bakınız bu adam başka bir adam. değişik bir adam. karısının ölümünden sonra adam gibi almış eline gitarı. çalmış, sürekli çalmış, parmaklarını kanatana kadar çalmış. gitarla bütünleşene kadar durmadan çalmış. anlatılanlara göre bir kere duyduğu bir şarkıyı aradan zaman geçmiş olsa dahi hiç tereddütsüz çalar arkasından da şarkıya kendinden eklemeler yapar ve daha farklı şekilde yeniden yorumlarmış. adam cover işlerine o dönemde hızlı sürüm giriş yapmış anlayacağınız. sonrasında ilk iletide altının çizildiği gibi sırra kadem basmış. henüz öyle ahım şahım tanınmıyorken, bildiğiniz buhar olmuş adam. kimileri kayıp babasını aradığını söylemiş. kimileri hakkında başka başka dedikodular üretmiş. ama bilinen tek gerçek johnson'ın 1 sene kadar ortalardan kaybolduğu. sonrasında tekrar ortaya çıktığında herkesi hayretlere düşüren bir kalitede çalmaya başladığı fark edilmiş. adam bir senede virtüözlük mertebesine ulaşmış. hal böyle olunca mevzunun ortaya çıktığı yıllarda düşünülünce hakkındaki efsaneler almış yürümüş. derler ki; robert johnson bir gece yarısı canı sıkkınken ormanlık bir alana gitmiş, burada şeytanla karşılaşmış ve dünyanın en iyi blues virtüözü olabilmek için ruhunu şeytana satmış. bu antlaşma sonrası şeytan bey johnson'dan gitarını istemiş ve gitarı kendisi akort ederek, johson'a geri vermiş. bu akort etme stilini de johnson'a o gece bizzat kendisi öğretmiş. müzik şeytanın işi zaten. yani anlayacağınız johnson bu işleri temelden kapmış.

zaten şu dünyada farklı, yetenekli, üst düzey ne kadar adam/kadın varsa hepsi ruhunu şeytana satmıştır. ortalama değillerdir çünkü. başkadırlar, farklıdırlar ve bu farklılığın bir sebebi olmalıdır. ortalama insan içinse böyle adamlar tehlikelidir. bilineni, alışılmışı zorlayanı/aşanı yaftalarlar. çünkü bilmediklerinden ve farklılıklardan korkarlar. işte robert abimizin de başına bu gelmiştir. gitarını nasıl akort ettiğini çözemeyen diğer müzisyenler de, onun şeytanın müzisyeni olduğu şeklinde konuşmaya başlayıp, ipini çekmişler. tabi bunda robert abimizin de günahı yok değil. biraz kendine dönükmüş, kendisinin gitar çalışını dikkatle izleyen birini görünce çeker gidermiş. yeteneğinin/tekniğinin kopyalanmasını istemezmiş. bir de bazı şarkı isimleri faul. ''devil and me'' gibi * adam aslında ince görmüş ama kalın kafalara bir şeyleri sokmak zor olduğu için hakkında çıkan dedikodularda bu tarz şarkı isimleri referans olarak gösterilmiş.

neyse siz milleti boş verin ağızları torba değil ki büzesiniz. adam cidden büyük sanatçı. düşünün o dönemde şarkılarınızı kayıt etmeniz için şarkı başına 3 dakikanız var zira o dönemdeki kayıt cihazları daha fazla çalışırlarsa, aşırı ısınıp kendilerini imha ediyorlarmış. adam o zamana kadar yaptığı şarkıları bir otel odasında peşi sıra çalıp kayıt ediyor. tabi o zamanlar cepte para da pek yok. tek atımlık kurşunu var yani ve işi başladığı gibi bitiriyor. sekmez gitarından fırlayan en hızlısıymış hepsinin. bakın blues alemi onca büyük müzisyen gördü. john lee hooker, muddy waters, bb king, willie dixon vs. hepsi de büyük sanatçı. ama hiç birisi bu enteresan adamın ulaştığı efsane olma noktasına ulaşamadı. hepsi tanındı, hepsine saygı duyuldu ama robert johnson ismi kaldı bir şekilde tepelerde. hem de 27 yaşında ölmesine rağmen. deep purple,led zeppelin, bob dylan, zz top, b.b. king ve daha niceleri onun şarkılarını yeniden yorumladılar. yani dolaylı yoldan hepsi ruhunu şeytana sattı *

şuraya bir kaç şarkısını iliştirivereyim; yalnız bazı şarkı isimlerine dikkat *







devamını gör...

girit adasındaki kalıntıları arthur evans tarafından yap işlet devret modeli ile toki konutlarına benzetilen, disneyland bozması, avrupalıların yere göğe koyamadıkları haliyle restore edeceğim diye içine edilen uygarlıktır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

troll sever biri olduğumu biliyorsunuz. bu yazarı da sevdim. komik eğlenceli biri. dozajı da iyi ayarlıyor abartmıyor. seviyorum ya ben böyle eğlenceli insanları.
devamını gör...

(bkz: chen) cedric'in kız arkadaşı. sen ne memnuniyetsiz bir kızsın ya. küçüklükten gıcık olurum.
devamını gör...

valla kimse bana ben tanımlardan etkilenmiyorum, yazılmasını beklemiyorum ve istemiyorum demesin. herkes sevilmeyi ve taktir edilmeyi ister. şahsen benimkine yazılanları her mutsuz olduğumda açar okurum ama hemen biter az olduğundan orası ayrı bir mesele yinede yazıldığında da dünyalar benim oluyor.
devamını gör...

ilişkiyi bitirmenin yollarını arıyordur.
devamını gör...

bilgi dolu tanımlar giren yazardır.

takipteyiz efendim, nice güzel tanımlara.
devamını gör...

farkındalık.
sürekli olarak işitselleri görselleri ve hissel uyaranları aktif olarak algılamaya çalışan bir beyin.

aha kuş dalışa geçti arkasındaki de ters yöne döndü.
olm bırak işte nereye dalarsa dalsın.
ama yok..

çıt sesi ile kulakları dikeltip gözleri saliseler içinde kaynağa diken bir refleks.

vücuda bir sineğin temas etmesi ile aynı anda benimde o sineğe temas etmem.

dünyada algılayacak bir şey bulamayınca da milyonlarca senaryo film müzik tez hipotez protez üreten bir beyin..

çok yoruldum.
devamını gör...

"dövmek" anlamındaki dövme sanan bir ben değilimdir umarım. sıkılınca, pata küte kardeş dalaşı geldi aklıma. bu daha mantıklı. yoksa, sıkıldım diye dövme yaptırsam, vucudumda dövmesiz yer kalmazdı.
devamını gör...

sıradan olduğumuza inandırıldık.. çünkü bize bizi olağanüstü hissettirecek kimse yoktu.
devamını gör...

umursamazlık.
devamını gör...

şu an içinde bulunduğum, yaklaşık 2 hafta sonra ise terk edeceğim yaş. bu sene nedense herhangi bir planım olmamasına rağmen bayağı heyecanlıyım fakat yaşlandığımı, büyüdüğümü, sorumluluklarımı ve gelecek kaygısını düşündükçe üzülüyorum.
devamını gör...

yüreğinin atışı kaf dağının ardında olsa da duyabilmektir özlemek. sesi kulağındaysa, gül cemali gözünün önündeyse, rüyalarını aydınlatıyorsa özlemek yüreği fethetmiştir.
özlemek bir umuttur, umutlar yaşatır, umutlar tebessüm ettirir.
devamını gör...

bugün sahilde yürürken küçük bir kız çocuğu koşarak geldi ve yolumu kesti.aklıma bir fikir geldi' nedir nedir? fikir geldi diyor sadece.sonra 'al bunu tak' diyerek çiçekli tacını uzattı.sen tak,dedim ama sonra da; hadi sen git.. durdu, ben de gidiyorum'dedi.

şaşırttın beni tatlı kız,hep böyle kal.

şimdi ben bunu neden anlattım*
devamını gör...

meyhane diyince içip içip müzeyyen senar’a salça olcağımızı zannettiğim; fakat teke tek bilim tadında olduğunu okuyunca içip içip programı dinleyerek müzeyyen senar’a salça olmaya karar verdiğim yayın.
devamını gör...

hukuk literatüründe bir davada tarafların birbirleriyle uzlaşmalarına verilen isimdir.
devamını gör...

21 nisan

1821 - sadrazam benderli ali paşa görevinden ayrıldı ve 30 nisan'da idam edildi. benderli ali paşa, padişah emri ile idam edildiği bilinen son sadrazamdı.
1920 - mustafa kemal paşa, meclis'in 23 nisan 1920 günü açılacağını bildiren bir genelge yayımladı.
1926 - ii. elizabeth doğdu.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
1930 - columbus, ohio'daki bir hapishanede çıkan yangında 320 kişi öldü.
1944 - fransa'da kadınlar oy kullanma hakkını elde etti.
1952 - türkiye ile yunanistan arasında imzalanan anlaşmayla vize formaliteleri kaldırıldı.
1956 - elvis presley'nin heartbreak hotel isimli şarkısı billboard dergisinde 1 numaraya ulaşan ilk eseri oldu.
1957 - muhsin ertuğrul, istanbul belediyesi şehir tiyatroları'nın başına getirildi.
1960 - brasília resmen brezilya'nın başkenti oldu. eski başkent rio de janeiro'ydu.

kaynak
devamını gör...

ebeveynlerin çocuklar üzerinde kurmak istedikleri hakimiyet anlamına gelmektedir. ebeveynlerin çocuklar üzerinde oluşan baskılarına karşılık çocuklarının hata yapmalarına, daha çok asi olmasına sebep olabiliyorlar. aile evinden kaçmak için erken evlenen kızlarımız, erkek çocuklarına verilen gereksiz ağır sorumluluklar ve belirli kalıplara sokma durumu hiç iç açıcı değil.
bu tarz anne babalar çocuklara oluşturduğu baskı yüzünden yaşadıkları travmaları gelecek hayat tarzlarına düşüncelerine etki etmektedir. çocuklarımıza her alanda her anlamda saygı göstermek ve bazı şeyleri denemelerine izin vermemiz gerekmektedir. bırakalım istedikleri şeylerin yanlışlığını doğruluğunu kendileri anlayabilsin.
devamını gör...

alman, romantik beste yazarı richard wagner’in 1849 yılında yazdığı uzun deneme.

wagner, 1849 yılındaki dresden devriminde bakuninci anarşistleri desteklediği için almanya’dan sürgün edilmiş ve bu denemeyi paris’te yazıp yayınlamıştır.

wagner, 1848 devrimleri‘ni sanata zarar verdiğini iddia ederek eleştiren sanatçıları eleştirmektedir. wagner’e göre sanat endüstriyel bir hale gelmiş; sanatçıdan çok satıcı olan sanatçıların elinde, para kazanmak için bir enstrümana dönüşmüştür. burjuvazi ise parası sayesinde bu endüstrinin efendisi olmuştur.

wagner’e göre günümüz toplumunda gerçek bir sanat eseri yaratmak mümkün değildir çünkü toplum, sanatı sanat olarak değil, bir eğlence olarak görmektedir. wagner, sanatı eski şanına kavuşturmanın tek yolunun ise devrim olduğunu savunur. lakin sanatsal bir devrim yeterli değildir. gerçek sanat, sosyal devrimin omuzlarında yükselecektir.

wagneryen devrim, medeniyeti reddeder ve insanın, doğaya dönmesi gerektiğini savunur. ancak bu “doğaya dönüş” bir ilkelleşme değil, gelişimdir. wagner, proletaryayı kölelikten kurtarıp bütün üretimi makinelere devrederek toplumu yaratıcı olmayan bir iş yapmaktan kurtaracaktır. böylece insan, yaratıcı özüne geri dönecek ve zamanını, gerçek sanat eserini yaratmaya ayırabilecektir.

wagner’in devrim fikri çok ütopist olarak yargılansa da, 20. yüzyıldaki komünist sanatçıları derinden etkilemiştir. özellikle de sovyetler birliği’nde.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim