tuba büyüküstün
asi dizisiyle tanıdığım tuğba büyüküstün bir çok sektörde başarıya imza atmıştır. saçlarını lösemili çocuklar için bağışlamış olması sevindirici bir örnek olmuştur.
devamını gör...
mülksüzler
ismi ile fyodor dostoyevski'ye daha doğrusu the possessed'a yaptığı güzel gönderme ile iki kitap üst üste okununca daha bir anlamlı hale gelen eser. üstte pek çok yazar konusundan ve içeriğinin neyi ifade ettiğinden bahsetmiş ben de yalnızca bir kaç alıntı bırakayım.
“you cannot buy the revolution. you cannot make the revolution. you can only be the revolution. ıt is in your spirit, or it is nowhere.”
"devrimi satın alamazsınız. devrimi yapamazsınız. devrim olabilirsiniz ancak. devrim ya ruhunuzdadır, ya da hiç bir yerde değildir."
“you can’t crush ideas by suppressing them. you can only crush them by ignoring them."
" düşünceler baskı altına alarak yok edilemez. onlar ancak dikkate alınmayarak yok edilebilir."
“and ı speak of spiritual suffering! of people seeing their talent, their work, their lives wasted. of good minds submitting to stupid ones. of strength and courage strangled by envy, greed for power, fear of change. change is freedom, change is life”
"bense ruhsal acıdan söz ediyorum! insanların yeteneklerinin, çalışmalarının, yaşamlarının boşa gittiğini görmelerinden. akıllıların aptallara boyun eğmelerinden. güçlülük ve cesaretin kıskançlık, güç hırsı ve değişme korkusu tarafından boğulduğunu görmelerinden. değişim özgürlüktür, değişim yaşamdır."
“ıt is our suffering that brings us together. ıt is not love. love does not obey the mind, and turns to hate when forced."
"bizi bir araya getiren şey, acı çekmemiz. sevgi değil. sevgi akla boyun eğmez, zorlandığında da nefrete dönüşür."
“you cannot buy the revolution. you cannot make the revolution. you can only be the revolution. ıt is in your spirit, or it is nowhere.”
"devrimi satın alamazsınız. devrimi yapamazsınız. devrim olabilirsiniz ancak. devrim ya ruhunuzdadır, ya da hiç bir yerde değildir."
“you can’t crush ideas by suppressing them. you can only crush them by ignoring them."
" düşünceler baskı altına alarak yok edilemez. onlar ancak dikkate alınmayarak yok edilebilir."
“and ı speak of spiritual suffering! of people seeing their talent, their work, their lives wasted. of good minds submitting to stupid ones. of strength and courage strangled by envy, greed for power, fear of change. change is freedom, change is life”
"bense ruhsal acıdan söz ediyorum! insanların yeteneklerinin, çalışmalarının, yaşamlarının boşa gittiğini görmelerinden. akıllıların aptallara boyun eğmelerinden. güçlülük ve cesaretin kıskançlık, güç hırsı ve değişme korkusu tarafından boğulduğunu görmelerinden. değişim özgürlüktür, değişim yaşamdır."
“ıt is our suffering that brings us together. ıt is not love. love does not obey the mind, and turns to hate when forced."
"bizi bir araya getiren şey, acı çekmemiz. sevgi değil. sevgi akla boyun eğmez, zorlandığında da nefrete dönüşür."
devamını gör...
kısa entry giren yazar sayısındaki artış
bazı yazarlar uzun yazmaya programlanmamislardir belki diyebileceğim baslik.
tarih okudum ben, herkes sınavda 6-7 sayfalık notlar verirken ben 1 sayfayı arkalı önlü tamamlar yoluma bakardım. bakıyorum insanlar uzun uzun mis gibi açıklamalar yazıyor, ben ilgi alanım olan konularda bile yazamıyorum. bende her seyi özetleme takıntısı var, üzerime gelmeyin, yazamıyorum...
tarih okudum ben, herkes sınavda 6-7 sayfalık notlar verirken ben 1 sayfayı arkalı önlü tamamlar yoluma bakardım. bakıyorum insanlar uzun uzun mis gibi açıklamalar yazıyor, ben ilgi alanım olan konularda bile yazamıyorum. bende her seyi özetleme takıntısı var, üzerime gelmeyin, yazamıyorum...
devamını gör...
evi yanmayanlar keşke bizim de evimiz yansa diyecek
bir teselli cümlesi sanırım?
yere düşen dizleri kanayan çocuğa ağlarsan şeker almam demek gibi bir şey mi bu?
ah şu iletişememek ah şu uslüp bilmezlik ah şu ben makam sahibiyim istediğimi söylerimcilik ve ah şu bizim tepki bile veremeyişimiz.
her sabah uyandığımda diyorum ki acaba şuara sadece düşünerek hangi vatan hainliğini yaptım. sonra bakıyorum haznemde 3, 5 tık. çok şükür bugünde boş geçilmemiş diyorum.
nasıl oluyor da konuşanlar değil daha doğrusu neyse işte ben söylemeyeyim siz anlayın... biz konuşmayanlar, konuşamayanlar, sadece düşünebilenler ki sanıyorum yakında bununda bir karşılığı olacak yiyor bu yaftayı?
artık benim aklım almıyor. bir boşluğun içindeyim. sosyal medya kullanmıyor, tv izlemiyorum bu girdapta daha fazla can çekişmemek için. ama içim çekiliyor.
bu memelekti bu hale getirenlere ne denebilir? heh elinize sağlık(!)
yere düşen dizleri kanayan çocuğa ağlarsan şeker almam demek gibi bir şey mi bu?
ah şu iletişememek ah şu uslüp bilmezlik ah şu ben makam sahibiyim istediğimi söylerimcilik ve ah şu bizim tepki bile veremeyişimiz.
her sabah uyandığımda diyorum ki acaba şuara sadece düşünerek hangi vatan hainliğini yaptım. sonra bakıyorum haznemde 3, 5 tık. çok şükür bugünde boş geçilmemiş diyorum.
nasıl oluyor da konuşanlar değil daha doğrusu neyse işte ben söylemeyeyim siz anlayın... biz konuşmayanlar, konuşamayanlar, sadece düşünebilenler ki sanıyorum yakında bununda bir karşılığı olacak yiyor bu yaftayı?
artık benim aklım almıyor. bir boşluğun içindeyim. sosyal medya kullanmıyor, tv izlemiyorum bu girdapta daha fazla can çekişmemek için. ama içim çekiliyor.
bu memelekti bu hale getirenlere ne denebilir? heh elinize sağlık(!)
devamını gör...
attila
hun komutanlarından gökbörü ulu hakan attila'nın huzuruna gelmiş ve çin seferi için ordumuz hazır, sizi bekliyoruz hakanım demiş. ama hakan sıkıntılı görünüyormuş. komutan sormuş hakanım neyiniz var acaba. hakan demişki bıktım bu lanet çinlilerden, o kadar yol gidiyoruz, koskoca çin seddini aşıyoruz, milyonluk nüfusla savaşıyoruz peki sonuç ne kara kuru ufak tefek çinli kızlar, ne ayva var ne karpuz, aynı bizim türk kızları gibi, insanda savaşacak motivasyon bırakmadılar demiş.
bu sözleri duyan bir asker hakandan söz istemiş ve hakanım biliyorsunuz beni kapçıklar esir aldığında batı taraflarına köle olarak sattılar. ben orada öyle karılar kızlar gördüm ki siz görseniz dibiniz düşer. saçları var güneşin rengi, gözleri var denizin rengi, tenleri desen süt beyaz rengi ve öyle bir ayvaları, karpuzları varki bir türk kızıyla bir çinli kızı toplasan o batıdaki sarışının bir ayvası etmiyor demiş.
biraz önce sıkıntıdan ölecek gibi duran hakan şimdi yerinde duramıyormuş ve askere tengri belanı versin madem böyle birşey vardı bugüne kadar niye söylemedin aibine demiş. hemen hapise attırdığı kardeşini yanına getirtmiş ve demişki kardeşim ben sana haksızlık ettim ama artık türk devlet töresine uyalım, beni affetmen için ata yurdumuz devletin doğu tarafını sana veriyorum ve bende batı tarafını yöneteceğim, sen çinlilere göz açtırma savaşa devam et, bir ara kurultayda görüşürüz demiş ve gidiş o gidiş...
hun ordusu batıda yaşayan sarışın kavimlere öyle bir saldırmışki ölüsünü dirisini her gün birisini bir çeşit baskı altına almış... ve böylece meşhur kavimler göçü başlamış
bu sözleri duyan bir asker hakandan söz istemiş ve hakanım biliyorsunuz beni kapçıklar esir aldığında batı taraflarına köle olarak sattılar. ben orada öyle karılar kızlar gördüm ki siz görseniz dibiniz düşer. saçları var güneşin rengi, gözleri var denizin rengi, tenleri desen süt beyaz rengi ve öyle bir ayvaları, karpuzları varki bir türk kızıyla bir çinli kızı toplasan o batıdaki sarışının bir ayvası etmiyor demiş.
biraz önce sıkıntıdan ölecek gibi duran hakan şimdi yerinde duramıyormuş ve askere tengri belanı versin madem böyle birşey vardı bugüne kadar niye söylemedin aibine demiş. hemen hapise attırdığı kardeşini yanına getirtmiş ve demişki kardeşim ben sana haksızlık ettim ama artık türk devlet töresine uyalım, beni affetmen için ata yurdumuz devletin doğu tarafını sana veriyorum ve bende batı tarafını yöneteceğim, sen çinlilere göz açtırma savaşa devam et, bir ara kurultayda görüşürüz demiş ve gidiş o gidiş...
hun ordusu batıda yaşayan sarışın kavimlere öyle bir saldırmışki ölüsünü dirisini her gün birisini bir çeşit baskı altına almış... ve böylece meşhur kavimler göçü başlamış
devamını gör...
normal sözlük t-shirtleri
gözleri yaşartan bir kalite. insan hüzünleniyor tabi.
sözlük yatak odamıza, gardırobumuza ve hatta bulaşık makinemize kadar girecektir.
kgb amacına ulaşmaktadır.
(bkz: keşke benim olsa itemleri)
sözlük yatak odamıza, gardırobumuza ve hatta bulaşık makinemize kadar girecektir.
kgb amacına ulaşmaktadır.
(bkz: keşke benim olsa itemleri)
devamını gör...
öz güvensiz çocuklar yetiştirmek
çocuğunuzu sürekli başkalarıyla kıyaslayarak ve yaptığı hiçbir şeyi beğenmeyerek özgüvensiz çocukk yetiştirmenin temellerini atabilirsiniz, gerisi kendiliğinden gelir zaten.
devamını gör...
objection your honor
hollywood yapımı filmlerde eğer bir mahkeme sahnesi varsa mutlaka en az bir kere duyduğumuz cümlenin orijinal halidir.
seyirciler bu sahneleri izlerken yoğun tiyatral havayı iliklerine kadar hissederken itiraz ediyorum sayın yargıç diyerek oturduğu sandalyeden fırlayan pahalı takım elbisesi ve yeni yaptırdığı cilt bakımı ile yaldır yaldır parlayan dahi ve sıra dışı avukat filmdeki rolünü göre ya hayran olur ya da bu adama öfkelenir.
her seferinde söyleyecek çok zekice bir sözü olduğu düşünülen bu avukat salonda bulunan kimsenin fark etmediği bir şeyi fark eder ya da bilmediği bir şeyi bilir. ama ne zamanki köşeye sıkıştığını hisseder hemen malum cümleyi fırlatır bitse de gitsek ruh halinde olan yargıca.
birçok insan bu havalı söz yüzünden avukat olmak istemiştir. hatta bir dönem için bunlarda biri de bendim. avukat olup salona girer girmez itiraz ediyorum sayın yargıç ya da müvekkilim olay anında fasulye ayıklıyordu bunu size uydu görüntüleri ile kanıtlayacağız deyip elindeki uydu fotoğrafları ile edwin hubble’ı davet edecektim.
ama olmadı. çünkü ne türkiye’de mahkemeler öyleydi be de benim hukuk okuyacak sabrım vardı. o yüzden itiraz edemiyorum sayın yargıç.
seyirciler bu sahneleri izlerken yoğun tiyatral havayı iliklerine kadar hissederken itiraz ediyorum sayın yargıç diyerek oturduğu sandalyeden fırlayan pahalı takım elbisesi ve yeni yaptırdığı cilt bakımı ile yaldır yaldır parlayan dahi ve sıra dışı avukat filmdeki rolünü göre ya hayran olur ya da bu adama öfkelenir.
her seferinde söyleyecek çok zekice bir sözü olduğu düşünülen bu avukat salonda bulunan kimsenin fark etmediği bir şeyi fark eder ya da bilmediği bir şeyi bilir. ama ne zamanki köşeye sıkıştığını hisseder hemen malum cümleyi fırlatır bitse de gitsek ruh halinde olan yargıca.
birçok insan bu havalı söz yüzünden avukat olmak istemiştir. hatta bir dönem için bunlarda biri de bendim. avukat olup salona girer girmez itiraz ediyorum sayın yargıç ya da müvekkilim olay anında fasulye ayıklıyordu bunu size uydu görüntüleri ile kanıtlayacağız deyip elindeki uydu fotoğrafları ile edwin hubble’ı davet edecektim.
ama olmadı. çünkü ne türkiye’de mahkemeler öyleydi be de benim hukuk okuyacak sabrım vardı. o yüzden itiraz edemiyorum sayın yargıç.
devamını gör...
en sevilen gora repliği
tahta yok. g.tünüzden element uydurmayın. evet hava!
devamını gör...
en korkulan ölüm şekli
boğulmak ya da yanmak. ikisi de çok acı verici.
devamını gör...
uğur böceği
“uç uç böceğim
yarın düğün olacak
annem sana terlik pabuç alacak
uç uç böceğim “ sözleri ile pencereden uçurduğum geldi aklıma. sarı veya kırmızı üzerine siyah benekleri olan böcek.
yarın düğün olacak
annem sana terlik pabuç alacak
uç uç böceğim “ sözleri ile pencereden uçurduğum geldi aklıma. sarı veya kırmızı üzerine siyah benekleri olan böcek.
devamını gör...
suudi arabistan islam ülkesi mi sorunsalı
suudi arabistan amerika ne derse o ülkesi.
devamını gör...
mutant virüs
koronavirüsten 1,5 kat daha hızlı bulaşabilen virüs. yayıldığı takdirde tedbir olarak mesafeyi 1,5 metreden 2 metreye çıkarmak, aynı ortamda bulunma süresini 10 dakikaya düşürmek, tek maske kullanımını çift maskeye çıkarmak gerekiyor.
devamını gör...
legal sınırlar içinde eğlenebilen yazarlar
benim eğlence anlayışım bir kere yasalara aykırı davranmak. suç makinesiyim adeta. standart bütün kötü alışkanlıklara sahibim. bir kumarım yok, onu da öğreten olmadı. bi ara poker öğrendim, ama zyngayla sınırlı kaldı. o konuda da kendimi geliştireceğim, yeniliklere çok açığım.
ben mesela evde öyle sakince oturuyorum ya, birden bana bir şeyler oluyor, huzursuzluk çöküyor içime. işte böyle durumlarda hemen telegram gruplarından fellik fellik zehir taciri numarası aramaya başlarım. görüşeceğimden mi? hayır, sadece iletişim kursam da yeter. onu yapamadım mı? hemen çıkarım dışarı, kapalı alanlardan birinde gizlice sigara içmeye çalışırım veya tenha, ıssız ama kamuya açık bir alan bulup bir anlığına pantolonumu indirip hemen geri çekerim. teşhircilik de yaptırımları olan bir suç. diyelim hava soğuk, ne olacak? alırım hemen renkli bir sprey boya, sağa sola elalemin evine barkına vandallık yaparım. ama ben bu işi zevk uğruna yapıyorum, dozunu kaçırmamam gerek. bu yüzden de sadece pıssst diye duvarda belli belirsiz bir noktacık koyar kaçar giderim oradan. eylemin kendisi önemli.
diyelim bu saydıklarımın hiçbiri olmadı. işte o zaman beynimle suç işlerim. siyasi, dini ve sosyolojik görüşüm fark etmeksizin kafamın içinde her şeye söverim. hakaret ederim. haysiyetini şerefini iki paralık ederim bütün değerlerin. hiçbiri olmazsa düşünce suçu işleyerek kendimi tatmin ederim.
ne yapayım işte, bir gangster edasıyla sokaklarda adam vurmak yerine bu şekilde nefsimi körelterek yaşamaya çalışıyorum. inşallah ben de bir gün çekirdek kola gibi masum ve legal aktivitelerden keyif alırım. ama o güne dek bu minik şımarıklıklarımı mazur görmelisiniz.
ben mesela evde öyle sakince oturuyorum ya, birden bana bir şeyler oluyor, huzursuzluk çöküyor içime. işte böyle durumlarda hemen telegram gruplarından fellik fellik zehir taciri numarası aramaya başlarım. görüşeceğimden mi? hayır, sadece iletişim kursam da yeter. onu yapamadım mı? hemen çıkarım dışarı, kapalı alanlardan birinde gizlice sigara içmeye çalışırım veya tenha, ıssız ama kamuya açık bir alan bulup bir anlığına pantolonumu indirip hemen geri çekerim. teşhircilik de yaptırımları olan bir suç. diyelim hava soğuk, ne olacak? alırım hemen renkli bir sprey boya, sağa sola elalemin evine barkına vandallık yaparım. ama ben bu işi zevk uğruna yapıyorum, dozunu kaçırmamam gerek. bu yüzden de sadece pıssst diye duvarda belli belirsiz bir noktacık koyar kaçar giderim oradan. eylemin kendisi önemli.
diyelim bu saydıklarımın hiçbiri olmadı. işte o zaman beynimle suç işlerim. siyasi, dini ve sosyolojik görüşüm fark etmeksizin kafamın içinde her şeye söverim. hakaret ederim. haysiyetini şerefini iki paralık ederim bütün değerlerin. hiçbiri olmazsa düşünce suçu işleyerek kendimi tatmin ederim.
ne yapayım işte, bir gangster edasıyla sokaklarda adam vurmak yerine bu şekilde nefsimi körelterek yaşamaya çalışıyorum. inşallah ben de bir gün çekirdek kola gibi masum ve legal aktivitelerden keyif alırım. ama o güne dek bu minik şımarıklıklarımı mazur görmelisiniz.
devamını gör...
iron maiden
pek sevdiğim, en sevdiğim, çok sevdiğim, yerlere göklere sığdıramadığım metal grubu.
grup basçısı steve harris* tarafından 1975'de londra'da kuruldu.
öncelikle çoğu metal grubunda olduğu gibi iron maiden'da da kadro değişiklikleri oldu. paul di'anno'nun gruptan ayrılmasıyla bruce dickinson* tam 6 ay sonra gruba dahil oldu. bruce dickinson'da evrenden mezaş alan insanlardan olduğu için taa 1980'de samson'ın vokaliyken iron maiden'ı canlı izlemesiyle bir gün bu güzide gruba ses olacağını biliyordu. grubun o an deep purple'a benzediğini düşünmüştü. tabii bruce'un gruba girmesinde clive burr'le olan ahbaplığının da rolü vardı. öte yandan steve harris' te az antenli değildi hani. paul'un günün birinde grubu yarı yolda bırakacağını hissettiğinden bir gözü hep diğer vokallerdeydi.
neyse efenim, sözün özü kader ağlarını ördü ve bruce dickinson ait olduğu yere geldi.
brucecuğumuz ilk konserinde yepyeni şarkılarla hölölölö yapanları susturduysa da dianno şarkılarını söylerken seyirciyi tamamen kazanmayı başaramamıştı.
iron maiden ilk defa albüm kaydı için şarkı yazacak olduğunda bruce samson ile yaptığı anlaşmadan dolayı albüme şarkı yazamıyordu. ilk iki albüm - iron maiden ve the number of the beast - yıllar önce yazılmış şarkıları kapsıyordu. hızlıca şarkı yazması gereken gruba bruce'un altında imzası bulunmasa bile gerek söz gerek müzik konusunda ciddi katkıları oldu. buna bir örnek prisoner olabilir. adrian smitth bu albümde farkını ortaya koysa da kulaklarımıza tatlı tatlı bağıran parçalar steve'in kaleminden çıkanlar oldu ve klasikler arasındaki yerlerini aldılar. bu klasiklerden biri de grubun en sevdiğim parçası run to the hills elbette.
grup ilerleyen zamanlarda da edebiyat, sinema ve tarihten etkilenerek söz yazmaya devam etti.
the number of the beast her ne kadar sevildiyse bir o kadar muhafazakar kesim tarafından topa tutulduğu da oldu. şeytanın sayısını barındırdığı için muhafazakarlar tepkiliydi. steve bu tepkinin onların lehine grup için bedavadan pr olduğunu düşünüyordu.
hikayeleri kaba taslak bu şekilde. tabii ben sevdiğim kısımları ekledim. dileyenlere tamamını google amca anlatır.
bu beylerin kendilerine her anlamda çok iyi baktığını ve oldukça donanımlı olduklarını da söylemeden geçmeyeyim. sağlıklarına dikkat ediyorlar ve kendilerini sürekli geliştiriyorlar. özellikle dickinson'un on parmağında on marifet var.
yeni keşfettiyseniz dinleyecek bir dünya parçaları var. hatta bir tanesini buraya bırakıp kaçayım ben*.
grup basçısı steve harris* tarafından 1975'de londra'da kuruldu.
öncelikle çoğu metal grubunda olduğu gibi iron maiden'da da kadro değişiklikleri oldu. paul di'anno'nun gruptan ayrılmasıyla bruce dickinson* tam 6 ay sonra gruba dahil oldu. bruce dickinson'da evrenden mezaş alan insanlardan olduğu için taa 1980'de samson'ın vokaliyken iron maiden'ı canlı izlemesiyle bir gün bu güzide gruba ses olacağını biliyordu. grubun o an deep purple'a benzediğini düşünmüştü. tabii bruce'un gruba girmesinde clive burr'le olan ahbaplığının da rolü vardı. öte yandan steve harris' te az antenli değildi hani. paul'un günün birinde grubu yarı yolda bırakacağını hissettiğinden bir gözü hep diğer vokallerdeydi.
neyse efenim, sözün özü kader ağlarını ördü ve bruce dickinson ait olduğu yere geldi.
brucecuğumuz ilk konserinde yepyeni şarkılarla hölölölö yapanları susturduysa da dianno şarkılarını söylerken seyirciyi tamamen kazanmayı başaramamıştı.
iron maiden ilk defa albüm kaydı için şarkı yazacak olduğunda bruce samson ile yaptığı anlaşmadan dolayı albüme şarkı yazamıyordu. ilk iki albüm - iron maiden ve the number of the beast - yıllar önce yazılmış şarkıları kapsıyordu. hızlıca şarkı yazması gereken gruba bruce'un altında imzası bulunmasa bile gerek söz gerek müzik konusunda ciddi katkıları oldu. buna bir örnek prisoner olabilir. adrian smitth bu albümde farkını ortaya koysa da kulaklarımıza tatlı tatlı bağıran parçalar steve'in kaleminden çıkanlar oldu ve klasikler arasındaki yerlerini aldılar. bu klasiklerden biri de grubun en sevdiğim parçası run to the hills elbette.
grup ilerleyen zamanlarda da edebiyat, sinema ve tarihten etkilenerek söz yazmaya devam etti.
the number of the beast her ne kadar sevildiyse bir o kadar muhafazakar kesim tarafından topa tutulduğu da oldu. şeytanın sayısını barındırdığı için muhafazakarlar tepkiliydi. steve bu tepkinin onların lehine grup için bedavadan pr olduğunu düşünüyordu.
hikayeleri kaba taslak bu şekilde. tabii ben sevdiğim kısımları ekledim. dileyenlere tamamını google amca anlatır.
bu beylerin kendilerine her anlamda çok iyi baktığını ve oldukça donanımlı olduklarını da söylemeden geçmeyeyim. sağlıklarına dikkat ediyorlar ve kendilerini sürekli geliştiriyorlar. özellikle dickinson'un on parmağında on marifet var.
yeni keşfettiyseniz dinleyecek bir dünya parçaları var. hatta bir tanesini buraya bırakıp kaçayım ben*.
devamını gör...
insanı mutlu eden ucuz şeyler
bir tatlı söz, bir güzel mesaj, bir tatlı tebessüm, sıcacık bir sohbet, bunların hepsi bedava. eksik etmemek lazım.
devamını gör...
üşeniyorum öyleyse yarın
(bkz: başarısız insanların ortak yanları)ndan biri olan hatta hayat felsefeleri olan sözdür.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
youtube da sevdiğim kanallara ara ara disslike atıyorum, br tarafları kalkıp bozmasınlar diye
devamını gör...
bal yerine reçel yapan arıya mor mahlas verilsin kampanyası
kişiye özel kampanya yapılmaz ama hem kampanyayı başlatan hem söz konusu yazar hatrına bu durum desteklemeye değerdir.
devamını gör...
