şiddetin cinsiyeti olmadığını bizlere gösteren haberdir.
--- alıntı ---

"eşim birkaç gündür rahatsızdı. onunla birlikte koronavirüs testi yaptırdık. onun testi pozitif, benimki negatif çıktı. eve geldik, kendisine evde bakıyordum. bugün saat 13:00 gibi uyandı. bugün de benim doğum günümdü. ablam arayarak doğum günümü kutladı. vay 'niye seni aradılar. benim hakkımda mı konuşuyorsunuz?' dedi. marketten gidip bir şeyler alıp geldim. aldıklarımı gibi benim kafama fırlattı.

'sen beni hastaneye mi yatırmaya çalışıyorsun? benden kurtulmaya mı çalışıyorsun?' diyerek cinnet geçirdi. 'ben pozitif oldum, sen de pozitif olacaksın' diyerek yüzüme tükürdü. tükürüğünü eline alıp ağzıma soktu. birkaç gündür bana zorla virüs bulaştırmaya çalışıyordu. daha sonra beni darp etti, sağımı solumu ısırdı. daha önceden de bana iftira atıyordu. polis çağırıyordu."

sadece kadınlara değil bu ülkede erkeklere de şiddet uygulanıyor. bunun göz ardı edilmemesini istiyorum. şikayetçiyim ve davamdan dönmeyeceğim."

--- alıntı ---
haber kaynağı
devamını gör...

hadi canım dünyada bile olması ilginçken sözlükte nasıl olabilir böyle bir şey.
devamını gör...

tom cruise ve nicole kidman'ın oynadığı
uzak ufuklar filmi.
başı, ortası, sonu her yeri çok güzel.
devamını gör...

sabah deniz çarşaf gibiyken denize girmek ,sevdiğin insanla yürüyüş sonrası, balkonda mükemmel bir kahvaltı. huzur veren herşey kısaca .
devamını gör...

konum: kapıdan gir, kediyi geçince solda.

statü: ''bana para ver'' cümlesindeki gizli özne.
devamını gör...

sadık olun.. gerisi teferruat..
devamını gör...

insanların savunmasız kalmalarından faydalanarak masum canlılara korkunç şeyler yapabilmesini aklım almıyor.

yıllar sonra not: kötülüğün bir sınırı yok.
devamını gör...

yunanistan doğumlu fransız yönetmen costa gavras' ın 1969 yapımı filmidir. komünist bir politikacının katıldığı bir miting sırasında saldırıya uğramasını ve ardından gelen komplo teorilerini anlatır. diğer gavras filmleri gibi politikanın karanlık yüzü ve yozlaşma ön plandadır. zaten politik film dediğinizde bana sorarsanız gavras bu işin piridir.

filmin adı olan z ise “o yaşıyor!” anlamına gelen yunancadaki “zei” den geliyor. (google çeviriye yunanca "zei" yazarsanız ingilizce karşılığı olarak "he lives" olarak gelecektir.)

film her ne kadar politikayla fazla içli dışlı olsa da bu hiçbir şekilde seyirciyi yormuyor. temponun ilk dakikadan son dakikaya kadar asla düşmediği filmde politikanın o kendine has kaos ortamı çok güzel yansıtılmış. filmde çok fazla karakter var, ilk başta takip etmek biraz zor olsa da yavaş yavaş herkes kafanızda oturmaya başlıyor. filmin sonunda ise acı gerçekler suratımıza vurunca etkilenmemek elde değil.

film eleştiri yaparken hiçbir şeyden çekinmez. ne kadar gerçek varsa tüm netliğiyle ortaya koyan etkileyici bir filmdir. politik tarzda film sevenlerin kesinlikle izlemesi gereken bir film diyebilirim. oldukça tartışma yaratmış ve bize oldukça yakın bir coğrafyada yaşanmış gerçek olaylar anlatılıyor. zaten filmin başında açıkça " any similarity to real persons and events are not coincidental. it is intentional. " yazmış yönetmen. hangi ülke olduğu filmde belirtilmese de yunanistan’da 1963 yılında suikastle öldürülen solcu partinin milletvekili gregoris lambrakis’in öldürülmesini konu ediliyor. filmle ilgili ilginç notlar:

- oscar ödülleri tarihinde en iyi film ve en iyi yabancı dildeki film akademi ödülüne aynı anda aday olan ilk filmdir.

- aynı zamanda ingilizce olmayan bir dilde çekilip, en iyi film akademi ödülüne aday olan 1937 yapımı la grande illusion filminden sonraki ilk filmdir. (1937 de yabancı dildeki film ödülü henüz yoktu.)

- fritz lang' ın 1931 yapımlı m filmi ile birlikte en kısa ada sahip filmdir iki filmin adı da tek harften oluşur.

- müziği ünlü yunan müzisyen mikis theodorakis' e aittir. şuradan dinlenebilir.
devamını gör...

iyileşmenin ilk adımlarındandır.
o güzel hisler geri gelmeye başlar yine.
yine anlam kazanmaya başlar her alınan nefes.
renkler yine parlıyordur ve hayat artık siyah beyaz renklerden uzaklaşıyordur.
"hayat tek bir parmak şıklatması ile değişir" demişti bilen bir kişi zamanında.
kafada sonuca bağlandı ise başıboş düşünce iplikleri, işte o zaman başlar her şey ve yaşam arzusu tekrar doldurur insanı.
bazen unuturuz hayatın ne kadar kısa ve yaşamaya değer olduğunu. koşuşturmaktan yaşamayı unuturuz. uykuya dalarız.
tek bir tetikleyici yeter hatırlatmaya. uyandırmaya.
temkinli ama korkusuzca yaşamak lazım hayatı.

hiç bir şey ummuyorum, hiç bir şeyden korkmuyorum. özgürüm.
devamını gör...

bazı dönemler çok sık yaptığım bir eylemdir kendisi.
bkz: #346595 tanımda da yazar arkadaşımızın bahsettiği gibi içgüdüsel olduğunu düşünüyorum ben de.
çok sık yapmaya başlamakla birlikte birden fark edersiniz ki evden çıkmanız artık çok çok zorlaşmaya başlamıştır. çünkü uyku sizi hiç üzmez, dışarıdaki sizi üzecek ve acı çektirecek bir çok kişiden ve durumdan uzak tutar.
devamını gör...

başını meja, zülal_kalender1 gibi yazarların çektiği grubun açtığı başlıkların yeterince ilgi ve şuku görmeme durumudur. ezik çaylaklar minvalindeki sözde mizah başlıkları girdi ve beğeni dolup taşarken bu yazarların büyük emek ile yazdıkları girdiler ve başlıklar geri planda kalmaktadır. yazarlarımızı troll başlıklarla ilgilenmek yerine gerçekten bir şeyler öğrenebilecekleri başlıklara yönelmeye davet ediyorum.
devamını gör...

"deniz gülümsüyor uzaktan,
dişleri köpükten,
dudakları gök..."
devamını gör...

rasgele bir radyo istasyonunda sevdiğin parçanın çalması.
devamını gör...

sadık kaldığı birisi vardır.
devamını gör...

"ne alakası var be!"
tartışıyorum çok ciddi.
devamını gör...

çok severdim dedemi. o da beni çok severdi, çok yakın otururduk. öğleden sonra bize gelir, beni alırdı. dışarı çıkardık. o zamanlar dereboyu caddesi ya da ortaköy sahilin şimdiki popülaritesi yok. ortaköylülerindi. sahildeki kahvelerde gider, oralet içerdik. parkta oynardık. elimden sıkı sıkı tutardı. veremdi dedeciğim. hastalığı iyice ağırlaşınca, istanbul'dan taşınıp, bol yeşillikli köyümüze taşınmaya karar verdiler. içimden bir parça koptu sanki. kısa süre sonra durumu ağırlaştı, istanbul'a hastahaneye yatırıldı. gece telefon geldi. babamın o anki yıkılışı, gözümün önünden hiç gitmiyor. babamın üzülmesine mi daha çok üzüldüm, dedemi kaybetmemize mi hala karar veremiyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel devin leonardi - two friends on the shore of long island (2009)
devamını gör...

geçenlerde kızımla yazışırken, kızım ne yapıyorsun? dedim, pomodoro ile çalışıyorum baba demişti. bende bir kimya fizik konusu falan deyip hmmmm iyi iyi demiştim. şu resmi yollamıştı. ben en son "dayak zoru" tekniğini kullanıyordum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

9 yıl oldu hâlâ telefonla konuşmalara, karşıma alıp dinlemelere doyamadığım adamla evliyim hamd olsun *
devamını gör...

arkadaşlar, hazır mıyız?*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim