onca afet ve felaket yaşadık. kimi zaman sel kimi zaman yangındı. hepsi geçti. ancak tutumumuz hiç değişmedi. ileride yaşanacak olanları en az kayıpla atlatmak için farkındalık oluşturmak, hatayı kabul etmek yerine hep üstünü kapatmayı tercih ettik. birilerini suçlamayı da unutmadık. maalesef çernobil de bunlardan biriydi.

"türkiye'de radyasyon var diyenler dinsizdir." dönemin sanayi bakanı
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
"biz türküz. daha büyük tehlikeleri göğüslüyoruz. radyasyon bize vız gelir, tırıs geçer. acı patlıcanı radyasyon çalmaz." hülya avşar
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görsel kaynağı

kanser tedavisi görürken kaybettiğimiz kazım koyuncu henüz 34 yaşındaydı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

o çayı içen biri geri zekâlıdır... ben kendi zekâmla ve felsefemle ölümü, hayatı uzatabilirim, kısaltabilirim, her şeyi yapabilirim.

peki, benim köyümdekiler, anasının kuzusu çocuklar, 16 yaşındaki kız o neyi düşünsün, hangi felsefeyi düşünsün?

onun annesi hangi felsefeyle acısını yumuşatsın? sen kimsin, o acıları onlara tattırabiliyorsun?

bu ülkenin politikacılara, yalancılara ihtiyacı yok. kendi onuruna sahip çıkmış, kendi kişiliğine sahip çıkmış hâline ihtiyacı var…

bir şey ürettim benkazım koyuncu
kaynak
devamını gör...

buna benzer bir başlık bulamadım var ise aşağıda belirtmenizi rica ediyorum.

attila ilhan - ben sana mecburum.
can yücel - sevgi duvarı.
charles baudelaire - kötülük çiçekleri.
ahmet telli - belki yine gelirim.
devamını gör...

öncelikle buranın bu kadar boş olmasına şaşırdığımı söylemeden geçemeyeceğim. kitabı okuyan değerli yazarlarımız buraları yeşillendirebilir.

tanım: virginia woolf'un tarihte neden kadınlar erkekler kadar yazar çıkaramadı sorusunu irdelediği eserdir. woolf bunun nedenini edebiyat tarihinden somut örneklerle gayet iyi açıklamaktadır. kadınlar arasında da bir çok yazar çıktığını hatta bazılarının takma erkek isimleri kullanmak zorunda kaldığı gibi örnekler yer almaktadır*. bence herkesin mutlaka okuması gereken bir eserdir.
devamını gör...

sürekli bacağıma yapışması sebebiyle koala.
devamını gör...

michael collins gibi bir halk kahramanının ingilz imparatorluğu'na meydan okuyup, bağımsızlığı kazandırdığı yeşil ada ülkesi. 1916 paskalya ayaklanması sonrasında collins tarafından kurulan ira'nın britanya imparatorluğu ile asimetrik savaşa girmesinin neticesinde ülke ilk etapta bağımsız cumhuriyet olmuş, krallığa bağlılık yemini etmiştir. 1945'ten sonra ise tamamen commonwealth'den falan da çıkmışlardır. açıkçası çok saygı duyduğum insanlar. kimseye eyvallahları yok. siyasi anlamda da ''irish neutralism'' diye bi görüşleri vardır. ne ikinci dünya savaşına katılmışlardır ne de soğuk savaşta taraf olmuşlardır. öyle ki nato üyesi bile değiller.

yaa de valera kardeş ne güzel konuşuyordun zamanında... nooldu valera ? cebrayıl rayonuna yol geçiyordun skjdghj

bu arada de valera; dediğim zıbık ilk cumhurbaşkanlarıdır. collins ile girdiği iç savaşı kazanmıştır. collins ölmüştür ancak kendisinin de kabul ettiği gibi kimse günümüzde irlanda deyince de valera'yı hatırlamaz.

bunların bir de guinness diye bir biraları var. senelerce pilsen ve lagere alışmış biri olarak yabancılamıştım. ama içilmeyecek gibi de değil.

edit: bir de bunların drogheda united isminde bir takımları vardır ki logoları evlere şenlik. bildiğiniz ay yıldız logosu vardır. bunun da sebebi irlanda'ya 1847 yılında kıtlık yaşadıkları bir dönemde osmanlı imparatorluğu ciddi miktarda tahıl ve gıda yardımı yapmıştır. irlandalı kardeşlerimiz güzel bir vefa örneği göstermişler, fada beo na héireann, brits amach !!!
devamını gör...

ilk torun için de kullanılan tabir.
diğerleri için hep bir minik kıskançlığa sebep verir çocukken. rahmetli babaannem, ablamı hep böyle severdi. bizler için de güzel güzel lakaplar vardı ama işte insan 'ilk göz ağrısı' ile yarışamıyor, bir sıfır geride başlamış olma hisssiyatından da kurtulamıyor.
devamını gör...

örneğin birini çok seversin ama bunu gösteremezsin. başlarda normal gibi gelir sonra sevginden şüphe ederler. düşünüp durursun acaba sevgimi nasıl gösterebilirim diye. sahiden sevgi nasıl gösterebilir? ne bileyim bakışlarımızdan anlayamaz mısınız? illa süslü cümleler mi kurmak gerekir sevgiyi göstermek için?

oysa sevgi dolu bir kızdım. hala öyleyim sadece biraz donuklaştım. sanırım zaman beni bu hale getirdi. insanların birbirlerine kötü davranması, birbirlerinin arkasından kuyu kazması, sokakta geçinmeye çalışan çocuklar, annesi-babası tartışan insanlar, geçinemeyen aileler, hayallerini parası olmadığı için erteleyen ya da vaz geçen gençler... her biri için o kadar üzülüyor ve gördükçe arkaladından iyi dileklerde bulunuyorum ki... ama iş duygulara gelince dışarıya çıkmıyor. buz kesilmiş kalbim dışarıya. belki de korkuyorum. hassasım, kırılganım çoğu bilmez ve anlamaz. güçlü değilim aslında onların gördüğü güç.
acıya katlanamıyorum. katlanamama rağmen zihnimde sürekli acılar dönüp duruyor. hiç unutmam henüz 8. sınıftayken babam kanser olmuştu. ilk duyduğum anda koşup sarılmamıştım. çünkü acı beni bitiriyordu. nasıl tepki vereceğimi bilmiyordum. mahalledeki bütün çöpleri toplamıştım. eve gitmek istemiyordum. gittiğimde ağlıyordu ve ben yanında olamıyordum. ondan ayrı değil de onunla beraber ağlamayı o kadar çok istiyordum ki ama yapamıyordum. sanki bir şey beni zincirliyordu.

bu yüzden duygularını gösterebilen insanlara sonsuz saygım var. hep var olun, mutlu olun. öyle insanları çok seviyorum ve onlara hayranım. pencereniz daima gökyüzüne baksın. gökyüzü, benden size bir göz kırpsın.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

izmir birgi eski evler
devamını gör...

türkiye'de binaların çirkin olması köyden kente yaşanan göçün yarattığı kültür erozyonuyla da bağlantılı bir durum. şehirleşmeyle birlikte kapitalistleşen köy insanının kar edebilmek adına sanattan uzak, tüketime tabi işler yapmasının bir sonucu. günümüz estetik anlayışı lükse kaçan ve masraflı , zanaat gerektiren işlerdir ve sermaye sahipleri masraftan kaçınma adına estetikten uzaklaşmaktadır. ne yazık ki istanbul'un talanı da bu durumla bağlantılıdır. masallar diyarı gibi bir şehri distopik bir dünyaya çevirdik.
devamını gör...

once baskiyla elestiriyle fazla korumacilikla ya da hor davranarak kafayi yedirirler. sonra da sagda solda memnuniyetsizliklerini paylasip bu oglan/kiz bizi bitirdi derler. nesilden nesile gecen bir sey. kurbanlarin kurbaniyiz. dededimin dedesinin dedesine kufur ettigimi bilirim. bu donguyu kirmak elinizde.
devamını gör...

ölü ozanlar derneğinden bay keatingle dertleşmek o kadar iyi gelirdi ki. öğrencilerinin her birinin kendileri olmalarını, hayallerinin peşinden gitmelerini sağlamaya çalışırdı. onlara hayatı, daha doğrusu hayatın değerini aşılardı her dersinde. kendisi sanki kitap karakteri değilmiş de gerçek hayatta hocammış gibi her cümlesi ile kendim olmanın ne kadar güzel olduğunu hatırlattı bana..
"ormana gittim çünkü bilinçli yaşamak istiyordum. hayatı tatmak ve yaşamın iliğini özümsemek istiyordum. yaşam dolu olmayan her şeyi bozguna uğratmak ve ölüm geldiğinde aslında hiç yaşamamış olduğumu fark etmemek için."
devamını gör...

cenk'in programında , sohbeti ile dikkatimi çekmiş hatun kişi... bence sözlüğün muhamed ali'si. kelebek gibi uçan, arı gibi sokan...
sokmasından tırstığım için; takışmamayı tercih edeceğim kişi.
üstlendiği kelebek naifliğinde ki, sözlük kütüphanesi projesine kitap göndermeye niyetim var. lakin çok tembelim, kargo firmasına uğrayacak azmi gösterebilirim umarım.
kelebeğim ve arım...
devamını gör...

mantis karidesleri dünyanın en akıllı hayvan türleri arasında şaşırtıcı zeka düzeyleri ile üst sıralarda yer almaktaymış. bedenlerindeki floresan ışıklarını kullanarak birbirleriyle konuşabilir, diğer karidesleri tek tek tanıyabilir, diğer türlerle konuşabilir ve yeni davranışlar geliştirmeyi öğrenebilirlermiş.
devamını gör...

insan sarraflığı. 'bak bu kişiden zarar gelir, uzak dur' dediği herkesten mutlaka zarar gelir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu kadar, bitti, no mizah, no vizyon, 0 km mal ben.*
devamını gör...

hiçbir şey olmasa da mutlaka bir şey olmuş.



reklam iyi tamam güzel de bazen sanki fazla reklam almışız gibi geliyor*.
devamını gör...

güzel bir eylemdir. özellikle zamanın farkında olunca daha güzel hale gelir. hayatımızın her gününde farketmesekde o kadar boş zamanımız oluyor ki bu zamanlarda kitap okumak yararlıdır. toplu taşıma da kitap okuyan insanlar genelde zamanının değerini bilen insanlardır.
devamını gör...

ilk sezonunu keyif alarak izleyip sonra devam etmediğim başarılı dizidir.
neden devam etmedim bilmiyorum.
dijital platformların birinde varsa devam edebilirim sanırım çünkü güzeldi.
devamını gör...

"geleceğim, bekle dedi, gitti..
ben beklemedim, o da gelmedi.
ölüm gibi bir şey oldu..
ama kimse ölmedi.”
devamını gör...

böyle bir durum olduğunu zannetmiyorum. dinsiz oranında kaydadeğer bir artıştan ziyade görünürlüğünde ciddi bir artış olduğunu düşünüyorum. sosyal medyanın varlığı ve sosyal medyada dinsizlerin toplum ortalamasından daha çok var olması bir illüzyon yaratıyor.

toplumlar bir problemle karşılaştıklarında en kökten ve esaslı çözüm yerine en basit çözüme sarılırlar. islam'ın artık gündelik ihtiyaçlara ve hayatın gerçeklerine cevap veremeyen bir din olduğu bir gerçektir ancak bunun sonucu olarak toplumun büyük bölümü islam'dan tamamen çıkmak yerine islam'ın daha modernist bir yorumuna sarılacaktır.

nitekim serbest piyasanın şaşmaz kuralı olarak talep ortaya çıktı mı arz da meydana gelir. caner taslaman gibi islam'ı güzelce sosyalıp süsleyip sunan arkadaşlar görünen o ki gayet başarılılar.

not: ateist
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim