#1049398

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

oooo bir dakika kırık kalplerimizin acısını yıllar sonra bir bidon benzinle ve kahkahalar eşliğinde mi paylaşıyoruz? alırım ben de bir dal. ama yok yok bir dal falan değil, paket lazım. *

akşam hikaye için editlenecek tanımdır. ne kadar rezil olacağıma henüz karar veremedim. *
devamını gör...

deneyimle kazanılır. kazık yiye yiye, aldıtıla aldatıla, zarar göre göre öğrenirsiniz. çoğu malda olduğu gibi insanın kıymetini takdir etme noktasında esnaflar daha isabetli olurlar. her esnaf değil tabii. çok sayıda ve çeşitte insanla muhatap olup, çıkar ilişkisi kurarken edindiği deneyimleri analiz edip anlamlandıran kişi, değer biçme konusunda da başarılı olur*.
devamını gör...

t: an itibarıyla yazmaya başladığım rehberdir.

bu pedal denilen aletlerin dünyası o kadar büyüktür ki... bir sürü oyuncak... her neyse.

bu aletler sesi ya düzenlemek, ya da farklı efektler eklemek için kullanılır.

öncelikle bu pedalların en güzellerini boss üretir. ancak bunların fiyatları biraz tuzludur.

1-overdrive pedalı

işte bu işe yarar

overdrive sesin bozulması demektir. çok da güzel olur.
en ünlü overdrive pedalı yanılmıyorsam ibanez tube screamer'dır.
tık

başka bir overdrive pedalı için
tıktık

en ucuzundan bir overdrive pedalı için tıktıktık

2-distortion pedalı

işte bu işe yarar

bu da overdrive pedalının abisidir. aynı işi daha bir abartı yapar.

tık

tıktık

3-reverb pedalı

işte bu işe yarar

reverb efektini yankı olarak düşünebilirsiniz. ufak bir odada gitar çaldığınızı düşünün. ses duvarlarda gidip gelir. işte bu alet sesi o şekilde dışarıya vermeye yarar.

tık

tıktık

4-delay pedalı

bu işe yarar

tellere bir kez vurduğunuzda çıkan sesi sizin ayarladığınız bir sürede tekrar çalmaya yarar. her tekrarda ses daha azalır.

mesela bu şarkının introsunda delay var, gördüğünüz gibi bebe çalıyor.

tık

tıktık

5-wah pedalı

işte bu işe yarar

bunun da adı üstünde zaten, notaları wah sesine benzeterek çıkarır.

tık

tıktık

şimdilik bu kadar. belki edit girip eq pedalı, boost pedalını da anlatırım. yapmadığım pedalları bilgisi olan arkadaşlar alta yazabilirler.
devamını gör...

90'ların sonunda bir tane cinayet işlendi. yazıyla 1. yapanlar biz satanistiz o yüzden yaptık dediler. ve o olaydan sonra satanist avı başladı. reha muhtar ve savaş ay başta olmak üzere haberciler her gün satanistler şöyle kötü, böyle kötü, gençliğimiz nereye gidiyor temalı programlar yaptılar. emniyette satanist masası kuruldu. siyah giyinen, rock dinleyen herkes satanist muamelesi görmeye başladı. satanist demek de kedi kesen cinayet işleyen manyak demekti. yani halka ve devlete göre siyah giyiyorsan, saçın uzun ve küpe de takıyorsan sen sapık katilsin demekti.

ne demiştik satanist avı başladı ama ortada satanist yoktu. bir iki sene sürdü bu saçmalıklar ( uzun saçlıların dövülmesi, rock dinliyenlerin gözaltına alınması vb) sonra azalarak bitti. bitti ama ön yargılar yerleşti. halen satanist: kedi kesen katil. uzun saçlı rock dinliyen: satanist diye görür halkım.
devamını gör...

konuya önce feminizmin anadolu coğrafyası içindeki konumuna bakarak başlamak gerekir.
erken cumhuriyet evresinde ve mustafa kemal atatürk önderliğinde kadının seçme ve seçilme hakkını elde ettiği 1934 tarihine kadar bu topraklarda feminizm var olmuştur.

ilk feminist önderlerden nezihe muhittin 1931 basımlı kitabı olan türk kadını’nda şöyle yazar;

“cumhuriyet yürüyecek ve kadınlık hayatına dair bir çok ışıklar serpecektir. siyasal hakkımızın verildiğini kutlayacağımız gün uzak değildir”.

türk kadın hareketleri, o dönemdeki feminist çabalar milli karakterli görülüp, türk milliyetçileri tarafından desteklenmiştir.

türk kadınlarının, çoğu avrupa ülkesinden önce bu haklara sahip olması, neredeyse tüm dünyanın dikkatini çekmiştir. bu bağlamda avrupa ülkeleri, totaliter rejimlerin baskısı altında kavrulurken tüm dünyadan feministlerin katıldığı 12. uluslararası kadınlar birliği kongresi 1935 yılında türkiye’de gerçekleşmiştir. bu konuda kapsamlı bir sinan meydan makalesini aşağıya ekledim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

gelelim 12 eylül 1980 darbesi sonrası bugün feminist hareketlerin geldiği noktaya.
elbette tüm dünyada neoliberal politikalar namuslu kavramların özünü emip posasını çıkardığı için bugün türkiye feminizmi alt metinlerinde kürtçülük yapılan bir marjinal harekete evrilmiştir.
sözlükte ve ülkede oluşan feminizm ve feminist düşmanlığının temelinde kanımca bu yatmaktadır.

türkiye’de kadına şiddeti meşru gören aklı başında tek bir türk erkeği olduğuna inanmıyorum.
fakat meydanlarda yapılan feminist hareketlerin iç dinamiklerine bakınca muhafazakar anadolu insanının neden tepki gösterdiğini az çok anlayabiliyorum. bir kaç bol takipçili feminist örgütün paylaşımlarına bakınca bu gerçeklik daha parlak bir hal alıyor. detaylı bir tarama ile sizler daha radikal kürtçü oluşumların sözde kadın hakları temalı paylaşımlarını bulabilirsiniz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

öte yandan kadının sosyal yaşamın her yerinde olduğu ülkemizde sözde kadın duyarı kasan bu oluşumların tek bir kadın polisten, tek bir kadın askerin şehadetinden, başarısından bahsettiğini veya karşılaştıkları zorlukları dile getirdiğini göremezsiniz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

demem o ki, türkiye’nin aydın türk kızları ve türk kadınları arka planında ihanetten başka bir çaba gütmeyen bu kürtçü dernekleri terketmeli ve kendi bağımsız örgütlenmelerini başlatmalıdır.

"ey kahraman türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın."
mustafa kemal atatürk

kaynak 1

kaynak 2

kaynak 3
devamını gör...

istenmediği yerde kalmaya çalışması*.
devamını gör...

günümüz sevda(sanma)'larının özeti.
devamını gör...

düzenli olarak her gün aynı yazarların profiline girip yapılan oylamadır. bunda bir sıkıntı yok genelde yazım tarzını sevdiğin kişilerdir. ama sorun şu örneklendireyim;
en sevmediğiniz tatlı başlığı
tanım: sütlaç hiç sevmiyorum. ben çok seviyorum mesela niye beğeneyim.. tabii ki de beğenmeyeceğim o tanımı oylamasız bırakacağım. neyi beğendiğimi bilmeliyim işte burada okumak önemli. uzun tanımlara da şöyle göz gezdirin, başı başka sonu başka olabilir. misal bilgi tanımı diye hata yoktur diye düşünemeyiz.
her şey olabilir. bir gün o sevdiğiniz yazar sizi hayal kırıklığına uğratacak, bu nasıl böyle bir şey yazmış dedirtecektir. olabilir.
belki yazarın o gün tepesi atacak ve bir tanımında hepiniz gerizekalısınız yazacaktır. ketenpereye gelmeyin derim. yalnız yazara hayırdır abi sen böyle demezdin diyebilirsiniz. gerizekalı ağır oldu çünkü.*
devamını gör...

araştırmacı gazeteci. yazar.

bu ismi çok iyi bilmeliyiz. bu ismi gelecek kuşaklara çok iyi anlatmalıyız. çünkü halkına doğruları anlatmak uğruna ölümü göze almış araştırmacı gazeteci uğur mumcu'ya karşı bu boynumuzun borcudur.

öncelikle yazar arkadaşlarımdan 2 dakikalarını ayırıp bu video yu izlemelerini rica ediyorum. daha sonra uzunca bir metin olarak hayatını anlatan yazı bırakacağım buraya, okumak isteyenler, daha iyi tanımak isteyenler okur.



uğur mumcu'nun hayatı
22 ağustos'ta kırşehir'de doğdu. tapu kadastro memuru hakkı şinasi bey ile nadire hanımın dört çocuğunun üçüncüsü.



1949 - 54

ankara ulus'taki devrim ilkokulunda başladığı ilköğrenimini bahçelievler'deki ulubatlı hasan ilkokulunda tamamladı.



1957 - 61

ankara cumhuriyet ortaokulunu ve ankara deneme lisesini bitirdikten sonra ankara üniversitesi hukuk fakültesine girdi.



1962

yazmaya öğrencilik yıllarında başladı. cumhuriyet gazetesinde yayımlanan "türk sosyalizmi" başlıklı makalesiyle yunus nadi ödülünü aldı.



1963

fakültede öğrenci derneği başkanı seçildi.



1965

hukuk fakültesini bitirdi ve cemal reşit eyüpoğlu'nun yanında bir süre avukatlık yaptı.



1965 - 66

18 haziran 1965'te "biz anayasayı savunuyoruz. ya siz?" başlıklı makalesiyle yön dergisinde yazmaya başladı. 27 mayıs devriminin özgürlükçü ortamında "insanlar sadece konuştuklarından değil sustuklarından da sorumludurlar" diyerek doğan avcıoğlu'nun yönetimindeki yön dergisinde yazdığı makalelerle bir yandan mustafa kemal atatürk'ün ilke ve devrimlerini, tam bağımsız bir türkiye'yi savundu.



1967

30 haziran'da "kitap toplatmak anayasaya aykırıdır" başlıklı yazısıyla kim dergisinde yazmaya başladı.18 ağustos'ta "anayasa mahkemesine saldıranlara: anayasaya saygı" başlıklı yazısıyla akşam gazetesinde incelemeleri yayımlanmaya başladı.



1968

dil öğrenmek için ingiltere'ye gitti. yazılarına oradan devam etti. 25 şubat'ta akşam gazetesindeki inceleme yazılarının sonuncusu yayımlandı.1 mart'ta kim dergisindeki son yazısı, londra'dan yolladığı "yeter artık beyler" oldu. 25 mart'tan itibaren aralıklarla türk solu dergisinde yazmaya başladı.



1969

31 ocak'ta ankara üniversitesi hukuk fakültesi idare hukuku kürsüsü profesörü tahsin bekir balta'nın asistanı oldu. 15 temmuz'dan sonra incelemeleri, milliyet gazetesinde yayımlanmaya başladı. asistan olduktan sonra, 13 kasım'da ankara barosu levhasından kaydını sildirerek avukatlığı bıraktı.



1969 - 71

ankara üniversitesi hukuk fakültesi dergisi'nde yazıları yayımlandı.



1970

ant dergisi ile cumhuriyet gazetesinde makale ve incelemeleri yayımlandı. 24 mart'tan itibaren devrim dergisinde yazmaya başladı.



1971

12 mart'ta gerçekleşen darbenin aydınlara yönelik baskıcı tutumundan o da payına düşeni aldı. 17 mayıs'ta gözaltına alındı. ayrıntı "kitaplarımı isterim". bir ay sonra serbest bırakıldı.

12 temmuz'da ortam'da yazıları yayımlanmaya başladı. dergi, 29 kasım'da çıkan sayısından sonra kanun dışı baskıları protesto etmek amacıyla yayın hayatına son verdi. 27 ekim'de devrim dergisine son kez yazdı.askerliğini yapmaya hazırlandığı sırada, orduya hakaret etme savıyla tutuklandı. pek çok aydınla birlikte, mamak askeri cezaevinde bir yıla yakın kalan uğur mumcu, açılan davada 7 yıl hapse mahkûm edildi ancak, kararın yargıtay'ca bozulmasının ardından serbest bırakıldı.



1972

10 ekim'de serbest bırakılmasının ardından hemen askere alındı.



1973

tuzla piyade okulunda 10 ocak'a kadar süren üç aylık eğitimden sonra, okul yönetimi tarafından "kötü hal ve düşünce sahibi" diye suçlanarak "er" çıkarıldı ve patnos'a yollandı.



1974

31 ocak'ta askerliğini sakıncalı piyade eri olarak, ağrı'nın patnos ilçesinde tamamladı. bu yaşadıklarını "evet, evet ne olursa olsun, ben patnos dağlarında halk çocuklarıyla er olarak askerlik yapmayı, emekli olduktan sonra siyasal iktidarın uzattığı yönetim kurullarında, on binlerce lira para alan orgeneral olmaya değişmem!" diyerek, yedek subaylık hakkı ve aylıkları için sadece maddi tazminat isteğiyle açtığı davayı kazandı ve yedek subaylık hakkını elde etti.

askerlikten sonra üniversitedeki görevinden ayrıldı ve gazeteciliğe profesyonel olarak, 25 şubat'ta yeni ortam gazetesinde "anarşist!.." başlıklı yazısıyla başladı.

yazılarında, hem sorunları dile getirdi hem de hukuka aykırı ve yasadışı uygulamaların üstüne gitti. "tek bir tahrikçi ajan adı veremezsiniz" diyen demirel'e "bir hikâyemiz var" başlıklı yazısında, onlarca provokatörün adını belgeleriyle açıklayarak, tüm antilaik, antidemokratik oluşumları uygulamalarıyla belgeledi.
"sormayalım mı?" yazısı için tıklayınız.



1975

12 mart'ta "ayrılırken" başlıklı yazısıyla yeni ortam gazetesinden ayrıldı.

18 mart'ta "denklem" yazısıyla cumhuriyet gazetesindeki 'gözlem' başlıklı köşesinde düzenli olarak yazmaya başladı. aynı zamanda da anka ajansında çalışmaktaydı.

nisan ayında 12 mart dönemini sergilediği makalelerinden oluşan suçlular ve güçlüler kitabı yayımlandı.

ekim ayında, anka ajansında çalışırken altan öymen'le birlikte hazırladıkları, süleyman demirel'in yeğeni yahya demirel'in hayali mobilya ihracatını konu edinen, mobilya dosyası adlı kitap yayımlandı. böylece "hayali ihracat" kavramı kamuoyunun gündemine girmiş oldu.



1976

mayıs ayında güldal homan ile nişanlandı. 19 temmuz'da evlendiler.



1977

anka ajansından ayrılarak cumhuriyet gazetesinin kadrolu yazarı oldu.

terörün toplumu korkuya, karamsarlığa ittiği günlerde, kalemiyle teröre karşı durdu. taksim'deki 1 mayıs katliamının ardından, bu olayı ve bu tür olayları irdeleyen yazılar yazdı. mayıs ayında oğlu özgür dünyaya geldi.

sakıncalı piyade ve bir pulsuz dilekçe kitapları yayımlandı.



1978

12 mart döneminde yaşadıkları, gülmece ustaları için bulunmaz bir malzemeydi. kendisi de yazı ve konuşmalarında gülmece öğelerini sık sık kullanırdı. bu dönemi anlattığı sakıncalı piyade adlı yapıtını, rutkay aziz ile birlikte, tiyatroya uyarladı. sakıncalı piyade tiyatro ilk olarak ankara sanat tiyatrosu'nca (ast) sahneye kondu ve700 kez sahnelendi.

aralık'ta, siyasal yaşamda adı duyulan, belli dönemlere damgasını vurmuş birçok ünlünün yaşam öykülerini, siyasal geçmişlerini, bir güldürü zenginliğiyle anlattığı kitabı büyüklerimiz yayımlandı.



1979

terörün yeniden tırmandığı, gencecik insanların sokak ortasında kurşunlandığı, kahvelere, evlere bombaların atıldığı bir ortamda, tarihin boş yere tekrar etmesini önlemek ve ders alınmasını sağlamak amacıyla, 12 mart öncesi ve sonrası gençlik liderlerinin yaşadıklarını kendi ağızlarından yansıttığı ve silahlı eylemlerle bir yere varılamayacağına dikkat çektiği kitabı çıkmaz sokak temmuz ayında yayımlandı.



1980

1980'li yıllar başlarken 70'li ve 60'lı yılları da incelediği, yenilmeyen gücün, halkın örgütlü gücü olduğunu anlattığı yazıları tüfek icat oldu başlığı altında şubat ayında yayımlandı.

12 eylül darbesi oldu. "bundan sonra".

12 eylül'ü gerçekleştiren generaller tarafından partilerin, birçok kitle örgütünün kapatılması gibi sorunların yaşandığı bu dönemi ve uygulamalarını eleştirdi.

"terörsüz özgürlük"



1981

kendi deyişiyle, "..terörün silah kaçaklığıyla ilgisini ortaya koymak ve kamuoyunu bu konuda uyarmak..." için yazdığı silah kaçakçılığı ve terör adlı inceleme kitabı mart ayında yayımlandı.

13 mayıs'ta mehmet ali ağca, papayı öldürme girişiminde bulundu. "yine ağca" . daha önce 1979 yılında abdi ipekçi'nin katili olarak yakalanan ağca üzerine çalışma ve araştırmalar yapmıştı, papa olayı sonrasında irdemelerini yoğunlaştırdı.

haziran ayında kızı özge doğdu.

"bu kitap ile yalnızca, parlamento çalışmalarını engelleyen, kürsülerde yurt ve dünya sorunlarının özgürce konuşulmasını engelleyen sorumsuz bir azınlığın sergilediği çirkinlikler eleştiri konusu yapılmıştır." dediği söz meclis'ten içeri'nin ilk baskısı ekim ayında yapıldı.



1982

ağca dosyası kitabının ardından kasım'da terörsüz özgürlük adlı makale derlemesi yayımlandı.

barış derneği kapatıldı. yöneticileri ve üyeleri 141. ve 142. maddelerden suçlanarak tutuklandı. barış derneği davası, 12 eylül döneminde, türk aydınlarına karşı topluma göz dağı vermek için açılmış bir davaydı. mumcu pek çok yazısında bu konuyu ele aldı.



1983

genel seçimler yapıldı. birçok politikacının yasaklı olduğu bu dönemde, ekonomik ve toplumsal çarpıklıkları, hukuk dışı uygulamaları gözönüne seren araştırmalar yaptı. "lozan ve sevr" yazısı için tıklayınız.

şubat'ta ağca ile cezaevinde röportaj yaptı. bu röportajın nbc'de yayımlanmasını isteyen nbc yöneticilerine, hazırladığı röportajı o sırada kapalı olan gazetesi cumhuriyet'ten başka bir yerde yayımlamayı düşünmediğini söyledi.



1984

mart ayında, ülkedeki olumsuzlukların dile getirildiği, yazar aziz nesin öncülüğünde bir grup tarafından cumhurbaşkanlığı ve tbmm başkanlığına sunulan ancak, kenan evren'in imzalayanları "vatan hainliği" ile suçlayarak dava açtığı "aydınlar dilekçesi"nin hazırlanmasına katıldı.

sakıncasız adlı oyunu yazdı. basındaki yozlaşmanın ve döneklerin sergilendiği, 12 eylül döneminde aydınlara yapılan işkencelerin anlatıldığı oyun, 3 nisan - 7 mayıs tarihleri arasında istanbul hodri meydan kültür merkezi'nde ve 10 - 27 mayıs tarihleri arasında da ankara sanat evi'nde sahnelendi.

uzun ve yorucu bir araştırmanın ürünü olan papa-mafya-ağca kitabı haziran ayında yayımlandı.



1985

haziran'da liberal çiftlik ve devrimci demokrat adlı kitapları yayımlandı.

roma'ya gitti. papa davasında uzman tanık olarak bilgisine başvuruldu.



1986

mehmet ali aybar'la türkiye işçi partisi (tip) olgusu ve marksizm üzerine yaptığı aybar ile söyleşi kitabı temmuz ayında yayımlandı.



1987

şubat'ta, yakın tarihimize ışık tutacağını düşünerek, 27 mayısçılardan osman köksal'ın anı ve mektuplarına yer verdiği kitabı inkılap mektupları yayımlandı.

milliyet gazetesinden örsan öymen ile birlikte, federal almanya'da, eski adana müftüsü cemalettin kaplan ile cemaati önünde görüştü. bu görüşme, 10 şubat'ta cumhuriyet gazetesinde yayımlandı.

mayıs ayında araştırmacı gazetecilik açısından büyük bir başarı kabul edilen rabıta ve kasım'da da 12 eylül adaleti adlı kitapları yayımlandı.



1988

ağustos ayında eski türkiye işçi partisi (tip) başkanı behice boran'la yaptığı söyleşiyi içeren bir uzun yürüyüş yayımlandı. yine ağustos ayında, günümüzde de etkinliğini hiç yitirmediği görülen üçlü arasındaki ilişkileri belgeleriyle anlatan yazılarından derlediği tarikat-siyaset-ticaret adlı kitabı yayımlandı.



1989

özal hükümeti döneminde milli savunma bakanlığına getirilen ercan vuralhan, dışişleri bakanlığı idari ve mali işler daire başkan yardımcısı iken, diplomatlar ve dış görevdeki personelin güvenliğini sağlamak için aldırılan zırhlı araçlar konusundaki yolsuzluklar üzerine yazılar yazdı.



1990

"yakın tarihimizin pek aydınlanmayan bir bölümünü oluşturuyor.." diye düşündüğü 40'lı yılların siyasal çerçevesini çizmek ve koşullarını yansıtmak amacıyla yaptığı araştırma çalışmalarını 40'ların cadı kazanı adlı kitabında topladı. ağustos'ta da diğer bir kitabı kâzım karabekir anlatıyor yayımlandı.



1991

temmuz ayında en önemli araştırmalarından biri olan kürt-islam ayaklanması 1919-1925 yayımlandı.

6 kasım'da onaylamadığı gelişmeler üzerine, 80 arkadaşı ile birlikte, cumhuriyet gazetesinden ayrıldı.



1992

1 şubat - 3 mayıs tarihleri arasında milliyet gazetesi'nde yazdı. buradaki yazılarında kürt sorununu sıklıkla gündeme getirirken yurtdışındaki pkk yayınlarını yakından izledi. 3 mayıs'ta milliyet gazetesindeki son yazısı "gazeteci" ydi.

şubat ayında, ilk kez yayımlanan belgelerin yer aldığı gazi paşa'ya suikast adlı kitabı basıldı.

7 mayıs'ta cumhuriyet gazetesi'nde yapılan yönetim değişikliği üzerine yeniden gazetesine döndü.

hizbullah, pkk ve kontrgerilla konularını irdeleyen makaleler yazdı.

"hizbulkontra!.."



1993

13 ocak'ta istanbul'da harp akademilerinde gazetecilik üzerine bir konferans verdi. konuşma metni için gazetecilik.

öldürülmeden önce, pkk ile kürt sorunu birbirinden ayırdığı bir bakış açısıyla, konu üzerinde çalışmalar yapmaktaydı.

detaylı bilgi için son çalışması: kürt dosyası

son yazısı ise "zeyilname" olmuştur.



24 ocak 1993

pazar günü arabasına yerleştirilen bomba ile öldürüldü.

not ; hayatı anlatılan kısım "umag vakfı'n dan alıntıdır.
devamını gör...

7 yıldır şov yaptığımı anlamamışım. sözlük sayesinde şimdi anladım.
büyüksün sözlük.!

insanın tahakküme karşı verdiği savaşların en zoru kendi iç dünyasıyla olanıdır.
bunu kimsenin başına kakmadan yapabilmek güç ister, irade terbiyesi ister, ruhsal kudret ister.

birileri bu içsel savaşa karar vermişken ve bunu yasamsallastirmak için bir disiplin yakalamışken buna şov demek modern ve medeni küçük adamın dilidir.
'dinle küçük adam' sen ilkel atalarının yolundan saptın, titre ve kendine gel. sen sadece ve sadece bir toplayıcı olabilirsin. çünkü çocuğun oynamak için tavşanı, yemek için ise elmayı seçer.
kendine gel küçük adam.

yapamadığını da yermekten vazgeç.



'mideniz hayvan mezarlığıdır'
devamını gör...

alüminyumuna bile koyar. gülmek ömür uzatan bir eylemdir, herkes istediği şekilde, canı isterse anıra anıra bile gülebilir.
devamını gör...

tam, 46 yıldır ben.
çocukken kardeşlerimle kavga ederdik,
beni balkona kilitlerdiler.
aman, burda da ne hoş bir manzara varmış derdim.
dalardım hülyalara. öyle, onları kudurtmak için değil, işi ciddiye alarak yapardım bunu.
onlar, benim orda mutlu olmamdan sıkılır, bana kapıyı açardılar.
tahammülü tavan insanların, hemen dağılmayan insanların, çözüm odaklı insanların, pratik insanların, o olmazsa bu olur ne olacak diye düşünen insanların çıkışı açık tutma halleridir.
kafalarında algoritmalar ile dallanmalar ile yaşarlar.
onlara ve öyle olmaya heves edenlere kayahan'dan neden olmasın şarkısı gelsin.
devamını gör...

olur da her yerde aynı müsamaha gösterilmez.
trabzonda öteki köyden evlenene bile yabancıya gitti derler.
kültür farkı yoruyor. biri bana rus kadınlarının, güzelliği dünya çapında rus kadınlarının kıskançlıklarının yorduğunu demişti. sen o kadar güzel kadın ol, boyun 170 cm olsun, saçların orjinal sarı olsun, sık sık, eşinin bürosunu bas, sen orda ne yapıyorsun diye.
yabancı ile evlenmek, bilemedim neyse.
devamını gör...

yazarım yazmasına ama hangi birini anlatayım, hangi özelliğini öveyim... güzel tanımlarıyla sözlüğü şenlendiren, iyilikleriyle de kalbimizi gülümseten, ısıtan yazardır kendisi. benim için benden çok çabaladığına şahit oldum. hem de beni tanımıyordu, çok az muhabbetimiz vardı. iyilik yapıp denize atmadı bana yolladı. rütbemi de beğenmediğini belirtmek isterim, modlara duyurulur. kendisinin atadığı rütbemi kullanmayı tercih ederim. hatta kimliğe yazdırmayı bile düşünebilirim.. şuralara lavantalar, hanımelleri bırakıp gidiyorum. o güzel balkonunda keyifli sohbetler diliyorum.. kalemine kuvvet sayın yazarımız, iyi ol, hep iyi..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: erkek adam nude atmaz nude alır) be dosti. öğrenmelik bir şey değil ki bu. zaten içgüdüsel olarak yapmaman lazım. bak gördün mü nudelerin erkek telefonlarında elden ele geziyormuş adjaj djhahdahjdhja.

kaynak

ya diğer elemana diyecek söz bulamıyorum. kadın taklidi yapıp nude istemek mi ? off olum siz nasıl hayatlar yaşıyorsunuz. nasıl yazık insanlarsınız lan. bunu bir insanın içi nasıl kabul eder. birde namusu gibi savunan insanlar var bu adamları inanılmaz gerçekten. allah düşürmesin ne deyim. biri kadın taklidi yapıp hemcinsin nudesine bakar.* biri yüzünü görmediği insana şeyinin fotoğrafını gönderir. lan ikinizin yaşının toplamı neredeyse 100 ediyor farkında mısınız bunun ? lan velet yapmaz şu yaptığınızı.

ya gerçekten kendini küçük düşürme sanatı bu. tebriks. ha unutmadan birinin sevgilisi falan var birde burada. off yazarken başıma ağrılar saplandı.
devamını gör...

en sevdiğim çizgi film olan ve hala izlemeye devam ettiğim ve muhtemelen her zaman da izleyeceğim winnie the pooh’taki canım ciğerim eşektir.

winnie the pooh’un ve tabii ki christopher robin’in en yakın arkadaşlarından biri olan eeyore çizgi dizideki acıların çocuğudur. sürekli yalnız kalmak isteyen, hep tuhaf bir mızmızlıkla sarmalanmış olan eeyore’un hayatındaki eksikler de hiç bitmez.

eeyore sanki bir özdemir asaf şiirinden fırlamıştır: kime sorsan evinde bir oda eksik. ama eeyore seçim olsa da tapu alsak diye bekleyen gecekonducular gibi durmadan derme çatma bir ev yapar ve bu ev sürekli kentsel dönüşüme uğrar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu da yetmez elbette. eeyore aynı zamanda pin the tail on the donkey oyunundaki eşektir. yani bir kuyruğu olmadığı için yapay bir kuyruk rantiye ile tutturulmuştur eeyore’un ardına. yazıktır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
orijinal dilinde seslendirme yapan kişi bud luckey’dir. sanki usta sanatçı eeyore’un kötü şansına gönderme yapmak için seçilmiştir. türkçede seslendirmesini yapan ise optimus prime’ı da seslendiren ayhan kaya’dır.

eeyore için söylenecek son söz; ona bir ev verin ama istediği zaman çıkıp gidebilsin.
devamını gör...

böyle düşünen insan sayısının fazla olması.
ne yönden vasat ama mesela? insanlar tam olarak sağlıkçılardan ne beklemekte anlamış değilim. kimsenin elinde sihirli değnek falan yok. tedavi alıyorsan bir noktada muhakkak canın yanar, sıkıntı çekersin, sonuç olarak hastasın hem psikolojik olarak hem de bedensel olarak rahat değilsin, hepimiz farkındayız bunun zaten.

başlığı açan kaçmış, ne yazmış bilmem, daha evvel hemşire temalı okuduklarımı baz alarak söylüyorum, makyajımızdan dahi rahatsızlar arkadaş. makyajsız olunca da yorgun görüntümüzden rahatsızlar. formadan totomuzun hattını kesiyorlar ve bundan da rahatsızlar, akılları hemşire pornolarında kalmış olmalı.

başlık hemşireler adına ama genel olarak sağlıkçılarla bir sıkıntımız var bizim.
her sektörde çürük elma var. sanki bizim sektöre biraz fazla nefret dolular diye düşünüyorum.
edit:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sahip olmak için çabalamadığımız her şeydir. zaten hep sahip olduğumuz için, yokluğu ne demek bilmediğimiz için varlığının da kıymeti kalmaz. taaa ki kaybedene kadar.
devamını gör...

geçenlerde ev taşıyorum. zaten anam ağlamış. sordum vallahi ağlamış bak. soğan doğrarken. neysem ben zaten tek başıma ne yapsam nasıl yapsam derdindeyim. taşıma firması evi taşıyor ben de işte kendimce yardım ediyorum. haliyle insanız sorular soruluyor muhabbet ediliyor falan.

neyse efem iş bitti evli evine köylü köyüne. ertesi gün bana bir mesaj upuzun. banu hanım dün gece hiç uyuyamadımla başlayan... elim ayağım birbirine dolandı tabi. kızsam mı sövsem mi bilemedim önce. sonra dedim yahu genç adam kötü niyet yok içini açmış niye kızıyorum savuşturayım.

nişanlıyım ben beyefendi falan yazdım. sonra bana insan alınteriyle kazandıktan sonra parayı nasıl kazandığının önemi yoktur. insan doğayı hayvanları nasıl seviyorsa insanı da öyle sevmelidir. insan cart insan curt minvalinde şeyler yazmış. bön bön baktım ekrana iyi günler yazdım. hala kırmayayım diyorum ben tabi.
ertesi gün yine mesaj. hemen engelledim. sonra bir baktım telegramdanda yazmış ordanda engelledim. yahu beni sosyal medyadan bulmuş yazmış ordanda engelledim. ertesi gün garip garip numaralar aramaya mesaj atmaya başladı ki benim numaramı öyle herkes bilmez belediye başkanı değilim haliyle. numaralardan birine numaranızı savcılığa ilettim yazdım. kesildi.

belki bu kadar talihsiz olmaz sizin serüveniniz ama en doğrusu ona karşı bir şey hissetmediğinizi söylemeniz. hoş ben nişanlıyım demişim adam yılmamış ama işte herkes böyle psiko takıntı değildir.

kadının hayırına alışamadı bu memleket. şaka gibi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim