saçma sapan başlıklardan bir tanesi daha, bak arkadaşım saçma sapan bölüm açan biz miyiz hayır , demek ki bu bölüme bir ihtiyaç var ki açılıyor normali bu ama türkiye'de ihtiyaç olmadığı halde gereksiz yere açılıyor bu bölümler. şimdi ben bölümü okumak istiyorum ilgim var ama iş yok sırf iş olmadığı için ben de hayallerimden vazgeçiyorum yani esas olan bu mudur?
o zaman ihtiyaç yoksa bölüm açmayacaksın doğal olarak okuyanda olmaz. o kadar gereksiz bölümler ve üniversiteler açılmış ki iyi üniversitelerde okuyanlar bile işsiz kalıyor çünkü patron nasıl olsa bulurum mantığıyla hareket ediyor. boş beleş dediğiniz nedir işletme mi bu bölüm dünyanın en önemli bölümlerinden ama türkiye'de çöp kadar değeri yok çünkü çok fazla mezun var aynı şekilde diğer bölümler içinde geçerli.
okuyacağınız üniversite ve bölümler belli eğer gerçekten işsiz kalmak istemiyorsanız buralara yönelin. biliyorum hiçbiri bizim suçumuz değil ama bizde bunlarla yaşamak zorundayız ve bu koşullara göre hareket etmeliyiz yoksa sonrası büyük bir hayal kırıklığı olur.
devamını gör...

aslında ikisiyle de olur. yalnız limonla yapılanın çabuk tüketilmesi lazım, çünkü limonla yapılan sirkenin bozulması da hızlı oluyor. sirkeden yapılan uzun süre dayandığı için genel tercih sirkeden yapılandır.
devamını gör...

ingiliz şair john donne tarafından 1624 yılında yazılmış düz yazı derlemesi devotions upon emergent occasions'un 17. bölümü. nunc lento sonitu dicunt, morieris* cümleleri ile başlayan bölüm, genel olarak donne'un adanmışlığının bir temsili. donne'un ölmeden sekiz yıl kadar önce kaleme aldığı bu eseri hastalığının onda uyandırdığı kabulleniş ve bir çeşit dua olarak adlandırabiliriz sanıyorum ama 17. bölümü diğerlerinden ayrı bir noktaya taşıyan şey ernest hemingway'in for whom the bell tolls eserine ilham kaynağı olmasıdır şüphesiz.

"no man is an island, entire of itself; every man is a piece of the continent, a part of the main; if a clod be washed away by the sea, europe is the less, as well as if a promontory were, as well as if a manor of thy friend's or of thine own were; any man's death diminishes me, because ı am involved in mankind, and therefore never send to know for whom the bell tolls; it tolls for thee."

insan ada değildir, bütün de değildir tek başına, kıtanın bir parçası, okyanusun bir damlasıdır; bir kum tanesini bile alıp götürse deniz, avrupa küçülür. sanki kaybolan bir burunmuş, dostlarının ya da senin bir yurdunmuş gibi; bir insanın ölümüyle eksilirim ben,
çünkü… bir parçasıyım insanlığın; işte bu yüzden hiç sorma “çanların kimin için çalıyor?” diye, senin için çalıyor.


17. bölümün tamamı için: www.luminarium.org/sevenlit...
devamını gör...

vay babasını sayın seyirciler balığa bakın ya. ne kadar düşünceli trollerimiz olduğunu gözler önüne sermiş adeta.

milletin özgüvenine nasıl çamur sıçratacaklarını iyice şaşırdı bunlarda.
devamını gör...

canımı çok yakan insandır.
aşırı derecede üzüldüğüm her sene videosunu izlediğim üzüldüğüm insandır.
umarım huzurla uyuyordur umarım rahat şekilde dinleniyordur.
devamını gör...

somut delil bırakmayın diyor. sonra serbest bırakana kadar akla karayı seçiyorlar. kız kardeşlerim bu yamuk hukuka güven olmaz. kick box falan öğrenin.
devamını gör...


lie to me (türkçe: bana yalan söyle), 21 ocak 2009 tarihinde fox broadcasting company'de gösterilmeye başlanan abd televizyon dizisi. dizide dr. cal lightman (tim roth) ve meslektaşları, beden dili ve mikro ifadeler aracılığıyla yerel veya federal soruşturmaları desteklemektedirler.



başrolde tabii ki, dr. cal lightman (tim roth), beden dili ve özellikle mikroifadeler alanında uzmanlaşmış dahi bir psikologdur ve lokal ve federal suçların soruşturmalarını uygulamalı psikoloji yöntemleri ile destekleyen ligthman group şirketinin kurucusudur. çoğunlukla başkaları tarafından şüpheyle karşılansa da, ligthman gerçeğe ulaşmak için gereken her türlü tekniği kullanmaktadır. eşinden boşanmıştır ve kızının velayetini paylaşmaktadır. gillian foster'a karşı derin bir ilgisi vardır. gençliğinde annesinin intihar etmesinin ardından lightman mikroifadeleri keşfetmiş ve araştırmaya başlamıştır.


detaylı bilgi için

tim roth’un akıllara kazınan mükemmel oyunculuğunun yanı sıra, dizi aşırı sürükleyicidir. keşke 3 sezon 48 bölüm değil de 5-10 sezon olsaymış. halen tadı damağımda.
devamını gör...

- inandıkları dinin kitabını yani kuran’ı okumak yerine hacı, hoca, sarıklı şarlatanların sözlerine inanmaları en büyük sorunları bence.

- bir de fark ettiğim büyük sorunlardan birisi hadislere, sünnetlere ve rivayetlere sahip çıktıkları kadar ayetlere sahip çıkmamaları. mesela “cuma namazına giderken camiye sağ ayak ile giriniz” tarzı bir hadisi ya da rivayeti ya da sünneti canla başla yaşatmaya devam ederlerken, “kul hakkı yemeyiniz” konulu ayet pek de umurlarında olmuyor çoğunun.

- hoşgörü dini olan islamiyete mensup bireyler olarak çok fazla hoşgörüsüz davranmaları. bencil olmaları.

- ikiyüzlü olmaları konusu kişiye göre değişir fakat bir çok konuda karşı çıktıkları durumları “kendi cemaatlerinden, tarikatlarından biri yapınca” yapan bizdense sorun yok diyerek doğru saymaları büyük sorunlardan biri.

- bir de en büyük sorun var ki o da kula kulluk etmek mevzusu. birilerini çok yüksek ve yüce görmek durumu. bu durum da beraberinde “islamda yeri olmayan” tarikatlari ve cemaatleri getiriyor.
devamını gör...

insan, her koşulda bencil değildir, hatta bazen kendini kaybedecek kadar fedakârdır ama fedakarlık, bilinenin aksine iyi bir şey değildir çünkü fedakâr insan, ettiği fedaların kârının beklentisi içine girer ama hiçbir zaman beklediği karşılığı alamaz, ondan sonra fedakârlık yapmaktan vazgeçer ve artık bencil biri olmakla suçlanır. halbuki bencil değil, benci olmuştur. bencil, sadece kendini düşünen biriyken, benci ise önce kendisini ve sonrasında da diğerlerini düşünür. kendisine hak ettiği değeri vermeyen birinin, başkalarına da faydası dokunmayacağından hareketle her koşulda bencil değil ama benci olunması gerekir diye düşünüyorum.
devamını gör...

sayılarak verilen parayı alan kişinin de sayması.
devamını gör...

din kurumlarının, bilim kurumlarından daha fazla bütçesi olması. henüz geri kalmamışsa da kalacaktır.
devamını gör...

kenar bariyerlileri makbuldür. bariyer olmadığı için, askerde uyurken çuval gibi yere düşenlere şahit olunmuştur.
devamını gör...

kendimi yolda bir şeyler düşünerek oyaladığım için benim bu. artık maskeden çok belli olmuyor zaten.
devamını gör...

hayat ciddi, yazarlar ciddi olmuş çok mu? ha sizin dünya şeyinizde değilse onu bilemiyorum işte. insan yeri geldiği zaman geyik yapacak yeri geldiği zamanda da ciddi olacak. görüşüm bu şekildedir.

orta yolu bulanlara selam olsun ne diyeyim ki başka?
devamını gör...

çin tıbbının temel prensiplerinin en tepesinde yer alan bir kavram bu. kısaca evrensel hayat enerjisi diyerek geçmek isterdim fakat öyle geniş bir konu ki okudukça dallandı budaklandı. elimden geldiğince özünü kısa tutmaya çalışacağım.

evrende ki her şey canlıdır ve her biyodinamik varlığın bir chi'si vardır, inanılır. tüm evren sürekli iletişim ve enerji alışverişi içerisindedir, kabul edilir. bu evrensel hayat enerjisi bütünlüğünün tamamına chi enerjisi adı verilmektedir. evrende sürekli hareket halinde olan bu pozitif enerjiyi yaşamsal alanlara doldurabilmek ve mekanlarda bu enerjinin akışını sağlamak adına ortaya çıkan feng shui*, chi'nin çocuğudur.

çinlilerin hayatında farklı bir yeri bulunan bu enerji öğretisi bir çok kültürde kendisini göstermiştir. orta asyada şamanların yüce ruh'u, hint yoga kültürünün pranası, japonların ise ki öğretisi ve çokomelli kısım burası, bizim iman gücü bu chi'nin kültürlerce dillendirilme şekilleridir. hepsinin temelinde aynı prensip yatar, içimizde saklı olan enerjinin gücü..

eski çinde 3000 yıl önceden beri uygulanan bu öğreti o kadar etkili bir enerjiymiş ki, çin imparatorları kraliyet mensuplarına ve kraliyet tarafınca onay verilen kodamanlara uygun görmüş, tabi zaman içerisinde öğrenmeyen kalmamış. bu enerjiyi kullanarak el sıcaklığı ile bir çalıyı tutuşturabilenlerden, hastaları iyileştirenlere, cisimleri yerlerinden kaldıranlara kadar çeşit çeşit ustaları türemiş. hatta yok hava bükücü yok su bükücü olaylarının temelinde ve uzak doğu filmlerinde ki uçarlı kaçarlı, dönerli atarlı filmlerde yere konmadan havalarda kılıç çarpıştırlan sahnelerde bu öğretiyi ilkiklerine kadar öğrenmiş üstatlar temsil edilmiştir.

chi enerjisini ejderhalar temsil eder. ejderha simgeleri ile bütünlenmiş halde bulunan, ejderhanın elinde, ağzında, yanında, kafasında ve bilumum etrafında bulunan küreler chi enerjisini sembolize eder. evrensel ağda akacak olan enerji ile bütünleşmek, bedende bu enerjiyi kontrol edebilmek ciddi disiplin ve sıkı eğitim gerektirmektedir. chi ustası olmak, odaklanmak ejderhanın nefesine ve enerjisine odaklanmak anlamına gelir.
her şeyin bir zıttı olduğu gibi chi'nin de zıttı mevcuttur.
sheng chi*; hayatta arzu ettiğimiz tüm güzel enerjileri taşır.
sha chi*; korku, üzüntü ve olumsuz enerjileri taşır.

bedenlerimizde ki chi enerjisi vücutta göbek* çakramızdaki hara ya da tan tien denilen bölgede depolanır. hara, göbek deliğimizden 5 cm içeride enerjinin girdap gibi döndüğü bölgedir. chi enerjisinin vücutta depolandığı bir başka yer de auramızdır. bulunduğunuz mekana birisi geldiğinde, gelen kişiden ortama negatif veya pozitif bir enerji yayıldığını hissettiğiniz olmuştur, bu kişinin aurasında ki enerjiden kaynaklanmaktadır.

chi'yi elementlerden ateş temsil eder. ateş yaşamsal enerjinin kaynağıdır ve tamamen canlıdır. ejderhaların ağzından çıkan ateş kutsal soluktur. chi vücutta gezmesi, dönmesi gereken bir enerjidir. bunu en iyi sağlayacak olan, doğru ve iyi nefestir. sheng chi ve sha chi enerjilerinin vücutta dengeli olması da önemlidir. fazla sheng chi çakralarımızı aşırı çalıştırırken, fazla sha chide çakralarımızın tıkanmasına sebep olur. chi'nin azalması, durgunluğu veya dengesizliği kişiyi hasta edebilir.

chi enerjisini toplanması ve yönlendirilmesi kişiye göre değişkenlik gösterir fakat değişmez en önemli nokta erdemli insan olabilmek ve yaşama amaçlarımız içerisinden bencil istekleri çıkarabilmektir. düzenli yapılan meditasyon, yoga, reiki ve alternatif şifa sistemleriyle de bu enerji dengeleme ve depolama işi mümkündür ama bana göre her şeyden önce pozitif auraya sahip insanlar olmalı kişinin etrafında.

aura aurayı hissede hissede demişler*..

not: günün konusu başka bir şeydi aslında ancak o konunun bu konuyu da içermesinden dolayı bu konuyu incelemeye başladım ve inceledikçe gece karşılaştığım, aurasından pırlanta saçan bir insana ithafen bu konuyu irdelemeliyim diye düşündüm ve geldiğim nokta burası oldu. her ne kadar cümlelerimi kısa seçmeye çalışsam da sonuç ortada.
her daim aurası pozitif insanlarla dolsun etrafınız efendim. iyi insanlar iyi ki varsınız..
devamını gör...

"intihar fikri olmasa, kendimi çoktan öldürmüş olurdum."

(bkz: emil cioran)
devamını gör...

(bkz: vitaminlendirmek). beğenenler beni vitaminlendirebilir. (turuncu-> portakal-> vitamin) . ( tamam, vurmayın. en azından denedim)

edit : +bkz
devamını gör...

yıllarca ankara'yı nasıl yönettiğine bir türlü akıl erdiremediğim insan. çok şükür kurtuldu başkent halkı bu adamdan.
devamını gör...

alakası bile olmayan bir şeydir.

bitter çikolata seviyorum ama elit olduğumdan değil , öyle istediğimden dolayı.
devamını gör...

mustafa, mehmet, yusuf.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim