normal sözlük yazarlarının karalama defteri
iki kadın bir erkekten oluşan bir aile grubu. bir de ben. bir otobüs durağındayız. üçlü ben yaşlarda. kardeş/kuzen bir şey. gürültülü bir grup değiller. kendi aralarında havadan sudan konuşuyorlar, ben de telefonumla ilgileniyorum.
önümüzden insanlar gelip geçiyor. ben ve erkek oturuyoruz, kadınlar ayakta. yaşça daha küçük olan kadın telefonuna bakıyor arada, nispeten daha sessiz. öbür kadınla erkek sohbet ediyorlar. kadın bir sessizliğin ardından gruba "farkında mısınız, bu sene kısa etek, şort giyen kız sayısı çok arttı." diyor. erkek onaylıyor; "evet evet." duyuyorum, tepki vermiyorum. kadın devam ediyor; "hayır önceden böyle değildi, pandemi mi açtı saçtı böyle insanları anlamıyorum, nereye baksam kıç." sessiz kadın kahkaha atıyor telefonundan kafasını kaldırmadan. erkek bana bir yan bakış atıyor. kafamı kaldırıyorum, erkeğe bakmıyorum. kadına, direkt yüzüne bakıyorum. kadın bakışımı fark etmiyor, arkasına dönüyor, yola bakıyor. telefonuma dönüyorum tekrar. tartışmak için enerjim yok. ama kadının şort giydiğimi fark edip etmediğini merak etmekten de kendimi alamıyorum. telefonuyla ilgilenen kadın konuşuyor bu defa önümüzden geçen bir kadını kast ederek "al bak, bir tane daha." artık dayanamıyorum "ne bir tane daha?" bakışlar bana dönüyor. grubun baskın karakteri olduğu belli, istatistikçi kadın "pardon?" diyor. "size ne insanların ne giydiğinden." diyorum sakin bir ses tonuyla. kadın bir şeyler söylediyse de anlaşılmıyor, çünkü erkek lafa giriyor; "hanımefendi biz sizi kast etmedik." kimi kastettiklerini soruyorum. kadın yine erkek konuştuğu için kendi cümlesini bile tamamlamıyor ve erkek sonunda "biz öylesine, sokaktan geçen insanlarla ilgili sohbet ediyoruz."
bu konuşma tabi ki tarafların asla birbirini anlayamayacağı bir düzlemde devam etti ve nihayetlendi. benim dolmuşum geldi ve bindim. neyse ki...
yazma sebebim bu diyalogu aktarmak değil. kişilerin başka insanların kılık kıyafeti ile ilgili yorum yapma haddini kendilerinde bulmaları da değil. bahsetmek istediğim şey şu; orada onlarla bekliyor olmam bizi küçük bir grup yaptı. insan çok, çok, çok garip bir canlı. sosyalliğimiz, etkileşim bağımlılığımız ve birlikte hareket etme içgüdümüz o kadar baskın ki evet bu bizi evrimleştirmiş ancak gerçekten zekamızı da duygu durumumuzu da çok net olumsuz yönde etkilemiş. tamamen rastlantısal şekilde yakın koordinatlarda doğan insanların gezegeni savaş alanına çevirmek pahasına birbirlerine çok kusurlu şekilde bağlanmasına falan sebebiyet veren mevzunun küçük ölçekli hali tam olarak o dolmuş durağında bugün deneyimlediğim şey. yahu kısa şort, etek giyen ama senin yanında oturmayan kadın hakkında atıp tutarken, sadece ben senin yanında oturuyorum diye beni kapsam dışında bırakıyor olmanın nasıl bir açıklaması olabilir? bu nasıl çarpık, nasıl yanlış, nasıl saçma bir dürtüdür?
düşündüm dolmuşta. kadın muhtemelen benim şortlu olduğumu fark etmemişti bu cümleyi ederken. adam farkındaydı, onaylarken de, sonrasında da. beni, ne tepki vereceğim diye yoklarken de kafasında netlemişti bizim küçük grupluğumuzu. ses etmeyebilirdim ama edersem de sorun değildi. cevap hazırdı, biz sizi kastetmedik. çünkü niye edelim? siz de bizim yanımızdasınız. siz de bizden birisiniz...
biz yan yanaydık, birlikteydik ve bir de bizim dışımızda kalanlar vardı. onlar hakkında "biz" bir olarak istediğimizi konuşabilirdik. çünkü "kendimizi bir topluluğa ait hissetmemiz" gerekiyor. o topluluğun davranışlarına da toleransımız default bir şekilde tanımlı olmalı. sosyal kabul ancak böyle edinilir(!) aksi, bizi uyumsuz, problemli biri yapıyor toplum içinde. sadece toplum değil, biz de kendimizden rahatsız oluyoruz. sorgusuz sualsiz bir kabulleniş. sahip olduğumuz ailede, çalıştığımız iş yerinde aykırı özelliklerimiz olsa da bir bütünün içindeyiz. mikro milliyetçilik semtçilikten başlıyor düşünsene. komşu sitelerin çocukları falan dövüşüyorlar aralarında sebepsiz yere. daha bunun ili, ülkesi... oho...
seneler var bu konuda okuma yapmayalı, düşünmeyeli. ama şurası çok net, türümüzün sosyal etkileşim, iletişim bağımlılığı, aidiyet duygumuzu çok olumsuz yönde kurgulamamıza sebep oluyor, bunun da bakış açımız üzerinde (eşitlik, adalet, önyargı vb çok kritik konularda) müthiş negatif bir etkisi var.
insan çok garip evet. ama ben zeki olduğunu falan da kabul etmiyorum genel olarak. alet oymakla, ateşi gıda pişirmek için falan kullanmakla olmamış o işler. görüyoruz. tekil, bireysel, salt yaşam ve yaşam gereklerini düşünen canlılara bakın bir, bir de bize. kim daha zeki? kim daha yararlı? kim daha "insan"?
önümüzden insanlar gelip geçiyor. ben ve erkek oturuyoruz, kadınlar ayakta. yaşça daha küçük olan kadın telefonuna bakıyor arada, nispeten daha sessiz. öbür kadınla erkek sohbet ediyorlar. kadın bir sessizliğin ardından gruba "farkında mısınız, bu sene kısa etek, şort giyen kız sayısı çok arttı." diyor. erkek onaylıyor; "evet evet." duyuyorum, tepki vermiyorum. kadın devam ediyor; "hayır önceden böyle değildi, pandemi mi açtı saçtı böyle insanları anlamıyorum, nereye baksam kıç." sessiz kadın kahkaha atıyor telefonundan kafasını kaldırmadan. erkek bana bir yan bakış atıyor. kafamı kaldırıyorum, erkeğe bakmıyorum. kadına, direkt yüzüne bakıyorum. kadın bakışımı fark etmiyor, arkasına dönüyor, yola bakıyor. telefonuma dönüyorum tekrar. tartışmak için enerjim yok. ama kadının şort giydiğimi fark edip etmediğini merak etmekten de kendimi alamıyorum. telefonuyla ilgilenen kadın konuşuyor bu defa önümüzden geçen bir kadını kast ederek "al bak, bir tane daha." artık dayanamıyorum "ne bir tane daha?" bakışlar bana dönüyor. grubun baskın karakteri olduğu belli, istatistikçi kadın "pardon?" diyor. "size ne insanların ne giydiğinden." diyorum sakin bir ses tonuyla. kadın bir şeyler söylediyse de anlaşılmıyor, çünkü erkek lafa giriyor; "hanımefendi biz sizi kast etmedik." kimi kastettiklerini soruyorum. kadın yine erkek konuştuğu için kendi cümlesini bile tamamlamıyor ve erkek sonunda "biz öylesine, sokaktan geçen insanlarla ilgili sohbet ediyoruz."
bu konuşma tabi ki tarafların asla birbirini anlayamayacağı bir düzlemde devam etti ve nihayetlendi. benim dolmuşum geldi ve bindim. neyse ki...
yazma sebebim bu diyalogu aktarmak değil. kişilerin başka insanların kılık kıyafeti ile ilgili yorum yapma haddini kendilerinde bulmaları da değil. bahsetmek istediğim şey şu; orada onlarla bekliyor olmam bizi küçük bir grup yaptı. insan çok, çok, çok garip bir canlı. sosyalliğimiz, etkileşim bağımlılığımız ve birlikte hareket etme içgüdümüz o kadar baskın ki evet bu bizi evrimleştirmiş ancak gerçekten zekamızı da duygu durumumuzu da çok net olumsuz yönde etkilemiş. tamamen rastlantısal şekilde yakın koordinatlarda doğan insanların gezegeni savaş alanına çevirmek pahasına birbirlerine çok kusurlu şekilde bağlanmasına falan sebebiyet veren mevzunun küçük ölçekli hali tam olarak o dolmuş durağında bugün deneyimlediğim şey. yahu kısa şort, etek giyen ama senin yanında oturmayan kadın hakkında atıp tutarken, sadece ben senin yanında oturuyorum diye beni kapsam dışında bırakıyor olmanın nasıl bir açıklaması olabilir? bu nasıl çarpık, nasıl yanlış, nasıl saçma bir dürtüdür?
düşündüm dolmuşta. kadın muhtemelen benim şortlu olduğumu fark etmemişti bu cümleyi ederken. adam farkındaydı, onaylarken de, sonrasında da. beni, ne tepki vereceğim diye yoklarken de kafasında netlemişti bizim küçük grupluğumuzu. ses etmeyebilirdim ama edersem de sorun değildi. cevap hazırdı, biz sizi kastetmedik. çünkü niye edelim? siz de bizim yanımızdasınız. siz de bizden birisiniz...
biz yan yanaydık, birlikteydik ve bir de bizim dışımızda kalanlar vardı. onlar hakkında "biz" bir olarak istediğimizi konuşabilirdik. çünkü "kendimizi bir topluluğa ait hissetmemiz" gerekiyor. o topluluğun davranışlarına da toleransımız default bir şekilde tanımlı olmalı. sosyal kabul ancak böyle edinilir(!) aksi, bizi uyumsuz, problemli biri yapıyor toplum içinde. sadece toplum değil, biz de kendimizden rahatsız oluyoruz. sorgusuz sualsiz bir kabulleniş. sahip olduğumuz ailede, çalıştığımız iş yerinde aykırı özelliklerimiz olsa da bir bütünün içindeyiz. mikro milliyetçilik semtçilikten başlıyor düşünsene. komşu sitelerin çocukları falan dövüşüyorlar aralarında sebepsiz yere. daha bunun ili, ülkesi... oho...
seneler var bu konuda okuma yapmayalı, düşünmeyeli. ama şurası çok net, türümüzün sosyal etkileşim, iletişim bağımlılığı, aidiyet duygumuzu çok olumsuz yönde kurgulamamıza sebep oluyor, bunun da bakış açımız üzerinde (eşitlik, adalet, önyargı vb çok kritik konularda) müthiş negatif bir etkisi var.
insan çok garip evet. ama ben zeki olduğunu falan da kabul etmiyorum genel olarak. alet oymakla, ateşi gıda pişirmek için falan kullanmakla olmamış o işler. görüyoruz. tekil, bireysel, salt yaşam ve yaşam gereklerini düşünen canlılara bakın bir, bir de bize. kim daha zeki? kim daha yararlı? kim daha "insan"?
devamını gör...
ankara
türkiye'nin birçok ilini gezmiş biri olarak adeta kitap cenneti gibidir. büyük kitapçılarıyla beni mest edebilmiştir.
(bkz: dost kitabevi)
(bkz: dost kitabevi)
devamını gör...
türkiye’nin taliban’ın inancıyla ters bir yanı yok
türkiye cumhuriyeti cumhurbaşkanı'nın sözleri.
şeriat düzeni için savaşan taliban ile ilgili böyle bir şey demesi gerçekten akıl almaz bir olay. kendi fikirlerini tüm türkiye cumhuriyeti halkına māl etmek artık sağlıklı düşünemediğini gösteriyor.
prompter olmayınca tabi böyle saçmalayabiliyor o yüzden çok da şaşırmamak lazım.
şeriat düzeni için savaşan taliban ile ilgili böyle bir şey demesi gerçekten akıl almaz bir olay. kendi fikirlerini tüm türkiye cumhuriyeti halkına māl etmek artık sağlıklı düşünemediğini gösteriyor.
prompter olmayınca tabi böyle saçmalayabiliyor o yüzden çok da şaşırmamak lazım.
devamını gör...
londra bira seli

1814 yılında, londra'nın st. giles bölgesinde bulunan meux&company bira fabrikası'nda bira depolarının patlaması ile ortaya çıkmıştır.
depoyu taşıyan destekleyici sütunların yıkılması ile yaklaşık 600 bin litre kadar bira ortalığa yayılmıştır. bu durum diğer depoları da etkileyip yaklaşık olarak 1,5 milyon litre biranın sokaklara yayılmasına neden olmuştur. bu da yaklaşık 3 milyon tane 50 cl'lik bira şişesine tekabül etmektedir.
bu talihsiz ve bir o kadar ilginç durum 8 kişinin ölümüne sebep olmuştur.
bu acı durumun yanında oldukça ilginç durumlar da ortaya çıkmıştır. bunlardan birisi de insanların buldukları kapları bira ile doldurmaya çalışması. kap bulamayanlar ise avuç avuç bira içmeye çalışmışlar.
kazayla ilgili soruşturmada fabrika sahiplerini veya çalışanları suçlu bulmamış ve dosyayı kapatmıştır.
sokaklardaki bira kokusunun ise haftalarca geçmediği belirtilmiştir.
devamını gör...
normal sözlük'ün gececi yazarları
ah nerde yatacağım öğleye kadar?saat 05 te yatıyorum saat 10'da uyanıyorum.yatak batıyor sanki
devamını gör...
türkiye iş bankası kültür yayınları
özellikle okul öncesi çocuklar için olan hareketli kitaplar, çok güzel.
bizim yeğenler bayılıyorlar.
bizim yeğenler bayılıyorlar.
devamını gör...
şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
uzun ince bir yoldayım.
devamını gör...
winston churchill
bir siyasetçinin görevi nedir sorusuna “yarın, önümüzdeki ay, önümüzdeki yıl neler olacağını şimdiden söyleyip, zamanı gelince de neden gerçekleşmediklerini açıklamak" diyebilen vecizelerin adamıdır.
devamını gör...
sarkazm
en genel tanımıyla : "alaycılık, bir kişi ya da durumla alay etme" şeklinde özetleyebiliriz. genelde, kelimeleri olduğundan farklı anlamlarda kullanmak, ya da bir ifadeyi gerçek anlamından saptırmak vasıtası ile yapılır.
bizim literatürümüzde kinaye , mecaz gibi kavramlarla ifade edilir. sarkastik yaklaşımda dikkat edilmesi gereken en önemli husus, muhatabın yada muhatapların, yapılan sarkazmı anlayabilme kapasitesinin olup olmadığıdır. aksi halde eylem ciddiye alınıp tatsız durumlara yol açabilir.
pek severim. özellikle sözlüklerde.
bizim literatürümüzde kinaye , mecaz gibi kavramlarla ifade edilir. sarkastik yaklaşımda dikkat edilmesi gereken en önemli husus, muhatabın yada muhatapların, yapılan sarkazmı anlayabilme kapasitesinin olup olmadığıdır. aksi halde eylem ciddiye alınıp tatsız durumlara yol açabilir.
pek severim. özellikle sözlüklerde.
devamını gör...
toplu taşıma araçlarında gıcık olunan tipler
bacaklarını ayıra ayıra oturup yanındaki insanlara rahatsızlık veren tacizci tipler.
bu bacaklarına ayırıp oturanlara gıcık olunan demek biraz az geldi. öncesinde uygun bir dille uyarılıp kendine çeki düzen vermiyorsa sert bir dille ikinci uyarı yapılır. ondan sonra devam ediyorsa üçüncüde araçtan atılması* gereken tiplerdir.
bu bacaklarına ayırıp oturanlara gıcık olunan demek biraz az geldi. öncesinde uygun bir dille uyarılıp kendine çeki düzen vermiyorsa sert bir dille ikinci uyarı yapılır. ondan sonra devam ediyorsa üçüncüde araçtan atılması* gereken tiplerdir.
devamını gör...
hidrosfer
bir diğer adıyla su küredir. yer kabuğunun çukur alanlarını dolduran büyük su havzaları, buzullar, akarsular ve yer altı sularıdır.
(kaynak: coğrafya defterim.)
(kaynak: coğrafya defterim.)
devamını gör...
normal sözlük'teki kafa karışıklığı
modların iyi niyetinin suistimal edilmesi olarak görüyorum bu yaşananları .
devamını gör...
şalvar bank
1986 yılında yayınlanan yönetmenliğini ve senaristliğini hulki saner’in yaptığı bir filmdir. filmin başrol oyuncusu şakayla karışık sadri alışık ustadır. film 1965 yapımı olan ve senaryosunu safa önal’ın yaptığı ve aram gülyüz’ün yönettiği pantolon bankası filminin yeniden çekimidir. bu filmde de başrolde yine sadri alışık vardır.

filmin konusu oldukça orijinaldir aslında. elini cebine her attığında para çıkartan bir adamın hikayesidir bu. zaman içinde anlaşılır ki çıkan bu paraların kerameti şalvardan gelmektedir. ve elbette kahramanımız bu özellik sayesinde zengin olur ama zenginleştikçe insanların açgözlülüğünün ve doyumsuzluğunun da hedefi olarak insanların gerçek yüzünü görmeye başlar.

bu filmi izlediğimde 7-8 yaşlarında idim. olur mu olmaz mı diye denemeye karar verdim. annemin ipten yeni aldığı şortumu giyip okulun bahçesine top oynamaya giderken elimi cebime attım büyük bir inançla. ve mucize. cebimden 5 milyon lira çıktı. yaşlı olduğum için 5 milyon, aslında 5 lira şu anki parayla.
muhtemelen bakkalla gönderildiğim bir günün arta kalanı idi o para. yumuşamış, rengi biraz solmuş ve buruşmuştu ama zengindim. hemen bakkala koşup top aldım. hayatımda ilk kez okul bahçesindeki topun sahibi olan çocuktum. o para o gün bitti. ve bir daha da cebimden öyle bir para çıkmadı.
ama hala satın aldığım bazı kitapların içine para saklarım. unutup daha sonra bulunca mutlu olmak için. çünkü o paranın bana hissettirdiği şeyi bir kez daha hissetmeye değer. hayatımda ilk defa proletarya değil burjuva idim.

filmin konusu oldukça orijinaldir aslında. elini cebine her attığında para çıkartan bir adamın hikayesidir bu. zaman içinde anlaşılır ki çıkan bu paraların kerameti şalvardan gelmektedir. ve elbette kahramanımız bu özellik sayesinde zengin olur ama zenginleştikçe insanların açgözlülüğünün ve doyumsuzluğunun da hedefi olarak insanların gerçek yüzünü görmeye başlar.

bu filmi izlediğimde 7-8 yaşlarında idim. olur mu olmaz mı diye denemeye karar verdim. annemin ipten yeni aldığı şortumu giyip okulun bahçesine top oynamaya giderken elimi cebime attım büyük bir inançla. ve mucize. cebimden 5 milyon lira çıktı. yaşlı olduğum için 5 milyon, aslında 5 lira şu anki parayla.
muhtemelen bakkalla gönderildiğim bir günün arta kalanı idi o para. yumuşamış, rengi biraz solmuş ve buruşmuştu ama zengindim. hemen bakkala koşup top aldım. hayatımda ilk kez okul bahçesindeki topun sahibi olan çocuktum. o para o gün bitti. ve bir daha da cebimden öyle bir para çıkmadı.
ama hala satın aldığım bazı kitapların içine para saklarım. unutup daha sonra bulunca mutlu olmak için. çünkü o paranın bana hissettirdiği şeyi bir kez daha hissetmeye değer. hayatımda ilk defa proletarya değil burjuva idim.
devamını gör...
la luna
üslubu nahif ve aynı zamanda espritüel olduğundan hiç sıkmadan kendini okutan, tanımlarını merakla bekleten yazarımız.
lütfen anılarını daha fazla aktar buraya sevgili yazar, genelde ağlamanla sonuçlanıyor gibi bir izlenim verse de hoş anılar olduğunu ve senin de anlatırken tebessüm ettiğini düşünüyorum çünkü*.
keyifli sözlükler.
lütfen anılarını daha fazla aktar buraya sevgili yazar, genelde ağlamanla sonuçlanıyor gibi bir izlenim verse de hoş anılar olduğunu ve senin de anlatırken tebessüm ettiğini düşünüyorum çünkü*.
keyifli sözlükler.
devamını gör...
cem karaca
" benim için bazı insanların doğum tarihleri vardır, ancak ölüm tarihleri yoktur. "
-cem karaca
-cem karaca
devamını gör...
marvel filmleri
marvel filmleri:
toplam bütçe: 4,582 milyar dolar
toplam hasılat: 22,587 milyar dolar
çekilen filmler:
1. evre:
iron man (2008)

bütçe: $140,000,000
hasılat: $585,366,247
imdb puanı: 7,9
the incredible hulk (2008)

bütçe: $150 milyon
hasılat: $264,770,996
imdb puanı: 6,7
iron man 2 (2010)

bütçe: $200,000,000
hasılat: $623,933,331
imdb puanı: 7,0
thor (2011)

bütçe: $150 milyon
hasılat: $268,295,994
imdb puanı: 7,0
kaptan amerika: ilk yenilmez (2011)

bütçe: $140 milyon
hasılat: $370,569,774
imdb puanı: 6,9
the avengers (2012)

bütçe: $220 milyon
hasılat: $1,518,812,988
imdb puanı: 8,0
2. evre
iron man 3 (2013)

bütçe: $78,4 milyon
hasılat: $1,214,811,252
imdb puanı: 7,1
thor: karanlık dünya (2013)

bütçe: $152,7 milyon
hasılat: $644,783,140
imdb puanı: 6,9
kaptan amerika: kış askeri (2014)

bütçe: $177 milyon
hasılat: $714,421,503
imdb puanı: 7,7
galaksinin koruyucuları (2014)

bütçe: $195,9 milyon
hasılat: $772,778,185
imdb puanı: 8,0
yenilmezler: ultron çağı (2015)

bütçe: $365,5 milyon
hasılat: $1,402,805,868
imdb puanı: 8,0
ant-man (2015)

bütçe: $109,3 milyon
hasılat: $519,311,965
imdb puanı: 7,3
3. evre
kaptan amerika: kahramanların savaşı (2016)

bütçe: $230 milyon
hasılat: $1,153,296,293
imdb puanı: 7,8
doktor strange (2016)

bütçe: $165 milyon
hasılat: $677,718,395
imdb puanı: 7,5
galaksinin koruyucuları 2 (2017)

bütçe: $200 milyon
hasılat: $863,756,051
imdb puanı: 7,6
örümcek-adam: eve dönüş (2017)

bütçe: $175 milyon
hasılat: $880,166,924
imdb puanı: 7,4
thor: ragnarok (2017)

bütçe: $180 milyon
hasılat: $853,977,126
imdb puanı: 7,9
avengers: sonsuzluk savaşı (2018)

bütçe: $316 – 400 milyon
hasılat: $2,048,359,754
imdb puanı: 8,4
black panther (2018)

bütçe: $200 milyon
hasılat: $1,347,280,161
imdb puanı: 7,3
ant-man and the wasp (2018)

bütçe: $162 milyon
hasılat: $622,674,139
imdb puanı: 7,1
captain marvel (2019)

bütçe: $150 – 175 milyon
hasılat: $701,445,424
imdb puanı: 6,9
avengers: endgame (2019)

bütçe: $356 milyon
hasılat: $2,797,800,564
imdb puanı: 8,4
spider-man: far from home (2019)

bütçe: $160 milyon
hasılat: $1,131,927,996
imdb puanı: 7,5
black widow (2021)
bütçe:$200 milyon
hasılat:$173,000,000
imdb puanı: 7,0
marvel sinematik evreni 4. evre filmleri vizyon tarihleri
black widow - 9 temmuz 2021
shang-chi and the legend of the ten rings - 3 eylül 2021
eternals - 5 kasım 2021
spider-man: no way home - 17 aralık 2021
doctor strange in the multiverse of madness - 25 mart 2022
thor: love and thunder - 6 mayıs 2022
black panther: wakanda forever - 8 temmuz 2022
the marvels - 11 kasım 2022
ant-man and the wasp: quantumania - (b :17 şubat 2023)
guardians of the galaxy 3 - 5 mayıs 2023
fantastic four - vizyon tarihi açıklanmadı
önemli oyuncular:
robert downey jr. (iron man)

chris evans (captan america)

chris hemsworth (thor)

tom hiddleston (loki)

scarlett johansson (black widow)

jeremy renner (hawkeye)
mark ruffalo (hulk)
josh brolin (thanos)
toplam bütçe: 4,582 milyar dolar
toplam hasılat: 22,587 milyar dolar
çekilen filmler:
1. evre:
iron man (2008)

bütçe: $140,000,000
hasılat: $585,366,247
imdb puanı: 7,9
the incredible hulk (2008)

bütçe: $150 milyon
hasılat: $264,770,996
imdb puanı: 6,7
iron man 2 (2010)

bütçe: $200,000,000
hasılat: $623,933,331
imdb puanı: 7,0
thor (2011)

bütçe: $150 milyon
hasılat: $268,295,994
imdb puanı: 7,0
kaptan amerika: ilk yenilmez (2011)

bütçe: $140 milyon
hasılat: $370,569,774
imdb puanı: 6,9
the avengers (2012)

bütçe: $220 milyon
hasılat: $1,518,812,988
imdb puanı: 8,0
2. evre
iron man 3 (2013)

bütçe: $78,4 milyon
hasılat: $1,214,811,252
imdb puanı: 7,1
thor: karanlık dünya (2013)

bütçe: $152,7 milyon
hasılat: $644,783,140
imdb puanı: 6,9
kaptan amerika: kış askeri (2014)

bütçe: $177 milyon
hasılat: $714,421,503
imdb puanı: 7,7
galaksinin koruyucuları (2014)

bütçe: $195,9 milyon
hasılat: $772,778,185
imdb puanı: 8,0
yenilmezler: ultron çağı (2015)

bütçe: $365,5 milyon
hasılat: $1,402,805,868
imdb puanı: 8,0
ant-man (2015)

bütçe: $109,3 milyon
hasılat: $519,311,965
imdb puanı: 7,3
3. evre
kaptan amerika: kahramanların savaşı (2016)

bütçe: $230 milyon
hasılat: $1,153,296,293
imdb puanı: 7,8
doktor strange (2016)

bütçe: $165 milyon
hasılat: $677,718,395
imdb puanı: 7,5
galaksinin koruyucuları 2 (2017)

bütçe: $200 milyon
hasılat: $863,756,051
imdb puanı: 7,6
örümcek-adam: eve dönüş (2017)

bütçe: $175 milyon
hasılat: $880,166,924
imdb puanı: 7,4
thor: ragnarok (2017)

bütçe: $180 milyon
hasılat: $853,977,126
imdb puanı: 7,9
avengers: sonsuzluk savaşı (2018)

bütçe: $316 – 400 milyon
hasılat: $2,048,359,754
imdb puanı: 8,4
black panther (2018)

bütçe: $200 milyon
hasılat: $1,347,280,161
imdb puanı: 7,3
ant-man and the wasp (2018)

bütçe: $162 milyon
hasılat: $622,674,139
imdb puanı: 7,1
captain marvel (2019)

bütçe: $150 – 175 milyon
hasılat: $701,445,424
imdb puanı: 6,9
avengers: endgame (2019)

bütçe: $356 milyon
hasılat: $2,797,800,564
imdb puanı: 8,4
spider-man: far from home (2019)

bütçe: $160 milyon
hasılat: $1,131,927,996
imdb puanı: 7,5
black widow (2021)
bütçe:$200 milyon
hasılat:$173,000,000
imdb puanı: 7,0
marvel sinematik evreni 4. evre filmleri vizyon tarihleri
black widow - 9 temmuz 2021
shang-chi and the legend of the ten rings - 3 eylül 2021
eternals - 5 kasım 2021
spider-man: no way home - 17 aralık 2021
doctor strange in the multiverse of madness - 25 mart 2022
thor: love and thunder - 6 mayıs 2022
black panther: wakanda forever - 8 temmuz 2022
the marvels - 11 kasım 2022
ant-man and the wasp: quantumania - (b :17 şubat 2023)
guardians of the galaxy 3 - 5 mayıs 2023
fantastic four - vizyon tarihi açıklanmadı
önemli oyuncular:
robert downey jr. (iron man)
chris evans (captan america)
chris hemsworth (thor)
tom hiddleston (loki)
scarlett johansson (black widow)
jeremy renner (hawkeye)
mark ruffalo (hulk)
josh brolin (thanos)
devamını gör...
türkiye'nin yangınla mücadelede dünyaya örnek olması
insanlar pet bardaklarla su taşıyıp yangın söndürmeye çalışıyor. nasıl, güzel örnek dimi?
yağmurlu havada bir bardak su diye inleyin, su vereniniz olmasın.
yağmurlu havada bir bardak su diye inleyin, su vereniniz olmasın.
devamını gör...
güne ingilizce bir söz bırak
"can you risk losing me? me... me.. me me, your bihter."
bihter ziyagil
beni kaybetmeyi göze alabiliyor musun? beni.. beni.. beni beni, bihter'ini
bihter ziyagil
beni kaybetmeyi göze alabiliyor musun? beni.. beni.. beni beni, bihter'ini
devamını gör...
yazarların mahlaslarının bir üst seviyesi
negatifresimler.
devamını gör...
kredi ile ev almak
kredi kullanarak konut alma eylemi.
ne kadar mantıklı bilemedim. 2013 yılında 100 bin peşinat + 160 bin kredi ile aldığım ev 450 binden alıcı bulmuyor.
halbuki aldığım gün sadece verdiğim 100 bin peşinatı 90tl/gr'den altın yapıp unutsaydım. evin değerinden daha fazla param olacaktı. boşuna kredi ödedim.
oturacağınız evi alacaksanız amenna.
yatırım olsun diye alıyorsanız yanmayın.
edit: kira getirisi kredi ödemelerini kısmen karşıladı. yine de parayı altında tutmanın yanına yaklaşamaz.
ne kadar mantıklı bilemedim. 2013 yılında 100 bin peşinat + 160 bin kredi ile aldığım ev 450 binden alıcı bulmuyor.
halbuki aldığım gün sadece verdiğim 100 bin peşinatı 90tl/gr'den altın yapıp unutsaydım. evin değerinden daha fazla param olacaktı. boşuna kredi ödedim.
oturacağınız evi alacaksanız amenna.
yatırım olsun diye alıyorsanız yanmayın.
edit: kira getirisi kredi ödemelerini kısmen karşıladı. yine de parayı altında tutmanın yanına yaklaşamaz.
devamını gör...