aylak adam
- en kötüsü güzel burunlu yaratılmaktır. adınız güler , değil mi ?
- ben daha sizinkini bilmiyorum .
- öğreneceksiniz. bence insanın adı onunla en az ilgili olan yanıdır. doğar doğmaz, o bilmeden başkaları veriyor. ama yapışıp kalır ona. onsuz olamıyor. (sustu. bir sigara yaktı.)bakın, şimdi adımdan daha önemli bir şey biliyorsunuz: sigara içtiğimi. işte bir başkası: bütün bu ''siz'' ler ''iz'' ler ''uz'' lardan sıkılırım ben. yapmacık, fazlalık gibi gelir bana. ikinci konuşmamda ''sen'' diyemeyeceğim biriyle bir daha konuşmam.
ne dersin(iz) ?
- galiba sizi anlıyorum.
- yanılıyorsun. ''siz'' anlanamaz, ''sen'' anlanır. bazı kitaplarda ''sizi seviyorum'' u okuyunca gülerim. sanki ''siz'' sevilirmiş !
''sen'' sevilir, değil mi ?
- seni anlıyorum. (kızardı.)
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
iki güzel söze eriyorum, bağlanıyorum. belki de iflah olmaz bir ilgi bağımlısıyım bilmiyorum. bir hatayı en az 10 kez yapmadan duramıyorum . sadece mutlu olmak istiyorum
devamını gör...
ikinci el kıyafet satın almak
#878027 nolu tanıma ithafen
neden ezikçe olsun ki ikinci el kıyafet almak ayıp bir şey mi? kaç çocuk konu komşunun eskileriyle büyüyor ezik mi oluyorlar? yurt dışında çok yaygın olan eylemdir. her şeyi ikinci el almak, yamalayıp giymek oradaki insanların sıklıkla yaptığı bir şeydir ama nedense türkiye'de ayıpmış gibi davranılıyor. iç çamaşırı ya da kişiye özel olması gereken gereksinimleri gidip 2. el almam ama neden bir ayakkabıyı, ceketi, pantalonu, gömleği almayım? zaten her şey pahalı. pahalısını da geçtim param varken de gidip endüstriyelleşmeye katkı sağlamaktansa doğaya, geri dönüşüme faydam olsun, onu satan insanın cebine harçlık olsun isterim. 2. el diye çürük çarık alınmıyor sonuçta araştırıp alıyorsunuz. haa çürük çarık gelirse de gayet güzel iade edebilirsiniz.
neden ezikçe olsun ki ikinci el kıyafet almak ayıp bir şey mi? kaç çocuk konu komşunun eskileriyle büyüyor ezik mi oluyorlar? yurt dışında çok yaygın olan eylemdir. her şeyi ikinci el almak, yamalayıp giymek oradaki insanların sıklıkla yaptığı bir şeydir ama nedense türkiye'de ayıpmış gibi davranılıyor. iç çamaşırı ya da kişiye özel olması gereken gereksinimleri gidip 2. el almam ama neden bir ayakkabıyı, ceketi, pantalonu, gömleği almayım? zaten her şey pahalı. pahalısını da geçtim param varken de gidip endüstriyelleşmeye katkı sağlamaktansa doğaya, geri dönüşüme faydam olsun, onu satan insanın cebine harçlık olsun isterim. 2. el diye çürük çarık alınmıyor sonuçta araştırıp alıyorsunuz. haa çürük çarık gelirse de gayet güzel iade edebilirsiniz.
devamını gör...
korku filmlerinde hayatta kalma rehberi
eğer attığınız oyuncak bebek eve geldiğinizde odanızdaysa lütfen ülkeyi terk edin. tek kurtuluş yolunuz bu.
sözlük yazarı (bkz: rastrel) ukdesini doldurmak için el attığım başlıktır.
sözlük yazarı (bkz: rastrel) ukdesini doldurmak için el attığım başlıktır.
devamını gör...
erkeklerin güzel göründüğünü sandığı şeyler
aşırı dar kot pantolon ve gömlekler.
devamını gör...
herkes hoşlandığı sözlük yazarını itiraf etsin etkinliği
ben meraktan geldim.
devamını gör...
çaycı hüseyin
son zamanlarda ölmeyi unuttuğunu düşündüğüm alparslan özmol’un canlandırdığı karakter.
devamını gör...
dark tranquillity
bu zamana kadar 24 albüm yapmış ve melodic death metal denildiğinde de ilk akla gelen isveç kökenli melodic death metal grubudur. aslında 1989 yılının başlarında farklı bir isimde thrash metal türünde grup kurmuşlar sonra enfeebled earth demo kaset hazırlıkları sırasında ani bi kararla grubun ismini değiştirmişler ve death metal tarzı şarkılar yapmaya karar vermişler. ilginç hikayesi var elemanların.
dark tranquillity adını gruba verince de trail of life decayed, a moonclad reflection demolarını yayınlamışlar ve bu demolarla iyi çıkış yakalamışlar.
her ne kadar death metal yapsalarda thrash metalle harmanlayarak hazırlamışlar bu demoları. ardından 1992 yılında ilk albümlerini çıkarmışlar, o şahane albümün ismi de, skydancer’dır. albüm çıktıktan sonra anders friden gruptan ayrıldı ve mikael stanne vokalist rolünü üstlenmiş. bence andres’ın gruptan ayrıldığı iyi olmuş zira albümde pek ön planda olan birisi değildi bana göre. yerine gelen mikael’ın brutal ve scream atışı son derece muazzam. zaten skydancer albümü black metal tarzında olan bir albümdü, güzeldi de dark tranquillity’nin tarzına pek uygun değildir.
sonra grup the gallery albümünü çıkarmış ve bu albümü hazırlarken özgün çalışmışlar, kendi tarzlarını yansıtmışlar. azizim bu albüm öyle güzel ki şarkı birbirinden lezzetlidir, metal dünyasında da büyük beğeni toplamıştır.
the gallery albüm çalışmaları sırasında grubun vokali ayrılmış ve in flames grubuna transfer olmuştur. yalnız grubun yükselme aşamasında kendisinin emeği de çoktur. hakkı ödenmez hiçbir zaman. her neyse, sonradan the mind's ı albümünü çıkarmışlar bu albümde sevilmiş metal camiasında ama bu albümden sonra çıkardıkları albüm, yani projector dark tranquillity hayranları tarafından eleştirilmiş lakin sonradan da çok beğenip en güzel albüm ilan etmişler. ilginç tabi.
her neyse, grup sonra haven, damage done, character albümlerini piyasaya sürmüş ve hayran kitlesi iyice artmıştır. albüm eleştirmenlerinden de tam not almıştır. şimdi bazı grup üyeleri gruptan ayrıldı, eski tadı kalmadı ama zamanında cidden konserlerde fırtınalar estiren bir grupmuş. ne diyelim ki? eskiden her şey daha güzeldi, aynı dark tranquillity gibi…
şunu eklemeyi unutmuşum. ekleyeyim. bu grubun en çok sevdiğim albümü damage done’dir. çünkü bu albüm tam anlamıyla olan bir melodic death metal albümüdür. albümün içindeki bazı şarkılar cidden çok güzel herkese tavsiye ederim. misal format c: for cortex, single part of two, the treason wall gibi gibi. bu şarkılar dibine kadar melodic death metal türünün hakkını verir.
dark tranquillity adını gruba verince de trail of life decayed, a moonclad reflection demolarını yayınlamışlar ve bu demolarla iyi çıkış yakalamışlar.
her ne kadar death metal yapsalarda thrash metalle harmanlayarak hazırlamışlar bu demoları. ardından 1992 yılında ilk albümlerini çıkarmışlar, o şahane albümün ismi de, skydancer’dır. albüm çıktıktan sonra anders friden gruptan ayrıldı ve mikael stanne vokalist rolünü üstlenmiş. bence andres’ın gruptan ayrıldığı iyi olmuş zira albümde pek ön planda olan birisi değildi bana göre. yerine gelen mikael’ın brutal ve scream atışı son derece muazzam. zaten skydancer albümü black metal tarzında olan bir albümdü, güzeldi de dark tranquillity’nin tarzına pek uygun değildir.
sonra grup the gallery albümünü çıkarmış ve bu albümü hazırlarken özgün çalışmışlar, kendi tarzlarını yansıtmışlar. azizim bu albüm öyle güzel ki şarkı birbirinden lezzetlidir, metal dünyasında da büyük beğeni toplamıştır.
the gallery albüm çalışmaları sırasında grubun vokali ayrılmış ve in flames grubuna transfer olmuştur. yalnız grubun yükselme aşamasında kendisinin emeği de çoktur. hakkı ödenmez hiçbir zaman. her neyse, sonradan the mind's ı albümünü çıkarmışlar bu albümde sevilmiş metal camiasında ama bu albümden sonra çıkardıkları albüm, yani projector dark tranquillity hayranları tarafından eleştirilmiş lakin sonradan da çok beğenip en güzel albüm ilan etmişler. ilginç tabi.
her neyse, grup sonra haven, damage done, character albümlerini piyasaya sürmüş ve hayran kitlesi iyice artmıştır. albüm eleştirmenlerinden de tam not almıştır. şimdi bazı grup üyeleri gruptan ayrıldı, eski tadı kalmadı ama zamanında cidden konserlerde fırtınalar estiren bir grupmuş. ne diyelim ki? eskiden her şey daha güzeldi, aynı dark tranquillity gibi…
şunu eklemeyi unutmuşum. ekleyeyim. bu grubun en çok sevdiğim albümü damage done’dir. çünkü bu albüm tam anlamıyla olan bir melodic death metal albümüdür. albümün içindeki bazı şarkılar cidden çok güzel herkese tavsiye ederim. misal format c: for cortex, single part of two, the treason wall gibi gibi. bu şarkılar dibine kadar melodic death metal türünün hakkını verir.
devamını gör...
olmak istenen cansız varlık
tropikal bölgede okyanusa bakan bir ada evi.
devamını gör...
normal sözlük'te gülmeye tahammülün olmaması
maalesef acı bir gerçek. bilgi iyidir, güzeldir tamam ama müsaade edin de arada bir de gülüp eğlenelim yahu.
devamını gör...
maçın zor geçeceğini bilmiyordum özür dilerim
tanımları harika güzel insan.
devamını gör...
yazarların en çok özlemini duyduğu şey
biriyle hayatı paylaşmayı özlüyorum. beraber vakit geçirebilmeyi özlüyorum. onu ondan çok düşünmeyi, hasta olduğunda annesi gibi şefkat gösterebilmeyi, beraber sonu gelmez temizlik seanslarına girmeyi, sıkılsam bile sırf onunla olduğum için uzun filmler izlemeyi..
kısacası sevilmeyi çok özlüyorum.
tanım: yazarların özlem duyduğu şeyleri paylaştığı, bir nevi günlük görevi gören başlık.
kısacası sevilmeyi çok özlüyorum.
tanım: yazarların özlem duyduğu şeyleri paylaştığı, bir nevi günlük görevi gören başlık.
devamını gör...
sözlük yazarlarının başına gelen en saçma olay
3-4 yıldır tanışıklığımız olan garip olarak nitelendirilebilecek bir abi aradı bugün. çok kısa bir nasılsın nerelerdesin faslından sonra lafa şöyle girdi:
"anax kardeşim bana acilen bir savaş gemisi lazım, bir sorar mısın çevrene? çok acil ama." savaş gemisinin fransızcasını bilmediğimden anlayamadım tabii ne istediğini. "kolay abi buluruz da savaş gemisi dediğin nedir?" diye sordum. anlattı; suda yüzen gemilerin askeri olanından diye. bunun üzerine normalde güzel şaka diye gülüp geçilir ama adam öyle biri ki gerçekten ciddi olma ihtimali de var. "yük gemisi istersen buluruz ama savaş gemisi pazarda satılan bir şey değil, siparişle imal ediliyor diye biliyorum, alıcı ve satıcı devletlerin anlaşması lazım" gibi şeyler geveledim ama adam inatçı, sen bulursun, mevzu önemli diyip duruyor. herhalde ben yanlış anladım diye düşündüm. abi sen fotoğrafını gönder ben bir sorayım sağa sola dedim. bildiğin uçak gemisi fotoğrafı gönderdi bana. "bundan istiyoruz, ikinci el olsa da olur" diye de yazdı. ağzımdaki içecek burnumdan aktı, cevap vermeyi unuttum. iki saat sonra arayıp "bulamadın mı?" diye sordu. "araştırıyorum" diyebildim adama. elinde ikinci el uçak gemisi olan veya dolandırıcılık kapasitesi yüksek arkadaşlar allah rızası için ulaşsın mesele ciddi.
"anax kardeşim bana acilen bir savaş gemisi lazım, bir sorar mısın çevrene? çok acil ama." savaş gemisinin fransızcasını bilmediğimden anlayamadım tabii ne istediğini. "kolay abi buluruz da savaş gemisi dediğin nedir?" diye sordum. anlattı; suda yüzen gemilerin askeri olanından diye. bunun üzerine normalde güzel şaka diye gülüp geçilir ama adam öyle biri ki gerçekten ciddi olma ihtimali de var. "yük gemisi istersen buluruz ama savaş gemisi pazarda satılan bir şey değil, siparişle imal ediliyor diye biliyorum, alıcı ve satıcı devletlerin anlaşması lazım" gibi şeyler geveledim ama adam inatçı, sen bulursun, mevzu önemli diyip duruyor. herhalde ben yanlış anladım diye düşündüm. abi sen fotoğrafını gönder ben bir sorayım sağa sola dedim. bildiğin uçak gemisi fotoğrafı gönderdi bana. "bundan istiyoruz, ikinci el olsa da olur" diye de yazdı. ağzımdaki içecek burnumdan aktı, cevap vermeyi unuttum. iki saat sonra arayıp "bulamadın mı?" diye sordu. "araştırıyorum" diyebildim adama. elinde ikinci el uçak gemisi olan veya dolandırıcılık kapasitesi yüksek arkadaşlar allah rızası için ulaşsın mesele ciddi.
devamını gör...
köpek korkusu olan yazarlara tavsiyeler
en yakın göle atlayın, ben öyle yapmıştım dediğim tavsiyelerdir.*
devamını gör...
yılmaz güney
fikri ile zikri bir olan insan çok nadirdir. yılmaz güney bunlardan biri değildir.
onun da kendince savunduğu fikirleri savunan herkes yılmaz güney'i de savunacak diye bir şey olmaz. bu basit hataya düşen de olur illa ki.
yılmaz güney'in yaptiklari yüzünden fikrine saldirmak nasil bi mantik hatasi ise, fikrini paylaşanlarin da yılmaz güney'in zikrini savunmasi ayni hata. benim tanıdığım az biraz kendini bilen solcu da feminist de yılmaz güney'in kişiliğini savunmadı.
'kazanacağız, mutlaka kazanacağız' diye bitirdiği bir konuşması vardır hani. zannedersin aslan parçası yek pare halk.
sonra bir de bakarsın o halkın yarısı olan kadına bir davranışı vardır. fikri feodal olan her şeyi yerle bir etmeyi vaad ederken kendisi boğazına kadar feodaldir. yanisi yilmaz guney de baya baya bu topraklardaki 'erkekliği' solur her nefesinde.
ha şimdi ürettiği sanatı konuşmayalım hiç. bazı filmleri boş beleş piyasa filmlerine az biraz toplumsal duyarlilik eklenmesinden ibaretken; sürü, duvar, umut yol gibi türk sinemasının en iyi ürünlerinden bazılarını da yaratmıştır.
bu bi çelişki mi? bence değil. ıyi olana kötü demek manasız. ıyi yapilandan dolayı kötü ye kötü dememek de manasız.
bu tip cok fazla örnek sunulabilir. pablo neruda misal tecavüzcü alçak bir heriftir. şiiri çok iyidir de bu durumunu değiştirmez.
ben şahsen kötü tarafına denk geldiğimi okumam da övmem de.
kalkıp hiç bir yerde yılmaz güney de övmem neruda da övmem. ama deseniz ki neruda'nın şiiri bok gibi, ya da yol bok gibi film. ona da he demem.
onun da kendince savunduğu fikirleri savunan herkes yılmaz güney'i de savunacak diye bir şey olmaz. bu basit hataya düşen de olur illa ki.
yılmaz güney'in yaptiklari yüzünden fikrine saldirmak nasil bi mantik hatasi ise, fikrini paylaşanlarin da yılmaz güney'in zikrini savunmasi ayni hata. benim tanıdığım az biraz kendini bilen solcu da feminist de yılmaz güney'in kişiliğini savunmadı.
'kazanacağız, mutlaka kazanacağız' diye bitirdiği bir konuşması vardır hani. zannedersin aslan parçası yek pare halk.
sonra bir de bakarsın o halkın yarısı olan kadına bir davranışı vardır. fikri feodal olan her şeyi yerle bir etmeyi vaad ederken kendisi boğazına kadar feodaldir. yanisi yilmaz guney de baya baya bu topraklardaki 'erkekliği' solur her nefesinde.
ha şimdi ürettiği sanatı konuşmayalım hiç. bazı filmleri boş beleş piyasa filmlerine az biraz toplumsal duyarlilik eklenmesinden ibaretken; sürü, duvar, umut yol gibi türk sinemasının en iyi ürünlerinden bazılarını da yaratmıştır.
bu bi çelişki mi? bence değil. ıyi olana kötü demek manasız. ıyi yapilandan dolayı kötü ye kötü dememek de manasız.
bu tip cok fazla örnek sunulabilir. pablo neruda misal tecavüzcü alçak bir heriftir. şiiri çok iyidir de bu durumunu değiştirmez.
ben şahsen kötü tarafına denk geldiğimi okumam da övmem de.
kalkıp hiç bir yerde yılmaz güney de övmem neruda da övmem. ama deseniz ki neruda'nın şiiri bok gibi, ya da yol bok gibi film. ona da he demem.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
sen varken tek güzel olan, bırakıp nasıl gideyim?
evim bildim seni, geçmişim ve geleceğim
oralarda bir yerdeyken sen ve en güzel ihtimalken
bir şey gelmiyor elimden
n'olur bana bir şey söyle ne yaptığımı bileyim
ne eksikse sen tamamla, son derece yorgunum
çok uykum var, öp beni, öpersen ne güzel uyurum.
evim bildim seni, geçmişim ve geleceğim
oralarda bir yerdeyken sen ve en güzel ihtimalken
bir şey gelmiyor elimden
n'olur bana bir şey söyle ne yaptığımı bileyim
ne eksikse sen tamamla, son derece yorgunum
çok uykum var, öp beni, öpersen ne güzel uyurum.
devamını gör...




