hanımcılık
harika bi şey ya. dalga geçenlere bakmayın hanımcılık kazanacak ve kazanıyor da.
mutuluğun anahtarı adeta.
mutuluğun anahtarı adeta.
devamını gör...
yolda yürürken yapılmaması gerekenler
çay içmek.
devamını gör...
keşke benim olsa
rohee miran. hihi.
yok lakin, benim olmasın. anasından ayıramam kuzuyu. ama keşke kuzenim olsa! keşke kankam!
çok seviyorum ya. çok. sevilmez mi bu çok!?
yok lakin, benim olmasın. anasından ayıramam kuzuyu. ama keşke kuzenim olsa! keşke kankam!
çok seviyorum ya. çok. sevilmez mi bu çok!?
devamını gör...
erkekler ağlamaz
bunu kim uydurduysa gerçekten empati duygusu yok olmuştur.
ağlamak gerçekten zor başarabildiğim bir olaydır ama yüreği hafifletir, sanki gönülden kopardıklarını gözlerinden damla damla atmak gibi hissettirir.
yalnızken sığındığım bir liman gibidir ağlamak, keşke kimse ağlamasa ama olmuyor işte. dolayısıyla ağlamanın cinsiyeti olamaz.
ağlamayı becerebilen erkeğe de selam olsun benden.
ağlamak gerçekten zor başarabildiğim bir olaydır ama yüreği hafifletir, sanki gönülden kopardıklarını gözlerinden damla damla atmak gibi hissettirir.
yalnızken sığındığım bir liman gibidir ağlamak, keşke kimse ağlamasa ama olmuyor işte. dolayısıyla ağlamanın cinsiyeti olamaz.
ağlamayı becerebilen erkeğe de selam olsun benden.
devamını gör...
sözlük kulüpleri
anime kızları arama-kurtarma kulübü kurmak istiyorum.
saklandıkları yerleri bulmamız lazım.
(bkz: anime kızları arama kurtarma kulübü)
saklandıkları yerleri bulmamız lazım.
(bkz: anime kızları arama kurtarma kulübü)
devamını gör...
orhan kemal
toplumcu gerçekçi edebiyatımızın önemli isimlerinin başında gelir. yaşadığı çevreyi, gözlemlediği ve tanıdığı insanları romanlarında anlattı. hayatının geçtiği ve evinin bulunduğu cibali semtinin ruhunu eserlerine yansıttı.
devamını gör...
erkeklerle daha iyi anlaşan kadın
kadınla erkek arasında sex dışında iletişim şekilleri de olduğunu idrak edemeyen saygıdan bihaber olan çomarların yollu diye yaftaladığı kadındır
yakın arkadaşlarının çoğunun erkek olmasının nedeni onlarla hemcinsi olan arkadaşlarına göre daha fazla ortak paydası olmasıdır
yakın arkadaşlarının çoğunun erkek olmasının nedeni onlarla hemcinsi olan arkadaşlarına göre daha fazla ortak paydası olmasıdır
devamını gör...
yazarların ağlama sıklığı
bipolar olduğumdan mütevellit sık sık tutamıyorum gözyaşlarımı.
devamını gör...
koni salyangozu
tropik bölgelerin denizlerinde yaşayan, yumuşakçalar grubunun karından ayaklılar sınıfına ait, insanı cezbeden görünüşe sahip salyangoz türüdür. mermer yüzeyli salyangoz olarak da isimlendirilmişlerdir.
bu salyangoz türünü ilginç kılan şey zehirli iğnesi sayesinde kendinden beklenmeyen avlanma taktiklerini kullanmasıdır. öyle ki iğnesinde taşıdığı birden çok zehir çeşidi ile bir insanı 15 dakikada öldürebilir.
hareketlerinin çok yavaş olmasına rağmen kendisine göre çok daha hızlı hareket eden balıkları avlamak için önce insülün salgılar. solungaçları ile insülini vücuduna alan balık sersemlemeye başlayınca sessizce balığa yaklaşır ve zehrini enjekte eder. salgıladığı hormonlar ve taşıdığı zehirler dolayısıyla biyologların ve ilaç şirketlerinin bir çok araştırmasına konu olan türdür.
bu salyangoz türünü ilginç kılan şey zehirli iğnesi sayesinde kendinden beklenmeyen avlanma taktiklerini kullanmasıdır. öyle ki iğnesinde taşıdığı birden çok zehir çeşidi ile bir insanı 15 dakikada öldürebilir.
hareketlerinin çok yavaş olmasına rağmen kendisine göre çok daha hızlı hareket eden balıkları avlamak için önce insülün salgılar. solungaçları ile insülini vücuduna alan balık sersemlemeye başlayınca sessizce balığa yaklaşır ve zehrini enjekte eder. salgıladığı hormonlar ve taşıdığı zehirler dolayısıyla biyologların ve ilaç şirketlerinin bir çok araştırmasına konu olan türdür.
devamını gör...
platonik aşk
bırak karşılıklı aşkı, bırak platoniği, insan görmüyorum insan! ne aşkı? kafamda kendimi elele hayal edebileceğim bir allahın cool’una denk gelmiyorum dışarda.
aşk devri bitti, yaşasın tek başınalığın yolcusu olmak!
aşk devri bitti, yaşasın tek başınalığın yolcusu olmak!
devamını gör...
frederic chopin
üsteki entry'deki linkle alakalı kısma itibar etmeyin pek. çünkü bıraktığı linkteki "spring waltz" adlı eser, chopin'e ait değildir. toplumdaki büyük yanılgılardan birisidir bu. sosyal medya insanları işte böyle yanlış bilgilerle donatıyor.
linkte mevcut olan eserin asıl ismi mariage d'amour, fransız besteci "paul de senneville" tarafından bestelendi. videonun açıklama kısmına baktığınızda neyin ne olduğunu söylüyor zaten.
yani kısacası chopin bu eseri bestelemedi diyor... ve özür diliyor açıklamayı yazan kişi vs.
burada bir chopinist (chopin çalan piyanist) olarak uzun uzadıya chopin'i anlatmak isterdim. hatta en sevdiğim ve en az bilinen eserlerini de paylaşmak isterdim. bazıları biliniyor örneğin: noktürnler gibi. fakat baladlar bilinmez pek örneğin. hatta chopin'in yazdıkları içinde en beğendiği "balad no. 1"dir. benimse balad no. 4.
liszt ile tanışıklığı vardır sonra. hatta liszt'in sevgilisiyle de bir ilişkisi vardı diye okumuştum bir yerde ama emin değilim. safsata da olabilir.
bir romantik dönem sanatçısı olan chopin hakkında şunları bilmenizde fayda var: chopin'in bütün besteleri piyano içerir. genelde solo piyanodur bunlar, ayrıca iki piyano konçertosu ve birkaç oda müziğinin yanında lehçe şarkılar bestelemiştir.
büyük bir romantiktir. hatta dostoyevski ile aynı zamanda, mekanda yaşasalardı çok büyük dost olurlar diye düşünürüm.
edit: bu entry'nin amacı üstteki entry'i kınamak, aşağılamak ve bizzat yazanı da aşağılamak değildir. haddime değil. itibar etmeyin derken, söylediğinin yanlış olduğu kastettim ki dediğim de doğruydu. lakin birisinin yanlışını belirtmek ve diğer insanların bu yanlıştan muzdarip olmamasını sağlamak erdemli bir davranıştır. diğer yandan, bu gerçeklere rağmen, kaba bir üslup olarak anılabileceğini varsayaraktan, başta dediğimi düzeltme yoluna gittim ve yumuşattım.
linkte mevcut olan eserin asıl ismi mariage d'amour, fransız besteci "paul de senneville" tarafından bestelendi. videonun açıklama kısmına baktığınızda neyin ne olduğunu söylüyor zaten.
yani kısacası chopin bu eseri bestelemedi diyor... ve özür diliyor açıklamayı yazan kişi vs.
burada bir chopinist (chopin çalan piyanist) olarak uzun uzadıya chopin'i anlatmak isterdim. hatta en sevdiğim ve en az bilinen eserlerini de paylaşmak isterdim. bazıları biliniyor örneğin: noktürnler gibi. fakat baladlar bilinmez pek örneğin. hatta chopin'in yazdıkları içinde en beğendiği "balad no. 1"dir. benimse balad no. 4.
liszt ile tanışıklığı vardır sonra. hatta liszt'in sevgilisiyle de bir ilişkisi vardı diye okumuştum bir yerde ama emin değilim. safsata da olabilir.
bir romantik dönem sanatçısı olan chopin hakkında şunları bilmenizde fayda var: chopin'in bütün besteleri piyano içerir. genelde solo piyanodur bunlar, ayrıca iki piyano konçertosu ve birkaç oda müziğinin yanında lehçe şarkılar bestelemiştir.
büyük bir romantiktir. hatta dostoyevski ile aynı zamanda, mekanda yaşasalardı çok büyük dost olurlar diye düşünürüm.
edit: bu entry'nin amacı üstteki entry'i kınamak, aşağılamak ve bizzat yazanı da aşağılamak değildir. haddime değil. itibar etmeyin derken, söylediğinin yanlış olduğu kastettim ki dediğim de doğruydu. lakin birisinin yanlışını belirtmek ve diğer insanların bu yanlıştan muzdarip olmamasını sağlamak erdemli bir davranıştır. diğer yandan, bu gerçeklere rağmen, kaba bir üslup olarak anılabileceğini varsayaraktan, başta dediğimi düzeltme yoluna gittim ve yumuşattım.
devamını gör...
yazarların yalnız olma nedeni
çünkü; cemal süreya'nında dediği gibi "biliyorsun ben hangi şehirdeysem yalnızlığın başkenti orası..."
devamını gör...
60 percent
tanışma hikayemizi eksik anlatmış yazardır.
kendisi çok başarılı bir mühendisken ben de yedek parçacı olarak sanayide kendi halinde, aç bırakmayan bir dükkanın sahibiydim. albay emeklisi dedemin adam olması için zorla gönderildiği sanayi aynı zamanda. kendisini çok sever, saygı duyarım hâlâ. dedemin bir sözünü hiç unutmam “sanayide içtiğin çayın tadını hiçbir starbucks’ta arama torunum.”
dedemin bu sözlerinin de etkisiyle franchising üzerinden starbucks açmaya çalışsam da bütçem yetmedi, hem çocuğuz daha o zamanlar, nerede gezer o kadar para? ben de ilerleyen zamanlarda sanayide, hem sanayi çayının tadını unutmamak adına hem de dedeme olan saygımdan dolayı yedek parçacı açtım. bir de küçük bir atölyem var, orada da zor bulunan parçaların dökümünü yapıyorum.
hafta sonu saat 4-5 civarı evimde uzanırken hükümet kanadından sevdiğimiz bir ağabey aradı. “yardım göndereceğimiz kargo uçağının bir parçası eksik, eğer mümkünse bugün içerisinde dökebilir misin?” diye bir ricada bulundu. parçaya ait verileri gönderirseniz neden olmasın diyerek o gün açmadığım dükkana gidip, kalıbı çıkartıp dişliyi bir güzelce döktüm. 3-4 saat içerisinde de hazır edip dişliyi benden isteyen kişiyi aradım. gece 11’den sonra kadife sokak karga’ya bir mühendislerini göndereceklerini söyleyip bir de fotoğrafını gönderdiler. ben de dişliyi kaybetmemek adına anahtarlığıma taktım ve aç olan karnımı doyurmak için bir yere gittim. saat yaklaşmıştı ve hemen karga’nın yolunu tuttum. nihayet erkenden gelebilmiştim.
karga’ya girip gözlerimle mühendisi bir yokladım ama yok, daha gelmemişti. barda oturup bir şeyler içerken anahtarlığı da elimde bir o yana bir bu yana sallamaya başladım. derken beklenildiğinden tamamen habersiz, fotoğrafından çıkarttığım mühendis geldi. dönüp selam verdim ve oturabileceğini söyledim. yaptığı işlerden, gezdiği yerlerden ve ayakkabılarımdan bahsetti. sonra da dişliye gözü takılıp içerisinde bulunduğu sorundan bahsetti. zaten haberimin olduğundan, dişliyi bu sabah döktüğümden ya da ülkenin imkansızlıklarından bahsetmedim. dedemin hikayesini ve bu dişlinin de onun bir anısı olduğunu söyledim. ödünç istedi ama ben zaten o dişliyi kendisi için, hediye olarak yapmıştım. dişliyi verdim ve kalkması gerektiğini söyleyerek kalktı. tekrar görüşmek için sözleştik fakat gelemeyeceğini zaten biliyordum. hükümet kanadındaki ağabeyden sürekli kendisi hakkında bilgileri alıyordum. ara sıra karga’ya da uğruyordu ama sürekli düşünceliydi. hepsinden haberdardım.
işte tanışma hikayemizin aslı budur kendisiyle. eğer dedemi dinlemeyip starbucks açsaydım hem sanayi çayının tadını hem de böyle bir insan olmam gerektiğini unuturdum. sanayi çayı tadında, samimi ve iyi niyetlerle dolu bir tanışmaydı bizimkisi.
kendisi çok başarılı bir mühendisken ben de yedek parçacı olarak sanayide kendi halinde, aç bırakmayan bir dükkanın sahibiydim. albay emeklisi dedemin adam olması için zorla gönderildiği sanayi aynı zamanda. kendisini çok sever, saygı duyarım hâlâ. dedemin bir sözünü hiç unutmam “sanayide içtiğin çayın tadını hiçbir starbucks’ta arama torunum.”
dedemin bu sözlerinin de etkisiyle franchising üzerinden starbucks açmaya çalışsam da bütçem yetmedi, hem çocuğuz daha o zamanlar, nerede gezer o kadar para? ben de ilerleyen zamanlarda sanayide, hem sanayi çayının tadını unutmamak adına hem de dedeme olan saygımdan dolayı yedek parçacı açtım. bir de küçük bir atölyem var, orada da zor bulunan parçaların dökümünü yapıyorum.
hafta sonu saat 4-5 civarı evimde uzanırken hükümet kanadından sevdiğimiz bir ağabey aradı. “yardım göndereceğimiz kargo uçağının bir parçası eksik, eğer mümkünse bugün içerisinde dökebilir misin?” diye bir ricada bulundu. parçaya ait verileri gönderirseniz neden olmasın diyerek o gün açmadığım dükkana gidip, kalıbı çıkartıp dişliyi bir güzelce döktüm. 3-4 saat içerisinde de hazır edip dişliyi benden isteyen kişiyi aradım. gece 11’den sonra kadife sokak karga’ya bir mühendislerini göndereceklerini söyleyip bir de fotoğrafını gönderdiler. ben de dişliyi kaybetmemek adına anahtarlığıma taktım ve aç olan karnımı doyurmak için bir yere gittim. saat yaklaşmıştı ve hemen karga’nın yolunu tuttum. nihayet erkenden gelebilmiştim.
karga’ya girip gözlerimle mühendisi bir yokladım ama yok, daha gelmemişti. barda oturup bir şeyler içerken anahtarlığı da elimde bir o yana bir bu yana sallamaya başladım. derken beklenildiğinden tamamen habersiz, fotoğrafından çıkarttığım mühendis geldi. dönüp selam verdim ve oturabileceğini söyledim. yaptığı işlerden, gezdiği yerlerden ve ayakkabılarımdan bahsetti. sonra da dişliye gözü takılıp içerisinde bulunduğu sorundan bahsetti. zaten haberimin olduğundan, dişliyi bu sabah döktüğümden ya da ülkenin imkansızlıklarından bahsetmedim. dedemin hikayesini ve bu dişlinin de onun bir anısı olduğunu söyledim. ödünç istedi ama ben zaten o dişliyi kendisi için, hediye olarak yapmıştım. dişliyi verdim ve kalkması gerektiğini söyleyerek kalktı. tekrar görüşmek için sözleştik fakat gelemeyeceğini zaten biliyordum. hükümet kanadındaki ağabeyden sürekli kendisi hakkında bilgileri alıyordum. ara sıra karga’ya da uğruyordu ama sürekli düşünceliydi. hepsinden haberdardım.
işte tanışma hikayemizin aslı budur kendisiyle. eğer dedemi dinlemeyip starbucks açsaydım hem sanayi çayının tadını hem de böyle bir insan olmam gerektiğini unuturdum. sanayi çayı tadında, samimi ve iyi niyetlerle dolu bir tanışmaydı bizimkisi.
devamını gör...
beğeni ve favori adaletsizliği
leyla kim?*
devamını gör...
cemal süreya
"tabiat ahlakı kovuyor. nerde bir ahlak türemişse, orda tabiatla ahlak çatışma halinde. sanatı doğuran mutlaka bu çatışmadır demiyoruz. ama sanatı besleyen bu çatışmadır diyoruz. tabiat sanatla kurulu düzene baş kaldırıyor. itiyor onu. hafife alıyor. bozuyor. " sözleri ile 'şiir anayasaya aykırıdır' diyen şairdir.
şiirin belirli kalıplara hapsedilerek yazılamayacağını, geleneğin yeterli olmayacağını ifade etmiş; kendine has bir üslup ile kapalı, hatta bazen anlaşılmayan imgelerle örülü bir şiir geliştirmiştir.
anlam arayanlar, anlamaya çalışanlar için de cemal süraya'dan şu alıntıyı bırakalım.
"umut belki de gelecek sayfadadır. kapatma kitabı."
şiirin belirli kalıplara hapsedilerek yazılamayacağını, geleneğin yeterli olmayacağını ifade etmiş; kendine has bir üslup ile kapalı, hatta bazen anlaşılmayan imgelerle örülü bir şiir geliştirmiştir.
anlam arayanlar, anlamaya çalışanlar için de cemal süraya'dan şu alıntıyı bırakalım.
"umut belki de gelecek sayfadadır. kapatma kitabı."
devamını gör...
biontech aşısı iki doz arası sürenin 6-8 haftaya çıkarılması
avrupada halkını en çok aşılayan ülkeymişiz de, efenim işte pandemiyi başarıyla yürütüyormuşuz da... geç bunları geç, halkına ilkini yaptığın aşının ikincisini veremiyorsun sen ama hala ekranlarda atıp tutuyorsun, ufak at bari.
tanım: halkına aşı bile dağıtamayan beceriksiz iktidarın sebep olduğu içler acısı durumdur.
tanım: halkına aşı bile dağıtamayan beceriksiz iktidarın sebep olduğu içler acısı durumdur.
devamını gör...
misafirin sinir eden davranışları
abuk sabuk hediyeler getirmeleri.* az önce elime poşet tutuşturdular, "sana aldık." dediler. poşeti açtım, leopar desenini görmemle başımdan aşağı kaynar sular döküldü. bir de tüylü müylü bir şey.* "bana aldığınıza emin misiniz?" diye sordum. "evet, sana aldık." dediler. baygınlık geçirecektim, odama kapanana kadar zor tuttum kendimi.
hayaller hawaii gömlek veya kimono tarzı şeyler, hayat babaanne eşofmanı.*
hayaller hawaii gömlek veya kimono tarzı şeyler, hayat babaanne eşofmanı.*
devamını gör...
hem laik hem müslüman olunmaz
hem hırsız.. hem mümin hiç olunmaz..
devamını gör...
yazarların en türk özelliği
trafikte biri hata yaptığında kolumu camın dışında sallayarak, çek kenara diye bağırmak.
devamını gör...
nick_bulamayan_ kullanıcı
çok güzel tanımları olan yazar arkadaşımızdır kendileri.
devamını gör...