karşı cinsle konuşma başlatmaya korkmak
başlatmaya korkmak degilde sonrasinda gitmesinden korkmak, boş yere umutlanmaktan korkmak ve bunun icin hiç konuşma girişimine girmemek daha dogrusu girememektir benim icin bu basligin anlami
devamını gör...
öyle birine aşık ol ki
allah celle celalahü rahmetini, sevgisini ve merhametini* üzerinizden eksik etmesin, melekler dualarında sizden bahsetsin, kırgınlık ve ayrılık kapınızı hiç çalmasın, 2 cihanda da mutlu mesut olun.
devamını gör...
mesafeli insan
gereksiz pişmanlıklar yaşamak istemeyen insandır. yeterince yaşamıştır, akıllanmıştır.
devamını gör...
imam hatipler bütün dünya için model okullardır
"seni kim ciddiye alır ki?" diye karşı soru sorulacak bir kişinin beyanatı.
kimse seni sallamıyor hacı. tüm ülkede zekan dalga konusu olmuş. sırf senin onuruna "bilal'e anlatır gibi anlatmak" diye deyim çıkmış.
boş yapma. bence sus. her konuştuğunda fena linç yiyorsun.
kimse seni sallamıyor hacı. tüm ülkede zekan dalga konusu olmuş. sırf senin onuruna "bilal'e anlatır gibi anlatmak" diye deyim çıkmış.
boş yapma. bence sus. her konuştuğunda fena linç yiyorsun.
devamını gör...
girişimcilik
her insan hayal kuruyor ama sadece birkaçı iş bitirebiliyor. güney afrika cumhuriyetine kaç tane türkün iş yapacağız diye geldiğini görmeniz lazım. ama çoğu bir kaç ay sonra buralar iyi değil yaa deyip, çekip gidiyor. ama kimiside işi becerebiliyor, biraz tecrübe ve karakter işi herkes yapamıyor. birde bizim türklerin lafını, tecrübelerini dinlemek lazım ama her türkün çok iş bilir gibi konuştuğunuda aklınızda bulunsun.
güney afrika'ya gidenler bilir, pencere ve kapı çerçeveleri genelde alüminyumdur. pvc ustası bir türk arkadaş geldi ve bu işi burada yapacağını söyleyince türklerin kimisi burada bu iş olmaz, burada alüminyum çerçeve kullanıyor millet, boşuna paranı harcama... dediler. adam bildiğini yaptı ve beyazların birkaç site inşaatını yaptıktan sonra işleri iyice açıldı ve şimdi paraya para demiyor. ama tabi dediğim gibi batan örnekler daha çok oluyor.
güney afrika'ya gidenler bilir, pencere ve kapı çerçeveleri genelde alüminyumdur. pvc ustası bir türk arkadaş geldi ve bu işi burada yapacağını söyleyince türklerin kimisi burada bu iş olmaz, burada alüminyum çerçeve kullanıyor millet, boşuna paranı harcama... dediler. adam bildiğini yaptı ve beyazların birkaç site inşaatını yaptıktan sonra işleri iyice açıldı ve şimdi paraya para demiyor. ama tabi dediğim gibi batan örnekler daha çok oluyor.
devamını gör...
random gülmek
sanal dünyanın son yıllarda gelen akımı. smiley yetmedi emoji cıktı o da yetmedi random gülüş çıktı bundan sonrası nereye gider bilmiyorum.
ben sayısalcı olduğum için rakamlı random gülüyorum mesela 324235.
ben sayısalcı olduğum için rakamlı random gülüyorum mesela 324235.
devamını gör...
yabancı kucak
ıan mcewan kitabıdır.
ayrıntı yayınlarının, gotik romanları bizle buluşturan kara ayrıntı setinin nadide bir parçasıdır yabancı kucak. ıan mcewan ingiltere’nin en büyük yazarlarında biri sayılmaktadır ve aldığı booker ödülü bu şanını pekiştirmiştir.
romanda mary ve colin bir tatile çıkarlar ve tatil mekanı olarak seçtikleri yer tam da gotik romanlara uygun bir kent olan venediktir. venedik sokaklarında gezinmeye başlayan çift sürekli birbirleriyle tartışırlar ama bu tartışmalar onların arasını açmaz aksine birbirlerine yakınlaştırmaya başlar onları. evli olmayan ama yedi senedir güzel bir birliktelik yaşayan çiftin birbirlerine olan bağımlılıkları yavaş yavaş alışkanlığa dönüşmüştür. colin oldukça yakışıklı bir adamdır. colin ve mary sokaklarda dolaşırken karşılarına robert isimli bir adam çıkar ve onları içmeye davet eder, çift bu daveti kabul eder. robert’tan ayrıldıktan sonra oteln yolunun bulamayan mary ve colin uykusuz ve yorucu bir gecenin sonunda robert’la tekrar karşılaşırlar.
robert’ın evine giden çift sabah kendilerine çıplak bir şekilde bulurlar. caroline -robert’ın karısı- onları karşılar bir türlü elbiselerini alamazlar. caroline çok garip bir kadındır. belindeki bir sorundan dolayı bir türlü rahatça oturamaz ve hareket edemez. evden ayrılmayı zorlanmadan başaran çift, okuyucuya bu esnada rahat bir nefes aldırır. zira caroline’le kaldıkları ve sohbet edilen bölüm oldukça gergin geçer. bu eve tekrar dönen çift bu sefer aynı rahat soluğu aldırmayacaklardır.
kitabın başında pavese’nin şu sözleri yer alır;
“yolculuk bir yabanıllıktır. sizi yabancılara güvenmeye, evinizde ve dostlarınızın yanındayken duyumsadığınız bütün o alışılmış huzurdan uzaklaşmaya zorlar. sürekli olarak başınız döner. temel şeyler dışında -yani hava, uyku, düşler, deniz ve gök dışında- hiçbir şey size ait değildir, her şey sonsuza ya da bizim sonsuz diye düşlediğimiz şeye yönelir.”
eğer dikkatli bir okursan bu sözleri okudaktan sohra kitabın sonunda seni affalatacak olan sahneye hazırlık yapmış olursun.başrollerinde oskar ödülü sahibi iki oyuncu vardır helen mirren ve christopher walken.
eğer kitabı okuyacak sabır ve incelik sende yoksa filmi mutlaka izlemelisin.
kitap 1990 yılında harold pinter’ın senoryolaştırmasıyla filme alınır. yönetmenliğini paul schrader yapar.
ayrıntı yayınlarının, gotik romanları bizle buluşturan kara ayrıntı setinin nadide bir parçasıdır yabancı kucak. ıan mcewan ingiltere’nin en büyük yazarlarında biri sayılmaktadır ve aldığı booker ödülü bu şanını pekiştirmiştir.
romanda mary ve colin bir tatile çıkarlar ve tatil mekanı olarak seçtikleri yer tam da gotik romanlara uygun bir kent olan venediktir. venedik sokaklarında gezinmeye başlayan çift sürekli birbirleriyle tartışırlar ama bu tartışmalar onların arasını açmaz aksine birbirlerine yakınlaştırmaya başlar onları. evli olmayan ama yedi senedir güzel bir birliktelik yaşayan çiftin birbirlerine olan bağımlılıkları yavaş yavaş alışkanlığa dönüşmüştür. colin oldukça yakışıklı bir adamdır. colin ve mary sokaklarda dolaşırken karşılarına robert isimli bir adam çıkar ve onları içmeye davet eder, çift bu daveti kabul eder. robert’tan ayrıldıktan sonra oteln yolunun bulamayan mary ve colin uykusuz ve yorucu bir gecenin sonunda robert’la tekrar karşılaşırlar.
robert’ın evine giden çift sabah kendilerine çıplak bir şekilde bulurlar. caroline -robert’ın karısı- onları karşılar bir türlü elbiselerini alamazlar. caroline çok garip bir kadındır. belindeki bir sorundan dolayı bir türlü rahatça oturamaz ve hareket edemez. evden ayrılmayı zorlanmadan başaran çift, okuyucuya bu esnada rahat bir nefes aldırır. zira caroline’le kaldıkları ve sohbet edilen bölüm oldukça gergin geçer. bu eve tekrar dönen çift bu sefer aynı rahat soluğu aldırmayacaklardır.
kitabın başında pavese’nin şu sözleri yer alır;
“yolculuk bir yabanıllıktır. sizi yabancılara güvenmeye, evinizde ve dostlarınızın yanındayken duyumsadığınız bütün o alışılmış huzurdan uzaklaşmaya zorlar. sürekli olarak başınız döner. temel şeyler dışında -yani hava, uyku, düşler, deniz ve gök dışında- hiçbir şey size ait değildir, her şey sonsuza ya da bizim sonsuz diye düşlediğimiz şeye yönelir.”
eğer dikkatli bir okursan bu sözleri okudaktan sohra kitabın sonunda seni affalatacak olan sahneye hazırlık yapmış olursun.başrollerinde oskar ödülü sahibi iki oyuncu vardır helen mirren ve christopher walken.
eğer kitabı okuyacak sabır ve incelik sende yoksa filmi mutlaka izlemelisin.
kitap 1990 yılında harold pinter’ın senoryolaştırmasıyla filme alınır. yönetmenliğini paul schrader yapar.
devamını gör...
bir yerlere ismini kazımanın bilinçaltı analizi
ayasofya’nın ikinci katındaki hünkar mahfeline çıkarken görülen bazı garip çizikler yıllarca anlaşılmamış, sonrasında viking diliyle yazıldığı anlaşılmıştı. yazının tercümesi, ise şöyle; “halvdan buradaydı.”
demek günümüze özgü bir davranış değil bu. orada olduğunu, sonradan gelecek olanlara bildirme ihtiyacı, belli ki bir iletişim aracıydı.
şu zaman için konuşursam, bir çok tarihi mekanı gezdim. bunu yapanlar, binlerce, yüzlerce yıllık tarihin üzerine de ‘x y’yi seviyor’ yazıyor. bir zamanlar mezar olmuş lahitlere bile yapıyorlar bunu. şu an için cahillik sembolü bana göre ; geçmiş zaman için belki de iletişim yöntemiydi bilemiyorum.
demek günümüze özgü bir davranış değil bu. orada olduğunu, sonradan gelecek olanlara bildirme ihtiyacı, belli ki bir iletişim aracıydı.
şu zaman için konuşursam, bir çok tarihi mekanı gezdim. bunu yapanlar, binlerce, yüzlerce yıllık tarihin üzerine de ‘x y’yi seviyor’ yazıyor. bir zamanlar mezar olmuş lahitlere bile yapıyorlar bunu. şu an için cahillik sembolü bana göre ; geçmiş zaman için belki de iletişim yöntemiydi bilemiyorum.
devamını gör...
olası uzaylı istilasında sığınılacak yer
bir kasa buz gibi bira eşliğinde ufak bir tekne ile denizin ortası. karşımda güzel bir manzara ve sessizlik arada belki huzurlu deniz sesi. gelen olursa da insan uzaylı farketmez ikram ederim bir bira takılırız.
devamını gör...
karacoğlan'ın en çapkın şair olması
esasinda bilgi tanımı girmeye hiç niyetim yok lakin bir yazar arkadaşım karacaoğlan icin 'o elif elif diye gezerdi' diye söyleyince bu konuyu izah etmek şart oldu.
yaz gelip de beş ayları doğunca
yaz gelip de beş ayları doğunca
açılmış bahçanın gülleri güzel
yaktı beni fadime’nin nazarı
zülüften ayrılmış telleri güzel
elif’i der isen nazlıdır nazlı
eşme’yi dersen de sırf ala gözlü
söyletme şerfe’yi bülbül avazlı
söylüyor zilha’nın dilleri güzel
emine’yi dersen incedir ince
bağdat’ın mısır’ın gülleri gonca
ayşe’nin kaşı da kalemden ince
sevmeye hürü’nün belleri güzel
döne güzelliğin halka bildirir
kamer pınardan da kabın doldurur
eşşe yürüşünde beni öldürür
sevmeli cennet’in boylan güzel
karadan da karac’oğlan karadan
sürün çirkinleri çıksın aradan
herkesi sevdiğ’ne verse yaradan
sevdiğim meryem'in benleri güzel.
fadime, elif, eşme, şerfe, zilha, emine, ayşe, hürü, döne, eşşe,cennet ve meryem yavaş, yavaş gel.* bir de burada geçmeyen leyla ve hatçe var.
aynı orhan veli kanık'ın garip'inde geçen dedikodu şiiri gibi değil mi?
dedikodu
kim söylemiş beni süheylâ'ya vurulmuşum diye?
kim görmüş, ama kim,eleni'yi öptüğümü
yüksekkaldırım'da, güpegündüz?
melâhat'i almışım da sonra
alemdar'a gitmişim, öyle mi?
onu sonra anlatırım fakat
kimin bacağını sıkmışım tramvayda?
güya bir de galata'ya dadanmışız;
kafaları çekip çekip
orada alıyormuşuz soluğu;
geç bunları, anam babam, geç;
geç bunları bir kalem;
bilirim ben yaptığımı.
ya o, muallâ'yı sandala atıp,
ruhumda hicranın'ı söyletme hikâyesi?
tüm bu "elif" yanılgısının sebebi; yaşar kemal'in üç anadolu efsanesi adlı kitabında, karacaoğlan ile elif'in kederli aşklarını anlatıyor olması. karacaoğlan ve elif ayrılıyorlardı sevdaları mutlu sonla bitmeyince bizimki yola revan olmuş haliyle sonra tut karacaoğlan'ı tutabilirsen.
bakar mısınız şu dizelerine?
seherden uğradım dostun köyüne
hoş geldin sevdiğim in dedi bana
tomurcuk memesin verdi ağzıma
yorgunsun sevdiğim em dedi bana
benim yârim gelişinden bellidir
ak elleri deste deste güllüdür
ibrişim kuşaklı ince bellidir
ince bellerimi sar dedi bana
benim yârim bana yalan söylemez
söylerse de gıybetimi eylemez
el yanında ikrarını söylemez
elleri uyut da gel dedi bana
mestine de deli gönül mestine
aşık olan gül gönderir dostuna
telli mahramasın attı üstüme
terlisin sevdiğim sil dedi bana
karac'oglan sırrın kime danışır
siyah zülfü mah yüzüne kıvrışır
ayrılanlar elbet bir gün kavuşur
ağlama sevdiğim gül dedi bana
sevdiğim kız abi dedi cümlesinin atası yine karacaoğlan imzası taşır. yaş alsa da uslanmamış.*
değirmenden geldim beygirim yüklü
şu kızı görenin del'olur aklı
on beş yaşında kırk beş belikli
bir kız bana emmi dedi neyleyim
birem birem toplayayım odunu
bilem dedim bilemedim adını
albıstan yanaklı türkmen kadını
bir kız bana emmi dedi neyleyim
bizim ilde urum olur uc olur
sızılaşır bozkurtları aç olur
bir yiğide emmi demek güç olur
bir kız bana emmi dedi neyleyim
karac'oğlan der ki n'olup n'olayım
akan sularınan ben de geleyim
sakal seni makkabınan yolayım
bir kız bana emmi dedi neyleyim
bu adam uslanmış elif elif diye gezmiş olabilir mi? gezmiş ama bir yere kadar.
incecikten bir kar yağar,
tozar elif, elif deyi...
deli gönül abdal olmuş,
gezer elif, elif deyi...
elif’in uğru nakışlı,
yavrı balaban bakışlı,
yayla çiçeği kokuşlu,
kokar elif, elif deyi...
elif kaşlarını çatar,
gamzesi sineme batar.
ak elleri kalem tutar,
yazar elif, elif deyi...
evlerinin önü çardak,
elif'in elinde bardak,
sanki yeşil başlı ördek
yüzer elif, elif deyi...
karac'oğlan eğmelerin,
gönül sevmez değmelerin,
iliklemiş düğmelerin,
çözer elif, elif deyi...
orhan veli'nin dediği gibi;
geç bunları anam babam geç bunları *
yaz gelip de beş ayları doğunca
yaz gelip de beş ayları doğunca
açılmış bahçanın gülleri güzel
yaktı beni fadime’nin nazarı
zülüften ayrılmış telleri güzel
elif’i der isen nazlıdır nazlı
eşme’yi dersen de sırf ala gözlü
söyletme şerfe’yi bülbül avazlı
söylüyor zilha’nın dilleri güzel
emine’yi dersen incedir ince
bağdat’ın mısır’ın gülleri gonca
ayşe’nin kaşı da kalemden ince
sevmeye hürü’nün belleri güzel
döne güzelliğin halka bildirir
kamer pınardan da kabın doldurur
eşşe yürüşünde beni öldürür
sevmeli cennet’in boylan güzel
karadan da karac’oğlan karadan
sürün çirkinleri çıksın aradan
herkesi sevdiğ’ne verse yaradan
sevdiğim meryem'in benleri güzel.
fadime, elif, eşme, şerfe, zilha, emine, ayşe, hürü, döne, eşşe,cennet ve meryem yavaş, yavaş gel.* bir de burada geçmeyen leyla ve hatçe var.
aynı orhan veli kanık'ın garip'inde geçen dedikodu şiiri gibi değil mi?
dedikodu
kim söylemiş beni süheylâ'ya vurulmuşum diye?
kim görmüş, ama kim,eleni'yi öptüğümü
yüksekkaldırım'da, güpegündüz?
melâhat'i almışım da sonra
alemdar'a gitmişim, öyle mi?
onu sonra anlatırım fakat
kimin bacağını sıkmışım tramvayda?
güya bir de galata'ya dadanmışız;
kafaları çekip çekip
orada alıyormuşuz soluğu;
geç bunları, anam babam, geç;
geç bunları bir kalem;
bilirim ben yaptığımı.
ya o, muallâ'yı sandala atıp,
ruhumda hicranın'ı söyletme hikâyesi?
tüm bu "elif" yanılgısının sebebi; yaşar kemal'in üç anadolu efsanesi adlı kitabında, karacaoğlan ile elif'in kederli aşklarını anlatıyor olması. karacaoğlan ve elif ayrılıyorlardı sevdaları mutlu sonla bitmeyince bizimki yola revan olmuş haliyle sonra tut karacaoğlan'ı tutabilirsen.
bakar mısınız şu dizelerine?
seherden uğradım dostun köyüne
hoş geldin sevdiğim in dedi bana
tomurcuk memesin verdi ağzıma
yorgunsun sevdiğim em dedi bana
benim yârim gelişinden bellidir
ak elleri deste deste güllüdür
ibrişim kuşaklı ince bellidir
ince bellerimi sar dedi bana
benim yârim bana yalan söylemez
söylerse de gıybetimi eylemez
el yanında ikrarını söylemez
elleri uyut da gel dedi bana
mestine de deli gönül mestine
aşık olan gül gönderir dostuna
telli mahramasın attı üstüme
terlisin sevdiğim sil dedi bana
karac'oglan sırrın kime danışır
siyah zülfü mah yüzüne kıvrışır
ayrılanlar elbet bir gün kavuşur
ağlama sevdiğim gül dedi bana
sevdiğim kız abi dedi cümlesinin atası yine karacaoğlan imzası taşır. yaş alsa da uslanmamış.*
değirmenden geldim beygirim yüklü
şu kızı görenin del'olur aklı
on beş yaşında kırk beş belikli
bir kız bana emmi dedi neyleyim
birem birem toplayayım odunu
bilem dedim bilemedim adını
albıstan yanaklı türkmen kadını
bir kız bana emmi dedi neyleyim
bizim ilde urum olur uc olur
sızılaşır bozkurtları aç olur
bir yiğide emmi demek güç olur
bir kız bana emmi dedi neyleyim
karac'oğlan der ki n'olup n'olayım
akan sularınan ben de geleyim
sakal seni makkabınan yolayım
bir kız bana emmi dedi neyleyim
bu adam uslanmış elif elif diye gezmiş olabilir mi? gezmiş ama bir yere kadar.
incecikten bir kar yağar,
tozar elif, elif deyi...
deli gönül abdal olmuş,
gezer elif, elif deyi...
elif’in uğru nakışlı,
yavrı balaban bakışlı,
yayla çiçeği kokuşlu,
kokar elif, elif deyi...
elif kaşlarını çatar,
gamzesi sineme batar.
ak elleri kalem tutar,
yazar elif, elif deyi...
evlerinin önü çardak,
elif'in elinde bardak,
sanki yeşil başlı ördek
yüzer elif, elif deyi...
karac'oğlan eğmelerin,
gönül sevmez değmelerin,
iliklemiş düğmelerin,
çözer elif, elif deyi...
orhan veli'nin dediği gibi;
geç bunları anam babam geç bunları *
devamını gör...
normal sözlük’te aynı görüşü paylaşmadığım kişiler olması
gerçek hayatta da var olan durumdur. aynı görüşü paylaşmadığım ama yazdığı tanımları beğendim yazarlar var. farklı görüşleri okumak, dinlemek ve sorgulamak kişisel gelişim için de yararlı olabilecektir diye düşünüyorum.
devamını gör...
bulgarian
10 numera 5 yıldız yazar. tanım girmiyor wikipedia maddesi giriyor sanki.
devamını gör...
hammurabi
sümerlere ve akadlara ait şehirleri ele geçirerek (bkz: dört iklimin hükümdarı) unvanını almıştır.
devamını gör...
anneyle olan ilişki
az önce beraber uyuyalım dedik eskisi gibi..* önce yüz yüze yattık ama baktık rahat değiliz, kaşık pozisyonu aldık. içim dışım sıcacık oldu. bunu daha sık yapalım derdim de annem uyurken çoook yavaş nefes alıp veriyor. ayak uyduracağım diye saniyelerce soluğum kesildi.*
devamını gör...
türklere özgü davranışlar
dünyanın dört bir yanında bir şekilde birbirlerini bulmak.
bakın bu çok gizemli.
bakın bu çok gizemli.
devamını gör...
sözlük erkeklerini özlemek
birkaç gün sözlüğe girmemekle bünyede kendini hissettiren yoğun duygu.
hepinizi özledim beyler. hemde çok. sizler için döndüm bebekler.
hepinizi özledim beyler. hemde çok. sizler için döndüm bebekler.
devamını gör...
28 şubat 2021 normal sözlük’ün çökmesi
sakin olun yoldaş birazdan tv'ye çıkıp sokağa çıkın talimatı verecek. bu sözlüğü yenemeyecekler. başaramayacaksınız.
devamını gör...
pazar günü çalışmak
alıştık artık, bünyeye o kadar da ağır gelmiyor.
ama berbat bir psikolojisi var, ulan 17 senedir aralıksız çalışıyorum bir kez olsun rahat edeceğim bir işte çalışamadım.
tabi ki bunun için kimseyi suçlamak haddim değil çünkü tam olarak yazın yediğim hurmaların kışın kıçımı tırmaladığı evredeyim.
kendim ettim kendim buldum.
ama berbat bir psikolojisi var, ulan 17 senedir aralıksız çalışıyorum bir kez olsun rahat edeceğim bir işte çalışamadım.
tabi ki bunun için kimseyi suçlamak haddim değil çünkü tam olarak yazın yediğim hurmaların kışın kıçımı tırmaladığı evredeyim.
kendim ettim kendim buldum.
devamını gör...
evde vakit geçirmeyi seven insan
evde kitap okumak, film, dizi izlemek, müzik dinlemek varken neden dışarı çıkayım ki? bana kalsa hiç dışarı çıkmam ama işte..
devamını gör...
