izm
kelimenin sonuna geldiğinde istisnasız* hepsini kötü yapan fikir babası ek.
devamını gör...
şaka yapıyorum diyerek laf sokan insan
laf sokmak ince bir sanattır, şaka yapmak tamamen farklı bir kavram. bu ikisini ayırt edemeyen insan laf soktuğunu zanneder, sonrada; “ ehehe şaka yaptım.” derse, ağzının payını alır ve bir daha ulu orta ağzını yaya yaya “eheheh” diyemez. bir derdin, sıkıntın, sorunun varsa açık açık söylersin. söyleyemiyorsan köşene çekilir ağlarsın. saçma sapan “imi bin şiki yiptim cinim” dersen bir dahakine ağzına şıpıdık terliği yersin, benden söylemesi.
devamını gör...
back to the future
zaman yolculuğu ile ilgili ve türünün en güzel örneklerinden biri olan, hem bilim kurgu hem komedi olması bakımından çoğu bilim kurgu filmden farklı gördüğüm, orijinal ismi back to the future olan 1985 yapımı amerikan filmi.
yanlışlıkla anne babasının lisede okuduğu yıllara giden ve ortalığı hiç olmaması gereken şekilde karıştırıp, ardından da telafi etmeye çalışan bir genci konu alır.
yapımcısı, yönetmeni, başrolleri gibi bilgileri nasılsa her yerden bulabiliyoruz. o nedenle daha çok kişisel yorumumu yazacağım.
benim için, gerek bireysel gerek toplumsal bakımdan hayatımın en güzel ve mutlu yıllarını hatırlattığı için değerli bir filmdir. hani banyo günü olan, ertesi gün okula gidileceği için gıcık olunan ama bir yandan da masumiyeti nedeniyle çok özlenen pazar günleri vardı eskiden... sabahları, henüz sayıları şimdiki gibi tavan yapmamış olan 2-3 televizyon kanalından birinde çizgi film izlediğimiz, sevdiğimiz herkesin evde, bir arada olduğu o pazar günleri... işte bana öyle sıcaklık, özlem, güzel duygular dolu günleri anımsatır geleceğe dönüş. soba üzerindeki mandalina kabuğu kokusudur, henüz kendisi de küçük olan ablayla atari oynanan günlerin keyfidir geleceğe dönüş. bambaşka bir yeri var bende.
bilim kurgu filmler en sevdiğim türlerden biridir ama bunun tadını çoğu vermez bana. ister daha girift konuları işlemiş olsun, ister daha üst düzey görsel efektler kullansın...
en sevdiğim karakteri, hafif deli emmett brown'dır. bazen kendimi bunun kadın versiyonu gibi hissediyorum.
yanlışlıkla anne babasının lisede okuduğu yıllara giden ve ortalığı hiç olmaması gereken şekilde karıştırıp, ardından da telafi etmeye çalışan bir genci konu alır.
yapımcısı, yönetmeni, başrolleri gibi bilgileri nasılsa her yerden bulabiliyoruz. o nedenle daha çok kişisel yorumumu yazacağım.
benim için, gerek bireysel gerek toplumsal bakımdan hayatımın en güzel ve mutlu yıllarını hatırlattığı için değerli bir filmdir. hani banyo günü olan, ertesi gün okula gidileceği için gıcık olunan ama bir yandan da masumiyeti nedeniyle çok özlenen pazar günleri vardı eskiden... sabahları, henüz sayıları şimdiki gibi tavan yapmamış olan 2-3 televizyon kanalından birinde çizgi film izlediğimiz, sevdiğimiz herkesin evde, bir arada olduğu o pazar günleri... işte bana öyle sıcaklık, özlem, güzel duygular dolu günleri anımsatır geleceğe dönüş. soba üzerindeki mandalina kabuğu kokusudur, henüz kendisi de küçük olan ablayla atari oynanan günlerin keyfidir geleceğe dönüş. bambaşka bir yeri var bende.
bilim kurgu filmler en sevdiğim türlerden biridir ama bunun tadını çoğu vermez bana. ister daha girift konuları işlemiş olsun, ister daha üst düzey görsel efektler kullansın...
en sevdiğim karakteri, hafif deli emmett brown'dır. bazen kendimi bunun kadın versiyonu gibi hissediyorum.
devamını gör...
trafik psikolojisi
yüksek lisans yapacak psikoloji öğrencileri arasında fazla tercih edilmeyen fakat son yıllarda daha bir farkına varılan, birçok ölümün trafik kazalarından kaynaklandığını düşününce üzerine yoğunlaşılması gerektiğini gözler önüne seren psikoloji alt dallarından biridir.
trafik psikologları, insan (sürücü-yaya), araç ve çevre faktörlerini inceler fakat daha çok sürücülerin araç kullanırken karar verdikleri, kontrol ettikleri ve harekete geçtikleri süreçler üzerine yoğunlaşır. örneğin, sürücülerin beklenmedik bir olaya karşı reaksiyonunu ölçmek için göz hareketi denetimli gözlüklerden yararlanılabilir. tabii ki gözlemlemek için sürücüyü trafiğe çıkartıp beklenmedik bir olay yaşatılamaz fakat bunun için özel hazırlanmış sahalar ve araçlarda gözlem yapılabilir.
trafik psikoloğu, sürücülerin davranışları, diğer sürücülerle etkileşimleri, sıklıkla izledikleri yollar (rotalar) üzerine araştırmalar yaptığı gibi alkol kullanımı, dikkatsizlik, stres, kaygı, deneyim vb. faktörlere de odaklanır.
trafik kazalarından dolayı ne kadar can kaybı verdiğimizi düşünürsek, trafik psikoloğu özellikle trafiğin ve kazaların yoğun olduğu yerlerde bir gerekliliktir hatta zorunluluktur. insanlar hava taşıtları denince çekimser yaklaşıyor lakin yanlış bir algı var, en çok can kaybı karayollarında görülüyor.
trafik psikologları, insan (sürücü-yaya), araç ve çevre faktörlerini inceler fakat daha çok sürücülerin araç kullanırken karar verdikleri, kontrol ettikleri ve harekete geçtikleri süreçler üzerine yoğunlaşır. örneğin, sürücülerin beklenmedik bir olaya karşı reaksiyonunu ölçmek için göz hareketi denetimli gözlüklerden yararlanılabilir. tabii ki gözlemlemek için sürücüyü trafiğe çıkartıp beklenmedik bir olay yaşatılamaz fakat bunun için özel hazırlanmış sahalar ve araçlarda gözlem yapılabilir.
trafik psikoloğu, sürücülerin davranışları, diğer sürücülerle etkileşimleri, sıklıkla izledikleri yollar (rotalar) üzerine araştırmalar yaptığı gibi alkol kullanımı, dikkatsizlik, stres, kaygı, deneyim vb. faktörlere de odaklanır.
trafik kazalarından dolayı ne kadar can kaybı verdiğimizi düşünürsek, trafik psikoloğu özellikle trafiğin ve kazaların yoğun olduğu yerlerde bir gerekliliktir hatta zorunluluktur. insanlar hava taşıtları denince çekimser yaklaşıyor lakin yanlış bir algı var, en çok can kaybı karayollarında görülüyor.
devamını gör...
sessizlik
çoğu zaman huzur şeklinde vücut bulan olgu..
devamını gör...
aşkı anlatan en güçlü söz
"sende gördüğümü görecekler diye ödüm kopuyor."
devamını gör...
hayvanlarla göz teması kurmak
2 sn sonra öpücük atarak sonlanır.
devamını gör...
gece uyanıp yemek yemek
gerçekten yemek yeme olayını abartmış uykudan bile çok sevecek kadar çıldırmış olamazsın, neden dostum neden sakin ol yarın hepsi senin olabilir.(tabi sabah başkası tarafından yenmezse)
devamını gör...
hangi yazar gözünde nasıl canlanıyor sorusu
bazı canlanmaları gördükten sonra kimsenin gözünde canlanmamak daha iyi geldi.
devamını gör...
seksi şempanze
1996 yılında yayınlanmaya başlayan ve çok güldüren bir absürt komedi dizisi olan tatlı kaçıklar’dan bir karakterdir.
dizinin başrollerinde iyi bir oyuncu olmasına rağmen sululuktan başını kaldıramayan mehmet ali erbil ve bir dönem sürekli alkol problemleriyle gündeme gelen yalçın menteş paylaşmakta idi.
dizide dursun ali sarıoğlu’nun canlandırdığı tarumar baba tarumar kırbaç isimli mafyatik karakterin sevgilisi rolünde oynayan yıldız kaplan’a taktığı isim seksi şempanze idi.
sharon stone’un 154 iq seviyesi ile bile yerle bir etmeyi başaramadığı aptal sarışın tiplemesinin türkiye’de bulduğu karşılıktır seksi şempanze.
dizide yıldız kaplan zengin mafya babasının yanında sadece güzel olmak vasfı ve beklentisi ile bulunan sarışın, sarışın olduğu kadar da aptal bir kadını canlandırır.
sinemada ve televizyonda bir kadının komik olması ya da bir komedide rol alması ve bunu yaparken de dikkat çekebilmesi için ya çok güzel ve aptal ya da çirkin ve akıllı olması gerekir çoğu zaman. elbette istisnalar vardır ama genel beklenti bu yöndedir. seksi şempanze sarışından az kullanılmış beyin reklamlarında oynayabilecek aptallıkta olduğu için ve dönem için oldukça seksi olduğu için dizinin unutulmayan karakterlerinden bir oldu her zaman.
dizinin başrollerinde iyi bir oyuncu olmasına rağmen sululuktan başını kaldıramayan mehmet ali erbil ve bir dönem sürekli alkol problemleriyle gündeme gelen yalçın menteş paylaşmakta idi.
dizide dursun ali sarıoğlu’nun canlandırdığı tarumar baba tarumar kırbaç isimli mafyatik karakterin sevgilisi rolünde oynayan yıldız kaplan’a taktığı isim seksi şempanze idi.
sharon stone’un 154 iq seviyesi ile bile yerle bir etmeyi başaramadığı aptal sarışın tiplemesinin türkiye’de bulduğu karşılıktır seksi şempanze.
dizide yıldız kaplan zengin mafya babasının yanında sadece güzel olmak vasfı ve beklentisi ile bulunan sarışın, sarışın olduğu kadar da aptal bir kadını canlandırır.
sinemada ve televizyonda bir kadının komik olması ya da bir komedide rol alması ve bunu yaparken de dikkat çekebilmesi için ya çok güzel ve aptal ya da çirkin ve akıllı olması gerekir çoğu zaman. elbette istisnalar vardır ama genel beklenti bu yöndedir. seksi şempanze sarışından az kullanılmış beyin reklamlarında oynayabilecek aptallıkta olduğu için ve dönem için oldukça seksi olduğu için dizinin unutulmayan karakterlerinden bir oldu her zaman.
devamını gör...
türkçülük
türkçülük akımını ırkçılık ile bağdaştırmak bilinçli yapılan bir dezenformasyondur. belli başlı iki cenah tarafından yani kürtçüler ve siyasal islamcılar tarafından sürekli hedef tahtasına konulmasının altında türkçü teorisyenlerin argümanlarına karşı bu iki kesimin çaresizliği yatmaktadır. çünkü bu iki kesim modern dünya ile bağ kurabilecek düzeyde entelektüel ve vizyoner teorisyen yetiştirememiştir. her iki kesiminde perde arkasındaki ağababası emperyalist devletlerdir.
türkçülük, ırkçılık ekseninde yapılan tezlerin tamamını soyutlamış, millet bilinci ve birlikteliğini savunmuştur. örneğin kürtler misak-ı milli sınırlarına ve modern cumhuriyete etnik köken aidiyeti ile değil vatandaşlık bağı ile bağlıdır. anadolu yörüğü ile anadolu kürdü kanunlar karşısında eşittir. pratikte uygulamayı yanlış yönlendirenler yüzünden teori suçlanmamalıdır.
türkçülük cumhuriyet rejiminin yılmaz savunucusudur. otokratik ve feodal yönetim sistemlerini temelden reddeder. vatandaşın dini ve sosyal özgürlüklerinin dünyaca kabûl gören modern kıstaslar içerisinde değerlendirilmesini öncüller.
türkiye'nin kuruluş felsefesi lozan'dan beri aynı çerçevede ilerlemektedir. genç cumhuriyet menemen'de ve tunceli'de etnik kesimlere karşı değil fundamentalizme ve feodalizme karşı savaş vermiştir.
türkçülük kulaktan dolma hurafelere ve ajan provokatör figüranlara karşı verdiği savaşını bugünde devam ettirmektedir.
türkçülük, ırkçılık ekseninde yapılan tezlerin tamamını soyutlamış, millet bilinci ve birlikteliğini savunmuştur. örneğin kürtler misak-ı milli sınırlarına ve modern cumhuriyete etnik köken aidiyeti ile değil vatandaşlık bağı ile bağlıdır. anadolu yörüğü ile anadolu kürdü kanunlar karşısında eşittir. pratikte uygulamayı yanlış yönlendirenler yüzünden teori suçlanmamalıdır.
türkçülük cumhuriyet rejiminin yılmaz savunucusudur. otokratik ve feodal yönetim sistemlerini temelden reddeder. vatandaşın dini ve sosyal özgürlüklerinin dünyaca kabûl gören modern kıstaslar içerisinde değerlendirilmesini öncüller.
türkiye'nin kuruluş felsefesi lozan'dan beri aynı çerçevede ilerlemektedir. genç cumhuriyet menemen'de ve tunceli'de etnik kesimlere karşı değil fundamentalizme ve feodalizme karşı savaş vermiştir.
türkçülük kulaktan dolma hurafelere ve ajan provokatör figüranlara karşı verdiği savaşını bugünde devam ettirmektedir.
devamını gör...
başlık altında laf sokmaya çalışan yazar
ben lafımı ortaya korum beğenen alır gider beğenmeyen bırakır gaçar...
devamını gör...
türk kadınlarının gereksiz kıskançlığı
kendilerine guvenmemelerinden kaynaklidir. kendine guvenmeyen partnerine de guvenemez. bir de allah askina hanimefendiler, dunyadaki tek malafatli canliyi siz kaptiniz da biz kadin surusuyle sizinkine goz mu diktik? sumugumu atmam nisanlina. tiplere bak.
devamını gör...
askerden gelinen ilk gün
hayatımın en flu günüydü sanırım. o günü düşününce içimde garip bir his tortusu hissediyorum.
kıbrıs'ta yaptım askerliği. hemde cehennem taburunda. öğlen saatlerinde yolda 50 metre yürüdünmü baş dönmesi yapardı. üstelik kıbrıs'ta foseptik olmadığı için, 1-2 hafta boyunca değil duş almak tuvalete gidememişliğim bile oldu. sene 2021 buarada. koronadan dolayı çarşıya bir kere bile çıkamadım. sınıra çok yakın olduğu ve başımızda çok sert komutanlar olduğu için tuşlu telefon dışında telefonda elime değmedi. telefon yakalatanlar en iyi ihtimalle askerlikleri uzardı. çok kişinin mahkemeye gittiğini bilirim mesela.
sabah kalktım, 2 gün erken terhis olduğum için tertiplerim koca bir alanın mıntıka temizliğini bana yaptırmışlardı. komutan beni çağırdı, helalleştik herkesle filan. hiçbir duygumun olmadı tek an, o andı sanırım.
neyse havalimanına gittik, bindirdiler uçağa. izmir'e indiğimde saat 12 filandı. dış hatlarda kontrolden filan geçince askerliğin bitiyor diyorlardı. herkes tek tek geçiyor. sıra bana geldi memur önce bana sonra kağıtlara baktı,bastı mührü. tamam " hayırlı olsun kardeşim geç" dedi. 10-15 adım atınca kafamı kaldırdım şöyle bi. baktım etrafıma, sivil kıyafetli, özgür insanlar görmek o kadar garip hissettirdi ki o an anlatamam.
havalimanı çıkışındaki bavul kontrolüne gelince görevli abi saçtan olsa gerek asker sen bekleme geç dedi. kafa selamı verdim istemsizce devam ettim. havalimanı kapısından çıkıpta rüzgar yüzüme vurunca bi ayıldım. özgürlüğün tadını ilk defa orda tattım sanki. uzun zamandır su içmemişimde biri soğuk su vermiş gibi rahatladım.
havalimanın etrafında 10 tur yürüdüm. gittim geldim. yanımdan geçen insanlara baktım. sigara içtim bol bol. hepsinide yere attım.
uzatmayayım, gittim otogara. biri bana "kim bu öküz" demesin diye nazik nazik konuşmaya çalışıyordum istemsizce. normalde de nazik bir çocuğumdur ama o gün başka bi naziktim. kadınlara baktım hep ama cinsellik barındıran bir bakış değildi. abazan gibi "karı abi karı şunun bacaklara bak" gibi değil. bir tabloya bakar gibi. hayranla, meraklı gözlerle. çok garip gelmişti. uzun süre kadın görmemek bir erkeği taştan bir duvar yapıyor adeta. ilk insana dönüyorsun, dağ ayısı gibi birşey oluyorsun. ne demek istediğimi askerden gelenler bilecektir zaten.
bindim otobüse gittik baba evine. akşam 11 filandı sanırım. annem babam ağlıyor bense boş boş bakıyorum ortalığa. bunlar kim diyorum böyle kendi kendime. tamam tanıyorum annem ve babam, şu kadında ablam ama ne bileyim. sanki bir rüyada gibiydim. vücudumun etrafı şeffaf birşeyle kaplanmışta ben içinden etrafı izliyormuş gibiydim.
tuvalete gittim, duş aldım. herşey o kadar temiz, o kadar cıvıl cıvıl geldi ki gözüme. yerdeki paspas pembe diye mutlu oldum. duşta 10 dakikadan fazla durdum ve kendi penisim dışında peniste görmedim. bu bile cennete girmişim hissi uyandırdı bende.
halıyı hissedeyim, koltuğun kumaşı tenime değsin diye 1-2 gün çorap giymedim. halıya basmak çok güzel bir duyguydu niyeyse. cam bardakta çay içmek mesela, sahanda kırılan yumurta. yemek yemek için beklemen gerekmiyordu. çok saçma geliyordu herşey.
kafamı yastığa koyduğumda uyumam uzun sürdü. sabah ranzada uyanıcam diye korkmuştum hatırlıyorum. rüyaysa bile uzadıkça uzasın istedim. gece 3 gibi anca uyuyabildim. sabah kalktığımda saat 5.30'du.
kıbrıs'ta yaptım askerliği. hemde cehennem taburunda. öğlen saatlerinde yolda 50 metre yürüdünmü baş dönmesi yapardı. üstelik kıbrıs'ta foseptik olmadığı için, 1-2 hafta boyunca değil duş almak tuvalete gidememişliğim bile oldu. sene 2021 buarada. koronadan dolayı çarşıya bir kere bile çıkamadım. sınıra çok yakın olduğu ve başımızda çok sert komutanlar olduğu için tuşlu telefon dışında telefonda elime değmedi. telefon yakalatanlar en iyi ihtimalle askerlikleri uzardı. çok kişinin mahkemeye gittiğini bilirim mesela.
sabah kalktım, 2 gün erken terhis olduğum için tertiplerim koca bir alanın mıntıka temizliğini bana yaptırmışlardı. komutan beni çağırdı, helalleştik herkesle filan. hiçbir duygumun olmadı tek an, o andı sanırım.
neyse havalimanına gittik, bindirdiler uçağa. izmir'e indiğimde saat 12 filandı. dış hatlarda kontrolden filan geçince askerliğin bitiyor diyorlardı. herkes tek tek geçiyor. sıra bana geldi memur önce bana sonra kağıtlara baktı,bastı mührü. tamam " hayırlı olsun kardeşim geç" dedi. 10-15 adım atınca kafamı kaldırdım şöyle bi. baktım etrafıma, sivil kıyafetli, özgür insanlar görmek o kadar garip hissettirdi ki o an anlatamam.
havalimanı çıkışındaki bavul kontrolüne gelince görevli abi saçtan olsa gerek asker sen bekleme geç dedi. kafa selamı verdim istemsizce devam ettim. havalimanı kapısından çıkıpta rüzgar yüzüme vurunca bi ayıldım. özgürlüğün tadını ilk defa orda tattım sanki. uzun zamandır su içmemişimde biri soğuk su vermiş gibi rahatladım.
havalimanın etrafında 10 tur yürüdüm. gittim geldim. yanımdan geçen insanlara baktım. sigara içtim bol bol. hepsinide yere attım.
uzatmayayım, gittim otogara. biri bana "kim bu öküz" demesin diye nazik nazik konuşmaya çalışıyordum istemsizce. normalde de nazik bir çocuğumdur ama o gün başka bi naziktim. kadınlara baktım hep ama cinsellik barındıran bir bakış değildi. abazan gibi "karı abi karı şunun bacaklara bak" gibi değil. bir tabloya bakar gibi. hayranla, meraklı gözlerle. çok garip gelmişti. uzun süre kadın görmemek bir erkeği taştan bir duvar yapıyor adeta. ilk insana dönüyorsun, dağ ayısı gibi birşey oluyorsun. ne demek istediğimi askerden gelenler bilecektir zaten.
bindim otobüse gittik baba evine. akşam 11 filandı sanırım. annem babam ağlıyor bense boş boş bakıyorum ortalığa. bunlar kim diyorum böyle kendi kendime. tamam tanıyorum annem ve babam, şu kadında ablam ama ne bileyim. sanki bir rüyada gibiydim. vücudumun etrafı şeffaf birşeyle kaplanmışta ben içinden etrafı izliyormuş gibiydim.
tuvalete gittim, duş aldım. herşey o kadar temiz, o kadar cıvıl cıvıl geldi ki gözüme. yerdeki paspas pembe diye mutlu oldum. duşta 10 dakikadan fazla durdum ve kendi penisim dışında peniste görmedim. bu bile cennete girmişim hissi uyandırdı bende.
halıyı hissedeyim, koltuğun kumaşı tenime değsin diye 1-2 gün çorap giymedim. halıya basmak çok güzel bir duyguydu niyeyse. cam bardakta çay içmek mesela, sahanda kırılan yumurta. yemek yemek için beklemen gerekmiyordu. çok saçma geliyordu herşey.
kafamı yastığa koyduğumda uyumam uzun sürdü. sabah ranzada uyanıcam diye korkmuştum hatırlıyorum. rüyaysa bile uzadıkça uzasın istedim. gece 3 gibi anca uyuyabildim. sabah kalktığımda saat 5.30'du.
devamını gör...
intj
sanıyorum infj'den sonra en az görülen kişilik tipi. ancak biraz zor tipler olabiliyorlar. aşağıya bazı özelliklerini bırakayım, bunların sayısı arttırılabilir elbette.
- bir işe başlamadan önce tüm detaylarıyla ele alır ve olası tüm sonuçlarını ortaya dökerler. profesyonel iş hayatında da böyle, bazı önemli işleri veya kendi geliştirmeye çalıştıkları projelerle ilgili de bu böyle.
- enerjileri genel olarak çok yüksektir. kendi alanlarına girmeyen ancak ilgilerini çeken bir konuda bile fazla meraklı davranırlar, onlarca farklı kaynak araştırıp okumaktan çekinmezler. hatta bu onlara büyük keyif verir.
- iflah olmaz bir hayalperest yapıları vardır. yaptıkları her işte veya ilişkilerinde kararlı davranırlar. eğer o işi ilk seferde yapamazlarsa genelde pes edip karalar bağlamak gibi huyları yoktur. tekrar deneyecek enerjiyi kendilerinde bulurlar.
- sosyal ortamlar onlara sıklıkla keyif verebilir ama aşırı kalabalık bir ortamda rahatsız hissederler. iş hayatında hele... yani kalabalık bir ortam ve takım çalışması pek onlara göre değil. daha çok bireysel çalışmayı, iş geliştirmeyi ve yeni fikirler çıkartmayı isterler. takım çalışmasında kendilerine denk seviyede düşünebilen kişiler bulduklarına inanırlarsa bazı konularda ortak çalışma gerçekleştirebilirler.
- yeni tanıştıkları kişilerin entelektüel bilgi birikimleri, dünya görüşleri veya herhangi bir ilgi alanı yoksa o kişilerle zaman geçirmemeyi tercih ederler. bunu yapacaklarına zamanlarını tek başına geçirmek bile yeğdir. zaten düzenli yalnızlığa ve kendilerine zaman ayırmaya ihtiyaç duyarlar.
- başka insanların fikirleri onlar için önemlidir, dinlemeyi severler. ama genellikle bunları uygulamak yerine kendi bildiklerini yapmak en doğrusudur. üstelik insanlar bunla ilgili eleştiriler getirse de pek sallamazlar.
- bir kişiyle ilgili direkt olarak "çok iyi" bir insan olduğu kanısı varsa bile gözlem yaparlar. gözlemleri sonucunda da pek yanılmazlar. nerede dürüst olup, nerede olmadığını belli bir zaman geçtikten sonra kolayca ayırt edebilirler. özellikle samimiyetsiz ve politik davranan tiplerden hazzetmezler.
- hiç bir zaman politik davranmazlar. katılmadıkları bir konu olursa ya da bir insanın eksik yönlerini görürsem açıkça söylemeyi tercih ederler. o yüzden de bazen ya çok sevilirler bazen hiç sevilmezler.
- stresli durumlar altında sakinliklerini koruyup, olası seçenekler üretmeye veya varsa bunları değerlendirmeyi tercih ederler. panik halinde oldukları pek görülmez.
- aldıkları kararların rasyonel olmasına dikkat ederler.
- kendilerini çok severler.
nereden mi biliyorum? bu kategoriye dahilim. bununla ilgili ilk kez test çözdüğümde beni tatmin etmediği için birkaç test daha bulup onlarda da intj çıkmıştım. aradan belli bir zaman geçtikten sonra yine çözdüm, yine intj çıktım.
şimdi bu özelliklerin iyi ya da kötü olması tamamen subjektif. yani bana kalsa intj'lerin çok kıl özellikleri var. hatta genel olarak çevresi tarafından duygusuz kişiler olarak nitelendirilirler.
normal bir insan kişisi, duygusal anlamda kendisini etkileyecek bir olay yaşadığı zaman bunu arkadaşlarıyla veya yakın çevresinden kişilerle paylaşır. ama intj'ler bu tarz durumları başkalarına anlatmak yerine kendi içlerinde yaşamak isterler, yalnız kalırlar. yalnız kaldıkları bu süre boyunca da zamanlarını yeni bir şeyler öğrenerek geçirip, odak noktalarını bir şekilde değiştirirler.
ortaya karışık bir şeyler yapma şansım olsa muhtemelen intj kategorisinde olmazdım. yine de kendimi seviyorum, o ayrı.
sadece kendimi duygu yönünden geliştirmeye ihtiyacım olduğu kanaatindeyim.
- bir işe başlamadan önce tüm detaylarıyla ele alır ve olası tüm sonuçlarını ortaya dökerler. profesyonel iş hayatında da böyle, bazı önemli işleri veya kendi geliştirmeye çalıştıkları projelerle ilgili de bu böyle.
- enerjileri genel olarak çok yüksektir. kendi alanlarına girmeyen ancak ilgilerini çeken bir konuda bile fazla meraklı davranırlar, onlarca farklı kaynak araştırıp okumaktan çekinmezler. hatta bu onlara büyük keyif verir.
- iflah olmaz bir hayalperest yapıları vardır. yaptıkları her işte veya ilişkilerinde kararlı davranırlar. eğer o işi ilk seferde yapamazlarsa genelde pes edip karalar bağlamak gibi huyları yoktur. tekrar deneyecek enerjiyi kendilerinde bulurlar.
- sosyal ortamlar onlara sıklıkla keyif verebilir ama aşırı kalabalık bir ortamda rahatsız hissederler. iş hayatında hele... yani kalabalık bir ortam ve takım çalışması pek onlara göre değil. daha çok bireysel çalışmayı, iş geliştirmeyi ve yeni fikirler çıkartmayı isterler. takım çalışmasında kendilerine denk seviyede düşünebilen kişiler bulduklarına inanırlarsa bazı konularda ortak çalışma gerçekleştirebilirler.
- yeni tanıştıkları kişilerin entelektüel bilgi birikimleri, dünya görüşleri veya herhangi bir ilgi alanı yoksa o kişilerle zaman geçirmemeyi tercih ederler. bunu yapacaklarına zamanlarını tek başına geçirmek bile yeğdir. zaten düzenli yalnızlığa ve kendilerine zaman ayırmaya ihtiyaç duyarlar.
- başka insanların fikirleri onlar için önemlidir, dinlemeyi severler. ama genellikle bunları uygulamak yerine kendi bildiklerini yapmak en doğrusudur. üstelik insanlar bunla ilgili eleştiriler getirse de pek sallamazlar.
- bir kişiyle ilgili direkt olarak "çok iyi" bir insan olduğu kanısı varsa bile gözlem yaparlar. gözlemleri sonucunda da pek yanılmazlar. nerede dürüst olup, nerede olmadığını belli bir zaman geçtikten sonra kolayca ayırt edebilirler. özellikle samimiyetsiz ve politik davranan tiplerden hazzetmezler.
- hiç bir zaman politik davranmazlar. katılmadıkları bir konu olursa ya da bir insanın eksik yönlerini görürsem açıkça söylemeyi tercih ederler. o yüzden de bazen ya çok sevilirler bazen hiç sevilmezler.
- stresli durumlar altında sakinliklerini koruyup, olası seçenekler üretmeye veya varsa bunları değerlendirmeyi tercih ederler. panik halinde oldukları pek görülmez.
- aldıkları kararların rasyonel olmasına dikkat ederler.
- kendilerini çok severler.
nereden mi biliyorum? bu kategoriye dahilim. bununla ilgili ilk kez test çözdüğümde beni tatmin etmediği için birkaç test daha bulup onlarda da intj çıkmıştım. aradan belli bir zaman geçtikten sonra yine çözdüm, yine intj çıktım.
şimdi bu özelliklerin iyi ya da kötü olması tamamen subjektif. yani bana kalsa intj'lerin çok kıl özellikleri var. hatta genel olarak çevresi tarafından duygusuz kişiler olarak nitelendirilirler.
normal bir insan kişisi, duygusal anlamda kendisini etkileyecek bir olay yaşadığı zaman bunu arkadaşlarıyla veya yakın çevresinden kişilerle paylaşır. ama intj'ler bu tarz durumları başkalarına anlatmak yerine kendi içlerinde yaşamak isterler, yalnız kalırlar. yalnız kaldıkları bu süre boyunca da zamanlarını yeni bir şeyler öğrenerek geçirip, odak noktalarını bir şekilde değiştirirler.
ortaya karışık bir şeyler yapma şansım olsa muhtemelen intj kategorisinde olmazdım. yine de kendimi seviyorum, o ayrı.
sadece kendimi duygu yönünden geliştirmeye ihtiyacım olduğu kanaatindeyim.
devamını gör...
erkek yazarlardan kadın yazarlara tavsiyeler
balkonda neskafe sigara keyfi yapayım dedim bir baktım karşı apartmandan bağrışma sesleri geliyor.
hikayedeki baş kahraman bmw m3'e binen zengin adamın karısını aldatması, her akşam içmesi ve anladığım kadarıyla eşini dövmesi*.
şimdi vereceğim tavsiye çok klişe olacak ama evleneceğiniz adamı iyi seçin. keyfimin içine ettikleri gibi moralimi de bozdular çünkü.
hikayedeki baş kahraman bmw m3'e binen zengin adamın karısını aldatması, her akşam içmesi ve anladığım kadarıyla eşini dövmesi*.
şimdi vereceğim tavsiye çok klişe olacak ama evleneceğiniz adamı iyi seçin. keyfimin içine ettikleri gibi moralimi de bozdular çünkü.
devamını gör...
sözlük yazarlarının yaptığı mesleğin en zor yanı
tek yapmam gereken çinli partnerlerle şirketin iletişimini sağlamakken, alakasız bir şekilde, grafikerin yaptığı bir tasarım hatasının bile üzerime kalmasıdır.
vay efendim gönderirken neden bakmamışım... nereden bileyim ben... adam tasarım yapıyor, bana gönderiyor, ben de onu çinlilere gönderiyorum.
vay efendim gönderirken neden bakmamışım... nereden bileyim ben... adam tasarım yapıyor, bana gönderiyor, ben de onu çinlilere gönderiyorum.
devamını gör...
kartal
keskin ve psikopat bakışlı yırtıcı bir kuş. bu kuşun tek şansı, avına sinsice yaklaşıp saldırması. başka hayvanların avını da çalar. mesela tilkinin avladığı bir tavşanı, kanatlarının olması ve uçabilmesi avantajı sayesinde tilkinin ağzından kapıp götürür.
devamını gör...
çevirmeli telefon
baş tarafından duyma işleminin, alt kısmından da konuşma işleminin gerçekleştiği ve ismine ahize denilen aksam gövdeye spiralli bir kablo ile bağlıdır. ahize, gövdenin üzerindeki yuvasına konur. telefonun ortasında numara aramak için çevirme işleminin yapıldığı kadran şeklindeki delikli yuvarlak, bu telefonu farklı ve özel kılan bir aksam. konuşmak için ahize kaldırıldığında da, yuvada bulunan ve hat algılamayı sağlayan iki düğme serbest kalır ve böylelikle hat görüşmeye açılır. hattın açıldığına dair kesintisiz bir ses duyulur ve parmak ortadaki numara deliklerini çevirmeye başlar. postane telefonu diye bildiğimiz bu çevirmeli telefonlar genelde bej, bordo, yeşil renkte olurlar, antika değerinde olan eski çevirmeli telefonlar da siyah renklidir. çalarken çıkarttığı ses, çınlamalı zil şeklindedir. özellikle 0 ve 9 kısmını çevirince bırakması, çocukların oynadığı oyuncak arabaların geriden serbest bırakılınca kendi kendine gitmesi gibidir. 1990'lı yıllara kadar telefonların tamamı çevirmeli türdendi. at&t isimli firma, ilk tuş takımlı telefonu tanıttıktan sonra da çevirmeli telefonlar yerini tuşlu telefonlara bıraktı. her bir numara için çıkan o çevirme sesinin yerini tuş sesi aldı.
devamını gör...
