normal sözlük'ü diğer sözlüklerle kıyaslamak
aradan en az 2 yıl geçmeden hiçbir değeri olmayacak olan kıyaslamadır. daha şunun şurasında kaç gün oldu ki?
devamını gör...
(tematik)
plan
(bkz: büyük ölçekli harita)lardan biridir.
ölçekleri 1/20.000'e kadar olan haritalar bu grupta yer alır.
köy, şehir ve bina planları bu grupta yer alırlar.
ayrıca planlar, en ayrıntılı haritalardır.
ölçekleri 1/20.000'e kadar olan haritalar bu grupta yer alır.
köy, şehir ve bina planları bu grupta yer alırlar.
ayrıca planlar, en ayrıntılı haritalardır.
devamını gör...
türkiye hristiyan olsaydı yaşanacaklar
ortodoks mezhebi olan yunanistan bulgaristan vari bir ülke olurduk. fakat ab ye çoktan girerdik.
devamını gör...
gözlük kullananların korkulu rüyası
kucağa bebek alıp sevmek.
yeni yeni konuşmaya ya da oynamaya başlayan bebeği, gözünüzde gözlük varken kucağınıza aldınız mı hapı yuttunuz demektir. hadi kucağınıza kediyi aldınız, kedi sıkılınca ya da kızınca patisini rastgele hedef gözetmeden sallar. ama o yüzünüze sevimli ve sinsi sinsi gülen bebek bir anda o minicik eliyle gözlüğünüze yapışıverir. erken davranıp elindeki gözlüğü yere atıp kırmadan kurtarabilirseniz ne mutlu size.
yeni yeni konuşmaya ya da oynamaya başlayan bebeği, gözünüzde gözlük varken kucağınıza aldınız mı hapı yuttunuz demektir. hadi kucağınıza kediyi aldınız, kedi sıkılınca ya da kızınca patisini rastgele hedef gözetmeden sallar. ama o yüzünüze sevimli ve sinsi sinsi gülen bebek bir anda o minicik eliyle gözlüğünüze yapışıverir. erken davranıp elindeki gözlüğü yere atıp kırmadan kurtarabilirseniz ne mutlu size.
devamını gör...
üniversiteye başlayacaklara tavsiyeler
muhtemelen pişmanlıklar içerecek tavsiyelerdir.
derslere girin arkadaşlar, sıkılsanız da patlasanız da bir şey öğrenmiyorum deseniz de derslere girin. zaten bilgi kolektif bir şekilde oluşuyor. bugün o dersten hiçbir şey anlamadığınızı düşünüyor olabilirsiniz. okulun sonunda arkaya dönüp bakınca size ne kadar çok şey kattığını anlayacaksınız. okul bittikten sonra kimse size bir şeyler anlatmak için kendini yormuyor.
üniversitede yaptığınız geziler edindiğiniz arkadaşlar girdiğiniz ortamlar bir şekilde geride kalır, üniversite bitince arkadaşlarınızın çoğunu bile görmeye vakit kalmaz. ama kazandığınız yetenekler ve tecrübeler ömür boyu sizinle gelecek. ortama aldanmayın lütfen. varsın size inek desinler.
derslere girin arkadaşlar, sıkılsanız da patlasanız da bir şey öğrenmiyorum deseniz de derslere girin. zaten bilgi kolektif bir şekilde oluşuyor. bugün o dersten hiçbir şey anlamadığınızı düşünüyor olabilirsiniz. okulun sonunda arkaya dönüp bakınca size ne kadar çok şey kattığını anlayacaksınız. okul bittikten sonra kimse size bir şeyler anlatmak için kendini yormuyor.
üniversitede yaptığınız geziler edindiğiniz arkadaşlar girdiğiniz ortamlar bir şekilde geride kalır, üniversite bitince arkadaşlarınızın çoğunu bile görmeye vakit kalmaz. ama kazandığınız yetenekler ve tecrübeler ömür boyu sizinle gelecek. ortama aldanmayın lütfen. varsın size inek desinler.
devamını gör...
normal sözlük sermaye düşmanı yazarlar listesi
dahil olduğum liste.
şimdi merakla ve heyecanla yoldaş'tan gelecek olan "mars'cığım, hangi kitapları istemiştin?" mesajını beklemekteyim. kalan yazarlar acele edebilir mi lütfen? *
şimdi merakla ve heyecanla yoldaş'tan gelecek olan "mars'cığım, hangi kitapları istemiştin?" mesajını beklemekteyim. kalan yazarlar acele edebilir mi lütfen? *
devamını gör...
nörotransmitter madde
sinir hucreleri arasında ve sinir hücreleri ile tepki organı arasında iletişimi düzenleyen maddeler.
bu maddeleri düzenli olarak üretip salgiliyoruz, bir kısmınıni işi bitince parcaliyoruz bir kısmını tekrar kullanıyoruz. serotonin, dopamin, histamin, noradrenalin gibi.
vücudumuza aldığımız legal veya illegal bazı maddeler (nikotin, kafein, crack, lsd, ot) bu maddeleri taklit edebilir (izomeri olabilir) ya da nörotransmitterin iki sinir hücresi arası boşlukta uzun süre kalmasina, hücreye geri dönmemesine neden olur.
kokoda olduğu gibi.
crack halini yakıp dumanını çekersen 8 saniye içinde bir süreligine yollar hep otoban oluyor.
upload download hızı süper oluyor.
bu durum tatli geliyor kuvvetli bağımlılık yapıyor.
sonra bağlantı 16kb/s düşünce sinirleniyorsun, ekrani yumruklayasin geliyor vs.
ayrıca neurotransmitter bir carbon based lifeforms şarkısı.
2003 yılında çıkmış.
albüm: hydroponic garden
downtempo, psybient, ambient sevenlere.
bu maddeleri düzenli olarak üretip salgiliyoruz, bir kısmınıni işi bitince parcaliyoruz bir kısmını tekrar kullanıyoruz. serotonin, dopamin, histamin, noradrenalin gibi.
vücudumuza aldığımız legal veya illegal bazı maddeler (nikotin, kafein, crack, lsd, ot) bu maddeleri taklit edebilir (izomeri olabilir) ya da nörotransmitterin iki sinir hücresi arası boşlukta uzun süre kalmasina, hücreye geri dönmemesine neden olur.
kokoda olduğu gibi.
crack halini yakıp dumanını çekersen 8 saniye içinde bir süreligine yollar hep otoban oluyor.
upload download hızı süper oluyor.
bu durum tatli geliyor kuvvetli bağımlılık yapıyor.
sonra bağlantı 16kb/s düşünce sinirleniyorsun, ekrani yumruklayasin geliyor vs.
ayrıca neurotransmitter bir carbon based lifeforms şarkısı.
2003 yılında çıkmış.
albüm: hydroponic garden
downtempo, psybient, ambient sevenlere.
devamını gör...
misafirlikte maruz kalınmış en kötü yemek
soğan salatası, kokusu zaten direk sofradan soğutmuştu.
hâlbuki çok güzel bi pasta vardı tam yanında ama oturmadım, karnım ağriyor falan dedim.
içimde kaldı ya o pasta keşke zamanı geri alsak ya.
hâlbuki çok güzel bi pasta vardı tam yanında ama oturmadım, karnım ağriyor falan dedim.
içimde kaldı ya o pasta keşke zamanı geri alsak ya.
devamını gör...
başkomser nevzat
hayatımda hepi topu üç tane ahmet ümit romanı okudum, üçünde de olmayan ahmet ümit romanları karakteri. ey başkomiser behzat, şey yani nevzat! nerdeysen çık ortaya!
devamını gör...
entablatür
yunan ve roma mimarilerinde sütun üstünde yer alan yapıların bütününe denir. mimari dışında saçak olarak bilinen kısımdır.
klasik mimarinin temellerindendir ve arşitrav, friz ve geison olmak üzere 3 parçadan oluşur.
aşağıdaki görselden bakarsanız karyatidlerin üstünde yer alan kısımdır.
klasik mimarinin temellerindendir ve arşitrav, friz ve geison olmak üzere 3 parçadan oluşur.
aşağıdaki görselden bakarsanız karyatidlerin üstünde yer alan kısımdır.
devamını gör...
özgünlük
fotoğraf sanatında bakış açısını geliştirmek deyimiyle orantılı bir terimdir.
fotoğrafın farklı olması için farklı görüntülerden oluşturulması gerekir. farklı ışık kaynaklarının kullanımı, farklı kadraj, farklı renk ve tonların kullanımı, farklı objelerin kullanımı ve buna benzer birçok unsur önemlidir. farklı çekim teknikleri için belli bir düzeni veya sistemi oturtmak gerekir. bu da fotoğrafçının tarzını oluşturması ile mümkündür. burada amaç, fotoğrafçının kendine has farklı görüntüler ve eserler üretmesi, çektiği fotoğraflarda kendi imzasını atmasıdır. bunun gerçekleşmesi de bir süreç gerektirir. fakat bu da kolay elde edilen bir şey değildir. bir bilgi birikimi, aynı zamanda yetenek, beceri, kıvrak zeka, sürekli çalışma, araştırma, fotoğraf izleme, teknolojik gelişmeleri takip etmeyi gerektirir.
fotoğrafta özgünlük, fotoğrafçının kendine has çalışması demektir. bunu gerçekleştirmek için de kendi iç disiplinini yansıtmalıdır. fotoğrafta özgünlük, aynı zamanda bir deneysel akımı yansıtır. normal görülen bir objenin bir çerçeve içine yerleştirilmesi gibi düşünülmemelidir. bir de bu konunun toplumsal bellek ile ilgili bir boyutu var sanırım, orasını bilemiyorum.
emin olduğum tek şey çoğu zaman gereksiz yere bir şeylere sahip çıktığımız ve kendimizde boşu boşuna bir özgünlük bulduğumuz. (bkz: orjinal)
fotoğrafın farklı olması için farklı görüntülerden oluşturulması gerekir. farklı ışık kaynaklarının kullanımı, farklı kadraj, farklı renk ve tonların kullanımı, farklı objelerin kullanımı ve buna benzer birçok unsur önemlidir. farklı çekim teknikleri için belli bir düzeni veya sistemi oturtmak gerekir. bu da fotoğrafçının tarzını oluşturması ile mümkündür. burada amaç, fotoğrafçının kendine has farklı görüntüler ve eserler üretmesi, çektiği fotoğraflarda kendi imzasını atmasıdır. bunun gerçekleşmesi de bir süreç gerektirir. fakat bu da kolay elde edilen bir şey değildir. bir bilgi birikimi, aynı zamanda yetenek, beceri, kıvrak zeka, sürekli çalışma, araştırma, fotoğraf izleme, teknolojik gelişmeleri takip etmeyi gerektirir.
fotoğrafta özgünlük, fotoğrafçının kendine has çalışması demektir. bunu gerçekleştirmek için de kendi iç disiplinini yansıtmalıdır. fotoğrafta özgünlük, aynı zamanda bir deneysel akımı yansıtır. normal görülen bir objenin bir çerçeve içine yerleştirilmesi gibi düşünülmemelidir. bir de bu konunun toplumsal bellek ile ilgili bir boyutu var sanırım, orasını bilemiyorum.
emin olduğum tek şey çoğu zaman gereksiz yere bir şeylere sahip çıktığımız ve kendimizde boşu boşuna bir özgünlük bulduğumuz. (bkz: orjinal)
devamını gör...
seyyid nesimi
seyyid nesimi ye göre, iyi/kötü insan yoktur. kamil/cahil insan vardır.
çünkü nesimi; insanın, allah tan bir parça olduğunu, iyilik ve kötülüğün allah tan kaynaklanan olgular olmadığı tezini savunur. kemalat mertebesini; bu duruma vakıf olmak olarak, cehalet mertebesini ise; bu duruma vakıf olmamak olarak yorumlar.
bektaşilikte 7 ulu ozandan biridir.
çünkü nesimi; insanın, allah tan bir parça olduğunu, iyilik ve kötülüğün allah tan kaynaklanan olgular olmadığı tezini savunur. kemalat mertebesini; bu duruma vakıf olmak olarak, cehalet mertebesini ise; bu duruma vakıf olmamak olarak yorumlar.
bektaşilikte 7 ulu ozandan biridir.
devamını gör...
the prestige
christopher nolan'ın en çok beğendiğim ve üzerinde en çok kafa patlattığım filmi. harika detaylara sahip olan bu filmin mühendisi nolan abimiz bu mükemmel senaryoyu harika oyuncular seçerek ve onları gayet iyi yöneterek kült olmaya aday bir film çıkarmış.
ana karakterlerin isimleri olan alfred borden ve robert angier'in baş harfleri alındığında sihirbazlar tarafından kullanılan ortak bir kelime olan "abrakadabra"da olduğu gibi, "abra" kelimesi ortaya çıkar.
--! spoiler !--
dikkatli bakıyor musunuz?
her sihirbazlık numarası üç bölüm ya da perdeden oluşur.
-birincisi "vaat" bölümüdür. sihirbaz size sıradan bir şey gösterir. iskambil destesi, bir kuş ya da bir insan. bu nesneyi size gösterir. son derece gerçek, üzerinde oynanmamış, normal bir şey olduğunu görmeniz için nesneyi incelemenizi ister. fakat gerçek, farklı olabilir.
-ikinci perdeye "dönüşüm" denir. sihirbaz olağan bir nesneyi alır ve onu olağanüstü bir şeye dönüştürür. hilenin sırrını arıyorsunuz, ama bulamazsınız. çünkü dikkatli bakmıyorsunuz. siz sırrı bilmek değil, kandırılmak istiyorsunuz. henüz alkışlamazsınız, çünkü bir şeyi yok etmek yeterli değildir. onu geri getirmeniz gerekir.
-işte bu yüzden her sihirbazlık numarasında üçüncü bir perde bulunur. içlerinde en zorlusu. bizlerin deyişiyle "prestij".
--! spoiler !--
ana karakterlerin isimleri olan alfred borden ve robert angier'in baş harfleri alındığında sihirbazlar tarafından kullanılan ortak bir kelime olan "abrakadabra"da olduğu gibi, "abra" kelimesi ortaya çıkar.
--! spoiler !--
dikkatli bakıyor musunuz?
her sihirbazlık numarası üç bölüm ya da perdeden oluşur.
-birincisi "vaat" bölümüdür. sihirbaz size sıradan bir şey gösterir. iskambil destesi, bir kuş ya da bir insan. bu nesneyi size gösterir. son derece gerçek, üzerinde oynanmamış, normal bir şey olduğunu görmeniz için nesneyi incelemenizi ister. fakat gerçek, farklı olabilir.
-ikinci perdeye "dönüşüm" denir. sihirbaz olağan bir nesneyi alır ve onu olağanüstü bir şeye dönüştürür. hilenin sırrını arıyorsunuz, ama bulamazsınız. çünkü dikkatli bakmıyorsunuz. siz sırrı bilmek değil, kandırılmak istiyorsunuz. henüz alkışlamazsınız, çünkü bir şeyi yok etmek yeterli değildir. onu geri getirmeniz gerekir.
-işte bu yüzden her sihirbazlık numarasında üçüncü bir perde bulunur. içlerinde en zorlusu. bizlerin deyişiyle "prestij".
--! spoiler !--
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının oy vermiyor olması
yazar olmadığımdandan dolayı üstüme alınmadığım serzeniş.
çünkü bir çaylak olarak beğendiğim girileri oylayamıyorum efendim. moderatör olarak bu hakkı elimden almışsınız. ya da daha doğrusu hiç vermemişsiniz.
çünkü bir çaylak olarak beğendiğim girileri oylayamıyorum efendim. moderatör olarak bu hakkı elimden almışsınız. ya da daha doğrusu hiç vermemişsiniz.
devamını gör...
aydın'da eş cinsel olduğu için öldüresiye dövülen genç
insanların cinsel kimliğinin, cinsel yöneliminin, yatak odasında olanların bizi ilgilendirmediğini anladığımız gün bir daha asla yaşanmayacak olaydır. ancak bu kafa yapısıyla biraz zor görünüyor.
devamını gör...
anlaşması zor olan insanlar
1) salgın sürecinin başında zor durumda olan halkına destek olması beklenirken onlara iban atarak destek isteyen insanlar.(bkz: korkunç iban).
2) yönettiği halkın açlıktan kırılmasına rağmen (bkz: itibardan tasarruf olmaz) diyerek ardı ardına saraylar yaptıran insanlar.
3) vatandaşına kuru ekmeği layık görüp kendileri ejder meyveli smoothie içen insanlar.
4) 'fakirlik onurdur, kutsaldır' şeklinde vaaz verdikten sonra milyonluk araçlarına binip milyarlık evlerine giden insanlar.
5) yıllardır vergilerini topladığı vatandaşına 1 ay bakamayan ama söz konusu ırak başbakanı olunca rakılı-mezeli ziyafet verdiren insanlar.
bu insanlarla anlaşmak zordur işte.
2) yönettiği halkın açlıktan kırılmasına rağmen (bkz: itibardan tasarruf olmaz) diyerek ardı ardına saraylar yaptıran insanlar.
3) vatandaşına kuru ekmeği layık görüp kendileri ejder meyveli smoothie içen insanlar.
4) 'fakirlik onurdur, kutsaldır' şeklinde vaaz verdikten sonra milyonluk araçlarına binip milyarlık evlerine giden insanlar.
5) yıllardır vergilerini topladığı vatandaşına 1 ay bakamayan ama söz konusu ırak başbakanı olunca rakılı-mezeli ziyafet verdiren insanlar.
bu insanlarla anlaşmak zordur işte.
devamını gör...
2000 sonrası doğup ruhu 80’lere ait insan
bilmiyorum şimdi bu yazdıklarımı kendini ne sanıyor diye okuyacak birileri vardır belki ama çok erken büyüdüm ben yaşadıklarımızla. hiçbir zaman çok fazla yaşıtlarımdan arkadaşım olmadı. annem babam yaşında insanlarla sohbet beni daha çok eğlendirirdi.
o yüzden ben de ruhumun o zamanlara ait olduğunu düşünüyorum. şarkıların daha bi yoğun,aşkların daha bi heyecanlı,ailelerin daha bi sıcak olduğu yıllarmış bence. keşke o zamanlar bu dünyayı görme, birine aşık olup şarkılarıyla hayallere dalma imkanım olsaydı .
o yüzden ben de ruhumun o zamanlara ait olduğunu düşünüyorum. şarkıların daha bi yoğun,aşkların daha bi heyecanlı,ailelerin daha bi sıcak olduğu yıllarmış bence. keşke o zamanlar bu dünyayı görme, birine aşık olup şarkılarıyla hayallere dalma imkanım olsaydı .
devamını gör...
mobbing
tanım: ıspatı zor, yıldırma eylemi.
genelde mobbinge maruz kalanlar, bunu farkeden iş yeri çalışanları tarafından yüzüne karşı desteklenir gibi görünüp yalnız bırakılarak arkasından hançerlenir. bunun için "kırık cam teorisi"ni okumanız önerilir. uzun süredir bu konunun mağduru olan ben, henüz ıspat edemeyeceğim noktada olduğum için harekete geçemiyorum.
dunning kruger sendromuna sahip yöneticilerin bu acımasız tavrına gözyuman astlar sebebiyle de katlanarak artıyor. aslında uzun süredir fırsat bulmak için sessiz durmam içimdeki öfkeyi de tehlikeli noktalara taşıyor. neyse, birazdan aynı ortama gitmek için bu kör karanlıkta yarı uykulu bir geceden sonra uyandım ve bu başlığı görüp biraz içimi döktüm. şimdilik cehennem gibi iş ortamına gitmek için hazırlanmalıyım.
bu gün okuduğum bir vakayı da buraya eklemek istedim:
buradan
genelde mobbinge maruz kalanlar, bunu farkeden iş yeri çalışanları tarafından yüzüne karşı desteklenir gibi görünüp yalnız bırakılarak arkasından hançerlenir. bunun için "kırık cam teorisi"ni okumanız önerilir. uzun süredir bu konunun mağduru olan ben, henüz ıspat edemeyeceğim noktada olduğum için harekete geçemiyorum.
dunning kruger sendromuna sahip yöneticilerin bu acımasız tavrına gözyuman astlar sebebiyle de katlanarak artıyor. aslında uzun süredir fırsat bulmak için sessiz durmam içimdeki öfkeyi de tehlikeli noktalara taşıyor. neyse, birazdan aynı ortama gitmek için bu kör karanlıkta yarı uykulu bir geceden sonra uyandım ve bu başlığı görüp biraz içimi döktüm. şimdilik cehennem gibi iş ortamına gitmek için hazırlanmalıyım.
bu gün okuduğum bir vakayı da buraya eklemek istedim:
buradan
devamını gör...
koku hafızası
duygusal yönü güçlüdür çünkü hafızaya daha spesifik ve belirgin veriler sunar. aniden duyumsadığımız bir koku bizi seneler önceki hatıralarımıza doğru güzel ya da acı bir yolculuğa çıkarabilir. kokuyla özdeşleşen hisler, hafızada diğer duyularla işlenen anılara göre oldukça yüksek bir yoğunluğa sahiptir. işte buna, yani kokuların anılarımızı yeniden canlandırabilmesine proust fenomeni adı verilir.
marcel proust 9 yaşındayken astım hastalığı yüzünden ailesi tarafından illiers şehrine gönderilir. burada annesinin onun için yapmış olduğu kurabiyeleri yerken, kurabiyelerin kokusu kendisine büyüleyici bir haz verir. yıllar sonra proust tesadüfen bu kokuyu yeniden duyduğunda çocukluk günlerinin o anlarına dair her ayrıntıyı anımsadığını fark eder. bu kokuya bağlı anılarını deşen proust, yine bu anılardan aldığı ilhamla 3 bin sayfalık kayıp zamanın izinde adlı romanını yazar. proust, kaleminin gücünü kokuyla anıları arasındaki etkileşimi çözme yeteneğine bağlamıştır. koku ve uzak hatıraların hafızayla ilişkisi de proust’a ithafen proust fenomeni olarak anılmaya başlanır.
marcel proust 9 yaşındayken astım hastalığı yüzünden ailesi tarafından illiers şehrine gönderilir. burada annesinin onun için yapmış olduğu kurabiyeleri yerken, kurabiyelerin kokusu kendisine büyüleyici bir haz verir. yıllar sonra proust tesadüfen bu kokuyu yeniden duyduğunda çocukluk günlerinin o anlarına dair her ayrıntıyı anımsadığını fark eder. bu kokuya bağlı anılarını deşen proust, yine bu anılardan aldığı ilhamla 3 bin sayfalık kayıp zamanın izinde adlı romanını yazar. proust, kaleminin gücünü kokuyla anıları arasındaki etkileşimi çözme yeteneğine bağlamıştır. koku ve uzak hatıraların hafızayla ilişkisi de proust’a ithafen proust fenomeni olarak anılmaya başlanır.
devamını gör...
truman sendromu
truman show un yayımlanmasından yaklaşık dört yıl sonra ortaya çıkan bir tanımlama truman show sendromu. sendroma ismi veren ise psikiyatrist joel ve ıan gold kardeşler. henüz hastalık olarak kabul edilmeyen truman show sendromu, paranoyanın yeni bir türü olarak kabul ediliyor.
psikiyatrist joel gold bir röportajında, “truman show sendromu hastanın tüm hayatını ele geçiriyor. hasta; ailesinin, dostlarının, iş arkadaşlarının önceden yazılmış bir senaryoyu okuduklarını ve evlerinin, iş yerlerinin, hastanelerin birer televizyon setinden ibaret olduğunu düşünüyor.” açıklamasında bulunmuş. tüm dünyanın kendisi icin kurulmuş bir set olduğunu ve hatta 11 eylül saldırılarının kendisi icin yapıldığını düşünenler mevcut. sendrom, bbg evleri tarzında programların yaygınlaşmasından da etkilenmiş.
'günaydın ve olur da görüşemezsek iyi günler, iyi akşamlar ve iyi geceler.''
the truman show (1998)
psikiyatrist joel gold bir röportajında, “truman show sendromu hastanın tüm hayatını ele geçiriyor. hasta; ailesinin, dostlarının, iş arkadaşlarının önceden yazılmış bir senaryoyu okuduklarını ve evlerinin, iş yerlerinin, hastanelerin birer televizyon setinden ibaret olduğunu düşünüyor.” açıklamasında bulunmuş. tüm dünyanın kendisi icin kurulmuş bir set olduğunu ve hatta 11 eylül saldırılarının kendisi icin yapıldığını düşünenler mevcut. sendrom, bbg evleri tarzında programların yaygınlaşmasından da etkilenmiş.
'günaydın ve olur da görüşemezsek iyi günler, iyi akşamlar ve iyi geceler.''
the truman show (1998)
devamını gör...