uzaylı istilası vs zombi kıyameti
zombi dizi ve filmlerini çok seyretmiş biri olarak, zombiler için daha hazırlıklıyım diyebiliriz. kısmet.
devamını gör...
bir ilkbahar sabahı
samime sanay 'ın da çok güzel seslendirdiği bir eserdir. hüzünlü bir şarkı. zamansız dinlememek lazım...
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
sözlüğün energizer tavşanından* beklenmeyecek ağırlıkta bir şarkıyla içimizden geçtiği yayın...
devamını gör...
russian doll
alan, geçmişe gitmenin tek sebebi bir şeyler değiştirmek, tamam mı?
-ön uyarı-
okuyacak vaktim yok diyenler son yeri okuyup çıkabilirler.*
dark'tan sonra bir gelenek oldu çoğu film ve dizide geçmişe gider olduk. **
hatta geçmişe gitmediğimiz filmleri sorgular olduk. sürekli geçmişe gitmekten helak olduk, yollarda yorgun düştük, durduramıyoruz da kendimizi. russian doll da ikinci sezonu bu döngü içine hapsetmiş. ilk sezon konu itibariyle biraz daha yaratıcıydı hatta çok enterasandı. sürekli ölüp başa dönüyorsun, ölüp ölüp diriliyorsun, keyifliydi. ama ilk sezon için 'bu kadar da ölünmez ki kardeşim' diyenleri duyan senaristler alın size der gibi 2. sezon da denenmiş süprizler hazırlamış.
mesela, hızlı trenle aktarma yapmadan, elini kolunu sallayarak, hopp geçmişteki annenin yanına gidiyorsun, hatta annenin içine girip hareketlerini kontrol ediyorsun.
coşmuşlar resmen. 7. bölümde kafa falan bırakmadılar, sağ olsunlar.
..yok artık, daha neler, o kadar da değil..
absürtlüğü seven ben bu diziyi tabii ki de sevip, bağrına bastı. şaşırdık mı? hayır.
şu tatlı cadı kıvamındaki sempatik ve akıllı kıvırcığa bayılmamak mümkün değil. şunun tatlılığına bakın..


kötü bir huyu var yalnız; dudağı o sigaraya yapışmış vaziyette. bu aşırı rahat tip yerde, gökte her yerde elindeki sigarasıyla *
acayip şeyler yaşıyor, ölüm kalım meseleleri ama o sigara hep ağzında.*
gelelim esas anlatmak istediğim yere;
- hep geç gelirim oralara-
kesinlikle eğlenceli bir dizi, bir günde 1 sezon bitirmem söz konusu ise izlenme tavsiyesi olarak gönül rahatlığıyla sunabilirim. ha çok bir şey beklemeyin diziden kendiliğinden akıp gitmesini bekleyin yalnızca. tatlı tatlı ilerliyor, sıkmıyor. türü komedi ama konu itibariyle aile ilişkili kişisel tramvadan da bahsedebiliriz bu yüzden minnak bir dram da barındıyor.
sigarasız fotoğraf
yer: kilise
bunu da gördük.
-ön uyarı-
okuyacak vaktim yok diyenler son yeri okuyup çıkabilirler.*
dark'tan sonra bir gelenek oldu çoğu film ve dizide geçmişe gider olduk. **
hatta geçmişe gitmediğimiz filmleri sorgular olduk. sürekli geçmişe gitmekten helak olduk, yollarda yorgun düştük, durduramıyoruz da kendimizi. russian doll da ikinci sezonu bu döngü içine hapsetmiş. ilk sezon konu itibariyle biraz daha yaratıcıydı hatta çok enterasandı. sürekli ölüp başa dönüyorsun, ölüp ölüp diriliyorsun, keyifliydi. ama ilk sezon için 'bu kadar da ölünmez ki kardeşim' diyenleri duyan senaristler alın size der gibi 2. sezon da denenmiş süprizler hazırlamış.
mesela, hızlı trenle aktarma yapmadan, elini kolunu sallayarak, hopp geçmişteki annenin yanına gidiyorsun, hatta annenin içine girip hareketlerini kontrol ediyorsun.
coşmuşlar resmen. 7. bölümde kafa falan bırakmadılar, sağ olsunlar.
..yok artık, daha neler, o kadar da değil..
absürtlüğü seven ben bu diziyi tabii ki de sevip, bağrına bastı. şaşırdık mı? hayır.
şu tatlı cadı kıvamındaki sempatik ve akıllı kıvırcığa bayılmamak mümkün değil. şunun tatlılığına bakın..


kötü bir huyu var yalnız; dudağı o sigaraya yapışmış vaziyette. bu aşırı rahat tip yerde, gökte her yerde elindeki sigarasıyla *
acayip şeyler yaşıyor, ölüm kalım meseleleri ama o sigara hep ağzında.*
gelelim esas anlatmak istediğim yere;
- hep geç gelirim oralara-
kesinlikle eğlenceli bir dizi, bir günde 1 sezon bitirmem söz konusu ise izlenme tavsiyesi olarak gönül rahatlığıyla sunabilirim. ha çok bir şey beklemeyin diziden kendiliğinden akıp gitmesini bekleyin yalnızca. tatlı tatlı ilerliyor, sıkmıyor. türü komedi ama konu itibariyle aile ilişkili kişisel tramvadan da bahsedebiliriz bu yüzden minnak bir dram da barındıyor.
sigarasız fotoğrafyer: kilise
bunu da gördük.
devamını gör...
hazall
insani değerleri oldukça yüksek , hasret kaldığımız türde insanlardan .
devamını gör...
whipple hastalığı
tropheryma whipplei'nin neden olduğu kronik bakteriyel enfeksiyondur.
ateş,ishal,steatore, kilo kaybı gibi şikayetler görülür.
tanıda ince bağırsaktan alınan biyopside pas(+) makrofaj infiltrasyonu çok önem arz eder.
tedavide trimetoprim-sulfametoksazol kullanılır.
ateş,ishal,steatore, kilo kaybı gibi şikayetler görülür.
tanıda ince bağırsaktan alınan biyopside pas(+) makrofaj infiltrasyonu çok önem arz eder.
tedavide trimetoprim-sulfametoksazol kullanılır.
devamını gör...
moderasyon
düzeltme / silme, kontrol etme / denetleme, kullanıcıların şikayetlerini değerlendirme vb. bir çok konuyu ele alan sorumlu (yönetici) insanların yaptıkları görevin/işin genel adıdır.
devamını gör...
korkularının üzerine git klişesi
an itibariyle önünde saygıla eğildiğim klişedir.
dünyanın en mal yarasası olarak az evvel yıllardır süren motosiklet korkumu mecburen üzerine giderek yenmiş ve yanında bir adet daha korku edinerek kendimi alkışlıyorum izninizle.
az evvel wattpad hikayesi gibi absürd bir zıkkım geldi başıma.
hayatımda yapmadığım bir mallık yaparak sırf araçla gideceğim diyen yanıma ne para aldım ne de telefon. elimde iş çantası, dımdızlak beni almaya gelen adamın külüstürüne atladım ve tıngır mıngır yolumuza koyulduk.
neyseki adam akıllı düzgün bir adamdı, yol boyu konuşmadı, rahatsızlık vermedi. tam otobana çıkacağımız bir yola girdik ki, altımızdaki külüstür durdu ve birdaha çalışmadı.
napacağız ne edeceğiz derken, adam dedi ki otobana çıkalım zaten 10 adım sonrası otoban. niye beyefendi diyorum otostop çekeriz diyor. wtf?
adam bana bakıyor ben adama bakıyorum. indik arabadan, hayır adam tenezzül edip yalandan bile olsa arabanın nesi var diye bakayım da demiyor. telefonum yokki birini çağırayım gelsin alsın beni otobandan.
yok arkadaş adam da rehberini karıştıyor diyor ki "benim emmoğlunun motoru var gelsin bizi alsın." ne? 3 kişi motora binicez öyle mi?
"olmaz ben korkuyorum.." diyorum. ulan travmam bu motor çarpmıştı bana, nasıl bineyim lan motora? el insaf. zaten otobanda tanımadığım adamla bakışıyorum. lan ev mev bir bok da yokki gidip yardım isteyelim.
adam emmoğlunu arıyor. 10 dakika sonra bir genç geliyor; salına salına.
binmem diye diretiyorum biraz ama hasta bekliyor, gitmemiz lazım.
benim adam arabasıyla kalıyor ve emmoğlunun arkasına el mahkum atlıyorum.
motor dediğime bakmayın gürültülü bisiklet tasviri daha doğru olurdu.
yol 10 dakika sürüyor, ilk 5 dakikası korkudan gözümü açamasam da sonunda gözümü açıyorum ve yarabbi.. zaten burası yeşiilik mis gibi, gözlerim yaşarıyor rüzgardan, beynime 10 yıldır gitmeyen bir oksijen gidiyor.
güzelmiş yahu aslında.
yeni oluşan otoban fobimi cebime atıyorum ve dönüşte de motorun keyfini çıkarıyorum, ehe...
gönül isterdi ki sevgilimis olsun onun motoruna binelim, bira içib öbüşelim ama olsundu.
emmoğluyla fobimi yendik.
dünyanın en mal yarasası olarak az evvel yıllardır süren motosiklet korkumu mecburen üzerine giderek yenmiş ve yanında bir adet daha korku edinerek kendimi alkışlıyorum izninizle.
az evvel wattpad hikayesi gibi absürd bir zıkkım geldi başıma.
hayatımda yapmadığım bir mallık yaparak sırf araçla gideceğim diyen yanıma ne para aldım ne de telefon. elimde iş çantası, dımdızlak beni almaya gelen adamın külüstürüne atladım ve tıngır mıngır yolumuza koyulduk.
neyseki adam akıllı düzgün bir adamdı, yol boyu konuşmadı, rahatsızlık vermedi. tam otobana çıkacağımız bir yola girdik ki, altımızdaki külüstür durdu ve birdaha çalışmadı.
napacağız ne edeceğiz derken, adam dedi ki otobana çıkalım zaten 10 adım sonrası otoban. niye beyefendi diyorum otostop çekeriz diyor. wtf?
adam bana bakıyor ben adama bakıyorum. indik arabadan, hayır adam tenezzül edip yalandan bile olsa arabanın nesi var diye bakayım da demiyor. telefonum yokki birini çağırayım gelsin alsın beni otobandan.
yok arkadaş adam da rehberini karıştıyor diyor ki "benim emmoğlunun motoru var gelsin bizi alsın." ne? 3 kişi motora binicez öyle mi?
"olmaz ben korkuyorum.." diyorum. ulan travmam bu motor çarpmıştı bana, nasıl bineyim lan motora? el insaf. zaten otobanda tanımadığım adamla bakışıyorum. lan ev mev bir bok da yokki gidip yardım isteyelim.
adam emmoğlunu arıyor. 10 dakika sonra bir genç geliyor; salına salına.
binmem diye diretiyorum biraz ama hasta bekliyor, gitmemiz lazım.
benim adam arabasıyla kalıyor ve emmoğlunun arkasına el mahkum atlıyorum.
motor dediğime bakmayın gürültülü bisiklet tasviri daha doğru olurdu.
yol 10 dakika sürüyor, ilk 5 dakikası korkudan gözümü açamasam da sonunda gözümü açıyorum ve yarabbi.. zaten burası yeşiilik mis gibi, gözlerim yaşarıyor rüzgardan, beynime 10 yıldır gitmeyen bir oksijen gidiyor.
güzelmiş yahu aslında.
yeni oluşan otoban fobimi cebime atıyorum ve dönüşte de motorun keyfini çıkarıyorum, ehe...
gönül isterdi ki sevgilimis olsun onun motoruna binelim, bira içib öbüşelim ama olsundu.
emmoğluyla fobimi yendik.
devamını gör...
keçecizade izzet molla
birinci abdülhamid dönemi kazaskeri olan keçecizade salih efendi'nin oğlu; tanzimat dönemi'nin önemli sadrazamlarından keçecizade fuat paşa'nın babası olan keçecizade izzet molla ; 19. yüzyıl divan şiiri şairlerinden biridir.
dilde sadeleşme ve yerli motifleri işleme yönüyle yeni edebiyatın öncülerinden biri olmuştur.
ayrıca bu özelliği ilke divan edebiyatı ile tanzimat edebiyatı arasında bir köprü görevi üstlenmiştir.
dilde sadeleşme ve yerli motifleri işleme yönüyle yeni edebiyatın öncülerinden biri olmuştur.
ayrıca bu özelliği ilke divan edebiyatı ile tanzimat edebiyatı arasında bir köprü görevi üstlenmiştir.
devamını gör...
pandemide kadına şiddet tolere edilebilir seviyededir
bir yerli ve milli aile ve sosyal hizmetler bakanı derya yanık beyanıdır.
böylece çapsızlar ve vasatlar imparatorluğunda ele geçirdiği mevkinin tam da elemanı olduğunu pekiştirme yönünde , ensar tecavüzcülerini savunması sonrası , önemli bir adım daha atmıştır.
bu arada bizatihi kendi yaptığı sunumda yer alan “ maruz kaldığınız şiddet salgın döneminde arttı mı?” sorusuna kadınların yüzde 32’si, “evet”, yüzde 15’i ise “kısmen evet” yanıtını verdi.” bilgisinin de bir anlamı olmadığını öğrenmiş olduk.
aile ve sosyal hizmetler bakanı derya yanık, tbmm kadına yönelik şiddetin sebeplerinin belirlenmesi araştırma komisyonu’na katılarak sunum yaptı. bakan yanık, pandemi döneminde kadına şidet olaylarındaki artışın “tolere edilebilir (hoşgörülebilir, tahammül edilebilir)” düzeyde olduğunu söyledi.
buradan
böylece çapsızlar ve vasatlar imparatorluğunda ele geçirdiği mevkinin tam da elemanı olduğunu pekiştirme yönünde , ensar tecavüzcülerini savunması sonrası , önemli bir adım daha atmıştır.
bu arada bizatihi kendi yaptığı sunumda yer alan “ maruz kaldığınız şiddet salgın döneminde arttı mı?” sorusuna kadınların yüzde 32’si, “evet”, yüzde 15’i ise “kısmen evet” yanıtını verdi.” bilgisinin de bir anlamı olmadığını öğrenmiş olduk.
aile ve sosyal hizmetler bakanı derya yanık, tbmm kadına yönelik şiddetin sebeplerinin belirlenmesi araştırma komisyonu’na katılarak sunum yaptı. bakan yanık, pandemi döneminde kadına şidet olaylarındaki artışın “tolere edilebilir (hoşgörülebilir, tahammül edilebilir)” düzeyde olduğunu söyledi.
buradan
devamını gör...
he-man
gölgelerin gücü adına dedikten sonra değişim yaşayıp atılgana binen çizgi film karakteri.
(bkz: 80'lerde çocuk olmak)
(bkz: 80'lerde çocuk olmak)
devamını gör...
dişler uyanınca mı yoksa kahvaltıdan sonra mı fırçalanır sorunsalı
normalde kahvaltıdan sonra fırçalardım ama son okuduğum makaleden sonra uyanınca yüzümü yıkadıktan sonra ilk iş fırçalıyorum.
makalenin özeti ise gece dişlerimizde bakteriler ve zararlı asitler çoğalıyor eğer yemek yersek onları beslemiş ve boğazımıza doğru indirmiş oluyoruz ama tabi bunun zıttı görüşlerde mevcut.
siz hangisini yapıyorsunuz ?
makalenin özeti ise gece dişlerimizde bakteriler ve zararlı asitler çoğalıyor eğer yemek yersek onları beslemiş ve boğazımıza doğru indirmiş oluyoruz ama tabi bunun zıttı görüşlerde mevcut.
siz hangisini yapıyorsunuz ?
devamını gör...
iz bırakan kitap cümleleri
sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?
stefan zweig/bilinmeyen bir kadının mektubu
stefan zweig/bilinmeyen bir kadının mektubu
devamını gör...
global
dünyanın bütününü kapsayıcı bir kelimedir.
global, evrensel - küresel demektir.
globallik ideasına ise globalleşme denir.
aynı zamanda böyle bir japon markası da mevcut.
çelik üretmekteler.
ürettikleri bıçaklar çok pahalı olmasına rağmen, dünyanın en iyi markaları arasında gösterilmektedir.
bu marka da, orkinosları daha rahat parçalayabilmek ihtiyacından doğmuştur.
global, evrensel - küresel demektir.
globallik ideasına ise globalleşme denir.
aynı zamanda böyle bir japon markası da mevcut.
çelik üretmekteler.
ürettikleri bıçaklar çok pahalı olmasına rağmen, dünyanın en iyi markaları arasında gösterilmektedir.
bu marka da, orkinosları daha rahat parçalayabilmek ihtiyacından doğmuştur.
devamını gör...
i want you for u.s. army
sam amcanın parmağını bize tutarak “seni istiyorum” dediği ikonik posterdir.
abd , 1917 de almanya'ya savaş ilan edince amerikalı sanatçı james montgomery flagg, orjinali olan ingiliz alfred leete’nin bkz : your country needs you afişinden esinlenerek çizmiştir. kısa sürede dört milyon kopya basılarak tüm ülkede duvarlara yapıştırılmış böylece haftalar içerisinde tüm abd halkı tarafından görülmesi sağlanmış.
abd , 1917 de almanya'ya savaş ilan edince amerikalı sanatçı james montgomery flagg, orjinali olan ingiliz alfred leete’nin bkz : your country needs you afişinden esinlenerek çizmiştir. kısa sürede dört milyon kopya basılarak tüm ülkede duvarlara yapıştırılmış böylece haftalar içerisinde tüm abd halkı tarafından görülmesi sağlanmış.
devamını gör...
kemal kılıçdaroğlu’nun hülya avşar’a yalaka demesi
şaşkınlıkla karşıladığım olaydır. cesareti ile kalbime bir göz kırpmıştır.
devamını gör...
uhud savaşı'nda tepeyi terk eden yazarlar tam liste
online olup yokmuş gibi davranan yazarlardır.
uhud da olduğu gibi sözlükte de cepheleri terkedip bizi yalnız bırakmışlardır.
ne diyeyim, ben ve değerli silah arkadaşlarım kanımızın son damlasına kadar buradayız ve savaşacağız.
sonra siz de edebiyatını yaparsınız*.
uhud da olduğu gibi sözlükte de cepheleri terkedip bizi yalnız bırakmışlardır.
ne diyeyim, ben ve değerli silah arkadaşlarım kanımızın son damlasına kadar buradayız ve savaşacağız.
sonra siz de edebiyatını yaparsınız*.
devamını gör...


