allgemeine ss
polis kuvvetleri görevini yapan nazi almanyası örgütü. ii.dünya savaşı'ndan sonra savaş suçlarından dolayı cezaya çarptırılan üyelerin çoğu bu gruptandır.
devamını gör...
bir kedi senden kaçınca alınmak
bu sevgi şelalesini o patilerinle ittin!hıh.
devamını gör...
yazarların en sevdiği türk sanat müziği eserleri
- sorma
- odasına girdim fincan elinde
- odasına girdim fincan elinde
devamını gör...
müziksiz bir hayat sürmek
devamını gör...
ece ronay’ın mehmet ali erbil’i ifşa etmesi
size hayırlı teshirler dilerim' mi?
ne kadar nazik ya.
ne kadar nazik ya.
devamını gör...
boğaziçi sadece elitistlerin değil milletindir
yine kendi kadrolarına oynanmış, gazlayıcı bir cümle. bunların tayfaya bir kesimi hedef göster, cümle sonuna milletindir falan ekle kafi nasılsa. elitist falan diyince oo der nasılsa ardındaki sürü. bir ara dillerine beka, kripto falan lafları dolanmıştı, kimle siyaset konuşsan daha ikinci cümlede bu kelimeleri kullanıyordu 40 senelik ömründe kullanmamış olanlar. bir süre de bu elitistle falan ilerlerler, lugata yeni kelime eklendi.
bir rivayete göre meşhur bir filozofa "servet ayaklarınızın altında olmasına rağmen, neden bu kadar fakirsiniz?" diye sormuşlar, "ona ulaşmak için, eğilmek lazım da ondan" demiş. keşke şu hikayeden bir ders çıkarsa bazı insanlar, direkt domalmaktansa!
bir rivayete göre meşhur bir filozofa "servet ayaklarınızın altında olmasına rağmen, neden bu kadar fakirsiniz?" diye sormuşlar, "ona ulaşmak için, eğilmek lazım da ondan" demiş. keşke şu hikayeden bir ders çıkarsa bazı insanlar, direkt domalmaktansa!
devamını gör...
kürt faşizmini solculuk adı altında pazarlamak
neoliberallerin 1980 darbesi sonrası bilinçli olarak güttüğü stratejidir. bugün ülkede solcu olduğunu iddia edenlerin tamamı kürt milliyetçiliği yapmaktadır. bunu yaparken tam bağımsız türkiye için mustafa kemal yürüyüşünün lideri deniz gezmiş'i amaçlarına alet etmekten çekinmezler. devrin önemli tanığı fevzi kurtuluş bunu deniz'e şikayet adı altında notalara ve söze dökmüştür.
devamını gör...
müslüman feminist olmaz
isa'nın ilk taşı en günahsız atsın sözünü hatırlamama neden olan başlıktır.
islama göre kimin inançlı olduğunu allahtan başkası bilemez ancak kimin müslüman olup olmadığını yargılama cüretini kendinde bulanlar vardır. onlara içinizdeki en müslüman, müslüman feminist aktivistlere müslüman olmadıklarını söylesin demek lazımdır.
müslüman feminist olmaz tartışması kimi radikal islamcıların kadın haklarının savunulmasını engelleme çabasından ve kimi sözde modernlerin müslüman kadını sadece köle olarak görme çabasından başka bir şey değildir.
(bkz: müslüman olan feminist)
(bkz: hem feminist hem müslüman olunabilir mi sorunsalı)
islama göre kimin inançlı olduğunu allahtan başkası bilemez ancak kimin müslüman olup olmadığını yargılama cüretini kendinde bulanlar vardır. onlara içinizdeki en müslüman, müslüman feminist aktivistlere müslüman olmadıklarını söylesin demek lazımdır.
müslüman feminist olmaz tartışması kimi radikal islamcıların kadın haklarının savunulmasını engelleme çabasından ve kimi sözde modernlerin müslüman kadını sadece köle olarak görme çabasından başka bir şey değildir.
(bkz: müslüman olan feminist)
(bkz: hem feminist hem müslüman olunabilir mi sorunsalı)
devamını gör...
yeni sezonları beklenen diziler
devamını gör...
görgüsüzce davranışlar
genel tanım olarak görgüsüzlük; toplum içerisinde nasıl davranacağını bilmemek, görgü sahibi olmamak şeklindedir.
(bkz: id) adı verilen benlikleri ile hareket eden bu insanları kendini yetiştirememiş insanlar kategorisine rahatça alabilir.
son karşılaştığım örnek, oturduğumuz apartmandan geliyor. benden biraz büyükçe bir komşumuz evi ne kadara aldığımızı sordu ve daha ben cevap veremeden kendisinin sitede dört dairesi olduğunu, yakınca bir konumda da iki dairesi daha olduğunu söyledi.
görgüsüzlük ve görgüsüzler her yerde.
(bkz: id) adı verilen benlikleri ile hareket eden bu insanları kendini yetiştirememiş insanlar kategorisine rahatça alabilir.
son karşılaştığım örnek, oturduğumuz apartmandan geliyor. benden biraz büyükçe bir komşumuz evi ne kadara aldığımızı sordu ve daha ben cevap veremeden kendisinin sitede dört dairesi olduğunu, yakınca bir konumda da iki dairesi daha olduğunu söyledi.
görgüsüzlük ve görgüsüzler her yerde.
devamını gör...
aramışsın telefon seslideydi duymazdan geldim
karşı taraf aradıktan yaklaşık beş saat sonra arayıp demek isterim. bu yüzsüzlüğü yaptırabilecek biri lazım.
devamını gör...
insanı 180 derece değiştiren şeyler
360 derece ise değiştirmemiş oluyor.
olduğu yerde sayması demek oluyor.
tanım: başlığın 180 derece ile değiştirilmesi üzerine, insanın başladığı yerden başka bir noktaya ileri yada geri götüren hayat meseleleridir.
olduğu yerde sayması demek oluyor.
tanım: başlığın 180 derece ile değiştirilmesi üzerine, insanın başladığı yerden başka bir noktaya ileri yada geri götüren hayat meseleleridir.
devamını gör...
sizi en çok güldüren sözlük yazarları
beni güldürme kardeşim, bana para ver.
devamını gör...
meslek hayatınızda karşılaştığınız çarpıcı olaylar
tıp fakültesinin henüz 2. senesindeydim. yaptığım bir çalışma nedeniyle üniversite hastanesinin yoğun bakım bölüm sorumlusu hoca ile röportaj yapmak durumundaydım. kendisi çift anadal uzmanı, amerika'da john hopkins'te de bulunmuş bir profesördü. dolayısıyla ondan alacağım her şey benim için iki kat değerli idi.
gecenin ilerleyen saatlerine doğru röportajı bitirmiş sohbete dalmıştık. bütün hastane sessizliğe mahkumken, bulunduğumuz odada rüzgarın camlardaki uğultusu yırtıyordu bu sessizliği. artık hafiften toparlanmaya hazırlanıyordum, hoca söze girdi birden:
bu sesi hatırlıyorum. henüz yeni mezun olmuştum fakülteden, 20'lerinde gencecik bir doktordum bitlis adilcevaz'a bağlı bir kasabaya atandığımda. üstelik tek başımaydım, 20'lerinde gencecik bir kız çocuğu.. mesleğimin henüz 3 ya da 4. ayındaydım. aynı böyle bir gündü, soğuk ve rüzgarlı. sağlık evinin de penceleri ahşap eski pencerelerdi, rüzgar çıkmayagörsün hemen bir uğultu türküsü patlatıverirdi (aynen böyle söylemişti).
öğleden önce bir vakitti bir hastam geldi, tahmini 40'lı yaşlarında bir kadın. ürkek, girdi odama, buyurun dedim, girin. şikayetini sordum, anlattı, sonra 'çıkarın üstünüzü, şöyle geçin, muayene edeyim' dedim. şöyle şüpheyle bir süzdü etrafı, neden sonra çıkarmaya başladı üstünü. hani belki bilirsin, köylerde kat kat giyerler kıyafetleri, kadın bir çıkarmaya başladı aman allah çıkar çıkar bitmiyo üstü (gülüşmeler). jinekolojik muayene yapacaktım, o yüzden çamaşırını da birazcık sıyırmasını istedim. kadın döndü bana sert sert baktı, hemen durumu anlatmaya çalıştım, zar zor ikna ettim kadını ve muayeneye geçtim.
(vajinal tuşe diye bir şey vardır muayenede, kabaca iki parmağınız ile vajinanın içerisini muayene edersiniz)
vajinal tuşe yapmak için hazırlandım, kadın kilolu olduğu için göremiyordu muayeneyi, nitekim hastalar görmek de istemiyordu zaten. muayenede olağandışı bir şeyler vardı, vajen içerisinde bir şey hissediyordum. özellikle çok doğum yapan kadınlarda rahimde sarkma görülebiliyor, başta öyle bir şey zannetmiştim, fakat bu daha farklıydı. parmağımın ucu ile tuttum birazcık çekiştirdim, çekiştirdikçe oynuyor, geliyordu parmağımla birlikte. içimi bir korku kaplamıştı, ne olduğunu asla anlayamıyordum bu şeyin, çekmeye de korkuyordum. kafamı kaldırdım kadına baktım, tepki vermiyordu, sonra endişemi saklamak için bir daha da bakmadım zaten. tekrar o şeyi asılmaya başladım, ben çektikçe geliyordu, sonunda ucunu birazcık dışarı çıkarabildim. yer yer siyah, yeşil, sarı, asla anlayamadığım bir şeydi bu, korkum katlanıyordu. iyice çektim, çektim, çektim.. nihayetinde tamamen çıkardım o şeyi (derin bir nefes aldı).
peki neymiş hocam?
tek elimle tuttuğum o şeyi kaldırdım kadının da görebileceği şekilde. bu bu bu bu ne? sormuştum sormasına da ne olduğunu da anlamıştım: bu bir kazak eskisiydi!
(şaşkınlıktan bir karış açıktı ağzım, hoca da bir süre sessiz kaldı)
kadın baktı ve: benim 12 tane çocuğum var, adama diyorum, daha çocuk doğurmayayım diye ama dinlemiyor, ben de böyle çaput tıkıyorum artık..
(odada buz gibi bir rüzgar esmişti)
peki hocam ne yaptınız sonra?
ne yapacağım, attım çöpe yarısı küflenmiş kazak parçasını. sonra kadını aldım karşıma anlattım işte, enfeksiyon riski şu bu diye, sonra da gitti, bir daha da gelmedi. ne yapacağımı asla bilemedim, kocasını arasam bulsam konuşsam ne fayda? başka bir şey yapsam ne fayda?
o gün bu gündür ne vakit bir rüzgar uğultusu duysam aklıma o gelir, ne yapabilirdim diye düşünürüm, bunca yıl düşündüm halâ hiçbir sonuca varamadım.
sonra tabi zaman geçti, geçen zaman içinde birkaç tane daha hastam oldu bu şekilde, onların bundan farkı ise vajenlerinde kazak eskisi değil elma olmasıydı, evet evet baya elma. sonradan tecrübe ettikçe öğrendim, elma yaygın bir doğum kontrol yöntemiymiş... ileride rastlarsan ne yapacağını şimdiden düşün (hafifçe gülümsedi).
o günün sonunda yatağıma sorularla dönmüştüm:
o hasta da kadındı, doktor da kadın. doktor olan kadın zaman içinde bir şekilde okumuş, yetişmiş ve belli bir konuma gelmişti. hasta olan kadın ise şu an kim bilir nerede ve ne haldeydi.
yıllarca kadınlar tarafından dile getirildi ataerkil düzen, kadın hakları, feminizm vs. peki o köylü kadının bunlardan haberi var mıydı dersiniz?
gecenin ilerleyen saatlerine doğru röportajı bitirmiş sohbete dalmıştık. bütün hastane sessizliğe mahkumken, bulunduğumuz odada rüzgarın camlardaki uğultusu yırtıyordu bu sessizliği. artık hafiften toparlanmaya hazırlanıyordum, hoca söze girdi birden:
bu sesi hatırlıyorum. henüz yeni mezun olmuştum fakülteden, 20'lerinde gencecik bir doktordum bitlis adilcevaz'a bağlı bir kasabaya atandığımda. üstelik tek başımaydım, 20'lerinde gencecik bir kız çocuğu.. mesleğimin henüz 3 ya da 4. ayındaydım. aynı böyle bir gündü, soğuk ve rüzgarlı. sağlık evinin de penceleri ahşap eski pencerelerdi, rüzgar çıkmayagörsün hemen bir uğultu türküsü patlatıverirdi (aynen böyle söylemişti).
öğleden önce bir vakitti bir hastam geldi, tahmini 40'lı yaşlarında bir kadın. ürkek, girdi odama, buyurun dedim, girin. şikayetini sordum, anlattı, sonra 'çıkarın üstünüzü, şöyle geçin, muayene edeyim' dedim. şöyle şüpheyle bir süzdü etrafı, neden sonra çıkarmaya başladı üstünü. hani belki bilirsin, köylerde kat kat giyerler kıyafetleri, kadın bir çıkarmaya başladı aman allah çıkar çıkar bitmiyo üstü (gülüşmeler). jinekolojik muayene yapacaktım, o yüzden çamaşırını da birazcık sıyırmasını istedim. kadın döndü bana sert sert baktı, hemen durumu anlatmaya çalıştım, zar zor ikna ettim kadını ve muayeneye geçtim.
(vajinal tuşe diye bir şey vardır muayenede, kabaca iki parmağınız ile vajinanın içerisini muayene edersiniz)
vajinal tuşe yapmak için hazırlandım, kadın kilolu olduğu için göremiyordu muayeneyi, nitekim hastalar görmek de istemiyordu zaten. muayenede olağandışı bir şeyler vardı, vajen içerisinde bir şey hissediyordum. özellikle çok doğum yapan kadınlarda rahimde sarkma görülebiliyor, başta öyle bir şey zannetmiştim, fakat bu daha farklıydı. parmağımın ucu ile tuttum birazcık çekiştirdim, çekiştirdikçe oynuyor, geliyordu parmağımla birlikte. içimi bir korku kaplamıştı, ne olduğunu asla anlayamıyordum bu şeyin, çekmeye de korkuyordum. kafamı kaldırdım kadına baktım, tepki vermiyordu, sonra endişemi saklamak için bir daha da bakmadım zaten. tekrar o şeyi asılmaya başladım, ben çektikçe geliyordu, sonunda ucunu birazcık dışarı çıkarabildim. yer yer siyah, yeşil, sarı, asla anlayamadığım bir şeydi bu, korkum katlanıyordu. iyice çektim, çektim, çektim.. nihayetinde tamamen çıkardım o şeyi (derin bir nefes aldı).
peki neymiş hocam?
tek elimle tuttuğum o şeyi kaldırdım kadının da görebileceği şekilde. bu bu bu bu ne? sormuştum sormasına da ne olduğunu da anlamıştım: bu bir kazak eskisiydi!
(şaşkınlıktan bir karış açıktı ağzım, hoca da bir süre sessiz kaldı)
kadın baktı ve: benim 12 tane çocuğum var, adama diyorum, daha çocuk doğurmayayım diye ama dinlemiyor, ben de böyle çaput tıkıyorum artık..
(odada buz gibi bir rüzgar esmişti)
peki hocam ne yaptınız sonra?
ne yapacağım, attım çöpe yarısı küflenmiş kazak parçasını. sonra kadını aldım karşıma anlattım işte, enfeksiyon riski şu bu diye, sonra da gitti, bir daha da gelmedi. ne yapacağımı asla bilemedim, kocasını arasam bulsam konuşsam ne fayda? başka bir şey yapsam ne fayda?
o gün bu gündür ne vakit bir rüzgar uğultusu duysam aklıma o gelir, ne yapabilirdim diye düşünürüm, bunca yıl düşündüm halâ hiçbir sonuca varamadım.
sonra tabi zaman geçti, geçen zaman içinde birkaç tane daha hastam oldu bu şekilde, onların bundan farkı ise vajenlerinde kazak eskisi değil elma olmasıydı, evet evet baya elma. sonradan tecrübe ettikçe öğrendim, elma yaygın bir doğum kontrol yöntemiymiş... ileride rastlarsan ne yapacağını şimdiden düşün (hafifçe gülümsedi).
o günün sonunda yatağıma sorularla dönmüştüm:
o hasta da kadındı, doktor da kadın. doktor olan kadın zaman içinde bir şekilde okumuş, yetişmiş ve belli bir konuma gelmişti. hasta olan kadın ise şu an kim bilir nerede ve ne haldeydi.
yıllarca kadınlar tarafından dile getirildi ataerkil düzen, kadın hakları, feminizm vs. peki o köylü kadının bunlardan haberi var mıydı dersiniz?
devamını gör...
gelin ve damat düğünde dans ederken ne konuşuyorlar sorunsalı
bitse de gitsek.
devamını gör...
cahilim ama sözlüğe üyeliğim var başlıkları
bu başlıktır.
çünkü adamın yazdığı tanımı okusan yanlış anlaşıldığını anlarsın.
ne bu insanların birbirini taşlama sevdası.
çünkü adamın yazdığı tanımı okusan yanlış anlaşıldığını anlarsın.
ne bu insanların birbirini taşlama sevdası.
devamını gör...
fuckbuddy'e aşık olmak
fuckbuddye aşık olmaktan daha kötü bir şey varsa o da aşık olduğun kişinin seni fuckbuddy olarak görmesidir
devamını gör...
yazarların mahlaslarının bir üst seviyesi
sustuğunuz için teşekkür ederim
devamını gör...

