öldükten sonra hatırlanacak mıyız sorunsalı
geriye kalici bir eser bıraktıysan uzun bir süre hatirlanirsin..baki kalan bu kubbede hoş bir sada imiş!
devamını gör...
kalitesini yazdıkları ile değil beğendikleri ile belli etmek
rastlıyorum bu yazarlara, kankamı beğenmezsem ayıp olur, bok gibide yazmış ama beğenmem lazım derdinde olmuyorlar. usul usul beğeniyorlar, çok fazlada yazmıyorlar. bende çok beğeni veren biri değilim, beni sarsması lazım yazılanın , buradan saygılar o cemaate.
devamını gör...
ekşi sözlük'ün 22 yaşına girmesi
hepimiz bir aileyiz aileyiz diyosun ama parayı hep sen yiyosun heee?
devamını gör...
rastgele yazarı
şahsım oluyor bu yazarın tanımı.
nasıl ki bazı insanlar kaostan bazıları nefretten kimisi de sevgiden besleniyorsa ben de sözlükte bu butondan besleniyorum.
ne zaman tıkandım, solda bana hitap eden bir şey bulamadım imdadıma bu buton yetişiyor.
resmen zihnime ışık tutuyor lan müthiş bişi.
nasıl ki bazı insanlar kaostan bazıları nefretten kimisi de sevgiden besleniyorsa ben de sözlükte bu butondan besleniyorum.
ne zaman tıkandım, solda bana hitap eden bir şey bulamadım imdadıma bu buton yetişiyor.
resmen zihnime ışık tutuyor lan müthiş bişi.
devamını gör...
dusan tadic’in ilginç sakatlığı
dortmund ajax maçında sakatlanan dusan tadic taburcu olmuş.
geçmiş olsun. umarım en kısa zamanda sahalara döner *


buradan
geçmiş olsun. umarım en kısa zamanda sahalara döner *


buradan
devamını gör...
yazarların en sevdiği atasözü
zenginin horozuda yumurtlar.
devamını gör...
the art of racing in the rain
sanırım çok fazla kişi tarafından bilinmiyor ama ısrarla ve inatla bu filmi tanıtıp önermeye devam edeceğim.
2008 yılında yayınlanan ve çok satanlar listesini dağıtmış olan kitaptan uyarlanan film. ilk bakışta klişe bir konu olduğunu düşündürse de filmde olaylar çok iyi işlenmiş, oyunculuklar da çok başarılı. bu filmi diğer filmlerden ayıran ve klişelikten kurtaran özellik, ailemizin köpeği enzo'nun gözünden anlatılıyor olması. enzo'ya sesiyle hayat veren kişi ise iki oscar'lı usta oyuncu kevin costner.
başrollerini milo ventimiglia ve amanda seyfried paylaşıyor. amanda seyfried güzelliği ile büyülerken, milo ventimiglia'da oyunculuğu ile muhteşem bir seyir zevki yaşatıyor. milo ventimiglia oyunculuk başarısına this is us dizisinden aşinayız. bu filmde de çok başarılı bir iş çıkararak duyguları izleyiciye iyi bir şekilde yansıtmayı başarmıştır.
2019 yapımı filmde başrollerin bu oyuncular olduğunu söyledim ama filmimizin asıl baş kahrmanı enzo'dur. hayatını, çevresini ve çevresindeki insanları izleyerek sürdüren bu köpek dostumuz duygularıyla ön plandadır. enzo'nun yer yer kıskançlıkları, yarışa olan tutkusu ve bir insan kapasitesindeki zekiliğiyle gerçekten beni büyüleyen bir film olmuştur. kedi-köpek sahibiyseniz filmi izledikten sonra can dostunuza sıkıca sarılmak isteyecek, kedi-köpek sahibi değilseniz bu filmi izledikten sonra sahiplenme dürtünüz atağa geçecektir. filmi keyifle izledim, güldüm eğlendim ve yer yer salya sümük ağladığımı da belirtmeliyim.. bence bu filme bir şans vermelisiniz.

enzo, henüz yavru bir köpek iken denny onu sahiplenmiştir. denny yarış tutkunu ve hayatını yarışlara adamış olan biridir, bu konuda da oldukça başarılıdır. enzo ile yaşamaya başladıktan sonra hayatı daha da eğlenceli ve yaşanabilir bir hale gelmiştir. enzo ile akşamları sürekli yarış videoları izlemiş ve adeta enzo'ya yarış tutkusunu aşılamıştır. enzo, denny ile alakalı olan her şeyden büyük keyif alan bir köpektir, zaman geçtikçe denny'e daha çok alışmış ve onu hayatının en önemli noktasına koymuştur. enzo denny ile olmaktan çok mutludur, onunla yarış videoları izlemekten büyük keyif alır ve artık o da bir yarış tutkunu olmuştur. hayallerinde kendini hep yarışların içinde, denny'nin yan koltuğunda otururken hayal ediyor ve bundan büyük keyif alıyordur. bir gün enzo için hiç planlanmayan bir şey olur, denny aşık olmuştur. enzo bu davetsiz misafir eve'ı ilk başta hiç sevmemiştir. denny ile paylaştıkları anlar zamanla üç kişilik anlara dönüşmüştür, çünkü denny ve eve evlenmiştir. enzo, eve'i ilk zamanlar çok kıskanmış ve hayatlarına dahil olmasını istememiştir. ama zamanla onun iyi bir insan olduğunu düşünerek ona alışmıştır. onlar artık çok güzel bir ailedir.. zamanla ailedeki kişi sayısı da artmış ve eve ile denny'in bir kız çocukları dünyaya gelmiştir, zoe. zoe çok güzel bir kız çocuğudur ve enzo onu ilk gördüğü anda ona hayran olmuştur. enzo'nun ailesi büyümüş ve enzo bundan hiç şikayetçi olmamıştır. zoe'nin her anında yanında olup onu korumayı kendine görev edinmiştir. bir gün mutlu bir şekilde sürüp giden hayatları beklenmedik bir şekilde tepetaklak olur, eve ölümcül bir hastalığa yakalanmıştır. uzun bir tedavi süreci geçirmiş ama hastalığa yenik düşmüştür.. onlar artık üç kişidir, enzo, denny ve zoe. acaba tüm zorlukları aşarak hayatlarına ve yarış tutkularına devam edebilecekler midir?
2008 yılında yayınlanan ve çok satanlar listesini dağıtmış olan kitaptan uyarlanan film. ilk bakışta klişe bir konu olduğunu düşündürse de filmde olaylar çok iyi işlenmiş, oyunculuklar da çok başarılı. bu filmi diğer filmlerden ayıran ve klişelikten kurtaran özellik, ailemizin köpeği enzo'nun gözünden anlatılıyor olması. enzo'ya sesiyle hayat veren kişi ise iki oscar'lı usta oyuncu kevin costner.
başrollerini milo ventimiglia ve amanda seyfried paylaşıyor. amanda seyfried güzelliği ile büyülerken, milo ventimiglia'da oyunculuğu ile muhteşem bir seyir zevki yaşatıyor. milo ventimiglia oyunculuk başarısına this is us dizisinden aşinayız. bu filmde de çok başarılı bir iş çıkararak duyguları izleyiciye iyi bir şekilde yansıtmayı başarmıştır.
2019 yapımı filmde başrollerin bu oyuncular olduğunu söyledim ama filmimizin asıl baş kahrmanı enzo'dur. hayatını, çevresini ve çevresindeki insanları izleyerek sürdüren bu köpek dostumuz duygularıyla ön plandadır. enzo'nun yer yer kıskançlıkları, yarışa olan tutkusu ve bir insan kapasitesindeki zekiliğiyle gerçekten beni büyüleyen bir film olmuştur. kedi-köpek sahibiyseniz filmi izledikten sonra can dostunuza sıkıca sarılmak isteyecek, kedi-köpek sahibi değilseniz bu filmi izledikten sonra sahiplenme dürtünüz atağa geçecektir. filmi keyifle izledim, güldüm eğlendim ve yer yer salya sümük ağladığımı da belirtmeliyim.. bence bu filme bir şans vermelisiniz.

enzo, henüz yavru bir köpek iken denny onu sahiplenmiştir. denny yarış tutkunu ve hayatını yarışlara adamış olan biridir, bu konuda da oldukça başarılıdır. enzo ile yaşamaya başladıktan sonra hayatı daha da eğlenceli ve yaşanabilir bir hale gelmiştir. enzo ile akşamları sürekli yarış videoları izlemiş ve adeta enzo'ya yarış tutkusunu aşılamıştır. enzo, denny ile alakalı olan her şeyden büyük keyif alan bir köpektir, zaman geçtikçe denny'e daha çok alışmış ve onu hayatının en önemli noktasına koymuştur. enzo denny ile olmaktan çok mutludur, onunla yarış videoları izlemekten büyük keyif alır ve artık o da bir yarış tutkunu olmuştur. hayallerinde kendini hep yarışların içinde, denny'nin yan koltuğunda otururken hayal ediyor ve bundan büyük keyif alıyordur. bir gün enzo için hiç planlanmayan bir şey olur, denny aşık olmuştur. enzo bu davetsiz misafir eve'ı ilk başta hiç sevmemiştir. denny ile paylaştıkları anlar zamanla üç kişilik anlara dönüşmüştür, çünkü denny ve eve evlenmiştir. enzo, eve'i ilk zamanlar çok kıskanmış ve hayatlarına dahil olmasını istememiştir. ama zamanla onun iyi bir insan olduğunu düşünerek ona alışmıştır. onlar artık çok güzel bir ailedir.. zamanla ailedeki kişi sayısı da artmış ve eve ile denny'in bir kız çocukları dünyaya gelmiştir, zoe. zoe çok güzel bir kız çocuğudur ve enzo onu ilk gördüğü anda ona hayran olmuştur. enzo'nun ailesi büyümüş ve enzo bundan hiç şikayetçi olmamıştır. zoe'nin her anında yanında olup onu korumayı kendine görev edinmiştir. bir gün mutlu bir şekilde sürüp giden hayatları beklenmedik bir şekilde tepetaklak olur, eve ölümcül bir hastalığa yakalanmıştır. uzun bir tedavi süreci geçirmiş ama hastalığa yenik düşmüştür.. onlar artık üç kişidir, enzo, denny ve zoe. acaba tüm zorlukları aşarak hayatlarına ve yarış tutkularına devam edebilecekler midir?
devamını gör...
goodfellas
harikulade bir martin scorsese filmidir. 1990 yılında izleyiciyle buluşmuştur. nicholas pileggi'nin, wiseguy adlı kitabından uyarlanmış, gerçek bir hikayedir.
başrollerinde ray liotta, joe pesci, robert de niro gibi mükemmel oyuncular bulunmakta. hele joe pesci öttürüyor bu filmde...
the godfather'dan sonra mafyayı anlatan en iyi filmdir. konuları işleyişlerinde farklılıklar olsa da mafya denilince akla gelen ilk iki film bunlardır. ve ikisi de tam bir şaheserdir. izlemediyseniz bu tanım sizin için bir işaret olabilir, muhakkak izlemenizi tavsiye ederim.
son olarak müzikleri sahneye cuk oturan, dönemini kasıp kavuran, şahane eserlerdir. sadece şu bile yeter;
gerisi spoiler..
şimdi filmi sizlere kısaca tanıtacağım.
filmimizde mafyanın içinde bulunan ve daha sonrasında içinde bulunduğu mafyayı ifşa eden henry hill'in hikayesi anlatılmaktadır.
henry küçüklüğünden beri mafyaya dahil olmak istemekte. bunun için de fazlasıyla azimli. en nihayetinde istediğine kavuşuyor ama sonu hiç beklediği gibi çıkmıyor.
ray liotta, henry hill rolünü muazzam canlandırmıştır. tabii bunda martin scorsese'nin etkisi çok büyüktür. aynı zamanda henry hill'in de katkılarıyla ya da taktikleriyle ray liotta, henry hill karakteriyle özdeşleşmiştir.
joe pesci filmde tommy devito rolünü öylesine güzel, öylesine karakterle bütünleşerek canlandırmış ki inanamazsınız. yine bu rolüyle "en iyi yardımcı erkek oyuncu oscarı" nı kazanmıştır. daha önce kesinlikle denk gelmişsinizdir ya da duymuşsunuzdur "funny how" sahnesini. işte o kısacık sahnede dahi joe pesci'nin enfes oyunculuğunu net bir şekilde gözlemleyebilirsiniz. buyurun gözlemleyin;
ve robert de niro. canlandırdığı her karakteri en iyi şekilde yansıtan, yılların eskimeyen karizmasıdır kendisi. filmde jimmy conway karakterini canlandırmakta. yer yer iyi yer yer kötü ama hep çıkarlarına göre hareket eden biri. gel gör ki hep karizmatik.
son olarak yönetmen martin scorsese tam bir dehadır. bunu; filmdeki çekim tekniği, hikayenin akıcılığı, benzersizliği karşısında mest olurken fark edebilirsiniz.
ufacık bilgilendirme de salayım. gerçek hayattaki henry hill'imiz, filmden ziyadesiyle memnun kalmış ve herkesin henry hill'in kim olduğunu bilmesi gerektiğini düşünüp tanık koruma programında olmasına rağmen kendisini açık etmiştir. bu durum sebebiyle fbi henry hill'i tanık koruma programından çıkarmıştır.
son sözü muddy waters söylesin o halde; *
başrollerinde ray liotta, joe pesci, robert de niro gibi mükemmel oyuncular bulunmakta. hele joe pesci öttürüyor bu filmde...
the godfather'dan sonra mafyayı anlatan en iyi filmdir. konuları işleyişlerinde farklılıklar olsa da mafya denilince akla gelen ilk iki film bunlardır. ve ikisi de tam bir şaheserdir. izlemediyseniz bu tanım sizin için bir işaret olabilir, muhakkak izlemenizi tavsiye ederim.
son olarak müzikleri sahneye cuk oturan, dönemini kasıp kavuran, şahane eserlerdir. sadece şu bile yeter;
gerisi spoiler..
şimdi filmi sizlere kısaca tanıtacağım.
filmimizde mafyanın içinde bulunan ve daha sonrasında içinde bulunduğu mafyayı ifşa eden henry hill'in hikayesi anlatılmaktadır.
henry küçüklüğünden beri mafyaya dahil olmak istemekte. bunun için de fazlasıyla azimli. en nihayetinde istediğine kavuşuyor ama sonu hiç beklediği gibi çıkmıyor.
ray liotta, henry hill rolünü muazzam canlandırmıştır. tabii bunda martin scorsese'nin etkisi çok büyüktür. aynı zamanda henry hill'in de katkılarıyla ya da taktikleriyle ray liotta, henry hill karakteriyle özdeşleşmiştir.
joe pesci filmde tommy devito rolünü öylesine güzel, öylesine karakterle bütünleşerek canlandırmış ki inanamazsınız. yine bu rolüyle "en iyi yardımcı erkek oyuncu oscarı" nı kazanmıştır. daha önce kesinlikle denk gelmişsinizdir ya da duymuşsunuzdur "funny how" sahnesini. işte o kısacık sahnede dahi joe pesci'nin enfes oyunculuğunu net bir şekilde gözlemleyebilirsiniz. buyurun gözlemleyin;
ve robert de niro. canlandırdığı her karakteri en iyi şekilde yansıtan, yılların eskimeyen karizmasıdır kendisi. filmde jimmy conway karakterini canlandırmakta. yer yer iyi yer yer kötü ama hep çıkarlarına göre hareket eden biri. gel gör ki hep karizmatik.
son olarak yönetmen martin scorsese tam bir dehadır. bunu; filmdeki çekim tekniği, hikayenin akıcılığı, benzersizliği karşısında mest olurken fark edebilirsiniz.
ufacık bilgilendirme de salayım. gerçek hayattaki henry hill'imiz, filmden ziyadesiyle memnun kalmış ve herkesin henry hill'in kim olduğunu bilmesi gerektiğini düşünüp tanık koruma programında olmasına rağmen kendisini açık etmiştir. bu durum sebebiyle fbi henry hill'i tanık koruma programından çıkarmıştır.
son sözü muddy waters söylesin o halde; *
devamını gör...
geceye dandik dundik kedi resmi bırakmak
devamını gör...
hoşlanılan yazarın başka bir yazara nickaltında yürümesi
bir sözlük içi aktivitesi.
2 şekilde ele alırım:
1- yani şimdi ben adamdan hoşlanacağım, o da beni bırakıp başkasına gidecek öyle mi? kim kaybeder, cevabı size bırakırım. cevabı biliyorum, o yüzden sallamam.
2- ben adamdan hoşlanıyor olacağım ve onu başkasına bırakacağım, öyle mi? bakın bakayım bende o göz var mı!
2 şekilde ele alırım:
1- yani şimdi ben adamdan hoşlanacağım, o da beni bırakıp başkasına gidecek öyle mi? kim kaybeder, cevabı size bırakırım. cevabı biliyorum, o yüzden sallamam.
2- ben adamdan hoşlanıyor olacağım ve onu başkasına bırakacağım, öyle mi? bakın bakayım bende o göz var mı!
devamını gör...
çocukluğunuzdaki bayram travmaları
istisnasız her bayram sabahı annem ve babamın kavga etmesidir. babam, saçmasapan bir şeyden dolayı huzursuzluk çıkarırdı, anneme bağırırdı, annem de bize bağırırdı. evde bir süre devam eden bu kaos, babamın "bugün bayram, hadi suratınızı asmayın" demesiyle biterdi *. sonra hiçbir şey olmamış gibi yüzümüzü yıkayıp bayramlıklarımızı giyerdik, hemen karşımızdaki evde oturan babaanneme giderdik ve böylece bayram ziyaretleri başlamış olurdu.
devamını gör...
meja (yazar)
(bkz: abi bi tur versene be)
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
kötü giden hayatım daha ne kadar kötü olabilir derken bu sabah daha kötüsü oldu. sol gözümü kaybetme riskim var. işimi ve evimi kaybettim. ailem ile bağım koptu. zaten savaşıyordum. sadece nefes almak istemiştim biraz ama fırsat olmadı. fırtına koptu ve savaş daha da şiddetlendi. ama daha güçlüyüm artık. hayatı seviyorum ve son nefesime kadar savaşacağım. pes etmek yok.
devamını gör...
rüya
aslında çok değerli bir özgürlüğümüz. kesinlikle şahsi ve biricik; başka birine bazı ayrıntılarını anlatsak bile asla aynı rüyayı deneyimleyemez, kimse başkasının rüyasına girip karışamaz. ben rüya gördüğümde genellikle çok huzurlu hissediyorum. her zaman güzel şeyler görmesem de o rüyanın sadece benim oluşu ve kimsenin burnunu sokamayacağı bir yer oluşu iyi geliyor. yalnızlıktan hoşlanmamın da bu durumda bir etkisi var muhakkak.
ama bir şirket veya devlet (herhangi bir otorite), rüyalara müdahale edebiliyor olsaydı nasıl olurdu? mesela philip k. dick'in 1969 yılında yazdığı galaktik çömlek tamircisi adlı kitapta tasvir edilen gelecekte herkes aynı rüyayı görmek zorunda. kitaptan, sadece mekanizmanın ne olduğu ve nasıl işlediği ile ilgili bir kısmı paylaştım aşağıda, gördüğü rüya kısmını da koymadım. hikayeyle ilgili önemli bir sürprizbozan yok ama siz bilirsiniz yine de.
--! spoiler !--
yatıp dört saat uyumaya karar verdi. saat yediydi; saatin alarmını on bire kurabilirdi.
doğru düğmeye bastığında duvardan kayan bir yatak odanın neredeyse tümünü kapladı. az önceki oturma odası şimdi yatak odası olmuştu. yatağın saat mekanizmasını dört saate kurdu, daracık yatağın izin verdiği ölçüde kendine rahat bir pozisyon buldu. mümkün olan en derin uyku halini hızlı ve güçlü bir biçimde harekete geçiren düğmeyi el yordamıyla buldu.
cihazdan bir vızıltı geldi.
lanet olası rüya devresi, dedi kendi kendine, bu kadar erken vakitte bunu kullanmak zorunda mıyım? birden fırlayıp kalktı, yatağın yanındaki çekmeceyi açtı ve kullanma kılavuzunu çıkardı. evet, yatak her kullanıldığında zorunlu rüya şarttı... elbette, eğer seks kolunu indirmezse. öyle yapayım bari, diye düşündü. kendi kendine, "makineye bir dişiyle birlikte olacağımı söyleyeceğim," dedi.
bir kez daha yatağa uzandı, uyku düğmesini etkinleştirdi.
"ağırlığınız yetmiş kilo," dedi yatak. "şu an üzerimde uzanan ağırlık tam olarak bu kadar. yani şu an bir cinsel birleşme yaşamıyorsunuz." mekanizma uyku düğmesini açmasını geçersiz kıldı ve aynı zamanda yatak ısınmaya başladı. yatağın içindeki ısı bobinleri joe'nun altında göstere göstere parladı.
öfkeli yatakla tartışamazdı. böylece uyku-rüya etkileşimini açtı ve kaderine razı olarak gözlerini kapadı.
hemen uykuya daldı; her zaman böyle olurdu. mekanizma kusursuzdu. rüya, yani o sırada dünyanın her yerinde uyumakta olan herkesin gördüğü rüya başladı.
herkes için tek rüya ama neyse ki her gece değişiyordu.
neşeli bir rüya sesi, "merhaba," dedi, "bu akşamki rüya reg baker tarafından yazıldı. adı, derin izler bırakan anılar. unutmayın dostlar, rüya fikirlerinizi gönderin ve büyük para ödülleri kazanın! eğer rüyanız kullanılırsa, masraflarının tümünün tarafımızdan karşılanacağı bir dünya dışı seyahat kazanacaksınız, üstelik dilediğiniz herhangi bir yöne."
rüya başladı.
--! spoiler !--
ama bir şirket veya devlet (herhangi bir otorite), rüyalara müdahale edebiliyor olsaydı nasıl olurdu? mesela philip k. dick'in 1969 yılında yazdığı galaktik çömlek tamircisi adlı kitapta tasvir edilen gelecekte herkes aynı rüyayı görmek zorunda. kitaptan, sadece mekanizmanın ne olduğu ve nasıl işlediği ile ilgili bir kısmı paylaştım aşağıda, gördüğü rüya kısmını da koymadım. hikayeyle ilgili önemli bir sürprizbozan yok ama siz bilirsiniz yine de.
--! spoiler !--
yatıp dört saat uyumaya karar verdi. saat yediydi; saatin alarmını on bire kurabilirdi.
doğru düğmeye bastığında duvardan kayan bir yatak odanın neredeyse tümünü kapladı. az önceki oturma odası şimdi yatak odası olmuştu. yatağın saat mekanizmasını dört saate kurdu, daracık yatağın izin verdiği ölçüde kendine rahat bir pozisyon buldu. mümkün olan en derin uyku halini hızlı ve güçlü bir biçimde harekete geçiren düğmeyi el yordamıyla buldu.
cihazdan bir vızıltı geldi.
lanet olası rüya devresi, dedi kendi kendine, bu kadar erken vakitte bunu kullanmak zorunda mıyım? birden fırlayıp kalktı, yatağın yanındaki çekmeceyi açtı ve kullanma kılavuzunu çıkardı. evet, yatak her kullanıldığında zorunlu rüya şarttı... elbette, eğer seks kolunu indirmezse. öyle yapayım bari, diye düşündü. kendi kendine, "makineye bir dişiyle birlikte olacağımı söyleyeceğim," dedi.
bir kez daha yatağa uzandı, uyku düğmesini etkinleştirdi.
"ağırlığınız yetmiş kilo," dedi yatak. "şu an üzerimde uzanan ağırlık tam olarak bu kadar. yani şu an bir cinsel birleşme yaşamıyorsunuz." mekanizma uyku düğmesini açmasını geçersiz kıldı ve aynı zamanda yatak ısınmaya başladı. yatağın içindeki ısı bobinleri joe'nun altında göstere göstere parladı.
öfkeli yatakla tartışamazdı. böylece uyku-rüya etkileşimini açtı ve kaderine razı olarak gözlerini kapadı.
hemen uykuya daldı; her zaman böyle olurdu. mekanizma kusursuzdu. rüya, yani o sırada dünyanın her yerinde uyumakta olan herkesin gördüğü rüya başladı.
herkes için tek rüya ama neyse ki her gece değişiyordu.
neşeli bir rüya sesi, "merhaba," dedi, "bu akşamki rüya reg baker tarafından yazıldı. adı, derin izler bırakan anılar. unutmayın dostlar, rüya fikirlerinizi gönderin ve büyük para ödülleri kazanın! eğer rüyanız kullanılırsa, masraflarının tümünün tarafımızdan karşılanacağı bir dünya dışı seyahat kazanacaksınız, üstelik dilediğiniz herhangi bir yöne."
rüya başladı.
--! spoiler !--
devamını gör...






