kafası kesilen öğrencinin babasının açıklamaları
beyinle olan iletişimi kaybetmek için kafanın kopmasına gerek olmadığını gösteren akla ziyan açıklamalar bütünü.
o çocuk sırf böyle bir beyinsiz vasıtasıyla dünyaya geldiği için öldüğüyle kalacak ben ona yanıyorum.
allah belanızı versin. başka sözüm yok.
o çocuk sırf böyle bir beyinsiz vasıtasıyla dünyaya geldiği için öldüğüyle kalacak ben ona yanıyorum.
allah belanızı versin. başka sözüm yok.
devamını gör...
kitabevi gezip internetten kitap alan tip
sahaf ve kitapevlerinin gereksiz tavırlarına maruz kalmak istemeyen, yüzde 50 kar elde etmeye çalışan çakallara pas atmayan kişidir. kitabevi gezdiği falan da yoktur. bütçesine göre davranan akıllı insandır.
amazonda kitaplar 5 liraya kadar düşmüşken affedersiniz de ben on katı ücret ödemeyi övemem.
amazonda kitaplar 5 liraya kadar düşmüşken affedersiniz de ben on katı ücret ödemeyi övemem.
devamını gör...
ailesiyle yaşayanların yapamayacakları şeyler
nereye gideceğini ve kimlerle beraber gideceğini söylemeden çıkmak
devamını gör...
aksiyom
bir konunun her ne açıdan bakılırsa bakılsın aynı sonuca varıldığını gösteren bir önermedir.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
bizleri yazarların sesleriyle 90'lara ışınlayacak güzel bir program olacağı kesin. programı hazırlayan yazarın enerjisi de epey yüksek. e bizlere de sabırsızlıkla beklemek düşüyor.
devamını gör...
gelecekten umudu kesince benimsenecek yaşam tarzı
pozitif nihilizm.
devamını gör...
içimde ölen biri
bir ahmet kaya şarkısı.
depremler oluyor beynimde.
depremler oluyor beynimde.
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
ayaz 2,5 yaşında ve kardeşi deniz doğalı daha 2 ay olmuştu. bizde birlikte dolaşmaya çıkmıştık.
-ayaz bak deniz görünüyor burdan. çook güzel demi? kuşlarda uçuyor bissürüü.
-teyseee, denis evde.
-ayaz bak deniz görünüyor burdan. çook güzel demi? kuşlarda uçuyor bissürüü.
-teyseee, denis evde.
devamını gör...
ölümleri ile ciğer dağlayan yerli dizi karakterleri
doktorlar ömer 45. bölüm.
devamını gör...
siz öğrenci misiniz yoksa terörist mi
aaa ama terörist demek sizce de biraz banel kaçmadı mı? mesela ben şahsen bana terörist denince hiç gocunmuyorum. bi tık yalama oldu sanki, malum, ülkede normal vatandaştan çok terörist var.
yok mu şöyle gücümüze gidecek, içimize burulacağımız bi şey?
yok mu şöyle gücümüze gidecek, içimize burulacağımız bi şey?
devamını gör...
gündüz otobüs yolculuğu vs uçak yolculuğu
benim için cevabı uçak yolculuğu olan kıyaslama.
gideceğim yere hemen gitmeyi, yolda oyalanmaya tercih ederim uzun yolculuklarda. yol uzadıkça bedensel yorgunluk da artıyor çünkü. uçağa binince, yerden havalandıktan sonra çay kahve dağıtırlarken bir bakıyorsunuz gelmişsiniz. ne ara vardığınızı bile anlamıyorsunuz gideceğiniz yere.
yok ille de otobüs yolculuğuna mecbur isem müzik çalarım yanımda olduğu sürece benden mutlusu olmaz. fakat yol uzunsa, uzun süreli sarkıtma durumundan dolayı ayaklarımın şişmesi durumundan da hiç memnun değilim.
gideceğim yere hemen gitmeyi, yolda oyalanmaya tercih ederim uzun yolculuklarda. yol uzadıkça bedensel yorgunluk da artıyor çünkü. uçağa binince, yerden havalandıktan sonra çay kahve dağıtırlarken bir bakıyorsunuz gelmişsiniz. ne ara vardığınızı bile anlamıyorsunuz gideceğiniz yere.
yok ille de otobüs yolculuğuna mecbur isem müzik çalarım yanımda olduğu sürece benden mutlusu olmaz. fakat yol uzunsa, uzun süreli sarkıtma durumundan dolayı ayaklarımın şişmesi durumundan da hiç memnun değilim.
devamını gör...
yazarların sahip olduğu dövme sayısı
(bkz: bundan bize ne olması)
neden bu sayılar verilir bir türlü anlayamam, sayı arttıkça marjinallik seviyesi mi artıyor, level mi atlanıyor.
neden bu sayılar verilir bir türlü anlayamam, sayı arttıkça marjinallik seviyesi mi artıyor, level mi atlanıyor.
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
(bkz: kafası kendinden güzel) olan yazar arkadaşımızın tanımlarını severek takip etmekteyim.
devamını gör...
kien yalnızlığı
elias canetti’nin dünya roman tarihinin zirvelerinden biri sayılabilecek muhteşem romanı körleşme’nin baş kahramanı sinolog profesör kien’in zaman içinde edindiği entelektüel yalnızlığa verilen ya da verilmesi gereken addır.
kien yalnızlığı entelektüel insanlarda görülen tercih edilmiş yalnızlıktır. kitaplarla haşır neşir olma süresi uzadıkça insanların diğer insanlara olan tahammül seviyesi ve süresi aynı oranda azalmaktadır. başka insanlarla ortak bir konu üzerinde sohbet etmek git gide zorlaşır ve insanların aptallığı çekilmez bir hal alır.
eğer kien gibi dev bir kütüphaneniz de varsa zamanla evden çıkıp insanların arasına karışmak bir zulüm gibi gelmeye başlar ve (bkz: jean paul sartre)’ın cehennem başkalarıdır sözü hayatınızın bir özeti haline gelir. cehennemden uzak durmak için de kitapların arasındaki seyahatlerinizin arasındaki süre azalırken seyahat süreleri de uzamaya başlar.
insanlardan koptukça onlara olan bağımlığı azalan insanlar kien yalnızlığı ile sarılıp sarmalanırlar. ve bu durum gittikçe aşırı bir hal almaya başlar. insanlara karşı duyulan bulantı yavaş yavaş bir kibire evrilir. insanları küçük görmeye başlayınca da kişi artık geri dönülmesi mümkün olmayan evreye geçmiş durumdadır.
artık onun için bütün insanlar eşittir. hiçbir insanı birbirinden ayırmaz. hepsine aynı şekilde yaklaşır çünkü sonuçta hepsi insandır, daha kötü ne olabilir ki?
kien yalnızlığı daha büyük yalnızlıklar için bir eşik değildir. daha büyük yalnızlıkların ta kendisidir.
kien yalnızlığı entelektüel insanlarda görülen tercih edilmiş yalnızlıktır. kitaplarla haşır neşir olma süresi uzadıkça insanların diğer insanlara olan tahammül seviyesi ve süresi aynı oranda azalmaktadır. başka insanlarla ortak bir konu üzerinde sohbet etmek git gide zorlaşır ve insanların aptallığı çekilmez bir hal alır.
eğer kien gibi dev bir kütüphaneniz de varsa zamanla evden çıkıp insanların arasına karışmak bir zulüm gibi gelmeye başlar ve (bkz: jean paul sartre)’ın cehennem başkalarıdır sözü hayatınızın bir özeti haline gelir. cehennemden uzak durmak için de kitapların arasındaki seyahatlerinizin arasındaki süre azalırken seyahat süreleri de uzamaya başlar.
insanlardan koptukça onlara olan bağımlığı azalan insanlar kien yalnızlığı ile sarılıp sarmalanırlar. ve bu durum gittikçe aşırı bir hal almaya başlar. insanlara karşı duyulan bulantı yavaş yavaş bir kibire evrilir. insanları küçük görmeye başlayınca da kişi artık geri dönülmesi mümkün olmayan evreye geçmiş durumdadır.
artık onun için bütün insanlar eşittir. hiçbir insanı birbirinden ayırmaz. hepsine aynı şekilde yaklaşır çünkü sonuçta hepsi insandır, daha kötü ne olabilir ki?
kien yalnızlığı daha büyük yalnızlıklar için bir eşik değildir. daha büyük yalnızlıkların ta kendisidir.
devamını gör...
otobüs durağındayken kendini yedek kulübesindeki teknik direktör gibi hissetmek
"amca sen buna bineceksin" diyerek, yedekte çürüttüğünüz oyunculara jübile yapmak maksatlı, gelen ilk otobüsle sultanahmet'e gönderebildiğiniz hadisedir.
devamını gör...
rütbesini beğenmeyen yazarın dramı
işte benim başlığım, işte benim dramım. alın şipşaklı, şapşikli rütbemi, karmalarımla birlikte dağıtın nolur. böyle rütbe olmaz olsun. püh. daha da bir şey istemiyom.
ekleme: dram bitti, mutlu son.
ekleme: dram bitti, mutlu son.
devamını gör...
madalyalı yazarlar özelliğinin gelmesi
neden gerçek "değerlerle" ölçmüyorsunuz herşeyi?
bu özellik de, karma puan da, hediye çekleri de, bunları almak için, saatte yüz işe yaramaz tanım girilip, puan doldurulmasına, aralıksız okumadan sürekli beğeni yapan yazarlara, yazarları önce takibe alıp, takip ettirdikten sonra, takipten çıkan yazarlara, daha aklıma gelmeyen saçma sapan şeylere sebep olmuştur....
neden gerçek rakamlarla ölçmüyorsunuz?
mesela tanımın ilk 2 veya 3 satırını gören okuyucu, devamını okursa, her tanımın, okunması yada görüntülenmesi herneyse, bunlara bakmıyorsunuz, ve bize de göstermiyorsunuz? saniyesi saniyesine herşey görülüyor artık bunu biliyoruz, hangi ülkeden hangi şehirden, hangi cihazdan...
sayın iko belediyesi;
bu beğeniler "gerçek" değil...
gerçek olan, ne kadar okunduğudur,
okunması için yazıyoruz..
bu beğeniler gerçeği yansıtmıyor, ben çok oyuncaklı buldum bu madalya işini..
suistimal edilmeye çok açık ve müsait şeyler yapıyorsunuz..
gerçek değerleri görmek isterim ben şahsen.. yazdığımız tanımı, okuyanın kaydetme özelliği olsun mesela, belki uzun olduğu için sonra okuyacak, ne biliyim aynı kişi ikinci defa okuyunca görüntüleme rakamını etkilemesin, sayı arttırılamasın, gerçek olan etkiler bunlar olmalı, yoksa o onu beğeniyor, oda iadeyi beğeni yapıyor, bin kişiyi takibe alıyor, takipçisi artıyor, bunların işlemediği bir sistem bulmanız gerekiyor bence,
sadece yazmak ve okumak üzerine bir sistem olmalı, gerçekten okunan tanımlar yazanların, bunu bilmeye hakkı var, ve okumak için de sözlüğe girilmesini sağladığı için, bu yazarlar ödüllendirilmeli, madalyamı takıyorsunuz, kupamı veriyorsunuz artık her ne ise, çünkü doğrusu budur, saçma sapan tanımlara, hak edilmeyen beğeniler yapılıyor, bunu söylüyorum çünkü, yazdığımdan daha çok okuyorum sözlüğü,
teşekkürler.
bu özellik de, karma puan da, hediye çekleri de, bunları almak için, saatte yüz işe yaramaz tanım girilip, puan doldurulmasına, aralıksız okumadan sürekli beğeni yapan yazarlara, yazarları önce takibe alıp, takip ettirdikten sonra, takipten çıkan yazarlara, daha aklıma gelmeyen saçma sapan şeylere sebep olmuştur....
neden gerçek rakamlarla ölçmüyorsunuz?
mesela tanımın ilk 2 veya 3 satırını gören okuyucu, devamını okursa, her tanımın, okunması yada görüntülenmesi herneyse, bunlara bakmıyorsunuz, ve bize de göstermiyorsunuz? saniyesi saniyesine herşey görülüyor artık bunu biliyoruz, hangi ülkeden hangi şehirden, hangi cihazdan...
sayın iko belediyesi;
bu beğeniler "gerçek" değil...
gerçek olan, ne kadar okunduğudur,
okunması için yazıyoruz..
bu beğeniler gerçeği yansıtmıyor, ben çok oyuncaklı buldum bu madalya işini..
suistimal edilmeye çok açık ve müsait şeyler yapıyorsunuz..
gerçek değerleri görmek isterim ben şahsen.. yazdığımız tanımı, okuyanın kaydetme özelliği olsun mesela, belki uzun olduğu için sonra okuyacak, ne biliyim aynı kişi ikinci defa okuyunca görüntüleme rakamını etkilemesin, sayı arttırılamasın, gerçek olan etkiler bunlar olmalı, yoksa o onu beğeniyor, oda iadeyi beğeni yapıyor, bin kişiyi takibe alıyor, takipçisi artıyor, bunların işlemediği bir sistem bulmanız gerekiyor bence,
sadece yazmak ve okumak üzerine bir sistem olmalı, gerçekten okunan tanımlar yazanların, bunu bilmeye hakkı var, ve okumak için de sözlüğe girilmesini sağladığı için, bu yazarlar ödüllendirilmeli, madalyamı takıyorsunuz, kupamı veriyorsunuz artık her ne ise, çünkü doğrusu budur, saçma sapan tanımlara, hak edilmeyen beğeniler yapılıyor, bunu söylüyorum çünkü, yazdığımdan daha çok okuyorum sözlüğü,
teşekkürler.
devamını gör...
kadının adı yok
ulu önder duygu asena nın füzesi kitap
müthiş bir kadındır,
kendisi çocuk gelişimi okumuş ve bu alanda çalıştığı yıllarda, çocuk sahibi olmamaya
"karar vermiş"
bir röportajında diyorki;
"çocuk sahibi olmamak, benim üzerinde düşünüp, değerlendirip, bilinçli olarak karar verdiğim bir konudur..."
kaç kadın çocuk istemediğini anlama, çocuk yapmama, hakkının olduğunun, farkında acaba..
bunun ayıp değil, kendi tercihi olduğunun, oturup bunu düşünebileceğinin, karar verme yetkisinin, hakkının kendisinde olduğunu bilen kadın varmı acaba,
çünkü düşünse çocuk yapmaz birçok kişi,
ama düşünse..
insanların uzun uzun düşünmeye vaktide yok sabrıda, hep kısa süren aktivitelerle meşgul herkes, kısa süren ve kolay şeylerle...
düşünmek cesur insanlara özgü bir şey bence, ve düşünmeye vakit ayırmak, önem vermek, öncelikleri arasına koymak...
çağının, zamanının çok ilerisinde bir insan duygu asena,
"insan yaşamında eksik olanı herşey sanıyor"
diyerek bilinmeyene (x) yüklenen, aslında "herşey" kadar da değerli olmayana, nasıl gereğinden fazla değer yüklediğimizi, hesap edebilecek kadar iyi bir matematiği vardı bence...
ve
"hep verici olmak da doğru değil, hep almak da"
derken de yine hakkaniyetini, matematiğini ve adaletini görüyorum...
iyiki bunları düşünmüş, iyiki bukadar düşünmüş, iyiki yazmış...
müthiş bir kadındır,
kendisi çocuk gelişimi okumuş ve bu alanda çalıştığı yıllarda, çocuk sahibi olmamaya
"karar vermiş"
bir röportajında diyorki;
"çocuk sahibi olmamak, benim üzerinde düşünüp, değerlendirip, bilinçli olarak karar verdiğim bir konudur..."
kaç kadın çocuk istemediğini anlama, çocuk yapmama, hakkının olduğunun, farkında acaba..
bunun ayıp değil, kendi tercihi olduğunun, oturup bunu düşünebileceğinin, karar verme yetkisinin, hakkının kendisinde olduğunu bilen kadın varmı acaba,
çünkü düşünse çocuk yapmaz birçok kişi,
ama düşünse..
insanların uzun uzun düşünmeye vaktide yok sabrıda, hep kısa süren aktivitelerle meşgul herkes, kısa süren ve kolay şeylerle...
düşünmek cesur insanlara özgü bir şey bence, ve düşünmeye vakit ayırmak, önem vermek, öncelikleri arasına koymak...
çağının, zamanının çok ilerisinde bir insan duygu asena,
"insan yaşamında eksik olanı herşey sanıyor"
diyerek bilinmeyene (x) yüklenen, aslında "herşey" kadar da değerli olmayana, nasıl gereğinden fazla değer yüklediğimizi, hesap edebilecek kadar iyi bir matematiği vardı bence...
ve
"hep verici olmak da doğru değil, hep almak da"
derken de yine hakkaniyetini, matematiğini ve adaletini görüyorum...
iyiki bunları düşünmüş, iyiki bukadar düşünmüş, iyiki yazmış...
devamını gör...

