herkesi güldürüp geceleri ağlayan insan
benim. mesela az önce odama yeni biri geldi, bayağı içten karşıladım. diğer arkadaşımı da öyle ama gece olunca bilmiyorum bir şey oluyor ve hüngür şakır ağlıyorum.. bu yüzden erken uyuyorum, hissetmemek, düşünmemek için.
devamını gör...
tanrı ve yeni fizik
bilimin tanrıya ulaşmada dinden daha güvenilir bir yol sunduğu savı ile tanrı kavramının bilimsel olarak incelendiği ingiliz fizikçi paul davies kitabı.
kitabın ana konusunu varoluşun dört büyük sorusu üzerine işlemiştir;
doğa yasaları neden var?
evren içerdiği şeyleri neden içerir?
bu şeyler nasıl ortaya çıktı?
evren mevcut düzenine nasıl kavuştu?
kitabın ana konusunu varoluşun dört büyük sorusu üzerine işlemiştir;
doğa yasaları neden var?
evren içerdiği şeyleri neden içerir?
bu şeyler nasıl ortaya çıktı?
evren mevcut düzenine nasıl kavuştu?
devamını gör...
türklerde kölelik
türkler’de kölelik derken ne kastedildiği önemli. ilk tanımda, önerme genel hatları ile doğru olsa da, biraz karmaşa bulunmakta.
türkler’de kölelik derken, eğer türkler’in köle sahibi olması kastediliyorsa; göçebe bir toplumda kölelik olması zaten mümkün değildir. tarihte kölelik kurumu sadece gelişmiş şehirlerde ve ticaret merkezlerinde görülmüştür. türkler’de bu açıdan kölelik zaten mümkün değildi.
ne zaman şehirleşme (ticaret) osmanlı ile biraz oturur gibi oldu, hemen kölelik kurumunun da geliştiği görülecektir. bu açıdan özel mülk ile alakası türkler’de kurulamaz. zira asıl osmanlı devletinde özel mülk yoktu, hatta hala kullandığımız “adalet mülkün temelidir” sözündeki mülk devlet demektir, düşündünüz mü neden devlet yerine mülk kelimesi kullanılmış? çünkü devlet sultanın mülküdür. dolayısıyla özel mülkiyetin olmadığı, her şeyin sultana ait olduğu osmanlı’da köle kurumu ve ticareti yaygın olarak vardı.
bunula birlikte; başlıkta belirtilen, özel mülkiyetin (dolayısıyla sınıfların) oturduğu ve keskin olarak yer aldığı toplumlarda kölelik daha kurumsal ve yaygın olarak yer alır önermesi doğrudur. fakat yukarıda belirttiğim üzere türkler açısından genellemeye uymaz.
eğer başlık tanımına türklerin köle olması açısından bakarsak, burası da genel hatları ile doğru olmakla birlikte eksiktir. türkler her göçebe millet gibi özgürlüğe son derece düşkün bir millet, köleleştirmeye müsait değil. fakat koskoca memlükler devleti de gözden kaçmamalıdır. her ne kadar paralı asker gibi görünmek istense de, sonradan memlük devleti yöneticileri olan türkler aslında köle askerlerdi, diğer kölelere oranla daha prestijli olsalar da, bu onların bir köle olduğu gerçeğini değiştirmez. zaten devletin ismi de bunu açıkça ortaya koyar, memlükler yani köleler.
fakat ilginç olarak türkler köle-asker iken, zamanla bulundukları toplumun yöneticisi ve yönetici sınıfı haline gelmiştir. 200 yıl kadar da, sadece yönetici sınıfını işgal etmiş olsa da (halk çoğunluğu türk değildir) kendi çapında görkemli bir devlet sahibi olmuşlardır.
türkler’de kölelik derken, eğer türkler’in köle sahibi olması kastediliyorsa; göçebe bir toplumda kölelik olması zaten mümkün değildir. tarihte kölelik kurumu sadece gelişmiş şehirlerde ve ticaret merkezlerinde görülmüştür. türkler’de bu açıdan kölelik zaten mümkün değildi.
ne zaman şehirleşme (ticaret) osmanlı ile biraz oturur gibi oldu, hemen kölelik kurumunun da geliştiği görülecektir. bu açıdan özel mülk ile alakası türkler’de kurulamaz. zira asıl osmanlı devletinde özel mülk yoktu, hatta hala kullandığımız “adalet mülkün temelidir” sözündeki mülk devlet demektir, düşündünüz mü neden devlet yerine mülk kelimesi kullanılmış? çünkü devlet sultanın mülküdür. dolayısıyla özel mülkiyetin olmadığı, her şeyin sultana ait olduğu osmanlı’da köle kurumu ve ticareti yaygın olarak vardı.
bunula birlikte; başlıkta belirtilen, özel mülkiyetin (dolayısıyla sınıfların) oturduğu ve keskin olarak yer aldığı toplumlarda kölelik daha kurumsal ve yaygın olarak yer alır önermesi doğrudur. fakat yukarıda belirttiğim üzere türkler açısından genellemeye uymaz.
eğer başlık tanımına türklerin köle olması açısından bakarsak, burası da genel hatları ile doğru olmakla birlikte eksiktir. türkler her göçebe millet gibi özgürlüğe son derece düşkün bir millet, köleleştirmeye müsait değil. fakat koskoca memlükler devleti de gözden kaçmamalıdır. her ne kadar paralı asker gibi görünmek istense de, sonradan memlük devleti yöneticileri olan türkler aslında köle askerlerdi, diğer kölelere oranla daha prestijli olsalar da, bu onların bir köle olduğu gerçeğini değiştirmez. zaten devletin ismi de bunu açıkça ortaya koyar, memlükler yani köleler.
fakat ilginç olarak türkler köle-asker iken, zamanla bulundukları toplumun yöneticisi ve yönetici sınıfı haline gelmiştir. 200 yıl kadar da, sadece yönetici sınıfını işgal etmiş olsa da (halk çoğunluğu türk değildir) kendi çapında görkemli bir devlet sahibi olmuşlardır.
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
bu tarz başlıklar açıldığında ilk akla gelen "acaba beni de seven var mı?" oluyor. bu kadar çok dikkat çekmeye çalışmak bir yerden sonra bağımlı yapar insanı. orada adı çıkanlara ayrıca üzülüyorum. düşünsene seni seviyorlar ve senden birşeyler yazmanı bekliyorlar hissine bi kapıldın mı geçmiş olsun. yemez, içmez, uyumaz durmadan sözlüğe birşeyler yazar, ha bire kimler beğenmiş diye entry takip edersin.
aslında insanları sözlüğe müptela yapmanın en kestirme yolu galiba.
aslında insanları sözlüğe müptela yapmanın en kestirme yolu galiba.
devamını gör...
kitap alıntıları
mahzun gönül,sükut et! güneş bulutların arasında da neşr-i envar eder. senin bahtın da herkesin bahtı gibidir: her hayatta fırtına saatleri;kederli mazlum günler olmak gerek!
peyami safa-mahşer
devamını gör...
sabreden dervişin muradına erememesi
devamını gör...
bugün kendin için ne yaptın sorusu
brownie yaptım.
devamını gör...
sokak lezzetleri
efsane tadıyla kokoreç, bardakta ya da közde mısır, yemesi çok sevap olan kestane kebap, lavaş ya da maruluyla çiğ köfte, içinde dondurması da olan kağıt helva, tarihten gelen turşu suyu, sokağın gerçek evladı halka tatlı.
devamını gör...
satın alınan veya sahiplenilen hayvanı umursamamak
küfür etmemek elde değil böyle insanlara.
yaklaşık birkaç ay önce gözünde enfeksiyon olan bir kedi buldum. tedavisini yaptırdım, iyileştirdim ve bir yakınımıza sahiplendirdim. bugün aldığım mesajda köpek sahiplendiklerinden ve kedinin "çok tüy dökmesinden" dolayı kediyi geri vermek istediklerini söylediler. 2. kedilerini de sokağa atmışlar. işleri güçleri şov. 2 fotoğraf çekinip sosyal medyada paylaşmak için hayvan sahipleniyorlar.
benim aklım almıyor. o hayvan sana alıştı seni evi yaptı. senin ne hakkın var hayvanın psikolojisiyle oynamaya?
yaklaşık birkaç ay önce gözünde enfeksiyon olan bir kedi buldum. tedavisini yaptırdım, iyileştirdim ve bir yakınımıza sahiplendirdim. bugün aldığım mesajda köpek sahiplendiklerinden ve kedinin "çok tüy dökmesinden" dolayı kediyi geri vermek istediklerini söylediler. 2. kedilerini de sokağa atmışlar. işleri güçleri şov. 2 fotoğraf çekinip sosyal medyada paylaşmak için hayvan sahipleniyorlar.
benim aklım almıyor. o hayvan sana alıştı seni evi yaptı. senin ne hakkın var hayvanın psikolojisiyle oynamaya?
devamını gör...
cool'un türkçe karşılığı
bi konu hakkında bilgisi yoksa ağzını gereksiz yere açıp, boş yapmayan, kafa ütülemeyen, karizma kişiliktir. görüntü de cool’luk bi güneş gözlüğüne bile bakabilir.
devamını gör...
2023 seçimlerini yine erdoğan'ın kazanacağı gerçeği
her gün 18 yaşına giren insanlar var. e bu insanlar mal değilse olanı biteni görüyordur. kazanamaz yani sanmıyorum.
devamını gör...
srebrenitsa katliamı
avrupa'nin iki yuzlulugunun en buyuk gostergesi olan dunya tarihinde de ikinci dunya savasi sonrasi yapilmis en buyuk insan katliami olarak gecen soykirimdir.
katliam adini, bolgedeki srebrenitsa kasabasindan almistir. 1993 yilinda birlesmis milletler tarafindan srebrenitsa "guvenli bolge" olarak guvence altina alinmistir. bolgenin guvenli olarak tasdiklenmesiyle, 24 bin nufuslu kent 64 bine kadar yukselmistir. bolgedeki sirp zulmu bir yana birde nufus artisiyla yoksulluk ve sefalet baslamistir. kentteki sirplarin tacizlerinden bunalan sivil kesim, ellerinden alinmis silahlarini tekrar talep etmis, donemin hollandali komutani thom korremans tarafindan bu talep geri cevrilmistir. akabinde zaten bir hafta icinde yani 11 temmuz 1995'te donemin komutani ratko mladiç komutasinda bolge sirplar tarafindan ele gecirilmis yada satilmistir... hatta ilgili komutanin 11 temmuz gununde cekilmis bir video kaydindaki sozleri de su sekildedir;
büyük bir sırp bayramı arifesinde, srebrenica şehrini büyük bir sırp şehri yapmak üzere halkımıza armağan ediyoruz. nihayet bu topraklarda türklerden intikam almanın vakti geldi.
bolgenin sirplar tarafindan ele gecirilmesiyle panik yapan sivil kesim, son care olarak ara buluculuk yapmak icin orada gorevlendirilmis hollanda askerlerine siginmislardir. hollanda askerleri ise zulmden siginmis sivil bosnaklari sirplara teslim etmistir. sozde kadin ve cocuklarin guvenli bir bolgeye tasinmasina olanak saglayan sirplar, en az 8 binin uzerindeki bosnak erkegi ayristirarak ormanlik ve benzeri alanlarda toplu sekilde katletmislerdir. wikipedia'da yer alan bilgiye gore 8300 kisinin cesetleri parcalanip, iskeletlerinden cikartilmis, toplu bir alanda yakilmasiyla, kalan kemikler de yine toplu bir sekilde gomulmustur...
katliam adini, bolgedeki srebrenitsa kasabasindan almistir. 1993 yilinda birlesmis milletler tarafindan srebrenitsa "guvenli bolge" olarak guvence altina alinmistir. bolgenin guvenli olarak tasdiklenmesiyle, 24 bin nufuslu kent 64 bine kadar yukselmistir. bolgedeki sirp zulmu bir yana birde nufus artisiyla yoksulluk ve sefalet baslamistir. kentteki sirplarin tacizlerinden bunalan sivil kesim, ellerinden alinmis silahlarini tekrar talep etmis, donemin hollandali komutani thom korremans tarafindan bu talep geri cevrilmistir. akabinde zaten bir hafta icinde yani 11 temmuz 1995'te donemin komutani ratko mladiç komutasinda bolge sirplar tarafindan ele gecirilmis yada satilmistir... hatta ilgili komutanin 11 temmuz gununde cekilmis bir video kaydindaki sozleri de su sekildedir;
büyük bir sırp bayramı arifesinde, srebrenica şehrini büyük bir sırp şehri yapmak üzere halkımıza armağan ediyoruz. nihayet bu topraklarda türklerden intikam almanın vakti geldi.
bolgenin sirplar tarafindan ele gecirilmesiyle panik yapan sivil kesim, son care olarak ara buluculuk yapmak icin orada gorevlendirilmis hollanda askerlerine siginmislardir. hollanda askerleri ise zulmden siginmis sivil bosnaklari sirplara teslim etmistir. sozde kadin ve cocuklarin guvenli bir bolgeye tasinmasina olanak saglayan sirplar, en az 8 binin uzerindeki bosnak erkegi ayristirarak ormanlik ve benzeri alanlarda toplu sekilde katletmislerdir. wikipedia'da yer alan bilgiye gore 8300 kisinin cesetleri parcalanip, iskeletlerinden cikartilmis, toplu bir alanda yakilmasiyla, kalan kemikler de yine toplu bir sekilde gomulmustur...
devamını gör...
radyodan kasete şarkı çekmiş nesil
efenim kaset doldurtmak için paranız yoksa veya radyoda çok beğendiğiniz bir şarkı çıkıyor ama şarkıcının ya da şarkının ismini bilmiyorsanız (yabancı radyo kanallarını yeni yeni keşfediyorduk, e ortaokul ingiliccesi de fayn tenks end yu kıvamında) radyoda çalan şarkıyı hazır ettiğiniz kasete kaydederdiniz. peki bu kayıt olayı nasıl oluyordu. öncelikle efendi gibi gidip kasetçiden 60'lık,90'lık boş bir kaset alabilirdiniz. elbette bu tercih edilen yoldur. ama yok kasete de para vermiyim derseniz evde çekmecelerde bulunan babanızın eski kasetlerine göz dikerdiniz. bu kasetler tabi yanlışlıkla (ya da bilerek) silinmesin diye kayıt yapılması için gereken bölüm boş olurdu. bu minicik boşlukları kağıtla doldurduktan sonra kayıt için hazır hale gelirdi.
ama öyle indir-belgelerim-müzik kolaylığında değildi tabii bu işler. öncelikle zamanlamayı iyi ayarlamanız gerekiyordu. bu da saatlerce radyonun başında eller record düğmesinin üstünde beklemek anlamına geliyordu ayrıca şarkı tam bittiği anda kaydı bitirmek için de iyi reflekslere ihtiyacınız vardı ama neyse ki mario sayesinde hepimiz süper keskin reflekslere sahiptik. bir diğer zorluk radyoların çoğ afedersiniz götlük yapıp şarkının en tatlı yerine a-a-a-aşk fm gibi "bu şarkıyı bizim radyodan indirdin olm öyle beleşe şarkı yok, kasetten dinlerken de hatırla bunu" damgası vurmasıydı. maalesef bu konuda yapabileceğiniz bir şey yoktu. bir diğer sıkıntı eğer eski bir kaset kullanıyorsanız nothing else matters bittiği saniye gel gel gümüle bızzzt diye bir şey duyulup and the story ends'e geçebiliyordu. ha üşenmeyip önce boş kayıt yaparak kaseti tamamen silebilirdiniz elbette ama aynı kasete iki-üç kere kayıt yapılması kaseti bozduğu için pek tercih edilen bir şey değildi. sonuç olarak o zamanlar istediğin şarkıyı her an dinlemek öyle kolay değildi. o yüzden çok kıymetliydi.
emeğe saygı lütfen!
ama öyle indir-belgelerim-müzik kolaylığında değildi tabii bu işler. öncelikle zamanlamayı iyi ayarlamanız gerekiyordu. bu da saatlerce radyonun başında eller record düğmesinin üstünde beklemek anlamına geliyordu ayrıca şarkı tam bittiği anda kaydı bitirmek için de iyi reflekslere ihtiyacınız vardı ama neyse ki mario sayesinde hepimiz süper keskin reflekslere sahiptik. bir diğer zorluk radyoların çoğ afedersiniz götlük yapıp şarkının en tatlı yerine a-a-a-aşk fm gibi "bu şarkıyı bizim radyodan indirdin olm öyle beleşe şarkı yok, kasetten dinlerken de hatırla bunu" damgası vurmasıydı. maalesef bu konuda yapabileceğiniz bir şey yoktu. bir diğer sıkıntı eğer eski bir kaset kullanıyorsanız nothing else matters bittiği saniye gel gel gümüle bızzzt diye bir şey duyulup and the story ends'e geçebiliyordu. ha üşenmeyip önce boş kayıt yaparak kaseti tamamen silebilirdiniz elbette ama aynı kasete iki-üç kere kayıt yapılması kaseti bozduğu için pek tercih edilen bir şey değildi. sonuç olarak o zamanlar istediğin şarkıyı her an dinlemek öyle kolay değildi. o yüzden çok kıymetliydi.
emeğe saygı lütfen!
devamını gör...
katı yürekli
merhameti olmayan, hüzünlü ve acıklı durumlarda üzüntü duymayan kişi.
devamını gör...
criminal case
pretty simple tarafından geliştirilmiş ve 15 kasım 2012' de piyasaya sürülmüş olan dedektif oyunu. 2012 - 2013 yıllarında facebook' ta popülerdi. sonradan instagram kullanımının yaygınlaşmasıyla ve büyük bir kitlenin oraya geçmesiyle oyun unutulup gitti diye tahmin ediyorum.* olay yerlerini inceleyip kanıt topluyor, kanıtları inceliyordunuz. onların detaylı analizi ise ilgili birimlerce yapılıyordu. otopsiler kadar olmasa da bekleme süreleri bir hayli uzun oluyordu. oyunda her şey için yıldıza ihtiyacınız vardı. şüpheliler ve tanıklarla konuşmak, delilleri incelemek, katili tutuklamak, ek soruşturmayı açmak ve sıradaki vakaya geçmek için yıldız şarttı. yıldızları da olay yerlerinden topluyordunuz. olay yerlerinin büyük çoğunluğu arama bulma üzerineydi, kanıt bulmak için gidiyordunuz. bir de bonus yerler vardı, onlar yıldız toplamak için biçilmiş kaftandı. fark bulma, parçaları değiştirerek manzaranın bütünlüğünü sağlama gibi şeylerdi. olay yerlerini incelemek için enerjiye ihtiyaç duyardınız, hiçbir zaman da enerji yeterli olmazdı.* böyle durumlarda oyunu oynayan diğer arkadaşlarınız yardımınıza yetişirdi. bir sonraki vaka için dosya göndererek veya enerji desteğiyle... herkes herkese her konuda destek olmasına rağmen oyunda tatlı bir rekabet ortamı vardı. hatırlıyorum da, annemin bir arkadaşıyla sürekli birincilik için yarışır ve birbirimizin rekorlarını kırmaya çalışırdık. (bkz: kuşakları birleştiren oyun) oyun içinde kazandığınız parayla boosterlar alabiliyor ya da avatarınızı süsleyebiliyordunuz. boosterlar olay yerlerinde size çok yardımcı oluyorlardı, en iyi şekilde kullanırsanız da ekstra puan olarak dönüyorlardı. ekstra puan da sonraki yıldıza daha çok yaklaşmanız ve ilgileniyorsanız o olay yerinde rekor kırmanız demekti. ekstra enerji için portakal suyu, cips ve hamburgerler vardı. criminal case' in facebook sayfasını takip ederek onlardan toplayabiliyordunuz.* ek soruşturmada da birileri mutlaka hamburger veriyordu. o sebeple kimin hamburger vermeye yatkın olduğunu tespit edip, ek soruşturmaya o kişiye yardım ederek başlıyordum. unutmadan, bir de iskambil kartları vardı. onları da arkadaşlarınız gönderiyor, arada da olay yerinden köpeğiniz buluyordu. onları biriktirdikçe de ekstra xp ya da booster alabiliyordunuz. güzel zamanlardı. eski ortam olmadan aynı tadı verir mi emin değilim, lakin tekrar oynayacağım. ıos ve android' de mevcutmuş madem, eski günleri yad edeyim.
aylar sonra gelen edit: nihayet ilk oyunun tamamını bitirdim. sonunu tatmin edici buldum.
amirimiz samuel king' in intiharının ardından, nihayet şapşik yardımcımız jones ile crimson order' ın vukuatlarını ciddiyetle araştırmaya başlıyoruz. oyunun bu bölümünde en saçma bulduğum nokta şu oldu: yaptığımız zihinsel zaman yolculukları. barış çubuğu tüttürüp zihinsel olarak 400 yıl geriye giderek o zamandan kalma eşyaları görüp (?) delil olarak inceliyoruz. her zaman 400 yıl önceki olay yeri muazzam şekilde gözümüzde canlanıyor. her zaman gözümüze çarpan o 400 yıllık eşyayı birileri güven içinde saklamış oluyor ve istediğimizde sorunsuz şekilde teslim alıyoruz. her zaman, aradığımız delil o 4 asırlık eşyada oluyor. aşırı saçma. oynayabilmek için daha fazla olay yeri olsun diye kurgulanmış muhtemelen ama saçma işte. en sonunda çubuklarıyla kafayı bulmamızı sağlayan şaman teyze de, geçmişte öldürülen aloki kabilesinin huzur bulamayan ruhu çıkmasın mı? kendisi uçtu, kuş olup uçtu.* finalde de grimsborough' un daha fazla yardımımıza ihtiyaç duymadığına karar verip, veda partimizin ardından serinin ikinci oyunu olan pasifik' e doğru yol alıyoruz.
seriyi oynadıkça güncelleme yaparım.
aylar sonra gelen edit: nihayet ilk oyunun tamamını bitirdim. sonunu tatmin edici buldum.
amirimiz samuel king' in intiharının ardından, nihayet şapşik yardımcımız jones ile crimson order' ın vukuatlarını ciddiyetle araştırmaya başlıyoruz. oyunun bu bölümünde en saçma bulduğum nokta şu oldu: yaptığımız zihinsel zaman yolculukları. barış çubuğu tüttürüp zihinsel olarak 400 yıl geriye giderek o zamandan kalma eşyaları görüp (?) delil olarak inceliyoruz. her zaman 400 yıl önceki olay yeri muazzam şekilde gözümüzde canlanıyor. her zaman gözümüze çarpan o 400 yıllık eşyayı birileri güven içinde saklamış oluyor ve istediğimizde sorunsuz şekilde teslim alıyoruz. her zaman, aradığımız delil o 4 asırlık eşyada oluyor. aşırı saçma. oynayabilmek için daha fazla olay yeri olsun diye kurgulanmış muhtemelen ama saçma işte. en sonunda çubuklarıyla kafayı bulmamızı sağlayan şaman teyze de, geçmişte öldürülen aloki kabilesinin huzur bulamayan ruhu çıkmasın mı? kendisi uçtu, kuş olup uçtu.* finalde de grimsborough' un daha fazla yardımımıza ihtiyaç duymadığına karar verip, veda partimizin ardından serinin ikinci oyunu olan pasifik' e doğru yol alıyoruz.
seriyi oynadıkça güncelleme yaparım.
devamını gör...
yapraklı deniz ejderhası
dalış ekiplerinin çok seyrek olarak rastladıkları yapraklı deniz ejderhaları - leafy sea dragon son derece zariflerdir. phycodurus cinsinin tek üyesi olan bu canlılar güney ve batı avustralya sularının yerlisidir. uzun yaprak görünümlü çıkıntılar tüm vücutlarından çıkmaktadır. sırt ve göğüs kısmındaki şeffaf yüzgeçlerle kendilerini garip bir şekilde iterek yüzerler. mükemmel kamuflajları sayesinde balıkların saldırılarından korunurlar.
bir dişi 250'ye kadar pembe yumurta üretip erkeğin kuyruğuna bırakarak döllenmelerini sağlar. erkek yaklaşık 9 hafta boyunca yumurtalara özenle bakar. görünümlerinden dolayı ve esaret altında yaşayamamaları nedeni ile yapraklı deniz ejderhaları denmiştir.
bir dişi 250'ye kadar pembe yumurta üretip erkeğin kuyruğuna bırakarak döllenmelerini sağlar. erkek yaklaşık 9 hafta boyunca yumurtalara özenle bakar. görünümlerinden dolayı ve esaret altında yaşayamamaları nedeni ile yapraklı deniz ejderhaları denmiştir.
devamını gör...
dünyanın en değerli şeyi
insanlığa yararlı bir şey icat etmek.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
bilirim azizim bilirim;
bilmezler kıymetini, kıymet bilenin...
bilmezler kıymetini, kıymet bilenin...
devamını gör...

