kalitesiz insanların övündükleri şeyler
güzellikleri/yakışıklılıkları.
durup tipinden bahseden insanlara yalnızca göz deviriyorum. bazı insanlar vardır tipi yoktur ama karakteri vardır, konuşması sarar, kültürlüdür... daha ne olsun? suyundan da eklesinler. *
durup tipinden bahseden insanlara yalnızca göz deviriyorum. bazı insanlar vardır tipi yoktur ama karakteri vardır, konuşması sarar, kültürlüdür... daha ne olsun? suyundan da eklesinler. *
devamını gör...
sürekli isyan eden çilekeş tip
bazen çıkıp bir tane ağzına vurmak istediğim tiptir. bu kişi, her zaman hakkının yendiğini düşünmektedir. ufak veya büyük ayırt etmeden her olayı kendine yorup, acıların çocuğu'nu oynamaktadır.
kimsenin merak etmediği derdini, karşısındakine zorla anlatıp kendi derdine ortak olmasını amaçlayan kişidir ayrıca. asla tavsiye kabul etmez, çünkü en iyi o bilir. ne haddimize zaten.
eyy, sürekli isyan eden çilekeş tip, lütfen görüşmeyelim. seni gördüğüm yerde yolumu değiştirmekten sakınmam.
(bkz: benim derdim bana yeter)
kimsenin merak etmediği derdini, karşısındakine zorla anlatıp kendi derdine ortak olmasını amaçlayan kişidir ayrıca. asla tavsiye kabul etmez, çünkü en iyi o bilir. ne haddimize zaten.
eyy, sürekli isyan eden çilekeş tip, lütfen görüşmeyelim. seni gördüğüm yerde yolumu değiştirmekten sakınmam.
(bkz: benim derdim bana yeter)
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
tezimi yönetim kuruluna sunmak için okula gidip, mezun olup çıkmak. kimliğimi falan hep aldılar sözlük.
ben daha 2 aylığına tatile gitmeye karar veren danışmanıma, kütüphaneye falan imzalatmam gereken belgeler var sanıyordum, iki hafta önce elektronik sisteme geçmişler gerek yokmuş onlara artık.
baya baya mezun oldum.
ben daha 2 aylığına tatile gitmeye karar veren danışmanıma, kütüphaneye falan imzalatmam gereken belgeler var sanıyordum, iki hafta önce elektronik sisteme geçmişler gerek yokmuş onlara artık.
baya baya mezun oldum.
devamını gör...
miran bebek için son 30 gün
devamını gör...
popülaritesini hak eden filmler
beautiful mind-akıl oyunları.
devamını gör...
hayatı kolaylaştıracak web siteleri
bu siteye daha önce izleyip sevdiğiniz bir filmi yazıyorsunuz ve size yine o tatta bir film buluyor. film severlerin kesinlikle ziyaret etmesi gereken bir site.
buradan
buradan
devamını gör...
sinyal
ülkemizde bulunan çoğu şoförün kullanmayı bilmediği işaret.
devamını gör...
seni seviyorum cümlesine verilen en acı cevaplar
it'll pass.
(bkz: fleabag)
(bkz: fleabag)
devamını gör...
galiçyaca
galiçyaca veya galiççe -kendi dillerindeki şekilde galego-, ispanya'nın galiçya bölgesinde konuşulan bir romen dilidir.

koyu kısım çoğunluk, açık kısım azınlık tarafından konuşulan bölgeler
yaklaşık 3.5 milyon kişi tarafından konuşulmaktadır.
eo-navia bölgesinde, batı asturias'ta ve castilla ve león'un kuzeybatısındaki el bierzo ve sanabria bölgelerinin batısında farklı galiçya lehçeleri konuşulmaktadır.
bazı dilbilimciler ayrıca, extremadura'nın en kuzeybatısındaki jálama vadisinin üç kasabasının yerel olarak fala olarak adlandırılan veya her kasaba için yerel bir adla anılan konuşmasını galiçya dilinin bir parçası olarak kabul ederler.
galiçyaca, tüm romen dilleri gibi, eski roma eyaleti gallaecia'da -burası günümüzde portekiz'in kuzeyi, asturias, şimdiki leon ili ve zamora'nın bir bölümünü içerir- konuşulan halk latincesi'nden gelir.
batı roma imparatorluğu'nun çöküşünden sonra, farklı latin varyantları ortaya çıktı. bunlardan biri ortaçağ galiçyası veya galiçyaca-portekiz idi. bu yüzden de özellikle portekizce ile çok yakındır. aşağıda aynı cümlenin sırayla portekizce ve galiçyaca versiyonlarını karşılaştırarak benzerliği görebilirsiniz.
pouco a pouco você vai começar a entender o texto sem traduções ou explicações.
pouco a pouco comezarás a comprender o texto sen traducións nin explicacións.
kaynak

koyu kısım çoğunluk, açık kısım azınlık tarafından konuşulan bölgeler
yaklaşık 3.5 milyon kişi tarafından konuşulmaktadır.
eo-navia bölgesinde, batı asturias'ta ve castilla ve león'un kuzeybatısındaki el bierzo ve sanabria bölgelerinin batısında farklı galiçya lehçeleri konuşulmaktadır.
bazı dilbilimciler ayrıca, extremadura'nın en kuzeybatısındaki jálama vadisinin üç kasabasının yerel olarak fala olarak adlandırılan veya her kasaba için yerel bir adla anılan konuşmasını galiçya dilinin bir parçası olarak kabul ederler.
galiçyaca, tüm romen dilleri gibi, eski roma eyaleti gallaecia'da -burası günümüzde portekiz'in kuzeyi, asturias, şimdiki leon ili ve zamora'nın bir bölümünü içerir- konuşulan halk latincesi'nden gelir.
batı roma imparatorluğu'nun çöküşünden sonra, farklı latin varyantları ortaya çıktı. bunlardan biri ortaçağ galiçyası veya galiçyaca-portekiz idi. bu yüzden de özellikle portekizce ile çok yakındır. aşağıda aynı cümlenin sırayla portekizce ve galiçyaca versiyonlarını karşılaştırarak benzerliği görebilirsiniz.
pouco a pouco você vai começar a entender o texto sem traduções ou explicações.
pouco a pouco comezarás a comprender o texto sen traducións nin explicacións.
kaynak
devamını gör...
yazar mahlaslarının öteki dünya versiyonu
herseykarardı. *
devamını gör...
profiline kendi fotoğrafını koyan yazar iticiliği
insanların öz güvenine olan bu kininiz nedir sizin? ne güzel işte söylediklerinin arkasındalar anonim olmaktan korkmuyorlar.
devamını gör...
başlıkların özensiz açılması
başlık açmak ve yorum yapmak için bilgi lazım, bilgiyi de yazıya dökmek için kelimeleri organize etmek lazım.
organize edilen kelimeleri cümle haline getirmek lazım.. uzun ve yorucu iş, fast food "ye-git" tarzı olmalı "yaz-çık"
fazla takmamak iyi olur, bir süre eğlenirsin baktın sıkıldın, bir temizlik yapar terk-i diyar eylersin.
organize edilen kelimeleri cümle haline getirmek lazım.. uzun ve yorucu iş, fast food "ye-git" tarzı olmalı "yaz-çık"
fazla takmamak iyi olur, bir süre eğlenirsin baktın sıkıldın, bir temizlik yapar terk-i diyar eylersin.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının nicklerinin hikayesi
bir bir iki, iki iki dört, dört dört sekiz kıpırdayan keriz.
devamını gör...
akp'li birisiyle siyaset tartışmak
bu hayattaki en boş eylem.
ben akp'li insanlarla muhatap bile olmuyorum.
ben akp'li insanlarla muhatap bile olmuyorum.
devamını gör...
george orwell
hindistan'da doğmuş büyümüş ingiliz yazar. belki biraz da bu yüzden ingilizlerin emperyalist ve sömürgeci tavrını eleştirebilmiştir. kendi ırkı da olsa yanlışlarını açık açık söylemesi, hatta bir kitap yazıp ingilizleri yerin dibine sokması* ne kadar dürüst, gerçekçi ve içten olduğunu gösterir; zekasına da işarettir çünkü bağnaz değildir. kısaca popüler olmak için yazmamıştır, gerçekleri yazmıştır.
romanlarında sadece kendi ırkını değil yanlış bulduğu birçok ideolojiyi/fikri eleştirmiştir. maalesef neredeyse tek bilinen kitabı olan 1984, bir distopya olmakla beraber tektipliği eleştirir aslında, totaliter rejim ve toplumları, bireyler üzerinde kurulmaya çalışan kontrolü, yanlış algıları. insanların çoğunluk algısı içerisinde kendi özlerini kaybedişine değinir.
hayvan çiftliği adlı eserinde sosyalizmi eleştirir, öyle güzel eleştirir ki bu ideolojiyi benimseyen insanların dahi takdirini kazanmıştır. hayvan çiftliği kitabına sadece bir sosyalizm eleştirisi demek yavan kalacaktır pek tabii, bireylerin toplum içerisinde eşit olamayacağını insan faktörünü göz önünde bulundurarak beyan etmiş; insanoğlunun dahil olduğu hiçbir sistemin saf, duru ve adaletli kalamayacağını anlatmak istemiştir. tüm bu fikirleri; kuru bir dil yerine, mükemmel bir öyküleştirme ile hayvanlar üzerinden anlatması, kitabın içindeki ince nükteler,** kitabın sade ve anlaşılır dili ve bütün bunları 100 sayfalık bir kitaba sığdırarak veciz ve okuyucu yormayan bir şekilde yazabilmesi ne kadar büyük bir edebi kişilik olduğunun delilidir. kendisi için edebiyat virtüözü desek hiç de yanlış olmaz.
bir diğer eseri aspidistra'dır. aspidistra bir zambak türünün latince ismidir. orwell'ın kitabına bu ismi koyma sebebi; insanların gösteriş, şekilcilik biraz da putlaştırma algısına yönelik bir eleştiri olarak kabul edilir. kitabın başkahramanı gordon comstock, bir kitapçıda çalışan zeki, derin ama umursamaz, beş parasız bir adamdır, yalnızlığı sever. comstock, umarsızlığı, beş parasızlığı, yalnızlığı kendi seçmiştir çünkü köle olmak istemiyordur. her gün aynı rutini, bitmek bilmeyen bir döngüyü tekrarlayan beyaz yakalılar sınıfına katılmayı reddediyordur. gerçek fikirleri, gerçek hisleri kısacası gerçek bir hayatı olmayan bu insanları içten içe eleştirir. aspidistra'nın espirisi de tam burada devreye gider, hayatlarını kısır bir döngünün içerisinde kaybeden insanların pencerelerinin önüne koyduğu bu çiçek, dışarıya biz de mutluyuz deme şekilleridir, biz de sizin güruha dahiliz. evimiz, arabamız, tekdüze bir işimiz, hayatımız ve penceremizin önüne koyduğumuz bir de çiçeğimiz var, daha ne olsun demektir. orwell'ın bu eleştirisini doyumsuzluk olarak adlandırmak basit kaçacaktır. çünkü orwell'ın kendisi de dahil olmak üzere insanlardan beklediği özgür kalabilmeleridir, kitaplarının konusu birbirinden çok farklı, çok uzak olsa da alt metinde her zaman özgür düşünce, özgür yaşam, özgürlük mevcuttur. gerek diğer insanların gerek bizzat kendi özgürlüğüne ket vurulmaya çalışılmasının eleştirisi hatta kimi zaman yergisi vardır.
yine yazımın başında bahsettiğim burma günleri başta olmak üzere, paris ve londra'da beş parasız, boğulmamak için, neden yazıyorum ve daha birçok esere sahiptir. genellikle roman türünde eserler vermesiyle birlikte makaleler de yazmıştır. erken yaşta ölmüş olmasına rağmen çok üreten/üretken yazarlar arasına katılabilmiştir. asıl ismi eric arthur blair'dir. george orwell, birçok yazarın adeti olduğu üzere kendisine koyduğu isimdir.
son olarak george orwell, fyodor mihayloviç dostoyevski ile beraber dünya edebiyatının en önde gelen yazarlarındandır. bu, subjektif* bir yorum olmakla birlikte objektif* yanı da yadsınamayacak bir iddiadır. zira edebiyat severler bilir ki yazarlar genelde tek bir beceri üzerine yoğunlaşmışlardır veya tek bir tarzı yazmaya kabiliyetleri vardır. kimi yazarlar kurgu ve olay örgüsü üzerine yoğunlaşmışlardır, bu yüzden de eserleri çoğunlukla fikirlerden ve duygulardan mahrum kalmıştır ki bu durum kitaplarının sığ kalmasına sebep olmuştur. kimi yazarlar ise kitaplarının her anında fikir sunumları yapmak adına fazlaca uğraş verdikleri için eserleri edebi özelliğini kaybetmiş veya kurgu ve duygu eksikliğinden okunamaz hâle gelmiştir. yine diğer bazı yazarlar ise duyguların var olmadığı dünyalar kurmakla beraber insanın mayası olan duyguları eserlerine katmayarak ağızlarda yavan tatlar bırakmışlardır. fakat orwell ve dostoyevski gerek kurgu/olay örgüsü gerek bu kurguların içine fikirlerini işleyişleri gerekse yazınlarını duygulardan mahrum bırakmamaları ile diğer birçok yazardan ayrılmışlardır. pek tabii bu değindiğim hususlarda başarılı olan yegane yazarlar değillerdir. nitekim edebiyatımızdaki ahmet hamdi tanpınar ve cahit zarifoğlu da bir adım önde olan yazarlar zümresine dahildir, iyi okurların keşfettiği daha niceleri de vardır.*
romanlarında sadece kendi ırkını değil yanlış bulduğu birçok ideolojiyi/fikri eleştirmiştir. maalesef neredeyse tek bilinen kitabı olan 1984, bir distopya olmakla beraber tektipliği eleştirir aslında, totaliter rejim ve toplumları, bireyler üzerinde kurulmaya çalışan kontrolü, yanlış algıları. insanların çoğunluk algısı içerisinde kendi özlerini kaybedişine değinir.
hayvan çiftliği adlı eserinde sosyalizmi eleştirir, öyle güzel eleştirir ki bu ideolojiyi benimseyen insanların dahi takdirini kazanmıştır. hayvan çiftliği kitabına sadece bir sosyalizm eleştirisi demek yavan kalacaktır pek tabii, bireylerin toplum içerisinde eşit olamayacağını insan faktörünü göz önünde bulundurarak beyan etmiş; insanoğlunun dahil olduğu hiçbir sistemin saf, duru ve adaletli kalamayacağını anlatmak istemiştir. tüm bu fikirleri; kuru bir dil yerine, mükemmel bir öyküleştirme ile hayvanlar üzerinden anlatması, kitabın içindeki ince nükteler,** kitabın sade ve anlaşılır dili ve bütün bunları 100 sayfalık bir kitaba sığdırarak veciz ve okuyucu yormayan bir şekilde yazabilmesi ne kadar büyük bir edebi kişilik olduğunun delilidir. kendisi için edebiyat virtüözü desek hiç de yanlış olmaz.
bir diğer eseri aspidistra'dır. aspidistra bir zambak türünün latince ismidir. orwell'ın kitabına bu ismi koyma sebebi; insanların gösteriş, şekilcilik biraz da putlaştırma algısına yönelik bir eleştiri olarak kabul edilir. kitabın başkahramanı gordon comstock, bir kitapçıda çalışan zeki, derin ama umursamaz, beş parasız bir adamdır, yalnızlığı sever. comstock, umarsızlığı, beş parasızlığı, yalnızlığı kendi seçmiştir çünkü köle olmak istemiyordur. her gün aynı rutini, bitmek bilmeyen bir döngüyü tekrarlayan beyaz yakalılar sınıfına katılmayı reddediyordur. gerçek fikirleri, gerçek hisleri kısacası gerçek bir hayatı olmayan bu insanları içten içe eleştirir. aspidistra'nın espirisi de tam burada devreye gider, hayatlarını kısır bir döngünün içerisinde kaybeden insanların pencerelerinin önüne koyduğu bu çiçek, dışarıya biz de mutluyuz deme şekilleridir, biz de sizin güruha dahiliz. evimiz, arabamız, tekdüze bir işimiz, hayatımız ve penceremizin önüne koyduğumuz bir de çiçeğimiz var, daha ne olsun demektir. orwell'ın bu eleştirisini doyumsuzluk olarak adlandırmak basit kaçacaktır. çünkü orwell'ın kendisi de dahil olmak üzere insanlardan beklediği özgür kalabilmeleridir, kitaplarının konusu birbirinden çok farklı, çok uzak olsa da alt metinde her zaman özgür düşünce, özgür yaşam, özgürlük mevcuttur. gerek diğer insanların gerek bizzat kendi özgürlüğüne ket vurulmaya çalışılmasının eleştirisi hatta kimi zaman yergisi vardır.
yine yazımın başında bahsettiğim burma günleri başta olmak üzere, paris ve londra'da beş parasız, boğulmamak için, neden yazıyorum ve daha birçok esere sahiptir. genellikle roman türünde eserler vermesiyle birlikte makaleler de yazmıştır. erken yaşta ölmüş olmasına rağmen çok üreten/üretken yazarlar arasına katılabilmiştir. asıl ismi eric arthur blair'dir. george orwell, birçok yazarın adeti olduğu üzere kendisine koyduğu isimdir.
son olarak george orwell, fyodor mihayloviç dostoyevski ile beraber dünya edebiyatının en önde gelen yazarlarındandır. bu, subjektif* bir yorum olmakla birlikte objektif* yanı da yadsınamayacak bir iddiadır. zira edebiyat severler bilir ki yazarlar genelde tek bir beceri üzerine yoğunlaşmışlardır veya tek bir tarzı yazmaya kabiliyetleri vardır. kimi yazarlar kurgu ve olay örgüsü üzerine yoğunlaşmışlardır, bu yüzden de eserleri çoğunlukla fikirlerden ve duygulardan mahrum kalmıştır ki bu durum kitaplarının sığ kalmasına sebep olmuştur. kimi yazarlar ise kitaplarının her anında fikir sunumları yapmak adına fazlaca uğraş verdikleri için eserleri edebi özelliğini kaybetmiş veya kurgu ve duygu eksikliğinden okunamaz hâle gelmiştir. yine diğer bazı yazarlar ise duyguların var olmadığı dünyalar kurmakla beraber insanın mayası olan duyguları eserlerine katmayarak ağızlarda yavan tatlar bırakmışlardır. fakat orwell ve dostoyevski gerek kurgu/olay örgüsü gerek bu kurguların içine fikirlerini işleyişleri gerekse yazınlarını duygulardan mahrum bırakmamaları ile diğer birçok yazardan ayrılmışlardır. pek tabii bu değindiğim hususlarda başarılı olan yegane yazarlar değillerdir. nitekim edebiyatımızdaki ahmet hamdi tanpınar ve cahit zarifoğlu da bir adım önde olan yazarlar zümresine dahildir, iyi okurların keşfettiği daha niceleri de vardır.*
devamını gör...
beyaz futbol
futbol ile alakası olmayan bir televizyon programı.
nadiren gülmek için açar izlerim sadece.
nadiren gülmek için açar izlerim sadece.
devamını gör...
sevgiliyle ciddi bir şekilde tartışırken akla beter ali'nin şugarke mage kako şarkısının gelmesi
(bkz: yaman mizahşörsün delikanlı)
devamını gör...


