günü kendinden bir cümle ile sonlandır
belki de biten gün değildir...
devamını gör...
sözlükten birine ciddi ciddi aşık olmak
ilk buluşma pardon buluşamamadan sonra insanı hüsrana sürükler. sen tanımlara bakarsın amanın dersin bu adam 3 kere atar 4 kere tutar. profil de gayet yerindedir. sonra bir görüşürsün meğer fotoğraf 15 yıl öncesine ait. herif bildiğin bakımsız herkül gibi bişey. saç baş dökülmüş gözleri içine göçmüş ağzı falan kokuyor salak salak bakıp gülüyor. siz ise diri halinizle karşısında şaşkınlıktan şaşkınlığa sürüklenirsiniz bir bahane bulup ortamdan kaçmak istersiniz.
velhasılı kelam. yaş işlerdir. yapmayın.
velhasılı kelam. yaş işlerdir. yapmayın.
devamını gör...
normal sözlük'te yazar olarak zengin olabilir miyiz sorunsalı
önce türkçe öğrenelim. sonra her şeyi oluruz.
devamını gör...
esrarlı ada
fransızca adı l'île mystérieuse olan fransız yazar jules verne'nin 1874 yılında yayımlanan romanıdır. kitapta beş kişinin bir balon kazası sonucu ıssız bir adaya düştükten sonra adada yaşadıkları maceralar anlatılıyor. çocukluğumda okumaktan bolca keyif aldığım ve bir kaç kez okuduğum kitabın hayal gücümün gelişmesine çok katkısı olmuştur.
devamını gör...
seni sen yapan cümlelerin
ünlü düşünür descartes'in en sevdiğim sözünü feyz alarak hayatımı idame ettirmekteyim.*
"üşeniyorum, öyleyse yarın."
"üşeniyorum, öyleyse yarın."
devamını gör...
diyojen sendromu
gölge etme başka ihsan istemem sözüyle tanınan diyojen gibi bu kişiler toplumun ne dediğini umursamadan sade bir yaşam sürmeye gayret ederler. genellikle entelektüel açıdan yüksek seviyelerde olan kişilerde gözlemlenir.
devamını gör...
pame radyo yayını
yeterince sıkıldığımız şu günlerde hayatın öyle ya da böyle devam ettiğini hatırlatan hareketli şarkılar dinledik pame'de. sürç-i lisan ettikse affola.
gelenlere, dinleyenlere, kendinden bir şeyler bulanlara, tüm müzikseverlere çok teşekkür ederim. *
pame radyo yayını'nın 2 mayıs 2021'de yayınlanan bir buçuk saatlik bu bölümünde dinlediğiniz şarkıların sıralı tam listesi için:
youtube.com/playlist?list=P...
gelenlere, dinleyenlere, kendinden bir şeyler bulanlara, tüm müzikseverlere çok teşekkür ederim. *
pame radyo yayını'nın 2 mayıs 2021'de yayınlanan bir buçuk saatlik bu bölümünde dinlediğiniz şarkıların sıralı tam listesi için:
youtube.com/playlist?list=P...
devamını gör...
sözlük dergisi
merakla bekledigim dergidir,kafa sözlük ;sözlüktü,radyoydu,dergiydi derken dijitalde
holdingleşiyor valla.*
holdingleşiyor valla.*
devamını gör...
arpacık
halk arasında it dirseği olarak da bilinmekte olan, gözün etrafında beliren iltihap.
devamını gör...
ben entrye entry demem sonunda nokta olmadıkça
cümleyi nokta ile bitirmenin entry girmenin şanından olduğunu bilen yazar beyanı. koyunuz koydurunuz.
noktayı...
noktayı...
devamını gör...
lgbti birey
doğuştan gelen bir özellik. nasıl insanların ten rengi eleştiri konusu değilse, bu da değil. sonradan tercih edildiğini varsayalım. öyle bile olsa hiç kimseyi ilgilendirmez. bu insanlara yapılanlar yeter artık gerçekten! din konusuna gelince, herkes aynı inanca sahip değil. kimse kimseyi inanciyla degerlendiremez. ayrıca var mı dinin tüm gereklerini yerine getirebilen, hiç günah işlemediğiden emin olan?
devamını gör...
zonguldak
yaşadığım emeğin başkenti olan şehirdir.
devamını gör...
yeni takipçi bildirimi
benim gibi karma fakiri yazarların göremeyeceği bildirim.
devamını gör...
orhan kemal
asıl ismi mehmet reşit öğütçü olan yazarımız askerliği esnasında yazmış olduğu şiirler yüzünden komünizm propagandası yaptığı öne sürülerek 5 yıl hapse mahkum edilmiştir. bu süreç içerisinde 3 cezaevi değiştirmiş ve bursa cezaevinde nazım hikmet ran ile tanışınca yazarlığının dönüm noktasını yaşamıştır.
gelin dönüm noktası nasıl yaşanmış biraz ona bakalım:
bir gün koğuştakiler nazım hikmet'e orhan kemal'in şiirlerinden bahsediyor. nazım hikmet, ''okuyun, dinleyelim.'' diyor. orhan kemal utanıp sıkılarak da olsa okumaya başlıyor ve daha ilk dizeden nazım hikmet söylenilenlere göre ''yeter kardeşim yeter..'' diyerek bir diğer şiire geçmesini istiyor. bir başka şiir okunurken nazım hikmet'in dudaklarından çıkan söz ''berbat...'' oluyor. tabii nazım hikmet, orhan kemal'i böyle bırakmıyor, birçok konuda ona öncülük edip yardımda bulunuyor ve orhan kemal o severek okuduğumuz, edebiyatımızda çok başka yeri olan romanlarını yazmaya başlıyor, yani romana yöneliyor.
eğer nazım hikmetle yolları kesişmeseydi ne olurdu acaba... şiir yazmak için büyük bir uğraş verip beğenmediği için sıkılıp bırakır mıydı dersiniz yazma macerasını? yoksa ne olursa olsun pes etmeyip bir şekilde roman türüne giriş yapıp o çok önemli eserlerini bizlerle yine buluşturur muydu? yolları kesişmeseydi diye düşünmek yersiz aslında, sonuçta kesişmiş ve orhan kemal edebiyatımıza büyük katkıları olan ve orada çok özel bir yere sahip olan bir yazar haline gelmiş.
gelin dönüm noktası nasıl yaşanmış biraz ona bakalım:
bir gün koğuştakiler nazım hikmet'e orhan kemal'in şiirlerinden bahsediyor. nazım hikmet, ''okuyun, dinleyelim.'' diyor. orhan kemal utanıp sıkılarak da olsa okumaya başlıyor ve daha ilk dizeden nazım hikmet söylenilenlere göre ''yeter kardeşim yeter..'' diyerek bir diğer şiire geçmesini istiyor. bir başka şiir okunurken nazım hikmet'in dudaklarından çıkan söz ''berbat...'' oluyor. tabii nazım hikmet, orhan kemal'i böyle bırakmıyor, birçok konuda ona öncülük edip yardımda bulunuyor ve orhan kemal o severek okuduğumuz, edebiyatımızda çok başka yeri olan romanlarını yazmaya başlıyor, yani romana yöneliyor.
eğer nazım hikmetle yolları kesişmeseydi ne olurdu acaba... şiir yazmak için büyük bir uğraş verip beğenmediği için sıkılıp bırakır mıydı dersiniz yazma macerasını? yoksa ne olursa olsun pes etmeyip bir şekilde roman türüne giriş yapıp o çok önemli eserlerini bizlerle yine buluşturur muydu? yolları kesişmeseydi diye düşünmek yersiz aslında, sonuçta kesişmiş ve orhan kemal edebiyatımıza büyük katkıları olan ve orada çok özel bir yere sahip olan bir yazar haline gelmiş.
devamını gör...
yüksek lisans
2016 yılında bitirdiğim başlıktır. yapan ve bitiren arkadaşlara tavsiyem doktoralarını da tamamlamalarıdır.
devamını gör...
nostalghia
vatanından uzak bir şairin kendisine tamamen yabancı bir ülkedeki gözlemlerini başarılı şekilde aktaran 1983 yapımı andrey tarkovski filmi. kendisinin italya'da çektiği ilk film olarak da bilinir.
filmin en unutulmaz sahnesi ''bir delinin haykırışı''dır. şuradan türkçe altyazılı şekilde sahneyi izelmek mümkün:
-- spoiler --
insanoğlu dinle!
domenico burada, bagno vignoni’nin delisi.
hayır, onun deli olmadığını biliyorum.
öyleydi, bunu anlayacaksın.
o burada roma’da, bir gösteri için.
üç gündür konuşmalar yapıyor.
…
nasıl gidiyor?
kalbin nasıl?
bilmiyorum, sınıra dayandım.
içimde hangi atam konuşuyor?
hem aklımda hem de bedenimde…
aynı anda ayrılamam.
bu yüzden tek kişi olamıyorum.
kendimi aynı anda sayısız şey olarak hissedebiliyorum.
fazla büyük usta kalmadı.
zamanımızın gerçek kötülüğü budur.
kalbin yolları gölgelerle kaplanmış.
yararsız görünen seslere kulak vermeliyiz.
okul duvarları, asfalt ve refah reklâmlarının
uzun kanalizasyon boruları ile dolu beyinlere…
böceklerin vızıltıları girmeli.
her birimizin gözlerini ve kulaklarını…
büyük bir rüyanın başlangıcı olan şeylerle doldurmalıyız.
birisi piramitleri yapacağımızı haykırmalı.
yapmamamızın bir önemi yok!
o isteği beslemeliyiz…
ve ruhun köşelerini esnetmeliyiz…
sınırsız bir çarşaf gibi.
dünyanın ilerlemesini istiyorsanız…
el ele vermeliyiz.
sözüm ona sağlıklıları…
sözüm ona hastalarla karıştırmalıyız.
siz sağlıklı olanlar!
sağlığınız ne anlama gelir?
insanoğlunun bütün gözleri, içine…
daldığımız çukura bakıyor.
özgürlük faydasızdır…
eğer gözlerimizin içine bakmaya…
yemeye, içmeye ve…
bizimle yatmaya cesaretiniz yoksa!
dünyayı yıkıntının eşiğine getirenler…
sözüm ona sağlıklı olanlardır.
insanoğlu dinle!
senin içinde su, ateş…
ve sonra kül…
ve külün içindeki kemikler.
kemikler ve küller!
gerçekliğin içinde veya…
hayalimde değilken, ben neredeyim?
işte yeni anlaşmam:
geceleri güneşli olmalı…
ve ağustos da karlı.
büyük şeyler sona erer…
küçük şeyler baki kalır.
toplum böylesine parçalanmaktansa…
yeniden bir araya gelmeli.
sadece doğaya bak
hayatın ne kadar basit olduğunu göreceksin.
bir zamanlar olduğumuz yere dönmeliyiz…
yanlış tarafa döndüğümüz noktaya.
hayatın ana temellerine geri dönmeliyiz…
suları kirletmeden…
deli bir adam size…
kendinizden utanmanızı söylüyorsa…
ne biçim bir dünyadır burası!
şimdi müzik
müzik!
ah... anne!
başının etrafında dolaşan…
ve sen güldükçe berraklaşan…
o hafif şey havaymış.
-- spoiler --
filmin en unutulmaz sahnesi ''bir delinin haykırışı''dır. şuradan türkçe altyazılı şekilde sahneyi izelmek mümkün:
-- spoiler --
insanoğlu dinle!
domenico burada, bagno vignoni’nin delisi.
hayır, onun deli olmadığını biliyorum.
öyleydi, bunu anlayacaksın.
o burada roma’da, bir gösteri için.
üç gündür konuşmalar yapıyor.
…
nasıl gidiyor?
kalbin nasıl?
bilmiyorum, sınıra dayandım.
içimde hangi atam konuşuyor?
hem aklımda hem de bedenimde…
aynı anda ayrılamam.
bu yüzden tek kişi olamıyorum.
kendimi aynı anda sayısız şey olarak hissedebiliyorum.
fazla büyük usta kalmadı.
zamanımızın gerçek kötülüğü budur.
kalbin yolları gölgelerle kaplanmış.
yararsız görünen seslere kulak vermeliyiz.
okul duvarları, asfalt ve refah reklâmlarının
uzun kanalizasyon boruları ile dolu beyinlere…
böceklerin vızıltıları girmeli.
her birimizin gözlerini ve kulaklarını…
büyük bir rüyanın başlangıcı olan şeylerle doldurmalıyız.
birisi piramitleri yapacağımızı haykırmalı.
yapmamamızın bir önemi yok!
o isteği beslemeliyiz…
ve ruhun köşelerini esnetmeliyiz…
sınırsız bir çarşaf gibi.
dünyanın ilerlemesini istiyorsanız…
el ele vermeliyiz.
sözüm ona sağlıklıları…
sözüm ona hastalarla karıştırmalıyız.
siz sağlıklı olanlar!
sağlığınız ne anlama gelir?
insanoğlunun bütün gözleri, içine…
daldığımız çukura bakıyor.
özgürlük faydasızdır…
eğer gözlerimizin içine bakmaya…
yemeye, içmeye ve…
bizimle yatmaya cesaretiniz yoksa!
dünyayı yıkıntının eşiğine getirenler…
sözüm ona sağlıklı olanlardır.
insanoğlu dinle!
senin içinde su, ateş…
ve sonra kül…
ve külün içindeki kemikler.
kemikler ve küller!
gerçekliğin içinde veya…
hayalimde değilken, ben neredeyim?
işte yeni anlaşmam:
geceleri güneşli olmalı…
ve ağustos da karlı.
büyük şeyler sona erer…
küçük şeyler baki kalır.
toplum böylesine parçalanmaktansa…
yeniden bir araya gelmeli.
sadece doğaya bak
hayatın ne kadar basit olduğunu göreceksin.
bir zamanlar olduğumuz yere dönmeliyiz…
yanlış tarafa döndüğümüz noktaya.
hayatın ana temellerine geri dönmeliyiz…
suları kirletmeden…
deli bir adam size…
kendinizden utanmanızı söylüyorsa…
ne biçim bir dünyadır burası!
şimdi müzik
müzik!
ah... anne!
başının etrafında dolaşan…
ve sen güldükçe berraklaşan…
o hafif şey havaymış.
-- spoiler --
devamını gör...
anadolu üniversitesi
ambalajı güzel ama tadı kötü çikolataya benzer.
eskiden belki iyi bir okuldu ama şuanki hali her türlü berbat. öğrenci kitlesiyle, hocalarıyla sıradan bir taşra üniversitesinden farkı yok. eskiden bugüne kalan tek güzel şey kampüsüdür sanırım.
eskiden belki iyi bir okuldu ama şuanki hali her türlü berbat. öğrenci kitlesiyle, hocalarıyla sıradan bir taşra üniversitesinden farkı yok. eskiden bugüne kalan tek güzel şey kampüsüdür sanırım.
devamını gör...
yapmasaydın
karşındakini kendisinden daha fazla önemsediğinde, tabiri caizse kraldan çok kralcı olunmaya kalkıldığında çok üzen, tokat etkisi bırakan bir söz. bu tokadı yemek lazım aslında, ki bir daha enayilik yapmayalım.
devamını gör...
klaas-jan huntelaar diye bir ad varken murtaza olmak
coğrafya kaderdir. ne yapsın bizim murti o mu istedi sanki murtaza olmak.
devamını gör...
