yazarların şu an dinledikleri şarkı
~~biz bu derde çok yаndık, bir dаhа yаnsаk
of, bir daha yansak
bu gece аnаmа gitsem, otursаk sussаk
of, otursak sussak~~
annem karşımda, ellerimizde çaylarımız ve cigaralarımız. tosbik uyuyorken balkonun son demlerinin keyfini çıkarıyoruz. arkada da bu şarkı. oturduk, susuyoruz...
of, bir daha yansak
bu gece аnаmа gitsem, otursаk sussаk
of, otursak sussak~~
annem karşımda, ellerimizde çaylarımız ve cigaralarımız. tosbik uyuyorken balkonun son demlerinin keyfini çıkarıyoruz. arkada da bu şarkı. oturduk, susuyoruz...
devamını gör...
üçgen şeklindeki bir bıçağın dikey düşüşü
bir victor hugo tanımlamasıdır.
victor hugo çok büyük bir yazardır. en büyüklerdendir. onu okumak büyük bir cesaret işidir çünkü victor hugo, okuru kitabını okurken elinde keskin bir bıçakla arkasında durur ve her cümle ile o bıçağı ağır ağır okurun etine batırmaya başlar. canınızın ne kadar yandığını hemen anlamanız mümkün değildir. inceden bir sızı duymaya başlarsınız ancak acının büyüğü sayfalar ilerledikçe hissettirir kendini.
bu benzetmeyi yazar bir idam mahkumun son günü adlı kitabında ölmek üzere olan adamın öncesi ve sonrası olmayan hayatını anlatmak için kullanır. üçgen biçiminde bir bıçağın yere dikey bir şekilde düştüğünü düşünün. bıçağın o sivri ucunun yere değdiği anı ve dokunduğu an duyacağınız o anlık tiz sesi duyduğunuzu hissedin. sonra bıçağın sadece bir saniye o halde, dikey bir durumda kaldığını düşünün.
işte bu anlık görüntü bizim hayatlarımızın bu evrende geçirdiğimiz zaman diliminin karşılığı. öncesi ve sonrası olmayan ama gözümüzde çok büyüttüğümüz hayatlarımız. evrenin devasa devinimine bakınca bizim zavallı hayatlarımız bıçağın çıkardığı o çın sesi kadar.
victor hugo bu benzetmenin olduğu cümleyi yazdıktan sonra elindeki bıçağı sırtımdan çıkardı ve yere düşürdü sanki. sadece keskin ve tiz bir ses.
victor hugo çok büyük bir yazardır. en büyüklerdendir. onu okumak büyük bir cesaret işidir çünkü victor hugo, okuru kitabını okurken elinde keskin bir bıçakla arkasında durur ve her cümle ile o bıçağı ağır ağır okurun etine batırmaya başlar. canınızın ne kadar yandığını hemen anlamanız mümkün değildir. inceden bir sızı duymaya başlarsınız ancak acının büyüğü sayfalar ilerledikçe hissettirir kendini.
bu benzetmeyi yazar bir idam mahkumun son günü adlı kitabında ölmek üzere olan adamın öncesi ve sonrası olmayan hayatını anlatmak için kullanır. üçgen biçiminde bir bıçağın yere dikey bir şekilde düştüğünü düşünün. bıçağın o sivri ucunun yere değdiği anı ve dokunduğu an duyacağınız o anlık tiz sesi duyduğunuzu hissedin. sonra bıçağın sadece bir saniye o halde, dikey bir durumda kaldığını düşünün.
işte bu anlık görüntü bizim hayatlarımızın bu evrende geçirdiğimiz zaman diliminin karşılığı. öncesi ve sonrası olmayan ama gözümüzde çok büyüttüğümüz hayatlarımız. evrenin devasa devinimine bakınca bizim zavallı hayatlarımız bıçağın çıkardığı o çın sesi kadar.
victor hugo bu benzetmenin olduğu cümleyi yazdıktan sonra elindeki bıçağı sırtımdan çıkardı ve yere düşürdü sanki. sadece keskin ve tiz bir ses.
devamını gör...
21 mayıs 1864
"çerkeslerin köyünü yaktık hayvanlarını öldürdük ekinlerinin üstünde atlarımızı sürdük..çocuklarını acımasızca öldürdük...
ve çar bize bu katliamları yaptık diye bu onur madalyasını verdi
hangi onur?
hangi onurlu insan bunları yapar?
ben tanırıya beni affetmesi için her gün yalvarıyorum
onlar vatanlarını savundular ve yiğit insanlardı
biz ise insanlıktan çıkmış birer ucubeden farksızdık elimize esir düşen çerkeslerle yanyana geldiğimizde sanki biz onların esiri gibi duruyorduk onlar ise dimdik vakur duruşlarından taviz vermiyorlardı.
tanrı beni affetsin" yüzbaşı alexander zyatov-1865.
(bkz: 21 mayıs 1864 çerkes soykırımı) unutmadık, unutmayacağız.
bugünü unutmayan ve sözünü eden ekrem başkana saygılar.. buradan
ve çar bize bu katliamları yaptık diye bu onur madalyasını verdi
hangi onur?
hangi onurlu insan bunları yapar?
ben tanırıya beni affetmesi için her gün yalvarıyorum
onlar vatanlarını savundular ve yiğit insanlardı
biz ise insanlıktan çıkmış birer ucubeden farksızdık elimize esir düşen çerkeslerle yanyana geldiğimizde sanki biz onların esiri gibi duruyorduk onlar ise dimdik vakur duruşlarından taviz vermiyorlardı.
tanrı beni affetsin" yüzbaşı alexander zyatov-1865.
(bkz: 21 mayıs 1864 çerkes soykırımı) unutmadık, unutmayacağız.
bugünü unutmayan ve sözünü eden ekrem başkana saygılar.. buradan
devamını gör...
saç ne zaman taranmalı sorunsalı
mahallede yangın çıktığında...
devamını gör...
çaylak entrylerini beğenmek
büyüyünce ben de aynısını yapacam !! hepsini beğeneceeem !!
devamını gör...
portakal hamamı radyo yayını
epey keyifli başladı. çokça gülmeceli bakalım "f" kadar terleyecekmiyiz??
devamını gör...
eskiden sevilip şimdilerde nefret edilen şeyler
tavuk yemek.
yani bir tek ben mi varım bu tavukların değiştiğini düşünen... tadı yok, tuzu yok.
ekmek arası tavuk döner yemekten soğuttunuz anacım.
yani bir tek ben mi varım bu tavukların değiştiğini düşünen... tadı yok, tuzu yok.
ekmek arası tavuk döner yemekten soğuttunuz anacım.
devamını gör...
x denince akla gelenler
birinin sohbet ederken ismini vermek istemediği birinden bahsederken söylediği "x kişisi" ifadesi geliyor.*
devamını gör...
breaking bad'deki sinekli bölüm
yıl olmuş 2020 hala üzerine daha iyisi çekilememiş bölümdür.
devamını gör...
günaydın sözlük
o eski haaaliiiiimde eser yok şiiiimdi
ey sevgili pıtırcıklar,dün ilk iş günümde dolu dolu çalıştım bu yönden yine mutlu ve huzurluyum.diğer taraftan yemek yemeğe zor fırsat buldum,her yanım acıyor hatta ve hatta üst üste gelen şeylerden dolayı onbeş saat önce çıktığım eve dönmek gerçekten iyi olabilirdi lakin hissedemedim.çünkü kendimi öyle bir atmışım ki yatağa..*
önceden yazmıştım bir yere,eski defterleri açan bir tayfa vardı ama entrika yok bende o yüzden dikkatlerini çekmemiştir*, allah'ım demiştim yoğunluk istiyorum çok yoğun falan yani,hangi kafadaysam kendi ayağına sıktım*. boşluğa düşüp garip guraba şeyler istememek lazım*.
sanırım bir süre ancak bu başlığa yazacağım,mesaj kutularında fingirdiyorlar diyen olursa iş çıkışında beklerim,kahve içeriz anlatırım falan yani,yorgunum saç baş dalamam yani*
herkese hayırlı işler ve de bol güneşler*
ey sevgili pıtırcıklar,dün ilk iş günümde dolu dolu çalıştım bu yönden yine mutlu ve huzurluyum.diğer taraftan yemek yemeğe zor fırsat buldum,her yanım acıyor hatta ve hatta üst üste gelen şeylerden dolayı onbeş saat önce çıktığım eve dönmek gerçekten iyi olabilirdi lakin hissedemedim.çünkü kendimi öyle bir atmışım ki yatağa..*
önceden yazmıştım bir yere,eski defterleri açan bir tayfa vardı ama entrika yok bende o yüzden dikkatlerini çekmemiştir*, allah'ım demiştim yoğunluk istiyorum çok yoğun falan yani,hangi kafadaysam kendi ayağına sıktım*. boşluğa düşüp garip guraba şeyler istememek lazım*.
sanırım bir süre ancak bu başlığa yazacağım,mesaj kutularında fingirdiyorlar diyen olursa iş çıkışında beklerim,kahve içeriz anlatırım falan yani,yorgunum saç baş dalamam yani*
herkese hayırlı işler ve de bol güneşler*
devamını gör...
fikret kızılok
devamını gör...
az yazmak ego göstergesi midir sorusu
değildir. bu bir; zaman, ilgi, heves meselesidir. başlıktaki gibi düşünenler de vardır mutlaka ama diğerlerinin umurunda değildir. çoğunluk farkında değildir.
devamını gör...
şeytan tanrı'ya imana geldim derse ne olur sorunsalı
hiçbir b.k olmaz şeklinde cevaplamak istediğim soru.
çoğu zaman şeytanla tanrı arasında fark göremiyorum ben. herkesin "tanrısı" kendine benzer.
bir tanrı düşünün; her haltı yediniz, iğrenç ve affı olmayacak korkunç şeyler yaptınız, küçük bir kız çocuğuna tecavüz ettiniz ve buna rağmen tövbe edip onun "büyüklüğüne" sığınınca birden bire katil, tecavüzcü, şerefsiz bir sapık olmanıza bakmaksızın sizi affedip bağrına basıyor... bunun adı şeytana tapmaktır diyeceğim de şeytan böyle bir tanrının yanında melek gibi kalır.*
çoğu zaman şeytanla tanrı arasında fark göremiyorum ben. herkesin "tanrısı" kendine benzer.
bir tanrı düşünün; her haltı yediniz, iğrenç ve affı olmayacak korkunç şeyler yaptınız, küçük bir kız çocuğuna tecavüz ettiniz ve buna rağmen tövbe edip onun "büyüklüğüne" sığınınca birden bire katil, tecavüzcü, şerefsiz bir sapık olmanıza bakmaksızın sizi affedip bağrına basıyor... bunun adı şeytana tapmaktır diyeceğim de şeytan böyle bir tanrının yanında melek gibi kalır.*
devamını gör...
konu neydi radyo yayını
sev, saçmala, aç, dök, saç, eğlen, gül, mutlu ol, iyi ol.
konu neydi, biz kimdik, ne neydi, unut gitsin.
kafa sözlük için konuştuk bugün, döktük saçtık, açtık kapılarını arka bahçemizin.
biz güzel eğlendik, en az bizim kadar eğlenin, gülün isteriz.
öpüyoruz hepinizi, kutlu olsun sevgililer günü.
konu neydi, biz kimdik, ne neydi, unut gitsin.
kafa sözlük için konuştuk bugün, döktük saçtık, açtık kapılarını arka bahçemizin.
biz güzel eğlendik, en az bizim kadar eğlenin, gülün isteriz.
öpüyoruz hepinizi, kutlu olsun sevgililer günü.
devamını gör...
en sevilen tatlı
soğuk baklava için can alır, kelle veririm.
devamını gör...
imparator tamarin
sakallı maymun olarak da bilinen bu tür güney amerika’da, peru’nun doğusunda amazon havzasında yaşamakta olan; henüz yok olma tehlikesi olmayan bir maymun türüdür. bolivya ve brezilya’nın bazı bölgelerinde de görülmüştürler.
adının alman imparatoru ikinci wilhelm'den ilham alınarak konulduğu düşünülmektedir. tamarinler en küçük maymun türlerinden biri olarak kabul edilmektedir.
çoğunlukla kılları gri renktedirler, göğüslerinde ise sarı benekler bulunur. elleri ve ayakları siyah, kuyruğu ise kahverengidir. boyları 30-40 cm arasında değişir ve ortalama olarak 500 gr ağırlığındadırlar.

onların asıl ilginç özellikleri ise dişileri çekmek için kullandığı ve son derece ilgi çekici olan sakalları ve bıyıklarıdır.

4 ila 20 kişiden oluşan sosyal bir grup içerisinde yaşarlar ve grubun içerisinde baskın olan dişi, diğer erkeklerle çiftleşir. bunun sonucunda yaklaşık olarak 145 gün süren gebelik meydana gelir. gebelik sonunda dişi, ikiz yavru doğurur.
ormanlarda, ağaçlar üzerinde çok atik bir şekilde hareket edebilirler. çeşitli bitkiler, bitki nektarları ve böcekler sayesinde beslenirler.
pençeleri ve elleri nesneleri tutma ve yakalama konusunda oldukça profesyoneldirler. mesela pençeleri yardımıyla bitki gövdelerini parçalayabilirler ve içlerinden çıkan sakızı yiyebilirler.
adının alman imparatoru ikinci wilhelm'den ilham alınarak konulduğu düşünülmektedir. tamarinler en küçük maymun türlerinden biri olarak kabul edilmektedir.
çoğunlukla kılları gri renktedirler, göğüslerinde ise sarı benekler bulunur. elleri ve ayakları siyah, kuyruğu ise kahverengidir. boyları 30-40 cm arasında değişir ve ortalama olarak 500 gr ağırlığındadırlar.

onların asıl ilginç özellikleri ise dişileri çekmek için kullandığı ve son derece ilgi çekici olan sakalları ve bıyıklarıdır.

4 ila 20 kişiden oluşan sosyal bir grup içerisinde yaşarlar ve grubun içerisinde baskın olan dişi, diğer erkeklerle çiftleşir. bunun sonucunda yaklaşık olarak 145 gün süren gebelik meydana gelir. gebelik sonunda dişi, ikiz yavru doğurur.
ormanlarda, ağaçlar üzerinde çok atik bir şekilde hareket edebilirler. çeşitli bitkiler, bitki nektarları ve böcekler sayesinde beslenirler.
pençeleri ve elleri nesneleri tutma ve yakalama konusunda oldukça profesyoneldirler. mesela pençeleri yardımıyla bitki gövdelerini parçalayabilirler ve içlerinden çıkan sakızı yiyebilirler.
devamını gör...
sevilen anadolu rock şarkıları
erkin koray, körolası çöpçüler.
devamını gör...


