sözlükte yaşlılara saygının kalmamış olması
sözlük ve yaşlı?
annem hala üye değil.
umarım benden bahsetmiyorlar.
allahım lütfen dinimiz çok amin.
annem hala üye değil.
umarım benden bahsetmiyorlar.
allahım lütfen dinimiz çok amin.
devamını gör...
pegasus airlines
tek kelimeyle dandik firma. bir kez kullandım ve bacaklarım çürüdü yolculuk ederken. koltuk araları çok dar. uçak desen ayrı bir gürültülüydü zaten. hayatımda yaptığım en gergin uçak yolculuğuydu. allahtan kısa mesafeydi de 1 saat içinde eziyetten kurtuldum. kesinlikle tavsiye etmem.
devamını gör...
doğru insanı bulmak
doğru insan bulunmaz. doğru insan olunur ve doğru insan inşa edilir, karşılıklı. barışmayı, geçinmeyi ve yetinmeyi bilmediğiniz sürece çok insan harcarsınız. karma da döner size ödetir harcadığınız ilişkilerin bedelini. bu konuda sürekli şikayet halinde iseniz bakmanız gereken çevreniz değil aynadır. hadi bakim gençler, tövbeye.
devamını gör...
erotomania
bir başka kimsenin kendisine aşık olduğu,cinsel ilgi duyduğununa inandığı sanrı bozukluğudur.
detaylı bilgi için buradan
detaylı bilgi için buradan
devamını gör...
ömür boyu yetecek paran olsa çalışır mısın sorunsalı
hazıra dağ dayanmaz diye sözümüz var. ne kadar bitirilemeyecek kadar param da olsa çalışırım diye düşünüyorum, en azından bir uğraş bulurum kendime. daha çok insanlara ulaşma isteği boş durmamı engelliyor.
devamını gör...
bir buçuk yıl sonra gelen kargo
şöyle karşılanması gereken kargo;
devamını gör...
sabah yapılan ilk iş
odanın mimarisini inceleyerek,hayatı sorgulama.
devamını gör...
seçilmiş yalnızlık ve içine düşülmüş yalnızlık
seçilmiş yalnızlık, kişiyi olgunlaştırır, kendisini tanıma, dinleme, salt kendine ait olma isteği de diyebiliriz.
benim tercih edeceğim bir durumdur amma ve lakin beni yalnız bırakmıyorlar.*
içine düşülmüş yalnızlık ise kişiyi yer bitirir, yalnız bırakılmış/ kalmış insanlara yalnızlık güzellemesi yapmak onlarda küfür etme ya da ağzınızın ortasına bir tane çarpma isteği uyandırır.*
çünkü bunun nasıl berbat ve insanı kahreden bir duygu olduğunu sadece onlar bilirler. oğuz atay'a kulak verelim:
"ben, yalnızlığı istemekle suçlanıp yalnızlığa mahkum edildim. bu karara bütün gücümle muhalefet ediyorum. ben yalnızlığa dayanamıyorum, ben insanların arasında olmak istiyorum. insanların düşmanlara da ihtiyacı vardır. (dostlarının değerini bilmek için.) işte tek başıma yıkılmış durumdayım."
diliyorum kimse yalnızlığın boğucu kederiyle uğraşmak zorunda kalmaz.
benim tercih edeceğim bir durumdur amma ve lakin beni yalnız bırakmıyorlar.*
içine düşülmüş yalnızlık ise kişiyi yer bitirir, yalnız bırakılmış/ kalmış insanlara yalnızlık güzellemesi yapmak onlarda küfür etme ya da ağzınızın ortasına bir tane çarpma isteği uyandırır.*
çünkü bunun nasıl berbat ve insanı kahreden bir duygu olduğunu sadece onlar bilirler. oğuz atay'a kulak verelim:
"ben, yalnızlığı istemekle suçlanıp yalnızlığa mahkum edildim. bu karara bütün gücümle muhalefet ediyorum. ben yalnızlığa dayanamıyorum, ben insanların arasında olmak istiyorum. insanların düşmanlara da ihtiyacı vardır. (dostlarının değerini bilmek için.) işte tek başıma yıkılmış durumdayım."
diliyorum kimse yalnızlığın boğucu kederiyle uğraşmak zorunda kalmaz.
devamını gör...
sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görseller
devamını gör...
açtığın başlığa girilen entrylerin hepsini oylamak
evet o benim.. icabet edemediklerim olduysa affola..
devamını gör...
kalbinizi en çok kıran cümle
eski sevgilimle ayrılık aşamasındaydık. uzun bir yazı yazdım o yazıyı gönderir göndermez, okuma tevazusunu bile göstemeyip bana "destan yazsanda değişmicek" demişti. o ana kadar kendisine beslediğim sevgi tek bir cümlesiyle yok oldu. sen kırmaya korkarsın karşı taraf seni cam misali parçalara ayırır..
devamını gör...
mahkemede görüşürüz diyen yazar
buluşma yeri olarak ilginç bir yer seçmiştir.
devamını gör...
27 mayıs 1960 darbesi
her ne kadar demokrat parti avanesini sevmesem ve şuan ki malum dikta rejimine benzetsem de, ciddi anlamda bir yargı faciasının yaşandığı darbedir. intikam hissiyle yanıp tutuşan ordu sayesinde o gün asılan adamlar, bugün kahraman gibi anılmaktadır.
devamını gör...
manik depresif
çift uçlu bir hastalık olarak tanımlanabilir. hastalığı bir düzlem üzerinde gösterecek olursak ve bir dalga çizersek söyle yorumlanabilir. çukurlar depresif tümsekler ise manik atak dönemleridir. hastalar manik dönemde aşırı hareketli, enerji dolu, umursamaz ve konuşkan olurlar. depresif dönemde ise mutsuz, umutsuz, yorgun ve intihara meyilli olurlar. hastalığın tedavisinde amaç ilaçlar ve psikoterapi ile hastanın manik ve depresif halinin ortasını bulmaktır.
devamını gör...
carrie
(bkz: stephen king)’in sinemaya uyarlanan ilk romanıdır. carrie, beyazperdeye ilk olarak 1976 senesinde (bkz: brian de palama) tarafından uyarlandı. filmin inanılmaz bir başarı yakalaması kitabı hayli popüler bir hale getirdi ve stephen king'in başarı basamakalarını tırmanmasına büyük katkı sağladı. 2013 yılında ise (bkz: kimberly peirce) tarafından bir uyarlama daha gerçekleşti, ilk film gibi bir başarı yakalamak şöyle dursun neredeyse adından söz ettirmedi bile. kitabı okumuş, iki filmi izlemiş biri olarak naçizane birkaç fikir sunacağım.
kitabını severek okuduğum ancak 2013'te çekilen filmini her anlamda yetersiz bulduğum yapımdan başlamak gerekirse yavan bir amerikan lise geriliminden başka hiçbir anlamı döşenmemişti, oyuncularını, özellikle (bkz: chloe grace moretz)'i çok beğenmeme ve aldığı bir çok eleştiriyi haksız bulmama rağmen bu filmde nedenini anlamadığım bir şekilde fazla yetersiz kaldı. muhtemelen filmin de yetersizliği beni buna körükledi. filmin neden yetersiz olduğuna kabaca değinecek olursak : carrie'nin sıradan ve bu kadar yumuşak işlenecek bir kitap olduğunu düşünmüyorum, genç-ergen dramasından çok daha fazlası. dominant bir annenin çocuğunu bir hata olarak görmesi ve bu doğrultuda onu büyütmesini anlatıyor ama film ergen kız ve anne hikayesi izliyormuş tadı veriyordu.
1979 yılında çekilen ve hala ikonik sahneleri ile adından söz ettiren ilk uyarlamaya dönelim. (bkz: sissy spacek) hakkında diyebileceğim tek şey piyasanın tanrıçası olacağını daha o yaşta bize kanıtlamış olması, her zerresi ile oynayan spacek rolüne hazırlanırken setten kimseyle vakit geçirmeyerek yalnız başına rolüne hazırlanmış, işini bu kadar ciddiye alması da ona tertemiz bir oscar adaylığı kazandırmıştı. (bkz: piper laurie) yani esas kızımızın annesi, diğer filme göre kitaptaki sertliği çok daha iyi yakalamış ve çok daha iyi aktarmış. gerek kamera kullanımı gerekse renklerin can alıcılığı haddim olmayarak brian de palama'yı takdir etmemi sağladı. kitaptan farklı ve bence daha ince olan finali filmin en sevdiğim yeri olabilir. isa'nın çarmıha gerilmesine atıfta bulunmak için kitabın sonunu değiştiren öve öve bitiremediğim yönetmenimiz bunu iyi ki yapmış.
daha fazla uzatmadan son notumu da şöyle döşeyeyim: yönetmen palama filmde bir çok yerde (bkz: alfred hitchcock) hayranlığını sinematografisi ile bizlere hatırlattı. hatta hitchcock'un unutulmaz eseri olan (bkz: pscyho)'da kullandığı o gerici keman sesine birebir yer veriyor.
kitabını severek okuduğum ancak 2013'te çekilen filmini her anlamda yetersiz bulduğum yapımdan başlamak gerekirse yavan bir amerikan lise geriliminden başka hiçbir anlamı döşenmemişti, oyuncularını, özellikle (bkz: chloe grace moretz)'i çok beğenmeme ve aldığı bir çok eleştiriyi haksız bulmama rağmen bu filmde nedenini anlamadığım bir şekilde fazla yetersiz kaldı. muhtemelen filmin de yetersizliği beni buna körükledi. filmin neden yetersiz olduğuna kabaca değinecek olursak : carrie'nin sıradan ve bu kadar yumuşak işlenecek bir kitap olduğunu düşünmüyorum, genç-ergen dramasından çok daha fazlası. dominant bir annenin çocuğunu bir hata olarak görmesi ve bu doğrultuda onu büyütmesini anlatıyor ama film ergen kız ve anne hikayesi izliyormuş tadı veriyordu.
1979 yılında çekilen ve hala ikonik sahneleri ile adından söz ettiren ilk uyarlamaya dönelim. (bkz: sissy spacek) hakkında diyebileceğim tek şey piyasanın tanrıçası olacağını daha o yaşta bize kanıtlamış olması, her zerresi ile oynayan spacek rolüne hazırlanırken setten kimseyle vakit geçirmeyerek yalnız başına rolüne hazırlanmış, işini bu kadar ciddiye alması da ona tertemiz bir oscar adaylığı kazandırmıştı. (bkz: piper laurie) yani esas kızımızın annesi, diğer filme göre kitaptaki sertliği çok daha iyi yakalamış ve çok daha iyi aktarmış. gerek kamera kullanımı gerekse renklerin can alıcılığı haddim olmayarak brian de palama'yı takdir etmemi sağladı. kitaptan farklı ve bence daha ince olan finali filmin en sevdiğim yeri olabilir. isa'nın çarmıha gerilmesine atıfta bulunmak için kitabın sonunu değiştiren öve öve bitiremediğim yönetmenimiz bunu iyi ki yapmış.
daha fazla uzatmadan son notumu da şöyle döşeyeyim: yönetmen palama filmde bir çok yerde (bkz: alfred hitchcock) hayranlığını sinematografisi ile bizlere hatırlattı. hatta hitchcock'un unutulmaz eseri olan (bkz: pscyho)'da kullandığı o gerici keman sesine birebir yer veriyor.
devamını gör...
sözlük radyosu
anaaa. radyo sunma hayali kurardım ben.
"belki şu an yolda bizi dinliyosunuz...
o zaman zeki müren'den geliyor; elbet bir gün buluşacağız. iyi dinlemeler. dırırrırıı eeelbettt bir güüüün..."
deneyimi olmayanlar da sunsun mu bee? azcık eğleniriz.
"belki şu an yolda bizi dinliyosunuz...
o zaman zeki müren'den geliyor; elbet bir gün buluşacağız. iyi dinlemeler. dırırrırıı eeelbettt bir güüüün..."
deneyimi olmayanlar da sunsun mu bee? azcık eğleniriz.
devamını gör...
normal sözlük'ün gececi yazarları
devamını gör...
öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler
8-5 çalışmak tabirinin, sabah sekizden akşam beşe kadar çalışmak degilde, günde sekiz saat haftada bes gün çalışmak demek olduğunu öğrenmek.
evet uzun zaman ben bu durumu baştaki gibi olduğunu düşündüm, ufkumu öyle aman aman arttırmadı belki ama en azından ufak bir aydınlanma sağladı.
evet uzun zaman ben bu durumu baştaki gibi olduğunu düşündüm, ufkumu öyle aman aman arttırmadı belki ama en azından ufak bir aydınlanma sağladı.
devamını gör...
napalm bombası
1 kasım 1955 başlayan 15 mayıs 1975'e kadar 21 yıl süre, savaşın uzaması sebebiyle, iç kamuoyu baskılarına dayanamayan amerikanın, savaşı bir an önce bitirme çabası ile vietnam savaşında kullandığı bombadır. tarihte kullanılan en acımasız kimyasal silahlardan biridir. su 100 c* derecede fokurdar arkadaşlar....bu jel üzerinize düştüğünde en az 800 derece sıcaklık üretir.
düşünün ki saçlarınız deriniz giysilerinize uçaklarla püskürtülmüş ve 800 derecelik sıcaklıkla ile yanıyorsunuz...ağrı, yanık, bilinç kaybı, boğulma, ve ani ölümlere neden olur....
doğrudan üzerinize gelmediğini düşünün havada ki oksijende olsun ve bu havayı ciğerlerinize aldığınızı düşünün... en iyi ihtimalle aniden ölürsünüz...en kötü ihtimalle dumana maruz kalma ve karbon monoksit zehirlenmesine maruz kalabilirsiniz.
''
''
fotoğraftaki kız çocuğunun çırılçıplak koşmasının sebebi atılan ilaç tarafından cayır cayır yanıyor olmasıdır. üzerindeki kıyafetleri atan çocuğun halen kimyasal yanmaya uğradığı yüzündeki acıdan, ellerini açtığı çaresizlikten belli oluyor.
kız yakın zamanda istanbula geldi yanıkları için tedavi olmak amacıyla www.ntv.com.tr/yasam/napalm...
abd 20 yıl süren vietnam savaşında 400.000 ton napalm bombası kullanmıştır. vietnam halkının% 60'ı beşinci derece yanık oluştu.
yani 5. derece demek kemiğe kadar yanmak demek arkadaşlar.
böyle bir zalimlik yok!
''
''
düşünün ki saçlarınız deriniz giysilerinize uçaklarla püskürtülmüş ve 800 derecelik sıcaklıkla ile yanıyorsunuz...ağrı, yanık, bilinç kaybı, boğulma, ve ani ölümlere neden olur....
doğrudan üzerinize gelmediğini düşünün havada ki oksijende olsun ve bu havayı ciğerlerinize aldığınızı düşünün... en iyi ihtimalle aniden ölürsünüz...en kötü ihtimalle dumana maruz kalma ve karbon monoksit zehirlenmesine maruz kalabilirsiniz.
''
''fotoğraftaki kız çocuğunun çırılçıplak koşmasının sebebi atılan ilaç tarafından cayır cayır yanıyor olmasıdır. üzerindeki kıyafetleri atan çocuğun halen kimyasal yanmaya uğradığı yüzündeki acıdan, ellerini açtığı çaresizlikten belli oluyor.
kız yakın zamanda istanbula geldi yanıkları için tedavi olmak amacıyla www.ntv.com.tr/yasam/napalm...
abd 20 yıl süren vietnam savaşında 400.000 ton napalm bombası kullanmıştır. vietnam halkının% 60'ı beşinci derece yanık oluştu.
yani 5. derece demek kemiğe kadar yanmak demek arkadaşlar.
böyle bir zalimlik yok!
''
''
devamını gör...
crazy on you
heart ın favorim şarkısıdır. loop yapa yapa play tuşu eskitilen o parçalardan. ann wilson un tuhaf feminenliği ve harika sesi de etken. le'me go crazy on you woman denilesi.
devamını gör...
