siyasal islam'ın bir başka yüzünü ortaya çıkartan açıklamadır.

zira siyasal islam yeri geldiğinde kendi oğlunu topun ağzına koymayı gerektirir.

bugün üç kuruş menfaat için yalakalık yapanların bundan ibret alması şart, zira bugün oğlunu satan yarın seni pavyona bile satar...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ghandi'nin şu sözüyle özetlenebilecek felsefe:

"nazik bir şekilde dünyayı sallayabilirsiniz"
devamını gör...

çaylak sistemi ilk başladığı gece açmıştım, çaylaklara yaklaşımım da açık ve net ne zaman isterlerse yazabilirler.
devamını gör...

insanların yaptığı sahte paralar kadar paraların da yaptığı sahte insanlar vardır. şartlar değişince birçok insan da huyunu suyunu değiştirebilir.
esasında para insanı değiştirmez, gerçek yüzünü gösterir.
çocukken monopoly oynayanlar bilirler...karşımızdaki o masum gözükenler tapuları, paraları alınca bir anda ses tonunu değiştirirler. paranın verdiği o güç var ya, monopoly oyununda bile belli olur.
paramız çok olunca çevremizdekilerin bize karşı tutumları da değişiyor. kokusunu alınca bile değişen çok.
kaldı ki değişim kötü bir şey değildir, neye dönüştüğü önemlidir. sizi hayırsever birine dönüştürüyorsa ne mutlu...
devamını gör...

açılımı good manufacturing practice şeklinde olan kısaltma.

standart, kaliteli bir farmasötik ürünün üretilmesi, ambalajlanması ve sunulması için belirlenmiş kurallar dizisidir. amacı; ilacın ya da kozmetik ürünün güvenli olduğundan, gereken saflığı ve kaliteyi taşıdığından emin olmaktır.
devamını gör...

"gerçekten bunu yaptın mı" şeklinde entel mesajları olur hep.

he, cidden kızın memelerine puding sıkıp muz bandırarak yedim. entellik zor meslek.

sıkılmıyorlar da.
devamını gör...

o zaman pilav ye sözüne muhattap kalan insandır.

bu bir yaş alma işareti. yani kabuklarını yemeye başlama. belli bir yaşa kadar o kabuklar yenmiyor, yenemiyor.

sonra bir güncelleme geliyor insana ve bir anda yiyorsun ve hatta lezzetli bile bulabiliyorsun. aynısı türk kahvesi içinde geçerli. keza maden suyu. bakın atlet giymekte böyle bir şey. uygun yaş profiline ulaştığınız an yazın bile giyiliyor o atlet.

hayatın belli dönemlerinde gelen güncellemeler sihirli bir değnek gibi insanı direk değiştiriyor. garip ama gerçek.
devamını gör...

çok şükür ki ölüm var.
devamını gör...

birinin gözünüzün içine baka baka yalan söylemesi ve sizi aptal yerine koyması. sadece midem bulansa yine iyi. suratlarına kusmak istiyorum.
devamını gör...

1706 yılında keşfedilmiş 2009 yılında unesco dünya mirası geçici listesi'ne alınan burdur'da bir antik kent.
devamını gör...

yusuf atılgan'ın tarzını ve hissettirmek istediği bilinç karmaşasını başlarda hazmetmek zor olsa da zamanla akıcı bir okuma sağlayan kaliteli bir kitaptır.

c.'de gördüğüm şey onun çocukluk travmasıyla karışık oedipus kompleksinin, c.'nin yaşam tarzını ve yaşama bakış açısını ne denli belirlediğiydi. c., pek ortalıkta görünmeyen, göründüğü zaman da sıkıcı bir sessizliğin sebebi olan, şefkatin ve huzurun kaynağı olan c.'nin teyzesini kendisinden uzaklaştıran babasını sevmiyordu. kulak olayı da cabası. c.'nin aylaklığının sebebi bana göre babasıydı. bu aylaklık, frank underwood'un babasının mezarına işemesinin c.'nin yaşam tarzında karşılığıydı. c.'ye ne iş yaparsın diye sorduklarında bir keresinde "aylakım ben, çalınmış paraları yerim." demişti. topluma karşı izleyici tavrını, yabancılığını ve hoşnutsuzluğunu da göz önüne alırsak babasından kaynaklı bu aylaklık c.'nin işine geliyordu.

belirsizliğin içinde türlü senaryolar kurup "nedir bana acı çektiren? ne istiyorum? kimim ben?" sorularını aşmış bay c.; her şeyin farkındaydı, kim olduğunu ve ne istediğini çok iyi biliyordu. belirsizliğin ne denli acı çektirici olduğunu bilirim, midem bulanır belirsizlikten. bay c. bana kesinliğin daha acı çektirici olduğunun çıkarımını yapmamı sağladı. insanların tutunduğu unsurları gülünç bulan c.; bir kurguya, bir arzuya tutunmuştu. c, ayşe'nin günlüğünde 23 temmuzun yanına yazılmış "onu seviyorum" cümlesini okuduğunda içinden "yalan! beni sevseydin o günün 23 temmuz olduğunu bilmezdin" demişti. yusuf atılgan'ın aşka bakış açısı mıdır yoksa insanlarda sık rastlanılan şu arzuya ve kurguya bilinçsizce düşkünlüğe dikkat çekmek istemesi midir bilinmez. oscar wilde ne güzel söylemiş; "hayatta iki türlü trajedi vardır: biri istediğini elde edememek, diğeriyse istediğini elde etmektir."
devamını gör...

sana güvenim kalmadı.
devamını gör...

bugünün anısı olarak kalsın burada.

değirmenaltı - tekirdağ

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ayaklarının işlevselliğini kullanan kız.
devamını gör...

kendimi anlatan bir başlık açayım dedim. elbet bir tek ben değilimdir. öyle hırslı öyle başarılı olmak neyimize en ufak birşey'de pofff offff cufff az biraz sabret yok. armut piş ağzına düş olmaz. neye güveniyorsunuz efendim babanız mı zengin cıkk hemen şu kapıdan dışarı çık!
hadi birazda kendimizi dövelim.
devamını gör...

fotoelektrik olay ışığın metalden elektron koparması sonucu diye tanımlanabilir. kopmuş elektronlara fotoelektron denir.
devamını gör...

pelikancı birine hak vereceğim aklımın ucundan geçmezdi ama bana göre doğru olan önermedir. dayak ayeti, kadının örtünmesi, erkeklerin kuma getirebilmesi, miras eşitsizliği, şahitlikle iki kadının tek erkeğe eşit sayılması gibi şeyleri kabul etmeden tam anlamıyla müslüman, kabul ederek tam anlamıyla feminist olamayacağı düşüncesindeyim. ılımlılık benim harcım değil.
devamını gör...

şevkle çalışanı,zevkle öperlermiş diye düşünüyorum şahsen. insan denen mahlukat maalesef kii iyilikten hoşgörüden anlamıyor. lakin nerde onu ezikleyen sindirmeye çalışan bir kitle varsa onun kölesi oluyor.
devamını gör...

halbuki aşk,
başka ne olsundu hayatın mazereti

ismet özel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim