kafamın içinde oturmuş kaybetmek üzere olduğum bir satranç maçının bitmesini bekliyorum yalnızca. bir gün şah mat sesini duyacağım ve nerede ne yapıyor olursam olayım kalkıp başlamasına izin verdiğim şeyi bitireceğim. cioran'ın dediği gibi, çıkacak kan beni ürkütmemeli.
devamını gör...

milattan önce 4'üncü yüzyılda yaşamış olan yunan filozofu. tanınmış ilk zooloji bilginidir. kendisine zoolojinin babası da denmiştir. hayvanları ilmi bir sınıflandırmaya tabi tutan ilk bilim adamıdır.
devamını gör...

çok tembelim. liseden önce tam tersiydi ama lisede ve üniversitede baya mahvoldum. üniversiteyi hiç bitirememekten korkuyorum hiç bitmeyecek gibi geliyor zaten. kendim tembelim ama tembellikten hiç hoşlanmam. çalışkan insanlara o kadar çok özeniyorum ki...
devamını gör...

haftada bir gazetelerdeki güzin abla köşesi gibi bir program yapılsa nasıl olur ki bilemedim.insan ordakileri okuyunca içinden saçma saçma cevap veresi geliyor,eğlenceli bir güzin abla neden olmasın.
devamını gör...

güzel entry yazdığım zaman kendimi omzumdan öpüyorum. fiziksel like.
devamını gör...

(bkz: amme hizmeti)
ağzındaki kanı silip işte şimdi kızan dövüşçü*
canım sözlükdaşlarım, canım yoldaşlarım, canım dünyalı dostlarım, canım canım canımshshahajmjsja...
çok severek kullandığım nickim adına yazasım geldi birden başlık altını görünce. nickim 123abc olsa nickaltım nasıl olurdu merak etmiyor değilim. kendimi görünmez hissettiğimi de saklamayacağım. sadece bir nickim varmış da ondan gayrisi yokmuş gibi. azıcık bu duruma içerlemiyor değilim ama bu benim özleştirim olarak içimdedir. sizlik bir şey yok tabi.
okunsun diye, büyük konuştuğum mahlas değiştirme operasyonu bile geçirip, türkçe karakter eklemesi yaptım. ama bundan fazlası beni aşar. aralara boşluk koymam, esinti olur, üşürüm. tamamen değiştirmemse mümkün değildir diyip, bir büyük konuşmayı daha kayda geçeyim bu vesileyle.
kendi nickaltıma yazmaktan bunca zaman imtina etmeme rağmen, nedense an itibariyle bir tutamadım ya kendimi. onca yazmak istediğim güzel cümleler varken, kendimi durdurup durdurup bunca boş yapmak da bugüne nasipmiş.*
nickimi okuyup, okuyamamanızın çok bir önemi yok aslında. nicki boş verin, yazdıklarımı okuyun. belki seversiniz. ayrıca okunuyor yahu abartmayındhsjms.
devamını gör...

olmazsa olmazım.şiddetli baş ağrılarımın tek çaresi.
devamını gör...

bu başlık beni sinirlendiriyor. len ne ezik insanlarsınız. onlarca sosyal medya uygulaması var hiçbirinde profil fotoğrafının koyulma amacını bu kadar sorgulanmıyor, birini bulmak için diye de yafta yapıştırılmıyor. ama konu sözlük oldu mu hemen kolay gelsin karşim. yaa bulmak isteyenin en son başvuracağı mekanlar sözlüklerdir, neyin avına çıkacak millet burada¿?
sen kendi özgüvensizliğine, aman biri görür diye anonim takılacağına, yazdıklarının arkasında durmayacağına böyle mi kılıf buluyorsun¿?

o hesapların arkasında ne haltlar yaptığınızı bilmesek üzüleceğiz. asıl knk profil fotoğrafı koyan kitlenin buradan bir beklentisi yok, rahat rahat takılıyor sadece. sizin gibi twitter'a koyayım sözlükte saçmalıyorum tanınmayayım diye tırsmıyor millet.
dediğim gibi sinirlendim, yoksa yazmazdım bu kadar.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

duruma göre değişen karakterdir.
arada, olanlar yetmez, onlara yeni karakterler eklerim.
mesela, bu aralar sabırlı şirinim.
devamını gör...

hiç kimsenin hayatıma müdahale etmesine izin vermem. evlilik iki kişiliktir, türk usulü ailelerin, akrabaların karıştığı orta malı bir ilişki yaşamam, yaşamıyorum da.. *
devamını gör...

attar binlerce yıl öncesinin öz türkçesi'nde at anlamına gelmektedir.
attargah şarkısı ise atların asilliğinden bahseden eski türk şarkısıdır. daha sonra ise bir savaş şarkısı olmuş ve atalarımız bu şarkı ile orta asya'da büyük zaferler kazanmıştır.
geleneksel türk müzikleri yapan alta-kai grubu tarafından söylenmektedir.



milliyetçilik, sömürücülerin değil; mustafa kemal devrimcilerinin bayrağıdır - uğur mumcu.
devamını gör...

son zamanlarda aklımda dönüp duran şey diyebilirim bunun için.
ne oldu, neden oldu bilmiyorum ama eskisi gibi buraya girmekten keyif alamadığımı fark etmeye başladım. sözlüğe bir şeyler kazandırmış, sevilerek okunabilen bir yazar değilim ama burada gerçekten severek okuduğum çok insan vardı... hala var gerçi ama o eski tadı neden alamıyorum bilmiyorum.

misal eskiden gündeme mutlaka bakardım, saatlerce burada yazılanları okurdum ama şimdilerde aklıma gelen bir tabloyu, bir heykeli, bir akımı anlatıp çıkıyorum. tuhaf zaman dilimi, tuhaf bi dönem. büyük ihtimal ile bunu yakın zamanda yapacağım ve sadece burayı değil, aktif olarak kullandığım sosyal medya hesaplarına da biraz ara verecek ve aklımdaki diğer müzik grubu projelerine yöneleceğim, onlar için uykusuz kalıp çabalayacağım.
ölmeden önce bir de garage punk yapmak istiyorum.
devamını gör...

keşke, keşke, keşke. hayatımın özeti bu...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

pentagon'un darpa birimi tarafından finanse edilen kum tanesi boyutlarındaki sensörlerden oluşan bilgi ağı. henüz araştırma ve geliştirme aşamasında.

akıllı toz adlı araçlar, etraflarındaki fiziksel koşulları kaydederek kablosuz ağ bağlantısı yoluyla ana sisteme iletir. tek başına bir tane araç çok işe yaramayabilir ancak bunların şehirlerde, ormanlık alanlarda toz zerrecikleri gibi toplu halde uçuştuğunu düşünürseniz oldukça etkili olacaklarını da anlarsınız. üstelik boyutları nedeniyle her yere sokulabilmek gibi bir avantajları var. tabii işin "kötü emeller" için kullanılma kısmına değinmeme gerek yok. ancak iyi yanından bakarsak, orman yangınlarına zamanında müdahaleyi mümkün kılmak gibi son derece faydalı işlere yarayacakları da aşikâr.

akıllı toz, mikro elektromekanik sistemler adı verilen bir çalışma alanının konusudur. şu an için kum taneciği boyutlarına indirgenememiş olsa da gelecekte çok daha küçük boyutlara indirgenebilmesi için de çalışmalar sürdürülüyor bir yandan.

bir akıllı toz genel olarak 4 bölümden oluşur. sensörler, çevreyi algılamak için kullanılır. mikrodenetleyici verileri depolar. devre kartı, mikrodenetleyicileri ve güç kaynağını üzerinde bulunduran kısımdır. anten ise iletişimin sağlanması için kullanılır.

genel olarak kullanım alanlarını özetleyecek olursak;
- ölçüm yapılması gereken doğal afet bölgelerinden ölçüm almak,
- güvenlik amacıyla kişileri izlemek,
- devasa mimari yapılardaki sorunları izlemek,
- vücuda entegre edilebilen versiyonuyla çeşitli tedavileri gerçekleştirmek

sorunlu yanları ise sistem maliyeti, kişi mahremiyetinin ihlali ve tüm tozları kontrol edebilmenin zorluğu olarak özetlenebilir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı
devamını gör...

yarın göreceğiz.

bu işler trafik cezası gibi. olur öyle muhabbetler çok takılmamak gerekiyor.

kurallar var uymayanlar ceza alıyor. haksızlık muhabbetleri dönüyor ama bilmediğim için yorum yapmayayım.
devamını gör...

"bütün insanlar eşit yaratılmıştır" demiştir ama siyah köleler, hele kızılderililer bu gruba girmiyordu. o günlerde "beyaz, avrupa kökenli" olmayanlar henüz insan olamamıştı.
devamını gör...

gecenin karanlığında sayfaları hızlıca çevirip , kahvesini yudumlayıp oturmuştu bay b ama ters giden bir şeyler vardı.. banyodaki lamba titrek bir mum gibi dans ediyordu. derken çat ! ışık sönmüştü . ardından bir gölgenin hareket ettiğini gördü bay b ama bunu gördüğüne inanmak istemiyordu . hemen telefonu çevirdi ama hızlanan fırtına ile sanırım telefon da çalışmıyordu peki ne olacaktı şimdi? salondaki lambada da titremeler başladı , lamba can çekişiyordu derken çat ! o da patladı . bay b kibriti çaktı hemen. o da neydi öyle! uzun , sivri kulaklı , ten rengi etten daha kırmızı bir varlık. gözleri bal kahvesiydi. bay b'nin etrafında turlamaya başladı. bay b başının döndüğünü hissediyordu, hey! 1 dk ne oluyor diyemeden bayıldı. gözlerini açtığında kendini bir vahşi tekerlemeyi işitirken buldu. kıyafetleri de yoktu artık. kırmızı şey ensesinde onu kokluyordu derken kırmızı şey iniltili bir sesle onu ısırdı. bay b , çaresiz bir şekilde nereden geldiği bile belli olmayan vahşi bir şarkı eşliğinde ölümle burun burunaydı ama neydi bu peki ? bay b akan kanının buhar olduğunu gördü , kalp atışları hızlanıyordu gittikçe sanırım son anlarıydı. ancak aniden salon aydınlanmıştı. kırmızı şey adete eriyordu bir mum gibi . bay b gözlerini kapadı açtığında çırılçıplak ve yaralıydı ama hayattaydı. belki de biraz dinlense iyi olacaktı. bu anlattıklarına da kimse inanmayacaktı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

vatanından uzak bir şairin kendisine tamamen yabancı bir ülkedeki gözlemlerini başarılı şekilde aktaran 1983 yapımı andrey tarkovski filmi. kendisinin italya'da çektiği ilk film olarak da bilinir.

filmin en unutulmaz sahnesi ''bir delinin haykırışı''dır. şuradan türkçe altyazılı şekilde sahneyi izelmek mümkün:


-- spoiler --

insanoğlu dinle!
domenico burada, bagno vignoni’nin delisi.
hayır, onun deli olmadığını biliyorum.
öyleydi, bunu anlayacaksın.
o burada roma’da, bir gösteri için.
üç gündür konuşmalar yapıyor.


nasıl gidiyor?
kalbin nasıl?
bilmiyorum, sınıra dayandım.
içimde hangi atam konuşuyor?
hem aklımda hem de bedenimde…
aynı anda ayrılamam.
bu yüzden tek kişi olamıyorum.
kendimi aynı anda sayısız şey olarak hissedebiliyorum.
fazla büyük usta kalmadı.
zamanımızın gerçek kötülüğü budur.
kalbin yolları gölgelerle kaplanmış.
yararsız görünen seslere kulak vermeliyiz.
okul duvarları, asfalt ve refah reklâmlarının
uzun kanalizasyon boruları ile dolu beyinlere…
böceklerin vızıltıları girmeli.

her birimizin gözlerini ve kulaklarını…
büyük bir rüyanın başlangıcı olan şeylerle doldurmalıyız.
birisi piramitleri yapacağımızı haykırmalı.
yapmamamızın bir önemi yok!
o isteği beslemeliyiz…
ve ruhun köşelerini esnetmeliyiz…
sınırsız bir çarşaf gibi.
dünyanın ilerlemesini istiyorsanız…
el ele vermeliyiz.
sözüm ona sağlıklıları…
sözüm ona hastalarla karıştırmalıyız.

siz sağlıklı olanlar!
sağlığınız ne anlama gelir?
insanoğlunun bütün gözleri, içine…
daldığımız çukura bakıyor.
özgürlük faydasızdır…
eğer gözlerimizin içine bakmaya…
yemeye, içmeye ve…
bizimle yatmaya cesaretiniz yoksa!
dünyayı yıkıntının eşiğine getirenler…
sözüm ona sağlıklı olanlardır.

insanoğlu dinle!
senin içinde su, ateş…
ve sonra kül…
ve külün içindeki kemikler.
kemikler ve küller!
gerçekliğin içinde veya…
hayalimde değilken, ben neredeyim?
işte yeni anlaşmam:
geceleri güneşli olmalı…
ve ağustos da karlı.
büyük şeyler sona erer…
küçük şeyler baki kalır.
toplum böylesine parçalanmaktansa…
yeniden bir araya gelmeli.
sadece doğaya bak
hayatın ne kadar basit olduğunu göreceksin.
bir zamanlar olduğumuz yere dönmeliyiz…
yanlış tarafa döndüğümüz noktaya.
hayatın ana temellerine geri dönmeliyiz…
suları kirletmeden…

deli bir adam size…
kendinizden utanmanızı söylüyorsa…
ne biçim bir dünyadır burası!

şimdi müzik
müzik!

ah... anne!

başının etrafında dolaşan…
ve sen güldükçe berraklaşan…
o hafif şey havaymış.

-- spoiler --
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim