ya sakallarıyla ilgili bir şey ya da tamirat/tadilatla ilgili bir şey yaptığı an. bir şeyler tamir ediyorken durup düşünüp sakallarıyla oynuyorsa geçmiş olsun. sana, bana. hepimize. bari gözlerini kısma allahsız demek gelir içinizden, demezsiniz. öyle işte. neyse.

çoksel anket doldururum. sıradaki!
devamını gör...

zaman kavramına ve zamanın ilerleyişini endişe edenlerin yaşadığı korku.
devamını gör...

mistik bir yolculuğa çıkmak istiyorum sarı papatyamla.
devamını gör...

baharın kızıdır amélie amélie birden kendini muhteşem bir armoninin içinde hissetti. her şey mükemmeldi. işığın yumuşaklığı, havadaki hafif koku ve şehrin sakinliği. derin bir nefes aldı ve dünya ona o kadar basit ve net göründü ki.
devamını gör...

-mutsuz oluruz biz senle
-mutsuz olalım ne var. biz de mutsuz oluruz. ben seninle mutsuzluga da varım...
-behzat ç-
devamını gör...

ne bir ateistin, ne bir yahudinin, ne bir başka dinin mensubu yüzünden olmuştur. bu yine müslümanların eliyle olmuştur.
kaçtım müslümanlardan sığındım müslümanlığa.

müslümanlıkta suç yok, suç müslümanlarda.
devamını gör...

34'e geldiğim şu aylarda bunu düşünüyorum.

çok farklı mesleklerde çalıştım. yani bayağı bayağı farklı 'ne alaka be bunlar?' denebilecek şeyler.

müşteri temsilciliği, ön muhasebe, fotoğrafçılık, kasiyer, dadılık bunlar kısa kısa yaptıklarım. okuldan önce okul esnasında ve sonrası. devamında 4 yıla yakın öğretmenlik yaptım. nasıl yaptım ben de bilmiyorum. bir şekilde özel ve devlette önüme fırsatlar çıktı ve sınıf öğretmenliğiyle başladığım serüveni özel eğitim sınıfıyla bitirdim. serüven diyorum çünkü benim için çok zordu. çanta çanta kitap taşıyordum eve. ciddi ciddi oturup ders çalışıyor hatta özel eğitim bölümüne geçince bu alanda eğitim bile aldım. annem diyordu ki 'sen öğretmen misin, öğrenci mi? sen bu kadar çalışıyorsan o öğrenciler ne yapıyor?'. efem işin aslı tahmin edersiniz alan dışıyım. (iktisat ve sosyoloji okudum.) bu durumu kapatabilmek adına ciddi bir efor sarf ettim o yıllar. açıkçası gerek öğretmenlerden gerek idari kadrodan gerekse velilerden bu konuda takdir aldım.

ilçemiz küçük olduğundan tabi herkes herkesi tanıyor az çok bazı veliler benim alan dışı olmamı problem etmiş (ki etmeli tabi yani neden o bölümden okuyan biri değilde ben orada öğretmenlik yapıyorum olacak şey mi? ama malesef bu hala devam eden bir sorun. benim bile bir çok öğretmenim alan dışıymış ben bunu kendimde işin içine girince öğrendim. evet veliler haklı ama bizim eğitim sistemimizde bu çok normal. bir çok öğretmen atama beklerken ben ve benim gibileri yarı fiyatına çalıştıran bir sistem.)

müdür beye gidilip biz bu öğretmeni istemiyoruz bu alan dışıymış hem çocuklar diğer sınıflara göre çok geride berbat bir sistemi var demiş. tabi benim bunların hiç birinden haberim yok. leyla leyla geziyorum. bir gün müdür bey derse geldi. 'sınıfları geziyorum hocam biraz oturabilir miyim?' dedi. ben rutin bir durum sanıyorum tabi. biraz dinledi sonra 'hocam biraz çocuklara sorular sorabilir miyim?' dedi. tabi ki dedim. 'peki siz geldiğinizde hangi harfteydi bu çocuklar?' dedi. (o zaman elat yöntemiyle ve el yazısıyla ilerliyorduk. evet evet o kayıp yıllar. ben de zaten bu yüzden bayağı zorlandım.) a hocam dedim. yaklaşık 10 harf işlemiştik. 4 1. sınıf vardı ve biz müfredata göre ilerideydik. çünkü ben sınıflardan birinin öğretmeniyle koordineli gidiyor ondan destek alıyordum.

neyse efem müdür bey sorular sordu çocuklara. sonra teşekkür etti ve gitti. bu arada gitmeden çocuklara yarın öğlen hepinizin velisini okula çağırıyorum toplantı var dedi. ben tabi şaşırdım. yahu 10 sene önce işte ben daha 24 yaşlarındayım. hiç bir şey bilmiyorum bu işleyişlerle ilgili.

toplantı saatleri bir iki veli geldi yanıma 'hocam siz onların kusuruna bakmayın. biz sizden çok memnunuz, siz üzülmeyin' minvalinde cümleler kurdular. içimden diyorum yahu bunlar ne diyor. toplantı bitti aynı veliler koşa koşa yanıma geldi. 'hocam valla müdür bey haklarından geldi. sizin dersinize girmiş çocuklara sorular sormuş hepsi gayet iyiymiş. müdür bey o velileri bir azarladı görmeniz lazım' . ben tabi o an aydınlandım. sonra parçalar birleşti. bir iki veli vardı sürekli gelip bana verdiğim ödevlere ilgili olsun derste işlediğim konularla ilgili olsun hesap sorar vari konuşmaya çalışıyorlardı. ilk zamanlar anlamaya çalıştım baktım hadsizlik yapıyorlar tersledim. her dakika okuldalar görmeniz lazım. yahu 1. sınıf bu neden bu çocuklara bu baskıyı uyguluyorsunuz. tenefüslerde oturup çocuklarla ders yapıyorlardı. ben tenefüslerde çıkmıyor ve öğrenim zorluğu olan 3, 4 çocuğa ders veriyordum. şaşkınlıkla izliyordum onları. bir gün hatta hademe abimiz gidip müdüre hocam banu hanımın kapısında veliler kapıyı dinliyor demiş. sonra işte olaylar patladı ve azar toplantısına kadar gitti iş.

müdür bey beni karşısına alıp tüm detayları anlattı ve bana 'bakın banu hanım ben okulumda kaos istemem. sizi milli eğitim gönderdi evet ama eğer ben sizi yetersiz görsem buna devam etmezdim. bu okulda ben ne öğretmenler gördüm. kadrolu sınıf öğretmenleri bizzat çocuklara gerekli özeni göstermezken, harfleri yanlış öğretirken siz okuldaki en iyi öğretmenlerden oldunuz' dedi. ben tabi hem gurur duydum hem üzüldüm. o sene sistem değişmişti ve tüm öğretmenler bocalıyordu. ben temiz bir zihinle gelmiştim evet sistem zordu ama ben sıfırdım. aldığım destek ve eğitimlerle diğer öğretmenleri yakalamıştım bunu zaten kendimde biliyordum. sonraki günler bir iki öğretmen teneffüste gelip beni öğretmenler odasına çağırdı. bana tavsiyelerde bulundu ve özellikle destek aldığım 20 yıllık sınıf öğretmeni bir daha tenefüslerde burada ol lütfen dedi. kendinden veriyorsun ama görüyorsun kimseye yaranamıyorsun. amacım yaranmak değildi aslında türkçe konuşmayı bile doğru düzgün bilmeyen o çocuklara okumayı öğretmekti.

bazı okullarda ücretli öğretmenler pek sevilmezmiş, her iş onlara yıkılırmış ve dışlanırlarmış bizim okulda hiç öyle olmadı. öğretmenler bizleri adeta bağırlarına basıyordu. zaten bir çoğunun yaşı vardı. bizlere kızları gibi davranıyorlardı. müdür bey zaten çok mükemmel bir adamdı. o sene öyle bitti. sonra müdür bey beni özel eğitim sınıfına geçirdi. size burası daha uygun hocam çünkü siz çocuklarla bütünleşiyorsunuz dedi. ne demekse o hahah. böyle böyle geçti seneler.

muhasebe sorumlusu, insan kaynakları personeli, satış sorumlusu, yav bir iki kere ev temizliğine, seraya ve bahçeler meyve toplamaya gittim. beden işi pek bana göre değilmiş bunu anladım. bir çok işte çalıştım belki şuan aklıma bile gelmiyor. sonra bir gün yazarlık yapmaya başladım. itiraf ediyorum bir dönem tarot, kahve ve çeşitli fallar baktım. benim için amaç hep paraydı bunları yaparken. çünkü ailesinden bağımsız yaşayan bir insandım bir şekilde o para o eve girmeliydi ve benim iş beğenmeme lüksüm yoktu.

neyse efem velhasıl kelam bu ara yeni bir arzum var. sokak çocuklarına bakmak. yani bir veteriner yanına kapak atmaya çalışıyorum hahah. tabi 2 yıllık bölümünü yazdık. okuyacağız ve devamında ne olacak göreceğiz.

canınız ne istiyorsa onu yapın. evet bir zamanlar benimde maddi sıkıntılarım vardı ve ev temizliğine kadar gittim ama şartlarınız o kadar zor değilse neden olmasın. neden istediğiniz bir mesleğe geçmeyesiniz. evet belki 20 yaşlarında bir gence göre daha zor adapte olabilir ve öğrenebilirsiniz ama ben eminim ki istendiğinde yapılmayacak şey yok. hadi bakalım pamuk hayallerimizi saçalım şuralara 3, 5 yıl sonra nerelerdeyiz görelim. bir başarı hikayesi mi yoksa bir bozgun mu? hahah hiç sanmam ben bizlere güveniyorum. sizde kendinize güvenin.
sevgiler...
devamını gör...

(bkz: yönetmen) kelimesinin eş anlamlısı ve geçmişteki* kullanımı.
işin ilginci fransızcada rejisör kelimesi, yönetmenin yerine kullanılmıyor. onun yerine realisateur kullanılıyor.
devamını gör...

2015 mezunuyum ve lisede iken çok güzel anılarım olmuştu. etilerden şişli ye ( evime) kadar yürüdüğüm günler vardı arkadaşlarla. özellikle karlı günlerde ayrı bir zevk verirdi.
okuldan kaçtığımız günler neredeyse her gündü. *
buna rağmen okulu ikincilikle bitirdim çünkü çalışıyorduk.. boş kaçanlardan değildik..
bir de okuldan erken çıkınca akmerkez in önünden 43r ye atlayıp, lana del rey summertime sadness ve dark paradise eşliğinde sarıyer’e arkadaşlarla takılmaya gidiyorduk.
erasmus için ispanya ya gittiğim günler geliyor aklıma bir de... bizim lise proje okulu olduğu için ilk yurt dışı deneyimimi ve ilk defa toplum önünde ingilizce olarak proje sunma işini o zaman yapmıştım.

çok güzel günlerdi vesselam. şuan çok güzel işim var, ekonomik olarak iyiyim ancak ve ancak lise, üniversite gibi ortamları çok özlüyorum ve bu yüzden o yanım hep buruk. bazen tek başıma oralara gidiyorum, takıyorum kulaklığı açıyorum lana del rey... akışına bırakıyorum. kaçtığımız yerlere, gittiğimiz rotalara vs.. bazı yerler değişmiş ama yine de sıkıntı yok.


tanım: iyi ve kötü tüm anıların geride bırakılacağı ve gerçek hayata geçiş kapısının açıldığı günlerden biridir.
devamını gör...

" uğrunda dertlere düştügüm sevgili
bir başkasına tutulmuş o da dertli.
derdimin dermanı kendi derdinde
hekim hasta olunca kime gitmeli.

ey kör!bu yer, bu gök, bu yıldızlar,boştur boş!
bırak onu bunu da gönlünü hoş tut hoş!
şu durmadan kurulup dağılan evrende
bir nefestir alacağın, o da boştur boş!


geçmis günü beyhude yere yâd etme,
bir gelmemis an için de feryat etme ,
geçmis gelecek masal bunlar hep
eglenmene bak ömrünü berbat etme.

niceleri geldi, neler istediler,
sonunda dünyayi birakip gittiler.
sen hiç gitmeyecek gibisin degil mi?
o gidenler de hep senin gibiydiler.

yel eser, umutlar savrulur gider;
sensiz, bensiz kalır bağlar bahçeler;
altın gümüş nen varsa harcamaya bak!
ölür gidersin, düşmanın gelir yer.
devamını gör...

-hocam, karımı çok seviyorum, aç kalmasını istemiyorum, onun yerine ben oruç tutabilir miyim?
ne kocalar var dedirtecek türden, en son sorulan garip soru.
devamını gör...

sinema tarihinde sayısız kere gördüğümüz zamanda yolculuk, kişinin geçmiş ya da gelecekteki kendisiyle karşılaşması gibi konuları bu sefer farklı bir yorumla işleyen cristopher nolan filmi.

--! spoiler !--
bütün eski filmlerde geçmişe gidildiğinde ya da gidilmekte olunduğunda dahi zaman doğrusal yani a-b düzleminde akardı. nolan demiş ki ulan ben b'den a'ya gidiyorsam zamanı mantıken ters algılamam gerekmez mi? işte filmin ana olayı da buradan geliyor. her şey o kadar tersine işliyor ki oksijeni bile soluyamıyorsunuz. nolan bunu bile düşünerek mantık hatası arayacak olanları baştan nakavt etmiş.

geçmişe ışınlanma diye bir şey yok. zaman doğrusal ve sabit bir hızla akmaya devam ediyor. mesela 3 gün geriye gitmek isteseler yine 3 gün geçiriyorlar ama tersine. mesela gemi sahnesi. fakat kahramanlarımız zamanda geri giderken mantık gereği her hareketi ters algılıyor. filmdeki zaman kırılmalarını anlatan şu grafiği incelerseniz taşlar biraz daha yerine oturabilir.
--! spoiler !--

bu zekice fikrinden dolayı nolan'ı kutluyorum. (çok ihtiyacı varmış gibi ehe) nolan'ın her filminde olduğu gibi bu film üzerinde çok konuşulabilir ama uzatmamak gerekirse güzel film. bir memento değil elbette. insanlar çokça kötülemiş ama genelde filmi anlamadıklarından. spoylırda verdiğim grafik ve bilgiler eşliğinde bir kere daha izlenirse keyif alınır diye düşünüyorum.
devamını gör...

basligi acan arkadasin propoganda degil farkindalik yaratmaya çalıştığını dusunuyorum. ama kotuyum, kötüsünüz, kötüyüz...

yaniyor diyor arkadas, hem de 10 gundur. diger bolgeler kadar onemli degil diyor, dersim`e takılıyorsunuz.

ben aslen kastamonuluyum. bizim oralarda köylere girerken tabelalar var. örneğin dere mahallesi yazıyor tabelada. ama orasi kimseye gore dere mahallesi degil. kime sorsaniz 'abuduuuğ koy' abuduuuğ ne demektir bilen yok, belki şive, belki eski dilde bir anlami var. aliskanliklari degistirmek zor. kelimeler sizi bu kadar korkutmasin.

dersim ya da tunceli yaniyor ve gundemde kalmali. agaclarimiz, hayvanlarimiz, dogamiz katledilmemeli.bunu tartismaliyiz.
devamını gör...

doğrudur. yanımda olmadıkça yaşayan bir ölüden farkım olmadığını geç de olsa anladım. bir omuz, bir diz, saçlarımı okşayan bir çift el, gözleriyle gülen bir sima. olmayınca olmuyor demek ki. olmayınca yaşanmıyor demek ki...
devamını gör...

azdır. ama uludag'daki sayılara inanmıyorum orada sabit 250 online olmasına rağmen sol frame orada çok yavaş akarken burada sol frame müthiş hızda akıyor. umarım bir gün 500leri görürüz. evet.
devamını gör...

beni yoran insanlar. etmeyin da. güncelleme atın kendinize.
devamını gör...

her izlediğinde tebessüm ettiren garip bir büyüsü olan filmlerdir.

hiç birini açıp internetten izlemedim hep denk geldim televizyonda.
devamını gör...

bu gece üç gecelik peşin bırakıyorum,

jack london, deniz kurdu
devamını gör...

martılar öksüz kaldı.
devamını gör...

anıların altında çırpındığıma bakma
aksın damla damla dokunma, dokunma
yanıyorum ardında, sen kal dememe bakma
bir tek bendeki sen kalsın, dokunma
.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim