en uzun öpüşme rekoru
taylandlı ekkachai ve laksana tiranarat'a ait rekor.
58 saat 35 dakika 58 saniye öpüşerek tarihe geçmişler. bir çift, bir önceki bu garip rekor denemesinde oksijen yetersizliği nedeniyle hastaneye kaldırılmış.
58 saat 35 dakika 58 saniye öpüşerek tarihe geçmişler. bir çift, bir önceki bu garip rekor denemesinde oksijen yetersizliği nedeniyle hastaneye kaldırılmış.
devamını gör...
unutulmayan aşk-ı memnu replikleri
- çene kaslarım ağrıyor. behlül mahvetti beni arabada.
nihal ziyagil.
nihal ziyagil.
devamını gör...
karı koca kavga ettiğinde boşanmalı mı sorunsalı
derhal boşanmalı. 4 kez evlendim toplam 9 boşanmam var. 13 kayınvalidem tarafından öldürüldüm, tüm görümcelerim ve eltimlerim bıçakla yaralama, zehirleme, şantaj, hürriyetinden yoksun kılma gibi suçlara karıştı. hepsinde mağdur bendim. türk tipi evlilik hakkında yeterli deneyime sahibim.
nasılsınız gönül dostlarım? hepimiz kafa sözlük'ün en şeker ve tatlı dilli üyesi "senden nefret ediyor olabilirim" kadar pembe ve kaostan uzak mıyız? o zaman hepimize bir alkış. şimdi koşun çiçek olup "senden nefret ediyor olabilirim" için ilahi söyleyelim. onu din ve güzelliklere davet edelim.
mevzu tartışmak değil aslında. mevzu çiftlerin birbirinden çekinmemesi. ben çoğu arkadaşımın ilişkisinde ve bir kez kendi ilişkimde şunu gördüm. saygımızı kazanamamış insanla tartışmalarımız çok daha şiddetli yaşanıyor. kaybetmekten korkmadığımız, daha önemlisi bizi çok kolay silemeyeceğini bildiğimiz insanların daha kolay üstüne basıyoruz. ben büyüdüğüm yerde şunlarla karşılaştım mesela. oldukça efendi, asla kötü bir söz söylemeyen, kadını daha kırılgan gördüğü için kaba davranmaktan çok uzak adam eşinin psikolojik şiddeti ile savaşıyordu. sen erkek misin, bana layık değilsin, seni istemiyorum diyen kadın şiddete başvurmaktan kaçınmayan, çok kolay savaş çıkaran, kadına gram saygı duymayan babasına hayrandı. erkek dediği zaman aklına babası geliyordu.
ya da sessiz sakin ve çirkin eşine hakaretler eden, şiddet göstermekten çekinmeyen adamlar güzel kadının karşısında istanbul beyfendisine dönüşüyordu. görgü kuralları eğitimi almış gibi evrimleşiyordu 2 dakika içinde.
bu meseleyi kendi hayatımda yine gördüm. ben kibir denilen o şeyin ete kemiğe bürünmüş haliyim. biz bir aileyiz, sizden bu özelliğimi saklayacak değilim. özellikle beni kırbaçlama ihtimaliniz orada her zaman canlı duruyorsa suçlarımı daha kolay kabullenirim. öyle el kol yapılacak, saygısızlık yapılacak ya da küçük bir yanlış yapılacak biri pek değilim. böyle olduğum zaman hep saygı gördüm. ne zaman bir insanı çok sevip tüm kibrimden, korkularımdan, doğru bildiğim yanlışlarımdan sıyrılıp ona koştuysam ciddiye alınmadım. gururum kibirli olmadığım zaman kırıldı hep.
insan denilen varlığın nasıl sevdiğini bu yaşıma geldim hâlâ çözemedim. hakkatan seviyorlar mı yoksa kendilerini çok sevdikleri için mi bizi seviyorlar onu bilemiyorum. ancak bildiğim şey şu, size, sizinle ilgili iyi ve kötü özelliklere saygı duymayan insanlar ile evlenmeyin. sizi kaybetmekten korkmayan, sizin değerinizi bilmeyen, sizi uzmekten ya da sinirlendirmekten çekinmeyen insanlar ile beraber olmayın. saygı duyan ile beraber olduğunuz zaman görüyorsunuz çünkü o zaman kavga çıkarmıyor. bildiğin çıkarmıyor. sokakta it gibi millete hırlaya hırlaya gezen tipler karşına geçip ihihi halini alıyor.
eskiden ya diyordum tartışmasız ilişki mi olurmuş. şimdi görüyorum o işler öyle olmuyormuş. birbirine saygı duyan ve aslında birbirini kaybetmekten korkan insanlar öyle kolay boşanmıyormuş. çünkü yemiyor, tartışmalar çıkmıyor.
ınsanlar hakkatan çok değişik. emekli olunca kendimi dağlara vurup kurtlarla falan yaşamayı planlıyorum. yıldım.
nasılsınız gönül dostlarım? hepimiz kafa sözlük'ün en şeker ve tatlı dilli üyesi "senden nefret ediyor olabilirim" kadar pembe ve kaostan uzak mıyız? o zaman hepimize bir alkış. şimdi koşun çiçek olup "senden nefret ediyor olabilirim" için ilahi söyleyelim. onu din ve güzelliklere davet edelim.
mevzu tartışmak değil aslında. mevzu çiftlerin birbirinden çekinmemesi. ben çoğu arkadaşımın ilişkisinde ve bir kez kendi ilişkimde şunu gördüm. saygımızı kazanamamış insanla tartışmalarımız çok daha şiddetli yaşanıyor. kaybetmekten korkmadığımız, daha önemlisi bizi çok kolay silemeyeceğini bildiğimiz insanların daha kolay üstüne basıyoruz. ben büyüdüğüm yerde şunlarla karşılaştım mesela. oldukça efendi, asla kötü bir söz söylemeyen, kadını daha kırılgan gördüğü için kaba davranmaktan çok uzak adam eşinin psikolojik şiddeti ile savaşıyordu. sen erkek misin, bana layık değilsin, seni istemiyorum diyen kadın şiddete başvurmaktan kaçınmayan, çok kolay savaş çıkaran, kadına gram saygı duymayan babasına hayrandı. erkek dediği zaman aklına babası geliyordu.
ya da sessiz sakin ve çirkin eşine hakaretler eden, şiddet göstermekten çekinmeyen adamlar güzel kadının karşısında istanbul beyfendisine dönüşüyordu. görgü kuralları eğitimi almış gibi evrimleşiyordu 2 dakika içinde.
bu meseleyi kendi hayatımda yine gördüm. ben kibir denilen o şeyin ete kemiğe bürünmüş haliyim. biz bir aileyiz, sizden bu özelliğimi saklayacak değilim. özellikle beni kırbaçlama ihtimaliniz orada her zaman canlı duruyorsa suçlarımı daha kolay kabullenirim. öyle el kol yapılacak, saygısızlık yapılacak ya da küçük bir yanlış yapılacak biri pek değilim. böyle olduğum zaman hep saygı gördüm. ne zaman bir insanı çok sevip tüm kibrimden, korkularımdan, doğru bildiğim yanlışlarımdan sıyrılıp ona koştuysam ciddiye alınmadım. gururum kibirli olmadığım zaman kırıldı hep.
insan denilen varlığın nasıl sevdiğini bu yaşıma geldim hâlâ çözemedim. hakkatan seviyorlar mı yoksa kendilerini çok sevdikleri için mi bizi seviyorlar onu bilemiyorum. ancak bildiğim şey şu, size, sizinle ilgili iyi ve kötü özelliklere saygı duymayan insanlar ile evlenmeyin. sizi kaybetmekten korkmayan, sizin değerinizi bilmeyen, sizi uzmekten ya da sinirlendirmekten çekinmeyen insanlar ile beraber olmayın. saygı duyan ile beraber olduğunuz zaman görüyorsunuz çünkü o zaman kavga çıkarmıyor. bildiğin çıkarmıyor. sokakta it gibi millete hırlaya hırlaya gezen tipler karşına geçip ihihi halini alıyor.
eskiden ya diyordum tartışmasız ilişki mi olurmuş. şimdi görüyorum o işler öyle olmuyormuş. birbirine saygı duyan ve aslında birbirini kaybetmekten korkan insanlar öyle kolay boşanmıyormuş. çünkü yemiyor, tartışmalar çıkmıyor.
ınsanlar hakkatan çok değişik. emekli olunca kendimi dağlara vurup kurtlarla falan yaşamayı planlıyorum. yıldım.
devamını gör...
normal sözlük'te kendi halinde yazan yazarlar
gün gelecek "aaa sende mi burdaydın" diyecekler.
devamını gör...
green book
2018 yılında vizyona giren benim yeni izlediğim ve yeni izlediğim için üzüldüğüm filmdir.
bu film hakkında yorum yaparken şu kelimeyi kullanmak istiyorum “sıcacık” tamamen sıcacık bir filmdi 2 saat boyunca tebessüm ve keyif arasında dolaşıp durdum.
bence bu film dostluğun filmi insanın kendini tanımasının öğrenmesinin ne kadar önemli olduğunu bize öğreten dostça sıcacık bir film.
amerika da ki çifte standart davranışları eşitsizliği çok acı bir şekilde gözler önüne seriyor.
filmde iki karakter bir yolculuğa çıkıyorlar ve o yolculuktan döndüklerinde bambaşka iki insan oluyorlar.
yolculuğun onlara öğrettiği şeyler çok ama çok önemli.
--! spoiler !--
filmin başında iki siyahi işçinin su içtiği bardakları çöpe atan karakterimiz filmin sonunda siyahi arkadaşına “sıcacık” bir sarılma gösteriyor hem seyirci hem evin içindeki insanlar gözyaşlarını tutamıyor (ben tutamadım).
hayatın ona öğretildiği gibi yaşayan doktor tony bu yolculukta kafasında kodlanmış insan kimliğinden biraz olsun uzaklaşıyor ve rahatlıyor.
tavuk yerken mutlu oluyor o tavuğu arabanın camından dışarı atarken mutlu oluyor yolculuğunda çok şey öğreniyor hem de arka koltukta oturmasına rağmen.
filmin sonunda ön koltuğa oturuyor bence çok güzel bir detaydı.
toplumun ona kazandırdığı kimliğin arasında sıkışıp kalmış bir insan yetersizliğinden avazı çıktığı kadar bağırarak kurtuluyor.
bence filmin en önemli ve en can alıcı sahnesi filmin alt metni.
yetersizliğin üzerine kurulmuş bir hayat yaşayan tony kendi kimliğini yağmur altında arınarak buluyor.
bulurken arkadaşına da çok önemli şeyler öğretiyor.
“beyaz değilim, yeterince siyah değilim, yeterince erkek değilim, o zaman ben neyim?”
--! spoiler !--
izlenip ders çıkarılması gereken bir film kesinlikle izlenmeli.
bu film hakkında yorum yaparken şu kelimeyi kullanmak istiyorum “sıcacık” tamamen sıcacık bir filmdi 2 saat boyunca tebessüm ve keyif arasında dolaşıp durdum.
bence bu film dostluğun filmi insanın kendini tanımasının öğrenmesinin ne kadar önemli olduğunu bize öğreten dostça sıcacık bir film.
amerika da ki çifte standart davranışları eşitsizliği çok acı bir şekilde gözler önüne seriyor.
filmde iki karakter bir yolculuğa çıkıyorlar ve o yolculuktan döndüklerinde bambaşka iki insan oluyorlar.
yolculuğun onlara öğrettiği şeyler çok ama çok önemli.
--! spoiler !--
filmin başında iki siyahi işçinin su içtiği bardakları çöpe atan karakterimiz filmin sonunda siyahi arkadaşına “sıcacık” bir sarılma gösteriyor hem seyirci hem evin içindeki insanlar gözyaşlarını tutamıyor (ben tutamadım).
hayatın ona öğretildiği gibi yaşayan doktor tony bu yolculukta kafasında kodlanmış insan kimliğinden biraz olsun uzaklaşıyor ve rahatlıyor.
tavuk yerken mutlu oluyor o tavuğu arabanın camından dışarı atarken mutlu oluyor yolculuğunda çok şey öğreniyor hem de arka koltukta oturmasına rağmen.
filmin sonunda ön koltuğa oturuyor bence çok güzel bir detaydı.
toplumun ona kazandırdığı kimliğin arasında sıkışıp kalmış bir insan yetersizliğinden avazı çıktığı kadar bağırarak kurtuluyor.
bence filmin en önemli ve en can alıcı sahnesi filmin alt metni.
yetersizliğin üzerine kurulmuş bir hayat yaşayan tony kendi kimliğini yağmur altında arınarak buluyor.
bulurken arkadaşına da çok önemli şeyler öğretiyor.
“beyaz değilim, yeterince siyah değilim, yeterince erkek değilim, o zaman ben neyim?”
--! spoiler !--
izlenip ders çıkarılması gereken bir film kesinlikle izlenmeli.
devamını gör...
türk erkeklerinin et sevdası
et eskiden beri gücü simgeler. o yüzden.
devamını gör...
çocuksuz restoran
çocuklu ailelerin kendilerine küfür edilmişçesine tepki gösterdiği, çocukların alınmadığı restorandır.
çocuklu aileler! inanmayacaksınız ama istisnalar haricinde herkes çocuk yapabiliyor o yüzden sizin çocuğunuz dünyanın son harikası değil. restoran çocuk kısıtlaması koymuşsa demek ki çocuklara uygun olmayan bir konsepti vardır ya da müşteri potansiyeline uygun bir mekan düzenlemesi yapmıştır. çocuklu aileler! gidebileceğiniz bir sürü yer var biliyor musunuz? oradaki restorana gitmeyiverin. ayrıca kimse sizi ayrıştırmıyor gerçekten. keşke çocuklarınızın geleceğini, gideceği restorandan daha çok düşünseniz.
çocuklu aileler! inanmayacaksınız ama istisnalar haricinde herkes çocuk yapabiliyor o yüzden sizin çocuğunuz dünyanın son harikası değil. restoran çocuk kısıtlaması koymuşsa demek ki çocuklara uygun olmayan bir konsepti vardır ya da müşteri potansiyeline uygun bir mekan düzenlemesi yapmıştır. çocuklu aileler! gidebileceğiniz bir sürü yer var biliyor musunuz? oradaki restorana gitmeyiverin. ayrıca kimse sizi ayrıştırmıyor gerçekten. keşke çocuklarınızın geleceğini, gideceği restorandan daha çok düşünseniz.
devamını gör...
modların saçma sapan nedenlerle tanım silmesi
bir konuyu ayırmak gerekir öncelikle;
tek/iki-üç kelimelik/tweetvari tanımlar format gereği silinir. bu ok, bu cepte. yeni gelenler hariç herkes hakim olaya. anladık! bez yüz milyon kere tekrarlamayın. böyle tanımları silmekte haklılar.
fakat yetişkin veya genç yetişkin insanlar olarak pohpohlanmaya, şımartılmaya gelince sorun görmeyip, “öte git” denildi mi, eleştirildi mi hemen “nope. bu olmaz bunu sileriz/sildiririz işte” diyemezsiniz. nerede kaldı fikir özgürlüğü?
ben ak olana kara diyemem arkadaşım. bak popoya popo bile yazmıyorum, teletabiye bağladım iyice. ha herkeste fikir özgürlüğünün karşıtı başka. benimkinde kimseye hakaret veya küfür göremezsiniz, görmeyeceksiniz de. yapımda yok. ha içimden dışımdan embesil derim, olsun o kadar. hak edene cuk oturan kelime. bunu gidip isim vererek veya nickaltına yazarak yapmam. kimseyi örgütleyecek kadar bayağı değilim. işbu sebepten hiç bir şekilde küfür/ hakaret barındırmayan entrym silinince benim de aklıma popüler olanı, nicelik olanı eleştirmem yasak demek ki düşünceleri gark ediyor. neden etmesin formata uyan entrym silinirse? başka ne sebep düşünürüm? modla kanka demek ki derim. benim de mod arkadaşlarım var fakat kendi çıkarlarım adına kullanmıyorum. eleştiriyi kaldırıyorum. saçma salak az bilinen efsane duyarlı şu entry mesela: #948229 duruyor. saçma bulduğumu belirtiyorum. üstüne bir kaç kez de düşündüm, acaba haklı olma payı var mı dedim? kendimi eleştirdim. diğer insanlardan da böyle ufak bir beklenti içerisindeyim.
bir sorun kendinize: karşımdakinin haklı olma ihtimali var mı?
neyse ne. o orada dursun. objektif bakabilen görür zaten vıttırı vızzık olanı/olmayanı.
sevgi pıtırcıklığı, kankalık yeteri kadar insanın tiksinip gitmesine yol açtı. ot beyinliler; bir durup düşünün, bir kere de ben hatalıyım diyin. gerçek yüzünüzü saklayıp iğrenç bir yüzeysellik ile kendinizi tatmin etmelerinize, nickaltımda popoya popo dendi acil yetiş, hemen güzel şeyler yaz da yukarı çıksın görünmesin, başlık açtım kanka destek atarsın diyerek zavallılaşmanıza gerçekten acıyarak ve iğrenerek bakıyorum.
silinecekse de buyrun, popoya popo dedim. pembe gözlüklerinize zeval gelmesin, seviliyorsunuz.
tek/iki-üç kelimelik/tweetvari tanımlar format gereği silinir. bu ok, bu cepte. yeni gelenler hariç herkes hakim olaya. anladık! bez yüz milyon kere tekrarlamayın. böyle tanımları silmekte haklılar.
fakat yetişkin veya genç yetişkin insanlar olarak pohpohlanmaya, şımartılmaya gelince sorun görmeyip, “öte git” denildi mi, eleştirildi mi hemen “nope. bu olmaz bunu sileriz/sildiririz işte” diyemezsiniz. nerede kaldı fikir özgürlüğü?
ben ak olana kara diyemem arkadaşım. bak popoya popo bile yazmıyorum, teletabiye bağladım iyice. ha herkeste fikir özgürlüğünün karşıtı başka. benimkinde kimseye hakaret veya küfür göremezsiniz, görmeyeceksiniz de. yapımda yok. ha içimden dışımdan embesil derim, olsun o kadar. hak edene cuk oturan kelime. bunu gidip isim vererek veya nickaltına yazarak yapmam. kimseyi örgütleyecek kadar bayağı değilim. işbu sebepten hiç bir şekilde küfür/ hakaret barındırmayan entrym silinince benim de aklıma popüler olanı, nicelik olanı eleştirmem yasak demek ki düşünceleri gark ediyor. neden etmesin formata uyan entrym silinirse? başka ne sebep düşünürüm? modla kanka demek ki derim. benim de mod arkadaşlarım var fakat kendi çıkarlarım adına kullanmıyorum. eleştiriyi kaldırıyorum. saçma salak az bilinen efsane duyarlı şu entry mesela: #948229 duruyor. saçma bulduğumu belirtiyorum. üstüne bir kaç kez de düşündüm, acaba haklı olma payı var mı dedim? kendimi eleştirdim. diğer insanlardan da böyle ufak bir beklenti içerisindeyim.
bir sorun kendinize: karşımdakinin haklı olma ihtimali var mı?
neyse ne. o orada dursun. objektif bakabilen görür zaten vıttırı vızzık olanı/olmayanı.
sevgi pıtırcıklığı, kankalık yeteri kadar insanın tiksinip gitmesine yol açtı. ot beyinliler; bir durup düşünün, bir kere de ben hatalıyım diyin. gerçek yüzünüzü saklayıp iğrenç bir yüzeysellik ile kendinizi tatmin etmelerinize, nickaltımda popoya popo dendi acil yetiş, hemen güzel şeyler yaz da yukarı çıksın görünmesin, başlık açtım kanka destek atarsın diyerek zavallılaşmanıza gerçekten acıyarak ve iğrenerek bakıyorum.
silinecekse de buyrun, popoya popo dedim. pembe gözlüklerinize zeval gelmesin, seviliyorsunuz.
devamını gör...
evlenmek için beklenilen şey
evlenme kararı aldırabilecek kişi.
devamını gör...
mary and max
bazen bir film izlerken oradaki karakter sana çok yakın gelir, hemen bir bağ kurarsın, keşke gerçek hayatta bu kişi olsa ne iyi arkadaşım olurdu dersin.. yada onun hüznüne de sevincine de istemsiz ortak olursun..” mary ve max”de her iki karakterde de aynı duygular canlandı bende.
ayrıca bazen aradaki yaş ve mesafenin dostluk kurmak için engel olmadığını çok güzel anlatır..
oldukça hüzünlü ve duygu yüklü bir hikaye..
izlediğim ender güzel stop motion animasyonlarından biri olup, tavsiye ettiğim bir filmdir..
ayrıca bazen aradaki yaş ve mesafenin dostluk kurmak için engel olmadığını çok güzel anlatır..
oldukça hüzünlü ve duygu yüklü bir hikaye..
izlediğim ender güzel stop motion animasyonlarından biri olup, tavsiye ettiğim bir filmdir..
devamını gör...
una nocte
benim için kafa sözlük'ün en iyi yazarıdır
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
devamını gör...
nar
insana benzettiğim meyve. dıştan yek görünse de kişi
içerisinde yüzlerce parçaya bölünmüş hâlde.
iyimser bir bakış açısı ile:
tek bir nar tanesi gibi insan. bir narın içinde yüzlerce insan bir hâlde.
bizi ayrıştırmaya çalışan farklılıklardan uzak, bir bütün hâlinde olmayı çağrıştırıyor.
içerisinde yüzlerce parçaya bölünmüş hâlde.
iyimser bir bakış açısı ile:
tek bir nar tanesi gibi insan. bir narın içinde yüzlerce insan bir hâlde.
bizi ayrıştırmaya çalışan farklılıklardan uzak, bir bütün hâlinde olmayı çağrıştırıyor.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının içini ısıtan şeyler
küçük kedilerim şu an yatağımda birbirlerini öpüyorlar, dokunuyorlar, seviyorlar, ne zaman uyuyacağımı bilmiyorlar ve beni bekliyorlar. onların beni sevdiğini bilmek ve benim de onları sevdiğimi bilmesi, uyurken yüzüme dokunup gözlerinin peyderpey uykuya dalışını izlemek.
devamını gör...
köy sütü
yağını alıp satarlar..
eski lezzeti yok bu yüzden..
eski lezzeti yok bu yüzden..
devamını gör...
kaç yaşıma gelirsem geleyim
kaç yaşıma gelirsem geleyim;
kalbime dokunan sözlere,
saçımın okşanmasına,
güzel bir bakışa, gülüşe,
daima ve hep yenik düşeceğim.
"frida kahlo"
kalbime dokunan sözlere,
saçımın okşanmasına,
güzel bir bakışa, gülüşe,
daima ve hep yenik düşeceğim.
"frida kahlo"
devamını gör...
sevilen türkünün en vurucu sözleri
"dedim tabiplerin derdi olur mu?
dertsiz tabip derde derman olur mu?
yara sızlar yâr hâlinden bilir mi?
yâr yaradan yara yârdan dertlidir."
dertsiz tabip derde derman olur mu?
yara sızlar yâr hâlinden bilir mi?
yâr yaradan yara yârdan dertlidir."
devamını gör...


