anatomik yapısı itibarıyla üst katmanı (kabuk) kıvrımlıdır. bu kıvrımlı yapılardaki çıkıntıların her birine girus, girintilerine ise sulkus adı verilir.

beyin, özellikle primatlardan bu yana giderek daha fazla kıvrımlı yapıya ulaştı. kıvrılırken de boyutlarını büyütmek zorunda kalmadan yüzey alanını arttırarak, tabir yerindeyse daha kompakt bir hal aldı.
insan beyninin farklı bölgeleri farklı kıvrımlaşma derecesine sahip. bilişsel becerilerimiz yanında, muhakeme, yargılama, empati, dürtü kontrolü gibi donanım ve tecrübelerimizle bizi benzersizleştiren, beynimizdeki en önemli iki yapı prefrontal korteks ve parietal lob en fazla kıvrıma sahip iki yapıdır da.
devamını gör...

arada sırada bu başlığa gelip bir şeyler yazıyorum çünkü daha çiçeği burnunda bir sözlük, bazı eleştirilere ihtiyaç var ehehe

gördüğüm kadarıyla sözlükteki eksiklik “bilen insan eksikliği”. yani sözgelimi picasso başlığına girince sahiden picasso’ya hakim birilerinin fikirlerini okumak istiyor insan. yani burada tabii ki makale okumuyoruz ama adı üstünde sözlük. bir şeyler de öğreniyor olmayı bekliyorum kendi adıma. şimdilik hiç görmedim bana bir şey düşündüren, öğreten entry. varsa yoksa geyik. yalnızca eğlenceli bir forumdaymışım gibi hissediyorum. cümlenin sonuna olandır yapandır diye ekleyince tanım olmuyor yani.

ps: yaptığım eleştiriler benden bağımsız değiller. yazdıklarımda bilgilendirici bir şeyler de yazmaya çalışıyorum fakat dediğim gibi eleştirilerim benden bağımsız değiller.
devamını gör...

felsefeye giriş niteliğinde bir server tanilli kitabı. felsefe tarihini anlatıp okuyucuyu boğmak yerine, okuyucuyu bunaltmadan çok kısa bilim tarihi anektodları ya da güncel ekonomik ve politik bilgiler verip bunların günümüzdeki benzerleriyle ilgili bir gazete haberi ya da köşe yazısı paylaştıktan sonra bunlarla ilgili bir dizi sorular sorar. bu kitabın amacı kişiye düşünmeyi, akıl yürütmeyi, muhakeme yeteneğini; kısacası kafasını çalıştırmayı, yani ''felsefe yapmayı'' öğretmektir.
devamını gör...

görsel

"eğer ben dünya ve mars arasında eliptik bir yörüngede güneşin etrafında dönen çin seramiği bir çaydanlık olduğunu öne sürseydim ve bu çaydanlığın en güçlü teleskoplarımızla bile tespit edilemeyecek kadar küçük olduğunu ekleyecek kadar da dikkatli olsaydım, kimse bu görüşümün tersini kanıtlayamazdı. ama devam edip de bu savımın yanlışlanamaz nitelikte oluşundan dolayı insan aklının ondan kuşku duymasının kabul edilemez bir küstahlık olacağını söyleseydim, herkes haklı olarak saçmaladığımı düşünürdü. ancak, eğer böyle bir çaydanlığın varlığı eski kitaplarca onaylansaydı, her pazar günü kilisede kutsal gerçeklik olarak öğretilseydi ve okullarda çocukların beynine kazınsaydı, onun varlığından kuşku duymak bir gariplik belirtisi olarak görülür ve o kuşkuyu duyan kişiye yakınçağda bir ruh doktoruyla ya da daha önceki çağlarda bir engizisyon yargıcıyla bir randevu alınırdı."

"bir tanrı var mı?" isimli makalesinde russell böyle açıklamıştır çaydanlık görüşünü. russell'in burda eleştirdiği nokta, dinlerin yanlışlanamaz olarak kabul ettiklerinin yanlışlanmasını neden kuşkucuların yapması gerektiğidir. bertnard russell, tanrı'nın ispatının bilimin aksine bu fikri ortaya atanların görevi olduğunu anlatmak için böyle bir parodi oluşturmuştur.
devamını gör...

orman genel müdürlüğü'nün kayıtlarına göre en son 1880 yılında biricik'te görüldüğü kaydı girilmiş. resmi olarak bu tarihi tescillemişler.

1905 yılında da suriye sınırında görüldüğüne dair ifadeler kullanılmış ama bu resmiyete dökülmemiş. yani aslına bakarsanız anadolu'daki geçmişleri yakın bir zamanda son bulmuş diyebiliriz.
devamını gör...

haram olsun.
devamını gör...

kendi içlerinde illa ki tuttukları belli yazarlar vardır. hiç sevmedikleri, bir kaşık suda boğmak istedikleri de vardır elbette. taraf tutmalarında bir sorun yok, zira hepsi birer insan. ama tuttukları taraf, tanımlarına yahut beğenilerine yansıyorsa, tarafsız olmadıkları kanıtlanmış olur ve ortaya hoş olmayan görüntüler çıkabilir.

her ne kadar kafa sözlük kar amacı gütmeyen bir platform olsa da, her ne kadar moderatörler bu işi gönüllü olarak icra etseler de, her yazara aynı mesafede durmakla mükelleftirler. durmadıkları zaman oluşacak olan tepkiden illa ki nasiplerini alırlar.
devamını gör...

ne ara evlendim diye düşündüren başlık:).
devamını gör...

kuşların korkmadığını düşündüğüm makettir.

onun yerine iplere cd bağlayın ve bir çubuğa asın.

uzak duracaklardır. denendi ve onaylandı.
devamını gör...

herkesin 1 ağladığı filmde ben muhtemelen 5 ağladığım için listeleyemeyeceğim filmlerdir.
fazla mi ciddiye alıyorum, çok mu içerliyorum, gerçekten izlerken duygulara eşlik etmeyi mi seviyorum; bilinmez. ama yaşıyorum o an. "anı yaşamak" olayını yanlış anlamış da olabilirim.
devamını gör...

ne istediğini bilen,içi dışı bir olan,çok güzel seven,sadece güçlü kadınların baş edebileceği süper burcum.
karşı cinsi etkilememesi imkansızdır.akrep erkeğinin olduğu ortamda diğerlerinin şansı yoktur.
devamını gör...

12742 km çapındaki bir çöp kutusu.
devamını gör...

habersiz getirilen kahvedir, çaydır. annenin ''kızım bir şey ister misin, meyve doğrayayım istersen?'' sorusudur.
devamını gör...

genelde libido düzeyi düşük mahallelerde yaşarlar. gerekli gereksiz namus dışında dahi her konuya maydanoz olurlar. 60 yaş üstü olmaları ve dükkanı çoktan kapatmış olmaları da genelde ihtimaller dahilindedir.
devamını gör...

bazen çok garip sonuçlara yol açar. öyle ki sevdiğiniz kişiye açılırken elleriniz titrer 1 2 l ter atarsınız inşallah reddeder diye dua edersiniz. kendinizi 8 yaşındaki çocuk gibi hissetmenize yol açar, yenmesi de öyle kolay değildir. genel olarak çocukluk döneminde yaşanılan olumsuz olayların sebep olduğu söylenir.
devamını gör...

(bkz: zorunlu askerliğin bitmesi gerekliliği)
meslek olarak yapanlar yine yapsın ama erkeklerin hayatından zaten 6 ayı çalıyor. bir de kadınlardan mı çalınsın?

askerlik kadınlara da getirilirse el mahkum tabii ki giderim ama ne öğreniyorsunuz askerlikte? 50 tane adamı bir tane koğuşa tıkıyorlar yatak düzenlemeyi, tıraş olmayı öğretiyorlar.
devamını gör...

online olmadığım zamanlarda yazdıklarını ilgiyle takip ettiğim insanların ne yazdıklarını takip sekmesi altından okuyabiliyorum. ayrıca bazen ben bir başlık içerisinde oyalanırken sol frame hızlı akabiliyor ve takip ettiğim insanların tanımlarını gözden kaçırabiliyorum. bu açıdan sözlük içerisinde en faydalı bulduğum özellik.
devamını gör...

tahayyül edilemeyecek kadar zarif diyarların,
tezahürüdür kırık camlar arasındaki resmin.
tumturaklı ve donuk bir pera akşamı,
diz dize seninle; gök yeniden yaratılmış gibi,
o hatrına büyülü akşamların,
hatrına isketelerin çığlıklarıyla donatılmış akşamların.

şamdanlardan sızan ışık, yüzünde durgun bir nehir;
diz dize seninle , ah senin serin yaz akşamların.

yosun kokuları buyurgan ve keyifli,
tütsüler sarmış şehrin ücra sokaklarını,
şarap koyusu gecede, bir tütünlük yolu,
ellerimiz bir geçtiğimiz o sükut dolu akşamların.

dudağında bir öpmelik tutturduğun ıslık,
ustaca ceketine sinmiş denizin tuzlu tadı,
bahar desem değil gözlerin firuze,
bahar desem değil.
ama hatrı var,
kanadı kırık kuşu icresinden öptüğün akşamların.

cerahat ve huşu yok şehrin karmaşasında,
onca kalabalığın arasında, tenime nüfuz eden naif bakışların,
hatrına iç çekişlerinin köpüren denize, dalgalara karıştığı akşamların.

sesinde aşk mı var diye soramam firuze,
soramam gözlerindeki benim yansımam mı.
ama bilirim değerse gözlerin gözlerime,
gonca gülü küstüren güzü, sen çevirirsin bahara.
ah, senin yağmur gibi durağan yüzünden,
bin keder geçip gitmiş gibi akşamların.

ebedi bir sanat, ustaca bir şiir,
ruhumu ürperten derin yakarışların,
ah, senin parmak uçlarıma kazınan,
efsunlu yaz akşamların.
devamını gör...

çek dilinde sen kelimesi rüya demektir. böyle güzel denk gelmiş bir detayın yanı sıra farklı isimlere sahip olan pek çok şiir zaman zaman sen ismi ile de anılmıştır. rainer maria rilke'nin sen kollarıma asla gelmemiş sevgili, yitirilmiş olan daha başından, dizeleri ile başlayan sen daha başından şiiri çoğu zaman bu şekilde kısaltılır veya yine turgut uyar'ın tomris uyar için bir şiir kurma çalışması isimli şiiri ilk dizesinden -seni sonsuz biçimde buldum- dolayı sen olarak anılmıştır çoğu zaman. ilginçtir ki nazım hikmet'in insanın bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum diye sitem ettiği sen isimli şiiri de bu isimle değil üç melun adam ismi ile bilinir ama bunun sebebinin yine sen ismi ile anılan ve sen esirliğim ve hürriyetimsin diye başlayan bir başka nazım hikmet şiirinden dolayı olduğunu düşünmekteyim.

" sen ela gözlerinde yeşil hareler,
sen büyük, güzel ve muzaffer
"

"sana gelince, sen o günleri -
kendi oğluyla yatan,
kızlarının körpe etini satan
bir ana gibi satıyorsun!
...
artık seninle biz,
düşman bile değiliz.
"

edit: imla
devamını gör...

5 gün aç kalmıştım, param yoktu bir ekmek bile alacak. çok zoruma gitmişti.
devamını gör...
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.