iç mimarlık
bir binanın iç bitirme, donatım ve mobilya işlerini tasarlayıp gerçekleştirme meslek ve sanatı. üniversiteler, öğrencileri bu bölüme önceden yetenek sınavları ile alırken şimdi üniversite sınavında barajı geçmek yeterli oluyor iç mimarlık okumak için. yine de herkesin devam edemediği, sabır gerektiren, ilk seneden hatta ilk dönemden patır kütür bölümü bırakan çok öğrenci de vardır. buraya büyük bir aşkla gelip hayal kırıklığına uğrayan çok kişi tanıdım. meslek gerekli değeri görmediği için bölümü bırakanlar da pek haksız sayılmaz. bu bölüm hem cepten yer hem de ömrünüzden. aşkla, şevkle yapılmadığı sürece de okumanın bir anlamı yoktur. okuyacak arkadaşlara sabırlar ve bol kafeinli geceler dilerim.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
karsu - bırak beni böyle
devamını gör...
karma
kesin bir yargıya varamamakla beraber ; bir şekilde yapılanların cezasının ya da ödülünün alındığını düşünüyorum. benim de yaşanmışlıklarımdan yola çıkarsak, bir çok şeyin karşılığını aldım diyebilirim. bana kalırsa iyi şeyler biriktirmeye özen gösterin yoksa çok pişman olabilirsiniz. belki inanmıyor olabilirsiniz ... ben de inanmıyordum..ama yaşadıkça anlayacaksınız. *
devamını gör...
normal sözlük'e veda
linç yemeyi göze alarak, * bu ülkede gözlemlediğim iki zümre var, mağduriyetleri hiç bitmiyor:
1- fenerbahçe taraftarları
2- islamcı tayfa... *
1. zümreye sempati besliyorum, hatta onlarla birlikte gülebiliyor, eğlenebiliyor, her şeyle dalga geçebiliyorum...bu yüzden onlardan kaçmıyorum, uzak durmak, uzak kalmak da istemiyorum...
fakat, 2. zümreden hiçbir şekilde uzak kalamıyorum. ne yaptıysam yok, olmuyor... kaçtıkça söylemlerine, hakikatten çok uzak, ama müthiş bir süslemeyle meydana getirdikleri mağdur serzenişlerine maruz kalmaktan kaçamıyorum arkadaş. kaçamayınca da bir iki kelam etmek , fikir beyan etmekten çıkıp bünyem için zaruri bir ihtiyaç oluyor artık...
yok bu sıcakta niye bunu giydin diye soruyormuşuz örtülü hanımefendilere, ''dışarıda ne işiniz var'' falan diye soruyormuşuz, külliyen yalan... benim annem, amcamın kızları, amcalarımın eşleri hep örtülü. bir gün de ''ya dışarıda gezemiyoruz, dışlanıyoruz, sokağa çıkmaya korkar olduk, allah belasını versin bu laiklerin'' dediklerini duymadım... dışarıda işiniz ne diyenler genelde sizin tayfa arkadaşım...
bak mesela bir kadın cinayeti haberi twitter'a düşer düşmez, biosunda 'kün fe yekün' yazılı ne kadar sakallı, şalvarlı amcalar var, hepsi damlıyor haberin altına. 'o saatte dışarıda ne işi varmış'' '' öyle giyinirse müstehak'' vari şeyleri, ulaşılan sosyal medya hesaplarından kılık kıyafetine laf söylenebilecek uygun bir paylaşımı * hemen, hemmmen yapıştırıyorlar haberin altına...
alevi diye komşunun sofrasına oturup ekmeğini yememeyi salık veren şeyhlerin, imamların, bilmem kimlerin eteğinden kalkmayıp bi de marifetmiş gibi tarikatçılığı bilmem neyi güzelleyenler, kalkıp ayrımcılık cart curt ahkam kesebiliyor, bi'de üstüne mağdurum diyebiliyorlar, bravo... tam bir siyasal islamcı tavrı...,
sabaha kadar tartışalım aynı şeyi söylerim... bu ülkede hiçbir ateist, hiçbir gayrimüslim, bu ülkenin ezici çoğunluğunun müslüman olmasından rahatsızlık duymaz. duyuyor olsalar, zaten burada olmaz... ama o siyasal islamcı yok mu o, badem bıyıklı, sinsi siyasal islamcı. hani canlandı hepinizin gözünde değil mi, o hepinizin ailesinde birden fazla olan, 'hallederiz kadir' dolandırıcı kurnazlığı ve anadolu irfanı ile yıkanmış, zırhlanmış, süslenmiş o siyasal islamcı işte... heh... 1 tane kafası karışık, bir tane inanmayan, bir tane onun gibi düşünmeyen, onun gibi inanmayan, onun gibi yemeyen, içmeyen, giyinmeyen bir kişi bile görmesin; din elden gider onun için...
bak sevgili arkadaşım, bir şeye inanma özgürlüğüne, bir şeye inanabiliyor olmana saygı duymam inandığın her şeye saygılı olmam anlamına gelmez... zaten öyle olmamalı da... çünkü yarın başka biri çıkıp ''4 kere 4 16 etmez, 7 eder, ben de buna inanıyorum saygı duyacaksınız! '' der, ben de buna mabadımla gülerim...
dolayısıyla sevgili yazar arkadaşım, neye inanıyorsan inan, git ötede inan ama... benim burnuma burnuma sokma, zira ben allah değilim... zaten olsaydım da; ne yaparsan yap seni ve senin gibi hasta hiçbir zihniyeti cennetime sokmazdım...
ha bu arada, kimin nereye gittiği, kimin nereden geldiği de umurumda değil... giden bu şekilde gidiyorsa ilgi budalasıdır, şov yapıyordur...
gelen böyle geliyorsa, o da ilgi budalasıdır, o da şov yapıyordur...
naçizane tavsiyem, büyüyün biraz...
zira, ergenlik ömre yayılınca sizden daha çok bize katlanılmaz oluyor...
1- fenerbahçe taraftarları
2- islamcı tayfa... *
1. zümreye sempati besliyorum, hatta onlarla birlikte gülebiliyor, eğlenebiliyor, her şeyle dalga geçebiliyorum...bu yüzden onlardan kaçmıyorum, uzak durmak, uzak kalmak da istemiyorum...
fakat, 2. zümreden hiçbir şekilde uzak kalamıyorum. ne yaptıysam yok, olmuyor... kaçtıkça söylemlerine, hakikatten çok uzak, ama müthiş bir süslemeyle meydana getirdikleri mağdur serzenişlerine maruz kalmaktan kaçamıyorum arkadaş. kaçamayınca da bir iki kelam etmek , fikir beyan etmekten çıkıp bünyem için zaruri bir ihtiyaç oluyor artık...
yok bu sıcakta niye bunu giydin diye soruyormuşuz örtülü hanımefendilere, ''dışarıda ne işiniz var'' falan diye soruyormuşuz, külliyen yalan... benim annem, amcamın kızları, amcalarımın eşleri hep örtülü. bir gün de ''ya dışarıda gezemiyoruz, dışlanıyoruz, sokağa çıkmaya korkar olduk, allah belasını versin bu laiklerin'' dediklerini duymadım... dışarıda işiniz ne diyenler genelde sizin tayfa arkadaşım...
bak mesela bir kadın cinayeti haberi twitter'a düşer düşmez, biosunda 'kün fe yekün' yazılı ne kadar sakallı, şalvarlı amcalar var, hepsi damlıyor haberin altına. 'o saatte dışarıda ne işi varmış'' '' öyle giyinirse müstehak'' vari şeyleri, ulaşılan sosyal medya hesaplarından kılık kıyafetine laf söylenebilecek uygun bir paylaşımı * hemen, hemmmen yapıştırıyorlar haberin altına...
alevi diye komşunun sofrasına oturup ekmeğini yememeyi salık veren şeyhlerin, imamların, bilmem kimlerin eteğinden kalkmayıp bi de marifetmiş gibi tarikatçılığı bilmem neyi güzelleyenler, kalkıp ayrımcılık cart curt ahkam kesebiliyor, bi'de üstüne mağdurum diyebiliyorlar, bravo... tam bir siyasal islamcı tavrı...,
sabaha kadar tartışalım aynı şeyi söylerim... bu ülkede hiçbir ateist, hiçbir gayrimüslim, bu ülkenin ezici çoğunluğunun müslüman olmasından rahatsızlık duymaz. duyuyor olsalar, zaten burada olmaz... ama o siyasal islamcı yok mu o, badem bıyıklı, sinsi siyasal islamcı. hani canlandı hepinizin gözünde değil mi, o hepinizin ailesinde birden fazla olan, 'hallederiz kadir' dolandırıcı kurnazlığı ve anadolu irfanı ile yıkanmış, zırhlanmış, süslenmiş o siyasal islamcı işte... heh... 1 tane kafası karışık, bir tane inanmayan, bir tane onun gibi düşünmeyen, onun gibi inanmayan, onun gibi yemeyen, içmeyen, giyinmeyen bir kişi bile görmesin; din elden gider onun için...
bak sevgili arkadaşım, bir şeye inanma özgürlüğüne, bir şeye inanabiliyor olmana saygı duymam inandığın her şeye saygılı olmam anlamına gelmez... zaten öyle olmamalı da... çünkü yarın başka biri çıkıp ''4 kere 4 16 etmez, 7 eder, ben de buna inanıyorum saygı duyacaksınız! '' der, ben de buna mabadımla gülerim...
dolayısıyla sevgili yazar arkadaşım, neye inanıyorsan inan, git ötede inan ama... benim burnuma burnuma sokma, zira ben allah değilim... zaten olsaydım da; ne yaparsan yap seni ve senin gibi hasta hiçbir zihniyeti cennetime sokmazdım...
ha bu arada, kimin nereye gittiği, kimin nereden geldiği de umurumda değil... giden bu şekilde gidiyorsa ilgi budalasıdır, şov yapıyordur...
gelen böyle geliyorsa, o da ilgi budalasıdır, o da şov yapıyordur...
naçizane tavsiyem, büyüyün biraz...
zira, ergenlik ömre yayılınca sizden daha çok bize katlanılmaz oluyor...
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük,
duygular, doğası gereği geçicidir, iyiki de geçiciler, sürekli depresif hissettiğimi hayal bile etmek istemiyorum. neyse dünkü cenderenin içinden biraz sıyrılabildiğime göre "buna da şükür" deyip heybeme biraz umut, mutluluk falan koyup yeni güne başlayabilirim sanırım...
bu arada dün nickimin yanına eklenen "sevgi kelebeği" unvanını da çok sevdiğimi belirtmeden geçemeyeceğim. teveccühünüz efendim, çok naziksiniz. *
duygular, doğası gereği geçicidir, iyiki de geçiciler, sürekli depresif hissettiğimi hayal bile etmek istemiyorum. neyse dünkü cenderenin içinden biraz sıyrılabildiğime göre "buna da şükür" deyip heybeme biraz umut, mutluluk falan koyup yeni güne başlayabilirim sanırım...
bu arada dün nickimin yanına eklenen "sevgi kelebeği" unvanını da çok sevdiğimi belirtmeden geçemeyeceğim. teveccühünüz efendim, çok naziksiniz. *
devamını gör...
doktor hasta diyalogları
öyle anlar var ki, trajik bir hikayenin baş kahramanısınız. hastalık çaresizlik duygusu içerdiğinden çok hassas bir durumdasınızdır.
doktor eline tahlil sonucunu almış incelerken hafif bir kalp çarpıntısı eşlik ediyor. kimi kendi için kimi yakını için endişeleniyor. vee beklenilen cümleler ağızdan çıkıyor. buraya kadar normal bir anlatım tercih ettim. şimdi trajik bir hikayeyi trajikomiğe çeviriyorum bir diğer başrol doktorumuzun katkılarıyla..
o doktorumuz aynen şu cümleleri sarf ediyor:
( hasta yakının şaşkın karşılığı ile birlikte)
-of of of buna ne olmuş böyle..
aman aman.
+ ne olmuş doktor bey,
-yarın gelin hemen parça alacağız.
+peki ne olmuş.
- sen hastayı kap getir.
+kötü bir şey mi doktor bey,
-hasta kaç yaşında
+80
-bana baksana, sen o kadar yaşayacak mısın?
+ııı..
-yarın sabahtan gelin.
puzzle parçalarını birleştir ve ne olduğunu anlamaya çalış. doktor dili ve edebiyatı diye bir şey var. tabii bir de bunun hastası var. onun için de yaşanılan ayrı bir hikaye var o da bir ara yazıya dökülür.
doktor eline tahlil sonucunu almış incelerken hafif bir kalp çarpıntısı eşlik ediyor. kimi kendi için kimi yakını için endişeleniyor. vee beklenilen cümleler ağızdan çıkıyor. buraya kadar normal bir anlatım tercih ettim. şimdi trajik bir hikayeyi trajikomiğe çeviriyorum bir diğer başrol doktorumuzun katkılarıyla..
o doktorumuz aynen şu cümleleri sarf ediyor:
( hasta yakının şaşkın karşılığı ile birlikte)
-of of of buna ne olmuş böyle..
aman aman.
+ ne olmuş doktor bey,
-yarın gelin hemen parça alacağız.
+peki ne olmuş.
- sen hastayı kap getir.
+kötü bir şey mi doktor bey,
-hasta kaç yaşında
+80
-bana baksana, sen o kadar yaşayacak mısın?
+ııı..
-yarın sabahtan gelin.
puzzle parçalarını birleştir ve ne olduğunu anlamaya çalış. doktor dili ve edebiyatı diye bir şey var. tabii bir de bunun hastası var. onun için de yaşanılan ayrı bir hikaye var o da bir ara yazıya dökülür.
devamını gör...
ani iklim değişikliği
buzulların zamanla erimesine yol açan fakat hiç dikkate alınmayan küresel ısınma sonucu gerçekleşen olay. evet. daha doğayı kirletmeye devam edelim insan olarak, tabiatı ve dengeleri iplemeyelim ağaç yerine bina dikelim. o betonlar korur bizi nasılsa.
devamını gör...
yazarların yedikleri yiyecek olmayan şeyler
gençliğim.
devamını gör...
instagram'ın gereksiz bir uygulama olduğu gerçeği
kendimizi neden başkalarına göstermek ve kanıtlamak istiyoruz gerçekten böyle bir uygulamaya gerek var mı?
not: aktif kullanmıyorum.
not: aktif kullanmıyorum.
devamını gör...
on dakika önce yapılan aktivite
10 dakika sonra ne yapacağımı düşünüyordum.
devamını gör...
giden midir terk eden yoksa kalan mı sorunsalı
gelmeye cesaret edemeyen.
devamını gör...
vasiyetini word dosyasına yazarken dosyanın adını vasiyet_sonhal_final yapan insan
vasiyetini yazdıktan sonra sürekli düzenleme ihtiyacı duyan insandır.
vasiyetin kayıt şekilleri muhtemel şöyledir:
vasiyet
vasiyet2
vasiyet_son
vasiyet_sonhal
vasiyet_sonhal_final
en son times new roman 12 punto iki yana yaslı seçeneğini işaretledikten sonra dosya adına "vasiyetim" olarak son halini verip notere gönderir.
vasiyetin kayıt şekilleri muhtemel şöyledir:
vasiyet
vasiyet2
vasiyet_son
vasiyet_sonhal
vasiyet_sonhal_final
en son times new roman 12 punto iki yana yaslı seçeneğini işaretledikten sonra dosya adına "vasiyetim" olarak son halini verip notere gönderir.
devamını gör...
gece gece kokoreç yeme isteği
ansızın gelen bir istektir yakaladımı bırakmaz.
devamını gör...
aydilge'nin ibrahim tatlıses eleştirisi
sende bir gün malum kişilerin eline düşüp, beni dövdüler ağbi ühü ühü diye onu arayabilirsin. o da seni o kişilerin elinden alabilir. *
devamını gör...
gerçek islam
aşağı yukarı 1400 yıl evvel meydana çıkmış ancak geçen 1400 yıl içerisinde;
tek bir kitabı olmasına rağmen, yazılanlar üzerinde binlerce farklı yorum yapılarak bir sürü farklı versiyonları oluşmuş,
tek bir peygamberi olmasına rağmen, kulaktan dolma pek çok hurafe ile peygamberin sünnetlerinden kopulmuş,
tek bir tanrısı olmasına rağmen, bu dine mensuplar çalıdan çırpıdan, hacıdan hocadan, bezden kıldan medet ummaya alışmış,
tek bir din olmasına rağmen, sayısız kola bölünmüş,
mensubu herkesin din alimi olduğu, ama okudukları kitabın ne dediğini bilmeyen insanların inandığı bir din.
mesela, kadınların kıyafetlerine bu kadar laf edilir, inanmayanlara bu kadar laf edilir;
siz bir gün bile din yetkililerinin çıkıp doğa için bir şey dediğini, belki demişlerse bile yaptığını gördünüz mü?
gerçek islam budur.
tek bir kitabı olmasına rağmen, yazılanlar üzerinde binlerce farklı yorum yapılarak bir sürü farklı versiyonları oluşmuş,
tek bir peygamberi olmasına rağmen, kulaktan dolma pek çok hurafe ile peygamberin sünnetlerinden kopulmuş,
tek bir tanrısı olmasına rağmen, bu dine mensuplar çalıdan çırpıdan, hacıdan hocadan, bezden kıldan medet ummaya alışmış,
tek bir din olmasına rağmen, sayısız kola bölünmüş,
mensubu herkesin din alimi olduğu, ama okudukları kitabın ne dediğini bilmeyen insanların inandığı bir din.
mesela, kadınların kıyafetlerine bu kadar laf edilir, inanmayanlara bu kadar laf edilir;
siz bir gün bile din yetkililerinin çıkıp doğa için bir şey dediğini, belki demişlerse bile yaptığını gördünüz mü?
gerçek islam budur.
devamını gör...
dobralık ile patavatsızlık arasındaki ince çizgi
dobralıkta bir süre sonra patavatsızlığa evrildiğinden benim için ikisi arasında olmayan farktır.
yeni boyattığı saçları hakkında fikir soran arkadaşına;” çok kötü olmuş. sana hiç yakışmamış. zerre beğenmedim.” diyen insan dobradır. soruyu soran kişinin ne hissedeceğinden bağımsız olarak o an düşündüğünü söyler.
patavatsız insan ise daha görür görmez;” ay ne kadar çirkin olmuş, bir de buna para mı verdin? ben olsam anında gider eski rengine dönerdim.” der ve yine karşısındakinin ne düşüneceğinden bağımsız fikrini beyan eder.
ikiside kırıcıdır ikiside düşüncesizdir yine de dobralık, patavatsızlığın daha ehlileştirilmiş halidir gibi.
yeni boyattığı saçları hakkında fikir soran arkadaşına;” çok kötü olmuş. sana hiç yakışmamış. zerre beğenmedim.” diyen insan dobradır. soruyu soran kişinin ne hissedeceğinden bağımsız olarak o an düşündüğünü söyler.
patavatsız insan ise daha görür görmez;” ay ne kadar çirkin olmuş, bir de buna para mı verdin? ben olsam anında gider eski rengine dönerdim.” der ve yine karşısındakinin ne düşüneceğinden bağımsız fikrini beyan eder.
ikiside kırıcıdır ikiside düşüncesizdir yine de dobralık, patavatsızlığın daha ehlileştirilmiş halidir gibi.
devamını gör...
sineklerin tanrısı
yıllar önce ingiltere'de bir tiyatroda izleme fırsatı bulduğum sonra üst üste iki kere okuduğum kitap. insanın derinlikleri ile oynamaz ancak ufak tefek bir sarsıntı hissetmenizi sağlar yine de okunması gerektiğini düşünüyorum. türkçe çevirisi başarılı olan nadir kitaplardan , bence bu çok dolambaçlı olmayan bir anlatıma sahip olmasından kaynaklanıyor.
--- alıntı ---
"bunun aslı yok elbette. bir duygu ancak. ama sanki sen avlamıyorsun da... seni avlıyorlar. sanki biri var, senin hep peşinden gelen."
--- alıntı ---
--- alıntı ---
"bunun aslı yok elbette. bir duygu ancak. ama sanki sen avlamıyorsun da... seni avlıyorlar. sanki biri var, senin hep peşinden gelen."
--- alıntı ---
devamını gör...
erdoğan'ın dünyada ekonomisi en hızlı büyüyen ülke olduk demesi
bir düş yakamızdan artık anladık be anladık, halkımız siyah havyar sürüyor ekmeğe sabahları zeytin ezmesi yerine biz de biliyoruz dediğim açıklama.
devamını gör...
