yazarların mezun olduğu üniversite ve bölüm
kimya efenim. alüminyum kırmızı çizgimdir. hem ucuz hem işlevsel.
devamını gör...
arnavut ciğerinin arnavut vatandaşlarının ciğerinden yapılmaması
insanı hayretlere sokar. 5 takla attırır. basketbol oynarken 3'lük kacirmaniza neden olur. nöbetçi eczane tarafından fake'ye gelmenize neden olur...
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
devamını gör...
baykuş
kar altındaki fareyi görmese de avlayacak kadar isabetli olabiliyor. bir peçeli baykuş yılda 1000 'den fazla fare avlıyor.
devamını gör...
kadına şiddetin suistimal edilmesi
prusyadaki kral'ın önemli bir noktaya değindiği başlık.
evet böyle olaylar oluyor ve tepkimizi ortaya koyuyoruz. sonra hayat devam ediyor. ve unutmuş gibi görünüyoruz.
ben şahsen bu tarz tepkiler verirken kendime diyorum ki sen bunları yazacaksın ve hiçbir işe yaramayacak, somut bir şey mi yapmış olacaksın böylelikle?
sonra düşünüyorum somut ne yapılabilir diye. ben kendi adıma inandığım doğruları burada sözlükte paylaşabilirim. ülkenin bu hale gelmesinin esas sebebi olarak gördüğüm partiye oy vermeyebilirim, nitekim vermiyorum. zira eğitim konusunda bir şeyler yapmayı bırakın sistemi daha da geriye götürdüler.
açıkçası bu konuda kendimi çaresiz hissediyorum. bilemiyorum.
ne yapalım 3000 kişi toplanıp ankara'ya mı gidelim? aslında fena fikir değil. muhalif partilerin eğitim konusunda güçlü bir ses çıkarmadıkları bir gerçek. gidelim diyelim ki kardeşim mevcut iktidara bunun üzerinden yüklen, seçmenden oy isterken bunu dile getir, eğitim sistemini tartışmaya aç. çünkü bütün yollar eğitime çıkıyor. şikayet ettiğimiz ne varsa eğitim sisteminin* kötülüğünden.
en fazla, bilgiyi yayabiliriz gibime geliyor. bu anlamda ufak gibi görünse de sözlük güzel işler yapıyor.
daha kaliteli içerikler üretebiliriz yazarlar olarak. ataların dediği gibi kalem kılıçtan keskindir. romantik gelebilir ama ben böyle inanıyorum. çünkü şiddeti şiddetle kalıcı olarak çözemezsiniz. vâki değildir.
toplanıp eylem yapalım desem? maazallah sözlüğü kapatırlar.
toplantı ve gösteri hakkı da yurttaşlardan esirgeniyor zaten. böyle bir atmosferde insanlar ses çıkaracak cesareti kendilerinde bulamıyorlar. bulanların da anayasal haklarını kullanmaları engelleniyor. renkli bir şemsiyeden bile rahatsızlar.
sevgili yazarlar yıllardır bu kabusu yaşıyoruz. içinde olduğumuz için kanıksamış durumdayız.
antidemokratik hava daha güçlü estikçe suçlular daha bir cesur oluyor. kötünün sesi daha bir gür çıkıyor.
yine de ileride demokratik taleplerini dile getiren, hakkını arayan bir toplum haline gelebiliriz. yaşadığımız şey aslında bunun sancısı. ama maalesef zamanı 1,5x hızında yaşayamıyoruz. bu travma bizim kaderimiz. yüzleşmek zorundayız.
ama unutmayın bu ülkede cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini istemeyen en az yüzde elli yurttaş var. ve her geçen gün sayıları artıyor.
sanki hiç ummadığımız bir anda karanlık yerini aydınlığa terk edecek, bulutlar yerini aydınlık gökyüzüne bırakacakmış gibi hissediyorum.
umarım gelecekte tek derdimiz fıstık yeşili olur.
evet böyle olaylar oluyor ve tepkimizi ortaya koyuyoruz. sonra hayat devam ediyor. ve unutmuş gibi görünüyoruz.
ben şahsen bu tarz tepkiler verirken kendime diyorum ki sen bunları yazacaksın ve hiçbir işe yaramayacak, somut bir şey mi yapmış olacaksın böylelikle?
sonra düşünüyorum somut ne yapılabilir diye. ben kendi adıma inandığım doğruları burada sözlükte paylaşabilirim. ülkenin bu hale gelmesinin esas sebebi olarak gördüğüm partiye oy vermeyebilirim, nitekim vermiyorum. zira eğitim konusunda bir şeyler yapmayı bırakın sistemi daha da geriye götürdüler.
açıkçası bu konuda kendimi çaresiz hissediyorum. bilemiyorum.
ne yapalım 3000 kişi toplanıp ankara'ya mı gidelim? aslında fena fikir değil. muhalif partilerin eğitim konusunda güçlü bir ses çıkarmadıkları bir gerçek. gidelim diyelim ki kardeşim mevcut iktidara bunun üzerinden yüklen, seçmenden oy isterken bunu dile getir, eğitim sistemini tartışmaya aç. çünkü bütün yollar eğitime çıkıyor. şikayet ettiğimiz ne varsa eğitim sisteminin* kötülüğünden.
en fazla, bilgiyi yayabiliriz gibime geliyor. bu anlamda ufak gibi görünse de sözlük güzel işler yapıyor.
daha kaliteli içerikler üretebiliriz yazarlar olarak. ataların dediği gibi kalem kılıçtan keskindir. romantik gelebilir ama ben böyle inanıyorum. çünkü şiddeti şiddetle kalıcı olarak çözemezsiniz. vâki değildir.
toplanıp eylem yapalım desem? maazallah sözlüğü kapatırlar.
toplantı ve gösteri hakkı da yurttaşlardan esirgeniyor zaten. böyle bir atmosferde insanlar ses çıkaracak cesareti kendilerinde bulamıyorlar. bulanların da anayasal haklarını kullanmaları engelleniyor. renkli bir şemsiyeden bile rahatsızlar.
sevgili yazarlar yıllardır bu kabusu yaşıyoruz. içinde olduğumuz için kanıksamış durumdayız.
antidemokratik hava daha güçlü estikçe suçlular daha bir cesur oluyor. kötünün sesi daha bir gür çıkıyor.
yine de ileride demokratik taleplerini dile getiren, hakkını arayan bir toplum haline gelebiliriz. yaşadığımız şey aslında bunun sancısı. ama maalesef zamanı 1,5x hızında yaşayamıyoruz. bu travma bizim kaderimiz. yüzleşmek zorundayız.
ama unutmayın bu ülkede cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini istemeyen en az yüzde elli yurttaş var. ve her geçen gün sayıları artıyor.
sanki hiç ummadığımız bir anda karanlık yerini aydınlığa terk edecek, bulutlar yerini aydınlık gökyüzüne bırakacakmış gibi hissediyorum.
umarım gelecekte tek derdimiz fıstık yeşili olur.
devamını gör...
hiçbir yere ait olamamak
yeryüzünde illa ki bir şeye, bir yere, inanca hatta kimseye -aşk diyorlar bir de buna- ait olmanın normal sayıldığı düzende garip karşılanacak şeydir.
oysa özgür olan insan ruhu doğası gereği sadece tek bir şeye, bir kimseye, kalıba, düzene ait olamaz. ve olmamalıdır da…
oysa özgür olan insan ruhu doğası gereği sadece tek bir şeye, bir kimseye, kalıba, düzene ait olamaz. ve olmamalıdır da…
devamını gör...
mevlana celaleddin-i rumi
(bkz: mevlana celaleddin-i rumi)
sonundaki rumi, anadolulu anlamına gelir. 13. yy.da anadolu'nun adı 'rum'. rum da roma'dan geliyor. bizans, doğu roma ya, işte oradan.
sonundaki rumi, anadolulu anlamına gelir. 13. yy.da anadolu'nun adı 'rum'. rum da roma'dan geliyor. bizans, doğu roma ya, işte oradan.
devamını gör...
amazon ormanları
toplamda dokuz ülkeye yayılmış ve yaklaşık beş buçuk milyon kilometrekarelik alanı kaplayan yağmur ormanlarının genel adı.
son dönemlerde yapılan araştırmalar gösteriyor ki amazon ormanları hiç de öyle el değmemiş ve balta girmemiş değildi.
binlerce yıl boyunca bölgede yaşayan halkların müdahaleleriyle sürekli değişime uğradı.
yöre halkları özellikle yiyecek ve yapı malzemesi kaynağı olduğu için başta palmiye gibi türlerin büyümesini teşvik etti.
sonuç olarak büyüdükçe büyüyen orman bir çok canlı türünün yaşam alanı için elverişli bir hal aldı ve günümüzdeki halini aldı.
insan eliyle büyüyen bu ormanlar ironiktir günümüzde de yine insan eliyle bir yok olma sürecine girmiş durumda.
ayrıntılar şuradaki makaleden incelenebilir.
son dönemlerde yapılan araştırmalar gösteriyor ki amazon ormanları hiç de öyle el değmemiş ve balta girmemiş değildi.
binlerce yıl boyunca bölgede yaşayan halkların müdahaleleriyle sürekli değişime uğradı.
yöre halkları özellikle yiyecek ve yapı malzemesi kaynağı olduğu için başta palmiye gibi türlerin büyümesini teşvik etti.
sonuç olarak büyüdükçe büyüyen orman bir çok canlı türünün yaşam alanı için elverişli bir hal aldı ve günümüzdeki halini aldı.
insan eliyle büyüyen bu ormanlar ironiktir günümüzde de yine insan eliyle bir yok olma sürecine girmiş durumda.
ayrıntılar şuradaki makaleden incelenebilir.
devamını gör...
evde en çok küfredilen eşyalar
lego parçaları.
devamını gör...
ekim devrimi
çarlık rusyasında jülyen takvimi kullanılmaltaydı. miladi takvim ile jülyen takvimi arasında 13 gün fark vardır.
büyük ekim sosyalist devrimi miladi takvime göre 7 kasım 1917 de yapılmıştır ama rus jülyen takvimine göre 25 ekim 1917'de olduğu için ekim devrimi olarak geçer.
şubat devrimide aynıdır. miladi takvime göre 8 mart dünya kadınlar gününde başlamış fakat o dönemde rusya’da kullanılan jülyen takvimine göre 23 şubat 1917′a denk geldiği için “şubat devrimi” olarak tarihe geçmiştir.
büyük ekim sosyalist devrimi miladi takvime göre 7 kasım 1917 de yapılmıştır ama rus jülyen takvimine göre 25 ekim 1917'de olduğu için ekim devrimi olarak geçer.
şubat devrimide aynıdır. miladi takvime göre 8 mart dünya kadınlar gününde başlamış fakat o dönemde rusya’da kullanılan jülyen takvimine göre 23 şubat 1917′a denk geldiği için “şubat devrimi” olarak tarihe geçmiştir.
devamını gör...
sağcı şairlerin pek kalıcı olmaması
ismet özel hepsini uçurdu gitti bence.
devamını gör...
christopher mccandless
''happiness is only real when shared.''
hayatı,toplumun bize dayattığı sınırlar ve kurallar çerçevesinde yaşamayı reddedip gerçek olanın peşine düşen ve uzağını arayan bir gezgin christopher mccandless.
''sınır tanımayan bir maceracı,evi yolar olan ve güzelliklere yolculuk yapan bir seyyah olmaktır amacım.''
bankasındaki parayı hayır kurumlarına bağışlayıp, ailesine ve arkadaşlarına haber vermeden 1990 yılında 23 yaşında sırra kadem basıyor mccandless. otostopla belirli bir süre yolculuk yaptıktan sonra hayatı boyunca düşlediği alaska'nın uçsuz bucaksız doğasına ulaşıyor. orada'da fairbanks belediyesine ait 142 nolu terkedilmiş otobüsün içinde yaşamaya başlıyor.

diğer insanlardan bağımsız yaşamak,maddi ve yapay olanı reddetmek, kendini bulmak için yola çıkmak ve gerçeği aramak..
parayı,kapitalist düzeni ve toplumu reddedip özgürlüğüne kavuşan mccandless uzun süren macerasının ardından alaska'nın derinliklerinde ciddi düzeyde kilo kaybetmeye başlayınca geri dönmek istiyor. ancak gelirken geçtiği nehir, eriyen buzullar yüzünden derinleşmiş ve yüzülemeyecek kadar soğuyunca 4 ay boyunca ona ev sahipliği yapan fairbankse geri dönüyor. bu kez de gelirken yanında getirdiği bitki tohumlarıyla beslenmeye başlayayan mccandless ölümcül bir hata yapıyor ve yediği tohum toksik etki yapınca vücudu geri dönüşü olmayan bir sona giriyor. alaska'nın kuzeyinde toplumdan uzak,düşlediği doğaya ve yaşama kavuşmuş olarak hayata gözlerini yumuyor.
cesedi ölümünden yaklaşık olarak 18 gün sonra fairbanksın yanından geçen iki gezgin tarafından bulunuyor. ve mccandless'ın ablası, gökyüzünden alaska'nın ormanlarına salıyor küllerini.
27 nisan 1992
''fairbanks'ten selamlar! bu benden alacağınız son haber. buraya iki gün önce ulaştım. otostop çekmek biraz zor oldu ama nihayet buradayım işte. bana gelen tüm mektupları gönderenine geri iletin lütfen. tekrar güney'e dönene kadar uzun zaman geçebilir.bu macera ölümle sonuçlanır ve benden bir daha ses çıkmazsa,harika bir adam olduğunu bilmeni isterim. artık yabana doğru yürüyorum.
''
''insan yaşamının mantık ile yönetildiğini kabul edersek hayatın olasılığı kaybolur.''
''ya yüzümde bir gülümsemeyle kollarınıza koşuyor olsaydım, o zaman siz de benim şu an gördüklerimi görüyor olur muydunuz?''
''mutlu bir hayat yaşadım ve bunun için tanrıya müteşekkirim. hoşça kalın ve tanrı hepinizi kutsasın!''
christopher mccandless'in yolculuğunun filmini izlemek isteyenler için: (bkz: into the wild)
hayatı,toplumun bize dayattığı sınırlar ve kurallar çerçevesinde yaşamayı reddedip gerçek olanın peşine düşen ve uzağını arayan bir gezgin christopher mccandless.
''sınır tanımayan bir maceracı,evi yolar olan ve güzelliklere yolculuk yapan bir seyyah olmaktır amacım.''
bankasındaki parayı hayır kurumlarına bağışlayıp, ailesine ve arkadaşlarına haber vermeden 1990 yılında 23 yaşında sırra kadem basıyor mccandless. otostopla belirli bir süre yolculuk yaptıktan sonra hayatı boyunca düşlediği alaska'nın uçsuz bucaksız doğasına ulaşıyor. orada'da fairbanks belediyesine ait 142 nolu terkedilmiş otobüsün içinde yaşamaya başlıyor.

diğer insanlardan bağımsız yaşamak,maddi ve yapay olanı reddetmek, kendini bulmak için yola çıkmak ve gerçeği aramak..
parayı,kapitalist düzeni ve toplumu reddedip özgürlüğüne kavuşan mccandless uzun süren macerasının ardından alaska'nın derinliklerinde ciddi düzeyde kilo kaybetmeye başlayınca geri dönmek istiyor. ancak gelirken geçtiği nehir, eriyen buzullar yüzünden derinleşmiş ve yüzülemeyecek kadar soğuyunca 4 ay boyunca ona ev sahipliği yapan fairbankse geri dönüyor. bu kez de gelirken yanında getirdiği bitki tohumlarıyla beslenmeye başlayayan mccandless ölümcül bir hata yapıyor ve yediği tohum toksik etki yapınca vücudu geri dönüşü olmayan bir sona giriyor. alaska'nın kuzeyinde toplumdan uzak,düşlediği doğaya ve yaşama kavuşmuş olarak hayata gözlerini yumuyor.
cesedi ölümünden yaklaşık olarak 18 gün sonra fairbanksın yanından geçen iki gezgin tarafından bulunuyor. ve mccandless'ın ablası, gökyüzünden alaska'nın ormanlarına salıyor küllerini.
27 nisan 1992
''fairbanks'ten selamlar! bu benden alacağınız son haber. buraya iki gün önce ulaştım. otostop çekmek biraz zor oldu ama nihayet buradayım işte. bana gelen tüm mektupları gönderenine geri iletin lütfen. tekrar güney'e dönene kadar uzun zaman geçebilir.bu macera ölümle sonuçlanır ve benden bir daha ses çıkmazsa,harika bir adam olduğunu bilmeni isterim. artık yabana doğru yürüyorum.
''
''insan yaşamının mantık ile yönetildiğini kabul edersek hayatın olasılığı kaybolur.''
''ya yüzümde bir gülümsemeyle kollarınıza koşuyor olsaydım, o zaman siz de benim şu an gördüklerimi görüyor olur muydunuz?''
''mutlu bir hayat yaşadım ve bunun için tanrıya müteşekkirim. hoşça kalın ve tanrı hepinizi kutsasın!''
christopher mccandless'in yolculuğunun filmini izlemek isteyenler için: (bkz: into the wild)
devamını gör...
nefret edilen insan tipi
herseyi ben bilirim havasıyla gezen,ukala insan.
devamını gör...
ihtiyaç duyulduğunda bulunamayan şeyler
kağıt kalem, yok kardeşim tam telefonla konuşuyorsun not alacaksınız ama o her zaman çekmecede olan kağıt kalem yok oluyor.
devamını gör...
hayatı nasıl yaşamak gerekir meselesi
belki çok klişe ama her ne kadar uygulamakta hala güçlük çekiyor olsam da, o gün son günmüşcesine yaşamaktan henüz daha iyi bir tavsiye duymadım.
devamını gör...
kısa şiirler
gelsene dedi bana
kalsana dedi bana
gülsene dedi bana
ölsene dedi bana
geldim
kaldım
güldüm
öldüm
nazım hikmet, 1963
kalsana dedi bana
gülsene dedi bana
ölsene dedi bana
geldim
kaldım
güldüm
öldüm
nazım hikmet, 1963
devamını gör...
vasıfsız (yazar)
tanıştırayım, abıcamın oğlu vasıfsız.
bir diğer kuzenim de kayıtsız.
biz - sızlaroğlu derebeyliği kurmaya karar verdik.
şimdilik 3 kişiyiz ama sayımız git gide artıyor.
bir çocuğumuz olursa onun adını da hayırsız koyacağız.
bir diğer kuzenim de kayıtsız.
biz - sızlaroğlu derebeyliği kurmaya karar verdik.
şimdilik 3 kişiyiz ama sayımız git gide artıyor.
bir çocuğumuz olursa onun adını da hayırsız koyacağız.
devamını gör...
insanı tüketen şeyler
toksik kişiliklerle kurulan ilişkiler insanı tüketir.bu tarz bir ilişkinin içinde olduğunuzu ve sizde yarattığı hasarı fark etmek zaman alacaktır zira kişilerin dengesiz halleri gel-gitleri sebebiyle basiretiniz bağlanır.farkına vardığınız an hayatınızdan ivedilikle çıkarın,beklemenin zararı kendinize olacaktır.
devamını gör...

