haldun dormen
abd'de yale üniversitesi'nde tiyatro bölümünde okuyup,yönetmenlik diploması almıştır.
devamını gör...
ramazan davulcusu
oruç tutmasam da geleneksel bir figür olarak saygı duymak istediğim insandır.
ancak kendileri ile yaşadığım birkaç kötü anı yüzünden saygı duyamadığım meslek grubudur aynı zamanda.
bir akşam trt 2’de sinema edebiyat kuşağında dostoyevski’nin eseri kumarbazın sinema uyarlamasını izlerken kapıdan gümbür gümbür bir ses geldi. öğle vakti kitabı okumaya başlamış ve şans eseri akşam sekizde filminin televizyonda olacağını öğrenince de daha büyük bir keyifle kitabı bitirip filmi izlemek için oturmuştum. film başlayalı on dakika olmuştu ki ramazan davulcusu iki arkadaş kapıda gümbürdemeye başladı.
gitsinler diye bekledim bir süre ama gitmeye niyetleri yoktu. sonra dışarı çıktım. bahçede hala çalmaya devam ederlerken “ hayırdır?” diye sordum. bana bizim köyün davulcusu olduklarını ve bahşiş istediklerini söylediler. ben de tüm iyi niyetimle “ sahura daha sekiz saat var” dedim. beni bu saatte neden sahura kaldırmaya çalıştıklarını sordum ve şu tarifi cevabı aldım:
“ abi erkenden başlıyoruz çalmaya, burdan başka köylere de gideceğiz, anca yetişiyor.”
tutmadığım oruç için sahura erken kaldırılmaya çalışılma nedenim davulcuların mesai başlangıç mekanlarına en yakın köyde oturuyor oluşumdu.
ilginç bir durumla karşı karşıya olduğum için sadece kibarca kovmakla yetindim kendilerini zira dostoyevski içeride beni bekliyordu ve davulculara ne kadar yakınsam oruca o kadar uzaktım.
bana asıl rahatsız edici gelen nokta şuydu. saat sekizde davul çalarak insanları sahura çağırma konusunda kendilerinden çok emindi bu davulcular. görev tanımlarından çok alacakları bahşişi önemseyen ve oldukça başarısız davulcular olan bu arkadaşları şimdi burdan tekrar esefle kınıyorum.
ancak kendileri ile yaşadığım birkaç kötü anı yüzünden saygı duyamadığım meslek grubudur aynı zamanda.
bir akşam trt 2’de sinema edebiyat kuşağında dostoyevski’nin eseri kumarbazın sinema uyarlamasını izlerken kapıdan gümbür gümbür bir ses geldi. öğle vakti kitabı okumaya başlamış ve şans eseri akşam sekizde filminin televizyonda olacağını öğrenince de daha büyük bir keyifle kitabı bitirip filmi izlemek için oturmuştum. film başlayalı on dakika olmuştu ki ramazan davulcusu iki arkadaş kapıda gümbürdemeye başladı.
gitsinler diye bekledim bir süre ama gitmeye niyetleri yoktu. sonra dışarı çıktım. bahçede hala çalmaya devam ederlerken “ hayırdır?” diye sordum. bana bizim köyün davulcusu olduklarını ve bahşiş istediklerini söylediler. ben de tüm iyi niyetimle “ sahura daha sekiz saat var” dedim. beni bu saatte neden sahura kaldırmaya çalıştıklarını sordum ve şu tarifi cevabı aldım:
“ abi erkenden başlıyoruz çalmaya, burdan başka köylere de gideceğiz, anca yetişiyor.”
tutmadığım oruç için sahura erken kaldırılmaya çalışılma nedenim davulcuların mesai başlangıç mekanlarına en yakın köyde oturuyor oluşumdu.
ilginç bir durumla karşı karşıya olduğum için sadece kibarca kovmakla yetindim kendilerini zira dostoyevski içeride beni bekliyordu ve davulculara ne kadar yakınsam oruca o kadar uzaktım.
bana asıl rahatsız edici gelen nokta şuydu. saat sekizde davul çalarak insanları sahura çağırma konusunda kendilerinden çok emindi bu davulcular. görev tanımlarından çok alacakları bahşişi önemseyen ve oldukça başarısız davulcular olan bu arkadaşları şimdi burdan tekrar esefle kınıyorum.
devamını gör...
jamaika
küba'nın güneyinde büyük antiller diye geçen adalarda bulunmaktadır. resmi dili ingilizce olan ülke birleşik krallık sömürgesidir. 3 milyon nüfusu vardır.
devamını gör...
normal sözlük
yönetiminin kurallarla alakalı ufak tefek sorunlar yaşadığı sözlük. *
küfürlü tanım görünce şikayet ediyorum. mesela çok tanınmayan bir yazarınkini şikayet etmiştim çok kısa süre sonra profiline girince cezalı ibaresini gördüm.
sözlükte hemen herkesin tanıdığı iki yazarın da küfürlü tanımlarını şikayet etmiştim, sadece tanımları silindi. bakın bu yazarlara ceza veremiyorlar demiyorum. kimler kimler uçuruldu sonuçta ama bazı yazarlara daha esnek davranma durumu var.
birbirinin türevi başlıklar olayı var mesela(bugün de oldu). diyelim dört tane başlık açılıyor arka arkaya. hepsi tanım dolu. beşinci başlık açılınca hepsi buharlaştırılıyor. beşinci başlıkta formata aykırı bir durum da yok. başlığın ve yazarın günahı ne anlamak mümkün değil. formata uymuyorsa önceki dördü uyuyor muydu? beşincide mi anlaşıldı mesela bir sorun olduğu?
bir de hatıra gönüle başlık silip kilitleme durumu vardı ki evlere şenlik (bkz: normal sözlük cadıları). daha aklı başında bir moderatör müdahil oldu da düzeldi.
bence kuralların ve kurallara uymanın öneminin tekrar bir gözden geçirilmesi gerekiyor. öncelikle yöneticiler sonra da yazarlar tarafından.
küfürlü tanım görünce şikayet ediyorum. mesela çok tanınmayan bir yazarınkini şikayet etmiştim çok kısa süre sonra profiline girince cezalı ibaresini gördüm.
sözlükte hemen herkesin tanıdığı iki yazarın da küfürlü tanımlarını şikayet etmiştim, sadece tanımları silindi. bakın bu yazarlara ceza veremiyorlar demiyorum. kimler kimler uçuruldu sonuçta ama bazı yazarlara daha esnek davranma durumu var.
birbirinin türevi başlıklar olayı var mesela(bugün de oldu). diyelim dört tane başlık açılıyor arka arkaya. hepsi tanım dolu. beşinci başlık açılınca hepsi buharlaştırılıyor. beşinci başlıkta formata aykırı bir durum da yok. başlığın ve yazarın günahı ne anlamak mümkün değil. formata uymuyorsa önceki dördü uyuyor muydu? beşincide mi anlaşıldı mesela bir sorun olduğu?
bir de hatıra gönüle başlık silip kilitleme durumu vardı ki evlere şenlik (bkz: normal sözlük cadıları). daha aklı başında bir moderatör müdahil oldu da düzeldi.
bence kuralların ve kurallara uymanın öneminin tekrar bir gözden geçirilmesi gerekiyor. öncelikle yöneticiler sonra da yazarlar tarafından.
devamını gör...
mick schumacher
efsanenin (bkz: michael schumacher) oğlu. baba schumacher oğlunun yarışçı olmasını hiç istememiş ama j. schumacher söz dinlememiş. efsanenin emekliliğinden sonra hiç bir f1 yarışı izlememiş olan beni de yeniden yarışlara döndürebilecek mi bakalım.
devamını gör...
haldun taner
cumhuriyet dönemi türk edebiyatının önde gelen yazarlarından birisidir. öykü, tiyatro, kabare yazarıdır. ülkemizdeki ilk kabare tiyatro örneği vatan kurtaran şaban ve ilk epik tiyatro keşanlı ali destanı'nın da sahibidir.
haldun taner eserlerinde gözleme, yergiye ve mizaha (bilgece) önem verir hatta bunları çoğu zaman aynı anda kullanır. görgüsüzlüğü, bilgisizliği ve bunların doğurduğu düzensizliği yansıtır eserlerinde. örneğin gözlerimi kaparım vazifemi yaparım'da iki yüzlü, çıkarcı, sahtekar ve işi bilmeden o makama getirilen kişileri ve sistemi eleştirir. bu eleştirisini bilgece yapar ve kara mizaha çevirse de asla basit bir kara mizah değildir bu, fazla yormaz, basit ve nettir. ne anladıysan odur. vermek istediği mesajlar başarılıdır. çünkü tam bir ustadır, güldürmekte de, hicivde de, ''gözlerinizi açın'' demekte de.
''turizm bakanımız
turist olmamış ömründe
hariciyenin dümeni
emekli bir valinin elinde
devlet işinde ihtisas sonradan gelir şaban''
güldürmekte ustadır dedim ya, haldun taner bir röportajında, fransızların kendisine ''siz deli misiniz? bu memlekette çocuklar bile gülmüyor. çocukların gülmediği memlekette nasıl komedi yazarsınız?'' diye sorduklarından bahseder. ustanın cevabı elbette hazırdır. o gözlem yapmadan, halkın durumunu bilmeden adım dahi atmaz. kaldı ki komedi yazsın. cevabı şu olur: ''yüzleri gülmüyor ama içleri güler ve güldürüldüğü zaman çok iyi gülerler.... sizden daha iyi gülerler... ezikliklerinin acısını çıkartırcasına, öç alırcasına gülerler...''
kısaca, aynı çağda yaşamamış olmak ne büyük eksiklik dediğim kişidir. tiyatro açısından birçok yeniliğe öncülük eden değerli isimlerden ve türk edebiyatının yapı taşlarından biridir, okunmalıdır.
haldun taner eserlerinde gözleme, yergiye ve mizaha (bilgece) önem verir hatta bunları çoğu zaman aynı anda kullanır. görgüsüzlüğü, bilgisizliği ve bunların doğurduğu düzensizliği yansıtır eserlerinde. örneğin gözlerimi kaparım vazifemi yaparım'da iki yüzlü, çıkarcı, sahtekar ve işi bilmeden o makama getirilen kişileri ve sistemi eleştirir. bu eleştirisini bilgece yapar ve kara mizaha çevirse de asla basit bir kara mizah değildir bu, fazla yormaz, basit ve nettir. ne anladıysan odur. vermek istediği mesajlar başarılıdır. çünkü tam bir ustadır, güldürmekte de, hicivde de, ''gözlerinizi açın'' demekte de.
''turizm bakanımız
turist olmamış ömründe
hariciyenin dümeni
emekli bir valinin elinde
devlet işinde ihtisas sonradan gelir şaban''
güldürmekte ustadır dedim ya, haldun taner bir röportajında, fransızların kendisine ''siz deli misiniz? bu memlekette çocuklar bile gülmüyor. çocukların gülmediği memlekette nasıl komedi yazarsınız?'' diye sorduklarından bahseder. ustanın cevabı elbette hazırdır. o gözlem yapmadan, halkın durumunu bilmeden adım dahi atmaz. kaldı ki komedi yazsın. cevabı şu olur: ''yüzleri gülmüyor ama içleri güler ve güldürüldüğü zaman çok iyi gülerler.... sizden daha iyi gülerler... ezikliklerinin acısını çıkartırcasına, öç alırcasına gülerler...''
kısaca, aynı çağda yaşamamış olmak ne büyük eksiklik dediğim kişidir. tiyatro açısından birçok yeniliğe öncülük eden değerli isimlerden ve türk edebiyatının yapı taşlarından biridir, okunmalıdır.
devamını gör...
risalet
bazı peygamberlere özel bir sıfattır. yeni hükümler getiren ve özel bir durumun muhattabı olan peygamberlere özgü bir sıfattır. nübüvvet ile karıştırılmamalıdır.
örneğin; hz. musa, resul ve nebi dir. hz. harun ise; sadece nebi dir.
hz. musa şeriat* sahibidir. hz. harun ise bu şeriatin uygulayıclarından olan peygamberdir.
her peygamber nebi dir. ancak her peygamber resul değildir.
örneğin; hz. musa, resul ve nebi dir. hz. harun ise; sadece nebi dir.
hz. musa şeriat* sahibidir. hz. harun ise bu şeriatin uygulayıclarından olan peygamberdir.
her peygamber nebi dir. ancak her peygamber resul değildir.
devamını gör...
öyle birine aşık ol ki
öyle birini sevin ki ;
yüreğinin solda attığını hissettirsin,kavgada yiğit olsun, devrimci olsun…
ekmeğini eşitçe bölüşebilsin yok olanlarla…
öyle birini sevin ki ;
geride duracağına, elini tutup en öne çıksın senin ile kalabalıklarda.
tv başında yorum yapacağına,orada olmalıyız desin…
öyle birini sevin ki ;
umudu iki kişilik olsun, acıdığı için değil yardım etmek istediği için diz çöksün başkasının önünde.
suyunu, ekmeğini paylaşsın
öyle birini sevin ki ;
direnmelisin desin, kavgadayız desin, umuduz biz, geleceğiz desin…
öyle birini sevin ki;
nazım'ın piraye'sini kıskandırsın severken… severken bütün devrimleri anımsatsın göğüs kafesinde!
öyle birini sevin ki;
sosyalizm koksun her sözü, henüz yazılmamış bir kitap gibi baksın gözleri…
öyle birini sevin ki ;
sigarasını içerken bütün ölü şairler utansın yazdıklarından,
öyle birini sevin ki ;
sen devrimcisin, yoldaşın olsun ömür boyunca! her direnişte, her kavgada, yanı başında…*
aklıma direkt bu sözler geldi. üstüne laf söylenmez ama ben de bir şey demek isterim: siz öyle birine aşık olun, öyle birini sevin ki içinizde onu yaşatmak bir lütuf olsun...
yüreğinin solda attığını hissettirsin,kavgada yiğit olsun, devrimci olsun…
ekmeğini eşitçe bölüşebilsin yok olanlarla…
öyle birini sevin ki ;
geride duracağına, elini tutup en öne çıksın senin ile kalabalıklarda.
tv başında yorum yapacağına,orada olmalıyız desin…
öyle birini sevin ki ;
umudu iki kişilik olsun, acıdığı için değil yardım etmek istediği için diz çöksün başkasının önünde.
suyunu, ekmeğini paylaşsın
öyle birini sevin ki ;
direnmelisin desin, kavgadayız desin, umuduz biz, geleceğiz desin…
öyle birini sevin ki;
nazım'ın piraye'sini kıskandırsın severken… severken bütün devrimleri anımsatsın göğüs kafesinde!
öyle birini sevin ki;
sosyalizm koksun her sözü, henüz yazılmamış bir kitap gibi baksın gözleri…
öyle birini sevin ki ;
sigarasını içerken bütün ölü şairler utansın yazdıklarından,
öyle birini sevin ki ;
sen devrimcisin, yoldaşın olsun ömür boyunca! her direnişte, her kavgada, yanı başında…*
aklıma direkt bu sözler geldi. üstüne laf söylenmez ama ben de bir şey demek isterim: siz öyle birine aşık olun, öyle birini sevin ki içinizde onu yaşatmak bir lütuf olsun...
devamını gör...
bir yazarın tüm kitaplarını okumak
o yazarla arkadaş olmak gibidir. mesela jane austen'in dört kitabını okudum ve artık benim için yeri çok ayrı olan bir yazardır. diğer kitaplarını da okuyacağım ama bitsin de istemiyorum. stefan zweig, dostoyevski, jack landon, sabahattin ali, oğuz atay gibi birçok yazarla bu hedefi koydum kendime. sanki bu insanların tüm kitaplarını okuyabilirsem hayatımın bir parçası olabilirlermiş gibi.
devamını gör...
cemaat baskısından dolayı intihar eden tıp öğrencisi
ülkenin genci okul kazandı, kalacak yer bulamadı, bu köpeklerin eline düştü ve alın, olacağı bu!
siz bu pisliğinizle daha çok gencim hayatına sebep olursunuz.
gerçekten tiksiniyorum bu cemaatlerden. pislik yuvası. gencecik birinin hayatına mal olabilecek kadar, insanı hayattan soğutup hayatına son vermesine sebep olacak kadar iğrenç bir fare yuvası.
ekonomi berbat. ev tutamadı, kyk yurduna giremedi, yahu bu pisliklerin eline düştü ve hayatından oldu.
daha geçenlerde bu cemaat yurtlarında bir gencin başı kesildi?!
yok olsun lan bunlar.
siz bu pisliğinizle daha çok gencim hayatına sebep olursunuz.
gerçekten tiksiniyorum bu cemaatlerden. pislik yuvası. gencecik birinin hayatına mal olabilecek kadar, insanı hayattan soğutup hayatına son vermesine sebep olacak kadar iğrenç bir fare yuvası.
ekonomi berbat. ev tutamadı, kyk yurduna giremedi, yahu bu pisliklerin eline düştü ve hayatından oldu.
daha geçenlerde bu cemaat yurtlarında bir gencin başı kesildi?!
yok olsun lan bunlar.
devamını gör...
türk halkı ne zaman ayaklanacak sorunsalı
pompaci militan'ın önderliğini bekliyoruz.
devamını gör...
köylerdeki komik lakaplar
acı bibergilin mustuk.
ne yapılmak nereye varılmak istenmektedir dedirten lakaplar.
ne yapılmak nereye varılmak istenmektedir dedirten lakaplar.
devamını gör...
edgar allan poe
"çocukluğumdan beri başkaları gibi olmadım. dünyayı diğerlerinin gördüğü gibi görmedim. tutkularımı ve kederimi, onlarla ortak bir kaynaktan almadım. yüreğim uyanmadı başkalarının sevinç duyduğu seslerde. ve sevdiğim her şeyi, yalnız sevdim."
amerikalı şair, yazar, editör ve edebiyat eleştirmenidir kendisi. romantizm akımının önde gelenlerinden olduğu için benim de çok sevdiklerimdendir.
amerikalı şair, yazar, editör ve edebiyat eleştirmenidir kendisi. romantizm akımının önde gelenlerinden olduğu için benim de çok sevdiklerimdendir.
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
fillerin beyinleri yaklaşık olarak 5 kilodur ve bu sayede dünyanın en büyük beyinli canlısı ünvanına sahiplerdir.
devamını gör...
morbid angel
1984 yılında tampa, florida'da kurulan death metal grubudur. death metal denildiği zaman akla gelen gruplardan birisidir aynı zamanda. şu anda pek kimse bilmiyor olabilir ama zamanında sağlam işler yapmışlardır, bir ara metal camiasının vazgeçilmez grupları arasında yer almıştır. bu zamana kadar başlığının açılmamasını da şiddetle kınıyorum efendim. böylesine güzel albümler yapan grubun başlığı açılmaz mı? çok ayıp hiç yakıştıramadım. *
grubun efsane albümleri vardır ve albümleri burada tanıtmaktan da onur duyarım. o albümlerden bazıları da şunlardır; covenant, domination, heretic, abominations of desolation, formulas fatal to the flesh, gateways to annihilation, ıllud divinum ınsanus, entangled in chaos… ulan şu albümlere bak be, yemin ediyorum çok kaliteli albümler dinlemek isteyene itina ile öneririm. o derece.
grubun bi gitaristi var, ismi trey azagthoth. bu gitarist tüm zamanların en iyi death metal gitaristi seçilmiş herifte aşırı derecede güzel bi yetenek var gitarı adeta eline alıp oynatabiliyor o derece ulan. altars of madness bu albümde tüm zamanların en iyi death metal albümü seçilmiş, varın bu adamların kalitesini siz düşünün. vallahi ben bayılarak dinliyorum kendilerini, siz de dinleyin, dinletin. metalcilere duyurulur efendim.
sevgi ve saygıyla…
grubun efsane albümleri vardır ve albümleri burada tanıtmaktan da onur duyarım. o albümlerden bazıları da şunlardır; covenant, domination, heretic, abominations of desolation, formulas fatal to the flesh, gateways to annihilation, ıllud divinum ınsanus, entangled in chaos… ulan şu albümlere bak be, yemin ediyorum çok kaliteli albümler dinlemek isteyene itina ile öneririm. o derece.
grubun bi gitaristi var, ismi trey azagthoth. bu gitarist tüm zamanların en iyi death metal gitaristi seçilmiş herifte aşırı derecede güzel bi yetenek var gitarı adeta eline alıp oynatabiliyor o derece ulan. altars of madness bu albümde tüm zamanların en iyi death metal albümü seçilmiş, varın bu adamların kalitesini siz düşünün. vallahi ben bayılarak dinliyorum kendilerini, siz de dinleyin, dinletin. metalcilere duyurulur efendim.
sevgi ve saygıyla…
devamını gör...
düz dünya teorisi
inanmayanların çürütemediği değil, inananların, inanmayanlar tarafından çürütüldüğüne bir türlü inanamadığı, teori olmayan iddia.
bilimsel çalışma aşamaları:
1. problemi tanımlayıp ortaya koymak
2. bilgi/veri toplamak
3. hipotez kurmak
4. tahmin yapmak
5. kontrollü deney yapmak
6. teori üretmek
7. sonucu kanun haline getirmek
öncelikle 1. maddeden başlarsak, dünya'nın şekline ilişkin herhangi bir problem yok. elimizde neye benzediği çoktan * kanıtlanmış bir şekil dururken, dünyanın şekli, üzerinde çalışılması gereken bir problem değil.
hadi diyelim ki emin olmak istiyoruz ve bunu bir problem olarak kabul ettik. aradaki basamakların hiçbirini usulüne uygun şekilde halletmeden teori aşamasına nasıl geçildiği soru işareti. o nedenle bu konuyu teori olarak anmak çok da doğru değil.
***
kelimelere takılmayalım dedik ve konuya başka yanından bakmak istedik diyelim.
- atmosferin gözümüze "oynadığı oyunlar" küreselliğin bir sonucudur.
- kuzey yarım küre, güney yarım küre ve tam ekvator üzerinde görebileceğiniz yıldızlar birbirinden farklıdır. bunların kaç saat gökyüzünde kaldığı, ne zaman doğup ne zaman battığı, hiç doğmayan ya da batmayan yıldızların neden bu hareketlere sahip olduğu gibi soruların cevapları küresel geometri ile çok rahat biçimde açıklanabilmektedir. dünya'nın düz olması durumunda tüm ülkelerden aynı yıldızları görmeniz gerekirdi.
- yıldız izi fotoğrafları, bulunduğunuz yarım küreye göre farklılık gösterir. düz bir dünyada böyle bir fark göremezsiniz.
- ay tutulmaları esnasında dünya'nın gölgesi ay'ın üzerine düşer. bu gölgenin yuvarlak olduğu net şekilde görülür. tutulmalar sırasında ay'ın ya da güneş'in önüne gizemli bir cisim geçmez. neyin, hangi cisim önüne ne zaman geçeceği, geometrik olarak hesaplanabildiğinden, hangi tutulmanın ne zaman, hangi biçimde gerçekleşeceği önceden bilinir. gök olayları yıllığında da sıralı şekilde verilir.
neyse, uzun uzun tüm astronomi konularını, neyin hangi model ve hesaplamalarla nasıl yapıldığını sayıp dökecek değilim. bilim dünyasındaki insanlar bu tür asılsız iddialara gülüp geçmeyi tercih eder ve bunlara tek tek cevap vermeyi vakit kaybı sayarlar. o nedenledir ki düz dünyacılar, kimse kendilerine cevap veremiyor zanneder. sosyal medyada kurdukları gruplarda cevap verenleri de dakika geçmeden gruptan atarlar (tecrübeyle ve tanıdıkların tecrübeleriyle sabit.)
bu insanlara inandıkları şeyin yanlış olduğunu kanıtlamanın bir yolu yok çünkü kanıtın kanıtlığını kabul etmiyorlar. bu paradokstan kurtulamazsınız.
***
"nasa bizi kandırıyor" mevzusuna gelince... diyelim ki öyle, tamam. sizin hiç mi kendi ülkenizin bilim insanlarına saygınız, inancınız yok? bakın bu entryde anlattığım keşif, bizzat tanıdığım hocalar tarafından, inanmadığınız fizik ve matematik hesapları kullanılarak yapılan gözlemlerle bulundu.
düz dünyacıların çoğuna göre newton fiziği falan da yalanmış. beğenmediğiniz o mekanik formüllerini mühendisler de kullanıyor, mimarlar da, benzer meslek sahipleri de... bunlar toptan yalan olsaydı sağlam binalar, köprüler yapılamaz, her şey yalan olurdu. ayrıca tüm bu mesleklerde çalışanlar için de "mühendisler bizi kandırıyor" gibi cümleler kurmanız gerekirdi.
***
son olarak... bunlardan biri, bir youtuber dünyanın dönmediğini kanıtlamaya çalıştığı bir videosunda dünyanın döndüğünü kanıtladı. "bu kabul edilemez" diye çıldırıyordu en son gördüğümde...
yine newton fiziğini beğenmeyen bir tanesi de kendi yaptığı roketle uzaya gitmeye kalkıştığında yere çakılıp öldü geçen yıl.
bilimi çok fazla küçümsüyorsunuz. yapmayın. sorgulamak, uyanık olmak, akıllı olmak bu değil.
edit: neil degrasse tyson'ın o sözleri söylemesinin nedeni farklı. "kütle çekimini tarif edebiliriz, cisimlere ne yaptığını söyleyebiliriz, onu ölçebiliriz ama kütle çekimi nedir diye sorarsanız cevap bilmiyorum olur." şeklinde bir ifadesi var. kütle çekiminin kuantum kuramıyla uzlaştırılamıyor oluşu, graviton adlı teorik parçacığın gözlenememiş olması, kuantum köpüğü teorisini gözlemlerle kanıtlayamamış olmamız gibi bazı nedenleri var kütle çekiminin ne olduğunu tam olarak bilmiyor oluşumuzun.
neyse...
bilimsel çalışma aşamaları:
1. problemi tanımlayıp ortaya koymak
2. bilgi/veri toplamak
3. hipotez kurmak
4. tahmin yapmak
5. kontrollü deney yapmak
6. teori üretmek
7. sonucu kanun haline getirmek
öncelikle 1. maddeden başlarsak, dünya'nın şekline ilişkin herhangi bir problem yok. elimizde neye benzediği çoktan * kanıtlanmış bir şekil dururken, dünyanın şekli, üzerinde çalışılması gereken bir problem değil.
hadi diyelim ki emin olmak istiyoruz ve bunu bir problem olarak kabul ettik. aradaki basamakların hiçbirini usulüne uygun şekilde halletmeden teori aşamasına nasıl geçildiği soru işareti. o nedenle bu konuyu teori olarak anmak çok da doğru değil.
***
kelimelere takılmayalım dedik ve konuya başka yanından bakmak istedik diyelim.
- atmosferin gözümüze "oynadığı oyunlar" küreselliğin bir sonucudur.
- kuzey yarım küre, güney yarım küre ve tam ekvator üzerinde görebileceğiniz yıldızlar birbirinden farklıdır. bunların kaç saat gökyüzünde kaldığı, ne zaman doğup ne zaman battığı, hiç doğmayan ya da batmayan yıldızların neden bu hareketlere sahip olduğu gibi soruların cevapları küresel geometri ile çok rahat biçimde açıklanabilmektedir. dünya'nın düz olması durumunda tüm ülkelerden aynı yıldızları görmeniz gerekirdi.
- yıldız izi fotoğrafları, bulunduğunuz yarım küreye göre farklılık gösterir. düz bir dünyada böyle bir fark göremezsiniz.
- ay tutulmaları esnasında dünya'nın gölgesi ay'ın üzerine düşer. bu gölgenin yuvarlak olduğu net şekilde görülür. tutulmalar sırasında ay'ın ya da güneş'in önüne gizemli bir cisim geçmez. neyin, hangi cisim önüne ne zaman geçeceği, geometrik olarak hesaplanabildiğinden, hangi tutulmanın ne zaman, hangi biçimde gerçekleşeceği önceden bilinir. gök olayları yıllığında da sıralı şekilde verilir.
neyse, uzun uzun tüm astronomi konularını, neyin hangi model ve hesaplamalarla nasıl yapıldığını sayıp dökecek değilim. bilim dünyasındaki insanlar bu tür asılsız iddialara gülüp geçmeyi tercih eder ve bunlara tek tek cevap vermeyi vakit kaybı sayarlar. o nedenledir ki düz dünyacılar, kimse kendilerine cevap veremiyor zanneder. sosyal medyada kurdukları gruplarda cevap verenleri de dakika geçmeden gruptan atarlar (tecrübeyle ve tanıdıkların tecrübeleriyle sabit.)
bu insanlara inandıkları şeyin yanlış olduğunu kanıtlamanın bir yolu yok çünkü kanıtın kanıtlığını kabul etmiyorlar. bu paradokstan kurtulamazsınız.
***
"nasa bizi kandırıyor" mevzusuna gelince... diyelim ki öyle, tamam. sizin hiç mi kendi ülkenizin bilim insanlarına saygınız, inancınız yok? bakın bu entryde anlattığım keşif, bizzat tanıdığım hocalar tarafından, inanmadığınız fizik ve matematik hesapları kullanılarak yapılan gözlemlerle bulundu.
düz dünyacıların çoğuna göre newton fiziği falan da yalanmış. beğenmediğiniz o mekanik formüllerini mühendisler de kullanıyor, mimarlar da, benzer meslek sahipleri de... bunlar toptan yalan olsaydı sağlam binalar, köprüler yapılamaz, her şey yalan olurdu. ayrıca tüm bu mesleklerde çalışanlar için de "mühendisler bizi kandırıyor" gibi cümleler kurmanız gerekirdi.
***
son olarak... bunlardan biri, bir youtuber dünyanın dönmediğini kanıtlamaya çalıştığı bir videosunda dünyanın döndüğünü kanıtladı. "bu kabul edilemez" diye çıldırıyordu en son gördüğümde...
yine newton fiziğini beğenmeyen bir tanesi de kendi yaptığı roketle uzaya gitmeye kalkıştığında yere çakılıp öldü geçen yıl.
bilimi çok fazla küçümsüyorsunuz. yapmayın. sorgulamak, uyanık olmak, akıllı olmak bu değil.
edit: neil degrasse tyson'ın o sözleri söylemesinin nedeni farklı. "kütle çekimini tarif edebiliriz, cisimlere ne yaptığını söyleyebiliriz, onu ölçebiliriz ama kütle çekimi nedir diye sorarsanız cevap bilmiyorum olur." şeklinde bir ifadesi var. kütle çekiminin kuantum kuramıyla uzlaştırılamıyor oluşu, graviton adlı teorik parçacığın gözlenememiş olması, kuantum köpüğü teorisini gözlemlerle kanıtlayamamış olmamız gibi bazı nedenleri var kütle çekiminin ne olduğunu tam olarak bilmiyor oluşumuzun.
neyse...
devamını gör...
iğrenç espriler
ara ara yapmayı saçma şekilde sevdiğim espri sınıfı. abartanı sevmem ama bilesiniz.
devamını gör...
kayıp kız bebekler
suç sosyolojisinde, dışsal bir müdahalenin olmadığı olağan durumlarda doğumda cinsiyet oranınım 103-105 arası olması gerekirken, 100 kız bebeğe 110-115 erkek bebek dünyaya gelmesidir. *
devamını gör...
