yahu senelerdir bu ülkenin televizyonlarında tecavüz ve maço erkek güzellemeleri yapıldı. bu ülkede kızlar annelerinin babalarından şiddet gördüğünü görerek büyüdü. seven erkek kıskanır dendi. o kızın bilinçaltı bunlarla yoğuruldu.
ne bekliyordunuz paşam bunları yaşayan kadınlar tabii ki yanlış erkeği seçer. kimse kimseyi kandırmasın bu ülkenin çoğunluğunun mensubu olduğu din kadın dövmeyi teşvik etti ayet olmasa bile islam dünyasına göre kadın aşağıdır görüşü yaygındır. (bana o ayet öyle değil o hadisler uydurma demeyin) anadolunun bir kasabasından bunları görerek yetişmiş bir kıza yanlış erkek seçimini anlatamazasınız.
hem o bazı erkekler belli etmezler kendilerini çok iyi rol yaparlar. türkiye'de baba figürü çoğu kızda eksiktir. sahiplenen erkek sevmek de bu aslında. önce iyi bir eş sonra iyi bir baba olun ondan sonra yanlış erkek tercihini konuşursunuz.
devamını gör...

nasa'nın erkek astronotlar için ürettiği giysilerde, idrar yapmak için penisin konduğu, small, medium ve large olarak sınıflandırılan kondomvari (nasıl kelime ama) şeyin astronotlar tarafından hep large olanının seçilmesi, bu yüzden large penisi olmayan astronotların penisinin bu kondomdan sıyrılması ve zavallının idrarının uzay giysisine yayılması bilgisidir.

nasa bu soruna dahiyane bir çözüm bulmuş. isimleri large, gigantic (devasa) ve humongous (haşmetli) olarak değiştirmiş. böylece erkeklik gururuna halel gelmeden astronotlarımız kendine uygun kondomu seçebilmiş.

bir kaç ingilizce kaynağa baktığımda bu bilgiyi yalanlayan bir yazı bulamadım. hatta ingilizce "teyit.org" gibi bir sitede de teyit edilmiş.

link
devamını gör...

huyunu, suyunu, alışkanlıklarını, hobilerini, nerede neye kızcağını, neyin onu mutlu ettiğini ve daha bir sürü şeyi...
yeniden tanımaya öğrenmeye çalışmak çok zahmetli. yazarken bile yoruldum. vallahi varsa böyle sorgulayan sizi tanımaya çalışan kıymet biliniz.
devamını gör...

sevginin, sevilmenin pekte ciddi pekte önemli bir şey olmadığını öğrenmiş biri olarak artık üzerine yoğunlaşmadığım durumdur.

bu illa kadın erkek ilişkisi olarak algılanmamalı bence. genel bir durumdur.

bir zamanlar yanınızda olan, sizi canından çok sevdiğini iddia eden insanları düşünün. şuan neredeler onlar?

sevgi, sevilme isteği insanın doğasından geliyor. ama şu da insanın doğasından geliyor ki, önce 'ben' algısı. önce ben diyen iç güdülerle, birilerini sev diyen iç güdüler bazen çarpışabiliyor. ve genelde önce ben diyenler kazanıyor. şuan yanınızda olmayan insanların bir çoğunun bu eylemi gerçekleştirme nedeni de bu zaten.

biri sizi sevmiyor ya da sevmekten vazgeçiyorsa muhtemelen kendisini daha çok seviyordur. sizi beğenmemiş olması, sizi hayatına yakıştıramıyor olması yine aynı yere çıkıyor. sizi kendisine layık görmüyor yani kendini daha üstün görüyor.

çok derin konular. kabataslak kurulacak cümleler bunlardır. derinlemesine düşündükçe yaşadıklarımı değerlendirdikçe sizde bu sonuca varacaksınız emin olun.

peki bu konuda ne yapacağız?

kendimizi sevmeyi öğreneceğiz. kendimizi sevip gereksiz teferruatlara girmeden ben 'bana zarar veren bu hissiyattan en çabuk nasıl kurtulurumun?' çözümünü bulacağız.

unutma önce 'ben'!..
devamını gör...

birçok şarkıcının başïna gelen olaydır. amy winehouse, barış akarsu, jimi hendrix , kurt çobain, daha bir sürü.
korkutan yaştır.
devamını gör...

dizi bizleri, modern futbolun temellerinin atıldığı 19. yüzyılın sonlarına götürüyor. güzel bir dönem dizisi diyebiliriz. the english game için. aslında şu an futbolun nasıl sadece bir spor olarak kalmayıp bir endüstri bir kültür haline geldiğini anlamak için de güzel bir başlangıç noktası diyebiliriz.

hikayemiz bahsetmiş olduğumuz gibi 19. yüzyıl sonlarındaki ingiltere'de geçiyor. futbol o zamanlar oldukça yeni bir spor. ve bu spor aristokratların elinde diyebiliriz. futbolun kurallarını belirleyen federasyon bile özel okul mezunu zenginlerin elinde. yani hem takımları var hem de federasyon kurucuları. işte sınıf çatışması da tam olarak burda başlıyor. aristokratları temsil eden old etonians takımı ve işçileri temsil eden darwen fc ve blacburn rovers takımı.

dizi aslında, futbolun işçi sınıfının işverene karşı bir başkaldırısı olarak ortaya çıkışını gösteriyor. aynı zamanda dünyanın eski futbol organizyonu olan fa cup organizyonunu da dizinin merkezine alıyor. dizi, futbolun geleceğini değiştiren olayın, futbolun işçi sınıfının eline geçmesi olduğunu gösteriyor bizlere.
devamını gör...

vallahi ben 5 kg doğmuşum ve o toraman halim çocukluk, ergenlik, gençlik, ileri gençlik dönemleri boyunca devam etti. evlenmeden önce biraz zayıfladım (aşk), evlendim en fazla 120 kg oldum. sonra ilerleyen yıllar da tansiyon hastalığı baş gösterince, tamamen yeme alışkanlığını değiştirerek biraz spor yaparak 35 kg verdim. yaklaşık iki senedir sabit tutmaya çalıştığım kilom 85 kg . boyum:183
yemeği içmeği seven insanlar için kilo vermenin ne kadar zor olduğunu iyi bilirim.
devamını gör...

yüzde beş yada on falandır. islam da tamamen erkek egemenliği vardır. kadın cinayetleri tamamen bu zihniyetin ürünüdür.
devamını gör...

güüüünayyydınnnn!
haftanın ilk günü diye moral bozmak yok, hemen enerjik bir şarkı açıp kendinizi yükseltin..
her birinize dinlediğim şarkının şu sözünü bırakıyorum : "çünkü varlığınla yokluğunla sen harikasınn!" öpüldünüüüz!
devamını gör...

deniz, kum, güneş.
devamını gör...

aşkommmm.. o nasıl itici bir söyleyiştir..
devamını gör...

bu başlık da güzel bir örnektir.
devamını gör...

kiminde ağdalı cümleler kimisinde ise iki sözcüğü birleştirip derin anlamlar aktarılıyor havası hakimdir. çay kokulum, demlik gibi sevmek, semaver gibi öpmek benzeri çay konulu ifadeler el üstünde tutulur. genellikle okuduktan sonra kişiye bir katkısı bulunmaz. arabesk bir dil ve her şeye yayılmış dramatize etme çabası bu türün turnusoludur. duygusal bir ağ içinde okuyucuyu sürüklemeye çalışırken kişinin can çekişmesine neden olur. ergenliğimin kısa bir döneminde okumaktan keyif alırdım ancak tek yönlü duygular dışında hiçbir katkıda bulunmadı bu tür bana.
devamını gör...

kapıcıların gazıyla çöpçülerin kızların "üstüne çıkmaması" gerektiğini,
eskiden marlboro içmenin nasıl suç, lüks olduğunu... gösteren en güzel filmlerden biridir.
devamını gör...

bana kalırsa bu kişinin korkularıyla başa çıkamaması ve bazı şeylerin elinde olmadığını, onun kontrolü dışında geliştiğini kabullenememesiyle alakalı olan bir konu. her duygu abartıldığında illa ki bir ruhi hastalığa sebep olacaktır. dengeli olmayı öğrenelim.
“paranoya, hiçbir kanıt olmasa da kişinin tehdit altında olduğuna inanmasıdır. izlendiğine, dinlendiğine, zarar göreceğine dair endişe hali olan paranoya; abartılı gurur, bencillik, kuşku ve güvensizlikle kendini gösterir. hafif paranoyak düşünceler toplumda oldukça yaygındır ve doğal olarak iyileşme eğilimindedir ancak uzun süreli paranoya, şizofreni gibi zihinsel bir bozukluğun belirtisi olabilir ya da uyuşturucu kullanımı, demans veya beyni etkileyen diğer tıbbi durumlardan kaynaklanabilir. belirtileri arasında korku, öfke, abartılı şüphe, aldatılma ve alay edilme korkusu bulunmaktadır. paranoyak insanlar sanrıları gerçek algıladıklarından tıbbi yardımı kabul etmezler; bu durum tedavi sürecini yavaşlatır ve zorlaştırır. terapi ve düzenli ilaç kullanımının yanı sıra aile desteği paranoya tedavisinde oldukça önemlidir.“

konuyla alakalı bilgi için buradan devam ediniz sayın okuyucu
devamını gör...

bir dağın kökünden dinamitlenişi ile eş değerdi.

zorunlu edit: bazı şeyler cinsiyetçidir. bu da onlardan biri maalesef. tırnağı bile kırıldığında ağlayan kadının ağlaması gibi sıradan değildir. ya da silah olarak kullanmaz. erkek, hayatın ona biçtiği güçlü olma rolünde yenilmiştir. onun için ağlamak sadece çaresizliğin, çıkış yolu bulamamanın hüznüdür.
devamını gör...

sonucu "iyi oldu sana" düşüncesini harekete geçiren davranış.

zeki insanlar başkalarıyla değil, kendi işleriyle uğraşır çoğunlukla. dolayısıyla birisi gelip ona sataşıyorsa, büyük ihtimalle sorun, sataşan kişidedir. kendi halindeki insanlara sataşan tiplerden oldum olası nefret ettiğimden, böyle birine sataşıp ağzının payını alan herkes, gözümde çok komik bir duruma düşer.

eline, ağzına sağlık zeki ve birikimli insan; yine olsa yine yap!
devamını gör...

kötü günler geride kaldı, sırada daha kötü günler var demek isteyen dsö uyarısı.


covid-19 salgınındaki ölüm oranlarının ortaya çıkan diğer hastalıklara kıyasla düşük olduğunu vurgulayan dsö acil durumlar programı direktörü ryan, "gelecekte daha da şiddetli olabilecek bir salgına karşı hazırlanmalıyız" dedi.

--- alıntı ---
basın toplantısında soruları cevaplayan dsö acil durumlar programı direktörü mike ryan, günümüz dünyasının bilim ve aşılar konusunda ileri bir safhada olduğunu vurguladı.
ryan, covid-19 salgınının şiddetli olduğunu ve küresel çapta hızla yayıldığını belirterek "muhakkak ki bu salgın en büyük olanı değil. bu virüs çok bulaşıcı, insanları öldürüyor ve pek çok kişiyi sevdiklerinden mahrum ediyor" ifadelerini kullandı.
covid-19 vaka sayısının dikkate alındığında salgındaki ölüm oranlarının ortaya çıkan diğer hastalıklara kıyasla düşük olduğunu vurgulayan ryan, "bu bir uyarı alarmıdır. gelecekte daha da şiddetli olabilecek bir şeye (salgına) karşı hazırlanmalıyız" uyarısında bulundu.
--- alıntı ---

kaynak
devamını gör...

(bkz: anonim kalmanın önemi) çerçevesinde yapamayacağım eylemdir.
devamını gör...

ulan madem böyle bir iticilik yok ne diye başlık açıyorsun ?
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim