yazarların bedava olmasını istediği 3 şey
evcil hayvanların temel bakım masraflarıdır.
elbette üretim maliyeti açısından bedava olmasını istemek çok mantıksız gelebilir ama en azından karşılanabilir düzeyde olmalı.
boru gibi veteriner masraflı ödüyoruz be kardeşim...
edit: kalan 2 şeyi unutmuşum. buyrun:
(bkz: öğrenci kartı)
(bkz: kyk yurdu)
elbette üretim maliyeti açısından bedava olmasını istemek çok mantıksız gelebilir ama en azından karşılanabilir düzeyde olmalı.
boru gibi veteriner masraflı ödüyoruz be kardeşim...
edit: kalan 2 şeyi unutmuşum. buyrun:
(bkz: öğrenci kartı)
(bkz: kyk yurdu)
devamını gör...
17 mayıs itibarıyla vaka sayıları 5 binin altına inecek
fahrettin eğrisi ile gayet mümkün.
devamını gör...
tek cümlelik korku hikayesi
evde tek başına oturuyordu, içeriden annesi seslendi.
devamını gör...
#devletiminyanındayım
ben de devletimin yanındayım.
yalnız bunu söyleyenlerin bilmediği bir şey var: akp devlet değil, hükümet.
sanki devlet ve din sadece bunlara tahsis edilmiş. kafalara gel.
yalnız bunu söyleyenlerin bilmediği bir şey var: akp devlet değil, hükümet.
sanki devlet ve din sadece bunlara tahsis edilmiş. kafalara gel.
devamını gör...
18 30 yaş arasının çok hızlı geçmesi
bu başlığa şöyle cevap vermek istiyorum:
devamını gör...
yüksek lisans öğrencisinin wikipedia için btk'ya dava açması
sistemi bilen bir öğrencinin krizi fırsata çevirmesi.
devamını gör...
afganistan'dan 10 milyon kişi göç edebilir
büyük orta doğu projesi gerçek oldu. türkiye silahsız işgal edildi.
devamını gör...
kimsenin bilmediği kitap
birilerinin bilmediğini düşündüğümüz kitapları paylaşma başlığı.
söylemeyin arkadaşım o 'kimse' bilmemeye devam etsin.
az kitapçı gezsin, az araştırsın, az yeni eski kitapların gölgeliğinin tadını çıkarsın.
siz söylerseniz ayağı kolaylığa alışacak cık cık...
hah komik miyim? yoo hahah.
söylemeyin arkadaşım o 'kimse' bilmemeye devam etsin.
az kitapçı gezsin, az araştırsın, az yeni eski kitapların gölgeliğinin tadını çıkarsın.
siz söylerseniz ayağı kolaylığa alışacak cık cık...
hah komik miyim? yoo hahah.
devamını gör...
kürtleri sevmemek
20 yıldır akp hükümetini seçip hırsızlıkları alenen ortalığa serildiği halde onlara kulluk edenler için iddialı çıkış yapanları barındıran başlık. yoksa bütün türkler akp’ye oy vermedi mi diyeceksiniz sayın bütün kürtleri izlediği diziler üzerinden tek bir pota altında birleştiren ırkçı insan. belki düşünürseniz benim eleştirdiğim kısmında bu olduğunu anlayabilirsiniz. bide bu lafları edenlerin hayatları boyunca kürt illerine kaç kere gittiğini çok merak ediyorum. oturduğu yerden izlediği dizilerle ağalara kulluk ediyorlar diyor cahiller. dizilerin cahil halk üzerindeki etkisi bu işte.
mecburi tanım: hak değil ırkçılıktır. bir insanı salt etnik kökeninden veya deri renginden ötürü sevmiyorum diyorsanız bal gibi ırkçısınızdır. 21. y.y. ‘da insanları bir halktan toplu bir şekilde nefret etmenin ırkçılık olduğuna ikna etmeye çalışıyoruz, şaka gibi. naziler bile en azından ırkçı olduklarını kabullenmişlerdi.
mecburi tanım: hak değil ırkçılıktır. bir insanı salt etnik kökeninden veya deri renginden ötürü sevmiyorum diyorsanız bal gibi ırkçısınızdır. 21. y.y. ‘da insanları bir halktan toplu bir şekilde nefret etmenin ırkçılık olduğuna ikna etmeye çalışıyoruz, şaka gibi. naziler bile en azından ırkçı olduklarını kabullenmişlerdi.
devamını gör...
normal sözlük kadınlarından gına gelmesi
beyimiz reddedilmiş herhalde.
devamını gör...
medea
euripides tarafından yazılmış olan tragedya. helios ile kan bağı olan ve bazı mitlerde hekate'nin kızı sayılan medea ve argonotların lideri olan iason (jason veya yason) üzerinden ilerleyen iki perdelik bir tragedya medea. bu iki figür günümüzde ve antik çağda oldukça sık karşımıza çıkıyor aslında; seneca, euripides tarafından yazılmış olan oyunu -bana kalırsa- çok daha ileri bir seviyeye getiriyor ve günümüzde jean anouilh ona tam şeklini veriyor. lise yıllarımda seneca'nın medea'sı olmuş ve oynamaktan büyük keyif almak bir yana karaktere hayran kalmıştım. ovid'in, apollonius'un ve seneca'nın medea'sı gaddar bir figürdü ve yine euripides'in medea'sı da akraba katili ünvanını sürdürmekte ısrarcı bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. tragedya; iason'un medea'yı corinthus prensesi ile evlenmek için terk etmesi ve sonrasında medea'nın aldığı intikam üzerine şekilleniyor fakat euripides zaman zaman değinmiş olsa bile tragdeya'nın işlendiği döneme geçmeden önce medea ve iason'un yollarının nasıl kesiştiğine bakmakta fayda var çünkü hikayenin öncesi iason'un ihanetinin ne denli çarpıcı olduğunun bir kanıtı. medea gaddar bir cadı gibi gösterilse bile oldukça hayranlık duyulası bir figür, intikam yeminlerini nemesis görse diz çökerdi şüphesiz. iason sözde kendi medeni düşünceleri ile sırf zengin ve soylu olduğu için corinthus prensesi ile evlenmek istemesini ve onun için kendi kardeşini öldürmüş, vatanına ihanet etmiş olan medea'yı tanrılar önünde yemin etmesine rağmen terk etmesini haklı çıkarmaya çalışan avarenin teki. üstelik tek başarısı olan altın post'u getirmek bile medea olmasa imkansız bir görevdi onun için ama buna rağmen medea'yı barbar olarak nitelendirmekten geri durmuyor. üstelik kendi çocuklarını ve medea'yı umursamazca sürgüne göndermeye niyetli olan kişi iason iken bunlara rağmen bu hikayenin kötü kahramanı medea mıdır gerçekten?
oyunun sonunda medea atinaya kaçmadan önce iason'dan intikam almak için ve çocukları düşmanları tarafından katledilmesin diye iki oğlunu kılıçtan geçiriyor ama bu euripides'in uygun gördüğü son. esasında medea'nın çocukları corinthus halkı tarafından katledilmiştir. işin içinde eros ve okları olmasa medea gibi ruhunda bin ateş yanan güçlü bir figür iason gibi iki eli ile bir gemi direği doğrultamayacak kadar avare ve onu soylu bir kan için terk ettiğinden dolayı medea'nın ona teşekkür bile etmesi gerektiğini düşünen güç, zenginlik ve iktidar düşkünü bir adamı sevmesi ne kadar mümkün olurdu tartışılır. keza iason'dan daha şerefsizi varsa o da zavallı ariadne'yi nakşa adasında terk eden theseus'dur. ariadne'nin sonuna dair yedi farklı hikaye olmasına rağmen zavallı kız sadece birinde mutlu olabilmiştir zaten. god of war ii'de theseus'un kafasını kapıya sıkıştırıp parçaladığımız bölüm bile sinirimi geçirmiyor bu herife karşı. kendi ailesini öldürmüş olan herakles'e gösterilen anlayışın bir parçası bile medea'ya gösterilmez ayrıca. nedir bu zavallı kadınların it kopuk yarı tanrılardan çektiği bilmiyorum. ek olarak seneca'nın medea'sı çok güzel bir latince deyiş ile başlamaktadır; qui nil potest sperare, desperet nihil (hiç umudu olmayan, hiçbir şeyden umudunu kesmez.)
she's a dangerous woman. ıt won't be easy for any man who picks a fight with her to think she's beaten and he's triumphed.
men tell us we live safe and secure at home, while they must go to battle with their spears. how stupid they are! ı'd rather stand there three times in battle holding up my shield than give birth once.
even though it will bring about my death,ı'll push my daring to the very limit and slaughter them. by hecate, the goddess ı worship more than all the others, the one ı choose to help me in this work, who lives with me deep inside my home, these people won't bring pain into my heart and laugh about it. this wedding of theirs, ı'll make it hateful for them, a disaster— creon's marriage ties, my exile from here, he'll find those bitter.
ek olarak bu tragedya'nın öncesini de buraya not düşeyim:
iolcus'un binbir dalavere ile haksız yere taç giymiş kralı pelias bir kehanette onu yerinden edecek kişinin yeğeni iason olduğunu öğrenir ve onu imkansız bir göreve yollar; colchis’e yelken açıp altın post'u getirmek. işin içinde bir kahraman ve kehanet varsa eğer olimposun iki dakika yerinde duramayan hafif rahatsız tanrılarından biri de vardır muhakkak. mitoloji ile ilgilenenlerin ağırlıkta olarak nefret ediyorum bu kadından dediği bir tanrıça bu görevin esas beyni olarak karşımıza çıkıyor; hera. görevi kabul eden iason; argo isimli efsanevi gemi ve daha sonra argonotlar olarak anılacak bir araya gelmiş en şanlı ekip ile colchis'e yelken açıyor. ekipte kimler yok ki; hylas, diaskouroi, herakles, orpheus, telamon, peleus, zetes...
bu sözde şanlı ekip bin türlü bela atlatıp colchis'e varınca iason elini kolunu sallaya sallaya taht odasına girip kral aeetes’e beni pelias gönderdi altın postu alıp gideceğim deme cürreti gösteriyor. neden, salak çünkü. adam öyle büyük bir aptal ki diplomasi şu bu falan hak getire. kral bakıyor bu sığır çok laftan anlayacak gibi değil imkansız görevler verip bunları yaparsan altın post senin diyor. peki iason bu görevleri yapabilir mi? hayır. ne şanlı ekip ama! bunlardan bir halt olmaz aslında diyen tanrılar görevi devralıyor ve kral aeetes'in kızı medea'nın -afrodit ve eros'un yardımı ile- iason'a aşık olmasını sağlıyorlar. medea iason'un giderken onu da götürmesi şartı ile yardım ediyor iason'a ve bu sözde kahraman görevleri başarı ile tamamlıyor. kral aeetes kafası çalıştığı için iason'un cebren ve hile ile görevleri tamamladığını anlıyor ve yok size post falan burada en fazla ölümünüzü bulabilirsiniz diye gürlüyor resmen taht odasında ama zavallı adam kızının ona ihanet etme ihtimalini düşünemiyor. altın post için gelip kendi postlarından olacak olan bu ekibi yine medea kurtarıyor ve onları altın post'un bulunduğu ares koruluğuna götürüyor. postu koruyan ejderhayı (bazen yılan olarak geçer) yine medea uyutuyor elbette ve postu alıp kaçıyorlar. bu kaçış sırasında argonotlardan bazıları ölüyor ve bazıları da yaralanıyor ama medea muhteşem bir kadın olduğundan yaralananları da iyileştiriyor. medea olmasa daha colchis'e ayak bastıkları an ölecek enayiler.
bundan sonrası biraz karışık farklı farklı anlatıları var ben iki tanesini yazacağım. ilki medea'nın argo ile iolcus'a giderken yanına kardeşi apsyrtus'u alması ile başlıyor ve peşlerine kral aeetes ve gemilerinin takıldığını görünce medea kendi kardeşini öldürüp parçalara ayırıyor ve parçaları denize atıyor. kral aeetes oğlunun parçalarını dehşet ve üzüntü ile toplamaya çalıştığından iason'un peşine düşemiyor.
ikincisinde ise medea ve iason'un peşine düşen kişi bizzat apsyrtus fakat yine de ölmekten kurtulamıyor ve medea ile iason adamı sırtından hançerleyip -mecazen değil- gemiden aşağıya atıyorlar ve yine colchis'in gemileri peşlerine düşmüyor ama tanrılar bir akraba katilinin kendi sularında yol almasına izin vermek istemedikleri için zeus gemiyi fırtınalara boğuyor. burada durup zeus'a neden şunu sormadılar merak ediyorum; görevi veren kişi kendi karın be adam!? neyse bizimkiler baktılar bu hengameden çıkamayacaklar kirke'nin aeaea adasına giderler ve medea sayesinde kirke onları günahlarından arındırır böylece yola devam ederler. bu süreçte baya atraksiyona giriyorlar ama onları es geçelim.
iolcus'a varan ekip hayatının şokunu geçirir çünkü pelias iason'un tüm ailesini katletmiştir -kusana kadar boğa kanı içmek falan hoş şeyler değil anlatmıyorum buraları- daha sonra iason tek eliyle bir gemi direği doğrultamayacak kadar salak olduğu için medea pelias'ın kızlarını kandırır ve kendi babalarını öldürmelerini sağlar. yine de bu durum medea ve iason'u kurtarmaya yetmez çünkü pelias ölse bile iolcus'dan corinthus'a sürülürler. medea halinden memnundur çünkü iason ona tanrıların huzurunda yemin etmiştir ve uzun bir süre güzel bir evlilikleri olur. bu süreçte iki tane erkek çocuk doğurur medea. sonra bir gün corinthus kralı kızı ile evlenmesi için iason'un uygun bir adam olduğunu düşünür ve olaylar gelişir. theseus şerefsizi bir bu iki herakles üç zaten. bir aklı başında orpheus vardı o da merakını zaptedemedi iki dakika.
oyunun sonunda medea atinaya kaçmadan önce iason'dan intikam almak için ve çocukları düşmanları tarafından katledilmesin diye iki oğlunu kılıçtan geçiriyor ama bu euripides'in uygun gördüğü son. esasında medea'nın çocukları corinthus halkı tarafından katledilmiştir. işin içinde eros ve okları olmasa medea gibi ruhunda bin ateş yanan güçlü bir figür iason gibi iki eli ile bir gemi direği doğrultamayacak kadar avare ve onu soylu bir kan için terk ettiğinden dolayı medea'nın ona teşekkür bile etmesi gerektiğini düşünen güç, zenginlik ve iktidar düşkünü bir adamı sevmesi ne kadar mümkün olurdu tartışılır. keza iason'dan daha şerefsizi varsa o da zavallı ariadne'yi nakşa adasında terk eden theseus'dur. ariadne'nin sonuna dair yedi farklı hikaye olmasına rağmen zavallı kız sadece birinde mutlu olabilmiştir zaten. god of war ii'de theseus'un kafasını kapıya sıkıştırıp parçaladığımız bölüm bile sinirimi geçirmiyor bu herife karşı. kendi ailesini öldürmüş olan herakles'e gösterilen anlayışın bir parçası bile medea'ya gösterilmez ayrıca. nedir bu zavallı kadınların it kopuk yarı tanrılardan çektiği bilmiyorum. ek olarak seneca'nın medea'sı çok güzel bir latince deyiş ile başlamaktadır; qui nil potest sperare, desperet nihil (hiç umudu olmayan, hiçbir şeyden umudunu kesmez.)
she's a dangerous woman. ıt won't be easy for any man who picks a fight with her to think she's beaten and he's triumphed.
men tell us we live safe and secure at home, while they must go to battle with their spears. how stupid they are! ı'd rather stand there three times in battle holding up my shield than give birth once.
even though it will bring about my death,ı'll push my daring to the very limit and slaughter them. by hecate, the goddess ı worship more than all the others, the one ı choose to help me in this work, who lives with me deep inside my home, these people won't bring pain into my heart and laugh about it. this wedding of theirs, ı'll make it hateful for them, a disaster— creon's marriage ties, my exile from here, he'll find those bitter.
ek olarak bu tragedya'nın öncesini de buraya not düşeyim:
iolcus'un binbir dalavere ile haksız yere taç giymiş kralı pelias bir kehanette onu yerinden edecek kişinin yeğeni iason olduğunu öğrenir ve onu imkansız bir göreve yollar; colchis’e yelken açıp altın post'u getirmek. işin içinde bir kahraman ve kehanet varsa eğer olimposun iki dakika yerinde duramayan hafif rahatsız tanrılarından biri de vardır muhakkak. mitoloji ile ilgilenenlerin ağırlıkta olarak nefret ediyorum bu kadından dediği bir tanrıça bu görevin esas beyni olarak karşımıza çıkıyor; hera. görevi kabul eden iason; argo isimli efsanevi gemi ve daha sonra argonotlar olarak anılacak bir araya gelmiş en şanlı ekip ile colchis'e yelken açıyor. ekipte kimler yok ki; hylas, diaskouroi, herakles, orpheus, telamon, peleus, zetes...
bu sözde şanlı ekip bin türlü bela atlatıp colchis'e varınca iason elini kolunu sallaya sallaya taht odasına girip kral aeetes’e beni pelias gönderdi altın postu alıp gideceğim deme cürreti gösteriyor. neden, salak çünkü. adam öyle büyük bir aptal ki diplomasi şu bu falan hak getire. kral bakıyor bu sığır çok laftan anlayacak gibi değil imkansız görevler verip bunları yaparsan altın post senin diyor. peki iason bu görevleri yapabilir mi? hayır. ne şanlı ekip ama! bunlardan bir halt olmaz aslında diyen tanrılar görevi devralıyor ve kral aeetes'in kızı medea'nın -afrodit ve eros'un yardımı ile- iason'a aşık olmasını sağlıyorlar. medea iason'un giderken onu da götürmesi şartı ile yardım ediyor iason'a ve bu sözde kahraman görevleri başarı ile tamamlıyor. kral aeetes kafası çalıştığı için iason'un cebren ve hile ile görevleri tamamladığını anlıyor ve yok size post falan burada en fazla ölümünüzü bulabilirsiniz diye gürlüyor resmen taht odasında ama zavallı adam kızının ona ihanet etme ihtimalini düşünemiyor. altın post için gelip kendi postlarından olacak olan bu ekibi yine medea kurtarıyor ve onları altın post'un bulunduğu ares koruluğuna götürüyor. postu koruyan ejderhayı (bazen yılan olarak geçer) yine medea uyutuyor elbette ve postu alıp kaçıyorlar. bu kaçış sırasında argonotlardan bazıları ölüyor ve bazıları da yaralanıyor ama medea muhteşem bir kadın olduğundan yaralananları da iyileştiriyor. medea olmasa daha colchis'e ayak bastıkları an ölecek enayiler.
bundan sonrası biraz karışık farklı farklı anlatıları var ben iki tanesini yazacağım. ilki medea'nın argo ile iolcus'a giderken yanına kardeşi apsyrtus'u alması ile başlıyor ve peşlerine kral aeetes ve gemilerinin takıldığını görünce medea kendi kardeşini öldürüp parçalara ayırıyor ve parçaları denize atıyor. kral aeetes oğlunun parçalarını dehşet ve üzüntü ile toplamaya çalıştığından iason'un peşine düşemiyor.
ikincisinde ise medea ve iason'un peşine düşen kişi bizzat apsyrtus fakat yine de ölmekten kurtulamıyor ve medea ile iason adamı sırtından hançerleyip -mecazen değil- gemiden aşağıya atıyorlar ve yine colchis'in gemileri peşlerine düşmüyor ama tanrılar bir akraba katilinin kendi sularında yol almasına izin vermek istemedikleri için zeus gemiyi fırtınalara boğuyor. burada durup zeus'a neden şunu sormadılar merak ediyorum; görevi veren kişi kendi karın be adam!? neyse bizimkiler baktılar bu hengameden çıkamayacaklar kirke'nin aeaea adasına giderler ve medea sayesinde kirke onları günahlarından arındırır böylece yola devam ederler. bu süreçte baya atraksiyona giriyorlar ama onları es geçelim.
iolcus'a varan ekip hayatının şokunu geçirir çünkü pelias iason'un tüm ailesini katletmiştir -kusana kadar boğa kanı içmek falan hoş şeyler değil anlatmıyorum buraları- daha sonra iason tek eliyle bir gemi direği doğrultamayacak kadar salak olduğu için medea pelias'ın kızlarını kandırır ve kendi babalarını öldürmelerini sağlar. yine de bu durum medea ve iason'u kurtarmaya yetmez çünkü pelias ölse bile iolcus'dan corinthus'a sürülürler. medea halinden memnundur çünkü iason ona tanrıların huzurunda yemin etmiştir ve uzun bir süre güzel bir evlilikleri olur. bu süreçte iki tane erkek çocuk doğurur medea. sonra bir gün corinthus kralı kızı ile evlenmesi için iason'un uygun bir adam olduğunu düşünür ve olaylar gelişir. theseus şerefsizi bir bu iki herakles üç zaten. bir aklı başında orpheus vardı o da merakını zaptedemedi iki dakika.
devamını gör...
fuckbuddy'e aşık olmak
bu salaklığı bir ben yapardım zaten dediğim durumdur.
devamını gör...
ahmed arif'in dizeleri
asıl, bizim aramızda güzeldir hasret
ve asıl biz biliriz kederi.
ve asıl biz biliriz kederi.
devamını gör...
sanatsal imge
imge kelime manası olarak bir şeyi temsil eden, yansıtan anlamına gelmektedir. daha doğrusu hayali bir tasavvurun, gerçekte bulduğu şekil, tasarı anlamını taşır.
bunun sanatsal olması ise; hangi sanat dalına mensup olmasına, hatta bu dalda yansıtması beklenen duygu ve tasarıya göre çeşitlilik kazanır.
örneğin konu resimse, sanatsal imge için, resmin hangi tür olduğuna bakmamız gerekir. şöyle ki nü bir çalışmadan bahsediyorsak, sanatçı hangi imgeyi burada vurgulamıştır yahut vurgulayacaktır?, tasavvuru ön plana çıkar.
keza tiyatroda da aynı gaye güdülmektedir. örneğin korku imgesi bir müzikalde hem müzikle hem de tiyatro oyuncusunun jest ve mimiklerine ek dansıyla izleyiciye aktarılmaya çalışılır.
şiirde şair bunu, betimleme yoluyla gerçekleştirmeye çalışır. sudan bahseyorsa misal s ve ş seslerini daha çok kullanır ki okuyucu da su imgesi yansımasını bulsun. benzetme yoluyla yahut suyu anımsatan ögelerle de bu tasarı okuyucuya aktarılır. ahmet haşim bunu, maharetle yapabilen ender şairlerdendir mesela:
gece
titreyen ellerimle penceremi
açtım âfak-ı leyle karşı... yine
gecenin gölgeden menâzırına
imtizâc eylemiş nücûm-ı bahâr...
sihr-i eb'ad içinde şimdi gümüş
bir sehâb andıran miyâh uyumuş..
kalb-i şeydâ-yı leyl olan rüzgâr
esiyor gölgelerde velvelekâr...
ah o bir aşk-ı bî-tenâhi mi
geceden, tûde-i menâzırdan
yükselen ra’şe-i hümâr ü buhâr?
sanki hulyâ-yi vasla müstağrak
şeb-i bir ıtr-ı hisle doldurarak
dolaşan, titreşen kadınlardı...
sanki bir savt-ı gâib ü mühtez
kalbe bir aşk-ı bî-vefâ yetmez
“seviniz, muttasıl sevin! ” derdi!
bu şiirinde geceyi aktarırken kullandığı, titreyen el, afak-ı leyl, gölge, nücum-u bahar, hülya, ıtri his, bi-vefa gibi kelimelerle sağlar. ve gecenin, karanlığın, ümitsizlikle olan bağını anlatır.
bunu daha anlaşılır bir dille, başka bir şiiriyle ele alacak olursak:
bir yaz gecesi hatırası
işveyle, fısıltıyla, gülüşle
olmuş sebi sevda yine bihap
oklar gibi saplanmada kalbe
düştükçe semadan yere mehtap...
buseyle kilitlenmiş ağızlar
gözler neler eyler neler israp! ...
uçmakta bu ateşli havada
vuslat demi bir kuş gibi bitap...
burada da şair, şiire adını veren bir yaz gecesi hatırasını, sevgilinin işvesi, cilvesi, fısıltı ve gülüşü, vuslat, ateşli hava ve uçmak kavramlarıyla aktarır.
her ne kadar sinema 7. sanat adıyla anılsa da, burada da bir sanat gayesi güdülmektedir. izleyiciye, yönetmen senarist ve hikaye oluşturucusunun üçleminde, oyuncu ve dış mekan vasıtasıyla belli bir imge aktarılmaya çalışılır. burada güdülen gaye, elbetteki yine sanatsal imgedir.
sinema konusunda yetkiliğini kanıtlamış andrey tarkovski bu konuda şöyle söyler:
"sanatsal imge gibi bir kavramı açık, kolay anlaşılır biçimde sunabilmek altından kolay kalkılacak bir iş değil kuşkusuz. böyle bir şey mümkün olmadığı gibi gerekli de değildir. burada belki yalnızca şu söylenebilir: imge sonsuza ulaşmaya çalışır ve mutlak'a doğru gider. hatta imgenin düşüncesi diye adlandırabileceğimiz şeyi de, çok boyutluluğu ve çok anlamlılığı içinde sözcüklerle anlatabilmek ilkesel bakımdan imkansızdır. bunu pratikte sanat yapar." mühürlenmiş zaman
kısaca belirtmeliyiz ki sanatsal imge düzleminde sanatçı, dış dünyadan edindiği imgeyi, sanatıyla aktarmaya, yansıtmaya çalışır.
bunun sanatsal olması ise; hangi sanat dalına mensup olmasına, hatta bu dalda yansıtması beklenen duygu ve tasarıya göre çeşitlilik kazanır.
örneğin konu resimse, sanatsal imge için, resmin hangi tür olduğuna bakmamız gerekir. şöyle ki nü bir çalışmadan bahsediyorsak, sanatçı hangi imgeyi burada vurgulamıştır yahut vurgulayacaktır?, tasavvuru ön plana çıkar.
keza tiyatroda da aynı gaye güdülmektedir. örneğin korku imgesi bir müzikalde hem müzikle hem de tiyatro oyuncusunun jest ve mimiklerine ek dansıyla izleyiciye aktarılmaya çalışılır.
şiirde şair bunu, betimleme yoluyla gerçekleştirmeye çalışır. sudan bahseyorsa misal s ve ş seslerini daha çok kullanır ki okuyucu da su imgesi yansımasını bulsun. benzetme yoluyla yahut suyu anımsatan ögelerle de bu tasarı okuyucuya aktarılır. ahmet haşim bunu, maharetle yapabilen ender şairlerdendir mesela:
gece
titreyen ellerimle penceremi
açtım âfak-ı leyle karşı... yine
gecenin gölgeden menâzırına
imtizâc eylemiş nücûm-ı bahâr...
sihr-i eb'ad içinde şimdi gümüş
bir sehâb andıran miyâh uyumuş..
kalb-i şeydâ-yı leyl olan rüzgâr
esiyor gölgelerde velvelekâr...
ah o bir aşk-ı bî-tenâhi mi
geceden, tûde-i menâzırdan
yükselen ra’şe-i hümâr ü buhâr?
sanki hulyâ-yi vasla müstağrak
şeb-i bir ıtr-ı hisle doldurarak
dolaşan, titreşen kadınlardı...
sanki bir savt-ı gâib ü mühtez
kalbe bir aşk-ı bî-vefâ yetmez
“seviniz, muttasıl sevin! ” derdi!
bu şiirinde geceyi aktarırken kullandığı, titreyen el, afak-ı leyl, gölge, nücum-u bahar, hülya, ıtri his, bi-vefa gibi kelimelerle sağlar. ve gecenin, karanlığın, ümitsizlikle olan bağını anlatır.
bunu daha anlaşılır bir dille, başka bir şiiriyle ele alacak olursak:
bir yaz gecesi hatırası
işveyle, fısıltıyla, gülüşle
olmuş sebi sevda yine bihap
oklar gibi saplanmada kalbe
düştükçe semadan yere mehtap...
buseyle kilitlenmiş ağızlar
gözler neler eyler neler israp! ...
uçmakta bu ateşli havada
vuslat demi bir kuş gibi bitap...
burada da şair, şiire adını veren bir yaz gecesi hatırasını, sevgilinin işvesi, cilvesi, fısıltı ve gülüşü, vuslat, ateşli hava ve uçmak kavramlarıyla aktarır.
her ne kadar sinema 7. sanat adıyla anılsa da, burada da bir sanat gayesi güdülmektedir. izleyiciye, yönetmen senarist ve hikaye oluşturucusunun üçleminde, oyuncu ve dış mekan vasıtasıyla belli bir imge aktarılmaya çalışılır. burada güdülen gaye, elbetteki yine sanatsal imgedir.
sinema konusunda yetkiliğini kanıtlamış andrey tarkovski bu konuda şöyle söyler:
"sanatsal imge gibi bir kavramı açık, kolay anlaşılır biçimde sunabilmek altından kolay kalkılacak bir iş değil kuşkusuz. böyle bir şey mümkün olmadığı gibi gerekli de değildir. burada belki yalnızca şu söylenebilir: imge sonsuza ulaşmaya çalışır ve mutlak'a doğru gider. hatta imgenin düşüncesi diye adlandırabileceğimiz şeyi de, çok boyutluluğu ve çok anlamlılığı içinde sözcüklerle anlatabilmek ilkesel bakımdan imkansızdır. bunu pratikte sanat yapar." mühürlenmiş zaman
kısaca belirtmeliyiz ki sanatsal imge düzleminde sanatçı, dış dünyadan edindiği imgeyi, sanatıyla aktarmaya, yansıtmaya çalışır.
devamını gör...
majör depresyon
bir türlü kurtulamadığım üzerime yapışan hastalıktır. savaşmaktan yoruldum. ilacı da bıraktım. belki de vazgeçtim bilmiyorum. ellerim kucağımda öylece bu hastalık beni ne zaman nereye sürükleyecek diye bekliyorum. aklımdaki diğer sesleri susturabilsem belki iki üç mantıklı düşünüp kendime yardımcı olacağım. ama ah susmuyorlar. işimi zorlaştırıyorlar. zaten kimseye anlatılmıyor, içine içine daha çok yerleşiyor. yine şuan konuşmaya başlıyorlar gibi hissediyorum mantıklı cümlelerim uçup gidiyor düşünemiyorum.
t: sık sık ölümü akla düşüren depresyon çeşididir.
t: sık sık ölümü akla düşüren depresyon çeşididir.
devamını gör...
başlangıç kütle fonksiyonu
çökmekte olan bir moleküler buluttan oluşacak yıldızların kütle dağılımını veren fonksiyon. bir moleküler bulutta oluşan tüm yıldızların kütlesi aynı değildir.
devamını gör...
regl ağrısının abartılması
kasık bölgesine sağlam bir tekme yememiş ve bu yüzden de tarif edilen ağrıyı anlayamayacak insanların görüşüdür bu genellikle.
yanlış anlaşılmasın. bunu, regl ağrısının şiddetinin daha iyi anlaşılması açısından söylüyorum. kasık bölgenize, otomatiğe bağlanmış şekilde seri tekmeler yediğinizi düşünün; elde edilen şiddet regl sancısına denktir.
yanlış anlaşılmasın. bunu, regl ağrısının şiddetinin daha iyi anlaşılması açısından söylüyorum. kasık bölgenize, otomatiğe bağlanmış şekilde seri tekmeler yediğinizi düşünün; elde edilen şiddet regl sancısına denktir.
devamını gör...
turgut uyar
"bir elim sağ cebimde, bir elim sol cebimde.
bu hüznü siz de bilirsiniz.."
bu hüznü siz de bilirsiniz.."
devamını gör...
