ankara soğuğu
ankara’nın kendine has, tuhaf bir soğuğu vardır. yaşayanlar her mevsim ince bir mont veya hırka almadan sokağa çıkmaması gerektiğini öğrenmiştir. özellikle mevsim geçişlerinde, radikal hava değişimleri bunu insana dike dike öğretir. bronşit, ağır grip işte bize, bunları hep ekim ankara’sının soğuğu öğretmişti. bir de nisan ayı ankarası vardır, zatürre olmadan atlatanlar hayat boyu başarı ödülü kazanıyor.
dört mevsimde güneş yüzünü gösterir göstermesine fakat plüton’a yansıttığı ısı daha fazladır…
ömür boyu yaz okullarını kazanmış bir çocuk olarak her eylül ayında ankara’yı terk ederdim.
bu yıl öleceğim ve sanırım ölmeden önce eylül ayında (bkz: ankara soğuğunu) tecrübe etmemi istedi, yüce yaradan.
tam iki saat oldu, 19 derecelik sıcaklık farkını kavrayamadım.sanırım 22 yaşındaki bir kadın ile 41 yaşındaki bir adam ilişkisi gibi… öyle mantıksız, öyle saçma ve yersiz. 31 derecen, 12 dereceye bir anda gelmek şok etkisi yaratıyor.*
hava sıcaklığı an itibariyle on iki ( 12) derece!
ekimde kombi yakarsın, içlikle date’i yadırgamazsın. fakat daha eylül’ün ilk haftası ey mikail, insaf eyle.
32 derecenin altında, “gün batımının ardından yola çıkar, yarın da eymir’de gün doğumunu izleriz” düşüncesi ile çıktık yola..
ankara’ya girerken klima “hi” derecesinde, yorgunluk biraları buhar çıkan idrar kıvamına gelmişti.
eymir’de gün doğumunu geçtim, önümüzdeki üç gün boyunca beynimin ve vücudumun soğuğa adaptasyon sağlaması için evden dışarı çıkmayı düşünmüyorum.
insanoğlu kuş misali olmasın, insanoğlu ışınlanmayı bulsun!
dört mevsimde güneş yüzünü gösterir göstermesine fakat plüton’a yansıttığı ısı daha fazladır…
ömür boyu yaz okullarını kazanmış bir çocuk olarak her eylül ayında ankara’yı terk ederdim.
bu yıl öleceğim ve sanırım ölmeden önce eylül ayında (bkz: ankara soğuğunu) tecrübe etmemi istedi, yüce yaradan.
tam iki saat oldu, 19 derecelik sıcaklık farkını kavrayamadım.sanırım 22 yaşındaki bir kadın ile 41 yaşındaki bir adam ilişkisi gibi… öyle mantıksız, öyle saçma ve yersiz. 31 derecen, 12 dereceye bir anda gelmek şok etkisi yaratıyor.*
hava sıcaklığı an itibariyle on iki ( 12) derece!
ekimde kombi yakarsın, içlikle date’i yadırgamazsın. fakat daha eylül’ün ilk haftası ey mikail, insaf eyle.
32 derecenin altında, “gün batımının ardından yola çıkar, yarın da eymir’de gün doğumunu izleriz” düşüncesi ile çıktık yola..
ankara’ya girerken klima “hi” derecesinde, yorgunluk biraları buhar çıkan idrar kıvamına gelmişti.
eymir’de gün doğumunu geçtim, önümüzdeki üç gün boyunca beynimin ve vücudumun soğuğa adaptasyon sağlaması için evden dışarı çıkmayı düşünmüyorum.
insanoğlu kuş misali olmasın, insanoğlu ışınlanmayı bulsun!
devamını gör...
trafikte seni durduran hanzolara karşı yapılacaklar
kapıları kilitleyin ve polisi arayın. mümkünse kaçın.
devamını gör...
ince ince yasemince
kocamustafapaşa dan,sevgili komşumuz sayın yasemin yalçın hanımefendi ye,selam olsun, saygılarımla.
kendisi ve eşi türk tiyatrosuna büyük emek harcamış sanatçlar dir .
kendisi ve eşi türk tiyatrosuna büyük emek harcamış sanatçlar dir .
devamını gör...
yazarların whatsapp’tan attığı son mesaj
“sınav haftası yaklaşıyor ya kimseyle görüşemiyorum”
çok çalışıyormuş gibi bir de bunu yazmışım. evet canım, gün içerisinde hiçbir şey yapmamakla meşgulüm ben.
çok çalışıyormuş gibi bir de bunu yazmışım. evet canım, gün içerisinde hiçbir şey yapmamakla meşgulüm ben.
devamını gör...
yazarından daha ünlü olan kitap kahramanları
ince memed (yaşar kemalin ünü tartışilmaz ama), hamlet
devamını gör...
kırmamak için kırılmak
fazla empati sonucu kendinden ödün vermek.
devamını gör...
gündüz sürekli uyuklayıp gece cin gibi olmak
bünyemin psikolojimi bozma yöntemlerinden sadece bir tanesidir.
yahu yemin ederim akşamı zor ettim. beş saat uyumuştum, şu an saat 01:13, uykunun esamesi okunmuyor gözlerimden. ne kadar pis bir şey bu ya, biliyorum gece üç-dört gibi uykum gelecek, bir uyuyacağım öğleden sonra ikiden aşağı kalkmayacağım. ama şimdi uyumak istesem uyuyamıyorum.
kendimden davacıyım.
yahu yemin ederim akşamı zor ettim. beş saat uyumuştum, şu an saat 01:13, uykunun esamesi okunmuyor gözlerimden. ne kadar pis bir şey bu ya, biliyorum gece üç-dört gibi uykum gelecek, bir uyuyacağım öğleden sonra ikiden aşağı kalkmayacağım. ama şimdi uyumak istesem uyuyamıyorum.
kendimden davacıyım.
devamını gör...
siyah bez örtülü küp şeklinde binaya tapmak
aklımı karıştırdı diyeceğim başlık..
devamını gör...
13. cuma
sabahtan beri başımın zonklamasının ve bayılma eşiğine gelecek kadar fiziksel acı çekişimin sebebini bugünün uğursuzluğuna bağlamak istiyor canım.
devamını gör...
dost kitabevi
ankara'da kültür kitapçılığının son kalesi. kendisine kısaca "dost" deriz. uğrak buluşma mekanımızdır. alt katındaki puzzle bölümü ankara şartlarında oldukça geniştir. arkadaşlarımızı beklerken içeri girip kitap, dergi karıştırmak yıllardır değişmeyen geleneğimizdir.
devamını gör...
lahmacun
bade işçil, mahsun kırmızıgül’den ayrıldıktan sonra tüketmeyi bırakmış. 13 koca yıl boyunca ağzına lahmacun sürmemek, ilginç.
devamını gör...
en korkulan ölüm şekli
yavaş ölmek, zira hayat da bir yavaş ölüm şeklidir kimine göre.
devamını gör...
twitter instagram tiktok facebook tinder telegram discord twitch whatsapp kullanan insan
sabahları bildirim yumağı olarak uyanacaktır.
devamını gör...
münacat
genel olarak kulun acziyetini ve fakriyetini idrak edip allah'ın esmalarına sığınması şeklinde yazılırlar.
münacaat-ı üveys el karani'yi ilk duyduğumda çok etkilenmiştim, tüylerimi ürpertmişti, arapçasını okumak da türkçesini okumak da ayrı lezzetlidir.
münacaat-ı üveys el karani'yi ilk duyduğumda çok etkilenmiştim, tüylerimi ürpertmişti, arapçasını okumak da türkçesini okumak da ayrı lezzetlidir.
devamını gör...
sözlüğün en yakışıklı yazarı olmak
(bkz: ego mastürbasyonu)
devamını gör...
avustralya'da her yeri saran örümcek ağları
konu hakkında uzmanların normal dediği bir olayı, bizim herbokologlarımızın deveye bağlamasına şaşırtmayan ağlardır.
tabii ki o develer fare ve örümcekleri yiyip dengeyi sağlıyordu, eved...
kaynaktaki yorumlarda da deve sevicileri görmek mümkün...
tabii ki o develer fare ve örümcekleri yiyip dengeyi sağlıyordu, eved...
kaynaktaki yorumlarda da deve sevicileri görmek mümkün...
devamını gör...
okunur korkusuyla günlük tutamayanlar
çok fazla başlayıp bıraktım ama 4 sene aralıksız tuttum, günlük gazete gibiydi günlüklerim.zevkle takip edilirdi,ben de sansürsüz yazardım. *
devamını gör...
bir yazar ya da şair neden yazma ihtiyacı duyar sorunsalı
çünkü insan,
insanla yaşar,
paylaşmak ister,
bilinmek ister, öyle ya da böyle,
en kibirlisi bile.
sahi siz neden yazıyorsunuz?
insanla yaşar,
paylaşmak ister,
bilinmek ister, öyle ya da böyle,
en kibirlisi bile.
sahi siz neden yazıyorsunuz?
devamını gör...
kızıl nelson'un artı oylama yapmaktan elinin yorulması
bir teşhis.
o çok oy atmıyormuş, yazarlar oy cimrisi olduğundan, olması gereken genel üzeri görünüyormuş.
kendisi diyor ben demiyorum.
selamı var.
o çok oy atmıyormuş, yazarlar oy cimrisi olduğundan, olması gereken genel üzeri görünüyormuş.
kendisi diyor ben demiyorum.
selamı var.
devamını gör...
