önceden adet gören bir kadında en az 3 siklus adet görememe durumuna verilen isimdir.
en sık nedeni gebeliktir.
ikinci en sık nedeni de kronik anovulasyondur.
devamını gör...

kafka’nın diğer kitapları gibi başta sizi içine alan, ne olacak diye merak ettiren ve anlamaya çalışırken, okuyucuyu bir anda boşlukta bırakan bir kitap. ve o boşlukta, bütün hikayeyi baştaki heyecan yerine bir anlamsızlık, çözümsüzlük kaplıyor adeta. öyle ki, hikayeden sıyrılıyorsunuz. ve tam da kitabı elinizden düşürmeye başladığınız anda, hikaye vurucu bir şekilde canlanıp, sizi yeniden içine alıyor ve büyük bir bilinmezlikle beraber, aslında bilinen yegane bir noktaya varıyor.

katedral ve son adlı bölüm ile baştan beri anlatmak istediği yere getiriyor okuyucuyu. hayatta bazen herşeyin anlamsızlaştığını ama bütün mana ve kavramın da bu anlamsızlıktan ileri geldiğini ve hayatın içerisinde haksızlığın hiç bitmeyeceğini hatırlatıyor. ama kitabın o hazin sonunda bile, herşeye rağmen insanın içinde yeşeren ümidi de hatırlatmadan geçmiyor.

kısacası, sisteme yapılan en iyi eleştirilerden birini görüyoruz kitapta. hukuk sistemine olan eleştiri… josef k’yı yargılayan topluma eleştiri...

insan hayatını yok etmek dışında, hiçbir davaya hizmet etmeyen bir davadan bahsediyor kafka bu kitabında.
devamını gör...

ona şiirdeki başarısını sağlayan dili yüzünden öldürülen nef'î
devamını gör...

saçmaladığı durumdur.orhan pamuk'un türkçesinde sorun yok. kendim de okuyorum, öğrencilerimiz de okuyor. kimi seviyor, kimi sevmiyor. o ayrı mesele. bir romancıyı, başka hiçbir şeye bakmadan türkçesi için sevmek ya da sevmemek edebiyat, kurmaca okuru olarak pek bir şey bilmediğinizi gösterir. böyle laflar edenleri ben dil manyakları olarak adlandırıyorum. dil manyaklığı, cihanşümul manyaklık âleminin ayrılmaz bir parçasıdır. bu âleme dahil olduğunuzu göstermekten öte bir anlamı yahut işlevi yoktur.
devamını gör...

şu korona döneminde yapılmaması gereken eylemdir.

hatta sayın yazarlarımızın da belirttiği gibi hiçbir zaman yapılmamalıdır.

harbiden kolunu ısırıp saat yapmak ne ya, güldürdünüz:).
devamını gör...

mısın'ı bitişik yazmak. arkadaşlar en basit kurallardan biri ya. hayatınızda hiç mi kitap açmadınız, hiç mi dikkat etmediniz. soru ekleri ayrı yazılır lütfen ama ya.
devamını gör...

" vicdan, insanin icindeki tanridir" victor hugo.
devamını gör...

bir türlü hoşuma gidemedi. yahu klayvenim üzerinde kedi dolaşıyormuş gibi gülmekte neyin nesi.
devamını gör...

eveeet tam da benim konum bu. hangi birini anlatsam diye düşündüm ve hepsi birbirinden güzel pardon sakarca geldi*.

efenim bugün sizlere mutfak maceralarımdan bahsetmek istiyorum, hem de en tazesinden. yemek yapmayı hele ki tatlı yapmayı çok severim. mutfak eşyalarına da bayılırım ama en favorim keskin ve büyük bıçaklardır. ağzı körelmiş bıçakla çalışmayı hiç sevmem.

///dikkat +18: buradan sonrası bazı kişiler için hassas olabilir-miş. ben öyle dan diye konuya girip dun diye yazdım ama bazı arkadaşlar kötü olmuşlar. ben uyarımı yapayım da yani...///

neyse işte bi gün yine yemek yapıp ardına tatlı yapacağım. patates soyarken sebze soyacağını nasıl tuttuysam pattteessin kabuğunu değil benim sol elin orta parmağının üstünü aldı gitti. canım yanıyor ama hiç umurumda değil. yemeği yapayım sonra yaşarım acısını modundayım.
neyse sardım parmağımı devam ediyorum derken doğrayıcının bıçağını yıkayım dedim. yıkarken de nasıl bi şevke geldiysem sağ elimle resmen bıçakların keskin kısmını avuçladım... ve tam 4 parmağın da orta kısımları bir güzel kesildi. orda kendime, bıçaklara, dünyaya hatta evrene bi şeyleeer* söylemiş olabilirim.
neyse yine sardım parmakları ve tatlıya geçtim. malzemeleri hazırladım derken tezgahın üstündeki bıçağa çarptım ve bıçak düşmeye başladı. ve ben, merdumkaptan, bu sefer de reflekslerime birtakım şeyler söylememi gerektirecek o meşhur hareketi yaptım: ayağımla bıçağın düşüşünü yavaşlattım... hayır saf merdum bi dursana! tamam anlıyorum, normalde insanlar düşen bi cisim gördüklerinde onu yakalamak isterler. ama bu cisim bıçaksa bi dururlar. dursana sen de... ne o öyle 7 kişi danaya girer gibi bıçağa giriyorsun?
neyse işte bunda da bıçağın ucu ayağımda bi yerleri çizdi işte derkeeeen 1 saat içerisinde 3 kere nasıl kendimi kendim kullanılamaz hale getirdiğimi anlatmış oldum.

buraya kadar okuyan/dinleyen sayın yazarlarımız ve yayıncılarımız, dilerim tüm güzellikler sizinle olsun.

saygılar, sevgiler*.
devamını gör...

galatasaray'ın 10 numaralı hagi formasıdır.
devamını gör...

stratosferde yerden yaklaşık olarak 25 kilometre yukarıda buz kristallerinden oluşan parlak, ince ve sedefi andıran, güneşin doğuşundan önce veya batışından sonra görülen bulutlardır.
sedef bulutlarının parlaklığı güneş ışınlarını yansıtmasından kaynaklanır.
hiç hareket etmezler ya da çok az hareket ederler.
devamını gör...

keşke sözlüğe kayıt aşamasında iki elimizi de kullanmamız gereken bir test olsa. zira son zamanlarda bir eli şeyinde çok fazla tip doluşmaya başladı.
devamını gör...

"bir kadın, sevdiği adamın başka bir kadın tarafından mutlu edildiğini görmektense, onu can çekişirken görmeyi tercih eder."

-balzac

not: üzerine düşünülesi bir cümle.
devamını gör...

mustafa kemal atatürk’ün adını ağızlarına almaya korkan, ne çocuğu belli olmayan, yalandan bir şeyler yazan, güya tehlikeli olan vatan haini omurgasız şerefsiz vahdettin artıklarının hop oturup hop kalkmasına neden olacak haberdir.


kaynak bırakılmamış.
alın size yandaştan kaynak:
dikkat havuz medyası içerir
devamını gör...

tek başarısı o olduğu için tarih atması normal olan tiplerdir.
devamını gör...

--- alıntı ---

haklıydın.seni sevmiyorum sen de beni sevmiyorsun. kendimizden daha az nefret etmeye çalışan iki yalnız insanız.

--- alıntı ---

s:1 e:7
devamını gör...

gül teninden usalanıp süzül de gel
gül bakışlım gözyaşların silip de gel
yarem sızlar yalnızlığım bilip de gel
gül kokuşlum gel


devamını gör...

yazılanları görünce iyi iyi hâlâ gençmişim dememe sebep olan yaştır.*
(bkz: çeyrek asır)
devamını gör...

2008 yılında yayınlanmış amerikan-iran yapımı dram filmi. fransız-iranlı gazeteci freidoune sahebjam'ın la femme lapidée adlı eserinden uyarlanan ve gerçek bir hayat hikayesine dayanan filmde hastalıklı zihniyetlerin iftiraya uğrayan bir kadını recmedişini izliyoruz.

her anımsadığımda canımı acıtan hikayeye sahip filmle ilgili yeşim yeşiloğlu'nun harika anlatımını buraya iliştiriyorum zira ben tek kelime dahi dökülemeyeceğim:



iran islam devrimi ile eski mahkûmlar bile molla olmuştur. mollaların keyfince yönetilen toplumda sorgulamak, karşı çıkmak yasaktır. kapalı bir toplum olma yolunda hızla ilerleyen iran’ın köyleri de aynı hızla kapanmakta katılaşmaktadır. dış dünyadan kopmuş durumdaki bu köylerde işlenen suçların gizli kalacağı, iletişim olmadığı için her günahın toprağa gömüleceği inancı ile masum kanı dökenler bu kez yanılmaktadır…



dört çocuk annesi soraya… dünyanın erkeklere ait olduğuna inanan kocasının isteklerini yerine getiren ama çocukları için ona karşı çıkmaktan çekinmeyen soraya… evlatlarının bir ömür boyu yarası olacak soraya…



erkek egemen toplumun en katı şeklini yaşayan iran’da hata yapmak, asi olmak, sorgulamak bile gerekmez öldürülmeniz için, kocanızın yeni bir eş istemesi yeterlidir. vicdanlarını sandıklara kaldırmış bir toplum içerisinde kimse öldürülmenize engel olmak için itiraz etmeyecektir.



soraya’nın kocası ali, bir idam mahkûmunun kızına göz koymuştur, kızı alması karşılığında idamı durduracaktır. karısına ve iki kızına bakmak isteyemeyen, kuma alması halinde soraya’nın sorun çıkaracağını düşünen, onun “fazla konuştuğunu” düşünen ali, köyün mollası ile birlikte soraya’dan kurtulmak için plan yapar. köyün muhtarı ibrahim’in planlanan oyuna “kanması” ile tüm köye yayılan yargılama başlar.



tek başınıza bir kişiyi öldürmeniz cinayettir. ama bu cinayete yanınızdakileri de ortak ederseniz artık kimse cezalandırılamayacaktır. kötülüğün kollektifleşmesi karşısında aslında cezanın da kollektifleşmesi gerekir ama bugüne kadar bunu hiç görmedik. öldürülenler toprağa, öldürenler evlerine... “medeni” dünya kanunları, linç kültürü karşısında her daim zayıf ve yetersiz kaldı.



dinsel dürtüler ile hareket ettiğini iddia etseler de aslında içlerindeki şeytanlarla hareket eden bir güruh var aramızda. tek başına harekete geçmekten korkan, topluluk haline gelince içindeki canavarı salan bir güruh. güzel, mutlu, huzurlu yaşamları öldürmekten keyif alan, kendisi dışında herkesin acı çekmesiyle tatmin olan bir güruh.



yeğeninin öldürülmesine engel olamayan zahra, bu kollektif kötülük karşısında sessiz kalmayacak, köye gelen gazeteci freidoune sahebjam'a her şeyi anlatacaktır. tüm dünya duymalı, tüm dünya bilmelidir bu acımasız cinayeti. tüm dünya bilmeli ki, bir daha hiçbir kadın, hiçbir insan şeytanlaşan insanların kurbanı olmasın.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

deniz suyunu içmek gibidir. içtikçe susarsın. zordur, yıpraticidir. lakin farklı kutuplarin ilişkisi, aynı kutuplara göre daha çekicidir, bu bir gerçektir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli portakal radyo renk modu sözlük kütüphanesi online yazarlar kulüpler yazarak kitap kazan puan tablosu sıkça sorulan sorular yönetim kadrosu istatistikler iletişim