rte'yi sevmeyip köprüsünü tünelini kullanan tip
babasının parasıyla mı yapmış?
adamların iktidarı boyunca cumhuriyet tarihinde toplanan toplam verginin en az 10 katı vergi toplanmış, adam hala gelmiş rte'nin yaptığı yol, köprü diyor.
bizim paramızla 20 yıldır kral hayatı yaşayan kişi için söylüyor ve utanmıyor.
ne oldu ejder myeveli smoothie mi ikram etiler?
20 yılda toplanan vergi 2.32 trilyon dolar.
edep.
bu işin ironisi olmaz.
adamların iktidarı boyunca cumhuriyet tarihinde toplanan toplam verginin en az 10 katı vergi toplanmış, adam hala gelmiş rte'nin yaptığı yol, köprü diyor.
bizim paramızla 20 yıldır kral hayatı yaşayan kişi için söylüyor ve utanmıyor.
ne oldu ejder myeveli smoothie mi ikram etiler?
20 yılda toplanan vergi 2.32 trilyon dolar.
edep.
bu işin ironisi olmaz.
devamını gör...
her sınıfta mutlaka bulunan tipler
ateş gibi yanan tip. kışın buz gibi soğukta bile pencere açmaya çalışır bu tipler. bunlardan biri de benim hatta.
tanım : her sınıfta bulunan insan tiplerini paylaştığımız başlıktır.
tanım : her sınıfta bulunan insan tiplerini paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...
yazarların yazdığı hikayeler
önceki hikayeyi okumadan bunu okumamanızı tavsiye ediyorum. zira bu onun devamı niteliğinde olacak. önceki hikaye için: #454431
••
onunla görüşmüşler ama ellerine çok bir şey vermemiş adam. tehlikeli bir tipe de benzemiyormuş. boş dönmüşler anlayacağın."
bayan g bir an durup düşündü. zihninde oturmayan bir şeyler vardı. tıpkı boncuk'un da zihninde olduğu gibi... kilit kişinin kim olduğunu biliyorlardı, ikisi de o kadar çok cinayet haberi yapmış ve o kadar çok olay görmüşlerdi ki! yalnızca bir sorun kalıyordu geriye; adamı konuşturmak veyahut gerçeğe onun aracılığıyla ulaşmak.
peki, bunun için ne yapılabilirdi? o adama gitseler bile nasıl konuşturacaklardı? bayan g, düşüncelere daldığında yaptığı gibi boynunu sıvazlamaya başladı. düşün, diyordu, düşün g. hayır, esaslı bir plan gelmiyordu aklına! sonra boncuk aniden yerinden sıçradı. aklında düşünceler kol gezdiğinde böyle olurdu. heyecandan sandalyesinden düştüğü bile olmuştu!
"buldum g!" dedi heyecanla. "teknolojiden yararlanalım, nasıl örnek olacağız z kuşağına? bak şimdi; gidelim adamın evine, haberci kimliğimizi gizleyelim, polisiz, konuşup gideceğiz, diyelim. ben bir şekilde şu minnak dinleme cihazlarından bulacağım. oturduğumuz koltuğa, adamın odasındaki masaya vs. neresi denk gelirse işte, yerleştiriverelim. ne duyarsak kâr değil mi? basit ama etkili bir yöntem. böceği bulursa da bulsun canım, ne olacak?"
plan güzeldi, en azından denemeye değerdi. g'nin kalbine şimdiden bir heyecan, bir umut taht kurmuştu. uğruna işten çıkarıldığı (yalnızca işten değil, gözden de çıkarılmıştı) dosyaya yardımcı olmak, onu çözümlemek içinde tarifi imkânsız duygulara sebebiyet veriyordu. arkadaşına baktı. birbirilerine attıkları bakış aynı şeyi söylüyordu; gidelim ve yapalım! düşünceleri konuştuğundan kelimelere gerek kalmadı. boncuk getirdiklerini tekrar çantasına atarken, g, üzerini değiştirdi. alelacele evden çıktılar.
dinleme cihazını alabilecekleri bir yer bulup işlerini bitirdiler ve adamın evine doğru yola koyuldular. giderken söyleyeceklerini bir bir dizayn ettiler, her dedikleri birbiriyle uyuşmalıydı. ivedi konuların üzerinde durmaya niyetleri yoktu, hele ısrar etmek, asla istemiyorlardı. önemsizmiş gibi davranıp ona göre konuşacaklardı. boncuk, burası, deyince aynı heyecan tekrar geldi g'nin kalbine. ikisi de derin bir nefes alıp arabadan indiler. ev, geniş bir bahçeye sahip, görkemsiz ancak garip hisler uyandıran bir evdi. belki de yalnızca düşüncelerinden dolayı garip hissetmişlerdi, bilemediler.
g kapıyı çaldı. birkaç dakika sonra içerinden adım sesleri gelmeye başladı. kapı açıldığında karşılarında gayet temiz yüzlü, hafif kirli sakallı, yaşına rağmen karizmatik olan bir adam duruyordu. kibar bir ses tonuyla "merhaba?" dedi, sorarcasına. boncuk boğazını temizledi ve "merhaba," diye karşılık verdi. boncuk bir an durdu, polisiz, diyemezlerdi. kimlikleri yoktu, adam kimlik gösterilmesini isteyebilirdi. "biz buraya yakın bir eve taşındık. birçok yeri tanımıyoruz, sorup soruşturmamız icap etti ancak bazı komşularımızın bugün dışarı çıkası gelmiş." burada şuh bir kahkaha attı. samimi görünmek istediği belliydi ve bunu başarıyordu. g şaşırdı. o kadar şey planlamışlardı, ne yapıyordu bu kız? sonra anladı. arkadaşı tam bir kurnazdı.
adam da güldü. aynı ses tonuyla "öncelikle hoş geldiniz. umarım aldığınız ev size mutluluk getirir. sorunu anladım. eğer yardım edebileceğim bir şey olursa seve seve elimden geleni yaparım. dedi. o sırada devreye g girdi. onun da konuşması lazımdı. "aslında en başta bir bardak suyunuzu içsek," dedi sevecen bir tavırla. adamın birden yüz ifadesi değişti ancak çabucak toparlanıp "tabii, buyrun lütfen," dedi aynı içten ses tonuyla. şimdi evdeydiler. güzel kokan bir odada oturmuş, etrafı meraklı gözlerle seyrediyorlardı. boncuk acele davranıp koltuklardan birine böceği yapıştırıverdi. önceden birçok detayı halletmişlerdi. g getirilen suyu içti. adamla havadan sudan, evden, hatta ev fiyatlarındaki artıştan konuştular. ikisi de içlerinden "bu adam yapmaz," diyorlardı. hayatın insana neler yaptırdığından bihaberlerdi anlaşılan.
müsade isteyip ayaklandılar. girişe doğru geldiklerinde g etrafa kısaca göz attı. sade, minimal düzenlenmiş bir evdi. duvarları çok güzel bir griye boyanmış, mobilyalar ona göre seçilmişti. günlük temizliğine de dikkat ediliyordu anlaşılan. bir erkeğe göre fazla temizdi, çok fazla temiz. o sırada gözü portmantodaki ilaç kutusuna ilişti. çaktırmadan ilacın adını telefonuna kaydedip konuşulanlara odaklandı.
"lütfen bir şeye ihtiyacınız olduğunda çekinmeyin. siz güzel bayanlara yardımcı olmak gurur verici olacaktır."
bu adam neden bu kadar samimi davranıyordu? karakter yapısı mı böyleydi yoksa g'nin içini yiyip bitiren kuruntular boşuna değil miydi? kafasını sallayıp düşüncelerden kurtulmaya çalıştı. boncuk onun yerine konuşuyordu zaten. en sonunda evden çıkmayı başarmışlardı. hızlıca arabaya koşup bilgisayarı açtılar. kulaklıkları takıp ses duymayı beklediler. ne yazık ki ortamdaki tek ses hışırtı sesleriydi. daha sonra ise açılıp kapanan tahta kapı benzeri bir sesi geldi, daha sonra duyulan tek şey yine aynı hışırtılardı.
akşam olmuş, ortalık iyiden iyiye karanlığın hükmüne girmişti. boncuk'un artık eve dönmesi gerekiyordu, aynı şekilde g'nin de ancak burayı bırakmak içlerinden gelmiyordu. ya onlar yokken işe yarar şeyler olursa? riske atamazlar, şansa bırakamazlardı. g annesinden boncuk'larda kalacağına dair izin aldı. planı gereği azıcık yalan kullanmak zorunda kalmıştı. her şey hallolunca arkadaşı evine gitti. şimdi dinleme zamanıydı.
kahretsin ki yaşama yönelik tek belirti yoktu! nereye girmişti bu adam böyle? bir an başına bir şeyin gelmiş olmasından korktu. tam o sırada yeniden aynı kapının sesi geldi. kalbi yeniden heyecanla kıpırdamaya başladı.
••
yine devamı sonraya ama heyecanlı gelecek sonu. *
••
onunla görüşmüşler ama ellerine çok bir şey vermemiş adam. tehlikeli bir tipe de benzemiyormuş. boş dönmüşler anlayacağın."
bayan g bir an durup düşündü. zihninde oturmayan bir şeyler vardı. tıpkı boncuk'un da zihninde olduğu gibi... kilit kişinin kim olduğunu biliyorlardı, ikisi de o kadar çok cinayet haberi yapmış ve o kadar çok olay görmüşlerdi ki! yalnızca bir sorun kalıyordu geriye; adamı konuşturmak veyahut gerçeğe onun aracılığıyla ulaşmak.
peki, bunun için ne yapılabilirdi? o adama gitseler bile nasıl konuşturacaklardı? bayan g, düşüncelere daldığında yaptığı gibi boynunu sıvazlamaya başladı. düşün, diyordu, düşün g. hayır, esaslı bir plan gelmiyordu aklına! sonra boncuk aniden yerinden sıçradı. aklında düşünceler kol gezdiğinde böyle olurdu. heyecandan sandalyesinden düştüğü bile olmuştu!
"buldum g!" dedi heyecanla. "teknolojiden yararlanalım, nasıl örnek olacağız z kuşağına? bak şimdi; gidelim adamın evine, haberci kimliğimizi gizleyelim, polisiz, konuşup gideceğiz, diyelim. ben bir şekilde şu minnak dinleme cihazlarından bulacağım. oturduğumuz koltuğa, adamın odasındaki masaya vs. neresi denk gelirse işte, yerleştiriverelim. ne duyarsak kâr değil mi? basit ama etkili bir yöntem. böceği bulursa da bulsun canım, ne olacak?"
plan güzeldi, en azından denemeye değerdi. g'nin kalbine şimdiden bir heyecan, bir umut taht kurmuştu. uğruna işten çıkarıldığı (yalnızca işten değil, gözden de çıkarılmıştı) dosyaya yardımcı olmak, onu çözümlemek içinde tarifi imkânsız duygulara sebebiyet veriyordu. arkadaşına baktı. birbirilerine attıkları bakış aynı şeyi söylüyordu; gidelim ve yapalım! düşünceleri konuştuğundan kelimelere gerek kalmadı. boncuk getirdiklerini tekrar çantasına atarken, g, üzerini değiştirdi. alelacele evden çıktılar.
dinleme cihazını alabilecekleri bir yer bulup işlerini bitirdiler ve adamın evine doğru yola koyuldular. giderken söyleyeceklerini bir bir dizayn ettiler, her dedikleri birbiriyle uyuşmalıydı. ivedi konuların üzerinde durmaya niyetleri yoktu, hele ısrar etmek, asla istemiyorlardı. önemsizmiş gibi davranıp ona göre konuşacaklardı. boncuk, burası, deyince aynı heyecan tekrar geldi g'nin kalbine. ikisi de derin bir nefes alıp arabadan indiler. ev, geniş bir bahçeye sahip, görkemsiz ancak garip hisler uyandıran bir evdi. belki de yalnızca düşüncelerinden dolayı garip hissetmişlerdi, bilemediler.
g kapıyı çaldı. birkaç dakika sonra içerinden adım sesleri gelmeye başladı. kapı açıldığında karşılarında gayet temiz yüzlü, hafif kirli sakallı, yaşına rağmen karizmatik olan bir adam duruyordu. kibar bir ses tonuyla "merhaba?" dedi, sorarcasına. boncuk boğazını temizledi ve "merhaba," diye karşılık verdi. boncuk bir an durdu, polisiz, diyemezlerdi. kimlikleri yoktu, adam kimlik gösterilmesini isteyebilirdi. "biz buraya yakın bir eve taşındık. birçok yeri tanımıyoruz, sorup soruşturmamız icap etti ancak bazı komşularımızın bugün dışarı çıkası gelmiş." burada şuh bir kahkaha attı. samimi görünmek istediği belliydi ve bunu başarıyordu. g şaşırdı. o kadar şey planlamışlardı, ne yapıyordu bu kız? sonra anladı. arkadaşı tam bir kurnazdı.
adam da güldü. aynı ses tonuyla "öncelikle hoş geldiniz. umarım aldığınız ev size mutluluk getirir. sorunu anladım. eğer yardım edebileceğim bir şey olursa seve seve elimden geleni yaparım. dedi. o sırada devreye g girdi. onun da konuşması lazımdı. "aslında en başta bir bardak suyunuzu içsek," dedi sevecen bir tavırla. adamın birden yüz ifadesi değişti ancak çabucak toparlanıp "tabii, buyrun lütfen," dedi aynı içten ses tonuyla. şimdi evdeydiler. güzel kokan bir odada oturmuş, etrafı meraklı gözlerle seyrediyorlardı. boncuk acele davranıp koltuklardan birine böceği yapıştırıverdi. önceden birçok detayı halletmişlerdi. g getirilen suyu içti. adamla havadan sudan, evden, hatta ev fiyatlarındaki artıştan konuştular. ikisi de içlerinden "bu adam yapmaz," diyorlardı. hayatın insana neler yaptırdığından bihaberlerdi anlaşılan.
müsade isteyip ayaklandılar. girişe doğru geldiklerinde g etrafa kısaca göz attı. sade, minimal düzenlenmiş bir evdi. duvarları çok güzel bir griye boyanmış, mobilyalar ona göre seçilmişti. günlük temizliğine de dikkat ediliyordu anlaşılan. bir erkeğe göre fazla temizdi, çok fazla temiz. o sırada gözü portmantodaki ilaç kutusuna ilişti. çaktırmadan ilacın adını telefonuna kaydedip konuşulanlara odaklandı.
"lütfen bir şeye ihtiyacınız olduğunda çekinmeyin. siz güzel bayanlara yardımcı olmak gurur verici olacaktır."
bu adam neden bu kadar samimi davranıyordu? karakter yapısı mı böyleydi yoksa g'nin içini yiyip bitiren kuruntular boşuna değil miydi? kafasını sallayıp düşüncelerden kurtulmaya çalıştı. boncuk onun yerine konuşuyordu zaten. en sonunda evden çıkmayı başarmışlardı. hızlıca arabaya koşup bilgisayarı açtılar. kulaklıkları takıp ses duymayı beklediler. ne yazık ki ortamdaki tek ses hışırtı sesleriydi. daha sonra ise açılıp kapanan tahta kapı benzeri bir sesi geldi, daha sonra duyulan tek şey yine aynı hışırtılardı.
akşam olmuş, ortalık iyiden iyiye karanlığın hükmüne girmişti. boncuk'un artık eve dönmesi gerekiyordu, aynı şekilde g'nin de ancak burayı bırakmak içlerinden gelmiyordu. ya onlar yokken işe yarar şeyler olursa? riske atamazlar, şansa bırakamazlardı. g annesinden boncuk'larda kalacağına dair izin aldı. planı gereği azıcık yalan kullanmak zorunda kalmıştı. her şey hallolunca arkadaşı evine gitti. şimdi dinleme zamanıydı.
kahretsin ki yaşama yönelik tek belirti yoktu! nereye girmişti bu adam böyle? bir an başına bir şeyin gelmiş olmasından korktu. tam o sırada yeniden aynı kapının sesi geldi. kalbi yeniden heyecanla kıpırdamaya başladı.
••
yine devamı sonraya ama heyecanlı gelecek sonu. *
devamını gör...
akşam yemeği
tüm günün en hafif öğünü olması gerekirken, çoğunlukla en ağır yemeklerin yendiği öğündür. yemesi zevkli olsa da, vücudumuza ve kendimize eziyet etmekten başka bir şey değildir.
devamını gör...
intihar etmek
beni çelişkilerle boğuşturan durum. birisi bana bahsedince onu bu histen kurtarmak için her şeyi yapabilecekken ona kendi inanamadığım şeyleri söylüyorum. oysa ben de bununla sürekli mücadele halindeyim. bir gün kaybedecek gibi hissediyorum zaten kaybetmiştim de hayat şans verdi tekrardan. her zaman o şansı vermez biliyorum zaten ben de hayatın o şansı vermesine izin vermem artık öyle hissediyorum.
devamını gör...
uzun zaman sonra içilen ilk sigara
önce baş döndürür sonra tebessüm ettirir.
çok lezzetli sigaradır.
ama bir şeyi uzun süre sonra tekrar yapınca zaten keyif alırsın bu her durumda böyledir.
çok lezzetli sigaradır.
ama bir şeyi uzun süre sonra tekrar yapınca zaten keyif alırsın bu her durumda böyledir.
devamını gör...
yazarların sözlükteki çaylaklık anıları
çaylak uygulaması ben sözlüğe geldikten bir gün sonra başladı. ilk günümde gaza gelip fazla tanım girdiğim için çaylak olmadan devam ettim. bu da böyle şanslı bir anımdır.
devamını gör...
kemal sunal replikleri
-buraya geldiğin günden beri senden başkasını düşünemiyorum; sen burdaki öteki salaklardan öyle farklısın ki!
+niye, ben başka tür bir salak mıyım? *
(bkz: kiracı(film)) 1987
+niye, ben başka tür bir salak mıyım? *
(bkz: kiracı(film)) 1987
devamını gör...
enneadlar
plotinus'un 6 kitaptan oluşan eseridir.üç gerçek kavramının (eflatunun iyi biçimin dini açıdan yeniden yorumlanması) üzerinde durmuştur.
devamını gör...
20 mart 2021 damadın geri döndüğü iddiaları
bir adet daha 20 mart 2021 şeklinde başlayan felaket haberi görmeye takatim kalmadı.
devamını gör...
ben öküzüm demenin farklı yolları
ingilizce: ı am ox
almanca: ıch bin ein ochse
arapça: انا ثور
çince: 我是牛
fransızca: je suis un boeuf
hintçe: मैं एक बैल हूं
ispanyolca: soy un buey
italyanca: sono un bue
japonca: 私は牛です
korece: 나는 황소 다
latince: ego bovi
portekizce: eu sou um boi
rusça: я бык
yunanca: είμαι βόδι
sonuç: öküzlük her dilde farklı olsa da
öküz heryerde öküzdür.
almanca: ıch bin ein ochse
arapça: انا ثور
çince: 我是牛
fransızca: je suis un boeuf
hintçe: मैं एक बैल हूं
ispanyolca: soy un buey
italyanca: sono un bue
japonca: 私は牛です
korece: 나는 황소 다
latince: ego bovi
portekizce: eu sou um boi
rusça: я бык
yunanca: είμαι βόδι
sonuç: öküzlük her dilde farklı olsa da
öküz heryerde öküzdür.
devamını gör...
geceye bir kişisel gelişim zırvası bırak
istemek başarmanın yarısıdır, sadece gerçekten iste. *
devamını gör...
yapay sinir ağları
insan beyninin çalışma şeklinden yola çıkılarak geliştirilmiş olan bilgi işleme sistemi. tıpkı insan beyni gibi, kendi kendine öğrenebilmek üzerine tasarlanır. daha önce öğrendiği ve değerlendirdiği veriler üzerinden, yeni karşılaştığı durumlar hakkında yorumlar yaparak çıkarımlarda bulunur.
bağlantılı konular için
(bkz: makine öğrenimi)
(bkz: yapay zeka)
(bkz: derin öğrenme)
(bkz: teknolojik tekillik)
bağlantılı konular için
(bkz: makine öğrenimi)
(bkz: yapay zeka)
(bkz: derin öğrenme)
(bkz: teknolojik tekillik)
devamını gör...
sözlükte fenomen olmak
maalesef ben degilimdir. ama fenomen olan kişi üslubundan ve yazdığı konulardan direkt olarak tanınır. mesaj kutusu her zaman doludur. zordur ama güzeldir herhalde.
devamını gör...
ilginç etimolojik bağlantılar
ingilizce first olan sözcük, almanca da först. proto almanca dilinde de furista. sözcükler ingilizce'ye geçmeden önce genelde almancadırlar. bu furista'nın farsça karşılığı da firişta. anlamı da birinci, önde giden demek. yani firişta'dan çıkıp first'e doğru yol almış. iran'dan çıkıp abd'ye kadar uçmuş. tabi türkçe'ye uğramayı da ihmal etmemiş. yani feriştah! birinci, önde gelen.
devamını gör...
fedora
ingilizcede fötr şapka anlamına gelen kelime.
devamını gör...
bilgi içerikli tanım girmek
çoğu zaman tercih etmediğimdir. özellikle mühendislik okuyan arkadaşlar, literatür araştırmasının ne kadar önemli olduğunu iyi bilirler ve bu konuda benim açımdan çoğunlukla kaynağı belirtilmeyen girilerin olduğu sözlük ortamları en son başvurulacak yerlerdir. o yüzden bir kitapta, bir internet sitesinde ya da bir tezde yazan şeyleri buraya kaynağıyla kopyalayıp yapıştırmak ya da aktarmak, bana anlamsız gelmiştir.
hayatta yaşamın birçok yönü var, yaşanmış birçok olay var ve alınacak müthiş dersler, kurulacak hayaller var, düşünmek için zaman var. brayton çevriminin ne olduğu değil de söz gelimi insanın boşanmakla ilgili tecrübelerini aktardığı üç beş paragraflık yazı bence çok daha faydalı oluyor. hayatta yaşamadığımız ama yaşama ihtimalimizin her daim olduğu bir meseleyi, yaşamış birinin ağzından dinlemek iyi iş, sözlüğü değerli kılıyor bence.
senelerce sözlükten aldığım en net fayda, yaşamı anlamlandırmakta bana katkı sunması oldu. insanı düşünmeye teşvik eden yazılar aklımda kaldı hep. bazı entryleri okuduktan sonra "vay canına lan, adam resmen döktürmüş" dedim, tekrar tekrar okudum, "şurada ne demek istedi acaba" diye sordum kendime. hayatın içinden bir konu, belki proust'un yazabileceği bir ustalıkla, hiç duymadığım kelimelerle adeta dans edilerek yazılmış. ağzımda müthiş bir tad, beynimde bir zevk şelalesi akar böyle durumlarda ve uzaklara bakarak, düşünerek sigaramı içerim. ben böylesini seviyorum.
hayatta yaşamın birçok yönü var, yaşanmış birçok olay var ve alınacak müthiş dersler, kurulacak hayaller var, düşünmek için zaman var. brayton çevriminin ne olduğu değil de söz gelimi insanın boşanmakla ilgili tecrübelerini aktardığı üç beş paragraflık yazı bence çok daha faydalı oluyor. hayatta yaşamadığımız ama yaşama ihtimalimizin her daim olduğu bir meseleyi, yaşamış birinin ağzından dinlemek iyi iş, sözlüğü değerli kılıyor bence.
senelerce sözlükten aldığım en net fayda, yaşamı anlamlandırmakta bana katkı sunması oldu. insanı düşünmeye teşvik eden yazılar aklımda kaldı hep. bazı entryleri okuduktan sonra "vay canına lan, adam resmen döktürmüş" dedim, tekrar tekrar okudum, "şurada ne demek istedi acaba" diye sordum kendime. hayatın içinden bir konu, belki proust'un yazabileceği bir ustalıkla, hiç duymadığım kelimelerle adeta dans edilerek yazılmış. ağzımda müthiş bir tad, beynimde bir zevk şelalesi akar böyle durumlarda ve uzaklara bakarak, düşünerek sigaramı içerim. ben böylesini seviyorum.
devamını gör...
klişe teselli cümleleri
unutursun, hiç kafana takma.
devamını gör...

