sokak kızı.
dillere düşeceğiz.
erkekler de yanar.
vee en sevdiğim aşıklar parkı.. özellikle
'sen mikropsun sen' kısmına bayılırım.
devamını gör...

çok daha önce hak ettiği oscar'a yapımcı olarak 2006'da kavuşmuş olsa da yardımcı oyuncu olarak epey geç kavuşmuş başarılı oyuncu. yeni filmler bekliyoruz. tarantino'nun projelerinde yer alırsa ekstra mutluluk duyarız.
devamını gör...

le tout nouveau testament

imdb
devamını gör...

hem bilgi verilip hem de başlıklar doğrultusunda fikir beyan etme yeridir diyelim. yalnızca bilgi verilen bir yer olmasını beklemek biraz tuhaf olabilir. ansiklopedik bir konuşmaya yol açar ki o zaman burada kimselerin kalacağını sanmıyorum.
devamını gör...

konuştuğun zaman, sadece bildiğini tekrar edersin. ama dinlersen, yeni birşeyler öğrenirsin.

dalay lama
devamını gör...

pek sevilesi, konuşulası yazardır. konuşmasanız da okuyun efendim. yerde bir kağıt parçası bulmuşsunuz da üstünde karalanmış yazılar var gibi okuyun. denk gelmiş ama çok aramışsınız gibi okuyun. okuduktan sonra da etkileşirseniz tadından yenmez olur.

ayrıca bugün doğum günüdür. şımartmadan usulca kutlamış olayım :) ya da neyse... şımarsın varsın. iyi kiiiiiii doğmuş*.
devamını gör...

insan böyle haberleri duyunca mutlu oluyor, fikirlerin yazılara döküldüğü harika işlerden birisi daha.
devamını gör...

peyami safa bu isimle 80'e yakın kitap yayınlamıştır. cumbadan rumbaya romanı ve cingöz recai serisi bunların en ünlülerindendir.
devamını gör...

beni de takip etmeye başladığını fark etmemle ufak çaplı bi şok yaşayıp nolduğunu ve nedenini merak ettiğim durum**.
devamını gör...

alternatif akım , zamana bağlı periyodik bir şekilde genliği ve yönü değişen elektriksel akımdır.
devamını gör...

30 saniyede bir konu geçişleri var ama bence eğlenceli olmuş baya. sevdim ben devamı gelmeli kesinlikle.
devamını gör...

aklını din, imanla bozmuş bir yere illa bunu sıkıştırmak için olay kovalayan yazar beyanı. yok artık lebron james ya. namazda gözü olmayanın ezanda kulağı olmaz hesabı (pardon imansızlar için din temalı örnek verdim ama) * insanın canı anlamak istemezse illa ki bir kılıf bulur.

marşta şöyle bir dize var.

“garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar” garb ne? batı. türk milleti zaten ezelden beri batı ile savaşmıştır. hani türk’e “barbar” diyen batı. bu batı medeni midir? batı özentilerine göre medeniyetin allah’ıdır be! üfff!
oysa batı tek dişi kalmış canvarın ta kendisidir.

ayrıca marşta, al sancak, nazlı hilal şeklinde türk bayrağına ithafen sıfatlar kullanılmıştır. bu mükemmel şaheserdeki edebi sanatların ne olduğunu anlamak isteyen gitsin lise yılları edebiyat kitaplarını okusun. belli ki o derslerde okulu asmışlar. zaten burada al sancak ve hilal’den kasıt kesin üzerinde kılıç ve kelime-i tevhid olan yeşil arabistan bayrağıdır. net!

ha, bir de kırmızı zeminle hilal ve yıldızlı bayrağın 1844’te resmen kabul edildiğini biliyor isek, marşın da 1921’de, yani tam tamına 77 sene sonra vuku bulduğunu idrak edebilecek dimağlara sahip isek fantezi dünyasında yaşamıyoruz demektir.

aklı hür, vicdanı hür her türk bunu kavrayabilir. arada kalanlara allah selamet versin. allah dedik ama artık idare etsinler. *
devamını gör...

cümleten allah kabul etsin dostlar.
ramazan bereket ayıdır şeysi geliyor aklıma. ciddiyetimi koruyamıyorum.
devamını gör...

b12 ve ginkgo biloba tablet, oldukça iyi.
devamını gör...

need for speed underground 2 -yıl 2006
devamını gör...

ülkenin geldiği durum ortada. istanbul sözleşmesi kaldırılınca işte bu tiplerin ensesine vurulup arkandayız mesajı veriliyor. sembolikte olsa bu ülkede kadınların hiç bir değeri kalmamıştır.


boşanma aşamasında olduğu eşini öldüren besat doğan adliye önünde tezahüratla karşılandı: “adamsın adam, kralsın”

antalya’nın alanya ilçesinde motosikletle giderken takibe aldığı boşanma aşamasındaki rabia doğan’ı (34) tabancayla ateş ederek öldüren, yanındaki h.b. adlı erkeği de yaralayan besat doğan (52), adliyeye sevk edildi. besat doğan, adliyeye getirildiği sırada kendisine “adamsın adam, adamın kralısın” diyen arkadaşına, “bu memlekette gezdirmem kimseyi rahat ol sen” diye seslendi.

işlediği suç nedeniyle 4 yıldır bulunduğu cezaevinden koronavirüs sürecinde izinli olarak çıkan besat doğan, boşanma aşamasında olduğu rabia doğan ve h.b. adlı erkeğin bulunduğu 07 ham 27 plakalı motosikleti, pazar gecesi otomobiliyle takibe aldı. kısa süren takip sonrası besat doğan, hareket halindeki motosikleti kullanan h.b. ve rabia doğan’a tabancayla ateş etti. devrilen motosikletteki rabia doğan ve h.b. yaralanırken, besat doğan ise kaçtı.


buradan
devamını gör...

engel eğrileri, fiyatlar sabit iken tüketicilerin toplam gelir veya harcamalarında değişiklikler meydana geldiği takdirde tüketicilerin çeşitli mallara yönelik satın alımlarında ne şekilde değişiklikler olduğunu ortaya koymaktadır.
devamını gör...

kendime yatırım yapıyorum, şuana kadar hiç kaybettiğimi söyleyemem.
devamını gör...

sakinlerinin "balkes" şeklinde kısalttığı ilimiz. marmara denizindeki bir ucu bandırma limanına ev sahipliği yaparken ege denizindeki diğer ucu ise ayvalık, altınoluk gibi önemli iç turizm merkezlerine ev sahipliği yapmaktadır. ayvalık ve altınoluk kadar olmasa da kuzeydeki erdek ile marmara, paşalimanına ve avşa adaları da önemli miktarda turist çekmektedir. aynı zamanda eti maden ve banvit gibi sanayi kuruluşları ile kendi kendine yeten endüstri ağına da sahiptir. velhasıl önemli bir noktada bulunmasına rağmen yani başındaki bursa ve istanbul'un gölgesinde kaldığı için hak ettiği değeri bulduğunu söylemekte zorlanabiliriz.

balkes halkı esas olarak dağ köylerinde ağaç işleri ile geçimini sağlayan tahtacı denen alevi türkmenlerden, kentlerde manav denen yerleşik hayata geçen sünni yörük türkmenlerinden oluşmaktayken balkan savaşları ile başlayan süreçte macır denen bulgaristan türklerinin ve daha öncesinde çerkes sürgünü ile manyas başta olmak üzere kuzey bölgelerine yerleşen çerkeslerin de eklenmesiyle bugünkü karakteristiğini kazanmıştır. daha sonra 70'lerde başlayan iç göç hareketleri neticesinde türkiye'nin bir çok yerinden, özellikle emekli memur kesiminin sahil kasabalarına yerleşmesiyle, göç almıştır.
devamını gör...

güncel türkçe sözlük'ün "cimri" şeklinde karşılık verdiği farsça kökenli sözcük. aslı "nâkes" şeklindedir. farsça olumsuzluk ön eki olan "nâ-" ve "kimse, kişi" anlamına gelen "kes" sözcüğünden oluşmuştur. bu bağlamda eski sözlüklerde nekes sözcüğüne "insaniyetsiz", "alçak", "namert" gibi karşılıklar da verilmiştir.

günümüzde bu sözcük, daha çok maddiyata dair anlamlarıyla anlaşılıyor, sözcüğün anlamı böyle bir daralmaya uğruyor. "insanın gölgesiyle tanımlandığı bir çağda" diyor ismet özel çağımız için. bu sözcüğün anlam serüveninde de böyle bir yolculuğu aramak, bunun izlerini sürmek lazım. nitekim sözcüklerin öyküleri, bizim öykülerimizden peyda olmuştur neticede. ben "nekes"e biraz daha maneviyat, insaniyet penceresinden bakmak, onu göz önüne getirmediğimiz taraflarıyla birlikte düşünmek istiyorum.

mahlûkat âleminin tüm fertleri, bildiğimiz veya bilmediğimiz tüm varlıklar bir "almak-vermek", "paylaşmak" meselesiyle karşı karşıyalar. su, taşın içine bir damlayla sızıverir, ona kendinden tattırır. taş ona bir karşılık verir, karışır suyun damarlarına. bir yol bulur sonra su, taşın içinde. taştan alır, taşa verir, böyle yürür dünyaya. su bereketlenir, taş yumuşar böylece. su taşı besler, taş suyu doyurur; nice bitkiler, nice hayvanlar yeşerir; onlar da bu almak-vermek hanesine kendi isimlerini yazdırırlar. insan da elbet bu büyük deftere yazmıştır ismini. lakin nedir insanın vermek istemediği, saklı tuttuğu, paylaşmaktan imtina ettiği? nerededir bu nekeslik?

nekeslik, insanın yüreğinde. biz, yani bu küçük küçük insanlar olarak biz, ezra pound'un sözleriyle "yıkmakta birebir, verirken açgözlü" insanlar olarak biz, karanlık ve daracık hücrelerimizin içinde korku ve tedirginlikle bekliyoruz. jean paul sartre, akıl çağı'nda (her ne kadar başka bir kasıtla söylese de) "bir zavallı bilinç daha, duvarlara çarparak dört dönen, çırpınan ama bir türlü kurtulamayan, küçücük, korkmuş bir aydınlık" şeklinde tasvir ediyor insanı. insan, aydınlığını paylaşmıyor; sevgisini, umudunu paylaşmıyor, hiçbir yaraya merhem olmuyor, hiçbir susuzluğu gidermiyor, hiçbir acıyı dindirmiyor, dostça bir el sıkmıyor, bir taşı yerden kaldırmıyor, zulme kılını kıpırdatmıyor, haksızlığa sesini çıkartmıyor; yapabilecekken, elindeyken yapmıyor; cimrilik, nekeslik ediyor, insanlığından çıkıyor. o; daracık, karanlık hücresinden memnun.

bir de şiir paylaşmak lazım "nekes"i anlatabilmek için; metin altıok'tan bir şiir, "xvi. sone":


gözünde kısık bir kar gözlüğüyle,
önlemle bakıyor dünyaya herkes
yüreğinin zorunlu kör düğümüyle,
sevgisine olabildiğince nekes.
oysa şimdi yatağında yalınayak,
bir akarsu denize koşmaktadır.
umudun işlek kenar süsü olarak,
kendini özlemle çoğaltmaktadır.
elde değil biliyorum hak vermemek,
kıstırılmış bu ezik insanlara.
buz üstünde düşe kalka yürümek,
izin vermiyor ne yazık coşkulara.
ama sen yine de kendini sınırlı tutma;
sevgilim, akarsuları sakın unutma.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
portakal radyo & dergi renk modu sözlük kütüphanesi online yazarlar kulüpler yazarak kitap kazan puan tablosu sıkça sorulan sorular yönetim kadrosu istatistikler iletişim