adaçayı
yukarıda bazı yazarların belirttiği gibi işbu bitkinin kurusunu tütsü olarak kullanabilirsiniz. tütsülenen yere saatler boyu oldukça hoş ve lahutî bir koku yayıp sakinleştirmesinin yanı sıra yakılan yerde uyunursa gerçekçi rüyalar görmenize sebep olur. şaman âdeti olmasına rağmen anadolu'nun çoğu yerinde hâlâ nazara ve kötülüğe karşı tıpkı üzerlik gibi kullanılmaktadır. sakinleştirici etkisi ve rüya bahsi uydurma değil, gerçektir. deneyebilirsiniz.
devamını gör...
tıbbın çare bulamadığı hastalıklar
ilk yazılan şey cahillik olmuş ya, ben de ciddi ciddi merak edip hastalıkları okumaya geldim. sözlük trol yuvası resmen. moderatörlere yazar alımı yaparken biraz daha ciddi çalışmak düşüyor sanırım.
devamını gör...
sözlük yazarlarının en sevdiği korku filmi
(bkz: elm sokağı kabusu)
"bir iki freddy içeri girdi
üç dört hemen kapıyı ört
beş altı freddy yolda kaldı
yedi sekiz uyumazsak sınavı geçeriz
dokuz on uyuma artık son"
"bir iki freddy içeri girdi
üç dört hemen kapıyı ört
beş altı freddy yolda kaldı
yedi sekiz uyumazsak sınavı geçeriz
dokuz on uyuma artık son"
devamını gör...
insanı mutlu eden filmler
hayat güzeldir ''life is beautiful'' filmi.
devamını gör...
eos
yunan mitolojisindeki güzeller güzeli şafak tanrıçasıdır. hiperyon ve theia’nın kızı, helios ve selene’nin kız kardeşidir. roma mitolojisinde “aurora” olarak da geçer. * tanrıça eos sıkıntılardan kurtulup rahatlığa erişmeyi, yeni ümitlere, aydınlığa ulaşmayı ve yeni bir hayata başlamayı simgeler. kısa bir öyküsü vardır eos’un.*
eos bir gün savaş tanrısı ares’le birlikte olur ve bunu gören kıskanç afrodit’in gazabına uğrar. afrodit onu sürekli aşık olmakla 'ceza'landırır.(afrodit onu tanrılara değil insanlara aşık olacak şekilde cezalandırmıştır. cezadan sonra gördüğü her insana aşık olduğu için tanrıların gözünden düşmüştür) bu cezadan sonra birçok sevgilisi ve onlardan doğan çocukları olur. eos’un çeşit çeşit sevgilisi olsa da asıl aşkı troyalı prens tithonostur. ilk görüşte aşık olmuştur o prense. sonrasında ise “hep erkekler sevdiği kişiyi kaçıracak değil ya” deyip* sevdiği adamı etiyopya (habeşistan)’a kaçırmıştır. sevgilisi bir insanoğlu ve ölümlü olduğu için tanrı zeus’un huzuruna çıkıp prens için ölümsüzlük dilemiştir. zeus da bu dileğini kabul etmiş ve prens artık ölümsüz biri olmuştur. ölümsüz olmuş olmasına ama eos prens’in genç kalmasını dilemeyi akıl edemediği için yakışıklı tithonos yavaş yavaş gençliğini kaybetmeye ve yaşlanmaya başlar. o artık çok yaşlı ancak bir türlü ölmeyen biridir. en son eos sevdiği adamın acı çekmesine dayanamamış ve onu çekirgeye dönüştürmüş ve özgür kalmasına sağlamıştır.
evelyn de morgan - eos (1895).
eos bir gün savaş tanrısı ares’le birlikte olur ve bunu gören kıskanç afrodit’in gazabına uğrar. afrodit onu sürekli aşık olmakla 'ceza'landırır.(afrodit onu tanrılara değil insanlara aşık olacak şekilde cezalandırmıştır. cezadan sonra gördüğü her insana aşık olduğu için tanrıların gözünden düşmüştür) bu cezadan sonra birçok sevgilisi ve onlardan doğan çocukları olur. eos’un çeşit çeşit sevgilisi olsa da asıl aşkı troyalı prens tithonostur. ilk görüşte aşık olmuştur o prense. sonrasında ise “hep erkekler sevdiği kişiyi kaçıracak değil ya” deyip* sevdiği adamı etiyopya (habeşistan)’a kaçırmıştır. sevgilisi bir insanoğlu ve ölümlü olduğu için tanrı zeus’un huzuruna çıkıp prens için ölümsüzlük dilemiştir. zeus da bu dileğini kabul etmiş ve prens artık ölümsüz biri olmuştur. ölümsüz olmuş olmasına ama eos prens’in genç kalmasını dilemeyi akıl edemediği için yakışıklı tithonos yavaş yavaş gençliğini kaybetmeye ve yaşlanmaya başlar. o artık çok yaşlı ancak bir türlü ölmeyen biridir. en son eos sevdiği adamın acı çekmesine dayanamamış ve onu çekirgeye dönüştürmüş ve özgür kalmasına sağlamıştır.
devamını gör...
sözlük yazarlarının denemeleri
bu sözlükte olmadığını görünce açmak istediğim, yazarların deneme yazılarını sergileyebileceği başlıktır. güzel bir veri tabanı olacağını düşünüyorum.
devamını gör...
hernani
21 (ya da 23) şubat 1830 tarihinde ilk kez perdelenmiş victor hugo oynu.
oynanacağı oda hugo'nun hem hayranları hem de düşmanları tarafından dolu imiş o gün. klasikler denen ve hugo'yu sevmeyen grup; onun cromwell oynunda da belirttiği şekilde tiyatroya getirdiği yeni kuralları reddetmekteydi. jean racine zamanlarının en önemli kuralı zaman-yer-hareket birliği yıkılmış ve yerini hayal gücüne, duyguya, hürriyete bırakmıştı.
birbirlerini dikkatle takip eden, izleyen, süzen seyirciler karşısındaki kişinin yeni akımı destekleyen biri mi yoksa ona karşı çıkan biri mi olduğunu anlamaya çalışıyormuş. perde açıldıktan sonra ilk anda alanı dolduran ''aaa!'' haykırışı adeta sahnenin barok dekoruna karşı hissedilen duygusunu ifade ediyordu.
ilk sahneler iki taraf için de olaysız ve sakin geçti. klasik tutumcuların bazı sahnelere gülmesi ve romantiklerin bunları susturmaya çalışmaları duyuluyordu sadece.
fakat beşinci perde... don ruy gomez de silva borusuna üfleyince klasiklerden sesler yükselmeye başladı. sahnenin saçmalığından, verdikleri paradan yakınan klasiklere, romantikler karşılık verdi. ağız tartışmaları yerini ev kavgalarına bıraktı ve olaylar gazete sayfalarına yansıyarak devam etti.
oynanacağı oda hugo'nun hem hayranları hem de düşmanları tarafından dolu imiş o gün. klasikler denen ve hugo'yu sevmeyen grup; onun cromwell oynunda da belirttiği şekilde tiyatroya getirdiği yeni kuralları reddetmekteydi. jean racine zamanlarının en önemli kuralı zaman-yer-hareket birliği yıkılmış ve yerini hayal gücüne, duyguya, hürriyete bırakmıştı.
birbirlerini dikkatle takip eden, izleyen, süzen seyirciler karşısındaki kişinin yeni akımı destekleyen biri mi yoksa ona karşı çıkan biri mi olduğunu anlamaya çalışıyormuş. perde açıldıktan sonra ilk anda alanı dolduran ''aaa!'' haykırışı adeta sahnenin barok dekoruna karşı hissedilen duygusunu ifade ediyordu.
ilk sahneler iki taraf için de olaysız ve sakin geçti. klasik tutumcuların bazı sahnelere gülmesi ve romantiklerin bunları susturmaya çalışmaları duyuluyordu sadece.
fakat beşinci perde... don ruy gomez de silva borusuna üfleyince klasiklerden sesler yükselmeye başladı. sahnenin saçmalığından, verdikleri paradan yakınan klasiklere, romantikler karşılık verdi. ağız tartışmaları yerini ev kavgalarına bıraktı ve olaylar gazete sayfalarına yansıyarak devam etti.
devamını gör...
muhabbet etmesini bilmeyen insan
sohbet esnasında size söz hakkı tanımayan, sizi ilgilendirmeyen şeylerle kafanızı dolduran ve söylediklerinize kulak vermeyen insan(?) tipidir.
devamını gör...
tanım ön izleme
nasıl saçmaladığına dönde bir bak istedim diyen sözlük şeysi.
unutmayın entry bizden çıkmadan bizim esirimizdir, gönderildikten sonra biz onun esiri oluruz.
unutmayın entry bizden çıkmadan bizim esirimizdir, gönderildikten sonra biz onun esiri oluruz.
devamını gör...
neşet ertaş
bozkırın tezenesi sanatçı kavramının ete kemiğe bürünmüş halidir. yazman gurbanın olayım sevda sırrınan olur diyen ölümsüz insandır.
devamını gör...
yeşil çay
siyah çaya göre pek tercih edilmese de alışınca içimi güzel geliyor. sağlık üzerinde olumlu etkisi araştırmalara bile konu olduğundan, en iyi şekilde bu faydadan yararlanmak için bizler de bu bitkisel besini afiyetle içiyoruz.
devamını gör...
600 köpeğe mezar olan overtoun köprüsü
overtoun köprüsü, iskoçya'nın batı dunbartonshire bölgesinde bulunan bir köprü. 1895 yılında yapımı tamamlanan köprünün zeminden yüksekliği 20 metreden daha fazla. tarihi ve estetik açıdan tam bir şaheser olsa da tanınmasının asıl nedeni tam 600'den fazla köpeğe mezar olmuş olması.
peki nasıl?
köprü yapılıp kullanıma açıldıktan bir yıl sonra köprüde değişik bir olay yaşanıyor. köprüden o gün kaleye gitmek amaçlı sıradan bir ziyaretçi geçiyor. ancak ziyaretçi yalnız değil, yanında köpeği de var. köprüyü geçerken başlarda hiçbir sorun çıkmıyor ama köprünün tam ortasına geldiklerinde ziyaretçi, köpeğinin hareketlerinde bazı değişiklikler seziyor. derken ziyaretçi daha ne olduğunu anlamadan köpek sahibinin elinden kurtulup saniyeler içerisinde köprüden atlayarak intihar ediyor. olay bununla da sınırlı kalmıyor. 1950’den sonra overtoun köprüsü’nden kim köpekle geçse köpekleri hep aynı tepkiyi vererek köprüden atlıyor. öyle ki bugüne dek köprüden atlayan köpeklerin sayısı 600’ü buluyor. üstelik olayın gizemini arttıran bir ayrıntı daha var: 600 köpeğin, 600’ünün de ölümü hep aynı şekilde oluyor; köpekler köprünün başında gayet sakin şekilde yollarına devam ediyor ancak ortalara doğru hareketlerinde bir tuhaflık seziliyor. hızlanıyorlar, sinirleniyorlar ve hiç beklenmedik bir anda sahiplerinin ellerinden kurtularak kendilerini köprüden aşağı atıyorlar. üstelik hep aynı noktadan ve aynı hizadan…
intihar vakalarının bu şekilde artmasıyla halk olaya kendilerince bir yorum getiriyor: “overtoun kalesi içerisinde bulunan kötü ruhlar, köpeklerin kaleye girmesini istemedikleri için onları lanetleyerek köprüden geçmelerini engelliyor, intihar etmelerini sağlıyor.”*
halkın olaya fantastik yaklaşımını bir kenara bırakarak köprüde araştırmalar yapan dr. sand, sonunda köpek intiharlarının nedenini buluyor.
köprünün altında vizonlar yaşıyor ve bu vizonların yaydıkları koku, köpekleri sinirlendiriyor. kokuya dayanamayan köpekler, kendilerini tutamayarak kokuyu bulmak için refleks olarak köprüden atlıyor.
peki nasıl?
köprü yapılıp kullanıma açıldıktan bir yıl sonra köprüde değişik bir olay yaşanıyor. köprüden o gün kaleye gitmek amaçlı sıradan bir ziyaretçi geçiyor. ancak ziyaretçi yalnız değil, yanında köpeği de var. köprüyü geçerken başlarda hiçbir sorun çıkmıyor ama köprünün tam ortasına geldiklerinde ziyaretçi, köpeğinin hareketlerinde bazı değişiklikler seziyor. derken ziyaretçi daha ne olduğunu anlamadan köpek sahibinin elinden kurtulup saniyeler içerisinde köprüden atlayarak intihar ediyor. olay bununla da sınırlı kalmıyor. 1950’den sonra overtoun köprüsü’nden kim köpekle geçse köpekleri hep aynı tepkiyi vererek köprüden atlıyor. öyle ki bugüne dek köprüden atlayan köpeklerin sayısı 600’ü buluyor. üstelik olayın gizemini arttıran bir ayrıntı daha var: 600 köpeğin, 600’ünün de ölümü hep aynı şekilde oluyor; köpekler köprünün başında gayet sakin şekilde yollarına devam ediyor ancak ortalara doğru hareketlerinde bir tuhaflık seziliyor. hızlanıyorlar, sinirleniyorlar ve hiç beklenmedik bir anda sahiplerinin ellerinden kurtularak kendilerini köprüden aşağı atıyorlar. üstelik hep aynı noktadan ve aynı hizadan…
intihar vakalarının bu şekilde artmasıyla halk olaya kendilerince bir yorum getiriyor: “overtoun kalesi içerisinde bulunan kötü ruhlar, köpeklerin kaleye girmesini istemedikleri için onları lanetleyerek köprüden geçmelerini engelliyor, intihar etmelerini sağlıyor.”*
halkın olaya fantastik yaklaşımını bir kenara bırakarak köprüde araştırmalar yapan dr. sand, sonunda köpek intiharlarının nedenini buluyor.
köprünün altında vizonlar yaşıyor ve bu vizonların yaydıkları koku, köpekleri sinirlendiriyor. kokuya dayanamayan köpekler, kendilerini tutamayarak kokuyu bulmak için refleks olarak köprüden atlıyor.
devamını gör...
totalitarizm
tüm yetkilerin merkezîleştirildiği, devlete mutlak itaat beklenen, diktatörlükvari yönetim. totalitarizmde bireysel özgürlüklere izin verilmez ve bireyin yaşamının tüm alanları devlet kontrolüne bırakılır.
devamını gör...
mobilya dosyası yolsuzluğu
altan öymen'in 1975 yılında uğur mumcu ile birlikte ortaya çıkardıkları gazetecilik başarısıdır. dosyanın konusu, dönemin mc hükümetinin başbakanı süleyman demirel'in yeğeni yahya demirel'in düzenlediği sahte evrakla isviçre'deki bir şirket üzerinden üç farklı ülkeye mobilya ihracatı yapar gibi göstererek, gerçekte de sunta ihraç edip, devletten 25 milyon liraya yakın vergi iadesi almış olmasıdır.
gerçekleştiği beyan edilen bu ihracata aracılık yapan şirket ise hayal ürünüdür. öymen, isviçre'ye giderek bahsedilen adreste şirket değil resmi kayıtlarda öğrenci olarak görünen arden şellefyan isimli bir kişinin evinin bulunduğunu ortaya çıkarır. bu kişi de türkiye'yi terk etmiş eski demokrat parti milletvekili mıgırdiç şellefyan'ın kardeşidir. bu hadise, o zamanlarda başbakan olan süleyman demirel'in başını hayli ağrıtmıştır.
gerçekleştiği beyan edilen bu ihracata aracılık yapan şirket ise hayal ürünüdür. öymen, isviçre'ye giderek bahsedilen adreste şirket değil resmi kayıtlarda öğrenci olarak görünen arden şellefyan isimli bir kişinin evinin bulunduğunu ortaya çıkarır. bu kişi de türkiye'yi terk etmiş eski demokrat parti milletvekili mıgırdiç şellefyan'ın kardeşidir. bu hadise, o zamanlarda başbakan olan süleyman demirel'in başını hayli ağrıtmıştır.
devamını gör...
adalet denilince akla gelen şeyler
ülkemizde olmayandır. hayvanlara işkence edip serbest kalan yaratıklar olduğu sürece kimse bana adaletten bahsedemez.
devamını gör...




