başlığın ilk entrysindeki yazarın beni de hedef gösterdiğini düşünerek birkaç bir şey söylemek istiyorum:
buraya geleli 15 gün oldu yeri geldi dolu dolu bilgi içerikli entryler girdim.
yeri geldi goygoy da yaptım, ama bunların hiçbirini beğeni için, takipçi için yapmadım.
benden ne varsa onu yansıttım, içimden ne yazmak geldiyse onu yazdım ve öyle davrandım.
kafa sözlük formatından haberiniz varsa burasının salt bilgi yuvası olmadığını bilmeniz gerekiyor.
sınırlar aşılmadığı, saygısızlık yapılmadığı sürece dileyen dilediğini yazar, kimseye de bir şey demek düşmez.
insanların kendini ifade etme biçimi farklıdır.
insanların yazdıklarını beğenmem de beni beğensinler diye değildir ki buna ihtiyacım yoktur. ben yine sevdiğim entryleri beğenir, dilediğim tanımı yazarım.
bengaripsengüzeldünyaumutlu yazarımızın da dediği gibi herhangi bir rahatsızlık teşkil ediyorsam:
(bkz: engelle)
(bkz: tanımlarını engelle)
(bkz: başlıklarını engelle)
devamını gör...

hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim isimsiz meleklerim.
devamını gör...

(bkz: linç arsızı olmak)
devamını gör...

her gün birilerini girip çıktığı fakat orijinalinin sanıldığı gibi olmadığı, ne tür ters davranışlara sebebiyet verdiği tam olarak anlaşılmadığından insanımızın dikkate almadığı bir çeşit psikolojik rahatsızlıktır. depresyon, ruhun bedene dar geldiği, her bir duygunun insana acı verdiği buhranlı dönemdir. yıl içinde gerçekleşen çoğu intihar olayının suçlusudur. ani kilo kaybı, mutsuzluk, tatminsizlik, iştahsızlık, uyku bozukluğu vs. belirtileridir.

eğer etrafınızdan birinin ciddi manada depresyonda olduğunu düşünüyorsanız mutlaka psikoloğa başvurmalısınız. depresyon şarkıların anlattığı kadar masum değildir. gökkuşağını siyah gördüğünüzü düşünsenize? bu nasıl masum olabilir ki?

sürekli uyuyayım, hiçbir şey yapmayayım, aç kalayım, su bile içemeyecek kadar yorgunum gibi cümleler buradan bakınca ruh halinizi anlatıyor gibi gelse de aslında hepsi ilerde yaşanacak büyük rahatsızlıkların habercisi. eğer dikkat edilmezse zamanla bu duygular yerini derin bir boşluğa yahut derin bir duygu seline bırakabilir. ardından ver elini psikiyatrlar, psikologlar.

depresyon dünyanın değersizleşmesine, anlamını yitirmesine yol açar, bu da ölüme. sonuçta ne diyordu yazar; eğer hayatın bir anlamı kalmamışsa, kişi kendini imha eder. bu en iyi kaçış yoludur.

edit: eklemeler, düzenlemeler.
devamını gör...

bir tür terapi gibi bir şeydir belki.
doğduğumuz andan itibaren taklitlerle bir şeyler öğrendiğimizi düşünürsek şimdi de kandırmaca da olsa mükemmel görünmeye çalışmak bir başlangıç olabilir bazıları için.
bırakın insanlar kimseye zarar vermediği sürece (kendisi de dahil) yansımalarını istedikleri gibi sunsunlar.
dip not: başlığı açan yazarın ilk paragrafı tam da benim nickimi, kişisel iletimi ,(belki de) beni anlatıyor.
devamını gör...

ilteriş sançar
ersagun akbar
gökbörü saltar

teknik adam ünal karaman'ın çocuklarının ismi. dede korkut hikayelerinden fırlamış gibi eşi benzeri olmayan, öz türkçe isimler.
devamını gör...

ilkokuldaki tüm sınıf ve öğretmenimiz de şöförlüğümüzü yaparak bir ağaç dalında sürüklenerek gidiyorduk. çöl gibi bi yerdi burası neresi dedim fransa dediler.dönerken manevrada düştüm ama sonra onlara yetiştim .biz bu kazıkla hızlı sayılabilecek şekilde kayarak gitmeye devam ettik. sonra bi tesis gibi bi yerde durduk ve anahtarlık falan baktı sınıftakiler ay anısı olur falan diye.oradan da mugladan eskiden konuştuğum çocuk birden dükkanda önğme çıktı sen napıyon burda dedim asıl sen napıyon burda dedi sonra evdekilerle tanıştırmaya götürdü beni ama evde tek bi tane bile erkek yok,tamamen orta yaş hararet basan,don atlet kadın akrabalarıyla doluydu.cok kotu bi ruyaydı ve bu arada çocuk çok yalancı bi şey çıktı. rüyalar aslında sinyal çakıyor insana cidden tabii anlayabilene.
devamını gör...

2019 şubat (bkz: everest yayınları)'ndan yayımlanan (bkz: seray şahiner) kitabıdır.

kitap; içerisinde 12 adet kısa, birbirinden bağımsız hikâye barındıran bir öykü kitabıdır. spoiler vermeden birkaç şeyden bahsetmek istiyorum.

birincisi seray şahiner, çok farklı türlerde eserler vermiş, kalemini sevdiğim bir yazar. bu kitapta alışık olduğumun dışında bir üslup tercih etmiş.

‘feliçita’ isimli hikayesi, kitap içerisindeki en sevdiğim öykülerdendir.

‘sarı ışık’ isimli hikâyesinde iste türkan’ı okuyacaksınız. canınızı sıkabilir, siz yine de türkan’a sarılmak isteyeceksiniz.

hikayelerin bütününde işlenen tek bir tema olmaması, okuyucuyu sıkmıyor. dili sade, sözcük seçimi basit ve tüm bunlara rağmen işaret edilen anlam, gücünü hiç kaybetmiyor.

gariptir, seray şahiner’ in tüm karakterleri hiç yabancıymış, kurgusal karaktermiş gibi gelmiyor okurken bana. bu kadar hayatın içinden kişiler seçtiği için iyi bir gözlemci midir, yoksa ben mi fazla gözlüyorum etrafımda olanı biteni de böyle hissediyorum emin değilim. ama ne olursa olsun, yazdığı her karakteri, okumaya başladığımda değil de sanki yıllardır tanıyor; işte, markette, parkta, toplu taşıma araçlarında falan defalarca rastlıyormuşum gibi hissettiriyor. bunu seviyorum…

öykü severler için hepyek tavsiyemdir.
seray şahiner’in tüm kitapları gibi…
devamını gör...

atama yüz yıldır sallayanlar var. bunlar babadan oğula nesil. ama bu tipleri pek sallayan yok.
devamını gör...

özlediğim çocukluk anılarım.genelde bir yaramazın peşine takılıp içinde olurdum o durumun. ben pek basamazdım zile korkardım biraz ama meraklıydım bu işlere.hep cesur muzip arkadaşlarım olurdu ve onlarla o heyecanı adrenalini yaşamak çok büyük keyif verirdi bana. şimdi heyecan falan kalmadı bir renk yok hayatta tekrar mı denesek acaba bu sefer cesaretle basarım o zillere.
devamını gör...

kitlesini "ailem beni anlamıyor" diyen kişilerin oluşturduğu yazar.
devamını gör...

bütün kitaplarını okuduğum çok iyi bir yazar olmasının yanı sıra harika bir seslendirme sanatçısı ve bir dönem gece gündüz programını da sunmuş olan televizyoncudur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bir yazar olarak kütüphanedeki kitaplarını okumaktan büyük mutluluk duyduğum bir insan olan yekta kopan benim için kesinlikle gastronomik bir önem taşıyan aşk mutfağından yalnızlık tarifleri ile sait faik hikaye armağanını, bir de baktım yoksun ile de haldun taner öykü ödülü ve yunus nadi öykü ödülünü kazanmıştır.

ntv’de yayınlanan gece gündüz programını bir dönem sunmuş olan yekta kopan televizyon ekranlarında gördüğümüz zaman hüzün dolu bir mutluluk duyduğumuz nadir sanat programlarından biri olarak bir efsane haline gelen programda da oldukça başarılı olmuştur. ayrıca yekta kopan fil uçuşu diye bir blogun da yazarıdır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


gelelim türkiye’de bir numara olduğu işine, yani seslendirme sanatçılığı. yekta kopan öncelikle hepimizin çok sevdiği ve dinozora hanım hanım diye çıkışan sid’in sesidir. buz devrini izleme nedenlerimizdendir. ayrıca atarlı giderli yarış arabası şimşek mcqueen’i, sahte kahraman rango’yu, kötü kedi şerafettin’i, ayı yogi’nin yancısı bobo’yu ve sevimsiz sincap alvin’i de seslendirmiştir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yeterli mi bu kadar? elbette hayır! komedi tanrısı jim carrey ve canımız ciğerimiz michael j. fox’un geleneksel sesi olan yekta kopan ayrıca esaretin bedelinde kaşıklara ve posterlere hükmeden adam andy dufrense’i, kan revan (bkz: dövüş kulübü)nde ayrıksı ve mistik süper kahraman tyler durden’ı ve tabii ki perfect strangers dizisinde kuzen balki’yi de seslendirerek akıl almaz bir harika yaratmıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

daha ne yapsın bu adam!
devamını gör...

kimi no na wa (2016) (your name) "naja'nın söylediği anime)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

izleme linki : buradan
bilgi için: buradan
buradan
devamını gör...

şu an elimizde bulunmayan kitaptır. piyasada aynı isimle sunulan kitaplar ise gerçekte insan yazımı hadis kitaplarılar, yani sahte tevratlar.

zaten kutsal kuran, elitlerin ellerindeki gerçek tevrat'ı halktan gizlediklerini söyler:

en'am suresi 91: allah'ı, kadrine/şanına yaraşır şekilde tanıyamadılar. çünkü, "allah, insana hiçbir şey vahyetmemiştir." dediler. de ki "mûsa'nın insanlara bir ışık, bir kılavuz olarak getirdiği kitap'ı kim indirdi? siz o kitap'ı birtakım parşömenler yapıp ortaya sürüyorsunuz, birçoğunu da saklıyorsunuz. size, sizin de atalarınızın da bilmediği şeyler öğretildi." "allah" de, sonra bırak onları saplandıkları batakta oynayadursunlar.


bu arada kutsal kuran, piyasadaki sahte tevratların hatalarını da verdiği bilgilerle düzeltir.

forumlarda bu konuda yazdıklarımdan örnekler verelim:

--- alıntı ---

piyasadaki sahte tevrat'a göre bir baba kızını köle olarak satabilirmiş

evet yanlış okumadınız, sahte tevrat'a (hadis kitabı) göre bir baba borcuna karşılık kızını köle olarak satabiliyor ve işin daha da kötüsü, köleliğe satılan bir kız, sıradan bir erkek kölede olduğu gibi altı yılın sonunda serbest de bırakılmaz.

mısırdan çıkış 21
7 “eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak. 8 efendisi kızla nişanlanır, sonra kızdan hoşlanmazsa, kızın geri alınmasına izin vermelidir. kızı aldattığı için onu yabancılara satamaz. 9 eğer cariyeyi oğluna nişanlarsa, ona kendi kızı gibi davranmalıdır. 10 eğer ikinci bir kadınla evlenirse, ilk karısını nafakadan, giysiden, karılık haklarından yoksun bırakmamalıdır.

neyse ki elimizdeki tek kutsal kitap olan kuran piyasadaki sahte tevrat'ın (hadis kitabının) bu hatasını da düzeltir.

ne kız ne de erkek kimse köle olarak veya başka birşey olarak satılamaz.

bırakın kendisini, bir kimsenin kalemini bile izinsiz alamazsınız.

***

sahte tevrat güneşin ve ayın ışığını şöyle anlatır:

tanrı büyüğü gündüze, küçüğü geceye egemen olacak iki büyük ışığı ve yıldızları yarattı. [tekvin 1:16]

ilginç olan, hem güneşin hem de ayın ışığını tanımlamak için "ışık" anlamına gelen aynı ibranice "ma'owr" kelimesinin kullanılmasıdır. bu kelime tam anlamıyla yorumlanırsa, o zaman bilimsel olarak yanlıştır, çünkü güneş ve ayın ışık yayma konusunda benzer olduğunu gösterecektir.

gerçek şu ki, güneş kendi ışığını yayarken, ay bir ayna gibi güneşten gelen ışığı yansıtır. kuran'da güneş ve ay şöyle tarif edilmektedir:

25:61 göğe takım yıldızlar vareden ve ona bir lamba ve parlayan bir ay yerleştiren çok yücedir.

kuran açıkça güneşi ısı ve ışık kaynağı olarak tanımlarken, ay içinse sadece parlayan/ışığı yansıtan anlamlarında bir ifade kullanarak yine işin doğrusunu gösterir.

ve böylece kutsal kuran, piyasadaki sahte tevrat'ın bir hatasını daha düzeltir.

--- alıntı ---

www.diniyazilar.com/2022/06...
devamını gör...

her kaleci hata yapabilir, alisson yapınca insanlar şaşırıyor normal olarak.

tanım: an itibariyle dünyanın en iyi kalecisi.
devamını gör...

t: soyut kavramları algılayamadığımız dönemde allahı somutlaştırmaya çalışırken düştüğümüz masum şirkleri içeren başlık.

ben minareyi allah sanıyordum.
devamını gör...

kendisi az önce bitirdiğim alper canıgüz kitabıdır. yazarın okuduğum 3. kitabıdır daha önce tatlı rüyalar ve oğullar ve rencide ruhlar kitabını okumuştum. kitap hakkındaki izlenimlerimi elimden geldiğince yazar arkadaşlarım için paylaşayım. öncelikle kitap son derece sürükleyici bir oturuşta elinizden düşürmeyeceğiniz bir kitap sıkı bir kurguya sahip. kitabın konusu basit ama etkili klasik geçmişe dönme konusu böyle kurguları okumak eğlencelidir o yüzden okurken büyük keyif aldım. kitabın bölümleri nirvana grubunun bir albümündeki şarkıları içeriyor. her bölüme ayrı bir nirvana şarkısı koymuş. alper bey üç kitabında da iyi bir gözlemci olduğunu bana hissettirdi ama bu kitapta bir başka hissettirdi. yazarımız öyle edebi yönü kuvvetli bir yazar değil. ama zeki birisi çok zeki yaramaz çocuk derler ya öyle birisi okurken çok rahat hissediyorsunuz. olaylara bakış açısının farklılığı sizi şaşırtıyor. karakterler çok iyi yaratılmış o yüzden iyi gözlemci diyorum kendisine. yazar kendini entelektüel zannedip boş lakırdı yapan üniversite ortamındaki tiplere sık sık geçirmeyi ihmal etmemiş. kitaptaki diyaloglar o kadar güzeldi ki tebessüm ederek hatta bazen kahkaha atarak okudum. üniversite kampüsündeki sohbetler kitabı okurken etkileneceğiniz kısımlardır. buraya kadar okuyan yazarlara teşekkür ederim ilginizi çekmesi için hoşuma giden yanları sizlere kendimce aktarmaya çalıştım. buradan sonrası spolier. --! spoiler !--

kitapta belki de canınızı en sıkan durum kurgunun mükemmel şekilde başlayıp sonunun saçma şekilde bağlanması oluyor kitap depar atarak koşarken ortalarda yavaşlıyor sonlarda tüy dikerek kendini salıyor. yazarın bize yarattığı nergis karakteri birini öldürecek bir karakter değil o yüzden şaşırıyorsunuz ama ufak şaşırıyorsunuz kitabın sonu size hissettirdiği şekilde vurmuyor maalesef. ayrıca iskender doğan karakterini öyle ilginç işlemiş ki sonunun bir şekilde ona az bağlanması bir okuyucu olarak beni çok ama çok üzdü. kitabı okurken ister istemez kafanızda tahminler oluşuyor ve o tahmin kitabın sonunda çıkınca hayalkırıklığına uğruyorsunuz.

--! spoiler !-- severek okudum. alper canıgüzün üç kitabı da başarılı ve eğlenceliydi sağolsun. en sevdiğim alıntıyı koyup gidiyorum saygıyla selamlıyorum siz değerli okuyanları. elinde çekiçten başka bir şey olmayan insan, her şeyi çivi olarak görür.
devamını gör...

her ay zamlı gelen kol gibi doğalgaz faturası
devamını gör...

sabah yüzümü yıkadıktan sonra hemen fırçalarım, kahvaltıdan sonra bi daha fırçalarım. çantasında, iş yeri çekmecesinde diş fırçası ve macunu olan manyaklardanım.

ama sabah uyanınca fırçalanması gerekir.
devamını gör...

mars'ta tekrar yaşam başlatacak olan adeta bir modern prometheus'tur.


bu çeşme sizin için,
kana kana su için
dua edin allah cc. için"

yozgat akçındılar köyü muhtarı muharrem kaşıkçı hayratı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim