bu ne lan. yeter artık iğrençlikleriniz. adamın yaptığı şey iğrenç bir şey elbette. ama ondan daha iğrenci adamın yaptığı/yapmaya çalıştığı şeyi yanlış olarak görmemesi. adam yanlışı ve doğruyu ayırt edemiyorken biz bunla aynı dünyada nefes alıp veriyoruz.
devamını gör...


komedyen cem yılmaz, katıldığı bir podcast yayınında aşı karşıtlarının öne sürdüğü 'çip' iddialarına esprili bir dille yanıt verdi. pfizer'a ait viagra ilacını hatırlatan yılmaz;
aşı olun diyorsun ‘pfizer içine neler koymuştur, sen biliyor musun?’ diyor. viagra ile ilgili hiç kimse bu kadar düşünmedi. o da aynı firmanın. çipi koyacaksam ben ona koyarım. hem hazır anten de var. birbirinden hap alıp içenler aşının içinde ne var diyor.”

buradan
devamını gör...

akıllara babam ve oğlum filmini getiren durumdur. yaş arttıkça insanın gerçekliğe yaklaşmasından ve biraz da öğrenilmiş çaresizlikten dolayı olduğunu düşündüğüm durumdur aynı zamanda.
devamını gör...

d vitamini.
devamını gör...

yetersiz beslenmeden kaynaklanan ölümler de açlıktan ölüm olarak sayılmaktadır. sadece kuru ekmek yedirilen bir çocuk vitamin alamadığı için ölüyorsa bu da açlıktan ölümdür. yani ülkemizde açlıktan ölen çocukların olmaması mümkün değildir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

japonca olan bu kelime, güneş ışıklarının ağaçların arasından sızması anlamına gelir.
devamını gör...

interdisipliner yaklaşım sistemiyle yürütülen, psikolojinin psikolojik süreçlerini fizyolojik temelleri ile inceleyen bilim dalıdır. zihinsel ve ruhsal süreçler ile fiziksel süreçler arasında ki ilişkiyi ele alır. daha türkçesi davranışlarımızın arkasında yatan nedenleri araştırır.

psikofizyolojik bozukluklar, hastalık oluşumuna sebebiyet veren duygusal durumlar olan kaygı, stres ve korku sonucunda otonom sinir sisteminin uyarılmasıyla oluşan fiziksel belirtilerdir. bu dal duygularımızı yönetebilmemizin vücudumuz için ne kadar önemli olduğunu ortaya çıkarmaktadır.

'her hastalık evvela ruhta başlayıp sonra vücuda sirayet etmiş bir isyandır.'*

psikolojik sistem vücudumuzda ki hislerden oluşur ve duygular fiziksel acılarla doğrudan alakalıdır. farklı kişilerin maruz kaldığı aynı duygusal durum sonucunda kişiler farklı şekilde etkilenebilir. birisinde fiziksel rahatsızlıklara neden olabilirken diğerinde hiç bir etki göstermeyebilir. endişeli olduğunuzda başınızın ya da karnınızın ağrıması, sinirden midenize kramplar girmesi veya gözünüzün seğirmesi psikofizyolojik bir durumdur.

'bedenimizde görülen bazı hastalıklar, ruhlarımızda saklanan hastalıkların küçük parçalarıdır.'*

psikofizyolojik bozukluklar ruhsal bozukluklar değildirler. ancak uzun süren olumsuzluklar sonucunda fiziksel rahatsızlıkların yanında ruhsal sıkıntılar da çıkarmaya başlamaktadır. astım, peptik ülser, yüksek tansiyon, gastrit ve kalp damar rahatsızlıkları bazı sebeplerinden dolayı psikofizyolojik bozukluk sayılabilmektedir. bu bozuklukların olumsuz duygu durum değişiklikleri ile direkt bağlantısı olduğu kanıtlanmıştır. bu zihnimizin ve düşündüklerimizin beden sağlığımızı her daim bozabileceğinin kanıtıdır.

'bedenimizi hasta eden, ruhumuzun baskısıdır.'*

bunlarla mücadelede kaygı, stres ve korku yönetimi ilk önemli husustur.
'stres, kişinin aşırı olarak algıladığı çeşitli durumları uzun süre boyunca fazla aktive edilmiş bir hal içerisinde deneyimlenmesidir. kişinin kurabildiği kontrolün ve ona verilen sosyal desteğin az olduğu durumlarda ortaya çıkar.'* tanımdan da anlaşılacağı üzere ikinci en önemli husus etrafımızdaki pozitif insan*ların varlığıdır..

'eğer senden öfke çıkıyorsa bu içeride hasta olduğunu gösterir; eğer senden kin çıkıyorsa bu senin içeride bütün olmadığını gösterir; eğer senden sevgi, merhamet ve ışık çıkıyorsa bu bütünselliğe ulaşıldığını gösterir.'*
devamını gör...

dert s** gibidir herkes en büyüğü kendinde zanneder söyleminin tam karşılığı, bu gençlere yapıştırılan damgadır. kişinin derdi kendi omzunun taşıyabildiği kadardır ve cayma hakkını kullanmak şahsı ilgilendirir. haddimizi aşmamamız gereken konu.
devamını gör...

ankara'da tanıştığım, bana yönelen nasıl buldun bakışlarına karşı biçare bir şekilde, iyiymiş dediğim, yer ile yeksan olan tansiyonumu sıfırlayan yemek.*
hiç benlik değil.
onca buğday, onca yoğurt, onca sarmısak ile aram hoş olamadı bir türlü.
üstüne servis edilecek tatlı varsa, ben onu alayım sadece.
devamını gör...

günlük harici içimi hunharca dökebileceğim cennet bahçesindeyim. içimde güzel şeyler yeşertiyo burası. açan ve yöneten, yazıp güzelleştiren herkese teşekkürler.
devamını gör...

beşiktaş sana yemin olsun, bitmeyecek sevdan, mezarımda bile! *
devamını gör...

genelde anne kedinin öğrettiği böcek yakalamak. vahşi genlerini sürdürmek görevleri yoksa hayatta kalamazlar.

t:her kedinin ebeveynleri veya dışardan bir etken ile öğrenmesi gereken şeyler
devamını gör...

sigarasini tüttürürken bir yandan piyano calmasina hasta oldugum rus muzisyen. bana cok cool gelen ender insanlardan biridir kendisi. wikipedia bilgisine gore 1984 dogumlu. piyano disinda gitar ve davul da caliyor. turkiye'de rusya'dan daha cok sevildigi soyleniyor ki istanbul, ankara, izmir, mersin ve bircok sehrimizde konserler vermis. ilgili muzisyenin de turkiye'ye karsi ekstra bir sempatisi varmis ama. bircok yazar arkadas gibi vals bestesini favorilerimin basinda geliyor.


carousel bestesi de bence valse kadar muthis bir parca. geceleri yildizlari izlemeyi seviyorsaniz, arka fonda su parcayi bir kere de olsa calin derim. verdigi his tek kelimeyle muhtesem...


eastern serenade kulturumuze ait ezgilerden olusan bir parca. ben oldukca sevdim, tavsiye edilir.


ekran bestesi cello, keman ve akordiyon uclusunden olusmus parca, daha agir tempoda, daha slow bir beste. en sevdiklerimin arasinda yer alir evet.


faulkner's sleep insani bambaska diyarlara goturen bir parca. ne zaman bunu dinlesem nedenini bilmeksizin gozumun onune sessiz sakin akip giden bir irmak gelir.


jane maryam en az vals kadar unlenmis bir diger beste. bu parcanin ritmini, kulakta biraktigi o tini asiri hosuma gidiyor. benim icin de en sevilenler arasinda...
devamını gör...

şakire çay yok cümlesi gibi güldürmeyen eylem.

bir ara türkiye'den avustralya'ya yerleşen birinin blog yazılarını, oradaki yaşantısını takip ediyordum.

bir gün elektrik kesintisi olacağı haber verilmiş, hem de epeyce gün (hatta yanlış hatırlamıyorsam birkaç hafta) önce. "şu gün şu saatte, şu kadar süreyle keseceğiz. eğer önemli işleriniz varsa jeneratör talep edebilirsiniz" gibisinden bir duyuru ile. olur ya; evden çalışan insanlar falan vardır. blog sahibi istememiş, yan komşusu istemiş. kesintiden önce gelip jeneratörü kurup gitmişler.

şimdi bunu niye anlatıyorum; insan yerine konmak, vatandaşa saygı duymak diye bir şeyler var. biz tadına pek bakamadık bunun. belli ki bizden sonraki gençler de ne olduğunu pek bilmeyecek. çok mu zordu tüm ülke için bunu istediğimizi anlamak? çok mu zordu böyle bir yaşam isteyenlere terörist demeden onlarla birlik olmak? halkın yarısı diğer yarısına düşmanken bundan sonra daha çooook "bize elektrik yok".

bu kesintileri de yapıp yapıp "bakın dünyada enerji krizi var, zamları da ondan yaptık" diye alakasız şekilde combo yapmazlarsa bir şey bilmiyorum.

hem diyelim ki enerji krizi var. sormazlar mı adama saçma sapan beton binalara yatırdığınız paraları niye güneşin, rüzgârın enerjisinden faydalanacağımız kullanışlı tesislere yatırmadınız zamanında diye? evet sormazlar ve siz de zaten buna güveniyorsunuz.
devamını gör...

acilen gelmesini istediğim özellik. sözlük kütüphanesinden ikinci kitabı talep ettim ama o da ne? sen istiyor kitap toplayacak 6000 karma dediler. şurda ne kalmış. yeneceğim seni istanbul. *
devamını gör...

üç bölümden oluşan hakan günday kitabı . çok başarılı bir kitaptır çıktığı günden beri bir çok insana ulaşmış üzerinde izler bırakmış bir kitaptır. hakan günday’ın ilk kitabıdır gençlik yıllarında yazmıştır . kitabı okurken hakan günday’ın gelişimini takip edebiliriz o yüzden. kitap asansör dördüncü katta durdu cümlesiyle başlar. hakan günday o dönemlerde bu cümleyi hangi amaçla yazdığını bilmediğini söylemiştir . sonralarda bir söyleşide asansör benim hayatımın dördüncü katındaymış belki de demiştir . kitap kendini kolay teslim etmeyen bir eserdir biraz sabretmek gerekir. kurgusu son derece başarılı olmasının yanında bu kitap bir soruyla ortaya çıkmıştır. hayattan zevk almayan varoluş amacını arayan iki insan neler yapar nasıl yaşar sorusunu okuruz . kitap hakkında alıntıları yazmaya kalksak yeni bir kitap ortaya çıkar. ben en sevdiğim alıntıyı buraya ekleyip gideyim . --- alıntı ---


bir buçuk ay boyunca sallandım. mürettebatla bir sorun yaşamadım. pek konuşmuyordum onlarla. vahşetlerini amerika'ya saklıyorlardı. yolculuğun tek heyecanı, aşçının yamağına sarkan birinin linciydi. adamı dövüp bir depoya kapattılar. tabii genç tecavüzcü yerde kıvranırken çevresinde oluşmuş ve tekme yağdıran zincirin halkalarından biri de bendim. yanımdakilerin omuzlarına tutunarak birkaç tekme de ben fırlattım, kendi kanında boğulmak için dua etmeye başlamış olan adamın kafasına. iki gün sonra unutuldu her şey. ve aşçı yamağının kalçaları başkalarının da ilgisini çekmeye başladı. bu sefer kimse linç girişiminde bulunmaya çalışmadı çünkü yamağı düzenlerin sayısı ahlakçılık oynayanlarınkini geçmişti. kanıksanmıştı çocuğun kalçalarının lezzeti. ama ilk hareketi yapıp dişleri paramparça olan adam, tabuyu yıkan kişi olarak, bütün insanların günahlarına karşılık çarmıha gerilmiş isa gibi, yolculuk boyunca hücresinde tutuldu.


--- alıntı ---
devamını gör...

kadına şiddet uygulayan erkek rezalet iğrenç bir insandır. erkeğe şiddet uygulayan kadın rezalet iğrenç bir insandır. şiddet rezalet bir olaydır. mecbur kalınca başvurulmalıdır. şiddetin her türlüsü vahim bir durumdur. bir insan sizden zayıfsa ona şiddet uygulamak insan olmamaktır canavarlaşmaktır.
devamını gör...

izleme okuma listem'e ilk eklediğim filmdir. yapılan yenilik tarafımdan hemen uygulamaya konuldu. çok da başarılı bulundu. kim düşünmüşse kendi adıma teşekkür ederim. memnunuz..

film ile ilgili gerekli bilgiler verilmiş. bana da biraz yorumlamak düşüyor.* film, gizem/korku/gerilim üçlemesinden ikisini yansıtmış ama korku duygusunu vermekte hafif kalmış. bu duyguyu yaşamak adına filmin yarısından sonra çok acayip şeyler bekledim. fakat ilerleyiş hep aynı seyirdeydi. yani beklediğim sahneler gelmedi aslında. ben bu filmde gerildim diyebilirim ama korktuğumu söyleyemem.
nicole kidman gizemli ve nevrotik halleriyle bu karaktere çok uygundu. işte tam anlamıyla 'o kadın' bu kadın olmalı diyebileceğiniz bir rol seçimi olmuş. çok doğru karar.

film 2001 yapımı, izlediğim çocuklar neredeyse benimle yaşıt. nichola karakterinin masumiyetine, korkudan ağız burun bükmesine 'ah yavrum kıyamam sana' diyerek karşılık verdim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel şu minnoş surat diyeceğim kişi şu an benimle yaşıt. film işte zaman ötesi saçma sapan şeyler yaşattırıyor. çocukluk fotoğrafına bakıp 'ağzını, burnunu yerim senin' diyen enterasan bir tipten bahsediyoruz, neyse çok uzattım burayı.*
sonunda bir dram var. bu trajik sonun en ağırını the orphanage de yaşamıştım. korku filminde bir ilk yaşanmış, gözümden yaşlar akıtmıştım. hikayede anne- çocuk ilişkisi baskın olunca direkt çağrışım yaptı. korku duygusunu baskın hissetmek istiyorsanız izleyebilirsiz. yok ben aynı ilerlemede gerilmek istiyorum derseniz bu film sizin için çok uygun olabilir.
sonunda ağlamadık ama afalladık..
devamını gör...

doğan cüceloğlu'nun yazdığı içimizdeki çocuk adlı kitabı tanıtırken iç çocuk terimini de açıklamıştım [#1441909]. inner child yani içimizdeki çocuk, saf, meraklı, tutkulu, sınır tanımayan ve sabırsız tarafımızdı. bu tarafımızla sağlıklı iletişim kurduğumuzda dengeli ve hayata umutla bakan bireyler olurken, içimizdeki ana-baba ile iç çocuk çatıştığında mutsuz, huzursuz, karamsar ve şikayetçi kişilere dönüşüyorduk. bu yüzden, içimizdeki baskın taraf olan ana-baba'nın, iç çocuğu anlamaya ve orta yolu bulmaya çalışması oldukça önemliydi.

kim taehyung, 2020 yılında, psikolojideki iç çocuk teriminden esinlenerek inner child adlı bir şarkı yazıp seslendirdi (map of the soul: 7 albümünde bulunuyor). bu şarkıda, içindeki çocuğa seslenirken, onu tüm dikenlerine rağmen seveceğini ve eski benliğinin sahip olduğu gözlerindeki ışıltıyı hala sürdürdüğünü belirtmeyi de ihmal etmedi.

tomurcuk açan gülü çevreleyen dikenleri
kollarımda sarmak istiyorum
.

bu sözler, içimizdeki çocuk'u anlayabilmemiz için önem taşıyor. iç çocuğumuz sabırsız ve sınırsız olduğu için içimizdeki ana baba tarafından gülü çevreleyen diken olarak görülebiliyor. iç ana baba, iç çocuğu yargılayıp sınırlamaya çalışıyor. yani sağlıksız bireylerde böyle gelişiyor. lakin bir kez o dikenleri sarmak, kucaklamak isteyen kişi, iç çocuğuna zor da olsa şefkat duymak ve onu anlamak için ilk adımı atmış oluyor.

bu akşam ellerimi uzatsam
tutabilir misin?


ve şu sözle bitiriyor: biz, değişeceğiz.

inner child
inner child (tr altyazılı)
devamını gör...

az yazmayı havalı zanneden iticilik gibi safsatadır.
ben ayı gibi yazan biri olarak her kakaya fikri olan bir insanım.
çok konuşurum boş konuşurum sözlükte de aynıyım.
yazmak lazım o yüzden.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim