insanın salak sanılması
akıllı sanılmasından daha iyidir.
iyi salak rolü yaparsanız aslından baya avantajlı bir durumdur.
iyi salak rolü yaparsanız aslından baya avantajlı bir durumdur.
devamını gör...
sözlükte hep aynı yazarları görmek
devamını gör...
nerelisin diyen tip
sorduktan sonra beklediği cevabı alamayan yurdum insanı;
-olsun.
-olsun.
devamını gör...
mix dergi sayı 1
ileriki sayılarda konuk yazarlar olması ve onlara ait yazıların yer alması güzel olabilir, bir öneri... bu şekilde, çıkarılacak dergi sayısı artabilir, dergi yayım aralığı da kısalmış olur hemi de. *
devamını gör...
7 mayıs 2021 bazı marketlerin ped satışını durdurması
bu kararı almadan önce havaya ya da suya geciktirici bir şeyler eklemeniz gerekmez miydi?
gerçekten mi ya? gerçekten mi? sorguluyoruz tüm kadınlar olarak, bulamadık sebebini...
gerçekten mi ya? gerçekten mi? sorguluyoruz tüm kadınlar olarak, bulamadık sebebini...
devamını gör...
25 haziran 2023 genel seçimleri
ampul'ün söneceği, malum kişinin ve avanesinin mutlemelen ülkeyi terk edeceği tarih. o günü özlemle bekliyoruz.
devamını gör...
biricik şarabı
ucuz bir şarapla gecemi neşelendireyim derken fiyat-kalite performansıyla beni dumur eden şaraptır.
devamını gör...
eski türkçe kelimeler
devamını gör...
doktora tezinde intihal çıkan bakanın istifa etmesi
hahahahaahaha intihal mi? buradakiler vatandaşın hayallerini çalıyor umurları değil!
devamını gör...
kedi hapşırması
valla hiç tatlı falan değil bizim don kişot öyle bir hapşırıyor ki yerden havaya kalkıyor.
devamını gör...
sakarya savaşı'nda beşinci kez evlenen vahdettin
sakarya meydan savaşı’nın devam ettiği 1 eylül 1921 tarihinde sultan vahdettin, nimed nevzad hanım ile beşinci evliliğini yıldız sarayı’nda yapmış. sultan vahdettin’in o tarihlerde 60-61 yaşlarında, nimed nevzad hanım ile. bakalım nasıl olmuş bu düğün.
sakarya savaşı'nın en çetin günlerinde altmış yaşındaki padişah vahdettin ile on dokuz yaşındaki nimed nevzad hanım'ın istanbul'da yapılan görkemli düğün merasimine imza atıyorlardı.
1-düğün merasimi başlamadan evvel padişah, kızın ailesini saraya davet etmişti.
2-nevzad hanım’ın babası şaban bey yaşamadığı için validesi hatice hanım, biraderi salih bey, zaten sarayda bulunan kız kardeşi nesrin hanım ve birkaç yakın akrabaları yıldız sarayı’na teşrif etmişlerdi.
3-hatice hanım iltifatlarla, nevzad hanım’a yeni tahsis edilmiş olan ve saray parkında bulunan hususî köşkte ağırlanmıştı. o gün yemekler verilmiş ve akşama doğru kına gecesi yapılmıştı.
4-ertesi gün sabah erkenden, zat-ı şahane’nin diğer haremlerinin nedimelerinden birer kişi, yeni hükümdar haremi olacak hanıma şahitlik yapmak üzere çağrılmışlardı.
5- nevzad hanım uzun beyaz ipekten muhteşem bir gelinlik giymiş, başına pırlanta taşlı bir taç, boynuna da yine pırlantalı bir kolye takmıştı.
6- bu muhteşem gelinliği ile tıpkı bir peri gibi olmuştu. köşkün büyük salonunda nevzad hanım muhteşem gelinliği ile pek güzel bir kanepenin üzerinde oturuyordu. başına o esnada beyaz renkten geniş ve uzun bir tül örttükleri için yüzü bu örtü altından pek belli olmuyordu.
7- zat-ı şahane salona girer girmez bütün hanımlar ayağa kalktılar ve merasim nihayetine kadar hiç kimse oturmadı. imam efendi kanepenin tam karşısında duruyordu ve padişahı ilk selâmlayan o oldu.
9-nikâh kıyılmadan evvel ağalar şahit olduklarına dair yemin ettiler. nikah kıyıldı. akşam saat dokuza kadar bu şenlik böylece devam etti. nevzad hanım namına istanbul’daki fakirlere yiyecek dağıtılmış, bazılarına da para yardımında bulunulmuştu.
10- istanbul’da düğün telaşı sürerken, savaş bütün acımasızlığıyla devam ediyordu. mustafa kemal “hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. o satıh, bütün vatandır. vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça, terk olunamaz.” emrini vereli birkaç gün olmuştu.
11- türk milletinin ölüm kalım mücadelesi verdiği bir dönemde 60 yaşındaki padişah vahdettin, beşinci hanımına nikah kıymış, 19 yaşındaki nimed nevzad hanım’la evlenmişti. bu sırada vahdettin`in ilk evliğinden olan kızları ulviye sultan 29, sabiha sultan 27 yaşındaydı.
sakarya savaşı'nın en çetin günlerinde altmış yaşındaki padişah vahdettin ile on dokuz yaşındaki nimed nevzad hanım'ın istanbul'da yapılan görkemli düğün merasimine imza atıyorlardı.
1-düğün merasimi başlamadan evvel padişah, kızın ailesini saraya davet etmişti.
2-nevzad hanım’ın babası şaban bey yaşamadığı için validesi hatice hanım, biraderi salih bey, zaten sarayda bulunan kız kardeşi nesrin hanım ve birkaç yakın akrabaları yıldız sarayı’na teşrif etmişlerdi.
3-hatice hanım iltifatlarla, nevzad hanım’a yeni tahsis edilmiş olan ve saray parkında bulunan hususî köşkte ağırlanmıştı. o gün yemekler verilmiş ve akşama doğru kına gecesi yapılmıştı.
4-ertesi gün sabah erkenden, zat-ı şahane’nin diğer haremlerinin nedimelerinden birer kişi, yeni hükümdar haremi olacak hanıma şahitlik yapmak üzere çağrılmışlardı.
5- nevzad hanım uzun beyaz ipekten muhteşem bir gelinlik giymiş, başına pırlanta taşlı bir taç, boynuna da yine pırlantalı bir kolye takmıştı.
6- bu muhteşem gelinliği ile tıpkı bir peri gibi olmuştu. köşkün büyük salonunda nevzad hanım muhteşem gelinliği ile pek güzel bir kanepenin üzerinde oturuyordu. başına o esnada beyaz renkten geniş ve uzun bir tül örttükleri için yüzü bu örtü altından pek belli olmuyordu.
7- zat-ı şahane salona girer girmez bütün hanımlar ayağa kalktılar ve merasim nihayetine kadar hiç kimse oturmadı. imam efendi kanepenin tam karşısında duruyordu ve padişahı ilk selâmlayan o oldu.
9-nikâh kıyılmadan evvel ağalar şahit olduklarına dair yemin ettiler. nikah kıyıldı. akşam saat dokuza kadar bu şenlik böylece devam etti. nevzad hanım namına istanbul’daki fakirlere yiyecek dağıtılmış, bazılarına da para yardımında bulunulmuştu.
10- istanbul’da düğün telaşı sürerken, savaş bütün acımasızlığıyla devam ediyordu. mustafa kemal “hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. o satıh, bütün vatandır. vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça, terk olunamaz.” emrini vereli birkaç gün olmuştu.
11- türk milletinin ölüm kalım mücadelesi verdiği bir dönemde 60 yaşındaki padişah vahdettin, beşinci hanımına nikah kıymış, 19 yaşındaki nimed nevzad hanım’la evlenmişti. bu sırada vahdettin`in ilk evliğinden olan kızları ulviye sultan 29, sabiha sultan 27 yaşındaydı.
devamını gör...
baba olmak
hayatımdaki en büyük pişmanlığım ve başıma gelen en güzel şey. baba olmadan önce daha korkusuz geri basmayan, bazen ölümü isteyen/kovalayan, trafikte kavgadan kaçmayan adamken şimdi önüme kırana bile ses edemiyorum. önceden sınır ötesi görev olsa da gitsem diye beklerken şimdi daha güvenli olanına bakıyorum.
bir çocuğu ki kendi kızımı babasız bırakma korkusu beni korkak bir adam yaptı. kendi adıma covid'den korkmayan bir insanken şimdi çift maske ile geziyorum.
ben ben olmaktan çıktım gibi. ama buna mecbur bırakabilecek en güzel insan sebep oldu. daha önceden bir köpeğim ve kedim nedeniyle aynısı olmasa da benzer duygular yaşadım ama bu bambaşka.
daha önceden görüp çok güldüğüm bir yoruma şimdi hak veriyorum. "kızım benden zürafa istese, beslemek için yüksek tavanlı ev bakarım"
bir çocuğu ki kendi kızımı babasız bırakma korkusu beni korkak bir adam yaptı. kendi adıma covid'den korkmayan bir insanken şimdi çift maske ile geziyorum.
ben ben olmaktan çıktım gibi. ama buna mecbur bırakabilecek en güzel insan sebep oldu. daha önceden bir köpeğim ve kedim nedeniyle aynısı olmasa da benzer duygular yaşadım ama bu bambaşka.
daha önceden görüp çok güldüğüm bir yoruma şimdi hak veriyorum. "kızım benden zürafa istese, beslemek için yüksek tavanlı ev bakarım"
devamını gör...
sürekli ayrılıp barışan çiftin arkadaşı olma mağduriyeti
böyle bir çiftin arkadaşı olmak; ilişkilerinin aşkını onlar, ızdırabını ise sizin çekeceğinize işaret eder.
araları iyiyken selam bile vermeyen çiftimiz bozuşur bozuşmaz aşklarının ızdırabını sizin üstünüze kusarlar. her taraf yapış yapış salya sümük gözyaşı olur.
"madem ki anlaşamıyorsunuz hatta ayrılmışsınız önünüze bakın." dersiniz.
bir de bakarsınız ki bu kanser çift yine nüksetmiş ve barışmışlar. öğkkkk!!!
onlara grup vitamin seviyoraa şarkısını hediye ederken allah tepenizden baksın diyorum.
usandım
yetti be!!!
araları iyiyken selam bile vermeyen çiftimiz bozuşur bozuşmaz aşklarının ızdırabını sizin üstünüze kusarlar. her taraf yapış yapış salya sümük gözyaşı olur.
"madem ki anlaşamıyorsunuz hatta ayrılmışsınız önünüze bakın." dersiniz.
bir de bakarsınız ki bu kanser çift yine nüksetmiş ve barışmışlar. öğkkkk!!!
onlara grup vitamin seviyoraa şarkısını hediye ederken allah tepenizden baksın diyorum.
usandım
yetti be!!!
devamını gör...
akrilik
protetik diş tedavisi'nde sıkça tercih edilen materyal. ölçü alımından tutun, türü fark etmeksizin diş protezine kadar her yerde kullanılır.
devamını gör...
yabancı uyruklu birinden duyduğunuz en acayip söz
“siz nasıl müslümansınız?”
faslı bir arkadaşım vardı seneler önce, bir gün sohbet arasında akşama eğlenmeye gideceğimizi söylediğimde, o soruyu yöneltmişti kendisi. almancamın bu konuyu konuşmaya yetmeyeceğini söyleyerek konuyu kapatmış, ilişkimi de bir süre sonra kesmiştim.
faslı bir arkadaşım vardı seneler önce, bir gün sohbet arasında akşama eğlenmeye gideceğimizi söylediğimde, o soruyu yöneltmişti kendisi. almancamın bu konuyu konuşmaya yetmeyeceğini söyleyerek konuyu kapatmış, ilişkimi de bir süre sonra kesmiştim.
devamını gör...
ingmar bergman
tarihin gelmiş geçmiş en büyük yönetmenlerinden biridir. birincilik kendisinin mi yoksa andrei tarkovsky'nin mi tartışılır fakat istisnasız her biri çok derin ve sanat eseri inceler gibi incelenebilecek, görmesini bilenler için çok şey anlatacak filmlerin yönetmenidir.
(bkz: the seventh seal) (bkz: persona)(bkz: vargtimmen) eserlerinden bazılarıdır.
(bkz: the seventh seal) (bkz: persona)(bkz: vargtimmen) eserlerinden bazılarıdır.
devamını gör...
zaman makineniz olsa değiştireceğiniz olay
1980'lerin sonlarına gidip annemle babamın arasını açma fikri çık aklımdan..
devamını gör...
kırtasiyeye girince gelen her şeyi alma isteği
her kırtasiyeye girdiğimde oluşan his.ama sonra paramın olmadığı aklıma geliyor ve vazgeçiyorum.
devamını gör...
altın orta
felsefeye, akıl dünyasından sonra duyu dünyasını da kazandıran hatta modern bilimlerden birçoğunun* da kurucusu olan aristoteles'in öğretilerinden biridir.
bu öğretiye göre; insan denen akıl sahibi varlığın mutlu olabilmesi için tek şart vardır: o da ölçülü olmalısıdır. nitekim her türlü yanlılığı reddeden aristoteles, mutlak surette her iki taraftan da biraz biraz insanda mevcut olması gerekliliğine vurgu yapar. şöyle ki o'na göre; cesaretin fazlası zararlı olduğu olduğu gibi, korkaklığın da fazlası zararlıdır. gereğinden az harcama yapmak cimriliğe gireceği gibi, çok harcama yapmak da savurganlığa girmektedir.
insan ne yaparsa yapsın, belli bir ölçüyü tutturamadı mı? mutlu olamayacaktır.
aristo'nun bu görüşü, elbetteki daha öncesinde çizdiği mutlu insan formülündeki, 3 betimlemeden kaynaklıdır mutluluğun; ona göre 3 yolu yahut şekli vardır:
1- keyif ve hazdan beslenmek. yaşamda bu yolu seçmek.
2- hür ve sorumluluk sahibi bir vatandaş olarak yaşam sürdürmek.
3- bakılan her konuda, araştırmacı ve filozofluk yolunu seçmek.
işte bu noktada da insanlara, yine bir öğütte bulunur: mutluluk için seçim yapılan yolda hangi adım atılırsa atılsın, iki uçtan da uzak durulsun'dur. yani, keyif ve haz konusunda da belli bir ölçü olmalı, sorumluluk konusunda alınan yükün de bir ortası olmalı, araştırma ve filozofluğun da bir yeri ve zamanı olmalıdır.
esasında vurgusu hep, ölçü ve belli bir rota üzerine olunmalılığıdır. bu gerçekleştiği takdirde insan; mutlu olacaktır.
işte aristo'nun, insanın mutlu olması yolunda yapması gerekeni belirttiği bu görüşüne altın orta kanunu ve/veya öğretisi denmektedir.
bu öğretiye göre; insan denen akıl sahibi varlığın mutlu olabilmesi için tek şart vardır: o da ölçülü olmalısıdır. nitekim her türlü yanlılığı reddeden aristoteles, mutlak surette her iki taraftan da biraz biraz insanda mevcut olması gerekliliğine vurgu yapar. şöyle ki o'na göre; cesaretin fazlası zararlı olduğu olduğu gibi, korkaklığın da fazlası zararlıdır. gereğinden az harcama yapmak cimriliğe gireceği gibi, çok harcama yapmak da savurganlığa girmektedir.
insan ne yaparsa yapsın, belli bir ölçüyü tutturamadı mı? mutlu olamayacaktır.
aristo'nun bu görüşü, elbetteki daha öncesinde çizdiği mutlu insan formülündeki, 3 betimlemeden kaynaklıdır mutluluğun; ona göre 3 yolu yahut şekli vardır:
1- keyif ve hazdan beslenmek. yaşamda bu yolu seçmek.
2- hür ve sorumluluk sahibi bir vatandaş olarak yaşam sürdürmek.
3- bakılan her konuda, araştırmacı ve filozofluk yolunu seçmek.
işte bu noktada da insanlara, yine bir öğütte bulunur: mutluluk için seçim yapılan yolda hangi adım atılırsa atılsın, iki uçtan da uzak durulsun'dur. yani, keyif ve haz konusunda da belli bir ölçü olmalı, sorumluluk konusunda alınan yükün de bir ortası olmalı, araştırma ve filozofluğun da bir yeri ve zamanı olmalıdır.
esasında vurgusu hep, ölçü ve belli bir rota üzerine olunmalılığıdır. bu gerçekleştiği takdirde insan; mutlu olacaktır.
işte aristo'nun, insanın mutlu olması yolunda yapması gerekeni belirttiği bu görüşüne altın orta kanunu ve/veya öğretisi denmektedir.
devamını gör...
