güne bir film repliği bırak
devamını gör...
donald trump
evde tek başına 2 filminde, bazı sahneler kendi otelinde çekildiği için saniyelik de olsa kendine bir rol ayarlattığı * sahnesi var olan başgan. öğrendiğimde ufak bir kahkaha krizi yaşadım.
kevin: lobi nerede?
trump: koridorun sonunda solda...
ah o bakışı...
kevin: lobi nerede?
trump: koridorun sonunda solda...
ah o bakışı...
devamını gör...
cümlenin sonunu efendim sözcüğüyle bitirmek
hoşuma gittiği için kullanıyorum efendim. eğreti durduğunu ya da hiyerarşi için kullanıldığını da düşünmuyorum.
devamını gör...
ailenin istediği kişi olmamak
kafaya takılmaması gereken durum.
önemli olan sizin istediğiniz kişi olup olamama durumunuz.
hayatımız başkalarına göre şekillendirmek için çok kısa.
önemli olan sizin istediğiniz kişi olup olamama durumunuz.
hayatımız başkalarına göre şekillendirmek için çok kısa.
devamını gör...
joe satriani
gitar sololarıyla gönlümü fetheden duayen.en sevdiğim parçasını da alta bırakıyorum:
devamını gör...
seksendört
1999 yılında kurulan türk rock grubudur. yabancı grupların ingilizce düzenlemeleriyle başlamış sonrasında ise türkçeye yönelip "ölürüm hasretinle", "yorma", "aklımı geri ver" gibi şarkılarla hit olmuşlardır. geçen yıl bu dönemin rock müzik felsefesine uygun olmadıklarını düşünerek dağılmaya karar verdiler. "dönem, başka müzik tarzlarının satılmasını kolaylastıran vitrinlere sahip" demişti hatta tuna velibaşoğlu.
sevdiğimiz ve hâlâ dinlediğimiz grupların yavaş yavaş dağılıp tükenmesi beni çok üzüyor. en sevdiğim şarkılarını da şöyle bırakayım:
sevdiğimiz ve hâlâ dinlediğimiz grupların yavaş yavaş dağılıp tükenmesi beni çok üzüyor. en sevdiğim şarkılarını da şöyle bırakayım:
devamını gör...
normal sözlük’ü eleştirme
atıfta bulunulan tanımda hepsini birebir üstüne basa basa söylediğim başlık.
ben farklı bir şey demedim ki,
sadece biraz dikkat dedim, haa uymazsa da kendimize göre yer buluruz dedim.
birilerinin neden bu kadar zoruna gitti, anlamadığım durum .
bakın atıfta bulunduğunuz tanımda neler demişim.
edit 1 : 'çünkü farklı yaş, farklı eğitim, farklı kültürlerden insanlarız hepimiz .
benim söylemim diğer bir yazara ters gelebildi , başka bir yazarın söylemi isteği de bana ki bundan doğal birşey olamaz.'
edit 2 : ' bu kesinlikle birilerini yargılama sorgulama meselesi değil, lütfen yanlış anlamayın,
bu, kendimize, yaşımıza, düşüncelerimize daha fazla uyan bir yer arayışı meselesi .
yoksa, gençlerin çoğunlukta olduğu bir yerde, gelin sabah akşam ekonomi , siyaset vs konuşalım deme gibi bir lüksümüz zaten olamaz.'
edit 3 : 'bunu bir tercih, kültür, kuşak çatışması biçimine dönüştürmeden,
biraz daha dişe dokunur başlıklar açacak, tanımlar yapacak yazar kapasitesi var burada, bundan eminim ben,'
edit 4 : ' benim bu eleştirilerim yıkıcı değil, yapıcı eleştiriler, bu şekilde devam edemez, ederse de belli bir seviyenin üstüne çıkamaz diyorum bütün iyi niyetimle .'
evet, söylediklerimin özü bu, gerisi teferruat.
şimdi soruyorum size , bu söylediklerim yanlış mı,
ve neresi kötü, yıkıcı eleştiri ?
yapmayın lütfen, ben 3 aydır burada gördüklerimi paylaştım ama birileri bundan çok rahatsız oldu nedense .
haksızlık etmeyin, yazdıklarım herkesin gözü önünde, bu karalamalara gerek yok .
ben farklı bir şey demedim ki,
sadece biraz dikkat dedim, haa uymazsa da kendimize göre yer buluruz dedim.
birilerinin neden bu kadar zoruna gitti, anlamadığım durum .
bakın atıfta bulunduğunuz tanımda neler demişim.
edit 1 : 'çünkü farklı yaş, farklı eğitim, farklı kültürlerden insanlarız hepimiz .
benim söylemim diğer bir yazara ters gelebildi , başka bir yazarın söylemi isteği de bana ki bundan doğal birşey olamaz.'
edit 2 : ' bu kesinlikle birilerini yargılama sorgulama meselesi değil, lütfen yanlış anlamayın,
bu, kendimize, yaşımıza, düşüncelerimize daha fazla uyan bir yer arayışı meselesi .
yoksa, gençlerin çoğunlukta olduğu bir yerde, gelin sabah akşam ekonomi , siyaset vs konuşalım deme gibi bir lüksümüz zaten olamaz.'
edit 3 : 'bunu bir tercih, kültür, kuşak çatışması biçimine dönüştürmeden,
biraz daha dişe dokunur başlıklar açacak, tanımlar yapacak yazar kapasitesi var burada, bundan eminim ben,'
edit 4 : ' benim bu eleştirilerim yıkıcı değil, yapıcı eleştiriler, bu şekilde devam edemez, ederse de belli bir seviyenin üstüne çıkamaz diyorum bütün iyi niyetimle .'
evet, söylediklerimin özü bu, gerisi teferruat.
şimdi soruyorum size , bu söylediklerim yanlış mı,
ve neresi kötü, yıkıcı eleştiri ?
yapmayın lütfen, ben 3 aydır burada gördüklerimi paylaştım ama birileri bundan çok rahatsız oldu nedense .
haksızlık etmeyin, yazdıklarım herkesin gözü önünde, bu karalamalara gerek yok .
devamını gör...
en güzel teoman şarkısı
benim favorim kupa kızı ve sinek valesi.. klibi ile olsun sözleri ile olsun halen dinlerim o döneme bir gider gelirim.
devamını gör...
morgan freeman
sanki hiç genç olmamış, sürekli aynı yaştaymış gibi görünen büyük oyuncu.
devamını gör...
normal sözlük'e üye olmak isteyenlere nick tavsiyeleri
(bkz: endoplazmik bir kulum)
burada hala alınmamışır muhtemelen.
edit: arkadaşlar varyasyonlu gördüm, endoplazmik garip bir kulum geziyor aramızda, hayırlı olsun.
burada hala alınmamışır muhtemelen.
edit: arkadaşlar varyasyonlu gördüm, endoplazmik garip bir kulum geziyor aramızda, hayırlı olsun.
devamını gör...
bir kadını kırmadan ona şişman olduğunu söylemek
söylemenize gerek yok, herkes ne b*k olduğunu biliyordur.
devamını gör...
karnabahar
ikindi vakti. pazarın en zevkli olduğu vakit.
gökyüzünde mavinin en güzel tonu.
hiçbir şey almayacak olsanız bile öylesine gezilebilir bu vakitte.
yine de biraz kalabalık.
pazarların en güzel tarafı da normalde bir araya gelmeyecek insanları görebilmek.
çeşit çeşit insan.
farkındalar mıydı acaba bir arada olduklarından?
menfaatti onları bir arada tutan.
menfaatleriydi o an tek düşündükleri.
masum bir menfaat ama.
'yok yok burdan almayalım baksana şu portakallara biraz küçükler, hem ucuzmuş, ekşi çıkar bir de... hiç gerek yok' tadında bir menfaatti.
keşke bütün menfaatler portakalın ekşiliğine endeksli olsaydı*.
bu küçük menfaatlerin arasında gezmek güzeldi.
ama bu küçük menfaatler bazen toplumsal bilinçaltının ortaya çıkmasına sebep oluyordu.
artık alacağını almış, rahat rahat dönüş yolundaydı.
solundaki tezgahta ise bir pazarlık dönüyordu.
kadın elindeki bozuk iki lirayı uzatmıştı. isteği çok basitti.
iki liralık karnabahar istiyordu.
pazarcı ise üçe tamamlayayım mı dedi.
kadın iki liralık istediğini söyledi. pazarcıda bir cesaret vardı.
tamamlayayım işte üç liraya, uğraştırma beni.
kadın bu sefer açıklama yapma gereği hissetti, ne yapayım o kadarını ihtiyacım olmayanı alacağım da nolacak!
bir lira için anlamsız bir diyaloğa girmişlerdi. pazarcının sesi yükselmeye başlamıştı.
kadının naifliğinden, yanında bir erkek olmayışından, yalnız alışverişe çıkmasından faydalanıyordu. elbette bunu bilinçsizce yapıyordu.
kadınsa karşısındakinin ne yaptığını anlayamamıştı. neden bağırıyordu ki? altı üstü bir karnabahar istemişti.
aslında biraz üste çıksa, biraz ses tonunu sertleştirse pazarcı geri adım atacaktı.
ama o kadının bunu yapmasına imkan yoktu sanki. o kadar çaresizdi ki. kim bilir kimden öğrenmişti bu sessizliği, bu hakkını arayamayışı.
işin tuhafı pazarcı, kadına bağırıyordu resmen ve onlarca insan sadece seyrediyordu. halbuki o kadın onlar için yabancı olmasaydı kıyametler kopardı.
ama bu güne kadar böyle gelinmişti. o an yaşanacaktı.
kadının çaresiz ısrarı sonucu pazarcı geri adım attı. iki liralık karnabahar alınmıştı.
bu kadar tantanaya gerek var mıydı?
bir lira için değer miydi? o karnabaharlar zaten parçalar halindeydi.
dönüş yolu kötü bir sürprizle sonuçlanmıştı.
menfaatlerin kesiştiği beyaz bir sebzeydi karnabahar.
gökyüzünde mavinin en güzel tonu.
hiçbir şey almayacak olsanız bile öylesine gezilebilir bu vakitte.
yine de biraz kalabalık.
pazarların en güzel tarafı da normalde bir araya gelmeyecek insanları görebilmek.
çeşit çeşit insan.
farkındalar mıydı acaba bir arada olduklarından?
menfaatti onları bir arada tutan.
menfaatleriydi o an tek düşündükleri.
masum bir menfaat ama.
'yok yok burdan almayalım baksana şu portakallara biraz küçükler, hem ucuzmuş, ekşi çıkar bir de... hiç gerek yok' tadında bir menfaatti.
keşke bütün menfaatler portakalın ekşiliğine endeksli olsaydı*.
bu küçük menfaatlerin arasında gezmek güzeldi.
ama bu küçük menfaatler bazen toplumsal bilinçaltının ortaya çıkmasına sebep oluyordu.
artık alacağını almış, rahat rahat dönüş yolundaydı.
solundaki tezgahta ise bir pazarlık dönüyordu.
kadın elindeki bozuk iki lirayı uzatmıştı. isteği çok basitti.
iki liralık karnabahar istiyordu.
pazarcı ise üçe tamamlayayım mı dedi.
kadın iki liralık istediğini söyledi. pazarcıda bir cesaret vardı.
tamamlayayım işte üç liraya, uğraştırma beni.
kadın bu sefer açıklama yapma gereği hissetti, ne yapayım o kadarını ihtiyacım olmayanı alacağım da nolacak!
bir lira için anlamsız bir diyaloğa girmişlerdi. pazarcının sesi yükselmeye başlamıştı.
kadının naifliğinden, yanında bir erkek olmayışından, yalnız alışverişe çıkmasından faydalanıyordu. elbette bunu bilinçsizce yapıyordu.
kadınsa karşısındakinin ne yaptığını anlayamamıştı. neden bağırıyordu ki? altı üstü bir karnabahar istemişti.
aslında biraz üste çıksa, biraz ses tonunu sertleştirse pazarcı geri adım atacaktı.
ama o kadının bunu yapmasına imkan yoktu sanki. o kadar çaresizdi ki. kim bilir kimden öğrenmişti bu sessizliği, bu hakkını arayamayışı.
işin tuhafı pazarcı, kadına bağırıyordu resmen ve onlarca insan sadece seyrediyordu. halbuki o kadın onlar için yabancı olmasaydı kıyametler kopardı.
ama bu güne kadar böyle gelinmişti. o an yaşanacaktı.
kadının çaresiz ısrarı sonucu pazarcı geri adım attı. iki liralık karnabahar alınmıştı.
bu kadar tantanaya gerek var mıydı?
bir lira için değer miydi? o karnabaharlar zaten parçalar halindeydi.
dönüş yolu kötü bir sürprizle sonuçlanmıştı.
menfaatlerin kesiştiği beyaz bir sebzeydi karnabahar.
devamını gör...
hiç tanımadığın birine hayatını anlatma isteği
sözlükte bir kaç kişiye anlatarak paylaştığım ve rahatladığım harekettir. gerçekten de bir rahatlama geldi bana. yoksa karanlık yutacaktı belki de.
devamını gör...
ritalin
nucleus accumbensi uyararak dopamin salgılatır bu da öfori yapar.mental fonksiyonları da arttırabilir. farmakolojiden bildiğim şeyleri yazarken bir yandan da garip hissettim kendimi çünkü gerçekten beni hiç etkilememişti. ben de duydum sınav zamanları kullanan ama nedense bende bir şey olmadı. tabii ben doktor yazdığı için kullandım.
ilaçlar öyle rastgele kullanılacak şeyler değil bu türler hiç değil. zaten bu ilaçların nörotoksik etkisi de var. kalp üzerine zararlı. lütfen kafanıza göre kullanmayın.
ilaçlar öyle rastgele kullanılacak şeyler değil bu türler hiç değil. zaten bu ilaçların nörotoksik etkisi de var. kalp üzerine zararlı. lütfen kafanıza göre kullanmayın.
devamını gör...
elminster the wise
miğfer dibi savaşının en karanlık anında, bütün umutlarımız tükenmişken, beşinci günün şafağında gandalf doğuda belirdi ve biz de bir tarihe tanıklık ettik. artık insanların en umutsuz anlarında doğuya bakıp bir umut beklemelerinin bir sebebi vardı…gandalfgillerden.
bir trolle ağız dalaşı yapmak için geçmemiştir ateşten ve yıldızlardan, moria'da balrog'tan. sözlüğün kaderini değiştirmek için aramızda olan nazik, kültürlü, saygılı bir yazardır.
bir trolle ağız dalaşı yapmak için geçmemiştir ateşten ve yıldızlardan, moria'da balrog'tan. sözlüğün kaderini değiştirmek için aramızda olan nazik, kültürlü, saygılı bir yazardır.
devamını gör...
oruç tutan ateist
allahtan korkamayan ailesinden korkuyor diyen olmuş. ateistler bir tanrının varlığına inanmıyor dolayısıyla onlara göre olmayan bir şeyden neden korksun? aile meselesine gelince bazı aileler çocuklarına zorla din dayatması yapıyor tehdit eden bile var. hal böyle olunca da inanmadığı bir dinin ritüelini yapmak zorunda kalabiliyor bazıları. siz müslümanlar saygı istiyorsunuz ama sizden farklı inanca sahip olanlara saygı göstermiyorsunuz. bu şekilde yaparak bir yere varamazsınız.
devamını gör...
kitap okumanın zararları
şimdi siz kitap okumanın zararlarını anlatıyorum iyi dinleyin:
-kitap okursanız başınız ağrır düşünmeye başladığınızdan dolayı.
-kitap okursanız insanlarla daha az iletişim kurarsınız sohbetleri pek keyif vermediği için.
-kitap okursanız romantik hayalleriniz olur ve dünyaya toz pembe bakarsınız.
-kitap okursanız birileri sizle konuşurken sizi çok kibar ve sempatik bulabilir.*
-kitap okursanız etrafınızda yaşanan kötü şeylere kayıtsız kalamazsınız.
-kitap okursanız katı yürekleriniz pamuk kıvamına gelebilir.
bu sebeplerden dolayı saçma sapan bir iş yapıp kitap okumaya başlamayın. olur mu öyle şey.
-kitap okursanız başınız ağrır düşünmeye başladığınızdan dolayı.
-kitap okursanız insanlarla daha az iletişim kurarsınız sohbetleri pek keyif vermediği için.
-kitap okursanız romantik hayalleriniz olur ve dünyaya toz pembe bakarsınız.
-kitap okursanız birileri sizle konuşurken sizi çok kibar ve sempatik bulabilir.*
-kitap okursanız etrafınızda yaşanan kötü şeylere kayıtsız kalamazsınız.
-kitap okursanız katı yürekleriniz pamuk kıvamına gelebilir.
bu sebeplerden dolayı saçma sapan bir iş yapıp kitap okumaya başlamayın. olur mu öyle şey.
devamını gör...
içinde hukuk sistemini barındıran en iyi filmler
(bkz: a few good men)
devamını gör...








