haksız tahrik, kişinin haksız bir fiilin kendisinde meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi halinde ceza sorumluluğunu azaltan bir ceza indirimi nedenidir.
haksız tahrik etkisi altında suç işleyen kişinin kusur yeteneğinde bir azalma söz konusudur. kusur yeteneğinde azalma meydana gelen fail, haksız tahrik altında suç işlediğinden ceza indiriminden yararlanır.
tck madde 29 - (1) haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir.
eskiden eşini ya da sevgilisini öldürenler “bana küfretti, aldattığını söyledi, şeyimle dalga geçti, gözüm döndü” diye haksız tahrik indiriminden faydalanırdı. hatta internette izlediği erotik filmdeki kişiyi eşine benzettiği için 22 yerinden bıçaklayarak öldürene haksız tahrik indirimi uygulayan mahkeme ağırlaştırılmış müebbet hapis yerine 18 yıl hapis cezası vermişti. son senelerde ise mahkemeler bu konuda daha hassas davranmaya başladı. (kimsenin tanık olmadığı olaylarda öldürsün, sonra haksız tahrik indirimi istesin, o devir geçti).
devamını gör...

jin - buludlar

devamını gör...

(bkz: stefan zweig) tarafından yazılmış mükemmel kitap. öncelikle şunu söylemem lazım ki iş bankası kültür yayınları modern klasikler serisinden okudum. ilk düştüğüm şey ise kapak tasarımıydı. tabi ki zweig'in hemen hemen bütün kitaplarını okumuşumdur. en beğendiğim kitabı (bkz: vicdan zorbalığa karşı ya da castellio calvin'e)
olağanüstü bir gece'ye dönecek olursak, evet zwieg'ın uzun öykülerinden birisi. sayfa sayısı az ve muhteşem akıcı anlatımından mütevellit tek seferde okunabilecek ve herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap. kitap kalabalıklar içindeki yalnızlığı, aslında her şeyi olan zengin bir adamın dışarıdan bakıldığında mutlu gibi görünen hayatının pek de öyle olmadığını anlaması üzerine kurulu. yani diyor ki zweig her şey para pul zenginlik, partiler, danslar, eğlence değil. yaşamanın başka anlamları da var. ve kahramanımız bu anlamı kendince tarif ettiği o olağanüstü gecede fark ediyor. yine yeniden bütün büyük eserlerde ve yazarlarda olduğu gibi bu kitapta da varoluşçuluğun izlerini görüyoruz. yine konformist yaşam ve otantik yaşam arasındaki farkı görüyoruz. ve çıkardığımız anlam şu: bize sunulan hayatı yaşamak zorunda değiliz, bize sunulan senaryoya mahkum değiliz. konfor alanımızdan çıkmamız lazım. kendi tercihlerimizi kendi özgür irademizle yapmamız ve sorumluluğunu da kendimiz almamız lazım. kahramanımız da o yaşadığı olağanüstü geceden sonra yani konformizden kurtulduktan sonra o zamana kadarki bastırılmış duygularını özgürleştiriyor adeta zincirlerini kırıyor ve daha mutlu daha anlamlı bir hayat yaşamaya başlıyor. okuduğumuzda özdeşlik kurabileceğimiz bir hikaye. biz de kendi bastırılmış duygularımızı özgürleştirmek istiyoruz bu özdeşleşme üzerine. zweig en sevdiğim yazarlardan biri ve olağanüstü gece en iyi uzun öykülerinden biri
devamını gör...

herkese sabırlar dilediğim kapanmadır.
devamını gör...

terso bi' durum olsa, ıssırıverir valla.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

türkü bitti ama marikaki sayesinde yüzümde oluşan gülümseme kaybolmadı hâlâ , sağ olsun...
devamını gör...

ne içiyonuz siz, bakiym? / içerenköy / ta anasının dini tarih.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yazar arkadaş biraz yumuşak çevirisini bulmuş muhtemelen, schopenhauer, insanlardan tiksinirdi. insanlardan, iki ayaklı hayvanlar diye bahsederdi. fakat kendisi, çok zor bir çocukluk sonrası edindiği travmalarından kaynaklı nefretini bir kenara koyarsak, muhteşem bir filozoftu.

" soğuk bir kış sabahı çok sayıda kirpi donmamak için hep birlikte ısınmak üzere bir araya toplanır. ama kısa süre sonra oklarının birbirleri
üzerindeki etkilerini görüp yeniden ayrılırlar. ısınma gereksinimi onları bir kez daha bir araya getirdiğinde okları yine kendilerine engel olur ve iki kötü arasında gidip gelirler, ta ki birbirlerine katlanabilecekleri uygun mesafeyi bulana kadar. bunun gibi, insanların hayatlarının boşluğundan ve tekdüzeliğinden kaynaklanan toplum gereksinimi onları bir araya getirir, ama nahoş ve tiksinti verici özellikleri onları bir kez daha birbirinden ayırır. "

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------- arthur schopenhauer

bu meselin sonundaki bağımsız bölümde şöyle der; "fakat iç ısısı yeterince fazla olanlar sıkıntı ve kızgınlık yaratmamak veya hissetmemek için toplumdan kaçacaktır."
devamını gör...

"şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için on bin kitap okumuş olmayı isterdim," dedi: "gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda."

tutunamayanlar (kitap) - oğuz atay *

hiçbir şeyi değiştirmeyecek ama bunu okumanı isterdim. ya da bu cümlenin altını senin için çizdiğimi bilmeni..
devamını gör...

sözlüğün bir aile ortamına benzediği günlerden kalan, her izlendiğinde gülümseten video.

devamı geleydi eyiydi...
devamını gör...

empati, benim zevkle icra ettiğim bir sanattır. 3 ayda, gerçek hayatı ve kıymetli vaktimi bir kenara koyup 6000 tanım yapabilseydim eğer, nasıl hissederdim acaba? bir şeyler hissedebilmek için önce bi açıp ne yazdığıma bakardım sanırım. eğer ne yazdığına dönüp bakacak olursam o kadar şeyi yazmaya devam edemezdim herhalde, insanoğlu nedense kronometreleri, sayaçları, orda yazan artı puanları çok seviyor.

yüksek rakamlara erişmek için, like veya takipçi için insanların her türlü saçmalığı yapabiliyor olması, her bedeli ödeyebilecek olması açıkçası beni ürkütüyor. rakamları kutsayan ve geri kalan her şeyden taviz veren insan, artık özgüvenini ve sentetik egosunu borçlu olduğu sayaçlara bakıp, günaşırı ejakülasyon krizleri geçirmeye başlıyor olmalı.

nitelik artık kimsenin umrunda değil, just for fun mottosuyla motive olan güruhların ceremesini, hiç birimiz çekmek zorunda değiliz. herkes özgürdür ve istediğini yapabilir kaidesine sımsıkı sarılan horozların saygı beklentisine karşılık. bende saygı bekliyorum. siz nicelik ve eğlence peşinde koşarken, bende nitelik ve ciddiyet için savaşıyorum. sizinkinin aksine benim vaktim değerli ve vakti değerli olan tek yazarda ben değilim. bilgi kirliliğinden ve niteliksiz içeriklerden rahatsız olan tek kişi ben değilim. aynı havayı soluyorsak atmosferi kirletmenin özgürlükle açıklanabilir bir yanı yok.

kimse bana emekten, sözlüğün gelişimine olan katkıdan bahsetmesin lütfen. eğer burayı ağzına kadar çöp içerikle dolduranları dokunulmaz ilan edeceksek, bunun yerine saat başı tanım şirinleyen bir bot kodlamamız mevcut durumdan daha kayda değer olacaktır.
devamını gör...

her yıl sonu tekrarlanan bir klasik.
bu yıl da dünyanın sonu gelmezse bir dahakine başka bir yıl uydururlar. felaket tellalları biter mi hiç?
devamını gör...

marmara bölgesi ve çevresi için konuşursak bol bol pişmaniye, kestane şekeri görebileceğimiz bir yerdir. uzun yolculukların olmazsa olmazı, gereksiz pahalı.
devamını gör...

sözlükte online sayısı 500 üzerindeyken neden kimse artı butona basmıyor sorusudur.
devamını gör...

evet ben hepsini test ettim, birkaçı ile buluştum hatta.
baya sakallı bıyıklı adamlar hepsi. bana susmam için bir miktar para bile verdiler ama; artık dayanamıyorum.
siz değerli sözlükdaşlarımı kandırmaya vicdanım el vermiyor. sonunda birisi durumu fark edip beni bu yükten kurtardı.
devamını gör...

if you are second, you are only the first in a long line of losers.
devamını gör...

az önce ağlayarak günlüğüme yazdım. belki başka bir zaman buraya yazarım.
devamını gör...

sizi ayakta karşılayamadığım için özür dilerim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
evet bu.
devamını gör...

genellikle okuduğum kitapların içeriğini unuturum. sadece hissettirdiği duygu kalır. biri tavsiyede bulunmami isterse "şunu oku" derim. "aa ne anlatiyor" der. di di di diiii... 404 not found. "hatırlamıyorum ama çok güzeldi. ne kadar sevdiğimi ve ağladığımi hatırlıyorum". şaşkın bakışlar.. ve nedense insanlar her seferinde bu kadar güzel olsa ne anlattığını unutmazdı mantığı ile olaya baktıklarından tavsiye ettiğim kitabı okumak istemezler* sad story.. buna bir çare var mı arkadaşlar. yukarda bir arkadaş not almaktan bahsetmiş ama o da bir müddet sonra çok yorucu bir hal alıyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim