bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
neden katılmadım, nasıl katılmalıydım, nasıl katıldım ama diye hem hayıflandığım hem muazzam keyif aldığım 20. 01.22 tarihli 90's yayını. moderatör hanımefendinin doğum günüymüş de. ne çok sevilen bir insanmış ki edilmedik güzel söz kalmadı, heybemden özel günler için sakladığım bir kaç şey çıkarayım diye baktım, kalmamış, hepsi söylenmiş. yeni yaşın iki büyük leblebi tozunun üzerine içtiğin kocaman bir bardak su gibi ferahlık getirsin hayatına.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
sanki bilmem gereken çok temel bir bilgi var hayata dair ve ben onu bilmiyormuşum gibi hissediyorum. nereden çıktı bu dediğinizi duyar gibiyim. onu da bilmiyorum. bilmediğin bir şey var ve neyle ilgili olduğuna dair de bir fikrin yok öyle mi? aynen öyle. lakin sezgilerim var yani mini mini gördüklerimle zihnimde parçaların bir kısmı birleşerek oluşmuş bir düşünce bu. bir iskelet gibi ama anlamlandıramamış sınıflandıramamışım. sen temel bir şeyi bilmiyorsun hayata dair düşünce bu. tam olarak bir çıkış noktası da yok. yürüyorum ve etrafı inceliyorum. sanki yaşıtlarım ve daha büyükleri bir şey biliyor benim bilmediğim. nedir bildiğiniz? söyleyin bana da. sanki yaşamaya dair yahut ölümle ilgili. ve ben de öğreneceğim birgün onu, isteyerek ya da istemeyerek. ne zaman bilinmez. yaşlı bir amca yürüyor keskin bakışları var. bir şeyler biliyor benim bilmediğim. yakasına yapışasım geliyor söyle, söyle neyi bilmiyorum ben? gözümden kaçan nedir herkesin bildiği? biraz fikrim var aslında sanki herkes yaşamayı öğrenmiş gibi keskin fikirleri var. biliyorlar bir şeyler, inançları amaçları net. ya ben? bilmiyorum ki o şeyi. sadece o şey değil tabii bilmediğim çok fazla şey var çok. ama yaşamayı biliyor sanki onlar ben ise hala öğrenememişim gibi. nasıl öğreneceğim? öğrenmek ister miydim bir de o var. muhtemelen acı bir tecrübe gene bana öğretecek bir şeyler. istemem ki acı tecrübe kim ister ki? tamam aklıma kazır bu acı tecrübe unutmamam gereken o şeyi. ama acısız öğrenemez miyim? görsem bile olayı parçaları tamamlayamaz mıyım, kendimle olayı ilişkilendirmez miyim azımsar geçer miyim öğrenmem gereken o şeyi? bilmediğim şey... nedir o?
devamını gör...
mansur yavaş’ın tüm makam araçlarını satma kararı
mansur başkanım ne kadar yandaş varsa her meclis de zaten yargı dağıtıyordu alayına.
bu hareketi ile ankara halkına nasıl hizmet etmek istediğini göstermiş oldu.
yandaş tayfa seri üzgündür şimdi. bunlar daha hiçbir şey değil daha güzel günler gelecek.
bu hareketi ile ankara halkına nasıl hizmet etmek istediğini göstermiş oldu.
yandaş tayfa seri üzgündür şimdi. bunlar daha hiçbir şey değil daha güzel günler gelecek.
devamını gör...
normal sözlük bir mit projesidir
bununla ilgili bir dosya hazırlıyoruz. yakında ayrıntıları ile paylaşacağız. çok fazla bilgi ve doküman taraması yaptığımız için biraz vaktimizi alıyor lakin bu mevzuyu aydınlatacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın.
devamını gör...
violin de becho
uruguaylı şarkıcı, söz yazarı alfredo zitarrosa'nın sözlerini yazdığı soledad bravo'nun seslendirirken kemanın tellerinde gezindiği şarkı. gözlerinizi kapatıp dinlediğinizde kendi denizinizin en derinlerine dalarsınız. ve bazen de göğün bulutlarının içinden süzülebilir, kuşlarla kanat çırpabilirsiniz. öyle bir şarkı... hüzünlü bir sevinci barındırır içinde.
devamını gör...
the ranch
durum komedisi türünde olan netflix dizisidir.
sitcom sever birisi olarak that 70s show dizisinin oyuncularının oynadığını öğrenince hemen izlemeye başladım. uzun süren bir izlemeden sonra bitirdim. çok memnun kaldım baya özleyeceğim. hem oyuncuları hem atmosferi.
atmosfer demişken birkaç şeyden bahsedeceğim.
giydikleri kıyafetler, yaşadıkları ev, içtikleri alkol, ayakkabılar, müzikler, traktörler hepsi eski ve gerçek hayatla çok uyumluydu. ayakkabıların eski olması, montların yırtık olması, içki içtikleri bardağın basitliği tam bir çiftlik hayatıydı. özellikle kışın geçen bölümlerde mutlu oluyordum içim ısınıyordu. karlı bölümler çok keyifliydi. rahatlıyordum izlerken.
oyuncular atmosferin içine ustalıkla girmişler. senelerdir orada yaşıyorlar gibi ustalıkla oynuyorlar. diyaloglar olurken iş yapıyorlar. bazen çiftlikte olan bir olay ile ilgili acayip şekilde kavga ediyorlar ve kabulleniyorsunuz. çok iyi bir dizi. çok gerçek bir dizi.
o atmosferi sonuna kadar yaşattılar.
hiçbir konu olmasa bile o hayatı izliyorsunuz. yaşadıkları basit ama keyifli hayatı seviyorsunuz.
70s show dizisini çok seviyordum favori iki karakterimin bu dizide oynadığını görmek mutlu etti. *
dizi 8 sezondan oluşuyor ve her sezon 10 bölüm. bölümler ortalama 30 dakika. konu olarak bir çiftlik işleten aileyi konu ediyor. amerika’nın o çiftlik hayatını çok iyi gözlemlemiş oluyorsunuz. amerikalı çiftçiler ve çiftliklerini görüyorsunuz. neler yaptıklarını, nasıl yaşadıklarını görüyorsunuz. senarist ve yönetmen o ailenin yaşadıklarını çok iyi bir şekilde seyirciye aktarmış. özellikle ilk 5 sezon tam anlamıyla mükemmel ilerledi. mükemmeldi. tadı hep damağımda kalacak.
dizide mizah çok güzel kullanılıyor ama sadece mizahla kalmıyor. bazen dram, bazen hüzün eşlik ediyor. aile olmak ve bir ailenin etrafında olmak anlatılıyor.
her sitcom tanımımda yazarım. eğer bir sitcom yapımı izlerken o atmosferde olmak veya yaşamak istersem o sitcomdan memnun kalıyorum. seviyorum.
izlerken sık sık o çiftlikte yaşamak istedim. bütün gün çalışıp akşam o evde viski içmek istedim. geceleri yorgunluktan ölürken o kasabada bulunan bara gitmek istedim. müthişti.
karakterlere gelirsek hepsi çok başarılıydı. dizinin kaliteli bir oyuncu kadrosu var. ashton kutcher, danny masterson, sam elliot gibi isimler diziyi taşımışlar.
özellikle sam elliot yani beau bennett mükemmeldi. senarist tam olarak bir baba karakteri yaratmış. espriler ve gözlemler çok yerinde. ailesini seven fakat disiplinli bir baba. onları çok sevmesine rağmen çocuklarına sarılmıyor bile çünkü sert yetişmiş. çiftlikte büyümüş iyi bir çiftçi olmuş.
colt bennett ve rooster bennett karakterleri de çok iyiydi. 70s show dizisinde olduğu gibi severek izledim.
bir sitcomda aradığım her şey hemen hemen vardı. severek izlediğim bir dizi olarak kalacak. hatta arada sırada açıp rastgele bir bölüm izleyeceğim. o samimiyet ve ortamı özleyeceğim.
son olarak spoiler veren bölüme geçmeden önce her bölümün sonunda çalan müzikler şahaneydi. bölüm bitince hemen diğer bölüme hiç atlamadım hep dinledim. shazamladım.
dizinini yapımcıları don reo ve jim patterson çok güzel bir iş çıkarmışlar. herkese tavsiye ederim.
dizi ilk 5 sezon süperdi. tam anlamıyla keyiften öldüğüm bir diziydi. ilk 5 sezon sonra danny masterson tecavüz olaylarına karışıp diziden ayrıldıktan sonra eksikliği çok fazla hissedildi. şerefsiz herif neden yaptın lan neden.
o eksikliği dizi bence dolduramadı. yine güzeldi yine izleniyordu ama ilk 5 sezon bir başkaydı. son sezonları açıkçası zor izledim.
ilk sezonlarda olunan çiftçilik mevzusu sonradan bırakıldı gibi oldu. sabah iki kardeş ve bir babanın erken saatte iş yapması beni eğlendiriyordu. özellikle ilk bölümlerde. ah be horoz neden yaptın.
colt karakterinin manitası abby çok gıcık bir karakter. uyuz oluyordum.
colt ve horozun annesi de öyle bir karakterdi. kadın karakterler değişik yaratılmış gibiydi beğenmedim. gıcık karakterler dizide olmalı ama bu kadarı fazlaydı.
son olarak hank karakteri. adam 8 sezon boyunca sadece içti lan. müthiş. arada konuşuyordu haykırıyordum. nefis. harika.
hoşçakal the ranch seni özleyeceğim. çok güzel bir diziydin.
sitcom sever birisi olarak that 70s show dizisinin oyuncularının oynadığını öğrenince hemen izlemeye başladım. uzun süren bir izlemeden sonra bitirdim. çok memnun kaldım baya özleyeceğim. hem oyuncuları hem atmosferi.
atmosfer demişken birkaç şeyden bahsedeceğim.
giydikleri kıyafetler, yaşadıkları ev, içtikleri alkol, ayakkabılar, müzikler, traktörler hepsi eski ve gerçek hayatla çok uyumluydu. ayakkabıların eski olması, montların yırtık olması, içki içtikleri bardağın basitliği tam bir çiftlik hayatıydı. özellikle kışın geçen bölümlerde mutlu oluyordum içim ısınıyordu. karlı bölümler çok keyifliydi. rahatlıyordum izlerken.
oyuncular atmosferin içine ustalıkla girmişler. senelerdir orada yaşıyorlar gibi ustalıkla oynuyorlar. diyaloglar olurken iş yapıyorlar. bazen çiftlikte olan bir olay ile ilgili acayip şekilde kavga ediyorlar ve kabulleniyorsunuz. çok iyi bir dizi. çok gerçek bir dizi.
o atmosferi sonuna kadar yaşattılar.
hiçbir konu olmasa bile o hayatı izliyorsunuz. yaşadıkları basit ama keyifli hayatı seviyorsunuz.
70s show dizisini çok seviyordum favori iki karakterimin bu dizide oynadığını görmek mutlu etti. *
dizi 8 sezondan oluşuyor ve her sezon 10 bölüm. bölümler ortalama 30 dakika. konu olarak bir çiftlik işleten aileyi konu ediyor. amerika’nın o çiftlik hayatını çok iyi gözlemlemiş oluyorsunuz. amerikalı çiftçiler ve çiftliklerini görüyorsunuz. neler yaptıklarını, nasıl yaşadıklarını görüyorsunuz. senarist ve yönetmen o ailenin yaşadıklarını çok iyi bir şekilde seyirciye aktarmış. özellikle ilk 5 sezon tam anlamıyla mükemmel ilerledi. mükemmeldi. tadı hep damağımda kalacak.
dizide mizah çok güzel kullanılıyor ama sadece mizahla kalmıyor. bazen dram, bazen hüzün eşlik ediyor. aile olmak ve bir ailenin etrafında olmak anlatılıyor.
her sitcom tanımımda yazarım. eğer bir sitcom yapımı izlerken o atmosferde olmak veya yaşamak istersem o sitcomdan memnun kalıyorum. seviyorum.
izlerken sık sık o çiftlikte yaşamak istedim. bütün gün çalışıp akşam o evde viski içmek istedim. geceleri yorgunluktan ölürken o kasabada bulunan bara gitmek istedim. müthişti.
karakterlere gelirsek hepsi çok başarılıydı. dizinin kaliteli bir oyuncu kadrosu var. ashton kutcher, danny masterson, sam elliot gibi isimler diziyi taşımışlar.
özellikle sam elliot yani beau bennett mükemmeldi. senarist tam olarak bir baba karakteri yaratmış. espriler ve gözlemler çok yerinde. ailesini seven fakat disiplinli bir baba. onları çok sevmesine rağmen çocuklarına sarılmıyor bile çünkü sert yetişmiş. çiftlikte büyümüş iyi bir çiftçi olmuş.
colt bennett ve rooster bennett karakterleri de çok iyiydi. 70s show dizisinde olduğu gibi severek izledim.
bir sitcomda aradığım her şey hemen hemen vardı. severek izlediğim bir dizi olarak kalacak. hatta arada sırada açıp rastgele bir bölüm izleyeceğim. o samimiyet ve ortamı özleyeceğim.
son olarak spoiler veren bölüme geçmeden önce her bölümün sonunda çalan müzikler şahaneydi. bölüm bitince hemen diğer bölüme hiç atlamadım hep dinledim. shazamladım.
dizinini yapımcıları don reo ve jim patterson çok güzel bir iş çıkarmışlar. herkese tavsiye ederim.
dizi ilk 5 sezon süperdi. tam anlamıyla keyiften öldüğüm bir diziydi. ilk 5 sezon sonra danny masterson tecavüz olaylarına karışıp diziden ayrıldıktan sonra eksikliği çok fazla hissedildi. şerefsiz herif neden yaptın lan neden.
o eksikliği dizi bence dolduramadı. yine güzeldi yine izleniyordu ama ilk 5 sezon bir başkaydı. son sezonları açıkçası zor izledim.
ilk sezonlarda olunan çiftçilik mevzusu sonradan bırakıldı gibi oldu. sabah iki kardeş ve bir babanın erken saatte iş yapması beni eğlendiriyordu. özellikle ilk bölümlerde. ah be horoz neden yaptın.
colt karakterinin manitası abby çok gıcık bir karakter. uyuz oluyordum.
colt ve horozun annesi de öyle bir karakterdi. kadın karakterler değişik yaratılmış gibiydi beğenmedim. gıcık karakterler dizide olmalı ama bu kadarı fazlaydı.
son olarak hank karakteri. adam 8 sezon boyunca sadece içti lan. müthiş. arada konuşuyordu haykırıyordum. nefis. harika.
hoşçakal the ranch seni özleyeceğim. çok güzel bir diziydin.
devamını gör...
martı
çatıya attığımız artıkları anında görüp yetişiyorlar.
birisi bacaya çıkıp gagasını sonuna kadar açıp bağırıyor, galiba bu çığırtkan olan.onun seslenmesiyle martı doluyor çatı.
martılar, kargalarla beslenme şekli aynı olan kuşlar: çöpçü ve leşçiler.ayırmaksızın her şeyi afiyetle yiyorlar.
etrafta hiç serçe görmediğimden - istanbul’da tükendi diyorlar- biraz da bu dev kuşlardan şüpheleniyorum, sayılarının çok artmasından dolayı.çocukluğumda gündöndüleri yağmalayan, bu yüzden çiftçilerin hiç sevmediği serçeler yok artık.belki de tarım ilaçlarındandır kimbilir?
şuraya kocaman kuşların olduğu bir fotoğraf bırakayım:
birisi bacaya çıkıp gagasını sonuna kadar açıp bağırıyor, galiba bu çığırtkan olan.onun seslenmesiyle martı doluyor çatı.
martılar, kargalarla beslenme şekli aynı olan kuşlar: çöpçü ve leşçiler.ayırmaksızın her şeyi afiyetle yiyorlar.
etrafta hiç serçe görmediğimden - istanbul’da tükendi diyorlar- biraz da bu dev kuşlardan şüpheleniyorum, sayılarının çok artmasından dolayı.çocukluğumda gündöndüleri yağmalayan, bu yüzden çiftçilerin hiç sevmediği serçeler yok artık.belki de tarım ilaçlarındandır kimbilir?
şuraya kocaman kuşların olduğu bir fotoğraf bırakayım:
devamını gör...
misc radyo yayını
selamlar sözlük ahalisi. bu akşamdan başlayarak önümüzdeki haftaların pazartesi akşamları sizlerle bu yeni isim ve bu yeni konsept, hmm şey yeni radyo programıyla buluşacağım. her hafta farklı bir konuk alarak, konukların gitmek istedikleri rotalara seyredeceğimiz programda yolda rastladığımız otostopçuları da kısa mesafeye götürebiliriz.
yayındaki sohbete anlık katılmak isteyen dostlarımız discord.gg/T93JbmN4Sg adresinden discord'a gelebilirler. haftanın konuğu olmak için sözlükten yahut discord üzerinden bana ulaşabilirsiniz.
veee. tabii ki bu hafta kim var yanımda? sevgili robnaja. radyoda ilk yolculuğuma onunla çıktım, bu yeni isimde de ön koltuğa elbette ilk olarak o oturacak. bakalım bu akşam ne konuşacağız?
türkiye saatiyle 21:00'da yayındayız, şimdiden hoşgeldiniz.
yayındaki sohbete anlık katılmak isteyen dostlarımız discord.gg/T93JbmN4Sg adresinden discord'a gelebilirler. haftanın konuğu olmak için sözlükten yahut discord üzerinden bana ulaşabilirsiniz.
veee. tabii ki bu hafta kim var yanımda? sevgili robnaja. radyoda ilk yolculuğuma onunla çıktım, bu yeni isimde de ön koltuğa elbette ilk olarak o oturacak. bakalım bu akşam ne konuşacağız?
türkiye saatiyle 21:00'da yayındayız, şimdiden hoşgeldiniz.
devamını gör...
being john malkovich
1999 yapımı charlie kaufman senaryosu ile karşımıza çıkan ve spike jonze yönetmenliğinde çekilmiş mükemmel film.
gerçekten özgün bir film izlemek isterseniz hiç kaçırmayın. gelelim konusuna... craig adındaki karakterimiz bir kuklacıdır. inanılmaz yetenekli ve mükemmel gösteriler yapar. filmin kukla sahneleri de gerçekten sanatsal yönü epey kuvvetli, zevkle izledim bu bölümleri. tahmin edersiniz ki yetenek para etmiyor. doğal olarak karakterimiz bir iş bulmak ve para kazanmak derdinde. sonuç olarak bir iş de bulur kendine ama ne iş... enteresan bir bina, enteresan insanlar, burası neresi?, neler oluyor? diye bakakalırsınız. işte film burada başlar.
craig iş yerinde bir geçit bulur ve bu geçit nereye açılıyor dersiniz? john malkoviç'in bedenine. böyle bir absürt durum karşısında film bize farklı mesajlar vermeye başlar. gerçekten biz kimiz? hayatta istediğimiz, arzuladığımız şeyler için neler yapabiliriz? karakterlerin dönüşümleri, hırs, para, ilişkiler inanılmaz derecede işlenir bu filmde. tabii ki beyin yakan cinsten.
senaryosu bakımından özgün olduğuna şüphe yok. insanların ihtiraslarını gördüğünüzde ve kendilerini bulduklarını farkettiğinizde şaşırmamak elde değil. hala izlemeyen varsa bir şans verin derim. pişman olmayacaksınız.
gerçekten özgün bir film izlemek isterseniz hiç kaçırmayın. gelelim konusuna... craig adındaki karakterimiz bir kuklacıdır. inanılmaz yetenekli ve mükemmel gösteriler yapar. filmin kukla sahneleri de gerçekten sanatsal yönü epey kuvvetli, zevkle izledim bu bölümleri. tahmin edersiniz ki yetenek para etmiyor. doğal olarak karakterimiz bir iş bulmak ve para kazanmak derdinde. sonuç olarak bir iş de bulur kendine ama ne iş... enteresan bir bina, enteresan insanlar, burası neresi?, neler oluyor? diye bakakalırsınız. işte film burada başlar.
craig iş yerinde bir geçit bulur ve bu geçit nereye açılıyor dersiniz? john malkoviç'in bedenine. böyle bir absürt durum karşısında film bize farklı mesajlar vermeye başlar. gerçekten biz kimiz? hayatta istediğimiz, arzuladığımız şeyler için neler yapabiliriz? karakterlerin dönüşümleri, hırs, para, ilişkiler inanılmaz derecede işlenir bu filmde. tabii ki beyin yakan cinsten.
senaryosu bakımından özgün olduğuna şüphe yok. insanların ihtiraslarını gördüğünüzde ve kendilerini bulduklarını farkettiğinizde şaşırmamak elde değil. hala izlemeyen varsa bir şans verin derim. pişman olmayacaksınız.
devamını gör...
crohn hastalığı
inflamatuar bağırsak hastalıklarından biri. (bkz: ülseratif kolit) ile kardeş hastalıktır.
(bkz: crohn's disease), inflamatuar bağırsak hastalıkları içinde kalıcı bir tedavisi olmayan yani 'kronik' ve ömür boyu birlikte yaşamayı öğrenilmesi gereken bir hastalıktır. belirli tedavi yöntemleri olsa da, bağırsakta hastalığa neyin sebep olduğunun bilinmemesinden dolayı kalıcı bir tedavisi yoktur. hastalığın tutulumu ağızdan-bağırsaktaki son çıkışa kadar herhangi bir bölge veya birden çok bölge olabilir.
hafif seyirli hastalarda oral yoldan alınan bir takım ilaçlarla iyileşme sağlanabilirken, daha ağır seyredenlerde ise anti tnf denilen biyolojik ajanların kullanılması ile iyileşme sağlanabilir. hastalık genellikle alevlenme ve remisyon şeklinde seyreder. hastalığı ne kadar uzun süre remisyonda tutacağınız tamamen yaşam koşullarınıza, ilaçlarınızı düzenli şekilde almanıza ve güvendiğiniz bir doktorun kontrolünde olmanıza bağlıdır.
hastalığın tahmin edilen nedenleri ise stres, genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerdir.
(bkz: anti tnf) olarak adlandırılan ilaçlar bağışıklık sistemini baskılar ve ciddi yan etkileri vardır. ancak kullanılmaması durumunda hastalığın ilerleyeceği düzeye karşın, örneğin:hastaya cerrahi müdahale olasılığı, göze alınabilir. ciddi yan etkileri içinde tüberküloz ve zatürree de bulunur. bu yüzden hastalar mevsimsel grip yada nezle olduklarında bu ilaçları kullanmaya ara verirler.
bu kronik hastalığa karşın hayatınızı düzene sokmanız ve doktorunuzun tavsiyelerini dinlemeniz remisyonda kalma sürenizi uzatacak ve daha konforlu bir yaşam sürmenize yardımcı olacaktır.
hastalığın belirtileri ise ateş, aşırı kilo kaybı, geçmeyen ishal, karın ağrılarıdır.
(bkz: crohn's disease), inflamatuar bağırsak hastalıkları içinde kalıcı bir tedavisi olmayan yani 'kronik' ve ömür boyu birlikte yaşamayı öğrenilmesi gereken bir hastalıktır. belirli tedavi yöntemleri olsa da, bağırsakta hastalığa neyin sebep olduğunun bilinmemesinden dolayı kalıcı bir tedavisi yoktur. hastalığın tutulumu ağızdan-bağırsaktaki son çıkışa kadar herhangi bir bölge veya birden çok bölge olabilir.
hafif seyirli hastalarda oral yoldan alınan bir takım ilaçlarla iyileşme sağlanabilirken, daha ağır seyredenlerde ise anti tnf denilen biyolojik ajanların kullanılması ile iyileşme sağlanabilir. hastalık genellikle alevlenme ve remisyon şeklinde seyreder. hastalığı ne kadar uzun süre remisyonda tutacağınız tamamen yaşam koşullarınıza, ilaçlarınızı düzenli şekilde almanıza ve güvendiğiniz bir doktorun kontrolünde olmanıza bağlıdır.
hastalığın tahmin edilen nedenleri ise stres, genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerdir.
(bkz: anti tnf) olarak adlandırılan ilaçlar bağışıklık sistemini baskılar ve ciddi yan etkileri vardır. ancak kullanılmaması durumunda hastalığın ilerleyeceği düzeye karşın, örneğin:hastaya cerrahi müdahale olasılığı, göze alınabilir. ciddi yan etkileri içinde tüberküloz ve zatürree de bulunur. bu yüzden hastalar mevsimsel grip yada nezle olduklarında bu ilaçları kullanmaya ara verirler.
bu kronik hastalığa karşın hayatınızı düzene sokmanız ve doktorunuzun tavsiyelerini dinlemeniz remisyonda kalma sürenizi uzatacak ve daha konforlu bir yaşam sürmenize yardımcı olacaktır.
hastalığın belirtileri ise ateş, aşırı kilo kaybı, geçmeyen ishal, karın ağrılarıdır.
devamını gör...
ba
birkan keskin'in şiir kitabı.
2005 yılında yayımlanan kitap aynı zamanda şaire 2006 altın portakal şiir ödülünü kazandırdı.
her şiir kitabında hissettiğim: yoruma haddim yok. ancak kitaptan beni en çok etkileyen iki şiiri iliştireyim ki fikir versin. ilki ağrı. canımın yanmasını eskiden beri dillendirmeye çalışan bana, sözcülük ettiği için.
o günden sonra kuracak güzel bir cümlem olmadı hiç
dünya için. rüyalarım tüller ve silahlardan bu yana sisli.
kıvrılıp giden dalgın bir yol, yolda eski bir taş,
limanda bağlı bir tekne, yosunlu bir halat gibi durdum.
uzağımda açık denizdi o yürüdü gitti.
ben kıyıda ıssız bir ev, ince boğazda gıcırdayan tahta iskele,
iskelede bir lastik, az ilerde turuncu bir şamandıra,
içimde kuzeyden bir hatıra aksiyle durgun suya vurdum.
bir siyah beyaz kare içinde, hepsi hepsi bir hatıra işte
bıraktın, unuttum, unutuldum.
seni kırdığım yerden beni de kırdılar,
ben hiçbir cümleyle ağlayamam artık seni.
ikincisi de biçimsel farklılığı ile dikkatimi çeken yüzüm: çölde bir şantiye, sarı. *
yüzüm: çölde bir şantiye, sarı.
:( durmuş, unutmuş kendini bende. kalakalmış
upuzun,
ipince bir sabır: suyunun yolunun uykusunun
uzağında
kör katman,
kör küme. bu çağda bu şehirde usulsüz
bir nota. si
yüzüm:
:( bulutlu şey, ağlamaklı akşam
soğuk iklim. içinde öfkelerinden habersiz
korkunç atlar gezdiren. sessiz
yıldızsız. biz onunla çöle gitmiştik.
çölü dinlemiştik. re
yüzüm:
:( dağlı leyla. kar kirpiği.
korkular tıngırtılar mutfağında tuzlu biber, een
2005 yılında yayımlanan kitap aynı zamanda şaire 2006 altın portakal şiir ödülünü kazandırdı.
her şiir kitabında hissettiğim: yoruma haddim yok. ancak kitaptan beni en çok etkileyen iki şiiri iliştireyim ki fikir versin. ilki ağrı. canımın yanmasını eskiden beri dillendirmeye çalışan bana, sözcülük ettiği için.
o günden sonra kuracak güzel bir cümlem olmadı hiç
dünya için. rüyalarım tüller ve silahlardan bu yana sisli.
kıvrılıp giden dalgın bir yol, yolda eski bir taş,
limanda bağlı bir tekne, yosunlu bir halat gibi durdum.
uzağımda açık denizdi o yürüdü gitti.
ben kıyıda ıssız bir ev, ince boğazda gıcırdayan tahta iskele,
iskelede bir lastik, az ilerde turuncu bir şamandıra,
içimde kuzeyden bir hatıra aksiyle durgun suya vurdum.
bir siyah beyaz kare içinde, hepsi hepsi bir hatıra işte
bıraktın, unuttum, unutuldum.
seni kırdığım yerden beni de kırdılar,
ben hiçbir cümleyle ağlayamam artık seni.
ikincisi de biçimsel farklılığı ile dikkatimi çeken yüzüm: çölde bir şantiye, sarı. *
yüzüm: çölde bir şantiye, sarı.
:( durmuş, unutmuş kendini bende. kalakalmış
upuzun,
ipince bir sabır: suyunun yolunun uykusunun
uzağında
kör katman,
kör küme. bu çağda bu şehirde usulsüz
bir nota. si
yüzüm:
:( bulutlu şey, ağlamaklı akşam
soğuk iklim. içinde öfkelerinden habersiz
korkunç atlar gezdiren. sessiz
yıldızsız. biz onunla çöle gitmiştik.
çölü dinlemiştik. re
yüzüm:
:( dağlı leyla. kar kirpiği.
korkular tıngırtılar mutfağında tuzlu biber, een
devamını gör...
öpesin diye elini ağzınıza sokmaya çalışan akraba
kimse kimseyi vıcık vıcık öpmesin hijyen takıntılı bireylerin zaten dikkat ettiği bir husustu.artık virüsten dolayı da herkesin dikkat etmesi gereken bir mesele oldu. virüs bittiğinde de devam etmeli, mesafe önemli. yaşlılara da hürmetin el öpmekle olmadığını bir şekilde ifade edeceğiz. o el öpülmeyecek teyzem.
devamını gör...
kadın gibi ağlama
sadece kadınların ağladığını ve bunun bir zayıflık olduğunu düşünen cahil varlıkların kurduğu, cinsiyetçiliğin dibini sıyıran cümle
devamını gör...
sizi en çok sarsan kitap
1984 -george orwell
körlük - jose saramago
körlük - jose saramago
devamını gör...
beş ressam adı sayamayan biriyle çıkmak
gayet normaldir.
belki 5 ressam sayamam ama beş tane badanacı bulabilirim.
badanacı arayanlar eqlesin.
belki 5 ressam sayamam ama beş tane badanacı bulabilirim.
badanacı arayanlar eqlesin.
devamını gör...
sözlük radyosu bayram sabahı yayını
allah allah ne güzel bir yayın, mesaj bile atmaya üşenmeme sebep olacak kadar mayıştım, sobanın yanında kıvrılan kedilerin huzuru doldu içime hiç kalkasım yok. akşama kadar sürmesi mümkün müdür? ya da masallar gibi dört gün dört gece mutlu mesut yaşadılar. çok teşekkürler efendim.
ekleme: çok teşekkürler, dört gün dört gece deme sebebim bayramın üç gün olduğunu bilmiyor oluşum değildir. tatil sonrası pazartesi gününü çekilir kılması içindir. iyi dinlemeler tekrardan çok teşekkürler.
ekleme 2: #897757 şu iletimde istediğim sabah yayını budur. yok mu sesimizi duyacak bir yetkili.
ekleme: çok teşekkürler, dört gün dört gece deme sebebim bayramın üç gün olduğunu bilmiyor oluşum değildir. tatil sonrası pazartesi gününü çekilir kılması içindir. iyi dinlemeler tekrardan çok teşekkürler.
ekleme 2: #897757 şu iletimde istediğim sabah yayını budur. yok mu sesimizi duyacak bir yetkili.
devamını gör...
hoşlandığın yazarın ukdelerini seri doldurmak
öyle bir şey mi varmış,ilk defa duydum.
bileydim hiç girişmezdim zamanında bu işlere*
bileydim hiç girişmezdim zamanında bu işlere*
devamını gör...
uyu deme uyuyamam
caner gülsüm'den de dinleyin asıl döktüreni görün.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
bugün bayram geç yatın portakallar
takalım en güzel kulaklıkları
elimizde taze ses kayıtları
üzmeyelim bugün adı uzun yazarımızı
arkadaşlar geldi yine 7 günün sultanı perşembe günü ve bugün çok güzel bir konseptle geldi hem de. bakın ben normalde 9 gibi uyku moduna doğru yukarı çekiliyorum ama biliyorsunuz perşembe günleri radyo yayınımız var. akşam bir şamata bir eğlence burada olacağız. sakın unutmayın.
takalım en güzel kulaklıkları
elimizde taze ses kayıtları
üzmeyelim bugün adı uzun yazarımızı
arkadaşlar geldi yine 7 günün sultanı perşembe günü ve bugün çok güzel bir konseptle geldi hem de. bakın ben normalde 9 gibi uyku moduna doğru yukarı çekiliyorum ama biliyorsunuz perşembe günleri radyo yayınımız var. akşam bir şamata bir eğlence burada olacağız. sakın unutmayın.
devamını gör...
