sevdiğini söylemek
seven sevdiğine sevdiğini söylesin. ister anne olsun, ister çocuk olsun, isterseniz de sokakta günaydın diyebileceğiniz biri, kafasını okşayabileceğiniz bir kedi... seven sevdiğine sevdiğini söylesin.
devamını gör...
celal şengör
türkiye ortalamasına iki gömlek üstün bilim adamı.
çok geniş bir bilgi birikimine sahip bir bilim insanıdır. ateisttir ve bunu söylemekten hiç çekinmez. eğer tartışma ortamlarına denk gelirseniz veya izlerseniz "tartışacağın konuyu önce adam gibi öğrenin, ondan sonra gelin" tavrını görecek ve hatta duyacaksınız. bu tavrı eleştirilse de bence doğru ve haklı bir tavırdır. dünya çapındaki bilim insanlığı mevzusuna hiç girmiyorum. hemen herkes duymuştur bir şeyler.
çok geniş bir bilgi birikimine sahip bir bilim insanıdır. ateisttir ve bunu söylemekten hiç çekinmez. eğer tartışma ortamlarına denk gelirseniz veya izlerseniz "tartışacağın konuyu önce adam gibi öğrenin, ondan sonra gelin" tavrını görecek ve hatta duyacaksınız. bu tavrı eleştirilse de bence doğru ve haklı bir tavırdır. dünya çapındaki bilim insanlığı mevzusuna hiç girmiyorum. hemen herkes duymuştur bir şeyler.
devamını gör...
çavdar tarlasında çocuklar
kitabı okumayı şimdi bitirdim.
öncelikle bu kitabın öyle sıradan edebiyat kitapları gibi uzun betimlemeler ve psikolojik analizler içermeyeceğini başından beri biliyordum. çünkü kitapta salinger'in yarattığı karakterlerinin kendi dili yani daha doğrusu kendini ifade etme biçimi var. tutup bütün karakterleri tekdüze bir diyalog içerisinde bulamazsınız.
sonunun olmaması beni biraz düşünmeye itti. kendimi salinger'in yerine koydum hemen. kendi ifadesiyle biraz otobiyografik bir eser olduğunu ve çocukluğunun aşağı yukarı böyle geçtiğini biliyordum. bence kendisi de sonunu göremiyordu kitabı yazdığı tarihte. o yüzden hep bahsettiği ''sahtekarlar'' gibi okuyucuyu etkileyecek bir son yazmak yerine kendisi gibi davrandı ve samimi bir itirafla sonlandırdı kitabı. ''sakın kimseye bir şey anlatmayın. herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra.''
2. dünya savaşı sırasında yaşadıkları, çarpışmalar, ölümler,kaos ortamı hatta savaş sonrası hastaneye yatıp psikolojik tedavi alması gibi olaylara rağmen 16 yaşındaki o hoyrat yanını yansıtması bana muazzam geldi. ki o dönem ki olaylarla alakalı kızına: ''ne kadar yaşarsan yaşa, yanan etin kokusunu burnundan hiçbir zaman tam olarak sökemiyorsun.'' demiş olmasına rağmen.
genel olarak zevk alarak okuduğum bir kitaptı. altını çizdiğim yer sayısı baya fazla onuda belirtmek isterim. belki de holden karakteriyle aramda çok benzerlikler olduğunu düşündüğüm için bu kadar sevdim. neyse okuyun.
öncelikle bu kitabın öyle sıradan edebiyat kitapları gibi uzun betimlemeler ve psikolojik analizler içermeyeceğini başından beri biliyordum. çünkü kitapta salinger'in yarattığı karakterlerinin kendi dili yani daha doğrusu kendini ifade etme biçimi var. tutup bütün karakterleri tekdüze bir diyalog içerisinde bulamazsınız.
sonunun olmaması beni biraz düşünmeye itti. kendimi salinger'in yerine koydum hemen. kendi ifadesiyle biraz otobiyografik bir eser olduğunu ve çocukluğunun aşağı yukarı böyle geçtiğini biliyordum. bence kendisi de sonunu göremiyordu kitabı yazdığı tarihte. o yüzden hep bahsettiği ''sahtekarlar'' gibi okuyucuyu etkileyecek bir son yazmak yerine kendisi gibi davrandı ve samimi bir itirafla sonlandırdı kitabı. ''sakın kimseye bir şey anlatmayın. herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra.''
2. dünya savaşı sırasında yaşadıkları, çarpışmalar, ölümler,kaos ortamı hatta savaş sonrası hastaneye yatıp psikolojik tedavi alması gibi olaylara rağmen 16 yaşındaki o hoyrat yanını yansıtması bana muazzam geldi. ki o dönem ki olaylarla alakalı kızına: ''ne kadar yaşarsan yaşa, yanan etin kokusunu burnundan hiçbir zaman tam olarak sökemiyorsun.'' demiş olmasına rağmen.
genel olarak zevk alarak okuduğum bir kitaptı. altını çizdiğim yer sayısı baya fazla onuda belirtmek isterim. belki de holden karakteriyle aramda çok benzerlikler olduğunu düşündüğüm için bu kadar sevdim. neyse okuyun.
devamını gör...
distopik filmler veri tabanı
12 maymun;
distopik bir film olduğu için anlamanız biraz zor olabilir ama sağlam bir film.
distopik bir film olduğu için anlamanız biraz zor olabilir ama sağlam bir film.
devamını gör...
the woman's bible
türkçe'ye kadının incili olarak çevirilen elizabeth cady stanton kitabıdır. bu kitabında, incil'in feminist açıdan eleştrisini yapmıştır.
devamını gör...
gözlük kullananların korkulu rüyası
3 yaşımdan beri gözlük kullanıyorum. çocukluğumda en korkunç olan gözlüğümün kırılmasıydı. çünkü o zamanlar öyle kolay kolay
uygun cam bulunmuyordu bizim memlekette*. samsun'dan gelirdi o da bir kaç güne anca. o bir kaç gün miyop astigmat olan biri için yeterince işkence dolu olurdu. ameliyatla miyoptan kurtuldum şimdi sadece astigmatla uğraşıyorum.
şimdi ise en büyük korkum 3,5 yaşındaki kızımın da gözünün bozuk olması. şu ana kadar bi şey çıkmadı umarım bundan sonra da çıkmaz.
uygun cam bulunmuyordu bizim memlekette*. samsun'dan gelirdi o da bir kaç güne anca. o bir kaç gün miyop astigmat olan biri için yeterince işkence dolu olurdu. ameliyatla miyoptan kurtuldum şimdi sadece astigmatla uğraşıyorum.
şimdi ise en büyük korkum 3,5 yaşındaki kızımın da gözünün bozuk olması. şu ana kadar bi şey çıkmadı umarım bundan sonra da çıkmaz.
devamını gör...
şarkı olmuş şiirler
şiirden bestelenmiş şarkılardır.
yahya kemal beyatlı - sessiz gemi.
yahya kemal beyatlı - sessiz gemi.
devamını gör...
artıkparlamayanyıldız
sevdiğim yazarlardan birisidir. çok içten, eğlenceli ve komik yazıları var. bildirimlerini görmeyi seviyorum^^
devamını gör...
emre durmuş
izlerken sırt çantamı alıp yola koyulmamak için zor tutuyorum kendimi. hayalimi yaşıyor zira. gezerken gezdiği ülkeler yerler hakkında da bilgi vermeyi ihmal etmiyor.
devamını gör...
beni sizler yarattınız diyen yazar
beğeni yapan, okuyan tüm yazarlara topluca selam vermek isteyen,
şu sıralar
zamanı müsait olan yazardır,
mutlu olduğu kadar, mutlu etmek maksatlı ironik, güldürmelik, sanatçılara mahsus lafı gaflete düşüp kullanmıştır.
şu sıralar
zamanı müsait olan yazardır,
mutlu olduğu kadar, mutlu etmek maksatlı ironik, güldürmelik, sanatçılara mahsus lafı gaflete düşüp kullanmıştır.
devamını gör...
annelerin unutulmayan sözleri
(bkz: kalıplaşmış anne cümleleri)
devamını gör...
seni seviyorum diyememek
bazen diyememek isabet olabilir. bazen bu güzel söz karşısında '' sen beni yanlış anlamışsın '' benzeri çok yıkıcı bir karşılık alabilirsiniz.
siz siz olun temkinli olun bu konuda. bazıları acımasız olabiliyor maalesef.
siz siz olun temkinli olun bu konuda. bazıları acımasız olabiliyor maalesef.
devamını gör...
topuk yürüyüşü
baldır kaslarını innerve eden n.tibialis'in lezyonu sonucu ayağına fleksiyon yaptıramaz.
buna bağlı olarak ayakta ekstansiyon hareketi(ayağı topuk üzerinden kaldırdığımızdaki hareket) baskın hale gelir.
bu hastalar topuk kısmına basarak yürür.yürürken topuk yerden yukarı kaldırılamaz, kişi parmak uçlarında yükselemez.
buna bağlı olarak ayakta ekstansiyon hareketi(ayağı topuk üzerinden kaldırdığımızdaki hareket) baskın hale gelir.
bu hastalar topuk kısmına basarak yürür.yürürken topuk yerden yukarı kaldırılamaz, kişi parmak uçlarında yükselemez.
devamını gör...
yazarlara yazın geldiğini fark ettiren şeyler
balkon kapılarının rahatça açık kalabilmesi ve evlerin içinin buzlu kahve içilince insanı üşütmeyecek derece ısınması. *
devamını gör...
anne ve babanın çocuğuna yapabileceği en büyük iyilik
çocuğuna en güzel şekilde örnek olmaktır.
devamını gör...
diş teli
sadece telle sınırlı değil elbette, neler neler var. sadece yemek yerken çıkarabileceğiniz lastikler mi verilmez, çenenizi genişletmek için aparatlar mı takılmaz.
uzun süren, acılı, sonunda inci dişlere kavuşacağınız, benim hala sonuna varamadığım ortodontik müdahale.
uzun süren, acılı, sonunda inci dişlere kavuşacağınız, benim hala sonuna varamadığım ortodontik müdahale.
devamını gör...
1 kelimelik hikayeler
yasak.
devamını gör...

