bu kadar takipçiyi hak ediyor muyum sorusu
niye hak etmeyeyim ki? demek ki okumayı seviyorlar yazdıklarımı.
hem hadi dört beş tanesi öylesine takip etti.
68 kisi de öylesine takip etmez ya hani.* *
hem hadi dört beş tanesi öylesine takip etti.
68 kisi de öylesine takip etmez ya hani.* *
devamını gör...
friedrich nietzsche sözleri
dindar insanlarla tokalaştıktan sonra ellerimi yıkamam gerekiyor.
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
+ sana bir şey getirdim
- ye getiydin ?
+ kendimi
- haniğ yeyde ??
- ye getiydin ?
+ kendimi
- haniğ yeyde ??
devamını gör...
milleti cehaletlikle küçümseyip bağlaç hatası yapmak
cehaletlikle ne olum?
devamını gör...
makinist ile son istasyon radyo yayını
valla olmadı kardeş. herkes ciddiyetle bekledi bu programı. keşke dalga geçmeseydin insanlarla.
devamını gör...
hayvanseverler niye sinekleri savunmuyor sorunsalı
sinekler insan ölüm sebeplerinde, ciddi bir orana sahiptir. sayıları kontrolsüz arttığında önemli hatalıkların bulaşmasına sebep olurlar. hastalık etkenlerini mekanik ve biyolojik olarak son konağa taşırlar. sonuç olarak sayılarının artması büyük bir tehtittir. tarihte bu seneryoya sahip kitlesel ölümler yaşanmıştır. öldürmekten ziyade önleme yoluna gidilmesi daha sağlıklıdır. ancak kontrolsüz çoğalmada ekosistemdeki denge için maalesef gerekli olabiliyor. ama bir iki sinek için yapıyorsa, hayvan sever falan değilidir.
devamını gör...
yalnız ölü balıklar akıntıyı takip eder
gün geçmiyor ki beyin yakan bir cümle içeren parçayla karşılaşmayayım.
bu da lalalar'dan.
çok iyi başlıyor sonra şu cümle ile bitiyor. bu gece yattığında alarm kurma
cümleten merhaba
unutmadan buraya okkalı bi başlangıç noktası koyuyorum
ki daha sonra dönüp baktığımızda evin yolunu bulabilelim
başkasını bilmem ama ben nerde olursam olayım
oradan uzakları severim
kaybolmaya meyilliyim
hemen her yere gidebilir ve hiç bir yere dönmeyebilirim
zaten ucu açık bi boşluktaki
beş yüz milyar galaksiden yalnızca birinde yer alan
alelade bi sisteme bağlı yörüngesinde dönüp dururken
son süratle yaşlanan bu gezegende
ben kimim?
biz neyiz?
nası bi dümenin içindeyiz?
ihtimaller okyanusunda
çok bilinmeyenli denklemleriz
bişeye inananlar
başka bişeye inananlar
birilerini bunlara inandıranlar
ve bunların hiçbirine inanmayanlar
tarihte en çok satan kitaplar
giymesen de kokan çoraplar
hepimiz her an tehlikedeyiz
başkalarının mutsuzluğuyla beslenen canavarların
nesli tükenene kadar tekinsiz zamanlar
zaman bile insan icadı
vakit nakit karta taksit
kim bilir bugün kimlerin hedef kitlesindeyiz
dijital saatler vaatler saatli bombalar
başı sıkışınca bütün mahalleyi kundaklar
yangından ilk kurtarılacak adamlar
tabii her satıcının var bir alıcısı
kapitalizmin de payı büyük ama
müjdemi isterim arkadaşlar
kölelik evvela kafada başlar
nerde kalmıştık?
hepimiz bal gibi biliyoruz ki
aslında para o kadar da önemli bişey değildir
yine de sıralamada kıl payı farkla da olsa nefes almaktan sonra gelir
dile kolay vicdana zor
kulağa da hoş gelmeyebilir ama
doğan her yeni bebek gibi ölen de ekonomiye can verir
zaten doğuştan hakkımız olduğu halde
kapısından bile zor girilen
adına özgürlük denen bu müzayededeki mafiş parçaları
fahiş fiyatlara satın alabilme hakkına erişebilmek için
çalış baba çalış her gün
sürün anam sürün her an
boğul ruhum boğul
bir kaşık suya düşmeyi
borç içinde öğrendik yüzmeyi
hayatlarımıza kara sular indi
sabah sekiz akşam beş
hayallerinle helalleş
ağlamak sadece çocukken işe yarayabilirdi
yetti batır gemileri kaçır keçileri
sen yazmazsan
ben yazmazsam
değişmez kader keyfekeder
yalnız ölü balıklar akıntıyı takip eder
bu gece yattığında alarm kurma
bu da lalalar'dan.
çok iyi başlıyor sonra şu cümle ile bitiyor. bu gece yattığında alarm kurma
cümleten merhaba
unutmadan buraya okkalı bi başlangıç noktası koyuyorum
ki daha sonra dönüp baktığımızda evin yolunu bulabilelim
başkasını bilmem ama ben nerde olursam olayım
oradan uzakları severim
kaybolmaya meyilliyim
hemen her yere gidebilir ve hiç bir yere dönmeyebilirim
zaten ucu açık bi boşluktaki
beş yüz milyar galaksiden yalnızca birinde yer alan
alelade bi sisteme bağlı yörüngesinde dönüp dururken
son süratle yaşlanan bu gezegende
ben kimim?
biz neyiz?
nası bi dümenin içindeyiz?
ihtimaller okyanusunda
çok bilinmeyenli denklemleriz
bişeye inananlar
başka bişeye inananlar
birilerini bunlara inandıranlar
ve bunların hiçbirine inanmayanlar
tarihte en çok satan kitaplar
giymesen de kokan çoraplar
hepimiz her an tehlikedeyiz
başkalarının mutsuzluğuyla beslenen canavarların
nesli tükenene kadar tekinsiz zamanlar
zaman bile insan icadı
vakit nakit karta taksit
kim bilir bugün kimlerin hedef kitlesindeyiz
dijital saatler vaatler saatli bombalar
başı sıkışınca bütün mahalleyi kundaklar
yangından ilk kurtarılacak adamlar
tabii her satıcının var bir alıcısı
kapitalizmin de payı büyük ama
müjdemi isterim arkadaşlar
kölelik evvela kafada başlar
nerde kalmıştık?
hepimiz bal gibi biliyoruz ki
aslında para o kadar da önemli bişey değildir
yine de sıralamada kıl payı farkla da olsa nefes almaktan sonra gelir
dile kolay vicdana zor
kulağa da hoş gelmeyebilir ama
doğan her yeni bebek gibi ölen de ekonomiye can verir
zaten doğuştan hakkımız olduğu halde
kapısından bile zor girilen
adına özgürlük denen bu müzayededeki mafiş parçaları
fahiş fiyatlara satın alabilme hakkına erişebilmek için
çalış baba çalış her gün
sürün anam sürün her an
boğul ruhum boğul
bir kaşık suya düşmeyi
borç içinde öğrendik yüzmeyi
hayatlarımıza kara sular indi
sabah sekiz akşam beş
hayallerinle helalleş
ağlamak sadece çocukken işe yarayabilirdi
yetti batır gemileri kaçır keçileri
sen yazmazsan
ben yazmazsam
değişmez kader keyfekeder
yalnız ölü balıklar akıntıyı takip eder
bu gece yattığında alarm kurma
devamını gör...
seviştiği erkeği arkadaşlarına anlatan kadın
kadınlar anlatır da cima sürecini değil tabii ki. yani nasıl biri olduğunu, dikkatini çeken şeyleri, duygularını anlatır. sevişme kısmı anlatılmaz; iyiydi, çok iyiydi, eeh filan gibi kısa kesilir. ayrıntı verilmez. kadınlar, mahremiyetlerine erkeklerden çok düşkündürler. sevişme olayına skor açısından bakmadıkları için eril dil kullanarak bayağı tanımlar yapmazlar.
devamını gör...
geceye bir alıntı bırak
gerçek neşe, dingin ve ölçülü harekettir. onun tahtı içimizdedir ve kaderini kendi eline almış cesur bir zihnin kararlılığı kadar mutluluk veren bir şey daha yoktur.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının okumakta olduğu kitaplar
sabahattin ali ~ içimizdeki şeytan
devamını gör...
türk insanının ömrünü mahveden üç şey
1) gereksiz arabesk kültür.
2) beceriksiz yöneticiler.
3) orta doğu coğrafyasında bulunmak.
2) beceriksiz yöneticiler.
3) orta doğu coğrafyasında bulunmak.
devamını gör...
normal sözlük'e bir daha gelinse alınacak nickler
(bkz: fait saik asabıyanık)
devamını gör...
yedi uyuyanlar
diğer adıyla ashab-ı kehf. hem müslümanlar hem de hristiyanlar bu olayın türkiye de yaşandığını varsaymaktadır. peki nedir bu efsane; bu olayı anlatan ilk kişi süryani bir piskopos ms 480 ve 500 yıllarda yaşamış piskopusun anlattığına göre efes şehrinde putperest bir toplum varmış. bu toplumda bir rivayete göre 7 genç hristiyanlığa geçer ve bunun sonucunda kıtlık başlar. bunun üzerine halk onların tanrıya kurban verilmesi gerektiğini ve kıtlığın onlar yüzünden çıktığını düşünür. bunu kabul etmeyen gençler kralın askerlerinden kaçarak yanında köpekleri ile beraber bir mağaraya sığınıyorlar. ama askerler onları takip ederek yerlerini bulup mağaraya giriyorlar orda daha ileri gitmeden mağaranın dışına bir duvar örüyorlar. eğer içeri de iseler onları ölüme terk etmiş olacaklardı.7 genç mağaranın içinde ne yapacaklarını düşünürken üstlerine bir ağırlık çöküyor ve uyuyorlar.onlar için bir günlük süren bu uykunun ardından uyanıp çok acıktıklarını fark ediyorlar.el birliğiyle duvarı kırıp birini şehre yemek bulmaya gönderiyorlar. efes'e inan genç şehrin büyüdüğünü ve insanların hemen hemen hepsinin hristiyanlığa inandığını görüyor.onlar için bir gün olan uyku meğerse 309 yıl sürmüştür. ayrıca kutsal kitabımız da ise bununla alakalı "kehf süresi" vardır.
devamını gör...
ülkemizde matematiğin sevilmeme nedeni
insan başarısız olduğu, çabasının takdir edilmediği, varlığının önemsenmediği alandan veya insanlardan uzak duracaktır. bu sorunun o kadar çok sebebi var ki, o kadar.
-matematiği sevmeyen, bilmeyen ve matematikten anlamayan öğretmenlerin matematik öğretmeni olması (bunu söyleyip buna neyin sebep olabileceği konusunda düşünmemek çok acımasızca lütfen yapmayın). insanların ilgileri, yetenekleri doğrultusunda meslek seçimi yapabilmelerine izin vermeyen ekonomik, sosyal, kültürel bir sistemin varlığından söz edilebilir diye düşünüyorum. matematik bilen, seven, ilgi duyan insanlar neden matematik öğretmenliğini tercih etmiyorlar bu önemli bir soru bana kalırsa.
-mezun olup da atanma şerefine nail olan (çünkü güzel ülkemizde bu da deveye hendek atlatmaktan daha zor olabiliyor) bir öğretmenin mesleğine dair heyecan duymaması, duyamaması. bir yığın derdi var insanın. bir öğretmeni, diğer kimliklerinden sıyırıp sadece öğretmen olarak düşünmek doğru değil. her şeyden önce bahsedilen kişi bir insan ve her insan üzerinde ülkenin refah düzeyinin etkisi var.
-eleştirmeye çoğu zaman izin verilmemesi. dolayısıyla eleştirinin öğretilmemesi, sözel becerilerin gelişmemesi. kitap okumuyor oluşumuz. okuyan adama da madalya takılmıyor zaten son 10 yıldır. okumak elbette içsel motivasyon gerektiren bir eylemdir ancak bir çocuğa bu alışkanlığı kazandırabilmeniz için zaman zaman takdir etmeniz, ödüllendirmeniz yani öncelikle dışsal motivasyon sunmanız gerekebilir.
-matematiği neden öğrendiğimizi bilmememiz, bunun anlatılamaması
-öğretmenin kullandığı öğretim yöntemleri, bir canlının nasıl öğrenebileceğinin anlaşılamamış olması
-kalabalık sınıflar
-teknolojik yetersizlikler
-ilgisiz ebeveyn. "hocam benim çocuğum matematiği bir türlü yapamıyor" genellikle bu cümleyi anne kurar (çünkü çocuktan kadın sorumludur). o da dönemde bir kez geldiği (yani geliyorsa) veli toplantısında.
çoğunlukla edilgen cümleler kurduğumun farkındayım ama bazı şeyleri bireysel çabaların insafına bırakmak bana doğru gelmiyor. "ülkemizde matematiğin sevilmemesi" bir sistem sorunudur. bu sadece matematiğin sevilmemesi değildir. fiziğin sevilmemesi, tarihin sevilmemesi, geometrinin sevilmemesi, türkçenin sevilmemesi şeklinde listelenip uzatılabilir ancak hepsinin kaynağı aynıdır.
bireysel çabalar için bir öneri; çocuğun yapabilirim hissiyatını geliştirmek fayda sağlayabilir. her insanın farklı bir becerisi olduğu fikrinden yola çıkarak, kişinin bir alandaki yetkinliğini geliştirirseniz diğer alanlarda da başarılı olabileceğine dair kendisine güven duymasını sağlayabilirsiniz ve bu inancı yıkmadığınız sürece, ilgi ve destekle matematikte başarılı olacak ve başarılı olduğunu hissettiği alanı sevecektir.
-matematiği sevmeyen, bilmeyen ve matematikten anlamayan öğretmenlerin matematik öğretmeni olması (bunu söyleyip buna neyin sebep olabileceği konusunda düşünmemek çok acımasızca lütfen yapmayın). insanların ilgileri, yetenekleri doğrultusunda meslek seçimi yapabilmelerine izin vermeyen ekonomik, sosyal, kültürel bir sistemin varlığından söz edilebilir diye düşünüyorum. matematik bilen, seven, ilgi duyan insanlar neden matematik öğretmenliğini tercih etmiyorlar bu önemli bir soru bana kalırsa.
-mezun olup da atanma şerefine nail olan (çünkü güzel ülkemizde bu da deveye hendek atlatmaktan daha zor olabiliyor) bir öğretmenin mesleğine dair heyecan duymaması, duyamaması. bir yığın derdi var insanın. bir öğretmeni, diğer kimliklerinden sıyırıp sadece öğretmen olarak düşünmek doğru değil. her şeyden önce bahsedilen kişi bir insan ve her insan üzerinde ülkenin refah düzeyinin etkisi var.
-eleştirmeye çoğu zaman izin verilmemesi. dolayısıyla eleştirinin öğretilmemesi, sözel becerilerin gelişmemesi. kitap okumuyor oluşumuz. okuyan adama da madalya takılmıyor zaten son 10 yıldır. okumak elbette içsel motivasyon gerektiren bir eylemdir ancak bir çocuğa bu alışkanlığı kazandırabilmeniz için zaman zaman takdir etmeniz, ödüllendirmeniz yani öncelikle dışsal motivasyon sunmanız gerekebilir.
-matematiği neden öğrendiğimizi bilmememiz, bunun anlatılamaması
-öğretmenin kullandığı öğretim yöntemleri, bir canlının nasıl öğrenebileceğinin anlaşılamamış olması
-kalabalık sınıflar
-teknolojik yetersizlikler
-ilgisiz ebeveyn. "hocam benim çocuğum matematiği bir türlü yapamıyor" genellikle bu cümleyi anne kurar (çünkü çocuktan kadın sorumludur). o da dönemde bir kez geldiği (yani geliyorsa) veli toplantısında.
çoğunlukla edilgen cümleler kurduğumun farkındayım ama bazı şeyleri bireysel çabaların insafına bırakmak bana doğru gelmiyor. "ülkemizde matematiğin sevilmemesi" bir sistem sorunudur. bu sadece matematiğin sevilmemesi değildir. fiziğin sevilmemesi, tarihin sevilmemesi, geometrinin sevilmemesi, türkçenin sevilmemesi şeklinde listelenip uzatılabilir ancak hepsinin kaynağı aynıdır.
bireysel çabalar için bir öneri; çocuğun yapabilirim hissiyatını geliştirmek fayda sağlayabilir. her insanın farklı bir becerisi olduğu fikrinden yola çıkarak, kişinin bir alandaki yetkinliğini geliştirirseniz diğer alanlarda da başarılı olabileceğine dair kendisine güven duymasını sağlayabilirsiniz ve bu inancı yıkmadığınız sürece, ilgi ve destekle matematikte başarılı olacak ve başarılı olduğunu hissettiği alanı sevecektir.
devamını gör...
geç gelen özür
özür özürdür. herkes bazen özür dilemekten kendini alı koyabilir, bunun çeşitli sebepleri vardır elbet. özür dileyeni geri çevirmemek yakışır insana. ne olursa olsun atılmış bir adım vardır ve karşılığında atılacak 10 adımı hak eder.
zamanımızda insan kaybetmenin basitliği alenidir, dolayısıyla bir insan bile çok değerli olmalıdır.
zamanımızda insan kaybetmenin basitliği alenidir, dolayısıyla bir insan bile çok değerli olmalıdır.
devamını gör...
islam dininin etkisini kaybetmesi
bütün ırak halkı puta, aya, güneşe, yıldıza taparken, ben bunların hepsini reddediyorum ve tek allaha inanıyorum diyen hz. ibrahim peygamber gibi, kaç kişinin müslüman olduğuna bakmadan müslümanım diyorum. isterse dünyada tek kalalım, hiç farketmez.
devamını gör...
duş alırken banka kasası açar gibi çeşme ayarlamak
devamını gör...
uçmak
eski türkçede
(bkz: cennet)
'ben istemem cennet uçmak
yaz kış açan güllerim var '
günümüz anlamında ise rüyalarda en sık görülen eylemlerden.
(bkz: cennet)
'ben istemem cennet uçmak
yaz kış açan güllerim var '
günümüz anlamında ise rüyalarda en sık görülen eylemlerden.
devamını gör...

