istanbul'da yaşayanların başka şehirlerde yaşayanları insan yerine koymaması
iç anadolu bölgesinde küçük şirin bir şehirde yaşıyorum, eğer istanbulda yaşayanlar varsa beni rahatlıkla taşralı olarak görebilirler.
bundan hiç gocunmam. ama gelin bakalım küçük yerdeki avantajlara birlikte göz gezdirelim.
* şehrin bir ucundan diğerine yürümeye kalksam 7-8 saat anca sürer, dolayısıyla her yere dolmuş otobüs taksi kullanmak zorunda kalmıyorum.
* her daim organik sebze meyveyi ucuza bulabileceğim mecralar mevcut.
* dışardan un almıyorum, çünkü ilaçsız gübresiz yetişmiş buğday alabileceğim yer var, oradan buğday alıp değirmende öğüttürüyorum ve organik olarak un tüketiyorum.
* kasaptan et almama gerek yok, üreticiden kafama göre kuzu alıyorum çok uygun bir fiyata, kasaba götürüp 50 lira karşılığında istediğim şekilde ayarlatıyorum, hem daha taze et yemiş oluyorum hem de daha ucuza.
* hava kirliliği büyük şehirlere göre epey düşük, dağa bayıra çıkıp piknik yapabileceğim tonla yer mevcut..
evet halen adam yerine koymuyorsanız buna aynen devam edebilirsiniz sevgili istanbullu kardeşlerim.
not: işbu tanım gerçekten başka yerlerde yaşayan vatandaşları adam yerine koymayan tiplere ithafen yazılmış olup, geneli kapsamamaktadır. olabilecek yanlış anlaşılmaların önüne peşinen geçmeyi görev addederim.
bundan hiç gocunmam. ama gelin bakalım küçük yerdeki avantajlara birlikte göz gezdirelim.
* şehrin bir ucundan diğerine yürümeye kalksam 7-8 saat anca sürer, dolayısıyla her yere dolmuş otobüs taksi kullanmak zorunda kalmıyorum.
* her daim organik sebze meyveyi ucuza bulabileceğim mecralar mevcut.
* dışardan un almıyorum, çünkü ilaçsız gübresiz yetişmiş buğday alabileceğim yer var, oradan buğday alıp değirmende öğüttürüyorum ve organik olarak un tüketiyorum.
* kasaptan et almama gerek yok, üreticiden kafama göre kuzu alıyorum çok uygun bir fiyata, kasaba götürüp 50 lira karşılığında istediğim şekilde ayarlatıyorum, hem daha taze et yemiş oluyorum hem de daha ucuza.
* hava kirliliği büyük şehirlere göre epey düşük, dağa bayıra çıkıp piknik yapabileceğim tonla yer mevcut..
evet halen adam yerine koymuyorsanız buna aynen devam edebilirsiniz sevgili istanbullu kardeşlerim.
not: işbu tanım gerçekten başka yerlerde yaşayan vatandaşları adam yerine koymayan tiplere ithafen yazılmış olup, geneli kapsamamaktadır. olabilecek yanlış anlaşılmaların önüne peşinen geçmeyi görev addederim.
devamını gör...
yapılması saatler süren yemeğin on dakikada yenmesi
mantı.
tane tane yap, bi kaşıkta üçer üçer göm. 4 kişi yese her dakika oniki tanesi gidiyor.
tane tane yap, bi kaşıkta üçer üçer göm. 4 kişi yese her dakika oniki tanesi gidiyor.
devamını gör...
terapi yerine geçebilecek şey
sahaf veya kitabevinde gezmek, kitapları incelemek.
tanım: kendini daha iyi hissedebilmek için yapılan şeyler.
tanım: kendini daha iyi hissedebilmek için yapılan şeyler.
devamını gör...
türk kadınının türkçü feminist örgütlenmesini başlatması gerekliliği
konuya önce feminizmin anadolu coğrafyası içindeki konumuna bakarak başlamak gerekir.
erken cumhuriyet evresinde ve mustafa kemal atatürk önderliğinde kadının seçme ve seçilme hakkını elde ettiği 1934 tarihine kadar bu topraklarda feminizm var olmuştur.
ilk feminist önderlerden nezihe muhittin 1931 basımlı kitabı olan türk kadını’nda şöyle yazar;
“cumhuriyet yürüyecek ve kadınlık hayatına dair bir çok ışıklar serpecektir. siyasal hakkımızın verildiğini kutlayacağımız gün uzak değildir”.
türk kadın hareketleri, o dönemdeki feminist çabalar milli karakterli görülüp, türk milliyetçileri tarafından desteklenmiştir.
türk kadınlarının, çoğu avrupa ülkesinden önce bu haklara sahip olması, neredeyse tüm dünyanın dikkatini çekmiştir. bu bağlamda avrupa ülkeleri, totaliter rejimlerin baskısı altında kavrulurken tüm dünyadan feministlerin katıldığı 12. uluslararası kadınlar birliği kongresi 1935 yılında türkiye’de gerçekleşmiştir. bu konuda kapsamlı bir sinan meydan makalesini aşağıya ekledim.

gelelim 12 eylül 1980 darbesi sonrası bugün feminist hareketlerin geldiği noktaya.
elbette tüm dünyada neoliberal politikalar namuslu kavramların özünü emip posasını çıkardığı için bugün türkiye feminizmi alt metinlerinde kürtçülük yapılan bir marjinal harekete evrilmiştir.
sözlükte ve ülkede oluşan feminizm ve feminist düşmanlığının temelinde kanımca bu yatmaktadır.
türkiye’de kadına şiddeti meşru gören aklı başında tek bir türk erkeği olduğuna inanmıyorum.
fakat meydanlarda yapılan feminist hareketlerin iç dinamiklerine bakınca muhafazakar anadolu insanının neden tepki gösterdiğini az çok anlayabiliyorum. bir kaç bol takipçili feminist örgütün paylaşımlarına bakınca bu gerçeklik daha parlak bir hal alıyor. detaylı bir tarama ile sizler daha radikal kürtçü oluşumların sözde kadın hakları temalı paylaşımlarını bulabilirsiniz.


öte yandan kadının sosyal yaşamın her yerinde olduğu ülkemizde sözde kadın duyarı kasan bu oluşumların tek bir kadın polisten, tek bir kadın askerin şehadetinden, başarısından bahsettiğini veya karşılaştıkları zorlukları dile getirdiğini göremezsiniz.



demem o ki, türkiye’nin aydın türk kızları ve türk kadınları arka planında ihanetten başka bir çaba gütmeyen bu kürtçü dernekleri terketmeli ve kendi bağımsız örgütlenmelerini başlatmalıdır.
"ey kahraman türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın."
mustafa kemal atatürk
kaynak 1
kaynak 2
kaynak 3
erken cumhuriyet evresinde ve mustafa kemal atatürk önderliğinde kadının seçme ve seçilme hakkını elde ettiği 1934 tarihine kadar bu topraklarda feminizm var olmuştur.
ilk feminist önderlerden nezihe muhittin 1931 basımlı kitabı olan türk kadını’nda şöyle yazar;
“cumhuriyet yürüyecek ve kadınlık hayatına dair bir çok ışıklar serpecektir. siyasal hakkımızın verildiğini kutlayacağımız gün uzak değildir”.
türk kadın hareketleri, o dönemdeki feminist çabalar milli karakterli görülüp, türk milliyetçileri tarafından desteklenmiştir.
türk kadınlarının, çoğu avrupa ülkesinden önce bu haklara sahip olması, neredeyse tüm dünyanın dikkatini çekmiştir. bu bağlamda avrupa ülkeleri, totaliter rejimlerin baskısı altında kavrulurken tüm dünyadan feministlerin katıldığı 12. uluslararası kadınlar birliği kongresi 1935 yılında türkiye’de gerçekleşmiştir. bu konuda kapsamlı bir sinan meydan makalesini aşağıya ekledim.

gelelim 12 eylül 1980 darbesi sonrası bugün feminist hareketlerin geldiği noktaya.
elbette tüm dünyada neoliberal politikalar namuslu kavramların özünü emip posasını çıkardığı için bugün türkiye feminizmi alt metinlerinde kürtçülük yapılan bir marjinal harekete evrilmiştir.
sözlükte ve ülkede oluşan feminizm ve feminist düşmanlığının temelinde kanımca bu yatmaktadır.
türkiye’de kadına şiddeti meşru gören aklı başında tek bir türk erkeği olduğuna inanmıyorum.
fakat meydanlarda yapılan feminist hareketlerin iç dinamiklerine bakınca muhafazakar anadolu insanının neden tepki gösterdiğini az çok anlayabiliyorum. bir kaç bol takipçili feminist örgütün paylaşımlarına bakınca bu gerçeklik daha parlak bir hal alıyor. detaylı bir tarama ile sizler daha radikal kürtçü oluşumların sözde kadın hakları temalı paylaşımlarını bulabilirsiniz.


öte yandan kadının sosyal yaşamın her yerinde olduğu ülkemizde sözde kadın duyarı kasan bu oluşumların tek bir kadın polisten, tek bir kadın askerin şehadetinden, başarısından bahsettiğini veya karşılaştıkları zorlukları dile getirdiğini göremezsiniz.



demem o ki, türkiye’nin aydın türk kızları ve türk kadınları arka planında ihanetten başka bir çaba gütmeyen bu kürtçü dernekleri terketmeli ve kendi bağımsız örgütlenmelerini başlatmalıdır.
"ey kahraman türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın."
mustafa kemal atatürk
kaynak 1
kaynak 2
kaynak 3
devamını gör...
eski sevgiline bir not bırak
değmez ki bırakalım.
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü
tüm kadınların 8 mart dünya kadınlar gününü kutlarım.
bu kutlamadan ziyade bir türlü azalmayan kadına şiddetin son bulması dileğiyle...
bu kutlamadan ziyade bir türlü azalmayan kadına şiddetin son bulması dileğiyle...
devamını gör...
keşke konserine gidebilseydim denilen sanatçılar
neşet ertaş
cem karaca
müslüm gürses
zeki müren
ahmet kaya'nin berlin konseri dışındakilere de gitmek isterdim belki .
cem karaca
müslüm gürses
zeki müren
ahmet kaya'nin berlin konseri dışındakilere de gitmek isterdim belki .
devamını gör...
iyiliği yaymak için basit ipuçları
biri size herhangi bi şey anlatıyorken dinlediğinizi belli ettiğinizde , birine sebep gerekmeden gülümsediğinizde , günaydın iyi geceler demek gibi insanları mutlu eden küçük davranışlarda bulunduğunuzda mutlaka ortamdan bir iki kişinin bile gülümsemesine sebep olabilirsiniz ve küçük de olsa o kişilerin günlerine güzel bi katkınız olmuş olur .
devamını gör...
insanları uyaramamak
insanların çok kaba olması nedeniyle görülen hataların kavga çıkar boşver diyerek ertelediğimiz bir sorun
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
sofrayı kendim kurdum diye boburlenir
iki tek atınca uçan kuşa kuruluverir
sen iflah olmazsın paşam..
bir yetmişlik bir ömür boyu gider sana..
iki tek atınca uçan kuşa kuruluverir
sen iflah olmazsın paşam..
bir yetmişlik bir ömür boyu gider sana..
devamını gör...
r.t.e. - using my religion
bir gün çıkmasını umduğum şarkı. evet.
devamını gör...
bir simitte 781 tane susam olması
ne boş hayatlar var yarabbim dediğim başlıktır.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
"kimse kimseyi tanıyamaz, tanıdığımızı sanarız. tanıdığımız kadarına inanırız. eğer gerçekten tanısak, bırakın aşkı filan, kimse kimseyle arkadaş bile olamaz."
-ahmet ümit
-ahmet ümit
devamını gör...
biri de beni sevsin
yalnızlık çukurundan kurtulmaya çalışan bir yalnızın haykırışı.
devamını gör...
türkçe dublaj
animasyon filmlerde orijinalini aratmayan ama normal filmlerde asla eksikliği hissedilmeyen şeydir. çok değerli dublaj sanatçılarımız var yaptıkları işler çok başarılı olsa da orijinal dilin verdiği o keyfi dublaj ile almak aynı değil sonuçta.
devamını gör...
oytun erbaş ve kendini imha süreci
hiç ortalıkta görünmemesi daha iyi olduğundan, insanlık açısından faydalı bir süreç olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...



