hey douglas
devamını gör...
diyete asla başlayamayanlar
1. her sabah tartıya çıkmak ve tartıda gördüğün kilodan nefret etmek.
2. mutlaka ağza bir şeyler atmadan bir bardak su içmeyi hatırlamak.
3. ayna karşısında kendine bakmak ve görüntüden tiksinmek. nereden incelmek gerekiyor, göz görsün ki beyin onaylasın.
4. sadece boğazdan kısarak verilen hızlı kilo aynı hızla tekrar alınır, diyet uygularken kullandığınız yemek alışkanlığını ömür boyu devam ettirmek. haftada bir gün serbest.
5. saat 19:00'dan sonra sadece sıvı tüketimi. katı gıda yasak, midenizin kazındığını çok hissederseniz bir muz veya bir küçük kase yoğurt işinizi görür.
6. mutlaka her gün ölmediyseniz ne işiniz olursa olsun bırakmak ve bir saat tempolu yürüyüş yapmak.
2. mutlaka ağza bir şeyler atmadan bir bardak su içmeyi hatırlamak.
3. ayna karşısında kendine bakmak ve görüntüden tiksinmek. nereden incelmek gerekiyor, göz görsün ki beyin onaylasın.
4. sadece boğazdan kısarak verilen hızlı kilo aynı hızla tekrar alınır, diyet uygularken kullandığınız yemek alışkanlığını ömür boyu devam ettirmek. haftada bir gün serbest.
5. saat 19:00'dan sonra sadece sıvı tüketimi. katı gıda yasak, midenizin kazındığını çok hissederseniz bir muz veya bir küçük kase yoğurt işinizi görür.
6. mutlaka her gün ölmediyseniz ne işiniz olursa olsun bırakmak ve bir saat tempolu yürüyüş yapmak.
devamını gör...
yedi uyuyanlar
her duyduğumda cem karaca'nın sesinden kefeşletayyuş ille de kıtmir rap rap sözleri geliyor aklıma.
çocukken filmlerini izlediğimde kıtmir sayesinde köpeklere olan sevgim bir kat daha artmıştı.
çocukken filmlerini izlediğimde kıtmir sayesinde köpeklere olan sevgim bir kat daha artmıştı.
devamını gör...
yazarların en çok para harcadığı şeyler
yemek.
devamını gör...
parol
duanın daha etkili olacağı ağrı kesicidir
devamını gör...
geceye acı ama gerçek bir cümle bırak
“en kötü yabancı çeşidi, bir zamanlar tanıdıkların arasından çıkar.”
devamını gör...
sözlükteki sabah sakinliği
çok sevdiğim sakinliktir. denk gelebilirsem kafama göre dilediğim başlıklara tanım girip sol frame'ı kendi başlıklarıma boyuyorum.
devamını gör...
futbol ile ilgilenen kadın
modayla ilgilenen erkek kadar normaldir.
devamını gör...
satış ve pazarlama
üniversite okurken yaptığım mesleklerden biridir.
ben işin satış kısmındaydım tabiki. köy kahvesinden bahsetmişken aklıma geldi. yazalım bakalım.
şimdi satış işinin bir nevi dilencilik olduğunu düşünmekteyim. burada amaç ürünü tamamen satmaktır. satarken türlü yalan söyler, ürünü müşteriye kitlemeye çabalarsınız.
belki hala üniversite okuyan yazar arkadaşlar bilir, bilmiyorsa bu işi anlatayım ve ne kadar harika paralar kazandırdığını görün.
üniversitenin ilk senesi staja çıkmaya başladım. benim bölümüm tamamen kalp ameliyatları ile alakalıydı ve kalp ameliyatı oldukça hastaneye gider ameliyata girerdik. böylece haftada 3 günüm çoğunlukla boş olurdu, hafta sonu da eklenince etti 5 gün. 5 gün demek müthiş para demek.
bir reklam ajansı buldum. ajansın aradığı tek şey konuşmayı bilen güzel kızlardı. benim çalıştığım ajans erkek satış elemanı çalıştırmıyordu ancak başka ajanslarda erkekler olduğunu da gördüm. yani diline güvenen ve boş günü olan üniversiteli arkadaşlar pekala bu mesleği yapabilir.
sabahın köründe jilet gibi hazırlanıp ajansta buluşuyorduk. o günün ürünü veriliyordu, kotamız söyleniyor ve ürünün fiyatı belirtiliyordu. elimizde koca bir çantayla, bir doblonun arkasına sıkış tepiş binip yola koyulurduk. bu meslek sayesinde güneydoğu ve akdenizin bir çok köyünü gezmişimdir. bizi sahaya tek tek dağıtıp bölgede ürünleri satmamız bekleniyordu.
her gün başka şehrin bir köyü yahut ilçesinde, dolanır durur ve ürünleri satardık. ürünleri belirlenen fiyattan da satabiliyor, daha yüksek fiyata da satabiliyordunuz ve yüksek fiyata sattıysanız o para sie kalıyordu. kotayı doldurduysanız kazancın yüzde otuzunu alıyordunuz. eğer toptan satış yaptıysanız yüzde kırk ve primin dibine vuruyordunuz. çok güzel paralardan bahsediyorum, bu sayede muazzam bir kıyafet dolabı dizdim ve harika bir makyaj koleksiyonum oldu.
sosyal becerilerim gelişti mi derseniz aslında hayır, dilenclik becerilerim gelişti. * ısrar etmeyi ve uzun uzun konuşmayı hiç sevmeyen biriyim, zaten konuşmakla alakalı sıkıntılarım vardı ancak mesele para olunca yapılıyor.
epey yorucu yıpratıcı iş ancak öğrenci için çok ideal. hem bedavaya bir sürü yer gezmiş olursunuz. şehrinizde bir ajans araştırıp gidip kaydolun derim. merkezi yerlerde çalıştığınız zaman iş gerçekten eğlenceli oluyordu, müthiş paraydı ayrıca. sadece sabır ve dil dökmek. profesyonelleşince daha pahalıya satıp ufak bir birikim elde edilebilir.
ben işin satış kısmındaydım tabiki. köy kahvesinden bahsetmişken aklıma geldi. yazalım bakalım.
şimdi satış işinin bir nevi dilencilik olduğunu düşünmekteyim. burada amaç ürünü tamamen satmaktır. satarken türlü yalan söyler, ürünü müşteriye kitlemeye çabalarsınız.
belki hala üniversite okuyan yazar arkadaşlar bilir, bilmiyorsa bu işi anlatayım ve ne kadar harika paralar kazandırdığını görün.
üniversitenin ilk senesi staja çıkmaya başladım. benim bölümüm tamamen kalp ameliyatları ile alakalıydı ve kalp ameliyatı oldukça hastaneye gider ameliyata girerdik. böylece haftada 3 günüm çoğunlukla boş olurdu, hafta sonu da eklenince etti 5 gün. 5 gün demek müthiş para demek.
bir reklam ajansı buldum. ajansın aradığı tek şey konuşmayı bilen güzel kızlardı. benim çalıştığım ajans erkek satış elemanı çalıştırmıyordu ancak başka ajanslarda erkekler olduğunu da gördüm. yani diline güvenen ve boş günü olan üniversiteli arkadaşlar pekala bu mesleği yapabilir.
sabahın köründe jilet gibi hazırlanıp ajansta buluşuyorduk. o günün ürünü veriliyordu, kotamız söyleniyor ve ürünün fiyatı belirtiliyordu. elimizde koca bir çantayla, bir doblonun arkasına sıkış tepiş binip yola koyulurduk. bu meslek sayesinde güneydoğu ve akdenizin bir çok köyünü gezmişimdir. bizi sahaya tek tek dağıtıp bölgede ürünleri satmamız bekleniyordu.
her gün başka şehrin bir köyü yahut ilçesinde, dolanır durur ve ürünleri satardık. ürünleri belirlenen fiyattan da satabiliyor, daha yüksek fiyata da satabiliyordunuz ve yüksek fiyata sattıysanız o para sie kalıyordu. kotayı doldurduysanız kazancın yüzde otuzunu alıyordunuz. eğer toptan satış yaptıysanız yüzde kırk ve primin dibine vuruyordunuz. çok güzel paralardan bahsediyorum, bu sayede muazzam bir kıyafet dolabı dizdim ve harika bir makyaj koleksiyonum oldu.
sosyal becerilerim gelişti mi derseniz aslında hayır, dilenclik becerilerim gelişti. * ısrar etmeyi ve uzun uzun konuşmayı hiç sevmeyen biriyim, zaten konuşmakla alakalı sıkıntılarım vardı ancak mesele para olunca yapılıyor.
epey yorucu yıpratıcı iş ancak öğrenci için çok ideal. hem bedavaya bir sürü yer gezmiş olursunuz. şehrinizde bir ajans araştırıp gidip kaydolun derim. merkezi yerlerde çalıştığınız zaman iş gerçekten eğlenceli oluyordu, müthiş paraydı ayrıca. sadece sabır ve dil dökmek. profesyonelleşince daha pahalıya satıp ufak bir birikim elde edilebilir.
devamını gör...
okuduğun bir kitabı pudra şekerine uyarla
pudra şekerinden notlar.
devamını gör...
tüm yazarların karma puanlarını artırıyoruz kampanyası
62bim küsur karmalı yazarların bile az çok demeyelim dediği sözlükte bendenize bir artıyı bir favı çok görmeyelim diye giriş yapabileceğim başlık.
devamını gör...
sözlük yazarlarının garip özellikleri
çok sinirliysem ve evin tüm işini bitirdiysem diş fırçası ile ocağı temizliyorum. şaka değil....... gayet yağ çözücümü (doğal) yapıyorum, sıkıo diş fırçası ile temizliyorum sinirim geçsin diye..
devamını gör...
tekel 2001
genelde tırcı dayılarımızın uzun kırmızı olacak şekilde tükettiği,tadı neredeyse leş olan ama öğrencilik yıllarında ucuz olduğu için sevilen sigara.
edit: bu bi arkadaşın ukdesi idi ama adını bulamadım,kendisinden özür diliyorum
edit: bu bi arkadaşın ukdesi idi ama adını bulamadım,kendisinden özür diliyorum
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının burçları
hiç bir amaca hizmet etmeyen uçurulması gereken başlıklara bir örnek daha. sözlüğün bu çöp oluşumlardan kendisini arındırmasi gerek forumsal başlıkları uçuran bir ekip kurmanız gerek.
devamını gör...





