giuseppe tartini
8 nisan 1692'de venedik cumhuriyeti'nin piran kentinde doğmuş italyan barok bestecisi, kemancı ve müzik teoristi. yaşam hikayesi filme dönüştürülmeli.
tartini piran'ın en köklü aristokrat ailelerinden birine doğmuştur. ailesi onun bir fransisken keşişi olmasını istemiş ve erken yaştan onu buna itelemişlerdir, bu da tartini'nin temel müzik eğitimine kavuşmasına vesile olmuştur. padua üniversitesi'nde hukuk okumuş, bu eğitim macerası sırasında eskrim öğrenmiştir.
tartini, 1710'da babası ölene kadar sevdiceği elisabetta premazore ile evlenememişti, şayet aralarındaki sosyal sınıf ve yaş farkı buna büyük bir engel oluşturmaktaydı.* ancak böyle bir karar alabilmesi için babasının yokluğunun yeterli olmadığını hesaba katamayan talihsiz tartini, güçlü kardinal giorgio carniro kendisini kızı kaçırmakla suçlayınca, yargılanmaktan kaçmak için asisi'deki aziz francis monastırına kaçmak zorunda kaldı. tartini keman çalmayı burada öğrenmiştir.
tartini 1716'da francesco maria veracini'yi çalarken dinlediği müddette büyülenir ve kendisinin kabiliyetsiz olduğunu düşünür. böylece bir türlü rahat duramayan tartini ankon'a kaçar ve daha çok pratik yapmak için kendisini bir odaya kilitler. o odada, charles burney'e göre, tartini yayları daha soyut ve sessiz bir ortamda çalışmış ve venedik'te yapabileceğinden daha makul bir şekilde pratik yapmıştır. böylece tartini'nin yeteneği muazzam şekilde gün yüzüne çıkmıştır.
1721'de padua'daki sant'antonio bazilikasının maestro'su olmuştur. padua'da meslektaşı ve müzik teoristi francesco antonio vallotti ile yakın arkadaşlık kurarlar.
öyle kopar gider.
tartini 1726'da bütün avrupa üst tabakasından öğrenciler çeken bir keman okulu kurar.
tartini'nin doğduğu kent piran, günümüzde slovenya'ya aittir ve adı tartini meydanu olmuş kent meydanı'nda kendisinin büyük bir heykeli yer alır. meydanın etrafındaki büyük taş depolardan birisi günümüzde guiseppe tartini oteli olmuştur. tartini'nin doğum günü her yıl ana kent katedralinde konserlerle kutlanır.
tartini piran'ın en köklü aristokrat ailelerinden birine doğmuştur. ailesi onun bir fransisken keşişi olmasını istemiş ve erken yaştan onu buna itelemişlerdir, bu da tartini'nin temel müzik eğitimine kavuşmasına vesile olmuştur. padua üniversitesi'nde hukuk okumuş, bu eğitim macerası sırasında eskrim öğrenmiştir.
tartini, 1710'da babası ölene kadar sevdiceği elisabetta premazore ile evlenememişti, şayet aralarındaki sosyal sınıf ve yaş farkı buna büyük bir engel oluşturmaktaydı.* ancak böyle bir karar alabilmesi için babasının yokluğunun yeterli olmadığını hesaba katamayan talihsiz tartini, güçlü kardinal giorgio carniro kendisini kızı kaçırmakla suçlayınca, yargılanmaktan kaçmak için asisi'deki aziz francis monastırına kaçmak zorunda kaldı. tartini keman çalmayı burada öğrenmiştir.
tartini 1716'da francesco maria veracini'yi çalarken dinlediği müddette büyülenir ve kendisinin kabiliyetsiz olduğunu düşünür. böylece bir türlü rahat duramayan tartini ankon'a kaçar ve daha çok pratik yapmak için kendisini bir odaya kilitler. o odada, charles burney'e göre, tartini yayları daha soyut ve sessiz bir ortamda çalışmış ve venedik'te yapabileceğinden daha makul bir şekilde pratik yapmıştır. böylece tartini'nin yeteneği muazzam şekilde gün yüzüne çıkmıştır.
1721'de padua'daki sant'antonio bazilikasının maestro'su olmuştur. padua'da meslektaşı ve müzik teoristi francesco antonio vallotti ile yakın arkadaşlık kurarlar.
öyle kopar gider.
tartini 1726'da bütün avrupa üst tabakasından öğrenciler çeken bir keman okulu kurar.
tartini'nin doğduğu kent piran, günümüzde slovenya'ya aittir ve adı tartini meydanu olmuş kent meydanı'nda kendisinin büyük bir heykeli yer alır. meydanın etrafındaki büyük taş depolardan birisi günümüzde guiseppe tartini oteli olmuştur. tartini'nin doğum günü her yıl ana kent katedralinde konserlerle kutlanır.
devamını gör...
milas zeytinyağının ab komisyonu tarafından koruma altına alınması
binlerce yılda oluşan bilgi birikimiyle üretilen "milas zeytinyağı", avrupa birliği (ab) komisyonu tarafından tescil edildi ve koruma altına alındı. böylece türkiye'nin ab'de coğrafi tescil alan ürün sayısı beşe yükseldi.buradan
--- alıntı ---
pakdemirli, yaptığı yazılı açıklamada, tarihi binlerce yıl önceye dayanan milas bölgesindeki zeytinyağı üretiminin, yöre insanının kültürünün ayrılmaz bir parçası olduğunun altını çizerek, milas ilçe sınırları içinde çok yaygın bir şekilde "memecik" türü zeytin ağaçlarının bulunduğunu aktardı. memecik türünün, milyonlarca yılda oluşmuş akdeniz iklim kuşağının, coğrafi bölgesinin doğal bitki ve ağaç türlerinden biri olduğu bilgisini veren pakdemirli, yörenin havasından, toprağından ve suyundan aldığı özellikleriyle memecik türünden, üstün lezzetli zeytin ve zeytinyağı üretildiğine dikkati çekti.
--- alıntı ---
--- alıntı ---
pakdemirli, yaptığı yazılı açıklamada, tarihi binlerce yıl önceye dayanan milas bölgesindeki zeytinyağı üretiminin, yöre insanının kültürünün ayrılmaz bir parçası olduğunun altını çizerek, milas ilçe sınırları içinde çok yaygın bir şekilde "memecik" türü zeytin ağaçlarının bulunduğunu aktardı. memecik türünün, milyonlarca yılda oluşmuş akdeniz iklim kuşağının, coğrafi bölgesinin doğal bitki ve ağaç türlerinden biri olduğu bilgisini veren pakdemirli, yörenin havasından, toprağından ve suyundan aldığı özellikleriyle memecik türünden, üstün lezzetli zeytin ve zeytinyağı üretildiğine dikkati çekti.
--- alıntı ---
devamını gör...
hoşlanılan yazarın tanımını beğenip favlayıp mesaj atıp takibe almak
bütün tuşlara basıp oyunu geçmeye çalışmak.
devamını gör...
her şeyi içine atan insan
dostlarım çevremdeki çoğu kişi- en azından sohbet muhabbet ettiğim ve sevdiğim kişiler- hiç mutsuz olmadığımı, genellikle neşeli olduğumu söylerler ama durum pek de öyle değildir. ben mutsuzluğumu belli edebilen bir insan degilim. dunya yıkılsa yine gülumseme eksik olmaz yüzümden. üzüntümü, yasımı, özlemimi hep içimde yaşıyorum. he bir de arada buraya yazıyorum bir seyler. ama işler diyalog halinde olunca hemen mutlu halime bürünüyorum. ne bir mutsuzluk belirtisi gösteriyorum ne de bir damla göz yaşı döküyorum. içimde ne fırtınalar kopuyor da, yüzümden gülümseme eksik olmuyor.
devamını gör...
yaşlılardaki yeni nesil arabaya binince ufoya binmiş hissiyatı
aklım hayalim almıyor sayın yazarlar. bir insan yaşlanırken çevresinde olup bitene bu kadar duyarsız kalabilir mi aklımı rendeleyesim geliyor.
babam alışmış torosa, kartala, şahine binmeye.. dişimden tırnağımdan arttırıp bir araba aldım. dedim gel bir çıkarayım baba, bu zaman kadar sen gezdirdin hep, şimdi sıra bizde.. örnek evlat gibi tavırlar takınıyorum, gurur duymasını istiyorum belki.. bilemiyorum.
al dedim sen kullan.. demez olaydım. oturduk arabaya kontak nerede diyor. yahu start a bas dedim. doğaldır bu kadarını bilmez. ama sinir katsayım istemsiz artıyor. arabada 10 inç ekran gördü, kumanda aramaya başladı sonra. tv sandı herhalde. sesini nereden açıyoruz diyor.
yahu baba öyle değil o olay diyorum. anlatmaya çalışıyorum, bu araba kendi kendine de gider diyor. evet baba düşüncenle çalıştırabilirsin arabayı. yahu biraz bak çevrende olan bitene be adam. uçuyor mu da bu diyor.. old school espriler, delirecem az kaldı.
babam alışmış torosa, kartala, şahine binmeye.. dişimden tırnağımdan arttırıp bir araba aldım. dedim gel bir çıkarayım baba, bu zaman kadar sen gezdirdin hep, şimdi sıra bizde.. örnek evlat gibi tavırlar takınıyorum, gurur duymasını istiyorum belki.. bilemiyorum.
al dedim sen kullan.. demez olaydım. oturduk arabaya kontak nerede diyor. yahu start a bas dedim. doğaldır bu kadarını bilmez. ama sinir katsayım istemsiz artıyor. arabada 10 inç ekran gördü, kumanda aramaya başladı sonra. tv sandı herhalde. sesini nereden açıyoruz diyor.
yahu baba öyle değil o olay diyorum. anlatmaya çalışıyorum, bu araba kendi kendine de gider diyor. evet baba düşüncenle çalıştırabilirsin arabayı. yahu biraz bak çevrende olan bitene be adam. uçuyor mu da bu diyor.. old school espriler, delirecem az kaldı.
devamını gör...
gördes
kendine özgü dokuma tekniğiyle bilinen, coğrafi tescilli el halıları ünlü olan manisa ilçesi.
devamını gör...
#20liyaşlarchallenge
bebeğim senin 20yearschallenge'ından ne olacak zaten 25'sin
devamını gör...
türklere özgü davranışlar
bekar kadınlara ve erkeklere "ne zaman evleneceksin?" diye baskı yapmak.
çalışan insanların maaşlarını aşırı derecede merak etmek.
çocuklu çiftlere "eee kardeşi ne zaman yapıyorsunuz?" diye densiz sorular sormak.
inşaat izlemek.
tanımadığımız insanlara hanımefendi/beyefendi diye hitap etmek yerine abla/yenge/abi/dayı diye hitap etmek.
çalışan insanların maaşlarını aşırı derecede merak etmek.
çocuklu çiftlere "eee kardeşi ne zaman yapıyorsunuz?" diye densiz sorular sormak.
inşaat izlemek.
tanımadığımız insanlara hanımefendi/beyefendi diye hitap etmek yerine abla/yenge/abi/dayı diye hitap etmek.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
aşkından leyla olduğum adamın düğününe davet edilmiştim. benden 7 yaş büyük. gelinle de yakınız tanışıyoruz tabi. çok güzel süslenip gittim. salona girdikleri anda ağlamaya başladım. ne oldu diyenlere gelin çok güzel olmuş duygulandım onu böyle görünce diye de yalan söyledim. içim kan ağladı be :(. neyse 17 yaşındaydım çocuktum geçti
devamını gör...
karışık kebap
bunu masasına yemek yiyorum kisvesi altında söyleyen insan net zevksizdir, görmemiştir, sığdır, midesizdir hatta ve hatta insan bile olmayabilir. bunu yemekten hoşlanıyorsanız gerçekten test yaptırın insan mıyım diye.
ya bu ne demek anlamıyorum. bir tabak söylüyorsun. içinde et var, tavuk var, lahmacun var, adana var, ciğer var üstüne bir de o restoran nasıl saçmalamak isterse onları ekliyor. ne oluyor olum ? hayırdır karanlık odada bekletip kan mı koklattılar size. ne bu vahşet kardeşim. aynı anda hem kırmızı et yiyip hem tavuk yemek, yetmedi bir de ciğerinden kıtlayım demek. wowwwww. bu da yetmez bir de hamurun üstünde et yiyelim diyerekten lahmacun yutmak. bir de bu bir de şu. böyle olmaz getirelim hayvanları masaya istediğiniz yerden ısırın *mk.

şu görsele bak. her şeyi pişirip atmışlar. ya bunu yapana kızmıyorum. bunu isteyen birileri var. tam görmemiş itemi bu. herkes arap oldu ülkede gerçekten. *
ya bu ne demek anlamıyorum. bir tabak söylüyorsun. içinde et var, tavuk var, lahmacun var, adana var, ciğer var üstüne bir de o restoran nasıl saçmalamak isterse onları ekliyor. ne oluyor olum ? hayırdır karanlık odada bekletip kan mı koklattılar size. ne bu vahşet kardeşim. aynı anda hem kırmızı et yiyip hem tavuk yemek, yetmedi bir de ciğerinden kıtlayım demek. wowwwww. bu da yetmez bir de hamurun üstünde et yiyelim diyerekten lahmacun yutmak. bir de bu bir de şu. böyle olmaz getirelim hayvanları masaya istediğiniz yerden ısırın *mk.

şu görsele bak. her şeyi pişirip atmışlar. ya bunu yapana kızmıyorum. bunu isteyen birileri var. tam görmemiş itemi bu. herkes arap oldu ülkede gerçekten. *
devamını gör...
moderasyon saçmalıkları
meseleye direkt moderasyon saçmalıkları olarak bakmak ne derece doğru bilmiyorum.
bizzat daha dün benim de başıma geldi.içinde hiçbir biçimde küfür, hakaret olmayıp, sadece ironik bir gönderme olan entrym silindi .
bu tür yerlerde mevzu kişilerin inisiyatifine bırakılırsa, bu tür durumların yaşanması kaçınılmaz olur . öyle ki , benim espriyle karışık ironi yaptığım entyr yi acaba nasıl anladı veya yorumladı silen arkadaş.
öyle ya, onu silmesi için, yaptığı yorum sonunda ulaşılan bir sonuç olması gerek .
bunu ben, bu şekilde düşünerek yazdım, karşı taraf hiç alakasız bir yorumdan ulaştığı sonuca binaen sildi . ne olacak şimdi ? olan bizim iyiniyetli entrye oldu .
onun için derim ki ,
kurallar sana göre, bana göre, ona göre olmaz , herkese göre, evrensel bir nitelik barındırmalı içinde.
bu da , oturup konuyla ilgili kafa yorup , zaman harcayıp, farklı kişilerin, farklı çevrelerin de fikirlerini alıp, çoğunluğun sonuçları esas alınarak oluşturulmalı, ben yaptım oldu ya getirilmemelidir.
evet, sözlükler özgür olmalı, herkes dilediğince fikrini ifade edebilmeli .
ama kurallar da olmalı, zira biz gibi medeniyeti biraz geriden takip eden toplumlarda fazla özgürlük, naz yapmanın aşık uyandırması gibi bazen karşıdakini usandırabilecek duruma gelebilir, yani biz toplum olarak özgürlük kavramını bazen fazlaca abartıyor, sonsuz , sınırsız hak veya haklar olarak yorumluyor , bu sebeple ortaya hoş olmayan görüntülerin çıkmasına sebep olabiliyoruz.
burada en çok bahsedilen konu , küfür konusu, edelim mi , etmeyelim mi ?
etmeyin kardeşim, ha yok illa edecekseniz de işin içine cinsel uzuvlarınızı sokacağınıza, aklınızı, fikrinizi, yaratıcı yönünüzü sokun .
moderasyon yönünden bakılırsa da,
hemen silmeyin kardeşim, önce bir anlamaya çalışın, bu adam bunu farklı amaçla da söylemiş olabilir mi empatisini yapın kendi içinizde.
ha yok, illa da silmeye kararlıysanız, yazan kişiyle iletişime geçin, durumla ılgili bilgi verin , onun da bir fikrini alın.
ışi ben yaptım oldu'ya getirmeyin .
bunlar olursa, karşılıklı iyi niyet , hoşgörü olursa insan durur orda , yoksa surekli kavga gürültü sürtüşmenin içinde neden bulunsun ki , hayat zaten zor , bugünlerde daha da zor , hiç olmazsa buralarda biraz daha hoşgörülü olup , zor olan hayatı, bir nebze olsun keyifli hale getirmek pekala bizim elimizde ...
bizzat daha dün benim de başıma geldi.içinde hiçbir biçimde küfür, hakaret olmayıp, sadece ironik bir gönderme olan entrym silindi .
bu tür yerlerde mevzu kişilerin inisiyatifine bırakılırsa, bu tür durumların yaşanması kaçınılmaz olur . öyle ki , benim espriyle karışık ironi yaptığım entyr yi acaba nasıl anladı veya yorumladı silen arkadaş.
öyle ya, onu silmesi için, yaptığı yorum sonunda ulaşılan bir sonuç olması gerek .
bunu ben, bu şekilde düşünerek yazdım, karşı taraf hiç alakasız bir yorumdan ulaştığı sonuca binaen sildi . ne olacak şimdi ? olan bizim iyiniyetli entrye oldu .
onun için derim ki ,
kurallar sana göre, bana göre, ona göre olmaz , herkese göre, evrensel bir nitelik barındırmalı içinde.
bu da , oturup konuyla ilgili kafa yorup , zaman harcayıp, farklı kişilerin, farklı çevrelerin de fikirlerini alıp, çoğunluğun sonuçları esas alınarak oluşturulmalı, ben yaptım oldu ya getirilmemelidir.
evet, sözlükler özgür olmalı, herkes dilediğince fikrini ifade edebilmeli .
ama kurallar da olmalı, zira biz gibi medeniyeti biraz geriden takip eden toplumlarda fazla özgürlük, naz yapmanın aşık uyandırması gibi bazen karşıdakini usandırabilecek duruma gelebilir, yani biz toplum olarak özgürlük kavramını bazen fazlaca abartıyor, sonsuz , sınırsız hak veya haklar olarak yorumluyor , bu sebeple ortaya hoş olmayan görüntülerin çıkmasına sebep olabiliyoruz.
burada en çok bahsedilen konu , küfür konusu, edelim mi , etmeyelim mi ?
etmeyin kardeşim, ha yok illa edecekseniz de işin içine cinsel uzuvlarınızı sokacağınıza, aklınızı, fikrinizi, yaratıcı yönünüzü sokun .
moderasyon yönünden bakılırsa da,
hemen silmeyin kardeşim, önce bir anlamaya çalışın, bu adam bunu farklı amaçla da söylemiş olabilir mi empatisini yapın kendi içinizde.
ha yok, illa da silmeye kararlıysanız, yazan kişiyle iletişime geçin, durumla ılgili bilgi verin , onun da bir fikrini alın.
ışi ben yaptım oldu'ya getirmeyin .
bunlar olursa, karşılıklı iyi niyet , hoşgörü olursa insan durur orda , yoksa surekli kavga gürültü sürtüşmenin içinde neden bulunsun ki , hayat zaten zor , bugünlerde daha da zor , hiç olmazsa buralarda biraz daha hoşgörülü olup , zor olan hayatı, bir nebze olsun keyifli hale getirmek pekala bizim elimizde ...
devamını gör...
mi minör 10. senfoni op.93 (shostakovich)
ne zaman yazıldığı bilinmeyen, prömiyeri 17 aralık 1953 tarihinde yapılan dmitriy dmitriyevich shostakovich senfonisi. josef stalin'in ölümüyle rahat nefes almaya başlayan shostakovich'in o dönem birbiri ardına kasasından çıkartıp yayınladığı bestelerinden birisidir.
gerçi shostakovich'in yazdıklarına göre bu senfoni stalin'in ölümünün hemen ardından yazılmış. bu sebepten ötürü kasasında duran bestelerinden birisi değildir muhtemelen. shostakovich, bu bestesinde stalin'i anlattığını söylüyor. ama bunu "elbette anlattığım başka şeyler de var ama genel olarak stalin dönemini anlattım" demiş.
bestede yer alan re-mi bemol-do-si (d-es-c-h; dmitri schostakowitsch) motifinden yola çıkarsak stalin hakkındaki yorumlarını ve stalin ile olan ilişkisini bu beste üzerinden anlattığı varsayımında bulunabiliriz sanırım.
ayrıca bu bestede "mi-la-mi-re-la" (e-la-mi-re-a) motifiyle de aşık olduğu öğrencisi elmira nazirova'ya yer vermiş.
yani bu besteyi bir nevi shostakovich amcanın stalin dönemindeki otobiyografisi olarak ele almak mümkün. eğer shostakovich'in o dönemde neler yaptığı bilinirse besteyi anlamak daha da kolaylaşacaktır.
karajan yönetiminde berliner philharmoniker kaydı:
gerçi shostakovich'in yazdıklarına göre bu senfoni stalin'in ölümünün hemen ardından yazılmış. bu sebepten ötürü kasasında duran bestelerinden birisi değildir muhtemelen. shostakovich, bu bestesinde stalin'i anlattığını söylüyor. ama bunu "elbette anlattığım başka şeyler de var ama genel olarak stalin dönemini anlattım" demiş.
bestede yer alan re-mi bemol-do-si (d-es-c-h; dmitri schostakowitsch) motifinden yola çıkarsak stalin hakkındaki yorumlarını ve stalin ile olan ilişkisini bu beste üzerinden anlattığı varsayımında bulunabiliriz sanırım.
ayrıca bu bestede "mi-la-mi-re-la" (e-la-mi-re-a) motifiyle de aşık olduğu öğrencisi elmira nazirova'ya yer vermiş.
yani bu besteyi bir nevi shostakovich amcanın stalin dönemindeki otobiyografisi olarak ele almak mümkün. eğer shostakovich'in o dönemde neler yaptığı bilinirse besteyi anlamak daha da kolaylaşacaktır.
karajan yönetiminde berliner philharmoniker kaydı:
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
bekle dedi gitti ben beklemedim o da gelmedi, hayatımın özeti.
devamını gör...
iyice eğil hepsini alırsın
hdp'yi günahım kadar sevmem. terörizmin diplomatik hali gibiler ama bu lafları edene de bakacak olursak, onların da farkı yok. terbiyesiz herif. ne kadar alacağını kendinden biliyor demek.
devamını gör...
sürekli olumlu olan insan
sözlükte sıkça bulunmalarını istediğim insanlardır. biraz pozitif enerji yaysınlar.
zaten gerçek hayatta bıkmış vaziyetteyim. ben ve bir çok kişi.
zaten gerçek hayatta bıkmış vaziyetteyim. ben ve bir çok kişi.
devamını gör...
güney afrika cumhuriyeti
doğası, iklimi çok güzel bir ülkedir. çete üyeleri, kriminal tipler hariç her ırktan insanları genelde nazik, terbiyelidir, en ufak birşey olsa sorry derler, trafikte birbirlerine yol verirler, kavga eden sürücü görülmez. sadece sarhoş olanlar belki dövüşebilir ama bar ve ev harici dışarıda, sahilde, ormanda... içki içmek yasaktır ve sarhoş birini görme ihtimaliniz yoktur tabi sizde içmiyorsanız.
siyah ve melezler için fakirlik ve yaşam şartları büyük problemdir ve bunun sonucu olarak gasp, cinayet, tecavüz çoktur. o yüzden ben ırkçı değilim, ben onları severim, onlarda beni diye düşünmeyin. gezilecek yerleri iyi tespit etmek gerekir, arka sokaklara, siyah, melez yoğunluklu semtlere gidilmemesi yada tanıdık ile gidilmesi iyidir.
başta altın, elmas, kömür... birçok maden bulunur ama bu madenlerin siyah ve melez vatandaşlara bir faydası yoktur. bir tarafta elon musk gibi çok zengin beyazlar, diğer tarafta teneke evlerde yaşayan siyahlar vardır. ülkede genel olarak suç problemi vardır ve bu sorun devletin pek umurunda değildir. devlet ülkedeki ortamın kötüleşmesi sonucu beyazların ülkeyi terk etmesini bekliyor gibidir.
siyah ve melezler için fakirlik ve yaşam şartları büyük problemdir ve bunun sonucu olarak gasp, cinayet, tecavüz çoktur. o yüzden ben ırkçı değilim, ben onları severim, onlarda beni diye düşünmeyin. gezilecek yerleri iyi tespit etmek gerekir, arka sokaklara, siyah, melez yoğunluklu semtlere gidilmemesi yada tanıdık ile gidilmesi iyidir.
başta altın, elmas, kömür... birçok maden bulunur ama bu madenlerin siyah ve melez vatandaşlara bir faydası yoktur. bir tarafta elon musk gibi çok zengin beyazlar, diğer tarafta teneke evlerde yaşayan siyahlar vardır. ülkede genel olarak suç problemi vardır ve bu sorun devletin pek umurunda değildir. devlet ülkedeki ortamın kötüleşmesi sonucu beyazların ülkeyi terk etmesini bekliyor gibidir.
devamını gör...
evrene mesaj yollamak
mesaj içeriğinin net olmasında fayda var dediğim eylem. yoksa evren bıraktığınız boşlukları kafasına göre dolduruyor ve inanın bu hiç hoş olmuyor.
devamını gör...
sevgi
sevgi neydi, sevgi emekti.
(bkz: selvi boylum al yazmalım)
bence sevgiyi anlatmak zor, sevgiyi anlatır gibi yapmak bile zor hatta. herkesin sevgi tanımı çok farklıdır bence, hayatımda gördüğüm en subjektif kelime bu olabilir diye düşünüyorum şu an. bu fikrim belki değişir ilerleyen zamanlarda.
(bkz: selvi boylum al yazmalım)
bence sevgiyi anlatmak zor, sevgiyi anlatır gibi yapmak bile zor hatta. herkesin sevgi tanımı çok farklıdır bence, hayatımda gördüğüm en subjektif kelime bu olabilir diye düşünüyorum şu an. bu fikrim belki değişir ilerleyen zamanlarda.
devamını gör...
kanser olmak
bir espri olarak da kullanılan birleşik fiil. çok gıcık olmak anlamında. ben de kullanıyordum sanırım. önceden.
hayatına kanser hastalığı girmiş biri için bu kullanım dünya üzerinde yokmuş, hiç var olmamışçasına buharlaşıyor. bu kelime ve ardına eklenen tüm fiilimsiler sadece, sadece gerçek anlamı ile var oluyor. bu kullanıma rast geldiğinizde ilk etapta cümleyi algılayamıyorsunuz. sonra aaa evet böyle bir şey de vardı diyorsunuz...
umarım ömrünüz boyunca sadece espri anlamı ile kullanırsınız.
hayatına kanser hastalığı girmiş biri için bu kullanım dünya üzerinde yokmuş, hiç var olmamışçasına buharlaşıyor. bu kelime ve ardına eklenen tüm fiilimsiler sadece, sadece gerçek anlamı ile var oluyor. bu kullanıma rast geldiğinizde ilk etapta cümleyi algılayamıyorsunuz. sonra aaa evet böyle bir şey de vardı diyorsunuz...
umarım ömrünüz boyunca sadece espri anlamı ile kullanırsınız.
devamını gör...
