edebiyatçı, gazeteci, çevirmen, diplomat ve siyasetçi gibi birçok sıfata sahip yazar. bir dönemin en çok ses getiren filmlerinden 'selvi boylum al yazmalım' filmi de yazarın aynı isimli kitabından uyarlanmıştır.
devamını gör...

gözden uzak olanın gönülden ırak olması durumudur.
devamını gör...

--- alıntı ---

zeytinli poğaça aldım sadece zeytini değdirmişler.

pardon zeytinli poğaça demişim, zeytinle temas etmiş, havayla aynı ortamda kısa bir süre bırakılmış poğaça.

zeytini poğaçaya anlatmışlar sadece.

poğaçaya zeytin fotoğrafı göstermişler o kadar.

usta poğaçayı açarken içinden zeytin demiş, öyle bir poğaça.

poğaça yapılan un kamyonla dükkana getirilirken zeytincinin önünden geçilmiş sadece.

buğday tarlasında tek bir zeytin ağacı varmış, öyle bir zeytinli poğaça.

--- alıntı ---
devamını gör...

elbette çok önemli bir konudur. unutmayın, ruh sağlığını korumak olağanüstü zorluklarla başa çıkabilmek için en gerekli şeylerden birisidir. şuradan ne yapılabileceğini okuyabilirsiniz.
devamını gör...

evet, kahvaltımı bir kutu dondurmayla yapıyorum. bizimkisi bir aşk hikayesi...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bunu nasıl yazmadınız ya? karı gördüm kaydım, kaymaz olaydım.
devamını gör...

''ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün..
artık seninle biz,
düşman bile değiliz..''

(bkz: nazım hikmet ran)
(bkz: sen)
devamını gör...

günaydın sözlük, bugün iyi uyandım ama yine pespaye yine pizzayı kaçta sipariş etsemin en büyük derdim olduğu gündeyim. kötü havalarda bile koşan, smoothiesini içip granola barıyla mutluluk yaşayan insanlara sevgiler saygılar.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sevmek, sevilmek, mutlu olmak bunlar güzel duygular. hele ki türkiyede yaşayan herkesin daha da ihtiyacını hissettiği bir istek.

yüzümüz hiç gülmüyorki, bunda gülsün, üzgün surat.
devamını gör...

birden çok işi aynı anda yapmaya çalışmak yerine tüm konsantrasyonu sadece tek iş üzerinde yoğunlaştırarak verimin daha da artacağını ifade eden tekniktir. ilk olarak japon zen ustası sunryu suzuki "acemi zihin" isimli kitabında bahsetmiştir. ancak daha önce de benzer bakış açısını bir çok yerde de okumuştum.

sıkça rastladığım dikkat dağılmalarına ve verimsiz geçen zaman yönetimi problemine karşı başarılı olabileceğini düşündüğüm yöntemdir.
sınırlı türkçe kaynaktan biri
devamını gör...

selvi
kesinlikle sülün gibi bir kız ya da kadındır.
devamını gör...

ulan ya ülke ülke değil şerlok dizisi filan. müge anlıyı filan devreye sokmalıyız artık.
devamını gör...

azıcık aklı olan ve türkiye'deki yönetenlerin anlayışını bilen herkes yeni fakültelerin neden kurulduğunu biliyor. bölünme olayına gerek olacağını sanmıyorum. bunun asıl amacının rant meselesi olması muhtemel. 5'li çetenin boğaziçi arazisine göz diktiği gibi bir söylenti var. oradaki imar kararlarını onaylayacak bir üniversite yönetimi gerekiyor tabii. şimdi hızlıca yeni fakültelere hocalar alınacak, ardından yeni fakültelerdeki hocalar üniversite senatosunda görevlendirelecekler. tipik ülke manzaraları işte. artık yolsuzluk yöntemlerine o kadar aşinayız ki her adımları öngörülebilir oluyor.
devamını gör...

sırf yaşımız başımız belli olsun diye açılmış bir başlıktır, şiddetle kınıyorum :)

bizde de radyodan kayıt yapan ve kasetten kasete çekim yapan o hengame müzik setlerinden birisi vardı.
o zamanlar bu müzik setleri evin gözdesidir; anneler yeni gelen değerli elektronik eşya daha bir türk usülüne uysun diye sehpalarla bir örnek dantel örer şöyle setin alnına doğru sarkıtıverirdi.
herkes durumunca bu klanın üyesi olmaya çalışır,bu setlerin değeri, onun ne kadar büyük olduğu ile ölçülürdü.
annemin altın günlerinde ünal narçın , oyun havaları kasetleri, kardeşimin elinde spice girls , sıradan günlerde barış manço, kayahan filan çalardı. çoğu kez de alt kattaki komşumuz pınar’ın acıklı ağlamaklı tercihlerine iştirak eden pasif dinleyici olurduk.
-pınaarrr biraz kısar mısın?
-tamam kısıyorum
bütün günü temizlik yaparak geçtiği için teybin sesini duyamayacağı bir köşededir muhtemelen, kulaklarımız bu sayede kanamaktadır.(babası al biraz da böyle dinle deyip ona iki kaset almış, beğenmemişti bana verdi. bu sayede tracy chapman ve tanita tikaramla tanışıp çok sevmiştim.)
*****
saat altı gibi başlıyordu sanırım trt fmde yabancı müzik saati vardı. ne yapar eder o yayına yetişir, blue jean dergisinden bir de tv programlarından takip ettiklerim ne zaman çıkacak diye kaseti hazırlamış beklerdim.
tipik ergen işte dünya onun üzerine kurulu sanıyor :)

förstt taymm försst lavvv
robin back kaçmazdı tabii.

tam zamanında kaseti durdurmalı artık sevdiğim bir parçaysa kaçırmamalıydım.
dış sesi almaması harika bir şeydi.
tamamen size ait bir kaset, özgün hem.çevir çevir dinle, arkadaşlarına dinlet (sezen aksu yerine ikna edebildiğimde)
ah ne günlermiş gerçekten..
yine de güzelmiş: küçük şeyler heyecanlandırıp mutlu edermiş.
devamını gör...

sıcak bir ev
büyük ekran tv+güzel bir film
ışıklar kapalı perde açık
şarap
devamını gör...

filozof, romancı, aykırı.

kendisini diğer filozof ve romancılardan ayıran en önemli özelliği olan aykırılığı öyle bir boyuttadır ki; aristokrat olmasına rağmen kendisini hapse attıran kraliyet yönetimine dahi diş bilemiş, ihtilal sonrası ilan edilen genç cumhuriyetin en ateşli savuncularından birisi olmuştur. yeri geldiğinde, bu cumhuriyete dahi baş kaldırmasını bilmiştir, öyle ki, marquis de sade ya da cumhuriyetten sonra bilinen adıyla, yurttaş sade, simone de beauvoir'ın "sade'ı yakmalı mı?"da belirttiği üzere, pekala cumhuriyet rejimindeki terör döneminden faydalanabilir, gönlünce insanları işkence edebileceği veyahut onları öldürebileceği bir kamu görevine atanabilirdi.

ancak, yaygın kanının aksine sade, fransız ihtilali'nin terör dönemine şiddetle karşı çıkmış, hatta ve hatta "ılımlı" diye fişlenmiştir. sade hakkında yalapşap bilgisi olan pek-çok kişinin onun terör dönemini canla başla savunacağını düşündüğünden öylesine eminim ki.

de beauvoir kendisi hakkında şöyle bahsetmeye devam eder "sade'ı yakmalı mı?" isimli eserinde; "kuşkusuz, "kan akıtmak" belli hallerde coşku verici bir işti onun için. ne var ki kendi varlığının ve tek tek bireylerin etini olduğu kadar, bir özgürlüğü, bir bilinci sağlamasını de bekliyordu kıyıcılıktan. adsız kişileri geniş ölçüde yargılamak, onlara hüküm giydirmek, ölümlerini görmek, sade'ın yadsıdığı şeylerdi bunlar."

kendisi sadizme ismini vermiştir amenna, çok sayıda partnerine acı çektirmekten zevk aldığı, dinden nefret ettiği ve her türlü tabuyu tersyüz ederek yaşadığı da söylenebilir, ancak de sade, toplumsal ahlakın ikiyüzlülüğünü enfes bir şekilde ortaya koyar; hukuk bağlamında yasallaştırılan bir sadizmin, kontrol duygusunun ve baskıcılığın karşısındadır o, onun elezerliği bir bastırma değil özgürleştirme aygıtıdır, her zaman başkaları için olmasa da, kendisi için...

hapsedilmiş, akıl hastası olarak yaftalanmış, tüm onuru elinden alınmıştır.

ancak buna rağmen yazmaya devam etmiş ve dönemin aydınlarının, gençlerinin, masumlarının kellesini giyotinle patır patır alan fransızlara, "cumhuriyetçi olmak istiyorsanız, daha iyi denemelerde bulunmak zorundasınız" diye ayar vermekten çekinmemiştir.

eserleri 2017 yılından itibaren fransa devleti tarafından kültür hazinesi ilan edilmiştir.

daha fazlası için:
simone de beauvoir - faut il brûler sade ("sade'ı yakmalı mı?", yapı kredi yayınları)
georges bataille - la littérature et le mal ("edebiyat ve kötülük", ayrıntı yayınları)
marquis de sade - la philosophie dans le boudoir ("yatak odasında felsefe", ayrıntı yayınları)
devamını gör...

keşki dc'de ki gibi yazar hakkında düşündüklerimizi not edeceğimiz sadece bizim görebileceğimiz bir şey olsa...
ben çok unutkanım şahsen...
mesela bir yazarla tartışıp küfür eden bir yazara, şöyle bir not düşebilsem. küfürbaz arkana bakmadan kaç...
yada daha önce bir kadın yazarı taciz etmiş, duvar ol.
ya da çok iyi yazıyor dolu biri...
gibi...
böyle her yazarın üzerini sadece kendimizin görebileceği şekilde etiketlesek. bir düşünsenize bunu?
devamını gör...

şemsiye.
devamını gör...

mümkünse evde yapilmasin bu tatlı. çoğu şerbetli börek gibi oluyor sonra.
devamını gör...

yazdığım saçmalıkları tekrar tekrar okuyorum. 3 5 yıl sonra bunları okuduğumda kendime çok gülerim. *

lisede yazdığım şiirler komik geliyor. aşağı örnek bırakıyorum.




sanki bir başka sevmiştim seni
nefes alır gibi içime çekmiştim
kaybedecek neyim vardı ki
oturdum tekrar kumar masasına
attım zarları bir umutla
belki bu sefer şans güler dedim
denedim ve olmadı, bir daha denedim
tekrar tekrar attım zarları bir umutla

belli ki fazla çekmişim seni içime
içmeden hoş olmuşum
kaybetmişim kendimi
olmayacak senle dolu hayallere dalmışım..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim