yukarıdaki güzel cümlelerden sonra yazan her şeyin biraz eksik kalacağına inandığım başlık.
yanlıştan yüz çevirmek için önce belli merhalelerden geçiyoruz. ne yazık ki çoğu zaman yanlış olduğunu henüz yanlışı görmeden hissederiz ama içimizden bir ses kulağımiza sakinlestirici ve yüreklendirci bahaneler fisildar. o sesi susturup yanlışa hiç batmadan yola devam etmek varken (artık nefis mi denir kader mi yoksa karma mi kişiden kişiye değişmekle beraber ) çoğu zaman yavaş yavas , ucundan kıyısından yanlisa ilerlemeye başlarız. tam geri mi dönsem falan diye dusunurken zaman akar, gözün önündeki sis perdesi kalınlaşır ve biz o yanlisi üretmiş kişiden daha içinde buluruz kendimizi. yanlışın içinde olduğumuzu fark ettiğimizde "ben ne yaptım !!" çanları çalmaya başlar. bir el o çanları susturup ya "zaten oldu artık bir kere, bu saatten sonra değişmez bir şey" der. ya "tamam bu da son olsun bı daha olmaz" der. o ses hiç susmaz. kimi zaman cevrenizdekileri suclar kimi zaman yanlışın içindeki başarıları yüceltir. peki ama ne zamana kadar ? biz herhangi bir sebeple o yanlıştan bir müddet uzaklaştığımiz zamana kadar. işte o uzaklaşma anı yapılan yanlışın aslında o kadar da çekici olmadığını gösterir. hayatta ne kadar çok şeyi iskaladigimizi görürüz. işte bu yanlıştan yüz çevirmek için güzel bir firsat daha sunar bizlere.. ister bir bilgisayar oyunu için geçirilen boş vakit, ister kadehlerin arkasına sığınilan geceler, ister bir başkasının hakkını zaptederek kazanılmış para, isterse kırılmış bir kalp olsun. tövbe kapıları her zaman herkese açıktır. o affedebildigine göre insan kendisini sevebilmeli, affedebilmeli, hiçbir olgu, olay , düşünce, kişi için kendisinden vazgecmemelidir.
devamını gör...

beyaz için de geçerli olan bir gerçek.

genellikle ya bilmeden ya da ağız alışkanlığı olarak siyahı da beyazı da renk sınıfına sokarız ama aslında ikisi de renk değildir.

ışıkta beyaz, ana ve ara renklerin bir karışımıdır. örneğin güneş ışığı beyaz ışık olarak değerlendirilir, ancak bu ışığı bir prizmadan geçirirseniz birçok farklı renk görürsünüz. kristal avizelerde, cd'lerin arka yüzlerinde, gökkuşağında gördüğünüz renkler bunun bir tezahürüdür. yani ışıkta beyaz dediğimiz sıfat tek bir renk değil tüm renkler anlamına gelir.

bir cismi ışık altında ne renk görüyorsanız, cismin rengi odur. fakat beyaz gördüğünüz şey, üzerine düşen bütün ışığı yansıttığı, yani herhangi bir renge sahip olmadığı için beyaz görünür.

karışım durumunda ışıkta beyaz elde ederken boyaları birbirine karıştırdığınızda siyah elde edersiniz. ışıkta ana renkler (kırmızı, mavi, yeşil) boyada ara renkleri oluştururken, ışıkta ara renkler (sarı, cyan, magenta) boyada ana renkleri oluşturur. yani boyadan bahsediyorsak siyah tek bir renk değil, tüm ana ve ara renklerin karışımıdır.

aynı zamanda siyahı bir cismin üzerine düşen bütün bu renklerin tamamını soğurması yani "yutması" olarak da tanımlayabiliriz. bir başka deyişle siyah bir renk değil, renksizliktir aslında.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı
devamını gör...

(bkz: aşırı romantizmin baydığı gerçeği)
devamını gör...

türk kültürü içinde canlılığını koruyan, bahar bayramı niteliğinde kutlanan mevsimlik bayramımızdır. kışın bitişi yazın başlangıcı olarak kabul edilir bir nevi yılbaşıdır.
hıdırellez günü kuzular kesilir, eğlenceler düzenlenir, sağmal hayvanı olmayan evlere süt dağıtılır, sütten börek veya sütlaç yapılır. ip atanır, salıncakta sallanılır hatta salıncakta sallanırken saçını tarayanların saçlarının uzun olacağına inanılır. kazan kurulur toplu yemek yenir.
hıdırellez gecesi bir gül fidanının dibine dilekler adanır. dileklerin gerçekleşmesi için de buna canı gönülden inanılması gerekir.
hıdırellez günlerinde bir sürü adet ve inanma vardır. ne derece inanılır bilemem ama eskiden epey inanılıp gerçekleştirilirmiş.
virüs münasebetiyle birçok kutlama ya da rituel gerçekleştirilemeyecek olsa da üzülmeyin. niyet önemli. iyi bayramlar.
devamını gör...

yola 1 kala, dolmuş beklerken dostoyevski ile karşılaştık. "life [had] a logic" diyordu ki izban turnikelerinden geçildi, hayat her şeyin yerini aldı.

24 aralık 2018 / izmir

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

uslu uslu evimde kitabımı okuyup kahvemi yudumlarken flörtöz, egolu, kıskanç olduğumu öğrendiğim burç. bütün kötü huyları da koç burcuna sıralamışlar resmen diğerleri melek.
devamını gör...

zamanında psikolojik şiddet uyguladığım topluluktur.

üniversitenin ilk yılında 6 ay yurtta kalmıştım. 4 kişi kaldığımız odada bir adet gey vardı. ismi berktuğ (gerçek ismi bir peygamer, birde halife isminden oluşuyor. berktuğ kendine taktığı bir isimdi o yüzden bu ismi kullanacağım). kendisi o zamanlar benim gibi ekşi sözlük yazarıydı. benim gibi buraya geldiyse veya gelecekse bu başlığa gireceğini biliyorum. kendisine özür niyetiyle bunları anlatıyorum. umarım bir gün okursun.

küçük bir şehirden hafif çomar versiyonum ile metropole giriş yaptım ve üniversitenin ilk yılında kendimi yurtta buldum. yurt odasına son giren ben olmuştum. ilk üç kişi bir hafta önceden gelmiş. girdiğim ilk saat arkadaşlardan biri ''iyi bari sen normal birine benziyorsun'' dedi. o zaman anlamamıştım ne olduğunu. daha sonra durumun farkına vardım.

berktuğ'nun gey olduğunu bir hafta içinde anladım. zaten saklamıyordu. çok açık feminen davranışları vardı. konuşmasını geç yürümesi bile bir kadını andırıyor. ilk haftalar bir gözü açık uyudum ''bana mı bakıyor'' ''bir şey mi düşünüyor'' diye kafamda deli sorular. zamanın biraz ilerlemesiyle odadaki diğer iki elemanla çok sıkı arkadaş olduk. durumu birbirimize açtık. herkes aynı düşünüyor. içlerinden 'süper zeka' olan kardeşimizin aklına bir fikir geldi. bence berktuğ'u korkutalım gerçekten gey mi yoksa numaram mı yapıyor anlarız dedi.(bak bak kafalara bak pırıl pırıl maşallah zeka akıyor) tamam dedik nasıl yapacağız. bana bırakın dedi.

oda karanlık berktuğ yemeğe gitmiş, süper zeki arkadaşım karanlıkta kapının arkasında bekliyor. elinde bir deodorant diğer elinde çakmak. berktuğ odaya giriyor. süper zeki elaman berktuğ'a doğru mini bir alev yaklaştırıyor. berktuğ çığlık atıyor. o çığlıktan sonra bizim küçük beynimizde taşlar ufaktan oturuyor. kısaca anlatmak gerekirse bir erkeğin atamayacağı derecede tiz bir çığlık.

beynimiz daha gelişimini tamamlayamadığı için çocuğa baskı yapmaya devam ediyoruz. bu seferde konu banyoda (ortak) bırakılan tüy dökücü kremler vs. bizden uzak tut görmeyelim muhabbeti yapıyoruz. tamam diyor berktuğ dolabına koyuyor.

her gün odaya bir yurt dolusu adam toplayıp sabahlara kadar kağıt oynayıp hiç konuya ilgisi olmayan berktuğ'un varlığına saygı göstermiyoruz.

aynı yemek masasına oturmayı tercih etmiyoruz. (kendimden nefret ettim şuan) denk gelirse çok ses etmiyoruz.

bizim süper zeki arkadaş ile büyük bir kavga ediyorlar. konuda berktuğ'un sabah banyoda çok vakit geçirmesi. küfürler havada uçuşuyor. en son benim arkadaş. ''sana küfür etmiyorum gerçek neyse onu söylüyorum'' diyor. ben hiç karışmıyorum olaya ama yıllardır arkadaşımın ettiği son sözü aklımdan çıkaramıyorum. berktuğ çok mutsuz tabi ki.

o selam vermedikçe vermiyoruz. konuşmadıkça konuşmuyoruz. (lan sana ne *mk sana ne sana ne! gider istediğini yapar sana giren çıkan ne ? ben onu anlamıyorum. 10 metrekarede odada 4 kişi yaşıyorsun zaten sen kimsin de kime tavır yapıyorsun. hayır niye niye ? gerçekten geçmişime gitsem ilk yapacağım iş kendimi tokatlamak)

böyle onlarca olay sayabilirim. halbuki iyi bir insandı lan. akşam meyve soyardı bize çocuk, karşılık beklemezdi. ben kız arkadaşımla buluşacağım zaman ''nefret o gömlek sana hiç olmamış beyaz olan daha iyi onu giy'' gibi ürpertici yorumları olsa da niyeti iyiydi. zaten erkek arkadaşı vardı. ben kısa sürede yurttan apar topar ayrıldığım için kendisiyle vedalaşamadım. keşke o vedayı yapsaydım. yıllardır unutamıyorum.

berktuğ senden özür dilerim. senin kiminle ne yaptığın beni ilgilendirmez. istersen git ağaçla seviş saygı duyarım. o zaman çomarmışım bunu şimdi dönüp bakınca anlıyorum. günah çıkarmak için yazmıyorum bu yazıyı gerçekten pişman olduğum için yazıyorum. elimden gelen tek şey senden özür dilemek. her tavrım için, her ön yargım için, her sözüm için, her sana haksızlık ettiğim an için özür dilerim.
devamını gör...

büyük konuştuğunu yaşamada bir marka olma yolunda, basamakları üçer beşer çıkan benim, bu son icraatla içinde bulunduğu veri tabanı.
ben bunu sss' de görünce başlık açtım (bkz: mahlas değiştirmek), bir güzel de entty girdim #447325
olmaz dedim, olmamalı dedim, ben yapmam dedim. ne oldu? bugün fikrimde bir miktar değişiklik oldu. hala mahlasın elzem durumlar dışında değiştirilmesine karşıyım. işte onu yapmam.**
ama gel gör ki bu özelliği kullanarak, sözlüğün genel cerrahı&plastik cerrahı helios önderliğinde küçük bir operasyon geçirdim. mahlası amacından saptırmadan, sadece daha mantıklı, okunur hale getirildi.
baştan niye böyle almadım diye ben sorguladım, sorgulayan olursa da #506762 böyle de yazdım yakın zamanda.
bu arada narkozun etkisi hala geçmedi. yanlış şeyler sayıklamadan, kısaca teşekkür ediyorum. eline sağlık helios.
devamını gör...

yaş ilerledikçe yokluğuna alışmıyorsunuz aksine yokluğu size daha çok koyuyor.
olsaydı da ağlarken başını dizine koysaydım,
olsaydı da beni teselli etseydi,
olsaydı da arkamda bir dağ olduğunu hissetseydim.
en çok acı veren durum ise telefonunda "annem" arıyor yazısını ömür boyu göremeyeceksin.
ne olur annelere iyi davranın, onlar olmadan bir hiçsiniz. ıstediğiniz kadar malınız mülkünüz olsun. ıstediğiniz kadar iyi geçen bir hayatınız olsun ama anneniz yoksa siz de yoksunuz.
devamını gör...

dikkat edin!
bir millet her nesilde yeniden doğar.
yani bir nesili yaşatan kendi gelenekleridir.
örf ve adetleridir.
kendi kültüründen gelmiş süzme süzme kültürüdür.
kültür; hakkari’de bale gösterisi yapmak değildir.
kültür arada bir konsere gidip çekim yapmak, hava atmak değildir.
çağdaşlık moda’nın ara sokaklarında köpek gezdirmek değildir.
bizde böyle sahte aydın, sahte çağdaş sınıfı yetiştirilmiştir ve bunlar kendi kültüründen kopuk, kendi milletinden kopuk, kendi halkından tiksinen, kendi kültürüne yabancı, ama arada halkçılık edebiyatı yapan tipler yetişmiştir. türkiyenin başına da böyleleri bela edilmiştir.

prof. dr. oktay sinanoğlu
devamını gör...

''bilgimizin sonu vardır, ama cahilliğimizin yoktur.''

popper'e göre yanlışlanamayan kuram yoktur, en iyi bilimsel kuramlar sadece daha geç çürütülebilenlerdir der ve ekler; bilimsel kuramlara salt tümevarımla ulaşılamaz, bazı olasılıklar dışarıda bırakılmak zorundadır ki; zamanı geldiğinde yanlışlanabilsinler. işte bilimsellik de tam olarak zorunlu olan tüm bu yanlışlamalardan sonra nispeten en elverişli sistemi ortaya koymaktır.

popper yanlışlanabilirlik kuramı gereği tarih ve psikolojiyi bilim olarak kabul etmez.
devamını gör...

kasap dükkanı önüyse mangal kömürü.
devamını gör...

bana perdeleri açmayı öğrettin, kucaklamayı güneşi.
devamını gör...

#1556196 ikisinden de keyif alıyorum ki. kızarlarsa ağlarım jfkghkjd. yaramazlık derken neyi kastediyordun?

t: nickaltıma ilk tanımım. evet deli doluyum. yeşilaycıyım. lobster sahibiyim. denildiği gibi yaramazlık yaparım ama siz yine de kızmayın. n'olur.
devamını gör...

boyhood filminde sergilenen oyunculuklardır. film gerçekçi olması için 12 yılda çekilmiş.
izlerken başroldeki çocuk gözünüzün önünde büyüyor siz de noluyo ya! diyorsunuz. sonradan öğreniyorsunuz neler döndüğünü.
aslında efsanevi bir oyunculuk yok filmde fakat totalde iyi bir oyunculuk örneği teşkil ediyor.
devamını gör...

polisin tutumu baştan sona yanlış. gariban olsaydı elli kere ters kelepçe atıp yerlerde sürüklemişlerdi. yine adamına gör muamele izlediğimiz bir orta doğu ülkesi olayı olmuş.
devamını gör...

beyin salatası, bol limonlu marulu.
yanında patlıcan salatası, haydari, acılı ezme.
devamını gör...

tüm yönetimler 3 temel organa sahiptir; yasama, yürütme ve yargı. bu 3 temel kontrol ve güç organının bir elden değil, devlet içerisindeki birbirinden bağımsız çalışabilen farklı noktalardan kontrol edilmesine ise güçler/kuvvetler ayrılığı denir.

kısaca, yasama-yürütme-yargı kurumlarının yönetimini dağıtarak, bunlardan herhangi birinin her istediğini yapmasını engeller. birbirlerine bağımlı oldukları için tek başlarına her şeyi yapamazlar ve dolayısı ile bunlardan birini kontrol eden kimse de sistemin doğal sonucu olarak dizginlenmiş olur.

peki bu güçlerin ayrı olması neden önemli? çünkü bu güçler tek elden kontrol edilirse, yani aynı kişi / kurum hem yasamada hem yürütmede söz sahibi olup yargı organını da doğrudan / dolaylı kontrol edebilirse; onu dizginleyecek, istediği gibi at koşturmasını önleyecek bir kontrol mekanizması kalmamış olacaktır. bu durumda devletin tamamı her yönüyle tek bir iradenin emrine geçer ve o irade ne buyurursa onu gerçekleştirir.

güçler birliği durumunda daha hızlı karar alınabilir, ancak bunun nedeni kararı denetleyen ve alan yerin aynı olmasıdır, sistemin marifeti değil sonucudur bu. böyle bir durumda yapılmak istenen şeyin niteliği önemsizdir çünkü zaten alınacak aksiyonu engellenme şansınız yoktur.

ve maalesef, lider(e) bağımlı halklar güçler ayrılığına gereken önemi çoğu zaman vermezler.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel



eskişehir uçak müzesi
devamını gör...


"birinin bana sabahları ne giyeceğimi söylemesini istiyorum. ne yiyeceğimi, neyi seveceğimi, neyden nefret edeceğimi, neye kızacağımı, neyi dinleyeceğimi, hangi müzik grubunu seveceğimi, ne biletleri alacağımı, neyin şakasını yapıp neyinkini yapamayacağımı...

birinin bana neye inanacağımı, kime oy vereceğimi, kime aşık olacağımı ve bunu onlara nasıl söyleyeceğimi söylemesini istiyorum.
sadece birinin bana hayatımı nasıl yaşayacağımı söylemesini istiyorum peder. çünkü bugüne kadar ben hayatı yanlış yaşadım. ve biliyorum ki insanlar kendi hayatlarının içinde sevilmek istiyorlar. çünkü sen onlara nasıl yapacaklarını söylüyorsun. onlara ne yapacağını söylüyorsun. ve sonunda neyle karşılaşacaklarını da. ve her ne kadar senin inandığın saçmalığa inanmasam da ve bilimsel olarak yaptıklarım hiçbir şey fark ettirmese de, hala korkuyorum, neden hala korkuyorum. bana ne yapacağımı söyle, lütfen bana ne yapacağımı söyle peder."

fleabag
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim