“hoşgörü” kavramı ihtiva ettiği anlam itibarıyla “eşitsizliğe” vurgu yapar.
ben senden daha kıymetliyim, seni yok edebilecek kuvvete sahibim fakat buna rağmen zor kullanmıyorum ve sana tahammül ediyorum demektir esasında.
bu anlayışın bir ürünü olarak: “millet-i sadıka” benzetmesi yapılmıştır ermenilere. yani bize itaat eden, sadık kalan, sözümüzden çıkmayan, haddini bilen ulus manasında...
devamını gör...

friends,o arkadaş ortamını deneyimlemek isterdim.
devamını gör...

sigarayı bir bıraksam zengin olurum.
devamını gör...

var böyle bir şey, mesela çok zeki olmayan birinin yanında aklınıza gelen bir espriyi yapmaktan vazgeçtiğiniz olmuştur. işte hep zekası düşüklerle takılırsanız bir süre sonra aynı incelikte espri yapamadığınızı görebilirsiniz. çok sevdiğim bir sözü de şuraya bırakayım:

beş yıl sonra olacağın insan, tamamen bugün okuduğun kitaplara, izlediğin filmlere, dizilere, zaman harcadığın insanlara, tükettiğin gıdalara, alışkanlıklarına ve giriştiğin yazışmalara, konuşmalara göre şekillenecek.
ruben chavez
devamını gör...

ana karakterle benzer bir ruh halindeyken izlediğimden olsa gerek çok beğendiğim bir filmdi. 31 ağustos bildiğiniz gibi yazdan sonbahara geçiştir bizim karakterimiz de işte tam bu günde rehabilitasyon kliniğinden iş başvurusu bahanesiyle bir gün izin alarak dışarı çıkmış oslo'ya geri dönmüştür. gün boyunca vazgeçmekle devam etmek arasında kalan karakterin yaşadığı gerilim ve ikilemlere şahit oluyoruz. anders, asla gerçekten dinlenmediği, anlaşılmadığı ve yaşamın da ölüm kadar anlamsız olduğuna karar verdiği için var olmakla yok olmak arasında fark göremediği bir durumdadır. hiçbir şey elde edemeden artık orta yaşlara gelmiş ve kendini çaresiz hissetmektedir. anders, bütün bu çaresizlikler karşısında öyle gülümsemektedir ki izleyen ve en azından birkaç benzer düşünceye sahip bir kişinin bütün bu acıyı hissetmemesi mümkün değil.

film aslında oslo üçlemesinin ikinci filmi. üçlemede bir hikaye devamlılığı yok yani filmler birbirinden kopuk ama bütün filmlerde aynı karakter oynuyor. o nedenle ben karakterin ufak bir devamlılığı varmış gibi izledim daha keyifli ve anlamlı oldu ayrıca filmlerde yönetmen ve senaryonun gelişimi de bunla paralel gitmiş o yüzden sırasıyla izlemenizi tavsiye ederim.


ı want someone to feel sorry for me
devamını gör...

bu başlıkta herkesin bildiği kült kitaplar yerine (simyacı dönüşüm şeker portakalı vsvs) daha az ön planda olan kitaplar önerilmelidir kanımca.
benden bir öneri gelsin madem. bu başlıkta daha çok kitap önereceğime inanıyorum zaten.
(bkz: siyah damar)
(bkz: golem ve cin)
devamını gör...

bazı tanımları boş yere şikâyet etmekte olduğumuzu fark ettiğim sözlük.

normal sözlük formatı ve kuralları başlığında daha en başta yoldaş'ın "başlıklarımızı da yine bu şekilde tanımlama ile yaparsan müthiş bir şekilde mutlu oluruz" uyarısı var. son günlerde açılan başlıkların çoğunda tanım falan hak getire! ne anlattığı belli olmayan saçma sapan yorumlar yazılıyor bazen başlığı açan kişi tarafından. bazıları başlıkla bile alaka kurmakta zorlandığımız cinsten üstelik. tanımsız diye şikâyet ediyoruz. sonra kontrol ediyoruz, hâlâ duruyorlar olduğu gibi. maksat yazar kaybetmemek ise bazı işlevlerin işlememesinden rahatsız olanlar da yazar ve onları kaybediyoruz bu sefer. seçim yapılacaksa, formatın içine etmeyen yazarları tercih etmek gerekir diye düşünüyorum naçizane.

ya bu işe bir çözüm bulun efendim ya da "ilk yorumda tanım olmasına gerek yok. kim ne istiyorsa sallasın, sorun değil" diye açıkça söyleyin de biz de boş yere sözlük bir parça hizaya girsin diye uğraşmayalım.

edit: gerekiyorsa moderatör onaylı falan olsun başlık açma işi. siz de rahat edin biz de edelim...
devamını gör...

çok sancılar çektim, 40 olmama 6 ay kaldı, umarım köylü yazarın dediği gibi kırkımdan sonra doğarım.
devamını gör...

ilişkileri var dense daha iyi olur aslında.

(bkz: ben değil bir arkadaş)
devamını gör...

yorulup eve gelip kapıda kalmış gibi hissediyorum. güzel insanlara neler oluyor böyle.. hemencecik geeel, bekliyoruz biz.
devamını gör...

müslüman, yolda gördüğü müslümana selam verir.
bu,
-benden emin olabilirsin, demektir.
o da,
-aleyküm selam der
-sende benden emin olabilirsin, der.
ben, kimine selamun aleyküm derim, kimine gülümserim, kimine merhaba derim.
tabii bunu mümkün mertebe kendi cinsime yaparım. neme lazım, kimse beni fanı sanmasın.
devamını gör...

(bkz: n'oldu paşinyan)
devamını gör...

madem formül istenmiş naçizane fikrimi belirteyim;
evlenmeden önce evliliğin her zaman mükemmel bir düzende olmayacağını, her zaman eşini en iyi haliyle göremeyeceğini bilmek gerekiyor.
bence en önemlisi tartışma esnasında ağır konuşmamak. her iki tarafın ölçülü olması önemli. eğer bu denge sağlanamıyorsa ve ağır sözler ağızdan çıkıyorsa; her tartışmada sevgiden biraz eksilme oluyor. ıster istemez eş dışında karşı cinse beğeni, aşk başlayabiliyor. bu bile aldatmak bana göre ama eyleme geçmemiş bir düşünce eşe hissettirilmiyorsa daha büyük hata yapmadan dönüş olabiliyor. bir de egoyu bir kenara bırakıp gönül almak önemli. tabii bu bir yere kadar karşılıklı olursa etkili olur. yoksa hep bir tarafın çabaladığı bir ilişki yürümez zaten.
biraz da karakterle alâkalı tabii.
devamını gör...

şeyma'yı günahım kadar sevmem ama sormak lazım şimdi: "taktırması" ne demek? çocuğu olanlar bilir, çocuklar taklitçidir ve tutturunca da tuttururlar. bana göre de hoş bir görüntü değil elbette ama ben ne yapıp etsem 4 yaşındaki kızımın zaman zaman oje sürmesine engel olamıyorum. neden, çünkü çevresinde; örnek alacağı insanlarda bunu görüyor. sokakta absürt giyinmiş bir çocuk gördüğünüzde de "aaa annesine bak, nasıl giydirmiş?" mi diyorsunuz? linç etmek kolay, farklı yönden bakmak gerek azıcık.
devamını gör...

1995’in temmuz ayında (bkz:srebrenitsa) kentinde sırp saldırılarından kaçan binlerce boşnak, bm tarafından "güvenli bölge" ilan edilen ve 400 hollandalı barış gücü askeri tarafından korunan şehre sığındı. sığınmacılardan yaklaşık 25.000’i, barış gücü askerlerince srebrenitsa'ya birkaç kilometre mesafedeki potaçari’de bulunan bir akü fabrikasına yerleştirildi. fabrikadaki savunmasız binlerce boşnak, hollandalı askerlerce 11 temmuz 1995’te ratko mladiç, namı diğer "sırp kasabı", komutasındaki sırp askerlerine teslim edildi. askerler 12 yaş üstü tüm erkekleri bir yana, kadınları da diğer yana ayırdılar. kadınlara tecavüz edildi, erkekler ise kamyon ve otobüslere doldurularak ölüme götürüldü.
devamını gör...

artık birinin dur demesi lazım, aile planlamasına kadar karışır oldu. ne zaman evlenip kaç çocuk yapacağımıza bile sayın rte karar veriyor.
ne zaman alkol alacağımıza, tütün kullanıp kullanmayacagimiza vallahi alkışlıyorum..
evlenin diyor 4 çocuk yapın diyor, çünkü biliyor evlenen ve çocuğu olan kişiler sorumluluk sahibidir ve asgari ücrete bile sesini çıkartmamaya mecburdur.
devamını gör...

asit yagmurlari, bir diger acilimi ise kimyasal yagmurladir. asit iceren kimyasallarin (sulfur dioksit ve nitrojen oksit) havaya karisip sonrasinda yagmur, kar, sis yoluyla yeryuzune dusmesi olayidir. bu yagmurlara neden olan baslica etmenler sanayi atiklari, fosil yakitlarin kullanimi ve araclardan cikan egzoz gazlaridir. en buyuk etkiyi ise dogal kaynak sularina karismasiyla akarsularin bozulmasina ve beraberinde nehir, gol ve deniz canlilarinin yok olmasina neden olmasi diyebiliriz. bununla beraber tarim ve orman bitkilerinin zarar gormesine sebep olabilmektedir de. ve dahasi dogrudan etkisi gorulmese bile ozon kirliligine de neden olmaktadir. ulkemiz de cok fazla gorulen bir sorun degildir, lakin populasyonun yuksek oldugu, endustriyel faliyetlerin yogun oldugu ulkelerde oldukca sık gorulmektedir...
devamını gör...

mevzunun ermeni kültürü kısmına hakim değilim ancak bunun eski bir türk geleneği olduğunu söyleyebilirim. zaten günümüzde islamiyet ile bağdaştırılan çoğu ölüm sonrası ritüel orta asya kökenlidir. misal vefat eden kişinin yedisinin çıkması mevzusu, bu tamamen eski türk gelenekleri ile alakalı ve tengricilik kökenlidir. çünkü bu inanışa göre vefat eden kişi ölümünün yedinci gününde tekrar otağına döner ve otağı tepeden izler. iş bu sebeple de kendisi otağında yad edilir. ha keza vefat edenin kırkının çıkması mevzusu da aynı kökten gelir. eski türk toplumları ölen kişinin cesedinin 40 gün boyunca kök tengri tarafından korunduğuna ve cesedin 41. günden itibaren bozulmaya başladığına inanırlardı. bunların sağlamasını roux'dan ve boratav'ın bu inanışların anadolu'daki yansımalarını aktardığı anlatılarda yapabilirsiniz. işte helva meselesi de tüm bunların tamamlayıcısıdır. aslı yuğ aşıdır. anadolu'daki yansıma ismi ise yağlaştır. eskiler halen ölünün arkasından kavrulan helvayı bu isimle nitelerler. köçkünov'da kırgızlar'la ilgili yazdığı eserde bu mevzuya ucundan biraz değinir. eski türk toplumlarında bu helva çövenç adıyla anılmaktadır. bu arada vefat eden kişi için verilen yemek mevzusunun kökenleri de aş toyuna dayanır. abdullah inan, ''tarihte ve bugün şamanizm'' adlı çalışmasında buna ayrıntısı ile değinmiştir.

başta da söylediğim gibi mevzunun ermeni kültüründeki yansımalarına hakim değilim ancak bu kavramın türk kültürünün ve tengricilik inancının bir parçası olduğu, yapılan çalışmalar ve yazılan eserlerle sabittir. tabi isteyen kendi araştırmasını kendi yapar ve mevzuyu daha ayrıntılı bir şekilde aktarırsa üzerine konuşma fırsatı doğar. neticede anadolu'daki ölüm sonrası ritüellerin büyük bir bölümü tengricilik kökenlidir. tabi biz bunları islami bağlamda bazı temellere oturtmaya çalışıyoruz lakin aslını inkar eden haramzadedir der kaçarım.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

karizmatik hayvandır, ama karizmayı çizdirdiği anlarda yok değildir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim