liberal yazarlar
besim tibuk gibi gülerek yerimi aldığım başlıktır. sıradan bir maaşlı köle olarak liberal kardeşlerimizi selamlıyorum. aldığımız ücretin yarısını gelir + sgk + damga + zart + zurt vergilerine vermediğimiz günlerin gelmesi dileğiyle... para sizinle olsun. *
devamını gör...
allah'ın vip kulu
ortadoğu'da ya da afrika'da doğmayan kişidir.
devamını gör...
şaka maka sihirli annem exxen'in çok iyi olması
yanlış yerden izlenilen program. powerpointte görüntü kalitesi daha iyi.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
zeki müren - ah, bu şarkıların gözü kör olsun
öyle dudak büküp hor gözle bakma
birak küçük dağlar yerinde dursun
çoktan unuturdum ben seni çoktan
ah bu şarkıların gözü kör olsun
çoktan unuturdum ben seni çoktan
ah bu şarkıların gözü kör olsun
güzelsen güzelsin yok mu benzerin
goncadır ilk hali bütün güllerin
aklımda kalmazdı yüzün ellerin
ah bu şarkıların gözü kör olsun
aklımda kalmazdı yüzün ellerin
ah bu şarkıların gözü kör olsun
bir gülüşün var ki kaş çatar gibi
en sıcak sözlerin azarlar gibi
hiç bağırır mıydım çocuklar gibi
ah bu şarkıların gözü kör olsun
hiç bağırır mıydım çocuklar gibi
ah bu şarkıların gözü kör olsun
öyle dudak büküp hor gözle bakma
birak küçük dağlar yerinde dursun
çoktan unuturdum ben seni çoktan
ah bu şarkıların gözü kör olsun
çoktan unuturdum ben seni çoktan
ah bu şarkıların gözü kör olsun
güzelsen güzelsin yok mu benzerin
goncadır ilk hali bütün güllerin
aklımda kalmazdı yüzün ellerin
ah bu şarkıların gözü kör olsun
aklımda kalmazdı yüzün ellerin
ah bu şarkıların gözü kör olsun
bir gülüşün var ki kaş çatar gibi
en sıcak sözlerin azarlar gibi
hiç bağırır mıydım çocuklar gibi
ah bu şarkıların gözü kör olsun
hiç bağırır mıydım çocuklar gibi
ah bu şarkıların gözü kör olsun
devamını gör...
sözlük yazarlarının dertleri
birini anlatsam diğer 366432170'inin hatırı kalır.
devamını gör...
1984
hayvan çiftliği ile beraber george orwell'in kült kitabıdır. yazarın geleceğe yönelik kurguladığı bir kabustur adeta. insanların kişiliklerinin, daha doğrusu 'birey'in yok edildiği, onun yerine alabildiğine baskıcı, totaliter bir rejim dahilinde, 'parti'ye bağlı robotlaşmış 'yoldaş'ların yaratıldığı bir dünyada geçmektedir. birçok yönüyle günümüze de uyarlanabilecek, tüm zamanların eseridir.
devamını gör...
her yazar bir çaylak sahipleniyor
her bir yazarımız bir çaylağı sahiplenerek onu format ve yazar yapma konusunda yardımcı olabilir yoldaş ve ortadoğu-balkanların en ünlü yazılımcısı olduğu söylenen (bkz: iko) bir şeyler yapabilir. yapmayadabilir.
(bkz: ironi)
edit: arkadaşlar boşuna duyar kasmanıza gerek yok, bende ciddi anlamda açmadım zaten. ha gerçekten açacak olsaydım sahipleniyor şeklinde açmazdım. az şakadan anlayın.
(bkz: ironi)
edit: arkadaşlar boşuna duyar kasmanıza gerek yok, bende ciddi anlamda açmadım zaten. ha gerçekten açacak olsaydım sahipleniyor şeklinde açmazdım. az şakadan anlayın.
devamını gör...
peekay
filmi yeni izleme fırsatım oldu ve daha önce izlemediğim için kendime kızdım. aamir khan'ın nasıl bir usta olduğunu bir kez daha anladım gerçekten büyük bir hayranlık duydum kendisine bu filmi izledikten sonra. filmde inanç sistemi ve din üzerinden çıkar sağlamaya çalışan tabiri caizse din pazarlayan insanlar eleştirilmiştir. uzaylının gelişi yani dünyaya anadan üryan şekilde gelip insanları anlaması onların inançlarını benimsemesi, dillerini öğrenmesi bir şekilde bir insan yavrusunun dünyaya gelişine selam çakmaktır diye düşünüyorum. filmin tüm ayrıntıları çok zekice işlenmiş. filmin başı ve sonu o kadar güzel birbirine bağlanmış ki açık vermemiş tezgahta yani başlangıçta hangi malzeme varsa yemeğe yani sonuca da onu eklemiş diyebiliriz. ay bir dee... onlar nasıl güzel danslardı ya. hint dizilerinden bu yana hint filmlerinde dönen danslara inanılmaz bir antipatim vardı ama bir hoşuma gitti bir hoşuma gitti ki utanmasam dansları öğrenip yapacağım.
ayrıca dikkat ettiğim en önemli ayrıntılardan biri p.k'in jaggu'yu sevmesine rağmen onu bırakmasıdır. bunu jaggu'yu çok sevdiği ve onun mutlu olmasını istediği için yapmıştır. bu kısmı izlerken içimden sevgi her zaman can almaz gerçek sevgi gerektiğinde bırakıp gidebilmektir diye geçirirken filmde de bu mesajın çok güzel verildiğini düşünüyorum.
ayrıca dikkat ettiğim en önemli ayrıntılardan biri p.k'in jaggu'yu sevmesine rağmen onu bırakmasıdır. bunu jaggu'yu çok sevdiği ve onun mutlu olmasını istediği için yapmıştır. bu kısmı izlerken içimden sevgi her zaman can almaz gerçek sevgi gerektiğinde bırakıp gidebilmektir diye geçirirken filmde de bu mesajın çok güzel verildiğini düşünüyorum.
devamını gör...
yeni osmanlıcılık
iktidarın ve bilimum bazı çevrelerin inandığı görüş mü desem yoksa hayali hareket mi desem bilemedim zira geçenlerde bir bakan çıkıp neo-osmanlıcılıktan bahsetmişti peki nerden geliyor bu neo-osmanlıcılık elbette her zaman ki ''ameriganın oyunları hep amuna goyam'' klişesinden stratfor diye bir kuruluş var biraz araştırmayla ne oldugu konusunda yeterince bilgi sahibi olabilirsiniz kısaca cia gibi ama işin görünmeyen kısmını yönetiyor bu adamlar. her neyse stratfor'un kurucusu friedman yakın zamanda yayınladığı bir gelecek hakkında öngörülerde bulunan kitabında türkiye'ye yer vermiş ve türkiye sınırlarını eski osmanlı toprakları sınırları dahilinde çizmiş ve türkiyenin süpergüç olacağını falan yazmış. e bir adamın kitabıyla mı olacak bu iş diyenler bir sn beklesin çünkü bunu söyleyen tek kişi o değil sık sık abd bakanları,büyükelçileri bunu üstü kapalı bir şekilde dile getiriyorlar bu seferde şu soru gelecek neo-osmanlıcılıgın abd'ye ne yararı var? var elbette abd bu kaymak almayacağı yere süt verir mi? (2148'de atasözü olur lan bu) abd odaklı ve merkezli tamamen olmasada oraya bağlı bir türkiye oluşturulmak isteniyor ama pek saygıdeğer akpli ve osmanlı torunları kardeşlerimiz bunu göremiyor yada görmek istemiyor diyelim zaten erdoğan'a da neden dünya lideri yada halife dediklerini anlamışsınızdır.
devamını gör...
koronavirüsün bize öğrettikleri
çin'de wuhan adında bir şehir olduğunu öğretti.
devamını gör...
ülkeye hiçbir hayrı dokunmayacak meslek grupları
insan ihtiyaçları çok çeşitlidir bu ihtiyaçların bir kısmı psikolojiktir bizim bunları gereksiz görmemiz o kişi için ihtiyaç durumunun devam ettiği gerçeğini değiştirmez bu açıdan bakarsak her insanın ihtiyaç duyduğu ve fayda sağladığı şey farklıdır bu anlamda hiçbir mesleğin gereksiz olduğunu veya faydasız olduğunu düşünmüyorum.
devamını gör...
normal sözlük moderatör maaşları
yazar maaşının 8 katı diye biliyorum.*
devamını gör...
deney hayvanları
ne yazık ki hala gerçekleştirilmesi zorunlu olan bilimsel aşama (hayvan deneyleri) için kullanılan bilim kahramanları, öz evlatlarımız.
arkadaşlar, olayın bizzat içinden gelen biri olarak çok kısa bir iki şeyden bahsetmek istiyorum. öncelikle canlı organizmayı bir bütün halinde simüle edebilecek bir teknolojimiz yok. doku ve organ mühendisliği son 10 yıla kıyasla çok gelişmiş durumda evet, laboratuvarda çip üzerinde doku üretebiliyoruz. hatta komple organ üretebilen çalışmalar var (kesin duymuşsunuzdur yapay böbrek, yapay kalp vs haberlerini).
gözden kaçırılan nokta şu: holistik yaklaşım
sizin pulmoner hipertansiyonu tedavi etmek amacıyla geliştirdiğiniz ilaç gerçekten etkili olabilir (ve bunu laboratuvarda kalp-damar sistemini simüle ederek gösterebilirsiniz belki) ama ya başka dokularda başka etkilere yol açıyorsa? mesela ereksiyonu tetikliyorsa? tanıdık gelmiştir hikaye muhtemelen ama bilmeyenler için (bkz: viagra) ya da (bkz: sildenafil)
bu olay, hayvan deneyi yapılmasına rağmen gözden kaçan advers etkiye sadece bir örnek. hayvan deneylerini ortadan kaldırırsanız holistik (bütüncül) yaklaşımı da tamamen ortadan kaldırmış olursunuz, oluşabilecek sorunları gözden kaçırırsınız.
yine bir örnek vereyim. kolistin bizim bildiğimiz bir antibiyotik. yıllar önce bol bol kullanılan fakat günümüzde geri çekilen, çok zorda kalmadıkça kullanılması tercih edilmeyen bir ilaç, çünkü nefrotoksik (böbreklere kalıcı hasar verir). neden böyle bir düzenlemeye gidildiği çok açık, çünkü sadece enfeksiyonla ilgili parametrelere bakılıp bakteriler üzerindeki öldürücü kabiliyeti araştırılmış. unutmayın ki yediğiniz içtiğiniz neredeyse her şey kana karışır, kana karışan bir şey de bütün vücudu dolaşır. yeni bir ürünü piyasaya sürmek istiyorsanız hepatonefrotoksik olmamasına özen göstermelisiniz (loreal'in ürettiği rujun uzun süreli kullanımda böbrek yetmezliği yaptığını düşünün. satın alır mısınız?). firmalar da bu açıdan yaklaşıyor olaya. ticari itibar diye bir şey var sonuçta.
kendinizi firmanın yerine koyun. böbreği ayrı, karaciğeri ayrı, deriyi ayrı, sinir sistemini ayrı, kardiyovasküler sistemi ayrı... bütün sistemlerini ayrı ayrı test etmektense hayvanda test edilmesi daha az maliyetli ve daha doğru. daha doğru olmasının sebebi de bu araştırdığınız sistemler arası iletişimde gizli. örnek veriyorum, ürettiğiniz şampuanı laboratuvar ortamında ayrı ayrı deri, karaciğer, böbrek, kas, kalp-damar (dolaşım) sinir sistemi vs gibi çeşitli dokularda test edersiniz. sorun çıkmaz fakat şampuanı piyasaya sürdüğünüzde müşterilerinizden ellerde titreme yaptığı şikayetini alırsınız. sebebi (tamamen hayal gücümü kullanıyorum) saçlı deriden emilerek kana karışan, beyne ulaşan, beyinden de istemsiz şekilde ellere kasılma komutu yollayan şampuanınız çıkabilir. ayrı ayrı değerlendirdiğinizde sorun görmemeniz, bunun sorunsuz bir ürün olduğu anlamına gelmiyor. faz 4 denilen evre bu yüzden var, piyasaya sürülen bütün ilaçların takip edilmesi durumu, farmakovijilans.
gönül ister ki hayvan deneyi yapmadan, bütün bu anlattıklarımı laboratuvarda yapabilelim, ama yapamıyoruz. teknoloji gelişene kadar hayvanları kullanmaya devam etmek zorundayız. yine de size söyleyebilirim ki o hayvanlara gözümüzden daha iyi bakıyoruz. gerçekten öyle.
bir diğer değinmek istediğim konu ise insanların "hayvan hakları" adı altında kendi faşist düşüncelerini kamu nezdinde paylaşmaları. neymiş efendim tecavüzcüler, kadına şiddet uygulayanlar, katiller, onlar, bunlar kullanılsınmış deneylerde. çocuklar bakın; çok romantik konuşuyorsunuz ama bir sağlıkçı olarak bu düşüncenizin karşısında evvela ben duracağım. her kimi öldürmüş, kimleri katletmiş, kime şiddet uygulamış olursa olsun insan, öncelikle insandır. primum non nocere sözünü size fakültede kafanıza vura vura öğretmedikleri için bu düşünceleriniz galiba. insan ne suç işlerse işlesin, hakları evrensel kanunlarla korunan bir canlıdır ve rızası dışında bir deneye tabi tutamazsınız. bu yapılsın diyen herkes benim gözümde potansiyel insan hakları teröristidir. bu durum neye benziyor biliyor musunuz, ısrarla idam gelsin diyenlerin karşısında duruyoruz ya biz hani (çünkü hepsinden öte idam ederek bir insanı öldürmek onuruna aykırı. ayrıca insan hakları ihlalidir), çünkü idam gelirse işler kontrolden çıkıp astığım astık kestiğim kestik diktatöryasına dönüşebilir ya hani ortalık. hah işte bir insanın rızası dışında deney materyali olarak kullanılması da aynı gerekçeyle yasaktır, yasak kalmalıdır, yasak kalacaktır. sevgiler.
arkadaşlar, olayın bizzat içinden gelen biri olarak çok kısa bir iki şeyden bahsetmek istiyorum. öncelikle canlı organizmayı bir bütün halinde simüle edebilecek bir teknolojimiz yok. doku ve organ mühendisliği son 10 yıla kıyasla çok gelişmiş durumda evet, laboratuvarda çip üzerinde doku üretebiliyoruz. hatta komple organ üretebilen çalışmalar var (kesin duymuşsunuzdur yapay böbrek, yapay kalp vs haberlerini).
gözden kaçırılan nokta şu: holistik yaklaşım
sizin pulmoner hipertansiyonu tedavi etmek amacıyla geliştirdiğiniz ilaç gerçekten etkili olabilir (ve bunu laboratuvarda kalp-damar sistemini simüle ederek gösterebilirsiniz belki) ama ya başka dokularda başka etkilere yol açıyorsa? mesela ereksiyonu tetikliyorsa? tanıdık gelmiştir hikaye muhtemelen ama bilmeyenler için (bkz: viagra) ya da (bkz: sildenafil)
bu olay, hayvan deneyi yapılmasına rağmen gözden kaçan advers etkiye sadece bir örnek. hayvan deneylerini ortadan kaldırırsanız holistik (bütüncül) yaklaşımı da tamamen ortadan kaldırmış olursunuz, oluşabilecek sorunları gözden kaçırırsınız.
yine bir örnek vereyim. kolistin bizim bildiğimiz bir antibiyotik. yıllar önce bol bol kullanılan fakat günümüzde geri çekilen, çok zorda kalmadıkça kullanılması tercih edilmeyen bir ilaç, çünkü nefrotoksik (böbreklere kalıcı hasar verir). neden böyle bir düzenlemeye gidildiği çok açık, çünkü sadece enfeksiyonla ilgili parametrelere bakılıp bakteriler üzerindeki öldürücü kabiliyeti araştırılmış. unutmayın ki yediğiniz içtiğiniz neredeyse her şey kana karışır, kana karışan bir şey de bütün vücudu dolaşır. yeni bir ürünü piyasaya sürmek istiyorsanız hepatonefrotoksik olmamasına özen göstermelisiniz (loreal'in ürettiği rujun uzun süreli kullanımda böbrek yetmezliği yaptığını düşünün. satın alır mısınız?). firmalar da bu açıdan yaklaşıyor olaya. ticari itibar diye bir şey var sonuçta.
kendinizi firmanın yerine koyun. böbreği ayrı, karaciğeri ayrı, deriyi ayrı, sinir sistemini ayrı, kardiyovasküler sistemi ayrı... bütün sistemlerini ayrı ayrı test etmektense hayvanda test edilmesi daha az maliyetli ve daha doğru. daha doğru olmasının sebebi de bu araştırdığınız sistemler arası iletişimde gizli. örnek veriyorum, ürettiğiniz şampuanı laboratuvar ortamında ayrı ayrı deri, karaciğer, böbrek, kas, kalp-damar (dolaşım) sinir sistemi vs gibi çeşitli dokularda test edersiniz. sorun çıkmaz fakat şampuanı piyasaya sürdüğünüzde müşterilerinizden ellerde titreme yaptığı şikayetini alırsınız. sebebi (tamamen hayal gücümü kullanıyorum) saçlı deriden emilerek kana karışan, beyne ulaşan, beyinden de istemsiz şekilde ellere kasılma komutu yollayan şampuanınız çıkabilir. ayrı ayrı değerlendirdiğinizde sorun görmemeniz, bunun sorunsuz bir ürün olduğu anlamına gelmiyor. faz 4 denilen evre bu yüzden var, piyasaya sürülen bütün ilaçların takip edilmesi durumu, farmakovijilans.
gönül ister ki hayvan deneyi yapmadan, bütün bu anlattıklarımı laboratuvarda yapabilelim, ama yapamıyoruz. teknoloji gelişene kadar hayvanları kullanmaya devam etmek zorundayız. yine de size söyleyebilirim ki o hayvanlara gözümüzden daha iyi bakıyoruz. gerçekten öyle.
bir diğer değinmek istediğim konu ise insanların "hayvan hakları" adı altında kendi faşist düşüncelerini kamu nezdinde paylaşmaları. neymiş efendim tecavüzcüler, kadına şiddet uygulayanlar, katiller, onlar, bunlar kullanılsınmış deneylerde. çocuklar bakın; çok romantik konuşuyorsunuz ama bir sağlıkçı olarak bu düşüncenizin karşısında evvela ben duracağım. her kimi öldürmüş, kimleri katletmiş, kime şiddet uygulamış olursa olsun insan, öncelikle insandır. primum non nocere sözünü size fakültede kafanıza vura vura öğretmedikleri için bu düşünceleriniz galiba. insan ne suç işlerse işlesin, hakları evrensel kanunlarla korunan bir canlıdır ve rızası dışında bir deneye tabi tutamazsınız. bu yapılsın diyen herkes benim gözümde potansiyel insan hakları teröristidir. bu durum neye benziyor biliyor musunuz, ısrarla idam gelsin diyenlerin karşısında duruyoruz ya biz hani (çünkü hepsinden öte idam ederek bir insanı öldürmek onuruna aykırı. ayrıca insan hakları ihlalidir), çünkü idam gelirse işler kontrolden çıkıp astığım astık kestiğim kestik diktatöryasına dönüşebilir ya hani ortalık. hah işte bir insanın rızası dışında deney materyali olarak kullanılması da aynı gerekçeyle yasaktır, yasak kalmalıdır, yasak kalacaktır. sevgiler.
devamını gör...
eğlenmek
tanımı kişiden kişiye değişen kavram.kimi evde otururken tek başına daha çok eğlenir,kimi partilerken, kimi maç izlerken kimi maç oynarken eğlenir.kimi topluca kimi tek başına eğlenir.
devamını gör...
bari rüyamda göreyim denilen şeyler
25 gün önce toprağa verdiğim canım babam.
edit: bu sabah babamı gördüm hem de 2 farklı rüyayla teşekkür ederim sözlük.
edit: bu sabah babamı gördüm hem de 2 farklı rüyayla teşekkür ederim sözlük.
devamını gör...
normal sözlük’ün isminin acilen değiştirilmesi gerekliliği
"kime göre ve neye göre normal" diye sorular üretmeme sebep olan başlıktır. düşünüyorum.. burada hangi yazarımız normal? hangi yazılan normal? bir süreç yaşıyorsunuz evet. bizler de destekçiniz o da evet. ama normal olmayan şeyler var.. mesela bence herkes bu yüzden burada. aksi olsaydı herkesin elinde bir tdk sözlük olur ve öyle takılırdı. yazmak normal olmayan bir olgudur. zeka gerektirir. emek gerektirir. edebi bir yan gerektirir. his gerektirir. yetenek gerektirir. düşünce gerektirir. bilgi ve birikim gerektirir. bakış açısı gerektirir. hatta matematik bile gerektirir. bu durum pek az insanda bir arada bulunur ve bu da inanın hiç normal değildir.
devamını gör...
yazarların yaşadıklarını hissettiği anlar
sağlığımın iyi olması. hiç bir şey sağlık kadar önemli değil.
devamını gör...


