telegram
bugunku guncellemesiyle beraber, whatsapp, line gibi uygulamalardan yazismalari telegrama kopyalayabilme ozelligi gelmistir.
devamını gör...
celebrant sorularınızı yanıtlıyor
yoldaş seni nasıl buldu?
(bkz: merak etmeyin yoldaş sizi bulur)
bir de yakında sözlüğün başına geçmek gibi hain planlar içerisindeyim, yardımcı olmak istiyorsan burnunu kaşıyabilirsin.
teşekkür ediyor, sevgilerimi enterlıyorum.
(bkz: merak etmeyin yoldaş sizi bulur)
bir de yakında sözlüğün başına geçmek gibi hain planlar içerisindeyim, yardımcı olmak istiyorsan burnunu kaşıyabilirsin.
teşekkür ediyor, sevgilerimi enterlıyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
gecenin karanlığı ruhuna da çökmüş, kendine bile itiraf etmekten çekindiği, o mutlak son önünde onu bekliyordu. başka çaresi yoktu , vazgeçecekti. uğruna feda ettiği her şey, gösterdiği azim, mücadele hırsı, hepsi ama hepsi aslında koca bir hiçten başka bir şey değildi. "mücadele ettim, savaştım ama olmadı" zırvalığından oldum olası hep nefret etmişti. başaramamıştı işte! en acısı kendine kaybetmişti ve bunu kabullenme olgunu göstermekten imtina edemezdi. istese bile gururuna söz geçiremezdi.hem kaçınılmaz sonu ertelemek neye ve kime yarardı?
tam da o gece, diyeti son nefesini verirken aklından bunları geçiriyordu.önünde onu bekleyen minik muzlu pastalar olağanca tazelikleri ve mis gibi kokuları ile denizkızları misali güzellikleri ile onu baştan çıkarıyordu .ve sonunda ruhunun işkencesi bitti. birkaç tanesini yangından mal kaçırırmışcasına tek lokmada gömerken, mutluluğun, insanın küçük zevklerinde saklı olduğunu fark etmenin ayrıcalığında bir daha diyete tövbe etmişti.
tam da o gece, diyeti son nefesini verirken aklından bunları geçiriyordu.önünde onu bekleyen minik muzlu pastalar olağanca tazelikleri ve mis gibi kokuları ile denizkızları misali güzellikleri ile onu baştan çıkarıyordu .ve sonunda ruhunun işkencesi bitti. birkaç tanesini yangından mal kaçırırmışcasına tek lokmada gömerken, mutluluğun, insanın küçük zevklerinde saklı olduğunu fark etmenin ayrıcalığında bir daha diyete tövbe etmişti.
devamını gör...
maladaptasyon
insanların temel ihtiyaçlarının karşılanmadığı toplum yapılarında, bireylerin birbirine yararcı değil zararcı olması. şiddetin ve bencilliğin artması durumu. dahası maladaptasyon geçiren toplumlarda bir çıkar yolu bulmak, çözüm üretmek imkansız ayrıca başka kültürlere vahşet gelecek ritüelller, radikal kültür kabul edilebilir. buna örnek olarak toplum yapıları şu şekilde anlatılmış.
britanyalı saygıdeğer sosyal antropolog evans pritchard klasik eseri "the nuer" adlı kitabında; sudanlı erkeklerin küçük bir kışkırtmayla birbirleriyle çoğunlukla kavga ettiklerini, bazen bu kavgaların ölümle noktalandığını yazmıştı. jale halkı gibi, nuerler de bunun gibi şiddeti veya yol açtığı misilleme güdüsünü önleme konusunda etkili bir araca sahip değildi. söylendiği üzere bilakis nuer halkı bu duruma bitmeyen bir kan davası diyordu. pritchard bunu "nuer halkının gerektiği kadar gıda almamış olmasına" bağladı. buna rağmen kıt hayvancılıkla zar zor geçinen bu insanlar, hayvancılık hastalıklarına karşı tarıma yönelmek vb çözüm üretmek yerine, hayvancılıkta inatçıydılar.
bolivya'nın doğusunda yer alan tropik ormanlarda avcılık, balıkçılık ve tarla ekip biçerek yaşamış sirion6 yerlilerini düşünelim. allan r. holmberg bir bireyin diğerine karşı aile içinde bile hissiz olmasının kendisini "şaşkına çevirmeyi asla durdurmayacağını" yazmıştı. bunu göstermek için, "tüm gün avlandıktan sonra kampa dönüş yolunda karanlığa yakalanmış bir adamın" tipik olduğu söylenen bir hikayesini şöyle anlatmaktadır: "ay ışığının olmadığı bir gecede kaybolmuş bir adam defalarca yardım istemiş, siriono yakınlarındaki bir kampta yaşayan akrabaları ise adamın çığlıklarını duymalarına rağmen önemsememişler. yarım saat sonra bağırma sesi kesildiğinde, adamın kız kardeşi neşeli bir şekilde: 'bir jaguar onu kapmış olmalı' demiş. aslında, bu avcı geceyi bir ağaca tırmanarak ağacın tepesinde geçirmişti. o karanlık gecenin sabahında kampa döndüğünde kimse onu karşılamamıştı. bunun yerine kız kardeşi yakaladığı avların küçük bir kısmını verdi diye acılı bir serzenişte bulunmuştu. holmberg, siriono halkının kavga ettiğini, yemekleri bir yerlere gizlemek, paylaşmayı reddetmek, tek başına gece ya da ormanda yemek, aile üyelerinden saklamak, özellikle kadınların yemekleri vajinalrına gizlemesi gibi konularda birbirleriyle sürekli kavga ettiklerini de ifade etmiştir.
siriono'da gıda daima kısıtlı ve açlık hayatın değişmez bir gerçeğiydi. bazı grupların nerdeyse açlıktan ölmenin eşiğine geldiği zamanlar olurdu. aslında göçebe hayata ayak uyduramayan hasta ve yaşlı insanlar dışlanırdı, bazen göç eden grubun arkasında acınacak halde ölene kadar sürünmeye bırakılırdı.
kültür ve din çoğunlukla bu başıbozukluğu dizginlemeye çalışan adaptif kendiliğinden ortaya çıkan kurallar bütünüydü. bize göre topluma zararlı, tehlikeli olsa da bu patternlerin çıkış nedeni, zarardan çok topluma yararı olması.
eğer büyücülük gibi belli bir inanç sisteminin bir topluma zararlı olabileceği kabul edilirse, onun zararlarından çok daha fazla ağır basan faydalarının da olduğu hemen öne sürülür. örneğin clyde kluckhohn ve dorothea leighton klasik etnografyalan the navaho aralarındaki büyücülerin varlığı hakkında yaygın navaho inancının korku ürettiği, şiddete yol açtığı ve bazen masum insanların trajik acılar çekmesine neden olduğu sonucuna vardılar. yine de, clyde kluckhohn ve dorothea leighton, navahoların akrabalarına ve hayatın kendi tehlikelerine karşı hissettiği tüm düşmanlığı büyücülere yönlendirmesine izin vererek büyücülük inançlarının "toplumun çekirdeğini sağlam tuttuğu" ve dahası, zenginlerin ve güçlülerin çok aşırı güce ulaşmasını engellediği ve genelde sosyal açıdan bölücü eylemleri önleme amacına hizmet ettiğini gördüler.
sonuç, maslow ihtiyaçlarının ilk adımlarını tamamlayamayan toplumlardan, modern fikirler, eşitlik, hukuk beklemek doğru olmaz. aynı şekilde gerçek dışı inançlar sisteminin de kültür olmasına şaşırmak. gelir düşüklüğü ile giderek artan şiddet ve insanların yoksullaştıkça daha fantastik fikirlere kendilerini kaptırması bana türk toplumunu hatırlattıç.
britanyalı saygıdeğer sosyal antropolog evans pritchard klasik eseri "the nuer" adlı kitabında; sudanlı erkeklerin küçük bir kışkırtmayla birbirleriyle çoğunlukla kavga ettiklerini, bazen bu kavgaların ölümle noktalandığını yazmıştı. jale halkı gibi, nuerler de bunun gibi şiddeti veya yol açtığı misilleme güdüsünü önleme konusunda etkili bir araca sahip değildi. söylendiği üzere bilakis nuer halkı bu duruma bitmeyen bir kan davası diyordu. pritchard bunu "nuer halkının gerektiği kadar gıda almamış olmasına" bağladı. buna rağmen kıt hayvancılıkla zar zor geçinen bu insanlar, hayvancılık hastalıklarına karşı tarıma yönelmek vb çözüm üretmek yerine, hayvancılıkta inatçıydılar.
bolivya'nın doğusunda yer alan tropik ormanlarda avcılık, balıkçılık ve tarla ekip biçerek yaşamış sirion6 yerlilerini düşünelim. allan r. holmberg bir bireyin diğerine karşı aile içinde bile hissiz olmasının kendisini "şaşkına çevirmeyi asla durdurmayacağını" yazmıştı. bunu göstermek için, "tüm gün avlandıktan sonra kampa dönüş yolunda karanlığa yakalanmış bir adamın" tipik olduğu söylenen bir hikayesini şöyle anlatmaktadır: "ay ışığının olmadığı bir gecede kaybolmuş bir adam defalarca yardım istemiş, siriono yakınlarındaki bir kampta yaşayan akrabaları ise adamın çığlıklarını duymalarına rağmen önemsememişler. yarım saat sonra bağırma sesi kesildiğinde, adamın kız kardeşi neşeli bir şekilde: 'bir jaguar onu kapmış olmalı' demiş. aslında, bu avcı geceyi bir ağaca tırmanarak ağacın tepesinde geçirmişti. o karanlık gecenin sabahında kampa döndüğünde kimse onu karşılamamıştı. bunun yerine kız kardeşi yakaladığı avların küçük bir kısmını verdi diye acılı bir serzenişte bulunmuştu. holmberg, siriono halkının kavga ettiğini, yemekleri bir yerlere gizlemek, paylaşmayı reddetmek, tek başına gece ya da ormanda yemek, aile üyelerinden saklamak, özellikle kadınların yemekleri vajinalrına gizlemesi gibi konularda birbirleriyle sürekli kavga ettiklerini de ifade etmiştir.
siriono'da gıda daima kısıtlı ve açlık hayatın değişmez bir gerçeğiydi. bazı grupların nerdeyse açlıktan ölmenin eşiğine geldiği zamanlar olurdu. aslında göçebe hayata ayak uyduramayan hasta ve yaşlı insanlar dışlanırdı, bazen göç eden grubun arkasında acınacak halde ölene kadar sürünmeye bırakılırdı.
kültür ve din çoğunlukla bu başıbozukluğu dizginlemeye çalışan adaptif kendiliğinden ortaya çıkan kurallar bütünüydü. bize göre topluma zararlı, tehlikeli olsa da bu patternlerin çıkış nedeni, zarardan çok topluma yararı olması.
eğer büyücülük gibi belli bir inanç sisteminin bir topluma zararlı olabileceği kabul edilirse, onun zararlarından çok daha fazla ağır basan faydalarının da olduğu hemen öne sürülür. örneğin clyde kluckhohn ve dorothea leighton klasik etnografyalan the navaho aralarındaki büyücülerin varlığı hakkında yaygın navaho inancının korku ürettiği, şiddete yol açtığı ve bazen masum insanların trajik acılar çekmesine neden olduğu sonucuna vardılar. yine de, clyde kluckhohn ve dorothea leighton, navahoların akrabalarına ve hayatın kendi tehlikelerine karşı hissettiği tüm düşmanlığı büyücülere yönlendirmesine izin vererek büyücülük inançlarının "toplumun çekirdeğini sağlam tuttuğu" ve dahası, zenginlerin ve güçlülerin çok aşırı güce ulaşmasını engellediği ve genelde sosyal açıdan bölücü eylemleri önleme amacına hizmet ettiğini gördüler.
sonuç, maslow ihtiyaçlarının ilk adımlarını tamamlayamayan toplumlardan, modern fikirler, eşitlik, hukuk beklemek doğru olmaz. aynı şekilde gerçek dışı inançlar sisteminin de kültür olmasına şaşırmak. gelir düşüklüğü ile giderek artan şiddet ve insanların yoksullaştıkça daha fantastik fikirlere kendilerini kaptırması bana türk toplumunu hatırlattıç.
devamını gör...
köyde yaşama isteği
köy küçükken gidilen ve geceleri 10-20 kişi fareli bir eve sığışılan, ağlayarak gitmek istediğimiz ve babam bizi götürsün diye gözüne baktığımız bir yerdi. sonraları dedem öldü, gidemez olduk. şimdi senede bir falan günübirlik gidiyoruz babamla. çok özlüyorum hep. burada yaşasan yaşanır diyorum. hayat çok garip yani.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
şimdi var mıdır bilmiyorum ama biz lisedeyken mezun olurken gömlegimize hatıra şeyler yazdırıyorduk arkadaşlarımıza.
seni çok özleyeceğimler,beni unutmalar,canım dostumlar,tarihler falan..
sonra yan sınıftan bir çocuk geldi. lise biri beraber okumustuk. 'aaa gebeshgirl dur ben de bişi yazayım' dedi. hayır diyemem.
hiç de sevmem,yine de gönülsüz gönülsüz 'yaaaz'dedim .
aldı eline kalemi sırtıma kocaman "inek " yazdı b.k kafa.
gün boyu sırtımda inek yazısıyla gezdim.
az önce ınstagram'da gördüm evlenmiş.
b.k kafa.
hic sevmiyorum çocuk seni.
düğün müğün gene görüp bu saçma anımı hatırladım durduk yere.
seni çok özleyeceğimler,beni unutmalar,canım dostumlar,tarihler falan..
sonra yan sınıftan bir çocuk geldi. lise biri beraber okumustuk. 'aaa gebeshgirl dur ben de bişi yazayım' dedi. hayır diyemem.
hiç de sevmem,yine de gönülsüz gönülsüz 'yaaaz'dedim .
aldı eline kalemi sırtıma kocaman "inek " yazdı b.k kafa.
gün boyu sırtımda inek yazısıyla gezdim.
az önce ınstagram'da gördüm evlenmiş.
b.k kafa.
hic sevmiyorum çocuk seni.
düğün müğün gene görüp bu saçma anımı hatırladım durduk yere.
devamını gör...
avatar
hindulara göre tanrıların yeryüzünde aldıkları suretlerine deniyor. bugün akla hollywood filmlerindeki gibi mavi ve kuyruklu insanlar gelse de esas anlamı budur.
devamını gör...
11 kere üst üste fake hesap açan yazar
doğukan yapma oğlum,gözlerin öyle kalacak.
devamını gör...
kullanıcı adın bir cevap olsaydı sorusu ne olurdu sorunsalı
kemal sunal'ın bizi en iyi anlatan filmi sence hangisi? olurdu.
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
gökyüzünde sirius bulutları görüyorsanız 1 - 2 güne yağmur geliyordur.
devamını gör...
valdaro aşıkları
italya'da mantova yakınlarında keşfedilen ve 6.000 yıllık bir geçmişe sahip, gözlerinin içlerine bakarak kucaklaşan iki iskeletin ebediliğine ''valdaro aşıkları'' adı verilmiş.

bu iskeletler neolitik döneme ait ve o dönemde ''çift cenaze'' törenleri daha doğrusu kişilerin çift olarak gömülmesi çok nadir görüldüğünden tarih için önemli bir yere sahip. ölümlerinin sebebi bilinmemekle birlikte hemen şairleşmeyi seven insan evlatları başta neolitik dönemin ''romeo and juliet''i olduklarını ve talihsiz bir şekilde öldüklerini öne sürmüş olsalar da incelemeler sonucu kişilerin ölümüne kendilerinin sebep olmadığı ortaya çıkmış. aslında tarihte annelerin çocuklarına sarılmış bir şekilde bulunduğu örnekler mevcut olsa da bir kadın ve erkeğin birbirlerini bu denli kucaklayarak gömülmüş olmaları önemli bir yere sahip. ayrıca yapılan ilk incelemelerde dişlerin fazla zarar görmemesinde ötürü 20'li yaşlarında oldukları düşünülmüş.
kazıyı yöneten arkeolog elena maria menotti‘ydi. iskeletler sadece on dört yıl önce (2007) bulunduğunda, onlarla ilgili herhangi bir bilgiyi bu kadar çabuk tanımlamak gerçekten zordu. çünkü bu süreç, her kemiğin derinlemesine incelenmesi gereken uzun bir süreçtir. menotti, çiftin ayrılmamasına, bulundukları şekilde taşınmaları ve korunmaları gerektiğine karar verdi. böylece kazı ekibi, keşiflerini toprak bir plaka şeklinde kazdı ve tahta bir kutuya yerleştirdi.
belki de tam olarak neden öldükleri asla bilinmeyecek ve bizler tahminden ötesine gidemeyeceğiz fakat ölümlerinden binlerce yıl sonra bile aynı şekilde muhafaza edilmeleri insanın içini nedensizce rahatlatıyor.

bu iskeletler neolitik döneme ait ve o dönemde ''çift cenaze'' törenleri daha doğrusu kişilerin çift olarak gömülmesi çok nadir görüldüğünden tarih için önemli bir yere sahip. ölümlerinin sebebi bilinmemekle birlikte hemen şairleşmeyi seven insan evlatları başta neolitik dönemin ''romeo and juliet''i olduklarını ve talihsiz bir şekilde öldüklerini öne sürmüş olsalar da incelemeler sonucu kişilerin ölümüne kendilerinin sebep olmadığı ortaya çıkmış. aslında tarihte annelerin çocuklarına sarılmış bir şekilde bulunduğu örnekler mevcut olsa da bir kadın ve erkeğin birbirlerini bu denli kucaklayarak gömülmüş olmaları önemli bir yere sahip. ayrıca yapılan ilk incelemelerde dişlerin fazla zarar görmemesinde ötürü 20'li yaşlarında oldukları düşünülmüş.
kazıyı yöneten arkeolog elena maria menotti‘ydi. iskeletler sadece on dört yıl önce (2007) bulunduğunda, onlarla ilgili herhangi bir bilgiyi bu kadar çabuk tanımlamak gerçekten zordu. çünkü bu süreç, her kemiğin derinlemesine incelenmesi gereken uzun bir süreçtir. menotti, çiftin ayrılmamasına, bulundukları şekilde taşınmaları ve korunmaları gerektiğine karar verdi. böylece kazı ekibi, keşiflerini toprak bir plaka şeklinde kazdı ve tahta bir kutuya yerleştirdi.
belki de tam olarak neden öldükleri asla bilinmeyecek ve bizler tahminden ötesine gidemeyeceğiz fakat ölümlerinden binlerce yıl sonra bile aynı şekilde muhafaza edilmeleri insanın içini nedensizce rahatlatıyor.
devamını gör...
yazarların olmak istediği şiir
sevgi duvarı (bkz: can yücel)
sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
dilimizde akşamdan kalma bir küfür
salonlar piyasalar sanat sevicileri
derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni
yakanda bir amonyak çiçeği
yalnızlığım benim sidikli kontesim
ne kadar rezil olursak o kadar iyi
kumkapı meyhanelerine dadandık
önümüzde altınbaş, altın zincir, fasulye pilakisi
ardımızda görevliler, ekipler, hızır paşalar
sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
öyle sıcaktı ki çöpcülerin elleri
çöpcülerin elleriyle okşardım seni
yalnızlığım benim süpürge saçlım
ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi
baktım gökte bir kırmızı bir uçak
bol çelik bol yıldız bol insan
bir gece sevgi duvarını aştık
düştüğüm yer öyle açık seçik ki
başucumda bi sen varsın bi de evren
saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
yalnızlığım benim çoğul türkülerim
ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi
sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
dilimizde akşamdan kalma bir küfür
salonlar piyasalar sanat sevicileri
derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni
yakanda bir amonyak çiçeği
yalnızlığım benim sidikli kontesim
ne kadar rezil olursak o kadar iyi
kumkapı meyhanelerine dadandık
önümüzde altınbaş, altın zincir, fasulye pilakisi
ardımızda görevliler, ekipler, hızır paşalar
sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
öyle sıcaktı ki çöpcülerin elleri
çöpcülerin elleriyle okşardım seni
yalnızlığım benim süpürge saçlım
ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi
baktım gökte bir kırmızı bir uçak
bol çelik bol yıldız bol insan
bir gece sevgi duvarını aştık
düştüğüm yer öyle açık seçik ki
başucumda bi sen varsın bi de evren
saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
yalnızlığım benim çoğul türkülerim
ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi
devamını gör...
bir işten anlayıp çaktırmamak
iyi niyetli, hayır diyemeyen ve bu nedenle suistimal edilmeye de müsait bir yapınız varsa eğer, insan emeğini sömürmenin yaygın olduğu ve hatta marifet sayıldığı güzel ülkemde, bir yerden sonra yapılması artık kaçınılmaz olandır.
devamını gör...
seri artı oy veren yazarlar uçurulsun kampanyası
uçurun kurtulalım kardeşim.
sonra hayalet şehir gibi takılırsınız burada.
o ordan çıkar böööööhh falan der, birbirinizi korkutursunuz, en son adını da "kafa forum" diye değiştirirsiniz tam olur.*
sonra hayalet şehir gibi takılırsınız burada.
o ordan çıkar böööööhh falan der, birbirinizi korkutursunuz, en son adını da "kafa forum" diye değiştirirsiniz tam olur.*
devamını gör...
ısparta
turlarda, salda gölü + lavanta tarlaları demek olan şehir.
devamını gör...
anonim yazar
yazdıkları ile farklı bir bakış açısı oluşturan, yeni yeni ısındığım sözlük yazarı arkadaş. ufak bir meseleye tepki gösterip gittiyse gittiğine değmezdi.
devamını gör...
aralıklı oruç
niyetli ve niyetsiz olarak ikiye ayrılmaktadır.
niyetsiz olanı ketojenik diyetle,
niyetli olanı teravih namazı ile kombinlenir
niyetsiz olanı ketojenik diyetle,
niyetli olanı teravih namazı ile kombinlenir
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
dur kahvemi alıp geliyorum, bekle..
bıraktığın ukdeyi gördüm biraz önce.
muhtemelen benim görüp de doldurmam için bıraktığını düşünüyorum, öbür türlü olsa onu da siler öyle giderdin dönmem dediğin yere.
sen bana "şimdi ne yapar" demiştin ben fuat saka hakkında atıp tutmuştum ama bu halini sana yolladım mı, hatırlamıyorum. mesajlarımıza da bakamıyorum hâlâ, belki bir müddet sonra, bilmiyorum.
bildiğim bir şey var kadın, sen gittin ben kendimi kapattım, mesajı kapattım, gideceğim aslında da haber bekliyorum senden, o yüzden gidemiyorum belki. bilmiyorum.
sonuçlar belli olunca bana olmasa bile çocuklardan birine yazarsan onlar bana iletir.
güzeldik be, güzeldi, sen çok güzeldin. hele burnun?*
çok gün oldu "dönmem" deyip gittiğin günden bu güne.
ben aynı ben, su içiyorum ama unutmuyorum, her içişimde aklımda sen. şarap içiyorum sonra, belki unuturum diye o da olmuyor bla bla bla.
neyse, bilirsin sen beni.
dikkat et kendine.
bir selektörüne bakarım.
hoş kal.
bıraktığın ukdeyi gördüm biraz önce.
muhtemelen benim görüp de doldurmam için bıraktığını düşünüyorum, öbür türlü olsa onu da siler öyle giderdin dönmem dediğin yere.
sen bana "şimdi ne yapar" demiştin ben fuat saka hakkında atıp tutmuştum ama bu halini sana yolladım mı, hatırlamıyorum. mesajlarımıza da bakamıyorum hâlâ, belki bir müddet sonra, bilmiyorum.
bildiğim bir şey var kadın, sen gittin ben kendimi kapattım, mesajı kapattım, gideceğim aslında da haber bekliyorum senden, o yüzden gidemiyorum belki. bilmiyorum.
sonuçlar belli olunca bana olmasa bile çocuklardan birine yazarsan onlar bana iletir.
güzeldik be, güzeldi, sen çok güzeldin. hele burnun?*
çok gün oldu "dönmem" deyip gittiğin günden bu güne.
ben aynı ben, su içiyorum ama unutmuyorum, her içişimde aklımda sen. şarap içiyorum sonra, belki unuturum diye o da olmuyor bla bla bla.
neyse, bilirsin sen beni.
dikkat et kendine.
bir selektörüne bakarım.
hoş kal.
devamını gör...
izmir'in başının kel olması
çekirdeğe çiğdem, simite gevrek, ozon suyuna klorak derseniz olacağı bu dediğim durumdur, yağmaz işte kar... *
olsundur. izmir'in dağlarında açan çiçekler yeter bre.
not: canım izmir'imi çok severim, 2 yıl da havasını kokladım...
olsundur. izmir'in dağlarında açan çiçekler yeter bre.
not: canım izmir'imi çok severim, 2 yıl da havasını kokladım...
devamını gör...
