ön yargı
zamanın birinde çocuğu olmayan bir padişah'ın,on yıl sonra bir çocuğu olur.çocuğu yere göğe koyamazlar.beş ay sonra çok önemli bir yere gitmeleri icap eder.sonunda çocuğu vezir'e bırakma kararı alırlar.vezir bebeğin odasının kapısında on dakika bekledikten sonra, tuvalet ihtiyacı hisseder."iki saniyeden bir şey olmaz" diye düşünüp,ihtiyacını giderir. geri döndüğünde bir gelinciğ'in azında kanlar içinde odadan çıktığını görür.hemen telaşakapılıp gelinciğ'in kafasını kılıçla uçurur.içeri girdiğinde bebeğin uyuduğu ve yerde bir yılanın boğulduğunu görür.tam olarak budur.
devamını gör...
durup dururken seni seviyorum diyen sevgili
erkekse bunu diyen, insan bir şüphelenir degil mi? dedigim başlık.
günümüz evliliklerinde az ya da hiç kullanılmayan sevgi ibaresi olan, kadinları mutluluktan uçuracak kadar az enerji, az masraf ile soylenebilcek bu sözü söylemeyen erkek bireylerin, ansızın kullandığında tabi ki akılda "bayram degil seyran değil ne ayak şimdi bu" diye suphelenmek gerekir.
aksi durumda "ayy ben de çeni ..." diye karşılık verilir.*
edit:erkeğim ulan.
günümüz evliliklerinde az ya da hiç kullanılmayan sevgi ibaresi olan, kadinları mutluluktan uçuracak kadar az enerji, az masraf ile soylenebilcek bu sözü söylemeyen erkek bireylerin, ansızın kullandığında tabi ki akılda "bayram degil seyran değil ne ayak şimdi bu" diye suphelenmek gerekir.
aksi durumda "ayy ben de çeni ..." diye karşılık verilir.*
edit:erkeğim ulan.
devamını gör...
uçak yolculuğunun en güzel tarafı
14 saatlik mesafeyi 1.5 saatte almam.
devamını gör...
pedofili
normal bir insan için iğrenç lik, bilim insanları için hastalık.
bu insanlar en yakınımızda olabilir, çocuklarımıza dikkat edelim, bu tip sapıklar yüzünden artık tanımadığın bir çocuğu bırak sevmeyi,başını okşama yı, gülemüyorsun bile.
bence en tehlikeli sapıklık tır, cezası cinsel organından aşmak olmalı .
bu insanlar en yakınımızda olabilir, çocuklarımıza dikkat edelim, bu tip sapıklar yüzünden artık tanımadığın bir çocuğu bırak sevmeyi,başını okşama yı, gülemüyorsun bile.
bence en tehlikeli sapıklık tır, cezası cinsel organından aşmak olmalı .
devamını gör...
kwazulu natal
güney afrika cumhuriyeti'nin güney doğusunda, hint okyanusu'na kıyısı olan bir eyaletidir. yüzölçümü 94.361 km²'dir.
lesotho, swaziland ve mozambik ile sınırları vardır.
durban, pietermaritzburg en büyük şehirleridir.
lesotho, swaziland ve mozambik ile sınırları vardır.
durban, pietermaritzburg en büyük şehirleridir.
devamını gör...
ayna karşısında tıraş olurken bıyığı komple kesmeden önce hitler bıyığı yapmak
1999 depremi sırasında dönemin sakarya valisi, yanına gelen ve sert eleştirilerde bulunup isyan eden depremzede bir kıza tepki göstermiş, hatta tokatlamaya kalkmıştı. vali bu hareketiyle kamuoyunda epey tepki toplamıştı. o olaydan sonra vali, ne tesadüfse bıyığını kesmişti. dikkat çeken bu imaj değişikliği karşısında gazeteci fatih altaylı, valiye bıyığını kesmesinin sebebini sordu. vali de tıraş olurken kazara jileti bıyığına kaçırdığını, mecburen kestiğini söyledi. cevaptan tatmin olmayan altaylı aynı soruda ısrar edince dayanamayan vali :
sayın altaylı, tıraş olurken yanlışlıkla kestim dedim ya, ne yapsaydım, yarım bıyıkla mı dolaşsaydım? demişti.
sayın altaylı, tıraş olurken yanlışlıkla kestim dedim ya, ne yapsaydım, yarım bıyıkla mı dolaşsaydım? demişti.
devamını gör...
rubens barrichello
formula 1 tarihinin en çok hakkı yenen pilotlarından birisidir. takım kararları sebebiyle her daim micheal schumacher'in arkasında bırakılmıştır. oysa ciddi anlamda pilotajı olsun, tecrübesi olsun muazzam bir pilottu. özellikle ikinci sırada götürdüğü yarışlarda her daim telsizden yavaşlaması yönünde emir gelirdi. tabi bu sırada burnundan kıl aldırmayan micheal bey hızlanır ve birinci sıradaki yerini perçinlerdi. rubens abimiz ise ustalığı ile rakipleri arkada tutarak, tur farklarının artmasına olanak tanırdı. ama bu olayın daha da dramatik olan boyutu rubens abimizin birinci sıraya çıkmasıyla yaşanırdı; abimiz uçar giderken kenardan yine bir emir gelir ve kendisi yavaşlayarak arkasındaki micheal bey'in kendisini geçmesine izin vermek zorunda kalırdı. şahsen bu olay beni delirtirdi. tamam biliyoruz, takım kararları, pilot rolleri falan ama diğer takımlarda bunlar daha esnek uygulanıyordu. ferrari ise o dönemlerde bildiğiniz tiranlıktı. her şey micheal'e göre ve onun istediği şekilde olurdu.
iki numara olmanın hakkını efendiliğini bozmayarak her daim sonuna kadar vermiştir rubens abi. ama beni en çok delirten şey 2002 avusturya grandprix'inde, rubens abi herkese tur bindirmişken kendisine verilen emirdir. adam güle oynaya birinciliğe yürürken, damalı bayrak abimizin önünde secde edecekken, son düzlükte yine micheal beye yavaşlayarak yol vermek zorunda bırakılmıştır ki, o gün bence formula 1 tarihi açısından kara bir gündür. bu olay sonrası sinirden az kalsın televizyon ekranına giriyordum, o derece derinden yaralamıştır bu olay beni. *
eze eze kazanabileceği yarışları takım kararları sebebi ile kaybetmiş bu abimizin intikamı alınmalıydı. bu durumlar benim içime ziyadesiyle dert olmuştu. o günlerin yüksek teknolojisi (!) ile yaratılmış playstation'da micheal'in biletini kesecektim. oyunda resmen terör estirdim. her pistte itina ile micheal'ın gadasından makas almak suretiyle kendisine nanik yaptım. bu vesile ile biraz içim soğudu. rubens abimin itibarını iade etmiştim. tamam, onun bundan haberi yoktu ama benim yaralarıma bu pansuman iyi gelmişti.
rubens abimiz ne kadar yetenekli bir pilot olduğunu cümle aleme 2002 ingiltere gp'de göstermiştir zaten. 21. cepten start aldığı yarışta tabiri caizse pilot nasıl olunur bunun dersini vermiştir. hızla ön sıralara ilerleyerek, yarışı 2. sırada bitirmiştir ki, o yarış muazzam bir yarıştır. oturup tekrar tekrar izlenesidir. 18. sırada başladığı bir yarışı da birinci sırada bitirerek cümle aleme mesajların en güzelini vermiştir. rubens abimizin bahtsızlığına dair en güzel örnek ise kendi memleketi brezilyada katıldığı yarışları tamamlayamaması olmuştur. micheal ve takım lanetinin üzerine bu da eklenince rubens abimiz için içimizde kopan fırtınalar daha da bir şiddetli hale gelmiştir. bakın o dönem mclaren mercedes'de mika hakkinen ve david coulthard birlikteliği de vardı. adamlar takım kararlarını çok takmıyor ve esnetiyorlardı. bazen diyorum ki, keşke rubens abi, kimi ile aynı takımda olsaydı. belki bu kadar çile çekmezdi. neyse efendim işte öyle. güzel adamdır rubens abi. şu gülüşleri senden alanların burnundan fitil fitil gelsin emi! yanlış anlaşılmasın, takım patronlarını kast ediyorum. michealin başına gelenlerle alakam yoktur. bu şerhi koyayım da sonra başımız ağrımasın.
iki numara olmanın hakkını efendiliğini bozmayarak her daim sonuna kadar vermiştir rubens abi. ama beni en çok delirten şey 2002 avusturya grandprix'inde, rubens abi herkese tur bindirmişken kendisine verilen emirdir. adam güle oynaya birinciliğe yürürken, damalı bayrak abimizin önünde secde edecekken, son düzlükte yine micheal beye yavaşlayarak yol vermek zorunda bırakılmıştır ki, o gün bence formula 1 tarihi açısından kara bir gündür. bu olay sonrası sinirden az kalsın televizyon ekranına giriyordum, o derece derinden yaralamıştır bu olay beni. *
eze eze kazanabileceği yarışları takım kararları sebebi ile kaybetmiş bu abimizin intikamı alınmalıydı. bu durumlar benim içime ziyadesiyle dert olmuştu. o günlerin yüksek teknolojisi (!) ile yaratılmış playstation'da micheal'in biletini kesecektim. oyunda resmen terör estirdim. her pistte itina ile micheal'ın gadasından makas almak suretiyle kendisine nanik yaptım. bu vesile ile biraz içim soğudu. rubens abimin itibarını iade etmiştim. tamam, onun bundan haberi yoktu ama benim yaralarıma bu pansuman iyi gelmişti.
rubens abimiz ne kadar yetenekli bir pilot olduğunu cümle aleme 2002 ingiltere gp'de göstermiştir zaten. 21. cepten start aldığı yarışta tabiri caizse pilot nasıl olunur bunun dersini vermiştir. hızla ön sıralara ilerleyerek, yarışı 2. sırada bitirmiştir ki, o yarış muazzam bir yarıştır. oturup tekrar tekrar izlenesidir. 18. sırada başladığı bir yarışı da birinci sırada bitirerek cümle aleme mesajların en güzelini vermiştir. rubens abimizin bahtsızlığına dair en güzel örnek ise kendi memleketi brezilyada katıldığı yarışları tamamlayamaması olmuştur. micheal ve takım lanetinin üzerine bu da eklenince rubens abimiz için içimizde kopan fırtınalar daha da bir şiddetli hale gelmiştir. bakın o dönem mclaren mercedes'de mika hakkinen ve david coulthard birlikteliği de vardı. adamlar takım kararlarını çok takmıyor ve esnetiyorlardı. bazen diyorum ki, keşke rubens abi, kimi ile aynı takımda olsaydı. belki bu kadar çile çekmezdi. neyse efendim işte öyle. güzel adamdır rubens abi. şu gülüşleri senden alanların burnundan fitil fitil gelsin emi! yanlış anlaşılmasın, takım patronlarını kast ediyorum. michealin başına gelenlerle alakam yoktur. bu şerhi koyayım da sonra başımız ağrımasın.
devamını gör...
düşmanını arayan savaş
george orwell her zaman gerçeği görmüş ve doğruyu söylemiştir. george orwell bir ahir saman peygamberidir. modern kıyametin ilk işaretlerini gören ve bizi bu konuda uyaran kişidir. kimsenin onu dinlememiş olması onun suçu değildir ama içinden geçtiğimiz her ilginç zaman diliminde onu anmamız onun ne kadar özel bir adam olduğunun göstergesidir. 11 eylül 2001 tarihinde de hepimizin aklına orwell’ın öngörüleri geldi. ikiz kuleler kafa karıştırıcı bir şekilde çöktüğü anda orwell alemine giriş yaptık.
11 eylül 2001 günü kızılay’da metro çıkışının hemen karşısında kalan bir büfeden bir şişe su ve bir winston soft almak için durduğumda büfenin içindeki küçük televizyonda felaketler karşısında insanın içinde dalga dalga büyüyen o korku, heyecan ve coşku karışımı duyguyu yaşamama neden olan o görüntüleri gördüm. saat 16.00 civarında ikinci uçak kuleye dalarken çekilen görüntü idi bu. kaza olmadığını anında anlamam belki de fazla bilimkurgu okumamdan ya da içimdeki felaket istediğini bastıramamamdan kaynaklanıyor olabilirdi. artık dünyanın raydan çıktığını ve bundan sonra hiçbir şeyin aynı olmayacağını anlamıştım.
saldırılardan hemen sonra yasaklanan “kod adı kılıçbalığı” filmindeki cümle kafamda dönüp duruyordu. “ amerika ihtiyaç duyduğunda kendi düşmanını yaratır.” amerika ihtiyaç duymuş ve düşmanını aramaya başlamıştı. bu saldırıdan sonra yapılacak tek şey bu saldırıyı üzerine yolacak kârlı bir düşman bulmaktı ve dünyanın en kârlı düşmanları her saman ortadoğu’dan çıkardı. bu sefer de öyle oldu ve füzeler ortadoğu’ya yağmaya başladı. hala aynı savaşın devam etmekte olduğunu gördüğümüz ortadoğu yangın yerine döndü ve sönmeye de hiç niyeti yok.
okuduğum bu kitapta farklı bakış açıları ile 11 eylül saldırılarının sonuçları tartışılmış. herkes kendi bakış açısını göre suçluyu bulmaya çalışmış. ama o gün başlayan savaş aslında hala düşmanını arıyor. ve bulamayacak. çünkü o düşman her birimizin içinde.
güçlünün yanında durma alışkanlığına sahip avrupa ve ortadoğu sahte mağdur amerika’nın düşman arayışına çanak tutmaya devam ediyor. ben aranan bir katil olsaydım benim için en güvenli yer beni arayanların arasına karışıp onlara katilin yerini bulmak için yol gösterdiğim menfaatçi dostlarımın sahte dünyası olurdu.
11 eylül 2001 günü kızılay’da metro çıkışının hemen karşısında kalan bir büfeden bir şişe su ve bir winston soft almak için durduğumda büfenin içindeki küçük televizyonda felaketler karşısında insanın içinde dalga dalga büyüyen o korku, heyecan ve coşku karışımı duyguyu yaşamama neden olan o görüntüleri gördüm. saat 16.00 civarında ikinci uçak kuleye dalarken çekilen görüntü idi bu. kaza olmadığını anında anlamam belki de fazla bilimkurgu okumamdan ya da içimdeki felaket istediğini bastıramamamdan kaynaklanıyor olabilirdi. artık dünyanın raydan çıktığını ve bundan sonra hiçbir şeyin aynı olmayacağını anlamıştım.
saldırılardan hemen sonra yasaklanan “kod adı kılıçbalığı” filmindeki cümle kafamda dönüp duruyordu. “ amerika ihtiyaç duyduğunda kendi düşmanını yaratır.” amerika ihtiyaç duymuş ve düşmanını aramaya başlamıştı. bu saldırıdan sonra yapılacak tek şey bu saldırıyı üzerine yolacak kârlı bir düşman bulmaktı ve dünyanın en kârlı düşmanları her saman ortadoğu’dan çıkardı. bu sefer de öyle oldu ve füzeler ortadoğu’ya yağmaya başladı. hala aynı savaşın devam etmekte olduğunu gördüğümüz ortadoğu yangın yerine döndü ve sönmeye de hiç niyeti yok.
okuduğum bu kitapta farklı bakış açıları ile 11 eylül saldırılarının sonuçları tartışılmış. herkes kendi bakış açısını göre suçluyu bulmaya çalışmış. ama o gün başlayan savaş aslında hala düşmanını arıyor. ve bulamayacak. çünkü o düşman her birimizin içinde.
güçlünün yanında durma alışkanlığına sahip avrupa ve ortadoğu sahte mağdur amerika’nın düşman arayışına çanak tutmaya devam ediyor. ben aranan bir katil olsaydım benim için en güvenli yer beni arayanların arasına karışıp onlara katilin yerini bulmak için yol gösterdiğim menfaatçi dostlarımın sahte dünyası olurdu.
devamını gör...
insan neden okumalı sorunsalı
insan önce kendini okumalı, evreni okumalı. sonra kitap yapraklarını istiyorsa okumalı. anlamak, anlamlandırmak için.
devamını gör...
14 şubat 2021 13 vatandaşımızın şehit edilmesi
öyle bir ülke ki tuttuğun yerden elinde kalıyor. hiç kimse davasında samimi değil. bir taraf hümanizm, barış, kardeşlik altında bunları yapıyor. bir taraf terörist elebaşının abisini devletin kanalına çıkartıp vatanseverlik oynuyor. olan askerimize, polisimize ve vatandaşımıza oluyor. günahı yokken öldürülen sivillere mi üzüleyim, şehit olan dağ gibi askerlerimize mi üzüleyim, yoksa ülkemin getirildiği hale mi üzüleyim bilmiyorum. kahırdan öleceğiz. öldürecek bunlar bizi.
devamını gör...
üniversitede yanlış bölümü tercih ettiğini anlamak
en kötüsü hala doğru mu yanlış mı arasında kalmaktır, onun bile kararını verememektir
devamını gör...
çocukken inanılmaz kıymetli olan şeyler
sokak oyunları. tebeşirle yere çizilen sek sek, elektrik kablosundan yada urgandan olan atlama ipi, plastik topla istop, herhangi bir nesneyle yağ satarım bal satarım, ebelemece, her deliğe güvenle saklanılabilen saklambaç, sokaktaki en güzel taşlarla oynanılan 9 taş, güçlü güçsüz analizinin yapıldığı yakan top, açık havada yapılan kim ne getirdiyse önemsenmeden yenen ve favori paketli ürünü "piknik" bisküvi olan piknikler, sokağın ortasına iple kurulan voleybol sahası, köşeye kadar bir tur bisiklet binmece( kimde varsa artık),sayamacağım ve unuttuğum niceleri ama en önemlilerinden akşam ezanı okunurken eve son sürat koşusu sokak oyunlarından sadece hatrımda kalanlar.
devamını gör...
19.00 civarında sözlüğün sessizleşmesi
(bkz: sen bir de gece gör burayı)
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
halay başı olsun makarnik
güzel ekibi görünce yaparım hemen etkinlik
ekşili salata patlat bir konfeti tam senlik
erzincanlı olduğum halde bilmem halay bu ne rezillik.
güzel ekibi görünce yaparım hemen etkinlik
ekşili salata patlat bir konfeti tam senlik
erzincanlı olduğum halde bilmem halay bu ne rezillik.
devamını gör...
konuşurken araya ingilizce kelimeler sıkıştıran insan
hayatınızın iş gibi bir kısmında ingilizce ile iştigal iseniz mecburiyetten olabiliyor. konuşurken kelimenin türkçesi değil ingilizcesi akla geliyor ve söyleyip geçiyorsunuz. alışık olunan bir kelime değilse garipseniyor ama yeni bir dil öğrenmenin dezavantajlarından biri bu. yeni bir dilde sözcükleri öğrenirken beyniniz bildiği bazılarını da siliyor. onun dışında konuşurken araya bi kaç ingilizce kelime sıkıştırıyım da cool olsun diye düşünen insan özentilikten yapıyordur ve bunlar kendini belli ediyor zaten.
devamını gör...
sadece cahillerin kuracağı cümleler
almanya bizi kıskanıyor.
devamını gör...


