30 yaş üstü yazarlar uçurulsun kampanyası
bence de. ben hiç uçmamdım ilk benden başlayalım.
devamını gör...
girift radyo yayını
didem madak şurada doğdu burada büyüdü öğrenimini o okulda tamamladı demeyeceğim. çünkü google hazretleri yetkili bu konuda.
gelelim şiirleriyle tanıdığımız didem madak'a. hani bazıları der ya "şiir ne abi" boş iş bunlar. değil işte. her kelimesi yaşanmışlık dolu. 13 yaşında annesini kanser sebebiyle kaybeden bir çocuk. annesinin ölümüyle başkasıyla evlenen bir baba ve çocuklarından kopuş. sonra evden kaçış. timur bey ile tanışması, evliliği her şey şiirlerinde. sonra füsun. ahh füsun, aynı annesi. sonra kanserle uğraşan didem madak, hastaneler, ilaçlar. hepsi şiirde. çoğumuzun hayatında. ben çok içselleştirdim, kendimi bulduğum çok dizesi oldu. sizlerin de olduğunu biliyorum. onun için didem madak.
edit: anlat kırkyama ne anlatıyorsan anlat.*
gelelim şiirleriyle tanıdığımız didem madak'a. hani bazıları der ya "şiir ne abi" boş iş bunlar. değil işte. her kelimesi yaşanmışlık dolu. 13 yaşında annesini kanser sebebiyle kaybeden bir çocuk. annesinin ölümüyle başkasıyla evlenen bir baba ve çocuklarından kopuş. sonra evden kaçış. timur bey ile tanışması, evliliği her şey şiirlerinde. sonra füsun. ahh füsun, aynı annesi. sonra kanserle uğraşan didem madak, hastaneler, ilaçlar. hepsi şiirde. çoğumuzun hayatında. ben çok içselleştirdim, kendimi bulduğum çok dizesi oldu. sizlerin de olduğunu biliyorum. onun için didem madak.
edit: anlat kırkyama ne anlatıyorsan anlat.*
devamını gör...
hz. ali
muhammed peygamber'den sonra en fazla ilme sahip olduğu anlatılan halife.
“zülfikar'dan keskin kılıç, ali'den büyük yiğit yoktur.” yazar kılıcının üzerinde.
“zülfikar'dan keskin kılıç, ali'den büyük yiğit yoktur.” yazar kılıcının üzerinde.
devamını gör...
çocukken yanlış bilinen şeyler
yılbaşında televizyonda eğlence programları olurdu ya. dansöz çıkardı hani. baya küçüğüm ama. o darbuka seslerinin kızın göbeğinden geldiğini sanırdım.
devamını gör...
göksel koordinat sistemi
gök cisimlerinin uzaydaki yerini belirtmek için kullanılan bir çeşit koordinat sistemi. gök ekvatoru, kuzey ve güney gök kutupları gibi belirli bölgeleri bulunur. cisimlerin dik açıklık ve sağ açıklık gibi özellikleri de dünya üzerinde kullandığımız enlem ve boylam kavramlarıyla benzerlik gösterir.
devamını gör...
ekşi sözlük çaylaklarının normal sözlük’e doluşması
artık ekşi sözlüğü bir kenara mı bıraksak
devamını gör...
mhp'li üyenin akp'lilere isyanı
bırakınız.. birbirlerini yesinler..
devamını gör...
hızlı yemek yemek
genelde ekran karşısında yapılır. ancak 15-20 dakika sonra beyne tokluk sinyali gittiğinden dolayı açlık hissi bitmez, yedikçe yenir, hatta ağza yiyecekler tıkıştırılır. yenilen hiçbir şeyin farkına varılmaz. hızlıca kilo almaya yol açar. duyguları bastırmaya yönelik bir davranıştır. farkındalıklı * bir hayata geçiş, öncelikle sadece yemeğe odaklanarak * yavaş yavaş yemekle başlar.
devamını gör...
dayatma
t: bireyin gelişimine ve ilerleyişine ket vuran, toplum tarafından uygulanan işkence türlerinden biri.
terry eagleton şöyle diyor: "post-romantikler olarak bizler, duygularla uzlaşımların (konvansiyon) farklı şeyler olduğunu düşünürüz. bize göre gerçek hisler toplumsal formların yapmacıklığını bir kenara atıp kalbimizden ne geçiyorsa onu söylemeyi gerektirir. ama milton ya da günümüzde batılı olmayan kültürlerde yaşayan pek çok insan böyle düşünmüyor muhtemelen."*
eagleton'ın bahsettiği konu, o anki oluşan durum üzerine olan duygunuzu içinden geldiği gibi dışarıvurma özgürlüğü. fakat dayatmalar bunun önünde engeldir. örnek iki olay üzerinden gidersek:
toplumun sizin ölümüne üzüleceğinizi düşündükleri birinin cenazesinde olduğunuzu farz edin. sizden beklenen davranışlar ve tutumlar teselli yahut yardım amaçlı oradan oraya usulca koşuşturmanız ve üzgün olduğunuzu belli eden bir surat takınmanız. oysaki siz "rahmetli de iyi klark çekerdi, aynalar kırılırdı ehehe" diyerek dalgaya vurup gülmek istiyorsunuz. bunu yaparsınız ne olur? kötü bir imaj çizersiniz tabii ki. "insanları üzmeye ne gerek var, dalgamıza bakalım" diye bir düşünce bence dışlanma korkusunun süslenmiş halidir.
diğer kurgu: yine toplum müesseselerinin en zıkkımlarından biri olan akrabalarınızın içinde olduğunuzu düşünün. bir adet zıpır velet, herkes seviyor, oysaki siz sevilecek hiçbir yanı yok, diye düşünüyorsunuz. ama sizden beklenen şu: ilgileniyormuş gibi davranmak, seviyormuş gibi yapmak. yapmazsanız muhtemelen mizantropist yaftası yiyeceksiniz. bu durumda da imaj çizdirmemek için yapılan eylemler, yani seviyormuş gibi yapmak ve ilgileniyormuş gibi yapmak, dışlanmama istencidir.
bireyselliğiniz toplumsallığa yenildi.
peki terry amca bunu ne üzerinden okuyor? o dışlanma demiyor tabii ki, o benim düdüklemem. fekaat o da -miş gibi yapma durumundan bahsediyor john milton'ın edward king anısına yazdığı şiir üzerinden:
"şimdi bir kez daha siz defneler, bir kez daha
siz kahverengi mersinler, açmışsınız yapraklarınızı hiç
kurumayan..." şeklinde başlıyor. eagleton özetle diyor ki "ortada samimiyetsiz bir durum da olabilir" yani milton bunu hiçbir üzüntü hissetmeden kaleme almış da olabilir. riyakarlığın getirdiği sahtekarlık yani bir nevi. tabii ki niyeti bilemeyiz. yine de eagleton iyi yandan bakıp şu sonuca ulaşıyor milton'ın şiiri hakkında: "lycidas milton'ın king'in ölümü karşısında duyduğu üzüntünün ifadesi değil, o üzüntüdür. duruma uygun, sorumluluğunu bilen, usulünce bir ağıttır. burada bir samimiyetsizlik söz konusu değil; en azından sabah karşılaştığımızda aklımda sizin nasıl bir sabah geçireceğinizden daha önemli meseleler olmasına rağmen size iyi sabahlar dilememden daha büyük bir samimiyetsizlik yok ortada."*
terry eagleton şöyle diyor: "post-romantikler olarak bizler, duygularla uzlaşımların (konvansiyon) farklı şeyler olduğunu düşünürüz. bize göre gerçek hisler toplumsal formların yapmacıklığını bir kenara atıp kalbimizden ne geçiyorsa onu söylemeyi gerektirir. ama milton ya da günümüzde batılı olmayan kültürlerde yaşayan pek çok insan böyle düşünmüyor muhtemelen."*
eagleton'ın bahsettiği konu, o anki oluşan durum üzerine olan duygunuzu içinden geldiği gibi dışarıvurma özgürlüğü. fakat dayatmalar bunun önünde engeldir. örnek iki olay üzerinden gidersek:
toplumun sizin ölümüne üzüleceğinizi düşündükleri birinin cenazesinde olduğunuzu farz edin. sizden beklenen davranışlar ve tutumlar teselli yahut yardım amaçlı oradan oraya usulca koşuşturmanız ve üzgün olduğunuzu belli eden bir surat takınmanız. oysaki siz "rahmetli de iyi klark çekerdi, aynalar kırılırdı ehehe" diyerek dalgaya vurup gülmek istiyorsunuz. bunu yaparsınız ne olur? kötü bir imaj çizersiniz tabii ki. "insanları üzmeye ne gerek var, dalgamıza bakalım" diye bir düşünce bence dışlanma korkusunun süslenmiş halidir.
diğer kurgu: yine toplum müesseselerinin en zıkkımlarından biri olan akrabalarınızın içinde olduğunuzu düşünün. bir adet zıpır velet, herkes seviyor, oysaki siz sevilecek hiçbir yanı yok, diye düşünüyorsunuz. ama sizden beklenen şu: ilgileniyormuş gibi davranmak, seviyormuş gibi yapmak. yapmazsanız muhtemelen mizantropist yaftası yiyeceksiniz. bu durumda da imaj çizdirmemek için yapılan eylemler, yani seviyormuş gibi yapmak ve ilgileniyormuş gibi yapmak, dışlanmama istencidir.
bireyselliğiniz toplumsallığa yenildi.
peki terry amca bunu ne üzerinden okuyor? o dışlanma demiyor tabii ki, o benim düdüklemem. fekaat o da -miş gibi yapma durumundan bahsediyor john milton'ın edward king anısına yazdığı şiir üzerinden:
"şimdi bir kez daha siz defneler, bir kez daha
siz kahverengi mersinler, açmışsınız yapraklarınızı hiç
kurumayan..." şeklinde başlıyor. eagleton özetle diyor ki "ortada samimiyetsiz bir durum da olabilir" yani milton bunu hiçbir üzüntü hissetmeden kaleme almış da olabilir. riyakarlığın getirdiği sahtekarlık yani bir nevi. tabii ki niyeti bilemeyiz. yine de eagleton iyi yandan bakıp şu sonuca ulaşıyor milton'ın şiiri hakkında: "lycidas milton'ın king'in ölümü karşısında duyduğu üzüntünün ifadesi değil, o üzüntüdür. duruma uygun, sorumluluğunu bilen, usulünce bir ağıttır. burada bir samimiyetsizlik söz konusu değil; en azından sabah karşılaştığımızda aklımda sizin nasıl bir sabah geçireceğinizden daha önemli meseleler olmasına rağmen size iyi sabahlar dilememden daha büyük bir samimiyetsizlik yok ortada."*
devamını gör...
normal sözlük’te kankacılık
(bkz: tanımlarını okurken kendini görmek)
mide bulandırıcı bir seviyeye ulaşan sanal çete. birine bir şey dediğin vakit meksika kartelleri gibi oluyorlar.
mide bulandırıcı bir seviyeye ulaşan sanal çete. birine bir şey dediğin vakit meksika kartelleri gibi oluyorlar.
devamını gör...
proboscis maymunu
proboscis maymunları asya kıtası'nda yaşayan endemik bir hayvan türüdür ve bu kıtanın en büyük maymunlarındandır. erkek proboscisler genellikle 65-72 cm ve 30 kilo olurken, dişi proboscisler 60-61 cm ve 15 kg ağırlığındadırlar. onları bu kadar ilginç yapan burunları ise genellikle 10 cm civarındadır ama bu uzunluk dişilerde daha kısa olabilir. proboscisler burunlarını kendilerini dış tehlikelere karşı korumak ve iletişim kurmak için kullanırlar.
proboscis maymunları genellikle geniş bir topluluk haline yaşarlar ama bu topluluğun içinde küçük gruplarda vardır. her grupta bir erkek, birkaç dişi proboscis ve onların yavruları bulunur. her ne kadar topluluk haline hareket etseler de her grup kendi arasında yaşamını sürdürür. bazı durumlarda dişiler, yavrularını korumak için gruplarını terk edebilirler.
not: tip olarak biraz ali poyrazoğlu'nu andırıyor gibi geldi bana.
kaynak
proboscis maymunları genellikle geniş bir topluluk haline yaşarlar ama bu topluluğun içinde küçük gruplarda vardır. her grupta bir erkek, birkaç dişi proboscis ve onların yavruları bulunur. her ne kadar topluluk haline hareket etseler de her grup kendi arasında yaşamını sürdürür. bazı durumlarda dişiler, yavrularını korumak için gruplarını terk edebilirler.
not: tip olarak biraz ali poyrazoğlu'nu andırıyor gibi geldi bana.
kaynak
devamını gör...
agorafobi
yardım almanın ya da kaçmanın zor olabileceği yerlerde bulunma korkusudur.
genellikle panik bozukluğu ile birlikte görülür ve kişi panik atağı yaşamaktan korkar.
toplu taşıma araçları, tiyatro,sinema, avm gibi kalabalık yerlerden veya dışarı yalnız kalmaktan kaçınırlar.
tedavide ilk kullanılacak ilaçlar ssri grubu ilaçlardır.
genellikle panik bozukluğu ile birlikte görülür ve kişi panik atağı yaşamaktan korkar.
toplu taşıma araçları, tiyatro,sinema, avm gibi kalabalık yerlerden veya dışarı yalnız kalmaktan kaçınırlar.
tedavide ilk kullanılacak ilaçlar ssri grubu ilaçlardır.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu
sayılar konusunda hassas olduğu için 1000. tanımını kendi nickaltına yazıp, bu vesile ile birkaç konuda teşekkür etmek isteyen yazar.
öncelikle merhabalar sevgili kafa sözlük yazarları.*
2 gün sonra kafa sözlüğe kayıt olalı tam 1 ay bitmiş olacak. ne zaman buraya kaydoldum, ne zaman burayı bu kadar benimsedim ve zaman nasıl bu kadar hızlı geçti hiç bilmiyorum. bildiğim tek şey buranın benim için "bir bakıp çıkacağım" diyerek girip, bir baktığım ama çıkamadığım bir yer olması.
nasılsa hoşlanmam, adapte olamam, birkaç gün takılır sonrasında varlığını unuturum dediğim bu sözlük, sabahları uyanıp günaydın görselini atarak herkesi selamladığım, tüm günün stresinden sıyrıldığım, kafamı boşaltıp eğlendiğim, gece ışıkları kapatmadan önce herkese iyi geceler dilediğim bir yer oldu. şimdi bakıyorum da tüm günüm olmuş neredeyse.*
burada hiç kimseyi tanımasanız bile geldiğiniz anda "kim bu" diye bakan gözlerle değil "yeni gelmiş sanırım, yabancılık çekmesin karşılayalım" diyen bir havayla karşılaşıyorsunuz. nasıl ki günlük hayatta yeni girdiğiniz bir ortam için sıcak karşılanmak kendinizi rahat hissettirir sanki burası da rahat hissetmeniz için elinden geleni yapan bir müessese gibi. yazarlarından tutun moderatörüne kadar herkes geniş bir anlayışa ve hoşgörüye sahip.
kendimden yola çıkarak örnek vermem gerekirse daha önceden de söylediğim gibi kendimi edebiyat ve görsellerle ifade etmeyi severim. gördüğüm herhangi bir başlık bana direkt olarak bir dize, pasaj ya da görseli çağrıştırır. bunları şahsi fikirlerimle harmanlayarak tanım yazmak kendimi ifade etmemi kolaylaştırıyor. paylaştığım tanımlardan sonra gelen mesajlar, o kadar motive edici oluyor ki kelimelerle ifade etmem mümkün değil. zaten gelen mesajlardan sonra ettiğim kemkümleri biliyorsunuz.*
her neyse lafı çok uzatmak istemiyorum, tanımı yazma nedenime geleyim; teşekkür etmek istiyorum.
geçen haftalarda kraliyet arması sahibi olup d&r'dan hediye çeki kazanmıştım, açıkçası böyle bir beklentim yokken bu ödülü almam beni hem heyecanlandırdı hem mutlu etti. indirim çekini kullanarak aldığım kitaplar bugün elime ulaştı.
hiçbir yerde görmediğim bu uygulama ve böylesine güzel bir sözlüğü kurduğu için öncelikle yoldaş benjamin franklin'e,
arma konusundaki desteği için tatlı mı tatlı hi my i run'a,
kitap seçimim konusunda yardımcı olan gaunter o'dimm'e,
tanımlarım sonrasında mesaj atıp beni aşırı mutlu eden, tanımlarımı okuyup bana katlanan ve bu kadar anlayışlı, hoşgörülü olan tüm kafa sözlük yazarlarına tek tek teşekkür ediyorum.
güzel ve güneşli günler gördüğümüz nice umut dolu günlere ulaşmak, yazmak, anlatmak, paylaşmak dileğiyle...
öncelikle merhabalar sevgili kafa sözlük yazarları.*
2 gün sonra kafa sözlüğe kayıt olalı tam 1 ay bitmiş olacak. ne zaman buraya kaydoldum, ne zaman burayı bu kadar benimsedim ve zaman nasıl bu kadar hızlı geçti hiç bilmiyorum. bildiğim tek şey buranın benim için "bir bakıp çıkacağım" diyerek girip, bir baktığım ama çıkamadığım bir yer olması.
nasılsa hoşlanmam, adapte olamam, birkaç gün takılır sonrasında varlığını unuturum dediğim bu sözlük, sabahları uyanıp günaydın görselini atarak herkesi selamladığım, tüm günün stresinden sıyrıldığım, kafamı boşaltıp eğlendiğim, gece ışıkları kapatmadan önce herkese iyi geceler dilediğim bir yer oldu. şimdi bakıyorum da tüm günüm olmuş neredeyse.*
burada hiç kimseyi tanımasanız bile geldiğiniz anda "kim bu" diye bakan gözlerle değil "yeni gelmiş sanırım, yabancılık çekmesin karşılayalım" diyen bir havayla karşılaşıyorsunuz. nasıl ki günlük hayatta yeni girdiğiniz bir ortam için sıcak karşılanmak kendinizi rahat hissettirir sanki burası da rahat hissetmeniz için elinden geleni yapan bir müessese gibi. yazarlarından tutun moderatörüne kadar herkes geniş bir anlayışa ve hoşgörüye sahip.
kendimden yola çıkarak örnek vermem gerekirse daha önceden de söylediğim gibi kendimi edebiyat ve görsellerle ifade etmeyi severim. gördüğüm herhangi bir başlık bana direkt olarak bir dize, pasaj ya da görseli çağrıştırır. bunları şahsi fikirlerimle harmanlayarak tanım yazmak kendimi ifade etmemi kolaylaştırıyor. paylaştığım tanımlardan sonra gelen mesajlar, o kadar motive edici oluyor ki kelimelerle ifade etmem mümkün değil. zaten gelen mesajlardan sonra ettiğim kemkümleri biliyorsunuz.*
her neyse lafı çok uzatmak istemiyorum, tanımı yazma nedenime geleyim; teşekkür etmek istiyorum.
geçen haftalarda kraliyet arması sahibi olup d&r'dan hediye çeki kazanmıştım, açıkçası böyle bir beklentim yokken bu ödülü almam beni hem heyecanlandırdı hem mutlu etti. indirim çekini kullanarak aldığım kitaplar bugün elime ulaştı.
hiçbir yerde görmediğim bu uygulama ve böylesine güzel bir sözlüğü kurduğu için öncelikle yoldaş benjamin franklin'e,
arma konusundaki desteği için tatlı mı tatlı hi my i run'a,
kitap seçimim konusunda yardımcı olan gaunter o'dimm'e,
tanımlarım sonrasında mesaj atıp beni aşırı mutlu eden, tanımlarımı okuyup bana katlanan ve bu kadar anlayışlı, hoşgörülü olan tüm kafa sözlük yazarlarına tek tek teşekkür ediyorum.
güzel ve güneşli günler gördüğümüz nice umut dolu günlere ulaşmak, yazmak, anlatmak, paylaşmak dileğiyle...
devamını gör...
demo
ingilizce demonstration “gösterme” sözcüğünden türetilmiştir.
müşteriye fikir edinebilmesi için ücretsiz verilen nümune. bazı önemli özellikleri çalışmayan oyun veya yazılım örnek verilebilir.
müşteriye fikir edinebilmesi için ücretsiz verilen nümune. bazı önemli özellikleri çalışmayan oyun veya yazılım örnek verilebilir.
devamını gör...
yusuf göbbels
kendisinin allah’a hesap vermeyeceğini düşünen yazar. garantilemiş cennetten arsayı almış beklemedeymiş. kendisi diyor...
devamını gör...
kişinin eski fotoğrafına bakıp kendini özlemesi
kendimi değil gittiğim yerleri özlüyorum daha çok. ben yine benim çünkü. hatta eskisinden daha çok şey görmüş, daha çok şey bilen benim. canım ben.*
devamını gör...
covid-19
iş arkadaşımın ağustosta yakalandığı benim hala direndiğim meret.her daim maske ve mesafe ile yakalanmaya niyetim yok.ileri alerji tedavim sebebiyle yarı kapasiteyle nefes alabiliyorum.yakalanırsam beni götürür.umarım yeni yılda biter ama zor görünüyor.
devamını gör...
orhan murat bahtiyar
tesadüfen keşfettiğim çok yönlü bir bilim insanı.
neden üretmenin önemli bir olgu olduğuna dair ve bizim neden üretmekte problem yaşadığımıza dair güzel bir anlatımı olan konuşması var. buradan izleyebilirsiniz.
neden üretmenin önemli bir olgu olduğuna dair ve bizim neden üretmekte problem yaşadığımıza dair güzel bir anlatımı olan konuşması var. buradan izleyebilirsiniz.
devamını gör...
moleskine ajanda
moleskine defterlerinin neredeyse iki yüz yıllık bir geçmişi bulunmaktadır. kelime anlamı köstebek derisidir.
insanların akıllarında tutmak istedikleri ayrıntıları yazmaları gerektiğinde kullandıkları ufak tefek, siyah vinil kapaklı, sarı yapraklı, basit ve sade olup,cebe sığan çeşitlerinin daha çok kullanıldığı bilinmektedir.
bu defterlerin bu kadar sevilmesinin bir diğer nedeni de picasso, van gogh, ernest hemingway gibi isimlerin bunları ellerinden düşürmemiş olmalarıdır.
fransızların "moleskin", italyanlarınsa "moleschino" dedikleri bu akıl defterlerinin ilk olarak nerede doğduğu bilinmiyor. ilk olarak ilham perisini kaçırmak istemeyen fransız şairler için çıkarıldığı sanılıyor.
halen italya'da üretilmektedir. moleskine sahipleri kaybetme ihtimaline karşı defterlerinin ilk sayfasına geri getirene verecekleri ödülü yazarlar.
encrypted-tbn0.gstatic.com/...
insanların akıllarında tutmak istedikleri ayrıntıları yazmaları gerektiğinde kullandıkları ufak tefek, siyah vinil kapaklı, sarı yapraklı, basit ve sade olup,cebe sığan çeşitlerinin daha çok kullanıldığı bilinmektedir.
bu defterlerin bu kadar sevilmesinin bir diğer nedeni de picasso, van gogh, ernest hemingway gibi isimlerin bunları ellerinden düşürmemiş olmalarıdır.
fransızların "moleskin", italyanlarınsa "moleschino" dedikleri bu akıl defterlerinin ilk olarak nerede doğduğu bilinmiyor. ilk olarak ilham perisini kaçırmak istemeyen fransız şairler için çıkarıldığı sanılıyor.
halen italya'da üretilmektedir. moleskine sahipleri kaybetme ihtimaline karşı defterlerinin ilk sayfasına geri getirene verecekleri ödülü yazarlar.
encrypted-tbn0.gstatic.com/...
devamını gör...
