bence gençlere gelene kadar biraz daha geçmişten günümüze gelerek jenerasyonları incelemek gerekir.

jenerasyonlara baktığımızda x didindi, çalıştı, para kazanma önceliğiydi, siyasi çalkantılardan en çok onlar etkilendiler ve sorumlulukları fazlaydı. x jenerasyona kıyasla y jenerasyon nispeten rahat ve apolitik, neme lazımcı yetiştirildi, y ler şimdi prens prenses yetiştirmekle meşguller.

ben sosyal medyanın zaten şu an dünyanın afyonu olduğunu düşünüyorum, buraya harcanan enerjiyi doğru kanalize edebilseydik şu an dünyamızın çözemediği sorun kalmazdı. bu yüzden sadece gençler değil, gençleri maruz bıraktığımız dünyayı sadece izleyerek ya da en fazla bir yerlerde yorum yazarak içimizi rahatlatan bizler de suçluyuz.

çocukları, gençleri dört duvar arasında yaşamaya mahkum ettik, oyalanmaları için ellerine telefonlar ipad ler verdik, iyi bir eğitim veremedik, gelir dağılımındaki adaletsizlik aldı başını gitti. kısacası nasıl bir dünya bıraktık ve ne bunun karşılığında ne bekliyoruz?

şapkayı bütün jenerasyonların önüne koyması ve düşünmesi gerekiyor.

gençler konusunda genelleme yapılması da hakkaniyetli olmaz.

bazı gençler evet çok rahat, belki ömür boyu çalışmasalar da sorun olmayacak, maddi anlamda çalışmalarına gerek de yok (ki çalışmak sadece para kazanmak için gereklidir düşüncesine katılmıyorum) .

ama benim üzüldüğüm şu; pırıl pırıl gençler de var istihdam sağlanamadığı için amaçsızlık içinde boğulan ve çürüyüp giden.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

heyecanlandıran haber. beklenilen gün geliyor, dinlediğim radyolara bir yenisi ekleniyor ve içim içime sığmıyor. yayında bir emeğim olmasa bile dinleyerek katkı vererek kendimi bir parçası hissedeceğim için mutluyum.
devamını gör...

boyu 200, eni 189 cm, kalınlığı 2 mm olan bu pazarık halısında, her 10 cm2'de 36.000 düğüm bulunmaktadır. dünyanın en eski halısı olarak nitelendirilen pazırık halısı, ermitaj müzesinde sergilenmektedir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

maşukiye
devamını gör...

on bin yüz milyon baloncuk.
devamını gör...

asalet doğru zamanda susmak doğru zamanda cevap vermektir. her lafa cevap verilmez her şeye de susulmaz. bunun dozunu ayarlamak hayat tecrübesi ister.
devamını gör...

-nasılsın
+sekiz bin lira maaşla mı
devamını gör...

lezzetli kahveler demlemenize olanak sağlayan, ateş üzerinde kahve pişirmenizi mümkün kılan bir edevat. arkadaşlar çiğ tüketilmeyen her türlü katı-sıvı gıda için ateş her şeydir. benim dünyamda öyle en azından. gerisi hikaye.

percolator sıklıkla moka pot ile karıştırılan bir kahve demleme aracı. aslında çalışma prensipleri baya bildiğin farklı. ama nedense google bile görsellerinde bu iki ürünü birlikte gösteriyor. ilginç.
barista değilim. kahve dünyası derya deniz. açık söyleyeyim benim de çok iyi bildiğim bir alan değil. ama kısaca özetlemek istiyorum bildiğim kadarıyla.

moka pot'ta alt hazneye koyduğunuz su ısıyla buharlaşıyor, suyun içindeki huniden bu buhar yukarı doğru çıkıp, kahvenin içinden geçerek üst haznede su buharı ile demlenmiş kahveyi biriktiriyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
percolator'da ise kaynayan su basınçlı bir şekilde üst hazneye fışkırtılıyor ve orta haznede bulunan kahvenin içinden basınçlı bir şekilde geçerek alt haznede kahve olarak birikiyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
son kertede elde ettiğiniz ürünler de farklı olmuş oluyor haliyle. moka pot'tan esprosso, percolator'dan filtre kahve süzüyorsunuz.

not: iki aleti de fizikçiler icat etmiş. şaşırtmıyorlar, sağolsunlar. afferim.
devamını gör...

videoda 2 kadının yaşadığı bir garip olaydır.
link
twitter’dan açamayanlar için
devamını gör...

zamanında sözlükte bir konuda çocuk sahibi olmak için ehliyet şartı konsun dediğim zaman "insanların hayatına karışamazsın, kişilerin kendi kararı vs" gibisinden tonla laf edilmişti. buyrun aptal insanların kararının sonucu işte bu.
devamını gör...

sanıldığı gibi yemeğe çok düşkün değilim.
(bkz: boğa burcu)
devamını gör...

ağlayarak lattemi içiyorum.
devamını gör...

araştırmacı gazetecidir kendisi. araştırmacı gazetecilik lafla, doğruluğu kesin olmayan belgelerle olmaz.

günümüzde bir tane uğur mumcu olsa da keşke gazetecilik nasıl yapılır öğrense herkes. bazıları da beğenmez uğur mumcu'nun gazeteciliğini.
darbe çığırtkanlığı(!) yapmadı da ondandır. bilmem ne planıymış, bilmem ne operasyonuymuş. kazma kürekmiş de balyoz çekiçmiş...

uğur mumcu, mahkeme dosyalarını bile inceleyerek ortaya yolsuzluklar çıkarmış bir gazetecidir. bankalardaki para akışını inceleyerek yolsuzluklar ortaya çıkarmıştır. öyle bugün gördüğümüz gibi doğruluğu kesin olmayan haberlerle değil...

bu yüzden ona mit ajanı diyen çetin(!) cevizler olmuş. yoksa bu bilgileri nereden alacakmış? uğur mumcu da bir yazısında biraz uğraşan herkesin o bilgilere mahkeme tutanaklarından ulaşabileceğini yazmıştır. araştırmacı gazetecilik, ısmarlama haberlerle olmaz, gerçek belgelerle olur. yoksa uğur mumcu'yu öldürenler bu gerçeği de mi öldürmeyi başardı?
devamını gör...

bir psiketerapi seansının nasıl olmayacağını gösteren; terapiye gelen insanların bilgilerini sahte isimlerle de olsa ifşa eden, meslek etiğine aykırı hareket eden bir an önce yayımdan kaldırılmasını düşündüğüm dizi. hasta bilgilerini kitaplarda, televizyonlarda ifşa ederek canan karatay gibi populist olma sevdasına yakalanmıştır. insanlara yarar sağlamayacağını düşünüyorum. psikoloji bilimine aksine zarar veriyor!
devamını gör...

sevgili yazar arkadaşlarım, hepinizin sevgililer gününü enişten dileklerimle kutlarım swh.
devamını gör...

ispanyolca bir kelimedir. kişinin kendini en rahat, en güvende ve en güçlü hissettiğini ve kendi olabildiği yer olarak tanımlanmaktadır.
-kişiler ruhen benimsediği bağ kurduğu yerlere karşı böyle hisler besliyor olabilir. sürekli gidilen bir mekan ya da ev gibi örnek verebiliriz.
devamını gör...

2008 yılında hayata gözlerini yummuş, sembolizm üstadı şairimiz. betimlemerinde sık sık doğa betimlemelerine yer verip, yazılarında melankolizm yüklü bir kalemle resim çizermişçesine bir üslüp kullanır. bilgilerimi buraya aktardıktan sonra, tanımımı kendisinin en meşhur şiirlerinden biriyle, gecenize bırakarak bitirmek istiyorum:

üç kez seni seviyorum diye uyandım
tuttum sonra çiçeklerin suyunu değiştirdim
bir bulut başını almış gidiyordu görüyordum.

sabahın bir yerinden düşmüş gibiydi yüzün.

sokağı balkonları yarım kalmış bir şiiri teptim
sıkıldım yemekler yaptım kendime otlar kuruttum
-taflanım! diyordu bir ses duyuyordum.

cumhuriyetin ilk günleri gibiydi yüzün.

kalktım sonra bir aşağı bir yukarı dolaştım
şiirler okudum şiirlerdeki yaşa geldim
karanfil sakız kokan soluğunu üstümde duydum.

eskitiyorum eskitiyorum kalıyor ne kadar güzel olduğun.
devamını gör...

istiklal caddesi ve nostaljik tramvay
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"...
alıyorsun insanın aklını başından
kaybolurum gülüşünde en güzelinden
ah, sordum bir bilene, dedi "yok ki bi' çare"
öylece kaldım, düştüm yine derde
...
karıştın kanıma, dolaşır hep içimde
ve sen duman olsan, çeksem bi' nefeste. "
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim