benim için hafta 3 gündür. hafta içi, cumartesi, pazar. hafta içi takılmış video kaset misali aynı sahnenin 5 kez tekrarıdır çünkü.
devamını gör...

yarım bırakılamayacak kadar akıcı ve iyi bir kitaptır.
devamını gör...

parmaklarımı yormayayım, direk olarak ecevit'ten dinleyelim.



ayrıca diplomatik dil nedir? nasıl kullanılır?
sorularının cevabı da bizatihi bu demeçte yer almaktadır.

umarım bazılarına ders olur.
devamını gör...

çizgi romanlar, kitaplar, mangalar... ve bazı teknolojik aletlere sadece bakabiliyorum, dolar ve euro malumunuz.
devamını gör...

meb'in yüzyüze eğitim kararına bağlı olarak aşılanma tarihleri erkene alınmış görünmektedir. daha önce belirlenen, grup sıralaması dışında bir uygulama olacaktır. buradan. eğitim sektörü 2. aşama a7 kategorisindedir. a1-a6 arasında yer alan gruplar sanırım sonraki aşamaya bırakılacaktır, zira bu hafta 65-69 yaş arası aşılanmaya başladı.
devamını gör...

maaşım
devamını gör...

her yere apartman dairesi gibi üniversite açılması, açılan bu yerlere liyakat gözetmeksizin soy ve sadakat bağıyla kadro kurulması, böylece eğitimin hem öğrenci hem akademik açıdan niteliksizleşmesi ilk nedendir. ikinci nedense bilim üretmek için imkan tanınmamasıdır. ne üretilmesi için bütçe ayrılır ne de ürettiğiniz şey değer görür. böyle devam ettiği sürece haberlerde türk projelerinin yurt dışında nerelere geldiğini okuyup haddimize olmadığı halde gururlanmaya devam ederiz.
devamını gör...

hastane kokusu.
sene 2012.
babam akciğer kanseri. beynine kadar tırmanmış. beyincikde tümör var. desteksiz yürüyemiyor. uyku uyumuyorum kalkmayı denerse düşer diye.
4. aşamada.
doktor 4 ay sonra kemoterapi işe yaramıyor boşuna acı çektirmeyin diyor. martı ya görür ya göremez diyor. çıkıyoruz...
devamını gör...

öğrenci evi ya da bekar erkek yemeği. bu da yemek yapma maharetinin makarnayla sınırlı olmasından kaynaklı bir durum. bütün iş hazırlanan sos veya salçada bitiyor.
devamını gör...

asıl amaçları gündemi değiştirmek . ve bunu da başarıyorlar. ayrıca bu ülke de açık kadın kapalı kadın ayrımının yapılmasından bıktım .sadece kadın olduğumuz için değer görmek istiyoruz biz .
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

iade-i ziyaret.
devamını gör...

cildiniz sağlıklı olur,ışıldar. kaslarımıza daha fazla protein gider. enerji verir. kilo vermemize yardımcı olur. antioksidan bakımından zengindir. kolesterol seviyesini düşürür. sindirim sistemi dostudur.
devamını gör...

önce herkese başkalarına saygı dersi verilmesi gerektiğinden, en azından ilkokul için gereksiz bulduğum istek. hele önce bir, toplum içinde nasıl davranılır, komşuluk ilişkileri nasıl olur, insanları neden rahatsız etmememiz gerekir gibi şeyleri bir öğrenelim, cinselliğe de illa ki sıra gelir sonrasında.
devamını gör...

üniversite okurken reklam filmi çekimiyle meşhur olmuş şarkıcı ve söz yazarı.
sesi ile değil de şarkı sözleri ile insana dokunan bir yanı olduğunu düşünüyorum. kendisi de kelimelerle arasındaki bağı zaman zaman çıktığı programlarda anlatmış. kolektif talks konuşmasında ''boğaziçi'nde bir grubum vardı ama adı köpüktü, hemen dağıldık'' diye bir espri yapar. yine kız gibi tedx konuşmasında, ''kelimelerin büyü olduğunu duymuştum eskiden. kelimeler gerçekten büyü. kariyerinin çok büyük bir kısmında kelimeleri kullanan biri olarak söyleyebilirim ki; gerçekten kelimeler karşıdaki insana büyü yaparlar ve biz eğer kız gibi kelimesini bir şeyi yalapşap yapmak, 'adam gibi' kelimesini de bir şeyi doğru düzgün yapmak olarak kullanırsak; bu o kelimeleri, o sıfatları cinsiyet ayrımına sokmak ve aynı zamanda 'kız gibi' kelimesiyle karşı tarafı güçsüzleştirmek, küçümsemek demek olur.''
kelimeleri doğru kullanmanın önemini bilse de yazarlık konusunda başarısız. şarkıları ve katıldığı programları severek dinlediğim için 'nil'e hayat dersleri' kitabında büyük bir beklentim vardı ama boş bir balon olduğunu okuyunca fark ettim. hürriyet gazetesi köşe yazılarının derlemesi olduğunu öğrenince sadece ticari amaçla yazıldığını ispat etti bence.
yıllara rağmen içindeki enerjiyi kaybetmeyip şarkılarına yansıttığın için teşekkürler, lütfen şarkılarınla devam et...
devamını gör...

ilk başta ingiltere ve ispanya arasındaki ilişkilerin güçlenmesi adına galler prensi arthur ile, onun genç yaşta ölmesinden sonra ise kardeşi 8. henry ile evlendirilen bahtsız ingiltere kraliçesi.

24 yıllık evliliklerinde catherine birkaç çocuk doğurur ancak 1 tane kızı dışında hepsi, daha bebekken ölür. henry, erkek varis özlemiyle yanıp tutuşmaktadır. o sıralarda anne boleyn ile tanışır ve birden aklına, katolik inancında yer alan, kardeş karısıyla evlenmenin lanetlenme sebebi olduğu geliverir. bu inanca göre lanetlenen kişinin soyu da kuruyacaktır.

catherine her ne kadar bu evlilikte bir sorun görmese, papa'nın onayıyla evlendiklerini ve lanetlenmiş olsaydılar mary'nin de hayatta kalamayacak olduğunu söylese de, henry kesinlikle onu dinlemez ve onu saraydan da çocuğundan da uzaklaştırarak yapayalnız ve acı içinde ölmesine neden olur.

--- alıntı ---

kralın catherine'den boşanabilmesi 5 yıl sürdü. 5 yıl içinde catherine'nin yeğeni ispanya imparatoru papayı evlilik için izin vermesin diye kaçırmıştır. ama en sonunda protestanlığı başlatan martin luther'in kitaplarını yaktıran, protestanları öldüren, papa tarafından dinin savunucusu unvanı verilen vııı. henry; katolik kilisesi'nden ayrılıp anglikan kilisesi'ni kurmuştur. bunu takiben catherine ile olan evliliğini geçersiz kılmıştır. vııı. henry ile boşanmasından 3 yıl sonra ölmüştür. (vikipedi'den)

--- alıntı ---

catherine'in sıkıntı dolu hayatı kitaplara, dizilere ve filmlere de konu olmuştur.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

amerika birleşik devletleri merkezli, gdo tohumları üretmesiyle meşhur şirket. küresel tohum pazar payında %26 ile ilk sırada gelen şirket, gdo illetini dünyaya tanıtmasından 1 yıl sonra, yani 1997'den beri ne yazık ki ülkemizde de faaliyet gösteriyor. bir süre önce bayer adlı firma tarafından satın alındığı biliniyor.

şirketin geçmişi tehlikeli madde üretimiyle dolu ama ne yazık ki ne dünyada ne de ülkemizde buna dur diyen var. asla rahat durmuyorlar ve ürettikleri neredeyse her şey kanserojen. bunun bilinçli olarak yapıldığından başka bir düşünce de gelmiyor insanın aklına artık.

bianet. org'dan alıntı:

--- alıntı ---

1901'de amerikan menşeli çok uluslu bir şirket olarak kurulan monsanto'nun tarihçesi şöyle:

ilk ticari faaliyeti, kanserojen bir madde olan, coca cola için üretilen yapay tatlandırıcı sakarin ile başladı.

1920'lerde poliklorlanmış bifeniller (pcb)'in üretimine başladı. canlı sağlığına aşırı zararı saptanmış olan bu kimyasal abd`de 1979'da yasaklandı. ancak monsanto, 2001'deki stockholm sözleşmesi'ne kadar diğer ülkelerde bunların üretimine devam etti.

sentetik
1941'de, gıda ürünlerinin de ambalajı olarak kullanılan sentetik polistiren (polystyrene) üretimine başladı. günümüzde strafor olarak adlandırılan maddelerin atıkları amerikan çevre koruma ajansı (epa) tarafından 1980'de yayınlanan en zararlı atıklar listesinde.

1943-45 yılları arasında ise monsanto merkezi araştırma departmanı, radyoaktif plütonyum saflaştırma, üretim ve nükleer silah yapım projesi olan manhattan projesi'nde yer aldı.

böcek öldürücü
1944'de "insanlar ve hayvanlar için çok güvenilir" diye reklamları yapılan ddt'nin ilk üreticisi monsanto'dur. sıtmayı önlemek için çıkartılan bu zehir, dünyanın hemen hemen her yerinde tarımda böcek öldürücüsü olarak yıllarca kullanıldı. daha sonra çevre ve canlı sağlığına verdiği zarar nedeniyle 1972'de yasaklandı.

dioxin
1945'te tarım ilacı olarak geliştirdiği ot öldürücünün dioksin maddesini üretti. kalp, karaciğer hastalıkları, üreme ve gelişme bozukluklarına yol açan çok toksik bir kimyasal madde olan dioxin, 1997'de dünya sağlık örgütü'nce kanserojen olarak sınıflandırıldı.

1955'te ilk petrol bazlı gübreyi üretti. bu kimyasal gübreler, günümüzde hala tartışma konusu olan toprak mikroorganizmalarının yok edilişi ve toprağın bir anlamda sterilize olmasında, toprağın fiziksel ve kimyasal yapısının bozulmasında önemli rol oynuyor.

--- alıntı ---

yazının tamamı için link

ya da olayı ziraat mühendisleri odası'ndan dinlemek isteyenler için link
devamını gör...

kendimi kendimce ifade edebildiğim, içimi dökebildiğim ruhumu, zihnimi dinlendirdiğim sözlük.

bir süre kafa iznindeydim. zor günler geçirdim ve hala geçirmeye devam ediyorum. döndüm geldim, olaylar olaylar...

konulara girmeyeceğim. bilmediğim, dahil olmadığım mevzular. zaten mahkeme deyyolaaa aman şahit mahit yazarlar.

yönetimin tutumu bu konularda hoşuma gitti belirtmek isterim. çizgileri durdukları yer olaylara en azından bizlere yansıyan kısmıyla duruşları pek yerinde. olayı çirkinleştirmeden tarafsız kalabilmeleri ve gereğini yerine getirmeleri takdire şayan. selamlar olsun...

arkadaşlar buraları bu kadar ciddiye almayın. evet yazıyoruz, kendimizi ifade ediyoruz, belli başlı arkadaşlıklar kuruyoruz ama bu kadar. yani fikir beyan etmeye korkar olduk. garip bir kesim var ki ağzımızdan çıkan her şeyi kendilerine vazife edip yalanlamaya, eleştirmeye, kendilerince ortaya çıkarmaya ya da dalga geçmeye and içmişler. abicim size ne ya? biz size bir şey dediysek özelinize gelip saldırdıysak sizin fikrinize tü kaka dediysek amenna ama yani ağzımızdan çıkan miniminnak bir söze bile başka biri tanımla cevap veriyor. niye abi niye? ben senin gibi düşünmek zorunda mıyım? senin gibi yaşamak zorunda mıyım? sen tanımını kendi fikrinle giremiyor musun da bana, ona, buna cevaben giriyorsun? biri bir tanım girmiş bakıyorsun başkası ona cevap vermiş. yahu sane ne adam içini dökmüş? bana çok komik geliyor bunlar. hayat burayla ibaret sanki. sürekli açık aramak sürekli anti fikir üretmek üzerine bir dünya kurmuşsunuz kendinize çok ilginç. neyi kanıtlamaya çalışıyorsunuz inanın anlamıyorum?

neyse genel itibariyle çizgisi çok düzgün insanlar var. bilgi edindiğim, güldüğüm, tecrübelerinden yararlandığım, beni alıp başka başka yerlere götüren yazarlar... bazen mesaj kutularını tıklıyorum zaten. keyifle takip ediyor keyifle okuyorum aman sabahlar olmasın. hepinize çok selam mucukluyorum efem.

seviyorum burayı. kendim çalıp kendim oynuyorum. açıkçası en başlarda akışta dolaşıp her türlü tanımı ve yazarı okumayı seviyordum ama son günlerde bu tutumumu değiştirdim yukarıda saydığım nedenlerden dolayı. neyse işte orta yolu bulacağız elbet. selamlar olsun herkese kısa bir aradan sonra yine ben geldim.
sevgiler, saygılar...
devamını gör...

ey ahali, zombi mahali!

cenk beni evimden alacakmış. okurken de, yazarken de inanası gelmiyor insanın. ben edirneye kadar gelsem, geri kalan yolu da o gelse?.. canlandıramadım, yok. halbuki atla deve mi? her şey bir uçağa bakar eheh. bu yıl değil. bu yıl uçaklara ben bakıyorum, oturduğum çimenlerden. höffff sevgimi anlatırken vıcıklaşabilirim. affedin, cenku balım’ın da yan etkisi bu işte. insanı bi yumuşatıyor…

akşama gelince, biz böyle bir takım irezil anılarımızla karşınızdayız. * o kadar da prestij kastık, karizma, şekil şukul yaptık sözlükte. akşamdan sonra bağzılarımızı sidikli diye anacaklar, püh! ben şimdiden uyarımı yapayım;

yemek yerken dinlemeyin, dinlerken yemek yemeyin, yemeyin dinlerken yemek.
devamını gör...

ben. çevremdeki insanlar da bir o kadar sevmez.
hatta sahte çil bile yapıyorum da seven yok anacım.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim