sağırlar
sağırlık sadece işitme kaybı ile alakalı olmayabilir. her insan biraz sağırdır aslında; duymak istemediklerine, farklı bir şekilde duymak istediklerine karşı. dünya üzerinde hüküm süren ve tam da iletişim çağı dediğimiz saçma sapan çağın kalbinde bir ritim bozukluğu gibi dengesizlik yaratan bu iletişimsizliğin kulakları sağır eden ölüm çığlıklarını işitmeye çalışıyoruz. ve maalesef sağır kulaklarımız sözcükler diye bildiğimiz işitme cihazlarından yoksun.
kitapla hiç alakası yok ama yazmak istedim. size kitabı anlatmasa da sağırlığı anlatacaktır. hem de sadece bireysel değil toplumsal bir sağırlık örneğidir bu. anlatacağım hikaye dilek özçelik’in hikayesi. her zaman söylediğim gibi “ meslektaşım kardeşimdir”. dilek de benim meslektaşımdı, henüz yeni mezundu ama yine de meslektaşımdı. artık aramızda değil ama yine de hala meslektaşım.
dilek, bir cuma namazı sonrası allah’ın evinden çıkan ama ev sahibiyle aslında hiçbir iletişimi olmadığı az sonra belli olacak bir bakanın yanına yaklaşıp derdini anlatmak ister. dilenci değildir dilek. derdim bir aliterasyon yaratmak değil bu cümleyle, sadece dilek’in onurlu bir cümle kurmadan önceki haklı talebine vurgu yapmak. dilek adını anmak bile istemediğim bir hastalıktan mustariptir ve ilaçlarını yaşadığı trakya kentinde bulamaz ve bunun için de bakandan yardım talep eder. bakan, bugüne kadar bakanlık yapmış çoğu bakan gibi aslında bakması gereken yere bir türlü bakmayan, onun baktığı yerde olmaya çalışanlardan gözlerini kaçıran bir adamdır. bakanımız elini cebine atar ve sadaka gibi bir para tutuşturmaya çalışır güzeller güzeli dilek kardeşimizin eline. daha ne yapayım demeyi de ihmal etmez. devletinden yardım isteyen bir gence bakanın cevabı budur işte tam o anda. ve dilek tokat gibi bir cevap verir: “ görüyorum ki çaresizliği hiç tatmamışsınız.” yazarken bile tüylerim diken diken oldu. ben de bakana şunu söylüyorum ece’den alıntılayarak: “ siz ne zaman bu kadar zalim oldunuz?” biz ne zaman bu kadar zalim olduk? dilek’i nasıl duymadık hiçbirimiz. dilek neden öldü? biz ne kadar sağırız ki el vermedik gencecik bir öğretmen adayına. yazıklar olmasın mı bize?
kitabı okuyun. çok iyi bir kitap ama benim anlattıklarımla alakası yok. ben gelişine vurdum. bu da mı gol değil?
kitapla hiç alakası yok ama yazmak istedim. size kitabı anlatmasa da sağırlığı anlatacaktır. hem de sadece bireysel değil toplumsal bir sağırlık örneğidir bu. anlatacağım hikaye dilek özçelik’in hikayesi. her zaman söylediğim gibi “ meslektaşım kardeşimdir”. dilek de benim meslektaşımdı, henüz yeni mezundu ama yine de meslektaşımdı. artık aramızda değil ama yine de hala meslektaşım.
dilek, bir cuma namazı sonrası allah’ın evinden çıkan ama ev sahibiyle aslında hiçbir iletişimi olmadığı az sonra belli olacak bir bakanın yanına yaklaşıp derdini anlatmak ister. dilenci değildir dilek. derdim bir aliterasyon yaratmak değil bu cümleyle, sadece dilek’in onurlu bir cümle kurmadan önceki haklı talebine vurgu yapmak. dilek adını anmak bile istemediğim bir hastalıktan mustariptir ve ilaçlarını yaşadığı trakya kentinde bulamaz ve bunun için de bakandan yardım talep eder. bakan, bugüne kadar bakanlık yapmış çoğu bakan gibi aslında bakması gereken yere bir türlü bakmayan, onun baktığı yerde olmaya çalışanlardan gözlerini kaçıran bir adamdır. bakanımız elini cebine atar ve sadaka gibi bir para tutuşturmaya çalışır güzeller güzeli dilek kardeşimizin eline. daha ne yapayım demeyi de ihmal etmez. devletinden yardım isteyen bir gence bakanın cevabı budur işte tam o anda. ve dilek tokat gibi bir cevap verir: “ görüyorum ki çaresizliği hiç tatmamışsınız.” yazarken bile tüylerim diken diken oldu. ben de bakana şunu söylüyorum ece’den alıntılayarak: “ siz ne zaman bu kadar zalim oldunuz?” biz ne zaman bu kadar zalim olduk? dilek’i nasıl duymadık hiçbirimiz. dilek neden öldü? biz ne kadar sağırız ki el vermedik gencecik bir öğretmen adayına. yazıklar olmasın mı bize?
kitabı okuyun. çok iyi bir kitap ama benim anlattıklarımla alakası yok. ben gelişine vurdum. bu da mı gol değil?
devamını gör...
türkiye'de en yaşanılası şehirler
çanakkale..
devamını gör...
alt yazılı film vs dublaj film
ne kadar efendice tartışılıyor yav burada. dublaj izleyen köylüdür diyelim de ortalık şenlensin.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
kurabiye yaptım.
gerçekten yaptım.
çayda var, nerde toplanıyoruz.
mutfağa mı gelirsiniz, salona mı geleyim?
gerçekten yaptım.
çayda var, nerde toplanıyoruz.
mutfağa mı gelirsiniz, salona mı geleyim?
devamını gör...
antimadde
etrafımızda gördüğümüz her şeyi oluşturan normal madde ile tamamen aynı özelliklere sahip olan ama mesela elektrik yükünün zıt işaretli olması ya da polarite durumu gibi bazı konularda normal maddeden ayrılan madde.
en çok bilinen örneği elektronun antimaddesi olan pozitron. pozitron, değer olarak ölçüldüğünde elektronla bire bir aynı özelliklere sahip; kütle, elektrik yükü, spin gibi... ancak elektrik yükü elektronda negatif iken, pozitronda pozitif. yükün büyüklüğü ise ikisinde de eşit.

madde ve antimadde evrende her zaman çift olarak oluşur. madde ile onun antimaddesi karşılaştığında birbirini yok eder ve ortaya büyük bir enerji çıkar. ancak günümüzde evrende pek antimadde görmüyoruz ama big bang teorisi açısından düşündüğümüzde ortada bir gariplik olduğunu görüyoruz; eğer evren oluşurken eşit miktarda madde ve antimadde ortaya çıktıysa, bunlar nasıl olup da birbirini yok etmedi ve neden sadece normal madde sağlam kalıp galaksileri ve içindeki cisimleri oluşturdu? işte bu soru fizikçilerin aklını kurcalamaya devam ediyor ki onu da başka bir başlıkta anlatacağım çünkü ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu.
(bkz: baryogenez)
en çok bilinen örneği elektronun antimaddesi olan pozitron. pozitron, değer olarak ölçüldüğünde elektronla bire bir aynı özelliklere sahip; kütle, elektrik yükü, spin gibi... ancak elektrik yükü elektronda negatif iken, pozitronda pozitif. yükün büyüklüğü ise ikisinde de eşit.

madde ve antimadde evrende her zaman çift olarak oluşur. madde ile onun antimaddesi karşılaştığında birbirini yok eder ve ortaya büyük bir enerji çıkar. ancak günümüzde evrende pek antimadde görmüyoruz ama big bang teorisi açısından düşündüğümüzde ortada bir gariplik olduğunu görüyoruz; eğer evren oluşurken eşit miktarda madde ve antimadde ortaya çıktıysa, bunlar nasıl olup da birbirini yok etmedi ve neden sadece normal madde sağlam kalıp galaksileri ve içindeki cisimleri oluşturdu? işte bu soru fizikçilerin aklını kurcalamaya devam ediyor ki onu da başka bir başlıkta anlatacağım çünkü ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu.
(bkz: baryogenez)
devamını gör...
ağlamak
insanın içindeki birikmişlikleri, her biri kendine özgü kimyaya sahip su damlalarıyla dışarı attığı self terapi yöntemi.
bazen mutluluktan ağlar insan; verdiği emeklerin boşuna gitmediğini, çektiği çilelere değdiğini düşündüğü için,
bazen üzüntüden ağlar insan ; kırılan kalbini nasıl onaracağını tasarlayamadığı ve bu acıyla nasıl baş edeceğini bilemediği için,
bazen sinirden ağlar insan ; çabalarının boşuna olduğunu anladığı ve tarifsiz çaresizliğinin altında ezildiği için,
bazen gururdan ağlar insan ; elde ettiği başarısını yerlere göklere sığdıramayıp zafer sarhoşluğuna kapıldığı ve bunu herkese göstermek istediği için.
ağlamak , ağlayabilmek her şekilde güzeldir , her şeyden önce çok insancıldır, sonra faydalıdır da insanı rahatlatır, sakinleştirir.ağlayınca da güldüğünüz gibi mutlu olun çünkü ruhunuzun ölmediğini ve hala hissedebildiğini aklınıza getirin.
ama en çok mutluluktan ve gururdan ağlayın *
bazen mutluluktan ağlar insan; verdiği emeklerin boşuna gitmediğini, çektiği çilelere değdiğini düşündüğü için,
bazen üzüntüden ağlar insan ; kırılan kalbini nasıl onaracağını tasarlayamadığı ve bu acıyla nasıl baş edeceğini bilemediği için,
bazen sinirden ağlar insan ; çabalarının boşuna olduğunu anladığı ve tarifsiz çaresizliğinin altında ezildiği için,
bazen gururdan ağlar insan ; elde ettiği başarısını yerlere göklere sığdıramayıp zafer sarhoşluğuna kapıldığı ve bunu herkese göstermek istediği için.
ağlamak , ağlayabilmek her şekilde güzeldir , her şeyden önce çok insancıldır, sonra faydalıdır da insanı rahatlatır, sakinleştirir.ağlayınca da güldüğünüz gibi mutlu olun çünkü ruhunuzun ölmediğini ve hala hissedebildiğini aklınıza getirin.
ama en çok mutluluktan ve gururdan ağlayın *
devamını gör...
kuzey kore
önemli kömür madenleri ve zengin mineral kaynakları bulunmasına rağmen, başta gıda olmak üzere temel ihtiyaçlarını karşılayamamakta ve zaman zaman uluslar arası yardıma* olan bağımlı olabilmektedir.
gübre yetersizliği ya da soğuk hava koşulları nedeniyle tarımsal üretimin düşmesiyle birlikte ciddi bir açlık sorunu ile karşılaşabilen bir ülkedir.
gübre yetersizliği ya da soğuk hava koşulları nedeniyle tarımsal üretimin düşmesiyle birlikte ciddi bir açlık sorunu ile karşılaşabilen bir ülkedir.
devamını gör...
uyumadan önce dua etmeyi bırakmak
herkesin duası aynı anda kabul olsaydı neler olabilirdi düşünmek bile istemiyorum. o yüzden her şeyin bir zamanı var düşüncesi içerisindeyim.
devamını gör...
bir ailenin çocuğuna yapacağı en büyük kötülük
evde huzuru sağlayamamak.
onu yalnız bırakmak.
yaptığı şeylerde destek olmamak.
ona güvenmemek.
onu yalnız bırakmak.
yaptığı şeylerde destek olmamak.
ona güvenmemek.
devamını gör...
yavaş konuşan insan
yıllar önce ntv kanalında gazeteci hasan cemal böyle yavaş yavaş konuşurken yanında oturan mehmet barlas dayanamayıp amma yavaş konuşuyorsun hasan demişti, ufak bir tartışma olmuştu aralarında. barlas, tartışma esnasında diğer gazeteci nuray mert 'i kastederek de küçük hanım deyince aynı anda iki pot birden kırmıştı.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ruh halleri
kötü desem değil, iyi demeye dilim varmıyor. canım sıkkın ama belirli bir nedeni de yok. saçma sapan bir ruh hali.
devamını gör...
evladına sen onu beceremezsin diyen ebeveyn
hep duyduğum sözdür.
neye heves etsem ne yapmayı planlasam ya böyle olumsuz konuşurlar ya da alaycı bi sesle "iyi yap bakalım."derler.
efendim bu ebeveynlern çocukları nasıl oluyor gelecekte diye merak ediyorsanız şayet ben canlı bir örneğiyim. 20.yıldan bildiriyorum size:
onu yapma, şunu beceremezsin gibi lafları duya duya tembelleştim. çok basit görevleri bile yapmıyorum.
kılımı kıpırdatmıyorum. tembelim diye de bir sürü laf duyuyorum tabii ama umursamıyorum artık. söylenip söylenip susuyorlar.
aciz değilim çok şükür her işi yapabilirim ama yapmamayı seçiyorum. bu onlara verdiğim tepki.
ee iletişim kurmayı denesen daha kolay olmaz mıydı sevgili yazar diye söylerseniz... *
iletişim mi? o ne?
kötü niyetli oldukları için yaptıklarını düşünmüyorum. her şeyin başı eğitim kısaca.
neye heves etsem ne yapmayı planlasam ya böyle olumsuz konuşurlar ya da alaycı bi sesle "iyi yap bakalım."derler.
efendim bu ebeveynlern çocukları nasıl oluyor gelecekte diye merak ediyorsanız şayet ben canlı bir örneğiyim. 20.yıldan bildiriyorum size:
onu yapma, şunu beceremezsin gibi lafları duya duya tembelleştim. çok basit görevleri bile yapmıyorum.
kılımı kıpırdatmıyorum. tembelim diye de bir sürü laf duyuyorum tabii ama umursamıyorum artık. söylenip söylenip susuyorlar.
aciz değilim çok şükür her işi yapabilirim ama yapmamayı seçiyorum. bu onlara verdiğim tepki.
ee iletişim kurmayı denesen daha kolay olmaz mıydı sevgili yazar diye söylerseniz... *
iletişim mi? o ne?
kötü niyetli oldukları için yaptıklarını düşünmüyorum. her şeyin başı eğitim kısaca.
devamını gör...
21 mayıs 2017 fenerbahçe olympiakos maçı
fenerbahçe'nin euroleague şampiyon olduğu maçtır.
bir galatasaraylı olarak büyük bir gururla ve destekle izlemiştim.
çok büyük çok özel bir başarıydı.
ayrıca o takımın ruhu oyunu bambaşka düzeydeydi.
bir galatasaraylı olarak büyük bir gururla ve destekle izlemiştim.
çok büyük çok özel bir başarıydı.
ayrıca o takımın ruhu oyunu bambaşka düzeydeydi.
devamını gör...
akp'li birisiyle siyaset tartışmak
ülkemizin halini daha iyi anlamanıza vesile olacaktır, her şeyin bu ülkeye müstahak olduğunu kavramanızı sağlar, aydınlanmanızı aslında. hem sadece akpli biriyle değil, ben koyu cehapeli biri ile tartışınca bile aynı hisleri yaşıyorum. kısacası bir partiye körü körüne inanan insan ile tartışmayınız. bir dine körü körüne inanan ile de tartışmayınız. hem türkiyede tartışmak zordur. sinirden eve dönünce kendinize sövüp durursunuz.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
radyoda çıktı domestic karşıma
vişne lafı soktu dalıyla bana
siz hepiniz, ben tek ellam
iki kadeh içeyim, yoldaşı da alırım karşıma.
vişne lafı soktu dalıyla bana
siz hepiniz, ben tek ellam
iki kadeh içeyim, yoldaşı da alırım karşıma.
devamını gör...
bazı insanların atatürk'ü sevmeme sebebi
birey olmaktan korktuğundan ya da hiç tatmadığından olabilir. el etek öpmek, badelenmek hosuna gidiyor da olabilir. her seyden öte aklını kiraya vermenin getirisi kârlı geliyor olabilir. stopajına tükürdüklerim..
devamını gör...
normal sözlük gartic.io etkinlikleri
yaz beni mellisho pablo, bu arada yeşil hayvan kesinlikle yok.*
devamını gör...
eyluling nick'li yazar profil fotosunu değiştirsin kampanyası
bu eyluling kulunuz size ne etti demek istedigim kampanya yahu.
#63680 belirttigim gibi; her hali benim bebisim olan bugs’in, bezgin halinden vazgecmeyecegimi tekrar dile getireyim.
gormekten rahatsiz olanlar aglayarak gunlugune yazabilir*, hadddii bakiiim.
#63680 belirttigim gibi; her hali benim bebisim olan bugs’in, bezgin halinden vazgecmeyecegimi tekrar dile getireyim.
gormekten rahatsiz olanlar aglayarak gunlugune yazabilir*, hadddii bakiiim.
devamını gör...

