vatan partisi
bir gün bebek katili teröristbaşı abdullah öcalan'a gül uzatan (mecazen değil), bir gün türkçülüğü milliyetçiliği sanki kendi bulmuş gibi siyaset yapan, bir gün iktidar karşıtıyım deyip iktidarın her dediğini yapan, yalnız hiçbir zaman chp siyasetinden yana olmayan, şimdilerde atatürkçü takılan meczup doğu perinçek'in kurduğu (eski ismiyle "işçi partisi" olan) genel veya yerel seçimlerde %1 oyu bile olmayan proje partidir.
(bkz: birilerinin maşası)
(bkz: birilerinin maşası)
devamını gör...
hayalet sevgilim
belki üstümüzden bir kuş geçer ile birlikte döneminin en popüler şarkısıydı. yıllar ne çabuk geçmiş.
devamını gör...
imf
uluslararası para fonu. namı diğer kan emici. ülkeler üzerindeki politik baskıyı parayla tesis etmeye çalışan organize şebeke.
devamını gör...
özür dilerim lafını bölüyorum
nezaketine hayran kaldığım insandır kendileri,
konuşulurken sözü cümlesi kesilen kişi tekrar aynı istek ve şevk ile muhattap olmaz.
ki ne olursa olsun özür dilemek..naiftir.
konuşulurken sözü cümlesi kesilen kişi tekrar aynı istek ve şevk ile muhattap olmaz.
ki ne olursa olsun özür dilemek..naiftir.
devamını gör...
sivil itaatsizlik
(bkz: sivil itaatsizlik) henry david thoreau'nun ilk baskısı 1849 yılında yapılan deneme türündeki kitabıdır. sivil itaatsizlik veya başka bir deyişle pasif direniş, bireyin uğradığı haksızlıklar karşısında kamuoyunun ve ilgili mercilerin dikkatini çekmek suretiyle şiddetsizlik üzerine temellenen ve bir çeşit direniş hakkına işaret eden eylemler bütünü olarak tanımlanabilir. bu kitap sivil itaatsizliğin kurucusu olarak kabul edilen abdli şair, yazar ve düşünür henry david thoreau'nun fikirlerini yansıtan bir deneme niteliğindedir. sivil itaatsizlik yaklaşımını bizzat literatüre kazandıran kişi olarak ortaya attığı yaklaşımlarla aynı zamanda gandhi ve martin luther gibi isimlerin geliştirdiği fikir ve pratiklere esin kaynağı olmuştur.
-"en iyi devlet en az yöneten devlettir. " bu slogana katılmamak elde değil. gerçekten de böyle bir şeyi sistematik bir şekilde hemen görmeyi arzuluyorum. bu, deneyimlendiği takdirde şöyle bir sonucun ortaya çıkacağına inanıyorum. "en iyi devlet hiç yönetmeyen devlettir". ve ancak insanlar hazır olduklarında böyle bir devlet biçimi mümkün olacak. devlet en iyi ihtimalle belli bir amacı gerçekleştirmek için kullanılan bir araç olmaktan ibarettir; fakat genellikle devletlerin çoğu ve bazense tümü böyle işlemez. sy 57
- insanlar sadece insan olarak değil makineler gibi her şeyleriyle devlete hizmet ederler. insanlar ordudur, milistir, gardiyandır, polistir, kolluk kuvvetidir. birçok durumda, hukuki veya ahlaki sorumluluğun olmadığı bir eylem yoktur fakat insanlar kendilerini ağaç, toprak ve taş seviyesine indirgerler; belki de bu şekilde amaca hizmet edecek, bilinçten yoksun kişiler üretilir. böyle bir emir, önemsiz insanlardan veya bir pislik yığınından daha çok saygıdeğer değildir. onların yalnızca köpekler ve atlar kadar değeri vardır. ancak bu tarz insanlar bile genellikle iyi vatandaş sayılır. yasa koyucu, politikacı, avukat, bakan, müdür gibileri temelde devlete akıllarıyla hizmet ederler ve nadiren ahlaki farklılıklara giderken, bilmeden de olsa şeytana bir tanrıymış gibi hizmet ederler. kahramanlar, vatanseverler, şehitler, reformcular ve öteki bazı kişilerse devlete vicdanlarıyla hizmet ederler ve bu yüzden de çoğunlukla ona belirli bir direnç gösterirler, genelde onlara düşmanmış gibi davranılır. bilge bir kişi yalnızca bir insan olarak faydalı olacaktır; bir "toprak" parçası olmaya ve " rüzgarı uzakta tutmak için bir boşluğu kapamayı" kabul etmeyerek, en sonunda bu ofiste tozunu bırakcaktır.
fazla asil bir kökten geliyorum varlıklı olmak için.
ikinci planda olmak için yönetme konusunda,
bir görevlisi ya da aleti olmak için
dünya üzerinde bir egemen devletin.
herkesin devrim yapma hakkı var; yani, tiranlığı ve verimsizliği had safhadaysa ve dayanılacak gibi değilse devlete bağlılığı reddetme ve ona direnme hakkı diyelim buna. sy 61
- haksız bir şeyden dolayı insanları hapseden bir devletin çatısı altında, haklı bir insan için doğru yer de yine hapishanedir. massachusetts'in daha özgür ve herhangi birine daha az bağlı olan ruhlara sunduğu en uygun tek yer, halihazırda kendilerini kendi ilkeleri dışına iterken kendi eyleminden dolayı eyaletin dışında alıkonulduğu hapishanelerdir. kaçak kölenin ve şartlı tahliyesi olan kişinin, kendi ırkının hatalarından dolayı özür dilemeye gelen yerlinin onları bulması gereken yer orasıdır; eyaletin kendisiyle birlikte olmayanları ve ona karşı olanları koyduğu ayrı fakat daha özgür ve onurlu bir yer, özgür bir adamın köle bir devlette gururla bağlanacağı tek yer. sy 71
bu son alıntıyı girerken aklıma, thoreau'nun yakın dostu raplh waldo emersonla yaşadığı rivayet edilen, bir hikaye geldi.
amerikan hükümeti meksika ile yürüttüğü savaşı finanse etmek amacıyla kelle vergisi adı altında bir dolar para toplar.
thoreau, ödediği bir doların savaşın finanse edilmesinde ve başka insanların öldürülmesinde kullanılacağı gerekçesi ile ödemeyi reddeder ve bu yüzden bir gece hapse atılır.
kendisiyle bir çok ortak fikri paylaştığı ve yakın dostu olan ralph waldo emerson, arkadaşını görmek üzere onun hücresine gittiğinde aralarında şöyle bir konuşma geçer.
- henry, neden buradasın ?
- waldo, sen neden burada değilsin?
-"en iyi devlet en az yöneten devlettir. " bu slogana katılmamak elde değil. gerçekten de böyle bir şeyi sistematik bir şekilde hemen görmeyi arzuluyorum. bu, deneyimlendiği takdirde şöyle bir sonucun ortaya çıkacağına inanıyorum. "en iyi devlet hiç yönetmeyen devlettir". ve ancak insanlar hazır olduklarında böyle bir devlet biçimi mümkün olacak. devlet en iyi ihtimalle belli bir amacı gerçekleştirmek için kullanılan bir araç olmaktan ibarettir; fakat genellikle devletlerin çoğu ve bazense tümü böyle işlemez. sy 57
- insanlar sadece insan olarak değil makineler gibi her şeyleriyle devlete hizmet ederler. insanlar ordudur, milistir, gardiyandır, polistir, kolluk kuvvetidir. birçok durumda, hukuki veya ahlaki sorumluluğun olmadığı bir eylem yoktur fakat insanlar kendilerini ağaç, toprak ve taş seviyesine indirgerler; belki de bu şekilde amaca hizmet edecek, bilinçten yoksun kişiler üretilir. böyle bir emir, önemsiz insanlardan veya bir pislik yığınından daha çok saygıdeğer değildir. onların yalnızca köpekler ve atlar kadar değeri vardır. ancak bu tarz insanlar bile genellikle iyi vatandaş sayılır. yasa koyucu, politikacı, avukat, bakan, müdür gibileri temelde devlete akıllarıyla hizmet ederler ve nadiren ahlaki farklılıklara giderken, bilmeden de olsa şeytana bir tanrıymış gibi hizmet ederler. kahramanlar, vatanseverler, şehitler, reformcular ve öteki bazı kişilerse devlete vicdanlarıyla hizmet ederler ve bu yüzden de çoğunlukla ona belirli bir direnç gösterirler, genelde onlara düşmanmış gibi davranılır. bilge bir kişi yalnızca bir insan olarak faydalı olacaktır; bir "toprak" parçası olmaya ve " rüzgarı uzakta tutmak için bir boşluğu kapamayı" kabul etmeyerek, en sonunda bu ofiste tozunu bırakcaktır.
fazla asil bir kökten geliyorum varlıklı olmak için.
ikinci planda olmak için yönetme konusunda,
bir görevlisi ya da aleti olmak için
dünya üzerinde bir egemen devletin.
herkesin devrim yapma hakkı var; yani, tiranlığı ve verimsizliği had safhadaysa ve dayanılacak gibi değilse devlete bağlılığı reddetme ve ona direnme hakkı diyelim buna. sy 61
- haksız bir şeyden dolayı insanları hapseden bir devletin çatısı altında, haklı bir insan için doğru yer de yine hapishanedir. massachusetts'in daha özgür ve herhangi birine daha az bağlı olan ruhlara sunduğu en uygun tek yer, halihazırda kendilerini kendi ilkeleri dışına iterken kendi eyleminden dolayı eyaletin dışında alıkonulduğu hapishanelerdir. kaçak kölenin ve şartlı tahliyesi olan kişinin, kendi ırkının hatalarından dolayı özür dilemeye gelen yerlinin onları bulması gereken yer orasıdır; eyaletin kendisiyle birlikte olmayanları ve ona karşı olanları koyduğu ayrı fakat daha özgür ve onurlu bir yer, özgür bir adamın köle bir devlette gururla bağlanacağı tek yer. sy 71
bu son alıntıyı girerken aklıma, thoreau'nun yakın dostu raplh waldo emersonla yaşadığı rivayet edilen, bir hikaye geldi.
amerikan hükümeti meksika ile yürüttüğü savaşı finanse etmek amacıyla kelle vergisi adı altında bir dolar para toplar.
thoreau, ödediği bir doların savaşın finanse edilmesinde ve başka insanların öldürülmesinde kullanılacağı gerekçesi ile ödemeyi reddeder ve bu yüzden bir gece hapse atılır.
kendisiyle bir çok ortak fikri paylaştığı ve yakın dostu olan ralph waldo emerson, arkadaşını görmek üzere onun hücresine gittiğinde aralarında şöyle bir konuşma geçer.
- henry, neden buradasın ?
- waldo, sen neden burada değilsin?
devamını gör...
sözlük kültürü
bünyesinde var olan farklı tip yazarları aynı potada eritemediği sürece varlığını sürdüremeyecek olan sözlüklerin sahip olması gereken kültürdür.
99 senesinde deneysel denilebilecek bir platform olarak kurulan ekşi sözlük bu konuda örneği bulunmaz bir platformdur. kişilerin bilgi ve tecrübelerini anonim olarak aktarması ve gündeme dair gelişmeleri yine anonim olarak yorumlamasına izin veriyor oluşuyla ciddi bir ihtiyaca karşılık geliyordu. kişilerin yazdıklarını arşivleme ve daha sonrasında arayan kişiye ulaştırma imkanı tanıyordu. tabi bu tür bir hizmeti sağlarken var olan sosyal medya sitelerinden ayrılması için bir takım düzenlemeler ve oluşuma özel format gerekiyordu. zaman içerisinde kervanı yolda düzerek yazılanları bir standarda bağlamaya başardılar. bu format sonraları kurulan sözlükler içinde güzel bir örnek teşkil ederken bu kadar farklı insanı bir arada bulunduran ortamı izlerken iştahı kabaran büyük reklam şirketlerini peşinden sürükledi zira muhteşem bir gücü ellerinde barındırıyorlardı; halkın adamı kemal sunal edasıyla yazarlar tarafından övülen ürünler tüketiliyor, yerilen ürünler talep görmüyordu. hala bir çok kişi en ufak alış verişinde dahi ürünle ilgili bilgi sahibi olmak için ''tarafsız'' , ''senin benim gibi'' yazarların girdilerine şöööyle bir göz gezdiriyor. bu reklam şirketlerinin yada grupların gerek sunduğu imkanlarla gerek maddi yatırım ve ödediği reklam ücretleriyle oluşum başta bahsettiğimiz; ''kişinin anonim olarak kendini ifade edebileceği bir platform olma'' kaygısı ile bu grup ve büyük reklam şirketlerinin manipülasyon aracı olması arasında ezilmeye başladı. geldiğimiz noktada kişinin kendini ifade edebileceği bir ortamdan ziyade tahakküm kurmak isteyen grupların birbirini mızraklarla kovaladığı bir noktaya geldi. tabi ki oluşumun bu noktaya gelmesinin tek sebebi grupların manipülasyon çabaları olmadı; siyasi iklimin yarattığı ''o'' kişiler ve gruplara karşı yarattığı tahammülsüzlük ve hayali düşmanla savaşma politikasının tabanda nasıl karşılık bulduğunun bir göstergesi halini aldı. (bkz: imam osurursa cemaat sıçarmış)
bu zamanlarda bu mizojinik, manipülatif ve bipolar havadan bunalan kişilerce farklı bir soluk getirmek amacıyla farklı sözlükler kurulmaya başlandı. her birinin kuruluşunda alternatif oluşturma çabası yatıyordu ancak başta şikayetçi oldukları yukarıda bahsettiğim negatif durumlar karşısında ya kurucu ekipler mevzileri terk etti yada bu manipülatif grup ve reklam şirketlerinin baskısı altında seslerini çıkaramaz hale geldiler.
bugünlerde yine tüm bunlara muhalif ve yine benzer kaygılarla kurulmuş bir başka sözlükte yazıyor/okuyoruz. bu sözlüğünde akıbetinin öncekilere benzemesini istemiyoruz. elbette ayça_22'nin oturum açmadığını bildiğimiz gibi bu oluşumunda sonsuza kadar sürmeyeceğini biliyoruz ancak var olduğu sürece daha okunabilir kalması için okunan girdileri yazan kişiler olarak elimizi önce vicdanımıza sonra taşın altına koymamız gerekiyor zira; ''armut piş ağzıma düş'' ile olmasını beklemek rüyadan öte gitmeyeceğini bilecek bilince sahip olduğumuzu umuyorum.*
peki sözlük kültürünü yaşatmak ve okunabilir bir sözlük için yazarlar ne yapabilir?
kafa sözlük formatı ve kuralları bakın burada gayet yazılmış şurayı bir okumak buranın nasıl bir oluşuma dönüştürülmek istendiği ile ilgili fikir veriyor. okumaktan üşenerek yazmak mümkün değil arkadaşlar okuyacağız ancak önce bulunduğumuz ortamın kurallarını okuyacağız sonra başlıkların altına öptün formatı eyledin viran şeklinde bakınız vermek zorunda kalıyoruz hoş olmuyor.
dipnot olarak ekleyeyim bu girdiyi moderasyonu övmek için falan yazdığım yok hee yanlış anlaşılmasın yoksa ''bugün en büyük düşmanım sensin yoldaş benjamin franklin'' şeklinde nickaltı girmem gerekir yazık. kendisinden pek hazzetmediğim doğrudur ama düşman değiliz, yoksa?*
bir diğer hususta 99 yılından itibaren kurulan sözlüklerin tamamında farklı gruplara ayırabileceğimiz yazar grupları oluşmaya başladı. bu yazarların oranları ve girdiği entrylerin nitelikleri kurulan sözlüklerin dinamiklerini ve jargonlarını oluşturmaya hizmet etti. başlıca yazar gruplarını şöyle kısa kısa incelemeye çalışırsak;
bilgi içerikli entry giren yazarlar ilk saflara katılan yazarlar oluyorlar ve genelde şuan okuduğunuz gibi manas destanı yazma konusunda bir miktar tecrübe sahibi oluyorlar ve her daim; ''format elden gideyah'', ''troller geliyeeh'' , ''sözlük bozuyeeh'' şeklinde ilk kurulduğu günden itibaren nazi subayı edasıyla gerek zaman zaman yazmayı bırakarak gerek uzun uzun entryler döşerek sözlükleri protesto ediyor. #597018 bakın aynısından bende yazdım mesela; ''format elden gidiyeh'' temalı. bu arkadaşlar genellikle zararsızdır ancak sözlükten el çekmeleri durumunda birçok sözlükte görülen kalitesiz troll istilaları ve mizojini daha fazla yer bulur oluyor. girdinin en başında bahsettiğim; bilgi ve tecrübelerini aktarma kısmını genellikle bu gruba dahil yazarlar üstleniyor. bu sebeplerle mevzileri terk etmemeleri oluşumların geleceği açısından önem arz ediyor. buradan ayrılan kafa sözlük yazarlarına bir çağrım olsun bu girdi; ''tülaaaaayy geri dön tülaayy''
troll yazarlar, bakın bunlar benim en sevdiğim yazar grubu çoğunu evime alıp içli köfteyle, lahmacunla, kebapla beslerim o derece* bu arkadaşlar stresli bunaltıcı gündem içerisinde bize nefes alacak, yer yer gülümsetecek yada sözlüğün kendi jargonunda yer alacak ifadeleri üretecek girdiler yazıyorlar. yer yer ''cahiller'' diyebilme potansiyelinde kibrinden gözü dönmüş farklı gruplarda ki yazarlara amiyane tabirle haddini bildirmekten çekinmiyorlar kaldı ki girdileri silinince banlanınca falanda ağlamıyorlar adamlar eğleniyor/eğlendiriyor. toplumun ikiyüzlülüğünü ayna gibi suratına çarpacak tespitlerini kahkaha attırarak okutuyorlar bu sebeple bu grup kıymetlidir sözlüklerden uzaklaştırılmaları ortamı bir anda buz wikipedia'ya dönüştürüyor. bu sebeple feed troll diyor ve kendilerinin kafalarına kalp fırlatıyorum.
bir diğer grup ise kimseye dalaşıp bulaşmayan hikaye/şiir yazan tayfa. bunlar usul usul yazarlık becerilerini geliştirip aynı zamanda yazdıklarını farklı insanlara sunma imkanı bulan kıymetli bir kitledir sözlüklere renk katarlar. sol frameden, trollerden, entellerden, fuları sararmışlardan, bomontisine sigara külü düşen kadıköy bebelerinden bunaldığınızda profillerini bir ziyaret eder bambaşka dünyalara yelken açarsınız. güzel etkileşim kurarsınız.
bak bunlar beni en yoran grup horasan'da otlayan keçiyle ilgili bile gündem başlığı açma potansiyeli olan arkadaşlar aynı zamanda bu arkadaşlar sismik g.tlü olduğu için hissettikleri 1.1 büyüklüğünde deprem ile ilgili bile başlık açabilirler, düşünün kandilli rasathanesinin haberi yok, öyle bir g.tten bahsediyoruz ancak üzerine konuşulması gereken, toplumu kutuplaştıran ve negatif olaylar karşısında insanların fikir alışverişi yapabileceği başlıkları açan arkadaşlarda yine bu gruba dahildirler. sözlüklerin olmazsa olmazı mihenk taşlarının öncülerindendir. yüksek duyarlılıkları sebebiyle zaman zaman bir sma hastalı çocuk için gerekli bağış toplanır yada bir başka sosyal sorumluluk projesi desteklenir bu kıymetli katkıları sebebiyle sismik g.tlü oluşları tölare edilebilmelidir.*
yukarıda elimden geldiğince anlatmaya çalıştım konunun özüne gelirsek; sözlüklerden bahsi geçen grupların birini dahi çıkarmak oranın sözlükten ziyade belirli bir amaca hizmet eden platforma yada foruma dönüşmesine sebebiyet verir. sözlüğü sözlük yapan temel prensip bu çok seslilikten gelir. bu sebeple tüm bu olumsuz iklime rağmen bir birimize anlayış göstermeye özen göstermek bu oluşumların devamlılığı ve niteliği açısından önem arz ediyor.
hep beraber ponçik ponçik yazalım, gitmeyelim, hepinizi seviyorum sözlük ***
evet, eyyorlamam bu kadar addio!
99 senesinde deneysel denilebilecek bir platform olarak kurulan ekşi sözlük bu konuda örneği bulunmaz bir platformdur. kişilerin bilgi ve tecrübelerini anonim olarak aktarması ve gündeme dair gelişmeleri yine anonim olarak yorumlamasına izin veriyor oluşuyla ciddi bir ihtiyaca karşılık geliyordu. kişilerin yazdıklarını arşivleme ve daha sonrasında arayan kişiye ulaştırma imkanı tanıyordu. tabi bu tür bir hizmeti sağlarken var olan sosyal medya sitelerinden ayrılması için bir takım düzenlemeler ve oluşuma özel format gerekiyordu. zaman içerisinde kervanı yolda düzerek yazılanları bir standarda bağlamaya başardılar. bu format sonraları kurulan sözlükler içinde güzel bir örnek teşkil ederken bu kadar farklı insanı bir arada bulunduran ortamı izlerken iştahı kabaran büyük reklam şirketlerini peşinden sürükledi zira muhteşem bir gücü ellerinde barındırıyorlardı; halkın adamı kemal sunal edasıyla yazarlar tarafından övülen ürünler tüketiliyor, yerilen ürünler talep görmüyordu. hala bir çok kişi en ufak alış verişinde dahi ürünle ilgili bilgi sahibi olmak için ''tarafsız'' , ''senin benim gibi'' yazarların girdilerine şöööyle bir göz gezdiriyor. bu reklam şirketlerinin yada grupların gerek sunduğu imkanlarla gerek maddi yatırım ve ödediği reklam ücretleriyle oluşum başta bahsettiğimiz; ''kişinin anonim olarak kendini ifade edebileceği bir platform olma'' kaygısı ile bu grup ve büyük reklam şirketlerinin manipülasyon aracı olması arasında ezilmeye başladı. geldiğimiz noktada kişinin kendini ifade edebileceği bir ortamdan ziyade tahakküm kurmak isteyen grupların birbirini mızraklarla kovaladığı bir noktaya geldi. tabi ki oluşumun bu noktaya gelmesinin tek sebebi grupların manipülasyon çabaları olmadı; siyasi iklimin yarattığı ''o'' kişiler ve gruplara karşı yarattığı tahammülsüzlük ve hayali düşmanla savaşma politikasının tabanda nasıl karşılık bulduğunun bir göstergesi halini aldı. (bkz: imam osurursa cemaat sıçarmış)
bu zamanlarda bu mizojinik, manipülatif ve bipolar havadan bunalan kişilerce farklı bir soluk getirmek amacıyla farklı sözlükler kurulmaya başlandı. her birinin kuruluşunda alternatif oluşturma çabası yatıyordu ancak başta şikayetçi oldukları yukarıda bahsettiğim negatif durumlar karşısında ya kurucu ekipler mevzileri terk etti yada bu manipülatif grup ve reklam şirketlerinin baskısı altında seslerini çıkaramaz hale geldiler.
bugünlerde yine tüm bunlara muhalif ve yine benzer kaygılarla kurulmuş bir başka sözlükte yazıyor/okuyoruz. bu sözlüğünde akıbetinin öncekilere benzemesini istemiyoruz. elbette ayça_22'nin oturum açmadığını bildiğimiz gibi bu oluşumunda sonsuza kadar sürmeyeceğini biliyoruz ancak var olduğu sürece daha okunabilir kalması için okunan girdileri yazan kişiler olarak elimizi önce vicdanımıza sonra taşın altına koymamız gerekiyor zira; ''armut piş ağzıma düş'' ile olmasını beklemek rüyadan öte gitmeyeceğini bilecek bilince sahip olduğumuzu umuyorum.*
peki sözlük kültürünü yaşatmak ve okunabilir bir sözlük için yazarlar ne yapabilir?
kafa sözlük formatı ve kuralları bakın burada gayet yazılmış şurayı bir okumak buranın nasıl bir oluşuma dönüştürülmek istendiği ile ilgili fikir veriyor. okumaktan üşenerek yazmak mümkün değil arkadaşlar okuyacağız ancak önce bulunduğumuz ortamın kurallarını okuyacağız sonra başlıkların altına öptün formatı eyledin viran şeklinde bakınız vermek zorunda kalıyoruz hoş olmuyor.
dipnot olarak ekleyeyim bu girdiyi moderasyonu övmek için falan yazdığım yok hee yanlış anlaşılmasın yoksa ''bugün en büyük düşmanım sensin yoldaş benjamin franklin'' şeklinde nickaltı girmem gerekir yazık. kendisinden pek hazzetmediğim doğrudur ama düşman değiliz, yoksa?*
bir diğer hususta 99 yılından itibaren kurulan sözlüklerin tamamında farklı gruplara ayırabileceğimiz yazar grupları oluşmaya başladı. bu yazarların oranları ve girdiği entrylerin nitelikleri kurulan sözlüklerin dinamiklerini ve jargonlarını oluşturmaya hizmet etti. başlıca yazar gruplarını şöyle kısa kısa incelemeye çalışırsak;
bilgi içerikli entry giren yazarlar ilk saflara katılan yazarlar oluyorlar ve genelde şuan okuduğunuz gibi manas destanı yazma konusunda bir miktar tecrübe sahibi oluyorlar ve her daim; ''format elden gideyah'', ''troller geliyeeh'' , ''sözlük bozuyeeh'' şeklinde ilk kurulduğu günden itibaren nazi subayı edasıyla gerek zaman zaman yazmayı bırakarak gerek uzun uzun entryler döşerek sözlükleri protesto ediyor. #597018 bakın aynısından bende yazdım mesela; ''format elden gidiyeh'' temalı. bu arkadaşlar genellikle zararsızdır ancak sözlükten el çekmeleri durumunda birçok sözlükte görülen kalitesiz troll istilaları ve mizojini daha fazla yer bulur oluyor. girdinin en başında bahsettiğim; bilgi ve tecrübelerini aktarma kısmını genellikle bu gruba dahil yazarlar üstleniyor. bu sebeplerle mevzileri terk etmemeleri oluşumların geleceği açısından önem arz ediyor. buradan ayrılan kafa sözlük yazarlarına bir çağrım olsun bu girdi; ''tülaaaaayy geri dön tülaayy''
troll yazarlar, bakın bunlar benim en sevdiğim yazar grubu çoğunu evime alıp içli köfteyle, lahmacunla, kebapla beslerim o derece* bu arkadaşlar stresli bunaltıcı gündem içerisinde bize nefes alacak, yer yer gülümsetecek yada sözlüğün kendi jargonunda yer alacak ifadeleri üretecek girdiler yazıyorlar. yer yer ''cahiller'' diyebilme potansiyelinde kibrinden gözü dönmüş farklı gruplarda ki yazarlara amiyane tabirle haddini bildirmekten çekinmiyorlar kaldı ki girdileri silinince banlanınca falanda ağlamıyorlar adamlar eğleniyor/eğlendiriyor. toplumun ikiyüzlülüğünü ayna gibi suratına çarpacak tespitlerini kahkaha attırarak okutuyorlar bu sebeple bu grup kıymetlidir sözlüklerden uzaklaştırılmaları ortamı bir anda buz wikipedia'ya dönüştürüyor. bu sebeple feed troll diyor ve kendilerinin kafalarına kalp fırlatıyorum.
bir diğer grup ise kimseye dalaşıp bulaşmayan hikaye/şiir yazan tayfa. bunlar usul usul yazarlık becerilerini geliştirip aynı zamanda yazdıklarını farklı insanlara sunma imkanı bulan kıymetli bir kitledir sözlüklere renk katarlar. sol frameden, trollerden, entellerden, fuları sararmışlardan, bomontisine sigara külü düşen kadıköy bebelerinden bunaldığınızda profillerini bir ziyaret eder bambaşka dünyalara yelken açarsınız. güzel etkileşim kurarsınız.
bak bunlar beni en yoran grup horasan'da otlayan keçiyle ilgili bile gündem başlığı açma potansiyeli olan arkadaşlar aynı zamanda bu arkadaşlar sismik g.tlü olduğu için hissettikleri 1.1 büyüklüğünde deprem ile ilgili bile başlık açabilirler, düşünün kandilli rasathanesinin haberi yok, öyle bir g.tten bahsediyoruz ancak üzerine konuşulması gereken, toplumu kutuplaştıran ve negatif olaylar karşısında insanların fikir alışverişi yapabileceği başlıkları açan arkadaşlarda yine bu gruba dahildirler. sözlüklerin olmazsa olmazı mihenk taşlarının öncülerindendir. yüksek duyarlılıkları sebebiyle zaman zaman bir sma hastalı çocuk için gerekli bağış toplanır yada bir başka sosyal sorumluluk projesi desteklenir bu kıymetli katkıları sebebiyle sismik g.tlü oluşları tölare edilebilmelidir.*
yukarıda elimden geldiğince anlatmaya çalıştım konunun özüne gelirsek; sözlüklerden bahsi geçen grupların birini dahi çıkarmak oranın sözlükten ziyade belirli bir amaca hizmet eden platforma yada foruma dönüşmesine sebebiyet verir. sözlüğü sözlük yapan temel prensip bu çok seslilikten gelir. bu sebeple tüm bu olumsuz iklime rağmen bir birimize anlayış göstermeye özen göstermek bu oluşumların devamlılığı ve niteliği açısından önem arz ediyor.
hep beraber ponçik ponçik yazalım, gitmeyelim, hepinizi seviyorum sözlük ***
evet, eyyorlamam bu kadar addio!
devamını gör...
olmak istenen cansız varlık
sandalye olmak isterdim. düşünsene üstüne oturan tüm ...lere rağmen ayakta duruyorsun.
devamını gör...
en yakın arkadaşa sevgili emanet edilir mi sorunsalı
bir çocuk vardı benden hoşlanıyordu, aynı şehirde yaşamadığımız için eski en yakın arkadaşımla bana sürpriz hazırlamak için konuşmaya başlamışlardı. neyse aradan birkaç gün geçti baktım çocuk yazmıyor, ben de kıza "bak bunun da sevgisi yalan çıktı, heveslikmiş." diyerek yazmadığını anlatıyorum. iki gün sonra ne öğrendim biliyor musunuz? meğer bunlar bana sürpriz hazırlarken sevgili olmuşlar, çocuk bana o yüzden yazmıyormuş.. ilk duyduğumda şok geçirdim hahahahahahaha , kızla konuşmadım bir süre. hatta çocuk benim için gelecekken onun için gelmiş, ben markete giderken arkadaşım süslenmiş püslenmiş çocukla buluşmaya gidiyormuş ama bana "işim var" demişti.. ve aynı kızımız bunu bana iki kere yaptı ama salak ben ne yaptı? affetti. o yüzden aslaa emanet etmem sevgilimi. daha flörtken bunu yapan sevgilime neler yapmaz. o kızla konuşmama sebebim çok farklı tabii. daha sonraları ona çok "sen elimden aldın, ayarttın kaç kişiyi." dedim şakayla karışık.
değişik olaylar, koyverdim artık. iki arkadaşım var yetiyor, onların bana bunu yapmayacağını biliyorum çünkü.
değişik olaylar, koyverdim artık. iki arkadaşım var yetiyor, onların bana bunu yapmayacağını biliyorum çünkü.
devamını gör...
klasikleşmiş yalanlar
özellikle telefon konuşmalarında söylenen 'onun/onların da size selamı var.' cümlesi.
devamını gör...
only lovers left alive
ancak jim jarmusch gibi bir delinin elinden çıkabilecek muazzam film, her şeyiyle.
belki jarmusch'un en iyi işi değil ama beni en etkileyen filmidir. filmde kullanılan müzikler de filme ayrı bir derinlik katıyor. tanca sokakları ve atmosferi zaten büyülü.
(bkz: streets of tangier)
filmdeki göndermeleri, nakış gibi işlenmiş detayları farketmeyenlerin ise genellikle beğenmediği filmdir kendileri. işte bu yüzden muazzamdır.
iliklerinize kadar aşıksanız izleyin, değilseniz yine izleyin. çünkü yalnızca aşıklar hayatta kalır...
belki jarmusch'un en iyi işi değil ama beni en etkileyen filmidir. filmde kullanılan müzikler de filme ayrı bir derinlik katıyor. tanca sokakları ve atmosferi zaten büyülü.
(bkz: streets of tangier)
filmdeki göndermeleri, nakış gibi işlenmiş detayları farketmeyenlerin ise genellikle beğenmediği filmdir kendileri. işte bu yüzden muazzamdır.
iliklerinize kadar aşıksanız izleyin, değilseniz yine izleyin. çünkü yalnızca aşıklar hayatta kalır...
devamını gör...
sözlükte kadın troll olmaması
çok ayıp ediyorsunuz yani. sözlükte kadın troll çok. ama bazısı beceremiyor işte. karşısındakinin iq'sunu tahmin etmeden harekete geçiyorlar ama maalesef. yine de onlar da bu sözlüğün birer parçası.
devamını gör...
el alem ne der'deki el alem
kendi hayatını yaşayamayıp başkasının hayatına karışan cahillerden oluşan topluluk.
devamını gör...
yeşil nick alınca kendini hulk gibi hissetmek
an itibariyle içinde bulunduğum halet-i ruhiye.
diğerleri hıyar gibi hissedebilir ama ben hulk gibi hissediyorum.
diğerleri hıyar gibi hissedebilir ama ben hulk gibi hissediyorum.
devamını gör...
ilk gidilen tiyatro oyunu
pamuk prenses ve yedi cüceler. sene 1997.
devamını gör...
yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var
hayat tecrübelerimiz sonucunda bize ders olacak mahiyetteki cümlelerin toplandığı başlık.
kendini sev.
kendine değer ver.
kendin için yaşa.
insanları dinle, anla, gerektiğinde yanlarında ol ama her zaman sınırların olsun.
kendini sev.
kendine değer ver.
kendin için yaşa.
insanları dinle, anla, gerektiğinde yanlarında ol ama her zaman sınırların olsun.
devamını gör...
geçmişe not
geçmiş ama bitmemiş. bitseydi gelip buraya yazarak , onun vermiş olduğu ruhani darlığı azaltmaya çalışmazdın. oysa sen dediklerinden ve yaptıklarından pişman değilsin ama hissettiklerin... keşke demiyorsun lakin olmasa daha iyi olurmuş. hssetmesen daha iyi olabilirmiş.
devamını gör...
dünyanın en güzel gofreti
eti karam gurme; bitter sevmeyen ben, onun müptelasıyım.
(bkz: yazacak başlık bulamamak, başlık açmaya da üşenmek)
(bkz: yazacak başlık bulamamak, başlık açmaya da üşenmek)
devamını gör...




