televizyon, gazete ve internet haberlerinde sıkça duyulan bir siyasi repliktir (cümledir).
devamını gör...

ayarını kaçırmamak gerekli. sonra şımarık ve bilmiş çocuklarla doluşuyor etrafımız.
devamını gör...

gerçek hayatta da var olan durumdur. aynı görüşü paylaşmadığım ama yazdığı tanımları beğendim yazarlar var. farklı görüşleri okumak, dinlemek ve sorgulamak kişisel gelişim için de yararlı olabilecektir diye düşünüyorum.
devamını gör...

el greco'nun toledo manzarası.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bununla alakalı instagram hesabımda attığım bir hikayeye eski bir arkadaşım "her şeyin mizahı yapılır." diye yanıt verdi fakat her şeyin mizahı yapılmaz.böyle şeylerin yani insanları tetikleyen şeylerin asla yapılmaz.buna gülüp (hem de türkiye gibi bir ülkede) "mizaj" diyen herkesin ciddi bir psikolojik yardım alması gerektiğini düşünüyorum.
devamını gör...

dünyanın son kuzey beyaz erkek gergedanının 2018 de öldüğü. iki dişi kaldı. ölen son erkek gergedanının spermlerinden bunları nasıl dölleyeceklerinin araştırmasını yapan biliminsanları.

teoride soyu tükendi. ve biz buna şahit olduk.
devamını gör...

(bkz: bertnard russell)'ın alman matematikçi (bkz: gottlob frege)'nin ''aritmetiğin temelleri'' isimli kitabını okuduktan sonra kendisine yazdığı mektupta bahsettiği paradokstur. frege ortaya koyduğu üç ciltlik eserin tek bir paradoksa yıkılmasına fazlasıyla üzülmüş olsa da bu paradoks ilerleyen yıllarda kendisinin ortaya koyduğu sistemin gelişmesini sağlamıştır.

russel paradoksu en basit haliyle "kendini içermeyen kümeler kümesi" kendini içerir mi? sorusuna cevap aramaktadır. örnek vermek gerekirse;
bir köyde yaşayan bir berber düşünelim. bu berber sadece kendi saçını kesemeyenlerin saçını kesiyor olsun. peki bu berber kendi saçını kesebilir mi ?
devamını gör...

ölümden sonrasını, ahireti vaat eden tanrı veya tanrılar olmadan ahlakı temellendiremezsiniz.*
ahlak kuralları getirebilirsiniz fakat bunları kitlesel bir hale sokamazsınız.
bundan dolayıdır ki tarihin hiçbir döneminde dini herhangi bir tanrısı ve ölümden sonraki hayatı* olmayan bir toplum var olamamıştır.
tanrı ve ahireti devreden çıkartırsanız akıl ile ahlak çatışır. ancak teist ahlak geçerliyse her zaman rasyonel ahlak geçerlidir.
bu yönüyle insan herhangi bir dine inanmasa bile dine muhtaçtır.
(bkz: god and the moral order) adlı makale bunun en güzel açıklanış biçimidir.

bir başka soru
(bkz: dünyada tek bir kişi kalsa bile ahlak var olabilir mi?)*
devamını gör...

4.murad devri yasaklarından biridir. istanbulda 1555'ten ber kahve ve 1605'ten beri tütün yoğun şekilde kullanılmaktaydı. şehir, mükellef ve çok sayıda kahvehanelerle doluydu. bunların bir kısmı yeniçeriler tarafından işletilmekte ve pek çoğu zorbaların toplantı yeri konumundadır. 4.murad, yangına sebep olduğu gerekçesi ile 1633 yılınd bütün kahvehaneleri kapatır ve evlerde dahi tütün içilmesini yasaklar. bazı şairler bu duruma şu dizeler ile göndermede bulunmuşlardır.

zararsız bir duhan hakkında n'eyler bunca dikkatler
duhan-i ah-ı mazlumanı men'eylen hüner/oldur.

bu tarz birçok şiirle yasaklar protesto edilmesine karşın 4.murad han'ın tavrında katiyetle bir değişiklik olmadı. 4.murad henüz saltanatı'nın başında kin tuttuğu bu zorbaların kökünü kazımak için bu meseleyi bir koz olarak kullandı. yasağı bizzat padişah takip etmiş, her gece kılık değiştirerek celladı ile beraber şehrin en kuytu yerlerini gezmiş, yasağa riayet etmeyen zorbaları ve tabii bu arada birçok günahsız tiryakiyi idam ettirmiş, cesetlerini sabahleyin herkesin görebilmesi için en kalabalık meydan ve caddelere bıraktırmıştır.

not: yılmaz öztuna'nın büyük türkiye tarihi ansiklopedilerinden yardım alınarak yazılmıştır.
devamını gör...

stratosferde yerden yaklaşık olarak 25 kilometre yukarıda buz kristallerinden oluşan parlak, ince ve sedefi andıran, güneşin doğuşundan önce veya batışından sonra görülen bulutlardır.
sedef bulutlarının parlaklığı güneş ışınlarını yansıtmasından kaynaklanır.
hiç hareket etmezler ya da çok az hareket ederler.
devamını gör...

atina

reha muhtar bildiriyor.
devamını gör...

ursula k. le guin'in 1974 yılı çıkışlı bilim kurgu(?) olarak adlandırılan romanı. romanın adı tam anlamıyla ''mülksüzler''. bu bağlamda adı, ursula'nın tasvir ettiği anarşist toplumu nitelemek anlamında oldukça önemli. çünkü annares evreninde yaşayan odocuların en önemli özelliği mutlak mülksüzlük. (ayrıca marx işçi sınıfını tanımlarken de bu adı sık sık kullanmıştır)

roman olay örgüsü ve olguları bakımından hemen hemen diyalektik karşıtlık ilkesine dayanıyor diyebiliriz. anlatılanlarda her şey zıttıyla birlikte var olmaktadır: (bkz: annares) ve (bkz: urras) ya da gidiş ve dönüş... kitaptaki pek çok özel-kurgulanmış ismin aslında günümüz uluslararası devletler sisteminden ilham alınarak uydurulduğu aşikar. kelime oyunları oldukça başarılı. böylece iletilmek istenen mesaj daha doğrudan iletilmiş oluyor.

anarşizmi, devletçiliği, mülkiyetçiliği, kapitalizmi, doğayı, bilimi, felsefeyi, insanı, insanı ve insanı didik didik eden bir roman. son derece sorgulayıcı, şüpheci ve tüm bunlara rağmen yumuşak. brave new world'deki direkt dil yok mesela, sudan çıkmış balığa çevirmek yerine okuyucuyu yavaş yavaş yoruyor ve yoğuruyor. bu bakımdan son derece dikkatle okunması gerektiği kanısındayım. elbette brave new world ile içerik analizi bakımından kıyaslamak doğru olmaz, biri 20. yüzyılın en önemli distopyalarından biri iken diğerinin amacı bir distopya yaratmaktan öte iki ''olabilir'' evreni kendi içinde kıyaslayarak sınırları zorlamak... ikinci kez okuyuşumda farkında olmadığım ya da atladığım bir takım detaylar romanı kafamdaki yerden alıp başka bir noktaya oturtmamı sağladı. yani mümkünse birkaç yıl sonra tekrar okuyunuz.
devamını gör...

charlotte perkins gilman’ın romanıdır.

bir gün sanırım istanbul’da bir gecelik bir misafirliğimiz olmuştu bir akrabamızın evinde. o zaman ilkokul öğrencisi olma ihtimalim yüksek. günlük sohbetlerden sonra gece yatma vakti geldiğinde kardeşimle aynı odada bizim için hazırlanan yataklara uzandık. benden üç yaş küçük olan kardeşim hemen uykuya daldı. benim de niyetim oydu aslında ama duvardan bana bakan bir çift gözü gördüğümde ne uyku kaldı bende ne de mantıklı düşünme gücü. belirli aralıklarla göz kırpan bir canavar olduğuna hiç kuşkum yoktu ama anlamadığım şey neden ısrarla beni izlediğiydi. gözlerimi sımsıkı kapatıp orda hiçbir şey olmadığına kendimi ikna etmeye çalıştım ama içten içe beni oradan izleyen canavarın varlığından emindim. sabaha kadar bakıştık canavarla, o bana saldırmak için doğru anı bir türlü bulamadım, bense kaçmak için bir fırsat yakalayamadım. sabah ezan okunmaya başladığında canavar yavaş yavaş kaybolmuştu bile. bu durumu canavarın allah korkusu olduğuna yormuş olmam kuvvetle muhtemeldir.

sabah herkes uyandığında anneme gece yaşadığım muhteşem macerayı anlattığımda, annem kendince mantıklı bir açıklama yaptı bana. parlayanın aslında elektrik düğmesi olduğunu ve benim canavarın göz kırpması sandığım şeyin aslında kendi göz kırpışım olduğunu tane tane anlattı. tabii ki ikna olmuş gibi davrandım. hayat boyunca asla bu tür açıklamalarla kandırılacak bir çocuk olmadım. annem canavarın varlığını kendince çürütmüş olsa da, ben hala o gece canavarla savaşımın gerçek olduğuna eminim.

sarı duvar kağıdı hikayesi de benim yukarıda anlattığım hikayeye çok benziyor. sadece çok daha ustaca anlatılmış hali.

ayrıca depresyon konusunda mücadele ederken neler yapmamız gerektiğine dair önemli yöntemler de anlatıyor. ben bu konuda psikologlar ve psikiyatrlara güven duyulmaması gerektiğini düşünüyorum. yazar da benimle aynı fikirde görünüyor.

korkularınızı yenmeye değil onlarla uzlaşmaya çalışıyorsanız bu kitabı okuyun.
devamını gör...

şair diyor ki:

öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

sanki...
buradan
devamını gör...

"şimdi sokaklar buseler ordusunda."
devamını gör...

metaforlarla kafayı bozmuş bir grup. metafor allah metafor. sürekli kullandıkları metafor ise selimeye camii metaforu. neymiş efendim, selimiye camiini gördüğün zaman bunu yapanın aklı ve fikri olan bir mimar olduğun bilirmişsin. e insan vücudu çok daha karmaşıkmış, hele kainat çok çok daha karmaşıkmış, e o zaman bunları da yaratan yok muymuş? bunları da yaratanın olduğunu düşünmez miymişiz? kardeş ne ile neyin karşılaştırdığınızın farkında mısınız? ben hayatımda onlarca, yüzlerce cami görüyorum. bunların birileri tarafından nasıl yapıldığını, nasıl tasarlandığını, somut olarak nasıl yapıldıklarını, inşa edilirken hangi işlemlerden geçirildiklerini falan görüyorum. çimento kamyonu falan geliyor, işçiler tuğlaları diziyor, minareyi yapmak için iskele falan kuruyorlar vb. gözümüzle görüyoruz yani neler yapıldığını. e ondan sonra gidip başka cami gördüğümde onun da hemen hemen aynı işlemlerden geçtiğini o camiyi yapılırken görmesem de bilirim yani. peki siz insanı allah'ın yarattığını söylüyorsunuz. söyleyin bakalım allah insanı yaratırken hangi işlemleri yapıyor. somut olarak tam olarak ne yapıyor da insanı yaratıyor? ben insanın oluşumunda karşı cinstenı iki insanın münasebetinden ve bir takım biyolojik süreçlerden başka bir şey görmüyorum. cami inşa edilmesinde somut olarak gördüğüm akıllı bir öznenin müdahalesini insanın oluşumu ve doğumunda görmüyorum. evrenin allah tarafından yaratıldığını söylüyorsunuz. hayatınızda kaç kere evren yaratılırken gördünüz? allah evreni yaratırken ne yapıyor? şöyle bir adım adım, somut bir şekilde anlatın bakalım.
devamını gör...

tanımlarını okudum.
işin gerçeği gözlerime, gördüklerime ve okuduklarıma inanamadım.
karşımda nasıl bir insan var yaaaa....
diyerek, hayretler içinde kaldım.
kafa sözlükte böyle insanlarda varmıymış diyerek, kendisiyle aynı ortamda birlikte olmaktan ötürü kıvanç duydum.

bilgi makinası...
başka bir terim gelmiyor aklıma.

ayrıca saygılı, efendi, hayatın imbiğinden geçmiş bir insan.

mutluluklar onunla olsun...
allah yolunu açık etsin, inşallah, amin.
devamını gör...

nuri bilge ceylan'ın en sevdiğim filmlerinden biri. ayrıca an itibari ile trt2 de yayınlanan film.
devamını gör...

bir monica belluci klasiğidir.

film, güzelliğin aslında sadece arzulanabilir olduğunda, hayranlık oluşturduğunda insanı da güzelleştirebileceğine dair en güzel örnektir. bu yüzden ask ve sanat, insanın kendini güzelleştirebilecegi en güzel hediyesidir yaşamın bize.

eminim izleyen her kadın filmin en az bir sahnesinde hayal etmiştir; malena gibi kasabanın meydanında yürümeyi.
devamını gör...

tavuk göğsü . ilk duyduğumda bildiğimiz tavuğun göğsü sanmıştım. meğersem olay bambaşka bir şeymiş.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim