ailen ailen. gerisi hiçbir şey. aileni ne kadar çok sevdiğini anlamak için bazen sarı çizgiyi geçmen gerekebilir. o zaman işte yok sevgiliymiş yok şuymuş buymuş bunların hikaye olduğunu anlarsın.
devamını gör...

bir kadın olarak, bu durumun ucunun çok açık olduğunu ve istisnalar da barındırdığını unutmamamız gerekiyor. kadına veya erkeğe b*k atmanın bir anlamı yoktur. aklı hür ve vicdanı hür olmayan, bencil, hırslı, tehlikeli düşüncelere sahip hiç bir insanın beyanı esas değildir. tabi bunu anlayabilecek bir sistem veya teknoloji daha keşfedilememiştir.
devamını gör...

öyle yıkma kendini,
öyle mahzun, öyle garip...
nerede olursan ol,
içerde, dışarda, derste, sırada,
yürü üstüne üstüne,
tükür yüzüne celladın,
fırsatçının, fesatçının, hayının...
dayan kitap ile
dayan iş ile.
tırnak ile, diş ile,
umut ile, sevda ile, düş ile
dayan rüsva etme beni.

(bkz: ahmed arif)
devamını gör...

günlerden çarşambaysa akşama bay impoş sayesinde bir sanatçımızı enine boyuna öğreneceğiz, şarkılarını dinleyeceğiz demektir. hattaaaa, belkiiii, biziii biiir dee sürpriz bekliyordur? bilemeyiz.* sabırsızlıkla beklemedeyiz efenim.
o arada şuraya bir anı bırakalım:
hayli küçük bir tıfılken ezbere söylediğimi hatırladığım ilk şarkı, küpeli abiden dinlediğim akdeniz akşamları şarkısıdır. evimiz bahçe içinde müstakil bir evdi. bahçenin bir kısmında yerden yüksek, bazen havuz bazen su depolama amaçlı kullandığımız bi kısım vardı. kendi kendime oynadığım zamanlarda o havuzun kenarına çıkıp suya bacaklarımı sallandırıp “akdeniiiizzz akşamlarııı” şeklinde, o cırtlak sesimle şarkı söylemeyi çok severdim. normal zamanda da severdim şarkı söylemeyi, ama özellikle akdeniz akşamlarını o havuz kenarında söylemeyi daha çok severdim. bir iç anadolu bebesi olarak, yazın gittiğimiz tatillerden mütevellit akdenizi havuzla bağdaştırmam çok da garip değil sanki *.
bir de, en başta dediğim küpeli abi mevzusu var. isim hafızam tıfılken de pek fena olmalıymış ki, haluk levent’i dinlemek istediğimde “bana küpeli abiyi açar mısınız?” dermişim evde büyüklerime. o yüzden, biri bana sorsa ki haluk levent senin için ne demek? derim ona ki*, haluk levent demek küpeli abi demek.
devamını gör...

"doğuştan gelen bir kusurumuz var; hepimiz mutlu olmak için dünyaya geldiğimizi sanıyoruz. bu kusurumuzu gidermedikçe, dünya gözümüze çelişkilerle dolu bir yer görünecektir. çünkü her adımımızda, ister büyük ister küçük bir şey yapmış olalım, dünyanın ve insan hayatının, mutlu bir yaşam sürdürmeye olanak verecek biçimde tasarlanmadığını anlayacağız. işte bu yüzden bütün yaşlıların yüzlerinde aynı ifadeyi, yani düş kırıklığını görmek mümkündür."
devamını gör...

mercimek köftesi diye bilirdim.
devamını gör...

sezarın halkını sezara veren insandır.
kenan imirzalioğlu için yakışıklı
nurgül yeşilçay için güzel der.
güzele güzel deyip sevap kazanmak ister.
devamını gör...

saçlarımın oldukça kısa ve kıvırcık olması sebebiyle lahana bebeklere benzediğim söylenir. uzun süreler boyunca saçlarımı hep uzun kullandım. yine kafama estiği bir gün gecenin saat 3'ü. banyoda makası gördüm, aynada kendimle bakıştım ve hiç düşünmeden gögüslerime kadar olan saçlarımı kısacık kestim. tam 1 yıldır da bu şekilde kullanıyorum. saçlarım şu an tam olarak profil fotografimda olduğu gibi. kısa saç yakışana büyük rahatlıktir dostlar-bana yakışıp yakışmadığı tartışılır tabii-
devamını gör...

hah bi de kaftan giydim mi tamamdır.
devamını gör...

sözleri murathan mungan a ait, 12 eylül sürecine de selam çakan hoş bir yeni türkü şarkısı

'yıllardan sonra yollardan sonra
yeniden yan yana onlar '

devamını gör...

titanic misali, gemi batarken g*tü kalkarmış.
devamını gör...

gereksiz vakit kaybetmek istemeyen, cevabının önemli olmadığı nasılsınlardan, aslında iyi olunmayan iyiyimlerden sıkılmış insandır. aferindir.
devamını gör...

komik mi bilmiyorum ama 5 yaşındaki erkek kuzenim bana yanaklarıma allık sürüp yüzümü biraz parlak parlak yaparsam çok daha güzel olacağımı söylemişti. bana o an komik gelmişti o malzemelerin adını falan söylemesi.

bir de halk otobüsündeyken* bir kız çocuğu vardı, babasından izin alıp çikolata uzatmıştım ve çocuk sapıkmışım gibi bana bakıp kabul etmemişti. bu da komikten çok üzen bir durumdu aslında ama sonradan güldüm
devamını gör...

mim sanatı diye de bilinir. mim sözcüğü grekçe'de yer alan mimeisthai kelimesinden gelir ve anlamı temsil etmektir. tdk’da mim sözcüğünün karşılığı "düşünce ve duyguları müzik veya türlü eşyalar eşliğinde bazen dansla, bazen de gövde ve yüz hareketleriyle yansıtmayı amaçlayan oyun, sözsüz oyun.” olarak ifade etmektedir ki pandomimin de ufak bir tanımı sayılabilir bu.
ayrıca pandomimin bale sanatının ilham kaynağı olduğu söylenmektedir.

nerede okuduğumu şu an hatırlayamadığım ve tarihçesini araştırmama rağmen bulamadığım bir diğer bilgi ise pandomimin yunan imparatorlarının sanatçıların eleştiri yapmasını engellemeleri sebebiyle bir kaçış yolu olarak ortaya çıktığıdır. özellikle fransız ihtilalinden sonra politik tehlikeyi bertaraf eden bir sanat olması sebebiyle yaygınlaştığı ifade edilmektedir. neden doğduğuna ilişkin herhangi bir kaynak bilgisi olan yazarlar var ise bilgilendirirlerse seviniriz.
devamını gör...

tip denen kavram insanların pis zihnine göre şekillenen bir durum olduğu için bir annenin oğluna yakışıklı oğlum demesi oğlunun yakışıklı olduğundandır.
sizin tip standartlarınıza uymayan bir kimse çirkin değildir.
bir annenin evladı onun için en güzel evlattır.
devamını gör...

1717 doğumlu ingiliz yazar, sanat tarihçisi, antikacı, politikacı ve orford'un 4. kontudur.
yazarın edebi ünü ilk olarak gotik romana dayanmaktadır.
devamını gör...

yaklaşık 1 saat kadar oluyor. balkonda çamaşır asarken içerden eşimin bağırma sesini duydum. telefonda kavga ediyordu. karşı binamızdan bir amca arayıp beni şikayet etmiş şortla balkona çıktım diye. eşim "rahatsız oluyorsan bakma evine gir" diyip telefonu yüzüne kapattı. aradan 10 dakika geçti geçmedi üşenmeyip kapımıza geldi. 50 küsur yaşında adam sırf beni eşime şikayet etmek için 4 kat çıkmış. nefes nefese "sen nasıl adamsın" diye ahkam kesiyor. apartmanı birbirine kattı sanki onun beni izlemesi değil de benim balkona çıkmam yanlış gibi. polis bir arkadaşımı çağırmak zorunda kaldım sonunda. o bağırıp çağıran adam bi anda şikayeti duyunca süt dökmüş kediye dönüp özür diledi. ne diyim ki...
devamını gör...

bizim aydının büfesinin adı neydi? ay büfe mi dın büfe mi?
devamını gör...

ilk tanım ülkede ki sevgisizliğin özeti niteliğindedir...
devamını gör...

düşük desibelli sosyal hayat. özellikle de trafikte.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim