her erkeğe kardeşim diye hitap eden kız
her erkeğe degilde ilgilenmedigi erkege hitap eden kızdır. yanladığını farkettigi erkeğe tazyikli su sıkarak itici güç uygular.
devamını gör...
beni allah koruyor
istanbul avcılar'da koronavirus denetimlerileri gerçekleştirilirken maskesiz gezdiği farkedilen hanımefendinin, uyarılara rağmen "beni allah koruyor " beyanı.
hanım abla sokrates'in savunmasına taş çıkaracak şekilde kendi eylemini can siper savunmuş.
kaynak
hanım abla sokrates'in savunmasına taş çıkaracak şekilde kendi eylemini can siper savunmuş.
kaynak
devamını gör...
bu yazara yakın zamanda çok fazla beğeni yaptığınız için oyunuz kaydedilmedi
okuyarak(!) üst üste beğenen ya da favorileyen beni üzmüştür.
geçenlerde favorilerde başıma gelmişti, bugün de beğenilerde. sevdiğim, takip ettiğim yazarların profiline girip okuyup beğenip ya da favorileyip çıkıyordum. her girdisini beğendiğim yazar da çok nadir zaten, beğenmeden geçtiklerim de oluyor. sonuçta seri gibi görünse de, her yazılanı da beğenmiyoruz. kime ne zararım vardı?*
bu arada uzun entry’leri okuyup beğenirken bu uyarı çıkmadı. sanırım uzun yazın diyorlar ya da çok fazla entry girmeyin, insanları üst üste beğenmeye itmeyin.*
geçenlerde favorilerde başıma gelmişti, bugün de beğenilerde. sevdiğim, takip ettiğim yazarların profiline girip okuyup beğenip ya da favorileyip çıkıyordum. her girdisini beğendiğim yazar da çok nadir zaten, beğenmeden geçtiklerim de oluyor. sonuçta seri gibi görünse de, her yazılanı da beğenmiyoruz. kime ne zararım vardı?*
bu arada uzun entry’leri okuyup beğenirken bu uyarı çıkmadı. sanırım uzun yazın diyorlar ya da çok fazla entry girmeyin, insanları üst üste beğenmeye itmeyin.*
devamını gör...
erkek yazarlardan kadın yazarlara sorular
orsalesta anafor'un sorduğu #618058
sulu sepken'in cevapladığı #618607 başlık.
şok oldum resmen! böyle iki güzel tanımla karşılaşacağım aklımın ucundan geçmemişti!
sulu sepken'in cevapladığı #618607 başlık.
şok oldum resmen! böyle iki güzel tanımla karşılaşacağım aklımın ucundan geçmemişti!
devamını gör...
bram stoker's dracula
öncelikle belirtmem gerekir ki, romanı iki kez bitirmiş birisi olarak bu filmi övmekten çok yermek istiyorum.
filmin kitapla bağı olduğu kadar alakası olmayan çok fazla kısmı da mevcut. en başta film ciddi anlamda doyuymuyor, iki saati birkaç dakika geçmiş süreye sahip bu filmin daha doyurucu olmasını bekliyorsunuz ama ilk kırk dakikada zaten her şey oldu bittiye geliyor. dahası da, tiyatral olma kısmı o kadar zorlanmış ki, birçok insanın aksine gary oldman'ın drakula rolünü hiç beğenmedim. kitaptaki drakula ile filmdekinin arasında dağlar kadar büyük farklar mevcut, filmi izler iken defalarca "hani bram stoker'ın drakulasıydı lan bu?!" diye serzenişlerde bulundum.
evet sahne genişleri, gotik atmosfer, müzikler, oyuncuların kıyafetleri, şehir dekoru insanı ciddi anlamda içine çekiyor ama bu filmde nedense bir o kadar itici bir şey de mevcut idi, sanıyorum ki kitap ile olan alakasız kısımlar yüzünden istediğimi, doğrusu beklediğimi bulamadım.
bir zamandan sonra insan ister istemez, "ulan bram stoker'ın kan donduran, gerim gerim geren, bir sonraki sayfada acaba ne olacak diye fırtınalar kopardığın romanı siz nasıl olur da vıcık bir aşk filmine çevirebilirsiniz?!" diye düşünüyor, lakin ne zaman bir filmde bunun gibi bol yıldıza denk gelsem, o filmden istediğimi bulamadığımı fark ediyorum, beklediğimi alamıyorum.
en iyi uyarlanan dracula eseri olmasına ise sözüm ona gülüyorum bazen. 1958 yapım dracula çok çok çok daha iyi uyarlanmış bir eserdi, ek olarak filmi izleyenler bilirler, winona ile sinemadayken bir film izliyorlar ya, o film 1931 yapım, tod browning'in drakulası ki o en şahanesi... aynı zamanda en "doğru" uyarlananı. doğru kelimesi yanlış aslında, en "sadık" uyarlananı!
ayrıca tod browning'i nereden biliyoruz? kendisi mark the vampir isminde müthişin de ötesinde bir vampir filminin yönetmenidir. bu tarz gotik korku öykülerini sinemaya dökecek iseniz, ford coppola gibi gişe odaklı hollywood yönetmenlerini değil de, gotik korku öğeleriyle bezenmiş filmler çeken yönetmenlere vermek lazım.
şu an aşırı gaza geldim, gidip üçüncü kez romanı bitireceğim.
çok yaşa bram stoker!
allah belanı versin francis ford coppola!
filmin kitapla bağı olduğu kadar alakası olmayan çok fazla kısmı da mevcut. en başta film ciddi anlamda doyuymuyor, iki saati birkaç dakika geçmiş süreye sahip bu filmin daha doyurucu olmasını bekliyorsunuz ama ilk kırk dakikada zaten her şey oldu bittiye geliyor. dahası da, tiyatral olma kısmı o kadar zorlanmış ki, birçok insanın aksine gary oldman'ın drakula rolünü hiç beğenmedim. kitaptaki drakula ile filmdekinin arasında dağlar kadar büyük farklar mevcut, filmi izler iken defalarca "hani bram stoker'ın drakulasıydı lan bu?!" diye serzenişlerde bulundum.
evet sahne genişleri, gotik atmosfer, müzikler, oyuncuların kıyafetleri, şehir dekoru insanı ciddi anlamda içine çekiyor ama bu filmde nedense bir o kadar itici bir şey de mevcut idi, sanıyorum ki kitap ile olan alakasız kısımlar yüzünden istediğimi, doğrusu beklediğimi bulamadım.
bir zamandan sonra insan ister istemez, "ulan bram stoker'ın kan donduran, gerim gerim geren, bir sonraki sayfada acaba ne olacak diye fırtınalar kopardığın romanı siz nasıl olur da vıcık bir aşk filmine çevirebilirsiniz?!" diye düşünüyor, lakin ne zaman bir filmde bunun gibi bol yıldıza denk gelsem, o filmden istediğimi bulamadığımı fark ediyorum, beklediğimi alamıyorum.
en iyi uyarlanan dracula eseri olmasına ise sözüm ona gülüyorum bazen. 1958 yapım dracula çok çok çok daha iyi uyarlanmış bir eserdi, ek olarak filmi izleyenler bilirler, winona ile sinemadayken bir film izliyorlar ya, o film 1931 yapım, tod browning'in drakulası ki o en şahanesi... aynı zamanda en "doğru" uyarlananı. doğru kelimesi yanlış aslında, en "sadık" uyarlananı!
ayrıca tod browning'i nereden biliyoruz? kendisi mark the vampir isminde müthişin de ötesinde bir vampir filminin yönetmenidir. bu tarz gotik korku öykülerini sinemaya dökecek iseniz, ford coppola gibi gişe odaklı hollywood yönetmenlerini değil de, gotik korku öğeleriyle bezenmiş filmler çeken yönetmenlere vermek lazım.
şu an aşırı gaza geldim, gidip üçüncü kez romanı bitireceğim.
çok yaşa bram stoker!
allah belanı versin francis ford coppola!
devamını gör...
yazarların en çok özlemini duyduğu şey
kafa dengi bir arkadaş. şöyle sonsuza kadar sohbet edebileceğim... herkesten ve her şeyden konusabilecegim. ama öyle sürekli boş muhabbet değil. geyik de cevirilir ama benim bahsettiğim içinde fikir ayriliklarinin da bulunduğu ve bu ayrılıkların dostluğu ayırmak yerine pekistirdiği ( farklılıkların besleyici olduğu) dolu dolu her şeyden konusabilecegim bir insan.
devamını gör...
erdoğan'ın insanlar yurtdışına gitmek istemiyor açıklaması
tamam işte ''insanlar'' demiş, bizim bu ülkede insani olarak bir değerimiz yok, üzerinize alınmayın. fakat ben t.c sınırları içerisinde ''atanamamış insan'' olarak yurtdışına gitmek istiyorum. avrupa iltica ve evlilik kanallarında gezinme vakti 04:10
devamını gör...
korkunç iban
pandeminin ilk dönemlerinde insanlar paraya ihtiyaç duyarken bir anda üst düzey yöneticilerin para istemesi üzerine insanların şok yaşamasına sebebiyet veren (bkz: biz bize yeteriz) kampanyasının ibanıdır. insanlarımızı korkutmuştur.
devamını gör...
bir kişiden anında soğutan detaylar
zayıf noktanızı menfaatince kullanması. buz oluyorum.
devamını gör...
ilkokulda montu hoşlandığın kişinin yanına asmak
çok iyi zamanlardı, gerçekten böyle yazılı olmayan kurallar vardı eskiler ne kadar komikmiş dedirten başlıktır.
devamını gör...
fiyat kazanç oranı
fiyat/kazanç oranı herhangi bir hisse senedinin fiyatının her bir hisse başına kârına bölünmesi ile oluşan bir tanımdır.
hisse başına kar ise dağıtılan temettü sonrası , şirketin o dönem kârının hisse senedine bölünmesidi.
hisse başına kâr için : net kar / hisse sayısı
fiyat kazanç oranı : hisse güncel fiyatı / hisse başına kâr . yatırım tavsiyesi değildir.
hisse başına kar ise dağıtılan temettü sonrası , şirketin o dönem kârının hisse senedine bölünmesidi.
hisse başına kâr için : net kar / hisse sayısı
fiyat kazanç oranı : hisse güncel fiyatı / hisse başına kâr . yatırım tavsiyesi değildir.
devamını gör...
1 mayıs işçi ve emekçi bayramı
gün gelir, gün gelir zorbalar kalmaz gider,
devrimin şanlı yolunda,kül gibi savrulur gider.
komünistler marş işinden gerçekten anlıyorlar. şimdiden bütün dünya'nın ve kafa sözlük ahalisinin 1 mayıs işci ve emekçi bayramı kutlu olsun. cem baba'dan 1 mayıs marşı
devrimin şanlı yolunda,kül gibi savrulur gider.
komünistler marş işinden gerçekten anlıyorlar. şimdiden bütün dünya'nın ve kafa sözlük ahalisinin 1 mayıs işci ve emekçi bayramı kutlu olsun. cem baba'dan 1 mayıs marşı
devamını gör...
bireysel silahlanma
bu ülkede kanunlar var. silahı her önüne gelen öyle alamıyor, almak için belli nedenler gerekiyor. illegal yollarla alanlar da, her gün haberlere konu oluyor. illegal yollardan alanların ağır cezalar alması gerekiyor.
devamını gör...
gözü yaşlı yazarlar
sulu gözlü yazarlardır.
çok güldüğümde bile gözümden ağlıyormuşum gibi yaşlar aktığından benim de içinde bulunduğum yazarlardır. sürekli "aa ağlıyor musun?" sorusuna muhatap oluyoruz. "hayır, benim gözlerim biraz sulu ondan kikiki" cevabını veriyorum.
çok güldüğümde bile gözümden ağlıyormuşum gibi yaşlar aktığından benim de içinde bulunduğum yazarlardır. sürekli "aa ağlıyor musun?" sorusuna muhatap oluyoruz. "hayır, benim gözlerim biraz sulu ondan kikiki" cevabını veriyorum.
devamını gör...
ingmar bergman
kendisinin hayranı olmakla birlikte ayni doğum gününe sahip olduğumuzu bilmek beni ayrı mutlu ediyordur. pek bir anlamı olmasa da ben çokça anlam yükledim doğrusu.
bunun dışında persona ve yedinci mühür gibi altında görünenden daha fazla anlam yatan filmlere imza atıp sinemaya büyük bir katkıda bulunduğu için minnetarım. filmlerinde tam olaya dahil oluyorken birden seyirci olduğunuzu hatırlatan ögelere yer veriyor olması da ayrı bir etkileyicidir.
bunun dışında persona ve yedinci mühür gibi altında görünenden daha fazla anlam yatan filmlere imza atıp sinemaya büyük bir katkıda bulunduğu için minnetarım. filmlerinde tam olaya dahil oluyorken birden seyirci olduğunuzu hatırlatan ögelere yer veriyor olması da ayrı bir etkileyicidir.
devamını gör...
2 milyon aileye 1100 tl tam kapanma yardımı yapılması
türkiye’de ise ulusal engelli veri taban’ına göre engelli birey sayısı 1.559.222. (ancak resmi olmayan rakamlara göre %13 düzeyinde, 9 milyon olduğu söyleniyor) bunların %27’si 0-21 yaş, %36’sı 22-49 yaş, %37’siyse 50-64 yaş arasında…
iki milyon badem bıyıklı g*tü pantolonundan taşan müptezel yerine bu insanlara öncelik verilir mi?
zannetmiyorum!
iki milyon badem bıyıklı g*tü pantolonundan taşan müptezel yerine bu insanlara öncelik verilir mi?
zannetmiyorum!
devamını gör...
izmirlilerin kendilerini üstün görme çabası
madem ki izmir gibi özgür bir şehirde yaşamıyorum neden çamur atmayayımcı kafileden çıkan fikir.
devamını gör...
vücudunuzun sizi ele vermesi
utandığın an kızarmakla lanetlenmiş olmak. vücudum, hiç iş birliği yapmıyorsun ama...
devamını gör...

