arolium
kafa sözlüğün en araştırmacı kişilikli yazarıdır. ilgiyle takip ediyoruz, hep yazsın.
devamını gör...
martin eden
bazen kitaplarda insanlar kendilerini bulurlar ya hani. bu kitapta başından sonuna kadar ben kendimi okudum. martin eden'in kitaplara ve bilgiye doymaması , doymadıkça okuması okudukça içinden çıktığı kültüre ve insanlara yabancılaşması tam olarak kendimim. sonunda dünyaya yabancılaşması ve kendini buraya ait hissetmemesini çok iyi anlıyorum.
--! spoiler !--
allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun.
--! spoiler !--
--! spoiler !--
allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun.
--! spoiler !--
devamını gör...
takipçisi azalmasın diye gerçek fikirlerini yazmayan yazar
burası zaten fikirlerini açıkça yazabileceğin yer değil mi burada da yazamiyacaksin o fikirleri ne diye düşünüyorlar ki...
devamını gör...
31 ocak 2021 beşiktaş trabzonspor maçı
küfürsüz, argosuz yorum okumak, fanatiklik değil l,futbol sever olarak yorumlamak çok güzel, hepimizin tuttuğu takım var; adam gibi futbol konuşulur sözlükte yeter ki,küfür ,hakaret fanatizm olmasın.
lütfen böyle devam edelim, lütfen bir birimizin fikirlerine saygı gösterelim.
lütfen böyle devam edelim, lütfen bir birimizin fikirlerine saygı gösterelim.
devamını gör...
28 aralık 2020 asgari ücret açıklaması
asgari ücret tespit komisyonu'nun dördüncü ve son toplantısı ile kararlaştırılması beklenen 2021 yılı asgari ücretidir.
/
aile, çalışma ve sosyal hizmetler bakanı zehra zümrüt selçuk, 2021 asgari ücret zammının, 2021 yılı için brüt 3 bin 577 lira 50 kuruş, net 2 bin 825 lira 90 kuruş olarak belirlendiğini duyurdu. bakan selçuk, "asgari ücret geçen yıla göre 500 lira artmıştır, yüzde 21,56 oranında yükselmiştir." ifadelerini kullandı.
brüt: 3 bin 577 lira 50 kuruş
net: 2 bin 825 lira 90 kuruş.
www.sabah.com.tr/ekonomi/20...
/
aile, çalışma ve sosyal hizmetler bakanı zehra zümrüt selçuk, 2021 asgari ücret zammının, 2021 yılı için brüt 3 bin 577 lira 50 kuruş, net 2 bin 825 lira 90 kuruş olarak belirlendiğini duyurdu. bakan selçuk, "asgari ücret geçen yıla göre 500 lira artmıştır, yüzde 21,56 oranında yükselmiştir." ifadelerini kullandı.
brüt: 3 bin 577 lira 50 kuruş
net: 2 bin 825 lira 90 kuruş.
www.sabah.com.tr/ekonomi/20...
devamını gör...
güçlü kadınların ortak özelliği
kendilerini tanımlamak için başkalarına ihtiyaç duymazlar. kendini gerçekleştirmiş kadınlardır ve var olmak için kimsenin onayını istemezler.
devamını gör...
sherlock holmes
iskoç yazar ve hekim sir arthur canon doyle tarafından yaratılmış keskin zekalı, asosyal ve kusursuz gözlem gücüne sahip ingiliz dedektiftir. (bkz: ingiliz diplomasisi) harika işlemiş (bkz: çıkarım bilimini) üzerine tasarlanmış enfes bir senaryo, oyunculuklarıyla, senaryosuyla gelmiş geçmiş en iyi dizilerden biri. özellikle benedict cumberbatch'in çok iyi bir oyuncu olmasına rağmen yeni yeni keşfedilmesini sağlayan roldür. çok yetenekli bir oyuncu ve sherlock sayesinde onu daha çok görme şansımız oluyor. tek problem onu daha çok görürken sherlock'u görmenin zorlaşması.
dizi aslında amerikalıların ve ingilizlerin televizyon ve dizi kültürüne yaklaşımları arasındaki farkları da çıkartıp masaya vuruyor. malum amerikalıların da sherlock'un ekmeğini yemek için piyasaya sürdüğü bir dizi var elementary diye. aslında dizi güzel dizi de, bir buna bakıyorum bir de her bölümü sinema filmi tadındaki sherlock'a. ingilizler bir kez daha amerikalıları nakavt ediyor.
"imkansızları elediğinde geriye kalan, ne kadar umulmadık olduğu önem arz etmeksizin, hakikatin kendisi olmalıdır."
aynı zamanda polisiye bir romandır. eğer dizisini izlemesem okumayı çok isterdim. ingilizlerin de diplomasi ve politik zekası ortada ve bunu çok iyi işleyen bir akışa ve dataylara sahip. benim gibi fantastik kurgulara bayılanlar için kaçınılmaz bir öneridir.
dizi aslında amerikalıların ve ingilizlerin televizyon ve dizi kültürüne yaklaşımları arasındaki farkları da çıkartıp masaya vuruyor. malum amerikalıların da sherlock'un ekmeğini yemek için piyasaya sürdüğü bir dizi var elementary diye. aslında dizi güzel dizi de, bir buna bakıyorum bir de her bölümü sinema filmi tadındaki sherlock'a. ingilizler bir kez daha amerikalıları nakavt ediyor.
"imkansızları elediğinde geriye kalan, ne kadar umulmadık olduğu önem arz etmeksizin, hakikatin kendisi olmalıdır."
aynı zamanda polisiye bir romandır. eğer dizisini izlemesem okumayı çok isterdim. ingilizlerin de diplomasi ve politik zekası ortada ve bunu çok iyi işleyen bir akışa ve dataylara sahip. benim gibi fantastik kurgulara bayılanlar için kaçınılmaz bir öneridir.
devamını gör...
kitap alıntıları
güçlüsün, ama yüreğinin bir yerindeki çatlaktan bu güç akıp gidiyor. bu çatlağı kapamayı başaramazsan gücünü tamamen yitireceksin, zavallı biri olacaksın. bu çatlaktan ne sızıyor dışarıya, biliyor musun? her an patlamaya hazır, tehlikeli, kocaman bir duygu balonu. neden böyle bir balon büyüttün içinde? yaşamlarından memnun, mutlu insanları görünce neden durup dururken sinirleniyorsun? onları bu kadar çok küçümsemenin nedeni ne, niye onları incitmek istiyorsun? tamam seni anlıyorum, onların hepsinin aptal olduğunu düşünüyorsun, onları küçümsüyorsun; çünkü sen onlar yüzünden başarısız ve öfkeli biri oldun, onların ahlak anlayışları ve mutlu olma yöntemleri bu kocaman dünyayı yönettiği için sen onlara yenik düştün. bu düşüncelerin beynini işgal etmesine izin vermemelisin, çünkü senin asıl düşmanın bir kurşun kadar yok edici olabilen bu kötü düşüncelerdir. kurşunlar, kurbanlarını seçip onları hemen öldürdükleri için çok acı vermezler. ama senin içinde yalnızca kurşun değil, bakteriler de var. bakteriler insanı birden öldürmezler; onu yavaş yavaş yıpratarak en sonunda bir ucubeye dönüştürürler, bu ucubenin yaşamak için tek şansı vardır, o da küçümseme ve nefretle bilenmiş oklarını çevresine rasgele fırlatmaktır. bir sürü şeye sahip olabilir bu ucube; ama hayatta hiç başarılı olamaz, çünkü kendi kendisinin düşmanı olduğu için sahip olduğu şeyler ile mutlu olmayı hiçbir zaman beceremez. soğukkanlılıkla - truman capote
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
aynı evde yaşıyormuş gibi girilen entrylerdir. fakat benim gibi bazı illegal psikopat yazarlar tabuları yıkıp tanımı yapıp direkt çekip gitmektedirler.
devamını gör...
nana korobi ya oki
japonca bir söz. yedi kez düş, sekiz kez kalk anlamına gelir. ne olursa olsun hayata tutunmayı, savaşmayı ve yoluna devam edebilmeyi belirtmektedir.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
yine ben yalnız, yine ben damsız... bu şarkıda düet yapmak fikri, lütfen çıkar mısın çok azıcık aklımdan? * saygılar, bol sevgiler. sevgili imperactus, yine koskocaman bir teşekkür *
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
arkadaşlarım ev soğuk dediği zaman tamam kombiyi arttırıyorum şimdi diyorum ama asla arttırmıyorum. plasebo etkisiyle fatura tasarrufu mümkün.
devamını gör...
benim adım kırmızı
bu entry çokça spoiler içerebilir!
orhan pamuk’un mükemmel eseri. bir renk çığlığı, eski istanbul’un daracak sokaklarına sığınan nakkaşların asırlar sonrasına seslenişi, polisiye roman, tarihi roman.
açıkcası orhan pamuk’u ilk kez okumaya başladığımda (kar ile başlamıştım) beklentilerim çok yüksekti. beklentilerimi karşıladı mı ? bir konu hariç evet, beklentilerimi sonuna kadar karşıladı. bu kitapta da aynısı oldu. orhan pamuk’un kitaplarında beklentilerimi karşılamayan tek konu karakter derinliği oldu, oluyor. hiçbir romanında karakterlerin derinine inemedim, onlar gibi düşünemedim. çünkü o kadar çok fikir değiştiriyorlar, o kadar arada kalıyorlar ki, hızlarına yetişemiyorum, bu da onları anlamamı zorlaştırdığı gibi, onlar gibi düşünmemi de zorlaştırıyor. örneğin bu romandaki şeküre’yi ele alalım. şeküre kimi tercih edeceği konusunda öylesine kararsız kalıyor ki, bir paragrafta o kadar çok fikir değiştiriyor ki onun ne yapmaya çalıştığını anlamıyorum. şeküre’ye tamam, dul bir kadın ikinci evliliğinde daha güvende olmak istiyor diyelim ancak diğer karakterlerde de aynı tadı alıyorum. uzatmayayım, orhan pamuk’un romanlarının karakterlerini pek özümseyemediğimi söyleyebilirim.
artılarına gelirsek.
orhan pamuk, romanlarını gerçekten inanılmaz kurguluyor. romanın geçeceği tarihleri öylesine iyi araştırıyor, öylesine iyi özümsüyor ki, yazdığı eserlerin kurgusunda hiçbir eksik kalmıyor. bu kitap içinde aynısı geçerli. kitabın geçeceği dönemi, nakkaşları o kadar iyi biliyor ki, romanı kurgulamakta hiç mi hiç zorlanmadığını düşünüyorum. orhan pamuk yalnızca romanlarının kurgusu için bile okunur.
dil konusuna gelirsek.
açıkcası kitabın dilini çok zor, anlaşılmaz bulduğumu söyleyemeceğim. yer yer nokta koyulmadan bitirilen sayfalar sıksa da orhan pamuk gayet anlaşılır bir dille yazmış bence. (dil bilgisi bilgimin biraz kıt olduğu gerçeğini bilmenizi isterim.)
dil konusunda kara kitap’ın sanırım biraz önünde, onu da belirteyim. (ruh halimin berbat olduğu bir dönemde okumaya çalıştığım kara kitap’ı 50. sayfaya gelmeden bırakmamın nedeni dilidir, bunun bilinmesini isterim. o yüzden kara kitap’a bir şans daha vereceğimi bilmenizi istiyorum.)
uzatmayayım efenim, karakter derinliği pek sevemedim, kurgusuna ve karınca misali üzerine çalışması, işlenmesine hayran kaldım, dili de fena bulmadım.
orhan pamuk’un mükemmel eseri. bir renk çığlığı, eski istanbul’un daracak sokaklarına sığınan nakkaşların asırlar sonrasına seslenişi, polisiye roman, tarihi roman.
açıkcası orhan pamuk’u ilk kez okumaya başladığımda (kar ile başlamıştım) beklentilerim çok yüksekti. beklentilerimi karşıladı mı ? bir konu hariç evet, beklentilerimi sonuna kadar karşıladı. bu kitapta da aynısı oldu. orhan pamuk’un kitaplarında beklentilerimi karşılamayan tek konu karakter derinliği oldu, oluyor. hiçbir romanında karakterlerin derinine inemedim, onlar gibi düşünemedim. çünkü o kadar çok fikir değiştiriyorlar, o kadar arada kalıyorlar ki, hızlarına yetişemiyorum, bu da onları anlamamı zorlaştırdığı gibi, onlar gibi düşünmemi de zorlaştırıyor. örneğin bu romandaki şeküre’yi ele alalım. şeküre kimi tercih edeceği konusunda öylesine kararsız kalıyor ki, bir paragrafta o kadar çok fikir değiştiriyor ki onun ne yapmaya çalıştığını anlamıyorum. şeküre’ye tamam, dul bir kadın ikinci evliliğinde daha güvende olmak istiyor diyelim ancak diğer karakterlerde de aynı tadı alıyorum. uzatmayayım, orhan pamuk’un romanlarının karakterlerini pek özümseyemediğimi söyleyebilirim.
artılarına gelirsek.
orhan pamuk, romanlarını gerçekten inanılmaz kurguluyor. romanın geçeceği tarihleri öylesine iyi araştırıyor, öylesine iyi özümsüyor ki, yazdığı eserlerin kurgusunda hiçbir eksik kalmıyor. bu kitap içinde aynısı geçerli. kitabın geçeceği dönemi, nakkaşları o kadar iyi biliyor ki, romanı kurgulamakta hiç mi hiç zorlanmadığını düşünüyorum. orhan pamuk yalnızca romanlarının kurgusu için bile okunur.
dil konusuna gelirsek.
açıkcası kitabın dilini çok zor, anlaşılmaz bulduğumu söyleyemeceğim. yer yer nokta koyulmadan bitirilen sayfalar sıksa da orhan pamuk gayet anlaşılır bir dille yazmış bence. (dil bilgisi bilgimin biraz kıt olduğu gerçeğini bilmenizi isterim.)
dil konusunda kara kitap’ın sanırım biraz önünde, onu da belirteyim. (ruh halimin berbat olduğu bir dönemde okumaya çalıştığım kara kitap’ı 50. sayfaya gelmeden bırakmamın nedeni dilidir, bunun bilinmesini isterim. o yüzden kara kitap’a bir şans daha vereceğimi bilmenizi istiyorum.)
uzatmayayım efenim, karakter derinliği pek sevemedim, kurgusuna ve karınca misali üzerine çalışması, işlenmesine hayran kaldım, dili de fena bulmadım.
devamını gör...
savaşmak vs teslim olmak
teslim olmak insanin ruhuna aykiri bir durum. ınsani icten bitirir, ruhunu kemirir, silik, amacsiz sadece nefes alan ama yasamayan bir canli haline donusturur...
ben 20'li yaslarimi teslim olarak gecirdim diyebilirim. savasmaya luzum gormedim. konforlu alanimdan cikmaya korktum, huzurumun bozulmasindan endiselendim. dahasi kar-zarar iliskisi kurarak yapacagim savasin aleyhime sonuclanacagini dusundum. gunun sonunda da kendime donup baktigimda kolunu kaldirmaya bile usenen bir benle karsilastim ve tabii ki sonrasi kocaman bir "keske" ... lafi baglayacak olursak kesinlikle savasmak lazim. kendimizi bulabilmemiz icin, bir seyleri elde edebilmemiz icin yine bir seylerden fedakarlik yapmak zorundayız korkarak, oldugu yerde sayarak insan ne pişer, ne dolu dolu yaşadim der, ne de geceleri ortaya cikan o keskeleri susturabilir. birde nedendir bilmiyorum ama yapilan eylemin keşkesinden cok, korkarak vazgecilenlerin keşkeleri insanin canini daha cok acitiyor.
ben 20'li yaslarimi teslim olarak gecirdim diyebilirim. savasmaya luzum gormedim. konforlu alanimdan cikmaya korktum, huzurumun bozulmasindan endiselendim. dahasi kar-zarar iliskisi kurarak yapacagim savasin aleyhime sonuclanacagini dusundum. gunun sonunda da kendime donup baktigimda kolunu kaldirmaya bile usenen bir benle karsilastim ve tabii ki sonrasi kocaman bir "keske" ... lafi baglayacak olursak kesinlikle savasmak lazim. kendimizi bulabilmemiz icin, bir seyleri elde edebilmemiz icin yine bir seylerden fedakarlik yapmak zorundayız korkarak, oldugu yerde sayarak insan ne pişer, ne dolu dolu yaşadim der, ne de geceleri ortaya cikan o keskeleri susturabilir. birde nedendir bilmiyorum ama yapilan eylemin keşkesinden cok, korkarak vazgecilenlerin keşkeleri insanin canini daha cok acitiyor.
devamını gör...
evli sözlük yazarlarının sözlükte neden yazdığı sorunsalı
evliler de yazar. evli insanların da yazma hakkı vardır. gereksiz bir sorunsal oluşturulmuş, böyle arayışların varsa başka kapıya genç.
devamını gör...
bağırarak konuşan insan
lan bi sus (bkz: şöyle koyayım böyle koyayım) denilesi insandır.*
sağır yok karşında kardeşim, relax, sakin, bruhhhh.*
sağır yok karşında kardeşim, relax, sakin, bruhhhh.*
devamını gör...
keremyildiz
ulu'dan geldiği belli olan yazar.
devamını gör...
başlık açıp başlığı tanımlamadan entry girmek
sırf başlık açmış olmak için başlık açanlarda görülen yetersizlik. bir başlık açıyor iseniz, o başlığı tanımlayın. ilk entry size ait çünkü.
devamını gör...

