yazarların itiraf köşesi

uzun yolda terlikle araba kullanmamak gerekiyor,
en son alişan range rover’ını pert etmişti. nassııııl korkmuştum. neyse allahtan fakiriz, zararımız büyük olmazdı, hem dolar olmuş 8.69, bu zamanda kasko mu yapılır.
bugün epey dura dura ege taraflarına kadar geldim. ankara’da hava çok soğuktu, çorap ve kalın kıyafetlerle çıkmıştım. muğla’da benzin istasyonunda inip bir kaç esneme yaptım. orada çalışan abiye lastikleri kontrol etmesini rica ettim.
bana uzunca baktı ve tepki vermedi, ben de “bir sıkıntı mı var beyfendi” diye sordum.
ablacım kıyafetin biraz tuhaf dedi.
“oto hırsızıyım ben, lütfen kontrolleri yapın, acilen arabayı parçalatmam gerekiyor” dedim.
adam beni gerçekten ciddiye aldı, “hemen ablacım” dedi.
kim bilir belki de deli sandı, bilmiyorum.
yola devam ettiğimde annemler anlattım ve bana kızdılar, hafiften bir ürktüm, arayıp beni ihbar edebilme ihtimalini düşündüm. en ahmet kaya özelliğime bir de aklımın hep sonradan başıma gelmesini ekleyip editlemeliyim.
açık açık hırsız olduğumu söylememe rağmen ihbar edilmemem, beni düşündürdü.
bu ülkede hırsızların iktidar olmasına şaşırılmamalı, arkadaşlar…
devamını gör...
parmaklıklar ardında
avlu'nun eski versiyonu. onun gibi uyarlama olmasına rağmen, gerçek bir hapishanede (meşhur sinop cezaevi) çekildiği ve sanat yönetimi daha gerçekçi olduğu için yapay bir havası yoktu. yine de senaryo olarak avlu daha güçlü.
nisan akman'ın yönetmen, feride çiçekoğlu'nun senarist olduğu, müziklerinde ilk sezonda kibariye'nin vokaldeyken sonraki bölümlerde kazım koyuncu'nun selimina'sının kullanıldığı dizide oyuncu kadrosu sıkça değişiyordu. istanbul dışında çekim yapmanın zorluğu muydu bu, cezaevinde çalışmak psikolojileri mi etkiliyordu yoksa sette başka sıkıntılar mi vardı (ki hatırladığım kadarıyla oyuncular uzun süre alacaklarını alamamıştı) bilmiyorum...
ilk sezonda genel olarak şu karakterler işlenmişti:
hayriye abla*: koğuş ağasının bile pek bulaşmadığı, saygı gören koğuş kıdemlisi. hemşireyken ötenazi yaptığı için ceza almış, daha sonra tahliye olsa da dışarıda yaşayamayıp tekrar ötenazi yaparak tekrar hapse girmiş.
nur ana*: koğuş ağası. tüm otoriterliğinin yanında uyuşturucu bağımlısı bir kızı vardır. kızının ölümünün ardından kocasını da vurur.
gülten*: canavar başgardiyan. astlarını habire ezer, öykünün geçtiği b2 koğuşundansa sevgilisi tahsin orada öldürüldüğü için nefret eder, sürekli kuyularını kazmaya çalışır.
aliye*: koğuşun refüzesi. başlangıçta nur anayla arası bozukken kardeşinin onun kızıyla beraber olması bir tür kader birliğine sürükler. sonraki bölümlerde yeni koğuş ağası ziynet'le de çok uğraşır.
suzan*: öğretmen. kocasından dayak yediği bir anda dayakçı kocasını bıçaklayınca hapse girer, ilk bölüm üstüne kuruludur. daha sonra ağır tahrik vs hükümleriyle yeniden yargılanırken koğuştan alınmıştı.
filiz*: koğuşun üçkağıtçısı, dışarıdan uyuşturucu getirip satar. ayrıca koğuşun ilk bölümden beri şüphelisi olduğu gardiyan tahsin'i öldüren odur.
beray*: namı diğer dağlar kızı, geniş bir kürt aşiretine mensup. ilk bölümlerde tam bir erkek fatma iken sonradan gardiyan cengiz'le tanışmaları ikisinin de hayatını değiştirir...
handan*: cezaevinin almanya'dan yeni gelen müdürü. iyi niyetli ve merhametli biri olmasına rağmen hep ofsayta düşer, özellikle aliye'nin oyuncağı olur.
cengiz*: handan'ın sağ kolu. o da sert bir gardiyandır, ama beray'la işi pişirdikleri zaman hayatı değişir...
doktor tarık*: hapishane doktoru, handan'ın sevgilisi. annesi hapiste öldüğü için kadın mahkûmlara hep şefkatle davranır.
ilk sezon özellikle gardiyan cinayeti ve bu karakterler üstüne şekillenmişti. derken sezon finalinde kumarhane baskınına benzer bir katliam yaşandı, nur ve gülten öldüler, yeni sezona böylece gidildi...
ikinci sezonda yukarıda sayılan karakterlerden sadece beray ve eski muhbir perihan* sonuna kadar gitti. diğer tüm mahkûmlar ya öldü, ya kaçtı, ya başka cezaevlerine sürüldü. idareciler de peyderpey değişti. bu sezon gelen karakterlerse;
ziynet*: parası ve otoriterliğiyle yeni koğuş ağası olur. eski bir fahişedir, ayrıca kesinlikle dokunamadığı, kızıyla yatmasına bile ses edemediği, torunuyla yatınca torununu öldürdüğü bir mafyatik dostu vardır. özellikle koğuşun kıdemlileriyle çok kapışır, otoritesini korkuyla kurar. sonradan eskilerle barış çubuklarını yakar.
kutsiye*: evlat katili, ayrıca üfürükçü. çok yobazdır, ayrıca gelir gelmez koğuşta analığa oynar, ziynet'le kapışır.
yasemin*: hayat kadını, ziynet'in düşmanı ve rakibi. ufak bir suçtan girdiği cezaevinde hızla yeni suçlar işler, ziynet'in kızını öldürmeye kadar varır.
ekrem*: yeni gardiyan. gülten gibi psikopat olmasına rağmen ondan daha sempatik biridir, komik kötü yani. yine de az kişinin sebebi olmadı hani...
savcı tansel*: gülten'in hamisi olan salih bey'in yerine gelen yeni savcı. selefi kadar içten pazarlıklı, sinsi ve ayrıca ekrem'in hamisi. defalarca görevden alındı, hapse bile düştü ama hep sıyrıldı...
ahmet kalafatçıoğlu*: soruşturma için cezaevine gelen müfettiş. geldiği gibi de handan hanımı görevinden alarak kendini müdür ilan eder, savcı hanımla sıkça kapışır. sinop'un en zengin ailelerinden birine mensuptur.
bu sezon da ziynet'in maceraları, aliye başta olmak üzere karakterlerin çıkış öyküleri, beray'ın cengiz'den hamile kalması, doğum yapması ve bebeğin babasını saklaması, derken ahmet bey'in maceraları üzerine kuruluydu.
üçüncü sezonda şarkıcı toprak*, bir mahkûmla resmen evlenen ilk personel olan gardiyan kemal* ve ahmet'in baba bir kardeşi, mafyatik küçük ahmet* katıldılar. bu sezon yüzde 90 ahmet üstüne kuruluydu, ayrıca üç bölümde bir şifahen değişen müdürler, eski müdürün bir mahkemeye bile vermemesi (her daim olmadık işlerden değiştirildikleri halde), müfettişin soruşturmayı unutup hapishane müdürü olması gibi mantık hatalarıyla doluydu. son bölümde de beray'ın kızını alıp hapisten çıkması dışında bir final yoktu, normal bir bölüm gibi bitti gitti.
nisan akman'ın yönetmen, feride çiçekoğlu'nun senarist olduğu, müziklerinde ilk sezonda kibariye'nin vokaldeyken sonraki bölümlerde kazım koyuncu'nun selimina'sının kullanıldığı dizide oyuncu kadrosu sıkça değişiyordu. istanbul dışında çekim yapmanın zorluğu muydu bu, cezaevinde çalışmak psikolojileri mi etkiliyordu yoksa sette başka sıkıntılar mi vardı (ki hatırladığım kadarıyla oyuncular uzun süre alacaklarını alamamıştı) bilmiyorum...
ilk sezonda genel olarak şu karakterler işlenmişti:
hayriye abla*: koğuş ağasının bile pek bulaşmadığı, saygı gören koğuş kıdemlisi. hemşireyken ötenazi yaptığı için ceza almış, daha sonra tahliye olsa da dışarıda yaşayamayıp tekrar ötenazi yaparak tekrar hapse girmiş.
nur ana*: koğuş ağası. tüm otoriterliğinin yanında uyuşturucu bağımlısı bir kızı vardır. kızının ölümünün ardından kocasını da vurur.
gülten*: canavar başgardiyan. astlarını habire ezer, öykünün geçtiği b2 koğuşundansa sevgilisi tahsin orada öldürüldüğü için nefret eder, sürekli kuyularını kazmaya çalışır.
aliye*: koğuşun refüzesi. başlangıçta nur anayla arası bozukken kardeşinin onun kızıyla beraber olması bir tür kader birliğine sürükler. sonraki bölümlerde yeni koğuş ağası ziynet'le de çok uğraşır.
suzan*: öğretmen. kocasından dayak yediği bir anda dayakçı kocasını bıçaklayınca hapse girer, ilk bölüm üstüne kuruludur. daha sonra ağır tahrik vs hükümleriyle yeniden yargılanırken koğuştan alınmıştı.
filiz*: koğuşun üçkağıtçısı, dışarıdan uyuşturucu getirip satar. ayrıca koğuşun ilk bölümden beri şüphelisi olduğu gardiyan tahsin'i öldüren odur.
beray*: namı diğer dağlar kızı, geniş bir kürt aşiretine mensup. ilk bölümlerde tam bir erkek fatma iken sonradan gardiyan cengiz'le tanışmaları ikisinin de hayatını değiştirir...
handan*: cezaevinin almanya'dan yeni gelen müdürü. iyi niyetli ve merhametli biri olmasına rağmen hep ofsayta düşer, özellikle aliye'nin oyuncağı olur.
cengiz*: handan'ın sağ kolu. o da sert bir gardiyandır, ama beray'la işi pişirdikleri zaman hayatı değişir...
doktor tarık*: hapishane doktoru, handan'ın sevgilisi. annesi hapiste öldüğü için kadın mahkûmlara hep şefkatle davranır.
ilk sezon özellikle gardiyan cinayeti ve bu karakterler üstüne şekillenmişti. derken sezon finalinde kumarhane baskınına benzer bir katliam yaşandı, nur ve gülten öldüler, yeni sezona böylece gidildi...
ikinci sezonda yukarıda sayılan karakterlerden sadece beray ve eski muhbir perihan* sonuna kadar gitti. diğer tüm mahkûmlar ya öldü, ya kaçtı, ya başka cezaevlerine sürüldü. idareciler de peyderpey değişti. bu sezon gelen karakterlerse;
ziynet*: parası ve otoriterliğiyle yeni koğuş ağası olur. eski bir fahişedir, ayrıca kesinlikle dokunamadığı, kızıyla yatmasına bile ses edemediği, torunuyla yatınca torununu öldürdüğü bir mafyatik dostu vardır. özellikle koğuşun kıdemlileriyle çok kapışır, otoritesini korkuyla kurar. sonradan eskilerle barış çubuklarını yakar.
kutsiye*: evlat katili, ayrıca üfürükçü. çok yobazdır, ayrıca gelir gelmez koğuşta analığa oynar, ziynet'le kapışır.
yasemin*: hayat kadını, ziynet'in düşmanı ve rakibi. ufak bir suçtan girdiği cezaevinde hızla yeni suçlar işler, ziynet'in kızını öldürmeye kadar varır.
ekrem*: yeni gardiyan. gülten gibi psikopat olmasına rağmen ondan daha sempatik biridir, komik kötü yani. yine de az kişinin sebebi olmadı hani...
savcı tansel*: gülten'in hamisi olan salih bey'in yerine gelen yeni savcı. selefi kadar içten pazarlıklı, sinsi ve ayrıca ekrem'in hamisi. defalarca görevden alındı, hapse bile düştü ama hep sıyrıldı...
ahmet kalafatçıoğlu*: soruşturma için cezaevine gelen müfettiş. geldiği gibi de handan hanımı görevinden alarak kendini müdür ilan eder, savcı hanımla sıkça kapışır. sinop'un en zengin ailelerinden birine mensuptur.
bu sezon da ziynet'in maceraları, aliye başta olmak üzere karakterlerin çıkış öyküleri, beray'ın cengiz'den hamile kalması, doğum yapması ve bebeğin babasını saklaması, derken ahmet bey'in maceraları üzerine kuruluydu.
üçüncü sezonda şarkıcı toprak*, bir mahkûmla resmen evlenen ilk personel olan gardiyan kemal* ve ahmet'in baba bir kardeşi, mafyatik küçük ahmet* katıldılar. bu sezon yüzde 90 ahmet üstüne kuruluydu, ayrıca üç bölümde bir şifahen değişen müdürler, eski müdürün bir mahkemeye bile vermemesi (her daim olmadık işlerden değiştirildikleri halde), müfettişin soruşturmayı unutup hapishane müdürü olması gibi mantık hatalarıyla doluydu. son bölümde de beray'ın kızını alıp hapisten çıkması dışında bir final yoktu, normal bir bölüm gibi bitti gitti.
devamını gör...
arjantin milli futbol takımı
romantik bir taraftar kitlesine sahip takım. ama futbol, romantizm dinlemez.
devamını gör...
ilk defa bir sözlük ortamına girenlere tavsiyeler
başlık açarken forumda olmadığınızı hatırlarsanız harika olur.
nasıl olur o? şöyle;
diyelim ki hacet için alafranga tuvalet kullanmak gibi saçma bir başlık açtınız. başlığı siz açtığınız için en azından ilk yorumda konuyla ilgili bir belirleyici cümle, tanım olmalı. mesela şu: "alaturka tuvalette rahat edemeyen kişinin yapacağı hareket."
sözlük ya hani burası, sözlüklerde de bir kelimenin anlamı yazar ya karşısında... hah, işte aynen öyle! başlığın açıklayıcı anlamını bir yargı cümlesi ile yazacaksınız. başlığı açıp "ben sevmiyom yeaaa alaturka" yazmayacaksınız yani bodoslama. önce bir tanım yazın, sonra "ben de sevmiyom yeaa" yazabilirsiniz istiyorsanız ama yazmasanız daha şık olur tabii.
bir örnek daha geliyor:
başlık: güneş.
tanım: dünyamızı aydınlatan yıldız.
bu şablon doğru.
başlık: güneş.
tanımsız ilk cümle: it oolu it yaktı, bitirdi bizi.
bu yanlış.
***
(bkz: aramaya inanmak) derler bir yiğit vardır bre! duydunuz mu namını? açacağınız başlığı şöyle bir arama kutusunda yoklarsınız, daha önce açıldı mı diye. burada biraz şaklabanlık gerekebilir. başlığı bir öyle bir böyle çevirmek icap edebilir, 2 türlüsü de açılmış olabilir çünkü. elektromanyetik tayf diye açarsınız ama biri elektromanyetik spektrum olarak açmıştır sizden önce. iyice bakın, aynısı ya da benzeri var mı diye.
uzun süredir yazar olan bir kısım arkadaşlar da daha önce açılmış olması son derece olası olan bazı başlıklara balıklama dalıyor. yorum üzerine yorum yazıyorlar. birisi diğer başlık için bakınız verip aramaya inanmak yazdığı halde, ondan sonra gelenler de yorum yazmaya devam ediyor. yapmayınız.
bunları yapmanız dünyanın sonu değil ama yapmamanız sözlüğü biraz kirli ve dağınık hale getiriyor. dolayısıyla insanlar bir konu hakkında yorum yazacakları zaman, 19891032 tane versiyonu olan başlıktan hangisine yazacaklarını şaşırıyorlar.
gece gece ne kafa ütüledim yav! kendi kafam bile ağrıdı.
ama yapmayın...
nasıl olur o? şöyle;
diyelim ki hacet için alafranga tuvalet kullanmak gibi saçma bir başlık açtınız. başlığı siz açtığınız için en azından ilk yorumda konuyla ilgili bir belirleyici cümle, tanım olmalı. mesela şu: "alaturka tuvalette rahat edemeyen kişinin yapacağı hareket."
sözlük ya hani burası, sözlüklerde de bir kelimenin anlamı yazar ya karşısında... hah, işte aynen öyle! başlığın açıklayıcı anlamını bir yargı cümlesi ile yazacaksınız. başlığı açıp "ben sevmiyom yeaaa alaturka" yazmayacaksınız yani bodoslama. önce bir tanım yazın, sonra "ben de sevmiyom yeaa" yazabilirsiniz istiyorsanız ama yazmasanız daha şık olur tabii.
bir örnek daha geliyor:
başlık: güneş.
tanım: dünyamızı aydınlatan yıldız.
bu şablon doğru.
başlık: güneş.
tanımsız ilk cümle: it oolu it yaktı, bitirdi bizi.
bu yanlış.
***
(bkz: aramaya inanmak) derler bir yiğit vardır bre! duydunuz mu namını? açacağınız başlığı şöyle bir arama kutusunda yoklarsınız, daha önce açıldı mı diye. burada biraz şaklabanlık gerekebilir. başlığı bir öyle bir böyle çevirmek icap edebilir, 2 türlüsü de açılmış olabilir çünkü. elektromanyetik tayf diye açarsınız ama biri elektromanyetik spektrum olarak açmıştır sizden önce. iyice bakın, aynısı ya da benzeri var mı diye.
uzun süredir yazar olan bir kısım arkadaşlar da daha önce açılmış olması son derece olası olan bazı başlıklara balıklama dalıyor. yorum üzerine yorum yazıyorlar. birisi diğer başlık için bakınız verip aramaya inanmak yazdığı halde, ondan sonra gelenler de yorum yazmaya devam ediyor. yapmayınız.
bunları yapmanız dünyanın sonu değil ama yapmamanız sözlüğü biraz kirli ve dağınık hale getiriyor. dolayısıyla insanlar bir konu hakkında yorum yazacakları zaman, 19891032 tane versiyonu olan başlıktan hangisine yazacaklarını şaşırıyorlar.
gece gece ne kafa ütüledim yav! kendi kafam bile ağrıdı.
ama yapmayın...
devamını gör...
umut sarıkaya tipi mutsuzluk tanımları
(bkz: montla sıç)
devamını gör...
ev ile iş arasının 3 dakika olması
bakkal, kasap gibi mahalle demirbaşlarının çoğunun yaşadığı durumdur.
çok da güzel bir şeydir.
çok da güzel bir şeydir.
devamını gör...
ilk yanlışın arkası mutlaka gelir
“ilk yapılan yanlışa kaza, ikincisine hata, üçüncüsüne ise tercih denir.” sözünü bana hatırlatan başlıktır. bazı durumlarda maalesef yanlışların devamı geliyor.
bir de şu var, biraz alakasız olabilir ama birçok iyilik yapsanız tek yanlışta hepsi görünmez oluverir, bu da yanlışın dayanılmaz gücünü gösterir. böyle güçlü bir kavramı da tek seferinde bırakmak istemeyiz çoğunlukla sanırım, bu yüzden de yanlış yapmaya devam ediyor olabiliriz.
bir de şu var, biraz alakasız olabilir ama birçok iyilik yapsanız tek yanlışta hepsi görünmez oluverir, bu da yanlışın dayanılmaz gücünü gösterir. böyle güçlü bir kavramı da tek seferinde bırakmak istemeyiz çoğunlukla sanırım, bu yüzden de yanlış yapmaya devam ediyor olabiliriz.
devamını gör...
mudanya belediyesinin 128 milyar dolar nerede afişine soruşturma açılması
mudanya belediyesinin "128 milyar dolar nerede?" afişleri sökülerek cumhurbaşkanına hakaret soruşturması başlatılmış.
kaynak
kaynak-2
kaynak-3
chp mudanya ilçe başkanlığının billboardlara astırdığı "128 milyar dolar nerede" afişleri gece yarısı söküldü. mudanya'da billboardlardaki '128 milyar dolar nerede?' ilanlarına ilişkin "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla resen soruşturma başlatıldı. bursa valiliği, afişlerin güvenlik güçleri tarafından kaldırıldığını belirtti. merkez bankasının rezervlerinin 128 milyar dolar eksik olduğu chp tarafından sık sık gündeme getiriliyordu.
kaynak
kaynak-2
kaynak-3
chp mudanya ilçe başkanlığının billboardlara astırdığı "128 milyar dolar nerede" afişleri gece yarısı söküldü. mudanya'da billboardlardaki '128 milyar dolar nerede?' ilanlarına ilişkin "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla resen soruşturma başlatıldı. bursa valiliği, afişlerin güvenlik güçleri tarafından kaldırıldığını belirtti. merkez bankasının rezervlerinin 128 milyar dolar eksik olduğu chp tarafından sık sık gündeme getiriliyordu.
devamını gör...
nefret etmek
cok gercekci ve guclu bir duygudur. zamaninda cok sevilen insanlara karsi duyulan nefret ozellikle cok cok gucludur. yasadiniz mi bilmiyorum ama kisinin kalbine yer ettigi an adeta zihnini ele gecirir. saglikli dusunmeye, sogukkanli olmaya olabildigince engel olur. ve cok buyuk yuktur kalbe...insanin kendini kotu hissetmesine ve vicdanen rahatsiz olmasina da neden olabilir. ne affedebilirsin ki icin sogumaz, ne de unutabilirsin, oyle ates topu gibi bir histir kisaca...
devamını gör...
değişik kelimeler ve anlamları
merdümgiriz: kalabalık insan gruplarından hoşlanmayan, yalnızlığı tercih eden, insanlardan kaçan kimseler için kullanılan farsça kelimedir.
merdüm: insan
guriz->giriz: kaçan
kaynak için
merdüm: insan
guriz->giriz: kaçan
kaynak için
devamını gör...
aramışsın telefon seslideydi duymazdan geldim
karşı taraf aradıktan yaklaşık beş saat sonra arayıp demek isterim. bu yüzsüzlüğü yaptırabilecek biri lazım.
devamını gör...
sarhoş olmak
bildiğim kadarı ile türkçe'ye geçmemiş ama sarhoş olmanın pek çok farklı hali var. sentimental drunk sürekli etrafta bazen hüzünlü bazen mutlu bir şekilde eski anılarını anlatan, herkesle kırk yıllık arkadaşı gibi bağ kurmaya çalışan tipler için kullanılıyor. happy drunk ortamdaki en rahatsız, gereksiz mutlu puştu hatırladınız mı? hah onlar bunlar işte. her oyuna katılan, sürekli kahkahalar atarak gezen tiplere happy drunk diyoruz ki onlar kadar sarhoş değilsen muhtemelen ortamdaki en rahatsız edici insanlar onlar oluyorlar. flirty drunk aslında iki farklı tip için kullanılıyor. ilki biraz daha alkol tüketmek için etraftaki insanlara sulanan ve onlarla yalandan flört eden insanlar için kullanılırken ikincisi daha çok sarhoş olduğunda her şeye asılabilecek bir ruh haline giren insanlar için kullanılıyor. ortamdaki her erkek, kadın, masa, sandalye, duvar ile flört etmeye çalışan arkadaşlar bu grubun bir mensubu. fighting drunk gereksiz kavga çıkaran, fazla agresif ve her şey ile kavga etmek için sebep arayanlar için kullanılan bir terim. az önce o masa ayağıma mı takıldı? onu kesinlikle birinin kafasında kırmalıyım. chatty drunk sadece ama sadece konuşuyor ve asla susmuyor dediğimiz insanlar için kullanılıyor gerçi ben sarhoş olmadan da bu kadar konuşuyorum o ayrı. manic drunk anlattığım ve anlatmadığım her tipin korkunç bir karışımı. az önce eski anılarından bahsedip ağlıyordu, birazdan kahkahalar atarak dans edecek ve sonra gidip insanlara saldırmaya çalışacak daha sonra ise oturup hayatını ve evreni sorgulayacak, tabii halıya kustuktan hemen sonra. dancing drunk happy drunk kadar gereksiz tipler, isimden anlaşılıyor zaten oturup tekrar anlatmaya lüzum bile yok. philosophical drunk evrenin gizemlerini çözmeye çalışan insanlar için kullanılıyor daha çok. siz köşede partinin tadını çıkarırken o orada durmuş hayatın anlamını çözmeye çalışıyor, muhtemelen bulduğu cevaptan hiç ama hiç hoşlanmayacak. sloppy drunk kusmak kelimesinin vücut bulmuş hali olabilir muhtemelen. sürekli kusan, dengesini bulamayan ve tekrar kusan insanların genel bir özeti. crying drunk birisi en sevdiği diziyi yayından kaldırmış, favori kitap karakteri kitabın sonunda öldü ve yıllar önce 13. yaş gününde hoşlandığı çocuk şehirden taşınmıştı... ağlamak için binlerce bahanesi olanlar için kullanılan bir terim. şey... sadece fazla ağlıyorlar ama asla yeterli gelmiyor.
devamını gör...
jahrein
diğer tüm twitch yayıncıları gibi itici. sanal dilenci işte ne beklersin ki? gerizekalı kitle üç beş atıyor bunlara bunlarda ordan yürüyüp gidiyor.
devamını gör...
mutlu olduktan sonra sırada ne var sorunsalı
mutlu olduktan sonra mutsuzluk ne zaman gelecek diye bekliyoruz artık. o kadar alışmışız ki... bazen allah allah hala kötü bir şey olmadı diyoruz hatta. ve sonunda mutlaka kötü bir şey oluyor. böylece düşüncemizi doğrulanmış oluyoruz. buna kendini gerçekleştiren kehanetdenir hatta. böyle böyle zihnimizde kesin kötü bir şey olacak düşüncesini besliyoruz..
bu yüzden de çoook mutluyken bile tam olarak mutlu olamıyoruz. yani sonu yok bunun.
bu yüzden de çoook mutluyken bile tam olarak mutlu olamıyoruz. yani sonu yok bunun.
devamını gör...
batı müziğinden önermeler
rönesans:
palestrina - missa papae marcelli - ıv. sanctus-benedictus
allegri - miserere
martin luther - ein feste burg ist unser gott
palestrina - osculetur me
green sleeves
l'amor dona ch'ıo te porto
ıloidcam ja reimuidcam
le forze d'ercole, tu te parti gagliarda
falalalanlera - bartomeu cárceres
gagliarda el tu tu
hans leo hassler - trois entrées
hans leo hassler - cantate domino
michael praetorius - danses de terpsichore
marco facoli - napolitana
palestrina - missa papae marcelli - ııı. credo
hans leo hassler - ıntrada ıv
michael praetorius - danses de terpsichore
barok:
gottfried august homilius - ein hoher tag kömmt 1/2
fantini - seconda entrata ımperiale per suonare in concerto
antonio caldara - sinfonia in c-major
giuseppe torelli - sinfonia in c major g. 33, la serenissima
monteverdi - vespro della beata vergine - domine ad adjuvandum
plaudite tympana à 54 - heinrich biber
jean-baptiste lully - fanfare pour le carrousel royal
jean-baptiste lully - ıdylle sur la paix - air pour madame la dauphine
jean-baptiste lully - esprits empressés à nous plaire
pavanne de la guerre (attaignant)
tielman susato - pavane "battaille"
telemann - cantata 'saget der tochter zion: siehe dein heil'
marc-antoine charpentier - marche de triomphe et second air de trompette
johann joseph fux - turcaria - concentus musicum-instrumentale
water music: suite no. 1 in f major, hwv 348: ııı. allegro da capo
fantini - prima entrata ımperiale per suonare in concerto
gottfried reiche - abblasen
schmelzer - balletto a cavallo
georg gebel d. j. - weinachtsoratorium; jauchzet ihr himmel! erfreue dich erde!
pavel josef vejvanovský - xxıv ıntrada, virtuosi di praga
michael praetorius - volte du tambour
gottfried august homilius - ergreifet die psalter, ihr christlichen chöre 1/2
gottfried august homilius - ergreifet die psalter, ihr christlichen chöre 2/2
johann joseph fux - costanza e fortezza; act 1 sinfonia & chorus "ceda roma"
johann joseph fux - costanza e fortezza; act 3 chorus "guerra, guerra, valerio"
johann hermann schein - cantata 'halleluja! lobet den herrn'
jean-baptiste lully - te deum
händel - wassermusik ouverture
jeremiah clarke - prince of denmark
henry purcell - purcell march
johann sebastian bach - mass in b minor - et resurrexit
thomas arne - rule britannia!
thomas arne - rise, glory, rise
graupner - sinfonia in f for 2 horns, 3 timpani, 2 violins, viola, basso
zelenka - missa 'gratias agimus tibi' in d zwv 13; credo
händel - te deum for the victory of dettingen
händel - messiah - hallelujah
jean-baptiste lully - le bourgeois gentilhomme
krieger - neue musicalische ergetzligkeit - sei willkommen
weichlein - encaenia musices; sonata v
j. ıgnac linek - ıntradas for 4 trumpets, 2 horns & timpani in c
johan helmich roman - drottningholmsmusiken
jean-philippe rameau- les ındes galantes - chaconne
de la voye - suite en si bémol majeur
altenburg - concerto in c for 7 trumpets
stölzel - cantata 'das volk, so im finstern wandelt'
gottfried heinrich stölzel - te deum
jean baptiste lully - marche royal
klasik - rokoko:
rameau - acante et céphise - vive la race de nos rois
francois giroust - messe du sacre de louis xvı
monsigny - le roi et fermier - je ne sais à quoi me résoudre
otto nicolai - die lustigen weiber von windsor - als büblein klein an der mutterbrust
carl maria von weber - fürwahr ich bin kein kleines tier
wolfgang amadeus mozart - die entführung aus dem serail - o wie will ich triumphieren
leopold mozart - concerto for natural trumpet, 2 horns, strings & b.c. in d major
boismortier - suite extraite de daphnis et chloé - rigaudons
johann gottlieb naumann - te deum
rebel - les plaisirs champêtres - bourrée
haydn - te deum ın c major
wolfgang amadeus mozart - te deum
weber - der freischütz - jägerchor
romantik:
mahler - symphony no. 8
mahler - symphony no. 2
jean sibelius - valse triste
sibelius, symphonie no. 7
ludwig van beethoven - symphony no. 5 4th movement allegro
rossini - hymne à napoléon ııı et à son valliant peuple
felix mendelssohn- piano concerto no.1 in g minor
felix mendelssohn- hebrides overture
felix mendelssohn - song without words, op. 62 no. 6 "spring song"
giuseppe verdi - requiem - dies ırae e tuba mirum
giuseppe verdi - ıl trovatore - anvil chorus
ludwig van beethoven - symphony no. 9 "choral"
tavsiye ederim.
palestrina - missa papae marcelli - ıv. sanctus-benedictus
allegri - miserere
martin luther - ein feste burg ist unser gott
palestrina - osculetur me
green sleeves
l'amor dona ch'ıo te porto
ıloidcam ja reimuidcam
le forze d'ercole, tu te parti gagliarda
falalalanlera - bartomeu cárceres
gagliarda el tu tu
hans leo hassler - trois entrées
hans leo hassler - cantate domino
michael praetorius - danses de terpsichore
marco facoli - napolitana
palestrina - missa papae marcelli - ııı. credo
hans leo hassler - ıntrada ıv
michael praetorius - danses de terpsichore
barok:
gottfried august homilius - ein hoher tag kömmt 1/2
fantini - seconda entrata ımperiale per suonare in concerto
antonio caldara - sinfonia in c-major
giuseppe torelli - sinfonia in c major g. 33, la serenissima
monteverdi - vespro della beata vergine - domine ad adjuvandum
plaudite tympana à 54 - heinrich biber
jean-baptiste lully - fanfare pour le carrousel royal
jean-baptiste lully - ıdylle sur la paix - air pour madame la dauphine
jean-baptiste lully - esprits empressés à nous plaire
pavanne de la guerre (attaignant)
tielman susato - pavane "battaille"
telemann - cantata 'saget der tochter zion: siehe dein heil'
marc-antoine charpentier - marche de triomphe et second air de trompette
johann joseph fux - turcaria - concentus musicum-instrumentale
water music: suite no. 1 in f major, hwv 348: ııı. allegro da capo
fantini - prima entrata ımperiale per suonare in concerto
gottfried reiche - abblasen
schmelzer - balletto a cavallo
georg gebel d. j. - weinachtsoratorium; jauchzet ihr himmel! erfreue dich erde!
pavel josef vejvanovský - xxıv ıntrada, virtuosi di praga
michael praetorius - volte du tambour
gottfried august homilius - ergreifet die psalter, ihr christlichen chöre 1/2
gottfried august homilius - ergreifet die psalter, ihr christlichen chöre 2/2
johann joseph fux - costanza e fortezza; act 1 sinfonia & chorus "ceda roma"
johann joseph fux - costanza e fortezza; act 3 chorus "guerra, guerra, valerio"
johann hermann schein - cantata 'halleluja! lobet den herrn'
jean-baptiste lully - te deum
händel - wassermusik ouverture
jeremiah clarke - prince of denmark
henry purcell - purcell march
johann sebastian bach - mass in b minor - et resurrexit
thomas arne - rule britannia!
thomas arne - rise, glory, rise
graupner - sinfonia in f for 2 horns, 3 timpani, 2 violins, viola, basso
zelenka - missa 'gratias agimus tibi' in d zwv 13; credo
händel - te deum for the victory of dettingen
händel - messiah - hallelujah
jean-baptiste lully - le bourgeois gentilhomme
krieger - neue musicalische ergetzligkeit - sei willkommen
weichlein - encaenia musices; sonata v
j. ıgnac linek - ıntradas for 4 trumpets, 2 horns & timpani in c
johan helmich roman - drottningholmsmusiken
jean-philippe rameau- les ındes galantes - chaconne
de la voye - suite en si bémol majeur
altenburg - concerto in c for 7 trumpets
stölzel - cantata 'das volk, so im finstern wandelt'
gottfried heinrich stölzel - te deum
jean baptiste lully - marche royal
klasik - rokoko:
rameau - acante et céphise - vive la race de nos rois
francois giroust - messe du sacre de louis xvı
monsigny - le roi et fermier - je ne sais à quoi me résoudre
otto nicolai - die lustigen weiber von windsor - als büblein klein an der mutterbrust
carl maria von weber - fürwahr ich bin kein kleines tier
wolfgang amadeus mozart - die entführung aus dem serail - o wie will ich triumphieren
leopold mozart - concerto for natural trumpet, 2 horns, strings & b.c. in d major
boismortier - suite extraite de daphnis et chloé - rigaudons
johann gottlieb naumann - te deum
rebel - les plaisirs champêtres - bourrée
haydn - te deum ın c major
wolfgang amadeus mozart - te deum
weber - der freischütz - jägerchor
romantik:
mahler - symphony no. 8
mahler - symphony no. 2
jean sibelius - valse triste
sibelius, symphonie no. 7
ludwig van beethoven - symphony no. 5 4th movement allegro
rossini - hymne à napoléon ııı et à son valliant peuple
felix mendelssohn- piano concerto no.1 in g minor
felix mendelssohn- hebrides overture
felix mendelssohn - song without words, op. 62 no. 6 "spring song"
giuseppe verdi - requiem - dies ırae e tuba mirum
giuseppe verdi - ıl trovatore - anvil chorus
ludwig van beethoven - symphony no. 9 "choral"
tavsiye ederim.
devamını gör...
tarihi gaflar
devamını gör...


