karides güveç
muhteşem deniz böceği yemeğidir.
dondurulmuş karides aldıysanız mutlaka buzu çözülen kadar yıkamalısınız. yoksa pişerkenki kokusu yedi mahalleye gider. içine sarımsak rendelenmiş zeytinyağına atılan karideslere, isteğe göre domates biber ot falan eklenir. çıkarmaya yakın bir yemek kaşığı dolusu tereyağı konur. tereyağı eriyip de köpürmeye başlayınca çıkarılır, ekmek banarak afiyetle yenir.
dondurulmuş karides aldıysanız mutlaka buzu çözülen kadar yıkamalısınız. yoksa pişerkenki kokusu yedi mahalleye gider. içine sarımsak rendelenmiş zeytinyağına atılan karideslere, isteğe göre domates biber ot falan eklenir. çıkarmaya yakın bir yemek kaşığı dolusu tereyağı konur. tereyağı eriyip de köpürmeye başlayınca çıkarılır, ekmek banarak afiyetle yenir.
devamını gör...
kaçak elektrik kullanan kürt
surekli anasına sövulen ama rahatsiz olmayan kürttür.
devamını gör...
80'lerde türk insanı
davulda pişen karbonatlı kurabiyeler çıtır çıtır böreklerin kokusu etrafa yayılır. canı çeken olur diye tepsi tepsi yapılmıştır, konu komşuya birer tabak verilir.
karşı komşunuz teklifsiz sabah kahvesine gelir bir diğerinin de çocuğu açık kapıdan içeriye dalardı.
gelen misafirlere ikrâm edilmek üzere çeşitli sigara paketleri -bazıları kaçaktı- sehpanın üstünde dururdu.çoğunlukla yanan bir sigaraya omuz verirdi oda ve mutfaktaki küllükler.
anneler ‘gün’lerine hazırlanmak için yeni tarifler öğrenir;kasetlere oyun havaları çekilirdi.
kış vaktiyse eğer soba bacasına asılı çoraplar kururken, üstünde yemek ısınır,ıhlamur fokurdar, külünde patates pişer.yemek sonrası çatlayan kestaneler ve portakal kabukları evi değişik bir aromatik atmosfere sokar.
siyah beyaz ekranlar açılırken ve kapanırken istiklâl marşı çalınır bu sırada evdekiler ayağa kalkar.cumartesi günleri mehmet ali’nin seslendirdiği uçan kaz, pazarları hikmet şimşek yönetiminde pazar konseri vardır. klasik müzik yurdun dört bir tarafına bazen sakin ve bazen de fırtınalar estiren bir opus no bilmem kaç adında yayılır.
bakkala gitmek evin büyük çocuğunun görevidir.koca tartıda un ve şeker tartılır,ahşap ekmeklikten pişkin bir ekmek seçilir.
okul dönüşünde leblebi tozu, patlayan şeker gibi ıvır zıvırlar için cepler yoklanır.yolda tanıdığa, akrabaya rastlar eve selâm götürmek üzere tembihlenirsiniz.
banyo yapılacaksa kazan kaynar, beyaz sabun ya da elmalı şampuan kokar saçlar.
merdaneli makina öyle her zaman çalışmadığından kara önlüğün beyaz yakası da elde yıkanır,formanın gömleği de.
insanların ilişkileri daha yakındır, bebek gezmesi vardır mesela, pudra kokan bebekler eve hediyeleriyle döner doksanların çocukları olmak üzere.
karşı komşunuz teklifsiz sabah kahvesine gelir bir diğerinin de çocuğu açık kapıdan içeriye dalardı.
gelen misafirlere ikrâm edilmek üzere çeşitli sigara paketleri -bazıları kaçaktı- sehpanın üstünde dururdu.çoğunlukla yanan bir sigaraya omuz verirdi oda ve mutfaktaki küllükler.
anneler ‘gün’lerine hazırlanmak için yeni tarifler öğrenir;kasetlere oyun havaları çekilirdi.
kış vaktiyse eğer soba bacasına asılı çoraplar kururken, üstünde yemek ısınır,ıhlamur fokurdar, külünde patates pişer.yemek sonrası çatlayan kestaneler ve portakal kabukları evi değişik bir aromatik atmosfere sokar.
siyah beyaz ekranlar açılırken ve kapanırken istiklâl marşı çalınır bu sırada evdekiler ayağa kalkar.cumartesi günleri mehmet ali’nin seslendirdiği uçan kaz, pazarları hikmet şimşek yönetiminde pazar konseri vardır. klasik müzik yurdun dört bir tarafına bazen sakin ve bazen de fırtınalar estiren bir opus no bilmem kaç adında yayılır.
bakkala gitmek evin büyük çocuğunun görevidir.koca tartıda un ve şeker tartılır,ahşap ekmeklikten pişkin bir ekmek seçilir.
okul dönüşünde leblebi tozu, patlayan şeker gibi ıvır zıvırlar için cepler yoklanır.yolda tanıdığa, akrabaya rastlar eve selâm götürmek üzere tembihlenirsiniz.
banyo yapılacaksa kazan kaynar, beyaz sabun ya da elmalı şampuan kokar saçlar.
merdaneli makina öyle her zaman çalışmadığından kara önlüğün beyaz yakası da elde yıkanır,formanın gömleği de.
insanların ilişkileri daha yakındır, bebek gezmesi vardır mesela, pudra kokan bebekler eve hediyeleriyle döner doksanların çocukları olmak üzere.
devamını gör...
tuna nehri
avusturya içinde batıdan doğuya doğru 360 kilometrelik yol kat eder. bu ülkede birçok kolları vardır. yaz kış ulaşıma elverişlidir. kışın donsa da buzkıranlarla ulaşıma açık tutulur.
devamını gör...
milo venüsü
louvre müzesinde sergilenen, 203 cm yüksekliğinde ve mermerden yapılmış aşk tanrıçası afrodit'in simgesi heykel. antik yunan heykel sanatının en ünlü eserlerinden biri sayılan bu heykel kadın vücudunun taş üzerindeki zarafetine ve büyüsüne bir örnektir. 1820 yılında kiklad yunan takımadalarından biri olan melos adasında bir köylü tarafından bulunmuştur. kolları kopmuş ve kaybolmuştur. arkeologlar eksik kolları yerine koymaya çalışsa da ne pozda yapıldığını bilememişlerdir ve heykelin kolları olmadan daha güzel duracağına karar vermişlerdir.
milattan önce 2. yüzyılda yapılan eser büyük yunan heykeltıraşpraksiteles'in bir eserinden kopya edilmiş veya onun etkisi altında oluşturulmuş olarak düşünülmüştü. ona atfedilen bu heykelin bir kaideden yola çıkarak yunan heykeltıraş alexandros of antioch'a ait olduğu kabul edildi.
heykel 1821'de fransa'nın istanbul büyükelçisi tarafından gizli olarak satın alınmış ve kral 18. louis'e sunulmuştur. heykelin adlandırmasında karışıklıklar olduğu gibi, temsil ettiği kişi hakkında da farklı görüşler bulunur. heykele afrodit de milos adı da verilir. bazı akademisyenler de heykelin, milos'da saygı duyulan deniz tanrıçası amphitrite'i temsil eden bir sunum olduğunu öne sürer.
milattan önce 2. yüzyılda yapılan eser büyük yunan heykeltıraşpraksiteles'in bir eserinden kopya edilmiş veya onun etkisi altında oluşturulmuş olarak düşünülmüştü. ona atfedilen bu heykelin bir kaideden yola çıkarak yunan heykeltıraş alexandros of antioch'a ait olduğu kabul edildi.
heykel 1821'de fransa'nın istanbul büyükelçisi tarafından gizli olarak satın alınmış ve kral 18. louis'e sunulmuştur. heykelin adlandırmasında karışıklıklar olduğu gibi, temsil ettiği kişi hakkında da farklı görüşler bulunur. heykele afrodit de milos adı da verilir. bazı akademisyenler de heykelin, milos'da saygı duyulan deniz tanrıçası amphitrite'i temsil eden bir sunum olduğunu öne sürer.
devamını gör...
ilaç kutusunu ilk açışta hep prospektüslü tarafa denk gelmek
az önce ve benim her zaman başıma gelen hadise.canım anksiyete ilacımı az önce eczaneden almışken; gıcır gıcır kutusunu yine yanlış taraftan açıp iki saatte ilaçlarıma ulaşabildim. *acaba bu sadece benim lanetim mi yoksa bir mantığı var mı gerçekten merak ediyorum.sevgili kafacılar sanki bunun murphy’s law la da alakası olabilir gibime geliyor ya neyse....o zaman ben ilaçları alıp kutularını parçalayarak yanlış yerden açmaya devam galiba. *
devamını gör...
yazarların telefonla konuşma süreleri
kimi 2 dakika
kimi 90...
kimi 90...
devamını gör...
uzun tanımları okumamak
bayıla bayıla okuyanlardan biriyim. uzun yazılan tanımları daha çok seviyorum. öğreniyorum çünkü. okumayı da sevdiğimden hiç yormuyor beni.
uzun tanımları okumamak isteyenlerin forumsal başlıklarda takılabileceğini önerdiğim sitem.
ya da gülü seven dikenine katlansın bir zahmet.
uzun tanımları okumamak isteyenlerin forumsal başlıklarda takılabileceğini önerdiğim sitem.
ya da gülü seven dikenine katlansın bir zahmet.
devamını gör...
kalbimiz seninle
ilk bakışta vefat etmiş bir yazar için kullanıldığını sandığım bir sözlük ifadesi.
devamını gör...
çocukluktan kalma alışkanlıklar
çaya soğuk su dökmeden içemem. parmak kenarlarımı koparırım hâlâ.
devamını gör...
iyi bir romanda olması gerekenler
sürükleyicilik, akıcılık, merak, özgünlük, üzerinde düşünülmüşlük, emek ve çaba.
devamını gör...
dünyayı kadınlar yönetseydi
füze yerine ülkeler birbirine çiçek atabilirdi.
avrupa birliği gibi birlikler çöker avrupa altın günü gibi örgütler oluşurdu.
avrupa birliği gibi birlikler çöker avrupa altın günü gibi örgütler oluşurdu.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
yayın yapmak yerine keşke füze atsaydı.
devamını gör...
bir yakınını kaybetmek
annem öldükten sonra, kimse beni üzemez diye ne büyük konuşmuşum. ablaya anne yarısı demişler de, bir varmış bir yokmuştan bahsetmemişler hiç..
annem ölünce kolum kırıldı demiştim, meğer ablan ölünce kırılan kolun kopuyormuş.
canımın ciğeri ablam..
annem sıkıştıkça, al kızını git diye söylenirdi sana. ben senin kızınım.
idolümdün sen benim. vergi dairesinde beyan kuyruğu beklerken ilk muhtasarımı senle doldurdum. muhasebeci olmak istiyorum dediğim de, kalemimi sen verdin elime. yaparsın kızım deyip önümü sen açtın her defasında.
mesela, pizzanın ne demek olduğunu bilmeyen ben, ilk pizzamı bakırköy carusel de senle yedim. gece yarısı dondurma istediğimde, florya’da trene karşı dondurma yedik. merhameti, cesareti, dik durmayı, hakkını aramayı.. aklıma gelen herşeyi.
sen benim canımdın, ablam.
annemi toprağın altına bıraktığımız günün gecesinde, ben ne yapıcam demiştim sana. korkma kızım ben varım dedin.
sen gerçekten vardın abla. sen benim çocukluğum da, genç kızlığım da, hayatımın en merkezinde sen gerçekten hep vardın..
öyle bocalıyorum, öyle yoruluyorum ki annemden de senden de gelecek tek bir sese muhtacım. aslına bakarsan çok kızgınım, kırgınım size..
bu kadar mı özlüyordun? bu kadar mı çabuk kavuşmak istedin birbirinize?
49 yıllık ömrünü, 2 büyük çöp poşetine doldurduk, sana çok kızgınım zeko..
sen benim anne yarım değil, annemdin.
ben ikinci defa annemi kaybettim.
ciğerim yanmıştı,
sen kül ettin..
annem ölünce kolum kırıldı demiştim, meğer ablan ölünce kırılan kolun kopuyormuş.
canımın ciğeri ablam..
annem sıkıştıkça, al kızını git diye söylenirdi sana. ben senin kızınım.
idolümdün sen benim. vergi dairesinde beyan kuyruğu beklerken ilk muhtasarımı senle doldurdum. muhasebeci olmak istiyorum dediğim de, kalemimi sen verdin elime. yaparsın kızım deyip önümü sen açtın her defasında.
mesela, pizzanın ne demek olduğunu bilmeyen ben, ilk pizzamı bakırköy carusel de senle yedim. gece yarısı dondurma istediğimde, florya’da trene karşı dondurma yedik. merhameti, cesareti, dik durmayı, hakkını aramayı.. aklıma gelen herşeyi.
sen benim canımdın, ablam.
annemi toprağın altına bıraktığımız günün gecesinde, ben ne yapıcam demiştim sana. korkma kızım ben varım dedin.
sen gerçekten vardın abla. sen benim çocukluğum da, genç kızlığım da, hayatımın en merkezinde sen gerçekten hep vardın..
öyle bocalıyorum, öyle yoruluyorum ki annemden de senden de gelecek tek bir sese muhtacım. aslına bakarsan çok kızgınım, kırgınım size..
bu kadar mı özlüyordun? bu kadar mı çabuk kavuşmak istedin birbirinize?
49 yıllık ömrünü, 2 büyük çöp poşetine doldurduk, sana çok kızgınım zeko..
sen benim anne yarım değil, annemdin.
ben ikinci defa annemi kaybettim.
ciğerim yanmıştı,
sen kül ettin..
devamını gör...
dragon age origins
bioware tarafından 2009'da çıkartılan rpg oyundur. oyunda insan, elf ve cüce olarak 3 ırk seçilebilir. class olarak ta warrior, rogue ve mage seçilebilir. bu class'ların da kendi içinde farklı skilleri vardır mesela mage'de şekil değiştiren, kan büyücüsü gibi farklı seçimler de yapabilirsiniz. seçtiğiniz class'a göre oyun farklı yerlerden başlar. bir zaman sonra aynı mekan ve durumda sabitlenir*. warrior'da bir kraliyet ailesinin evladı oluyorsunuz daha sonra spoiler olmasın bir ihanetle sarsılacaksınız. rogue'da gene aynı mekandasınız gene kralın evladı ancak çift kılıcınız var. büyücüde başlaması pek zevklidir. bu kez bir büyücüler mekanındasınızdır bir aşk hikayesi için iyi arkadaş olma konumundasınızdır. oyunda çok özenli ve ayrıntılı diyaloglar vardır. ve seçimleriniz durumu etkiler öylesine konmuş seçenekler değildir. oyun parti tabanlıdır. yanınıza yoldaşlar alırsınız en fazla 4 kişi alabilirsiniz. yanınıza alacaklarınızı seçerken tavsiyem bir büyücü, bir savaşçı, bir rogue'un takımda olmasıdır. bazı durumlarda örneğin sandık açarken, kilit açma seviyesinin belli bir seviyenin üstünde olması gereklidir rogue varsa aranızda o açabilir. bu takım arkadaşlarınızla dost olabileceğiniz gibi flört te edebilirsiniz. yaptığınız diyalog seçimlerine ve partinizdeki elemanlarla diyaloğunuza göre artı veya eksi şeklinde aranızdaki bağ şekillenir. oyunda taktikler de çok önemlidir. combat sırasında hangi oyuncu default nasıl davranacak bu seçimleri yapabilirsiniz. mesela karakterin canı yüzde 50'nin altındaysa kaçsın yahut bir grup düşmanın arasında canı yüzde 20'nin altında olan düşman varsa ilk ona saldırsın gibi. oyunu nispeten zor buldum. pot dizimi, silahlar ve taktikler iyi ayarlanmazsa maalesef kazanması zordur. 2009 yılında çıkan bir oyuna göre hikayesi güzeldir grafikleri de gerçekten kalitelidir. diyalog çok olduğundan ingilizceniz iyi değilse türkçe yama ile türkçe oynamanızı tavsiye ederim.
devamını gör...
ivanhoe
iskoç yazar walter scott tarafından 1819 yılında yazılmış olan tarihi roman. xii. yüzyıl ingiltere'sinin norman-sakson kültürel çatışmasının kurgusal karakterler üzerinden kahramanlıklar, entrikalar ve soylu aileler ile aktarma çabasının bir yan ürünü demek yanlış olmayacaktır. işin kurgusal boyutunu biraz irdelemek gerekiyor. 19. yüzyılın başları günümüz şartları ile değerlendirilmesi güç bir dönem. bugün tarihe kafa yormak daha mümkün iken o dönemler; savaşlar, salgın hastalıklar, kıtlık ve cehalet yüzdesinin yüksekliği ile tam bir geçiş hatta başkalaşım sürecinin başlangıcına tekabül ettiğinden, tarih yalnızca rakamlardan ibaret kuru bir anlatıdan ibaret görülüyordu pek çoğu için. bundan ötürü bu tarz ilgi çekici kahramanlık ve başkaldırı hikayeleri özellikle aşk uğruna ise bu kahramanlıklar, pekala kolaylıkla tarihi bir kurguyu bile dönem insanları için okunulacak bir eser haline getirebiliyordu. scott'ın bu norman-sakson çatışmasının kültürel izlerini aktarmak için bu tarz bir kurgu kahramanlık yoluna gitmesi de kaçınılmaz bundan ötürü. tüm davranışları ile hristiyan erdemliliğinin temsili olan wilfred ivanhoe ve ilk defa bir eserde vatansever olarak tanımlanmış locksley'li robin -yani bildiğimiz robin hood- ile beraber okuması keyifli bir eser iken aynı zamanda dönem şartlarını anlamak ve ingiliz tarihindeki kültürel çatışmalara göz atmak için de yararlı bir kaynak. aynı zamanda bir şair olan walter scott; marmion a tale of flodden field isimli şiirinde oldukça shakespearean veya daha bizden bir tabir haline getirirsek shakespeare-vari bir ifade kullanır:
"oh, what a tangled web we weave,
when first we practice to deceive."
aslında bu alıntı ivanhoe'daki kurgu ile uyuşmuyor görünse bile her karakter farkında olsun veya olmasın kendi iç çatışmalarını ve aldatmacalarını yaratır. kendi yalanlarından kişisel bir ağ örer içine, bu yüzden ben her zaman bu alıntıyı bulunduğu epik şiirden ziyade ivanhoe'ya yakıştırıyorum. yine de çok gri karakterler ummamak lazım. ne kadar gri olmaya yatkın karakterler bulunsa bile siyah-beyaz ayrımı da karakterlerde göze çarpıyor. karakterlerin derinliğini görmek için esere değil scott'un derinlerine inmek lazım geliyor. ha bu arada, forgotten realms'de kılıçsız kalkansız kalasın rebecca.
“meantime the clang of the bows and the shouts of the combatants mixed fearfully with the sound of the trumpets, and drowned the groans of those who fell, and lay rolling defenceless beneath the feet of the horses. the splendid armour of the combatants was now defaced with dust and blood, and gave way at every stroke of the sword and battle-axe. the gay plumage, shorn from the crests, drifted upon the breeze like snowflakes. all that was beautiful in the martial array had disappeared, and what was now visibke was only calculated to awaken terror or compassion.”
"oh, what a tangled web we weave,
when first we practice to deceive."
“meantime the clang of the bows and the shouts of the combatants mixed fearfully with the sound of the trumpets, and drowned the groans of those who fell, and lay rolling defenceless beneath the feet of the horses. the splendid armour of the combatants was now defaced with dust and blood, and gave way at every stroke of the sword and battle-axe. the gay plumage, shorn from the crests, drifted upon the breeze like snowflakes. all that was beautiful in the martial array had disappeared, and what was now visibke was only calculated to awaken terror or compassion.”
devamını gör...
gayyâ-yı vücûd
tevfik fikret'in felsefik ve son derece karamsar olan şiiridir.
gayya-yı vücud
bazı kırlarda gezerken görülür nefretle;
bir çukur yerde birikmiş, kokuşmuş bir su, solucanlarla, sülüklerle, yılanlarla dolu.
adacıklar gibi üzerinde yüzen böcek bulutları,
sazların gölgesinde sayısız, isimsiz
kaynaşan kokuşmuş kalabalık, acı bir korkuyla
titretir kalbi, fakat kurtulamaz gözleriniz
bakmaktan o zehir bulaşmış aynaya yine,
sizi bir cazibe almış gibidir pençesine.
ruhunuzdan ne kadar gelsede nefret seslenişi
oradan ayrılamaz dikkatiniz bir müddet,
oradan dönmeğe kuvvet bulamaz gözleriniz...
işte varlık cehennemi, işte o karanlık, o batak:
insanın işte, ümid dolu heves dolu, kendinden geçmiş
karanlık çukurda yüzdüğü yokluk girdabı...
saf ruhu karanlığın derinliğine indikçe
çırpınır öfkeyle nefretle; fakat durmaksızın
devam edecektir o inişe sonsuza kadar.
gayya: cehennem çukuru. cehennemin en korkunç, en can alıcı yeri.
tahlili: buradan
gayya-yı vücud
bazı kırlarda gezerken görülür nefretle;
bir çukur yerde birikmiş, kokuşmuş bir su, solucanlarla, sülüklerle, yılanlarla dolu.
adacıklar gibi üzerinde yüzen böcek bulutları,
sazların gölgesinde sayısız, isimsiz
kaynaşan kokuşmuş kalabalık, acı bir korkuyla
titretir kalbi, fakat kurtulamaz gözleriniz
bakmaktan o zehir bulaşmış aynaya yine,
sizi bir cazibe almış gibidir pençesine.
ruhunuzdan ne kadar gelsede nefret seslenişi
oradan ayrılamaz dikkatiniz bir müddet,
oradan dönmeğe kuvvet bulamaz gözleriniz...
işte varlık cehennemi, işte o karanlık, o batak:
insanın işte, ümid dolu heves dolu, kendinden geçmiş
karanlık çukurda yüzdüğü yokluk girdabı...
saf ruhu karanlığın derinliğine indikçe
çırpınır öfkeyle nefretle; fakat durmaksızın
devam edecektir o inişe sonsuza kadar.
gayya: cehennem çukuru. cehennemin en korkunç, en can alıcı yeri.
tahlili: buradan
devamını gör...
sözlük yazarlarının olmak isteyeceği ünlü yazarlar
doğrudan yazar olmaz, kitap yazan bir bilim insanı olurdum.
uzun ve detaylı yazmayı sevdiğim için de muhtemelen roger penrose olurdum.
uzun ve detaylı yazmayı sevdiğim için de muhtemelen roger penrose olurdum.
devamını gör...
hayatınız bir film olsaydı şarkısı ne olurdu sorunsalı
devamını gör...
