sözlüğe 90'lardan bir şarkı bırak
haluk abi efsanesi. 01.38 de sesi yükseltin.
devamını gör...
eğitimde fırsat eşitliği
barajı geçebilen ve ailesinin durumu iyi olan, üç kuruş zekası ile hacettepe tıp'a falan giriyor. eğitim sistemi zaten birilerinin elinde oyuncak olmuş neyin fırsatı neyin eşitliği diye sorarlar adama?
devamını gör...
kelime sonuna ke ekleyerek kürtçe yapmak
son zamanlarda internet aleminde çok yaygındır bu . telefonke, devamke gibi örnekler vardır.
- sayın yazarımızın da dediği gibi eğer dalga geçmek için yapılıyorsa yazık bu ülkenin haline. her dil özeldir. her dil bir kültürü taşır.
- sayın yazarımızın da dediği gibi eğer dalga geçmek için yapılıyorsa yazık bu ülkenin haline. her dil özeldir. her dil bir kültürü taşır.
devamını gör...
dünyanınbütünmeşhurlarınıntraşolurkenkullandığıjilet
sırf geri dönmem için yönetimin istediğim iki rozeti getirip nolur gel demelerine dayanamayarak geri geldim. iyi bakın bana.
devamını gör...
normal sözlük'ün gececi yazarları
evet her gece buradayız. onlardan biride ben oluyorum.
devamını gör...
muhteş ikiliyle kafa rock radyo yayını
naaaaaber cinimms?
biricik yayin ortagim kafadandeniz ile cumartesiyi pazara baglayan gece yani bu gece, -planlanana gore- 2 saatlik bir yayin ile kulaklariniza -“kendimizce” ziyafet vermek niyetindeyiz.
bize eslik etmek isteyenlere kapimiz, yayin basligimiz ve mesaj kutularimiz ardina kadar acik.
ps: bir moderator olarak baslangic sarkisini kacirmamanizi oneririm.*
00:00, bekleriz efenim.
biricik yayin ortagim kafadandeniz ile cumartesiyi pazara baglayan gece yani bu gece, -planlanana gore- 2 saatlik bir yayin ile kulaklariniza -“kendimizce” ziyafet vermek niyetindeyiz.
bize eslik etmek isteyenlere kapimiz, yayin basligimiz ve mesaj kutularimiz ardina kadar acik.
ps: bir moderator olarak baslangic sarkisini kacirmamanizi oneririm.*
00:00, bekleriz efenim.
devamını gör...
mafya babası olurken dikkat edilecek hususlar
her işin bir usülü var. e tabi konu mafya babası olunca bir ton detayı, raconu oluyor haliyle.
1. çok bilmiş olacaksınız. her şeyi en iyi siz bilirsiniz. bunun aksi iddia edilemez. siz ne derseniz o doğrudur.
2. villanızın girişine heykelinizi veya büstünüzü dikmek gibi egoist davranışlarınız olacak.
3. genel olarak italyan stil pahalı takım elbise giyeceksiniz. takım elbise giymedinizmi mafyadan ziyade aşiret reisi gibi olursunuz.
4. hem en büyük namus bekçisi ve vatansaver siz olacaksınız hem de gece klubü işletmesinden zorla çek senet imzalatmaya, uyuşturucu işinden nüfuzlu kişilerin tetikçiliğine kadar siz yapacaksınız. bu ikisini aynı anda nasıl beceriyorlar onu ben de anlamıyorum.
5. kendi çapında afilli sözleriniz olacak. "iki kişinin bindiği tır değildir yeğen" gibi mesela.
6. araba plakalarınız tc, ata gibi resmi bir hava veren harflerden oluşacak.
7. illaki bir hayvan besleyeceksiniz. genelde kedi olur bu. ama aslan besleyenlerde vardır türkiye'de. bana kalırsa mafya dediğin köpek besler
8. yaz kış farketmez beyaz atkınız illaki boynunuzda olacak. takım elbise ve atkıyı bir nevi üniforma olarak düşünün.
9. hep çok adaletli bir insan gibi davranacaksınız. ama öyle olmayacaksınız tabii ki.
10. asla ama asla bir iş yaptırdığınızda parasını ödemeyeceksiniz. mafyasın sen olm büyük düşün. örneğin taksim'de ki otelinin içini mi döşettin? mimara para falan verme. mimar zaten g.t korkusundan o oteli bitirir merak etme.
hayırlı olsun siz de bir mafya babasısınız artık.
1. çok bilmiş olacaksınız. her şeyi en iyi siz bilirsiniz. bunun aksi iddia edilemez. siz ne derseniz o doğrudur.
2. villanızın girişine heykelinizi veya büstünüzü dikmek gibi egoist davranışlarınız olacak.
3. genel olarak italyan stil pahalı takım elbise giyeceksiniz. takım elbise giymedinizmi mafyadan ziyade aşiret reisi gibi olursunuz.
4. hem en büyük namus bekçisi ve vatansaver siz olacaksınız hem de gece klubü işletmesinden zorla çek senet imzalatmaya, uyuşturucu işinden nüfuzlu kişilerin tetikçiliğine kadar siz yapacaksınız. bu ikisini aynı anda nasıl beceriyorlar onu ben de anlamıyorum.
5. kendi çapında afilli sözleriniz olacak. "iki kişinin bindiği tır değildir yeğen" gibi mesela.
6. araba plakalarınız tc, ata gibi resmi bir hava veren harflerden oluşacak.
7. illaki bir hayvan besleyeceksiniz. genelde kedi olur bu. ama aslan besleyenlerde vardır türkiye'de. bana kalırsa mafya dediğin köpek besler
8. yaz kış farketmez beyaz atkınız illaki boynunuzda olacak. takım elbise ve atkıyı bir nevi üniforma olarak düşünün.
9. hep çok adaletli bir insan gibi davranacaksınız. ama öyle olmayacaksınız tabii ki.
10. asla ama asla bir iş yaptırdığınızda parasını ödemeyeceksiniz. mafyasın sen olm büyük düşün. örneğin taksim'de ki otelinin içini mi döşettin? mimara para falan verme. mimar zaten g.t korkusundan o oteli bitirir merak etme.
hayırlı olsun siz de bir mafya babasısınız artık.
devamını gör...
the queen’s gambit
altın küre ödüllü dizidir.
-en iyi mini dizi
-mini dizi dalında en iyi kadın oyuncu
(bkz: 78. altın küre ödülleri)
-en iyi mini dizi
-mini dizi dalında en iyi kadın oyuncu
(bkz: 78. altın küre ödülleri)
devamını gör...
numb
canim linkin park’in 2003 yilinda yayinladigi meteora albumundeki, yillar gecse de eskimeyen, bir oturusta en az 6 kere dinledigim muthis sarkisi.
klibini izlerken buradan kendini kizin yerine koymayan, onunla birlikte uzulmeyen yoktur.
jay-z ile olan numb encore versiyonu da guzeldir fakat orijinal halinin yeri ayridir.
bir zamanlar ulkemizde duzenlenen rock’n coke festivalindeki performansi da buraya birakiyorum, rip chezzy.
klibini izlerken buradan kendini kizin yerine koymayan, onunla birlikte uzulmeyen yoktur.
jay-z ile olan numb encore versiyonu da guzeldir fakat orijinal halinin yeri ayridir.
bir zamanlar ulkemizde duzenlenen rock’n coke festivalindeki performansi da buraya birakiyorum, rip chezzy.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin söyleşisi
kaçamak cevap verirse radyo binasını basacağım yayındır. can kulağıyla dinleyeceğim söyleşi olacak.
devamını gör...
aşırı kitap okumanın kişiyi dünyadan koparması
dünya ile anlamlı bağ kuramayan insanın kitaplarla bağ kurması.
devamını gör...
regl ağrısı
çeken kişiyi uykusuz, aksi, nalet yapan ağrı çeşidi.
devamını gör...
behçet aysan
sefa behçet aysan.
1949 ankara doğumlu şair ve doktor.
girit göçmeni şair edip aysanın oğlu. ilk okulu demirlibahçe*de, orta okulu selimiye kışlası*nda, liseyi kuleli askeri lisesi*nde okuyarak ankara tıp fakültesine askeri öğrenci olarak girmiştir. tek çocuğu olan kızı, şair ve dramaturg eren aysandır.
12 mart muhtırası zamanında ceza yasasının 141. maddesi*ne dayatılan iddia ile tutuklanmış ve tıp öğrenimine ara vermek zorunda kalmıştır. 5 ay harbiye, selimiye, kartal, maltepe, ankara/mamak ve ankara/merkez cezaevlerinde yattıktan sonra aklanarak cezaevinden çıkmıştır. bir dönem çeşitli dergilerde ve özel kurumlarda çalışmış daha sonra fakülteyi bitirip ankara numune hastanesinde psikiyatri bölümünden uzmanlık alarak ruh ve sinir hastalıkları uzmanı olmuştur.
orta okul yıllarında yazmaya başladığı şiirleri lisedeyken biraz daha geri planda kalmıştır. içine girmemesi mümkün olmayan öğrenci olayları kendisine hareketli bir gençlik yaşatmıştır. cezaevinde ve sonrasında çalıştığı dergilerde yazmaya devam eden aysan şiirlerinde de hep vurguladığı iyiliğe ve sevgiye inanıyordu.
' şiir, mutlak iyileşmenin mümkün olduğu bir tür değildir fakat yazınsal olarak insanın iç dünyasını pek çok açıdan harekete geçirebilir. bizim edebiyatımız da şiirin geçtiği türlü yollardan geçerek kendini var etmiş, ilerletmiştir.'
aysanın şiirleri de bu yolun yolcusuydu. o da benim gibi dünyadan gelip geçen her şeyin; örneğin bir güvercinin bile sevindirilmesi, mutlu edilmesi gerektiğini düşünüyordu. çünkü yaşanmış ve yaşanacak olanların mutlak sonsuzluğu, onu yaşayan herkesin hissettiklerinden doğan güzelliklerle mümkündü. bizim edebiyatımız böylesi bir duygunun çocuğuydu ve bunu en iyi bilenlerden biriside aysandı..
ülkemizde ki cehaletin silinemez kara lekesi olan sivas katliamında ölene kadar şiirleriyle yaşama yön vermeye çalışmıştır. ölümünden sonra türk tabipler birliği tarafından her yıl düzenli olarak behçet aysan şiir ödülü düzenlenmeye başlanmıştır.
eserleri;
karşı gece, şairin ilk kitabı. 1983
sesler ve küller, şairin ikinci kitabı. yaşar nabi nayır şiir ödülü almıştır. 1984
eylül, şairin üçüncü kitabı. ceyhun atuf kansu şiir ödülü almıştır. 1986-1988
deniz feneri, şairin dördüncü kitabı. abdi ipekçi barış ve dostluk ödülü almıştır. 1987
şiirler, kitabı. 1990
behçet aysan, kitabı. 1993
üç kardeştiler, radyo oyunu. 1995
düello, bütün şiirleri. 2013
- gandalfgillerden ukdesi -
1949 ankara doğumlu şair ve doktor.
girit göçmeni şair edip aysanın oğlu. ilk okulu demirlibahçe*de, orta okulu selimiye kışlası*nda, liseyi kuleli askeri lisesi*nde okuyarak ankara tıp fakültesine askeri öğrenci olarak girmiştir. tek çocuğu olan kızı, şair ve dramaturg eren aysandır.
12 mart muhtırası zamanında ceza yasasının 141. maddesi*ne dayatılan iddia ile tutuklanmış ve tıp öğrenimine ara vermek zorunda kalmıştır. 5 ay harbiye, selimiye, kartal, maltepe, ankara/mamak ve ankara/merkez cezaevlerinde yattıktan sonra aklanarak cezaevinden çıkmıştır. bir dönem çeşitli dergilerde ve özel kurumlarda çalışmış daha sonra fakülteyi bitirip ankara numune hastanesinde psikiyatri bölümünden uzmanlık alarak ruh ve sinir hastalıkları uzmanı olmuştur.
orta okul yıllarında yazmaya başladığı şiirleri lisedeyken biraz daha geri planda kalmıştır. içine girmemesi mümkün olmayan öğrenci olayları kendisine hareketli bir gençlik yaşatmıştır. cezaevinde ve sonrasında çalıştığı dergilerde yazmaya devam eden aysan şiirlerinde de hep vurguladığı iyiliğe ve sevgiye inanıyordu.
' şiir, mutlak iyileşmenin mümkün olduğu bir tür değildir fakat yazınsal olarak insanın iç dünyasını pek çok açıdan harekete geçirebilir. bizim edebiyatımız da şiirin geçtiği türlü yollardan geçerek kendini var etmiş, ilerletmiştir.'
aysanın şiirleri de bu yolun yolcusuydu. o da benim gibi dünyadan gelip geçen her şeyin; örneğin bir güvercinin bile sevindirilmesi, mutlu edilmesi gerektiğini düşünüyordu. çünkü yaşanmış ve yaşanacak olanların mutlak sonsuzluğu, onu yaşayan herkesin hissettiklerinden doğan güzelliklerle mümkündü. bizim edebiyatımız böylesi bir duygunun çocuğuydu ve bunu en iyi bilenlerden biriside aysandı..
ülkemizde ki cehaletin silinemez kara lekesi olan sivas katliamında ölene kadar şiirleriyle yaşama yön vermeye çalışmıştır. ölümünden sonra türk tabipler birliği tarafından her yıl düzenli olarak behçet aysan şiir ödülü düzenlenmeye başlanmıştır.
eserleri;
karşı gece, şairin ilk kitabı. 1983
sesler ve küller, şairin ikinci kitabı. yaşar nabi nayır şiir ödülü almıştır. 1984
eylül, şairin üçüncü kitabı. ceyhun atuf kansu şiir ödülü almıştır. 1986-1988
deniz feneri, şairin dördüncü kitabı. abdi ipekçi barış ve dostluk ödülü almıştır. 1987
şiirler, kitabı. 1990
behçet aysan, kitabı. 1993
üç kardeştiler, radyo oyunu. 1995
düello, bütün şiirleri. 2013
- gandalfgillerden ukdesi -
devamını gör...
a haber için birkaç kelime söyle
doğru, tarafsız, dürüst a kalite. bir atama işi var da yanlış anlama sözlük.(bkz: swh)
devamını gör...
apollo 13
11 nisan 1970 tarihinde ay'a insanlı iniş yapmak üzere başlatılan, ancak olmadık bir aksilik nedeniyle ay'a iniş yapamadan geri dönen astronotların yer aldığı nasa programı.
meraklısına detaylar geliyor. uzun bir yazı, uyarmadı demeyin.
--- mürettebat ---
görevin ilk mürettebatı gordon cooper, donn eisele ve edgar mitchell olarak belirlenmişti. fakat bu durum uzun sürmedi. kiminin eğitim sırasındaki davranışları, kiminin özel hayatındaki sorunlar göreve de yansıdı. böylece mürettebat alan shepard, stuart roosa ve edgar mitchell olarak yeniden düzenlendi. bu kez de ortaya birtakım sağlık sorunları çıktı derken yeniden bir düzenleme yapıldı: jim lovell, fred haise ve ken mattingly. mattingly de bir hastalık geçirince mürettebat yine yenilendi ve jim lovell, fred haise ile jack swigert görevde yer almak üzere son seçilen kadro oldu.
soldan sağa: swigert, lovell ve haise

(görsel, astronomy. com'dan alıntıdır.)
lovell daha önce nasa'da çalışıyordu zaten. haise ve swigert ise daha önce askeri pilotluk yapmıştı. bu nedenle ekip uçuş konusunda oldukça tecrübeliydi. bu, ilerleyen günlerde gelecek olan felaketler için büyük bir avantajdı.
--- uçuş öncesi ---
mekik, servis modülü, kumanda modülü odyssey ve ay örümceği aquarius adlı kısımlardan oluşuyordu. ay üzerindeki fra maura adlı bölgeye iniş planlanmıştı.
temsili bir çizim:

(görsel, awesomestories. com'dan alıntıdır.)
uçuştan önceki haftalarda geri sayım aşaması için tatbikat yapıldı. bir test sırasında, oksijen tankındaki likit oksijen boşaltılarak yerine gaz halinde oksijen dolduruldu. test sonrasında tank boşaltılırken, aracın boru tesisatının kontrol edilmediği görüldü. bunun üzerine gerçekleştirilen kontrol sırasında, ısıtıcı sistemin kullanacağı elektriği sağlamak için yeni bir düzenleme yapıldı.
burada bir ihmal söz konusu oldu. roket üreticisi ile oksijen tankı üreticisi arasında bir görüşme yapıldı ve tank üreticisine, termostatların çalışması için gereken voltaj aralığının yükseltilmesi gerektiği söylendi. ancak ne yazık ki bu yapılmadı. üstelik buna rağmen tank 2. kez kontrol edildi ve yıpratıldı ki zaten tankın üretilmesinin üzerinden yıllar geçmişti. bu ihmalin neye yol açtığını az sonra yazacağım.
--- uçuş günü ve sonrası ---
roket ateşlendi, araç beklenen yörüngeye oturdu. 2 saat kadar sonra, pogo salınımı başlayınca motorda bir tuhaflık olduğu fark edildi. aslında benzer bir durum apollo 6'nın testlerinde de ortaya çıktığı için, bir çeşit önlem alınmıştı bu duruma karşı. bu önlem devreye alındı ve sonrasında ay'a doğru yolculuk başladı. her şey düzeldi zannedildi ancak ne yazık ki durum sandıklarından daha kötüydü.
uçuşun 56. saatinde, her şey yolundaymış gibi görünürken son derece yüksek sesli bir patlama gerçekleşti.
ilk başta lovell bunu, test zamanlarında haise tarafından yapılan şakalardan biri zannetmiş. zira haise vanalarla oynayarak patlamaya benzer sesler çıkarmalarına neden olarak eğlenirmiş. ancak patlamanın ardından lovell ile göz göze geldiklerinde, haise korku dolu bir suratla "ben yapmadım" deyince lovell da endişelenmeye başlamış.
patlayan şey, yukarıda bahsettiğim ihmal nedeniyle, oksijen tankının ta kendisiydi çünkü tanka kontrol aşamasında 65 voltluk gerilim sağlayan bir devre düzenlemesi getirilmişti. fakat tank üreticisi yapılması gerekeni yapıp sistemi buna uygun hale getirmediğinden, tankın sıcaklığı 80 dereceyi bulmuştu. bu da ortamdaki sıvı oksijeni harekete geçirmişti. düşmesi gereken sıcaklık da hatalı sistem nedeniyle düşürülemediğinden süreç patlamayla sonuçlanmıştı.
--- houston, bir sorunumuz var ---
filmlerden bildiğimiz bu cümle, swigert'ın dudaklarından dökülen cümle oldu. oksijen tankına ait göstergede koca bir "sıfır" görünüyordu. modülün camından dışarıya baktıklarında, uzayın derinliklerine doğru yol alan bir sızıntı gördüler. ardından diğer tank da sıfırlandı ve kumanda modülünde gerekli teknik desteği sağlayan oksijen bir anda tükendi. bunun anlamı, kumanda modülünün işe yaramaz hale gelmesiydi.
yapılacak tek şey kalmıştı: ay örümceği aquarius'a geçmek (çünkü onun oksijen tankı sağlamdı) ve görevi falan bir kenara bırakıp dünyaya dönmek.
ancak aquarius, ay'a iniş için tasarlanmıştı. aslında bu da geri dönüşü sağlayabilecek bir araçtı ama yer atmosferine girildiğinde gerekecek olan ısı kalkanı bu araçta yoktu. normal şartlarda kumanda modülünü taşıyan mekikle geri dönüş mümkündü ama bunu yapmak için aquarius'u mekikten ayırmaları gerekiyordu. oysa şimdi iş, aquarius aracılığıyla geri dönmeye kalmıştı ki bu da başlı başına bir sorundu.
aquarius'un içerisinde sıcaklık dondurucu seviyelerdeydi. üstelik haise bir üriner enfeksiyon nedeniyle rahatsızlanmıştı ve halsiz bir şekilde bir kenara yığılmıştı. ihtiyaç olan elektrik seviyesi ellerinde bulunandan yüksekti. bu nedenle yer ekibiyle olan bağlantıları sık sık kesiliyordu.
neyse ki lovell oldukça tecrübeli biriydi. birkaç yörünge düzeltmesi ile ay'ın etrafından dolanıp dünyaya doğru yönelmeyi başardılar. dönüş için 2 kişiyi 2 gün süresince idare edecek bir oksijen filtresi vardı aquarius'un içerisinde. ancak dönüşün 4 gün süreceği ve içeride 3 kişi olduğu düşünülünce sıkıntının büyüklüğü anlaşılabilir sanıyorum. burada da yardıma yerdeki ekip koştu ve onların talimatı ile kumanda modülünün kare filtresini alarak binbir güçlükle aquarius'un yuvarlak bir kısmına takmayı başardılar. böylece araç içerisinde biriken karbondioksit sorunu çözülmüş oldu.
dünyaya yaklaşınca, ısı kalkanının devreye girmesi gerektiğinden, işe yaramaz haldeki odyssey yeniden çalıştırılmalıydı. üstelik aquarius'un da odyssey'den ayrılması gerekiyordu.
burada detaya fazlaca girmeme gerek yok. yer ekibinin yaptığı bir plan sayesinde işler yolunda gitti. odyssey pasifik okyanusu'na inmeyi (ya da düşmeyi diyelim) başardı. böylece filmlerdekilere benzeyen kabus gibi birkaç gün sona ermiş ve astronotlar bu görevden canlarını sağ salim kurtarmayı başarmıştı.
ay'a kadar gidip yüzeye epeyce yaklaşıp onu yakından görmek ama üzerine inemeden gerisin geri dönmek oldukça moral bozucu olmalı. ancak hayatınızın devamı ile görev aşkını kıyaslayınca, bunu sineye çekmek belki biraz daha kolay oluyordur, kim bilir.
kumanda modülü:

(görsel, space. com'dan alıntıdır.)
ay örümceği:

(görsel, wikimedia. org'dan alıntıdır.)
meraklısına detaylar geliyor. uzun bir yazı, uyarmadı demeyin.
--- mürettebat ---
görevin ilk mürettebatı gordon cooper, donn eisele ve edgar mitchell olarak belirlenmişti. fakat bu durum uzun sürmedi. kiminin eğitim sırasındaki davranışları, kiminin özel hayatındaki sorunlar göreve de yansıdı. böylece mürettebat alan shepard, stuart roosa ve edgar mitchell olarak yeniden düzenlendi. bu kez de ortaya birtakım sağlık sorunları çıktı derken yeniden bir düzenleme yapıldı: jim lovell, fred haise ve ken mattingly. mattingly de bir hastalık geçirince mürettebat yine yenilendi ve jim lovell, fred haise ile jack swigert görevde yer almak üzere son seçilen kadro oldu.
soldan sağa: swigert, lovell ve haise

(görsel, astronomy. com'dan alıntıdır.)
lovell daha önce nasa'da çalışıyordu zaten. haise ve swigert ise daha önce askeri pilotluk yapmıştı. bu nedenle ekip uçuş konusunda oldukça tecrübeliydi. bu, ilerleyen günlerde gelecek olan felaketler için büyük bir avantajdı.
--- uçuş öncesi ---
mekik, servis modülü, kumanda modülü odyssey ve ay örümceği aquarius adlı kısımlardan oluşuyordu. ay üzerindeki fra maura adlı bölgeye iniş planlanmıştı.
temsili bir çizim:

(görsel, awesomestories. com'dan alıntıdır.)
uçuştan önceki haftalarda geri sayım aşaması için tatbikat yapıldı. bir test sırasında, oksijen tankındaki likit oksijen boşaltılarak yerine gaz halinde oksijen dolduruldu. test sonrasında tank boşaltılırken, aracın boru tesisatının kontrol edilmediği görüldü. bunun üzerine gerçekleştirilen kontrol sırasında, ısıtıcı sistemin kullanacağı elektriği sağlamak için yeni bir düzenleme yapıldı.
burada bir ihmal söz konusu oldu. roket üreticisi ile oksijen tankı üreticisi arasında bir görüşme yapıldı ve tank üreticisine, termostatların çalışması için gereken voltaj aralığının yükseltilmesi gerektiği söylendi. ancak ne yazık ki bu yapılmadı. üstelik buna rağmen tank 2. kez kontrol edildi ve yıpratıldı ki zaten tankın üretilmesinin üzerinden yıllar geçmişti. bu ihmalin neye yol açtığını az sonra yazacağım.
--- uçuş günü ve sonrası ---
roket ateşlendi, araç beklenen yörüngeye oturdu. 2 saat kadar sonra, pogo salınımı başlayınca motorda bir tuhaflık olduğu fark edildi. aslında benzer bir durum apollo 6'nın testlerinde de ortaya çıktığı için, bir çeşit önlem alınmıştı bu duruma karşı. bu önlem devreye alındı ve sonrasında ay'a doğru yolculuk başladı. her şey düzeldi zannedildi ancak ne yazık ki durum sandıklarından daha kötüydü.
uçuşun 56. saatinde, her şey yolundaymış gibi görünürken son derece yüksek sesli bir patlama gerçekleşti.
ilk başta lovell bunu, test zamanlarında haise tarafından yapılan şakalardan biri zannetmiş. zira haise vanalarla oynayarak patlamaya benzer sesler çıkarmalarına neden olarak eğlenirmiş. ancak patlamanın ardından lovell ile göz göze geldiklerinde, haise korku dolu bir suratla "ben yapmadım" deyince lovell da endişelenmeye başlamış.
patlayan şey, yukarıda bahsettiğim ihmal nedeniyle, oksijen tankının ta kendisiydi çünkü tanka kontrol aşamasında 65 voltluk gerilim sağlayan bir devre düzenlemesi getirilmişti. fakat tank üreticisi yapılması gerekeni yapıp sistemi buna uygun hale getirmediğinden, tankın sıcaklığı 80 dereceyi bulmuştu. bu da ortamdaki sıvı oksijeni harekete geçirmişti. düşmesi gereken sıcaklık da hatalı sistem nedeniyle düşürülemediğinden süreç patlamayla sonuçlanmıştı.
--- houston, bir sorunumuz var ---
filmlerden bildiğimiz bu cümle, swigert'ın dudaklarından dökülen cümle oldu. oksijen tankına ait göstergede koca bir "sıfır" görünüyordu. modülün camından dışarıya baktıklarında, uzayın derinliklerine doğru yol alan bir sızıntı gördüler. ardından diğer tank da sıfırlandı ve kumanda modülünde gerekli teknik desteği sağlayan oksijen bir anda tükendi. bunun anlamı, kumanda modülünün işe yaramaz hale gelmesiydi.
yapılacak tek şey kalmıştı: ay örümceği aquarius'a geçmek (çünkü onun oksijen tankı sağlamdı) ve görevi falan bir kenara bırakıp dünyaya dönmek.
ancak aquarius, ay'a iniş için tasarlanmıştı. aslında bu da geri dönüşü sağlayabilecek bir araçtı ama yer atmosferine girildiğinde gerekecek olan ısı kalkanı bu araçta yoktu. normal şartlarda kumanda modülünü taşıyan mekikle geri dönüş mümkündü ama bunu yapmak için aquarius'u mekikten ayırmaları gerekiyordu. oysa şimdi iş, aquarius aracılığıyla geri dönmeye kalmıştı ki bu da başlı başına bir sorundu.
aquarius'un içerisinde sıcaklık dondurucu seviyelerdeydi. üstelik haise bir üriner enfeksiyon nedeniyle rahatsızlanmıştı ve halsiz bir şekilde bir kenara yığılmıştı. ihtiyaç olan elektrik seviyesi ellerinde bulunandan yüksekti. bu nedenle yer ekibiyle olan bağlantıları sık sık kesiliyordu.
neyse ki lovell oldukça tecrübeli biriydi. birkaç yörünge düzeltmesi ile ay'ın etrafından dolanıp dünyaya doğru yönelmeyi başardılar. dönüş için 2 kişiyi 2 gün süresince idare edecek bir oksijen filtresi vardı aquarius'un içerisinde. ancak dönüşün 4 gün süreceği ve içeride 3 kişi olduğu düşünülünce sıkıntının büyüklüğü anlaşılabilir sanıyorum. burada da yardıma yerdeki ekip koştu ve onların talimatı ile kumanda modülünün kare filtresini alarak binbir güçlükle aquarius'un yuvarlak bir kısmına takmayı başardılar. böylece araç içerisinde biriken karbondioksit sorunu çözülmüş oldu.
dünyaya yaklaşınca, ısı kalkanının devreye girmesi gerektiğinden, işe yaramaz haldeki odyssey yeniden çalıştırılmalıydı. üstelik aquarius'un da odyssey'den ayrılması gerekiyordu.
burada detaya fazlaca girmeme gerek yok. yer ekibinin yaptığı bir plan sayesinde işler yolunda gitti. odyssey pasifik okyanusu'na inmeyi (ya da düşmeyi diyelim) başardı. böylece filmlerdekilere benzeyen kabus gibi birkaç gün sona ermiş ve astronotlar bu görevden canlarını sağ salim kurtarmayı başarmıştı.
ay'a kadar gidip yüzeye epeyce yaklaşıp onu yakından görmek ama üzerine inemeden gerisin geri dönmek oldukça moral bozucu olmalı. ancak hayatınızın devamı ile görev aşkını kıyaslayınca, bunu sineye çekmek belki biraz daha kolay oluyordur, kim bilir.
kumanda modülü:

(görsel, space. com'dan alıntıdır.)
ay örümceği:

(görsel, wikimedia. org'dan alıntıdır.)
devamını gör...
normal sözlük'teki aile ortamı
serserisi olmayı kabul edeceğim ailedir. herkes uyuduktan sonra mutfakta gürültü yaparım ama.
devamını gör...
batesmotelpro
tr youtube da mizah videosu üreten ilk kanallardandır. şimdilerde ayda bir video atıyorlar. sütü seven kamyoncular ve esmeralda gibi videolarla tanınırlar.
devamını gör...
kafası koptuğu halde yaşayan hamam böceği
kafası kopmadığı halde ölen hamam böceğinden 1 adım önde olan yaratık. ayrıca dayanıklılık bakımından tardigradın yanında esamesi okunmaz diye düşünüyorum.
ilginç ama sinir bozucu bir hayvan bence.
--- alıntı ---
gelişmiş bir sürü davranışı sergilerler. yapılan bir çalışmada 50 adet hamam böceği birbiriyle bağlantılı 3 adet 40 böcek kapasiteli odacıklara bırakılmıştır. bir süre sonra böcekler 2 odaya 25'er adet olarak yerleşip 3. odayı boş bırakmışlardır. odacıkların kapasitesi 50'nin üzerine çıkarıldığında tüm böcekler tek bir odaya toplanıp diğerlerini boş bırakmışlardır. dengeli bir rekabet ve dayanışma içinde olabildikleri gözlenmiştir.
...
bazı türleri hiçbir şey yemeden 1 ay aktif yaşayabilir ve sadece posta pulu arkasındaki zamkla beslenerek hayatta kalabilir. su altında yarım saate kadar boğulmadan yaşayabildikleri görülmüştür. insana kıyasla radyasyona 6 ile 15 kat daha dayanıklıdırlar. bir hamam böceği, kafası olmadan iki hafta yaşayabilir çünkü beyinleri ayaklarındadır fakat başsız bir hamam böceği açlıktan ölecektir.
--- alıntı ---
bir hayvansever olarak böceklerin de yaşam hakkına saygılıyım ama bir yandan da evde karşıma çıkmamalarını umuyorum. zira bunlar çok hızlı hareket ettiğinden, herhangi bir böceği dışarıya atmakla bunları atmak arasında epey fark var.
ilginç ama sinir bozucu bir hayvan bence.
--- alıntı ---
gelişmiş bir sürü davranışı sergilerler. yapılan bir çalışmada 50 adet hamam böceği birbiriyle bağlantılı 3 adet 40 böcek kapasiteli odacıklara bırakılmıştır. bir süre sonra böcekler 2 odaya 25'er adet olarak yerleşip 3. odayı boş bırakmışlardır. odacıkların kapasitesi 50'nin üzerine çıkarıldığında tüm böcekler tek bir odaya toplanıp diğerlerini boş bırakmışlardır. dengeli bir rekabet ve dayanışma içinde olabildikleri gözlenmiştir.
...
bazı türleri hiçbir şey yemeden 1 ay aktif yaşayabilir ve sadece posta pulu arkasındaki zamkla beslenerek hayatta kalabilir. su altında yarım saate kadar boğulmadan yaşayabildikleri görülmüştür. insana kıyasla radyasyona 6 ile 15 kat daha dayanıklıdırlar. bir hamam böceği, kafası olmadan iki hafta yaşayabilir çünkü beyinleri ayaklarındadır fakat başsız bir hamam böceği açlıktan ölecektir.
--- alıntı ---
bir hayvansever olarak böceklerin de yaşam hakkına saygılıyım ama bir yandan da evde karşıma çıkmamalarını umuyorum. zira bunlar çok hızlı hareket ettiğinden, herhangi bir böceği dışarıya atmakla bunları atmak arasında epey fark var.
devamını gör...
yolda yürürken yapılmaması gerekenler
insanların yolda yürürken yapmaktan zevk aldıkları o kadar çok şey var ki. sadece şunu söylemek istiyorum, sizi küçük ve ezik gösterecek yakışmayan hareketler yapmayın. çoğu insanın küfürüne ve kötü konuşmalarına maruz kaldığınızı bir anlayın lütfen.
devamını gör...
