oblomov'un mektubu
ivan alexsandroviç gonçarov'un kaleme aldığı oblomov adlı eserde geçen mektuptur. oblomov bu mektubu biricik aşkı olga'ya yazmıştır. oblomov mektupta içinden geçenleri olga'ya cesurca anlatmıştır. ancak bu mektup bir aşkın değil bir vazgeçişin başlangıcıdır. işte o mektup:
bu kadar sık görüşürken benim yerime mektubumun gelmesi seni her halde şaşırtacak, fakat sonuna kadar okuyunca göreceksin ki başka türlü yapamazdım.
bu mektubu çok daha önce yazmış olmalıydım; o zaman ikimiz de sonradan duyacağımız birçok vicdan azaplarından kurtulmuş olurduk.
ama gene de geç kalmış değilim, birbirimizi o kadar çabuk, o kadar umulmadık bir şekilde sevdik ki ansızın hastalanmış gibi olduk.
bu yüzden kendime daha erken gelemedim.
daha ileri gitmeyeceğim artık, olduğum yerde duracağım; bunu yapmak benim elimde. ama gene de sürükleniyorum… şimdi ise öyle bir savaş içindeyim ki senin yardımına muhtacım.
ne kadar derine sürüklendiğimi ancak bu gece anladım; içine düştüğüm uçurumun derinliğini gördüm ve durmaya karar verdim…
oyun bitti artık; aşk benim için bir hastalık oldu; kendimde bir tutkunluğun başladığını hissettim; sen daha düşünceli, daha ciddi oldun; bütün boş zamanlarını bana verdin; sinirlerin gerginleşti, huzurun kayboldu. şimdi korkuyorum ve anlıyorum ki bu gidişi durdurmak, kendimizi toparlamak için harekete geçmek benim görevim.
evet, seni sevdiğimi söyledim. sen de beni sevdiğini söyledin. ancak aradaki ahenksizliği fark edemedin mi? etmedin değil mi? o halde sonra edeceksin; ben uçuruma düştüğüm zaman. bak benim halime, düşün benim kim olduğumu.
beni sevmen mümkün mü? beni seviyor musun? dün ‘seviyorum, seviyorum, seviyorum’ dedin; bende kesin olarak söylüyorum: hayır, hayır, hayır.
beni sevmiyorsun, ama şunu hemen belirteyim ki yalan da söylemiyorsun.
beni aldatmıyorsun. hayır denecek yerde evet diyecek insan değilsin.
benim sana anlatmak istediğim, duyduğun şeyin gerçek aşk değil, sadece bir aşk umudu olmasıdır…
ben baştan sana bunu açıkça söylemeliydim sen yanlış bir yoldasın; karşındaki adam, rüyalarında gördüğün adam değil. göreceksin, bir gün o kişi karşına çıkacak; bana kızacaksın; ben de bunun azabını duyacağım. daha keskin bir zekâm, daha iyi bir kalbim olsaydı, daha samimi olsaydım sana bunları daha önce söylerdim…
şimdi başka türlü düşünüyorum. kendi kendime şunu soruyorum:
ona iyice bağlandığım zaman, yanımda olması benim için bir zevk değil bir zorunluluk olduğu zaman, aşk yüreğime iyice yerleştiği zaman ne olacak?
bu acıya dayanabilecek miyim? işin sonu kötüye varacak. daha şimdiden bunu düşünmek beni ürpertiyor.
başka birisi olsa şunu da eklerdi ‘bu satırları gözyaşları içinde yazıyorum?’
ama ben sana yalan söylemiyorum, acımın bir gösteriş olmasını istemiyorum, çünkü dertleri, pişmanlıkları artırmak neye yarar? bu çeşit yalanlarda sevgiyi daha fazla kökleştirmek umudu saklıdır. bense bu duyguyu sende ve bende kökünden kazımak istiyorum.
zaten gözyaşları ya boş hayallere ya da bir kadını baştan çıkartmak isteyenlere yaraşır. ben sana bunları uzun bir yolculuğa çıkan iyi bir dostla vedalaşır gibi söylüyorum: iki üç hafta daha beklesem çok geç olurdu.
aşk bir ruh kangreni; o kadar çabuk ilerliyor ki. daha şimdiden ne haldeyim. zamanı saatleri, dakikalarla değil, güneşin doğup batmasıyla değil, seninle ölçüyorum: onu gördüm, göremedim, göreceğim, göremeyeceğim, gelecek, gelmeyecek…
hayatımızın bu kısa dönemi belleğimde her zaman temiz ve ışıklı bir hatıra olarak kalacak ve beni tekrar eski ruh uyuşukluğuna düşürmekten koruyacak.
bu hatıra sana da hiçbir zaman zarar vermeyecek ve gelecekte gerçek aşkı bulmana yardım edecek…
umarım hayat dilediğin gibi olur.
geceler bitti…
yolculuklar da…
yeni yerler yeni sabahlar da bitti…
hoşçakal meleğim…
bu kadar sık görüşürken benim yerime mektubumun gelmesi seni her halde şaşırtacak, fakat sonuna kadar okuyunca göreceksin ki başka türlü yapamazdım.
bu mektubu çok daha önce yazmış olmalıydım; o zaman ikimiz de sonradan duyacağımız birçok vicdan azaplarından kurtulmuş olurduk.
ama gene de geç kalmış değilim, birbirimizi o kadar çabuk, o kadar umulmadık bir şekilde sevdik ki ansızın hastalanmış gibi olduk.
bu yüzden kendime daha erken gelemedim.
daha ileri gitmeyeceğim artık, olduğum yerde duracağım; bunu yapmak benim elimde. ama gene de sürükleniyorum… şimdi ise öyle bir savaş içindeyim ki senin yardımına muhtacım.
ne kadar derine sürüklendiğimi ancak bu gece anladım; içine düştüğüm uçurumun derinliğini gördüm ve durmaya karar verdim…
oyun bitti artık; aşk benim için bir hastalık oldu; kendimde bir tutkunluğun başladığını hissettim; sen daha düşünceli, daha ciddi oldun; bütün boş zamanlarını bana verdin; sinirlerin gerginleşti, huzurun kayboldu. şimdi korkuyorum ve anlıyorum ki bu gidişi durdurmak, kendimizi toparlamak için harekete geçmek benim görevim.
evet, seni sevdiğimi söyledim. sen de beni sevdiğini söyledin. ancak aradaki ahenksizliği fark edemedin mi? etmedin değil mi? o halde sonra edeceksin; ben uçuruma düştüğüm zaman. bak benim halime, düşün benim kim olduğumu.
beni sevmen mümkün mü? beni seviyor musun? dün ‘seviyorum, seviyorum, seviyorum’ dedin; bende kesin olarak söylüyorum: hayır, hayır, hayır.
beni sevmiyorsun, ama şunu hemen belirteyim ki yalan da söylemiyorsun.
beni aldatmıyorsun. hayır denecek yerde evet diyecek insan değilsin.
benim sana anlatmak istediğim, duyduğun şeyin gerçek aşk değil, sadece bir aşk umudu olmasıdır…
ben baştan sana bunu açıkça söylemeliydim sen yanlış bir yoldasın; karşındaki adam, rüyalarında gördüğün adam değil. göreceksin, bir gün o kişi karşına çıkacak; bana kızacaksın; ben de bunun azabını duyacağım. daha keskin bir zekâm, daha iyi bir kalbim olsaydı, daha samimi olsaydım sana bunları daha önce söylerdim…
şimdi başka türlü düşünüyorum. kendi kendime şunu soruyorum:
ona iyice bağlandığım zaman, yanımda olması benim için bir zevk değil bir zorunluluk olduğu zaman, aşk yüreğime iyice yerleştiği zaman ne olacak?
bu acıya dayanabilecek miyim? işin sonu kötüye varacak. daha şimdiden bunu düşünmek beni ürpertiyor.
başka birisi olsa şunu da eklerdi ‘bu satırları gözyaşları içinde yazıyorum?’
ama ben sana yalan söylemiyorum, acımın bir gösteriş olmasını istemiyorum, çünkü dertleri, pişmanlıkları artırmak neye yarar? bu çeşit yalanlarda sevgiyi daha fazla kökleştirmek umudu saklıdır. bense bu duyguyu sende ve bende kökünden kazımak istiyorum.
zaten gözyaşları ya boş hayallere ya da bir kadını baştan çıkartmak isteyenlere yaraşır. ben sana bunları uzun bir yolculuğa çıkan iyi bir dostla vedalaşır gibi söylüyorum: iki üç hafta daha beklesem çok geç olurdu.
aşk bir ruh kangreni; o kadar çabuk ilerliyor ki. daha şimdiden ne haldeyim. zamanı saatleri, dakikalarla değil, güneşin doğup batmasıyla değil, seninle ölçüyorum: onu gördüm, göremedim, göreceğim, göremeyeceğim, gelecek, gelmeyecek…
hayatımızın bu kısa dönemi belleğimde her zaman temiz ve ışıklı bir hatıra olarak kalacak ve beni tekrar eski ruh uyuşukluğuna düşürmekten koruyacak.
bu hatıra sana da hiçbir zaman zarar vermeyecek ve gelecekte gerçek aşkı bulmana yardım edecek…
umarım hayat dilediğin gibi olur.
geceler bitti…
yolculuklar da…
yeni yerler yeni sabahlar da bitti…
hoşçakal meleğim…
devamını gör...
küspe
şeker pancarının işlendikten sonraki artığına denir.
şeker fabrikasının olduğu kentlerde fabrika önünden geçerken ağır kokusu hissedilir. süt hayvancılığı yapanlar pancarın kalan küspesini saman ile birlikte kışlık yiyecek olarak büyükbaş hayvanlarına yedirirler.
şeker fabrikasının olduğu kentlerde fabrika önünden geçerken ağır kokusu hissedilir. süt hayvancılığı yapanlar pancarın kalan küspesini saman ile birlikte kışlık yiyecek olarak büyükbaş hayvanlarına yedirirler.
devamını gör...
ichigyo-zammai
mustafa koç'un da uyguladığını düşündüğüm teknik.
mustafa koç vefat ettiğinde onunla ilgili cem boyner'in bir konuşmasını izlemiştim. mustafa koç hakkında; " bir işle meşgul oluyorsa sadece o işe konsantre olur. asla başka bir iş ya da kişinin onun yaptığı işi bölmesine izin vermez. ancak bir kişi ile konuşuyor ise aynı şekilde asla başka bir şey ile ilgilenmez, arada başkası ile konuşmaz, telefonuna bakmaz. konuştuğu kişinin gözlerine bakarak dinler konuşur." demişti.
bu konuşmayı dinledikten sonra hem kendime hem de çevremdeki insanlara bu davranışlara ne kadar dikkat ettiğimizde baktım. çoğumuz buna dikkat etmiyoruz. bu yüzden yaptığımız işin kalitesi düşüyor. özellikle tv ve telefon bir işe baslama, devam etme ve bitirme konusunda bizi engelleyen en önemli faktör.
mustafa koç vefat ettiğinde onunla ilgili cem boyner'in bir konuşmasını izlemiştim. mustafa koç hakkında; " bir işle meşgul oluyorsa sadece o işe konsantre olur. asla başka bir iş ya da kişinin onun yaptığı işi bölmesine izin vermez. ancak bir kişi ile konuşuyor ise aynı şekilde asla başka bir şey ile ilgilenmez, arada başkası ile konuşmaz, telefonuna bakmaz. konuştuğu kişinin gözlerine bakarak dinler konuşur." demişti.
bu konuşmayı dinledikten sonra hem kendime hem de çevremdeki insanlara bu davranışlara ne kadar dikkat ettiğimizde baktım. çoğumuz buna dikkat etmiyoruz. bu yüzden yaptığımız işin kalitesi düşüyor. özellikle tv ve telefon bir işe baslama, devam etme ve bitirme konusunda bizi engelleyen en önemli faktör.
devamını gör...
evli erkeğin arkadaşlarıyla 2 saat takılması
yularını koparan ay pardon iznini alan erkeğin arkadaşlarıyla (arkadaş dediysek öyle herkesle olmaz onayı alınan kişilerle.) uslu uslu zaman geçirmesi.
ikili ilişkiler üzerine artık yazasım yok. lakin zaman zaman okudukça ve örneklerini gördükçe kanım çekiliyor. neden evlenmiyorsuna verilebilecek en güzel yanıt gibisin güzel türkiyemin aşırı kıskanç, aşırı kontrolcü, aşırı saygısız insanları...
ikili ilişkiler üzerine artık yazasım yok. lakin zaman zaman okudukça ve örneklerini gördükçe kanım çekiliyor. neden evlenmiyorsuna verilebilecek en güzel yanıt gibisin güzel türkiyemin aşırı kıskanç, aşırı kontrolcü, aşırı saygısız insanları...
devamını gör...
deniz etkisi kar yağışı
malûm, istanbul için kar mujdesi verildi.
şimdi anlatacağım ise özellikle hafta sonu görülmesi muhtemel bir doğa olayıdır.
deniz etkisi veya sea effect snow olarak da bilinen doğa olayı için bir kaç bir şey yazayım.
deniz etkisi yağış(sea effect rains) yüksek basınç etkisindeki kuzeyli akımların taşıdığı soğuk hava kütlesinin(cp) kendisine göre sıcak olan deniz veya göl üzerinden geçmesiyle, ısı ve nem kazanmasıyla ortaya çıkan kararsızlık sonucuda oluşurlar. dengesiz hava engebeli yüzeylere, kıyılar ve tepeler gibi yerlerde hareket ettirildiğinde sonunda bulut oluşumu ve yağışa neden olur.
öncelikle deniz üstünden ( yıldız, poyraz yönünden ) sert bir rüzgar esmesi ve bu rüzgarın 850 hpa ( 1500 metre ) civarı sıcaklığının denizden en az 13 - 14 derece daha az olması gerekir.
dolayısıyla yer yüzeyinin 0 , denizin de 10 derecenin altında olması muhtemeldir ki 850 hpa sıcaklığı da -8 veya daha soğuk olur.
bu sayede sert esen çok soğuk rüzgarlar, denizden topladığı nemle birlikte kara parçasına kar yağışı bırakmaya başlar.
ve bu koşullar devam ettikçe kar da yağmaya devam eder.
deniz etkisi kar yağışında kar, aralıklarla ama yoğun yağar. hava bir açar bir kapar.
bafta sonu da karadeniz sahil şehirlerinde gözlemleyebilriz.

not: #bilgi kategorisine taşıyabilirseniz sevinirim.
şimdi anlatacağım ise özellikle hafta sonu görülmesi muhtemel bir doğa olayıdır.
deniz etkisi veya sea effect snow olarak da bilinen doğa olayı için bir kaç bir şey yazayım.
deniz etkisi yağış(sea effect rains) yüksek basınç etkisindeki kuzeyli akımların taşıdığı soğuk hava kütlesinin(cp) kendisine göre sıcak olan deniz veya göl üzerinden geçmesiyle, ısı ve nem kazanmasıyla ortaya çıkan kararsızlık sonucuda oluşurlar. dengesiz hava engebeli yüzeylere, kıyılar ve tepeler gibi yerlerde hareket ettirildiğinde sonunda bulut oluşumu ve yağışa neden olur.
öncelikle deniz üstünden ( yıldız, poyraz yönünden ) sert bir rüzgar esmesi ve bu rüzgarın 850 hpa ( 1500 metre ) civarı sıcaklığının denizden en az 13 - 14 derece daha az olması gerekir.
dolayısıyla yer yüzeyinin 0 , denizin de 10 derecenin altında olması muhtemeldir ki 850 hpa sıcaklığı da -8 veya daha soğuk olur.
bu sayede sert esen çok soğuk rüzgarlar, denizden topladığı nemle birlikte kara parçasına kar yağışı bırakmaya başlar.
ve bu koşullar devam ettikçe kar da yağmaya devam eder.
deniz etkisi kar yağışında kar, aralıklarla ama yoğun yağar. hava bir açar bir kapar.
bafta sonu da karadeniz sahil şehirlerinde gözlemleyebilriz.

not: #bilgi kategorisine taşıyabilirseniz sevinirim.
devamını gör...
türkçe şarkılarda geçen mükemmel sözler
mutlu olmak zordur derler kötü günler görmeden.
can ozan-mutlu olmak zordur derler
düşman olmak mertlik değil
korkaklığın iradesi
kurnazlık marifet değil
aptalların tesellisi
pentagram-ölümlü
can ozan-mutlu olmak zordur derler
düşman olmak mertlik değil
korkaklığın iradesi
kurnazlık marifet değil
aptalların tesellisi
pentagram-ölümlü
devamını gör...
yazıp yazıp silmek
sözlükteki yazarların en sevdiği olaydır. saatlerce üstüne düşünülmüş, araştırma yapılmış tanım ve başlıkların yeteri ilgiyi görmemesi fakat içinden gelenleri olduğu gibi aktarıp, "yok artık bunu da paylaşırsam insanlar linçler, hakkımda şunu düşünür" düşüncesiyle asla cesaret edemeyip sildiğim tanımlar çok olmuştur. 3 kere silip silip yazdığım tanımlari paylaşmaya sonunda cesaret etmiş ve 3'nde beğenildigini ve ilgi gördüğünü tespit etmişimdir. 1 kişi de okusa, hatta koca sözlük birleşip kimse yazdıklarınıza göz gezdirmese de okumasa da yazın. ben x zamanda yazdığım tanima denk gelince okuyorum ve yazdıklarımı beğeniyorum. o zaman aralığında hangi ruh haliyle yazmışım bunu görüyorum.
devamını gör...
melih bulu
aynı zamanda doktora tezinde intihal yaptığına dair güçlü kanıtlar var. bu konu ile ilgili detaylı bir rapora bu link aracılığı ile ulaşabilirsiniz.
edit: bu tez 2003 yılında hazırlanmış. şimdiki dönemde intihal tespiti daha sıkı olduğundan dolayı geçmiş dönemlerde tabii ki gözden kaçan şeyler olabilir ancak rapor detaylıca incelendiği zaman rektörlüğe kadar yükselmiş bir kişinin bu şekilde bir kaynak alıntılama yöntemini kullanmaması gerektiği oldukça net bir şekilde görülmektedir.
edit: bu tez 2003 yılında hazırlanmış. şimdiki dönemde intihal tespiti daha sıkı olduğundan dolayı geçmiş dönemlerde tabii ki gözden kaçan şeyler olabilir ancak rapor detaylıca incelendiği zaman rektörlüğe kadar yükselmiş bir kişinin bu şekilde bir kaynak alıntılama yöntemini kullanmaması gerektiği oldukça net bir şekilde görülmektedir.
devamını gör...
asla başarılı olamayacak insanların ortak özellikleri
eylemsizliktir. oturduğu yerden ahkâm kesenler bir arpa boyu yol alamazlar.
devamını gör...
fizyonomi
insanın karakterinin yüzündeki anatomik belirteçlerden okunabileceği fikridir. yunanca 3 kelimenin birleşimi ile oluşmuştur. physis yani tabiat; nomos yani yasa; ve gnomon yani yorumlayıcı. hepsini birleştirince kelimenin anlamı "tabiatı bilmek" olarak karşımıza çıkıyor.
bu anlayışın doğu'dan* geldiği söylense de eski yunan'da fizyonomiye inanan fizyonomlar bulunmakta. buna pisagor ve aristo gibi önemli kişileri örnek olarak verebiliriz.
batı ortaçağında işin içine astroloji, büyü ve kehanet gibi şeyler de karışınca iş karışmaya başlıyor ve fizyonomi, iktidar sahipleri tarafından tepki çekmeye başlıyor. çünkü halk, birilerinin bu gibi yetenekleri olduğuna inanmaya başlarsa egemenler, iktidarlarının sarsılacağını düşünüyorlar. vee fizyonomi ile uğraşanlar işkencelere tabi tutuluyorlar. ingiltere'de yasadışı ilan ediliyor hatta.
büyü ve kehanetler ile bir tutulan fizyonominin yıldızı aydınlanma çağı ile parlamaya başlıyor ve günümüzde modern fizyonominin adımları atılmış oluyor.
bu anlayışın doğu'dan* geldiği söylense de eski yunan'da fizyonomiye inanan fizyonomlar bulunmakta. buna pisagor ve aristo gibi önemli kişileri örnek olarak verebiliriz.
batı ortaçağında işin içine astroloji, büyü ve kehanet gibi şeyler de karışınca iş karışmaya başlıyor ve fizyonomi, iktidar sahipleri tarafından tepki çekmeye başlıyor. çünkü halk, birilerinin bu gibi yetenekleri olduğuna inanmaya başlarsa egemenler, iktidarlarının sarsılacağını düşünüyorlar. vee fizyonomi ile uğraşanlar işkencelere tabi tutuluyorlar. ingiltere'de yasadışı ilan ediliyor hatta.
büyü ve kehanetler ile bir tutulan fizyonominin yıldızı aydınlanma çağı ile parlamaya başlıyor ve günümüzde modern fizyonominin adımları atılmış oluyor.
devamını gör...
komşu terörü
az önce yaşadığım aptal olaydan dolayı sinirimi boşaltmak için açtığım başlıktır.
üst kat komşumuz, aynı zamanda ev sahibimiz tam olarak 5 dakika önce bize geldi. ağzında ne maske vardı ne bir şey vardı, sanki babasının ahırı gibi oturma odasına geçip koltuğa oturdu. buraya kadar her şey katlanılabilirdi, bakın normal değil, katlanılabilir. sonrasında ise sevgili komşumuzun ağzından şu cümle döküldü, "ya benim kızım korona oldu galiba."
ulan bre gerizekalı madem kızının korona olduğundan şüpheleniyorsun niye geliyorsun lan bize?! b*k mu var bizim evde niye ulan niye niye?! telefon ne haberin yok mu senin aptal varlık?! hayır söylerken bir de yüzü hiç kızarmıyor mnakoyim ya! eğer korona olur da ölürsem yeminim olsun bu kadının peşindeyim. yerken içerken sıçarken dünya ahiret peşindeyim ulan senin!
(bkz: kafa sözlükte büyük harf kullanılamaması)
üst kat komşumuz, aynı zamanda ev sahibimiz tam olarak 5 dakika önce bize geldi. ağzında ne maske vardı ne bir şey vardı, sanki babasının ahırı gibi oturma odasına geçip koltuğa oturdu. buraya kadar her şey katlanılabilirdi, bakın normal değil, katlanılabilir. sonrasında ise sevgili komşumuzun ağzından şu cümle döküldü, "ya benim kızım korona oldu galiba."
ulan bre gerizekalı madem kızının korona olduğundan şüpheleniyorsun niye geliyorsun lan bize?! b*k mu var bizim evde niye ulan niye niye?! telefon ne haberin yok mu senin aptal varlık?! hayır söylerken bir de yüzü hiç kızarmıyor mnakoyim ya! eğer korona olur da ölürsem yeminim olsun bu kadının peşindeyim. yerken içerken sıçarken dünya ahiret peşindeyim ulan senin!
(bkz: kafa sözlükte büyük harf kullanılamaması)
devamını gör...
ah güzel istanbul
haşmet abi sen ne güzel insansın!
tam "kötü bitecek" diyorum ama öyle bir şey oluyor ki "aa tamam mutlu son" diyorum. bu şekilde filmin sonuna kadar 3-4 kez değişti fikrim.
-ooo haşmet abi geciktin bu akşam.
+rahatsız olmayın rica ederim.
-yahu işe daldım desen o da değil. senin meslek güneşle birlikte bitiyor maalesef.
+niye maalesef?? dünyada çalışmaktan başka yapacak işimiz yok mu be?
tam "kötü bitecek" diyorum ama öyle bir şey oluyor ki "aa tamam mutlu son" diyorum. bu şekilde filmin sonuna kadar 3-4 kez değişti fikrim.
-ooo haşmet abi geciktin bu akşam.
+rahatsız olmayın rica ederim.
-yahu işe daldım desen o da değil. senin meslek güneşle birlikte bitiyor maalesef.
+niye maalesef?? dünyada çalışmaktan başka yapacak işimiz yok mu be?
devamını gör...
hayır diyemeyen insan
eskiden bu bendim. çevremdeki insanları kırmamak için hayır demez, diyemezdim. baktım ki bu durum onların umrunda değil, evet denmesiyle ilgileniyor ve kırmaktan ya da ezmekten çekinmiyorlar, bir yerde yanlış yaptığımı anladım.
bu yüzden hayır demeye başladığım günden beri daha mutluyum, daha huzurluyum. şimdi onlar düşünsün.
bu yüzden hayır demeye başladığım günden beri daha mutluyum, daha huzurluyum. şimdi onlar düşünsün.
devamını gör...
sevgi vs aşk
sevgi el, aşk ayaklardır.
sevgi, karşı tarafı incitmeden dokunan eller.
aşk, istemsizce her seferinde ona yürüyen ayaklar.
sevgi, her ihtiyaç duyduğunda uzattığın eller.
aşk, ne kadar uzaklaşmak istesen de ona doğru attığın adımlar.
farklı şeyler, birlikte voltranı oluşturuyorlar orası ayrı.
sevgi, karşı tarafı incitmeden dokunan eller.
aşk, istemsizce her seferinde ona yürüyen ayaklar.
sevgi, her ihtiyaç duyduğunda uzattığın eller.
aşk, ne kadar uzaklaşmak istesen de ona doğru attığın adımlar.
farklı şeyler, birlikte voltranı oluşturuyorlar orası ayrı.
devamını gör...
normal sözlük partisi
kafa sözlük partisi*
yoldaş benjamin franklin tarafından kurulacak olan türk siyasi partisidir. parti tüzüğüne göre resmi kısaltması ksp'dir. simgesi kafasına tekme atan bedendir. yoldaşlığı ile biraz sol'a, benyaminliği ile biraz sağ'a yakın görünen fakat düşüngü olarak iki taraftan da keskin hatlarla ayrılan bir siyasi oluşumdur. küfürsüz demokrasi inancını benimseyen yazarları ve moderatörleri ile ilk seçimlerde tek başına iktidar olması muhtemel geleceğin partisidir.
yoldaş benjamin franklin tarafından kurulacak olan türk siyasi partisidir. parti tüzüğüne göre resmi kısaltması ksp'dir. simgesi kafasına tekme atan bedendir. yoldaşlığı ile biraz sol'a, benyaminliği ile biraz sağ'a yakın görünen fakat düşüngü olarak iki taraftan da keskin hatlarla ayrılan bir siyasi oluşumdur. küfürsüz demokrasi inancını benimseyen yazarları ve moderatörleri ile ilk seçimlerde tek başına iktidar olması muhtemel geleceğin partisidir.
devamını gör...
yazarların başından geçen tebessüm ettiren olaylar
bugün için konuşacaksam, birden herkesin nickaltımda beni savunmaya başlaması ve benim yanımda olduklarını belirtmeleri. ben sizi hak edecek ne yaptım anlayamıyorum, hepiniz sağ olsun. iyi ki varsınız.
devamını gör...
hayırdır aşık mısın sorusu
aşık olunca yemeden içmeden kesilen bir insan olduğum için bikaç öğün yemek yemezsem etrafımdaki insanların bana yönelttiği soru.
devamını gör...
her şeye lanet edip küçük sahil kasabasında kerhane açmak
çoğu erkeğin emeklilik hayali. küçük, şirin bir sahil kerhanesi..
insanlar mutlu, çalışanlar huzurlu ve mutlu. susam sokağı ortamı var. egzos dumanı ile kirlenen metropollerde savrulmak ne kadar da yorucu.
dünyayı biz kirlettik. sıktık parfümü, bastık gaza. erittik buzulları. ayıptır be.
insanlar mutlu, çalışanlar huzurlu ve mutlu. susam sokağı ortamı var. egzos dumanı ile kirlenen metropollerde savrulmak ne kadar da yorucu.
dünyayı biz kirlettik. sıktık parfümü, bastık gaza. erittik buzulları. ayıptır be.
devamını gör...
normal sözlük'te futbol konuşulmaması
genel olarak mutlu olduğum konulardan biridir. hiç konuşulmasın demiyorum. ölçülü olmalı.
her şeyin fazlası sıkıyor. içimiz dışımız siyaset, futbol, ilişkiler veya pandemi olunca da olmuyor işte.
her şeyin fazlası sıkıyor. içimiz dışımız siyaset, futbol, ilişkiler veya pandemi olunca da olmuyor işte.
devamını gör...
