güçlü kadın
günümüz erkeklerinin, hatta toplumun istemediği kadındır. malum, güç deyince akla erkek adam gelir ya. çıt kırıldım, mıymıy ve ben bilmiyorumcu kadın seviyor erkekler şimdi ahahahahha. öteki türlüsüyle baş edemez çünkü.
devamını gör...
murphy kanunları
genel kuralları şu şekildedir:
bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir.
bir şeyin birkaç şekilde ters gitme olasılığı varsa, hep en kötü sonuç doğuracak şekilde ters gidecektir.
bir şeyin ters gidebileceği olasılıkları engelleseniz bile, anında yeni bir olasılık ortaya çıkacaktır.
bir şeyin olma olasılığı, isteme olasılığı ile ters orantılıdır.
er ya da geç olası en kötü koşullar zincirlemesi vuku bulacaktır.
ne zaman bir şeyden vazgeçseniz, vazgeçtiğiniz o şey size geri gelir.
olmuyorsa zorlayın, kırılırsa zaten değişmesi gerekir.
ne kadar beklersen bekle istenmediği zaman gelecektir.
çözülen her problem yeni problemler yaratır.
her şey yolunda gidiyorsa, kesin bir terslik vardır.
bir şeyle fazla oynarsanız, onu bozarsınız.
bütün bir dönem kusursuz çalışan hesap makinesinin, matematik sınavında pili biter. (açıklama: her ihtimale karşın, beraberinizde pil taşırsanız, o da bayat çıkar)
hiçbir şey göründüğü kadar kolay değildir.
piyangoda para kazandığınız gün, ölümünüze fazla kalmamıştır.
bir şeyi anlayamıyorsanız, içgüdüsel olarak doğrudur.
bir kişiye "masa boyalı, sakın değme!" derseniz, size inanmadan önce mutlaka masaya dokunacaktır.
eğer kendinizi iyi hissediyorsanız, üzülmeyin geçer.
aradığınız bir şeyi en başından değil en sonundan aramaya başlayın.
bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir.
bir şeyin birkaç şekilde ters gitme olasılığı varsa, hep en kötü sonuç doğuracak şekilde ters gidecektir.
bir şeyin ters gidebileceği olasılıkları engelleseniz bile, anında yeni bir olasılık ortaya çıkacaktır.
bir şeyin olma olasılığı, isteme olasılığı ile ters orantılıdır.
er ya da geç olası en kötü koşullar zincirlemesi vuku bulacaktır.
ne zaman bir şeyden vazgeçseniz, vazgeçtiğiniz o şey size geri gelir.
olmuyorsa zorlayın, kırılırsa zaten değişmesi gerekir.
ne kadar beklersen bekle istenmediği zaman gelecektir.
çözülen her problem yeni problemler yaratır.
her şey yolunda gidiyorsa, kesin bir terslik vardır.
bir şeyle fazla oynarsanız, onu bozarsınız.
bütün bir dönem kusursuz çalışan hesap makinesinin, matematik sınavında pili biter. (açıklama: her ihtimale karşın, beraberinizde pil taşırsanız, o da bayat çıkar)
hiçbir şey göründüğü kadar kolay değildir.
piyangoda para kazandığınız gün, ölümünüze fazla kalmamıştır.
bir şeyi anlayamıyorsanız, içgüdüsel olarak doğrudur.
bir kişiye "masa boyalı, sakın değme!" derseniz, size inanmadan önce mutlaka masaya dokunacaktır.
eğer kendinizi iyi hissediyorsanız, üzülmeyin geçer.
aradığınız bir şeyi en başından değil en sonundan aramaya başlayın.
devamını gör...
normal sözlük’ün artık bitmiş olması
ne dersun.
bitince bana da yazın,
ben o esnada tanım giriyor olabilirim.
biri beni durdursun.
ben yazmadan duramıyorum.
b planı olarak,
yeni bir sözlük açarım.
adı köylü sözlük olabilir.
yazmak isteyen yazar,
online durmak isteyen durur,
trol olmak isteyen trol olur.
demokrasi ve çareler mevzusu.
bitince bana da yazın,
ben o esnada tanım giriyor olabilirim.
biri beni durdursun.
ben yazmadan duramıyorum.
b planı olarak,
yeni bir sözlük açarım.
adı köylü sözlük olabilir.
yazmak isteyen yazar,
online durmak isteyen durur,
trol olmak isteyen trol olur.
demokrasi ve çareler mevzusu.
devamını gör...
heteroseksizm
ingilizce heterosexism.
heteroseksüelkişilerin cisgenderve hetoroseksüel tanımlamasına uymayan kişilere((gbkz: lgbtq+ )bireylere) yönelik önyargıları, fobileri ve ayrımcı davranışları tanımlar.
farklı cinsiyet, cinsel kimlik ve cinsel yönelimlerde bulunan herkes heteroseksizmin hedefindedir. heteroseksüel olmayan herkesi ikinci sınıf insan kategorisine sıkar.
homofobiyle benzerlikler taşır ancak aynı anlama gelmez. homofobide irrasyonel korku, hoşlanmama, nefret vb varken, heteroseksizmde bu bilinçli ve sistematik biçimde yapılır. heteroseksizmde nefretin ve önyargıların hedefi olan grup daha geniştir. sosyal davranışların yönlendirilmesinde farklılık taşır. sosyal, ekonomik ve kültürel yapıya işlemiştir.
heteroseksizm ve cinsel ayrımcılığın sonlandırılması için global anlamda çalışmalar sürdürülmektedir ancak yerleşik heteroseksizm ve sistematik cinsel ayrımcılığın durdurulması için alınması gereken daha çok yol vardır.
heteroseksüelkişilerin cisgenderve hetoroseksüel tanımlamasına uymayan kişilere((gbkz: lgbtq+ )bireylere) yönelik önyargıları, fobileri ve ayrımcı davranışları tanımlar.
farklı cinsiyet, cinsel kimlik ve cinsel yönelimlerde bulunan herkes heteroseksizmin hedefindedir. heteroseksüel olmayan herkesi ikinci sınıf insan kategorisine sıkar.
homofobiyle benzerlikler taşır ancak aynı anlama gelmez. homofobide irrasyonel korku, hoşlanmama, nefret vb varken, heteroseksizmde bu bilinçli ve sistematik biçimde yapılır. heteroseksizmde nefretin ve önyargıların hedefi olan grup daha geniştir. sosyal davranışların yönlendirilmesinde farklılık taşır. sosyal, ekonomik ve kültürel yapıya işlemiştir.
heteroseksizm ve cinsel ayrımcılığın sonlandırılması için global anlamda çalışmalar sürdürülmektedir ancak yerleşik heteroseksizm ve sistematik cinsel ayrımcılığın durdurulması için alınması gereken daha çok yol vardır.
devamını gör...
çok başlık açamayıp mevcut başlıklara yazmam
yaz ne olursa olsun yaz! dediğim üzüntü.
devamını gör...
her şeyin anlamsız olması
depresyona teşvik edici cümlelerin en kuvvetlisi budur.
devamını gör...
the matrix resurrections
gecenin bir yarısı ailemle beraber izlemeye gittiğim film. özellikle onlarla gittim çünkü annemle babam tam bir matrix aşığı, özellikle babam sahiden bayılır matrix'e. fakat ikisi de yoğun bir hayal kırıklığına uğradılar sinemadan çıkınca. bunun iki sebebi vardı: birincisi filmin beklentilerinnin çok çok altında kalması, ikincisi neo ve trinity'nin ne kadar yaşlandıklarını görünce onları kendileriyle özdeşleştirip üzülmeleri. ilk sebep konusunda ben de katılıyorum bu arada. filmi izleyen ne kadar tanıdığım kişi varsa onlar da aynı görüşte zaten.
öncelikle açıkçası ben zaten hiçbir zaman beklentiyi karşılayabileceklerini düşünmüyorum çünkü her ne kadar insanlar son iki filmi ilki kadar beğenmese de ilk üç film her açıdan mükemmeldi bana göre. karakterleri, kurgusu, hikayesini anlatış şekli, o yıllara göre kullanılan teknolojik efektler her açıdan çok iyi düşünülmüş filmlerdi. yani çıta her açıdan yüksekti ayrıca para kaygısıyla da çekildikleri için matrix kalitesinde bir film beklemek anlamsız olurdu bana göre. fakat film benim bile beklentilerimin altında kaldı.
ilk olarak matrixi matrix yapan çoğu ögeden yoksundu film. matrixi matrix yapan ögeden kastım çok önemli kilit karakterlerin yokluğu ve bu karakterlerin yerine geçen kişilerin onların boşluğunu dolduramaması, ayrıca matrix üçlemesindeki derinliğin filme bulunmaması. derinlik konusuna sonra geleceğim fakat karakterlerden başlayacak olursak morpheus karakterinin yerine gelen kişi asla olmamıştı. ayrıca yeni ajan smithi izlerken gözlerim hep eskisini aradı. gemi mürettebatını doğru düzgün tanıyamadık bile. ayriyeten bazı şeyler gerçekten çok yüzeysel geçilmişti.
zion'ın yıkılışından sonra neler olduğu çok üstünkörü anlatılmıştı, ayrıca neo the architect ile anlaştıktan sonra ne olup da yerine the analyst'ın geçtiği de doğru düzgün açıklanmamıştı. ayriyeten ben makinelerin bir anda yüksek düzey duygusal bir zekaya erişip (burada kastettiğim bizim yaptığımız türden bir empati, merhamet ve sevgi duygusu geliştirmeleri) insanların tarafına geçmeleri konusunda yapılan açıklamalardan tatmin olmadım
derinlik konusunda da filmin ilk yarısında bir şeyler anlatmaya çalışmışlardı fakat ben ilk üçlemelerde anlatılardan tatmin olduğum kadar tatmin olmadım bu filmin ilk yarısında anlatılanlardan. filmin ikinci yarısı zaten tam bir aksiyon filmi gibiydi.
her ne kadar botların apartmanlardan aşağı canlı bomba olarak atlama fikrini beğensem de trinity'nin uçması çok saçmaydı. ayrıca neo'nun uçamaması hakkında yapılan komedi bile beni filmden bir tık soğuttu, hatta bir an marvel filmi izliyormuş gibi hissettim
tabi bazı iyi yönleri de vardı filmin. mesela efektler genel olarak kaliteliydi, aksiyon sahnelerinin bazıları güzeldi, eski fimlere yapılan bazı atıflar hoştu ve
bilgisayar oyunu
fikrini de beğendim.
fakat total olarak baktığımızda tavsiye eder miyim, etmem. sıradan bir aksiyon filmi olarak düşündüğümüzde fena değildi aslında fakat bir matrix filmi olarak beni gerçekten hâyâl kırıklığına uğrattı. eğer matrixi güzel bir seri olarak hatırlamak istiyorsanız izlemeyin derim
öncelikle açıkçası ben zaten hiçbir zaman beklentiyi karşılayabileceklerini düşünmüyorum çünkü her ne kadar insanlar son iki filmi ilki kadar beğenmese de ilk üç film her açıdan mükemmeldi bana göre. karakterleri, kurgusu, hikayesini anlatış şekli, o yıllara göre kullanılan teknolojik efektler her açıdan çok iyi düşünülmüş filmlerdi. yani çıta her açıdan yüksekti ayrıca para kaygısıyla da çekildikleri için matrix kalitesinde bir film beklemek anlamsız olurdu bana göre. fakat film benim bile beklentilerimin altında kaldı.
ilk olarak matrixi matrix yapan çoğu ögeden yoksundu film. matrixi matrix yapan ögeden kastım çok önemli kilit karakterlerin yokluğu ve bu karakterlerin yerine geçen kişilerin onların boşluğunu dolduramaması, ayrıca matrix üçlemesindeki derinliğin filme bulunmaması. derinlik konusuna sonra geleceğim fakat karakterlerden başlayacak olursak morpheus karakterinin yerine gelen kişi asla olmamıştı. ayrıca yeni ajan smithi izlerken gözlerim hep eskisini aradı. gemi mürettebatını doğru düzgün tanıyamadık bile. ayriyeten bazı şeyler gerçekten çok yüzeysel geçilmişti.
zion'ın yıkılışından sonra neler olduğu çok üstünkörü anlatılmıştı, ayrıca neo the architect ile anlaştıktan sonra ne olup da yerine the analyst'ın geçtiği de doğru düzgün açıklanmamıştı. ayriyeten ben makinelerin bir anda yüksek düzey duygusal bir zekaya erişip (burada kastettiğim bizim yaptığımız türden bir empati, merhamet ve sevgi duygusu geliştirmeleri) insanların tarafına geçmeleri konusunda yapılan açıklamalardan tatmin olmadım
her ne kadar botların apartmanlardan aşağı canlı bomba olarak atlama fikrini beğensem de trinity'nin uçması çok saçmaydı. ayrıca neo'nun uçamaması hakkında yapılan komedi bile beni filmden bir tık soğuttu, hatta bir an marvel filmi izliyormuş gibi hissettim
tabi bazı iyi yönleri de vardı filmin. mesela efektler genel olarak kaliteliydi, aksiyon sahnelerinin bazıları güzeldi, eski fimlere yapılan bazı atıflar hoştu ve
bilgisayar oyunu
fakat total olarak baktığımızda tavsiye eder miyim, etmem. sıradan bir aksiyon filmi olarak düşündüğümüzde fena değildi aslında fakat bir matrix filmi olarak beni gerçekten hâyâl kırıklığına uğrattı. eğer matrixi güzel bir seri olarak hatırlamak istiyorsanız izlemeyin derim
devamını gör...
yazarlardan riyakarlık örnekleri
hayatımın dönüm noktası olan ve arkadaş seçimimde, daha dikkatli olmam gerektiğini öğrenmemi sağlayan bir riyakârlık ya da bana göre kalleşlik örneğini anlatacağım başlık. biraz uzun ve can sıkıcı olabilir. kusura bakmayın.
üniversite zamanları, hayatı daha yeni öğrenmeye başladığım yıllardı. farklı bir şehir, yeni yeni insanları tanımanın vermiş olduğu heyecan... yeni tanıştığım ve memleketlerimizin yakın olduğu bir arkadaşım vardı. bir yıl kadar uzun bir arkadaşlığımız olmuştu. kendisi otobüs yolculuğu yapardı, ben de uçak. bir gün kendisine, beraber yolculuk yapalım demiştim. param yok, uçak bileti alamam dediğinde ben sana alırım dedim ki sorun bu değil. ikimizde öğrenciydik ve durumunun iyi olduğunu da biliyordum ama arkadaş işte kıyamıyorum. yolculuk yapacağımız gün memleketime geldi ve getiren kişi erkek arkadaşı. sorun şu ki erkek arkadaşım dediği kişi aslında ikinci erkek arkadaşı ve birinci erkek arkadaşını tanıyorum. bir şey söyleyemedim o an. bir yerde oturduk yemek yedik, muhabbet ettik. ilk defa orada gördüğüm bir çocuktu ve hayatımda ilk defa bir insanın aşkla bakan gözlerine şahit olmuştum.
daha sonra sorduğumda, üniversiteye gelmeden önce de erkek arkadaşı olduğunu ve çocuğun ona deli gibi aşık olduğunu ve ne isterse aldığını, bunun da hoşuna gittiğini söylemişti. açıkçası çok tuhaf hissetmiştim ama karışmadım ve bir yorumda yapmadım. herkesin kendi hayatı, bana ne diyordum içimden. bir zaman sonra bu arkadaş memleketine gitti ve beni aradı. erkek arkadaşı kaza yapmış. sebebi ise şöyle; elinde bir buket ve hediye ile evine gidip sürpriz yapmak istemiş çocuk, benim arkadaş dediğim insanda habersiz geldi diye hakaret edip evden kovmuş. çocuk ağlayarak ayrılmış oradan. alkol almış ve bariyerlere girmiş.
kendisine, hastaneye gitmesini söylediğim halde gitmedi! durumu nedir öğren dediğim halde umursamadı. hayatımda, sadece bir kere gördüğüm bir çocuk için üzülüp ağladığımda ki ev arkadaşım bile görmediği halde ağladı benimle birlikte ama karşı tarafın gülmesi beni çok sinirlendirmişti. ilk başlarda şoka girdi sandım ama değildi.
bacağı kesildi! 20 gün komada kaldı ve öldü çocuk! ikiyüzlülüğün en kralını gördüğüm cümle ise şu oldu bende: 'benim uğrumda adamlar ölüyor be, bu da son hediyesiydi bana.'*
ben de ikiyüzlüydüm belki de. orada söylemedim gerçekleri, sustum. inanmadım da en başta öldüğüne, internete düşen haberi görünce bile kabullenemedim bir kere gördüğüm insanın öldüğüne. aklıma geldikçe üzülürüm yine. hayat bu kadar basit olmamalı, bir insan bu kadar kolay harcanmamalı.
üniversite zamanları, hayatı daha yeni öğrenmeye başladığım yıllardı. farklı bir şehir, yeni yeni insanları tanımanın vermiş olduğu heyecan... yeni tanıştığım ve memleketlerimizin yakın olduğu bir arkadaşım vardı. bir yıl kadar uzun bir arkadaşlığımız olmuştu. kendisi otobüs yolculuğu yapardı, ben de uçak. bir gün kendisine, beraber yolculuk yapalım demiştim. param yok, uçak bileti alamam dediğinde ben sana alırım dedim ki sorun bu değil. ikimizde öğrenciydik ve durumunun iyi olduğunu da biliyordum ama arkadaş işte kıyamıyorum. yolculuk yapacağımız gün memleketime geldi ve getiren kişi erkek arkadaşı. sorun şu ki erkek arkadaşım dediği kişi aslında ikinci erkek arkadaşı ve birinci erkek arkadaşını tanıyorum. bir şey söyleyemedim o an. bir yerde oturduk yemek yedik, muhabbet ettik. ilk defa orada gördüğüm bir çocuktu ve hayatımda ilk defa bir insanın aşkla bakan gözlerine şahit olmuştum.
daha sonra sorduğumda, üniversiteye gelmeden önce de erkek arkadaşı olduğunu ve çocuğun ona deli gibi aşık olduğunu ve ne isterse aldığını, bunun da hoşuna gittiğini söylemişti. açıkçası çok tuhaf hissetmiştim ama karışmadım ve bir yorumda yapmadım. herkesin kendi hayatı, bana ne diyordum içimden. bir zaman sonra bu arkadaş memleketine gitti ve beni aradı. erkek arkadaşı kaza yapmış. sebebi ise şöyle; elinde bir buket ve hediye ile evine gidip sürpriz yapmak istemiş çocuk, benim arkadaş dediğim insanda habersiz geldi diye hakaret edip evden kovmuş. çocuk ağlayarak ayrılmış oradan. alkol almış ve bariyerlere girmiş.
kendisine, hastaneye gitmesini söylediğim halde gitmedi! durumu nedir öğren dediğim halde umursamadı. hayatımda, sadece bir kere gördüğüm bir çocuk için üzülüp ağladığımda ki ev arkadaşım bile görmediği halde ağladı benimle birlikte ama karşı tarafın gülmesi beni çok sinirlendirmişti. ilk başlarda şoka girdi sandım ama değildi.
bacağı kesildi! 20 gün komada kaldı ve öldü çocuk! ikiyüzlülüğün en kralını gördüğüm cümle ise şu oldu bende: 'benim uğrumda adamlar ölüyor be, bu da son hediyesiydi bana.'*
ben de ikiyüzlüydüm belki de. orada söylemedim gerçekleri, sustum. inanmadım da en başta öldüğüne, internete düşen haberi görünce bile kabullenemedim bir kere gördüğüm insanın öldüğüne. aklıma geldikçe üzülürüm yine. hayat bu kadar basit olmamalı, bir insan bu kadar kolay harcanmamalı.
devamını gör...
almanya’dan çok ileri olmamız
ileri olmak bakılan yönle alakalıdır. yönü ters olanın ileri anlayışı da ters olur.
devamını gör...
14 mayıs 2021 zaytung kısırlaştırma haberi
gülme krizine sokan haberdir. aşılandım maskesine atfen yapılmıştır. 
haberin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

haberin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
devamını gör...
bir erkeğin tehlikeli olduğunu gösteren detaylar
bunu ölçmek çok nettir. bir erkeğin hitabı, kendini ele verir. bu yukarıda denilen şeyleri yapmayan ama yine de onlar kadar kötü, kültürsüz ve psikopat olan erkekler mevcuttur.
devamını gör...
coursera
psychology kursu yerine physiology kursu aldığım uygulama, daha da acısı bunu kursun yarısında fark etmiş olmam, neyse aldığım sertifika işime daha çok yarıyor en azından.
kurslar prestijli üniversiteler tarafından verildiği için yurtdışında baya bi geçerliliği oluyor.
sertifika almak da öyle kolay bir iş değil, gerçekten oturup çalışmanız gerekiyor. her videodan sonra bikaç soruluk quizler, her üniteden sonra da yaklaşık 30 soruluk quizler bulunuyor, geçmek için en az %70 doğru yanıt vermeniz lazım.
yabancı öğrencilerle bikaç soru tartışınca baya havalı hissettiren discuss kısmı da var :)
ben kursu baya bi uzattığım için ilk yaptığım financial aid başvurum iptal oldu, daha sonra tekrar başvuru yaptığımda yine kabul ettiler. her kursun belli bir süresi var ama deadline ları geçirince de bir şey olmuyor korkmayın.
yapılan başvuruların yüzde 80 ine olumlu cevap veriyorlar ve 15 gün içerisinde mailinize sonucu geliyor.
kişisel ve mesleki anlamda gelişim için faydalı bir platform.
kurslar prestijli üniversiteler tarafından verildiği için yurtdışında baya bi geçerliliği oluyor.
sertifika almak da öyle kolay bir iş değil, gerçekten oturup çalışmanız gerekiyor. her videodan sonra bikaç soruluk quizler, her üniteden sonra da yaklaşık 30 soruluk quizler bulunuyor, geçmek için en az %70 doğru yanıt vermeniz lazım.
yabancı öğrencilerle bikaç soru tartışınca baya havalı hissettiren discuss kısmı da var :)
ben kursu baya bi uzattığım için ilk yaptığım financial aid başvurum iptal oldu, daha sonra tekrar başvuru yaptığımda yine kabul ettiler. her kursun belli bir süresi var ama deadline ları geçirince de bir şey olmuyor korkmayın.
yapılan başvuruların yüzde 80 ine olumlu cevap veriyorlar ve 15 gün içerisinde mailinize sonucu geliyor.
kişisel ve mesleki anlamda gelişim için faydalı bir platform.
devamını gör...
tanınmak için seri beğeni atan yazar
suç üstü yakalandım sanırım
devamını gör...
kafayı boşaltma yöntemleri
sevdiğiniz, keyif alacağınızı düşündüğünüz herhangi bir aktiviteyi bir veya bir kaç kişiyle beraber yaparsanız kafanın diğer rahatsız edici tarafı bir süreliğine kaybolur.
yani boş durmak aslında kafayı boşaltmak için doğru hareket değil. mümkün olduğunca güzel aktivitelerle ilgilenmek her zaman iyi gelecektir.
yani boş durmak aslında kafayı boşaltmak için doğru hareket değil. mümkün olduğunca güzel aktivitelerle ilgilenmek her zaman iyi gelecektir.
devamını gör...
ervah-ı ezelde
(bkz: grup abdal)ın mükemmel bir şekilde yorumladığı, sözleri anlayana çok anlamlı olan türküdür. sözleri şöyledir:
ervahı ezelden levhi kalemden, levhi kalemden
bu benim bahtımı kara yazmışlar
bilirim güldürmez devri alemden
birgünümüzü yüz bin zara yazmışlar
bilirim güldürmez devri alemden
birgünümüzü yüz bin zara yazmışlar
dünyayı sevenler veli değildir, canım değildir
canı terkedenler deli değildir
insanoğlu gamdan hali değildir
her birini bir efkara yazmışlar
insanoğlu gamdan hali değildir
her birini bir efkara yazmışlar
nedir bu sevdanın nihayetinde, nihayetinde
yadlar gezer yarın vilayetinde
herkes diyarında muhabbetinde
bilmem bizi ne civara yazmışlar
herkes diyarında muhabbetinde
bilmem bizi ne civara yazmışlar
olaydım dünyada ikbali yaver, hey can yaver
el etsem sevdiğim acep kim neder
bilemem tecelli mi yoksa ki kadar
beni bir vefasız yara yazmışlar
bilemem tecelli mi yoksa ki kadar
beni bir vefasız yara yazmışlar
yazanlar leyla yı mecnun kitabın
sümmani yi bir kenara yazmışlar
yazanlar leyla yı mecnun kitabın
sümmani yi bir kenara yazmışlar.
ervahı ezelden levhi kalemden, levhi kalemden
bu benim bahtımı kara yazmışlar
bilirim güldürmez devri alemden
birgünümüzü yüz bin zara yazmışlar
bilirim güldürmez devri alemden
birgünümüzü yüz bin zara yazmışlar
dünyayı sevenler veli değildir, canım değildir
canı terkedenler deli değildir
insanoğlu gamdan hali değildir
her birini bir efkara yazmışlar
insanoğlu gamdan hali değildir
her birini bir efkara yazmışlar
nedir bu sevdanın nihayetinde, nihayetinde
yadlar gezer yarın vilayetinde
herkes diyarında muhabbetinde
bilmem bizi ne civara yazmışlar
herkes diyarında muhabbetinde
bilmem bizi ne civara yazmışlar
olaydım dünyada ikbali yaver, hey can yaver
el etsem sevdiğim acep kim neder
bilemem tecelli mi yoksa ki kadar
beni bir vefasız yara yazmışlar
bilemem tecelli mi yoksa ki kadar
beni bir vefasız yara yazmışlar
yazanlar leyla yı mecnun kitabın
sümmani yi bir kenara yazmışlar
yazanlar leyla yı mecnun kitabın
sümmani yi bir kenara yazmışlar.
devamını gör...
chucky
dizi fena değil. zaten kötü bir şey de beklemiyordum. tabii charles lee ray espirilerinin bir miktar daha kullanımı artırılmalı. yapımcı ve yaratıcısı don mancini’nin bunu çok es geçeceğini sanmıyorum. bu haftaki bölümde sonunda jennifer tilly (tiffany, chucky’nin gelini) de diziye giriş yapıyor.
dizi, filmlerden bağımsız değil. flashbackler charles lee ray’in geçmişine, özellikle çocukluğuna ve ailesine ışık tutuyor. bir bölümünde ise chucky, eşcinsel oğlu olduğunu anlatmıştır (seed of chucky, 2004). oğlunun eşcinselliğinin kendisinin için sorun olmadığını, sonuçta kendisinin bir canavar olmadığını söyler*. ana karakter don mancini’nin çocukluğunun bir metaforudur. mancini de eşcinsel olduğu için küçükken hep zorbalığa uğramıştır. dizi genç yaştakilerin uğradığı zorbalıklara da dikkat çekmektedir.
yukarıda da yazdığım gibi jennifer tilly de oyuncular arasında yerini alacak. bir diğer geçmişten gelen oyuncu ise (yanlış hatırlamıyorsam) ilk çocuk oyunu (1988) filmindeki küçük çocuk andy barcley’i oynayan alex vincent olacak.
don mancini ve jennifer tilly projenin gelişme ve yapım aşamalarında twitter’ı aktif bir şekilde propaganda ve reklam aracı olarak kullandılar. günümüzde de bu devam etmekte, diğer başrol oyuncusu devon sawa (son durak, 2000) da twitter hesabını aktif bir şekilde dizinin tanıtımı için kullanmaktadır. sawa bir tweetinde şeytan’ın ölüsü (evil dead, 1981) filmine ve başrol oyuncusu bruce campbell’a methiyeler düzmüş, gerilim ve korku için kendisine çocukluğundan beri ilham verdiklerini vurgulamıştır.
(bkz: child’s play)
(bkz: don mancini)
(bkz: jennifer tilly)
(bkz: alex vincent)
(bkz: charles lee ray)
(bkz: evil dead)
(bkz: bruce campbell)
(bkz: seed of chucky)
(bkz: bride of chucky)
dizi, filmlerden bağımsız değil. flashbackler charles lee ray’in geçmişine, özellikle çocukluğuna ve ailesine ışık tutuyor. bir bölümünde ise chucky, eşcinsel oğlu olduğunu anlatmıştır (seed of chucky, 2004). oğlunun eşcinselliğinin kendisinin için sorun olmadığını, sonuçta kendisinin bir canavar olmadığını söyler*. ana karakter don mancini’nin çocukluğunun bir metaforudur. mancini de eşcinsel olduğu için küçükken hep zorbalığa uğramıştır. dizi genç yaştakilerin uğradığı zorbalıklara da dikkat çekmektedir.
yukarıda da yazdığım gibi jennifer tilly de oyuncular arasında yerini alacak. bir diğer geçmişten gelen oyuncu ise (yanlış hatırlamıyorsam) ilk çocuk oyunu (1988) filmindeki küçük çocuk andy barcley’i oynayan alex vincent olacak.
don mancini ve jennifer tilly projenin gelişme ve yapım aşamalarında twitter’ı aktif bir şekilde propaganda ve reklam aracı olarak kullandılar. günümüzde de bu devam etmekte, diğer başrol oyuncusu devon sawa (son durak, 2000) da twitter hesabını aktif bir şekilde dizinin tanıtımı için kullanmaktadır. sawa bir tweetinde şeytan’ın ölüsü (evil dead, 1981) filmine ve başrol oyuncusu bruce campbell’a methiyeler düzmüş, gerilim ve korku için kendisine çocukluğundan beri ilham verdiklerini vurgulamıştır.
(bkz: child’s play)
(bkz: don mancini)
(bkz: jennifer tilly)
(bkz: alex vincent)
(bkz: charles lee ray)
(bkz: evil dead)
(bkz: bruce campbell)
(bkz: seed of chucky)
(bkz: bride of chucky)
devamını gör...


