ebelemeçte denen bir tür sokak oyunu. teoride bir kişinin ebe olması ve diğer oyuncuların saklanmasıyla gerçekleşir. 1'den 10'a kadar sayan ebe 'oldu mu?' diye sorar. arkasından 'önüm, arkam, sağım, solum saklanmaya ebedir' der.

sonra teker teker oyuncuları ebelemeye çalışır. bazen oyunculardan biri ebeler. o zamanlar eğlenceli gibi bir oyun gibi gelirdi. sonraları biz bu oynayışı bir iki arkadaşla değiştirdik. her defasında aynı 3 kişiyle anlaşıp bir şekilde ya üstümğzdekileri değiştirip ya da bir şekilde yerimizi değiştirerek ebenin bizi ebelemesine rağmen 'çanak çömlek patlatıyorduk.' her oyunda olmasa da 3, 4 oyunda bir yapıyorduk ve diğerleri bunun nasıl olduğunu anlamaya çalışıyordu. hah çocuğuz işte. sanırım birilerini kandırıyor olmak bize ayrı bir haz veriyordu. belki bunu bir şakalaşma olarak değerlendiriyorduk emin değilim.

çocukken istanbul'da yaşıyor ve özellikle akşamları tüm çocuklar sokaklarda buluşuyorduk. o zamanlar tv bile izlemezdik çok ilginç. çocuk olmak pek güzeldi doğrusu. o zamanlar hatta daha güzeldi. şimdi çocuklara bakınca üzülüyorum. hele ki pandemi çocuklarına. hiçbir sosyallikleri yok. hiç arkadaşları yok. umarım biran önce normale döneriz. çocukluk normale döner mi bilemem?
devamını gör...

ergenlik sürecimin en travmatik olayı. odamda kız arkadaşımdan ayrıldığım için gotik gotik takılıp mcr dinliyorum son ses. oturma odasından ses geliyo "hadi la yemek yiyos" o anda romantizm, aşk acısı kalmıyor tabii. patates oturtma giren bünyede aşk acısı mı kalır anasını satim
devamını gör...

kekik. güzel kokusuyla cezbeder. tadı da güzeldir ama fazlası acıdır. dahil olduğu şeyin tadını bozar.
devamını gör...

modernizm olmayan her şey.
modernizme dair tüm olanları eleştiren modern hayatın geren kalıplarla dolu olduğunu iddia eden bir akım.
kesin şehirli hayatın formatlarını direnmekten bezen bir köylünün icadıdır.
devamını gör...

''uyuşturucu ticareti yapandan vergi alacaksın, organ ticareti yapan adamdan vergi alacaksın, kara parayla devleti dolandıranlardan vergi alacaksın.'' gibi sözlerinin sarf edildiği konuşma. gündem konusu olmuştur haliyle.

video
devamını gör...

uçamıyorum artık
kanatlarım kırık
altından demirler
sarmış etrafımı

düştüm, kaç kere
dizlerim yaralı
kanıyor sol yanım
ayakta duramıyorum

ulaşamadım sana
yaşayamıyorum da bazen
sözlerim kesiliyor
yorgunken nefeslerim

seni düşlerken
gördüğüm rüyaların
kabuslar alıyor yerlerini
sen neredesin?

ayakta bekliyor musun hala beni?
yoksa oturdun mu artık?
ruhum duymasa da
hissediyor seni.
devamını gör...

hüngür hüngür ağlamak.
devamını gör...

hayatımda namaz kıldığım zaman bir elin parmaklarını geçmez, bunu güzel bir şey diye anlatmıyorum ben namaz kılmayı öğrenemedim, arkadaşımla denedim, güldüm onu da güldürdüm, namaz hocası diye kitaplar var oradan denedim yapamadım. ilgim çabuk dağılıyor ve sonra da toparlayamıyorum. ama ilginçtir namaz kılarken gülme ile ilgili bir anım benim bile var.

lisedeyiz, ramazan ayı, oruç tutuyoruz. ramazan ayında akşamları teravih namazı olur bilenler bilir.
biz üç kız, herkes gidiyor diye hevesleniyoruz, biz de gideceğiz. ben diyorum ki "ama ben bilmiyorum." "bize bakarsın" diyorlar.
ikna oluyorum, çok mantıklı geliyor, bildiğim duaları da okurum olur biter diye düşünüyorum.
neyse efenim, iftar vs yapılıyor. sonra biz kızlarla buluşuyoruz. bizim mahallede de küçük bir cami var. kadın bölümü müştemilat gibi küçücük, zemini de tahtadanmış. biz gittik, tıklım tıkış ama kararlıyız o teravih kılınacak. arkadaşlarım iki kız kardeş bu arada. bir bakıyorum aradan dereden onlar önlere doğru ilerliyor ve bir yerlere sıkışıyor. ben her zaman olduğu gibi çekingen olduğum için kapının dibinde kalakalıyorum.
işin kötü tarafı bilmeyen benim, kapı dibinde yalnız kalan benim. gitsem onu da yapamıyorum. hem arkadaşlarım var, hem yediremiyorum kendime. başlıyor namaz. aklımdan bildiğim bir kaç dua da uçuyor gidiyor o stres ve panikle. ağzımı oynatıp herkes ne yapıyorsa onu yapmaya çalışıyorum. başta fena da gitmiyor. ta ki namazın secde bölümüne gelene kadar. yerler tahta demiştim değil mi? kadınlar yere oturdukça bitmeyen bir gümbürtü oluyor. ve ben kendimi tutamayıp gülmeye başlıyorum. beni duyan arkadaşlarım da önde gülmeye başlıyor. ablalar, teyzeler bize esefle kınayan kötü kötü bakışlar atıp, bunu eşlikçisi cık cık sesleri ile de pekiştiriyorlar. ben bir ara nasıl oluyorsa saflar mı sıklaşıyor ne ise öne doğru gidiyorum. bir de ne göreyim benim canım arkadaşım o uzun uzun tırnaklarına sürdüğü buz mavisi ojeleri ile ne de güzel namaz kılıyor.
ne de güzel ayıplandık biz o akşam o teravih namazında. kimse de demedi ki "heves edip gelmişler ses çıkartmayalım."
ama her şeye rağmen çok güzel bir anımdır, hala o gümbürtü aklıma geldikçe gülerim.

yine çok güldüğüm bir leyla ile mecnun sahnesi ile bitirmezsem tam olmuş olmaz bence bu tanım;
ezan okundu mu?
devamını gör...

yok başka bir cehennem yaşıyorsunuz işte.

sesler ve küller

behçet aysan
devamını gör...

kenetlenmişsin kalbime, ilmek ilmek işlenmiş gibisin hasretinle yüreğime!!!
bu fotoğrafımı her gördüğümde aklıma gelen dörtlük.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: peaky blinders) 'tan tom hardy
tik
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gün içerisinde gereğinden fazla karbonhidrat tüketmeyip en az 4 saat önceki öğününüzde sadece sebze yediyseniz, süt ve süt ürünlerini kestiyseniz, saati geldiğinde gerçekten acıkmak gibi gerçekten uykunuz geldiğinde uyursanız, tam karanlık odanızda, 5 saatlik derin ve tam kalite bir uykudan sonra kendi kendinize, dinç bir şekilde uyanıyorsunuz, eğer bu beslenme şeklini sürdürebilirseniz, devamında bütün hormonlarınız düzene giriyor, psikoloji filan hepsi düzeliyor, ne takıntı kalıyor, ne eski sevgili, kafanız çalışmaya başlıyor, saçma sapan şeylere takılmıyorsunuz, işler güçler hızlanıyor, ve bu süre zamanla 4 saate iniyor, günün kalanını düşünebiliyor musunuz, üstelik daha enerjik oluyorsunuz... tecrübeyle sabit.
ben yapabiliyormuyum, her zaman değil, bu kafayı yaşadığım halde birde..
devamını gör...

evde canım sıkıldıkça saracak yer arıyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bildiğim şekliyle yazayım. bakınız verdikten sonra nokta konmaz. çünkü o, daha önce sözlükte açılmış /açılmış olması gereken * bazen tek bazen birkaç başlığa yönlendirmedir.

gizli bakınız için durum farklı. o, cümlenin bir ögesi konumunda olduğundan cümle sonuna denk geldiğinde nokta alır, cümle içinde bir yerlerdeyse de eğer bir noktalama alması gerekiyorsa onu alır. *

* *
devamını gör...

mutlu olmanın en büyük erdem olduğu evrendeki en kutsal farkındalıktır.

-o beni sevmiyor!
-asla deniz kenarında bir villam olmayacak.
-ben de öleceğim.
-ben öldükten bir kaç on yıl içinde adım unutulacak.
-insanlar çok cahil ve aptal.
-çocukluğumdaki bayramları bir daha göremeyeceğim.
-...........

aklımıza gelen bir çok negatif düşünce (aslında negatif değil, herkes bunu yaşıyor) bizi mutsuz edebilir ama değiştiremeyeceğimiz gerçeklere takılıp kalmak, onları dert edip sürekli düşünmek sadece ve sadece bize zarar verir.

gerçekleri kabullenin güzel insanlar

her yürek atışınız, her nefes alışınız, her sevişmeniz, her su içmeniz, her yağmur kokusu, her güneş yanığı, her kuş sesi, her çiçek kokusu, her bal tadı, her düşünceniz,
her umudunuz, her manzara görüşünüz. her ....... güzel ne varsa

hayat çok güzel. negatif olsa da pozitif olsa da hayatı kabullenin.
devamını gör...

denizin altı için bile var.

"denizin dibinde hatçam demirden evler"
devamını gör...

eserin ismi : doktor tulp’un anatomi dersi
ressam : rembrandt
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
hollanda'da 1600'lü yıllarda anatomik incemeler halka açık bir şekilde, belli bir ücret toplanarak anatomik tiyatro adı altında yapılırdı. yukarıdaki eserde de 1632 yılında yapılan bir anatomik inceleme işlenmiştir. dr. tulp bir inceleme yapmakta ve çevresindek insanlar anatomik incelemeyi izlerken resmedilmiştir.
incelemenin yapıldığı masanın sağ köşesinde açık duran büyük bir kitap vardır. dr. tulp bir yandan yaptığı incelemeyi anlatırken bir yandan kitaptan kavramları açıklamaktadır. önde sandalyede oturan adam ve arkadaki iki adam da kitaba bakmaktadır.
dr. tulp ise incelemeyi yaptığı sırada onu izlemeye gelen halka doğru bakmaktadır. elinde tuttuğu kol kasının nasıl hareket ettiğini gösterirken resmedilen tulp'ın kendinen emin duruşu yüz ifadesindenbelli olmaktadır.
eserin en önemli objesi olan kadavranın dikkat çekmesi için kadavrada kullanılan renkler daha parlak ve diğerlerinden daha açık renkte seçilmiştir. incelemeyi yapan figürlerin ten rengi daha koyu ve kadavraya göre daha az donuktur. bu ayrıntıya ek olarak canlı figürlerin yüzleri daha yumuşak tonda, gövdeleri karanlık iken kadavranın başı karanlıkta gövdesi aydınlıkta bırakılmıştır. sanatçı bu ayrıntı ile iki dünya arasındaki farkı vurgulamak istemiştir.
resim ile ilgili çok daha ayrıntılı bilgi için:
kaynak: dr tulp'ın anatomi dersi
devamını gör...

antalya’da ikamet etmekteyim. kedim şeko(erkek-skotiş fold) 3 yaşına girecek , yanına minnoş dişi ve tuvalet eğitimi olan bir yavru kedi arıyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim