yeni anneleri darlamak... "bak o çocuk öyle üşür, onu giydir", "terlemiştir o, sırta bez koy", "sen şimdi anlamazsın, bilmezsin, bu çocuk aç kalmış, her halinden belli", "iyi bakamıyorsun herhalde, yaşıtlarına göre küçük kalmış", "çalışırken çocukla fazla ilgilenemedin tabii ondan dolayı çocuklar hastalandı" vs. vs. yazarken bile ruhum daraldı, bir de bunları işitirken siz beni görecektiniz...
devamını gör...

11. sınıftayız, müzik dersindeyiz. sınıfın tüm kızları resim dersini seçmiş, müziğe duyarsız 15 erkek oturuyoruz. hocamız geldi bir gün dedi ki "çocuklar 10 kasım törenleri olacak izmir marşı çalmamız lazım çalmak isteyen var mı?" tabii kimse yanaşmadı çünkü müziği seçmemizin tek nedeni derste hiç bir şey yapmıyor oluşumuz. hoca hafiften ısrar etti. geçen derste de fülüt getirin demişti iki kişi ciddiye almış. ben fülüt arkadaş da melodika getirmiş. tamam hocam biz yaparız dedik bir özgüvenle. hoca notaları verdi dedi ki çalışın.

aradan haftalar geçti ara ara çalışıyorum çalmaya, neyse artık oturdu güzelce çalıyorum tek başınayken. arkadaş da aynı tek başına çalıyor.

çalıyoruz ama kendi başımıza çalıyoruz.
ay oldu bizi kimse çağırmıyor. ya bunun bir provası olmaz mı, hiç değilse bir yoklayın bakalım bizi çalabiliyor muyuz.
10 kasım'dan bir hafta önce çağırdılar bizi. gittik konferans salonuna, baktık ki organizasyon bizden ibaret değil. gitarı var korosu var hocaların biri keman biri yan fülüt çalacak. neyse çaldık bir iki kere ama uyuşamıyoruz haliyle. hoca da dedi
" biraz sıkıntılı ama olsun."
ikinci gün dedik herhalde bugün de bir prova alırlar ama yok. üçüncü gün yok. dördüncü gün yok. derken 10 kasım geldi. okulun bahçesinde, hava güzel. hafta sonu, 40 50 kişi de gelmiş allah bereketini artırısn.
geçtik sahneye son ki üç dört bismillah diyip başladık çalmaya.
ama ne çalmak.
ben fülütle bastım gaza gidiyorum izmirindağlarındaçiçekleraçar, gitarı çalan kız arkadaşımız çok yavaştan çalıyor iiizmiiirin daaağlarında, melodika çalan arkadaş bambaşka bir yerden girdi müziğie, hocaları zaten duyamıyoruz.
gitarcı kız müziğin ortasında bıraktı çalmayı , döndü bana dedi:
"ne yapıyorsunuz siz, çok hızlı gidiyorsunuz yavaş biraz."
ben çaresiz döndüm, kıza bakarak çalıyorum hala. yavaşlayamam çünkü bir kere bırakırsam nefesi daha giremem müziğe, zaten neresinde olduğumuz da belli değil.
acıklı acıklı baktım gözlerine "anla beni hanımabla ne olur "diye.
en nihayetinde hepimiz müziği alakasız yerlerde bitirdik. kocaman alkışlar ve kapanış.

iki şansımız vardı. biri sahnedeki tek mikrofonun koronun önünde olması diğeri de havanın güzel olması. yoksa küçücük, mikrofona gerek dahi olmayan bir salonda çalacaktık.

her ne kadar başarısız bir girişim olsa da iyi ki yapmışım dediğim ve her aklıma geldiğinde güldüğüm bir anıydı. aslında o an da içten içe eğleniyordum.
suç bizde değildi en nihayetinde. suç, prova cimrisi ama pek sevgili müzik hocalarımızdaydı.
devamını gör...

dizide en beğendiğim adam bülent onaran'dır. emekli bir diplomat. konuşurken aralara bol bol fransızca katar. bu adamla bütün gün takıl sıkılmazsın. en kalite şarabı bulur, en iyi yerde yemek yer. böyle abileri olması lazım bir insanın.
devamını gör...

lütfen bağlaçları ayıralım, elimizden geldikçe yazım yanlışı ve anlatım bozukluğu yapmayalım ve noktalama işaretlerini kullanamaya çalışalım. teşekkürler.
devamını gör...

çoğu zaman farkında dahi olmadan yaşarız hayatlarımızı.
bize ait olmayan hedeflerimiz vardır ulaşmak için çabaladığımız. bir ömrü harcadığımız.

peki kimdir başarılı olan,
nobel ödüllü bir bilim adamı m, yoksa çocuklarının kahramanı mı?
wallstreet ceo ları mı, yoksa ihtiyaç halindekilere yardım eli uzatanlar mı?
milyonlarca takipçisi olanlar mı, kendi başlarına mutlu olanlar mı?

cumartesi günü saat 23:45 de yapılacak olan makinist ile son istasyon radyo yayınında, yazdıklarınız üzerine konuşacağız.

sizce başarı nedir?
devamını gör...

amin maalouf tarafından yazılan haçlı seferleri sırasında arap devletlerinin durumunu ve nasıl bir yol izlediğini anlatıyor. mısır, suriye, türkiye'nin bir bölümü, filistin, kudüs gibi şehirler etrafında dönüyor olaylar. tarih sevenler için güzel bir kitap. arap devletlerinde o zamanda da birlik ve beraberliğin olmayışı, hep bir kuyu kazma, ihanet, ele geçirme fikrinin olması dikkat çekici.
devamını gör...

aşırı ilgisizlik ve sosyal izalasyon sonucu çöp toplamaya duyulan kompulsif bir takıntı. genelde yaşlıca ya da gelişmekte olan demans sorunu yaşayan kişilerde görülür. bu hastalığa ismini veren kişi ise bir yunan filozofu olan diogones. alaycı ve minimalist bir adam olarak da bilinen birisi.

diogenes'in felsefesi hayatın anlamının erdemler, doğaya uygun şekilde yaşama ve konvansiyonel bütün tutkuların (zenginlik, güç, ün) reddedilmesiyle bulunacağı inancına dayanır.

atina’nın sokaklarında bir şarap fıçısının içinde yaşadığı söylenir ve büyük iskender’le olan küstah ve atılgan karşılaşmasıyla tanınır. olayın gerçekleştiği yerde büyük iskender diogenes’e: “bana ne istersen söyle.” der. diogenes ise “gölge etme başka ihsan istemem.”diyerek cevap verir.
devamını gör...

oje sürerken ya da makyaj yaparken meydana gelen ufak hataların temizlenmesine yardımcı olan çubuk.
devamını gör...

ben de eksi oy gelmesine karşı çıkanlardanım. ama bir o kadar eksi oy isteyen yazarlar var ki gelirse de yarın bunun seri eksi oyuydu, bu tanım niye eksilendi gibi hayıflanma, şikayet ve kaoslar artacak. sol akış eksi oy mevzularıyla akıp gidecek. artık gelirse de dünyanın sonu değil, eksi oydan korkacak değiliz. yüksekten korksak eyfel kulesine çıkmazdık.
devamını gör...

yasal süre bu gibi durumlarda dikkate alınmayabiliyor diye biliyorum. lütfen öyle olsun. yoksa kızcağız kendi kardeşini doğuracak. çıldırırsın ya. deli olur insan.
devamını gör...


1998 yapımı olan bir film.
" pizza dağıtıcısının "başından geçen öyküsünü anlatan filmde meltem cumbul'un muhteşem oyunculuğu izleyenleri etkiliyor.
hatta o zamanlar bu film o kadar çok gündem olmuştu ki;
bazı ablalar sırf fantezi olsun diye evine gelen pizza dağıtıcılarını sandalyeye bağlamaya başlamıştı.
şaka bir yana, 23 yıl geçmesine rağmen filmin müziğini tekrar tekrar dinliyorum..
teşekkürler özkan uğur ..
devamını gör...

bir savcı bir de hakim olan iki abim var, ikisi de whatsapp grubumuzdan ayrılma kararı aldılar. savcı olan hem bip hem telegram'a geçti. hakim ise bip kullanacağım oradan görüşelim dedi. devletin hakimi savcısı hak-hukuk okumuş adamlar geçiyorsa benim ne işim var zaten. çoğu kişi taşındı, ben de taşınacağım. telegram-bip gruplarımız şu an whatsapp gruplarımızdan daha aktif. mark düşünsün artık ab'ye ayrı bize ayrı davranmasının sonucunu. eyyy mark sen kimsin ya?
devamını gör...

yılan gibi tıslayarak giden eli öpülesi tontişlerdir.
devamını gör...

o kadar çok ağladım ki şu şarkıda. gözyaşlarım birol namoğlu'nun kafasına düşse saç çıkardı.
devamını gör...

(bkz: virginia woolf)
(bkz: sylvia plath)
(bkz: mary shelley)
(bkz: halide edip adıvar)
(bkz: tomris uyar)
(bkz: j. k. rowling)
(bkz: jane austen)
(bkz: ursula k. le guin)
(bkz: agatha christie)
(bkz: harper lee)
(bkz: emily bronte)
(bkz: charlotte brontë)
(bkz: stephenie meyer)
(bkz: mina urgan)
(bkz: margaret atwood)
(bkz: simone de beauvoir)
(bkz: louisa may alcott)

aklıma gelenleri yazdım. ''hiç büyük kadın yazar yok'' için yeterli gelir bence.
devamını gör...

tarihsel olarak erkekler kadınları ezdiğinden ve haklarını ellerinden aldıklarından bir tür stockholm sendromu diyebileceğimiz "içselleştirilmiş patriyarki" nedeniyle daha fazla imkanlara ulaşabilen kadınların "erkekleşerek" diğer kadınları ezmesi durumu. kültürümüzde buna annenin sosyal statüde yaşlanarak yükselmesi ile nisbeten genç ve erkek olmayan gelinini ezmesi örnek verilebilir. bu sebeple feminizm özünde kadınların birbirini desteklemesi ve eşit haklar talep etmesi için motive eder. tıpkı marx'ın işçilerin birbirleri ile bütün olmasını savunması gibi.
devamını gör...

atatürk düşmanlarını savunan ve yüksek ihtimalle kendiside öyle olan,* ataerkil zihniyetli yazar.
devamını gör...

herkesin bana almasını istediğim, kimseciklerin bana almadığı ve saatlarce izleyebildiğim huzur veren minnak kürecikler :) yazarken bile içim mutlandı.
devamını gör...

kendimi bulamıyorum,
geri alamıyorum.


devamını gör...

varlığından (bkz: gad) sayesinde haberdar olduğum yunanlı plak şirketi. merkezleri atina'daymış. şirket bünyesinde özellikle gelenekselden uzak ancak kopuk olmayan yunanlı müzik grupları ve dj'ler bulunmakta.

www.youtube.com/c/soundofev...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim