karaciğer
vücutta bir çok önemli görevi olan ama kalp ve beyin gibi bahsedilmeyen dışlanan organ. neredeyse her şey bu organdan sorulur, ama patronluk taslamaz hiç kalp ve beyin gibi. mülayim, mütevazı bir organdır. görevlerini saymakla burayı doldurmak istemiyorum. kendiniz bakabilirsiniz upuzuunnn bir liste çıkar önünüze.
devamını gör...
tacize uğramak
anasayfada denk geldim. cevapları okudum. içimdeki o iğrenç acı yine gün yüzüne çıktı. ilk tacize uğradığımda hatta tecavüzün köşesinden döndüğümde daha 14-15 yaşlarındaydım. hemde teyzemin kkocası tarafından. üstelik ramazan ayında. o zamanlar taciz ne tecavüz ne erkeğin organı nedir hiç bilmiyorum ki. o zamanlar şimdiki zamanlar gibi her şey açık seçik değildi. ama bir şeylerin yanlış olduğunu zararlı olduğunu her şey başladığında içime düşen korkuyla anlamıştım. ramazan ayında ve yaz mevsimindeydik. ortaokuldayım. evimiz iki katlı ikinci katı teraslı. orda teyzemle kocası kalıyordu. annem babam ben yaz oldugu için terasta uyuyorduk. teyzemde anneanneme gitmişti bir iki haftalığına. gece annemler sahura kalktılar. ben o gün oruç tutmayacaktım nedendir bilmiyorum. uyuyorum tek. eniştemde de içeride salonda uyuyordu. en azından ben öyle sanıyordum. sonra adım seslerini duyup uyandım ama gözlerimi açmadım. yavaşça bana yaklaşan o nefes sesi. kıyafet hışırtısı. üzerimdeki pijamanın yavaşça indirilişi. organının tenime hafifçe sürtünmesi. her tarafımın titrediğini hatırlıyorum. uyanıp kalkmaya ne yappıyorsun demeye cesaretim yok. sadece kıpırdanmakla yetindim. kıpırdanınca içeri kaçtı gitti. bende bir hışımla aşağı annemgilin yanına indim. ama nasıl ağlıyorum. ne olduğunu ne yapmaya çalıştıgını bilmiyorum ama hissediyorum kötü bir şey yapacaktı bana. babam soruyor kızım noldu diye karnım ağrıyor demekle yetiniyorum. ve o gün susuşumla bu yaşıma kadar susuyorum. yıllar geçti hatırlayınca midem bulanır. işin kötü tarafı ben hala kimseye söyleyemedim ve sürekli görüşüyoruz teyzemlerle. o şerefsizle sürekli yan yanayım. içimi deldi geçti de kimselere diyemedim. şimdi düşünüyorum o gün kıpırdanmasam yaşayacağım şey bütün hayatımı mahvedecekti. susmayın olur mu. ben bir kere sustum ömür boyu diyet ödüyorum siz susmayın.
devamını gör...
blackeyes
kendisini blackeyes olarak tanıtsa da dünyaya son derece aydınlık bir bakışı olduğunu düşündüğüm yazar.
ilginç, bilgilendirici bir o kadar da güzel yorumladığı tanımlarını ilgiyle takip ediyorum.
emeğiniz daim olsun.
ilginç, bilgilendirici bir o kadar da güzel yorumladığı tanımlarını ilgiyle takip ediyorum.
emeğiniz daim olsun.
devamını gör...
geceye bir mabel matiz şarkı sözü bırak
kendi dalına düşman bu çiçeği nasıl sevsin?
devamını gör...
trip olarak sofrayı terk ettikten sonraki süreç
annemin "hadi gel oğlum aç kalma kurban olurum sana" diye odaya girmesini beklemekti.. ya da herkes kalktıktan sonra yemeğin en güzel yerinden, salata yoğurt vs tepsiyle odaya servis yapmasıyla sürecin tok olarak sonlanmasıydı*
hakkını ödeyemem canım ciğerim annem..
hakkını ödeyemem canım ciğerim annem..
devamını gör...
çocukken aşık olunca yapılanlar
derste saçını çekmek.
devamını gör...
öldüğümüzde arkamızdan en çok kim ağlar sorunsalı
ben öldükten sonra umrumda olmayan durumdur.
devamını gör...
çirkin ördek yavrusu
hans christian andersen tarafından yazılan ve 1843 yılında yayınlanan bir çocuk masaldır.
aynı zamanda büyüdükçe ve olgunlaştıkça güzelleşen çocuklar ve ergenler için de kullanılan mecaz anlamı vardır.
aynı zamanda büyüdükçe ve olgunlaştıkça güzelleşen çocuklar ve ergenler için de kullanılan mecaz anlamı vardır.
devamını gör...
prosopagnosia
kişinin beyninde yüzleri tanımakla görevli olan bölgenin gelişmediği veya sonradan bir hasara maruz kaldığı nörolojik bir bozukluktur. prosopagnozi terimi, yunanca’da “yüz” ve “bilgi eksikliği” anlamına gelen “prosopo” ve “agnosia” sözcüklerinden türemiştir. ayrıca kelime anlamı olarak “yüz körlüğü” şeklinde ifade edilebilir.
buradan
buradan
devamını gör...
model şarkılarında geçen en güzel sözler
“herkes yalnızdır kendi buzdan şatosunda
biri gelip duvarları eritsin ister
herkes denizci fırtınalı okyanusta
bir limana yelkenleri indirmek ister”
*
biri gelip duvarları eritsin ister
herkes denizci fırtınalı okyanusta
bir limana yelkenleri indirmek ister”
*
devamını gör...
yazarların en sevdiği enstrüman sesi
klasik gitar & akordiyon
devamını gör...
artık benim geleceğe dair umudum yok hayalim yok beklentim yok
türkiye'nin durumunu gözler önüne seren olaydır. bu ülkedeki gençleri bu raddeye getirenler utansın. artık 13-14 yaşındaki çocuklar bile daha lisedeyken bir şekilde yurt dışına çıkıp kendini kurtarma hayalleri ile büyüyor.
"benim geleceğe dair umudum yok, hayalim yok. hayattan bir beklentim yok." okurken bile insanın boğazına bir şeyler düğümleniyor.
çok üzgünüm sözlük. genç kardeşimizin mekanı cennet olsun.
link
"benim geleceğe dair umudum yok, hayalim yok. hayattan bir beklentim yok." okurken bile insanın boğazına bir şeyler düğümleniyor.
çok üzgünüm sözlük. genç kardeşimizin mekanı cennet olsun.
link
devamını gör...
kafa sözlük
vakti zamanında bir betimleme yapmıştım burası için #469353 ve demiştim ki keyif aldığım bir mecra, küçük bir mahalle gibi.
şimdi bakıyorum da çemberde yakın olduğum, hemen her gün okuduğum ya da bir selam aldığım birçok insan yok. onlar gitti. eraa, karambol, mahlassızım, ateist kaplumbağa, uykusuz kahve, une nocte... * ya da burada olan ama yazmayan biraz sessizleşen yazarlar... *
hâlâ gün içerisinde birçok kez girip çıkıyorum ama biraz metropol havasındaki yeni hal ile o keyifli tat bir parça azaldı sanki.
*iş bu yazı robnaja kişisinin takip ettiği, elini eteğini çeken insanlara sitemidir. bir şehri güzel kılan orada yaşayanlardır. çekip çekip gitmeyin.
şimdi bakıyorum da çemberde yakın olduğum, hemen her gün okuduğum ya da bir selam aldığım birçok insan yok. onlar gitti. eraa, karambol, mahlassızım, ateist kaplumbağa, uykusuz kahve, une nocte... * ya da burada olan ama yazmayan biraz sessizleşen yazarlar... *
hâlâ gün içerisinde birçok kez girip çıkıyorum ama biraz metropol havasındaki yeni hal ile o keyifli tat bir parça azaldı sanki.
*iş bu yazı robnaja kişisinin takip ettiği, elini eteğini çeken insanlara sitemidir. bir şehri güzel kılan orada yaşayanlardır. çekip çekip gitmeyin.
devamını gör...
hdp seçmenine pkk sempatizanı demek
‘şu an türkiye’de kürtleri temsil eden tek bir parti var o da halkların demokratik partisidir.’ kürtleri temsil eden değil pkk’yı temsil eden bir parti var. bu partiyi bilerek veya bilmeyerek oy veren insanlar var, bugün herkes biliyor ki hdp, pkk’ nın meclis ayağı, kaldı ki hdp vekillerinin ne yaptıkları da ortada, seçim mitinglerine pkk bayrağı ile çıkmak ne demek ? ki daha nicesi var. sen bugün kalkıp şunu diyorsan ‘oy attığı parti için birini terörist ilan etmek insan haklarına aykırıdır ve demokrasiyi reddetmektir. kimsenin de demokrasiyi reddetmeye hakkı yoktur. insan olmak çok kolay yeter ki isteyin yani zor bir şey değil…’ onca mazlumun, 20 yaşındaki gencecik askerlerin ahı senin ve senin gibilerin üzerine olsun. başka da diyecek birşey yok. 15 gün önce evlenmiş ve kocası şehit olmuş kadına git söyle bu dediklerini, neyse ya sinirlenmicem.
devamını gör...
viyana filarmoni orkestrası
an itibariyle yaz gecesi konseri ile trt 2'de canlı yayınla arz-ı endam etmekte olan orkestradır.
devamını gör...
güneş alerjisi
güneşe baktığımda hapşırıyorum ben sayılır mı? yoksa o da düşünce gücümle hıçkırığımı durdurabilmem gibi bir diğer süper gücüm mü?
aşırı havalıyım sözlük.
aşırı havalıyım sözlük.
devamını gör...
jorge luis borges
jorge luis borges latin amerika’nın aymazlığı, umursamazlığı ve de belli durumlarda usanmadan gösterdiği tembelliği neticesinde gözlerden uzun süre uzak kalmış, hak ettiği değeri bir türlü bulamamış, kuzey amerika ve avrupa’da keşfedilince ünlenmiş dünya edebiyatının gelmiş geçmiş en büyük yazarlarından biridir.
dünya diye bildiğimiz bu can çekişen gezegenin kurulduğundan beri yedi bölgesinden kan akmakta oluk oluk. ama afrika ile birlikte en çok kan kaybeden bölgesi belki de güney amerika’dır. devrimler ve darbelerle bezenmiş tarihine baktığımızda haritalarda renginin neden hala kırmızıya dönmediğini anlamadığımız güney amerika’nın ucundan sarkan arjantin dünyaya birkaç ünlü isim sunmuştur yalnızca. ernesto che guevara juan peron, diego armando maradona ve jorge luis borges.
borges dünya edebiyatında kendinden sonra gelen yazarları en çok etkileyen kişilerden biridir. borgesvari diye bir niteleme bile ortaya çıkmıştır borges’in düşsel metinleri ün kazanıp başla yazarlara yol göstermeye başlayınca, tıpkı borges’in hayran olduğu yazarlardan biri olan kafka’nın edebiyat dünyasını kafkavari terimini hediye etmiş olması gibi.
borges birçok yazardan etkilenmiş, birçok yazara hayranlık beslemiştir. h.g.wells, walt whitman, fransisco de quevedo, cervantes, franz kafka, henry james ve alfonso reyes gibi.
bu uzun liste aslında borges’in çok iyi bir yazar olmanın yanısıra çok iyi bir de okur olduğunun göstergesidir. zaten borges’in cenneti tasvir ediş şekli de bunu göstermektedir. borges’e göre cennet dopdolu bir kütüphanedir.
borges öteki soruşturmalar kitabının bir denemesinde yazarın hayatının bir noktasında dokunaklı bir durumun olması gerektiğini ve quevedo’nun böyle bir durumu yaşamadığını söyler ama kendisi yaşamıştır.
ilk dokunaklı durum; borges’in kadınları çok sevmesi, onları büyük bir şehvet duyması ama utangaçlığı yüzünden onlardan hep uzak durmasıdır. dört yıllık kısa sayılacak bir evlilikten sonra ayrıldığı eşi borges ününden pay alabilmek için onun iktidarsız olduğuna dair bir kitap bile yazmıştır. borges ise bu dört senelik dilim dışındaki zamanı çok uzun bir süre yaşayan annesi ile geçirmeyi tercih ederek insanlardan kendini belli bir yere kadar soyutlamaya çalışmıştır.
cinsellik konusunda utangaç olan borges konuşmak konusunda fazlasıyla dışa dönüktür. fikri her sorulduğunda tatmin edici cevaplar verir muhattabına ama bazen bu cevaplar onun yanlış anlaşılmasına ve siyasi olarak insanlar tarafından acımasızca eleştirilmesine neden olur.
borges’in hayatındaki ikinci dokunaklı mevzu ise körlüktür. babasından miras kalan bir hastalık sonucunda kademe kademe körleşen borges kendini bu duruma alıştırmış olduğu için çok da zorlanmaz ama kendisine kitap okuması için bazı yardımları kabul etmek zorunda kalır. bu yardımlardan birinin sahibi de benim çok sevdiğim alberto manguel’dir.
borges edebi olarak ün kazandıkça bir anlamda özgüven de kazanır ve deneme, şiir, öykü yazmaya devam eder ama asla roman yazmaz.
1986 yılında karaciğer kanserinden cenevre’de öldüğünde arkasında dev gibi bir isim ve okurlara asla yetmeyen kitaplar bırakır.
dünya diye bildiğimiz bu can çekişen gezegenin kurulduğundan beri yedi bölgesinden kan akmakta oluk oluk. ama afrika ile birlikte en çok kan kaybeden bölgesi belki de güney amerika’dır. devrimler ve darbelerle bezenmiş tarihine baktığımızda haritalarda renginin neden hala kırmızıya dönmediğini anlamadığımız güney amerika’nın ucundan sarkan arjantin dünyaya birkaç ünlü isim sunmuştur yalnızca. ernesto che guevara juan peron, diego armando maradona ve jorge luis borges.
borges dünya edebiyatında kendinden sonra gelen yazarları en çok etkileyen kişilerden biridir. borgesvari diye bir niteleme bile ortaya çıkmıştır borges’in düşsel metinleri ün kazanıp başla yazarlara yol göstermeye başlayınca, tıpkı borges’in hayran olduğu yazarlardan biri olan kafka’nın edebiyat dünyasını kafkavari terimini hediye etmiş olması gibi.
borges birçok yazardan etkilenmiş, birçok yazara hayranlık beslemiştir. h.g.wells, walt whitman, fransisco de quevedo, cervantes, franz kafka, henry james ve alfonso reyes gibi.
bu uzun liste aslında borges’in çok iyi bir yazar olmanın yanısıra çok iyi bir de okur olduğunun göstergesidir. zaten borges’in cenneti tasvir ediş şekli de bunu göstermektedir. borges’e göre cennet dopdolu bir kütüphanedir.
borges öteki soruşturmalar kitabının bir denemesinde yazarın hayatının bir noktasında dokunaklı bir durumun olması gerektiğini ve quevedo’nun böyle bir durumu yaşamadığını söyler ama kendisi yaşamıştır.
ilk dokunaklı durum; borges’in kadınları çok sevmesi, onları büyük bir şehvet duyması ama utangaçlığı yüzünden onlardan hep uzak durmasıdır. dört yıllık kısa sayılacak bir evlilikten sonra ayrıldığı eşi borges ününden pay alabilmek için onun iktidarsız olduğuna dair bir kitap bile yazmıştır. borges ise bu dört senelik dilim dışındaki zamanı çok uzun bir süre yaşayan annesi ile geçirmeyi tercih ederek insanlardan kendini belli bir yere kadar soyutlamaya çalışmıştır.
cinsellik konusunda utangaç olan borges konuşmak konusunda fazlasıyla dışa dönüktür. fikri her sorulduğunda tatmin edici cevaplar verir muhattabına ama bazen bu cevaplar onun yanlış anlaşılmasına ve siyasi olarak insanlar tarafından acımasızca eleştirilmesine neden olur.
borges’in hayatındaki ikinci dokunaklı mevzu ise körlüktür. babasından miras kalan bir hastalık sonucunda kademe kademe körleşen borges kendini bu duruma alıştırmış olduğu için çok da zorlanmaz ama kendisine kitap okuması için bazı yardımları kabul etmek zorunda kalır. bu yardımlardan birinin sahibi de benim çok sevdiğim alberto manguel’dir.
borges edebi olarak ün kazandıkça bir anlamda özgüven de kazanır ve deneme, şiir, öykü yazmaya devam eder ama asla roman yazmaz.
1986 yılında karaciğer kanserinden cenevre’de öldüğünde arkasında dev gibi bir isim ve okurlara asla yetmeyen kitaplar bırakır.
devamını gör...
martingale
martingale sistemi nedir?
şans oyunlarındaki mottosu “ilelebet kaybedecek değilsin, elbet biri tutacak” olan matematiksel yöntemdir.
kısa ve net özetiyle, arka arkaya 10 kez bile kaybetseniz 11. de kazanırsanız bütün kaybettiklerini telafi edip kara geçtiğiniz bir teknik. diyeceksiniz hiç öyle şey olur mu? martingale tekniğin de nasıl olduğunu detaylı şekilde örneklerle görelim.
martingale sistemi çok basit bir temel mantıkla çalışır. zararı karşılamak için kazanana kadar bahis miktarını arttırana kadar devam etmektir( genelde bu önceki bahisin 2 katını yatırmak şeklindedir). daha çok kumarda kullanılır.
şans oyunlarındaki mottosu “ilelebet kaybedecek değilsin, elbet biri tutacak” olan matematiksel yöntemdir.
kısa ve net özetiyle, arka arkaya 10 kez bile kaybetseniz 11. de kazanırsanız bütün kaybettiklerini telafi edip kara geçtiğiniz bir teknik. diyeceksiniz hiç öyle şey olur mu? martingale tekniğin de nasıl olduğunu detaylı şekilde örneklerle görelim.
martingale sistemi çok basit bir temel mantıkla çalışır. zararı karşılamak için kazanana kadar bahis miktarını arttırana kadar devam etmektir( genelde bu önceki bahisin 2 katını yatırmak şeklindedir). daha çok kumarda kullanılır.
devamını gör...
karma puanı yükseltme
kapsamlı ve değerli tanımlar yaparak puanlarınızı hızla arttırabilirsiniz.
hem entry girdiğiniz için hem de begeni ile puanlarınız artmaya başlar ve devam eder.
bir de elimden geldiğince çok yazarı okumaya çalışıyorum.
sonrası zaten beğeniler gönülden kopuyor. *
hem entry girdiğiniz için hem de begeni ile puanlarınız artmaya başlar ve devam eder.
bir de elimden geldiğince çok yazarı okumaya çalışıyorum.
sonrası zaten beğeniler gönülden kopuyor. *
devamını gör...
