polisiye roman
polisiye türü seviyorsanız eğer jean christophe grange ve john verdon'u takip etmenizi şiddetle öneririm. grange'in lontano ve kongoya ağıt, verdon'un ise aklından bir sayı tut ile başlayan serisini mutlaka okumalısınız.
devamını gör...
karma puanı idareli kullanmak
kötü günler için biriktiriyorum, her an zam gelirse tedarikli olalım.
devamını gör...
aşk-ı memnu
bihter'in adnan'a mektup yazdığı bir sahne vardı, kendi adını yazarken r harfini büyük haliyle yazmış ama küçük r boyunda. o zaman izlerken bu saçma bir biçimde çok hoşuma gittiği için r harflerini büyük boyundaki haliyle yazıyorum yıllardır. bu dizinin bana kattığı tek şey bu.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hobileri
(bkz: kamp yapmak)
(bkz: sahilde yürümek)
gerçekte olan;
(bkz: buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak)
(bkz: hayatım ellerimden kayarken çay demlemek)
(bkz: sahilde yürümek)
gerçekte olan;
(bkz: buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak)
(bkz: hayatım ellerimden kayarken çay demlemek)
devamını gör...
kitaplarla ilgili en güzel sözler
devamını gör...
alttaki yazara bir mesaj bırak
o zaman (bkz: aziz nesin)'in kendime not' unu bırakayım;
uslanma hiç hep deli kal
büyüme sakın çocuk kal
es deli deli böyle kal
son harmanında sevdanın
tüken toz toz savrula kal
suçüstü bulmalı ölüm
ölürken de sevdalı kal.
uslanma hiç hep deli kal
büyüme sakın çocuk kal
es deli deli böyle kal
son harmanında sevdanın
tüken toz toz savrula kal
suçüstü bulmalı ölüm
ölürken de sevdalı kal.
devamını gör...
hayattan zevk alıyorum aktiviteleri
tiyatro ve fuarlardı benim için. ama malum pandemi her şeyi elimizden aldığı gibi onları da aldı.
t: hayattan zevk alıyorum aktivitelerinin bahsedildiği başlık.
t: hayattan zevk alıyorum aktivitelerinin bahsedildiği başlık.
devamını gör...
en sevilen dizi çifti
monica&chandler (mondler)
devamını gör...
roger schmidt
gecenlerde bir yerde okumustum, seneye gs'nin teknik direktoru olacagi soylentileri vardi. ben de uzun zamanlar once bir donem yapmis oldugum teknik direktor analizlerimden birisini daha yapmak isterim bu vesile ile. zaten bir ara kendisinin ismi turk takimlari ile cok anilmisti.
bu arkadasin asil unlendigi yer red bull salzburg kulubudur. yani o ekolden cikan teknik direktorlerin ortak ozelligi olan yogun pres anlayisi bu arkadasta da gecerlidir. ondan sonra bayern leverkusen yapti sonra cin'e gitti simdi ise psv eindhoven'in basindadir.
zaten gs taraftarlarinin cogu kendisini sampiyonlar ligi psv eslesmesinden hatirlamaktadir. o maclari izleyince cok bilincli bir sekilde topun oldugu bolgede sert ve yogun bir yerlesim mevcuttu. top kapildiktan sonra da gecis oyunlarinin cok iyi orneklerini gormustuk. kendisi psv'ye geldigi zaman ilk istedigi oyunculardan birisi de eran zahavi idi. schmidt kendisi cin'den taniyordu ve yasina ragmen hemen onu aldirdi ve gs'yi dagitan oyunculardan birisi idi kendileri. aldirmasinin sebebi de kesinlikle salt bitiriciligi degil, yuksek oyun zekasindan kaynaklanmaktaydi. adam pres yapilirken kendisini inanilmaz iyi konumlandiriyordu. muslera'nin hatali oldugu pozisyonu hatirlatayim yine:
neyse biraz uzun bir giristen sonra analize yogunlasalim. kendileri genelde 4-4-2, 4-2-2-2, 4-2-3-1 dizilislerinde oynatir takimlarini, uclu defans kurgusu ile herhangi bir uygulamasini gormedim ama uzun zaman oldu belki de vardir bilemem artik. az once bahsetmis oldugum topun oldugu yerdeki yogun pres su gorselle cok daha iyi aciklanabilir:

ayrica az once bahsetmis oldugum seri cikislar icin kendisinin ozel calismalarini buradan inceleyebilirsiniz, dikkat ederseniz bu calismada dar alanda kisa paslasmanin ne kadar onemli oldugunu ve oyunun hemen kilidini actigini gorebilirsiniz. hatta gs macinda da buna benzer cok set gormustuk.
az once bahsetmis oldugum formasyonlar rakibi karsilarken rakibe gore degiskenlik gostermektedir. ki bunu artik pek cok teknik direktor yapiyor. tabii ki de bunlarin basinda josep guardiola geliyor.
ancak bu agresif ve ultra ofansif anlayisin elbette ki goturuleri de var. tahmin edebileceginiz uzere savunma esnasinda cok buyuk bosluklar olabiliyor ve sistemi elbette oyunculari icin oldukca talepkardir ancak az once belirtmis oldugum setleri gercek anlamda ust seviyededir.
kendisini kisaca anlatmaya calistim umarim begenirsiniz.
edit: diger analizlerimi okumak isteyenler icin su basliklar incelenebilir:
(bkz: jürgen klopp)
(bkz: thomas tuchel)
(bkz: diego pablo simeone)
edit 2: hatayspor'un teknik direktoru omer erdogan zaten kendisini ornek aldigi teknik direktorlerden birisi oldugunu soylemisti, bunu da not duseyim dedim.
bu arkadasin asil unlendigi yer red bull salzburg kulubudur. yani o ekolden cikan teknik direktorlerin ortak ozelligi olan yogun pres anlayisi bu arkadasta da gecerlidir. ondan sonra bayern leverkusen yapti sonra cin'e gitti simdi ise psv eindhoven'in basindadir.
zaten gs taraftarlarinin cogu kendisini sampiyonlar ligi psv eslesmesinden hatirlamaktadir. o maclari izleyince cok bilincli bir sekilde topun oldugu bolgede sert ve yogun bir yerlesim mevcuttu. top kapildiktan sonra da gecis oyunlarinin cok iyi orneklerini gormustuk. kendisi psv'ye geldigi zaman ilk istedigi oyunculardan birisi de eran zahavi idi. schmidt kendisi cin'den taniyordu ve yasina ragmen hemen onu aldirdi ve gs'yi dagitan oyunculardan birisi idi kendileri. aldirmasinin sebebi de kesinlikle salt bitiriciligi degil, yuksek oyun zekasindan kaynaklanmaktaydi. adam pres yapilirken kendisini inanilmaz iyi konumlandiriyordu. muslera'nin hatali oldugu pozisyonu hatirlatayim yine:
neyse biraz uzun bir giristen sonra analize yogunlasalim. kendileri genelde 4-4-2, 4-2-2-2, 4-2-3-1 dizilislerinde oynatir takimlarini, uclu defans kurgusu ile herhangi bir uygulamasini gormedim ama uzun zaman oldu belki de vardir bilemem artik. az once bahsetmis oldugum topun oldugu yerdeki yogun pres su gorselle cok daha iyi aciklanabilir:

ayrica az once bahsetmis oldugum seri cikislar icin kendisinin ozel calismalarini buradan inceleyebilirsiniz, dikkat ederseniz bu calismada dar alanda kisa paslasmanin ne kadar onemli oldugunu ve oyunun hemen kilidini actigini gorebilirsiniz. hatta gs macinda da buna benzer cok set gormustuk.
az once bahsetmis oldugum formasyonlar rakibi karsilarken rakibe gore degiskenlik gostermektedir. ki bunu artik pek cok teknik direktor yapiyor. tabii ki de bunlarin basinda josep guardiola geliyor.
ancak bu agresif ve ultra ofansif anlayisin elbette ki goturuleri de var. tahmin edebileceginiz uzere savunma esnasinda cok buyuk bosluklar olabiliyor ve sistemi elbette oyunculari icin oldukca talepkardir ancak az once belirtmis oldugum setleri gercek anlamda ust seviyededir.
kendisini kisaca anlatmaya calistim umarim begenirsiniz.
edit: diger analizlerimi okumak isteyenler icin su basliklar incelenebilir:
(bkz: jürgen klopp)
(bkz: thomas tuchel)
(bkz: diego pablo simeone)
edit 2: hatayspor'un teknik direktoru omer erdogan zaten kendisini ornek aldigi teknik direktorlerden birisi oldugunu soylemisti, bunu da not duseyim dedim.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
daha evvel burada birkaç şiirimden bir bölümü paylaşmıştım. yeni yıla kendi adıma daha umutlu ve cesur bakmak adına ilk kez bir şiirimin tamamını paylaşma cüretinde bulunuyorum. kor ateş gibi kalbimizi yakan ayrılıklara rağmen daima gülümsemesini dilediklerimize... ve tabi herkese kalbindekinin isabet ettiği bir yeni yıl dileğiyle.
gülümse, uzak ellerinle
elimden güllerin kokusu kaldırıldı
serin avuç içlerin söküldü ellerimden
üzerine beton dökülmüş çimenlerin ürkekliğiyle
daha bir tedirginim dünyaya bakarken.
dünyaya neresinden bakmalı çözmüş değilim
neresinde durmalı kalabalığın, ayırt edilmek için?
niçin bizim de hakkımızdı dünyada yer edinmek?
ekmeğimi bölmek için ellerini aramam, niçin?
ellerini
kapıldığımız zincirlerden ellerime alarak
yüzüme asarak yeniden, yutkunmasız sevinçleri
sana içini rahatlatacak şeyler de söyleyebilirim,
bunlar içimi rahatlatmaz.
ne dünyadaki yerim öncelenir,
ne isteri nöbetlerim diner,
kalbimdeki leke de paklanmaz.
içimde artık uçsuzlaşan o uçurum
aşılmaz kelimelerin sarsıcı büyüsüyle
senin dokundukça içimi genişleten
serin ellerinle bile.
görkemli balo listelerinde adıma rastlanmaz
adıma kurulmuş çarmıhlar da bulamazsın
bakiyem yetersiz dünyayı değişmeye
herkes hevesle değişirken
bir sen öylece kalsaydın
sana, solgun güllere bakarken yakılmış
kederli ve içten bir yakarış sunardım:
“beni dize getirecek bir düzine söz bulunur
seni düze çıkaracak bir dize getiremem”
kendi yarasını sarmaktan muzdarip
bu benim ellerimin
niçin bu senin acılarını dindirmek arzusu?
niçin içim bir uçurumken
sana hep ağaç gölgesi çiziyorum?
işte ölürken bile göz ucuyla
niçin atıyor mu diye bir kalbi yokluyorum?
dünya gözümün önünden geçerken
sorularım hazır işte
vakitlice kalksın diye parmağımı kolluyorum
ciddiye almıyorum üç günlük mü dört mü
neresinden baktımsa dünyaya
orasından düştüm, biliyorum.
ne içindeki yerimden şikâyetçiyim artık
ne isterik vakitlerinden ömrümün
gülüp geçiyorum
halime gülüp geçen kalabalık arasından
küskün değilim adıma kurulmayan çarmıhlara da
çarmıhlar yaşamı engelleyemez nasılsa
yok saydım dünyaya dair dert ettiğim her neyse
sen yüzündeki lekeyle yalnız bir kez gülümse
böylece
kalbimdeki lekeyi unutmak için
bir imkan bulunur
çünkü bütün hırslarım dizilir de tek sıra
kalbimdeki lekeyi dizginleyemem
vicdanım karşısında
sonra belki ellerimizi açarız
kalbimize bir gül durur
bunun göklerdeki yerinden
ayrıca korkuyorum
gülümse, uzak ellerinle
elimden güllerin kokusu kaldırıldı
serin avuç içlerin söküldü ellerimden
üzerine beton dökülmüş çimenlerin ürkekliğiyle
daha bir tedirginim dünyaya bakarken.
dünyaya neresinden bakmalı çözmüş değilim
neresinde durmalı kalabalığın, ayırt edilmek için?
niçin bizim de hakkımızdı dünyada yer edinmek?
ekmeğimi bölmek için ellerini aramam, niçin?
ellerini
kapıldığımız zincirlerden ellerime alarak
yüzüme asarak yeniden, yutkunmasız sevinçleri
sana içini rahatlatacak şeyler de söyleyebilirim,
bunlar içimi rahatlatmaz.
ne dünyadaki yerim öncelenir,
ne isteri nöbetlerim diner,
kalbimdeki leke de paklanmaz.
içimde artık uçsuzlaşan o uçurum
aşılmaz kelimelerin sarsıcı büyüsüyle
senin dokundukça içimi genişleten
serin ellerinle bile.
görkemli balo listelerinde adıma rastlanmaz
adıma kurulmuş çarmıhlar da bulamazsın
bakiyem yetersiz dünyayı değişmeye
herkes hevesle değişirken
bir sen öylece kalsaydın
sana, solgun güllere bakarken yakılmış
kederli ve içten bir yakarış sunardım:
“beni dize getirecek bir düzine söz bulunur
seni düze çıkaracak bir dize getiremem”
kendi yarasını sarmaktan muzdarip
bu benim ellerimin
niçin bu senin acılarını dindirmek arzusu?
niçin içim bir uçurumken
sana hep ağaç gölgesi çiziyorum?
işte ölürken bile göz ucuyla
niçin atıyor mu diye bir kalbi yokluyorum?
dünya gözümün önünden geçerken
sorularım hazır işte
vakitlice kalksın diye parmağımı kolluyorum
ciddiye almıyorum üç günlük mü dört mü
neresinden baktımsa dünyaya
orasından düştüm, biliyorum.
ne içindeki yerimden şikâyetçiyim artık
ne isterik vakitlerinden ömrümün
gülüp geçiyorum
halime gülüp geçen kalabalık arasından
küskün değilim adıma kurulmayan çarmıhlara da
çarmıhlar yaşamı engelleyemez nasılsa
yok saydım dünyaya dair dert ettiğim her neyse
sen yüzündeki lekeyle yalnız bir kez gülümse
böylece
kalbimdeki lekeyi unutmak için
bir imkan bulunur
çünkü bütün hırslarım dizilir de tek sıra
kalbimdeki lekeyi dizginleyemem
vicdanım karşısında
sonra belki ellerimizi açarız
kalbimize bir gül durur
bunun göklerdeki yerinden
ayrıca korkuyorum
devamını gör...
daddy (yazar)
bir insanın fiziksel görünümüyle dalga geçecek kadar düşüyorsunuz ve üstüne üstlük özür dilemek yerine bunu savunuyorsunuz. bir de hızınızı alamamış olacaksınız ki gelip burada tanım giriyorsunuz çok rezilsiniz. zaten eğer ilgi budalası olmasaydınız gelip burayı ağlama duvarına çevirmezdiniz belli ki daddy üstünden prim kasmaya çalışan yazarlar ve belki de moderatör asıl sizler ilgiye muhtaçsınız, ilgiye muhtaç olmasaydınız gelip buraya yok şu kadar beğeni aldım falan demezdiniz, gerçekten çok garipsiniz. tanımlarını beğenerek okuduğum belli ki bazı yazarların çekemediği yazardır. yazmaya devam etmesi gereken yazardır.bence böyle gereksiz konuşan yazarların lafına falan da bakmasın.
devamını gör...
akp çocukları
istisnasız hepsinden nefret ettiğim kişiler. bu devletin parasını çatır çatır bmw'lerde, pavyonlarda yerler. umarım hepsi en kısa zamanda belalarını bulur.
devamını gör...
hiçbir işimi yarım bıra
bugün görüp nickini çok beğendiğ...*
devamını gör...
alttan almak
ağır ve tepkili konuşana karşı yumuşak davranma hali.
devamını gör...
kişisel ileti

500 karma puanıyla satın alınabilen ve kalıcı olarak kullanılabilen bir tür sözlük özelliği. bu sözlük özelliğiyle sözlük yazarları, kokpitten eriştikleri profillerinde takma adı ve [hakkında & istatistikler, en beğenilen, en çok favlanan, ukdeleri, nickaltı, bana özel] buton kümesi arasında italik formatta sıra dışı düşüncelerini paylaşabiliyorlar. kenardaki “kişisel iletiyi düzenle” butonuna basıldığında açılan metin kutusuna girdikleri metin, “kaydet” butonuna basıldığında görünür hâle gelmektedir. göze çarpan eksikliklerinden bahsedilseydi başlıklara tanım girerken kullanılan butonları ve butonlara ait kodları burada kullanamamak ve kişisel iletinin yayınlandığı tanımlarda da görülen gg.aa.yyyy ss.dd formatındaki zaman etiketinin olmaması denilebilirdi. isteğe bağlı sözlük yazarının kendine ait ve sevdiği bir tanımını buraya sabitleseydi nasıl gözükebilirdi diye düşünmeden edemedim.
devamını gör...
ses tonu zaafı
bu zaaf yüzünden nonstop müzik çalıyo evimde. dışarda işim varsa arabada, yürüyüşteysem kulaklığımla dinliyorum. müzik ruhun gıdası ise, ben obezim.
ses tonuna düşüyorum. kendi sesim ise fok gibi af edersin. karşımdaki suskunluğuma aldırmasın, ben dinlemeyi severim.* konuşsun, 5 saat boş yapsın okay’dir bi yere kadar. *
ses tonuna düşüyorum. kendi sesim ise fok gibi af edersin. karşımdaki suskunluğuma aldırmasın, ben dinlemeyi severim.* konuşsun, 5 saat boş yapsın okay’dir bi yere kadar. *
devamını gör...
cooper testi
sporcuların aerobik güçlerini ölçmek amacıyla uygulanan ve 12 dk.' da en çok koşabilecekleri mesafenin belirlendiği saha testidir.
testin esası 12 dakikada koşulabilen uzaklığın metre olarak ifadesidir.
30 yaşının altında olan erkeklerde 2800 m çok iyi, 2401-2800 m iyi, 2001-2400 m orta, 1600-2000 m zayıf, 1600 m'den az ise çok zayıf olarak değerlendirilir.
testin esası 12 dakikada koşulabilen uzaklığın metre olarak ifadesidir.
30 yaşının altında olan erkeklerde 2800 m çok iyi, 2401-2800 m iyi, 2001-2400 m orta, 1600-2000 m zayıf, 1600 m'den az ise çok zayıf olarak değerlendirilir.
devamını gör...
şarkılarda geçen acımasız cümleler
kendime yalan söyledim.
(bkz: seksendört)
(bkz: seksendört)
devamını gör...
duncan sendromu
x'e bağlı lenfoproliferatif sendrom olarak da isimlendirilen ebstein barr virüs ile ilişkili bir sendromdur.
slam associated protein (sap) kusuru sonucu ortaya çıkar.
bu hastalar ebv'ye karşı antikor yapamazlar.
tedavide hla uyumlu kök hücre nakli yapılır.
slam associated protein (sap) kusuru sonucu ortaya çıkar.
bu hastalar ebv'ye karşı antikor yapamazlar.
tedavide hla uyumlu kök hücre nakli yapılır.
devamını gör...
