kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
yan gel yat adlı... şaka şaka * tablolarda aldı benden nasibini, kimlerin elindeyim diye bağırıyorlar.
efenim eserimiz
ressam: james mcneill whistler'e ait.
resim uzak doğu sanatından etkilenerek yapılmış.
tablo adı: beyaz senfoni, no:3
tablodaki model kadınlardan biri ressam'ın öhöm öhöm...eşinin dışındaki ilişkisiymiş. bilgi bilgidir diyerek biraz magazinsel biraz sanatsal takındığım, günün tablosunu seçtiğim başlıktır.
devamını gör...

kalkmak değil, zorunda olmaktır zor olan..
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yalnızca bir mahalle veya bir bina dahi insanlar ve oradaki yaşam hakkında birçok bilgi verebilir ve bu durum aslında ne binaların ne de basit gözüken ara sokakların sanıldığı gibi cansız olmadığını aksine içinde yaşayanlar değişse bile hepsinin ayrı bir hikâyesi olduğunu vurgular. ben yalnızca bir şehrin toplumunun nasıl birbirinden kopuk, nasıl ayrı koşullarda bambaşka hatta kimisine göre unutulan belki de ötekileştirilen hayatlar yaşadıklarının fotoğraflarını çekerek bu hikâyelerin altını çiziyorum çünkü her hikâye birbirinden özel, birbirinden samimi ve hepsi vurgulanmaya, görülmeye fazlasıyla değer.

ek olarak eğer ki işimi desteklemek isterseniz:buradan
devamını gör...

kafa sözlükte, mahlasını en çok sevdiğim yazarın sunacağı program. konusu da epey ilgi çekici ve merakla bekliyorum.

kolay gelsin, başarılar dilerim kardeşim.*
devamını gör...

kaleme takana kadar kutunun yarısı bitmiştir bile kırılmaktan
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir üst noktası sarıldığınız bireyin kokusunun sizin üzerinize sinmesidir.
devamını gör...

kanaatimce olmayan ortamdır. sonuçta sözlükte kavga halinde olan, görüşleri birbirini tutmayan dolayısıyla birbirini sevmeyen pek çok yazar vardır. ayrıca bugün gördüğün yazarı yarın göremiyorsun. belki de birçok yazarı tanımıyorsun. birgün birisi ölse* haberin olmayacak. tabii aile ortamının olmaması kötü bir şey değil. kafa sözlük güzel bir yer, ama aile ortamı demek komik olur. çünkü biz birbirimizle arkadaş bile değiliz ki aile olalım. kim kimin umrunda. aile olmak kolay değil ki.
devamını gör...

normalde kendi nickaltıma tanım girmek gibi bir alışkanlığım ya da düşüncem olmasa da karşılaştığım 1-2 şey nedeniyle böyle bir ihtiyaç hissettim.

"hadi bakalım anlat kendini" der gibi bakıyor bu başlık bana, zaten reelde de kendini anlatma konusunda çok istekli biri olamadım bakalım burada neler olacak. tanım tamamiyle şahsıma ait söylemek istediğim şeyleri içereceği için merak etmeyenler bu satırdan sonra diğer tanıma atlayabilirler. bu satırdan sonra aramızdan ayrılanlara sevgiler kalpler ve balonlar.

tamamen tesadüf eseri keşfettiğim kafa sözlük'e kaydolalı yaklaşık 1 hafta oldu. öncesinde başka sözlüklerde uzun yıllar boyunca yazmış ve bir süre sözlüklerden uzak kalmış biri olarak burası benim için yeni bir sayfa ve başlangıç oldu. ilk başlarda bir iki yazar çıkarım diye düşündüğüm bir yer iken şimdi yazarken eğlendiğim bulunmaktan keyif aldığım bir ortam oldu. gerek yazarların üslupları, gerek moderatörlerin ilgili olması, gerekse çok aktif bir sözlük olması bu düşüncemde etkendir. bu kısımla ilgili görüşlerimi zaten kafa sözlük başlığına yazmıştım, tekrar edip baş şişirmek istemem.

gelelim bu başlığa yazma nedenime. efendim kendimle ilgili şunu söylemek istiyorum;

gülmeyi ve bulunduğum ortamdaki insanları güldürmeyi çok severim. bu yüzden de buna yönelik sohbetler etmeye çalışırım. hayat zaten hepimiz için yeterince zor, neden gülmek için sebeplerimiz olmasın? o yüzden buraya da dışarıdaki halimin bir yansıması olarak yazarken eğlendiğim, okuyanların okurken gülümseyebileceği şeyler yazmaya çalışıyorum. derdim kimseyi güldürmek değil, kendimi bu şekilde ifade etmeyi seviyorum sadece ve bu da sonuçta beni ben yapan şeylerden biri. özellikle karikatürlere karşı büyük ilgim olduğu için gördüğüm başlıklar bana karikatürleri çağrıştırıyor ve karikatür içerikli tanımlar yazıyorum.

edebiyatı da en az gülmeyi sevdiğim kadar seviyorum, kullanıcı ismimi de seçerken bir ahmed arif şiirinden yararlandım sırf bu yüzden. sözlükteki başlıkların edebiyatla, şairlerle, şiirlerle olan kısımlarında benim tanımlarımı görmeniz bu nedenle olasıdır. yine aynı şekilde gördüğüm bir başlık edebiyatla ilgili olmasa dahi eğer aklıma bir dizeyi getiriyorsa o dizeden yola çıkarak yazarım, alıntısını yaparak tabi.

buraya kadar demek istediğim özetle şu aslında; sözlüğü günlük hayatın verdiği yorgunluğu atmak, başka yazarların görüşlerini öğrenmek, yeri geldiğinde kendi görüşlerimi paylaşmak ve bunu kendimi iyi hissettiğim yollarla yapmak için kullanıyorum. kendimi ifade ediş tarzım kimilerine hoş gelirken kimilerini sinirlendirebilir. kimseyi rahatsız etmemek için benden rahatsız olduğunuz an engelle butonuna basmaktan lütfen çekinmeyin, çünkü bilerek ya da bilmeyerek kimseye rahatsızlık vermek istemem.

sanırım söyleyeceklerim şimdilik bu kadar. eğer sabredip buraya kadar okuduysanız teşekkür ediyorum. sağlıklı, huzurlu, umutlu ve mutlu günler/geceler diliyorum.

ps: nickaltı başlığımı açan sevgili bal yerine reçel yapan arı'ya da, yazdıklarıyla beni utandıran sevgili sillage ve ucemak a da bu vesileyle teşekkür etmek istiyorum.
devamını gör...

tabiki öncelikle karakter, kalp güzelliği gelir. ama fakat ve lakin ki dış görünüşün de yadsınamaz bi yeri var. uyum önemli, yaş değil bence. kimyalar uyuşuyorsa ve yanıma/yanına yakışıyorsam ne ala. bu adamla aramda epey yaş farkı var ama anlaşabilsek mesela, ben okayim. yaşı sorun olmazdı. tabi her 39 yaşında olan böyle hunharca yakışıklı görünmüyor, o da var. *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

arzu ettiğin şeyler, beklemekten vazgeçtiğin anda gerçekleşir. bu, hayatın ''sen bakarken soyunamıyorum.'' deme şeklidir.
- shutter ısland.
devamını gör...

şiir kitabı yazdım.
devamını gör...

bir çok insanın profilinde gezinip nickaltı tanımlarını okumuş bir insan olarak üzülerek tespit ettiğim sahte, içten olmayan davranış biçimidir.

neredeyse herkesin nickaltında şuna benzer şeyler yazıyor: beğenileriyle mutlu eden yazar, beğenileriyle mest eden yazar.

demek ki herkes nickaltı dolsun diye gidip insanları beğeni yağmuruna tutuyor. ben hayret ettim, umarım kendileri de ederler.

(bkz: nickaltı yalakalığı)
devamını gör...

çip degildir o, bence senin içine yazilimci bir uc harfli kacmis. gerci o da ayni kapiya cikiyor.
devamını gör...

karanlık.
devamını gör...

her zaman daha iyiye daha güzele daha doğruya olan inancın vücut bulmuş halidir.

alelade yapılan bir iş tatmin etmez. üstün körü, elinin ucuyla, düşünüp araştırmadan etraflıca gözlemlemeden yapılan her iş yarımdır. öyle değil midir?

hep daha iyisi olduğuna hep daha iyiyi yapabileceğine inanır mükemmeliyetçi kişiler.

kimilerine göre hastalık gibi gelmiş ama tam aksine doğru kullanıldığında ve doğru düşünme şekline ulaşıldığında insanı geliştiren daha iyi olabilmeye teşgik eden bir özelliktir.

takıntılarla karıştırmamak ya da takıntı boyutuna getirmemek gerekir. zaten mükemmeliyetçi insan kendi iç huzurunu da en mükemmel seviyede olsun ister ve nerede duracağını bilir. bilmez mi?

günümüz şartlarında her şeyi baştan savma şekline getiren ve eğer biraz dikkat ediyor daha iyisi olsun istiyorsan seni hemen hasta, takıntılı, abartan olarak gören bir zihniyet palazlandı malesef. 'ee bu kadar oluyor. benim elimden bu kadar geliyor. siz çok abartıyorsunuz' ların arkasına sığınarak kendilerini olması gereken gibi göstermeye çalışan bir kitle var.

eve usta çağırıyorum misal yılların ustası gözlerime bakarak 'ee banu hanım anca bu kadar oldu diyor' ustalık tarihinde böyle bir söz eminim sadece bu yıllara denk düşüyordur. adamı gönderip arkasında bozduğu yerleri düzeltip sonra fotoğrafını atıyorum bakın diye.

özellikle işini başkasına yaptırmak zorunda kaldıysan vay haline. beğenmek istiyorsun bak zorluyorsun kendini ama olmuyor. 'aynı göz aynı duyu aynı hayal gücü karşımdakinde yok mu?' diyorsun. bu da seni bir süre sonra tabi 'acaba ben hasta mıyım yahu? ' getiriyor.

hasta değilsin güzel kardeşim değilsin. insanların bir çoğu tembelliği ve iş bilmezliği şiar edindiği ve bu durumu çok benimsediği için seni öyle lanse etmek kolaylarına geliyor.

yaptığın iş her neyse yapabildiğinin en iyisini yapmak istemek yapmaya çalışmak hastalık onu savsaklamak normal. hadi ya?
devamını gör...

1952 dogumlu ingiliz yazar ve komplo teorisyeni. 20'nin uzerinde kitap yazmis, 25'in uzerinde farkli ulkeler de konusmaci olarak sempozyumlara katilmis. genel hayat hikayesi şöyle; daha lise donemlerinde futbola olan ilgisi ve yetenegi kesfedilir ve futbolcu olur. yasadigi saglik sikintilari nedeniyle futbolculuk kariyerini mecburi noktalar. sonrasinda 10 seneye yakin bir sure bbc'de spor spikerligi yapar. orada da bir takim problemler yasayinca ingiltere'de green party'de basin sozculugu yapmaya baslar.
buraya kadar her sey normal gorunebilir fakat icke olabildigince ilginc biridir. gorunmeyen varliklarin kendisiyle kontak kurdugunu iddia etmektedir. soyledigine gore kontrol edemedigi bir ic sesin onu yonlendirdigi, verilen yonlendirmleri uyguladiginda, bir takim gercekleri gorebildigini ifade eder. iddialarini ve soylemlerini atiye dizisinin senaryosuna benzedigini soyleyebilirim. 1990'li yillarda (tarihten emin degilim) yine ic sesinin peru'ya gitmesi gerektigini soylemesiyle peru'ya gider. turkuaz tepesi olarak bilinen bir alanda bir takim guclerle kontak kurdugunu, bedeninin farkli bir enerjiye tabi tutuldugunu sonrasinda ise bilincinin ve algilarinin farkli bir boyuta gectigini iddia eder. dahasi dunyaca taninan, rockefeller ve rothschild ailelerinin soylarinin bir surungen turunden geldigini, insan surungen melezi olduklarini, amaclarinin dunyayi ele gecirmek oldugunu dile getirir. bu tur iddialar bir hayli sacma fakat kuresel bazda bircok sorunu onceden insanlara bildirmesinden oturu insanlarin dikkatini cekmis, sempozyumlardaki konusmalari dvd haline getirilerek yuksek taleple satilmistir. iddialarinin ilk ciktigi donemlerde toplumca dislanmis, basinda bile alay konusu haline gelmis hatta yine 90 yillarda "allah'in ogluyum" sozu bayagi tepkiye neden olmustur. kitaplarinda ve söyleşilerindeki kendini ifade edis bicimindeki yetenegi insanlari etkileyince, bircok soylemi dikkate alinmaya baslanmistir... yazarin ozellikle insanoğlu ayağa kalk, en büyük sır ve size hiç söylenmemiş ama bilmeniz gereken her şey kitaplari olabildigince meshur. komplo teorilerine merakiniz varsa ozellikle " insanoğlu ayağa kalk" kitabini tavsiye ederim...
devamını gör...

doğada canlılar arasında denge vardır. bir alanda avcı popülasyonu artarsa av azalır, yiyecek kıtlığı olduğu için bu defa avcı sayısı azalır, avcılar azaldığı için avların sayısı artmaya başlar ve bu şekilde sistem dengede kalır. insanoğlu da fazla çoğaldı ve dünyada doğal dengeyi bozacak fiziki müdahalelerde bulunuyor. bu gidişle ya tamamen canlılık yok olur veya bir şekilde denge yeniden kurulur. virüslerin insan popülasyonunu azaltması da dengeye katkıda bulunur, kaynakların yetersiz gelmesi nedeniyle insanların birbirini kırması da, insanların zekasını kullanıp yapay et üretmek vb aksiyonlar alması da. deprem, sel gibi felaketlerin insanoğlunu yok etme amacı taşıdığını düşünmüyorum. dünyanın böyle bir bilinci yok. ama çok güzel işleyen bir denge var. herhangi bi olgu tek başına iyi ya da kötü de değil. taşkınlar yüzünden insanlar takvimi icat etti, alüvyon nehrin yukarı kesimlerinden gelip yine taşkınlar sayesinde düzlüklerde birikti ve verimli ovalar oluştu.
kimyager james lovelock’un bir hipotezi var: (bkz: gaia hipotezi). diyor ki, dünya üzerindeki biyosfer (canlı), atmosfer, litosfer (kara) ve hidrosfer (su) birlikte canlı bir organizmayı oluşturur. dünya yüzeyindeki her şey canlılığın devam edebilmesi için homeostatik bir denge halindedir. atmosferdeki gaz oranlarının, dünya yüzey sıcaklığının, okyanuslardaki tuzluluğun milyonlarca yılda değişmemesi bu denge sayesindedir. örneğin *, açık ve koyu renk papatyanın olduğu bir bölgede ortalama sıcaklık arttığında beyaz papatyaların sayısı artıyor, koyular azalıyor, böylece ısıyı daha çok yansıtıp dengeyi sağlıyorlar.
gaia hipotezi yaygın olarak kabul görmemiş (çünkü yeryüzü ısısı, deniz tuzlulukları aslında değişmiş) ama ben de bir şekilde tüm dünyanın bir süper organizmanın bileşenlerini oluşturduğunu hissediyorum.
devamını gör...

ikibinli yıllar itibariyle yetişen neslin popüler tabiriyle z kuşağının handikapı. teknolojiyle yüklenirken dışarda olup bitene uzak kaldılar. tek yönlü düşün ve duygusal birikime yoğunlaştılar.
yaşam artık onların bir çoğu için sanal bir oyundan ibaret.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim