r.t.e. - using my religion
sözlükte ilk defa bu kadar çok güldüğüm bir başlığa rastladım.*
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
domestic kötü adam gülüşüyle uğurlamış bizi resmen.* teşekkürler, hadi byeeeğğğ o zaman.*
ses kaydı gönderen yazar arkadaşlara teşekkürler, şarkı seçimleri de muhteşemdi. yalnız yarasa'nın sesine de bayıldım, söylemeden geçemiciiim.*
ve son olarak; sevgili bengaripsengüzeldünyaumutlu, doğum günün kutlu olsun, mutlu yaşlar dilerim.*
ses kaydı gönderen yazar arkadaşlara teşekkürler, şarkı seçimleri de muhteşemdi. yalnız yarasa'nın sesine de bayıldım, söylemeden geçemiciiim.*
ve son olarak; sevgili bengaripsengüzeldünyaumutlu, doğum günün kutlu olsun, mutlu yaşlar dilerim.*
devamını gör...
konuşmadan anlaşabilmek
uzun süre beraber yaşayan, sezgileri kuvvetli inanların zaman içerisinde edindiği kabiliyettir. en basitinden "bir kahve mi içsek?" diye düşündükten beş dakika sonra karşı taraf gülümseyerek bir bardak kahveyi yanınıza bırakabilir.
devamını gör...
unutmak iyileştirir
yanlış bir tespit içeriyor.
unutmak zararlıdır, o sorunu aşmak daha önemlidir. aşmak iyileştirir.
unutmak zararlıdır, o sorunu aşmak daha önemlidir. aşmak iyileştirir.
devamını gör...
türk kızının en harika özelliği
türk erkeklerine katlanmaları.
hakları yedi cihanda ödenmez bu kızların vallahi. kıymetlerini bilin.
hakları yedi cihanda ödenmez bu kızların vallahi. kıymetlerini bilin.
devamını gör...
the fall
renklerin, mekanların birbirinden güzel olduğu 18 ülkede çekilmiş başlangıçta konusunu anlamakta zorlandığım tatlı mı tatlı bir kızın da başrolde olduğu 2006 yapımı film.
hastanede kolu kırık olan hareketli bir çocuk ile kaza sonucu vücudunun bir kısmı tutmayan bir dublörün hikayesini konu alıyor.
başlangıçta dublör çocuğu morfin getirmesi için kullansa da sonradan o kız çocuğu hayatının bir parçası ve umudu oluyor.
sahnelerden biride ayasofya da çekilmiş, başta bu ayasofya değil mi diye düşündükten sonra öğrendim ki gerçekten ayasofya imiş.
film bir kez daha gösteriyor ki dünyada gezilmesi, görülmesi gereken çok güzel yerler var.
ek olarak eski dönemlere, kalelere, şövalyelere özel bir ilgim olduğu hatta o zamanlarda yaşamak isteyen biri olarak ara ara beni daha fazla içine çekti film.
sonu mutlu biten, güzel renk dolu bir film.
keyifli seyirler.
hastanede kolu kırık olan hareketli bir çocuk ile kaza sonucu vücudunun bir kısmı tutmayan bir dublörün hikayesini konu alıyor.
başlangıçta dublör çocuğu morfin getirmesi için kullansa da sonradan o kız çocuğu hayatının bir parçası ve umudu oluyor.
sahnelerden biride ayasofya da çekilmiş, başta bu ayasofya değil mi diye düşündükten sonra öğrendim ki gerçekten ayasofya imiş.
film bir kez daha gösteriyor ki dünyada gezilmesi, görülmesi gereken çok güzel yerler var.
ek olarak eski dönemlere, kalelere, şövalyelere özel bir ilgim olduğu hatta o zamanlarda yaşamak isteyen biri olarak ara ara beni daha fazla içine çekti film.
sonu mutlu biten, güzel renk dolu bir film.
keyifli seyirler.
devamını gör...
ebeveyn yalanları
şimdi paramız yok olunca söz alırız.
çok yalan gibi değil aslında...
çok yalan gibi değil aslında...
devamını gör...
palla
antik yunan ve roma'da kadınların yağmurdan veya rüzgârdan korunmak için baş ve omuz bölgelerine sardıkları dikdörtgen, yün bir kumaştır. erkeklerin giydiği pallium'a benzemektedir. antik roma'da stola gibi palla da kadınların oldukça yaygın kullandığı bir giysiydi.
aslında palla, antik yunan'da kullanılan himation'ın antik roma'da uyarlanan bir versiyonudur.
başta kadınların yağmurdan korunmak için kendilerine sardıkları yün kumaş olarak tanımladığım kıyafet ne yazık ki araştırmalarımı genişlettiğimde farklı işler için de kullanıldığını gösterdi şahsıma. yere serip halı olarak da kullanabiliyorlarmış mesela. veya duştan sonra vücutlarına sarıyorlarmış. yani insan bedeninde kullanılan bir şeyin yere serilmesi temizlik takıntısı olmayan bireyleri bile rahatsız eder diye düşünüyorum. neyse, bunun için farklı farklı pallalar kullandıklarını da düşünebiliriz. gözümüzle görmedik nihayetinde.
palla'nın yün kumaştan yapıldığını söylemiştik lakin elbette çok zengin olan kesimin kullandığı pallalar yünden değil uzak doğu'dan ithal edilen ipekten yapılmış pallalardı.
çeşit çeşit renkte ve desende pallalar olsa da, aşağıda görselde görebileceğiniz tek renk, sade pallaların daha zarif durduğunu düşünüyorum. hem renkli olan tuniklerin üzerinde de göz yormaz desenleriyle. umarım romalı kadınlar da öyle düşünmüş ve nahif bir moda ikonu haline gelmişlerdir.

kaynak
aslında palla, antik yunan'da kullanılan himation'ın antik roma'da uyarlanan bir versiyonudur.
başta kadınların yağmurdan korunmak için kendilerine sardıkları yün kumaş olarak tanımladığım kıyafet ne yazık ki araştırmalarımı genişlettiğimde farklı işler için de kullanıldığını gösterdi şahsıma. yere serip halı olarak da kullanabiliyorlarmış mesela. veya duştan sonra vücutlarına sarıyorlarmış. yani insan bedeninde kullanılan bir şeyin yere serilmesi temizlik takıntısı olmayan bireyleri bile rahatsız eder diye düşünüyorum. neyse, bunun için farklı farklı pallalar kullandıklarını da düşünebiliriz. gözümüzle görmedik nihayetinde.
palla'nın yün kumaştan yapıldığını söylemiştik lakin elbette çok zengin olan kesimin kullandığı pallalar yünden değil uzak doğu'dan ithal edilen ipekten yapılmış pallalardı.
çeşit çeşit renkte ve desende pallalar olsa da, aşağıda görselde görebileceğiniz tek renk, sade pallaların daha zarif durduğunu düşünüyorum. hem renkli olan tuniklerin üzerinde de göz yormaz desenleriyle. umarım romalı kadınlar da öyle düşünmüş ve nahif bir moda ikonu haline gelmişlerdir.

kaynak
devamını gör...
sözlük güncellemeleri
yeni rozetlerimiz yayında.
devamını gör...
ölmüş birini özlemek
bedeninde tek eksik olan şey kalbinmiş gibi gelir.
devamını gör...
bin muhteşem güneş
khaled hosseini'nin okuduğum ilk kitabı.
çok fazla beğendiğim ve alakasız bir yerde gözyaşı dökmeme neden olan kitap, öncelikle arkasında yazan "nereye giderseniz gidin, ülkeniz peşinizden gelir. artık siz orada yaşamasanız da o içinizde yaşar." cümlesiyle hayli etkiledi. buradan konuyla alakalı birkaç bilgi almış oldum. hosseini çocukluğunda gördüğü, bildiği afganistan'ı anlatacaktı. daha sonra okumaya başladım ve ilk sayfada "harami" sözcüğüne rastladım. evlilik dışı olan bir çocuğun yaşayacağı zorlukların da böylelikle farkına vardım.
şimdi sıra sekizinci sayfada, sonlarda şu cümle var, hepimiz illa duymuşuzdur: "pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da daima mutlaka bir kadını gösterir."
burada yazar "bakın, bu kitapta suçlayıcı parmaklara maruz kalan kadınları anlatacağım!" dedi ve öyle de oldu.
nana'dan leyla'ya ismi geçen her kadın bir erkek yüzünden hayatından oldu. bilirsiniz birinin hayatını kaybetmesi için ölmesi gerekmez. bu kadınlar henüz ölmeden yaşamlarından oldular. sanırım tarık ve babi harici iyi erkek karakter sınırlıydı. raşit'in bitmek bilmeyen dayakları, istekleri, sövmeleri... celil salağının kızını eve almaması falan feminist olmaya yetecek sebepti resmen.
meryem henüz on beşindeyken evlendirildi. o yaşta vücudu kaldırmadığı için bebeklerini kaybetti ve yine kendisi suçlandı. babası diğer kızlarını okula gönderdi, 'meryem'e evlenmek için ideal yaştasın' dediler. raşit cıbıl cıbıl kadın fotoğraflarına baktı ama meryem'e 'burka (çarşaf türü bir şey) giymek zorunda olduğunu' söyledi. kim ne derse desin, bu hikâyenin asıl kaybedeni meryem co'ydu.
kitap okumaya doyurdu desem yanlış olmaz sanırım. edebiyatı, siyaseti, aşkı, terörü, hayatı yani kısaca, çok güzel anlatmıştı yazar. kesinlikle yatırım tavsiyesidir. ilk sayfalara bir göz atın, demek istediğimi anlayacaksınız.
-"bir toplumun, kadınları eğitimsiz olduğu sürece başarıya ulaşma şansı yoktur."
çok fazla beğendiğim ve alakasız bir yerde gözyaşı dökmeme neden olan kitap, öncelikle arkasında yazan "nereye giderseniz gidin, ülkeniz peşinizden gelir. artık siz orada yaşamasanız da o içinizde yaşar." cümlesiyle hayli etkiledi. buradan konuyla alakalı birkaç bilgi almış oldum. hosseini çocukluğunda gördüğü, bildiği afganistan'ı anlatacaktı. daha sonra okumaya başladım ve ilk sayfada "harami" sözcüğüne rastladım. evlilik dışı olan bir çocuğun yaşayacağı zorlukların da böylelikle farkına vardım.
şimdi sıra sekizinci sayfada, sonlarda şu cümle var, hepimiz illa duymuşuzdur: "pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da daima mutlaka bir kadını gösterir."
burada yazar "bakın, bu kitapta suçlayıcı parmaklara maruz kalan kadınları anlatacağım!" dedi ve öyle de oldu.
nana'dan leyla'ya ismi geçen her kadın bir erkek yüzünden hayatından oldu. bilirsiniz birinin hayatını kaybetmesi için ölmesi gerekmez. bu kadınlar henüz ölmeden yaşamlarından oldular. sanırım tarık ve babi harici iyi erkek karakter sınırlıydı. raşit'in bitmek bilmeyen dayakları, istekleri, sövmeleri... celil salağının kızını eve almaması falan feminist olmaya yetecek sebepti resmen.
meryem henüz on beşindeyken evlendirildi. o yaşta vücudu kaldırmadığı için bebeklerini kaybetti ve yine kendisi suçlandı. babası diğer kızlarını okula gönderdi, 'meryem'e evlenmek için ideal yaştasın' dediler. raşit cıbıl cıbıl kadın fotoğraflarına baktı ama meryem'e 'burka (çarşaf türü bir şey) giymek zorunda olduğunu' söyledi. kim ne derse desin, bu hikâyenin asıl kaybedeni meryem co'ydu.
kitap okumaya doyurdu desem yanlış olmaz sanırım. edebiyatı, siyaseti, aşkı, terörü, hayatı yani kısaca, çok güzel anlatmıştı yazar. kesinlikle yatırım tavsiyesidir. ilk sayfalara bir göz atın, demek istediğimi anlayacaksınız.
-"bir toplumun, kadınları eğitimsiz olduğu sürece başarıya ulaşma şansı yoktur."
devamını gör...
yazarların ölmek istediği yaş
120. efsaneler kulübünde falan gözüm yok. yaşamanın b..nu çıkarmak isterim.
devamını gör...
üstteki yazarın ismini tahmin et
nisa diyesim geldi öyle bi hype aldım
düzeltme: ilk entry'e istinaden
düzeltme: ilk entry'e istinaden
devamını gör...
camdaki kız
doğduğun ev kaderindir, masumlar apartmanı, kırmızı oda'daki pek çok yaşam öyküsü ile aylardır bir terapi odasının anahtar deliğinden bakar gibiyiz.
camdaki kız da bu kervanın son üyesi olarak yerini aldı. 15 dk kadar izledim ve benim için sıkıcı ve rahatsız edici.
bekaret ve iffet kavramları ile kafayı bozmuş tiplere gerçekten ihtiyaç olduğunu sanmıyorum. bu ülkenin bazı yerlerinde bakire değil diye öldürülen, yaralanan, sokaklara atılan kadınların hepsine özür borçlular, bu kadar kör gözüm parmağına konuyu işledikleri için.
bu tarz dizilere prim vererek 3. sayfa haberlerine yeni malzemeler çıkarmak doğru değil. o yüzden ben burada ayrılıyorum. daha fazla dayanamayacağım.
camdaki kız da bu kervanın son üyesi olarak yerini aldı. 15 dk kadar izledim ve benim için sıkıcı ve rahatsız edici.
bekaret ve iffet kavramları ile kafayı bozmuş tiplere gerçekten ihtiyaç olduğunu sanmıyorum. bu ülkenin bazı yerlerinde bakire değil diye öldürülen, yaralanan, sokaklara atılan kadınların hepsine özür borçlular, bu kadar kör gözüm parmağına konuyu işledikleri için.
bu tarz dizilere prim vererek 3. sayfa haberlerine yeni malzemeler çıkarmak doğru değil. o yüzden ben burada ayrılıyorum. daha fazla dayanamayacağım.
devamını gör...
sahip olunan ilk forma
galatasaray'ın 10 numaralı hagi formasıdır.
devamını gör...
ben evlendiğimde 45 kiloydum
arkasından gelen şöyle bir şey olması muhtemel.
"sen daha evlenmedin,çocuk da doğurmadın tabi.şimdiden böyle isen ileride nasıl olacaksın?!."
"sen daha evlenmedin,çocuk da doğurmadın tabi.şimdiden böyle isen ileride nasıl olacaksın?!."
devamını gör...
pandeminin götürdükleri
çocuklarımızın çocukluğunu, yaşlılarımızın sayılı günlerini alıp götürdü bu pandemi. ben en çok onlara üzülüyorum. gençler yine bir şekilde oyalanıyor, vakit geçirebiliyor ama yaşlılar ve çocuklar için durum öyle değil. parka, camiye gidebilen gün içinde bir şekilde kendini idare edebilen yaşlılarımız evlerinde mahsur kaldılar. tam sosyalleşme aşamasında, gelişme çağında olan bebekler ve çocuklarda da durum aynı. bu yüzden pandeminin bitip, herkesin özgürlüğüne kavuşmasını en çok onlar için istiyorum.
devamını gör...
rte'nin 2021'i şahlanış senesine döndüreceğiz açıklaması
bu adam acaba başka ülkeye gitti orayı yönetiyor da bizim mi haberimiz yok dedirten açıklama.
devamını gör...
mafya sözlük olsa alınabilecek nick
sütlü zehir çorbası. her an zehirlenebilirsiniz ayık olun. *
devamını gör...
