siz hiç verdiğiniz kararın doğruluğundan tereddüt ettiniz mi? yanlış trene bindiniz veya otobüsünüzü kaçırdınız mı? eski sevgilinizle ayrıldığınıza pişman oldunuz mu? bu kararı değil de, şu kararı verseydim ne olurdu diye düşündünüz mü?

öyleyse merak etmeyin, paralel evrenlerdeki bir versiyonunuz sizin yerinize tüm bunları gerçekleştirmiş olabilir. konu ilginizi çektiyse akşam 20.00'da agora meyhanesine bekliyoruz sizi.
devamını gör...

bir anlık kararla gerçekleştirilendir. daha önce hiçbir arkadaşımdan "saçları kazıtmayı planlıyorum" lafını duymadım.

aksine, "kafam attı..." veya "canım sıkıldı.." diye başlayan cümlelerle saçlarını kazıttıklarını anlatırlar. ben de şu an keller ordusunun neferlerinden biriyim.

ben birine saçlarımı kestirdiğimi anlatacaksam, lafa genelde "vur dedim..." diye giriyorum.
devamını gör...

adımla seslenir genellikle ama işi düştüyse tombikim diyor. hayır hakaret mi ediyor, seviyor mu belli değil.
devamını gör...

pulmoner emboli tanısında ikinci tercih tanı yöntemidir.
özellikle kontrast madde kullanılamayan (böbrek yetmezliği,kontrast alerjisi) hastalarda toraks anjiyo bt yerine tercih edilir.
devamını gör...

sadece bende mi oldu bu duygu bilmiyorum ama beni biraz ürküttü açıkçası bu çiçekler. gece görsem veya karşıma çıksa..., neyse kötü düşünmeyelim.

tanım: değişik bir çiçek türüdür.
devamını gör...

dinlerken ''imüzik dinliyorum'' ifadesiyle tanımlayamayacağınız albümler yapmış büyük zat. büyük, iri, geniş, sonsuz bir düzlüktür kendisi. bu yüzden dinlerken ''david linç dinliyorum'' diyebilirsiniz.

lykke li'nin vokali eşliğinde piyasaya düşen bonus track ''i am waiting here'' mutlaka deneyimlenmelidir. ilk debut studyo albümü ''crazy clown time'' için herkes ayağa lütfen... ancak bundan daha üstün bir işi vardır ki lynch'in; o da 2013 yılı çıkışlı ''the big dream'' albümüdür. filmlerinde izleyip de bağlandığınız tüm unsurların müziğe dönüştürülüşüne tanık olursunuz bu albümle.

kopuk, hasarlı, delici-kesici, dijital, sıkıntılı, antik ve efkarlı.
devamını gör...

ne boş iştir, ne de başka bir şey. müzik dinlemek, müzikten (şarkıdan veyahut her nasıl hitap ediyorsanız) ne kadar hoşlandığınıza göre değişen bir tanıma sahiptir.

kimileri vardır şarkı dinlerken kendilerinden geçerler, hüzünlüyken şarkılara sarılırlar. kimisi de vardır ki; hiç haz etmez, etmediği gibi kötülemekten de çekinmez. kendim için konuşayım; hayli geniş bir şarkı repertuarım vardır ve şarkı dinlemeye bayılırım diyebilirim. her türden dinler, neredeyse kitaplardan fazla severim şarkı dinlerken gelen o muazzam hissi.

zaten şöyle bir şarkı olsa insan nasıl dinlemez;
devamını gör...

mahlası pek güzel olan yazar. ayrıca ilhami algör'ün aynı adlı romanından uyarlama olan, (bkz: erdal beşikçioğlu)'nun başrolünde oynadığı 2014 yapımı film.
devamını gör...

oysa ki hepimiz çemenlenip, orkidelenip kırlarda elimizde mcdonaldslarla tartinilerle koşacağıydık. akşam vakti olunca ateşin etrafına toplanıp gelin evi izleyecektik. yazıklar olsun şu resimdeki gibi olamadık.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

devamını gör...

bu artık öyle canımı sıkmaya başladı ki, en sonunda dayanamayıp güzel bi defter aldım. kritik yerleri not alıyorum. belki görsel hafızaya etki eder umuduyla.
devamını gör...

günaydın sözlük, günaydın diğerleri.

çocuğu doyurdum, şimdi sıra çayda..
tipsiz filan ama evlat işte, baba yüreği naparsın?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1967'de ingiltere'de peter gabriel ve avaneleri** tarafıdnan kurulan önce progresif rock, sonra da progresif pop? grubudur. 70'li yılların başında phil collins, mike rutherford ve steve hackett'ın katılımıyla orijinal kadrosu oluşmuş ve müzikalite açısından en iyi eserlerini bu dönemde vermişlerdir.
devamını gör...

açıkçası ruh sağlığının fiziksel sağlıktan daha önemli olduğunu savunurum.

fiziksel sağlığı iyi olmayan insanlar topluma zarar veremez ama ruh sağlığı dibe vuran insanlar bir ülkeyi bile yerle bir edebilir.
devamını gör...

çoğu zaman sefkat ve sevgi konusunda kendisini ihmal eden kişidir. bugün öyle bir gün değil benim için. az önce çocuklarla fotoğraf çerçevesini düzenledik. kendi kendime eski günlerde belki daha mutluydum ama bu kadar olgun degildim dedim. söz verdim, her halimle barışık olmaya ve kendimi sevmeye çalışacağım. bakalım, hayırlısı.
devamını gör...

devlet mesaj yolu ile 10 lira istemişti. bunu kolay kolay unutacağımı sanmıyorum.
devamını gör...

aniden gelmiyor genelde her zaman içimde bulunan bir his. çaresi olmayan bir hastalık gibi. tuhaf...
devamını gör...

biri var.. ne olduğumuz belli değil.
yakın mı, uzak mı,iyi mi, kötü mü hiç bilemediğim..ben dokunmaya korkarken o dokunmaktan çekinmeyen,ben bakamazken ona o gözlerini ayırmayan ben konuşamazken o susmayan.. bütün algımı, kurallarımı yerlebir etmek isteyen.. gitmek isterken gidemediğim, kalamadığım da...
ama.. sesini duyunca gözlerimin içi gülüyor biliyorum, sabah uyanınca beynim onunla dolu hissediyorum.. ne yaşıyoruz, ne yaşıyorum..
cok işim var, cok yolum var, çok karışık..
devamını gör...

bir vali, halkı eğlensin diye davet etti şehrine,
ülkenin bazı önemli aydınlarını ve sanatçılarını.
yakınları onlara dediler ki:
nesin'de şenliklerde olacakmış tehlikeli olabilir.
güldüler, bir aydın, bir sanatçı korkar mı hiç diye.

fısıltılar artmaya başlamıştı sivas'ta.
nesin gelecekmiş dediler hadi bir toplanalım.
bildiriler dağıtalım,
linç kültürünü halka yayalım da keyfimiz yerine gelsin.
böylelikle günler öncesinden kirli oyunlarına başladılar.

geldi canlarımız sivas'a,
canlarla buluşmak için.
bir kültür merkezinde; güneşli günlere,
halaylar çekildi, şiirler okundu, türküler söylendi.
bir kültür merkezinde, canlar canlar ile buluştu.

dışarda ise bir garip yaratıklar toplanmaya başlıyordu.
konuştukça değişik sesler çıkaran bu yaratıklar bir tuhaftılar.
iki caniydiler.
üç cahildiler.

saldırıya uğrayacaklarını anlayan canlarımız,
apar topar binayı terk ettiler.
kaçtılar, yaratık sürüsünden.
soluk soluğa, zor bela attılar kendilerini madımak oteli'ne.
oh dediler kurtulduk.

zavallılar bu seferde oteli sarmaya başladılar.
leş kargalarının iştahları iyice artıyordu.
insan yeyiciler, belediyenin her nasılsa,
otelin önüne koydukları taşları, canların yüreğine salladılar.
sürü artıyordu iyice, sesler kulakları sağır ediyordu.

canlarımız, o halde bile dışarıdaki insanlar için endişeleniyorlardı.
kendilerini otelde güvende sanıyorlardı.
nereden bileceklerdi kan emicilerin bu kadar kötü olabileceklerini.
içeride birbirlerine şiirler okuyan canlar,
bir yandan da giriş kapısına barikat kuruyorlardı.

insanların televizyonda olayı izlemesi gibi yöneticiler de izliyordu sadece.
şehrin belediye başkanının söylediği düşünülen şeyler kan dondurur cinstendi.
sürüye, gazanız mübarek olsun diyen başkan insanlığını orada bırakıyordu.
içeride biribirlerine sarılmış canlar türküler söylüyorlardı.
korkar mıydı hiç canlar, insan yeyicilerden.

taş atmak yetmedi sürüye.
azmettiricilerin etkisiyle kendini iyice kaybeden caniler,
madımak oteli'ni ateşe verdiler.
dumanlar yükselirken otelden içimiz kan ağlıyordu.
olaylara kimse müdahale edemiyordu.

canlar anladı olayı.
hiç ummadıkları geldi başlarına.
ama olsundu,
muhyiddin abdal'ın şu dizelerini hep birlikte söylediler.
sayılmayız parmak ile.
tükenmeyiz kırmak ile.

dumanlar içinde yanarken bile gülüyorlardı.
güçlüydüler.
çünkü çok iyi biliyorlardı ki,
tarih, yakanları değil yananları yazacaktı bir kez daha.
çünkü, çok iyi biliyorlardı ki,
kendilerinden sonra gelecek nesillerin de asla bu mücadeleyi bırakmayacaklarını.
mutluydular, kuşlar gibi hafiftiler.
gerçekleri her daim söylemişlerdi.
hiç eğilip bükülmeden dimdik yandılar.
vicdanları çok rahattı.
çünkü hiç kırmamışlardı canları.
taşla, sopayla saldıranlara, kalemle cevap vermiştiler hep.
mutlu mesut, dimdik yandılar.
canımız yandı, ciğerimiz yandı, hep beraber yandık.
küllerimizden yeniden doğmak üzere.
devamını gör...

yahudi dinine, ırkına ve soyuna karşı duyulan düşmanlık anlamına gelir. nazi almanyası'nda bu düşmanlık, fikirlerle kalmamış icraat yapılarak holocostlarda sabun yapılmıştır.
devamını gör...

iskandinav mitolojisinde adalet tanrısıdır. tabi mevzu adalet olunca beyefendinin tanınırlık oranı pek düşük. bakın 12 büyük tanrı var. bunlardan en az tanınanı ne yazık ki forsetidir. oysa adam o kadar yük çekmiş. tanrılar ve insanlar arasındaki davalara bakmış, herkesi uzlaştırmaya çalışmış. barış da barış diye yırtınmış, karşılığını ise üç beş kişinin tanıdığı/itibar ettiği bir tanrı olarak almış. neden? çünkü adam aklı selim bir adam. diğerleri gibi manyaklıklar peşinde koşmuyor. ama vikingler zaten kırık adamlar. aklı selim tanrı ile ne işleri olsun. e dünyadaki diğer toplumlarda onların kırıklıklarına hasta, hal böyle olunca adamı bir köşeye atmışlar işte. koskoca tanrısın ama adını bilen bile yok. işte bu bir dramdır. diğer mitolojilerdeki adalet tanrıları kopmuş gitmiş. themis zaten en ünlüsü, justitia'nın alemde bir şekli var. utu ve şamaş bile kendisine yer edinmiş. bu abimizi umursayan yok. ben kendisine o yüzden çok üzülüyorum. babasının oğlu işte. baldur gibi bahtsız. genetik bahtsızlık diyorlar herhalde buna.

bakın meditasyon denilen şeyde uzak doğululardan önce forseti abimizin ortaya çıkardığı bir şey. o kadar davaya bakıp, mevzu çözmeye çalıştığı için ziyadesi ile yorulurmuş. hal böyle olunca dinlenmek için meditasyon yapar ve kendini toparlarmış. yani adamın imanını gevretmişler yine de yaranamamış millete. lakapları arasında uzlaştırıcı ve öncülük eden kavramları var. ancak öncülük ettiğin şey barış ve hoşgörü olunca, kaile alınmıyorsun işte. tanrı da olsan bu acı gerçekle yüzleşiyorsun. tanrı dediğin kodu mu oturtacak abi. böyle diyalog arayan, sorun çözen tanrı gördü mü insanoğlu, suiistimal ediyor, şımarıyor. kendini bir halt sanıyor. temelden korkuyu salmazsan forseti gibi madara olursun.

abimiz glitnir evinde ikamet eder. glitnir parlayan manasına gelir. yani güzel bir kelime oyunu var orada. adaletin parlaması, ışık saçması falan. ama saçtığı ışık ne kadar yeterli olmuş dediğim gibi tartışılır. şimdi diyeceksiniz ki tyr bu adamdan ünlü. hah işte bende onu diyorum. bu adam her haltı güzellikle çözmeye çalışmış. tyr ise cevval bir adam. fenrir'le, garm'la falan boğuşmuş o yüzden adına destanlar yazılmış, kahraman olarak görülüyor. yani kodu mu oturtan tanrılardan. neyse işte efendi olmayacaksın bu alemde. kıymetin bilinmiyor arkadaş. tanrılığın bile güme gidiyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim