önceki protestolarda, 3 gün sonra timur'un yanına giden hoca gibi yapayalnız kaldığım için artık yapanları uzaktan seyrettiğim protestolar.
bir tek kola içmeme protestosunu ömrümün sonuna kadar yapabilirim.
devamını gör...

..
devamını gör...

levha tektoniği teorisine göre karalar, günümüzden 250 milyon yıl önce pangea adı verilen tek parça halindeydi.
devamını gör...

"çalkala hadi adamım!"
devamını gör...

tutunmak.

gabak var yir min? / moola civarı / var bi 5 senesi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

nickaltını an itibariyle açmış bulunmaktayım. kurdeleyi çıkışta kendisine vereceğim. bir miktar üzmüşüm kendisini, eh kalp kırıklığını gidermek için kendisine kahve stoğumdan bolca kahve gönderip bu olayı çözeceğim ehehehe. tanımlarını severek okuyorum, en başından beri takibinde olduğum bir yazardır. kendisi ile büyük boy pizza siparişi verip, diyet kola alacağımız günler yakındır. tanımların bilgi, başlıkların trollsüz olsun sevgili yazar.
————
gözlem yaptık, tanıdık güzelce sevgili yazarı. baya kafa dengi olup paylaştıklarıyla hem güldürüyor hem sorgulatıyor insanı. bazı tanımlarında bilginin gücüne inanıp yazıyor gibi, bazı tanımlarında ise ironiler yaparak epey güldürüyor beni. en başından beri takibimdeydi şimdi ise seve seve takip ettiğim bir yazar oldu. konuşmasının naifliği, düşüncelerinin güzelliği tanımlarına yansımış.
devamını gör...

yallah instagrama. formatı becerdiniz lan.
devamını gör...

oxford’lu dil bilimcisi. lord of the rings, the hobbit, the silmarillion ve daha nicelerinin yazarı über kişilik. aynı zamanda en iyi arkadaşlarından birisi narnia günlüklerinin yaratıcısı c.s. lewis’dir.
tolkien fince’de uzmanlaşıp elf dilini yaratırken
lewis de türkçe üzerine yoğunlaşır.
devamını gör...

fotoğraftan kötülük akıyor! ama favorim laz ziya!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

nasıl pazar sabahı emekli dayı kahvaltıdan son lokmasını alır sonra gazetesini alır bulmacısının başına geçer ya ben de bilgisayarı kucağa alıp sözlüğü kurcalamaya başlıyorum. bu sebepten cumartesi ve pazar günleri sözlükte abuk subuk şeyler olabilir düğmelerin yeri değişebilir haberiniz ola.
devamını gör...

bedava yaşıyoruz, bedava;
hava bedava, bulut bedava;
dere tepe bedava;
yağmur çamur bedava;
otomobillerin dışı,
sinemaların kapısı,
camekanlar bedava;
peynir ekmek değil ama
acı su bedava;
kelle fiyatına hürriyet,
esirlik bedava;
bedava yaşıyoruz, bedava.
devamını gör...

beni twitter'da metin şentürk takip ediyor.
devamını gör...

kafamı çıkartmaktan çok korkuyordum. bir yunan askeri leşi almak için her şeyimi feda edebilirdim oysa. kafamı siperin ıslak yüzeyine yasladım. bir yastık gibi yumuşaktı. göz ucu ile bizim cepheye doğru koşan intihar bombacısını gördüm. "gözlerinde her şeyden bıkmış. yaşamayı ölmek ile nişanlamış birini görüyordum" savaştan mı yoksa delirdiğimden mi bilmem her şeyiyle bendim bizim cepheye koşan asker. cesaretimi topladım ve silahı doğrulttum. o askeri hala kendim olarak görüyordum. bana benden daha çok benzediği hissettim. bunu umursamadım ve tetiğe bastım. silah ateş etmiyordu. tekrar ve tekrar bastım. kendimi öldüremiyordum. üzerime koştu, aramızda 1 metre kalmıştı. koşarak zıpladı ve pimi çekmedi. bombayı patlatmadı. bana sarıldı. "ölmeyi göze alan bir adam sarılabilir miydi?" bir anda sesler kesildi. bu da yetmezmiş gibi kulağımda müslüm şarkısı çalıyordu. gözlerimi açtım. geçen sene binbir zorlukla boyadığım oda duvarımı gördüm. sabah zil sesimi arabesk şarkı yapmaktan vazgeçmeliydim.


kurduğum 8. alarmda uyanmıştım. her 5 dakika daha fazla uyumak istediğimde, ölüm döşeğinde azrail ile sözleşme yapıyor gibi hissediyordum. elinde sonunda uyanacaktım. elinde sonunda ölecektim. yatağımın karşısında boy aynam vardı karşısına güçsüz ve bitkin şekilde dikildim. gözlerime baktım. gözlerimde " her şeyden bıkmış, yaşamakla ölmeyi nişanlamış birini" görüyordum. kahvaltı yapmadım. ağzımda iğrenç bir tat vardı. hiç bu yoğun tadı bozmak istemedim.


kapıdan sonunda çıkabildim. bahçede beni hazır bekleyen kedimle karşılaştım. tebessüm ettim ve oturup sarıldım. "ölmeyi göze alan bir adam sarılabilir miydi?" sanırım gün içerisinde tek tebessüm ettiğim anıda arkamda bırakmıştım.

evde yalnızdım. iş yerinde yalnızdım. vücudumun her yerine temas edilen bu mahşer yerini andıran minibüste de yalnızdım. sağımda ve solumda ki cephelerde bulunan arkadaşlarım vardı. ancak hiçbiri bana isabet eden bir merminin önüne geçmeyecekti. işte bu yüzden yalnızdım. bu merminin önüne geçecek herkes uzak diyarlara göçmüştü. intihar bombacısı gibi üstüme koşan azrail annemi, babamı, bütün sevdiklerimi almış. bana sarılmıştı.


minibüs olduğundan fazla hızlı gidiyordu. girdiği her çukur nefret ettiğim insanların bana temas etmesini sağlıyordu. öyle ya insanlardan nefret ediyordum. sağıma baktığımda bir durak dolusu insanı almadan devam etmişti. ikinci durak, üçüncü durak. minibüs durmuyordu. üzerime koşan intihar bombacısının gözlerinde ki ışık kadar kararlıydı. ben kadar kararlıydı durmamakta. şoför arkasını döndü "fren boşaldı duramıyorum" diye bağırdı. şoför bendim. nasıl olabilirdi. yüzünde ki her mimik benimdi. öleceğiz diye bağırdı. ben bağırmıyordum. ama şoför ben olduğumdan emindim. bir darbeyle sarsıldım. minibüs yan devrilmişti. herkes çürümüş bir kadavra gibi yerlerdeydi. oysa daha yeni ölmüşlerdi. minibüsünün yan devrilişi bana kendimi hatırlattı. şuan ayağa dikilmiş bedenim, yıllardır sürünen ruhumu gizliyordu. bir darbe daha aldım. bu sefer minibüs çarpmamıştı. müdürüm öğlen arasının bittiğini, işime geri dönmemi söyledi. uykuyu mu yoksa yarı ölmeyi mi çok sevdiğimden bilmem, 1 saat arada her zaman uyurdum.


işten çıktım. uzun bir nefes aldım. elimde olsa gün içerisinde tek nefes aldığımi hissettiğim bu anda aldığım bu nefesi geri vermezdim. ki öyle oluyordu. bebeğini kaybetmiş bir annenin yürek acısının binde birini hissetmeden bu nefesi vermiyordum. bu acı bile beni bazen yere düşürmeye yetiyordu. minibüse bindim şoförün yüzüne baktım. tekrar tekrar baktım. minibüsünü ben sürmüyordum. buna sevindim mi bilmiyorum. çünkü kaza yapmak, bedenimin bir minibüs gibi yan devrilmesini istiyordum.


eve girdim. annem kahvaltıyı hazırlamıştı. hafif sitemkar, hafif tebessüm ederek anne zamanları karıştırıyorsun akşam akşam ne kahvaltısı dedim. canım sabah kahvaltı yapmadın o yüzden bu gece kahvaltı yapacağız dedi. bir saniye? annem mi? öl.. doğru ya, evet evet bugün ikinciye gülümsedim.


odama girip üstümü değiştirdim. bembeyaz geceliklerimi giymiştim. boy aynama döndüm. üstümde kefen gibi duruyordu. o yüzden en sevdiğim kıyafet bunlardı. gözlerime baktım. gözlerimde " her şeyden bıkmış. yaşamakla ölmeyi nişanlamış birini"
görüyordum.

babam hadi kahvaltıya diye bağırdı. misafirimiz var dedi. kim olduğunu merak etmiyordum. ama içimi bir heyecan kaplamıştı. kapıyı açtım geçen hafta askerde şehit olmuş arkadaşım bize akşam kahvaltısına gelmişti. bu beni çok sevindirdi. sarıldık.
"ölmeyi göze alan bir adam sarılabilir miydi?"bilmiyorum
arkadaşım soğuktu. ben ise yanıyordum.

evet kahvaltı yapmamıştım. öğle arasında da uyumuştum. annecim ne hazırladın diye sordum. önüme büyük bir kapak içerisinde bir şey getirdi. sürpriz dedi. masada ki 5 kişi yemeği görmek için kapağı aynı anda kaldırdık. annem, babam, arkadaşım, ben ve ...

5. kimdi bilmiyorum. onu daha önce görmemiştim.

önümüzde silah şeklinde pastalar vardı. kahvaltı da pasta mı yenirdi? masada ki dört kişi de heyecanlı bir şekilde yiyordu. ben de çok açtım. vişne aroması bana hep güzel gelmiştir. bu yüzden kırmızı olan namlusundan başlamak istedim yemeye. gözlerimi kapattım ve başladım. gözlerimi açtım.
ve kafamı ıslak olan sipere yasladım. yastık gibiydi. bir yunan askerinin leşini almak için her şeyimi verebilirdim ama korkuyordum. cesaretimi topladım. kafamı çıkarttım. bana doğru koşan intihar bombacısını gördüm. yüzü bana çok benziyordu. mimikleri benimkilerin aynısıydı. aldırmadım. bedenimi doğrulttum ve tetiğe bastım. bu sefer silah ateşlenmişti. vişne tadı ağzıma geldi. fazla suluydu. ama tadı güzel ve ıslaktı. müslümün şarkısını duymadım. müdürüm de uyandırmadı. anne çok güzel olmuş. eline sağlık diyebildim. sonra uyudum ve birdaha uyanmadım.
devamını gör...

insan vücudunda kanın ph değeri 7.35-7.45'dir. 6.80-7.80 olması ölüme yol açar. çocuklarda ph değeri 7.39'dur. asit-baz dengesinin korunması bazı mekanizmalarla olur bu mekanizmalar şunlardır:
-tampon sistemler
-akciğerler(karbondioksit ile)
-böbrekler(bikarbonat ile)
-karaciğer(protein mekanizması ile)
devamını gör...

var olduğuna inanmadığım, olmayan bir şeydir. biz insanlar olarak söz konusu nefret olunca nasıl da gösteriyoruz nefretimizi, değil mi ?

birini sevmeyebilirsiniz buna kimsenin lafı olmaz zannımca ama sevip de gösterememek pek olası bir durum gibi gelmiyor bana, sevgiyi sürekli sözcüklere dökme gereği duymamak normaldir. her an, her saniye "seni seviyorum"ların havada uçuşmasına gerek yok. zaten bana göre sözle değil de davranışla gösterilir sevgi yani özde olmalıdır; ancak davranışıyla dahi gösteremediğini iddia eden insanın sevgisi sorgulanmalıdır.

zaten bunu göstermek ya da göstermemek için bir çabaya gerek yoktur, çünkü sevgi de bir tür tepkidir, nasıl ki komik bir şey karşısında gülüyorsak, üzülünce gözlerimiz doluyorsa, sevince de bunu bastırmak pek mümkün olmuyor, olamaz, olmaz, olmamalı da...

belki herkesin sevgisini yansıtma şekli farklıdır; ancak gösterememek, hissettirememek farklılıktan değil de eksikliğinden kaynaklıdır.
devamını gör...

öncelikle (bkz: librasyon)

ay'ın doğması ve batması esnasında görülen toplam yüzünün, %50'den fazla olmasına neden olan hareket.

normal şartlarda küresel bir cisme bakarken onun sadece bir yarısını, yani %50'sini görebiliriz. fakat ay doğarken, doğu kenarının bir parça ötesini ve batarken batı kenarının bir parça ötesini de görebiliriz. görebildiğimiz bu yüzeylerin toplam alanı, ay yüzeyinin %50'sinden biraz daha fazladır. çok büyük bir etki olmadığı için gözle algılamak zordur.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(görsel, acikders.ankara.edu. tr'den alıntıdır.)
devamını gör...

sam esmail'in yarattığı, ana karakterimizin gündüzleri cyber security, geceleri heçkırcılık yaptığı dizi.

dizi dört harika sezondan oluşmakta. sinematografi almış başını gitmiş düzeyde. başrolü canlandıran kişi, rami malek. senaryo, kurgu harika.

bahsedilen yöntemlerin var olması, yapılabilir olması diziyi çok gerçekçi kılıyor. sırf darlene için juice ssh indirmişliğim var. harika bir dizi, kesinlikle izlenmeli.
devamını gör...

kendisini ve bir kaç yazarı daha örnek gösteriyorum. tanımlama konusunda... tabii ki kimse anne karnında yazarlığı öğrenmiyor. olabilir. fakat bu yazarımız ve gözüme kestirdiğim tanımlama konusunda kendini yetiştirmiş yazarlarımız iyi ki var.
*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
doğuştan gelen bir kötülük var mıdır, varoluşu nedeniyle kötü diyip de kenara attığımız/dışladığımız/örseledigimiz şeyler gerçekten kötü müdür yoksa biz miyiz onları kötü yapan?
insan varoluşu iyi olmak için uygun mu?
peki kötü olanı affetmek için ne gibi kıstaslar vardır ve her kötülük affedilebilir mi?
kötü olmayı kim ister ki?



bu soruları düşünürken mitolojik karakter olan tepegöz geldi aklıma ve sizlerle de paylaşayım dedim.
devamını gör...

kafa sözlük’te yaşanan bir olayı, ekşi sözlük’te okumak biraz garip gelmişti ancak yazılanları okuduktan sonra, yönetimin uçurulan hesap hakkında açıklama yapmamasını doğru buldum.

bu konunun neresini açıklayacaksın ki? açıklamamak net seviye göstergesidir. yönetim eleştirilmez değildir ki, sık sık eleştiri yapanlardan biriyim. ancak son uçurulan hesap ile ilgili açıklama yapılmamasını doğru buldum. seviyeli harekettir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim