kullanıcı adına bayıldığım ve çok tatlı tanımlar giren yazar arkadaştır sağolsun yazmaya devam etsin.
devamını gör...

1915'de tüm dünyanın öğrendiği bir şekilde geçilemeyen bir marmara bölgesi şehri.
devamını gör...

bir konyalı olarak dekoru eski konya sokakları, mahalleleri olan bu kadar güzel bir roman için sezgin kaymaz'a yürekten bir teşekkürü borç bilirim.

birkaç sene önce bu güzel insanla haydarpaşa kitap fuarında tanışıp hasbihal etme şansım oldu. sağolsun iki kitabını da tanışmamız şerefine notuyla imzaladı.

gelelim bu güzel romana.

roman genel anlamda hüdai nabit isimli dev gibi cüssesinin altında güzel bir kalbi olan kahramanımızın, lanet ailesinden kaçıp ona sığınan zavallı ömer'in, hüdai'nin kızı gülsün ve onun yok olmasını engellemeye çalıştığı mezarlığı talan etme isteğiyle her türlü adiliği yapan hacı naci kalaycı isimli çakal muhtarın ekseninde geçiyor.

hiç şüphesiz konya ağzıyla konuşan köpek çeto romanın en eğlenceli karakteri.

baştan sona için için hüdai ağa ve gülsün'e insanlık namına yaptıkları mücadelelerini kazanmaları ve bir araya gelip mutlu yaşamaları için dua ediyorsunuz ama maalesef sonu pek de istediğiniz gibi olmuyor.

hacı naci kalaycı gibi deyyusun, efraim dayı gibi yarım ağızlı kevaşenin ben gelmişine geçmişine sövüyor, aşut'a bir şey olmasın diyerek sözlerimi noktalıyorum.
devamını gör...

sözlüğümüzdeki eski akdeniz sözlük yazarlarını bulmakla kafayı bozmuş olan ve sol frame'i işgal etmiş olan çaylak arkadaştır.

eski akdeniz sözlük yazarı olunca ne oluyor anlamadım açıkçası.

değerli moderatörlerimiz tarafından kendilerine bir kanat takdim edilmiş ve 2023 uzay çalışmaları kapsamında sonsuzluğa uçurulmuştur.
devamını gör...

yakın zamanda yaptırmayı düşündüğüm piercingtir. konuşmamın çok gerek olmayacağı dönemlere girdiğim an yaptıracağım zira konuşmada biraz problem yaşatıyor.
devamını gör...


merhaba arkadaşlar, bu kitap (bkz: irvin d. yalom) ‘un okuduğum dördüncü kitabıydı. diğer kitapları daha çok okuyucuya hitap ederken bu ziyadesiyle klinisyenler, varoluşçu psikoterapistler için yazılmış gibi.
psikolojiye ilgi duyan biz okuyucalara hayattaki dört büyük (nihai) kaygı olan; “ölüm, özgürlük, varoluşsal yalıtım ve anlamsızlık” ile nasıl başa çıkacağımızı mutlaka bir amacımız olması gerektiğini gösteriyor.
kitabı okurken uykularımın değiştiğini hayatı aslında sorguladığımı ve bunun bu kadar farkında olmadığımı anladım. kalın olması da içeriği de gözünüzü korkutsun bir zahmet.
kitapta rollo may, viktor e. frankly, jung … gibi düşünürlerle karşılaşıyoruz.
camus ve tolstoy’ dan da alıntılar bulunmakta. güzel spoiler yediğim yerler oldu, pişman değilim.
keyifli okumalar.
devamını gör...

maddenin belirli bir haline verilen isim.

meraklısı için biraz ön bilgi verelim.

parçacık fiziğinde fermiyonlar ve bozonlar adlı 2 parçacık grubumuz var. bunlardan fermiyonlar pauli dışarlama ilkesi adlı bir kurala uyarlar. bunu günlük hayattan bir örnekle anlatacağım. diğer türlü kafada canlandırmak zor oluyor.

bir stadyum düşünün; tribünlerdeki koltuklar merdiven sistemi gibi yukarıya doğru sıra sıra dizilmiş olsun. şöyle:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı

seyirciler, fermiyonlarımız olsun. maç izlemeye gelmişler ama hepsi sadece en öndeki sırada oturmak istiyor. pauli kuralı "hayır efendim" diyor "oturamazsınız!". böylece hepsi yukarıya doğru sıraları doldurmak durumunda kalıyor. her gelen seyirci bir diğerinin bulunduğu dolu koltuğu geçip boş olan ilk sıraya oturuyor ve böylece yavaş yavaş, sıra sıra koltuklar dolmaya başlıyor. diyelim ki stadyum dolmadı. o zaman belirli bir yerden itibaren yukarıya kadar olan sıralar boş kalacak demektir.

gelelim bozonlara... bu kez stadyumda fermiyonlar değil bozonlar olsun. bunların da hepsi ilk sıraya oturmak istiyor. pauli kuralı bunlara "ben karışmam, nereye oturursanız oturun." diyor. bozonların hepsi de en ön sıraya sıkış tepiş bir şekilde doluşuyorlar. arka sıraların hepsi boş kalıyor. bunu yapabilmelerinin bir şartı var ama; bu bozonların hepsinin enerjisi son derece küçük olmalı.

şimdi bozonlardan oluşan bir gazı alıp mutlak sıfıra mümkün olduğunca yakın olacak şekilde soğutalım. böyle bir durumda atomların hareket kabiliyeti oldukça azalacaktır. bu da en düşük enerjiye sahip olacakları anlamına gelir. yani bozonların stadyumda en ön sıraya doluşabilmesi için geçerli olan koşul gerçekleşir. bu durumda gazın atomları artık birbiri içine geçip kümelenmeler oluşturur. işte maddenin bu durumuna bose - einstein yoğunlaşması adı verilir. zaten bozon ismi de bu konulardaki çalışmalarına atfen satyendra nath bose'dan gelir.
devamını gör...

çilek , nar , elma
devamını gör...

"hayat kısa, kuşlar uçuyor."
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(bkz: cemal süreya)
devamını gör...

(bkz: ses kaydında intihal şoku)*
devamını gör...

tüm takıntılılara gelsin bu parça

devamını gör...

mukemmel bir kafa dagitma yontemi oldugu icin; dusuncelerden uzaklasma ihtiyacinda mutfaga kosar. sogan dograrken dusman bellediklerini aklindan gecirir, keser bicer.*

elinin lezzetine guvenen*; yeni seyler denemeyi, yeni seyler yemekten daha cok seven kisidir ayni zamanda. yapar, etrafindakilere yedirir, nabiz olcer. eger ki yemek begenilirse tekrar yap diye yalvartmaktan hoslanir.*

el bileklerinden kisinin hamaratligi olculebilir.*
devamını gör...

#188575 yazar aeneas,
maalesef benimde gözlemlediğim birşeydir bu, ve çok üzülürüm, 9-10 sene önce, hatırı sayılır bir mağazalar zinciri dünya markasının, "türkiye" birşey, bilmemne müdürlüğü gibi üst düzey bir konumda yönetici bir kadınla tanıştım, arkadaşımızın arkadaşı, iş ortamı değil, bişeyler yiyip içiyoruz...

kadın 42 yaşında bekar, hiç evlilik yapmamış, yurtdışında okumuş, yaşamış çalışmış (kuzeyde baya refah bir ülke) yükselmiş etmiş, gelmiş, ev bulmuş, baba bir semtte, bakın burası çokomelli.. arkadaşı evlendiği için bekar evinin eşyalarını komple vermiş, buda almış... diyorki eşyalara bakmadım bile.. (!)
"ben nasıl olsa >evlenince< yeni eşyalar alıcam kendime,
>o zaman< istediğim gibi güzel şeyler seçerim, alırım, şimdi "niye" alıyım *..."

bakın ikinci el alınabilir, kullanılabilir, burada mevzu, kadının parası var, kendini layık görmüyor, layık olacağı günü bekliyor..

o anda bütün hayranlığımın, soru sorma isteğimin gittiğini, omuzlarımın filan düştüğünü, öylece kaldığımı hatırlıyorum...

peki dedim, başka ne konuşabilirimki kendisiyle, evlenene kadar ve evlendikten sonrası bu kadar farkeden bir insan...
şu anda, tek başınayken güzel bir hayatı hak ettiğini düşünmüyor arkadaş..
evlendiği güne kadar, evleneceği günü bekleyecek.. yani bir erkekle evli olduğunda beğendiği eşyaları alıp üstüne oturmaya hakkı olacak.. bugün hangi eşyalarla yaşadığı önemli değil.. hakkı değil, öyle sanıyor.. ne acı değilmi..

o arkadaşın maaşının 10 da birini filan alıyormuşumdur o zaman bende yalnız yaşıyorum, 40 m2 (yarısı da teras (u: ?)) minicik bir çatı katıydı ama herşeyimi yeni almıştım, ev sıfırdı ama, beyaz eşyaların yarısını ben ödedim istediğim marka olsun diye, mutfağını büyüttüm ettim, ve 2 sene sonra ev sahibine bıraktım, herkesin uygun bişey al, ikinci el ucuz bişeyler al, demesine sinir oluyordum, niye ucuz eşyalar kullanayım ya, niye değersiz eşyalar kullanayım, istediğim beğendiğim şeyleri ucuza mal etmeye çalışabilirim, o başka,
o zamanlar kafamı kurcalayan birçok şeyin adını koyamamıştım, ama bugün daha iyi biliyorumki, bize çocukluğumuzdan başlayarak öğretilen, isteyerek veya istemeyerek bilinçaltımıza sokulan birçok şey yan lış... hemde çok yanlış...

kendini iyi şeylere layık görmeyen, iyi insanlara, iyi erkeklere layık görmeyen, çalışkan başarılı, akıllı kadınların, bir yerde artık uyanması gereken bir konu bu..

bir ilişki, kadın, erkek, arkadaş, sevgili, aile.. nasıl olmalı, doğrusu nedir, kimin neye hakkı vardır, neye hakkı yoktur, bunlar bize öğretilmiyor maalesef..
kendi kendine öğrenmek de baya zaman alıyor...

"4/4 lük kadınlar görüyorum, güzellik, zerafet, şıklık, entelektüel birikim vs. fakat at hırsızı görünümlü, 100 kelime ile hayatını idame eden tiplere bağlanıp aşk acısı çekiyorlar, insan insanla sınanıyor demekki..."

nejat işler
devamını gör...

üniformadan kasıt subay üniforması ise aşırı mantıklı. hele törenlerde giydikleri beyaz üniformalar çok karizma gösteriyor.
devamını gör...

en belirgin özellikleri badem bıyıklı olmaları ve lacivert takke takmaları. diyanete ve imam hatip'e karşı olduklarından camilerde değil, kendi yurtlarında kılarlar namazlarını.
devamını gör...

evrenin yaratılması 6 gün sürmüş emin değilim ama senin yaratılman 6 günden fazladır.
devamını gör...

ölüler de zannedermiş ki diriler her gün helva yiyor.
devamını gör...

acı günün gelip çattığına işaret eden, ocağıma incir ağacı dikilmesine sebep olan hadisedir.

listeye ulaşmak için : #40136

bu listedeki arkadaşlar 15 mart 2021 tarihine kadar, sözlüğe kayıt oldukları mail adresleri ile [email protected] adresine ad-soyad bilgisi ve mahlaslarını paylaşarak mail atabilirler.

100 yazar ne kadar erken geri bildirimlerini bırakıp bu süreci tamamlarlarsa o kadar erken çekleri ulaştırmaya başlayacağız.
ancak 15 mart 2021 son tarih olarak belirlendi, bu tarihten sonrası için mail ulaştıranlara gönderim yapamayacağımızı bilmenizi isterim.

yazarların paylaştığı bilgiler saklı kalmak ile beraber, hediye gönderimi yapıldıktan sonra, [email protected]'a göndermiş oldukları mailin silineceğini belirtmek isterim.

+ peki, hediye çeki nasıl ulaşacak ?
- bizlere belirtmiş olduğunuz mail adresi ve ad soyad bilgisi ile, d&r sitesine kaydınızı gerçekleştiriyorsunuz.
gönderimi ulaştırdığımızda, d&r sitesindeki profil sayfasına kodunuz tanımlanmış olacak, sizlerin üyelik almak dışında başka herhangi bir işlem yapmanıza gerek yok.

şimdi sıra geldi, sürprizleri açıklamaya.

(bkz: 8 binler kulübü)

(bkz: kafa sözlük t-shirtleri)

20 şubat 2021 editi : son tarih 15 mart 2021'den 1 nisan 2021'e çekilmiştir.
geri bildirimlerin sıklığı 3 gün itibarı ile oldukça az, herkese duyulması dışarıda kimsenin kalmaması için süreye 15 gün ekledik.
devamını gör...

kalbin yegane islevi kan pompalamaktir. duygular, hissiyatlar beyinde olusur. basliklarda +83748415162 kere dile getirmisimdir;

an icerisinde bir durumla karsilastigimiz an noronlar vasitasiyla durum, limpik sisteme aktarilir. limpik sistem de durumu once taramadan gecirir. tarama esnasinda eger ilgili durum ya da tecrubeye daha once rastlanmamis ise ona bir his yuklenerek etiketlendirme yapilir ve akabinde "anı olarak" dosyalanir. lakin daha oncesinde bu veya buna benzer bir durumla karsilasilmis ise halihazirda verilmis olan etiketle eslestirilir ve duygu durumu ortaya cikar. sevmek, nefret etmek, korkmak gibi. bir de bu hislerin neticesinde verilen tepkimeler vardir. tepkimeler de su sekilde olusur;
hissedilen duygu hipokampüse sinirler vasitasiyla iletilir. iletim sonrasi devreye otonom sinir sistemi girer. ilgili tecrubeyle alakali tepkimeye gore ya sempatik sinir sistemi ya da parasempatik sinir sistemi devreye sokulur.

aska sira gelince; hislerin icerisinde en ilkel olanidir. tecrube ya da bir yasanmislik getirisinden ziyade an icerisinde olusan bir histir. bu yuzden aslinda duygu durumlarindan cok meselenin hormonlarimizla da alakali oldugu, ozellikle libodonun arttigi donemler icerisinde cinsel cekimle ortaya ciktigi soylenmektedir.
devamını gör...

ilk zamanlarından beri gelişimini ilgi ile takip ettiğimiz mecradır. online sayısı arttıkça bir ikilem meydana geliyor. onu bir yazayım dedim. ilerleyen zamanlarda hangi noktaya gider, hep birlikte göreceğiz.

malumunuz üyesi bol, trafiği bol sözlükler yanında bir de az kişinin uğradığı küçük sözlükler var. büyük sözlüklerde kitlesel insan davranışları sonucunda bir takım yararlı bilgilere ulaşabiliyoruz. tabii bu kitlesel davranış hali bir yeden sonra bayıyor.

küçük sözlüklerde daha seçilmiş başlıklar ya da üyelerin meşreplerine göre ilginç bilgilere ulaşmak mümkün. bu sözlüklerin de en büyük açmazı az katılım, az etkileşim ve tabii yönetimin olası keyfi davranışları oluyor.

gelişmelere baktığımız zaman şu an kafa sözlük bu iki uç arasında bir yerlerde duruyor ama sanırım en büyük sorun da bu. yani ne tam olarak gündem ile gündemi takip edebiliyoruz ne de o küçük sözlüklerdeki ilginç başlıklar listede kalabiliyor. yani başlıklar açılıyor ama diğer başlıklar yüzünden akıp gidiyor. iki arada bir derede kalmış durumda, umarım bu aşama uzun sürmez.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim