gökhan türkmen - yan sen.
devamını gör...

-yemek mi yapsan acaba?
-dışarı çıkıcam ben. gelecek misin?
-bu havada mı? içki içtin?
-eee? çıkıcam. hava almam lazım. gelecek misin?
-hayır. bence sen de çıkmamalısın. mutfağa girsen çok daha iyi.

o kadar uzun süre kendim için düşünmek zorunda kalmadım, beni benden iyi tanıyan biri benim yerime düşündü ki benimle ilgili şeyleri, umursamayıp kendi bildiğimi okuduğum zamanlarda bile -ki çoğu zaman böyle oldu bu- düştüğüm çukurlardan sağ salim çıkacağımı bilmenin güvenini yaşadım hiç farkında olmayarak. insan böyle şeyleri yitirdiğinde anlıyor. yitirip kendiyle ilgili kendisi düşünmek zorunda kaldığında ve o çukurlara, hep orada olan, düşüp durduğumuz çukurlara düştüğünde nasıl çıkacağını, çıkınca da bir daha ne zaman düşeceğini, çıkmaya mecali olup olmayacağını düşünürken… o gece girmedim mutfağa. dışarı çıktım. dondum soğuktan. içkiliydim, ağladım; açılmadım. ıslandım. zavallı gibi hissettim kendimi. daha çok içtim, daha çok ağladım ve daha çok açılmadım. çıktığımdan daha yüklü döndüm eve. ıslak saçlarım, üşümüş bedenim, incinmiş ruhumla. incittiğim.

“tek başına, böyle bir zamanda, bok gibi bir yere, bok gibi bir ruh haliyle, üstelik de otobüsle nereye gidiyorsun? mutfağa gir sen miko.”

otogarlar iğrenç yerler. pis yemek aşığı benim için bile, benim için çok özel bir yeri olan “tost”un yenmeyecek halde olduğu bir yer. bağıran, çağıran insanlar. her yerinden çomarlık akıyor. tayt giydim evet, ne bakıyosun yaprağım! silerim ebeni dünyadan. ah bir enerjim olsa.

yoruldum. yorgunum. düşünemiyorum.
devamını gör...

kökeni eski roma'ya dayanan, anadolu'nun birçok yerinde hala devam eden bir ritüeldir. bebeklerin pişik olmaması ve ileride terinin kokmaması için yapılıyor(!) bebeği dehidratasyona sokup ölümüne neden olabilecek tehlikeli bir uygulamadır.
devamını gör...

“geleceğim, bekle dedi, gitti..
ben beklemedim, o da gelmedi.
ölüm gibi bir şey oldu..
ama kimse ölmedi.”
devamını gör...

sevgili hocam selim temo, mem'i anlatırken şöyle söyler;

''mem ararat’ın müziği, insanın tarihe mahcup olmamak için kulak vermesi gereken hafızanın şiiridir. o müziğin içinde bir güvercinin kanat sesi yankılanır.''

bence de mem, günümüzde inadına iyi bir müzik yapma çabasının ismidir. seslenişi barıştır. ezgileri aşk ilahisidir. iyi ki var.
devamını gör...

"gün gelir devran döner"dir.
devamını gör...

reflü, apne, burun tıkanıklığı, üst solunum yolu rahatsızlığı yaşamayan, minnoş insandır. sağlık açısından da faydalıdır.
devamını gör...

değişik başlıktır.
bu aralar sözlüğe pek giremiyorum (kendi standartlarıma göre)
maç falan izliyorum kitap okuyorum sınavlar başlayacak.
ayrıca zenginiz diye gizli gezinme özelliğini alacak değiliz.
takipçi görmeyi de almadım.
ayrıca (bkz: ıvan mılınski kim ulan) açmayın şöyle saçma sapan başlıklar.
faydalı başlıklar açalım burası ciddi bir sözlük.
yan tarafta bilim tartışıyorlar oraya geçelim.
devamını gör...

sanırım yazar yer gök bitişikliğinden bahsederken gök olarak uzayı seçmiş ve uzayda bir gezegeniz, oturduğumuz yerden uzaya kadar dersek zaten uzayda olduğumuzu unutmuş oluruz gibi bir bakış getirmiş. ancak belli ki katı zemin ile atmosfer sınırından bahsediliyor burada. geçersiz bir argüman, veya 'gök'ten ne anladığınıza bakar.
devamını gör...

hayatımdan kendi çıkan ya da benim çıkardığım insanlara karşı ruh halim.
sanki hiç olmamışlar gibi.
devamını gör...

tam olarak şu:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yılların çilesi var.
devamını gör...

eskiden bu bendim. çevremdeki insanları kırmamak için hayır demez, diyemezdim. baktım ki bu durum onların umrunda değil, evet denmesiyle ilgileniyor ve kırmaktan ya da ezmekten çekinmiyorlar, bir yerde yanlış yaptığımı anladım.

bu yüzden hayır demeye başladığım günden beri daha mutluyum, daha huzurluyum. şimdi onlar düşünsün.
devamını gör...

allah'ımmmmm miko ve cenk'in arka bahçesi, bu nedir buuuu? büyülendim ben... mest oldum.. harikasınız*
devamını gör...

teyzem olan yazar. kapıdan bu şekilde girer eve.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

belki de hayatımın en güzel, en anlamlı ve en işe yaradığımı düşündüğüm zamanlarıydı. boş sandığımız gençliğin ne kadar cesur, ne kadar bilgili, ne kadar zeki olduğunu gördüğümüz zamanlardı. acılarımız da büyüktü, umutlarımız büyüktü orada hep beraber olduğumuz zaman. bostancı'da çalışıyordum. alışveriş yaptığım esnaf biliyordu gezi parkı'na her akşam gittiğimi ve her akşam bana poşetlerce kuru bakliyat, içecek, kahvaltılık verirlerdi. dayanışma, saygı vardı. evet ilk önce 3-5 ağaç içindi her şey. 3-5 ağaç için bu kadar cesur davranan insanları görenler de kendi sorunlarını dile getirmek için cesaretlendiler. her kesimden insan akın etmeye başladı. dindarı, ateisti, genci, yaşlısı. çok güzel günlerdi. birlik beraberliğin olduğu günlerdi. işin ilginç yanı dünyada böyle eylem yapan görülmemişti. biber gazıyla bizleri zehirleyen polise çiçek vermek, yiyeceğini paylaşmak. dans etmek, şarkı söylemek, kendileri başta olmak üzere, hükümetten gelen açıklamalara esprili yaklaşmak. kin yoktu içimizde. sadece huzurlu, mutlu, adaletli yaşamak istiyorduk.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

oturduğum yerden z kuşağı olduğum için uçurulmam istendi...z kuşağından bu kadar şikayetçi iseniz ülkeden çıkartabilirsiniz bi avrupa'ya doğru elden ele lütfen.
devamını gör...

bir sey anlatılmak, açıklanmak, sağlıklı iletişim kurulmak, etkileşimde bulunulmak istenen, belki de bir konuda tartışılan şahsın gerekli asgari zihinsel melekelerden yoksun bulundugunu üzüntüyle fark edip yıkılmak. yavaşça olay yerinden uzaklasmak. ahizeyi yerine bırakmak.
devamını gör...

sünnet düğünü.
devamını gör...

bir barbaros hayrettin şarkısıdır.

90’lar neydi? doksanlar travmaydı, doksanlar absürt hayatın doruk noktasıydı, doksanlar hala güzellemesi yapılan bir bataklıktı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
hikaye özetle şöyle aslında: barbaros hayrettin kobra isimli grubuyla yurtdışında metal ve rock tarzı şarkılar yapan bir müzisyen abimiz. kaliteli müzikler yaptığı iddia ediliyor. sonra kalkıp müziğini türkiye’ye de dinletmek için yurda dönüyor. ama plak şirketleri reddediyor kendisini. bu tutmaz diyorlar türkiye’de. o da geri dönüp ben sizin babanızım şarkısını yapıyor ve plakçıya dinletince adam kendinden geçiyor ve hemen kaset çıkartmaya kadar veriyor.

barbaros hayrettin de tek şarkı ile bu iş olmayacağı için başka saçma şarkılar da yazıyor. bunlardan biri de sevgilim sevgilim nasılsın?. albümün a yüzünün 3. şarkısı.

barbaros’a göre bunun amacı dalga geçmek, ders vermek, mesaj iletmek.

sonra da bu şarkılara birbirinden saçma klipler çekiyor. derdini anladık müzisyen abinin ama merakım odur ki yolu bu muydu tepki vermenin? bizim gençliğimizin, çocukluğumuzun hesabını kim verecek? almanya’da pink floyd çalıp türkiye’de burnun kapıya kısılsın demek nedir? insafınız kurusun.

yine de eğer dinlemek isterseniz:

sevgilim sevgilim nasılsın
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim