geceye bir şiir bırak
sen yoksun
sen yoksun
deniz yok
yıldızlar arkadaşım
ya bu gece harikalı bir şeyler olsun
yahut bir bomba gibi
infilak edecek başım
ağzımda eski mısralar uzanıp kalmışım
istanbul minareler odamda gibi
gökyüzü temiz ve parlak
işte kol kola girmiş en mesut günlerimiz
muhalif bir rüzgar karşı sahilden
fosforlu ışıklarıyla gökyüzü bir deniz
havada kanat sesleri
ve çılgın kokular
deniz yok
yıldızlar uzaklaşıyor
ben yine yalnız kalıyorum
istanbul minareler kaybolmuş
sen yoksun
| attila ilhan
sen yoksun
deniz yok
yıldızlar arkadaşım
ya bu gece harikalı bir şeyler olsun
yahut bir bomba gibi
infilak edecek başım
ağzımda eski mısralar uzanıp kalmışım
istanbul minareler odamda gibi
gökyüzü temiz ve parlak
işte kol kola girmiş en mesut günlerimiz
muhalif bir rüzgar karşı sahilden
fosforlu ışıklarıyla gökyüzü bir deniz
havada kanat sesleri
ve çılgın kokular
deniz yok
yıldızlar uzaklaşıyor
ben yine yalnız kalıyorum
istanbul minareler kaybolmuş
sen yoksun
| attila ilhan
devamını gör...
uzayın kokusu
astronotlara göre tam olarak ne olduğuna karar verilemese de bir çeşit yanık benzeri koku.
bu kokuyu tanımlayabilmek için mangal dumanı, sıcak metal kokusu gibi kokular üzerinde durulur genellikle. ancak farklı fikirler de öne sürülebilir. örneğin ingiliz astronot tim peake* kokuyu ozon* kokusuna da bir parça benzetir. "uzayda oksijen var mı ki ozon olsun?" diye bir soru gelebilir akıllara. bunun cevabı: evet.
uzay tamamen bomboş olmadığından çeşitli moleküllere rastlayabilirsiniz ortamda. bunlardan biri de yerden belirli bir yüksekliğe kadar olan atmosfer katmanında bulunan atomik oksijen. bu molekül, uzay istasyonuna giriş çıkışlarda kapılardan sızabilir ve basınç odasında birbiriyle birleşerek ozona dönüşebilir. böylece kokuya sebebiyet veriyor olabilir.
belki de bugüne dek ölmüş olan tüm yıldızlardan geriye kalan elementlerin birleşik kokusudur bu...
bu kokuyu tanımlayabilmek için mangal dumanı, sıcak metal kokusu gibi kokular üzerinde durulur genellikle. ancak farklı fikirler de öne sürülebilir. örneğin ingiliz astronot tim peake* kokuyu ozon* kokusuna da bir parça benzetir. "uzayda oksijen var mı ki ozon olsun?" diye bir soru gelebilir akıllara. bunun cevabı: evet.
uzay tamamen bomboş olmadığından çeşitli moleküllere rastlayabilirsiniz ortamda. bunlardan biri de yerden belirli bir yüksekliğe kadar olan atmosfer katmanında bulunan atomik oksijen. bu molekül, uzay istasyonuna giriş çıkışlarda kapılardan sızabilir ve basınç odasında birbiriyle birleşerek ozona dönüşebilir. böylece kokuya sebebiyet veriyor olabilir.
belki de bugüne dek ölmüş olan tüm yıldızlardan geriye kalan elementlerin birleşik kokusudur bu...
devamını gör...
fiyatı pahalı gelince mağazada uydurulan yalanlar
yalan söylemem üztüne bir de ben kızarım bu ne pahalılık be alt tarafı bir kazak bir pantolon yani altın gümüş almıyoruz nedir bu pahalılık yani nedir.
devamını gör...
yazarların yazar engelleme kriterleri
saygısızlık ve terbiyesizlik yapanlar sadece.
devamını gör...
köylü yazardan ironiler
#482861 tanımıyla beni mutlu eden, tanımlarını ilgiyle okuduğum yazarımızdır. sözlüğün ondan öğreneceği çok şey vardır.
devamını gör...
cinler geldi diyerek kızını pencereden atan anne
"din yaygın bir akıl hastalığıdır".
sigmund freud
sigmund freud
devamını gör...
kredi kartı ekstresi
ömür törpüsüdür.
devamını gör...
e-kitap okumak
okunan e-kitap için şu ana kadar hiç ağaç kesilmemiştir.
devamını gör...
girift radyo yayını
bu akşam 21.00 da 'kişisel alan ihlali' konusuna değineceğimiz yayınımıza bekleriz anacığım.
anlatmama gerek yok. görüyorsunuz. aykut, fikirleri ve playlisti de bizlerle ^^ (e mekan onun)
ayrıca ihlal önlemleri konusunda uzman konuğumuz da olacak.

- sözlük radyosu: blog.normalsozluk.com/
- instagram : www.instagram.com/sozlukrad...
- twitter : twitter.com/RadyoSozluk
anlatmama gerek yok. görüyorsunuz. aykut, fikirleri ve playlisti de bizlerle ^^ (e mekan onun)
ayrıca ihlal önlemleri konusunda uzman konuğumuz da olacak.

- sözlük radyosu: blog.normalsozluk.com/
- instagram : www.instagram.com/sozlukrad...
- twitter : twitter.com/RadyoSozluk
devamını gör...
hiroshima mon amour
--! spoiler !--
film, walter benjamin'in "tarih meleği" kavramıyla ele alınabilir. tarih meleği'nin yüzü geçmişe dönüktür fakat ileriye doğru hareket etmektedir. geçmişin hatıraları, travmaları unutulmadıkça düzgün bir yolda ilerleyemez insan. hiroshima mon amour filminde de bu kavramı kadın karakterin hatıraları ile görmekteyiz. hiroshima’da tanışıp yakınlaştığı sevgilisinin yataktaki bir el hareketi, kadına unuttuğunu sandığı nevers’deki travmasını hatırlatır. ikinci dünya savaşı’nda fransa’yı işgal eden alman askerlerinden birine aşık olan kadın, bu yüzden toplumdan dışlanıp ailesi tarafından işkence görmüştür. filmin başında hiroshima’yı anlama üzerine konuşan iki karakterin bu iğrenç olayın müze simülasyonuyla veya otobüs turlarıyla anlaşılamayacağını savunur. mutlu birer evliliği ve sakin birer hayatı olan iki karakter geçmiş travmaları sayesinde birbirleriyle empati kurarak yakınlaşır. geçmişlerindeki bu travmalar, içinde bulundukları anı etkileyerek tıpkı resimdeki melek gibi ilerlemelerine ket vurur gözükmektedir. hayatlarına devam edebilmeleri için geçmişlerindeki travmaları kabullenip atlatmaları gerekmektedir. erkek karakter bu durumu kabullenmiş gözükmektedir. kadın karakter ise daha çekingendir. erkek sürekli nevers'i sorarak kadına yardımcı olmaya çalışmaktadır. bu zorlamaların sonunda ise döngü tamamlanır. erkek hiroshima'dır artık, kadın ise nevers.
--! spoiler !--
film, walter benjamin'in "tarih meleği" kavramıyla ele alınabilir. tarih meleği'nin yüzü geçmişe dönüktür fakat ileriye doğru hareket etmektedir. geçmişin hatıraları, travmaları unutulmadıkça düzgün bir yolda ilerleyemez insan. hiroshima mon amour filminde de bu kavramı kadın karakterin hatıraları ile görmekteyiz. hiroshima’da tanışıp yakınlaştığı sevgilisinin yataktaki bir el hareketi, kadına unuttuğunu sandığı nevers’deki travmasını hatırlatır. ikinci dünya savaşı’nda fransa’yı işgal eden alman askerlerinden birine aşık olan kadın, bu yüzden toplumdan dışlanıp ailesi tarafından işkence görmüştür. filmin başında hiroshima’yı anlama üzerine konuşan iki karakterin bu iğrenç olayın müze simülasyonuyla veya otobüs turlarıyla anlaşılamayacağını savunur. mutlu birer evliliği ve sakin birer hayatı olan iki karakter geçmiş travmaları sayesinde birbirleriyle empati kurarak yakınlaşır. geçmişlerindeki bu travmalar, içinde bulundukları anı etkileyerek tıpkı resimdeki melek gibi ilerlemelerine ket vurur gözükmektedir. hayatlarına devam edebilmeleri için geçmişlerindeki travmaları kabullenip atlatmaları gerekmektedir. erkek karakter bu durumu kabullenmiş gözükmektedir. kadın karakter ise daha çekingendir. erkek sürekli nevers'i sorarak kadına yardımcı olmaya çalışmaktadır. bu zorlamaların sonunda ise döngü tamamlanır. erkek hiroshima'dır artık, kadın ise nevers.
--! spoiler !--
devamını gör...
intihar mektubu
beni en etkileyeni çok sevgili nilgün marmara'nın eşi kağan'a yazmış olduğudur.
bir insan neler yaşamıştır bu sözleri yazmak için? kaç acı saplanmıştır yüreğine?
bitmek bilmeyen gecelerden mi geçmiştir yoksa aydınlık mı sıkmıştır canını?
sevgilim,
her gün kötücül bir düşü kurmak ve onu taşımak artık kılgıyı gerektiriyor.
sana böyle bir yük bırakmak istemezdim ama sen akıllı ve güçlüsün çabuk unutursun.
bu durumdan kimse kimseyi ya da kendini sorumlu, suçlu saymasın çünkü suç yok yalnızca ırmağın akışına bir müdahale söz konusu!
her anın niye’sini sorgulayan bir varlığın saygısızlığını yok etmek için kararlaştırılmış bir eylem bu!
çocukluğun kendini saf bir biçimde akışa bırakması ne güzeldi. yiten bu işte!
bu tükenişle hiçbir yeni yaşama başlanamaz, bu nedenle tüm sevdiklerime elveda diyorum. beni bağışlayın! bunu en çok annemden babamdan ablamdan ve kağan, senden diliyorum. dostlarımdan da!
seni hep sevdim kağan!
hoşça kalın!
cenaze töreni istemiyorum, mümkünse yakınız lütfen!
kuşlar ölünceye kadar iyi bakınız onlara.
sahneden çekilirken yaşamıma karışmış herkesi selamlıyorum.
kağan arzu edersen ileride, daktiloya çekilmiş olan şiirleri bastırabilirsin.
bir insan neler yaşamıştır bu sözleri yazmak için? kaç acı saplanmıştır yüreğine?
bitmek bilmeyen gecelerden mi geçmiştir yoksa aydınlık mı sıkmıştır canını?
sevgilim,
her gün kötücül bir düşü kurmak ve onu taşımak artık kılgıyı gerektiriyor.
sana böyle bir yük bırakmak istemezdim ama sen akıllı ve güçlüsün çabuk unutursun.
bu durumdan kimse kimseyi ya da kendini sorumlu, suçlu saymasın çünkü suç yok yalnızca ırmağın akışına bir müdahale söz konusu!
her anın niye’sini sorgulayan bir varlığın saygısızlığını yok etmek için kararlaştırılmış bir eylem bu!
çocukluğun kendini saf bir biçimde akışa bırakması ne güzeldi. yiten bu işte!
bu tükenişle hiçbir yeni yaşama başlanamaz, bu nedenle tüm sevdiklerime elveda diyorum. beni bağışlayın! bunu en çok annemden babamdan ablamdan ve kağan, senden diliyorum. dostlarımdan da!
seni hep sevdim kağan!
hoşça kalın!
cenaze töreni istemiyorum, mümkünse yakınız lütfen!
kuşlar ölünceye kadar iyi bakınız onlara.
sahneden çekilirken yaşamıma karışmış herkesi selamlıyorum.
kağan arzu edersen ileride, daktiloya çekilmiş olan şiirleri bastırabilirsin.
devamını gör...
olmak istenen cansız varlık
sandalye olmak isterdim. düşünsene üstüne oturan tüm ...lere rağmen ayakta duruyorsun.
devamını gör...
büyük çin kıtlığı
diğer adlarıyla üç yıllık felaket ya da üç yıllık büyük kıtlık. 1959-1961 yılları arasında çin'de gerçekleşen kıtlık olayı. insanlık tarihinin en ölümcül kıtlığıdır. aynı zamanda dünya tarihinde insanın sebep olduğu en büyük felaketlerden biridir.
resmi rakamlara göre 15 milyon, bazı araştırmacılara göreyse 55 milyon insan hayatını kaybetmiştir. bu da, en iyi ihtimalle, hiroşima ve nagasaki'ye atılan atom bombalarının sebep olduğu toplam ölümün 66 katı kadar insanın ölmesi demek. en kötü ihtimal ise, insanlık tarihinin en kanlı savaşı olan 2. dünya savaşı'nda bütün dünyanın vermiş olduğu kaybın yarısından fazlasına tekabül ediyor.
kıtlığın en büyük sebebi, çin komünist partisi'nin (çkp) 1958 ile 1962 yılları arasında güttüğü büyük ileri atılım* politikalarıdır. bu politikalara paralel olarak, rus tarım uzmanı trofim lysenko'nun fikirlerine dayanarak tarımcılık organizasyonunda zararlı birtakım değişiklikler yapılmıştı. bu değişiklikler de aslında büyümeyi durduracak ve daha düşük verimle sonuçlanacaktı. üzerine, aşırı kuraklık ve seller gibi doğal afetler de yaşanacaktı. neticede 1962'de çin halk cumhuriyeti'nin ikinci başkanı olan liu shaoqi kıtlığın sebebini "%30 doğal afetler, %70 insan yapımı hatalar" olarak değerlendirirken; bir süre sonra çkp de kıtlığın ana sebebinin büyük ileri atılım politikaları olduğunu, sağcı karşıtı hareket, çin-sovyet ayrılığı ve doğal sebepler gibi birkaç diğer gerekçeyle birlikte, resmen itiraf edecekti.
büyük ileri atılım sırasında çiftçilik halk komünlerinde organize edilmeye çalışıldı ve özel mülkiyete ait arazinin ekilmesi ve çiftlik sahibi olmak yasaklandı. bu halk komünleri arasında rekabet özendirildi. bu da beklenen tahıl üretimi rakamlarının olabileceğinden fazla astronomik rakamlarla gösterilmesiyle sonuçlandı. bu da bir çeşit aşırı bolluk yanılsamasına sebep olacaktır. hatta bu aşırı bolluk yanılsamasının etkisiyle; demir ve çelik üretimi ekonomik büyüme için bir gereklilik olarak görüldüğünden, milyonlarca köylüye demir-çelik üretiminde çalışmaları ve tarım işlerinden uzak durmaları emredilmiştir. bazı tarihçiler bu yanılsamayı kıtlığın ana sebebi olarak değerlendirir.
ek olarak o tarihlerde başlatılan dört haşere harekatında vatandaşlardan tarlaları korumak için serçeleri ve mahsul yiyen diğer yabani kuşları imha etmeleri istendi. kuşlar tükenene kadar vuruldu ya da yere inmekten korkutuldu. neticesinde özellikle serçelerin yok edilmesi, şiddetli bir ekolojik dengesizliğe ve çekirge gibi ekin yiyen böceklerin patlamasına sebep oldu. 1960 yılında mao zedong serçelere karşı eylemi durduracak ve dördüncü haşerat olarak tahtakurularını gösterecekti.
esasen, kıtlık çin'in her bölgesinde aynı zamanda ve aynı şiddette gerçekleşmedi. ama normalde gıda üretiminin gerçekte düşmediği yerleşimlerde bile maoist yönetim kıtlık sebebiyle gıda ürünlerine el koyduğu için şaşırtıcı bir gıda bulunabilirliği kaybı yaşandı. öyle ki, kişi başına daha fazla gıda üreten bölgelerde şaşırtıcı şekilde daha fazla ölüm rapor edilecektir.
felaket sırasında hükümet tarafından örtbas etme yoluna gidildi. doktorların ölüm raporlarında açlıktan bahsetmesi ve raporlaması yasaklandı. propaganda amaçlı üretimin yolunda olduğunu gösteren afişler ve reklamlar yayınlandı. bütün bunların yanında kuraklık ve seller gibi doğal afetlerin varlıklarının ya da etkilerinin çin hükümeti tarafından gizlenmesi ve bu afetlere verilen reaksiyonların başarısızlıklardan bahsetmeden, direkt başarı olarak lanse edilmesi; kıtlığa karşı hızlı cevap verebilmeyi de imkansız kılacaktı.
takvimler 1962'yi gösterdiğinde ise tarihin en başarısız kalkınma planlarından biri olan büyük ileri atılım nihayet sonlandırılacaktır. sonraki zamanlarda da tarım ve sanayi sistemlerini kökten değiştirecek olan "reformlar ve açılma programı" başlatılacaktır. zaman geçtikçe devlet bazı demografik verileri paylaşmaya başlayacak ve kıtlık üzerine akademik çalışmalar da böylece başlamış olacaktır.
büyük çin kıtlığı'nın insanlık tarihine bıraktığı en çarpıcı gerçek, görülen yamyamlık vakalarıdır. insan yamyamlığının çeşitli şekillerde yaşandığına dair birtakım resmi belgeler ve raporlar, bunu, "20. yüzyılda görülmemiş bir ölçekte" olarak değerlendirir. buna göre; insanlar önce kendi hayvanlarını, sonra sokak hayvanlarını, bitkileri, ağaçları ve son çare olarak da insanları yemeye başladılar. önce mezarları kazdılar ve tamamen çürümemiş cesetleri yediler. daha sonra ise savunmasız konumdaki çocuklar ikincil hedefler oldu. genelde komşu çocukları ve ailesi ölmüş olan çocuklar tercih ediliyordu. hatta bazı kişiler, kendi aile üyelerine dahi kastetmişlerdi.
---
ve okuyanlara sonsuz teşekkürler! bitti.
işbu giri; zamanında kendi kendime sorduğum "ya bu çinliler neden yarasa yiyor?" sorusu üzerine, yani tamamen kişisel merakım üzerine yaptığım üstünkörü bir araştırmaya dayanıyor. türkçe pek derli toplu kaynak bulamamış; tek tük yaptığım bir iki okuma dışında, ilgili ingilizce wikipedia sayfasını okumuş, kendimce özetlemiş, notlar almıştım. bu giri üzerindeki emeği büyüktür, herhalde bahsetmesem olmazdı. akademik bir amaç gütmediği için de kaynak olarak wikipedia'yı göstermekte beis görmüyorum. hatta içimde hep ukte kalmıştı.*
resmi rakamlara göre 15 milyon, bazı araştırmacılara göreyse 55 milyon insan hayatını kaybetmiştir. bu da, en iyi ihtimalle, hiroşima ve nagasaki'ye atılan atom bombalarının sebep olduğu toplam ölümün 66 katı kadar insanın ölmesi demek. en kötü ihtimal ise, insanlık tarihinin en kanlı savaşı olan 2. dünya savaşı'nda bütün dünyanın vermiş olduğu kaybın yarısından fazlasına tekabül ediyor.
kıtlığın en büyük sebebi, çin komünist partisi'nin (çkp) 1958 ile 1962 yılları arasında güttüğü büyük ileri atılım* politikalarıdır. bu politikalara paralel olarak, rus tarım uzmanı trofim lysenko'nun fikirlerine dayanarak tarımcılık organizasyonunda zararlı birtakım değişiklikler yapılmıştı. bu değişiklikler de aslında büyümeyi durduracak ve daha düşük verimle sonuçlanacaktı. üzerine, aşırı kuraklık ve seller gibi doğal afetler de yaşanacaktı. neticede 1962'de çin halk cumhuriyeti'nin ikinci başkanı olan liu shaoqi kıtlığın sebebini "%30 doğal afetler, %70 insan yapımı hatalar" olarak değerlendirirken; bir süre sonra çkp de kıtlığın ana sebebinin büyük ileri atılım politikaları olduğunu, sağcı karşıtı hareket, çin-sovyet ayrılığı ve doğal sebepler gibi birkaç diğer gerekçeyle birlikte, resmen itiraf edecekti.
büyük ileri atılım sırasında çiftçilik halk komünlerinde organize edilmeye çalışıldı ve özel mülkiyete ait arazinin ekilmesi ve çiftlik sahibi olmak yasaklandı. bu halk komünleri arasında rekabet özendirildi. bu da beklenen tahıl üretimi rakamlarının olabileceğinden fazla astronomik rakamlarla gösterilmesiyle sonuçlandı. bu da bir çeşit aşırı bolluk yanılsamasına sebep olacaktır. hatta bu aşırı bolluk yanılsamasının etkisiyle; demir ve çelik üretimi ekonomik büyüme için bir gereklilik olarak görüldüğünden, milyonlarca köylüye demir-çelik üretiminde çalışmaları ve tarım işlerinden uzak durmaları emredilmiştir. bazı tarihçiler bu yanılsamayı kıtlığın ana sebebi olarak değerlendirir.
ek olarak o tarihlerde başlatılan dört haşere harekatında vatandaşlardan tarlaları korumak için serçeleri ve mahsul yiyen diğer yabani kuşları imha etmeleri istendi. kuşlar tükenene kadar vuruldu ya da yere inmekten korkutuldu. neticesinde özellikle serçelerin yok edilmesi, şiddetli bir ekolojik dengesizliğe ve çekirge gibi ekin yiyen böceklerin patlamasına sebep oldu. 1960 yılında mao zedong serçelere karşı eylemi durduracak ve dördüncü haşerat olarak tahtakurularını gösterecekti.
esasen, kıtlık çin'in her bölgesinde aynı zamanda ve aynı şiddette gerçekleşmedi. ama normalde gıda üretiminin gerçekte düşmediği yerleşimlerde bile maoist yönetim kıtlık sebebiyle gıda ürünlerine el koyduğu için şaşırtıcı bir gıda bulunabilirliği kaybı yaşandı. öyle ki, kişi başına daha fazla gıda üreten bölgelerde şaşırtıcı şekilde daha fazla ölüm rapor edilecektir.
felaket sırasında hükümet tarafından örtbas etme yoluna gidildi. doktorların ölüm raporlarında açlıktan bahsetmesi ve raporlaması yasaklandı. propaganda amaçlı üretimin yolunda olduğunu gösteren afişler ve reklamlar yayınlandı. bütün bunların yanında kuraklık ve seller gibi doğal afetlerin varlıklarının ya da etkilerinin çin hükümeti tarafından gizlenmesi ve bu afetlere verilen reaksiyonların başarısızlıklardan bahsetmeden, direkt başarı olarak lanse edilmesi; kıtlığa karşı hızlı cevap verebilmeyi de imkansız kılacaktı.
takvimler 1962'yi gösterdiğinde ise tarihin en başarısız kalkınma planlarından biri olan büyük ileri atılım nihayet sonlandırılacaktır. sonraki zamanlarda da tarım ve sanayi sistemlerini kökten değiştirecek olan "reformlar ve açılma programı" başlatılacaktır. zaman geçtikçe devlet bazı demografik verileri paylaşmaya başlayacak ve kıtlık üzerine akademik çalışmalar da böylece başlamış olacaktır.
büyük çin kıtlığı'nın insanlık tarihine bıraktığı en çarpıcı gerçek, görülen yamyamlık vakalarıdır. insan yamyamlığının çeşitli şekillerde yaşandığına dair birtakım resmi belgeler ve raporlar, bunu, "20. yüzyılda görülmemiş bir ölçekte" olarak değerlendirir. buna göre; insanlar önce kendi hayvanlarını, sonra sokak hayvanlarını, bitkileri, ağaçları ve son çare olarak da insanları yemeye başladılar. önce mezarları kazdılar ve tamamen çürümemiş cesetleri yediler. daha sonra ise savunmasız konumdaki çocuklar ikincil hedefler oldu. genelde komşu çocukları ve ailesi ölmüş olan çocuklar tercih ediliyordu. hatta bazı kişiler, kendi aile üyelerine dahi kastetmişlerdi.
---
ve okuyanlara sonsuz teşekkürler! bitti.
işbu giri; zamanında kendi kendime sorduğum "ya bu çinliler neden yarasa yiyor?" sorusu üzerine, yani tamamen kişisel merakım üzerine yaptığım üstünkörü bir araştırmaya dayanıyor. türkçe pek derli toplu kaynak bulamamış; tek tük yaptığım bir iki okuma dışında, ilgili ingilizce wikipedia sayfasını okumuş, kendimce özetlemiş, notlar almıştım. bu giri üzerindeki emeği büyüktür, herhalde bahsetmesem olmazdı. akademik bir amaç gütmediği için de kaynak olarak wikipedia'yı göstermekte beis görmüyorum. hatta içimde hep ukte kalmıştı.*
devamını gör...
ayrılık acısı geçer mi sorunsalı
"acını yaşa
öfkeni de yaşa
ve seyret
kendini sakın bastırma
öyle suyun üstünde akan yaprağa bakar gibi bak
uzanıp onu almaya kalkışma
kendini suçlama , başkalarını da suçlama
olacak olandan kaçınamazsın
o yüzden hiç bastırma kendini
baskılama
çünkü insan , bastırdığı duygunun esiri olur."
demiş cahit zarifoğlu.
tam da bu yüzden, günlerce ağlayıp zırladıktan, yemeden içmeden kesilip sadece bir bardak kahveyle nasıl yaşadığınıza hayret ettiğiniz bir ya da birkaç aydan sonra hafifleyecek. sizi oyalayacak meşgalelerin artmasına ters orantılı olarak acınız azalarak bitecek. stalkları acıdan saymayın siz, zaten bir süre sonra "uzun zamandır bakmamışım." derken yakalayacaksınız kendinizi. işte tam o anda unuttuğunuzu da fark edeceksiniz. nihayet hayatınıza yeni biri dâhil olduğunda ise gülümseyerek hatırladığınız anılardan ibaret olacak hepsi, aşkınız da aşk acınız da...
öfkeni de yaşa
ve seyret
kendini sakın bastırma
öyle suyun üstünde akan yaprağa bakar gibi bak
uzanıp onu almaya kalkışma
kendini suçlama , başkalarını da suçlama
olacak olandan kaçınamazsın
o yüzden hiç bastırma kendini
baskılama
çünkü insan , bastırdığı duygunun esiri olur."
demiş cahit zarifoğlu.
tam da bu yüzden, günlerce ağlayıp zırladıktan, yemeden içmeden kesilip sadece bir bardak kahveyle nasıl yaşadığınıza hayret ettiğiniz bir ya da birkaç aydan sonra hafifleyecek. sizi oyalayacak meşgalelerin artmasına ters orantılı olarak acınız azalarak bitecek. stalkları acıdan saymayın siz, zaten bir süre sonra "uzun zamandır bakmamışım." derken yakalayacaksınız kendinizi. işte tam o anda unuttuğunuzu da fark edeceksiniz. nihayet hayatınıza yeni biri dâhil olduğunda ise gülümseyerek hatırladığınız anılardan ibaret olacak hepsi, aşkınız da aşk acınız da...
devamını gör...
ateistler bütün dinlere düşman mıdır sorunsalı
türkiye'deki ateistler genellikle islama karşıdır, çünkü yaşadığı toplumun müslüman olmasından kaynaklıdır.
devamını gör...
garip psikolojik rahatsızlıklar
tourette sendromu
tourette sendromu (veya turet sendromu), aynı şekilde kısa aralıklarla meydana gelen istemsiz, hızlı, ani bedensel tikler ve ses tiklerinin oluşturduğu nörolojik veya “nörokimyasal” kalıtsal bir rahatsızlıktır.[5] nörogelişimsel bozukluklar kategorisinde ele alınır. ismini fransız doktor gilles de la tourette'den alır. beynin bazal ganglion denilen bölümündeki anormallikten kaynaklandığı düşünülmektedir (dopamin). tikler birden ortaya çıkan, hızlı, yineleyici, ritmik olmayan, basmakalıp bir motor hareket ya da ses çıkarmadır. karşı konulamaz bir deneyim olarak yaşanır. ciddi formlarda iletişim ve yaşam kalitesi bozulabilir. sık görülen tikler arasında kafa sallama, kaş-göz oynatma, göz kırpma, hayvan sesleri çıkarma, boyun çevirme, göz devirme, diş gıcırdatma, omuz oynatma, yüz buruşturma ve buna benzer yüz hareketleridir. yaygın inanışın aksine tourette sendromu küfür etme hastalığı değildir. koprolali denilen istem dışı küfür etme durumu tourette sendromlu bireylerin çok küçük bir kısmını oluşturmaktadır. bunların yanında kişide şu semptomlar da bulunabilir ekolali: karşısındakinin sözlerini sesli veya kendi kendine sessizce tekrar etme. hastalığın belirtileri genellikle 5-6 yaşlarında ortaya çıkar. ergenlikle beraber tikler artış gösterir. çoğu vakada ergenlik döneminin sonuna doğru tiklerin sayısı ve şiddeti azalmakla beraber genellikle ömür boyu süren kronik bir hastalıktır. bir kişinin tourette sendromlu sayılabilmesi için en az iki motor (bedensel tik) bir vokal (ses tiki) tikinin olması ve bu tiklerin 18 yaşından önce başlamış olması gerekmektedir. tikler yere ve duruma göre şekillenebilir. örneğin çoğu kişide stres, yorgunluk, kaygı, heyecan, sinir ve panik olma durumlarında tiklerin sayısı ve şiddetinde yükselme olur veya bazı motivasyon gerektiren uğraşlarda tikler geçici süreliğine yok olabilir; örneğin spor yapmak, enstrüman çalmak, şarkı söylemek. kanner'a göre bu kişilerin genel kişilikleri şu şekildedir: fazla duyarlı, kolay heyecanlanan, huzursuz, sıkılan, alıngan, zeki ve bilinçli. abd verilerine göre tourette sendromuna sahip bireylerin %75'ine yakını herhangi bir spor veya sanat dalıyla ilgilenmektedir.[6] abd'de her sene 15 mayıs - 15 haziran tarihleri arasında ulusal çapta 20'ye yakın kentte ''tourette sendromu farkındalık ayı'' etkinlikleri (konser, yürüyüş, spor müsabakaları, gezi, yarışma vb) düzenlenerek tourette sendromuna dikkat çekilmektedir.
tourette sendromu (veya turet sendromu), aynı şekilde kısa aralıklarla meydana gelen istemsiz, hızlı, ani bedensel tikler ve ses tiklerinin oluşturduğu nörolojik veya “nörokimyasal” kalıtsal bir rahatsızlıktır.[5] nörogelişimsel bozukluklar kategorisinde ele alınır. ismini fransız doktor gilles de la tourette'den alır. beynin bazal ganglion denilen bölümündeki anormallikten kaynaklandığı düşünülmektedir (dopamin). tikler birden ortaya çıkan, hızlı, yineleyici, ritmik olmayan, basmakalıp bir motor hareket ya da ses çıkarmadır. karşı konulamaz bir deneyim olarak yaşanır. ciddi formlarda iletişim ve yaşam kalitesi bozulabilir. sık görülen tikler arasında kafa sallama, kaş-göz oynatma, göz kırpma, hayvan sesleri çıkarma, boyun çevirme, göz devirme, diş gıcırdatma, omuz oynatma, yüz buruşturma ve buna benzer yüz hareketleridir. yaygın inanışın aksine tourette sendromu küfür etme hastalığı değildir. koprolali denilen istem dışı küfür etme durumu tourette sendromlu bireylerin çok küçük bir kısmını oluşturmaktadır. bunların yanında kişide şu semptomlar da bulunabilir ekolali: karşısındakinin sözlerini sesli veya kendi kendine sessizce tekrar etme. hastalığın belirtileri genellikle 5-6 yaşlarında ortaya çıkar. ergenlikle beraber tikler artış gösterir. çoğu vakada ergenlik döneminin sonuna doğru tiklerin sayısı ve şiddeti azalmakla beraber genellikle ömür boyu süren kronik bir hastalıktır. bir kişinin tourette sendromlu sayılabilmesi için en az iki motor (bedensel tik) bir vokal (ses tiki) tikinin olması ve bu tiklerin 18 yaşından önce başlamış olması gerekmektedir. tikler yere ve duruma göre şekillenebilir. örneğin çoğu kişide stres, yorgunluk, kaygı, heyecan, sinir ve panik olma durumlarında tiklerin sayısı ve şiddetinde yükselme olur veya bazı motivasyon gerektiren uğraşlarda tikler geçici süreliğine yok olabilir; örneğin spor yapmak, enstrüman çalmak, şarkı söylemek. kanner'a göre bu kişilerin genel kişilikleri şu şekildedir: fazla duyarlı, kolay heyecanlanan, huzursuz, sıkılan, alıngan, zeki ve bilinçli. abd verilerine göre tourette sendromuna sahip bireylerin %75'ine yakını herhangi bir spor veya sanat dalıyla ilgilenmektedir.[6] abd'de her sene 15 mayıs - 15 haziran tarihleri arasında ulusal çapta 20'ye yakın kentte ''tourette sendromu farkındalık ayı'' etkinlikleri (konser, yürüyüş, spor müsabakaları, gezi, yarışma vb) düzenlenerek tourette sendromuna dikkat çekilmektedir.
devamını gör...
merve dizdar'ın boşanması
iyi de bundan bize ne dediğim haber.
edit: başlık sahibi kaçmış başlık başıma kalmış.
edit: başlık sahibi kaçmış başlık başıma kalmış.
devamını gör...


