avatar
hindu mitolojisinde,bir tanrının gökyüzünden yere görülebilen bir biçim alarak inişidir.bunların en ünlüleri vişnu'n on avatar'ıdır.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük.
sevdiğim çiçek zamanı gelmiş.
her yer rengârenk kasımpatı dolar şimdi.
ayın 10 yazarı için kitap yerine bana kasımpatı yollayabilir yönetim, gerçekten.
mis gibi bir gün olsun.
aynı görseldeki gibi.
sevdiğim çiçek zamanı gelmiş.
her yer rengârenk kasımpatı dolar şimdi.
ayın 10 yazarı için kitap yerine bana kasımpatı yollayabilir yönetim, gerçekten.
mis gibi bir gün olsun.
aynı görseldeki gibi.
devamını gör...
girlboss
21 nisan 2017'de netflix'te ilk sezonu yayınlanan, bir sezon sonra maalesef iptal edilen komedi türündeki dizi. başrolünde britt robertson'ın oynadığı dizide johnny simmons ve ellie reed gibi oyuncular da yer alıyor. dizinin konusu ise kendi işinin patronu olmak isteyen sophia. önce çok da sevmediği bir işte, hayatını idame ettirmek için çalışıyordur. sonrasında ikinci el dükkanında bulduğu bir ceketle ebay macerasına atılan sophia bir süre sonra deli gibi para kazanmaya başlar. istediği işi, keyif alarak yapıyordur. işleri daha da büyütür ve direkt kendisine ait nasty gal adında bir butik açar.
diğer ebay satıcılarıyla çekişmeleri, kendi hayatındaki ikili ilişkileri, babasıyla ilişkisi, arkadan bıçaklanma gibi olaylarına şahit oluyoruz izlerken. biraz da 'girl power' teması kasılmış dizide ama hoş olmuş bence. bir kadının kendi ayakları üzerinde durduğunu izlemek eminim her hemcinsime hoş gelecektir. dizi, sophia amoruso adlı gerçek bir iş insanının biyografisinden uyarlanmış. bir oturuşta bitirilebilecek bir dizi olduğunu düşünüyorum. boş bir vaktinizde izlemenizi öneririm.
diğer ebay satıcılarıyla çekişmeleri, kendi hayatındaki ikili ilişkileri, babasıyla ilişkisi, arkadan bıçaklanma gibi olaylarına şahit oluyoruz izlerken. biraz da 'girl power' teması kasılmış dizide ama hoş olmuş bence. bir kadının kendi ayakları üzerinde durduğunu izlemek eminim her hemcinsime hoş gelecektir. dizi, sophia amoruso adlı gerçek bir iş insanının biyografisinden uyarlanmış. bir oturuşta bitirilebilecek bir dizi olduğunu düşünüyorum. boş bir vaktinizde izlemenizi öneririm.
devamını gör...
unutulmayan lise anıları
okuduğumuz okulda tek yumurta ikizi kızlar var, acayip güzeller. allah överek yaratmış, çok zaman ve emek harcamış.
biz de iki kafadar sürekli beraber takılıyoruz, kızlardan da müthiş etkilenmişiz, kızlar da bunu biliyorlar.
punduna getirip sohbet etmek istiyoruz, bir gün fırsat yakaladık ve kızların yanına gittik, arkadaş söze girdi, biz sizlerden çok hoşlanıyoruz diye bağlama çekmeye başladı, kızlar kıkırdayarak dinliyorlar, nihayetinde birisi, hanginiz kimden hoşlanıyor dedi ve bizim salak arkadaş bombayı patlattı, "farketmez" dedi.
kızlar tabii siktiri çektiler.
olm niye öyle dedin manyak mısın dediğimde, ulan tek yumurta ikizi, tıpatıp aynılar, ne farkedecek, demişti.
hayatımın en rezil günüydü.
hangisi ayşe hangisi neşe bilmiyorduk tabi ama kızların bizden piç olduğunu anlamıştık.
biz de iki kafadar sürekli beraber takılıyoruz, kızlardan da müthiş etkilenmişiz, kızlar da bunu biliyorlar.
punduna getirip sohbet etmek istiyoruz, bir gün fırsat yakaladık ve kızların yanına gittik, arkadaş söze girdi, biz sizlerden çok hoşlanıyoruz diye bağlama çekmeye başladı, kızlar kıkırdayarak dinliyorlar, nihayetinde birisi, hanginiz kimden hoşlanıyor dedi ve bizim salak arkadaş bombayı patlattı, "farketmez" dedi.
kızlar tabii siktiri çektiler.
olm niye öyle dedin manyak mısın dediğimde, ulan tek yumurta ikizi, tıpatıp aynılar, ne farkedecek, demişti.
hayatımın en rezil günüydü.
hangisi ayşe hangisi neşe bilmiyorduk tabi ama kızların bizden piç olduğunu anlamıştık.
devamını gör...
avusturya başbakanı istifa etti
www.sozcu.com.tr/2021/dunya...
avusturya başbakanını istifa etmesi olayıdır.
eğer böyle bir ülkede yaşıyorsanız, adınız böyle bir olayda geçiyorsa ve soruşturma başlatılacaksa hakkınızda, olması gereken harekettir.
ayrıca böyle ülkelerde kiminle kimin "seviştiğine" karışılmaz, karışana da hareketin kralını çekerler.
ayrıca böyle ülkelerde vergilerle kan emilmez, emmeye kalkıştığınızda sokaklar karışır ve anarşizm baş kaldırır.
ayrıca böyle ülkelerde alkol çok ucuzdur ve inanç, ifade özgürlüğü vardır. gerçekten var böyle şeyler.
ayrıca böyle ülkelerde siyasal islam cirit etmez ve insanların inançları ağızlarda malzeme yapılmaz, kutsal kitaplarla mitingler yapılmaz.
ayrıca böyle ülkelerde her gün terörist, vatan haini ilan edilmezsiniz.
ayrıca böyle ülkelerde bakan çocuklarının gemicikleri, offshore hesapları, vergi cennetlerine para kaçırmalar yoktur. yapıldığı anlaşılırsa da o ülkenin yargıçları, savcıları donlarına kadar alırlar ve güneş yüzü göstermezler onlara veyahut idam ederler.
ayrıca böyle ülkelerde savcılar cesurdur, cübbelerinde "düğme olmadığını" bilerek hareket ederler. belge varsa, başbakan bile olsa "sen gel buraya bakayım paşam" deyip baskın yapabilirler.
ayrıca böyle ülkelerde geçim sıkıntısını yaşama ihtimaliniz daha azdır ve işverenden çok, işçiler düşünülür.
ayrıca böyle ülkelerde sporda siyaset olmaz. biletler çok ucuzdur ve hayat pahalılığını daha az hissedersiniz.
ayrıca böyle ülkelerde "cemaat, dergah, tarikat" gibi çağ dışı oluşumlara pek denk gelemezsiniz.
ayrıca böyle ülkelerde suç oranı bizim ülkemize göre daha düşüktür, vardır suç işleyenler ama kravat taktı diye ceza indirimi almaz ya da tecavüzcüsü ile evlendirilmeye asla kalkışılmaz bile.
eğer bu olay türkiye'de olsaydı, başkan ne yapardı/ne derdi?
a- çalıyoruz ama çalışıyoruz.
b- dıj güçlerin oyunu.
c- 15 temmuz'da biz burdaydık, siz neredeydiniz ey vatan hainleri!
d- ey amerika, haddini bileceksin.
e- din elden gidiyor, ezanlar dinmez, bayrak indirilmez.
f- hepsi.
entry bu kadardır. silivri işlemez bana bu arada. ankara bebesiyim ben. silivri de neyin nesi hele bakayım..
avusturya başbakanını istifa etmesi olayıdır.
eğer böyle bir ülkede yaşıyorsanız, adınız böyle bir olayda geçiyorsa ve soruşturma başlatılacaksa hakkınızda, olması gereken harekettir.
ayrıca böyle ülkelerde kiminle kimin "seviştiğine" karışılmaz, karışana da hareketin kralını çekerler.
ayrıca böyle ülkelerde vergilerle kan emilmez, emmeye kalkıştığınızda sokaklar karışır ve anarşizm baş kaldırır.
ayrıca böyle ülkelerde alkol çok ucuzdur ve inanç, ifade özgürlüğü vardır. gerçekten var böyle şeyler.
ayrıca böyle ülkelerde siyasal islam cirit etmez ve insanların inançları ağızlarda malzeme yapılmaz, kutsal kitaplarla mitingler yapılmaz.
ayrıca böyle ülkelerde her gün terörist, vatan haini ilan edilmezsiniz.
ayrıca böyle ülkelerde bakan çocuklarının gemicikleri, offshore hesapları, vergi cennetlerine para kaçırmalar yoktur. yapıldığı anlaşılırsa da o ülkenin yargıçları, savcıları donlarına kadar alırlar ve güneş yüzü göstermezler onlara veyahut idam ederler.
ayrıca böyle ülkelerde savcılar cesurdur, cübbelerinde "düğme olmadığını" bilerek hareket ederler. belge varsa, başbakan bile olsa "sen gel buraya bakayım paşam" deyip baskın yapabilirler.
ayrıca böyle ülkelerde geçim sıkıntısını yaşama ihtimaliniz daha azdır ve işverenden çok, işçiler düşünülür.
ayrıca böyle ülkelerde sporda siyaset olmaz. biletler çok ucuzdur ve hayat pahalılığını daha az hissedersiniz.
ayrıca böyle ülkelerde "cemaat, dergah, tarikat" gibi çağ dışı oluşumlara pek denk gelemezsiniz.
ayrıca böyle ülkelerde suç oranı bizim ülkemize göre daha düşüktür, vardır suç işleyenler ama kravat taktı diye ceza indirimi almaz ya da tecavüzcüsü ile evlendirilmeye asla kalkışılmaz bile.
eğer bu olay türkiye'de olsaydı, başkan ne yapardı/ne derdi?
a- çalıyoruz ama çalışıyoruz.
b- dıj güçlerin oyunu.
c- 15 temmuz'da biz burdaydık, siz neredeydiniz ey vatan hainleri!
d- ey amerika, haddini bileceksin.
e- din elden gidiyor, ezanlar dinmez, bayrak indirilmez.
f- hepsi.
entry bu kadardır. silivri işlemez bana bu arada. ankara bebesiyim ben. silivri de neyin nesi hele bakayım..
devamını gör...
bir abinizin normal sözlük gözlemleri
42' lik bir ağabeyiniz olarak sonuna kadar katıldığım gözlemlerdir.
şimdi diyeceksiniz ki, ulan 42 yaşına gelmişsin, burada ne işin var? ne yapayım, bir çok akranım gibi yanlarım ağrıyarak survivor mı izleyeyim, eşim kahvaltı bıçağının ucunda soyulmuş elma, portakal dilimleri verirken bana ? evden çalışıyorum, bilgisayar hayatımın parçası. arada sırada da açıp bakıyorum, ne olmuş ne bitmiş diye. sonra bakıyorum ki tanımdan ziyade , 5. sınıf durum komedisi başlıklıarı falan... geldik, sevdik, beğendik. sonu benzemez umarım diğer sözlüklere...
şimdi diyeceksiniz ki, ulan 42 yaşına gelmişsin, burada ne işin var? ne yapayım, bir çok akranım gibi yanlarım ağrıyarak survivor mı izleyeyim, eşim kahvaltı bıçağının ucunda soyulmuş elma, portakal dilimleri verirken bana ? evden çalışıyorum, bilgisayar hayatımın parçası. arada sırada da açıp bakıyorum, ne olmuş ne bitmiş diye. sonra bakıyorum ki tanımdan ziyade , 5. sınıf durum komedisi başlıklıarı falan... geldik, sevdik, beğendik. sonu benzemez umarım diğer sözlüklere...
devamını gör...
öldürmek
çekmecemdeki bir kağıt -kim yazdı bilinmez- şöyle diyordu öldürmekle ilgili:
"bir katil olarak hemen buraya bir şeyler iliştirebilirim öldürmekle ilgili. kimi veyahut neyi, nasıl, nerede, ne zaman öldürmek?
öldürmek denilen kavramın, eylemin meşru olup olmadığını kim belirler? niye yapamayız bunu? veyahut bir erkeğin veya bir kadının intiharına derin bir ruhsal işkenceyle sebep olan bir erkeği veya bir kadını niçin cezalandırmayız da tabanca el değiştirince cezalandırırız? bu konu adalet psikolojisinin konusu olsa da felsefeyi de çağırır. zaten hiçbir şey onsuz olmaz.
fakat ben burada bir şeyleri yine kendi üslubumca anlatmak isterim. akademik yazılar bir kenara. ileride yazar çizerim. şimdi ne düşünüyorum?
acı sanatın belki de yegane kaynağıdır. fakat tek kaynağı olmayabilir de... yine de acının yadsınamaz bir rolü olduğu aşikardır sanıyorum. o halde acı nasıl daha hakiki bir şekilde ortaya çıkar? yani bir anlamda sanat nasıl yüceltilebilir?
cevap: sevdiğin birisini öldürmek.
ya da en azından ölümüne şahit olmak...
günahımın farkındayım gerçi ama burada bunu açıklayamam. telafisi olmayan hatalar yapabilir insanlar, kabul. fakat o "telafi edilemeyen şey" gün gelir yerini başka bir "telafi edilemeyen şey"e bırakır. yani aslında telafi edilebilir. her şey gibi... insan unutur. fakat bazıları unutmaz. bazı şeyler unutulmaz.
yine de gerçek bellidir. insan ondan sakınır ve görmek istemez. yine de oradadır işte.
öldürmenin doğurduğu suçluluk duygusu paha biçilemezdir! kişi ne kadar acı çekmişse öldürmek'te, işte o zaman daha büyük bir sanat eseri meydana getirir! çünkü acı hayatın, doğanın bir yasasıdır. ve en çıplak haliyle bizleri yakıp yıktığında arkamıza bile bakmayız!
karşınızda güzel sanatların bir dalı olarak cinayet!
ceza felsefesi kenardan bir şeyler söylesin dursun. her durumda kendi normunu bize dayatmaktan fazlasını yapamayacaktır. biz dedim, affedin."
"bir katil olarak hemen buraya bir şeyler iliştirebilirim öldürmekle ilgili. kimi veyahut neyi, nasıl, nerede, ne zaman öldürmek?
öldürmek denilen kavramın, eylemin meşru olup olmadığını kim belirler? niye yapamayız bunu? veyahut bir erkeğin veya bir kadının intiharına derin bir ruhsal işkenceyle sebep olan bir erkeği veya bir kadını niçin cezalandırmayız da tabanca el değiştirince cezalandırırız? bu konu adalet psikolojisinin konusu olsa da felsefeyi de çağırır. zaten hiçbir şey onsuz olmaz.
fakat ben burada bir şeyleri yine kendi üslubumca anlatmak isterim. akademik yazılar bir kenara. ileride yazar çizerim. şimdi ne düşünüyorum?
acı sanatın belki de yegane kaynağıdır. fakat tek kaynağı olmayabilir de... yine de acının yadsınamaz bir rolü olduğu aşikardır sanıyorum. o halde acı nasıl daha hakiki bir şekilde ortaya çıkar? yani bir anlamda sanat nasıl yüceltilebilir?
cevap: sevdiğin birisini öldürmek.
ya da en azından ölümüne şahit olmak...
günahımın farkındayım gerçi ama burada bunu açıklayamam. telafisi olmayan hatalar yapabilir insanlar, kabul. fakat o "telafi edilemeyen şey" gün gelir yerini başka bir "telafi edilemeyen şey"e bırakır. yani aslında telafi edilebilir. her şey gibi... insan unutur. fakat bazıları unutmaz. bazı şeyler unutulmaz.
yine de gerçek bellidir. insan ondan sakınır ve görmek istemez. yine de oradadır işte.
öldürmenin doğurduğu suçluluk duygusu paha biçilemezdir! kişi ne kadar acı çekmişse öldürmek'te, işte o zaman daha büyük bir sanat eseri meydana getirir! çünkü acı hayatın, doğanın bir yasasıdır. ve en çıplak haliyle bizleri yakıp yıktığında arkamıza bile bakmayız!
karşınızda güzel sanatların bir dalı olarak cinayet!
ceza felsefesi kenardan bir şeyler söylesin dursun. her durumda kendi normunu bize dayatmaktan fazlasını yapamayacaktır. biz dedim, affedin."
devamını gör...
acaba sadece bana mı oluyor diye düşünülen şeyler
bir şey için heveslenip, onun hayalini kuruyorsam o şeyin olma ihtimali evrenden siliniyor.
devamını gör...
ben eşime kur yapamıyorum
30 yıl aynı yatağa girdiği adamdan dahi utanan o kadar çok anadolu kadını var ki yazık. bu durum ciddi bir toplumsal baskı sonucu ortaya çıkan problemdir. cinselliği bir tabu haline getiren, konuşulmasından araştırılmasından hele ki evlenmeden deneyimlenmesinden sakınılan toplumlarda ortaya çıkması normal olan bir diyalogtur.
devamını gör...
yekta kopan
bütün kitaplarını okuduğum çok iyi bir yazar olmasının yanı sıra harika bir seslendirme sanatçısı ve bir dönem gece gündüz programını da sunmuş olan televizyoncudur.

bir yazar olarak kütüphanedeki kitaplarını okumaktan büyük mutluluk duyduğum bir insan olan yekta kopan benim için kesinlikle gastronomik bir önem taşıyan aşk mutfağından yalnızlık tarifleri ile sait faik hikaye armağanını, bir de baktım yoksun ile de haldun taner öykü ödülü ve yunus nadi öykü ödülünü kazanmıştır.
ntv’de yayınlanan gece gündüz programını bir dönem sunmuş olan yekta kopan televizyon ekranlarında gördüğümüz zaman hüzün dolu bir mutluluk duyduğumuz nadir sanat programlarından biri olarak bir efsane haline gelen programda da oldukça başarılı olmuştur. ayrıca yekta kopan fil uçuşu diye bir blogun da yazarıdır.

gelelim türkiye’de bir numara olduğu işine, yani seslendirme sanatçılığı. yekta kopan öncelikle hepimizin çok sevdiği ve dinozora hanım hanım diye çıkışan sid’in sesidir. buz devrini izleme nedenlerimizdendir. ayrıca atarlı giderli yarış arabası şimşek mcqueen’i, sahte kahraman rango’yu, kötü kedi şerafettin’i, ayı yogi’nin yancısı bobo’yu ve sevimsiz sincap alvin’i de seslendirmiştir.

yeterli mi bu kadar? elbette hayır! komedi tanrısı jim carrey ve canımız ciğerimiz michael j. fox’un geleneksel sesi olan yekta kopan ayrıca esaretin bedelinde kaşıklara ve posterlere hükmeden adam andy dufrense’i, kan revan (bkz: dövüş kulübü)nde ayrıksı ve mistik süper kahraman tyler durden’ı ve tabii ki perfect strangers dizisinde kuzen balki’yi de seslendirerek akıl almaz bir harika yaratmıştır.

daha ne yapsın bu adam!

bir yazar olarak kütüphanedeki kitaplarını okumaktan büyük mutluluk duyduğum bir insan olan yekta kopan benim için kesinlikle gastronomik bir önem taşıyan aşk mutfağından yalnızlık tarifleri ile sait faik hikaye armağanını, bir de baktım yoksun ile de haldun taner öykü ödülü ve yunus nadi öykü ödülünü kazanmıştır.
ntv’de yayınlanan gece gündüz programını bir dönem sunmuş olan yekta kopan televizyon ekranlarında gördüğümüz zaman hüzün dolu bir mutluluk duyduğumuz nadir sanat programlarından biri olarak bir efsane haline gelen programda da oldukça başarılı olmuştur. ayrıca yekta kopan fil uçuşu diye bir blogun da yazarıdır.

gelelim türkiye’de bir numara olduğu işine, yani seslendirme sanatçılığı. yekta kopan öncelikle hepimizin çok sevdiği ve dinozora hanım hanım diye çıkışan sid’in sesidir. buz devrini izleme nedenlerimizdendir. ayrıca atarlı giderli yarış arabası şimşek mcqueen’i, sahte kahraman rango’yu, kötü kedi şerafettin’i, ayı yogi’nin yancısı bobo’yu ve sevimsiz sincap alvin’i de seslendirmiştir.

yeterli mi bu kadar? elbette hayır! komedi tanrısı jim carrey ve canımız ciğerimiz michael j. fox’un geleneksel sesi olan yekta kopan ayrıca esaretin bedelinde kaşıklara ve posterlere hükmeden adam andy dufrense’i, kan revan (bkz: dövüş kulübü)nde ayrıksı ve mistik süper kahraman tyler durden’ı ve tabii ki perfect strangers dizisinde kuzen balki’yi de seslendirerek akıl almaz bir harika yaratmıştır.

daha ne yapsın bu adam!
devamını gör...
apoloji
hristiyan dininin doğruluğunu, haklılığını ussal temelde savunan metinlerdir. hristiyanlığın çok tanrılı dinlere karşı zayıf durumda olduğu dönemlerde yazımına başlanan apolojik metinler, hem inananların kuşkularını dağıtmayı, hem de inanmayanları hristiyanlığa çekmeyi hedefliyordu.
aslında sadece hristiyanlığa özgü bir kavram değildir. genel olaral savunma anlamına gelir.
hristiyan tarih yazımının başladığı geç antikçağ, antikite’den ortaçağ’a geçiş sancılarının yaşandığı ve günümüzü dahi etkileyen önemli bir kaç yüzyılı kapsamaktadır. siyasi, ekonomik, kültürel ve toplumsal değişimlerin hızla gerçekleştiği bu dönemde akdeniz’in dört bir yanına yayılmış hıristiyanlar, ıv.yüzyıldan itibaren kendilerine tanınan geniş haklar çerçevesinde kendi itikatlarını apolojilerle ve yazdıkları tarih kitapları ile savunmaya çalışmışlardır. bu apolojiler ve tarihlerde hıristiyanların sapkın bir grup olmadığını ya da hıristiyanlığın sadece bir
felsefe okulu olmadığını savunmuşlar ve aynı zamanda kendilerine eski ahit’ten faydalanarak köklü bir geçmiş oluşturmuşlardır. bu süreçte karşımıza çıkan eusebius, augustinus ve orosius gibi önde gelen erken dönem hıristiyanlar, aynı zamanda dönemin siyasi gelişmeleri de eserlerine kaydederek hıristiyanlık- siyaset ve kilise bağlamında yeni edebi türler ve teoriler ortaya koymuşlardır. bunları yaparken yazım tekniğini de dikkate almış ve antik yunan tarih yazım geleneğinden faydalanmanın yanı sıra bu geleneği birçok noktada eleştirmişler ve eleştirdikleri bu noktaları kendi inanç ve ahlak sistemlerine göre tanzim etmişlerdir.
kaynak: sosyal bilimler dergisi
aslında sadece hristiyanlığa özgü bir kavram değildir. genel olaral savunma anlamına gelir.
hristiyan tarih yazımının başladığı geç antikçağ, antikite’den ortaçağ’a geçiş sancılarının yaşandığı ve günümüzü dahi etkileyen önemli bir kaç yüzyılı kapsamaktadır. siyasi, ekonomik, kültürel ve toplumsal değişimlerin hızla gerçekleştiği bu dönemde akdeniz’in dört bir yanına yayılmış hıristiyanlar, ıv.yüzyıldan itibaren kendilerine tanınan geniş haklar çerçevesinde kendi itikatlarını apolojilerle ve yazdıkları tarih kitapları ile savunmaya çalışmışlardır. bu apolojiler ve tarihlerde hıristiyanların sapkın bir grup olmadığını ya da hıristiyanlığın sadece bir
felsefe okulu olmadığını savunmuşlar ve aynı zamanda kendilerine eski ahit’ten faydalanarak köklü bir geçmiş oluşturmuşlardır. bu süreçte karşımıza çıkan eusebius, augustinus ve orosius gibi önde gelen erken dönem hıristiyanlar, aynı zamanda dönemin siyasi gelişmeleri de eserlerine kaydederek hıristiyanlık- siyaset ve kilise bağlamında yeni edebi türler ve teoriler ortaya koymuşlardır. bunları yaparken yazım tekniğini de dikkate almış ve antik yunan tarih yazım geleneğinden faydalanmanın yanı sıra bu geleneği birçok noktada eleştirmişler ve eleştirdikleri bu noktaları kendi inanç ve ahlak sistemlerine göre tanzim etmişlerdir.
kaynak: sosyal bilimler dergisi
devamını gör...
2020 yılına bir şarkı ile veda et
bir gün gitsen bile hatıran yeter.
devamını gör...
yazarların salaklığı ile kaybettiği şeyler
(bkz: gençlik)
gerçi biyolojik açıdan bakarsak hâlâ bir 15 yılım var ama yine de şu geç kalmışlık hissi gitmiyor bir türlü. hoş, bütün bunlar hep türkiye'de yaşamaktan kaynaklı.
tanım: zamanında müdahale edilmediği takdirde kaybedilmesi ağır sonuçlara yol açabilecek şeylerdir.
gerçi biyolojik açıdan bakarsak hâlâ bir 15 yılım var ama yine de şu geç kalmışlık hissi gitmiyor bir türlü. hoş, bütün bunlar hep türkiye'de yaşamaktan kaynaklı.
tanım: zamanında müdahale edilmediği takdirde kaybedilmesi ağır sonuçlara yol açabilecek şeylerdir.
devamını gör...
gece gökyüzünü izlemek
istanbul gibi büyük ve ışık kirliliğinin fazla olduğu şehirlerde özellikle geceleri gökyüzünün güzelliğini anlayamazsınız maalesef. ama daha küçük bölgelerde ya da köylerde falan o manzaranın yerini hiçbir şey tutamıyor. küçük yerlere gittiğim zamanlarda kaç kere yıldız kaymasına denk geldim ve o manzarayı izlemek için uykusuz kaldım ben bile bilmiyorum*.
devamını gör...
normal sözlük’teki yörük kökenli yazarlar
sarı keçili yörükleri mi kara keçili yörükleri mi diye sormak isterdim,sjsjsjj,
devamını gör...
öz güveni artıran şeyler
özgüveni yükseltmek için kullanılan yöntemlerin hepsidir.
aynanın karşısına geçmeden kendi içinizden oldukça yüksek sesle eksikliğini hissettiğiniz şeyi bağıra bağıra kendinize söyleyin ve inanmaya çalışın yoksa artmaz bu.
atıyorum kendinizi çirkin mi buluyorsunuz?
yapmanız gereken içinizden ben güzelim ben güzelim diye bağırmak sonrada bu yalana inanabildiğiniz kadar inanmak. ne kadar çok inanırsanız özgüveniniz o kadar çok artacaktır.
aynanın karşısına geçmeden kendi içinizden oldukça yüksek sesle eksikliğini hissettiğiniz şeyi bağıra bağıra kendinize söyleyin ve inanmaya çalışın yoksa artmaz bu.
atıyorum kendinizi çirkin mi buluyorsunuz?
yapmanız gereken içinizden ben güzelim ben güzelim diye bağırmak sonrada bu yalana inanabildiğiniz kadar inanmak. ne kadar çok inanırsanız özgüveniniz o kadar çok artacaktır.
devamını gör...
edinilmiş en kıymetli hayat tecrübesi
kınadiğin yerden sınanırsin unutma...
devamını gör...
sabahlamak
aşırı sıcak ve nem sebebiyle istemeyerek yapılandır.
devamını gör...
yazarları en çok süründüren hastalık
(bkz: alerjik astım)
devamını gör...
1995
yeni yeni üniversiteli olduğum, sanki dün gibi olan yıl.
devamını gör...