yeni bir anayasayı tartışma vakti geldi
laf ola beri gele yazmış danışmanlar, şahsım da kağıdı okumuş. maksat gündemi değiştirmek, kurun gazını almak.
yeni anayasa işi öyle kolay değil. 600 sandalyeli meclis’te yeni anayasanın referanduma sunulabilmesi için 360, referandumsuz kabul edilmesi için 400 oy gerekiyor.
referanduma götürebilmek için dahi; chp, iyi parti, hdp üçlüsünden en az birinin desteği gerekiyor. yeni anayasa için her üç partinin de kırmızı çizgisi güçlendirilmiş parlementer sistem.
şahsımın keseri kendine yontma şansı yok.bu aritmetikte.
yeni anayasa işi öyle kolay değil. 600 sandalyeli meclis’te yeni anayasanın referanduma sunulabilmesi için 360, referandumsuz kabul edilmesi için 400 oy gerekiyor.
referanduma götürebilmek için dahi; chp, iyi parti, hdp üçlüsünden en az birinin desteği gerekiyor. yeni anayasa için her üç partinin de kırmızı çizgisi güçlendirilmiş parlementer sistem.
şahsımın keseri kendine yontma şansı yok.bu aritmetikte.
devamını gör...
cumhurbaşkanı sezer'in sadece iki oy alan rektörü ataması
tencere dibin kara, seninki benden kara.
devamını gör...
sanat kulübü çizim yarışması
ikinci çizim yarışmamız sonuçlandı!
oylama sonucunda yarışmayı kazanan xzen art oldu, tebrikler!
bugün itibariyle üçüncü yarışmamızın da başladığını, temanın su olduğunu, yarışmanın 23 temmuz cuma günü sonlanacağını hatırlatıp çekiliyorum.
herkese bol şans!
oylama sonucunda yarışmayı kazanan xzen art oldu, tebrikler!
bugün itibariyle üçüncü yarışmamızın da başladığını, temanın su olduğunu, yarışmanın 23 temmuz cuma günü sonlanacağını hatırlatıp çekiliyorum.
herkese bol şans!
devamını gör...
hava atma aracı olarak söylenen şeyler
millet de çok meraklıydı. abi ben her gece sabahlıyorum yea deyip işe esneye esneye gelen tipler var. cool olduğunu sanıyor ayı.
devamını gör...
enteresan atasözleri
(bkz: ununu elemiş eleğini asmış)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının tanım girmemesi
kendimi yansıtabileceğim başlık yok üzgünüm.
devamını gör...
yason burnu
bir ordulu olaraktan en sevdiğim manzaraya sahip olan yason burnu'nu ve efsanesini anlatacağım sizlere.*
ordu'nun perşembe ilçesi çaytepe köyü'ne bağlı olan yason burnu yarımadası eski bir kilise, deniz feneri ve efsanesiyle ordu'nun en özel yerlerinden biridir.
antik dönemdeki ismi “iasonia akte”dir.
1. derece arkeolojik, 2.derece doğal sit alanıdır.


şimdi gelelim benim mükemmel olan yason burnu fotoğraflarıma.* beraber yorumlayalım.




bu güzel manzarası zaten yason burnu'nun en güzel özelliklerinden biri. karadeniz'in rüzgarlı havasıyla o çimlere oturup uzun uzun denizi ve gökyüzünü seyredebilir, dilerseniz denizin kıyısında ayaklarınıza su çarparken yürüyüş yapabilirsiniz. hatta denizin kıyısına sandalyenizi atıp oturabilirsiniz bile. düşüncelere dalmak için güzel bir yer.
şimdiii gelelim yason kilisesi (jason's church)ve yason burnu fenerini tanıtmaya.


çektiğim fotoğraflar bunlar fakat attığım kaynaklardan iç mimarisine de ulaşabilirsiniz. tüm yönden çekilmiş fotoğrafları mevcuttur.
bu kilise, 1868'de yörede yaşayan rumlar ve gürcüler tarafından yaptırılmış olup, mimarisi gayet özelliklidir. yason burnu, esasen çok eski bir yerleşim yeridir. ms 3. yüzyılda hıristiyanlar, giresun'da isa’nın doğumunu kutladıktan sonra buraya gelerek 'ışıklar bayramına' katılırlarmış

ordu'nun fatsa ile perşembe ilçeleri arasında kalan küçük bir yarımadanın üzerinde bulunuyor yason feneri. fenerin hemen arkasında bir kiliseye ait kalıntılar var. yason feneri'nin yer aldığı bölgenin ismi ise kiremit burnu. eskiden yason burnu olarak anılıyormuş. 1980 sonrası bu ismi almış. sahili kayalıklarla çevrili yemyeşil bir alan üzerinde yer alan yason feneri, denizden pek fazla yüksek değil. bu nedenle de rüzgarlı günlerde karadeniz'in hırçın dalgaları ıslatıyor yason feneri'nin duvarlarını. gövdesi demirden üretilmiş olan yason feneri'nin ışığı 8 mile kadar aydınlatabiliyor.
yason burnu'na gidip de yason burnu fenerine yaslanıp fotoğraf çekmeyeni dövüyorlar sayın okuyucular.* gittiğinizde siz de mutlaka orada fotoğraf çekinmeyi unutmayın. benim çektiğim bu fotoğrafta insanlar facebook'a koymak için fotoğraf çektiriyorlardı. orada bir yoğunluk mevcuttu.
ne yazık ki kendini bilmez birkaç kişi tarafından fener karalanmış fakat onu boyadılar bir dahaki gitmemde güncellerim yeni halini.
gelelim yason burnu'nu özel kılan o efsaneye..

argonotlar ve altın post efsanesi
altın post yunan mitolojisinde zenginliği ve iktidarı sembolize eden postun adıdır. argonotlar bu postu ele geçirmek için kolkhis ülkesine gitmişler(günümüzde gürcistan'ın karedeniz kıyısındaki bir bölgesi) ve uzun bir mücadele sonucunda postu almayı başarmışlardır. jason (iason) da yunan mitolojisinde altın postu arayan argonotların önderidir.
argo ve argonaut'lar hakkında azra erhat'ın “mitoloji sözlüğü”nde şu şekilde bahsedilmektedir:
“adı "hızlı" anlamına gelen argo gemisi karadeniz'in kolkhis ülkesinde altın post'u aramaya giden kahramanlar için yapılmış elli beş kürekli bir gemidir. onu yapan ustanın adı da argos’dur.”
“bazı argonautlar: jason, argos(gemi ustası), tiphys(dümenci), orpheus(ozan), idmon(bilici), amphiaraos(bilici), mopsos(bilici), herakles...”
jason'un kral babası amcası tarafından jason henüz küçük bir çocukken öldürülür. jason büyüyüp genç bir adam olduğunda krallığı amcasından geri almak istemektedir. bunun için ise uzak bir diyarda bulunan altın postu ele geçirmesi gerekmektedir. zeus’a kurban edilen koçun altından olan postu ares’e adanmış bir korulukta saklanmaktadır.
yunan mitolojisinde, güneş tanrısı helious’un oğlu olan kolkhis kralı aiet’nin (aietes) “altın post”a sahip olduğu anlatılır. yunanistan’da jason (iason)’un başkanlığında kahramanlar bir araya gelirler ve “altın post”u ele geçirmek için kolkhis'e gitmeye karar verirler. argonotlar, “argo” adlı bir gemi yaparlar ve yola çıkarlar. uzun ve çok zor bir yolculuktan sonra aiet’in güçlü ve zengin krallığına varırlar. “kral, yunanlı kahramanları saygıyla karşılar ve gelmelerinin nedenini öğrenir. aiet, jason’un şartlarını yerine getirmesi halinde “altın post”u yunanlılara vermeye karar verir. iason önce ateş püskürten öküzlere boyun eğdirecek, başlarına boyunduruk geçirecek ve büyük bir tarlayı sürecektir. sonra iason’un ejderhayı öldürmesi ve onun dişlerini toprağa ekmesi gerekir. bu dişlerden savaşçılar çıkmaktadır. iason’un bu savaşçılarla savaşması ve onları yenmesi gerekir. yunanlılar ancak bundan sonra “altın post”u alabileceklerdir.”
“kralın kızı, ilk görüşte jason’a âşık olmuş ve ona yardım etmeye karar vermiştir. medea bir büyücüdür. onun yardımıyla jason kralın şartlarını kolayca yerine getirir ve aiet’den “altın post”u ister. kral, yunanlılara kimin yardım ettiğini hemen anlar ve “altın post”u vermeyeceğini açıklar. bunun üzerine jason, postu ele geçirmeye karar verir. ne var ki medea’nın yardımı olmadan bunu gerçekleştirmesi olanaksızdır. kralın kızı, postu bekleyen korkunç ejderhayı uyutur ve yunanlılar “altın post”u ele geçirmeyi başarırlar. hızla gemilerine binerler ve ülkeleri yunanistan’a doğru yola çıkarlar.
mitolojide “altın post” phriksos ile helle’yi sırtında yunanistan’dan karadeniz’e taşımış olan kanatlı koçun altın postudur. babaları kral olan çocukları üvey anneleri kurban etmeye karar verir. tam bu sırada gökten inen altın postlu koç çocukları kafkaslara kaçırır.
“altın post” onur ve saygınlık ifade eden bir simgedir, farklı mitolojik hikâyelerde işlenir. onurlu, erdemli, adil, cesur, dürüst, sadece kendini düşünmeyen örnek kahramanlar önce kendi kendilerine hâkim olmayı öğrenip, kitleleri peşlerine takarlar. yolculuk ise her daim sürer gider…
ilgi çekici bir efsane gerçekten. ordu'nun en sevdiğim yeri yason burnu yarımadasıdır. kilisesi, feneri, efsanesi ve havasıyla çok özeldir. olur da karadeniz turu yapmaya karar verirseniz buraya uğramadan geçmeyiniz.

kaynaklar: 12345
not: ilk iki fotoğraf hariç diğerleri bana aittir.
ordu'nun perşembe ilçesi çaytepe köyü'ne bağlı olan yason burnu yarımadası eski bir kilise, deniz feneri ve efsanesiyle ordu'nun en özel yerlerinden biridir.
antik dönemdeki ismi “iasonia akte”dir.
1. derece arkeolojik, 2.derece doğal sit alanıdır.


şimdi gelelim benim mükemmel olan yason burnu fotoğraflarıma.* beraber yorumlayalım.




bu güzel manzarası zaten yason burnu'nun en güzel özelliklerinden biri. karadeniz'in rüzgarlı havasıyla o çimlere oturup uzun uzun denizi ve gökyüzünü seyredebilir, dilerseniz denizin kıyısında ayaklarınıza su çarparken yürüyüş yapabilirsiniz. hatta denizin kıyısına sandalyenizi atıp oturabilirsiniz bile. düşüncelere dalmak için güzel bir yer.
şimdiii gelelim yason kilisesi (jason's church)ve yason burnu fenerini tanıtmaya.


çektiğim fotoğraflar bunlar fakat attığım kaynaklardan iç mimarisine de ulaşabilirsiniz. tüm yönden çekilmiş fotoğrafları mevcuttur.
bu kilise, 1868'de yörede yaşayan rumlar ve gürcüler tarafından yaptırılmış olup, mimarisi gayet özelliklidir. yason burnu, esasen çok eski bir yerleşim yeridir. ms 3. yüzyılda hıristiyanlar, giresun'da isa’nın doğumunu kutladıktan sonra buraya gelerek 'ışıklar bayramına' katılırlarmış

ordu'nun fatsa ile perşembe ilçeleri arasında kalan küçük bir yarımadanın üzerinde bulunuyor yason feneri. fenerin hemen arkasında bir kiliseye ait kalıntılar var. yason feneri'nin yer aldığı bölgenin ismi ise kiremit burnu. eskiden yason burnu olarak anılıyormuş. 1980 sonrası bu ismi almış. sahili kayalıklarla çevrili yemyeşil bir alan üzerinde yer alan yason feneri, denizden pek fazla yüksek değil. bu nedenle de rüzgarlı günlerde karadeniz'in hırçın dalgaları ıslatıyor yason feneri'nin duvarlarını. gövdesi demirden üretilmiş olan yason feneri'nin ışığı 8 mile kadar aydınlatabiliyor.
yason burnu'na gidip de yason burnu fenerine yaslanıp fotoğraf çekmeyeni dövüyorlar sayın okuyucular.* gittiğinizde siz de mutlaka orada fotoğraf çekinmeyi unutmayın. benim çektiğim bu fotoğrafta insanlar facebook'a koymak için fotoğraf çektiriyorlardı. orada bir yoğunluk mevcuttu.
ne yazık ki kendini bilmez birkaç kişi tarafından fener karalanmış fakat onu boyadılar bir dahaki gitmemde güncellerim yeni halini.
gelelim yason burnu'nu özel kılan o efsaneye..

argonotlar ve altın post efsanesi
altın post yunan mitolojisinde zenginliği ve iktidarı sembolize eden postun adıdır. argonotlar bu postu ele geçirmek için kolkhis ülkesine gitmişler(günümüzde gürcistan'ın karedeniz kıyısındaki bir bölgesi) ve uzun bir mücadele sonucunda postu almayı başarmışlardır. jason (iason) da yunan mitolojisinde altın postu arayan argonotların önderidir.
argo ve argonaut'lar hakkında azra erhat'ın “mitoloji sözlüğü”nde şu şekilde bahsedilmektedir:
“adı "hızlı" anlamına gelen argo gemisi karadeniz'in kolkhis ülkesinde altın post'u aramaya giden kahramanlar için yapılmış elli beş kürekli bir gemidir. onu yapan ustanın adı da argos’dur.”
“bazı argonautlar: jason, argos(gemi ustası), tiphys(dümenci), orpheus(ozan), idmon(bilici), amphiaraos(bilici), mopsos(bilici), herakles...”
jason'un kral babası amcası tarafından jason henüz küçük bir çocukken öldürülür. jason büyüyüp genç bir adam olduğunda krallığı amcasından geri almak istemektedir. bunun için ise uzak bir diyarda bulunan altın postu ele geçirmesi gerekmektedir. zeus’a kurban edilen koçun altından olan postu ares’e adanmış bir korulukta saklanmaktadır.
yunan mitolojisinde, güneş tanrısı helious’un oğlu olan kolkhis kralı aiet’nin (aietes) “altın post”a sahip olduğu anlatılır. yunanistan’da jason (iason)’un başkanlığında kahramanlar bir araya gelirler ve “altın post”u ele geçirmek için kolkhis'e gitmeye karar verirler. argonotlar, “argo” adlı bir gemi yaparlar ve yola çıkarlar. uzun ve çok zor bir yolculuktan sonra aiet’in güçlü ve zengin krallığına varırlar. “kral, yunanlı kahramanları saygıyla karşılar ve gelmelerinin nedenini öğrenir. aiet, jason’un şartlarını yerine getirmesi halinde “altın post”u yunanlılara vermeye karar verir. iason önce ateş püskürten öküzlere boyun eğdirecek, başlarına boyunduruk geçirecek ve büyük bir tarlayı sürecektir. sonra iason’un ejderhayı öldürmesi ve onun dişlerini toprağa ekmesi gerekir. bu dişlerden savaşçılar çıkmaktadır. iason’un bu savaşçılarla savaşması ve onları yenmesi gerekir. yunanlılar ancak bundan sonra “altın post”u alabileceklerdir.”
“kralın kızı, ilk görüşte jason’a âşık olmuş ve ona yardım etmeye karar vermiştir. medea bir büyücüdür. onun yardımıyla jason kralın şartlarını kolayca yerine getirir ve aiet’den “altın post”u ister. kral, yunanlılara kimin yardım ettiğini hemen anlar ve “altın post”u vermeyeceğini açıklar. bunun üzerine jason, postu ele geçirmeye karar verir. ne var ki medea’nın yardımı olmadan bunu gerçekleştirmesi olanaksızdır. kralın kızı, postu bekleyen korkunç ejderhayı uyutur ve yunanlılar “altın post”u ele geçirmeyi başarırlar. hızla gemilerine binerler ve ülkeleri yunanistan’a doğru yola çıkarlar.
mitolojide “altın post” phriksos ile helle’yi sırtında yunanistan’dan karadeniz’e taşımış olan kanatlı koçun altın postudur. babaları kral olan çocukları üvey anneleri kurban etmeye karar verir. tam bu sırada gökten inen altın postlu koç çocukları kafkaslara kaçırır.
“altın post” onur ve saygınlık ifade eden bir simgedir, farklı mitolojik hikâyelerde işlenir. onurlu, erdemli, adil, cesur, dürüst, sadece kendini düşünmeyen örnek kahramanlar önce kendi kendilerine hâkim olmayı öğrenip, kitleleri peşlerine takarlar. yolculuk ise her daim sürer gider…
ilgi çekici bir efsane gerçekten. ordu'nun en sevdiğim yeri yason burnu yarımadasıdır. kilisesi, feneri, efsanesi ve havasıyla çok özeldir. olur da karadeniz turu yapmaya karar verirseniz buraya uğramadan geçmeyiniz.

kaynaklar: 12345
not: ilk iki fotoğraf hariç diğerleri bana aittir.
devamını gör...
sevgili adayının vefasız olduğunu ortaya koyan ipuçları
asla ilk mesajı atan olmaması.
devamını gör...
şaka gibi ama güldürmüyor
dünya tarihinde bu kadar cahil insanın bir arada olduğu içinde bulunduğumuz bu çağın adı bilgi ve enformasyon çağı.
bu da şaka değil ama beni güldürüyor mesela.
bu da şaka değil ama beni güldürüyor mesela.
devamını gör...
tip ve karakter farkı
bazı sözlük yazarlarımızın bilmediğine emin olduğum farktır zira bir insanı yalnız bir özelliğinden dolayı salak ya da zeki yapmanın başka bir açıklaması olamaz.
tip genelde bir özelliği ile bilinir. edebi metinlerde toplumsal boyutu ile öne çıkar ve ait olduğu sosyal durum, olay veya olgu onun üzerinden işlenir.
karakter ise bir sürü özelliğin toplanması ile oluşur. çelişkileri, acıları, mutlulukları, çıkmazları sadece kendisine aittir ve kendisiyle sınırlandırılmıştır.
bu iki bilgiden yola çıkarak insanlar tipleme değildir, birer karakter göstergesidir. yani bazı uç noktalar dışında bir özelliği nedeniyle kötü ya da iyi biri olmaz.
tip genelde bir özelliği ile bilinir. edebi metinlerde toplumsal boyutu ile öne çıkar ve ait olduğu sosyal durum, olay veya olgu onun üzerinden işlenir.
karakter ise bir sürü özelliğin toplanması ile oluşur. çelişkileri, acıları, mutlulukları, çıkmazları sadece kendisine aittir ve kendisiyle sınırlandırılmıştır.
bu iki bilgiden yola çıkarak insanlar tipleme değildir, birer karakter göstergesidir. yani bazı uç noktalar dışında bir özelliği nedeniyle kötü ya da iyi biri olmaz.
devamını gör...
anneliğin kutsallaştırılması
bir anne olarak hiç o yarışlara girmiyorum..
bir anne olarak tek düşüncem eğlenmesi ve mutlu olması..
ve bir anne olarak tek görevim iyi bir insan yetiştirmek..
ilk etapta eline bir asa verilmiş gibi hissetmenin nedeni küçücük bir insanın sadece sana muhtaç olması ve zorlukların altından kalkabilmek..
yoksa ben anneyim diye asla bir yerde köşeme çekilip sadece çocuğumla ilgilenmedim sohbetlere katıldım..
anneyim diye hayatımı ertelemedim..
anneyim diye eşime önceliğim artık sadece çocuğum demedim..
ve anneyim diye kaldırımları yara yara herkes bana iyi davransın diye gerine gerine yürümedim..
şükrettim bu duyguyu tattığım için ve dua ettim dileyen herkesin tatması için..
şimdinin anneliği şov gibi oldu, evlatlar şovun malzemesi..
doğruyu ve yanlışı siz seçin hayatınızda uygulayın ve geri kalan herkesin doğruyu görmesini sabırla bekleyin...
bir anne olarak tek düşüncem eğlenmesi ve mutlu olması..
ve bir anne olarak tek görevim iyi bir insan yetiştirmek..
ilk etapta eline bir asa verilmiş gibi hissetmenin nedeni küçücük bir insanın sadece sana muhtaç olması ve zorlukların altından kalkabilmek..
yoksa ben anneyim diye asla bir yerde köşeme çekilip sadece çocuğumla ilgilenmedim sohbetlere katıldım..
anneyim diye hayatımı ertelemedim..
anneyim diye eşime önceliğim artık sadece çocuğum demedim..
ve anneyim diye kaldırımları yara yara herkes bana iyi davransın diye gerine gerine yürümedim..
şükrettim bu duyguyu tattığım için ve dua ettim dileyen herkesin tatması için..
şimdinin anneliği şov gibi oldu, evlatlar şovun malzemesi..
doğruyu ve yanlışı siz seçin hayatınızda uygulayın ve geri kalan herkesin doğruyu görmesini sabırla bekleyin...
devamını gör...
sözlükte kim kadın kim erkek anlayamama sorunsalı
bir müddet kamuflajlarımı giyinip ortalıkta dolanmıştım. ortama baktım neresi burası kim var kim yok? sevdiğim bir yazardan mesaj geldi o ara. ya kusura bakma bak yanlışta anlama bir tek senin cinsiyeti çözemedik.* (kötü niyetli bir soru değildi çok saygılı bir yazar)sonra ben koştur koştur christian bale ile ilgili bir tanım girdim hastasıyım gibilerinden. hem burayıda çözdüm. aa ne bu gizem? istediğim başlığa özgürce yazmalıyım. bu yüzden buradayım. işin özü yazıp beynimin kurtlarını dökmek..
bir erkek yazarın kızlar bana yürüyor nickimi değiştireceğim yakarışınada şahit oldum. kadın ile ilgili başlıklarda yazanları pusuda bekleyenleride. kim kadın kim erkek anlasan ne farkedecek? ne geçecek eline? fikirlere bak sen ne dönüyor o alemlerde.onu anlamak mühim mesele.
bir erkek yazarın kızlar bana yürüyor nickimi değiştireceğim yakarışınada şahit oldum. kadın ile ilgili başlıklarda yazanları pusuda bekleyenleride. kim kadın kim erkek anlasan ne farkedecek? ne geçecek eline? fikirlere bak sen ne dönüyor o alemlerde.onu anlamak mühim mesele.
devamını gör...
sohbeti bitiren cümleler
görüldü atın, bu kadar kasmayın bence. *
ya da direkt söyleyin konuşmak istemediğinizi.
ya da direkt söyleyin konuşmak istemediğinizi.
devamını gör...
3 idiots
devamsızlık haklarınızı dönem içinde kullandıysanız okulun son haftası sizi bekleyen muhtemel dostunuzdur
devamını gör...
yemek yapmak
severek yemek yapınca tadından yenmiyor. yemek yapmak, bana terapi gibi geliyor, çok seviyorum. * bugün yeşil mercimek, kabak ve havuç kızartması üzerine sarımsaklı yoğurt, karışık yeşil salata ile makarna yaptım. eşim de "yemekler, muhteşem olmuş, elinin lezzeti var" dedi. afiyet olsun, elime sağlık. *
devamını gör...
hatıra olsun diye saklanan garip nesneler
7-8 sene saç uzattıktan sonra ani bir kararla saçları kestirmeye karar vermiştim, 80-90 cm uzunluğunda saç gitti, kuaför dedi ki abi bunu öreyim saklarsın, hatıra olur anı olur dedi.. tamam gardaş dedim, güzelce sıkıca ördü, düzgünce kesti verdi elime :) 10 sene falan oldu hala durur.
devamını gör...
sürekli olumsuz konuşan insan
uzun süre hayatında tutulmaması gereken insan tipi. enerjinizi hep aşağı çeker. size hep birşeylerin kötü olduğunu ve daha da kötü olacağını anlatır. kendinizi bir anda onu aksine ikna etmeye çalışırken bulursunuz. yapılacak en doğru şey ise o kötü olacak, bittim ben dedikçe haklısın bittin mahvoldun demek. o zaman bi durup düşünebiliyorlar.
devamını gör...
dr.sokrates
''savunmacılara çalım atmak diktatörlere çalım atmaktan daha kolay. siz zoru başaracak, brezilya'ya demokrasi şampiyonluğunu getireceksiniz." sözlerinin sahibi efsanevi futbolcu.
oynadığı dönemdeki brezilya takımının görüntülerini izlediğinizde, onun, o inanılmaz kendine güvenini, her hareketinden fark edersiniz. belki bir pele değildir ama brezilya'da en az onun kadar hatta daha fazla sevilir.
bu sokrates'in adamlığından ve insani yönünün gelişmişliğinden kaynaklanmaktadır. doktor lakabı mesleğinden mütevellit kendisine verilmiştir. tıp doktoru olan sokrates futbolu bıraktıktan sonra gönüllü olarak hiç bir ücret almadan doktorluk yapmıştır.
hipokratı mezarında ters döndürenlere inat, onun sol yumruğu ile hipokrat'ı cennette selamladığını düşünüyorum.
corinthians forması giydiği dönemlerde, kulübün cuntacılarla içli dışlı olması kendisini rahatsız etmiş ve kurduğu ''corinthians demokrasi hareketi'' ile birlikte baskıya ve faşizme kaşı mücadele etmeye başlamıştır.
82 seçimleri öncesinde arkadaşlarıyla birlikte ''15'in de seçime'' yazılı formalarla sahaya çıkarak tepkisini futbol sahasında da göstermiştir. bu da yetmemiş takım eyalet şampiyonu olduğunda ise yine arkadaşları ile birlikte ''demokrasi'' pankartı açmıştır.
ancak işler onun istediği şekilde gitmemiş ve ülkesinden ayrılarak mor menekşelerin yolunu tutmuştur. sokrates sadece bir futbolcu değildir aynı zamanda bir dava adamıdır. zaten onu büyük yapan, kendisinden daha yetenekli futbolcuların dahi önünde anılmasını sağlayan şey de tam olarak budur.
direta ja ! hak şimdi !
hakkın olanı aldın doktor. ışıklar içerisinde yat.
oynadığı dönemdeki brezilya takımının görüntülerini izlediğinizde, onun, o inanılmaz kendine güvenini, her hareketinden fark edersiniz. belki bir pele değildir ama brezilya'da en az onun kadar hatta daha fazla sevilir.
bu sokrates'in adamlığından ve insani yönünün gelişmişliğinden kaynaklanmaktadır. doktor lakabı mesleğinden mütevellit kendisine verilmiştir. tıp doktoru olan sokrates futbolu bıraktıktan sonra gönüllü olarak hiç bir ücret almadan doktorluk yapmıştır.
hipokratı mezarında ters döndürenlere inat, onun sol yumruğu ile hipokrat'ı cennette selamladığını düşünüyorum.
corinthians forması giydiği dönemlerde, kulübün cuntacılarla içli dışlı olması kendisini rahatsız etmiş ve kurduğu ''corinthians demokrasi hareketi'' ile birlikte baskıya ve faşizme kaşı mücadele etmeye başlamıştır.
82 seçimleri öncesinde arkadaşlarıyla birlikte ''15'in de seçime'' yazılı formalarla sahaya çıkarak tepkisini futbol sahasında da göstermiştir. bu da yetmemiş takım eyalet şampiyonu olduğunda ise yine arkadaşları ile birlikte ''demokrasi'' pankartı açmıştır.
ancak işler onun istediği şekilde gitmemiş ve ülkesinden ayrılarak mor menekşelerin yolunu tutmuştur. sokrates sadece bir futbolcu değildir aynı zamanda bir dava adamıdır. zaten onu büyük yapan, kendisinden daha yetenekli futbolcuların dahi önünde anılmasını sağlayan şey de tam olarak budur.
direta ja ! hak şimdi !
hakkın olanı aldın doktor. ışıklar içerisinde yat.
devamını gör...
concerta
hayatınız boyunca dünyanın en güzel filmi dahi olsa 2 saat boyunca pürdikkat bir filmi izleyip bitiremediğiniz oldu mu ?
gezegen üzerinde yazılmış en sürükleyici kitapları bile 10 dakika boyunca ara vermeden, sağa sola bakmadan, etraftaki sesler yüzünden okuyamamak ne demektir bilir misiniz ?
dünyanın en keyif verici eylemlerinden bile sıkıldığınız; hobilerinizden, tüm dürtülerinizden vazgeçtiğiniz oldu mu ?
hiç kimseye güvenmeyen, güvenemeyen ama güvenmek gayesiyle yaşarken ve üstelik darbe üstüne darbe yiyerek, yine de ayakta aklınıza mukayyit olarak yaşamaya çalıştınız mı ?
başarılı olmanın en temel kriteri sayılan "hızlı reflekslere" sahip olduğunuz halde ve yerli / yabancı birçok antrenörden onay alarak sizden güçlü bir rakiple bile ringe çıktığınızda rakibin gözlerine 5 saniyeden fazla bakamadığınız oldu mu ?
telefon elinizdeyken saatlerce evin içinde telefon aradığınız; evde ütü yokken, acaba ütüyü fişte mi unuttum diye defalarca geriye dönüp evi kontrol ettiğiniz oldu mu ?
bırakın boksu, ringi; aşık olduğunuz kadının gözlerine 1 dakika kesintisiz bakamadığınız için kendinizi hırpaladığınız oldu mu ?
bir an dünyanın en mutlu, en pozitif insanıyken; 10 dakika sonra birisini öldüresiye dövdüğünüz ve sonrasında da olayı hatırlamadığınız oldu mu ?
ve benzeri binlerce madde...
her ilaç kadar etken madde olarak metilfenidat içeren ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu hastalığında kullanılan diğer tüm ilaçların bağımlılık riski ve yan etki profili yüksek. (bkz: farma) etimolojik olarak zaten zehir demek.
lakin yukarıda saydığım maddeler ve benzerleriyle bir ömür geçirmek mi; yoksa normal bir insan gibi okuduğundan, izlediğinden, baktığından, işittiğinden bir şeyler anlamak mı ?
bir ömür boyu kullanması gereken de var, self terapi ve bitkisel takviyelerle geçiştirmeye çalışanlar da. ve ne yazık ki suistimal edenler de.
ben ise dördüncü grupta olacağım; yani uzun yıllar kullanmak durumunda kaldıktan sonra doktor kontrolünde tamamen bırakması için hazır görülenler kategorisinde. lütfen bazı şeyleri küçümsemeyin; "aman çok yaramaz, çok şımarık." gibi önyargılarla çocuklarınız hakkında kendi başınıza teşhis koymaya çalışmayın. aksi taktirde sahip olduğunuz zeka veya başka meziyetler ne yazık ki kontrolsüz güç tanımına girecek niteliğe bürünebiliyor ve bir ömrü sizlere zehredebiliyor.
hayat ciddiye alınması ve bir o kadar da basit, kuralına uygun yaşanması gereken bir şey.
özet; benden bu kadar dostum*; bir daha görüşmemek üzere.
not : concerta ve benzeri ilaçlar uyuşturucu değil; uyarıcı olmakla beraber ve ne yazık ki öğrenciler tarafından suistimale açık
ilaçlardır. lütfendikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanısı almamış kişiler bu tip ilaçları yasadışı yollarla temin edip, satmak gibi faaliyetlerde bulunup gerçekten ihtiyacı olan insanların tedavilerine devam etmekte zorlanmalarına sebebiyet vermesinler. her şeyden önce suçtur ve ahlaken de dip noktadır; torbacılıktan farkı yoktur.
not 2 : dehb süreci ile ilgili sorusu olan varsa lütfen sormaktan, paylaşmaktan çekinmesin.
gezegen üzerinde yazılmış en sürükleyici kitapları bile 10 dakika boyunca ara vermeden, sağa sola bakmadan, etraftaki sesler yüzünden okuyamamak ne demektir bilir misiniz ?
dünyanın en keyif verici eylemlerinden bile sıkıldığınız; hobilerinizden, tüm dürtülerinizden vazgeçtiğiniz oldu mu ?
hiç kimseye güvenmeyen, güvenemeyen ama güvenmek gayesiyle yaşarken ve üstelik darbe üstüne darbe yiyerek, yine de ayakta aklınıza mukayyit olarak yaşamaya çalıştınız mı ?
başarılı olmanın en temel kriteri sayılan "hızlı reflekslere" sahip olduğunuz halde ve yerli / yabancı birçok antrenörden onay alarak sizden güçlü bir rakiple bile ringe çıktığınızda rakibin gözlerine 5 saniyeden fazla bakamadığınız oldu mu ?
telefon elinizdeyken saatlerce evin içinde telefon aradığınız; evde ütü yokken, acaba ütüyü fişte mi unuttum diye defalarca geriye dönüp evi kontrol ettiğiniz oldu mu ?
bırakın boksu, ringi; aşık olduğunuz kadının gözlerine 1 dakika kesintisiz bakamadığınız için kendinizi hırpaladığınız oldu mu ?
bir an dünyanın en mutlu, en pozitif insanıyken; 10 dakika sonra birisini öldüresiye dövdüğünüz ve sonrasında da olayı hatırlamadığınız oldu mu ?
ve benzeri binlerce madde...
her ilaç kadar etken madde olarak metilfenidat içeren ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu hastalığında kullanılan diğer tüm ilaçların bağımlılık riski ve yan etki profili yüksek. (bkz: farma) etimolojik olarak zaten zehir demek.
lakin yukarıda saydığım maddeler ve benzerleriyle bir ömür geçirmek mi; yoksa normal bir insan gibi okuduğundan, izlediğinden, baktığından, işittiğinden bir şeyler anlamak mı ?
bir ömür boyu kullanması gereken de var, self terapi ve bitkisel takviyelerle geçiştirmeye çalışanlar da. ve ne yazık ki suistimal edenler de.
ben ise dördüncü grupta olacağım; yani uzun yıllar kullanmak durumunda kaldıktan sonra doktor kontrolünde tamamen bırakması için hazır görülenler kategorisinde. lütfen bazı şeyleri küçümsemeyin; "aman çok yaramaz, çok şımarık." gibi önyargılarla çocuklarınız hakkında kendi başınıza teşhis koymaya çalışmayın. aksi taktirde sahip olduğunuz zeka veya başka meziyetler ne yazık ki kontrolsüz güç tanımına girecek niteliğe bürünebiliyor ve bir ömrü sizlere zehredebiliyor.
hayat ciddiye alınması ve bir o kadar da basit, kuralına uygun yaşanması gereken bir şey.
özet; benden bu kadar dostum*; bir daha görüşmemek üzere.
not : concerta ve benzeri ilaçlar uyuşturucu değil; uyarıcı olmakla beraber ve ne yazık ki öğrenciler tarafından suistimale açık
ilaçlardır. lütfendikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanısı almamış kişiler bu tip ilaçları yasadışı yollarla temin edip, satmak gibi faaliyetlerde bulunup gerçekten ihtiyacı olan insanların tedavilerine devam etmekte zorlanmalarına sebebiyet vermesinler. her şeyden önce suçtur ve ahlaken de dip noktadır; torbacılıktan farkı yoktur.
not 2 : dehb süreci ile ilgili sorusu olan varsa lütfen sormaktan, paylaşmaktan çekinmesin.
devamını gör...