değirmen
aynı zamanda çok sevdiğim bir sabahattin ali hikayesidir.
"sen sevgiline ne verebilirsin sanki? kalbini mi? pekâlâ, ikincisine? gene mi o? üçüncü ve dördüncüye de mi o?.. atma be adaşım, kaç tane kalbin var senin?... hem biliyor musun, bu aptalca bir laftır: kalbin olduğu yerde duruyor ve sen onu filana veya falana veriyorsun... göğsünü yararak o eti oradan çıkarır ve sevgilinin önüne atarsan o zaman kalbini vermiş olursun...
siz sevemezsiniz adaşım, siz şehirde yaşayanlar ve koyde yaşayanlar; siz, birisine itaat eden ve birisine emredenler, siz birisininden korkan ve birisini tehdit edenler... siz sevemezsiniz, sevmeyi yalnız biz biliriz..."
"sen sevgiline ne verebilirsin sanki? kalbini mi? pekâlâ, ikincisine? gene mi o? üçüncü ve dördüncüye de mi o?.. atma be adaşım, kaç tane kalbin var senin?... hem biliyor musun, bu aptalca bir laftır: kalbin olduğu yerde duruyor ve sen onu filana veya falana veriyorsun... göğsünü yararak o eti oradan çıkarır ve sevgilinin önüne atarsan o zaman kalbini vermiş olursun...
siz sevemezsiniz adaşım, siz şehirde yaşayanlar ve koyde yaşayanlar; siz, birisine itaat eden ve birisine emredenler, siz birisininden korkan ve birisini tehdit edenler... siz sevemezsiniz, sevmeyi yalnız biz biliriz..."
devamını gör...
sözlüğe ne olduğunu sorgulamak
haklı bulduğum görüş.
fakat lütfen beğenilmedi diye tanımlarınızı silmeyin. başlıkları sonradan okuyan olur, profilinze bakarken gören olur. belli olmaz, belki de çok iyi bir şeye parmak basmış olabilirsiniz, sonradan yüzeye çıkar (bkz: dolar 1.7 lira oldu bu devirde bilgisayar alınmaz).
kendi görüşlerim ise;
benim için her yazarın görüşü çok önemli ve değerli. sonuçta buraya girmemizin temel amacı başka insanların deneyimlerini, hikayelerini okumak.
isteğim, burada kimsenin adı çıkması için yazmaması, zira bunun için uğraşıldığını çok sık görmeye başladım. bu da içerik kalitesinin düşmesine sebep oluyor. normal şartlarda bunu da dert etmem fakat artık tamamen format ile alakasız tanımlar, hatta başlıklar görüyorum.
moderatörler bu tanımları ve başlıkları bir yere kadar durdurabilir. ben de bir yere kadar eleştirebilirim. bunları yazmak istiyorsanız, başımın üstüne fakat bu platformun belirli kuralları ve bir konsepti olduğunu unutmamalısınız.
ayrıca, sözlükte bazen yazarların fazla derin konularda, yazarlar arası fazla kişiselleştiğini fark ettim. beni sözlükte tanıyan kişi pek yok fakat tanıyanlarla bile aramı ılımlı tutmaya çalışmışımdır. normalde nispeten öfkeli, çizgileri kesin* biri olsam da, sözlükte birilerine yazdığı tanımlar yüzünden bir etiket yapıştırmaktan kaçınırım.
arada bir de olsa bazı şeylere bakış açımı belli edecek şekilde yazıyorumdur. bundan dolayı rahatsız olanlar varsa canları sağ olsun. bunun hakkında da sözlük içinde istediğiniz şekilde bana tanımla cevap vermekle veya mesaj atmakta özgürsünüz. hakaret, küfür gibi çizgileri flu şeylere takılan biri değilim.
biraz içimi döktüğüm bir 'tanım' oldu fakat okuyacak iki kişinin belki bir yararına dokunur. hepinize iyi yazmalar, klavyelerinize iyi bakın.
fakat lütfen beğenilmedi diye tanımlarınızı silmeyin. başlıkları sonradan okuyan olur, profilinze bakarken gören olur. belli olmaz, belki de çok iyi bir şeye parmak basmış olabilirsiniz, sonradan yüzeye çıkar (bkz: dolar 1.7 lira oldu bu devirde bilgisayar alınmaz).
kendi görüşlerim ise;
benim için her yazarın görüşü çok önemli ve değerli. sonuçta buraya girmemizin temel amacı başka insanların deneyimlerini, hikayelerini okumak.
isteğim, burada kimsenin adı çıkması için yazmaması, zira bunun için uğraşıldığını çok sık görmeye başladım. bu da içerik kalitesinin düşmesine sebep oluyor. normal şartlarda bunu da dert etmem fakat artık tamamen format ile alakasız tanımlar, hatta başlıklar görüyorum.
moderatörler bu tanımları ve başlıkları bir yere kadar durdurabilir. ben de bir yere kadar eleştirebilirim. bunları yazmak istiyorsanız, başımın üstüne fakat bu platformun belirli kuralları ve bir konsepti olduğunu unutmamalısınız.
ayrıca, sözlükte bazen yazarların fazla derin konularda, yazarlar arası fazla kişiselleştiğini fark ettim. beni sözlükte tanıyan kişi pek yok fakat tanıyanlarla bile aramı ılımlı tutmaya çalışmışımdır. normalde nispeten öfkeli, çizgileri kesin* biri olsam da, sözlükte birilerine yazdığı tanımlar yüzünden bir etiket yapıştırmaktan kaçınırım.
arada bir de olsa bazı şeylere bakış açımı belli edecek şekilde yazıyorumdur. bundan dolayı rahatsız olanlar varsa canları sağ olsun. bunun hakkında da sözlük içinde istediğiniz şekilde bana tanımla cevap vermekle veya mesaj atmakta özgürsünüz. hakaret, küfür gibi çizgileri flu şeylere takılan biri değilim.
biraz içimi döktüğüm bir 'tanım' oldu fakat okuyacak iki kişinin belki bir yararına dokunur. hepinize iyi yazmalar, klavyelerinize iyi bakın.
devamını gör...
helikopter
leonardo da vinci'den bugüne kalan, eskiz şeklinde, sayfanın kenarına malzeme bilgisi, teknik detayları anlatan notlar iliştirdiği bazı karalamalar arasında bir helikopter tasarımı da var.
1480'lerde çizdiği makineleri arasında uygulananı pek yok ama 1870'lerde ıgor skorsky’ye ilham kaynağı oldu leonardo'nun helikopter tasarımı.


1480'lerde çizdiği makineleri arasında uygulananı pek yok ama 1870'lerde ıgor skorsky’ye ilham kaynağı oldu leonardo'nun helikopter tasarımı.


devamını gör...
valeria
2020 yapımı netflix'te yayınlanan komedi, dram ve cinsel içerikli +18 dizisidir. şimdilik iki sezon 8, 8 şeklinde 16 bölüm yayınlanmış ve izleyenlerin dikkatini çekmeyi başarmıştır.
dört yakın arkadaşın yaşadığı her şeyi tüm detayıyla izleyiciye yansıtıyor dizi. başrolde valeria (diana gomez) olmak üzere lola, (silma lopez) carmen (paula malia), nerea (teresa riott) isimli bu dört kadın acısı, tatlısı, kahkahası, sevgisi, aşkı, seksiyle yansıyor ekranlara.
valeria'nın etrafında dönüyor konular. onun iç buhranı, yaşadıkları, yaşayamadıkları, evliliği, tutunamadığı işi... arkadaşlarının ona desteği ve kendi yaşam örgüleri...
valeria ne istediğini bilmeyen 29 yaşında evli ama evliliği iyi gitmeyen bir yazar. yazar ama ne yazacağını bilmeyen kısır bir döngüye düşmüş tıkanmış bir yazar. kocası
adrian'ın (ıbrahim al shami j.) ilgisizliği ve onu desteklemeyişi aksi gibi onunda işlerinin ters gitmesiyle evliliği de aynı döngünün içinde erimeye başlar. onu başka bir kola iter başka bir aşka sürükler. gizli bir aşka. victor'a. (maxi ıglesias) bir insan önce kendini kaybetmeli midir bulması için? valeria karakteri bu bağlamda bize bunu düşündürür.
lola, uçarı, seks düşkünü, özgürlük delisi fakat bunları geride bırakmayı göze alabilecek kadar aşık. evli bir erkeğe gönlünü kaptırmış bir kadın. onu yok sayması, her defasında 2. 3. plana atmasına rağmen yinede onsuz olamayışı. eski lola ve yeni lola arasında sıkışıp kalan bir kadın. eskiyi özleyen ama yeniden vazgeçemeyen bir kadın. ailesinin özellikle annesinin kendini seçmesi kendi yoluna gitmesiyle arada sıkışmış kalmış. aile hayatına özlem duyarken bir yandanda yaşadığı travmalar sonucu ben 'tek ve özgür bir kadınım' mottosuna sığınıyor. onda da başarılı olamadığı bir gerçek. evli bir erkeğe takıntısı yine bunun eseri. peki ya lola'yı neler bekliyor?
carmen için başarılı bir iş kadını diyebiliriz. hayatında eksik olan, yakalayamadığı bir duygu var. aşk. onu da iş arkadaşı borja'da (juanlu gonzalez) arıyor. düz bir hayatı var gibi görünen carmen kendi eksikliklerini ve isteklerini biliyor ama her istenilenin olmamasının karmaşasında boğuluyor.
nerea, buzlar kraliçesi. aralarında en soğuk en mesafeli en kontrollü gitmeye çalışan. ailesinin zoruyla avukat olmuş onların kanatları altında ama dik bir şekilde hayata tutunmaya çalışmış bir kadın. cinsel tercihi, hayata bakışı, aile şirketini bırakıp kendine yeni bir hayat kurma çabası hepsi bir çelişki hepsi bir muamma. kontrolü bir bıraksa bir akışın tadına varsa belki her şey daha güzel olacak. aşk hayatından iş hayatına elinde tutmaya çalıştığı yücelerini artık yıkma vakti ama bunu yapacak cesaret var mı?
bu dize size olaganüstü bir kurgu, olay örgüsü sunmuyor. sunduğu şey şu, 'içimizdeki kadın şuan ne istiyor ve ne yapıyor?' bize içimizdeki kadını sunuyor dizi. bize sorgulama şansı veriyor. 'hepimiz valeriayız, hepimiz lolayız, hepimiz carmeniz, hepimiz nereayız' diyor bize.
ilk sezon 8 kısımdan oluşuyor ve bu kadınların iç buhranlarının tüm sancılarını yansıtıyor bizlere. kendinizi bile sorgulatabilir eğer izlediğiniz, duyduğunuz, gördüğünüz kesitler sizi içine çekiyorsa.
ikinci sezon biraz daha başka. karakterler ne istediğini bulmaya başlıyor ve bu yolda kendileri olmak için kendilerinden vazgeçiyor ya da kendilerini yeniden inşa etme çabasına girişiyorlar.
ikinci sezon 5. bölüm çok sinir bozucu ama çok güzel bir şekilde başlıyor. ben izlerken hem kendim hem tüm kadınlar adına üzülmüştüm. 'evdeyim, merak etmeyin, evdeyim şimdi kapıdan girdim, evdeyim sıkıntı yok, tamam geldim öpüyorum, sağ salim vardım öptüm...' mesajları uçuşuyor havalarda ve bir not beliriyor ekrana 'bir kadın daha eksilmeyeceğiz'
bu dizi kadınların hayatına kadınca değiniyor. yaşadıkları zorlukları, yaptıkları hataları, çektikleri acıları, sorumluluklarını, sorumsuzluklarını, hüzünlerini, sevinçlerini yansıtıyor. her kadın kendinden bir şeyler bulabiliyor. mükemmel mi hayır ama hayatın o kadar içinden ki. tabi bunu yazdığım için şuan şu tepkiyi alabilirim 'hangi hayatın yahu burası türkiye' diye. biraz daha evrensel bir kadın hayatı bu anlatılan. ben kendimi buldum zaman zaman ama tabi bizim ülkemiz mevzu bahisse sorunlarımız ve acılarımız daha başka tabi. farklı bir bakışla izlenebilir ve yorumlanabilir.
iyi seyirler...
dört yakın arkadaşın yaşadığı her şeyi tüm detayıyla izleyiciye yansıtıyor dizi. başrolde valeria (diana gomez) olmak üzere lola, (silma lopez) carmen (paula malia), nerea (teresa riott) isimli bu dört kadın acısı, tatlısı, kahkahası, sevgisi, aşkı, seksiyle yansıyor ekranlara.
valeria'nın etrafında dönüyor konular. onun iç buhranı, yaşadıkları, yaşayamadıkları, evliliği, tutunamadığı işi... arkadaşlarının ona desteği ve kendi yaşam örgüleri...
valeria ne istediğini bilmeyen 29 yaşında evli ama evliliği iyi gitmeyen bir yazar. yazar ama ne yazacağını bilmeyen kısır bir döngüye düşmüş tıkanmış bir yazar. kocası
adrian'ın (ıbrahim al shami j.) ilgisizliği ve onu desteklemeyişi aksi gibi onunda işlerinin ters gitmesiyle evliliği de aynı döngünün içinde erimeye başlar. onu başka bir kola iter başka bir aşka sürükler. gizli bir aşka. victor'a. (maxi ıglesias) bir insan önce kendini kaybetmeli midir bulması için? valeria karakteri bu bağlamda bize bunu düşündürür.
lola, uçarı, seks düşkünü, özgürlük delisi fakat bunları geride bırakmayı göze alabilecek kadar aşık. evli bir erkeğe gönlünü kaptırmış bir kadın. onu yok sayması, her defasında 2. 3. plana atmasına rağmen yinede onsuz olamayışı. eski lola ve yeni lola arasında sıkışıp kalan bir kadın. eskiyi özleyen ama yeniden vazgeçemeyen bir kadın. ailesinin özellikle annesinin kendini seçmesi kendi yoluna gitmesiyle arada sıkışmış kalmış. aile hayatına özlem duyarken bir yandanda yaşadığı travmalar sonucu ben 'tek ve özgür bir kadınım' mottosuna sığınıyor. onda da başarılı olamadığı bir gerçek. evli bir erkeğe takıntısı yine bunun eseri. peki ya lola'yı neler bekliyor?
carmen için başarılı bir iş kadını diyebiliriz. hayatında eksik olan, yakalayamadığı bir duygu var. aşk. onu da iş arkadaşı borja'da (juanlu gonzalez) arıyor. düz bir hayatı var gibi görünen carmen kendi eksikliklerini ve isteklerini biliyor ama her istenilenin olmamasının karmaşasında boğuluyor.
nerea, buzlar kraliçesi. aralarında en soğuk en mesafeli en kontrollü gitmeye çalışan. ailesinin zoruyla avukat olmuş onların kanatları altında ama dik bir şekilde hayata tutunmaya çalışmış bir kadın. cinsel tercihi, hayata bakışı, aile şirketini bırakıp kendine yeni bir hayat kurma çabası hepsi bir çelişki hepsi bir muamma. kontrolü bir bıraksa bir akışın tadına varsa belki her şey daha güzel olacak. aşk hayatından iş hayatına elinde tutmaya çalıştığı yücelerini artık yıkma vakti ama bunu yapacak cesaret var mı?
bu dize size olaganüstü bir kurgu, olay örgüsü sunmuyor. sunduğu şey şu, 'içimizdeki kadın şuan ne istiyor ve ne yapıyor?' bize içimizdeki kadını sunuyor dizi. bize sorgulama şansı veriyor. 'hepimiz valeriayız, hepimiz lolayız, hepimiz carmeniz, hepimiz nereayız' diyor bize.
ilk sezon 8 kısımdan oluşuyor ve bu kadınların iç buhranlarının tüm sancılarını yansıtıyor bizlere. kendinizi bile sorgulatabilir eğer izlediğiniz, duyduğunuz, gördüğünüz kesitler sizi içine çekiyorsa.
ikinci sezon biraz daha başka. karakterler ne istediğini bulmaya başlıyor ve bu yolda kendileri olmak için kendilerinden vazgeçiyor ya da kendilerini yeniden inşa etme çabasına girişiyorlar.
ikinci sezon 5. bölüm çok sinir bozucu ama çok güzel bir şekilde başlıyor. ben izlerken hem kendim hem tüm kadınlar adına üzülmüştüm. 'evdeyim, merak etmeyin, evdeyim şimdi kapıdan girdim, evdeyim sıkıntı yok, tamam geldim öpüyorum, sağ salim vardım öptüm...' mesajları uçuşuyor havalarda ve bir not beliriyor ekrana 'bir kadın daha eksilmeyeceğiz'
bu dizi kadınların hayatına kadınca değiniyor. yaşadıkları zorlukları, yaptıkları hataları, çektikleri acıları, sorumluluklarını, sorumsuzluklarını, hüzünlerini, sevinçlerini yansıtıyor. her kadın kendinden bir şeyler bulabiliyor. mükemmel mi hayır ama hayatın o kadar içinden ki. tabi bunu yazdığım için şuan şu tepkiyi alabilirim 'hangi hayatın yahu burası türkiye' diye. biraz daha evrensel bir kadın hayatı bu anlatılan. ben kendimi buldum zaman zaman ama tabi bizim ülkemiz mevzu bahisse sorunlarımız ve acılarımız daha başka tabi. farklı bir bakışla izlenebilir ve yorumlanabilir.
iyi seyirler...
devamını gör...
sözlükteki nickaltı övücülüğü
neden öyle dedin ermolettin? benim nickaltına arada bir s*çmık bırakanlar oluyor, hakkını yeme adamların.*
edit: hazımsızın biri geldi başlığa bıraktı gitti bak al, hemen altta.*
edit 2: çocukken eldivenle sevilmiş tipimizde geldi merak edenler aşağı doğru baksın. (bkz: kambersiz düğün olmaz)
edit: hazımsızın biri geldi başlığa bıraktı gitti bak al, hemen altta.*
edit 2: çocukken eldivenle sevilmiş tipimizde geldi merak edenler aşağı doğru baksın. (bkz: kambersiz düğün olmaz)
devamını gör...
yazarların yazdığı hikayeler
yavşak kedi
kusursuz bir ölümün peşindeki adam ayağı buzun üzerinde kayarak öldü bugün.
hem de yıldız yokuşunda. hem de delicesine kar yağarken.
üç metre genişliğindeki kaldırımda sabah altıda yürüyordu işine gitmek için. hava henüz karanlıktı. sokak lambalarının altında geçen tek tük arabaların neredeyse tümü siyahtı. ya da en azından bizim adam öyle sanıyordu. ve bu beyaz siyah kombinasyonu adamın içini rahatlatıyordu bir şekilde.
yokuş uzundu. bacaklarındaki damaların açılması için doktorun tavsiyesine uyması gerekiyordu adamın ve işte yürüyordu.
yarısına geldiğinde burnunun üzerindeki siyah noktalar bile donmuştu.
beresini iyice kavradı ve gözlerinin kirpiklerine değecek kadar indirdi.
tam işte o sırada kaldırımın dibinden başlayan binalardan birinden bembeyaz bir kedi fırladı. adamın önünden geçerek ana yola doğru hızla ilerledi.
kedileri sevmezdi adam. köpekleri de sevmezdi ama o sırada arkadan gelen arabanın sesini saniyeler içinde duymuş. saniyeler içinde beyni karar vermiş. kedi ezilmesin diye önce bacakları sonra bütün vücudu harekete geçmişti.
tek bilmediği karın altındaki buzdu.
tek bilmediği karda o kadar sert koşarsan buza ulaşırdın.
ve adam üçüncü adamında havalandı. daha doğrusu önce ayakları sonra bacakları sonra da gövdesi takip etti havalanmayı.
kedi çoktan ana caddeyi geçmiş yavşakça bakıyordu karşı kaldırımdan.
siyah araba ani fren yapmış. kedinin geçtiğini görünce gazı körüklemişti.
ve işte bu yüzden havalanıp beynin üzerine çakılan adamı görmedi sürücü.
beresinin altından sızan kan beyaz karın içinde çiçek gibi açtı.
kusursuz bir ölümün peşindeydi adam.
oysa kusursuz bir ölüm yoktu.
bunu defalarca gören ve bilen kedi tekrar anayolu geçti. adamın başına geldi. ve karın üzerindeki kanı kokladı.
sokak lambaları sönmedi.
kusursuz bir ölümün peşindeki adam ayağı buzun üzerinde kayarak öldü bugün.
hem de yıldız yokuşunda. hem de delicesine kar yağarken.
üç metre genişliğindeki kaldırımda sabah altıda yürüyordu işine gitmek için. hava henüz karanlıktı. sokak lambalarının altında geçen tek tük arabaların neredeyse tümü siyahtı. ya da en azından bizim adam öyle sanıyordu. ve bu beyaz siyah kombinasyonu adamın içini rahatlatıyordu bir şekilde.
yokuş uzundu. bacaklarındaki damaların açılması için doktorun tavsiyesine uyması gerekiyordu adamın ve işte yürüyordu.
yarısına geldiğinde burnunun üzerindeki siyah noktalar bile donmuştu.
beresini iyice kavradı ve gözlerinin kirpiklerine değecek kadar indirdi.
tam işte o sırada kaldırımın dibinden başlayan binalardan birinden bembeyaz bir kedi fırladı. adamın önünden geçerek ana yola doğru hızla ilerledi.
kedileri sevmezdi adam. köpekleri de sevmezdi ama o sırada arkadan gelen arabanın sesini saniyeler içinde duymuş. saniyeler içinde beyni karar vermiş. kedi ezilmesin diye önce bacakları sonra bütün vücudu harekete geçmişti.
tek bilmediği karın altındaki buzdu.
tek bilmediği karda o kadar sert koşarsan buza ulaşırdın.
ve adam üçüncü adamında havalandı. daha doğrusu önce ayakları sonra bacakları sonra da gövdesi takip etti havalanmayı.
kedi çoktan ana caddeyi geçmiş yavşakça bakıyordu karşı kaldırımdan.
siyah araba ani fren yapmış. kedinin geçtiğini görünce gazı körüklemişti.
ve işte bu yüzden havalanıp beynin üzerine çakılan adamı görmedi sürücü.
beresinin altından sızan kan beyaz karın içinde çiçek gibi açtı.
kusursuz bir ölümün peşindeydi adam.
oysa kusursuz bir ölüm yoktu.
bunu defalarca gören ve bilen kedi tekrar anayolu geçti. adamın başına geldi. ve karın üzerindeki kanı kokladı.
sokak lambaları sönmedi.
devamını gör...
normal sözlük kadınlarından gına gelmesi
sen yine iyisin, bana bütün kadınlardan gına geldi yorumu getireceğim başlık. sebebi de sevgili beyefendiler, sizlersiniz. kadın sağa kadın sola, kadın yukarı kadın aşağı, kadın kadın kadın aaaa!!
*
*
devamını gör...
kardeşi olanların bildiği şeyler
eski elektronik eşyalarını bana satmaya çalışıyor*. evde ticaret yapabilirsiniz.
devamını gör...
yapılan en güzel kahvaltı
köyde yapılan kahvaltıdır.
devamını gör...
normal sözlük hunidaşlar kulübü
devamını gör...
mokasen
kuzey amerika'daki kızılderililer tarafından giyilen, tek parça deriden yapılmış, yumuşak ayakkabıdır.
orijinali algonkin dilinde makasin'dir.
orijinali algonkin dilinde makasin'dir.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
beni ben gibi anla bırak lüzumsuz kelamı.
seni sen gibi söylersem kesersin sabahı selamı.
her gülün dikeni var; her ademoğlunun haramı helalı;
dikenin adı çıkmış, gül dikenden belalı.
seni sen gibi söylersem kesersin sabahı selamı.
her gülün dikeni var; her ademoğlunun haramı helalı;
dikenin adı çıkmış, gül dikenden belalı.
devamını gör...
güne bir alıntı bırak
"bir elim seni çizecek bütün pencerelere
bir elim seni silecek."
bir elim seni silecek."
devamını gör...
girift radyo yayını
dakikaları sayarak beklediğim yayındır. hadi bizi uçurun. iyi eğlenceler cümleten.
devamını gör...
faydalı mobil uygulamalar
(bkz: plantnet)
herhangi bir bitkinin fotoğrafını çekip gönderdiğinizde, soyunu sopunu öğrenebilirsiniz.
şahsen bazen gördüğüm bitkilerin veya ağaçların adlarını merak edip bakıyorum.
ekleme 1.
alarmy, alarm uygulaması. matematik problemi soruyor çözemezsen kapanmıyor.
herhangi bir bitkinin fotoğrafını çekip gönderdiğinizde, soyunu sopunu öğrenebilirsiniz.
şahsen bazen gördüğüm bitkilerin veya ağaçların adlarını merak edip bakıyorum.
ekleme 1.
alarmy, alarm uygulaması. matematik problemi soruyor çözemezsen kapanmıyor.
devamını gör...
19 mayıs atatürk'ü anma gençlik ve spor bayramı
atamın yaktığı özgürlük ateşini taşıyan bir türk genci ve cumhuriyet çocuğu olarak bu güzel bayramınızı kutlarım.
atamızı ve 18 kıymetli silah arkadaşını samsun'a ulaştıran bandırma vapuru;

mustafa kemal'in samsunda görevlendirildiği fotoğraf (17 nisan 19)

20 mayıs'ta istanbul'a sadaret (başbakanlık) makamına bildirdiği telgraf;

tüm mücadeleniz için minnettarız atam!
atamızı ve 18 kıymetli silah arkadaşını samsun'a ulaştıran bandırma vapuru;

mustafa kemal'in samsunda görevlendirildiği fotoğraf (17 nisan 19)

20 mayıs'ta istanbul'a sadaret (başbakanlık) makamına bildirdiği telgraf;

tüm mücadeleniz için minnettarız atam!
devamını gör...
mine söğüt'ün evde yaşıyor olması
gözlerime inanamayıp tekrar tekrar okuduğum bir haberdir. nasıl olabilir bu, evde yaşamak ne? bir yanlışlık olsa gerek. bahsi geçen şahıstan "yaşamak bu değil" minvalinde bir cevap bekliyorum.
devamını gör...
unnecessary (yazar)
kafa sözlük içerisindeki tanım / başlık oranlarına bakarsak çok başlık açarak sözlüğün büyümesine yardımcı olan yazarlardan biri.
açtığı başlıklar da eften püften değil, kısa tanım yapıp geçiyor çoğu zaman ama insanı meraka sürükleyip araştırmaya yönelten şeyler çoğu.
geçenlerde yazdığı bir şeye istinaden mesaj atıp "merak ettim, araştıracağım ben bunu" dediğim şeyin içinden daha çıkamadım. *
daim olsun.
açtığı başlıklar da eften püften değil, kısa tanım yapıp geçiyor çoğu zaman ama insanı meraka sürükleyip araştırmaya yönelten şeyler çoğu.
geçenlerde yazdığı bir şeye istinaden mesaj atıp "merak ettim, araştıracağım ben bunu" dediğim şeyin içinden daha çıkamadım. *
daim olsun.
devamını gör...
günaydın sözlük
gü gü gü günaydın sözlük.
bugün yine erken uyandım ama teselli ikramiyesi olarak an itibariyle yatakta keyif pezevenkliği yapmakla meşgulüm.
sabah sabah beni çoşturdu, dinleyin sizde coşun.
bugün yine erken uyandım ama teselli ikramiyesi olarak an itibariyle yatakta keyif pezevenkliği yapmakla meşgulüm.
sabah sabah beni çoşturdu, dinleyin sizde coşun.
devamını gör...
allahsız yazarlar veri tabanı başlığının sol frame gelmesinin engellenmesi
şuan kontrol ettim. başlıkta herhangi bir problem yok. böyle durumlarda moderatörlerle iletişime geçiyor musunuz? hiçbir arkadaşımızla iletişim kurmadan sürekli başlık açıyorsunuz. eğer gerçekten canınızı sıkan, düzelmesi gerektiğine inandınız bir problem olursa bizimle iletişim kurun. formata uygun olduğu sürece seve seve yardımcı oluruz. dönüş alamazsanız veya cevabımız yeterli gelmezse o zaman sesinizi istediğiniz gibi duyurabilirsiniz. tekrar ediyorum kontrol ettim ve başlıkta hiçbir problem yok. herhangi bir müdahale söz konusu değil. saygılar
devamını gör...
