zinanın suç sayılması
bi cinsel organımın bekçisi yoktu çok şükür oldu. allah cumhurbaşkanımızdan razı olsun hepimizin ahlakını koruyor. ekonomiyle ilgilenebilirdi, eğitimle ilgilenebilirdi, hukuk sistemimizle ilgilenebilirdi, allah korusun açlıktan intihar etmeye yaklaşan halkıyla ilgilenebilirdi ama o ahlakı seçti değerini bilin.
devamını gör...
mansur yavaş'ın kpss ücretlerini ödemesi
ama bu kadarı fazla bu saatten sonra adımızı çıkartacaksın başkan aşık oldu diye.
mansur yavaş başkandan alkışlanacak hareket. evet.
mansur yavaş başkandan alkışlanacak hareket. evet.
devamını gör...
normal sözlük'ün gececi yazarları
itiraf edelim geceleri sözlük daha güzel oluyor, daha huzurlu sanki. ve gündüzcüler bunu hiç bilemeyecek *. o zaman size bir resim bırakayım sevgili gececi yazarlar, evet bu sizin için.

yıldızlar bize evimizin yolunu gösterecek..
iyi geceler diliyorum her birinize.
t:gece çevrim içi olan yazarlardır.

yıldızlar bize evimizin yolunu gösterecek..
iyi geceler diliyorum her birinize.
t:gece çevrim içi olan yazarlardır.
devamını gör...
allah varsa afrika'daki çocuklar neden aç sorunsalı
columbia üniversitesinin nobel ödüllü ogretim uyesi prof. stiglitz’in yazisi:
merhaba… ben kapitalizm!.
.........
her yıl 20 milyon çocuk açlıktan ölürken siz bir koşu bandının üstünde fazla yağlarınızı eritmek için ter döküyorsunuz!
ben kapitalizmim ve benim yüzümden dünyada 600 milyon obez ve 1.4 milyar aç insan var!
ben kapitalizmim ve yılda 20 milyon çocuk açlıktan ölürken siz aynı tişörtü haftada iki kez giymeye utanıyorsunuz.
ben kapitalizmim ve siz hangi tanrıdan bahsediyorsunuz, artık farkına varın, taptığınız tek tanrı benim!
amy winehouse gibi bağımlılara acırken, hepinizin birer bağımlı olduğunu unutmanız ne kadar komik!
zavallı tüketim bağımlıları…
merhaba… ben kapitalizm!.
.........
her yıl 20 milyon çocuk açlıktan ölürken siz bir koşu bandının üstünde fazla yağlarınızı eritmek için ter döküyorsunuz!
ben kapitalizmim ve benim yüzümden dünyada 600 milyon obez ve 1.4 milyar aç insan var!
ben kapitalizmim ve yılda 20 milyon çocuk açlıktan ölürken siz aynı tişörtü haftada iki kez giymeye utanıyorsunuz.
ben kapitalizmim ve siz hangi tanrıdan bahsediyorsunuz, artık farkına varın, taptığınız tek tanrı benim!
amy winehouse gibi bağımlılara acırken, hepinizin birer bağımlı olduğunu unutmanız ne kadar komik!
zavallı tüketim bağımlıları…
devamını gör...
filenin sultanları’nın elle tutulur bir başarısı olmaması
olayı kalça indirgedikten sonra okumaya gerek duymadım. amacını direkt ortaya koymuş. herkes başarıyı izlerken demek ki kalçayı izleyenler de varmış, aslında şaşırtmadı. milletin derdi kalça olsaydı, google'da zibilyon tane kalça var.
devamını gör...
chop protokolü
non hodgkin lenfoma tedavisinde ritüksimab ile birlikte tedavide kullanılan ilaçların kombinine verilen isimdir.
bu ilaçlar
siklofosfamid
doksorubisin
vinkristin
prednison olmak üzere 4 adettir
bu ilaçlar
siklofosfamid
doksorubisin
vinkristin
prednison olmak üzere 4 adettir
devamını gör...
astronomi ile astrolojinin karıştırılması
bir astronom olarak astrolog ile karıştırılmam ile benzer durum. gerçekten de sinir bozuyor yalnız... o yüzden "gök bilimciyim" demeyi tercih ediyorum çoğunlukla. astronotla bile karıştırılıyoruz çünkü.
daha da hazin bir şey anlatayım. bölüm başkanımız ve birkaç hocamız, bölüm ile ilgili bir istek için birkaç sene önce ilgili bakanlığa gider. oradan aldıkları yanıt "astrolojiye ayıracak bütçemiz yok" olur. yani bilime, eğitime bütçe ayrılmamasına mı üzüleyim, astroloji ile astronomi ayrımından haberi olmayan "yetkililer"in varlığına mı üzüleyim?
ben iyisi mi hepsine birden üzüleyim. zira bu durum, ülkenin geldiği ve uzun zamandır içinde bulunduğu durumun özetidir.
daha da hazin bir şey anlatayım. bölüm başkanımız ve birkaç hocamız, bölüm ile ilgili bir istek için birkaç sene önce ilgili bakanlığa gider. oradan aldıkları yanıt "astrolojiye ayıracak bütçemiz yok" olur. yani bilime, eğitime bütçe ayrılmamasına mı üzüleyim, astroloji ile astronomi ayrımından haberi olmayan "yetkililer"in varlığına mı üzüleyim?
ben iyisi mi hepsine birden üzüleyim. zira bu durum, ülkenin geldiği ve uzun zamandır içinde bulunduğu durumun özetidir.
devamını gör...
birbiriyle karıştırılan kelimeler
irtica: gericilik
iltica: sığınma
iltica: sığınma
devamını gör...
kafayı boşaltma yöntemleri
sevdiğiniz, keyif alacağınızı düşündüğünüz herhangi bir aktiviteyi bir veya bir kaç kişiyle beraber yaparsanız kafanın diğer rahatsız edici tarafı bir süreliğine kaybolur.
yani boş durmak aslında kafayı boşaltmak için doğru hareket değil. mümkün olduğunca güzel aktivitelerle ilgilenmek her zaman iyi gelecektir.
yani boş durmak aslında kafayı boşaltmak için doğru hareket değil. mümkün olduğunca güzel aktivitelerle ilgilenmek her zaman iyi gelecektir.
devamını gör...
sex education
cinsel terapist olan annesi sayesinde teorisi sağlam, pratiği zayıf başrolümüz otis, okuldan arkadaşı maeve ile birlikte okulun harabe bir bölümünü, illegal cinsel terapi kliniği olarak kullanıp, para kazanma maceralarının anlatıldığı komedi dizisi.
devamını gör...
kopya çekmek hırsızlık mıdır sorunsalı
arkadaşlar yakın bakıp bütünü göremiyorsunuz. herkese iş olmadığı için insanları eleme yöntemi o sınavlar. bilgiyi ölçmez. bir kaç günlük ezber yeteneğinizi ölçer. yeteneğinizi gerçekten ölçen sınavda kopya çekemezsiniz zaten. sınavlar gerçekten yetenek ölçselerdi çalışan insanlar yetenekli olurlardı ama nereye baksak işten anlamaz, tembel çalışanlarla karşılaşıyoruz. demek ki neymiş ...
devamını gör...
hayatta her şeyin boş olduğunu anladığın gün
bazı anların yaşanmasıyla geçici bir şekilde hissedilen duyguların olduğu zamanlardır.
çok sevdiğin birini kaybettiğin zaman, uğruna türlü fedakarlıklar yaptığın kişinin seni umursamadığı hatta bazı modellerin sırtından vurduğu zaman, çalışmanın abartıldığı zamanlar; öyle çok çalışır çalışırsın ki bir an dursa insan hemen şunu düşünüyor ya ne için bu kadar yırtınıyorum zaten ölüp gitmeyecek miyim. evet aslında hayatta her şeyin boş olduğunu anladığınız zamanlar tamamıyla ölüm ile bağlantılı olan anlardır. 500 yıllık bir ömrümüz olsa dilediğimiz kadar boş uğraşı, boş duyguları, faydasız koşuşturmacaları sığdırabiliriz ama düşününce ne kadar kısacık bir dilimi paylaştığımızı bu gibi benzer olaylar yaşanınca kısa süreli bir kendini sorgulamaya girişiyor insan. kısa süreli diye altını çizeyim. ne olay yaşanırsa yaşansın yine unutuyor ve rutinlerimize geri dönüyoruz.
çok sevdiğin birini kaybettiğin zaman, uğruna türlü fedakarlıklar yaptığın kişinin seni umursamadığı hatta bazı modellerin sırtından vurduğu zaman, çalışmanın abartıldığı zamanlar; öyle çok çalışır çalışırsın ki bir an dursa insan hemen şunu düşünüyor ya ne için bu kadar yırtınıyorum zaten ölüp gitmeyecek miyim. evet aslında hayatta her şeyin boş olduğunu anladığınız zamanlar tamamıyla ölüm ile bağlantılı olan anlardır. 500 yıllık bir ömrümüz olsa dilediğimiz kadar boş uğraşı, boş duyguları, faydasız koşuşturmacaları sığdırabiliriz ama düşününce ne kadar kısacık bir dilimi paylaştığımızı bu gibi benzer olaylar yaşanınca kısa süreli bir kendini sorgulamaya girişiyor insan. kısa süreli diye altını çizeyim. ne olay yaşanırsa yaşansın yine unutuyor ve rutinlerimize geri dönüyoruz.
devamını gör...
uyuyarak para kazanmak
eğer şirkete başvuruda bulunsaymışım şuan bir servet sahibi olabilirmişim çünkü uyumak en sevdiğim aktivite (maalesef).
devamını gör...
sözlük yazarlarının soymaktan hoşlandığı şey
hafif sıcak halini soyarken verdiği o güzel kokusuyla patlıcan. salatasını yapayım bari akşama.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
dün bir mesaj aldım, taaa 99 ekim'ine götürdü beni.
deprem sonrası, deprem bölgesinde yaşayan bizim gibi ortaokul öğrencileri için düzenlenen bir öğrenci ağırlama projesine gönüllü olmuştum. neden bilmem bizim okula sadece erkek öğrencileri vermişler. hocalar "olmaz erkek çocuk rahat edemez sizde" deseler de yılmadım, ısrar kıyamet kabul ettirdim.
misafirlerimizin geleceği gün kocaman bir grup halinde bekledik. benim misafirim "kutlu"* idi ama o esnada bir öğretmen geldi. rob senin misafirini değiştiriyoruz bir kız öğrenciyi ismi sebebiyle erkek sanmışlar, seninkini alıp bunu veriyoruz dediler. * tamam, deyip aldım misafirimi. evde erkek misafir yalnızlık çekmesin diye davet ettiğimiz, alt kattaki apartman boy'umuz * ile birlikte kocaman bir grup ile ilk akşam yemeğimizi yedik.
ertesi gün kutlu gelip beni buldu, sen benim kaderim olmalıydın diyerek. güldük. üç gün boyunca koskocaman bir grup halinde yapılan etkinliklerde, akşamları kişisel zamanlarda birlikte takıldık. yirmi kişi falan dolaşıyorduk ortalıkta. şimdi siz duymuyorsunuz ama benim kulağımda kahkahalar, söylenen şarkılar var o günlerin izi olan. ve bu satırları koskocaman bir gülümseme ile yazıyorum.
üçüncü günün sonunda kutlu ve en yakın arkadaşı pucky * geldi. hadi seç birimizi, dediler. nasıl yani, dedim. çünkü bana şaka yaptıklarını düşünüyordum. biz karar veremedik, ikimiz de vazgeçmek istemiyoruz, seç birimizi dediler. ve bunu o koskocaman kalabalığın içinde yaptılar. hayır, yani seçecek olsam bile ben o kalabalığın içinde tamam sen, diyemezdim. demedim de.
sonra onlar gitti, uzunca bir süre mektup arkadaşı olduk. ve pucky ile daha çok mektup arkadaşıydık. *
aradan yıllar geçti. ben bu kez lisedeyken onların şehrine gittim. kutlu yoktu. memleketine gitmişti. ve pucky benim erkek arladaşım olmuştu. yaz sonunda da bize geldi. * ve kutlu o zamandan sonra kayboldu hayatımdan uzun bir süre. ve pucky de ayrılınca elbette.
aradan bir dört-beş yıl daha geçti. * facebook trend oldu. biz tekrar etkileşime geçtik bu sayede. uzun uzun konuştuk. ama benim bir erkek arkadaşım vardı. hasret giderdik, aradaki zamanda yaşananları paylaştık. yeni öğretmen olduğum şehirde benim için birçok düzenlemeler yaptı ve ben onun sayesinde gitmeden daha evimi, yapılacakları ayarlamıştım. * sonra hiç kopmadık. ama yüz yüze görüşme fırsatımız olmamıştı. geçen yaz tatil fotoğraflarımı görünce, şehrime gelmişsiniz *, önceden haber vermeliydin, şehir dışındayım, bekle, dedi. onun dönüşü, bizim ayrılış günümüzdü. çünkü eşimin iş başı yapması gerekiyordu. planı yaptık. ama o akşam gelmedi. aramadı da.
sonra dün bir video paylaştım instagramda, kaybolan köpeğimle, ailemin yaşadığı yerde, hüzünle.
saatler sonra girdiğimde bir mesaj gördüm.
"hem çok sevdiğim hem çok üzüldüğüm yer... bana verdiğinin değerini bilemedim." demiş.
ne kadar hüzünlü bir mesaj olmuş, geçmişin hüznüne değil de yaşanmışlıkların güzelliğine mi baksak, dedim.
" yaşanamamışların güzelliği desek?" demiş.
22 yıl sonra... yaşamadıklarımız kadar yaşadıklarımız da vardı. hem de çok neşeli, çok kahkahalı idi benim için. ikimizde farklı yer etmiş bir hikaye. ona sadece bir gülen yüz yolladım. sözün sonu idi. ama çok eskilere gittim- geldim ben bir mesajla.
deprem sonrası, deprem bölgesinde yaşayan bizim gibi ortaokul öğrencileri için düzenlenen bir öğrenci ağırlama projesine gönüllü olmuştum. neden bilmem bizim okula sadece erkek öğrencileri vermişler. hocalar "olmaz erkek çocuk rahat edemez sizde" deseler de yılmadım, ısrar kıyamet kabul ettirdim.
misafirlerimizin geleceği gün kocaman bir grup halinde bekledik. benim misafirim "kutlu"* idi ama o esnada bir öğretmen geldi. rob senin misafirini değiştiriyoruz bir kız öğrenciyi ismi sebebiyle erkek sanmışlar, seninkini alıp bunu veriyoruz dediler. * tamam, deyip aldım misafirimi. evde erkek misafir yalnızlık çekmesin diye davet ettiğimiz, alt kattaki apartman boy'umuz * ile birlikte kocaman bir grup ile ilk akşam yemeğimizi yedik.
ertesi gün kutlu gelip beni buldu, sen benim kaderim olmalıydın diyerek. güldük. üç gün boyunca koskocaman bir grup halinde yapılan etkinliklerde, akşamları kişisel zamanlarda birlikte takıldık. yirmi kişi falan dolaşıyorduk ortalıkta. şimdi siz duymuyorsunuz ama benim kulağımda kahkahalar, söylenen şarkılar var o günlerin izi olan. ve bu satırları koskocaman bir gülümseme ile yazıyorum.
üçüncü günün sonunda kutlu ve en yakın arkadaşı pucky * geldi. hadi seç birimizi, dediler. nasıl yani, dedim. çünkü bana şaka yaptıklarını düşünüyordum. biz karar veremedik, ikimiz de vazgeçmek istemiyoruz, seç birimizi dediler. ve bunu o koskocaman kalabalığın içinde yaptılar. hayır, yani seçecek olsam bile ben o kalabalığın içinde tamam sen, diyemezdim. demedim de.
sonra onlar gitti, uzunca bir süre mektup arkadaşı olduk. ve pucky ile daha çok mektup arkadaşıydık. *
aradan yıllar geçti. ben bu kez lisedeyken onların şehrine gittim. kutlu yoktu. memleketine gitmişti. ve pucky benim erkek arladaşım olmuştu. yaz sonunda da bize geldi. * ve kutlu o zamandan sonra kayboldu hayatımdan uzun bir süre. ve pucky de ayrılınca elbette.
aradan bir dört-beş yıl daha geçti. * facebook trend oldu. biz tekrar etkileşime geçtik bu sayede. uzun uzun konuştuk. ama benim bir erkek arkadaşım vardı. hasret giderdik, aradaki zamanda yaşananları paylaştık. yeni öğretmen olduğum şehirde benim için birçok düzenlemeler yaptı ve ben onun sayesinde gitmeden daha evimi, yapılacakları ayarlamıştım. * sonra hiç kopmadık. ama yüz yüze görüşme fırsatımız olmamıştı. geçen yaz tatil fotoğraflarımı görünce, şehrime gelmişsiniz *, önceden haber vermeliydin, şehir dışındayım, bekle, dedi. onun dönüşü, bizim ayrılış günümüzdü. çünkü eşimin iş başı yapması gerekiyordu. planı yaptık. ama o akşam gelmedi. aramadı da.
sonra dün bir video paylaştım instagramda, kaybolan köpeğimle, ailemin yaşadığı yerde, hüzünle.
saatler sonra girdiğimde bir mesaj gördüm.
"hem çok sevdiğim hem çok üzüldüğüm yer... bana verdiğinin değerini bilemedim." demiş.
ne kadar hüzünlü bir mesaj olmuş, geçmişin hüznüne değil de yaşanmışlıkların güzelliğine mi baksak, dedim.
" yaşanamamışların güzelliği desek?" demiş.
22 yıl sonra... yaşamadıklarımız kadar yaşadıklarımız da vardı. hem de çok neşeli, çok kahkahalı idi benim için. ikimizde farklı yer etmiş bir hikaye. ona sadece bir gülen yüz yolladım. sözün sonu idi. ama çok eskilere gittim- geldim ben bir mesajla.
devamını gör...
the dreamers
bernardo bertolucci'nin yönetmenliğinden çıkmış 2003 yılı çıkışlı dram filmi. filmin baş rollerde eva green, michael pitt, ve louis garrel oynamaktadır.
filmin konusu fransa'da zamanında yaşanan 1968 olayları sırasında amerika'dan fransa'ya okumaya gelmiş matthew isimli sinema tutkunu bir gencin ısabelle ve theo ile tanışıp aralarındaki ilişkiyi anlatmaktadır.
filmin konusu fransa'da zamanında yaşanan 1968 olayları sırasında amerika'dan fransa'ya okumaya gelmiş matthew isimli sinema tutkunu bir gencin ısabelle ve theo ile tanışıp aralarındaki ilişkiyi anlatmaktadır.
devamını gör...
erdoğan'ın dünyada ekonomisi en hızlı büyüyen ülke olduk demesi
yalan değil büyüyor, paralarına para katıyorlar hergün.
senin benim gibi fakirleri bu ortalamaya koyacaklarını mı sandın.
senin benim gibi fakirleri bu ortalamaya koyacaklarını mı sandın.
devamını gör...
tüh bu başlık da tutmadı
dostlar bu konuda gerçekten moralim cok bozuk. muhteşem yüzyıl ile ilgili başlık açıyorum gündeme bile düşüyor, dikkat çekmesini istediğim bir kısa film akıstan aniden kalkıyor. sinir bozucu bir durum.
devamını gör...

