kimseyi tanımayan yazarlar için pek farkedilmeyen durumdur. misal ben.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

online alışveriş yaparken bazen çok da gerekli olmayan bir şeyi sepete atarken hissettiğim, çoluğumun çocuğumun rızkını kumarda yiyormuşum gibi geliyor.
devamını gör...

halk tarafından bu yaşına kadar nasıl geldi acaba sorusuna sıkça maruz bırakılmış, ağzının tadını bilmiyo diye yadırganmış ve bolca ben sana bi yapıyım bak nasıl seversinlerle darlanan gariban insan tipi. örnek: çeyrek_müh
devamını gör...

otarşi.
devamını gör...

ülkeler ve tarihlerinden bi haber bir yazar arkadaşın yapmaya çalıştığı eleştiri.
andımız tamamen sembolik bir olaydır.
tıpkı istiklal marşında olduğu gibi. onu da günümüze göre güncelleyelim yada kaldıralım o zaman.
mesela ingiltere de kraliyet aynı şekilde sembolik olarak mevcuttur. ülkelerin marşlarına baktığın zaman zaten bunun gibi günümüz de pek anlamlı olmayan söylemler ve yeminler görebilirsin. yine kültürel olarak devam ettirilen özel günler vesaire de buna dahildir.
"artık çalar saatimiz var şu ramazan davuluna ne gerek var" denilince bile ortalığı inleten ve işi maneviyata kültürel değerlere yada adetlere bağlamaya çalışan tiplerin, böyle bir cümleden rahatsız olup yaptığı kalitesiz eleştiriler komiğime gidiyor.
devamını gör...

yumurtanın kırılmaması ve eline yapışması.

tanım : mutfakta sinir eden durumları paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...

hayvanlardan beklenen ya da hayvanlardan bile beklenmeyen hareketleri yapan kişinin ortaya koyduğu eylemler bütünü.
devamını gör...

standardizasyon, seri üretim ve taylorizmi temel alan üretim yaklaşımı. bunlara ek olarak sosyal bir misyonu da vardır. işçilerin kendi ürettikleri ürünleri satın alabilecek kadar kazanmasını amaçlar. henry ford, fabrikasında çalışan bir işçinin ford t alabilecek kadar kazanmasını hedeflemiştir.

marksist düşünürler bu sosyal misyonu "ağza bir parmak bal çalma" olduğu gerekçesiyle eleştirirler. bu düşünürlere göre işçilerin kendi ürettikleri ürünleri alabilmesi onları konformizme itmekte ve bir proletarya devrimi olmasını engellemektedir. böylece patron hep patron, işçi de hep işçi olarak kalacaktır.
devamını gör...

istanbul'un fatih ilçesinde bulunan tarihi bir parkın adı.
osmanlı imparatorluğunda ilk batılılaşma hareketi olarak bilinen tanzimat fermanı'nın, diğer ismiyle gülhane hatt-ı hümayûnu 'nun, dönemin dış işleri bakanı koca mustafa reşid paşa tarafından ilk kez okunduğu parktır. içinde asimetrisiyle insana her baktığında gizemli ve ilginç bir huzur veren londra çınarından bolca bulunur. sirkeciye doğru inerken de solunuzda bab-ı ali kapısı kalır. ruhunuzu dinlendirmek ve o tarihi atmosferi duyumsamak isterseniz bir kış günü gece vakti yanınızda en fazla bir kişiyle birlikte o civarlarda volta atmanız tarafımca önerilir.


tam 1 yıl 2 ay sonra gelen ek tanım : an itibari ile bir video izledim. ülkeye gelişigüzel giren yasadışı göçmenler, geçici sığınmacılar ve geri kafalı turistler / vatandaşlar yüzünden içindeki tüm çiçeklerin çiğnendiğini, etrafa çöp ve pislikler saçıldığını gördüm. insanın içini hem hiddet hem teessür kaplıyor. medeniyetten ve çevreye saygıdan nasiplenmemiş bu ilkel kalabalıkların asla eğitilemeyeceğine dair kanaatim hâlâ yerli yerinde. yazık, memleketi başıbozuklarla doldurup şu içler acısı vaziyete sebep olanlar bilmeli ki, teknoloji çağında tüm bu görüntüler ve daha niceleri birer senettir. bu senetler, iktidar sahiplerinin düşünce ve eylemleri tarih ve vicdan mahkemesinde sanık olarak yargılandığında , suçlarına en büyük delil olacaktır. neresinden bakarsanız maskaralık, görevi ihmal, yurttaşına ve çevreye ihanet, saygısızlık.
devamını gör...

1915 - çanakkale boğazı'nda ağır hasar gören birleşik donanma'nın geri çekilmesi ile çanakkale deniz harekâtı sona erdi.
devamını gör...

çocuğuna en güzel şekilde örnek olmaktır.
devamını gör...

el capitan dağına free solo tırmanışı/ alex honnold.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

olmesi gereken gelenek.

devir hizla degisiyor malum; bir gunumuz otekini tutmazken, aralarinda neredeyse asir* bulunan iki kisi neden ayni ismi tasisin ki?

isimler ister istemez hayata bir sekilde yon veriyor, kisiligin olusmasinda temel basamak gorevinde hatta. bu sebeple ki bazi isimler bazilarinda asiri sakil duruyor, olmamislik hissi veriyor.

ayrica nedir bu yaslilardaki “bana ne oohhh benim dedigim olacak” inadi? izi etrafindakilerin kalbinde iyi insan olarak birakamayan buna sariyor, buyuk marifet cunku kac yuzyillik ismi kullanmak.
hayir bi’ de gobek adi olmasi kabullenilmeyen hatta kusulen versiyonlar var, evlerden irak.

dedigim gibi; olmesi gereken gelenek, salin cocuklari dedeler, yeter.
devamını gör...

(bkz: abla sen erkek misin)
(bkz: abi sen kız mısın)
devamını gör...

işbu entry tıp fakültesini kazanan arkadaşlar için küçük bir rehber niteliğindedir:

- genç hekim adayı meslektaşlarım, ilk yapmanız gereken şey hekimliğin ne olduğunu kavramaktır. ilk derslerinizden birinde en azından bir hocanız hekimin ve hekimliğin arka planını oluşturan fikirlerin neler olduğundan bahsedecektir kendi inisiyatifi ile. tıbbın tarihi dersinden bağımsız olarak dinleyeceğiniz bu nutuğa iyice kulak kabartın.

- iyi bir hekimin aynı zamanda entellektüel bir insan olması gerekir, hekimliğin tarihi ve tıbbın felsefesi gereği bu durum böyle olmalıdır. fakülteye kavuştuğunuzda sizden daha entellektüel ya da daha alt entellektüelitede insanlarla karşılaşabilirsiniz, hatta öyle kişilerle karşılaşacaksınız/karşılaşmalısınız ki hayatınızın seyri değişecek/değişmeli.

- entellektüel bir zevke/okuma alışkanlığına sahip olun. sosyal bilimlerle ve sanatla ilgilenin, hem mesleğinizin sosyal yönü hem de bireysel olarak sosyal yönünüz gelişecektir.

- eğitim hayatınızın bir yerinde en azından bir hocanız ile ders dışında oturup konuşun, ders dışı etkinliklerde karşılaşın. o an konuştuğunuz 15 dakika bile hayatınızı bambaşka noktalara taşıyabilir (muhtemelen taşıyacaktır).

- okul derecesi yapmaya kalkmak çok çok ciddi bir efor gerektirir, bu eforu göze alamıyorsanız baştan bu işe girmeyin, girmişseniz de bırakmayın. ortalamanız sınıfı ucu ucuna geçecek derecede olmamalı. bu yöntemle sınıfı geçen arkadaşlarınız olacak, siz ondan daha yüksek ortalama ile geçerken o size bunun önemsiz olduğundan işin sonunda ikinizin de aynı işi yapacağınızdan vs. bahsedip aklınızı çelmeye çalışacaktır. sakın bunlara kulak asmayın. ortalamanızın iyi olup olmadığına diğer fakültelerdeki gibi harf notuyla karar vermek anlamsızdır, sisteminiz diğer fakültelerden farklıdır çünkü. siz bir şeyler öğrenmiş hissediyorsanız, arkadaşlarınız da size soru soruyorsa, hocalarınızın da sorularını yanıtlayabiliyorsanız ortalamanız da iyi düzeyde demektir.

- 2+1 3+1 diye tabir edilen tıp fakültesi sınav çalışma mantığına düşmeyin. düşecekseniz de şunu bilin ne 2+1 ne de 3+1 ile yeterli yetkinliğe erişemezsiniz. hekim, çalışkan olmak zorundadır. düzenli çalışın, bunu yaptığınızı söylediğinizde arkadaşlarınız sizinle dalga geçebilir önemsemeyin, sınava yaklaştıkça onlar sabahlara kadar ders çalışırken siz yatağınızda mışıl mışıl uyuyacaksınız üstüne bir de daha iyi notlar alacaksınız.

- diğer fakültelerdeki arkadaşlarınız partilere giderken ders çalışmak ağırınıza gidebilir, gitsin de. madem partiye gidemiyorsunuz o halde yaptığınız işin gereklerini tam yerine getirin. aksi halde 2 kat zararda olursunuz.

- tıp okuduğunuzu söylediğinizde insanların büyük çoğunluğundan saygı görürsünüz. tıp okuyan arkadaşların büyük kısmının düştüğü şu hataya sakın düşmeyin: tek başına tıp okumak bir üstünlük göstergesi değildir. insanlar size saygı duyuyorsa bunun esasen sizin bilginize olan saygı olduğunu aklınızdan çıkarmayın, bu saygıyı hak edecek bilgiye sahip olun. bu durumu suistimal etmeyin.

- hekim her bilginin güncelini takip etmek durumundadır, güncel bilgiye yalnızca ingilizce ulaşabilirsiniz bunu unutmayın. bir yaz tatilinizde elinize bir ingilizce kitabı alsanız iyi seviyelere gelirsiniz o tatil bitene kadar. ingilizceyi çat pat söktükten sonra mutlaka ingilizce makaleler, denemeler okumaya başlayın. ingilizce başka, tıp ingilizcesi bambaşkadır unutmayın. ayrıca ingilizcenin gereksiz olduğunu söyleyen ya da yabancı dil sınavını geçebilecek ingilizcenin yeterli olduğunu söyleyenler olacaktır onlara kulak asmayın.

- kırtasiye fotokopilerinden tıp eğitimi alamazsınız, belki sınav geçersiniz ama öğrenemezsiniz. boş zamanlarınızda textbook karıştırın mutlaka.

- öğrenci notlarıyla, slaytlarla tıp öğrenilmez, açık öğretim mantığıyla tıp öğrenilmez. bu işin doğasında usta-çırak ilişkisi vardır. hocanız sizin ustanızdır, eğitimi bizzat ondan alırsınız. derslere mutlaka gidin. derse gitmeyip yatan, sınıf geçen, iyi notlar alan arkadaşlarınız olacaktır, onlara aldanmayın. o notlarda hocalarınızın kendi tecrübeleri asla yazmaz, o tecrübeleri ancak onların ağzından dinleyebilirsiniz. duyacaklarınız da kitaplarda bulamayacağınız şeylerdir, çok kıymetlilerdir.

- mutlaka yapmaktan zevk aldığınız bir sosyal aktiviteniz olsun. oyun oynamanın, halı sahaya gitmenin ya da bira içmenin tek başına bir sosyal aktivite olmadığını bilin. herkesin her gün yaptığı şeylerin ötesinde aktiviteler gerçek sosyal aktivitelerdir: maket yapmak, çiçeklerle ilgilenmek, enstrüman çalmak, resim çizmek, tırmanış/trekking gibi...

- fakülte dışından mutlaka arkadaşlarınız olsun. aynı fakültedeki arkadaşlarınızla aynı ortamda bulunmak ve aynı şeyleri konuşup durmak dünyanın en monoton şeyi olacak bir süre sonra.

- size yaklaşmak isteyen kızlar/erkekler olacaktır, bunların hepsinin sizin kara kaş kara gözünüze gelmediğinin bilincinde olun. hayatınıza her insanı sokmayın.

- tıp fakültesi ağır olabilir fakat kitap okumak için her zaman boş vakit vardır. mutlaka düzenli kitap okuyun, dergi takip edin.

- sınav bittikten sonraki o bir hafta boyunca günde 10 saat uyumayın. sınav haftası boyunca günde 3 saat uyumuş da olsanız bu yorgunluk birkaç günde atılır. zamanınızdan tasarruf edin, kendinize vakit ayırın.

- uykusuz kalmak zorundasınız. düzeniniz kötüyse çok uykusuz kalırsınız düzeniniz iyiyse az uykusuz kalırsınız. her halükarda uykusuz kalırsınız. uykusuz kaldığınıza değecek şekilde çalışın.

- hocalarınızla tartışmayın dememe gerek yoktur herhalde. hocalarınızın büyük kısmı güç zehirlenmesi yaşıyor olacaktır, ona göre davranın.

- fakülte içindeki insanlarla tuhaf olaylara girişmeyin, herkesin ağzına meze olmayın. tıp fakültelerinde böyle olayların daha sık dillendirildiğini bilin.

- önlüğünüze kavuşur kavuşmaz onu her yerde giymeye, kendinizi göstermeye kalkmayın. komik duruma düşmeyin.

- üniversiteler şans kapılarıdır. hiç beklemediğiniz anlarda hiç beklemediğiniz insanlarla tanışabilirsiniz. kendinize denk insanlarla elbette karşılaşacaksınız fakat sizden üstün insanlarla tanışmaya/karşılaşmaya özen gösterin.

- tıp fakültesindeki öğrenci kulüpleri çoğunlukla türlü entrikaların döndüğü saray haremlerinden öteye gitmez. kendinizi onlara fazla kaptırmayın.

- bütün gün ders çalışmayın, spor yapın, sinemaya gidin, arkadaşlarınızla buluşun. sınav bittikten sonra bütün gün odada bilgisayar ya da telefon başında vakit geçirmeyin. saatlerce günlerce dizi film izlemek sizin eğitiminizin misyonuna ters. dizi izleyecekseniz de bu belli saatten öteye geçmesin. sınav bittikten sonra mümkün olduğunca gezmeye çalışın, sosyal aktivitelerinizle ilgilenin, kendinizi tıp dışı alanlarda geliştirin. unutmayın hastane dışına çıktığınızda tıp bilginizin işlevselliği de kaybolur, tıp dersleri dışında ne okumuşsanız siz o insan olursunuz. yani tek bildiğiniz şey hastanın nasıl muayene edileceği, hastaya hangi ilacın yazılacağı olmasın.

- hocalarınızla (en azından göze değen hocalarınızla) iletişim kurmak istiyorsanız en azından felsefe okuyun. kaliteli hocalarınız mutlaka felsefe okumuştur/okuyordur. çünkü mesleğin temelinin "düşünmek, fikir yürütmek" olduğunu bilirler.

- siyasi bir duruş sergilemeyin, siyasi eylemlerde/topluluklarda boy göstermeyin. sizin işiniz bu değil. sonrasında pişman olabileceğinizi asla unutmayın. fakülte içindeki çevrenizin size karşı aldığı tavır da değişecektir zaten böyle durumlarda. tıp fakülteleri içinde siyasi söylemler/duruşlar sevilmez, hoş görülmez. ayrıca siz hiçbir zaman en doğruyu düşünen değilsiniz, sizin gibi düşünmeyen kimse de aptal değil.

- fakülteye başladığınızın ilk zamanlarında çok fazla ve çeşitli insanla karşılaşacaksınız, kısa sürede kalabalık arkadaş grupları oluşacak. burada 20li erkek grubuna düşmeyin, eğitim hayatınız boyu yaptığınız tek şey 11-12 halı sahası olur. her türden insanla tanışmaya çalışın, size uysun ya da uymasın. birkaç ay içinde bu gruplarda küçük değişimler olacak ve hepsi özerk bir hâl alacak isteseniz de bi süre sonra bu gruplara dahil olamayacaksınız. bu süreçte yapmanız gereken tek bir gruba dahil olmak değil birkaç grupla etkileşim halinde olmaktır. farklı gruplar farklı ilgi alanları ve sosyal aktiviteler demektir. kafanıza çok uyan bir grup insanla birarada olmak başta çok keyifli gelebilir fakat bu gruplar ileride mutlaka dağılacak yeni gruplar kurulacaktır unutmayın. bir süre sonra "kadere bak kimler kimlerle beraber" diyeceğiniz arkadaş grupları olacaktır.

- fakülteye ilk gittiğinizde bir sürü güzel/yakışıklı hanım/bey'le karşılaşacaksınız, sakın birine takılıp gitmeyin. böyle ilişkilerin ömrü en fazla 2 ay oluyor bilginize. yok ya takılacağız işte ne ilişkisi diyorsanız da eğitim hayatınızın geri kalan yıllarında o kişiyi ve arkadaşlarını sürekli göreceğinizi unutmayın. hoş durumlar olmayacaktır. üstelik bu kişilerle birlikte nöbet tutmak durumunda kalmanız da ihtimal dahilinde.

- kimseye çok güvenmeyin, fazla özelinizi açmayın. çok yakın arkadaşım dostum dediğiniz kişiler bile size zarar verebilir. üniversitedeki insanların büyük kısmı sadece kendini düşünür, belki birkaçı hariç hiçbiri hayatınızda kalmayacak bunun farkında olun.

- okul/ev/kütüphane üçgeninde hayat sürmeyin. olabildiğince insanla tanışın, hocalarınızla bağlantı kurun. bunlar sizin hem eğitim hayatınızda hem de sonrasında işinize yarayabilir, üniversite network sağlama merkezidir.

- tavuk döner ve tantuniye yaslanmayın midenizde ozon deliği açmayın, sonraki hayatınızda bunun zararlarını mutlaka görürsünüz. marketlerden ve pazardan tane ile meyve sebze alabilirsiniz, bir ya da iki tane portakal/muz/domates almaktan çekinmeyin.

- kişisel tavsiye: arada paranızı biriktirip üst segment restoranlarda yemek yemeye çalışın.

- film, dizi, tiyatro, opera, sergi takip edin. hiç beklemediğiniz bi şeyden çok keyif aldığınızı farkedebilirsiniz.

- anadolu kırsalından gelen arkadaşlar için, istanbul türkçesine kendinizi alıştırın. gereksiz mikromilliyetçilik yapmayın. bilimin belli kuralları vardır, güzel ve düzgün konuşmak da bunlardan biridir. bir diğer konu ise güzel giyinmek bakımlı olmak. siz türkiye'nin seçkin öğrencilerindensiniz, sahip olduğunuz bilgiyi taşıyabilecek şekilde giyinmeye özen gösterin. kıyafetleriniz ve önlüğünüz her daim temiz ve ütülü olsun, bir gün bir hocanız aranızdan birini insanların içinde bu sebepten aşağılayınca anlayacaksınız neden bunun böyle olması gerektiğini. ayrıca elbiseleriniz aşırı niteliklerde olmasın. bunun ne demek olduğunu da hocalarınız size öğretecektir nasılsa.

- okul/hastane yaşamınızda giydiklerinize, saçınıza, sakalınıza, makyajınıza, takılarınıza özen gösterin, aşırılığa kaçmayın. zira icra ettiğiniz meslek buna müsaade etmeyecektir zaten. ondan da önce bizzat hocalarınız buna müsaade etmez;) bu konuyu bir çeşit baskı olarak algılamayın, bilimin gereğidir bu. dünyanın neresine giderseniz gidin bu durum böyledir.

- eğitiminizi tamamlamadan ve hastane dışında kimseye bir tanı-tedavi uygulamayın. zaman içinde size çok fazla şey konusunda danışan olacaktır. ayaküstü tanı da tedavi de mesleğinizin etiğine aykırıdır unutmayın.

- tıp okumak, hekim olmak sizi özgüvenli hissettirecektir nitekim bu sizin hakkınızdır da fakat bu demek değildir ki siz her şeyi biliyorsunuz. bilmediğiniz şey konusunda ahkâm kesmeyin, okuyun öğrenin ya da bilmiyorum demeye alışın.

- saçınız dökülebilir, saçı dökülen arkadaşlarınız olabilir, sakın buradan espri devşirmeye kalkmayın. bu sorunu yaşayan arkadaşlarınızın psikolojisinin sandığınızdan çok daha kötü durumda olması muhtemeldir. onun bu esprilere gülüyor olması bu durumu değiştirmez.

- derslere daha iyi odaklanmak için takviye ilaçlara kesinlikle başvurmayın. bunun ne demek olduğunu ileride anlayacaksınız. unutmayın ritalin eşeği at yapmaz sadece daha hızlı bir eşek yapar;)

- okulun ilk günleri önlüğünüzle güzel bir fotoğrafınız olsun, zaman sandığınızdan çok daha çabuk geçecek;)
devamını gör...

içindekileri döktükten sonra gelen rahatlama hissi.
devamını gör...

kendi ailesinden çocuklara sevginin nasıl gösterildiğini göremeyen babadır.
çocukları sevmenin ayıp, şımartmak sayıldığı yerlerde babanın çocuğuna sevgisini göstermesi kadar abes bir şey yoktur. bırakın çocuğunu sevdiğini göstermeyi, bakışıyla korkutamazsa iyi bir baba olmasından şüphelenilir hala bazı yerlerde.
sevgili babalar, baba adayları; çocuklara sevginizi gösterin, özellikle kız çocuklarına. çünkü malesef babalarından görmek isteyip göremediği sevgiyi yanlış erkeklerde arıyorlar.
devamını gör...

charles manson tarafından kurulan manson family adıyla bilinen tarikatın, 1969 yılının ağustos ağında bir dizi eylemle 7 yetişkin 1 bebek olmak üzere 8 kişiyi vahşice katlettikleri ve kendi söylemleriyle ırklar arası savaş başlatmak için gerçekleştirdikleri katliam.

ilk saldırı 8 ağustos gecesi roman polanski'nin evine, polanski evde yokken, aralarında charles manson'ın bulunmadığı dört "aile üyesi" -tex watson, susan atkins, patricia krenwinkel, linda kasabian- tarafından gerçekleştirildi. polanski'nin eşi ünlü oyuncu sharon tate bebeğinin doğumuna 2 hafta kala, kendi evinde, dört arkadaşı ile birlikte yediği bir akşam yemeği sırasında vahşice katledildi ve katiller duvara kurbanlarının kanıyla "death to pigs" yazdı. charles manson katliam günü aralarında değildi ancak bir gece sonra gerçekleştirilen ve leno ve rosemary labianca çiftinin öldürüldükleri gece katliamı bizzat yönetti. yine oldukça vahşice işlenen bu cinayetler (sayısız bıçak darbesi, kurbanların cesetlerinin parçalanması gibi...) labianca'ların los angeles'ın ünlü ve zengin bir ailesi olması kadar bir gece önce işlenen cinayetlerle bağlı olup olmadığı endişesinden de kaynaklı olarak şok etkisi yarattı.

bilinen 8 cinayet dışında manson ailesinin faili meçhuller ve kanıtlanamayanlar da dahil olmak üzere 30'dan fazla kişinin katledilmesinden sorumlu olduğu, aile/tarikat üyelerinden yakalananların verdikleri ifadelerden yazılı tutanaklara da geçmiş durumda. tarikat üyelerinin yakalananlarının tamamının ömür boyu hapis cezası alması ile sonuçlanan davalar kadar charles manson'ın popüler kültürle ilişkisi de konuşulagelmiş o dönem amerika'da ve tüm dünyada. charles manson'ın müzik yaptığı yıllardan kalma şarkılarının cinayetlerden sonra guns n’ roses, marilyn manson gibi gruplar tarafından coverlanmasından -sayısız başka isim de var, inanılması güç ama- cinayetlerin charles manson'ın the beatles hayranlığı ile bağlantılı olup olmadığına(!) kadar müzik endüstrisini ve aslında her kesimden insanları yakından ilgilendiren birçok acayiplik var tarikatla ilgili. tahmin edildiği üzere marilyn manson adını tarikat liderinden alıyor. katilin etkisi o kadar büyük olmuş ki konu bir dönem popüler kültür karşıtlığı, antiburjuvazi, hippi ayaklanması vb. yakıştırmalarla anılmış ve hatta güzellenmiş...

charles manson ömür boyu hapis yattığı hastanede 19 kasım 2017'de 83 yaşında sağlık sorunları nedeniyle ölmüş.
hayranları çok üzülmüştür. cani bir ruh hastası. katil la katil... hey allam.
devamını gör...

kusmak. bir keresinde birinden acccayip hoşlanıyordum ve çocuğu ne zaman görsem midem bulanıyordu.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim