galiba kayboldum hissi
yolda olursa iyi illa tanıdık bir yol çıkar diyerek dümdüz devam ediyorum. ama bir binanın içinde kaybolmak hastane vs. en büyük fobilerimden olabilir.
devamını gör...
hyalin kıkırdak
embriyo iken vücudumuzun neredeyse tamamı hiyalin kıkırdaktan oluşur. büyüdükçe bu kıkırdaklar sertleşir. ama vücudumuzda hala hiyalin kıkırdak olan yapılar vardır. burnumuz ,soluk borumuz ve bronşlarımız hiyalin kıkırdaktan oluşur.
devamını gör...
kitap yazmak
iki romanı bir öykü kitabı ve pek çok taslağı olan biri olarak kitap yazanlara ya da yazmak isteyenlere biraz tavsiye vereceğim. tanım nerede diyen olursa onları da kırmayacağım.
kitap yazmak bir disiplin işidir. kitap içinde kullanmayacak olsanız bile hergün iki bin kelime yazmalısınız. yetenekten çok sabır işidir.
kitabı neden yazdığınız çok önemli. eğer parayı bulup işe gitmemekse amaç bu imkansıza yakın.
diyelim ki yazdınız kitabı bitti diyorsunuz aslında iş yeni başlıyor. yazdıklarınızın yüzde kırkını silip atmalısınız. çünkü pek çok gereksiz şey yazdınız fark etmeden. bir cümle hikayeyi ileri götürmüyor bir çatışma yaratmıyorsa gereksizdir. silin ve atın. bir ay taslağınıza ellemeyin. bir ay sonra tekrar okuyunca eklemek ve çıkarmak istediğiniz yerler olacaktır.
hikayenin başına bir şey eklerseniz tüm hikayeyi baştan sona tekrar yazmak zorunda kalacaksınız. bu döngüyü beş altı kez tekrarlamadan bu kitap bitmiş sayılmaz. sonra güvendiğiniz üç dört kişiye okutup onların eleştirilerini düzenleyin. eğer eleştirmiyor harika falan diyorsa bir daha ona kitap taslağı göndermeyin.
kitabı yazdınız şimdi ne olacak kısmını başka bir başlıkta çok detaylı anlatacağım ama çaylak olduğum için başlık açamıyorum. uygun bir başlık da bulamadım.
kitap yazmak sabır isteyen çok keyifli bir eylemdir.
kitap yazmak bir disiplin işidir. kitap içinde kullanmayacak olsanız bile hergün iki bin kelime yazmalısınız. yetenekten çok sabır işidir.
kitabı neden yazdığınız çok önemli. eğer parayı bulup işe gitmemekse amaç bu imkansıza yakın.
diyelim ki yazdınız kitabı bitti diyorsunuz aslında iş yeni başlıyor. yazdıklarınızın yüzde kırkını silip atmalısınız. çünkü pek çok gereksiz şey yazdınız fark etmeden. bir cümle hikayeyi ileri götürmüyor bir çatışma yaratmıyorsa gereksizdir. silin ve atın. bir ay taslağınıza ellemeyin. bir ay sonra tekrar okuyunca eklemek ve çıkarmak istediğiniz yerler olacaktır.
hikayenin başına bir şey eklerseniz tüm hikayeyi baştan sona tekrar yazmak zorunda kalacaksınız. bu döngüyü beş altı kez tekrarlamadan bu kitap bitmiş sayılmaz. sonra güvendiğiniz üç dört kişiye okutup onların eleştirilerini düzenleyin. eğer eleştirmiyor harika falan diyorsa bir daha ona kitap taslağı göndermeyin.
kitabı yazdınız şimdi ne olacak kısmını başka bir başlıkta çok detaylı anlatacağım ama çaylak olduğum için başlık açamıyorum. uygun bir başlık da bulamadım.
kitap yazmak sabır isteyen çok keyifli bir eylemdir.
devamını gör...
ünlülerin isimleri ile hemhal olmuş objeler
tolga çevik - kırbaç ve dvd.
devamını gör...
rockabye parçasını bağlama'ya uyarlayan adam
müziğin evrensel olduğunu kanıtlayan yurdum insanıdır. elçilik görevini başarıyla yerine getirmiştir.
devamını gör...
günün ünlüsü olamayan yazar
14 nisan günün ünlüsü olamayan yazarlarımız;
günün bilgili olamayanı: yiid
twitter ünlüsü olamayanı :yiid
instagram ünlüsü olamayanı : yiid
oldu. (bkz: zılgıt)
günün bilgili olamayanı: yiid
twitter ünlüsü olamayanı :yiid
instagram ünlüsü olamayanı : yiid
oldu. (bkz: zılgıt)
devamını gör...
sabah işe giderken simit poğaça almak
mide yanmasını falan geçtim kısa zaman içinde büyük bir göbeğiniz olacağına işarettir ama işte insan o tadın bağımlısı oluyor.
devamını gör...
normal sözlük'e reklam verecek ilk firma
bir fanta reklamı cuk oturmaz mıydı?
devamını gör...
fernweh
almanca olan bu kelime oldukça tanıdık bir hissi ifade ediyor. türkçe'ye tam olarak çevrilemeyen bu kelime, "uzağı özlemek, uzaklara gitmeyi istemek, daha önce gidilmeyen yerlere özlem duymak" anlamına geliyor.
bazen sadece gitmek isteriz, neresi olduğu önemli değildir sadece yolda olmak isteriz ya işte tam da bunu kasteden bir kelime.
bazen sadece gitmek isteriz, neresi olduğu önemli değildir sadece yolda olmak isteriz ya işte tam da bunu kasteden bir kelime.
devamını gör...
insanı rahatlatan bitki kokuları
gul, leylak, lavanta ...
devamını gör...
kitap alıntıları
konuşmam yetmiyormuş gibi düşünmeye de başladım. en kötüsü buydu. çoğu insanlar gibi düşünmeden konuşsaydım kimse bir şey demeyecekti; ama ben düşündüğümü söylemeye kalktım.
yusuf atılgan
yusuf atılgan
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ses tonları
devamını gör...
türkiye'de unutulamayan olaylar
kadın cinayetleri,
genç işsizlik,
liyakatsizlik,
adaletsizlik,
hoşgörüsüzlük,
trol medyalar vb.
genç işsizlik,
liyakatsizlik,
adaletsizlik,
hoşgörüsüzlük,
trol medyalar vb.
devamını gör...
elli kere şikayet ettik
nereye devlete mi diye güldüm. güldüm yani. ölen benim öyle düşün. gülüyorum artık yani. nereye sıgınabilirsin. allaha dua et. olmadı havale et. ama ölen sensin ve kimse bir şey yapmıyor. öldün öylece. öldügünle de kaldın.
devamını gör...
ilk buluşmada yapılmaması gerekenler
buluşma bittikten ve ilerki buluşma için sözleştikten sonra kafa tokuşturmak.
bazı insanlar utandıkları için anlık dalgınlıkla yapabiliyor böyle şeyler.
(bkz: bir arkadaşım ekolü)
bazı insanlar utandıkları için anlık dalgınlıkla yapabiliyor böyle şeyler.
(bkz: bir arkadaşım ekolü)
devamını gör...
kitapça
konur sokak’a yukarıdan bakan iki gözümün çiçeği kafedir.
üniversite yıllarımda mutlaka her gün gittiğim, sakinliğine hayran olduğum mekan ilk öykü taslaklarımı da yazdığım yerdir aynı zamanda.
benim için güzelliğin de başkenti olan ankara’nın en sevdiğim kitabevi olan imge kitabevinin üst katındadır kitapça. cebimdeki paranın, yani aslında aylık harçlığımın yarısını imge kitabevinden kitap almak için harcadıktan sonra elimde üzerinde imge amblemi olan kağıt torbanın içindeki kitaplarla kitapçaya çıkar çayım gelene kadar kitaplara dokunmazdım.
sonra çayım gelince taksitle aldığım kitapları tek tek çıkarır, inceler, ardından da hangisini önce okuyacağıma karar verirdim.
kitapça’nın sıcak ve sessiz ortamında kitap okumanın zevki anlatılmaz bir şeydir. en azından o zamanlar öyleydi. çok kitap okudum kitapça’da, çok yazı yazdım ve hepsi benim için önemli, hepsi benim için özeldir hala.
arkadaki balkonda oturup imgenin arka bahçede düzenlediği yazar sohbetlerini izlemek ise ayrı bir önemli idi benim için.
velhasılı çok özledim kitapçayı, umarım hala kitapça ruhunu korumaya devam ediyordur.
üniversite yıllarımda mutlaka her gün gittiğim, sakinliğine hayran olduğum mekan ilk öykü taslaklarımı da yazdığım yerdir aynı zamanda.
benim için güzelliğin de başkenti olan ankara’nın en sevdiğim kitabevi olan imge kitabevinin üst katındadır kitapça. cebimdeki paranın, yani aslında aylık harçlığımın yarısını imge kitabevinden kitap almak için harcadıktan sonra elimde üzerinde imge amblemi olan kağıt torbanın içindeki kitaplarla kitapçaya çıkar çayım gelene kadar kitaplara dokunmazdım.
sonra çayım gelince taksitle aldığım kitapları tek tek çıkarır, inceler, ardından da hangisini önce okuyacağıma karar verirdim.
kitapça’nın sıcak ve sessiz ortamında kitap okumanın zevki anlatılmaz bir şeydir. en azından o zamanlar öyleydi. çok kitap okudum kitapça’da, çok yazı yazdım ve hepsi benim için önemli, hepsi benim için özeldir hala.
arkadaki balkonda oturup imgenin arka bahçede düzenlediği yazar sohbetlerini izlemek ise ayrı bir önemli idi benim için.
velhasılı çok özledim kitapçayı, umarım hala kitapça ruhunu korumaya devam ediyordur.
devamını gör...
kadınlara güvenmemek
güvenilirlik cinsiyet meselesi değil, şahsiyet meselesidir.
devamını gör...
insanlar ne ister sorunsalı
hepimiz aslında anlaşılmak istiyoruz, duyulmak fark edilmek, değer görmek ve sevilmek
devamını gör...
10 kasım
her yıl 10 kasım sabahı dondurucu soğuk olur.
çocukluğumuzdan beri ellerimiz üşürken atamızı ziyarete gitmek bambaşka bir duygudur bizim için. yani elbet hüznümüz hiç dinmez fakat bize bugünleri armağan eden ve hiç görmesek de derinden sevdiğimiz kişinin bulunduğu yere gideceğimiz için heyecan da eşlik eder hüznümüze. kaç kez gitmiş olursak olalım aynı heyecanı duyarız. sanki ilk ziyaretimizmiş gibi. zaten o ısıtır içimizi. evet, o hüzünlü ve soğuk günde, yoktan var edilmiş ülkemizi düşünmek ve o ülkenin, insanları, hayvanları ve milletini seven birinin önderliğinde kurulduğunu düşünmek iç ısıtır.
ve ben her 10 kasım günü o küçük çocuğa dönüşürüm. üşüdüğü için ellerini cebinden çıkaramayan ama bir an önce atasına kavuşabilmek için sabırsız ve dolu gözlerle kalabalığa bakan o küçük çocuğa.
saygı, sevgi, özlem ve minnetle.
çocukluğumuzdan beri ellerimiz üşürken atamızı ziyarete gitmek bambaşka bir duygudur bizim için. yani elbet hüznümüz hiç dinmez fakat bize bugünleri armağan eden ve hiç görmesek de derinden sevdiğimiz kişinin bulunduğu yere gideceğimiz için heyecan da eşlik eder hüznümüze. kaç kez gitmiş olursak olalım aynı heyecanı duyarız. sanki ilk ziyaretimizmiş gibi. zaten o ısıtır içimizi. evet, o hüzünlü ve soğuk günde, yoktan var edilmiş ülkemizi düşünmek ve o ülkenin, insanları, hayvanları ve milletini seven birinin önderliğinde kurulduğunu düşünmek iç ısıtır.
ve ben her 10 kasım günü o küçük çocuğa dönüşürüm. üşüdüğü için ellerini cebinden çıkaramayan ama bir an önce atasına kavuşabilmek için sabırsız ve dolu gözlerle kalabalığa bakan o küçük çocuğa.
saygı, sevgi, özlem ve minnetle.
devamını gör...
