pandemide kendimize kattığımız şeyler
kendime kattığım tek şey kilo oldu sanırım
devamını gör...
sevilen türkünün en vurucu sözleri
aman ölüm zalım ölüm üç gün ara ver.
devamını gör...
bir insandan soğumanıza neden olacak şeyler
sürekli kendini övmesi, yanımda başka insanların dedikodusunu yapması ve alay etmesi, bilgisi olmasa da her konuda fikri olması ve en doğrusu kendi fikriymiş gibi bunu inatla savunması.
devamını gör...
il il gezip sürekli yemek yemek
aklıma istemsizce, anadolu'yu gezip her gittikleri yerin 1 aylık erzağını tüketen yemek programları geldi.
devamını gör...
fuckbuddy'e aşık olmak
bu salaklığı bir ben yapardım zaten dediğim durumdur.
devamını gör...
michelangelo
sistine şapeli'nin fresklerini yapan muhteşem ressam.
ayrıca ilk resmini 12-13 yaşlarındayken yapmıştır.
ayrıca ilk resmini 12-13 yaşlarındayken yapmıştır.
devamını gör...
oruç tutmadığı halde sahura kalkan ateist
bir insan.
ne yapalım, asalım mı, keselim mi? kalkmış işte adam ne güzel.
afiyet olsun. yarasın koçuma!
ne yapalım, asalım mı, keselim mi? kalkmış işte adam ne güzel.
afiyet olsun. yarasın koçuma!
devamını gör...
bir sözle kalbinin paramparça olduğunu hissetmek
daha kötüsü o sözün sürekli beyninin içinde yankılanışını duymak. susmuyor bu sesler ben susmayı seçsem de. bir söz değil onlarca söz var. hangisini susturacağımı şaşırmış durumdayım.
devamını gör...
2021'e veda ederken bir not bırak

her yıl bir önceki yılın tekrarı, ufak tefek değişiklikler dışında. benim için bir anlam ifade etmeyen bir döngü, bir ifade, bir geçiş. yılbaşına geçiş olan yıl sonu, doğum günü vb. özel olarak nitelendirilen günler benim için zaman dışında bir anlam ifade etmez fakat hediye ve pasta olduğu sürece sorun yok. yaşasın hediye, pasta ve zararlı olan diğer her şey. :)
devamını gör...
2 broke girls
bolumleri 20 dklik amerikan sit-com dizisi.
garson max’in; zenginligini kaybedip bununla basa cikmaya calisan caroline ile imtihani desek daha dogru sanki*. arka arkaya en az 3 bolum izlettirir, hap niyetine yutulmasi tavsiye edilir.
garson max’in; zenginligini kaybedip bununla basa cikmaya calisan caroline ile imtihani desek daha dogru sanki*. arka arkaya en az 3 bolum izlettirir, hap niyetine yutulmasi tavsiye edilir.
devamını gör...
30 yaş üstü yazarlar uçurulsun kampanyası
olm başlık hortlayıp duruyor. bak uçuracaksanız önceden haber verin şu birikmiş karma puanları harcayalım. kefenin cebi yok malum.
devamını gör...
demoralize ederek motive etmek
danışman hocamın yaptığı şey. motive mi oldum yoksa korkudan mı teze çalışıyorum emin değilim. emin olduğum tek şey, karnımdaki çocuğu düşürecektim üzüntüden. hala da çok mutsuzum. bence olumsuz pekiştireç insan psikolojisine zarar. ama iyi silkeliyor ne diyeyim şimdi.
devamını gör...
kinizm
ismini yunacada köpek anlamına gelen kinik kelimesinden alan mutluluğa giden yolun köpek gibi hayvanlar gibi sorumsuzca yaşamaktan geçtiğini belirten felsefi görüştür. meşhur temsilcilerinden birisi ise fıçıda yaşayıp büyük iskender’in benden bir dileğin var mı? sözüne karşılık gölge etme başka ihsan istemem diyen diyojen’dir.
devamını gör...
the birds
aynı zamanda hitchcock'un filmi yaparken esinlendiği, daphne du maurier'in 1952 yılında yayımladığı bir öykü.
spoiler vermeden kısaca öyküden bahsedelim, artılarını ve eksilerini konusalım. şimdi öncelikle, öykü kuşların örgütlenerek, birbiriyle asla yan yana bulunmayacak bazı türlerle bir olup insanlığın üstüne saldırdığı, gökyüzündeki güneşi kapatacak kadar korkutucu bir hal alması ile başlıyor. bunu yaparken, asla yan yana gelemeyecek kuş türlerinden bir başlıyor ve bir anda kendinizi birçok kuş türünün günlük yaşantısı hakkında bilgi sahibi olmuş buluyorsunuz, daha da güzeli o zamanın radyo kültürünü de çok hoş bir biçimde önümüze sunuyor, zira sabah yediyi bekleyip radyodan haberleri dinlemeler mi dersiniz, her insanın "ne olup ne bitmiş yahu?!" diye her kısmıyla radyoların başında durmalar mı dersiniz, insanı gerçekten yazıldığı yıla getiriyor, yetiyor mu? yetmiyor, zira insanlar evlere kapanmış, sokağa çıkamayacak haldeyken bir anda yaklaşık 10 yıl öncesini düşünmemizi de sağlıyor.
10 yıl önce ne olmuştu, sahi? evet, 2.dünya savaşı... ve o zamanın hava saldırılarından korunma şekilleri, o günlerde radyoların nasıl yayın yaptığı, ne zorluklarla yaşandığına kadar insanı kendi içerisine çekiyor bu öykü.
öykünün güzel kısımları kadar zevk veren yerleri olduğu kadar eksik olan kısımları da bi hayli rahatsız edici, misal kitap oldukça yavaş başlayıp bir anda hızlanıp öyle keskin bir biçimde bitiyor ki, "acaba okuduğum kitap eksik mi benim?!" diye iç geçiriyorsunuz, zira kitap 66 sayfalık bir şey. daha kötü olan kısım ise hikayenin orta yerinde kesilmesi, yani öykü öyle bir anda bitiyor ki, "lan nolcak acaba, aaaaaaaaağ!" diye bağırabilirken bulabiliyorsunuz kendinizi, bu da ne yazık ki benden bir tık eksi not almasına sebep oldu.
spoiler vermeden kısaca öyküden bahsedelim, artılarını ve eksilerini konusalım. şimdi öncelikle, öykü kuşların örgütlenerek, birbiriyle asla yan yana bulunmayacak bazı türlerle bir olup insanlığın üstüne saldırdığı, gökyüzündeki güneşi kapatacak kadar korkutucu bir hal alması ile başlıyor. bunu yaparken, asla yan yana gelemeyecek kuş türlerinden bir başlıyor ve bir anda kendinizi birçok kuş türünün günlük yaşantısı hakkında bilgi sahibi olmuş buluyorsunuz, daha da güzeli o zamanın radyo kültürünü de çok hoş bir biçimde önümüze sunuyor, zira sabah yediyi bekleyip radyodan haberleri dinlemeler mi dersiniz, her insanın "ne olup ne bitmiş yahu?!" diye her kısmıyla radyoların başında durmalar mı dersiniz, insanı gerçekten yazıldığı yıla getiriyor, yetiyor mu? yetmiyor, zira insanlar evlere kapanmış, sokağa çıkamayacak haldeyken bir anda yaklaşık 10 yıl öncesini düşünmemizi de sağlıyor.
10 yıl önce ne olmuştu, sahi? evet, 2.dünya savaşı... ve o zamanın hava saldırılarından korunma şekilleri, o günlerde radyoların nasıl yayın yaptığı, ne zorluklarla yaşandığına kadar insanı kendi içerisine çekiyor bu öykü.
öykünün güzel kısımları kadar zevk veren yerleri olduğu kadar eksik olan kısımları da bi hayli rahatsız edici, misal kitap oldukça yavaş başlayıp bir anda hızlanıp öyle keskin bir biçimde bitiyor ki, "acaba okuduğum kitap eksik mi benim?!" diye iç geçiriyorsunuz, zira kitap 66 sayfalık bir şey. daha kötü olan kısım ise hikayenin orta yerinde kesilmesi, yani öykü öyle bir anda bitiyor ki, "lan nolcak acaba, aaaaaaaaağ!" diye bağırabilirken bulabiliyorsunuz kendinizi, bu da ne yazık ki benden bir tık eksi not almasına sebep oldu.
devamını gör...
yalnız başınayken gülmek
deli olduğumu öğrendiğim başlık. bazen komik bir şey yapıyorum ve yanımda kimse olmuyor. bende gülüyorum kendi kendime. ya da aklıma komik bir espri geliyor. tutamıyorum kendimi. bu gayet normal bence.**
devamını gör...




