unutmak istemek onu daha çok hatırlamayı sağlayacağından daha da zorlaştırır olayları. sadece zamana bırakın ve hayatınızı en iyi hale getirmeye çalışın.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yine can gox. allah affetsin. *

yalnız dükkan sahibinin kaçak yayın yaptığı nerede görülmüş? sahura kadar eşlik ederiz.

ekleme: ooo kamber. hoş geldin.
devamını gör...

meja ile olan birlikteliğinizden doğacak ilk çocuğunuza ‘yoldaş’ adını koymayı söz verirseniz düğününüzde ‘tam cumhuriyet’ takarım hocam sözüne karşılık nikah dairesine sürükleyeceğim her kadın yazar için bir adet çeyrek alırım teklifim yönetim katında infial çıkar gerekçesi ile reddedildi.

görüşmeler sürüyor...
devamını gör...

(bkz: melanin) yani renk pigmentlerinin zamanla azalması..
devamını gör...

benimdir. üniversitede hep giderdim cafeye alırdım kahvemi kitap okurdum. kalanlar bilir yurtta her köşeden bir ses geldiği için en sıcak ve sessiz alan cafe oluyor. düşünün cafe sessiz geliyor yurt tam olarak öyle bir ortam.
devamını gör...

#1517123 gece hali

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bahçede kahvaltımı yaptım, 33 derecede çayımı içmeye çalışıyorum. harareti alıyor’muş. yersen.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne basarsa bassın okurum, dediğim yayınevi. ursula k. le guin'in yerdeniz serisi ve bazı diğer kitaplarını (bir kısmını ithaki, bir kısmını da ayrıntı) bastığı için gönlümün efendisi zaten. berger, cioran gibi öpüp başıma koyduğum yazarları da mükemmel çeviriyorlar. işlerinde gerçekten profesyoneller.
metis'ten alacağım kitapları biriktirip kendi sitelerinden sipariş veriyorum genelde. her ay hediye kitapları olduğu gibi, her ay indirime koydukları yazar ya da alan da oluyor. çocuklar gibi şen yapabiliyorlar insanı.
2015'ten beri metis ajandayı elimin altından eksik etmiyorum. bu yıl kilo işi satılıyormuşçasına 5er 10ar tane alıp sevdiklerime de hediye ettim. küçük, hafif tam çantaya atmalık ajanda. hemen hemen her güne koydukları alıntılar, pasajlar aşık olunası.
metis, evlen benimle.
devamını gör...

belirli başlıkları akışa düşürmek amacı ile flood yapmaktan 3 gün ceza almış yazardır.
bu ikinci cezasıdır.
kafa sözlük kurallarına aykırı davranışları sürdürmesi halinde cezasının katlanacağını belirtmek isterim.

ek olarak; kimsenin niyetini okumak haddimize değil, lakin kutuplaştırma yaratması muhtemel başlıkları hedefe alıp, günün belirli saatlerinde o başlıkları bilinçli olarak yukarı çıkartmak hoş bir davranış biçimi değil.
hali hazırda bir başlığa sürekli olarak tanım girip silmek de format ihlali sayılmakta, yazarın ceza alma sebebi de budur.

edit : fake hesaplarından sebep 3 gün cezası kaldırılıp sonsuzluğa uğurlanmış yazardır.
devamını gör...

henüz maaşını almadan harcayan kişi beyanıdır.

her yeni aya eksi bakiyeyle başlamaktadır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir pirandello romanıdır.

pirandello nobel edebiyat ödülü sahip bir yazar. çok ilginç bir hikayesi var yazarın. zengin bir ailenin çocuğu iken babasının sahibi olduğu kükürt ocakları selle birlikte yerle bir olur. bütün varlıklarını yitirirler, karışı felç geçirir ve ileriki zamanlarda akıl hastanesine yatmak zorunda kalır. oğlu savaşta esir düşer. pirandello intihardan öğretmenlik yaparak uzak tutar kendini. nobel ödülüne layık görüldükten iki yıl sonra da hayatını kaybeder.

pek bilinen bir öykü değil “sırasını bekleyenler”. bir adam kızını yaşlı ve zengin bir adamla evlendirmeye karar verir. adam ölünce bütün servet kıza kalacaktır ve hesaplamalara göre adamın ölmesi için de çok uzun bir zaman geçmesi gerekmeyecektir. adam bu arada kızının sonraki evliliğini de planlamıştır. ama hem kızın ruh hali hem sonradan cereyan eden olaylar işlerin arap saçına dönmesine neden olur.

aslında çok büyük bir kurgu gibi görünmese de pirandello anlatınca müthiş bir hikayeye dönüşüyor. bazen en sıradan, en bilindik, en alışıldık öyküler bile bir dehanın elinde büyüleyici bir sürprize dönüşebilir.
devamını gör...

stresliyken, vücutlarının ventral ön kısmını su veya hava ile şişirebilen balıktır. bu nedenle, zar-zayıfken balon gibi birden bire şişer.
bu nedenle balon balığı olarak anılır.
hızlı büyür, erken yaşta ürer, yırtıcı düşmanı yoktur, rakipleri bulunmaz,balıkçılık için önemli bir tür değildir. bu sayılan nedenlerle, süveş kanalının açılması ile birlikte hızla akdenize yayılmış ve adaptasyon sağlamıştır.
istilacı bir türdür.
vücudunda, tetrodotoksin denilen bir nöro toksin bulunur. tetrodotoksin ısıyla dayanıklı olduğundan pişirme ile kaybolmaz. piştikten sonrada sizi etkileyebilir.
istakoz, kalamar, ahtapot avlayarak onların denizde azalmasına neden olurlar. tetrodotoksin, sinir ve kasları felç eder.
arkadaşlar unutmayın ki, nefes alma diyafram ve kas kasılmasıdır. bu nedenle nefes alamaz hale gelirsiniz.
ancak buna rağmen, asya ülkelerinin bazılarında, zehrin yoğunlaştığı kafası dikkatli bir biçimde kesilerek, zehrin yoğun olduğu karaciğer, yumurtalıklar, bağırsak ve deri gibi kısımları çıkarılarak, tüketilmektedir.
japonya'da, bu balığı pişirmek için, özel eğitim sertifikası almanız gerekiyor.
bu balığı yemek, çin'de bile yasaktır arkadaşlar... o derece!!
ilk kayıtları 2003 senesine tekabül eden balon balıkları, artık oltalara kolay takılan bir tür haline gelmiştir.
umarım daha fazla üremez ve diğer türleri yok etmezler.
aşağıdaki videoda balon balığının metal kola kutusunu gırt gırt nasıl yediği görünmekte. tehlikeli, zak durmakta fayda var. yalakarsanız denize atmayın.
devamını gör...

yazı hatırlatan, aklıma sıcağı düşüren mis koku, domates kokusu.

pazar sabahı, birçok insan için geç kendim için erken bir saatte uyandım. bedenimi sarmalayan kolu nazikçe ve itina ile çektim ki tüm hafta erken kalkmaktan muzdarip insan, biraz daha dinlenebilsin diye. düşündüm sonra onca zamana rağmen eskimeyen ve etkisini yitirmeyen bir şey koku. yıllardır aşina olduğum ama hala üzerimde tesiri olan bir şey. ten kokusunu çektim içime, minik bir öpücük kondurup sessizce sıvıştım alt kata doğru.

sabahları en sevdiğim ana geçtim sonra. kahve kokusu. alt notasında ne olduğunu çıkaracak kadar gurme olmasam da çocukluğumdan beri bayıldığım bir koku bu. sığınak hatta. ve kahve bence en çok yalnızken içilen bir içecek. kahvemi içerken uyku ile uyanıklık arası, varlıkla yokluk arası bir yerde hissediyorum kendimi. sesleri dinlerken de yaşamaya alışmaya çalışıyorum. ve bunu sabahın altısında da kalksam öğleye doğru uyansam da benzer bir şekilde sürdürüyorum. bir ritüel. tek başına gerçekleştirilen...

ve şimdi son olarak yenilen şeyden öte, günün anlamına uysun ve de diğer günlerin aksine yalnız kalmadığım bir kahvaltı için biraz daha özenli bir şeyler hazırlamaya başladım. buzlukta yazdan kalan son domatesleri tavaya yerleştirirken biraz da hüzünlendim bitişine. sonra şöyle düşünerek teselli buldum. yaz geliyor.

yaz sever bir çocuktum hep, yaz sever bir yetişkine dönüştüm. tatil, deniz, okuldan uzaklaşma... hepsi hala aynı ne de olsa.
hah ne diyordum evi saran mis gibi bir domates kokusu var. bu koku aldı beni yazlara götürdü, tatillere götürdü; salgınsız güzel zamanları, kalabalık kahvaltı sofralarını hatırlattı. ve bu güne has bir anlam yükledi kendine koku.
bugün 'paylaşmaktı', domates kokusu.
devamını gör...


öncelikle bu başlığı açan kişi olarak, yazılarımı sildikten sonra başlık başına kalan arkadaştan özür dilerim. yazılarımı silmemin kendimce sebepleri vardı ve geri dönmemin de... ilk defa burada paylaştığım yazımın şuan "normal"ce "alıntı" durumuna düştüğünü de belirtmemde fayda var.

dil, biz insanları evrimin zirvesine çıkartan iletişim aracıdır. o zaman önce dilin nasıl geliştiğine ve bizi evrimin zirvesine nasıl taşıdığına sırayla değinelim.

öncelikle insansı canlıların beyninde broca alanı (beynin ses çıkartmayla ilgili bölümü) ve wernicke alanı (beynin yazılı ve sözlü dilin anlaşılmasıyla ilgili bölümü) adında, ses çıkartma ve konuşmadan sorumlu bölgeleri vardır. bazı paleonörobiyologlar 1.65 milyon yıl öncesine kadar yaşamış olan insansı homo habilislerin beyin yapılarının konuşabilmek için uygun olduğunu iddia etmektedirler. homo habilisler dik yürüyen, hatta belli bir amaç için ilk defa alet yapan insansılardır. peki beyinlerinin altyapı bakımından uygun olması konuşabilmeleri için yeterli miydi?

günümüz şempanzelerinin beyinleri incelendiğinde wernicke alanlarının gelişmişlik bakımından fena sayılmayacağı ama, broca alanlarının az gelişmiş olduğu gözlemlenmiştir. peki bu ne demek? etrafınızda olup bitenleri kapasiteniz ölçüsünde analiz edebiliyorsunuz, vücut dilini okuyabiliyorsunuz, yaptığınız analizler doğrultusunda iyi kötü sesli iletişime de geçiyorsunuz, hadi az daha zorlasanız cümle de kuracaksınız ama çıkartabildiğiniz sesler çok kısıtlı. belgesellerde şempanzelerin abartı dudak hareketleri şimdi daha anlamlı oldu mu? en azından kendi aralarında anlamlı.

insanlarla ortak ataların uzak olduğu şempanzelerde de gelişmiş bir wernicke alanının varlığı evrimsel açıdan şu sonucu ortaya çıkarıyor. önce wernicke alanı gelişti, sonra broca alanı. insansı canlılar içinde de broca alanı en gelişmiş canlı biz olduğumuz için konuşma dilini geliştirebilen tek canlı da biziz. peki gelişmiş bir broca alanı konuşabilmek için yeterli midir?

konuşma dili geliştirebilmek için vokal sistemin de çok gelişmiş olması gerekmektedir. iyi bir nefes kontrolü için gelişmiş diyafram, diğer primatlara göre daha aşağıda yer alan ve daha gelişmiş gırtlak, çok etkin kıvrak bir dil, akciğerler, soluk borusu, ses telleri, kafa içi boşluk, burun, sinüsler, damak, diş ve dudaklar. bunların hepsi konuşma dili geliştirebilmek için tek tek çok önemli fakat diyafram ve gırtlağa ayrıca değinmekte fayda var. önce gırtlağa değinelim.

gırtlak ses tellerinin bulunduğu, ön soluk borusunun üst kısmında yer alan ses ve soluk organıdır. ayrıca soluk borusunu sıkıştırarak yeme ve içme sırasında soluk borusuna yiyecek ve içecek kaçmasını da önler. diğer insansı canlılardan gırtlağımızın boyun omuru hizasında daha aşağıda yer almasıyla ayrılıyoruz. bu şu demek: biz hariç diğer primatlar su içerken nefes alıp verebiliyorlar, çünkü gırtlakları daha yukarıda. biz de daha aşağıda olması sayesinde konuşabiliyoruz. fakat insanlarda da şöyle bir durum var: küçük bebeklerde de gırtlak ilk başta yukarıda olduğu için, anne sütü emerken bir yandan da nefes alabiliyorlar. daha sonra büyüdükçe gırtlak aşağıya doğru iniyor ve küçük çoçuklar da anlamlı bir şekilde konuşmaya başlayabiliyorlar.

konuşma dilinin gelişiminde diyaframın önemi biraz daha varsayımsal. varsayımsal kısmını şöyle açalım. öncelikle insansı canlıların ilk ne zaman su ürünü tükettikleri net olarak bilinmiyor. kenya'da kurumuş bir göl veya nehir yatağında, kemiklerinde taş kesik izleri taşıyan bazı balık, kaplumbağa ve timsah fosilleri bulunuyor. fosiller bizi 1.80-1.95 milyon yıl öncesine götürüyor. yani alet kullanabilen homo habilis dönemine. su ürünleri içerdiği omega-3 ve omega-6 asitleri ile hızlı bir beyin gelişimine ışık tutuyor olabilir. bu canlıları avlamak için suyun içine dalıp çıkma da zamanla iyi bir diyafram ve nefes kontrolüne sebep olmuş olabilir. iyi bir diyafram ve nefes kontrolü de doğal olarak anlamlı sesler çıkartabilmeyi kolaylaştırmış ve hızlandırmış olabilir. olabilir mi?

ispatlanamıyor olmasının sebebi de her hangi bir insansı canlıya ait fosilde, bu kadar eski tarihe uzanan su ürünü tüketildiğine dair net bir ize rastlanmamış olması. yani taşla ezilip kesilen balık fosili orada ama onu herhangi bir insansının yediğine dair ortada fosil yok. kemik kalıntılarında tatlı su balığı yediğine dair net izlere rastlanan ilk insan ise tianyuan insanı dediğimiz doğu asya'da yaklaşık 40 bin yıl önce yaşamış insandır. ispatlı bir bilgi olduğu için balık tüketimi olarak başlangıcı mecburen bu şekilde kabul ediyoruz. belki bir gün homo habilisin de balık tükettiği bilimsel olarak ispatlanır. belki de ispatlanmıştır da benim haberim yoktur.

devam edecek...
devamını gör...

izlenimlerime ve yapmış olduğumuz sohbete göre kendisi son derece hoşsohbet ve naif bir kişiliğe sahiptir. ayrıca kız çocuklarına karşı ayrı bir sevgiye ve zaafa sahiptir. kokpit fotom ile bu zaaftan bir tık faydalanmış olabilirim belki. tanımları da yerli yerinde bulduğum sevecen moddur.
devamını gör...

akıldan geçenleri duygularla birleştirerek insanı akıl dışında var eden organdır. düşündüklerinin kalbine sığmamasıdır, insan oğlunun. yaşadığı sürece , içinde var olan duygularla o ritmi koruyabilmektir. yaşamaktır, bağlanmaktır. sevmenin adıdır en önemlisi. kalbinde ondan başkasına yer olmamasıdır. kimseyi sığdıramama, kimseyi düşünememektir. karşılığını bulamadığın sevgilerin ağrımasıdır. insanı öldüreceğini düşündüğü kasılmalara sokmasıdır. insanda var olan aklın bir anda durması, bütün organların sadece onu dinlemesidir. gözlerin baktığı özel bakışlara ritmin artması , vücütan ter boşanmasıdır. insanı yöneten, hayata olmanı sağlayan ve duygularının tek hakim yeri olan gizli bir bölmedir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sevişilinebilizite.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kabızlık durumlarında kullanılan tamamen bitkisel bir ilaç.
en iyi ve en etkili kabızlık ilaçlarındandır.
bağırsakları tertemiz ediyor ama çok mecbur kalmadıkça içilmemesinde fayda var.
devamını gör...

sevim koş! şükrü bey'in hayırsız damadı geldi.

(bkz: bizimkiler)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim