tebessümle seyrettiğim röportajdır.
vay vay sözlük büyüyor yahu tepkileriyle izledim çok güzel düşünülmüş.
devamını gör...

küfür içeren cümlelerin yasak olmasına anlam verilememesine anlam veremiyorum ben de.
küfürlü konuşmayı övünce okan bayülgen gibi marjinal görünmüyorsunuz arkadaşlar.
basit küfür nedir yahu?
sosyal medyanın her yerinde insanlar artık yerli yersiz her cümlenin sonuna güya komik görünmek için küfür kısaltmaları eklemiyor mu zaten ?
bu alan temiz kalsın işte burda da yazmayıverin küfür falan.
neyin mücadelesi bu?
küfürsüz de gayet güzel ifade edilebilir düşünceler.
tabi yeteri kadar olgun fikirleriniz varsa.
devamını gör...

orta boy dört beş patatesin kabuklarını soyup, rendeleyiciyle * doğrayıp soğuk suda biraz bekletiyorsun.
eğer evde doğrayıcın yoksa bıçakla da yapabilirsin ama incecik doğraman gerekir.
sonra başka bir kaba dört yemek kaşığı yağ koy * ve bu yağın içine isteğe göre tuz ve diğer baharatları ekle.
patatesleri sudan çıkar durula,kurula ve bu yağın içinde mıncır biraz.
fırını iki yüz dereceye ve yarım saate ayarla.
on beş dakika sonra patatesleri ters yüz edeceksin unutma.
afiyet olsun canım *
devamını gör...

dergiye şöyle bir göz attım da, gerçekten arayüzünden tut muhteviyatına kadar çok beğendim diyebilirim. emeği geçen herkesin eline sağlık, ileride bu derginin daha da büyüyeceğine eminim zaten. tıpkı bu sözlüğün olduğu gibi. bakalım, belki ben de bir iki tane iddialı olduğum yazıyı gönderebilirim eğer kabul görecekse. ama benden çok daha iyi yazan ve allame birçok yazar var burada. ben şimdilik bekleyip, birkaç fırın ekmek daha yesem iyi olur sanırım...
devamını gör...

ne olursa olsun evi büyütmek adına yapılmaması gereken eylemdir.
balkon terapi merkezi gibi benim evimde. arkadaşlarımla sohbet ettiğim, sabah kahvemi içtiğim, kendimce çiçek bakmaya çalıştığım, kızımla anne kız saati yaptığım, akşamları kendimle kaldığım alanım.
balkon kırmızı çizgimdir.
devamını gör...

yaratıcıya sitem etmek isteyen her bünyenin rubailerine sığındığı şairdir hayyam.
neden ateist düşünceye sahip olanlar ve de dine karşı olanlar hayyamı sever genellemesi araştırılmaya değer midir bilmem ama doğruluk payı vardır. hayyam onların sesi gibi olmuştur.
rubailerinin durumu biraz karışıktır çünkü hayyam'ın yazdığına inanılan pek çok rubai aslında onun olmayabilir. kendisinden sonraki dönemde yazdıkları yüzünden başı derde giren şairler "ben yazmadım hayyam yazdı!" diyerek postu kurtarabilmiştir.
devamını gör...

mutlu olmayı beceremeyen insanların ben hayata bakış açılarında sıkıntı olduğunu düşünüyorum.
mutlu olmak için bekliyorlar neden?
hep bir beklenti içindeler oysa hayat herkese her istediğini veriyor mu?

karşımızdaki kim olur ise olsun hiçbir şey beklememeyi öğrendiğimizde mutlu olmayı başarırız.
özellikle mutluluğun aslında küçük şeylerde olduğunu keşfettiğimizde de mutsuz olmak imkansız.
son olarak her şeyi sürekli eleştirmekten vazgeçersek daha mutlu olduğumuzu göreceğiz iddia ediyorum.

yaşamak zaten zor iken daha da zorlaştırmaya gerek var mı ? mutlu olmayı beceremeyen insanların hayatı zorlaştırdığını sadece ben düşünmüyorum demi? kendi içinde yada kendi kendine mutlu olan insan etrafında ki herkesi mutlu eder kendi içinde yada kendi kendine mutsuz olan insanı etrafında ki herkesi mutsuz eder.

nietzsche demiş ki "başkası ile gelen mutluluk başkası ile gidecektir."
devamını gör...

her söylenene inanması, bir şeye körü körüne bağlanması, araştırmayı gerekli görmemesi.
devamını gör...

“bilgisayarlar yardımıyla alışverişimizi yapacağımız günler pek uzakta değil...” (1991)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

gelecekten masum geçmişin temsili gazete, evet haklı çıktınız.

t: sevgili kafa sözlük yazarların; eski gazetelerden, konu fark etmeksizin paylaşım yaptıkları yer.
devamını gör...

deprem dalgalarının etkisinin, binaların üst katlarına yayılımını azaltmak amacıyla uygulanan ve depremin etkilerini minimuma indiren metot. az katlı binalarda kullanılır.

--- alıntı ---

1 - önemli yapılarda deprem sarsıntısı kaynaklı, hizmetlerin duraksaması ya da durması engellenir. sarsıntı ve dinamik etkilerden zarar alacak hassas cihazların arızalanması ya da elektrik, sıhhi, gaz tesisatlarının hizmetlere, yapıya ve çevreye vereceği zarar engellenir.
2 - sismik izolatörler yapıyı kalıcı ve büyük hasarlara karşı korur.
3 - iç ve dış mekanlarda araç, gereç, makine, mobilya gibi eşyaların düşmesi ve devrilmesini engeller ve bu sebeple oluşacak can ve mal hasarlarının önüne geçer.
4 - sismik izolatörlü binalar büyük depremlerden sonra dahi ayakta kalabilmektedir.
5 - deprem sonrası, yaraların sarılması ve acil durum işlemlerinin güvenli bir ortamda sürdürülebilmesini sağlar. aynı zamanda deprem korkusu ve psikolojik travmalara karşı güven hissi verme etkisiyle destek olur.
6 - yapıda mesnet izolatör - sismik izolatörlerin kullanılmasıyla üst yapıya daha düşük deprem kuvvetlerinin etkimesi sağlanacağından, daha düşük boyutlarda yapı eleman boyutlarına ihtiyaç duyulur. bu da malzeme ve işçilik giderlerinden tasarruf edilmesi manasına gelmektedir.
7 - olası bir hasar durumunda, izolatörsüz binalara oranla çok daha düşük boyutta hasarlarla karşılaşılacağından, deprem sonrası onarım ve güçlendirme işlemleri ile bu işlemlerin maliyetleri kısıtlı olacaktır.

--- alıntı ---

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

günaydın
güneşi çiğnemeden yutan evren,
sana da günaydın beynimin vızıltısı,
son sigaramın ateşi, külleri günaydın.
yeni yıllar
doğum günleri,
takvimde asılı duran günler,
aylar, yıllar, zamanlar..
hayatımızın dönüm noktaları,
unutmadan unutuldu sanılanlar,
günaydın..
iz bırakmış unutulmamış tarihler..
ocak,
şubat,
mart,
mayıs,
ekim,
aralık.
size de günaydın...
nazım hikmet

günaydınnnnnnnn sözlük.. bu güne de şiirle başlayalım dedik.. umarım hepimiz için huzurlu ve mutlu bir gün olur..
devamını gör...

kişinin karşılayamadığı herhangi bir olumsuzluğunun sonucunda artan öfkesinin, kişinin kontrolünü ele geçirmesi şeklinde tanımlanabilir. öfke nöbeti geçiren kişi öfkesini yöneltiği eylemi aşırı ve uzun süre sürdürür. örn: ağlama, bağırma, çığlık atma, fırlatma, hakaret etme vs. nöbet sırasında kişi sakinleşmeye çalışsada bunu başaramaz ve başaramadıkça daha çok strese girer, daha çok strese girdikçe nöbet daha uzun sürer.

çocukluk döneminde görülen öfke nöbeti hakkında çalışmalar yapılsa da yetişkinlerde de dönem dönem görülen duygusal bir tepkidir. çocuklarda görülen öfke nöbeti ortalama 4-5 yaşlarında kaybolur. çocuklarda görülen öfke nöbetinin temel sebebi kendini ifade etmekte güçlük çeken çocuğun iletişim kurmakta zorlanması sebebiyle gerçekleşir bunun yanı sıra bir çok duyguyu yeni keşfeden çocuk onlarla başa çıkma konusununda tecrübesizdir. örneğin: aşırı mutlu olması, aşırı üzülmesi bu sebepten gerçekleşir. öfke nöbetinin 10 madde ile engellenmesi ise sadece kötü köşe yazarları içeren gazetelerin haberlerinde formüle edilir ancak çoğunlukla çalışmaz. öfke nöbetinin önlemek için önce öfkenin kaynağını bulmak gerekir eğer kişi 2 saat önce bir kayıp bir travma yaşadıysa bu doğal bir tepkidir engellenmesi çokta mümkün değil anlayış göstermek gerekir ve her insanın biricik olduğu bilinciyle kişiye yönelik öfke kontrolü yöntemleri önerilmelidir. kaynağı bilinmeyen öfke nöbetlerini kişiye uygun olmayan yöntemlerle söndürmeye çalışmak durumu iyice kötüleştirmekten başka hiç bir işe yaramaz. nöbeti geçiren kişi sonrasında kendini yorgun halsiz ve uykusuz hissedebilir bu doğal bir sonuçtur. nöbeti geçirmiş kişiyi suçlamayınız bunu kontrollü şekilde yönettiğini söylemeyiniz. yalnız hissettirmeyiniz çünkü zaten zor bir durum atlatmış kişiyi birde suçluluk duygusuyla baş etmek zorunda bırakmak dışında bu tepkilerde işe yaramayacaktır.

ve son olarak çoğu konuda olduğu gibi bu konuda da kapının anahtarı iletişimdir. öncelikle anlayışlı, duyarlı ve sakin bir iletişim.
devamını gör...

the matrix filminde geçen ve aslında kısmen de olsa filmin anlatmaya çalıştıklarını özetleyen cümledir. kaşık aslında yok!

bu cümleyi ilk kez neo kahin ile görüşmek için beklerken küçük bir çocuktan duyar. çocuk oturduğu yerde kaşıkları bükmektedir. neo'nun dikkatini çekince çocuk eğer kaşığın gerçek olmadığına inanırsa bunu yapabileceğini ima eder ve neo ilk seferde kaşığı büker.

bu cümleyi ikinci kez duyduğumuzda söyleyen neo’dur trinity ile asansör tepesinde romantik sayılabilecek bir kurtaran operasyonu ile ajan smith’in elindeki morpheus’un imdadına koşarlarken sarf eder cümleyi.

film neredeyse tamamen temel mantık olarak platon’un mağara alegorisi üzerine kurulmuştur. doğdukları günden itibaren bir mağarada duvarını izlemek üzere zincirlenmiş bir grup insan vardır. arkalarında yanan sonsuz bir ateş ve bu ateşin önünde ellerinde kuklalarla dolaşan bir grup kuklacı tarafından duvara yansıtılan gölgelerin gerçek olduğuna inanan bu insanlar asla güneş ışığı görmemiştir.

bir gün içlerinden biri zincirlerimden başla kaybedecek neyim acaba diye düşünür ve ben bir dışarı varıp geleyim derken hem karl marx’a anahtar bir cümle ilham etmiş hem de ilk kez gün ışığı görmüş olur.

döndüğü zaman mağaradakilere gölgelerin gerçek değil birer yansıma olduğunu söylediğinde ona kimse inanmaz.

platon böyle anlatır dünyayı, the matrix ise bize ufak bir özet sunar there is no spoon ile.
devamını gör...

biz bunları hep dedik alın işte:
#956453
devamını gör...

ruhu dinginleştiren sessizliktir.
devamını gör...

(bkz: ölmeden önce okunması gereken kitaplar) arasında yer alan kitaptır.
devamını gör...

eskişehir menşeli öğrenci bebesi olarak oyumu hatta kalıbımı simide basmaya* geldiğim başlık.*

ayrıca 5 yıl izmir'de yaşayıp gevrek olan gevreğe denk gelmediğimi belirterek olay mahallinden topukluyorum.**
devamını gör...

sevgili günlük,
hayatım akıp gidiyor. tüm o heyecan duyduğum fikirleri tek tek yitirdim. gerçek beni yansıtamamaktan çok yoruldum. gelecek. verimsiz geçen günlerime bir dert daha ekleniyor. içimde bitmek bilmez sıkıntılar, bunalımlar. gerçek ben kim idi? benim kendime dair görüşüm var mı? soruların sorulması can sıkıcı çünkü biliyorum ki cevapları hep boş kalıyor. enerjimin çoğu kısmı toprağa gömülü, kalan kısmı anca hayatımı sürdürmeme yetiyor. her şeyden çok uzak, kimsenin ulaşamayacağı bir mesafedeyim. tükenmek-tüketmek ikisinden nefret ederken üretmez de oldum. sadece tükenmek evresindeyim. uzun yazılar yazmak zorlar oldu. beş cümlem dizilmiş ise ne mutlu bana. tek iyi bir şey yazmak istiyorum. kendimi şaşırtacak bir şey istiyorum. diyorum hep hiç mi iyi bir şey yok bir tane yaz şuraya da kendinden utan. utandıramadım. ama çok utanacağım bir gün biliyorum. kendimle ne alıp veremediğim var bilmiyorum. nasıl sevebiliyorum? nasıl varım ben? inanmıyorum. var olduğumun kanıtı acı çekmekse evet en çok var olan benim. daha çok acılar çekeceğim hissediyorum. şaşırmak istiyorum. bu dediklerimin tersi olsun, kendime ‘bak yanıldın işte’ deyip yüzüme tükürmek istiyorum. kandırdın beni yıllarca, süründürdün, senin yüzünden yaşayamadım ben. mahvettin.
devamını gör...

ben de değilim bu. zaten sözlükte de yeniyim, kankam filan da yok. okuduklarımdan beni çarpmasını değil bana değmesini bekliyorum, değmişse hiç beklemem basarım oyumu. bilmediğim bir şeyi öğrendiğimde de, güldüğümde de, duygulandığımda da.

oyladığım yazarın ne dikkatini çekmek, ne "mektup yazmak", ne de yok efendim "o benim çay bardağımı beğendiydi de ben de onun ayaklarını/ellerini beğeneyim de ayıp olmasın" diyerek de beğeni atmam. ne bu; aşure tabağını boş gönderememek gibi bir komşuluk adeti mi var sözlükte?

hem şu kalite sözü de fazla iddialı olmamış mı ya? bir oy ya hu, çoğu kez niye verildiğinden ya da verilmediğinden bile emin olunamayan bir oycuk neyin kalitesini gösterebilir ki? yazarın? tanımın? okuyanın? oy verenin?
devamını gör...

borsamızın %10’unu ihalesiz olarak katar’a satan, babasının malını satar gibi kaç paraya sattığını da açıklamaya tenezzül etmeyen cumhur başkanı.

neden ihalesiz satıldı, belki başka biri daha yüksek fiyat verecekti. neden kaç paraya satıldığı açıklanmıyor? tank palet fabrikası gibi peşkeş çekilmediği ne malum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim