öpüşmeyi nerede ve nasıl öğrendiniz sorunsalı
ibrahim tatlıses ile hülya avşar dan
devamını gör...
ilk adımı atan kadın
cesareti tebrik edilesi kadındır bana göre, normalde ilk mesaj atan ya da sevdiğini söyleyen kadın oldum ama bunu yaptıklarım hep bana karşı boş olmadığını bildiğim kişiler oldu.
bugün ilk defa bana karşı ne hissettiğini bilmediğim bir adama ilk adımı atıp çıkma teklif ettim -evet, hala çıkma teklifi edenler var- ve 3 saattir cevap alamıyorum; sanırım neden erkeklerden beklediğimizi daha iyi anladım. gerçekten hiç bu kadar utandığımı, gerildiğimi hatırlamıyorum. sanırım bu teklifle beraber bir arkadaşımı da kaybetmek üzereyim, keşke zamanı geriye alabilsem de o mesajı hiç atmamış olsam.
bugün ilk defa bana karşı ne hissettiğini bilmediğim bir adama ilk adımı atıp çıkma teklif ettim -evet, hala çıkma teklifi edenler var- ve 3 saattir cevap alamıyorum; sanırım neden erkeklerden beklediğimizi daha iyi anladım. gerçekten hiç bu kadar utandığımı, gerildiğimi hatırlamıyorum. sanırım bu teklifle beraber bir arkadaşımı da kaybetmek üzereyim, keşke zamanı geriye alabilsem de o mesajı hiç atmamış olsam.
devamını gör...
yanımda oturan kızda normal sözlük olma olasılığı
yanlışım olursa düzeltin lütfen* ama hesaplamaya çalışacağım.
aktif yazar sayısı 7770, aktif çaylak sayısı da 9884. oldu mu sana toplamda 17654 yazar ve yazar adayı.
şimdi neden toplam yazar sayısına bakıyorum? çünkü kimsenin belirttiği cinsiyete güvenmiyoruz ve riske atmak istemiyoruz. ayrıca da üşeniyoruz.
şimdi de olasılığı hesaplayalım.
tüik verilerine göre 2020'de türkiye'nin nüfusu 84.34 milyon. bu nüfustan 0-14 yaş arasını çıkarınca geriye 65.271.763 kişi kalıyor.
yazar sayısının nüfus içindeki oranına bakınca %0,0270469177 gibi bir olasılığa tekabül ediyor. bak dikkatini çekerim bu yalnızca sözlükteki herhangi birine rastlama ihtimalin.
ancak bu değer elbette yanlış. sözlükte birden fazla hesabı olanları, 2021 yılına ait nüfus miktarını vs bilmeden hesaplayamayız. yine de derseniz ki "yagamiii bir teselli ver" en azından sıfır olmadığını biliyoruz, derim.
aktif yazar sayısı 7770, aktif çaylak sayısı da 9884. oldu mu sana toplamda 17654 yazar ve yazar adayı.
şimdi neden toplam yazar sayısına bakıyorum? çünkü kimsenin belirttiği cinsiyete güvenmiyoruz ve riske atmak istemiyoruz. ayrıca da üşeniyoruz.
şimdi de olasılığı hesaplayalım.
tüik verilerine göre 2020'de türkiye'nin nüfusu 84.34 milyon. bu nüfustan 0-14 yaş arasını çıkarınca geriye 65.271.763 kişi kalıyor.
yazar sayısının nüfus içindeki oranına bakınca %0,0270469177 gibi bir olasılığa tekabül ediyor. bak dikkatini çekerim bu yalnızca sözlükteki herhangi birine rastlama ihtimalin.
ancak bu değer elbette yanlış. sözlükte birden fazla hesabı olanları, 2021 yılına ait nüfus miktarını vs bilmeden hesaplayamayız. yine de derseniz ki "yagamiii bir teselli ver" en azından sıfır olmadığını biliyoruz, derim.
devamını gör...
gece yemek yemek
(bkz: makarna perileri)
devamını gör...
aşı üretse korkmadan alınacak markalar
(bkz: eyüp sabri tuncer)
devamını gör...
mektup arkadaşlığı
bir mektup arkadaşım olsun isterdim.. renkli zarflara, güzel kokulu çiçekler yerleştirip göndermek isterdim.. sonra ona özel mühürler alıp, koşturarak postane kapanışından önce yollamak isterdim.. günlerce pencerede postacının ondan haber getirmesini çocuk heyecanı ile beklemek isterdim.. ya da ahmed arif'in leylâ erbil'e yazdığı gibi karşılıksız hislerimi yazıp yollamak isterdim.. isterdim işte sadece... gerçekleşmeyen hayallerin ülkesinde bunları yapmak isterdim..
devamını gör...
insan neden okumalı sorunsalı
bilmek için. anlayabilmek için. eğer okumuyor, düşünmüyor ve sorgulamıyorsam ben neden varım?
devamını gör...
tünele girdiği halde telefonu çeken insan
devamını gör...
tarım verimliliği
tarım açısından çok önemli bir olgudur. tarımda verimliliği arttırmanın birden fazla yolu vardır ve çoğu zaman bu yöntemler birbiriyle iç içedir. ilk olarak sulamayı ele alalım. kurak bölgelerde tarımın canlanması açısından sulama çok önemli bir faktördür. sulama problemi olan bir yerde bu problem çözüldüğünde o bölgede üretim artar. nadas adı verilen toprağın bir sene boş bırakılması hadisesi son bulur. doğal olarak da verim ve süreklilik kazanılır. üretimde dalgalanmalar büyük oranda önlenmiş olur. bunların yanında üretimde çeşitlilik de artar. çünkü, artık daha verimli bir toprak vardır. tarımda sulama; özellikle türkiye, çin ve meksika gibi ülkelerdeki köy-kent nüfus dengesizliğinin de önüne geçecektir. bunun sebebi, verim arttıkça bölgede ekonominin de düzelmesidir.
ikinci önemli nokta gübre kullanımıdır. gübre kullanımı, üretimi daha da arttırmak için etkili bir yöntemdir. sulama sorunu halledildikten sonra sıra bu konuya gelmektedir.
üçüncü önemli nokta ise tohum ıslahıdır. tohum ıslahı, bir bölgedeki iklim ve toprak şartlarına göre en uygun tohumu seçmek olayıdır.
dördüncü önemli nokta da tarımda makineleşmedir. tarımda makine kullanımı, ürünün zamanında ekimi, hasadı ve yüksek verim için önemlidir. gelişmiş ülkelerde görülür.
beşinci önemli noktaya gelirsek bu da zirai mücadeledir. zirai mücadele; tarımdaki hastalıkların, yabani otların ve haşerelerin meydana getireceği üretim düşüklüğünü önlemek içindir. toprağın erozyona karşı korunumu da önemlidir.
bir diğer önemli husus ise toprağın doğruca analizidir. toprağın ihtiyacı olan mineraller, hangi ürünün yetişmesinin daha kârlı ve hızlı olacağı açısından gereklidir. bu olaya toprağı tanımak denilebilir.
ikinci önemli nokta gübre kullanımıdır. gübre kullanımı, üretimi daha da arttırmak için etkili bir yöntemdir. sulama sorunu halledildikten sonra sıra bu konuya gelmektedir.
üçüncü önemli nokta ise tohum ıslahıdır. tohum ıslahı, bir bölgedeki iklim ve toprak şartlarına göre en uygun tohumu seçmek olayıdır.
dördüncü önemli nokta da tarımda makineleşmedir. tarımda makine kullanımı, ürünün zamanında ekimi, hasadı ve yüksek verim için önemlidir. gelişmiş ülkelerde görülür.
beşinci önemli noktaya gelirsek bu da zirai mücadeledir. zirai mücadele; tarımdaki hastalıkların, yabani otların ve haşerelerin meydana getireceği üretim düşüklüğünü önlemek içindir. toprağın erozyona karşı korunumu da önemlidir.
bir diğer önemli husus ise toprağın doğruca analizidir. toprağın ihtiyacı olan mineraller, hangi ürünün yetişmesinin daha kârlı ve hızlı olacağı açısından gereklidir. bu olaya toprağı tanımak denilebilir.
devamını gör...
kahramanmaraş
sütcü imam'ın memleketidir. daha milli meclis açılmadan, ordu diye birşey yokken, orada savaşmış, ölmüş, öldürmüş, kahramanların şehridir.
devamını gör...
800 tanım girdikten sonra yazmayı bırakan yazar
kitabını geri alacağımız yazardır.
devamını gör...
eskiden fakirlik şimdi ise nimet sayılan şeyler
emaye ve bakır mutfak eşyaları. nenesinden kalanları çöpe atanlar şimdilerde tatlı telaşlarla korkunç paralara çeyizine alıyor.
devamını gör...
latimer’in mikrokozmosu
david latimer'in 1960 yılında içine küçük boyutlu çiçekler koyarak, en son 1972 yılında sulayıp bir daha kapağını açmadığı 38 litrelik şişedir.
geçen bu süre boyunca ışık harici dış dünyaya kapalı olarak yaşayan bu bitkiler tüm yaşamsal gereksinimlerini geri dönüşüm yolu ile sağlayarak bir ekosistem oluşturmuş ve hayatta kalmıştır. şişe içerisindeki bitkiler fotosentez yolu ile oksijen ve gerekli olan nem ortamını oluşturarak biriken nemin de yağmur görevi görmesini sağlamıştır. çürüyen yapraklar ise hem fotosentez için gerekli karbondioksidi hem de gerekli besini oluşturmuştur.
geçen bu süre boyunca ışık harici dış dünyaya kapalı olarak yaşayan bu bitkiler tüm yaşamsal gereksinimlerini geri dönüşüm yolu ile sağlayarak bir ekosistem oluşturmuş ve hayatta kalmıştır. şişe içerisindeki bitkiler fotosentez yolu ile oksijen ve gerekli olan nem ortamını oluşturarak biriken nemin de yağmur görevi görmesini sağlamıştır. çürüyen yapraklar ise hem fotosentez için gerekli karbondioksidi hem de gerekli besini oluşturmuştur.
devamını gör...
mart
içinde olduğumuz ay.
hoş geldin mart
"vazgeçtim bu dünyadan
tek ölüm paklar beni
değmez bu yangın yeri
avuç açmaya değmez.”
shakespeare yüzlerce yıl önce yazmış. bir yerlere ait olmadığını anladığı bir zamanda yazmıştır muhtemelen.
her gün kadına şiddet ile ilgili haberler görüyoruz. eğitim seviyesi artıyor ama bu tür olaylar azalmıyor. dışarıdan bakınca, iki yetişkin insan görülen çiftler, hoş başlayan ilişkilerini nasıl bu kadar çirkinleştirebiliyor. hiçbir kadın kendisini dövsün diye bir erkekle beraber olmaya başlamıyor. adamların da ilişkiye başlarken “ben bunu bir temiz döverim” diye başladığını sanmıyorum. ipler nerede kopuyor?
her kadına şiddet sonrası tüm erkeklere faturayı kesmekle yol alınmıyor. alınsaydı çoktan biterdi kadına şiddet. yürüyüşler yapılıyor, sloganlar atılıyor, ertesi gün bir başka kadına şiddet vakası gerçekleşiyor.
kadına yönelik artan şiddetlerin bir sebebi de vazgeçmemek olabilir mi? inadına, olanlara rağmen olduğu gibi yaşamaya devam etmek olabilir mi?
yaşamak için inat etmeye gerek var mı?
son nefese kadar bize bahşedilmiş bir nimet yaşamak. son nefese kadar bize bahşedilen beden ve son nefese kadar verilen rızık ile yasayabiliriz zaten. inat etmeye gerek yok. inadına olamayacak bir insanı, olamayacağı bir insan yapmaya gerek yok. inadına sevmeyen, saygı duymayan bir insana katlanmaya gerek yok. inadına huzursuz bir eve mahkûm olmaya gerek yok.
bir patron sözü vardır, ‘kimse vazgeçilmez değildir.’ diye. çiftler için de geçerli olabilecek söz.
vazgeçemeyenler yüzünden diğer taraf kendini vazgeçilmez sanıyor. karşısındaki insana etmediğini bırakmıyor.
içinde sevgi açlığı olan kadınlar-adamlar var. kendisiyle kalmaktan korktuğu için, yalnız kalmaktan korktuğu için karşısındaki insanın tüm yanlışlarını sineye çekiyor.
kendiyle yalnız kalmaktan korkmasa, karşısındaki insan ondan çekinecek. saygı duymaya başlayacak, kendine çeki düzen verecek.
din ve devlet de dâhil, hiçbir otorite insana istemediği bir hayatı zorlayacak emirler ve kanunlar içermiyor. islamiyet için insan hayatı kutsal. islamiyet için insan ruhu da kutsal. kimsenin, bir başkasının ruhunu incitmesine müsaade etmiyor. en büyük günahlardan biri kul hakkı. bir kul, bir başka kulun hakkını yemesin diyor islamiyet. kul hakkı bazen mala zarar vermek olur, bazen bağırmak olur, bazen şiddet olur. zulme uğrayan kul, zalimlik yapana hakkını helal etmezse allah da zalim olanı affetmiyor.
devlet de müsaade etmiyor zalimliklere. aile içinde bile olsa, zalimlik yapana gereken cezayı veriyor.
zalimlere boyu eğmeden, gün görmek için yapılması gereken, zulme müsaade etmemek. zalimliği tescillenmiş insandan uzak durmak. hesap yapmadan, yalnızlıktan korkmadan, kendiyle baş başa kalmaktan korkmadan, zalimlik yapandan uzak durmak zorundayız.
göçmen kuşlar gibi, mutlu olacağımız, iyi olacağımız yerlere uçmalıyız. mart ayı göçmen kuşların türkiye’ye gelme zamanı. yuvalarını hayatlarını bırakıp türkiye’de yeni bir hayat kurmaya geliyorlar. binlerce kilometrelik yolculuk yapıyorlar. kiminin küçücük kanatları var. bu kanatlarla bu yola çıkılır mı diye düşünmeden çıkıyorlar yola. yolda ne yeriz ne içeriz diye düşünmüyorlar. onları yaratan yaratıcı, onlara müthiş içgüdüleri vermiş. o içgüdülere güvenip kanat çırpıyorlar.
biz insanlara, yaratıcı hem donanım hem akıl verdi. bizim yapmamız gereken, önceki tecrübelerimizden ders almak. okuduklarımızdan ders almak. sonramızı daha iyi etmeye çalışmak. sonramızı daha iyi etmek için, kötü olan öncelerden vazgeçmemiz gerekiyor.
önce yaratıcıya, sonra kendimize güvenerek, kendimize güzel bir sonra sağlamak elimizde.
mart ayı, baharın ilk ayı. bahar kuzey yarımkürede tüm doğanın yeniden başladığı aydır. meyveler çiçek açar, hayvanlar yavrular, göçmen kuşlar gelir, ekinler ekilmeye başlar. yaz mevsimi içindir tüm hazırlık. mart ayının bir günü de kadınlar günü’dür. sembolik bir gündür. hediye sektörüne, çiçek sektörüne yarayan bir gündür. kadın aşağı, kadın yukarı edilir bir gün. bir önceki gün ve bir sonraki günden farklı olarak.
kadınlar da doğa gibidir. dünyayı güzelleştirmeye çabalarlar. güzelleştirdikçe mutlu olur kadınlar. temizler mutlu olur, yemek yapar mutlu olur, yardım eder mutlu olur, gülümser mutlu olur.
koronalı günleri geride bırakmayı umduğumuz bu mart ayında, yeni gelmiş göçmen kuşlar gibi yeni güzel günler görebilmek için uğraşmamız gerekiyor. göçmen kuşun, yuvasını yapma telaşı gibi umut dolu bir telaşla sarılmalıyız mart ayına. göçmen kuşun gerisinde bıraktığı, vazgeçtiği gibi, zamanı dolan her şeyi geride bırakmalıyız. her şeyin güzel olması için eskilerden vazgeçmemiz gerekiyor. iyi gitmeyen şeylerden vazgeçersek iyi olan günlere varabiliriz. hoş geldin mart.
hoş geldin mart
"vazgeçtim bu dünyadan
tek ölüm paklar beni
değmez bu yangın yeri
avuç açmaya değmez.”
shakespeare yüzlerce yıl önce yazmış. bir yerlere ait olmadığını anladığı bir zamanda yazmıştır muhtemelen.
her gün kadına şiddet ile ilgili haberler görüyoruz. eğitim seviyesi artıyor ama bu tür olaylar azalmıyor. dışarıdan bakınca, iki yetişkin insan görülen çiftler, hoş başlayan ilişkilerini nasıl bu kadar çirkinleştirebiliyor. hiçbir kadın kendisini dövsün diye bir erkekle beraber olmaya başlamıyor. adamların da ilişkiye başlarken “ben bunu bir temiz döverim” diye başladığını sanmıyorum. ipler nerede kopuyor?
her kadına şiddet sonrası tüm erkeklere faturayı kesmekle yol alınmıyor. alınsaydı çoktan biterdi kadına şiddet. yürüyüşler yapılıyor, sloganlar atılıyor, ertesi gün bir başka kadına şiddet vakası gerçekleşiyor.
kadına yönelik artan şiddetlerin bir sebebi de vazgeçmemek olabilir mi? inadına, olanlara rağmen olduğu gibi yaşamaya devam etmek olabilir mi?
yaşamak için inat etmeye gerek var mı?
son nefese kadar bize bahşedilmiş bir nimet yaşamak. son nefese kadar bize bahşedilen beden ve son nefese kadar verilen rızık ile yasayabiliriz zaten. inat etmeye gerek yok. inadına olamayacak bir insanı, olamayacağı bir insan yapmaya gerek yok. inadına sevmeyen, saygı duymayan bir insana katlanmaya gerek yok. inadına huzursuz bir eve mahkûm olmaya gerek yok.
bir patron sözü vardır, ‘kimse vazgeçilmez değildir.’ diye. çiftler için de geçerli olabilecek söz.
vazgeçemeyenler yüzünden diğer taraf kendini vazgeçilmez sanıyor. karşısındaki insana etmediğini bırakmıyor.
içinde sevgi açlığı olan kadınlar-adamlar var. kendisiyle kalmaktan korktuğu için, yalnız kalmaktan korktuğu için karşısındaki insanın tüm yanlışlarını sineye çekiyor.
kendiyle yalnız kalmaktan korkmasa, karşısındaki insan ondan çekinecek. saygı duymaya başlayacak, kendine çeki düzen verecek.
din ve devlet de dâhil, hiçbir otorite insana istemediği bir hayatı zorlayacak emirler ve kanunlar içermiyor. islamiyet için insan hayatı kutsal. islamiyet için insan ruhu da kutsal. kimsenin, bir başkasının ruhunu incitmesine müsaade etmiyor. en büyük günahlardan biri kul hakkı. bir kul, bir başka kulun hakkını yemesin diyor islamiyet. kul hakkı bazen mala zarar vermek olur, bazen bağırmak olur, bazen şiddet olur. zulme uğrayan kul, zalimlik yapana hakkını helal etmezse allah da zalim olanı affetmiyor.
devlet de müsaade etmiyor zalimliklere. aile içinde bile olsa, zalimlik yapana gereken cezayı veriyor.
zalimlere boyu eğmeden, gün görmek için yapılması gereken, zulme müsaade etmemek. zalimliği tescillenmiş insandan uzak durmak. hesap yapmadan, yalnızlıktan korkmadan, kendiyle baş başa kalmaktan korkmadan, zalimlik yapandan uzak durmak zorundayız.
göçmen kuşlar gibi, mutlu olacağımız, iyi olacağımız yerlere uçmalıyız. mart ayı göçmen kuşların türkiye’ye gelme zamanı. yuvalarını hayatlarını bırakıp türkiye’de yeni bir hayat kurmaya geliyorlar. binlerce kilometrelik yolculuk yapıyorlar. kiminin küçücük kanatları var. bu kanatlarla bu yola çıkılır mı diye düşünmeden çıkıyorlar yola. yolda ne yeriz ne içeriz diye düşünmüyorlar. onları yaratan yaratıcı, onlara müthiş içgüdüleri vermiş. o içgüdülere güvenip kanat çırpıyorlar.
biz insanlara, yaratıcı hem donanım hem akıl verdi. bizim yapmamız gereken, önceki tecrübelerimizden ders almak. okuduklarımızdan ders almak. sonramızı daha iyi etmeye çalışmak. sonramızı daha iyi etmek için, kötü olan öncelerden vazgeçmemiz gerekiyor.
önce yaratıcıya, sonra kendimize güvenerek, kendimize güzel bir sonra sağlamak elimizde.
mart ayı, baharın ilk ayı. bahar kuzey yarımkürede tüm doğanın yeniden başladığı aydır. meyveler çiçek açar, hayvanlar yavrular, göçmen kuşlar gelir, ekinler ekilmeye başlar. yaz mevsimi içindir tüm hazırlık. mart ayının bir günü de kadınlar günü’dür. sembolik bir gündür. hediye sektörüne, çiçek sektörüne yarayan bir gündür. kadın aşağı, kadın yukarı edilir bir gün. bir önceki gün ve bir sonraki günden farklı olarak.
kadınlar da doğa gibidir. dünyayı güzelleştirmeye çabalarlar. güzelleştirdikçe mutlu olur kadınlar. temizler mutlu olur, yemek yapar mutlu olur, yardım eder mutlu olur, gülümser mutlu olur.
koronalı günleri geride bırakmayı umduğumuz bu mart ayında, yeni gelmiş göçmen kuşlar gibi yeni güzel günler görebilmek için uğraşmamız gerekiyor. göçmen kuşun, yuvasını yapma telaşı gibi umut dolu bir telaşla sarılmalıyız mart ayına. göçmen kuşun gerisinde bıraktığı, vazgeçtiği gibi, zamanı dolan her şeyi geride bırakmalıyız. her şeyin güzel olması için eskilerden vazgeçmemiz gerekiyor. iyi gitmeyen şeylerden vazgeçersek iyi olan günlere varabiliriz. hoş geldin mart.
devamını gör...
bugünkü hava durumu
devamını gör...
gençlerde umudun kalmaması
gençlerin umudunu çalanlar ilk seçimde def olup gidecekler. az kaldı.
devamını gör...
wehrmacht
1935-1945 yılları arasında nazi almanyası'nın silahlı kuvvetleridir. heer*, kriegsmarine*, luftwaffe* olmak üzere 3 kısımdan oluşmaktadır.
1. dünya savaşı'nda siper savaşının kendilerinin daha fazla aleyhine olduğunu anlayan almanlar heinz guderian öncülüğünde* blitzkrieg* ile polonya ve fransa'yı çok kısa sürede işgal edebilmişlerdir. adolf hitler'in ingiltere saplantısı olmasa dunkirk'te sıkışmış yüz binlerce müttefik askerini esir alıp savaşı bitirebilecek kabiliyette bir ordudur ayriyeten o yıllarda wehrmacht. amerikan yardımları, nicelik azlığı ve coğrafya dezavantajlarına rağmen kızıl ordu'yu bir süreliğine tokatlamışlığı da vardır.
1. dünya savaşı'nda siper savaşının kendilerinin daha fazla aleyhine olduğunu anlayan almanlar heinz guderian öncülüğünde* blitzkrieg* ile polonya ve fransa'yı çok kısa sürede işgal edebilmişlerdir. adolf hitler'in ingiltere saplantısı olmasa dunkirk'te sıkışmış yüz binlerce müttefik askerini esir alıp savaşı bitirebilecek kabiliyette bir ordudur ayriyeten o yıllarda wehrmacht. amerikan yardımları, nicelik azlığı ve coğrafya dezavantajlarına rağmen kızıl ordu'yu bir süreliğine tokatlamışlığı da vardır.
devamını gör...




