türkiye'de çok kullanılan erkek isimlerinden biri. başlığının olmaması çok şaşırttı.

benim için anlamı çok daha büyük. kendisi büyük oğlumun adıdır. hayatımda tattığım en güzel duygu olan babalığı ilk kez deneyimledim. gerçekten kelimeler ile tarif edilemezdi seni ilk gördüğüm ali'm.

adınla yaşa.
devamını gör...

toplumsal görüşün fazlasıyla etkilediği bir durumdur. ne yazık ki etrafımız hem kendi psikolojik sorununu saklayanlar, hem de saklamayanlara farklı yakıştırmalar yapan insanlarla dolu. böyle büyüyor ve yetişiyoruz. o yüzden bu durumun bizi hiç etkilememesini bekleyemeyiz. sanırım her dilde insanın kendisinin etrafındaki insanlar gibi olduğunu söyleyen bir söyleyiş bulunuyor, o yüzden etrafımız ne yazık ki çok büyük bir etken.

ancak sırf böyle görüp büyüdük diye bunu aşamayacağız diye bir şey yok. çevremizi farklı biçimde şekillendirmek, bazı toplumsal görüşleri ve hatta baskıları aşıp alışılmışın dışına çıkmak bizim elimizde. o yüzden bizden önce psikolojik sorunların ciddiye alınmaması normal diye bunu devam ettirmemeliyiz. psikolojik sorunlar hem birey hem toplum için büyük bir sorundur, ayıplanacak ya da utanılacak bir şey yok. kendinize boşuna eziyet etmeyin.
devamını gör...

yavaş gel finaller var dediğim başlıktır.
sözlük çalışkan kişilerden oluştuğu için herkes ders çalışıyor arada sırada mola verip tanım giriyor.
kolay gelsin herkese.
devamını gör...

(bkz: çiçek abbas) ve (bkz: atla gel şaban) filmlerinin hikayesinde önemli yeri olan toplu taşıma aracı.
devamını gör...

1997 yılında şırnak'ta 3. komando tugayında vatani görevimi yaparken karşılaştığım akıbeti pek de talihli bitmeyen tertiptir.

albay: merhaba asker!
bölük: soğoll!
albay: nasılsın asker!
bölük: soğoll!
albay: sizler de sağ olun

fısıltıyla:

yahya: dostum bu albay mı gerçekten?
ben: evet görmüyor musun apoletlerini?
yahya: teşekkür ederim dostum bilgilendirdiğin için.

"te allam ne insanlar var" dedim kendi kendime. sonra bu bir adım öne çıktı ama tekmil vermedi.

yahya: kelimeler albayım...
albay: ne diyorsun evladım?
yahya: ne anlama geliyorlar?
albay: evladım sen kafayı mı yedin, geç yerine derhal!
yahya: kelimeler albayım... ne anlamda kullanıyoruz onları?

ondan sonra yahya diskoda yediği dayaktan olsa gerek, bir süre gökyüzünde yıldızlar görmeye başlamıştı. her rozetliyi albay sanıyordu.
devamını gör...

muhteşem dil ispanyolca'dan şahane klasik.tüm zamanların en iyisi.
devamını gör...

son dönemde sözlükte, sosyal medyada, televizyonda sık sık karşımıza çıkan sözleşme. istanbul sözleşmesi yaşatır diyoruz ancak çok azımız sözleşmeyi yakından inceleyip okudu. hukukçu olmanın bir gereği olarak siz sayın sözlükçülere, kadınlara, çocuklara, şiddet gören erkeklere yardımcı olması adına sözleşme ile ilgili kısa kısa bilgiler verip, kendimce önemli gördüğüm birkaç maddesini yorumlamak istiyorum. biraz uzun bir yazı olacak ama okumanızda fayda var. şiddet gören erkekler ne alaka demeyin. sözleşmenin giriş kısmında; “kadınların ve genç kızların erkeklerden daha fazla oranda toplumsal cinsiyete dayalı şiddet riskine maruz kaldıklarının ve erkeklerin de aile içi şiddetin mağdurları olabileceğinin bilincinde olarak” sözleşmenin hazırlandığı ifade edilmiştir.

her ne kadar istanbul sözleşmesi olarak dillendirilse de, metnin asıl ismi kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye dair avrupa konseyi sözleşmesi’dir. avrupa konseyi’nin 11 mayıs 2011 tarihli istanbul toplantısında imzaya açıldığı için istanbul sözleşmesi olarak adlandırılmaktadır. bu husus sözleşmenin 81 inci maddesinde; “istanbul’da, 2011 yılı mayıs ayının 11. günü, ingilizce ve fransızca olarak, her iki dildeki metin de aynı derecede geçerli olmak üzere, tek nüsha halinde hazırlanan bu belge, avrupa konseyi arşivinde saklanacaktır. avrupa konseyi genel sekreteri bu belgenin onaylı kopyalarını avrupa konseyine üye her devlete, bu sözleşmenin hazırlanma sürecine katılmış üye olmayan devletlere, avrupa birliğine ve bu sözleşmeye katılmak üzere davet edilmiş bütün devletlere gönderecektir.” şeklinde ifade edilmiştir. ülkemiz 11 mayıs 2011 tarihinde bu sözleşmeyi imzalamış, 14 mart 2012 yılında onaylamış, 01 ağustos 2014 tarihinde ise yürürlüğe sokmuştur. sözleşme 81 maddeden müteşekkil olup 30 sayfadan ibarettir. merak edenler için söyleyelim; ülkemiz 1949 yılından beridir avrupa konseyine üye bir devlettir.

bu sözleşmenin, iç hukuk kuralları karşısındaki durumu nedir? herhangi bir yargılamada iç hukuk kurallarına mı yoksa sözleşmeye mi öncelik verilecektir? anayasamızın 90 ıncı maddesine göre; “usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiası ile anayasa mahkemesine başvurulamaz. (ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." istanbul sözleşmesi temel hak ve özgürlüklere ilişkin bir metin olduğundan anayasamıza göre kanundan önce uygulanma alanı bulur. yine anayasamıza göre; eğer meclis bir konuda kanun çıkarmışsa, cumhurbaşkanlığı artık o konuda kararname ile düzenleme yapamaz. bu amir hükümler uyarınca, kanundan bile güçlü olan bir metnin, cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile ortadan kaldırılıp kaldırılamayacağı yönündeki yorumu, siz değerli romalılara bırakıyorum. sözleşmenin feshine gerekçe olarak sunulan eşcinsellik konusuna ben sözleşme kapsamında rastlamadım, ancak aşağıda dikkat çeken birkaç sözleşme maddesini belirtmekte fayda görüyorum.

devletin yükümlülükleri ve titizlikle yapması gereken inceleme ve araştırmalar başlıklı 5. madde;

“1-taraflar kadınlara karşı herhangi bir şiddet eylemine girişmekten imtina edecek ve devlet yetkililerinin, görevlilerinin, organlarının, kurumlarının ve devlet adına hareket eden diğer aktörlerin bu yükümlülüğe uygun bir biçimde hareket etmelerini temin edeceklerdir.

2-taraflar, devlet dışı aktörlerce gerçekleştirilen ve bu sözleşmenin kapsamı dahilindeki şiddet eylemlerinin önlenmesi, soruşturulması, cezalandırılması, ve bu eylemler nedeniyle tazminat verilmesi konusunda azami dikkat ve özenin sarfedilmesi için gerekli yasal ve diğer tedbirleri alacaklardır.” bu maddeyi okurken benim aklıma direkt musa orhan, ümitcan uygun ve aydın’da 92 yaşında kadına tecavüz edip öldüren cani geldi. hatırlarsanız aydın’da yaşanan olayda failin elindeki dövmenin görünmesi nedeniyle müfettiş görevlendirilmişti. yani sorun kadına şiddet veya tecavüz değil, sorun bir siyasi parti ambleminin görülmesi.

genel yükümlülükler başlıklı 12 nci maddede; “taraflar kültür, töre, din, gelenek veya sözde “namus” gibi kavramların bu sözleşme kapsamındaki herhangi bir şiddet eylemine gerekçe olarak kullanılmamasını temin edeceklerdir.” düzenlemesine yer verilmiştir. namusumu temizledim deyip indirim alanların memleketinde, böyle bir madde hayatta kalır mı sevgili sözlükçüler?

eğitim başlıklı 14 üncü maddede; “ taraflar, yerine göre, tüm eğitim seviyelerinde resmi müfredata, kadın erkek eşitliği, toplumsal klişelerden arındırılmış toplumsal cinsiyet rolleri, karşılıklı saygı, kişisel ilişkilerde çatışmaların şiddete başvurmadan çözüme kavuşturulması, kadınlara karşı toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve kişilik bütünlüğüne saygı gibi konuların, öğrencilerin zaman içinde değişen öğrenme kapasitelerine uyarlanmış bir biçimde dahil edilmesi için gerekli tedbirleri alacaklardır.” hükmüne yer verilmiştir. kindar ve dindar bir toplum yetiştirme amacıyla faaliyet gösteren imam hatiplerin, bu maddeyi kabul etmesi olacak şey midir?

tazminat başlıklı 30 uncu madde düzenlemesi; “hasarın fail, sigorta şirketi veya finansmanı devletçe sağlanan sağlık ve sosyal sigorta hükümlerince karşılanmaması halinde, ciddi bedensel yaralanma veya sağlık bozukluğuna uğrayanlara yeterli devlet tazminatı sağlanacaktır. bu durum, mağdurun emniyetine gereken dikkat sarfedilmesi koşuluyla, tarafların, söz konusu tazminatın, fail tarafından verilen tazminat kadar azaltılması talep etmesini ihtimal dışı bırakmaz.” kadınları hayatta tutalım yeter tazminat isteyen yok.

velayet altına alma, ziyaret hakları ve emniyet başlıklı 31 inci madde; “taraflar çocukların velayetinin ve ziyaret haklarının belirlenmesinde, bu sözleşme kapsamındaki şiddet olaylarının göz önüne alınmasını temin edecek gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.” bu madde, eline geçen her fırsatta mustafa kemal atatürk’e hakaret eden fatih tezcan isimli şahsın da, çocuğumu göremiyorum diye yakındığı maddedir.

taciz amaçlı takip başlıklı 34 üncü madde; “taraflar başka bir şahsa yönelik olarak gerçekleştirilen ve bu şahsı, şahsın kendisini güvende hissetmesini önleyecek şekilde korkutacak, kasıtlı bir biçimde tekrarlanan tehditkar davranışların cezalandırılmasını temin edecek gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.” daha bugün sözlükte takip edip pantolonunu indiren sapık başlığı açıldı. bu tür davranışlar maalesef iç hukukta cinsel taciz yerine, kişilerin huzur ve sükununu bozmak olarak adlandırılıyor.

ırza geçme de dahil olmak üzere cinsel şiddet eylemleri başlıklı 36 ncı madde:

“taraflar aşağıdaki kasten gerçekleştirilen eylemlerin cezalandırılmasını sağlamak üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır:

a) başka bir insanla, rızası olmaksızın, herhangi bir vücut parçasını veya cismi kullanarak, cinsel nitelikli bir vajinal, anal veya oral penetrasyon gerçekleştirmek;

b) bir insanla, rızası olmaksızın, cinsel nitelikli diğer eylemlere girişmek;

c) başka bir insanın, rızası olmaksızın, üçüncü bir insanla cinsel nitelikli eylemlere girmesine neden olmak.

rıza, mevcut koşullar bağlamında değerlendirilmek üzere, şahsın özgür iradesi sonucunda gönüllü olarak verilmelidir.

taraflar 1. fıkrada yer alan hükümlerin aynı zamanda iç hukukta kabul edilmiş olan, eski veya mevcut eşlere veya birlikte yaşayan bireylere karşı gerçekleştirilmiş eylemler için de geçerli olmasının temin edilmesi için gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.” islam fıkhında eşe karşı gerçekleştirilen bu rızasız ilişki, tecavüz olarak nitelendirilemez. aksine eşinin isteğini reddeden kadın, hoş görülmez.

soruşturmalar ve kanıtlar başlıklı 54 üncü madde; “taraflar herhangi bir hukuk veya ceza davasında mağdurun cinsel geçmişi ve davranışıyla ilgili var olan kanıtlara yalnızca davayla ilgili ve gerekliyse izin verilmesini temin etmek üzere gerekli yasal veya diğer önlemleri alacaktır.” kadın mıdır kız mıdır bilmem diyenlerin ülkesinde ölü doğmuş bir madde daha.

toplumsal cinsiyete dayalı iltica talepleri başlıklı 60 ıncı madde; “taraflar kadına yönelik, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin, mültecilerin statüsüne ilişkin 1951 sözleşmesi 1a(2) maddesi anlamında zulüm olarak ve tamamlayıcı/ ikincil korumayı gerektiren ciddi bir hasar biçimi olarak tanınabilmesini temin etmek üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.” bu madde benim aklıma işid üyesi barbarların tecavüzüne uğrayan ezidi kadınlarını getirdi.

yukarıda dikkat çektiğim sözleşme hükümlerini okursanız, bu hükümlerin bizim gibi barbar ortadoğu toplumlarında karşılık bulmayacağını çabucak göreceksiniz. mesele eşcinsellik meselesi değil, ki öyle olması da başlı başına bir facia olurdu. azgın bir azınlığın rahatça at koşturması için hukuk devletinin engelleri birer birer bertaraf ediliyor. her ne kadar sevmesem de hani şu soma faciasında tutuklu kalan tek bir kişi var; mağdur ailelerin avukatı, selçuk kozağaçlı. o adamın güzel bir lafı var; "hukuk diye helvadan put yapmışsınız, acıkınca yiyorsunuz."
devamını gör...

eskiden derdimi anlatacak kadar konuşabiliyordum.
derdim artınca ingilizcem çaresiz kaldı
devamını gör...

çayı şekersiz içmek. ben de şekersiz içiyorum ama havalı olunacak bir şey değil, bir tercihtir.

tanım: havalı olduğu zannedilen ama havalı olmayan şeyleri paylaştığımız başlık.
devamını gör...

kaşar ve hellim peyniri.
devamını gör...

sekiz gözle beklediğim yayın, beklentiyi yüksek tutmak gerek dimi? di... işi gücü hallettik bekliyoruz yayın saatini efem.
devamını gör...

türk sporunun sarsılmaz temel taşı, milyonların gözbebeği, dorukların şanlı beşiktaş’ı! günün kutlu olsun! *

#dünyabeşiktaşlılargünü


ister şampiyon olma yeter ki savaş!
aşığım renklerine büyük beşiktaş!
*

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

zorunlu ihtiyaçlar (yemek yemek, tuvalet ve banyo) için bile yataktan çıkamamak. akşama kadar dizi/film izlemek hikaye. hiçbir şeyden zevk alamazsınız. sebepsiz - illa ki bir sebebi vardır ama henüz bulamamışsınızdır - ağlarsınız.
devamını gör...

pepsi ve coca cola,
burger king- mcdonals.
sıradan deterjanlar ve bir şişe fairy 'dir.
devamını gör...

harp okulu marşı'nın güfte ve bestesi 1928 yılında, harp okulu birinci sınıf öğrencisi olan cevdet şakir çetinel tarafından yapılmıştır. gerek sözleri gerekse bestesi ile milli duyguları kabartan, tüyleri diken diken eden bir marştır.

devamını gör...

kokuların duyguları var mıdır?
patrick süskind'in bugüne kadar sadece koku kitabını okudum ve okuduğum gibi diğer kitaplarını almaya karar verdim.
böyle bir düşünce yazarın aklına nasıl geldi diye düşünmeden edemiyor insan. koku duyusu hiçbirimizin önemsemediği ama yokluğunda hemen hissettiği bir duyu.bu duyuyu o kadar ayrıntılı bir şekilde anlatmış ki anlattığı şeylerin kokusunu alıyorsunuz.kendimi kitabı okurken sürekli koklamıştım ve acaba baptiste benim kokum hakkında ne düşünürdü diye çok merak etmiştim.

bir hikayeyi anlatılabilecek en güzel şekilde anlattığını ve bizi bir çok soruyla baş başa bıraktığını düşünüyorum .mesela ölüm ile yaşam, insanların medeni görünümü ve ne kadar farkında olmasak da kokuların kişiliğimizi belirlemesi gibi güzel konulara değinmiş bu kitapta.

baptiste kesinlikle en iyi kitap karakterlerinden birisidir bana göre.kendisinin bir katil olduğunu anlamayacak kadar koku bağımlısı bir insandır o. bir kokusu yoktur fakat mükemmel koku alma yeteneği vardır.karakterin gelişimi ve doğduğu andan beri yaşadığı olaylar onu tam bir antikahraman yapmaktadır.
her karakter kendisini mükemmel bir şekilde anlatıyor ve hepsinin de sonu trajikomik bir tiyatro oyunu gibi bitiyor.
geçtiği dönem ,anlatım tarzı ve karakterler çok hoşuma gitti.kurgusu çok akıcıydı ve bir saniye bile elimden düşmedi.263 sayfalık kitap bana 30 sayfaymış gibi gelmişti.
sonuç:okuyun,okutturun
devamını gör...

bi heyecan gelir.
bu çocuk beni niye arıyor kii, ayh açsam mı diye bir 5 dk düşünürülür.
ve o telefona cevap verdiğinde aslında onu ne kadar da özlediğini anlarsın..
birilerini ölürcesine seversiniz ama sonra ne mesaj yazarsınız ne de ararsınız.
şimdi o aramışken ve onu bir zamanlar ölürcesine sevmişken neden açmıyım ki. *
devamını gör...

allah allah dikkat ettiyseniz , nasıl da bizim coğrafyadan olduğu belli oluyor; üstelik çok türk filmi de izlemiş, paşin onlar filmlerde oluyor , üstelik münir özkul da rahmete gitti belki o söylemiş olsaydı daha inandırıcı olurdu .
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
şöyle tatlı bir şey bırakayım
devamını gör...

henüz yazar değil okuyucu ve beğenici olanlardır zannımca.kendilerini yazmak için hazırlıyor olabilirler.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim