herkes hoşlandığı sözlük yazarını itiraf etsin etkinliği
(bkz: lucifer iş başında) sen şeytaan sen yılaan. (gülücük)
devamını gör...
bir kadını kırmadan ona çirkin olduğunu söylemek
t:bir erkek olarak asla çirkinsin diyemem dediğim hede. bana dediler kırıldım. kimseyi kıramam.
lise 2'de bazılarının vampir-köylü diye bildiği kurtadam oyununu oynuyoruz. o dönem bizde bağımlılık olmuş. yemekten artırdığımızla öğlenleri kumarını dönüyoruz, o derece yani.
bu oyunda yakışıklı prens adında bir rol var. oyun telefondan oynanıyor ve rastgele roller geliyor. bu rol haricinde 20 tane kadar daha var diye hatırlıyorum.
ceren adındaki arkadaşımız bizim bu tutkumuzu gördü. oyunu öğrenmek ve anlamak açısından yanımızda durmaya başladı.allahın işi herhalde, bana da o sırada yakışıklı prens rolü geldi. öğrenmeye çalıştığı için rolleri soruyor soruyor biz anlatıyoruz. bana sordu. cevabımı verdim, anlatmaya girişeceğim.o da ne güldü ve bizden uzaklaşıp 5 metre ötedeki kızlara gidip bunu söyledi. 3 kişiydiler, üçü de güldü.
kırıldım. yüzüme çirkinsin demedi belki ama,bana yakışıklı rolünü bile yakıştıramadı.kırılmıştım.bütün hayatımda bir yara olarak kalacak belki de.
beni kırmaya hakkı yoktu, benim de kimseyi kırma hakkım yok.
bu yüzdendir ki tanım:kimsenin kimseye yapmaması gereken, gerekirse yalanın dibine vurulması gereken bir hareket.
güzelsin, yakışıklısın diye yalan söylemeyin. elektrik alamadım yada kafa dengim değilsin diyin.önemli olan dış güzellikse, birçok güzel bulabilirsiniz. ancak çoğu zaman yerine koyacak bir kalp bulamazsınız. o kırılmıştır bir kere.
lise 2'de bazılarının vampir-köylü diye bildiği kurtadam oyununu oynuyoruz. o dönem bizde bağımlılık olmuş. yemekten artırdığımızla öğlenleri kumarını dönüyoruz, o derece yani.
bu oyunda yakışıklı prens adında bir rol var. oyun telefondan oynanıyor ve rastgele roller geliyor. bu rol haricinde 20 tane kadar daha var diye hatırlıyorum.
ceren adındaki arkadaşımız bizim bu tutkumuzu gördü. oyunu öğrenmek ve anlamak açısından yanımızda durmaya başladı.allahın işi herhalde, bana da o sırada yakışıklı prens rolü geldi. öğrenmeye çalıştığı için rolleri soruyor soruyor biz anlatıyoruz. bana sordu. cevabımı verdim, anlatmaya girişeceğim.o da ne güldü ve bizden uzaklaşıp 5 metre ötedeki kızlara gidip bunu söyledi. 3 kişiydiler, üçü de güldü.
kırıldım. yüzüme çirkinsin demedi belki ama,bana yakışıklı rolünü bile yakıştıramadı.kırılmıştım.bütün hayatımda bir yara olarak kalacak belki de.
beni kırmaya hakkı yoktu, benim de kimseyi kırma hakkım yok.
bu yüzdendir ki tanım:kimsenin kimseye yapmaması gereken, gerekirse yalanın dibine vurulması gereken bir hareket.
güzelsin, yakışıklısın diye yalan söylemeyin. elektrik alamadım yada kafa dengim değilsin diyin.önemli olan dış güzellikse, birçok güzel bulabilirsiniz. ancak çoğu zaman yerine koyacak bir kalp bulamazsınız. o kırılmıştır bir kere.
devamını gör...
2 senedir istanbul'u kazandık diye gezen muhalif
konuşmayı bilmeyen muhaliftir. doğrusu için ibbb şeçimlerini bir senede 2 kere kazandık diye dolaşması gereken muhaliftir.
devamını gör...
edip cansever
onun için fazla şiirden ve platonik aşkından öldü derler. kendisi tomris uyar'a platonik aşıktır. ama onu kendine aşık edememiştir. tomris ile baş başa oturdukları bir rakı masasında "tomris rakıyı çok sever, bense onu..." yazmıştır peçeteye. ona duyulmamış duyguların şairi de denir.
devamını gör...
duvara karşı
fatih akın'a berlin film festivali’nde altın ayı ödülü kazandırdığı; hayatları savrulmuş iki insanın birbirlerini iyileştirmelerini konu aldığı filmidir. bizi fatih akın gibi güzide bir yönetmenle buluşturmuştur. tabii bu başarıda büyük payı olan, cahit rolünün hakkını fazlasıyla veren, yakın zamanda kaybettigimiz birol ünel'i de unutmamak gerekir.
devamını gör...
çocukken unutamadığımız anlar
çok severdim dedemi. o da beni çok severdi, çok yakın otururduk. öğleden sonra bize gelir, beni alırdı. dışarı çıkardık. o zamanlar dereboyu caddesi ya da ortaköy sahilin şimdiki popülaritesi yok. ortaköylülerindi. sahildeki kahvelerde gider, oralet içerdik. parkta oynardık. elimden sıkı sıkı tutardı. veremdi dedeciğim. hastalığı iyice ağırlaşınca, istanbul'dan taşınıp, bol yeşillikli köyümüze taşınmaya karar verdiler. içimden bir parça koptu sanki. kısa süre sonra durumu ağırlaştı, istanbul'a hastahaneye yatırıldı. gece telefon geldi. babamın o anki yıkılışı, gözümün önünden hiç gitmiyor. babamın üzülmesine mi daha çok üzüldüm, dedemi kaybetmemize mi hala karar veremiyorum.
devamını gör...
normal sözlük'te yazar olarak zengin olabilir miyiz sorunsalı
ciddiye alarak söyleyebilirim ki atıyorum çok takip edilen bir yazarsınız her yazınızı binlerce kişi okuyor. bir marka ile anlaşıp link bıraktığınızı düşünürsek bu olağan bir durum olabilir ama eğer sözlükte reklam yapmak varsa tabii.
+ ha yazımızı binlerce kişi okudu bir de link kaldı he?
+ ha yazımızı binlerce kişi okudu bir de link kaldı he?
devamını gör...
haklıyım ama mutlu değilim
nickini her gördüğümde paralel evrende sözlük nickim olarak hayal ettiğim yazar. başarılı.
devamını gör...
01 var dahası yok
tanımlarımı hunharca beğenen yazar. eksik olmasın.
devamını gör...
türkiye'nin en büyük sorunu
sistemsizlik! hukuktan ekonomiye, siyasetten eğitime kadar her alanda sistemsizlik. ve oturmuş bir sistemin olmayışının sonucu olarak güçlü olanın borusunun ötmesi.
devamını gör...
teleferik
uludağ, kartepe, erciyes ve denizli gibi yerlerde kullandığım ; genelde kışın orda bulunduğum için o kadar yükseğe çıkarken resmen soğuktan donduğum durduğunda inmek için zor kıpırdadığım ulaşım aracı. gerçekten manzara çok güzel olsa da havaya bağlı olarak açık teleferiğe binmemenizi tavsiye ederim ama .*
devamını gör...
devlet memurları bu ülkenin kanayan yarası kamburu kanseridir
çok ağır olduğu için katılmadığım önerme. memurluk kavramında sorunlar var mı? devasa sorunlar var ama ülkenin kanseri denecek noktada da değil.
öncelikle savuşturma amaçlı şu bilgileri paylaşayım: annem babam memurdu, kardeşim de şu an memur. memur düşmanı değilim, olmam da. bir ek not olarak da ömrümde hiç 'k' kodlu bir sınava girmedim, nasip de olmasın zaten.
gelelim memurluk kavramındaki sorunlara. bunlardan ilki bence performansa bağlı iş sonlandırma olmaması. tabii şimdi "bizim ülkede liyakat mi var? bu kötüye kullanılır" diyecekler olabilir, haklılık payları da var ancak ben hiç işini iyi yapamadığı için işten çıkarılan memur görmedim. bir insan işinde başarısızsa başarısızdır. "ömürlük iş" mantığı maalesef memurluğun en büyük sorunlarından biri.
yine bu "ömürlük iş" konusuna bağlı olarak oluşan ortam. birkaç ana başlık hariç işten atılamazsınız. ne yaparsanız yapın kınama, tutanak, soruşturma ve nadiren sürgün ile memurlukta kalırsınız. bu ne demek oluyor peki? taciz(cinsel olması şart değil), mobbing, adamcılık, gruplaşma ve benzeri 50 küsur şey daha iş hayatında yer edinir. iyi bir iş yerinin prensipleri ve disiplini olur. disiplinin olmadığı yerde başarısızlık kaçınılmazdır.
bir diğer konu da maaşların düşüklüğü ve bunun rekabetçi ortamı ortadan kaldırması. maaşlar belki kötünün iyisi olabilir şu anki ortamda ama kesinlikle yüksek denemez.(evet memur maaşlarının çok daha yüksek olması gerektiğini düşünüyorum) peki maaş konusu neyi getiriyor? iyi bilgisayar mühendisleri kpss'ye girmiyor bile. bir nevi elemanın kötüsü devlete kalıyor. milyonluk şirketler bile personelin en iyisini alırken milyarlık, 10 milyarlık işler yapan devlet personelin kötüsünü alıyor. özellikle kritik alanlarda maaşlar kesinlikle rekabetçi olmalı ki insanlar devlette çalışmak istemeli.
öncelikle savuşturma amaçlı şu bilgileri paylaşayım: annem babam memurdu, kardeşim de şu an memur. memur düşmanı değilim, olmam da. bir ek not olarak da ömrümde hiç 'k' kodlu bir sınava girmedim, nasip de olmasın zaten.
gelelim memurluk kavramındaki sorunlara. bunlardan ilki bence performansa bağlı iş sonlandırma olmaması. tabii şimdi "bizim ülkede liyakat mi var? bu kötüye kullanılır" diyecekler olabilir, haklılık payları da var ancak ben hiç işini iyi yapamadığı için işten çıkarılan memur görmedim. bir insan işinde başarısızsa başarısızdır. "ömürlük iş" mantığı maalesef memurluğun en büyük sorunlarından biri.
yine bu "ömürlük iş" konusuna bağlı olarak oluşan ortam. birkaç ana başlık hariç işten atılamazsınız. ne yaparsanız yapın kınama, tutanak, soruşturma ve nadiren sürgün ile memurlukta kalırsınız. bu ne demek oluyor peki? taciz(cinsel olması şart değil), mobbing, adamcılık, gruplaşma ve benzeri 50 küsur şey daha iş hayatında yer edinir. iyi bir iş yerinin prensipleri ve disiplini olur. disiplinin olmadığı yerde başarısızlık kaçınılmazdır.
bir diğer konu da maaşların düşüklüğü ve bunun rekabetçi ortamı ortadan kaldırması. maaşlar belki kötünün iyisi olabilir şu anki ortamda ama kesinlikle yüksek denemez.(evet memur maaşlarının çok daha yüksek olması gerektiğini düşünüyorum) peki maaş konusu neyi getiriyor? iyi bilgisayar mühendisleri kpss'ye girmiyor bile. bir nevi elemanın kötüsü devlete kalıyor. milyonluk şirketler bile personelin en iyisini alırken milyarlık, 10 milyarlık işler yapan devlet personelin kötüsünü alıyor. özellikle kritik alanlarda maaşlar kesinlikle rekabetçi olmalı ki insanlar devlette çalışmak istemeli.
devamını gör...
normal sözlük'ün underrated yazarları
ahh ahh değerimizi bilen olmadı, zaten 30 yaş üstüyüz diye teyze dediler bize, bayramda bile arayanımız soranımız yok. gençlerde hiç ahlak kalmamış, bizim zamanımızda böyle miydi?
(bkz: 30 yaş üstü kadınların teyze olması)
(bkz: 30 yaş üstü yazarlar uçurulsun kampanyası)
(bkz: jess)
(bkz: 30 yaş üstü kadınların teyze olması)
(bkz: 30 yaş üstü yazarlar uçurulsun kampanyası)
(bkz: jess)
devamını gör...
sosyal medya kullanmayan insan
kullanmıyorum, kullanma gereği duymuyorum. zamanımı başka işlerle geçiriyorum ama kullanan insana da saygı duyuyorum. sosyal medya kullanan insan o uygulamalarda vakit geçirmekten keyif aldığı için kullanıyordur, ben de keyif almadığım için kullanmıyorum.
devamını gör...
eurovision
tekrar katılsak ne kaybederiz dediğim yarışma. yok siyasetmiş bir şeymiş çok abartmasak mı? azıcık eğlenmeye hakkımız yok mu bizim*
devamını gör...
ölüm
olması gereken fizyolojik bir durumdur. insanların sürekli yaşadığı varsayımından yola çıkarsak bu hayat çekilmez olurdu. iyi ki ölüm ve yeni bir başlangıç var.
devamını gör...
melamet hırkası
kibri çıkarıp aczi giyinmektir.
devamını gör...
sarılmak
bir iletişim biçimi , duygu aktarım aracı. dünyayı kurtaracak şey.
devamını gör...
efe aydal
ekşi sözlük ve twitter mecralarının sol gerici, sjw ve etnikçi müptezellerinin ekseri linçlediği yiğido.
devamını gör...
hayat
murat menteş'e göre 3 milyar saniye. *
şeyhim beni yetmişlere ışınla
3 milyar saniyem bitmeden önce
sonsuzluğu bükeyim, kalan ömrümce
tasavvuf strese iyi geliyor bence
şeyhim adım kara listede, eyvah
görünmüyor hicret yolunda vaha
açamam, açamazsın, açılmaz şeyhim
sıfırın içine bir delik daha
şeyhim 14 milyar yıl ne çabuk geçti
yaş kırk oldu kırklara karışamadım
ben defterden sildim ölümsüzlüğü
şeyhim kainata alışamadım
şeyhim kainata alışamadım
şeyhim beni yetmişlere ışınla
3 milyar saniyem bitmeden önce
sonsuzluğu bükeyim, kalan ömrümce
tasavvuf strese iyi geliyor bence
şeyhim adım kara listede, eyvah
görünmüyor hicret yolunda vaha
açamam, açamazsın, açılmaz şeyhim
sıfırın içine bir delik daha
şeyhim 14 milyar yıl ne çabuk geçti
yaş kırk oldu kırklara karışamadım
ben defterden sildim ölümsüzlüğü
şeyhim kainata alışamadım
şeyhim kainata alışamadım
devamını gör...