enerjiyi düşüren şeyler
negatif insanlarla aynı ortamda bulunmak.
devamını gör...
millet aç diyorlar buyrun siz de doyuruverin
ooo açları da muhalefete çaktı, geriye sadece muz ağaçlarını yönetmek kaldı! hülooğ!
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
insan ağaçlar, otlar, çiçekler gibi
her bahar yeniden başlasaydı sevmeye
ne güzel olurdu değil mi?
iyi ki hatıralar bir yere gitmiyor...
biz onlara tutunarak unutuyoruz ölümü
biz onlara tutunarak dünyaya inanıyoruz
biz onlara tutunarak yalnızlığı seviyoruz.
şükrü erbaş
[otların uğultusu altında]
devamını gör...
askerliğin kadınlara da zorunlu olması gerekliliği
zorunlu zamanlarda türk kadınları askerlik yapmıştır. gerekirse yine yapacağından da eminim. ülkemizde her şart eşitmiş gibi bunu dert edinmek zaten ayrı bir olay. eril nefretinize her dakika başlık açmanız da acınası.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu'nun hüzne gark eden yayınları
dost dost diye nicesine sarıldım, benim sadık yarim kara fatmaymış.

vay be, yayını dinlerken "kendimizden geçiyoruz" dediğinizde gerçekten geçiyormuşsunuz demek bilemedim ben onu.*
tamam o halde madem böyle bir istek var, şimdiden duyuralım haftaya olacak yayının konsepti "neşeli şarkılar" olsun.
duyanlar duymayanlara, görenler görmeyenlere, bilenler bilmeyenlere elden ele ulaştırsın sevgili yazarlar.
ne çabuk kabul ettim, bende de hiç irade yok canım!

vay be, yayını dinlerken "kendimizden geçiyoruz" dediğinizde gerçekten geçiyormuşsunuz demek bilemedim ben onu.*
tamam o halde madem böyle bir istek var, şimdiden duyuralım haftaya olacak yayının konsepti "neşeli şarkılar" olsun.
duyanlar duymayanlara, görenler görmeyenlere, bilenler bilmeyenlere elden ele ulaştırsın sevgili yazarlar.
ne çabuk kabul ettim, bende de hiç irade yok canım!
devamını gör...
angara nehri
kaynağını dünyanın en derin gölü olan baykal gölü'nden alıp yenisey nehrini besleyen rusya'daki 1849 km uzunluğundaki nehirdir.
devamını gör...
psikiyatri bilim midir sorunsalı
psikoloji bir disiplin olarak teşekkül ettiği zamanda tüm bilim adamları tarafından topa tutulmuştu. psikologlar şarlatan ilan edilmiş, adeta bilimin içerisine sokulmaya çalışılan bir 'din' olarak telakki edilmişti. şimdi birazdan psikoloji okuyanlar buraya gelip, yok efendim wundt laboratuvar kurdu, yok efendim piaget çocukları topladı deney yaptı gibi entryler girecek olsalar da bilim tanımı gereğince psikoloji bu tanımın dışında kalır. bilim kısaca, fenomenlerin birbirleriyle ilişkisini inceleyen disiplindir. psikoloji disiplini içinde bahsedilen fenomenlerin hiçbirinin nedensellik prensibiyle incelenme imkanı olmadığı gibi ekstra kurgusallık içerir. niçe'nin dediği gibi imgenin imgesidir. (aslında bugünün fiziği de klasik bilim tanımının dışındadır. neyse bi de bilimcilerden linç yemeyelim) ancak bu psikolojiyi haddi zatında değersiz kılmaz. bilim olmayan her şey değersizdir gibi saçma bi anlayışa sahip değilsek bu sorun olamaz kendi adımıza. bütün disiplinlerin bilimsel tanım ve kavramlarla iş görmesi beklenemez, beklenmemeli.
devamını gör...
geceye bir fotoğraf bırak
sevgili sözlük ahalisinin gece yarıları belki son sigaralarını, belki güzel bir manzarayı buraya ekleyerek gecemizi güzelleştirebileceği başlık.
edit: arkadaşlar ben bilmediğimden yükleyemedim siz de mi bilmiyorsunuz.
edit: arkadaşlar ben bilmediğimden yükleyemedim siz de mi bilmiyorsunuz.
devamını gör...
uzat sarı saçlarını rapunzel
genellikle şiirsel ve edebi girdileri ile sözlüğe farklı bir soluk getiren sevdiğimiz bir yazar arkadaş.
devamını gör...
sicim teorisi
parçacık fiziği alanında, kuantum teorisi ile görelilik teorisini birleştirerek evrenin oluşumunu, yapısını ve özelliklerini daha iyi anlama amacı güden teori.
buradan gerisi biraz detay olacak. uzun yazı sevmeyenlere göre değil maalesef.
sicim teorisine neden ihtiyaç duyduk sorusunu cevaplamaya çalışayım.
atomlar, evrendeki her şeyin yapı taşları. atomların, proton, nötron ve elektron gibi parçacıklardan, nötron ve protonların da kuark adlı daha küçük parçacıklardan oluştuğunu biliyoruz. peki ya kuarklar da çok daha küçük parçacıklardan oluşuyorsa?
fakat burada bir problem var: biz evreni bu kadar küçük ölçekte doğrudan göremiyor, inceleyemiyoruz. bu nedenle parçacıklarla ilgili çalışırken bazı varsayımlar, daha doğrusu yaklaşımlar geliştirmek zorundayız. fizikçiler de zamanında bu yaklaşımla, bu küçücük parçacıkları uzayda birer nokta olarak kabul etti. bu kabul, standart model ve kuantum fiziği gibi birçok kullanışlı çalışmayı kazandırdı bize. ancak zamanla yetersiz hale geldi çünkü sonuçta genel geçer bir olgu değil, sadece bir yaklaşımdı ve problemleri bir noktaya kadar çözebilmişti sadece.
evrende temel kuvvetler dediğimiz 4 kuvvet var. bunlardan 3 tanesi ((gbkz: elektromanyetik kuvvet), güçlü nükleer kuvvet, zayıf nükleer kuvvet) kuantum kuramı ile barış içerisinde yaşarken, 4. kuvvet olan kütle çekim kuvveti olayı altüst etmişti. buna mantıklı bir çözüm bulunması gerekiyordu.
***
çok geçmeden fizikçiler buna da bir çözüm önerdiler. "biz işi çok basite indirgedik. yaklaşımımız, uzaydaki bir noktadan biraz daha karmaşık bir şekil olsaydı ne olurdu?" diye düşündüler. böylece sicim fikri doğmuş oldu çünkü bir sicim, bir noktadan daha karmaşık bir yapıdır. böylece öneri daha da geliştirildi ve evrendeki parçacıkların hepsinin, bu sicimlerin farklı titreşimleri sonucunda ortaya çıktığı fikri doğdu. tıpkı bir gitar ya da kemanın tellerinin farklı titreşim frekanslarında farklı notalar çıkarması gibi...
***
sicim teorisi, kuantum kuramı ile göreliliği uzlaştırabilen bir teori olduğu için fizikçiler başta oldukça mutluydu. ancak zamanla ortaya çıkan ve hevesleri kursaklarda bırakan sonuç şu oldu: sicim teorisinin doğru olabilmesi için, evrende bildiğimiz 3 uzay ve 1 zaman boyutuna ek olarak 6 uzay boyutu daha olması gerekiyordu. oysa gözlemlerimizde böyle bir şeyi göremiyoruz. ancak yine de bu, sicim teorisine yanlış demek için çok erken bir sonuç. zira sicim teorisi, matematiksel olarak 10 boyutun varlığının mümkün olduğunu gösteriyor. fizikte bir şey matematiksel olarak mümkünse, onun keşfedilebilmesi an meselesidir. bu yüzden sicim teorisi, son yıllarda teorik fiziğin gözde konularından biri olmayı sürdürüyor.
buradan gerisi biraz detay olacak. uzun yazı sevmeyenlere göre değil maalesef.
sicim teorisine neden ihtiyaç duyduk sorusunu cevaplamaya çalışayım.
atomlar, evrendeki her şeyin yapı taşları. atomların, proton, nötron ve elektron gibi parçacıklardan, nötron ve protonların da kuark adlı daha küçük parçacıklardan oluştuğunu biliyoruz. peki ya kuarklar da çok daha küçük parçacıklardan oluşuyorsa?
fakat burada bir problem var: biz evreni bu kadar küçük ölçekte doğrudan göremiyor, inceleyemiyoruz. bu nedenle parçacıklarla ilgili çalışırken bazı varsayımlar, daha doğrusu yaklaşımlar geliştirmek zorundayız. fizikçiler de zamanında bu yaklaşımla, bu küçücük parçacıkları uzayda birer nokta olarak kabul etti. bu kabul, standart model ve kuantum fiziği gibi birçok kullanışlı çalışmayı kazandırdı bize. ancak zamanla yetersiz hale geldi çünkü sonuçta genel geçer bir olgu değil, sadece bir yaklaşımdı ve problemleri bir noktaya kadar çözebilmişti sadece.
evrende temel kuvvetler dediğimiz 4 kuvvet var. bunlardan 3 tanesi ((gbkz: elektromanyetik kuvvet), güçlü nükleer kuvvet, zayıf nükleer kuvvet) kuantum kuramı ile barış içerisinde yaşarken, 4. kuvvet olan kütle çekim kuvveti olayı altüst etmişti. buna mantıklı bir çözüm bulunması gerekiyordu.
***
çok geçmeden fizikçiler buna da bir çözüm önerdiler. "biz işi çok basite indirgedik. yaklaşımımız, uzaydaki bir noktadan biraz daha karmaşık bir şekil olsaydı ne olurdu?" diye düşündüler. böylece sicim fikri doğmuş oldu çünkü bir sicim, bir noktadan daha karmaşık bir yapıdır. böylece öneri daha da geliştirildi ve evrendeki parçacıkların hepsinin, bu sicimlerin farklı titreşimleri sonucunda ortaya çıktığı fikri doğdu. tıpkı bir gitar ya da kemanın tellerinin farklı titreşim frekanslarında farklı notalar çıkarması gibi...
***
sicim teorisi, kuantum kuramı ile göreliliği uzlaştırabilen bir teori olduğu için fizikçiler başta oldukça mutluydu. ancak zamanla ortaya çıkan ve hevesleri kursaklarda bırakan sonuç şu oldu: sicim teorisinin doğru olabilmesi için, evrende bildiğimiz 3 uzay ve 1 zaman boyutuna ek olarak 6 uzay boyutu daha olması gerekiyordu. oysa gözlemlerimizde böyle bir şeyi göremiyoruz. ancak yine de bu, sicim teorisine yanlış demek için çok erken bir sonuç. zira sicim teorisi, matematiksel olarak 10 boyutun varlığının mümkün olduğunu gösteriyor. fizikte bir şey matematiksel olarak mümkünse, onun keşfedilebilmesi an meselesidir. bu yüzden sicim teorisi, son yıllarda teorik fiziğin gözde konularından biri olmayı sürdürüyor.
devamını gör...
4 ocak 2021 memur ve emeklinin enflasyon zammı
gelir vergisi dilimlerinin sadece %9 arttırıldığı, asgari ücretliye %21 zam yapıldığı bir dönemde, memurlar-emekliler-beyaz yakalılar asgari ücretliye daha da yaklaşmıştır. geçmiş olsun.
devamını gör...
ahmet kaya şarkılarındaki ölümcül cümleler
bir menekşe kokusunda seni aramak var ya
bu hep böyle böyle gider mi
menekşelerin kokusunun olmayışı ile anlam kazanan şarkı sözü.
bu hep böyle böyle gider mi
menekşelerin kokusunun olmayışı ile anlam kazanan şarkı sözü.
devamını gör...
freud purosu
takibe daha önce neden almadığımı anlayamadığım yazar kişisi .
devamını gör...
japon olmayı arzulamak
! おはようございます bir günaydın mesajı atamayacakmıyız japonca, bizim neyimiz eksik.
devamını gör...
mutfakta sinir eden durumlar
biraz sakarsanız malzemeyi koyayım derken elinizden kayıp yere düşmesi, bütün tadınızın kaçmasıyla birlikte yeri temizlemek zorunda kalmak.
devamını gör...
atatürk'ün en sevilen sözü
biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.
devamını gör...
lisede yaşanmış en garip olay
lisedeyken yurtta kalıyordum, daha ilk senenin ilk aylarındaydık, belletmeni, arkadaşları yeni yeni tanımaya başlamıştık. birinin bir eşyası kaybolmuştu. hepimizi yemekhaneye topladılar, odalarımızda arama yaptılar, yatak, yastık, dolap ne varsa her şeyimizi didiklediler. hırsız kim çıkacak diye çok korkuyorduk çünkü ya birisi çalıp dolabımıza koyarsa yani bir iftiraya maruz kalırsak diye ağlaşıyorduk. nitekim, bir sınıf arkadaşımın yastığının altında o eşyayı buldular. kızcağız "ben çalmadım, birisi çalıp benim yastığımın altına koymuştur" diyerek ağlamaktan helak olsa da belletmen, kızı hırsız ilan etti, okuldan, yurttan attırdı. ama ben kızın masum olduğuna inanıyordum, hislerimde yanılmam genelde..2 sene sonra tüm velilerin şikayeti ile yaptığı bir hareketten dolayı o belletmen de okuldan ve yurttan atıldı. ben de bunu o kızcağızın ahı tuttu ve ilahi adalet olarak yorumluyorum..
devamını gör...
tanrı egoist midir sorunsalı
eğer varsa hakkında bildiklerimize göre sadece egoist değil aynı zamanda narsist de.
devamını gör...

