dağlar
haluk levent'ten duyduğum, buray'ın da çok hoş söylediği şarkı.
en çok da ben bu gece ölmezsem ölmem ölmem hiç bir vakit kısmına bayılırım
en çok da ben bu gece ölmezsem ölmem ölmem hiç bir vakit kısmına bayılırım
devamını gör...
seni anlatan frida kahlo sözü
çok karışığım. bir yanım olabildiğince huzursuz ve yorgun. diğer yanım mucizelere ve düşlerin gerçek olabileceğine halen inanıyor ve heyecanını koruyor. bu iki yan arasında ben, eziliyorum.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
lahmacun dediğin 6 lira.
kereviz bakmaz para pula.
mani yazdım, nasip etmez her kula.
evde besliyorum tarantula.
kereviz bakmaz para pula.
mani yazdım, nasip etmez her kula.
evde besliyorum tarantula.
devamını gör...
hunter dili
b12 vitamini eksikliği anemisinde klinik olarak görülen dilin ağrılı ve kızarık olmasına verilen isimdir.
görüntü için buradan bakabilirsiniz.
görüntü için buradan bakabilirsiniz.
devamını gör...
bir yazar sizi takip etmeye başladı
sen istiyor takip edeni görmek, verecek 1500 point.
devamını gör...
sözlük radyosu şarkı yarışması
kimseyi oylamayarak devrim yapacağım yarışma. düştünüz elime ahali. *
devamını gör...
ev işi yapan erkek
tebrik edilesi erkektir. ideal eş özelliklerinden birini taşıyor ve sorumluluklarını biliyor demektir. eşinin hizmetçi olmadığının farkındadır.
not: ben de erkeğim.
not: ben de erkeğim.
devamını gör...
bugün bu ülkede bir kadın yakılarak katledildi
insanlar artık devekuşu gibi kafasını sokmaktan başka bir şey yapmıyor.
futbol kavgası, akp-chp kavgası yapmaktan başka bir şey yapmıyor. kimse sorunları düşünmüyor,sadece zaman geçiriyor.
futbol kavgası, akp-chp kavgası yapmaktan başka bir şey yapmıyor. kimse sorunları düşünmüyor,sadece zaman geçiriyor.
devamını gör...
güne kahve ile başlayan yazarlar
yazar değillerdir.
yazar dediğin leş gibi uyanır akşamdan kalmadır.
ulan yine uyandık lanet olası dünya der ve sigarayla kahvaltı yapar.
kahvesini içerken düşünür pis yaşar her şeyin edebiyatını yapmaya çalışır kahvaltıyla falan işi olmaz.
sağlıklı beslenen yazarı okumam ben.
yazar dediğin leş gibi uyanır akşamdan kalmadır.
ulan yine uyandık lanet olası dünya der ve sigarayla kahvaltı yapar.
kahvesini içerken düşünür pis yaşar her şeyin edebiyatını yapmaya çalışır kahvaltıyla falan işi olmaz.
sağlıklı beslenen yazarı okumam ben.
devamını gör...
yazarların çocukluk anıları
7 yasyaşındayım, sömestr tatili için köye gidiyoruz. yollar kötuymüs kim dinler? maaile bize hiçbir şey engel olamıyor. illa ki gidilecek o köye...
kar, buz, yollarda don olsa da gidilecek! gidin, gidin de, görün ebemin örekesini...*
neyse...
köye gidince benim başıma bir bekçi dikin, sonra ne yaparsanız yapın. insan geçmiş yıllardan ders alır değil mi?
ama nerdeeee? *
köye giriş yaptık annemler eşyaları taşıyor, babam içeride dedemle sohbet ediyor. daha bir saat dolmadan ben üst katın balkonunun gider borusundaki boyum kadar sarkıta kafayı taktım. illa onu kıracağım. yerden bir taş aldım, sarkıta attım ama...
aması o gitti babam ve dedemin oturdugu odanın camını kırdı. kırılan yerden babamla göz göze geldik. babam gözüyle kaç işareti yaptı. ben kaçtım üst kata... dedem alt kattan sinirle dışarı fırladı. babamın camı kırarken gördüğü 8-9 yaşlarındaki oğlan çocuğunu aramak için köyü dolaşmaya gitti.
ben diyorum ama kimse dinlemiyor.
anneeeee!
anneeeee!!
bana sahip çık!
beni sakın gözünden ayırma!!!
zaten köyde adim çıkmış kıyamet alametine, herkes benim hakkımda;
-"o kıvırcık var ya, o kıvırcık, tam deccal, ocaklardan ırak!" falan diyor.
az bak bana, bu kız nerede ne yapıyor? öyle başımı boş bırakma!
ama annem yine aynı tas, aynı hamam. saldım çayıra, mevlam kayıra diye attı ortaya... iyi o zaman, olacaklardan ben sorumlu değilim.
.....
annemler ertesi gün yufka ekmek yaptılar. öyle az buz değil. en az yüz kilo undan yaptılar. sonraki günlerde ekmeğe yardim eden komşulara yardim ettiler. imece usulü tüm mahalle ekmek yaptı. birgün sobanın başında otururken dışarıda iki keçinin dolaştığını gördüm. kış günü dışarıda keçi olmaz ki... kesin bunlar başka köyden gelmiş, açlardır deyip annemlerin koca gün uğraştıkları ekmeklerin olduğu üst kata keçileri çıkardım. sonra odadaki ayva dolu kovayı onların önüne çektim. onlar biraz ayvadan yedi sonra büyük olan yufkalari yemeye başladı. diğeri de ona katıldı. bunlar yiyorken birden o koca yığın yufka tüm heybetiyle yere serildi...
keçiler yufkaları yerken o sıra üst kata yengem geldi. gözleri kocaman açılmış. ne olduğunu anlamaya çalışıyor.
en uydurugundan yengeme bir yalan;
-yenge, bunlar girmiş buraya korktum büyük olan keçiden çıkaramadım bir türlü.
yengem keçileri kovdu.
odanın halini gören annemlerde matem havası, kim yardım eder bir daha, hem herkesin ekmeği var?
şunların derdine bak!
yalan dünya bir vaaar, bir yok.
bizim yörede her evin kendine ait tek göz bir ekmek evi vardır. içinde devasa bir sac ocağı, yapılan ekmeği koyarlar ve kapılari çok sağlam kilitli olmaz. sağlam yapın işte ne olur ne olmaz?
keçileri ertesi gün yine gördüm. e bunlar aaaaç!
her gün onlar geldi, bende başka başka komşuların ekmel evine soktum. zaten sonrasını onlar halletti. hala kimse bütün bunları benim yaptığımı bilmiyor.
bak anne "herkesin ekmeği var" diyordun. umudunu yitirme, boşuna dememişler 'gün doğmadan ,neler doğar.'
kar, buz, yollarda don olsa da gidilecek! gidin, gidin de, görün ebemin örekesini...*
neyse...
köye gidince benim başıma bir bekçi dikin, sonra ne yaparsanız yapın. insan geçmiş yıllardan ders alır değil mi?
ama nerdeeee? *
köye giriş yaptık annemler eşyaları taşıyor, babam içeride dedemle sohbet ediyor. daha bir saat dolmadan ben üst katın balkonunun gider borusundaki boyum kadar sarkıta kafayı taktım. illa onu kıracağım. yerden bir taş aldım, sarkıta attım ama...
aması o gitti babam ve dedemin oturdugu odanın camını kırdı. kırılan yerden babamla göz göze geldik. babam gözüyle kaç işareti yaptı. ben kaçtım üst kata... dedem alt kattan sinirle dışarı fırladı. babamın camı kırarken gördüğü 8-9 yaşlarındaki oğlan çocuğunu aramak için köyü dolaşmaya gitti.
ben diyorum ama kimse dinlemiyor.
anneeeee!
anneeeee!!
bana sahip çık!
beni sakın gözünden ayırma!!!
zaten köyde adim çıkmış kıyamet alametine, herkes benim hakkımda;
-"o kıvırcık var ya, o kıvırcık, tam deccal, ocaklardan ırak!" falan diyor.
az bak bana, bu kız nerede ne yapıyor? öyle başımı boş bırakma!
ama annem yine aynı tas, aynı hamam. saldım çayıra, mevlam kayıra diye attı ortaya... iyi o zaman, olacaklardan ben sorumlu değilim.
.....
annemler ertesi gün yufka ekmek yaptılar. öyle az buz değil. en az yüz kilo undan yaptılar. sonraki günlerde ekmeğe yardim eden komşulara yardim ettiler. imece usulü tüm mahalle ekmek yaptı. birgün sobanın başında otururken dışarıda iki keçinin dolaştığını gördüm. kış günü dışarıda keçi olmaz ki... kesin bunlar başka köyden gelmiş, açlardır deyip annemlerin koca gün uğraştıkları ekmeklerin olduğu üst kata keçileri çıkardım. sonra odadaki ayva dolu kovayı onların önüne çektim. onlar biraz ayvadan yedi sonra büyük olan yufkalari yemeye başladı. diğeri de ona katıldı. bunlar yiyorken birden o koca yığın yufka tüm heybetiyle yere serildi...
keçiler yufkaları yerken o sıra üst kata yengem geldi. gözleri kocaman açılmış. ne olduğunu anlamaya çalışıyor.
en uydurugundan yengeme bir yalan;
-yenge, bunlar girmiş buraya korktum büyük olan keçiden çıkaramadım bir türlü.
yengem keçileri kovdu.
odanın halini gören annemlerde matem havası, kim yardım eder bir daha, hem herkesin ekmeği var?
şunların derdine bak!
yalan dünya bir vaaar, bir yok.
bizim yörede her evin kendine ait tek göz bir ekmek evi vardır. içinde devasa bir sac ocağı, yapılan ekmeği koyarlar ve kapılari çok sağlam kilitli olmaz. sağlam yapın işte ne olur ne olmaz?
keçileri ertesi gün yine gördüm. e bunlar aaaaç!
her gün onlar geldi, bende başka başka komşuların ekmel evine soktum. zaten sonrasını onlar halletti. hala kimse bütün bunları benim yaptığımı bilmiyor.
bak anne "herkesin ekmeği var" diyordun. umudunu yitirme, boşuna dememişler 'gün doğmadan ,neler doğar.'
devamını gör...
flört ile sevgililik arasındaki farklar
flört z kuşağıyla ve sosyal medya vıcıklığıyla gelen bir kavram. bir eş anlamı yan cepte dursun. seçmeli ders gibi bir sürü flört yapılıp arasından sevgili seçen mi istersin, birine aşıkken işte hüsamettin var ama o flörtüm o ayrı taam mı? diyen mi istersin. kısacası gerçekte olmayan iğrenç bir şımarıklık. birini görünce kalbin daha hızlı atıyorsa, o da benzer belirtiler yaşıyorsa sevgiliğe adım atarsın bitti.
devamını gör...
üstteki yazarın mahlasını cümle içinde kullanmak
kafamda birçok soru vardı ama neyse ki her şeyi bilen çay bardağım yanımdaydı.
devamını gör...
yuh yuh
bir selda bağcan şaheseri.
"yuh yuh, yuh yuh soyanlara
soyup kaçıp doyanlara
insana kıyanlara
yuh nefsine uyanlara, yuh!"
buradan dinleyebilirsiniz.
"yuh yuh, yuh yuh soyanlara
soyup kaçıp doyanlara
insana kıyanlara
yuh nefsine uyanlara, yuh!"
buradan dinleyebilirsiniz.
devamını gör...
bir insanın sizden hoşlandığını anlamanın yolları
sürekli muhabbet açmaya çalışmasından, gözlerinden, seni kayırmasından anlaşılır bence.
devamını gör...
cesaretim olsa yaparım denen şeyler
yaşardım. hani derler ya "hayat, nefes aldığınız anlar değil, nefesinizi kesen anlardır." diye. o nefes kesen anları yaşardım.
devamını gör...
kış günü tişört giyen insan
çıkış noktamdır, tişörtün etrafına neler giyeceğimi düşünürüm,
tişört-fular-hırka-çizme,
tişört-ceket-loefer...
alt giyim fiks değişmez genelde,
tişört candır, ayrıca tişört erkeği de hoştur, rock tır, cool dur, mesela erkek kardeşim gayet fit olmasına rağmen, yaz kış gömlek giyer, onada söylüyorum, beyler resmi davetler dışında biraz keko duruyor haberiniz olsun, fazla kilonuz varsada kurtulun, tişört giyin, öyle kas kas vücudunuz olmasına gerek yok, ideal kilonuza yakın bile olsanız daha sağlıklı daha enerjik görünürsünüz, siz bunu bir düşünün derim...
*hele orjinal bir yazı şekil espiri bişey varsa daha da hoş oluyor
tişört-fular-hırka-çizme,
tişört-ceket-loefer...
alt giyim fiks değişmez genelde,
tişört candır, ayrıca tişört erkeği de hoştur, rock tır, cool dur, mesela erkek kardeşim gayet fit olmasına rağmen, yaz kış gömlek giyer, onada söylüyorum, beyler resmi davetler dışında biraz keko duruyor haberiniz olsun, fazla kilonuz varsada kurtulun, tişört giyin, öyle kas kas vücudunuz olmasına gerek yok, ideal kilonuza yakın bile olsanız daha sağlıklı daha enerjik görünürsünüz, siz bunu bir düşünün derim...
*hele orjinal bir yazı şekil espiri bişey varsa daha da hoş oluyor
devamını gör...
çocukken masum insanlardık
insan olmak o masumiyeti bilinçli olarak koruyabilme sanatı bence.
devamını gör...
er ist wieder da
timur vermes’in romanından uyarlanan ve senaryosunu david wnendt’in yazdığı, yönetmenliğini de yine david wnendt’in yaptığı 2015 yapımı müthiş filmdir.

tarih gerçekten tekerrürden mi ibarettir? insanoğlu olarak neden olduğumuz büyük felaketlerden hiç ders almamayı alışkanlık haline mi getirdik gerçekten? hafıza-ı beşer nisyan ile malül müdür? insanların egemen güç olduğu bu zavallı gezegenin kaderi hatalarından ders almaktan aciz, aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar bekleyen kusurlu ama baskın bu organizmaların elinde şekillenmek zorunda mıdır?
yakın tarihin en kanlı soykırımlarından birinin müsebbibi olan ve aklı almaz bir etkileme gücüne sahip olan adolf hitler führerbunker denen yeraltı sığınağında kendini vurup öldürdü. ve kendisinin ve eşi eva braun’un cesetleri reichskanzlei’de yakıldı.

işte filmimiz de tam burda başlıyor. hitler birden topraktan çıkıp modern almanya’ya karışıyor. ama almanya onun bıraktığı almanya değil. hitler uyum sağlamak için uğraşırken bir muhabir tarafından bulunuyor ve çok yetenekli bir taklitçi olduğu düşünülüp şehir şehir gezdirilip gösteriler yaptırılıyor kendisine.
insanlar başlarda bu komik tavırlı, komik görünümlü, komik konuşan adama çok gülüyorlar ve gösterileri çok ilgi görüyor ama sonra işler değişmeye başlıyor yavaş yavaş.

insanoğlunun küresel bir hafıza kaybından mustarip olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek ama bu izlemek de isterseniz ideal bir film sizin için.

tarih gerçekten tekerrürden mi ibarettir? insanoğlu olarak neden olduğumuz büyük felaketlerden hiç ders almamayı alışkanlık haline mi getirdik gerçekten? hafıza-ı beşer nisyan ile malül müdür? insanların egemen güç olduğu bu zavallı gezegenin kaderi hatalarından ders almaktan aciz, aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar bekleyen kusurlu ama baskın bu organizmaların elinde şekillenmek zorunda mıdır?
yakın tarihin en kanlı soykırımlarından birinin müsebbibi olan ve aklı almaz bir etkileme gücüne sahip olan adolf hitler führerbunker denen yeraltı sığınağında kendini vurup öldürdü. ve kendisinin ve eşi eva braun’un cesetleri reichskanzlei’de yakıldı.

işte filmimiz de tam burda başlıyor. hitler birden topraktan çıkıp modern almanya’ya karışıyor. ama almanya onun bıraktığı almanya değil. hitler uyum sağlamak için uğraşırken bir muhabir tarafından bulunuyor ve çok yetenekli bir taklitçi olduğu düşünülüp şehir şehir gezdirilip gösteriler yaptırılıyor kendisine.
insanlar başlarda bu komik tavırlı, komik görünümlü, komik konuşan adama çok gülüyorlar ve gösterileri çok ilgi görüyor ama sonra işler değişmeye başlıyor yavaş yavaş.

insanoğlunun küresel bir hafıza kaybından mustarip olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek ama bu izlemek de isterseniz ideal bir film sizin için.
devamını gör...

