sabah neşesi
okuyunca bile sinirlendiren başlık. ömrü hayatım boyunca kendi isteğimle uyanmadığım tek bir gün neşeli uyandığımı hatırlamıyorum. hele bunun üzerine bir de halsizlik/grip eklenince iyice çekilmez oluyorum.
(bkz: arada bir gelen çekilmez olduğun hissi)
her zaman söylerim erken uyanmak insanı sinir, stres sahibi yapar bunlar da insanı erkenden yaşlandırır.
ne diyorduk? neşe. evet. tam olarak şu kadar neşeliyim bu sabah;
(bkz: arada bir gelen çekilmez olduğun hissi)
her zaman söylerim erken uyanmak insanı sinir, stres sahibi yapar bunlar da insanı erkenden yaşlandırır.
ne diyorduk? neşe. evet. tam olarak şu kadar neşeliyim bu sabah;
devamını gör...
uçmak varken neden kök salıyorsun
kanatlarımı kırdılar.
devamını gör...
katarsis x-tra youtube programı
son yayınladığı video ile konsomatrislik yapan melis algan'ı konuk etmiş youtube programı. buradan
annesinin çok küçük yaşta (14) kendisine hamile kaldığını, maddi zorluklar yüzünden kırıkkale'de kötü bir gecekondu da hayatlarını sürdürdüklerini, babasını 1,5 yaşına kadar görmeden büyüdüğünü, annesinin yaşı gereği onunla pek ilgilenmediğini ve anne sevgisi göremediği için teyzesinin onu büyüttüğünden bahsediyor. "doğru düzgün dışarı çıkıp oynayamazdık annemin temizlik takıntısından, öyle bir takıntıydı ki kapının deliğine bile peçete tıkardı tozlanmasin diye" diyor.
16 yaşında annesinin amcasının oğlu tarafından tacize uğruyor melis. ailesi o oğlanla zorla evlendiriyor melis'i. yaşı küçük olduğu için, evlendiği adamla birliktelik yaşamak istemiyor. kocası tarafından şiddete ve tecavüze maruz kalıyor. sabahlara kadar dayak yiyor. melis, boşanmak istediğini söylüyor fakat eşi seni bırakmam! diyerek eve hapsediyor onu, kapıları üstüne kitliyor. bir gün eşi evde anahtarı unutuyor. eşi evden çıkınca çantasını alıp evden kaçıyor. küpelerini götürüp kuyumcuya satıyor ve o parayla ankara'dan kırıkkale'ye ailesinin yanına gidiyor. eli yüzü şiş, dudakları patlamış, her tarafı mosmor...
melis evden kaçınca,evlendiği kişinin ailesi "kızınız bakire değil" diye bir dedikodu atıyorlar ortaya ve tüm eşe dosta yayıyorlar. annesi yüzüne bakmıyor. babası konuşmuyor. gidip bekaret testi yaptırıyorlar. o damgayı yiyor melis! sonunda o bekaret testiyle kocasindan ve iftiralardan kurtuluyor.
bir işe girip çalışıyor fakat 2 sene aile baskısı, çevre baskısı ve herkesin ona dul gözüyle bakmasına dayanamıyor. ıstemedigi ve sevmediği bir adamla yine evlenmek zorunda kalıyor. tesettüre bürünüyor.
bu evlendiği adam ona saygılı davranıyor. fakat evlendikten sonra eşinin ailesiyle birlikte ayni evde yaşamak zorunda kalıyor melis. bu kez de kayinpederi tarafından tam 7 sene taciz ediliyor. kocasına söylüyor. kocası inanmıyor. melis, kayinpederinin mesajlarını ve videoya aldığı tacizlerini gösteriyor. kocası sonunda inanıyor ve melis'le birlikte ayrı eve çıkıyorlar. fakat eşinin maddi durumunun kötü olup babasının eline bakmasından dolayı küslük kısa sürüyor. melis'in bu evlilikten iki çocuğu oluyor. yine kayinpederi onlara sıklıkla gidip gelmeye başlıyor, tacizler sürüyor, dayanamıyor melis olanlara ve bu kocasından da boşanıyor.
beş parasız bir şekilde aile evine dönmektense teyzesinin yanına gidiyor. bir iş bulup çalışıyor. 1 ay kadar teyzesinin yanında kalıyor fakat bu sefer de teyzesiyle arası kötü oluyor. " sadece 1 gün işten yorgun gelip temizlik yapmadım diye kavga çıkardı, kuzenlerimden biri teyzemi diğeri beni savununca or*spu iki kardeşi birbirine düşürdün git bu evden! diye beni kovdu "diyor.
ıste çalışmaya devam ediyor melis. ayrı eve çıkıyor." yalnızlığa dayanamadım. erkek kardeşimi yanıma çağırdım. en azından o yanımda olunca kendimi güvende hissederim, yalnız olmam diye düşündüm" diyor. sabah çıkıp gece geç saatlere kadar çalışıyordum. sonra kardeşim aileme haber uçurmuş. bu kızın ne yaptığı belli değil, sabah çıkıp akşam geliyor" diye. aile, sirf erkek diye oğullarına inanıyor ve komple bağını kesiyor melis'ten. en yakını kardeşi de darbe vuruyor melis'e. hatta erkek kardeşi melis bu eve gelirse ben giderim, ya o ya ben! diyor.
melis 3 gün ankara'da bir park da yatıp kalkıyor. pavyon hayatına da o zaman atılmak zorunda kalıyor. "aileme gideceğime aleme düşerim" deyip 7 yıl boyunca çalıştığı pavyon da yaşadıklarını anlatıyor. bu süre zarfında en son çocuklarını 1,5 sene önce para karşılığı görmüş.
"para vermezsem eski eşim çocuklarımı göstermiyor" diyor. düşünebiliyor musunuz? çocuklarını görmek için para ödeyen bir anne...
"şimdilik çocuklarım için çalışıp para biriktirmem lazım. onlar büyüdüğü zaman onlara başka bir hayat kurmak istiyorum. başka bir şehirde, 7 ve 10 yaşındaki oğlumla birlikte yaşamak istiyorum. çünkü ben annemin bana veremediği sevgiyi onlara vermek istiyorum" diyor.
ağlaya ağlaya izledim melis'in hikayesini. hiç arkadaşı olmamış mesela. "ben bu alemde erkeklerden değil, alemin kadınlarından çok çektim" diyor. umarım çocuklarına kavuşursun melis.
insanların neler yaşadığını bilemeyiz. onlar yaşarken yanlarında değiliz. yargılamayın-kınamayın çünkü kendi sonumuzu bilemiyoruz.
kimsenin hikayesini kınamayın çünkü henüz sizinki daha bitmedi...
annesinin çok küçük yaşta (14) kendisine hamile kaldığını, maddi zorluklar yüzünden kırıkkale'de kötü bir gecekondu da hayatlarını sürdürdüklerini, babasını 1,5 yaşına kadar görmeden büyüdüğünü, annesinin yaşı gereği onunla pek ilgilenmediğini ve anne sevgisi göremediği için teyzesinin onu büyüttüğünden bahsediyor. "doğru düzgün dışarı çıkıp oynayamazdık annemin temizlik takıntısından, öyle bir takıntıydı ki kapının deliğine bile peçete tıkardı tozlanmasin diye" diyor.
16 yaşında annesinin amcasının oğlu tarafından tacize uğruyor melis. ailesi o oğlanla zorla evlendiriyor melis'i. yaşı küçük olduğu için, evlendiği adamla birliktelik yaşamak istemiyor. kocası tarafından şiddete ve tecavüze maruz kalıyor. sabahlara kadar dayak yiyor. melis, boşanmak istediğini söylüyor fakat eşi seni bırakmam! diyerek eve hapsediyor onu, kapıları üstüne kitliyor. bir gün eşi evde anahtarı unutuyor. eşi evden çıkınca çantasını alıp evden kaçıyor. küpelerini götürüp kuyumcuya satıyor ve o parayla ankara'dan kırıkkale'ye ailesinin yanına gidiyor. eli yüzü şiş, dudakları patlamış, her tarafı mosmor...
melis evden kaçınca,evlendiği kişinin ailesi "kızınız bakire değil" diye bir dedikodu atıyorlar ortaya ve tüm eşe dosta yayıyorlar. annesi yüzüne bakmıyor. babası konuşmuyor. gidip bekaret testi yaptırıyorlar. o damgayı yiyor melis! sonunda o bekaret testiyle kocasindan ve iftiralardan kurtuluyor.
bir işe girip çalışıyor fakat 2 sene aile baskısı, çevre baskısı ve herkesin ona dul gözüyle bakmasına dayanamıyor. ıstemedigi ve sevmediği bir adamla yine evlenmek zorunda kalıyor. tesettüre bürünüyor.
bu evlendiği adam ona saygılı davranıyor. fakat evlendikten sonra eşinin ailesiyle birlikte ayni evde yaşamak zorunda kalıyor melis. bu kez de kayinpederi tarafından tam 7 sene taciz ediliyor. kocasına söylüyor. kocası inanmıyor. melis, kayinpederinin mesajlarını ve videoya aldığı tacizlerini gösteriyor. kocası sonunda inanıyor ve melis'le birlikte ayrı eve çıkıyorlar. fakat eşinin maddi durumunun kötü olup babasının eline bakmasından dolayı küslük kısa sürüyor. melis'in bu evlilikten iki çocuğu oluyor. yine kayinpederi onlara sıklıkla gidip gelmeye başlıyor, tacizler sürüyor, dayanamıyor melis olanlara ve bu kocasından da boşanıyor.
beş parasız bir şekilde aile evine dönmektense teyzesinin yanına gidiyor. bir iş bulup çalışıyor. 1 ay kadar teyzesinin yanında kalıyor fakat bu sefer de teyzesiyle arası kötü oluyor. " sadece 1 gün işten yorgun gelip temizlik yapmadım diye kavga çıkardı, kuzenlerimden biri teyzemi diğeri beni savununca or*spu iki kardeşi birbirine düşürdün git bu evden! diye beni kovdu "diyor.
ıste çalışmaya devam ediyor melis. ayrı eve çıkıyor." yalnızlığa dayanamadım. erkek kardeşimi yanıma çağırdım. en azından o yanımda olunca kendimi güvende hissederim, yalnız olmam diye düşündüm" diyor. sabah çıkıp gece geç saatlere kadar çalışıyordum. sonra kardeşim aileme haber uçurmuş. bu kızın ne yaptığı belli değil, sabah çıkıp akşam geliyor" diye. aile, sirf erkek diye oğullarına inanıyor ve komple bağını kesiyor melis'ten. en yakını kardeşi de darbe vuruyor melis'e. hatta erkek kardeşi melis bu eve gelirse ben giderim, ya o ya ben! diyor.
melis 3 gün ankara'da bir park da yatıp kalkıyor. pavyon hayatına da o zaman atılmak zorunda kalıyor. "aileme gideceğime aleme düşerim" deyip 7 yıl boyunca çalıştığı pavyon da yaşadıklarını anlatıyor. bu süre zarfında en son çocuklarını 1,5 sene önce para karşılığı görmüş.
"para vermezsem eski eşim çocuklarımı göstermiyor" diyor. düşünebiliyor musunuz? çocuklarını görmek için para ödeyen bir anne...
"şimdilik çocuklarım için çalışıp para biriktirmem lazım. onlar büyüdüğü zaman onlara başka bir hayat kurmak istiyorum. başka bir şehirde, 7 ve 10 yaşındaki oğlumla birlikte yaşamak istiyorum. çünkü ben annemin bana veremediği sevgiyi onlara vermek istiyorum" diyor.
ağlaya ağlaya izledim melis'in hikayesini. hiç arkadaşı olmamış mesela. "ben bu alemde erkeklerden değil, alemin kadınlarından çok çektim" diyor. umarım çocuklarına kavuşursun melis.
insanların neler yaşadığını bilemeyiz. onlar yaşarken yanlarında değiliz. yargılamayın-kınamayın çünkü kendi sonumuzu bilemiyoruz.
kimsenin hikayesini kınamayın çünkü henüz sizinki daha bitmedi...
devamını gör...
sabah yapılan ilk iş
kedi gibi gerinmek, yatakta sağa sola dönüp uyanmaya çalışmak.
devamını gör...
ekşi sözlük’te çaylak olmak vs normal sözlük’te çaylak olmak
ekşi sözlükte, değersiz bir insan topluluğu olan çaylaklar, kafa sözlük’te baş tacı edilmiştir. çok değerlilerdir. sözlüğü geliştirecek ve yüceltecek olanlar onlardır.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
erteleme hastalığım var galiba. çoğu şeyi saçma bahanelerle erteleyip duruyorum.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
.
devamını gör...
sözlük dergisi
içeriği kültür, sanat, bilim olursa tadından yenmez. ihtiyaç olan dergidir. varsa yapabilecegimiz bir yardım seve seve katılacagımdır.
devamını gör...
smeraldo çiçeği
italyanca'da ''zümrüt'' anlamına gelen efsanevi bir çiçektir, gerçi bazıları bu çiçeğin gerçek olduğunu savunur fakat yine de yetiştirilmesi mümkün olmadığından şu an mevcut değildir. o kadar anlamlı ve yüreklere dokunan bir hikayesi var ki, sözlüğe aktarmamak yazık olur.
bir gün italya'da bir dükün evlilik dışı bir çocuğu olur. bebeğin annesi çiçekçidir ve doğumda ölür. babasıyla bir başına kalan çocuğu üvey annesi öldürmeye çalıştığından dük onu uzak bir yere yollar
söylentilere göre çocuk büyüdüğünde kendini bir kaleye kapatır ve maske takar çünkü kendisini çok çirkin bulur. hem yapayalnız hem de kendini çirkin bulduğundan kalbini kimseye açamaz fakat bahçesinde özenle çiçekler yetiştirir, tıpkı annesi gibi.
bir gün, yoksul bir kız, duvarı aşıp adamın birkaç çiçeğini alıp kaçar. tabii bizim maskeli çocuk buna çok sinirlenir. o, bu kadar özenle çiçek yetiştirirken bu kız da kim oluyordur? bundan sonra çiçeklerinin yanı başında kalıp bekçilik yapmaya karar verir fakat kısacık uykuya daldığı bir anda kız tekrar belirip çiçeklerini çalıp kaçar. adam merak etmeye başlar, kimdir o, neden çiçeklerini çalıyordur? bu düşünceler eşliğinde artık farkında olmadan her gece kızı beklemeye başlar ve yine kızın geldiği bir gece pelerin giyip onu takip etmeye başlar. takibi sonucu kasabaya geldiklerinde anlar ki, kız çok fakir olduğundan adamdan çaldığı çiçekleri satarak geçimini sağlamaya çalışıyordur.
adamın içini suçluluk duygusu kaplar. kıza yardım etmek, nasıl çiçek yetiştirildiğini ona öğretmek ister fakat çirkindir, yapamaz. kızın onu gördüğü anda kaçacağından korkar. sırf o yoksul kız için en nadide ve pahalı çiçeği (smeraldo) yetiştirmeye karar verir. bu, kıza olan içtenliğini, samimiyetini göstereceği en güzel yoldur çünkü. çok zor da olsa çiçeği yetiştirmeyi başarır. şimdi tek yapması gereken kızın gelip çiçeği almasını beklemektir fakat günler, aylar geçer ama kız gelmez. adam endişelenir, korkar ve pelerinini takıp kasabaya ona bakmaya gider. gittiğinde kızın öldüğünü öğrenir. acaba, eğer adamın cesareti olsaydı, kendisini gösterseydi ve hislerini itiraf etseydi her şey değişir miydi?
"o günden bugüne smeraldo'nun anlamı; sunulamamış, açıklanamamış samimiyet ve hisler demektir."
bu çiçeği metafor alarak yazılan çok anlamlı bir de şarkı vardır. merak edenler için
türkçe altyazılı hali burada.
ayrıca kaynak.
bir gün italya'da bir dükün evlilik dışı bir çocuğu olur. bebeğin annesi çiçekçidir ve doğumda ölür. babasıyla bir başına kalan çocuğu üvey annesi öldürmeye çalıştığından dük onu uzak bir yere yollar
söylentilere göre çocuk büyüdüğünde kendini bir kaleye kapatır ve maske takar çünkü kendisini çok çirkin bulur. hem yapayalnız hem de kendini çirkin bulduğundan kalbini kimseye açamaz fakat bahçesinde özenle çiçekler yetiştirir, tıpkı annesi gibi.
bir gün, yoksul bir kız, duvarı aşıp adamın birkaç çiçeğini alıp kaçar. tabii bizim maskeli çocuk buna çok sinirlenir. o, bu kadar özenle çiçek yetiştirirken bu kız da kim oluyordur? bundan sonra çiçeklerinin yanı başında kalıp bekçilik yapmaya karar verir fakat kısacık uykuya daldığı bir anda kız tekrar belirip çiçeklerini çalıp kaçar. adam merak etmeye başlar, kimdir o, neden çiçeklerini çalıyordur? bu düşünceler eşliğinde artık farkında olmadan her gece kızı beklemeye başlar ve yine kızın geldiği bir gece pelerin giyip onu takip etmeye başlar. takibi sonucu kasabaya geldiklerinde anlar ki, kız çok fakir olduğundan adamdan çaldığı çiçekleri satarak geçimini sağlamaya çalışıyordur.
adamın içini suçluluk duygusu kaplar. kıza yardım etmek, nasıl çiçek yetiştirildiğini ona öğretmek ister fakat çirkindir, yapamaz. kızın onu gördüğü anda kaçacağından korkar. sırf o yoksul kız için en nadide ve pahalı çiçeği (smeraldo) yetiştirmeye karar verir. bu, kıza olan içtenliğini, samimiyetini göstereceği en güzel yoldur çünkü. çok zor da olsa çiçeği yetiştirmeyi başarır. şimdi tek yapması gereken kızın gelip çiçeği almasını beklemektir fakat günler, aylar geçer ama kız gelmez. adam endişelenir, korkar ve pelerinini takıp kasabaya ona bakmaya gider. gittiğinde kızın öldüğünü öğrenir. acaba, eğer adamın cesareti olsaydı, kendisini gösterseydi ve hislerini itiraf etseydi her şey değişir miydi?
"o günden bugüne smeraldo'nun anlamı; sunulamamış, açıklanamamış samimiyet ve hisler demektir."
bu çiçeği metafor alarak yazılan çok anlamlı bir de şarkı vardır. merak edenler için
türkçe altyazılı hali burada.
ayrıca kaynak.
devamını gör...
antalya'da bir kadının cinsel saldırıya uğraması
günlerimi zindan eden olay.
başlığa her gün gelip tüm yazılanları teker teker, nefesim daralana kadar okudum, hepsinde daha da mahvoldum, rüyalarıma girip durdu, aklımdan atamadım. bir şey yazmayacağım diye çok düşündüm ama unutamıyorum, yaşadığım korkuyu tarif edemiyorum. burada asıl sorun benim o durumda kalmamdan ziyade kılıma zarar gelmesin diye herkesden koruyan, kolluyan anneme bunu deseler; neler hisseder,ne yapar... düşünmek dahi içimi ürpertiyor. yazarken bile titriyorum. böyle zalim olabilecek insan varlığına inanmak istemiyorum.
başlığa her gün gelip tüm yazılanları teker teker, nefesim daralana kadar okudum, hepsinde daha da mahvoldum, rüyalarıma girip durdu, aklımdan atamadım. bir şey yazmayacağım diye çok düşündüm ama unutamıyorum, yaşadığım korkuyu tarif edemiyorum. burada asıl sorun benim o durumda kalmamdan ziyade kılıma zarar gelmesin diye herkesden koruyan, kolluyan anneme bunu deseler; neler hisseder,ne yapar... düşünmek dahi içimi ürpertiyor. yazarken bile titriyorum. böyle zalim olabilecek insan varlığına inanmak istemiyorum.
devamını gör...
küfretmeden hakaret etmek
(bkz: o da senin görüşün)
"bazı insanlara ' tam bir gerizekalısın ' diyemediğimiz için 'tabi o da senin görüşün' diyoruz"
-george carlin
"bazı insanlara ' tam bir gerizekalısın ' diyemediğimiz için 'tabi o da senin görüşün' diyoruz"
-george carlin
devamını gör...
boşanmış bir kadınla evlenmek
evliliğe bu kadar fazla anlam yüklenmesi sebebiyle insanların boşanmaya da bir o kadar anlam yüklemesini anlamıyorum. bu etiketler insanlara ağırlık yapar. bırakın insanları etiketlemekten!! bir insanı ruhsal bunalıma sokan toplumun uyguladığı istismarlardır. bu istismara ortak olmayın!!
devamını gör...
veda ederken söylenecek en güzel söz
seni yeterince yaşayamadım.
devamını gör...
lgbt bireylerin evlat edinme hakkı
genelde insanlar evlat edinmek yerine ,kendileri çocuk doğuruyorlar.
yetim çocuklar sevgiden ve aile kavramınından uzakta büyüyorlar, ama eşcinseller evlat edinerek büyük bir iyilik yapabilirler.
sırf bu yüzden bile eşcinsellere de evlaklık ve evlenme hakkı verilmeli.
cinsel yönelimi farklı olan bir ailede çocuk büyütmek belki tuhaf gelebilir, böyle düşünenleri anlayabiliyorum ancak bir çocuğun yetimhanede kimsesiz büyümesindense; iyi birer evebeyne sahip olma hakkı var !
sevgisiz ve yalnız büyümesindense bir ailede büyüsün.
çoğu ailede, farklı görüşleri olan insanlar zaten var, dini farklı, siyasi görüşü farklı, bu da bunun gibi sadece farklı bir görüş. demokraside bu güzel, farklılıklara saygı duymak.
tüm söylenenleri okudum, tartışılabilecek tek konu bence toplum baskısından dolayı ötekileşmiş ve yalnız hisseden evebeynler, iyi çocuk yetiştirebilir mi?
yetim çocuklar sevgiden ve aile kavramınından uzakta büyüyorlar, ama eşcinseller evlat edinerek büyük bir iyilik yapabilirler.
sırf bu yüzden bile eşcinsellere de evlaklık ve evlenme hakkı verilmeli.
cinsel yönelimi farklı olan bir ailede çocuk büyütmek belki tuhaf gelebilir, böyle düşünenleri anlayabiliyorum ancak bir çocuğun yetimhanede kimsesiz büyümesindense; iyi birer evebeyne sahip olma hakkı var !
sevgisiz ve yalnız büyümesindense bir ailede büyüsün.
çoğu ailede, farklı görüşleri olan insanlar zaten var, dini farklı, siyasi görüşü farklı, bu da bunun gibi sadece farklı bir görüş. demokraside bu güzel, farklılıklara saygı duymak.
tüm söylenenleri okudum, tartışılabilecek tek konu bence toplum baskısından dolayı ötekileşmiş ve yalnız hisseden evebeynler, iyi çocuk yetiştirebilir mi?
devamını gör...
unutulmayan lise anıları
lise 3, arkadaşımla asansöre bindik .(çok sık binmiyorduk hadi bu sefer binelim demiştik) diğer sınıftaki 1-2 kişi bize garip garip baktı biz anlamadık tabi, asansörün içinde aynada saçımızı düzeltiyoruz, salak salak şarkı söylüyoruz. sonra asansörün kapısı aniden açıldı -diğer sınıftaki bahsettiğim kişiler açtı- ve biz yukarı çıktık sandık. meğerse asansör 2 haftadır çalışmıyormuş. ama bir 2 saniye falan asansörde zamanı büktüğümüzü düşünmüştüm o şaşkınlıkla.*
devamını gör...
sağcı yobaz vs solcu yobaz
evlerden ocaklardan duyanlardan ırak.
görüldüğü yerde ölü taklidi yapılmalıdır.
yobaz insan görüşü ne olursa olsun sorun teşkil eder.
görüldüğü yerde ölü taklidi yapılmalıdır.
yobaz insan görüşü ne olursa olsun sorun teşkil eder.
devamını gör...
güne bir yeşilçam şarkısı bırak
türkan şoray ve aytaç arman'ın birlikte rol aldığı yalancı isimli yeşilçam filminde çalan bir parçaydı...
ömür göksel- yaş kalmadı
ömür göksel- yaş kalmadı
devamını gör...
insanı yoran şeyler
insanı en çok kendisi yorar bence.
devamını gör...

