insanın kendisiyle barışık olması hali ile söylenebilecek sözlerden bir tanesi.
devamını gör...

sadece kadınlar değil, herkes yaralarını ve ganimetlerini alıp yola devam etmeli. zira hatıralar sabit, yol süreklidir.
devamını gör...

çözemedim şu olayı yahu, bilhassa okumuş çevrelerde acayip şekilde revaçta. şu batasıca havanız nereden geliyor?

oturduğun yerden ahkam kes, ne bir gerekçe ne bir dayanak.
nasıl olsa senin eserlerin var, insanlar okuyor. e var bi itibarın di mi, salla bol keseden nasıl olsa kimse sana demeyecek nası oluyo bu iş karrdeşş hele anlat da biz de bilelim diye. ama şöyle sokak ağzıyla sormak istiyorum bu gibilere öyle efendi efendi değil. fularına düğüm attıklarım.

varsa bir yargınız ikna edersiniz biz de amenna deriz en azından saygı duyarız.
kötü yazar demekle, beceriksiz demekle olmuyor o işler. ha bir de kaleminize güveniyorsanız yazın da görelim. hayatında o alanda eser vermemiş insanlar birden eleştirmen kesiliyor. sen önce sahaya çık iki pas yap ondan sonra futbolcuyu eleştirirsin.

tamam sakinim. neyse ki kimsenin tavuğuna kışt köpeğine hoşt kedisine pist demedim.

t: amiyane tabirle kendini bişey sanmaktır.
devamını gör...

yalan söylemesi, sürekli şikayetçi olması, özgün olmaması, agresif ve sinirli olması, egolu olması.
kişinin kendine karşı olan saygısı ve sevgisi yoksa başka insanlara düzgün ve güzel şekilde davranamaz. egolarını besleyen, sürekli alım gücü ile kendini mutlu eden bireyler daima itici gelmiştir. karşılaşmamak dileği ile.
(bkz: doyumsuz tipler)
devamını gör...

kayıt olmadan önce kafa sözlükte şöyle bir gezinince gördüm ki kendine has özellikleri olan kaliteli bir sözlük. yakında epey değerlenir burası diyerek, bal porsuğu lobisinden biri olarak katılmaya karar verdim. nezih bir ortam var burada. küfür yok, ergence münakaşalar yok, ayrımcılık yok. değerli yazarlar ise epey var, pozitif enerji var, iyi şeyler var. demek ki iyi bir moderasyon var. umarım seninle güzel şeyler yaşarız kafa sözlük.
devamını gör...

türkiye cumhuriyeti'nin ikinci first lady'si.

22 eylül 1897'de doğan mevhibe hanım, üç yaşındayken babasını kaybeder. annesi ayşe saadet hanım'la zeyrek'teki dede evine yerleşirler, küçük mevhibe burada büyür. 15-16 yaşlarında yani o zaman göre gelinlik çağdayken önce zengin biriyle sözlerler ama bu nikah olmaz. 1916'daysa yine görücü usulüyle (ama pencereden de görüp beğendiği) komşularının oğlu ismet inönü'yle (ki kocası kendisinden 13 yaş büyük, kariyeri parlak bir subay) nikahlanır. piyano vs çalmayı bilse de tam bir alaturka terbiyeyle yetişen mevhibe, kocasıyla ölene kadar sizli bizli konuşur ve birbirlerine asla "mevhibe" veya "ismet" diye hitap etmezler, ancak mevhibe hanım ileride kocasının da katkısının olduğu cumhuriyete uyum sağlar...

nikahtan kısa süre sonra mevhibe hanım kocasını cepheye uğurlar. ismet bey 1918'de savaş bitince masabaşı görevle evine döner, 1920'de ilk çocukları izzet doğar, henüz birkaç aylıkken babası ankara'ya gider. gıyabında idam cezasıyla savaşan ismet paşa, ailesini de anadolu'ya aldırır. mevhibe hanım, annesi, kayınvalidesi ve kayınpederiyle kayınpederin memleketi malatya'ya taşınır. bu arada evlat acısı da tadan mevhibe hanımın oğlu izzet ölüverir. daha sonra mehvibe hanımla ismet paşanın üç çocukları olacak ve hepsi de uzun yıllar yaşayacaktır: ömer, erdal, özden.

kurtuluş savaşı'nın ardından izmir'e yerleşen mehvibe hanım burada ailesiyle beraber zevcini bekleyedursun; lozan barış konferansına gidecek olan ismet paşa'ya mustafa kemal "mevhibe hanımla gidin, kadıncağız biraz avrupa görsün" der. ismet paşa başta "bizim hanım çarşafsız sokağa çıkmaz, nasıl götüreyim onu" dese de götürmeye razı olur. mehvibe hanım da böylece avrupa'yı görür, ilk defa şapka takar. yurda dönüşlerinde de ismet paşa yeni kurulacak cumhuriyetin başbakanı atanır. böylece ankara'ya yerleşir, çankaya'da atatürk'ün köşkünün alt tarafında pembe köşk'ü satın alıp yenide inşa ettirirler. atatürk latife hanım'la boşandığı için, ilk baloyu mehvibe hanım ev sahibeliğinde burada düzenler. böylece mehvibe hanım tüm alaturka yetiştirilme zihniyetine rağmen modern bir yaşantıya da sahip olur. uzun yıllar evinde balolar davetler verir, şık giyimiyle dikkat çeker; ama ramazanlarda otuz gün orucunu tutmaya, kandillerde mevlid okutmaya da devam eder. yatak odasında "allah'ın dediği olur" yazmaktadır.

kocasının başbakanlıktan alınıp daha sonra "milli şef"liğe oturması, 1950'ye kadar ülkenin tek hakimi olması, daha sonra muhalefet lideriyken sürekli aşağılanması ve yalnızlığa mahkûm edilmesi, çocuklarına yapılan baskılar, damadı metin toker'in tutuklanması, 27 mayıs'la tekrar koalisyonla ismet paşa'nın tekrar başbakan olması... hepsinde mevhibe hanım kocasının arkasında "her başarılı erkeğin arkasında duran kadın" misali durur. 25 aralık 1973'te kocasının vefatından sonra da pembe köşkte yaşamaya devam eden mevhibe inönü, 7 şubat 1992'de vefat eder. cebeci asri mezarlığında annesiyle beraber yatmaktadır.

kaynak: torunu gülsün bilgehan'ın yazdığı biyografisi, "mevhibe".
devamını gör...

mezara götüremeyeceğim her şeyi kullanıyorum. tavsiye ederim.
devamını gör...

yazmak, başka bir nedeni yok.
zihin çöplüğümden yakaladığımı bırakıyorum buraya, bazen şöyle düşünüyorum da daha yazacak çook şey var ömür bitti yazma isteği bitmiyor.

terketmedi sevdan beni.
devamını gör...

sevgili kaynamışın konu ile ilgili açıklaması #1121839

sevgili kaynamış'ın kendi discord grubundan bir yazar, grupta konuşulan konunun ekran kaydını x yazara ulaştırıyor.
x yazar, bu görüntü ile beraber kendi nickaltına girilen tanımları da göstererek organize bir şekilde saldırı olduğunu bize bildirdi. format kurallarını göstererek gerekenin yapılmasını istedi.

ekran kaydında, kaynamış'ın "toplanın x yazara nickaltı girelim" ibaresi yer alıyordu. x yazarın nickaltını incelediğimizde, eylemin söylemden çıkaran gerçekleştirildiğine tanıklık ettik.

kafa sözlük formatı ve kuralları başlığındaki 11.maddede açık olarak ceza gerektirdiği yazmaktadır.
bu durumun formata aykırı olmasının sebebi, organik olmayan bir şekilde suni bir gündem veya algı oluşturmaktır.
benzer siyasi görüşteki 10 kişinin toplanarak a konusunda b partisini destekleyelim söylemi ile, x yazara hep beraber nickaltı girelim söylemi arasında herhangi bir fark yoktur. kafa sözlük kişilerin veya sadece belirli grupların iradesine göre şekillenen bir platform değildir.

sözlük dışı hiçbir konu bizim etki alanımızda değildir, ilgilenmeyiz. ancak sözlük dışında gerçekleşen organizasyonun, sözlük içine taşınması bizim dahil olmamızı gerektirir. bizi ilgilendiren kısım burasıdır.

konuyu görüşmek ve muhatabı dinlemek üzere sevgili kaynamış'a yazdım ve sesli görüştük. niyetim, konuyu sulh içerisinde çözüp sevgili kaynamış'a 24 saatlik bir cezai işlem uygulamaktı. hatta, nickaltında bir açıklama yazmaya bile gerek olmadığı kanaatindeydim.
görüşmeden sonra konuyu kapattığımızı düşünürken, son yaşanan gelişmeleri ​gelişen olayları üzülerek seyrettim.
konu ekseninden çıkarak, talihsiz bir pozisyona ulaştı.
işbu sebepten 24 saatlik cezası 5 gün olarak güncellenmiştir.

cezası bitene kadar yazarın nickaltı kapatılmıştır.

sevgili kaynamış nezdinde, genele konuşmak isterim.
burası bir sözlük. herhangi bir ticari menfaati/beklentisi olmayan, sosyal sorumluluk bilinci ile hareket eden bir gönüllülük ağı.
bizlerin hiçbir yazar ile bireysel yakınlığı/uzaklığı olmaz. kimsenin özel yaşantısıyla/grubuyla ilgilenmeyiz.
ortada format ve kuralları ihlal eden bir konu mevcut ise, gerekli yaptırımı uygular devam ederiz.
bu format ve kurallar x yazar için ne ise, y yazar için de odur, öznel değildir.
kimsenin de sözlüğü bırakırım/bıraktırırım söylemleri bizlerin umurunda değildir.
sözlüğün an itibarı ile 6.500 aktif yazarı ve 8.000 adet aktif çaylak yazarı bulunmaktadır.
hiçbir yazarı bizimle olmaya zorlamayız.
kafa sözlük bir trendir. yazarlar istediği istasyonda binebilir/inebilir.

nihayetinde burası sadece bir sözlük. keyifli bir şekilde vakit geçirmemiz için var.
hoşumuza gitmeyen durumlar için başlık/tanım ve mesaj engelleme seçeneklerimiz mevcut. olayları kişiselleştirerek bunu sözlük içine taşımak yerine, sözlüğün bize sunduğu opsiyonları kullanmalıyız.
bizlerden bağımsız olarak burada binlerce yazarımız var. kimsenin bu diyaloglara maruz kalmak zorunda olmadığını unutmamalıyız.
bu tür bireysel konuları sözlüğün odak noktası yapmaktan çekinmeliyiz.
sevmediğimiz kimseyle muhatap olmak zorunda değiliz.

bizler de bu gereksiz tartışmaların, kenarından köşesinden bile içinde olmaktan emin olun hiç memnun değiliz.
güzel vakit geçirmeye çalışalım.

in putin we trust diyor, vaktinizi çaldığım için özürlerimi sunuyorum.
devamını gör...


elektrikli araçlara geçen ay gelen ötv zammına bir yenisinin eklenmesi gündemde. 120 kw üzerindeki elektrikli araçların ötv'sinin yüzde 60'dan yüzde 110'a çıkarılacağı öğrenildi.


buradan
devamını gör...

yunuslar, balinalar ve katil balinalar gibi tek gözü açık hâlde uyurlar ve uyurken beyinlerinin yarısı da uyanıktır. bu uyku türüne 'tek yarım küresel yavaş dalga uykusu' denir. bu uyku düzeninin 3 farklı sebebi olabileceği düşünülüyor.

ilk olarak; beyinlerinin bir yarısını açık tutmazlarsa muhtemelen boğulurlar çünkü yunuslarda nefes alıp verme bilinçle yapılır. yani istemsizce nefes alıp veremezler.

ikinci olarak, bu şekilde gerçekleşen uyku, kas hareketleri gibi fizyolojik aktivitelerin devam etmesine olanak tanır ve bu sayede okyanusta soğuk şartlarda hayatta kalabilmesine yardımcı olan vücut ısısını korumasını sağlar.

üçüncü olarak, bu türde uyuyan hayvanlar dinlenirken dışarı bakabilirler ve olası bir tehlikeyi fark ederler.

yanlışım varsa düzeltin plz.
devamını gör...

konuya ilgisi olanların okuması gerekendir.


ateş, insanın evriminde çok büyük bir öneme sahiptir. öncelikle sizlerle ateşin geçmişine bir göz atalım:

şimdiye kadar keşfedilmiş olan en eski ateş kalıntısı günümüzden 476 milyon yıl önce, karaları işgal eden bitkilerin yandığı orta ordovisyen dönem'e aittir. bu tarih önemlidir, çünkü bu zamanlardan önce atmosferdeki oksijen oranı oldukça düşüktü ve yanmaya kolay kolay izin vermiyordu. zaten karalarda da yoğun bir yanıcı madde birikintisi olmadığından, alevli yanma tepkimesine pek rastlanmıyordu. ancak ne zaman ki karalar bitkiler tarafından işgal edilmeye başladı ve oksijen oranları %13 ve üzerine ulaştı, işte o zaman bildiğimiz anlamıyla alevli tepkimeler ve hatta geniş alanlara yayılan yangınların izlerine rastlamaya başladık. keşfedilen ilk geniş çapta yangın kalıntısı, günümüzden 420 milyon yıl öncesine, geç silüryen devre aittir. bu zamanlardan sonra ise her dönemde yanma tepkimesi görülebilmiştir.

tarih sahnesine oldukça geç evrimleşmiş bir tür olarak çıkan insanlar ise, ateşi bilinçli olarak kontrol altına alabilmiş tek türdür. bu da ateşi bizler için daha anlamlı yapmaktadır. diğer türlerde ateşle birlikte evrimleşme söz konusu olabilse de, ateşi bilinçli kontrol edebilen başka bir hayvan türü tespit edilememiştir. örneğin avusturalyalı ateş şahini, yangın kavramının bilincindedir ve özellikle yangın olan bölgelerde, alevlerden kaçan hayvanları avlayarak beslenir. abd'de bolca bulunan uzun yapraklı çam gibi bitkiler, tohumları alev almaksızın çimlenemez. dolayısıyla yangınlar, bir yandan birçok canlıyı yok ederken, bir diğer yandan evrimsel süreçte sıklıkla gördüğümüz yangınla paralel bir evrim geçirmiş canlıları hayata bağlamaktadır. ancak hiçbir tür, yemek hazırlamadan tarıma, avcılardan korunmaktan avlanmaya, maddeleri işlemekten sağlığa, kimyasal çalışmalardan ısınmaya, dini kavramlardan mağara resimlerine, sanata, felsefeye ve daha nice konuya dahil ettiğimiz ateşi, biz insanlar kadar kapsamlı olarak algılayamaz ve kullanamaz. bu da, beynimizin evriminin önemli sonuçlarından biridir.

burada anlattığımız gibi, ateşi birçok farklı iş için kullanmaktayız. bunlara burada girerek sizleri sıkmak istemiyoruz, zaten ne amaçlarla kullanıldığını gayet iyi bilmektesinizdir. ancak burada bahsetmek istediğimiz, insan türlerinin evrimlerinin hangi noktasında ateşi kontrol altına alabildiğidir.

ne yazık ki bu konuda kesin bir yargı bulunmamaktadır. en net bulgularla konuşacak olursak, ateş günümüzden 400.000 yıl kadar önce homo erectus tarafından kontrol altına alınmıştır. 125.000 yıl kadar önce ise, birçok farklı insan türünün net bir şekilde ateşi kontrol edebildiğini biliyoruz. ancak bazı bilim insanları, ateşin kontrolünün 1.7 milyon yıl kadar öncesine gittiğini iddia etmektedirler. açıkçası bu iddialar çoğunlukla çürütülmüş veya yalanlanmıştır, çünkü bu dönemlere ait ateşin kontrolüne dair bulgular ya aşırı belirsizdir ya da düzmecedir. dolayısıyla bilim camiası bu konuda oldukça hassas ve titiz çalışmaktadır. küçük çapta bile olsa yangınlar çok yaygın ve aşırı sık olan olaylar olarak araştırmacıların kafalarını karıştırabilecek birçok iz arkada bırakabilmektedirler. önemli olan bu izlerden hangilerinin gerçekten kontrollü bir ateşe ait olduğunu tespit edebilmektir.

ateşin kontrolüne dair bulgular kesin olmadığı için, bu konudaki tartışmalara burada pek fazla girmeyeceğiz. ancak kabaca 400.000 yıl kadar önce, daha ortada homo sapiens türüne, yani bize ait hiçbir iz yokken atalarımızın ateşi kontrol altına aldığını söyleyebiliriz. peki bu bizim evrimimizi nasıl etkiledi? ateşi kontrol etmenin evrimimiz ile alakası nedir?

ateşin kontrolünün ilk etkilerinin davranışsal olduğu düşünülmektedir. çünkü kontrollü bir ateş, insanların diledikleri zaman ışık yaratabilmeleri anlamına gelmektedir. böylece gündüzcül (gündüz avlanan) bir hayvan türü olan insan, aktivitelerini gün ışığı ile sınırlandırmak zorunda kalmamaya başlamıştır. üstelik eskiden korktuğu avcılarının (yırtıcı kediler gibi) ve rahatsız edici misafirlerin (birçok böcek ve omurgasız türü) ateşten korkarak uzak durduğunun keşfi, insana çok ciddi bir evrimsel avantaj sağlamaya başlamıştır.

tüm bunlar bir yana ateş, insanın giderek etçilleştiği (baskın meyvecil diyetten, etçile kayan hepçil bir diyete geçtiği) ve bu sebeple beyin evrininin hızlandığı bir dönemde, sindirimi zor olan besinlerini pişirmesine yaramıştır. beslenme tipinin değişmesi, bir türün evrimsel değişimine etki eden en önemli özelliklerden biridir. hele ateşte pişen bir yemekte özellikle nişastaya dayalı karbonhidratlar bulunuyorsa, ateşin etkisiyle bu kimyasallar parçalanır ve insanlar bu ürünleri çok daha kolay sindirebilirler. bu sayede çok daha verimli ve yüksek bir enerji kaynağı elde etmiş olurlar. işte bu sebeple de evrimsel ekonomilerine ciddi katkılar sağlamış olurlar. yani evrimsel patikaları, hiç beklenmedik bir şekilde değişmeye başlar.

burada yanlış bir anlaşılma da sıklıkla yapılmaktadır: sanki ateşin kontrolü ve yemeklerimizi pişirmemiz, sadece et ürünleri ile alakalı bir durummuş gibi lanse edilmektedir. bu, ciddi bir hatadır. az önce belirttiğimiz yazımızda da sıklıkla vurguladığımız gibi insan türleri, evrimsel süreç içerisinde meyvecil bir diyetten ete ağırlık veren omnivor (hepçil) bir diyete geçmiş olsalar bile bu, yeşil beslenmeden uzak durdukları veya bu tip beslenmenin sona erdiği anlamına gelmemektedir. tam tersine, ateşin kontrolü sayesinde yüz binlerce ve milyonlarca yıldır sindiremedikleri bazı bitkisel ürünleri tüketebilmeye başlamışlardır. çünkü daha basit şekerler ve karbonhidratlardan oluşan çiçekleri, tohumları ve etli meyveleri sindirebilsek de; özellikle ham selüloz içeren bitki gövdeleri, yetişkin yapraklar, genişlemiş kökler ve bitki tüberlerini apandiksimiz evrimsel süreçte köreldiği için sindirememekteydik. ancak ateş sayesinde bu bitki kısımlarını pişirerek selülozu kısmen de olsa parçalayabilmeye ve bir miktar sindirebilmeye başladık (halen de ateş olmadan sindiremeyiz). üstelik ham haliyle zehirli olan bazı tohumlar ve bitki kısımları, ateşte pişirme sayesinde zehirsiz hale getirilebilmeye başladı. bu da diyetimize ciddi anlamda etki etti ve evrimsel sürecimize adeta yön verdi.

bazı bilim insanları ateşin insan beyninin evrimine etki etmediğini iddia etseler de, evrimsel biyologların ezici bir çoğunluğu bunun doğru olmadığını, ateşin beslenmemizi doğrudan etkilediğini, beslenmemizin de evrimsel değişimimizi doğrudan etkilediğini, bu yüzden de ateşin evrimimizde çok önemli bir rolü olduğunu belirtmektedirler. öyle ki, beslenme tipimizin değişmesi sebebiyle sadece beynimiz irileşmekle kalmadı (tabii ki bundaki tek sebep beslenme etkisi deği), aynı zamanda yüz ve çene yapımız da değişmeye başladı. vücudumuzdaki en belirgin körelmiş organlar olan 20 yaş dişlerimizin varlığı bile , bu durumu göstermeye yetmektedir.

tüm hatlarıyla baktığımızda, ateşin insan evrimi için oldukça önemli olduğunu görmek mümkündür. diyetimizi etkilemediğini varsaysak bile, davranışsal olarak çok ciddi etkileri olduğunu, dolayısıyla evrimsel avantajlarımıza doğrudan etki ettiğini söylememiz hiç hatalı olmayacaktır.

kaynak
devamını gör...

bakınız benimdir.. her sabah uykulu gözlerimi açmak için içtiğim kahvemi günde 15 litreyi buldurarak süregelmiş bi mutluluktur.
devamını gör...

genel cerrahi kavramı litaritürümüze girmeden önce yerine kullanılan sıfat. bence daha havalı keşke öyle devam etseymiş.
devamını gör...

twitter.com/serkantopalchp/...

1500 lira maaşla geçinmeye çalışan emekli amcamızın sözleri.

kimse bu duruma düşmeyi hak etmiyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu parçayı çalmaya çalışıyorum.

devamını gör...

ağlamazsam çatlarım.bakınca duygusal zannederler bir de aslında sinirliyim ve sinirden ağlarım.
devamını gör...

ülkemizde neredeyse her insanın ağzında sakız olmuş olan bir kelimedir.
devamını gör...

insan zihni zehir dolu bir kuyu. düşüncelerin ipini bir yere bağlamayınca cumburlop atlayıveriyorlar içine. hem de hiç düşünmeden. bu da düşüncelerin düşüncesizliği olsa gerek . tıpkı zihinleri dillerine dökülen insanlar gibi her birisi. faydasızca varlıklarını fark ettiriyorlar fakat sonunda etrafa zehirlerini saçmayı da ihmal etmiyorlar. acıtıyor da kimisi. belki çoğusu. düşünceler zihnime düşünce uyuşuyor gibiyim sadece. ve bunu sınırlayamamak da daha kötü. yer ve zaman fark etmeksizin o kuyunun açık olması içten içe yaralıyor diyebilirim. belki de diyemem, bilemiyorum. o kuyu olmasa da koca bir boşluğa düşeceğimden kuşkum yok. ama olunca da iyi hissettirmiyor. iyi hissetsem beni ben yaptığına inandığım, o sonu bitmek bilmeyen düşüncelerin her biri gidecek, bunu biliyorum. ama düşüncelerin gitmesindense, yani kendim olmamaktansa, kendi kendimi zehirlemeyi tercih ederim. garip. yine bir şeyleri bilemiyorum. belirsizlikler içinde yaşamaya devam edecek miyim onu da bilemiyorum. bilemiyorum.
devamını gör...

hayatımda hiç duymadığım kelimeleri sayesinde öğrendiğim yazar. yine ortamlarda hava atmam için bir sebep daha.* ayrıca #248322 no'lu tanımındaki şarkıyı şahsıma kazandırmıştır, ilginç bir biçimde şarkı hoşuma gitmiştir ve dinliyorumdur. teşekkürler efendim. *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim