28 mayıs 2013 taksim gezi parkı direnişi
berkin elvan
ali ismail korkmaz
ethem sarısülük
ahmet atakan
medeni yıldırım
abdullah cömert
unutursak kalbimiz kurusun.
ali ismail korkmaz
ethem sarısülük
ahmet atakan
medeni yıldırım
abdullah cömert
unutursak kalbimiz kurusun.
devamını gör...
tortilla de patatas
muhteşem ispanyol lezzeti, şımarık kahvaltılarımın gizli tarifi ispanyol patatesli omleti.
efendim öncelikle şu tarifi uyguluyorum. beni okumak istemezseniz videolu anlatım burada. okumak isterseniz hazırsanız başlıyoruz.
malzemeler (2 kişilik)
2 orta boy patates
4 yumurta
1 orta boy soğan
sıvı yağ
yapılışı
1. patatesleri yıkayın, soyun, sonra tekrar yıkayın. ortadan ikiye bölün (limon sıkacakmış gibi enine bölün boyuna değil). mümkün olan en ince şekilde yuvarlak yuvarlak doğrayın. 2-3 milimetre denir ideal ölçü için fakat elde cetvelle bunu ölçemeyeceğimize göre bir türk ölçü birimi veriyorum: "bıçağın sırtının kalınlığı kadar". yaptıkça alışacaksınız zaten. ruffles yapıyorsunuz gibi düşünün ama biraz daha kalın olsun.
2. soğanı küp küp veya halka halka doğrayıp kızgın yağda soteliyoruz. karamelize olana kadar soteleyin.
3. üzerine patatesleri atın. hepsini yağa gömmenize gerek yok, zaten ara sıra karıştıracaksınız. soğanlar patateslere yapışacaktır, bırakınız yapışsınlar. o soğanlar öyle bir lezzet verecek ki, of of of.
//videoyla benim aramdaki minik fark: ben soğanları öldürene kadar kavuruyorum, videoda hemen üzerine patates ekleyip kızartıyor. hangisini isterseniz o şekilde yapın.
4. patatesler kızarınca (tahta kaşıkla bölmeye çalışınca bölünecektir pişince) süzdürün, kağıt havlu üzerine alıp fazla yağını emdirin, oda sıcaklığına gelmesini bekleyin. asla videodaki gibi doğrudan yumurtanın üzerine kızgın patatesleri atmayın, yumurta pişer. pişireceğiz ama şu an değil.
5. patates soğuyunca üzerine 1 patates başına 2 yumurta kırın. yumurtayı çırpmayın, yumurtayı köpürtmeyin, sarısını patlatıp iyice patatesle karıştırın yeter. kabın ağzını alumüniyum folyo ile kapatıp buzdolabında 15-20 dk dinlendirin.
// dinlendirmeseniz de olur, ama buzdolabında dinlendirdikten sonra daha yoğun, daha viskoz bir kıvam alacak. o da pişirirken daha güzel sonuç veriyor.
6. kızgın bir tavaya çok az yağ döküp peçeteyle bulaştırın, yumurtalı patates karışımını tavaya boşaltın. iyice tavaya yayın, 1 dakika yüksek ateşte pişirip altını kısın 2 dakika daha pişirin. tavanın ağzına geniş düz bir tabak kapatıp ters çevirin, patatesin altını tavaya verin. aynı şekilde 1 dakika yüksek 2 dakika düşük ateşte pişirip altını kapatın.
şöyle görünmeli (sağdaki büyük yuvarlak şey) (alttakiler brokoli köftesi. salamlar da kedinin yemeği)
efendim öncelikle şu tarifi uyguluyorum. beni okumak istemezseniz videolu anlatım burada. okumak isterseniz hazırsanız başlıyoruz.
malzemeler (2 kişilik)
2 orta boy patates
4 yumurta
1 orta boy soğan
sıvı yağ
yapılışı
1. patatesleri yıkayın, soyun, sonra tekrar yıkayın. ortadan ikiye bölün (limon sıkacakmış gibi enine bölün boyuna değil). mümkün olan en ince şekilde yuvarlak yuvarlak doğrayın. 2-3 milimetre denir ideal ölçü için fakat elde cetvelle bunu ölçemeyeceğimize göre bir türk ölçü birimi veriyorum: "bıçağın sırtının kalınlığı kadar". yaptıkça alışacaksınız zaten. ruffles yapıyorsunuz gibi düşünün ama biraz daha kalın olsun.
2. soğanı küp küp veya halka halka doğrayıp kızgın yağda soteliyoruz. karamelize olana kadar soteleyin.
3. üzerine patatesleri atın. hepsini yağa gömmenize gerek yok, zaten ara sıra karıştıracaksınız. soğanlar patateslere yapışacaktır, bırakınız yapışsınlar. o soğanlar öyle bir lezzet verecek ki, of of of.
//videoyla benim aramdaki minik fark: ben soğanları öldürene kadar kavuruyorum, videoda hemen üzerine patates ekleyip kızartıyor. hangisini isterseniz o şekilde yapın.
4. patatesler kızarınca (tahta kaşıkla bölmeye çalışınca bölünecektir pişince) süzdürün, kağıt havlu üzerine alıp fazla yağını emdirin, oda sıcaklığına gelmesini bekleyin. asla videodaki gibi doğrudan yumurtanın üzerine kızgın patatesleri atmayın, yumurta pişer. pişireceğiz ama şu an değil.
5. patates soğuyunca üzerine 1 patates başına 2 yumurta kırın. yumurtayı çırpmayın, yumurtayı köpürtmeyin, sarısını patlatıp iyice patatesle karıştırın yeter. kabın ağzını alumüniyum folyo ile kapatıp buzdolabında 15-20 dk dinlendirin.
// dinlendirmeseniz de olur, ama buzdolabında dinlendirdikten sonra daha yoğun, daha viskoz bir kıvam alacak. o da pişirirken daha güzel sonuç veriyor.
6. kızgın bir tavaya çok az yağ döküp peçeteyle bulaştırın, yumurtalı patates karışımını tavaya boşaltın. iyice tavaya yayın, 1 dakika yüksek ateşte pişirip altını kısın 2 dakika daha pişirin. tavanın ağzına geniş düz bir tabak kapatıp ters çevirin, patatesin altını tavaya verin. aynı şekilde 1 dakika yüksek 2 dakika düşük ateşte pişirip altını kapatın.
şöyle görünmeli (sağdaki büyük yuvarlak şey) (alttakiler brokoli köftesi. salamlar da kedinin yemeği)
devamını gör...
çocukken inanılmaz kıymetli olan şeyler
taso ve misket.
devamını gör...
boş bkz vermek
doldurulabilecek bir şeyse dolduruverin elinize yapışmaz. bazıları hayat hikayesini bkz olarak veriyor onları da yukarıdaki yazarın dediği gibi * içine yazın.
devamını gör...
dondurma (yazar)
tanimlarindan ilginç bilgiler öğrendiğim ve okumaktan çok keyif aldığım kaliteli yazar. tabii ki takipteyim.
devamını gör...
pandemi nedeniyle ölmeye yüz tutan türk gelenekleri
akraba ziyaretleri ve el öpme faslı.
devamını gör...
sadece cahillerin kuracağı cümleler
cahil insanların kuracağı cümleler, bilmemezlikten veya bir fikir ayrılığından dolayı söylenen cümleler değildir. her şeyin apaçık ortada olduğu, görüldüğü, bilindiği, duyulduğu, yayıldığı bir çağda kulaklarını, gözlerini kapayıp kurulan cümlelerdir.
mesela "alaattin çakıcı bir vatan sevdalısıdır. bu vatan için yaptıklarını bilenler bilir, bilmeyenler kendi bilir."
hacı bilmeyen kendi bilir ne? ne yaptı? açıkla, bilelim.
usiv, dünyanın zeki, en yakışıklı insanıdır. bilenler biliiiiiir, bilmeyenler kendi bilir.
mesela "alaattin çakıcı bir vatan sevdalısıdır. bu vatan için yaptıklarını bilenler bilir, bilmeyenler kendi bilir."
hacı bilmeyen kendi bilir ne? ne yaptı? açıkla, bilelim.
usiv, dünyanın zeki, en yakışıklı insanıdır. bilenler biliiiiiir, bilmeyenler kendi bilir.
devamını gör...
yazarların başına gelen en kötü an
dedem öldüğünde babam kapıda ağlıyordu. hiçbir şey yapamamıştım. oysa ben o gün çok mutlu olmalıydım. çünkü doğumgünümdü!.
devamını gör...
vinca kültürü
m.ö 5700- m.ö 4700 yılları arasında balkanlar bölgesinde varlığını sürdürmüş olan bir neolitik anaerkil kültürdür. ama vinca kültürünü diğer zamane kültürlerden ayrı kılan, çok daha dikkat çekici bir özelliği vardır. bu özellik romanya'nın tartaria köyünde bulunan 7000 yıllık taş tabletlerdeki henüz çözülmemiş çeşitli sembollerdir ve bu tabletlerdeki sembollerin dünyadaki ilk yazı sistemi olabileceği iddia edilmektedir. söz konusu iddia kanıtlandığı takdirde, insanlık tarihini başlatan yazının icadı daha da eski tarihlere gidecek ve tüm tarih baştan yazılacaktır.
vinca yazı sistemi çeşitli sembollerden oluşur ve özellikle doğayı tasvir eden semboller oldukça dikkat çekicidir.tabiat unsurlarının çok önemli olduğu bilinen vinca kültüründe, birçok hayvan ve bitkilerin sembollerinin bu tabletlerde sıklıkla işlendiği görülür.
vinca yazı sistemi çeşitli sembollerden oluşur ve özellikle doğayı tasvir eden semboller oldukça dikkat çekicidir.tabiat unsurlarının çok önemli olduğu bilinen vinca kültüründe, birçok hayvan ve bitkilerin sembollerinin bu tabletlerde sıklıkla işlendiği görülür.
devamını gör...
sanat filmi
resim, müzik, edebiyat, heykel, tiyatro, sinema vs sanat dalı olarak tanımlanır fakat bu alanlarda üretilen her eser sanat eseri olarak kabul edilmez. bir eseri sanat eseri yapan şey, kendi alanında ustalıkla icra edilip, sanat tüketicisinin beğenisini kazanmaktır. sanat tüketicisi dediğimiz otoriteler ise ortaya konan eseri yorumlayabilecek yetide olan sanat tarihine hakim kişilerdir.
misal bir sanat filmi olarak square adlı filmi ele alalım sıradan bir sinema izleyicisi bu filmi izleyip çok beğendim bu sanat filmi dediğinde bu film sanat filmi olmuyor. bu film henüz vizyona girmeden sinopsisi hakkında sinema yazarları ve eleştirmenleri üzerinde konuşup yazıp çiziyor, filmin ilk gösterimine bu bahsettiğim sinema otoriteleri davet ediliyor ve sonrasında filmi değerlendirip hakkında bir takım yargılara varıyorlar anlamlandırmaya yorumlamaya çalışıyorlar ve belli bir süre sonra bu filmden sanat filmi diye bahsedilmeye başlanıyor.
sinema ve tiyatro diğer sanatlar gibi yekten icra edilebilecek alanlar değildir kolektif sanat eserleridir. birden fazla alanında uzman kişinin ortak çalışmasına dayanır.
belli bir kültürel seviyeye ulaşamayan her birey sanatı anlama ve anlamlandırma, ayırt etme noktasında tıkanıp kalır. eğitimsiz kulaklar, kulağına hoş gelen her ezgiyi sanat zannedebilir, eğitimsiz gözler picassonun eserlerini saçma bulabilir.
misal bir sanat filmi olarak square adlı filmi ele alalım sıradan bir sinema izleyicisi bu filmi izleyip çok beğendim bu sanat filmi dediğinde bu film sanat filmi olmuyor. bu film henüz vizyona girmeden sinopsisi hakkında sinema yazarları ve eleştirmenleri üzerinde konuşup yazıp çiziyor, filmin ilk gösterimine bu bahsettiğim sinema otoriteleri davet ediliyor ve sonrasında filmi değerlendirip hakkında bir takım yargılara varıyorlar anlamlandırmaya yorumlamaya çalışıyorlar ve belli bir süre sonra bu filmden sanat filmi diye bahsedilmeye başlanıyor.
sinema ve tiyatro diğer sanatlar gibi yekten icra edilebilecek alanlar değildir kolektif sanat eserleridir. birden fazla alanında uzman kişinin ortak çalışmasına dayanır.
belli bir kültürel seviyeye ulaşamayan her birey sanatı anlama ve anlamlandırma, ayırt etme noktasında tıkanıp kalır. eğitimsiz kulaklar, kulağına hoş gelen her ezgiyi sanat zannedebilir, eğitimsiz gözler picassonun eserlerini saçma bulabilir.
devamını gör...
aziz nesin
"bir gün bu ülkenin başucuna bir not yanağına da bir öpücük kondurup gideceğim. çok tatlı uyuyordun uyandırmaya kıyamadım diyeceğim."
"hayalim; küçük bir çocuğa ‘ne kadar seviyorsun' dediğinde, açıp elini iki yana ‘işte bu kadar' derkenki o masum sevgiyi bulmaktı."
"aynı kağıdın arka ve on yüzleri gibiyiz. sonsuza dek beraber; ama hiçbir zaman birbirlerini görmeyen."
"hayalim; küçük bir çocuğa ‘ne kadar seviyorsun' dediğinde, açıp elini iki yana ‘işte bu kadar' derkenki o masum sevgiyi bulmaktı."
"aynı kağıdın arka ve on yüzleri gibiyiz. sonsuza dek beraber; ama hiçbir zaman birbirlerini görmeyen."
devamını gör...
cinsel içerikli başlıkların verdiği rahatsızlık
cinselin tinsele rahatsızlık vermemesi gerekir. sözlük ve yazı, hayatın gerçeklerini yansıtmalıdır. kelimeleri güzelleştirmenin veya cinsel içerikli bir şeyi yasaklamanın manası yoktur. sevmediğin başlığı okumazsın olur biter. tıklamazsın. çünkü kimse senin cinsel hayatına müdahale etmiyor, karışmıyor. kimse seni ele almıyor.
gibi şeyler söylemek istediğim başlık...
gibi şeyler söylemek istediğim başlık...
devamını gör...
gördüğünüzde aklınıza bir film veya dizi getiren nesneler
ben ne zaman rulo yapılmış bir halı görsem aklıma hep mavi boncuk filmi gelir. içinden her an emel sayın çıkacak gibi gelir hep.
devamını gör...
günün şiiri
ruknettin'in kalbi için kehanetler (lütfen okuyun uzunluğuna bakmadan müthiş bir şiirdir.)
ruknettin'in aynalarda ağladığı kadar var.
bir mevsimin kıyısından tutarsan ruknettin
kurak ovalara yağmurlar yağar,
ayak bileklerinden kavrarsan bir harfi,
kalbin şiir olup vadilerini sular.
senin de vadilerin vardır ruknettin!
kehanetler kurarsın,yağmalarsın kendini
kurtarıp o yangında ilk önce kalbini
niyedir,aynalarda azalır sesin.
doktorum
ben bu kalbimi sarınır örtünürüm
kış gecelerinde o nu yakar ısınırım
üşürsem helak olacağımdan korkarım.
doktorum
gayya kuyusuna inmek istemem
bana bir ip uzat,yağmurlar istemem
aynaları kırarım,suretimi istemem
mevsimler dönedursun,bu dünyayı istemem
ben allah'ı isterim.
ben hep aynalardan geçerim doktor
aynalar benden geçer.
araf'tan bir sepet sarkıtırım aşağı,
doluşur içine narin böcekler
yaşamayı yeni öğrenmiş kelebekler
üşüşür ben kalbimi sarkıtınca aşağı
ben hep aynalardan geçerim doktor!
günahları için ağlayan kim varsa
kanatlarıyla okşar onu melekler
hep böyle midir
kalbin hep böyle yavaş mıdır ruknettin?
aynalar sana bir savaş mıdır ruknettin?
yarin dudaklarından trenler geçer de
kalbiyin istasyonunda durmaz mı
sen hiç satrançta yenilmez misin
atına binip hep gider misin
bilmez misin,atından ayrı düşen bir vezir
zehir gibi çoğaltır kanında yalnızlığı
ve nihayet şahlar da aynalardan geçer
bir sen mi kalırsın bu rüyada ruknettin
herhalde hep böyledir
bu dünya sevenlere bir tuzaktır ruknettin!
buraya kalbinizi kuşatmaya geldiydik
konuşmayı unuttuyduk,hal diliyle söylediydik.
dua okuduyduk,yağmur dilediydik
kalbinizi kuşatmaya geldiydik.
hoşgeldiniz.buyrun.işte kalbim.
adımı unuttuğum zamanlarda ruknettin'im
gövdesi ihlal edilmiş bir yetimim.
şu kapıdan buyurun, az ilerisi kalbim.
benim kalbim bir ıslahevidir doktor.
yetim bir çocuk durmadan azarlanır içinde
benim kalbim gövdesi ıslahevlerine çakılı bir kuştur
uçmayı bilmeden ölür kenar otellerde
kalbim ıslah olmaz bir kuştur doktor
tıkanır,ölür metropollerde.
bir çiçeği uyandırmak için mi
söner bu ateşgahlar
kaldırmak için mi yeraltını
o derin uykusundan
kurur bu göl
ne var ve ne oluyor
neden türkü söylüyor fesleğenler
uzakta biri mi göründü
biri incil okurken düşüp bayıldı mı
bir rüya mı gördü yalnız keşişler
ne oldu?
adım ruknettin,tanışıyor olmalıyız
bir çay ocağında ya da bir merdiven başında
sunmuş olmalıyım kalbimi size
bakın!demiş olmalıyım henüz avladım o'nu
igvanın zehrini boşalttığı kuyularda.
yalnız günah parlar zifiri karanlıkta
ve kuyudan kuyuya bir yol yoktur
bir avcı tüfeğini doğrulttuğunda
ay gibi ışıdığında bir aşk
bir mevsim yönünü şaşırdığında.
hayret etmiş olmalısınız,kalbim
hezarfen misali havalanınca.
korkarım sevgili doktor,bu mektuba kendimi üzerek başlayacağım
çabuk büyüyen bir çocuk gibi,
ceplerimin nerede olduğunu unutacağım önce
ve mazi gizlenecek bir yer bulamayacak kendine.
sonra bir menekşeyi teheccüde kaldırmayı unutacağım.
unutacağım,hangi şehirde durursam yar beni karşılar.
nerede ölürsem bahtıma idamlar çıkar
gülümseyen bir arap olacak yüzümün size bakan tarafı,
terkedip gitmelerin ağırlaştığı bir güz olacak öte yarısı.
alnımın dokunduğu yerden savaşlar artacak
ve bahar giysilerine bürünmüş gelirken kıyamet
''gönüllü mağlupları olacak hayatın'' doktor.
yarından korkan adam,ruknettin böyle söyler.
siz doktor,yazabilir misiniz bir gülü yeniden
alıştırabilir misiniz baharı çürüyen toprağa
kabaran yağmuru yeraltına
ve bir aşkı ayrılığa
yakıştırabilir misiniz doktor
kanatlarında hüzün ve manolya taşıyan
kuşlarla konuşabilir
ve trampetimi geri verebilir misiniz bana?
ah kalbin moğolları ! size verecek ne kaldı
bir kitap olup yandı da o
külünden zehir kaldı
bir hayal olup uçtu da
gökte melekler bağırdı
''eve dön,eve dön!''
döndüm ki;şehrin ağrıları üstüme kaldı
bulvara uzanmış diskotek kızları/o melul orospular/
süpermarketler,bankalar
/yani toplu insan mezarları/
üstüme kaldı.
size ne denir ey kalbin istilacıları
barbar denir,'bir hayal yıkan'denir.
alın o'nu da götürün,bir kalbim kaldı.
bir ilkokul atlasında gemilerim yandıydı
cenevizden geliyordum,elimde mektuplarım vardı.
elimde ölü bir kızın sağır saçları vardı
bir mevsimin ortasında kalakaldıydım
bakkaldan manavdan değil,
cenevizden geliyordum doktor
o kızın saçlarından geliyordum
yitirilmiş bir mahkemeden
galiba kalbimden geliyordum.
bir güle boyun eğdiren nedir
o aşk değilse
nedir kalbe çıkartılan
tutuklama emri,
aşk değilse.
ah,o sığınaklardan
yitikleri toplayan
ve düşlere vuran gemi
nedir aşk değilse
size kendimden bahsediyorum doktor
biraz yağmur kimseyi incitmez.
iyi ruhların arasında dolaşan
bir gölgeden sözediyorum.
acıdan çatlamış kalbi
soğuğa dayanıklı kılan bir bilgiden
terkedilmiş şizofrenleri
kendine çeken vadiden
keşişlerin hüznünden
ve bir aşk yüzünden
ayları karıştıran kişinin
tababet-i ruhiyyesinden
size kendimden bahsediyorum doktor
ben kar yağarken ıslanmam.
benim öbür adım rüzgar
uğradığım orman
değdiğim kalp uğuldar.
deki bulunur elbet
iyi bir hal üzre kaybolan kişi
kemal sayar.
ruknettin'in aynalarda ağladığı kadar var.
bir mevsimin kıyısından tutarsan ruknettin
kurak ovalara yağmurlar yağar,
ayak bileklerinden kavrarsan bir harfi,
kalbin şiir olup vadilerini sular.
senin de vadilerin vardır ruknettin!
kehanetler kurarsın,yağmalarsın kendini
kurtarıp o yangında ilk önce kalbini
niyedir,aynalarda azalır sesin.
doktorum
ben bu kalbimi sarınır örtünürüm
kış gecelerinde o nu yakar ısınırım
üşürsem helak olacağımdan korkarım.
doktorum
gayya kuyusuna inmek istemem
bana bir ip uzat,yağmurlar istemem
aynaları kırarım,suretimi istemem
mevsimler dönedursun,bu dünyayı istemem
ben allah'ı isterim.
ben hep aynalardan geçerim doktor
aynalar benden geçer.
araf'tan bir sepet sarkıtırım aşağı,
doluşur içine narin böcekler
yaşamayı yeni öğrenmiş kelebekler
üşüşür ben kalbimi sarkıtınca aşağı
ben hep aynalardan geçerim doktor!
günahları için ağlayan kim varsa
kanatlarıyla okşar onu melekler
hep böyle midir
kalbin hep böyle yavaş mıdır ruknettin?
aynalar sana bir savaş mıdır ruknettin?
yarin dudaklarından trenler geçer de
kalbiyin istasyonunda durmaz mı
sen hiç satrançta yenilmez misin
atına binip hep gider misin
bilmez misin,atından ayrı düşen bir vezir
zehir gibi çoğaltır kanında yalnızlığı
ve nihayet şahlar da aynalardan geçer
bir sen mi kalırsın bu rüyada ruknettin
herhalde hep böyledir
bu dünya sevenlere bir tuzaktır ruknettin!
buraya kalbinizi kuşatmaya geldiydik
konuşmayı unuttuyduk,hal diliyle söylediydik.
dua okuduyduk,yağmur dilediydik
kalbinizi kuşatmaya geldiydik.
hoşgeldiniz.buyrun.işte kalbim.
adımı unuttuğum zamanlarda ruknettin'im
gövdesi ihlal edilmiş bir yetimim.
şu kapıdan buyurun, az ilerisi kalbim.
benim kalbim bir ıslahevidir doktor.
yetim bir çocuk durmadan azarlanır içinde
benim kalbim gövdesi ıslahevlerine çakılı bir kuştur
uçmayı bilmeden ölür kenar otellerde
kalbim ıslah olmaz bir kuştur doktor
tıkanır,ölür metropollerde.
bir çiçeği uyandırmak için mi
söner bu ateşgahlar
kaldırmak için mi yeraltını
o derin uykusundan
kurur bu göl
ne var ve ne oluyor
neden türkü söylüyor fesleğenler
uzakta biri mi göründü
biri incil okurken düşüp bayıldı mı
bir rüya mı gördü yalnız keşişler
ne oldu?
adım ruknettin,tanışıyor olmalıyız
bir çay ocağında ya da bir merdiven başında
sunmuş olmalıyım kalbimi size
bakın!demiş olmalıyım henüz avladım o'nu
igvanın zehrini boşalttığı kuyularda.
yalnız günah parlar zifiri karanlıkta
ve kuyudan kuyuya bir yol yoktur
bir avcı tüfeğini doğrulttuğunda
ay gibi ışıdığında bir aşk
bir mevsim yönünü şaşırdığında.
hayret etmiş olmalısınız,kalbim
hezarfen misali havalanınca.
korkarım sevgili doktor,bu mektuba kendimi üzerek başlayacağım
çabuk büyüyen bir çocuk gibi,
ceplerimin nerede olduğunu unutacağım önce
ve mazi gizlenecek bir yer bulamayacak kendine.
sonra bir menekşeyi teheccüde kaldırmayı unutacağım.
unutacağım,hangi şehirde durursam yar beni karşılar.
nerede ölürsem bahtıma idamlar çıkar
gülümseyen bir arap olacak yüzümün size bakan tarafı,
terkedip gitmelerin ağırlaştığı bir güz olacak öte yarısı.
alnımın dokunduğu yerden savaşlar artacak
ve bahar giysilerine bürünmüş gelirken kıyamet
''gönüllü mağlupları olacak hayatın'' doktor.
yarından korkan adam,ruknettin böyle söyler.
siz doktor,yazabilir misiniz bir gülü yeniden
alıştırabilir misiniz baharı çürüyen toprağa
kabaran yağmuru yeraltına
ve bir aşkı ayrılığa
yakıştırabilir misiniz doktor
kanatlarında hüzün ve manolya taşıyan
kuşlarla konuşabilir
ve trampetimi geri verebilir misiniz bana?
ah kalbin moğolları ! size verecek ne kaldı
bir kitap olup yandı da o
külünden zehir kaldı
bir hayal olup uçtu da
gökte melekler bağırdı
''eve dön,eve dön!''
döndüm ki;şehrin ağrıları üstüme kaldı
bulvara uzanmış diskotek kızları/o melul orospular/
süpermarketler,bankalar
/yani toplu insan mezarları/
üstüme kaldı.
size ne denir ey kalbin istilacıları
barbar denir,'bir hayal yıkan'denir.
alın o'nu da götürün,bir kalbim kaldı.
bir ilkokul atlasında gemilerim yandıydı
cenevizden geliyordum,elimde mektuplarım vardı.
elimde ölü bir kızın sağır saçları vardı
bir mevsimin ortasında kalakaldıydım
bakkaldan manavdan değil,
cenevizden geliyordum doktor
o kızın saçlarından geliyordum
yitirilmiş bir mahkemeden
galiba kalbimden geliyordum.
bir güle boyun eğdiren nedir
o aşk değilse
nedir kalbe çıkartılan
tutuklama emri,
aşk değilse.
ah,o sığınaklardan
yitikleri toplayan
ve düşlere vuran gemi
nedir aşk değilse
size kendimden bahsediyorum doktor
biraz yağmur kimseyi incitmez.
iyi ruhların arasında dolaşan
bir gölgeden sözediyorum.
acıdan çatlamış kalbi
soğuğa dayanıklı kılan bir bilgiden
terkedilmiş şizofrenleri
kendine çeken vadiden
keşişlerin hüznünden
ve bir aşk yüzünden
ayları karıştıran kişinin
tababet-i ruhiyyesinden
size kendimden bahsediyorum doktor
ben kar yağarken ıslanmam.
benim öbür adım rüzgar
uğradığım orman
değdiğim kalp uğuldar.
deki bulunur elbet
iyi bir hal üzre kaybolan kişi
kemal sayar.
devamını gör...
diyalektik materyalizm
diyalektik materyalizm, marksizmin felsefesidir diyebiliriz.
materyalizm dediğimiz kavram, marx ve engels'ten önce de vardı. ama onlar, 19. yüzyılın buluşlarının da yardımıyla, bu materyalizmin şeklini değiştirdiler ve "diyalektik" materyalizmi yarattılar.
materyalizm dediğimiz kavram, marx ve engels'ten önce de vardı. ama onlar, 19. yüzyılın buluşlarının da yardımıyla, bu materyalizmin şeklini değiştirdiler ve "diyalektik" materyalizmi yarattılar.
devamını gör...
tenturdiyot (yazar)
yaraların nikotik ve bakteriyel cilt enfeksiyonlarının antisepsisinde, yaraların mikrop kapmasının önüne geçmek için sürülen iyotlu tentüre tentürdiyot denir. eskiden ilk yardım çantalarının vazgeçilmezi olan tentürdiyot yerine şimdi "polivinilpirolidon iyot" isimli madde kullanılmaktadır.
kafa sözlükte ise değerli bir yazarın tenturdiyot mahlasıdır. özgün yazıları ile sözlüğe renk veren örnek bir yazardır. paylaşımcı, üretken, nezaket sahibi, takip edilesi bir bilgi kaynağıdır. kafa sözlüğe dadanan trollere karşı ilkyardımın vazgeçilmezidir.
kafa sözlükte ise değerli bir yazarın tenturdiyot mahlasıdır. özgün yazıları ile sözlüğe renk veren örnek bir yazardır. paylaşımcı, üretken, nezaket sahibi, takip edilesi bir bilgi kaynağıdır. kafa sözlüğe dadanan trollere karşı ilkyardımın vazgeçilmezidir.
devamını gör...
paris komünü
karl marx her şey bittikten sonra komüncüler için “onlar cennetin fethine çıkmışlardı" derken, lenin, 1905 rus demokratik devrimi’nin ertesinde; “paris komününün anısını ne denli yüceltirsek, onun yanlışlarını ve içinde yer aldığı özel koşullan tahlil etmeksizin ona gelişigüzel değinmek de o denli hoş görülemez,” demiştir.
devamını gör...
ahlakın ölmesi
sevindiğim haber. ahlakın temelinin dinlere bağlı olduğunu düşününce dolaylı olarak dinlerin de öldüğüne işarettir.
devamını gör...
samsun’da sokak ortasında eşi tarafından şiddete uğrayan kadın
ya ben anlamıyorum bazi yazarları, ''niye aşağı inip yardım etmediniz'' diye asıl suçlanması gereken kişi değilde evinde oturan insanlar suçlanıyor.
al kardeşim inmişler linç etmişler. çözüldü mü problem şimdi? merak etmeyin mahallelerde böyle bir sorun yok zaten. bir sürü kadına şiddete tanık oldum. hepsinde de çevredeki insanlarla birlikte koştuk. şu salak muhabbeti ısıtıp ısıtıp önümüze koymayın artık. ışınlanıcak mi millet 3-4 dkkada inmişlerdir.
bir kaç ekleme daha yapayım bu işler eylemle, sesimizi çıkartalımla olacak bir iş değil. çünkü senin yaptığın eylemi burada yazdığın şeyi bu or**pu evladı görmüyor zaten. görmeyecekte. tipine bı baktınız mı o adamın? sizce o bizim eylemimize yazdığımıza cizdigimize bakar mı? bu tipler çok belli. korkak tipler. babasından patronundan başka bir şeyden korkan gidip karısına kızına dayilaniyor.
yaptırım yok maalesef. ceza sisteminin iğne deliğinden geçip kurtulmuş biri olarak söylüyorum. yok abi. ceza almayacak bu adam. sosyal medyanın gücüyle bu alır. ama o video olmasaydı almayacakti. 9 kere şikayet edilmiş. biliyor bir şey olmayacağını. bir şey olmayacağını biliyor ve kansız bir yavşaksa ne olacağı belli değil mi?
al kardeşim inmişler linç etmişler. çözüldü mü problem şimdi? merak etmeyin mahallelerde böyle bir sorun yok zaten. bir sürü kadına şiddete tanık oldum. hepsinde de çevredeki insanlarla birlikte koştuk. şu salak muhabbeti ısıtıp ısıtıp önümüze koymayın artık. ışınlanıcak mi millet 3-4 dkkada inmişlerdir.
bir kaç ekleme daha yapayım bu işler eylemle, sesimizi çıkartalımla olacak bir iş değil. çünkü senin yaptığın eylemi burada yazdığın şeyi bu or**pu evladı görmüyor zaten. görmeyecekte. tipine bı baktınız mı o adamın? sizce o bizim eylemimize yazdığımıza cizdigimize bakar mı? bu tipler çok belli. korkak tipler. babasından patronundan başka bir şeyden korkan gidip karısına kızına dayilaniyor.
yaptırım yok maalesef. ceza sisteminin iğne deliğinden geçip kurtulmuş biri olarak söylüyorum. yok abi. ceza almayacak bu adam. sosyal medyanın gücüyle bu alır. ama o video olmasaydı almayacakti. 9 kere şikayet edilmiş. biliyor bir şey olmayacağını. bir şey olmayacağını biliyor ve kansız bir yavşaksa ne olacağı belli değil mi?
devamını gör...
