klişe teselli cümleleri
elin kolun tutuyor, gözün görüyor.
devamını gör...
hayat felsefeniz olan sözler
gizlenen, gösterilmeyen, hissettirilmeyen sevginin zerre değeri kıymeti yok gözümde. bu duvar da beni çok seviyor olabilir, bilemem.
(bkz: turgut uyar)
(bkz: turgut uyar)
devamını gör...
troll başlıklara ciddi biçimde entry giren yazar
t: gördükçe şahsımı güldüren yazardır.
ciddi ciddi cevap falan da veriyorlar*.
ben güldüm allah sizi de güldürsün arkadaşlar.
ciddi ciddi cevap falan da veriyorlar*.
ben güldüm allah sizi de güldürsün arkadaşlar.
devamını gör...
ağlamak için haklı sebepler
ağlamak için haklı sebep aranmaz, ne için ağlıyorsan o haklı sebeptir. belki bir başkasına göre gereksiz, saçma bir sebeptir. belki sana da daha sonra öyle gelecektir. ancak o an içinden ağlamak geliyorsa haklı bir sebeptendir mutlaka.
devamını gör...
zagor
zagor, 1961 yılında sergio bonelli ve gallieno ferri tarafından yaratılan bir çizgi roman kahramanıdır. abd'nin kuzeyindeki darkwood adlı düşsel bir ormanda yaşar. asıl adı patrick wilding olan zagor, henüz küçük bir çocuk iken anne babası salomon kinsky tarafından kışkırtılan kızılderili abenaki kabilesinin düzenlediği saldırıda öldürülür. zagor nehre atlar, bir süre sürüklenir, daha sonra nathaniel fitzgeraldson (fitzy) adındaki bir avcı tarafından fark edilerek kıyıya çıkarılır ve büyütülür.
bir gün ormanda kızılderili saldırısından hayatlarını kurtardığı bir cambaz topluluğu olan sullivan'larla tanışır ve bu yeni dostları kendisine kızılderili algonkin kabilesinin dilinde "baltalı ilah" anlamına gelen "zagor tenay" adını verirler. zagor sergilediği birkaç numara ile kızılderilileri kendisinin bir yarı-tanrı olduğuna inandırır ve barışın korunması için harcadığı çabaları sonucunda darkwood'un egemeni olup çiko ile birlikte oraya yerleşir.
"ahyaaak" diye bağırması ile meşhurdur.
zagor'u diğer western kahramanlarından ayıran özelliği; "çılgın bilim adamına karşı", "kayıp şehrin efsanesi" gibi bilim-kurgu ve fantastik türde maceralarının da olmasıdır. hem beyazların, hem de kızılderililerin sevgisini kazanmayı bilmiştir.
bir gün ormanda kızılderili saldırısından hayatlarını kurtardığı bir cambaz topluluğu olan sullivan'larla tanışır ve bu yeni dostları kendisine kızılderili algonkin kabilesinin dilinde "baltalı ilah" anlamına gelen "zagor tenay" adını verirler. zagor sergilediği birkaç numara ile kızılderilileri kendisinin bir yarı-tanrı olduğuna inandırır ve barışın korunması için harcadığı çabaları sonucunda darkwood'un egemeni olup çiko ile birlikte oraya yerleşir.
"ahyaaak" diye bağırması ile meşhurdur.
zagor'u diğer western kahramanlarından ayıran özelliği; "çılgın bilim adamına karşı", "kayıp şehrin efsanesi" gibi bilim-kurgu ve fantastik türde maceralarının da olmasıdır. hem beyazların, hem de kızılderililerin sevgisini kazanmayı bilmiştir.
devamını gör...
içilen en lezzetli su
hamidiye suyudur.
devamını gör...
de'lerin yazımına takmış güruh
haklı olan güruhtur. de'yi da'yı ayırmak zor bir iş değildir.
devamını gör...
güzellik hariç erkekleri aşık ettirebilecek şeyler
güzel olduğum için sağlıklı şekilde ayırabiliyor muyum emin değilim, ancak başka çokça güzel kız da görmüş ve beni ayrı yere koyan kişiler üzerinden yapacağım listedir:
-olgun olmak: yargılamak, kızmak veya sevmek konusunda aceleci olmamak, insanları kabullenici ve hayata karşı sakin olmak
-kendine güvenmek: “ay en güzel benim” demek değil bu. o kibirdir. kendin konusunda yapabileceğinin en iyisini yaptıktan sonra, yapamadığın veya olamadığın konuları dert etmemektir. her yerinin mükemmel olmasını beklememek, beğendiğin yerlerine konsantre olmak ve kendini sevmektir.
-bakımlı olmak: kızlar nedense bakımlı olmayı saça sarı boya vurmak veya ombre yaptırmak sanıyor. gerçek bakım bu değil. bakımlı olmak sabah kalktıp yüzünü yıkadıktan sonra insan içine çıkabileceğin durumda tutmaktır kendini. saçlarının bir tarama ile güzel olacak halde olmasıdır. cilt kusurlarına dikkat etmektir, örterek değil tedavi olarak. aktif seks hayatı olan biriysen popondaki sivilceye bile krem sürmektir. ayda bir de olsa manikür pediküre gitmektir. selülite karşı kendini keselemek veya fırçalamaktır. diş fırçalamaktır yahu diş.
-tarz sahibi olmak: modanın kölesi olmamaktır. basic şeyleri zamansız parçalarla kombinlemektir. sokağa bir çıkıyorum, kusura bakmayın kızlar ama hepiniz aynısınız. bir crop top, bir kare yaka büstiyer, bir yüksek bel pantolon veya biker şort. ben bile sizi ayırt edemiyorum ki…
-iş güç sahibi ve hedefleri olmak: maddi bağımsızlık sağlamasından daha öte, çevresine ve kendisine sarmayacağı, kendine ait bir dünyası olduğu hissini verdiği için değerli geliyor bu erkeklere.
bu arada, ekşide filan biz 30luklara sürekli sallarlar da, ben şu üstteki maddeleri bu yaşlarda tam hayata geçirdim, onu da düşeyim.
-olgun olmak: yargılamak, kızmak veya sevmek konusunda aceleci olmamak, insanları kabullenici ve hayata karşı sakin olmak
-kendine güvenmek: “ay en güzel benim” demek değil bu. o kibirdir. kendin konusunda yapabileceğinin en iyisini yaptıktan sonra, yapamadığın veya olamadığın konuları dert etmemektir. her yerinin mükemmel olmasını beklememek, beğendiğin yerlerine konsantre olmak ve kendini sevmektir.
-bakımlı olmak: kızlar nedense bakımlı olmayı saça sarı boya vurmak veya ombre yaptırmak sanıyor. gerçek bakım bu değil. bakımlı olmak sabah kalktıp yüzünü yıkadıktan sonra insan içine çıkabileceğin durumda tutmaktır kendini. saçlarının bir tarama ile güzel olacak halde olmasıdır. cilt kusurlarına dikkat etmektir, örterek değil tedavi olarak. aktif seks hayatı olan biriysen popondaki sivilceye bile krem sürmektir. ayda bir de olsa manikür pediküre gitmektir. selülite karşı kendini keselemek veya fırçalamaktır. diş fırçalamaktır yahu diş.
-tarz sahibi olmak: modanın kölesi olmamaktır. basic şeyleri zamansız parçalarla kombinlemektir. sokağa bir çıkıyorum, kusura bakmayın kızlar ama hepiniz aynısınız. bir crop top, bir kare yaka büstiyer, bir yüksek bel pantolon veya biker şort. ben bile sizi ayırt edemiyorum ki…
-iş güç sahibi ve hedefleri olmak: maddi bağımsızlık sağlamasından daha öte, çevresine ve kendisine sarmayacağı, kendine ait bir dünyası olduğu hissini verdiği için değerli geliyor bu erkeklere.
bu arada, ekşide filan biz 30luklara sürekli sallarlar da, ben şu üstteki maddeleri bu yaşlarda tam hayata geçirdim, onu da düşeyim.
devamını gör...
hayvan mezarlığı
stephen king'in yaratıcılığını konuşturduğu ve sonu çarpıcı biten romanlarından biridir. bakış açısından dolayı taktir etmiştim korkmaktan öte. iki de filmi bulunuyor, eski yapımı izlemiştim fakat kitaptaki tadı vermedi.
devamını gör...
ӡ
burhaniye mahallesi - kadıköy arasında sefer yapan iett otobüslerinin hat numarasıdır.
devamını gör...
enflasyon
devamını gör...
ivanmilinski
(bkz: gülümseten kafa sözlük yazarları) içinde en güldüğümdür. okunduğunda karşılıklı sohbet ediyormuş hissi veren enerjili tanımların sahibidir. *
devamını gör...
insanın anlam arayışı
''yüz binlerce insan, adı hayatta anlam bulma arayışına ilişkin bir şeyler vadeden bir kitabı alıyorsa, bu sorunu saç diplerine kadar hissediyor demektir.'' (s.13)
normal sözlük kitap edebiyat kulübü ile 2022 yılında toplantısını gerçekleştirdiğimiz ilk kitap.
bu kitap yaşanmışlığın eseridir. hepimiz küçükken özellikle yatmadan önce ölüm hakkında düşünüp belki korkmuş, belki de sevdiklerimizi bir gün kaybedeceğimizi fark ettiğimizden gizlice ağlamışızdır. fakat viktor emil frankl daha küçük yaştayken ölümü yani acıyı düşünüp ''hayatın anlamı nedir, ölümle birlikte yok olur mu?'' gibi sorular sormuştur. yani çocukluk ve gençlik yıllarında anlam arayışı ve logoterapinin temelini atmıştır.
freudcu ve adlerci yaklaşımla logoterapiyi karşılaştırmanın gerekli olduğunu düşünmüyorum. çünkü logoterapi farklı perspektifleri eleştirmek yerine onlardan yararlanır.
yazar, logoterapi ile ilgili makaleler yayınlayıp araştırmalar yaparken ne yazık ki o insanlık dışı ve tarihin kara lekesi olayla birlikte toplama kamplarına götürülür. artık ne ailesi, mesleği, saçları, kıyafetleri, ne de ismi vardır. bir tek bedeni ve bedenine kazınan numarası vardır. bir de önünde iki oda vardır. onu gaz odasına götürecek, duş alıyorum sanarken acımasızca gaz verip her şeyi sonlandıracak oda ya da insanlık dışı koşullarla çalıştırıp açlık, aile özlemi, psikolojik sorunlar ve hayatın anlamı sorusuyla baş başa bırakacak oda. yazarımız yaşamayı başarıyor ve bu sayede insanın anlam arayışı adlı kitabı bizlerle paylaşma fırsatı buluyor. evet, her seferinde gaz odasına gitmekten, kurşuna dizilmekten, intihar etmekten ya da açlıktan ölmekten kurtuluyor. bunda logoterapinin büyük bir faydası oluyor.
toplama kamplarındaki insanların varoluşsal engellemeler yaşadıklarını düşündüğümüzde, varoluşsal sıkıntılar çekmeleri doğaldır. varoluşu ve varoluşun anlamını sorguladıkları için kim hasta diyebilir onlara? hayata gelmemizin ve yaşamamızın bir anlamı yokmuş deseler mesela, eleştirebilir miyiz onları bu çıkarımlarından dolayı? varoluşsal kriz yaşamak her insan için doğaldır. frankl'ın da dediği gibi, anormal durumlara verilen anormal tepkiler normaldir. logoterapi, bu krizi atlatıp hayatta anlam bulmamıza yardımcı olur.
logoterapiye göre hayatın anlamı 3 şekilde bulunabilir:
ilki, bir şeylerle meşgul olarak.
ikincisi, deneyim ve temasta bulunarak (sevgi).
üçüncüsü, kaçınılmaz acıya karşı alınan tavırla.
frankl bir nebze de olsa şanslıdır, elinden alınan araştırmalarını yani manevi çocuklarını en baştan, anahtar kelimelerle de olsa yazması onun için bir uğraştır. zor zamanlarında düşüneceği ve sevginin sıcaklığını hissedeceği eşi vardır, yaşayıp yaşamadığından emin olmasa da. kaçınılmaz acıyla nasıl baş edeceğini ve ıstırabın anlam kazandığında ıstırap olmaktan çıkacağını bilir.
mutsuzluk, uyumsuzluk değildir.
normal sözlük kitap edebiyat kulübü ile 2022 yılında toplantısını gerçekleştirdiğimiz ilk kitap.
bu kitap yaşanmışlığın eseridir. hepimiz küçükken özellikle yatmadan önce ölüm hakkında düşünüp belki korkmuş, belki de sevdiklerimizi bir gün kaybedeceğimizi fark ettiğimizden gizlice ağlamışızdır. fakat viktor emil frankl daha küçük yaştayken ölümü yani acıyı düşünüp ''hayatın anlamı nedir, ölümle birlikte yok olur mu?'' gibi sorular sormuştur. yani çocukluk ve gençlik yıllarında anlam arayışı ve logoterapinin temelini atmıştır.
freudcu ve adlerci yaklaşımla logoterapiyi karşılaştırmanın gerekli olduğunu düşünmüyorum. çünkü logoterapi farklı perspektifleri eleştirmek yerine onlardan yararlanır.
yazar, logoterapi ile ilgili makaleler yayınlayıp araştırmalar yaparken ne yazık ki o insanlık dışı ve tarihin kara lekesi olayla birlikte toplama kamplarına götürülür. artık ne ailesi, mesleği, saçları, kıyafetleri, ne de ismi vardır. bir tek bedeni ve bedenine kazınan numarası vardır. bir de önünde iki oda vardır. onu gaz odasına götürecek, duş alıyorum sanarken acımasızca gaz verip her şeyi sonlandıracak oda ya da insanlık dışı koşullarla çalıştırıp açlık, aile özlemi, psikolojik sorunlar ve hayatın anlamı sorusuyla baş başa bırakacak oda. yazarımız yaşamayı başarıyor ve bu sayede insanın anlam arayışı adlı kitabı bizlerle paylaşma fırsatı buluyor. evet, her seferinde gaz odasına gitmekten, kurşuna dizilmekten, intihar etmekten ya da açlıktan ölmekten kurtuluyor. bunda logoterapinin büyük bir faydası oluyor.
toplama kamplarındaki insanların varoluşsal engellemeler yaşadıklarını düşündüğümüzde, varoluşsal sıkıntılar çekmeleri doğaldır. varoluşu ve varoluşun anlamını sorguladıkları için kim hasta diyebilir onlara? hayata gelmemizin ve yaşamamızın bir anlamı yokmuş deseler mesela, eleştirebilir miyiz onları bu çıkarımlarından dolayı? varoluşsal kriz yaşamak her insan için doğaldır. frankl'ın da dediği gibi, anormal durumlara verilen anormal tepkiler normaldir. logoterapi, bu krizi atlatıp hayatta anlam bulmamıza yardımcı olur.
logoterapiye göre hayatın anlamı 3 şekilde bulunabilir:
ilki, bir şeylerle meşgul olarak.
ikincisi, deneyim ve temasta bulunarak (sevgi).
üçüncüsü, kaçınılmaz acıya karşı alınan tavırla.
frankl bir nebze de olsa şanslıdır, elinden alınan araştırmalarını yani manevi çocuklarını en baştan, anahtar kelimelerle de olsa yazması onun için bir uğraştır. zor zamanlarında düşüneceği ve sevginin sıcaklığını hissedeceği eşi vardır, yaşayıp yaşamadığından emin olmasa da. kaçınılmaz acıyla nasıl baş edeceğini ve ıstırabın anlam kazandığında ıstırap olmaktan çıkacağını bilir.
mutsuzluk, uyumsuzluk değildir.
devamını gör...
atom heart mother
pink floyd' un 1970 yılında yayınlanan albümün adıdır. gerek albüm kapağı, gerekse albümün adı, son olarakta albümün a yüzünde olan atom heart mother suit parçası ile ilginç bir albümdür. bu suit, altı böümden oluşur, toplamda 23:44 sürer ve albümün a yüzünü tek başına doldurur. bu parçanın bir kısmını yönetmen stanley kubrick, a clockwork orange filminin müziğinde kullanmak için pink floyd grubundan izin istemiş. ancak grup bunu reddetmiştir.
albümün adı atomik kalp pili takılan bir kadın hakkında yapılan bir gazete manşetinden ilham alınarak ortaya çıkmıştır.

albüm kapağı:
albümün adı atomik kalp pili takılan bir kadın hakkında yapılan bir gazete manşetinden ilham alınarak ortaya çıkmıştır.

albüm kapağı:
devamını gör...
çengel bulmaca
dergilerden çözerken zamanın nasıl geçtiği pek anlaşılmıyor. genelde tek bir bulmaca da yoğunlaşmaktansa her sıkıştığımda bir sonraki sayfaya başlıyorum yada yarısını çözüp aşırı tıkandığım durumlarda arka sayfadan bir kaç boşluğu kopya çekip öyle devam ediyorum. vakit öldürmek için birebir.
devamını gör...
le vent nous portera
enfes bir noir désir şarkısı.
"pendant que la marée monte,
et que chacun refait ses comptes,
j'emmène au creux de mon ombre,
des poussières de toi.
le vent les portera.
tout disparaîtra mais,
le vent nous portera."
"pendant que la marée monte,
et que chacun refait ses comptes,
j'emmène au creux de mon ombre,
des poussières de toi.
le vent les portera.
tout disparaîtra mais,
le vent nous portera."
devamını gör...
itici gelen isimler
sümeyye nur, ümmü gülsüm, merve nur, ecrin, hira, rümeysa...
sümeyye adında biriyle yıllar önce tanışmıştım, niyeyse “sümmüş” diye hitap etmek istemiştim. rümeysa yerine de “rümsüş” demek gerekir bu durumda.
sümeyye adında biriyle yıllar önce tanışmıştım, niyeyse “sümmüş” diye hitap etmek istemiştim. rümeysa yerine de “rümsüş” demek gerekir bu durumda.
devamını gör...
domestic hıyar
canı istediği zaman gayet güzel ve bilgilendirici yahut eleştirel tanımlar girebilen ama sıklıkla canı bunu istemediği için ona buna saran, "ne zaman dönüyorsun sözlüğe/dönsene" ısrarlarına sık sık maruz kaldığım eğlenceli "hıyar". biraz da uslu durup dile düşmese güzel olur tabii ama huylu huyundan vazgeçmez. adam rahat duramıyor arkadaş!
yıllaaar öncesinde, puslu bir londra sabahında thames nehri üzerinde, tower bridge'de yürürken birden durup gözlerimin içine bakmış ve
"zürafaların ses telleri yoktur ve filler zıplayamaz" demişti. duygu dolu bir andı. işte o saadetin heyecanı içerisinde kendisine bir söz vermiştim: doğum gününde nick altına bir tanım girecek ve bunu yaparken asla geçmişe bakmayacaktım. işte o gün geldi çattı...
gecikmeli de olsa sözümü tutup sözlüğe dönüşüm itibarıyla ilk tanımımı buraya giriyor ve iyi ki doğdun sevgili deli insan diyorum kendisine. param olsa sana bir keçi yavrusu alırdım hediye niyetine ama videolarıyla idare edeceksin ne yazık ki. ayrıca kedi videosu terörünü karşılıklı olarak sonlandırmayı teklif ediyorum çünkü biliyorsun ki her gördüğün kedi, bir öncekinden daha sevimli
gelecektir sana her zaman. başka bir deyişle; bu işin sonu yok, artık yapmayalım bence.
not: eski, mürebbiye kılıklı meja olarak döndüğüm için seni başlıklarda yalnız bırakırım, demedi deme. fakat özelden demet akalın'ın ayaklarını konuşmaya devam bayım.
yıllaaar öncesinde, puslu bir londra sabahında thames nehri üzerinde, tower bridge'de yürürken birden durup gözlerimin içine bakmış ve
"zürafaların ses telleri yoktur ve filler zıplayamaz" demişti. duygu dolu bir andı. işte o saadetin heyecanı içerisinde kendisine bir söz vermiştim: doğum gününde nick altına bir tanım girecek ve bunu yaparken asla geçmişe bakmayacaktım. işte o gün geldi çattı...
gecikmeli de olsa sözümü tutup sözlüğe dönüşüm itibarıyla ilk tanımımı buraya giriyor ve iyi ki doğdun sevgili deli insan diyorum kendisine. param olsa sana bir keçi yavrusu alırdım hediye niyetine ama videolarıyla idare edeceksin ne yazık ki. ayrıca kedi videosu terörünü karşılıklı olarak sonlandırmayı teklif ediyorum çünkü biliyorsun ki her gördüğün kedi, bir öncekinden daha sevimli
gelecektir sana her zaman. başka bir deyişle; bu işin sonu yok, artık yapmayalım bence.
not: eski, mürebbiye kılıklı meja olarak döndüğüm için seni başlıklarda yalnız bırakırım, demedi deme. fakat özelden demet akalın'ın ayaklarını konuşmaya devam bayım.
devamını gör...


