yazarların itiraf köşesi
birileriyle konusurken o kisilerin bana soyledigi hicbir sozu detayi unutmuyorum ama bazen unutmus hatirlamiyomus gibi yapiyorum kendisini cok onemli hissetmesin diye
devamını gör...
yüz takipçisi olan bir yazarı tanımamak
bir tanımına bakıp profiline girdiğim yazarın yüze yakın takipçisi olduğunu görünce çok utanıyorum. ne zamandır burada, onlarca kişi tanımlarına hayran kalmış ve ben o kişiyi tanımıyorum. bu benim eksiğim sözlük affedersin.*
devamını gör...
senin köylerin
kitap cesare pavese'nin ilk romanı. yazar kırk iki yaşındayken bir otel odasında intihar ediyor. tezer özlü okuyanların aşina olacağı bir yazar. kitaba gelecek olursak hapisten çıkan iki adam var. berto ve talino. talino makine ustası olan koğuş arkadaşına kendisiyle köye gelmesini ve iş yapmasını önerir. aslında pek istekli olmayan makine ustası kendini köyde bulur. kitabın ilk yarısı durağan bir köy, köylüler, köylülük üzerine inceleme gibi ilerliyor. kitaptaki o sıcak ve boğucu havayı hissediyorsunuz okurken. ama aniden olaylar değişiyor ve bu sefer kitabı elinizden bırakamadan bitirmiş oluyorsunuz. makine ustasının köyde önceden yaşananlarla ilgili öğrendiği gerçekler onu allak bullak ediyor. herkesin her şeyi bildiği halde hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam etmesi onu sarsıyor. üstüne bir de ortaya kan dökülünce. az daha çıldıracaktı karakter. yazar köylülerin psikolojik ve sosyolojik tahlilini çok iyi yapmış bana göre. kitabın arkasında italyan yeni gerçekçiliğinin ilk örneklerinden biri olarak kabul edildiği yazıyor. bence de öyle, hatta biraz fazla gerçek. son olarak kitapta en uyuz olduğum karakter köylü ailenin reisi, evin babası vinverra. bunlar ülkemizde de çokça bulunur. köyde felaketler kopar ama onlar hâlâ ekin derdinde, tarla derdindedir. olanların da hep üstünü kapatır ya da görmezden gelir ki tarlada çalışacak kollar azalmasın. tüü senin gibilerin de kalıbına, pis adam. talino sen de gün yüzü görme e mi. ilk roman için başarılı bir kitap. aferin pavese. sevdim seni.
devamını gör...
marduk
1990 yılında kurulan isveçli black metal grubudur. isveç’in bu zamana kadar çıkarmış olduğu sağlam gruplar arasına da girer. marduk aslında her ne kadar black metal yapıyor olsa da arada death metale de kaymışlardır çünkü bazı albümlerinde ben death metal tadı aldım resmen. grup üyelerinden olan daniel rostén’i çok severim valla nedeni de hayvan gibi brutal atmasıdır. sesi o kadar güçlü ki o brutal scream atınca adeta şarkı bir anda şahlanıyor anasını satıyım. grup ismini babil tanrısından almıştır bunu da belirteyim.
tarihi olan bir metal grubudur marduk, yaptıkları albümleriyle zamanında büyük ses getirmişlerdir, hayranları oldukça fazladır. tabi seveni olduğu kadar sevmeyeni de var fakat ben sevmeyenine nadir rastladım. bathory gibi, darktrone gibi, emperor gibi onlar da olmadı burzum mayhem gibi tutulan bir black metal grubudur.
grubun efsane albümleri var elbette. yalnız her birini sayamam çünkü yememiş içmemişler albüm yapmışlar yaratıklar. * favorim olanları yazayım bari ne yapayım; world funeral, plague angel, serpent sermon, world funeral: jaws of hell mmııı*, la grande danse macabre, heaven shall burn... when we are gathered gibi gibi. bu albümlerin içinde olan her şarkı altın gibi adeta. özellikle world funeral olan albümün içindeki şarkıların her birini aşırı seviyorum. çalma listemin vazgeçilmezleri adeta.
albümleri bazen tepki görüyor metal dünyasında. insanlara her şeyi beğendiremiyorsun işte. neyse, dinlemek isteyen black metal tutkunları yazdığım albümleri dinleyebilirler, şiddetle tavsiye ederim.
tarihi olan bir metal grubudur marduk, yaptıkları albümleriyle zamanında büyük ses getirmişlerdir, hayranları oldukça fazladır. tabi seveni olduğu kadar sevmeyeni de var fakat ben sevmeyenine nadir rastladım. bathory gibi, darktrone gibi, emperor gibi onlar da olmadı burzum mayhem gibi tutulan bir black metal grubudur.
grubun efsane albümleri var elbette. yalnız her birini sayamam çünkü yememiş içmemişler albüm yapmışlar yaratıklar. * favorim olanları yazayım bari ne yapayım; world funeral, plague angel, serpent sermon, world funeral: jaws of hell mmııı*, la grande danse macabre, heaven shall burn... when we are gathered gibi gibi. bu albümlerin içinde olan her şarkı altın gibi adeta. özellikle world funeral olan albümün içindeki şarkıların her birini aşırı seviyorum. çalma listemin vazgeçilmezleri adeta.
albümleri bazen tepki görüyor metal dünyasında. insanlara her şeyi beğendiremiyorsun işte. neyse, dinlemek isteyen black metal tutkunları yazdığım albümleri dinleyebilirler, şiddetle tavsiye ederim.
devamını gör...
aşık veysel şatıroğlu
kültür mirasımızın en önemli ismi aşık veysel, yetmiş yıl karanlık bir dünyada yaşadı. “benim sadık yarim kara topraktır.” demiş. hepimizi anlatmış… saygı duyulası alim. şiirlerinde aşk, toprak, doğa sevgisini işlemiş. 21 mart 1973 tarihinde kış mevsiminin sonu, bahar mevsiminin başlangıcında ayrıldı bu dünyadan. çocukluğumdan beri şiirlerini, türkülerini dinlediğim insan. gerçekten görmeyen, göremeyen kim dedirten bir halk ozanı.
kaybının yıldönümünde, en sevdiğim türküsüyle;
okan bayülgen’nin uykusuzlar klubü programında ender balkır yorumuyla.
veyselegider
kaybının yıldönümünde, en sevdiğim türküsüyle;
okan bayülgen’nin uykusuzlar klubü programında ender balkır yorumuyla.
veyselegider
devamını gör...
dandy
charles baudelaire ile özdeşleşen moda temelli sanat akımı. genel olarak dönemin avrupa'sında yaşayan orta düzey gelir seviyesine sahip ve çoğunlukla er bireylerin hedonizmi merkeze alarak giyim/yaşam/ilgi ve odaklarını daha üst sınıflara aitmiş gibi yapılandırmaları ve kendilerini bu doğrultuda geliştirmeleri demektir. basit bir anlatımla iyi giyinmek ve iyi yaşamak sadece zenginlerin değil herkesin hakkıdır ve gerekiyorsa bu uğurda fedakarlıklar yapılmalıdır diye düşünürler. dandizm ingiltere'de ortaya çıkmış olsa da fransız devrimi ve devam eden süreçte tüm avrupa'yı etkisi altına almış, sanat dünyasına yön vermiştir. hakkında tamamen tesadüfi bir şekilde, yanlış hatırlamıyorsam dandyism isminde bir belgesel izlemiştim üniversitenin başlarında. aradım ama bulamadım. ilk bakışta züppe, hovarda, umursamaz görünen bu günümüz "tikilerinin" avrupa entelektüelitesini ne kadar derinden etkilediğini görmek çok şaşırtmıştı beni. aslında konu tabi ki toplumsal değişim rüzgarı. 18. yüzyıl avrupası tamamen bu itkinin etkisindeyken her şeyden beslenmiş doğru ama tiyatronun, görsel sanatların insanların hayatında bu kadar merkezde olduğu bir dönemde halkın arasında olan ve sosyo-ekonomik olarak çok da ayrışmamış bir kesmin okuduklarından/izlediklerinden esinlenip bu akımı benimsemesi, bunu yaşam şekillerinin tamamına yansıtmaları sonra da izledikleri içeriklere yön verecek kadar güçlenmiş, yayılmış olmaları nereden baksan etkileyici. dandizm bir sosyo-politik başkaldırı aynı zamanda. eşitlikçi bir temeli baz alıyor. dandy'ler idealarını gerçeklemek için büyük bedeller ödemiş, hem sanat çevreleri hem de halk tarafından büyük ölçüde alay edilmiş/dışlanmış bir kesim çünkü. estetiğin sadece kıyafetlere değil tüm yaşama sirayet ettirilmesi gerektiğini savunan baudelaire, dandizmi aşağılamadan tanımlayan ilk sanatçı ve en ünlü dandy sayılıyor. öyle işte.
devamını gör...
bir yazarın tüm kitaplarını okumak
lisedeyken peyami safa'nın tüm eserlerini okuyarak başlamıştım edebiyata. artık yazarı tanıyor gibiydim.
devamını gör...
hüzün kovan kuşu
güzel bir düş sokağı sakinleri şarkısı.
sözlüğün birinci nesil yazarlarından olan hüzün kovamayan beceriksiz kuşa ilham kaynağı olmuştur. *
sözlüğün birinci nesil yazarlarından olan hüzün kovamayan beceriksiz kuşa ilham kaynağı olmuştur. *
devamını gör...
siyasilerin unutulmayan sözleri
emperyalistlerin; analarının sütünden emdiği sütü memelerinden emdiği sütü. burunlarından getiren partidir(k. kılıçdaroğlu)
iktidara tekrar hevesleniyor; yoğsa 6 milyon işsazın işsızın işansız(d, bahçeli)
sevgili; zondulla zonduklar zonduk eheh zonduklalar. niye böyle oldu!!!!
(rte)
iktidara tekrar hevesleniyor; yoğsa 6 milyon işsazın işsızın işansız(d, bahçeli)
sevgili; zondulla zonduklar zonduk eheh zonduklalar. niye böyle oldu!!!!
(rte)
devamını gör...
i am not dictionary
"ben sözlük değilim." anlamına gelen cümle. eskiden böyle cep telefonu, internet vs. yoktu. başka bölümlerdeki arkadaşlarımız ya da bilmediği ingilizce bir kelime için sözlüğe bakma zahmetine girmek istemeyen kişiler, bizlere yani dilcilere, sürekli ingilizce kelimelerin anlamını sorarlardı. biz de bu durumdan o kadar sıkılıyorduk ki kendilerine trip atmak amacıyla "aç sözlüğü bak kardeşim bana niye soruyorsun ki?" olarak da tercüme edebileceğimiz bu cümleyi söylüyorduk.*
devamını gör...
soylu'nun kadınların videosunu çeken mültecileri savunması
mide bulandırıcıdır.
covid19 ile beraber maskeler de hayatımıza girdi. o zamanlar "yeni normal" diye bir kavram vardı. bu kavrama sürekli karşı çıkıyordum "yeni normal diye bir şey olamaz, bu anormal bir durum. en kısa sürede hastalığın bitmesini ve maskelerden kurtulmak istiyorum" diye. geldiğimiz nokta da maskeler kalktı ve ben tam tersine maskeme daha sıkı sarıldım, çünkü kendimi güvende hissetmiyorum.
maske takmaya çok mu bayılıyorum? hayır. ama kendimi daha güvende hissediyorum, çünkü -allah korusun- yarın öbür gün kendimi o videolarda görüp görmeyeceğim belli değil. özellikle trende elinde telefon olan hemen hemen herkese karşı şüpheyle yaklaşmaya başladım, rahatsız hissettiğim an oradan uzaklaşıyorum. bazen paranoya yapıyormuşum geliyor. sonra diyorum ki "senin burada bulunmak hakkın, sen neden yerinden oluyorsun?" ama algılarım/altıncı hissim/sinyal merkezim öyle sinyaller veriyor ki o ortamdan sakince uzaklaşıyorum. paranoyaya varmadığı sürece "hissediyorsan bir şey vardır" der ablam. çünkü neden orada bulunan onca kişi değilde o yani?
özellikle kadınların kendi rızaları olmadan kayda alınmalarının yeni olduğunu düşünmüyorum* ama nasıl geldiği belli olmayan* insanlar geldikten sonra bu tarz olayların artması da asla tesadüf olamaz. bu kişilerin profilleri ne hikmetse "selfie/video çekerken kadrajda çıkan kadınlarla" dolu. ben genç bir kadın olarak fotoğraf çekerken yine ne hikmetse kadrajıma pek insan girmiyor* .
kendimi güvende hissetmiyorum ve bu tarz açıklamaları asla kabul etmiyorum.
düzenleme: anlatım bozuklukları ve yazım hataları giderildi.
covid19 ile beraber maskeler de hayatımıza girdi. o zamanlar "yeni normal" diye bir kavram vardı. bu kavrama sürekli karşı çıkıyordum "yeni normal diye bir şey olamaz, bu anormal bir durum. en kısa sürede hastalığın bitmesini ve maskelerden kurtulmak istiyorum" diye. geldiğimiz nokta da maskeler kalktı ve ben tam tersine maskeme daha sıkı sarıldım, çünkü kendimi güvende hissetmiyorum.
maske takmaya çok mu bayılıyorum? hayır. ama kendimi daha güvende hissediyorum, çünkü -allah korusun- yarın öbür gün kendimi o videolarda görüp görmeyeceğim belli değil. özellikle trende elinde telefon olan hemen hemen herkese karşı şüpheyle yaklaşmaya başladım, rahatsız hissettiğim an oradan uzaklaşıyorum. bazen paranoya yapıyormuşum geliyor. sonra diyorum ki "senin burada bulunmak hakkın, sen neden yerinden oluyorsun?" ama algılarım/altıncı hissim/sinyal merkezim öyle sinyaller veriyor ki o ortamdan sakince uzaklaşıyorum. paranoyaya varmadığı sürece "hissediyorsan bir şey vardır" der ablam. çünkü neden orada bulunan onca kişi değilde o yani?
özellikle kadınların kendi rızaları olmadan kayda alınmalarının yeni olduğunu düşünmüyorum* ama nasıl geldiği belli olmayan* insanlar geldikten sonra bu tarz olayların artması da asla tesadüf olamaz. bu kişilerin profilleri ne hikmetse "selfie/video çekerken kadrajda çıkan kadınlarla" dolu. ben genç bir kadın olarak fotoğraf çekerken yine ne hikmetse kadrajıma pek insan girmiyor* .
kendimi güvende hissetmiyorum ve bu tarz açıklamaları asla kabul etmiyorum.
düzenleme: anlatım bozuklukları ve yazım hataları giderildi.
devamını gör...
kaba olmayı komik sanmak
yöresel ağız yaparak konuştuğunda komik olduğunu sanan kişi ile aynı kişidir.
devamını gör...
18 şubat 2021 apartman boşluğu yayın
keyifli geçmesini umduğum yayındır.
yayıncı arkadaşlara kolaylıklar diliyorum.
sevgili dostum daddy'e soruyorum;
osmanlı tarihinin bir dönemini dizi olarak kaleme alacak olsa, hangi dönemi hangi nedenle seçerdi?
yayıncı arkadaşlara kolaylıklar diliyorum.
sevgili dostum daddy'e soruyorum;
osmanlı tarihinin bir dönemini dizi olarak kaleme alacak olsa, hangi dönemi hangi nedenle seçerdi?
devamını gör...
uyumadan önce evdeki bütün kapı ve pencereleri kontrol etmek
şüpheci, kuruntulu ve bütün kapı ve pencerelerin kapalı olduğuna emin olmadan uyuyamayan kişilerin yaptığıdır. kendilerini bu şekilde güvende hissederler.
her evde ev güvenliğinden sorumlu böyle on numero biri mutlaka bulunur.* *
her evde ev güvenliğinden sorumlu böyle on numero biri mutlaka bulunur.* *
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
+ne yapıyorsun anne?
-şarkı dinliyorum.
+hangi şarkıyı?
- başgan
+ben de dinleyebilir miyim?
- tabi ki dinleyebilirsin
+anne bu şarkıda bir yanlışlık var.
-neymiş o?
+diyor ki;
bugün değilse ne zaman ateşi yakıyorum
dans edip yörüngende dönüp duruyorum bir şeyin yörüngesinde dönmezsin dolanırsın.
-arasinda ne fark var ki?
+ bak dönmek kendi etrafinda yaptığın şeydir. dolanmak bir şeyin etrafında yaptığın şeydir.
-vayy bee, hiç aklıma gelmemişti !! harikasın.
+sen de çok şanslısın.
-neden?
+yaa, işte hem yakışıklı hem akıllı hem eğlenceli bir evlat sahip olduğun için tabi ki. *
-şarkı dinliyorum.
+hangi şarkıyı?
- başgan
+ben de dinleyebilir miyim?
- tabi ki dinleyebilirsin
+anne bu şarkıda bir yanlışlık var.
-neymiş o?
+diyor ki;
bugün değilse ne zaman ateşi yakıyorum
dans edip yörüngende dönüp duruyorum bir şeyin yörüngesinde dönmezsin dolanırsın.
-arasinda ne fark var ki?
+ bak dönmek kendi etrafinda yaptığın şeydir. dolanmak bir şeyin etrafında yaptığın şeydir.
-vayy bee, hiç aklıma gelmemişti !! harikasın.
+sen de çok şanslısın.
-neden?
+yaa, işte hem yakışıklı hem akıllı hem eğlenceli bir evlat sahip olduğun için tabi ki. *
devamını gör...
şaka maka normal sözlük’ün keyifli olması
halbuki kitabı alıp gideceğiz diye gelmiştik, kalıcıyız.
devamını gör...
yazarların bedava olmasını istediği 3 şey
kitap
kahve
internet
kahve
internet
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bu bilekliği dün aldım, adı marteniçka. bir dilek tutuyorsunuz ve sonra bir leylek ya da kırlangıç gördüğünüzde, bir ağaca bağlıyorsunuz. dileğiniz gerçekleşiyormuş sonra galiba.
dileğimi diledim ve akşamına 'o' aradı. ama ben o'nu dilememiştim ki.. neden onca zaman sonra af dilemeye gelmişti? ben onca sene haykırarak anlatmıştım ona sevdiğimi, o ise benim sevgi dilimi bilmiyormuş. anlayamamış ya da anlaşamamışız..
içim o kadar kötü bir hâlde ki.. bunu kelimelere dökmekte zorlanıyorum ama anlatmak da istiyorum..
ne yapacağımı bilemiyorum. o'nu affedemiyorum.. büyük bir söz verdim kendime çünkü..
benim aşkım dillere destandı. herkes takdir ederdi bunca şeye rağmen ona anne merhametiyle yaklaşmamı. herkesi de karşıma aldım yaptıkları yüzünden. çok savaştım, her şeyle ama en çok o'nun için savaştım. kendimden bile vazgeçtim o'nun için savaşırken. ama benim artık buna da gücüm kalmadı.
çaresizim.. onu affedemiyorum.. o'ndan sonra da bir daha kimseyi öyle sevemedim zaten. sevemem de artık. insan bir kere yanlış aşkın ayağına düşünce, bir daha aşka yanaşamıyormuş..
bunları yazmama gözyaşlarım izin vermiyor. biraz iç çekip, yazmaya devam ediyorum.
affedememek ne kadar büyük bir yük. kendime olan saygım, mantığım şimdi o'na bir zamanlar koşulsuz duyduğum aşkın önüne geçiyor.
ben ne yapacağım bilmiyorum. o'na söylediğim tek şey : "ben seni affedemiyorum."
o sessizliği.. aşkın bedeli hep ağır mı olur?
ben onca farklı harbe rağmen bir de onunla savaştım, o'na rağmen..
allah kimseyi bu duruma düşürmesin. bir çıkış yolu arıyorum, bulamıyorum. sanırım bu çaresizliği kabullenip, hayatıma devam etmem gerekiyor.
ben zaten iyileşmeye başlamıştım, bak birkaç cümlesi ile yine musalla taşına yatırdı beni. kendime odaklanmıştım, neşeliydim, gülüyordum.. onca zaman sonra, iyileşmeye başlamışken hem de, af dilemenin kime ne faydası var ki? ben o defteri yeminimle kapattım çünkü.. bilmiyorum. bu sefer toparlanmam çok uzun zaman alacak sanırım.. daha fazla anlatacak gücüm yok ama içim henüz soğumuş değil.
"belki de biz sevmemeliyiz."
dileğimi diledim ve akşamına 'o' aradı. ama ben o'nu dilememiştim ki.. neden onca zaman sonra af dilemeye gelmişti? ben onca sene haykırarak anlatmıştım ona sevdiğimi, o ise benim sevgi dilimi bilmiyormuş. anlayamamış ya da anlaşamamışız..
içim o kadar kötü bir hâlde ki.. bunu kelimelere dökmekte zorlanıyorum ama anlatmak da istiyorum..
ne yapacağımı bilemiyorum. o'nu affedemiyorum.. büyük bir söz verdim kendime çünkü..
benim aşkım dillere destandı. herkes takdir ederdi bunca şeye rağmen ona anne merhametiyle yaklaşmamı. herkesi de karşıma aldım yaptıkları yüzünden. çok savaştım, her şeyle ama en çok o'nun için savaştım. kendimden bile vazgeçtim o'nun için savaşırken. ama benim artık buna da gücüm kalmadı.
çaresizim.. onu affedemiyorum.. o'ndan sonra da bir daha kimseyi öyle sevemedim zaten. sevemem de artık. insan bir kere yanlış aşkın ayağına düşünce, bir daha aşka yanaşamıyormuş..
bunları yazmama gözyaşlarım izin vermiyor. biraz iç çekip, yazmaya devam ediyorum.
affedememek ne kadar büyük bir yük. kendime olan saygım, mantığım şimdi o'na bir zamanlar koşulsuz duyduğum aşkın önüne geçiyor.
ben ne yapacağım bilmiyorum. o'na söylediğim tek şey : "ben seni affedemiyorum."
o sessizliği.. aşkın bedeli hep ağır mı olur?
ben onca farklı harbe rağmen bir de onunla savaştım, o'na rağmen..
allah kimseyi bu duruma düşürmesin. bir çıkış yolu arıyorum, bulamıyorum. sanırım bu çaresizliği kabullenip, hayatıma devam etmem gerekiyor.
ben zaten iyileşmeye başlamıştım, bak birkaç cümlesi ile yine musalla taşına yatırdı beni. kendime odaklanmıştım, neşeliydim, gülüyordum.. onca zaman sonra, iyileşmeye başlamışken hem de, af dilemenin kime ne faydası var ki? ben o defteri yeminimle kapattım çünkü.. bilmiyorum. bu sefer toparlanmam çok uzun zaman alacak sanırım.. daha fazla anlatacak gücüm yok ama içim henüz soğumuş değil.
"belki de biz sevmemeliyiz."
devamını gör...
deep purple
mor ve ötesi grubunun ismi konusunda ne derece ilham kaynağı olduklarını sorgulatan efsane grup.
devamını gör...
iyi geceler mesajı atacağın bir kişinin bile olmaması
bakınırsın öyle bomboş, kendinden bir haber, sonra uyursun işte öyle, yalnızım dostlar yalnız...iyi geceler ben der ve uyumaya gidersin.
devamını gör...