komplo teorilerini namusu gibi savunan tip
sabit fikirli kişilerdir. inandıklarını anayasanın değişmez bir maddesi gibi savunurlar. ikna edilmeye kapalıdırlar.
devamını gör...
sinkrotron
bir tür parçacık hızlandırıcı.
amaç, birkaç yüz ya da onlarca kilometre uzunluğundaki tünellerde, manyetik alan aracılığıyla elektronları yüksek enerji seviyelerine kadar hızlandırmak ve periyodik şekilde doğrultu değiştirmelerini sağlamaktır. bu esnada elektronlar, sabit çaplı yörüngelerde dolanmaya zorlanır.
amaç, birkaç yüz ya da onlarca kilometre uzunluğundaki tünellerde, manyetik alan aracılığıyla elektronları yüksek enerji seviyelerine kadar hızlandırmak ve periyodik şekilde doğrultu değiştirmelerini sağlamaktır. bu esnada elektronlar, sabit çaplı yörüngelerde dolanmaya zorlanır.
devamını gör...
şeriat yandaşı küçük çocuk
ailesi tarafından beyni yıkanmış, çocukluğunu yaşayamayan çocuktur.
devamını gör...
haluk levent vs acun
bir tarafta sosyalizm, diğer tarafta kapitalizm. haluk levent gönüllerin şampiyonudur, acunun canı cehenneme.
devamını gör...
italya'da 6 gün önce aşı olan doktorun covid-19'a yakalanması
covid-19 aşılarının hâlâ yeterli düzey olmadığını gösteren durum.
-
italya'da 6 gün önce pfizer-biontech’in geliştirdiği covid-19 aşısını olan umberto ı hastanesi enfeksiyon hastalıkları departmanı direktörü dr. antonella franco, korona virüs testinin pozitif çıktığı açıkladı.
italya sağlık yüksek kurulu başkanı franca locatelli, "bilimsel araştırmalar 1’inci dozun tam koruma sağlamadığını ve ilk dozun ardından enfekte olan kişiler görüldüğünü açıkça belirtiyor. ikinci doz aşıdan sonra tam bir korumadan bahsetmek mümkün. bu nedenle aşı olanların da sorumlu davranışları bırakmamaları gerekiyor” dedi. cnnturk
-
italya'da 6 gün önce pfizer-biontech’in geliştirdiği covid-19 aşısını olan umberto ı hastanesi enfeksiyon hastalıkları departmanı direktörü dr. antonella franco, korona virüs testinin pozitif çıktığı açıkladı.
italya sağlık yüksek kurulu başkanı franca locatelli, "bilimsel araştırmalar 1’inci dozun tam koruma sağlamadığını ve ilk dozun ardından enfekte olan kişiler görüldüğünü açıkça belirtiyor. ikinci doz aşıdan sonra tam bir korumadan bahsetmek mümkün. bu nedenle aşı olanların da sorumlu davranışları bırakmamaları gerekiyor” dedi. cnnturk
devamını gör...
hemşire
dostlar doktorlar ile hemsirelerin görev tanımları farklıdır ve hemşirelerin doktorların yardımcısı olduğu söylemi yanlıştır. her iki meslek grubunun görevleri farklıdır. hemşire dostlarımız daha iyi bilgilendirme yapacaktır ama hayatımızda yerleri büyüktür, bunu da unutmayalım.
devamını gör...
yazarların isimlerinin hikayesi
amca mağduruyum. amcasin sen ya git aileyi, akrabayı dolandir. isim vermek senin neyine?
x ismini bana vermelerindeki en büyük etmen yukari da anlaşıldığı gibi amcamdır.
ortaokulda öğretmeninin kızına aşık olması ve bundan mütevellit bana x ismini koymak istemesi fakat aile fertlerine durumu "benim ismime yakın bir isim olsun" diyerek bana zorla aşık olduğu kızın ismini koydurtmuştur.
ailemin ise bana nildeniz ismini koymayı düşünürken sırf amcam yüzünden kıytırık bir isim vermelerini asla aşamıyorum.
x ismini bana vermelerindeki en büyük etmen yukari da anlaşıldığı gibi amcamdır.
ortaokulda öğretmeninin kızına aşık olması ve bundan mütevellit bana x ismini koymak istemesi fakat aile fertlerine durumu "benim ismime yakın bir isim olsun" diyerek bana zorla aşık olduğu kızın ismini koydurtmuştur.
ailemin ise bana nildeniz ismini koymayı düşünürken sırf amcam yüzünden kıytırık bir isim vermelerini asla aşamıyorum.
devamını gör...
kadir mısıroğlu sevici yazarın sözlükten uzaklaştırılması
olması gerekendi ve oldu.
şahsın açtığı başlık şöyleydi:
(bkz: selanikten adam çıkmaz)
başlık silindi, yazar uçuruldu.
teşekkürler moderasyon.
şahsın açtığı başlık şöyleydi:
(bkz: selanikten adam çıkmaz)
başlık silindi, yazar uçuruldu.
teşekkürler moderasyon.
devamını gör...
türkiye'den defolup gitmek
keşke sınır kapılarını açsalar ve bir enerji boşalması yaşasak. emin olun muhafazakar kesim muhalif kesimden önce pılını pırtını toplar yola çıkar. yapılan anketler de bu durumu destekler nitelikte.
"bu ne yaman çelişki annem" demeyin bunun bir sürü örneği var. misal avrupa'da sol partilere oy verip, türkiye de sağ partileri tercih eden gurbetçiler gibi. türkiye'de muhafazakar kitledeki faydacılık eşiği sergei bubkanın sırıkla atlayışlarına bile taş çıkarır.
o yüzden kapılar açılsın, yandaşı muhalifi fark etmez gitmek isteyen, gitsin de azıcık kafamızı dinleyelim.
"bu ne yaman çelişki annem" demeyin bunun bir sürü örneği var. misal avrupa'da sol partilere oy verip, türkiye de sağ partileri tercih eden gurbetçiler gibi. türkiye'de muhafazakar kitledeki faydacılık eşiği sergei bubkanın sırıkla atlayışlarına bile taş çıkarır.
o yüzden kapılar açılsın, yandaşı muhalifi fark etmez gitmek isteyen, gitsin de azıcık kafamızı dinleyelim.
devamını gör...
insan bir milyon yıl sonra neye benzeyecek sorunu
evrimimizi anlayabilmek için geçmişimize bakmamız gerekiyor.
bizden sonra gelecek nesiller, bilim kurgu filmlerindeki gibi yüksek teknoloji makineler yüklenmiş, uzuvları kendiliğinden çıkan, gözlerine kamera yerleştirilmiş insan-robot karışımı 'sayborg' kuşağı mı olacak?
insanlar, biyolojik ve yapay varlıkların melezine mi dönüşecek? yoksa, daha kısa ya da daha uzun, daha kilolu mu olacağız? ya da acaba farklı cilt rengiyle farklı yüz hatları, özelliklerine sahip varlıklara mı dönüşeceğiz?
tabii ki bilmiyoruz, ama bu sorunun yanıtını bulmak için insanların bir milyon yıl önce nasıl göründüğüne bakabiliriz. o dönem 'homo sapiens' (insan) yoktu. bir milyon yıl önce muhtemelen homo sapien türlerinin farklı çeşitleri vardı. bunlara, 'homo erectus' (dik insan) ve modern insanlar ile benzerlikler taşıyan ama neandertallerin anatomisinden daha ilkel yapıya sahip olan 'homo heidelbergensis' (heidelberg insanı) dahil.
daha yakın tarihlerde, son 10 bin yıl boyunca insanların uyum sağlaması gereken büyük değişiklikler oldu. tarıma bağlı yaşam ve mahsuller, bilimin yardımıyla çözdüğümüz bazı sağlık sorunlarına yol açtı. örneğin diyabet tedavisinde insülin kullanımı. görünüş olarak da insanlar daha kilolu, bazı bölgelerde de daha uzun oldu.
ekosistem ve çevreyle ilgili konularla ilgilenen 'grand challenges in ecosystems and the environment' adlı girişimde görevli dr. jason a. hodgson şu yorumu yapıyor:
"bundan bir milyon yıl sonrasını öngörmek tamamen bir spekülasyon olur. ama genetik farklılıklar hakkında bilinenler ile demografik değişimin ilerleyişine dair modellemeleri birleştirerek biyoinformatik aracılığıyla daha yakın geleceği öngörmek tabii ki mümkün."
bazı topluluklar arasında doğum oranları da farklılık gösteriyor. örneğin afrika'da nüfus hızla artıyor; dolayısıyla buralardaki genler de küresel nüfus seviyesine göre daha hızlı artıyor. daha açık tenli toplulukların yaşadığı bölgelerde doğum oranları daha düşük. hodgson, cilt renklerine bakıldığında küresel olarak daha koyu renkli nüfusların artacağı öngörüsünde bulunuyor:
"koyu tenin küresel olarak daha açık tenlilere oranla daha hızlı arttığı neredeyse kesin. bundan birkaç kuşak sonrası ortalama bir kişinin şimdikinden daha koyu ten rengine sahip olmasını bekleyebiliriz."
peki ya uzayda neler olabilir? eğer insanlar mars'ı sömürge haline getirirse bizim görüntümüz nasıl evrimsel dönüşüme uğrayabilir?
yer çekiminin düşük olmasıyla vücudumuzdaki kasların yapısı da değişebilir. belki de kollarımız ve bacaklarımız daha uzun olacak.
daha soğuk, buzul çağı benzeri bir iklimde, neandertaller gibi vücut tüylerimiz daha yoğun, bedenlerimiz daha kilolu olur mu?
bilmiyoruz. ama insanların genetik varyasyonları kesinlikle artıyor.
hodgson, dünya genelinde insan genomlarındaki 3,5 milyar baz çiftten her birinin, her yıl en az iki yeni mutasyon geçirdiğini söylüyor. bu hayli şaşırtıcı bir durum. bundan bir milyon yıl sonra hala aynı görünüme sahip olmamızın da neredeyse imkansız olduğunu gösteriyor.
bizden sonra gelecek nesiller, bilim kurgu filmlerindeki gibi yüksek teknoloji makineler yüklenmiş, uzuvları kendiliğinden çıkan, gözlerine kamera yerleştirilmiş insan-robot karışımı 'sayborg' kuşağı mı olacak?
insanlar, biyolojik ve yapay varlıkların melezine mi dönüşecek? yoksa, daha kısa ya da daha uzun, daha kilolu mu olacağız? ya da acaba farklı cilt rengiyle farklı yüz hatları, özelliklerine sahip varlıklara mı dönüşeceğiz?
tabii ki bilmiyoruz, ama bu sorunun yanıtını bulmak için insanların bir milyon yıl önce nasıl göründüğüne bakabiliriz. o dönem 'homo sapiens' (insan) yoktu. bir milyon yıl önce muhtemelen homo sapien türlerinin farklı çeşitleri vardı. bunlara, 'homo erectus' (dik insan) ve modern insanlar ile benzerlikler taşıyan ama neandertallerin anatomisinden daha ilkel yapıya sahip olan 'homo heidelbergensis' (heidelberg insanı) dahil.
daha yakın tarihlerde, son 10 bin yıl boyunca insanların uyum sağlaması gereken büyük değişiklikler oldu. tarıma bağlı yaşam ve mahsuller, bilimin yardımıyla çözdüğümüz bazı sağlık sorunlarına yol açtı. örneğin diyabet tedavisinde insülin kullanımı. görünüş olarak da insanlar daha kilolu, bazı bölgelerde de daha uzun oldu.
ekosistem ve çevreyle ilgili konularla ilgilenen 'grand challenges in ecosystems and the environment' adlı girişimde görevli dr. jason a. hodgson şu yorumu yapıyor:
"bundan bir milyon yıl sonrasını öngörmek tamamen bir spekülasyon olur. ama genetik farklılıklar hakkında bilinenler ile demografik değişimin ilerleyişine dair modellemeleri birleştirerek biyoinformatik aracılığıyla daha yakın geleceği öngörmek tabii ki mümkün."
bazı topluluklar arasında doğum oranları da farklılık gösteriyor. örneğin afrika'da nüfus hızla artıyor; dolayısıyla buralardaki genler de küresel nüfus seviyesine göre daha hızlı artıyor. daha açık tenli toplulukların yaşadığı bölgelerde doğum oranları daha düşük. hodgson, cilt renklerine bakıldığında küresel olarak daha koyu renkli nüfusların artacağı öngörüsünde bulunuyor:
"koyu tenin küresel olarak daha açık tenlilere oranla daha hızlı arttığı neredeyse kesin. bundan birkaç kuşak sonrası ortalama bir kişinin şimdikinden daha koyu ten rengine sahip olmasını bekleyebiliriz."
peki ya uzayda neler olabilir? eğer insanlar mars'ı sömürge haline getirirse bizim görüntümüz nasıl evrimsel dönüşüme uğrayabilir?
yer çekiminin düşük olmasıyla vücudumuzdaki kasların yapısı da değişebilir. belki de kollarımız ve bacaklarımız daha uzun olacak.
daha soğuk, buzul çağı benzeri bir iklimde, neandertaller gibi vücut tüylerimiz daha yoğun, bedenlerimiz daha kilolu olur mu?
bilmiyoruz. ama insanların genetik varyasyonları kesinlikle artıyor.
hodgson, dünya genelinde insan genomlarındaki 3,5 milyar baz çiftten her birinin, her yıl en az iki yeni mutasyon geçirdiğini söylüyor. bu hayli şaşırtıcı bir durum. bundan bir milyon yıl sonra hala aynı görünüme sahip olmamızın da neredeyse imkansız olduğunu gösteriyor.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
bu son deyip tekrardan yapılan şeyler
genellikle sevgiliyle barışmak şeklinde kendini gösteren eylem grubu.
bir daha affetmeyeceğim dersiniz, sonra tıpış tıpış barışırsınız. en azından ben öyle yapıyordum eskiden...
bir daha affetmeyeceğim dersiniz, sonra tıpış tıpış barışırsınız. en azından ben öyle yapıyordum eskiden...
devamını gör...
gestapo
tarantino'nun soysuzlar çetesi filminde,meşhur bar sahnesinde,binbaşı rütbesiyle görülebilmektedir.
devamını gör...
sözlük dergi yazılarını bekliyor
sözlüğün bize sunduğu kutucuklara yazı yazıp okuma özelliği dışında bir radyo, iki dergi gibi bir yenilik sunması çok hoşuma gidiyor. dergimiz de çıkmış yuppii. biraz inceleyebildim ve zor ayrıldım sayfadan. çok akıcı, eğlenceli ve bilgilendirici olmuş. emeği geçenlerin ellerine sağlık.
devamını gör...
tası tarağı toplayıp gitmek istenen yerler
klasik olacak ama sakin bir beldede bahçeli, yeşillikler içinde bir kır evi.
devamını gör...
ölüme dair
insanın içini burkan nazım hikmet ran şiiri. inanılmaz bir öfke, insanın boğazına dizilen bir üzüntü ve adını koymaya cüret edemediğim pek çok şey içeriyor bu şiir. cümleler insanın etine kendi tırnağını geçirdiği bir noktada öylece havada asılı duruyor.
buyrun, oturun dostlar,
hoş gelip sefalar getirdiniz.
biliyorum, ben uyurken
hücreme pencereden girdiniz.
ne ince boyunlu ilâç şişesini
ne kırmızı kutuyu devirdiniz.
yüzünüzde yıldızların aydınlığı
başucumda durup el ele verdiniz.
buyrun, oturun dostlar
hoş gelip sefalar getirdiniz.
neden öyle yüzüme bir tuhaf bakılıyor?
osman oğlu hâşim.
ne tuhaf şey,
hani siz ölmüştünüz kardeşim.
istanbul limanında
kömür yüklerken bir ingiliz şilebine,
kömür küfesiyle beraber
ambarın dibine...
şilebin vinci çıkartmıştı nâşınızı
ve paydostan önce yıkamıştı kıpkırmızı kanınız
simsiyah başınızı.
kim bilir nasıl yanmıştır canınız...
ayakta durmayın, oturun,
ben sizi ölmüş zannediyordum,
hücreme pencereden girdiniz.
yüzünüzde yıldızların aydınlığı
hoş gelip sefalar getirdiniz...
yayalar-köylü yakup,
iki gözüm, merhaba.
siz de ölmediniz miydi?
çocuklara sıtmayı ve açlığı bırakıp
çok sıcak bir yaz günü
yapraksız kabristana gömülmediniz miydi?
demek ölmemişsiniz?
ya siz?
muharrir ahmet cemil?
gözümle gördüm
tabutunuzun toprağa indiğini.
hem galiba
tabut biraz kısaydı boyunuzdan.
onu bırakın ahmet cemil,
vazgeçmemişsiniz eski huyunuzdan,
o ilâç şişesidir
rakı şişesi değil.
günde elli kuruşu tutabilmek için,
yapyalnız
dünyayı unutabilmek için
ne kadar çok içerdiniz...
ben sizi ölmüş zannediyordum.
başucumda durup el ele verdiniz,
buyrun, oturun dostlar,
hoş gelip sefalar getirdiniz...
bir eski acem şairi:
«ölüm âdildir» — diyor, —
«aynı haşmetle vurur şahı fakiri.»
hâşim,
neden şaşıyorsunuz?
hiç duymadınız mıydı kardeşim,
herhangi bir şahın bir gemi ambarında
bir kömür küfesiyle öldüğünü?
bir eski acem şairi:
«ölüm âdildir» — diyor.
yakup,
ne güzel güldünüz, iki gözüm.
yaşarken bir kerre olsun böyle gülmemişsinizdir...
fakat bekleyin, bitsin sözüm.
bir eski acem şairi:
«ölüm âdil...»
şişeyi bırakın ahmet cemil.
boşuna hiddet ediyorsunuz.
biliyorum,
ölümün âdil olması için
hayatın âdil olması lâzım, diyorsunuz...
bir eski acem şairi...
dostlar beni bırakıp,
dostlar, böyle hışımla
nereye gidiyorsunuz?
buyrun, oturun dostlar,
hoş gelip sefalar getirdiniz.
biliyorum, ben uyurken
hücreme pencereden girdiniz.
ne ince boyunlu ilâç şişesini
ne kırmızı kutuyu devirdiniz.
yüzünüzde yıldızların aydınlığı
başucumda durup el ele verdiniz.
buyrun, oturun dostlar
hoş gelip sefalar getirdiniz.
neden öyle yüzüme bir tuhaf bakılıyor?
osman oğlu hâşim.
ne tuhaf şey,
hani siz ölmüştünüz kardeşim.
istanbul limanında
kömür yüklerken bir ingiliz şilebine,
kömür küfesiyle beraber
ambarın dibine...
şilebin vinci çıkartmıştı nâşınızı
ve paydostan önce yıkamıştı kıpkırmızı kanınız
simsiyah başınızı.
kim bilir nasıl yanmıştır canınız...
ayakta durmayın, oturun,
ben sizi ölmüş zannediyordum,
hücreme pencereden girdiniz.
yüzünüzde yıldızların aydınlığı
hoş gelip sefalar getirdiniz...
yayalar-köylü yakup,
iki gözüm, merhaba.
siz de ölmediniz miydi?
çocuklara sıtmayı ve açlığı bırakıp
çok sıcak bir yaz günü
yapraksız kabristana gömülmediniz miydi?
demek ölmemişsiniz?
ya siz?
muharrir ahmet cemil?
gözümle gördüm
tabutunuzun toprağa indiğini.
hem galiba
tabut biraz kısaydı boyunuzdan.
onu bırakın ahmet cemil,
vazgeçmemişsiniz eski huyunuzdan,
o ilâç şişesidir
rakı şişesi değil.
günde elli kuruşu tutabilmek için,
yapyalnız
dünyayı unutabilmek için
ne kadar çok içerdiniz...
ben sizi ölmüş zannediyordum.
başucumda durup el ele verdiniz,
buyrun, oturun dostlar,
hoş gelip sefalar getirdiniz...
bir eski acem şairi:
«ölüm âdildir» — diyor, —
«aynı haşmetle vurur şahı fakiri.»
hâşim,
neden şaşıyorsunuz?
hiç duymadınız mıydı kardeşim,
herhangi bir şahın bir gemi ambarında
bir kömür küfesiyle öldüğünü?
bir eski acem şairi:
«ölüm âdildir» — diyor.
yakup,
ne güzel güldünüz, iki gözüm.
yaşarken bir kerre olsun böyle gülmemişsinizdir...
fakat bekleyin, bitsin sözüm.
bir eski acem şairi:
«ölüm âdil...»
şişeyi bırakın ahmet cemil.
boşuna hiddet ediyorsunuz.
biliyorum,
ölümün âdil olması için
hayatın âdil olması lâzım, diyorsunuz...
bir eski acem şairi...
dostlar beni bırakıp,
dostlar, böyle hışımla
nereye gidiyorsunuz?
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
küçükken kardeşimin 1 lirasını alıp iki tane 25 kuruş verip senin paran daha çok diye kandırdım onu.
devamını gör...


