boş yapma.
devamını gör...

asla yapılmaması gerekendir.

öyle bir hataya düştüm şimdi aklıma geldikçe panik atak geçiriyorum acaba mı diye. paranın, imanın kimde olduğu ve bir de stalkerın kim olacağı hiç belli olmaz sevgili yazarlar.
devamını gör...

vay be. koskoca isa dahi olsan 12. havariyi kullanamıyorsun işte. futbol böyle bir oyun. üzgünüz isa, bak işine kardeşim.*
devamını gör...

zengin duruyor. bence çocuğa hiçbir şey olmaz. manisa zaten ortalama bir şehir. vefat edenlerin yakınlarına kan parası verilir ve gencin ailesinin muhtemelen tanıdıkları olan siyasiler tarafından cezası ve tüm sicili yok edilir.
devamını gör...

antik çağ'ın ilk sağlık merkezini kuran ve (bkz: parşömen) kağıdını icat eden krallıktır.

bergama kütüphanesi de bu krallık tarafından kurulmuştur.
devamını gör...

gözlüğün buharlaşması nedir kardeş? kaç santigrat derece gerekir sen onun için biliyor musun? ha buğulanması dersen anlarım.
devamını gör...

avrupa’nın 3 maymunu oynadığı katliam. olan halka oldu her zamanki gibi
devamını gör...

(bkz: küfür sanıp gelenler derneği)
devamını gör...

mevcut durumu kabullenmeme, daha iyisinin neden olmadığına isyan etme hastalığı.

şükürsüzlük, insanın tabiatından gelen içgüdüsel bir hastalıktır. bulunduğu yerin aslında hak ettiği yer olmadığını düşünen kişiler, ne bulundukları yerin keyfini çıkarabilirler, ne de olmak istedikleri fakat ulaşamadıkları yerin keyfini.
o yüzden şükürsüzlük son derece stres yapıcı bir hastalıktır. günümüz gençliğinde bu hastalık olabildiğince yaygındır. hiçbiri olduğu yeri beğenmez, bulunduğu ülkeyi, işini, maaşını, arkadaşlarını, çevresini, oturduğu yeri vs. beğenmez.
daha iyisine ulaşacak imkanı da bulamaz. böylece kendini hayal dünyasında avutmaya çalışır. bu hazlarını sanal alemde gidermeye uğraşır.

şükürsüzlük hastalığından kurtulmanın çaresi vardır elbette. biraz empati yapmak yeterlidir aslında.
maddi zenginlikte sürekli olarak kendinden zengin olanlara değil, kendinden daha kötü olanlara bakmak, elimizdeki zenginliklerin farkına varmamızı sağlar. her şeyi para ile ölçmek büyük bir hatadır.
para herşey demek değildir asla.
örneğin ben 2 ay önce ayağımı kırdım. 10 yıldan beri kullandığım apartman merdivenlerini ceylan gibi seke seke çıkabildiğim için şükredeceğim aklımın ucuna bile gelmemişti. 30 saniyede çıktığım o merdivenleri tam 8 dakikada ve binbir zorlukla çıkıp, tüm enerjimi tüketene kadar çaba sarf edince sağlam ve sağlıklı olarak merdiven çıkmanın bile aslında kocaman bir şükür sebebi olduğunu anladım.
bu zamana kadar basit gördüğüm bir çok şey için çok fazla şükürsüzlük yapmışım.
bir keresinde de yanlışlıkla baş parmağımı kestim.
baş parmaksız yarım bir adama dönüştüğümü fark ettim. siz de deneyin lütfen! baş parmağınızı kullanmadan son derece sıradan bişeler yapın. çay falan içmeyi deneyin. kağıda bir resim çizin mesela.
yaparken farkına bile varmadığımız bazı şeylerin basit bir baş parmak olmadan nasıl da zorlaştığını görünce "iyi ki baş parmağım varmış" diyeceksiniz. sonrasında baş parmağınıza yaptığınız şükürsüzlüğe karşı biraz duyarlı olacaksınız.

başıma gelen musibetler bana şükretmeyi öğretti.
isyan etmektense şükretmek insanı daha mutlu ediyor. insan zaman içinde hem bedenini, hem çevresini, hem de elindeki nimetlerin farkına varıp mutlu oluyor. zaten hayatın amacı da bu değil mi?
eldeki ile yetinmesini bilmek...

şükürsüzlük bir özgürlük değildir. her şeyinizin olması sizi daha mutlu yapmaz. elinizdekilerin kıymetini bilmek sizi daha mutlu yapar.

milyon dolarınızın olması, size baş parmağınız ile bir bardağı tutup çay içme keyfini vermez. demek ki; baş parmağınız milyon dolarınızın olmasından daha kıymetlidir. ama bunu fark etmek daha da önemlidir.
devamını gör...

video
yolda gördüğü yağ sırasının yanından 'dombra' açarak geçen bir genç "eskiden yağ kuyruğu vardı." diye sıra bekleyen vatandaşlara sesleniyor. gence bekleyen bazı kişilerden "sahtekarlık yapma" diye tepki gösterilmiş.
devamını gör...

gelse de mükemmel uyumu yakalayamadıktan sonra fıs!
devamını gör...

bu istek bana günde 91818272 kere geliyor ama nereye gidem.
devamını gör...

kimse bir sabah uyandığında kendini böcek olarak bulmaz, bulamaz. burada muhatabını çarpıcı, iğrendirici bir şekilde kelimelerle imgesel bir tanıt yapılıyor.
ve bu imgeyi anlayabilmek için de tasavvur edilecek şeyin bilgisine önceden maruz kalmanız gerek. ancak o zaman imge karşılık bulur anlayacaklar tarafından.
dev bir böcek.

gregor samsa o sabah işe gitmedi. anlıyoruz ki düzenli şekilde gidip geldiği bir işi var. ve birlikte yaşadığı, kan bağı bulunan ailesi de onunla beraber bir düzen tutturmuş. düzen diyorum, düzensizlik değil. zira bir sabah böcek olarak uyanmak düzeni bozuyor. düzensizlik yaratıyor. bu bozulma bizim uzun öykü belki de novella diyebileceğimiz anlatı türünde izleğimizi oluşturuyor.

düzenden kastım ailenin samsa üzerinden belli bir yaşantı biçimi oluşmuş. bir nevi alışkanlık. samsa böcek olarak uyanarak bu alışkanlığı bozuyor.

ve o andan itibaren etrafındaki 1. dereceden kişilerin yaklaşımları, ailevi ve insani ilişkileri "değişime/dönüşüme" uğruyor. bir anda değil yavaş yavaş. annesi de dahil.

herhangi biri olmaktan çıkıp ailenin samsası olan karakterimiz başkalaşmayla beraber ötekileşiyor. öteki diğerlerinin başkalaşmasıyla da karşılık buluyor. terk ediliyor. ölüme bırakılıyor.

bir sahnede de yanılmıyorsam "elma" fırlatılıyor ve bu elma ölümcül bir hasar bırakıyor. elma tesadüf mü? ibrahimî dinlerde kimilerince ilk günahın "yasak meyve/elma" nedeniyle olduğuna inanılıyor. ilk günah aynı zamanda af ve dua, yakarışı da getiriyor. ama nihayetinde cennetten kovulmaya yol açıyor.

aslında dönüşüm/değişim/başkalaşım mucizevi, bir anda olan biten bir şey değil de ilişkilerimiz üzerinden gerçekleşiyor. algılayışımız, duyuşumuz tarafından. bu bir sürecin sonucu. ama bun süreci etkileyen sebebler ne? bunlar gerçekçi nedenler mi ve sonucunda ilişkilerimiz sağlam temeller üzerine mi kurulu yoksa algılayışımız, duyulumuz, ilişkilerimiz çıkar üzerine mi kurulu? tanrının sevgisinin anne'nin sevgisine benzetildiğini çoğu kez işitmişizdir, samsa'nın annesi dahi terk etmişti. çıkar üzerine kurulu ilişki mi? bir sabah böcek olarak uyanabiliriz. ve hiç bir şey eskisi gibi değil -miş -ecek.
devamını gör...

suyu çıkmadığı müddetçe yaşamların en güzelidir, hatta baş tacıdır. az eşya, az para mantığıyla hareket edilerek oluşturulur.

minimal yaşayacağız derken üç arkadaş stüdyo daire tutarsanız olmaz. bir kere mantıken yanlış ama üç arkadaş 1+1 eve olur, minimal sayılır. gayet de mantıklıdır. "ailem var, nasıl olacak?" diyorsanız aile bireyi sayısına göre ev bakacaksınız. eşyayı sayıya göre (ya da iki fazlası) şeklinde alacaksınız, yani almalısınız. diğer türlü minimal yaşayayım derken, kendinizi zor durumdan zor duruma koyarsınız. minimal aynı zamanda sade de demektir. sadeliğin ihtişamını unutmamalısınız.
devamını gör...

mezarlığa ağaç dikmek. servi ağacının seçilmesinin sebebi göğe uzandığı için ruhun göğe ulaşmasını sağladığına inanılmasıymış.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çizgisini tam olarak çözemediğim, büyüyüp kaliteli bir mecra haline gelmesini dilediğim sözlük.

-reaksiyon eksikliği diye bir olay var. açtığın başlık elinde kalıyor, kimse tarafından rağbet görmeyince senin de başlık açasın gelmiyor... sayıya bağlı tabi ileride çözülür ama o zaman da akışta yer almak imkansızlaşacak.

-küfrün yasak oluşunun detaylarını da tam olarak anlamadım: mesela hay aptal kafam, hay salak kafam, falan demek de mi yasak? yani kendimize de mi küfredemeyeceğiz?

-tamam küfür yasak. peki b.k demek de mi yasak? b.k bu yahu! içimizde taşıyoruz adını mı diyemeyeceğiz? birine hakaret olarak bittabi söylenmemeli ama başlığı bile kapatılmış. halbuki ben o başlığa girip “kalın bağırsak muhteviyatı” türünden şeyler yazacaktım.

-ve çok belirgin olarak sezdiğim bir muhafazakarlık hakim. ya da öyle denk geldi. muhafazakar tayfaya elbette saygılıyım ama bir ateist olarak bu ortamda ne kadar tutunabileceğimi bilemiyorum. daralırım çünkü ben.

-cinsel içerikli başlıkların dışlanması olayı. varlığını hissettiren bir kesim, cinsel içerikli başlık eleştirisi yapıp duruyor. ne olacak yani? hep yemek tarifi mi vereceğiz? yasak mı seks? pardon seks dedim. seks üzerine felsefe yapmak istiyorum mesela ben. falanca seks pozisyonunun felsefik argümanlarını irdelemek istiyorum diyelim tanımımda. sanırım buna da müsaade yok.

-ve bir de herkesin birbirini karşılıklı beğeni ve favori yağmuruna tutup birbirlerinin puanlarını arttırmaya çabalamaları. kuzum siz hiç mi yorulmuyorsunuz? ne bu puan aşkı? beğeniden gelen puanın katsayısı düşürülsün. tanım girmek daha değerli olsun bence.

-ve bir de dikkat ettim herkesin beğenisi aynı kıymette değil. düşük karmalı biri beğeni atıyor ibre zerre oynamıyor, fakat yüksek karmalılardan gelen beğeni daha bir kıymete tabi. gibi. geldi. bana.

-ve en sevmediğim: nickaltı yorumlarındaki enteresanlık. bir yazarın nasıl şöyle bir tanımı olabilir: beğenileriyle mutlu eden yazar. tek özelliği bu yani. beğenileri. artık ne kadar paraladıysa kendini. neyse işte o konu da bana ters.

-ve ve ve... en ufak bir eleştiride parlayan bir tayfa var. herhangi bir detay eleştiriliyor mesela, hemen altına doluşuyorlar: beğenmeyen gider başka sözlükte yazar. pardon da canım biz zaten orayı beğenmeyerekten buraya geldik. ve geldiğimiz bu yeri güzelleştirmeye çalışıyoruz.

-ve en sinirlerimi bozan şeyin ise : kimsenin ironiden zerre anlamaması. okumuyor kimse. baştan bir iki cümle okuyup hooop aşağıya döşeme aşamasına geçiyor. e böyle şeyler de insanın canına tak ettiriyor ve insanın yazası gelmiyor. yazsam da dümdüz yazarım. sanatsız. tatsız tuzsuz.

-bu yazıdaki eleştirileri yazarlardan bir kısmının okumayıp: o zaman başka kapıya, diyeceklerinden o kadar eminim ki! bari yönetim okusun. yoksa ben başka kapıya giderim sorun değil.

şimdilik biraz daha buralardayım. bir hevesle geldiğim bu yeni oluşumdan boynu bükük ayrılmam umarım.

edit: benjamin’den gerekli yanıtları aldım. sözlük kurallarını daha dikkatli okumam gerekiyor. fikirlerim bir nebze de olsa değişti, muhafazakarlık konusunda özellikle. sanırım ben biraz sert bakmışım olaya. eğlenmeye ve yazmaya devam edebilirim o vakit. yok yok ben ikna oldum, bu adam gerçekten sözlüğün iyi bir yere gelmesini istiyor...
devamını gör...

benim sensiz sevinecek bir seyim yok*
seni baharmissin gibi dusunuyorum*
devamını gör...

küçük bir çaylakken takibe aldığım ilk yazardı. neden takibe alıyoruz zerre fikrim yoktu mahlası unutmamak için iyi bir çözüm gibi gelmişti. ben bunları düşünürken elinde büyümüşüm, haberim yokmuş.
devamını gör...

ayakta beklerken elimi belime koyuyorum sonra fark edince yavaşça indiriyorum
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim