"-hep geçer diyorlar ya olric. sence geçer mi?
-geçer elbet efendim;
bazısı teğet geçer,
bazısı deler geçer,
bazısı deşer geçer,
bazısı parçalar geçer,
ama mutlaka geçer."
*

geçer efendim geçer. geçmez deriz ölüyoruz deriz. ama geçer ve biz ölmeyiz. sevilen kişinin gidişi zordur elbet. ayrılık dayanılmazdır başta. içinizde bir boşluk hissi vardır. o his hemen öyle geçmez.

içimizde bir duygu... böyle tarifi çok zor. alışmışsınızdır onun varlığına, onun varlığının yüreğinizdeki duruşuna. öyle bir anda ayrılmak, o varlığın yerinin bir anda boşalması sizi bitiren budur aslında. ama işte insan her şeye alışıyor zamanla, her şeye...

bir gün gelir uyanırsınız ve o boşluğun acısının artık canınızı yakmadığını fark edersiniz. geçmiştir artık o acı. belki teğet geçmiştir, belki delip geçmiştir, belki deşip geçmiştir, belki de parçalayıp geçmiştir ama geçmiştir işte...
devamını gör...

ben olandır efendim.
popüler başlıklarda dolaşmaktan çok, bilgimin olduğu başlıklarda bulunuyorum. eziği kabul etmiyorum.
devamını gör...

bazen bir çocuk bakar gözlerinin içine. arkan dönüktür, göremezsin...
bazen güneş kucağındadır. orda olduğunu bilemezsin...
bazen yıldızları süpürürsün eteklerinle. telaşlısındır, farkına varamazsın...
bazen bir orkestra kurulur içinde. başka sesleri duyar, onu duyamazsın...
bazen mutluluk gelip konar kirpiğine. sen, onu hep uzaklarda ararsın...
bazen bir sandık hazine durur başucunda. akıl edip, kapağı aralamazsın...
bazen hayatının fırsatı geçer önünden. tehir eder, yakalamazsın...
bazen kutsal bir el uzanır sana göklerden. meşgulsündür, uzanıp tutmazsın...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...


evet, güzelsiniz. ama boşsunuz. sizin için kimse yaşamını feda etmez. yoldan geçen herhangi biri, benim gülümün de size benzediğini söyleyebilir. ama benim gülüm sizin her birinizden çok daha önemlidir çünkü ben onu suladım ve onu camdan bir korunakla korudum. önüne bir perde gererek rüzgârın onu üşütmesini engelledim. tırtılları onun için öldürdüm ( ama birkaç tanesini kelebek olmaları için bıraktım). onun şikâyetlerini, övünmelerini dinledim ve bazen de suskunluklarına katlandım çünkü o benim gülüm.


demiştir küçük prens. bizler de zaman zaman hayatımıza dokunan renkli şeylere anlamlar yüklemeye başlarız. sarıp sarmalar aklımızın içinde camdan bir korunağa bırakırız. zaman geçtikçe nasıl olduğunu anlamadan onlar için perdeler gerer özenle bakarız. önemli olan renkli olmaları değildir, güzel olmaları da. önemli olan ona harcadığımız zaman ve zamanlara kattığımız değerli anlamlardır. işte bunlar bizim gülümüz yapar.


kelebeklerle tanışmak istiyorsam, bir iki tırtıla katlanmayı öğrenmek zorundayım.


şimdiye kadar hep küçük prensin güle bakışından bahsettik. onun kalbinden ve hislerinden, peki ya gül? gül içinde o kadar önemli mi küçük prens bu bir muamma şimdilik. onu yaşama isteğiyle dolduran güle duyduğu sevgi ve ilgi, karşılıksız. onun için bu sorun olmamalı, pek çok zorluk gibi…


“günaydın,” dedi küçük prens. açmış güllerle dolu bir bahçenin önündeydi. “günaydın,” dedi güller. küçük prens onlara baktı uzun uzun; kendi çiçeğine benziyorlardı. “kimsiniz?” diye sordu şaşkınlıkla. “biz gülleriz,” dedi güller. birden küçük prensin içi üzüntüyle doldu. çiçeği ona evrende başka bir eşi benzeri bulunmadığını söylemişti. oysa işte burada, tek bir bahçede beş bin tane birden vardı!


şaşırmıştır, küçük prens. şimdiye kadar ki bu masum, nazik, çıkarsız sevgisi gördükleri karşısında anlamsızlaşmıştır. bu durumda onca gül kendisininkine benzerken ne yapacaktır prensimiz? anlamsız mıdır artık sevgisi ya da gülü. şimdi diğer güllere bakıyordur. kafası benim yorumumca gidip gelir, özel hislerinin yüzeyselliği karşısında içi hüzünle dolar. çünkü tek bir gülü sever küçük prens ona özen gösterir ve onun fanusu vardır yalnızca.


3. “ölene kadar sorumlusun gönül bağı kurduğun her şeyden” dedi tilki…


bu alıntımız gülden çok tilkiyle bağıntılı olsa da işin özü aynı gibi duruyor. tilki prensimize bağlanmadan önce sorumluluğunu almayı şart koşar ve ilgisini gelip geçici istemez. kendini adayabilmesi için adanmışlık ve bağlılık ister. bu noktadan sonra önceki alıntımıza bağlayabiliriz ki prensimiz gülüne kendini adamıştır. niceliğinin önemi yoktur güllerin, kalpteki niteliktir onu ayıran.


hâlbuki aradıkları tek bir gülde ya da bir yudum suda olabilir.


bunca bilgelikten ve öğrenmişlikten sonra tek isteği gülüne dönmektir. mutluluğu minnacık bir bedende saklıdır. başvurduğu yol ne kadar amacını sağlayacaktır kendisi de bilmez ancak o gülüne dönmek uğruna ulaşamayacağını bilse de nefesinden vazgeçer.

sevgi de böylesi bir basitliğe sahiptir.
devamını gör...

kokulu silgi
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sahip olduğu bilgileri paylaşma konusunda çok cömert olan sözlük yazarı. özellikle tarih konusunda yazdığı tanımlar çok güzel ve okunasıdır. daha çok yazmasını temenni ediyorum.
devamını gör...

yunanca seni zora sokuyorum anlamına gelen cümle, natasa theodoridou şarkısı..

öncelikle dibine kadar zeybekiko'dur, yoksa bu saatte oynamazdım bu şarkıyla!

sözlerinin türkçe hali;*

seni zora sokuyorum

"senin sevdiğin gibi olmayacağım unut onu
seninle konuşayım diye yalvaracağımı unut
geri dönmeyeceğim ve giderken hepsini sileceğim
yalvarmak ve ağlayarak harap olmak yok

seni zora sokuyorum ama düşün neler geçirdim
senin yanındayken ne sevdiysem kaybettim
seni zora sokuyorum ve sinirlerinle oynuyorum
karakterim senin yaptıklarınla şekillendi

beni başka açıklamalarla tutamayacaksın unut onu
şimdi seni tanıdım,nasıl da yanlış yapmışım unut
geri dönmeyeceğim ve giderken hepsini sileceğim
yalvarmak ve ağlayarak harap olmak yok


seni zora sokuyorum ama düşün neler geçirdim
senin yanındayken ne sevdiysem kaybettim
seni zora sokuyorum ve sinirlerinle oynuyorum
karakterim senin yaptıklarınla şekillendi"

nataşam "spotify olsun lütfen" dedi kusura bakmayın.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yani ne konuşuldu ne yazıldı çizildi arkadaş. 150 kelimeyi geçen belirli kategorilerdeki her yazı için +20 karma veriyor altı üstü. 10 tane yazsan 200 karma, bi rozet etmiyor. çerez parası, karması.

burayı seviyorum, burada yazmayı da ama sık sık kendime, ara ara da miko’ya söylediğim bir cümle var: “biz napıyoruz burada?” yine aynı soruyu soruyorum kendime, bu başlığa yazılanları okudukça. bence çok gereği olmayan ve yine bence, iyi hazırlanılmamış bi hamleydi bu madalya olayı. kurdele gibi takılıyor, taksınlar nazarlık olsun lafım yok ama. ama. her zaman var ya hani bi ama, işte ondan. “150 kelime” yazmayı çok bulan insanları gördükçe kulağımda ilgili cümle çınlıyor. sonra buraya yazdığım en uzun yazının kelime sayısına bakıyorum: 1790. 150 kelime ne kadar tutuyor diye bakıyorum, ilk iki paragrafı sadece.

yanlış anlaşılmasın, kimsenin tarzına lafım yok hatta ben de yıllarca kısa kısa yazdım, buraya ilk geldiğimde de hatta #463724. dedim ya, tarz meselesi. ama yani gerçekten, okur yazar bi kitle var diye gelip otağımı kurduğum yerde 2 paragraflık yazı yazamayan, bunu çok gören insanların olduğunu görmek, ne diyeyim. tekrarlıyorum, yazmayan değil, yazamayan. çok garip gerçekten, çok acayip.
devamını gör...

kronikleşmiş durum.

üç bin beş yüz liraya seccade satan zihniyetler atatürk'ün adını anmasa da olur.
devamını gör...

seks, futbol, siyaset.
devamını gör...

bazen her şeyi değiştirebilecek güçte olduğumu hissediyorum. kendi hayatım için yani, her şeyi yapmaya gücüm yetermiş gibi geliyo.

sonra hiçbir şeye gücümün yetmediğini görüyorum. öyle şıp diye olmuyo her şey. şıp diye yabancı dilleri öğrenemiyorum, tarihteki birçok şeyi hâlâ bilmiyorum. hayatta çok eksiğim var. bilgim hep eksik. ne kadar öğrenirsem öğreneyim eksik. kocaman bi evrendeyiz ve bi toz zerresi bile değiliz.

ama yine de -işte yine de- kendimiz yapabiliriz, kendimizi biz geliştirebiliriz.
devamını gör...

bugün bir takım işler peşindeyken keşfettim ve bayıldım, sen de bayıl tamam mı?

devamını gör...

bu konuyla ilgili tek şey bırakıyorum:
( daha fazla söze de gerek yok bence)

"havle binti hakîm, kendini peygamber'e hibe eden kadınlardan biriydi. bunun bu davranışı üzerine âişe:

“kadın kendini erkeğe hibe etmekten haya etmiyor mu?” dedi.

"resulum! eşlerinden dilediğini bir süre ihmal edip dilediğini de yanına alabilirsin. kendisinden bir süre uzak durduğun eşlerinden birini tekrar yanına almanda sana bir vebâl yoktur. bu hâl onların sevinmeleri, mahzun olmamaları, yaptığın muameleden hepsinin hoşnud olmaları bakımından daha münasiptir. allah kalplerinizde olan her şeyi bilir. allah alîmdir, halîmdir/her şeyi hakkıyla bilir, müsamahası boldur.”(ahzâb, 33/51)

âyeti inince de âişe:

“yâ rasülallah! vallahi bana öyle geliyor ki, rabb'in (kadınların değil) ancak senin arzunu/rızanı, hoşnutluğunu tahakkuk ettirmek için böyle çabuk davranıyor.” dediğini belirtmiştir.(buharî, nikah, 29; müslim, reda’ 49).

karısı bile gerçeği görmüş .daha bir şey demiyorum.
devamını gör...

kapı anlamına gelen sözcük.

bilim kurgu filmlerinde de uzayın bir yerinden başka yerine, boyutlar arasında geçiş yapmak amacıyla açılan kapı anlamında karşımıza sık sık çıkar.
devamını gör...

comédie de la soif'nin iv. bölümünde* şöyle buyuruyor arthur rimbaud:

"sabretmeyi bilirim ben:
içebileceğim, sessiz,
ve ölebileceğim tasasız
bir akşam vardır bekleyen
birinde eski kentlerin!


direnmezse acılarım,
bir gün altınım olursa
kuzeye giderim, ya da
bağ kentlerini boylarım? …
tatsız düşlerden usandım.

bir şey var yitip kaybolan!
dolaşıp da köşe bucak,
döndüğümde açmayacak
kapısını, o yeşil han,
güler yüzle hiçbir zaman."
devamını gör...

türkiye'de yaşıyordur, umutları çalınmıştır, mutlu olduğu an yakınlarından tokat yiyerek düşmüş ve ayağa kalkması için destek bekleyen kişidir.
devamını gör...

akraba,akraba,akraba.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim