yazarların hayattaki en büyük yanılgısı
ne kadar çok seversem, o kadar sevilirim zannediyordum. yanılmışım. ben de sevmeyi bıraktım.
devamını gör...
yayında biri rezil olurken veya zorlanırken bakamayan insan
açıkçası gündelik hayatta da rezil olan, alaya alınan, yüzü kızarmakta olan insana bakamam ve o ortamdan uzaklaşırım. bunun fazla empatiden ileri geldiğini düşünüyorum.
devamını gör...
kafa sözlük
ah be hiç haberin yoook eş dost biz gama düşüceeez sen durma koy saki içicez. bugün son kez bu başlıktayız. üzücü, hüzünçlü ve dramatik. çok alışmıştık ve fakat elden ne gelir…
isim değişse de ben benimsediğim yerden devam edeceğim. her yazar farklı bir renk benim için. burayı seviyorum. bu gerçeğin değişmesi imkansız gibi. en başta araştırmadığım halde burası içimde bişeyler uyandırıp beni üye olmaya itmişti. içerde neler oluyor, kim neyi nasıl neden yazıyor bilmiyordum. zamanla benimsedim. evim gibi diyorsunuz ya, öyle oldu. öyle kalacak. yıldıramazlar. yılmayacağız.
isim değişse de ben benimsediğim yerden devam edeceğim. her yazar farklı bir renk benim için. burayı seviyorum. bu gerçeğin değişmesi imkansız gibi. en başta araştırmadığım halde burası içimde bişeyler uyandırıp beni üye olmaya itmişti. içerde neler oluyor, kim neyi nasıl neden yazıyor bilmiyordum. zamanla benimsedim. evim gibi diyorsunuz ya, öyle oldu. öyle kalacak. yıldıramazlar. yılmayacağız.
devamını gör...
zurna dürüm
çok harika bir fast fooddur.
kadıköy büyük waikiki sokağındaki zurnacıdan mutlaka tatmanız gerekir.
tavuklu olanı makbuldür. etli olanı ben pek sevmem açıkçası.
kadıköy büyük waikiki sokağındaki zurnacıdan mutlaka tatmanız gerekir.
tavuklu olanı makbuldür. etli olanı ben pek sevmem açıkçası.
devamını gör...
diğer öğrenciler maskelerini indirdi diye sınavı terk eden öğrenci
aslında,öğrencinin isyanı maskeye değil , sisteme ,nasıl bir sistemdir ki ,herkesi evine tık , ama sınavları erteleme , üstüne birde maske çıkarmak serbest olsun.
yahu yasağın amacı hastalığın yayılmasını önlemek değilmi? o zaman maske takmak ta zorunlu olması lazım.
kız bu çelişkiyi protesto etti , ama onun bir yılına mal olacak.
yahu yasağın amacı hastalığın yayılmasını önlemek değilmi? o zaman maske takmak ta zorunlu olması lazım.
kız bu çelişkiyi protesto etti , ama onun bir yılına mal olacak.
devamını gör...
dünyadaki en büyük hüzün
bedeniniz hayattayken ruhunuzun ölmüş olmasıdır.
bundan daha hüzün veren ne vardır bu dünyada? yaşama sevincini kaybedip yaşamaya devam etmek zordur.
bundan daha hüzün veren ne vardır bu dünyada? yaşama sevincini kaybedip yaşamaya devam etmek zordur.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ruh halleri
sökük çorap gibiyim, dolaşık ve kıvır kıvır.
devamını gör...
ph cetveli
çözeltilerin asitlik veya bazlık derecesini gösteren, ingilizcede "hidrojenin gücü" anlamındaki "power of hydrogen" kelimelerinin baş harflerinden kısaltma olarak gelen terimle ifade edilen ölçek.
ph değerleri 0'dan 14'e kadar sıralanır. değer küçüldükçe çözelti asit, büyüdükçe baz karaktere doğru evrilir. ph = 7 durumunda çözelti nötr olur. içtiğimiz ya da yıkandığımız suyun ph derecesinin 7'den az olmaması gerekir.
mide salgımızın ph derecesi 1,5 ile 2 arasında olduğundan bu salgıya mide asidi diyoruz. ince bağırsaklarımızda ph değeri 8 - 9 civarında olduğundan bu ortam da baziktir.
cildimizin ph seviyesi düştüğünde egzama gibi sorunlarla karşılaşma nedenimiz de ortamın asidik hale gelmesidir.
ph değerleri 0'dan 14'e kadar sıralanır. değer küçüldükçe çözelti asit, büyüdükçe baz karaktere doğru evrilir. ph = 7 durumunda çözelti nötr olur. içtiğimiz ya da yıkandığımız suyun ph derecesinin 7'den az olmaması gerekir.
mide salgımızın ph derecesi 1,5 ile 2 arasında olduğundan bu salgıya mide asidi diyoruz. ince bağırsaklarımızda ph değeri 8 - 9 civarında olduğundan bu ortam da baziktir.
cildimizin ph seviyesi düştüğünde egzama gibi sorunlarla karşılaşma nedenimiz de ortamın asidik hale gelmesidir.
devamını gör...
yalnızlık
uzun zamandır içinden çıkamadığım, artık beni yoran şey. yok, ben öyle etrafında gayet iş bitiren insanlar olduğu halde sevgilisi olmadığı için yalnızlık edebiyatı yapanlardan değilim. gerçekten yalnızlar anlar bunu.
hayatım boyunca çok sosyal biri oldum lakin bugün geldiğimiz noktada, inanılmaz bir yalnızlığın içine düşmüş vaziyetteyim. üniversite bittikten sonra hangi kapıyı çaldıysam bir nevi yüzüme kapandı. iş bulamadım ve sosyal çevremden yavaş yavaş koptum. her şeyin ilacı olan zaman, beni zehirledi. ilk zamanlardaki boşluk hissi, yerini depresyona bıraktı. depresyon, bende kendi kabuğuma çekilmek olarak tezahür ediyor.
hayatımın belirli dönemlerinde, özellikle babamın hastalandığı süreçte yine benzer şeyler yaşamıştım ancak hayatta bir amacımın olması, beni tekrar kendime getiriyordu. son kabuğuma çekilişim çevreme yıkım getirdi. resmen "kendine yazık ediyorsun, neden aramıyorsun, telefonlarımızı açmıyorsun" cümleleri arasında kayboldum. moral vermek isteyenlere de kapattım kapılarımı. ilacım kendimde dedim, çözerim dedim. ben hep kendi bacağımı kendim kesmiştim; "kimseye ihtiyacım yok" demiştim. ne büyüklenmişim öyle, ne kibir doluymuşum. ben ki yalnızlığı çok sever, her işi kendim yapardım. yalnız sinemaya gider, yalnız yemek yer, kitap okur, hayal kurardım.
ailevi sorunlarım aşılamaz noktaya geldi. babasızlık benim hayatıma ağır bir darbe vurdu. çünkü benim babam, hayatta bana her zaman yardımcı olmuş tek insandı. sorunlu bir ailem vardı ve reis gittikten sonra tüm yük bana kaldı. ne zormuş baba olmak, ne zormuş seni dinlemeyenleri yönetmeye çalışmak. her kafadan bir sesin çıktığı bir kaos ortamında, kalp kırmanın vicdani yükleriyle yüzleşmek ne zormuş. bugün hayatım öyle bir noktaya geldi ki beni bu kıskaçtan kurtaracak birilerini arıyorum adeta. rest çekip gidecek olsam, aylardır arayıp sormadığım dostlarımın kapısına gidecek yüzü bulamıyorum.
uyumamamak değil de uyuyamamak çok kötü bir şeydir. ben 4 senedir adam gibi uyuyamıyorum. bugün kaygılarım azalmadı, aksine arttı. üç sene önce "ya şunlar olursa nolur" diye düşünmekten uyuyamadığım ne varsa hepsi oldu. şimdi, ileride olabileceklere olan kaygımdan uyuyamıyorum. onlar da olacak gibime geliyor çünkü hayat bu, okumayı bilirseniz size yolu da yordamı da gösterir.
hayattaki en değerli şeyim, çalışma azmimi kaybettim. ortamların en zeki çocuğu, en fişek adamının bugün düştüğü duruma üzülüyorum. kendimi uzaktan seyrediyorum ve "bu adama bakıp içilir kardeşim" diyorum. bir kere şuradan uzaklaşıp, içip kafamı dinlesem motivasyonumu biraz olsun toparlayacakmışım gibi geliyor. tabii içmeye bile param yok. artık yanına sokulup "baba bana bir yüz lira ateşlesene" diyecek kimsenizin olmaması çok kötü bir şey. şimdi babadan kalan parayla evi ben geçindiriyorum ve kendime ayda 4 5 paket sigara alacak paradan başka bir şey ayıramıyorum.
koskoca bandini, arturo dominic bandini, öyle bir hale geldi ki büsbütün yaşamın kendisine kırgın. bir insan nasıl harcanabilir, göz göre göre nasıl yolunu kaybedebilir, nasıl boktan bir hayatın hikayesini yazabilir etine kemiğine bürünmüş haldeyim. bu entryi okuyan olursa; ben ki hiç tanımadığım insanların yazdıklarıma, konuştuklarıma hayranlık belirtip davetler ettiği insandım. ben ki birilerinin nüfuz sahibi olmak için yanında görmek istediği bir insandım. ben, öyle bir düşüşün her aşamasına şahit oldum ki hayatta hiçbir şeyin garantisi olmadığını size garani edebilirim.
ne varsa elinizde sizi mutlu eden, hayatınızı kolaylaştırmak için, sizin için çabalayan kim varsa adamakıllı değerini bilin. sadece sevginin, kan bağının, bilmem ne zaman içilmiş kahvenin, temelinde mecburiyet olmuş ilişkilerin arkasına sığınıp da yanınızda olanların, işler zorlaştığında uzaklaşacaklarını, uzaklaşmasalar da sadece derdinizi dinleyip geçeceklerini iyi bilin. ben kimsenin uzaklaşmasını beklemedim, kendim uzaklaştım. ancak insan bir zaman geçtiğinde daha iyi anlıyor neyin ne olduğunu.
önceleri az çok bahanelerin arkasına sığınıyor, her türlü rezilliğin, kepazeliğin bir özrünü icat edebiliyorduk. ne zaman ki yaşam iyi kötü hayatta kalabilmek için bizden neler alabileceğini ortaya koyduğunda daha iyi anlıyor insan; bir yaşamın özetini çıkarıyor, ayakları yere sağlam basıyor. bugünlerin kırgınlığı, kızgınlığı, elimizden kayıp giden gençliğin bir daha geri gelmeyeceğinin bilinci yıkımı daha da artırıyor. çözüm yok, çözüm ararsak yolumuz stefan zweig'e çıkar, aşık imami'ye çıkar.
yaşıyoruz bir şekilde ama kızgınız. celine'in dediği gibi şiirimizi tüketiyoruz, sıfıra sıfır elde var sıfır, işte yaşam!
hayatım boyunca çok sosyal biri oldum lakin bugün geldiğimiz noktada, inanılmaz bir yalnızlığın içine düşmüş vaziyetteyim. üniversite bittikten sonra hangi kapıyı çaldıysam bir nevi yüzüme kapandı. iş bulamadım ve sosyal çevremden yavaş yavaş koptum. her şeyin ilacı olan zaman, beni zehirledi. ilk zamanlardaki boşluk hissi, yerini depresyona bıraktı. depresyon, bende kendi kabuğuma çekilmek olarak tezahür ediyor.
hayatımın belirli dönemlerinde, özellikle babamın hastalandığı süreçte yine benzer şeyler yaşamıştım ancak hayatta bir amacımın olması, beni tekrar kendime getiriyordu. son kabuğuma çekilişim çevreme yıkım getirdi. resmen "kendine yazık ediyorsun, neden aramıyorsun, telefonlarımızı açmıyorsun" cümleleri arasında kayboldum. moral vermek isteyenlere de kapattım kapılarımı. ilacım kendimde dedim, çözerim dedim. ben hep kendi bacağımı kendim kesmiştim; "kimseye ihtiyacım yok" demiştim. ne büyüklenmişim öyle, ne kibir doluymuşum. ben ki yalnızlığı çok sever, her işi kendim yapardım. yalnız sinemaya gider, yalnız yemek yer, kitap okur, hayal kurardım.
ailevi sorunlarım aşılamaz noktaya geldi. babasızlık benim hayatıma ağır bir darbe vurdu. çünkü benim babam, hayatta bana her zaman yardımcı olmuş tek insandı. sorunlu bir ailem vardı ve reis gittikten sonra tüm yük bana kaldı. ne zormuş baba olmak, ne zormuş seni dinlemeyenleri yönetmeye çalışmak. her kafadan bir sesin çıktığı bir kaos ortamında, kalp kırmanın vicdani yükleriyle yüzleşmek ne zormuş. bugün hayatım öyle bir noktaya geldi ki beni bu kıskaçtan kurtaracak birilerini arıyorum adeta. rest çekip gidecek olsam, aylardır arayıp sormadığım dostlarımın kapısına gidecek yüzü bulamıyorum.
uyumamamak değil de uyuyamamak çok kötü bir şeydir. ben 4 senedir adam gibi uyuyamıyorum. bugün kaygılarım azalmadı, aksine arttı. üç sene önce "ya şunlar olursa nolur" diye düşünmekten uyuyamadığım ne varsa hepsi oldu. şimdi, ileride olabileceklere olan kaygımdan uyuyamıyorum. onlar da olacak gibime geliyor çünkü hayat bu, okumayı bilirseniz size yolu da yordamı da gösterir.
hayattaki en değerli şeyim, çalışma azmimi kaybettim. ortamların en zeki çocuğu, en fişek adamının bugün düştüğü duruma üzülüyorum. kendimi uzaktan seyrediyorum ve "bu adama bakıp içilir kardeşim" diyorum. bir kere şuradan uzaklaşıp, içip kafamı dinlesem motivasyonumu biraz olsun toparlayacakmışım gibi geliyor. tabii içmeye bile param yok. artık yanına sokulup "baba bana bir yüz lira ateşlesene" diyecek kimsenizin olmaması çok kötü bir şey. şimdi babadan kalan parayla evi ben geçindiriyorum ve kendime ayda 4 5 paket sigara alacak paradan başka bir şey ayıramıyorum.
koskoca bandini, arturo dominic bandini, öyle bir hale geldi ki büsbütün yaşamın kendisine kırgın. bir insan nasıl harcanabilir, göz göre göre nasıl yolunu kaybedebilir, nasıl boktan bir hayatın hikayesini yazabilir etine kemiğine bürünmüş haldeyim. bu entryi okuyan olursa; ben ki hiç tanımadığım insanların yazdıklarıma, konuştuklarıma hayranlık belirtip davetler ettiği insandım. ben ki birilerinin nüfuz sahibi olmak için yanında görmek istediği bir insandım. ben, öyle bir düşüşün her aşamasına şahit oldum ki hayatta hiçbir şeyin garantisi olmadığını size garani edebilirim.
ne varsa elinizde sizi mutlu eden, hayatınızı kolaylaştırmak için, sizin için çabalayan kim varsa adamakıllı değerini bilin. sadece sevginin, kan bağının, bilmem ne zaman içilmiş kahvenin, temelinde mecburiyet olmuş ilişkilerin arkasına sığınıp da yanınızda olanların, işler zorlaştığında uzaklaşacaklarını, uzaklaşmasalar da sadece derdinizi dinleyip geçeceklerini iyi bilin. ben kimsenin uzaklaşmasını beklemedim, kendim uzaklaştım. ancak insan bir zaman geçtiğinde daha iyi anlıyor neyin ne olduğunu.
önceleri az çok bahanelerin arkasına sığınıyor, her türlü rezilliğin, kepazeliğin bir özrünü icat edebiliyorduk. ne zaman ki yaşam iyi kötü hayatta kalabilmek için bizden neler alabileceğini ortaya koyduğunda daha iyi anlıyor insan; bir yaşamın özetini çıkarıyor, ayakları yere sağlam basıyor. bugünlerin kırgınlığı, kızgınlığı, elimizden kayıp giden gençliğin bir daha geri gelmeyeceğinin bilinci yıkımı daha da artırıyor. çözüm yok, çözüm ararsak yolumuz stefan zweig'e çıkar, aşık imami'ye çıkar.
yaşıyoruz bir şekilde ama kızgınız. celine'in dediği gibi şiirimizi tüketiyoruz, sıfıra sıfır elde var sıfır, işte yaşam!
devamını gör...
karadeliklerle zaman yolculuğu
karadelikler uzayda bulunan, ışık yaymayan ve yüksek çekimsel kuvvete sahip cisimlerdir. evrenin en obur cismi olan kara delikler, uzayda bulunan her türlü cismi yutma eylemi gösterir.
belirli bir ömürleri olduğu söylenir. şöyle ki; zamanı dolduğunda geriye toz bulutu bırakıp yok olurlar.
matematiksel olarak karadeliklerle evrenin bir ucundan bir ucuna ışınlanmak/zaman yolcuğu yapmak mümkündür. ancak madde evreni dediğim varlık, bunun mümkün olmaması için elinden geleni yapar. en büyük kanıtı ise; karadelik merkezine inmenin imkânsız kadar zor olduğunu söylemesidir.
madde yoğunluğu, yüzey sıcaklığı gibi nedenlerden ötürü içeri düşen cisim, henüz merkeze yetişemeden parçalanır.
sözün özü; karadeliklerle zaman yolculuğu maddeler evreni'nde imkânsızdır.
belirli bir ömürleri olduğu söylenir. şöyle ki; zamanı dolduğunda geriye toz bulutu bırakıp yok olurlar.
matematiksel olarak karadeliklerle evrenin bir ucundan bir ucuna ışınlanmak/zaman yolcuğu yapmak mümkündür. ancak madde evreni dediğim varlık, bunun mümkün olmaması için elinden geleni yapar. en büyük kanıtı ise; karadelik merkezine inmenin imkânsız kadar zor olduğunu söylemesidir.
madde yoğunluğu, yüzey sıcaklığı gibi nedenlerden ötürü içeri düşen cisim, henüz merkeze yetişemeden parçalanır.
sözün özü; karadeliklerle zaman yolculuğu maddeler evreni'nde imkânsızdır.
devamını gör...
ii. sobekemzaf
bir antik mısır firavunu. diğer bir antik mısır firavunu olan ix. ramses döneminde mezarı hem soyuldu hem de yakıldı. ix. ramses bunu halka duyurdu ve en son soygunculardan itiraflar geldi. tabi o dönem m.ö. 1100'ler. ama sobekemzaf m.ö. 1500'lerde yaşadı. yani mezarı 400 yıl sonra soyuldu. o dönemin kaynaklarında soyulma olayından bahsedilir. amun re tapınağının taş ustalarından biri olan amenpnufer, taş ustası hapiwer ile batı thebes'teki soyluların mezarlarını soymaya alışık olduklarını, yani bunu sürekli yaptıklarını söyler. ve sobekemzaf'ın mezarını soyduklarından bahseder. tabi yanında 6 diğer suç ortağı da vardır. amenpnufer şöyle söyler,
...mezarları soymaya gittik...ve re sebnekemzaf'ın oğlu olan kral sekhemre shedtaui'nin piramidini bulduk. bu bizim soymaya alışık olduğumuz soyluların piramitleri ve mezarları gibi değildi.
bu arada sanırsam ekhemre shedtaui, ii. sebekemzaf.
amenpnufer duruşmasında şöyle söylüyor:
sonra taş(?)ları kırdık...ve bu tanrıyı (kralı) mezarında yatarken bulduk. kraliçesi nubkhaes de mezarının yanındaydı. lahitlerini ve içinde bulundukları tabutları açtık ve bu kralın asil mumyasını donatılmış bulduk. boynunda çok sayıda tılsım ve altın mücevher vardı ve kafası altının üzerindeydi. bu kralın asil mumyası tamamen altınla süslenmişti ve tabutları içte ve dışta altın ve gümüşle süslenmiş ve her türlü değerli taşla işlenmişti. altını bu tanrının asil mumyasından topladık...ve aynı şekilde onun (kraliçe) üzerinde bulduğumuz her şeyi topladık ve tabutlarını ateşe verdik. altın, gümüş ve bronzdan oluşan eşyalarını da alıp kendi aramızda böldük...sonra teb'e geçtik. ve birkaç gün sonra thebes bölge muhafızı(?) batıda hırsızlık yaptığımızı duydu ve beni yakalayıp teb başkanı(?)nın mekanına hapsettiler. ben bana düşen 20 deben altını payım olarak aldım ve onları thebes'in iniş yerine bağlı kasabanın yazarı khaemope'a verdim. ve beni serbest bıraktı ve arkadaşlarıma tekrar katıldım ve benim zararımı yine belirli bir miktarla ödediler. böylece ben, yanımdaki diğer hırsızlarla birlikte, thebes'in batısında kalan toprakların soylularının ve ölmüş halkının mezarlarını soyma uygulamasına bugüne kadar devam ettim.
hırsızlar mahkum edildiler, ölüm cezası almış olmaları muhtemel. amenpnufer kendisiyse, antik mısır'da "yalnızca en iğrenç suçlar için ayrılmış" bir ceza olan kazığa mahkum edildi. bu işkenceli bir ölüm cezasıdır.
kazık cezası böyledir:

...mezarları soymaya gittik...ve re sebnekemzaf'ın oğlu olan kral sekhemre shedtaui'nin piramidini bulduk. bu bizim soymaya alışık olduğumuz soyluların piramitleri ve mezarları gibi değildi.
bu arada sanırsam ekhemre shedtaui, ii. sebekemzaf.
amenpnufer duruşmasında şöyle söylüyor:
sonra taş(?)ları kırdık...ve bu tanrıyı (kralı) mezarında yatarken bulduk. kraliçesi nubkhaes de mezarının yanındaydı. lahitlerini ve içinde bulundukları tabutları açtık ve bu kralın asil mumyasını donatılmış bulduk. boynunda çok sayıda tılsım ve altın mücevher vardı ve kafası altının üzerindeydi. bu kralın asil mumyası tamamen altınla süslenmişti ve tabutları içte ve dışta altın ve gümüşle süslenmiş ve her türlü değerli taşla işlenmişti. altını bu tanrının asil mumyasından topladık...ve aynı şekilde onun (kraliçe) üzerinde bulduğumuz her şeyi topladık ve tabutlarını ateşe verdik. altın, gümüş ve bronzdan oluşan eşyalarını da alıp kendi aramızda böldük...sonra teb'e geçtik. ve birkaç gün sonra thebes bölge muhafızı(?) batıda hırsızlık yaptığımızı duydu ve beni yakalayıp teb başkanı(?)nın mekanına hapsettiler. ben bana düşen 20 deben altını payım olarak aldım ve onları thebes'in iniş yerine bağlı kasabanın yazarı khaemope'a verdim. ve beni serbest bıraktı ve arkadaşlarıma tekrar katıldım ve benim zararımı yine belirli bir miktarla ödediler. böylece ben, yanımdaki diğer hırsızlarla birlikte, thebes'in batısında kalan toprakların soylularının ve ölmüş halkının mezarlarını soyma uygulamasına bugüne kadar devam ettim.
hırsızlar mahkum edildiler, ölüm cezası almış olmaları muhtemel. amenpnufer kendisiyse, antik mısır'da "yalnızca en iğrenç suçlar için ayrılmış" bir ceza olan kazığa mahkum edildi. bu işkenceli bir ölüm cezasıdır.
kazık cezası böyledir:

devamını gör...
yalçın nereye koşuyor
nazan ş. 'nin o dönemin eskortlarından olduğunu öğrendiğim kitaptır. adam taa o zamanlar uçak seyahatlerinde rakısını şalgam suyuyla içermiş.
eğlenceli bilgiler bir yana gerçekten son derece uyanık olan ve müthiş ticari zekaya sahip olan yalçın doğan' ın çaycılıktan bankerliğe ve zirveden batışa giden hikayesinin anlatıldığı otobiyografik kitaptır. banker kastelli gibi piyasadan yüksek faiz vaadiyle para toplayıp yatırım yaparak parayı işleten banker yalçın, para gelişi sekteye uğradığında önce faizleri sonra anaparaları ödeyemez hale gelerek batar ve yargılanacak ciddi hapis cezası alır. hayat hikayesini de hapishanede gazeteci emin çölaşan'a anlatır.
kitabın dili güzel, okuması kolay, öğrenilenler ilginçtir. ben çok şey öğrenmiştim kitaptan ama devletim öğrenmemiş olacak ki daha sonra imar bankası, impexbank, tyt bank, marmarabank falan da battı. imar bankasından sonra kuruldu sanırım bddk. neyse, çok da önemli değil zaten en son 2001'de ihlas finans battı. bankerlere para kaptıranlar neyse de bankalarda paraları batanlar, hesap başına üç kuruş tazminatlarla baştan savıldılar. birikimlerini kaybeden, iflas eden, intihar eden binlerce insan oldu. en son ihlaszedeler var. onlar da 20 yıldır paralarını almaya çalışıyorlar. az birikim sahibi müşerilerine, halı yıkama makinesiyle devremülk vermişler, çok yüksek mevduat sahipleri de bir şekilde ilişkilerini kullanarak paralarını almışlar. diğerleri hala bekliyor. şaka gibi ülkem.
eğlenceli bilgiler bir yana gerçekten son derece uyanık olan ve müthiş ticari zekaya sahip olan yalçın doğan' ın çaycılıktan bankerliğe ve zirveden batışa giden hikayesinin anlatıldığı otobiyografik kitaptır. banker kastelli gibi piyasadan yüksek faiz vaadiyle para toplayıp yatırım yaparak parayı işleten banker yalçın, para gelişi sekteye uğradığında önce faizleri sonra anaparaları ödeyemez hale gelerek batar ve yargılanacak ciddi hapis cezası alır. hayat hikayesini de hapishanede gazeteci emin çölaşan'a anlatır.
kitabın dili güzel, okuması kolay, öğrenilenler ilginçtir. ben çok şey öğrenmiştim kitaptan ama devletim öğrenmemiş olacak ki daha sonra imar bankası, impexbank, tyt bank, marmarabank falan da battı. imar bankasından sonra kuruldu sanırım bddk. neyse, çok da önemli değil zaten en son 2001'de ihlas finans battı. bankerlere para kaptıranlar neyse de bankalarda paraları batanlar, hesap başına üç kuruş tazminatlarla baştan savıldılar. birikimlerini kaybeden, iflas eden, intihar eden binlerce insan oldu. en son ihlaszedeler var. onlar da 20 yıldır paralarını almaya çalışıyorlar. az birikim sahibi müşerilerine, halı yıkama makinesiyle devremülk vermişler, çok yüksek mevduat sahipleri de bir şekilde ilişkilerini kullanarak paralarını almışlar. diğerleri hala bekliyor. şaka gibi ülkem.
devamını gör...
sözlükteki ilginç nickler
(bkz: tantuni sultan süleyman)
devamını gör...
kereviz seven yazarlar derneği
lisede halama gittiğimde kızanım bak bunu yiyen üniversite sınavını kazanırmış diye kereviz yedirirdi bana, o zamandan beri severim.(bkz: swh)
devamını gör...
pozitif olmak için tavsiyeler
işe yaramayacak olan tavsiyelerdir.
geçmişte yaşadıklarınız, şu an yaşadığınız ya da gelecekte yaşayacağınızı düşündüğünüz sıkıntılar sizi kuşatmıştır. sonsuz bir kaygınız ve karamsarlığınız mevcut ve arkadaşınız gelip size şöyle diyor:
- hayat her şeye rağmen güzel, bardağın dolu tarafına bakalım.
nasıl oldu da düşünmediniz bunu değil mi? tabii ya bardağın dolu tarafı da var. hooop bitti gitti, pozitif bir ponçiksiniz artık.
her şeyin zıddının hayatta mümkün olduğunu kabullenmeliyiz. pozitif varsa negatif de vardır ve olmaya devam edecek. istesek de istemesek de.
geçmişte yaşadıklarınız, şu an yaşadığınız ya da gelecekte yaşayacağınızı düşündüğünüz sıkıntılar sizi kuşatmıştır. sonsuz bir kaygınız ve karamsarlığınız mevcut ve arkadaşınız gelip size şöyle diyor:
- hayat her şeye rağmen güzel, bardağın dolu tarafına bakalım.
nasıl oldu da düşünmediniz bunu değil mi? tabii ya bardağın dolu tarafı da var. hooop bitti gitti, pozitif bir ponçiksiniz artık.
her şeyin zıddının hayatta mümkün olduğunu kabullenmeliyiz. pozitif varsa negatif de vardır ve olmaya devam edecek. istesek de istemesek de.
devamını gör...
sözlüklerdeki nickaltı sorunu
ihtiyar, uyku vaktin geldi.
takılmamak lazım bunlara. sana mantıksız gelenlerle devran dönüyor. sen kendi tekerini döndür, sana yeter.
takılmamak lazım bunlara. sana mantıksız gelenlerle devran dönüyor. sen kendi tekerini döndür, sana yeter.
devamını gör...
söz kesmek
kız tarafı ile erkek tarafının protokol yapması. erkek tarafının kız tarafından her türlü önceliği alması olarak da değerlendirebileceğimiz durum.
malum hediyeleşme falan oluyor buda yapılan protokolün bir parçası. sonra iş bozulursa falan hediyeler geri gönderiliyor.
malum hediyeleşme falan oluyor buda yapılan protokolün bir parçası. sonra iş bozulursa falan hediyeler geri gönderiliyor.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
geçer elbet efendim... bazısı teğet geçer, bazısı deler geçer, bazısı parçalar geçer; ama mutlaka geçer... *
geçer...
geçer...
devamını gör...
emekli olup sahil kasabasına yerleşmek
emekli olmadan gerçekleştirmek istediğim güzel olay.2016'da nerdeyse gerçekleşiyordu,ramak kalmıştı.zorlamaya devam.
devamını gör...
