caravaggio, da vinci, raffaello diyerek gittiğim ve umduğumu bulamadığım, daha çok türk-islam sentezi neticesiyle türk ve islam sanatı ile bunaldığım çok sevgili eski bölümüm...

ne yazık ki bu güzel bölüm, birçok üniversite *içerisinde mezun olduğum üniversite başını çekebilir* siyasetin de getirisi ile avrupa sanatına ilgi duyan insanları bölümden soğutmaya yemin etmiş, avrupa sanatı kısmını oldukça yüzeysel anlatmış ve mezun olan birçok insanın 3 rönesans ressamı, 2 gotik dönem mimarı sayamayacak kadar bilgi birikiminden uzak insanları mezun vermişlerdir.

şunu da ne yazık ki söylemeden edemeyeceğim, oldukça düşük sıralama-puan ile girilebilen bu güzel bölüm, üniversiteyi bir yüksek öğrenim olarak görmekten çok uzak insanların da içinde bulunması ile yozlaşmış ve üzücü bir şekilde sadece öğrencilerin değil, öğretmenlerin de artık eğitim vermekten ziyade, "şu itleri mezun edelim de ne halleri varsa görsün..." moduna girmelerine neden olmuştur bana kalırsa...
devamını gör...

bir başlık ve orada yazılanlar...

biz; bizim gibi düşünmeyen, bizim gibi görünmeyen, bizim gibi yaşamayan, bizim gibi konuşmayan, bize göre şişman, bize göre zayıf, bize göre doğru, bize göre yanlış vs vs vs (burayı sonsuza dek uzatabiliriz).... herkes ve her şey hakkında acımasızca yorum yapma hakkını ne güzel buluyoruz kendimizde. en gelişmiş becerimizin bu olması ne yazık!

bizler o linçlediğimiz durumun içinde olsak ne yapacağımızı yazabiliriz elbette, bu doğaldır, kabul edilebilir ama o durumun içinde olan insanın ne yaşadığı ya da hissettiği ile ilgili en ufak fikrimiz olmadan hiç tanımadığımız, bilmediğimiz bir insan hakkında "bunu yapan böyledir, şöyledir" gibi yorumlar yapmak çok insani gelmiyor bana.

bir şarkı var çoğumuz biliriz , şöyle soruyor bize;
"siz benim neler çektiğimi nereden bileceksiniz?" *

dilerim ki hiç birimiz şu derler ki ile başlayan cümlenin öznesi olmayalım...*
*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

domestic radyoda çalıyor istek şarkın
sitem etme haberi yok dağların
hüzün çöktü birden, neden bunu yaptın?
çaya elimiz boş geldik ondan oldu anladım.
devamını gör...

kesinlikle ve kesinlikle yakın arkadaşın ortak bir espiriye patlattığı kahkahanın tam zirvesinde daha da güleceği bir sey söyleyip de daha şiddetli gülmek için nefes bile alamadığı, can çekişen kertenkele misali kıvrandığı anı gülerek izlemektir. bundan daha da zevkli olanı ise ikiniz de aynı durumdayken konuşmaya çalışmaktır.
devamını gör...

köprücük kemiklerim ve omuzlarımı da açık bırakarak süslediğim kombindir. yandan bir mısır örüğü orta boyda yuvarlak siyah küpeler, bordo bir ruj, yoğun hacimli kirpikler, yüksek bel siyah pantolon ve dolgu topuklu bir spor ayakkabıyla ne de güzel gidiyor. bir piercing eksiğim var o da olmazsa olmazı tabii ki.
devamını gör...

bu memlekette kimin tuzu kuruysa en fazla bayrak edebiyatı yapan, en fazla şükret diyen o oluyor. çünkü başka derdi yok. laf kalabalığı yaparak gündem olmaya çalışıyor. aksi halde gündemden düşer.
devamını gör...

bakıyorum da bir çok yazar hep olaya anlık bakıyor.
hayatında sözlük, forum, internet sitesi yöneten var mı desen, belki 1 kisi çıkar.
ama hep biz buna evrildik. tüketim toplumunun hızlı tüketicileri.
yazın arkadaş yazın, sizin de yazmaya hakkınız var.

benim düşüncem ise gayet normal bir gidişat olduğudur.
devamını gör...

ilkokuldayken iş eğitimi dersi öğretmenim annemin beyaz tülbentli bozuk türkçeli biri olduğunu görünce artık o ders bana zindan olmuştu. her ders, derse başlamadan önce beni işaret eder ve dışarı çıkmamı söylerdi. diğer çocuklar içeride dersi dinlerken ben kapının önünde dersin bitmesini beklerdim.
çocuklar tahtadan, kartondan bir şeyler yaparlardı o derste. bir keresinde öğrencilerden birinin yaptığı tasarım, içeride oyun oynayan bizler tarafından yanlışlıkla kırılmıştı. top çarpmıştı o şey, aynalı bir şeydi, aynası kırılmıştı. hangimizin yaptığını bulmak için bizleri teker teker sorguya çekmişti. o sorguda tek dayak yiyen ve sınıfın kürt nüfusunun tamamını oluşturan bendim.
on iki yaşındaydım. neden anlayamıyordum. ne farkımız var, neden diğerlerine davrandığı gibi davranmıyor bana? ben kimseye bir şey yapmadım ki.. çocuksun işte ne bileceksin pekeke varmış pekaka varmış yok özgürlük yok kuzikeri..
keşke sevseniz lan birbirinizi. ne istiyorsunuz çocuklardan. siz siz olun asla birinin çocukluk anısında böyle kalmayın. sonra isterseniz kürt olun ister zimbabveli ister türk..
devamını gör...

ben haklı olan her eleştiriyi kabul ediyorum. objektif görüşe saygım sonsuz.
devamını gör...

satranç takımı fiyatlarını da arttırmıştır.
devamını gör...

tabii ki beverly hills.
siz türkiye'de mi yaşıyor sunuz?
what a interesting?
devamını gör...

belki çogunlugu diger yazarlarımızın yazdıgı sebeplerden ötürü dönüyordur buna karşı çıkamam ama belirtmek istedigim bir şey var. herkesin hayatta nefes almaya ihtiyaç duydugu anlar olur. bazen yan yanayken ne kadar sevdigini, deger verdigini goremez insan, biraz uzaklaşıp bakması gerekir. telefon kamerası da böyledir ya hani. macro lens yoksa elinizde bir objeye çok fazla yaklaştırırsanız objeyi netleyemez. biraz uzaklaştırmanız gerekir. biz de insanız nihayetinde. simdiye kadar kimseyle samimiyetimi kesip sonradan tekrar karşısına çıkmadım ama insanız işte ya hu. anlamadan bir anlık yaptıgımız hareketlerin sonuçlarıyla dolu bir hayat yaşıyoruz. birilerine kızmak için de kendimizi üzmek için de pek fazla zamanımız yok ne yazık ki. neticede gelene de gidene de yerimiz var. ben kimsenin yerine utanıp sıkılmam, herkes yaşadığı hayatın sorumlusu. dogru insana yanlış yapan kendine üzülsün.
devamını gör...

bahar gelmiş kesin emin oldum. az önce balkona çıktım, nasıl buram buram iğde kokusu geliyor anlatamam.
içime çektim, ohh misss, kokusunda cennet gizli heralde. sıkıntımı bir anda alıp götürdü.
hayatı sevdiren minicik bir andı. paylaşmak istedim.
devamını gör...

yok edilmesi gereken bir haftadır. vizeler olmamalı, finallere de lüzum yok. avrupai sistem örnek alınmalı ve dönem sonu bir sınav olmalı, eğer geçemezsen makeup exam dediğimiz bütünleme sınavı olmalı.

arada ise "academic paper/the scientific paper/wissenschaftliche hausarbeit" verilmedir.
yani öğrenciler akademik makale veya kompozisyon tarzında yazılar yazmayı öğrenmeli.
devamını gör...

#1008387 yazı bir çok kişinin hislerine tercüman oldu. ilmek ilmek anlatmış tüm süreci tebrik ederim. bunun bir üst aşaması herkesi bir bir silmek oluyor. çevrendeki boş boğazlı insanlardan uzaklaşmak kurtulmakta diyebiliriz.
neden iş bulamıyorsun?
çalışmak istemiyor musun?
herkes buluyor vallaha sen hiç başvuru yapmıyor musun? ciddiye alıp savaşıyorsun bunlarla sinirli bir insan olup çıkıyorsun.ilk başlarda kendini eksik hissediyorsun onlar konuştuğunda gözlerin doluyor sonra lafların altında kalmak istemiyorsun onların yaptığı gibi kalp kırmaya başlıyorsun. bir keresinde ben çalışmamayı tercih ediyorum dediğimde benim trollediğimi anlamayacak saflıktaki kişi'nin salak bir yüz ifadesiyle karşılaşmıştım.o an ki sorgulamam da bu gerizekalı iş bulmuş çalışıyor sen nasıl bulamıyorsun şeklinde oluyor genelde. meraklı değiliz işsiz kalmaya. bu süreci hepimiz çok rahat bir şekilde atlatmıyoruz. sadece off her gün çok eğleniyoruz, rahatımıza düşkünüz baba parası yiyiyoruz şeklinde algılanmasını saçma buluyorum.
aslında en iyisini yapıyorsun keşke bende çalışmasam diyeni bile duydu bu kulaklar. geleceğini sağlama alamama ve önünü görememe kaygısı işsizlik. işsiz kalma sürecini bilmeyen yardımcı olamıyorsa kişiye hiç konuşmasın daha iyi.
devamını gör...

bu yıl benim için anlamı daha büyük olan gündür. neden derseniz eğer anlatayım demezseniz de buraya kadar okumak yeterli o zaman.

bundan 3 ay önce annemi covid sebebiyle kaybetmek üzereydim. aynı dönem ben ve kendi ailem de aynı hastalıktan ötürü karantinadaydık. 10 gün boyunca annemin hayata tutunmasını ümit ederken evden bile çıkamadım, yanına gidip elini tutamadım. ama asıl üzücü yanı kendi kızım için üzülmekten ötürü annemin ölme ihtimalini kabullenmiştim. dualarımda tanrım yeter ki kızım iyileşsin ne canım ne dünya umrumda değil diyordum.

sonuçta hepimiz iyileştik ama ben o dönem baba olmanın, ebeveyn olmanın ve aynı zamanda bir evlat olmanın acı gerçekleriyle yüzleştim. bu yüzden bu anneler günü daha bir kıymetli benim gözümde.
devamını gör...

kimi insanın şiarıdır, iri delikli etik süzgecinden yağlı bir pelte gibi süzdürüp arsız niyetini, sevgililerin arasına kaynak yapmak.

sanal alem çok gevrek bir zemin bu mevzuda. niyetiniz buysa, sözlükler tam da kalıbınıza * uygun kaftanı bulabileceğiniz kadar gevşek bir mecra.

* işlem sırası şöyle* :

- girizgah olarak gözünüze kestirdiğiniz adamın birkaç tanımını favlamak,
- serzenişli/nazireli bir ya da birkaç nik6 yazmak,
- dm yolunun kapısını usulca aralamak,
- ortak beğeni, ortak dert, ortak duygular üzerinde çok da derine inmeden arkeolojik çalışma yapmak ve kıvam arttırıcı duyarlık kasmak,
- güzel bulduğunuz bir taraflarınızın kışkırtıcı fotolarını atmak *,
- ve gelecek tepkiyi beklemek.

haliyle, böyle bir davete icabet etmemek olmuyormuş.

dm ile girilen tünelin ucunun nereye çıktığının önemi yok, ruh sağlığınız açısından bilmek de gereksiz zira süreç hayli mide bulandırıcı. hikayenin aktörleri değişmiştir artık. en yakın sapaktan yoncaya çıkıp ters istikamete gitmek yapılacak tek şey.

tebrikler, "o" sizindir artık!
devamını gör...

komedi dükkanında tolga çevik'e eşlik eden hande soral'ın keşfedilip birden ünlü olması gibi, çöpe atılan fotoğraflarının son anda farkedilip ünlü olan burak özçivit gibi, etiler'de falcılık yaparken doğru kişiye denk gelmesiyle müzik dünyasına giriş yapan cem adrian gibi, köpeğini gezdirirken sokakta keşfedilen barbara palvin gibi, ya da ajanslara giderken asansörde yönetmene denk gelip beni keşfetmesi gibi ünlü olmak hayallerimin arasındayken ben de bu şans varken işlerin tersine dönüp tolga çevik'le bir araya geldiğim bölümdeki sahnelerin yayınlanmamış veya benim sahnelerin montajla atılması, çöpe atılan fotoğraflarımın farkedilmeden çöp konteynerını boylaması, etiler de falcılık yaparken yanlış kişiye denk gelip kötü yola düşebileceğim, bindiğim asansörün bozulup içinde mahsur kalıp asla bir yönetmen tarafından keşfedilemeyeceğim ve en kötüsü de köpeğimi gezdirirken benim değil de köpeğimin meşhur olması gibi olasıkların ağır basması sonucu asla ünlü biri olamayacağım farkettiğim durumdur.
devamını gör...

birilerini engellemenin nasıl bir tadı var artık biliyordur kendisi.
devamını gör...

20 yıldır beslediğin bir hayalin gerçekleşemeyeceğini idrak etmek.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim