kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

soğanın iç kısmına verilen isim.soğana şöyle bodoslama kodun mu o enfes iç kısmı yani cücüğü çıkar ortaya.ayrı bir lezzeti vardır tabii.

aynı zamanda, yumurtadan yeni çıkmış civciv'e anadoluda verilen genel ad.
devamını gör...

orta asya'da bulunan tacikistan devletinin başkentidir.
devamını gör...

"üzülme, ağlama, yapma böyle, daha çok uzun bir hayat var önünde.." gibi ifadeler yerine o kişiye onu anladığınızı hissettirmeniz gerekir. çoğu zaman sözlerden ziyade gözler konuşmalı zannımca. gözlerinizle onun acısını hissettiğinizi o kişiye anlatabilirseniz işte bu dünyanın en etkili teselli yöntemidir. "ağla, dök içini.. bak burada her zaman yaslanacağın bir çift omuz olacak" demek insana kendini gerçekten iyi hissettirir.
(bkz: empati)
devamını gör...

yaşıyorum ama ölüyüm.
devamını gör...

kadınla erkek arasında sex dışında iletişim şekilleri de olduğunu idrak edemeyen saygıdan bihaber olan çomarların yollu diye yaftaladığı kadındır
yakın arkadaşlarının çoğunun erkek olmasının nedeni onlarla hemcinsi olan arkadaşlarına göre daha fazla ortak paydası olmasıdır
devamını gör...

gözlük kutusu
boştaki el
başka bir kitap
kalemler
o an için kullanmadığım ve ayağa kalkmadan ulaşabildiğim her şey.
devamını gör...

bizi biz yapan, gerçekte olduğumuz ve ya başkalarına gösterdiğimiz tarafımız değil, iki farklı kişiliğimizin arasındaki farklardır.
devamını gör...

bana resim yüklemeyi öğreten yardımsever yazar.

bütün yazdıklarını okurum.
devamını gör...

atmak her zaman rahatlatır ve o kadar rahatlatır ki lan niye mesaj attım ki diye tasalanılır. pişman olup olmamak karşıya göre değişir ama içinizde kalacağına emeğinizde kalsın.
devamını gör...

benim için çok kıymetlisin, sana çok değer veriyorum. bu sözü gördüğün, duyduğun an uzaklaş.
devamını gör...


emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye gönderilen şüpheli serbest kaldı.


şaşırmadık tabii ki.
devamını gör...

andrew miller kitabıdır.

deniz gören bir evde yaşamak çok güzel olabilir çocukluğunuzda. ben bilmiyorum nasıl bir duygu olduğunu. yemyeşil ağaçlarla dolu, kuş sesleri ile kıpır kıpır bir ormana bakan; hatta kendi bahçesi olan bir evde büyümek de çok güzel olabilir. maalesef ben bunu da bilmiyorum. belki kalabalık, capcanlı bir sokağa ya da caddeye bakan neşeli bir gürültü ile dolan bir evde büyümek de güzeldir. bunu da bilmiyorum ben. aklıma gelmeyen onlarca güzel manzaraya komşu bir evde büyümek ne güzeldir kim bilir! onları hiçbirini de bilemem ben.

ben 4 yaşından 14 yaşına kadar karadeniz’in ıpıslak bir şehrinde yaşadım ve yaşadığım evin manzarası çok da bakılacak gibi değildi. ama ben izlerdim ara sıra. aslında çokça izlerdim. evimiz büyük bir mezarlığa bakardı. mezartaşı olarak yeşilli mavili tahtaların olduğu, kime ait olduğu belli olmayan büyüklü küçüklü mezarlar vardı bu mezarlıkta.

eve en yakın iki mezarlık bir metre bile değildi. o zamanlar ben de bir metre bile değildim. bu iki mezarlık hep kafamı kurcalardı. neden bu kadar küçük olduklarını anlamakta zorluk çekerdim. sonra, yani yaşım ilerledikçe anladım bunu ama bu aydınlanma beni hiç mutlu etmedi.

okula başladığım zaman her sabah ilk olarak bir mezarlık görmek, eve girmeden önce son gördüğün şeyin mezarlık olması çok ağır bir gerçeklikle yüz göz ediyor insanı. hele pencereden her baktığında ili küçük mezar görmek gerçekten çok zordu.

sonra başka bir karadeniz şehrine taşındık. apaydın bir şehre. ve ben 14 yaşından 16 yaşına kadar bu evde yaşadım. eve yerleşene kadar bir sorun yoktu. ya da ben fark etmedim. ama mutfak camından baktığımda kocaman, heybetli, mermer bir mezarın bana baktığını görünce kadere inanır gibi oldum. mezarlıklar beni takip ediyordu. ama buna alıştığımı da fark ettim hüzünle ve mutlulukla.

mezarlara yakın olmak alışılacak bir şeydi yakın olanlar için. onlar ölüme de alışırlar hızla. ölümün derinden gelen kokusuna da alışırlar. dışarıdan gelenler, dışarıdan bakanlar için tuhaftır durum. zordur. alışılmadıktır.

keşke o zamanlar becche bir çukur kazsaydın bizim için de.
devamını gör...


canan karatay'dan onay geldiğine göre doya doya yiyebiliriz.

t: türk usulü pizza. en sevdiğim yiyecektir ayrıca.*
devamını gör...

beğeni ve favoriye layık olmadığını iddia eden yazar beyanıdır. başka kim karşılık bekler ki?... kaldı ki mesaj kutum kapalı, kimseyi tanımam etmem, ben beğeni attım sen de at demem. hiçbir zaman da demedim. hiçbir gruba üye yahut katılmış değilim. ha katıl diyenler olmadı mı elbette oldu. meğer öyle bir şey de varmış, onu da öğrendim ama uygun görmedim, katılmadım. prensip meselesi.

evet beğeni ve favori konusunda eli açık bir yazar olduğum doğru bundan sonra olmayacağız demekki. lakin ilkokulda değiliz. kalkıp, hiçbir tanımı okumadan beğenmem. burada hiç kimseye kendimi açıklamak zorunda da değilim. fakat yazar bir de #1331557 bu tanımla edit yapmış... hangi akla hizmetse?.. bunu da sormak elzemdir.

sayın yazara topluluk kurallarını okuyup beğeni atıldığında buna karşılık vermek zorunda olmadığı bilgisini de buradan ben aktarayım ki kimseye bir daha sataşmasın.
iyi sözlükler.
devamını gör...

herkesin yaptığını söylediği, kimsenin inanmadığı eylemdir.
kendimizi bile başarılı olduğumuz zamanlar da seviyoruz, başkalarını nasıl içtenlikle sevelim? her sevginin altında bir neden yatmakta bana kalırsa. sadece bize dokunan, yardım eden insanlar için açık kapımız. evet, zaten böyle olması gerek siteminden öteye geçtik diyelim. arkadaşlarımız tamam da, ya aşık olacağımız insan? tüm kusurlarıyla sevmek ve çıkarsız sevmeyi ayrıştırabilir miyiz? gönül kimi severse güzel odur kısmına geçmeden belirlenen kriterlerden geçmeli önce. bi' kere yakışıklı/ güzel olmalı, paraya para dememeli, sonra zeki, sevecen bilmem ne bilmem ne diye devam eder. ki yerine bi üstünü koyabilecek özelliklerdir bunlar. daha yakışıklı, daha zeki, daha zengin. o insanı özel kılan nedir? size iyi davranması mı? zaten sevgiline iyi davranmak zorundasın, lütuf sayılamaz bu olamaz arkadaş.
sadece o olduğu için, ondan bir tane olduğu için sevmeyi başarabilecek var mı, ya da daha önce oldu mu?
kibar ve beyefendi olmasının altında bile dışarıdan ne kadar takdir edildiği, sevildiği yatar. e ne yapalım kimseyi sevmeyelim mi? sevelim tabi, çıkara boğula boğula sevelim. bu dünyanın ne kadar boş ve anlamsız olduğunu altını çize çize sevelim. aşkından ölüp bitmeden, basitçe sevelim. çok sevmenin üç günlük dünyada çıkara bulanmış bir taco tabağı gibi midemizi doldurmasına izin verirsek bitince sosu midemizi bulandırır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"annem birkaç gün önce öldü."
sanki ölen kendi annesiymiş de, haberi o an almış gibi
derin bir acı ifadesini, hayran olunacak bir beceriyle
yüzüne kakarak konuştu: "çok üzüldüm. başın sağ
olsun." "sağ olun,
" dedim ve sordum: "tiyatrocu
musunuz?"
yüzünden acıyı derhal silip küçük bir kahkaha
patlattı bu kez.
"yok canım, tuhafiyeciyim. mal almaya gidiyorum
istanbul'a. ama bunu ilk soran sen değilsin. konuşmayı,
sohbeti severim. gençliğimde amatör çapta
müsamerelerde... "

tol-
devamını gör...

e be köylü kızı e be köylü kızı.
devamını gör...

31 ocak 2022 itibarıyla bitmiş olandır. 40 günlük erbain bitti. kaldı 50 günlük hamsin. hamsin de kıştan ama 20 şubat gününden itibaren cemreler düşecek. toplamda sekiz günlük kocakarı soğukları var önümüzde...sonra bahar. dallara yuva yapan kuşlar; o dallardaki tomurcuklar. balkonuma gelen kırlangıçlar ve elbette göletlerde yüzmeye başlayan yavru kurbağalar. kepçe şeklinde.

zemheriden sağ çıkan o sene ölmez derler. çıktık ne güzel.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim