sözlük yazarlarının elleriyle yaptığı şeyler
yüzlerce minik kağıdı katlayıp birleştirerek çanta yapıyordum. zahmetimin değeri anlaşılamayınca mecburen bıraktım.
zaten neyin değerini anladınız ki insanlar?
zaten neyin değerini anladınız ki insanlar?
devamını gör...
yazarların yalnızlık seviyesi
ben benimleyken nasıl yalnız olabilirim ki..
nedir bu yalnızlık tam olarak..
tek başına olmak sahiden yalnızlık mıdır?
kalabaliklarda bile insan kendini yalnız hissedebliyorsa bir baskasinin yanımızda olması ya da olmamasıyla ilişik olmasa gerek.
kendi varlığını hisseden kimse için yalnızlık diye bir kavram yok bana göre..
nedir bu yalnızlık tam olarak..
tek başına olmak sahiden yalnızlık mıdır?
kalabaliklarda bile insan kendini yalnız hissedebliyorsa bir baskasinin yanımızda olması ya da olmamasıyla ilişik olmasa gerek.
kendi varlığını hisseden kimse için yalnızlık diye bir kavram yok bana göre..
devamını gör...
aşık olmak
bir içgüdü. (ilkel alt beyin)
fonksiyonel mr cihazında bile farkedilen bir durum. beyin'in orta kısmında dopamin'in yoğun olmasından kaynaklı cihazlardan bile farkediliyor. o an'a kadar aşık değilseniz eğer sizinle ilgilenen hemşireye oldunuz demektir. aşık olduğunuz kişinin aşkından emin değil misiniz? doğru mr cihazına! demek ki asıl iş beyin'de bitiyor. kalp falan hep hikaye. aşıksanız sevdiğinize kalp değil beyin resmi yollayın. hem daha yaratıcı hem daha mantıklı.
olmak ve olmamak bu bir tercih. beyin ile gerçekleştirdiğiniz bir aktiviteden bahsediyoruz. bu bilimsel değil ama benim yorumum. hemen bu ne saçmalıyor demeyin.*
gelelim tepkilerine;
terleme, göz büyümesi, iştah kapanması, ağız kuruluğu, mide ve bağırsakların az çalışması..
hepsini beyin ile yaptın aferin.
bütün zevklerimiz, mutluluğumuz, kahkahalarımız ve jestlerimiz ve acılarımız, kederlerimiz, ümitsizliklerimiz ve gözyaşlarımız beyinden ve yalnızca beyinden kaynaklanır.
hipokrat
olması 1,5 saniye, beyin görüntülerine göre ömrü 2,5 yıl.
olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!
fonksiyonel mr cihazında bile farkedilen bir durum. beyin'in orta kısmında dopamin'in yoğun olmasından kaynaklı cihazlardan bile farkediliyor. o an'a kadar aşık değilseniz eğer sizinle ilgilenen hemşireye oldunuz demektir. aşık olduğunuz kişinin aşkından emin değil misiniz? doğru mr cihazına! demek ki asıl iş beyin'de bitiyor. kalp falan hep hikaye. aşıksanız sevdiğinize kalp değil beyin resmi yollayın. hem daha yaratıcı hem daha mantıklı.
olmak ve olmamak bu bir tercih. beyin ile gerçekleştirdiğiniz bir aktiviteden bahsediyoruz. bu bilimsel değil ama benim yorumum. hemen bu ne saçmalıyor demeyin.*
gelelim tepkilerine;
terleme, göz büyümesi, iştah kapanması, ağız kuruluğu, mide ve bağırsakların az çalışması..
hepsini beyin ile yaptın aferin.
bütün zevklerimiz, mutluluğumuz, kahkahalarımız ve jestlerimiz ve acılarımız, kederlerimiz, ümitsizliklerimiz ve gözyaşlarımız beyinden ve yalnızca beyinden kaynaklanır.
hipokrat
olması 1,5 saniye, beyin görüntülerine göre ömrü 2,5 yıl.
olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!
devamını gör...
evliliğin yalnızlıktan kurtarması
aksine! evlilik bir insanın yalnizliginin şiddetini arttirabilir bile. ama bu kadar şeye rağmen neden evleniriz? yüzyıllardır -sokrates'ten beri- bu evlilik ısrarını neden devam ettiriyoruz? ( hala evlenmeyi tercih ediyoruz?)
cevabı basit: evlilik en temelde geleceğe yönelik -psikolojik- belirsizlikleri ortadan kaldırır.
yapay da olsa yaşamla bir bağ kurar ve zorunlu da olsa insana bir yaşam amacı sunar.
cevabı basit: evlilik en temelde geleceğe yönelik -psikolojik- belirsizlikleri ortadan kaldırır.
yapay da olsa yaşamla bir bağ kurar ve zorunlu da olsa insana bir yaşam amacı sunar.
devamını gör...
moderasyonun hiçbir işe yaramaması
kesinlikle katıldığım başlık olmuştur. 2 kişinin yapacağı göreve 10 kişilik kadro ataması yapılmış kimin vergileriyle senin benim. bunlar hortumu kendilerine bağlamışlar kendilerine... tüyü bitmemiş yetimin hakkı var orda be.
büyükler boşa dememiş ama armut dibine düşer diye. liyakat konusuna hele hiç değinmiyorum bile zaten.. ben emeğimle hakkımla 4 senelik uluslarası ilişkiler okudum bir de üstüne açık öğretimden kamu yönetimi bitti. inanın şurda o pozisyonu en çok hakeden kişilerden biriyim.
adama diyorum ki abi eleman lazım mı?
bakarız “hehe” deyip geçiştiriyor.
büyükler boşa dememiş ama armut dibine düşer diye. liyakat konusuna hele hiç değinmiyorum bile zaten.. ben emeğimle hakkımla 4 senelik uluslarası ilişkiler okudum bir de üstüne açık öğretimden kamu yönetimi bitti. inanın şurda o pozisyonu en çok hakeden kişilerden biriyim.
adama diyorum ki abi eleman lazım mı?
bakarız “hehe” deyip geçiştiriyor.
devamını gör...
hababam sınıfı'ndaki ahmet
liseyi bitirir bitirmez saniyesinde öğretmen olarak atanan ahmet, seni de unutmadık.
devamını gör...
ülkenin refah seviyesini artırmak için yapılacaklar
edirne’den hakkari’ye bi hortumla su vursak sıkıntı kalmaz. cenabet çok ondan bence.
devamını gör...
3 idiots
tüm ortaokul-lise öğrencilerine izletildiğini düşündüğüm, eğitim sistemi üzerine eleştiri değerinde bir eserdir.. müzikal olması bence insanı pek rahatsız etmiyor, tam tersi insanı daha da etkiliyor.
filmdeki en sevdiğim sahne için: buradan.
filmdeki en sevdiğim sahne için: buradan.
devamını gör...
sigara içmeyenlerin üzüldüklerinde yaptıkları şeyler
daldan dala atlar gibi müzik dinler. oradan oraya geçerken bir bakmışım mahmut tuncer halay çekiyor.üzüldüğümemi yanayım, yanayım yanayım ateşlerde yanayım.. bak yine frekanslar karıştı.*
devamını gör...
vegan olmak için mantıklı sebepler
üst edit: evet bitkiler de yaşıyor ancak acıyı hayvanlar gibi anlamlandırdıklarına dair bir kanıt yok. bitki tüketmek hayvan tüketmekten hem doğa hem de insan için daha zararsızdır. birçok bitkinin hayvanlar tarafından yenmesi için ilgi çekici tat ve kokuda meyveleri bulunur. bir inek ise duygusal, sosyal hayata sahip ve annelik duygusu olan bir canlıdır.
vegan olmak sadece hayvanlara ve doğaya fayda sağlayan bir yaşam biçimi değildir. genellikle bahsedilmeyen faydalı taraflarına değineceğim önce.
genellikle tüketilen hayvansal gıdalar ve etler endüstriyel üretim sonucu tabağımıza gelir. hasta, hormon bozukluğu yaşayan, antibiyotikle beslenen, gdo'lu yemlerle beslenen bir canlının ürünlerini ve kendisini yiyerek sağlıklı olmak pek mümkün görünmüyor.
kanser, kalp rahatsızlıkları, obezite, hormon problemleri tabii ki bitkisel beslenmenin ürünü değil. son yıllarda artış gösteren bu hastalıklar hayvansal beslenmenin sonucu. üstelik hep belli tiplerde kanser artış gösteriyor. bunun herkes farkında fakat her nedense dillendirilmiyor. hayvancılık sektörü sonucu oluşan hastalıklar ilaç sektörünün de büyümesinde etkili çünkü. ne kadar hayvan, o kadar hastalık. salgın hastalıkların büyük bir kısmı hayvancılık sektöründen ortaya çıkıp yayılıyor.
hep doğanın düzeninden, kurallarından bahsedilir. bu güzel doğaya bakıldığında insan bağırsağının otçul canlılarla benzeştiği, etçillerin bağırsağının çok daha kısa olduğu gayet açıktır. ikinci nokta ise etçil canlıların avlanması, "ama onlar et yiyor, doğanın kuralı bu" denmesidir. doğada hiçbir hayvan bu avlanmayı planlı, organize gerçekleştirmez. insan gibi düşünemezler. insanlar beslenme planlarını değiştirebilir, düzenleyebilir.
tavuklar yumurta vermeleri için hareket kabiliyetlerini engelleyen tekli kafeslerde tutulurlar. sürekli olarak ışığa ve karanlığa maruz bırakılarak bütün sistemleri alt üst olur ve yumurta vermek mecburiyetinde hissederler. ışıktan dolayı sürekli sabah-akşam olduğunu zannederler. serbest gezen tavuklar ise tekli kafeslerde değil resmen birbiri üstünde yaşarlar. birbirlerine saldırıp, kanibalizm olayının yaşanmaması için gagaları kesilir ya da kızgın demirle dağlanır. bu yaşam tarzı sonucunda stres hormonu salgılanır ve yumurta da bundan nasibini alır. uzmanlar vücut sağlığıyla ilgili hep "ne yerseniz osunuz" der ya, hayvanlar da öyledir.
doğada başka bir canlının kendi bebeği için ürettiği sütü içen tek canlı insandır. bunu hayatının her evresinde yapar üstelik. araştırmalar gösteriyor ki aşırı süt tüketimi kemik erimesine, kırıkların daha geç iyileşmesine sebep oluyor.
bitkisel protein tercih edildiğinde antioksidan, lif de alınırken hayvansal proteinde bunlar yok denecek kadar azdır. bu noktada merak duyan, mercimek ve kırmızı etin besin değerlerini karşılaştırabilir.
doğa için vegan olup yağmur ormanlarının veganların yediği soya için tahrip edildiği savına geleyim, soyanın %70'ten fazlası hayvan yemi için üretilir. yine hayvanları beslemek için o ormanlar tahrip edilir yani. net yüzdelik dilim verisine ulaşınca tanımı güncelleyeceğim. veganlar için üretilen soya ise %10'un altındadır.
fast food zincirine yiyecek olarak katılan birçok canlı dişiyse, artık süt veremeyecek hatta muhtemelen ayakta duramayacak durumdadır. erkek ise henüz birkaç haftalıktır, süt veremeyeceği için beklemeye gerek görülmez. bir ay bile olmadan iyice beslenen hayvan kesilir.
et olmazsa, süt içmezsem ölürüm gibi bir algı var. endüstrinin parlattığı bir düşünce bu. bir de veganlığın pahalı olduğu ileri sürülüyor. yok öyle bir şey. türkiye'de yetişmeyen bitki yok. zaten yemeklerimizin çoğu vegan. televizyonda uzmanların et yiyin dedikten sonra, sucuk markası sponsorluğu olduğunu az görmedik.
doğanın işleyişine aykırı olduğunu ileri sürenlerden hayvanların evcilleştirilmesinin ve hayvan sütü içmenin insan yaşamına ne zaman katıldığını araştırabilir.
vahşi doğadaki canlılar gibi i beslendiğimiz iddiasında bulunanlar var. sanırım avlanma söz konusu. bu konuya değindim yukarıda.
can bağışlamakla ilgisi yok bu durumun. hayvanın canını almak doğal da bağışlamak mı anormal? konu bu değil zaten.
yenilmesi için üretilen hayvanların saldığı metan gazı hava kirliliğinde en önemli etkenlerden biridir. hayvanların yemesi için üretilen bitkiler ise yine ciddi bir tarım kirliliğine neden olur.
sıraladıklarımın vegan olmak için yeterince mantıklı nedenler olduğunu düşünüyorum.
ayrıca her gün makarna yiyen bir vegan tabii ki her insanda olacağı gibi sağlığını koruyamaz. bunun vegan olmakla değil, dengeli ve doğru beslenmeyle ilgisi var.
ayrıca, (bkz: karbon ayakizi), (bkz: suat erus), (bkz: murat kınıkoğlu), (bkz: oğuz kınıkoğlu).
vegan olmak sadece hayvanlara ve doğaya fayda sağlayan bir yaşam biçimi değildir. genellikle bahsedilmeyen faydalı taraflarına değineceğim önce.
genellikle tüketilen hayvansal gıdalar ve etler endüstriyel üretim sonucu tabağımıza gelir. hasta, hormon bozukluğu yaşayan, antibiyotikle beslenen, gdo'lu yemlerle beslenen bir canlının ürünlerini ve kendisini yiyerek sağlıklı olmak pek mümkün görünmüyor.
kanser, kalp rahatsızlıkları, obezite, hormon problemleri tabii ki bitkisel beslenmenin ürünü değil. son yıllarda artış gösteren bu hastalıklar hayvansal beslenmenin sonucu. üstelik hep belli tiplerde kanser artış gösteriyor. bunun herkes farkında fakat her nedense dillendirilmiyor. hayvancılık sektörü sonucu oluşan hastalıklar ilaç sektörünün de büyümesinde etkili çünkü. ne kadar hayvan, o kadar hastalık. salgın hastalıkların büyük bir kısmı hayvancılık sektöründen ortaya çıkıp yayılıyor.
hep doğanın düzeninden, kurallarından bahsedilir. bu güzel doğaya bakıldığında insan bağırsağının otçul canlılarla benzeştiği, etçillerin bağırsağının çok daha kısa olduğu gayet açıktır. ikinci nokta ise etçil canlıların avlanması, "ama onlar et yiyor, doğanın kuralı bu" denmesidir. doğada hiçbir hayvan bu avlanmayı planlı, organize gerçekleştirmez. insan gibi düşünemezler. insanlar beslenme planlarını değiştirebilir, düzenleyebilir.
tavuklar yumurta vermeleri için hareket kabiliyetlerini engelleyen tekli kafeslerde tutulurlar. sürekli olarak ışığa ve karanlığa maruz bırakılarak bütün sistemleri alt üst olur ve yumurta vermek mecburiyetinde hissederler. ışıktan dolayı sürekli sabah-akşam olduğunu zannederler. serbest gezen tavuklar ise tekli kafeslerde değil resmen birbiri üstünde yaşarlar. birbirlerine saldırıp, kanibalizm olayının yaşanmaması için gagaları kesilir ya da kızgın demirle dağlanır. bu yaşam tarzı sonucunda stres hormonu salgılanır ve yumurta da bundan nasibini alır. uzmanlar vücut sağlığıyla ilgili hep "ne yerseniz osunuz" der ya, hayvanlar da öyledir.
doğada başka bir canlının kendi bebeği için ürettiği sütü içen tek canlı insandır. bunu hayatının her evresinde yapar üstelik. araştırmalar gösteriyor ki aşırı süt tüketimi kemik erimesine, kırıkların daha geç iyileşmesine sebep oluyor.
bitkisel protein tercih edildiğinde antioksidan, lif de alınırken hayvansal proteinde bunlar yok denecek kadar azdır. bu noktada merak duyan, mercimek ve kırmızı etin besin değerlerini karşılaştırabilir.
doğa için vegan olup yağmur ormanlarının veganların yediği soya için tahrip edildiği savına geleyim, soyanın %70'ten fazlası hayvan yemi için üretilir. yine hayvanları beslemek için o ormanlar tahrip edilir yani. net yüzdelik dilim verisine ulaşınca tanımı güncelleyeceğim. veganlar için üretilen soya ise %10'un altındadır.
fast food zincirine yiyecek olarak katılan birçok canlı dişiyse, artık süt veremeyecek hatta muhtemelen ayakta duramayacak durumdadır. erkek ise henüz birkaç haftalıktır, süt veremeyeceği için beklemeye gerek görülmez. bir ay bile olmadan iyice beslenen hayvan kesilir.
et olmazsa, süt içmezsem ölürüm gibi bir algı var. endüstrinin parlattığı bir düşünce bu. bir de veganlığın pahalı olduğu ileri sürülüyor. yok öyle bir şey. türkiye'de yetişmeyen bitki yok. zaten yemeklerimizin çoğu vegan. televizyonda uzmanların et yiyin dedikten sonra, sucuk markası sponsorluğu olduğunu az görmedik.
doğanın işleyişine aykırı olduğunu ileri sürenlerden hayvanların evcilleştirilmesinin ve hayvan sütü içmenin insan yaşamına ne zaman katıldığını araştırabilir.
vahşi doğadaki canlılar gibi i beslendiğimiz iddiasında bulunanlar var. sanırım avlanma söz konusu. bu konuya değindim yukarıda.
can bağışlamakla ilgisi yok bu durumun. hayvanın canını almak doğal da bağışlamak mı anormal? konu bu değil zaten.
yenilmesi için üretilen hayvanların saldığı metan gazı hava kirliliğinde en önemli etkenlerden biridir. hayvanların yemesi için üretilen bitkiler ise yine ciddi bir tarım kirliliğine neden olur.
sıraladıklarımın vegan olmak için yeterince mantıklı nedenler olduğunu düşünüyorum.
ayrıca her gün makarna yiyen bir vegan tabii ki her insanda olacağı gibi sağlığını koruyamaz. bunun vegan olmakla değil, dengeli ve doğru beslenmeyle ilgisi var.
ayrıca, (bkz: karbon ayakizi), (bkz: suat erus), (bkz: murat kınıkoğlu), (bkz: oğuz kınıkoğlu).
devamını gör...
27 ocak 2021 bilim kurulu toplantısı
yeni über saçma önlemlerin alınacağı toplantı.
aslında sonucu çoktan belli.
yukardan reisleri ne söylediyse onu açıklayacaklar.
aslında sonucu çoktan belli.
yukardan reisleri ne söylediyse onu açıklayacaklar.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
lise zamanlarımı özlüyorum. yurtta kalmıştım,özellikle yurt ortamını çok özlüyorum. sabahlara kadar olan konuşmalarımızı,her şeyi paylaşabilmemizi özlüyorum. üniversitede özellikle pek bir şey paylaşamaz oldum. bir şeyler paylaşabilmeyi çok özledim maddi manevi o kadar özledim ki...en basitinden aldığım bir bisküviden sadece 1-2 tane yiyebilmeyi çok özledim. yemekhanede hiç yiyemediğim yemekleri özledim,gece etütlerini bile özledim. aramın bozulduğu arkadaşlarımı özlüyorum en çok. çok üzüldüm çok kırıldım ama çok özlüyorum.
o zamanlar kendimi hapiste hissediyordum aslında ama özgürlüğü kazanmak o kadar güzeldi ki. o bahçeden çıkmak o kadar güzeldi ki. şimdi o kadar çok özledim ki oraları.
aslında elimde ne güzel fırsatlar varmış da ben hepsini mahvetmişim,geriye sadece pişmanlıklar ve özlem kalmış.
o zamanlar kendimi hapiste hissediyordum aslında ama özgürlüğü kazanmak o kadar güzeldi ki. o bahçeden çıkmak o kadar güzeldi ki. şimdi o kadar çok özledim ki oraları.
aslında elimde ne güzel fırsatlar varmış da ben hepsini mahvetmişim,geriye sadece pişmanlıklar ve özlem kalmış.
devamını gör...
tom ve jerry'de haklı olan hangisidir sorunsalı
kedi haklı abi hep fare gelip sataşıyor.
tom'da onunla uğraşınca ortalık haliyle dağılıyor, dağıtan yine fare,ev sahibi tom a kızıyor. o köpekte fareyle kankicilik faliyeti gösteriyor zaten. garibim tom ne yapsın tek başına??
ben bu diziyi ne zaman izlesem sinirlerim bozuluyor beş dakikadan fazla izleyemiyorum.
tom'da onunla uğraşınca ortalık haliyle dağılıyor, dağıtan yine fare,ev sahibi tom a kızıyor. o köpekte fareyle kankicilik faliyeti gösteriyor zaten. garibim tom ne yapsın tek başına??
ben bu diziyi ne zaman izlesem sinirlerim bozuluyor beş dakikadan fazla izleyemiyorum.
devamını gör...
seri tanım silmek sözlüğe zarar vermektedir
silecek olsak yazmazdık felsefesiyle hiç bir tanımımı silmediğim için karşılaşmadığım uyarıdır.
devamını gör...
ysgo
27 yaşında, üniversiteyi bitirmeye çalışıyor (çoğu türk genci gibi).
rap müzik ile ilgileniyor, uğraşıyor. bu konuda desteğimizi eksik etmeyeceğiz. umarım güzel yerlere gelecektir.
"biz underground'dan geliyoruz" diyen old school rapçilerden, lisede konserler veriyordu, daha sonra kendisi yazmaya başladı. 14-15 yaşlarında "bandrolsüzler" adıyla 9 şarkı kaydetti ama çıkaramadı (dolandırıldı :d ).
daha sonra okuldu, bilmem neydi müzik ile arasına zaman girdi.
ama artık bu işe geri dönüp gençken başlattığı işi bitirmek istiyor.
ilk şarkısını da buraya ekleyelim.
röportajından bazı noktaları not aldım. kendine güvenen ve başarmak isteyen biri olduğunu açık. umarım istediği yerlere gelir. başarılar.
rap müzik ile ilgileniyor, uğraşıyor. bu konuda desteğimizi eksik etmeyeceğiz. umarım güzel yerlere gelecektir.
"biz underground'dan geliyoruz" diyen old school rapçilerden, lisede konserler veriyordu, daha sonra kendisi yazmaya başladı. 14-15 yaşlarında "bandrolsüzler" adıyla 9 şarkı kaydetti ama çıkaramadı (dolandırıldı :d ).
daha sonra okuldu, bilmem neydi müzik ile arasına zaman girdi.
ama artık bu işe geri dönüp gençken başlattığı işi bitirmek istiyor.
ilk şarkısını da buraya ekleyelim.
röportajından bazı noktaları not aldım. kendine güvenen ve başarmak isteyen biri olduğunu açık. umarım istediği yerlere gelir. başarılar.
devamını gör...
am ile pm'i karıştırmak
şimdi yapacağım ufak açıklamadan sonra çözebileceğiniz problemdir. am, "ante-meridiem" için bir kısaltma ve bu söz latincede "öğleden önce" anlamına geliyor. pm ise "post-meridiem"in kısaltması ve tahmin edersiniz ki "öğleden sonra" anlamına geliyor. "post" zaten ingilizcede de "sonra" anlamına işaret eden bir ön ek olduğu için oradan da akla getirilebilir. tebrikler, artık karıştırmıyorsunuz.*
devamını gör...
11 kere üst üste fake hesap açan yazar
11 hesabın sultanıdır.*
devamını gör...
sevdiği halde vazgeçen insan
vazgeçtiği halde seven insandır.
devamını gör...

