insana hayatının bir adım ötesi için tek bir merakı dahi yokken, koca bir boşluktayken denilmemesi gerekendir. o doğru yolu bulur zamanla.
devamını gör...

fkrm
* sesli harf alamadım.
devamını gör...

türkiye'de , atatürk'ün emri doğrultusunda askeri okulların müfredatına eklenmiş grigori petrov kitabı. çoğu rus yazarın kitaplarında daha çok açlık ,sefalet ve karakterin kendi iç dünyası ile mücadelesini görüyoruz . petrov bunun biraz dışına çıkmayı başararak , verilmesi gereken en önemli mücadelenin cehalet ile savaşmak olduğunu oldukça açıklayıcı bir şekilde kaleme almış. elnur osmanov'un çevirisi orta düzeyde bir çeviri olmasına rağmen tercih etmenizi öneririm. şahsi olarak, kitabın her cümlesine katılmasam bile , güzel çıkarımların bulunduğunu düşünmekteyim.

--- alıntı ---

sizden ricam, öğrencilere üniversitelerin birer diploma imal eden fabrikalar olmayıp, etrafa ışık saçan canlı mumlar imal eden fabrikalar, ülkenin zihnen ve manen kalkınmasını sağlayan merkez istasyonlar olduğunu anlatmanızdır.

--- alıntı ---
devamını gör...

fransız şair jacques prévert tarafından brest şehrinin bombalanması üzerine yazılmış; savaşın yalnızca şehirleri tahribata uğratmayacağını hüzünlü bir tesadüf ile kemiklerimize kazıyan şiir. barbara; yağmurun altındaki bilinmeyen kadın. sevgilisi ile sıkıca sarılıyor, savaş henüz sıyırıp geçmemiş şakaklarından ve uzak düşmemişler birbirlerinden. şiiri okurken orada öylece bu manzarayı izleyen kişiye dönüşüyor insan; bu mutlu manzaranın etkisinde kalmış ve bu tanımadığı iki insanın savaştan sağ çıkıp çıkmadığı hakkında merak ve hüzün duyan o şaire. savaş bizden pek çok şey götürür; doğduğumuz evler yıkılır, caddelerinde yürüdüğümüz şehirler yanar ve kimliksiz cesetlerin kokusu onlarca yıl havada asılı kalır fakat bir de küçük ölümler vardır, ayrı düşmüş insanlar ve brest'te ona ne olduğunu bilmediğimiz kadın; barbara. yunanlılar için barbara ismi 'yabancı' anlamına geliyor, tanışılmamış bir kadın için güzel bir isim seçmiş prévert. şiir, şairin paroles isimli derlemesinde bulunuyor ve çeviri sırasında şiirin ismi değişikliğe uğramamış.

teoman aktürel çevirisi:


anımsa barbara
yağmur yağıyordu o gün brest'te durmadan
yürüyordun gülümseyerek yağmur altında
şaşkın hayran sırılsıklam
anımsa barbara
siam sokağında rastladım sana
yağmur yağıyordu brest'te durmadan
gülümsüyordun
gülümsüyordum
tanımıyordum seni
sen de beni tanımıyordun

anımsa gene de anımsa o günü
unutma
saçağın altına sığınmış bir adam
adını ünledi
barbara
seğirttin ona doğru yağmur altında
şaşkın hayran sırılsıklam
atıldın kollarına
anımsa bunu barbara
sen diyorum diye de bana kızma
sen diyorum bütün sevdiklerime
ancak bir kez görmüşsem bile
sen diyorum bütün sevişenlere
tanımasam bile

anımsa barbara
unutma
o yumuşak mutlu yağmuru
mutlu yüzüne yağan
o mutlu kente yağan
denize yağan
tersaneye yağan
quessant gemisine yağan yağmuru

ah barbara
ne hırboluktur savaş
n'oldun şimdi sen
o demir o çelik o kan yağmuru altında
ya o adam n'oldu seni yürekten
kucaklayan
öldü mü kaldı mı n'oldu

ah barbara
yağmur yağıyor brest'te durmadan
eskiden nasıl yağıyorsa öyle
ama artık bildiğin gibi değil bura yok oldu her şey
yıkık bitik bir yas yağmuru şimdi yağan
demir çelik kan fırtınası bile değil
itler gibi kuyruğunu titreten
bulutlar yalnız bulutlar

brest'te sular boyunca yitip giden itler
çürümek için gidiyor uzaklara
hiçbir şey kalmayan brest'ten
çoook uzaklara



barbara

rappelle-toi barbara
ıl pleuvait sans cesse sur brest ce jour-là
et tu marchais souriante
é panouie ravie ruisselante
sous la pluie
rappelle-toi barbara
ıl pleuvait sans cesse sur brest
et je t'ai croisée rue de siam
tu souriais
et moi je souriais de même
rappelle-toi barbara
toi que je ne connaissais pas
toi qui ne me connaissais pas
rappelle-toi
rappelle-toi quand même ce jour-là
n'oublie pas
un homme sous un porche s'abritait
et il a crié ton nom
barbara
et tu as couru vers lui sous la pluie
ruisselante ravie épanouie
et tu t'es jetée dans ses bras
rappelle-toi cela barbara
et ne m'en veux pas si je te tutoie
je dis tu à tous ceux que j'aime
même si je ne les ai vus qu'une seule fois
je dis tu à tous ceux qui s'aiment
même si je ne les connais pas
rappelle-toi barbara
n'oublie pas
cette pluie sage et heureuse
sur ton visage heureux
sur cette ville heureuse
cette pluie sur la mer
sur l'arsenal
sur le bateau d'ouessant
oh barbara
quelle connerie la guerre
qu'es-tu devenue maintenant
sous cette pluie de fer
de feu d'acier de sang
et celui qui te serrait dans ses bras
amoureusement
est-il mort disparu ou bien encore vivant
oh barbara
ıl pleut sans cesse sur brest
comme il pleuvait avant
mais ce n'est plus pareil et tout est abimé
c'est une pluie de deuil terrible et désolée
ce n'est même plus l'orage
de fer d'acier de sang
tout simplement des nuages
qui crèvent comme des chiens
des chiens qui disparaissent
au fil de l'eau sur brest
et vont pourrir au loin
au loin très loin de brest
dont il ne reste rien.
devamını gör...

the mandalorian ile star wars evrenine ısınmaya başlayan ben için ilginç bir deneyim olan star wars animasyon dizisi. ama pek sevdiğimi söyleyemeyeceğim. ya mandalorian çok iyiydi ya da bad batch biraz vasat. veyahut ben gerçekten bu evreni benimseyemeyeceğim.

konu olarak; emir komuta dışına çıkmış, biraz asi ve başına buyruk olan 99. klon birliği’nin, palpatine’in o meşhur emrinden sonra değişen hayatları ve izledikleri yol anlatılmış.
birlik üyelerinin isimleri;
echo, crosshair, hunter, tech, wrecker.

bu birliğe daha sonra omega’nın da şans eseri katılması üzerine olaylar iyice karışıyor.
beni şahsen pek tatmin etmedi olay örgüsü ve dizinin animasyon oluşu. animasyonları severim fakat bu dizinin çizimleri aşırı hantal görünüyor nedense. haaa tek neden bu mu, elbette değil. sanırım ne kadar iyi olsa da bi önyargım olacak bu evrene.

seslendirme ekibinden bahsedelim;
omega-michelle ang, saw garrera-andrew kishino, cid-rhea perlman.
gelelim işin ilginç kısmına. the bad batch birliğinin tüm üyelerini ise tek bir ses sanatçısı seslendirmiş efendim; dee bradley baker.
inanması güç ama evet:)

son olarak diziye puanım 6/10. izlemeye devam eder miyim? belki sezon bitince binge-watch yaparak.
devamını gör...

adam o kadar tanım girmiş bi' tanecik başlık açmış ya. bari arada ukde doldur be. diyerek naçizane tavsiyelerimi sunduğum yazar.
devamını gör...

kaynak: liyakattan bahsetmesi gereken en son kişi mehmet tevfik göksu ve akp’lilerdir.
m.tevfik göksu buyrun.
t: chp’nin yanlış adımlarından biri.
siyasettir bu sonuç olarak. oy verilecek bir tane dahi parti kalmamıştır.

ayrıca; yine de akp gibi yapmamıştır. akp olsa 100 kişiyi de akp gençlik kollarından alırdı.
devamını gör...

"ne ayak oldugunu" anlamlandiramadigim ender insanlardandir elon musk. dovuyor mu seviyor mu, dunyayi mi kurtarmak istiyor yoksa daha da mi batirmak istiyor cozemedim henuz. kureselci kesime karsi da tavirli. bill gates'le de arasi limoni, karakter olarak biraz trump'a da benzemekte. bir cins yani. an itibariyle de dunyanin en zengin is adami unvanini jeff bezos'tan almis bulunmakta. zamanla gorecegiz neci oldugunu...
devamını gör...

quokka
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(bkz: en sevimli)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(bkz: en cana yakın)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir hafta önce pişen yemeğin hala dolapta durması.
delik deşik olmuş ayakkabının yama yapılıp giyilmesi.
25 kuruş fark olsa da daha ucuzunun alınması.
tanzim satıştan iki kilo soğan alınca ''allah cumhurbaşkanımızdan razı olsun"denilmesi.
son yapılan giyim alışverişinin 12 yıl önce olması.
devamını gör...

öncelikle dikkat çekmesi adına bu platforma dahil ettiğiniz için gerçekten teşekkür ederim kendi adıma. ciddi anlamda sorun olan şeylere önem verilmiş bu kısa videoda. bu sene ya da bugünden sonra bi şeyler değişir ; daha fazla kadın cinayeti,istismarı ya da vahşet haberi duymayız diye umut ediyorum her şeye rağmen.
devamını gör...

sayesinde bu akşam kaplumbağa terbiyecisi ile iyice bir hasret gidermiş oldum. tabloyu yakından görmeyeli epey zaman geçmişti.
devamını gör...

kimse kimsenin kimsesi değil.
devamını gör...

hastalığımdır. lityum ile kendimi gebertmeye çalıştığım zamanlar olmuştur. her zaman en uçlarda yaşadım bu duyguları. çok karanlık zamanlar geçirdim. akıl hastanesinde yattım. kendimden oldum olası nefret ettim. çevremdeki insanlar her zaman kendime bir şey yapabileceğim korkusuyla yaşadı. onları çok kırdım. en çok kendimi yordum. ruhsal bir hastalığım olacağına fiziksel bir hastalığım olmalıydı dedim. hep bunu tekrarladım..
resim çizmek beni rahatlatırdı. duygularımı yaşamama yardımcı olurdu. şimdi ise her şey daha karanlık. ölümüne yalnızlık istiyorum bazen. biraz da konuşkanım son zamanlarda, ne dediğimi bilmiyorum yine..
devamını gör...

saçları, kıyafeti ve dansıyla kendine özgü bir tarzı olan norveçli şarkıcı - söz yazarı. günümüzdeki birçok kişi birbirinin taklidiyken, özgünlüğünü kaybetmemiş birini görmek sevindiriyor.

the seed şarkısıyla toplumsal konulara da değinmiştir.
şarkının başında yer verilen hint atasözü aynı zamanda nakarat kısmı.
"son ağaç kesildiğinde, son balık avlandığında, nehirler zehirlendiğinde; paranın yenmeyen bir şey olduğunu fark edeceğiz."
devamını gör...

fizyolojik bir eylem. üstüne medeniyetler kurulmuş, medeniyetler yıkılmış, ilişkileri zedeleyebilen de, onarabilen de, kimisine göre ayıp, kimisine göre ise doğal bir eylem.
devamını gör...

adam olmak cinsiyet meselesi değil, şahsiyet meselesi dir.
helal olsun kadına çok güzel kapak yapmış.
devamını gör...

kas demek emek demek bence. düzenli spor yapan ve disiplinli beslenen birinin fotoğraf çektirmesini de anlamak lazım derim.
devamını gör...

linet-hatıram olsun.
devamını gör...

bu olayı psikolojik açıdan değerlendiren ve "öğrencinin psikolojisi önemlidir" diyen arkadaşlara gülüp "siz norveç'te yaşamıyorsunuz güzellerim benim" dedim kendi kendime. bir de biz değerlendirelim bu durumu bakalım çünkü başlıkta konuya çok sığ bakılmış.

videoyu ilk gördüğümde garipsemiştim. daha da ilerisi adamın öğretmenlik hayatının bitirilmesi gerektiğini, ve daha da kötüsü dövülmesi gerektiğini düşünmüştüm...

sonra aklıma kendi ortaokul ve lise hayatım geldi. nedir bir öğretmen için ortaokul ve lisede, kalabalık bir sınıfı hizaya getirmenin kuralı? sınıfta aşırı sıkıntılı 2-3 tip gözüne kestirirsin. herşey bu 2-3 tipe gösterdiğin müsamaha üzerinden yürür. eğer bu bebeleri sindirirsen, sınıfın üzerinde çok güçlü bir otoriten olur.

ancak bu bebeleri sindiremez ve alttan alırsan, yavaş yavaş başına çıkmaya, seni aşağılamaya, rencide etmeye, kışkırtmaya başlarlar. bir süre sonra önce sınıfta, sonra da okul genelinde adın pısırık öğretmene çıkar. öncesinde 1 kişiye sözünü geçiremezken artık 30 kişiyi sonra 300 kişiye sonra da bütün okula sözünü geçiremeyen bir ezik olur çıkarsın...

ben bunu bizzat kendi uzun yıllar süren öğretim hayatımda kendi öğretmenlerim üzerinde görmüş bir insanım. yani bu tip olaylarda olaya tek taraflı bakıp, sadece sonuca bakıp benim gibi önyargılı davranırsanız, tıpkı bu başlıkta gördüğümüz üzere, olayın çıkış noktasını kaçırırsınız.

size geçmişteki bir öğretmenimden bahsedeyim. bu öğretmen lisede coğrafya öğretmeni. yaklaşık 2-3 haftalık canım cicim dönemlerinden sonra, öğretmenle kanka muhabbetine başlanıldı ve yavaş yavaş iş cıvımaya doğru ilerledi. 3 hafta sonunda bir gün dersimizde sınıfın aşırı sıkıntılı tipi olan sevgili ömer isimli arkadaşımız işi ufak şakalar ile başlayıp iyice ileriye götürüp öğretmeni hafiften sindirmeye başladı. bunu farkeden öğretmen yavaş yavaş sinirlenmeye, laf çakmalar karşısında sadece gülmeye başladı. işte bu durumdan 10-15 dakika sonra öğretmenin tek yaptığı, ön sıralarda oturan ömer'in karnına ayakkabı ile çok sert bir biçimde basmak oldu. bir kere bunu yapan öğretmen dalga geçer gibi iki üç kere daha tekrarladı bunu. sıraya adeta ömer'i çivileyen ve ömer'in nefessiz kalmasını sağlayan öğretmen bu hareketten sonra hitler suratı ile adeta sınıfta sessiz bir terör estirdi. devam eden dakikalarda ders dinlenilmiş, hayat normale dönmüş, ömer de göğsünde güzel bir ayakkabı şekli ile sessizce dinlemişti. yanlış anlaşılmasın, ömer öyle altta kalacak bir tip değildi. sadece işin ciddiyetini kavramamış, ölmeyi bayılmak sanmış, hocasının böyle bir adım atacağını anlamamış ve onu sindirmeye çalışmış ve yüz buldukça devam ettirmişti. eğer başka bir öğretmen olsa ömer onu bu şekilde sindirmiş, hocadan yanıt gelmeyince de üzerine çıkmış olacaktı.

bütün bir sınıf olarak öğretmenin bu hareketi karşısında şok olmuş, yaklaşık 45 numara olan ayağının izini ömer'in göğsünde görünce durumun ciddiyetini anlamış, o saniyeden sonra sezon sonuna kadar bir daha öğretmenin dersinde tek bir laubalilik dahi yapmamıştık. bu olay diğer sınıflarda da duyulduğu için öğretmenin derslerindeki disiplinini az çok kestirirsiniz...


ben bunu neden anlattım? en yukarıdaki önermeyi desteklemek için. ortadoğu toplumlarında, birçoğu asgari ücretle geçinen, kirada yaşayan insanların çomar ve edepsiz, terbiyesiz çocuklarını, sınıftaki 50 kişinin içindeki 2-3 kişi gerçekten iyi insan olacak çocuklar rahatsız olmasın diye tolere ederseniz, önce başınıza çıkar, sonra da okulda adınızı çıkarır sizi bullying sistemi ile bir güzel sindirirler. ortadoğu'da iyilik güzellik değil orman kanunları geçerlidir.


öğretmen-öğrenci ilişkileri özellikle bizim gibi ortadoğu toplumlarında eğer 9-10 kişilik sınıflarda refah düzeyi yüksek bir eğitim görmüyorsanız bu şekilde ilerler. olay tamamen öğrencinin öğretmeni ya da öğretmenin öğrenciyi sindirmesi üzerinedir.

ben öğrencilik hayatımda çok dayakçı öğretmen görmeme rağmen çok az dayak yiyen bir insandım. çok çok nadir öğretmenlerimle sorun yaşamışımdır. genelde sorun çıkarmadan dersi dinler hayatıma devam ederdim. ama herkes benim gibi olmadığı için, öğretmenlerin kurunun yanında arada beni de yaktığını bilirdim. yani öğretmenlerimle sürekli empati yapardım.


bu olayda kim haklı kim haksız umrumda değildir. öğretmen öğrenci ilişkileri dışarıdan anlatılanlar, iki tarafın anlattıklarından farklıdır bunu bilmek ona göre hareket etmek lazım. işin iç yüzünü bilme ihtimalimiz çok düşük bu yüzden önyargılı olmamak gerekir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim