bir çağan şengül eseri. sözleri, son zamanlardaki ruh halimi anlatıyor adeta.

"kafamdan gelen seslerden
aklımdan geçen sözlerden
samimiyetsiz tüm yüzlerden
delirdim delirdim delirdim ben"

devamını gör...

müslüman olduğunu iddia eden ülkelerin çoğunda, sanki bir dini vecibeymiş gibi kutlanan, kuran ve sünnette olmayan bid'at ritüelleridir.
hristiyanların yortularına özentiden başka bir şey değildir.

bunlar; kandil geceleri olarak adlandırılan mevlid, regaib, mirac, beraat ve kandil geceleridir.
kandil gecesi ismi; 2. selim zamanında nam kazanmış ve minarelerde kandiller yakılmak suretiyle kutlandığı için kandil adıyla itibar kazanmıştır.
(diyanet ansk. de böyle diyor)

diyanetin böyle demesine rağmen, neden ısrarla kutlanıyor?
hah! işte burada devreye "siyaset" giriyor. yani "devletin dini yoktur politikası vardır" düsturuyla, islamı hayatın pratiğinden çıkararak, insanları mübarek(!) gün ve gecelere sabitleyip, pasifize etme amaçlı devlet politikası güdümünde kutlanıyor.

hicretten yaklaşık 300 yıl sonra; mısır'da fatımiler mevlid kandilini icat ediyor, 400 yıl sonra da kudüs'te regaib ve berat geceleri ortaya çıkıyor.
yani, ne kuran ve ne de sünnette bilgisi ve belgesi olmayan bu geceler, zamanla tüm islam dünyasını zehirli sarmaşık gibi zaptediyor.

namaz toplu halde cemaatle kılınır, sonraki hemen tüm ibadetler bireyseldir. camilerde toplanıp "kutsal gece" argümanıyla ibadet(!) ederek bedava yorulanlara duyurulur.

edit: #455882 şu gecede 40 rekat namaz kılarsan 1000 şehit sevabı.. bu kandilin ertesinde bir gün oruç tutarsan 70 yıllık günahın silinir gibi saçma sapan şirklere yol açtığı için; peygamber tarafından her bidat sapıklık olarak bildirilmiştir.

sahabede uygulaması var mı? o zaman peygamber de uygulamamıştır ve dolayısıyla bidat'tır.
devamını gör...

malum soru özlem balcı kim?
tanım: cinsel sahneyi reddeden adını bile duymadığım bir oyuncu.
devamını gör...

arapça kökenli bir kelimedir ve bir yarım adayı karaya bağlayan yer olarak tanımlanır. islam dinine göre ise ölenlerin ruhlarının gittiği ve kıyamete kadar kaldığı yer anlamına gelir.
devamını gör...

tanzimat - i -tanzimatın yüzüncü yıldönümü münasebetiyle; maarif matbaası, istanbul, 1940.
devamını gör...

ne hikmettir ki, (bkz: breaking bad'deki sinekli bölüm) bu başlıktan daha önce açılmıştır.

işi için fazla kalifiye olan bir kimya hocası, kanser olduğunu öğrenir ve olaylar gelişir.

drama türündeki bu dizi, imdb'ye göre en sevilen dizidir.
devamını gör...

yeni üye olduğum sözlük. içeriği, söylemleri umut verici. umarım bu şekilde ilerler, sevdim sizi :)
devamını gör...

id: tabiri yerindeyse evin yaramaz çocuğudur. canlılara ait en ilkel dürtülerin (açlık, saldırganlık, cinsellik) temsilcidir. en çok onun dediği olsun, hemen olsun, hep olsun ister. arzuların baş isyancısıdır. bebeklik ve çocukluk döneminde başroldedir.

supergo: evin ahlak bekçisidir. kuralların, gelenek ve göreneklerin, yaptırımların kraliçesidir. sosyal hayata adım attığımız çocukluk dönemlerinde sahneye çıkmaya başlar. ee bizim id durur mu? kıskanç olduğu kadar ele avuca sığmaz olan sevgili id, superegoya karşı sürekli bir isyan halindedir.

ego: mantığın ta kendisidir. görevi en zor olandır. çatışma ve problem çözme konusunda master yapmış, doktorasını en kanlı savaşlarda vermiş bir yapı olan ego ise gece gündüz demeden id ve superego arasındaki gerginliği azaltmaya çalışmaktadır.

***

olayı biraz daha dramatize etmek için şu sahneye bakabiliriz:

ali isimli bir öğrenciye arkadaşının küfrettiğini düşünelim. id gelip sol kulaktan fısıldıyor:

-"git bir yumruk at, o kim ki sana küfredebiliyor? göster ona gününü."

ali'nin kanı kaynamaya başlıyor. tam yerinden kalkacakken superego'nun evindeki alarmlar çalıyor. belli ki id yine iş başında diyerek güzellik uykusundan uyanarak söylene söylene yetişiyor ve sağ kulaktan fısıldıyor:

-"alicim nereye gidiyorsun? eğer bu yumruğu atarsan öğretmen sana çok kızacak ve ceza verecek biliyorsun. okuldan bile atılabilirsin bunun için."

ali ne yapacağını bilemez halde düşünmeye başlarken ter basmaya başlıyor. bir yandan öfkeyle dolup taşıyor bir yandan da alacağı cezadan çekiniyor. ortalık oldu mu size yangın yeri? dumanları gören ego bulaşıkları bırakıp koşa koşa olay yerine geliyor. halledilmesi gereken bu çatışmanın acaba kazananı kim olacak? ego kimin elinden tutacak?

***

bu gece gördüğümüz rüyanın, meslek seçimimizin, dil sürçmelerimizin yada kurduğumuz arkadaşlıklarımızın aslında bu ufak çatışmalarla şekillendiğini biliyor muydunuz?

ego, id ve superegonun arasındaki çatışmayı her ikisinin de kalbini kırmadan gerçekleştirmeyi başarmıştır. birine sus, diğerine dur demiş ve ikisinin de isteğini yerine getireceğini söylemiş ve senaryolar yazmıştır.

ali'ye ne mi oldu?

+ ali arkadaşını dövmedi, ama rüyasında çok büyük bir kavga ederek sabah soluk soluğa uyandı.

+ ali arkadaşına vurmadı, ama arkadaşlarını sözünü geçirip hayatlarına müdahale ettiğinde sesini çıkarmayacak insanlardan seçti (bkz: mobbing).

+ ali bugün arkadaşını dövmedi, ama büyüdü ve polis oldu. dövme işini meşrulaştırdı.

yani anlayacağınız bu kavgayı ikisi de kazanıyor. istekler ertelenebilir ama bastırılamaz. ali bugün patolojik bir vaka oldu mu bilinmez*. ama bastırılmaya çalışılan, ifade edilemeyen her duygu zamanla evrim değiştirerek patolojiye dönüşür. çözüm "her arzumuzu yerine getirmek" yada "toplumsal kurallara saplanmak" değil. bu kriz anını yaşamamak için egonuzu bilginizle ve farkındalığınız ile beslemelisiniz. çocuklarınızın bilinçli bir şekilde büyümesi için yol gösterici olmalısınız. egosu sağlam bir insan olun ki akıllıca planlar ile bu çatışmaların üstesinden gelebilesiniz.
devamını gör...

sonra bunlar böyle yaparken tüm haber kanallarından şu ses yükselir:
- koyunları otlatırken ders çalışan çoban türkiye birincisi oldu
devamını gör...

sürekli kendini övmesi ve bilgisizliğine rağmen çok konuşması.
devamını gör...

daha ana dili türkçe olanlar doğru düzgün eğitim alamıyor. bir de kürtçe ders müfredatı gelirse ortalık karışır.
devamını gör...

kabuğumda ters döndüm resmen. limonu güzel sıkmışsın. 5. günün şafağı/mafağı da tarihe karıştı. portakallı istari seni.

bu arada yoldaş yine sandalyeden düşmüş, adamda kemik kalmadı.
devamını gör...

aya benzer yüreğin şarkısını söylerdim herhalde.
devamını gör...

ite kopuğa 3 gün dandik bir eğitim verip, eline de silah tutuşturarak sokağa salmanın sonucudur. korkarım bunlar daha iyi günlerimiz. ha birde bekçi demeyin, inciniyorlar sonra.
devamını gör...

buna mı üzüldün?

hem üzülmüşüm, hem üzüldüğüm şey beğenilmemiş. hemde küçümsendiğimle kalakalmışım. daha ne olsun, mahşerin üç atlısı mübarek.
devamını gör...

ailemle birlikte yaşarken evimizde her gün pişen yemek. babam, ortanca kardeşim ve bendeniz arasında bitmek bilmeyen bir makarna savaşı dönerdi, çünkü biz iki kardeş yemek ısıtmaktansa makarnayı soğuk soğuk yemeyi göze alabilen insanlarken babam makarnasız doymadığını iddia eden biriydi.

eylülden beri kendi evimde yaşıyorum, 5 kere makarna yapmamışımdır. bugün fırına atınca aklıma geldi, öyle yazayım dedim.

edit. tarifini de vereyim işim gücüm yok madem 15dk kadar.

*** 190 derece fırını ısıtın. o ısınırken aşağıdakileri yaparsınız.
1. fırında hangi makarnayı pişirecekseniz onu al dente olacak kadar haşlıyorsunuz. tuz atmayı unutmayın, ben şu an bu tarifi yazarken fark ettim tuz atmayı unuttuğumu. pişirdikten sonra yağını ekleyip yapışmasını engelleyin, bu kadar. kullandığım makarna miktarı yarım paket (250g civarı)
2. bu sırada bir tavada ya da tencerede bir miktar tereyağı eritiyoruz. tarife göre 4 kaşık diyor ama size şöyle bir ölçü vereyim, "3 su bardağı unu yağlayacak kadar bir miktar yağ". 1 yemek kaşığını 10-12g desek 40-50g tereyağ kullanmamız gerekiyormuş ama ben tabii size yine kendi kullandığım kadarını söyleyeyim: yuvarlak uzun tereyağ paketleri var ya ondan bir halka kesip attım tavaya. yarım parmak kalınlığında falandır.
3. yağ eriyince unu eleyerek yavaş yavaş yağın üstüne ekleyin. çırpıcıyla karıştırın. bir anda unu yağın üstüne eklerseniz topaklanıyor. açması zor olur o zaman da, boşuna uğraşırsınız.
4. 2.5 su bardağı sütü parça parça ekleyip kavrulan unu çözün. altını kapatırsanız ya da çok uzun süre ocaktan alırsanız katılaşır, biraz daha süt koyarak açabilirsiniz.
5. süzüp yağladığınız makarnayı büyük bir karıştırma kabına alıp üzerine sosunuzu dökün. iyice karıştırın. fırına vereceğiniz kaba yollayın. sonra da fırına sürün. 30 dakika sonra olay tamamdır. şekil şukul olsun istiyorsanız son 2-3 dk kala rendelenmiş kaşar peynirini makarnanın üzerine serpip eritebilirsiniz.

afiyet olsun.
devamını gör...

amerikalı olmadığımızdan mütevellit birçoğumuzun sheldon cooper'dan öğrendiğimiz ve tom lehrer'e ait olan meşhur 'elementler şarkısı' dır. tom lehrer'in de şarkının sonunda ileri görüşlülükle belirttiği gibi * o döneme dek keşfedilen * elementleri içerdiğinden birkaç eksiği olmakla birlikte yine de unutulmaz bir şarkıdır.
devamını gör...

görmek istem'i'yen bakmayacak kardeş. kıllarımızı almak zorunda değiliz neksfiliş akım yapınca oke anadolu yiğidosu yapınca auuuuuv.
devamını gör...

başlığın yanlış olduğu cinayet.

doğrusu için;
(bkz: 71 yaşındaki adamın kıskançlık yüzünden sevgilisini öldürmesi)

sonuçta ortada resmî nikah yok?
devamını gör...

niye böyle bir şey yapılıyor anlamıyorum şahsen. entel feridunculuk oynamak gibi bir şey bence. felsefe üzerine bir kanalsındır ve 2-3 video yaparsın kitap önerileriyle ilgili tamam. ama bir booktuber'dan niye felsefe kitabı önerisi alayım onu anlamıyorum. örneğin bilim-tarih-felsefe konularını 3'ü birarada işleyen kanallar var. bunlar bu konularda video çekiyorlar ve arada bir de kitap önerisi yapıyorlar. bu çok çok daha mantıklı bir şey. o kadar edebiyat kanalı var bir tane edebiyat nedir? edebiyatın psikolojiye(1 tane) ve sosyolojiye etkisi(0), edebiyat tarihte neleri değiştirdi? gibi önemli soruları anlatan videolar yok. sadece belki 1 tane video var. bu kadar sığ olmayın ya. hepsi de aynı kitapları okuyor nedense. biraz farklı kitaplara baktığımda en fazla 1 tane 300 takipçili hesap oluyor. bu arada bunlar da uçuk kaçık kitaplar değil ya 100 temel eser falan. varsa yoksa orhan pamuk, livaneli, dostoyevski, tolstoy, vb. klasik eserler. tamam onlar da iyidir de 100 kere incelenmiş be kardeşim. biraz fark. bu arada okunan kitaplar hayata entegre edilip başka bir şeye dönüştürülmeli diye düşünüyorum. diamond tema, dilozof vb. en azından romanlarda bile bir duygu kalır. devamlı yazar burada şöyle böyle demiş, şu cümle çok vurucu gibi cümleler kurup makine gibi okuyup anlatmak sağlıklı gelmiyor. edebiyatın ve kitap okumanın doğasına da ters bence.

ayrıca okuma kulübü nedir abi sen niye benim okuyacağım kitabı seçiyorsun? koyun sürüsü müyüz biz? ay sonu hepimiz okuduğumuz kitabı tartışalım hadiii(!) oyun gibi bir şey bu saçma sapan. kendi arkadaşlarınla tartışmak ve hayatı anlamak için roman okunur arkadaşım ay sonu kitap kulübü toplantısı için değil.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim