14 şubat için antik öyküler
yerimizi aldık şimdilik, sabırsızlıkla bekliyoruz.
edit: yayının bitmesini bekleyemedim, etkileyici bir hikaye anlatış tarzı var. anlatırken kokteyl yapar gibi hikayeyi harmanlıyor * bir sonraki yayınını da sabırsızlıkla bekleyeceğim.
son hikaye'de didim'e apollon tapınağına kehanet almaya gidiyor. * buradan
teşekkürler sözlük radyosu ekibi.
edit: yayının bitmesini bekleyemedim, etkileyici bir hikaye anlatış tarzı var. anlatırken kokteyl yapar gibi hikayeyi harmanlıyor * bir sonraki yayınını da sabırsızlıkla bekleyeceğim.
son hikaye'de didim'e apollon tapınağına kehanet almaya gidiyor. * buradan
teşekkürler sözlük radyosu ekibi.
devamını gör...
geode
generic object of dark energy kelimelerinin kısaltması olan ve 20. yüzyılın ortalarında fizikçiler tarafından ortaya atılmış olan teorik bir cisim. buna göre bir geode, çok büyük kütleli bir yıldızın ömrünün sonunda kara delik yerine dönüşeceği cisimdir ve karanlık enerjiden oluşur.
geode'ler kara deliklerin aksine einstein denklemlerinde tekillikle ilgili sorun çıkarmazlar. dışarıdan bakıldığında kara deliklerle aynı görünürler. uzaydaki hareketleri ve çarpışma esnasında çıkardıkları sesler bile tıpkı kara deliklerinki gibidir. ancak evrenin genişliyor oluşunu açıklamak için bol miktarda geode'nin var olması gerekir.
konu hakkında çalışma yapan ekibe göre, evren şu andaki yaşının %2'sine geldiğinde doğan yıldızların çoğu ölünce geode'lere dönüştüyse, bu cisimler kütlelerini yıldız maddesinden değil karanlık enerjiden ve yıldızlar arası ortamdan aldığı destekle artırdığı için giderek daha hızlı dönmeye başlamış olmalılar. bunun sonucunda da, aralarında ortaya çıkan karşılıklı itme gücü nedeniyle void adı verilen galaksiler arası boşluklara doğru savrulmuş olmaları gerekir.
bu son paragrafa göre düşünürsek; hesaplanan yaşlı (yani ölmüş) yıldız sayısı ile evrenin genişlemesini açıklamak için gereken geode sayısı birbiriyle uyumlu olduğundan ve karşılıklı itme nedeniyle tüm geode'ler void'lara kaçıştıkları için galaksilerin düzenini bozmuyor olduklarından, var olmaları konusuna "evet, mümkün" gözüyle bakabiliriz.
geode'ler kara deliklerin aksine einstein denklemlerinde tekillikle ilgili sorun çıkarmazlar. dışarıdan bakıldığında kara deliklerle aynı görünürler. uzaydaki hareketleri ve çarpışma esnasında çıkardıkları sesler bile tıpkı kara deliklerinki gibidir. ancak evrenin genişliyor oluşunu açıklamak için bol miktarda geode'nin var olması gerekir.
konu hakkında çalışma yapan ekibe göre, evren şu andaki yaşının %2'sine geldiğinde doğan yıldızların çoğu ölünce geode'lere dönüştüyse, bu cisimler kütlelerini yıldız maddesinden değil karanlık enerjiden ve yıldızlar arası ortamdan aldığı destekle artırdığı için giderek daha hızlı dönmeye başlamış olmalılar. bunun sonucunda da, aralarında ortaya çıkan karşılıklı itme gücü nedeniyle void adı verilen galaksiler arası boşluklara doğru savrulmuş olmaları gerekir.
bu son paragrafa göre düşünürsek; hesaplanan yaşlı (yani ölmüş) yıldız sayısı ile evrenin genişlemesini açıklamak için gereken geode sayısı birbiriyle uyumlu olduğundan ve karşılıklı itme nedeniyle tüm geode'ler void'lara kaçıştıkları için galaksilerin düzenini bozmuyor olduklarından, var olmaları konusuna "evet, mümkün" gözüyle bakabiliriz.
devamını gör...
yalnız yazarlar kulübü
thekirpiks'in kurucusu olduğu amacının yalnız yazarları bir araya getirip ne kadar yalnız olduklarını betimledikleri topluluk.
devamını gör...
mad god
phill tippett 30 sene önce bu filmi çekmeye karar veriyor. gel zaman git zaman film proje aşamasında kalıyor taa ki 2010’lara kadar. masraflar için kampanya düzenleniyor ve film sonunda çekilmeye başlanıyor. stop motion, korku, kabus türünde olan film ayrıca bilinçaltının dışa vurumunu yansıtan ögelerle bezeli.
belirli bir konusu olmamakla beraber mesaj vermekten de geri kalmıyor. lakin mesajlar bile ikinci planda. önemli olan tek şey görsellik. gördüğümüz şeyler hem çok gerçek dışı hem de bir adım ötemizdeymiş gibi. hem rahatsız ediyor hem hayran bırakıyor. en az bir kez görülmesi gereken filmlerden.
phill tippett denen birey stop motion işinin kralı, bileni. bundandır ki mad god için phil’in magnum opus’u da deniyor. şahsen ben bu türün başka örneği var ise de denk gelmediğim için çok sevdim. daha da olsa izlerim.
son olarak; 2011’den beri kısa filmler şeklinde de çıkmıştır mad god. hem de 3 part olarak. şu anki hali ise bir bütün olarak başlı başına ayrı bir eser statüsünde.
belirli bir konusu olmamakla beraber mesaj vermekten de geri kalmıyor. lakin mesajlar bile ikinci planda. önemli olan tek şey görsellik. gördüğümüz şeyler hem çok gerçek dışı hem de bir adım ötemizdeymiş gibi. hem rahatsız ediyor hem hayran bırakıyor. en az bir kez görülmesi gereken filmlerden.
phill tippett denen birey stop motion işinin kralı, bileni. bundandır ki mad god için phil’in magnum opus’u da deniyor. şahsen ben bu türün başka örneği var ise de denk gelmediğim için çok sevdim. daha da olsa izlerim.
son olarak; 2011’den beri kısa filmler şeklinde de çıkmıştır mad god. hem de 3 part olarak. şu anki hali ise bir bütün olarak başlı başına ayrı bir eser statüsünde.
devamını gör...
oje süren erkek
keşke kısa paça pantalon yerine siyah oje sürmek moda olsaydı, bin kat daha estetik görünüyor.
devamını gör...
anın fotoğrafı
birçok güzel anın ve insanın bulunduğu fotoğraflardır. kendi hayatımdan tiksindim. var olun.
devamını gör...
ilkokulun vazgeçilmezleri
her sınıfın muhakkak winx ve hepsi grubu olması.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük
ben hani hep amacının ne olduğu sorgulanan (bkz: pazar sabahı yürüyüşe çıkan insan) modundayım ama bunu hep yapan insan olunca anlamı kalmıyor günün*. her neyse amacım sabahın bu saatinde kafa ütülemek değil.
gelin görün ki az sonra aşağıya iliştireceğim vapuru çekerken aklıma gelen bir şey var!
şöyle ki; o vapura yetişmemiz gerekiyorsa eğer canhıraş, kendimizi heba ederek yetişmeye çalışıyoruz değil mi? ama vakit varsa, daha yani rahatsak lay lay lom oluyoruz. yol üstünde durup kahve alıyoruz, kitaplara bakıyoruz vs vs. yani önemi azalıyor onun geliyor olmasının ya da ona ihtiyacımız olmasının.
biz hayatımızdaki insanlara da böyle davranıyoruz. çabasız ve umursamaz oluyor, bizim için önemli olsa da, çok sevsek de ondan zaten emin olduğumuz için yol üstündeki duraklarda vakit geçirmekte sakınca görmüyoruz. nasıl olsa orada, nasıl olsa bekliyor...
bekleyenlerinizi, siz iyi olun diye gözünüzün içine bakanları, sizi, bu çok özür dilerim öküz insan halinize rağmen çok sevenleri üzmeyin. bir gün bir bakarsınız o vapur başka yolcularla başka yönlere gidiyor ve artık yetişmek de imkansız,
üzülürsünüz, benden söylemesi!
dilber hala derdi ya hani;
ben lafımı ortaya korum. beğenen alır gider, beğenmeyen bırakır gaçar. *
acilen tanıma son vermem gerekiyor, zıvanadan çıktı yine...
bugün dünkü kadar güzel olmasa da yine harika bir gün. keyifli geçmesini dilerim herkes için *
ben hani hep amacının ne olduğu sorgulanan (bkz: pazar sabahı yürüyüşe çıkan insan) modundayım ama bunu hep yapan insan olunca anlamı kalmıyor günün*. her neyse amacım sabahın bu saatinde kafa ütülemek değil.
gelin görün ki az sonra aşağıya iliştireceğim vapuru çekerken aklıma gelen bir şey var!
şöyle ki; o vapura yetişmemiz gerekiyorsa eğer canhıraş, kendimizi heba ederek yetişmeye çalışıyoruz değil mi? ama vakit varsa, daha yani rahatsak lay lay lom oluyoruz. yol üstünde durup kahve alıyoruz, kitaplara bakıyoruz vs vs. yani önemi azalıyor onun geliyor olmasının ya da ona ihtiyacımız olmasının.
biz hayatımızdaki insanlara da böyle davranıyoruz. çabasız ve umursamaz oluyor, bizim için önemli olsa da, çok sevsek de ondan zaten emin olduğumuz için yol üstündeki duraklarda vakit geçirmekte sakınca görmüyoruz. nasıl olsa orada, nasıl olsa bekliyor...
bekleyenlerinizi, siz iyi olun diye gözünüzün içine bakanları, sizi, bu çok özür dilerim öküz insan halinize rağmen çok sevenleri üzmeyin. bir gün bir bakarsınız o vapur başka yolcularla başka yönlere gidiyor ve artık yetişmek de imkansız,
üzülürsünüz, benden söylemesi!
dilber hala derdi ya hani;
ben lafımı ortaya korum. beğenen alır gider, beğenmeyen bırakır gaçar. *
acilen tanıma son vermem gerekiyor, zıvanadan çıktı yine...
bugün dünkü kadar güzel olmasa da yine harika bir gün. keyifli geçmesini dilerim herkes için *
devamını gör...
türk sinemasının en iyi tiradı
-sen mi büyüksün?
-hayır.
-ben büyüğüm ben, yaşar usta!..
-hayır.
-ben büyüğüm ben, yaşar usta!..
devamını gör...
insanı rahatlatan şeyler
eşya koruyucu baloncuklu ambalaj naylonu oluyor. onların baloncuklarını patlatmak bayağı rahatlatıyor.
devamını gör...
elfida
yıl kaç olursa olsun dinlemekten asla vazgeçmeyeceğim şarkı, yazılış hikayesi bu hayatın en büyük gerçeklerinden.
sisliydi kirpiklerin ve gözlerin yağmurlu
yorulmuşsun, hakkını almış yılların.
sisliydi kirpiklerin ve gözlerin yağmurlu
yorulmuşsun, hakkını almış yılların.
devamını gör...
başlıklardan yazar karakteri çözmeye çalışmak
gereksizdir. anonim olmanın doğasına aykırıdır.
devamını gör...
cenazemde çalınsın denilen parça
öldükten sonra herhangi bir şeyin kıymeti harbiyesi kalıyor mu ki? vesselam çalmasa da olur.
t: cenazede çalınması istenen parça.
t: cenazede çalınması istenen parça.
devamını gör...
kadın erkek ilişkilerinden edindiğin bir tecrübe bırak
erkek için: olduğundan güçlü görünmeye çalışma. ben çalıştım, yıkıldım.
kadın için: "bu adam her şeyin üstesinden gelir" deme, onun yüküne bir omuz da sen at.
eski kafalı adamım. duygularımı, zayıflıklarımı asla söylemedim. her şeyi omuzlarım zannettim. sonra omuzlarıma üst üste yükler binmeye başladı. "bi dakka, dur bi şöyle yükleneyim" dememe fırsat kalmadan dizlerim kırıldı. hayat arkadaşım beni öyle bir günde terketti. o da haklıydı. yıllarca evli kaldığı adam hiç de söylediği kadar güçlü değilmiş.
o sıralar babam hastaydı. onunla da ilgileniyordum. doktorların "akciğerde, beyinde, omurlarda metastaz var, üç ay kadar yaşar. istersen yoğun bakıma alalım" demelerine "hayır" diyordum.
doktor odasından çıkarken babama "hadi bakalım ihtiyar, kefeni yırttın. bir kaç tedaviyle önceden hasar gören yerleri iyileştirecekler" diyordum. aynısını anneme ve kardeşlerime de söylüyordum.
zaten ağrı kesicilerini ben yapabiliyordum artık. oksijen tüpü de almıştık.
kendi evime geçince ağlayacak bir omuz arıyordum ama eşimin dertleri başkaydı.
babamın ölümüyle çöküş başladı. bende de bir şeyler ölmüştü. işimi kaybettim, evim-arabam gitti, evliliğim bitti.
bunları niye anlatıyorum; o zamanlar bir desteğe çok ihtiyacım vardı. gerçi suç benim. güçlü görünmeye çalışıp yardım istememiştim.
arkadaşlar; konuşun. zayıflıklarınızı da konuşun. erkekler allah değil. erkek 1 güçlüyse kadının desteğiyle 10 güçlü olur.
kadın için: "bu adam her şeyin üstesinden gelir" deme, onun yüküne bir omuz da sen at.
eski kafalı adamım. duygularımı, zayıflıklarımı asla söylemedim. her şeyi omuzlarım zannettim. sonra omuzlarıma üst üste yükler binmeye başladı. "bi dakka, dur bi şöyle yükleneyim" dememe fırsat kalmadan dizlerim kırıldı. hayat arkadaşım beni öyle bir günde terketti. o da haklıydı. yıllarca evli kaldığı adam hiç de söylediği kadar güçlü değilmiş.
o sıralar babam hastaydı. onunla da ilgileniyordum. doktorların "akciğerde, beyinde, omurlarda metastaz var, üç ay kadar yaşar. istersen yoğun bakıma alalım" demelerine "hayır" diyordum.
doktor odasından çıkarken babama "hadi bakalım ihtiyar, kefeni yırttın. bir kaç tedaviyle önceden hasar gören yerleri iyileştirecekler" diyordum. aynısını anneme ve kardeşlerime de söylüyordum.
zaten ağrı kesicilerini ben yapabiliyordum artık. oksijen tüpü de almıştık.
kendi evime geçince ağlayacak bir omuz arıyordum ama eşimin dertleri başkaydı.
babamın ölümüyle çöküş başladı. bende de bir şeyler ölmüştü. işimi kaybettim, evim-arabam gitti, evliliğim bitti.
bunları niye anlatıyorum; o zamanlar bir desteğe çok ihtiyacım vardı. gerçi suç benim. güçlü görünmeye çalışıp yardım istememiştim.
arkadaşlar; konuşun. zayıflıklarınızı da konuşun. erkekler allah değil. erkek 1 güçlüyse kadının desteğiyle 10 güçlü olur.
devamını gör...




