francis bacon
"az felsefe insanı ateizme götürür, felsefede derinleşmek ise tanrıya götürür"
sözü ile beni daha fazla merak etmeye ve daha fazla felsefe okumaya itmistir kendisi..
sözü ile beni daha fazla merak etmeye ve daha fazla felsefe okumaya itmistir kendisi..
devamını gör...
öpesin diye elini ağzınıza sokmaya çalışan akraba
ismini kara listeme yazacağım ve bir daha asla görüşmeyeceğim akrabadır. azıcık abartıyorsam ne olayım. dudaklara zorla el bastırmaya çalışmak ne, affedersiniz bayram konulu mu çekiyoruz?
devamını gör...
tanrıya söylenmek istenen tek kelime
fragmanı seyrettirseydin evvel.. inan gelmek istemezdim..
devamını gör...
mutluluk
" 'mutluluk yaşanmaz, hatırlanır.' diye bir cümle okumuştum bir yerde. bu, böyledir. yaşarken farkında olmayız genelde mutluluğun. üstünden seneler geçer, alelade bir anda burnumuzun direği sızlar ve şöyle deriz; 'vay be! ne de güzel zamanlarmış.'
hayat, mutlu olunan üç beş andır..."
hayat, mutlu olunan üç beş andır..."
devamını gör...
yazarların ertelediği şeyler
mutlu olmayı erteliyorum. yarın çok zamanım varmış gibi.
devamını gör...
engin günaydın'ı hangi yapımda izlersem izleyeyim burhan altıntop olarak göreceğim gerçeği
her an "aslı yiiiiiiivruuuum" diyecek gibi geliyor
devamını gör...
lawrence kohlberg
gelişim psikolojisinde ahlaki gelişimi (çocuklarda ahlaksal nedensellik) değerlendirdiği doktora teziyle ismi kalıcı olarak yer edinmiş olan psikoloji profesörü.
jean pıaget'in ahlak gelişim kuramından etkilenerek ortaya koymuştur tamamen özgün değildir çalışması.
tezinde sadece erkek çocukları örneklem grubuna almış ve kadınların kendi kuramının evrelerinden olan iyi çocuk olma eğilimini geçmeyeceğini iddia etmiştir. örnekleme onları ahlaki ikilemlerde bırakacak şekilde yazılmış yalancı hikayeler anlatmış ve evre düzey şeklinde oluşturduğu kuramını ortaya koymuştur. öğrencisi carol gilligan ise bunu yadsıyarak sadece kadınlarla çalışmıştır.
bu çalışma benim öğrendiğim ve çok sevdiğim 2 çalışmadan biri. diğeri piaget'in bilişsel gelişim kuramı. çok zekice bulurum ikisini de.
kohlbeg erkek çocuklarına onları sahte ikilemlerde bırakacak olan hikayeler anlatmış verilen cevabın niteliğini değerlendirerek kuramını oluşturmuştur. yani kohlbeg ne yaptığı ile değil kişinin gerekçesi ile ilgilenmiştir.
kuram 3 düzey ve 6 evrenden oluşur.
1. gelenek öncesi düzey ;
a. itaat ceza
b. saf çıkarcı
2. geleneksel düzey;
a. ıyi çocuk eğilimi
b. kanun düzen
3.gelenek ötesi düzey
a. sosyal sözleşme
b. evrensel ahlak
son olarak kohlbeg'in anlattığı sahte hikayelerden birini bırakmak istiyorum buyrunuz;
avrupa’da bir kadın özel bir kanser türüne yakalanır. ölüme çok yaklaşmıştır. doktorlar, şehirdeki bir eczanenin keşfettiği radium bileşimli bir ilacın yararlı olabileceğini, kadının kocası heinz’e bildirirler. ilaç çok pahalıdır ve bir dozu için yaklaşık 200 dolara mal olmaktadır. fakat eczacı ilacın bir dozu için yaklaşık 2000 dolar istemektedir.
heinz bütün gayretleriyle 1000 dolar toplar ve eczacıya karısının çok hasta olduğunu, paranın kalan yarısını da sonra vereceğini söyler. eczacı heinz’in teklifini kabul etmez ve ilaç için paranın tamamını ister. sizce heinz ilacı çalmalı mı, çalmamalı mı ?
jean pıaget'in ahlak gelişim kuramından etkilenerek ortaya koymuştur tamamen özgün değildir çalışması.
tezinde sadece erkek çocukları örneklem grubuna almış ve kadınların kendi kuramının evrelerinden olan iyi çocuk olma eğilimini geçmeyeceğini iddia etmiştir. örnekleme onları ahlaki ikilemlerde bırakacak şekilde yazılmış yalancı hikayeler anlatmış ve evre düzey şeklinde oluşturduğu kuramını ortaya koymuştur. öğrencisi carol gilligan ise bunu yadsıyarak sadece kadınlarla çalışmıştır.
bu çalışma benim öğrendiğim ve çok sevdiğim 2 çalışmadan biri. diğeri piaget'in bilişsel gelişim kuramı. çok zekice bulurum ikisini de.
kohlbeg erkek çocuklarına onları sahte ikilemlerde bırakacak olan hikayeler anlatmış verilen cevabın niteliğini değerlendirerek kuramını oluşturmuştur. yani kohlbeg ne yaptığı ile değil kişinin gerekçesi ile ilgilenmiştir.
kuram 3 düzey ve 6 evrenden oluşur.
1. gelenek öncesi düzey ;
a. itaat ceza
b. saf çıkarcı
2. geleneksel düzey;
a. ıyi çocuk eğilimi
b. kanun düzen
3.gelenek ötesi düzey
a. sosyal sözleşme
b. evrensel ahlak
son olarak kohlbeg'in anlattığı sahte hikayelerden birini bırakmak istiyorum buyrunuz;
avrupa’da bir kadın özel bir kanser türüne yakalanır. ölüme çok yaklaşmıştır. doktorlar, şehirdeki bir eczanenin keşfettiği radium bileşimli bir ilacın yararlı olabileceğini, kadının kocası heinz’e bildirirler. ilaç çok pahalıdır ve bir dozu için yaklaşık 200 dolara mal olmaktadır. fakat eczacı ilacın bir dozu için yaklaşık 2000 dolar istemektedir.
heinz bütün gayretleriyle 1000 dolar toplar ve eczacıya karısının çok hasta olduğunu, paranın kalan yarısını da sonra vereceğini söyler. eczacı heinz’in teklifini kabul etmez ve ilaç için paranın tamamını ister. sizce heinz ilacı çalmalı mı, çalmamalı mı ?
devamını gör...
millet ne artılar almış yaa
portakal'a bakınca söylediğim. 60 artılar,50 artılar falan. ben de kendimi artı alıyor sanıyordum 3,5 artı görünce.
devamını gör...
nazım hikmet ran
“nasıl etmeli de ağlayabilmeli
farkına bile varmadan?
nasıl etmeli de ağlayabilmeli
ayıpsız,
aşikare,
yağmur misali?”
farkına bile varmadan?
nasıl etmeli de ağlayabilmeli
ayıpsız,
aşikare,
yağmur misali?”
devamını gör...
sputnik v aşısı
bu gece rüyamda gördüm bu aşıyı. işin garibi alıp kendi kendime yapıyordum.
niye böyle bir şey yaptığımı bilmiyorum tabi, rüya sonuçta.
niye böyle bir şey yaptığımı bilmiyorum tabi, rüya sonuçta.
devamını gör...
çocukluğun geçtiği sokaklarda yıllar sonra yürümek
çok zordur. hatta bazı durumlarda mümkün değildir. o sokak büyük ihtimalle bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir kentsel dönüşme uğramış olarak buldu.
diyelim ki bu gregorluk ona uğramadı, bu sefer de sokak artık küçülmüştür senin için. bir türlü sığmazsın içine. bir yeri tam otursa bir yeri taşar dışarı. beklenilenden fazla büyüdüğün için seneye de gezemezsin artık o sokağı.
çocukluğunun geçtiği sokaktan çocukluğun geçip gitmiştir. geçmiş bıraktığını yerde beklemiyordur seni. geçmiş olsundur.
diyelim ki bu gregorluk ona uğramadı, bu sefer de sokak artık küçülmüştür senin için. bir türlü sığmazsın içine. bir yeri tam otursa bir yeri taşar dışarı. beklenilenden fazla büyüdüğün için seneye de gezemezsin artık o sokağı.
çocukluğunun geçtiği sokaktan çocukluğun geçip gitmiştir. geçmiş bıraktığını yerde beklemiyordur seni. geçmiş olsundur.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
geceleri inen inen sessizlik
umarsız açan eski yaradır
işte gene yükseldi duvarlar
etme gözlerim koru kendini
işte gene yükseldi duvarlar
etme gözlerim koru koru kendini
an itibarıyla ruh halim yanık türkülere vurmayın beni
tutuşur dizelerim dizelerim sonra
umarsız açan eski yaradır
işte gene yükseldi duvarlar
etme gözlerim koru kendini
işte gene yükseldi duvarlar
etme gözlerim koru koru kendini
an itibarıyla ruh halim yanık türkülere vurmayın beni
tutuşur dizelerim dizelerim sonra
devamını gör...
karizmatik hayvan isimleri
piton ve anakonda.
devamını gör...
v for vendetta
“içimizdeki isyancıyı uyandıran film”
filmin en etkili olduğu alan, karşılıklı diyaloglardadır diyelim ve bir alıntıyla başlayalım;
“siyesetçiler gerçeği gizlemek için, sanatçılar gerçeği ortaya çıkarmak için yalan söylerler."
2005 amerika-almanya ortak yapımı film. yönetmeni james mcteigue’i “matrix” filmlerinden tanırız. (yardımcı yönetmendir)
bir çizgi romandan uyarlamadır ama kabul etmek gerekir ki, gavur sağlam uyarlamıştır.
filmi zaten biliyorsunuz. izlemeyenler bile az çok fikir sahibidir. ancak izlemeyenlerin çok şey kaybettiğini düşünüyorum. çünkü başrolde ben varım. (profil foto).
şu dipnotu eklemek gerekir; vendetta italyanca kelimedir ve “intikam” anlamına gelir. filmin adı ise “intikamın i’si” olarak çevrilir.
ciddi bir sistem eleştirisidir. özgürlüğün önemi, anarşinin nasıl kullanılacağı, aşkın gücünü, örgütlenmenin nasıl olacağı, bireylerin nasıl bilinçli bir topluluk haline getirileceği, sistemin değişimi için bedel ödenmesi gerekliliğini çok net ortaya koyar.
daha fazlası spoilere girer.
güzel bir filmi izlemek kadar, o filmi kiminle izlediğinizde önemlidir. bu sebeple “v for vendetta” benim için hep özel bir film olarak kalacaktır.
filmi hafta sonu tekrar izledim ama bu sefer yalnız.
filmden alıntı;
“sen üzgünsün! ben üzgünüm! herkes üzgün! böyle yaşamak zorunda kalmamalıyız.”
en iyi filmler listemdedir.
filmin en etkili olduğu alan, karşılıklı diyaloglardadır diyelim ve bir alıntıyla başlayalım;
“siyesetçiler gerçeği gizlemek için, sanatçılar gerçeği ortaya çıkarmak için yalan söylerler."
2005 amerika-almanya ortak yapımı film. yönetmeni james mcteigue’i “matrix” filmlerinden tanırız. (yardımcı yönetmendir)
bir çizgi romandan uyarlamadır ama kabul etmek gerekir ki, gavur sağlam uyarlamıştır.
filmi zaten biliyorsunuz. izlemeyenler bile az çok fikir sahibidir. ancak izlemeyenlerin çok şey kaybettiğini düşünüyorum. çünkü başrolde ben varım. (profil foto).
şu dipnotu eklemek gerekir; vendetta italyanca kelimedir ve “intikam” anlamına gelir. filmin adı ise “intikamın i’si” olarak çevrilir.
ciddi bir sistem eleştirisidir. özgürlüğün önemi, anarşinin nasıl kullanılacağı, aşkın gücünü, örgütlenmenin nasıl olacağı, bireylerin nasıl bilinçli bir topluluk haline getirileceği, sistemin değişimi için bedel ödenmesi gerekliliğini çok net ortaya koyar.
daha fazlası spoilere girer.
güzel bir filmi izlemek kadar, o filmi kiminle izlediğinizde önemlidir. bu sebeple “v for vendetta” benim için hep özel bir film olarak kalacaktır.
filmi hafta sonu tekrar izledim ama bu sefer yalnız.
filmden alıntı;
“sen üzgünsün! ben üzgünüm! herkes üzgün! böyle yaşamak zorunda kalmamalıyız.”
en iyi filmler listemdedir.
devamını gör...
ilyas reis
16. yüzyılda yaşamış kahraman bir türk denizcisi. ilyas reis, rodosluların donanmalarına, savaş gemilerine karşı eski ve küçük bir gemiyle şiddetli bir çarpışmaya hazırlanıyordu. türk askerler, eski ve küçük bir gemide dikkatlice düşman gemilerinin gelişini bekliyorlardı. aniden etraflarını savaş gemileri sardı. ilyas reis korkusuzca ilk emri verdi. emre göre, evvelâ amiral gemisinin yönünü değiştirmeleri gerekti. bu sırada rodoslular, türklerin gemisine uyarı amaçlı bir top atışı yaptılar. türkler teslim olmayınca tüm gemiler, türk gemisini top atışına tutmaya başladı. ilyas reis ikinci emri vermemişti, türkler hiçbir şey yapmıyor, sadece bu atışlardan kurtulmaya çalışıyorlardı. ilyas reisten ikinci emir geldi, amiral gemisine ateş emri verdi. türkler de, muhteşem bir şekilde amiral gemisini top atışına tutmaya başladılar. amiral gemisi zarar görmeye başlarken, diğer gemilerin türk gemisini top ateşine tutmalarından mütevellit, türk gemisi de artık zararlar görmeye başlamıştı. ilyas reis, emirler yağdırıyordu. düşmanı top ateşine tutun, geminin falanca yanı yaklaştığı vakit sancakları indirin, amiral gemisine de yaklaşın - diye emirler veriyordu. daha sonra kısa ama ağır olan kılıcını çıkardı ve tekbir getirmeye başladı. bu şiddetli çarpışmada, nihayet türk gemisi, amiral gemisine yaklaşmayı başarmıştı. ilyas reis, cesurca düşmanların gemisine atladı. ardından diğer türkler de atladılar. ilyas reis, allah için vurun yiğitlerim diyerekten emirler yağdırmaya devam ediyordu. türkler, düşmanlara tüm güçleriyle vurmaya, onları kılıçtan geçirmeye başladılar. bu şiddetli çarpışmayı gören diğer düşman gemileri, türklerin bulunduğu düşman gemisinin etrafında toplandılar. türkler çok çok azdı..düşmanın sayısıysa türklerin sayısından kat-kat daha çoktu. öyle ki, sonunda kimin galip geleceği taa önceden belliydi. türkler, düşmanın sayısının bu kadar çok olmasına rağmen yiğitçe savaşmaya devam ediyordu. bulundukları gemi nerdeyse denizin dibini boylamak üzereyken, türkler kelime-i şehadet getiriyor ve teker-teker şehid oluyorlardı. düşmanlar, ilyas reisi hedef almışlardı. fakat ilyas reis tüm gücüyle düşmana karşı mücadele ediyor ve aralarından sıyrılıyordu. aralarından sıyrılıp, diğer düşmanlara karşı kılıç sallıyordu. bir anda, bir haykırış, acı dolu bir ses tüm gemiye yayıldı. ilyas reis, "öldüm ya rab!" diye haykırdı. arkasından gelen kılıç darbesinin verdiği acı onu iyice öfkelendirmişti. kendisine kılıç darbesi indiren adamın palasıyla kellesini uçurdu. ilyas reis, kendisini toparlayamamıştı. tüm vücudunu kan kaplamıştı. kelime-i şehadet getirdi ve şöyle haykırdı: ey hızır! gel, yetiş! öcümü al bu kalleşlerden!" gemi yanıyordu, fakat, ilyas reisin kardeşi, korkusuzca savaşan bir genç, hızır reis düşmanı kılıç darbesiyle yere indirdi ve abisine şöyle cevap verdi: yettim ağabeyim! ilyas reisi bulabilmek adına, düşmanların aralarından sıyrılıyor, her birini teker-teker deviriyordu..abisinin hâlini görünce dünya başına yıkıldı. bir anda, donup kaldı. bu anda, kafasından bir darbe yedi. ayağa kalkmaya çalıştı, ama tüm mızrakların, kılıçların tamda bu an kendisine yöneldiğini gördü. hızır reisi bağladılar ve rodos'a götürdüler. hızır reis birgün barbaros hayreddin paşa olarak anılacak, büyük bir denizci olacak ve abisinin intikamını alacaktı..
ilyas reis, rodos şövalyeleri tarafından sopayla vurularak şehid edilmiştir.
ilyas reis, rodos şövalyeleri tarafından sopayla vurularak şehid edilmiştir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının 2021'e nasıl gireceği sorunsalı
pembe panter'in yılbaşı özel bölümlerini izledikten birkaç saat sonra, yalnız bir şekilde gireceğim 2021'e.
devamını gör...
troya antik şehri
unesco dünya kültür mirası listesine alınan, çanakkale'de bulunan, tarihi değerinden dolayı dikkat çeken şehir.
devamını gör...
bu gece uyumayan yazarların tarihe tanıklık etmesi
bu gece yaşanandır. ileride sözlük çok fena değerlenecek ve hepimiz bu geceyi tebessümle anacağız. çok şanslıyız.
inci sözlük, öldü.
uludağ sözlük, öldü.
ekşi sözlük, öldü.
kafa sözlük, öldü.
işte ben, normal sözlük. karşındayım.
inci sözlük, öldü.
uludağ sözlük, öldü.
ekşi sözlük, öldü.
kafa sözlük, öldü.
işte ben, normal sözlük. karşındayım.
devamını gör...
normal sözlük'te tanımlarından nefret ettiğiniz yazarlar
allah kafa sözlükte sevdiğiniz yazarlar listesinde ismini göremeyenler için bu başlığı gönderdi dediğim başlıktır.
ağlayarak okuyacak yazarlara sevgiler.
ağlayarak okuyacak yazarlara sevgiler.
devamını gör...
nuvole bianche
italyan piyanist ludovico einaudi'nin en sevdiğim eseridir. nuvole bianche, beyaz bulutlar manasına gelir.
beni çok* farklı diyarlara alıp götürür. hüzünlüyken, hüznüme daha da hüzün katar.
güzel anıları hatırlarken onları daha da güzelleştirir. bulunduğum duygu haline göre etkileri farklı olan büyülü bir eserdir benim için.
einaudi'nin buna neden beyaz bulutlar ismini verdiğini düşündüm. kendimce bir anlam buldum.
bulutlar geçip giderler. kaybolurlar. oluşurlar. tıpkı insan gibi diyebilir miyiz ?**
peki neden beyaz ?* bebekken saftır insan. beyaz da saflığı temsil eder.*
her bulut gökyüzünde izlediği yol boyunca belirli şekiller alır. ta ki içindekileri boşaltıp kaybolana kadar.
o son şekli ile veda eder gökyüzüne bulut. bunu insana benzetirsek eğer hayat boyunca ilerlediğimizde
herkesin kendi çapında yaşadığı badireler ile bir karakteri olur. bu karakter her gün, her saat, her dakika değişir.
bir düşünceyle, bir olayla ve bilmediğimiz bir gün son halimiz ile göçüp gideceğiz buradan.
belki de ludovico tüm hayatı sığdırdı bu esere. tüm yaşanmışlıkları, geçip giden ömrü.
belki de bu nedenledir eserin bende hayatı gözden geçirme etkisi bırakması.** tabi bilemeyiz ama nedense böyle düşündüm.**
beni çok* farklı diyarlara alıp götürür. hüzünlüyken, hüznüme daha da hüzün katar.
güzel anıları hatırlarken onları daha da güzelleştirir. bulunduğum duygu haline göre etkileri farklı olan büyülü bir eserdir benim için.
einaudi'nin buna neden beyaz bulutlar ismini verdiğini düşündüm. kendimce bir anlam buldum.
bulutlar geçip giderler. kaybolurlar. oluşurlar. tıpkı insan gibi diyebilir miyiz ?**
peki neden beyaz ?* bebekken saftır insan. beyaz da saflığı temsil eder.*
her bulut gökyüzünde izlediği yol boyunca belirli şekiller alır. ta ki içindekileri boşaltıp kaybolana kadar.
o son şekli ile veda eder gökyüzüne bulut. bunu insana benzetirsek eğer hayat boyunca ilerlediğimizde
herkesin kendi çapında yaşadığı badireler ile bir karakteri olur. bu karakter her gün, her saat, her dakika değişir.
bir düşünceyle, bir olayla ve bilmediğimiz bir gün son halimiz ile göçüp gideceğiz buradan.
belki de ludovico tüm hayatı sığdırdı bu esere. tüm yaşanmışlıkları, geçip giden ömrü.
belki de bu nedenledir eserin bende hayatı gözden geçirme etkisi bırakması.** tabi bilemeyiz ama nedense böyle düşündüm.**
devamını gör...