polisiye dizi önerisi
devamını gör...
yabancı kadınlara gösterdiği nezaketi kendi eşine göstermeyen ilk insan
kendisine derhal yatak orucu verilmesi gerekir. ilkel tarım aracı kılıklı herif seni.
devamını gör...
bekaretin hala bir sorun olabilmesi
bu gibi konular kimseyi ilgilendirmez. sorun etmek isteyen sorun eder ve kendi de o şekilde yaşar. sorun etmeyen de etmez. herkes kendi bilir. kimseyi aşağılamayın, siz önem vermiyorsunuz diye bir üstünlüğünüz yok. tamamen sizin tercihinizdir ve kimseyi ilgilendirmez. tıpkı önem verenlerin de kimseyi aşağılamaması gerektiği gibi.
devamını gör...
yeşilay
yedam isimli danışmanlık merkezleri mevcuttur. çeşitli bağımlılıklarla mücadele için ücretsiz sosyal ve psikolojik destek sağlamaktadır.
şu sıralar "gençlerin gözünden uyuşturucu madde bağımlılığı" konulu sağlıklı fikirler kısa film yarışması düzenlemiştir. 15.000 tl ye varan ödüller varimiş. son başvuru 31 aralık imiş. başvuru için
şu sıralar "gençlerin gözünden uyuşturucu madde bağımlılığı" konulu sağlıklı fikirler kısa film yarışması düzenlemiştir. 15.000 tl ye varan ödüller varimiş. son başvuru 31 aralık imiş. başvuru için
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
sonsuzluk mavi gökyüzü
bütün sevinçlerim bahar
hırçın bir rüzgârda uçuşan
hayallerime el sallar
sensiz kalmadım hiç
her uçuşan masal
seni hatırlatır
şarkılar söyleyen rüzgâr.
bütün sevinçlerim bahar
hırçın bir rüzgârda uçuşan
hayallerime el sallar
sensiz kalmadım hiç
her uçuşan masal
seni hatırlatır
şarkılar söyleyen rüzgâr.
devamını gör...
deniz üstü köpürür
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
enstrumantal parcalari seviyorsaniz mutlaka dinleyin derim...
devamını gör...
istanbul
devamını gör...
hurafe olaylar
1) gece tırnak kesilmezmiş (nedenini bilmiyorum).
2) evde at nalı bulunması uğursuzlukları kovarmış.
3) muska takmak kötülüklerden korurmuş.
4) makas ve bıçak gibi kesici aletler elden ele geçerse küslük getirirmiş.
5) yıldız kayarken dilek tutulursa mutlaka gerçekleşirmiş.
6) kafaya kuş pislemesi şans getirirmiş.
7) önünüzden kara kedi geçmesi uğursuzluk getirirmiş.
tanım: değişik batıl inançları paylaştığımız başlık.
2) evde at nalı bulunması uğursuzlukları kovarmış.
3) muska takmak kötülüklerden korurmuş.
4) makas ve bıçak gibi kesici aletler elden ele geçerse küslük getirirmiş.
5) yıldız kayarken dilek tutulursa mutlaka gerçekleşirmiş.
6) kafaya kuş pislemesi şans getirirmiş.
7) önünüzden kara kedi geçmesi uğursuzluk getirirmiş.
tanım: değişik batıl inançları paylaştığımız başlık.
devamını gör...
yürüyen köşk
yürüyen köşk,mustafa kemal atatürk 'ün 1929 yılında ikamet etmesi için yalova sahilinde yapılan, iskelesi olan iki katlı ve ahşap , tarihi dokulardan biridir.
1930 yılında köşke giden atatürk 'e oradaki çalışanlar ,köşk ün yanında bulunan tarihi çınar ağacının çatıya zarar verdiğini ve dallarının kesilmesini iletmiş, izin istemişlerdir. doğa ve ağaç sevgisi olan mustafa kemal atatürk , " dal kesilmeyecek köşk kaydırılacaktır" emrini vermiş ve bunun üzerine bir çalışma başlatılmıştır.
istanbul dan getirilen tramvay raylı sistemi kurulmuş ve köşk 4,8 metre kaydırılmıştır. o günden sonra köşkün adı "yürüyen köşk" olmuştur.
şahane manzarası ve oldukça nezih bir ortamı olan tarihi köşk ata'mızın evi , yalova da gezip görülecek yerler arasındadır.
yürüyen köşk
1930 yılında köşke giden atatürk 'e oradaki çalışanlar ,köşk ün yanında bulunan tarihi çınar ağacının çatıya zarar verdiğini ve dallarının kesilmesini iletmiş, izin istemişlerdir. doğa ve ağaç sevgisi olan mustafa kemal atatürk , " dal kesilmeyecek köşk kaydırılacaktır" emrini vermiş ve bunun üzerine bir çalışma başlatılmıştır.
istanbul dan getirilen tramvay raylı sistemi kurulmuş ve köşk 4,8 metre kaydırılmıştır. o günden sonra köşkün adı "yürüyen köşk" olmuştur.
şahane manzarası ve oldukça nezih bir ortamı olan tarihi köşk ata'mızın evi , yalova da gezip görülecek yerler arasındadır.
yürüyen köşk
devamını gör...
pentagram
türk heavy metal grubu.
en sevdiğim parçaları aşağıdadır.
en sevdiğim parçaları aşağıdadır.
devamını gör...
mihail baktin
mikhail mihayiloviç baktin ya da bakhtin. rus edebiyat kuramcısı.
dostoyevski romanına yönelik yaptığı saptamalar ve edebiyat teorisini temelinden sarsan, değiştiren kavramlarıyla tanınır. karnavalesk, bahtin'in kavramları dendiğinde ilk akla gelenlerdendir desek, yanılmayız; kutsalın baş aşağı çevrildiği, geleneklerden sapıldığı ve sınıfların birbirlerine karıştığı bu imgelem, bahtin'in okumaları için fazlasıyla özeldir; günlük hayatın ters yüz edildiği ve diyonizyak bir coşkunun, esrimenin kol gezdiği edebi metinleri bahtin, karnavalesk perspektifinde inceler. j. k. huysmans'ın la-bas adlı romanı, bu kavramın vücuda geldiği eserlerden biri olmak için fazlasıyla yeterli bir örnektir.
diyalojizm ise bahtin'in bir diğer önemli kavramıdır ki, bu kavramı bahtin, dostoyevski romanları aracılığı ile ele almıştır; diyalojik yaklaşıma göre her karakterin kendine yönelik bir sesi ve çıkarımları vardır, bunlar yazarın hayat görüşüyle, ve romanın ana karakterinin inançları ile ters düşebilir; yazar bu görüşleri eşitmişçesine aktarır ve böylelikle kahramanları arasında diyaloga dayalı bir ilişki kurarak aynı anda da kendisini otoritesinden soyutlar. diyalojizmin örneklerini, doğal olarak dostoyevski'nin bir çok romanında, ursula k. le guin kitaplarında, shakespeare'de bulabiliriz.
grotesk, kendisinin bir diğer önemli kavramıdır. grotesk beden ile edebiyatın geneline hakim olan bir beden imgesini kategorize eder bakhtin, yaşlıların pörsümüş bedenlerinin anlatıları, karnaval sırasındaki aşırı yemek ve içki tüketimi sonucu oluşan şişkinlikler ve ödemler, geğirtiler, dışkılamalar ve şişman bedenler, bakhtin'in grotesk anlatısında kendilerine yer bulurlar. françois rabelais'nin çalışmaları bu kavramın öne sürülmesinde bahtin'e ilham olmuştur. rabelais insanların siyasi çatışmalarını anatomi ile bağdaştırmış, bakhtin ise bunun izini sürmüştür diyebiliriz.
george r. r. martin'in romanlarında tarif edilen düğün ve eğlenceler, groteskin örnekleri açısından incelenebilir, hatta bunların game of thrones şeklindeki dizi adaptasyonunda dahi groteske örnek teşkil edecek sahneler bulmak fazlasıyla mümkündür.
bakhtin'in bunun dışında kronotop, heteroglossia gibi konseptleri de vardır, bunları da umarım ki başka bir giride ele alabilirim.
dostoyevski romanına yönelik yaptığı saptamalar ve edebiyat teorisini temelinden sarsan, değiştiren kavramlarıyla tanınır. karnavalesk, bahtin'in kavramları dendiğinde ilk akla gelenlerdendir desek, yanılmayız; kutsalın baş aşağı çevrildiği, geleneklerden sapıldığı ve sınıfların birbirlerine karıştığı bu imgelem, bahtin'in okumaları için fazlasıyla özeldir; günlük hayatın ters yüz edildiği ve diyonizyak bir coşkunun, esrimenin kol gezdiği edebi metinleri bahtin, karnavalesk perspektifinde inceler. j. k. huysmans'ın la-bas adlı romanı, bu kavramın vücuda geldiği eserlerden biri olmak için fazlasıyla yeterli bir örnektir.
diyalojizm ise bahtin'in bir diğer önemli kavramıdır ki, bu kavramı bahtin, dostoyevski romanları aracılığı ile ele almıştır; diyalojik yaklaşıma göre her karakterin kendine yönelik bir sesi ve çıkarımları vardır, bunlar yazarın hayat görüşüyle, ve romanın ana karakterinin inançları ile ters düşebilir; yazar bu görüşleri eşitmişçesine aktarır ve böylelikle kahramanları arasında diyaloga dayalı bir ilişki kurarak aynı anda da kendisini otoritesinden soyutlar. diyalojizmin örneklerini, doğal olarak dostoyevski'nin bir çok romanında, ursula k. le guin kitaplarında, shakespeare'de bulabiliriz.
grotesk, kendisinin bir diğer önemli kavramıdır. grotesk beden ile edebiyatın geneline hakim olan bir beden imgesini kategorize eder bakhtin, yaşlıların pörsümüş bedenlerinin anlatıları, karnaval sırasındaki aşırı yemek ve içki tüketimi sonucu oluşan şişkinlikler ve ödemler, geğirtiler, dışkılamalar ve şişman bedenler, bakhtin'in grotesk anlatısında kendilerine yer bulurlar. françois rabelais'nin çalışmaları bu kavramın öne sürülmesinde bahtin'e ilham olmuştur. rabelais insanların siyasi çatışmalarını anatomi ile bağdaştırmış, bakhtin ise bunun izini sürmüştür diyebiliriz.
george r. r. martin'in romanlarında tarif edilen düğün ve eğlenceler, groteskin örnekleri açısından incelenebilir, hatta bunların game of thrones şeklindeki dizi adaptasyonunda dahi groteske örnek teşkil edecek sahneler bulmak fazlasıyla mümkündür.
bakhtin'in bunun dışında kronotop, heteroglossia gibi konseptleri de vardır, bunları da umarım ki başka bir giride ele alabilirim.
devamını gör...
graves hastalığı
tirotoksikozun(tiroid hormon düzeyinin fazlalığına verilen isim) en sık nedenidir.
klinikte canlı bakış,diyare,iştah normalken kilo kaybı,sıcak intoleransı,pretibial miksödem görülür.
kemik turnover'ındaki artışa bağlı hiperkalsemi ve osteoporoz görülebilir.
graves oftalmopatisi olarak bilinen ekzoftalmi,propitosis(gözün dışarı doğru çıkması) çok spesifik bir bulgudur.
bu hastalarda tsh düzeyi düşük t3,t4 düzeyleri artmış bulunur.
tiroid sintigrafisinde bilateral diffüz tutulum görülür
radyoaktif iyot uptake yüksektir.
tedavide anti tiroid ilaç olan propitiyourasil veya metimazol tercih edilir.
radyoaktif iyot ilaç tedavi sonrası nüks gelişirse kullanılır. gebe ve emzirenlere uygulanmaz.
cerrahi olarak tiroid bezi tamamen alınabilir.
oftalmopati olduysa eğer glukokortikod ilk seçenek ilaç grubudur.
klinikte canlı bakış,diyare,iştah normalken kilo kaybı,sıcak intoleransı,pretibial miksödem görülür.
kemik turnover'ındaki artışa bağlı hiperkalsemi ve osteoporoz görülebilir.
graves oftalmopatisi olarak bilinen ekzoftalmi,propitosis(gözün dışarı doğru çıkması) çok spesifik bir bulgudur.
bu hastalarda tsh düzeyi düşük t3,t4 düzeyleri artmış bulunur.
tiroid sintigrafisinde bilateral diffüz tutulum görülür
radyoaktif iyot uptake yüksektir.
tedavide anti tiroid ilaç olan propitiyourasil veya metimazol tercih edilir.
radyoaktif iyot ilaç tedavi sonrası nüks gelişirse kullanılır. gebe ve emzirenlere uygulanmaz.
cerrahi olarak tiroid bezi tamamen alınabilir.
oftalmopati olduysa eğer glukokortikod ilk seçenek ilaç grubudur.
devamını gör...
çirkin kadınlara tavsiyeler
"...kusurlarının farkında olmak güzeller güzeli bir kadın kadar yanına yaklaşılmaz yapmıştı onu...."
honore de balzac-mutlak peşinde
not: bu tanım bir tavsiye vermek üzerine değil, şu anda okumakta olduğum kitaptan bu cümleyi hatırlatması dolayısı ile yazılmıştır. çünkü çirkin "insan" yoktur, güzel tarafı fark edilmeyen insan vardır. (şimdi buna itiraz gelebilir, benim kafa sesim de itiraz etti, o kadar tecavüzcü var sapık var nasıl çirkin insan olmaz diye, onlar insan değil efenim. bu tanım nerelere geldi böyle, neyse kapatıyoruz.)
honore de balzac-mutlak peşinde
not: bu tanım bir tavsiye vermek üzerine değil, şu anda okumakta olduğum kitaptan bu cümleyi hatırlatması dolayısı ile yazılmıştır. çünkü çirkin "insan" yoktur, güzel tarafı fark edilmeyen insan vardır. (şimdi buna itiraz gelebilir, benim kafa sesim de itiraz etti, o kadar tecavüzcü var sapık var nasıl çirkin insan olmaz diye, onlar insan değil efenim. bu tanım nerelere geldi böyle, neyse kapatıyoruz.)
devamını gör...
ben iç güzelliğe önem veriyorum diyen insan
umarım kıyafetin içini düşünmüyordur dediğim insandır.
devamını gör...
ankara'da köpekler tarafından parçalanan çocuk
yine bilgi olmadan fikir dolmuş buralar. bilgi olmayınca bu tarz bozukluklar ortaya çıkıyor. bu arkadaşlara hiç kızmıyorum. ceza hukukunda, ceza ehliyeti diye bir durum var biliyorsunuz. kişinin işlediği suçtan sorumlu tutulabilmesini sağlıyor. 12 yaşını doldurmamış çocuklar, akıl hastaları vb. gruplar ortada suç olsa bile cezalandırılmazlar. bu arkadaşlar da benim gözümde bu şekilde işleniyor. benim vicdan hukukumda, kızılma ehliyeti yok bu arkadaşların.
bir de kimlere kızmıyorum biliyor musunuz?, hayvanlara, çünkü onların bilinci de ceza almalarına uygun değil. dürtüsel hareket ediyorlar. tabi burada bir başka canlı zarar gördü, kime kızacağız? zihinsel problemi olan bir insan aynı zararı verdiğinde, zihinsel problemi olan insana mı yoksa onun ailesine mi kızarsınız? illa birilerine kızmak istiyorsanız, çünkü kimseden, hiçbir şeyden nefret etmeyin, kızmanız gereken yer, devleti yönetenler olacaktır.
avrupa'da ve diğer bir çok gelişmiş ülkede sokak hayvanı problemi yok çünkü orada sahipsiz hayvanlar kısa bir süre barınakta tutulduktan sonra eğer sahiplenilmezse "uyutuluyor". başka çözümü yok mu, tabi ki var fakat bencil insan sadece kendini düşündüğü için çözüm bulmaktansa sorunu ortadan kaldırmayı daha "efektif" buluyor. yoksa sadece türkiye üzerinden bir örnek vermek gerekirse bile, ülkede dönümlerce boş hazine ve orman alanları var. buralardan seçilmiş büyük bir alana sokak hayvanları getirilebilir. barınmaları sağlanır. kısırlaştırılır ve 20-30 sene içerisinde kontrol altına alınır. bu kadar basit aslında. hadi diyelim ki, bunları yapmak istemiyor çünkü çok para harcayacak. devletin şu zamana kadar sadece kuduz aşılarına harcadığı paralarla barınmaları gereken yerler yapılırdı. bunu geçtim, devlet bunu desin, o kadar çok hayvansever-yardımsever var ki, kısa sürede bitirilir. peki yemek konusunu ne yapacağız, bir de onları besleyecek miyiz diyebilirsiniz, hemen sinirlenmeyin. sadece istanbul'daki avmlerden her gün atılan yemek artıkları toplansa, yeter de artar bile. yardımseverleri saymıyorum bile.
bir de bu, insanın hayatının diğer canlıların hayatından daha değerli olduğu cahilliği var. the matrix revolution filminde bir sahne var. neo ve konsül makinelere bakarak konuşurlar. makinelerin kontrolünün bizde olup olmadığını sorar konsül neo'ya ve neo'da tabi ki bizde, istersek onları kapatabiliriz der. konsülde makinelerin işlevlerini anlatır; suyu temizleme, havayı temizleme vs. yani makineleri istedikleri zaman kapatamazlar. makinelerden değer olarak bir farkları yoktur. bir arı örneklemesi var, hep duymuşsunuzdur. yarın arıları yok edersek, insanlığın geleceği tehlikeye giriyor. peki veba salgının önlenemez şekilde artmasının nedeninin, o dönem papasının, kedileri, cadıların hayvanları olarak görmesinden dolayı öldürülmesine karar vermesinden dolayı olduğunu biliyor musunuz? çünkü hastalığı, fare bitleri taşıyorlardı ve fareleri avlayacak kediler artık yoktu.
biraz empati kurmanız adına daha farklı bir örnek vereyim, dünya'da 1 numaralı süper avcı biziz şu an. eğer yarın daha güçlü bir süper avcı, bir başka tür veya bir uzaylı var olursa bir anda ve bizim, kendimize, doğaya ve diğer canlılara yaptığımız zulmü, verdiğimiz zararı görüp, bizi tek tek avlamaya başlarsa, hala aynı şeyi mi düşüneceksiniz? "evet ya, bunlar bizden üstünler, dediklerine göre zarar veriyormuşuz bu dünyaya, o yüzden yaşamaya hakkımız yok" mu diyeceksiniz? yoksa az gelişmiş bir tür olarak "hocam cahildik, bilmiyorduk, bize de dünyada bir yer verin, düzen verin, biz de orada yaşayıp, ölelim" mi diyeceksiniz.
yaşadığımız toplumda bilgi ve farkındalık, sizin olaylara aşırı tepki vermenizi önler. sağduyunuzu yükseltir. şefkatli olmanızı sağlar. ayrıca nefret yada aşk gibi uç duygular sadece kendinize zarar verir. hayat sürenizden ve sağlığınızdan çalar.
herkese huzurlu günler dilerim.
bir de kimlere kızmıyorum biliyor musunuz?, hayvanlara, çünkü onların bilinci de ceza almalarına uygun değil. dürtüsel hareket ediyorlar. tabi burada bir başka canlı zarar gördü, kime kızacağız? zihinsel problemi olan bir insan aynı zararı verdiğinde, zihinsel problemi olan insana mı yoksa onun ailesine mi kızarsınız? illa birilerine kızmak istiyorsanız, çünkü kimseden, hiçbir şeyden nefret etmeyin, kızmanız gereken yer, devleti yönetenler olacaktır.
avrupa'da ve diğer bir çok gelişmiş ülkede sokak hayvanı problemi yok çünkü orada sahipsiz hayvanlar kısa bir süre barınakta tutulduktan sonra eğer sahiplenilmezse "uyutuluyor". başka çözümü yok mu, tabi ki var fakat bencil insan sadece kendini düşündüğü için çözüm bulmaktansa sorunu ortadan kaldırmayı daha "efektif" buluyor. yoksa sadece türkiye üzerinden bir örnek vermek gerekirse bile, ülkede dönümlerce boş hazine ve orman alanları var. buralardan seçilmiş büyük bir alana sokak hayvanları getirilebilir. barınmaları sağlanır. kısırlaştırılır ve 20-30 sene içerisinde kontrol altına alınır. bu kadar basit aslında. hadi diyelim ki, bunları yapmak istemiyor çünkü çok para harcayacak. devletin şu zamana kadar sadece kuduz aşılarına harcadığı paralarla barınmaları gereken yerler yapılırdı. bunu geçtim, devlet bunu desin, o kadar çok hayvansever-yardımsever var ki, kısa sürede bitirilir. peki yemek konusunu ne yapacağız, bir de onları besleyecek miyiz diyebilirsiniz, hemen sinirlenmeyin. sadece istanbul'daki avmlerden her gün atılan yemek artıkları toplansa, yeter de artar bile. yardımseverleri saymıyorum bile.
bir de bu, insanın hayatının diğer canlıların hayatından daha değerli olduğu cahilliği var. the matrix revolution filminde bir sahne var. neo ve konsül makinelere bakarak konuşurlar. makinelerin kontrolünün bizde olup olmadığını sorar konsül neo'ya ve neo'da tabi ki bizde, istersek onları kapatabiliriz der. konsülde makinelerin işlevlerini anlatır; suyu temizleme, havayı temizleme vs. yani makineleri istedikleri zaman kapatamazlar. makinelerden değer olarak bir farkları yoktur. bir arı örneklemesi var, hep duymuşsunuzdur. yarın arıları yok edersek, insanlığın geleceği tehlikeye giriyor. peki veba salgının önlenemez şekilde artmasının nedeninin, o dönem papasının, kedileri, cadıların hayvanları olarak görmesinden dolayı öldürülmesine karar vermesinden dolayı olduğunu biliyor musunuz? çünkü hastalığı, fare bitleri taşıyorlardı ve fareleri avlayacak kediler artık yoktu.
biraz empati kurmanız adına daha farklı bir örnek vereyim, dünya'da 1 numaralı süper avcı biziz şu an. eğer yarın daha güçlü bir süper avcı, bir başka tür veya bir uzaylı var olursa bir anda ve bizim, kendimize, doğaya ve diğer canlılara yaptığımız zulmü, verdiğimiz zararı görüp, bizi tek tek avlamaya başlarsa, hala aynı şeyi mi düşüneceksiniz? "evet ya, bunlar bizden üstünler, dediklerine göre zarar veriyormuşuz bu dünyaya, o yüzden yaşamaya hakkımız yok" mu diyeceksiniz? yoksa az gelişmiş bir tür olarak "hocam cahildik, bilmiyorduk, bize de dünyada bir yer verin, düzen verin, biz de orada yaşayıp, ölelim" mi diyeceksiniz.
yaşadığımız toplumda bilgi ve farkındalık, sizin olaylara aşırı tepki vermenizi önler. sağduyunuzu yükseltir. şefkatli olmanızı sağlar. ayrıca nefret yada aşk gibi uç duygular sadece kendinize zarar verir. hayat sürenizden ve sağlığınızdan çalar.
herkese huzurlu günler dilerim.
devamını gör...
sözlük kütüphanesi için ne dediler
hayatımda öyle ya da böyle yer edinmiş bazı şeylerle* ilgili somut anılara sahip olmak isteyen duygusal bir manyak olduğum için sanırım başvuracağım. ama önce kitaplığımdan birkaç kitap göndereyim çünkü gelen kitabı geri vermeyeceğim gibi. hatta kabul ediliyorsa kitapların içine kendi yaptığım kitap ayraçlarından eklemek isterim. off sözlük kütüphanesinden yeni haberim olmuş gibi bir tanım oldu. neyse, sustum.
devamını gör...

