz mümkün değil. eğer zaten bir ferhan şensoy hayranıysanız hayranlığınız daha da artacaktır muhakkak. yok ben ferhan şensoy sevmem diyorsanız da; kitaplarında kullandığı o naif dil, hayatını anlatırken ki içtenliği, doğallığı ve samimiyeti zaten sizi kendisine müptela yapacaktır.
üstat anlatsa ben dinlesem diye düşünerek kitabı elinizden düşürmeden okumaya devam edecek ardından oyunlarını izleme isteği duyacak ve nihayetinde sizde ferhan şensoy hayranı olacaksınız.
şunu da söylemeden duramayacağım bana kalırsa yazsın, hep yazsın. evet oyunculuğu da güzel ama bence yazarlığı daha da güzel.
devamını gör...

kalbim paramparça ama sana topladım geldim
cem adrian-ben geldim
devamını gör...

geçen hafta hava çok güzel olduğu için çocukları bahçeye çıkarayım dedim.
çocuklara stajyerlerle oyun oynattıktan sonra sınıfa geçmek için hazırlanırken stajyerlerimden biri bahçe duvarından atlarken "hayda rinna rin narin nari nara" dedi ve aramızda şöyle bir diyalog geçti:

ben: "vaaay deli yürek seni"
stajyer: "neden öyle dediniz ki hocam?"
ben: "e deli yürek müziği ya o, ondan."
stajyer: "deli yürek ne hocam?"
ben: "diziydi eskiden, nasıl bilmiyorsunuz ya sen kaç doğumlusun?"
stajyer: "2004 hocam"
ben: "2000'den sonra çocuk doğdu mu ya, eheheh"
stajyer: "hayat 2000'lerden sonra başladı hocam"
öyle ölmem çocuğum füze at. ben bilmiyordum çünkü 2000'den sonra çocuk doğup doğmadığını. peh.
evet artık 90'larda doğmuş olmak da yaşlandığımızı gösteren şeylerden biri malesef, hüzünlendim.
devamını gör...

riichiro ınagaki tarafından yazılan çizimleri yusuke murata tarafından gerçekleştirilen eyeshield 21, konu olarak amerikan futbolunu anlatan bir mangadır efendim. hikayesi tokyo’daki bir lisenin amerikan futbol takımına oradaki getir götür işlerini yapmak üzere katılan çelimsiz bir öğrenci olan sena kobayakawa’nın takım içerisindeki yükselişini ve yıldızlaşmasını anlatmaktadır. söz konusu manganın adı ayrıca sena’nın giymiş olduğu forma numarasından ve taktığı göz koruyucudan gelmektedir. ayrıca mangamız 2002’den 2009 yıllarına kadar yayımlanmış ve 333 bölümden oluşmakta olup aynı zamanda 2005-2008 yılları arasında anime uyarlaması çekilmiştir. 2 adet ova’sı ve video oyunu da bulunmaktadır.

hikayesinden kısaca bahsetmek gerekir ise; sena, amerikan futbolu için uygun olmayan bir vücut yapısına sahip olmakla birlikte inanılmaz bir çevikliğe ve hıza sahip. tabi bu durum zaman içerisinde okul takımının kaptanı yoichi hiruma tarafından keşfediliyor ve takıma gizli silah olarak alınıyor. daha sonrasında sena ile birlikte takım başarılı bir ivme yakalıyor.


açıkçası ben ainmesini izlemedim ama mangasını okumak çok keyifliydi. bu arada mangayı okurken japonların klasik fiziksel özellikleri ile mangada anlatılanları çok kıyaslamamaya çalışın. ben genelde spor üzerine mangalar okuduğumda bunu çok yapıyorum ve ulan bunlarda iyice abartmış diyorum. haikyuu sonrasında okuduğumda biraz yavan gelmişti ama spor mangalarından hoşlanan herkese her türlü tavsiye olunur.

hatta şuraya bir kapağını bırakalım artık.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sol framede sıkça karşılaşmaya başladığım yazar. ışıl ışıl maşallah, hoş gelmiş.*
devamını gör...

bir yıldızın, göksel koordinat sisteminde koç noktası ya da ilkbahar noktası olarak anılan noktadan olan uzaklığı. 0-24 sayıları arasında, saat cinsinden ölçülür.

görselde right ascension ile gösterilen boyalı yatay bölge sağ açıklığı gösteriyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(görsel, wikimedia. org'dan alıntıdır.)
devamını gör...

not: başka bir sitedeki kendi yazımdır.


büyük patlama sonrasında, uzayın hızlı bir şekilde genişlemesini ele alan teori. enflasyon, enflasyon teorisi, şişme teorisi gibi birçok isimle anılır.

böyle bir teorinin çıkış noktası, büyük patlama teorisi'nin yanıtlayamadığı birkaç büyük sorudur.

1- ufuk problemi

kozmik mikrodalga arka plan ışınımını incelediğimizde, bunun geniş ölçekte çok homojen olduğunu görürüz. bu neden sorun olsun ki diyebilirsiniz. şundan: normal şartlarda, örneğin bir fincan sıcak kahveyi masa üzerinde bıraktığınızda, bir süre sonra kahve, kendisinden daha soğuk olan hava ile yaptığı ısı alışverişi nedeniyle soğuyacaktır. yani birbiriyle etkileşim halinde olan ve sıcaklıkları farklı sistemler, ısı alışverişi yapar ve aynı sıcaklığa ulaşırlar.

büyük patlama'dan sonra eğer evren yavaşça genişlese ve evrenin her bölgesi ısı alışverişi yapacak zaman bulsaydı, günümüze dek soğudukça her tarafının aynı sıcaklığa ulaşmasını sağlayabilirdi. fakat patlamadan sonra evrenin son derece hızlı genişlediği ve hiçbir bölgenin birbiriyle ısı alışverişi yapacak zaman bulamadığı tahmin ediliyor. bu durumda her yerde aynı olan, yani homojen olan bu dağılımın bir açıklamaya ihtiyacı var. o açıklama da enflasyon kuramı ile sağlanabiliyor.

buna göre, patlamanın hemen ardından gelen kısacık bir süre içerisinde evrenin her bölgesi birbirine, o ısı alışverişini yapacak kadar yakındı ve alışveriş kısacık bir sürede tamamlandıktan sonra evren üstel olarak genişledi. tüm bölgeler birbirinden kısacık bir süre içinde ve aynı sıcaklığa sahip şekilde uzaklaştılar.

2 - düzlük problemi

bu problem, evrenin şeklini belirleyen nihai şey ile yani onun kritik yoğunluğu ile ilgili. kritik yoğunluk aslında biraz teorik bir değer. evrenin gerçek yoğunluğunu bununla kıyasladığımızda, evrenin sahip olması muhtemel şekli tahmin edebiliyoruz. bugün bildiğimiz kadarıyla evrenin yoğunluğu neredeyse kritik yoğunlukla aynı.

peki bu niye sorun olsun? bu tek başına sorun değil, ama şu şekilde bakıldığında bir sorun olduğunu görüyoruz: evrenin yoğunluğu tam olarak şu anda içerisinde var olan şeylerle beraber var olmaya devam edebilmesi için ne gerekiyorsa tam da o kadar. yani ilginç bir hassas ayar yapılmış ve evren kritik yoğunluktan az ya da çok bir değere sahip olarak farklı bölgelerde farklı özelliklere bürünmemiş. yani evrende herhangi bir farklılaşma, bir pürüz falan göremiyoruz.

ayrıca eğer gerçek yoğunlukla kritik yoğunluk bire bir aynı olsaydı, evrenin genişlemesi gittikçe yavaşlayacaktı ve evren belki de çökecekti. bu ince ayarın nasıl gerçekleştiği konusu, büyük patlama teorisi için bir muamma.

kozmik enflasyon teorisi, evrenin, büzüşük bir balonun şişirildikten sonraki pürüzsüz hali gibi, ani bir şekilde şişerek düz hale geldiğini ileri sürer.

bu 2 problem, cevaplanması gereken en büyük sorular, ama bunlardan başka 2 problemimiz daha var:

3- manyetik tek kutupluluk

bu meseleye göre evrende, ilk patlamadan hemen sonra ortaya çıkan ve evrenin yoğunluğuna önemli miktarda katkıda bulunan, büyük kütleli bir parçacık grubu görmemiz gerekirdi. oysa gözlemler, böyle bir şeyin olmadığını gösteriyor. tabi görmemiş olmamız, ille de var olmadıkları anlamına gelmez. henüz keşfedilmemiş de olabilirler, ama bu gözlenememe durumu yine de bir sorun olarak önümüzde duruyor.

şişme evresi, bu türden ağır parçacıkların, oluşum sırasında aşama aşama parçalandığına ve günümüzde bildiğimiz hafif parçacıklara dönüşene kadar bu parçalanmanın sürdüğüne ilişkin kanıtlar sunar.

4- evrendeki büyük yapılar

galaksiler ve içlerindeki cisimler gibi yapıların tam olarak nasıl oluştuğu da bir sorundur. yani geniş ölçekte bakıldığında homojen olan evren, çok küçük ölçeklerde bakıldığında homojen bir dağılıma sahip değildir. bunun mümkün olabilmesi için daha patlama anında bir homojen olmama durumunun var olması gerekir.

kozmik enflasyon bu homojen olmama durumunu, kuantum çalkalanmalar ile açıklamayı başarmıştır.

edit: bu önemli teoriyi ortaya atan kişi kozmolog ve teorik fizikçi alan guth'tur.



devamını gör...

kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve fırsat eşitsizliğinin ortadan kaldırılmasına yönelik istanbul sözleşmesi feshedildi.
cumhurbaşkanlığı iletişim danışmanı aynı saatlerde şunu yazdı.

dünden bugüne cumhurbaşkanımız @rterdogan liderliğinde kadınların toplumsal, ekonomik, siyasi ve kültürel hayata daha fazla katılmaları için verdiğimiz mücadeleyi kararlılıkla sürdürüyoruz.

kadınlar, hayatın nesnesi değil öznesidir!

her zaman #güçlükadıngüçlütürkiye diyeceğiz.

merkez bankası başkanı 4 ay önce atandığı görevden gecenin bir yarısı alındı.
attığı tweette şöyle söyledi,

sayın cumhurbaşkanımıza merkez bankası başkanlığı dahil bugüne kadar uygun görerek atadığı tüm görevlerden dolayı teşekkür ederim. bugün itibariyle görevden alınmam nedeniyle de şükranlarımı arz ediyorum. rabbim hepimizin hakkında hayırlısını nasip eylesin.

günde 20 bini aşkın vaka sayısının açıklandığı günler yaşıyoruz.
cumhurbaşkanı maske takan gazeteciyi, çıkar şunu çıkar, anlamıyorum diye uyarıyor.
24 saatlik süreçte olan biten başka ülkelerin 24 ayına bedel. bu kadar aksiyonu kaldıramıyorum artık. aklımızla alay etmesinler, yeter.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim