otomatik mesaj muamelesi gormemek icin kirk takla attigi bilinmesi gerekendir.

her gelene kapimizin ardina kadar acik oldugunu tekrar belirtiyor, keyifli sozlukler diliyorum efenim*.
devamını gör...

özgürlüğe. din veya sağlık veya keyif ne fark eder?kapatmak istemiş ve kapatmış.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kuzu kuzu tarkan modundaki aragorn’un; keskin bakislim, ipek saclima* yonelttigi soru.

muhtesor otesi editi buraya birakiyorum:
devamını gör...

içim eriyerek okuduğum bir cengiz aytmatov kitabı. çok sevdim. dili akıcı, betimlemeleri duru ve net, duyguları okumayıp yaşatan bir kitap. elinize almanızla bitirmeniz bir olabilir. kitapta temel konu aşk. bir çocuğun ilk aşkı ya da ilk hayranlığı da diyebiliriz. çocuklar genelde büyükler gibi aşık olmazlar. onlar için cinsiyet, yaş, akrabalık, mevki önemsizdir. öğretmenine aşık olmak, teyzesine aşık olmak gibi soyut bir aşk söz konusu olan. masum ve çok sevdiğim bir duygu. diğer bir aşk ise bir erkeğin bir kadına duyduğu ama o aşkın içine tüm aşk kavramlarını da sığdırdığı bir aşk. bir kadının aşkı ise sadece yüreğinin sesini dinleyip, kim ne der diye düşünmeden, yaşam şartlarının kötüleşecek olmasına rağmen sevgiyle bunun üstesinden gelebileceğinin bilinciyle erkeğine teslim olma hali. danyal en sevdiğim karakterlerden biri oldu. yaşama bu kadar aşkla bağlıyken dışarıdan bu kadar içine kapalı olarak gözükmesi insanın içine dokunuyor. cemile'nin de en çok tüm kadınlardan farklı olan o karakterini, özgür ruhunu sevdim. okuyun efendim.


cemile kocası için o beni zaten sevmiyor diye düşünmekte ne kadar haklıymış. kadın kaçtıktan sonra arkasından atıp tutmaları cemile'nin ne kadar doğru bir seçim yaptığının kanıtı adeta. cemile rahatlığı değil mutluluğu seçti. bu da cesaret ve yürek isteyen bir şey.
devamını gör...

mustafa kemal atatürk- türkiye cumhuriyeti
(küçük harfle başladıkları için çok üzgünüm.)
devamını gör...

kim yakiyorsa, inşallah ateşler içinde yanar , bu arada bize gerçekten yardım eden rusya devletine teşekürler 3 yangın söndürme uçağı yollamış ,gavur falan diyenler insan görsün.
devamını gör...

her sanatçımız, şarkıcımız değerlidir ama bu adam bir başka. böyle duygusal, hoş ve biraz buğulu sesiyle yaptığı nağmeler beni benden alıyor. beyaz orkide şarkısı bayağı güzel fakat bence en en en iyi şarkısı ''sen banasın''.

belki bir gün karşıma zevklerimiz uyan, benzer şeylerden hoşlandığımız birisi çıkar da o'na ''sen banasın.'' derim.

devamını gör...

beyin cerrahı james r. doty tarafından yazılan, beynin gizemlerini ve kalbin sırlarını keşfetme arayışını anlatan kitap.

öncelikle dediğim gibi kitap bir doktor tarafından yazılıyor ve başından geçen olayları konu alıyor. ''sihir dükkanı'' ismini duyduğumda bunun somut olmayacağını düşünmüştüm fakat yanılmışım. yazarımız 8. sınıftayken bir sihir dükkanına giriyor ve orada ruth adlı bir kadınla karşılaşıyor. ruth ona beynini ve kalbini keşfetme konusunda bir kapı açıyor, kalbine ve beynine açılan bir kapı.. bazı yöntemler öğretiyor. bu yöntemlerden sonra yazarımızın başından geçen olayları ve doktor olma, kalbini ve beynini keşfetme yolundaki yaşadığı olayları görüyoruz.

kitap şunun vurgusunu yapıyor; her şeyin, her sorunun cevabı kalbimizin derinliklerinde fakat görebilmemizi engelleyen bir sisin içindeyiz çoğu zaman. bu cevaplara ulaşabilmek için de kalbimizi açmamız gerekiyor.

son olarak, bu kitaptan metafor alarak bangtan sonyeondan adlı müzik grubu magic shop adlı bir şarkı yapıyor. şarkının sözleri ve kitabın uyumu bu dünyadaki kalp ısıtan nadir şeylerden olabilir.

''kendimden nefret ettiğim günlerde,
sonsuzluğa yok olmak istediğim günlerde
bir kapı yapalım kalbine açılan*''

*(yazarın kalbini açması ve kendini sevmesi gerektiğini fark ettiği kısma atıfta bulunuyor).
devamını gör...

kafa dinlemek isteyen insandır.vakit geçirmek için başkalarına ihtiyaç duymayan biridir aynı zamanda ve saygı duyulması gerekir.
devamını gör...

@ işareti için alt+q basmaya alışmış olduğumdan bünyeme ters gelen klavye.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

evdeki herkes okula ve işe gittikten sonra elime cipsimi alarak televizyon izlediğim saatler. dünyaya bedelmiş meğer o zamanlar, şimdi nerede o keyfim nerede o eğlencem.
devamını gör...

şiirin bir kısmını koyayım şuraya dedim; yetmedi. *

özledim seni…

ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin…
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
yokluğun,
hatırladıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
sabahları seni okşayarak başlamaları
akşamları her işi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü…
nasıl da serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
”git artık” demek
”beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa”
demek sana ne de zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karşılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden…
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek….


can yücel
devamını gör...

ingiliz pediatrist ve psikanalist. (1896-1971)

özellikle ikinci dünya savaşı dönemi londralı çocuklar üzerinde yaptığı çalışmaları ve 40 yıllık meslek ürünü olan ''oyun ve gerçeklik'' adlı kitabı, çocuk psikiyatrisi adına kazanılmış çok kıymetli bir kitaptır fikrimce.

çocuklar için oyunun ne demek olduğunu, bir insanda gerçeklik algısının nasıl geliştiğini, sahte ve gerçek kişiliklerin (böylelikle jung'un persona ve gölge kavramları, lacan'ın aynasının aslında ilk annenin gözlerinde parladığını ve hatta borderline kişilik kavramları insanın zihninde oturuyor hakkaten) nasıl inşa edildiğine dair daha pek çok ilginç şey öğrenebilirsiniz.

“bir çocuk ya da yetişkin ancak oyun oynarken ve sadece oynarken yaratıcı olabilir ve bütün kişiliğini kullanabilir; birey de kendini ancak yaratıcı olduğunda keşfedebilecektir.”
devamını gör...

şu anda twitchteki çoğu yayıncının* da aralarında bulunduğu,21.yy'ın gereksinimlerine ayak uydurmuş dilencilik çeşidi. en büyük farkı ise insanlardan dilendiği halde dilenci olduklarını kabul etmemeleridir. aynı şekilde bu gibi dilencilere para yağdıran "saf" insanlar da bunun dilencilik olmadığını,sevdiği yayınıcıya destek olduğunu belirtir. umarım yakın zamanda dijital zabıta diye bir şey ortaya çıkar da bu illetten kurtuluruz.
devamını gör...

suya daldırılan bir cisme etki eden kaldırma kuvvetinin, bu cisim tarafından yeri değiştirilen sıvının ağırlığıyla aynı büyüklükte olmasıdır. bu prensip, günümüzde şamandıra sistemlerinde, su altı ve su üstü araçlarının yapımında ve hidrostatik mühendisliğinde kullanılmaktadır.
devamını gör...

ne olurdu kokunun da fotoğrafı olsaydı.
sesinin fotoğrafı, boşluğun fotoğrafı.
parmak uçlarındaki karıncanın,
ruhtaki üşümenin fotoğrafı...
ölüm kimseyi bu kadar yalnız bırakmazdı.
(bkz: şükrü erbaş)
devamını gör...

sizin benim gibi insan olan kişiler. bazılar sever bazıları sevmez bir şey diyemem ama belki de sorun üsluptadır?

ben neredeyse tüm modlarla kısa veya uzun sohbet ettim. gayet saygılı ve ilgililerdi. benim de üslubum böyle olduğundan, onlar da bana bu üslupla cevap verdiler.

kimseyi suçlamak niyetinde değilim. ama birilerini suçlayıcı tarzda yazmak ya da kırk yıllık ahbap gibi yazmak sizce doğru mudur? bu tarz davranışlarda ,onların da bir süre sonra aynı üslupla cevap vermesi normal değil midir?

burada sayın ‘juanamaryat’ için yazmadım; ne yaşadığını bilmiyorum. sadece genel olarak açılan modları kötüleyici başlıklar için yazıyorum.

daha önce de belirttim; sözlükte büyük bir problem yaşamadım. yaşasam da sanırım son aşama olarak onlara veya yöneticilere başvururum. sürekli şikayet etmek benim dünyamda yok. yaparsam eleştirimi nazik bir şekilde yapmaya çalışırım. ama baktım çözülmüyor ise benim düsturum şudur ki: ya bu deveyi güderim ya bu diyardan giderim.
devamını gör...

zühd sahibi olanlara verilen isim. kısacası; haramdan korkan, kaçan ve yaklaşmayan, bununla da kalmayıp helal olan şeylere de şüphe ile yaklaşan kişilerdir zahidler.

* peygamber efendimizin karpuz yemesiyle alakalı hiç bir rivayet olmadığından dolayı, karpuzun tadını bilmeyen ve ağzına koymayan zahidler vardır tarihte. hayret edilesidir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim