o kadar çok cinsiyet üzerine dayalı başlık görüyorum ki "yemekler" kelimesini "erkekler" diye okudum ya.
kaşar bir çok şeye tat veriyor ayıramam.
devamını gör...

hazır gelmişken, bende bir şeyler karalayayım. bir üstteki tanım aşk acısı onun üstü insanın hayattaki ve insanların arasındaki yerinin sorgulanması. ikincisine kendimi daha yakın hissettiğimden oradan dalıyorum mevzuya. çünkü çoğu zaman aynısını bende yaşıyorum. eğer varlığım olmasa ne olurdu? ne değiştirdim ki. hangi zincirin parçasıyım? bağımlı mıyım yoksa bağlı mı? aklımın iplerinden bir an önce kurtulmalıyım. onlara bağımlı yaşamak kendimi güvende hissettirirken ruhuma acı çektiriyor. insanları hiç tınlamıyorum bile. ben kendimi yormuşken bu kadar daha yorucu şeylerle uğraşamam. hadi çöz kendini be ha gayret derken bile inandırıcı gelmedi. absürt buldum yine kendimi. yine başladı dalgaya alma sürecim. belki de bu da camus'un ki gibi bir başkaldırma felsefesi.
devamını gör...

daha önce okuduğum bir psikoloji kitabında bu adama denk gelmiştim. yaptığı deneylerin amacının "beyin dalgalarıyla canlıya yön vermek" olduğu söyleniyordu kısmen. şu an bunu teyit ettim.

yaptığı matador deneyinde boğanın kafasına elektrot yerleştirmiş ve uzaktan yaydığı radyo dalgalarıyla onu durdurmaya çalışmıştır.

1973 yılında george isminde bir hastasına da aynı deneyi yapıyor. adamın kafasına elektrot yerleştiriyor ve "eğer iznin olursa senin istemin dışında kafanı çevireceğim" diyor. adam kabul ediyor. deney tabii ki başarılı oluyor.

anlayacağınız adam yaşasaydı beynimizi kontrol eden cihazlarla yaşıyor olabilirdik. gerçi adamın ölmüş olması hiçbir şeyi değiştirmiyor. bu deneyin devam ettirildiği söylenmekte. *
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

öncelikle bazı bölgelerdeki tertemiz denizi.

kış aylarında ki ılık güzel hava.

sosyal ortamların bolluğu.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...


bir tarık mengüç eseridir. bir yemek üzerinden aşkı tarif etmek ne kadar zordur bilir misiniz? dahası aşkı tarif ederken bir yemeği mi kullanıyor diye düşündürtmek ne kadar zordur?.. o adam, o aşık, şakşuka yemek istiyor. yedir diyor aşkına ve şöyle haykırıyor: "şakşukala beni! şakşukala sonuna kadar!"

ama hayat bu işte... bazen sadece şakşukalanmak istersin de şakşukalanamazsın ve kederle oturursun evinde. o ünlü, görkemli şiir kitaplarına gömülürsün... edip cansever'den attila ilhan'a ve daha nicesine... sonra aklınıza yine o soğuk gün gelir. beyaz bir gecedir. şakşukalanamadığınız beyaz bir gece.

ama içten içe düşünürsünüz: ayarını tutturamadı o. "bende hata yok! o yapamadı, ben değil!" der, önünüze bakar ve çökersiniz koltuğunuza. kaderiniz budur sanki: şakşukalanamamak. şakşukalanmak isterken ve buna çok yakınken, tam da şakşukalayacak insan sizi şakşukalayacakken şakşukalamayınca afallarsınız ve şakşukanın bu kadar da önemli olup olmadığı konusunda derin hülyalara kapılırsınız. kan damardan çıkmak ister coşarcasına, bir kan yolu açmak istersiniz size sonsuz özgürlüğü verecek.

ama hayır, tarık mengüç de bunu diyor zaten... o büyük sanatçı, aşkı öğretmeyi teklif ediyor: "tarif edeyim öğreteyim/hoşuna gider şakşuka" yani diyor ki: "aşk büyüktür, yücedir; bırak kendini bana, mutlu edeyim seni."

ama burada da sosyolojik olgular giriyor işin içerisine... ne de olsa türkiye gibi bir ülkede yaşıyorsanız insan doğasının keskin acısını iliklerinize kadar hissedersiniz.

neyse, bu kadar yazmak bile saygıdeğer tarık mengüç'e hakaret sayılabilir. haddime değildi bu şaheser hakkında konuşmak. yine de dedim bir şeyler. aşk hep sizinle olsun. şakşukalanmanız dileğiyle, şakşukalanmayla kalın.


yine bana tadını tattıramadın
yine kalamadık baş başa
ayarını canım tutturamadın
yediremedin şakşuka

şakşuka şakşuka şakşuka şakada şuka
doyamadım tadamadım yiyemedim şakada şuka

tarif edeyim öğreteyim
hoşuna gider şakşuka
canım istiyor pişir de yiyeyim
doyayım hadi tıka basa


arkadaki müziğin ihtişamından bahsetmeyeceğim. zaten apayrı. duyar duymaz içiniz cıvıl cıvıl oluyor!
devamını gör...

sözlük kurulalı daha 10 ay oldu 2.5 yıllık tecrübesi olan yazarlar var.

(bkz: hayallerde yaşıyor bazı bebeler)
devamını gör...

sevgiden aşktan bahsediyorsa ve siz yeni ayrılmışsanız ya da anne sevgisinden bahseder neşelide olsa hüzün kaplar bir şekilde.
devamını gör...

uykudayken sessiz sedasız ölmektir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

en uzun yol; insanın içiymiş. yani bu dünyada var olmamızın en büyük sebeplerinden biri kendimize dönmek mi? kendimizi incelemek, kendimizi öbek öbek ayırmak, kendimizi sentezlemek, ayrıştırmak… yolun sonundaki amaç; öz’e ulaşmak mı?
….
iç dünyamda yürüdüğüm yol çıkmaz sokak gibi… benim bir sonum yok. bana düşen gitmek. hiçbir yerde kalıcı olamadım. yolun sonunda nereye varacağımı bilmeden gitmek istedim.

yola devam ettikçe öğrenmeye devam. acımaya, ağlamaya, gülmeye, hüzünlenmeye, en çok da heyecanlanmaya devam. yanlış yapa yapa doğruyu, biriktirdiğim doğrulardan iyi insan olmayı öğrenmeye devam.

kimi zaman muntazaman ipe dizilmiş boncukların ipe dair başlattığı isyanı benimseyip darmadağın olacağım kimi zaman damlaya damlaya göl olacağım.

yol uzun, belirsiz, ıssız, bazen kimsesiz, bazen çiçekli. dış dünyaya faydalı bir birey olabilmek için iç dünyadaki yolculuğu keyifli kılmak önemli. kabuğuma girmeyeceğim. kabuğuma girersem çıkamayacağımı biliyorum. o yüzden yola devam. en uzun yolda… içimde bir şarkı…

“ kendimi arıyorken olmaktan korktuğum yerdeyim…”
devamını gör...

edward scissorhands.
devamını gör...

arkadaşlar açılın ağır işsiz olarak ben okudum. hem de devrik cümleler ve noktalama işaretlerinden önce bırakılan boşluklara rağmen. sayın yetkililer profilime bir büyük boy madalya rica ediyorum. teşekkürler.

şimdi arkadaş diyor ki: ensesti savundum ama sor bir niye savundum. çünkü diyor, bilim bunu ahlaksızlık olarak görmüyor. ben diyor ahlaksız bir şeyi savunmadım diyor. 20'li yaşlarda kimsenin malına canına zarar vermeyen iki kardeş istediği gibi her gece seks yapabilir diyor. siz cahiller ne anlarsınız bilimden diyor.
böyle diyor, inanmayan okusun.

gel gelelim, oncaa bilimsel argümanı okuyunca benim bu konuda ki düşüncemin aldığı şekle.
kardeşine, annesine, babasına tahrik olan bir kişi benim gözümde hala sapkındır. cahilim len ben, anlamıyorum bilimden.
devamını gör...

"ustam selam, her zamankinden. "
devamını gör...

polonyalı jinekolog michalina wislocka’nın hayatını anlatan biyografik dram filmi. film izlerken insanı üzmekle kalmayıp geriyor aynı zamanda. başrolde magdalena boczarska isimli çok güzel bir kadın var, aşık ediyor kendine.


filmin konusu için,


sevme sanatı, imkansızı başaran bir kadının, michalina wislocka'nın hikayesidir. muhafazakarlığı ve yaygın cehaleti bir kenara atan wislocka bütün ülkenin cinsel hayatını kökten değiştirir. hem de sadece bir kitapla.





filmin başında üç kişilik bir ilişkiye sıcak bakan doktorun sonradan sonraya sevgiyi paylaşamadığını görmek ve daha da önemlisi filmin sonlarına doğru kendini yine saçma bir üç kişilik ilişki içerisinde bulması çok üzücüydü.

aynı zamanda dönemin zorlukları, insanların cinselliğe dair bakış açısı, kadınların zaman ve mekan fark etmeksizin ezildiği gerçeği filmde güzel işlenmişti.


kitap yayınlandıktan sonra söyleşide bir soru yöneltiliyor doktora ve şöyle bir diyalog gerçekleşiyor

-kitabı kendi tecrübelerinize dayanarak mı yazdınız?
+kör bir insan renkler üzerine kitap yazamaz.

sanırım filmin en güzel anı buydu benim için.





günümüzde cinsellikle ilgili şeyleri konuşmak hala tabu sayılıyorken ve seks sadece erkekler için var olan bir şeymiş gibi düşünülüp buna göre hareket ediliyorken bu filmi izlemek böyle düşünen kişiler için biraz da olsa faydalı olacaktır diye düşünüyorum.
devamını gör...

"bugünü, son günümmüş gibi yaşayacağım.
sahip olduğum her şey bugündür ve bu saatler şu anda sonsuzdur. güneşin doğuşunu idam cezası ertelenmiş bir mahkûm gibi sevinç çığlıklarıyla selamlayacağım."
- og mandino.
devamını gör...

abd'de 11 eylül 2001 tarihinde gerçekleşen terör saldırısının düzenlendiği ikiz kulelerin bulunduğu kompleksin adıdır.
devamını gör...

keşke doğurmasaydım...

annesini arkadaşıyla konuşurken duyan bir dostumun sonu intihara kadar uzanan hikayesinin önsözü. ulan nasıl bir insan evladına bunu söyler. neyseki intihar başarılı olmadı. ama arkadaşım da bir daha o kadınla konuşmadı. haklı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim