sevgili normal sözlük yönetimi kitap gönderme kısmıyla beni benden alması bir yana dursun, çevremdeki birçok insanı da "lan o ne güzel sözlükmüş biz de üye olalım" nidaları atarak sözlüğe çekti, çok hoş bir detay değil mi? ama.... aması ne yazık ki var, bu güzel organizasyonun belki de tek can yakan kısmı ptt kargo ile teslimat sağlanması...

bildiğimiz üzere, türkiye'de işini hakkıyla yapan kargo şirketi yok, daha da kötüsü tüm kargo şirketleri toplanmış, "nasıl en şerefsiz olabiliriz?" mantığı ile çalışıyorlar.

bir hafta kadar önce sözlük kütüphanesinden kitap talep etmiştim, daha o gün içerisinde geri dönüşler sağlandı, birkaç gün sonra da kargo verildi, buraya kadar her şey kusursuz, kitap kısmı sözlük yönetimi elinden çıkıp kargonun elinin altına girince, nasıl değişiyor biliyor musunuz? misal, 2 gün önce, cumartesi sabahı saat 10 civarlarında gelmiş evime?! kargo, gelemeyince de apartmanın dış kapısına bir kağıt bırakıp şubeden almamı istemişler.

saat 8'de uyanmış, kitap okumaya dalmış bir insan evladı olarak, gelen bir kargonun kapıyı çalması veyahut zili çalması gerekmez mi? öyle bir durumda duymamam imkansız çünkü salonda otururken hemen yanı başımda olan kapı sesini duymayı bırakın, dışarıda denizden gelen gemilerin sesini dahi duyuyorum... yemin ediyorum sırf yukarı çıkmaya üşeniyorlar, kaldı ki bana "abi aşağıdayız bi gelsene" diyerek aramış olsa, üşenmem inerim.

üşenmem dedim, hakikaten gideyim alayım şubeden diye düşünüyorum ama bulunduğum yere en uzak ptt şubesinde bekletmişler, hadi ona da laf etmiyorum belki kargo kısımları ayrıdır diye, asıl sorun neresi biliyor musunuz? birkaç hafta önce yurtiçi %50, yurtdışı da %80 civarında zam yapılmış kargo ücretlerine, yani şöyle söyleyeyim kitap olduğu halde 16 lira kargo ücreti tutmuş, normalde kitap olması halinde indirim olması gerekiyor biliyorsunuz böyle bir kampanyaları var, ulan 16 liraya kampanyalı kitap alıyor insan.

şimdi diyeceksiniz ki, "la it, bi hafta sigara içme, alkol içme, git kargonu al da oku."
ben sigara kullanmıyorum, alkolüm de yok, cumaya kadar 42 lira ile idare etmem gerek, çok kızgınım sana ptt kargo, çok çok çok kızgınım.

sözlük yönetimi cansınız, sizin ayaklarınızı gül suyu ile yıkarım.
ptt kargo, senin allah belanı versin.
devamını gör...

dar sokaklarda karşıdan araba gelmesi. ne yapacağımı şaşırıyorum. çözüm basit olmasına rağmen.
devamını gör...

güvensizlik.
devamını gör...

yeterince sıkıldığımız şu günlerde hayatın öyle ya da böyle devam ettiğini hatırlatan hareketli şarkılar dinledik pame'de. sürç-i lisan ettikse affola.
gelenlere, dinleyenlere, kendinden bir şeyler bulanlara, tüm müzikseverlere çok teşekkür ederim. *

pame radyo yayını'nın 2 mayıs 2021'de yayınlanan bir buçuk saatlik bu bölümünde dinlediğiniz şarkıların sıralı tam listesi için:

youtube.com/playlist?list=P...
devamını gör...

acaba bu trajekomik travma sonucu kedinin kahin olma durumu olurmu!
akıllara kahin (bkz: baba vanga) olayını getiren durum.
aradaki tek fark biri sert dönüş yaşamıştı, bu ise yumoş ile hafifletilmiş.
devamını gör...

- geçmişi öne sürmek. sen böyle yapmıştın, 5 sene önce senin yüzünden bu olmuştu, daha önce sen şunu şunu demiştin diyip konudan uzaklaşmak.

- a konusunu tartışmaya başladığınız zaman a hariç bütün her şeyin tartışma konusu haline gelmesi. b, c , d, z gibi.

- o an söylemediğiniz şeylerin sanki söylenmiş gibi önünüze getirilmesi. mesela " hayır ben böyle bir şey demedim saçmalıyorsun" dersiniz ve o şöyle der. " saçmalıyorum öyle mi? sen bana nasıl aptal gibi saçmalıyorsun dersin! ben aptal mıyım?"

- o ana kadar karşı tarafın eline hiçbir koz vermediyseniz o zaman etrafınızda olan ve size bağlı bir insan üzerinden tartışmayı ilerletir. mesela anneniz, babanız, kardeşiniz.

veeeee en önemlisi tartışma sırasında taraftar toplar. asla ama asla onunla direkt olarak tartışma yaşayamazsınız. başkalarından yardim alır ve o kişileri tartışmanın içine dahil eder. 4 kişi toplam 180 aykü ile savaşmaya başlar. bu anlarda muhatabın sesi daha gür çıkar.

bebeklerim benim. hepsine ayrı ayrı bayılıyorum.
devamını gör...

fotoelektrik olay ışığın metalden elektron koparması sonucu diye tanımlanabilir. kopmuş elektronlara fotoelektron denir.
devamını gör...

klasisizm'in fikir babalarından biri olan fransız şair. régent du parnasse olarak anılmaktadır. ilk önemli eseri satires bir taşlamadır ve scudéry, chapelain, quinault gibi çağdaşlarını hedef almıştır. insan olmanın başlıca bir delilik olduğunu düşündüğünü eserlerinden sezebiliyoruz aslında. seçtiği kelimeler ve kurduğu cümleler açık ve net bir şekilde saldırıya uğramış gibi hissetmeniz için yazılmış. françois girardon tarafından yapılmış bir büstü bulunmaktadır.

(bkz: l'art poétique) pierre clarac'a göre bu eser, yüzyılın ilk yarısında fransa'da geliştirilen klasik doktrinin bir özetidir.
(bkz: épîtres)
(bkz: le lutrin).
(bkz: dialogue sur les héros de roman)
(bkz: les satires)

--- alıntı ---

“la rime est une esclave et ne doit qu'obéir. ”

--- alıntı ---
devamını gör...

bazı organizmaların, vücutlarında gerçekleşen kimyasal tepkimelerden çıkan enerjiyi ışık enerjisine çevirerek ışık yayması olayı.

maldivler'deki vaadhoo adası'nda geceleri kıyıya biriken, biyolüminesans özelliğine sahip canlılar:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

iki mesleği de icra edenlerin artılarını eksilerini yazarak yks'ye hazırlanan kardeşlerime yardımcı olsun diye açtığım başlık
tarafımı zamanında da yaptığım gibi mühendislikten yana seçiyorum
devamını gör...

en tatlı olan anı bende kalsın ama sözlükte kendi kendini tatlı bulan erkeğin o an tatlı olma ihtimali sıfır.
devamını gör...

+acılarım kaç gün sürecek portuga?
-40 gün.
+40 gün sonra geçecek mi?
-hayır alışacaksın...

josé mauro de vasconcelos
devamını gör...

2018'de kavala'dan çıktığımız öğleden sonra birkaç saatte vardığımız şehir. hakikaten büyük bir şehir olan bu fedaiyûn yuvası, ittihatçıların eski kalesi olan kenti izmirli kafile arkadaşlarımız gerçekten de izmir'e benzetti (kafilenin önemli bölümü zaten izmir'den gelmişti). ben izmir'de pek az bulunduğum için o konuda bir şey diyemem, ancak tarihine baktığımızda iki şehir de işgaller görüyor, rumlarla türkler arasında el değiştiriyor, büyük bir yangın geçirerek tarihi dokusunu kaybediyor falan fıstık... paralellik büyük yani.

selanik üniversitesinin orduyla ortaklaşa kullandığı tarihi kışlanın önünden şehre girince ilk durak aya dimitri kilisesi. bu kilise önemli bir ortodoks azizinin kabrini barındırıyormuş, dolayısıyla bizdeki eyüp sultan külliyesi gibi önemli bir yapı. osmanlı döneminde camiye çevrilse bile hıristiyanların mezar ziyaretlerine izin verilmiş. ama 1912'den sonra eski osmanlı izleri tamamen yok edilmiş o ayrı. klasik bir bizans bazilikası işte.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel (cami olarak kullanıldığı dönemin sonu, 1917 büyük selanik yangınında yanmış hali).

bir sonraki durağımız, kiliseye çok yakın olan atatürk'ün eviydi. evin atatürk orman çiftliği'ndeki kopyasını gezmiştim ki, son restorasyona kadar tıpkı o ev gibi temsili eşyalarla döşeli olan bina 2018'de tamamen boş, maketlerle dolmuştu. rehberimiz "orijinal eşyaların gittiği"ni söylese de, acaba orijinal eşyalar dediği ne kadar orijinaldi? evi mustafa kemal ve ailesi 1912'de terk ettikten yıllar sonra 1937'de satın alındığını düşünürsek...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel (makette gösterilen orijinal ev planı)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

sonraki durak da soğuk kahvelerin içildiği (benim pek hoşuma gitmese de) kordon. herhalde izmir'e benzetilen de bu kordonboyu. çimenlerde oturanlar, yiyişenler, bira içenler, piknik edenler... selanik'in simgesi olan beyaz kule de burada bir müze olarak kullanılıyor. çatısına çıkıp galata kulesi misali seyrettik şehri. bu arada kuledibinde birkaç polisin genç bir kadını ite kaka gözaltına aldığını gördüm ama bir turist olarak kayıt almak aklımdan geçmedi. sonuçta ne yapmışsa artık...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kule duruyor ama kule etrafındaki meyhanelerin (atatürk'ün de genç bir subayken sıkça oturup arkadaşlarını görevlendirdiği yerler) izi yok.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel (kordonboyundaki aristoteles meydanı ve göbeğindeki hamidiye çeşmesi).

bugün açlıktan midem bulandı bol bol. annem euro kuru yüzünden paralarına kıyamadığı için kahvaltıyla duruyordum, neyse ki babam parayı verdi de karnımızı sandviçle doyurduk. akşam bir tavernada, yeni rakı'nın biraz yumuşağı uzo içildi, rebetikolar dinlendi ve halen unutamadığım kabak cipsi yendi. gece kadifekale benzeri bir tepede bulunan üç yıldızlı bir otelde kalındı, ertesi sabah kuzey makedonya'ya geçtik. oradaki izlenimler de üsküp, kalkandelen ve ohri'de...
devamını gör...

...
yaşlandık artık dostum,ama daha iyi biliyoruz
o hayaller hala aynı kalplerimizde


devamını gör...

sevdiğinde çok seven, taktığında da feci takan ve bana tekila sözü olan* canım yazar. umarım bana hiç takmaz**

meriçler kendisinden uzak allah'a yakın olsunlar*. gerçekten büküyor. şahidim *
devamını gör...

benim en ama en çok sinirimi bozan başlıklar espri yapmak için açılmış olanlar. kelime oyunu yapmak için başlık açıyor ya. bir de başlık ve tanım işbirliğiyle espri yapanlar var. tanımı okumadan başlığı anlamak mümkün değil.

sinirime dokunuyor. mizah böyle bir şey değil ya. nolur yapman guzum, böyle başlıklar açman yalvarıyorum ya. daha ne diyeyim nerelerde isyan edeyim?

hayır bir de benim bu sözlükte en keyif aldığım şey başlıklarla dalga geçmektir. kırılmayın diye yapmıyorum ama yaparım bak. sonra koşarsınız "başlık altında laf sokmaya çalışan yazar" başlığına.
devamını gör...

25 tanımım uçuruldu. sizin de uçurulan tanım sayılarınızı merak ediyorum.

t: üzüldüğüm, heba olan cânım emeklerimdir.

not: acıtan, akılda kalır :)

edit: başlığı biz düzenleyebiliyor muyuz? (uçurulan)
devamını gör...

ay noluyo noluyooo! aaaaağğğ!
melting beybim gelmiş, hoş gelmişşş!
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

cevabı ölüm ve ölüm korkusu olan başlık.

"ölümden korkmak anlamsızdır, çünkü yaşadığımız sürece ölüm yoktur, ölüm geldiğinde ise artık biz yokuz." -epikür

not: bu sözü aslında sofist prodikos'un da söylediğine dair iddialar var. nitekim kendisi bir agnostik sayılabilirdi. insanın tanrılaştırma oyununu çok sevdiğini söylerdi. kendisi de boş inançlardan insanları korumaya çalışıyordu.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim