mezun olduğum zaman ne yapacağım? iş bulmak, istediğin hayatı yaşamak için gereken nitelikleri nasıl kazanabilirim? yurtdışına kapağı nasıl atarım? yüksek lisans, doktora, ales, yds vs gibi artık zorunlu hale gelmiş şeyleri yapamazsam ne olacak? özellikle korona sürecinin eğitim hayatıma denk gelmesi, evde çok boş kalmaktan ötürü aşırı düşünmeler falan derken bu sorulara cevap bulamadıkça deliriyorum. çalışmak dersek çok çalışıyorum ama katıldığım söyleşilerde başarılı olma kıstaslarını asla karşılayamıyorum. bu ülkede belki yapılacak en iyi şey atanmaktı.. o treni de kaçırdık.
devamını gör...

yedi kutsal erdemin karşılığı olan günahların genel ismi. şair aurelius prudentius clemens'in psychomachia'sının etkisi ile yedi ölümcül günaha karşı yedi kutsal erdem çatışması bir boyut kazanmıştır. bu erdemlerin inananları yedi ölümcül günaha karşı koruduğu söylenir. invidia'ya ( kıskançlık) karşı humanitas (nezaket/hoşgörü), gula'ya (oburluk) karşı temperantia ( ayarını bilmek, ölçülü olmak), avaritia'ya karşı ( açgözlülük) caritas (cömertlik), superbia'ya (kibir) karşı humilitias (alçakgönüllü olma durumu), luxuria'ya (şehvet) karşı castitas (iffetli olma), acedia'ya (tembellik) karşı industria (çalışkanlık) ve ira'ya (öfke) karşı patienta (sabır).

prudentius psychomachia'da öfkeye karşılık gelen sabır hakkında özellikle en önemli erdem olduğunu belirten metinler yazmıştır. örnekler üzerinden gitmek gerekirse eğer;


"as she turns away and walks among the martyrs, a noble man appears there as her escort. job had stayed by her, enduring the battle with her. before his expression was grave and he panted as he watched the conflict. but now he is smiling 2s he thinks of his healed sores and the scars he shows as his glory after thousands of 6rd-won fights. heaven's king invited him to rest and he gave job those spoils of battle that he will never lose. patience herself walks through the raging battlefield without injury. patience allies herself with the other virtues and freely gives assistance wherever it is needed. no virtue enters the battle without the help of patience. only patience has the strength needed by all the others."



"ıt happens that pride is riding about the field on a high, spirited horse. as usual, she is all inflated by her own great importance: she has laid a lion's pelt across die horse's strong shoulders so that she can look more important as she keeps her disdainful poise above the field. she has braided her hair high on her head so that there might be a lofty and more imposing peak above her haughty brows. a mantle made of fine spanish linen is thrown across her shoulders and gathered high at the bosom so that her breasts are made more prominent. a long veil hangs from her neck like a transparent scarf; when the wind blows around her, it flows ' and billows like a vessel's -pennant. her horse, a charger who cannot stand still, carries himself in haughty fashion unwilling to have his jaw curbed by the bit. since the horse is restrained, he cannot enjoy the freedom he seeks: he stamps with rage because the reins press hard against his neck. in such fashion does this virago show herself head and shoulders above the opposing troops, she parades up and down on her horse and glares at those confronting her. her enemy is poor in arms and numbers, a force conscripted by lowliness. though noble, lowliness has need of another since she cannot rely on her own resources. hope is her friend, a virtue whose estate is rich and raised above the earth to be a place of wealth.

"lowliness strikes the resounding air with the wings that are touched with gold, at once she is in heaven. the virtues see her go and are impressed by this. ıf the unending warfare did not constrain them, all the virtues would accompany lowliness; instead they resume battle and prepare themselves to win the promised victory and just reward."

devamını gör...

aramaya inanmadıktan sonra detaylı olsa ne olur olmasa ne olur dediğim özellik.
devamını gör...

bireyin vücudunda herhangi bir bölümünü beğenmemesi ve bununla sürekli ve aşırı uğraşması, bu durumun kişinin duygularını aşırı derecede etkilemesi, kişiyi depresyona sürüklemesi durumuna dismorfofobi adı verilir. kişinin normal görünmesine rağmen çirkin olduğunu düşünmesidir.halk arasında "ayna hastalığı" olarak bilinir.

dismorfofobi için daha sık kullanılan terim beden dismorfik bozukluktur. bu hastalık daha çok ergenlik döneminde başlasa da, her yaştaki insanda görülebilir ve başlayabilir. ayrıca hem erkek hem kadınları etkiler. ancak dismorfofobi kadınlarda daha sık görülür.
devamını gör...

insanı insan yapan önemli bir olgu.vicdan masturbasyonu diye bir kavramda var,ona pek girmeyelim. (bkz: vicdan mastürbasyonu)
devamını gör...

tanımı zordur. kafa sözlük yazarları bir araya gelsek şöyle bir cümle kuramayız herhalde;

“cahildim, dünyanın rengine kandım.”
devamını gör...

bazen bi’ koku , bi söz ,bi yol ne olacağını bilemediğin, seni bir anda yakalayan ,yüreğini sıkan sımsıkı tutan içini anılarla özlemle doldurduran yaşadığın his sonucu senin için kaçınılmaz olan durumdur.
devamını gör...

bir gerçektir.
bazen bazı insanlar bazı insanlara çok şey öğretirler ve bunu öğretme kaygısı gütmeden yaparlar.
aslında her insan her insana bir şeyler öğretir en azından öğrenmek gerekir.
bir tane elemandan bir şey öğren koy cebine devam et.
ben eski sevgilimden çok şey öğrendim hayatımın hiç bir kısmında unutmayacağım hem onu hem öğrettiklerini.
zaten tecrübe denen mevzu budur öğrenmek ders çıkarmak analiz etmek.
devamını gör...

o da bir şey mi? bu sabah kamyoncu amcalar korna sesiyle sohbet ederken laf lafı açtı... bütün cadde onları dinledik. belirtmeden geçemiycim gayet akıcı bir sohpetti üstelik.
devamını gör...

şimdi bu tanıma duygusal aforizmalar döşemeyeceğim. bunu sol frame’de birbirinden seviyeli başlıklarda yeterince yapanlar var.

özgürlük en kısa açıklamasıyla; birinin engellenmeden ya da sınırlandırılmadan istediğini seçebilmesi, yapabilmesi ve hareket edebilmesi durumudur.

iyi de böyle bir dünyada yaşamıyoruz ki! gelin isterseniz tanımı kişiselleştirelim ve özgürlüğü daha küçük detaylarda arayalım.


“iyi bir aileye sahip olmak, size özgürlüğünüzü hissettirir.”
devamını gör...

evde spor yapmaya koşullanabilen ve bunu düzenli olarak yapabilen insan net uzaylıdır. orda yumuşak bir kanepe, az ileride kitaplar, beride bir mutfak varken bunu nasıl başarabildikleri hususunda yazacakları kitap imza gününde izdiham yaratır. tamam abartmış olabilirim ama bunu yapmak zordur. evde spor konusunda devamlılık sürem iki gündür.
devamını gör...

kendi ergenliklerini unutanlar tarafından yapılanlardır. biz de ergenken saçma sapan şeyler yapıyorduk, ancak neyse ki sosyal medya bu kadar yaygın değildi. * zamanlar değişiyor, kabullenmek gerek. ve z kuşağı ne yazık ki çok kötü ülkeleri devralacaklar. ben lisedeyken dolar 2 lira bile değildi, rahat rahat teknolojik alet alabiliyorduk harçlıklarımızı biriktirip. hayat daha ucuzdu, ailemizden aldığımız harçlıkla dışarıda rahatça gezip yemek yiyorduk. şimdi maaşımız olduğu halde bunları yapamıyoruz, e ne yapsın bu çocuklar?
devamını gör...

karalı bir defterin güz yağmuruyuz
kendi ömrümüze muhalefet olmakla meşgulüz
hakikat uçurumu var bir adım ötemizde
biz düşeriz de
kalkarız da
tutunup bir sarmaşığa.
ayağını yere sert vuran bir ülkedeyiz
lakin dibimiz bataklık
kayar düşeriz
sinekler bile ahengimizle eğlenir.
devamını gör...

ben başlayayım devam ettirin
aslında imkanım olsa tüm senaryoyu yazardım ama seçelim bir tanesini:
"malı arap faik'ten alıyorduk, karabük'te ikinci yükleme yapılıyordu, adana'ya kadar da ben kullanıyordum kamyonu."
devamını gör...

yazmak hic kolay degil cunku guvenmiyorum hayal gucume pek. suan jokerin yasamak oldurur dedigi noktadayim. kulakligimi takip yagmurlu havada dilimde rap ile okula yurudugum gunleri ozledim. o gunlerin bu kadar hizli gececegini bilseydim daha erken kalkar okula giderken daha cok sarki dinlerdim. her kose basinda birer sigara daha icerdim.

devamını gör...

(bkz: eksi butonunun arandığı anlar)
kanser, şeker, tansiyon hastası insanlardan da alınacaksa olabilir tabii ki. siz sanıyorsunuz ki obezite bir seçimdir. hayır efendim obezite dümdüz bir hastalıktır. kimse bilerek obez olmayı seçmez.
devamını gör...

sürpriz yumurtadan çıkan oyuncaklar. yaklaşık 10 yıllık emeğim boşa gitmişti. halbuki en sevdiğim oyuncaklar onlardı. halen anlam veremiyorum neden çöpe attığını. *
devamını gör...

"kendiniz olmak yerine, başkalarının istediği bir bireye dönüşmektir."
devamını gör...

dinledikçe kendimi karpuz gibi hissettiğim yayın:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

2012 yapımı bir zeki demirkubuz filmi.
dostoyevski'nin muazzam kitabı yeraltından notlar kitabının farklı bir uyarlaması gibiydi. kitaptaki edebi duygusu bu tarz sanat filmlerinde de etkisini kaybetmiyor. her sahnede bir sayfa anlayışı hakim. izlemiyorsunuz okuyorsunuz karakterleri, söylenilen her cümle bir yazar titizliğinde hazırlanmış. gelelim baş karaktere canlandıran kişi engin günaydın. onun için ne diyebilirim ki? müthiş yetenek, ayakta alkışlanacak oyuncu. bu rolün umursamazlığına, çaresizliğine, kara mizahına acayip hakim. tam bir yeraltı adamı olmuş diyebilirim. zaten film yönetmeni, görüntü yönetmeni ve oyuncusu dahil olmak üzere bir çok yerde ödül alıyor. nihal yalçın'ın performansına da ayrı hayran kaldım. doğallığıyla fark yaratan oyunculardan.
baş karakter muharrem herşey'den sıkılmış çevresindeki sıradanlık, ikiyüzlülük ve tuhaflıktan bunalmış olacak ki bu durumu kaldıramayan birine dönüşüyor. hiçbir şey den keyif alamayan karanlık bir ruh hâline bürünüyor. bir hayvan sesi taklit edecek kadar tepkisiz insanların arasında.
başlanılan yer ile bitirilen yer aynı. trajikomik çok sahne var. absürt geçişler flim'in ruhuna oldukça uymuş. sesler, nefes alış verişler akılda kalıcı. özetle özenilmiş.
tabii her anlatıcı gibi zeki demirkubuz kendi hayat'ıyla ilgili kesitlerde ortaya koymuş. hayatına girmiş bazı insanları eleştirmiş, çakma solculukları ele almış. nuri bilge ceylan'ada ağır gönderme var. düşünsenize kendi filmin ve her şey'e gönderebilirsin. bu kişiler izlerken adam ne güzel laf soktu bana diyor mu acaba?

film'de geçen bu iki kelimeyi hemen kaptım:
hissetmezsen, fark etmezsin ki.
nereden biliyorsun? ya fark ediyorsa? diye sorular sorulmaya devam ediyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim