geceye bir söz bırak
“bence modern zamandaki en acı durum, karşındaki insanın seni bir alternatif olarak görmesidir. seni diğer insanlardan farklı görmeyip, hızlıca tüketip başka alternatiflere yönelmesidir. fast food tüketir gibi insan tüketmeleridir. insan gerçekten ziyandadır.”
aamir khan
aamir khan
devamını gör...
80 tl'ye normal sözlük hesabını satan yazar
kafa sözlüğün değerlenmeye başladığının bir göstergesi olan başlıktır.
hadi bismillaaah..
hadi bismillaaah..
devamını gör...
pazardaki kadınları taciz eden ihtiyar sapık
pazarda taciz, otobüste taciz, işyerinde taciz, okulda taciz. sonu gelmiyor ne yazık ki. artık insan şaşıramıyor bile. bu alışmışlık çok acı.
devamını gör...
parkinson
dopamin üreten beyin hücrelerinin azalmasıyla birlikte görülen sinsi bir beyin hastalığıdır. titremeler, denge kaybı ve hareketlerde azalma gibi tipik belirtiler görülmektedir. erken teşhis önemlidir fakat ilerleyici bir hastalıktır. tedavi ile sadece hastalığın seyrini yavaşlatabilirsiniz.
devamını gör...
kadın yazarlardan kadın yazarlara sorular
3 kişi yazmış 3 ü de erkek . benle 4 oldu.
devamını gör...
birinin kıyamadığı olmak
ya sevimli bir oğlan/kız çocuğu ya da bir kedi/köpek eniğidir. özellikle hanımlar bunları görür görmez " ayy kıyamam" derler.
devamını gör...
sıfır takipçisi olan bir yazarı ciddiye almak
kendini ifade etmek, güzel vakit geçirmek yerine sosyal medya kullanır gibi takipçi kovalayan insanın dert edeceği şeydir.
devamını gör...
normal sözlük dizi film kulübündeki tuhaf yayın
çok ilginç duygusal değişimler oluşturan yayın olmuştur. öncesinde her şey american horror story'nin 9. sezonunu birlikte izleme kararıyla başladı. dizi bittikten sonra, seri katiller ve dizideki seri katillerin kimlerden esinlendiği hakkında bir sohbet geçti. sonrasında kriminal olaylar, seri cinayetler, psikoloji ve aile üzerine detaylı bir tartışma oldu. (bu sırada olayın nereye gittiğini anlamayan sözlük yazarları olur olmadık kahkahalar atmaya başladılar) sonrasında yayına katılan bir gardiyan ile hararetli bir tartışma gerçekleştirildi. suç, suçlular, kriminal olaylar, suçluların hakları, hukuk ve etik kavramı derken sözlük yazarları yavaştan kafayı kırmaya ve kahkahaların yanı sıra tuhaf hikayeler anlatmaya başladı. şimdiye kadar hiç böylesine tuhaf bir yayına denk gelmemiştim. hani otursan yazsan programını yapsan, insanlar neye uğradığını şaşırır. çok tuhaf bir geceydi, hala çok gergin ve tedirginim. az önce ayna karşısında sigaramı yaktıktan sonra gürültülü bir şekilde kahkaha atarak sütümü yudumladım.
devamını gör...
yeni akit'in friends sansürü
bunlar kadın koluna da mı halleniyormuş.
devamını gör...
yazarların cumhurbaşkanı olduklarında yapacakları şeyler
"türkiye nasıl düze çıkar?"
"sen cumhurbaşkanı olsan ne yapardın?"
güzel soru.
uzun bir yazı olacak. ancak okumaya değecek. her kesimden destek göreceğine inanıyorum.
okuduğunuza değecektir.
başlayalım.
*devletin tüm kadrolarında görevini sürdüren, en ufak görevdeki insandan en yüksek mertebedekine kadar hepsinin geriye dönük 10 senelik geçmişi araştırılır. yaptıkları işler, verdikleri raporlar ayrıntılı incelemeye tabi tutulur. liyakat şartı aranır. işini iyi yapan, yetkin insanlar görevlerinde tutulurken gerisine yol verilir.
*torpil bitirilir. torpille göreve gelmiş herkesin, mevkileri ne kadar yüksek olursa olsun işine derhal son verilir.
*devletin tüm organlarındaki ödemeler, satın almalar, son kuruşuna kadar denetlemeye tabi tutulur. devletin parasını çarçur eden, çalan, ayakkabı kutularına dolduran, peşkeş çeken herkes hakkında kamu davası açılır.
*tüm tarikatlar kapatılır. din hakkında söz sahibi tek kurum/kuruluş diyanet işleri olarak bırakılır.
*"yenilenebilir enerji" sektörüne çok büyük yatırım yapılır. dev güneş enerjisi tarlaları kurulur. sayısız rüzgar türbini stratejik noktalara yerleştirilir. enerji konusunda dışarıya olan bağımlılığı 10 sene içinde bitirme hedefi konulur. bu şekilde enerji fiyatları düşer. vatandaş rahat bir nefes alır.
*türkiye uzay ajansı, taşak malzemesi olmaktan kurtarılır. fizikçiler, matematikçiler, astronomlar yetiştirilir. 20 sene içinde uzaya türk astronotlar gönderme, 50 sene içinde ise astroid madenciliğine başlama hedefi konulur.
*diyanet işlerinin bütçesi 4'de birine indirilir.
*milli eğitim bakanlığı ve sağlık bakanlığının bütçeleri 3'er katına çıkarılır.
*türk silahlı kuvvetlerinin bütçesi %50 oranında arttırılır, ancak tek bir şartla; profesyonel orduya geçilir.
*büyük bir sanayi kalkınma hareketi başlatılır. her ilde yeni fabrikalar açılır. 10 sene içinde türkiye'nin üretim hacminin 3 katına çıkması hedefi konulur. bu şekilde yüz binlerce insana istihdam sağlanır. küçük ev eşyalarından uçak sanayisine kadar, her şeyi vatan içinde üretme prensibi ile hareket edilir.
"üreten ülke" pozisyonuna geçeceğimiz için ekonomi yavaş yavaş belini doğrultur. döviz düşerken türk parası değer kazanır.
*doğa korunur. doğaya zarar veren çok büyük ceza istemiyle yargılanır. yerli ya da yabancı, hiç bir şirket, maden çıkarmak amacıyla, otel yapmak amacıyla doğayı mahvedemez. deneyenlerin üzerine kabus gibi çökülür.
*hukukun üstünlüğü yeniden tanımlanır. cezaevlerinde yatan gazeteciler, aydınlar, derhal serbest bırakılır.
*devlet kimin ne içtiğine, kimle seviştiğine karışmaz. hukuki ve sosyokültürel açıdan her bireye tam eşitlik sağlar. bir trans kadın başsavcı olabildiği gibi, bir cumhurbaşkanı gerekirse çatır çatır yargılanabilir.
*tecavüz, taciz gibi suçlara bulaşanların hayatı karartılır. çocuklara karşı cinsel suçlara karışanlar bir daha gün yüzü göremez. devlet artık bu yaratıkların üzerine öyle bir çöker ki kimse zaten buna cesaret bile edemez.
cinsel suçlulara, abd'de olduğu gibi, bir database'e kaydolma şartı koyulur. cezalarını çekseler bile isimleri orda kalır.
*"yap-işlet-devret" modeli tamamen terkedilir. ülkenin kendi köprüsünü, kendi kanalını, kendi havalimanını yapması en büyük hedeflerden biri olur.
*köy enstitüleri yeniden açılır. tarımdan hayvancılığa bir çok eğitim programı hazırlanır.
*tüm merdiven altı üniversiteler kapatılır. 3 katlı tek bir binadan oluşan, "osman üniversitesi" gibi kurumlar, eğitim sisteminden çıkarılır. yeni üniversite açılmaz!
*tarıma ve çiftçiye destek olunur. yurtdışından tohum ithalatı sonlandırılır. çiftçiye verilen yakıt, tohum, makina, sulama, gübre desteği gibi şeyler 5 katına çıkartılır.
çiftçinin elinde kalan mahsulü devlet satın alır.
böylece temel gıdaların fiyatı düşer. vatandaş nefes alır.
*terörün üzerine kabus gibi çökülür. türkiye'nin doğusundaki tüm dağlar temizlenir. ancak bunu yaparken oradaki halk kendi kaderine terk edilmez.
doğudaki vatandaşa binlerce yeni iş imkanı sağlanır. halk fakirlikten kurtulur. terörün ve teröristin kucağına oturmak zorunda kalmaz.
toplumun 7'den 70'e her kesiminin en büyük ve tek güvencesi devlet olur.
*yiyecek, içecek, barınma gibi temel ihtiyaç ve hizmetlerin belirli bir tavan ve taban fiyatları olur. devlet göz göre göre vatandaşının sikilmesine izin vermez.
*yabancı şirketlere asla geçiş garantisi, yıllık ödeme gibi garantiler verilmez.
*"özel tüketim vergisi" denilen salaklık kaldırılır.
*bir süreliğine "en fazla 3 çocuk" sınırlaması getirilir. bu nedenle etrafta gezen işsiz, niteliksiz insan ordusu yavaş yavaş yok olur.
*dış ticarette ithalat değil, ihracat konseptine dönülür.
*her şehre dev hayvan barınakları yapılır. 10 sene içinde sokak hayvanlarını bitirme hedefi konulur.
*teknolojiye yatırım yapılır. dünya devleriyle yarışacak işletim sistemleri, teknoloji markaları, elektronik ürünler tasarlanır.
*özellikle gıda sektörü çok sıkı denetlenir. kesinlikle vatandaşa en zararlı ürünlerin, en boktan katkı maddelerinin yedirilmesine izin verilmez. ortalama yaşam süresinin 85 sene olması hedefi konulur.
*sağlık sistemi küba, kanada gibi bedava yapılır. ilaç bulamadığı için ölen insan haberleri tarihe karışır.
*ar-ge çalışmalarına milyonlarca lira kaynak aktarılır. ülke kendi kanser aşısını, kendi doktor ve bilim insanlarıyla üretebilecek yetkinliğe kavuşturulur.
*kadınların ekonomiye kazandırılması hedefi konulur. aile, çalışma ve sosyal hizmetler bakanlığı bir çok yeni proje üretir. kadınlara yeni iş kolları açılır, eğitim verilir. bir ailede hem kadın, hem de erkek çalışıyorsa aileye maddi teşvik sağlanır. çocuk varsa sosyal yardım daha da arttırılır. ancak bu çocuğa nasıl bakılıyor, devlet bunun takipçisi olur.
bunları yaparsanız, 30 sene içinde türkiye büyük bir süpergüç haline gelecektir.
(aklıma geldikçe eklenecek)
"sen cumhurbaşkanı olsan ne yapardın?"
güzel soru.
uzun bir yazı olacak. ancak okumaya değecek. her kesimden destek göreceğine inanıyorum.
okuduğunuza değecektir.
başlayalım.
*devletin tüm kadrolarında görevini sürdüren, en ufak görevdeki insandan en yüksek mertebedekine kadar hepsinin geriye dönük 10 senelik geçmişi araştırılır. yaptıkları işler, verdikleri raporlar ayrıntılı incelemeye tabi tutulur. liyakat şartı aranır. işini iyi yapan, yetkin insanlar görevlerinde tutulurken gerisine yol verilir.
*torpil bitirilir. torpille göreve gelmiş herkesin, mevkileri ne kadar yüksek olursa olsun işine derhal son verilir.
*devletin tüm organlarındaki ödemeler, satın almalar, son kuruşuna kadar denetlemeye tabi tutulur. devletin parasını çarçur eden, çalan, ayakkabı kutularına dolduran, peşkeş çeken herkes hakkında kamu davası açılır.
*tüm tarikatlar kapatılır. din hakkında söz sahibi tek kurum/kuruluş diyanet işleri olarak bırakılır.
*"yenilenebilir enerji" sektörüne çok büyük yatırım yapılır. dev güneş enerjisi tarlaları kurulur. sayısız rüzgar türbini stratejik noktalara yerleştirilir. enerji konusunda dışarıya olan bağımlılığı 10 sene içinde bitirme hedefi konulur. bu şekilde enerji fiyatları düşer. vatandaş rahat bir nefes alır.
*türkiye uzay ajansı, taşak malzemesi olmaktan kurtarılır. fizikçiler, matematikçiler, astronomlar yetiştirilir. 20 sene içinde uzaya türk astronotlar gönderme, 50 sene içinde ise astroid madenciliğine başlama hedefi konulur.
*diyanet işlerinin bütçesi 4'de birine indirilir.
*milli eğitim bakanlığı ve sağlık bakanlığının bütçeleri 3'er katına çıkarılır.
*türk silahlı kuvvetlerinin bütçesi %50 oranında arttırılır, ancak tek bir şartla; profesyonel orduya geçilir.
*büyük bir sanayi kalkınma hareketi başlatılır. her ilde yeni fabrikalar açılır. 10 sene içinde türkiye'nin üretim hacminin 3 katına çıkması hedefi konulur. bu şekilde yüz binlerce insana istihdam sağlanır. küçük ev eşyalarından uçak sanayisine kadar, her şeyi vatan içinde üretme prensibi ile hareket edilir.
"üreten ülke" pozisyonuna geçeceğimiz için ekonomi yavaş yavaş belini doğrultur. döviz düşerken türk parası değer kazanır.
*doğa korunur. doğaya zarar veren çok büyük ceza istemiyle yargılanır. yerli ya da yabancı, hiç bir şirket, maden çıkarmak amacıyla, otel yapmak amacıyla doğayı mahvedemez. deneyenlerin üzerine kabus gibi çökülür.
*hukukun üstünlüğü yeniden tanımlanır. cezaevlerinde yatan gazeteciler, aydınlar, derhal serbest bırakılır.
*devlet kimin ne içtiğine, kimle seviştiğine karışmaz. hukuki ve sosyokültürel açıdan her bireye tam eşitlik sağlar. bir trans kadın başsavcı olabildiği gibi, bir cumhurbaşkanı gerekirse çatır çatır yargılanabilir.
*tecavüz, taciz gibi suçlara bulaşanların hayatı karartılır. çocuklara karşı cinsel suçlara karışanlar bir daha gün yüzü göremez. devlet artık bu yaratıkların üzerine öyle bir çöker ki kimse zaten buna cesaret bile edemez.
cinsel suçlulara, abd'de olduğu gibi, bir database'e kaydolma şartı koyulur. cezalarını çekseler bile isimleri orda kalır.
*"yap-işlet-devret" modeli tamamen terkedilir. ülkenin kendi köprüsünü, kendi kanalını, kendi havalimanını yapması en büyük hedeflerden biri olur.
*köy enstitüleri yeniden açılır. tarımdan hayvancılığa bir çok eğitim programı hazırlanır.
*tüm merdiven altı üniversiteler kapatılır. 3 katlı tek bir binadan oluşan, "osman üniversitesi" gibi kurumlar, eğitim sisteminden çıkarılır. yeni üniversite açılmaz!
*tarıma ve çiftçiye destek olunur. yurtdışından tohum ithalatı sonlandırılır. çiftçiye verilen yakıt, tohum, makina, sulama, gübre desteği gibi şeyler 5 katına çıkartılır.
çiftçinin elinde kalan mahsulü devlet satın alır.
böylece temel gıdaların fiyatı düşer. vatandaş nefes alır.
*terörün üzerine kabus gibi çökülür. türkiye'nin doğusundaki tüm dağlar temizlenir. ancak bunu yaparken oradaki halk kendi kaderine terk edilmez.
doğudaki vatandaşa binlerce yeni iş imkanı sağlanır. halk fakirlikten kurtulur. terörün ve teröristin kucağına oturmak zorunda kalmaz.
toplumun 7'den 70'e her kesiminin en büyük ve tek güvencesi devlet olur.
*yiyecek, içecek, barınma gibi temel ihtiyaç ve hizmetlerin belirli bir tavan ve taban fiyatları olur. devlet göz göre göre vatandaşının sikilmesine izin vermez.
*yabancı şirketlere asla geçiş garantisi, yıllık ödeme gibi garantiler verilmez.
*"özel tüketim vergisi" denilen salaklık kaldırılır.
*bir süreliğine "en fazla 3 çocuk" sınırlaması getirilir. bu nedenle etrafta gezen işsiz, niteliksiz insan ordusu yavaş yavaş yok olur.
*dış ticarette ithalat değil, ihracat konseptine dönülür.
*her şehre dev hayvan barınakları yapılır. 10 sene içinde sokak hayvanlarını bitirme hedefi konulur.
*teknolojiye yatırım yapılır. dünya devleriyle yarışacak işletim sistemleri, teknoloji markaları, elektronik ürünler tasarlanır.
*özellikle gıda sektörü çok sıkı denetlenir. kesinlikle vatandaşa en zararlı ürünlerin, en boktan katkı maddelerinin yedirilmesine izin verilmez. ortalama yaşam süresinin 85 sene olması hedefi konulur.
*sağlık sistemi küba, kanada gibi bedava yapılır. ilaç bulamadığı için ölen insan haberleri tarihe karışır.
*ar-ge çalışmalarına milyonlarca lira kaynak aktarılır. ülke kendi kanser aşısını, kendi doktor ve bilim insanlarıyla üretebilecek yetkinliğe kavuşturulur.
*kadınların ekonomiye kazandırılması hedefi konulur. aile, çalışma ve sosyal hizmetler bakanlığı bir çok yeni proje üretir. kadınlara yeni iş kolları açılır, eğitim verilir. bir ailede hem kadın, hem de erkek çalışıyorsa aileye maddi teşvik sağlanır. çocuk varsa sosyal yardım daha da arttırılır. ancak bu çocuğa nasıl bakılıyor, devlet bunun takipçisi olur.
bunları yaparsanız, 30 sene içinde türkiye büyük bir süpergüç haline gelecektir.
(aklıma geldikçe eklenecek)
devamını gör...
pazartesi sendromu
işsizlerin yaşamadığı bir strestir.gerçi işsizlik başlı başına kronikleşmiş bir strestir ama en azından pazartesi günü stresinden muaf olma durumudur.
devamını gör...
recep tayyip erdoğan'ın kanunen 2023'te aday olamaması
aman canım sende. değiştiririz gider. ilahi psg.
devamını gör...
karma gerçeklik
kullanıcının sanal cisimlerle gerçekçi etkileşimlere girmesine izin veren teknoloji.
artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklikten farkı, sanal cisimlerin çok daha gerçekçi görünmesi. ayrıca etrafımızdaki gerçeklik ile sanal gerçeklik arasında daha güçlü bir bağ kuruyor.
şimdilik benzeri diğer teknolojiler kadar gelişmiş olmasa da, ingiltere'de hasta - doktor temasının azaltılması amacıyla kullanılmış ve doktorların covid'e yakalanma riskini %80 azaltmış.
bilim ve teknik dergisinin mart sayısında konuya ilişkin uzunca bir yazı var. okumak isteyenlere duyurmuş olayım.
artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklikten farkı, sanal cisimlerin çok daha gerçekçi görünmesi. ayrıca etrafımızdaki gerçeklik ile sanal gerçeklik arasında daha güçlü bir bağ kuruyor.
şimdilik benzeri diğer teknolojiler kadar gelişmiş olmasa da, ingiltere'de hasta - doktor temasının azaltılması amacıyla kullanılmış ve doktorların covid'e yakalanma riskini %80 azaltmış.
bilim ve teknik dergisinin mart sayısında konuya ilişkin uzunca bir yazı var. okumak isteyenlere duyurmuş olayım.
devamını gör...
friedrich nietzsche sözleri
kim namus ve ahlâk şövalyeliği yapıyorsa bilin ki en namussuzu o' dur.
devamını gör...
ismet inönü'nün 1 kuruş için thk başkanı fuat bey ile tartışması
mustafa kemal atatürk, ısmet inönü gibi değerler,
kendi hayatlarını bu memlekete, millete bahşetmiş değerlerimiz.
ömürleri cephelerde savaşarak geçmiş, yokluğu , çaresizliği en iyi bilen, yaşayan ve halkta bunu gören insanlar .
öyle bir aşk, öyle bir ahlak, öyle bir tutku ki onlardaki vatan millet tutkusu,
1 tek kuruş bile onlar için ' halk , memleket ' demek ...
kendi hayatlarını bu memlekete, millete bahşetmiş değerlerimiz.
ömürleri cephelerde savaşarak geçmiş, yokluğu , çaresizliği en iyi bilen, yaşayan ve halkta bunu gören insanlar .
öyle bir aşk, öyle bir ahlak, öyle bir tutku ki onlardaki vatan millet tutkusu,
1 tek kuruş bile onlar için ' halk , memleket ' demek ...
devamını gör...
bakara suresi 7. ayet
insanların kalplerinin ve kulaklarının, kendi seçtikleri eylemler nedeniyle sonunda kapandığını anlatan ama bazı insanlar tarafından ısrarla yanlış anlaşılan ayet.
insan iyiyi ya da kötüyü seçmekte serbest bırakılır. kötüyü seçtiğinde, yolundan dönmesi için her zaman fırsatı vardır. fakat o fırsatı ve daha sonra önüne çıkacak tüm fırsatları reddeden ve kötü olmakta direten kişiler, başka bir deyişle iflah olmaya niyeti olmayanlar, kendi amelleri neticesinde mührü vurmuş olurlar hayatlarına.
firavun gibi son anına dek inkârı seçip, son nefesinde "iman ettim" demenin bir faydası yoktur. gözleri, kalpleri, kulakları mühürlü olanlar, son nefesine kadar bu şekilde gidip de en ufak bir pişmanlık belirtisi göstermeyenlerdir. buradan tutup da " allah kendisi mühürlemiş, kendisi cezalandırıyor" gibi bir anlam çıkarmak doğru değil. en doğrusunu o bilir ama konuya bu şekilde bakmanız daha mantıklı olur. zira başlarda inkâr ettiği halde sonradan müslüman olarak ölen insanlar var. allah bunların kalp gözünü kapatmış olsaydı, o şekilde ölüp giderlerdi. şu halde düşünülmesi gereken, iş işten geçmeden tövbe edenlerin bu kapsamda olmadığıdır.
insan iyiyi ya da kötüyü seçmekte serbest bırakılır. kötüyü seçtiğinde, yolundan dönmesi için her zaman fırsatı vardır. fakat o fırsatı ve daha sonra önüne çıkacak tüm fırsatları reddeden ve kötü olmakta direten kişiler, başka bir deyişle iflah olmaya niyeti olmayanlar, kendi amelleri neticesinde mührü vurmuş olurlar hayatlarına.
firavun gibi son anına dek inkârı seçip, son nefesinde "iman ettim" demenin bir faydası yoktur. gözleri, kalpleri, kulakları mühürlü olanlar, son nefesine kadar bu şekilde gidip de en ufak bir pişmanlık belirtisi göstermeyenlerdir. buradan tutup da " allah kendisi mühürlemiş, kendisi cezalandırıyor" gibi bir anlam çıkarmak doğru değil. en doğrusunu o bilir ama konuya bu şekilde bakmanız daha mantıklı olur. zira başlarda inkâr ettiği halde sonradan müslüman olarak ölen insanlar var. allah bunların kalp gözünü kapatmış olsaydı, o şekilde ölüp giderlerdi. şu halde düşünülmesi gereken, iş işten geçmeden tövbe edenlerin bu kapsamda olmadığıdır.
devamını gör...
ağlarken aynaya bakmak
çok vahim ve üzücü bir durumdur.
ulan ne hale gelmişim diye içinden geçirir insan.
sagopa kajmer ağladığını kendin görmen ruhen yıkılış diyor aynen öyle işte.
ulan ne hale gelmişim diye içinden geçirir insan.
sagopa kajmer ağladığını kendin görmen ruhen yıkılış diyor aynen öyle işte.
devamını gör...
sözlük yazarlarının isimleri
safinaz :)
devamını gör...
