nickaltı örümcek bağlayanlar
belki de vahiy gelecektir. korkmayın.
devamını gör...
normal sözlük logosundaki kafanın gittiği yer
kapak fotoğrafımda çöp kutusuna gittiğini görüyorum.
devamını gör...
türklerin ırkçı olmadığı gerçeği
aynen suriyeli 10 yaşında çocuk tanzanya'da astı kendini.. kocasının gözü önünde tecavüz edip öldürülen hamile kadının faili de makedondu..
devamını gör...
kitap kahve yağmur üçlemesi
kahveyi içerken hem yağmuru izleyip hem kitabımı okuyamadığım için beni strese sokan ve hiç edebiyatını yapamadığım üçleme.
devamını gör...
sinemaya tek başına gitmek
"halk gününü bekleyelim" ya da "ben o filme gitmem" diyen tipler sebebiyle uzun süre keyifle yaptığım aktivite.kimseyle uğraşamam.
devamını gör...
savaş ve açlar
hasan izzettin dinamo'nun çok bilinmeyen ama kesinlikle okunması gereken kitabıdır.
hasan izzettin dinamo kurtuluş savaşı yıllarını en fazla yokluk ve kimsesizlik içinde geçiren yazarlarımızdandır. kitapta savaşın acımasızlığı insanların savaş sırasında yaşadığı kıtlığı, acı ve kayıplara rağmen hayatta kalmaya çalışmaları çok çarpıcı ve gerçekti. karınlarını doyurabilmek için türlü çareler ürettikleri, yakında ölen yakınlarının yaslarını yaşayamamaları gibi acıları yazar gerçekten çok iyi ifade etmiş.
hasan izzettin dinamo kendi yaşam öyküsü savaş ve açlar'da gerçek olaylara sadık kalarak romanı oluşturur. konuları ne abartmış ne de fazla törpülemiştir.
romanın kahramanı bir anadolu ailesidir. ailenin hiçbiri öğrenim görmemiş ama hepsi dürüst ve zeki insanlardır. temel çavuş iyi bir aile babası olup tipik bir karadeniz insanıdır. şakire ise eşi ve dört çocuğunu yitirmesine rağmen hayatın yakasını bırakmayan bir anadolu kadınıdır. her ikisi de olumsuzluklar yada felaketler karşısında yılgınlık ve teslimiyet göstermez. kısaca kitap savaşın o tüm acımasızlığını gözler önüne seriyor.
savaş ve açlar belgesel özelliğinin yanı sıra toplumcu gerçekçi edebiyatımızın en önemli örneklerinden biridir.
bu arada kitap cengiz aytmatov'un 'toprak ana' kitabına çok benzer ama bence 'toprak ana' altınsa savaş ve açlar keşfedilmemiş bir elmastır.
edit:ekleme
hasan izzettin dinamo kurtuluş savaşı yıllarını en fazla yokluk ve kimsesizlik içinde geçiren yazarlarımızdandır. kitapta savaşın acımasızlığı insanların savaş sırasında yaşadığı kıtlığı, acı ve kayıplara rağmen hayatta kalmaya çalışmaları çok çarpıcı ve gerçekti. karınlarını doyurabilmek için türlü çareler ürettikleri, yakında ölen yakınlarının yaslarını yaşayamamaları gibi acıları yazar gerçekten çok iyi ifade etmiş.
hasan izzettin dinamo kendi yaşam öyküsü savaş ve açlar'da gerçek olaylara sadık kalarak romanı oluşturur. konuları ne abartmış ne de fazla törpülemiştir.
romanın kahramanı bir anadolu ailesidir. ailenin hiçbiri öğrenim görmemiş ama hepsi dürüst ve zeki insanlardır. temel çavuş iyi bir aile babası olup tipik bir karadeniz insanıdır. şakire ise eşi ve dört çocuğunu yitirmesine rağmen hayatın yakasını bırakmayan bir anadolu kadınıdır. her ikisi de olumsuzluklar yada felaketler karşısında yılgınlık ve teslimiyet göstermez. kısaca kitap savaşın o tüm acımasızlığını gözler önüne seriyor.
savaş ve açlar belgesel özelliğinin yanı sıra toplumcu gerçekçi edebiyatımızın en önemli örneklerinden biridir.
bu arada kitap cengiz aytmatov'un 'toprak ana' kitabına çok benzer ama bence 'toprak ana' altınsa savaş ve açlar keşfedilmemiş bir elmastır.
edit:ekleme
devamını gör...
şu anda ne yaptığını merak ettiğiniz kişi
berat albayrak.
devamını gör...
yazarların yalan söyleme nedenleri
"bana yalanlar söyleseydin
yetinecektim
ama bana yalan söyledin." diyor şair.
çok ince çoook....
yetinecektim
ama bana yalan söyledin." diyor şair.
çok ince çoook....
devamını gör...
kısa şiirler
çizik
geleceğim, bekle dedi, gitti..
ben beklemedim, o da gelmedi.
ölüm gibi bir şey oldu..
ama kimse ölmedi.
(bkz: özdemir asaf)
geleceğim, bekle dedi, gitti..
ben beklemedim, o da gelmedi.
ölüm gibi bir şey oldu..
ama kimse ölmedi.
(bkz: özdemir asaf)
devamını gör...
cüneyt arkın filmlerindeki bizans askerleri
cüneyt arkın, gerek oyunculuğuyla gerekse filmlerinde dublör kullanmamasıyla bilinen bir insan. filmlerinde dublör kullanmıyor oluşu bile bu yeşilçam üstadını övmeye yeter de artar. lakin cüneyt abimizin özellikle türk destanlarından esinlenerek yazılmış filmlerinde hemen herkesin gözüne batan bir ayrıntı vardır: bizans askerleri!
bu askerler, kolonya cumhuriyeti ordusu gibi askeri eğitimden yoksun, şöyle kılıç, mızrak ve ok kullanmaktan başka bir şey bilmeyen yeteneksiz askerlerdir.
bugünkü savaş oyunlarının en kolay seviyesinde dahi bir düşmanı öldürmeniz için minimum üç mermi isabet ettirmeniz gerekirken cüneyt arkın filmlerindeki bizanslı askerler yumrukla, tekmeyle veya cüneyt abimizin yüksek bir yerden üstlerine atlamasıyla ölebilmektedir. hani o zamanlar sigortacılık olmuş olsa, sigortacıların üstüne para verip sigorta yapmayacağı tek şey sanırım bu askerler olurdu. korkusuz cengaver filminde kafasına domates isabet eden asker ölmüştü, hani düşün durumu ne kadar vahim.
amma ve lakin bu kadar kolay ölseler de bu askerlere rabb'im tekrar canlanma yeteneği vermiştir. öyle ki tek bir cüneyt arkın filminde aynı askerin altı defa öldüğüne şahit olabilirsiniz. (bkz: reenkarnasyon)
bununla birlikte bu askerler okla nişanlamada oldukça kabiliyetsiz, leş arkadaşlardır. attıkları bütün oklar cüneyt abimizin garanti bir buçuk metre uzağından geçmektedir. bu da bu askerlerin saymakla bitmeyecek yeteneksizliklerinden biridir.
her biri en fazla 170 cm olan ve yedi cüceler gibi cüneyt abimizin etrafta dolaşan bu askerler, şatoya baskın olduğunda sürekli olarak surların merdivenlerinden inip surların merdivenlerine çıkarlar. cüneyt abimizin üstüne üçerli beşerli kılıçla, mızrakla saldırırlar; fakat sıfır isabetle tahtalı köyü boylarlar... pardon boylamazlar. bu adamların minimum altı adet reenkarnasyon hakları vardı, unutmuşum sorry.
bizans tarihinde inanılmaz yer kaplayan, hala milyarlarca insanın ilgi gösterdiği bizans gladyatörleri ve bizans şövalyeleri tarih sahnesinden silinmişçesine bu filmde yoktur. gerçi olsa cüneyt abimiz onları da pert ederdi ya, neyse...
bu askerler, kolonya cumhuriyeti ordusu gibi askeri eğitimden yoksun, şöyle kılıç, mızrak ve ok kullanmaktan başka bir şey bilmeyen yeteneksiz askerlerdir.
bugünkü savaş oyunlarının en kolay seviyesinde dahi bir düşmanı öldürmeniz için minimum üç mermi isabet ettirmeniz gerekirken cüneyt arkın filmlerindeki bizanslı askerler yumrukla, tekmeyle veya cüneyt abimizin yüksek bir yerden üstlerine atlamasıyla ölebilmektedir. hani o zamanlar sigortacılık olmuş olsa, sigortacıların üstüne para verip sigorta yapmayacağı tek şey sanırım bu askerler olurdu. korkusuz cengaver filminde kafasına domates isabet eden asker ölmüştü, hani düşün durumu ne kadar vahim.
amma ve lakin bu kadar kolay ölseler de bu askerlere rabb'im tekrar canlanma yeteneği vermiştir. öyle ki tek bir cüneyt arkın filminde aynı askerin altı defa öldüğüne şahit olabilirsiniz. (bkz: reenkarnasyon)
bununla birlikte bu askerler okla nişanlamada oldukça kabiliyetsiz, leş arkadaşlardır. attıkları bütün oklar cüneyt abimizin garanti bir buçuk metre uzağından geçmektedir. bu da bu askerlerin saymakla bitmeyecek yeteneksizliklerinden biridir.
her biri en fazla 170 cm olan ve yedi cüceler gibi cüneyt abimizin etrafta dolaşan bu askerler, şatoya baskın olduğunda sürekli olarak surların merdivenlerinden inip surların merdivenlerine çıkarlar. cüneyt abimizin üstüne üçerli beşerli kılıçla, mızrakla saldırırlar; fakat sıfır isabetle tahtalı köyü boylarlar... pardon boylamazlar. bu adamların minimum altı adet reenkarnasyon hakları vardı, unutmuşum sorry.
bizans tarihinde inanılmaz yer kaplayan, hala milyarlarca insanın ilgi gösterdiği bizans gladyatörleri ve bizans şövalyeleri tarih sahnesinden silinmişçesine bu filmde yoktur. gerçi olsa cüneyt abimiz onları da pert ederdi ya, neyse...
devamını gör...
mahlasını t-shirt'üne baskı yaptırıp gezmek
(bkz: kim vurduya gitmek)
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
keçi boynuzu tohumu her zaman aynı gramdadır. tarihte elmas ölçümü için "karat" olarak kullanılırdı.
16 çekirdek 1 dirhem eder (~3gr)
iki dirhemlik altının 1 çekirdek fazla tartılması satıcının itibarını gösterirdi.
2 dirhem 1 çekirdek deyimi de buradan gelir.
16 çekirdek 1 dirhem eder (~3gr)
iki dirhemlik altının 1 çekirdek fazla tartılması satıcının itibarını gösterirdi.
2 dirhem 1 çekirdek deyimi de buradan gelir.
devamını gör...
fransa şarap bölgeleri
başlıca şarap bölgeleri
bordeaux
loire
alsace
bourgogne
beaujolais
rhone
champagne
provence
corsica island
savoie
jura
languedoc
roussillon
sud ouest
bordeaux
loire
alsace
bourgogne
beaujolais
rhone
champagne
provence
corsica island
savoie
jura
languedoc
roussillon
sud ouest
devamını gör...
mine söğüt
ünlü bir romancımiz. nami diğer mini. baruter'in eşi rasta insanı. bazı kitapları fena değildir.
devamını gör...
ahmet piriştina
karadeniz vilayetlerinden sökülen parke taşlarını izmir'e getirmiş. gündoğdu meydanı çevresi gibi tarihi alanlara döşettirmiş.
rahmetli vizyon sahibi biriymiş gerçekten.
rahmetli vizyon sahibi biriymiş gerçekten.
devamını gör...
iskelet gölü (roopkund)
hindistan'ın uttarakhand eyaletinde bulunan himalaya dağları'nı oluşturan 7,120 m yüksekliğindeki trishul dağının eteğinde yer alan yaklaşık iki metre derinliğe sahip ve en yakın köye 4 – 5 günlük yürüme mesafesinde olan halk içindeki roopkund olarak adlandırılan bir buzul gölüdür.

yüzlerce insan kemiğinin gölde ve gölün etrafında dağılmış halde bulunması dışında engebeli bir manzara için pek de olağan dışı sayılmayan sert çakıl taşları ve yamaç molozları arasında yer alan mücevher gibi parıldayan bir su kütlesidir. 300 ile 800 civarındaki sayıda kişiye ait olan bu kemikler bir orman korucusunun onları ilk kez 1942 senesinde dünyaya duyurmasından bu yana büyük bir gizem oluşturmuştur. göl çevresinde bulunan kemikler üzerinde yapılan araştırmada kemiklerin bir çoğunun akdeniz bölgesinden olan insanlara ait olduğu ortaya çıkmıştır. bilinen en eski dna örneklerini barındırmaktadır.. yalnızca kemiklerin kendileri bile yeterince esrarengizdir.. kemikler belki de onlarca yüzlerce yılda çeşitli dönemlerde ölmüş görünen kadın erkek birçok genç yetişkine aittir.. civardaki köylerde dilden dile aktarılan sözlü hikayelerde ayrıca vardır.. insanların nasıl öldükleri bilinmemekle beraber efsanesi şu şekildedir.
göl, hint tanrıçası parvati’nin bir tezahürü olan nanda navi’ye giden hac yolunun üzerindedir. yerel efsaneye göre, bir zamanlar uzak diyarlardaki krallardan biri nanda navi’yi kızdırdı. bunun üzerine, nanda navi de onun krallığının üzerine kuraklık gönderdi. tanrıçanın öfkesini yatıştırmak için kral maiyeti ile birlikte günümüzde uttarkant devleti olarak bilinen roopkund’dan geçen bir hac yolculuğuna çıktı. ancak aptal kral hac yolculuğunda dansçıları ve gereksiz diğer lüks eşyaları da yanına alarak nanda navi’nin hiddetini daha da şiddetlendirdi. efsaneye göre, nanda navi kral ve maiyetinin başına korkunç bir dolu fırtınası gönderdi. ve kim var kim yoksa hepsini öldürdü.
hikaye gerçeklerden çok uzak gibi görünse de araştırmacılar kurbanlarından bazılarının kafataslarında künt cisim travmasının yol açabileceği çatlaklara benzer bulgular saptadı.. ölenlerin çoğunun nasıl ölmüş olduklarına dair şu anki en iyi tahmin ise..
gölün yukarı kesimindeki sırtta bazıları ölüme yol açabilecek kadar büyük dolu kütleleri içeren korkunç bir fırtınaya yakalandılar. kurbanların çoğu muhtemelen fırtınaya maruz kalmaktan ve hipotermiden öldü.. ve cesetleri göle ve göl çevresine yuvarlandı.. çünkü vücutları ya tepeden aşağı yuvarlandı ya da kalıntıları yamaçta sık görülen mini çığlarla yamaçtan aşağıya doğru indi..
gidip görülmesi gereken nadir güzelliklerden sadece biridir..

yüzlerce insan kemiğinin gölde ve gölün etrafında dağılmış halde bulunması dışında engebeli bir manzara için pek de olağan dışı sayılmayan sert çakıl taşları ve yamaç molozları arasında yer alan mücevher gibi parıldayan bir su kütlesidir. 300 ile 800 civarındaki sayıda kişiye ait olan bu kemikler bir orman korucusunun onları ilk kez 1942 senesinde dünyaya duyurmasından bu yana büyük bir gizem oluşturmuştur. göl çevresinde bulunan kemikler üzerinde yapılan araştırmada kemiklerin bir çoğunun akdeniz bölgesinden olan insanlara ait olduğu ortaya çıkmıştır. bilinen en eski dna örneklerini barındırmaktadır.. yalnızca kemiklerin kendileri bile yeterince esrarengizdir.. kemikler belki de onlarca yüzlerce yılda çeşitli dönemlerde ölmüş görünen kadın erkek birçok genç yetişkine aittir.. civardaki köylerde dilden dile aktarılan sözlü hikayelerde ayrıca vardır.. insanların nasıl öldükleri bilinmemekle beraber efsanesi şu şekildedir.
göl, hint tanrıçası parvati’nin bir tezahürü olan nanda navi’ye giden hac yolunun üzerindedir. yerel efsaneye göre, bir zamanlar uzak diyarlardaki krallardan biri nanda navi’yi kızdırdı. bunun üzerine, nanda navi de onun krallığının üzerine kuraklık gönderdi. tanrıçanın öfkesini yatıştırmak için kral maiyeti ile birlikte günümüzde uttarkant devleti olarak bilinen roopkund’dan geçen bir hac yolculuğuna çıktı. ancak aptal kral hac yolculuğunda dansçıları ve gereksiz diğer lüks eşyaları da yanına alarak nanda navi’nin hiddetini daha da şiddetlendirdi. efsaneye göre, nanda navi kral ve maiyetinin başına korkunç bir dolu fırtınası gönderdi. ve kim var kim yoksa hepsini öldürdü.
hikaye gerçeklerden çok uzak gibi görünse de araştırmacılar kurbanlarından bazılarının kafataslarında künt cisim travmasının yol açabileceği çatlaklara benzer bulgular saptadı.. ölenlerin çoğunun nasıl ölmüş olduklarına dair şu anki en iyi tahmin ise..
gölün yukarı kesimindeki sırtta bazıları ölüme yol açabilecek kadar büyük dolu kütleleri içeren korkunç bir fırtınaya yakalandılar. kurbanların çoğu muhtemelen fırtınaya maruz kalmaktan ve hipotermiden öldü.. ve cesetleri göle ve göl çevresine yuvarlandı.. çünkü vücutları ya tepeden aşağı yuvarlandı ya da kalıntıları yamaçta sık görülen mini çığlarla yamaçtan aşağıya doğru indi..
gidip görülmesi gereken nadir güzelliklerden sadece biridir..
devamını gör...
küfür yok beyler küfür yok
kendisi bir ara izmir marşına küfür etmişti... yoksa yanlış mı hatırlıyorum?
devamını gör...
eski sevgilinin evlenmesi
eski ise gayet olağandır. ben şu benim değilse sevmemişimdir yoksa istediğimi alırımcı tayfadanım. eski sevgilimin evleneceğini benimle birlikte olmak isteyen başka bir erkekten öğrenmiştim. acayip sinirlendim. kendisi de söyleyebilirdi. ayrılırken bir gün senin düğününü basıcam diyerek tehdit etmiştim o yüzden söyleyememiş. bunun sebebi de ayrıldıktan sonra bir müddet kimle sevgili olduysam çocuklara rahat vermemesiydi.
neyse bu haberi bana veren vatandaş eski sevgilimi hâlâ sevdiğimi düşünerek bu haberi bana verdi ve o an gözleri ışıl ışıldı. son erkek sen kalsan taşı sokarım seni sevmem demiştim. umarım erkeklik gururu falan varsa biraz incinmiştir.
neyse bu haberi bana veren vatandaş eski sevgilimi hâlâ sevdiğimi düşünerek bu haberi bana verdi ve o an gözleri ışıl ışıldı. son erkek sen kalsan taşı sokarım seni sevmem demiştim. umarım erkeklik gururu falan varsa biraz incinmiştir.
devamını gör...

