güzel kadın çirkin erkek birlikteliği
buradan güzel kıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. acın acımızdır.
öncelikle kendini güzel buluyor bak nasıl yol yapıyor diye düşünecekler için söylüyorum, gay ya da translar hakkında yazınca bunu kendinizden mi bilip yazıyorsunuz? bakın gerildim görüyorsunuz. hiç yoktan aramız bozuldu. keşke böyle düşünmeseydiniz.
kısa çoğu erkek ondan daha uzun boylu bir kadınla beraber olmanın son derece gurur vereceğini iddia eder ancak o kadınların yanında yaklaşık 5 cm falan daha kısalır. kendine güvenmediği için duruş bozukluğu oluşur çoğunda. ancak sorsan yine uzun kadın tercih edeceğini iddia eder, yiğitliğe herhangi bir madde sürmez.
aynı şey güzel kadınlar ile beraber olmakla ilgili yine vardır. erkeğe göre bu gurur verici bir durumdur. bunu iddia eder.
ancak sonra sokağa çıkarlar. kadın sahiden güzelse çoğu erkeğin sevgilisine baktığını görür. adamlar ile kıyaslar kendini, ondan daha yakışıklı ya da daha uzun o erkekler ile. sonra karşıdan karşıya geçmek isterler, o güne kadar hep kaldırım kenarında dakikalarca beklemiş çirkin erkeğimiz yeni bir şey fark eder. sevgilisi kaldırım kenarında durduğu an araba yol vermek için nefessiz durmuştur. sevgilisi ise duran o arabanın içindeki kişilere baş ile teşekkür etmiştir. ne oluyordur?
o an kadının kıyafetlerine bakar. eteği mi kısadır sanki? vücut hatları bellidir, evet, çok bariz şekilde. bu nedenle dikkat çekiyordur. oooo ne biçim kıvırtırıyordur ayrıca.
sonra toplu taşımaya binerler ve sevgilisi adımını attığı at iki erkek aynı anda kalkıp yer vermek ister.
tanıyor mudur acaba sevgilisi bu abazanları? kesin tanıyordur çünkü o zaman neden onu görür görmez ayağa fırlasınlardır?
sonra zaman geçer, bir bakar taksici dikiz aynasindan izliyor. bir bakar yanında sevgilisine laf atıldı. bir başka zaman duyar ofise isimsiz çiçekler gelmiş. az zaman sonra kız arkadaşı beni akşamları biri takip ediyor der, çok korkuyorum.
ve sonra kopuş gerçekleşir. koruma içgüdüsü ile aldatıldığına dair şüpheler çatışmaya başlar. sonra o büyük sevgisi ile aşağılık duygusunun verdiği nefret çarpışır. olan hem ona hem de hayatı dar ettiği sevgilisine olur.
ve oturur düşünür. benim bu kadından üstün olan neyim var? maaşım daha yüksek. o 3 bin alıyor ben 7 bin alıyorum. kadının olduğu her ortamda ezilen erkeğimiz kadına maddi şiddet uygulamaya başlar. benimle param için beraber oluyorsun der ve terk edilir.
canım benim bu nasıl bir bakış açısı, bu nasıl bir genellemedir diyecekler vardır. haklılar. ancak dilerseniz biz bu durumu sahiden güzel kadınlara soralım. çirkin bir erkekle beraber olup bu psikolojik şiddete uğramayan oldu mu? ancak rica ediyorum bu durumu ortalama güzelliğe sahip olup monica bellucci havasına sahip olan kişiler yalanlamasın. müthiş haklı çıkasım var şu an. bu keyfimin elinden alınmasını istemiyorum.
böyle saçını atışı ile milletin aklını alabilecek birkaç güzel kadın tanıyorum, çirkin erkekler tarafından sahiden çok üzüldüler. yakışıklı erkekler üzmedi mi? onlar aldatarak üzdü.
evet şu an erkek düşmani haline geldim yine. erkekler ölsün çığlıkları atarak gidiyorum buradan.
öncelikle kendini güzel buluyor bak nasıl yol yapıyor diye düşünecekler için söylüyorum, gay ya da translar hakkında yazınca bunu kendinizden mi bilip yazıyorsunuz? bakın gerildim görüyorsunuz. hiç yoktan aramız bozuldu. keşke böyle düşünmeseydiniz.
kısa çoğu erkek ondan daha uzun boylu bir kadınla beraber olmanın son derece gurur vereceğini iddia eder ancak o kadınların yanında yaklaşık 5 cm falan daha kısalır. kendine güvenmediği için duruş bozukluğu oluşur çoğunda. ancak sorsan yine uzun kadın tercih edeceğini iddia eder, yiğitliğe herhangi bir madde sürmez.
aynı şey güzel kadınlar ile beraber olmakla ilgili yine vardır. erkeğe göre bu gurur verici bir durumdur. bunu iddia eder.
ancak sonra sokağa çıkarlar. kadın sahiden güzelse çoğu erkeğin sevgilisine baktığını görür. adamlar ile kıyaslar kendini, ondan daha yakışıklı ya da daha uzun o erkekler ile. sonra karşıdan karşıya geçmek isterler, o güne kadar hep kaldırım kenarında dakikalarca beklemiş çirkin erkeğimiz yeni bir şey fark eder. sevgilisi kaldırım kenarında durduğu an araba yol vermek için nefessiz durmuştur. sevgilisi ise duran o arabanın içindeki kişilere baş ile teşekkür etmiştir. ne oluyordur?
o an kadının kıyafetlerine bakar. eteği mi kısadır sanki? vücut hatları bellidir, evet, çok bariz şekilde. bu nedenle dikkat çekiyordur. oooo ne biçim kıvırtırıyordur ayrıca.
sonra toplu taşımaya binerler ve sevgilisi adımını attığı at iki erkek aynı anda kalkıp yer vermek ister.
tanıyor mudur acaba sevgilisi bu abazanları? kesin tanıyordur çünkü o zaman neden onu görür görmez ayağa fırlasınlardır?
sonra zaman geçer, bir bakar taksici dikiz aynasindan izliyor. bir bakar yanında sevgilisine laf atıldı. bir başka zaman duyar ofise isimsiz çiçekler gelmiş. az zaman sonra kız arkadaşı beni akşamları biri takip ediyor der, çok korkuyorum.
ve sonra kopuş gerçekleşir. koruma içgüdüsü ile aldatıldığına dair şüpheler çatışmaya başlar. sonra o büyük sevgisi ile aşağılık duygusunun verdiği nefret çarpışır. olan hem ona hem de hayatı dar ettiği sevgilisine olur.
ve oturur düşünür. benim bu kadından üstün olan neyim var? maaşım daha yüksek. o 3 bin alıyor ben 7 bin alıyorum. kadının olduğu her ortamda ezilen erkeğimiz kadına maddi şiddet uygulamaya başlar. benimle param için beraber oluyorsun der ve terk edilir.
canım benim bu nasıl bir bakış açısı, bu nasıl bir genellemedir diyecekler vardır. haklılar. ancak dilerseniz biz bu durumu sahiden güzel kadınlara soralım. çirkin bir erkekle beraber olup bu psikolojik şiddete uğramayan oldu mu? ancak rica ediyorum bu durumu ortalama güzelliğe sahip olup monica bellucci havasına sahip olan kişiler yalanlamasın. müthiş haklı çıkasım var şu an. bu keyfimin elinden alınmasını istemiyorum.
böyle saçını atışı ile milletin aklını alabilecek birkaç güzel kadın tanıyorum, çirkin erkekler tarafından sahiden çok üzüldüler. yakışıklı erkekler üzmedi mi? onlar aldatarak üzdü.
evet şu an erkek düşmani haline geldim yine. erkekler ölsün çığlıkları atarak gidiyorum buradan.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
bir gün herkes gibi olmadığımı anlayacaksın.
işte o gün sen herkes gibi olacaksın...
-can yücel
işte o gün sen herkes gibi olacaksın...
-can yücel
devamını gör...
insan insan
muhyiddin abdal'ın divânında geçen bir şiir olmakla birlikte fazıl say'ın bestelediği eserdir.
insan insan vokallerle birleşince ortaya muazzam bir eser çıkmış.
edit: link açılmıyor, yenisi için tık tık.
insan insan vokallerle birleşince ortaya muazzam bir eser çıkmış.
edit: link açılmıyor, yenisi için tık tık.
devamını gör...
insana mutluluk veren sıradan olaylar
birinin yol vermesi.
devamını gör...
normal sözlük'te takılmak vs sınavlara çalışmak
iradesizliğinizin yükünü sözlüğe yüklemeyin tembel veletler sizi.
devamını gör...
cehennem kapısı
resmi adı dervez gaz krateridir.
türkmenistan'da karakum çölünün ortasında, başkent aşkabat'a yaklaşık 250 - 300 kilometre uzaklıktaki ahal vilayetinin dervez ilçesinde bulunan doğal gaz kraterine verilen isimdir. eski bir doğal gaz sondajının çökmesi sonucunda oluşan krater dervez çukuru olarak da bilinir. sondaj çöktüğünde zehirli olduğu düşünülen bir gazın yayılmaya başlamasıyla, gaz*ın etkisini azaltmak adına eninde sonunda sönecektir diyerek çukur çalışanlar tarafından ateşe verilir. yaklaşık 50 yıldır yanan bu krater, 100 mt. genişiliğinde ve 50 mt. derinliğindedir.
turistik açıdan dikkat çeken bölgeye gelen yabancılar tarafından ''the door to hell'' olarak isimlendirilmiştir. çukurda yanmakta olan ateşin alevleri yüzlerce metreden görülebilmektedir. yıllardır sönmeden yanmasının kesin sebebini bulamayan bilim adamları zamanında kapatılmasını düşünmüşler fakat bu tip aktif olarak yanan doğal gaz çukurlarının kapatılması durumunda patlama riski oluşturduğundan kapatma fikrinden vazgeçmişlerdir.
2013 yılında national geographic'in kanadalı kaşifi george kourounis çukura giren bilinen ilk insandır. çukur için ''a coliseum of fire''* tabirini kullanmıştır. yüksek basınçlı gazın yanma sesini bir jet motoru sesine benzeten kaşif, binlerce küçük ateş topundan oluştuğunu, görüşü engelleyecek hiç bir maddenin ve dumanın olmadığını söylemiştir.
türkmenistan'da karakum çölünün ortasında, başkent aşkabat'a yaklaşık 250 - 300 kilometre uzaklıktaki ahal vilayetinin dervez ilçesinde bulunan doğal gaz kraterine verilen isimdir. eski bir doğal gaz sondajının çökmesi sonucunda oluşan krater dervez çukuru olarak da bilinir. sondaj çöktüğünde zehirli olduğu düşünülen bir gazın yayılmaya başlamasıyla, gaz*ın etkisini azaltmak adına eninde sonunda sönecektir diyerek çukur çalışanlar tarafından ateşe verilir. yaklaşık 50 yıldır yanan bu krater, 100 mt. genişiliğinde ve 50 mt. derinliğindedir.
turistik açıdan dikkat çeken bölgeye gelen yabancılar tarafından ''the door to hell'' olarak isimlendirilmiştir. çukurda yanmakta olan ateşin alevleri yüzlerce metreden görülebilmektedir. yıllardır sönmeden yanmasının kesin sebebini bulamayan bilim adamları zamanında kapatılmasını düşünmüşler fakat bu tip aktif olarak yanan doğal gaz çukurlarının kapatılması durumunda patlama riski oluşturduğundan kapatma fikrinden vazgeçmişlerdir.
2013 yılında national geographic'in kanadalı kaşifi george kourounis çukura giren bilinen ilk insandır. çukur için ''a coliseum of fire''* tabirini kullanmıştır. yüksek basınçlı gazın yanma sesini bir jet motoru sesine benzeten kaşif, binlerce küçük ateş topundan oluştuğunu, görüşü engelleyecek hiç bir maddenin ve dumanın olmadığını söylemiştir.
devamını gör...
hükümdarın süt hikayesi
bir zamanlar bir ülkede halk ayaklanır hükümdara karşı.
haklılardır da.
ne adalet ne düzen kalmıştır ülkede.
hükümdar ayaklanan halkı meydandaki devasa bir havuzun etrafında toplar ve bir konuşma yapar;
-"eğer isterseniz benden çok kolay bir şekilde kurtulabilirsiniz. böyle isyan etmenize hiç gerek yok, şimdi ben bu havuzu boşalttıracağım, üzerini de kapattıracağım, sizden tek isteğim bu havuzu süt ile doldurmanız.
herkes gece yarısından sonra bu havuza bir kova süt dökecek.
herkes tek başına dökecek sütü kimse kimseyi görmeyecek. güneş doğarken hepiniz burada olun.
havuz süt ile dolduğunda ben tahtı bırakıp gideceğim.
ertesi gün sabah olur herkes sevinçle toplanır havuzun başına.
öyle ya artık bu düzenbaz hükümdardan kurtulacaklardır.
hükümdar da gelir ve üzeri kapalı havuz açılır.
bir de ne görsünler?
havuz besberrak suyla doludur çünkü herkes aynı şeyi düşünmüştür;
“onca sütün içinde benim döktüğüm bir kova suyu kim fark edecek?”
hükümdar konuşur;
- "gördünüz mü ? siz ne iseniz ben de oyum!
siz düzenbaz olduğunuz için içinizden kimi seçerseniz seçin sonuç hiçbir zaman değişmeyecek.
o yüzden ben tahtımda kalıyorum siz de layık olduğunuz sistemin içinde!"
haklılardır da.
ne adalet ne düzen kalmıştır ülkede.
hükümdar ayaklanan halkı meydandaki devasa bir havuzun etrafında toplar ve bir konuşma yapar;
-"eğer isterseniz benden çok kolay bir şekilde kurtulabilirsiniz. böyle isyan etmenize hiç gerek yok, şimdi ben bu havuzu boşalttıracağım, üzerini de kapattıracağım, sizden tek isteğim bu havuzu süt ile doldurmanız.
herkes gece yarısından sonra bu havuza bir kova süt dökecek.
herkes tek başına dökecek sütü kimse kimseyi görmeyecek. güneş doğarken hepiniz burada olun.
havuz süt ile dolduğunda ben tahtı bırakıp gideceğim.
ertesi gün sabah olur herkes sevinçle toplanır havuzun başına.
öyle ya artık bu düzenbaz hükümdardan kurtulacaklardır.
hükümdar da gelir ve üzeri kapalı havuz açılır.
bir de ne görsünler?
havuz besberrak suyla doludur çünkü herkes aynı şeyi düşünmüştür;
“onca sütün içinde benim döktüğüm bir kova suyu kim fark edecek?”
hükümdar konuşur;
- "gördünüz mü ? siz ne iseniz ben de oyum!
siz düzenbaz olduğunuz için içinizden kimi seçerseniz seçin sonuç hiçbir zaman değişmeyecek.
o yüzden ben tahtımda kalıyorum siz de layık olduğunuz sistemin içinde!"
devamını gör...
hatayi (yazar)
az evvel keşfettiğim, anlatımı sade, özgün ve pırıl pırıl olan yazar. gizli gezinenler gibi olduğundan keşfedilmesi uzun sürmüş belli ki ama olsun. assolistler sahneye en son çıkar, değil mi? *
eksik olmasın, hep yazsın.
eksik olmasın, hep yazsın.
devamını gör...
bayanlardan bile aya gitme hayali kuranlar vardır
uzaya gitme hayali kuran adamların cümlesi "bayanlardan bile".
sizden hiçbir halt olmaz. önce dünya üzerindeki vatandaşlarının dertlerine çare ol sonra beraber çıkarız fezaya.
sizden hiçbir halt olmaz. önce dünya üzerindeki vatandaşlarının dertlerine çare ol sonra beraber çıkarız fezaya.
devamını gör...
wattpad
zamanının çoğunu kitap okuyarak geçiren bir adamım ben. hem de bu yeni değil. uzun yıllardır böyle. kardeşim aynı yatakta yatmak zorunda kaldığımız fakir zamanlarımızda benim yastığımın altında kitap olurdu çoğu zaman. ben merak eden insanım. ne bulursam okumak isterim.
insanların bana kitap ve yazar önermesini de öneririm. bu kadar en güvenilir başvuru kaynağım da kardeşimdir. ama başka insanların beni bir yazarla tanıştırması beni çok mutlu eder. hatta böyle bir aracılığa mutlaka bir kahve ısmarlayarak teşekkür ederim.
ancak bu dönemlerde tuhaf tuhaf şeyler yaşamaya başladım. beni elimde kitabımla gören insanların çoğunluğu ne kadar çok kitap okuduğum konusunda beni övüp sonra bana kitap önerme yarışına giriyorlar. asla küçümsemiyorum ama beni en çok rahatsız eden iki nokta var burda.
ben hidayet romanları okumuyorum. bana göre değil. bir müslüman gençle bir ateistin kurgu tartışmaları beni hiç ilgilendirmiyor. ne halleri varsa görsünler.
ikinci nokta ise yukarıdaki yazarın da bahsettiği gibi o wattpad kitapları bana göre değil. ben saf aşk romanları, ergenlik bunalımları da sevmiyorum. beni kurt adama aşık olan vampir, vampire aşık olan zombi, zombiye aşık olan su samuru ilgilendirmiyor.
çok dolmuşum bu konuda. ben de yazınca fark ettim. gideyim de gondor’u merak edeyim ben de.
insanların bana kitap ve yazar önermesini de öneririm. bu kadar en güvenilir başvuru kaynağım da kardeşimdir. ama başka insanların beni bir yazarla tanıştırması beni çok mutlu eder. hatta böyle bir aracılığa mutlaka bir kahve ısmarlayarak teşekkür ederim.
ancak bu dönemlerde tuhaf tuhaf şeyler yaşamaya başladım. beni elimde kitabımla gören insanların çoğunluğu ne kadar çok kitap okuduğum konusunda beni övüp sonra bana kitap önerme yarışına giriyorlar. asla küçümsemiyorum ama beni en çok rahatsız eden iki nokta var burda.
ben hidayet romanları okumuyorum. bana göre değil. bir müslüman gençle bir ateistin kurgu tartışmaları beni hiç ilgilendirmiyor. ne halleri varsa görsünler.
ikinci nokta ise yukarıdaki yazarın da bahsettiği gibi o wattpad kitapları bana göre değil. ben saf aşk romanları, ergenlik bunalımları da sevmiyorum. beni kurt adama aşık olan vampir, vampire aşık olan zombi, zombiye aşık olan su samuru ilgilendirmiyor.
çok dolmuşum bu konuda. ben de yazınca fark ettim. gideyim de gondor’u merak edeyim ben de.
devamını gör...
170 cm boyu olan erkek
1.70 boyundaki kızdan 10-15 cm daha kısa olan erkektir.
devamını gör...
pinky ve android ile pembe robotik sakız radyo yayını
herkese selamlar, kucak dolusu sevgiler. hepinizin iyi olmasını umuyorum.
çok uzun bir başlık ve bir radyo programı için uzun bir yayın ismi oldu, farkındayım. lafı çok uzatmadan ve sizi sıkmadan program içeriğinden bahsetmek istiyorum.
2 sanatçıdan bahsederek araya şarkılar serpiştirdik. çok eğlenceli, sohbet dolu bir yayın olmasından çok sadece bilgi vermeyi amaçladığımız bir yayın oldu, eğlence kısmından dolayı sizleri umarım hayal kırıklığına uğratmayız.
ilk sanatçımız, hayatını karartmış insanı yüzyıllardır fırçasıyla öldürmüş artemisia gentileschi olacak, ikinci kısmı ise sizlere robotik kodlama lavabosu anlatacak.
ikinci girdide, lafı robotik kodlama lavabosuna bırakıyorum. saat 22:00'da görüşürüz! bol su içmeyi unutmayın
çok uzun bir başlık ve bir radyo programı için uzun bir yayın ismi oldu, farkındayım. lafı çok uzatmadan ve sizi sıkmadan program içeriğinden bahsetmek istiyorum.
2 sanatçıdan bahsederek araya şarkılar serpiştirdik. çok eğlenceli, sohbet dolu bir yayın olmasından çok sadece bilgi vermeyi amaçladığımız bir yayın oldu, eğlence kısmından dolayı sizleri umarım hayal kırıklığına uğratmayız.
ilk sanatçımız, hayatını karartmış insanı yüzyıllardır fırçasıyla öldürmüş artemisia gentileschi olacak, ikinci kısmı ise sizlere robotik kodlama lavabosu anlatacak.
ikinci girdide, lafı robotik kodlama lavabosuna bırakıyorum. saat 22:00'da görüşürüz! bol su içmeyi unutmayın
devamını gör...
parasite
sınıf farklılıklarını büyük bir ustalıkla işleyen, başta eğlenceli olsa da sonra kara komediye dönüp ciddileşen 2019 güney kore yapımı bir filmdir. oscar'a 6 dalda aday olup 4 ödül kazanmıştır.
edit: dün* ikinci kez izlemişken bugün ayrıntılı inceleyeyim dedim.
film, ilk yarısında gayet keyifli ilerlerken ilk yarıdan sonra gerilim türünde devam ediyor. evet, filmin ana konusu proletarya-burjuva çatışması. proletaryanın burjuva sınıfında yer edinmeye çalışması yani türlü oyunlarla işe girmeye çalışmasıyla başlıyor film. bunun için başkalarının kendi işlerinden olmasına neden oluyorlar. burada, insanın çıkarları için ve biraz güç elde ettiklerinde kendisine benzeyen (proletarya sınıfından) kişileri empati yapabilecekken yapmayıp ezdiğine şahitlik ediyoruz.
elbette türlü oyunlarla eve giren aile, bazı olaylar sonrasında o çıktıkları merdivenleri birer birer inerek kendi evlerine ulaşıyorlar. buradaki merdiven de o üstteki-alttaki'ni simgeliyor.
burada burjuva sınıfı acımasızdan ziyade melek gibi aktarılmış. ki gerçekten de evin annesi saf, herkesin her dediğine inanabilecek ve iyi niyetli bir kadın.
bu filmden anlıyoruz ki proletarya ne kadar plan kurarsa kursun bu planlar burjuva sınıfına göre işliyor ya da işlemiyor. sahip oldukları koku bile onları ele verebiliyor. işte bu yüzden "bir plan yaparsan hayat o planı hep bozar".
edit: dün* ikinci kez izlemişken bugün ayrıntılı inceleyeyim dedim.
film, ilk yarısında gayet keyifli ilerlerken ilk yarıdan sonra gerilim türünde devam ediyor. evet, filmin ana konusu proletarya-burjuva çatışması. proletaryanın burjuva sınıfında yer edinmeye çalışması yani türlü oyunlarla işe girmeye çalışmasıyla başlıyor film. bunun için başkalarının kendi işlerinden olmasına neden oluyorlar. burada, insanın çıkarları için ve biraz güç elde ettiklerinde kendisine benzeyen (proletarya sınıfından) kişileri empati yapabilecekken yapmayıp ezdiğine şahitlik ediyoruz.
elbette türlü oyunlarla eve giren aile, bazı olaylar sonrasında o çıktıkları merdivenleri birer birer inerek kendi evlerine ulaşıyorlar. buradaki merdiven de o üstteki-alttaki'ni simgeliyor.
burada burjuva sınıfı acımasızdan ziyade melek gibi aktarılmış. ki gerçekten de evin annesi saf, herkesin her dediğine inanabilecek ve iyi niyetli bir kadın.
bu filmden anlıyoruz ki proletarya ne kadar plan kurarsa kursun bu planlar burjuva sınıfına göre işliyor ya da işlemiyor. sahip oldukları koku bile onları ele verebiliyor. işte bu yüzden "bir plan yaparsan hayat o planı hep bozar".
devamını gör...
askerliğin kadınlara da zorunlu olması gerekliliği
madem eşitlik.. her yerde, her alanda eşitlik olsun.
devamını gör...
teselli kılığına girmiş boş laflar
takmaaa...
dünyanın sonu mu sanki?
seninki de dert mi be
dünyanın sonu mu sanki?
seninki de dert mi be
devamını gör...
sıdıka
hasibe eren'in hayat verdiği efsaneleşmiş bir karakter.
-anneeee kardan adam yapalım mı?
-sus kız "içi herif çekiyor" derler.
-anneeee kardan adam yapalım mı?
-sus kız "içi herif çekiyor" derler.
devamını gör...
plymouth superbird
plymouth'un 1970 yılında nascar yarışları için ortaya çıkardığı, 1969 yılında kardeş takımı dodge tarafından üretilmiş dodge charger daytona* üzerinden geliştirilen yarış aracıdır.. tasarım olarak daytona'ya oldukça benzer, aerodinamik donanımlar neredeyse aynıdır.. tabi ki chrysler'daki roket mühendislerinin daytona'ın tasarımında çalışmaları ve elde ettikleri bilgi birikimini bu araç üzerinde uyguladıklarını söylememe gerek yok..

plymouth road runner aracı üzerinden geliştirilmiştir.. tıpkı daytona'daki gibi önüne koni şeklinde aerodinamik parça, arkaya da kocaman kanat..nascar dünyasındaki aero cars veya winged warriors isimli grubu oluşturan 2. üyedir.. plymouth'a özgü arka kanat yanına ve önde soldaki açılıp kapanan farın üstüne ünlü çizgi film karakteri road runner çıkartması eklenmiştir.. aracın en büyük yapılma amaçlarından birinin o zamanki ünlü yarışçıları richard petty'nin plymouth'un önceki araçlarıyla yeterince rekabetçi olamamasını düşünüp ford'a gitmesinin ardından kendisini tekrar takıma geri döndürmek olduğu söylenir.. nitekim bu araç ortaya çıktıktan sonra geri de dönmüştür..

nascar'da bir aracın yarışabilmesi için trafikte de kullanılabilen versiyonunun mevcut olması gerekir, yani homologasyonu olmalıdır, bu sebeple aynı daytona'daki gibi bu aracın da trafikte kullanılabilir versiyonları üretilmiştir ve bunlarda da o sivri burun üzerine açılıp kapanabilen * farlar konulmuştur.. 1970 yılında trafikte kullanılabilir araç üretme sınır minimum 500 idi, ancak bu araçtan tam 1935 tane satıldığı söylenmektedir.. arka kanat tasarımında rüzgar tüneli kullanıldığı için kanat açısı en yüksek verimlilikte olacak şekilde ayarlanmıştır, böylece arka tarafta elde edilen yere basma kuvveti optimum düzeydedir.. bu aracın üzerinden yıllar geçmesine rağmen kanatın tasarımı ve yüksekliğinin matematiksel hesaplamaları, neye göre karar verildiği chrysler tarafından hep sır gibi saklandığı söylenir ancak emekli bir chrysler mühendisi bu kanadın yüksekliği için "bagajın rahatça açılıp kapanması için bu yüksekliği uygun gördük" demiştir.. ama tesadüfe bakın ki sonraki yıllarda yapılan araştırmalar, aracın üstündeki kanadın yüksekliğinin en uygun yere basma kuvveti elde edebilmek için gereken kanat yüksekliği olduğu ortaya çıkmıştır..***
arka çamurluk daha büyük tekerlek takabilmek, bu tekerleklerden dolayı oluşacak yerden yüksekliği azaltmak ve daha büyük iz genişliği için kesilip genişletilmiştir..

bu araçta 3 farklı motor seçeneği vardı.. 426 kübik inç, 425 hp güç üreten hemi v8 motor, 440 kübik inç, 390 hp güç üreten plymouth'larda super commando diye geçen, dodge charger daytona'daki magnum motorun aynısı ve yine bu motorun 375 hp'lik farklı bir versiyonu vardı.. 426 hemi motorunun üretimi biraz pahalıydı bu sebeple sadece 135 tane superbird bu motorla satıldı..

bu araç aerodinamik olarak oldukça gelişmişti ancak üstündeki bu eklemeler aracın ağırlığını artırmıştı.. normal bir plymouth road runner 400 metre drag yarışında superbird'i geçebiliyordu ancak 100 km/h'ın üstündeki seyir hızlarında, yapılan bu aerodinamik eklemeler meyvesini vermekteydi..

bu aracın da sonu daytona gibi oldu.. önceki yıllarda pilotlarını kaybetmelerine sebep olan ford dominasyonuna kardeşi daytona ile son verip kendileri nascar'ı domine eden bu araçların sonu, rekabet olması için nascar motor hacimlerini 305 kübik inç ile sınırlandırmasıyla ve bu hacimde elde edilen güç bu araçlar için yapılan aerodinamik eklemelerle artan araç ağırlığı ile birlikte nascar'da yetersiz kalmasıyla son buldu.. ardından aerodinamik eklemeler de yasaklandı ve bu aracın ömrü sadece 1 yıl sürdü.. nascar, bu sınırlama ile araçların yavaşladığı döneme girdi, bu sınırlamanın bir diğer sebebi de mevcut lastik teknolojisi 320 km/h'a ulaşan hızlarda güvenli olmamasıydı.. aero-cars, aero-warriors veya winged-warriors denen bu radikal tasarımlı araçlar sadece 1-2 yıl var olmalarına rağmen tarihe iz bırakmayı başarmışlardır.. günümüzde 1000'in üzerinde superbird'ün hala var olduğu söylenmektedir ve özel bir araç olduğu için çoktan koleksiyonluk olmuştur..

"beep-beep"

plymouth road runner aracı üzerinden geliştirilmiştir.. tıpkı daytona'daki gibi önüne koni şeklinde aerodinamik parça, arkaya da kocaman kanat..nascar dünyasındaki aero cars veya winged warriors isimli grubu oluşturan 2. üyedir.. plymouth'a özgü arka kanat yanına ve önde soldaki açılıp kapanan farın üstüne ünlü çizgi film karakteri road runner çıkartması eklenmiştir.. aracın en büyük yapılma amaçlarından birinin o zamanki ünlü yarışçıları richard petty'nin plymouth'un önceki araçlarıyla yeterince rekabetçi olamamasını düşünüp ford'a gitmesinin ardından kendisini tekrar takıma geri döndürmek olduğu söylenir.. nitekim bu araç ortaya çıktıktan sonra geri de dönmüştür..

nascar'da bir aracın yarışabilmesi için trafikte de kullanılabilen versiyonunun mevcut olması gerekir, yani homologasyonu olmalıdır, bu sebeple aynı daytona'daki gibi bu aracın da trafikte kullanılabilir versiyonları üretilmiştir ve bunlarda da o sivri burun üzerine açılıp kapanabilen * farlar konulmuştur.. 1970 yılında trafikte kullanılabilir araç üretme sınır minimum 500 idi, ancak bu araçtan tam 1935 tane satıldığı söylenmektedir.. arka kanat tasarımında rüzgar tüneli kullanıldığı için kanat açısı en yüksek verimlilikte olacak şekilde ayarlanmıştır, böylece arka tarafta elde edilen yere basma kuvveti optimum düzeydedir.. bu aracın üzerinden yıllar geçmesine rağmen kanatın tasarımı ve yüksekliğinin matematiksel hesaplamaları, neye göre karar verildiği chrysler tarafından hep sır gibi saklandığı söylenir ancak emekli bir chrysler mühendisi bu kanadın yüksekliği için "bagajın rahatça açılıp kapanması için bu yüksekliği uygun gördük" demiştir.. ama tesadüfe bakın ki sonraki yıllarda yapılan araştırmalar, aracın üstündeki kanadın yüksekliğinin en uygun yere basma kuvveti elde edebilmek için gereken kanat yüksekliği olduğu ortaya çıkmıştır..***
arka çamurluk daha büyük tekerlek takabilmek, bu tekerleklerden dolayı oluşacak yerden yüksekliği azaltmak ve daha büyük iz genişliği için kesilip genişletilmiştir..

bu araçta 3 farklı motor seçeneği vardı.. 426 kübik inç, 425 hp güç üreten hemi v8 motor, 440 kübik inç, 390 hp güç üreten plymouth'larda super commando diye geçen, dodge charger daytona'daki magnum motorun aynısı ve yine bu motorun 375 hp'lik farklı bir versiyonu vardı.. 426 hemi motorunun üretimi biraz pahalıydı bu sebeple sadece 135 tane superbird bu motorla satıldı..

bu araç aerodinamik olarak oldukça gelişmişti ancak üstündeki bu eklemeler aracın ağırlığını artırmıştı.. normal bir plymouth road runner 400 metre drag yarışında superbird'i geçebiliyordu ancak 100 km/h'ın üstündeki seyir hızlarında, yapılan bu aerodinamik eklemeler meyvesini vermekteydi..

bu aracın da sonu daytona gibi oldu.. önceki yıllarda pilotlarını kaybetmelerine sebep olan ford dominasyonuna kardeşi daytona ile son verip kendileri nascar'ı domine eden bu araçların sonu, rekabet olması için nascar motor hacimlerini 305 kübik inç ile sınırlandırmasıyla ve bu hacimde elde edilen güç bu araçlar için yapılan aerodinamik eklemelerle artan araç ağırlığı ile birlikte nascar'da yetersiz kalmasıyla son buldu.. ardından aerodinamik eklemeler de yasaklandı ve bu aracın ömrü sadece 1 yıl sürdü.. nascar, bu sınırlama ile araçların yavaşladığı döneme girdi, bu sınırlamanın bir diğer sebebi de mevcut lastik teknolojisi 320 km/h'a ulaşan hızlarda güvenli olmamasıydı.. aero-cars, aero-warriors veya winged-warriors denen bu radikal tasarımlı araçlar sadece 1-2 yıl var olmalarına rağmen tarihe iz bırakmayı başarmışlardır.. günümüzde 1000'in üzerinde superbird'ün hala var olduğu söylenmektedir ve özel bir araç olduğu için çoktan koleksiyonluk olmuştur..

"beep-beep"
devamını gör...
nazım hikmet ran
hayranlıkla izlediğim bir videosu var ortaya çıkan. 1962 yılında sovyetler birliği'nde bulunduğu sırada "mavi ateşçik" isimli bir programda önce yeni tiyatro oyunundan bahsediyor. sonrasında da şair dostu pavlova'nın çevirdiği "çocuklara" ve pek bilinmeyen "moskova yazı" adlı şiirleri okunuyor. şair dostu siirlerini okurken onun mahçup tavrıyla eli yanağında dinlemesi beni çok etkilemişti.
devamını gör...
the line
neom'da yer alacak olan; herhangi bir cadde, araba ve karbon emisyonu barındırmayacak olan yerleşim birimi, şehir. 170 km. uzunluğunda bir çizgi* şeklinde olacak ve 1 milyon insan yaşayacak.
proje üç katlı olacak şekilde tasarlanmış. buna göre yaşam alanı olan üst katta, yani yerde, insanların ihtiyaç duyacağı her şey 5 dakikalık bir yürüme mesafesinde olacak. böylece küçük komüniteler elde edilecek. yerin bir alt katı, yani "servis katı", bu komünitelerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere düşünülmüş. en alt kat olan "omurga katı" ise, adı üzerinde, şehrin servislerinin belkemiği olacak ve yapay zekâ tarafından kontrol edilecek ultra yüksek hızdaki ulaştırma ve kargo hizmetlerini sağlayacak. bu sayede de komüniteler arasındaki en uzun ulaşım süresi 20 dakika tutulabilecek.
bütün bu şehir doğayla iç içe bir şekilde, temiz enerjinin ve en gelişmiş teknolojilerin hâkimiyetinde olacak; bu yolla sürdürülecek.
kendisi şöyle bir şey:

katları da şöyle:

daha rahat anlamak için tanıtım videosu:
resmi internet sitesi
proje üç katlı olacak şekilde tasarlanmış. buna göre yaşam alanı olan üst katta, yani yerde, insanların ihtiyaç duyacağı her şey 5 dakikalık bir yürüme mesafesinde olacak. böylece küçük komüniteler elde edilecek. yerin bir alt katı, yani "servis katı", bu komünitelerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere düşünülmüş. en alt kat olan "omurga katı" ise, adı üzerinde, şehrin servislerinin belkemiği olacak ve yapay zekâ tarafından kontrol edilecek ultra yüksek hızdaki ulaştırma ve kargo hizmetlerini sağlayacak. bu sayede de komüniteler arasındaki en uzun ulaşım süresi 20 dakika tutulabilecek.
bütün bu şehir doğayla iç içe bir şekilde, temiz enerjinin ve en gelişmiş teknolojilerin hâkimiyetinde olacak; bu yolla sürdürülecek.
kendisi şöyle bir şey:

katları da şöyle:

daha rahat anlamak için tanıtım videosu:
resmi internet sitesi
devamını gör...
