duman
bir rivayete göre sezen aksu her şeyi yak şarkısı için " benden iyi söylemişler. " demiştir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...
nedeni nasılı
çok çok güzel bir insan, yazmaya keşke daha çok zaman ayırabilse...
devamını gör...
lucifer adlı yazar sözlükten uçurulsun kampanyası
sözlüğün mizacına ters kampanya çeşidi.
samael'i istemeyen michael misali mi?
lucifer dizisinin mevcut tüm bölümlerini izlemiş birisi olarak bana hiç garip gelmeyen bir yazar. bu diziyi izledikten sonra sempatik bile gelmektedir.
hatta sonunda yoldaşın varisi bile çıkabilir. yeni yoldaş olabilir.
ayrıca uçurulmasına gerek yok isterse kendi uçar çünküm kanatlı yazar kişisidir. devam cümlelerini kurarsam lucifer nickaltı gibi olacağından devam etmiyorum.
samael'i istemeyen michael misali mi?
lucifer dizisinin mevcut tüm bölümlerini izlemiş birisi olarak bana hiç garip gelmeyen bir yazar. bu diziyi izledikten sonra sempatik bile gelmektedir.
hatta sonunda yoldaşın varisi bile çıkabilir. yeni yoldaş olabilir.
ayrıca uçurulmasına gerek yok isterse kendi uçar çünküm kanatlı yazar kişisidir. devam cümlelerini kurarsam lucifer nickaltı gibi olacağından devam etmiyorum.
devamını gör...
filozofların en sevilen sözleri
ne kadar az bilirseniz ; o kadar şiddetle müdafaa edersiniz.
-bertrand russell.
-bertrand russell.
devamını gör...
hukuk okumak
huku kokuyorum diye t-shirt bastırıp gezmelik bölüm..
devamını gör...
yabancı dil öğrenmede etkili yöntemler
yabancı dil öğrenmek için film veya dizi izlemeye başlarsanız ulaşabileceğiniz en yüksek nokta whatsapp durum kısmına o dilde cümle yazabilmek olacaktır.
hiç öyle duolingoyla filan kendinizi de kandırmayın. dili gerçekten öğrenmek istiyorsanız bi dil kursunua kayıt olun. orada grammar bilgilerini sistematik bir şekilde öğrendikten sonra kelime haznenizi genişletmek için podcast dinleyin ya da o dilde gazetleri okuyun. nedeni ise gazetlerin grammar'e tam uygun olarak yazılmasıdır. aaa bu kelime neymiş filan derken baya öğrenmeye başlıyorsunuz. tabi bu süre içerisinde yeni öğrendiğiniz kelimeleri gerçek hayatta kullanmanız gerekiyor. bu da demek oluyor ki pratik yapacağınız bir arkadaşa ihtiyacınız var. ben ingilizce öğrenirken hem yaşadığım yerdeki ingiliz aileyle sohbet ediyordum hem de turistlere yardım ediyordum. tabi ilk zamanlar böyle birilerini bulamadığım için evde telefonumdan ses kaydedicisini açıp o gün ne yaptığımı veya herhangi bir konu hakkında kendi kendime konuşmaya başladım. yaklaşık 30-45 dakika sonra kaydı durdurup o ses kaydını kendim dinlemeye başlıyordum. dinlerken de yaptığım hataları fark etmeye başladım. sonra bir dahaki sefere konuştuğumda hatalarımı tekrar etmemeye çalıştım.
ve dil öğrenirken size önereceğim en önemli şey şu
bazı arkadaşlarımla dil kursunda sohbet ederken onlar ilk başta cümleyi türkçe düşünüp sonra o cümleyi ingilizceye çeviriyorlardı sakın böyle birşey yapmayın. eğer böyle bir şey yaparsanız ve buna alışırsanız ilerde işiniz çok zorlaşır haberiniz olsun. kafanızdaki kendi düşüncelerinizi tamamen o dile çevirmeye çalışın. ingilizce, almanca, fransızca, çince... hangi dili öğreniyorsanız kafanızdaki kendi düşüncelerinizi de o dilde oluşturmaya çalışın. ilk önce zorlansanızda sonradan buna alışacaksınız ve yabancı dilde konuşmak hem daha kolay hem de daha keyifli hale gelecektir.
birde hata yapmaktan korkmayın ama yaptığınız hatalardan ders çıkarın.
hiç öyle duolingoyla filan kendinizi de kandırmayın. dili gerçekten öğrenmek istiyorsanız bi dil kursunua kayıt olun. orada grammar bilgilerini sistematik bir şekilde öğrendikten sonra kelime haznenizi genişletmek için podcast dinleyin ya da o dilde gazetleri okuyun. nedeni ise gazetlerin grammar'e tam uygun olarak yazılmasıdır. aaa bu kelime neymiş filan derken baya öğrenmeye başlıyorsunuz. tabi bu süre içerisinde yeni öğrendiğiniz kelimeleri gerçek hayatta kullanmanız gerekiyor. bu da demek oluyor ki pratik yapacağınız bir arkadaşa ihtiyacınız var. ben ingilizce öğrenirken hem yaşadığım yerdeki ingiliz aileyle sohbet ediyordum hem de turistlere yardım ediyordum. tabi ilk zamanlar böyle birilerini bulamadığım için evde telefonumdan ses kaydedicisini açıp o gün ne yaptığımı veya herhangi bir konu hakkında kendi kendime konuşmaya başladım. yaklaşık 30-45 dakika sonra kaydı durdurup o ses kaydını kendim dinlemeye başlıyordum. dinlerken de yaptığım hataları fark etmeye başladım. sonra bir dahaki sefere konuştuğumda hatalarımı tekrar etmemeye çalıştım.
ve dil öğrenirken size önereceğim en önemli şey şu
bazı arkadaşlarımla dil kursunda sohbet ederken onlar ilk başta cümleyi türkçe düşünüp sonra o cümleyi ingilizceye çeviriyorlardı sakın böyle birşey yapmayın. eğer böyle bir şey yaparsanız ve buna alışırsanız ilerde işiniz çok zorlaşır haberiniz olsun. kafanızdaki kendi düşüncelerinizi tamamen o dile çevirmeye çalışın. ingilizce, almanca, fransızca, çince... hangi dili öğreniyorsanız kafanızdaki kendi düşüncelerinizi de o dilde oluşturmaya çalışın. ilk önce zorlansanızda sonradan buna alışacaksınız ve yabancı dilde konuşmak hem daha kolay hem de daha keyifli hale gelecektir.
birde hata yapmaktan korkmayın ama yaptığınız hatalardan ders çıkarın.
devamını gör...
yabancı
(bkz: yabancı)
camusun ilk ve en çok bilinen yapıtıdır. camus burada genç kahramanı meursaultun kendisine, dış dünyaya ve yaşadığı topluma karşı yabancılaşmasını ele alır.
- akşam, marie beni görmeye geldi, kendisiyle evlenmek isteyip istemediğimi sordu. benim için fark etmediğini, eğer o istiyorsa evlenebileceğimizi söyledim. o zaman da, onu sevip sevmediğimi sordu. ben de yine daha önceki gibi cevapladım, bunun bir anlamı olmadığını ama elbette onu sevmediğimi söyledim. " öyleyse neden evleneceksin benimle?" dedi. ben de ona bunun bir önemi olmadığını, ama o arzu ediyorsa evlenebileceğimizi anlattım. zaten bunu isteyen oydu, bana düşen de evet, demekti. o da evliliğin ciddi bir iş olduğunu belirtti. ben " yoo" diye cevap verdim. bir an sustu, ses çıkarmadan yüzüme baktı. sonra konuştu. bilmek istediği tek bir şey vardı.; aynı şekilde başka bir kadına bağlı olsam ve aynı teklif ondan gelse kabul eder miymişim. ben de " tabii!" dedim. o zaman, kendisinin beni sevip sevmediğini sorguladı, ben bu konuda bir şey bilemezdim. sy 43
yabancıda boşvermişlikten ziyade uzlaşamama ve başkaldırı vardır. camus vebada absurde ve başkaldırıyı toplum üzerinden ele alırken yabancıda bunu meursault karakteriyle birey üzerinden yapar.
camusun ilk ve en çok bilinen yapıtıdır. camus burada genç kahramanı meursaultun kendisine, dış dünyaya ve yaşadığı topluma karşı yabancılaşmasını ele alır.
- akşam, marie beni görmeye geldi, kendisiyle evlenmek isteyip istemediğimi sordu. benim için fark etmediğini, eğer o istiyorsa evlenebileceğimizi söyledim. o zaman da, onu sevip sevmediğimi sordu. ben de yine daha önceki gibi cevapladım, bunun bir anlamı olmadığını ama elbette onu sevmediğimi söyledim. " öyleyse neden evleneceksin benimle?" dedi. ben de ona bunun bir önemi olmadığını, ama o arzu ediyorsa evlenebileceğimizi anlattım. zaten bunu isteyen oydu, bana düşen de evet, demekti. o da evliliğin ciddi bir iş olduğunu belirtti. ben " yoo" diye cevap verdim. bir an sustu, ses çıkarmadan yüzüme baktı. sonra konuştu. bilmek istediği tek bir şey vardı.; aynı şekilde başka bir kadına bağlı olsam ve aynı teklif ondan gelse kabul eder miymişim. ben de " tabii!" dedim. o zaman, kendisinin beni sevip sevmediğini sorguladı, ben bu konuda bir şey bilemezdim. sy 43
yabancıda boşvermişlikten ziyade uzlaşamama ve başkaldırı vardır. camus vebada absurde ve başkaldırıyı toplum üzerinden ele alırken yabancıda bunu meursault karakteriyle birey üzerinden yapar.
devamını gör...
tıp vs mühendislik
iki mesleği de icra edenlerin artılarını eksilerini yazarak yks'ye hazırlanan kardeşlerime yardımcı olsun diye açtığım başlık
tarafımı zamanında da yaptığım gibi mühendislikten yana seçiyorum
tarafımı zamanında da yaptığım gibi mühendislikten yana seçiyorum
devamını gör...
türkiye’nin en iyi müzik grubu
pentagram varken başka bir grup yazan müziği bıraksın.
devamını gör...
tarih bölümünde okumak
ülkede dinden sonra belki de en çok konuşulan alandır tarih. bilimsel metodu öğrendiğiniz bu bölümde okumak, tarih hakkında bilinen saçma bile denilemeyecek bilgileri tanımanızı sağlıyor. kah sinir bozucudur kah zevklidir tarih okumak.
devamını gör...
lhermitte bulgusu
multipl skleroz hastalığında görülen baş fleksiyonda iken(çenemizi göğsümüze değdirdigimiz hareket) vertebrada aşağıya inen elektrik çarpma hissi bulgusuna verilen isimdir.
devamını gör...
mutlu bir evlilik için ilk şart
bolca hobi sahibi olmak ve hobi sahibi olmayı seven/hobi sahibi olmaya saygı duyan biri ile evlenmek
devamını gör...
niels lyhne
natüralizmin temsilcilerinden olan danimarkalı yazar, şair ve bilim insanı jens peter jacobsen'ın 1880 yılında yayımlanan novellası. hermann hesse ve gerçekçiliğin babası adledilen henrik ibsen'i dahi etkisi altında bırakmış olan jacobsen; niels lyhne ile rainer maria rilke'nın da edebi yönünü epey beslemiştir. briefe an einen jungen dichter*'da rilke bundan açıkça söz eder. tanımın sonuna çevirisi ile beraber not düşeceğim.
iskandinav edebiyatında natüralizmin en önemli temsilcilerinden biri olan eser; sonu belirsizce biten, kendi benliğini bulamamış ve yolculuğunda başarısız olmuş bir karakterin kasvetli ve huzursuz edici öyküsüdür esasında. bu 'çöküş' romanında esere ismini vermiş olan ana karakter niels; yaşamı, gelişimi, yasak ilişkisi -yakın dostu erik'in eşi ile olan- ve iç karmaşaları ile açıkça bir anti-kahraman olarak okuyucuya sunuluyor. belirtmek gerekir ki niels, açıkça jacobsen'ın darwinci görüşünden beslenmiş bir karakter bu yüzden jacobsen eserin pek çok yerinde bu idealist genç şairi sürekli darwin'in teorileri ile karşı karşıya bırakıyor ve bu çatışmanın altında aynı zamanda teolojik sorular yer alıyor.
ayrıca not düşmek gerekir ki; niels lyhne, danimarkalı yazar henrik pontoppidan'ın 8 ciltlik lucky per'i ile tam olarak benzerlik göstermese de aynı düşüncenin ürünü olarak ortaya çıkar esasında fakat jacobsen'in bu kadar kısa bir novellada 8 ciltlik bir eserin şiddetini hissettirmesi tartışmasız büyük bir başarıdır bence ki; pesten i bergamo'da yalnızca 'çarmıha ger' gibi tekrarlanan basit bir cümleyle bile dehşetvari bir etki bıraktığını düşünürsek bu şaşılacak bir durum sayılmaz.
haven't you noticed that we women daydream infinitely less than you men? we can't anticipate pleasure in our imagination or keep suffering out our lives with some imaginary consolation.whatever is, is.ımagintion! ıt's so paltry! yes, when you've grown older, as ı have, you occasionally make do with the poor comedy of the imagination. p.17
briefe an einen jungen dichter, rainer maria rilke:
"size anlatmak istediğim ikinci şey ise: tüm kitaplarım arasında yalnızca birkaç tanesi benim için vazgeçilmezdir ve gittiğim her yere içlerinden iki tanesini mutlaka götürürüm. burada da yanımdalar: incil ve büyük danimarkalı şair jens peter jacobsen'in kitapları. eserlerini biliyor musunuz? bazıları reclam'in evrensel kitap serisinden çıktığı için temin etmesi kolay. çevirileri de gayet iyi. j. p. jacobsen'in alu öykü'sünün küçük cildini ve romanı niels lyhne'yi alın. bütün bir dünya, bir dünyanın mutluluğu, bolluğu, tasavvur edilemez enginliği saracak sizi. bir süre bu kitapların içinde yaşayın, öğrenmeye değer bulduklarınızı öğrenin onlardan ama en önemlisi onları sevin."
"bu sevgi size binlerce ve binlerce kez geri dönecek, yaşamınızda ne olursa olsun -geri dönecek, bundan eminim. varlığınızın tüm dokularına, tıpkı tüm deneyimlerinizin, hayal kırıklıklarınızın ve sevinçlerinizin en önemli parçaları gibi işleyecek. yaratıcılığın özüne ait en büyük deneyimi, derinlikleri ve sonsuzluğu bana kimin verdiğini söylemem gerekirse, sözünü edecegim salt iki isim olurdu: o harika, yüce ozan jacobsen ve günümüzde hayatta olan tüm sanatçılar arasında eşi olmayan, heykeltıraş auguste rodin. yolunuzda başarılar!"
saygılarımla, rainer maria rilke
"paskalya mektubunuzla beni çok memnun ettiniz sevgili bayım, zira iyi haberlerinizle doluydu. jacobsen'in görkemli ve kıymetli sanatından konuşma şekliniz, sanatınızı ve sorularınızı bu bereketli alana yönlendirmekle hata etmediğimi gösterdi bana. niels lyhne, ihtişamın ve derinliklerin kitabı. size açılacak; ne kadar sık okunursa o ölçüde her şeyi barındırdığını görürsünüz, yaşamın en algılanamaz kokularından en ağır meyvelerinin muazzam tatlarına varan dek. belleğin titreyen yankısında anlaşılmayan, kavranmayan, deneyimlenmeyen ve bilinmeyen hiçbir şey yoktur; hiçbir deneyim çok az değildir ve en küçük olay bir kader gibi açılır ve kaderin kendisi harika, geniş bir ağ gibidir; sonsuz hassas bir el tarafından yönlendirilir ve diğerinin yanına yerleştirilir ve yüzlerce kişi tarafından tutulur ve taşınır."
edit: imla.
iskandinav edebiyatında natüralizmin en önemli temsilcilerinden biri olan eser; sonu belirsizce biten, kendi benliğini bulamamış ve yolculuğunda başarısız olmuş bir karakterin kasvetli ve huzursuz edici öyküsüdür esasında. bu 'çöküş' romanında esere ismini vermiş olan ana karakter niels; yaşamı, gelişimi, yasak ilişkisi -yakın dostu erik'in eşi ile olan- ve iç karmaşaları ile açıkça bir anti-kahraman olarak okuyucuya sunuluyor. belirtmek gerekir ki niels, açıkça jacobsen'ın darwinci görüşünden beslenmiş bir karakter bu yüzden jacobsen eserin pek çok yerinde bu idealist genç şairi sürekli darwin'in teorileri ile karşı karşıya bırakıyor ve bu çatışmanın altında aynı zamanda teolojik sorular yer alıyor.
ayrıca not düşmek gerekir ki; niels lyhne, danimarkalı yazar henrik pontoppidan'ın 8 ciltlik lucky per'i ile tam olarak benzerlik göstermese de aynı düşüncenin ürünü olarak ortaya çıkar esasında fakat jacobsen'in bu kadar kısa bir novellada 8 ciltlik bir eserin şiddetini hissettirmesi tartışmasız büyük bir başarıdır bence ki; pesten i bergamo'da yalnızca 'çarmıha ger' gibi tekrarlanan basit bir cümleyle bile dehşetvari bir etki bıraktığını düşünürsek bu şaşılacak bir durum sayılmaz.
haven't you noticed that we women daydream infinitely less than you men? we can't anticipate pleasure in our imagination or keep suffering out our lives with some imaginary consolation.whatever is, is.ımagintion! ıt's so paltry! yes, when you've grown older, as ı have, you occasionally make do with the poor comedy of the imagination. p.17
briefe an einen jungen dichter, rainer maria rilke:
"size anlatmak istediğim ikinci şey ise: tüm kitaplarım arasında yalnızca birkaç tanesi benim için vazgeçilmezdir ve gittiğim her yere içlerinden iki tanesini mutlaka götürürüm. burada da yanımdalar: incil ve büyük danimarkalı şair jens peter jacobsen'in kitapları. eserlerini biliyor musunuz? bazıları reclam'in evrensel kitap serisinden çıktığı için temin etmesi kolay. çevirileri de gayet iyi. j. p. jacobsen'in alu öykü'sünün küçük cildini ve romanı niels lyhne'yi alın. bütün bir dünya, bir dünyanın mutluluğu, bolluğu, tasavvur edilemez enginliği saracak sizi. bir süre bu kitapların içinde yaşayın, öğrenmeye değer bulduklarınızı öğrenin onlardan ama en önemlisi onları sevin."
"bu sevgi size binlerce ve binlerce kez geri dönecek, yaşamınızda ne olursa olsun -geri dönecek, bundan eminim. varlığınızın tüm dokularına, tıpkı tüm deneyimlerinizin, hayal kırıklıklarınızın ve sevinçlerinizin en önemli parçaları gibi işleyecek. yaratıcılığın özüne ait en büyük deneyimi, derinlikleri ve sonsuzluğu bana kimin verdiğini söylemem gerekirse, sözünü edecegim salt iki isim olurdu: o harika, yüce ozan jacobsen ve günümüzde hayatta olan tüm sanatçılar arasında eşi olmayan, heykeltıraş auguste rodin. yolunuzda başarılar!"saygılarımla, rainer maria rilke
"paskalya mektubunuzla beni çok memnun ettiniz sevgili bayım, zira iyi haberlerinizle doluydu. jacobsen'in görkemli ve kıymetli sanatından konuşma şekliniz, sanatınızı ve sorularınızı bu bereketli alana yönlendirmekle hata etmediğimi gösterdi bana. niels lyhne, ihtişamın ve derinliklerin kitabı. size açılacak; ne kadar sık okunursa o ölçüde her şeyi barındırdığını görürsünüz, yaşamın en algılanamaz kokularından en ağır meyvelerinin muazzam tatlarına varan dek. belleğin titreyen yankısında anlaşılmayan, kavranmayan, deneyimlenmeyen ve bilinmeyen hiçbir şey yoktur; hiçbir deneyim çok az değildir ve en küçük olay bir kader gibi açılır ve kaderin kendisi harika, geniş bir ağ gibidir; sonsuz hassas bir el tarafından yönlendirilir ve diğerinin yanına yerleştirilir ve yüzlerce kişi tarafından tutulur ve taşınır."edit: imla.
devamını gör...
osmanlı döneminde sözlük olsaydı alınabilecek nickler
vardarovasıvardarovası.
devamını gör...
ezel
öncelikle hâlâ bitmedi: #367088. az önce 50. bölümü izlerken, nedendir bilinmez çok hoşuma giden bir diyalog oldu. "madem hoşuma gitti neden bunu sözlükle de paylaşmayayım ki?" dedim.
kenan birkan ile selma hünel yıllar sonra ilk defa karşılaşmıştır. aşağıdaki diyalog da, kendilerinin birbirlerine son sözleridir.**
kenan birkan: "beni seç." demiştim sana. hatırladın mı? bütün bunlardan önce. "beni seç..." sen de?
selma hünel: "seçtim bile," dedim, "başından beri seni seçtim bile."
kenan birkan: "yalan söyleme," dedim sana. "aşık değilsen, yalan söyleme. aşık değilsen katlanırım. üzülürüm ama yaşarım. yok ama aşığım dersen, bir de yalansa..." sen ne dedin?
selma hünel: "aşığım," dedim, "başından beri sana aşığım." dedim.
kenan birkan: öyle güzel söyledin ki... öyle güzel baktın ki... inanmamak aklıma bile gelmedi. yalan mıydı?
selma hünel: evet.
kenan birkan: teşekkür ederim. aşkı bana bıraktığın için teşekkür ederim.
selma hünel: kadın kim?
kenan birkan: nasıl?
selma hünel: uğruna şimdi beni terk ettiğin kadın... kim?
kenan birkan: dünyalar güzeli bir kadın. ama o da senin gibi, zehirli. senin gibi mahvedecek beni.
selma hünel: aşık mı sana?
kenan birkan: tabii ki hayır. ama ben galiba ona... şans dile bana.
kenan birkan ile selma hünel yıllar sonra ilk defa karşılaşmıştır. aşağıdaki diyalog da, kendilerinin birbirlerine son sözleridir.**
kenan birkan: "beni seç." demiştim sana. hatırladın mı? bütün bunlardan önce. "beni seç..." sen de?
selma hünel: "seçtim bile," dedim, "başından beri seni seçtim bile."
kenan birkan: "yalan söyleme," dedim sana. "aşık değilsen, yalan söyleme. aşık değilsen katlanırım. üzülürüm ama yaşarım. yok ama aşığım dersen, bir de yalansa..." sen ne dedin?
selma hünel: "aşığım," dedim, "başından beri sana aşığım." dedim.
kenan birkan: öyle güzel söyledin ki... öyle güzel baktın ki... inanmamak aklıma bile gelmedi. yalan mıydı?
selma hünel: evet.
kenan birkan: teşekkür ederim. aşkı bana bıraktığın için teşekkür ederim.
selma hünel: kadın kim?
kenan birkan: nasıl?
selma hünel: uğruna şimdi beni terk ettiğin kadın... kim?
kenan birkan: dünyalar güzeli bir kadın. ama o da senin gibi, zehirli. senin gibi mahvedecek beni.
selma hünel: aşık mı sana?
kenan birkan: tabii ki hayır. ama ben galiba ona... şans dile bana.
devamını gör...
zamanla sevmek vs ilk görüşte aşk
zamanla sevmek daha sağlam ilişkilere sebep olacak gibi bir düşüncem var. çünkü ilk görüşte aşk daha çok dış görünüşle alakalı, mesela gülümsemesine tutulursun. zamanla tanıdıkça hayal kırıklığına uğramazsan şanslısın, ama ya tersi olursa? zamanla sevdiğin durumlarda adım adım o insanı tanıyorsun, bir çok halini görmüşsün, sevdiğini bile farkedemiyorsun çoğu zaman. karşılıklaysa bir de, çok sağlam, güvenli birliktelikler oluşturulabilinir diye düşünüyorum.
devamını gör...
dayılar
özellikle akpli olanlarının artık hobi edinmesi lazımdır. öteki türlü biz gençlere hakaret etmekten, aşağılamaya kadar her türlü pisliği yapmaktadırlar.
ayrıca bize bıraktıkları ülke için onları affedemiyorum.*
ayrıca bize bıraktıkları ülke için onları affedemiyorum.*
devamını gör...
sözlük yazarlarının garip özellikleri
gülerken durduk yere ağlayabilen veya ağlarken aynı zamanda gülebilen bir insanım.
birinden bir şeyi bir kere istediğimde vermezse 2. sefer diye bir şey olmuyor. küsüyorum durduk yere. dünya hassas kalpler için...
sevemediğim insanı sevmediğimi- onu sevemediğimi pat diye yüzlerine karşı söylüyorum. patavatsızım biraz.
bi ara da çiğnediğim sakızları biriktirme özelliğim vardı. sonra herhangi bir müzede sergilerler diye vazgeçtim bu huyumdan. ıstifçi değilim ben.
küçükken de peçete yerdim. ağır bir çocukluk geçirdim. travmalarım var. geçen çocukluğumu bana geri verin sosyal hizmetler kurumu...
birinden bir şeyi bir kere istediğimde vermezse 2. sefer diye bir şey olmuyor. küsüyorum durduk yere. dünya hassas kalpler için...
sevemediğim insanı sevmediğimi- onu sevemediğimi pat diye yüzlerine karşı söylüyorum. patavatsızım biraz.
bi ara da çiğnediğim sakızları biriktirme özelliğim vardı. sonra herhangi bir müzede sergilerler diye vazgeçtim bu huyumdan. ıstifçi değilim ben.
küçükken de peçete yerdim. ağır bir çocukluk geçirdim. travmalarım var. geçen çocukluğumu bana geri verin sosyal hizmetler kurumu...
devamını gör...
kitap isimlerini 128 milyar dolar ile değiştir
128 milyar dolarlı madonna.
128 milyar dolar ve kayra.
128 milyar dolar ve mecnun.
128 milyar dolar kulübü.
128 milyar dolar çiftliği.
128 milyar dolar ve ceza.
128 milyar doların tanrısı.
128 milyar dolar neyle yaşar.
128 milyar dolar ve kayra.
128 milyar dolar ve mecnun.
128 milyar dolar kulübü.
128 milyar dolar çiftliği.
128 milyar dolar ve ceza.
128 milyar doların tanrısı.
128 milyar dolar neyle yaşar.
devamını gör...
