sabah 5'te kalkmak
ecza deposunda çalışırken her sabah 04.45 te yaptığım eylem.
devamını gör...
verilen borcu geri isteyememek
verilen kitabı geri isteyememk kadar koymaz.
devamını gör...
yalancı paradoksu
epimenides ölümsüz bir ifadede bulunmuş, bir giritli idi; "tüm giritliler yalancıdır." epimenides'in bu ifadesi epimenides paradoksu olarak adlandırılır. zaman zaman yalancı paradoksu veya giritli paradoksu olarak da anılmıştır.
devamını gör...
nesquik
hayatımda hiç yemedim fakat benim için yeri çok özel olan siyah topçuklar bütünü.
komşumuzun oğlu çok severdi, sürekli alırlardı ona. ilk orada görmüştüm ben de.
benim için özel olan kısmı ise kutularının yanında hediye olarak verdikleri bilgisayar oyunları. komşumuzun oğlundan cd'lerini alıp kendi bilgisayarımda oynuyordum. nedendir bilmiyorum cd'siz de oynanmazdı, cd hep takılı olacaktı kasada. bu yüzden de hiç uzun süreli oynayamıyordum, anca birkaç saatlik. sonra hemen geri verirdim o altın gibi parlayan cd'leri. aklıma gelince içimde buruk bi özlem oluyor hep.
yıllar geçti çok oyunlar oynadım fakat nesquik cd'li oyunları hiç unutamadım:
-starsky&hutch
-warzone 2100*
-army men rts
-ı.g.ı 2
komşumuzun oğlu çok severdi, sürekli alırlardı ona. ilk orada görmüştüm ben de.
benim için özel olan kısmı ise kutularının yanında hediye olarak verdikleri bilgisayar oyunları. komşumuzun oğlundan cd'lerini alıp kendi bilgisayarımda oynuyordum. nedendir bilmiyorum cd'siz de oynanmazdı, cd hep takılı olacaktı kasada. bu yüzden de hiç uzun süreli oynayamıyordum, anca birkaç saatlik. sonra hemen geri verirdim o altın gibi parlayan cd'leri. aklıma gelince içimde buruk bi özlem oluyor hep.
yıllar geçti çok oyunlar oynadım fakat nesquik cd'li oyunları hiç unutamadım:
-starsky&hutch
-warzone 2100*
-army men rts
-ı.g.ı 2
devamını gör...
sezen aksu diyor ki
"acılarım oldu, herkes gibi elbet
herkese kısmet olmayan sevinçlerim de...
unutulmayı da göze aldım, evet!
hayat sana teşekkür ederim..."
herkese kısmet olmayan sevinçlerim de...
unutulmayı da göze aldım, evet!
hayat sana teşekkür ederim..."
devamını gör...
a capella
(akapella) enstrüman kullanılmadan,sadece insan sesiyle icra edilen çok sesli müzik türüdür. 'capella' , latince 'şapel' demektir.zaten bu müzik türü de kiliselerde ortaya çıkmıştır ve 'kilise tarzı' anlamına gelir. akapella tarzındaki eserler gerçek bir müzik şölenidir.
ayrıca şair enis batur'un* aynı isimli şiir kitabının adıdır.(bkz: a capella:yeni lirik şiirler (2007-2014))
ayrıca şair enis batur'un* aynı isimli şiir kitabının adıdır.(bkz: a capella:yeni lirik şiirler (2007-2014))
devamını gör...
zengin bir eş bulma hayali
o zaman güzel ve gerçekten yaşanmış bir olayı alıntılayarak bu başlığa güzel bir tanımla katkıda bulunalım.
--- alıntı ---
çok ilginç bir yazışma bu; belki daha önce okumuş olanlarınız vardır. fakat internette dolaşan bu yazıyı sizlerle paylaşmaktan kendimi alamadım. adam, dünyanın en ünlü finans şirketlerinden birinin başkanı olabilir. ama burada “güzin abla”lık yapıyor. hem de çok yerinde ve tam benlik bir cevap veriyor, zengin koca peşindeki kıza. bu sıkıntılı günlerde biraz gülümsemek hiç de fena olmayacak sanırım.
dünyanın en büyük finans şirketlerinden j.p. morgan’ın ceo’su james dimon, zengin koca avcısı bir kızın attığı elektronik postaya bakın nasıl cevap veriyor.
önce kızın j.p. morgan’a yolladığı elektronik postaya bir göz atalım:
“sayın morgan, size karşı dürüst olacağım. bu yıl 25 yaşına giriyorum. çok güzelim, iyi bir stilim var ve kaliteli şeyleri severim. yıllık geliri en az 500 bin dolar veya daha fazla olan bir adamla evlenmek istiyorum.
açgözlü olduğumu düşünebilirsiniz, fakat new york’ta yıllık geliri 1 milyon dolar olan insanlar maalesef orta sınıf sayılıyor. çok şey istemiyorum.
sizin sitenizde yıllık geliri 500 bin dolar veya daha fazla olan birileri var mı? hepiniz evli misiniz? bu konuları merak ediyor ve sormak istiyorum, sizin gibi zengin insanlarla evlenmek için ne yapmam gerek?
bugüne kadar birlikte olduğum erkekler arasında en zengini yılda 250 bin dolar kazanıyordu. central park’ın batı yakasında, yüksek bütçeli rezidanslarda yaşamak isteyen biri için yıllık 250 bin dolar yeterli değil.
size alçak gönüllülükle soruyorum;
1) zengin bekârlar nerede takılır? (lütfen bar, restoran, spor salonu, kulüp vs. gibi mekânların isimlerini ve adreslerini yazar mısınız?)
2) hangi yaş kategorisine odaklanmalıyım? 3) çoğu zenginin eşleri neden ortalama güzellikte? birkaç kızla tanıştım; güzel veya ilgi çekici değiller ama zengin erkeklerle evlenebilmişler.
4) kimin karınız, kimin yalnızca sevgiliniz olabileceğine nasıl karar veriyorsunuz? benim hedefim evlenmek. zengin bir adamla evlenebilmek için ne yapmalıyım?”
saygılarımla
bayan güzel
işte dımon’un kıza yanıtı
“sevgili bayan güzel, yazınızı büyük bir ilgiyle okudum. tahmin ediyorum ki sizin gibi aynı soruları soran pek çok genç kız vardır.
lütfen profesyonel bir yatırımcı olarak durumunuzu analiz etmeme izin verin. benim yıllık gelirim 500 bin doların üzerinde, sizin kriterlerinize uyuyor, bu sebeple zamanınızı boş yere çalmadığımı umut ediyorum.
bir işadamı gözünden bakarsak, sizinle evlenmek kötü bir fikir. nedeni ise çok basit, lütfen açıklamama izin verin.
detayları bir kenara bırakırsak, yapmaya çalıştığınız şey ‘güzellik’ ile ‘para’ ikilisini takas etmek: a kişisi güzelliği sağlar, b kişisi de bunun için ödeme yapar, gayet adil.
fakat burada ölümcül bir problem var; sizin güzelliğiniz kaybolacak ama benim param iyi bir sebep olmadıkça tükenmeyecek.
aslına bakarsanız, benim gelirim yıldan yıla artabilir, ancak siz yıldan yıla güzelleşemezsiniz. bu sebeple, ekonomik açıdan bakarsak, ben değer kazanan bir varlıkken siz değer kaybeden bir varlıksınız. hem de sıradan bir değer kaybı değil, katlanarak artan bir değer kaybı.
eğer güzellik sizin tek varlığınızsa, değeriniz 10 yıl sonra çok daha düşük olacak.
wall street’te kullandığımız bir terimden yola çıkarsak, sizin için ‘takas pozisyonu’ diyebiliriz, ‘satın al ve bekle’ değil.
sizi satın almak iyi bir fikir değil, bu sebeple kiralamayı tercih ederim. çünkü alışveriş değeri düşen bir şeyi uzun süre elde tutmak hiç de akıllıca değildir. şüphesiz; aynı şey sizin istediğiniz evlilik için de geçerli.
bu yazdıklarım size zalimce geliyorsa bir de şöyle düşünün; tüm paramı kaybetseydim, beni terk etmez miydiniz? aynı şekilde güzelliğinizi kaybettiğinizde, benim de çıkış yolunu bulmam gerekmez mi?
yıllık geliri 500 bin doların üstünde olan insanlar aptal değil; sizinle yalnızca çıkarız ama evlenmeyiz. size, zengin bir adamla evlenme fikrini unutmanızı öneririm.
bu arada, yılda 500 bin dolar kazanan o zengin siz olabilirsiniz. zira o kadar parayı kazanmak, zengin bir aptal bulabilme ihtimalinizden daha yüksek.”
ceo j.p. morgan
--- alıntı --- kaynak burdan buyrunuz
evet adam resmen seni napayım. zaten ben zenginim kiralarım on sene sonra bi daha kiralarım demiş. yani güzel hanımlar boşverin zengin kocayı falan, çalışın çabalayın emek verin kendi ayaklarınızın üzerinde durun. başkalarının attığı temellerin üzerinde durmayın. zengin kadın bulurum diye gezen hemcinslerime zaten tek kelime etmeyeceğim. (bkz: suratınıza tükürmek isterdim,ama ondan da anlamazsınız ki siz)
--- alıntı ---
çok ilginç bir yazışma bu; belki daha önce okumuş olanlarınız vardır. fakat internette dolaşan bu yazıyı sizlerle paylaşmaktan kendimi alamadım. adam, dünyanın en ünlü finans şirketlerinden birinin başkanı olabilir. ama burada “güzin abla”lık yapıyor. hem de çok yerinde ve tam benlik bir cevap veriyor, zengin koca peşindeki kıza. bu sıkıntılı günlerde biraz gülümsemek hiç de fena olmayacak sanırım.
dünyanın en büyük finans şirketlerinden j.p. morgan’ın ceo’su james dimon, zengin koca avcısı bir kızın attığı elektronik postaya bakın nasıl cevap veriyor.
önce kızın j.p. morgan’a yolladığı elektronik postaya bir göz atalım:
“sayın morgan, size karşı dürüst olacağım. bu yıl 25 yaşına giriyorum. çok güzelim, iyi bir stilim var ve kaliteli şeyleri severim. yıllık geliri en az 500 bin dolar veya daha fazla olan bir adamla evlenmek istiyorum.
açgözlü olduğumu düşünebilirsiniz, fakat new york’ta yıllık geliri 1 milyon dolar olan insanlar maalesef orta sınıf sayılıyor. çok şey istemiyorum.
sizin sitenizde yıllık geliri 500 bin dolar veya daha fazla olan birileri var mı? hepiniz evli misiniz? bu konuları merak ediyor ve sormak istiyorum, sizin gibi zengin insanlarla evlenmek için ne yapmam gerek?
bugüne kadar birlikte olduğum erkekler arasında en zengini yılda 250 bin dolar kazanıyordu. central park’ın batı yakasında, yüksek bütçeli rezidanslarda yaşamak isteyen biri için yıllık 250 bin dolar yeterli değil.
size alçak gönüllülükle soruyorum;
1) zengin bekârlar nerede takılır? (lütfen bar, restoran, spor salonu, kulüp vs. gibi mekânların isimlerini ve adreslerini yazar mısınız?)
2) hangi yaş kategorisine odaklanmalıyım? 3) çoğu zenginin eşleri neden ortalama güzellikte? birkaç kızla tanıştım; güzel veya ilgi çekici değiller ama zengin erkeklerle evlenebilmişler.
4) kimin karınız, kimin yalnızca sevgiliniz olabileceğine nasıl karar veriyorsunuz? benim hedefim evlenmek. zengin bir adamla evlenebilmek için ne yapmalıyım?”
saygılarımla
bayan güzel
işte dımon’un kıza yanıtı
“sevgili bayan güzel, yazınızı büyük bir ilgiyle okudum. tahmin ediyorum ki sizin gibi aynı soruları soran pek çok genç kız vardır.
lütfen profesyonel bir yatırımcı olarak durumunuzu analiz etmeme izin verin. benim yıllık gelirim 500 bin doların üzerinde, sizin kriterlerinize uyuyor, bu sebeple zamanınızı boş yere çalmadığımı umut ediyorum.
bir işadamı gözünden bakarsak, sizinle evlenmek kötü bir fikir. nedeni ise çok basit, lütfen açıklamama izin verin.
detayları bir kenara bırakırsak, yapmaya çalıştığınız şey ‘güzellik’ ile ‘para’ ikilisini takas etmek: a kişisi güzelliği sağlar, b kişisi de bunun için ödeme yapar, gayet adil.
fakat burada ölümcül bir problem var; sizin güzelliğiniz kaybolacak ama benim param iyi bir sebep olmadıkça tükenmeyecek.
aslına bakarsanız, benim gelirim yıldan yıla artabilir, ancak siz yıldan yıla güzelleşemezsiniz. bu sebeple, ekonomik açıdan bakarsak, ben değer kazanan bir varlıkken siz değer kaybeden bir varlıksınız. hem de sıradan bir değer kaybı değil, katlanarak artan bir değer kaybı.
eğer güzellik sizin tek varlığınızsa, değeriniz 10 yıl sonra çok daha düşük olacak.
wall street’te kullandığımız bir terimden yola çıkarsak, sizin için ‘takas pozisyonu’ diyebiliriz, ‘satın al ve bekle’ değil.
sizi satın almak iyi bir fikir değil, bu sebeple kiralamayı tercih ederim. çünkü alışveriş değeri düşen bir şeyi uzun süre elde tutmak hiç de akıllıca değildir. şüphesiz; aynı şey sizin istediğiniz evlilik için de geçerli.
bu yazdıklarım size zalimce geliyorsa bir de şöyle düşünün; tüm paramı kaybetseydim, beni terk etmez miydiniz? aynı şekilde güzelliğinizi kaybettiğinizde, benim de çıkış yolunu bulmam gerekmez mi?
yıllık geliri 500 bin doların üstünde olan insanlar aptal değil; sizinle yalnızca çıkarız ama evlenmeyiz. size, zengin bir adamla evlenme fikrini unutmanızı öneririm.
bu arada, yılda 500 bin dolar kazanan o zengin siz olabilirsiniz. zira o kadar parayı kazanmak, zengin bir aptal bulabilme ihtimalinizden daha yüksek.”
ceo j.p. morgan
--- alıntı --- kaynak burdan buyrunuz
evet adam resmen seni napayım. zaten ben zenginim kiralarım on sene sonra bi daha kiralarım demiş. yani güzel hanımlar boşverin zengin kocayı falan, çalışın çabalayın emek verin kendi ayaklarınızın üzerinde durun. başkalarının attığı temellerin üzerinde durmayın. zengin kadın bulurum diye gezen hemcinslerime zaten tek kelime etmeyeceğim. (bkz: suratınıza tükürmek isterdim,ama ondan da anlamazsınız ki siz)
devamını gör...
türkiye'de apolitik olmak mümkün mü sorunsalı
apolitik olmanın sadece dar anlamıyla politikayla ilgilenmemek olarak alınmış halbuki apolitik aynı zamanda belli bir görüşle ve partiyle bağlantılı olmamayı ve tarafsız olmayı ifade eder #597117">#597117 . partizan olmanın karşıtıdır.
belli meslekleri yapan kişiler meslekleri gereği o mesleği yaparken apolitik olmak zorundadır.
bugün türkiye'de tarihi geçmiş politik görüşler dışında, medeni dünya değerlerini yansıtan nitelikte bir politik görüş ve parti olmadığından bana göre bu anlamda son derece kolaydır.
kendinizi mevcut hiç bir politiktik görüşe, partiye ait hissetmiyorsanız apolitiksizindir. apolitik olmak yaşamınızı etkileyen ve yanlış bulduğunuz politikaları eleştirmemek ya da doğru bulduklarını katılmamak değildir. bu eylem politik görüşlerden bağımsız olarak ve somut gerçeklerden hareketle yapıldığı sürece apolitik olmayı engellemez. ben insan haklarına inanırım ve insan haklarına aykırı olan her uygulamayı eleştiririm. mesleğim gereği geçmişte tüm partilere eşit mesafede ve objektif olma yeteneğini kazandığımı düşünürüm. kişisel hayatımda da genelde bu ilkeyle hareket etmeye çalışırım. akp-chp-mhp ve diğer tüm partiler benim için aynı kefededir. hepsi tarihi geçmiş görüşleri yansıtmaktadır. hiçbirini desteklemem ve her birinin olumlu ve olumsuz eylemleri hakkında sadece eylemi değerlendiririm. dünyada hiç bir politik partinin uygulamalarının tam olarak iyi ya da tam olarak kötü olmadığına inanırım. her partinin yaptığı iyi ve kötü uygulamalar vardır. eğer bir partiyi tam iyi ya da tam kötü sınıfına sokuyorsanız bu partizanlıktır, hayatı siyah beyaz görmektir. gerçekte ise hayat grilerin tonlarıdır.
türkiye'deki en büyük problemlerden biri medya ve gazeteciler dahil olmak üzere hakiminden askerine, devlet memurundan yardım görevlilerine kadar herkesin gerek kişisel gerek ise mesleki hayatlarında partizan olmalarıdır, apolitik olmamalı ya da olamamalarıdır.
belli meslekleri yapan kişiler meslekleri gereği o mesleği yaparken apolitik olmak zorundadır.
bugün türkiye'de tarihi geçmiş politik görüşler dışında, medeni dünya değerlerini yansıtan nitelikte bir politik görüş ve parti olmadığından bana göre bu anlamda son derece kolaydır.
kendinizi mevcut hiç bir politiktik görüşe, partiye ait hissetmiyorsanız apolitiksizindir. apolitik olmak yaşamınızı etkileyen ve yanlış bulduğunuz politikaları eleştirmemek ya da doğru bulduklarını katılmamak değildir. bu eylem politik görüşlerden bağımsız olarak ve somut gerçeklerden hareketle yapıldığı sürece apolitik olmayı engellemez. ben insan haklarına inanırım ve insan haklarına aykırı olan her uygulamayı eleştiririm. mesleğim gereği geçmişte tüm partilere eşit mesafede ve objektif olma yeteneğini kazandığımı düşünürüm. kişisel hayatımda da genelde bu ilkeyle hareket etmeye çalışırım. akp-chp-mhp ve diğer tüm partiler benim için aynı kefededir. hepsi tarihi geçmiş görüşleri yansıtmaktadır. hiçbirini desteklemem ve her birinin olumlu ve olumsuz eylemleri hakkında sadece eylemi değerlendiririm. dünyada hiç bir politik partinin uygulamalarının tam olarak iyi ya da tam olarak kötü olmadığına inanırım. her partinin yaptığı iyi ve kötü uygulamalar vardır. eğer bir partiyi tam iyi ya da tam kötü sınıfına sokuyorsanız bu partizanlıktır, hayatı siyah beyaz görmektir. gerçekte ise hayat grilerin tonlarıdır.
türkiye'deki en büyük problemlerden biri medya ve gazeteciler dahil olmak üzere hakiminden askerine, devlet memurundan yardım görevlilerine kadar herkesin gerek kişisel gerek ise mesleki hayatlarında partizan olmalarıdır, apolitik olmamalı ya da olamamalarıdır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
bir sokak lambası beslesem.
kuytu köşelerimi aydınlatacak,
düşlerimi görünür kılacak.
bir sokak lambası evimde,
düşlerimde ise sokaklar olsa.
sokaklarda lambalar.
lambalarda düşler görsem.
mesela sapsarı düşler.
arnavut kaldırımı beslesem,
üzerinde senin oturduğun kaldırım.
kaldırımın üzerinde beslediğim lamba,
aydınlatsa seni sarı sarı
sonra ben sana sarılsam
aynı düşü görsek lambanın altında.
kuytu köşelerimi aydınlatacak,
düşlerimi görünür kılacak.
bir sokak lambası evimde,
düşlerimde ise sokaklar olsa.
sokaklarda lambalar.
lambalarda düşler görsem.
mesela sapsarı düşler.
arnavut kaldırımı beslesem,
üzerinde senin oturduğun kaldırım.
kaldırımın üzerinde beslediğim lamba,
aydınlatsa seni sarı sarı
sonra ben sana sarılsam
aynı düşü görsek lambanın altında.
devamını gör...
çocukları can kulağıyla dinlemek
dinlerken başka bir iş yapmamaya ve göz temasına gayret ediyorum ancak her zaman değil. yıllarca bize okullarda çocuklarla konuşurken amerikan sit-com dizilerde olduğu gibi el ele göz göze oturup etkin bir dinleme yapmamızı öğrettiler. bu bir yere kadar doğru. göz teması ve uygun bedensel temas çocuğun rahatlaması kendine ve bana güven duyması kendini rahat ifade etmesi için çok anlamlı gerçekten ama arkadaş ben de o sırada gerçekten yetiştirmek zorunda olduğum bir işle uğraşıyorum. sınıfta isem bir başka cocuga yardım ediyor ya da bir sonraki etkinlik için malzeme hazırlıyorum. evde isem birazdan aç kurtlar gibi üstüme saldirmasinlar diye yemek hazırlıyorum falan. bu yüzden konusmaya başladığında dürüstçe söylüyorum. "eğer anlatacağım şey çok önemli ve uzun bir konu ise biraz sabret önce işimi bitireyim. ya da sen konuş ben hem işimi yapıp hem seni dinlemeye calisayim." burada karar ona ait. ancak her istediğinde karşısında onu dinleyecek birisi olmayabileceğini de bilmek zorunda. arkadaşları onu hep göz teması ve etkin şekilde dinlemeyecek çünkü.
dinlerken yorum yapmak yerine "hmm"
"anladım"
"..... oldu demek."
"sen bu konuda ne hissettin?"
"sence nasıl olmalıydı?"
"sonra ne oldu?" gibi sorularla konuşmaya ve duygu düşüncelerini anlatmaya teşvik etmek benim altın kuralım. ben genelde konuşma bitince "benimle paylaştığın icin teşekkür ederim. ne kadar güzel anlattın. çok iyi anladım."
diyor ve bekliyorum. genelde " sen ne diyorsun bu konuda ?" minvalinde bir soru gelene kadar yorum yapmıyorum. çunku çocuk benden yardım istemiyor sadece paylaşmak istiyor böylece çocuk başka zaman tekrar gelip benimle konuşmak için güven duyuyor. konu ciddi ve önemli ise o zaman elbette "bu konuda ben de kendi düşüncemi söyleyeyim ama karar sana ait" diyerek fikrimi ya da kuralını belirtiyorum.
çocukları dinlemek kolay değil. konudan sapmadan, kekelemeden, dürüst ve adil şekilde bir şey anlatmaları gerçekten zor, çok zor. hatta anlamlı ve gerekli bir şey anlatma olasılıkları da düşük. yalnız bazen o ciddiye almadığınız absurd hikayelerin içinden bilinçaltının kosesinde kıvrılıp kalmış bir canavar da çıkabiliyor.
insanı anlamanin en basit ve iyi yolu onu dinlemek. yüz hatlarını, ses tonunu, el kol hareketlerini, kelimelerini seçerken koyduğu tavrı dinlemek belki de anlattıklarından bile değerli.
dinlerken yorum yapmak yerine "hmm"
"anladım"
"..... oldu demek."
"sen bu konuda ne hissettin?"
"sence nasıl olmalıydı?"
"sonra ne oldu?" gibi sorularla konuşmaya ve duygu düşüncelerini anlatmaya teşvik etmek benim altın kuralım. ben genelde konuşma bitince "benimle paylaştığın icin teşekkür ederim. ne kadar güzel anlattın. çok iyi anladım."
diyor ve bekliyorum. genelde " sen ne diyorsun bu konuda ?" minvalinde bir soru gelene kadar yorum yapmıyorum. çunku çocuk benden yardım istemiyor sadece paylaşmak istiyor böylece çocuk başka zaman tekrar gelip benimle konuşmak için güven duyuyor. konu ciddi ve önemli ise o zaman elbette "bu konuda ben de kendi düşüncemi söyleyeyim ama karar sana ait" diyerek fikrimi ya da kuralını belirtiyorum.
çocukları dinlemek kolay değil. konudan sapmadan, kekelemeden, dürüst ve adil şekilde bir şey anlatmaları gerçekten zor, çok zor. hatta anlamlı ve gerekli bir şey anlatma olasılıkları da düşük. yalnız bazen o ciddiye almadığınız absurd hikayelerin içinden bilinçaltının kosesinde kıvrılıp kalmış bir canavar da çıkabiliyor.
insanı anlamanin en basit ve iyi yolu onu dinlemek. yüz hatlarını, ses tonunu, el kol hareketlerini, kelimelerini seçerken koyduğu tavrı dinlemek belki de anlattıklarından bile değerli.
devamını gör...
leyla ile mecnun replikleri
"bizim ilişkimiz, yetenekli ama istikrarsız forvetler gibi değil, bir günde yedi yarış kazanan halis karataş gibi olacak krem karamelli dondurmam." yavuz .
"bizde dağcılık aile mesleği mesela benim halamı dağa kaldırmışlar." ismail abi.
"bizde dağcılık aile mesleği mesela benim halamı dağa kaldırmışlar." ismail abi.
devamını gör...
normal sözlük kelimelik turnuvası
bak bu olur işte. olursa katılırım.
devamını gör...
pala
kurtlar vadisi'nin en karizmatik, en ağır karakteridir.
polat fasa fisodur pala'nın yanında.
bu millet için kelle koltukta gezmiştir.
biz sıcak yataklarımızda yatarken, o dağda yatmıştır.
ama polat'a harcanmıştır.
otelde keyif yaparken 2.5 lt fanta şişesiyle alı konulmuştur.
kendisi paketlenip sorgulanırken, halo da mahpusdan paketlenip kaçırılmıştır.
bu olaylar üzerine şöyle efsane bir diyalog geçmiştir.
-o çocuğu hatırlıyorum. omar aşiretindendi. ismini de çıkaracam..
- kaçmış gelmiş işte ağa, bize ne adından ?
-boş boş konuşma lan ! aşiretten kaçanlar türkücü olur, mafya olmaz !
-devlet hesabına mı çalışıyorlar ağa ?
var bi fırıldak.
-ağa ! ben öbür bıyıklıyı gördüm.
nerde ?
- otelden içeri girerken.
-gördün de niye söylemiyon bedir !
- ters yapma ağa. anca birleştirdim kafamda.
-beni paketleyip sorguya alıyorlar. halo'yu paketleyip içerden alıyorlar. kim lan bunlar ! kim lan bu polat alemdar !
-gidelim, basalım mekânlarını, alıp sorgulayalım ağa.
- ağa ! bizi başkalarına ihale etmişler, toplayıp tası tarağı gitme vaktidir.
-senin bu dediğine kaçma, kralın dediğine de dangalaklık derler. ben o halo'nun 10 kâğıdını almadan , şurdan şuraya gitmem lan !
istanbul'dan böyle kaçarsak bizi dağda ne yaparlar lan !
maymun eder oynatırlar.
yürüyün gidiyoruz !!!
polat fasa fisodur pala'nın yanında.
bu millet için kelle koltukta gezmiştir.
biz sıcak yataklarımızda yatarken, o dağda yatmıştır.
ama polat'a harcanmıştır.
otelde keyif yaparken 2.5 lt fanta şişesiyle alı konulmuştur.
kendisi paketlenip sorgulanırken, halo da mahpusdan paketlenip kaçırılmıştır.
bu olaylar üzerine şöyle efsane bir diyalog geçmiştir.
-o çocuğu hatırlıyorum. omar aşiretindendi. ismini de çıkaracam..
- kaçmış gelmiş işte ağa, bize ne adından ?
-boş boş konuşma lan ! aşiretten kaçanlar türkücü olur, mafya olmaz !
-devlet hesabına mı çalışıyorlar ağa ?
var bi fırıldak.
-ağa ! ben öbür bıyıklıyı gördüm.
nerde ?
- otelden içeri girerken.
-gördün de niye söylemiyon bedir !
- ters yapma ağa. anca birleştirdim kafamda.
-beni paketleyip sorguya alıyorlar. halo'yu paketleyip içerden alıyorlar. kim lan bunlar ! kim lan bu polat alemdar !
-gidelim, basalım mekânlarını, alıp sorgulayalım ağa.
- ağa ! bizi başkalarına ihale etmişler, toplayıp tası tarağı gitme vaktidir.
-senin bu dediğine kaçma, kralın dediğine de dangalaklık derler. ben o halo'nun 10 kâğıdını almadan , şurdan şuraya gitmem lan !
istanbul'dan böyle kaçarsak bizi dağda ne yaparlar lan !
maymun eder oynatırlar.
yürüyün gidiyoruz !!!
devamını gör...
piyanist (yazar)
bu nickaltı, fonda dom dom kurşunu & blow your mind çalarken girilmektedir.*
hiçbir şeyin seni üzmesine izin vermeeem, vereeememm, verdirtmeem. taam mı? yokluğunda buralar ıssız, buralar non-romantik... hoş geldin. bak bir daha gidersen aduket tutankamon laneti yollayacağım artık. güzel sesimle de birkaç tılsımlı büyü fırlatırım. ondan sonra olacaklardan ben sorumlu değilim, daniel day lewis'e sorarsın. bana adını söylemek istemediğim o gideceğin ülkede bir kahve ısmarlamazsan da yine sana aduket lanet atarım, ona göre.*
iyi ki varsın arkim, mutlu ol.
hiçbir şeyin seni üzmesine izin vermeeem, vereeememm, verdirtmeem. taam mı? yokluğunda buralar ıssız, buralar non-romantik... hoş geldin. bak bir daha gidersen aduket tutankamon laneti yollayacağım artık. güzel sesimle de birkaç tılsımlı büyü fırlatırım. ondan sonra olacaklardan ben sorumlu değilim, daniel day lewis'e sorarsın. bana adını söylemek istemediğim o gideceğin ülkede bir kahve ısmarlamazsan da yine sana aduket lanet atarım, ona göre.*
iyi ki varsın arkim, mutlu ol.
devamını gör...
kalbe zarar veren iki şey
aşk ve kaygı.
devamını gör...
yeni bile olsa eski duran şeyler
yırtık kot.
devamını gör...



