sözlük yazarlarının evdeki konumu
ekmek almakla kutsanmış bir kedisever.
devamını gör...
19 mayıs atatürk'ü anma gençlik ve spor bayramı
bayramımız kutlu olsun.
çocukluğumda stadlarda, sokaklarda çoşkuyla kutlanan bayramdı bunu da elimizden aldılar. hoş istediklerini yapsınlar içimizden o coşkuyu, sevgiyi alamayacaklar.
çocukluğumda stadlarda, sokaklarda çoşkuyla kutlanan bayramdı bunu da elimizden aldılar. hoş istediklerini yapsınlar içimizden o coşkuyu, sevgiyi alamayacaklar.
devamını gör...
sözlüğü gündüz vakti gece modunda kullanan tip
okuması daha az göz yorduğu için bu davranışı tercih eden insandır.
devamını gör...
kendi kendine konuşmak
medeni insan seviyesinde konuşuluyorsa sorun yok ama bazıları olayı kavgaya götürüyor orası ilginç oluyor.
devamını gör...
kapaklı samsung telefon
samsung’un e1150 modelinin halk arasındaki adıdır ya da öyle olmalıdır, en azından benim için.

günümüzün çok amaçlı telefonlarından çok ama çok farklı olan bu telefon tam bir görev insanı gibidir. verilen işi layıkıyla yerine getirir. onu da yapayım, bunu da yapayım demez. haddini bilir, kendini tanır ve tabii ki tevazu sahibidir.
biraz asosyal olduğunu kabul edebiliriz ama bu nitelemeyi olumsuz anlamda kullanamayız. sosyal medya platformlarına asla yüz vermez. mesajlaşma programları ile arası hiç ama hiç hoş değildir. sadece standart sms kullanımı kendisi ve sahibi için yeterlidir.
bir sohbet esnasında yenmiş elmalı, insanları birbirine bağlama temalı, güllü dallı telefonlar gibi masada yerini almak yerine usulca sahibinin onu koyduğu yerde bekler bir graham bell evladı ararsa ses vermek üzere.
çok ihtimam da istemez. atsan kırılmaz, satsan alınmaz. dayanıklıdır; yanmaz yapışmaz. ayrıca kullanışlıdır da. ama belli ritüeller gerektirir. eğer kapaklı samsung kullanıyorsanız yaptığınız konuşma bitince telefonun kapağını çenenizle kapatmanız gerekir.

evet belki mazide kaldı kapaklı samsung ama marka sadakatine verdiğimiz önem gereği onu unutmayacağız. değiştirdiğimiz bütün telefonlar yenisini elimize alır almaz unutulurken kapaklı samsung unutulmaz.
bu da elmagillere kapak olsun.

günümüzün çok amaçlı telefonlarından çok ama çok farklı olan bu telefon tam bir görev insanı gibidir. verilen işi layıkıyla yerine getirir. onu da yapayım, bunu da yapayım demez. haddini bilir, kendini tanır ve tabii ki tevazu sahibidir.
biraz asosyal olduğunu kabul edebiliriz ama bu nitelemeyi olumsuz anlamda kullanamayız. sosyal medya platformlarına asla yüz vermez. mesajlaşma programları ile arası hiç ama hiç hoş değildir. sadece standart sms kullanımı kendisi ve sahibi için yeterlidir.
bir sohbet esnasında yenmiş elmalı, insanları birbirine bağlama temalı, güllü dallı telefonlar gibi masada yerini almak yerine usulca sahibinin onu koyduğu yerde bekler bir graham bell evladı ararsa ses vermek üzere.
çok ihtimam da istemez. atsan kırılmaz, satsan alınmaz. dayanıklıdır; yanmaz yapışmaz. ayrıca kullanışlıdır da. ama belli ritüeller gerektirir. eğer kapaklı samsung kullanıyorsanız yaptığınız konuşma bitince telefonun kapağını çenenizle kapatmanız gerekir.

evet belki mazide kaldı kapaklı samsung ama marka sadakatine verdiğimiz önem gereği onu unutmayacağız. değiştirdiğimiz bütün telefonlar yenisini elimize alır almaz unutulurken kapaklı samsung unutulmaz.
bu da elmagillere kapak olsun.
devamını gör...
madalyalı tanım
hiç işim yok, madalya almak için modlara tanım göndereceğim. üstteki yazar isterse, bana verilen 1 madalyayı da ona verebilirim. noluyor madalya alınca ya? *
devamını gör...
kripto para işlerine hiç bulaşmamış insan
en masum duyguların insanıdır.
ben değilimdir.
ben değilimdir.
devamını gör...
atatürk'ün dinsiz olduğu iddiası
atatürk kurtuluş savaşı yıllarında islam hakkında olumlu şeyler söylemiştir hatta meclisin açılışı duayla falan olmuştur, atatürk savaş sırasında camilerde hutbede vaaz vermiştir. ancak türkiye cumhuriyeti ilan edilip atatürk bütün gücü eline aldığı zaman(bu yıllar 1930'lu yıllara denk geliyor.) kendisinin islam hakkındaki görüşleri 180 derece değişiveriyor.
evet karabekir, arap oğlunun yavelerini türk oğullarına öğretmek için kur’ân’ı türkçeye çevirttireceğim. ve böylece de okutacağım. ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler' - kazım karabekir paşaların kavgası
''“ahlaksız bir arap'ın dini görüşlerinden oluşan islam artık ölmüştür. belki çöldeki göçebe kabilelerine uygun olmuş olabilir, ama gelişmekte olan modern bir ülke için değil.. dine ihtiyaç duyan bir yönetici korkaktır. hiçbir korkak, yönetici olmamalıdır." (grey wolf, mustafa kemal, an ıntimate study of a dictator, h.c. armstrong, sayfa 241, 1934)
fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. m. kemal (kaynak: söylev ve demeçler, cilt 1, s 389. (1 kasım 1938'deki son meclis konuşması)
gerçekte dinleri konusunda halkın hiçbir fikri yoktur, din dediği şey, bilinmeyen inanç dizgelerine ve gizle karışık emellere kör bağlılıktan başka birşey değildir. m. kemal (kaynak: atatürkün el yazmaları, medeni bilgiler, afet inan)
tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerin cehaletlerinin yardımıyla utanmaksızın tanrı tarafından gönderildiğini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur. m. kemal (kaynak: atatürkün el yazmaları, medeni bilgiler, afet inan)
natür (tabiat) insanları üretti, onları kendisine taptırdı da… m. kemal (kaynak: atatürkten düşünceler, derleyen: prof. enver ziya)
ali kılıç (istiklal mahkemeleri savcısı)anlatıyor: “meclise geldik. bir de müezzin geldi. müezzin ezan okudu. meclis kapısından içeri girdiğimiz zaman atatürkün önüne sırmalı elbiseler giyinmiş bir imam dikildi. atatürk ne istediğini sordu. imam ellerini kaldırarak: “dua etmeden girilmez!” dedi. atatürk, “bu yurt askerin süngüsü ile kurtarıldı ve bu meclis onun gayretiyle kuruldu. yoksa senin duanla değil! çekil oradan!” dedi ve imamı eliyle iterek meclise girdi.” (kaynak: kemal arıburnu, atatürkten anekdotlar-anılar)
türkler, arapların dinini kabul etmeden evvel büyük bir milletti. arap dinini kabul ettikten sonra türk milletinin milli rabıtaları gevşedi; milli hisleri ve heyecanı uyuştu. bu pek tabii idi. çünkü muhammed’in kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde, bir arap milleti siyasetine müncer oluyordu. m. kemal (kaynak: medeni bilgiler ve atatürkün el yazmaları, afet inan, türk tarih kurumu basımevi, ankara 1969, s 364-365)
insanlar ilk devirlerinde pek acizdi. kendilerini koruyamıyorlar, hiçbir hadisenin de sebebini bilmiyorlardı. kendilerini koruyacak bir kuvvet aradılar. nihayet insanlık vicdanında bir kuvvet yarattı. o da işte allah’tır. herşeyi ondan beklediler, ondan istediler. hastalıktan, felaketten korunmayı hep allah’larından istediler. fakat modern çağlarda insan herşeyi allah’tan beklemedi. ancak toplumdan bekledi. her şeyin koruyucusu insan cemiyetidir. bizi koruyan, refah içinde yaşatan toplumdur. m. kemal (kaynak: enver behnan şapolyo, atatürk ve milli mücadele tarihi, 1932, s 305.)
muhammed’in peygamberliğinin başlangıcına dair birçok eski rivayetler vardır. bunlar artık efsanelere karışmıştır. hakikatte peygamberin ilk söylediği kuran ayetinin ne olduğu malum ve belki de mazbut değildir. kuran sureleri muhammed’e açık semada peyda olmuş bir şimşek gibi günün birinde, birdenbire bir taraftan inmiş değillerdi. muhammed’in söylediği sureler uzun bir devirde dini düşüncelerinin ürünü olmuştur. muhammed, bu surelere birçok çalıştıktan ve incelemeler yaptıktan sonra edebi şeklini vermiştir. m. kemal (kaynak: afet inan, atatürkün el yazmaları, 2000'e doğru dergisi, 8. sayı, s 15-16.)
benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum. hükümetini ayakta tutmak için dini kullanmaya gerek duyanlar zayıf yöneticilerdir, adeta halkı bir kapana kıstırırlar. m. kemal (kaynak: andrew mango, atatürk, s 447.)
evet karabekir, arap oğlunun yavelerini türk oğullarına öğretmek için kur’ân’ı türkçeye çevirttireceğim. ve böylece de okutacağım. ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler' - kazım karabekir paşaların kavgası
''“ahlaksız bir arap'ın dini görüşlerinden oluşan islam artık ölmüştür. belki çöldeki göçebe kabilelerine uygun olmuş olabilir, ama gelişmekte olan modern bir ülke için değil.. dine ihtiyaç duyan bir yönetici korkaktır. hiçbir korkak, yönetici olmamalıdır." (grey wolf, mustafa kemal, an ıntimate study of a dictator, h.c. armstrong, sayfa 241, 1934)
fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. m. kemal (kaynak: söylev ve demeçler, cilt 1, s 389. (1 kasım 1938'deki son meclis konuşması)
gerçekte dinleri konusunda halkın hiçbir fikri yoktur, din dediği şey, bilinmeyen inanç dizgelerine ve gizle karışık emellere kör bağlılıktan başka birşey değildir. m. kemal (kaynak: atatürkün el yazmaları, medeni bilgiler, afet inan)
tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerin cehaletlerinin yardımıyla utanmaksızın tanrı tarafından gönderildiğini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur. m. kemal (kaynak: atatürkün el yazmaları, medeni bilgiler, afet inan)
natür (tabiat) insanları üretti, onları kendisine taptırdı da… m. kemal (kaynak: atatürkten düşünceler, derleyen: prof. enver ziya)
ali kılıç (istiklal mahkemeleri savcısı)anlatıyor: “meclise geldik. bir de müezzin geldi. müezzin ezan okudu. meclis kapısından içeri girdiğimiz zaman atatürkün önüne sırmalı elbiseler giyinmiş bir imam dikildi. atatürk ne istediğini sordu. imam ellerini kaldırarak: “dua etmeden girilmez!” dedi. atatürk, “bu yurt askerin süngüsü ile kurtarıldı ve bu meclis onun gayretiyle kuruldu. yoksa senin duanla değil! çekil oradan!” dedi ve imamı eliyle iterek meclise girdi.” (kaynak: kemal arıburnu, atatürkten anekdotlar-anılar)
türkler, arapların dinini kabul etmeden evvel büyük bir milletti. arap dinini kabul ettikten sonra türk milletinin milli rabıtaları gevşedi; milli hisleri ve heyecanı uyuştu. bu pek tabii idi. çünkü muhammed’in kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde, bir arap milleti siyasetine müncer oluyordu. m. kemal (kaynak: medeni bilgiler ve atatürkün el yazmaları, afet inan, türk tarih kurumu basımevi, ankara 1969, s 364-365)
insanlar ilk devirlerinde pek acizdi. kendilerini koruyamıyorlar, hiçbir hadisenin de sebebini bilmiyorlardı. kendilerini koruyacak bir kuvvet aradılar. nihayet insanlık vicdanında bir kuvvet yarattı. o da işte allah’tır. herşeyi ondan beklediler, ondan istediler. hastalıktan, felaketten korunmayı hep allah’larından istediler. fakat modern çağlarda insan herşeyi allah’tan beklemedi. ancak toplumdan bekledi. her şeyin koruyucusu insan cemiyetidir. bizi koruyan, refah içinde yaşatan toplumdur. m. kemal (kaynak: enver behnan şapolyo, atatürk ve milli mücadele tarihi, 1932, s 305.)
muhammed’in peygamberliğinin başlangıcına dair birçok eski rivayetler vardır. bunlar artık efsanelere karışmıştır. hakikatte peygamberin ilk söylediği kuran ayetinin ne olduğu malum ve belki de mazbut değildir. kuran sureleri muhammed’e açık semada peyda olmuş bir şimşek gibi günün birinde, birdenbire bir taraftan inmiş değillerdi. muhammed’in söylediği sureler uzun bir devirde dini düşüncelerinin ürünü olmuştur. muhammed, bu surelere birçok çalıştıktan ve incelemeler yaptıktan sonra edebi şeklini vermiştir. m. kemal (kaynak: afet inan, atatürkün el yazmaları, 2000'e doğru dergisi, 8. sayı, s 15-16.)
benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum. hükümetini ayakta tutmak için dini kullanmaya gerek duyanlar zayıf yöneticilerdir, adeta halkı bir kapana kıstırırlar. m. kemal (kaynak: andrew mango, atatürk, s 447.)
devamını gör...
nestle
bebek katili nestle
isviçre'de 1866 yılında alman eczacı henri nestle tarafından kurulan gıda firması. firma anne sütü alamayan bebeklerin ilk aylarda beslenebilmesi için dünyanın ilk hazır bebek mamasını üretti. kuruluşundaki bu masum amaç ne yazıkki ilerleyen yıllarda bu şekilde devam etmedi ve nestle'nin bebek katili olarak anılmasına kadar gitti.
marka büyüdükçe bebek mamaları için yeni pazar arayışlarına girdi. bunun için afrika'daki bazı ülkelerin hükümetleriyle anlaşarak bebek mamalarını hastanelerde ücretsiz bir şekilde dağıtmaya başladı. ancak hesaba katmadıkları bir şey vardı. afrika'daki bu ülkelerde temiz su bulmak zordu ve mamalar suyla karıştırılarak hazırlanıyordu.
anne sütüne bir alternatif olarak önerdikleri ürünlerini yeni doğum yapan annelere ücretsiz dağıttılar. bebeklerin hem anne sütünden mahrum bırakılması hem de arıtılmamış suyla hazırlanan mamaların kullanılması sonucu bebek ölümlerinde ani bir artış görüldü. markanın agresif pazarlama stratejisi yıllar içinde yüzbinlerce bebeğin ölümüyle sonuçlandı.
ayrıca afrika ülkeleri dışında 1960-70'li yıllarda meksika, şili, singapur gibi ülkelerde emzirme oranlarının %100'lerden %5'lere kadar gerilemesine sebep oldular. nestle'nin amacı başlarda mamaları ücretsiz vererek anneleri emzirmek yerine hazır mama kullanımına alıştırmaktı.
1973 yılına gelindiğinde pazarlama stratejilerine ilk tepki verildi. abd'de bir dergide yayınlanan bebek katili başlıklı makale ile markanın yarattığı tahribat ele alındı. ancak nestle dergiyi mahkemeye verdi ve sonuç olarak tazminat alarak davayı kazandı. mahkeme bebek ölümleri ile mamalar arasında bir bağlantı bulamadığını söyledi.
1977 yılında ise yine abd'de ilk boykotlar başladı. boykotlar devam ederken 80'li yıllara kadar marka, stratejisinden heri adım atmayarak avrupa'ya kadar yayıldı. boykotlar sonucu dünya sağlık örgütü, bu tür mamaların içeriğinde neler olması gerektiğini açıklayan bir kod yayınladı. nestle bu kurallara uyacağını söyleyerek boykotların sona ermesini sağladı. ancak mamalarını pazarlamaya devam ettiler ve stratejilerinde bir sorun olmadığını savunmaya devam ettiler. 2008 yılına gelindiğinde nestle nihayet bir geri adım attı. ancak iş işten geçmişti.
sonuç olarak bir çok ülkede anneleri manipüle ederek onları, mamaların anne sütünün yerine kullanılabilecek sağlıklı bir ürün olduğuna ikna etti. birçok ülkede bir neslin yetersiz beslenmesine ve yüzbinlerce bebeğin ölümüyle sonuçlanan stratejileri aynı zamanda emzirmek yerine hazır mamanın daha iyi olduğuna dair yanlış bir algı da yarattılar.
kaynak:
kaynak 1 ve kaynak 2 kaynak 3
isviçre'de 1866 yılında alman eczacı henri nestle tarafından kurulan gıda firması. firma anne sütü alamayan bebeklerin ilk aylarda beslenebilmesi için dünyanın ilk hazır bebek mamasını üretti. kuruluşundaki bu masum amaç ne yazıkki ilerleyen yıllarda bu şekilde devam etmedi ve nestle'nin bebek katili olarak anılmasına kadar gitti.
marka büyüdükçe bebek mamaları için yeni pazar arayışlarına girdi. bunun için afrika'daki bazı ülkelerin hükümetleriyle anlaşarak bebek mamalarını hastanelerde ücretsiz bir şekilde dağıtmaya başladı. ancak hesaba katmadıkları bir şey vardı. afrika'daki bu ülkelerde temiz su bulmak zordu ve mamalar suyla karıştırılarak hazırlanıyordu.
anne sütüne bir alternatif olarak önerdikleri ürünlerini yeni doğum yapan annelere ücretsiz dağıttılar. bebeklerin hem anne sütünden mahrum bırakılması hem de arıtılmamış suyla hazırlanan mamaların kullanılması sonucu bebek ölümlerinde ani bir artış görüldü. markanın agresif pazarlama stratejisi yıllar içinde yüzbinlerce bebeğin ölümüyle sonuçlandı.
ayrıca afrika ülkeleri dışında 1960-70'li yıllarda meksika, şili, singapur gibi ülkelerde emzirme oranlarının %100'lerden %5'lere kadar gerilemesine sebep oldular. nestle'nin amacı başlarda mamaları ücretsiz vererek anneleri emzirmek yerine hazır mama kullanımına alıştırmaktı.
1973 yılına gelindiğinde pazarlama stratejilerine ilk tepki verildi. abd'de bir dergide yayınlanan bebek katili başlıklı makale ile markanın yarattığı tahribat ele alındı. ancak nestle dergiyi mahkemeye verdi ve sonuç olarak tazminat alarak davayı kazandı. mahkeme bebek ölümleri ile mamalar arasında bir bağlantı bulamadığını söyledi.
1977 yılında ise yine abd'de ilk boykotlar başladı. boykotlar devam ederken 80'li yıllara kadar marka, stratejisinden heri adım atmayarak avrupa'ya kadar yayıldı. boykotlar sonucu dünya sağlık örgütü, bu tür mamaların içeriğinde neler olması gerektiğini açıklayan bir kod yayınladı. nestle bu kurallara uyacağını söyleyerek boykotların sona ermesini sağladı. ancak mamalarını pazarlamaya devam ettiler ve stratejilerinde bir sorun olmadığını savunmaya devam ettiler. 2008 yılına gelindiğinde nestle nihayet bir geri adım attı. ancak iş işten geçmişti.
sonuç olarak bir çok ülkede anneleri manipüle ederek onları, mamaların anne sütünün yerine kullanılabilecek sağlıklı bir ürün olduğuna ikna etti. birçok ülkede bir neslin yetersiz beslenmesine ve yüzbinlerce bebeğin ölümüyle sonuçlanan stratejileri aynı zamanda emzirmek yerine hazır mamanın daha iyi olduğuna dair yanlış bir algı da yarattılar.
kaynak:
kaynak 1 ve kaynak 2 kaynak 3
devamını gör...
sivilce izleri için öneriler
madecassol bepanthol ve e vitamini karışımını denemiştim. belli bir yere kadar cildi soyuyor ama sonrasında etkisi kalmıyor. cilt savunma mekanizması geliştiriyor herhalde. zaten madecassol'le ilgili deriyi incelttiği için fazla kullanmanın zararlı olduğuyla ilgili iddialar da var. özel bir hastanede ya da güvenilir bir klinikte dermapen yöntemi denenebilir. eğer denemek istiyorsanız acele etmelisiniz. çünkü sadece kış aylarında yapılan bir uygulama.
devamını gör...
morfin
analjezik(ağrı kesici),antitusif(öksürük azaltıcı) etkisi olan opiyat ajandır.
respiratuvar depresyon(solunumun yavaşlaması, derinliğinin azalması),bulantı kusma,miyozis(göz bebeğinde küçülme),vazodilatasyon(damarlarda genişleme) buna bağlı bos basıncını artırma gibi etkileri de mevcuttur.
konvülsiyon ve çizgili kas rijiditesi yapabilir.
respiratuvar depresyon(solunumun yavaşlaması, derinliğinin azalması),bulantı kusma,miyozis(göz bebeğinde küçülme),vazodilatasyon(damarlarda genişleme) buna bağlı bos basıncını artırma gibi etkileri de mevcuttur.
konvülsiyon ve çizgili kas rijiditesi yapabilir.
devamını gör...
misafirlikte maruz kalınmış en kötü yemek
soğan salatası, kokusu zaten direk sofradan soğutmuştu.
hâlbuki çok güzel bi pasta vardı tam yanında ama oturmadım, karnım ağriyor falan dedim.
içimde kaldı ya o pasta keşke zamanı geri alsak ya.
hâlbuki çok güzel bi pasta vardı tam yanında ama oturmadım, karnım ağriyor falan dedim.
içimde kaldı ya o pasta keşke zamanı geri alsak ya.
devamını gör...
köylü yazardan ironiler
bir süreliğine yerine kısa süreliğine yazmasını beklediğim yazardır. umarım sözlüğe dönüşü geç olmaz.
devamını gör...
atv ekibini püskürten dayı
kimin kime gücü yetiyorsa ondan hesap soruyor, ama bu dayıyı hafife almışlar.
devamını gör...
yoldaş benjamin ile mum eşliğinde yemek yemek
pandemiden sonra yapacağımız zirvede yenebilecek yemektir.
yüzümde kafa sözlük logolu maske ile orada olacağım.
yüzümde kafa sözlük logolu maske ile orada olacağım.
devamını gör...
eski sevgili ile karşılaşılan en ilginç yer
eski inönü kapalı tribünü.
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
orwell amcamız dışişleri bakanlığında çalışan aşkı uğruna aralarında charlie chaplin'in de bulunduğu bir komünistler listesi yapıp milleti ingiliz hükümetine gammazlamış zamanında. kaldı mı böyle erkekler be?
ünlü ingiliz yazar george orwell`ın, ingiltere dışişleri bakanlığı`nın özel bir birimi adına çalışan celia kirwan adlı kadının aşkı uğruna, aralarında ünlü komedyen charlie chaplin`in adının da bulunduğu 38 kişilik bir listeyi `komünistler` listesi diye hükümete verdiği öne sürüldü. 54 yıl önce hükümete verilen ve üzerindeki ``süresiz gizlilik`` ibaresi yüzünden bugüne kadar ortaya çıkmayan listenin varlığını, geçen sonbaharda ölen celia kirwan`ın kızı ariane bankers`ın ortaya çıkardığını belirten the guardian, bankers`ın garton ash`tan bu listeyle ilgili gerçekleri yazmasını istediğini duyurdu. listenin orwell`in kendi not defterine yazdığı orijinal listenin karbon kopyası olduğunu ve celia kirwan`a gönderildiğini belirten guardian, 1940`lı yıllarda yazdığı ``1984`` ve ünlü ``big brother`` kitabıyla edebiyat tarihine damgasını vuran ünlü yazarın, bu işi yapmaya o zamanlar dışişleri bakanlığı`nda çalışan kirwan`a olan aşkı ya da en azından bu genç kadına duyduğu müthiş düşkünlük sayesinde ikna olduğunu öne sürdü. listede charlie chaplin`in yanı sıra ünlü yazar jb priestley, aktör michael redgrave, ünlü sovyet tarihi uzmanı eh carr, dönemin işçi partili milletvekili tom driberg ve guardian`ın da aralarında bulunduğu bazı gazetelerin yazarlarının bulunduğunu belirten gazete, gerçek adı eric blair olan ünlü yazarın, verdiği listedeki isimlerin en azından birer sovyet sempatizanı ve propagandacısı olduklarını savunduğuna işaret etti. listeyi ele alıp inceleyen ve üzerinde çalışan siyaset tarihçisi garton ash`in listenin gerçek olduğunu ve orwell`in el yazısıyla yazıldığını diğer uzmanların görüşlerine de başvurarak tespit ettiğini duyuran guardian, orwell`in işi, dönemin daily express muhabirlerinden peter smollett`i sovyet ajanı ilan etmeye kadar götürdüğünü de bildirdi.
internet haber
ünlü ingiliz yazar george orwell`ın, ingiltere dışişleri bakanlığı`nın özel bir birimi adına çalışan celia kirwan adlı kadının aşkı uğruna, aralarında ünlü komedyen charlie chaplin`in adının da bulunduğu 38 kişilik bir listeyi `komünistler` listesi diye hükümete verdiği öne sürüldü. 54 yıl önce hükümete verilen ve üzerindeki ``süresiz gizlilik`` ibaresi yüzünden bugüne kadar ortaya çıkmayan listenin varlığını, geçen sonbaharda ölen celia kirwan`ın kızı ariane bankers`ın ortaya çıkardığını belirten the guardian, bankers`ın garton ash`tan bu listeyle ilgili gerçekleri yazmasını istediğini duyurdu. listenin orwell`in kendi not defterine yazdığı orijinal listenin karbon kopyası olduğunu ve celia kirwan`a gönderildiğini belirten guardian, 1940`lı yıllarda yazdığı ``1984`` ve ünlü ``big brother`` kitabıyla edebiyat tarihine damgasını vuran ünlü yazarın, bu işi yapmaya o zamanlar dışişleri bakanlığı`nda çalışan kirwan`a olan aşkı ya da en azından bu genç kadına duyduğu müthiş düşkünlük sayesinde ikna olduğunu öne sürdü. listede charlie chaplin`in yanı sıra ünlü yazar jb priestley, aktör michael redgrave, ünlü sovyet tarihi uzmanı eh carr, dönemin işçi partili milletvekili tom driberg ve guardian`ın da aralarında bulunduğu bazı gazetelerin yazarlarının bulunduğunu belirten gazete, gerçek adı eric blair olan ünlü yazarın, verdiği listedeki isimlerin en azından birer sovyet sempatizanı ve propagandacısı olduklarını savunduğuna işaret etti. listeyi ele alıp inceleyen ve üzerinde çalışan siyaset tarihçisi garton ash`in listenin gerçek olduğunu ve orwell`in el yazısıyla yazıldığını diğer uzmanların görüşlerine de başvurarak tespit ettiğini duyuran guardian, orwell`in işi, dönemin daily express muhabirlerinden peter smollett`i sovyet ajanı ilan etmeye kadar götürdüğünü de bildirdi.
internet haber
devamını gör...
önemli birinin yanında saçmalamak
yeni tanıştığım bi' hanımefendiye galatasarayın son durumunu konuşmayı tavsiye etmiştim, o aklıma geldi, birbirimizi bir daha görmedik.
devamını gör...
goodfellas
goodfellas (1990), yönetmen martin scorsese'nin ustalık eseridir. film, eski mafya üyesi henry hill' in gerçek hayatını ve mafyanın içinde geçirdiği 30 yılı anlatıyor. adet olduğu üzere bundan sonrası spoiler:
--! spoiler !--
bu filmi benim için özel yapan o kadar çok şey var ki... kusursuz olarak nitelendirebileceğim bir film. hem teknik anlamda hem de hikaye anlamında ilk dakikadan son dakikaya kadar sürükleyip götürüyor.
filmde joe pesci' nin muhteşem oyunculuğunu ve karakterle bütünleşmesini hemen farkedebiliyorsunuz. bu filmle “en iyi yardımcı erkek oyuncu” oscarını aldı ama filmin odak noktası o. hele sinema tarihine geçen “funny how” sahnesinde döktürüyor:
bu filmle starlığa adım atmak isteyen ray liotta ise henry hill’ i çok iyi oynamış. usta yönetmenin elinde iyice şekillenmiş gibi dursa da sonraki kariyeri beklentilerin çok altında kalmıştır.
robert de niro ise benim fikrime göre geri planda kalmış. gene klasik ağzını burnunu çarpıtarak rol kesmeleri mevcut ama sanki joe pesci’ ye ben bu filmde seninle başa çıkamayacağım demek istemiş.
scorsese'nin önceki filmlerini izlemiş ve kendisinin tarzını az çok bilen biri bu filmde önceki filmlerinde kullandığı her teknik unsuru nasıl alıp mükemmelleştirdiğini görebilir. daha önce hiç scorsese filmi seyretmeyen ise adapte olmakta hiç zorluk çekmez. tam bir usta yönetmen işi. bunların dışında da filmin tamamen gerçek hikayelerden oluşması ve henry hill' in bizzat danışmanlık yapmış olması nedeniyle film bittikten sonra bile kendisinin hayatı ve yaşadıkları hakkında araştırma yapma ihtiyacı hissediyorsunuz.
mafya dünyasını oldukça gerçekçi, çarpıcı, ve mizahi bir şekilde anlatmayı başarmış bir başyapıt. tüm zamanlardaki favori filmlerimden biri.
sinema tarihindeki en uzun vertigo effect lerinden biri de bu filmdedir.
filmin ilk cümlesi, son sözüm olsun:
"as far back as i can remember i always wanted to be a gangster,"
--! spoiler !--
--! spoiler !--
bu filmi benim için özel yapan o kadar çok şey var ki... kusursuz olarak nitelendirebileceğim bir film. hem teknik anlamda hem de hikaye anlamında ilk dakikadan son dakikaya kadar sürükleyip götürüyor.
filmde joe pesci' nin muhteşem oyunculuğunu ve karakterle bütünleşmesini hemen farkedebiliyorsunuz. bu filmle “en iyi yardımcı erkek oyuncu” oscarını aldı ama filmin odak noktası o. hele sinema tarihine geçen “funny how” sahnesinde döktürüyor:
bu filmle starlığa adım atmak isteyen ray liotta ise henry hill’ i çok iyi oynamış. usta yönetmenin elinde iyice şekillenmiş gibi dursa da sonraki kariyeri beklentilerin çok altında kalmıştır.
robert de niro ise benim fikrime göre geri planda kalmış. gene klasik ağzını burnunu çarpıtarak rol kesmeleri mevcut ama sanki joe pesci’ ye ben bu filmde seninle başa çıkamayacağım demek istemiş.
scorsese'nin önceki filmlerini izlemiş ve kendisinin tarzını az çok bilen biri bu filmde önceki filmlerinde kullandığı her teknik unsuru nasıl alıp mükemmelleştirdiğini görebilir. daha önce hiç scorsese filmi seyretmeyen ise adapte olmakta hiç zorluk çekmez. tam bir usta yönetmen işi. bunların dışında da filmin tamamen gerçek hikayelerden oluşması ve henry hill' in bizzat danışmanlık yapmış olması nedeniyle film bittikten sonra bile kendisinin hayatı ve yaşadıkları hakkında araştırma yapma ihtiyacı hissediyorsunuz.
mafya dünyasını oldukça gerçekçi, çarpıcı, ve mizahi bir şekilde anlatmayı başarmış bir başyapıt. tüm zamanlardaki favori filmlerimden biri.
sinema tarihindeki en uzun vertigo effect lerinden biri de bu filmdedir.
filmin ilk cümlesi, son sözüm olsun:
"as far back as i can remember i always wanted to be a gangster,"
--! spoiler !--
devamını gör...
