ben. dış görünüş yerine zeka, kültür ve entelektüelliğe önem veriyorum. ezcümle mutluyum bu durumdan.
devamını gör...

genellikle bölümün içeriğini bilmemekten kaynaklanan sorulardır. ingiliz edebiyatı okuduğumu söylediğimde gelen “yani sen şimdi ingilizcenin hepsini biliyor musun? her şeyi anlıyot musun?” sorusu gibi.

(bkz: ingilizcenin hepsini bilmek)
devamını gör...

sevgili dünkü bebeler, bugünkü ergenler; kaç kere anlattık bir daha anlatalım, bir daha yazalım. sözlük zihniyeti 1999'da ekşisözlük'te başlamıştır yani birileri daha vitaminken ortada yokken, o yüzden kiracı olup ev sahibine hırlamayalım haddimizi bilelim bıcırıklar.. herkese saygılar, sevgiler.
devamını gör...

dobra insan muhtemelen sizin duymaya ihtiyacınız olacak bir şeyi söyler, patavatsız insan ise karşısındakinin ne hissedeceğini düşünmeden konuşur. dobra birisiyle muhatap olduğunuzda en azından niyetinin kötü olmadığını tahmin edebilirsiniz ama patavatsız insan sinir bozar.
devamını gör...

belki bir hafta sonra iyi olur..belki bir yıl sonra...
umut işte!herkes gibi ekmek peşinde geçiyor günler.
devamını gör...


nefret söylemi hedef alır, ötekileştirir ve düşmanlaştırır. bir kişinin veya grubun din, dil, etnik kimlik, engellilik, yaş, cinsiyet, cinsel yönelimini hedef alan, önyargıya dayalı, olumsuz ve saldırgan ifadelerdir.


çocuklarınızın iyi insanlar olmasını istiyorsanız dini, ırkı, mezhebi ne olursa olsun insanlar hakkında güzel sözler duymaları gereklidir.insanı ötekileştiren, ayrıştıran sözler değil.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bir erkeğin onu seven bir köpeği varsa, genellikle iyi olduğunu söyleyebiliriz. ya iki köpeği varsa?
devamını gör...

nüfus planlamasını zorunlu kılacak günler geliyor. bu kadar tüketen bir dünyada 1 milyar insanı geçmemek lazım diye düşünüyorum. zaten devletler önlem almaz ise kıt kaynaklar sebebiyle insanlar birbirini öldürür ve sonuç yine aynı kapıya çıkar orası ayrı.
devamını gör...

en bi sevdiğim!*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kendi başına yendiğinde bayma riski yüksek nescafe ya da sıcak bir şey eşliğinde lezzetini beşe katlayan güzide şey.
devamını gör...

anlaşılacağı üzere istenmediğini hissetmek durumunun tam tersidir. istenmediğini fark etmek bir yerde iyi bir şeydir çünkü nereyi ne zaman terk etmeniz gerektiğini gösterir size. ama istenmediği fark edememek öyle mi? yanlış yerlerde çiçek açmaya çalışırsınız. sonra açmayan çiçekler için kendinizi suçlar, kendiniz ile arayı iyice bozarsınız.

istenmediğini fark edememek; kıymet verdiğiniz kişilerden aynı kıymeti gördüğünüz düşüncesinin rahatlığından veya herkesin sizinle aynı hislere sahip olduğunu düşünmenizden kaynaklanabilir. aslına bakarsanız neden kaynaklandığı çok da önemli değildir. bu durumu fark ettiğiniz an sahip olduğunuz her şey gözünüzde yok olmaya başlar. "yer yarılsa da içine girsem" tabiri bu zamanlar için söylenmiş olabilir.

benim bu dünyada en korktuğum şey budur. sadece korkutmakla da kalmaz, tabiri caizse hayatımın içine eder. sahipleneceğim ne dostluk ne sevda bırakır bana. "hadi benden bıktıysa" düşüncesiyle, olmadık senaryolar kurdurup gereksiz mesafeler koyar araya. 10 senelik dostlarıma "gel bir kahve içelim" dedirtmez, çünkü "hadi benimle kahve içmek istemiyorsa ve bunu söyleyemezse" düşüncesi üşüşür hemen.

yani anlayacağınız onca isteğinize rağmen sizi hareketsiz bırakır. kimse sizden kaçmasın diye kendinizi her yerden ve herkesten kaçarken bulursunuz.
devamını gör...

kore'de ünlü bir laf vardır: "yabancı bir ülkede hata yaparsanız sumimasen deyin ve japonmuşsunuz gibi davranın". ayrıca ne zaman olimpiyatlar ve dünya kupası gibi uluslararası yarışmalar olsa koreliler “japonya'dan daha yüksek olduğu sürece sıralamalarımız umurumuzda değil” diyorlar. bu şakaların amacı gülüp eğlenmek fakat düşündüğümüzde korelilerin japonya'ya karşı hissettikleri düşmanlığı çağrıştırıyorlar.

bu arada, japonların kore'ye karşı düşmanlığı da sıklıkla hissedilir. ekim 2016'da osaka'daki bir suşi restoranı, koreliler suşi sipariş ettiğinde kasıtlı olarak daha fazla wasabi koymakla suçlandı. koreliler, bu restoranların kendilerine acı vermek istediğini ve koreliler suşi yedikten sonra onlara güldüklerini iddia ettiler. 'wasabi terörü' olarak bilinen bu olay, korelilerin japonya'ya seyahat etmeyi boykot etmelerine neden oldu. mart 2018'de osaka, tennoji'de bulunan bir parkın yakınında, koreli bir adam, kendisine bıçakla saldıran bir japon tarafından yaralandı. polis, bunun korelilere karşı bir nefret suçu olma olasılığının yüksek olduğunu söyledi. ayrıca japon kitapçılarında bir 'kenkan' [嫌韓](kore karşıtı duygu) bölümü olduğu ve en çok satan kitaplardan bazılarının kore'yi eleştiren kitaplar olduğu biliniyor.

bu iki ülke coğrafi olarak yakın olmalarına, 2002 dünya kupası'na birlikte ev sahipliği yapmalarına, birbirleriyle aktif olarak ticaret yapmalarına ve yoğun turizm etkileşimine sahip olmalarına rağmen, birbirlerine karşı hala nefret dolular. kore ve japonya, 1910'dan 1945'e kadar kore'de 35 yıllık japon sömürge yönetimi olan trajik bir tarihi paylaşıyor. buna dayanarak, iki ülkenin birbirine düşmanlık göstermesi gerçekten şaşırtıcı değil. kolonizasyonun sona ermesinden bu yana 75 yıldan fazla bir süre geçti, ancak kore ve japon karşıtı duygular bugüne kadar her iki ülkede de güçlü bir şekilde devam ediyor.

japonya ve kore arasında, düşmanlığı artıran çeşitli alanlarda hala çözülmemiş çatışmalar var. örneğin, 'liancourt rocks anlaşmazlığı', hem kore'nin hem de japonya'nın 'dokdo/takeshima' adası üzerinde egemenlik iddiasında bulunduğu bölgesel bir anlaşmazlıktır. bu anlaşmazlık 1905'te başladı ve bu güne kadar devam ediyor. kore'de 'dokdo kore toprağıdır' diye bir şarkı bile var ve ilkokulda çocuklara öğretiliyor. koreliler doğal olarak japonya'nın bizim topraklarımıza göz diktiği fikrine kapılıyor. ek olarak, japonya (bkz: comfort women) anlaşması için uygun bir müzakereyi karşılamadı. 2015 yılında japon hükümeti, seul'deki comfort women
heykelinin kaldırılmasını talep ederek kore hükümetine 1 milyar yen transfer etti. kore parayı kabul etmesine rağmen, samimi bir özür ve yeterli tazminat istiyor. japonya, kore'nin parayı kabul ettiği anda anlaşmanın yapıldığını savunuyor. bu çatışmalar, iki ülke arasında uzlaşmayı neredeyse imkansız hale getiriyor.

ancak, japonya ve kore arasında var olan sadece nefret değil. son zamanlarda, k-pop ve kore yemeklerinin etkisiyle giderek daha fazla japon ziyaret ediyor ve kore kültürüne ilgi duyuyor. birçok koreli japon kültürünü de sever, özellikle yemek ve anime. kore eğitim geliştirme enstitüsü'ne göre, lise öğrencilerinin %60,3'ü ikinci yabancı dil olarak japoncayı seçiyor. seul'deki 317 lisenin %85,5'i (veya 271 okul) japonca kursları vermektedir. kore turizm örgütü tarafından yayınlanan istatistiklere göre, japonya, 1984'ten 2017'ye kadar 33 yıl boyunca en çok ziyaret edilen ülke oldu. anketler, korelilerin japon halkından ve toplumundan gerçekten nefret etmediğini gösteriyor; rahatsız oldukları kolonizasyon ve japon hükümetinin tarihidir.

(bkz: eyyorlamam bu kadar)
devamını gör...

narsist olmaları. narsistlerin en tipik özelliklerinden biri, manipülasyon ustası olmalarıdır. öncelikle, kurbanlarının iyiyle kötüyü, doğruyla yanlışı ayırt etme yeteneğini zayıflatırlar ki böylece, kurbanları kendi kararlarını kendi başına verdiklerini zannederken aslında onları manipüle etmek suretiyle onlara istediklerini en kılçıksız şekilde yaptırırlar.
devamını gör...

2008 yılından itibaren elektronik-indie müzik yapan isveçli grup.


eleştiri ve dinleyici yorumlarını okuduğum kadarıyla en sevilen parçası walking with a ghost... bir de ''fifti şeyds of gırey''in trailer'ında kullanılan crazy in love...
devamını gör...

nickaltima yeni tanımlar gelmiş. durduk yere mutlu oldum. sağ olun efendim.
devamını gör...

çikolata. hatta biraz daha çikolata. ne kadar bol olursa o kadar iyi. kahveyi çikolata yemek için içiyorum ben. kafam biraz karışık.
devamını gör...

dün başka bir başlık altında aşı konusunda soner yalçın'ın 26 kasımda yazdığı yazısını referans göstermiştim.
oradaki bilgilere göre,
aşıların güvenli biçimde kullanıma alınması için yıllar geçiyor , öyle 8-10 ayda üretilen bir aşı şimdiye kadar olmadı.
konuşmaya gelince şöyle akıllıyız böyle akıllıyız deyip , mangalda kül bırakmıyoruz.
ıste o aklı kullanmanın tam da zamanı.
her hıyarım var diyene tuzlukla koşmaya gerek yok.
sor, sorgula, araştır, öğren ve kendinle ilgili kararı kendin ver ...
devamını gör...

koklayın, bir de poposuna şap şap vurun, tok ses geliyorsa olmuştur.
devamını gör...

seneye kurulacak yeni hükümetten en büyük beklentilerimden biri orman yangınları konusunda ciddi adımlar atmaları…yeter artık yanmayalım yaa..
devamını gör...

adam dediğin zaten erkek olur. yani adam dediğimiz kişinin erkekliğinden şüphe etmeyiz.
ama erkek adam öyle mi? bir kere erkek sıfatına muhtaç. hiçbir adam erkek sıfatıyla erkekliğinin pekiştirilmesine ihtiyaç duymaz.
muhtaç olan erkeğe adam diyemeyiz.
adam olun lan!*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim