1 mayıs 2021 beşiktaş hatayspor maçı
şampiyon belli 2. kim ? *
devamını gör...
radyokarbon tarihlendirme
karbon 14 metodu ya da karbon 14 tarihlendirme gibi isimlerle de bilinen, organik maddelere sahip cisimlerin yaşını belirlemekte kullanılan metot.
karbon atomunun izotoplarında, başka atomların izotoplarında da olduğu gibi, nötron sayıları farklıdır. bunların içerisinde 8 tane nötron içeren karbon-14 çekirdeği kararsızdır, yani radyoaktiftir. bu yüzden de radyokarbon adıyla bilinir.
***
doğanın bize bir lütfu olarak atmosferde ve canlıların bedeninde bulunan karbon-14 yoğunluğu değişmeden kalır. canlılar öldüklerinde, vücutlarına karbon-14 girişi de sonlanır. yarı ömür dediğimiz kavram burada yardımımıza koşar ve canlının kaç yaşında olduğunu hesaplamamıza imkân tanır. karbon-14 izotopunun yarı ömrü 5730 yıldır. ölen bir canlının vücudunda (yeni karbon-14 girişi gerçekleşmediğinden) bu izotop zaman geçtikçe azalır. bunun sonucunda, canlı vücudundaki izotopun yoğunluğunu ölçmek ve canlının kaç yıl önce öldüğünü hesaplamak mümkündür. fosillerin, firavun mumyalarının yaşları gibi bilgiler bu yöntemle elde edilir.
isteyenlere daha çok detay burada
karbon atomunun izotoplarında, başka atomların izotoplarında da olduğu gibi, nötron sayıları farklıdır. bunların içerisinde 8 tane nötron içeren karbon-14 çekirdeği kararsızdır, yani radyoaktiftir. bu yüzden de radyokarbon adıyla bilinir.
***
doğanın bize bir lütfu olarak atmosferde ve canlıların bedeninde bulunan karbon-14 yoğunluğu değişmeden kalır. canlılar öldüklerinde, vücutlarına karbon-14 girişi de sonlanır. yarı ömür dediğimiz kavram burada yardımımıza koşar ve canlının kaç yaşında olduğunu hesaplamamıza imkân tanır. karbon-14 izotopunun yarı ömrü 5730 yıldır. ölen bir canlının vücudunda (yeni karbon-14 girişi gerçekleşmediğinden) bu izotop zaman geçtikçe azalır. bunun sonucunda, canlı vücudundaki izotopun yoğunluğunu ölçmek ve canlının kaç yıl önce öldüğünü hesaplamak mümkündür. fosillerin, firavun mumyalarının yaşları gibi bilgiler bu yöntemle elde edilir.
isteyenlere daha çok detay burada
devamını gör...
dondurmada en iyi ikili
vişne-limon yazanlara bastım beğeniyi, elbette vişne-limon...
devamını gör...
comfortably numb
gözlerimi kapattığımda en uzağa en derine götüren eşsiz solosuyla tam bir şaheser.
devamını gör...
baskı altında hissedilen anlar
bilgisayarla uğraşırken birinin gelip yanında dikilmesi.
devamını gör...
doktorların cerrahi branş tercih etmemeleri
birçok etkenin bir araya gelip oluşturduğu sorun.
1-bu konuda en önemli etkenlerin rahatlık ve zorluk olduğunu düşünüyorum. bir cerrah düşünün asistanlığın ilk senesinde ayda 10 nöbet tutuyor ve bazı nöbetlerde hiç uyumuyor, bazı nöbetlerde ise 2-3 saat uyuyabiliyor, hem de gece ameliyata girmek zorunda kalabiliyor . nöbetten sonraki gün ise eğer haftaiçi ise çalışmaya devam ediyor. bir de dermatolog düşünün akşam acil hasta yok gibi, belki bir kaç kons geliyor. hem uyumak hem dinlenmek için bolca vakti var ve nöbet sayısı da daha az.
2-cerrahi branşlarda mobing denen bela bir durum var. arkadaşlar görmediğiniz için size gerçek değilmiş gibi gelebilir ama çömezini gece vakti git bana portakal bul gel canım çekti diye yollayanlar var. cerrahi bölümler hep daha sert olmuştur ama herkesin içinde asistanını azarlayan hocalar, aranız bozulunca size nöbet kitleyen ama ameliyatlara da sokmayıp amele işi yaptıran uzmanlar var. dahili branşlarda ise mobing daha az. çünkü hocaya bağlılığınız daha az. okuyarak da bir yerlere gelebilirsin. cerrahide hocaya mahkumsun, o ameliyata seni sokmazsa nasıl geliştireceksin kendini, nerede deneyeceksin öğrendiklerini?
3- türkiyede son zamanlarda malpraktis davaları başını almış gitmiş durumda. sırf bu iş için hastanede hastalığının durumu iyi gitmemiş insanları bulup doktora dava açması için dolduran avukatlar var. amniotic band sendromu yaşayan bir kadının 'senin karnında bant unutmuşlar' diye doldurulup dava açtığını hatırlıyorsunuz sanırım. haberin linki
aynı zamanda bazı hakimler de' doktorlar zaten kazanıyor tazminat ödesin' mantığıyla hareket edip bilirkişi raporlarını takmıyorlar. komplikasyon ile malpraktis birbirine girmiş durumda. zaten türkiyenin sağlık sistemi bazen sizi kanun dışına çıkıp sorumluluk almak zorunda bırakıyor. bazen hastanın hayatı ile kanun arasında kalıyorsunuz. bir genel cerrah arkadaşımız ilçede kalp damar cerrahisi olmadığı için sevk edilmek üzere olan çocuğun yolda öleceğini anlamış ve ameliyat etmişti ve çocuğun hayatını kurtarmıştı. buna rağmen etik değil diye değerlendirildi. zaten başarısız olsaydı yıllarca tazminat ödeyecekti. haberin linki
dahili branşlarda ise risk daha az dava daha az. senelerce biriktirdiğin çocuğunun rızkını haksız yere başkasına yedirme şansı daha az.
4-cerrahi branşlarda yaptığınız işlemlerin daha zor olması ve hastanın hayatını tehdit edebilecek durumların daha sık olması sebebiyle hastalar ve yakınları çok gergin oluyor. halkımız sağolsun hasta iyileşince allaha şükür ediyor(ne güzel, katılıyorum) ama hastaya bir şey olunca doktoru suçluyor. doktoru döven mi dersin hakaret eden mi, öldüren bile var. canı tehlikede olan bir insan nasıl can kurtarsın. ameliyat başarılı geçmezse hastanenin karışacağını bilen bir doktor ameliyata kendini ne kadar verebilir.
5-gelelim maaş konusuna tüm yukarıda yazdığım dertlerin yanında devlet hastanesinde çalışan cerrahlar, son birkaç yıldır getirilen performans sistemi yüzünden dermatoloji, radyoloji, ftr gibi branşlardan daha az maaş alıyorlar. performans sisteminde yaptığınız her şey size puan olarak dönüyor ve ek maaşınız ona göre belirleniyor. tabi cerrah bir hasta bakana kadar, bir ameliyat yapana kadar dermatoloji 10 hasta baktığı için cerrahların maaşları da düşük kalıyor.
şimdi size sormak istiyorum sevgili dostlar, tüm bu durumlar ortada iken kim niye cerrahi branş seçsin. şu an plastik ve rekonstrüktif cerrahi gibi özelde güzel maaşlar alabileceğiniz bir bölüm veya göz gibi diğer cerrahi branşlardan daha az yorulacağınız ama dahili branşlardan daha fazla tatmin olacağınız bir bölüm ya da kbb gibi çok etliye sütlüye bulaşmadan yapabileceğiniz, rinoplasti ile iyi bir gelir de elde edebileceğiniz bir bölüm dışında doktorlar artık cerrahi branşları yazmıyor. cerrahi kadrolar boş kalıyor. kardiyovasküler cerrahi, kadın doğum, genel cerrahi, çocuk cerrahisi, beyin sinir cerrahisi, üroloji ve ortopedi gibi bölümler hem düşük puanlarla yazılıyor hem de periferdeki kadroların bir kısmı boş kalıyor.
türkiyede her yerde mantar türer gibi tıp fakültesi açıldığı için bu branşlarda ilerde boşluk olacağını düşünmüyorum. çünkü bir yerde pratisyen kadrosu dolacak ve mezun doktorlar uzmanlık olsun da hangisi olursa olsun diyerek cerrahi branşları da yazacaklar. ama artık cerrahide idealist kendini mesleğine adamış insanları göremeyeceksiniz. cerrahi branşların hali içler acısı bir hale dönüşecek. belki binlerce tl verip ancak işini çok iyi yapabilen doktorlara ulaşabilecekseniz. sağlık bu arkadaşlar şakaya gelmez. devletin nasıl bir politika izleyeceğini ya da ne zaman duruma müdahale etmesi gerektiğini anlayacağını zamanla göreceğiz. maalesef durum gösteriyor ki zor günler bizleri bekliyor.
1-bu konuda en önemli etkenlerin rahatlık ve zorluk olduğunu düşünüyorum. bir cerrah düşünün asistanlığın ilk senesinde ayda 10 nöbet tutuyor ve bazı nöbetlerde hiç uyumuyor, bazı nöbetlerde ise 2-3 saat uyuyabiliyor, hem de gece ameliyata girmek zorunda kalabiliyor . nöbetten sonraki gün ise eğer haftaiçi ise çalışmaya devam ediyor. bir de dermatolog düşünün akşam acil hasta yok gibi, belki bir kaç kons geliyor. hem uyumak hem dinlenmek için bolca vakti var ve nöbet sayısı da daha az.
2-cerrahi branşlarda mobing denen bela bir durum var. arkadaşlar görmediğiniz için size gerçek değilmiş gibi gelebilir ama çömezini gece vakti git bana portakal bul gel canım çekti diye yollayanlar var. cerrahi bölümler hep daha sert olmuştur ama herkesin içinde asistanını azarlayan hocalar, aranız bozulunca size nöbet kitleyen ama ameliyatlara da sokmayıp amele işi yaptıran uzmanlar var. dahili branşlarda ise mobing daha az. çünkü hocaya bağlılığınız daha az. okuyarak da bir yerlere gelebilirsin. cerrahide hocaya mahkumsun, o ameliyata seni sokmazsa nasıl geliştireceksin kendini, nerede deneyeceksin öğrendiklerini?
3- türkiyede son zamanlarda malpraktis davaları başını almış gitmiş durumda. sırf bu iş için hastanede hastalığının durumu iyi gitmemiş insanları bulup doktora dava açması için dolduran avukatlar var. amniotic band sendromu yaşayan bir kadının 'senin karnında bant unutmuşlar' diye doldurulup dava açtığını hatırlıyorsunuz sanırım. haberin linki
aynı zamanda bazı hakimler de' doktorlar zaten kazanıyor tazminat ödesin' mantığıyla hareket edip bilirkişi raporlarını takmıyorlar. komplikasyon ile malpraktis birbirine girmiş durumda. zaten türkiyenin sağlık sistemi bazen sizi kanun dışına çıkıp sorumluluk almak zorunda bırakıyor. bazen hastanın hayatı ile kanun arasında kalıyorsunuz. bir genel cerrah arkadaşımız ilçede kalp damar cerrahisi olmadığı için sevk edilmek üzere olan çocuğun yolda öleceğini anlamış ve ameliyat etmişti ve çocuğun hayatını kurtarmıştı. buna rağmen etik değil diye değerlendirildi. zaten başarısız olsaydı yıllarca tazminat ödeyecekti. haberin linki
dahili branşlarda ise risk daha az dava daha az. senelerce biriktirdiğin çocuğunun rızkını haksız yere başkasına yedirme şansı daha az.
4-cerrahi branşlarda yaptığınız işlemlerin daha zor olması ve hastanın hayatını tehdit edebilecek durumların daha sık olması sebebiyle hastalar ve yakınları çok gergin oluyor. halkımız sağolsun hasta iyileşince allaha şükür ediyor(ne güzel, katılıyorum) ama hastaya bir şey olunca doktoru suçluyor. doktoru döven mi dersin hakaret eden mi, öldüren bile var. canı tehlikede olan bir insan nasıl can kurtarsın. ameliyat başarılı geçmezse hastanenin karışacağını bilen bir doktor ameliyata kendini ne kadar verebilir.
5-gelelim maaş konusuna tüm yukarıda yazdığım dertlerin yanında devlet hastanesinde çalışan cerrahlar, son birkaç yıldır getirilen performans sistemi yüzünden dermatoloji, radyoloji, ftr gibi branşlardan daha az maaş alıyorlar. performans sisteminde yaptığınız her şey size puan olarak dönüyor ve ek maaşınız ona göre belirleniyor. tabi cerrah bir hasta bakana kadar, bir ameliyat yapana kadar dermatoloji 10 hasta baktığı için cerrahların maaşları da düşük kalıyor.
şimdi size sormak istiyorum sevgili dostlar, tüm bu durumlar ortada iken kim niye cerrahi branş seçsin. şu an plastik ve rekonstrüktif cerrahi gibi özelde güzel maaşlar alabileceğiniz bir bölüm veya göz gibi diğer cerrahi branşlardan daha az yorulacağınız ama dahili branşlardan daha fazla tatmin olacağınız bir bölüm ya da kbb gibi çok etliye sütlüye bulaşmadan yapabileceğiniz, rinoplasti ile iyi bir gelir de elde edebileceğiniz bir bölüm dışında doktorlar artık cerrahi branşları yazmıyor. cerrahi kadrolar boş kalıyor. kardiyovasküler cerrahi, kadın doğum, genel cerrahi, çocuk cerrahisi, beyin sinir cerrahisi, üroloji ve ortopedi gibi bölümler hem düşük puanlarla yazılıyor hem de periferdeki kadroların bir kısmı boş kalıyor.
türkiyede her yerde mantar türer gibi tıp fakültesi açıldığı için bu branşlarda ilerde boşluk olacağını düşünmüyorum. çünkü bir yerde pratisyen kadrosu dolacak ve mezun doktorlar uzmanlık olsun da hangisi olursa olsun diyerek cerrahi branşları da yazacaklar. ama artık cerrahide idealist kendini mesleğine adamış insanları göremeyeceksiniz. cerrahi branşların hali içler acısı bir hale dönüşecek. belki binlerce tl verip ancak işini çok iyi yapabilen doktorlara ulaşabilecekseniz. sağlık bu arkadaşlar şakaya gelmez. devletin nasıl bir politika izleyeceğini ya da ne zaman duruma müdahale etmesi gerektiğini anlayacağını zamanla göreceğiz. maalesef durum gösteriyor ki zor günler bizleri bekliyor.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının meslekleri
üst geçitlerde 1 lira istiyorum insanlardan.
devamını gör...
çok mutsuzum diyen kişiye verilebilecek cevaplar
bi çay koy da içelim derseniz cevap vermiş olmazsınız belki ama ikinize de iyi gelir. çay içerken sohbet etmek rahatlatır.
kim bilir bu sohbet sayesinde karşınızdaki kişi belkide bir çıkar yol bulur kendi ruhunun derinliklerinde.
paylaşmak ve dertleşmek güzel şeydir vesselam.
kim bilir bu sohbet sayesinde karşınızdaki kişi belkide bir çıkar yol bulur kendi ruhunun derinliklerinde.
paylaşmak ve dertleşmek güzel şeydir vesselam.
devamını gör...
abartılan tatlı
kesinlikle san sebastian cheesecake. yapması en basit cheesecake olmasına rağmen toplum tarafından tahminimce "havalı" adı yüzünden çok elzem bir tatlı olduğu düşünülüyor. tadını çok severim çok yerden denedim. eğer abartılmadan ve moda olmadan çok önce yemiş olmasaydım bu tatlıyı gelmiş geçmiş en iyi tatlı beklentisiyle yerdim ve hüsrana uğrardım. çünkü abartıldığı kadar değil. evde pek ala kolayca yapabileceğiniz bir tatlıdır, dışarıda atmosferik miktarlar ödemeyiniz bu güzel lezzete.
devamını gör...
15 ocak 2021 takvim'in çöpçüler kralı manşeti
devlet devlet olsa bu manşete halkı kin ve düşmanlığa sevketmek ayrıca,belirli bir meslek grubunu küçümsemekten dava açması gerekir, ama nerdeee.
devamını gör...
türk dizilerinin olmazsa olmazları
kötü örnek olacak herhangi bir durum. mesaj vermeye çalışırken bile ellerine yüzlerine bulaştırıyorlar.
devamını gör...
yeşilçay bağımlılığı
derhal uzaklaşılması gereken bağımlılıktır.
üstteki yazar arkadaşın da dediği gibi günde 2 bardaktan fazla içmek zararlıdır.
ben bir kere 4 bardak içmiştim bu güzel çaydan, afedersiniz motor iflas etti.
üstteki yazar arkadaşın da dediği gibi günde 2 bardaktan fazla içmek zararlıdır.
ben bir kere 4 bardak içmiştim bu güzel çaydan, afedersiniz motor iflas etti.
devamını gör...
avar hakanlığı
istanbulu ilk kez kuşatan türk devletidir. toplamda 2 kere kuşatmışlardır ancak başarılı olamamışlardır.
ayrıca hristiyanlığı benimseyen ilk türk devletidirler.
ayrıca hristiyanlığı benimseyen ilk türk devletidirler.
devamını gör...
türk dizilerinin temel sorunu
-biraz da mecburi olarak- "rating" kaygısına dayanan sorundur.
örneğin ne zaman dizi düşüşe geçse, karakterlerin eline hemen silah tutuşturulur.
sonrasında ya biri kaçırılır, ya hastanelere düşülür ya da ana karakterin belalı dayısı/amcası vs bir yerden peydah olur çıkar.
örneğin ne zaman dizi düşüşe geçse, karakterlerin eline hemen silah tutuşturulur.
sonrasında ya biri kaçırılır, ya hastanelere düşülür ya da ana karakterin belalı dayısı/amcası vs bir yerden peydah olur çıkar.
devamını gör...
özdemir erdoğan'ın zeki müren'le ilgili açıklamaları
cahilliğinde bu kadarı artık dedirten açıklamalardır. adam öldükten sonra arkasından konuşulması da ne kadar büyük bir sanatçı olduğunu gösterir zeki müren'in. zamanında gölgesinde kalmıştır ondandır bu nefreti.
aynı fikirde olan yazarlar da cahilliğin devir meselesi değil zihin meselesi olduğunu çok güzel göstermişlerdir.
aynı fikirde olan yazarlar da cahilliğin devir meselesi değil zihin meselesi olduğunu çok güzel göstermişlerdir.
devamını gör...
190 boyundaki türk erkeği
kısa olan erkektir erkek dediğin en az 210 olmalı. yazıklar olsundur. *
devamını gör...
avrupalı kız vs türk kızı
başlığı açan yazarımızı avrupalı kızlarla evlenmeye davet etmek istediğim başlık.(tabi onlar evlenmek ister mi yazarımızla bilemem...)
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
bin fersahtan duyarım kimle gülüştüğünü,
alnından öz kardeşim öpse ben irkilirim.
değil yalnız ardına kimlerin düştüğünü,
kimlerin rüyasına girdiğini bilirim.
alnından öz kardeşim öpse ben irkilirim.
değil yalnız ardına kimlerin düştüğünü,
kimlerin rüyasına girdiğini bilirim.
devamını gör...
veda
bir daha buluşamamayı ifade eden buruk duygu. ayrılıktan sonra kavuşulur ama vedadan sonra kavuşulmaz. ölüm de bir vedadır.
devamını gör...
bütün dandik üniversiteler kapatılmalıdır
o kadar rektör ne olacak o zaman kardeşim? öğrencilere benim kitabımı almazsan geçirmem diyen öğretim görevlileri ne olacak?
bu ülkenin sırtında ki kanserlerden kurtulmak istiyorsunuz anlıyorum ama bu zihniyetle çok çok zor.
bu ülkenin sırtında ki kanserlerden kurtulmak istiyorsunuz anlıyorum ama bu zihniyetle çok çok zor.
devamını gör...