öpüşen hemşire isimiyle anılan fotoğraf.14 ağustos 1945'te amerika'nın japonya zaferinden sonra çekilmiştir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

vişne'nin gönlümde yeri ayrı,
nizanim'e baktım, o da çalışkan bir arı,
"kız kardeşlik kazanacak" der dururuz
sevindirmeyin kem gözlü amcaları.
devamını gör...

1861-1865 yılları arasında gerçekleşen ve bugünkü amerika birleşik devletleri sınırı içinde yer alan 13 güney eyaleti ile 15 kuzey eyaleti arasında meydana gelen iç savaştır. savaşın çıkış sebebi güney eyaletlerinin pamuk tarlalarında ağır şartlarda çalıştırılan afrika kökenli kölelerin yaşam şartlarına ve olmayan sosyal haklarına kuzey eyaletlerinin karşı çıkmasıdır. abraham lincoln’un kölelik karşıtı söylemlerle başkan seçilmesinin ardından sayıları sonradan 13’ü bulacak güney eyaletlerinin jefferson davis liderliğinde ve konfederasyon adıyla bağımsızlığını ilan etmesi sonucu savaş başlamıştır. kuzey eyaletleri de birlik adı altında ve abraham lincoln önderliğinde birleşmiştir. tarihçiler aslında savaşın gerçek sebebinin ingiltere’ye ucuz ham pamuk satan güney’e karşı kuzey’in rahatsızlığıyla başladığını ve kuzeyin galibiyeti sonucu bugünkü kapitalizmin doğduğu tezini ileri sürerler. 9 nisan 1865 tarihinde kuzey ordularının güneyin ünlü komutanı robert e. lee'nin ordularını yenmesiyle kuzey zaferini ilan etmiştir. bu zaferden 5 gün sonra 14 nisan 1865 tarihinde ise ‘’amerikalı kuzenimiz” adlı oyunu izlemek için ford tiyatrosuna giden abraham lincoln bir suikast sonucu öldürülmüştür. aynı yılın haziran ayında geri kalan bütün güney askerleri de silahlarını bırakarak teslim olmuş ve amerikan iç savaşı kuzeyin zaferiyle sona ermiştir. kuzeyin zaferi sonrası kölelik kaldırılmıştır.
devamını gör...

bundan iyisi yok.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hoşlanıyor ama aramaya çekiniyor olma ihtimali de vardır.
devamını gör...

dalgınlığa gelmesi mümkün degil.belki o da sizi oltalıyordur?
devamını gör...

doğru bilinen yaygın yanlışlar demektir. mesela hümanizm ile humaniteryenizmi birbirine karıştırmak buna bir örnektir. bütün insanları seven, merkeze ne ümmeti ne milleti ne şunu bunu almayıp sadece insanı alan, insansever kişidir humaniteryen. oysa hümanist tanrı merkezli bir anlayıştan insan merkezli anlayışa geçen, dinî dogmalardan sıyrılıp aklı ön plana alan, sekülerleşmenin önünü açan, aydınlanma çağına giden yolu döşeyen kişidir. insansever olmakla gram alakası yoktur. aynısı "vasat" kelimesi için söylenebilir. vasat "orta" demektir. oysa çoğu insan bu kelimeyi kötü anlamında kullanmaktadır.
devamını gör...

fransızların çelik işlemede ne kadar ileri gittiklerini göstermek için fransız devrimi'nin 100. yıl kutlamaları çerçevesinde düzenlenen expo 1889 paris fuarının giriş kapısı olarak inşa edilmiştir. kulenin, 7.739.401 frank 31 sent tutan inşaat masrafları, gustave eiffel'in tahminlerinin 1 milyon frank üstünde olmuştur. kule, 1889 yılındaki açılış tarihinden önceki 5 ayda 1,9 milyon kişi tarafından ziyaret edince, yıl sonuna kadar toplam masrafın 3/4'ü çıkartmıştır. ilk başlarda gustave eiffel, kule'ye sadece 20 yıl için müsaade almıştır. (dolayısıyla, 1909 yılında kulenin sökülmesi gerekiyordu.) ancak kule, iletişim için çok uygun yüksekliğe ulaştığından ve 20. yüzyılda atlantik ötesi haberleşmeye imkân tanıdığından, kalmasına izin verilmiştir. bugün dünya üzerinde en çok bilinen iki ikonik insan yapısından biri olmuştur.

üzerinde 72 "fransız" bilim adamının ismine yer verilmiştir. bu (soy)isimler kulenin yükseldiği ayakların hemen üstünde, 1. ve 2. katlar arasında yer alan ve kuleyi çepeçevre saran kuşak üzerinde yer alır. inşa aşamasında metal kabartma olarak yazılmış olan bu isimler, kuleyi çevreler ve dört yönden de görülmekte olup, dünya biliminde iz bırakmış ünlü fransız bilim adamları, mühendisleri ve doğa bilimcilerine aittir.

listede yer alanlardan birkaçı politika ile de uğraşmış olsa bile bu listede yer almalarının nedeni politika ile uğraşmış olmaları değil, sanat, mühendislik ve bilim tarihine yaptkları katkılardır.

1. seguin (marc seguin, mekanikçi)
2. lalande (joseph jérôme lefrançais de lalande, astronom)
3. tresca (mühendis ve mekanikçi)
4. poncelet (jean-victor poncelet, geometri)
5. bresse (matematikçi)
6. lagrange (joseph louis lagrange, matematikçi)
7. belanger (matematikçi)
8. cuvier (baron georges leopold chretien frédéric dagobert cuvier, doğa bilimci)
9. laplace (pierre-simon laplace, mathematikçi ve astronom)
10. dulong (pierre louis dulong, fizik ve kimyacı)
11. chasles (michel chasles, geometri)
12. lavoisier (antoine lavoisier, kimyacı)
13. ampere (andré-marie ampère, matematikçi ve fizikçi)
14. chevreul (michel eugène chevreul, kimyacı)
15. flachat (jean-claude flachat, mühendis)
16. navier (claude navier, matematikçi)
17. legendre (adrien-marie legendre, geometri)
18. chaptal (jean-antoine chaptal, tarım uzmanı ve kimyacı)
19. jamin (jules célestin jamin, fizikçi)
20. gay-lussac (joseph louis gay-lussac, kimyacı)
21. fizeau (hippolyte fizeau, fizikçi)
22. schneider (jacques schneider, endüstri)
23. le chatelier (henri louis le chatelier, kimyacı)
24. berthier (pierre berthier, mineralojist)
25. barral (jean-augustin barral, tarımcı, kimyacı, fizikçi)
26. de dion (albert de dion, mühendis)
27. goüin (ernest goüin, mühendis and endüstrici)
28. jousselin (mühendis)
29. broca (paul pierre broca, fizikçi ve antropolojist)
30. becquerel (antoine henri becquerel, fizikçi)
31. coriolis (gaspard-gustave coriolis, mühendis ve bilim adamı)
32. cail (jean-françois cail, endüstrici)
33. triger (mühendis)
34. giffard (henri giffard, mühendis)
35. perrier (coğrafyacı ve matematikçi)
36. sturm (jacques charles françois sturm, matematikçi)
37. cauchy (augustin louis cauchy, matematikci)
38. belgrand (eugene belgrand, mühendis)
39. regnault (henri victor regnault, kimyacı ve fizikçi)
40. fresnel (augustin-jean fresnel, fizikçi)
41. de prony (gaspard de prony, mühendis)
42. vicat (louis vicat, mühendis)
43. ebelmen (jean-jacques ebelmen, kimyacı)
44. coulomb (charles-augustin de coulomb, fizikçi)
45. poinsot (louis poinsot, matematikçi)
46. foucault (léon foucault, fizikçi)
47. delaunay (charles-eugène delaunay, astronom)
48. morin (morin de villefranche, matematikçi ve fizikçi)
49. haüy (rené-just haüy, mineralojist)
50. combes (émile combes, mühendis ve metalurjist)
51. thénard (louis jacques thénard, kimyacı)
52. françois arago (dominique françois jean arago, astronom ve fizikçi)
53. poisson (simeon poisson, mathematikçi ve fizikçi)
54. monge (gaspard monge, geometri)
55. petiet (mühendis)
56. daguerre (louis daguerre, sanatçı ve kimyacı)
57. wurtz (charles-adolphe wurtz, kimyacı)
58. le verrier (urbain le verrier, astronom)
59. perdonnet (albert auguste perdonnet, mühendis)
60. delambre (jean baptiste joseph delambre, astronom)
61. malus (etienne-louis malus, fizikçi)
62. breguet (abraham louis breguet, mekanikçi ve mucit)
63. polonceau (antoine-rémi polonceau, mühendis)
64. dumas (jean baptiste andré dumas, kimyacı)
65. clapeyron (émile clapeyron, mühendis)
66. borda (jean-charles de borda, matematikçi)
67. fourier (jean baptiste joseph fourier, matematikçi)
68. bichat (marie françois xavier bichat, anatomist ve fizyolojist)
69. sauvage (jean-pierre sauvage, mekanikçi)
70. pelouze (théophile-jules pelouze, kimyacı)
71. carnot (nicolas léonard sadi carnot, matematikçi)
72. lamé (gabriel lamé, geometri)
devamını gör...

sevgili hemcinslerim ;
baba olur, koca olur, sevgili olur, evlat olur, patron olur, hiç farketmez erkeklerin iletisimde belli bir süre sonra (hayranlıkta duysam hürmet de beslesem sevgi de hissetmem saygı da göstersem) cişi gelmiş ama oyunu da bırakmak istemeyen 3 yaşındaki çocuk şaşkınlığı içinde görüyorum.
siz de hayatınıza giren erkekleri belli bir noktadan sonra büyümeyen çocuklar olarak görüyor musunuz ? yoksa bu bende ki mesleki dejenerasyon mu?
devamını gör...

takdiri bilmez insan domuz sözünü aklıma getiren bir olumsuzcuğun açtığı başlık. hor görelim, aşağılayalım, kendimizi yüceltelim, eleştirdikçe eleştirelim zaten. iki güzel söz söylemeyelim kimseye, gönlünü hoş etmeyelim, yüzünü gülümsetmeyelim, öküz gibi yaşayalım değil mi sattığımın hayatını.

*
devamını gör...

anonim olarak var olduğumuz bir sözlük ortamında "o" dediğiniz kişiyle karşılaşma oranınız imkansıza yakındır. karşılaşsanız bile tanımayacağınız için direkt imkansız diyebiliriz. ama burada önemli olan nokta, anonim bir yerde bile onunla karşılaşma tedirginliğini taşıyor olmanızdır. bu tedirginlikle yaşamanın zor olduğunu belirtmek istiyorum, ne yapacağınız tabii ki size kalmış.

tanım: hiç istemediğimiz birilerinin sözlükte karşımıza çıkma oranı sorunsalına cevap arayan başlıktır.
devamını gör...

irene pepperberg isimli hayvan psikoloğu olan doktorun, 30 yıl boyunca yaptığı birçok çalışmada kullandığı afrika gri papağanı'nın ismidir.

söylenenlere göre ölmeden önce sahibine "benim için üzülme lütfen, seni seviyorum" demiştir. ıq'sunun yetmiş yedi olduğu bilinir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sizi mutlu eden şeyler aslında sizi daha çok korkutuyor.

mutluluğun adrenalini *
devamını gör...

roma panteonundan. yeni başlangıçların tanrısıdır. kapılar ve geçitlerle, her yolculuğun ilk adımıyla anılır, bağlantısı kurulur.

yılın ilk ayı olduğu için ingilizce'de ocak ayının adının(january) janüs'ün onuruna verildiğine inanılır, ancak bununla birlikte ocak ayının adını juno'dan aldığını söyleyen akademisyenler de vardır.

janüs sık sık jüpiter ile birlikte anılır ve roma panteonunda yüksek sıralarda bir tanrı olarak görülür. hemen hemen bütün roma tanrılarının yunan karşılığı olsa da, janüs'ün yunan karşılığının olmaması sıradışıdır. daha erken bir etrüsk tanrısından evrilmiş olması muhtemeldir, ancak rahatlık içinde janüs'ün özellikle romalı olduğunu söylemek mümkündür.

bir çok yorumlamada janüs'ün ters yönlere bakan iki yüzü vardır. bir efsanede, satürn ona geçmişi ve geleceği görebilme gücünü bahşeder, çift yüz bunu temsil eder. roma'nın ilk zamanlarında, şehrin kurucusu romulus ve adamları sabine'in kadınlarını kaçırdılar ve tepki olarak sabine'in adamları roma'ya saldırdılar. bir şehir gardiyanının kızı romalı dostlarına ihanet etti ve sabinelilere geçitleri açtı. capitol tepesine tırmanmaya çalıştıklarında janüs sıcak bir pınarı patlattı ve onları geri çekilmeye zorladı.

roma şehrinde ianus geminus olarak bilinen bir tapınak janüs'ün adına dikilmiş ve mylae savaşı'ndan sonra, m.ö. 260'da kutsanmıştı. savaş dönemlerinde kapıları açık bırakılır ve içeride sunumlar yapılırdı, askeri kararların sonuçlarını tahmin etmek amaçlı kehanetlerle birlikte. kanüs'ün tapınağının kapılarının yalnızca barış zamanlarında kapatıldığı söylenirdi, hatta hristiyan din adamlarının sonradan gelen iddialarına göre ıanus geminusun kapıları ilk olarak isa doğduğu anda kapatılmıştır.

değişiklik ve gelecekten günümüze, günümüzden geleceğe geçişin tanrısı olarak, janüs bir dönem zaman tanrısı olarak görülürdü. bazı bölgelerde tarımsal değişiklik dönemlerinde onurlandırılırdı, özellikle ekme sezonunun başında ve hasat vakitlerinde. ek olarak, hayati olaylarda da janüs'ün çağrıldığı düşünülüyor; cenazeler ve düğünler, genç erkeklerin adamlık yaşına ulaşmaları gibi.

diğer bir deyişle, janüs uzay ve zamanın gardiyanıdır. ovid fasti'de böyle yazmıştır: "alametler başlangıçlardadır, ilk sese kulaklarını döndürüyorsun ve kahin ilk kez gördüğü kuşun toprağına karar veriyor. tanrıların kulakları gibi tapınakların kapıları da açık... ve kelimelerin ağırlığı var."
devamını gör...

geometrik şekillerin veya üç boyutlu cisimlerin bazı durumlarda değişmeyen özelliklerini inceleyen bilim dalı'dır.
devamını gör...

kafa sözlük'ün müzik otoritesi. âdeta terence fletcher'ın tatlı dilli, güler yüzlü** bir kişilikte vücut bulmuş hâli.

hayran kalınacak bir müzik zevkine sahip olmakla kalmaz, hikâyelerini de bilir şarkıların. uçsuz bucaksız melodileri tahayyülünde yoğurur, içine engin bilgisinden bir tutam katar ve bizlere de sunar.

yalnızca müzik için göstermez ama sanatkârlığını. mesela the veiled virgin anlatısı [#584266] enfestir. ya da pek duyulmamış bir şiiri hatırlatır [#632945] bazen. şimdiye kadar hiç dikkat kesilmediğimiz bir uğraşı bile ilgi çekici kılabilir [#500112] bize.

tıp [#501747], psikoloji [#448937], jeoloji [#455069]... bu çok yönlülük... bu kadar da olmaz artık! yok artık!

inanır mısınız, tarihe de meyletti [#643775], hâlâ işsiz kalacağım diye korkuyorum.**

***

ya bu giriyi yazmaya başladığımda "metin ışık - ağla gözüm (arabesk trap remix)" dinliyordum.* tam mapus damlarına düşmediğim ve görüşe de kimseyi beklemediğim gerçeğini idrak edecektim ki*, "not quite my tempo!" diye bir fısıltı duydum gaipten. kendi kendine bir şarkı [#665306] açıldı.

çok korkuyorum...

***

neyse, ne diyorduk, beğenileriyle mutl... lan?!*
devamını gör...

kafa sözlük kitap kulübü sayesinde okuma fırsatı bulduğum victor hugo kitabı. 1829 senesinde yayınlanmış bu kitap romantizm akımının etkisinde yazılmış ve bu akımın iki önemli unsurları olan ölüm ve din konuları işlenmiştir.
konu olarak, adından da anlaşılacağı üzere bir idam mahkumunun son günlerinde düşündükleri, yaşadıkları, pişmanlıkları ve anıları işlenmiş. kitap hugo’nun 1932 senesinde yazdığı önsöz ile başlıyor. bu önsöz’de genel hatlarla hugo’nun idam hakkındaki düşüncelerini, dönemin siyasi gereksinim ve oluşumlarını, sınıfsal yapıları ve halkın genel durumunu okuyoruz.

şunu belirteyim, hugo bu önsöz’de idama komple karşı çıkmamıştır. yine de uygulanma tarzını ve uygulayıcıların genel etik anlayışını fazlaca eleştirmiştir. bu eleştirinin en öncül ve simgesel hedefi ise giyotin olmuştur.

önsöz’den sonraki kısımda ise kitap hakkında tartışan, dönemin asillerinin kendi aralarında geçen bir konuşmaya şahit oluyoruz. bu konuşmalar bize, kitap ilk yayınlandığında yüksek çevrelerde bıraktığı etkiyi anlatmakta.
genel anlamda baya olumsuz eleştirilerdir aynı zamanda. kimisi adını bile duymaktan iğrenirken, kimileri okuyup yarım bıraktıklarını söylüyor. çok az kısmı ise sonuna kadar okuduğunu ve topluma karşı işlenmiş bir suç olduğunu belirtiyor.

sonrasında kitap başlıyor ve son anlarına kadar bir idam mahkumunun hayatını kısaca okuyoruz. bu mahkuma ait çok şey bilinmiyor maalesef. tek bildiğimiz, birini öldürdüğü, bir ailesi olduğu ve idama mahkum edildiği.

kitap ile ilgili düşüncelerime gelecek olursam, ben bu kitapta idam karşıtlığından öte otoriteye bir başkaldırı gördüm. yöneticiler için düşük kesimdekilerin pek bir anlam ifade etmediğini, ve yine bu yöneticilerin ağzından çıkan bir lafla bu zavallıları idama sürükleyebildikleri ve yine başka bir lafla o giyotin’den kurtarabildikleri, tabiri caise oyuncaklaşmış bir halk gördüm. yazarın bize bu gerçekleri, kolayca empati kurabileceğimiz bir idam mahkumunun ağzıyla anlatmasını ise çok mantıklı buldum. ve yine bu empatinin kolayca kurulabilmesi adına, bu mahkumun suçluluk veya suçsuzluğuna değinilmemesini de akıllıca bir hareket olarak aldım.
yazar bize diyor ki; haklılık veya haksızlık kavramlarını bir kenara bırakarak, idam gibi önemli kararların kimler tarafından ne şartlarda alındığına bakın ve yine kimler tarafından bu kararların göz ardı edilebildiğini görün.

bir diğer ironik unsur ise; kitabın yayınlandığı sene(1828) ile giyotin cezasının son kez uygulandığı sene(1977) arasındaki zaman farkıdır. sanki hiç kimsenin umrunda olmamış. yahut olmuş da elden bişey gelmemiş.

son olarak, kitabı beğendim ben. türünün sıkı takipçisi olmadığım halde çok kısa zamanda sıkılmadan bitirdim. okunması gereken bir kitap bence.
devamını gör...

1993 yılında bm'nin “güvenli bölge” ilan ettiği, srebrenitsa'da yaşanan katliamların anlatılacağı program olacak sanırım.
bm'nin ''koruma gücü'' altında ''korunan'' srebrenitsa'ya, sırplar saldırmış ve 11 temmuz 1995’te ise işgal etmişlerdi.

1991 yılı yugoslavya nüfus sayımının resmi kayıtlarına göre, srebrenitsa'da 7.000 kişilik bir nüfus vardı.
31 aralık 2009 taihinde bosnada toplu mezarlardaki iskeletlere yapılan araştırmalara göre;
en büyük toplu mezar.
zvornik'tir. 8.736 ile zirvede...
b ratunats, 2.255 kişi ile ikinci sırada
sıkı durun; üçüncü sırada ise ''güvenli bölge'' srebrenitsa 1148 iskeletle yer alıyor.
bakın bu rakamlarda daha ''kaybolanlar'', ''kovulanlar'' yok!
sadece iskeleti bulunan toplu mezarlar bunlar.

günümüzde ise halen toplu mezar keşfediliyor. en son keşif;
www.aa.com.tr/tr/dunya/bosn...

o sebeple sinirleri zorlayacak bir program yapacağa benziyorsunuz...
sabır diliyorum.
devamını gör...

armysuzy bir kadındır. benjamin armysuzy'dir. o zaman benjamin bir kadındır.
devamını gör...

çıktığı dönemde artan intiharların sorumlusu sayılan şarkı.

intihar sayısındaki artışı geçtim, olur olmaz her şeye "o şarkıyı dinledim de yaptım" diyenler nedeniyle murat kekilli epey zor zamanlar geçirmiş ve memleketi adana'ya dönmüştü müziği falan bırakıp.

--- alıntı ---

- psikolojik olarak yük mü oldu size?

- ister istemez çünkü öyle enteresan olaylar gelişti ki… ali kırca'nın programına çıkmıştım. hayatımda sadece bir kere unkapanı'nda karşılaştığım biri programa bağlandı ve yalan yanlış şeyler anlattı. neyin içine düştüğümü anlayamıyordum. güya ben ona 1.000 lira verip kendimi ayağımdan vurdurmuşum… olanları aklım almıyordu. benim cebimde o zaman para yoktu ki sana 1.000 lira vereyim…"

haberler. com'dan alıntı:

--- alıntı ---

bence çok güzel bir şarkıdır. çok sıkıntılı zamanlarımda bile dinlemişliğim ve keyif almışlığım vardır. intiharı kafasına koymuş kişi bu durumdan kurtarılmadığı sürece herhangi bir şeyi bahane edebilir. faturanın bu şarkıya kesilmesi üzücü olmuştu.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim