özay gönlüm
ülkemizin en büyük değerlerinden. bu kadar kısa bir sürede unutulması o kadar acı ki...
devamını gör...
kadınların yanında ana avrat düz giden kalitesiz erkek
herhangi bir yerde ana avrat düz giden erkekten ne farkı olduğunu pek anlamadığım erkektir. ben şahsen edepli ve kibar erkek seviyorum, sadece yanımda değil her zaman düzgün konuşmalı. sinirlendiği haklı bir durum olduğunda sesini yükseltmek, hakkını korumak ile küfürbaz olmak birbirinden farklı şeyler.
devamını gör...
geceye bir alıntı bırak
mutsuzluğuna hiç bir çare aramıyorsun.” demişti.“ve en büyük acının kendininkinin olduğunu düşünüyorsun. dünyadan haberdar olmayan bütün geri zekalılar gibi. ölmesine çeyrek kalmış, herkesi yaşadığına pişman etmeye çalışan, sağlıklı oldukları için suçluluk duymalarını isteyen hastalıklı, yaşlı bir kadın gibisin.
hakan günday
hakan günday
devamını gör...
kedilere özgü gariplikler
yerden yüksekte duran bir cismi sebepsiz yere, gözüme baka baka itmesi.
devamını gör...
kölelik
sadece 150 200 sene öncesine kadar var olan ve islamdada yasaklanmamış gerçektir kölelik, şu anki modern kölelikten pek farkı yoktur hepimiz firmaların ve devletin kölesiyiz sadece zincirlerimiz uzadı.
devamını gör...
unicef'in kız çocukları hakkında yaptığı tahmin
ülkemizde de kaşık düşmanı tabiri vardır kadın için. kaşık düşmanı tdk'da bile karı eş olarak geçer.
aile "zaten elin" der. anadolu'da ya hic miras vermez, ya da islami olarak 1/3 verir. evlenir karşı taraf "kaşık düşmanı" der.
kadınlar sizi sevdi kalbine sığdırdı, hamile kalıp doğurdu bedenine sığdırdı, kucağına alıp emzirdi canına sığdırdı da; kadını şu koca dünyaya sığdıramadınız.
aile "zaten elin" der. anadolu'da ya hic miras vermez, ya da islami olarak 1/3 verir. evlenir karşı taraf "kaşık düşmanı" der.
kadınlar sizi sevdi kalbine sığdırdı, hamile kalıp doğurdu bedenine sığdırdı, kucağına alıp emzirdi canına sığdırdı da; kadını şu koca dünyaya sığdıramadınız.
devamını gör...
antidepresan etkisi gösteren şeyler
kitap okumak, yürümek, spor yapmak, yeni bişey öğrenmek, açık hava da vakit geçirmek, gırıl gırıl kedi sevmek, sevdiklerine sarılmak, ertelediğin bişey yapmak için harekete geçmek, fazla uykudan kaçınmak sağlıklı beslenmeye çalışmak ve ağlamak.
devamını gör...
özlem tekin
bomba gibi bir metal albümü yapıp köye yerleşen kadın.bizi neden bıraktın be özlemim :*(
devamını gör...
tam kapanma günlükleri
7. gün
ben sabah insanıyım. öyle geç ayılan, afyonu sonradan patlayan insanlardan değilim. sabahları çok dinç oluyorum. kafam gün içerisinde bir daha hiç sabah çalıştığı kadar iyi çalışmıyor. iş hayatımda da en zor işleri, en karmaşık, en sıkıntılı sorunları hep öğleden önce ele alırım. en çok sabahları çalışırım. beni çocuk gibi heyecanlandırdığı için sabahın köründe uyandıran ve gün içerisindeki diğer seanslara kıyasla en çok parçayı yerleştirdiğim puzzle balkonumda olmasa açık havayla hiç temas etmemiş olacaktım bu 7 gün boyunca. 7 gündür evdeyim, market dahil hiç dışarı çıkmadım gibi basit bir cümle kurmak yerine 77 kelimelik 7 cümle kurmuşum, bu da bana dert olsun. ne çok 7 var yahu...! üç nokta, ünlem. dikkat isterim.
10 gün daha var. bir bu kadar, üstüne bir de üstüne 72 saat. düşündükçe delirecek gibi oluyorum. bir noktada elime poşet alıp muhakkak ki çıkacağım dışarı o belli bir şey de bu kısıtlanma haline, bu yasaklara, bu beceriksizliğin bedelini saçma sapan uygulamalarla bizim ödüyor oluşumuza sinirlenmekten kendimi alıkoyamıyorum. ömrümüzden 1 sene 2 ay çalındı daha şimdiden. daha ne kadar ödememiz gerekiyor? bu topraklarda doğmanın diyeti, ederi ne kadar? gitmek istiyorum. gitmek için bir şeyler yapıyor musun diye sor, yapmıyorum! oturduğum yerde sövüyorum çocuk gibi. saçmalığın dik alası.
her şey o kadar da boktan değil tabi. dün ilk radyo yayınımı yaptım mesela burada. bir garip heyecan, bir akıl tutulması hali. sesim falan titredi. noktalama işaretleriyle dans eden ergen miko büyümüş ve düzey, düzlem, evrilmek kelimeleriyle dans etmeye başlamış onu fark ettim. bir insan aynı kelimeleri hemen her cümlesinde kullanır mı yahu? olabiliyormuş demek. yasakladım bu kelimeleri bir süreliğine kendime. biraz çıkarmam lazım günlük dilimden. sonra bir yerde dönerim nasıl olsa.
annemi özledim. tabi anneler gününün yaklaşıyor olmasının da hüznü çöktü galiba biraz. babamı kaybettiğimizden beri kadın bir orada, bir burada. bana gelmedi, ilginç. yani aslında değil de, ilginç diyerek hafifletiyorum sebeplerini. ne yapayım?
dün karmakarışık rüyalar gördüm. hatta bir yerde, artık nevermore mahlasını kullanan yazarımız cjuufs'un bir ülke adı olduğunu falan gördüm rüyamda. ne demek ki cjuufs diye googlelamış, bir şey bulamamış, çok şahsi bir şey olabileceğini, sorulan bir soruyu yanıtsız bırakma yükünü karşı tarafa yüklemek istemediğimi düşünüp sormaktan vazgeçmiştim öncesinde. ama bugün mesajını yanıtlarken artık değiştirdiğine göre pek de öyle düşündüğüm gibi bir anlamı olmayacağını tahmin ederek sordum. merak edeniniz varsa siz de sorun. pek bir tatlıymış anlamı. zaten buraya kadar pek az kişi okumuştur nevermore'cum. meraklanma patlamaz mesaj kutun.*
m1: yahu bir kağıt kalem alsan ya eline kadın. neden gerçekten günlük gibi kullanıyorsun bu başlığı? deli misin?
m2: soruyor musun?
m3: gerçekten soruyor.
ben sabah insanıyım. öyle geç ayılan, afyonu sonradan patlayan insanlardan değilim. sabahları çok dinç oluyorum. kafam gün içerisinde bir daha hiç sabah çalıştığı kadar iyi çalışmıyor. iş hayatımda da en zor işleri, en karmaşık, en sıkıntılı sorunları hep öğleden önce ele alırım. en çok sabahları çalışırım. beni çocuk gibi heyecanlandırdığı için sabahın köründe uyandıran ve gün içerisindeki diğer seanslara kıyasla en çok parçayı yerleştirdiğim puzzle balkonumda olmasa açık havayla hiç temas etmemiş olacaktım bu 7 gün boyunca. 7 gündür evdeyim, market dahil hiç dışarı çıkmadım gibi basit bir cümle kurmak yerine 77 kelimelik 7 cümle kurmuşum, bu da bana dert olsun. ne çok 7 var yahu...! üç nokta, ünlem. dikkat isterim.
10 gün daha var. bir bu kadar, üstüne bir de üstüne 72 saat. düşündükçe delirecek gibi oluyorum. bir noktada elime poşet alıp muhakkak ki çıkacağım dışarı o belli bir şey de bu kısıtlanma haline, bu yasaklara, bu beceriksizliğin bedelini saçma sapan uygulamalarla bizim ödüyor oluşumuza sinirlenmekten kendimi alıkoyamıyorum. ömrümüzden 1 sene 2 ay çalındı daha şimdiden. daha ne kadar ödememiz gerekiyor? bu topraklarda doğmanın diyeti, ederi ne kadar? gitmek istiyorum. gitmek için bir şeyler yapıyor musun diye sor, yapmıyorum! oturduğum yerde sövüyorum çocuk gibi. saçmalığın dik alası.
her şey o kadar da boktan değil tabi. dün ilk radyo yayınımı yaptım mesela burada. bir garip heyecan, bir akıl tutulması hali. sesim falan titredi. noktalama işaretleriyle dans eden ergen miko büyümüş ve düzey, düzlem, evrilmek kelimeleriyle dans etmeye başlamış onu fark ettim. bir insan aynı kelimeleri hemen her cümlesinde kullanır mı yahu? olabiliyormuş demek. yasakladım bu kelimeleri bir süreliğine kendime. biraz çıkarmam lazım günlük dilimden. sonra bir yerde dönerim nasıl olsa.
annemi özledim. tabi anneler gününün yaklaşıyor olmasının da hüznü çöktü galiba biraz. babamı kaybettiğimizden beri kadın bir orada, bir burada. bana gelmedi, ilginç. yani aslında değil de, ilginç diyerek hafifletiyorum sebeplerini. ne yapayım?
dün karmakarışık rüyalar gördüm. hatta bir yerde, artık nevermore mahlasını kullanan yazarımız cjuufs'un bir ülke adı olduğunu falan gördüm rüyamda. ne demek ki cjuufs diye googlelamış, bir şey bulamamış, çok şahsi bir şey olabileceğini, sorulan bir soruyu yanıtsız bırakma yükünü karşı tarafa yüklemek istemediğimi düşünüp sormaktan vazgeçmiştim öncesinde. ama bugün mesajını yanıtlarken artık değiştirdiğine göre pek de öyle düşündüğüm gibi bir anlamı olmayacağını tahmin ederek sordum. merak edeniniz varsa siz de sorun. pek bir tatlıymış anlamı. zaten buraya kadar pek az kişi okumuştur nevermore'cum. meraklanma patlamaz mesaj kutun.*
m1: yahu bir kağıt kalem alsan ya eline kadın. neden gerçekten günlük gibi kullanıyorsun bu başlığı? deli misin?
m2: soruyor musun?
m3: gerçekten soruyor.
devamını gör...
danla bilic’in ekrem imamoğlu röportajı
8 mart dünya kadınlar günü için danla biliç, ekrem imamoğlu ile röportaj yapacakmış.
8 mart gibi bir gün için (tarihi açıdan çok acıklıdır) ağzı bozuk, kadınları şişman zayıf diye ayrıştıran ve storylerinde dalga geçen birinin röportaj yapması hayli garip.
ekrem başganın bir sürü röportaj yapabileceği insan varken sırf gençlere yönelik bu adımı biraz hata gibi.
buradan
8 mart gibi bir gün için (tarihi açıdan çok acıklıdır) ağzı bozuk, kadınları şişman zayıf diye ayrıştıran ve storylerinde dalga geçen birinin röportaj yapması hayli garip.
ekrem başganın bir sürü röportaj yapabileceği insan varken sırf gençlere yönelik bu adımı biraz hata gibi.
buradan
devamını gör...
telaffuz edilmesi güzel kelimeler
röpteşambır
telaffuzunun tonlaması bile refah seviyesi belirler
telaffuzunun tonlaması bile refah seviyesi belirler
devamını gör...
kadınların loş ortam ve şarap sevdası
devamını gör...
iki cümlelik korku hikayesi yaz
uyandığında son nefeslerini aldığının farkına vardı. üstünde yığılı toprak elleriyle sıyrılamayacağı kadar ağırdı.
devamını gör...
normal sözlük’ün isminin acilen değiştirilmesi gerekliliği
okumadım ama uzun olduğuna göre haklısın.
devamını gör...
dış görünüşe önem vermiyorum diyen insan
ben. dış görünüş yerine zeka, kültür ve entelektüelliğe önem veriyorum. ezcümle mutluyum bu durumdan.
devamını gör...
bal porsuğu (yazar)
sözlükten uzaklaştırılmasına üzüldüğüm yazardır.
henüz seksüel gelişimini tamamlayamamış, vücudunun merkezi genital bölgesinde olan, nickaltlarında ve özel mesajlarda sözlükteki kadın yazarları sürekli olarak taciz eden ve birçok değerli yazarın sözlükten uzaklaşmasına sebep olan çok çok sevgili lucifer’e tanınan gereksiz iltimasa karşılık bu iltiması haklı olarak kabullenemeyen ve bilhassa kadın yazarların sözlükten uzaklaşmasını engellemek için yönetimle mantık çerçevesinde konuşup çaba sarf eden bal porsuğu‘na yapılan bu muameleyi çok yanlış buluyorum. bal porsuğuna yakın yazarlardan birisiyim, benimle konuştuğunda bu gereksiz iltimasa katlanamadığını ve artık yazmamaya karar verdiğini söyledi, yani beni kendisiyle beraber sözlükten uzaklaştırmaya çalışmadı. eğer kurucu, bal porsuğunun cinsiyetçi trollerin kadın yazarlara yaptığı tacizleri ve genel olarak daha birçok uygunsuz hareketini ve yönetimin tutumunu mesaj yoluyla yazar arkadaşlarına bildirmesinden bal porsuğunun insanları sözlükten uzaklaştırmaya çalıştığı anlamını çıkarıyorsa bunu pek de yanlış anlamış değildir. ancak bu şekilde hiçbir dayanağı olmadan bal porsuğunun yok yere insanları sözlükten uzaklaştırmaya çalıştığını söylüyorsa bu çok gülünçtür.
sürecin sonunda bal porsuğu gerçekten bu şekilde tehditvari bir üslupla tepki vermişse bu hiç hoş değildir, kendisine yakıştıramayacağım bir davranıştır. tam olarak neler oldu bilmiyoruz . bal porsuğu pek çoğumuz için değerli bir yazardı ve bu yüzden yönetim tüm süreci belgelerle açıklamalıdır, bu kadarı yeterli değil.
merak ediyorum; acaba lucifer ve ekibi mi daha çok yazarı sözlükten uzaklaştırmıştır yoksa bal porsuğu mu?
“yoldaş yoldaşa yürümez.” - y.b.franklin
ayrıca (bkz: lucifer)
henüz seksüel gelişimini tamamlayamamış, vücudunun merkezi genital bölgesinde olan, nickaltlarında ve özel mesajlarda sözlükteki kadın yazarları sürekli olarak taciz eden ve birçok değerli yazarın sözlükten uzaklaşmasına sebep olan çok çok sevgili lucifer’e tanınan gereksiz iltimasa karşılık bu iltiması haklı olarak kabullenemeyen ve bilhassa kadın yazarların sözlükten uzaklaşmasını engellemek için yönetimle mantık çerçevesinde konuşup çaba sarf eden bal porsuğu‘na yapılan bu muameleyi çok yanlış buluyorum. bal porsuğuna yakın yazarlardan birisiyim, benimle konuştuğunda bu gereksiz iltimasa katlanamadığını ve artık yazmamaya karar verdiğini söyledi, yani beni kendisiyle beraber sözlükten uzaklaştırmaya çalışmadı. eğer kurucu, bal porsuğunun cinsiyetçi trollerin kadın yazarlara yaptığı tacizleri ve genel olarak daha birçok uygunsuz hareketini ve yönetimin tutumunu mesaj yoluyla yazar arkadaşlarına bildirmesinden bal porsuğunun insanları sözlükten uzaklaştırmaya çalıştığı anlamını çıkarıyorsa bunu pek de yanlış anlamış değildir. ancak bu şekilde hiçbir dayanağı olmadan bal porsuğunun yok yere insanları sözlükten uzaklaştırmaya çalıştığını söylüyorsa bu çok gülünçtür.
sürecin sonunda bal porsuğu gerçekten bu şekilde tehditvari bir üslupla tepki vermişse bu hiç hoş değildir, kendisine yakıştıramayacağım bir davranıştır. tam olarak neler oldu bilmiyoruz . bal porsuğu pek çoğumuz için değerli bir yazardı ve bu yüzden yönetim tüm süreci belgelerle açıklamalıdır, bu kadarı yeterli değil.
merak ediyorum; acaba lucifer ve ekibi mi daha çok yazarı sözlükten uzaklaştırmıştır yoksa bal porsuğu mu?
“yoldaş yoldaşa yürümez.” - y.b.franklin
ayrıca (bkz: lucifer)
devamını gör...
pinky ve android ile pembe robotik sakız radyo yayını
sanat ve mitoloji, pek güzel şarkılarla harmanlanmış bir podcast. dinlerken çok keyif alacaksınız sevgili kafa sözlük ailesi! emeğinize sağlık. ruhu güzel pinkshinyultratambourine ve robotik kodlama lavabosu’na çokça teşekkürler.
devamını gör...
ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkında
şiirin hikayesi için buradan.
devamını gör...
kız çocuk vs erkek çocuk
biri 20 yaşında evlenir , biri istediği zaman
biri istediğini giyer.
biri toplumun istediğini.
biri duygularını belli eder , sulugöz olur
biri ağlayamaz, ağlamaması gerektiği ikazıyla büyütülür, odun olur( benim gözümde değil)
biri mavidir doğar doğmaz.
biri pembe.
pembe yalanlara inanışı bu yüzden.
biri sessizliktir.
biri gürültü davul zurna
biri yüktür, biri kuş tüyü.
eşit büyütüyoruz nidalarıyla bağrılır.
birini sokaktaki erkekten koruması için, başka bir erkek olan abisi ,veya erkek kardeşiyle ancak sokağa çıkar.
budur işte.
biri istediğini giyer.
biri toplumun istediğini.
biri duygularını belli eder , sulugöz olur
biri ağlayamaz, ağlamaması gerektiği ikazıyla büyütülür, odun olur( benim gözümde değil)
biri mavidir doğar doğmaz.
biri pembe.
pembe yalanlara inanışı bu yüzden.
biri sessizliktir.
biri gürültü davul zurna
biri yüktür, biri kuş tüyü.
eşit büyütüyoruz nidalarıyla bağrılır.
birini sokaktaki erkekten koruması için, başka bir erkek olan abisi ,veya erkek kardeşiyle ancak sokağa çıkar.
budur işte.
devamını gör...
