birini işten attırmanın zevki
karma mı dersiniz, başka bir şey mi dersiniz bilemem ama 16 yıllık çalışma hayatında hep şuna şahit oldum:
kim kimi ekmeğinden ederse, o da bir süre sonra kendi ekmeğinden olur.
birini sebepsiz yere yerinden etmekten zevk almak da ne bileyim…
kim kimi ekmeğinden ederse, o da bir süre sonra kendi ekmeğinden olur.
birini sebepsiz yere yerinden etmekten zevk almak da ne bileyim…
devamını gör...
kötü espriler
köfte ile möfte arasındaki fark nedir?....................................biri kıymadan yapılır, diğeri mıymadan yapılır.
dandun beş yaşında arkadaşları ona çok komiksin diyor.
dandun beş yaşında arkadaşları ona çok komiksin diyor.
devamını gör...
introvert
türkçe'de içe dönük olarak da tasvir ettiğimiz, enerjisini yalnız kalarak yeniden toplayan ve fazla sosyal etkileşimlerde bu enerjiyi kaybeden kişilerdir. dışa dönük ve içe dönük beyinler arasındaki fizyolojik farklılıklara işaret eden pek çok heyecan verici araştırma bulunmaktadır.
içe dönük -introvert- ve dışa dönük -extrovert- terimleri insanların kişiliklerini ve sosyal etkileşimin enerji düzeyleri üzerindeki etkilerini tanımlamak için kullanılır. bazı insanlar bu etiketleri önemsiz olarak görürken, birçok kişi bunları dünyadaki yerlerini, kendi beyinlerinin nasıl çalıştığını ve başkalarıyla en iyi nasıl etkileşimde bulunduklarını anlamanın bir yolu olarak kullanıyor.
hiç kimse tamamen içe ya da dışa dönük değildir.
eminim burada da birçok kişi duruma ve hatta etrafındaki insanlara göre kendini daha dışadönük ya da içedönük hissediyordur.
içe dönük kişilerin özelliklerinden bahsetmek gerekirse, ilk önce yalnız kalmayı severler demeliyiz. ancak bu, insanları sevmedikleri anlamına gelmemektedir. gerçek şu ki, içe dönük biri, kendisinin ayırdığı zamana çok değer verir. içine kapanık bir kişi için yalnız başına zaman geçirmek, enerji deposunu yeniden doldurma şansı demektir.
yüzeyselden çok derinliği olan gerçek etkileşimleri tercih ederler. özgünlük, özellikle içe dönük kişiliğe sahip birçok kişi için her türlü ilişkinin temel unsurudur. sığ olduğunu düşündükleri insanlarla arkadaşlık kurmakta zorlanabilirler. içedönükler, enerji israfı gibi hissettiklerinden, genellikle mümkün olduğunca sığ etkileşimlerden kaçınırlar.
empatiye değer verirler, karşısındaki insanı anlamak isterler. tamamen sosyal çevreden kopuk olduklarını söylemek yanlış olur, sadece gerçekten zaman geçirmek istedikleri insanlarla sosyalleşmek isterler. zorunlu sosyalleşme gibi durumlar enerjilerini ever.
ve son olarak, aslında bir yerlere davet edilmek isterler. bazen insanlar, içedönük arkadaşlarına sosyal bir olaydan uzak durarak bir iyilik yaptıklarını düşünürler. bu, rahatlamadan daha çok incinmeye ve yanlış anlamaya yol açar. bir sosyal etkinliğe katılmak isteyip istemediklerine karar vermeyi kişiye bırakmakta fayda var. bir davete dahil olmak zorunluluk ("davet edildim, bu yüzden gitmem gerekiyor") değil, bir fırsat ("bu yapmak istediğim ve enerjiye sahip olduğum bir şey mi?") ve bir onaylamadır ("insanlar beni etrafta istiyorum! ”). kimse dışlanmış hissetmek istemez.
kaynak
devamını gör...
temiz beyin
taraf olunan herhangi bir görüşten sıyrılıp fanatizm ve önyargılardan uzak, olayları nesnel bir biçimde ele alıp yorumlayabilen beyindir. ona sahip olan kutludur.
devamını gör...
gop çocuğu
güney doğu anadolu projesine destek veren çocuklar da olabilirler.
devamını gör...
bir kadının kendine yapabileceği en iyi şey
bağımsız olmak
devamını gör...
bora'nın kitabı
(bkz: ayşe kulin)
gizli anların yolcusundan sonra serinin ikinci kitabı olarak yayınlanan bora’nın kitabı tek kelimeyle sarsıcıdır.
bora kendi ağzından anlatır ruhsal ve bedensel mücadelesini, dışlanmanın korkusunu, geçmişinden kurtulamayışını, vicdanını ve yasak aşkını… kim bilir ne kadar zordur insanın adı dahil tüm geçmişini silmesi… zaten şöyle diyor bora da kitabın bir yerinde; "yoruldum! önce gerçeğimi kendime kabul ettirirken yoruldum! sonra gizlerken… daha sonra yüzleşirken… kendim olmaya hakkım olduğunu anladığımda… kendimle barışırken… gerçeğimi başkalarına kabul ettirmeye çalışırken… benim gibi binlerce, on binlerce insanın var olduğunu öğrenirken… yoruldum!”
bora yemek yapmayı sevdiği için ve ev işlerinde her zaman annesine yardım ettiği için, toplumun alıştığı erkek modeline uymuyordu babasının gözünde. bu yüzden de hiç onun sevgisini hissetmedi arkasında. belki de başına gelenlerde en büyük pay bu eksiklikti kim bilir…
doğduğu yerde ve kültürde kadının değersizliği de kitapta can acıtan detaylardan bir diğeridir. yıllar sonra kan kardeşi recep’e anlatırken eski bedri yeni bora’yı aslında kendiyle yüzleşir. çocukluğunun travmaları peşini hiç bırakmaz.
bu kitap görmezden gelinemeyecek birçok konuyu ele almış aslında. sadece iki erkeğin yaşadığı (yasak) aşk gibi görünse de konusu birçok kanayan yara ve okudukça daha da içinizi acıtacak birçok ayrıntıyı barındırıyor.
yorumu kitaptan birkaç alıntıyla bitirelim.
alıntılar:
• "senden güçlü bir şey var. adı kader!"
• "hayatın gerçekleri hayallerimizle örtüşemiyordu bir türlü!"
• "sahnenin ortasına zorla itilmiş, rolünü bir türlü beceremeyen oyuncular gibiydik."
• "gün gelir, genç kadınlar ya ölü bulunur ya da intihar ederlerdi. önce derin bir sessizlik olurdu. kimse bir şey söylemez, sormaz, sanki bilmek istemezdi ölüm nedenini. sonra zaman içinde bir fısıldaşma başlardı. kadınlar çeşme başlarında, evlerinin önünde, imecelerde kulaktan kulağa fısıl fısıl anlatır, sesler giderek yükselir, anaların eteğinde oynayan çocukların da kulağına gelir, ağızdan ağıza, kadından kadına, çocuktan çocuğa, kulaktan kulağa yayılır, kahvelere iner, tarlalara düşer, bir mırıltı gibi başlar, çığlık halini alırdı. an gelir herkes bilirdi. işte o herkesin bildiği an, ibret zamanıydı! gözdağı zamanıydı! kızlara, kadınlara erkeklerin “sözümüzden çıkarsanız işte böyle olursunuz. gebermekle kalmaz, dile de düşersiniz, ölünüz bile hayretmez,” deme zamanı!"
• sırdaş olmak kadar önemliydi birlikte suskun ya da birlikte durgun olabilmek. bizim gibi derdi bol, yükü ağır çocukların düşünceye daldığında, birinin ötekine, sürekli neyin var, canın neye sıkılıyor, bir şeye mi gücendin diye sormaması! birbirini sürekli eğlendirmeye, hoş eylemeye çalışmaması!"
• "erkeklik esastı coğrafyamızda! birbirimize erkek sözü verirdik! erkeklere yakışan oyunlar oynardık! erkekliğin bu denli vurgulandığı ortamda, erkek gibi davranmak için elimden geleni yapardım."
• "insanlardan kaçsam hasretlerim, günahlarımdan kaçsam vicdanım beni bir köşede yakalayıveriyor. o halde, ya bir kuş gibi uçmak açık maviye doğru ya da bir balık gibi süzülmek lacivertin kalbine…"
gizli anların yolcusundan sonra serinin ikinci kitabı olarak yayınlanan bora’nın kitabı tek kelimeyle sarsıcıdır.
bora kendi ağzından anlatır ruhsal ve bedensel mücadelesini, dışlanmanın korkusunu, geçmişinden kurtulamayışını, vicdanını ve yasak aşkını… kim bilir ne kadar zordur insanın adı dahil tüm geçmişini silmesi… zaten şöyle diyor bora da kitabın bir yerinde; "yoruldum! önce gerçeğimi kendime kabul ettirirken yoruldum! sonra gizlerken… daha sonra yüzleşirken… kendim olmaya hakkım olduğunu anladığımda… kendimle barışırken… gerçeğimi başkalarına kabul ettirmeye çalışırken… benim gibi binlerce, on binlerce insanın var olduğunu öğrenirken… yoruldum!”
bora yemek yapmayı sevdiği için ve ev işlerinde her zaman annesine yardım ettiği için, toplumun alıştığı erkek modeline uymuyordu babasının gözünde. bu yüzden de hiç onun sevgisini hissetmedi arkasında. belki de başına gelenlerde en büyük pay bu eksiklikti kim bilir…
doğduğu yerde ve kültürde kadının değersizliği de kitapta can acıtan detaylardan bir diğeridir. yıllar sonra kan kardeşi recep’e anlatırken eski bedri yeni bora’yı aslında kendiyle yüzleşir. çocukluğunun travmaları peşini hiç bırakmaz.
bu kitap görmezden gelinemeyecek birçok konuyu ele almış aslında. sadece iki erkeğin yaşadığı (yasak) aşk gibi görünse de konusu birçok kanayan yara ve okudukça daha da içinizi acıtacak birçok ayrıntıyı barındırıyor.
yorumu kitaptan birkaç alıntıyla bitirelim.
alıntılar:
• "senden güçlü bir şey var. adı kader!"
• "hayatın gerçekleri hayallerimizle örtüşemiyordu bir türlü!"
• "sahnenin ortasına zorla itilmiş, rolünü bir türlü beceremeyen oyuncular gibiydik."
• "gün gelir, genç kadınlar ya ölü bulunur ya da intihar ederlerdi. önce derin bir sessizlik olurdu. kimse bir şey söylemez, sormaz, sanki bilmek istemezdi ölüm nedenini. sonra zaman içinde bir fısıldaşma başlardı. kadınlar çeşme başlarında, evlerinin önünde, imecelerde kulaktan kulağa fısıl fısıl anlatır, sesler giderek yükselir, anaların eteğinde oynayan çocukların da kulağına gelir, ağızdan ağıza, kadından kadına, çocuktan çocuğa, kulaktan kulağa yayılır, kahvelere iner, tarlalara düşer, bir mırıltı gibi başlar, çığlık halini alırdı. an gelir herkes bilirdi. işte o herkesin bildiği an, ibret zamanıydı! gözdağı zamanıydı! kızlara, kadınlara erkeklerin “sözümüzden çıkarsanız işte böyle olursunuz. gebermekle kalmaz, dile de düşersiniz, ölünüz bile hayretmez,” deme zamanı!"
• sırdaş olmak kadar önemliydi birlikte suskun ya da birlikte durgun olabilmek. bizim gibi derdi bol, yükü ağır çocukların düşünceye daldığında, birinin ötekine, sürekli neyin var, canın neye sıkılıyor, bir şeye mi gücendin diye sormaması! birbirini sürekli eğlendirmeye, hoş eylemeye çalışmaması!"
• "erkeklik esastı coğrafyamızda! birbirimize erkek sözü verirdik! erkeklere yakışan oyunlar oynardık! erkekliğin bu denli vurgulandığı ortamda, erkek gibi davranmak için elimden geleni yapardım."
• "insanlardan kaçsam hasretlerim, günahlarımdan kaçsam vicdanım beni bir köşede yakalayıveriyor. o halde, ya bir kuş gibi uçmak açık maviye doğru ya da bir balık gibi süzülmek lacivertin kalbine…"
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...
100 milyon dolar atın desem atacak ülke çok
100 milyon doların uzay çalışmaları için çok da büyük bir para olmadığını bilmeyen insan beyanıdır. bazı ülkeler milyar dolarlar ayırıyor da yetmiyor.
devamını gör...
normal sözlük'e bir daha gelinse alınacak nickler
sugar daddy.
devamını gör...
iyi insanlar nerededir ve onları nasıl buluruz sorunsalı
iyi insanların çoğu kötü insanlarla ve muhtemelen iyi oldukları için kendilerine sövüyorlar. peki bulabilir miyiz iyi insanı? bulamayız çünkü herkes kalbinin ekmeğini yemiyor. ben dünya iyisi olayım(ki öyleyim)*ama yine de karşıma iyi biri çıkacağını sanmıyorum. iyiler kötülerledir demiş miydim?
editasyon: "o iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler."
editasyon: "o iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler."
devamını gör...
unutulmayan reklam filmleri
devamını gör...
altı çizilesi kitap satırları
"eğer ne istediğini bilmezsen" diyor kapıcı, "bir bakarsın istemediğin bir sürü şeyin olmuş."
hiçbir zaman tamamlanmış olmayayım, ne olur.
hiçbir zaman halimden memnun olmayayım.
hiçbir zaman kusursuz olmayayım.
kurtar beni, tyler, kusursuz ve tamamlanmış olmaktan kurtar.
chuck palahniuk (dövüş kulübü), s.47
hiçbir zaman tamamlanmış olmayayım, ne olur.
hiçbir zaman halimden memnun olmayayım.
hiçbir zaman kusursuz olmayayım.
kurtar beni, tyler, kusursuz ve tamamlanmış olmaktan kurtar.
chuck palahniuk (dövüş kulübü), s.47
devamını gör...
sevdiceğinin tabutu üzerinde twerk yaparak veda eden kız
rahmetlinin,son dileğini yerine getirmiş, harbi kadınmış.
mezarında şimdi rahat uyur , rahmetli.
mezarında şimdi rahat uyur , rahmetli.
devamını gör...
kafa sözlük övgü kuşağı
insanlara birbiriyle olan arkadaşlığını paylaşması veya mizah yapması yanlış olmamalı. ne güzel işte buluşmuşlar, yemiş, içmişler. bundan güzel ne olabilir ki ?
en güzel şeydir, yeni insanlarla tanışmak, bir şeyler paylaşmak.
bu değerlerimizi kaybetmememiz lazım. ben gıbta ediyorum.
ben yalnızım diye herkes aynı kaderi yaşamak zorunda değil.
kızmayalım böyle paylaşımlara.*
en güzel şeydir, yeni insanlarla tanışmak, bir şeyler paylaşmak.
bu değerlerimizi kaybetmememiz lazım. ben gıbta ediyorum.
ben yalnızım diye herkes aynı kaderi yaşamak zorunda değil.
kızmayalım böyle paylaşımlara.*
devamını gör...
tartışmaktan zevk almak
amaçsız olmayan, sırf kendini ispat etmek için konuşmayan insanlarla karşılıklı iletişim halindeyken duyulan zevktir.
devamını gör...
cinselliğin kötü bir şey olması
birçok ilişkinin katili olması nedeniyle bir bakıma doğru önerme.
yaparken aldığınız keyiften falan bahsetmiyorum. son zamanların toplu deliliği haline dönüşmesinden bahsediyorum. bazen "aman daha ilk günden benimle yatağa girdi bu da" gerekçesiyle, "bazen bunca zaman oldu, hâlâ sevişmedik." gerekçesiyle bitirilen ilişkilere ek olarak, bir ilişkiden tek istediği bu olan kişilerin, etraflarında kendilerini gerçekten sevecek ve kendilerine gerçekten değer verecek kişileri tanımak zahmetinde bile bulunmadan, sadece bu işi kolayca yapabildikleri tiplerin peşinde koşması nedeniyle hiç başlayamadan biten, gerçekten büyük olabilecek sevgiler var.
ve o son hiç değişmez; belirli bir yaş eşiği aşılır. artık yapayalnız kalınmıştır. sevişilenlerin hiçbiri kalmamıştır hayatınızda ve düşünürsünüz "neden yalnızım, neden yarımım?.." diye. nedenini, daha önce her bedende umarsızca bıraktığınız birer parçanızda arayın. oysa o parçaları bir bütün halinde sevecek insanların yüzüne "ciddi ilişki istiyor. boş yatırım" diye düşünerek bakmamıştınız bile zamanında. geçmiş olsun!
yaparken aldığınız keyiften falan bahsetmiyorum. son zamanların toplu deliliği haline dönüşmesinden bahsediyorum. bazen "aman daha ilk günden benimle yatağa girdi bu da" gerekçesiyle, "bazen bunca zaman oldu, hâlâ sevişmedik." gerekçesiyle bitirilen ilişkilere ek olarak, bir ilişkiden tek istediği bu olan kişilerin, etraflarında kendilerini gerçekten sevecek ve kendilerine gerçekten değer verecek kişileri tanımak zahmetinde bile bulunmadan, sadece bu işi kolayca yapabildikleri tiplerin peşinde koşması nedeniyle hiç başlayamadan biten, gerçekten büyük olabilecek sevgiler var.
ve o son hiç değişmez; belirli bir yaş eşiği aşılır. artık yapayalnız kalınmıştır. sevişilenlerin hiçbiri kalmamıştır hayatınızda ve düşünürsünüz "neden yalnızım, neden yarımım?.." diye. nedenini, daha önce her bedende umarsızca bıraktığınız birer parçanızda arayın. oysa o parçaları bir bütün halinde sevecek insanların yüzüne "ciddi ilişki istiyor. boş yatırım" diye düşünerek bakmamıştınız bile zamanında. geçmiş olsun!
devamını gör...
türkiye bir mühendis kaybetti ama amerika bir bakıcı kazandı
hanımefendi için çok sevindim yalnız bir noktaya parmak basmam gerek, sınavda 200 puan alan tipler bile ''üniversite kazandım, bak mühendis oldum'' veya ''öğretmen oldum'' diye gezebiliyor. yapmayın.
çok sağlam bir mühendis olsan zaten orası seni mühendis olarak işe alırdı veya burda aç kalmazdın.
çok sağlam bir mühendis olsan zaten orası seni mühendis olarak işe alırdı veya burda aç kalmazdın.
devamını gör...
havari kayzer
sözlüğün gizli değerlerinden.
devamını gör...


