kaymağın ekşisi
sustum, sustum, sustum ama artık yeter. bu adama daha ne kadar müsamaha gösterilecek anlamıyorum? bana gırla küfür etti. sebep ne mi?
gelen mesajlar üzerine toplu açıklama:
kaymak her yeni gelene yazdığı gibi banada yazmıştı ta ocak ayında. iyi birine benziyo dedim arkadaş oldum. max bir hafta anca sürmüştür. bana olan tüm kini ve nefreti telegram grubuna getirdiğim arkadaş sevgilisinide getirdi diye. neymiş arkadaş ortamıymış aşk meşk yasakmış. bu nasıl bir sığlıktır? çıktım gruptan. o gün bu gündür saplantılı gibi sataşıp durdu bana. küfürler etti kendi nickaltında benim adımı vererek. ben ona hala normal cevaplar verdim, hiç bir hakarette bulunmadım. çünkü ruh haline acıyorum.
kendisini eleştiren bir şahsın entrysinde hiç bir hakaret yoktu ve beğendim diye bana methiyeler düzdü kaymak. neymiş o yazar başka bir entrysinde annesine küfretmiş bunun. ben herkesin sicilini araştıracak kadar işsiz miyim? annesine edilen küfürü beğendiğimi yazdı. öyle olmadığı halde! ki kendisi başka insanların ölmüş annelerine hadsizce küfrediyor.
insanlara karşı sürekli bir algı yarattı hakkımda. hala devam ettiğine dair de kanıtım var. buraya koymayacağım.
“kadın beyanı esastır” ben erkek miydim? neden bana küfredildiğinde ceza verilmedi? beni ifşalamakla tehdit eden bu adam (neyle ifşalayacaksa zaten yazıyorum her şeyi entrylere) özel hayatımı kendi discord grubunda herkese anlatıyor. şu yaşta, medeni hali şöyle, şu ülkede yaşıyor vs…
sen kimsin? sana mı kaldı?
limonlu ekşili ben çocuklarımı da paylaştım, yoldaş ifşalayana ceza versin demiş. seninki çocuk benim ki ne? sizi ifşalayan ben değilim. bana da başka yerden ulaştı neler konuştuğunuz. yok sudoku şunu yazmış yok bunu demiş, şunla arkadaş olmuş. sizene lan?
bir de dertleşme grubu, hepimiz çalışan insanlarız denilmiş. hele hele. çalıştığınız halde bu denli örgütlenebilecek kadar boş vaktiniz varsa ne güzel, ne iyi. bir de salağa yatmaları yok mu? ayyy içimi bayıyorsunuz gerçekten.
her ceza alan arkadaşının hesabından gelsin yazsın? ne anladık o cezadan?
son olarak; benim de arkadaş grubum var. aşk meşkte serbest üstelik hahahhahah. ve bu entrynin yazılmasına müsade eden sütlü tarhana benim grubuma geldiğinde ben onun kaymakla arkadaş olduğunu bildiğim halde ötekileştirmedim. gayette iyi davrandım herkes biliyor. “ölü sevici” diyecek kadar gözünüz döndü mü gerçekten? üstelik benim size hiç bir şey yapmadığım halde?
bu adam burada istediği gibi at koşturmaya devam edecek mi tayfası ile? buna nereye kadar müsade edilecek ben bunu bilmek istiyorum. kaymakla olan tartışmamızdan rahatsız olan “onlarca” yazar varmış ya? bu ateşi harlayan ben değilim. görün.
gelen mesajlar üzerine toplu açıklama:
kaymak her yeni gelene yazdığı gibi banada yazmıştı ta ocak ayında. iyi birine benziyo dedim arkadaş oldum. max bir hafta anca sürmüştür. bana olan tüm kini ve nefreti telegram grubuna getirdiğim arkadaş sevgilisinide getirdi diye. neymiş arkadaş ortamıymış aşk meşk yasakmış. bu nasıl bir sığlıktır? çıktım gruptan. o gün bu gündür saplantılı gibi sataşıp durdu bana. küfürler etti kendi nickaltında benim adımı vererek. ben ona hala normal cevaplar verdim, hiç bir hakarette bulunmadım. çünkü ruh haline acıyorum.
kendisini eleştiren bir şahsın entrysinde hiç bir hakaret yoktu ve beğendim diye bana methiyeler düzdü kaymak. neymiş o yazar başka bir entrysinde annesine küfretmiş bunun. ben herkesin sicilini araştıracak kadar işsiz miyim? annesine edilen küfürü beğendiğimi yazdı. öyle olmadığı halde! ki kendisi başka insanların ölmüş annelerine hadsizce küfrediyor.
insanlara karşı sürekli bir algı yarattı hakkımda. hala devam ettiğine dair de kanıtım var. buraya koymayacağım.
“kadın beyanı esastır” ben erkek miydim? neden bana küfredildiğinde ceza verilmedi? beni ifşalamakla tehdit eden bu adam (neyle ifşalayacaksa zaten yazıyorum her şeyi entrylere) özel hayatımı kendi discord grubunda herkese anlatıyor. şu yaşta, medeni hali şöyle, şu ülkede yaşıyor vs…
sen kimsin? sana mı kaldı?
limonlu ekşili ben çocuklarımı da paylaştım, yoldaş ifşalayana ceza versin demiş. seninki çocuk benim ki ne? sizi ifşalayan ben değilim. bana da başka yerden ulaştı neler konuştuğunuz. yok sudoku şunu yazmış yok bunu demiş, şunla arkadaş olmuş. sizene lan?
bir de dertleşme grubu, hepimiz çalışan insanlarız denilmiş. hele hele. çalıştığınız halde bu denli örgütlenebilecek kadar boş vaktiniz varsa ne güzel, ne iyi. bir de salağa yatmaları yok mu? ayyy içimi bayıyorsunuz gerçekten.
her ceza alan arkadaşının hesabından gelsin yazsın? ne anladık o cezadan?
son olarak; benim de arkadaş grubum var. aşk meşkte serbest üstelik hahahhahah. ve bu entrynin yazılmasına müsade eden sütlü tarhana benim grubuma geldiğinde ben onun kaymakla arkadaş olduğunu bildiğim halde ötekileştirmedim. gayette iyi davrandım herkes biliyor. “ölü sevici” diyecek kadar gözünüz döndü mü gerçekten? üstelik benim size hiç bir şey yapmadığım halde?
bu adam burada istediği gibi at koşturmaya devam edecek mi tayfası ile? buna nereye kadar müsade edilecek ben bunu bilmek istiyorum. kaymakla olan tartışmamızdan rahatsız olan “onlarca” yazar varmış ya? bu ateşi harlayan ben değilim. görün.
devamını gör...
dünyanın en mutlu ülkeleri listesi'nde türkiye'nin gerilemesi
mutsuzuz. bizi kendi içimizdekiler sömürüyor çünkü..
devamını gör...
din kitlelerin afyonudur
uyuşturucu kullanmak ve bir inanca sahip olmak beyinde aynı bölgeyi uyardığı için söylenmiş olabilecek sözdür. umarım doğrudur ya, iyi salladım haa.
devamını gör...
elektrik şirketlerine 3 milyarlık pandemi yardımı
halkın elektrik faturasına yansıtılarak yapılacak olan yardımdır. bir komedi için müthiş bir konu olabilecekken ciddi ciddi başımıza gelecek, inanılmaz...
elektrik şirketleri yardıma muhtaçsa bunun sebebi halkın bu faturaları ödeyecek durumda olmamasındandır heralde. bunun üzerine neden halk cezalandırılıyor? şirketlere yardım adı altında neden halk sömürülüyor? elektrik şirketlerine yardım etmek isteniliyorsa ödeyemediği faturalardan dolayı elektriği kesilen insanlar akıllara gelmeli lan, onlara yardım yapılmalı ki iki taraf da mağdur olmasın. ya da elektrik faturası adı altında türlü kurumların halk tarafından beslenmesine son verilip halkın rahat rahat elektrik harcamasına uygun bir ortam hazırlanmalı alüminyum.
elektrik şirketleri yardıma muhtaçsa bunun sebebi halkın bu faturaları ödeyecek durumda olmamasındandır heralde. bunun üzerine neden halk cezalandırılıyor? şirketlere yardım adı altında neden halk sömürülüyor? elektrik şirketlerine yardım etmek isteniliyorsa ödeyemediği faturalardan dolayı elektriği kesilen insanlar akıllara gelmeli lan, onlara yardım yapılmalı ki iki taraf da mağdur olmasın. ya da elektrik faturası adı altında türlü kurumların halk tarafından beslenmesine son verilip halkın rahat rahat elektrik harcamasına uygun bir ortam hazırlanmalı alüminyum.
devamını gör...
bakımsız kadını aldatmak
bakımsızlık bir kuaför randevusuyla geçer ama aldatanın karaktersizliği geçmez.
devamını gör...
hayvanlardan tanrılara sapiens
yuval noah harari tarafında kalame alınmış olan "hayvanlardan tanrılara sapiens", kitabın kapağından da anlaşılacağı üzere "insan türünün kısa bir tarihi"ni ele almaktadır. insanların yüz bin yıl önceki tarihinden bugüne kadar bilinen en az altı farklı insan türünün olduğuna işaret eder ve bu güne kadar insan türünün nasıl bir evrimleşme sürecinden geçtiğinden bahseder. ayrıca insan türünün muhteşem değişimine ve tarihine ışık tutan bu kitapta yüz bin yıl öncesinden günümüze kadar sadece bu altı insan türünden homo sapiens'in var olduğunu ve bu varlığını kimi zaman yıkım ve kendinden başka her türlü canlı için büyük bir tehdit oluşturarak sürdürdüğünü kimi zaman da varlığını muhteşem değişimlerle kendinden sonraki nesillere aktardığını anlatır.
sadece insan türünün biyolojik gelişimini anlatmaz bu kitapta harari. bu biyolojik gelişmenin (evrimleşme) beraberinde getirmiş olduğu, insanların ekonomik, sosyal, siyasi, kültürel, tarihi, dini vb. roller açısından sapiens'in küresel ekosisteme etkileri üzerine de durmaktadır. kitap öncelikle insanın biyolojik devrimi ile başlayıp bilimsel devrimle beraber insanların kendilerini nasıl tanrılaştırdığına değinerek sona ermektedir. sadece bu iki başlık arasında insanların zaman içerisinde kendilerini keşfedip para ekonomisinin de gücünü kullanarak nasıl bir değişim ağının parçası olduğuna kitabın sonuna gelmeden her bir satırda hayret ediyorsunuz. öyle ki çoğu satırda sadece canlı türleri içerisinde ayakta kalmak için başka bir türün yok oluşunu umursamayan insanın vahşiliği karşısında dehşete düşüyor, başka bir satırda ise gelişmişliğin doruklarına kadar eriştiği için yaratılmış en benzersiz canlı olduğunu düşünüyorsunuz.
son olarak kitap içerisinden şu an içerisinde bulunduğumuz pandemi sürecine atıfta bulunacak olursak kitabın ilk bölümlerinden birinde -uzun zaman önce okuduğum için hatırladığım kadarıyla- şöyle der; " binlerce yıl önce de küresel çapta büyük salgınlar vardı ancak insanlar avcı göçebe toplumlar şeklinde yaşadığı için sürekli hareket halinde olduklarından dolayı bu tür durumları çok kolay atlatırlardı."
bir gün okumaya karar verirseniz diye şimdiden keyifli okumalar dilerim.
sadece insan türünün biyolojik gelişimini anlatmaz bu kitapta harari. bu biyolojik gelişmenin (evrimleşme) beraberinde getirmiş olduğu, insanların ekonomik, sosyal, siyasi, kültürel, tarihi, dini vb. roller açısından sapiens'in küresel ekosisteme etkileri üzerine de durmaktadır. kitap öncelikle insanın biyolojik devrimi ile başlayıp bilimsel devrimle beraber insanların kendilerini nasıl tanrılaştırdığına değinerek sona ermektedir. sadece bu iki başlık arasında insanların zaman içerisinde kendilerini keşfedip para ekonomisinin de gücünü kullanarak nasıl bir değişim ağının parçası olduğuna kitabın sonuna gelmeden her bir satırda hayret ediyorsunuz. öyle ki çoğu satırda sadece canlı türleri içerisinde ayakta kalmak için başka bir türün yok oluşunu umursamayan insanın vahşiliği karşısında dehşete düşüyor, başka bir satırda ise gelişmişliğin doruklarına kadar eriştiği için yaratılmış en benzersiz canlı olduğunu düşünüyorsunuz.
son olarak kitap içerisinden şu an içerisinde bulunduğumuz pandemi sürecine atıfta bulunacak olursak kitabın ilk bölümlerinden birinde -uzun zaman önce okuduğum için hatırladığım kadarıyla- şöyle der; " binlerce yıl önce de küresel çapta büyük salgınlar vardı ancak insanlar avcı göçebe toplumlar şeklinde yaşadığı için sürekli hareket halinde olduklarından dolayı bu tür durumları çok kolay atlatırlardı."
bir gün okumaya karar verirseniz diye şimdiden keyifli okumalar dilerim.
devamını gör...
binom açılımı
kısaca iki sayının toplamının üslü sayı açılımıdır. ömer hayyam tarafından bulunmuştur.
devamını gör...
(tematik)
sakalar
osmanlı ordusunda ordunun su ihtiyacını karşılamakla görevli olan gruptur.
devamını gör...
agora meyhanesi radyo yayını
yalnızlık bir lanet bence; alışınca en ufak bir müdahale en ufak bir öneri batıyor insana. kesinlikle yalnızlığın kader olduğunu düşünmüyorum bence yalnızlık seçimdir. burada kendini toplumdan soyutlaştırıp izole olmayı kastetmiyorum. insanın kendini bulabileceği, keşfedebileceği ve bunu bir süreç içinde sağlıklı bir şekilde yapabileceği en rahat durum. yeter ki bu anın kıymetini bilip uygun şekilde değerlendirsin insan.
devamını gör...
ölmeye verilen isimler
tahtalı köye gitmek.
devamını gör...
edinilmiş en kıymetli hayat tecrübesi
ne kadar iyi olursan ol en küçük hatanda en kötü sensin.
devamını gör...
cevapsız sorular
"...
birden ay ışığını kesti
birde sen çok değiştin
yaşananlar hiç yaşanmamış gibi
söylenenler hiç söylenmemiş gibi
...
sustu bu gece karardı yine ay
kaldı geriye *cevapsız sorular*
uyandığımda onu ilk kim görecek
bıraktığım düşü kim büyütecek?"
manga(başlığı görünce aklıma ilk gelen.)
birden ay ışığını kesti
birde sen çok değiştin
yaşananlar hiç yaşanmamış gibi
söylenenler hiç söylenmemiş gibi
...
sustu bu gece karardı yine ay
kaldı geriye *cevapsız sorular*
uyandığımda onu ilk kim görecek
bıraktığım düşü kim büyütecek?"
manga(başlığı görünce aklıma ilk gelen.)
devamını gör...
her konuyu cinselliğe bağlayan tip
mesela sigmund. kaç kere yapma dedim, dinlemedi. seks de seks.
devamını gör...
aken
çileklerin üzerinde noktalar halinde olarak gördüğümüz, tek tohumlu kuru meyvedir.
bir çilekte yaklaşık 200 aken bulunurmuş. çatlamazlar. olgunlaştıktan sonra kendiliğinden açılırlar.
sakın çileğin çekirdeğini akenler olarak düşünmeyin. çekirdekler, akenlerin içindeki tohumdurlar.
akenler açıldıktan sonra çileğin hali:

*
bir çilekte yaklaşık 200 aken bulunurmuş. çatlamazlar. olgunlaştıktan sonra kendiliğinden açılırlar.
sakın çileğin çekirdeğini akenler olarak düşünmeyin. çekirdekler, akenlerin içindeki tohumdurlar.
akenler açıldıktan sonra çileğin hali:

*
devamını gör...
yaratma kaprisi
carlo m. cipolla’nın alfa yayınlarından çıkan yelkenler ve toplar isimli kitabında yirmi üçüncü sayfada geçen bir tabirdir.
yaratıcı olmak elbette güzeldir. yaratıcılık bizi her alanda bir adım ileri taşıyacak itici güçtür. kabul ediyorum ki yaratıcılık olmadan gelişim de mümkün değildir. yeni şeyler ortaya çıkaran insanlar hangi alanda çalışıyor olursa olsun başımızın tacıdır. ve sizin de bu cümlenin devamında beklediğiniz gibi bu cümlelerin ardından gelen cümleler bir “ama” ile başlayacaktır.
ama (işte beklenen sözcük) nasıl ki her şeyin fazlası zarardır, yaratıcılığı bir kaprise çevirmek de bizim bazı çıkmazlara sokabilir. yaratıcı olmak için gereksiz çabalara girmek bir düzensizlik yaratmakla kalmayacak zamansız ve amaçsız bir kargaşaya da neden olacaktır.
kitapta anlatılan hikayede savaşlarda kullanılan toplar konusunda her komutan, her hükümdar yaratıcı olmak için uğraştığından dolayı bir standart yakalamadığı ve bunun zaman içinde büyük sorunlar doğurduğu anlatılıyor.
bunu her alanda görüyoruz aslında, hele ki eğitimde. her gelen bakanın yaratıcılık kaprisine kapılarak yeni bir sistem denemesi, daha iyisini yapacağına emin olduğu için eski sistemi kaldırıp yepyeni fikirlerle genç dimağları yerle yeksan etmesi aklımızda.
yaratıcılık kaprisine kapılmayıp bunu gerçekten ilerlemek için yapmaya başladığımızda her şey daha güzel olacak. ve insan güzel bir şey yaratacak.
yaratıcı olmak elbette güzeldir. yaratıcılık bizi her alanda bir adım ileri taşıyacak itici güçtür. kabul ediyorum ki yaratıcılık olmadan gelişim de mümkün değildir. yeni şeyler ortaya çıkaran insanlar hangi alanda çalışıyor olursa olsun başımızın tacıdır. ve sizin de bu cümlenin devamında beklediğiniz gibi bu cümlelerin ardından gelen cümleler bir “ama” ile başlayacaktır.
ama (işte beklenen sözcük) nasıl ki her şeyin fazlası zarardır, yaratıcılığı bir kaprise çevirmek de bizim bazı çıkmazlara sokabilir. yaratıcı olmak için gereksiz çabalara girmek bir düzensizlik yaratmakla kalmayacak zamansız ve amaçsız bir kargaşaya da neden olacaktır.
kitapta anlatılan hikayede savaşlarda kullanılan toplar konusunda her komutan, her hükümdar yaratıcı olmak için uğraştığından dolayı bir standart yakalamadığı ve bunun zaman içinde büyük sorunlar doğurduğu anlatılıyor.
bunu her alanda görüyoruz aslında, hele ki eğitimde. her gelen bakanın yaratıcılık kaprisine kapılarak yeni bir sistem denemesi, daha iyisini yapacağına emin olduğu için eski sistemi kaldırıp yepyeni fikirlerle genç dimağları yerle yeksan etmesi aklımızda.
yaratıcılık kaprisine kapılmayıp bunu gerçekten ilerlemek için yapmaya başladığımızda her şey daha güzel olacak. ve insan güzel bir şey yaratacak.
devamını gör...
didem madak
erken veda edenlerden.annesizliği, sessizliği ,acıları ,ah’ları , ışıl’a sevgisi..hepsini iliklerime kadar hissettim kitaplarında.anne kokuyor özlem kokuyor şiirleri.
“anlatarak bitiriyorum hayatımı
bilmiyorum başka nasıl bitirilir bir hayat”
iyi ki anlattın didem.
“anlatarak bitiriyorum hayatımı
bilmiyorum başka nasıl bitirilir bir hayat”
iyi ki anlattın didem.
devamını gör...
yazarların engellediği ilk yazar
(bkz: lucifer)
bir ara herkes engelliyordu. hürriyet gazetesinden bile tam sayfa duyuranı vardı. youtube kafa sözlük röportajının yorum kısmında ‘atın o herifi’ yazılı hala.
noldu o iş ya. havaya sıka sıka engelliyordunuz. inşallaa engellemişlerdir. sısısıs
bir ara herkes engelliyordu. hürriyet gazetesinden bile tam sayfa duyuranı vardı. youtube kafa sözlük röportajının yorum kısmında ‘atın o herifi’ yazılı hala.
noldu o iş ya. havaya sıka sıka engelliyordunuz. inşallaa engellemişlerdir. sısısıs
devamını gör...
lisede yaşanan komik olaylar
okulda deprem olurken şarkı açıp oynayan çılgın arkadaşlarım ben korkudan sıraya yapıştığım için bana çok gülüp çokça dalga geçmişlerdi. bir de onlara bağırıyordum azıcık komik mi ölüyoruz diye.* depremler gerçekten hassas noktam. ama bu olaya çok gülmüştüm. hala hatırladıkça güler dururum.*
devamını gör...
şarabın yanında iyi giden şeyler
kızarmış ekmek, güzel aromalı peynir, çerez ve et.... ben jamón ibérico ismindeki domuz jambonuna bayılıyorum... bence muhteşem lezzet şarap ile birlikte mutlaka deneyin.
devamını gör...