erkeğimin malı olmaktan mutluyum
mutluysan sıkıntı yok. herkes hayatta kalmanın bir yolunu buluyor. sen de bulmuşsun. ne güzel. ama ne yazık ki umrumda deĝil. yüzünün parıltısı söner bir gün , bacakların osteoporoz olur, ne yap et, nafaka biriktirmeye ,ve sazan yolmaya devam et.
devamını gör...
normal sözlük'te erkek yazar istemiyoruz kampanyası
kadını aşağılayan trol başlıklar için tam gaz mücadele olayıdır.
(bkz: sen çok yanlış gelmişsin kardeş)
(bkz: sen çok yanlış gelmişsin kardeş)
devamını gör...
yeraltı edebiyatı
böyle bir edebiyat türü mümkün mü değil mi tartışma konusudur ancak günümüzde bu "türün" kapsamında sayılan eserlerin alayı biçimsel olarak aynıdır. aynı zamanda içerikleri de inanılmaz benzerlik gösterir.
olmazsa olmazları:
problemden ölüp bitmiş bir adam.
karakteri bozuk bir takım insanlar.
kasvetten erimiş tükenmiş bir çevre.
argonun cilası yeni çekilmiş bir üst versiyonu.
çok enteresan sayılabilecek "uç" ne kadar olay varsa, sıradanlaştırma.
kara bulutlar altında yalnız gezen klinik vakalar... vb.
olmazsa olmazları:
problemden ölüp bitmiş bir adam.
karakteri bozuk bir takım insanlar.
kasvetten erimiş tükenmiş bir çevre.
argonun cilası yeni çekilmiş bir üst versiyonu.
çok enteresan sayılabilecek "uç" ne kadar olay varsa, sıradanlaştırma.
kara bulutlar altında yalnız gezen klinik vakalar... vb.
devamını gör...
hüseyin nihal atsız
vaktiyle bir atsız varmış iyi ki varmış
devamını gör...
murphy kanunları
genel kuralları şu şekildedir:
bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir.
bir şeyin birkaç şekilde ters gitme olasılığı varsa, hep en kötü sonuç doğuracak şekilde ters gidecektir.
bir şeyin ters gidebileceği olasılıkları engelleseniz bile, anında yeni bir olasılık ortaya çıkacaktır.
bir şeyin olma olasılığı, isteme olasılığı ile ters orantılıdır.
er ya da geç olası en kötü koşullar zincirlemesi vuku bulacaktır.
ne zaman bir şeyden vazgeçseniz, vazgeçtiğiniz o şey size geri gelir.
olmuyorsa zorlayın, kırılırsa zaten değişmesi gerekir.
ne kadar beklersen bekle istenmediği zaman gelecektir.
çözülen her problem yeni problemler yaratır.
her şey yolunda gidiyorsa, kesin bir terslik vardır.
bir şeyle fazla oynarsanız, onu bozarsınız.
bütün bir dönem kusursuz çalışan hesap makinesinin, matematik sınavında pili biter. (açıklama: her ihtimale karşın, beraberinizde pil taşırsanız, o da bayat çıkar)
hiçbir şey göründüğü kadar kolay değildir.
piyangoda para kazandığınız gün, ölümünüze fazla kalmamıştır.
bir şeyi anlayamıyorsanız, içgüdüsel olarak doğrudur.
bir kişiye "masa boyalı, sakın değme!" derseniz, size inanmadan önce mutlaka masaya dokunacaktır.
eğer kendinizi iyi hissediyorsanız, üzülmeyin geçer.
aradığınız bir şeyi en başından değil en sonundan aramaya başlayın.
bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir.
bir şeyin birkaç şekilde ters gitme olasılığı varsa, hep en kötü sonuç doğuracak şekilde ters gidecektir.
bir şeyin ters gidebileceği olasılıkları engelleseniz bile, anında yeni bir olasılık ortaya çıkacaktır.
bir şeyin olma olasılığı, isteme olasılığı ile ters orantılıdır.
er ya da geç olası en kötü koşullar zincirlemesi vuku bulacaktır.
ne zaman bir şeyden vazgeçseniz, vazgeçtiğiniz o şey size geri gelir.
olmuyorsa zorlayın, kırılırsa zaten değişmesi gerekir.
ne kadar beklersen bekle istenmediği zaman gelecektir.
çözülen her problem yeni problemler yaratır.
her şey yolunda gidiyorsa, kesin bir terslik vardır.
bir şeyle fazla oynarsanız, onu bozarsınız.
bütün bir dönem kusursuz çalışan hesap makinesinin, matematik sınavında pili biter. (açıklama: her ihtimale karşın, beraberinizde pil taşırsanız, o da bayat çıkar)
hiçbir şey göründüğü kadar kolay değildir.
piyangoda para kazandığınız gün, ölümünüze fazla kalmamıştır.
bir şeyi anlayamıyorsanız, içgüdüsel olarak doğrudur.
bir kişiye "masa boyalı, sakın değme!" derseniz, size inanmadan önce mutlaka masaya dokunacaktır.
eğer kendinizi iyi hissediyorsanız, üzülmeyin geçer.
aradığınız bir şeyi en başından değil en sonundan aramaya başlayın.
devamını gör...
dünyanın en değerli şeyi
zaman.
benjamin franklin’inin de dediği gibi:
“eğer hayatı seviyorsan, zamanı öldürme; çünkü hayatın zamana bağlıdır.”
benjamin franklin’inin de dediği gibi:
“eğer hayatı seviyorsan, zamanı öldürme; çünkü hayatın zamana bağlıdır.”
devamını gör...
yazarların başından geçen tebessüm ettiren olaylar
korona olan karşı komşumuza sokaktan geçen herkesin geçmiş olsun dilekleri ve onun maskeyle pencereden sağ olun sağ olun demesi. odamızın karşılıklı olması sonucunda da arada sırada konuşmamız. tatlı bir birlik beraberliği anımsatır bana.
devamını gör...
edward bernays
sigmund freud'un yeğeni olan edward bernays, "halkla ilişkilerin babası" olarak anılır. kendisine propagandadın kurucusu da diyebiliriz.
dayısı sigmund freud kadar bilinmese de, edward bernays modern dünyanın şekillenmesinde en büyük paylardan birisine sahip. tüketen insan modelinin oluşumunda ve insanın ihtiyacı olmayanı da istemesinde yapmış olduğu çalışmalar büyük öneme sahip. freud'un fikirlerini, kitle manipülasyonu için kullanmış olan edward bernays, aslında şu anki dünyayı anlamak için en önemli kaynaklardan birisi olabilir.
bernays'ın fikirlerinden yararlandığı bir diğer önemli kişi ise gustave le bon'dur. kitlelerin psikolojisi üzerine çalışmalar yapan le bon'a göre, kitleler bir çobanı olmadan kendisine yardım edemez. bu noktada ortaya çıkacak bir güçlü kişilik, yönetilmek isteyen kitlelere kendi isteklerini kabul ettirebilecektir.
tüm bunların ışığında bernays, zihninde tüm parçaları birleştirmişti. ilk işi bir halkla ilişkiler konseyi kurmak oldu.
savaş bitmiş, üretim artmış, devletler bu üretimin pazarda olan talebini artırmak istiyordu. temel amaç, toplumu ihtiyacı olmayanı da almaya ikna etmekti. bu noktada da sahneye edward bernays çıkıyordu.
new york bankaları şirketlere süpermarket kurulması için fon sağlamaya başladı. amaç bahsettiğimiz gibi artan üretimin pazarını oluşturmak, ihtiyaç denilen olgunun tanımını baştan yapmaktı.
bernays işe kadın dergilerinin yaygınlaştırılması ile başladı. ürünler reklamlar ve film yıldızları ile tanıtılıyordu. bernays ayrıca filmlerin içinde ürün tanıtımı da başlatmıştı. süpermarketlerin algısını değiştirip marketlerde moda gösterileri düzenledi. ayrıca bazı ürünlerin insan psikolojisine iyi geldiğini söyleyen psikolog raporları yazdıran da yine bernays'in ta kendisiydi.
bernays'ın oluşturmak istediği algı şuydu: "satın aldığınız şeyleri sadece ihtiyaçtan almadınız, kendinizi nasıl gördüğünüzü başkalarına göstermek için de aldınız."
bernays'ın en bilindik çalışması ise kadınları sigara içmeye ikna etmesidir. o yıllarda kadınların sigara içmesi bir tabuydu. bernays da sigara şirketlerinin müşteri çerçevesine kadınları da ekleyebilmesi için bir çalışma yaptı. bir grup kadının eline sigara alıp yürüyüş yapmalarını istedi. bu eylemde, sigara ateşinin özgürlük meşalesi olarak anılmasını sağladı. böylece sigara içen kadın güçlü ve bağımsızdır düşüncesini topluma empoze etti. ayrıca renk renk sigara paketi üretilmesini tavsiye ederek, kadınların kıyafetlerine uygun paket taşımasına olanak sağladı.
yapmış olduğu bir diğer çalışma ise kahvaltının sağlık üzerine etkisi konulu reklamlar ile domuz pastırması ve yumurtanın kahvaltıda temel besinler olmasını sağlamaktı. bunun sonucunda domuz pastırması satışlarını ikiye katlamıştır.
sadece bu iki olay bile onun aslında şu anki toplumun oluşmasında bir kilometre taşı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. o tüketicilik dalgasının başlatanı olmuştu. şimdi o dalgalar dev bir tsunamiye dönüştü.
dayısı sigmund freud kadar bilinmese de, edward bernays modern dünyanın şekillenmesinde en büyük paylardan birisine sahip. tüketen insan modelinin oluşumunda ve insanın ihtiyacı olmayanı da istemesinde yapmış olduğu çalışmalar büyük öneme sahip. freud'un fikirlerini, kitle manipülasyonu için kullanmış olan edward bernays, aslında şu anki dünyayı anlamak için en önemli kaynaklardan birisi olabilir.
bernays'ın fikirlerinden yararlandığı bir diğer önemli kişi ise gustave le bon'dur. kitlelerin psikolojisi üzerine çalışmalar yapan le bon'a göre, kitleler bir çobanı olmadan kendisine yardım edemez. bu noktada ortaya çıkacak bir güçlü kişilik, yönetilmek isteyen kitlelere kendi isteklerini kabul ettirebilecektir.
tüm bunların ışığında bernays, zihninde tüm parçaları birleştirmişti. ilk işi bir halkla ilişkiler konseyi kurmak oldu.
savaş bitmiş, üretim artmış, devletler bu üretimin pazarda olan talebini artırmak istiyordu. temel amaç, toplumu ihtiyacı olmayanı da almaya ikna etmekti. bu noktada da sahneye edward bernays çıkıyordu.
new york bankaları şirketlere süpermarket kurulması için fon sağlamaya başladı. amaç bahsettiğimiz gibi artan üretimin pazarını oluşturmak, ihtiyaç denilen olgunun tanımını baştan yapmaktı.
bernays işe kadın dergilerinin yaygınlaştırılması ile başladı. ürünler reklamlar ve film yıldızları ile tanıtılıyordu. bernays ayrıca filmlerin içinde ürün tanıtımı da başlatmıştı. süpermarketlerin algısını değiştirip marketlerde moda gösterileri düzenledi. ayrıca bazı ürünlerin insan psikolojisine iyi geldiğini söyleyen psikolog raporları yazdıran da yine bernays'in ta kendisiydi.
bernays'ın oluşturmak istediği algı şuydu: "satın aldığınız şeyleri sadece ihtiyaçtan almadınız, kendinizi nasıl gördüğünüzü başkalarına göstermek için de aldınız."
bernays'ın en bilindik çalışması ise kadınları sigara içmeye ikna etmesidir. o yıllarda kadınların sigara içmesi bir tabuydu. bernays da sigara şirketlerinin müşteri çerçevesine kadınları da ekleyebilmesi için bir çalışma yaptı. bir grup kadının eline sigara alıp yürüyüş yapmalarını istedi. bu eylemde, sigara ateşinin özgürlük meşalesi olarak anılmasını sağladı. böylece sigara içen kadın güçlü ve bağımsızdır düşüncesini topluma empoze etti. ayrıca renk renk sigara paketi üretilmesini tavsiye ederek, kadınların kıyafetlerine uygun paket taşımasına olanak sağladı.
yapmış olduğu bir diğer çalışma ise kahvaltının sağlık üzerine etkisi konulu reklamlar ile domuz pastırması ve yumurtanın kahvaltıda temel besinler olmasını sağlamaktı. bunun sonucunda domuz pastırması satışlarını ikiye katlamıştır.
sadece bu iki olay bile onun aslında şu anki toplumun oluşmasında bir kilometre taşı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. o tüketicilik dalgasının başlatanı olmuştu. şimdi o dalgalar dev bir tsunamiye dönüştü.
devamını gör...
şarabın yanında iyi giden şeyler
kızarmış ekmek, güzel aromalı peynir, çerez ve et.... ben jamón ibérico ismindeki domuz jambonuna bayılıyorum... bence muhteşem lezzet şarap ile birlikte mutlaka deneyin.
devamını gör...
tim blais
acapellascience adlı youtube kanalında popüler şarkılara akapella tarzı bilimsel parodiler yapan çok yetenekli kanadalı youtuber'dır.
videolarının sonunda veya bilgi kısmında bu parodi için hangi bilimsel yayınları kullandığını, bunların editör ve author'leriyle birlikte açıklar bazen *. bu arada akapella müziğin hakkını vermektedir kendisi, zira hiç enstrüman kullanmaz videolarında*.
bazı çalışmalarını şöyle bırakayım;
evo devo;
the molecular shape of you;
no acid all about that base;
the surface of light!;
blais'in bazı parodileri ise üniversitelerde hocaların ders anlatırken kullandığı materyallerden biri haline gelir kimi zaman. yani blais o kadar ayrıntılı kaynak taramış ve videolarının üzerinde iyi çalışmıştır.
mesela paris politeknik üniversitesi'nde;
biraz da hip-hop;
videolarının sonunda veya bilgi kısmında bu parodi için hangi bilimsel yayınları kullandığını, bunların editör ve author'leriyle birlikte açıklar bazen *. bu arada akapella müziğin hakkını vermektedir kendisi, zira hiç enstrüman kullanmaz videolarında*.
bazı çalışmalarını şöyle bırakayım;
evo devo;
the molecular shape of you;
no acid all about that base;
the surface of light!;
blais'in bazı parodileri ise üniversitelerde hocaların ders anlatırken kullandığı materyallerden biri haline gelir kimi zaman. yani blais o kadar ayrıntılı kaynak taramış ve videolarının üzerinde iyi çalışmıştır.
mesela paris politeknik üniversitesi'nde;
biraz da hip-hop;
devamını gör...
feveran
'birdenbire öfkelenme' anlamına gelen sözcüktür.
devamını gör...
cıva
atom numarası 80, simgesi hg olan element. kullanım alanı geniş olmakla beraber, zehirli bir madde olduğundan dikkatli kullanılmalıdır.
devamını gör...
iltifat etmek
aslında olması gerekendir. ne iltifat edenden taraftan ne de karşı taraftan birşey götürmez. aksine samimi, hoş bir ambians yaratır. ama öyle bir zamandayız ki insan birine selam verirken bile düşünüyor. acaba yanlış anlar mı, ayıp mı olur ki diye düşünüyor..
devamını gör...
sevgi
sevgi neydi, sevgi emekti.
(bkz: selvi boylum al yazmalım)
bence sevgiyi anlatmak zor, sevgiyi anlatır gibi yapmak bile zor hatta. herkesin sevgi tanımı çok farklıdır bence, hayatımda gördüğüm en subjektif kelime bu olabilir diye düşünüyorum şu an. bu fikrim belki değişir ilerleyen zamanlarda.
(bkz: selvi boylum al yazmalım)
bence sevgiyi anlatmak zor, sevgiyi anlatır gibi yapmak bile zor hatta. herkesin sevgi tanımı çok farklıdır bence, hayatımda gördüğüm en subjektif kelime bu olabilir diye düşünüyorum şu an. bu fikrim belki değişir ilerleyen zamanlarda.
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
(bkz: kuzguncuktaki vişne)
devamını gör...
ruşendil-i beşer
"umut için daha çok umut etmeliyiz!" diyeceğim çok sevgili yazar; hep mutlu kal*
devamını gör...
ben evlendiğimde 45 kiloydum
eğer ki annelere bütün dünyanın onları duyacağı bir mikrofon verilseydi söyleyecekleri cümle yemin ederim bu olurdu.
devamını gör...
bir demet tiyatro
mükremin çıtır, laz bakkal, tirbişon, feriştah yenge ve en önemlisi saldıray abi ("çıkar şu üstündekileri ne dediğin anlaşılmıyor!" gibi replikleri olan) gibi kült karakterlerin hayat bulduğu güzel bir tiyatro/dizi konseptiydi.
şimdi bkm nin geldiği duruma bakıyorum da nereden nereye.
şimdi bkm nin geldiği duruma bakıyorum da nereden nereye.
devamını gör...

