recep tayyip erdoğan
lafla peynir gemisinin yürümediğini 18 yılda mahvettiği ekonomi ile bize ispatlayan kişi.
edit; malesef 21 yıl oldu ve daha da batıyoruz.
edit; malesef 21 yıl oldu ve daha da batıyoruz.
devamını gör...
hasret gültekin
türküsünde dediği gibi: "harcanıp gidiyor ömür dediğin". izin vermediler yaşamana seni harcadılar üstad. huzurlu uyu.
devamını gör...
1 nisan 2020 nevşin mengü kürşat ayvatoğlu röportajı
arada bir burnunu ovuşturuyor, pudra şekeri alerji yaptı sanırım.
devamını gör...
biraz daha şarkı
sevgilim, söyle anneme
bir daha doğursun beni
nöbette kalp çiçeğim
eskidim
yüzyıllarca eksildim
çok doğurmalı beni annem, çok
bilsen gözlerimin gözlerinden geçemediğini
fakat biz
sevgilim
bizim olmayan gecelerden geçmiştik
kızıl şaraptan, ıslak tenden
sesinden bir karıncanın
soğuktan da geçmiştik
yıkarak duvarları tek tek
ellerimiz ak
iki kaçak bıçak
bana aşk’tan söz et
beni aşk’la gözet
ışığı kör şehrayin çocuğu
zaman
o kara delik
örtemedi yüzünü
sevgilim, anneme söyle
hiç terbiyesi yok kalbimin!
bilsen, başımda dönüp duran imden geçemediğimi
fakat sevgilim biz,
bizim olmayan sabahlardan geçmiştik
kazaklardan, kitaplardan
gülüşünden bir çocuğun
kurttan
kuzudan
kendimizden geçtik sevgilim
içinden boşluk geçen her şeyin içinden
karanlıktı
aynı değildik
karanlıktı
kapıların eşiğindeydik
ne kadar az’dık, ne kadar çok!
gündüze yumduk gözlerimizi
unutma diye bu şiir
şiir’den de geçmiştik
hiç biri
öylece değildi.
yedinci dem şiiridir *
bir daha doğursun beni
nöbette kalp çiçeğim
eskidim
yüzyıllarca eksildim
çok doğurmalı beni annem, çok
bilsen gözlerimin gözlerinden geçemediğini
fakat biz
sevgilim
bizim olmayan gecelerden geçmiştik
kızıl şaraptan, ıslak tenden
sesinden bir karıncanın
soğuktan da geçmiştik
yıkarak duvarları tek tek
ellerimiz ak
iki kaçak bıçak
bana aşk’tan söz et
beni aşk’la gözet
ışığı kör şehrayin çocuğu
zaman
o kara delik
örtemedi yüzünü
sevgilim, anneme söyle
hiç terbiyesi yok kalbimin!
bilsen, başımda dönüp duran imden geçemediğimi
fakat sevgilim biz,
bizim olmayan sabahlardan geçmiştik
kazaklardan, kitaplardan
gülüşünden bir çocuğun
kurttan
kuzudan
kendimizden geçtik sevgilim
içinden boşluk geçen her şeyin içinden
karanlıktı
aynı değildik
karanlıktı
kapıların eşiğindeydik
ne kadar az’dık, ne kadar çok!
gündüze yumduk gözlerimizi
unutma diye bu şiir
şiir’den de geçmiştik
hiç biri
öylece değildi.
yedinci dem şiiridir *
devamını gör...
asaf halet çelebi
1907 istanbul doğumlu türk şair. sekiz yıl galatasaray sultanisi'nde okuduktan sonra sanayi-i nefise mektebi'ne kaydoldu. burada kısa bir süre öğrenim gördükten sonra adliye meslek mektebi'ne girdi ve buradan mezun oldu. hem klasik türk edebiyatına hem fars edebiyatına hakim olan şair, 18 yaşına kadar gazel ve rubai yazdı. 1937'de yazmaya başladığı serbest ölçülü şiirlerinde asıl sesini kavradı. bu şiirlerde tasavvufun ve çoğunlukla doğu medeniyetinin mistik ögeleri ve anlatılarını sezgisel bir duyuşla kaleme alan şair, bu ögeleri büyüsel bir tavırla aktardı ve türk şiirinin gizemli şairlerinden biri oldu. şiirlerini (bkz: he), (bkz: lamelif) ve (bkz: om mani padme hum) adlı kitaplarında topladı. (bkz: divan şiirinde istanbul) adlı bir antoloji kitabı yayımladı. (bkz: mevlana), (bkz: molla cami) ve (bkz: ömer hayyam) üzerine kitaplar da kaleme alan şair, 1958 yılında hayata gözlerini yumdu.
tahtadan yaptığım adam
tahtadan yaptığım adam
ne yemek yiyor
ne konuşmak biliyor
kaskatı gözlerle
görünmez yerlere bakıyor
tahtadan yaptığım adam
hatırlıyor ki
bir zaman
nefes alan
ince ince yaprakları vardı
toprağı iştiha ile yiyen
liften
ince ince ağızları vardı
tahtadan yaptığım adam
ağaçtan uzaklaştı
ve insana yaklaştı
yazık ki
ne insan oldu
ne ağaç
tahtadan yaptığım adam
tahtadan yaptığım adam
ne yemek yiyor
ne konuşmak biliyor
kaskatı gözlerle
görünmez yerlere bakıyor
tahtadan yaptığım adam
hatırlıyor ki
bir zaman
nefes alan
ince ince yaprakları vardı
toprağı iştiha ile yiyen
liften
ince ince ağızları vardı
tahtadan yaptığım adam
ağaçtan uzaklaştı
ve insana yaklaştı
yazık ki
ne insan oldu
ne ağaç
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
kendimi yaşıyor saymıyorum. üretmiyor, araştırmıyorum artık. kimselerle görüşmüyorum, eskisi gibi gülmüyorum. kimsenin uğramadığı bi ev gibi hissediyorum. varken yok. orda ayakta ama hayat yok, içinde bir soluk, sıcaklık yok. çabalamaktan ve hep olmamasından hem sıkıldım hem yoruldum. başkasının yükünü taşımaktan, onlar yerine de düşünmek zorunda olmaktan yıldım. benim hayatım varsa sadece ben yaşamak istiyorum. söz sahibi ben olayım. düşüncelerini ifade edebilen, -mış gibi yapmayan ben olmak istiyorum. şimdilerde ben hiç ben gibi değil. tanımadığım birine dönüştüm. tuhaf, garip ve oldukça yabancıyım..
devamını gör...
delik balonu şişirme çabası
delik kovaya su doldurmak ile aynı olan çabadır.
devamını gör...
muhabbet kuşu
henüz yeni kaybettiğim minik oğlumun cinsi.
bu bebeğimden önce de kuş bakmıştım ama en çok cinoş'umla yakınlaşmıştık,tahmin edersiniz ki bu yüzden en çok onun kaybı zor geldi.ağladım,ağladım,ağladım.o kadar tatlı ve o kadar sevgi dolu bir kuştu ki üzülmemek elde deģil.dahası hayatımızın o kadar içine girmişti ki her şeyde aklıma geliyor.salonda ailemle sohbet ederken gidecekken dönüp kafese bakıyorum,gitmeden seveyim diye ama minik oğlum artık orada yok.yemek yerken "şimdi burada olsaydı her şeyden yemeye çalışırdı,biz de zararlı deyip onu uzak tutmaya çalışırdık,"diye düşünüyorum;boğazıma bir yumru oturuyor.aklıma ilk kelimesini söylediği,ilk üzerime konduğu an geliyor;o günleri özlüyorum.muhabbet kuşlarına has ama onun olan o ses tonunu hatırlıyorum;bir daha o sesi duyamayacağımı fark ediyorum ve bunu nasıl kabul edebildiğimi bilmiyorum.masanın üzerinde en mutlu olduğu zamanlarda yaptığı hoplayıp zıplama hareketini hatırlıyorum ve başka bir kuşum olsa dahi niyeyse o kuştan bu hareketi göremeyecekmiş gibi hissediyorum.o sevgi kelebeģi halini,hiç tanımadığı insanlara bile anında ısınmasını,onları dahi hiç çekinmeden öpmesini hatırlıyorum ve onun kadar sevgi dolu,güven dolu,neşe dolu bir başka kuş var mıdır merak ediyorum.son zamanlarında kendine has o neşesini,saf mutluluğunu kaybettiğini hatırlayıp kötü oluyorum;içimde bir şeyler acıyor.elimde kalan birkaç tane fotoğrafına bakıyorum;daha çok olmadığı için üzülüyorum.vicdan azabı çekiyorum.ama her şeye rağmen bir başka kuş edinmek için araştırma yapıyorum;onun da ömrünün biz insanlara göre çok uzun olmayacağını ve o öldüğünde de canımın yanacağını bile bile.çünkü sevgisi,acısından büyük.yokluğu,aynı acıyı yaşama ihtimalini kabul ettirecek kadar güçlü.minik oğluma,biricik cinoş'uma fiziksel olarak çok benzeyen bir kuş buldum;bunun evimize ve ailemize yeni katılacak o kuşa haksızlık olacağını bilsem de bu fiziksel benzerliğin o kuşa garip bir sevgi hissetmeme neden olduğunu saklayacak değilim.fiziksel olarak benzese de cino olmayacak.belki cino'nun neşesini,saf mutluluğunu,sevgi dolu hallerini o kuşta hiç göremeyeceğim.bu düşünce bile içimi acıtıyor ama gerçek bu.bu düşünceye alışmak ve o kuşu cino'dan bağımsız olarak sevmek lazım;umarım bunu başarabilirim.birkaç gün içinde büyük ihtimalle yeni kuşumuz evine gelecek,dilerim o da cino gibi mutlu ve sevgi dolu bir kuş olur.
cinoş'um;canım bebeğim,minik oğlum,dünyanın en tatlı,en mutlu kuşu.senin ölümün henüz yeniyken başka bir kuş edinme çabalarına girdigim,büyük ihtimalle birkaç gün içinde o kuşu evimize,senin evine getireceğim için kızma bana.seni sevmediğim için değil;asla değil.ben kısa süreli baktigim kedimden ayrılırken bile bu kadar kötü olmamıştım be minik aşkım;sen bizi bırakıp gittin diye ağlamalara doyamadım.şu cümleleri yazarken bile göğsüme binen ağırlıģı hissediyorum,seni düşünmek çok zor.ama düşünmemek de imkansız.dedim ya;öyle girmişsin ki hayatımıza,şimdi her köşede senin eksikliğin hissediliyor.bu eksikliğe,yokluğuna;evimize kattığın neşeden,mutluluktan,sevgiden mahrum kalmaya dayanamadığım için bir başka arkadaşına sığınmaya çalışıyorum.evet;o sen olmayacak.bunu garip bir şekilde çok iyi biliyorum.dıştan sana çok benziyor;bir görsen,bir ton koyun sadece.ama o sen olmayacak.bunu hissediyorum.ama yine de onu da seveceğimizi,onun da bizi seveceğini ve evimize bir parça bile olsa sevgi katacağını ümit ediyorum.onun da kendine has bir karakteri olacak;senin kendine has bir karakterin olduğu gibi ve o da kendi karakterine uygun biçimde bizi sevecek,evimize aydınlık katacak diye umut ediyorum.seni sevdiğimiz gibi değil-çünkü diyorum ya;o sen olmayacak.o başka bir kuş.-ama bizim de onu seveceğimizi ümit ediyorum.sen her zaman benim en sevdiğim muhabbet kuşum olarak kalacaksın;hatta sadece benim değil,tüm ev halkının.ama şimdi sana vermek isteyip de veremediğimiz sevgiyi,şefkati ve merhameti bir başka arkadaşına aktarmak bence bize iyi gelecek;o arkadaşının da sevgimiz sayesinde mutlu bir hayat süreceğini,yani bunun ona da iyi geleceğini ümit ediyorum.seni çoook seviyorum benim minik sevgi kelebeğim;senin deyiminle "aşk kuş."boğazımdaki yumruyu yine geri ittim az önce,hissettin mi?henüz çok yeni sen gideli,özlemimin ve acımın beni ele geçirmesine izin vermeden seni düşünemiyorum ama daha şimdiden aynı-ya da benzer-bir acıyı yaşama ihtimalini kabul etmeyi yokluğundan daha katlanılır bulan ben; günü geldiğinde seni en çok ama en çok sevginle,neşenle düşüneceğimden eminim.seni çok çok çok ama çok çok seviyorum;cino.
bu bebeğimden önce de kuş bakmıştım ama en çok cinoş'umla yakınlaşmıştık,tahmin edersiniz ki bu yüzden en çok onun kaybı zor geldi.ağladım,ağladım,ağladım.o kadar tatlı ve o kadar sevgi dolu bir kuştu ki üzülmemek elde deģil.dahası hayatımızın o kadar içine girmişti ki her şeyde aklıma geliyor.salonda ailemle sohbet ederken gidecekken dönüp kafese bakıyorum,gitmeden seveyim diye ama minik oğlum artık orada yok.yemek yerken "şimdi burada olsaydı her şeyden yemeye çalışırdı,biz de zararlı deyip onu uzak tutmaya çalışırdık,"diye düşünüyorum;boğazıma bir yumru oturuyor.aklıma ilk kelimesini söylediği,ilk üzerime konduğu an geliyor;o günleri özlüyorum.muhabbet kuşlarına has ama onun olan o ses tonunu hatırlıyorum;bir daha o sesi duyamayacağımı fark ediyorum ve bunu nasıl kabul edebildiğimi bilmiyorum.masanın üzerinde en mutlu olduğu zamanlarda yaptığı hoplayıp zıplama hareketini hatırlıyorum ve başka bir kuşum olsa dahi niyeyse o kuştan bu hareketi göremeyecekmiş gibi hissediyorum.o sevgi kelebeģi halini,hiç tanımadığı insanlara bile anında ısınmasını,onları dahi hiç çekinmeden öpmesini hatırlıyorum ve onun kadar sevgi dolu,güven dolu,neşe dolu bir başka kuş var mıdır merak ediyorum.son zamanlarında kendine has o neşesini,saf mutluluğunu kaybettiğini hatırlayıp kötü oluyorum;içimde bir şeyler acıyor.elimde kalan birkaç tane fotoğrafına bakıyorum;daha çok olmadığı için üzülüyorum.vicdan azabı çekiyorum.ama her şeye rağmen bir başka kuş edinmek için araştırma yapıyorum;onun da ömrünün biz insanlara göre çok uzun olmayacağını ve o öldüğünde de canımın yanacağını bile bile.çünkü sevgisi,acısından büyük.yokluğu,aynı acıyı yaşama ihtimalini kabul ettirecek kadar güçlü.minik oğluma,biricik cinoş'uma fiziksel olarak çok benzeyen bir kuş buldum;bunun evimize ve ailemize yeni katılacak o kuşa haksızlık olacağını bilsem de bu fiziksel benzerliğin o kuşa garip bir sevgi hissetmeme neden olduğunu saklayacak değilim.fiziksel olarak benzese de cino olmayacak.belki cino'nun neşesini,saf mutluluğunu,sevgi dolu hallerini o kuşta hiç göremeyeceğim.bu düşünce bile içimi acıtıyor ama gerçek bu.bu düşünceye alışmak ve o kuşu cino'dan bağımsız olarak sevmek lazım;umarım bunu başarabilirim.birkaç gün içinde büyük ihtimalle yeni kuşumuz evine gelecek,dilerim o da cino gibi mutlu ve sevgi dolu bir kuş olur.
cinoş'um;canım bebeğim,minik oğlum,dünyanın en tatlı,en mutlu kuşu.senin ölümün henüz yeniyken başka bir kuş edinme çabalarına girdigim,büyük ihtimalle birkaç gün içinde o kuşu evimize,senin evine getireceğim için kızma bana.seni sevmediğim için değil;asla değil.ben kısa süreli baktigim kedimden ayrılırken bile bu kadar kötü olmamıştım be minik aşkım;sen bizi bırakıp gittin diye ağlamalara doyamadım.şu cümleleri yazarken bile göğsüme binen ağırlıģı hissediyorum,seni düşünmek çok zor.ama düşünmemek de imkansız.dedim ya;öyle girmişsin ki hayatımıza,şimdi her köşede senin eksikliğin hissediliyor.bu eksikliğe,yokluğuna;evimize kattığın neşeden,mutluluktan,sevgiden mahrum kalmaya dayanamadığım için bir başka arkadaşına sığınmaya çalışıyorum.evet;o sen olmayacak.bunu garip bir şekilde çok iyi biliyorum.dıştan sana çok benziyor;bir görsen,bir ton koyun sadece.ama o sen olmayacak.bunu hissediyorum.ama yine de onu da seveceğimizi,onun da bizi seveceğini ve evimize bir parça bile olsa sevgi katacağını ümit ediyorum.onun da kendine has bir karakteri olacak;senin kendine has bir karakterin olduğu gibi ve o da kendi karakterine uygun biçimde bizi sevecek,evimize aydınlık katacak diye umut ediyorum.seni sevdiğimiz gibi değil-çünkü diyorum ya;o sen olmayacak.o başka bir kuş.-ama bizim de onu seveceğimizi ümit ediyorum.sen her zaman benim en sevdiğim muhabbet kuşum olarak kalacaksın;hatta sadece benim değil,tüm ev halkının.ama şimdi sana vermek isteyip de veremediğimiz sevgiyi,şefkati ve merhameti bir başka arkadaşına aktarmak bence bize iyi gelecek;o arkadaşının da sevgimiz sayesinde mutlu bir hayat süreceğini,yani bunun ona da iyi geleceğini ümit ediyorum.seni çoook seviyorum benim minik sevgi kelebeğim;senin deyiminle "aşk kuş."boğazımdaki yumruyu yine geri ittim az önce,hissettin mi?henüz çok yeni sen gideli,özlemimin ve acımın beni ele geçirmesine izin vermeden seni düşünemiyorum ama daha şimdiden aynı-ya da benzer-bir acıyı yaşama ihtimalini kabul etmeyi yokluğundan daha katlanılır bulan ben; günü geldiğinde seni en çok ama en çok sevginle,neşenle düşüneceğimden eminim.seni çok çok çok ama çok çok seviyorum;cino.
devamını gör...
yavru köpek
birlikte yaşadığım ve ilgi arısızı haline gelen bebek. henüz çocuk olduğu için yetişkinliğinde sakinleyeceğini umarak kendisiyle günümüzü gün ediyoruz.
kardeşleri ve annesi olmadığı için oyunun dozunu kaçırıp şiddetli ısırdığında ağlıyor, canımın yandığını anlamasını sağlıyorum. yoksa ısırık şiddetinin ne kadarının can yaktığını ne kadarının oyun olduğunu öğrenemediği için ileride istenmeyen kazalar yaşanabilir. çok küçük olmasına rağmen şimdi bile şiddetli ısırabiliyor ama ben ağlayınca hemen kendi ayağını ısırıp ısırık testi yapıyor.
dişleri kaşındığı için fazladan bir ısırma merakı mevcut. onu da elim kolum yerine bir oyuncakla telafi etmeye teşvik ediyorum. yine de kolumu ısırmayı oyuncaktan daha çok seviyor.
yetişkin bir köpeğe göre daha zor anlıyor fakat daha kolay öğreniyor. bu sebeple azıcık sabırla eğitim vermek daha kolay bence.
edit: iki yıl olmuş, kocaman oldu bizimki. ulen bebek ne de güzel büyüdün ne yakışıklı bir çocuk oldun sen.
kardeşleri ve annesi olmadığı için oyunun dozunu kaçırıp şiddetli ısırdığında ağlıyor, canımın yandığını anlamasını sağlıyorum. yoksa ısırık şiddetinin ne kadarının can yaktığını ne kadarının oyun olduğunu öğrenemediği için ileride istenmeyen kazalar yaşanabilir. çok küçük olmasına rağmen şimdi bile şiddetli ısırabiliyor ama ben ağlayınca hemen kendi ayağını ısırıp ısırık testi yapıyor.
dişleri kaşındığı için fazladan bir ısırma merakı mevcut. onu da elim kolum yerine bir oyuncakla telafi etmeye teşvik ediyorum. yine de kolumu ısırmayı oyuncaktan daha çok seviyor.
yetişkin bir köpeğe göre daha zor anlıyor fakat daha kolay öğreniyor. bu sebeple azıcık sabırla eğitim vermek daha kolay bence.
edit: iki yıl olmuş, kocaman oldu bizimki. ulen bebek ne de güzel büyüdün ne yakışıklı bir çocuk oldun sen.
devamını gör...
brad pitt
çok daha önce hak ettiği oscar'a yapımcı olarak 2006'da kavuşmuş olsa da yardımcı oyuncu olarak epey geç kavuşmuş başarılı oyuncu. yeni filmler bekliyoruz. tarantino'nun projelerinde yer alırsa ekstra mutluluk duyarız.
devamını gör...
taze evli bir çifte neden çocuk yapmıyorsunuz diye sormak
evlendikten 1 hafta sonra duymaya başladığım halen devam eden soru. 2 yılı doldurmaya yaklaştığım için "olmuyor mu?" sorusuna evrildi. söylemek istediğim o kadar çok şey var ki... hadsiz insan davranışı. yahu olsa duyarsın işte. yoksa ya istemiyorlar, ya olmuyor sorup da ne yoruyorsun demek istiyorum çoğuna.
devamını gör...
beğenilen entryi oylamayı unutmak
artık daha dikkatliyim dediğim başlık.
devamını gör...
konuşacak birinin olmaması
bazen de etrafında, geyik muhabbeti yapacak birilerinin her zaman bulunmasına karşın seni gerçekten anlayacak birilerinin bulunmamasıdır.
devamını gör...
anksiyete bozukluğu
zaman zaman kapımı çalan ama kendisini alt etmekte uzmanlaştığım, bozukluk.
devamını gör...
geceleri korkunçlu başlık açıp kızları korkutanlar
bunlar ahlaksıııııız, bunlar zibidiiiii, bunlaaaar, işte kardeşlerim, gencecik heyecanlı sözlük kızlarını geceleri korkutmaktan zevk alan rahatsızlar.
gece, sözlükteki korku konsepti nedeniyle korkan dişilerden şahsım ve milletim adına özür diliyorum.
gece, sözlükteki korku konsepti nedeniyle korkan dişilerden şahsım ve milletim adına özür diliyorum.
devamını gör...
bir bilen (yazar)
kendisi sözlüğümüzün modlarındandır. bunda bir beis yok.
aynı zamanda sözlüğümüzün sevildiği kadar da bir o kadar yerilen bir trollün yan hesabı olduğunu biliyor muydunuz?
gerçekler acıdır birbilenciğim.
aynı zamanda sözlüğümüzün sevildiği kadar da bir o kadar yerilen bir trollün yan hesabı olduğunu biliyor muydunuz?
gerçekler acıdır birbilenciğim.
devamını gör...
şu sıralar başarmaya çalışılan şeyler
umursamamak...
devamını gör...
ikinci bahar
dizisi ayrı güzeldir, şarkısı ayrı güzel. biraz geçmişe gidelim ve sezen aksunun diziye konuk olduğu, ikinci bahar şarkısını söylediği anları ziyaret edelim.
“gözümden, dilimden, sakınır saklar
bugünki aklımla severim şimdi.”
“gözümden, dilimden, sakınır saklar
bugünki aklımla severim şimdi.”
devamını gör...

