charles manson
bazı güruhun çok sevdiği seri katil ve manson tarikatı lideri. ben kendisini sevenlere anlam veremiyorum gerçekten. bir de kendisine hapiste çok kadından aşk mektubu falan gelmiş insan gerçekten hayret ediyor.
zaten bu seri katiller muhakkak geçmişlerinde yaşadıkları acı nedeniyle insanları katlediyorlar.
gelelim charles manson denen ruh hastası katilin hayatına. charles manson aslında hayat kadınının çocuğuymuş. annesi fuhuştan hapise girince de manson sokaklarda hırsızlık yaparak sokaklarda yaşamış. hırsızlık suçundan hapise girmiş lakin kendisi hapiste de doğru düzgün durmamıştır. sonra kendisine hapiste bıçak zoruyla cinsel istismarda bulunan olmuş. manson’da iyice çıldırmış tabi. ardından kendisini ıslah evine yerleştirilmiş. akabinde ıslah evinden çıkınca halen suç işlemeye devam etmiş. kadın pazarlama, sahte çek, uyuşturucu vesaire.
ruh hastası katil kendince tarikat kurmaya kalkmış. kurduğu tarikatın üyeleriyle de çiftlikte yaşamaya başlamış. sonra hamile bir kadını, polonyalı bir oyuncuyu, erkek kuaförü, lise mezunu bir genci manson tarikatı üyeleri katletmiş. ardından manson’un emriyle tarikat üyeleri bir çiftin daha canına kıymış. canına kıydıkları insanları da öldürmeden önce işkence yapmışlardır. tarikat üyeleriyle birlikte tutuklanmışlar fakat idam cezası olmadığı için de cezaları ağırlaştırılmış müebbet olmuş. yani ömür boyu hapis.
charles manson birçok ünlünün sevgisini kazandı aslında. onlardan biri de marilyn manson’dur. o da onun gibi psikopat bir endüstriyel metal sanatçısıdır. soyadını da kullanıyor şu an. ama charles manson hapiste olmaktan son derece mutluymuş. yiyorum içiyorum çalışmıyorum yatıyorum tarzında sözler söylemiş. kendisini hapise tıkanlara da çok kez teşekkür etmiş.
hak ettiği şekilde de ölmüş ama. sonuç itibariyle herkes hak ettiği hayatı yaşar, ölür. yapacak bir şey yok.
bazı sözlerinden biri de şudur;
“bana tepeden bakarsanız, bir aptal görürsünüz. bana aşağıdan bakarsaniz, tanrınızı görürsünüz. bana tam karşımdan bakarsanız, kendinizi görürsünüz”
zaten bu seri katiller muhakkak geçmişlerinde yaşadıkları acı nedeniyle insanları katlediyorlar.
gelelim charles manson denen ruh hastası katilin hayatına. charles manson aslında hayat kadınının çocuğuymuş. annesi fuhuştan hapise girince de manson sokaklarda hırsızlık yaparak sokaklarda yaşamış. hırsızlık suçundan hapise girmiş lakin kendisi hapiste de doğru düzgün durmamıştır. sonra kendisine hapiste bıçak zoruyla cinsel istismarda bulunan olmuş. manson’da iyice çıldırmış tabi. ardından kendisini ıslah evine yerleştirilmiş. akabinde ıslah evinden çıkınca halen suç işlemeye devam etmiş. kadın pazarlama, sahte çek, uyuşturucu vesaire.
ruh hastası katil kendince tarikat kurmaya kalkmış. kurduğu tarikatın üyeleriyle de çiftlikte yaşamaya başlamış. sonra hamile bir kadını, polonyalı bir oyuncuyu, erkek kuaförü, lise mezunu bir genci manson tarikatı üyeleri katletmiş. ardından manson’un emriyle tarikat üyeleri bir çiftin daha canına kıymış. canına kıydıkları insanları da öldürmeden önce işkence yapmışlardır. tarikat üyeleriyle birlikte tutuklanmışlar fakat idam cezası olmadığı için de cezaları ağırlaştırılmış müebbet olmuş. yani ömür boyu hapis.
charles manson birçok ünlünün sevgisini kazandı aslında. onlardan biri de marilyn manson’dur. o da onun gibi psikopat bir endüstriyel metal sanatçısıdır. soyadını da kullanıyor şu an. ama charles manson hapiste olmaktan son derece mutluymuş. yiyorum içiyorum çalışmıyorum yatıyorum tarzında sözler söylemiş. kendisini hapise tıkanlara da çok kez teşekkür etmiş.
hak ettiği şekilde de ölmüş ama. sonuç itibariyle herkes hak ettiği hayatı yaşar, ölür. yapacak bir şey yok.
bazı sözlerinden biri de şudur;
“bana tepeden bakarsanız, bir aptal görürsünüz. bana aşağıdan bakarsaniz, tanrınızı görürsünüz. bana tam karşımdan bakarsanız, kendinizi görürsünüz”
devamını gör...
başka bir şehirde yeni bir hayata başlamak
yeni bir şehir, yeni bir cadde, yeni bir mahalle, yeni bir adres, yeni bir muhtarlık, yeni komşular, yeni insanlar...
alışma süreci isteyen yeni ve farklı bir hayat.
alışma süreci isteyen yeni ve farklı bir hayat.
devamını gör...
cumhurbaşkanımıza çay fırlattırıldı
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
kaşkolnikov biliyor bu işi belli
yazdıkları sağlam ve de özenli
vişne de bir tuttursa şu düzeni
sözlük olacak aşıklar cenneti*
yazdıkları sağlam ve de özenli
vişne de bir tuttursa şu düzeni
sözlük olacak aşıklar cenneti*
devamını gör...
dazlak karl
ıı. charles ya da dazlak karl, sarlman'in torunlarindan biriydi. sarlman'in imparatorlugunun tek varisi, sarlman'in hayatta kalan tek oglu ı. ludwig (dindar ludwig) idi. ancak dindar ludwig'in olumunde uç tane varisi vardi: dazlak karl, ı. lothar ve ıı. ludwig. ludwig 840 yilinda oldugunde, imparatorlugun uc oglu arasinda nasil paylasilacagi coktan belliydi ancak ı. lothar hem en buyuk, hem en onemli kralligi almasina ragmen acgozluydu.
ludwig ve karl buyuk kardesleri lothar'a karsi muttefik oldular ve 841 yilinda, fontenoy muharabesinde kardeslerini yendiler. 843 yilinda uc kardes verdun antlasmasini imzalayarak babalarinin imparatorlugunu uc kralliga boldu: bati frank kralligi, lotharingia ve dogu frank kralligi. ımparator unvani ı. lothar'da kaldi.
ancak lothar erken oldu ve kralligi uc oglu arasinda paylastirlidi. ancak kaderin cilvesi, lothar'in cocuklari da erken olduler ve onlarin kralliklari ludwig ve karl'in arasinda paylastirildi. ludwig cok yaslanmis oldugundan, karl papa tarafindan 25 aralik 875'de imparator ilan edildi. ancak bu bati roma imparatoru unvaninin politik ve ideolojik bir degeri kalmamisti ve sadece sembollikti. ludwig, germanya denen bolgeye hukmederken, karl fransiya'ya hukmetmeye devam etti.
ludwig ve karl buyuk kardesleri lothar'a karsi muttefik oldular ve 841 yilinda, fontenoy muharabesinde kardeslerini yendiler. 843 yilinda uc kardes verdun antlasmasini imzalayarak babalarinin imparatorlugunu uc kralliga boldu: bati frank kralligi, lotharingia ve dogu frank kralligi. ımparator unvani ı. lothar'da kaldi.
ancak lothar erken oldu ve kralligi uc oglu arasinda paylastirlidi. ancak kaderin cilvesi, lothar'in cocuklari da erken olduler ve onlarin kralliklari ludwig ve karl'in arasinda paylastirildi. ludwig cok yaslanmis oldugundan, karl papa tarafindan 25 aralik 875'de imparator ilan edildi. ancak bu bati roma imparatoru unvaninin politik ve ideolojik bir degeri kalmamisti ve sadece sembollikti. ludwig, germanya denen bolgeye hukmederken, karl fransiya'ya hukmetmeye devam etti.
devamını gör...
avanos
az önce bir araştırma konusunda denk gelip yazılarını okuduğum başlıktır.
nevşehir'in 18 km kuzeyinde olan avanos'un antik dönemdeki adı venessa'dır. çok sayıda çanak çömlek atölyesi bulunan ilçede seramik yapım geleneği hititlerden beri süregelmektedir. kızılırmak'ın getirdiği kırmızı toprak ve milden elde edilen seramik çamuru, avanoslu seramik sanatçılarının elinde şekil almaktadır.
çömlekçilik:avanos'ta da hititler'den beri çarkla çanak-çömlek yapıldığı bilinmektedir.bu el sanatı kavimden kavime,babadan oğula geçerek günümüze kadar gelmiştir.
özellikleri:ürgüp, göreme gibi kapadokya’nın üç turistik merkezinden biri olan avanos’un orta yerinden akan nice bilinmeyene sırdaş kızılırmak, tüflü kızıl toprağını asırlardır bir hediye gibi geçtiği yerlere bırakırken, aslında bir sanatın doğmasına da vesile olmuş. bu kırmızı toprak ve mil karışımıyla elde edilen seramik hamuruna avanoslu sanatçıların el emeği göz nuru değmiş ve dünyada nevşehir avanos çömlekleri denilince akla gelen bir yer haline getirmiş.
yapım teknikleri
1.çömlek hamurunun hazırlanması: avanos dağları’nın eteklerinden ve kızılırmak yataklarından toplanan yağlı ve yumuşak kil toprak, elendikten sonra suyla yoğurularak önce hamur haline getiriliyor. hamurun kullanıma hazır hale gelmesi için 1 hafta kadar bekletilmesi gerekiyor. yapılacak avanos çömleklerinin cinsine göre hamurun özellikleri de değişiyor. toprağın sertliği veya yumuşaklığıyla, içerdiği silisin pişirme ısısına tepkisi hamurun niteliğini belirliyor.

2.hamura şekil verme aşamasında: birkaç yöntem uygulanıyor. seri üretim ve çok parça çanak çömlek üretimini hızlandırmak için tabak gibi düz parçalar çark yerine, çarka eşdeğer bir makineyle şekillendirilebiliyor. ya da paris sıvası da denilen kalıp yöntemi uygulanıyor ki, sıvı hamur alçılı kalıplara doldurulup katılaşması bekleniyor.çömlekçi ustası özenle hazırladığı hamuru ayaklarıyla vurarak hızlandırdığı çarkına yapıştırdığı anda görsel şölen başlıyor. usta önce elleriyle hamura bastırarak, sonra başparmaklarıyla tam merkezden bastırıp içini boşaltarak hamuru bir forma sokuyor, son aşamada ise yarım ay şeklindeki metal parçayla karın oluşturup çömleğe dönüştürüyor. erbap elinden çıkan bir avanos çömleğinin yapımının tornada incelip yükselerek 4- 5 dakika sürüyor ama bazen elinize aldığınız ufak bir kasenin yapımı boyaması ve işlenmesiyle günlerce de sürebiliyor.
hamur ayakla döndürülen çark tezgahlarda şekillenirken, günümüzde elektrikle dönen çarklar da yaygın olarak kullanılıyor. avanos’ta çömlek yapım atölyelerine halk arasında ‘işlik’ ya da ‘çanakhane’ deniyor. işliklerin en önemli özelliklerinden biri ise toprak zeminli ve ışık almayan mekanlar olması. ve bu mekanlar genellikle kayalara oyulmuş mağaralar.
3. zırhlama ve perdahlama:şekil verilen avanos çömleklerinin kurutmaya geçmeden üstünün boyanmasına ve süslenmesine kapadokya’da ‘zırhlama’ deniyor. zırhlama yapıldıktan sonra çömlekler deri sertliği kıvamına gelene kadar 2 gün bekletiliyor. hamur henüz tam kurumamışken yüzeyinin parlatılmasına ise ‘perdahlama’ deniliyor ki, bu işlem sacdan bir aletle (masat) yapılıyor.
4.kurutma:çömleklerin 20 dakika güneşe çıkarılması nemin atılmasını sağlıyor. eğer güneş yoksa ‘yanalak’ da denilen işlik odalarında bir gün bekletiliyor. kulplu bir ürün ise kulpları takılıyor ve pişirme sürecine geçiliyor.
pişirme ve sırlama:avanos çömleklerinin kullanıma hazır hale gelmeden önce son aşaması fırınlanması ve sırlanması. kuruyan ürünler geniş küvetlere yerleştirilip ev eşyası olarak tasarlanmışsa 1.000°c’de, su geçirmez daha sert kaplar ise 1.400°c’ye varan ısılarda 1-3 gün arasında pişiriliyor ve fırın soğuyuncaya kadar da içinde bekletiliyor.
sırlama işlemini yapmadan önce ise toz kıvamında sır, inceltilmiş çakmaktaşı, kurşun oksit, feldispat gibi camsı maddeler suyla karıştırılarak sır eriyiği hazırlanıyor. pişmiş çömlekler bu eriyiğin içine daldırılarak tekrar fırınlanıyor ve çömleklerin yüzeyinde camsı bir görünüm de bu şekilde sağlanıyor.
turizm açısından
avanos’da çanak-çömleğinin kızılırmak kili kullanılmasından öte farklılıkları %50’sinin geleneksel yöntemlerle yapılması ve yerinden pazarlanmasıdır. üretim biçiminin yanısıra avanos’da çömlek atölyelerini farklılaştıran bir başka unsur da depolama, sergileme hatta ulusal ve uluslararası pazarlara yapılan toptan satışlar ile perakende satışların, üretimin yapıldığı mekânlarda yapılmasıdır. bunun bir nedeni avanos’da çömlek atölyelerinin ilk olarak yerleşme merkezinde kayadan oyma hacimlerde başlamış olmasıdır. bu kayadan oyma odaların bir ya da birkaçında geleneksel yöntemlerle ve babadan oğula geçen, usta-çırak ilişkisi içindeki üretim yıllar içinde süreklilik kazanmış ve aile işletmesi olarak gelişmiştir. geleneksel yöntemle yapılan üretimin sergi ve satışlarının özellikle bu ev atölyelerde yapılması turizm açısından daha özgün bir fizik mekan yapısı oluşturduğundan farklı bir yere taşınma gereği duyulmamıştır. üretimin artması ve yeni alanlara ihtiyaç duyulması halinde kayadan oyma mekanlarda tüf malzemesinin kazılmasıyla oda sayıları arttırılabildiğinden üretim yerleri ailelerin yaşadıkları evlerin önemli bir parçası haline gelmiştir. günümüzde özellikle avanos’un merkezinde yer alan bu konut atölyeler aynı zamanda sergi niteliği taşımakta ve neredeyse haftanın yedi günü çanak-çömlek üretimi, yerleşmeyi ziyaret edenlerin izleyebildikleri bir gösteriye dönüşerek devam etmektedir.

avanos çömlekçiliğinin, fiziki mekan nitelikleri, sosyal, kültürel ekonomik yapısı, kısaca sahip olduğu kimlik bağlamında ülke bütününde önemli bir turizm bölgesi olduğu ve turizm açısından önemli bir el sanatı olduğunu düşünüyorum. zahmetli yapım tekniği ve el ustalığı ile yapılan çömleklerin ülkemizdeki önemini ve konumunu korumamız gerektiğini belirtmek istiyorum. ülke ekonomisi ,kültür ve turizm aktarımı, kendine has el işçiliği ile önemli bir konuma sahip olan avanos çömlekçiliği yapılan festivaller, gezi turları, sergi ve atölyeler ile devamlılığını sürdürmeye çalışıyor. turistlerin avanos yerleşim yerinde sürekli yaşamaları ya da sıklıkla ziyarete gelmeleri bölgenin ve avanos yerleşmesinin kültürel çeşitliliğine, ekonomik olarak zenginleşmesine, ve en önemlisi de bölgenin istihdam olanaklarının artmasına neden olmuştur. bir sonraki yıllara aktarımı ve devamlılığı böylelikle devam edecektir.
turizm açısından dikkat çeken “uluslararası avanos turizm ve el sanatları festivali” düzenleniyormuş bu *ek bilgiyi de eklemek isterim.
nevşehir'in 18 km kuzeyinde olan avanos'un antik dönemdeki adı venessa'dır. çok sayıda çanak çömlek atölyesi bulunan ilçede seramik yapım geleneği hititlerden beri süregelmektedir. kızılırmak'ın getirdiği kırmızı toprak ve milden elde edilen seramik çamuru, avanoslu seramik sanatçılarının elinde şekil almaktadır.
çömlekçilik:avanos'ta da hititler'den beri çarkla çanak-çömlek yapıldığı bilinmektedir.bu el sanatı kavimden kavime,babadan oğula geçerek günümüze kadar gelmiştir.
özellikleri:ürgüp, göreme gibi kapadokya’nın üç turistik merkezinden biri olan avanos’un orta yerinden akan nice bilinmeyene sırdaş kızılırmak, tüflü kızıl toprağını asırlardır bir hediye gibi geçtiği yerlere bırakırken, aslında bir sanatın doğmasına da vesile olmuş. bu kırmızı toprak ve mil karışımıyla elde edilen seramik hamuruna avanoslu sanatçıların el emeği göz nuru değmiş ve dünyada nevşehir avanos çömlekleri denilince akla gelen bir yer haline getirmiş.
yapım teknikleri
1.çömlek hamurunun hazırlanması: avanos dağları’nın eteklerinden ve kızılırmak yataklarından toplanan yağlı ve yumuşak kil toprak, elendikten sonra suyla yoğurularak önce hamur haline getiriliyor. hamurun kullanıma hazır hale gelmesi için 1 hafta kadar bekletilmesi gerekiyor. yapılacak avanos çömleklerinin cinsine göre hamurun özellikleri de değişiyor. toprağın sertliği veya yumuşaklığıyla, içerdiği silisin pişirme ısısına tepkisi hamurun niteliğini belirliyor.

2.hamura şekil verme aşamasında: birkaç yöntem uygulanıyor. seri üretim ve çok parça çanak çömlek üretimini hızlandırmak için tabak gibi düz parçalar çark yerine, çarka eşdeğer bir makineyle şekillendirilebiliyor. ya da paris sıvası da denilen kalıp yöntemi uygulanıyor ki, sıvı hamur alçılı kalıplara doldurulup katılaşması bekleniyor.çömlekçi ustası özenle hazırladığı hamuru ayaklarıyla vurarak hızlandırdığı çarkına yapıştırdığı anda görsel şölen başlıyor. usta önce elleriyle hamura bastırarak, sonra başparmaklarıyla tam merkezden bastırıp içini boşaltarak hamuru bir forma sokuyor, son aşamada ise yarım ay şeklindeki metal parçayla karın oluşturup çömleğe dönüştürüyor. erbap elinden çıkan bir avanos çömleğinin yapımının tornada incelip yükselerek 4- 5 dakika sürüyor ama bazen elinize aldığınız ufak bir kasenin yapımı boyaması ve işlenmesiyle günlerce de sürebiliyor.
hamur ayakla döndürülen çark tezgahlarda şekillenirken, günümüzde elektrikle dönen çarklar da yaygın olarak kullanılıyor. avanos’ta çömlek yapım atölyelerine halk arasında ‘işlik’ ya da ‘çanakhane’ deniyor. işliklerin en önemli özelliklerinden biri ise toprak zeminli ve ışık almayan mekanlar olması. ve bu mekanlar genellikle kayalara oyulmuş mağaralar.
3. zırhlama ve perdahlama:şekil verilen avanos çömleklerinin kurutmaya geçmeden üstünün boyanmasına ve süslenmesine kapadokya’da ‘zırhlama’ deniyor. zırhlama yapıldıktan sonra çömlekler deri sertliği kıvamına gelene kadar 2 gün bekletiliyor. hamur henüz tam kurumamışken yüzeyinin parlatılmasına ise ‘perdahlama’ deniliyor ki, bu işlem sacdan bir aletle (masat) yapılıyor.
4.kurutma:çömleklerin 20 dakika güneşe çıkarılması nemin atılmasını sağlıyor. eğer güneş yoksa ‘yanalak’ da denilen işlik odalarında bir gün bekletiliyor. kulplu bir ürün ise kulpları takılıyor ve pişirme sürecine geçiliyor.
pişirme ve sırlama:avanos çömleklerinin kullanıma hazır hale gelmeden önce son aşaması fırınlanması ve sırlanması. kuruyan ürünler geniş küvetlere yerleştirilip ev eşyası olarak tasarlanmışsa 1.000°c’de, su geçirmez daha sert kaplar ise 1.400°c’ye varan ısılarda 1-3 gün arasında pişiriliyor ve fırın soğuyuncaya kadar da içinde bekletiliyor.
sırlama işlemini yapmadan önce ise toz kıvamında sır, inceltilmiş çakmaktaşı, kurşun oksit, feldispat gibi camsı maddeler suyla karıştırılarak sır eriyiği hazırlanıyor. pişmiş çömlekler bu eriyiğin içine daldırılarak tekrar fırınlanıyor ve çömleklerin yüzeyinde camsı bir görünüm de bu şekilde sağlanıyor.
turizm açısından
avanos’da çanak-çömleğinin kızılırmak kili kullanılmasından öte farklılıkları %50’sinin geleneksel yöntemlerle yapılması ve yerinden pazarlanmasıdır. üretim biçiminin yanısıra avanos’da çömlek atölyelerini farklılaştıran bir başka unsur da depolama, sergileme hatta ulusal ve uluslararası pazarlara yapılan toptan satışlar ile perakende satışların, üretimin yapıldığı mekânlarda yapılmasıdır. bunun bir nedeni avanos’da çömlek atölyelerinin ilk olarak yerleşme merkezinde kayadan oyma hacimlerde başlamış olmasıdır. bu kayadan oyma odaların bir ya da birkaçında geleneksel yöntemlerle ve babadan oğula geçen, usta-çırak ilişkisi içindeki üretim yıllar içinde süreklilik kazanmış ve aile işletmesi olarak gelişmiştir. geleneksel yöntemle yapılan üretimin sergi ve satışlarının özellikle bu ev atölyelerde yapılması turizm açısından daha özgün bir fizik mekan yapısı oluşturduğundan farklı bir yere taşınma gereği duyulmamıştır. üretimin artması ve yeni alanlara ihtiyaç duyulması halinde kayadan oyma mekanlarda tüf malzemesinin kazılmasıyla oda sayıları arttırılabildiğinden üretim yerleri ailelerin yaşadıkları evlerin önemli bir parçası haline gelmiştir. günümüzde özellikle avanos’un merkezinde yer alan bu konut atölyeler aynı zamanda sergi niteliği taşımakta ve neredeyse haftanın yedi günü çanak-çömlek üretimi, yerleşmeyi ziyaret edenlerin izleyebildikleri bir gösteriye dönüşerek devam etmektedir.

avanos çömlekçiliğinin, fiziki mekan nitelikleri, sosyal, kültürel ekonomik yapısı, kısaca sahip olduğu kimlik bağlamında ülke bütününde önemli bir turizm bölgesi olduğu ve turizm açısından önemli bir el sanatı olduğunu düşünüyorum. zahmetli yapım tekniği ve el ustalığı ile yapılan çömleklerin ülkemizdeki önemini ve konumunu korumamız gerektiğini belirtmek istiyorum. ülke ekonomisi ,kültür ve turizm aktarımı, kendine has el işçiliği ile önemli bir konuma sahip olan avanos çömlekçiliği yapılan festivaller, gezi turları, sergi ve atölyeler ile devamlılığını sürdürmeye çalışıyor. turistlerin avanos yerleşim yerinde sürekli yaşamaları ya da sıklıkla ziyarete gelmeleri bölgenin ve avanos yerleşmesinin kültürel çeşitliliğine, ekonomik olarak zenginleşmesine, ve en önemlisi de bölgenin istihdam olanaklarının artmasına neden olmuştur. bir sonraki yıllara aktarımı ve devamlılığı böylelikle devam edecektir.
turizm açısından dikkat çeken “uluslararası avanos turizm ve el sanatları festivali” düzenleniyormuş bu *ek bilgiyi de eklemek isterim.
devamını gör...
hocalara sorulan garip sorular
ilkokulda sessiz sinema oynayacağız. bana kalabalık denk geldi. düşünüyorum düşünüyorum bulamıyorum ne olduğunu.
sonra gittim hocaya " hocam ben ala balığı biliyorum da kala balığı bilmiyorum o nedir?" dedim.
şuan soruyorum kendime sen o kadar hayal gücü geniş biri miydin? çünkü kalabalığı 'kala balık' olarak algılamak her yiğidin harcı değildir.*
sonra gittim hocaya " hocam ben ala balığı biliyorum da kala balığı bilmiyorum o nedir?" dedim.
şuan soruyorum kendime sen o kadar hayal gücü geniş biri miydin? çünkü kalabalığı 'kala balık' olarak algılamak her yiğidin harcı değildir.*
devamını gör...
ömer hayyam
ayağa kalk uyumak için önümüzde sonsuzluk var sözlerinin sahibi matematikçi , rubai yazarı aynı zamanda astronom.
devamını gör...
yaş ilerledikçe amatör sevgili bulmanın zorlaşması
sen şuna "her bakan gözümden ne menem bir tip olduğumu anlıyor, fesatlığımı saklayamıyorum." desene...*
devamını gör...
trikotillomani
saç yolma hastalığı. sadece çekenin bileceği türden, ilginç olduğu kadar illet bir durum.
trikotillomani kısaca saç yitimi ile sonuçlanacak biçimde, kişinin yineleyici olarak saçını yolması olarak tanımlanır. çoğu kişi bunun hastalık olduğunun farkında değildir. durumdan rahatsızlık duysa da kendisine engel olamaz çünkü saçı kopardığı anda duyduğu haz bu rahatsızlıktan fazladır. ismi saç koparma hastalığı olarak bilinse de sadece saç ile sınırlı değildir. kaş, kirpik ve vücuttaki diğer kılları koparanlar da vardır.
trikotillomani kısaca saç yitimi ile sonuçlanacak biçimde, kişinin yineleyici olarak saçını yolması olarak tanımlanır. çoğu kişi bunun hastalık olduğunun farkında değildir. durumdan rahatsızlık duysa da kendisine engel olamaz çünkü saçı kopardığı anda duyduğu haz bu rahatsızlıktan fazladır. ismi saç koparma hastalığı olarak bilinse de sadece saç ile sınırlı değildir. kaş, kirpik ve vücuttaki diğer kılları koparanlar da vardır.
devamını gör...
yazarların birini affetmeme nedenleri
aynı hatayı iki kez yapması, ömür boyu s***ir çekmem için yeterli bir sebeptir. o saatten sonra ağzıyla kuş tutsa yaranamaz.
kim olursa olsun.*
kim olursa olsun.*
devamını gör...
kel uakari
çoğunlukla brezilya ve peru'nun tropik ormanlarında yaşayan kırmızı suratlı bir primat türü. yüzlerinin kırmızı olması onların sağlıklı ve çekici görünmesini sağlar. çünkü sıtma ve benzer hastalıklara sahip olan kel uakarilerin yüzleri soluktur. kırmızımsı kahverengiden turuncuya değişen uzun, tüylü bir yapıları vardır. bu maymunlar yalnızca amazon nehri havzasında yaşarlar, devamlı ve mevsimsel olarak su basan yağmur ormanlarını ve küçük nehirler, göller gibi su kaynaklarına yakın yerleri tercih ederler.
kaynak
kaynak
devamını gör...
barbara cartland
henüz internetin ve sosyal medyanın yaşamımıza girmediği, televizyon kanallarının da sayıca az ve içerik olarak da günümüze kıyasla pek zengin olmadığı, insanların en önemli eğlencelerinden, hobilerinden birinin, kolay okunan, suç, gerilim, macera, aşk konulu popüler romanlar olduğu, 70’ li ve 80’ li yıllarda romanları peynir ekmek gibi tüketilen yazarlardan biri de, ingiliz romancı barbara cartland’ dı.

asilzade bir ingiliz ailesinin çocuğu olarak, 9 temmuz 1901 yılında, edgbaston, birmingham’ da dünyaya gözlerini açan, mary barbara hamilton cartland, babasını 1. dünya savaşında, iki erkek kardeşini de 2. dünya savaşı’nda kaybetti. ailenin tek kız çocuğu olan cartland bir çok ingiliz soylusu gibi iyi bir eğitim almıştır. cartland ingiliz asilzadelerinin hayatlarını kitaplarına da yansıtmıştır ve saraylar, şatolar, malikaneler, kraliyet aileleri, lordlar, sörler, cins atlar, yazarın romanlarında bol bol işlenmiştir.
70’li ve 80’li yıllarda romanları ülkemizde altın kitaplar yayınevi tarafından basılan ve romanlarının arka kapağında da mutlaka üzerinde pembe bir elbise, boynunda pahalı mücevherler, elinde de cins bir süs köpeğiyle bir fotoğrafı bulunan barbara cartland, 1990’ lı yılların ortalarına kadar sattığı kitap sayısı 1 milyarı bulduğu için adını guinness rekorlar kitabı‘na “dünyanın en çok satan yazarı” olarak kaydettirmiştir. iki ayda bir kitap yazdığı söylenen ve 98 yıllık yaşamına 723 kitap sığdıran cartland’ ın adeta kum tanelerini andıran kitaplarının içerisinden sadece beş tanesinin beyaz perdeye aktarılması ise onun romanlarının kalitesi hakkında bir fikir verebilecektir.

az kalsın unutuyordum, barbara cartland aynı zamanda prenses diana’ nın da üvey babaannesidir ve yanlış aklımda kalmadıysa prenses diana’nın ölümünden sonra da, basına aşağı yukarı şu anlamalara gelen bir açıklama yapmıştı: “diana aşkı benim romanlarımdan öğrenmişti ve gerçek aşkı da sadece benim romanlarımda bulabilmişti. o aşka inanan ve aşkla ilgili her şeye deli olan bir kızdı. onda mutluluk dağıtma yeteneği vardı, insanların içine karışır, onlarla konuşurdu. kraliyet ailesinde hiç kimse onun yerini tutamaz. onun arkasından yas tutmak da onları kurtaramaz. zaten kraliyet ailesinin üyelerinin hepsi alman kökenli, bir tek diana gerçek ingilizdi.”
romanlarında genellikle aşk ve cinsellik temalarını kullanan, bir çoklarınca romantizmin kraliçesi olarak kabul edilen, yine bir çoklarınca da romanlarında, gerçeklikler dünyasından uzak, kadını, adeta, oyuncak süs bebek gibi gösteren, ütopik aşklardan ve hayatlardan bahsetmesi nedeniyle sürekli eleştirilmiş olan barbara cartland’ ın romanlarından bazıları şunlardır:
pembe koleksiyon serisinden: aşk işareti, uzak diyarlarda aşk, aşk yolunu bulur, aşk şatosu
aşk daima kazanır, gökteki yıldızlar, aşk gemisi, tehlikeli maske
ayrıca: affet sevgilim, aşk çemberi, aşkı sende buldum, bir çiçek bin sevgi, buğulu gözler
cennetteki ışık, hayalimdeki cennet, ilk aşkım, kalbim senindir, kalbimin tek sahibi

723 tane aşk romanı yazmayı başaran barbara cartland, haliyle, yaşadığı dönemde aşk, evlilik ve ilişkiler gibi konularda uzman olarak kabul edilmiş ve ekranların gözdesi olmuştur. 1983 yılında ingiltere' de yayımlanan “kim kimdir?” isimli kitapta hayatına en geniş yer verilen tek isim olan cartland, 1991 yılında da 70 yılı bulan edebi ve sosyal çalışmaları nedeniyle kraliçe elizabeth tarafından “dame commander” asalet unvanına layık görülmüştür.
aynı zamanda piyesleri de bulunan, fiziksel yönden gerilemesine ve akıl sağlığı da bozulmaya başlamasına rağmen, 95 yaşlarına kadar görsel ve yazılı basında boy göstermeye ve röportaj vermeye devam eden yazar, 21 mayıs 2000 yılında, 98 yaşında, ingiltere’ nin doğusundaki hertfordshire kontluğunda hayata gözlerini yummuştur.

asilzade bir ingiliz ailesinin çocuğu olarak, 9 temmuz 1901 yılında, edgbaston, birmingham’ da dünyaya gözlerini açan, mary barbara hamilton cartland, babasını 1. dünya savaşında, iki erkek kardeşini de 2. dünya savaşı’nda kaybetti. ailenin tek kız çocuğu olan cartland bir çok ingiliz soylusu gibi iyi bir eğitim almıştır. cartland ingiliz asilzadelerinin hayatlarını kitaplarına da yansıtmıştır ve saraylar, şatolar, malikaneler, kraliyet aileleri, lordlar, sörler, cins atlar, yazarın romanlarında bol bol işlenmiştir.
70’li ve 80’li yıllarda romanları ülkemizde altın kitaplar yayınevi tarafından basılan ve romanlarının arka kapağında da mutlaka üzerinde pembe bir elbise, boynunda pahalı mücevherler, elinde de cins bir süs köpeğiyle bir fotoğrafı bulunan barbara cartland, 1990’ lı yılların ortalarına kadar sattığı kitap sayısı 1 milyarı bulduğu için adını guinness rekorlar kitabı‘na “dünyanın en çok satan yazarı” olarak kaydettirmiştir. iki ayda bir kitap yazdığı söylenen ve 98 yıllık yaşamına 723 kitap sığdıran cartland’ ın adeta kum tanelerini andıran kitaplarının içerisinden sadece beş tanesinin beyaz perdeye aktarılması ise onun romanlarının kalitesi hakkında bir fikir verebilecektir.

az kalsın unutuyordum, barbara cartland aynı zamanda prenses diana’ nın da üvey babaannesidir ve yanlış aklımda kalmadıysa prenses diana’nın ölümünden sonra da, basına aşağı yukarı şu anlamalara gelen bir açıklama yapmıştı: “diana aşkı benim romanlarımdan öğrenmişti ve gerçek aşkı da sadece benim romanlarımda bulabilmişti. o aşka inanan ve aşkla ilgili her şeye deli olan bir kızdı. onda mutluluk dağıtma yeteneği vardı, insanların içine karışır, onlarla konuşurdu. kraliyet ailesinde hiç kimse onun yerini tutamaz. onun arkasından yas tutmak da onları kurtaramaz. zaten kraliyet ailesinin üyelerinin hepsi alman kökenli, bir tek diana gerçek ingilizdi.”
romanlarında genellikle aşk ve cinsellik temalarını kullanan, bir çoklarınca romantizmin kraliçesi olarak kabul edilen, yine bir çoklarınca da romanlarında, gerçeklikler dünyasından uzak, kadını, adeta, oyuncak süs bebek gibi gösteren, ütopik aşklardan ve hayatlardan bahsetmesi nedeniyle sürekli eleştirilmiş olan barbara cartland’ ın romanlarından bazıları şunlardır:
pembe koleksiyon serisinden: aşk işareti, uzak diyarlarda aşk, aşk yolunu bulur, aşk şatosu
aşk daima kazanır, gökteki yıldızlar, aşk gemisi, tehlikeli maske
ayrıca: affet sevgilim, aşk çemberi, aşkı sende buldum, bir çiçek bin sevgi, buğulu gözler
cennetteki ışık, hayalimdeki cennet, ilk aşkım, kalbim senindir, kalbimin tek sahibi

723 tane aşk romanı yazmayı başaran barbara cartland, haliyle, yaşadığı dönemde aşk, evlilik ve ilişkiler gibi konularda uzman olarak kabul edilmiş ve ekranların gözdesi olmuştur. 1983 yılında ingiltere' de yayımlanan “kim kimdir?” isimli kitapta hayatına en geniş yer verilen tek isim olan cartland, 1991 yılında da 70 yılı bulan edebi ve sosyal çalışmaları nedeniyle kraliçe elizabeth tarafından “dame commander” asalet unvanına layık görülmüştür.
aynı zamanda piyesleri de bulunan, fiziksel yönden gerilemesine ve akıl sağlığı da bozulmaya başlamasına rağmen, 95 yaşlarına kadar görsel ve yazılı basında boy göstermeye ve röportaj vermeye devam eden yazar, 21 mayıs 2000 yılında, 98 yaşında, ingiltere’ nin doğusundaki hertfordshire kontluğunda hayata gözlerini yummuştur.
devamını gör...
kötü gün dostu vs iyi gün dostu
düşünüyorum da hangisinin daha iyi olduğunu seçemiyorum. kötü gün dostluğunda genelde iyi günlerinde yanında olmayan insanlar seni desteklerken iyi gün dostları da senin mutluluğuna ortak olabilir gibi bir yanılgıya düşüyorum hep. kötü gün dostu olan biri olarak çevremdeki hiçbir insanın iyi gününde kendimi kötü zamanlardaki kadar verici hissedemiyorum. sanki kötülüğü iyileştirmek için yaratılmış gibiyim.
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
genel bilinenin aksine türk medeni kanunundan evlenme yaşı 17 olarak düzenlenmiştir. tmk 124 "erkek veya kadın onyedi yaşını doldurmadıkça evlenemez."
devamını gör...
the doors
ünü uzaya kadar yayılmış amerikalı müzik grubu.
jim morrison'dan sonra yok oldular... ama jim morrison varken neler yapmışlar neler;
light my fire
the end
riders on the storm
people are strange
ve daha niceleri tabii ki.
jim morrison'dan sonra yok oldular... ama jim morrison varken neler yapmışlar neler;
light my fire
the end
riders on the storm
people are strange
ve daha niceleri tabii ki.
devamını gör...
the wedding at cana
paolo veronese'nin 1562-63 yıllarında tamamladığı cana'da düğün tablosu.

tablo incil'de geçen, hz. isa'nın suyu şaraba çevirmek suretiyle gerçekleştirdiği ilk mucizeyi anlatıyor.
isa, meryem ve havarilerin cana'da konuk olduğu bir düğünde şarapların bitmesi üzerine, isa hizmetçilere şarap küplerini su ile doldurmasını söyler. küpten alınan bir bardak suyu şölen yöneticisi tattıktan sonra damada dönerek ''herkes önce iyi şarabı, çok içildikten sonra da kötü şarabı sunar ama sen şimdiye kadar en iyi şarabı saklamışsın'' demesiyle, isa'nın ilk mucizesinin gerçekleştirdiği görülür. bahsedilen şarap küplerini tablonun sağ ön kısmında görüyoruz.
hem tablonun hem masanın ortasında isa ve meryem figürleri bulunuyor. tanıdık bir yüz de var burada: kanuni sultan süleyman. gelin ve damadın da bulunduğu masanın sol ucunda, soldan 6. sırada görebilirsiniz. işte burada:

sadece osmanlı imparatorunu değil, fransa kralı ı. francois, ingiltere kraliçesi ı. mary, avusturya kraliçesi eleanor, kutsal roma imparatoru v. karl gibi dönemin önemli kişilerini de tabloda görüyoruz. masanın tam orta kısmındaki dört müzisyen de dönemin ressamları (soldan sağa veronese, bassano, tintoretto ve tiziano). en soldaki figür kendisi zaten.

6,6m x 9,9m boylarında ve yaklaşık 66 metrekarelik bir alanı kaplayan kocaman bir tablo. louvre müzesi'nde, mona lisa'nın bulunduğu odada, tam karşısındaki duvarda sergileniyor ve müzenin en büyük tablosu. mona lisa'yı görebilmek için bir süre uğraştıktan sonra, o kalabalıktan çıkıp arkanızı döndüğünüzde tüm duvarı kaplayan bu tabloyu detaylı olarak inceleyebilirsiniz. bu eserin mona lisa'nın tam karşısında bulunması da ayrıca ilginç. mona lisa'yı inceleyen kalabalığı bu tablonun önünde görememiştim ben.
eserle ilgili çok daha ayrıntılı bir yazı okumak için kaynak
tablo incil'de geçen, hz. isa'nın suyu şaraba çevirmek suretiyle gerçekleştirdiği ilk mucizeyi anlatıyor.
isa, meryem ve havarilerin cana'da konuk olduğu bir düğünde şarapların bitmesi üzerine, isa hizmetçilere şarap küplerini su ile doldurmasını söyler. küpten alınan bir bardak suyu şölen yöneticisi tattıktan sonra damada dönerek ''herkes önce iyi şarabı, çok içildikten sonra da kötü şarabı sunar ama sen şimdiye kadar en iyi şarabı saklamışsın'' demesiyle, isa'nın ilk mucizesinin gerçekleştirdiği görülür. bahsedilen şarap küplerini tablonun sağ ön kısmında görüyoruz.
hem tablonun hem masanın ortasında isa ve meryem figürleri bulunuyor. tanıdık bir yüz de var burada: kanuni sultan süleyman. gelin ve damadın da bulunduğu masanın sol ucunda, soldan 6. sırada görebilirsiniz. işte burada:

sadece osmanlı imparatorunu değil, fransa kralı ı. francois, ingiltere kraliçesi ı. mary, avusturya kraliçesi eleanor, kutsal roma imparatoru v. karl gibi dönemin önemli kişilerini de tabloda görüyoruz. masanın tam orta kısmındaki dört müzisyen de dönemin ressamları (soldan sağa veronese, bassano, tintoretto ve tiziano). en soldaki figür kendisi zaten.
6,6m x 9,9m boylarında ve yaklaşık 66 metrekarelik bir alanı kaplayan kocaman bir tablo. louvre müzesi'nde, mona lisa'nın bulunduğu odada, tam karşısındaki duvarda sergileniyor ve müzenin en büyük tablosu. mona lisa'yı görebilmek için bir süre uğraştıktan sonra, o kalabalıktan çıkıp arkanızı döndüğünüzde tüm duvarı kaplayan bu tabloyu detaylı olarak inceleyebilirsiniz. bu eserin mona lisa'nın tam karşısında bulunması da ayrıca ilginç. mona lisa'yı inceleyen kalabalığı bu tablonun önünde görememiştim ben.
eserle ilgili çok daha ayrıntılı bir yazı okumak için kaynak
devamını gör...
22 şubat 2022 dışişleri bakanlığının açıklamaları
bu bir safları sıklaştıralım açıklamasıdır..
o değil, ben hala putin'in, reisinizi arayıp kkkk dünyayı nasıl karıştırdım ama gördün mü kkkk diye güldüğünü düşünüyorum. şu sahne, gözümün önünden gitmiyor bir türlü.
o değil, ben hala putin'in, reisinizi arayıp kkkk dünyayı nasıl karıştırdım ama gördün mü kkkk diye güldüğünü düşünüyorum. şu sahne, gözümün önünden gitmiyor bir türlü.
devamını gör...
