aşığım diye peri bacasına sprey boya sıkan cahiller
devamını gör...
alıngan insan tipi
çevresindeki insanların hayatını zorlaştıran ve onları yoran insan tipidir.
aşırı alıngan bir akraba ya da arkadaşa sahipseniz vay halinize. insanın her hareketinden, bakışından ve nefes alışından bile alınma potansiyeline sahiptirler. sonra düşün dur acaba ben ne yaptım da ne dedim de alındı diye. halbuki sorun kendilerindedir. bana göre bu aşırı alınganlığın temelinde öz güven eksikliği yatmaktadır. benden uzak olsunlar.
aşırı alıngan bir akraba ya da arkadaşa sahipseniz vay halinize. insanın her hareketinden, bakışından ve nefes alışından bile alınma potansiyeline sahiptirler. sonra düşün dur acaba ben ne yaptım da ne dedim de alındı diye. halbuki sorun kendilerindedir. bana göre bu aşırı alınganlığın temelinde öz güven eksikliği yatmaktadır. benden uzak olsunlar.
devamını gör...
ukde bırakmak
sözlükte ilgili buton-menüye rast gelmediğim göremediğim eylem.
neden yok ki. profilleri mi dolaşacağız?
edit: alıştığımdan farklı bir yerdeymiş buldum tamam. *
neden yok ki. profilleri mi dolaşacağız?
edit: alıştığımdan farklı bir yerdeymiş buldum tamam. *
devamını gör...
girolamo savonarola
piyanist ukdesi.
1452-1498 yıllarında yaşamış, 4 yıl boyunca floransa'nın yöneticiliğini yapmış olan din adamı. eğitimine tıp okuyarak başlamış ama yarıda bırakıp floransa'da din adamı olmayı seçmiş.
floransa bu dönemde sanatın ve bilimin şehri, rönesans'ın merkezi. tüm sanatçılar burada, medici ailesinin himayesinde.
vaazlarında medici ailesini, yöneticileri kötü yönetim ve yolsuzlukla suçluyor, kiliseyi eleştirip reform yapılması gerektiğini savunuyor ve bu vaazları halkın dikkatini çektikçe etrafı kalabalıklaşıyor. lorenzo de' medici bile kendisinden çekiniyor.
lorenzo'nun ölümü ve oğlu ii. piero'nun zayıf yönetimi sonucu halkın sığındığı yeni lider oluyor kendisi. medici ailesi şehirden sürülüyor ve savonarola floransa'yı ''tanrı'nın şehri'' yapabilmek için yeni bir cumhuriyet kuruyor.
ahlaksızlıkla mücadele için yeni yasalar çıkarıyor, şenlikler ve oyunlar yasaklanıyor, kıyafet reformu getiriliyor. kadınların sokakta dolaşmaması gerektiğini savunuyor, günahkarlar şehri olan floransa'nın tanrı'nın şehri olabilmesi için bu reformlara ihtiyaç olduğuna halkı ikna etmeyi de başarıyor.
savonarola'ya göre insan eliyle yaratılmış her şey şeytan eliyle yapılmış sayılır ve günahtır. bu fikirle 1497'den itibaren sanat ve bilimle ilgili tüm eserlerin toplanıp yakılması için harekete geçiyor: bonfire of the vanities. şehir merkezinde yakılan ateşlerde mücevherler, heykeller, aynalar, süslü kıyafetler, kitaplar, satranç takımları ve enstrümanlar, yani lüks olarak görülebilecek her şey yakılmaya başlanmış. halk bu din adamına o kadar bağlı ki evlerinde ne varsa getirip ateşe atıyorlar.
ludwig von langenmantel - savonarola preaching against prodigality (1879)
sanat eserleri yakılması gereken eşyaların başında geliyor ve floransa sanatın beşiği olduğu için bulmak çok zor değil. burada sandro botticelli'den bahsetmek lazım çünkü kendisi savonarola'nın sıkı takipçisi. vaazlarından etkilenerek resim yapmayı bırakıyor ve bu ateşe kendi eserlerini yakarak katkıda bulunuyor. evet botticelli. vasari ''sanatçıların hayat hikayeleri'' eserinde botticelli için şunu not düşmüş:
“botticelli savonarola’nın yandaşıydı, işte bu yüzden resmi bıraktı ve başka gelir kaynağı olmadığı için de epey sıkıntıya düştü. yine de cemaatin üyesi olarak kalmakta direterek piagnoni’ye (o zamanki adıyla “sızlananlar”) katıldı ve çalışmalarını bir yana bıraktı; dolayısıyla ihtiyarladığında o kadar yoksul düştü ki eğer lorenzo de medici, dostları ve başka değerli kimseler yeteneğinden ötürü onu sevdikleri için yardımına koşmasalardı neredeyse açlıktan ölecekti.”
neyse ki bu çılgınlık çok uzun sürmüyor. kilise aleyhine verdiği vaazlar papa'nın hoşuna gitmemiş olacak, 1497'de aforoz ediliyor ve 1498'de tutuklanması için emir veriliyor. bu arada halk da kendisine sırt çevirmeye başlıyor doğal olarak. savonarola insanları ikna edebilmek için özel güçleri olduğuna ve mucizeler yaptığına inandırmaya çalışsa da tutuklanıyor ve 1498'in mayıs ayında yakılarak idam ediliyor.
insanlık tarihinin en önemli dönemlerinden birinde, botticelli'yi bile müridi yapabilmiş, kim bilir kaç eseri yok etmiş sanat ve bilim düşmanı bir insan, kendi yaktığı ateşte yanarak yok olup gidiyor böylece.
kaynak
kaynak
1452-1498 yıllarında yaşamış, 4 yıl boyunca floransa'nın yöneticiliğini yapmış olan din adamı. eğitimine tıp okuyarak başlamış ama yarıda bırakıp floransa'da din adamı olmayı seçmiş.
floransa bu dönemde sanatın ve bilimin şehri, rönesans'ın merkezi. tüm sanatçılar burada, medici ailesinin himayesinde.
vaazlarında medici ailesini, yöneticileri kötü yönetim ve yolsuzlukla suçluyor, kiliseyi eleştirip reform yapılması gerektiğini savunuyor ve bu vaazları halkın dikkatini çektikçe etrafı kalabalıklaşıyor. lorenzo de' medici bile kendisinden çekiniyor.
lorenzo'nun ölümü ve oğlu ii. piero'nun zayıf yönetimi sonucu halkın sığındığı yeni lider oluyor kendisi. medici ailesi şehirden sürülüyor ve savonarola floransa'yı ''tanrı'nın şehri'' yapabilmek için yeni bir cumhuriyet kuruyor.
ahlaksızlıkla mücadele için yeni yasalar çıkarıyor, şenlikler ve oyunlar yasaklanıyor, kıyafet reformu getiriliyor. kadınların sokakta dolaşmaması gerektiğini savunuyor, günahkarlar şehri olan floransa'nın tanrı'nın şehri olabilmesi için bu reformlara ihtiyaç olduğuna halkı ikna etmeyi de başarıyor.
savonarola'ya göre insan eliyle yaratılmış her şey şeytan eliyle yapılmış sayılır ve günahtır. bu fikirle 1497'den itibaren sanat ve bilimle ilgili tüm eserlerin toplanıp yakılması için harekete geçiyor: bonfire of the vanities. şehir merkezinde yakılan ateşlerde mücevherler, heykeller, aynalar, süslü kıyafetler, kitaplar, satranç takımları ve enstrümanlar, yani lüks olarak görülebilecek her şey yakılmaya başlanmış. halk bu din adamına o kadar bağlı ki evlerinde ne varsa getirip ateşe atıyorlar.
sanat eserleri yakılması gereken eşyaların başında geliyor ve floransa sanatın beşiği olduğu için bulmak çok zor değil. burada sandro botticelli'den bahsetmek lazım çünkü kendisi savonarola'nın sıkı takipçisi. vaazlarından etkilenerek resim yapmayı bırakıyor ve bu ateşe kendi eserlerini yakarak katkıda bulunuyor. evet botticelli. vasari ''sanatçıların hayat hikayeleri'' eserinde botticelli için şunu not düşmüş:
“botticelli savonarola’nın yandaşıydı, işte bu yüzden resmi bıraktı ve başka gelir kaynağı olmadığı için de epey sıkıntıya düştü. yine de cemaatin üyesi olarak kalmakta direterek piagnoni’ye (o zamanki adıyla “sızlananlar”) katıldı ve çalışmalarını bir yana bıraktı; dolayısıyla ihtiyarladığında o kadar yoksul düştü ki eğer lorenzo de medici, dostları ve başka değerli kimseler yeteneğinden ötürü onu sevdikleri için yardımına koşmasalardı neredeyse açlıktan ölecekti.”
neyse ki bu çılgınlık çok uzun sürmüyor. kilise aleyhine verdiği vaazlar papa'nın hoşuna gitmemiş olacak, 1497'de aforoz ediliyor ve 1498'de tutuklanması için emir veriliyor. bu arada halk da kendisine sırt çevirmeye başlıyor doğal olarak. savonarola insanları ikna edebilmek için özel güçleri olduğuna ve mucizeler yaptığına inandırmaya çalışsa da tutuklanıyor ve 1498'in mayıs ayında yakılarak idam ediliyor.
insanlık tarihinin en önemli dönemlerinden birinde, botticelli'yi bile müridi yapabilmiş, kim bilir kaç eseri yok etmiş sanat ve bilim düşmanı bir insan, kendi yaktığı ateşte yanarak yok olup gidiyor böylece.
kaynak
kaynak
devamını gör...
saatleri ayarlama enstitüsü
türk edebiyatının yüz akı romanlarındandır. ahmet hamdi tanpınar modernleşme eleştirisi yaparken toplumun durumunu etkileyici, akılda kalıcı karakterlerle kurguluyor. romanda tarihsel dönemler ve değişim süreci çerçevesinde bireylerin yaşadığı kavram karmaşası ve kimlik bunalımı ironik bir dille aktarılmaktadır. aynı zamanda kurumların işlevinin yozlaşması da alaylı bir biçimde ele alınmış tanpınar tarafından. ironi ve alaycılığın yanında trajedi unsuru da bunlarla iç içe geçmiştir. ironik sahnelerle romanın trajik havası bir nebze yumuşatılmış komik bir görünüm kazanmıştır. roman boyunca sistem eleştirisi nasıl yapılmalıdır dersini veren ince dokundurmalar mevcuttur. okuyanları zaman zaman zorlayabilecek eski dilde kelimeler bolca mevcuttur, hatta yanınızda yörenizde bir sözlük bulundurarak okumanız tavsiye edilir.
“saatin kendisi mekân, yürüyüşü zaman, ayarı insandır… bu da gösterir ki, zaman ve mekân, insanla mevcuttur!”
“saatin kendisi mekân, yürüyüşü zaman, ayarı insandır… bu da gösterir ki, zaman ve mekân, insanla mevcuttur!”
devamını gör...
ölmesi gereken türk gelenekleri
düğün ve türevleri. z kuşağıyla yavaş yavaş ölmeye yüz tuttuğunu düşünüyorum.
devamını gör...
bungee jumping
yüksek bir yerden ayağa bağlanılan kalın iplerle, kendini boşluğa bırakma sporu. çokça cesaret gerektirir, adrenalin deposu da denilebilir. düşüncesi bile nefesimi kesti, yapana kolay gelsin.*
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
galiba ince bi hastalığa yakalandım. insanları mutlu etme hastalığı. birini mutlu edince kendim o kişiden daha mutlu oluyorum. bu bencilce mi, iyi mi kötü mü hiçbir fikrim yok
devamını gör...
yazarların şu an olmak istedikleri yerler
moda sahilinde uzaktaki yakındaki bütün sevdiğim insanları toplayıp onlarla oturup sohbet etmek istiyorum şu an, hem de çok istiyorum. gecenin güzelliği ve hafif esintisiyle denize karşı biraz sohbet etmek, içimi dökmek istiyorum sadece.
devamını gör...
ağlamıyoruz diye derdimiz yok sanıyorlar
bir sorun olduğunda zaten çözer diye düşünülür kolay kolay kimse yardım eli uzatmaz bu insanlara. gerçi uzatan olursa da ben hallederim derler genellikle. dünya başlarına yıkılsa en iyi şekilde hazırlanır hiçbir şey olmamış gibi işe giderler bir gün sonra. dünya’da en az hacmi kaplayan insanlar olduklarını düşünüyorum.
devamını gör...
beklenen darbe esprisinin bir türlü gelmemesi
herkes zart-zurt başlık açtı. türlü türlü yaratıcı entry girildi. ama o beklenen vurucu espri bir türlü gelmedi.
ha ben bu başlığı neden açtım ? baksanıza efsane bir bkz yarattım*
ha ben bu başlığı neden açtım ? baksanıza efsane bir bkz yarattım*
devamını gör...
volkan konak
çok içten kadınım diyen sanatçı.
devamını gör...
bir gün elbet okurum diye kitaplıkta bekleyen kitaplar
franz kafka- şato. çok merak ettiğim hatta adını ve arka kapağındaki kısa yazılarını da çok beğenmiş olmama rağmen kalın olmasından dolayı bi türlü zaman ayırıp okuyamadığım kitabımdır kendisi. *
devamını gör...
kitap yazmak için bilgili olmaya artık gerek duyulmaması
ayağını sehpaya çarpanların bile kitap yazabildiği bir ülke burası. okunması gerekenleri okumayan, ergen ve çocuklara hitap eden sözde yazarların imza günlerinde izdihamlar yaşandığı bir yer burası. ibrahim selim' in bir videosu vardı wattpad le ilgili. kitap pahalı diye almayanların wattpad i okudukları telefonları görünce üzülmekten vazgeçtik. diye. aynen öyle. yazıyorsun en berbat kitabı. sıfır bilgiyle. kitabın kapağına tam da farz olduğu üzre koreli bir yahşıhlı odun un fotoğrafini koyduruyorsun. al sana kaç bin basıyor sonra o kitap?! ama bu , '' kötü çocuk' luktur.
devamını gör...
son feci mars
yavaştan yaşlanıp demans başlangıcı mı yaşıyorum diye sorgulamama vesile olan yazar. ben kendisiyle yazıştık takipleştik hatta ara ara birbirimize hal hatır soruyoruz sanar iken nickaltıma yazdığı tanım sayesinde hiç etkileşimde olmadığımızı fark edip omg diyip mahçup olduğum kişidir ayrıca. geç olsun güç olmasın diyerek af diliyorum ve buranın kült yazarlarından olacağına emin olduğum bilgisini buraya iliştirmek istiyorum.(bkz: swh)
devamını gör...
sakarya'da 16 yaşındaki gencin intihar etmesi
daha 16 yaşında...
devamını gör...
miko
kafa sözlük çocuk korosu'nun beyni, tersi pis olan, dümdüz sayko, dışınızdaki irlandalı ile bonny & clyde türkiye ofisi, hafif sert olduğu takdirde bile süt ile yumuşatılması muhtemel*, tersi pis olan, billur* gibi sesiyle huzur veren insanın mahlası.
tersi pistir demiş miydim?
tersi pistir.
*
tersi pistir demiş miydim?
tersi pistir.
*
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
yaklaşık birkaç ay önce üniversite mezuniyeti için hocamızla görüşmüştük. tüm herkesin eşi, dostu rahat rahat gelebilsin diye uğraşıyorum ve o yüzden sizin mezuniyet eylül de olacak dendi.
bugün pat okuldan bi mail. yanınızda sadece iki kişi getirebilirsiniz yazmışlar. maile cevap; yani şimdi tabi kimse kusura bakmasın ama ben sizin yapacağınız işi.. tarzı bi mail atmamak için kendimi zor tuttum. velhasıl kelam dün de bu lanet mezuniyet için elbise,ayakkabı vs aldım. bugün de mezuniyete gitmekten vazgeçtim. ya hep ya hiç misali. kimse mümkünse benimle inatlaşmasın. zaten hepi topu 15-20 kişiyiz sınıfta. ne vardi ailelerimiz de yanımızda gelseydi... gitmiyorum ulayyn kendi mezuniyetime!!
bugün pat okuldan bi mail. yanınızda sadece iki kişi getirebilirsiniz yazmışlar. maile cevap; yani şimdi tabi kimse kusura bakmasın ama ben sizin yapacağınız işi.. tarzı bi mail atmamak için kendimi zor tuttum. velhasıl kelam dün de bu lanet mezuniyet için elbise,ayakkabı vs aldım. bugün de mezuniyete gitmekten vazgeçtim. ya hep ya hiç misali. kimse mümkünse benimle inatlaşmasın. zaten hepi topu 15-20 kişiyiz sınıfta. ne vardi ailelerimiz de yanımızda gelseydi... gitmiyorum ulayyn kendi mezuniyetime!!
devamını gör...
şehirlerarası otobüs yolculuğunda verilen 30 dakikalık molanın aslında 30 saat olması
var olan durum. 30 dakikalık molada her bir dakika 30 saat gibi geçiyor. tuvalete git -gel. yemek ye, tuvaletin önündeki kitaplıkta oyalan. o kitaplıklar da ne kadar dandik kitap varsa doludur anasını satim.
neyse vakit geçmez işte.. einstein bu konuda izafiyet teorisini geliştirmiştir. "zaman hiçbir zaman aynı yerde, aynı anda lineer ölçekte yaşanmaz."
christopher nolan al da film senrayosu gör lan. interstelların hası burada olm, tunatan dinlenme tesislerinde...
neyse vakit geçmez işte.. einstein bu konuda izafiyet teorisini geliştirmiştir. "zaman hiçbir zaman aynı yerde, aynı anda lineer ölçekte yaşanmaz."
christopher nolan al da film senrayosu gör lan. interstelların hası burada olm, tunatan dinlenme tesislerinde...
devamını gör...


