giovanni giustiniani longo
cenevizli paralı askerdir. istanbul'un kuşatıldığı sırada imparator xı. konstantin tarafından surları savunması için çağrılmıştır. kendisi surları savunma konusunda ustadır. kayıtlarda başarılı olması karşılığında konstantin'in ona (bkz: lemnos adaları)nı vaadettiği yazar.savas sırasında aldığı ok darbesiyle yaralanır ve savaş alanını terk eder. onun savaşı terk ettiğini gören askerleri de gemilere geri döner. yaralandıktan iki gün sonra da ölür.
devamını gör...
aldırma gönül
hapishane şarkısı 5, yazar ve şair sabahattin ali tarafından halk dilinden yararlanarak 1933 yılında yazılmış ünlü bir şiir ve şarkıdır. şairin, sinop cezaevi'nde hükümlü bulunduğu sırada yazdığı ve adlandırmak yerine numaralandırdığı hapishane şarkısı adlı beş şiirinin sonuncusu ve en bilinenidir. aldırma gönül adı ile meşhur olan şiir, toplam beş dörtlükten meydana gelmektedir.
devamını gör...
ikiye on kala
kafamda kentsel dönüşümler ile yazımı keyiflendiren grup.
devamını gör...
dahiyane reklamlar
istirham ediyorum. gerek ismiyle, gerek cismiyle, gerek plot twist'leriyle; reklamcılık sektörü için olduğu kadar, sinematografi için de pek değerli olan "düz duvara tırmandıran tahinli pide" reklamını bu kadar insanın hatırlamamış olması kabul edilemez. kendisi türk ekranlarının ve reklamcılığının son dönemlerde imza attığı en önemli işlerden biridir.
hep birlikte izleyelim:
hep birlikte izleyelim:
devamını gör...
söylemek isteyip söyleyemediğiniz sözler
gece boyunca uykularınız kemiren sözlerdir.
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
yaşamdan ne kadar çok şey beklersen, o kadar hayal kırıklığı buluyorsun.
devamını gör...
kendinden biz diye bahsetmek
özellikle akademik çalışmalarda ve kraliyet yöneten kişilerde rastladığımız bir hitap türü.
genellikle tevazu göstermek adına kullanılan bir yöntemdir. örneğin bir araştırma sonucunu makale şeklinde yayımlarken, bilim insanları "ben şunu hesapladım" gibi "tüm işi ben yaptım, harikayım" minvalinde cümleler kurmak yerine "hesaplarımızda şunu kullandık" gibi cümleleri tercih ederler.
ingiltere'de kraliçe yahut kral, kendisinden söz ederken "biz" kelimesini kullanır. bu duruma "royal we" de denir.
***
bir de kur'an-ı kerim'de benzer bir dil hakimdir. ancak burada anladığım kadarıyla farklı bir durum söz konusu. allah her ayetinde "biz" ifadesini kullanmaz. örneğin "bana dua edin, icabet edeyim." ayetinde "ben" kelimesi geçerken "hiç şüphe yok ki, kur'ân'ı biz indirdik, elbette onu yine biz koruyacağız." ayetinde "biz" kelimesi kullanılmıştır. bunun da bizi şöyle bir sonuca götürdüğünü düşünüyorum; allah bazı durumlarda meleklerin aracılığıyla ya da benzer bazı sebeplerden "biz" şeklinde hitap etmeyi seçmiş olabilir. örneğin yukarıdaki ayette kur'an-ı kerim bir melek aracılığıyla indirildiğinden çoğul bir ifade kullanılırken dua yalnızca allah'a edildiğinden diğer ayette "ben" kullanılmış. daha doğrusunu bilen varsa aydınlatılmaya açığım.
edit: bunun allah'ın büyüklüğü ve azameti ile ilgili olduğu şeklinde bir açıklama da var, ancak tüm kitapta sürekli o şekilde geçmiyor oluşu yukarıdaki durumu getiriyor akla. yine de en doğrusunu allah bilir tabi ki.
***
@nevarbiliyormusun ukdesidir.
genellikle tevazu göstermek adına kullanılan bir yöntemdir. örneğin bir araştırma sonucunu makale şeklinde yayımlarken, bilim insanları "ben şunu hesapladım" gibi "tüm işi ben yaptım, harikayım" minvalinde cümleler kurmak yerine "hesaplarımızda şunu kullandık" gibi cümleleri tercih ederler.
ingiltere'de kraliçe yahut kral, kendisinden söz ederken "biz" kelimesini kullanır. bu duruma "royal we" de denir.
***
bir de kur'an-ı kerim'de benzer bir dil hakimdir. ancak burada anladığım kadarıyla farklı bir durum söz konusu. allah her ayetinde "biz" ifadesini kullanmaz. örneğin "bana dua edin, icabet edeyim." ayetinde "ben" kelimesi geçerken "hiç şüphe yok ki, kur'ân'ı biz indirdik, elbette onu yine biz koruyacağız." ayetinde "biz" kelimesi kullanılmıştır. bunun da bizi şöyle bir sonuca götürdüğünü düşünüyorum; allah bazı durumlarda meleklerin aracılığıyla ya da benzer bazı sebeplerden "biz" şeklinde hitap etmeyi seçmiş olabilir. örneğin yukarıdaki ayette kur'an-ı kerim bir melek aracılığıyla indirildiğinden çoğul bir ifade kullanılırken dua yalnızca allah'a edildiğinden diğer ayette "ben" kullanılmış. daha doğrusunu bilen varsa aydınlatılmaya açığım.
edit: bunun allah'ın büyüklüğü ve azameti ile ilgili olduğu şeklinde bir açıklama da var, ancak tüm kitapta sürekli o şekilde geçmiyor oluşu yukarıdaki durumu getiriyor akla. yine de en doğrusunu allah bilir tabi ki.
***
@nevarbiliyormusun ukdesidir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
daha cemre bile düşmeden
toprağa, havaya, suya
madımaklar güvermeden
taze bir bahar yeli değmeden
siyah ipekten saçlarına
seçmeden çiçekler içinden bir renk
koymak için bir çocuğun avucuna
nisan yağmurunda bereket dilemeden
ve karanlıklara armağan etmek için
koparıp almadan mayısın göğsünden
bir parça parlak güneşi
gidiyorsun amazonlar ülkesine
git, her gidiş bir varıştır
git, her ayrılık bir vuslatı müjdeler
gözün ve gönlün arkada kalmasın
güzel dostum, güle güle
toprağa, havaya, suya
madımaklar güvermeden
taze bir bahar yeli değmeden
siyah ipekten saçlarına
seçmeden çiçekler içinden bir renk
koymak için bir çocuğun avucuna
nisan yağmurunda bereket dilemeden
ve karanlıklara armağan etmek için
koparıp almadan mayısın göğsünden
bir parça parlak güneşi
gidiyorsun amazonlar ülkesine
git, her gidiş bir varıştır
git, her ayrılık bir vuslatı müjdeler
gözün ve gönlün arkada kalmasın
güzel dostum, güle güle
devamını gör...
muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmişsinizcesine
en uzun türkçe kelime.
hemencecik başarısızlaştırıcı hâline getiremeyeceğimiz kişilerden biriymişsiniz gibi, anlamına gelmektedir. biraz beyin yakıyor farkındayım. daha fazlası buradan..
hemencecik başarısızlaştırıcı hâline getiremeyeceğimiz kişilerden biriymişsiniz gibi, anlamına gelmektedir. biraz beyin yakıyor farkındayım. daha fazlası buradan..
devamını gör...
yoğurt
güneş yanıklarına da iyi gelen muazzam süt ürünlerinden birisidir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının benzetildiği ünlüler
benzeyen bir ünlü çıkana kadar şimdilik örnek vatandaş'a benziyorum.
devamını gör...
çok fena cehaletin döndüğü düşünülen yerler
belediyeler. çalışanların torpille girdiği çok belli. cehalet kokuyor. kimse ne iş yaptığını bilmiyor
devamını gör...
normal sözlük'te etkileşimin çok az olması
bende buna katılıyorum doğru düzgün kimse birbirini takip etmiyor ya da beğenmiyor. hal böyle olunca da sözlüğün tadı kaçıyor.
devamını gör...
sevgiliye başka bir isimle seslenmek
yakın geçmişte başıma geldi benim bu. maalesef. sevgilime eski sevgilimin adıyla hitap ettim. aklından, kalbinden, ruhundan geçen üzüntüyü gördüğüm çok kısa ama çok korkunç bir andı. hemen özür diledim, açıklama yapmaya çalıştım, geveledim. tamam, problem yok, bilinç dışı olduğu çok açık. alışkanlıklarımızı, reflekslerimizi kontrol edemiyoruz, ben böyle konuları büyütmem dedi ama ben daha çok ezildim bu tavır karşısında.
insanlara hak ettikleri tepkilerin verilmesi gerektiğini düşünmüşümdür hep. olumlu da olsa olumsuz da olsa. hak ettiğinden azını ya da çoğunu değil. birini alttan almak iyi bir şey değil her zaman. belki sinirlense ya da üzüntüsünü dışa vursa, bu konuyu konuşmak istese daha az bok gibi hissedecektim kendimi.
yahu ne saçmalıyorum acaba... desenize eski sevgilinin adıyla sevgiline hitap etmene sebep olan duygun yüzünden kendini bok gibi hissetmiyorsun da ağzından çıkan bir sözcükle mi hissediyorsun... vay anasını arkadaş, ne gerzek yaratıklarız.
insanlara hak ettikleri tepkilerin verilmesi gerektiğini düşünmüşümdür hep. olumlu da olsa olumsuz da olsa. hak ettiğinden azını ya da çoğunu değil. birini alttan almak iyi bir şey değil her zaman. belki sinirlense ya da üzüntüsünü dışa vursa, bu konuyu konuşmak istese daha az bok gibi hissedecektim kendimi.
yahu ne saçmalıyorum acaba... desenize eski sevgilinin adıyla sevgiline hitap etmene sebep olan duygun yüzünden kendini bok gibi hissetmiyorsun da ağzından çıkan bir sözcükle mi hissediyorsun... vay anasını arkadaş, ne gerzek yaratıklarız.
devamını gör...
loş sohbet
t: daha çok caner özyurtlu'nun "derdimi duvarlara anlatacağıma ünlülere anlatayım bari" düşüncesiyle başladığını varsaydığım* neysene adlı youtube kanalındaki üç-beş konseptten en fazla ilgi göreni.
güldürüyor, boş yapıyor, nadirattan üzüyor*. yer yer arkada bir şeyler ötsün babında dinlenebilir, yer yer de sıkabilir. ünlüler elemanın programında daha bir rahat gibi, ki bu da iyi bir özellik. sonuç: sarıyor.
en son gelen konuk hasibe eren'le yapılan lakırdı buradan
güldürüyor, boş yapıyor, nadirattan üzüyor*. yer yer arkada bir şeyler ötsün babında dinlenebilir, yer yer de sıkabilir. ünlüler elemanın programında daha bir rahat gibi, ki bu da iyi bir özellik. sonuç: sarıyor.
en son gelen konuk hasibe eren'le yapılan lakırdı buradan
devamını gör...
istanbul'un 36 yıllık değişimi
türkiye'nin en kalabalık şehri* olan istanbul her geçen gün artan nüfusuyla beraber doğal ortamı tahrip edilmektedir. hızlı nüfusun artışı sanayileşme ve konut yapımını hızlandırdığı için ormanlık bölgeler tahrip edilerek yerleşime ve fabrikalara açılmaya başlanmıştır. istanbul'un kuzeyinin 1984 yılından 2020 yılına kadar değişimlerini haritalardan görebiliriz.
1984 yılında istanbul;

2020 yılında istanbul;
1984 yılında istanbul;

2020 yılında istanbul;
devamını gör...
the wicker man
yakın zamanda seyrettiğim film, 1973 yapımı orjinal olandan bahsediyorum. b sınıfı film olarak hiç fena değildir.
--! spoiler !--
neil howie isimli bir dedektif polis iskoçya'daki summerisle adası'nda meydana gelen gizemli bir davayı çözmek için bölgeye gider. bir genç kız esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmuştur ve howie onu bulması için görevlendirilmiştir. adaya vardığında bir sürprizle karşılaşan dedektif yerli halktan aslında öyle bir kızın asla var olmadığını işitir. koyu bir pagan inancına sahip olan yerli halk genç kızın varlığını kabul etmedikçe neil howie burada paganizme dair öğrendiği şeylerle birlikte olayların göründüğü gibi olmadığına kanaat getirecek, genç kıza ne olduğunu öğrenebilmek için ada halkına karşı zorlu bir mücadeleye girişecektir.
--! spoiler !--
bir de 2006 yılı yapımı nicholas cage' li versiyonu vardır ama konu cage olunca iki adım geri duruyorum.
--! spoiler !--
neil howie isimli bir dedektif polis iskoçya'daki summerisle adası'nda meydana gelen gizemli bir davayı çözmek için bölgeye gider. bir genç kız esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmuştur ve howie onu bulması için görevlendirilmiştir. adaya vardığında bir sürprizle karşılaşan dedektif yerli halktan aslında öyle bir kızın asla var olmadığını işitir. koyu bir pagan inancına sahip olan yerli halk genç kızın varlığını kabul etmedikçe neil howie burada paganizme dair öğrendiği şeylerle birlikte olayların göründüğü gibi olmadığına kanaat getirecek, genç kıza ne olduğunu öğrenebilmek için ada halkına karşı zorlu bir mücadeleye girişecektir.
--! spoiler !--
bir de 2006 yılı yapımı nicholas cage' li versiyonu vardır ama konu cage olunca iki adım geri duruyorum.
devamını gör...
3 mayıs türkçülük günü
3 mayıs türkçüler günü.
bilen bilmeyen herkes, bu önemli gün ile ilgili bir şeyler yazıp çiziyor.
kimisi bir bayrammış gibi, kimisi bütün türklüğe özel bir gün gibi yazılar paylaşıyor.
3 mayıs, isim itibari ile türkçüler günü'dür. türkçülük günü, türk milliyetçileri günü, milliyetçiler günü, milliyetçilik günü gibi bu güne yamanmaya çalışılan isimlerin hepsi yanlıştır. "bu güne 'türkçülük günü' desek ne oluyor?" diyenler olacaktır.
türkçülüğün bir günü olmadığını, bir günlük olmadığını hatırlatmak isteriz.
nasıl annelik, bir gün değil her gün ise ve anneler günü, yalnızca 1 gün ise bugün de öyle bir gündür. annelik günü olmadığı gibi türkçülük günü de yoktur.
bu güne milliyetçiler günü demek ise ramazan bayramı'na şeker bayramı demeye eş değerdir. bu güne bu ismi yamamaya çalışan kişilerin, art niyetli olduğunu düşünüyoruz. hangi milletin milliyetçisi olduğu dahi sınıflandırılmayan böyle bir isim, bu güne yamanmaya çalışan kişilerce üretilmiştir. bu günün ismini değiştirenlerin, bu günü anmaya hakkı da yoktur.
3 mayıs'ta yargılanan yalnızca nihâl atsız'dır. normalde 26 nisan'da olan bu mahkeme, türkçü gençlerin oluşturduğu kalabalık nedeniyle 3 mayıs'a ertelenmiştir. nihâl atsız'ın yargılanma nedeni komünist sabahattin ali'nin kendisine açtığı hakeret davasıdır. sabahattin ali'nin bu davayı açma nedeni, nihâl atsız'ın orkun dergisi'nde dönemin türkçü olduğu beyanında bulunan başbakanı şükrü saraçoğlu'na yazdığı açık mektupta isminin geçmesi ve "vatan haini" olarak hedef gösterilmesidir. neticede nihal atsız, bu mahkemece serbest bırakılmıştır.
26 nisan'da kalabalık nedeniyle ertelenen mahkemeye, 3 mayıs günü daha büyük bir kalabalık akın etmiştir. sabahattin ali, mahkeme salonundan çıktıktan sonra osman yüksel serdengeçti'den dayak yemiş, olayların büyümesi sonucu 165 türkçü genç gözaltına alınmış, aynı gün nihâl atsız da bu gençleri provoke etmek suçlaması ile tutuklanmıştır. nihâl atsız'a bu suçlamanın yapılmasının nedeni, 26 nisan'daki ertelenen mahkemeden sonra, istanbul'a dönmeden önce bu gençlerin bir kısmı ile çay içmiş, sohbette bulunmuş olmasıdır.
1944 olayları olarak bilinen, ırkçılık-turancılık davasının her şeyi böyle başlamıştır. ismet inönü'nün 19 mayıs konuşmasında bizzati olarak türkçüler'i hedef alması üzerine olaylar daha da harlanmış, ırkçılık-turancılık davasının savcısı olan yüzbaşı kazım alöç, bu olaydan sonra nihâl atsız'ın evini bastırmış, nihâl atsız'ın mektup arkadaşlarını ve onların mektup arkadaşları olmak üzere toplam 23 kişiyi daha tutuklatmıştır.
türkçüler, bu olaylardan sonra çeşitli eziyetlere mağdur bırakılmış, tabutluklara sokulmuş, hapislere atılmıştır. bu yüzden nihâl atsız'ın da dediği gibi bu gün bir bayram değil, acılarımızın başladığı gündür.
3 mayıs, 1954 gününden bu yana olayın başkahramanı nihâl atsız'ın talebiyle 'türkçüler günü' olarak anılmaya başlanmıştır. bu günün özel bir gün olma nedeni, gençlerin türkçü bir refleks göstererek mahkemeye yığılması ve bu olayın türkçülüğün saha hareketine dönüşmesinin başlangıcı kabul edilmesidir.
nihâl atsız, bu özel günün mimarı olduğu için, bu gün yalnızca onun belirlediği isimle, onun peşinden gidenlerle anılabilecek bir gündür. türkçü olmayan insanlarca bu günün anılması, samimiyetsizlik ya da cahilliktir. bu davanın derdi ile dertlenen, çilesini sırtlanan, birbirinin kuyusunu kazmakla uğraşmak yerine davanın yücelmesi için uğraşan bütün türkçüler'in, türkçüler günü'nü kutlarım.
"3 mayıs ruhu ebediyyen yaşasın!"
bilen bilmeyen herkes, bu önemli gün ile ilgili bir şeyler yazıp çiziyor.
kimisi bir bayrammış gibi, kimisi bütün türklüğe özel bir gün gibi yazılar paylaşıyor.
3 mayıs, isim itibari ile türkçüler günü'dür. türkçülük günü, türk milliyetçileri günü, milliyetçiler günü, milliyetçilik günü gibi bu güne yamanmaya çalışılan isimlerin hepsi yanlıştır. "bu güne 'türkçülük günü' desek ne oluyor?" diyenler olacaktır.
türkçülüğün bir günü olmadığını, bir günlük olmadığını hatırlatmak isteriz.
nasıl annelik, bir gün değil her gün ise ve anneler günü, yalnızca 1 gün ise bugün de öyle bir gündür. annelik günü olmadığı gibi türkçülük günü de yoktur.
bu güne milliyetçiler günü demek ise ramazan bayramı'na şeker bayramı demeye eş değerdir. bu güne bu ismi yamamaya çalışan kişilerin, art niyetli olduğunu düşünüyoruz. hangi milletin milliyetçisi olduğu dahi sınıflandırılmayan böyle bir isim, bu güne yamanmaya çalışan kişilerce üretilmiştir. bu günün ismini değiştirenlerin, bu günü anmaya hakkı da yoktur.
3 mayıs'ta yargılanan yalnızca nihâl atsız'dır. normalde 26 nisan'da olan bu mahkeme, türkçü gençlerin oluşturduğu kalabalık nedeniyle 3 mayıs'a ertelenmiştir. nihâl atsız'ın yargılanma nedeni komünist sabahattin ali'nin kendisine açtığı hakeret davasıdır. sabahattin ali'nin bu davayı açma nedeni, nihâl atsız'ın orkun dergisi'nde dönemin türkçü olduğu beyanında bulunan başbakanı şükrü saraçoğlu'na yazdığı açık mektupta isminin geçmesi ve "vatan haini" olarak hedef gösterilmesidir. neticede nihal atsız, bu mahkemece serbest bırakılmıştır.
26 nisan'da kalabalık nedeniyle ertelenen mahkemeye, 3 mayıs günü daha büyük bir kalabalık akın etmiştir. sabahattin ali, mahkeme salonundan çıktıktan sonra osman yüksel serdengeçti'den dayak yemiş, olayların büyümesi sonucu 165 türkçü genç gözaltına alınmış, aynı gün nihâl atsız da bu gençleri provoke etmek suçlaması ile tutuklanmıştır. nihâl atsız'a bu suçlamanın yapılmasının nedeni, 26 nisan'daki ertelenen mahkemeden sonra, istanbul'a dönmeden önce bu gençlerin bir kısmı ile çay içmiş, sohbette bulunmuş olmasıdır.
1944 olayları olarak bilinen, ırkçılık-turancılık davasının her şeyi böyle başlamıştır. ismet inönü'nün 19 mayıs konuşmasında bizzati olarak türkçüler'i hedef alması üzerine olaylar daha da harlanmış, ırkçılık-turancılık davasının savcısı olan yüzbaşı kazım alöç, bu olaydan sonra nihâl atsız'ın evini bastırmış, nihâl atsız'ın mektup arkadaşlarını ve onların mektup arkadaşları olmak üzere toplam 23 kişiyi daha tutuklatmıştır.
türkçüler, bu olaylardan sonra çeşitli eziyetlere mağdur bırakılmış, tabutluklara sokulmuş, hapislere atılmıştır. bu yüzden nihâl atsız'ın da dediği gibi bu gün bir bayram değil, acılarımızın başladığı gündür.
3 mayıs, 1954 gününden bu yana olayın başkahramanı nihâl atsız'ın talebiyle 'türkçüler günü' olarak anılmaya başlanmıştır. bu günün özel bir gün olma nedeni, gençlerin türkçü bir refleks göstererek mahkemeye yığılması ve bu olayın türkçülüğün saha hareketine dönüşmesinin başlangıcı kabul edilmesidir.
nihâl atsız, bu özel günün mimarı olduğu için, bu gün yalnızca onun belirlediği isimle, onun peşinden gidenlerle anılabilecek bir gündür. türkçü olmayan insanlarca bu günün anılması, samimiyetsizlik ya da cahilliktir. bu davanın derdi ile dertlenen, çilesini sırtlanan, birbirinin kuyusunu kazmakla uğraşmak yerine davanın yücelmesi için uğraşan bütün türkçüler'in, türkçüler günü'nü kutlarım.
"3 mayıs ruhu ebediyyen yaşasın!"
devamını gör...

