1940’lı yıllarda sivas altınyayla’ya bağlı deliilyas beldesinde yaşamış ve genç yaşta trajik biçimde hayatını kaybetmiş celal isimli delikanlının ardından yakılan anonim ağıt.
celal’in nişanlısı döndü’nün yakmaya başladığı bu ağıt zaman içerisinde yöre halkının da eklemeleriyle yüz dört dörtlüğe kadar ulaşmış ve anonimleşmiştir.
yörenin farklı bölgelerinde farklı bestelerle yakılan ağıt ipek mendil ismiyle de bilinmektedir.fakat bilinenin aksine ;
“ipek mendil dane dane
yudular serdiler güne
ana celal’i yudular
baş ucunda döne döne “
kısmı anonim değil besteci ve söz yazarı nuri üstünses’e aittir. ağıdı albümlerinde seslendirmiş bir çok sanatçı da nuri üstünses’e ait ezgiyle okumaktadır. orijinali ezgi ve ağıdın hikayesini dinlemek için : (bkz: bekir güzeldağ) ( trt avaz yapımı ninniden ağıda anadolum programı 12. bölüm ) tık
ağıda , burhan çaçan , musa eroğlu , güler duman , âşık ali nurşani , sadık gürbüz ve daha nice usta sanatçı albümlerinde yer vermiştir.

şahsen en etkilendiğim ağıtlardan biridir. ağıt olması hasebiyle de en az enstrümanla ve ağır metronomda çalınıp söylenmesi gerektiğini düşünmekteyim.

kebapçığım senin en beğendiğin kim diyenler için : tık



pencereden bir kuş gelir
o sedası ne hoş gelir
zalim tren ankara’ya
dolu gider hep boş gelir

celal oy oy yavrum oy oy
devamını gör...

sinan akçıl. emel sayın expo 2016 konseri öncesi bunu ön sanatçı diye koymuşlar. mecburen dinledik yemin ediyorum kulaklarım kanadı.
devamını gör...

cino
aklıma ilk gelenleri yazmışlar.
90larda çocuk olmak ne güzelmiş.
devamını gör...

keşfettiğim ve benim gibi uzun uzun yazdığı için etki alanıma giren yeni çaylak arkadaşımız. kim bulursa onundur, hiç kimse göz dikmesin. *

yazılarınız daim olsun efendim, var olun. bilgilerinizi bizden saklamayın. bol bol sevgiler! *
devamını gör...

gazete kağıdına her basılan şey gazete, türksatta yayınlanan her yayın televizyon kanalı olmaz.
devamını gör...

adı üstünde zorunlu ihtiyaç molası. yiyip içmek için belki otobüsten inmek istemeyebilirsiniz ama tuvalete gitmeniz gereken bir durum olduğu zaman bu tercih değil zorunluluk oluyor.

bir şarkı var her telefona sen çık her kapıya sen koş beni hatırla diye. işte her anons acaba benim otobüsüm mü algısı yaratan bir korkudur.
devamını gör...

gerçekten böyle bir şey olabilir mi ya? sorusunu sordurmuştur.
edit: başlık sazan avıdır. (bkz: grup psikolojisinin sözlükteki önemi)
devamını gör...

geneli, erkeğe ve çocuklarına ve ana babalarına hizmet etmekten köle gibi kullanılmaktan, ne düşünmeye ne resim yapmaya ne de başka şeyler yapmaya vakit bulamamışlardır. vakit bulabilenler arasında iyi filozoflar fazlasıyla vardır.
devamını gör...

kimlik kodu, adres kodu. kendimi bir markette satılan, alınan, pazarlanan bir ürün gibi hissetmeye başladım. derin dünya oramıza buramıza çip takacak diyenlere duyrulur, yavrum o çipin kodu da geldi.
devamını gör...

bu aralar en sevdiğim tablo ophelia tablosu. ophelia ile kendimi müthiş özdeşleştirdiğim ve kimsenin onu anlamadığı kadar iyi anladığımı düşündüğüm için de olabilir. en azından katkısı vardır. neyse tablo john everett millais tarafından yapılmış. shakespeare’in hamlet oyunundaki ophelia karakterinin boğulmadan önceki halini resmetmiştir ki, tam da hayal edilen gibi olduğunu düşünüyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1958 -1962 yılları arasında çin'de uygulanan, veba ve hastalık bulaşmasından sorumlu zararlıları ortadan kaldırmayı amaçlayan bir hijyen kampanyasıydı. sabıkalılar dört zararlı idi: sıçanlar, sinekler, sivrisinekler ve serçeler.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
sivrisinekler, sıtmadan
kemirgenler vebadan,
sinekler, havada yoğun olarak bulunmaktan,
ve serçeler tahıl ve yemekten sorumluydular.

büyük çin kıtlığı'nın sorumlusu olarak serçeler göründüğünden kampanyanın adı serçeleri parçalama kampanyası ya da serçeleri ortadan kaldırma kampanyası olarak da adlandırılır. mao zedong, ülkedeki tüm serçelerin öldürülmesini emretmişti. kuşları yok etmek için seferber olan insanlar yere konan serçeleri çaldıkları davullarla, tencere tavalarla ölünceye kadar uçmaya zorladılar, yuvalarını tahrip ettiler.

kampanya süresince ne kadar serçenin yok edildiğinin kaydı yok ama serçeler yok olmaya yüz tuttular. insanlara öldürdükleri farelerin kuyruğu, sivrisinek, serçe ve sinek ölüleri sayısına göre ödüller verildi. bazı serçeler hayatta kalabilmek için büyükelçilik binalarına sığındılar.
bu kampanya süresince; yaklaşık 1.5 milyar fare, 100 milyon kilogram sinek, 11 milyon kilogram sivrisinek ve 1 milyar serçenin katledildiği tahmin ediliyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bir süre sonra anlaşıldı ki; serçeler pirinç tarlalarındaki böcekleri de yiyorlardı. kitleler halinde öldürüldüklerinden kampanya sonrası tahıllara daha büyük zararlar veren çekirgelerin sayısında bir sıçrama yaşandı ve pirinç verimi de düştü. bunun üzerine yine mao tarafından serçeler üzerindeki yok etme kararı kaldırıldı. hatta sovyetler birliği'nden 250 bin tane serçe satın alındı.

kaynak
kaynak
kaynak
devamını gör...

ölen aile fertlerini anmaya adanmış roma festivali. on üç şubat'da başlamak üzere her yıl bir hafta boyunca kutlanırdı. kökleri etrüsk pratiklerine dayanan bu kutlamada ev içinde toplanılıp atalar onurlandırılır, ardından da halka açık festivaller düzenlenirdi.

parentalya, diğer çoğu roma festivalinin aksine, neşeli kutlamalar yerine çoğunlukla sessizlik ve kendini gözden geçirme zamanıydı. aileler genellikle bir araya gelir, kendilerinden önce gelenlerin mezarlarını ziyaret eder ve libasyonlar sunarlardı. bazen rahmetli akrabalara ekmek ve şarap sunumları yapılırdı, ayrıca eğer bir ailenin ev halkı tanrısı var ise, ona da ufak bir sunum yapılabilirdi.

geleneksel olarak 7 gün süren bu festivalde(bazı kaynaklar 8 veya 9 gün der) romalılar gündelik işlerinin çoğunu askıya alırlardı. düğünler ertelenir, tapınaklar kapılarını kapatır, politikacılar ve yasa koyucular bütün işlerini ertelerlerdi.

parentalya'nın son gününde feralya olarak bilinen bir halka açık ziyafet düzenlenirdi. feralya'nın ritüelleri hakkında fazla şey bilinmese de, ovid sağolsun elimizde bazı şeyler var. yazılarında bu günün festivalin son günü olduğundan ve son günde sunumların yapıldığından, bu sebeple feralya denildiğinden bahseder.

feralya ayrıca tanrı jüpiter'in, ıuppiter feretrius, yani yemin bozanların ve düşmanların boyun eğdiricisi yanının kutlandığı bir zaman idi.
devamını gör...

sinekler insan ölüm sebeplerinde, ciddi bir orana sahiptir. sayıları kontrolsüz arttığında önemli hatalıkların bulaşmasına sebep olurlar. hastalık etkenlerini mekanik ve biyolojik olarak son konağa taşırlar. sonuç olarak sayılarının artması büyük bir tehtittir. tarihte bu seneryoya sahip kitlesel ölümler yaşanmıştır. öldürmekten ziyade önleme yoluna gidilmesi daha sağlıklıdır. ancak kontrolsüz çoğalmada ekosistemdeki denge için maalesef gerekli olabiliyor. ama bir iki sinek için yapıyorsa, hayvan sever falan değilidir.
devamını gör...

bazı insanları gördüğüm zaman olabileceğini düşünüyorum. yani bilimsel olarak nasıldır bilemem ama sap gelip saman dahi olamayan tipleri gördükçe ihtimali yüksek görüyorum.
devamını gör...

bir daniel monzon filmidir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
filmin senaryosunu fransisco perez gandul’un romanından daniel monzon ile jorge guerricaechevarria uyarlamıştır. başrol oyuncuları ise benim çok beğendiğim bir aktör olan luis tosar ve alberto ammann’dır.

aslında filmin konusu daha önce defalarca rastladığımız türden. bir suç örgütünün içine karışan kanun adamı. bu kanun adamı kendini suçlulardan biri olarak gösterip hayatta kalmaya çalışır. daha önce defalarca izledik bu tür filmleri. ama bu filmi farklı kılan şey oyunculuklar ve asla azalmayan gerilim unsuru oldu benim için.

gardiyan olarak işe başladığı hapishanede oryantasyon turu esnasında bir talihsizlik eseri bilincini yitiren genç gardiyan kendine geldiğinde 211 numaralı hücrede bulur kendini ve tam da çığ gibi büyümekte olan bir hapishane isyanının kalbindedir.

tek çaresi bir mahkum gibi davranıp hayatta kalmayı ummaktır ve o da tam olarak bunu yapar. isyanın lideri olan mahkumla arkadaşlığı ilerler ve isyanın liderinin en güvendiği insanlardan biri olan saatler içinde. ve olaylar kimsenin ummadığı şekilde gelişmeye, isyan büyüyüp başka hapishaneler sıçramaya, siyasi olaylar neden olmaya başlar.

gerilim dozunu düşmemesi ve insan psikolojisine dair çözümlemelerle izlenmeye değer bir film. stockholm olmasa biz ne yapardık!
devamını gör...

this gift.
from my lovers.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

üniversitede pazar gecesi eğlencemiz tembel şişkonun* dizi, kitap, öykü bilimum ıvır zıvır eserlerini okuyup teori kasmaktı.

ekrana yansıtılabilecek en güzel dönemlerden birini seçip sjw mezesi yapmış ağzına sıçtığımın boş teneke savaşçıları.

ya bu mevzubahis yerlerine koyduğumun valyrianları bildiğimiz elf gibi herifler. velaryon soyu targaryen değilmiş sonuçta da işte zenci olsa noooolurmuş. ya targaryenler targaryen soyadına sahip olduğu için gümüş saçlı, mor gözlü, beyaz tenli sanki. adamlar eski valyria kanından geldikleri için ırksal özellikleri bu. gidip valyrian olan velaryon soyunu dip boyası gelmiş fedon yapamazsın ulan. yaparsan da o lafı seve seve yiyeceksin işte. yok biz ırkçıymışız da gerçek dünyada siyahi insanlar varmış da. ya y***rk yok demiyoruz zaten. var da git bu adamları oynatacaksan dorn'lu yap ne bileyim adalardan gelme olsunlar bir sürü hintli, asyalı, siyahi artık ne bok püsür istiyorsan oynat.

kitapta bildiğimiz bembeyaz pamuk gibi pembe götlü tanımlanmış adamı niye siyahi yapıyosun yani ne alaka. ben şimdi zimbabve'nin bağrından kopup gelmiş adamı kızıl saçlı, beyaz tenli, yeşil gözlü biri olarak oynatabilir miyim? akıl işi mi lan bu? ırkçılık diye diye kafa s***ip sonra siz alasını yapıyorsunuz. kuzeyli siyahi olması mümkün mü ulan? hayır bi de bu adamlar aman pembe götümüze zeval gelmesin de saçlarımız beyaz gözlerimiz mor kalsın diye kardeş kardeşe atlayan adamlar. rhaenyra'yı da aman canım kuzen sayılır sonuçta diye velaryon biriyle evermişler. nolmuş yani bi kere de dorn'lu silksin bizi mi demişler de beyaz saçlı siyahi fedon doğmuş? nolmuş olabilir? ya bu adamın çocukları laena ve laenor baya bildiğimiz efsane güzel surata sahip diye anlatılmış kitapta ama tiplere bakıyosun sıçan gibiler. tükürsen değmeden yere düşer bari illa siyahi birinde ısrarcıysanız gerçekten eli yüzü düzgün birini oynatsaydınız.

daemon da bok gibi olmuş. 11. doktoru severiz sayarız ama o kösele gibi suratla elf gibi targaryen soyunu nah temsil eder. bu ne anasını satayım?

elinizde başı sonu belli iki kitap var. iki tane! bunu da game of thrones gibi sıçıp batırmayın abi. en azından senaryo bi boka benzesin de zaten velaryon soyu ve deamon ile tüyü dikmişsiniz.

hayır yani bunun ne ırkçlık ne homofobi ile ilgisi var abi. laenor eşcinsel bildiğimiz kitapta. bu adamı hetero yapsalar da söverim anasını satayım. ne bileyim gidip sapına kadar dornlu adamı da kızıl saçlı yapsalar yine söverim ne alaka çünkü. yapacağınız casti silkeleyeyim. corlys velaryon en fazla hafif yanık tenliydi denizci olduğundan. neyse ne ya. seve seve izleyeceğiz el mecbur zaten.
devamını gör...

‘şiddet karşıtlığının ürettiği güç kesinlikle insan yeteneğinin icat ettiği tüm silahların gücünden üstündür.’ diyen mahatma gandhi’nin belirli bir kötülüğe karşı kararlılıkla ama kesinlikle şiddete başvurmaksızın direnmeyi öngören felsefesi. bu felsefenin en temel ilkesi de hinduların ahimsa diye adlandırdığı şiddetsizlik ilkesidir. bu felsefeye göre şiddet kullanmak doğru kavrayışı kaybetmeye neden olurdu.
en temel örneklerinden biri de gandhi'nin büyük britanya imparatorluğu’nun sömürgeciliğine karşı direnişidir. mahatma gandhi hindistan’dan alınan britanya tuz vergisine karşı protestosunda yaptığı 400 kilometrelik gandhi tuz yürüyüşü ile ülkesinin britanya’ya karşı başkaldırısına öncülük etti.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
mahatma gandhi

işin ilginç yanı ise gandhi bu felsefenin temellerini henry thoreau’dan almıştı. nitekim gandhi daha öğrenciyken thoreau’nun ‘haksız yönetime karşı’ kitabını kendi anadiline çevirip yurttaşlarına dağıtmıştı. henry thoureu ise bu şiddetsiz direnme felsefesini hint kaynaklarından özellikle de bhagavad gita’dan esinlenerek çıkarmıştı. yani kökünü hindistan’dan alan düşünce batı’da(abd’de) gelişmiş ve yine anavatanına, hindistana dönmüş oluyordu.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
henry d. thoreau
devamını gör...

kitaptan uyarlanıp anismayonu çekilmiş bir film.

bir dreamworks harikası daha.

2010 yılında chris sanders, dean deblois yönetmenliğinde çekilmiş fantastik, 3d animasyon filmi.

hikaye cresside cowell tarafından oluşturulmuş bir serinin ilk filmi.

sadece çocukları değil animasyon ve macera seven yetişkinleri de seyircileri arasına dahil etmiş bir film.

berk adasında geçen hikaye vikinglerin zorlu hayatlarını konu alır. sürekli köylerine saldıran ejderhaları durdurmaya çalışan vikingler çocuklarını da bu yönde eğitir ve yetiştirir. ejderha yakalayıp öldürmek onlarda bir vikingli emaresidir ve bunun için ellerinden geleni yaparlar. bir kişi hariç.

berk adasının lideri kayıtsız zebellah'ın oğlu hıçkıdık. babası ne yaparsa yapsın onun inadını ve değişik yanlarını törpüleyemez. baba oğul çekişmesi işlenmiş. kimi zaman hüzünlendirip kimi zaman güldürmüştür bu ilişki.

filmin asıl konusu hıçkıdık ve gecenin öfkesinin dostluğu. bu dostluk çeşit çeşit sorunlar açar hıçkıdık'ın başına da yine arkadaşından vazgeçmez. gecenin öfkesi de öyle ölümlere bile atılır arkadaşı için. peki ya hıçkıdık'ın halkı bunu anlar mı? izleyip göreceğiz.

açıkçası bazı yerlerde çocuk filmi olarak lanse edilmiş fakat bir animasyon sever olarak ben kendilerini pek sevdim. güldüm, eğlendim, düşümdüm. evet evet yine düşündüm. mesajlı bir animasyon filmi kendileri. ön yargılarımızı ve gereksiz öfkemizi bir kenara bıraktığımızda bize hayatın bazı sırlar verebileceğini gösteriyor. hiç beklenmedik yakınlaşmalar hiç olmadık dostluklar olabileceğini işaret ediyor. bu bana da bir tebessüm veriyor. bu aralar normalde burun kıvırıp hıh diyeceğim bir kişiyle tanıdıkça yakınlaşmamı yakınlaştıkça sevememi hatırlatıyor.

hayat bize sırlarını her türlü fısıldıyor tabi biz duymak istersek. o bende hayat, ben aldım ve kabul ettim. çok thaks cınım. *

sizlerin de bol hayat dersi çıkarmacalı seyri olsun. iyi seyirler dostlar...

seslendirme kadrosu,
hıçkıdık (harun can)
kayıtsız zebella (hakan vanlı)
geğirik (fatih özacun)
astrid (serenay sarıkaya)
südüklü (ahmet taşar)
sertceviz (mustafa oral)
tersceviz (suzan avcı)
balıkayak (ümit erdim)
devamını gör...

eski çağlardan beri gıda saklama yöntemi olarak da kullanılan, dumanın ürün yüzeyine uygulanması yöntemidir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim