etrafta birileri varken seni seviyorum diyemeyen insan
(bkz: bana seni seviyorum deme hissettir)
ulu orta herkesin ağzında:"seni seviyorum". en derin kelime ağızda sakız olmuş. bu çağda seni seviyorum sensiz ölürüm diyenler değil mi ilk terk edenler.. haliyle sevdiğinizi ulu orta belirtmek yerine başbaşa söylemenizdir onun içini dolduran. gösterişe girdi mi bir eylem. olmaz. haliyle dışarda hissettirin içerde milyon kere söyleyin.samimi olun.sevgi samimidir gösterişten uzaktır.
ulu orta herkesin ağzında:"seni seviyorum". en derin kelime ağızda sakız olmuş. bu çağda seni seviyorum sensiz ölürüm diyenler değil mi ilk terk edenler.. haliyle sevdiğinizi ulu orta belirtmek yerine başbaşa söylemenizdir onun içini dolduran. gösterişe girdi mi bir eylem. olmaz. haliyle dışarda hissettirin içerde milyon kere söyleyin.samimi olun.sevgi samimidir gösterişten uzaktır.
devamını gör...
kazakistan cumhurbaşkanı tokayev'in vur emri vermesi
üzülerek takip ettiğim haberlerden biridir. olaylar başladığından beri kazakistan'da yaşayan arkadaşıma ulaşmaya çalışıyordum, mesaj günlerce iletilmedi. iletilmedikçe daha çok merak ettim başına bir şey mi geldi acaba diye, sonra geri dönüş yaptı şükür. bizim medyada o kadar farklı anlatımlar oluyordu ki neyin doğru neyin yanlış olduğunu bir türlü anlayamıyordum. sizin de kafanızda bir şeylerin netleşmesi için orda olayı yaşayan kişinin cümlelerini aktaracağım.
"kazakistan'da her şey fiyat, gaz, yiyecek ve diğer şeylerde arttı. halk bundan rahatsız oldu. ülke hükümeti halkı terörist olarak adlandırdı ve vurdu. kazakları öldürmek için ülkemize 5 ülkeden oluşan bir ordu getirildi. 5 ülkenin ordusu! türk dünyası kazakları kaybetti. kazaklar sosyal ağlarda turan'a destek istedi. ama bütün türk ülkeleri sessiz kaldı. turan'da hayal kırıklığına uğradım. bunlar sadece kelimeler. kazaklar yalnız kaldı. destek yoktu."
"şimdi benim şehrimde sessiz. askerler her yerde kazaklar 5 ülkeyi aramak için ateş etmeye geldi. kırgızistan bile asker gönderdi. 5 ülkeden askerler kazakları vurmaya gitti. kazaklar, türklerin ve azerilerin destek vereceğini umdular. ama hepsi sessizce oturuyor. sadece ukrayna ve belarus, kazak halkını taklit etti ve destekle ilgili video gönderildi. diğerleri sessiz. kazaklar türk dünyasına mesafe aldı. şimdi yalnızız ve sadece kendimize güveniyoruz. kimse bize destek olmadı. bankaları ve silah dükkanlarını soyarlar. şimdi yok ediliyorlar. barışçıl insanlar sadece her şey için fiyatları düşürmek isterler. kazaklar savaş istemiyor. kazaklar ülkelerinde barış ve saygınlık istiyorlar. ama şimdi kimsenin bize ihtiyacı yok. cumhurbaşkanı teröristleri gösteren kazakları aradı."
mesajlar bu şekilde. çeviri kullanarak yazdığı için cümlelerde anlamsız yerler var, ben de değiştirmek istemedim. tanıştığımız günden beri ülkesindeki haksızlıklardan ve pahalılıktan yakınıyordu. hatta benim iyi bir insan olarak tanıdığım nazarbayev hakkında öyle şeyler söyledi ki bildiğim her şeyi tekrardan sorguladım. kısacası çok çalışıp bu çalışmalarının karşılığında da insanca bir yaşam istiyorlar. klavye başında milliyetçilik taslayan insanlar da "gerekirse asker gönderelim" yazmışlar twittera. daha fazla kazak türk'ünün öldürülmesi için yani. benzetmek ne kadar doğru bilmiyorum ama (bkz: basmacı hareketi) ile övünüp bu olaydakileri terörist diye yaftalamak da üzerinde ayrıca düşünülmesi gereken bir konu.
"kazakistan'da her şey fiyat, gaz, yiyecek ve diğer şeylerde arttı. halk bundan rahatsız oldu. ülke hükümeti halkı terörist olarak adlandırdı ve vurdu. kazakları öldürmek için ülkemize 5 ülkeden oluşan bir ordu getirildi. 5 ülkenin ordusu! türk dünyası kazakları kaybetti. kazaklar sosyal ağlarda turan'a destek istedi. ama bütün türk ülkeleri sessiz kaldı. turan'da hayal kırıklığına uğradım. bunlar sadece kelimeler. kazaklar yalnız kaldı. destek yoktu."
"şimdi benim şehrimde sessiz. askerler her yerde kazaklar 5 ülkeyi aramak için ateş etmeye geldi. kırgızistan bile asker gönderdi. 5 ülkeden askerler kazakları vurmaya gitti. kazaklar, türklerin ve azerilerin destek vereceğini umdular. ama hepsi sessizce oturuyor. sadece ukrayna ve belarus, kazak halkını taklit etti ve destekle ilgili video gönderildi. diğerleri sessiz. kazaklar türk dünyasına mesafe aldı. şimdi yalnızız ve sadece kendimize güveniyoruz. kimse bize destek olmadı. bankaları ve silah dükkanlarını soyarlar. şimdi yok ediliyorlar. barışçıl insanlar sadece her şey için fiyatları düşürmek isterler. kazaklar savaş istemiyor. kazaklar ülkelerinde barış ve saygınlık istiyorlar. ama şimdi kimsenin bize ihtiyacı yok. cumhurbaşkanı teröristleri gösteren kazakları aradı."
mesajlar bu şekilde. çeviri kullanarak yazdığı için cümlelerde anlamsız yerler var, ben de değiştirmek istemedim. tanıştığımız günden beri ülkesindeki haksızlıklardan ve pahalılıktan yakınıyordu. hatta benim iyi bir insan olarak tanıdığım nazarbayev hakkında öyle şeyler söyledi ki bildiğim her şeyi tekrardan sorguladım. kısacası çok çalışıp bu çalışmalarının karşılığında da insanca bir yaşam istiyorlar. klavye başında milliyetçilik taslayan insanlar da "gerekirse asker gönderelim" yazmışlar twittera. daha fazla kazak türk'ünün öldürülmesi için yani. benzetmek ne kadar doğru bilmiyorum ama (bkz: basmacı hareketi) ile övünüp bu olaydakileri terörist diye yaftalamak da üzerinde ayrıca düşünülmesi gereken bir konu.
devamını gör...
kadın asker olmak
kurtuluş savaşımızda nezahat onbaşı, nene hatun, çete emir ayşe, erzurumlu kara fatma, gördesli makbule, tayyar rahmiye, kılavuz hatice hatun, şerife bacı ve birçok kadın cephede erkekler ile birlikte savaşarak büyük kahramanlıklara imza atmışlardır.
türk kültüründe erkek destan kahramanları iyi ata binen, iyi savaşan, iyi kılıç kullanan kadınlarla evlenmek isterdi. örnek olarak korkut ata‘nın bamsı beyrek hikayesindeki banu çiçek hatun’u gösterebiliriz.
türk tarihinin ilk kadın hükümdarı saka kraliçesi tomris hatun ordusunun başında birçok zafere imza atmıştır.
dünyanın ilk kadın savaş pilotu ise sabiha gökçen’dir.
günümüzde norveç kadın askerlere önem vermektedir. norveç’te kadınlar için zorunlu askerlik hizmeti 19 yaşında başlar ve videoda görüldüğü gibi erkek ve kadın askerler aynı koğuşlarda kalır.
kadın ve erkek askerler aynı koğuşta uyurken
26.000 kişilik norveç ordusunun % 35’i kadın askerlerden oluşuyor. son 5 savunma bakanının 4'ü de kadın.
türkiye’de ise kadınlar subay ya da astsubay olarak görev yapabilirler. şartlar aşağıdaki gibidir:
• türkiye cumhuriyeti vatandaşı olmak
• 4 yıllık lisans eğitimini tamamlamış olmak
• 27 yaşını tamamlamış ve 32 yaşını doldurmamış olmak.
• silahlı görev yapmaya engel teşkil edecek hukuki bir engeli bulunmamak
• türk silahlı kuvvetlerinin belirlemiş olduğu sağlık yeteneği yönetmeliğinde belirtilen şartlara uygun olmak
• 5237 sayılı türk ceza kanununun 53. maddesine göre adayın kendisinin ya da evliyse eşinin adli sicil kaydının olmaması
• disiplinsizlik ya da ahlaksızlık gibi suçlardan ceza almamış olmak
• kamu haklarından mahrum olmamak
• herhangi bir nedenle askeri okullar ile jandarma ve sahil güvenlik eğitim kurumlarından ayrılmamış olmak
• terör örgütleri ile herhangi bir alakası bulunmamak
• herhangi bir siyasi partiye üye olmamak ve bunu yazılı bir belge ile göstermek
• güvenlik soruşturmasında herhangi bir sorunun çıkmaması
• alkol ya da uyuşturucu gibi zararlı madde kullanmamak ve geçmişte madde bağımlılığı tedavisi görmemiş olmak
• vücudunun herhangi bir yerinde yara, iz ve frengi gibi bir sorunun olmaması
• kel olunmaması
• boyun 1.64 cm’den kısa olmaması
• ağız, çene ve diş yapısının düzgün olması
• vücudun herhangi bir yerinde dövme olmaması
• kekemelik, tutukluk, pelteklik gibi konuşma bozukluklarının olmaması
ayrıca adaylar için, subay olmaya engel teşkil edecek hiçbir sağlık sorununun olmaması, şaşılık ya da renk körlüğü gibi herhangi bir görme sorununun olmaması ve sürekli ilaç kullanmasını gerektiren bir hastalığının olmaması gerekir.
tüm bu koşulları sağlayan adaylar tam teşekküllü bir hastaneden sağlık raporu alarak subay ya da astsubay olmaya elverişli olduklarını kanıtlayarak kadın asker olma yolunda ilk adımı atmış olurlar.
türk kültüründe erkek destan kahramanları iyi ata binen, iyi savaşan, iyi kılıç kullanan kadınlarla evlenmek isterdi. örnek olarak korkut ata‘nın bamsı beyrek hikayesindeki banu çiçek hatun’u gösterebiliriz.
türk tarihinin ilk kadın hükümdarı saka kraliçesi tomris hatun ordusunun başında birçok zafere imza atmıştır.
dünyanın ilk kadın savaş pilotu ise sabiha gökçen’dir.
günümüzde norveç kadın askerlere önem vermektedir. norveç’te kadınlar için zorunlu askerlik hizmeti 19 yaşında başlar ve videoda görüldüğü gibi erkek ve kadın askerler aynı koğuşlarda kalır.
kadın ve erkek askerler aynı koğuşta uyurken
26.000 kişilik norveç ordusunun % 35’i kadın askerlerden oluşuyor. son 5 savunma bakanının 4'ü de kadın.
türkiye’de ise kadınlar subay ya da astsubay olarak görev yapabilirler. şartlar aşağıdaki gibidir:
• türkiye cumhuriyeti vatandaşı olmak
• 4 yıllık lisans eğitimini tamamlamış olmak
• 27 yaşını tamamlamış ve 32 yaşını doldurmamış olmak.
• silahlı görev yapmaya engel teşkil edecek hukuki bir engeli bulunmamak
• türk silahlı kuvvetlerinin belirlemiş olduğu sağlık yeteneği yönetmeliğinde belirtilen şartlara uygun olmak
• 5237 sayılı türk ceza kanununun 53. maddesine göre adayın kendisinin ya da evliyse eşinin adli sicil kaydının olmaması
• disiplinsizlik ya da ahlaksızlık gibi suçlardan ceza almamış olmak
• kamu haklarından mahrum olmamak
• herhangi bir nedenle askeri okullar ile jandarma ve sahil güvenlik eğitim kurumlarından ayrılmamış olmak
• terör örgütleri ile herhangi bir alakası bulunmamak
• herhangi bir siyasi partiye üye olmamak ve bunu yazılı bir belge ile göstermek
• güvenlik soruşturmasında herhangi bir sorunun çıkmaması
• alkol ya da uyuşturucu gibi zararlı madde kullanmamak ve geçmişte madde bağımlılığı tedavisi görmemiş olmak
• vücudunun herhangi bir yerinde yara, iz ve frengi gibi bir sorunun olmaması
• kel olunmaması
• boyun 1.64 cm’den kısa olmaması
• ağız, çene ve diş yapısının düzgün olması
• vücudun herhangi bir yerinde dövme olmaması
• kekemelik, tutukluk, pelteklik gibi konuşma bozukluklarının olmaması
ayrıca adaylar için, subay olmaya engel teşkil edecek hiçbir sağlık sorununun olmaması, şaşılık ya da renk körlüğü gibi herhangi bir görme sorununun olmaması ve sürekli ilaç kullanmasını gerektiren bir hastalığının olmaması gerekir.
tüm bu koşulları sağlayan adaylar tam teşekküllü bir hastaneden sağlık raporu alarak subay ya da astsubay olmaya elverişli olduklarını kanıtlayarak kadın asker olma yolunda ilk adımı atmış olurlar.
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
"cehenneme giden yol, iyi niyet taşlarıyla döşelidir."
devamını gör...
tanrıya söylenmek istenen tek kelime
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
kişisel bir değer atama ya da arama.
ne kadarı gerçek ne kadarı yalan.
battıkça çıkan, açtıkça dolanan.
geçen zaman.
eksilen duygular ve insanlar.
yerine yenisi koyulan.
şarkılar duyguları aktaran.
düşünceler harekete geçiren ya da ket vuran.
kimden ibaret asıl olan.
saydık, sövdük.
değişmedi mi acaba kaybolan?
yeni kayıplarla aramıza eklenen ya da aramızdan sıyrılan.
kibir insanı savuran, yok eden ve kavuran.
kim kimden üstün toprak altında?
üstünde kısa bir yolculuk yaptık. saydık, sevdik.
çektik gittik.
yanlışa düştük, pusuya düştük.
çelme taktık. kıskandık.
yaraladık ve yara aldık.
evvelce yoktuk. gelecekte yoktuk.
evvelde kaldık sayıkladık durduk.
şimdiyi yaşamayı unuttuk.
solduk.
su gibi geldi gönlümüze sevgi.
yeniden yeşerdik.
sevginin iyileştiremediklerini kabul ettik.
yolumuza koyulduk.
son durağa varınca bilinmezlik içinde var olduk.
ne kadarı gerçek ne kadarı yalan.
battıkça çıkan, açtıkça dolanan.
geçen zaman.
eksilen duygular ve insanlar.
yerine yenisi koyulan.
şarkılar duyguları aktaran.
düşünceler harekete geçiren ya da ket vuran.
kimden ibaret asıl olan.
saydık, sövdük.
değişmedi mi acaba kaybolan?
yeni kayıplarla aramıza eklenen ya da aramızdan sıyrılan.
kibir insanı savuran, yok eden ve kavuran.
kim kimden üstün toprak altında?
üstünde kısa bir yolculuk yaptık. saydık, sevdik.
çektik gittik.
yanlışa düştük, pusuya düştük.
çelme taktık. kıskandık.
yaraladık ve yara aldık.
evvelce yoktuk. gelecekte yoktuk.
evvelde kaldık sayıkladık durduk.
şimdiyi yaşamayı unuttuk.
solduk.
su gibi geldi gönlümüze sevgi.
yeniden yeşerdik.
sevginin iyileştiremediklerini kabul ettik.
yolumuza koyulduk.
son durağa varınca bilinmezlik içinde var olduk.
devamını gör...
olimpiyat
tom holt'un beni cezbetmiş ve şu sıra ikinci kez okumaya başladığım tatlı bir romanı.
sahi, nedir bu romanın konusu, nasıl ilerliyor ve insan nasıl bir keyif yaşatıyor ondan da bahsedelim.
romanın konusu, olimpiyat oyunlarının ortaya çıkış serüveni desek yanlış olmaz aslında. olimpiyat oyunlarının düzenlenmesinden önceki zaman diliminde, bu oyuna önayak olmuş olayları okurken, eski yunan yaşantısından da çok hoş bir biçimde bahsediyor romanda. ne yerler, ne içerler, ne giyerler, inandıkları inancın isimlerine olan etkisi ve hatta eski yunanda kadınların yerine kadar boool bol bilgi almamızı sağlıyor.
okurken bir anda "ne ara bu kadar okudum yahu?!" diyeceğiniz kadar hızlı giden bir roman, zira tempo düşmüyor, tam tempo düşeceği vakit olaylar ilerliyor ve "acaba ertesi sabah ne olacak..." diye ister istemez romandaki karakterler ile siz de uykulara dalıyor, bir ağacın altında saatlerce düşünürken buluyorsunuz kendinizi...
açıkçası güzel zaman geçirmemize vesile oluyor okurken, tuhaf bir macera romanı gibi gözükse de altı dopdolu bir roman olimpiyat, ciddi anlamda insanı eski yunanın günlük yaşantısına götürmekle kalmıyor, o günleri gerçekten öyle güzel betimliyor ki kitabı okuduktan sonra tadı damağında kalıyor insanın.
sadece bu kadar mı? yo, hayır. o dönemlerdeki gemilerin isimlerinden tutun, o dönem inançlarının denizciliğe ne kadar etki ettiğine kadar uzanan bir köprü var romanda...
filminin çekilmesini düşlediğim nadir romanlardan biri, okuyun, okutturun efendim.
sahi, nedir bu romanın konusu, nasıl ilerliyor ve insan nasıl bir keyif yaşatıyor ondan da bahsedelim.
romanın konusu, olimpiyat oyunlarının ortaya çıkış serüveni desek yanlış olmaz aslında. olimpiyat oyunlarının düzenlenmesinden önceki zaman diliminde, bu oyuna önayak olmuş olayları okurken, eski yunan yaşantısından da çok hoş bir biçimde bahsediyor romanda. ne yerler, ne içerler, ne giyerler, inandıkları inancın isimlerine olan etkisi ve hatta eski yunanda kadınların yerine kadar boool bol bilgi almamızı sağlıyor.
okurken bir anda "ne ara bu kadar okudum yahu?!" diyeceğiniz kadar hızlı giden bir roman, zira tempo düşmüyor, tam tempo düşeceği vakit olaylar ilerliyor ve "acaba ertesi sabah ne olacak..." diye ister istemez romandaki karakterler ile siz de uykulara dalıyor, bir ağacın altında saatlerce düşünürken buluyorsunuz kendinizi...
açıkçası güzel zaman geçirmemize vesile oluyor okurken, tuhaf bir macera romanı gibi gözükse de altı dopdolu bir roman olimpiyat, ciddi anlamda insanı eski yunanın günlük yaşantısına götürmekle kalmıyor, o günleri gerçekten öyle güzel betimliyor ki kitabı okuduktan sonra tadı damağında kalıyor insanın.
sadece bu kadar mı? yo, hayır. o dönemlerdeki gemilerin isimlerinden tutun, o dönem inançlarının denizciliğe ne kadar etki ettiğine kadar uzanan bir köprü var romanda...
filminin çekilmesini düşlediğim nadir romanlardan biri, okuyun, okutturun efendim.
devamını gör...
1q84
dev bir hayal kırıklığı.
ilk aldığım zaman kitabın ve murakami'nin çok iyi olduğunu düşünmüştüm. fakat kitap maalesef ortalamanın altında çıktı.
öncelikle iyi yönlerinden başlayalım:
- kitabın dili çok iyi, edebiyat dünyasının pop corn eserlerle çöle dönmesiyle edebi ağırlığı olan eserlerin üretimi azaldı. bu eser ise bu konuda resmen bir vaha.
- bir diğeri ise ana karakterleri çok iyi tanıtması ve hepsinin derin olması. hepsini bugün karşımızda görsek yabancılık çekmeyiz.
negatif olanlara gelirsek:
-genel kesimin dediği gibi tekrarlar, sürekli ama sürekli sinfonetta olsun, tengo karakterinin annesi ile olan durumu olsun tekrar ediyor ve bu da can sıkıyor.
- birinci kitabın öylece bitmesi. ne diğer kitap için yarattığı merak yada bazı şeylerin sonu yok öylece devam ediyor. teorim kitabın aslında tek cilt olarak çıkacağı ancak yayın evinin müdahalesiyle bölünmüş olabileceği.
- birçok şeyin açıklanmaması; cemaat'in amacı ne? lider özel güçlere nasıl kavuştu? fukaeri'ye ne oldu? little people ne, ne yapmak nereye varmak istemekte? hamilelik nasıl oldu? paralel evren nasıl işliyor? tengo'nun kadın arkadaşına ne oldu? nhk tahsildarı kim? aomame'nin arkadaşını kim öldürdü? diğer karakterlerin hikayesi nasıl bitti? bunların açıklaması yok. bundan anlaşılıyor ki planlama yapılmamış.
- kitapta hikayeye hizmet etmeyen bazı şeyler; tengo'nun babasının cenazesi, aomame'nin arkadaşı ile sex maceraları gibi bunlar bir yere bağlanacak diye düşünüyorsunuz ama sonunda bağlanmıyor.
- aomame ve tengo'nun ilk kitapta birbirlerinden pek bahsetmemelerine rağmen ikinci kitaptan itibaren " aşkım, bir tanem, ölüyorum" moduna girmeleri.
- koca cemaat'de 3 tane koruma var. dazlak, at kuyruklu ve şefleri. şefi sayma 2. tiyatro olsa anlarım da romandan biraz daha çeşitlilik bekliyorsun.
- pozitif olan betimlemeler kısmının bir noktadan itibaren bayması. özellikle sonunda çünkü kitaptan zevk alamamışsınız.
6/10
ilk aldığım zaman kitabın ve murakami'nin çok iyi olduğunu düşünmüştüm. fakat kitap maalesef ortalamanın altında çıktı.
öncelikle iyi yönlerinden başlayalım:
- kitabın dili çok iyi, edebiyat dünyasının pop corn eserlerle çöle dönmesiyle edebi ağırlığı olan eserlerin üretimi azaldı. bu eser ise bu konuda resmen bir vaha.
- bir diğeri ise ana karakterleri çok iyi tanıtması ve hepsinin derin olması. hepsini bugün karşımızda görsek yabancılık çekmeyiz.
negatif olanlara gelirsek:
-genel kesimin dediği gibi tekrarlar, sürekli ama sürekli sinfonetta olsun, tengo karakterinin annesi ile olan durumu olsun tekrar ediyor ve bu da can sıkıyor.
- birinci kitabın öylece bitmesi. ne diğer kitap için yarattığı merak yada bazı şeylerin sonu yok öylece devam ediyor. teorim kitabın aslında tek cilt olarak çıkacağı ancak yayın evinin müdahalesiyle bölünmüş olabileceği.
- birçok şeyin açıklanmaması; cemaat'in amacı ne? lider özel güçlere nasıl kavuştu? fukaeri'ye ne oldu? little people ne, ne yapmak nereye varmak istemekte? hamilelik nasıl oldu? paralel evren nasıl işliyor? tengo'nun kadın arkadaşına ne oldu? nhk tahsildarı kim? aomame'nin arkadaşını kim öldürdü? diğer karakterlerin hikayesi nasıl bitti? bunların açıklaması yok. bundan anlaşılıyor ki planlama yapılmamış.
- kitapta hikayeye hizmet etmeyen bazı şeyler; tengo'nun babasının cenazesi, aomame'nin arkadaşı ile sex maceraları gibi bunlar bir yere bağlanacak diye düşünüyorsunuz ama sonunda bağlanmıyor.
- aomame ve tengo'nun ilk kitapta birbirlerinden pek bahsetmemelerine rağmen ikinci kitaptan itibaren " aşkım, bir tanem, ölüyorum" moduna girmeleri.
- koca cemaat'de 3 tane koruma var. dazlak, at kuyruklu ve şefleri. şefi sayma 2. tiyatro olsa anlarım da romandan biraz daha çeşitlilik bekliyorsun.
- pozitif olan betimlemeler kısmının bir noktadan itibaren bayması. özellikle sonunda çünkü kitaptan zevk alamamışsınız.
6/10
devamını gör...
hayat
devamını gör...
anayurt oteli
yusuf atılgan'ın aylak adam' dan sonraki ikinci romanı. 1987 yılında sinemaya uyarlanmıştır. roman, filmden sonra okunduysa esas kahraman zebercet'i ister istemez filmde canlandıran macit koper olarak hayal edersiniz. film seyredilmemiş de roman okunmuşsa o zaman zihinde zebercet kişisi olarak farklı kişiler hayal edilir.
devamını gör...
20 yaşındaki erkek ve 20 yaşındaki kız
yaşları toplamı 40 yapar
devamını gör...
quo fata ferunt
çok basit ve nasıl tanımlayabileceğimi bilmediğim bir kelimeyi bile o kadar etkili ve güzel tanımlıyor ki bu yazar, profilinden bir süre çıkamaz oldum. gerçekten güzel tanımları var. sevdiğim ve yeni keşfettiğim bu yazarı sizlere de heyecanla duyurmak istedim. teşekkürler..*
devamını gör...
normal sözlük’ün libido düşürmesi
keşke sözlüğe kayıt aşamasında iki elimizi de kullanmamız gereken bir test olsa. zira son zamanlarda bir eli şeyinde çok fazla tip doluşmaya başladı.
devamını gör...
kilolu kadınların çok itici gelmesi
kilo vermenin çaresi var ama yavşak olmanın yok işte.
devamını gör...
kendisine verilen tableti satan öğrenci
mülkiyet hakkı'na ne oldu? bu ülkede kimsenin mülkiyet hakkı yok gerçekten.
devlet her çocuğa tablet dağıtmayı taahhüt ettiyse zenginin çocuğuna da verecek fakirin çocuguna da.
ama devlet aylık geliri 8 bin türk lirasının altında olan ailelerin çocuklarına tablet vermeyi taahhüt ettiyse o zaman bunu yapacak. bir ülkenin kanun ülkesi mi, kabile ülkesi mi olduğu bunun gibi küçük detaylarla belirleniyor. sözleşmeleri okumadan imzalamayın diye boşuna demiyorlar.
koca devlet bir çocuğun sattığı tabletin peşine düşecek şimdi. ne günlere kaldık.
devlet her çocuğa tablet dağıtmayı taahhüt ettiyse zenginin çocuğuna da verecek fakirin çocuguna da.
ama devlet aylık geliri 8 bin türk lirasının altında olan ailelerin çocuklarına tablet vermeyi taahhüt ettiyse o zaman bunu yapacak. bir ülkenin kanun ülkesi mi, kabile ülkesi mi olduğu bunun gibi küçük detaylarla belirleniyor. sözleşmeleri okumadan imzalamayın diye boşuna demiyorlar.
koca devlet bir çocuğun sattığı tabletin peşine düşecek şimdi. ne günlere kaldık.
devamını gör...




