kabuğuna çekilmek
yaklaşık bir senedir korona yüzünden bazılarımızın yapmış olduğu eylem. umarım güneşli günler yakındır!
devamını gör...
kahveyi şekersiz ve sütsüz içenler tarikatı
kahve sade içilir zaten diyerek ahkam kesmeyeceğim, herkesin hayatına kimse karışamaz * fakat ilk defa bir tarikata yakın hissediyorum kendimi, çok heyecanlıyım, mug ve kupaları tokuştururken lütfen dikkat edelim *
devamını gör...
online listesi isimlerin yanındaki yuvarlak sembol
sozluk’teki stalkerlarin isi kolaylassin diye biricik yazilimcimiz ve yoldaş’imizin dusundugu hede.
kim hangi basligi okuyor ogrenin, basliklarda sorf yapin diye yapilmistir, kullaniniz efenim*.
kim hangi basligi okuyor ogrenin, basliklarda sorf yapin diye yapilmistir, kullaniniz efenim*.
devamını gör...
oblomov'un mektubu
ivan alexsandroviç gonçarov'un kaleme aldığı oblomov adlı eserde geçen mektuptur. oblomov bu mektubu biricik aşkı olga'ya yazmıştır. oblomov mektupta içinden geçenleri olga'ya cesurca anlatmıştır. ancak bu mektup bir aşkın değil bir vazgeçişin başlangıcıdır. işte o mektup:
bu kadar sık görüşürken benim yerime mektubumun gelmesi seni her halde şaşırtacak, fakat sonuna kadar okuyunca göreceksin ki başka türlü yapamazdım.
bu mektubu çok daha önce yazmış olmalıydım; o zaman ikimiz de sonradan duyacağımız birçok vicdan azaplarından kurtulmuş olurduk.
ama gene de geç kalmış değilim, birbirimizi o kadar çabuk, o kadar umulmadık bir şekilde sevdik ki ansızın hastalanmış gibi olduk.
bu yüzden kendime daha erken gelemedim.
daha ileri gitmeyeceğim artık, olduğum yerde duracağım; bunu yapmak benim elimde. ama gene de sürükleniyorum… şimdi ise öyle bir savaş içindeyim ki senin yardımına muhtacım.
ne kadar derine sürüklendiğimi ancak bu gece anladım; içine düştüğüm uçurumun derinliğini gördüm ve durmaya karar verdim…
oyun bitti artık; aşk benim için bir hastalık oldu; kendimde bir tutkunluğun başladığını hissettim; sen daha düşünceli, daha ciddi oldun; bütün boş zamanlarını bana verdin; sinirlerin gerginleşti, huzurun kayboldu. şimdi korkuyorum ve anlıyorum ki bu gidişi durdurmak, kendimizi toparlamak için harekete geçmek benim görevim.
evet, seni sevdiğimi söyledim. sen de beni sevdiğini söyledin. ancak aradaki ahenksizliği fark edemedin mi? etmedin değil mi? o halde sonra edeceksin; ben uçuruma düştüğüm zaman. bak benim halime, düşün benim kim olduğumu.
beni sevmen mümkün mü? beni seviyor musun? dün ‘seviyorum, seviyorum, seviyorum’ dedin; bende kesin olarak söylüyorum: hayır, hayır, hayır.
beni sevmiyorsun, ama şunu hemen belirteyim ki yalan da söylemiyorsun.
beni aldatmıyorsun. hayır denecek yerde evet diyecek insan değilsin.
benim sana anlatmak istediğim, duyduğun şeyin gerçek aşk değil, sadece bir aşk umudu olmasıdır…
ben baştan sana bunu açıkça söylemeliydim sen yanlış bir yoldasın; karşındaki adam, rüyalarında gördüğün adam değil. göreceksin, bir gün o kişi karşına çıkacak; bana kızacaksın; ben de bunun azabını duyacağım. daha keskin bir zekâm, daha iyi bir kalbim olsaydı, daha samimi olsaydım sana bunları daha önce söylerdim…
şimdi başka türlü düşünüyorum. kendi kendime şunu soruyorum:
ona iyice bağlandığım zaman, yanımda olması benim için bir zevk değil bir zorunluluk olduğu zaman, aşk yüreğime iyice yerleştiği zaman ne olacak?
bu acıya dayanabilecek miyim? işin sonu kötüye varacak. daha şimdiden bunu düşünmek beni ürpertiyor.
başka birisi olsa şunu da eklerdi ‘bu satırları gözyaşları içinde yazıyorum?’
ama ben sana yalan söylemiyorum, acımın bir gösteriş olmasını istemiyorum, çünkü dertleri, pişmanlıkları artırmak neye yarar? bu çeşit yalanlarda sevgiyi daha fazla kökleştirmek umudu saklıdır. bense bu duyguyu sende ve bende kökünden kazımak istiyorum.
zaten gözyaşları ya boş hayallere ya da bir kadını baştan çıkartmak isteyenlere yaraşır. ben sana bunları uzun bir yolculuğa çıkan iyi bir dostla vedalaşır gibi söylüyorum: iki üç hafta daha beklesem çok geç olurdu.
aşk bir ruh kangreni; o kadar çabuk ilerliyor ki. daha şimdiden ne haldeyim. zamanı saatleri, dakikalarla değil, güneşin doğup batmasıyla değil, seninle ölçüyorum: onu gördüm, göremedim, göreceğim, göremeyeceğim, gelecek, gelmeyecek…
hayatımızın bu kısa dönemi belleğimde her zaman temiz ve ışıklı bir hatıra olarak kalacak ve beni tekrar eski ruh uyuşukluğuna düşürmekten koruyacak.
bu hatıra sana da hiçbir zaman zarar vermeyecek ve gelecekte gerçek aşkı bulmana yardım edecek…
umarım hayat dilediğin gibi olur.
geceler bitti…
yolculuklar da…
yeni yerler yeni sabahlar da bitti…
hoşçakal meleğim…
bu kadar sık görüşürken benim yerime mektubumun gelmesi seni her halde şaşırtacak, fakat sonuna kadar okuyunca göreceksin ki başka türlü yapamazdım.
bu mektubu çok daha önce yazmış olmalıydım; o zaman ikimiz de sonradan duyacağımız birçok vicdan azaplarından kurtulmuş olurduk.
ama gene de geç kalmış değilim, birbirimizi o kadar çabuk, o kadar umulmadık bir şekilde sevdik ki ansızın hastalanmış gibi olduk.
bu yüzden kendime daha erken gelemedim.
daha ileri gitmeyeceğim artık, olduğum yerde duracağım; bunu yapmak benim elimde. ama gene de sürükleniyorum… şimdi ise öyle bir savaş içindeyim ki senin yardımına muhtacım.
ne kadar derine sürüklendiğimi ancak bu gece anladım; içine düştüğüm uçurumun derinliğini gördüm ve durmaya karar verdim…
oyun bitti artık; aşk benim için bir hastalık oldu; kendimde bir tutkunluğun başladığını hissettim; sen daha düşünceli, daha ciddi oldun; bütün boş zamanlarını bana verdin; sinirlerin gerginleşti, huzurun kayboldu. şimdi korkuyorum ve anlıyorum ki bu gidişi durdurmak, kendimizi toparlamak için harekete geçmek benim görevim.
evet, seni sevdiğimi söyledim. sen de beni sevdiğini söyledin. ancak aradaki ahenksizliği fark edemedin mi? etmedin değil mi? o halde sonra edeceksin; ben uçuruma düştüğüm zaman. bak benim halime, düşün benim kim olduğumu.
beni sevmen mümkün mü? beni seviyor musun? dün ‘seviyorum, seviyorum, seviyorum’ dedin; bende kesin olarak söylüyorum: hayır, hayır, hayır.
beni sevmiyorsun, ama şunu hemen belirteyim ki yalan da söylemiyorsun.
beni aldatmıyorsun. hayır denecek yerde evet diyecek insan değilsin.
benim sana anlatmak istediğim, duyduğun şeyin gerçek aşk değil, sadece bir aşk umudu olmasıdır…
ben baştan sana bunu açıkça söylemeliydim sen yanlış bir yoldasın; karşındaki adam, rüyalarında gördüğün adam değil. göreceksin, bir gün o kişi karşına çıkacak; bana kızacaksın; ben de bunun azabını duyacağım. daha keskin bir zekâm, daha iyi bir kalbim olsaydı, daha samimi olsaydım sana bunları daha önce söylerdim…
şimdi başka türlü düşünüyorum. kendi kendime şunu soruyorum:
ona iyice bağlandığım zaman, yanımda olması benim için bir zevk değil bir zorunluluk olduğu zaman, aşk yüreğime iyice yerleştiği zaman ne olacak?
bu acıya dayanabilecek miyim? işin sonu kötüye varacak. daha şimdiden bunu düşünmek beni ürpertiyor.
başka birisi olsa şunu da eklerdi ‘bu satırları gözyaşları içinde yazıyorum?’
ama ben sana yalan söylemiyorum, acımın bir gösteriş olmasını istemiyorum, çünkü dertleri, pişmanlıkları artırmak neye yarar? bu çeşit yalanlarda sevgiyi daha fazla kökleştirmek umudu saklıdır. bense bu duyguyu sende ve bende kökünden kazımak istiyorum.
zaten gözyaşları ya boş hayallere ya da bir kadını baştan çıkartmak isteyenlere yaraşır. ben sana bunları uzun bir yolculuğa çıkan iyi bir dostla vedalaşır gibi söylüyorum: iki üç hafta daha beklesem çok geç olurdu.
aşk bir ruh kangreni; o kadar çabuk ilerliyor ki. daha şimdiden ne haldeyim. zamanı saatleri, dakikalarla değil, güneşin doğup batmasıyla değil, seninle ölçüyorum: onu gördüm, göremedim, göreceğim, göremeyeceğim, gelecek, gelmeyecek…
hayatımızın bu kısa dönemi belleğimde her zaman temiz ve ışıklı bir hatıra olarak kalacak ve beni tekrar eski ruh uyuşukluğuna düşürmekten koruyacak.
bu hatıra sana da hiçbir zaman zarar vermeyecek ve gelecekte gerçek aşkı bulmana yardım edecek…
umarım hayat dilediğin gibi olur.
geceler bitti…
yolculuklar da…
yeni yerler yeni sabahlar da bitti…
hoşçakal meleğim…
devamını gör...
müslüman yazarlara sorular
bundan kırk sene önce ankara üniversitesi ilahiyat fakültesinde okudum.
birinci sınıf bitince kendi memleketime geldim.
inanılmazdı...
benden bilgi almak için bir köşeye çağıran pek çok insanlar tanıdım.
ve hemen hemen hepsi sex ve cinsellikle ilgili konularda sorular sormuşlardı.
yuhbeeeee olmuştum.
biz din ve islam öğretmek için okuyorduk.
milletin aklında ise karpuz kabuğu vardı.
birinci sınıf bitince kendi memleketime geldim.
inanılmazdı...
benden bilgi almak için bir köşeye çağıran pek çok insanlar tanıdım.
ve hemen hemen hepsi sex ve cinsellikle ilgili konularda sorular sormuşlardı.
yuhbeeeee olmuştum.
biz din ve islam öğretmek için okuyorduk.
milletin aklında ise karpuz kabuğu vardı.
devamını gör...
başlayınca durdurulamayan şeyler
ağlamak.
devamını gör...
keldaniler
süryanilerin bir koludur ve hristiyan katolikliği benimsemişlerdir.
devamını gör...
kafa sözlük'ün kurulması
arkadaş ortamında otururken "bizim neden sözlüğümüz yok?" denerek fitil ateşlenmiştir.
kaynak: franklin, bejamin (yoldaş), anılarım. istanbul: kafa yayınları, 2021. s. 47.
kaynak: franklin, bejamin (yoldaş), anılarım. istanbul: kafa yayınları, 2021. s. 47.
devamını gör...
türk dizi tarihinin en orijinal karakteri
kimse bihter ziyagil yazmadan hemen yazayım.
devamını gör...
güne ingilizce bir söz bırak
i wish it was all a dream, i wish....
devamını gör...
patates kızartmasını üst noktaya taşıyan detaylar
sarımsaklı domates sos tabiki. geleneklerimizden ayrı kalamazdım.
devamını gör...
insanı mutlu eden ucuz şeyler
düdüklü şeker.
bi keresinde arkadaşlarımla düdüklü şeker alıp caddelerde rüzgar çalmaya çalışmıştık, aşırı eğlenceliydi, gülmekten yanağım ağrımıştı.
bi keresinde arkadaşlarımla düdüklü şeker alıp caddelerde rüzgar çalmaya çalışmıştık, aşırı eğlenceliydi, gülmekten yanağım ağrımıştı.
devamını gör...
fıskiye saldırısına uğramak
(bkz: yaran başlıklar)*
tanım: sıcak bir yaz gününde sulu bir şaka yaparak ortamı serinletme amacı taşıyan saldırıdır.*
tanım: sıcak bir yaz gününde sulu bir şaka yaparak ortamı serinletme amacı taşıyan saldırıdır.*
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
bu haftaki yayının yobazlar, gericiler, kafasının içi sadece kötülük dolu, yaşatmak yerine yok etmeyi seven kesim tarafından beğenilmeyeceğine adım gibi emin olduğum radyo programı.
merak etmesin o kesim, bizler o gün nasılsak bugün de dimdik duruyoruz bütün ihanetlere, kalleşliklere, şerefsizliklere, hainliklere karşı.
merak etmesin o kesim, bizler o gün nasılsak bugün de dimdik duruyoruz bütün ihanetlere, kalleşliklere, şerefsizliklere, hainliklere karşı.
devamını gör...
anne kafamda bit var
(kitap)
tarık akan'ın kaleme aldığı bir kitaptır. sanatçı, 12 eylül darbesi sonrası 1981 yıllarının başında almanya'da yaptığı bir konuşma sonrası ülkeye dönüşünde tutuklanır ve uzun süren bir yargılama süreciyle başbaşa kalır. belirli bir süre sonra aklanan sanatçı tarık akan, yaşadığı bu zor zamanları paylaşmak ister ve bu kitap ortaya çıkar. yakışıklı jön karakterlerinden sonra sadece yakışıklı olmadığını ve gerçek bir oyuncu olduğunu kanıtlayan tarık akan'ın tek kitabıdır.
tarık akan'ın kaleme aldığı bir kitaptır. sanatçı, 12 eylül darbesi sonrası 1981 yıllarının başında almanya'da yaptığı bir konuşma sonrası ülkeye dönüşünde tutuklanır ve uzun süren bir yargılama süreciyle başbaşa kalır. belirli bir süre sonra aklanan sanatçı tarık akan, yaşadığı bu zor zamanları paylaşmak ister ve bu kitap ortaya çıkar. yakışıklı jön karakterlerinden sonra sadece yakışıklı olmadığını ve gerçek bir oyuncu olduğunu kanıtlayan tarık akan'ın tek kitabıdır.
devamını gör...




