kaygı belirsizlik* ülke gündemi
devamını gör...

doğum gününnn kutlu olsunn devrinn.* senin doğum gününü unutmak çok zor zaten.* nice mutlu yıllara.*
devamını gör...

iki kadın bir erkekten oluşan bir aile grubu. bir de ben. bir otobüs durağındayız. üçlü ben yaşlarda. kardeş/kuzen bir şey. gürültülü bir grup değiller. kendi aralarında havadan sudan konuşuyorlar, ben de telefonumla ilgileniyorum.

önümüzden insanlar gelip geçiyor. ben ve erkek oturuyoruz, kadınlar ayakta. yaşça daha küçük olan kadın telefonuna bakıyor arada, nispeten daha sessiz. öbür kadınla erkek sohbet ediyorlar. kadın bir sessizliğin ardından gruba "farkında mısınız, bu sene kısa etek, şort giyen kız sayısı çok arttı." diyor. erkek onaylıyor; "evet evet." duyuyorum, tepki vermiyorum. kadın devam ediyor; "hayır önceden böyle değildi, pandemi mi açtı saçtı böyle insanları anlamıyorum, nereye baksam kıç." sessiz kadın kahkaha atıyor telefonundan kafasını kaldırmadan. erkek bana bir yan bakış atıyor. kafamı kaldırıyorum, erkeğe bakmıyorum. kadına, direkt yüzüne bakıyorum. kadın bakışımı fark etmiyor, arkasına dönüyor, yola bakıyor. telefonuma dönüyorum tekrar. tartışmak için enerjim yok. ama kadının şort giydiğimi fark edip etmediğini merak etmekten de kendimi alamıyorum. telefonuyla ilgilenen kadın konuşuyor bu defa önümüzden geçen bir kadını kast ederek "al bak, bir tane daha." artık dayanamıyorum "ne bir tane daha?" bakışlar bana dönüyor. grubun baskın karakteri olduğu belli, istatistikçi kadın "pardon?" diyor. "size ne insanların ne giydiğinden." diyorum sakin bir ses tonuyla. kadın bir şeyler söylediyse de anlaşılmıyor, çünkü erkek lafa giriyor; "hanımefendi biz sizi kast etmedik." kimi kastettiklerini soruyorum. kadın yine erkek konuştuğu için kendi cümlesini bile tamamlamıyor ve erkek sonunda "biz öylesine, sokaktan geçen insanlarla ilgili sohbet ediyoruz."

bu konuşma tabi ki tarafların asla birbirini anlayamayacağı bir düzlemde devam etti ve nihayetlendi. benim dolmuşum geldi ve bindim. neyse ki...

yazma sebebim bu diyalogu aktarmak değil. kişilerin başka insanların kılık kıyafeti ile ilgili yorum yapma haddini kendilerinde bulmaları da değil. bahsetmek istediğim şey şu; orada onlarla bekliyor olmam bizi küçük bir grup yaptı. insan çok, çok, çok garip bir canlı. sosyalliğimiz, etkileşim bağımlılığımız ve birlikte hareket etme içgüdümüz o kadar baskın ki evet bu bizi evrimleştirmiş ancak gerçekten zekamızı da duygu durumumuzu da çok net olumsuz yönde etkilemiş. tamamen rastlantısal şekilde yakın koordinatlarda doğan insanların gezegeni savaş alanına çevirmek pahasına birbirlerine çok kusurlu şekilde bağlanmasına falan sebebiyet veren mevzunun küçük ölçekli hali tam olarak o dolmuş durağında bugün deneyimlediğim şey. yahu kısa şort, etek giyen ama senin yanında oturmayan kadın hakkında atıp tutarken, sadece ben senin yanında oturuyorum diye beni kapsam dışında bırakıyor olmanın nasıl bir açıklaması olabilir? bu nasıl çarpık, nasıl yanlış, nasıl saçma bir dürtüdür?

düşündüm dolmuşta. kadın muhtemelen benim şortlu olduğumu fark etmemişti bu cümleyi ederken. adam farkındaydı, onaylarken de, sonrasında da. beni, ne tepki vereceğim diye yoklarken de kafasında netlemişti bizim küçük grupluğumuzu. ses etmeyebilirdim ama edersem de sorun değildi. cevap hazırdı, biz sizi kastetmedik. çünkü niye edelim? siz de bizim yanımızdasınız. siz de bizden birisiniz...

biz yan yanaydık, birlikteydik ve bir de bizim dışımızda kalanlar vardı. onlar hakkında "biz" bir olarak istediğimizi konuşabilirdik. çünkü "kendimizi bir topluluğa ait hissetmemiz" gerekiyor. o topluluğun davranışlarına da toleransımız default bir şekilde tanımlı olmalı. sosyal kabul ancak böyle edinilir(!) aksi, bizi uyumsuz, problemli biri yapıyor toplum içinde. sadece toplum değil, biz de kendimizden rahatsız oluyoruz. sorgusuz sualsiz bir kabulleniş. sahip olduğumuz ailede, çalıştığımız iş yerinde aykırı özelliklerimiz olsa da bir bütünün içindeyiz. mikro milliyetçilik semtçilikten başlıyor düşünsene. komşu sitelerin çocukları falan dövüşüyorlar aralarında sebepsiz yere. daha bunun ili, ülkesi... oho...

seneler var bu konuda okuma yapmayalı, düşünmeyeli. ama şurası çok net, türümüzün sosyal etkileşim, iletişim bağımlılığı, aidiyet duygumuzu çok olumsuz yönde kurgulamamıza sebep oluyor, bunun da bakış açımız üzerinde (eşitlik, adalet, önyargı vb çok kritik konularda) müthiş negatif bir etkisi var.

insan çok garip evet. ama ben zeki olduğunu falan da kabul etmiyorum genel olarak. alet oymakla, ateşi gıda pişirmek için falan kullanmakla olmamış o işler. görüyoruz. tekil, bireysel, salt yaşam ve yaşam gereklerini düşünen canlılara bakın bir, bir de bize. kim daha zeki? kim daha yararlı? kim daha "insan"?
devamını gör...

bir de sedat peker'e mafya derler. al işte.

asıl korkum 2023 seçimlerinden sonra koltuğu bırakmamak için iç savaş çıkarma ihtimalleri. 2015'te neler yapabileceklerini gösterdiler.
devamını gör...

mensubu olan herhangi bir bireyin yalan makinesine kısa devre yaptırmasının garanti olduğu tv kanalı.
devamını gör...

1 haziran 1780, burg - 16 kasım 1831. kendisi savaşı "çok geniş bir düellodan başka bir şey değildir" olarak tanımlar ve magnum opus'u olan "savaş üzerine" eseri okuması ve anlaması bir hayli ilgi isteyen bir iş olsada, günümüzde neredeyse her ordunun akademik açıdan temelini oluşturur. büyük moltke (bkz: büyük moltke helmuth von), erich ludendorrf, gibi kişileri etkilemiş ve alman ordularını buna göre reform ettirmiştir. kendiside napolyon savaşlarında yer almış bir subay olarak, prusya ordusunun 1806 jena-auerstedt muharebesinde aşşağılayıcı bir yenilgiye uğramasını görmüş ve ayrıca bu muharebede fransızlara esir düşmüştür. prusya'ya geri döndükten sonra kendisini diğer reformcu generaller (yakın arkadaşı ve öğretmeni olan scharnhorst göz önünde bulundurlması gereken bir kişidir) ile prusya ordusunu reform etmeye adamıştır. 1812'de prusya napolyon'un rusya işgaline fransız tarafında katılmak zorunda kalınca, clausewitz vatanseverliğinden dolayı prusya ordusundan istifa etmiştir ve rus ordusuna napolyona karşı savaşmak için katılmış ve borodino muharebesinde yer almıştı hatta savaş ve barışta bile söz edilir. napolyon rusyadan geri çekilirken grand armée'ye dahil olan prusya krallığının gönderdiği prusyalı kolordusu, tauroggen antlaşması ile savaştan çekilmesinde clausewitz'in rolü büyüktür. napolyon rusya'dan geri çekilince rus-prusyalı lejyonu prusya ordusuna 1815'de entegre olunca prusya ordusuna albay olarak yeniden girmiştir. 1815 seferinde thielmann'ın kurmayı olmuş ve wavre muharebesinde bulunmuştur. 1818'de generalliğe terfi etmiştir. hayatının geri kalanın'da savaş üzerine eserini tamamlamıştır ama bu eserin ölümünden sonra karısı marie von clausewitz tarafından düzenlenip yayımlanmasını istemiştir. çağdaşlarından antoine henri jomini fransız ordusunun clausewitz'i olarak görülebilir ve bu iki kişi kitaplarında birbirlerinin teorilerine değinir ve eleştirirler. jomini'nin baş yapıtı olan savaş sanatı, clausewitz'in savaş üzerine eseriyle karşılaştırıldığında, jomini, genellikle orduya taktik ve kendisinin ortaya attığı grand taktik düzeyinde tavsiyeler verirken clausewitz'in eseri, savaşı felsefi açıdan inceler ve savaşa her türlü savaş biçimine uyarlanabilecek bir sistem vermeye çalışır.
devamını gör...

anlamak bence. ama karşılıklı anlamak. istediğin gibi anlamak değil tabi. karşıdakinin istediği gibi anlamak. yoksa olmaz.
devamını gör...

moda

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

atmosferini ve verdiği hissi o kadar telaşlı bir olgunlukla arıyormuşum ki bu sabah başladığım otobüs yolculuğum sona erdiğinde kitap da sona ermişti.

yine bir yığın (philip k. dick tarzı) ağır paranoyak varlık sorunu ve tanrı sorgusu... cyberpunk'ın belki de en yoğun ve soğuk anlatımı... içe doğru akan ve yarısından sonra dışa taşan hissizlik... soylar, tükeniş, arayış, bekleyiş, beklemeyiş, dünya, açılış, taşlar, muazzam bir ikilemler serisi...

androidler elektrikli koyun düşler mi, bilmiyorum. ancak ben ikinci kez okudum ve ikinci kez düşledim.

asıl soru; elektrikli koyunlar herhangi bir şey düşler mi?

"ölüm kesindir, yaşam şüpheli"
devamını gör...

şapkası sığmadı :

sketchtoy.com/69880488

imgyukle.com/i/L7wVeA
devamını gör...

hymen sandığınız gibi herkeste bulunan, kanayan bir şey değil değil şuradan izleyip bilgi sahibi olabilirsiniz. bu dikimde zara değil vajina duvarına ufak bir dikiş atılıyor ilk ilişkide kanıyor. şimdi bunu yapmak zorunda hisseden kadınlar mı suçlu yoksa kafayı bekaretle bozmuş erkekler mi suçlu bilemeyiz. tek bildiğim iki tarafın da tam birbirine layık olduğu.* erkek kişi bakirse orası ayrı tabii temiz* kardeşlerimizi kandırmayalım.

kendine saygısı olan biri böyle işler yapmaz zaten; çevreden gördükleri tutum, benimle kimse evlenmez hissiyatı ağır basıyor olmalı. bir yandan da normal olan ihtiyaçlarını gidermek isteyip arada kalıyorlar. ''sen ilksin'' demek zorunda hissetmeyeceğiniz erkeklerle beraber olursanız bu sorun ortadan kalkacaktır. ha böyle türk erkeği size denk mi gelmez, yabancı dil öğrenin o halde. erkek kıtlığı yok kendinizi manyak manyak komplekslere sokmayın.
devamını gör...

bilin bakalım kimdir o;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bazen günlerce yanan lambadır. her seferinde gidip haber vermek istesem de bir kez bile cesaret edemedim. ölmeden önce bir kez yapmak istiyorum.
devamını gör...

1-adaletliydi
2-güvenilirdi
3-affediciydi
4-cesaretliydi
5-mütevazıydı
6-hoşgörülüydü
7-yardımseverdi
8-merhametliydi
9-israfı sevmezdi
10-güzel ahlaklıydı
11-doğru sözlüydü
12-kusurları örterdi
13-yalanı sevmezdi

hayatını oryantalistlerden bile okusanız neler neler öğrenirsiniz. bazen kendisine söylenen şeyleri ve iftiraları duyunca anneme iftira atılmış gibi hissediyorum. allah onun kardeşlerim dediği insanlar olarak yaşamayı nasip etsin.
devamını gör...

önce aşkını göster, kadınlığını/erkekliğini sun bana. sonra şefkatinle annem gibi sar sarmala.
bu dizeleri okuyunca aklıma hep şu tablo geliyor;

~the kiss- gustav klimt
devamını gör...

insan ilişkilerinden çok korkar bir hale geldim, eski pervasızlığımdan eser yok şimdi.* hata yapmaktan, bana uygun olmayan insanları hayatıma almaktan ödüm kopuyor. son 3 yıldır yaşadığım şeyleri atlatmam çok zor oldu, bir daha yaşanmasından korkuyorum. ne zaman birisi ile tanışsam, bin kere hesaplıyorum ne yapmam gerekiyor, ne söylemeliyim diye. bu böyle olmamalı, bu kadar ürkmemeliyim. hayatımın çok korkak ve ürkek bir evresindeyim sanırım...
devamını gör...

nadir bulunan underrated bir komedyendir. ayrıca psikologtur. stand-up gösterilerinde insanları güldürdüğü konular ise gayet ciddi konulardır. savaş, soykırım, tecavüz, vegan olmak, seksizm, siyaset gibi. böyle yazınca komik olmadı ama buradan izleyebilirsiniz.
devamını gör...

on yıllık arkadaşımı sildim, çıkardım hayatımdan.

aslında bir kaç ay öncesine dayanan bir kırgınlığım vardı. arkadaşım daha hangi noktaya darıldığımı anlamamış. kendi içinde varsayımlarda bulunmuş… farkındaydı artık eskisi gibi olamadığımızın. hakkını yemeyeyim, yine de çabaladı gönlümü almak için. artık oraya yama, buraya yama derken gogolun paltosuna döndük. dikiş tutmadı, tutturamadık ve nerden baksan elimizde kaldı onca yıllık emek.

bir devir sona erdi bugün. bir kapanışa ihtiyacımız vardı. kapattık.
devamını gör...

patatesleri kalın kalın dilimleyip, ortasından kurabiye kalıplarını bastırip , kenar kısımlarıni da çıkarırsanız bıçakla oymaya gerek kalmaz.
yarım kesilmiş soğan, bamya, limon ve biber ile de baskı portföyünuzu genişletebilirsiniz.
devamını gör...

good morning evri badi gençler,

haftanın 5. günü cuma, hem pazartesiye yakın hem de uzak bir gün. meseleye hangi tarafından baktığımızla alakalı biraz.

biz yine iş aş haydar baş diyerek mevzilerdeki yerimizi aldık.

hepinize pozitif, sinirden, stresten, hayvan oğlu itlerden uzak bir gün diliyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim