prozac
10 gündür kullanıyorum, uyku yapmadı, iştahım ilaç yüzünden mi kapandı hiç emin değilim ama bu kadar sürede 3-4 kilo vermişim. bence bu benim dönemlerimle alakalı bir durum. ya da ilaçla ilerleyen günlerde göreceğim.
şimdilik bir etkisi olduğunu düşünmüyorum. mucizevi bir etki de beklemediğimden olabilir. ki zaten beklememek gerekiyor.
annem daha sakin olduğumu söylüyor ama zaten ben sakin biriyim. sadece buna inanmak istiyor ya da sakin olduğumun yeni farkına vardı.
tek bir fark var düşünemiyorum. gerçekten aşırı düşünmemi engellediğini hissediyorum. ya da hayatı bir noktada daha az takmaya başlamış gibi hissediyorum. bir şeyleri net hatırlamıyorum ya da hatırlamak istemiyorum. unutkanlık yapıyor diyemem ama benim için böyle bir etkisi oldu.
geriye pek bir libido bırakmıyor. hatta hiç bırakmıyor. alkolle birlikte kullanımı için sorun olmaz fakat süreklilikte etkisini azaltır diyorlar. azıcık alkolle birlikte kullandığınız zaman (bir tekila, bir vodka kokteyl) baya çarpıyor. hafif bir ilaç olmasına rağmen beni iki gün boyunca bir güzel çarptı.
doktor hemen hemen 2 haftada etki eder demişti. bir değişiklik olursa düzenlerim. ayrıca ilaç kullanmaktan korkmayın. bir şeyleri yalnız başınıza düzeltemeyeceğinizi kabullendikten sonra alacağınız en iyi karar olabilir. selametle.
şimdilik bir etkisi olduğunu düşünmüyorum. mucizevi bir etki de beklemediğimden olabilir. ki zaten beklememek gerekiyor.
annem daha sakin olduğumu söylüyor ama zaten ben sakin biriyim. sadece buna inanmak istiyor ya da sakin olduğumun yeni farkına vardı.
tek bir fark var düşünemiyorum. gerçekten aşırı düşünmemi engellediğini hissediyorum. ya da hayatı bir noktada daha az takmaya başlamış gibi hissediyorum. bir şeyleri net hatırlamıyorum ya da hatırlamak istemiyorum. unutkanlık yapıyor diyemem ama benim için böyle bir etkisi oldu.
geriye pek bir libido bırakmıyor. hatta hiç bırakmıyor. alkolle birlikte kullanımı için sorun olmaz fakat süreklilikte etkisini azaltır diyorlar. azıcık alkolle birlikte kullandığınız zaman (bir tekila, bir vodka kokteyl) baya çarpıyor. hafif bir ilaç olmasına rağmen beni iki gün boyunca bir güzel çarptı.
doktor hemen hemen 2 haftada etki eder demişti. bir değişiklik olursa düzenlerim. ayrıca ilaç kullanmaktan korkmayın. bir şeyleri yalnız başınıza düzeltemeyeceğinizi kabullendikten sonra alacağınız en iyi karar olabilir. selametle.
devamını gör...
buz devri replikleri
en sevdiğim.
devamını gör...
alttaki yazara reddedemeyeceği bir teklif yap
ama ben gülerim.
bir kahve?
edit: bir üstteki yazara cevabımdı. olur tabi severiz hayır işlerini.
bir kahve?
edit: bir üstteki yazara cevabımdı. olur tabi severiz hayır işlerini.
devamını gör...
normal sözlük'te sürekli islam'ı kötüleyen başlık ve tanımlara müsaade etmek
islam'ın ya da başka dinlerin "insan ürünü" olduğunu söylediğimizde dahi sözde hakaret etmiş oluyoruz. bu kadar geniş bir hakaret tanımı olmaz. ben ortaya bunun bütün bilimsel disiplinlerdeki kanıtlarını ortaya koyuyorum herif gelmiş "sizin islam'la derdiniz nedir?" diyor. "siz çok olmaya başladınız" diyor. bunun bir tık üstü zaten kafamızın kesilmesi.
ondan sonra vay efendim islam'ı kötüleyen başlık. birisi saldırıya uğrasa, öldürülse ona da oh çekeceksiniz. adımız gibi eminiz. kötüsünüz, temsil ettiğiniz değerler de kötü ve ikiyüzlü. ama en önemlisi de korkaksınız. gel maçan yiyorsa bir de benden dinle islamı. koy argümanını. koyamazsın değil mi? neden? çünkü yok? çünkü sen de bilmiyorsun. okumamışsın. birileri sana allah-kitap demiş sen de gidiyorsun. cehalet maskelenmiyor fakat teneke geldiğin gibi teneke devam etmek zorunda değilsin. oku, öğren. saldırma!
ondan sonra vay efendim islam'ı kötüleyen başlık. birisi saldırıya uğrasa, öldürülse ona da oh çekeceksiniz. adımız gibi eminiz. kötüsünüz, temsil ettiğiniz değerler de kötü ve ikiyüzlü. ama en önemlisi de korkaksınız. gel maçan yiyorsa bir de benden dinle islamı. koy argümanını. koyamazsın değil mi? neden? çünkü yok? çünkü sen de bilmiyorsun. okumamışsın. birileri sana allah-kitap demiş sen de gidiyorsun. cehalet maskelenmiyor fakat teneke geldiğin gibi teneke devam etmek zorunda değilsin. oku, öğren. saldırma!
devamını gör...
çocukken sahip olunan yanlış bakış açıları
öğretmenlerin normal insanlar olmadığı düşüncesi. daha doğrusu olağanüstü varlıklar ve hiç hata yapmazlar düşüncesi.
bir öğretmenimi sigara içerken gördüğüm için dünyam başıma yıkılmıştı. akşam yatağımda gizli gizli ağlamıştım.*
bir öğretmenimi sigara içerken gördüğüm için dünyam başıma yıkılmıştı. akşam yatağımda gizli gizli ağlamıştım.*
devamını gör...
rte’nin 7 yıldır 23 nisan’da anıtkabir’e gitmemesi
cumhurbaşkanı seçildiği 2014 yılından beri anıtkabir’deki törene katılmayan akp’li cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan’a bu yıl mhp genel başkanı devlet bahçeli de eşlik etti. bahçeli’nin de bu yıl yapılan törene katılmadığı görüldü.
hadi “ atatürk saygını göstermek için sap gibi ayakta durmaya gerek yok “ deyip israil'de siyonizmin kurucusu theodor herzl anısına yapılan ayinimsi saygı duruşunda sap gibi duran şahsım zaten bu kafada olduğu için gitmiyor diyelim, peki milliyetçi taşra politikacısı çapsız yancı doktor devlet beye ne demeli bilmiyorum altan.
buradan
hadi “ atatürk saygını göstermek için sap gibi ayakta durmaya gerek yok “ deyip israil'de siyonizmin kurucusu theodor herzl anısına yapılan ayinimsi saygı duruşunda sap gibi duran şahsım zaten bu kafada olduğu için gitmiyor diyelim, peki milliyetçi taşra politikacısı çapsız yancı doktor devlet beye ne demeli bilmiyorum altan.
buradan
devamını gör...
evlilik teklifi fikirleri
evlilik gibi o da özel olmalı. başkalarına gösteriş için değil.
beraber kamp sandalyelerinde boğaza karşı termostan çay içerken yapılan teklifle, o boğazda tekne tutup köprüye yazılarak yapılan teklifin samimiyeti bir midir?
beraber kamp sandalyelerinde boğaza karşı termostan çay içerken yapılan teklifle, o boğazda tekne tutup köprüye yazılarak yapılan teklifin samimiyeti bir midir?
devamını gör...
insanın yapmaktan bıkmayacağı şey
yatmak , insan oğlu yatmaktan bıkmaz.
devamını gör...
ruhların kaçışı
aşırı tatlı bir filmdir. hem hikayesi çok güzeldir, hem olayların seyri, hem müzikleri. domuza dönüşen anne babasını kurtarmak isteyen küçük, masum, çekingen, sevgi dolu bir kız çocuğu. içindeki masum sevgi cesaretle birleşince çok daha güzel şeyler olur. dizideki karakterler, olaylar minik detaylar içermekteydi. filmi baştan sona gülümseyerek izlemiştim. sırf uyandırdığı bu güzel hisler için bile defalarca izlenir.
devamını gör...
eşeğin ağzını çelik tel ile bağlamak
bu dilsiz canlılara yapılanları görmeyi kaldıramıyoruz artık.bir türlü bitmiyor,bitmiyor!
www.sozcu.com.tr/hayatim/ya...
www.sozcu.com.tr/hayatim/ya...
devamını gör...
kalp sağlığını merdiven çıkarak test etmek
bir dakikadan kısa süre içerisinde dört kat merdiven çıkmak, kalp sağlığınızın iyi olduğunu gösteriyor. avrupa kardiyoloji derneği’nin bilimsel konferansı görüntülemenin en iyileri 2020’de sunulan bir araştırma böyle söylüyor.
devamını gör...
kimono
geleneksel japon giysisidir. modern hayatta japon toplumu da kot pantolon, t-shirt, ceket gibi batılı kıyafetler giyseler de geleneksel kıyafetleri olan kimonoyu japonlar halen düğün ve seromonilerde, geleneksel japon tiyatrosu olan kabuki gösterilerinde, tapınaklarda giymeye devam ediyorlar.
ki - giymek ve mono - şey şeklinde açılabilir. tam türkçe karşılığı "giyecek, giysi, kıyafet, giyilecek şey" anlamındadır. hem kadın hem erkek hem de çocuklar için olan geleneksel japon giysilerin hepsine kimono denir. yüzlerce çeşiti vardır. düğün için olanı başka, yazlık olanı başka, iç giyim olanı başka, dış giyim ceket olanı başka...
asya tarihi dizilerinde görmüşsünüzdür kat kat ipek kumaşlar giyerler ve obi denilen bir dokuma kemerle belden sıkıca bağlarlar. kimono'nun yazlık olanına yukata denir. obi her zaman arkadan bağlanır. sadece fuhuş yapan geyşalar obilerini önden bağlarlar. bir geyşanın anıları filminde göze çarpan gösterişli kemerlere tsuke obi denir. bunlar giyime her daim hazır olan pratik aksesuarlardır. buradaki videoda obi dokuma tezgahını ve obi üzerindeki desenlerin anlamlarını anlatan japonca içeriği izleyebilirsiniz.
kimono kumaşındaki desenler, renkler, işçilik ve obi bağlama stili bir japonun toplum içerisindeki statüsünü gösterir. kimono giymek bir sanattı ve bu sanat aileden öğrenilirdi. aynı zamanda çocuğa ailesinden kalan pahalı bir mirastı. saf ipekten dokuma kumaşı astar rengi için kök boyasına daldırırlardı. puantiyeli bir kimono için kumaşa yüzlerce düğüm atılır ve sonra boya dolu fıçıya daldırılırdı. daha sonra da kaynar su buharında boya fikslenirdi. edo döneminden beri en popüler renk japon mavisi (ai) olarak bilinen koyu çivit mavi renkti. yüzlerce düğüm atılan saf ipek kumaş japon mavisi boyaya daldırıldıktan sonra kurutulup düğümler açıldığında kumaş yıldızlı bir geceyi betimleyen sanat eserine dönüşüyordu. bu tekniğe shibori denmektedir. şurada güzel bir uygulama videosu var.
bugün kot pantolonlarda kanıksadığımız çivit mavi renk aslında japon mavisidir. bir japon giyim markası kot pantolonları bu mavi renkte boyayıp satmaya başlayınca bütün dünya'da ideal kot pantolon rengi oluverdi. ayrıca japon mavisi seramiklerde de çok yaygın kullanılan bir renktir.
buradan japon kültüründe hangi renkler popülerdi bakabilirsiniz.
daha gösterişli bir kimono istiyorsanız kimono ressamlarına sipariş vermeliydiniz. gerçek altın folyoyla ve altın ipliklerle nakşedilen desenler japon toplumundaki statünüz yansıtacaktır şu ve bi de şu.
edit: daleksaldırısı 'nın verdiği bilgilere göre ekleme ve yorum yapıyorum;
kimono ipek kumaştan üretilir iken yukata pamuktan üretilir. erkek yukatasını giymek kadınlara kıyasla daha az zahmetli olur.
geyşalar kesinlikle fuhuş yapmazlar. obi kemerlerini arkadan bağlayabilmek için bir yardımcıya ihtiyaç vardır. geyşa evlerinin maddi durumu yetersiz olduğunda maiko ve geyşalar obi kemerini önden bağlarlar.
maiko, çırak geyşa veya yarım-mücevher demektir. maikoların kimonolarının yakaları kırmızı, geyşalarınki beyazdır. yaka değişimi için maiko'nun genç kızlıktan kadınlığa adım atmış olması gerekmekteydi. bu uygulamaya mizuage deniliyordu ve teorik olarak maiko'nun bekaretinin açık arttırma yoluyla en yüksek fiyat veren kişiye satılması ile gerçekleşiyordu. (yani biz batılılara göre fuhuş)
geyşaların müşteriler ile yatmaya izinleri yoktu. ancak danna-sama bu ayrıcalığa sahipti. bir geyşa meslek hayatı boyunca en fazla 1-2 danna alır, daha fazlası ile şöhretine leke düşürmezdi. danna, geyşasının bütün masraflarını, pahalı hediyelerini ödemekle üstlenirdi. kontrat 5 yıllığına yapılırdı. danna için bu gurur verici bir şeydir. danna'nın karısı bile geyşayla yalnızca cinsel ilişkisi olan kocasıyla gurur duyardı. geyşalar ise asla evlenmezlerdi. evlenirse geyşalık yapamazdı. bu sistemde aşk ve tutku gibi japon toplumu için küçük düşürücü, utandırıcı, zayıflık olarak görülen duygulara yer yoktur.
yani medeni hukuka'a göre geyşalar sözleşmeli fahişelerdir. ama fuhuş yapmak modern ceza yasalarında suç olarak yer almaz.
fuhuş: para karşılığı cinsel ilişkiye girmek
evet, japon toplumunda cinselliğe ve fahişeliğe farklı bakılıyor. o toplum için geyşalar zengin burjuva danna'larına sanatıyla, kültürüyle, güzelliğiyle en iyi hizmeti vermekle görevli fahişelerdir. bizim kültürümüzde geyşalık yok ama tam türkçesi 'kapatma' fahişeler vardır, yani metres.
şimdi social justice warrior'lar gelmeden, politik doğrucular burayı basmadan bu sistemi yorumlamaya devam edelim;
görüldüğü gibi erkeklerin cinsel isteklerinin sürekli diri tutulması, ateşlenmesi için ataerkil toplumlarda metres, geyşa gibi ataerkil baskı altındaki kadınlar kullanılıyor. bir erkeğin cinsel gücünü kanıtlaması en ilkel davranış şeklidir. ne yazık ki ülkemizde hala böyle ilkel dırzolar var. cinsel gücünü kaybedene ne deriz? iktidarsız diyoruz değil mi?
toplumda kadın ikiye ayrılır; kitonyen eğlenilecek kadın ve piru-pak, masum, cennetten düşen çiğ damlası gibi, bakire meryem misali evlenilecek kadın. cinsellik ayıp, tü kaka, püüü rezil kadın seni. peki erkekler kimi s*kecek? ideal kadın meryem ana gibiyse, cinsel ilişkiye girmeden hamile kalıyorsa (oha yani oha, isa tüp bebek herhalde) bu motif nedir?
ister kıta avrupası'na, ister asya toplumlarına isterseniz ortadoğu toplumlarına bakın. bu kurumun adı tapınak fahişeliğidir.
"geyşalar fuhuş yapmaz" ne yapar canım kardeşim? senin de bütün maddi isteklerin 5 yıl karşılansa sen bile geyşa olursun. zaten günümüzde bazı siyasetçilerin yaptığı da bu değil mi: devlete geyşa olmak.
geyşalar, fuhuş yapmaz demek iki yüzlülüktür. geyşa'lık kurumu öyle hadi halka bir hizmet götürelim diyerek ortaya çıkan bir meslek değil. zaten bütün meslekler bir ihtiyaçtan ortaya çıkar.
ki - giymek ve mono - şey şeklinde açılabilir. tam türkçe karşılığı "giyecek, giysi, kıyafet, giyilecek şey" anlamındadır. hem kadın hem erkek hem de çocuklar için olan geleneksel japon giysilerin hepsine kimono denir. yüzlerce çeşiti vardır. düğün için olanı başka, yazlık olanı başka, iç giyim olanı başka, dış giyim ceket olanı başka...
asya tarihi dizilerinde görmüşsünüzdür kat kat ipek kumaşlar giyerler ve obi denilen bir dokuma kemerle belden sıkıca bağlarlar. kimono'nun yazlık olanına yukata denir. obi her zaman arkadan bağlanır. sadece fuhuş yapan geyşalar obilerini önden bağlarlar. bir geyşanın anıları filminde göze çarpan gösterişli kemerlere tsuke obi denir. bunlar giyime her daim hazır olan pratik aksesuarlardır. buradaki videoda obi dokuma tezgahını ve obi üzerindeki desenlerin anlamlarını anlatan japonca içeriği izleyebilirsiniz.
kimono kumaşındaki desenler, renkler, işçilik ve obi bağlama stili bir japonun toplum içerisindeki statüsünü gösterir. kimono giymek bir sanattı ve bu sanat aileden öğrenilirdi. aynı zamanda çocuğa ailesinden kalan pahalı bir mirastı. saf ipekten dokuma kumaşı astar rengi için kök boyasına daldırırlardı. puantiyeli bir kimono için kumaşa yüzlerce düğüm atılır ve sonra boya dolu fıçıya daldırılırdı. daha sonra da kaynar su buharında boya fikslenirdi. edo döneminden beri en popüler renk japon mavisi (ai) olarak bilinen koyu çivit mavi renkti. yüzlerce düğüm atılan saf ipek kumaş japon mavisi boyaya daldırıldıktan sonra kurutulup düğümler açıldığında kumaş yıldızlı bir geceyi betimleyen sanat eserine dönüşüyordu. bu tekniğe shibori denmektedir. şurada güzel bir uygulama videosu var.
bugün kot pantolonlarda kanıksadığımız çivit mavi renk aslında japon mavisidir. bir japon giyim markası kot pantolonları bu mavi renkte boyayıp satmaya başlayınca bütün dünya'da ideal kot pantolon rengi oluverdi. ayrıca japon mavisi seramiklerde de çok yaygın kullanılan bir renktir.
buradan japon kültüründe hangi renkler popülerdi bakabilirsiniz.
daha gösterişli bir kimono istiyorsanız kimono ressamlarına sipariş vermeliydiniz. gerçek altın folyoyla ve altın ipliklerle nakşedilen desenler japon toplumundaki statünüz yansıtacaktır şu ve bi de şu.
edit: daleksaldırısı 'nın verdiği bilgilere göre ekleme ve yorum yapıyorum;
kimono ipek kumaştan üretilir iken yukata pamuktan üretilir. erkek yukatasını giymek kadınlara kıyasla daha az zahmetli olur.
geyşalar kesinlikle fuhuş yapmazlar. obi kemerlerini arkadan bağlayabilmek için bir yardımcıya ihtiyaç vardır. geyşa evlerinin maddi durumu yetersiz olduğunda maiko ve geyşalar obi kemerini önden bağlarlar.
maiko, çırak geyşa veya yarım-mücevher demektir. maikoların kimonolarının yakaları kırmızı, geyşalarınki beyazdır. yaka değişimi için maiko'nun genç kızlıktan kadınlığa adım atmış olması gerekmekteydi. bu uygulamaya mizuage deniliyordu ve teorik olarak maiko'nun bekaretinin açık arttırma yoluyla en yüksek fiyat veren kişiye satılması ile gerçekleşiyordu. (yani biz batılılara göre fuhuş)
geyşaların müşteriler ile yatmaya izinleri yoktu. ancak danna-sama bu ayrıcalığa sahipti. bir geyşa meslek hayatı boyunca en fazla 1-2 danna alır, daha fazlası ile şöhretine leke düşürmezdi. danna, geyşasının bütün masraflarını, pahalı hediyelerini ödemekle üstlenirdi. kontrat 5 yıllığına yapılırdı. danna için bu gurur verici bir şeydir. danna'nın karısı bile geyşayla yalnızca cinsel ilişkisi olan kocasıyla gurur duyardı. geyşalar ise asla evlenmezlerdi. evlenirse geyşalık yapamazdı. bu sistemde aşk ve tutku gibi japon toplumu için küçük düşürücü, utandırıcı, zayıflık olarak görülen duygulara yer yoktur.
yani medeni hukuka'a göre geyşalar sözleşmeli fahişelerdir. ama fuhuş yapmak modern ceza yasalarında suç olarak yer almaz.
fuhuş: para karşılığı cinsel ilişkiye girmek
evet, japon toplumunda cinselliğe ve fahişeliğe farklı bakılıyor. o toplum için geyşalar zengin burjuva danna'larına sanatıyla, kültürüyle, güzelliğiyle en iyi hizmeti vermekle görevli fahişelerdir. bizim kültürümüzde geyşalık yok ama tam türkçesi 'kapatma' fahişeler vardır, yani metres.
şimdi social justice warrior'lar gelmeden, politik doğrucular burayı basmadan bu sistemi yorumlamaya devam edelim;
görüldüğü gibi erkeklerin cinsel isteklerinin sürekli diri tutulması, ateşlenmesi için ataerkil toplumlarda metres, geyşa gibi ataerkil baskı altındaki kadınlar kullanılıyor. bir erkeğin cinsel gücünü kanıtlaması en ilkel davranış şeklidir. ne yazık ki ülkemizde hala böyle ilkel dırzolar var. cinsel gücünü kaybedene ne deriz? iktidarsız diyoruz değil mi?
toplumda kadın ikiye ayrılır; kitonyen eğlenilecek kadın ve piru-pak, masum, cennetten düşen çiğ damlası gibi, bakire meryem misali evlenilecek kadın. cinsellik ayıp, tü kaka, püüü rezil kadın seni. peki erkekler kimi s*kecek? ideal kadın meryem ana gibiyse, cinsel ilişkiye girmeden hamile kalıyorsa (oha yani oha, isa tüp bebek herhalde) bu motif nedir?
ister kıta avrupası'na, ister asya toplumlarına isterseniz ortadoğu toplumlarına bakın. bu kurumun adı tapınak fahişeliğidir.
"geyşalar fuhuş yapmaz" ne yapar canım kardeşim? senin de bütün maddi isteklerin 5 yıl karşılansa sen bile geyşa olursun. zaten günümüzde bazı siyasetçilerin yaptığı da bu değil mi: devlete geyşa olmak.
geyşalar, fuhuş yapmaz demek iki yüzlülüktür. geyşa'lık kurumu öyle hadi halka bir hizmet götürelim diyerek ortaya çıkan bir meslek değil. zaten bütün meslekler bir ihtiyaçtan ortaya çıkar.
devamını gör...
sebastia
sivas'ın roma ermenistan eyaletindeki ismidir. aynı zamanda şu anda ermenistan'ın başkenti erivan'da malatia-sebastia isminde ve 133 bin civarında nüfusu * olan bir ilçe bulunmaktadır. bu ilçe nor malatia, zoravar andranik, shahumyan, araratyan ve haghtanak isimli daha küçük bölgelere ayrılmaktadır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en sevdiği yazar
oğuz atay ve özdemir asaf
devamını gör...
wilson ilkeleri
amerikalı tarihçi edward hallett carr tarafından yerden yere vurulan ilkeler. carr, the twenty years' crisis isimli eserinde bu ilkelerin, bu ilkelerin altında yatan amaçların ve woodrow wilson'ın düşünce sisteminin eleştirisini sert bir biçimde yapıyor. aberystwyth üniversitesi’nde wilson'u onurlandırmak için kurulmuş olan wilson kürsüsünü elde eden carr'ın düşüncelerini bu denli katılaştıran bir kaç ufak detaya değinmeden geçmek olmaz.
carr’ın liberalizme karşı eleştirel bir tutum benimsemesine sebep olan olayların ilk tohumu paris barış konferansı sırasında atıldı. konferansa katılan ingiliz heyetinde yer alan carr, bu vasıtayla amerikalılarla temaslarda bulundu. amerikalıların ve abd başkanı wilson’un liberal ve ahlaki bir söylemle gerçek
niyetlerini, yani rakiplerini kontrol altında tutmayı arzularını, saklamaya çalıştıklarını düşündü (cox, 1999: 646). birinci dünya savaşı sonrası sistemin üzerine inşa edildiği ütopyacı ilkelerin bir diğer sorunu ise uluslararası ahlak teorileri ile birlikte belirli bir grup devletin üstünlüğünü ebedi hale getirmek üzere
araçsallaştırılmış olmalarıydı. dolayısıyla mutlak ve evrensel olarak görünen ilkeler aslında ulusal çıkarların belirli bir şekilde yorumlanmasından başka bir amaca hizmet edememişlerdir (carr, 1946: 79, 87).
carr, birinci dünya savaşı sonrası düzenin yıkılmasına sebep olan şey insanların aptallıkla ve kötülükle davranmayı tercih ederek doğru ilkeleri uygulamayı reddetmesi değil de belki de
ilkelerin uygulanamaz ve yanlış olması tespitinde bulunur. 19. yüzyılda üretilen çözümlerin, temelde ütopyacılık olarak
adlandırdığı liberalizmin, birinci dünya savaşı sonrası siyasette temel düzenleyici ilke olarak kabul edilmesine itiraz etmiştir. carr tarafından kullanım ömrünü tamamlayan bir ilke olarak
tanımlanan liberalizmin, içinde bulunulan dönemdeki sorunlara çözüm olabilmesi imkânsızdı. dolayısıyla yeni bir denge oluşturmak adına geçmiş geleneklerden kurtulmak ve yeni gelenekler üretmek gerekliydi. bunun için de dönemde baskın olan sosyal ve ekonomik koşulların iyi bir şekilde
analiz edilmesi gerekiyordu (cemgil, 2015: 23, 47).
aydın iktisat fakültesi dergisi - e.h. carr’ın “yirmi yıl krizi 1919-1939” kitabında birinci dünya savaşı ve sonrası düzen
carr’ın liberalizme karşı eleştirel bir tutum benimsemesine sebep olan olayların ilk tohumu paris barış konferansı sırasında atıldı. konferansa katılan ingiliz heyetinde yer alan carr, bu vasıtayla amerikalılarla temaslarda bulundu. amerikalıların ve abd başkanı wilson’un liberal ve ahlaki bir söylemle gerçek
niyetlerini, yani rakiplerini kontrol altında tutmayı arzularını, saklamaya çalıştıklarını düşündü (cox, 1999: 646). birinci dünya savaşı sonrası sistemin üzerine inşa edildiği ütopyacı ilkelerin bir diğer sorunu ise uluslararası ahlak teorileri ile birlikte belirli bir grup devletin üstünlüğünü ebedi hale getirmek üzere
araçsallaştırılmış olmalarıydı. dolayısıyla mutlak ve evrensel olarak görünen ilkeler aslında ulusal çıkarların belirli bir şekilde yorumlanmasından başka bir amaca hizmet edememişlerdir (carr, 1946: 79, 87).
carr, birinci dünya savaşı sonrası düzenin yıkılmasına sebep olan şey insanların aptallıkla ve kötülükle davranmayı tercih ederek doğru ilkeleri uygulamayı reddetmesi değil de belki de
ilkelerin uygulanamaz ve yanlış olması tespitinde bulunur. 19. yüzyılda üretilen çözümlerin, temelde ütopyacılık olarak
adlandırdığı liberalizmin, birinci dünya savaşı sonrası siyasette temel düzenleyici ilke olarak kabul edilmesine itiraz etmiştir. carr tarafından kullanım ömrünü tamamlayan bir ilke olarak
tanımlanan liberalizmin, içinde bulunulan dönemdeki sorunlara çözüm olabilmesi imkânsızdı. dolayısıyla yeni bir denge oluşturmak adına geçmiş geleneklerden kurtulmak ve yeni gelenekler üretmek gerekliydi. bunun için de dönemde baskın olan sosyal ve ekonomik koşulların iyi bir şekilde
analiz edilmesi gerekiyordu (cemgil, 2015: 23, 47).
aydın iktisat fakültesi dergisi - e.h. carr’ın “yirmi yıl krizi 1919-1939” kitabında birinci dünya savaşı ve sonrası düzen
devamını gör...
split
--! spoiler !--
23 kişilikten bir tanesinde şeker hastalığı var diğerlerinde yok. hadi kişilikleri, davranışları farklı olabilir ama biyolojik olarak nasıl bir farklılık olabiliyor, doğaüstü gibi bir rahatsızlık. james mcavoy için izlenir.
--! spoiler !--
23 kişilikten bir tanesinde şeker hastalığı var diğerlerinde yok. hadi kişilikleri, davranışları farklı olabilir ama biyolojik olarak nasıl bir farklılık olabiliyor, doğaüstü gibi bir rahatsızlık. james mcavoy için izlenir.
--! spoiler !--
devamını gör...



