istanbul'da serçe kalmaması
benim de birkaç yıldır fark ettiğim bir durumdur.
ara ara görüyorum ama eskiye nazaran baya azalmış.
ara ara görüyorum ama eskiye nazaran baya azalmış.
devamını gör...
bir gün elbet okurum diye kitaplıkta bekleyen kitaplar
(bkz: varlık ve hiçlik)
devamını gör...
inci küpeli kız
kızın başörtüsündeki lacivert renkte bu kadar yüksek kalitede bir boya kullanılması göz alıcı derecede şaşırtıcı.
devamını gör...
kitap satın alma hastalığı
dün 7 adet kitapla devam eden hastalığım.
devamını gör...
normal sözlük dergisi
yoldaş'ın an itibariyle söyleyince spoiler endişesi duyduğu yeni kafa sözlük oluşumu.
yalnız yoldaşcım sürpriz olsun dedin de, istatistikler kısmına ilgili moderatöre (dergi yöneticisi) yazmışsınız zaten. yani zaten tahmin etmiştik bu oluşumun ayak seslerini.
adını yazmıycam, merak eden baksın madem. benden çıkmış olmasın. *
yalnız yoldaşcım sürpriz olsun dedin de, istatistikler kısmına ilgili moderatöre (dergi yöneticisi) yazmışsınız zaten. yani zaten tahmin etmiştik bu oluşumun ayak seslerini.
adını yazmıycam, merak eden baksın madem. benden çıkmış olmasın. *
devamını gör...
ilişkilere dair acı gerçekler
kim sevgilinin üstüne daha çok düşerse otursun terkedilmeyi beklesin.
en büyük olanı yazmayacağım.
en büyük olanı yazmayacağım.
devamını gör...
organ bağışı
organ bağışı için gerekli başvuruyu yaptıktan sonra görevlinin uyarsına istinaden eşime, anne-babama vasiyetimdir: ben yok olup giderken en azından birilerinin şansı olma fırsatını elimden almayın, deyip bağış onayını vereceklerine dair söz de aldım.
devamını gör...
hayatınızın rengi
yeşil tabii ki*
devamını gör...
bennet omalu
nijerya asıllı amerikalı bir adli patalog ve nöropataloji uzmanıdır.kronik travmatik ensefalopati isimli dejeneratif beyin hastalığını tespit eden ve isimlendiren kişidir aynı zamanda. (bkz: kronik travmatik ensefalopati)
devamını gör...
ebeveynlere söylenen beyaz yalanlar
küçükken arkadaşlarımla küssem bile küstüğümü söylemezdim küsmemişiz gibi davranırdım.
devamını gör...
rte'nin avrupa'yı hapishaneye benzetmesi
avrupa'da ağırlaştırılmış müebbet istiyorum.
devamını gör...
öğretmenleri anlamak
anlaşılması çok da umrumda değil demek istediğim durumdur. ama öyle değil maalesef. insan severek yaptığı gerçekten emek verdiği herhangi şeyin karşılığında öyle içi boş şeyler duymak istemiyo bazen. bu anlaşılamayan meslekte iş öğrenciyle bitse ohooo zaten halledilmeyecek bi şey yok. ama işin içine veli giriyo, idare giriyo, meb giriyo, hele göreve ilk başladığında bir sürü evrak işi vs. giriyo. sadece öğrenciyle bitmiyo yani bu anlaşılamayan öğretmenlerin işi. aa ayıp bana akrabaları unuttum bakın, onlar girmese olur mu, her şeyi de bilir efendilerimis, rahattır öğretmenlik akrabalarımıza göre de. zorluklarını gel bi de onlara anlat. anlatmicam lan bu son, kim de düşünürse düşünsün. (anlattı)
göreve yeni başlamış biri olarak söylüyorum ki işimi gerçekten çok seviyorum, bu koşullarda mesleğime başlamama rağmen. şimdi yatarak para kazandığın için seversin tabi diyecek minuşkalar eminim çıkar, selam olsun onlara, ama gerçekten seviyorum, şu sıralar bu uzaktan eğitimin müthiş yoruculuğuna rağmen seviyorum. dersim bitti kapa bilgisayarı değil olay, ders biter, ders notu hazırlarsın, ödev gönderirsin, teker teker geri dönüş yaparlar, ödevleri atarlar, bak burda this değil that yazacaksın çünküüü.... diye anlatırsın tekker tekker. sonra her gün ders atama durumu var artık eba zoom vs. işte, asıl baba olaya geliyorum şu süreçte sürekli veliyle iletişim halindesin, çılgın attırırlar yemin ediyorum size, ayıq olun kafayı yemeyin :)))))) demem o ki aşırı vakit alan şeyler bu bahsettiklerim, 400 öğrencim var lan benim vicdanım rahat olacak diye hepsine çocuğummuş gibi anlatıyorum her şeyi, öyle davranıyorum hepsine. şimdi bunları niye anlattım; zor değil bebişler anlamak bu öğretmenleri, şu süreçte de anlamazsanız zaten anlamayın daha da, hadi kib
göreve yeni başlamış biri olarak söylüyorum ki işimi gerçekten çok seviyorum, bu koşullarda mesleğime başlamama rağmen. şimdi yatarak para kazandığın için seversin tabi diyecek minuşkalar eminim çıkar, selam olsun onlara, ama gerçekten seviyorum, şu sıralar bu uzaktan eğitimin müthiş yoruculuğuna rağmen seviyorum. dersim bitti kapa bilgisayarı değil olay, ders biter, ders notu hazırlarsın, ödev gönderirsin, teker teker geri dönüş yaparlar, ödevleri atarlar, bak burda this değil that yazacaksın çünküüü.... diye anlatırsın tekker tekker. sonra her gün ders atama durumu var artık eba zoom vs. işte, asıl baba olaya geliyorum şu süreçte sürekli veliyle iletişim halindesin, çılgın attırırlar yemin ediyorum size, ayıq olun kafayı yemeyin :)))))) demem o ki aşırı vakit alan şeyler bu bahsettiklerim, 400 öğrencim var lan benim vicdanım rahat olacak diye hepsine çocuğummuş gibi anlatıyorum her şeyi, öyle davranıyorum hepsine. şimdi bunları niye anlattım; zor değil bebişler anlamak bu öğretmenleri, şu süreçte de anlamazsanız zaten anlamayın daha da, hadi kib
devamını gör...
jane maryam
nazanine maryam” veya “gole maryam” olarak da bilinen ünlü farsça aşk şarkılarından biridir. pek güzeldir.
kim tarafından,kime yazıldığına dair farklı hikayeler bulunsa da bir rivayete göre sözlerinin, ertesi sabah idam olacağını bilen bir subayın, uyuyan kızı için yazdığı söylenir.
bir başka rivayete göreyse, maryam adıyla sembolize edilen bir sevgiliye yazılmış.
farsça versiyonu
buradan
ve benim en çok sevdiğim evgeny grinko piyano versiyonu
buradan
kim tarafından,kime yazıldığına dair farklı hikayeler bulunsa da bir rivayete göre sözlerinin, ertesi sabah idam olacağını bilen bir subayın, uyuyan kızı için yazdığı söylenir.
bir başka rivayete göreyse, maryam adıyla sembolize edilen bir sevgiliye yazılmış.
farsça versiyonu
buradan
ve benim en çok sevdiğim evgeny grinko piyano versiyonu
buradan
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri

1927 solvay konferansında katılan fakat meşhur hatıra fotosunda yer almayan en ünlü isim enrico fermidir
devamını gör...
whatsapp'ta gece saat 3'de çevrim içi olan eski sevgili
dunyanin farkli yerlerinde farkli saat dilimlerinde yasayan arkadas ve akraba ile de konusuyor olabilir.
devamını gör...
beton
t: thomas bernhard'ın 1982 yılında yayımlanan kitabıdır. orijinal ismi der beton'dur. türkçeye sezer duru tarafından çevrilmiştir. klasik bernhard üslubunda yazılmıştır: tek paragraf, sürekli tekrarlar, arasına birçok cümlecik eklenen cümleler.
romanın derdine gelecek olursak, ana karakterimiz rudolf, felix mendelsshon bartholdy adlı müzisyen hakkında bir kitap yazmak istemesidir. tüm veriler hazırdır fakat 10 yıl boyunca kitabı yazmaya bir türlü başlayamaz. işte bu başlayamama serüveni içinde bernhard romanlarındaki zıtlık konusu işlenir. bu zıtlık rudolf ve ablası arasındadır. bernhard, rudolf'un ablası üzerinden, yüksek zümredeki insanların aslında içi boş insanlar olduklarını ve her şeyi yüzeysel bildiklerini düşünür, eleştirir. romanda rudolf bir "düşün insanı", toplumdan pek hoşnut olmayan biriyken ablası ise aşırı sosyal biridir. yani, biraz önce eleştirdiği yüksek zümre tipidir. bunların dışında rudolf, kilisenin riyakarlığı, devletin politikaları, toplumun boşluğu gibi konuları da eleştirir.
ablasından rudolf'a: "sen yalnız ölülerle uğraşıyorsun, bense yaşayanlarla, fark bu. benim çevremde yaşayan insanlar var, seninkinde yalnız ölüler."
çok eskiden beri hiç ama hiç kimsem olmadı, diğer herkesin bir kimsesi oldu, benim olmadı, hiç değilse ben olmadığını biliyordum, diğerleriyse hep benim de bir kimsem olduğunu öne sürüyorlardı durmadan, senin de bir kimsen var diyorlardı, oysa ben emindim kesinlikle birinin olmadığına, belki de bu düşünceydi egemen olan, mahveden, kimseye gereksinim duymamam yani. ben bir insana gereksinimim olduğunu sanıyordum, bugün bile öyle sanıyorum."
romanın derdine gelecek olursak, ana karakterimiz rudolf, felix mendelsshon bartholdy adlı müzisyen hakkında bir kitap yazmak istemesidir. tüm veriler hazırdır fakat 10 yıl boyunca kitabı yazmaya bir türlü başlayamaz. işte bu başlayamama serüveni içinde bernhard romanlarındaki zıtlık konusu işlenir. bu zıtlık rudolf ve ablası arasındadır. bernhard, rudolf'un ablası üzerinden, yüksek zümredeki insanların aslında içi boş insanlar olduklarını ve her şeyi yüzeysel bildiklerini düşünür, eleştirir. romanda rudolf bir "düşün insanı", toplumdan pek hoşnut olmayan biriyken ablası ise aşırı sosyal biridir. yani, biraz önce eleştirdiği yüksek zümre tipidir. bunların dışında rudolf, kilisenin riyakarlığı, devletin politikaları, toplumun boşluğu gibi konuları da eleştirir.
ablasından rudolf'a: "sen yalnız ölülerle uğraşıyorsun, bense yaşayanlarla, fark bu. benim çevremde yaşayan insanlar var, seninkinde yalnız ölüler."
çok eskiden beri hiç ama hiç kimsem olmadı, diğer herkesin bir kimsesi oldu, benim olmadı, hiç değilse ben olmadığını biliyordum, diğerleriyse hep benim de bir kimsem olduğunu öne sürüyorlardı durmadan, senin de bir kimsen var diyorlardı, oysa ben emindim kesinlikle birinin olmadığına, belki de bu düşünceydi egemen olan, mahveden, kimseye gereksinim duymamam yani. ben bir insana gereksinimim olduğunu sanıyordum, bugün bile öyle sanıyorum."
devamını gör...


