kovmak için bahane aramıştır.
devamını gör...

geçmiş olsun demek bu kadar mı zor? neticede insan değil mi?
(bkz: zengin nefreti)
devamını gör...

kimisi için mütemadiyen psihedelia'dır. ne zaman duyulsa avaz avaz eşlik edip, nilgün belgün gibi masaların üstüne çıkarak oynama isteği uyandırır. sesi ilk defa 1982'de, ailecek seyredilen eurovision yarışmasında küçücük kulaklarıma çalındığından beri vazgeçilmezdir.


zamansız dip: mono i agapi'dir.*
devamını gör...

özür dilemekten korkan, özür dileyince bir taraflarının eksileceğini sanan insanlardan evladır.
devamını gör...

hiç bir çocuk yalancı olarak doğmaz...2 ihtimal vardır; ya çevreden öğrenmiştir yada hata yaptığında aşırı tepki alıp cezalandirilmistir.(istisnalar her zaman vardır;kardes kıskançlığı vb.durumlar)bu sebepledir ki herkes çocuk yapmak zorunda değildir.bilinçsizce üremeyiniz.
devamını gör...

anlatamamış kendini, ben de işini iyi yapan zanaatkâr için sanatçı gözüyle bakarım. saatlerce iyi bir tahta kaşık oymacısını, ayakkabı ustasını yahut bir zippo çakmak restorasyonunu izleyebilirim. işini güzel yapan, ona hakikaten emek veren insan takdir edilesidir.

zamanında bizim köyde bir şirket için halı dokurlardı. kızlar haftalık olarak bir yarım altın kazanırmış. gel zaman git zaman bunlar halıya atılan ilmegi azaltmaya, ipleri de kendilerine çalmaya başlatmışlar. ip bitmediği halde ip almışlar. halılara daha az tarak vurmaya, düzgün kesmemeye başlamışlar. çaldıkları ile de kendilerine halı dokumuşlar. firma bakmış ki kalite yerlerde, bir daha köye halı siparişi gelmemiş. oysa eskiden kac tane dokusalar o kadar alıyorlarmış.

şimdi aval aval oturuyor köyümün kızları, eskiden evlenmeden kolları altın dolan, çeşit çeşit kıyafetler giyen büyüklerinin fotoğraflarına bakıyorlar. bakarlar normal, aslında yerdeki çalıntı iplerle dokunmuş halıya baksalar neden böyleişsiz olduklarını da anlarlar.

velhasıl kelam işini güzel yapan herkese saygım vardır. keske tüm esnaf düzgün yapsa, toz biber yerine kiremit, siyah zeytin yerine boya yemezdik. vali öveyim derken çam devirmiş gibi görünmüş ama olan bu...

"köylü milletin efendisidir."
mustafa kemal atatürk
( çalmadıkça)
devamını gör...

tıp fakültesine başlayan her doktor adayının en büyük merakıdır kadavra. maket, resim, anatomi atlası üzerinden çalışmak gibi değildir çünkü. aslında adım attığın mesleğin hissini hissetmeye başladığının noktalardan birisidir. bu yüzden de oldukça merak olur öğrencide. kokusunu zaten herkes bilmektedir zira formaldehit içinde saklandıkları için oldukça keskin bir kokuya sahiptir.

tıp eğitiminde oldukça önemli bir yere sahiptir kadavra. her ne kadar anatomi atlası üzerinden çalışsanız da vücut üzerinde incelemeden, yerini konumunu ,uzanımını görmeden anlayabilmek oldukça zor.
ve maalesef ki çoğu fakültede de ciddi bir kadavra eksiği var. her 10 öğrenciye bir kadavra düşmesi gerekirken bazı fakültelerde 400 öğrenciye bir kadavra düşmekte. kadavra bağışının oldukça düşük olması da bu konuda büyük bir etken. umarım önümüzdeki yıllarda bu konuda bir kamuoyu bilinci oluşturulması oldukça önemli.
devamını gör...

gerçek bir müslüman çocuğuna islamı kendisi öğretir, tc'nin memurlarına, tarikatçı cemaatlere göndermez. aile çocuğu eğitir ve çocuk büyüyünce ister müslüman olur ister olmaz, o artık onun sorunu.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yarayla alay eder yaralanmamış olan,
bak nasıl da sararıp soluvermiş tanrıça kederlerden.
sen çok daha parlaksın çünkü,
sen tüm göklerdeki yıldızların ilki,
sen aydınlatırsın geceyi
devamını gör...

yakın zamanda iş görüşmesinde yaptığım saçmalamadır.
saçmaladığımı anlayıp, düzeltmeye çalışarak bir nevi sıvama eylemi de gerçekleştirmeme rağmen,gelecek hafta ikinci görüşmeye çağırdılar.
temiz ve heyecanlı ponçik kalbimle, heyecana yedik düşmemi, insani karşıladılar sanırım.
devamını gör...

gelişigüzel kullandığımız kelimelerin ne anlama geldiğini sorduklarında şaşkın ördek gibi kalmamıza sebep olan bilim dalıdır. kelimelerin kökenlerini öğrenmek, anlamlar arasında bağlantı kurmak çok keyiflidir. sonsuzluktur, bir derya denizdir; her gün yeni bir bilgi çıkar karşınıza. özellikle türkçe gibi zengin bir dil yapısına sahip olduğumuz için araştırmanızın sonu çeşitli dil kökenlerine doğru yolculuğa çıkacaktır. hangi kelime hangi dile ait, ne zaman kullanılmaya başlanmış ve hangi dönüşümleri yaşayarak bugünkü kullanılma erişmiş olduğunu öğrendiğinizde yaşayacağınız aydınlanma hissini mutlaka deneyimlemelisiniz.

etimolojik bilgi, sadece salt kültürel birikim için değil aynı zamanda edindiğimiz bilginin daha kalıcı olmasını sağlayan bir merdiven basamağıdır. neyin neden söylendiğini öğrendiğinizde hatırlamanız ve bağlantı kurmanız kolaylaşacaktır. (bkz: uzun süreli bellek)
devamını gör...

ip atlamak, yakar top oynamak.
devamını gör...

adaleti tesis edemeyen toplumlarda ne mafya, ne de babalar biter. böylesine yüce bir kavramın hakkını verememek ve şartlarının yerine getirilmemesi, alternatif çareler aramaya mecbur eder. işte bu noktada, olayın usül ve boyutu değişir. allah kimseyi adalet isteyecek kadar mecbûr bırakmasın diyorum.

filme gelecek olursak efsanedir. marlon brando, al pacino, robert de niro gibi isimler baba film serisine hayat vermiş mükemmel ötesi oyunculardır. bunu tartışmaya gerek bile yok. bugün bile havalı kornalı arabalarda bazen film müziği melodilerini duyuyorsam insanlarda baya bi iz bırakmış demek ki.
devamını gör...

değerli sözlük yazarımız ice'ın kaplumbağasının adıdır. kendisi kaybolma hikayesi ile sözlükte gündem olmuş, pek çok yazar, tosbağanın akıbeti konusunda endişeye kapılmıştır. keratanın bulaşık makinesinin arkasına saklandığı ortaya çıkınca ben bile şaşırdım zira orası benim bile aklıma gelmemişti. valla mis gibi mekan bulmuş. bir ara bende kış uykusuna yatabilecek fırsatı bulursam, bir deneme yapma niyetindeyim.

tabi muazzez ile ilgili başka bir mevzu daha var; muazzez aslında muazzez değilmiş. muzoymuş. tosbağayı o kadar süre dişi diye besle büyüt, erkek çıksın. bu bir dramdır...

ben ice'ın bu işin üstesinden geleceğine inanıyorum. muzo'nun psikolojisini düzeltip vatana millete faydalı bir tosbağa haline getireceğine inancım tam.

marulun ve asma yaprağı bol olsun muzo, her daim senin yanındayız.

aynı zamanda muazzez; hürmete lâyık, izzet ve şeref sâhibi tosbağa anlamına da gelir.
devamını gör...

balkonda çekirdek canım ya...
devamını gör...

"şiir gibi kadın"
devamını gör...

ağrı sızısına rağmen biontech, evet.
devamını gör...

son dönemde sözlükte, sosyal medyada, televizyonda sık sık karşımıza çıkan sözleşme. istanbul sözleşmesi yaşatır diyoruz ancak çok azımız sözleşmeyi yakından inceleyip okudu. hukukçu olmanın bir gereği olarak siz sayın sözlükçülere, kadınlara, çocuklara, şiddet gören erkeklere yardımcı olması adına sözleşme ile ilgili kısa kısa bilgiler verip, kendimce önemli gördüğüm birkaç maddesini yorumlamak istiyorum. biraz uzun bir yazı olacak ama okumanızda fayda var. şiddet gören erkekler ne alaka demeyin. sözleşmenin giriş kısmında; “kadınların ve genç kızların erkeklerden daha fazla oranda toplumsal cinsiyete dayalı şiddet riskine maruz kaldıklarının ve erkeklerin de aile içi şiddetin mağdurları olabileceğinin bilincinde olarak” sözleşmenin hazırlandığı ifade edilmiştir.

her ne kadar istanbul sözleşmesi olarak dillendirilse de, metnin asıl ismi kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye dair avrupa konseyi sözleşmesi’dir. avrupa konseyi’nin 11 mayıs 2011 tarihli istanbul toplantısında imzaya açıldığı için istanbul sözleşmesi olarak adlandırılmaktadır. bu husus sözleşmenin 81 inci maddesinde; “istanbul’da, 2011 yılı mayıs ayının 11. günü, ingilizce ve fransızca olarak, her iki dildeki metin de aynı derecede geçerli olmak üzere, tek nüsha halinde hazırlanan bu belge, avrupa konseyi arşivinde saklanacaktır. avrupa konseyi genel sekreteri bu belgenin onaylı kopyalarını avrupa konseyine üye her devlete, bu sözleşmenin hazırlanma sürecine katılmış üye olmayan devletlere, avrupa birliğine ve bu sözleşmeye katılmak üzere davet edilmiş bütün devletlere gönderecektir.” şeklinde ifade edilmiştir. ülkemiz 11 mayıs 2011 tarihinde bu sözleşmeyi imzalamış, 14 mart 2012 yılında onaylamış, 01 ağustos 2014 tarihinde ise yürürlüğe sokmuştur. sözleşme 81 maddeden müteşekkil olup 30 sayfadan ibarettir. merak edenler için söyleyelim; ülkemiz 1949 yılından beridir avrupa konseyine üye bir devlettir.

bu sözleşmenin, iç hukuk kuralları karşısındaki durumu nedir? herhangi bir yargılamada iç hukuk kurallarına mı yoksa sözleşmeye mi öncelik verilecektir? anayasamızın 90 ıncı maddesine göre; “usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiası ile anayasa mahkemesine başvurulamaz. (ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." istanbul sözleşmesi temel hak ve özgürlüklere ilişkin bir metin olduğundan anayasamıza göre kanundan önce uygulanma alanı bulur. yine anayasamıza göre; eğer meclis bir konuda kanun çıkarmışsa, cumhurbaşkanlığı artık o konuda kararname ile düzenleme yapamaz. bu amir hükümler uyarınca, kanundan bile güçlü olan bir metnin, cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile ortadan kaldırılıp kaldırılamayacağı yönündeki yorumu, siz değerli romalılara bırakıyorum. sözleşmenin feshine gerekçe olarak sunulan eşcinsellik konusuna ben sözleşme kapsamında rastlamadım, ancak aşağıda dikkat çeken birkaç sözleşme maddesini belirtmekte fayda görüyorum.

devletin yükümlülükleri ve titizlikle yapması gereken inceleme ve araştırmalar başlıklı 5. madde;

“1-taraflar kadınlara karşı herhangi bir şiddet eylemine girişmekten imtina edecek ve devlet yetkililerinin, görevlilerinin, organlarının, kurumlarının ve devlet adına hareket eden diğer aktörlerin bu yükümlülüğe uygun bir biçimde hareket etmelerini temin edeceklerdir.

2-taraflar, devlet dışı aktörlerce gerçekleştirilen ve bu sözleşmenin kapsamı dahilindeki şiddet eylemlerinin önlenmesi, soruşturulması, cezalandırılması, ve bu eylemler nedeniyle tazminat verilmesi konusunda azami dikkat ve özenin sarfedilmesi için gerekli yasal ve diğer tedbirleri alacaklardır.” bu maddeyi okurken benim aklıma direkt musa orhan, ümitcan uygun ve aydın’da 92 yaşında kadına tecavüz edip öldüren cani geldi. hatırlarsanız aydın’da yaşanan olayda failin elindeki dövmenin görünmesi nedeniyle müfettiş görevlendirilmişti. yani sorun kadına şiddet veya tecavüz değil, sorun bir siyasi parti ambleminin görülmesi.

genel yükümlülükler başlıklı 12 nci maddede; “taraflar kültür, töre, din, gelenek veya sözde “namus” gibi kavramların bu sözleşme kapsamındaki herhangi bir şiddet eylemine gerekçe olarak kullanılmamasını temin edeceklerdir.” düzenlemesine yer verilmiştir. namusumu temizledim deyip indirim alanların memleketinde, böyle bir madde hayatta kalır mı sevgili sözlükçüler?

eğitim başlıklı 14 üncü maddede; “ taraflar, yerine göre, tüm eğitim seviyelerinde resmi müfredata, kadın erkek eşitliği, toplumsal klişelerden arındırılmış toplumsal cinsiyet rolleri, karşılıklı saygı, kişisel ilişkilerde çatışmaların şiddete başvurmadan çözüme kavuşturulması, kadınlara karşı toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve kişilik bütünlüğüne saygı gibi konuların, öğrencilerin zaman içinde değişen öğrenme kapasitelerine uyarlanmış bir biçimde dahil edilmesi için gerekli tedbirleri alacaklardır.” hükmüne yer verilmiştir. kindar ve dindar bir toplum yetiştirme amacıyla faaliyet gösteren imam hatiplerin, bu maddeyi kabul etmesi olacak şey midir?

tazminat başlıklı 30 uncu madde düzenlemesi; “hasarın fail, sigorta şirketi veya finansmanı devletçe sağlanan sağlık ve sosyal sigorta hükümlerince karşılanmaması halinde, ciddi bedensel yaralanma veya sağlık bozukluğuna uğrayanlara yeterli devlet tazminatı sağlanacaktır. bu durum, mağdurun emniyetine gereken dikkat sarfedilmesi koşuluyla, tarafların, söz konusu tazminatın, fail tarafından verilen tazminat kadar azaltılması talep etmesini ihtimal dışı bırakmaz.” kadınları hayatta tutalım yeter tazminat isteyen yok.

velayet altına alma, ziyaret hakları ve emniyet başlıklı 31 inci madde; “taraflar çocukların velayetinin ve ziyaret haklarının belirlenmesinde, bu sözleşme kapsamındaki şiddet olaylarının göz önüne alınmasını temin edecek gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.” bu madde, eline geçen her fırsatta mustafa kemal atatürk’e hakaret eden fatih tezcan isimli şahsın da, çocuğumu göremiyorum diye yakındığı maddedir.

taciz amaçlı takip başlıklı 34 üncü madde; “taraflar başka bir şahsa yönelik olarak gerçekleştirilen ve bu şahsı, şahsın kendisini güvende hissetmesini önleyecek şekilde korkutacak, kasıtlı bir biçimde tekrarlanan tehditkar davranışların cezalandırılmasını temin edecek gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.” daha bugün sözlükte takip edip pantolonunu indiren sapık başlığı açıldı. bu tür davranışlar maalesef iç hukukta cinsel taciz yerine, kişilerin huzur ve sükununu bozmak olarak adlandırılıyor.

ırza geçme de dahil olmak üzere cinsel şiddet eylemleri başlıklı 36 ncı madde:

“taraflar aşağıdaki kasten gerçekleştirilen eylemlerin cezalandırılmasını sağlamak üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır:

a) başka bir insanla, rızası olmaksızın, herhangi bir vücut parçasını veya cismi kullanarak, cinsel nitelikli bir vajinal, anal veya oral penetrasyon gerçekleştirmek;

b) bir insanla, rızası olmaksızın, cinsel nitelikli diğer eylemlere girişmek;

c) başka bir insanın, rızası olmaksızın, üçüncü bir insanla cinsel nitelikli eylemlere girmesine neden olmak.

rıza, mevcut koşullar bağlamında değerlendirilmek üzere, şahsın özgür iradesi sonucunda gönüllü olarak verilmelidir.

taraflar 1. fıkrada yer alan hükümlerin aynı zamanda iç hukukta kabul edilmiş olan, eski veya mevcut eşlere veya birlikte yaşayan bireylere karşı gerçekleştirilmiş eylemler için de geçerli olmasının temin edilmesi için gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.” islam fıkhında eşe karşı gerçekleştirilen bu rızasız ilişki, tecavüz olarak nitelendirilemez. aksine eşinin isteğini reddeden kadın, hoş görülmez.

soruşturmalar ve kanıtlar başlıklı 54 üncü madde; “taraflar herhangi bir hukuk veya ceza davasında mağdurun cinsel geçmişi ve davranışıyla ilgili var olan kanıtlara yalnızca davayla ilgili ve gerekliyse izin verilmesini temin etmek üzere gerekli yasal veya diğer önlemleri alacaktır.” kadın mıdır kız mıdır bilmem diyenlerin ülkesinde ölü doğmuş bir madde daha.

toplumsal cinsiyete dayalı iltica talepleri başlıklı 60 ıncı madde; “taraflar kadına yönelik, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin, mültecilerin statüsüne ilişkin 1951 sözleşmesi 1a(2) maddesi anlamında zulüm olarak ve tamamlayıcı/ ikincil korumayı gerektiren ciddi bir hasar biçimi olarak tanınabilmesini temin etmek üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.” bu madde benim aklıma işid üyesi barbarların tecavüzüne uğrayan ezidi kadınlarını getirdi.

yukarıda dikkat çektiğim sözleşme hükümlerini okursanız, bu hükümlerin bizim gibi barbar ortadoğu toplumlarında karşılık bulmayacağını çabucak göreceksiniz. mesele eşcinsellik meselesi değil, ki öyle olması da başlı başına bir facia olurdu. azgın bir azınlığın rahatça at koşturması için hukuk devletinin engelleri birer birer bertaraf ediliyor. her ne kadar sevmesem de hani şu soma faciasında tutuklu kalan tek bir kişi var; mağdur ailelerin avukatı, selçuk kozağaçlı. o adamın güzel bir lafı var; "hukuk diye helvadan put yapmışsınız, acıkınca yiyorsunuz."
devamını gör...

(bkz: başlık sahibi yazarın kadınları çirkef sanması)

sevgili kadınlar çok içten soruyorum nasılsınız? sahiden iyi misiniz? hayatıma anlam kattı dediğiniz kitaplar nelerdir? çok dibe vurduğunuz zamanlarda nasıl baş ediyorsunuz? sevgiyle kalın..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim