sterlin
ingiliz sterlini dünya'da halen kullanılmakta olan en eski para birimidir. etimolojik olarak küçük bir norman parasına dayanır. normanlar, günümüz ingiltere topraklarını 1066 yılında fethetmiş, frenk ve iskandinav karışımı bir halktır. bu norman egemenliği, ingiltere tarihi açısından da önemlidir.
kelimenin oluşumu hakkında; küçültme eki -ling ile norman parasına şeklen benzemesi sebebiyle steorra, yıldız kelimesinin birleşiminden oluştuğu fikri mevcut. başka bir teoriye göre de köken saksonlara, 5. ve 6. yüzyılın ingiltere sakinlerine dayandırılıyor. terlin adını verdikleri sakson paralarının 240 tanesi, gümüş bir sterline tekabül ediyordu. (bunun hakkında bir başka kaynakta da, britannica ansiklopedisine göre norman'lardan önce, bir cermen halkı olan anglosaksonlar'ın paralarına sterling dedikleri, pound kelimesini de bu paraların ağırlığından geldiği yazıyor.)
bir başka düşünce ise hansa birliği dökümanlarından geliyor ve diyor ki baltık denizi'nin almanca karşılığı ost see'dir ve burada ticaret yapan tüccarlara verilen isim de österlings veya easterlings idi. paranın isminin de buradan evrildiği düşünülebilir.
ilk kez milattan sonra 800'lü yıllarda ortaya çıkan sterlin günümüze kadar gelerek dünyada hala kullanılan en eski para birimi olmaktadır.
kelimenin oluşumu hakkında; küçültme eki -ling ile norman parasına şeklen benzemesi sebebiyle steorra, yıldız kelimesinin birleşiminden oluştuğu fikri mevcut. başka bir teoriye göre de köken saksonlara, 5. ve 6. yüzyılın ingiltere sakinlerine dayandırılıyor. terlin adını verdikleri sakson paralarının 240 tanesi, gümüş bir sterline tekabül ediyordu. (bunun hakkında bir başka kaynakta da, britannica ansiklopedisine göre norman'lardan önce, bir cermen halkı olan anglosaksonlar'ın paralarına sterling dedikleri, pound kelimesini de bu paraların ağırlığından geldiği yazıyor.)
bir başka düşünce ise hansa birliği dökümanlarından geliyor ve diyor ki baltık denizi'nin almanca karşılığı ost see'dir ve burada ticaret yapan tüccarlara verilen isim de österlings veya easterlings idi. paranın isminin de buradan evrildiği düşünülebilir.
ilk kez milattan sonra 800'lü yıllarda ortaya çıkan sterlin günümüze kadar gelerek dünyada hala kullanılan en eski para birimi olmaktadır.
devamını gör...
kafa izninden dönenlerin sözlüğe ne oldu şaşkınlığı
devamını gör...
eski sevgiliden geriye kalanlar
bir daha kimseleri sevmeyeceğime, kimseler tarafından da sevilmeyeceğime dair güçlü bir duygu bıraktı bende.
devamını gör...
hasan ferit gedik
29 eylül 2013'te maltepe gülsuyu'nda uyuşturucu karşıtı eylem sırasında polis tarafından dinlendiği, takip edildiği, onlarca suçtan arandığı ortaya çıkan çeteciler tarafından katledildi 21 yaşındayken hasan ferit gedik. koskoca eylem, polis takibi(!), grubun üzerine açılan ateş... hepiniz oradaydınız!
devamını gör...
drau faciası
1945 yılında meydana gelen, sovyetlerin kafkasları yurtlarından edip 6000 kadarının intihar etmesine yol açtığı bir katliamdır. 3000 kafkas drau nehri'ne atlayarak intihar etmiştir. 3000'ini ise kızılcık nehri'ne atlamıştır.
••
bazı kaynaklarda olay şöyle geçiyor; mavi alay adı verilen ve 8000 kırım türk'ünün oluşturduğu bir grup vardır. bu grup ülkelerinden çıkarılır, sürgüne yollanırlar. 3000 kırım türk'ü akıllarındaki "kızlarımızın ırzına geçerler, erkeklerimizi deşerler, çocuklarımızı öldürürler" düşüncesiyle kızılcık nehri'ne atlar. kalan 5000 kişinin 3000'ini de aynı düşünceyle kendini drau nehri'nin sularına bırakır. kalanlarda sınırda sovyet askerleri tarafından kurşundan geçirilir.
magazin rivayetlerine göre bu faciadan sağ kurtulan bir kişi tek vardır; türk olduğu sanılan askerlerden birinin âşık olup ölmesine gün yumamadığı ayşe adındaki bir kırım kadını. ne kadar doğru allah bilir ama rivayetler bu yönde. eğer olayla ilgili bilgiyi kitaptan öğrenmek istiyorsanız zülfü livaneli'nin serenad'ını okuyabilirsiniz. bu kitapta söylenene göre 2000 kırım türk'ünü sınırda kurşuna dizen askerler türk askerleridir.
(bkz: zülfü livaneli)
(bkz: drau nehri)
(bkz: kızılcık nehri)
(bkz: drau katliamı)
••
bazı kaynaklarda olay şöyle geçiyor; mavi alay adı verilen ve 8000 kırım türk'ünün oluşturduğu bir grup vardır. bu grup ülkelerinden çıkarılır, sürgüne yollanırlar. 3000 kırım türk'ü akıllarındaki "kızlarımızın ırzına geçerler, erkeklerimizi deşerler, çocuklarımızı öldürürler" düşüncesiyle kızılcık nehri'ne atlar. kalan 5000 kişinin 3000'ini de aynı düşünceyle kendini drau nehri'nin sularına bırakır. kalanlarda sınırda sovyet askerleri tarafından kurşundan geçirilir.
magazin rivayetlerine göre bu faciadan sağ kurtulan bir kişi tek vardır; türk olduğu sanılan askerlerden birinin âşık olup ölmesine gün yumamadığı ayşe adındaki bir kırım kadını. ne kadar doğru allah bilir ama rivayetler bu yönde. eğer olayla ilgili bilgiyi kitaptan öğrenmek istiyorsanız zülfü livaneli'nin serenad'ını okuyabilirsiniz. bu kitapta söylenene göre 2000 kırım türk'ünü sınırda kurşuna dizen askerler türk askerleridir.
(bkz: zülfü livaneli)
(bkz: drau nehri)
(bkz: kızılcık nehri)
(bkz: drau katliamı)
devamını gör...
dayak yiyen bir insana yardım eder misin sorunsalı
olaya sonradan müdahil olanlar genelde suçlu bulunuyor. "o benim kocam, sever de döver de sana ne?" diyebilen insanların olduğu bu ülkede kimseye yardım etmemek lazım bence. durduk yere insanlardan laf işitmeye niyetim olmadığından müdahale etmem, kolluk kuvvetlerine haber veririm.
devamını gör...
mescid-i aksa
sanıldığı gibi sadece müslümanlarca değil üç hakiki dince de kutsal sayılan kudüs'ün en değerli simgesidir...
onu zeytin tepesinden seyrederken:
yıkılasın israil enkazını göreyim
sana devlet diyenin
yüzüne tüküreyim!..
dizeleri, dilinizden dökülüverir...
onu zeytin tepesinden seyrederken:
yıkılasın israil enkazını göreyim
sana devlet diyenin
yüzüne tüküreyim!..
dizeleri, dilinizden dökülüverir...
devamını gör...
arsenal
1886 yılında londra'nın kuzeyinde bir semtte kurulan futbol takımıdır. lakapları the gunners ve the red army dir. renkleri kırmızı beyazdır.
stadyumları devasa büyüklükte ve güzellikte olan emirates stadyumudur. bu stadyum ayrıca old trafford ve wembley stadyumundan sonra ingiltere'nin en büyük stadyumudur. 60 bin kapasitesi vardır.
günümüzde eski günlerini aramalarına rağmen arsenal, ingiltere'nin en büyük futbol kulüplerinden birisidir. kulübün 13 lig şampiyonluğu 14 fa cup şampiyonluğu vardır.
yeni futbol seyircisine ve hayranlarına garip gelebilir ama kulüp ingiltere'de en fazla lider kalan takımdır. ayrıca namağlup şampiyon olmayı başaran tek takımdır. en efsane günlerini efsane hocaları arsene wenger zamanında yaşamışlardır. bir ara çok güçlü ve çok efsane bir kadroya sahiptiler. bazı futbolseverler tarafından tarihi en iyi kadrolarından biri olarak gösteriliyor. o kadro zaten daha sonrasında namağlup şampiyon olmuştu.
o efsane kadro şu şekildeydi.
kalede efsane kaleci lehmann vardı. geri dörtlüde lauren, kolo toure , sol campbell, ashley cole bulunuyordu. orta dörtlüde ise fredrik ljungberg, gilberto silva, patrick vieira, robert pirès bulunuyordu. yazarken kendimden geçtim. ileri ikili ise yine yazarken kendimden geçeceğim thierry henry ve dennis bergkamp ikilisinden oluşuyordu. bu kadro teknik direktör arsene wenger ile beraber efsaneler yaratmıştı. tabii sadece kadro değil o dönem güçlü yedekleri sayesinde bu başarıyı yakalamışlardı. premier ligte böyle bir başarı için güçlü bir kulübeniz olması gerekiyor sadece on bir oyuncuyla olmaz.
bu efsane kadronun arsenal tarihinde yeri çok büyük olduğu için bahsetmeden geçmeyeyim dedim.
kulübün taraftarlarına gelecek olursak son derece bağlı bir taraftar grubuna sahipler. özellikle arsenal gibi son zamanlarda insana sinir krizi geçirten bir camiaya aşıksanız bağlı bir taraftar olmalısınız. şu an gerçekten çok kötü durumdalar. sabır diliyorum arsenal taraftarına.
bu taraftar grubunun en büyük düşmanı başka bir londra takımı olan tottenham hotspur'dur. bu iki takımın arasında oynanan maçlar kuzey londra derbisi olarak geçmektedir. güzel bir kapışma şahsen seviyorum.
günümüze geldiğimizde ise bu şaşalı ve efsane takım rezalet bir durumda. premier ligte düşme hattındalar ve ilk üç maç rezalet sonuçlar aldılar. takımın başında eski oyuncuları arteta bulunuyor ve kovulmaya çok yakın durumda. rezalet bir yapılanma ve rezalet bir oyuncu grubuna sahipler. maçlarını izliyorum ve bir sürü genç oyuncu oynatmaya çalışıyorlar. gerçekten durumlarına üzülüyorum. ingiltere basınında artetanın kovulacağı ve yerine conte'nin geleceği konuşuluyordu. umarım öyle bir şey gerçekleşir ve conte hoca bu takımı eski hallerine döndürür.
hem çok zengin olup hem bu kadar başarısız olmaları kötü bir yapılanmanın ve kötü bir yönetimin göstergesi. umarım eski zamanlarına dönerler.
stadyumları devasa büyüklükte ve güzellikte olan emirates stadyumudur. bu stadyum ayrıca old trafford ve wembley stadyumundan sonra ingiltere'nin en büyük stadyumudur. 60 bin kapasitesi vardır.
günümüzde eski günlerini aramalarına rağmen arsenal, ingiltere'nin en büyük futbol kulüplerinden birisidir. kulübün 13 lig şampiyonluğu 14 fa cup şampiyonluğu vardır.
yeni futbol seyircisine ve hayranlarına garip gelebilir ama kulüp ingiltere'de en fazla lider kalan takımdır. ayrıca namağlup şampiyon olmayı başaran tek takımdır. en efsane günlerini efsane hocaları arsene wenger zamanında yaşamışlardır. bir ara çok güçlü ve çok efsane bir kadroya sahiptiler. bazı futbolseverler tarafından tarihi en iyi kadrolarından biri olarak gösteriliyor. o kadro zaten daha sonrasında namağlup şampiyon olmuştu.
o efsane kadro şu şekildeydi.
kalede efsane kaleci lehmann vardı. geri dörtlüde lauren, kolo toure , sol campbell, ashley cole bulunuyordu. orta dörtlüde ise fredrik ljungberg, gilberto silva, patrick vieira, robert pirès bulunuyordu. yazarken kendimden geçtim. ileri ikili ise yine yazarken kendimden geçeceğim thierry henry ve dennis bergkamp ikilisinden oluşuyordu. bu kadro teknik direktör arsene wenger ile beraber efsaneler yaratmıştı. tabii sadece kadro değil o dönem güçlü yedekleri sayesinde bu başarıyı yakalamışlardı. premier ligte böyle bir başarı için güçlü bir kulübeniz olması gerekiyor sadece on bir oyuncuyla olmaz.
bu efsane kadronun arsenal tarihinde yeri çok büyük olduğu için bahsetmeden geçmeyeyim dedim.
kulübün taraftarlarına gelecek olursak son derece bağlı bir taraftar grubuna sahipler. özellikle arsenal gibi son zamanlarda insana sinir krizi geçirten bir camiaya aşıksanız bağlı bir taraftar olmalısınız. şu an gerçekten çok kötü durumdalar. sabır diliyorum arsenal taraftarına.
bu taraftar grubunun en büyük düşmanı başka bir londra takımı olan tottenham hotspur'dur. bu iki takımın arasında oynanan maçlar kuzey londra derbisi olarak geçmektedir. güzel bir kapışma şahsen seviyorum.
günümüze geldiğimizde ise bu şaşalı ve efsane takım rezalet bir durumda. premier ligte düşme hattındalar ve ilk üç maç rezalet sonuçlar aldılar. takımın başında eski oyuncuları arteta bulunuyor ve kovulmaya çok yakın durumda. rezalet bir yapılanma ve rezalet bir oyuncu grubuna sahipler. maçlarını izliyorum ve bir sürü genç oyuncu oynatmaya çalışıyorlar. gerçekten durumlarına üzülüyorum. ingiltere basınında artetanın kovulacağı ve yerine conte'nin geleceği konuşuluyordu. umarım öyle bir şey gerçekleşir ve conte hoca bu takımı eski hallerine döndürür.
hem çok zengin olup hem bu kadar başarısız olmaları kötü bir yapılanmanın ve kötü bir yönetimin göstergesi. umarım eski zamanlarına dönerler.
devamını gör...
septimius severus
eski roma imparatoru. ayrıca adıyaman kahta’da bulunan tarihi cendere köprüsü’nün de diğer adıdır.
devamını gör...
indirgemecilik
bağlamsızlaştırarak üç tane kavram seçelim: monizm (tekçilik), düalizm (ikicilik) ve de "aradaklık" (morfolojikman aykırılık içerse de, başka dilde - meselâ, ingilizce the in-between, in-betweenness - düşünerek türkçeye uyarladım). bağlamsızlaştırma derken bu kavramların geleneksel olarak imlediği şeyleri yoksaymayı anlıyorum. meselâ, plotinus'un her şeyi bir'e indirgeyen, bâzı islâmî düşünürlerin evreni vahdete "çöktüren" monistik yaklaşımlarını; descartes'ın düşünsel töz ile maddî töz arasında çizdiği katı düalistik sınırı unutun unutmasına ama emplike edilen düşünsel işlemi aklınızda tutun.
şimdi, indirgemeci yaklaşım aşağı yukarı monistiktir: gündelik olarak ayrı oldukları farzedilen iki şeyden birini diğerine indirgeyerek, yâni birinin işleyişinin diğerinin işleyişiyle büsbütün yahut önemli bir kısmıyla açıklanacağını öne sürer. bilinç, nörolojik birtakım süreçlere indirgenebilir, örneğin, bu görüşe göre. ortodoks marksizmin ekonomik belirlenimcilik tezini de analım: bütün toplumsal süreçler, her ama her unsuruyla, ekonomik altyapının yansımalarıdır.
bu bağlamda, düalistik yaklaşım da sorunludur: katı bir çizgi çekilir birbiriyle pekâlâ ilişkilendirilebilir iki öğe arasına... biraz (ortodoksal) dinî bir düşünüş şeklidir. madde ve ruh arasındaki katı ayrılığı düşünün. en basit, popüler (halkî) argümanlarda ruhun ölmezliği tezi buradan türetilir.
öte yandan, aradalık, - hafif bi' kelime oyunuyla - arada durmak daha zordur. zira burada, ara'da, iki unsur ne birbirine indirgenir ne de birbirini karşılıklı olarak izah etmelerinden vazgeçilir. biri diğerinin belirlenimlerini aşar ve onları içerir ama bu demek değildir ki bu aşmış unsur aştığına indirgenebilir. ne de aşılan unsur onu aşana geri döndürülemezcesine kollapse edilir; çünkü her ikisinin ayrı hüviyet ve mahiyeti vardır, elbette birbiriyle özsel olarak tesis ettikleri ilişkisellikleri de.
meselâ, elbette ki ruh diye bir şey vardır, fakat ruh, bedenin eskpresivitesinden, beden "sahib"inin nevi şahsına münhasır şekilde kendini bedenen dışavurum şeklinden ibârettir; madde dışı bir şey değildir, bedenin kendini özel bir şekilde ifâde ediş tarzıdır. bu hâliyle de tabiî ki sonludur, son'u gelir, yok olur gider. ancak ne ruh doğrudan bedene indirgenebilir, ne de beden ruh karşısında mânâsız bir et parçası olarak alınabilir.
hep arada durun ama orta yolcu da olmayın tabiî.
şimdi, indirgemeci yaklaşım aşağı yukarı monistiktir: gündelik olarak ayrı oldukları farzedilen iki şeyden birini diğerine indirgeyerek, yâni birinin işleyişinin diğerinin işleyişiyle büsbütün yahut önemli bir kısmıyla açıklanacağını öne sürer. bilinç, nörolojik birtakım süreçlere indirgenebilir, örneğin, bu görüşe göre. ortodoks marksizmin ekonomik belirlenimcilik tezini de analım: bütün toplumsal süreçler, her ama her unsuruyla, ekonomik altyapının yansımalarıdır.
bu bağlamda, düalistik yaklaşım da sorunludur: katı bir çizgi çekilir birbiriyle pekâlâ ilişkilendirilebilir iki öğe arasına... biraz (ortodoksal) dinî bir düşünüş şeklidir. madde ve ruh arasındaki katı ayrılığı düşünün. en basit, popüler (halkî) argümanlarda ruhun ölmezliği tezi buradan türetilir.
öte yandan, aradalık, - hafif bi' kelime oyunuyla - arada durmak daha zordur. zira burada, ara'da, iki unsur ne birbirine indirgenir ne de birbirini karşılıklı olarak izah etmelerinden vazgeçilir. biri diğerinin belirlenimlerini aşar ve onları içerir ama bu demek değildir ki bu aşmış unsur aştığına indirgenebilir. ne de aşılan unsur onu aşana geri döndürülemezcesine kollapse edilir; çünkü her ikisinin ayrı hüviyet ve mahiyeti vardır, elbette birbiriyle özsel olarak tesis ettikleri ilişkisellikleri de.
meselâ, elbette ki ruh diye bir şey vardır, fakat ruh, bedenin eskpresivitesinden, beden "sahib"inin nevi şahsına münhasır şekilde kendini bedenen dışavurum şeklinden ibârettir; madde dışı bir şey değildir, bedenin kendini özel bir şekilde ifâde ediş tarzıdır. bu hâliyle de tabiî ki sonludur, son'u gelir, yok olur gider. ancak ne ruh doğrudan bedene indirgenebilir, ne de beden ruh karşısında mânâsız bir et parçası olarak alınabilir.
hep arada durun ama orta yolcu da olmayın tabiî.
devamını gör...
the office
izlemeye yeni yeni başladığım ve dördüncü sezona geçtiğim dizi. günlerimi eğlenceli geçirmemi sağlıyo evet ama bazı bölümlerde hüznü de tadıyosun. bir kaç bölümden fazlasını bir günde izlemiyorum. dizi kamera nasıl bir karakter olurun adeta örneği. michael seninle ortak yanlarımız var, seni hem seviyorum hem de eh ama bunu da yapma diyorum utanç duyuyorum ama gülüyorum da... geçen gün mutfakta tost makinesini alırken önünde olan eşyalar, alttakı örtüden kaya kaya öne gelmiş. o sırada tostun iç malzemelerini hazırlıyodum. yanımda da annem vardı. onlar tam düşeceği an öyle bi koşmuştu ki tutmak için buna normalde gülerim ama kısa sürer. zihnimde dizinin kamera hareketleri işte yüze yapılan zoomlar belirdi anlık ofisin mutfağında bi bölüm çekmişim gibi dakikalarca güldüm. güldüm de bi kendim güldüm. sonra da gerçekliğe döndüm, paşa paşa yaptım yedik tostu. ha gün içinde gülmeye de devam ettim o ayrı. kadına anlatsam izlemeden tam olarak da anlamaz.
velhasıl sanki o ofistesin ve o ofistekiler senin evinde. bitmesini hiç istemeyerek izlemeye devam.
velhasıl sanki o ofistesin ve o ofistekiler senin evinde. bitmesini hiç istemeyerek izlemeye devam.
devamını gör...
milli cinayet koleksiyonu
zaten şanslı biri de olmayan, filmleri iş yapmayan onur ünlü’nün 10 filmden oluşmasını planladığı film serisidir.
serinin ilk filmi senaryosunu da onur ünlü’nün yazdığı polis’tir ve başrolünde musa rami rolü ile bence harikalar yaratmış olan haluk bilginer ve girdiği her rolün hakkını bir şekilde veren özgü namal oynarken ragıp savaş, settar tanrıöğen ve sermiyan midyat da filme renk katmıştır. kendinden kırk yaş küçük bir kıza aşık olan, mafya işe uğraşan ve bir de yıkımına neden olan bir haberle uğraşan bir cinayet masası polisinin hikayesidir film.

ikinci film yine senaryosunu onur ünlünün yazdığı ve başrollerinde selçuk yöntem, bülent emin yarar ve ezgi mola’nın oynadığı celal tan ve ailesinin aşırı acıklı hikayesi isimli filmdir. bu filmde de eşinin ölümünden sonra kendisinden çok genç bir kadınla evlenen ve hayatı alt üst olan bir adamın ve ailesinin öyküsünü izliyoruz.

serinin üçüncü filmi yine onur ünlü senaristliğindeki itirazım var. bu filmde başrolde müthiş bir iş çıkaran serkan keskin, hazal kaya, öner erkan, büşra pekin, osman sonant ve umut kurt yer alırken senaryoya katkıda da bulunan sırrı süreyya önder de bir rol oynamıştır. film görevli olduğu camii de işlenen cinayet sonrası hayatı karman çorman olan saz üstadı ve boksör bir imamın tuhaf hikayesini anlatmakta.

filmin dördüncü filmi ise alışkanlık olduğu üzere onur ünlü’nün yazdığı aşkın gören gözlere ihtiyacı yok’tur. bu filmde başrollerde demet evgar ve fatih artman oynamaktadır. bir hastalık neticesinde iki ay içinde kör olacağını öğrenen bir dedektifin etrafında kendisi gibi olan insanlarla yaşadığı ilişkileri anlatan bir filmdir.

onur ünlü’nün çektiği ama gösterime sokmadığı kırık kalpler bankası filminin ise seriye dahil olup olmadığını bilmiyorum. ama serinin devamın dört gözle bekliyorum.
serinin ilk filmi senaryosunu da onur ünlü’nün yazdığı polis’tir ve başrolünde musa rami rolü ile bence harikalar yaratmış olan haluk bilginer ve girdiği her rolün hakkını bir şekilde veren özgü namal oynarken ragıp savaş, settar tanrıöğen ve sermiyan midyat da filme renk katmıştır. kendinden kırk yaş küçük bir kıza aşık olan, mafya işe uğraşan ve bir de yıkımına neden olan bir haberle uğraşan bir cinayet masası polisinin hikayesidir film.

ikinci film yine senaryosunu onur ünlünün yazdığı ve başrollerinde selçuk yöntem, bülent emin yarar ve ezgi mola’nın oynadığı celal tan ve ailesinin aşırı acıklı hikayesi isimli filmdir. bu filmde de eşinin ölümünden sonra kendisinden çok genç bir kadınla evlenen ve hayatı alt üst olan bir adamın ve ailesinin öyküsünü izliyoruz.

serinin üçüncü filmi yine onur ünlü senaristliğindeki itirazım var. bu filmde başrolde müthiş bir iş çıkaran serkan keskin, hazal kaya, öner erkan, büşra pekin, osman sonant ve umut kurt yer alırken senaryoya katkıda da bulunan sırrı süreyya önder de bir rol oynamıştır. film görevli olduğu camii de işlenen cinayet sonrası hayatı karman çorman olan saz üstadı ve boksör bir imamın tuhaf hikayesini anlatmakta.

filmin dördüncü filmi ise alışkanlık olduğu üzere onur ünlü’nün yazdığı aşkın gören gözlere ihtiyacı yok’tur. bu filmde başrollerde demet evgar ve fatih artman oynamaktadır. bir hastalık neticesinde iki ay içinde kör olacağını öğrenen bir dedektifin etrafında kendisi gibi olan insanlarla yaşadığı ilişkileri anlatan bir filmdir.

onur ünlü’nün çektiği ama gösterime sokmadığı kırık kalpler bankası filminin ise seriye dahil olup olmadığını bilmiyorum. ama serinin devamın dört gözle bekliyorum.
devamını gör...
normal sözlük'teki kaos ortamı
eleştiri kaldıramayan 5 yaşındaki yazarlar birbirine giriyor bazen.çayımı çekirdeğimi alıp izliyorum. kaos severiz.
devamını gör...
musicbuddy
kişilerin sevdiği müzikleri paylaştığı, aynı/farklı müzik zevkine sahip insanların oluşturduğu ilişkidir.
ben de tek tek yazmaktan yoruldum turuncudan. başlık açmak istedim. benimle müzikbadi olmak isteyenlere başlığım açıktır. tür farketmez sevdiğiniz, az bilinen müziklerimizi paylaşalım. hepinize şimdiden teşekkürler.
ben de tek tek yazmaktan yoruldum turuncudan. başlık açmak istedim. benimle müzikbadi olmak isteyenlere başlığım açıktır. tür farketmez sevdiğiniz, az bilinen müziklerimizi paylaşalım. hepinize şimdiden teşekkürler.
devamını gör...
kitap okumayanları küçümseyen insan
okuduğu kitapları boşuna okumuştur dediğim insan. istersen filozof atakan ol, bu sana hiçbir zaman hiçbir kimseyi küçümseme hakkı vermeyecek.
devamını gör...
günün şiiri
devamını gör...
cumhurbaşkanı'nın marmaris'te de çay dağıtması
artık insanlarla alenen dalga geciyordur. baska açıklaması yok saka mi bu ya millet yanmış doga gitmiş evler yaralananlar ölenler ya arkadaş dünyada örneği yemin ediyorum yok en afedersiniz boktan ülkede bile istifalar gelirdi ederdi bizde hic bir şey olmamış gibi devam ediyor duvarları yumruklayacagim sinirden biz nasıl bir döneme denk geldik kabus gibi ya.
devamını gör...
antisemitizm
yahudi dinine, ırkına ve soyuna karşı duyulan düşmanlık anlamına gelir. nazi almanyası'nda bu düşmanlık, fikirlerle kalmamış icraat yapılarak holocostlarda sabun yapılmıştır.
devamını gör...
