islam'a en büyük zararı kuran ile dalga geçenler değil "inandık" diyerek ilmi ile amel etmeyenler veriyor. saygı göstermeyenlerle “kötülüğü, iyiliğin en güzeliyle ortadan kaldır!”fussilet sûresi, 41/34 ya da “cahillerden yüz çevir”’râf sûresi, 7/199; ayetleri ile davranmaya çalışıyorum. saygı göstermelerini de beklemiyorum. ben de inanmadığım dinin değerlerine saygı göstermiyorum açıkçası. uzak durmaya ve kendi dinimi tanıtmaya anlatmaya çalışarak karşı geliyorum. hakarette bulunuyorsa bulunduğum ortamda ya şikayet ediyor ya ifşa ediyorum .çünkü günümüzde saygı kelimesi yumusatilmaya başlandı. önce farkındalık, sonra saygı gösterme, diyalog, hoşgörü, göz yumma, kaynaştırma diye adımlardan geçirilerek bi dünya azınlık tepemize çıkarılmaya başlandı.
devamını gör...

2014 yılında kıvanç baruönü’nün yönetmenliğinde yılmaz erdoğan'ın senaristliğinde çekilen romantik komedi filmidir.

sinan (tolga çevik) filmde şaşkın bir senaristi oynamaktadır. patronu isfendiyar onu ürgüp'e bir film yazması için gönderir. üç şartı vardır. aman öyle çok abartılacak şartlar değil canım. komik olsun, içinde aşk olsun ve mutlu sonla bitsin. ne var bunlarda sanki hıh?

sinan ürgüp'e gelir gelmesine ama yazma işini bir türlü beceremez. uğraşırda uğraşır başlangıcını bile yapamaz. ah bir başlasa zaten.

sinan küçük bir butik otele gelir. tam giriş yapacakken bir güzel girer kapıdan içeri sinan'ın aklını başından iyice alacak olan. eylül! ( sinan'ın 'lambadan çıkan cin dile benden ne dilersen dediğinde dilenecek üç şeyden üçü de sensin' dediği kadın.) sevimli, akıllı, tatlı mı tatlı...

fakat sinan'ı kötü bir sürpriz bekler. eylül (ezgi mola) nişanlıdır. hemde eski dost yeni düşman olan faruk'la (murat başoğlu). faruk'la sinan çok eskiden can arkadaşlardır. faruk sinan'ın sevgilisini alır elinden. sonra o dostluk düşmanlığa dönüşür. sinan unutmaz faruk umursamaz yıllar geçer. faruk çok çok ünlü bir aktör olur ve butik otel sahibi izzet beyin kızı eylül ile nişanlanır. ama faruk hak eder mi eylül'ü sinan'ın aklını karıştıran budur.

sinan kendi aşkını yazmaya koyulur. çokta güzel gider isfendiyar'ın dibi düşer aa bir bakar sonu yok. çabuk dön oraya ve bu filmin sonunu mutlu yaz der. peki ya sinan bunu becerebilecek mi?

film renkli karakterler barındırıyor içinde. atçı arif rolüyle erkan can sinan'a arkadaşlık yapıyor film boyu. araba tamircisiyle (mustafa uzunyılmaz) diyalogları güldürüyor. taksici lokman'la (ersin korkut) yine gülümsetiyor.

gerek oyunculuk gerek müzikler, gerek görsel güzellik çekiyor seyirciyi filme.

iyi seyirler efem...
devamını gör...

biriktiremiyoruz efenim. dün’den beri onlarca bildirim geliyor, noktadan sonra ki rakam bile yükselmiyor. kaldı öyle. bugün ki derdim bu. evet. bende hunharca alışveriş yapmak istiyorum bendeee. neyse ki sorunla ilgileniyor şuan. akşam düzelirse storedan bi adet güneş gözlüğü alacağım.*
devamını gör...

o zaman aynı türk iş gücü neden türkiyeyi geliştirmedi diye* adama sorarlar aga.
devamını gör...

gerçekten iyi bir insan, iyi bir yazar , hoş görü sahibi, iyi ki var, sözlüğün böyle yazarlar ile daha güzel olduğuna inanıyorum, kardeşim bütün iltifatları hak ediyor.
devamını gör...

aziz nesin'in adam yayınlarından çıkmış bazı seçilmiş öykülerinden oluşan kitabıdır. kitaplığımda onlarca aziz nesin kitabı vardır. bunların çoğu ben daha okuma yazma bilmeyen bir çocukken evde vardı zaten. bundan dolayı yeni yeni okuma alışkanlığı kazandırılan bir çocukken okuduğum ilk yazarlardandır aziz nesin. daha sonradan yetişkin bir insan olma sürecimde de ayrıca entelektüel donanımından ve ateizminden etkilendiğim çok sevdiğim bir insandır. siyasi duruşu ve onurlu yaşamıyla müthiş bir insandı. dönüp dönüp tekrar okuduğum yazarlardan biridir. haldun taner gibi. gülmek mi istiyorum? ikisinden birini çekip alırım tozlu raflardan, bedavadan mutluluk. ikisi de türk insanını çok iyi tanımıştır.
kitapta "it kuyruğu" adlı bir öykü var. anlatıcı dolaştığı köylerde köpeklerin hep kuyruksuz olduğunu fark ediyor ve sonrasında bu mesele öyküleştiriliyor. nahiye müdürü köylülelere emir veriyor, köylünün ürünü için domuzlar büyük tehdit oluşturuyor ve öldürülmeleri gerekiyor. köyden gün görmüş birini gönderiyorlar müdüre. adam anlatıyor, beyim domuz yok ki nasıl öldüreceğiz diyor. müdür ben anlamam, domuz öldüreceksiniz diyor. adamcağız ne yapsa derdini anlatamıyor, olmayan şeyi nasıl öldüreceklerini çözemiyor. müdür sürekli azarlıyor köylüyü. sen devletten daha mı iyi bileceksin, tarım bakanlığı bilmiyor da sen mi bileceksin filan. diyor ki sizin köye otuz kadar domuz düştü. hem domuz kuyrukları karşılığında para da alacaksınız. hatta gerekirse mısır ekin diyor, böylelikle domuzlar gelir ve öldürürsünüz. derken sonra akıllının biri bir fikir atıyor ortaya, köpekleri vurup kuyruklarını domuz kuyruğu diye satıyorlar. böyle bir sektör oluşuyor âdeta köylerde. domuz kuyruğu diye köpek kuyruğu taşıyan adamı köylüler murdar ilan ediyor. selam vermiyorlar neredeyse. devletin köylülerle olan korkunç ilişkisini kahkahalar eşliğinde okuyorsunuz.
"edebiyat meraklısı" adlı öyküyü seviyorum. sonradan görme bir edebiyat meraklısını anlatıyor. adam işkembeden sıkıyor sürekli şu yazarla tanışırız şu yazar daha geçen gün bizde yemekteydi filan. ölmüş yazarlarla yakın zamanda görüştüğünü iddia ediyor. adam doğru dürüst türkçe dahi konuşamıyor, parası bol bir ağa gibi. aziz nesin(anlatıcı-yazar) sonradan görmenin evindeyken kitaplıktan kitaplar çekip soruyor, bunu da tanır mısınız filan diyor. adam da tanımasam kitabı hiç bana ithaf eder mi, imzalar mı mealinde şeyler söylüyor sürekli. tevfik fikret, goethe, naima filan. anlatıcı yazar zıvanadan çıkıyor ve karakolda bitiyor işin sonu. karakolda komiser shakespeare'in kitabını görüyor ve kim bu sakallı adam diyor. ingiliz, yazar diyor anlatıcı. yaa, ecnebi demek diyor komiser. ne münasebetle tanıyorsunuz bu ecnebiyi filan demeye başlayınca anlatıcı sonradan görmeye nolur zaptet beni diyor. komiser bunları siyasi şubeye sevk edin diyor.
bunların haricinde yaşasın züğürtlük, sınır üstündeki ev, adamı zorla deli ederler ve kördöğüşü gibi çok sevdiğim öyküler de var kitapta.
devamını gör...

"dövmek" anlamındaki dövme sanan bir ben değilimdir umarım. sıkılınca, pata küte kardeş dalaşı geldi aklıma. bu daha mantıklı. yoksa, sıkıldım diye dövme yaptırsam, vucudumda dövmesiz yer kalmazdı.
devamını gör...

benim ruhsar'ım uykusuzkahve idi. çok özledim, umarım geri dönersin, ruhu güzel olan yazar!
devamını gör...

denis villeneuve'un taze çıkmış, frank herbert'in dune adlı kitabının serisinden uyarlama filmidir. açıkcası filmin atmosferini yakalayabilmek, müziklerini iyi dinleyebilmek ve daha bir çok avantajı yakalayabilmek için sinemada izlemek daha iyi bir seçenektir. ama tabii ki bilet fiyatları uçmuş, o ayrı konu. ha, bir de kitabı okumamış olsanız bile izlenebilecek bir filmdir kendisi. tabii ki kitabı okumak her zaman önceliğiniz olsun.

paul'u oynayan genç arkadaşımız timothee chalamet, gerçekten baktığınızda ergenlik ile yetişkin olmak arasında kalmış, bu durumdan zorlanan bir karateri iyi oynuyor. ama bu rolü canlandırırken, öyle ortalığı kırıp döken ergenlerden değil, sonuçta kendisi bir baronun oğlu ve hareketlerinin sorumluluğunu alması gereken bir durumda. yani durgun bir yapıda ama bazen içindeki o hâli göstermekten de çekinmiyor. babası leto'yu oynayan oscar ısaac ise otoriter fakat gerektiğinde de oğlunun ihtiyacı duyduğu yakınlığı verebilecek biri. hatta kendisinden daha otoriter olan paul'un annesine baktığımızda(rebecca ferguson), onun daha duygusal olduğunu görebiliriz. belki kitaptaki çizgisinden çıkarak bu karakteri böyle sunmaları uygun olmasa da, benim çok tuhafıma gitmedi. hatta en beğendiğim karakterlerden biri oldu. tabii başka bir hayal kırıklığı da, çok göz önüne sokulan zendaya'nın sadece paul'un rüyalarında ve filmin sonunda, kısa bir an içim gösterilmesi oldu. yani çok bir beklentim yoktu ama bunu beklemediğim açıktı. her neyse, film başlaması gerektiği yerde bittiği için ikincisinin geleceği zaten açıktı. ama ikinci partta umarım film bir bütünlük oluşturur. benim için birçok şey yerindeydi filmi izlerken ama eksik bir şeyler vardı, hikaye kesik kesik ilerliyordu. filmde o yönden bir bütünlük bulamadım. ama şu an için güncel sinemada izlemeye değer tek film olduğunu düşünerek tavsiye ediyorum.
devamını gör...

gerçek hayatta konuştuğum kelimelerle ilgili sosyal medya üzerinden reklamların anında karşıma çıkması, bazen aklımdan düşünürken daha konuşmadan oluyor.(google vs üzerinden arama yapmadan, hiç pc, telefona dokunmadan oluyor bu arada soran olur diye cevaplıyım baştan)
devamını gör...

2006 yılı amerikan yapımı kara mizah türündeki film. zekâ seviyesi yüksek olan insanlarla düşük olanlar arasındaki üreme hızı farkı nedeniyle dünyanın nasıl bir yöne doğru gittiğini anlatır.

belki spoiler olacak ama bu sahneyi mutlaka izlemelisiniz. hele de filmin tamamını izlemek istemeyenler, en azından bu sahneyi mutlaka görmeli diye düşünüyorum. efsanedir bence (türkçe alt yazısı var):

--! spoiler !--



--! spoiler !--
devamını gör...

daha önce eşine şiddet uyguladığı için kasten yaralamadan ceza almış, cezası ertelenmiş.
o adalet bu kanının ölümünü de ertelesin o zaman. belki bu yaratık o zaman ceza alıp içeri girse, cezaevini görse bunu yapmaya korkacaktı. adalet sistemimiz ne güzel; hiç kullanılmayınca tertemiz, pırıl pırıl.
devamını gör...

sis.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

genelde görüğümüz sakallılara karşı söyleme isteği uyandıran kelime. yıllar içerisinde önemini ne yazık ki kaybetmiş ve ilkokul bebeleri arasında dahi söylenmeye başlanmıştır.
devamını gör...

(bkz: anksiyete)
(bkz: depresyon)
devamını gör...

rusya'ya özgü olan ve saatlerce dinleyebileceğim bir çalgı aleti. gövdesi 3 köşeli ve 3 teli vardır. görünüş olarak dombra ve sazı andırıyor ama daha soft bir sesi var.

полюшко-поле (polyushka polye)
devamını gör...

sinir krizleri geçirmeye başladığım günlerdir. yok yok öyle birşey yok herşey yolunda gidiyor. netlerim her geçen gün artıyor. biraz daha çalışırsam bir denemeyi fulleyebilirim. yarışmacı arkadaşlara başarılar çalışmalarında kolaylıklar dilerim.
devamını gör...

kamyon arkasına yazılan görünce güldüren yazılardır.
"dört tekerim, çok şekerim."
devamını gör...

alman aşısı vurulurken ülkücü oğuz kağan..
devamını gör...

bilinen adıyla şaşılık, göz kaslarındaki koordinasyon bozukluğununun sonucu olarak, görme ekseninin olması gerekenden farklı olması durumudur.
genellikle göz tembelliği de ortaya çıkar ve bir göz daha baskındır. gözlerin konumlarına göre şaşılığın da çeşitleri mevcut. diplopinin* olmaması için hasta bir gözünü konuşmacıya odaklar; diğer gözüyle ise başka yere bakar. bu hastalarda derinlik algısı etkilenir ve bu durumun ciddi psikolojik etkileri de söz konusudur diyebiliriz. bu kişilerde binoküler* görme de etkilendiğinden, çeşitli denge problemleri de olabilir. şaşılık, ameliyatla düzeltilebilir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim