kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

microwave amplification by stimulated emission of radiation'ın * baş harflerinden oluşan ve bildiğimiz lazer ile hemen hemen aynı şey olan fiziksel fenomen. bazı kaynaklarda mazer olarak da geçer.

olayın adındaki "uyarılmış ışınım emisyonu" kısmını basitçe anlatmaya çalışayım.

atomların etrafındaki elektronlar belirli enerji seviyelerinde dolanır. bunlara ekstra enerji verirseniz, daha yüksek enerji seviyelerine geçiş yaparlar ama burada uzun süre kalmak istemezler ve ilk fırsatta eski yerlerine geri dönerler. bunu yaparken de aldıkları enerjiyi geri verirler, yani ortama bir foton bırakırlar. bu durum ortamın özelliğine göre kendiliğinden gerçekleşebilir.

ancak maser oluşturmak için, atom zaten yüksek bir enerji seviyesindeyken ona 2. bir foton gönderilir. atom bu fotonu da bünyesine dahil eder ve hızlıca eski haline döner. bu sırada 2 foton birden bırakır ortama. foton dediğimiz şey ışığın da ana maddesidir. böylece ortaya güçlendirilmiş bir ışınım çıkmış olur.

maser oluşturmak için gereken uyarılmış elektronların enerji seviyesi geçişlerini sağlamak için krom ve gadolinyum gibi paramanyetik maddelerin iyonları kullanılır. lazerden farkı, daha yüksek frekanslı * elektromanyetik dalgalar ile oluşturulmasıdır.
devamını gör...

bir tarafta sosyalizm, diğer tarafta kapitalizm. haluk levent gönüllerin şampiyonudur, acunun canı cehenneme.
devamını gör...

halk arasında kırmızı peygamber çiçeği, yanardöner ve gelin düğmesi isimleriyle anılan bitki, dünyada sadece ankara’nın gölbaşı ilçesinde yetişen endemik bir bitkidir. son zamanlarda tahmin edebileceğimiz gibi nesli tükenme tehlikesindeymiş. ekolojik tarım ile bunun öne geçilebileceği söyleniyor. sevgi de tüketiliyor ya günümüzde, çiçeğine de sıra geliyor yavaş yavaş. sevip de kavuşamayan iki aşığı temsil ediyormuş bu çiçek işte buradan çiçek açıyormuş.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

biri beni ne zaman şakasına denize itse babamın kaybı gelir aklıma.

17 yaşındayım. babam ankarada kanser tedavisi görüyor. babannem evi satmış, oğlunu bir kaç ay daha fazla yaşatmak için öğrendiği her şeyi pişirip taşırıyor. keçiboynuzları, ısırgan otları, kaplumbağa kanları. bense kiliste yatılı okuyorum, fen lisesine 4. olarak girmişim, denemelerde ise sondan 4. falanım.

müdür odasına çağırdı bir gün, dedim sıçtık; geçen hafta yurtta viski yuvarlamıştık kesin biri öttü. gittim odasına, içerde gördüğüm ama hiç konuşmuşluğumun olmadığı bir akrabamızla oturuyor. müdür, babanın yanına gönderelim bu dönem seni, dersleri düşünme dedi, olur hocam dedim. bu kadar iyilik beklemiyordum tabi bu dalyaraktan. şaşırdım. akrabam aldı beni, bindik otobüse gittik ankara'ya. akrabamla sıkıcı ve alakasız bir ısınma turu yaptık, saçma oldu ve sonrasında yol boyunca hiç konuşmadık.

sabah babannemin evine geldik, kapıda bir sürü ayakkabı, ben hala anlamıyorum. içeri girdiğimde tanımadığım bir sürü insan ağlıyor, sonra sonra tanıdık geliyor yüzler, ama hala anlamıyorum. arkamdan gelerek baban öldü diyor kuzenim ağlayarak. sonra diyorum ki abi arkamdan gelip itmeyin denize, üşüyorum.

çıkıp botanikte bir banka oturuyorum, bir sigara yakıyorum, 5 dakika sonra bir adam geliyor yanıma, monolog bir sohbetten sonra avrupa'da ibnelerin nasıl sikiştiğini anlatıyor, ''ayak tırnağından başlayıp saçının teline kadar yalıyorlar, yok böyle bir şey''.
devamını gör...

kitaplığımdan bazı kitapları verebilirim. okumadığım bazı kitaplar var öylece dursunlar istemiyorum. isteyene gönderebilirim.
devamını gör...

kısacık kariyerine onlarca eser sığdıran, bu eserleriyle dinleyicilerine onlarca tarifsiz duyguyu aynı anda yaşatmayı başaran, sesi kadar yüreği de güçlü olan adamın adıdır barış akarsu.
üç yıllık kariyeri olmasına rağmen on üç yıldır konuşuluyor, dinleniyor, anılıyor. işte sanatçı buna denir. günümüzde ne kadar da ucuzlaştı bu kelime değil mi? "sanatçı" yedi kelime. herkes kaldıramaz bu yedi kelimeyi, ağır gelir.

"satılık olan karanlıktır, çerçevede."
devamını gör...

özdemir asaf demiş ya "benim söylemek için çırpındığım gecelerde siz yoktunuz... " diye işte bu cümle
devamını gör...

capcom'un street fighter serisi dövüş oyunlarında özel bir saldırıdır. ryu, sakura, ken, gouken, akuma karakterleri tarafından kullanılabilir. halk arasında adı aduket olarak da geçer.
devamını gör...

gördüğüm kadarıyla yazarlar özene bezene, kırmadan dökmeden katkı sağlamaya çalışıyorlar. bizler tuğlaları güzel yerleştirelim ki; düzgün, kaliteli bir yapı ortaya çıksın, ilerleyen zamanlarda geriye bakıp gurur duyacağımız bir platform olarak anılsın. *
bu arada unutmadan; moderasyona da kalite amacı gütmelerinden dolayı kendi adıma teşekkür ediyorum.
devamını gör...

kanguru musun kızım sen diyip, ağzının payını vermeniz gerekir.*

ama yapmayın, zira içinden bir pelin su çıkıverir ve hayatınızın zılgıtını yersiniz.*
devamını gör...

cips, çukuleta fln yasak değilse sorun yok.

edit: böyle saçma bi olay görmedim. birkaç saate iptal ederler.
devamını gör...

el yapımı olan ve malzemeden çalınmadan yapılan hemen hemen her ürünün sahip olacağı sıfattır.
devamını gör...

egzistansiyalizm
transandantal

kahretsin ki şu kelimeleri söyleyebileceğim havalı bir sohbetim olmadı öğrencilik hayatım boyunca. şimdi de hep kitap okurken içimden söyleyebiliyorum kendi kendime.
devamını gör...

evernevergreen'in listesi
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
hadi eyvallah.
devamını gör...

bir turgut ulucan kitabıdır.

okur okumaz hayran kaldığım yazar turgut ulucan nergis kitabından sonra bana edebi bir iştahla oburca okuduğum bir kitap hediye ederek kütüphanemde kazanmaya başladığı saygın yeri daha da güçlendirdi.

mr.bean’in bir bölümünde bean tren seyahati yaparken karşısındaki adam okuduğu kitaba o kadar güler ki bean için yolculuk bir cehennem azabına döner. o bölümü izlediğimde insan okuduğu bir şeye bu kadar gülemez diye düşündüğümü hatırlıyorum ama bu kitabı okurken o zamanlar ne kadar yanıldığımı anladım. özür diliyorum.

romanda yozgat’ın akpınar köyüne konuk oluyoruz, aslında tam da olamıyoruz çünkü nedendir bilinmez yollar uzun zamandır kapalı. bu tuhaf durum elbette bizi meraklandırdığı kadar akpınar köylüsünü de meraklandırıyor. allahtan zabun lütfü var da köylüye neler olup bittiğini anlatıyor.

zabun lütfiye göre ülke yeni bir darbe mağduru olmuş ve askerler köylüye çok kızgın olarak geri dönmüşler. biz onlara demokrasi verdik, onlara koşa koşa menderes’e gittiler, bu sefer ümüklerini sıkacağız, derler.

sonra köyü alır bir telaş. camiyi yıkmayı düşünmeye kadar gider kendilerini kurtarma planları. herkes kendi bildiğince yol gösterir, çözüm önerir, kafa patlatır. ama yollar da açılmaz bu arada. asker ha geldi ha gelecek. ha güldü ha geçecektir.

mutlaka okunması gereken, hacimsiz ama dev bir kitaptır.
devamını gör...

gül kokuyorsun

gül kokuyorsun bir de
amansız, acımasız kokuyorsun
gittikçe daha keskin kokuyorsun, daha yoğun
dayanılmaz birşey oluyorsun, biliyorsun
hırçın hırçın, pembe pembe
öfkeli öfkeli gül
gül kokuyorsun nefes nefese.

gül kokuyorsun, amansız kokuyorsun
ve acı ve yiğit ve nasıl gerekiyorsa öyle
sen koktukça düşümde görüyorum onu
düşümde, yani her yerde
yüzü sararmış, titriyor dudakları
şakakları ter içinde
tam alnının altında masmavi iki ateş
iki su
iki deniz bazan
bazan iki damla yaz yağmuru
mermerini emerek dağlarının
şiirler söylüyor gene
ölümünden bu yana yazdığı şiirler
kızaraktan birtakım şiirlere
büyük sular büyük gemileri sever çünkü
ve odur ki büyüklük
şiir insanın içinden dopdolu bir hayat gibi geçerse
o zaman ölünce de şiirler yazar insan
ölünce de yazdıklarını okutur elbet
ve senin böyle amansız gül koktuğun gibi
yaşamanın herbir yerinde.

gül kokuyorsun, amansız kokuyorsun
bu koku dünyayı tutacak nerdeyse
gül, gül! diye bağıracak çocuklar bütün
herkes, hep bir ağızdan: gül!
ve herşeyin üstüne bir gül işlenecek
saçların, alınların, göğüslerin üstüne
yüreklerin üstüne
bembeyaz kemiklerin
mezarsız ölülerin üstüne
kurumuş gözyaşlarının
titreyen kirpiklerin üstüne
kenetlenmiş çenelerin
ağarmış dudakların
unutulmuş çığlıkların üstüne
kederlerin, yasların, sevinçlerin
ve herşeyin üstüne bir gül işlenecek.

bir rüzgar, bir fırtına gibi esecek gül
yıllarca esecek belki
ve ansızın dünyamızı göreceğiz bir sabah
göreceğiz ki
biz dünyamızı gerçekten görmemişiz daha
geceyi, gündüzü, yıldızları
görmemişiz hiç
tanışmaya komamışlar bizi güzelim dünyamızla.

öyleyse dostlar bırakın bu yalnızlıkları
bu umutsuzlukları bırakın kardeşler
göreceksiniz nasıl
güller güller güller dolusu
nasıl gül kokacağız birlikte
amansız, acımasız kokacağız
dayanılmaz kokacağız nefes nefese.

edip cansever

eser gökay'ın sesinden
devamını gör...

birkaç sebebi olabilir. anlatmaya çalışayım.

çürük sebebiyle oluşan diş ağrıları, diş yüzeyinde başlayan çürüklerin dişin merkezindeki sinir-damar kompleksi olan pulpaya ya da pulpanın beslediği sert doku olan dentine ulaşmasıyla oluşur. pulpaya ulaşmış bir enfeksiyon artık çok büyük ihtimalle kanal tedavisine gider, bu yüzden ufak ağrılar göz ardı edilmemelidir. yüzeyde göze çarpan bir çürük olmasa dahi dişlerin arasında başlayan arayüz çürükleri sebebiyle ağrı oluşmuş olabilir. bu tip çürüklerin oluşmaması için diş ipi kullanmak önemlidir.

diş gıcırdatma olarak bilinen bruksizm sebebiyle dişler aşınır ve dişin en dış tabakası olan minenin altındaki dentin açığa çıkar. dentin, sert olmasına rağmen boşluklu bir yapıya sahiptir ve açığa çıkması, ağrıdan ziyade hassasiyet diyebileceğimiz bir tabloya yol açar. özellikle sıcak soğuk şeyler tüketirken dişleriniz sızlar. birden fazla dişte ağrı, sızı varsa (özellikle ön dişlerde) şüphelenilebilir, zaten ısırma yüzeylerine baktığınız zaman anlarsınız.

yirmilik dişler, aslında şimdiye kadar evrimsel süreçte kaybetmiş olmamız gereken dişlerdir (kendi başlığında anlatacağım) ve zaman zaman çenemize sığmaz ve çıkarken diğer dişleri sıkıştırırlar. bu da hem dişlerin az ya da çok çapraşıklığına, hem de ağız genelinde ağrıya sebep olabilir. özellikle kulağa, boğaza vuran bir ağrı varsa, ağrı birden çok dişi kapsıyorsa, diş ağrısına baş ağrısı eşlik ediyorsa yirmiliklerden şüphelenilir. kimi zaman gömülü oldukları yerde çürür ve kiste dönüşürler.

çürümüş dişlere kesinlikle alkol, kolonya gibi yumuşak doku irritanları basılmamalıdır. ağrıyı geçirmez, üstüne dişeti yanıklarına sebep olurlar.

jakstat hocamın katkısıyla: bütün nedenler elenmiş olmasına rağmen ortada hâlâ bir ağrı varsa, trigeminal nevraljiden şüphelenilir. bu durumda nörolojiye gitmekte fayda vardır.
devamını gör...

islam peygamberine yoluna dikenler dökmek, kapısının önüne hayvan leşi bırakmak hakaret etmek sureti ile karşı gelen.
ismi beraber anılan ebu cehilin aksine oturaklı olmayan basiretsiz ve çokta akıllı sayılmayacak insandır.

öyle ki: ismini lanetleyen ve cehennemde yanacağını söyleyen ayeti müslüman oldum diyerek çürütebilirdi çünkü islam'da sonradan müslüman olan önceden yaptıklarından sorumlu tutulmaz ve affedilir. eğer müslüman oldum dese idi islam'ın iki ayetinden birini boşa çıkartacaktı.

ama o bunu yapmadı ve ayetler arasında tutarsızlık oluşmadı. buda müslümanlarca kuran'ın mucizesi kabul edilir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim