arka duvardaki dört mevsim panosu.
devamını gör...

asla yapamadığım olay. tam tersine, bugün kalkmam gereken saatten 1 saat önce uyandım. o vakti uyuyarak geçirsem? yok. bünye streslere boğularak 1 saat boşluğa bakmayı seviyor.
devamını gör...

namı diğer minik. tolga çevik'in komedi dükkanı, arkadaşım hoş geldin ve tolgshow programlarında piyanistlik yapan, konuşmaması ile bilinen değerli müzisyenimizdir. konuşmamasına rağmen sesi de bir hayli güzeldir.
devamını gör...

5 ile 10 cm arasında boyları olan ve dünyada pek çok bölgede kendiliğinden yetişen bir meyvedir. genelde bitkisel gıda takviyeli besinlerde kullanılan güneş gülü sporcular ve vücut direnci düşük insanlar tarafından tercih edilmektedir

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kasabanın birinde, güzelliği dillere destan bir kız yaşarmış. kendisiyle evlenmek isteyen uzak ülkelerden gelen nice prensi, asili, zengini, yakışıklı delikanlıyı reddetmiş. kimseleri kendine layık görmüyormuş. kıza aşk besleyen, aynı kasabada yaşayan genç bir delikanlı da bu kızı istemiş. ama kız onu da beğenmemiş. bizim delikanlı günün birinde kasabadan ayrılmış. başka birine aşık olup evlenmiş, çocukları olmuş, yeni bir hayat kurmuş.

uzun zaman sonra yolu yaşadığı güzel, şirin kasabaya düşmüş. aklına bir zamanlar aşık olduğu kız gelmiş, ona ne olduğunu merak etmiş. tanıdık bir yaşlı adam, güzel, büyük bir gül bahçesi olan evi göstererek kızın evlendiğini söylemiş. kimseleri beğenmeyen güzel kızın kiminle evlendiğini görmek istemiş. kocasını evden çıkarken görmüş. kızın kocası şişman, kel, çok çirkin ve kaba bir adammış. üstelik zengin de değilmiş. nasıl oldu da böyle biriyle evlendiğini merak eden adam, kızın kocası gittikten sonra evin kapısını çalmış. kız kapıyı açınca adamı tanımış. adam sormuş:

– sen ki hiç birimizi beğenmedin, nice kısmetlerini geri çevirdin, nasıl oldu da böyle biriyle evlendin demiş?

kız da ona:
sana cevabı vereceğim fakat önce gül bahçemdeki en güzel gülü koparıp getireceksin, yalnız tek şartım, bahçede ilerlerken geriye dönmeyeceksin.

adam peki demiş ve çok güzel güllerin olduğu bahçede ilerlemeye başlamış. önce çok güzel sarı bir gül görmüş. en güzel gül bu derken biraz ilerde daha güzel kocaman pembe bir gül daha görmüş. tamam budur işte diye düşünürken daha ilerde muhteşem güzellikte kırmızı bir gül goncası gözüne ilişmiş. bir türlü karar verememiş, en güzel çiçeği bulacağım derken bir de bakmış ki bahçenin sonuna gelmiş, geriye dönemeyeceği için bahçenin sonunda yaprakları solmuş cılız bir gülü mecburen koparıp kıza götürmüş.

kız gülü almış ve adama demiş ki:

– bak gördün mü? her zaman daha iyisini bulacağını düşünürken ömür geçer de sonunda en kötüsüne razı olmak zorunda kalırsın. bu yüzden gençlik bitmeden elindekinin değerini bilip, yetinebilmeyi öğrenmek gerekir.

buradan anlıyoruz ki bazen tamah etmek, yetinebilmek, fazla hırstan kendimizi arındırmak daha mutlu olmamıza katkıda bulunabilir, bizlere daha huzurlu bir yaşam sunabilir.
devamını gör...

sözlük yazarlarımızın vazgeçilmez zevklerinden.
geri zekâlı olduğunu belli etme şekli.
devamını gör...

gün aymadı, ayamıyor...
berbat ötesi bir gece ve sabahı.
tüm geceyi neredeyse uykusuz geçirdim.
sabaha karşı uyumuşum şimdi uyandım alt kata inmeye korkuyorum.
o kapıyı açıp göreceklerim beni o kadar endişelendiriyor ki.
neyse kaçış yok.
umuyorum bir sonra ki tanımım güzel bir haber içerir.
sizlere günaydın.
devamını gör...

sözlükte maalesef sayıları bir hayli fazla olan, nokta sanki karneyle dağıtılıyormuş gibi yazan kişiler. bu kadar temel bir şeyi nasıl atlar bir insan anlamıyorum. hadi bir kere yapmış olabilirsin, o kabul ama seri şekilde nokta koymadan yazmak nedir allah aşkına.
devamını gör...

23:00 gibi 'nu disco' selected bir live set ile devam edecek ve 23:30 gibi de kapanış yapması planlanan yayındır.
devamını gör...

19:30'da biz radyodayız. bu kez sesimin mars'tan geliyormuş gibi derinlerden ve boğuk duyulmayacağını umarak sizleri de bekliyorum, bekliyoruz.
devamını gör...

önceki hikayeyi okumadan bunu okumamanızı tavsiye ediyorum. zira bu onun devamı niteliğinde olacak. önceki hikaye için: #454431
••
onunla görüşmüşler ama ellerine çok bir şey vermemiş adam. tehlikeli bir tipe de benzemiyormuş. boş dönmüşler anlayacağın."

bayan g bir an durup düşündü. zihninde oturmayan bir şeyler vardı. tıpkı boncuk'un da zihninde olduğu gibi... kilit kişinin kim olduğunu biliyorlardı, ikisi de o kadar çok cinayet haberi yapmış ve o kadar çok olay görmüşlerdi ki! yalnızca bir sorun kalıyordu geriye; adamı konuşturmak veyahut gerçeğe onun aracılığıyla ulaşmak.

peki, bunun için ne yapılabilirdi? o adama gitseler bile nasıl konuşturacaklardı? bayan g, düşüncelere daldığında yaptığı gibi boynunu sıvazlamaya başladı. düşün, diyordu, düşün g. hayır, esaslı bir plan gelmiyordu aklına! sonra boncuk aniden yerinden sıçradı. aklında düşünceler kol gezdiğinde böyle olurdu. heyecandan sandalyesinden düştüğü bile olmuştu!

"buldum g!" dedi heyecanla. "teknolojiden yararlanalım, nasıl örnek olacağız z kuşağına? bak şimdi; gidelim adamın evine, haberci kimliğimizi gizleyelim, polisiz, konuşup gideceğiz, diyelim. ben bir şekilde şu minnak dinleme cihazlarından bulacağım. oturduğumuz koltuğa, adamın odasındaki masaya vs. neresi denk gelirse işte, yerleştiriverelim. ne duyarsak kâr değil mi? basit ama etkili bir yöntem. böceği bulursa da bulsun canım, ne olacak?"

plan güzeldi, en azından denemeye değerdi. g'nin kalbine şimdiden bir heyecan, bir umut taht kurmuştu. uğruna işten çıkarıldığı (yalnızca işten değil, gözden de çıkarılmıştı) dosyaya yardımcı olmak, onu çözümlemek içinde tarifi imkânsız duygulara sebebiyet veriyordu. arkadaşına baktı. birbirilerine attıkları bakış aynı şeyi söylüyordu; gidelim ve yapalım! düşünceleri konuştuğundan kelimelere gerek kalmadı. boncuk getirdiklerini tekrar çantasına atarken, g, üzerini değiştirdi. alelacele evden çıktılar.

dinleme cihazını alabilecekleri bir yer bulup işlerini bitirdiler ve adamın evine doğru yola koyuldular. giderken söyleyeceklerini bir bir dizayn ettiler, her dedikleri birbiriyle uyuşmalıydı. ivedi konuların üzerinde durmaya niyetleri yoktu, hele ısrar etmek, asla istemiyorlardı. önemsizmiş gibi davranıp ona göre konuşacaklardı. boncuk, burası, deyince aynı heyecan tekrar geldi g'nin kalbine. ikisi de derin bir nefes alıp arabadan indiler. ev, geniş bir bahçeye sahip, görkemsiz ancak garip hisler uyandıran bir evdi. belki de yalnızca düşüncelerinden dolayı garip hissetmişlerdi, bilemediler.

g kapıyı çaldı. birkaç dakika sonra içerinden adım sesleri gelmeye başladı. kapı açıldığında karşılarında gayet temiz yüzlü, hafif kirli sakallı, yaşına rağmen karizmatik olan bir adam duruyordu. kibar bir ses tonuyla "merhaba?" dedi, sorarcasına. boncuk boğazını temizledi ve "merhaba," diye karşılık verdi. boncuk bir an durdu, polisiz, diyemezlerdi. kimlikleri yoktu, adam kimlik gösterilmesini isteyebilirdi. "biz buraya yakın bir eve taşındık. birçok yeri tanımıyoruz, sorup soruşturmamız icap etti ancak bazı komşularımızın bugün dışarı çıkası gelmiş." burada şuh bir kahkaha attı. samimi görünmek istediği belliydi ve bunu başarıyordu. g şaşırdı. o kadar şey planlamışlardı, ne yapıyordu bu kız? sonra anladı. arkadaşı tam bir kurnazdı.

adam da güldü. aynı ses tonuyla "öncelikle hoş geldiniz. umarım aldığınız ev size mutluluk getirir. sorunu anladım. eğer yardım edebileceğim bir şey olursa seve seve elimden geleni yaparım. dedi. o sırada devreye g girdi. onun da konuşması lazımdı. "aslında en başta bir bardak suyunuzu içsek," dedi sevecen bir tavırla. adamın birden yüz ifadesi değişti ancak çabucak toparlanıp "tabii, buyrun lütfen," dedi aynı içten ses tonuyla. şimdi evdeydiler. güzel kokan bir odada oturmuş, etrafı meraklı gözlerle seyrediyorlardı. boncuk acele davranıp koltuklardan birine böceği yapıştırıverdi. önceden birçok detayı halletmişlerdi. g getirilen suyu içti. adamla havadan sudan, evden, hatta ev fiyatlarındaki artıştan konuştular. ikisi de içlerinden "bu adam yapmaz," diyorlardı. hayatın insana neler yaptırdığından bihaberlerdi anlaşılan.

müsade isteyip ayaklandılar. girişe doğru geldiklerinde g etrafa kısaca göz attı. sade, minimal düzenlenmiş bir evdi. duvarları çok güzel bir griye boyanmış, mobilyalar ona göre seçilmişti. günlük temizliğine de dikkat ediliyordu anlaşılan. bir erkeğe göre fazla temizdi, çok fazla temiz. o sırada gözü portmantodaki ilaç kutusuna ilişti. çaktırmadan ilacın adını telefonuna kaydedip konuşulanlara odaklandı.

"lütfen bir şeye ihtiyacınız olduğunda çekinmeyin. siz güzel bayanlara yardımcı olmak gurur verici olacaktır."
bu adam neden bu kadar samimi davranıyordu? karakter yapısı mı böyleydi yoksa g'nin içini yiyip bitiren kuruntular boşuna değil miydi? kafasını sallayıp düşüncelerden kurtulmaya çalıştı. boncuk onun yerine konuşuyordu zaten. en sonunda evden çıkmayı başarmışlardı. hızlıca arabaya koşup bilgisayarı açtılar. kulaklıkları takıp ses duymayı beklediler. ne yazık ki ortamdaki tek ses hışırtı sesleriydi. daha sonra ise açılıp kapanan tahta kapı benzeri bir sesi geldi, daha sonra duyulan tek şey yine aynı hışırtılardı.

akşam olmuş, ortalık iyiden iyiye karanlığın hükmüne girmişti. boncuk'un artık eve dönmesi gerekiyordu, aynı şekilde g'nin de ancak burayı bırakmak içlerinden gelmiyordu. ya onlar yokken işe yarar şeyler olursa? riske atamazlar, şansa bırakamazlardı. g annesinden boncuk'larda kalacağına dair izin aldı. planı gereği azıcık yalan kullanmak zorunda kalmıştı. her şey hallolunca arkadaşı evine gitti. şimdi dinleme zamanıydı.

kahretsin ki yaşama yönelik tek belirti yoktu! nereye girmişti bu adam böyle? bir an başına bir şeyin gelmiş olmasından korktu. tam o sırada yeniden aynı kapının sesi geldi. kalbi yeniden heyecanla kıpırdamaya başladı.
••
yine devamı sonraya ama heyecanlı gelecek sonu. *
devamını gör...

36 yeterli mi sizin için diye sorasım geldi. hayır yetmiyorsa benim amca,dede filan hep yazar burada.onları da getireyim.
geçiyordum uğradım öyle. kaçtım ben.
devamını gör...

hadi bugün "bir çift tatlı sözü" mesaj veya arayarak birine hediye edin...

iltifatın faydaları:

iltifat etmenin hem size hem de karşınızdakine birçok faydası da olur.

1. karşınızdakini mutlu etmeye yarar
2. ilişkinizi güçlendirir
3. her şeye pozitif tarafından bakmanı sağlar.
4. verdiğinizin karşılığını mutlaka alırsın
5. kendisine ve sana olan güveni artar
6. seni daha çekici gösterir
7. eğlenirsiniz.
devamını gör...

karadan yürütürsek mümkün olabilecek hadise.
devamını gör...

ferman akgül 'ün my name is förmın demesi geldi aklıma

bu da videosu efsane xd
devamını gör...

hiperstarımız olarak bilinen doğuş'un, 2006 çıkışlı efsane hit parçası.
british english aksanı ile seslendirdiği bu parçanın prodüktörlüğünü ise kanye west üstlenmiştir.

yer yer anadolu ezgileri ile malibu sahillerini bir dönem serinletmişliği vardır.

devamını gör...

tek kelimeyle bir şaheser...
aslında ilk okumaya başladığımda 10.sayfadan sonra kitabın kapağını kapatmıştım fakat 2 ay sonra elime aldığımda çok farklı şeyler hissettim. ingiliz edebiyatı okuduğumda niyeyse hep böyle oluyor.kitabın konusu hakkında da bir şey bilmiyordum.

sizce bir insanın ruhundaki tüm sevgisini verdiği bir portre nasıl olur?
basil bunun tam anlamını bilmese de tabloya kendinden çok fazla şey kattığını hissetmişti.
lord henry ise dorian gray'ı bu olaylara sürükleyen kişidir yalnız eminim ki henry ona bu gençlik aforizmalarını yaparken böyle şeyler olacağını bilmiyordu.
dorian ise hala kafamda suçlu mu kurban mı olarak adlandıramadığım kişidir. büyük yeminden hatta tiyatrodaki geceden önceki dorian gray benim gözümde ikinci bir werther'di fakat o geceden sonra tablodaki ifadeyi gördüğü andan itibaren konuşması ve tavırları çok değişti.
kendi ruhunun kirlenmesinden zevk aldı ve çevresindekileri önemsemedi. günahlarını yansıtan tabloya baktıkça kendi gençliğini görüp bundan zevk aldı ama bir yere kadar.

en son sahne kitabın climax noktasıdır.dorian bir vane'nin daha ölümüne şahit olur ve bu hayatı geride bırakmak ister.artık günah işlemek istemiyordur ve bu günahlarını da görmek istemiyordur. tabloyu yok etmeye karar verir ama gerçekte kendisi kimdir?güzel bir surat mı yoksa günahlarla dolu bir insan mı? dorian kendisi olarak ölür...

oscar wilde bu romanda bize simgeleme yöntemiyle insan ruhunu açık ve en vahşi şekilde anlatmış. viktorya döneminde atılabilecek çok cesur bir adım.
devamını gör...

bu ınstagram hesabından kafa yazarlar karşılıklı takipleşsin kampanyası başlatıyorum.
devamını gör...

bir ray bradbury kitabıdır.

kitaplar bir korku nesnesidir. gerçekten öyle. bazı insanlar kitaplardan korkar. hem de az buz değil. deli gibi korkarlar kitaplardan. çünkü kitaplar güçlüdür. yanlış giden her şeyi değiştirme, insanları düşünmeye sevk etme, içlerindeki sınırsız gücü keşfetmelerine yardım etme gücüne sahiptir. güç eğer sizde değilse korkutucudur.

işte bu yüzden tarih boyunca kitaplar, kitap yazanlar ve tabii ki bu kitapları okuyanlar hem korkulan hem de bir an önce ortadan kaldırılması gereken düşmanlar olarak görülmüştür. kitap sahipleri kitaplarını saklamak zorunda kalmış, gizli gizli okunan kitaplar gizli gizli elden ele dolaşmıştır.

kutsal kitaplar okumanın gücüne atıfta bulunsa da sanırım bu tek bir kitabı okumakla ilgili bir tavsiye. o yüzden sıradan insan da, her ne konumda olursa olsun yönetici kademesi de kitap okumaya karşıdır. sıradan insan dinin elden gitmesinden, yöneticiler de gücün elden gitmesinden korkarlar. halbuki okuyan insandan kimseye zarar gelmez. yine de bunu bilmezler.

sonra diktatörler çıkar ortaya ve ortalığı bir yanık kokusu sarar. bu sonun başlangıcıdır. sıcaklık 451 fahrenheit’a kadar çıkar. artık güvenebileceğimiz tek şey insanlığın muhteşem hafızasından başka bir şey değildir.

bu kitabı satır satır ezberleyin, yakın zamanda ihtiyacımız olacak.
devamını gör...

deep turkish web'in fon müziğini loop'a alıyorum



t: anonim olmanın konforunu hissettiğimiz başık...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim