futbol spikerlerinin uzaktan atılan şutlar ya da goller için bolca kullandığı tabirdir.

benim için uzaktan atılan goller çok estetik goller değildir aslında. ben daha fantastik vuruşlarla atılan golleri ya da takım oyunu neticesinde atılan golleri beğenirim ama mesafe tanımaksızın atılan dört gol benim hafızamdan hiç silinmez.

bunlardan bir tanesi cevad prekazi’nin monacoya attığı ve türk futboluna ve gol ve gol ve gol işte gol işte gol repliğini kazandıran muhteşem golüdür. köln’de oynanan maçta prekazi kazanılan serbest vuruşta kırk metreden topu ip gibi göndererek nefis bir gol atmıştı monaco’ya 1989 yılında ve hala unutulmazlar arasındadır bu gol.
cevad prekazi
diğer gol takoz lakaplı sağ bek recep çetin tarafından milli takımda isviçre’ye atılan goldür. 1994 yılında atılan bu gole recep çetin de inanamamıştır eminim. orta sahaya yakın bir noktadan taç çizgisinin hemen yanından kullandığı serbest vuruş kalecinin üzerinde geçip ağlarla buluştuğunda bütün dünyada zaman durmuştu.
recep çetin
diğer bir gol ise bize yine bir futbol repliği kazandıran goldür. selçuk geliyor gol de geliyor sözünü aklımıza kazıyan gol 2015 yılında avrupa şampiyonasına katılmamızı sağlayan goldür. golsüz berabere giden maçın seksen dokuzuncu dakikasında kazanılan serbest vuruşta topun arkasına geçen selçuk inan herkesi sevinçten çıldırtan o golü atarak futbolu neden sevdiğimizi bize bir kez daha hatırlatmıştı.
selçuk inan
devamını gör...

profiline girip şipşak okunacak türden, pek tatlı yazan yazardır.* yazdığı konuları ayrı bir dille yorumluyor olması daha da anlamlı kılıyor tanımlarını. iyi sözlükler!
devamını gör...

".... ister çamurdan olsun" diye devam eden homeros eseri. bu dava uğruna çok mücadele vermiştir. saygıyla anıyorum.
devamını gör...

aldatılma hikayesi oldukça olay, sonu daha da olay olan fenomen türkçe öğretmeni...
devamını gör...

adalete ve hukuka olan güvensizlik.

polisin salmış olduğu korku.

yani yarın iş yerinde veya kamusal bir alanda tacize uğrasam, yahut trafik cezamı ödediğim halde ikinci kere ödemek zorunda kalsam derdimi hiç kimseye anlatamayacağımı bilmek bana kendimi çok aciz ve mutsuz hissettiriyor.

diğerlerinin hepsi bir yana bana göre bir ülkeyi en yaşanmaz kılan şeyler bunlar. eminim kimse yalnızlıktan parklarda kar manzarası ya da kilise, köprü fotoğrafları paylaşmak için göç etmiyordur avrupa'ya ya da abd'ye...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

lisanstan sonra uzunca bir süre iş bulamayanların ''bari boş durmayayım'' diyerek yaptıkları hede. zaten lisans mezunlarının iş bulamadığı bir memlekettik, şimdi tüm işsizlerin yüksek lisans mezunu olduğu ve yine iş bulamadığı tuhaf bir yer haline geldik. kolumuz kime çarpsa lisans üstü çıkıyor ama adam 6 yıldır işsiz.
devamını gör...

arkadaşlar ben bunlarla aynı dinden değilim. ineğe tapanların daha saygı bir yeri var gözümde.
ha bir de bunlar tasarruf olsun diye öğretmen maaşından kesecekler.
devamını gör...

ne işin var burda?
devamını gör...

çünkü eşşeğin çükünden dolayı.*
devamını gör...

merhaba artık burdan sovecegim.
devamını gör...

günaydın sözlük, bu sabah mal gibi uyandım. servisi de kaçırdım zaten. 15 dk yürüyüp normalde servisin geçme saatinden 6 dakika önce servisin beni aldığı yere gelmiştim oysaki. 10 dakika bekleyip gelmeyeceğini anlayınca eve geri yürüdüm. keşke hikayenin sonu bu olsaydı da eve gidip yatıp uyusaydım ama arabayla işe geldim. mutsuzum.
devamını gör...

dün, sen kimsin ki?... ile başlayan bir cümleyle muhattap oldum. yutamıyorum iki gündür. tahammül sınırım mı düştü artık bilmiyorum ama son zamanlarda bu kadar kırılmamıştım. kim olduğumu anlatmaya bile takatim kalmadı. belki de gerek kalmadı.
devamını gör...

küçük iskender ve zozi
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sanıyorum bir çiftçiydi konuşan. sesi titredi, ağlamaklı oldu ve tepeli de dayanamadı anladığım kadarıyla.

açıkçası böyle anlarda kontrolsüzlüğün insanı ele geçirmesi çok da yanlış gelmiyor bana. sonuçta robot değiliz hiçbirimiz ve ülkede her akşam böyle haberleri aylar ve hatta yıllarca sunmak zorunda kalan kimsede sinir diye bir şey kalmaz. müge anlı izleyenler de bilir mesela. kadın genelde "sana bir çarparım, bir de yer çarpar" modunda program sunuyor ama bazı bölümlerde artık kendini tutamayacak seviyeye gelip ağladığı oluyor.

bence gayet normal bir hareketti ve evet iyi bile dayandı bunca zaman. keşke daha fazlası yapılabilseydi. twitter yorumlarına bakarsanız, insanların bu kadarcık bir harekette bile içinin biraz soğuduğunu görürsünüz. birikmiş toplumsal öfke hiç de sağlıklı bir şey değil.

t: olacağı buydu dediğim hareket.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

zor kisilik testi falan degildir. "ne denli narsist, kişiliksiz bir insansiniz" bazinda cumleleri bulunduran bir testtir. testte oylamaya acik cumlelerden aklimda kalanlar;
-insanlari kucuk dusurdukten sonra, ustunlugumu kanitlamayi severim.
-yuksek takdir ve basariyi hak eden biriyim.
-baskalarini rencide etmek umrumda olmaz.
-sinirlerime dokunan kisileri kucuk dusurmeyi dusunurum bla bla bla...

bunlar ne tur ruh hastaliginin neticesinde olusturulmus cumleler bilmiyorum ama zor kisilik cikanlarin bir psikiyatrise gorunmesi tavsiye edilebilir sanki.
devamını gör...

gerçek bir adı olan oyuncak bebek: barbara millicent roberts.

üstelik bir doğum yeri ve günü de var: 9 mart 1959* - willows, wisconsin. bu arada, wisconsin'de willow richland county adlı bir yer var ama willows yok. burası kurgusal bir yer.

anlatacaklarım kulağa çılgınca gelebilir ama adamlar üşenmeyip kurgulamışlar.

willows kasabasının hemen hemen her şeyi düşünülmüş: belediye başkanı jenkins, belediye binası, bol miktarda söğüt ağacı, dondurma dükkânı, müze, saat kulesi miss melody'nin dans okulu... willowfest ve lake willows adlı 2 de festivali bulunan kasaba, willows'un kurucu babaları adlı bir grup insan tarafından fonlanıyor. kasabada bir de yer altı gölü var.

barbie hayatının tam da bilinmeyen bir evresinde malibu'ya taşınmış. büyükannesi ise hâlâ willows'ta yaşıyor. barbie'nin skipper, stacie ve chelsea adlı 3 de kız kardeşi var.

böyle de şirin bir kasaba willows:


***

barbie fikri 1945 yılında ruth handler adlı bir kadın tarafından, küçük kızının oynadığı oyunlardan esinlenilerek yaratıldı. bebeğin görüntüsü, lilli adlı başka bir bebek baz alınarak oluşturulmuş. lilli de bir alman çizgi filminden esinlenilerek yapılmış. lilli'nin tüm haklarını satın alan handler, kendi tasarladığı bir versiyon olan yeni bebeğe kızının ismi barbara'dan yola çıkarak barbie adını vermiş.

***

burada da bazı arkadaşların belirttiği gibi, barbie dış görünüşü nedeniyle oldukça tartışma yaratan bir oyuncak. eğer bebek gerçek olsaydı vücut ölçülerinin 91-45-96 olacağı tahmin ediliyor ve bu kız çocuklar tarafından örnek alınmak için son derece yanlış bir model. yine de fuarda sergilendiği günden bu yana dünya çapında 1 milyardan fazla sayıda barbie satışı yapılmış durumda.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı
devamını gör...

şarkı seni bilinmedik alemlerde gezdirir. benim de yıllardır dinlemekten çok keyif aldığım etkileyici bir şarkıdır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim