omnizm
tüm dinlerin dış kabuklarının içindeki özü hissetmek ve dikkatli bakıldığında hepsinin aynı esintiyi taşıdığını fark etmektir. tüm dinlerin dışsal kabuklarını bulundukları koşullara göre şekillendirdiğini anlarken farklı kelime ve yöntemlerle aynı şeyi söylediklerini ve hedeflediklerini hissetmektir.
devamını gör...
yakışıklı erkek görünce verilen tepkiler
kahretsin! yansımammış
devamını gör...
kasksız motorsiklet kullanmak
pekmezi akitmakla sonuclanacak tehlikeli eylem. motosikleti gectim bisiklet surerken bile ihmal edilmemesi gereken birsey kask.
devamını gör...
30 yaş üstü yazarlar uçurulsun kampanyası
dışarı çıkıyoruz polis var. içeri giriyoruz bir yıllık bıkkınlık var. "kafa" dağıtmaya giriyoruz ergenler var. allah'ım.
devamını gör...
günün sözü
devamını gör...
birini tanımanın en iyi yolu
(bkz: hakan günday) bunun cevabını çok önce vermiştir aslında.
" seni anlıyorum demek büyük bir yalandır. kocaman bir yalan. kimse kimseyi anlayamaz ve tanıyamaz dünyada... var olan en sağlam zırh insan vücududur. içindekileri en iyi saklayan kasa odur."
" seni anlıyorum demek büyük bir yalandır. kocaman bir yalan. kimse kimseyi anlayamaz ve tanıyamaz dünyada... var olan en sağlam zırh insan vücududur. içindekileri en iyi saklayan kasa odur."
devamını gör...
amores perros
meksikalı ünlü yönetmen alejandro gonzalez inarritu 'nun ismini dünyaya duyurduğu 2000 yapımı filmidir. film, bir araba kazasının üç farklı ve birbirini tanımayan insanın yaşamına yaptığı etkiyi anlatıyor.
filmin hem senaryosu hem de kurgusu çok başarılı. film içinde 3 tane kısa film barındırıyor. ve hepside kalite olarak çok yukarılarda, her biri için ayrı bir film rahatlıkla çekilebilir. innaritu aslında bu tarz karmaşık senaryoları alıp anlamamızı oldukça kolaylaştırarak ve aynı zamanda akıcı anlatımı koruyacak şekilde filmlerini çeken bir yönetmen. bu film de bana kalırsa bu özelliğini gösterebildiği en başarılı filmi.
filmde sevgi kavramı üzerinde çok durulmuş. bence filmin aslında görmemizi istediği şey de bu. insanların hayatları ne kadar farklı olursa olsun aslında birçok şeyleri de ortaktır.
yaratılan karakterler de gerçekten tam oturmuş. herkesin ne istediği gayet net ve hepsini gerçek hayatla bağdaştırmak kolay. karakter çeşitliliği konusundan çok başarılı.
izlemesi gayet keyifli ve akıcı olan ve türünde pek örneği olmayan bir film olarak nitelendirebilirim.
filmin hem senaryosu hem de kurgusu çok başarılı. film içinde 3 tane kısa film barındırıyor. ve hepside kalite olarak çok yukarılarda, her biri için ayrı bir film rahatlıkla çekilebilir. innaritu aslında bu tarz karmaşık senaryoları alıp anlamamızı oldukça kolaylaştırarak ve aynı zamanda akıcı anlatımı koruyacak şekilde filmlerini çeken bir yönetmen. bu film de bana kalırsa bu özelliğini gösterebildiği en başarılı filmi.
filmde sevgi kavramı üzerinde çok durulmuş. bence filmin aslında görmemizi istediği şey de bu. insanların hayatları ne kadar farklı olursa olsun aslında birçok şeyleri de ortaktır.
yaratılan karakterler de gerçekten tam oturmuş. herkesin ne istediği gayet net ve hepsini gerçek hayatla bağdaştırmak kolay. karakter çeşitliliği konusundan çok başarılı.
izlemesi gayet keyifli ve akıcı olan ve türünde pek örneği olmayan bir film olarak nitelendirebilirim.
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
mehmet akif ersoy'un oğlu emin ersoy hayatının son kısımlarını sokaklarda geçirmiştir. bence oldukça düşündürücü bir konudur.
devamını gör...
dünyanın en gizemli olayları
(bkz: dyatlov geçidi olayı)
(bkz: tamam shud olayı)
(bkz: tarsus'taki gizemli kazı)
(bkz: young deneyi)
(bkz: tamam shud olayı)
(bkz: tarsus'taki gizemli kazı)
(bkz: young deneyi)
devamını gör...
şarkı olmuş şiirler
cemal safi-git
candan erçetin-git
candan erçetin-git
devamını gör...
12 nisan 2021 kılıçdaroğlu'nun fahri lgbt üyesi yapılması
köydeki hatice ninenin, kahvedeki hasan amcanın oyuyla dönüyor diye devran hep hatice nineyi, hasan amcayi memnun etmek zorunda kalan türkiye siyasetinin çaresizliğidir bu.
koskoca bilim, teknoloji, değişen dünya değerleri hatice nineyle,hasan amcanın karanlığında yok oluyor.
osmanlıya matbaanın geç gelmesinin sebebi hattat hikayesi değil halkın böyle bir talebinin olmamasıdır. tarih yine yeniden kaçıncı kez tekerrür ediyor.
ortadoğu bizi kendi karanlığına mahkum ediyor.
koskoca bilim, teknoloji, değişen dünya değerleri hatice nineyle,hasan amcanın karanlığında yok oluyor.
osmanlıya matbaanın geç gelmesinin sebebi hattat hikayesi değil halkın böyle bir talebinin olmamasıdır. tarih yine yeniden kaçıncı kez tekerrür ediyor.
ortadoğu bizi kendi karanlığına mahkum ediyor.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
yedi düvel öncem unutmuş beni
öyle bir gecenin sabahı bu
çok fena dayak yemişim, öyle bil
kimse sarmaz yaram acısı.
öyle bir gecenin sabahı bu
çok fena dayak yemişim, öyle bil
kimse sarmaz yaram acısı.
devamını gör...
ölümden daha beter olan şeyler
ölmeyi istemektir, içinde bulunduğunuz ruh hâlini, olduğunuz kişiyi sevmemektir.
aynada gördüğünüz kişiyle aranızın limoni olmasıdır.
of çok fena, yazarken öldüm.
aynada gördüğünüz kişiyle aranızın limoni olmasıdır.
of çok fena, yazarken öldüm.
devamını gör...
yazarların yazdığı hikayeler
her nefes alıp verişte ağzından çıkan dumana bakıyordu genç kadın. buz gibi hava ciğerlerine dek işlemişti. gözünden akan yaşların farkında değildi.
yanına biri oturdu. başını bile çevirmedi. konuşmaya başlayınca onun da bir kadın olduğunu fark etti.
- neden ağlıyorsun? dedi kadın.
sustu. içinden yanıtlamak gelmiyordu. ağladığını da o anda fark etti zaten. korkmuştu. ilk kez bu kadar çaresiz hissetmişti kendini. ve yapayalnız. içinden geçenleri anlatacağı kimsesi de yoktu. hem böylesine bir acı nasıl dillendirilir, hangi sözcük tarif edebilir bunu da bilmiyordu.
kadın tekrar konuştu.
- üzülme yavrum, bu hayatta geçmeyecek dert yoktur.
susmaya devam etti. dışarıdan nasıl göründüğünün farkında değildi. açıkçası umursamıyordu da.
"geçmeyecek dert yoktur." cümlesi kafasında dönmeye başladı. cümle bir uzaklaşıyor, aniden hızlıca dönüp üzerine çullanıyordu sanki. vardı işte.
fiziksel hiçbir acısının olmamasına rağmen bütün vücudunu sızlatan bir ağrısı varmış gibi geliyordu. en çok da kalbini... sanki bir el sıkıyor, sıkıyor, nefes almasını da engelliyordu. oysa nefes de alıyordu işte. ağzından çıkan duman bunun kanıtıydı.
elini karnına götürdü. bastırdı. acıyı hissedene dek bastırdı.
"tüm bunlar neden başıma geldi ki? bu kadar aptal nasıl olabildim. yüzüne bakamıyorum. kimsenin yüzüne bakamıyorum. biriyle yüz yüze gelsem içimi okuyacaklar diye ödüm kopuyor. başka yolu yok. hayır, başka yolu yok. beni anlamayacaklar. sadece suçlayacaklar. utanacaklar. hem de benim adıma utanacaklar. annem, babam da utanacak. insan içine de çıkamayacaklar. hele annem, üzüntüden ölebilir. bunu ona yapamam. peki bebek? ben utanmayayım diye, hayal ettiğim hayatı yaşayayım diye... bebek! sus, sus! bebek değil, o. henüz değil. sus!"
kendisiyle olan kavgası bitmiyordu. zihninde kelimeler uçuşuyor. hissettiği acı artıyordu. bir karara varması lazımdı artık. ellerini sıkıca bastırdığı karnına baktı. yavaşça kalktı oturduğu banktan. yürüdü. tabelaya baktı. muayenehane 3. kattaydı. isteksiz ama kararlı bir adım attı ilk basamağa doğru.
yanına biri oturdu. başını bile çevirmedi. konuşmaya başlayınca onun da bir kadın olduğunu fark etti.
- neden ağlıyorsun? dedi kadın.
sustu. içinden yanıtlamak gelmiyordu. ağladığını da o anda fark etti zaten. korkmuştu. ilk kez bu kadar çaresiz hissetmişti kendini. ve yapayalnız. içinden geçenleri anlatacağı kimsesi de yoktu. hem böylesine bir acı nasıl dillendirilir, hangi sözcük tarif edebilir bunu da bilmiyordu.
kadın tekrar konuştu.
- üzülme yavrum, bu hayatta geçmeyecek dert yoktur.
susmaya devam etti. dışarıdan nasıl göründüğünün farkında değildi. açıkçası umursamıyordu da.
"geçmeyecek dert yoktur." cümlesi kafasında dönmeye başladı. cümle bir uzaklaşıyor, aniden hızlıca dönüp üzerine çullanıyordu sanki. vardı işte.
fiziksel hiçbir acısının olmamasına rağmen bütün vücudunu sızlatan bir ağrısı varmış gibi geliyordu. en çok da kalbini... sanki bir el sıkıyor, sıkıyor, nefes almasını da engelliyordu. oysa nefes de alıyordu işte. ağzından çıkan duman bunun kanıtıydı.
elini karnına götürdü. bastırdı. acıyı hissedene dek bastırdı.
"tüm bunlar neden başıma geldi ki? bu kadar aptal nasıl olabildim. yüzüne bakamıyorum. kimsenin yüzüne bakamıyorum. biriyle yüz yüze gelsem içimi okuyacaklar diye ödüm kopuyor. başka yolu yok. hayır, başka yolu yok. beni anlamayacaklar. sadece suçlayacaklar. utanacaklar. hem de benim adıma utanacaklar. annem, babam da utanacak. insan içine de çıkamayacaklar. hele annem, üzüntüden ölebilir. bunu ona yapamam. peki bebek? ben utanmayayım diye, hayal ettiğim hayatı yaşayayım diye... bebek! sus, sus! bebek değil, o. henüz değil. sus!"
kendisiyle olan kavgası bitmiyordu. zihninde kelimeler uçuşuyor. hissettiği acı artıyordu. bir karara varması lazımdı artık. ellerini sıkıca bastırdığı karnına baktı. yavaşça kalktı oturduğu banktan. yürüdü. tabelaya baktı. muayenehane 3. kattaydı. isteksiz ama kararlı bir adım attı ilk basamağa doğru.
devamını gör...
güzel sevmelerin giderek azalması
güzel seven bir nesil zamanın hoyratlığında yok oldu sanırım. oysa ki en büyük hazineye sahip olmak demektir güzel seven birini kendi hayatına dahil edebilmek.
devamını gör...
refah devleti
"sosyal devlet" anlamında kullanılır.
eğitim, sağlık, sosyal yardımlaşma vb. konularda halkın temel ihtiyaçlarını gidermeye çalışan devlet anlayışına verilen isimdir. bununla birlikte sosyal devlet anlayışında, "devlet, halk için vardır anlayışı hâkimdir." sosyal devlet anlayışı ise ilk olarak 1961 anayasasında yer almıştır.
eğitim, sağlık, sosyal yardımlaşma vb. konularda halkın temel ihtiyaçlarını gidermeye çalışan devlet anlayışına verilen isimdir. bununla birlikte sosyal devlet anlayışında, "devlet, halk için vardır anlayışı hâkimdir." sosyal devlet anlayışı ise ilk olarak 1961 anayasasında yer almıştır.
devamını gör...
(tematik)
al müruc al zekhb
(bkz: el-mesudi)nin (bkz: altın çayırlar) isimli eserinin bir diğer adıdır.
devamını gör...
kız arkadaşına mini etek giydirip sokaklarda gezen tip
barbie bebek mi giydiriyorsunuz alüminyum yavaş!
devamını gör...
0 bölü 0'ın belirsizlik nedeni
0/0 = m diyelim ve bölü olan sıfırı çarpı sıfır olarak alalım;
0 = 0 x m olur , burada m yerine bir sayı koymak istiyoruz ki 0 ile çarpılınca sonuç gene 0 olsun ve m yerine her şeyi yazabilirsiniz . bundan dolayı m yerine ne koyarsak koyalım tanımı vardır lakin ne koyacağımi belli değildir sonuç itibariyle sıfır bölü sıfır belirsizdir .
0 = 0 x m olur , burada m yerine bir sayı koymak istiyoruz ki 0 ile çarpılınca sonuç gene 0 olsun ve m yerine her şeyi yazabilirsiniz . bundan dolayı m yerine ne koyarsak koyalım tanımı vardır lakin ne koyacağımi belli değildir sonuç itibariyle sıfır bölü sıfır belirsizdir .
devamını gör...
