eş cinselliğin çocuklar için teşvikini yasaklayan yasa
escinsellik karşıtı ya da homofobik değilim. ancak tesvikin özellikle son yıllarda bombardıman halinde olduğu noktasında hemfikir olduğumuzu düşünüyorum. gayet yerinde bir karardır.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
lisede bir konserimiz vardı bende orada şarkı söylüyordüm.mikrofonun sesi kısıkmış ilk bir dakika sesim duyulmamış.o mikrofonu ayarlayan arkadaş garezin bana mıydı?
devamını gör...
sözlük dergi yazılarını bekliyor
sağlıklı beslenme üzerine katkı sunmak istedigim dergidir. bizim dergimizdir.
devamını gör...
mideme saygım yok yiyecek ve içecekleri
tok olduğu halde yenilib içilen her türlü qıda
devamını gör...
idealizm
varlığın madde olmadiğini, ruh, düșünce veya bilinç türü olduğunu ileri süren felsefi görüș. (bkz: platon)
devamını gör...
üstünde ne var sorusu
allahın rahmeti ve bereketi*
devamını gör...
olağanüstü bir gece
"eğer nasıl biri olduğumu bilseydiniz, şu anda beni selamlarken yüzünüzde gördüğüm o tatlı, dostane gülümse kim bilir nasıl donup kalırdı dudaklarınızın kıyısında!"
devamını gör...
eeg
beynin elektriksel etkinliklerini, iletken elektronlar yardımıyla milisaniyelik çözünürlükte ölçen tekniktir. kafa yüzeyine bağlanan her elektrot, bulunduğu yerin derinlerinde yer alan milyonlarca nöronun toplam etkinliğini yakalar. bu teknikle beyin kortekslerindeki etkinliklerin çok hızlı değişimleri gözlenir hale gelir.
her geçen nesil daha donanımlı tarayıcılar, daha açılımlı yöntemlerle insan beyni, insan beyniyle anlaşılmaya çalışılıyor. bunun üzerine emerson pugh’ ın şu sözünü hatırlıyorum: “beynimiz onu anlayabileceğimiz kadar basit olsaydı, o kadar basit olurduk ki onu anlayamazdık. “
fakat şimdi astrofizikte olduğu gibi nörobilim sahasında da anlama adına verilen çabaların getireceği büyük değişimlerin ayak seslerini duyuyoruz.
her geçen nesil daha donanımlı tarayıcılar, daha açılımlı yöntemlerle insan beyni, insan beyniyle anlaşılmaya çalışılıyor. bunun üzerine emerson pugh’ ın şu sözünü hatırlıyorum: “beynimiz onu anlayabileceğimiz kadar basit olsaydı, o kadar basit olurduk ki onu anlayamazdık. “
fakat şimdi astrofizikte olduğu gibi nörobilim sahasında da anlama adına verilen çabaların getireceği büyük değişimlerin ayak seslerini duyuyoruz.
devamını gör...
paylaştığı fotoğraflar ile fakirlik güzellemesi yapan tipler
sobalı ev, yer sofrası, közlenmiş patates vs. vazgeçilmezleridir.
devamını gör...
bal
bir duman şarkısı.
--- alıntı ---
kaan tangöze ve ahu paşakay çok iyi bir çift olsa da sürekli tartışırlarmış. bu sırada kaan tangöze yeni bir albüm çıkarmıştır ve onun tanıtımını yapmak için bir bar da konser verecektir. ama ahu paşakay bu konsere gelmez. kaan tangöze ise tartışmalarına rağmen ahu paşakay’ın konsere geleceğini düşünür, gözleri konser sırasında ahu paşakay’ı aramaktadır. ahu paşakay ise konser esnasında evinde intihar eder. kaan tangöze bu acı haberi sahneden inince alır ve bu acı olaydan sonra kendini uzun bir süre eve hapseder.
kaan tangöze, ahu paşakay’a vefatından öncesi ve sonrasında birçok şarkı yazdığı bilinir, bu şarkılardan bazıları ”haberin yok ölüyorum, senin gibi, melek” ve daha birçoğu. ancak bu şarkılar arasından en özeli ”bal” şarkısıdır. bir rivayete göre kaan tangöze o gece sahnede, ”bal” şarkısını söylediği esnada ahu paşakay intihar etmiştir, diğer bir rivayete göre kaan tangöze ahu paşakay’a ”balım” diye hitap edermiş.
bir süre konserlerinde "balım" şarkısını söylemedi. ancak konsere gidenler ısrar edince gökyüzüne bakarak söylemeye başladı.
--- alıntı ---
(bkz: based on a true story)
--- alıntı ---
kaan tangöze ve ahu paşakay çok iyi bir çift olsa da sürekli tartışırlarmış. bu sırada kaan tangöze yeni bir albüm çıkarmıştır ve onun tanıtımını yapmak için bir bar da konser verecektir. ama ahu paşakay bu konsere gelmez. kaan tangöze ise tartışmalarına rağmen ahu paşakay’ın konsere geleceğini düşünür, gözleri konser sırasında ahu paşakay’ı aramaktadır. ahu paşakay ise konser esnasında evinde intihar eder. kaan tangöze bu acı haberi sahneden inince alır ve bu acı olaydan sonra kendini uzun bir süre eve hapseder.
kaan tangöze, ahu paşakay’a vefatından öncesi ve sonrasında birçok şarkı yazdığı bilinir, bu şarkılardan bazıları ”haberin yok ölüyorum, senin gibi, melek” ve daha birçoğu. ancak bu şarkılar arasından en özeli ”bal” şarkısıdır. bir rivayete göre kaan tangöze o gece sahnede, ”bal” şarkısını söylediği esnada ahu paşakay intihar etmiştir, diğer bir rivayete göre kaan tangöze ahu paşakay’a ”balım” diye hitap edermiş.
bir süre konserlerinde "balım" şarkısını söylemedi. ancak konsere gidenler ısrar edince gökyüzüne bakarak söylemeye başladı.
--- alıntı ---
(bkz: based on a true story)
devamını gör...
normal sözlük'e yapıcı eleştiri
yazarları + oy vermeye teşvik için yapılan ayarlamaya göre, bol bol oy verince puan tablosundaki sıralama değişiyor sanırım. yalnız bunun bir dezavantajı çıkıyor ortaya; okumadan oylamak. bence içeriği gerçekten iyi olan tanımları okuyup hakkıyla oylamak daha faydalı olur insanlar için. sırf puan kasacağım diye her şeyi oylama deliliğinden de kurtulmuş oluruz. eksi almak için kasıp trollük yapmanın yerini, puan kasmak için körlemesine oylamak almamalı diye düşünüyorum.
diyeceksiniz ki "iyi diyorsun da, o zaman oy vermeye nasıl teşvik edilir insanlar?" işte onu ben de bilmiyorum.
diyeceksiniz ki "iyi diyorsun da, o zaman oy vermeye nasıl teşvik edilir insanlar?" işte onu ben de bilmiyorum.
devamını gör...
evlenmek istemeyen insanlara acınması
daha bu akşam annemin bir arkadaşı (komşu) güya uzun yola çıkacağı için vedalaşmaya gelmiş, açık açık söylemedi ama "bütün çocuklarımıza dua ediyorum en çok da sana dua ediyorum, inşallah gönlüne göre birisi çıkar karşına" derken, en çok da sana acıyorum demek istedi heralde, kaşlarını küçük emrah gibi yapmasından onu anladım çünkü, şimdi yaşlı başlı kadın bir şey de diyemiyorsun, ben seviyorum diye çuvalla domates kurutup köyünden getiren bir insana ben ne diyebilirim ki,
koskoca kadına "de bakayım sen bana, ne diliyosun benim için, sen benim ne istediğimi biliyormusun" diye sorsan, "benim gönlümde kendi şirketim, kendi atölyem var, sana evinde otururken çalışıp, üretip para kazandırmak var" desem anlarmı,
tasarım yapmayı, ihracat yapmayı çocuk yapmaktan daha çok istiyorum desem anlarmı...
kendi istediklerine sahip olmayanları mutsuz zannediyorlar garip bir şekilde, ve ısrarla yalnız bir insan hep mutsuz sanıyorlar, bir yandan eşlerinden şikayet edip, eşleri olmadan daha kötü olacağı için istemeyerek katlandıklarını da belirterek, sanki "onlara göre" iki kötü halden birini (başka alternatif yokmuş gibi) seçmek özenilecek bir şeymiş gibi, kendi kendilerine ölçüyorlar, biçiyorlar, karar veriyorlar ve acıyorlar ya inanılır gibi değil...
halbuki ben kulaklığımı takıp, istediğim zaman istediğim kadar çalışmaktan, okumaktan, öğrenmekten, yazmaktan, öğrenmek istediğim işlerle uğraşmaktan gayet memnunum ve mutluyum, bir şeyin eksikliğini de hissetmiyorum...
ben onlara acıyorum ama bir sebebi var, onlara öğretilen sınırları öyle bir öğrenmişlerki, mümkün değil o eşiği geçemezler, ne gösterilmişse, ne için doğru denmişse, onu kabul etmişler, hiçbiri de dememişki neden ya? neden arkadaş, ben sizin gösterdiğiniz gibi yaşamak istemiyorum.. kendi hallerine bırakılmamışlar ki, ne istediklerini de ya da neleri isteyebileceklerini bile bilmiyorlar.. yazık bu insanlara gerçekten, kendi özelliklerini bile keşfedemeden, birbirlerinin fotokopisi gibi yaşayıp ölüp giden insanlar bunlar, belki çok acımasız diyeceksiniz benim için ama, evlerindeki eşyalar bile aynı, hiçbirinin özgün bir mobilyası yok, hiçbirinin evinde duvarda asılı bir resim yok, gerçek malzemeden bir eşyası yoktur, ben mimariye ve sosyolojiye meraklı olduğum için hep bakarım insanların evlerine, ekonomiyle alakalı değil bu dediğim, karakterli evleri olmayanların kendilerininde pek karakterli olduğunu görmedim daha... bakın iyi yada kötü demiyorum, karakterli...
koskoca kadına "de bakayım sen bana, ne diliyosun benim için, sen benim ne istediğimi biliyormusun" diye sorsan, "benim gönlümde kendi şirketim, kendi atölyem var, sana evinde otururken çalışıp, üretip para kazandırmak var" desem anlarmı,
tasarım yapmayı, ihracat yapmayı çocuk yapmaktan daha çok istiyorum desem anlarmı...
kendi istediklerine sahip olmayanları mutsuz zannediyorlar garip bir şekilde, ve ısrarla yalnız bir insan hep mutsuz sanıyorlar, bir yandan eşlerinden şikayet edip, eşleri olmadan daha kötü olacağı için istemeyerek katlandıklarını da belirterek, sanki "onlara göre" iki kötü halden birini (başka alternatif yokmuş gibi) seçmek özenilecek bir şeymiş gibi, kendi kendilerine ölçüyorlar, biçiyorlar, karar veriyorlar ve acıyorlar ya inanılır gibi değil...
halbuki ben kulaklığımı takıp, istediğim zaman istediğim kadar çalışmaktan, okumaktan, öğrenmekten, yazmaktan, öğrenmek istediğim işlerle uğraşmaktan gayet memnunum ve mutluyum, bir şeyin eksikliğini de hissetmiyorum...
ben onlara acıyorum ama bir sebebi var, onlara öğretilen sınırları öyle bir öğrenmişlerki, mümkün değil o eşiği geçemezler, ne gösterilmişse, ne için doğru denmişse, onu kabul etmişler, hiçbiri de dememişki neden ya? neden arkadaş, ben sizin gösterdiğiniz gibi yaşamak istemiyorum.. kendi hallerine bırakılmamışlar ki, ne istediklerini de ya da neleri isteyebileceklerini bile bilmiyorlar.. yazık bu insanlara gerçekten, kendi özelliklerini bile keşfedemeden, birbirlerinin fotokopisi gibi yaşayıp ölüp giden insanlar bunlar, belki çok acımasız diyeceksiniz benim için ama, evlerindeki eşyalar bile aynı, hiçbirinin özgün bir mobilyası yok, hiçbirinin evinde duvarda asılı bir resim yok, gerçek malzemeden bir eşyası yoktur, ben mimariye ve sosyolojiye meraklı olduğum için hep bakarım insanların evlerine, ekonomiyle alakalı değil bu dediğim, karakterli evleri olmayanların kendilerininde pek karakterli olduğunu görmedim daha... bakın iyi yada kötü demiyorum, karakterli...
devamını gör...
en sevilen dizi çifti
(bkz: pempe ve yunus)
devamını gör...
radyonun yerinde duramaması
hayırlı geceler olsun güzel insanlar.
sizden ricam, şu rebeka'yı söyleyen akın'ın ateş ve su albümü repertuarınızda var mıdır? eğer varsa o albümde yeter isimli şarkısını çalmanızı istiyorum. yoksa da bırakın dönsün dünya şarkısı olsun.
sizden ricam, şu rebeka'yı söyleyen akın'ın ateş ve su albümü repertuarınızda var mıdır? eğer varsa o albümde yeter isimli şarkısını çalmanızı istiyorum. yoksa da bırakın dönsün dünya şarkısı olsun.
devamını gör...
vakit tamam
beni zaman zaman ağlatan nadir şarkılardan biridir.
devamını gör...
kur'an'daki saçma ayetler
olmayan ayettir. kuran allah kelamıdır, sorun ayetlerde değil, insanların zihniyetindedir.
komik olan durum, islam'da evlatlık diye bir şey yoktur, ve yazar evlatlığımızla evlenebileceğimizi iddia ediyor! ulan bu dinde evlatlık denen şey yok ki! kaldırıldı.
komik olan durum, islam'da evlatlık diye bir şey yoktur, ve yazar evlatlığımızla evlenebileceğimizi iddia ediyor! ulan bu dinde evlatlık denen şey yok ki! kaldırıldı.
devamını gör...
istanbul normalleşmeye hazır
koronavirüsle mücadele sürecinde istanbul'daki son duruma ilişkin bilgi veren istanbul il sağlık müdürü prof. dr. kemal memişoğlu, "süreç olarak şu anda iyi bir pozisyondayız. hasta sayılarımız minimilimize edilmiş durumda hastanelerde yoğun bakımlarımız ve hasta yoğunluğumuz azalmış durumda inşallah böyle devam eder. salgın süreci şunu gösterdi ki türkiye hem sağlık alt yapısında hem teknoloji insan gücü anlamında çok güçlü olduğunu dünyaya da gösterdi. türkiye şu ana kadar çok başarılı bir süreci sürdürmekte. salgın şu anda türkiye'de azalmaya başladı. tabi ki bitmedi yükselme ihtimali her zaman var. onun için tedbiri elden bırakmamamız lazım. insanların da hem ekonomik hem de uzun süreçli böyle kapamaların ve kısıtlamaların psikolojik baskısını yaşadığının da farkındayız" dedi
haber linki
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
anonim olmanın verdiği rahatlıkla içimi dökmek. okumak, okunmak.
devamını gör...
dış görünüşe önem vermiyorum diyen insan
nedense hep güzel kızlar-erkekler vardır kollarında niye acaba?
devamını gör...
