gelecekte yok olacak meslekler
teknoloji ve yapay zeka gelişimleri sayesinde pek uzak olmayan bir gelecekte insanlar yerine teknolojinin üstleneceği mesleklerdir. şimdilerde bile buna tanık oluyoruz ve bunun altyapılarını hissediyoruz. bankacılık, market ve alışveriş gibi sektörlerde neredeyse her şeyi internet üzerinden halledip ihtiyacımızı giderebiliyoruz. yakın gelecekte daha birçok meslek yapay zeka tarafından üstlenecek.
benim ilk aklıma gelen, otonom sürüş teknolojisiyle kaybolacak meslek şoförlük .
benim ilk aklıma gelen, otonom sürüş teknolojisiyle kaybolacak meslek şoförlük .
devamını gör...
elfida
haluk levent'in mükemmel eserlerinden biri.
omzumda iz bırakma,
yüküm dünya'ya yakın...
omzumda iz bırakma,
yüküm dünya'ya yakın...
devamını gör...
kız istemenin kadınları aşağılaması
kız istemek gelenek ve örf adetlerimizde vardır aşağılayıcı bir yanı yoktur nasıl baktığınıza bağlıdır. burada ki "istemek" kavramını pazardan karpuz almak gibi görürseniz kadınları aşağılayan siz olursunuz. kız istemek demek,annesinin babasının rızasını almaktır. ailelerin bir araya gelip neticeye varması demektir.
devamını gör...
iyi insanların ortak özellikleri
merhametli, vicdanlı ve kin tutamayan insandır.
devamını gör...
kadıköy beyfendisi’ne veda kesiti
normalde yapılan kesitlere gülerdim hatta kahkaha atardım. kadıköy beyfendisi giderken bu sefer güldürmedi diyip iğrenç bir ironi yapmak istemiyorum.* lakin sözlük hayatım boyunca bu denli düşünceli olup güldüren bir insan tanımadım. gidişiyle beni epey mutsuzluğa sürüklese dahi, veda etmeyi sevmeyen bir uykusuzkahve olarak kendisine veda etmekten öte hemen gelmesi için temennilerde bulunacağım. daha yeni başladık sevgili kadıköy beyfendisi, durmak yok! kafa sözlük ailesi ve kadıköy’de olan boğa dahi seni özleyecek. çabuk gel henüz zirveye yürümedik. * *
devamını gör...
bir garip ölmüş diyeler
bir garip ölmüş diyeler
üç gün sonra duyalar
soğuk suyla yuyalar
şöyle garip bencileyin.
yunus emre kimbilir neler görmüş ya da yaşamış da ardından bu dizeleri bırakmış.
dünyamız da böyle ölmüş insanlarını sıcak toprağında üşütüp titreten duyarsızlıklar, hatta vefasızlıklar üretti. sokaklara yığılıp kalan, beş parasız yaşama veda eden, huzurevlerinde ya da hastane odalarında kıvranan sanatçıları hatırlatıyor. halbuki bir dönem, insanlar onlarla gülmüş, onların sahnelerdeki sözleri, bilinçlere yerleşmişti.
üç gün sonra duyalar
soğuk suyla yuyalar
şöyle garip bencileyin.
yunus emre kimbilir neler görmüş ya da yaşamış da ardından bu dizeleri bırakmış.
dünyamız da böyle ölmüş insanlarını sıcak toprağında üşütüp titreten duyarsızlıklar, hatta vefasızlıklar üretti. sokaklara yığılıp kalan, beş parasız yaşama veda eden, huzurevlerinde ya da hastane odalarında kıvranan sanatçıları hatırlatıyor. halbuki bir dönem, insanlar onlarla gülmüş, onların sahnelerdeki sözleri, bilinçlere yerleşmişti.
devamını gör...
kimsenin takmadığı bir sözlükte kimsenin takmadığı bir yazar olmak
ohhh o denizlere nasıl girerim nasıl çıkarım kimse bilmez ama ben o anı doya doya yaşarım.burada yazmakta öyle bir şey ben içimi döküyorum ya gerisi boş..
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
içimde mânâsız bir sıkıntı var. deli gibi ağlamak istiyorum. bağırarak hem de.
devamını gör...
şule gürbüz
kambur kitabıyla gönlümün köşe başına oturan yazardır. sanki cümlelerinde insanı çeken bir şey var. ne kadar karamsar bir kitap olarak sanılsa da bende pozitif etki yaratan, bambaşka bir düşünce tarzına sahip, insanı bambaşka yerlere götüren, farklı bir bakış açısı katan bir kitap benim için. diğer kitaplarını da okuyacağım, canım yazarım.
devamını gör...
lübnan
osmanlının ilk gerçek burjuva sınıfının yaşadığı topraklardır. endüstri devriminin etkilediği ilk osmanlı toprağıdır. verimli hilalin en güzel toprağıydı. özellikle pamuk üretimi ve ticareti ile imparatorluğun 19.yy'da ekonomik gelirinin büyük kısmını oluşturmuştur. osmanlı'da ilk kadın işçi sınıfı burada doğmuştur. charles issawi'nin ortadoğu ekonomisi üzerine mükemmel kitapları bulunmaktadır. bugünün aksine aslında yerlileri hristiyan toplumudur. içersinde yahudi nüfusuda bulundurmaktaydı, yahudilerin büyük göçleri 1914' yılında başlıyor. müslümanlar 1940'lara kadar azınlıktadır. fakat siyasal islam sebebiyle din değiştirenlerden tutun da zorla göç ettirilen durziler, maruniler, hristiyanlar, yahudilerin azalması ile klasik arap ülkesi olmaya yüz tutmuştur. topraklarında dünyanın en önemli üniversitelerinden biri olan ''beyrut amerikan üniversitesi''ni barındırmaktadır. nadine labaki gibi muazzam bir yönetmenin ülkesidir. beyrut'u anlamak için ''where we go now'' filmini şiddetle tavsiye ederim. beyrutun bütün kültürel zenginliğinin sebebi içerisinde barındırdığı çeşitlilik ve yaşanmışlıklardır. gece hayatı mükemmeldir, insanları keyifçi ve hayatı sevmektedir.(dış mihraklar izin vermiyor tabi kiiii). kadınları çok güzeldir, düğünleri şölen gibidir, yemek kültürü ve müziği harikadır. kayak yapmak için ideal bir ülkedir, aynı zamanda akdenizin en güzel sahiline sahiptir. en büyük handikabı ise ne yazık ki bütün illegal terör örgütlerinin rahatça konuşlanabildiği bir ülkedir. ne yazık ki birlik ve düzenden yoksundur. ah ulan ah beni o ülkenin başına koyacaksınız varyaaa. son yaşanan patlama kalbimi parçalamıştır. bi huzur verin şu ülkeye! cennet gibi ülkeleri cehenneme çeviren her yapının, ülkenin ve insanın yok olması dileğiyle....
devamını gör...
tanrı ile ilgili ateistlerin müslümanlardan daha çok başlık açmasının nedeni
"inkarcılar" bu kadar gülmemiştim *, teşekkürler. herkes istediğine tapabilir ama bizim gibiler ise tapma gereği duymaz. biz buna akıl diyoruz ama maalesef tapanlar da akıl bulunmuyor.
devamını gör...
insan kütüphanesi
ilk kez 2000 yılında danimarka’nın kopenhag şehrinde “kitabı kapağına göre değerlendirmeyin“ sloganından yola çıkılarak hayata geçirilmiş bir kuruluştur. normal bir kütüphane işleyişi standartlarına sahiptir. bilindik kütüphanelerden tek farkı raflarında kitaplar yoktur, onun yerine gerçek yaşam tecrübelerine sahip, farklı hikayeler sunan çeşit çeşit gönüllü insanlar vardır.
yarım saatliğine bir politikacıyla, bir fahişeyle, bir evsizle, bir alkolikle, belki bir şizofrenle yada bir mülteciyle oturup onların benzersiz hikayelerinin dinliyorsunuz. bu insanları kitaplardan üstün kılan tarafı, en iyi öğrenme metotlarından sayılan tecrübe transferinin sağlanması ve hikayenin ortasında soru sorup cevabını alabiliyor olmanızdır.
ülkemizde istanbul'da ''yaşayan kütüphane'' adıyla çeşitli etkinlikler*in içerisinde yer yer uygulanmıştır.
yarım saatliğine bir politikacıyla, bir fahişeyle, bir evsizle, bir alkolikle, belki bir şizofrenle yada bir mülteciyle oturup onların benzersiz hikayelerinin dinliyorsunuz. bu insanları kitaplardan üstün kılan tarafı, en iyi öğrenme metotlarından sayılan tecrübe transferinin sağlanması ve hikayenin ortasında soru sorup cevabını alabiliyor olmanızdır.
ülkemizde istanbul'da ''yaşayan kütüphane'' adıyla çeşitli etkinlikler*in içerisinde yer yer uygulanmıştır.
devamını gör...
erkeklerin düştüğü içler acısı durumlar
az önce eski ev arkadaşımın dolabında bıraktığı şeyleri ayıklarken bir krem buldum. üzerinde aynen şöyle yazıyor;
"arko nem değerli yağlar serisi. hızlı emilen formül. yağlılık hissi bırakmaz. avokado yağı içeren el yüz ve vücut kremi"
normalde saçmış sakal şekliymiş, temizlikmiş, aksesuarmış, kendime bakmaya çalışırım, yani hayvan değiliz ancak "krem" gibi bakım olaylarına hayatımda hiç girmemiştim. merak ettim, açtım, baktım, açık yeşil bir krem. kokladım, güzel de kokuyor. hıyarımsı fresh bir kokusu var.
"tamam lan" dedim, süreyim bundan. aldım elime, en başta kolonya gibi sürmeye başladım, ama heralde fazla aldığımdan olacak ki krem gitmiyor, yani sür sür hala vıcık vıcık durumdayım, kalanını da suratıma, boynuma filan sürdüm. kollarıma bile sürdüm.
resmen krem ile abdest aldım.
bi de "yağlılık hissi bırakmaz" yazıyor. y*r..ak bırakmaz. kendimi şunun gibi hissediyorum;

heralde fazla sürdüm, çok çok fazla.
ama güzel kokuyorum. taze taze.
"arko nem değerli yağlar serisi. hızlı emilen formül. yağlılık hissi bırakmaz. avokado yağı içeren el yüz ve vücut kremi"
normalde saçmış sakal şekliymiş, temizlikmiş, aksesuarmış, kendime bakmaya çalışırım, yani hayvan değiliz ancak "krem" gibi bakım olaylarına hayatımda hiç girmemiştim. merak ettim, açtım, baktım, açık yeşil bir krem. kokladım, güzel de kokuyor. hıyarımsı fresh bir kokusu var.
"tamam lan" dedim, süreyim bundan. aldım elime, en başta kolonya gibi sürmeye başladım, ama heralde fazla aldığımdan olacak ki krem gitmiyor, yani sür sür hala vıcık vıcık durumdayım, kalanını da suratıma, boynuma filan sürdüm. kollarıma bile sürdüm.
resmen krem ile abdest aldım.
bi de "yağlılık hissi bırakmaz" yazıyor. y*r..ak bırakmaz. kendimi şunun gibi hissediyorum;

heralde fazla sürdüm, çok çok fazla.
ama güzel kokuyorum. taze taze.
devamını gör...
normal sözlük'te takip
3 kişi var, sağ olsunlar bu entrydeki şarkı onlara hediyemdir.
şaka şaka bütün yazarlarımıza en azından duman severlere
şaka şaka bütün yazarlarımıza en azından duman severlere
devamını gör...
merhum vs müteveffa
bu iki sıfat çoğu kez yanlış kullanılır. ölmüş müslüman, merhum diye anılır. müteveffa ise ölmüş gayrimüslümler için kullanılan bir tanımdır. hatta, ölen kişi daha ünlü ve zengin ise sanki daha iyi tanımlama gibi müteveffa kelimesini kullanıyorlar.
devamını gör...
her şey para değil
e peki nedir? diye sorduran cümle. her şey paradır.
devamını gör...
z kuşağının normal sözlük'e girişinin yasaklanması gerekliliği
keşke z kuşağı kadar zeki olsaydı, z kuşağına burun kıvıranlar.
devamını gör...
yazılacak kitabın ilk cümlesi
yine bir gün bizimkilerle oturuyoruz. ama kafamız nasıl güzel. bak bak dinle şimdi.
devamını gör...
sahilde yürüyüş yapmak
zevkli bir eylemdir. özellikle kulakta sevilen bir şarkı çalıyorsa ya da sevdiğin bir insanla sohbet ederek yürünüyorsa tadından yenmez. koronanın bitmesini dört gözle bekleten eylemlerden biridir aynı zamanda.
devamını gör...
