çevre aktivisti, güzel bir insan. savunduğu fikirlerin altına imzamı atarım.

yok proje, yok soros, yok pkk... hepiniz büyük resim kursunu başarıyla tamamlamışsınız, tebrikler! bir yazar da çıkıp "geçen gün şöyle konuştu, bunu dedi, bu yüzden eleştiriyorum" demiyor. çünkü kimse ne dediğini umursamıyor, ihtimal ki hiç bilmiyor. ancak kulaktan dolma şeyleri iyice absürde indirgeyip laf sokmaya çalışın.

bu arkadaşımız otizm spektrumunda; evet sosyal becerileri sizler kadar iyi olmayabilir, yüz ifadelerini garipseyebilirsiniz. peki bunun dikkat çekmeye çalıştığı iklim kriziyle ne ilgisi var? ne kadar safsata varsa hepsine başvurularak kendisine saldırıya geçilmiş.

siz bu kıza zorbalık yapmaya devam edin isterseniz ama iklim krizi gerçek ve bu kızı sevmiyor olmanız iklimin umrunda değil.

cahil bir yazar arkadaşıma da not:
greta'nın okyanusu katettiği ve senin yat dediğin şey bir yelkenliydi. çelişkiyi fark etmişsin, iki saniye nefes alıp düşünsen o kadar salak olamayacaklarını anlayacaksın aslında. illa bir eleştiri yöneltmek istiyorsan şuradan yürüyebilirsin: yat ekibinden insanlardan bazılarının bu yolculuğa katılma amacıyla uçağa bindikleri ortaya çıkmıştı.
devamını gör...

valla sözlükler özgür platform sözde ama o özgürlüğe müdahale edenler oluyor bu durum sadece benim değil yazarların bile hoşuna gitmiyor. ben şahsen her türlü başlık görmek isterim yazdığım platformda.

bilgi başlıkları olsun, troll başlıkları olsun, geyik başlıkları olsun, forum-chat başlıkları olsun isterim yani. sonuç itibariyle öğreneceksin, ama öğrenirken de asla sıkılmayacaksın. eğlenmesini de bileceksin. görüşüm bu şekilde.
devamını gör...

bu kadar azip kudurmanin sonu iyi degildir.
devamını gör...

ideal ilişki, (bkz: ying yang) gibi olmalıdır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselden de görebileceğiniz gibi siyah ve beyaz rengi birer birey olarak atfedersek.
her iki zıtlık büyük oranda birleşerek bir bütün oluşturur. her iki kişinin içerisinde de diğer kişinin bir parçası bulunur yani siyah renk zarar gördüğünde aslında beyaz renkte zarar görmüş olur. içlerindeki o küçük parça olmadan birey anlamında var olamazlar ve yanlarındaki zıtlıktan var olan uyum yani diğer renk olmadan da bütün anlamında yani "ben" değil de "biz" anlamında bir tekliğe ulaşamazlar.
bu tekliğe ulaşamadan var olan bütün istençler salt bir bencillik duygusunun ötesine geçemez. aralarında kendi birey sınırlarını belirleyen ince bir çizgi vardır. ve çevrelerinde, yine kendilerini çevrelerinden ayıran ince bir çizgi daha vardır. bütün bunlar tek görselde ideal ilişki tanımını veya uyumunu bize alenen gösterir.
devamını gör...

"çoğu insan daha doğarken tasfiye edilir." *

"her insan daima, kendisinin anlamadığı ama ara sıra anlaşılan bir dil konuşuyormuş. bu sayede var oluyor ve hiç olmazsa yanlış anlaşılıyormuşuz. saurau'nun söylediğine göre, anlaşılan bir dil olsaymış, başka hiçbir şeye gerek kalmazmış. 'daima bir sorunda sığınak bulduk,' dedi, 'insanlar birbirleriyle yürüyor ve birbirleriyle konuşuyor ve birbirleriyle yatıyorlar ve birbirlerini tanımıyorlar. insanlar birbirlerini tanısalardı, birbirleriyle yürümez, birbirleriyle konuşmaz, birbirleriyle yatmazlardı." *

"her birimizin, hiç var olmadığı ve sadece var olma numarası yaptığı uzun dönemler vardır. bazen bir insanın gerçek varoluşuyla numaradan varoluşu, onun için ölümcül şekilde birbirine karışır."*
(bkz: thomas bernhard) (bkz: sarsıntı)
devamını gör...

bu beyefendiyle kavuştuk sonunda.
edit: güzel dilekleriniz için çoook teşekkür ederiim. bu minnoş yeni doğmadı abileri ablaları, ben yeni kavuşabildim..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ölen genç ise eski eşi bile çok ağlıyor onu biliyorum.
ölüm çok acı bir şey.
iyi bakın kendinize.
hasta olunca ilaç kullanın, psikolojiyi sağlam tutun, güzel beslenin.
devamını gör...

üstüne çıkılmayacak albümdür. gelmiş geçmiş en komple en güzel türkçe rap albümüdür. albümde 20 nin üstünde şarkı var ve hepsi çok sağlam. beatler sözler skitler albümdeki her zerre çok ince düşünülmüş. şarkıların bir biri ile uyumu sizi tam bir albüm dinliyor hissine kapılmanızı sağlıyor. hem matematik hem edebiyat olarak üzerine çıkacak albüm olduğunu düşünmüyorum. bir daha böyle bir albümü sagopa kajmer bile yapamaz.
devamını gör...

toprak olmak isterdim
devamını gör...

steven spielberg yönetiminde 1975 yapımı olan ve peter banchley romanından uyarlanan klasikleşmiş köpekbalığı filmi, kendinden sonra gelen deniz temalı korku filmlerine öncülük yapmıştır. filmde bir tatil kasabasının kıyısında korku salan katil bir dev köpekbalığı konu edinir. film, seyreden de neredeyse denize açılamama, köpekbalığı fobisi şeklinde travmalara sebep olmuştur. aşırı derecede gerilime sebep olmuş, klasikleşmiş bir filmdir. bu isim öyle benimsenmiştir ki köpekbalıkları bile neredeyse bu isimle anılır olmuştur. türkiye kıyılarında yakalanan köpekbalıkları da haberlerde bu isimle anılır, teşhir edilen köpekbalıklarının ağzı sonuna kadar açılır, meraklı turistler kafalarını ağzının içine sokup gülümseyerek poz verirler. filmin çekildiği tarihe bakılırsa da, gerçeğe çok benzeyen maket köpekbalıkları kullanılarak oluşturulan ve bir gerilim dalgası çıkarmayı başarabilmiş o dönemin şartlarının başarılı ve muntazam yapılarından biri. yönetmen steven spielberg bu filmde tarzını sonuna kadar yansıtmış olup, ileriki zamanda gişe rekoru kıracak olan dinozorlu filmlerinin temelini atmıştır. yönetmen, bu filmindeki görsel çekimleri ve kamera hareketleri ile ne derece bir sinema dahisi olduğunu kanıtlamıştır.
devamını gör...

siz bizi kategorize edeceksiniz diye neden her tüelü şeyden uzak kalmamız gerekiyor? sen hoşlan gel konuş biz yapınca namuslu kadın kalmadı. sonrada neden ilk erkekten adım bekliyoruz vs vs. hoşlandıusam konuşurum. sende konuş. iletişim kur sosyalleş. toplumu tabulara hapsetme.
devamını gör...

(bkz: bir bilen)

bayılıyorum.
devamını gör...

gerçektir. yoksa rüyadayken vücuduna saplanılan bıçağın o kadar gerçekçi bir his olmasına imkan yoktur. hiç yara almamama rağmen, sırf rüyada hissettiğim his sonrasında bir gün yara alırsam bir öğrenmişlikle alacağım yani nasıl bir şey olduğunu bileceğim. sizin haliniz, sizin içinde bulunduğunuz paralel evreniniz..

dejavu diye adlandırılan olay da aslında rüyalarınızda gördüğünüz başka evrenlerdeki durumlarla kesişen anlardır. rüyaları her zaman hatırlamayız ama hissini biliriz. sabah kalktığınızda belli eder o his kendini. uzun da sürmez o his ama bir öğrenmişlikle kalkarsınız. dejavu anlarında ise anı, önceden yaşamış gibi hissetmemiz aslında hakikaten olayı başka bir evrende önceden yaşamamızdan kaynaklıdır. başka evrende o olay aynı şekilde devam etmez, sadece dejavu anı kesişmiştir sizin bulunduğunuz evrenle.
devamını gör...

/ey kalbimin ve dahi ruhumun sevgilisi, ah keşke sana olan aşkımın bir tarifi olsaydı. kelimeler yetseydi kanımın her bir hücresinde gezen o müthiş heyecanı anlatmaya ya da yeni bir alfabe yaratmalıydı belki de. kimsenin anlayamayacağı lakin bizim ana dilimiz olan yeni bir lisan...
doğuştan ilahi bir hediye gibi önümüze sunulan bu lisan, tek bir kelimemizle ya da küçük bir virgülle dahi her şeyi anlatabilmemize yetseydi, ne güzel olurdu... zira ben artık ne kelimelerimle ne de şiirlerimin uyakları ile anlatabiliyorum bu içimdekileri. abartıyor muyum yoksa? abarttığımı mı düşünüyorsun ya da? ah hayır sevgilim, şayet kendini benim gözümden görüp; benim kulaklarımla işitseydin o beni meftun eden sesini bu düşüncelerden ne büyük utanç duyardın. bana ettiğin her bir kelimede dahi kalbimin nasıl büyük bir heyecanla attığını duysan kalbimin yerinden çıkacağını bile düşünebilirdin.

sana ne güzel sözler söylemek geçiyor aklımdan ve kalbimden, ahhh ah bir bilsen. kalemler ve kağıtlar ağlar oldular artık halime. bu sana bilmem kaçıncı yazdığım mektup. sen ise kaç tanesini okudun ya da ellerinle tuttun göz yaşlarımla ıslattığım kağıtları. bilmez misin? unguentariumlarımdır o kağıtlar benim. her birinde göz yaşlarımı ve sana olan hislerimi anlatmaya yetmeyen kelimeleri biriktiririm.

bir kez olsun tutabilseydin elimi, görebilseydin sana bakarken gözlerimin ışıltısını, bir daha güneşe ihtiyaç duymazdın. buna eminim. ay, gözümdeki bu müthiş ışığın sebebi olduğun için kıskançlığından ortadan ikiye bölünürdü belki de. romanlarda okuduğumuz o hayali karakterler bile; bilselerdi seni ne denli sevdiğimi nasıl kıskanmazlardı seni söylesene? sen, hayranı olduğum denizi tüm ihtişamınla okşarken o yaz sıcağında, benim adına şiirler yazmamam mümkün müdür ki? ah sevgilim görüyor musun? bu sayfanın da sonuna geldik. yine sana ulaşması dileğiyle gönderiyorum bu mektubu. okuman, cevap yazman ve...

sana olan sevgimi hissetmen dileğiyle.../


biricik sevgilin.

13.06



hiç bilmediği bir kadının gözyaşlarının üzerine dökülen gözyaşlarını sildi kadın. bir insan nasıl bu denli güzel sevebilir diye düşündü içten içe. kim bilir daha neler neler yazmıştı bu kadın. bir yandan da hem kadını hem de adamı deliler gibi kıskanmaktan alamadı kendisini. ne bu denli sevilmisti bugüne kadar ne de böyle güzel sevmişti. esas kız ve esas oğlan; neredeydiler ve bu mektup neden onun elindeydi? adamın ellerinde olması gerekmez miydi bu dillere destan mektubun? bilmiyordu. yolda bulduğu bir kağıt parçasının yüreğini bu denli acıtacağını nereden bilebilirdi ki bu zavallı kadın?

kadın elindeki mektubu kenara bırakarak dakikalardır bacağına sürtünen ufak kediyi aldı kucağına. şimdi hatırlayamadığı bir sürü düşünce aklına hücum ediyordu. bu sevgi ve ilgi sonrasında sıkılmış olacak ki bu minik kedi, umarsız bir şekilde kadını geride bırakmaktan çekinmeden ayrıldı oradan. kadın ise gidişini izledi öylece. mektup? mektup geldi birden aklına. nereye koymuştu mektubu?yanındaydı işte, oraya koymuştu. e yoktu ama. nereye gidecekti bu mektup... uzun uğraşlar sonucunda büyük bir hayal kırıklığı ile az önce oturduğu banka tekrar oturdu ve karşısındaki, mektubu yazan kadının hayran olduğu o denizi izlemeye başladı. güneş çoktan batmaya başlamışken, şehrin ışıkları suyun yüzeyinde dalgalanıyordu. kadının gözleri ise koca bir boşlukta öylece dolanıyordu.

-e mektup?
+ne mektup?
-ne olmuş mektuba?
+heee o mektup...
o sırada mektup, kadının gözyaşları ile mavi suların derinliklerinde kaybolmaya başlamıştı bile...
devamını gör...

t: kayahan'ın (bkz: esmer günler) isimli güfte/bestesinin içinde geçen iki mısradır:

"sen beni bırakıp böyle gitmezdin hiç, yapmazdın
ayları geçti ayrılık, sen delisin

sen beni bırakıp böyle gitmezdin hiç, yapmazdın
ayları geçti ayrılık sen delisin

yapma yapma
sende mi aklıma sığmıyor sende mi?
sen misin her şeyi silmekten bahseden?
böyle gitmek var mıydı?

demek yine bana hüsran
bana yine hasret var

yine bana esmer günler düştü eyvah
yine bana hüsran bana yine hasret var
yine bana sensiz günler düştü

yapma yapma
sende mi aklıma sığmıyor sende mi?
sen misin her şeyi silmekten bahseden?
böyle gitmek var mıydı?

demek yine bana hüsran
bana yine hasret var

yine bana esmer günler düştü eyvah
yine bana hüsran bana yine hasret var
yine bana sensiz günler düştü

sen beni bırakıp böyle gitmezdin hiç, yapmazdın
ayları geçti ayrılık, sen delisin

sen beni…"

*
devamını gör...

yazları balkonda kuş cıvıltılarına karışan tabak çanak sesleri ve bıdır bıdır sohbetler ve tabii ki kahkahalardır pazar kahvaltısı...
acelesiz, kaygısız, huzurlu.
yalnız veya sevdiklerinizle, bazen belki bir simiti bölüştüğünüz, bazen donatılmış masalarda ne yiyeceğinizi şaşırdığınız ama huzurlu, mutlu, dingin * yaptığınız güzel kahvaltılarınız olsun sevgili yazar arkadaşlarım.
iyi pazarlar hepimize...
devamını gör...

resim sanatında tek renk ile açık ve koyu çalışma imkanı veren temel bir tekniktir.
devamını gör...

herhangi birinin başka birini aşağılayıp küçük görmesi. bu ortam beni alakadar etmese bile karışırım asla susamam.
devamını gör...

çok kısa kesiyorum. trabzonda üni öğrencisiyiz. yurdun komünist güvenlikçerini dövdük atıldık. eve çıktık ev eşyamız henüz yok. boş evde temiz elbiseleri salona serip 4 avanak yatıyoruz sarılıp. ev arkadaşlarımdan birinin 5+1 ses sistemi var memleketten getirmiş. bu arada apartmanda bizden başka kimse yok. yüksek giriş katta oturuyoruz bir tek biz varız bir de karşı komşu var ağrılı 3 erkek inşaat işçisi abilerimiz. ama muhabbetimiz yok pek yeni taşındık diye. biz de rahatız, rahatsız olacak birileri yok diye gecenin 1'inde son ses açtık "recebim-kabahatim sevmekse" şarkısını horon tepiyoz patır kütür parkelerde. bir anda saba makamında ezan sesi duyuldu. allahuekber şeklinde. hepimiz durup birbirimize baktık. herkes duydu mu diye. ama sanki abdurrahman el ussi okuyor ezanı öyle bir ses. gecenin 1 inde ne ezanı bu ya derken herkes duyunca bir ürperdik yani. neyse 1 2 dk geçti açtık geri horonu tepiyoz bir daha duyduk bi anda allaaaaaaaaahuekbeeerrrr diye saba makamında ezan. allahım o an ki refleksten film çekilir. ben camdan atladım biri mutfaktan çıkmaya çalışıp ocağa tırmanıyo panikten kapıyı denk getiremiyo , biri balkona koştu biri kapıya. hepimiz attık kendimizi dışarı. dedik bi imama mı gitsek diye. dedik gidelim. caminin yanında kütüphane var. oflu bi müezzin var 7/24 orda duruyor adam. bulduk onu anlattık durumu. bizim hoca efendi fıkıhlı biridir sabah namazına gelir birazdan dedi çay koydu bize. biz dedik ara gelsin biz bekleyemeyiz o kadar. sagolsun hocayı uyandırdık geldi. anlattık durumu dedi bi gidelim eve. kütüphaneden de kuran hediye etti bize evinizde olsun diye. eve gittik. kapıdan girer girmez gozkeri faltaşı gibi açıldı imamın. dolandı odalarda biraz dualar etti. sonra salona kuranı astı geldi bize dediği şey şu..
evi sahiplenmişler, siz bu evden çıkın gençler rahatsız etmesinler sizi.
biz dedik ki tövbe bismillah hocam ezan neyin nesiydi.
hoca odanın bi köşesine bakıp görmediğimiz bişeyi görür gibi gülümsedi, aranızda bir şerif var sizin dedi. ve sizler nasıl dua aldıysanız artık şükredin dedi. siz onları rahatsız etmişsiniz. size saldıracaklarmış ama müslüman cinler gelip ezan okuyarak onları kaçırmışlar dedi. o gün müslüman oldum galiba ben dua ede ede. ahhahah. neyse sonrası da o evden çıktık sabaha kadar uyuyamadık zaten oturup etrafa baktık mal mal. şerif dediği arkadaş da yozgatlı bu arada. benle alakası yok. 66 sorgun tayfa.
buna benzer üç beş olay daha yaşadım farklı zaman dilimlerinde. alıştım artık korkmuyom. kanka olduk elemanlarla.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim