haçlı seferleri
haçlı sefeerlerini anlatmaya başlamadan önce o dönemde avrupa’nın çeşitli özelliklerine bakmak gerekiyor.
o dönemde avrupa’da yönetim şekli olarak feodalite (derebeylik) sistemi vardı.
yine bu dönemde avrupa’da skolastik düşünce (her şeyin cevabının kutsal kitaplarda arandığı düşünce şekli) hakimdi.
din olarak ise hristiyanlık dini hakimdi ve kilise çok önemli yetkilere sahipti. enterdi (bir ülkenin veya topluluğun tamamının dinden çıkarılması), aforoz (bir kişinin dinden çıkarılması), endüljans (para karşılığında günahların affedilmesi, cennetten arsa satılması) bu yetkilerden bazılarıydı.
kilisenin yöneticisi de papa olduğu için bu dönemde avrupa’da resmen tek kişilik otorite hakimdi yani.
zaten haçlı seferleri de tüm yetkileri elinde toplamış olan papa’nın teşvikiyle müslümanların üzerine doğru gerçekleştirilen seferlerdir.
hristiyanlar 11. yüzyıl ve 13. yüzyıl arasında doğu’ya doğru (müslümanların hakim olduğu zengin ticaret yolları ve topraklar üzerine) seferler düzenlemiş, bunlara da haçlı seferleri denmiştir.
ancak bu seferlerin sadece 4 tanesinin çok önemli sonuçları vardır. bu haçlı seferlerine yukarıdaki tanımlarda yazar arkadaşlarımız tarafından değinildiği için ben bunlarla ilgili bir şey yazmayacağım, sadece neden ve sonuçları hakknda bilgi vereceğim.
haçlı seferlerinin nedenleri:
1) türklerin anadolu coğrafyasında önemli ilerlemeler kaydetmesi üzerine, zaten kavimler göçü ile ikiye ayrılmış ve güçsüzleşmiş olan bizans imparatorluğunun avrupalı güçlü devletlerden yardım istemesi,
2) 3 büyük dinin kutsal merkezi olan kudüs’ün o dönemde müslümanların elinde bulunması dolayısıyla buranın müslümanların elinden alınmak istenmesi,
3) papa’nın ve diğer din adamlarının eğemenliklerini çok daha geniş coğrafyalara yaymak ve güçlenmek istemeleri,
4) o dönemde oldukça yoksul durumda olan avrupalı devletlerin, doğu’nun zenginliklerine ulaşmak istemeleri,
5) yine avrupalı devletlerin baharat yolu ve ipek yolu gibi önemli ticaret yollarını ele geçirmek istemeleri,
6) kilise yönetiminin ve tutucu hristiyanların, halkı müslümanlara karşı kışkırtması,
7) senyörlerin macera arayışı,
8) selçuklu devleti’nin iç ve dış karışıklıklar yaşaması sonucu zayıflamasının hristiyan alemini güçlendirmesi.
haçlı seferlerinin sonuçları:
1) türklerin islam dünyasını haçlılara karşı koruması üzerine islam dünyasındaki önemleri ve otoriteleri arttı,
2) ortadoğu ve türk islam topraklarının zarara uğradı,
3) türklerin batıya doğru ilerleyişi bir süre durdu,
4) anadolu-türk siyasi birliğinin sağlanması gecikti,
5) haçlılar, müslümanların elinden almak istedikleri kudüs’ü ve anadolu’yu, dolayısıyla da önemli ticaret yollarını elde edemedi,
6) kilise yönetiminin ve din adamlarının otoriteleri sarsıldı,
7) derebeylerin çoğunluğunun bu seferler esnasında hayatlarını kaybetmesi nedeniyle avrupa’da derebeylik sistemi zayıfladı ve merkezi krallıklar güç kazandı,
8) toprak soylularının bu seferlerde hayatını kaybetmesi sonucu topraklar halkın eline geçti, avrupa’da halkın maddi durumu iyileşti,
9) akdeniz limanları, ticaretin canlanması üzerine önem kazandı, bu durum venediklilerin ve cenevizlilerin önemli kazançlar elde etmesini sağladı,
10) avrupalı devletler türk-islam dünyasını daha yakından tanıma fırsatı buldu,
11) kağıt, matbaa, pusula gibi buluşlar avrupalılar tarafından öğrenildi, bu durum yeniçağ avrupası’ndaki gelişimin temelini oluşturdu.
o dönemde avrupa’da yönetim şekli olarak feodalite (derebeylik) sistemi vardı.
yine bu dönemde avrupa’da skolastik düşünce (her şeyin cevabının kutsal kitaplarda arandığı düşünce şekli) hakimdi.
din olarak ise hristiyanlık dini hakimdi ve kilise çok önemli yetkilere sahipti. enterdi (bir ülkenin veya topluluğun tamamının dinden çıkarılması), aforoz (bir kişinin dinden çıkarılması), endüljans (para karşılığında günahların affedilmesi, cennetten arsa satılması) bu yetkilerden bazılarıydı.
kilisenin yöneticisi de papa olduğu için bu dönemde avrupa’da resmen tek kişilik otorite hakimdi yani.
zaten haçlı seferleri de tüm yetkileri elinde toplamış olan papa’nın teşvikiyle müslümanların üzerine doğru gerçekleştirilen seferlerdir.
hristiyanlar 11. yüzyıl ve 13. yüzyıl arasında doğu’ya doğru (müslümanların hakim olduğu zengin ticaret yolları ve topraklar üzerine) seferler düzenlemiş, bunlara da haçlı seferleri denmiştir.
ancak bu seferlerin sadece 4 tanesinin çok önemli sonuçları vardır. bu haçlı seferlerine yukarıdaki tanımlarda yazar arkadaşlarımız tarafından değinildiği için ben bunlarla ilgili bir şey yazmayacağım, sadece neden ve sonuçları hakknda bilgi vereceğim.
haçlı seferlerinin nedenleri:
1) türklerin anadolu coğrafyasında önemli ilerlemeler kaydetmesi üzerine, zaten kavimler göçü ile ikiye ayrılmış ve güçsüzleşmiş olan bizans imparatorluğunun avrupalı güçlü devletlerden yardım istemesi,
2) 3 büyük dinin kutsal merkezi olan kudüs’ün o dönemde müslümanların elinde bulunması dolayısıyla buranın müslümanların elinden alınmak istenmesi,
3) papa’nın ve diğer din adamlarının eğemenliklerini çok daha geniş coğrafyalara yaymak ve güçlenmek istemeleri,
4) o dönemde oldukça yoksul durumda olan avrupalı devletlerin, doğu’nun zenginliklerine ulaşmak istemeleri,
5) yine avrupalı devletlerin baharat yolu ve ipek yolu gibi önemli ticaret yollarını ele geçirmek istemeleri,
6) kilise yönetiminin ve tutucu hristiyanların, halkı müslümanlara karşı kışkırtması,
7) senyörlerin macera arayışı,
8) selçuklu devleti’nin iç ve dış karışıklıklar yaşaması sonucu zayıflamasının hristiyan alemini güçlendirmesi.
haçlı seferlerinin sonuçları:
1) türklerin islam dünyasını haçlılara karşı koruması üzerine islam dünyasındaki önemleri ve otoriteleri arttı,
2) ortadoğu ve türk islam topraklarının zarara uğradı,
3) türklerin batıya doğru ilerleyişi bir süre durdu,
4) anadolu-türk siyasi birliğinin sağlanması gecikti,
5) haçlılar, müslümanların elinden almak istedikleri kudüs’ü ve anadolu’yu, dolayısıyla da önemli ticaret yollarını elde edemedi,
6) kilise yönetiminin ve din adamlarının otoriteleri sarsıldı,
7) derebeylerin çoğunluğunun bu seferler esnasında hayatlarını kaybetmesi nedeniyle avrupa’da derebeylik sistemi zayıfladı ve merkezi krallıklar güç kazandı,
8) toprak soylularının bu seferlerde hayatını kaybetmesi sonucu topraklar halkın eline geçti, avrupa’da halkın maddi durumu iyileşti,
9) akdeniz limanları, ticaretin canlanması üzerine önem kazandı, bu durum venediklilerin ve cenevizlilerin önemli kazançlar elde etmesini sağladı,
10) avrupalı devletler türk-islam dünyasını daha yakından tanıma fırsatı buldu,
11) kağıt, matbaa, pusula gibi buluşlar avrupalılar tarafından öğrenildi, bu durum yeniçağ avrupası’ndaki gelişimin temelini oluşturdu.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
dönüp dolaşıp sürekli aynı yerde duran bir saat gibisin,
ve bu saati tüm dünyada tamir edebilecek tek bir kişi var.
o da istemiyor gibi...
nedenini bilmek istiyorsun,
niçinini?
sanki sonucu değiştirecek gibi!
değiştirmeyecek halbuki,
sen seni bu hale getirenin umurunda mısın ki?
başa alıp duruyorsun,
baştan başlıyorsun aynı acıyı çekmeye,
okuduğun bir kitaba göre bunu kendimize yapan biziz;
çünkü o yaşanan her ne ise başına bir kez geliyor insanın.
ama sen onu günlerce, aylarca, belki yıllarca kafanda çevirip çevirip izliyorsun,
kendini her defasında daimi acının rahatsız ama tanıdık kollarına bırakıyorsun,
çünkü kurbansın sen...
çünkü kaybeden...
çünkü giden gitti,
elinde kalan bir tutam saç misali,
sımsıkı tutunduğun acın,
bir yandan her gün aydınlatıyor dünyayı güneş,
bir yandan için kapkaranlık gün hiç doğmuyor bazen,
gidemiyorsun,
kalamıyorsun,
seslenemiyorsun,
ah edemiyorsun...
kendi kendine bitmiş bir ot gibi kimsesiz,
savruluyorsun oradan oraya,
sesini duymuyor kimse,
canın yandıkça yanıyor,
ölüyorsun bir müddet haberin olmuyor,
gömmeyi unutmuşlar sanki seni,
bir de göstermelik bir nefes alıp verme...
kopuyorsun yavaş yavaş her şeyden,
içine dönüyorsun,
çünkü sadece orada sen anlıyorsun kendini...
bitmiyor,
bitmeyecek gibi geliyor,
sanki aynı yerden defalarca alınmış bir bıçak darbesi,
artık bıçak darbesi olmasa da canın hep yanıyor,
gökten savrula savrula düşüyorsun bir kar tanesi gibi,
düşüyorsun tutanın yok, bacakların dahil,
uykuların bölük pörçük,
darmadağın kalbin gibi,
parçaları oraya buraya dağılmış, toparlanmıyor artık.
nelerle cebelleştiğin belli değil,
her şey, herkes terketmiş gibi seni,
bir başınasın...
mahalleden taşınan komşu kızının eskidiği için yanına almadığı perişan oyuncak bebeği gibi,
yeterince oynanmış, görevini yerine getirmiş,
artık ihtiyaç duyulmadığı için bir köşeye fırlatılmış,
öylesine bir başına...
küçük kız yapma bunu kendine,
artık yapma,
vazgeç,
özgür bırak,
affet onu,
en çok da kendini,
herkese salık verdiğin gibi en çok kendini affet,
geç oldu bak,
hadi uyu,
yarın güneş doğacak üzerine,
güzel bir ömrün ilk sabahı olmaz mı?
kar tanesi...
ve bu saati tüm dünyada tamir edebilecek tek bir kişi var.
o da istemiyor gibi...
nedenini bilmek istiyorsun,
niçinini?
sanki sonucu değiştirecek gibi!
değiştirmeyecek halbuki,
sen seni bu hale getirenin umurunda mısın ki?
başa alıp duruyorsun,
baştan başlıyorsun aynı acıyı çekmeye,
okuduğun bir kitaba göre bunu kendimize yapan biziz;
çünkü o yaşanan her ne ise başına bir kez geliyor insanın.
ama sen onu günlerce, aylarca, belki yıllarca kafanda çevirip çevirip izliyorsun,
kendini her defasında daimi acının rahatsız ama tanıdık kollarına bırakıyorsun,
çünkü kurbansın sen...
çünkü kaybeden...
çünkü giden gitti,
elinde kalan bir tutam saç misali,
sımsıkı tutunduğun acın,
bir yandan her gün aydınlatıyor dünyayı güneş,
bir yandan için kapkaranlık gün hiç doğmuyor bazen,
gidemiyorsun,
kalamıyorsun,
seslenemiyorsun,
ah edemiyorsun...
kendi kendine bitmiş bir ot gibi kimsesiz,
savruluyorsun oradan oraya,
sesini duymuyor kimse,
canın yandıkça yanıyor,
ölüyorsun bir müddet haberin olmuyor,
gömmeyi unutmuşlar sanki seni,
bir de göstermelik bir nefes alıp verme...
kopuyorsun yavaş yavaş her şeyden,
içine dönüyorsun,
çünkü sadece orada sen anlıyorsun kendini...
bitmiyor,
bitmeyecek gibi geliyor,
sanki aynı yerden defalarca alınmış bir bıçak darbesi,
artık bıçak darbesi olmasa da canın hep yanıyor,
gökten savrula savrula düşüyorsun bir kar tanesi gibi,
düşüyorsun tutanın yok, bacakların dahil,
uykuların bölük pörçük,
darmadağın kalbin gibi,
parçaları oraya buraya dağılmış, toparlanmıyor artık.
nelerle cebelleştiğin belli değil,
her şey, herkes terketmiş gibi seni,
bir başınasın...
mahalleden taşınan komşu kızının eskidiği için yanına almadığı perişan oyuncak bebeği gibi,
yeterince oynanmış, görevini yerine getirmiş,
artık ihtiyaç duyulmadığı için bir köşeye fırlatılmış,
öylesine bir başına...
küçük kız yapma bunu kendine,
artık yapma,
vazgeç,
özgür bırak,
affet onu,
en çok da kendini,
herkese salık verdiğin gibi en çok kendini affet,
geç oldu bak,
hadi uyu,
yarın güneş doğacak üzerine,
güzel bir ömrün ilk sabahı olmaz mı?
kar tanesi...
devamını gör...
tarihte bugün
1923 - mustafa kemal paşa, time dergisine kapak oldu.
1923 - yunanistan'da cumhuriyet ilan edildi.
1926 - türkiye'de petrol arama ve işletilmesinin devletçe yönetilmesini öngören kanun tbmm'de kabul edildi.
1958 - elvis presley askere alındı ve bu durum abd genelinde sansasyon yarattı.
1978 - savcı doğan öz öldürüldü.
2000 - varan turizm'e ait otobüs, yolcularıyla kaçırıldı. olaydan sonra yakalanan üç kişi, 36'şar yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı.
2001 - apple şirketi mac os x 10.0 (cheetah)'ı piyasaya sürdü.
2007 - türkiye euro 2008 elemelerinde yunanistanı futbol maçında 4-1 mağlup etti.
1923 - yunanistan'da cumhuriyet ilan edildi.
1926 - türkiye'de petrol arama ve işletilmesinin devletçe yönetilmesini öngören kanun tbmm'de kabul edildi.
1958 - elvis presley askere alındı ve bu durum abd genelinde sansasyon yarattı.
1978 - savcı doğan öz öldürüldü.
2000 - varan turizm'e ait otobüs, yolcularıyla kaçırıldı. olaydan sonra yakalanan üç kişi, 36'şar yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı.
2001 - apple şirketi mac os x 10.0 (cheetah)'ı piyasaya sürdü.
2007 - türkiye euro 2008 elemelerinde yunanistanı futbol maçında 4-1 mağlup etti.
devamını gör...
ahmet ümit
türk yazarlarından biridir. kitapları arasında sadece patates anayı okumama rağmen diğer kitaplarının da başarılı olduğunu düşündüğüm bir yazardır. diğer romanlarını da fırsatım olduğunda okuyacağım bir yazardır.
devamını gör...
miko
gerçek yüzünü gördüğümden beri insanlıkla ilişkimi tamamen askeri ateşe düzeyine indirdiğim yazar.
olmayan, mesnetsiz, beyhude bir kalkışmanın içinde öylece durup beni de yanına çekmeye çalışıyor.*
dm'ler demek, hımmm.
ya hiç alakası yok belki ama aklıma geldi, bu fotoğraflarını sileyim mi artık? hafızada yer kalmadı da?
gıcık bu ya, valla çok gıcık.
programda görürsün sen, eski sevgili nasıl gömülür?
ve aleykümselaaaaam, ilettim şimdi kendisine!
olmayan, mesnetsiz, beyhude bir kalkışmanın içinde öylece durup beni de yanına çekmeye çalışıyor.*
dm'ler demek, hımmm.
ya hiç alakası yok belki ama aklıma geldi, bu fotoğraflarını sileyim mi artık? hafızada yer kalmadı da?
gıcık bu ya, valla çok gıcık.
programda görürsün sen, eski sevgili nasıl gömülür?
ve aleykümselaaaaam, ilettim şimdi kendisine!
devamını gör...
pazar alışverişi vs market alışverişi
pazar alışverişi mantıklı olsada bir türlü sevemediğim yerlerdir pazarlar. satıcıların ısrarcı oluşu, 1 isteyip 2 vermeleri, beğendiğin ile aldığının bir olmaması filan rahatsız edici. bir de ben seçemiyorum sanırım. ya kazıklıyorlar beni ya da aldığım her şey çarık çürük çıkıyor. heralde tezgahın öbür tatafından bakınca;” saf bu! biz bunu dolandırırız, oh mis” gibi görünüyorum. böyle görününcede öndeki güzelleri gösterip arkadaki dandikleri kakalıyorlar. ne zaman pazara gitsem eve geldiğimde bir daha gitmemeye yemin ediyorum. pazar güzel de bazı pazarcıların fıtratı güzel değil.
devamını gör...
normal sözlük'ün sizi takip etmesi
t: yazarlarını takip eden sözlük yapmışlar.
takipçi listeme güneş gibi doğmuş sarı papatyam.
ayrica merak etmeyin yoldaş sizi bulur derken bahsedilen numara bu muydu acep?
eğer öyle ise bu biraz basit kaçmış yoldi tolki.
takipçi listeme güneş gibi doğmuş sarı papatyam.
ayrica merak etmeyin yoldaş sizi bulur derken bahsedilen numara bu muydu acep?
eğer öyle ise bu biraz basit kaçmış yoldi tolki.
devamını gör...
dünyanın insanlardan kurtulmaya karar vermesi
doğada canlılar arasında denge vardır. bir alanda avcı popülasyonu artarsa av azalır, yiyecek kıtlığı olduğu için bu defa avcı sayısı azalır, avcılar azaldığı için avların sayısı artmaya başlar ve bu şekilde sistem dengede kalır. insanoğlu da fazla çoğaldı ve dünyada doğal dengeyi bozacak fiziki müdahalelerde bulunuyor. bu gidişle ya tamamen canlılık yok olur veya bir şekilde denge yeniden kurulur. virüslerin insan popülasyonunu azaltması da dengeye katkıda bulunur, kaynakların yetersiz gelmesi nedeniyle insanların birbirini kırması da, insanların zekasını kullanıp yapay et üretmek vb aksiyonlar alması da. deprem, sel gibi felaketlerin insanoğlunu yok etme amacı taşıdığını düşünmüyorum. dünyanın böyle bir bilinci yok. ama çok güzel işleyen bir denge var. herhangi bi olgu tek başına iyi ya da kötü de değil. taşkınlar yüzünden insanlar takvimi icat etti, alüvyon nehrin yukarı kesimlerinden gelip yine taşkınlar sayesinde düzlüklerde birikti ve verimli ovalar oluştu.
kimyager james lovelock’un bir hipotezi var: (bkz: gaia hipotezi). diyor ki, dünya üzerindeki biyosfer (canlı), atmosfer, litosfer (kara) ve hidrosfer (su) birlikte canlı bir organizmayı oluşturur. dünya yüzeyindeki her şey canlılığın devam edebilmesi için homeostatik bir denge halindedir. atmosferdeki gaz oranlarının, dünya yüzey sıcaklığının, okyanuslardaki tuzluluğun milyonlarca yılda değişmemesi bu denge sayesindedir. örneğin *, açık ve koyu renk papatyanın olduğu bir bölgede ortalama sıcaklık arttığında beyaz papatyaların sayısı artıyor, koyular azalıyor, böylece ısıyı daha çok yansıtıp dengeyi sağlıyorlar.
gaia hipotezi yaygın olarak kabul görmemiş (çünkü yeryüzü ısısı, deniz tuzlulukları aslında değişmiş) ama ben de bir şekilde tüm dünyanın bir süper organizmanın bileşenlerini oluşturduğunu hissediyorum.
kimyager james lovelock’un bir hipotezi var: (bkz: gaia hipotezi). diyor ki, dünya üzerindeki biyosfer (canlı), atmosfer, litosfer (kara) ve hidrosfer (su) birlikte canlı bir organizmayı oluşturur. dünya yüzeyindeki her şey canlılığın devam edebilmesi için homeostatik bir denge halindedir. atmosferdeki gaz oranlarının, dünya yüzey sıcaklığının, okyanuslardaki tuzluluğun milyonlarca yılda değişmemesi bu denge sayesindedir. örneğin *, açık ve koyu renk papatyanın olduğu bir bölgede ortalama sıcaklık arttığında beyaz papatyaların sayısı artıyor, koyular azalıyor, böylece ısıyı daha çok yansıtıp dengeyi sağlıyorlar.
gaia hipotezi yaygın olarak kabul görmemiş (çünkü yeryüzü ısısı, deniz tuzlulukları aslında değişmiş) ama ben de bir şekilde tüm dünyanın bir süper organizmanın bileşenlerini oluşturduğunu hissediyorum.
devamını gör...
canlı yayın açılış programı
kesinlikle zevkle izleyeceğimi düşündüğüm yayın olacaktır.
devamını gör...
bu yazara yakın zamanda çok fazla beğeni yaptığınız için oyunuz kaydedilmedi
kalkmasını istediğim özellik.
o kadar değerli yazarlar var ki ben onları okurken nasıl zevk alıyorum anlatamam.
e belki ben onları artı yağmuruna tutmak istiyorum?
daha fazla yazmaları için teşvik olsun istiyorum, belki karma puanları yükselsin istiyorum.
o kadar değerli yazarlar var ki ben onları okurken nasıl zevk alıyorum anlatamam.
e belki ben onları artı yağmuruna tutmak istiyorum?
daha fazla yazmaları için teşvik olsun istiyorum, belki karma puanları yükselsin istiyorum.
devamını gör...
3 ocak 2021 anonymous'un hükümet yetkililerin tc nosunu sızdırması
mesele numara değil ki,
mesele, birilerinin istediği zaman, istediği durumda, istediği her türlü bilgi belgeye ulaşabilme ve bunlar üzerinde istediği şekilde değişiklik yapabilme gücüne sahip olabildiğini gösterme meselesi.
mesele, birilerinin istediği zaman, istediği durumda, istediği her türlü bilgi belgeye ulaşabilme ve bunlar üzerinde istediği şekilde değişiklik yapabilme gücüne sahip olabildiğini gösterme meselesi.
devamını gör...
peter dinklage
devamını gör...
şort giymek mi daha günah kumar oynamak mı sorunsalı
başkasının hayatına burnunu sokmak . kendi yaptıklarını hasır altı edip başkasının özel yaşantısına karışmak . hakaret etmek, üstüne yürümek .
ve ayrıca sana ne, bana ne , kime ne?
ve ayrıca sana ne, bana ne , kime ne?
devamını gör...
yoldaş'tan normal sözlük yazarlarına açık mektup
bir an korktum, yoldaş niye mektup yazmış niye mali konulardan giriş yapmış yoksa, yoksa sende'mi yoldaş cebimize göz koydun, yazarlık vergisi isteyecen diye ama yanılmışım; çok güzel haberler vermiş, emeğin için teşekkürler yoldaş, senin ve kafa sözlüğün yolu açık olsun.
devamını gör...
okunması gereken aziz nesin eserleri
aziz nesin’i çok seven bir okur olaraktan şu eselerini öneririm:
-yaşar ne yaşar ne yaşamaz.
-sizin memlekette eşek yok mu.
-şimdiki çocuklar harika.
-zübük.
-ah biz eşekler.
-yaşar ne yaşar ne yaşamaz.
-sizin memlekette eşek yok mu.
-şimdiki çocuklar harika.
-zübük.
-ah biz eşekler.
devamını gör...
türk dizi tarihinin en orijinal karakteri
burhan altıntop
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
ben burada kalayım. siz devam edin. kumda kalayım, kumdan olayım. istemiyorum. güldüm çünkü yıldızları izlemek istiyorum. sustum. sonra oturdum. saatlerce oturdum. kimse uyanmadı. ben de uyanmamıştım o zaman. ben sustum. izledim. izlemedim aslında hiçbir şeye bakıyordum. bir nehir akıyordu, görmedim. sıra sıra insanlar geçiyordu. ellerinde tuttukları bir anı mı kaydediyordu bir anı öldürüyor muydu hiç bilemedim. ardı ardınca geçtiler. hepsini izledim. suyun akışını izledim. oturduğum bir ağaç kökü. canın acımıyor mu? hissetmiyorum. belki de hiç acımıyor. belki de acısını aramıyorum.
devamını gör...
saati bulan insan saati nasıl ayarladı sorunsalı
milattan önce 25’te doğup milattan sonra 25’te de hâlâ 25 yaşında olduğunu sanmakla aynı mantıktır.
devamını gör...


