ikinci eş olmayı reddeden kızı vuran adam
3-5 yıl yatar çıkar. ikinciyi alır 5 sene sonra..
devamını gör...
elmalı çocuk istismarı davası
gerçekten son zamanlarda gördüğüm en dehşet verici haber. bir insan nasıl bu kadar vicdansız olabilir aklım almıyor resimlere bakamadım.
bir de meseleyi isteyen istediğiyle sevişsin istediğini yapsın diye diye bu hale geldik diyen falan var. ablacım kendi isteğiyle birlikte olan yetişkin insanlarla istismara uğramış çocukları bir mi tutuyorsun sen? ortada bir tecavüz var sen kalkıp hala yetişkin insanların sevişmesine takıyorsun kafayı. hep sizin gibiler yüzünden oluyor aslında bunlar. şu zihniyete bak yazarken de mi hiç düşünmedin utanmadın? küçük bir çocuğun tecavüze uğraması umrunda değil kalkmış hala milletin ne giydiğine ne ettiğine karışıyor. yemin ederim vicdansızın önde gidenisiniz.
bir de meseleyi isteyen istediğiyle sevişsin istediğini yapsın diye diye bu hale geldik diyen falan var. ablacım kendi isteğiyle birlikte olan yetişkin insanlarla istismara uğramış çocukları bir mi tutuyorsun sen? ortada bir tecavüz var sen kalkıp hala yetişkin insanların sevişmesine takıyorsun kafayı. hep sizin gibiler yüzünden oluyor aslında bunlar. şu zihniyete bak yazarken de mi hiç düşünmedin utanmadın? küçük bir çocuğun tecavüze uğraması umrunda değil kalkmış hala milletin ne giydiğine ne ettiğine karışıyor. yemin ederim vicdansızın önde gidenisiniz.
devamını gör...
john locke
ortama bıçak atarak girmek, en sevdiği aktivitelerden biridir. (bkz: lost)
devamını gör...
ankara'nın efsane olmuş mekanları
dost kitabevi. kızılay'da yapılacak olan buluşmaların %99'una ev sahipliği yapmıştır.
devamını gör...
leylak
rıfat ılgaz’ın aşağıda ki şiirini aklıma getiren ve mor renklisine ve kokularına bayıldığım ağaç türüne verilen isim.
“leylak getiriyorsun bana güneşli bir gün
onu saçlarından topladığın belli
bir leylak bahçesisin karşımda
böyle kucağında kalsa daha iyi
bir vazoya bırakıp gidiyorsun
sen gidiyorsun leylaklar kalıyor mu sanki
önce renkleri gidiyor arkandan
nesi varsa gidiyor soyunarak
her vazoya baktıkça karşımdasın ne tuhaf
her kokladıkça dönüp dönüp geliyorsun
düşünceler gibi filizleniyorsun gün geçtikçe
yaprak yaprak gelişiyorsun
leylak leylak bakıyorsun gözlerimin içine
ölümsüz bir mevsim oluyorsun.”
“leylak getiriyorsun bana güneşli bir gün
onu saçlarından topladığın belli
bir leylak bahçesisin karşımda
böyle kucağında kalsa daha iyi
bir vazoya bırakıp gidiyorsun
sen gidiyorsun leylaklar kalıyor mu sanki
önce renkleri gidiyor arkandan
nesi varsa gidiyor soyunarak
her vazoya baktıkça karşımdasın ne tuhaf
her kokladıkça dönüp dönüp geliyorsun
düşünceler gibi filizleniyorsun gün geçtikçe
yaprak yaprak gelişiyorsun
leylak leylak bakıyorsun gözlerimin içine
ölümsüz bir mevsim oluyorsun.”
devamını gör...
galiçyaca
galiçyaca veya galiççe -kendi dillerindeki şekilde galego-, ispanya'nın galiçya bölgesinde konuşulan bir romen dilidir.

koyu kısım çoğunluk, açık kısım azınlık tarafından konuşulan bölgeler
yaklaşık 3.5 milyon kişi tarafından konuşulmaktadır.
eo-navia bölgesinde, batı asturias'ta ve castilla ve león'un kuzeybatısındaki el bierzo ve sanabria bölgelerinin batısında farklı galiçya lehçeleri konuşulmaktadır.
bazı dilbilimciler ayrıca, extremadura'nın en kuzeybatısındaki jálama vadisinin üç kasabasının yerel olarak fala olarak adlandırılan veya her kasaba için yerel bir adla anılan konuşmasını galiçya dilinin bir parçası olarak kabul ederler.
galiçyaca, tüm romen dilleri gibi, eski roma eyaleti gallaecia'da -burası günümüzde portekiz'in kuzeyi, asturias, şimdiki leon ili ve zamora'nın bir bölümünü içerir- konuşulan halk latincesi'nden gelir.
batı roma imparatorluğu'nun çöküşünden sonra, farklı latin varyantları ortaya çıktı. bunlardan biri ortaçağ galiçyası veya galiçyaca-portekiz idi. bu yüzden de özellikle portekizce ile çok yakındır. aşağıda aynı cümlenin sırayla portekizce ve galiçyaca versiyonlarını karşılaştırarak benzerliği görebilirsiniz.
pouco a pouco você vai começar a entender o texto sem traduções ou explicações.
pouco a pouco comezarás a comprender o texto sen traducións nin explicacións.
kaynak

koyu kısım çoğunluk, açık kısım azınlık tarafından konuşulan bölgeler
yaklaşık 3.5 milyon kişi tarafından konuşulmaktadır.
eo-navia bölgesinde, batı asturias'ta ve castilla ve león'un kuzeybatısındaki el bierzo ve sanabria bölgelerinin batısında farklı galiçya lehçeleri konuşulmaktadır.
bazı dilbilimciler ayrıca, extremadura'nın en kuzeybatısındaki jálama vadisinin üç kasabasının yerel olarak fala olarak adlandırılan veya her kasaba için yerel bir adla anılan konuşmasını galiçya dilinin bir parçası olarak kabul ederler.
galiçyaca, tüm romen dilleri gibi, eski roma eyaleti gallaecia'da -burası günümüzde portekiz'in kuzeyi, asturias, şimdiki leon ili ve zamora'nın bir bölümünü içerir- konuşulan halk latincesi'nden gelir.
batı roma imparatorluğu'nun çöküşünden sonra, farklı latin varyantları ortaya çıktı. bunlardan biri ortaçağ galiçyası veya galiçyaca-portekiz idi. bu yüzden de özellikle portekizce ile çok yakındır. aşağıda aynı cümlenin sırayla portekizce ve galiçyaca versiyonlarını karşılaştırarak benzerliği görebilirsiniz.
pouco a pouco você vai começar a entender o texto sem traduções ou explicações.
pouco a pouco comezarás a comprender o texto sen traducións nin explicacións.
kaynak
devamını gör...
ağza kürekle vurma hissi yaratan sözler
genelde olumsuzluk pompalayan sözler
evleneceksin - allah kurtarsın
çocuk olur - şimdi sıçtınız, geceniz gündüzünüze karışacak
askere gidersin - sen bu kafayla kesin dayak yersin
iş kuracaksın - maaşlı iş candır, gelirin giderin belli abi
işe girersin - insan kendi işinin patronu olacak varya mis
hasta olursun - ooo gözün toprağa bakıyo
araba alırsın - çok yakıyo bunlar, parçası pahalı, falancada vardı tamirciden çıkamazdı
gibi gibi gibi.
evleneceksin - allah kurtarsın
çocuk olur - şimdi sıçtınız, geceniz gündüzünüze karışacak
askere gidersin - sen bu kafayla kesin dayak yersin
iş kuracaksın - maaşlı iş candır, gelirin giderin belli abi
işe girersin - insan kendi işinin patronu olacak varya mis
hasta olursun - ooo gözün toprağa bakıyo
araba alırsın - çok yakıyo bunlar, parçası pahalı, falancada vardı tamirciden çıkamazdı
gibi gibi gibi.
devamını gör...
çerofobi
mutlu olma korkusudur.
çerofobi sahibi insanlar mutlu olmaktan yahut mutlu görünmekten kaçınırlar.
çoğu insanda mutluluktan korkma değilse de mutluluk sonrası gelen "ya biz bu kadar güldük ama başımıza bir iş gelmesin şimdi?" düşüncesinin var olduğuna inanıyorum.
çerofobi sahibi insanlar mutlu olmaktan yahut mutlu görünmekten kaçınırlar.
çoğu insanda mutluluktan korkma değilse de mutluluk sonrası gelen "ya biz bu kadar güldük ama başımıza bir iş gelmesin şimdi?" düşüncesinin var olduğuna inanıyorum.
devamını gör...
sözlük güncellemeleri
1-) toplu beğeni sınırlaması getirildi.
an itibarı ile, x yazar y yazara seri beğeni atamayacak.
2-) tanım kutusunda resim butona ihtiyaç duymadan tekrar yayına alındı.
video için buton devam ediyor.
an itibarı ile, x yazar y yazara seri beğeni atamayacak.
2-) tanım kutusunda resim butona ihtiyaç duymadan tekrar yayına alındı.
video için buton devam ediyor.
devamını gör...
kendi omzunu öpmek
bunca şeyi sırtlanan bu omuzları öpmesem ayıp ederdim kendime.. ihtiyacım falan da yok kimseye ben kendime sarılır, öperim. geniş olunca yetişiyorum çok şükür...
devamını gör...
platon bir gün kolunda bir ornitorenkle bara girer
felsefe çoğu insan için zor ve gereksiz bir konudur. ve elbette bir o kadar da sıkıcı. felsefeyi boş konuşma eylemi olarak görenlerin ya da hayatlarına uyguladıklarını iddia ettikleri saçma sloganların felsefe olarak görenlerin de sayısı ziyadesiyle fazla. en sevdiği filozof sokrates olanlardan tutun da, mağaranın duvarına yansıyan görüntülerden başka felsefe bilgisi olmayanlara kadar herkes felsefe hakkında yorum yapar. ama çoğu insan felsefi metinleri okumak, filozofların isimlerini ve söylediklerini bilmenin felsefe açısından bir şart olsa da yeterli olmayacağını düşünmemektedir. felsefe yapmak düşünmek ve yorumlamaktır. düşünüyorum o halde varım deyip, geçip gidebilirsiniz ya da bir nehirde iki kere yıkanmayı deneyip bir felsefi görüşü çürütebilir ya da kanıtlayabilirsin. ya da oturup okur, yorum yapar ve yeni fikirler üretebilirsiniz.
elbette yeni fikirler üretmek için ilk koşul okumak ve öğrenmektir. ancak hepimizin malumudur ki felsefi metinler zordur. anlaşılması güç metinlerdir. birçok yazar bu sıkıcılık mevzuuna kafa yormuş ve bunu gidermek için yöntemler denemişlerdir. mesela markus tiedemann’ın yazdığı felsefika, dünyanın felsefi yolculuğunu masalsı bir dille anlatarak insanları felsefeye çekmeye uğraşır ve bence fazlasıyla da başarılı olur. bir felsefe öğretmeni olan vittorio hösle’nin küçük bir kız çocuğu olan nora k. ile yaptığı mektuplaşmalardan oluşan “ölü filozoflar kahvesi” ise sokaklarda dolaşırken girdiği bir kahvede ölü filozflarla karşılaşan bir adamın hikayesidir ve kendi ağızlarından felsefelerini anlatma fırsatı tanır filozoflara. bu iki kitapta denenen yöntem oldukça başarılıdır.
harvard’da felsefe profesörü olan thomas catheart ve daniel klein’sa duruma aynı mantık ama farklı bir yöntemle yaklaşmıştır. ikili felsefi noktaları aydınlatmak için fıkraları kullanmıştır. (itiraf edeyim bazı sayfalarda kahkaha attım) tam duruma uygun fıkraları derlemişler ve felsefi metnin açıklaması olarak kullanmışlar. bu da insanı felsefe öğrenme konusunda harekete geçirebilecek bir yöntem. örneğin; dil felsefesi üzerine anlatılan şu fıkra beni çok güldürdü:
adamın biri günah çıkartma kabinine girer. “peder” der, “ben 75 yaşındayım ve dün gece iki tane yirmilik kızla seviştim, hem de aynı anda.”
rahip, “en son ne zaman günah çıkartmıştınız?” diye sorar.
“hiç çıkartmadım, peder. yahudiyim ben.”
“e, o zaman bana ne diye söylüyorsun be adam?”
“herkese söylüyorum!”
bu fıkra başka bakış açılarını göremeyen bir pederin durumunu anlatır ve dil felsefesi açısından çok önemli bir açıklamadır.
kitap büyük başarı kazanmıştır ve bence ister eğlenmek için isterse öğrenmek için, ya da her ikisi için okunmaya değer bir kitaptır. hiç bir şey için okumazsanız bile ismi için okuyun.
elbette yeni fikirler üretmek için ilk koşul okumak ve öğrenmektir. ancak hepimizin malumudur ki felsefi metinler zordur. anlaşılması güç metinlerdir. birçok yazar bu sıkıcılık mevzuuna kafa yormuş ve bunu gidermek için yöntemler denemişlerdir. mesela markus tiedemann’ın yazdığı felsefika, dünyanın felsefi yolculuğunu masalsı bir dille anlatarak insanları felsefeye çekmeye uğraşır ve bence fazlasıyla da başarılı olur. bir felsefe öğretmeni olan vittorio hösle’nin küçük bir kız çocuğu olan nora k. ile yaptığı mektuplaşmalardan oluşan “ölü filozoflar kahvesi” ise sokaklarda dolaşırken girdiği bir kahvede ölü filozflarla karşılaşan bir adamın hikayesidir ve kendi ağızlarından felsefelerini anlatma fırsatı tanır filozoflara. bu iki kitapta denenen yöntem oldukça başarılıdır.
harvard’da felsefe profesörü olan thomas catheart ve daniel klein’sa duruma aynı mantık ama farklı bir yöntemle yaklaşmıştır. ikili felsefi noktaları aydınlatmak için fıkraları kullanmıştır. (itiraf edeyim bazı sayfalarda kahkaha attım) tam duruma uygun fıkraları derlemişler ve felsefi metnin açıklaması olarak kullanmışlar. bu da insanı felsefe öğrenme konusunda harekete geçirebilecek bir yöntem. örneğin; dil felsefesi üzerine anlatılan şu fıkra beni çok güldürdü:
adamın biri günah çıkartma kabinine girer. “peder” der, “ben 75 yaşındayım ve dün gece iki tane yirmilik kızla seviştim, hem de aynı anda.”
rahip, “en son ne zaman günah çıkartmıştınız?” diye sorar.
“hiç çıkartmadım, peder. yahudiyim ben.”
“e, o zaman bana ne diye söylüyorsun be adam?”
“herkese söylüyorum!”
bu fıkra başka bakış açılarını göremeyen bir pederin durumunu anlatır ve dil felsefesi açısından çok önemli bir açıklamadır.
kitap büyük başarı kazanmıştır ve bence ister eğlenmek için isterse öğrenmek için, ya da her ikisi için okunmaya değer bir kitaptır. hiç bir şey için okumazsanız bile ismi için okuyun.
devamını gör...
adanalıların ortak özellikleri
ben de adanalıyım arkadaşlar. daha hiç güneşe ateş etmedim. silahım da var. bici bici severim, sabah ciğer yerim, muzlu sütü kendim yapıyorum nadiren kazım büfeye giderim. en az haftada iki gün mangal, et kömür ile buluşacak yoksa yenmez diğer türlüsü. gecelerin vazgeçilmezi şırdan orda. her köşe başında rahatlıkla şırdan tezgahlarını görebilirsiniz. her gün de gidip şırdan yenilmiyor bilesiniz. benim biricik ablam da yapar evde bir tadın o lezzeti her gün yemek isterdiniz. daha çok söylemek istediklerim varki...
devamını gör...
kuzey ışıkları
abisko milli parkı, 1909 yılında isveç'te kurulmuş bir milli parktır.
bu park isveçin en kuzey eyaleti olup kuzey kutup dairesinin 200 km üzerinde yer alıyor. bu yerde sadece 100 kişi yaşıyor.
şimdi arkadaşlar her yıl binlerce kişi kuzey ışıklarını görmek amacıyla bu bölgeye gidiyor.
neden? kutuplarda başka yer mi yokta millet buraya bu ışıkları görmeye gidiyor.
evet kendine münhasır bir yer şöyle ki;
bu bölge sıra dağlarla çevrili ve bu dağlar bulutları engelleyerek gökyüzünü berrak bir hale getiren bir mikro iklim yaratıyor. bu berraklık sayesinde kuzey ışıkları mükemmel görünüyor.
''
''
bu park isveçin en kuzey eyaleti olup kuzey kutup dairesinin 200 km üzerinde yer alıyor. bu yerde sadece 100 kişi yaşıyor.
şimdi arkadaşlar her yıl binlerce kişi kuzey ışıklarını görmek amacıyla bu bölgeye gidiyor.
neden? kutuplarda başka yer mi yokta millet buraya bu ışıkları görmeye gidiyor.
evet kendine münhasır bir yer şöyle ki;
bu bölge sıra dağlarla çevrili ve bu dağlar bulutları engelleyerek gökyüzünü berrak bir hale getiren bir mikro iklim yaratıyor. bu berraklık sayesinde kuzey ışıkları mükemmel görünüyor.
''
''
devamını gör...
bakkala bile pijamayla gidemeyen insan
asla üyesi olamayacağım dernektir. çünkü hiçbir şey umurumda değil. düşünün o kadar saldım ki markette yakışıklı bir bey görme telaşım bile yok. banane, görüyorsa görsün. zaten bakmaz bana, bari hakkını verelim..
devamını gör...
anın fotoğrafı
doğum günlerini sever misiniz?

ben pek severim. insanları mutlu etmek için yapmadığım şaklabanlık kalmaz. aman neler neler?
ama benim ki genelde unutulur. ya da bir iyi ki doğdun mesajı.
neysem bugün bizim bir pıtırcığın doğum günüydü. hazırlık başında bir fotoğraf aldım.
şuan acayip yorgunum bütün gün koşturdum. gözlerim kapanmak üzere.
aha bu da bonus.

ben pek severim. insanları mutlu etmek için yapmadığım şaklabanlık kalmaz. aman neler neler?
ama benim ki genelde unutulur. ya da bir iyi ki doğdun mesajı.
neysem bugün bizim bir pıtırcığın doğum günüydü. hazırlık başında bir fotoğraf aldım.
şuan acayip yorgunum bütün gün koşturdum. gözlerim kapanmak üzere.
aha bu da bonus.
devamını gör...
calbindin
d vitamini sayesinde bağırsak hücrelerinde kalsiyumun emilimini sağlayarak kemik gelişimine katkıda bulunan protein yapıda bileşiğin ismidir.
devamını gör...
günaydın sözlük
en yeniden tekrar günaydın sözlükçüm.

eve geldim uyurum belki diye ama nafile balkon ahalisi yine coşmuş.
martı ana bu sefer kocasını ve kankasını da getirmiş yanında.
bir sıkıntı var sanırım söyleşip duruyorlar.
bebek martıyı göremedim umarım konu onla alakalı değildir.
yine bir alıp veremedikleri var ama bakalım hayırlısı artık.
güzel bir kahve yapayım yanındada fındık yiyeyim enerjim gelsin.
yoo olmadı. *

kafam seme gibi.
yoo gece alınan aşırı dozdan değili ne münasebet.
yine bir şeyler peşindeler.

gözlerini dikmişler kuşlara hayır sanki analarının evinde her gün kuş yiyorlar.
kuş görünce 'miyav' yahu ne miyav?
hele casper'in halleri eğilmiş bakıyor birde gel de yeme dötünü şimdi.
mıncırma göbüşünü falan.
gece zaten casper bey yaramazlık yaptı. bir vukuatın ucundan döndük. senede bir yapar tam yapar salon beyefendisi yaramazlıklarını.
gece 2 civarı odama çıkamda yatam dedim. bir bakarsın arka teras açık. ara ara gündüz yukarıdayken açıyorum ama yukarıda değilsem kapayıp kitliyorum. zaten sineklik var zorlamıyorlar çıkmak için.
'allah allah kapatayım şunu' dedim.
öncesinde çıkam bir nefes alam ağaç mağaç güzel görünüyor.
yahu yan terasta bir kedi 'mivv mivv' yapıyor. ve pek tanıdık her kedi mivlamaz.
dikkat kesiliyorum. casper yan terasta. ben tabi şok yahu ne oluyor bu ne?
bir de bana ağlanıyor orada. aa benim eksik akıllı oğlum nasıl geçtin oraya gelsene geri, yok. korkmuş gel beni al diyor.
bir takım akrobatik hareketlerle geçtim komşunun terasına. o anki korku zaten kafam hemen açıldı.
bir şey değil komşu görse sapık sanacak, hırsız sanacak diyecek 'bu kadın gecenin bir yarısı niye, niçin ve benim tarafıma nasıl geçmiş?'
casper poposuna şaplağı yedi. şimdi küsüz bir süre konuşmayı düşünmüyorum, ceza verdim.
bu arada kapıları kendileri açıyor. aslında cokcok açıyor. pek meraklı çünkü kendileri. evin onların girmeyeceği tüm odaları kilitli. ben varken giriyorlar ben çıkınca kilitliyorum. yoksa vay halime orada kendilerinden geçiyorlar.
günaydın demiş miydim?
günaydın...

eve geldim uyurum belki diye ama nafile balkon ahalisi yine coşmuş.
martı ana bu sefer kocasını ve kankasını da getirmiş yanında.
bir sıkıntı var sanırım söyleşip duruyorlar.
bebek martıyı göremedim umarım konu onla alakalı değildir.
yine bir alıp veremedikleri var ama bakalım hayırlısı artık.
güzel bir kahve yapayım yanındada fındık yiyeyim enerjim gelsin.
yoo olmadı. *

kafam seme gibi.
yoo gece alınan aşırı dozdan değili ne münasebet.
yine bir şeyler peşindeler.

gözlerini dikmişler kuşlara hayır sanki analarının evinde her gün kuş yiyorlar.
kuş görünce 'miyav' yahu ne miyav?
hele casper'in halleri eğilmiş bakıyor birde gel de yeme dötünü şimdi.
mıncırma göbüşünü falan.
gece zaten casper bey yaramazlık yaptı. bir vukuatın ucundan döndük. senede bir yapar tam yapar salon beyefendisi yaramazlıklarını.
gece 2 civarı odama çıkamda yatam dedim. bir bakarsın arka teras açık. ara ara gündüz yukarıdayken açıyorum ama yukarıda değilsem kapayıp kitliyorum. zaten sineklik var zorlamıyorlar çıkmak için.
'allah allah kapatayım şunu' dedim.
öncesinde çıkam bir nefes alam ağaç mağaç güzel görünüyor.
yahu yan terasta bir kedi 'mivv mivv' yapıyor. ve pek tanıdık her kedi mivlamaz.
dikkat kesiliyorum. casper yan terasta. ben tabi şok yahu ne oluyor bu ne?
bir de bana ağlanıyor orada. aa benim eksik akıllı oğlum nasıl geçtin oraya gelsene geri, yok. korkmuş gel beni al diyor.
bir takım akrobatik hareketlerle geçtim komşunun terasına. o anki korku zaten kafam hemen açıldı.
bir şey değil komşu görse sapık sanacak, hırsız sanacak diyecek 'bu kadın gecenin bir yarısı niye, niçin ve benim tarafıma nasıl geçmiş?'
casper poposuna şaplağı yedi. şimdi küsüz bir süre konuşmayı düşünmüyorum, ceza verdim.
bu arada kapıları kendileri açıyor. aslında cokcok açıyor. pek meraklı çünkü kendileri. evin onların girmeyeceği tüm odaları kilitli. ben varken giriyorlar ben çıkınca kilitliyorum. yoksa vay halime orada kendilerinden geçiyorlar.
günaydın demiş miydim?
günaydın...
devamını gör...
arı usun eleştirisi
(bkz: arı usun eleştirisi) kant'a göre felsefe araştırmaları birer değerlendirme(eleştiri) olmalıdır. felsefe us ile yapılıyor. öyleyse usun değerlendirilebilmesi için onun ne olup ne olmadığını iyice anlamak gerekir. örneğin felsefe nasıl bir usla yapılıyor, deneyden yararlanmayan bir salt us. öyleyse bu salt us dediğimiz nedir ? işte kant'ın üç büyük kritiğinden biri olan salt usun eleştirisi bu sorunun karşılığını arayarak bize salt usun sınırlarını göstermeye çalışır. salt us a priori (duyarlığın verilerinden alınmamış, deneyden önce kendiliğinden olan) bir bilgiyi gerçekleştirdiği iddiasındadır. bu nesneler düzenini aşarak düşünce düzenine yükselmeyle eş değerdir. öyleyse salt usun bilme yöntemi transandantal ( aşkınsal, salt düşüncenin sınırlarını aşarak mümkün olan verilerle senteze varan mantık) dır. peki salt us bu yöntemle gerçek bir bilgi edinebilir mi ? kant'a göre bilginin ne olduğunu kısaca söylemek gerekirse kant; her bilgi bir yargıdır der. ancak her yargı bir bilgi vermek zorunda değildir. bunu şöyle örneklendirebiliriz. "her cisim yer kaplar" yargısı bize hiç bir yeni bilgi vermez. cisim kavramı esasen kendiliğinden yer kaplamayı içerdiğinden dolayı burada sadece bir çözümleme yapılıyor. cisim kavramı çözümlenerek kendisinde bulunan bir bilgi hiçbir gereği yokken tekrar ortaya konuyor. ama " bu yük ağırdır" dediğimiz zaman, bu yargı aynı zamanda bize bilgide verir. çünkü "yük" kavramı kendiliğinden ağır yada hafif olduğunu bildirmez burada diğer örneğimizin tersine bir çözümleme değil birleştirme yapıyoruz. "yük" kavramı ile "ağır" kavramını birleştirerek yeni bir bilgi elde ediyoruz. demek ki bize bilgi veren yargılar çözümsel değil bireşimsel yargılardır. peki salt us bu bireşimsel yargıyı transandantal yöntemle deneyi aşarak gerçekleştirebilir mi ? kant'ın cevabı gerçekleştiremez oluyor. böylece metafiziği kesin olarak yıkıyor. salt us, deneyden yararlanmadan hiçbir bilgi gerçekleştiremez. öyleyse metafizik tasarımlar, insanların romantik düşüncelerinden başka bir şey değildir. ( engelsin kendisini utangaç materyalist olarak tanımlaması biraz da bu yüzdendir.) artık kant öncesi tanrılaştırılan transandantal us'a güvenilmeyecektir. peki salt us, bireşimsel yargı olan bilgiyi niçin gerçekleştiremez? çünkü us, sadece bir birleştirme işini gerçekleştirmektedir ve bu iş için gerekli gereçleri nesneler düzeninden almaktadır. örneğin elimizde tuttuğumuz taşı yere bırakınca onun düştüğünü görüyoruz ve ancak ondan sonra a posteriori (deneyim ve algılarla sonradan edinilen bilgi) "bırakılan taş düşer" bilgisini edinebiliyoruz. bize duyarlık(görüler sağlayan, insanda bilgiyi sağlayan yeti) bu bilgileri zaman ve mekan içerisinde veriyor. oysa nesneler dünyasında zaman ve mekan diye bir şey yoktur. demek ki bunlar duyarlığın dışarıdan deney yoluyla almadığı verilerdir. peki öyleyse usun verileri midir? hayır usun verileri de olamazlar. çünkü küçük çocuklar zaman ve uzayı düşünmeden ve hiçbir ussal işlem gerçekleştirmeden sevdikleri şeye yaklaşıp sevmedikleri şeylerden uzaklaşırlar. yani duyarlık ne nesneler düzeninden ne de düşünceler düzeninden alır bu bilgiyi. kant' ın bu soruya cevabı sezi oluyor. kant için bunlar bir biçimdir ve ancak duyarlığın sezisiyle elde edilebilir. zaman iç duyarlığın biçimidir, mekan dış duyarlığın. katılmadıkları hiçbir duyumun gerçekleşemeyeceği bu biçimler usun verileri olmadıkları halde deneyüstüdürler. deneyden çıkarılmamıştırlar ama bunlarsız deneyde yapılmaz. kant burada aşkın kavramından deneyüstü kavramına geçer. ona göre aşkın bilgi olamaz ama deneyüstü bilgi olabilir. demek ki kant'a göre bilgi gene de nesneler düzeninden değil usun düşünme düzeninde gerçekleşmektedir. böylelikle kant kendi düşünme yöntemini ortaya koyuyor deney üstü yöntem.( transandantal metod: kant için aşkının değil deney öncesinin bilgisidir. yani bilginin sınırlarını aşan değil bu sınırların içinde kalan bilgi dile getirilir. kendinden önce gelen düşünürlerin bilgi sınırlarının üzerine çıkardıkları deneyüstünü kant tam tersine bilginin temeline oturtur.)
kant'a göre us, deneyin verileriyle bağını koparıp metafizik yapamayacağı gibi deneyin verilerinin arkasına geçerek fizik de yapamaz. çünkü deney bize sadece görünenleri vermektedir. bizse bu görünürlerin ardında bir de kendilik hayal ediyoruz ve yukarı sınırı aşmaya çalıştığımız gibi bu aşağı sınırı da aşmaya çalışıyoruz. kant, bu her iki aşamayı da aynı aşma saymakta ve usun kalıplarının sadece fenomene uygulayıp şeyin kendisine uygulanamayacağını söylemektedir. kant, böylelikle, usun sınırını kesinlikle çizmiş oluyor. bu sınır şeyin kendiliğidir ve hiçbir zaman aşılmamalıdır, çünkü bilinemez.
kant'a göre us, deneyin verileriyle bağını koparıp metafizik yapamayacağı gibi deneyin verilerinin arkasına geçerek fizik de yapamaz. çünkü deney bize sadece görünenleri vermektedir. bizse bu görünürlerin ardında bir de kendilik hayal ediyoruz ve yukarı sınırı aşmaya çalıştığımız gibi bu aşağı sınırı da aşmaya çalışıyoruz. kant, bu her iki aşamayı da aynı aşma saymakta ve usun kalıplarının sadece fenomene uygulayıp şeyin kendisine uygulanamayacağını söylemektedir. kant, böylelikle, usun sınırını kesinlikle çizmiş oluyor. bu sınır şeyin kendiliğidir ve hiçbir zaman aşılmamalıdır, çünkü bilinemez.
devamını gör...
lavinia
"lavinia ölüm çiçeği evet çok anlamlı çünkü sevgi ölmektir tek kişilik hayatında ölüp yeni biri ile başka bir hayata başlamaktır. "
özdemir asaf
shakespeare'in titus andronicus isimli eserinde, roma imparatorluğunun baş komutanı titus'un güzeller güzeli kızıdır lavinia. ölünce şehrin uzağında ki bir tepeye gömülür güzeller güzeli lavinia. aylar sonra mezarının üzerinde bir çiçek açar. o çiçeğe bölgede yaşayanlar "lavinia "ismini verirler.
"sana gitme demeyeceğim ama gitme, lavinia"
özdemir asaf
özdemir asaf
shakespeare'in titus andronicus isimli eserinde, roma imparatorluğunun baş komutanı titus'un güzeller güzeli kızıdır lavinia. ölünce şehrin uzağında ki bir tepeye gömülür güzeller güzeli lavinia. aylar sonra mezarının üzerinde bir çiçek açar. o çiçeğe bölgede yaşayanlar "lavinia "ismini verirler.
"sana gitme demeyeceğim ama gitme, lavinia"
özdemir asaf
devamını gör...
13 nisan 2021 kabine sonrası cumhurbaşkanlığı açıklamaları
cumhurbaşkanı erdoğan:
--türkiye ab ile ilişkilerinde her zaman samimi ve şeffaf olmuştur. ab liderleri ile gümrük birliği, vize serbestisi dahil gündemdeki gelişmeleri konuştuk.
--cumhurbaşkanı erdoğan: avrupa ülkelerinde salgın sürecindeki toplumsal kargaşalara verilen tepkiler, türkiye’ye yönelik çifte standardı gözler önüne sermiştir.
--biz hala ab tam üyelik hedefine bağlıyız. ab'den tek talebimiz üyeliği kabul edilen diğer ülkelerle aynı süreçlerden geçmek.
--ülkemize yeni ve sivil bir anayasa kavuşturma çalışmalarına titizlikle devam ediyoruz.
--ramazan ayının ilk iki haftasında kısmi kapanma uygulamasına geçiyoruz.
--vaka ve vefat sayılarımızın artış gösterdiği durumlarda ister istemez tedbirleri sıkılaştırmak zorunda kalıyoruz.
--hafta içi kısıtlama saatleri 19.00 - 05.00 arası güncellenmiştir.
--kısıtlama saatlerinde şehirler arası seyahatlere izin verilmeyecektir.
--65 yaş üstü ve 18 yaş altının şehir içi toplu taşıma araçlarını kullanma sınırlamasını yeniden getiriyoruz.
--lokanta ve benzeri işletmeler ramazan boyunca sadece paket servisi verebilecek.
--türkiye ab ile ilişkilerinde her zaman samimi ve şeffaf olmuştur. ab liderleri ile gümrük birliği, vize serbestisi dahil gündemdeki gelişmeleri konuştuk.
--cumhurbaşkanı erdoğan: avrupa ülkelerinde salgın sürecindeki toplumsal kargaşalara verilen tepkiler, türkiye’ye yönelik çifte standardı gözler önüne sermiştir.
--biz hala ab tam üyelik hedefine bağlıyız. ab'den tek talebimiz üyeliği kabul edilen diğer ülkelerle aynı süreçlerden geçmek.
--ülkemize yeni ve sivil bir anayasa kavuşturma çalışmalarına titizlikle devam ediyoruz.
--ramazan ayının ilk iki haftasında kısmi kapanma uygulamasına geçiyoruz.
--vaka ve vefat sayılarımızın artış gösterdiği durumlarda ister istemez tedbirleri sıkılaştırmak zorunda kalıyoruz.
--hafta içi kısıtlama saatleri 19.00 - 05.00 arası güncellenmiştir.
--kısıtlama saatlerinde şehirler arası seyahatlere izin verilmeyecektir.
--65 yaş üstü ve 18 yaş altının şehir içi toplu taşıma araçlarını kullanma sınırlamasını yeniden getiriyoruz.
--lokanta ve benzeri işletmeler ramazan boyunca sadece paket servisi verebilecek.
devamını gör...