bugün ekşi sözlük başlığına şu #1822277 entryi girmiş.

konuşmayı bilmeyen bir sörü canlı ile dolu olan platform.

bugün bir başlıkta yazdım ve şu an başlığın en çok fav alan ikinci entrysi. ne yazık ki mesaj alımımı kapatmak zorunda kaldım.
yani şu anlama geliyor.
bu ülke asla ama asla tartışacak kadar gelişmiş insanların yaşadığı bir ülke olamayacak.
evet peşinen diyeyim.
almanya şahane.
yemin ediyorum 3 yıldır buradayım her gün "niye geç geldin lan" diye kızıyorum kendime.
ulan resmen ormandan yaşıyormuşuz lan.


ben de ekşi'de bugün girilen başlıklara baktım ve çok olmasa bile fav alan şöyle bir entry gördüm.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ardından aynı yazar mesaj alımını kapattığına dair tıpkı bu herr hollz denilen herifin burda yazdığına benzer ekşi'de bir entry daha girmiş.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ekşi'deki bu profil dikkatimi çekti, gittim biraz profilini inceledim. o da ne ? ekşi'deki bu yazar normal sözlük için de şu entryi girmiş.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

şimdi bu ekşideki dağ kadrosundan pkk'lı enik ile bizim burdaki herr hollz denilen kürtçü aynı kişiler mi değil mi bilemem ?
ama ben şüphelendim.

ek: şüphelerimde haklı çıktım. aynı kişilermiş. ekşi’de burayı, burada da ekşi’yi kötüleyen tipik bir karaktersiz. söyleyecek başka sözüm yok. üslubunu da kendisine iade ediyorum.
devamını gör...

#1528239

zagros beslemesi terör sevicilerin gelip ağlaştığı "oslondo oylo domok ostomodo" diye viyakladığı başlık.
akp döneminde her anlamda palazlanan bu terör sevicilerinin sesi soluğu arşa çıkmaya başladı.
burada dahi apo denilen şeytanın uşakları cirit atıyor. moderasyon ise "amaaan sözlükte ne yazılırsa yazılsın, ne kadar çok olursa o kadar iyi" mantığını güdüyor.
nefret ettiğiniz insanların kitaplarını okuyun derken şark kurnazı gibi araya atatürk’ü ekliyor.
zamanında devlete isyan eden bu kürtçü teröristlerin kafasına balyoz gibi inen türk yumruğunu unutmamış haspam gelip kin besliyor.
bunlara çiçek, böcek atıp dünyayı versen yine kanlarında olan bozukluktan dolayı teröre devam ederler. açılım süreci adı altında ihanet süreci varken akp'nin don lastiği olanlar bize insanlık dersi vermeye çalışıyor.
el ele hendek kazıp sağa sola bomba döşeyip çoluk çocuk kundaktaki bebeği bile katleden dürzüler insanlık barış vesaire diye viyaklıyor.
daha geçenlerde şehit öğretmenlerimiz konusunu dile getirmiştim. ne hikmetse sözlüğün kadrolu apocuları oraya uğramadı. neden ? çünkü karı koca öğretmen bir de çocukları canice katleden deyyusları alenen savunmak yemedi. hatta öğretmenimizin karnındaki çocuğu bile kesen bu apo'nun kürtçü teröristlerinin bu eylemleri söz konusu olduğunda kafasını kuma gömenler yanlışlıkla yanından sinek uçsa "foşik töce" diye sağa sola saldırmaya başlıyor.

tanım kısmına gelirsek; sezai temelli isimli mahlukat apo denilen teröristin sevicisi ve hayranı olan terör destekçisi bir türk düşmanıdır.
söylediklerinin hükmü de kıymeti de yoktur.
yakalandığı an "benim anam da türk, hizmete hazırım" diye sözde davasını anında satan sümüklü kokainman ve onun sevenleri ise eninde sonunda belalarını bulacaktır.
bundan kaçış asla yoktur ve olmayacaktır.
devamını gör...

duymanız halinde karışmanızın sizin için daha iyi olacağını gösteren cümledir.
devamını gör...

vücutta k vitamini eksikliği varsa, alımı çok da işe yaramayabilen vitamindir. çünkü, d vitamini kandaki kalsiyumun yeterli seviyede olmasını sağlarken, k vitamini bu kalsiyumdan kemiklerin daha fazla faydalanmasını sağlar ve böbrek ve damarlarda birikmesini engeller.

d vitamini ve k vitamini arasında bir tür ortak görev vardır diyebiliriz.
devamını gör...

son derece bilgili ve bilgisini oldukça net ve güzel ifade edebilen değerli bir yazar.
dünyaya baktığımız yerler farklı olsa da durduğu yer son derece saygın ve saygılı.
tanımlarını severek takip ediyorum.
daim olsun kalemi.
devamını gör...

animenin yapımcısı göktuğ özgül'ün diğer çalışmalarını görmek için @goktug_art isimli instagram hesabını takip edebilirsiniz veya aşağıdaki siteye göz atabilirsiniz.

www.artstation.com/goktugozgul

şimdi en sevdiğim bölüm geliyooooor; eleştiri

animeleri çok severim, boş vakitlerimde anime de izlerim tamam mı? öncelikle göktuğ özgül'ün emeğine sağlık. şimdi eleştirelim bakalım.

animasyon, anime, film, dizi gibi yapımlar yedinci sanat olan sinema ürünüdür. (bkz: septem artes liberates)
kültürel anlamda sinemaya bakıldığında bazı ulusların veya yönetmenlerin belirgin, farklı, sıradışı sanat anlayışları vardır ki yapıtlarından bunu anlayabiliyoruz. örneğin kore sineması son yıllarda dikkat çekiyor. başka bir örnek de japon anime ve mangalarıdır. bu sanatın kökeni japon tiyatrosu kabukidir. meşhur naruto animesi aslında bir kabuki tiyatrosudur. kabuki yapıtlarında japon halkının kültürel değerleri işlenir. erdem, saygı, yardımlaşma, toplum yararı, aile şerefi, shogun sistemi vb konular işlenir. doğal olarak japon animelerinde de bu değerler işlenir. izlediğim animelerin hemen hemen hepsinde bir japon felsefesi ve kültürel değeri vardı. bir kaç anime serisi bitiren herkes az çok japonya'daki toplumsal düzeni anlayabilir. bu bağlamda anime ve mangalar her ne kadar 'kurgusal' ve 'fantastik' olsalar da sosyolojik olarak tutarlıdır.
örneğin pokemon anime serisinde ana karakter ash ketchum (satoshi)pokemon eğiticisi ana karakter 21 sezon 1409 bölüm şampiyon olamıyor kaynak. peki o zaman bu anime izleyicisine ne anlatmaya çalışıyor? önemli olan 'şampiyon' olmak değil; hayatta somut bir amaç edinmek, dostluk bağları kurmak, düşmanlarına dahi saygılı olmak gibi japon kültürüne has değerleri izleyicisine aşılıyor. diyaloglar, karakterler, kullanılan dildeki sadelik düşünüldüğünde hedef izleyici kitlesinin çocuklar olduğu hemen anlaşılıyor. bu da tüm dünya çocuklarına (yani gelecek nesle) sağlam bir 'japon' hayranlığı yani kültür emperyalizmi aşılıyor. aynı zamanda kendi halkının çocuklarına da bunu aşılıyor. japon halkı ikinci dünya savaşı'nda atom bombasının hedefindeki bir toplum olarak tüm dünya'ya 'ezik japonlar' dedirtmemek için çok çalıştı. buna rağmen dünya'nın en borçlu ülkesi hala japonya. üstelik intihar oranı (% 0,0025) en yüksek ülke de japonya'dır. bu açıdan bakıldığında pokemon animesi kültür tarihi için daha derin bir anlam ifade ediyor.

peki davara efsanesi isimli türk yapımı anime bize ne anlatıyor? hiç birşey.
kurukafa baskılı siyah t-shirt giyen ergen bir genç ana kahraman olarak karşımıza çıkıyor. lisede benim böyle sınıf arkadaşlarım vardı. hard metal dinlemekten beyinleri sulanmış, asosyal, içine kapanık, hiç sevgilisi olmayan, kişisel bakımına özen göstermeden toplum içine çıkan, 31ci tayfa dediğimiz ergen arkadaşlarım vardı lisede. çocuklar için kötü örnek olan bu kurukafa seven asosyal kahramanımız pek özgün bir kişilik değil. biraz ben10 özentisi gibi duruyor. kumral saçlı ve renkli gözlü olduğuna göre türkiye'nin kıyı kesimlerinde doğmuş olmalı.

okulun mimarisine bakınca akp iktidarındaki okul mimarisine hiç benzemiyor. akp döneminde okullar toki, cumhurbaşkanlığı külliyesi gibi dört köşeli basık çatılarıyla hemen dikkat çekiyor. estetik zzevkten yoksun okullarımız var.

yüzlerce defa okul gezisiyle yerebatan sarnıcı'nı geziyorlarmış. hani bir yabancı izlese sanır ki türkiye'd eğitim sistemi japonya gibi. biz çocuklarımıza sürekli antik kentler, bizans kalıntıları, harabeler filan gezdiriyoruz sanacak. halbuki sabah veriyoruz okul servisine 8 saat kafa dinliyoruz. akşam da çocuk yorgun bir şekilde eve geliyor. burada çocuklar memnun, aileler memnun, hükümet memnun. peki kim memnun değil? öğretmenler.

ana kahramanımız okulu kırıp gollom'un kocaman kulaklı haliyle savaşa girecek ama saçma bir kulak şakası yapıyor. bir de ukala ukala tirat atıyor. bu davranış şeklini en çok amerikan çizgi filmlerinde görüyoruz. ben10, powerpuff girls gibi çizgi filmlerde düşmanı aşağılama, laf sokma gibi davranışlar çocuklara aşılanıyor. oysa pokemon animesinde düşmanı aşağılayan ifadeler kullanılmıyor. tam tersine düşmanla adil bir savaş olması için teşvik ediliyor. genellikle roket takımı hep teknolojik silahlarla uçan balonla geliyor. tıpkı abd'nin atom bombası gibi, değil mi?

temaya ve seçilen renklere bakarsak istanbul'u akdeniz iklimini ve denizleri sembolize eden mavi tonlarını kullanmış. ancak davara'nın da mavi bir dev olması beni rahatsız etti. buradan anlıyoruz ki davara karakteri aslında hint mitolojisindeki mavi tanrılardan esinlenilmiş. tıpkı avatar filmi gibi.

sonuç olarak davara efsanesi ne bir görsel şölen ne de didaktik bir eser. sanatçı çizim yeteneği doğrultusunda hiç bir öğretisi ve alt metni olamayan 'bir hikaye' anlatmaya çalışıyor. bu yüzden basit, tatsız, ilgi çekmeyen, lisans bitirme projesinden öteye gidemeyecek bir ürün olmuş. ürün de demek istemiyorum yapıt da demek istemiyorum. adını sen koy. çünkü pazarlanacak bir tarafı yok. ne muhteşem yüzyıl ne kurtlar vadisi, ne de koreden ithal ettiğimiz senaryolarla yeniden kurgulanan sıkıcı türk dizilerigibi.

yani türkler anime yapamaz. kendi tarihinden ders çıkartamayan bir ulus kendi kültürel değerlerini başka uluslara aşılayamaz. osmanlı imparatorluğu kültür mirasını sahiplendik ama tarihimizle yüzleşmedik. sahte bir saltanat dizisi çekildi. arap ülkelerine de konusu derin devlet ve mafya örgütlenmesi olan kurtlar vadisi'ni ihraç ettik. ikisi de 'savaş' temasını işliyor değil mi? türkler o zaman kaostan beslenen bir millettir. ben bir yabancı olsam ve şu dizilere maruz kalsam kafamdaki türk imajı şöyle olur; mafyatik, imparatorluk özlemi içinde, davranışlarının sonunu düşünmeyen, kahraman olmak için yaşayan, toplumsal bir amaç uğruna hareket etmeyen, bencil, merkezcil, dost edinmeyen, dostlarına güvenmeyen, kavgacı, eleştiriye kapalı, aniden öfkelenen ...

şimdi lütfen bu soruyu siz cevaplayın.

türkler hangi kültürel değerlerini sahiplenmelidir?
devamını gör...

45 alıp sevinç nidaları atan öğrenci'nin zıt anlamlısıdır.
devamını gör...

zamanlama önemlidir. insan ilk şoktan sonra kendi içine kapanır. haliyle onu anlat diyerek darlamak mantıklı degildir. yapacağın sey de susmak, onun çözülmesini beklemek. ona yalnız degilsin ben burdayim hissiyatini vermek olay. bu da onda bir destek guc saglayacak.haliyle cozulme baslayacak.

unutmayın; bazen varlığımız karşıdaki insana verebileceğimiz güçtür. susmayı etkili kullanmak lazim.*acele,bencillik bizi hataya götürür.
devamını gör...

kendisinden sabahın köründe tematik sekme dilendiğim coder. yaptı sağ olsun. eline koluna sağlık. taaaam 15 dakika içinde bitirdi bu ne hız.*
teşekkürler efeem.
devamını gör...

şikâyetçi olan erkekler tarafından doldurulan yer.

söylenen de siz, yazan da siz ay balam!
devamını gör...

damat bey olarak sizin, istenilecek kıza yani sevdiceğinize dünya ahiret bacı gözüyle bakmanız bunlardan biridir. daha evvel seviştiğiniz hissedilirse bir miktar soğuk rüzgarlar esebilir.
devamını gör...

(bkz: ras al ghul)
(bkz: balkoninsani)
devamını gör...

varlığından çok da emin olmadığım şov.

nasıl ki trollükten şikayet edene "başlıkları engelle olsun bitsin" diyoruz, nasıl ki bilgi içeriği isteyenlere "bilgi kategorisine gir, orada takıl" diyoruz ve herkes kendisi için haklı olarak bunları rahatça söyleyebilmek adına bir ifade özgürlüğü istiyor, bu da bir ifade özgürlüğüdür. isteyen tek tek herkese (yani takip ettiği, etkileşim sağladığı insanlara) mesaj atarak gideceğini söyler, isteyen bunu tek duyuru ile topluca ilan eder. her giden ayrı başlık açmadığı sürece çok da büyük bir mesele değil diye düşünüyorum.

bunu her zaman ilgi açlığına yormak hiç doğru değil. var mıdır ilgi için yapan? mutlaka vardır ama herkesi de aynı kefeye koyamayız. hem burada "benimle ilgilenin" demenin farklı yollarını uygulayan ve istediğini elde eden öyle insanlar var ki, özellikle gideceğini söyleyenlere kafayı takmak pek de doğru değil.

eğer bu durumdan gerçekten çok rahatsız olursanız, gideceğini söyleyen kişiye ilgi göstermemekle çözebilirsiniz olayı diye düşünüyorum. yani özetle bu işin sürekli gündeme getirilmesi gerekli değil gibi geldi bana.
devamını gör...

44 kurşunla öldürülemeyen bir şili şarkısıdır.

venceremos “ kazanacağız” anlamına gelir ve şarkı verdiği bu sözü sonuna kadar tutmayı başarmıştır.

dünyanın her yerinde faşist darbelerin, bir televizyon kumandasından daha zeki olmayan amerikalı aklı evvellerin demokrasiye saldırıları devam ederken şili’nin de bundan nasibini almaması mümkün olamazdı 1970’lerde.

amerika’nın desteğini arkasına alan adını bile yazmaktan tiksindiğim augusta pinochet kendi halkından benim ondan tiksindiğim kadar nefret ettiği için şili’nin ışığı salvador allende’ye faşist bir darbe gerçekleştirip öldürdükten ya da öldürdüğünü sandıktan sonra iktidara gelmiş ve kan gövdeyi götürürken amerikalı vampirlerle birlikte dişlerini bilemeye devam etmiştir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

işte bu dönemde şarkıları ile halka umut veren victor jara da tutuklanmış ama diğer ayrımlar gibi hapse girmemiş, her zaman yanında olduğu halkıyla birlikte şu an adı victor jara stadyumu olan stada konulmuştur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu infaz öncesi bekleme esnasında yanındaki gitarına sarılan jara venceremos şarkısını söylemeye başlamıştır ve oradaki herkes jara’ya eşlik etmiştir. jara ölene kadar şarkısını söylemeye devam etmiştir. yani hala şarkısını söylemeye devam etmektedir. 44 kurşuna rağmen.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

şarkını türkçesini ise grup yorum haziranda ölmek zor albümünde seslendirmiştir.

victor jara venceremos

grup yorum venseremos
devamını gör...

30 ekim 1918 mondros mütarekesi ile başlayıp 11 ekim 1922 mudanya mütarekesi ile sona eren dönemde milli mücadele aleyhinde yayın yapan basına verilen isimdir.
artin kemal olarak da bilinen ali kemal’in başını çektiği mütareke basınının linkte pdf formatında orijinal metni yer alan mondros mütarekesi’ne yandaş gazetelerinde attığı bazı başlıklar...
vakit: “memleket artık barış ve huzura kavuştu.”
ikdam: “allah’ın yardımıyla ateşkes yapıldı.”
tasvir: “çevresi çiçeklerle bezenmiş, üstünde güneş doğan bir barış.”

işgal altındaki istanbul basınının bir bölümü kuva-yi milliye ile mustafa kemal paşa'ya söver, işgalci devletlere vıcık vıcık yağ çeker.
‘‘mütareke şartlarını tamamen icra edip iyi niyet göstermemiz gerekir. fakat bütün bunlar, kuva-yi milliye denilen maskaralık ortadan kalkmadan mümkün olmaz’’ derler.

o dönemi yaşayan dünya gazeteler birliği altın kalem özgürlük ödülü sahibi ahmet emin yalman şöyle anlatır:
“gazetelerin çoğu yabancı parası alıyor ve karşılığında memlekette fitne ve karışıklık çıkarıyor, yabancıların emellerine bilerek ya da bilmeyerek alet oluyorlardı. o sırada bir yabancı devletten, bir yabancı banka ve şirketten para almak, bir gazetenin tıpkı satış gibi, ilan gibi normal gelir kaynaklarından biri sayılıyordu.”

milli mücadele aleyhtarı hain, satılık, işbirlikçi kalemleri olan bu yayın organlarına atatürk “bizans basını” demiştir. bir ülkede halkı kandıran bir medya varsa, o ülkenin başka bir düşmana ihtiyacı yoktur.

günümüzde halk için değil, emperyalist güçlerin çıkarlarına dönük yayın yapan basına mütareke basını denilmektedir.
baştan sona 'algı' ve yalan haberle dolu malum medya son günlerde ekranlarda “tencere dibin kara, seninki benden kara” türü kapışmalar yapmaktadır.
“joe biden beni seç” tarzı tribünlere oynayan mütareke basınının günümüzdeki temsilcilerinin tarihten ders almaları gerekir.
dersaadet isimli yurtsever bir gazete 1920 yılında anadolu’daki milli harekete duyduğu güveni şu resimle halka anlatmıştır

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

öküzleriyle tarla süren köylü oğluna seslenir: “oğul! bugün yeni bir devre giriyoruz; artık geçmiş günleri unutmak ve yüreğin acılarını dağlamak için sabanı sürmeye başla ve her gecenin bir sabahı olduğunu unutma.
diğer görüntülerde ise sevr’i imzalayan osmanlı heyeti, fransız, ingiliz ve italyan delegeleri ile imza işleminin yapıldığı salon resmedilmektedir.

"gazetecilikte gerçeği söylemek ve şeytanı utandırmaktan daha yüksek bir yasa olamaz" - walter lippmann.
devamını gör...

good morning evribadi sözlük.
hayırlı cumalar iman ihlas sahibi mümin kardeşlerim.
bugün cuma ama bana pazartesi gibi görünüyor çünkü haftalık izin yapmadan çalışmaya devam edeceğim.
o yüzden bana hergün pazartesi.
yapacak birşey yok üstelik, mızmız etmeden mücadeleye devam.
hepinize mutlu bir gün dilerim,
biz buradan devam.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kajun baharatıyla yendiğinde aşık olunan yiyecek. patatesleri doğradıktan sonra 5-10 dakika tuzlu soğuk suda bekletirseniz kızarınca çok daha çıtır olur.
devamını gör...

hani nasreddin hoca der ya bana damdan düşeni getirin diye ben de bu durum için aynı cümleyi kuruyorum işte. çünkü abi yiyorsun yiyorsun kilo almıyorsun birçoğunuza rüya gibi geliyordur* ama isteyip de almamak çok kötü 50'yi göremiyorum la ben. yürürken adeta ince bir çubuk yürüyor dkçdmsv tabi şu an durum böyle ama ileride kesin şükür falan ederim durumuma.
devamını gör...

ben kendime nick altı giriyorum allah'tan yoksa benim nick atı çöl kalır
.
devamını gör...

2002
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim