görünüşteki amacı, proje kapsamındaki ülkeleri korumak ve kollamak olan ama gerçekte tek amacı israil'in varlığını garanti altına alarak amerika'nın bölgede kontrol sağlaması olan, yeni dünya düzenini kurmaya yönelik proje. kısaca bop olarak bilinir.

sde. org'dan alıntı:

netice olarak bop’un bölge ülkelerine demokrasiyi getirmesi bir aldatmacadır ve operasyonel bir slogandır. gerçek amaç abd’nin petrol ve petrol yollarını kontrol altına alarak başka ülkelerin kullanmasını önlemektir. esas amacı ise israil’in varlığını korumaktır.


dergipark. org'dan alıntı:

george w. bush’un tahta çıkma törenine benzetilen ikinci yemin töreninde yaptığı ‘özgürlük’ temalı konuşma, özellikle muhafazakar arap ülkelerinde hayal kırıklığı yaratmıştır. arap dünyası amerikan başkanından daha ılımlı, uzlaşma yanlısı bir konuşma beklerken; ortadoğu’yu yeniden düzenleme projesinden vazgeçildiğinin işaretlerini görmeyi ummaktaydı. fakat görüldü ki, islam ülkelerine yönelik amerikan meydan okuması devam etmektedir.


kökleri çok daha eskiye dayansa da, aslında bu işin orta doğu ülkelerinin başına büyük bir bela olarak musallat oluşunun esas tarihi 11 eylül 2001 oldu. yani ikiz kule saldırılarının düzenlendiği gün... raporla beraber, orta doğu'daki terörün kaynağı islam olarak kabul edildi ve bu bölgedeki ülkelere yönelik "demokrasi getirme" hareketleri hız kazandı.

bu ülkede yaşayan insanlar olarak hepinizin, hakkında mutlaka araştırma yapmasını önerdiğim rand corporation adlı kuruluş bir rapor hazırladı. raporda müslümanlar 4 ana gruba ayrıldı. bunlardan bir kısmının diğerlerine karşı desteklenmesi gerektiği vurgulandı. ılımlı islam denen kavram da bu şekilde ortaya çıktı.

proje kapsamında 23 ülke var:

- türkiye
- filistin
- suriye
- iran
- ırak
- mısır
- suudi arabistan
- birleşik arap emirlikleri
- lübnan
- fas
- cezayir
- tunus
- libya
- katar
- bahreyn
- yemen
- umman
- moritanya
- pakistan
- afganistan
- sudan
- kuveyt
- ürdün

takdir edersiniz ki bu konuların çıkış noktası, nedenleri gibi başlıkları burada tek tek anlatmanın imkânı yok. hakkında cilt cilt kitaplar yayımlanmış bir proje bu. tıpkı benim gibi, siyasetten hiç hoşlanmayanlarınızın bile hakkında araştırma yapmasını tavsiye ediyorum. bazılarınız tabi ki gayet iyi biliyor bu işlerin iç yüzünü ama özellikle çok genç olanlarınız ve dediğim gibi, siyasetle ilgilenmeyenleriniz de araştırsın ki, ülkemizin de içinde bulunduğu durumların nedenini daha iyi anlama şansınız olsun.
devamını gör...

t: dil devrimi zamanında yanlış türetilmiş kelimelerden biridir. türkçede *+m diye bir isimden isim yapan ek mevcut değildir. fakat uzun zaman önce dile yerleştiği için bir şey yapmaya gerek yok. takılsın.
devamını gör...

konuştuğunuzda, ses enerjisi çevrenize yayılır ve hava yolu ile dış kulak vasıtasıyla kokleanıza ulaşır. fakat ses aynı zamanda ses tellerinizden ve diğer yapılardan geçerek direkt olarak da kokleanıza ulaşır. burada kafanızın mekanik özellikleri sesinizin daha derin olmasına ve düşük frekansta titreşimler oluşturmasına sebep olur. konuştuğunuzda duyduğunuz ses, bu iki yol ile ulaşan seslerin kombinasyonudur. ancak sesinizi kaydedip dinlediğinizde, kemik-yoluyla (sesinizin, ses telleriniz ve diğer dokular ile direkt olarak kokleanıza ulaşması durumu) iletilen ve "normal" sesiniz gibi duymanıza sebep olan yol devreden çıkmış olur ve ses kombinasyonunuzun yalnızca hava yoluyla iletilen parçası ile gelen sesinizi duyarsınız. bu da siz de farklı bir ses olduğu algısı oluşturur. tersi durumu kulaklarınızı tıkayarak deneyimleyebilirsiniz. bu anda da ses kombinasyonunuzun hava yolu ile iletilen parçasını ortadan kaldırmış olur yalnızca kemik-yoluyla iletilen sesinizin titreşimlerini duyarsınız.
yani aslında ses kaydından dinlediğiniz ses; sizin diğer insanlar tarafından duyulan sesiniz. konuşurken algıladığınızın kendi sesinizden farklı olmasının sebebi de; kendi sesinizin size ulaşırken izlediği bu iki farklı yoldur.

öte yandan, bazı insanların iç kulaklarında anormallikler olabilir, bu durum da sesin kemik yoluyla iletilen parçasında hassaslıklar oluşmasına sebep olabilir. bu insanlar nefes alış-verişlerini ve dahası gözlerinin göz yuvasındaki hareketlerini de duyabilirler.
devamını gör...

umarım mansur yavaş böyle devam eder. birine iyi demeye korkuyorum artık çünkü sonradan bozuluyor. bizi şaşırtmaya devam et mansur başkan. ınşallah cumhurbaşkanı da olursun.
devamını gör...

çok ağladım bugün.
çok.
bi sürü.

hiçbiri gözlerimden silinmeyecek.
devamını gör...

50 bin yıl önce neandertal akrabalarımızı ortadan kaldırdık, 12 bin yıl önce yerleşik hayat ve tarıma başladık. daha 2 bin yıl önce tanrıların aramızda yaşadığına inanıyorduk. köleliği 70 yıl önce dünyadan kaldırabildik - o da doğruysa eğer-. bugün yüksek bilinç seviyemiz ile bu dünyanın bizim için yaratıldığını söyleyen dinsel doktrinleri reddeden rasyonel kafalar dahi türümüzün bulunduğu nokta ile gurur duyuror. kendi varlığımızı tanımlamayı başardık, artık maddeyi ve ötesini araştırıyoruz.

tüm bu bilişsel faaliyetlerimizden öğrendiğimiz birkaç gerçeğe bakalım: dinazorlar dünyayı 160 milyon yıl yönettti ve yok oldular. bu insan türünün neredeyse var olma süresinden bile uzun. bizim kendi zihinsel kabiliyetlerimize olan hayranlığımız muhtemelen türümüzün sonu olacak. ve inanıyorum ki bizden sonra gelecek olan akıllı tür kendine hominid tarzı bir isim verip tarihi araştırırken bulduğu arkeolojik bulgular ile bize gülecek ancak aynı sondan kendini kurtaramayacak.
devamını gör...

akabinde ekrana öpücük atılır.
devamını gör...

ilkokul yıllarımda yirmiden fazla kitabını okuduğum yazardır. otuz ya da 40 sayfayı aşmayan güzel kapaklı kitaplardı. aralalarından sadece "kayıkçı güzeli" kitabının ismini hatırlıyorum. onu komşunun çocuğuna ödünç vermiştim. bir hafta sonra taşınmışlardı. belki de bu sebepten içimde yer etmiş.
devamını gör...

artık pek fayda etmeyecek olan sözdür ve hangi sebeple idam edildiğine bağlı olarak değişebilecek sözlerdir.

"yaşamakla bir şeyleri değiştirmeye gücüm yetmedi inşallah ölümümle değiştiririm."

edit: yazım yanlışı.
devamını gör...

her ne kadar gerçek manası gül demeti olsa da; şairlerin, yazarların, bestecilerin eserlerinden alınmış, seçme parçalardan oluşan eser, seçki, antoloji” şeklinde edebiyat, sanat ve müzikte kullanılan bir tabirdir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kendisine beste yaptım, taze çıktı sıcak sıcak;

ellerini çekip benden takipçim bugün gider oldu,
hem sever hem sevilirdik bu ayrılık neden oldu?
devamını gör...

'olmazsa olmaz' yerine kullanıldığında entel gözükmenizi sağlayan kelime.
devamını gör...

ahhh be. elma kokan salon sözlük bekliyorum. şiiri bile vardı. kitleye uygun bir isimdi. ama bunda da telif sorunları yaşanırdı. neyse hayırlara vesile olsun.
devamını gör...

herakleitos değişmeyen tek şey değişim yasasıdır demiş ve bu yasaya logos demiştir. her şey akıyor ve bir nehirde iki defa yıkanılamaz diyerek desteklemiştir.
devamını gör...

nü modellik yapıyorum.
*
devamını gör...

ing: experimental and control group.

artık bu kelimeleri özellikle final ödevimden dolayı bir süre görmek istemesem de kendimi tanım yaparken buluyorum. araştırmacı, deney grubuna tedavi ya da test, anket artık gönlü ne isterse uygularken, kontrol grubu bundan mahrum kalır. diğer konularda (ön test, son test) eşit olsalar da bu x tedavisi, araştırmacı için belirleyici bir faktördür.

hemen örnek verecek olursam: arkadaşımla, hayvanlardan oluşan bir videonun kişinin öfke seviyesini belirleyip belirlemediği ile ilgili bir deney yapmak istedik. deney grubuna 5, kontrol grubuna 5 kişi olmak üzere rastgele atama gerçekleştirdik. iki gruba da önce klinik öfke ölçeği sorularını verdik ve puanlarını kaydettik. daha sonrasında ise deney grubuna videoyu izlettik fakat kontrol grubuna izletmedik. son olarak iki gruba da aynı testi yaptık ve aralarındaki farkı inceledik. ve merak edeceğinizi düşündüğüm şeyi açıklayacak olursam: evet! o tatlış hayvanların videosu, katılımcılarımızın öfke seviyesini büyük bir fark olmasa da düşürdü.

yani özetle, deney grubu x tedavisine/deneyine maruz kalırken kontrol grubu buna maruz kalmaz. aralarındaki farklılık ve belirleyicilik buradan gelir.
devamını gör...

değerli dostlar; barbizon bir köy.
konuya nereden başlayacağımı kestiremiyorum.
her şey şu ukdeyi doldurmamla başladı. #1189967

bu ukdede bahsettiğimiz gibi 19 yy'da fransız ressamlar her şeyi kurallara kanunlara göre yapmaktan sıkıldılar. sanat okulları bu konuda çok katıydı. ''hay böyle işin'' diyerek tuvallerini çizimlerini biraz nefes almak için ormanıyla doğasıyla çok güzel bir köy olan barbizona attılar. gün boyunca doğayı inceleyerek, hemde ''iki lafın belini kırarak'' vakit geçirmeye başladılar.
yaptıkları resimler, ''gerçek'ti.
ışık insanlar doğa... herşey çok gerçekçi bir şekilde çiziliyordu. romantikler gibi ''yüce'' likten ve yüceltmekten kaçındılar.
(bkz: romantizm)#515945
bu başkaldıraya bir çok ressam katıldı
köye ilk gelen ressam theodore rousseau idi.

sonrasında, diaz, milet jacque geldi.. daha sonra gelenlerin ardı arkası kesilmedi ve köyde ressamların barınmasını karşılamak için iki otel yapıldı. sabah kahvaltılarını birlikte yapmak kurallarıydı. sonra doğaya açılır ne görürlerse onu çizerlerdi. resimlerinde taslak yoktur. onlar ışık etkisini dikkate alırlar ve fırça darbeleri onlar için önemli değildir.
neyse ''o''dur kardeşim.
bu ''neyse o'' akımına barbizon ekolü denir.

(bkz: ekspresyonizm)
devamını gör...

polisin üslubu yanlış kabul de, genelleme yapan annenin hiç mi suçu yok.ne kadar kolay insanlara katil yaftası yapıştırmak, az kaldı diyerek provoke etmek.
devamını gör...

bir lades tutuşsak mesela seninle. 'nesine' desen. 'sesine' desem.
bilirsin yüzün aklımdadır hep. ama sesin.. onu özlerim işte...
devamını gör...

(bkz: çabuk düştü dikkat edersen)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim