yazarların itiraf köşesi
geçmiş zaman elit sayılabilecek bir semtte gece yarısını geçmiş bir saatte araba ile hem ağır ağır yol alıyor hemde düşünüyorum.
bir sokağa girdim ama alakasız yani caddeden gidip çevre yoluna çıkıp bir kaç saat araba kullanıp eve geri dönüyorum o zamanlar iyice düşünebilmek için,neyse.
sokağa girmiş bulundum ilerliyorum yavaş yavaş kafamı sağa çevirdiğimde bir kapının dibine sığınmış bir kadın ve ona sokulmuş iki küçük çocuk.
hemen aracı durdurup aşağı inip yanlarına gittim ve hatırladığım kadarı ile şöyle bir konuşma geçti; ablacım hayr olsun kapıda mı kaldınız,çilingir polis ambulans ne lazım ne yapabilirim?
üzerinde ince bir gecelik vardı hemen ceketimi çıkarıp uzattım.
kadın tek kelime etmiyor boşluğa bakıyordu derken sağındaki cimcime konuştu “babam bizi yine attı,annemi de dövdü”
güç bela üşüdünüz vs diyerek arabaya aldım onları ve bir telefon açıp çocukluk arkadaşımdan açık olan ekmek fırınından bir kaç çuval almasını onların kapalı kasa doblo’sunu getirmesini isteyip adresi verdim.
bir iki sigara içimlik zamanda arkadaşım istediklerim ile gelmişti,kız çocuğundan daire kapısını öğrenip binaya girerken onları da araç ile uzaklaştırıp bi on dakika sonra gelmelerini istedim.
daire kapısına dayanıp kapıyı çaldım en sonunda açılınca 1.80 boylarında yakışıklı ve alkollü biri kapıyı küfr ederek açtı.
hiçbir şey söylemeden boğazına sertçe vurup kafasına çuvalı geçirip merdivenden aşağı sürüklemeye başladım.
nefes almakta zorlanıyordu ama ölmeyecekti en azından henüz değil...
uzakta büyük bir sebze meyve hali yeni kuruluyordu arabanın arkasındaki hırladıkça aklıma o kadın ve çocukların korkmuş hali ve küçük kızın söyledikleri geliyordu...
hal’in biraz uzağında sebze meyve kasalarından koca bir dağ yapılmıştı resmen oraya çekip arabayı arkadaşımı aradım kadını ve çocukları eve bırakmış aramamı bekliyordu,o da geliyordu.
arkadaş gelene kadar o dağları deviren büyük savaşçı koca soğuk havanında etkisi ile kendine gelmişti.
dedim ki; beni yere sererse arabanın anahtarını ver gitsin!
hemen abi oldum,beyefendi oldum,ben size ne yaptımlar oldum,alkollü idim ne yaptığımı bilmiyorum oldum,oldum da oldum ama gözlerim çok şey anlatıyordu o kadın ve çocuk döven büyük savaşçıya!
uzatmıyorum,üzerinde belki iki yüze yakın meyve kasası kırdım zerre acımadan daha sonra alıp hastaneye götürdüm ve sonunda evine bıraktım.
verdiği sözleri takip edeceğimi söyledim ve takip ettiğimi de yakinen gösterdim.
o cimcimenin bana sarılması herşeye değdi doğrusu.
o küçük cimcime şimdi kimya alanında yüksek lisans yapıyor o da benim bir yeğenim oldu.
korkmayın sizde bir şey yapıp bir hayatı değiştirebilirsiniz.
bir sokağa girdim ama alakasız yani caddeden gidip çevre yoluna çıkıp bir kaç saat araba kullanıp eve geri dönüyorum o zamanlar iyice düşünebilmek için,neyse.
sokağa girmiş bulundum ilerliyorum yavaş yavaş kafamı sağa çevirdiğimde bir kapının dibine sığınmış bir kadın ve ona sokulmuş iki küçük çocuk.
hemen aracı durdurup aşağı inip yanlarına gittim ve hatırladığım kadarı ile şöyle bir konuşma geçti; ablacım hayr olsun kapıda mı kaldınız,çilingir polis ambulans ne lazım ne yapabilirim?
üzerinde ince bir gecelik vardı hemen ceketimi çıkarıp uzattım.
kadın tek kelime etmiyor boşluğa bakıyordu derken sağındaki cimcime konuştu “babam bizi yine attı,annemi de dövdü”
güç bela üşüdünüz vs diyerek arabaya aldım onları ve bir telefon açıp çocukluk arkadaşımdan açık olan ekmek fırınından bir kaç çuval almasını onların kapalı kasa doblo’sunu getirmesini isteyip adresi verdim.
bir iki sigara içimlik zamanda arkadaşım istediklerim ile gelmişti,kız çocuğundan daire kapısını öğrenip binaya girerken onları da araç ile uzaklaştırıp bi on dakika sonra gelmelerini istedim.
daire kapısına dayanıp kapıyı çaldım en sonunda açılınca 1.80 boylarında yakışıklı ve alkollü biri kapıyı küfr ederek açtı.
hiçbir şey söylemeden boğazına sertçe vurup kafasına çuvalı geçirip merdivenden aşağı sürüklemeye başladım.
nefes almakta zorlanıyordu ama ölmeyecekti en azından henüz değil...
uzakta büyük bir sebze meyve hali yeni kuruluyordu arabanın arkasındaki hırladıkça aklıma o kadın ve çocukların korkmuş hali ve küçük kızın söyledikleri geliyordu...
hal’in biraz uzağında sebze meyve kasalarından koca bir dağ yapılmıştı resmen oraya çekip arabayı arkadaşımı aradım kadını ve çocukları eve bırakmış aramamı bekliyordu,o da geliyordu.
arkadaş gelene kadar o dağları deviren büyük savaşçı koca soğuk havanında etkisi ile kendine gelmişti.
dedim ki; beni yere sererse arabanın anahtarını ver gitsin!
hemen abi oldum,beyefendi oldum,ben size ne yaptımlar oldum,alkollü idim ne yaptığımı bilmiyorum oldum,oldum da oldum ama gözlerim çok şey anlatıyordu o kadın ve çocuk döven büyük savaşçıya!
uzatmıyorum,üzerinde belki iki yüze yakın meyve kasası kırdım zerre acımadan daha sonra alıp hastaneye götürdüm ve sonunda evine bıraktım.
verdiği sözleri takip edeceğimi söyledim ve takip ettiğimi de yakinen gösterdim.
o cimcimenin bana sarılması herşeye değdi doğrusu.
o küçük cimcime şimdi kimya alanında yüksek lisans yapıyor o da benim bir yeğenim oldu.
korkmayın sizde bir şey yapıp bir hayatı değiştirebilirsiniz.
devamını gör...
9 aralık 2020 elektrik faturalarına keyfi harcama yükü
elektrik faturasından, kullandığımız elektrik dışında kalan kalemler çıkarılsa demek ki ödeyeceğimiz fatura olmayacak
devamını gör...
ben senin krallığın ülkene yetiştim
benzetmelerine, betimlemelerine bayıldığım, başlığını açtığıma çok mutlu olduğum ilhan berk şiirdir.
ben senin krallığın ülkene yetiştim
kaldım gölge tanımayan güzelliğinle.
her sabah büyüten denizimizi böyle
gülüşlerindi o ülkede bilmez miyim.
sen o çıktığım sularsın, zencim benim
denize bakan evler gibiyim seninle.
dur, geliyorum ellerin ne güzel öyle
beni şey et gülüşlerini bekleyeyim.
sen gittiğin o ülkesin varılmıyorsun
vurmuş sonrasız nasıl en güzel sulara
güzelliğin balıkları gibi istanbul'un.
şimdi her yerde ne güzeldiniz o kalmış
yankımış denizlere öbür kadınlara
dünyada sizinle istanbul olmak varmış.
ben senin krallığın ülkene yetiştim
kaldım gölge tanımayan güzelliğinle.
her sabah büyüten denizimizi böyle
gülüşlerindi o ülkede bilmez miyim.
sen o çıktığım sularsın, zencim benim
denize bakan evler gibiyim seninle.
dur, geliyorum ellerin ne güzel öyle
beni şey et gülüşlerini bekleyeyim.
sen gittiğin o ülkesin varılmıyorsun
vurmuş sonrasız nasıl en güzel sulara
güzelliğin balıkları gibi istanbul'un.
şimdi her yerde ne güzeldiniz o kalmış
yankımış denizlere öbür kadınlara
dünyada sizinle istanbul olmak varmış.
devamını gör...
allah'ın büyük harf ile başlaması üzerine
amacım sözlük okumak, etkileşimde bulunmak, bilgiye ulaşmak.
sonuçta benim özgürlüğüme bir müdahale yok, a harfini büyük yapan adam kendi ana sayfasında böyle görüyor.
ben yine küçük harf ile yoluma devam ediyorum.
tanım : uzlaşmacı bir ortam için olması gereken.
sonuçta benim özgürlüğüme bir müdahale yok, a harfini büyük yapan adam kendi ana sayfasında böyle görüyor.
ben yine küçük harf ile yoluma devam ediyorum.
tanım : uzlaşmacı bir ortam için olması gereken.
devamını gör...
yarın öleceğini bilsen bugün ne yapardın sorunsalı
kesin olarak yarın ölecek olacağımı bilseydim, bugün ölebileceğim ama yarın öleceğimi bildiğim için beni öldüremeyecek ne varsa deneyimlerdim.
devamını gör...
papa'nın aylan bebeğin babası ile görüşmesi
papa francis, tarihi ırak seyahati sırasında minik bedeniyle göçmenlerin yaşadığı dramın sembolü haline gelen aylan bebeğin babası abdullah kurdi ile görüştü. görüşmede kurdi, papa'ya dünyayı yasa boğan aylan bebeğin ölümünü yansıtan bir tablo hediye etti. kurdi'nin papa'ya hediye sunması "celladına aşık olmak" şeklinde yorumlandı.
haberin devamı için
devamını gör...
burun estetiğinin aşırı yaygınlaşması
yakında yaptıranların çoğunun fabrikasyon usulü olup ayırt edilmesi imkansızlaşan simalara dönüşmesi.
devamını gör...
cumhuriyeti 1921 anayasası ruhuyla taçlandıracağız
bunlar ilk seçildikleri zaman da, msp gömleğini çıkarmışlardı, her insan değişir bizde üstümüzde ki gömleği çıkardık değiştik demişti.
çıkardığı gömlek milli görüş gömleği idi.
çıkardığı gömlek milli görüş gömleği idi.
devamını gör...
kadınların tartışmalarda mantıklı argümanlar sunmaması
bugün de genellendik çok şükür.
o alıntı olarak verilen yorumları sadece kadınlar yapmıyor, erkekler de yapıyor. ama ne hikmetse kadınların demesi batıyor.
adamın zaten dikilmiş psikolojisini iyice dikiyor.
şu cümle aslında türkiye'nin bu konudaki özeti niteliğinde. erkek sinirlenebilir, o sinirliyken kadın susacak, alttan alacak, yorum yapmayacak. susmazsa erkek daha çok sinirlenir ve sonra olacaklardan erkek değil kadın sorumludur.
bu başlığın ve ilk entrydeki yorumun alt fikri budur.
şu ülkede kadınların yaşadığı psikolojik şiddetin haddi hesabı yok. giyimi, saçı başı, makyajı, örtüsü, eteği, taytı, kahkahası, çalışması, anneliği ya da anne olmayışı, konuşması, saat kaçta dışarıda olup olmayacağı gibi gibi normal! insan durumları dahil erkeklerin ağzında sakızken bir de burada yazdığı yorumlar eleştiri konusu olmuş. yazık.
iş bu entry cinsiyetçilik yada aşağılayıcılık içermiyor olup gözlemlere dayalı tespit niteliğindedir.
sağ ol ya, yapmamış halin bu, bir de yapsan ne olurdu acaba?
küfür etmeyince aşağılamamış olduğunuzu düşünüyorsunuz ya, üzüldüm size. ben de küfür etmeden sadece yorum yapayım madem. kadınlar konusunda başarısızlıklarınızın sebebi sizsiniz. bu başarısızlıklar, sanal ortamda kadınlar hakkında bunları yazınca düzelmez. tavsiye; kendinizi geliştiriniz.
o alıntı olarak verilen yorumları sadece kadınlar yapmıyor, erkekler de yapıyor. ama ne hikmetse kadınların demesi batıyor.
adamın zaten dikilmiş psikolojisini iyice dikiyor.
şu cümle aslında türkiye'nin bu konudaki özeti niteliğinde. erkek sinirlenebilir, o sinirliyken kadın susacak, alttan alacak, yorum yapmayacak. susmazsa erkek daha çok sinirlenir ve sonra olacaklardan erkek değil kadın sorumludur.
bu başlığın ve ilk entrydeki yorumun alt fikri budur.
şu ülkede kadınların yaşadığı psikolojik şiddetin haddi hesabı yok. giyimi, saçı başı, makyajı, örtüsü, eteği, taytı, kahkahası, çalışması, anneliği ya da anne olmayışı, konuşması, saat kaçta dışarıda olup olmayacağı gibi gibi normal! insan durumları dahil erkeklerin ağzında sakızken bir de burada yazdığı yorumlar eleştiri konusu olmuş. yazık.
iş bu entry cinsiyetçilik yada aşağılayıcılık içermiyor olup gözlemlere dayalı tespit niteliğindedir.
sağ ol ya, yapmamış halin bu, bir de yapsan ne olurdu acaba?
küfür etmeyince aşağılamamış olduğunuzu düşünüyorsunuz ya, üzüldüm size. ben de küfür etmeden sadece yorum yapayım madem. kadınlar konusunda başarısızlıklarınızın sebebi sizsiniz. bu başarısızlıklar, sanal ortamda kadınlar hakkında bunları yazınca düzelmez. tavsiye; kendinizi geliştiriniz.
devamını gör...
ander kalsın
sahipsiz kalsın, eksik olsun anlamında karadeniz sözü.
mesela, ander kalsın sevdalık şekinde kullanılır.
mesela, ander kalsın sevdalık şekinde kullanılır.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın dostlar, yine bir cumartesi sabahı atomu parçalayacakmışçasına erkenden uyandım. bünyeme ve dünyaya ayıp olmasın diye faydalı bir şeyler okuyayım, düşüneyim diyorum da du bakalım hadi inşallah!
devamını gör...
tutmayan başlığın verdiği başarısızlık hissi
sözlük dışında bir hayatınız yoksa üzer, öyle bir etki bırakır. birileri sizi görsün istersiniz. ama buranın dışında bir hayatınız varsa meeeh deyip yeni başlık açarsınız bu kadar basit. akademik kariyer yapmıyoruz burda. misal benim tutan başlığım da var tutmayan da. ne yani gidip ağlayayım mı tutmadı diye?
devamını gör...
kümülonimbus
kümülüs bulutunun dikey yönlü hareketi neticesinde ortaya çıkan fırtına bulutu. üst kısmı düz olursa örs adını alır. genellikle kısa süreli sağanak yağışlara neden olur ve hızla dağılır.
devamını gör...
mutlu olma yolunda en büyük engel
belirsizlik ve gelecek kaygısı.
devamını gör...
sözlük yazarlarının kedilerinin isimleri
tombulumun adı lokum, aramıza 1 ay önce iştirak eden minnoşun adı ruhiye.
devamını gör...
filistin denilince akla gelenler
sözde ermeni soykırımını tanıyan kabile devleti.
devamını gör...
ne alacağını anlamadan markete gitmek
eğer kafamda alacağım şey belli değilse çikolata almak için girmişimdir.kasaya bir avuç dolusu çikolatayla giderim.
devamını gör...
mehmet pişkin
yılın belirli aralıklarında müteveffa şahsın intihar öncesi son sözlerini söylediği videosu youtube algoritması tarafından recommendation listeme düşüyor.
youtube neyin peşindesin? intiharla ilgili video da izlemiyorum anlamadım ki.
youtube neyin peşindesin? intiharla ilgili video da izlemiyorum anlamadım ki.
devamını gör...
geceye bir sanat eseri bırak
ernes ve anneke robinson çiftinin oğlu matthew doğumu sırasında oksijensiz kaldığı için görme engelli ve boynundan aşağısı felçli olarak doğdu. doktorlar çocuğun birkaç saat yaşayacağnı düşünürken matthew 10,5 yaşına kadar mücadele etti ve yaşadı.
1999'da hayata gözlerini yuman küçük matthew için babası aşağıdaki mezarı tasarladı.

mezartaşı matthew’i simgeliyordu; çocuk tekerlekli sandalyesinden kalkmış ve cennete doğru elini uzatıyordu. insanlara umut aşılayan bu mezar taşı bir sürü kişi tarafından ziyaret edildi.
1999'da hayata gözlerini yuman küçük matthew için babası aşağıdaki mezarı tasarladı.

mezartaşı matthew’i simgeliyordu; çocuk tekerlekli sandalyesinden kalkmış ve cennete doğru elini uzatıyordu. insanlara umut aşılayan bu mezar taşı bir sürü kişi tarafından ziyaret edildi.
devamını gör...
