2 şubat sabahı saat 9 itibariyle istanbul valiliği, boğaziçi üniversitesi'ndeki gösterilerde gözaltına alınan şüphelilerden 98'inin serbest bırakıldığını bildirdi. kaynak

1 şubat günü 159 şüpheli cumhuriyet başsavcılığı talimatıyla il emniyet müdürlüğü'nce gözaltına alınmıştı.
valilik, sosyal medya ve basın yoluyla boğaziçi üniversitesi kampüsü önü ve çevresinde toplantı çağrılarına ilişkin basın açıklaması yapmıştı. valilik basın açıklaması

değerli yazarlar burada yazılanları boğaziçi üniversitesi rektörü melih bulu'nun okuyacağını sanmıyorum. twitter adresi @melihbulu twitter.com/melihbulu/statu...
30 ocak'ta "bir grup kendini bilmez tarafından islamiyetin kutsallarına saldırı hiç bir şekilde kabul edilebilir değildir. bunun boğaziçi değerlerinde asla yeri yoktur. bu şuursuz saldırıdan sorumlu olanlar hakkında kapsamlı soruşturma başlatılmıştır." diye twit atmıştı.

not: rektör hiç bir diye ayrı yazmış. doğrusu türk dil kurumu'na göre hiçbir olarak bitişik yazılır. aceleyle yazarken hatalı yazmış olabilir.
üniversitedeki profesörlerin, öğrencilerinden cahil oldukları bir zamanda da olabiliriz.

"öğrencilerinize yüksekokulların diploma atölyesi değil, etrafa ışık saçan canlı mumların üretildiği fabrikalar, ülkenin zihinsel ve manevi açıdan aydınlanmasını sağlayan merkez istasyonlar olduğunu anlatın" - grigory petrov.
gözde üniversitelere zekayla giremeyenler ancak zorla girerler.
devamını gör...

1930 larda dil inkılabı nedeniyle köklü bir değişime uğrayıp türkçeye dönüşmüştür ve robotsal bir hale bürünmüştür.

(bkz: oturgaçlı götürgeç)

edit: (bkz: mübalağa sanatı)=(bkz: oturgaçlı götürgeç)
devamını gör...

alman yapımı filmdir. ingilizceye “the silent revolution” adı ile çevrilmiştir. sanırım türkçe’ye de ingilizce’den çeviri yapılmıştır. sessiz devrim adı altında izlenilesi bir filmdir. film gerçek bir kesitten ve yazar dietrich garstka’nın aynı adlı kitabından uyarlamadır. çevirinin doğrusu “sessiz sınıf” olmalıdır ki, almancası böyledir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

konusu, lise son sınıf öğrencilerinin başlattığı bir eylemdir. ancak filmin anlatmaya çalıştığı konu; sessiz kalmanın bedelidir demek yanlış olmaz.

üstte yazar arkadaş film hakkında bilgiler vermiş. ek olarak 1956 yılı macaristan’da başlayan olayların, doğu almanya’nın stalinstadt kasabasına bizleri götürür. kitabını bilmiyorum ama filmi etkileyici ve eleştiriye açıktır. masum bir eylemle başlayan olaylar ile dönemin siyasi yapısına bir bakış anlatılır. eleştiriye açıktır dedim çünkü filmin ortaya koyduğu siyasi görüş çok eleştirilmiştir. bu anlamıyla katılmadığım noktalar vardır ancak bu filmin özgün olduğu gerçeğini değiştirmez. çakraları açık tutarak izlenmesi gerekir.

yönetmeni lars kraume ve imdb puanı 7.4
senaryosu kitabın yazarı ile yönetmeni tarafından yazılmıştır. bol ödüllü olan filmi, izlenecek filmler listenize alınız. fragmanı da bırakalım.


sessizce izleyiniz.
devamını gör...

ürküten anons.

hiç öyle "yoldaş benim!" triplerine giremem. elebaşı o değil mi? neyse cezası çeksin. anonstaki ses tonuna göre yanınıza gelip gelmeyeceğime karar vereceğim. ya sinirliyse? o zaman birini öne atar "aha mars" diye salarım.
bir de buradan olup yanımıza gelmeyen olursa vallahi de ispitlerim. anca beraber kanca beraber.
devamını gör...

girizgah (burayı atlayabilirsiniz)

uzun zamandır üzerinde düşündüğüm fikir. aslında spontane gelişti diyebilirim. bir gün yine oturmuşum uçak gibi devasa araçların nasıl havada böyle hızlarda süzülebildiklerini düşünüyordum. düşünsenize dostlar, koskocaman tonlarca ağırlıktaki kütledeki bu vasıtalar nasıl oluyor da yere çakılmıyor. benim bizzat kendi elceğizlerimle katlaya katlaya yaptığım, taş çatlasın 10 gram çekecek kağıttan uçaklarım bile en fazla 10 metre gidip yere çakılıyor. bu koskoca cengaverleri durdurana aşk olsun... sübhanallah hikmetinden sual olunmaz rabbim dedikten sonra düşüncemi bıraktım ve altılıda son ayakta springfield'ın birinci çıkamayışıyla yine tek ayaktan yattık aliminyum dedikten sonra gidip chopin'den trio in g minor'ü açarak bir yandan label viskimi yudumlamaya başladım. ingiliz atları vesselam, popoları sıkışmayınca son düzlükte koşturamıyorlar. en iyisi arap atı abi, bak mesela şâferat son düzlükte nasıl koştu? gulyabani görmüş şener şen gibi topukları vura vura hem de.. neyse bir yandan viskimi yudumlarken birdenbire aydınlandım. neden bir gazete kurmuyoruz! arşimet gibi evreka diyerek havaya sıçradım. kafamı dolabın altına vurdum "****" diyerek küfrettim, komşum geldi ve "monşer! o ağzı size hiç yakıştıramadım doğrusu! siz bir uşak değilsiniz lütfen kendinize gelin!" dedi, ben de "pardon mösyö, bir anlığına avamlaştım" dedim, koltuk altına rokfor peyniri ve yıllanmış şarap sıkıştırarak evden postaladım. enteller böyle kovulur çünkü... neyse konuya dönüyorum.

kafa gazetesi - doğru, dürüst habercilik
31 ocak 2021 - sayı 1

///pandemi yüzünden metruk binalardaki korkunç yaratıklar sinek avladı///

insanların bir dönem ilgisini çekmiş olan metruk binalardaki korkunç yaratıklar ve gulyabaniler cemiyeti başkanı dâbbe bin korkunç, kafa gazetesi muhabirlerinden mebus paltosu'yla röportaj yaptı.

mebus: yıllardır burada film çekildiğini söylediniz. siccin, dabbe gibi filmlerde eve gelen meraklı, her b*ka burnunu sokan kolejli gençleri korkutarak para kazanıyordunuz. peki şimdi karantina sürecindeyiz, nasıl geçiniyorsunuz!
dabbe: vallahi abi işler inanamayacağın kadar kesat. bak mesela osman'a bak. (osman beyaz bir çarşaf giymektedir) part time çalışıp yatağına yemek kırıntısı dökenlere musallat oluyor, part time iş yapıyor çocukcağız. evinde ailesi var geçindiriyor.
mebus: peki metruk binalar ne durumda?
dabbe: zor durumdayız. binalar terk edilmiş sanıyorsunuz ama bize kiralıyorlar abicim. bizler her altına s*çırttığımız adam başına kota dolduruyoruz. mesela ben ayda 30 kişi korkutmalıyım ki kira parası çıksın. şuana kadar 17 kişiye musallat oldum.
mebus: gerçekten işiniz zor, sosyal yardım kuruluşlarına ulaştınız mı hiç
dabbe: bizler görüyorsunuz zor durumdayız abicim. devletimizden sosyal yardım bekliyoruz. bu gelenek sürsün. pandeminin de bir an önce bitmesini istiyoruz.

///ekonomi///

zombi mevsimlik işçilere müjde

günlerdir protesto yapan ve yola portakal döken zombi mevsimlik işçilerinin bu durumunu gören kooperatif tarımcılık bakanı reşat ziya serdengeçti, mevsimlik işçi zombilere ek kontenjan ile antalya finike'de istihdam sağladı. normal işçiden 10 tl daha ucuza çalışan zombiler, yerli mevsimlik işçilerle tartışmıştı, ancak bakan, bu duruma el atarak faaliyete girdi ve herkesi mutlu etmeyi başardı.

///spor///

fenerbahçe'ye transfer olan dünya yıldızı mesut özil, başarısının sırrının çok çalışmak ve tahin helvası yemek olduğunu söyledi

kafa gazetesi'nin muhabirlerinden kaçan mesut özil, "çok çalışmak ve tahin helvası yemek... benim hayattaki en büyük başarı kaynağım önce çok çalışmak ve eve gittiğim zaman çayla birlikte tahin helvası yemektir dedi. kendisine fenerbahçe'de mutlu musun diye sorduğumuzda "bro her şey süper gidiyor şimdilik bakacağız göreceğiz, haydi eyvallah" diyerek bizleri selamladı.

///yurttan manzaralar///

rize'de kendi imkanlarıyla rüzgar enerjisi üreten çiftçi musa nayır, elon musk'tan teklif aldı

rize'nin çamlıhemşin ilçesinde, geçimini çiftçilikten sağlayan ve bir yıldır rüzgardan elektrik üreten mucit musa nayır, elon musk'ın tesla şirketinde tedx konuşmacısı olarak "yenilenebilir enerjinin faydaları" konulu sempozyumu yapması için los angeles'ın california şehrine davet edildi, bu mutlu haberi alan musa nayır "haçan hiç beklemeyidum. ne yapaçam halen bilmeyirum" diyerek hepimizi gururlandırdı.
devamını gör...

devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

geleneksel ingiliz kahvaltısında daimi bir yeri olan ama bizim sabah öğünlerimiz için pek de olağan sayılamayacak kuru fasulyedir.
devamını gör...

allah'tan sözlükte büyük küçük harf olayı yok diye aklıma getiren başlık. yoksa büyük-küçük harfe de dikkat edin diye fırça yiyebilirdik.
devamını gör...

kendi fotoğrafımı koymadığım için itici olmadığımı öğrendiğim başlık. umarım kedi fotoğrafı koyduğum için başka bir sıfata maruz kalmam.

edit: şimdi köpek var ama bununla ilgili başlık yok diye hatırlıyorum. o yüzden şükür, kafam rahat artık.
devamını gör...

ailemin büyük şehre taşınmasından dolayı, liseye giden kızkardeşimle kendi dayalı döşeli evimizde, öğrencilik hayatı yaşadığım, üniversite hayatımın başladığı, keyifli geçen dört yılın içinde olduğu sene.
hayatımda yeri çok özeldir.
devamını gör...

beklentidir dediğim şey güzel insanlar. insanları beklenti bitirir;insanlardan, kuruluşlardan, oluşumlardan. tabii insanı yaşatan da beklentidir.

edit:ya galiba beşiktaş. gülücük, gülücük, gülücük.
devamını gör...

canım sıkılınca kendi kendime konuşuyorum. laf lafı açıyor.
(bkz: kendi kendine konuşmak)
devamını gör...

glass ceilling.
iş hayatında* azınlık durumunda bulunanların muzdarip olduğu, kişinin bulunduğundan iyi bir pozisyona gelmesinin önünde çeşitli görünmez engellerin var olduğu algısıdır. bu sendromla ilgili klasik örneklerden biri pirelerle yapılan bir zıplama deneyidir. pireler bir fanusa hapsedilir ve fanustan 30 cm yüksekliğe bir engel yerleştirilir. zemin ısıtılmaya başlanır, pireler de zıplamaya başlar fakat her seferinde 30 cm yukarıdaki cam plakaya çarparak yere düşerler. bu olay defalarca kez tekrarlanır, ta ki pireler 30 cm yukarıdaki engeli aşamayacaklarını kabulleninceye kadar. sonrasında ise plaka kaldırılır, pireler o andan itibaren istedikleri yüksekliğe zıplayıp fanustan kurtulabilirler ancak artık her pire sadece 30 cm'e kadar zıplamaktadır, daha yükseğe zıplamayı denemezler bile. kabullenirler ve oluşturdukları bu önyargıya göre davranış oluştururlar, cam tavan sendromu da tam olarak budur aslında; öğrenilmiş çaresizlik. kişinin kendi içinde yarattığı kanaatler ya da dış dayatmalar, ne yapsa ne kadar çabalasa iş hayatında daha iyi bir konuma gelemeyeceğine dairdir. yani kişinin kariyerinde ulaşabileceği yüksek bir pozisyonla arasında görünmez bir sınır vardır.

diğer taraftan da gerçekten azınlık durumundaki çalışanlar bu "şeffaf camla" çok sık karşılaşırlar, en sık yaşayanları ise kadınlardır. erkeklere nazaran çalışma hayatına yeni dahil olmuş kadınlar iş yaşamında çoğunlukla azınlık konumundadır. kadın, erkek bireyle eşit ya da daha çok çalışmasına rağmen mevkisinde yükselemeyeceğini kabullenmişse ve bu önyargıyı taşıyorsa, bu cam tavan sendromudur. kadın çalışan, erkek bireyle eşit ya da daha fazla çalışıyor olmasına rağmen kariyerinde sadece erkek birey yükseliyorsa bu da kadın bireyin cam tavanla karşılaşması durumudur. ilk durumda kişi çeşitli sebeplerden kendi kendini sabote ederken ikinci durumda ise kişi hakikaten bu şeffaf (görünmez) engele çarp(tırıl)arak yükselmesine mani olunur.
devamını gör...

yeşillik ve suyun bir arada olduğu yerde doğayla bütünleşmek.
devamını gör...

hayatın olması gereken boşluklarıdır. leonardo da vinci bu boşlukları parçalayıp her 4 saatte 20 dakika uyuyarak hayatta hiçbir şey kaybetmediğine inanmış bir dahiydi.
devamını gör...

‘kafamda kentsel döüşümler
içimde bi yerde bi gülüşünden
sana deliyim ama gizledim her
gidişinden, gidişinden. ‘ sözleriyle en sevdiğim şarkılar arasında yer alan şarkı.
devamını gör...

ben var ya, ben kafayi yemisim.
benim hevesim hep kursagimda birakilmis.
ben dusunmekten, olacaklari ongormekten ve yasamaktan bitmisim.
ben kuyrugu dik tutacagim diye girtlagima kadar batmisim.
ben bazi seyleri halledememisim.
ben aslinda bunlari pek hak etmemisim.
bana yazik edilmis.
bana da bunu yasamak dusmus, napalim.

cheers mate!

they’re closing in i can’t escape,
i am hated.
devamını gör...

'sevgiye inanmadığın doğru değil, anne. tersine öylesine çok inanıyorsun ki, çevrendeki sevgi azlığından ve bu azıcık sevginin bile hiçbir zaman eksiksiz olamadığından deli gibi acı duyuyorsun. sevgiden oluşmuş bir kişisin sen. ama, yaşama inanmıyorsan eğer sevgiye inanmak yeterli mi?'

doğmamış çocuğa mektup-oriana fallaci

bu kitabı ortaokulda falan okumuştum.alt benliğime öyle işlemiş ki;hala çocuk dünyaya getirmenin ne kadar doğru olup olmadığını sorgulatır bana.
devamını gör...

özellikle konya ovası için tehdit olan dehşetli coğrafi çöküntüler . bir anda dev bir çukurun açılıp üzerinde bulunan tarla, ağaç, yol, hatta ev, yani ne varsa yutması olası. hani yer yarıldı içine girdi
deyiminin gerçek ve korkutucu durumu.

en çok obruğun oluştuğu bölge de cihanbeyli ilçesi. bilim insanları tarafından 2021 yılında konya kapalı havzası'nda bini geçkin obruk saptanmış ve zaten giderek artan kuraklık ve küresel ısınma tehdidi yükselmişken bu sayının giderek artacağı işaretleri veriliyor.

bölgedeki çiftçiler, gökte ararken yerde buldukları suya ulaşmak için 100 metre derine inen sondaj kuyuları açarak yeraltı sularını kullanıyorlar. güçlü motorlar ile derinlerden çıkardıkları yeraltı sularını, fazla getirisi olmayan buğday ve arpa tarımına alternatif olarak şeker pancarı ve mısır gibi çok gelir getiren ama yetişmesi için çok suya gereksinim duyan tarım ürünlerini yetiştirmek için kullanıyorlar.

sonuç olarak da, yer altından çekilen suların yerini boşluklar alıyor ve eriyen minerallerden oluşan yüzeydeki topraklar da suyu gördüğü an, kademe kademe çökerek bu devasa çukurlara zemin hazırlıyorlar.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim