kız çocuklarının okutmanın saçma olması
dinci kesimin*, işsizliği azaltmak, refahı yükseltmek*, ekonomik iyileşmeyi sağlamak için 50 yıldır bulup bulabildiği tek çözüm. yazarak öne çıkarmak istemediğim, temel insan haklarından bile nasiplenmemiş bu başlık gerçekten çok can sıkıcı. bence de dincilerin okuması çok saçma. tamamen zaman, mekan ve emek israfı. bilim'i zaten anlamıyorlar*, ilim dedikleri ise fasarya. ne insanlığa ne dünyaya en ufak bir faydaları yok zaten. bir araya gelip yerde oturup en iyi yalan atan sarıklıyı dinleyip ayağını yalayıp cennet hayalleri kurmak için o kadar kaynağa gerek yok. biraz ot* yeterli.
devamını gör...
lazanya
garfield'ın hayata olan inancını arttıran yegane yiyecek. kedi maması gibi bir şey zannediyordum açıkçası.
devamını gör...
yazarların sporu bırakmasına en çok üzüldüğü basketbolcu
(bkz: michael jordan) için uykusuz geçen geceler vardı. ama majesteleri de gün geldi bıraktı maalesef. onu izlediğim için kendimi çok şanslı hissediyorum.
devamını gör...
podiatri
ayak, bilek ve ilgili yapılarının sağlığı ile ilgili deformitelerinin, patolojilerinin ve yaralanmalarının araştırılması, önlenmesi, teşhisi ve tedavisi ile ilgili bilimsel ve mesleki uzmanlık bilgisini kullanan tıbbın en son dallarından bir sağlık bilimleri mesleğidir. bu dalın uzmanlarına podiatrist denilmektedir.
ülkemizde henüz eğitimi verilmemektedir.
ülkemizde henüz eğitimi verilmemektedir.
devamını gör...
normal sözlük 1. ankara zirvesi
hiç kimseden ses, görüntü gelmediğine göre böbrekler başarılı bir şekilde alınmış gibi. *
devamını gör...
konuşma şansım olsaydı denilen kitap karakteri
şeker portakalinda zeze.
devamını gör...
yoldaş benjamin’i tatile yolluyoruz kampanyası
görüyor ve arttırıyorum;
bütün moderasyon tatile gitsin.
ben ve bi kaç arkadaşım sabahları açarız sözlüğü, akşamları kaparız.
güvenin bize.
az rahatlayın.
yemin ediyorum geldiğinizde sözlüğü yerli yerinde bulacaksınız.
belki sınırlarımızı bile genişletiriz; ne bileyim malum sözlüğe sefere çıkıp toprak bile alabilriz.
bütün moderasyon tatile gitsin.
ben ve bi kaç arkadaşım sabahları açarız sözlüğü, akşamları kaparız.
güvenin bize.
az rahatlayın.
yemin ediyorum geldiğinizde sözlüğü yerli yerinde bulacaksınız.
belki sınırlarımızı bile genişletiriz; ne bileyim malum sözlüğe sefere çıkıp toprak bile alabilriz.
devamını gör...
mutlu bir evlilik için ilk şart
empati ve özel alana saygıdır.
devamını gör...
rakıyla sevilen favori üç meze
humus,
haydari,
tarator.
haydari,
tarator.
devamını gör...
geceye attila ilhan şiiri bırak
şu şiirin güzelliğine bakar mısınız... saf, temiz duyguları hissediyorsun adeta.
gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu
ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem öldüreceğimden korkardım
felaketim olurdu, ağlardım
ne vakit maçka'dan geçsem limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgar aklımı alırdı
sessizce bir cigara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin, bakardın
üşürdün içim ürperirdi
felaketim olurdu ağlardım
akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felaketim olurdu, ağlardım
gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu
ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem öldüreceğimden korkardım
felaketim olurdu, ağlardım
ne vakit maçka'dan geçsem limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgar aklımı alırdı
sessizce bir cigara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin, bakardın
üşürdün içim ürperirdi
felaketim olurdu ağlardım
akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felaketim olurdu, ağlardım
devamını gör...
deprem mi oluyor hissi
99 depreminden sonra bünyeye yerleşen korkum. cam açılıp kapansa '' acaba ? '' diyorum. yatakta dönerken bile 40 defa düşünüyorum. maalesef zor geçer bu his.
devamını gör...
başı kapanan öğrencinin beyni çalışır
anladığım kadarıyla hoca erkekler için de tesettür talebinde bulunmuş. aksi taktirde kadınların beyni ideal çalışırken, erkeklerin geri zekalı kalmasını hoca dahil kimse istemez diye düşünüyorum.
devamını gör...
çocukluğu hatırlatan yiyecekler
aydede bisküvi
minti, turbo, mabel vb sakızlar
çokomel *, eti puf
eski dido
minti, turbo, mabel vb sakızlar
çokomel *, eti puf
eski dido
devamını gör...
5 nisan 2021 fazıl say'ın chp eleştirisi
piyanist ve besteci fazıl say, chp'yi eleştirdi. "siz kazanamazsınız kardeşim. siz kazanmaktan da korkuyorsunuz. siz iktidardan korkuyorsunuz. siz genç nesile ulaşmaktan, 40 yıllık kürt sorunundan korkuyorsunuz" diyen say, "atatürk’ü hele hiç anlamamışsınız, anlamadığınız atatürk’ün maalesef tahmini 100 yıl gerisindesiniz" ifadesini kullandı.
piyanist ve besteci fazıl say, kişisel ınstagram hesabında 'chp'ye naçizane bir eleştiri' notuyla bir paylaşımda bulundu. ne zaman halk tv'de tartışma seyretse, ne zaman bir bakkalda sözcü gazetesinin manşetine rastlasa, ne zaman bir chp'liyi bir kanalda konuşurken televizyonda görse hep aynı duyguyu hissettiğini söyledi. bunu 'korku' olarak tanımlayan say, şunları söyledi:
"korku, korku... korku kötü şeydir. korku kendinde başlar. ve maalesef sevginin zıttıdır, cesur olmayan sevemez. cesur olmayan kazanamaz. siz kazanamazsınız kardeşim! siz kazanmaktan da korkuyorsunuz! siz iktidardan korkuyorsunuz! siz genç nesile ulaşmaktan, 40 yıllık kürt sorunundan korkuyorsunuz! siz laiklik savunmayı da bu korkuyla yapamazsınız. laiklik savunmayan kadın haklarını savunacak? 'olanın iyisi'? bu ama öyle bir konu değil...
'siz atatürk’ü hele hiç anlamamışsınız'
salgını, şu tüm hataları, türkiye’nin durumunu; her şeyi... siz atatürk’ü hele hiç anlamamışsınız, anlamadığınız atatürk’ün maalesef tahmini 100 yıl gerisindesiniz, korku yılı olarak da 100 ışık yılı gerisindesiniz, atatürk 'bugünkü sizin' çok ilerinizde, sandığınızdan da ilerisinde. çünkü 'korkmuyordu' o. korku ışık yıllarıyla ölçülür...
'bize cesur insanlarla gelin, sıkışıp kalmışlığınızı atın'
siz korkunun çağındasınız. ve maalesef bunu bize yansıtıyorsunuz ve bizi eritiyorsunuz. bize; bu ülkede, özellikle gençlere ve kadınlara, gerçek anlamda umut vermemenizin nedenidir; bu korku. tek tavsiyem var kardeşim; içinizde korkmayanların sayısını arttırın. gençler cesur, kadınlar cesur, sayısını arttırın. bırakın korkuyu. bize cesur insanlarla gelin. sıkışıp kalmışlığınızı atın. dertlerinizi atın. nefes alın. nefes! güven verin."
buradan
devamını gör...
szondi kişilik testi
basit bir kişilik testi. ben demiyorum uzmanlar diyor. aslında onlar itibarsız diyorda ben öyle diyi verdim.
biraz onedio testlerini andırıyor bu test. hatta bence leopold szondi kesin onedio içerik üreticisi. kendisi bir psiyatr.
hangisi sana en korkutucu geliyor? ıssız bir yerde karşılaşsan seni korkutacak yüz şu gördüklerinden hangisi? sorularına muhattap olan kişinin, kişilik analizini yapıyor test. illa ki dayandığı bir gerçeklik vardır diyorum. insanın korkularının kişiliğinin en azından bir bölümünü yansıttığı bir gerçek. fakat bu kadar basit mi? işte gülmelik eğlenmelik, kıkırdamalık bir şeyler diyelim. insan beyni ve kişiliği daha karışık bir yapı ve tek görselle neyi nasıl ele versin?
yine de ben 3'ü seçtim. vay beni beni... kontrolcü, soğuk, basma kalıp fikirler... dur bir bakayım. vallahi ben.
böyle gülen bir insanın beni rahatsız etmesi için bir neden var aslında. henüz çok küçüktüm. okuldan çıkmış durakta bekliyordum. derken iri yarı kapkara suratlı bir adam fark ettim. tam karşımda duruyor saçmasapan hareketler yapıyordu. arada bir yol vardı fakat bana yaptığı çok açıktı. elini pantlonuna götürüyor, gülüyor falan. kafamı çevirdim hemen. kayboldu ortadan sonra bir anda yeniden belirdi ve bana doğru geliyordu. kalp atışlarımın yükselişi bugün bile aklımda. yanımdan geçti bana aynen böyle sırıttı ve bir kağıt fırlattı kucağıma. neye uğradığımı şaşırdım. durağın hemen arkasında arkadaşımın babasının ayakkabı boyama dükkanı vardı. küçük bir baraka diyelim. içeri girdim, arkadaşımın yanına oturdum. gerginliğim anlaşıldı ki arkadaşım ne oldu dedi? fısır fısır anlatmaya çalışırken babası girdi içeri ve 'o adam sana bir şey mi dedi?' dedi. meğer kahvede oturuyormuş ve adamı fark etmiş. ne olduğunu anlamaya çalışmış ve yanımıza gelmiş.
o güne kadar hiç o kadar korktuğumu hatırlamıyorum. gevrek gülüşü, mimikleri, el kol hareketleri...
o gün eve gittim. hemen yattım. ablama ve anneme bir şeyler anlattım ama o kadar korkmuştum ki babama anlatmaya cesaret edemedim. ertesi gün babamı jandarma komutanı aradı. 'banu diye kızın var mı?' demiş. evet cevabını alınca 'onu da al gel' demiş. gittik. tüm günümüz orada geçti. şahsın 47 yaşında olduğunu isminin ismail tepe olduğunu söyledi. 'ismail tepe' akşam üzeri 'siz köyde ikamet ediyorsunuz fakat olay ilçede olduğu için polis bakıyor karakola geçmeniz gerekiyor. şahıs yakalandı teşhis orada yapılacak' dedi.
hemen gittik karakola. biz içeri girince 'banu mu?' dediler babama. babam evet derdemez. polisler alkışlamaya başladı. aklım çıktı. dedim ne oluyor. aferin kızım bu yaşta susmamışsın dediler. halbu ki alakası yok. arkadaşımın babası şaban amca suç duyurusunda bulunmuş ve numarayı vermiş jandarmaya. sonra esnaf toplanmış adamı aramış ama bulamamış. sarı çizmeli mehmet ağa nereden bulacaksın.
buarada karakola giderken yanımızda bizle beraber hiç tanımadığım insanlarda geldi. esnafmışlar olayı duyup gelmişler. karakola alınmadılar tabi.
neyse efem o gün bana seçimlik teşhis yaptırıldı. yani ben bir camın arkasında durdum ve karşıma 7, 8 kişi dizdiler. şu dedim. sonra oradan savcılık, oradan mahkeme falan filan. elle temas olmadığından kısa bir süre ceza verdiler o da paraya çevrildi.
ilk duruşmada karısıyla ve 3, 5 arkadaşıyla gelmişti. hakim sordu bu kız çocuğunu tanıyor musun diye yok dedi. bana sordu yok dedim. avukatı tam söze karışacak tı ki sus sus diye azarladı ve kararı okudu.
o gülüş hala zihnimde bir yerde kazılı. yukarıdaki fotoğraflardan o adamı seçmem benim karakterimi ne kadar yansıtır bilemem? travmamı yansıttığı bir gerçek.
biraz onedio testlerini andırıyor bu test. hatta bence leopold szondi kesin onedio içerik üreticisi. kendisi bir psiyatr.
hangisi sana en korkutucu geliyor? ıssız bir yerde karşılaşsan seni korkutacak yüz şu gördüklerinden hangisi? sorularına muhattap olan kişinin, kişilik analizini yapıyor test. illa ki dayandığı bir gerçeklik vardır diyorum. insanın korkularının kişiliğinin en azından bir bölümünü yansıttığı bir gerçek. fakat bu kadar basit mi? işte gülmelik eğlenmelik, kıkırdamalık bir şeyler diyelim. insan beyni ve kişiliği daha karışık bir yapı ve tek görselle neyi nasıl ele versin?
yine de ben 3'ü seçtim. vay beni beni... kontrolcü, soğuk, basma kalıp fikirler... dur bir bakayım. vallahi ben.
böyle gülen bir insanın beni rahatsız etmesi için bir neden var aslında. henüz çok küçüktüm. okuldan çıkmış durakta bekliyordum. derken iri yarı kapkara suratlı bir adam fark ettim. tam karşımda duruyor saçmasapan hareketler yapıyordu. arada bir yol vardı fakat bana yaptığı çok açıktı. elini pantlonuna götürüyor, gülüyor falan. kafamı çevirdim hemen. kayboldu ortadan sonra bir anda yeniden belirdi ve bana doğru geliyordu. kalp atışlarımın yükselişi bugün bile aklımda. yanımdan geçti bana aynen böyle sırıttı ve bir kağıt fırlattı kucağıma. neye uğradığımı şaşırdım. durağın hemen arkasında arkadaşımın babasının ayakkabı boyama dükkanı vardı. küçük bir baraka diyelim. içeri girdim, arkadaşımın yanına oturdum. gerginliğim anlaşıldı ki arkadaşım ne oldu dedi? fısır fısır anlatmaya çalışırken babası girdi içeri ve 'o adam sana bir şey mi dedi?' dedi. meğer kahvede oturuyormuş ve adamı fark etmiş. ne olduğunu anlamaya çalışmış ve yanımıza gelmiş.
o güne kadar hiç o kadar korktuğumu hatırlamıyorum. gevrek gülüşü, mimikleri, el kol hareketleri...
o gün eve gittim. hemen yattım. ablama ve anneme bir şeyler anlattım ama o kadar korkmuştum ki babama anlatmaya cesaret edemedim. ertesi gün babamı jandarma komutanı aradı. 'banu diye kızın var mı?' demiş. evet cevabını alınca 'onu da al gel' demiş. gittik. tüm günümüz orada geçti. şahsın 47 yaşında olduğunu isminin ismail tepe olduğunu söyledi. 'ismail tepe' akşam üzeri 'siz köyde ikamet ediyorsunuz fakat olay ilçede olduğu için polis bakıyor karakola geçmeniz gerekiyor. şahıs yakalandı teşhis orada yapılacak' dedi.
hemen gittik karakola. biz içeri girince 'banu mu?' dediler babama. babam evet derdemez. polisler alkışlamaya başladı. aklım çıktı. dedim ne oluyor. aferin kızım bu yaşta susmamışsın dediler. halbu ki alakası yok. arkadaşımın babası şaban amca suç duyurusunda bulunmuş ve numarayı vermiş jandarmaya. sonra esnaf toplanmış adamı aramış ama bulamamış. sarı çizmeli mehmet ağa nereden bulacaksın.
buarada karakola giderken yanımızda bizle beraber hiç tanımadığım insanlarda geldi. esnafmışlar olayı duyup gelmişler. karakola alınmadılar tabi.
neyse efem o gün bana seçimlik teşhis yaptırıldı. yani ben bir camın arkasında durdum ve karşıma 7, 8 kişi dizdiler. şu dedim. sonra oradan savcılık, oradan mahkeme falan filan. elle temas olmadığından kısa bir süre ceza verdiler o da paraya çevrildi.
ilk duruşmada karısıyla ve 3, 5 arkadaşıyla gelmişti. hakim sordu bu kız çocuğunu tanıyor musun diye yok dedi. bana sordu yok dedim. avukatı tam söze karışacak tı ki sus sus diye azarladı ve kararı okudu.
o gülüş hala zihnimde bir yerde kazılı. yukarıdaki fotoğraflardan o adamı seçmem benim karakterimi ne kadar yansıtır bilemem? travmamı yansıttığı bir gerçek.
devamını gör...
madalyasız yazarların boş beleş tipler olması
başlığa tarif edildigi gibi bos beleş yorum yapmak gerekirse "kafa sozluk övünç madalyasi tevcih edilen, özgün olan yada arastirmalarla arama motorlarından derlenen, her şekilde emek verilen tanımların sahibi arkadaşlarımızı tebrik ediyorum.
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
biz oturduk ölçtük tarttık dedik ki tam da bu zamanlarda lazım bize geyikler goygoylar kahkahalar. fakat biz komedyen değiliz. sohbet edecek yerlerimiz ağrıyor saygıdeğer dinleyen, ağaca, kadına, faşist katliamlara öfkelenip ağlamaktan biraz yorgun düştük. o yüzden bu hafta yokuz. ama mizaha açız, gülelim be! ne halt olursa olsun yaraya şakayla koşanların ardındayız! bu hafta biraz yorgunuz.
biraz ufak bir hatırlatmayla devam edeyim.
haçiko, mahayko gibi hayvansever örgütlenmeler çeşitli yardım kampanyaları başlattı. yardım etmek isteyen, özellikle başka illerden eli kolu yetsin diye imkan ve kanal arayanlar bu örgütlenmelerin güncel duyurularını takip etsin. yangından sağ çıkan canlar için belediyeler ve hayvan örgütleri omuz omuza çalışıyorlar şu ara.
helpsteps var, reklam vermiş gibi olacağım ama şu an daha da vahim bir fonksiyonları var bu ve benzer uygulamaların. yine çeşitli yardım ve dayanışma örgütlenmelerinin bu uygulamalar üzerinden bağış kanalları ve duyuruları mevcut. maddi hiçbir şey yapamayan bari adımlarıyla desteğe koşsun.
konya ve azra ile ilgili diyecek sözlerim bitti. çok sevdiğim üstat kadın kahramanım deniz özturhan geçen gün şöyle yazdı, cümlesi harfi harfine cümlemdir, alıntılamaya gerek yok.
a*p'den ve temsil ettiği tüm değerlerden kurtulma mücadelesi, bu ülkenin ikinci kurtuluş savaşıdır ve resmen başlamış bulunmaktadır. insanlık onuru olan defansa gelsin.
biraz ufak bir hatırlatmayla devam edeyim.
haçiko, mahayko gibi hayvansever örgütlenmeler çeşitli yardım kampanyaları başlattı. yardım etmek isteyen, özellikle başka illerden eli kolu yetsin diye imkan ve kanal arayanlar bu örgütlenmelerin güncel duyurularını takip etsin. yangından sağ çıkan canlar için belediyeler ve hayvan örgütleri omuz omuza çalışıyorlar şu ara.
helpsteps var, reklam vermiş gibi olacağım ama şu an daha da vahim bir fonksiyonları var bu ve benzer uygulamaların. yine çeşitli yardım ve dayanışma örgütlenmelerinin bu uygulamalar üzerinden bağış kanalları ve duyuruları mevcut. maddi hiçbir şey yapamayan bari adımlarıyla desteğe koşsun.
konya ve azra ile ilgili diyecek sözlerim bitti. çok sevdiğim üstat kadın kahramanım deniz özturhan geçen gün şöyle yazdı, cümlesi harfi harfine cümlemdir, alıntılamaya gerek yok.
a*p'den ve temsil ettiği tüm değerlerden kurtulma mücadelesi, bu ülkenin ikinci kurtuluş savaşıdır ve resmen başlamış bulunmaktadır. insanlık onuru olan defansa gelsin.
devamını gör...
nickaltı
benim nickaltım çok sessiz ve sakin bir ortamdır. aslında doğal çünkü kimseyle en ufak polemiğe girmedim. ona rağmen tarihle kafayı bozmuş diyenler oldu nickaltımda. ayrıca tarih dışına çıkıp günlük konulardan da fikir belirtmek istiyorum ancak nedense hiç ilgi görmedi tarih dışında yazdıklarım :))
devamını gör...

