cumhurbaşkanı erdoğan'ın halktan helallik istemesi
haram olsun.
devamını gör...
sevilen kızın 40 numara ayakkabı giymesi
yeri gelince bizden çağdaşı yok, yeri gelince de kadın 40 numara ayakkabı giyiyor diye sorun çıkıyor. arkadaşlar yapmayın etmeyin. bakın bu seçilebilen bir şey değil. doğarken bize anket yaptırmıyorlar, böyle dal ta*ak geliyoruz dünyaya. ne kadar anlayışsız insanlarsınız siz yahu. kilosu senden benden biraz daha fazla diye, giydiği ayakkabının numarası bir numara fazla diye insanları yaftaladığınız şeye bak. ayağını koy şuraya da küçült hadi bakayım yapabiliyor musun? siz insanın ağzını bozdurur, suçlu duruma düşürürsünüz.
devamını gör...
sokak ortasında öpüşen sevgililer
buna ahlaksızlık diyenlerin türlü pisliği yaptığını görünce helal olsun diyorum bu manzaraya.
zira sevgiden korkacak kadar insafsız değilim!!
zira sevgiden korkacak kadar insafsız değilim!!
devamını gör...
evrim teorisinin çürümüş olması
vahabi öğretilerinin peşinden giden cahil söylemi.
devamını gör...
stapelia
stapelia (leş kaktüsü), anavatanı afrika ve asyadır. leopar desenli, yana doğru dikenli ama dikeni batmayan, kaktüs çeşididir. direk güneş ışığı almayan aydınlık ortamda olmalıdır.
%75 torf, %25 kumlu(kum, toprağın fazla suyunu alır) toprak kullanılmalıdır.
5.5 cm lik saksıda toprağın en altında taş, kum ve pomza olmalıdır.yayvan alçak saksı olmalı ve bitkinin büyüme durumuna göre saksı ve toprak değişimi 2 yılda bir yapılmalıdır. toprağın nem durumuna bakılıp ona göre sulama yapılmalıdır. fazla su da bitki çürür.
çiçekleri yıldız şeklindedir. yaz boyu çiçek açar. çiçeklerin kokusu kötü olduğundan sinekleri kendine çekerek döllenmesini sağlar. (yani sinek sever bir bitkidir) gösterişli ama kötü kokulu olduğundan kokunun yayılmayacağı bir yere konulmalıdır.
buradan
%75 torf, %25 kumlu(kum, toprağın fazla suyunu alır) toprak kullanılmalıdır.
5.5 cm lik saksıda toprağın en altında taş, kum ve pomza olmalıdır.yayvan alçak saksı olmalı ve bitkinin büyüme durumuna göre saksı ve toprak değişimi 2 yılda bir yapılmalıdır. toprağın nem durumuna bakılıp ona göre sulama yapılmalıdır. fazla su da bitki çürür.
çiçekleri yıldız şeklindedir. yaz boyu çiçek açar. çiçeklerin kokusu kötü olduğundan sinekleri kendine çekerek döllenmesini sağlar. (yani sinek sever bir bitkidir) gösterişli ama kötü kokulu olduğundan kokunun yayılmayacağı bir yere konulmalıdır.
buradan
devamını gör...
uyuyan kedinin üstünü örtmek
ben de yapıyorum bunu. uyuyanın üstüne kar yağar der annem. ama bizimki sevmiyor.
devamını gör...
hapse girmek için yapılması gerekenler
malum partiyi sokakta gördüğünüz ilk kameraya karşı eleştirin. sonra evinize gidip kapınızın polis tarafından çalınmasını beleyebilirsiniz.
devamını gör...
yazarların olmak isteyeceği dizi karakteri
(bkz: kuzey tekinoğlu)
devamını gör...
şimdi sevişme vakti
bir (bkz: sait faik abasıyanık) şiiri.
çıplak heykeller yapmalıyım.
çırılçıplak heykeller
nefis rüyalarınız için
ey önünden geçen ak sakallı
kasketli,
yırtık mintanından adaleleri
gözüken
dilenci
sana önce
şiirlerin tadını
aşkların tadını
kitaplardan tattırmalıyım
resimlerden duyurmalıyım,
resimlerden...
şu oğlan çocuğuna bak
fırça sallıyor
kokmuş manifaturacının ayağına
dörtyüzbin tekliğinden
on kuruş verecek.
seni satmam çocuğum
dörtyüzbin tekliğe.
ne güzel kaşların var
ne güzel bileklerin
hele ne ellerin var, ne ellerin
söylemeliyim
yok
yok... meydanlarda
bağırmalıyım,
bu küçük
güllerin buram buram tüttüğü
anadolu şehri kahvesinde
kiraz mevsiminin
sevişme vakti olduğunu.
resimler seyrettirmeli, şiirler
okutturmalıyım.
baygınlık getiren şiirler.
kiraz mevsimi, kiraz
küfelerle dolu pazar.
zambaklar geçiriyor bir kadın.
bir kadın bir bakraç yoğurt
götürüyor
sallıyor boyacı çocuğu fırçasını
belediye kahvesinde hakla o eski,
o yalancı
o biçimsiz bizans şarkısı.
sana nasıl bulsam, nasıl bilsem
nasıl etsem, nasıl yapsam da
meydanlarda bağırsam
sokak başlarında sazımı çalsam
anlatsam şu kiraz mevsiminin
para kazanmak mevsimi değil
sevişme vakti olduğunu...
bir kere duyursam hele
güzelliğini, tadını,
sonra oturup hüngür hüngür
ağlasam
boş geçirdiğim bağırmadığım
sustuğum günlere
mezarımda bu güzel, uzun kaşlı
boyacı çocuğunun
oğlu bir şiir okusa
karacaoğlan'dan
orhan veli'den
yunus'tan, yunus'tan...
çıplak heykeller yapmalıyım.
çırılçıplak heykeller
nefis rüyalarınız için
ey önünden geçen ak sakallı
kasketli,
yırtık mintanından adaleleri
gözüken
dilenci
sana önce
şiirlerin tadını
aşkların tadını
kitaplardan tattırmalıyım
resimlerden duyurmalıyım,
resimlerden...
şu oğlan çocuğuna bak
fırça sallıyor
kokmuş manifaturacının ayağına
dörtyüzbin tekliğinden
on kuruş verecek.
seni satmam çocuğum
dörtyüzbin tekliğe.
ne güzel kaşların var
ne güzel bileklerin
hele ne ellerin var, ne ellerin
söylemeliyim
yok
yok... meydanlarda
bağırmalıyım,
bu küçük
güllerin buram buram tüttüğü
anadolu şehri kahvesinde
kiraz mevsiminin
sevişme vakti olduğunu.
resimler seyrettirmeli, şiirler
okutturmalıyım.
baygınlık getiren şiirler.
kiraz mevsimi, kiraz
küfelerle dolu pazar.
zambaklar geçiriyor bir kadın.
bir kadın bir bakraç yoğurt
götürüyor
sallıyor boyacı çocuğu fırçasını
belediye kahvesinde hakla o eski,
o yalancı
o biçimsiz bizans şarkısı.
sana nasıl bulsam, nasıl bilsem
nasıl etsem, nasıl yapsam da
meydanlarda bağırsam
sokak başlarında sazımı çalsam
anlatsam şu kiraz mevsiminin
para kazanmak mevsimi değil
sevişme vakti olduğunu...
bir kere duyursam hele
güzelliğini, tadını,
sonra oturup hüngür hüngür
ağlasam
boş geçirdiğim bağırmadığım
sustuğum günlere
mezarımda bu güzel, uzun kaşlı
boyacı çocuğunun
oğlu bir şiir okusa
karacaoğlan'dan
orhan veli'den
yunus'tan, yunus'tan...
devamını gör...
ne dinlesem
bir büyük boşluğa düşme akabinde gerçekleşen sorunsaldır. genellikle sesli kitapla son bulur .
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
korkmuştum sizi okumaya
cesaret edememiştim
dedim ki durun
daha değil
sonra yine korktum
dedim ki
biraz daha
şimdi her satırda
her imgede
senden bir parça
seni yaşatmaya
seni yazmaya
bir sebep
kitaplar
bahane değiller mi hem
şarkılar gibi
bana bakan bal rengi
bir çift göz gibi
hatırlamaya...
cesaret edememiştim
dedim ki durun
daha değil
sonra yine korktum
dedim ki
biraz daha
şimdi her satırda
her imgede
senden bir parça
seni yaşatmaya
seni yazmaya
bir sebep
kitaplar
bahane değiller mi hem
şarkılar gibi
bana bakan bal rengi
bir çift göz gibi
hatırlamaya...
devamını gör...
mesajı kelime kelime gönderen arkadaş
buyrun benim. herkes saydırmış ama o kadar da kötü değil aksine eğlenceli bence.* kendimi öyle daha rahat ve kolay ifade edebildiğimi düşünüyorum.*
devamını gör...
saçma şarkı sözleri
serdar ortaç'ın şarkılarıdır.
aşk bu kızılötesi
yaralı müzesi
hareket edemem..
aşk bu kızılötesi
yaralı müzesi
hareket edemem..
devamını gör...
beyaz renginin yakıştığı şeyler
bronzlaşmış buğday tenli, koyu kumral yada esmer insanlara çok yakışıyor, özellikle beyaz gömlek olursa
devamını gör...
toplu taşıma araçlarında gıcık olunan tipler
telefonuna bakmaya çalışan tipler. tanımadığın insanın telefonunda neyi merak ediyorsun?
devamını gör...
sevgili tuvaletteyken ışığı kapatmak
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
''zenciler prensesi olacağım.
hayat işte asıl o zaman başlayacak”
pippi uzunçorap
çiçekli şiirler yazmama kızıyorsunuz bayım
bilmiyorsunuz. darmadağın gövdemi
çiçekli perdelerin arkasında saklıyorum.
karanlıkta oturuyorum. ışıkları yakmıyorum.
çalar saat zembereği boşalana kadar çalıyor
acı veren bir sevişmeyi hatırlıyorum.
bir bıçağın gereksiz yere parlaması bu.
yıllardır kendini bulutlarda saklayan illegal bir yağmurum.
bir yağsam pahalıya malolacağım.
ben bir bodrum kat kızıyım bayım
yalnızlıktan başka imparator tanımaz bodrumum
bir süredir plastik vazolar gibi hiç kırılmıyorum
fakat korkuyorum. birazdan da
kırk üç numara ayakkabılarınızla
bahçede oynayan çocukların üstüne basacaksınız
bu iyi olmaz bayım!
“gün akşam oldu” diyorum
ekmek kırıntıları atıyorum kuşlara
cam kırıkları yiyorlar
rüyamda; bir kâse dolusu suyun içinde
rengârenk yap-boz parçacıkları
anlatmak istiyorum, dinlemiyorsunuz.
hayır, sanırım sabahı bekleyemem
bilmiyorum.
insanlar rüyalarını acilen anlatmalı.
on dört yaşındaydı ruhum bayım
bir mermer masanın soğukluğunda yaşlandı.
protez bacaklar taktılar ruhuma ince ve beyaz
gıcırdaya gıcırdaya dolaştım şehri
protez bacaklarıma bile ıslık çaldılar
o ara içimde çiçeklerden oluşmuş
bir silahsız kuvvet ablukaya alındı
sinemalarda da “organzm gıcırtıları” oynuyordu.
kaçmaya çalıştım. olmadı.
bu nedenle, çiçekli şiirler yazmayı
ruhum açısından faydalı buluyorum bayım.
neyse işte
ben her filmi hatırlarım
sinemaların hiç bitmeyen gecesine sığındığım çok oldu.
“sofi’nin tercihini” seyrederken çok ağlamıştım.
öpüşen guramilerle ilgili bir film yapsalar
onu da mutlaka hatırlardım.
insan içinde çevrilen bir çıkrığın sesini unutur mu?
hem sonra ben hatırlamaya alışkınım
bir “eşya toplayıcısıyım” bayım.
büyük gemiler de yok artık bayım
büyük yelkenler de
büyük kâğıtlar yakmak istiyor şimdi canım.
işte az önce bir karabatak daldı suya
bir süredir kayıp
dünyayı yutmuş olarak çıksa da ortaya
ölüm çok iri bir sözcük değil bayım.
kasımpatları kadar acı kokuyorum biliyorum.
ama siz sobada sucuklu yumurta pişirip yiyen
yoksul bir aşkın güzelliğini bilir misiniz?
bir gül, bir güle derdi ki görse
yalan söylüyorum
güller bu sıra hiç konuşmuyor bayım.
hayat işte asıl o zaman başlayacak”
pippi uzunçorap
çiçekli şiirler yazmama kızıyorsunuz bayım
bilmiyorsunuz. darmadağın gövdemi
çiçekli perdelerin arkasında saklıyorum.
karanlıkta oturuyorum. ışıkları yakmıyorum.
çalar saat zembereği boşalana kadar çalıyor
acı veren bir sevişmeyi hatırlıyorum.
bir bıçağın gereksiz yere parlaması bu.
yıllardır kendini bulutlarda saklayan illegal bir yağmurum.
bir yağsam pahalıya malolacağım.
ben bir bodrum kat kızıyım bayım
yalnızlıktan başka imparator tanımaz bodrumum
bir süredir plastik vazolar gibi hiç kırılmıyorum
fakat korkuyorum. birazdan da
kırk üç numara ayakkabılarınızla
bahçede oynayan çocukların üstüne basacaksınız
bu iyi olmaz bayım!
“gün akşam oldu” diyorum
ekmek kırıntıları atıyorum kuşlara
cam kırıkları yiyorlar
rüyamda; bir kâse dolusu suyun içinde
rengârenk yap-boz parçacıkları
anlatmak istiyorum, dinlemiyorsunuz.
hayır, sanırım sabahı bekleyemem
bilmiyorum.
insanlar rüyalarını acilen anlatmalı.
on dört yaşındaydı ruhum bayım
bir mermer masanın soğukluğunda yaşlandı.
protez bacaklar taktılar ruhuma ince ve beyaz
gıcırdaya gıcırdaya dolaştım şehri
protez bacaklarıma bile ıslık çaldılar
o ara içimde çiçeklerden oluşmuş
bir silahsız kuvvet ablukaya alındı
sinemalarda da “organzm gıcırtıları” oynuyordu.
kaçmaya çalıştım. olmadı.
bu nedenle, çiçekli şiirler yazmayı
ruhum açısından faydalı buluyorum bayım.
neyse işte
ben her filmi hatırlarım
sinemaların hiç bitmeyen gecesine sığındığım çok oldu.
“sofi’nin tercihini” seyrederken çok ağlamıştım.
öpüşen guramilerle ilgili bir film yapsalar
onu da mutlaka hatırlardım.
insan içinde çevrilen bir çıkrığın sesini unutur mu?
hem sonra ben hatırlamaya alışkınım
bir “eşya toplayıcısıyım” bayım.
büyük gemiler de yok artık bayım
büyük yelkenler de
büyük kâğıtlar yakmak istiyor şimdi canım.
işte az önce bir karabatak daldı suya
bir süredir kayıp
dünyayı yutmuş olarak çıksa da ortaya
ölüm çok iri bir sözcük değil bayım.
kasımpatları kadar acı kokuyorum biliyorum.
ama siz sobada sucuklu yumurta pişirip yiyen
yoksul bir aşkın güzelliğini bilir misiniz?
bir gül, bir güle derdi ki görse
yalan söylüyorum
güller bu sıra hiç konuşmuyor bayım.
devamını gör...
yks 2021
bugün 185 liralık kitap siparişi verdim. 7 tane deneme kitabına 185 lira ödedim. ayrıca sevgili apotemi gözünü seveyim şu ayt matematik denemelerini bi çıkar artık.
devamını gör...
1 kelimelik hikayeler
doğdu.
devamını gör...
