çocuktuk ama mutluyduk, evin bacası yaz kış tüterdi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu dönemde tinerci olmadıklarına dua edin.*
devamını gör...

vardır böyle hepimizin gizliden gizliye platonik aşık olduğu başka yazarlar. ben hepsini bir minik listeye tuttum, tam tamına 14 tane. isimlerini vermeyeceğim tabii ki, işin heyecanı ve sürprizi kaçmasın maksat.

10'da 14'ü check. tespit ettiğim kadarıyla iki tanesi zaten engellemiş beni, canları sağolsun. işbu sebepten, onları listeye dahil etmedim. kaldı yine 4 tane.

belki diğer dördü de engellemiş olabilir ama onu da uzun vadede göreceğiz. hatta belki de bu tanımı okuyan o dört yazardan biri de ne olur ne olmaz diye beğenecektir beni, kim bilir? benim de böyle manyaklıklarım var işte, mazur görün yahu.
devamını gör...

deist olmak. *
devamını gör...

1775 - 1821 yılları arasında yaşamış fransız ressam. constance dünyaya başarılı bir devlet adamının kızı olarak gelmiştir. belli bir refah seviyesinin üzerinde bir ailede doğmuş olması, kadınların yapmasının pek de onaylanmadığı ressamlık mesleğinde tutunmasını sağlamıştır.*
mayer, 20'li yaşlarının başında belli sahneleri* ve portreler çizmeye başladı. joseph-benoit suvee ve jean-baptiste greuze ile çalıştıktan sonra eğitmenlerinden etkilenerek yumuşak bir fırça darbeleriyle çizdiği duygu dolu sahneleri resmetmeye başladı.

pierre paul prud'hon ile ilişkisi
1802 yılından itibaren prud'hon'un sözde öğrencisi olarak yanında çalışmaya başladı fakat ikisinin arasındaki ilişki usta-çıraktan ziyade iki meslektaş gibiydi.
tarzları ve teknikleri o kadar benzer hale gelmişti ki günümüzde bile hala ikiliden hangisinin yaptığı kesin olmayan tablolar vardır. birkaç kaynak resimlerin eskizlerini prud'hon, boyamasını ise mayer'ın yaptığını söylüyor.
prud'hon evli ve 5 çocuk babasıydı, eşi akıl hastanesine kapatıldığında 5 çocuğunun velayeti ona verilmişti. aynı zamanlarda mayer ile komşu olmuştu ve mayer prud'hon'un hem çocuklarını büyüttü, hem evine baktı hem de onunla birlikte çalıştı. karısı öldüğünde onunla evleneceğini düşünmüştü fakat bu gerçekleşmedi. hayatı boyunca psikolojik problemleri olan constance hem bu ilişkiye hem de kendi problemlerine daha fazla dayanamadığı için prud'hon'un tıraş bıçağıyla boğazını keserek intihar etti ve yaşamını sonlandırdı.


venus and cupid sleeping
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

self-portrait with artist's father
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

the happy mother
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

prud'hon ile birlikte tamamladıkları son eserin hikayesi için (bkz: une famille dans la desolation)
devamını gör...

videodaki yarışmadan görüleceğe üzere taşıyan ve taşıtan arasında karşılıklı rıza olduğu müddetçe isteyen istediğini taşır.
devamını gör...

izmir’in buca ilçesinde yaşayan 30 yaşındaki, evli ve 2 çocuk babası erdem topuz isimli müzisyenin, 18 aydır işsiz olması nedeniyle bunalıma girerek yaktığı kömür sobasının dumanında intihar etmesi.


olay, dün öğle saatlerinde buca’daki bir gecekonduda meydana geldi. ailesini akrabalarının yanına yollayan bağlama sanatçısı erdem topuz, kömür sobasını tutuşturup daha sonra kovayı dışarı çıkardı. uykuya dalan topuz, odayaya yayılan karbonmonoksit gazından zehirlenerek hayatını kaybetti. erdem topuz’dan haber alamayan yakınları durumu polis ve 112 acil servis ekiplerine bildirdi. içeri giren ekipler topuz’un cansız bedeni ve odanın ortasında duran kömür kovasıyla karşılaştı.

aslen muşlu olan erdem topuz’un pandemi yüzünden eğlence mekanlarının kapalı olması nedeniyle yaklaşık 18 aydır işsiz olduğu ve bunalıma girdiği belirtildi. evli ve 2 çocuk babası bağlama sanatçısının cenazesi narlıdere cemevi’nden kaldırılacak.


kaynak: www.yolculukhaber.net/izmir...
devamını gör...

ısrarla savunduğun bir konunun yanlış olduğunu anladığın o an. görelilik teorisini kanıtlar niteliktedir o an var ya o an.
devamını gör...

yaşadım ben bunu. lise sondaydım sanırım, oturduğum bir uçurum kenarına bir hışımla bir adam geldi. sol elinde sayfa sayfa faturalar vardı. rüzgar biraz daha şiddetli esse belki o faturaları alıp götürürdü. bir an için öyle olsun istemiştim. genç bir adam, üzerinde iş kıyafetleri. sanırım bu kadar ciddi durumlarda insanın bakışından duruşundan anlaşılıyor neye niyetlendiği. o an bir şeyler söylemek istedim. gerçekten işe yarar ne söyleyebilirim bilemedim. ben oturuyorum, adam elinde faturalar, suratında yıkılmış bir ifadeyle ayakta, her an kendini tek bir adımla boşluğa bırakacakmış gibi. değil son söz, ağzımdan çıkacak ilk sözü dahi bulamadım. adamın yüzünden kaç bulut, kaç acı geçti o kısa sürede. renk renk faturalar uçuşuyor. hiçbir şey söyleyemiyorum ama deli gibi korkuyorum atlayacak diye. adam derin bir nefes aldı, geldiği gibi hızla geri döndü. hemen arkasından ben de derin bir nefes aldım.

bu yüzden gerçekten uçurumdan atlayacak birine söylenebilecek son söz hakkında bir fikri olanları merakla okuyorum.
devamını gör...

yamulma yok sevgili yazar. *
küçük bir güncelleme:


yüklem yargı bildiren sözcük. her zaman. fiil de olabilir, ek fiil (-idi, - imiş, - dir) almış isim de.
asıl sözcüğümüz gibidir. onu bulduk mu o yolun yarısı tamam. çünkü tüm soruları yükleme sorarak buluruz.

özne her zaman işi yapan kişi. insan da olabilir cansız bir varlıkta. ayrıntıya girmiyorum. (açık, sözde, örtülü versiyonları var çünkü)
örnek: çicek arkadaşına gülümsedi.
gülümseme eylemini yapan kim? çiçek, özne (özel isim, insan)
çiçek açtı.
açan kim/ne? çiçek, özne(cins isim)

nesne işten etkilenen öge. insan da olur, her şey olur, yeter ki etkilensin
örnek : ayşe çiçek kopardı.
koparılan ne? çiçek, nesne (belirtme eki - i almadığı için belirtsiz nesne)
ayşe, ali'yi sevdi.
sevilen kim? ali, nesne (belirtme eki - i aldığı için belirtili nesne)

dolaylı tümleç :yer tamlayıcısı. her zaman bir yeri belirtir.
aklım sende kaldı. nerede aklım? sende d. t.
kalemim masadan düşmüş? nereden düşmüş? masadan d. t.
zarf tümleci de geriye kalan hepsi diyorum. *
devamını gör...

kesinlikle hic bilmediğim sokaklarda gecenin bir yarısı, hic tanımadığım bir arkadas grubuyla yarı sarhoş halde bağıra çağıra şarkı söyleyip el ele koşurmak.
devamını gör...

devamını gör...

istanbul'un balat ilçesinde bulunan kahvesi gerçekten diğer kahvelerden farklı olan güzel mini mekan. her balat'a uğradığımda kahvesini içmeden gitmem. sahibiyle muhabbetimizde kullandığı kahve çekirdeğini özel yurt dışından getirdiğini hatırlıyorum. türk kahvesi ve filtre kahvesi gerçekten başarılı,gidip tatmanızı tavsiye ederim.

biraz öznel olacak ama bir eleştirim de var. anlaşılır bir şey yalnız sahibinin amacı genel olarak müşterilere kahveyi vereyim daha sonra hızlı bir şekilde içsinler gitsinler sirkülasyon oluşsun düşüncesinde ve bunu her uğradığımda şahit oluyorum. tabi ki para kazanacak yalnız kendimde bariz hissetmedim ancak bazı anlara tanık oldum.
ama tabi ki kalitenin hakkını vermek lazım,gerçekten başarılı. bildiğim çok güzel bir kahve yapan yer var,gelmek ister misin? sorusuna harika bir şekilde yanıt verecek yerdir kendileri. gidip tattıktan sonra her zaman görüşünüzü benimle paylaşabilirsiniz.*

mekanın görüntüsü için tık tık
devamını gör...

sosyal medyada surekli hesaplarimda sacma sapan bi seyimi paylasmismiyim diye yenileyip duruyorum istisnasiz 5- 10 dk yapiyorum bunu. dustayken sacimi iyice durulamadigimi dusunerek basligi kaldiramiyorum kafamdan, bu sebeplede dusta kalmam cok uzun suruyor. dezenfektani az sikarsam ya da elimi 20 saniyeden az yikarsam cevremdekilere virus bulastircakmisim gibi geliyor ve cok korkuyorum. her seyi ama her seyi kontrol etmeye calisiyorum ve eger herhangi bi seyi ben yapmazsam yeterli olmucakmis gibi dusunuyorum ve kafamda surekli kurmaya basliyorum...
devamını gör...

çok düşünceli biri olduğunu gördüğüm ve kibar olduğunu düşündüğüm yazarımız. iyi ki var, seviliyor.
devamını gör...

21.yy da insanoğlu halen varoluşu anlamlandırma çabasındadır. konu hakkında bir çok farklı alanda bir çok farklı fikir vardır. insanoğlu hakkına net bilinen bir şey var ise o da üreme güdüsüdür. aslında bu da hayatta kalma içgüdünün bir parçasıdır.
soyunu sürdürme isteği.
dediğim gibi bu aslında insanların varoluştan gelen bir güdüsüdür. bu yüzden bir insanın çocuk sahibi olmak istemesi kadar doğal bir şey yoktur.
zaten eğer bu davranış bir güdü olmasa, mantıklı bir davranış olmazdı dünyamıza yeni bir insanı getirmek.
bundan yıllar öncesine bakıldığında, vebalar, savaşlar, afetler, felaketler, insanlar bütün bu talihsizliklerde rağmen üremeye devam etmişlerdir. günümüzde teknoloji ve uygar yaşamın sunduğu onca konfora rağmen hayatın kendisi yine de oldukça acımasızdır.
bir kere ölüm diye bir şey vardır.
insan dünyaya geldiğinde, tarifsiz acılara doğar aslında. hastalıklara, yokluklara, özlemlere, talihsizliklere, mutlaka sonu gelecek güzelliklere. ve biteceğini bile bile yeni insanlar sevmeye,değer vermeye devam eder. yeni hüzünlere kapı açar.
hiç bir problem yaşamasa bile yine de ölüm vardır onu bekleyen.
ve hayat öyledir ki, ne olursa olsun sıkı sıkı tutunur insan. var oluşun bir gerçeğinin de yok oluş olduğunu bilmesine rağmen elinden gelen her şeyi yapar tek bir an bile fazla yaşamak için.
işte bu kadar zalimdir hayat. yukarıda bahsettiğim nedenlerden ailesini de suçlamasında bir mantık yoktur dünyaya gelmesinde, kendisini de.
bir şekilde gelmiştir insan dünyaya ve bütün bu zalimliklere mahkum olmuştur.

bazıları vardır ki işte, farkına varamazlar yaşadıkları gerçekliğin. o kadar meşguldürler ki mücadele ile, kayıp olur giderler hayatın içinde. ancak ölüm onlar için geldiğinde hatırlarlar ölümün varlığını. (bkz: mağara aleğorisi)

kimileri ise en başından farkına varırlar hayatın ne kadar zalim olduğunun.

hani derer ya;

dünya hassas yürekliler için cehennemdir, dünya farkındalığı yüksek olanlar için cehennemdir, cehalet mutluluktur bilmek ise zulümdür.

işte bu insanlar yorulurlar yaşamaktan. belki onları yoran beklemektir, belki korkunun ta kendisidir, belki de bilinmezliktir. etrafını çevreleyen onca zorluğun, sonunun gelip gelmeyeceğine dair bilinmezlik.

hayattan yorulmamak için, beklemeden yaşamak lazım, korkmadan ve bilmeden yaşamak. ancak o şekilde yaşanılan şey hayat olur.
devamını gör...

karanlığı, geceyi sevme ve en fazla karanlıkta, gecede rahatlayıp sakin hissedebilme.

niktofililer, -kendimden biliyorum- güneşin hakim olduğu günlerden, erken uyanmaktan, açık sarı havaların yarattığı parlaklıktan huzursuzluk duyarız. mecburi olarak dışarıda halletmemiz gereken işler varsa, kamu kuruluşlarının da akşam üzeri 17:00'de kapandığını göz önünde bulundurarak, dışarıdaki halletmemiz gereken her bir işten nefret ederiz. akşama, geceye, karanlığa bu derece bağlı olmanın melankoli, depresyon, goth ya da ergenuslukla uzaktan yakından alakası yoktur mesela. bizler geceleri daha fazla eğleniriz. hatta geceleri çok eğleniriz. güneş batınca ruh hali orijinal versiyonuna dönen tipleriz. eğer arkadaş, sevgili, akraba, dost yakınlığımız yoksa bizimle gece tanışmayı tercih etmelisiniz.
devamını gör...

vicdansız insanların yaptığı eylem. biz insan değil miyiz? neden görmezden geliyorsunuz ey insanoğlu.
devamını gör...

çokça olan durumdur.
sabah kalkıp işe giderken minibüste yanımdaki adamın beni süzmesini merak ederek!
+merhaba günaydın birinemi benzettin kardeş?
-yok kardeş benzetme değil de belliki epey işe geç kalmışsın!!!
+ne alaka?
-ayağına bakarmısın?
ayağımda tek çorap, tuvalet terliği ile çıkmışım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim