bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
oh be başladı sonunda galiba. dinlemedeyiz bakalım.
devamını gör...
sevişmek istenilen yazarlar
ulan ben daha kim kadın kim erkek onu bile bilmiyorum siz işi baya büyütmüşsünüz helal olsun.
devamını gör...
9 mart 2021 büyüyüp günahkar olmasın diye oğlunu öldüren baba
haberi okuyunca içim ürperdi. ülke tımarhane gibi oldu farkında mısınız? bir insan nasıl bu kadar cani olabilir?
devamını gör...
emir kipi şeklinde kurum adları
devamını gör...
sahip oldukça hep bir yenisini isteme arzusu
insanoğlunun uhud dağı kadar altını olsa, bir o kadar daha olsun ister, onun gözünü ancak toprak doyurur. hadis.
devamını gör...
erkeklerin kaslarıyla övünmesi sorunsalı
övünmek değil ama geniş omuzlarım çok hoşuma gidiyor ama sıradan da bir tipim.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
herkesin yaptığını anlayabiliyor, bazılarının yapmak istediklerini önceden sezebiliyor, bazılarina bile bile yeniliyor,bazılarına kanmış inanmış gibi yapabiliyorum. hiçbiri bana tuhaf gelmiyor da kendi yaptıklarıma müdahale edemiyor oluşuma, bile bile lades dememe, kalkıp silkinemiyor olmama, kaçan ipi tutamıyor oluşuma bir türlü anlam veremiyorum.
devamını gör...
yaşı geldiği halde evlenmeyen insan
yaşı gelmek?
devamını gör...
zihgir
zihgir farsça bir kelimedir ve kelime anlamı "kiriş tutan, kirişin kontrolünü sağlamak" anlamına gelmektedir. genelde zihgir metal, akrilik, deri ve boynuz gibi maddelerden yapılmaktadır. zihgirde dikkat edilecek en önemli husus okçunun parmağında rahatlıkla hareket edip ileri ve geri hareket etmesidir. dar gelen bir zihgir okçunun parmağında bir çok sakatlanmaya meydan verebilir. zihgir bol geliyorsa iç kısmına deriden kaş yapılabilir. uzun süre ok atan okçuların baş parmak boğumunda nasır oluşması normaldir. bu nasır aynı zamanda zihgirin parmağa tam oturmasına sebep olup, zihgirin parmaktan kontrolsüzce çıkıp gitmesini engeller. okçu profesyonelleştikçe kendisi için en ideal zihgiri parmağında sabitleyecektir.
zihgir 3 bölümden meydana gelir. damak, kaş ve eşik;
•zihgirin kirişe temas eden kısmına "eşik" denir.
•başparmağı korumak için yapılan deri parçasına kaş denir.
•okçunun başparmağının etli kısmının yaralanmasını önlemek için zihgirin uzun kısmına "damak" denir.
not!: metal zihgirlerde dikkat edilmesi gereken husus ise metalin keskin bir yerinin olmaması gerekmektedir. aksi durumda okçunun parmağını yaralar.
zihgir 3 bölümden meydana gelir. damak, kaş ve eşik;
•zihgirin kirişe temas eden kısmına "eşik" denir.
•başparmağı korumak için yapılan deri parçasına kaş denir.
•okçunun başparmağının etli kısmının yaralanmasını önlemek için zihgirin uzun kısmına "damak" denir.
not!: metal zihgirlerde dikkat edilmesi gereken husus ise metalin keskin bir yerinin olmaması gerekmektedir. aksi durumda okçunun parmağını yaralar.
devamını gör...
barbizon ekolü
değerli dostlar; barbizon bir köy.
konuya nereden başlayacağımı kestiremiyorum.
her şey şu ukdeyi doldurmamla başladı. #1189967
bu ukdede bahsettiğimiz gibi 19 yy'da fransız ressamlar her şeyi kurallara kanunlara göre yapmaktan sıkıldılar. sanat okulları bu konuda çok katıydı. ''hay böyle işin'' diyerek tuvallerini çizimlerini biraz nefes almak için ormanıyla doğasıyla çok güzel bir köy olan barbizona attılar. gün boyunca doğayı inceleyerek, hemde ''iki lafın belini kırarak'' vakit geçirmeye başladılar.
yaptıkları resimler, ''gerçek'ti.
ışık insanlar doğa... herşey çok gerçekçi bir şekilde çiziliyordu. romantikler gibi ''yüce'' likten ve yüceltmekten kaçındılar.
(bkz: romantizm)#515945
bu başkaldıraya bir çok ressam katıldı
köye ilk gelen ressam theodore rousseau idi.
sonrasında, diaz, milet jacque geldi.. daha sonra gelenlerin ardı arkası kesilmedi ve köyde ressamların barınmasını karşılamak için iki otel yapıldı. sabah kahvaltılarını birlikte yapmak kurallarıydı. sonra doğaya açılır ne görürlerse onu çizerlerdi. resimlerinde taslak yoktur. onlar ışık etkisini dikkate alırlar ve fırça darbeleri onlar için önemli değildir.
neyse ''o''dur kardeşim.
bu ''neyse o'' akımına barbizon ekolü denir.
(bkz: ekspresyonizm)
konuya nereden başlayacağımı kestiremiyorum.
her şey şu ukdeyi doldurmamla başladı. #1189967
bu ukdede bahsettiğimiz gibi 19 yy'da fransız ressamlar her şeyi kurallara kanunlara göre yapmaktan sıkıldılar. sanat okulları bu konuda çok katıydı. ''hay böyle işin'' diyerek tuvallerini çizimlerini biraz nefes almak için ormanıyla doğasıyla çok güzel bir köy olan barbizona attılar. gün boyunca doğayı inceleyerek, hemde ''iki lafın belini kırarak'' vakit geçirmeye başladılar.
yaptıkları resimler, ''gerçek'ti.
ışık insanlar doğa... herşey çok gerçekçi bir şekilde çiziliyordu. romantikler gibi ''yüce'' likten ve yüceltmekten kaçındılar.
(bkz: romantizm)#515945
bu başkaldıraya bir çok ressam katıldı
köye ilk gelen ressam theodore rousseau idi.
sonrasında, diaz, milet jacque geldi.. daha sonra gelenlerin ardı arkası kesilmedi ve köyde ressamların barınmasını karşılamak için iki otel yapıldı. sabah kahvaltılarını birlikte yapmak kurallarıydı. sonra doğaya açılır ne görürlerse onu çizerlerdi. resimlerinde taslak yoktur. onlar ışık etkisini dikkate alırlar ve fırça darbeleri onlar için önemli değildir.
neyse ''o''dur kardeşim.
bu ''neyse o'' akımına barbizon ekolü denir.
(bkz: ekspresyonizm)
devamını gör...
kekeme birine kekeleyerek cevap vermek
insanlığın zekatından nasip alamayan insan davranışı. empati yapıyorum ayağına insanları niye üzüyorsunuz ki, andaval mısınız?
devamını gör...
korku
her korku kaybetme korkusudur. olmekten korkan insan, hayatini kaybetmekten korkar; fakir kalmaktan korkan insan, sahip oldugu hayat kosullarini kaybetmekten korkar; yalniz kalmaktan korkan insan, etrafindaki insanlari kaybetmekten ve etrafindaki insanlarin ona sagladiklarini kaybetmekten korkar... bu durum insanin devamli korku icinde yasamasina neden olur. ne zaman ki insan, sahip oldugunu zannettigi hicbir seye aslinda sahip olmadigi ve her seyin gelip gecici oldugunu anladigi vakit, bu korkularindan kurtulur.
ancak, gunumuz dunyasinda, bu hic kolay degil cunku kapitalist toplumlarda, insan kim oldugu degil, sahip oldugu seylerle tanimlaniyor. insan, ne kadar cok seye sahipse kendini o kadar gercek hissediyor. bu sahip olma durumu insan iliskilerini bile enfekte etmis durumda. insan, arkadasina, sevgilisine sahibiymis gibi davraniyor. sanki, bir insan alip kaybedilebilecek bir esyaymis gibi. bundan mutevellit, modern insanin hayati korkmak ile geciyor. insan sadece ekonomik anlamda degil sosyal anlamda da kaybetmekten korkuyor. insan, hayatina giren her seyi sahip oldugu bir seymis gibi gormenin yani sira kaybedebilecegi bir sey olarak da goruyor. bu yuzden, insan bir taraftan kaybedebilecegi seyler icin korkarken, bir taraftan da kaybettigi seyler icin ofke duyuyor. bu da insanin, devamli korku ve ofke icinde yasayan bir varliga donusmesine yol aciyor.
ancak, gunumuz dunyasinda, bu hic kolay degil cunku kapitalist toplumlarda, insan kim oldugu degil, sahip oldugu seylerle tanimlaniyor. insan, ne kadar cok seye sahipse kendini o kadar gercek hissediyor. bu sahip olma durumu insan iliskilerini bile enfekte etmis durumda. insan, arkadasina, sevgilisine sahibiymis gibi davraniyor. sanki, bir insan alip kaybedilebilecek bir esyaymis gibi. bundan mutevellit, modern insanin hayati korkmak ile geciyor. insan sadece ekonomik anlamda degil sosyal anlamda da kaybetmekten korkuyor. insan, hayatina giren her seyi sahip oldugu bir seymis gibi gormenin yani sira kaybedebilecegi bir sey olarak da goruyor. bu yuzden, insan bir taraftan kaybedebilecegi seyler icin korkarken, bir taraftan da kaybettigi seyler icin ofke duyuyor. bu da insanin, devamli korku ve ofke icinde yasayan bir varliga donusmesine yol aciyor.
devamını gör...
hayatı izliyormuş hissi
bu aslında bir farkındalık boyutu. hayatı izlediğimizi farkettiğimiz zamanlarda gerçekten yaşıyoruz. mağaradan çıktığımız anlar bu anlar. gölgeleri değil her şeyin gerçeğini gördümüz altın zamanlar.
özellikle günlük tutuyor ya da kendinize gelecekte tekrar okumak üzere mektup yazıyorsanız hayatınızın 'bir dönemini' izlemiş gibi de hissetmeniz mümkün.
özellikle günlük tutuyor ya da kendinize gelecekte tekrar okumak üzere mektup yazıyorsanız hayatınızın 'bir dönemini' izlemiş gibi de hissetmeniz mümkün.
devamını gör...
cihadiye yüzüğü
birinci dünya savaşının başladığı 1914 yılında müdafaa-i milliye cemiyeti tarafından üretilen yüzük. bu yüzüğün orduya gelir kapısı oluşturmak için yüksek miktarda satıldığı biliniyor. türkiye'de şimdiye dek iki numunesi olduğu bilinen yüzüğün, diğer bir numunesi arkeolojik kazılarda elazığ harput'ta ortaya çıkmış. demir döküm imalatı olan yüzüğün iki yüzünde ay yıldız ve orta kısmında müdafaa-i milliye yazısı bulunuyor. yüzüğün maddi değeri fazla yüksek olmamakla birlikte orduya destek için satılmış, yalnızca manevi değeri yüksek bir hatıra olarak kalmıştır.
devamını gör...
ilkokulun vazgeçilmezleri
beslenme çantasına konulan kahvaltılıklar
devamını gör...
kar leoparı
aynı zamanda dağcılıkta bir unvan. rusya dağcılık federasyonu tarafından ismi konulmuştur.
kar leoparı unvanı nedir?
eski sovyetler birliği döneminin toprakları arasında bulunan 7000 m den yüksek beş dağa tırmanan dağcılara “kar leoparı” unvanı verilmektedir.
kar leoparı unvanı için tırmanılması gereken 5 dağ
- lenin dağı (7134 m)
- korjenevskaya dağı (7105 m)
- somoni dağı (komünizm dağı) (7495 m)
- khan tengri dağı (7010 m)
- pobeda dağı (7439 m)
türkiye'de bu unvana sahip en tanınmış kişi nasuh mahruki, unvanı alan ilk kadın dağcı da esin handaldır.
kaynak
kar leoparı unvanı nedir?
eski sovyetler birliği döneminin toprakları arasında bulunan 7000 m den yüksek beş dağa tırmanan dağcılara “kar leoparı” unvanı verilmektedir.
kar leoparı unvanı için tırmanılması gereken 5 dağ
- lenin dağı (7134 m)
- korjenevskaya dağı (7105 m)
- somoni dağı (komünizm dağı) (7495 m)
- khan tengri dağı (7010 m)
- pobeda dağı (7439 m)
türkiye'de bu unvana sahip en tanınmış kişi nasuh mahruki, unvanı alan ilk kadın dağcı da esin handaldır.
kaynak
devamını gör...
47 milyon covid aşısı paketleme ihalesinin apartman dairesi şirketine verilmesi
taşıma ve paketleme işi için bu meblağ vay anam vay! devamke yemeye, afiyet olsun gardaşlar. bozuk aşı ölümleri is coming... sloganımız covid öldürmezse biz öldürürüz!
devamını gör...
danilo zanna
türkçe konuşamayan birinin türkiye'de bir hayat kurabilmesi oldukça ilginç bir çalışma konusudur. işin daha da garip yanı bu adamın türkçesi her geçen yıl daha da bozuluyor.
devamını gör...
istanbul'da serçe kalmaması
valla bizim mahallenin haracını martı selami abi yiyor, serçe merçe sağ komaz vallaha! sabah 5 buçukta evden çıkıyorum balıkçının önündeki araba üstünde volta atıyor, saygılar deyip uzaklaşıyorum. sen de bir sabah şurdan bir simit al be birader bak arka sokak simit fırını dedi ne diyeceğimi şaşırdım geçen. dün resmini çekeceğdim unuttum. çekersem güncellerim. hayvanlarında kıyasıya karın doyurma derdine düşmelerinin ezilen tarafı olmalarından kaynaklandığını düşündüğüm durum.
devamını gör...
