ilk maddenin su olduğunu iddaa eden doğa filozofudur.
devamını gör...

nobel ödüllü yazar (bkz: hermann hesse) nin kadim doğu felsefesi, budizm üzerine yazdığı bence baş yapıt diyebileceğimiz mükemmel kitap. başkahramanımız siddhartha bir samana'dır. yolculuktadır. ve yolculuğu kendini yani ben'i bulmak üzeredir. kendi ben'inin aradığı bu yolculukta aslında hakikatı, yaşamın anlamını, varoluşu, aşkı, bilgiyi, mutluluğu aramaktadır. bu yolda karşısına her ne çıkıyorsa siddhartha her şeye öğretici olarak bakar. sürekli öğrenme çabası içindedir. bu yolculukta hiçliği de buluyor varlığı da. ve kitabın sonunda huzuru bir nehirde buluyor. meditasyon, budha, budizm, doğu felsefeleri hakkında bilgi edinmek ve kendi yolculuğuna çıkmak isteyenler için mükemmel bir kitap. hangi dinden olduğunuzun bir önemi yok, hatta hiç bir dine inanmayadabilirsiniz. bu kitabı ya da budizmle ilgili kitapları okuduğunuzda budist de olmuyorsunuz. varoluş kaygısı çekenlerin mutlaka bilmesi gereken bilgilerdir.
kaygıyı azaltan, depresif duyguları düşünceleri yok eden, takıntılı düşünceleri gönderen memnuniyeti arttıram ve günde bir kez alınan bir ilaç var diyelim siz bu ilacı alır mısınız? aynı zamanda bu almanızı istediğim ilacın bir çok olumlı yan etkisi olduğunu iddia ediyorum. nedir bunlar: mesela özsaygıda artış, mesela empati geliştirme , mesele özgüvende artış hatta ve hatta belleğin gelişmesini sağlıyor desem?ve bu ilaç tamamen doğal ve maliyeti de sıfır. heralde hiç kimse bu ilacı kaçırmaz. böyle bir ilaç mümkün mü? tabi ki mümkün. evet bu ilkacın adı: meditasyon
meditasyon yaşamın zorluklarına karşı duyarlı olmayı engellemek için atmanız gereken bence ilk adımdır. meditasyon sayesinde zihni terbiye etmeyi öğreniyorsunuz. hırslarınızdan arınıyorsunuz. kazanmanın hazzından vazgeçmek kaybetmenin yoğun acısı ve korklusundan kurtulmanıza yarıyor. işte bu kitap bize bunu öğretiyor.
ben kitabı ilk okumam üzerinden 5 yıl geçtikten sonra tekrar okudum. gerçekten farklı bir tad alıyorum.
devamını gör...

bunu da, ben mi öğreteceğim size sevgili dostlar, çirkin kadın yoktur , avon kullanmayan kadın vardır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bunları söyleyen insanla ilişiğinizi kesin. çünkü net cahildir.

- haline şükret
- seninki de dert mi?
- psikiyatrinin verdiği ilaçlar işe yaramaz.
devamını gör...

bugün sinemada spoiler yemeden izlemeyi başarabildiğim müthiş filmdir.

filmi şöyle özetleyebilirim. müthiş, harika, inanılmaz, muazzam, süper.

bu işlerin içerisindeyseniz yani marvel seviyorsanız tatmin olacaksınız.

film tatmin etme üzerine kurulmuş bir film. biz seyircimizi tatmin edeceğiz, sinemadan memnun olarak çıkacaklar diye yemin etmişler.
ben marvel filmlerini çok izleyen veya çok seven birisi değilim. tabii konuya hakimim arada sırada izliyorum ama manyağı değilim. çok memnun kaldım.
filmin detayına veya içine aşağıda gireceğim. bu kısım gitmeden fikir edinmek isteyenlere spoiler vermeden övmek amacıylaydı.

gidin izleyin memnun olacaksınız.


abiiiii manyaklar. ne izlettiniz lan bize. 3 efsane spider man aynı filmde. hem duygusal hem komik sahnelerle beraber izliyoruz.

tobey ve andrew geldikten sonra film başka bir mevzuya dönüşüyor. maalesef filmden önce bu ikilinin geleceğini çok fazla hissettirdiler. strateji olarak yapmak zorundalardı ama keşke yapmasalardı.
düşünsenize hiçbir şekilde geleceklerini bilmiyorsunuz. isimleri bile geçmemiş. sinemadasınız çat diye karşınıza çıkıyor. aldığım keyfin 50 kat fazlasını alırdım.


film fanların istediği her şeyi veriyor. senaryo namına vurucu hiçbir şey olmadığını düşünüyorum. senaryoyu fanlar yazmış gibiydi, doyurucu ve tatmin edici.
sahneler bunu çok iyi gösteriyordu. andrew karakterinin mc yi tuttuğu sahneyi herhangi bir fan yazardı mesela.

tobey abim çok yaşlanmış. buruk bir sevinçle izledim. 2002 senesine geri döndüm.
bütün kötü karakterleri tekrar görmek keyifli hissettirdi.

ha tabii filmin çok fazla mantıksız tarafı var. bunlar göze batmıyor. sizi rahatsız etmiyor, çünkü müthiş bir şey izliyorsunuz. üç tane spider man karşınızda duruyor ve keyif almaya bakıyorsunuz.

mesela koskoca dr strange bir veledi dinleyip öyle hareketler yapmaz abi.
koskoca dr strange bir çocuk bir şeyler diyor diye büyüyü karıştırmaz.
koskoca dr strange nasıl o çocuğa yenilip 12 saat orada hapis kalıyor. bunlar mantıksız taraflardı.

tabii umurumda olmadı. çok keyif aldım. çok mutlu oldum.
hem heyecanlandırdı, hem güldürdü, hem duygulandırdı. daha ne olsun.
devamını gör...

istanbul boğazı'nın donduğu zamanlardan bir fotoğraf:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şekerrenk: araya soğukluk girmiş, bozulmuş dostluğa denir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
5 mayıs 2019 muş....
devamını gör...

çünkü onlar milyonlarca insanın içinden güvenmeyi seçtiğimizdi, en çok inandıklarımız, en çok sevdiklerimizdi.
ve yine en iyi onlar öğretti, hiç kimseye sonsuz güvenilmeyeceğini...
sağ olsunlar...
devamını gör...

kapari çiçeği kokusu. bu mevsimde henüz çalı gibi ama açınca hayat gibi bir koku soluyor insan. koparınca, çiçek solmaya başlayınca o güzel kokuya çürük bir koku ekleniyor. solgun kokuyor sanki ölünce. hayatla bağını kaybedince birçok insanın yaşadığı gibi bir çürüklük ekleniyor. o bağ kuvvetliyken kokusundan bir tutku taşıyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bütün mahalle ısırarak sevdiğinden mütevellit çirkef bir insan oldum.
devamını gör...

bir daniel monzon filmidir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
filmin senaryosunu fransisco perez gandul’un romanından daniel monzon ile jorge guerricaechevarria uyarlamıştır. başrol oyuncuları ise benim çok beğendiğim bir aktör olan luis tosar ve alberto ammann’dır.

aslında filmin konusu daha önce defalarca rastladığımız türden. bir suç örgütünün içine karışan kanun adamı. bu kanun adamı kendini suçlulardan biri olarak gösterip hayatta kalmaya çalışır. daha önce defalarca izledik bu tür filmleri. ama bu filmi farklı kılan şey oyunculuklar ve asla azalmayan gerilim unsuru oldu benim için.

gardiyan olarak işe başladığı hapishanede oryantasyon turu esnasında bir talihsizlik eseri bilincini yitiren genç gardiyan kendine geldiğinde 211 numaralı hücrede bulur kendini ve tam da çığ gibi büyümekte olan bir hapishane isyanının kalbindedir.

tek çaresi bir mahkum gibi davranıp hayatta kalmayı ummaktır ve o da tam olarak bunu yapar. isyanın lideri olan mahkumla arkadaşlığı ilerler ve isyanın liderinin en güvendiği insanlardan biri olan saatler içinde. ve olaylar kimsenin ummadığı şekilde gelişmeye, isyan büyüyüp başka hapishaneler sıçramaya, siyasi olaylar neden olmaya başlar.

gerilim dozunu düşmemesi ve insan psikolojisine dair çözümlemelerle izlenmeye değer bir film. stockholm olmasa biz ne yapardık!
devamını gör...

sebebi, eski türkiye'nin daha huzurlu olmasıdır.
devamını gör...

sefiller.
devamını gör...

eğlenceli türkçe şarkılarda bile ağlayabilme potansiyeline sahip biri için(bkz: ben) elzemdir.*
devamını gör...

asıl problemi kendiyle olan yazarımsıdır.
devamını gör...

ırkçılıksa ırkçılık.
beğenmeyen iltica edebilir.
gerçi milliyetçi değerlere anca klavye başından sataşıp hakaret edebilir bu s*lcular çok da şeetmeyin.
neticede adamdan kan alırlar böyle bir şeyi gerçek hayatta dillendirdiklerinde*.
devamını gör...

dağ gibi kaç benden.
devamını gör...

yolculuk ve kamp :)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim