barış özcan
her hafta nasıl bu kadar kaliteli içerik ürettiğini merak ettiğim youtuber.
devamını gör...
gelen moderatörlük teklifini reddetmiş olmam
(bkz: hele hele)
devamını gör...
vişneizm
mahlasını her gördüğümde buket uzuner'in kuzguncuk'ta yaşayan ada ve tuna'nın hikayelerini anlattığı kitabı ve oradaki samimi yaşamlar aklıma geliyor. samimi paylaşımlarına denk geliyorum kendisinin de... bu karlı kışın sonu bahar, bekleyelim vişne de çiçek açacak bahara diyorum…
devamını gör...
düşünce özgürlüğü
biraz gerçekleri yazayım diyenin, sert bir tweet atanın, derhâl evinden kelepçelerle gözaltına alındığı, bir karikatüristin, köşe yazarının olduğu bir yerde düşünce özgürlüğü laftadır.
düşünmemiz istenilmiyor, değil ki özgür olsun...
düşünmemiz istenilmiyor, değil ki özgür olsun...
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
kimsenin hikayesiyle alay etme, seninki daha bitmedi.
devamını gör...
sirenler
mor ve ötesi grubunun son albümü.ilk dinlememdeki izlenimler ve biraz teknik analiz yapacağım.
adamın dibi:kullanılan gitar rifflerini beğendim,genel itibariyle iyi şarkı.
dünyaya bedel:albümün en beğendiğim parçalarından,klibi ve soundu çok etkileyici,mistik bir havası var şarkının.
linç:albümün en güzel davul ritimlerine sahip parçası,kerem kabadayı’nın ellerine sağlık,sözleri ve nakaratıda çok hoş.
canavar:albümün en ilginç şarkısı,duygusal bir melodisi olan,vokallinde efektli kullanıldığı bir şarkı.
forsa:nakaratındaki çoşkusu için bile dinlenebilecek bir parça,bazı yerlerindeki sertlik hoş durmuş.
hazinende:açık akor ve tonların tercih edildiği,vokalin ön planda olduğu bir şarkı.
kaptan:bazı yerlerinde doğu ezgilerinin kullanılması hoş bir ambiyans katmış,albümün en sentez parçası.
ağrılar:albümün en akustik şarkısı,baştan sona kadar size piyano melodileri eşlik ediyor.
tünel:melekler ölmez şarkısının sound kısmını hatırlatan bir introya sahip,yine klasikleşen mvö akor geçişlerini gördüğümüz bir şarkı.
istiklal:hoş bir introya sahip,vokalin kafa seslerinden oluşan bölümünü beğendim.
park:albümün en beğendiğim giriş bölümü melodisine sahip şarkı.gitar arpej ve davul ritimleri de gayet hoş olmuş.
genel olarak beğendiğim bir mor ve ötesi albümü olmuş.klasikleşen ton geçişlerini fazlaca gördüğümüz,yine derin ve anlamlı sözlere sahip dopdolu bir albüm.dinleyicisinin bol olmasını temenni ediyorum.
adamın dibi:kullanılan gitar rifflerini beğendim,genel itibariyle iyi şarkı.
dünyaya bedel:albümün en beğendiğim parçalarından,klibi ve soundu çok etkileyici,mistik bir havası var şarkının.
linç:albümün en güzel davul ritimlerine sahip parçası,kerem kabadayı’nın ellerine sağlık,sözleri ve nakaratıda çok hoş.
canavar:albümün en ilginç şarkısı,duygusal bir melodisi olan,vokallinde efektli kullanıldığı bir şarkı.
forsa:nakaratındaki çoşkusu için bile dinlenebilecek bir parça,bazı yerlerindeki sertlik hoş durmuş.
hazinende:açık akor ve tonların tercih edildiği,vokalin ön planda olduğu bir şarkı.
kaptan:bazı yerlerinde doğu ezgilerinin kullanılması hoş bir ambiyans katmış,albümün en sentez parçası.
ağrılar:albümün en akustik şarkısı,baştan sona kadar size piyano melodileri eşlik ediyor.
tünel:melekler ölmez şarkısının sound kısmını hatırlatan bir introya sahip,yine klasikleşen mvö akor geçişlerini gördüğümüz bir şarkı.
istiklal:hoş bir introya sahip,vokalin kafa seslerinden oluşan bölümünü beğendim.
park:albümün en beğendiğim giriş bölümü melodisine sahip şarkı.gitar arpej ve davul ritimleri de gayet hoş olmuş.
genel olarak beğendiğim bir mor ve ötesi albümü olmuş.klasikleşen ton geçişlerini fazlaca gördüğümüz,yine derin ve anlamlı sözlere sahip dopdolu bir albüm.dinleyicisinin bol olmasını temenni ediyorum.
devamını gör...
bugünü iki kelime ile anlatmak
dünün aynısı.
devamını gör...
akademisyen egosu
tam tersi olan 'akademisyen mütevazılığı' da mevcuttur ki karşısındaki insanı nezaketi dolayısıyla çok mahcup eder.arkadaşlarımın bir sözü vardı,kimi hoca asansörden indirir öğrenciyi, kimisi de önden siz buyrun der aynı öğrenciye. başağın başı doldukça başak eğilir.boş başağın başı daima havada ve dimdik olur.
devamını gör...
sabah kahvesi
bir aralar güneş doğmadan ya da yeni doğduğunda uyanırdım ve sade bi kahveyle gökyüzünü izlerdim. benim kerata kedim de kucağıma yatar kendisini sevdirirdi.
o kadar güzel bir an ki o an, anlatmam mümkün değil. her insanın hayatında bir kere deneyimlemesi gerekiyor bence.
tanım: sabah vakti içilen kahve.
o kadar güzel bir an ki o an, anlatmam mümkün değil. her insanın hayatında bir kere deneyimlemesi gerekiyor bence.
tanım: sabah vakti içilen kahve.
devamını gör...
rossoarche
online butonunun dibine ekmek banan, milleti stalklamaktan uykusuz kalmis yazar tanesi.
yat da uyu allasen, boyle seke seke gezmeler hayra alamet degil*.
yat da uyu allasen, boyle seke seke gezmeler hayra alamet degil*.
devamını gör...
çocukken varlığına inandığımız bazı şeyler
ezanı allah okuyor sanıyordum.
sonradan aklıma geldi ek yapmak istedim. ortaokulda bir arkadaşım arabayla ilerlerken yol kenarındaki ağaçların da arabayla birlikte hareket ettiğini sanıyordu.
sonradan aklıma geldi ek yapmak istedim. ortaokulda bir arkadaşım arabayla ilerlerken yol kenarındaki ağaçların da arabayla birlikte hareket ettiğini sanıyordu.
devamını gör...
kaldırım kenarına çöktürüp ağlatan hisler
ben şu an burada ne yapıyorum, neden burdayım, neden yalnızım, neler oluyor, neler olacak, ne yapmam lazım nereye gideceğim, içim ne zaman rahatlayacak...
vb soruların hepsi aynı anda gelip, aynı anda cevapsız kaldığı zamanlar bir de yolda yürüdüğümüz ana denk gelirse yaşanacak olaydır...
vb soruların hepsi aynı anda gelip, aynı anda cevapsız kaldığı zamanlar bir de yolda yürüdüğümüz ana denk gelirse yaşanacak olaydır...
devamını gör...
islam'ı bilmeyen yazarların islam'ı kötüleyici başlıklar açması
21. yüzyılda aramızda hala dinleri canı pahasına savunanlar görüyorum yapmayın yaptırmayın sayın yazarlar.
devamını gör...
ceviz ağacı
nazım hikmet şiiridir.
ben bir ceviz ağacıyım
gülhane parkı'nda
ne sen bunun farkındasın
ne polis farkında.
ben bir ceviz ağacıyım
gülhane parkı'nda
ne sen bunun farkındasın
ne polis farkında.
devamını gör...
01 var dahası yok
keşfedilmemiş şarkı misali bir yazar. yorumları ve düşünceleri oldukça güzeldir, beğenileriyle hep varlığını hissettirir. kalemi sağlam, sabrı bol, yolları hep açık olsuun.
devamını gör...
ingilizce öğrenmek
eğitim sistemi ve onun kronikleşmiş sorunlarını bir kenara bırakarak başlıyoruz işe koyulmaya. herhangi bir dili öğrenmek için ciddi bir sebebimiz olmalı. söz konusu ingilizce olduğunda herkesin öyle veya böyle sebepleri vardır. benim açımdan öncelikle hayatım boyunca sadece türkçe konuşan insanlarla muhatap olmaya mecbur kalma fikri çok ürkütücüydü. bundan sonra ise ingilizce okuyabilmek, daha fazla kitaba erişebilmek ve dünyaya açılabilmekti. muhtemelen buradaki çoğu insandan daha kötü bir 12 yıllık ingilizce eğitimi görmüşümdür. hiçbir şey öğrenmedim diyebilirim bu süreçte. 3 yıl kadar önce bir kursa yazılmış bir iki kur gittikten sonra hiçbir şey öğrenmeden ayrılmıştım. aslında hep erteliyordum bu geçtiğimiz süreçte, nasıl olsa öğrenirim filan diyerek boşluyordum meseleyi. sonra işin ciddiyetinin farkına vardım ve 2 yıl önce başladım hakikaten çalışmaya. önce murat kurt'tu galiba ismi tam olarak hatırlamıyorum, gramer kitabını edinip ona çalıştım biraz. gramerin önemli olduğunu biliyordum ama açıkçası gramer çalışmak hem çok sıkıcı hem de ağır ilerleyen bir süreçti. sonra benim asıl öğrenme sürecim başladı. bu asıl öğrenme süreci dediğim şey okuyarak oldu. ilkokul seviyesindeki çocuklara yönelik hazırlanan resimli öyküler vardır, onları okuyarak başladım. eş zamanlı olarak da kelime öğrendim. yani okuma sürecinde öğrendiğim kelimelerin haricinde de günlük 5-10 kelimeyi not defterime yazdım. zamanla 40-50 sayfalık kitaplara geçtim, kadıköy'de filan sahaflara gidip 5 liraya kitaplar alıyordum. bu kitapları okuduktan sonra iki tanesini verip aynı sahaftan yeni bir kitap alıyordum. bu şekilde okuyarak ve adım adım seviye yükselterek ilerledim. bu arada ilave olarak tabii ki altyazılı dizi ve film izliyordum. sevdiğim şarkıları bir deftere yazıp bazılarını ezberliyor ve tekrar tekrar dinliyordum. agatha christie, arthur conan doyle, hemingway, truman capote filan derken şimdi david hume gibi filozofları okuyabilecek durumdayım.
edit: benim kişisel öğrenme sürecim konuşabilmek için pek etkili bir yol değil. çokça yazılmış, doğrudur, konuşabilmek için bu dili pratik etmeniz gerekir. birkaç yıla çok spesifik olmayan metinleri çevirebilecek duruma gelebilirim ama o masadan kalkma fırsatı bulamazsam konuşma konusunda hep sıkıntı yaşayacağım. imkânı olan kişinin yapacağı en doğru şey ingilizcenin konuşulduğu bir ülkeye kursa gitmektir.
edit: benim kişisel öğrenme sürecim konuşabilmek için pek etkili bir yol değil. çokça yazılmış, doğrudur, konuşabilmek için bu dili pratik etmeniz gerekir. birkaç yıla çok spesifik olmayan metinleri çevirebilecek duruma gelebilirim ama o masadan kalkma fırsatı bulamazsam konuşma konusunda hep sıkıntı yaşayacağım. imkânı olan kişinin yapacağı en doğru şey ingilizcenin konuşulduğu bir ülkeye kursa gitmektir.
devamını gör...
uzun boylu erkek
biriyle yüz yüze konuşurken, arabayla seyahat ederken ve başka pek çok durumda boynu ağrıyan erkektir.
devamını gör...


