yukarıdaki güzel cümlelerden sonra yazan her şeyin biraz eksik kalacağına inandığım başlık.
yanlıştan yüz çevirmek için önce belli merhalelerden geçiyoruz. ne yazık ki çoğu zaman yanlış olduğunu henüz yanlışı görmeden hissederiz ama içimizden bir ses kulağımiza sakinlestirici ve yüreklendirci bahaneler fisildar. o sesi susturup yanlışa hiç batmadan yola devam etmek varken (artık nefis mi denir kader mi yoksa karma mi kişiden kişiye değişmekle beraber ) çoğu zaman yavaş yavas , ucundan kıyısından yanlisa ilerlemeye başlarız. tam geri mi dönsem falan diye dusunurken zaman akar, gözün önündeki sis perdesi kalınlaşır ve biz o yanlisi üretmiş kişiden daha içinde buluruz kendimizi. yanlışın içinde olduğumuzu fark ettiğimizde "ben ne yaptım !!" çanları çalmaya başlar. bir el o çanları susturup ya "zaten oldu artık bir kere, bu saatten sonra değişmez bir şey" der. ya "tamam bu da son olsun bı daha olmaz" der. o ses hiç susmaz. kimi zaman cevrenizdekileri suclar kimi zaman yanlışın içindeki başarıları yüceltir. peki ama ne zamana kadar ? biz herhangi bir sebeple o yanlıştan bir müddet uzaklaştığımiz zamana kadar. işte o uzaklaşma anı yapılan yanlışın aslında o kadar da çekici olmadığını gösterir. hayatta ne kadar çok şeyi iskaladigimizi görürüz. işte bu yanlıştan yüz çevirmek için güzel bir firsat daha sunar bizlere.. ister bir bilgisayar oyunu için geçirilen boş vakit, ister kadehlerin arkasına sığınilan geceler, ister bir başkasının hakkını zaptederek kazanılmış para, isterse kırılmış bir kalp olsun. tövbe kapıları her zaman herkese açıktır. o affedebildigine göre insan kendisini sevebilmeli, affedebilmeli, hiçbir olgu, olay , düşünce, kişi için kendisinden vazgecmemelidir.
devamını gör...

çağın gerisinde kaldığımı da bugün öğrendim. neşet baba dan tut tolga candar a kadar hepsine helal i hos olsun.
devamını gör...

babam anneme abla diyormuş yani her şekilde oluru var gibi.
devamını gör...

ana olunca anlan.
devamını gör...

malum gündem halay gibi, ritmi kaçırınca bir daha tutturamıyorsun. bu yüzden dikkatimizden kaçan, unutulayazan bir sürü ülke sorunu var. sedat peker hadisesinden önce, ülkede çözülemeyen, skandal yaratan hangi sorunlar vardı? ben aklıma gelenleri sıralıyorum:

- 128 milyar doların nerede olduğu
- dolarla maaş almayan berat albayrak'ın nerede olduğu
- atanamayan öğretmenler + atanamayıp intihar eden öğretmenler
- kafelerin ve barların hala kapalı oluşu + esnafa 'yapılıyormuş' gibi gösterilen ancak asla yapılmayan yardımlar
- hafta sonları hala içki alamadığımız gerçeği
- eski ticaret bakanı ruhsar pekcan'ın kendi bakanlığını dolandırması + araştırma önergesinin akp ve mhp oylarıyla reddedilmesi
- aile bakanı derya yanık'ın 23 nisan'da koltuğunu çocuk evinde kalan bir çocuğa devretmesi ve çocuğa 1 çikolatayı "ramazanmış" diye çok görmesi + kameraların önünde çocuğun yetiştirme yurdunda kaldığını söylemekten hicap duymaması + ülkenin kanayan yarası kadın şiddetini "tolere edilebilir" düzeyde görmesi
- boğaziçi üniversitesi protestolarının 138 küsür gündür devam etmesi ve melih bulu'nun hala istifa etmemesi
- istanbul sözleşmesinden bir gece yarısı kararıyla çıkılması ve beraberinde katlanarak artan kadın şiddeti ve cinayetleri

daha unutulan ne var? aklına gelen arkadaşlar yazsın lütfen. yazın ki, unutmayalım.
devamını gör...

programlama dilleri sayılıyorsa beni de yazın dediğim kişi listesi.

gerçi kullanmaya kullanmaya unutmaya başladım sanırım onu da...
devamını gör...

lonely man ünvanını taşıyan amerikalı astronot. tarih 20 temmuz 1969'u gösterdiğinde neil armstrong ve buzz aldrin ay'ın yüzeyine indi fakat michael collins kumanda modülünü opere etmekle görevliydi ve her defasında tam 48 dakika boyunca iletişimsiz bir şekilde ay'ın etrafında apollo 11 columbia komuta modülü'nü -ki isminin jules verne'den esinlenilmiş olması gibi şık bir detay var- uçurmak durumunda kaldı. o tekrar eden 48 dakika boyunca collins dünyanın ve belki de evrenin en yalnız adamıydı muhtemelen ama işin ilginç yanı onun böyle hissetmediğini ifade etmesi. tek endişesinin aldrin ve armstrong'un orada ölme ihtimali olduğunu dile getirmesidir ki dünyaya görevden sağ çıkmış o 'işaretlenmiş adam' adam olarak tek başına dönmek istememiştir kendi ifade edişine göre.
devamını gör...

anadolu'nun orta yerinde büyük bir sancı var; bolu, karabük, çankırı'nın tam alt yerinde bir rüzgar esiyor, bulutlarla kaplı gökyüzü, bekle şimdi yağmur yağacak temizleyecek yürekleri. sabret umutsuzluğa kaptırma kendini, unutma tarih bugünleri de yazacak; beklemekten canları çıktı, halsizlikten öldüler diye... sanatçı çağının aynasıydı. ne olduysa ona da bir şeyler oldu, çağa ayak uydurdu, avantasını aldı arabesk şarkıcı oldu. yeşil kurbağa da ötüyor göllerde, kaldı anasız babasız ve irfansız şimdi bu yerlerde.
devamını gör...

borsada dikkatli olun. bu aralar işler kritik.
devamını gör...

'en' gibi bir çabaya gerek duyulmamalı. eğer biri sizi seviyor, değer veriyor ve bunu hissettirebiliyorsa bu müthiş duygunun tadını çıkarın. ama en çok beni sevsin, hep benimle ilgilensin düşüncesi hem sizi hem karşınızdaki insanı yıpratır.
devamını gör...

her yıl belirli zamanlarda yaparım. zaten mektup yazmayı çok sevdiğimi başka bir tanımda belirtmiştim. aynı şekilde kendime de mektup yazmayı çok seviyorum.
her mektubun sonunda, gelecekle ilgili merak ettiğim şeyleri sorar, diğer mektupta da ilk olarak o soruları cevaplayarak başlarım. bu sayede gerçekten zamanda yolculuk yapıyor gibi hissediyor insan. yazın, yazdırın dostlar.
devamını gör...

(bkz: şafak sezer) aslında bir dönem iyi muhalifti ama uzun adam gözünü iyi korkuttu sanırım. ben cımhırbışkınımı siviyiirimmm açıklaması yapmıştı, dün gibi aklımda.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

havalı hissetmeme rağmen uzun bir süre acısını duyduğum andır.

mahallede bir serseri vardı o zamanlar. adı sultan’dı. ailesinin böyle bir gerizekalıya neden sultan adını verdiğini o zaman da anlamamıştım, şimdi de anlamam.

bu sultan denen mahluk mahalleyi haraca kesmiş, kendinden küçükleri döven, ona buna bulaşan bir ergendi. ben de o zamanlar çelimsiz bir çocuktum. 10 yaşlarında falandım.

yine bir gün mahallede benden küçük çocuklar ve kardeşimle otururken bir duvarın üstünde, birden sultan çıkıverdi ortaya. elinde ince bir çubukla fişuuuuv fişuuuuv diye sesler çıkarak bize yaklaştı. sonra elindeki çubukla çocukların bacaklarına vurup yoluna devam etti.

ama karşısındakilerin hepsi ezik değildi. no sir. daha bir gece önce back to the future’u izlemiştim ve marty mcfly’ın babası george mcfly’ın biff tannen’ı bir yumrukta yere serdiği sahne zihnimde dönüp duruyordu.

o hırsla arkasını dönüp gitmekte olan ve benden yaklaşık 20 santim uzun olan sultan’a doğru koştum ve iki yumruğumla sırtına vurarak kavgayı başlattım.

aslında ben kavgayı başlattığımı düşündüm çünkü böyle bir dayağın bir başlangıcı olmalı ve sonsuza kadar çocuklara masal formunda anlatılmalıdır.

yediğim şey dayaktan öte bir şeydi. bütün enstrümanları bedenimde olan bir senfoni orkestrasıydı sanki. sürekli depremler ve dev dalgalarla boğuşan bir güney asya ülkesi gibiydim. uzaydan dünyaya bırakılan korumasız bir felix baumgartner’dım.

bu dayak bana o kadar iyi gelmişti ki varoluşsal kaygılarım ve kemalettin tuğcu acılarımı bir hafta kadar unuttum.

ama o gün o çocukların kahramanı oldum ve unutmayın kimse bana tavuk diyemez.
devamını gör...

küçüktüm ve galatasaray'lıydım.
sonra hasta fenerli babam bana reddedemeyeceğim bir teklifle gelince (para) ben de fenerbahçe'li oldum.
o gün bugündür fanatik fenerbahçe'liyim.
devamını gör...

kahvemi içerken okuduğum tanımdır.
devamını gör...

insan, yaşamında eksik olanı, her şey sanıyor. duygu asena.
devamını gör...

beyefendiye göre teğet geçmekte olan kriz.

halka göre içimizden geçmektedir.

en karlı çıkan bankalar, göbeğini kaşıyan pavyoncu esnafı rolünde adamlar.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

80'li yıllarda yayınlanan, he-man adlı çizgi filminde söylenen replik.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim