rabbişkom hem örgütlenip, hem moderasyonun arkasından sallayıp, inanamıyoroooom beni de takip etmiş aa ben etmiyormuşum hemen takibe aldım ehe ühe kem küm yapanlardan da sakınsın bizi.

günlük duamızıda ettik, çok şükür.
devamını gör...

yazarlık bir meslektir . görevi yazı ortaya çıkarmaktır. dergi yazarlığı kitap yazarlığı gibi işlerde çalışırlar. yazar yazıyı icra eden kişi ister para kazanmak için icra eder ister hayrına icra eder. eskiden pek para kazanılmamasından ötürü insanlar bir mesleğin yanında yazarlık yapmışlar o yüzden böyle bir soru ortaya çıkıyor. günümüzde yazarak para kazanmak sizi rahat rahat geçindirecektir. kötü çocuk yazarı bile yazardır. evet öyledir maalesef. burda biz okuyanların yani müşterilerin haklı hak eden işe para vermesi gerekir. yetenekli yazarların para kazanmaması onları başka işlerde çalışmaya iter dolayısıyla tam konsantre yetenekli olduğu işi yapamaz dolayısıyla bir yetenek kaybolmuş olur.
devamını gör...

mesafe kaliteli iletişimin mihenk taşıdır. samimi olduğun, mesafeyi sıfır noktasına indirdiğin insanlarla bile çoğu zaman sıkıntı yaşarsın. sevdiğin için tolere edebilirsin fakat herkes'i sevip içine alamazsın. oradan oraya savrulmamak için mesafemizi koruyalım.*tabii bunu yaparken itici olmamaya özen göstermeli. farkettirmeden çizgini belirle ama gülümsemeyi unutma.
devamını gör...

gençliğim.
devamını gör...

kimine göre uzun, kimine göre kısa süreli sayılabilecek bir kafa izninden sonra aramıza dönmüş yazar. neden gitti? niye gitti? nasıl gitti? ne zaman gitti? hasılı gitti. ama geldi.
geldi mi? geldi.
kedianası. ünvanını hakediyor olacak ki kedili girdileri pek bir okunası. bazen üzüyor, bazen sevindiriyor, bazen de sevindirirken üzüyor. öylesine garip.
kendisi son zamanlarda filmli ve dizili girdileri ile de gözüme girdi. takdir ettim, aferin verdim, üç evetle yolladım. kargo şirketi yolda kaybetmiş…

neyse efendim, umarım yazmaya devam eder de kafa izni almaz tekrar. hem ne izni bu günlerde. sıcak var sıcak! biraz bekle, havalar soğuyunca çıkarsın *
devamını gör...

kendinizi, kendinizle zaman geçirmeyi yalnızlık sanmayacağınız şekilde yetiştirin.
devamını gör...

yapayalnız olduğunun farkına varıp bununla baş edemeyen insan eylemi.
*
abd'de milton adında yaşlı bir adam, bürosunda yolda birisi bana gülümserse intihar etmeyeceğim notunu bırakır, iki kilometre boyunca yürüyüp köprüden atlayarak intihar eder.
devamını gör...

tutmayan, hakettiği değeri görmeyen,elimden geldiğince oy fav ile desteklemeye çalıştığım,bu sözlüğün öksüz gariban başlıkları.

(bkz: sözlüğün kaos sevmesi)
devamını gör...

yazdığı-söylediği mizahi şarkıları ile 1950-60'lı yıllarda oldukça meşhur olan amerikalı şarkıcı, söz yazarı, piyanist ve matematikçi komedyendir. sheldon cooper da dahil amerikalı çocukların periyodik tabloyu ezberlediği şarkısı olan the element song ile de bilinir. bunun dışında poisining pigeons in the park, the vatican rag, we will all go together when we go gibi daha birçok neşeli şarkısı da bulunmaktadır.

the element song'u şöyle bırakayım (lehrer burada aristo'yu da tiye alıyor,sonuna dikkat):
devamını gör...

kadınlardan sonra şimdi de sıra erkeklerde niye böyleyiz anlayamıyorum gerçekten.
devamını gör...

bi tarihçi olarak saçma beyanlara oldum olası açık olduğumu belirttiğim başlık.

zira misal verecek olursak; bir derste osmanlı devleti'nin 1299'da kurulduğunu iddia ederken, bir diğer dersimizde, 1302'de kurulduğunu kabul etmek zorunda kalıyorduk.
bunda baskı var mıydı? hayır elbette yoktu. tamamen hocanın görüşleri doğrultusunda sınıfın ileri görüşü hakimdi...
şayet kendi görüşünü ortaya atarsan, ki bu daha makbul görünürdü, onu çeşitli argümanlarla desteklemen ve kanıtlaman gerekirdi. bunda hocaların amacı tarihin bilimselliğini bize aşılamaktı. aşıladılar. hem öyle aşıladılar ki, dersini geçemeyeceğimi iddia eden arkadaşlarıma rağmen 1302 diyen hocanın dersinde 1299'u, 1299 diyen hocanın dersinde ise; 1302 tarihini savundum. ve evet, derste bahsedilen argümanları da kanıtsayarak rahatlıkla o dersi geçtim.

şimdi hal böyle iken hiçbir tarihçinin hiçbir beyanı saçma değildir: eğer o iddiayı destekleyecek kanıtlar bulabiliyorsa. çok mu kızdın? kabul mu edemiyorsun?.. o zaman, işin doğrusu hakkında, argümanları çat çat çat sunan bir makale yazarsın: o tarihçiyi de bilim dünyasına madara edersin.
bizde işler, böyle yürüyor.
bu nedenle ne üzülün, ne kızın, ne kanıksayın, ne de küfredin.. nasılsa kısa zamanda işinin erbabı bi'tarihçi çıkacak ve çok sevdiğiniz (!) murat bardakçı hocanızın, sözde kanıt beyanlarını, hiçe çıkaracak bir antitezle o iddiaları çürütecektir.
endişelenmeyin...
devamını gör...

çekilinnnn ben evliyim *
önce ciddi ciddi yazdım, yazdım; sonra bir şarkı ile cevap vermek istedim bu başlığa...

beni kategorize etme

şaka bir yana iticiliğin evli olmakla alakalı olduğunu düşünmüyorum ben, kendi başına da zaten itici olan insanlardır onlar.

ciddiye alırsak yazacak gerçekten çok şey var, bunun temeli insanların çocuk yetiştirme tarzına-tavrına, bizim toplulumuzun insana-evliliğe bakışına, örf-adetlere kadar gider, tespitler de yaparız ama gerek var mı? bence yok...

itici ve evli * insanlardan uzak, mutlu günler dilerim hepinize sözlük ahalisi *
devamını gör...

franz kafka hiç yerine konulma duygusunu en iyi işleyen yazarlardan. dava'nın baş kahramanı joseph k. tek suçum insan olmak diyor. konunun adalet sistemiyle ilintili olmasıda ayrı bir ironi.

herkes beraberinde taşıdığı bir parmaklığın ardında yaşıyor..

dava, sisteme ve hayata karşı sitemkar yaklaşan bir insanın mücadelesinin hiç olması hikayesidir.kafka her ne kadar ümitsiz olsada ufacık bir umut kapısı aralar okuyucusuna teselli için.

çekinme ve sana doğru görüneni yap.
devamını gör...

kendisi 1913 doğumlu amerikalı bir insan hakları savunucusudur. 1955 yılında bir iş çıkışı alabamada beyaz yolcuya yer verme kuralını uymamıştır ancak belirlenen kurallarda abd güney eyaletlerinde siyahilerin otobüste ön koltuklarda oturmaları açıkça yasaktır. rosa parks otobüs şoförünün ısrarına rağmen yerinden kalkmamış ve bunun üzerine tutuklanmıştır. şoförün “neden kalkmıyorsun ?” soruna ise gayet rahat bir şekilde, ‘çünkü kalkıp yerimi bir başkasına vermem gerektiğine inanmıyorum.’ yanıtını verdi. kendisine para cezası verilerek serbest kalmıştır. bu olayların üzerine otobüs boykotları başlamış ve bu boykot 1956 yılına kadar devam etmiştir akabinde bu uygulama 1956 yılının aralık ayında kaldırılmıştır. hayatı boyunca ırkçılığa karşı mücadele etmiştir. rosa park verdiği röportajların birinde “aşağılanmak istemiyordum. parasını ödediğim koltuktan kaldırılmak istemiyordum. tutuklanmak gibi hevesim yoktu. zaten işim başımdan aşkındı. ancak o yol ayrımına gelince, direnişi seçmekte tereddüt etmedim. çünkü buna artık yeterince katlandığımızı hissettim. ne kadar taviz versek, ne kadar sussak, baskı da aynı oranda artıyordu.” diyerek düşüncelerini savundu. 1999 yılında tıme dergisi tarafından kendisine 21 .yy insan hakları savunucusu ödülü almış aynı yıl amerikan kongresi tarafından madalya ile onurlandırılmıştır. 2005 yılında aramızdan ayrılmıştır.



edit: görsel ve röportaj eklenmiştir. tık tıktık tık

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

taharet musluğu solda diye kendimizi nasıl da ahlaklı sanıyoruz... yazık... onca çocuk tecavüze uğradı. bu mu ahlak?!!!
devamını gör...

okul idaresinin, bakanlığın; öğrencinin imkân yetersizliğini ya da keyfi sorumsuzluğunu öğretmene yıkma çabasından başka bir şey değildir. 30 kişilik bir sınıfta kimse derse girmeyecek ve bunun acısı bir tek öğretmenden çıkarılacak öyle mi? o okulda müdür, o ildeki il müdürü ne iş yapıyor? makamlarında plaket mi kabul ediyor? sizler de bu kafayla bakarsanız, sömürünün dik alası devam eder. döner sömürülenlere gülersiniz. tebrikler.
devamını gör...

#1008387 yazı bir çok kişinin hislerine tercüman oldu. ilmek ilmek anlatmış tüm süreci tebrik ederim. bunun bir üst aşaması herkesi bir bir silmek oluyor. çevrendeki boş boğazlı insanlardan uzaklaşmak kurtulmakta diyebiliriz.
neden iş bulamıyorsun?
çalışmak istemiyor musun?
herkes buluyor vallaha sen hiç başvuru yapmıyor musun? ciddiye alıp savaşıyorsun bunlarla sinirli bir insan olup çıkıyorsun.ilk başlarda kendini eksik hissediyorsun onlar konuştuğunda gözlerin doluyor sonra lafların altında kalmak istemiyorsun onların yaptığı gibi kalp kırmaya başlıyorsun. bir keresinde ben çalışmamayı tercih ediyorum dediğimde benim trollediğimi anlamayacak saflıktaki kişi'nin salak bir yüz ifadesiyle karşılaşmıştım.o an ki sorgulamam da bu gerizekalı iş bulmuş çalışıyor sen nasıl bulamıyorsun şeklinde oluyor genelde. meraklı değiliz işsiz kalmaya. bu süreci hepimiz çok rahat bir şekilde atlatmıyoruz. sadece off her gün çok eğleniyoruz, rahatımıza düşkünüz baba parası yiyiyoruz şeklinde algılanmasını saçma buluyorum.
aslında en iyisini yapıyorsun keşke bende çalışmasam diyeni bile duydu bu kulaklar. geleceğini sağlama alamama ve önünü görememe kaygısı işsizlik. işsiz kalma sürecini bilmeyen yardımcı olamıyorsa kişiye hiç konuşmasın daha iyi.
devamını gör...

zülfü livaneli'nin romanıdır. farklı zamanların farklı insanların farklı hikayelerinin ortak noktasıyla anlatılan romandır. etkileyici bir kurguyla yazılmış olaylar birbiriyle uyumlu bir şekilde yazılmış hiçbir kopukluk yaşanmıyor. okunmasını tavsiye ederim.
devamını gör...

tamamen türküm doğruyum dediği için ırkçı söylem olarak değerlendirilip kaldırılmıştır. daha önceki bi yazımda da değindim buradaki türküm ırktan çok vatandaşı simgeler, ona atıfta bulunur diye. amerikan derler ama öyle bir ırk yok, buradaki amerikan nasıl vatandaş manasında ise oradaki türkte vatandaş manasınadır. anlatamadım, anlamadılar bir türlü.
devamını gör...

arka kapak yazısı ve kitabın ilk cümlesi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim