günlerin uzun yılların kısa olması
günler saatler geçmiyorken yıllar nasıl hızlı akıyor
devamını gör...
edebiyatçıların ilginç ölümleri
ona şiirdeki başarısını sağlayan dili yüzünden öldürülen nef'î
devamını gör...
her gün düzenli yulaf tüketiminin vücuda olan etkisi
cildiniz sağlıklı olur,ışıldar. kaslarımıza daha fazla protein gider. enerji verir. kilo vermemize yardımcı olur. antioksidan bakımından zengindir. kolesterol seviyesini düşürür. sindirim sistemi dostudur.
devamını gör...
king crimson
1969 yılında kurulan gelmiş geçmiş en efsanevi progressive rock grubu. arşivde mutlaka bulundurulması gereken, çok deli anlarda sarılacak albümler icra etmiş olan grubun epitaph parçasını dinlerken kulaklıkları kulak zarıma kadar sokasım geliyor.
devamını gör...
günün sosyal medya ünlüsü
kafa sözlük yazarlarının girmiş olduğu tanımlardan öne çıkanlarının, sözlüğün instagram hesabında paylaşılması olayıdır.
bir diğer deyiş ile, yazarlarını 1 gecede şöhret etmek isteyen sözlüğün yaptığı iştir.
4 aralık 2020 : günün ünlüsü hepiniz oldunuz.
3 aralık 2020 : günün ünlüsü : genç yetenek celebrant
instagram paylaşımı

23 kasım 2020 : günün ünlüsü : sözlüğümüzün medarı iftiharı nymphe olmuştur.
instagram paylaşımı

20 kasım 2020 : günün ünlüsü : benjamin amcanız olmuştur.
bir güncük de ben olayım yahu, o kadar olsundur.
instagram paylaşımı

19 kasım 2020 : günün ünlüsü: balkoninsani
instagram paylaşımı

17 kasım 2020 : günün ünlüsü karambol
insagram paylaşımı

15 kasım 2020 : günün ünlüsü eyluling
instagram paylaşımı
bir diğer deyiş ile, yazarlarını 1 gecede şöhret etmek isteyen sözlüğün yaptığı iştir.
4 aralık 2020 : günün ünlüsü hepiniz oldunuz.
3 aralık 2020 : günün ünlüsü : genç yetenek celebrant
instagram paylaşımı

23 kasım 2020 : günün ünlüsü : sözlüğümüzün medarı iftiharı nymphe olmuştur.
instagram paylaşımı

20 kasım 2020 : günün ünlüsü : benjamin amcanız olmuştur.
bir güncük de ben olayım yahu, o kadar olsundur.
instagram paylaşımı

19 kasım 2020 : günün ünlüsü: balkoninsani
instagram paylaşımı

17 kasım 2020 : günün ünlüsü karambol
insagram paylaşımı

15 kasım 2020 : günün ünlüsü eyluling
instagram paylaşımı
devamını gör...
dışarıda koca bir dünya varken odasında takılan genç
ergen oğlum "anne dışarıda koca bir dünya yok, beni dışarı çıkartmaya çalışma, beni bi sal artık" dedi, ben ikna oldum şahsen.
devamını gör...
platonik aşk
goethe diyor ki; "insan kalbinde ne taşırsa dünyayı da öyle görür." ismet özel bunu; "neyi bastırdıysan göğsüne, göğsünü soludukça büyüyen odur." diye anlatmış. bu böyledir. göğsünüzde beslediğiniz şeye dikkat edin.
devamını gör...
reçel kokusunun sakinleştirici etkisi
çok güzel, çok mutlu, çok renkli ve bir o kadar da eğlenceli bir çocukluk geçirmiş olan benim gibi ve benim yaşımdaki insanların zaman zaman ihtiyaç duydukları nostaljik ve elzem etkidir.
kahvaltı sofralarında pek yüzüne bakılmasa da kıvamı doğru tutturulur ise tereyağı ya da kaymakla fırından yeni çıkmış ekmek üstünde nefis birliktelik yaşayan bir üründür reçel.
çocukken biz daha uyanmadan önce annemin hazırladığı kahvaltı sofralarında bulunan yabani çilek reçeli beni vazgeçilmezimdi. hala da öyledir benim için. çilek reçelinin kokusu çocukluğumla bağdaştırdığım kokulardan biridir. mis gibi çilek reçeli kokan bir kahvaltı sofrasına uyanmak günün güzel ve sakin geçeceğinin bir işaretidir.
ben henüz çocukluğumu yarılamamışken bir sahil köyünde yaşadığımız zamanlar bizim evin elli metre kadar yukarısında yaşayan dedem mevsimine göre eline ne geçerse reçelini yapardı. dedemi evin bahçesinde büyükçe bir tencerenin başında reçel yaparken görmek çocukluk anılarının önemli ve unutulmaz bir parçasıdır.
işte bu anıların kokusu olan reçel kokusu birçok insan üzerinde de eminim aynı etkiyi bırakmaktadır. bu kadar şekerli bir kokunu insanı sakinleştirmemesi mümkün değildir bence.
belki de tatil günü kahvaltılarının bu kadar sakin olmasının nedeni reçel kokusunun psikolojimiz üzerindeki olumlu etkisidir.
kahvaltı sofralarında pek yüzüne bakılmasa da kıvamı doğru tutturulur ise tereyağı ya da kaymakla fırından yeni çıkmış ekmek üstünde nefis birliktelik yaşayan bir üründür reçel.
çocukken biz daha uyanmadan önce annemin hazırladığı kahvaltı sofralarında bulunan yabani çilek reçeli beni vazgeçilmezimdi. hala da öyledir benim için. çilek reçelinin kokusu çocukluğumla bağdaştırdığım kokulardan biridir. mis gibi çilek reçeli kokan bir kahvaltı sofrasına uyanmak günün güzel ve sakin geçeceğinin bir işaretidir.
ben henüz çocukluğumu yarılamamışken bir sahil köyünde yaşadığımız zamanlar bizim evin elli metre kadar yukarısında yaşayan dedem mevsimine göre eline ne geçerse reçelini yapardı. dedemi evin bahçesinde büyükçe bir tencerenin başında reçel yaparken görmek çocukluk anılarının önemli ve unutulmaz bir parçasıdır.
işte bu anıların kokusu olan reçel kokusu birçok insan üzerinde de eminim aynı etkiyi bırakmaktadır. bu kadar şekerli bir kokunu insanı sakinleştirmemesi mümkün değildir bence.
belki de tatil günü kahvaltılarının bu kadar sakin olmasının nedeni reçel kokusunun psikolojimiz üzerindeki olumlu etkisidir.
devamını gör...
normal sözlük'e veda
yeni nick'ini alıp gelecekmiş gibi geliyor.
(bkz: nick'imle başım dertte ne yapsam bilmiyorum)diyerekten gitti.
(bkz: nick'imle başım dertte ne yapsam bilmiyorum)diyerekten gitti.
devamını gör...
marina ginestà
barselona'da hotel colon'un çatısında sırtındaki m1916 ispanyol mavzeriyle -ilk ve son kez silah tutmuştur- çekilen fotoğrafıyla ispanya devrimi'nin ruhunu ölümsüzleştirmiş; iç savaşın sembolü haline gelmiş 17'lik devrimci, milis, gazeteci ve tercüman.

(1936 barselona - juan guzmán)
marina, 19 ocak 1919'da fransa'nın toulouse şehrinde sol görüşlü bir ailede dünyaya geldi. henüz 11 yaşındayken ailesiyle birlikte barselona'ya taşındı. takip eden yıllarda katalonya birleşik sosyalist partisi'ne katıldı (partido socialista unificado de cataluña). iç savaş başladığında sovyet gazetesi pravda'da muhabirlik yapan mikhail koltsov'un yanında muhabirlik ve çevirmenlik yaptı. pravda'ya yeni katılmasına karşın sovyet politikalarında yanlış giden bir şeyler olduğunu anlamıştı ve daha sonraları fikirleri birleşik marksist işçi partisi'ne (partido obrero de unificacion marxista) yaklaştı. savaş bitmeden yaralanınca montpellier'e gönderildi. fransa nazilerce işgal edildikten sonra dominik cumhuriyeti'ne gitmek zorunda kaldı. 1946'da diktatör rafael trujillo'nun baskılarından kaçarak venezuela'ya göç etti. 1952'de barselona'ya, 1978'de de paris'e taşındı. marina ginestà, ocak 2014'te paris'teyken; savaşı kaybetmiş olsa da temiz bir ruh ve mazlumlar için savaşmış olmanın verdiği onurla son nefesini verdi.
şimdi, marina'nın pravda için çalışırken pek de yanılmadığını gösteren, daha sonraları faşist franco'nun ilerlemesini kolaylaştıran ve sonrasında da zaferini pekiştiren dünya ölçekli komünist basının devrimi nasıl haince katlettiğine bakalım. yeterli kaynakların olmaması barselona çarpışmaları hakkında kesin ve tarafsız konuşmayı imkansızlaştırıyor, çarpışmaların gerçek öyküsünü maskeliyor.
fakat yine de genel bir portre çizebilmek adına fraksiyonlardan ve komünist basından bahsedelim.
3 mayıs tarihli hükümet kararı ve telefon santrali baskını:
barselona çarpışmalarının başlangıcı olarak hükümetin özel silahların toplanması ve siyaset üstü bir polis gücü kurulmasına yönelik aldığı 3 mayıs 1937 tarihli kararı kabul edebiliriz. 3 mayıs'ta hükümet c.n.t.'li işçilerin çalıştığı telefon santralini ele geçirmeye karar verdi. gerekçeleri kötü yönetim, resmi konuşmaların dinlenmesi ve görüşmelerin banda alındığı iddialarıydı. polis şefi salas -polisler caddeleri kontrol altına alırken- üç kamyon dolusu güvenlik askerini santrale gönderdi. santralin yanı sıra çeşitli stratejik binalar da ele geçirildi. genel kanı bu eylemin c.n.t.'ye karşı güvenlik askerleri ve p.s.u.c. tarafından yapılacak bir saldırının işareti olduğuydu. caddelerde ve sokaklarda silahlı anarşistler devriye atmaya başladı, dükkanlar kapandı; hemen ardından çatışmalar patlak verdi. o günün gecesi ve ertesi gün barikatlar kurulmuştu, çatışmalar 6 mayıs sabahına kadar sürdü. 7 mayıs'ta şartlar normalde döndü.

(barikatların lokasyonlarına dair bir harita)

(bir c.n.t. barikatı)
komünist basında barselona çarpışmalarının sorumluluğu p.o.u.m.'un üzerine yıkılmıştır. bütünüyle p.o.u.m. tarafından organize edilmiş bir isyan, hatta daha da ileri giderek; faşist çıkarlar için düzenlenmiş, bir iç savaş başlatarak hükümeti devre dışı bırakma amacını amaçlayan bir dümen idi. bu iddiaların devamında p.o.u.m. "franco'nun beşinci kolu" olmak ve ihanetle suçlanıyordu.
11 mayıs tarihli (ingiliz komünist partisi'nin yayın organı) daily worker'a göre:
"dördüncü enternasyonal kongresini" "hazırlamak" için barselona'ya akın eden alman ve italyan ajanların büyük bir görevi vardı. bu görev şuydu:
yerel troçkistlerle işbirliği yaparak kargaşalı ve kanlı bir ortam hazırlayacaklar, alman ve italyanlar da barselona'da hüküm süren karışıklıklar yüzünden "katalonya kıyılarını deniz egemenliği altında tutmaya olanakları kalmadığını ve bu yüzden barselona'ya asker çıkartmaktan başka çareleri olmadığını" ilan edivereceklerdi.
başka bir ifadeyle, alman ve italyan hükümetlerin katalonya kıyılarına açıktan açığa kuvvet çıkarabileceği ve bunu "düzeni korumak için yaptığını" ilan edebileceği bir ortam hazırlanıyordu.
...
bütün dalaverenin aracı, troçkist bir örgüt görünümündeki p.o.u.m. olarak alman ve italyanlar için hazırdı.
meşhur sabıkalı unsurlarla ve anarşist örgütlerdeki belli diğer yanlış yola sürüklenmiş kişilerle işbirliği içinde hareket eden p.o.u.m., cephe gerisinde ve cephede bilbao'ya yapılan hücumla aynı zamanda getirilen bir saldırı planlamış ve örgütlemiştir...
yazının sonlarına doğru barselona çarpışması "p.o.u.m. saldırısı" haline gelir ve aynı sayıdaki bir başka yazıda katalonya'da kan dökülmesenin sorumluluğunun p.o.u.m.'a ait olduğu belirtilir.
yine 11 mayıs tarihli daily worker'a göre:
solcu katalan kamu güvenliği bakanı aiguade ve birleşik sosyalist kamu düzeni genel komiseri rodrique salas, çoğunluğu c.n.t. sendikaları üyesi olan görevlilerin silahlarını almak üzere, telefonica binasına silahlı devlet polisi gönderdiler.
29 mayıs tarihli inprecor:
öğleden sonra saat 3'te kamu güvenliği komiseri yoldaş salas, bir gece önce p.o.u.m.'un elli üyesi ve birkaç ipini koparmış kimse tarafından işgal edilen telefon santraline gitti.
yazılanların birbirleriyle nasıl çeliştiği ortadadır. p.o.u.m.'un elli milisine dair başka bir kayıt yoktur -dikkate değer bir hadise olmasına rağmen-.
peki p.o.u.m. gerçekte ne yaptı ve 7 mayıs'tan sonra ne oldu?
4 mayıs'ta küçük bir troçkist grup tarafından dağıtılan bildiride söylenenler kabaca şöyleydi: "herkes barikatlara gitsin -savaş sanayi dışındaki bütün sanayi kollarında genel grev yapılsın".
fakat p.o.u.m. önderleri tereddüt içerisindeydiler. franco'ya karşı savaşları bitmeden ve savaş kazanılmadan önce ayaklanmaya karşılardı. yine de emekçiler sokağa döküldü ve p.o.u.m. emekçilerin yanında yer almak zorunda kaldı. herhangi bir binaya saldırı emrini asla vermediler, eylemlerini savunma ile sınırlamak için gayret ettiler. la battala ayrıca barikatların terk edilmemesi gerektiğini yayımladı. p.o.u.m.'un sorumluluğu, herkesi biraz daha ayakta tutmaktan ibarettir. daha sonra p.o.u.m. önderleriyle kişisel ilişkileri olanlar: "onların bu durumdan rahatsız olduğunu fakat yine de katılmak zorunda kaldıklarını" söylediler.
birbiri ardına eklenen tonla dezenformasyon souncunda p.o.u.m. 15-16 haziran'da lağvedildi, p.o.u.m.'la ilişkisi olan herkes tutuklandı.
sonuç olarak zaten fraksiyonlara ayrılmış olan devrim: sürekli olarak hükümet değişikliğini deneyimlerken p.o.u.m.'u ihanetle suçlamış ve yine sol, kendi uzuvlarından birini koparıp atmıştır. franco'nun başarısında p.o.u.m.'un kurban edilmesinin payının olduğunu söylersek yanılmış olmayız.
sahtekarlığın evrensel düzeyde egemen olduğu dönemlerde, gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir.

(1936 barselona - juan guzmán)
marina, 19 ocak 1919'da fransa'nın toulouse şehrinde sol görüşlü bir ailede dünyaya geldi. henüz 11 yaşındayken ailesiyle birlikte barselona'ya taşındı. takip eden yıllarda katalonya birleşik sosyalist partisi'ne katıldı (partido socialista unificado de cataluña). iç savaş başladığında sovyet gazetesi pravda'da muhabirlik yapan mikhail koltsov'un yanında muhabirlik ve çevirmenlik yaptı. pravda'ya yeni katılmasına karşın sovyet politikalarında yanlış giden bir şeyler olduğunu anlamıştı ve daha sonraları fikirleri birleşik marksist işçi partisi'ne (partido obrero de unificacion marxista) yaklaştı. savaş bitmeden yaralanınca montpellier'e gönderildi. fransa nazilerce işgal edildikten sonra dominik cumhuriyeti'ne gitmek zorunda kaldı. 1946'da diktatör rafael trujillo'nun baskılarından kaçarak venezuela'ya göç etti. 1952'de barselona'ya, 1978'de de paris'e taşındı. marina ginestà, ocak 2014'te paris'teyken; savaşı kaybetmiş olsa da temiz bir ruh ve mazlumlar için savaşmış olmanın verdiği onurla son nefesini verdi.
şimdi, marina'nın pravda için çalışırken pek de yanılmadığını gösteren, daha sonraları faşist franco'nun ilerlemesini kolaylaştıran ve sonrasında da zaferini pekiştiren dünya ölçekli komünist basının devrimi nasıl haince katlettiğine bakalım. yeterli kaynakların olmaması barselona çarpışmaları hakkında kesin ve tarafsız konuşmayı imkansızlaştırıyor, çarpışmaların gerçek öyküsünü maskeliyor.
fakat yine de genel bir portre çizebilmek adına fraksiyonlardan ve komünist basından bahsedelim.
3 mayıs tarihli hükümet kararı ve telefon santrali baskını:
barselona çarpışmalarının başlangıcı olarak hükümetin özel silahların toplanması ve siyaset üstü bir polis gücü kurulmasına yönelik aldığı 3 mayıs 1937 tarihli kararı kabul edebiliriz. 3 mayıs'ta hükümet c.n.t.'li işçilerin çalıştığı telefon santralini ele geçirmeye karar verdi. gerekçeleri kötü yönetim, resmi konuşmaların dinlenmesi ve görüşmelerin banda alındığı iddialarıydı. polis şefi salas -polisler caddeleri kontrol altına alırken- üç kamyon dolusu güvenlik askerini santrale gönderdi. santralin yanı sıra çeşitli stratejik binalar da ele geçirildi. genel kanı bu eylemin c.n.t.'ye karşı güvenlik askerleri ve p.s.u.c. tarafından yapılacak bir saldırının işareti olduğuydu. caddelerde ve sokaklarda silahlı anarşistler devriye atmaya başladı, dükkanlar kapandı; hemen ardından çatışmalar patlak verdi. o günün gecesi ve ertesi gün barikatlar kurulmuştu, çatışmalar 6 mayıs sabahına kadar sürdü. 7 mayıs'ta şartlar normalde döndü.

(barikatların lokasyonlarına dair bir harita)

(bir c.n.t. barikatı)
komünist basında barselona çarpışmalarının sorumluluğu p.o.u.m.'un üzerine yıkılmıştır. bütünüyle p.o.u.m. tarafından organize edilmiş bir isyan, hatta daha da ileri giderek; faşist çıkarlar için düzenlenmiş, bir iç savaş başlatarak hükümeti devre dışı bırakma amacını amaçlayan bir dümen idi. bu iddiaların devamında p.o.u.m. "franco'nun beşinci kolu" olmak ve ihanetle suçlanıyordu.
11 mayıs tarihli (ingiliz komünist partisi'nin yayın organı) daily worker'a göre:
"dördüncü enternasyonal kongresini" "hazırlamak" için barselona'ya akın eden alman ve italyan ajanların büyük bir görevi vardı. bu görev şuydu:
yerel troçkistlerle işbirliği yaparak kargaşalı ve kanlı bir ortam hazırlayacaklar, alman ve italyanlar da barselona'da hüküm süren karışıklıklar yüzünden "katalonya kıyılarını deniz egemenliği altında tutmaya olanakları kalmadığını ve bu yüzden barselona'ya asker çıkartmaktan başka çareleri olmadığını" ilan edivereceklerdi.
başka bir ifadeyle, alman ve italyan hükümetlerin katalonya kıyılarına açıktan açığa kuvvet çıkarabileceği ve bunu "düzeni korumak için yaptığını" ilan edebileceği bir ortam hazırlanıyordu.
...
bütün dalaverenin aracı, troçkist bir örgüt görünümündeki p.o.u.m. olarak alman ve italyanlar için hazırdı.
meşhur sabıkalı unsurlarla ve anarşist örgütlerdeki belli diğer yanlış yola sürüklenmiş kişilerle işbirliği içinde hareket eden p.o.u.m., cephe gerisinde ve cephede bilbao'ya yapılan hücumla aynı zamanda getirilen bir saldırı planlamış ve örgütlemiştir...
yazının sonlarına doğru barselona çarpışması "p.o.u.m. saldırısı" haline gelir ve aynı sayıdaki bir başka yazıda katalonya'da kan dökülmesenin sorumluluğunun p.o.u.m.'a ait olduğu belirtilir.
yine 11 mayıs tarihli daily worker'a göre:
solcu katalan kamu güvenliği bakanı aiguade ve birleşik sosyalist kamu düzeni genel komiseri rodrique salas, çoğunluğu c.n.t. sendikaları üyesi olan görevlilerin silahlarını almak üzere, telefonica binasına silahlı devlet polisi gönderdiler.
29 mayıs tarihli inprecor:
öğleden sonra saat 3'te kamu güvenliği komiseri yoldaş salas, bir gece önce p.o.u.m.'un elli üyesi ve birkaç ipini koparmış kimse tarafından işgal edilen telefon santraline gitti.
yazılanların birbirleriyle nasıl çeliştiği ortadadır. p.o.u.m.'un elli milisine dair başka bir kayıt yoktur -dikkate değer bir hadise olmasına rağmen-.
peki p.o.u.m. gerçekte ne yaptı ve 7 mayıs'tan sonra ne oldu?
4 mayıs'ta küçük bir troçkist grup tarafından dağıtılan bildiride söylenenler kabaca şöyleydi: "herkes barikatlara gitsin -savaş sanayi dışındaki bütün sanayi kollarında genel grev yapılsın".
fakat p.o.u.m. önderleri tereddüt içerisindeydiler. franco'ya karşı savaşları bitmeden ve savaş kazanılmadan önce ayaklanmaya karşılardı. yine de emekçiler sokağa döküldü ve p.o.u.m. emekçilerin yanında yer almak zorunda kaldı. herhangi bir binaya saldırı emrini asla vermediler, eylemlerini savunma ile sınırlamak için gayret ettiler. la battala ayrıca barikatların terk edilmemesi gerektiğini yayımladı. p.o.u.m.'un sorumluluğu, herkesi biraz daha ayakta tutmaktan ibarettir. daha sonra p.o.u.m. önderleriyle kişisel ilişkileri olanlar: "onların bu durumdan rahatsız olduğunu fakat yine de katılmak zorunda kaldıklarını" söylediler.
birbiri ardına eklenen tonla dezenformasyon souncunda p.o.u.m. 15-16 haziran'da lağvedildi, p.o.u.m.'la ilişkisi olan herkes tutuklandı.
sonuç olarak zaten fraksiyonlara ayrılmış olan devrim: sürekli olarak hükümet değişikliğini deneyimlerken p.o.u.m.'u ihanetle suçlamış ve yine sol, kendi uzuvlarından birini koparıp atmıştır. franco'nun başarısında p.o.u.m.'un kurban edilmesinin payının olduğunu söylersek yanılmış olmayız.
sahtekarlığın evrensel düzeyde egemen olduğu dönemlerde, gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir.
devamını gör...
sözlükte takılmanın insan gelişimine katkıları
herhangi bir sözlük'te takılmanın insan ruhuna ve psikolojisine olan pozitif ya da negatif katkılardır.
kendi adıma söyleyecek olursam, farklı fikirlerden insanlarla seviyeli bir tartışmayı öğrenmek diyebilirim. yani bu dünyada tek haklının ben olmadığımı anlamamı sözlüklere borçluyum. fen bilimleri dışında mutlak doğru diye bir şeyin olmadığını bu platformlarda öğrendim. peki bu hemen, bir anda mı oldu? yo dostum yo! çok sancılı süreçlerden geçtim. kolay gelmedik buralara.
ilk başlarda aynen böyleydim (+18):
neyse ki artık kafa sözlük'teyim. eraa bu! tüm bunların üstüne bir sünger çektim şimdi ve yeni bir hayat, yeni bir düzen işte.
kendi adıma söyleyecek olursam, farklı fikirlerden insanlarla seviyeli bir tartışmayı öğrenmek diyebilirim. yani bu dünyada tek haklının ben olmadığımı anlamamı sözlüklere borçluyum. fen bilimleri dışında mutlak doğru diye bir şeyin olmadığını bu platformlarda öğrendim. peki bu hemen, bir anda mı oldu? yo dostum yo! çok sancılı süreçlerden geçtim. kolay gelmedik buralara.
ilk başlarda aynen böyleydim (+18):
neyse ki artık kafa sözlük'teyim. eraa bu! tüm bunların üstüne bir sünger çektim şimdi ve yeni bir hayat, yeni bir düzen işte.
devamını gör...
insanı yüreklendiren bir şey
ölü olmadığımı bilmek. kalp durmadıysa umut var demektir.
devamını gör...
f-16
tek dikey stabilizeye sahip yarım delta kanatlı ve tek motorlu 4'üncü nesil savaş jeti.
nato'nun ana savaş unsurlarındandır. ilk uçuşunu 1974 yılında yapmasına rağmen "block" koduyla ilave donanım eklenerek ve/veya mevcut donanımlar geliştirilerek halen üretilmektedir. halen üretilmesinin sebebi bakım/onarım faaliyetlerinin diğer "f" modellerine göre daha az masraflı olması ve mevcut ihtiyaca cevap verebilecek kapasitede olmasıdır.
fly-by-wire yan kumanda sistemine sahiptir. diğer bir deyişle kumanda sistemi elektronik desteklidir ve kumanda kolu pilotun sağ tarafında bulunur. fly-by-wire kumanda kolu pilotun bilek hareketlerine duyarlıdır. bu özelliği ile pilot yaptığı manevranın ağırlığını kumanda kolunda hissetmez. bu durum çoğu zaman avantaj sağlarken özellikle yakın kol uçuşlarında pilotun tecrübesi oranında az da olsa dezavantajlı olabilir.
kokpit yapısı diğer uçaklara nazaran daha ergonomik ve kullanışlıdır. pilot, uçuşu esnasında kokpit ile çok uğraşmak zorunda kalmaz.
block-1, -5, -10, -15, -20, -25, -30/32, -40/42, -50/52 ve -60 modellerinden sonra en son üretilen block-70/72 modelleri sayesinde uzun yıllar daha hizmet verebilecek bir uçaktır.
nato'nun ana savaş unsurlarındandır. ilk uçuşunu 1974 yılında yapmasına rağmen "block" koduyla ilave donanım eklenerek ve/veya mevcut donanımlar geliştirilerek halen üretilmektedir. halen üretilmesinin sebebi bakım/onarım faaliyetlerinin diğer "f" modellerine göre daha az masraflı olması ve mevcut ihtiyaca cevap verebilecek kapasitede olmasıdır.
fly-by-wire yan kumanda sistemine sahiptir. diğer bir deyişle kumanda sistemi elektronik desteklidir ve kumanda kolu pilotun sağ tarafında bulunur. fly-by-wire kumanda kolu pilotun bilek hareketlerine duyarlıdır. bu özelliği ile pilot yaptığı manevranın ağırlığını kumanda kolunda hissetmez. bu durum çoğu zaman avantaj sağlarken özellikle yakın kol uçuşlarında pilotun tecrübesi oranında az da olsa dezavantajlı olabilir.
kokpit yapısı diğer uçaklara nazaran daha ergonomik ve kullanışlıdır. pilot, uçuşu esnasında kokpit ile çok uğraşmak zorunda kalmaz.
block-1, -5, -10, -15, -20, -25, -30/32, -40/42, -50/52 ve -60 modellerinden sonra en son üretilen block-70/72 modelleri sayesinde uzun yıllar daha hizmet verebilecek bir uçaktır.
devamını gör...
normal sözlük’ün artık bitmiş olması
kaşındı kaşındı sonunda şutlandı. ama yarın bir gün çaylak olarak geri döner, bu tipleri ne kadar fırlatsan o kadar geri dönüyorlar maalesef. direkt olarak asitte eritmek lazım böylelerini.
devamını gör...
çin'in wuhan kentinde yılbaşı kutlaması
çinlilere çirkin laflar söyleyince duyar yapan tayfa . bakınız görünüz. en güzel yıllarım evde geçiyor bunlar yüzünden.
devamını gör...
en büyük hayali devlet memurluğu olan üniversiteli
kpss den 85 üstü al.. atan.. mesai arkadaşım ol..
kolaysa...
kolaysa...
devamını gör...
apoloji
hristiyan dininin doğruluğunu, haklılığını ussal temelde savunan metinlerdir. hristiyanlığın çok tanrılı dinlere karşı zayıf durumda olduğu dönemlerde yazımına başlanan apolojik metinler, hem inananların kuşkularını dağıtmayı, hem de inanmayanları hristiyanlığa çekmeyi hedefliyordu.
aslında sadece hristiyanlığa özgü bir kavram değildir. genel olaral savunma anlamına gelir.
hristiyan tarih yazımının başladığı geç antikçağ, antikite’den ortaçağ’a geçiş sancılarının yaşandığı ve günümüzü dahi etkileyen önemli bir kaç yüzyılı kapsamaktadır. siyasi, ekonomik, kültürel ve toplumsal değişimlerin hızla gerçekleştiği bu dönemde akdeniz’in dört bir yanına yayılmış hıristiyanlar, ıv.yüzyıldan itibaren kendilerine tanınan geniş haklar çerçevesinde kendi itikatlarını apolojilerle ve yazdıkları tarih kitapları ile savunmaya çalışmışlardır. bu apolojiler ve tarihlerde hıristiyanların sapkın bir grup olmadığını ya da hıristiyanlığın sadece bir
felsefe okulu olmadığını savunmuşlar ve aynı zamanda kendilerine eski ahit’ten faydalanarak köklü bir geçmiş oluşturmuşlardır. bu süreçte karşımıza çıkan eusebius, augustinus ve orosius gibi önde gelen erken dönem hıristiyanlar, aynı zamanda dönemin siyasi gelişmeleri de eserlerine kaydederek hıristiyanlık- siyaset ve kilise bağlamında yeni edebi türler ve teoriler ortaya koymuşlardır. bunları yaparken yazım tekniğini de dikkate almış ve antik yunan tarih yazım geleneğinden faydalanmanın yanı sıra bu geleneği birçok noktada eleştirmişler ve eleştirdikleri bu noktaları kendi inanç ve ahlak sistemlerine göre tanzim etmişlerdir.
kaynak: sosyal bilimler dergisi
aslında sadece hristiyanlığa özgü bir kavram değildir. genel olaral savunma anlamına gelir.
hristiyan tarih yazımının başladığı geç antikçağ, antikite’den ortaçağ’a geçiş sancılarının yaşandığı ve günümüzü dahi etkileyen önemli bir kaç yüzyılı kapsamaktadır. siyasi, ekonomik, kültürel ve toplumsal değişimlerin hızla gerçekleştiği bu dönemde akdeniz’in dört bir yanına yayılmış hıristiyanlar, ıv.yüzyıldan itibaren kendilerine tanınan geniş haklar çerçevesinde kendi itikatlarını apolojilerle ve yazdıkları tarih kitapları ile savunmaya çalışmışlardır. bu apolojiler ve tarihlerde hıristiyanların sapkın bir grup olmadığını ya da hıristiyanlığın sadece bir
felsefe okulu olmadığını savunmuşlar ve aynı zamanda kendilerine eski ahit’ten faydalanarak köklü bir geçmiş oluşturmuşlardır. bu süreçte karşımıza çıkan eusebius, augustinus ve orosius gibi önde gelen erken dönem hıristiyanlar, aynı zamanda dönemin siyasi gelişmeleri de eserlerine kaydederek hıristiyanlık- siyaset ve kilise bağlamında yeni edebi türler ve teoriler ortaya koymuşlardır. bunları yaparken yazım tekniğini de dikkate almış ve antik yunan tarih yazım geleneğinden faydalanmanın yanı sıra bu geleneği birçok noktada eleştirmişler ve eleştirdikleri bu noktaları kendi inanç ve ahlak sistemlerine göre tanzim etmişlerdir.
kaynak: sosyal bilimler dergisi
devamını gör...


