ayakkabı seçiminin karakterin büyük bir göstergesi olması
bir gerçek. belki uzun süre ayakkabıcılık yaptığım içindir, ama kadın veya erkek, ayakkabılarına bakınca aşağı yukarı bir karakter iskeleti çıkarırım kendimce. ve bu çıkarımlarımda da pek yanılmışlığım yoktur.
rengi, dizaynı vesaireden öte, ayakkabının kalıbındaki kaliteyi algılayabilen ve ona göre seçim yapan kimseler klas insanlardır genelde.
ve tabii ki bu dahil tüm genellemeler yanlıştır.
rengi, dizaynı vesaireden öte, ayakkabının kalıbındaki kaliteyi algılayabilen ve ona göre seçim yapan kimseler klas insanlardır genelde.
ve tabii ki bu dahil tüm genellemeler yanlıştır.
devamını gör...
ülker halley
herkeze bi halley oluyo, reklamlı çikolatalı bisküvi.
ben lisede iken çıkmıştı.
o zaman, öğrenciler okula kendi gider, kendi gelirdi.
o sıralar en büyük zevkimiz okul çıkışı, kalan harçlık ile halley alıp eve giderken yemekti.
tüm günün kritiğini yapar, gülmekten katıla katıla eve giderdik.
okul kız okulu idi, haliyle yolda baya izleyicimiz olurdu.
ben hala aynı hislerle yiyorum halleyi, tadı da aynı benim için. ruhum liseli kalmış olabilir.
ben lisede iken çıkmıştı.
o zaman, öğrenciler okula kendi gider, kendi gelirdi.
o sıralar en büyük zevkimiz okul çıkışı, kalan harçlık ile halley alıp eve giderken yemekti.
tüm günün kritiğini yapar, gülmekten katıla katıla eve giderdik.
okul kız okulu idi, haliyle yolda baya izleyicimiz olurdu.
ben hala aynı hislerle yiyorum halleyi, tadı da aynı benim için. ruhum liseli kalmış olabilir.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin
kendisi sözlük admini. buna rağmen orlayn listesinde renksiz. acep neden? yoksa ben de halktan biriyim imajı ile bize sosyal mesaj mı vermek istiyor?
devamını gör...
ressamın günlüğü
bir yagami light ukdesidir.
bir jose saramago kitabıdır.
jose saramago’nun türkçeye çevrilmiş kitaplarının neredeyse tamamını okudum ve hemen hepsine de büyük hayranlık duydum. özellikle de favori kitabım olan bütün isimler’e.
bu kitap jose saramago’nun ilk romanı ve benim jose saramago kitapları arasından sevmediğim tek kitabı. sanki yazar bu kitabı jose saramago olmadan önce yazmış. üslubu ve yazı dili bile farklı.
çok yetenekli olmadığını düşündüğümüz bir ressamın aldığı bir portre yapma işini bir tülü hakkıyla yerine getirememesi üzerine büyük ressamlardan ilham, feyz ve örnek almak üzere italyaya gitmesi üzerinden işleten romanın konusu ilgi çekici olsa da bir türlü zihnimde oturmayan yerler var romanda.
jose saramago okumaya bu romanla başlarsanız yazarın gelişimini ve kendini bulmasını takip etmek açısından iyi bir hareket olabilir. ancak diğer kitaplarını okuyup bu romana dönerseniz sizin için can sıkıcı bir deneyim olması kuvvetle muhtemeldir.
ben okurken zorlansam da yazara olan büyük hayranlığım ve sevgim sayesinde kitabı okuyup bitirdim. siz de okuyun ama fazla bir beklenti içinde olmayın.
bir jose saramago kitabıdır.
jose saramago’nun türkçeye çevrilmiş kitaplarının neredeyse tamamını okudum ve hemen hepsine de büyük hayranlık duydum. özellikle de favori kitabım olan bütün isimler’e.
bu kitap jose saramago’nun ilk romanı ve benim jose saramago kitapları arasından sevmediğim tek kitabı. sanki yazar bu kitabı jose saramago olmadan önce yazmış. üslubu ve yazı dili bile farklı.
çok yetenekli olmadığını düşündüğümüz bir ressamın aldığı bir portre yapma işini bir tülü hakkıyla yerine getirememesi üzerine büyük ressamlardan ilham, feyz ve örnek almak üzere italyaya gitmesi üzerinden işleten romanın konusu ilgi çekici olsa da bir türlü zihnimde oturmayan yerler var romanda.
jose saramago okumaya bu romanla başlarsanız yazarın gelişimini ve kendini bulmasını takip etmek açısından iyi bir hareket olabilir. ancak diğer kitaplarını okuyup bu romana dönerseniz sizin için can sıkıcı bir deneyim olması kuvvetle muhtemeldir.
ben okurken zorlansam da yazara olan büyük hayranlığım ve sevgim sayesinde kitabı okuyup bitirdim. siz de okuyun ama fazla bir beklenti içinde olmayın.
devamını gör...
güne bir söz bırak
"sevgili anna, en güvendiğin insanlardan kötülük görüp üzülmen güçsüz biri olduğun anlamına gelmez. fizik kurallarına göre; sırtını dayadığın bir nesne birdenbire giderse sen de o yöne doğru devrilirsin. yani bunun güçsüzlükle alakası yok."
devamını gör...
çernobil faciası
facia, 20. yüzyılın en büyük nükleer felaketi olarak kayıtlara geçti. binlerce kişi kansere yakalanmış. reaktörden çıkan radyoaktif maddeler rüzgar ve yağmurla iskandinav ülkelerinden türkiye'ye geniş bir coğrafyaya yayılmıştı.
devamını gör...
işimiz öğretmenlerin yüzünü güldürmek
"öğretmen maaşları bizim asıl yükümüz" diyen bakan'ın trajikomik açıklaması.. yüzler teneke misali, utanmakda neymiş? hak getire..
devamını gör...
karşı cinste aranan özellikler
kendini sevmesi ve kendine güvenmesi önemli. yalnızken de kendiyle mutlu olmalı. birine ihtiyaç duyduğu için değil sevdiği için seninle olmalı.
devamını gör...
kalbi kırılmış bir kadının yapabilecekleri
yapabileceği en ağır şey onu kıran insanı hiç var olmamış gibi yoksaymasıdır.
devamını gör...
babanın ölmesi
sesini, merhametini, iyiliğini özlediğiniz insanın ölmesidir. adını anmaya, bahsetmeye korkarsınız.
asla eskisi gibi olamazsınız. insanları derdinizle boğan, her sıkıntınızı ulu orta saçan bir insan değilseniz, yalnız kaldığınız zamanlarda yaşarsınız acınızı. iki kadeh içersiniz, babanızın hayaliyle berabersinizdir; "özledim seni, neden bırakıp gittin bizi ulu orta? daha paylaşacak bir sürü sevincimiz vardı. edilecek sitemlerimiz vardı. gölgene sığınıp yaşamın zulmünde soluklanamıyorum. iyi bir şey olduğunda elim telefona gidiyor, sesini duyasım geliyor." dersiniz.
öyle böyle bir şey değildir. bambaşka bir insan olursunuz. baba nedir biliyor musunuz? zayıf hissedebilme lüksünüzdür. düştüğünüzde kaldırılacağınızı bilmektir. o gittiğinde hiçbir şey eskisi gibi olmaz. bir anda baba olmak zorunda kalırsınız. sonra da baba olmanın ne kadar büyük bir yük olduğunu anlarsınız. biz baba değiliz, biz o yürekliliğe sahip değiliz. ne zaman annem yuva kurmamı isteyip "allah sana hayırlı bir eş nasip etsin" dediğinde aklıma gelir bu. bizde o güç yok, bizde o cesaret yok. bir baba olmanın kapsayıcılığı, sevdiklerini himayen altına alma gücü, bir ömrü onlara vakfetme feraseti yok bizde. insan gittiğinde anlıyor; arkasında nasıl bir güç varmış, ne kadar sessiz sedasız toplanıyormuş ortalık, etrafı sevgiyle, merhametle nasıl kuşatılıyormuş, hepsini çok iyi anlıyor.
ben yıllardır ailemden uzak yaşıyorum. herkesin bir derdi vardır; uzar kısalır, büyür küçülür ama hep vardır ve gün gün, ay ay ağartır saçlarını. derdi ailesi olan insanın imtihanı büyüktür. sevdiklerine zaman ayırır, onlara yardımcı olur, iyilikle, sevgiyle doldurur her yanını ama içindeki ukteden, hüzünden, pişmanlıktan kurtulamaz. güzel bir yemek yer, güzel bir akşam geçirir. gecesinde ailesinin çektiği ızdırap aklına gelir, pişmanlıkla yoğrulur ruhu, hüzne bulanır. güzel bir yemek yer, kendisi böyle güzel bir yemek yerken sevdikleri ne durumdadır? ağızlarının tadı var mıdır? diye düşünür. yemeğin ortasında kaçar bütün keyfi.
üç koca yıl oldu. öyle değiştim, öyle bambaşka bir insan oldum ki ne anlatabilirim ne anlayabilirsiniz. baba, çok önemli biridir. önemli adamdır, sağlam adamdır. değerini bilin.
asla eskisi gibi olamazsınız. insanları derdinizle boğan, her sıkıntınızı ulu orta saçan bir insan değilseniz, yalnız kaldığınız zamanlarda yaşarsınız acınızı. iki kadeh içersiniz, babanızın hayaliyle berabersinizdir; "özledim seni, neden bırakıp gittin bizi ulu orta? daha paylaşacak bir sürü sevincimiz vardı. edilecek sitemlerimiz vardı. gölgene sığınıp yaşamın zulmünde soluklanamıyorum. iyi bir şey olduğunda elim telefona gidiyor, sesini duyasım geliyor." dersiniz.
öyle böyle bir şey değildir. bambaşka bir insan olursunuz. baba nedir biliyor musunuz? zayıf hissedebilme lüksünüzdür. düştüğünüzde kaldırılacağınızı bilmektir. o gittiğinde hiçbir şey eskisi gibi olmaz. bir anda baba olmak zorunda kalırsınız. sonra da baba olmanın ne kadar büyük bir yük olduğunu anlarsınız. biz baba değiliz, biz o yürekliliğe sahip değiliz. ne zaman annem yuva kurmamı isteyip "allah sana hayırlı bir eş nasip etsin" dediğinde aklıma gelir bu. bizde o güç yok, bizde o cesaret yok. bir baba olmanın kapsayıcılığı, sevdiklerini himayen altına alma gücü, bir ömrü onlara vakfetme feraseti yok bizde. insan gittiğinde anlıyor; arkasında nasıl bir güç varmış, ne kadar sessiz sedasız toplanıyormuş ortalık, etrafı sevgiyle, merhametle nasıl kuşatılıyormuş, hepsini çok iyi anlıyor.
ben yıllardır ailemden uzak yaşıyorum. herkesin bir derdi vardır; uzar kısalır, büyür küçülür ama hep vardır ve gün gün, ay ay ağartır saçlarını. derdi ailesi olan insanın imtihanı büyüktür. sevdiklerine zaman ayırır, onlara yardımcı olur, iyilikle, sevgiyle doldurur her yanını ama içindeki ukteden, hüzünden, pişmanlıktan kurtulamaz. güzel bir yemek yer, güzel bir akşam geçirir. gecesinde ailesinin çektiği ızdırap aklına gelir, pişmanlıkla yoğrulur ruhu, hüzne bulanır. güzel bir yemek yer, kendisi böyle güzel bir yemek yerken sevdikleri ne durumdadır? ağızlarının tadı var mıdır? diye düşünür. yemeğin ortasında kaçar bütün keyfi.
üç koca yıl oldu. öyle değiştim, öyle bambaşka bir insan oldum ki ne anlatabilirim ne anlayabilirsiniz. baba, çok önemli biridir. önemli adamdır, sağlam adamdır. değerini bilin.
devamını gör...
paralel evrende bugün
kamu spotu.
her yıl yaklaşık üç bin civarı insan; gelişen teknolojiyle birlikte uzay turu yapabilmek uğruna, uzay çöplerinden kaynaklı yaralanma ve ölümlere maruz kalıyor. yaralanma ve ölümleri azaltmak sizin elinizde.
siz de ışınlanmayı tercih edin, kendinizi ve sevdiklerinizi koruyun!
her yıl yaklaşık üç bin civarı insan; gelişen teknolojiyle birlikte uzay turu yapabilmek uğruna, uzay çöplerinden kaynaklı yaralanma ve ölümlere maruz kalıyor. yaralanma ve ölümleri azaltmak sizin elinizde.
siz de ışınlanmayı tercih edin, kendinizi ve sevdiklerinizi koruyun!
devamını gör...
hereke
deniz kenarında bulunan kocaeli'ne bağlı halıları ile ünlü semt.
içinde 1843 yılında kurulmuş halı fabrikası bulunmaktadır. cumhuriyet döneminde sümerbanka bağlanmış, günümüzde ise müze olarak faaliyet göstermektedir.
bunun haricinde tarihi yapı olarak alman imparatoru kaiser wilhelm köşkü ve surlarının çoğu yıkılmış olan hereke kalesi bulunmaktadır.
kocaeli üniversitesinin eski kampüsü 99 depreminde zarar görmeden önce bir çok fakülte geçici olarak merkezinde bulunan marshall kampüsünde eğitim vermiş, daha sonra da yeni yapılan izmit umuttepe kampüsüne taşınmıştır.
ben de böylelikle umuttepeye taşınmadan önce düşük bir kira ile full deniz manzaralı evde öğrenciliğimin iki senesini burada geçirdim.
içinde 1843 yılında kurulmuş halı fabrikası bulunmaktadır. cumhuriyet döneminde sümerbanka bağlanmış, günümüzde ise müze olarak faaliyet göstermektedir.
bunun haricinde tarihi yapı olarak alman imparatoru kaiser wilhelm köşkü ve surlarının çoğu yıkılmış olan hereke kalesi bulunmaktadır.
kocaeli üniversitesinin eski kampüsü 99 depreminde zarar görmeden önce bir çok fakülte geçici olarak merkezinde bulunan marshall kampüsünde eğitim vermiş, daha sonra da yeni yapılan izmit umuttepe kampüsüne taşınmıştır.
ben de böylelikle umuttepeye taşınmadan önce düşük bir kira ile full deniz manzaralı evde öğrenciliğimin iki senesini burada geçirdim.
devamını gör...
siyasilerin unutulmayan sözleri
anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz - turgut özal.
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
çocuklarla diyaloglar, en sevdiğim. benimkisi pek komik değil ama (bkz: teşbih)in güzelliğinden, paylaşmasam eksik hissederdim.
yedi yaşındaki yeğenimle (erkek) güreş yaparken dayanamadım aldım sırtıma döndürmeye başladım. bir yandan kahkahalar atıyor, bir yandan da 'durma teyze, sakın durma' diye çığlık atıyordu. başımız dönüp koltuğa yığılınca şöyle dedi.
-teyze ya anlamıyorum ben 40 kiloyum, sen elli kilosun. beni nasıl kaldırıyorsun? seyit onbaşı mısın sen?
yedi yaşındaki yeğenimle (erkek) güreş yaparken dayanamadım aldım sırtıma döndürmeye başladım. bir yandan kahkahalar atıyor, bir yandan da 'durma teyze, sakın durma' diye çığlık atıyordu. başımız dönüp koltuğa yığılınca şöyle dedi.
-teyze ya anlamıyorum ben 40 kiloyum, sen elli kilosun. beni nasıl kaldırıyorsun? seyit onbaşı mısın sen?
devamını gör...
hata yapmayı kazanım olarak görmek
tecrübeyi tecrübe etmek ahmaklıktıra inanarak tecrübe arayışı içerisinde yanlışın da doğrunun da varlığını eşit görmektir.
devamını gör...




