hiv
evet inanıyorum gün gelecek bu başlık (bkz: hiv) olarak güncellenecek.
daha önce (bkz: hiv) başlığı açıp yazmıştım ama ısrarla burası yürüyor. o zaman benzer şeyleri buraya da yazalım, ne yapalım. orayı okuyan burayı okumayıversin, benzer bilgiler.
tüm tanımları okudum. buna değinen (bkz: mahakali)ve (bkz: mademoiselle) isimli yazarlara da teşekkürü borç bilirim.
nasıl tbmm meclisi, itü üniversitesi diye söylemiyorsak hiv virüsü de demeyelim. ufak takıntıları olanlar var hem doğrusu da bu.
öte yandan çok değerli bilgiler veren yazarlara da teşekkürler ancak hem genel bilgilendirme hem de eksik bilinenler için birkaç şey söyleyelim. sözlükteki şu başlıklarda da güzel tanımlar var.
(bkz: aids)
(bkz: virüs)
bu virüs şempanzelerden insana geçmiş. nasıl geçmiş diye merak ediyorsanız, yemişler öyle geçmiş.
insan insanı yerse de geçebilir.
peki insandan insana nasıl bulaşır?
1.kan yoluyla %100 bulaşır. hiv+ birinden kan alırsanız bulaşır. kızılayda bile oldu. geçmişte örnekleri var.
#614857 şu güzel tanımda paylaşılan linkte tüm sayılar var. psy active e sormuştum hatta bu sayılar güvenilir mi diye?
2. anneden hamilelikte ve doğum sonrası emzirme ile geçer.
3. cinsel sıvılar ile geçer. korunmasız cinsel ilişki ile geçer. hiv+ partner ile korunmasız ilişki yaşayan diğer partnere ilk seferde %100 geçecek diye bir durum yok. ne kadar çok birliktelik o kadar yüksek bulaşma riski.
virüs bulaşınca ne yapıyor?
kuluçka süresi var. birçok dokuya yerleşse de ölümcül etkisini bir tür beyaz kan hücresi üzerinde (t lenfosit) gösteriyor. bu hücrenin içine girip çoğalıyor. hiv sayısı arttikça t lenfoit sayısı azalıyor. bağışıklık zayıflıyor. çünkü bu hücreler yabancı hücrelere karşı (bakteri-kanser hücresi hatta organ nakli ile gelen hücreler) savaşıyor. hastalığın (aids) oluşması zaman alıyor. yıllarca sürebilir. sonuçta normal koşullarda tedavi edilebilen ishal, menenjit, verem, zatürre gibi hastalıklar vücuda ciddi zararlar vermeye başlıyor, bazı durumlarda ise kanserler görülebiliyor.
tedavisi var mı?
hiv için geliştirilen ilaçlar virüsün vücutta çoğalmasını ve bağışıklığı baskılayıcı etkisini önleyerek, hiv + kişilerin uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmesini sağlamaktadır. bunun için tedaviye erken başlanması ve doktor kontrolünde düzenli olarak devam edilmesi önemlidir.
bazı istatistikler:
dünyada yaklaşık 40 milyon hiv + birey olduğu düşünülüyor. acaba kaçı tedavi görüyor?
türkiye'de ise yaklaşık 20 bin hiv + birey varmış ve 1/10'u aids.
aids'in yaygın olduğu ülkelerden biri değiliz.
bizde ilk hiv+ vaka 1985'te ortaya çıkmış.
hastalıktan ölenleri anmak ve farkındalık yaratmak için 1 aralık dünya aids günü olarak kabul edilmiştir.
son olarak incir reçeli diye bir film olmasaydı anlaşılan çok kişi bihaber olacakmış.
daha önce (bkz: hiv) başlığı açıp yazmıştım ama ısrarla burası yürüyor. o zaman benzer şeyleri buraya da yazalım, ne yapalım. orayı okuyan burayı okumayıversin, benzer bilgiler.
tüm tanımları okudum. buna değinen (bkz: mahakali)ve (bkz: mademoiselle) isimli yazarlara da teşekkürü borç bilirim.
nasıl tbmm meclisi, itü üniversitesi diye söylemiyorsak hiv virüsü de demeyelim. ufak takıntıları olanlar var hem doğrusu da bu.
öte yandan çok değerli bilgiler veren yazarlara da teşekkürler ancak hem genel bilgilendirme hem de eksik bilinenler için birkaç şey söyleyelim. sözlükteki şu başlıklarda da güzel tanımlar var.
(bkz: aids)
(bkz: virüs)
bu virüs şempanzelerden insana geçmiş. nasıl geçmiş diye merak ediyorsanız, yemişler öyle geçmiş.
insan insanı yerse de geçebilir.
peki insandan insana nasıl bulaşır?
1.kan yoluyla %100 bulaşır. hiv+ birinden kan alırsanız bulaşır. kızılayda bile oldu. geçmişte örnekleri var.
#614857 şu güzel tanımda paylaşılan linkte tüm sayılar var. psy active e sormuştum hatta bu sayılar güvenilir mi diye?
2. anneden hamilelikte ve doğum sonrası emzirme ile geçer.
3. cinsel sıvılar ile geçer. korunmasız cinsel ilişki ile geçer. hiv+ partner ile korunmasız ilişki yaşayan diğer partnere ilk seferde %100 geçecek diye bir durum yok. ne kadar çok birliktelik o kadar yüksek bulaşma riski.
virüs bulaşınca ne yapıyor?
kuluçka süresi var. birçok dokuya yerleşse de ölümcül etkisini bir tür beyaz kan hücresi üzerinde (t lenfosit) gösteriyor. bu hücrenin içine girip çoğalıyor. hiv sayısı arttikça t lenfoit sayısı azalıyor. bağışıklık zayıflıyor. çünkü bu hücreler yabancı hücrelere karşı (bakteri-kanser hücresi hatta organ nakli ile gelen hücreler) savaşıyor. hastalığın (aids) oluşması zaman alıyor. yıllarca sürebilir. sonuçta normal koşullarda tedavi edilebilen ishal, menenjit, verem, zatürre gibi hastalıklar vücuda ciddi zararlar vermeye başlıyor, bazı durumlarda ise kanserler görülebiliyor.
tedavisi var mı?
hiv için geliştirilen ilaçlar virüsün vücutta çoğalmasını ve bağışıklığı baskılayıcı etkisini önleyerek, hiv + kişilerin uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmesini sağlamaktadır. bunun için tedaviye erken başlanması ve doktor kontrolünde düzenli olarak devam edilmesi önemlidir.
bazı istatistikler:
dünyada yaklaşık 40 milyon hiv + birey olduğu düşünülüyor. acaba kaçı tedavi görüyor?
türkiye'de ise yaklaşık 20 bin hiv + birey varmış ve 1/10'u aids.
aids'in yaygın olduğu ülkelerden biri değiliz.
bizde ilk hiv+ vaka 1985'te ortaya çıkmış.
hastalıktan ölenleri anmak ve farkındalık yaratmak için 1 aralık dünya aids günü olarak kabul edilmiştir.
son olarak incir reçeli diye bir film olmasaydı anlaşılan çok kişi bihaber olacakmış.
devamını gör...
çağımızın hastalığı
düşüncesizlik.
ben bunu yaparsam karşımdakini incitir miyim ? bunu yapmam birilerine ruhen ve fiziken zarar verir mi? karşımdakini ne yaparsam mutlu edebilirim? bunu dersem karşımdaki üzülür mü? bu davranışımdan ötürü ne gibi bir sorun doğar? diyen yok. biraz kendinizi düşündüğünüz kadar başkalarını da düşünseniz, o mutlu diye siz de mutlu olsanız. güzel olmaz mı?
bence olur bi deneyin.
ben bunu yaparsam karşımdakini incitir miyim ? bunu yapmam birilerine ruhen ve fiziken zarar verir mi? karşımdakini ne yaparsam mutlu edebilirim? bunu dersem karşımdaki üzülür mü? bu davranışımdan ötürü ne gibi bir sorun doğar? diyen yok. biraz kendinizi düşündüğünüz kadar başkalarını da düşünseniz, o mutlu diye siz de mutlu olsanız. güzel olmaz mı?
bence olur bi deneyin.
devamını gör...
el desorden que dejas
ispanya yapımı, carlos montero'nun aynı isimli kitabından uyarlanmış netflix mini gerilim dizisi. başrollerinde inma cuesta ve bárbara lennie oynuyor.
raquel adında bir öğretmen küçük bir kasabada 'geçici' olarak başka bir öğretmenin yerine çalışmaya başlıyor ve daha sonra kendisinden önceki öğretmenin intihar etmiş olduğunu öğreniyor. olayı biraz deştikçe intihar değil de cinayet olduğunu düşünmeye başlıyor. daha sonra ne olduğunu çözmek için bir şeyler yaptıkça, birileri kendisiyle oynuyor, tehdit ediyor. hatta raquel, bir süre sonra dayanamayıp ölen öğretmen viruca için "bir ölü bile benden daha çok varlığını gösteriyor" tarzı bir cümle sarf ediyor.
8 bölümlük bir dizi, biraz yavaş ilerliyor. ilk bölümlerini ben biraz sıkıcı bulsam da, gittikçe açılıyor. kim ne yapmış, işin aslı ne iyice merak etmeye başlıyorsunuz. o yüzden izleyecek çok uzun olmayan bir şey arayanlara öneririm.
bir de dizide ispanyolca'nın dışında galiçyaca da duyuluyor.
raquel adında bir öğretmen küçük bir kasabada 'geçici' olarak başka bir öğretmenin yerine çalışmaya başlıyor ve daha sonra kendisinden önceki öğretmenin intihar etmiş olduğunu öğreniyor. olayı biraz deştikçe intihar değil de cinayet olduğunu düşünmeye başlıyor. daha sonra ne olduğunu çözmek için bir şeyler yaptıkça, birileri kendisiyle oynuyor, tehdit ediyor. hatta raquel, bir süre sonra dayanamayıp ölen öğretmen viruca için "bir ölü bile benden daha çok varlığını gösteriyor" tarzı bir cümle sarf ediyor.
8 bölümlük bir dizi, biraz yavaş ilerliyor. ilk bölümlerini ben biraz sıkıcı bulsam da, gittikçe açılıyor. kim ne yapmış, işin aslı ne iyice merak etmeye başlıyorsunuz. o yüzden izleyecek çok uzun olmayan bir şey arayanlara öneririm.
bir de dizide ispanyolca'nın dışında galiçyaca da duyuluyor.
devamını gör...
kadınlar camiye giremez
tanrının gay olduĝunu gösterir.
ne o, bir tek onlar mı kul?
kadının sesine bile tahammül yok, biri öldüĝünde ölenin yalnızca erkek çocuklarının adı zikrediliyor sevdiğimin memleketinde.
kadınlar ne yapabilir ki zaten? soyadını yürütecek çocuklar doğursun temizlik ve yemek yapsın, ütü yapsın, kocasından 10 metre geriden yürüsün, çarşıya giderken çok bol giysin, erkek sözünü bitirmeden kadın asla konuşmasın. sadece bacaklarını açsın. islam bunu istiyor.
belki de artık var olmasını istemediğim tanrı bile.
ne o, bir tek onlar mı kul?
kadının sesine bile tahammül yok, biri öldüĝünde ölenin yalnızca erkek çocuklarının adı zikrediliyor sevdiğimin memleketinde.
kadınlar ne yapabilir ki zaten? soyadını yürütecek çocuklar doğursun temizlik ve yemek yapsın, ütü yapsın, kocasından 10 metre geriden yürüsün, çarşıya giderken çok bol giysin, erkek sözünü bitirmeden kadın asla konuşmasın. sadece bacaklarını açsın. islam bunu istiyor.
belki de artık var olmasını istemediğim tanrı bile.
devamını gör...
keyif kaçıran şeyler
sivrisinekler.
bahçede ağız tadıyla bi çay içirmediniz be! salıncakta sallanmaktan başım döndü. nalet olasıcalar!
bahçede ağız tadıyla bi çay içirmediniz be! salıncakta sallanmaktan başım döndü. nalet olasıcalar!
devamını gör...
alttaki yazara bir mesaj bırak
tahmin edebilceğimden daha çok umudum ve hayalim var bu yıla dair ama sana çok teşekkür ederim bu güzel sözünden dolayı*
alttaki yazar umarım mutlu olmanın bi yolunu bulur ve o yoldan hiç çıkmazsın hep hayata umutla bakar ve mutlu olursun iyi hafta sonları.
alttaki yazar umarım mutlu olmanın bi yolunu bulur ve o yoldan hiç çıkmazsın hep hayata umutla bakar ve mutlu olursun iyi hafta sonları.
devamını gör...
nikol paşinyan
hep bu anı bekledim. n'oldu paşinyan?
devamını gör...
korn kutaneum (boynuz hastalığı)

velev ki bir gün uyandınız ve aynaya baktığınızda alnınızdaki boynuzu görüyorsunuz. ama hayır malefiz değilsiniz, malesef öyle sihirli gücünüz falan da yok. pek de hoş bir hayal değil öyle değil mi?
ancak bunu yaşayan insanlar var. günlerden bir gün uyanıp da aynaya baktıklarında bir anda ortaya çıkmıyor orası ayrı mesele tabi. neyse ben hastalığımıza geçeyim.
boynuz hastalığı olarak da bilinen bu hastalık yukarıdaki resimden de anlayabileceğiniz üzere kişinin alnında hayvan boynuzuna benzer bir boynuz oluşmasına neden olur. bu boynuzlar, bir hayvanın boynuzuna benzeyen deri tümörleridir, sert ve sarımsı kahverengi renktedirler.
genellikle yalnızca tek bir boynuz büyür ve yaşlı kişilerde en çok yüz, kulaklar ve elin arkasında görülürler. özellikle ayak başparmağında tırnak boynuzları gelişebilir ve nadiren de olsa peniste oluşabilir. bazen, büyüme mercan veya odun gibi görünür. bu tümörler, özellikle güneşten çok zarar görmüş cilde sahip kişilerde, cildin keratininden gelişir.
kutanöz boynuzlar genelde zararsızdır*, fakat prekanseröz veya kanserli olabilirler ve altta yatan bir kistte oluşmalarına neden olabilir. bu yüzden kutanöz boynuza sahip olan herkes tıbbi destek almalıdır.
devamını gör...
hayalet uçak
radar sistemleri tarafından yakalanamayan ya da yakalanması çok güç olan uçaklara verilen resmi olmayan bir isimdir. radarlar uçakların yerlerinin belirlenmesinde çok başarılıdır. bu durum bir hava saldırısı sırasında öncelikle sürpriz faktörünü ortadan kaldırır. viki.
devamını gör...
turgut uyar
'halbuki korkacak hicbir sey yoktu ortalikta
hersey naylondandi o kadar'
hersey naylondandi o kadar'
devamını gör...
elde sprey boya olsa duvara yazılacak şey
memento mori ( ölümü hatırla )
devamını gör...
istanbul
ıstanbul gozumde cok guzel,cok alimli bir kadin gibi. cok cekmis, gun yuzu hic gormemis... yanlis insanlarin elinde yaslanmis, solmus, guzelligi bozulmus ama bazi guzellikleri hic de degismemis. yine de cok guzel, yine de cok baska "inci" misali...
devamını gör...
kerem cankoçak
ülkemizin pek değerli bir profesörüdür. cern'de görevlidir. alfa bilim dizisinde editörlük yapmaktadır ayrıca youtube kanalında değerli bilgiler vererek insanları aydınlatmaktadır.
kendisi son derece cesur siyaset din bilim üçlüsüne de son derece ilgilidir. öğrencilerin hakkını savunan haksızlıklara ses çıkaran değerli bilim insanıdır.
çok yaşasın var olsun.
kendisi son derece cesur siyaset din bilim üçlüsüne de son derece ilgilidir. öğrencilerin hakkını savunan haksızlıklara ses çıkaran değerli bilim insanıdır.
çok yaşasın var olsun.
devamını gör...
anklav
anklav toprak bir ülkenin başka bir ülke tarafından kuşatılıp egemenlik altına alınmış alana verilen ad olmakla beraber suriyede yer alan caber kalesi türkiyenin anklav toprağıdır.
devamını gör...
2021'de george orwell teliflerinin düşecek olması
o meşhur 1984 (kitap) ve animal farm (kitap) kitaplarının yazarı george orwell 21 ocak 1950 yılında aramızdan ayrıldı. ardında 1984 gibi dev bir distopya, hayvan çiftliği gibi mükemmel bir romanı, aspidistra gibi muhteşem bir sistem eleştirisi romanının yanında bir çok ölümsüz eser bıraktı. çok değil bir ay sonra ölümünün ardından 70 yıl geçmiş olacak. bilindiği üzere telif eserlerinin süresi, eser sahibi öldükten sonra 70 yıl vârislerine geçer ve 70 yılın ardından telif hakkı düşer. artık isteyen herkes herhangi bir izin gerekmeksizin telif süresi düşmüş bu eserleri istediği formatta yazar, çizer,basar...
peki bu ne anlama geliyor?
artık bim'de yoğurt almaya giderken kasanın yanında kitap standının içinde o meşhur 1984'ün pespaye bir basımıyla karşılaşacak, hayvan çiftliği'ni gerçek anlamda hayvan pazarlarında bulacak, yol kenarlarında, benzin istasyonlarında kilosu 3 liradan aspidistra, boğulmamak için kitaplarının küfür gibi çevirilerini göreceksiniz. bol bol instagram storylerinde kahve lekeli george orwell göreceksiniz. telifi düşmeden önce bu kadar popüler olan bir yazarın telifi düştükten sonra ne hale geleceğini varın da siz hayal edin. aynı durum sabahattin alieserlerinde baş göstermişti. her 3 storyden birinin kürk mantolu madonna, kuyucaklı yusuf yahut içimizdeki şeytan olmasının nedeni işte bu durumdu. 2018'e girerek sabahattin ali'nin ölümünün üzerinden 70 yıl geçmişti ve telifi düşmüştü. şok marketlerde 2 liraya kürk mantolu madonna vardı, siz düşünün.
hali hazırda distopyanın kara dörtlemesinin (biz, fahrenheit 451, cesur yeni dünya ve 1984)ilk üç kitabı ithaki yayınları'nda harıl harıl basımı yapılıyor. 1984 kitabının türkiye telif hakkı can yayınları'ndaydı. bu senenin sonunda bu hak da ellerinden kayacağından her yerde bol bol ithaki yayınları'nın bu dört kitaplı setin reklamlarını da görmeye hazır olun.
elbette telif de ortadan kalktıktan sonra can yayınlarında bu kitapların fiyatlarında hatırı sayılır bir düşme olacaktır. alacak arkadaşlar yine de gidip can yayınlarından almalarını salık veriyorum.
peki bu ne anlama geliyor?
artık bim'de yoğurt almaya giderken kasanın yanında kitap standının içinde o meşhur 1984'ün pespaye bir basımıyla karşılaşacak, hayvan çiftliği'ni gerçek anlamda hayvan pazarlarında bulacak, yol kenarlarında, benzin istasyonlarında kilosu 3 liradan aspidistra, boğulmamak için kitaplarının küfür gibi çevirilerini göreceksiniz. bol bol instagram storylerinde kahve lekeli george orwell göreceksiniz. telifi düşmeden önce bu kadar popüler olan bir yazarın telifi düştükten sonra ne hale geleceğini varın da siz hayal edin. aynı durum sabahattin alieserlerinde baş göstermişti. her 3 storyden birinin kürk mantolu madonna, kuyucaklı yusuf yahut içimizdeki şeytan olmasının nedeni işte bu durumdu. 2018'e girerek sabahattin ali'nin ölümünün üzerinden 70 yıl geçmişti ve telifi düşmüştü. şok marketlerde 2 liraya kürk mantolu madonna vardı, siz düşünün.
hali hazırda distopyanın kara dörtlemesinin (biz, fahrenheit 451, cesur yeni dünya ve 1984)ilk üç kitabı ithaki yayınları'nda harıl harıl basımı yapılıyor. 1984 kitabının türkiye telif hakkı can yayınları'ndaydı. bu senenin sonunda bu hak da ellerinden kayacağından her yerde bol bol ithaki yayınları'nın bu dört kitaplı setin reklamlarını da görmeye hazır olun.
elbette telif de ortadan kalktıktan sonra can yayınlarında bu kitapların fiyatlarında hatırı sayılır bir düşme olacaktır. alacak arkadaşlar yine de gidip can yayınlarından almalarını salık veriyorum.
devamını gör...
bilmek ve bulmak
sezen aksu muhteşem olma yolunda ilerleyen bir şarkısında şöyle diyor:”yetinmeyi bilir misin sana verdiği kadar hayatın?..” buradan yola çıkarak düşündüm bir konuda hissettiklerimi aktarmak istiyorum.
tam anlamıyla bilmenin, bir şey hakkındaki tüm bilgilere sahip olmanın mümkün olmadığı kanısına varmış biri olarak bir konuda her şeyi bilmenin imkansız olduğunu düşünüyorum. o halde geriye güvenilir tek bilgi olarak bilmediğini bilmenin bilgisi kalıyor. madem herhangi bir şeyi her yönüyle bilemiyoruz o halde ne istediğimizi bilmenin, önümüze bir hedef koyup onun pesinde koşmanın hevesi nereden geliyor? o kadını, o işi, o arabayı istemenin arkasında yatan içgüdünün kaynağı ne?
bir insanın belli bir hedefe odaklanmasının, bir şeyi çok istediği fikrine kapılmasının ancak önündeki seçeneklerin kısıtlı olmasıyla mümkün olacağı kanısındayım. köyünde yaşayan komşu kızına gönlünü kaptıran gence veya instagramda tanıştığı sevgilisine instagram kullanmayı yasaklamaya çalışan bir çomara sorulduğunda aradığı aşkı buldugunu söyleyebilir. ancak istegini bulmanın ancak milyarlarca seçenek arasından hepsini deneyimleyip optimum seçenekte karar kılmış olmakla mümkün olduğu fikrindeyim. o halde bu bilmeme hali ancak tüm bilinmeyen bilgilere sahip olmakla ortadan kalkabilir.
insanın bu bilmeme hali heyecan verici bir serüven gibidir. her arayış bir umut taşır, fakat bulduğunu zannettiği anda bilinmeyene doğru sürüklenmeye devam eder. o halde istediğini bulmak diye bir şeyden bahsetmemiz mümkün değildir. bizim icin değerli olan, bu heyecan verici arama hali ve bu arama sırasında yaşadığımız çeşitli maceralardır.
o halde şarkı sözümüze tekrar dönelim ve devamını getirelim:
yetinmeyi bilir misin
sana verdiği kadarıyla hayatın?
hoş bilsen de bilmesen de
yara bere içinde bu yollardan geçeceksin...
tam anlamıyla bilmenin, bir şey hakkındaki tüm bilgilere sahip olmanın mümkün olmadığı kanısına varmış biri olarak bir konuda her şeyi bilmenin imkansız olduğunu düşünüyorum. o halde geriye güvenilir tek bilgi olarak bilmediğini bilmenin bilgisi kalıyor. madem herhangi bir şeyi her yönüyle bilemiyoruz o halde ne istediğimizi bilmenin, önümüze bir hedef koyup onun pesinde koşmanın hevesi nereden geliyor? o kadını, o işi, o arabayı istemenin arkasında yatan içgüdünün kaynağı ne?
bir insanın belli bir hedefe odaklanmasının, bir şeyi çok istediği fikrine kapılmasının ancak önündeki seçeneklerin kısıtlı olmasıyla mümkün olacağı kanısındayım. köyünde yaşayan komşu kızına gönlünü kaptıran gence veya instagramda tanıştığı sevgilisine instagram kullanmayı yasaklamaya çalışan bir çomara sorulduğunda aradığı aşkı buldugunu söyleyebilir. ancak istegini bulmanın ancak milyarlarca seçenek arasından hepsini deneyimleyip optimum seçenekte karar kılmış olmakla mümkün olduğu fikrindeyim. o halde bu bilmeme hali ancak tüm bilinmeyen bilgilere sahip olmakla ortadan kalkabilir.
insanın bu bilmeme hali heyecan verici bir serüven gibidir. her arayış bir umut taşır, fakat bulduğunu zannettiği anda bilinmeyene doğru sürüklenmeye devam eder. o halde istediğini bulmak diye bir şeyden bahsetmemiz mümkün değildir. bizim icin değerli olan, bu heyecan verici arama hali ve bu arama sırasında yaşadığımız çeşitli maceralardır.
o halde şarkı sözümüze tekrar dönelim ve devamını getirelim:
yetinmeyi bilir misin
sana verdiği kadarıyla hayatın?
hoş bilsen de bilmesen de
yara bere içinde bu yollardan geçeceksin...
devamını gör...
yeni bir anayasayı tartışma vakti geldi
rte'nin 1 şubat 2021 tarihli konuşmasında değindiği bir nokta. ben tam anlamını bilmiyorum tabi ki ama galiba şahsım 30 yıl daha aday olabilir, yeni sarayların vergisini de halka yükleyebilir, halkı daha çok düdükleyebilir, bozulmamamış toprak kesilmemiş ağaç bırakmayabilir, holdinglerine daha çok ihale verebilir, alman malı mercedesleri bırakıp rolls royce alabilir, üniversiteleri kapatıp imam hatip ünileri açabilir, lgbt üyelerini yakabilir, muhalefet olanı asabilir gibi bir şey anladım. sorun bende herhalde o konuştukça farklı şeyler anlıyorum.
devamını gör...
yazarların vatan için yaptıkları
50 tl etmeyecek alışveriş için 250 tl ödedim .
devamını gör...
aile
yeri gelince küstüren ama küseni de nasıl barıştıracağını bilen aynı kandan aynı candan insanlardan oluşan sosyalliğin öğrenildiği ilk kurum.
devamını gör...
