dilimize parma manastırı olarak çevrilmiş, romantik akımın bir ürünü olan stendhal romanı. eser; honore de balzac , italo calvino ve andré gide tarafından başyapıt olarak nitelendirilmiştir ve hatta lev nikolayeviç tolstoy'un savaş ve barış romanına ön ayak olmuş olduğu da söylenebilir fakat ne yazık ki stendhal'ın kaleminden çıkmış gibi değil. oldukça karmaşık hatta neredeyse yavan öyle ki fabrizio del dongo ve halası arasındaki çarpık ilişki ve dongo ve clelia arasındaki aşk dahi romanı bir parça kurtarmaya yetmiyor. ana hikayenin karmaşıklığı bir kenara, karakterlerin tutarsızlığı bile eserin sınıfta kalmasına yeter. insanlar gerçek hayatta yeterince tutarsızdır fakat bu gerçek; romandaki karakterlerin neredeyse her hareketinin tutarsız olmasını anlaşılabilir kılmıyor. stendhal'ın da böyle bir kaygısı olduğunu sanmıyorum. iki ciltlik bu eserin neredeyse 52 günde yazılmış olması ve düzenlenmeden okuyucuya -stendhal böyle uygun gördüğü için- sunulması bir parça eserin karmaşık ve tutarsız olması hakkında tatmin edici bir açıklama sunuyor. orta düzey betimlemeleri ve waterloo muharebesi'nde napoleone bonaparte için savaşmayı tercih ettiği için hain ilan edilen kısmen şımarık milanlı bir soylunun hayatı boyunca yürüdüğü çarpık ve tutarsız yolu gözlemlemek için okunabilir bir eser fakat yine de çok büyük beklentiye girip yarıda bırakan çok olmuştur ama stendhal'ın da eser hakkında söylediği gibi; "mutlu azınlıklar için"

samih tiryakioğlu çevirisi orta düzey bir çeviri fakat yazıldığı dile en yakın çeviri olduğunu söylemekte fayda var.


les cœurs de ce pays-là diffèrent assez des cœurs français : les ıtaliens sont sincères, bonnes gens, et, non effarouchés, disent ce qu’ils pensent ; ce n’est que par accès qu’ils ont de la vanité ; alors elle devient passion, et prend le nom de punliglio. enfin la pauvreté n’est pas un ridicule parmi eux.

(bu ülkenin insanları fransızlar'dan oldukça farklıdır. italyanlar içtendir, iyi insanlardır, çekingen değillerdir, akıllarından geçeni söyleyiverirler. zaman zaman gurura kapılsalar da bu, tutku haline gelir, "benlik" adını alır. sonra, yoksulluk gülünç bir durum değildir onlar için.)

la politique dans une oeuvre littéraire, c'est un coup de pistolet au milieu d'un concert, quelque chose de grossier et auquel pourtant il n'est pas possible de refuser son attention.

(edebi bir eserde politikadan söz etmek sahnenin ortasına fırlatılan bir silah gibidir, oldukça rahatsız edicidir fakat onu görmezden gelemezsiniz.)
devamını gör...

eskisi daha güzel ve kullanışlıydı sanki. öte yandan sözlüğü sürekli daha da geliştirme çabasını takdir etmek de lazım.
devamını gör...

tutunacak bir dal arıyorsanız eğer acınıza tutunun. o sizi hiç bırakmaz.
devamını gör...

yapraklarının geniş ve bol dikenli olmasından kaynana dili olarak bildiğim kaktüs.
devamını gör...

sorun islam değil müslümanlarsa o zaman dininizi kamusal alana sokmayın! dininize uymayanları da cezalandırmaya kalkışmayın!
yok, onu yaparsak ekmeğimizi nereden kazanacağız diyorsanız o zaman da bu saçma sapan soruları sormayın.
devamını gör...

tam bir yaz dizisi. tutmaması mümkün değil. kız bıcır bıcır, patron karizma. ortaya da 2-3 garip arkadaş serp tamamdır.
devamını gör...

çok dikkatli bir şekilde eğer bulabilirseniz "entele otu" kullanabilirsiniz.
devamını gör...

su samurları uyurken akıntıda kaybolmamak için birbirlerinin elini tutarlar.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yine çok yorgun olmama rağmen aklimdaki düşünce ve tilkilerden, bacağıma giren kramplardan ayrıca karnıma saplanan bıçaklardan dolayi uyuyamamış olsam da buralarda çoktaaan gün doğdu. günaydınnn dostlar, tüm gününüzün güzel geçmesi dileğiyle.
devamını gör...

ölsek korkak derler. yaşasak kinaye ederler. kulak asmamaya alışın. kem göz, sinsi bakışlar hep olacak. hayat sizin hayatınız.
devamını gör...

maalesef ikide bir kronometreyi kontrol ettiğimden dolayı gerçekleştiremediğim olay.aralıksız 2-3 saat ders çalışabiliyorum ama kronometreyi açınca 20 dk sonra sıkıntıdan ölüyorum.psikolojik olduğuna inanıyorum.
devamını gör...

19 yaşında bir kez yapmıştım, sonra bir daha yanaşmadım. ha sorsalar kimseyle tanışmadım hiç derim, unutmak istiyorum çünkü. yok gibi davranıyorum. hiç yaşanmamış gibi. hiç kimsenin anniciği ile tanışmamış gibi.

küçücük bir odanın içinde tüm çakallar toplanmıştı, hiç unutmam. annesi, teyzesi, onun yüzü eriyor gibi görünen acayip kızı, birkaç erkek ve acaba onlar kimdi ya diye düşündüren başka insanlar. 46 kilo zamanlarım, nasıl narin nasıl zarifim. safım bi de. bu aile yapısı hakkında bilgim yok. göçmen çocuğuyum. biz de aşık olursan aile falan uğraşmaz gider kendin evlenirsin. hatta bizim taraf benim mallık seviyemi bildiği için gitme dediler, onlar seni yerler, haberin olmaz. dedim siz karışamazsınız, istediğimi yaparım.

yemin ediyorum 19 yaşımı verseler bana saçını başını acimadan yolarım.

aldılar beni aralarına, nasıl güzel maşallah dediler, en sevdiğimiz gelinimiz diye üstüne basa basa söylediler. en sevdiğimiz gelinimiz. en güzel gelinimiz. en zayıf gelinimiz. en güzel gözlü gelinimiz. yüzümde böyle kocaman gülücükler iltifatları alıyorum. nasıl mesudum.

eve geldim, ne oldu dediler, dedim bana böyle böyle dediler. o zaman öğrendim bizim ailenin yetişkin çakallarından, odanın içinde olan diğer gelin adayından nefret ettikleri için bana o kadar güzel şeyler söylemişler. o söylenen şeylerin aslında benimle ya da onların bana karşı hissettikleri ile alakası yokmuş.

sonra o kıskanırdıkları gelin beni birkaç kez öldürmeye çalışınca anladım ben ailem haklı. o ruh hastası beni her gördüğü yerde uzun dakikalar laf sokup yerin dibine sokup sokup çıkarınca bu işlerin bana göre olmadığını iyice anladım. çünkü ben böyle sabahtan akşama entrika falan uğraşamam firdevs hanım gibi. bihter olsaydım dizinin ilk bölümünde kafama sıkardım.

buradan o aileye sevgi ve saygılarımı iletiyorum. beni her şeyden soğuttular. pislikler.

y a s ı k.
devamını gör...

ağrıya karşı duyarlılığın artması durumudur. hiperaljezide ağrı algılanmasında artış görülür.

primer veya sekonder olarak ayrılabilir. primer hiperaljezide, ağrı algılayan reseptörlerin hassasiyeti artmıştır. sekonder hiperaljezide ise omurilikte ağrı iletimi yapan nöronların aktivasyon eşiğinde düşme meydana gelmiştir.
devamını gör...

hoca, benim kardeş hasta, diyor.
nesi var? diyorum.
ateşi var çok, diyor. ölecek.
ilaç vereyim mi? diyorum.
hayır, portakal ver, diyor.
portakal yememiştir hiç.

bu diyaloğu ile akılda kalmış ferit edgü romanı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tipik pazar sıkıntısı hissediyorum. hazır canım sıkkınken, uzun zamandır muhataplarına söylemeyi beklettiğim bir kaç cümleyi de söyleyerek aradan çıkardım bugün. daha hafifim ama daha rahat değilim. sanırım klasik pazar banyosundan sonra her şey daha güzel olacak.
devamını gör...

günaydın canım sözlük.
her şey yerli yerinde yine,
bu sabahların bir anlamı olmalı?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

günaydın sözlük,
"anne çabuk uyan, çok açım, kahvaltı edelim" diyen bir afacan tarafından uyandırıldım. hadi bakalım yumurtaları haşlamaya başlayalım. çayı koyalım yine... yeni hafta başlasın böylece... hepimize hayırlar getirsin, güzel olsun, yormasın, stressiz olsun... bu arada benim gibi henüz ayılamayanlara da filtre kahve gelsin... *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

27 yaşıma kadar hiç sevgilim olmadı. tabii ki hayatıma giren kadınlar oldu ama büsbütün bir sevgili mi hayır olmadı. nedenine gelirsek; yeterince cesur değildim. aslında ağzım iyi laf yapar, fena da adam sayılmam hani tipime bakınca ama dedim ya cesur değildim. ne birini sevebileceğimi düşündüm sahiden ne de gerçekten birine ait olabileceğim fikrini benimseyebildim. sonra 27 yaşımda bir gece. bir mesaj geldi telefonuma. sonra bir mesaj daha bir mesaj daha derken. harfler ses oldu, sesler suret. bir kadın girdi hayatıma paldır küldür. tanrı'm ne görkemli bir sevmek.
27 yaşımda sevgilim oldu ilk defa. çocuklar gibi şendim. adımlamayı yeni öğrenen bebeler gibi düşe kalka seviyordum işte. ve filmin sonu paldır küldür geldiği gibi paldır küldür gitti hayatımdan. 27 yaşımda ilk defa sevgilim oldu. 30 yaşında ilk defa terk edildim....
aldırmamak gerek hayat bu;
hiç sevgilisi olmamış bir adam olmaktan çıkıp;
hiç sevgilisi olmamayı dilen bir adam haline geliyorsunuz işte!
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim