fasih arapça
mudar arap kabilesinin konuştuğu arapçadır. kur'an bu arapça ile nazil olmuştur. en fasih arapça olarak kabul edilir. fakat bir kısım, kur'an'da her arapça lehçesinden bulunduğunu söyler. bazılarıysa, kur'an'ın gerçekten mudar lehçesinde(fasih arapça) indirildiğini ama bazı kelimelerin başka lehçelerden olduğunu söyler. hz. peygamber bir hadise göre şöyle buyurmuştur;
ben peygamberim, bunda asla yalan yok. ben abdülmutallib'in oğluyum, ben arapların en fasih konuşanıyım ve kureyş evlatlarındanım. (feyzül-kadîr)
yukarıdaki hadiste hz. muhammed, en fasih konuşan arap olduğunu söylüyor. yine bir başka hadise göre, hz. muhammed lisanını bildiriyor;
ben tam bir arabım. ben kureyş kabilesindenim. benim lisanım (arapçayı en fasih konuşan) benî sa'd lisanıdır. (feyzül-kadîr)
bu hadiste de, hz. muhammed lisanının arapçayı en fasih konuşan benî sa'd lisanı olduğunu söylüyor.
kur'an'ın fasih arapça(kelâm-ı mudar) dilinde indirilip-indirilmediği konusundaki tartışmalara ışık tutacak bir hadis şöyledir;
kur'an yedi harf üzere indirilmiştir. (buhari, müslim)
alimlerin görüşüne göre burdaki harfler, lehçelerdir. yani hadis, kureyş lehçesi ile söylenemeyen kelimeleri, kişinin kendi lehçesiyle söylemesine bir izin veriyor. hz. osman ise, kur'an'ın kureyş lehçesiyle indirildiğini belirtiyor ve yazım aşamasında yazılması zorunlu olan kelimelerin de, kureyş lehçesi esasında yazılmasını emretmiştir. kur'an eğitiminin de kureyş lehçesiyle yapılmasının gerekli olduğunu söylemiştir. fakat bir sonraki nesillerde kur'an farklı lehçelerde de okunmaya başlanmıştır. burdan çıkarılan sonuç, kur'an'da sadece kureyş lehçesinin kullanıldığı şeklindedir.
alimlerin bahsettiği kureyş lehçesi, kureyşlerin mudar'ın soyundan gelmeleri nedeniyle, mudar lehçesinin(fasih arapça) ta kendisi olabilir.
ben peygamberim, bunda asla yalan yok. ben abdülmutallib'in oğluyum, ben arapların en fasih konuşanıyım ve kureyş evlatlarındanım. (feyzül-kadîr)
yukarıdaki hadiste hz. muhammed, en fasih konuşan arap olduğunu söylüyor. yine bir başka hadise göre, hz. muhammed lisanını bildiriyor;
ben tam bir arabım. ben kureyş kabilesindenim. benim lisanım (arapçayı en fasih konuşan) benî sa'd lisanıdır. (feyzül-kadîr)
bu hadiste de, hz. muhammed lisanının arapçayı en fasih konuşan benî sa'd lisanı olduğunu söylüyor.
kur'an'ın fasih arapça(kelâm-ı mudar) dilinde indirilip-indirilmediği konusundaki tartışmalara ışık tutacak bir hadis şöyledir;
kur'an yedi harf üzere indirilmiştir. (buhari, müslim)
alimlerin görüşüne göre burdaki harfler, lehçelerdir. yani hadis, kureyş lehçesi ile söylenemeyen kelimeleri, kişinin kendi lehçesiyle söylemesine bir izin veriyor. hz. osman ise, kur'an'ın kureyş lehçesiyle indirildiğini belirtiyor ve yazım aşamasında yazılması zorunlu olan kelimelerin de, kureyş lehçesi esasında yazılmasını emretmiştir. kur'an eğitiminin de kureyş lehçesiyle yapılmasının gerekli olduğunu söylemiştir. fakat bir sonraki nesillerde kur'an farklı lehçelerde de okunmaya başlanmıştır. burdan çıkarılan sonuç, kur'an'da sadece kureyş lehçesinin kullanıldığı şeklindedir.
alimlerin bahsettiği kureyş lehçesi, kureyşlerin mudar'ın soyundan gelmeleri nedeniyle, mudar lehçesinin(fasih arapça) ta kendisi olabilir.
devamını gör...
mangal yakamayan erkek
etrafımda bolca bulunan erkek diyerek tanımı yaptığıma inanıyorum. sıra geldi boş konuşmaya.
bizim aile erkeklerinin hiçbiri mangal yakamıyor. cihangir soylusu gibi geziyorlar haspamlar. adamların elinden hiçbir iş gelmiyor arkadaş. çivi çakmak konusunda bile beceri sahibi değiller.
sanıyorum bu yüzden ben mangal yapan erkeklere çok düşüyorum ya. eşi nobel almış kadın gibi gururlu gözlerle seyrediyorum o anı. devleşiyor adam. mağara devrinde 30 kiloluk hayvanı vurup sürükleye sürükleye getirmiş olsaydı aynı ilkel yanıma dokunurdu sanırım.
ayrıca içinde tamirci yaşayan adamlar yine aşırı çekici geliyor. musluk tamir eden, ne bileyim çatısında bir durum olunca çıkıp düzelten, evi boyayan adam çekici bir şey bence. sanıyorum büyürken bi dene bile görmediğim için oluştu bu durum. çünkü bizim evde musluk bozulunca kadınlar tamirci buluyor, onlar bulmazsa o musluk 9 sene boyunca damlatıyor.
resmen ihtiyaca uygun şekilde belirledim çekici erkek tipini. ha 1.65 boylarında, 90 kilo, kel bir adam mangal yapınca çekici gelir mi diye düşündüm mesela şu an. gelmez. kafamın içindeki mangalın başına oturttuğum adam mangal yakamasa bile çekici. iyi başladım ama ikiyüzlülüğüme yenildim. byeee.
bizim aile erkeklerinin hiçbiri mangal yakamıyor. cihangir soylusu gibi geziyorlar haspamlar. adamların elinden hiçbir iş gelmiyor arkadaş. çivi çakmak konusunda bile beceri sahibi değiller.
sanıyorum bu yüzden ben mangal yapan erkeklere çok düşüyorum ya. eşi nobel almış kadın gibi gururlu gözlerle seyrediyorum o anı. devleşiyor adam. mağara devrinde 30 kiloluk hayvanı vurup sürükleye sürükleye getirmiş olsaydı aynı ilkel yanıma dokunurdu sanırım.
ayrıca içinde tamirci yaşayan adamlar yine aşırı çekici geliyor. musluk tamir eden, ne bileyim çatısında bir durum olunca çıkıp düzelten, evi boyayan adam çekici bir şey bence. sanıyorum büyürken bi dene bile görmediğim için oluştu bu durum. çünkü bizim evde musluk bozulunca kadınlar tamirci buluyor, onlar bulmazsa o musluk 9 sene boyunca damlatıyor.
resmen ihtiyaca uygun şekilde belirledim çekici erkek tipini. ha 1.65 boylarında, 90 kilo, kel bir adam mangal yapınca çekici gelir mi diye düşündüm mesela şu an. gelmez. kafamın içindeki mangalın başına oturttuğum adam mangal yakamasa bile çekici. iyi başladım ama ikiyüzlülüğüme yenildim. byeee.
devamını gör...
kazık temel
inşaat mühendisliğinde bir uygulamadır. vakti zamanında bu işle uğraşan bir firmada epey çalışmıştım, firmanın ismini söyleyince millet dalga mı geçiyorsun der gibi bakardı. ne iş yapıyorsunuz dediklerinde dünyaya kazık çakmakla meşgulüz diyordum, yalanda değildi hani.
kazık temel, üst yapı yükünün tamamını veya bir bölümünü zayıf zeminden derinlerdeki sağlam tabakalara aktaran temel sistemlerine denmekte olup diğer bir adı da derin temeldir. kazık temeller, yapıların temellerinde gevşek zeminli bölgelerin (dolgu , balçık, alüvyon , moloz gibi..) taşıma gücü değerleri düşük , zemin emniyet gerilmesi yapı yüklerini karşılamayan çürük zeminlerde uygulanır.
diğer adıyla derin temel, sağlam tabakalara iletme görevini yaparak zeminle yapı temeli arasında rijit bir bağlantı oluşturur. yani bir nevi gevşek zemin üzerinde olan yapıyı zeminin altındaki sağlam tabakaya çivileme görevi yapar. çakma ve foraj (sondaj) yolu ile yapılır.
çakıldıktan sonra, ağırlığın tek bir kazığın kendi başına destekleyebileceğinden daha geniş bir alana dağıtılması için her kazığın üzerine bir kazık başlığı yerleştirilir.
çakma kazığın foraj(sondaj) yoluyla yapılan kazıklara göre önemli bir avantajı, kazıklar çakılırken aynı zamanda, yerinden çıkan toprağın çakılan kazığın etrafında sıkışarak daha büyük miktarda sürtünme sağlaması, bu sürtünme ile yük taşıma kapasitelerini artırmasıdır.
biraz fazla teknik bilgiye boğmuş olabilirim. size bu uygulamanın kullanıldığı iki örnek vereyim, istanbulda iseniz hergün ya bunları görüyorsunuz ya da kullanıyorsunuz:
haydarpaşa tren istasyonu denize ahşap kazıkların çakılması ile yapılmıştır. 1908 de açılan haydarpaşa garı, her biri 21 metre uzunluğunda olan 100 ahşap kazık üzerine inşa edilmiştir. bu kazıklar zamanında buharlı çekiçlerle (o zamanlar şahmerdan denirdi) yerine çakılmıştır.
diğeri de yeni galata köprüsü ; herbiri 2 metre çapında 75-80 metre uzunluğundaki 114 çelik kazık üzerine oturtulmuştur.
foraj yoluyla yapılan kazık (fore kazıkta denir):
çakma kazık:
kazık temel, üst yapı yükünün tamamını veya bir bölümünü zayıf zeminden derinlerdeki sağlam tabakalara aktaran temel sistemlerine denmekte olup diğer bir adı da derin temeldir. kazık temeller, yapıların temellerinde gevşek zeminli bölgelerin (dolgu , balçık, alüvyon , moloz gibi..) taşıma gücü değerleri düşük , zemin emniyet gerilmesi yapı yüklerini karşılamayan çürük zeminlerde uygulanır.
diğer adıyla derin temel, sağlam tabakalara iletme görevini yaparak zeminle yapı temeli arasında rijit bir bağlantı oluşturur. yani bir nevi gevşek zemin üzerinde olan yapıyı zeminin altındaki sağlam tabakaya çivileme görevi yapar. çakma ve foraj (sondaj) yolu ile yapılır.
çakıldıktan sonra, ağırlığın tek bir kazığın kendi başına destekleyebileceğinden daha geniş bir alana dağıtılması için her kazığın üzerine bir kazık başlığı yerleştirilir.
çakma kazığın foraj(sondaj) yoluyla yapılan kazıklara göre önemli bir avantajı, kazıklar çakılırken aynı zamanda, yerinden çıkan toprağın çakılan kazığın etrafında sıkışarak daha büyük miktarda sürtünme sağlaması, bu sürtünme ile yük taşıma kapasitelerini artırmasıdır.
biraz fazla teknik bilgiye boğmuş olabilirim. size bu uygulamanın kullanıldığı iki örnek vereyim, istanbulda iseniz hergün ya bunları görüyorsunuz ya da kullanıyorsunuz:
haydarpaşa tren istasyonu denize ahşap kazıkların çakılması ile yapılmıştır. 1908 de açılan haydarpaşa garı, her biri 21 metre uzunluğunda olan 100 ahşap kazık üzerine inşa edilmiştir. bu kazıklar zamanında buharlı çekiçlerle (o zamanlar şahmerdan denirdi) yerine çakılmıştır.
diğeri de yeni galata köprüsü ; herbiri 2 metre çapında 75-80 metre uzunluğundaki 114 çelik kazık üzerine oturtulmuştur.
foraj yoluyla yapılan kazık (fore kazıkta denir):
çakma kazık:
devamını gör...
sanıldığı kadar başarı gerektirmeyen şeyler
bir kamu bankasında yönetim kurulu başkan yardımcısı olmak.
devamını gör...
drasena marginata
marginata çiçeği anavatanı madagaskar’dır. kuşkonmazgiller familyasının dracaena türüdür. marginata çiçeği bordo, koyu mor, kızıl, düz yeşil, ortası yeşil kenarları kızıl renkli olmak üzere birçok çeşidi vardır. yapraklarının boyları ortalama en az 30 cm, iyi bakılırsa ve yerini beğenirse 90cm’e kadar uzayabilirler. iyi bakıldığı takdirde çeşitli sağlık sorunlarıyla karşılaşma olasılığı düşüktür ve yaprak dökmez.
devamını gör...
yulaf
bir ara bir çığlık koptu yulaf diye.yerden gökten yulaf fışkırıyordu.aman en sağlıklısı en iyisi diye.en son biri çıktı televizyona 'yulaf insan yiyeceği değildir.'dedi.bir hayvanların rızkı kalmıştı göz dikmediğimiz*.
bazı içeceklerde çok güzel oluyor yalnız.e insan da düşünen ya da en azından düşünmeye çalışan bir hayvanımsı olduğuna göre pek sıkıntı teşkil etmez.
bazı içeceklerde çok güzel oluyor yalnız.e insan da düşünen ya da en azından düşünmeye çalışan bir hayvanımsı olduğuna göre pek sıkıntı teşkil etmez.
devamını gör...
paint it black
ayda en az birkaç doz alınması gereken the rolling stones parçası.
form geçici klas kalıcıdır.
form geçici klas kalıcıdır.
devamını gör...
çocukken sahip olunan yanlış bakış açıları
kendimi bazen dizi, film ya da klibin içinde hissedip ona gore davranmak. poz kesmek.
devamını gör...
profiline kendi fotoğrafını koyan yazar iticiliği
olmayan iticiliktir. en azından büyük bir çoğunluk için yoktur. bir kulağımızın arkası kaldı karışılmadık. orası da karıştırılır muhtemelen yakında.
kim ne koyarsa koysun, ne amacı olursa olsun. bırakın istediği gibi davransın.
kim ne koyarsa koysun, ne amacı olursa olsun. bırakın istediği gibi davransın.
devamını gör...
jenerasyon
beş yılda bir değişen, yenilenen olgudur.
devamını gör...
beyaz kediye pamuk gri kediye duman ismini veren toplum
kara kedilere de genellikle kömür ya da zeytin ismini veren toplumdur.
alt tarafı kedi ismi, bir anlamı olmasa bile olur. kedi için ona verdiğimiz isimlerin hiçbir anlamı yok çünkü. misal, benim kedilerimden birinin adı fındık, dün akşam evdeki misafirlerimden biri tıktık dedikçe benim fındık adama dönüp dönüp baktı, sonra gitti kucağına çıktı. yani adını çok doğru bir şekilde söylemeseniz bile, sırf fonetiği benziyor diye yine dönüp bakıyorlar.
önemli olan çocuklara verilen isimler bence, o da başka bir başlığın konusu tabi...
alt tarafı kedi ismi, bir anlamı olmasa bile olur. kedi için ona verdiğimiz isimlerin hiçbir anlamı yok çünkü. misal, benim kedilerimden birinin adı fındık, dün akşam evdeki misafirlerimden biri tıktık dedikçe benim fındık adama dönüp dönüp baktı, sonra gitti kucağına çıktı. yani adını çok doğru bir şekilde söylemeseniz bile, sırf fonetiği benziyor diye yine dönüp bakıyorlar.
önemli olan çocuklara verilen isimler bence, o da başka bir başlığın konusu tabi...
devamını gör...
orhan boran
türkiye'nin ilk stand-up'çısı. rahmetli, televizyonun olmadığı dönemde insanları radyo başına toplayan, kusursuz konuştuğu türkçesi ile fıkralar anlatan, tam manada bir istanbul beyefendisi.
devamını gör...
aşk iki kişiliktir
değişir yönü rüzgârın
solar ansızın yapraklar;
şaşırır yolunu denizde gemi
boşuna bir liman arar;
gülüşü bir yabancının
çalmıştır senden sevdiğini;
içinde biriken zehir
sadece kendini öldürecektir;
ölümdür yaşanan tek başına,
aşk iki kişiliktir.
bir anı bile kalmamıştır
geceler boyu sevişmelerden;
binlerce yıl uzaklardadır
binlerce kez dokunduğun ten;
yazabileceğin şiirler
çoktan yazılıp bitmiştir;
ölümdür yaşanan tek başına,
aşk iki kişiliktir.
avutamaz olur artık
seni, bildiğin şarkılar,
boşanır keder zincirlerinden
sular tersin tersin akar;
bir hançer gibi çeksen de sevgini
onu ancak öldürmeye yarar:
uçarı kuşu sevdanın
alıp başını gitmiştir;
ölümdür yaşanan tek başına,
aşk, iki kişiliktir.
yitik bir ezgisin sadece,
tüketilmiş ve düşmüş gözden;
düşlerinde bir çocuk hıçkırır
gece camlara sürtünürken;
çünkü hiçbir kelebek
tek başına yaşamaz sevdasını,
severken hiçbir böcek
hiçbir kuş yalnız değildir;
ölümdür yaşanan tek başına,
aşk iki kişiliktir.
iflah olmaz bir platonikseniz, kulaklara küpe edilmesi gereken bir (bkz: ataol behramoğlu) şiiridir.
"ölümdür yaşanan tek başına,
aşk! iki kişiliktir"
devamını gör...
düğünlerin saçma oluşu
saçma..
bir sürü gergin ve süslü insan. uzun uzun süzmeler, yapmacık ayak üstü sohbetler. zorunlu gülümseme, tatlı su edebiyatı yapma. çok yakışmışlar maşallah..
saatlerce, kendini ait hissetmediğin bir ortama ayak uydurma çabaları. gelin ve damadın bu mutlu gününde, stresten kesik kesik soluk alışlarına şahit olmak. ortama ayak uydurmayı bilen allı pullu insanların sahne şovlarını izleyip kendini eksik hissetmek. halay çekerken küçük serçe parmağını kaybetmek. insanların suratlarını bakarsan ortamı anlamaya çalışırsan kafan yanar. ben çifte telli oynarken bile biraz sonra mutsuzluktan ağlayacakmış gibi boş boş etrafa bakan insanlar gördüm.
ben ne insanlar gördüm, o üstündeki elbise ne öyle.*
düğünü benim gibi görüyorsanız, yapmayın ama yapana da mani olmayın. bir arkadaşa bakıp çıkacağım diyerek girip çıkın tek tavsiyem bu.
düğünler absürdizm akımının en önemli temsilidir.
bir sürü gergin ve süslü insan. uzun uzun süzmeler, yapmacık ayak üstü sohbetler. zorunlu gülümseme, tatlı su edebiyatı yapma. çok yakışmışlar maşallah..
saatlerce, kendini ait hissetmediğin bir ortama ayak uydurma çabaları. gelin ve damadın bu mutlu gününde, stresten kesik kesik soluk alışlarına şahit olmak. ortama ayak uydurmayı bilen allı pullu insanların sahne şovlarını izleyip kendini eksik hissetmek. halay çekerken küçük serçe parmağını kaybetmek. insanların suratlarını bakarsan ortamı anlamaya çalışırsan kafan yanar. ben çifte telli oynarken bile biraz sonra mutsuzluktan ağlayacakmış gibi boş boş etrafa bakan insanlar gördüm.
ben ne insanlar gördüm, o üstündeki elbise ne öyle.*
düğünü benim gibi görüyorsanız, yapmayın ama yapana da mani olmayın. bir arkadaşa bakıp çıkacağım diyerek girip çıkın tek tavsiyem bu.
düğünler absürdizm akımının en önemli temsilidir.
devamını gör...
kedi fotosu atayım da belki karı kız düşer
kedi fotosunu koca bir çerçeveye koyup attığınızda belki olabilecek durum. yoksa zor kankalar.
yer gök kedi. benim evde bile 4 tane var.
daha yaratıcı olun. durmayın haydi aksiyon bekliyorum. *
yer gök kedi. benim evde bile 4 tane var.
daha yaratıcı olun. durmayın haydi aksiyon bekliyorum. *
devamını gör...
taze çekilmiş kahve kokusu
şişelenip parfüm yapılsa harika olur. belki de yapılmıştır.
devamını gör...
içimizdeki irlandalılar
türkiye milli futbol takımının euro 2000’e katılmak için oynadığı play-off maçlarının ikincisinin ardından mustafa denizli’nin söylediği ve artık türkçede bir deyim haline gelen ünlü sözdür.

euro 2000’e katılmak için grupta yarıştığı takımlar arasında ikinciliği alan türkiye milli takımı irlanda cumhuriyeti ile iki maç yapıp euro 2000’e katılmak için savaşmıştır. irlanda cumhuriyetinde oynanan ilk maç robbie keane ve tayfur havutçu’nun golleriyle bitmiş ve türkiye istediği skoru alıp ikinci maça bu avantajla çıkmıştır.
ikinci maç öncesinde medyada çıkan bazı yazılar milli takımın futbolunu yerden yere vurmuştur. elbette bu yazıların en sinir bozucu olanını da hıncal uluç yazmıştır. uçan kuşa sinirli olan hıncal uluç’un ağzından hayırlı bir şey duymadığımız için bugüne kadar çok da şaşırtıcı bir durum değil elbette bu.
ikinci maç golsüz berabere bitince vurucu cümlelerin adamı mustafa denizli maç sonu röportajında bu maç için 6 puan istediğini, 3 puanı da “ içimizdeki irlandalılar” için talep ettiğini söyleyerek tarihe önemli bir not düşmüştür. bu söz hem tarihsel açıdan hem de daha sonra kazandığı anlamlar açısından çok değerlidir. hıncal uluç için de öyledir umarım.
turnuvaya katılan türkiye çeyrek finalde portekiz milli takımına 2-0 yenilerek elenmiştir.
içimizdeki irlandalılar

euro 2000’e katılmak için grupta yarıştığı takımlar arasında ikinciliği alan türkiye milli takımı irlanda cumhuriyeti ile iki maç yapıp euro 2000’e katılmak için savaşmıştır. irlanda cumhuriyetinde oynanan ilk maç robbie keane ve tayfur havutçu’nun golleriyle bitmiş ve türkiye istediği skoru alıp ikinci maça bu avantajla çıkmıştır.
ikinci maç öncesinde medyada çıkan bazı yazılar milli takımın futbolunu yerden yere vurmuştur. elbette bu yazıların en sinir bozucu olanını da hıncal uluç yazmıştır. uçan kuşa sinirli olan hıncal uluç’un ağzından hayırlı bir şey duymadığımız için bugüne kadar çok da şaşırtıcı bir durum değil elbette bu.
ikinci maç golsüz berabere bitince vurucu cümlelerin adamı mustafa denizli maç sonu röportajında bu maç için 6 puan istediğini, 3 puanı da “ içimizdeki irlandalılar” için talep ettiğini söyleyerek tarihe önemli bir not düşmüştür. bu söz hem tarihsel açıdan hem de daha sonra kazandığı anlamlar açısından çok değerlidir. hıncal uluç için de öyledir umarım.
turnuvaya katılan türkiye çeyrek finalde portekiz milli takımına 2-0 yenilerek elenmiştir.
içimizdeki irlandalılar
devamını gör...
noel baba neden gelmiyor sorunsalı
noel baba denilmesini istemiyormuş artık noel birey diyecekmişiz, trip atıyor kendince.
devamını gör...
kar körlüğü
askerliğimi kar kalkmayan geniş arazili bir yerde yaptığımdan azıcık da olsa tecrübe ettim. açık alanda geçirdiğim zamandan sonra kapalı alana girdiğimde ilk başta görüşüm çok zayıf oluyor, zamanla normale dönüyordu. bir çok kişi vardı bunu söyleyen. ben güneş kırıcı gözlük takmaya başladım ne olur ne olmaz. hasar alan veya kör olan görmedim.
devamını gör...
