yazarların itiraf köşesi
bir arkadaşım heyecanla bir şey anlatırken evde telefon çekmiyor diye anlamadığımdan anlamış gibi yaparak ortamı bozmuyorum.bir de üstüne anlamadığım konu için yorum yapıyorum, gülüyorum falan .
devamını gör...
bakugan
çocukluğumda çokça izlediğim bir çizgi filmdi.
oyuncakları da vardı bunların, çocukluk servetimin çoğunu bu oyuncaklara yatırmıştım.
bazıları hala duruyor.
oyuncakları da vardı bunların, çocukluk servetimin çoğunu bu oyuncaklara yatırmıştım.
bazıları hala duruyor.
devamını gör...
dünyanın en büyük çay bardağı rize'de yükseliyor
bende derin üzüntü ve hayal kırıklığı uyandıran haberdir. sebebi...
artık sinirlenemiyorum bile. bu ülke için bir şeyler yapmak istiyorum, istiyordum! belki de hala istiyorum.* yemin ediyorum, gecelerce ders çalışıyorum. eminim ülkenin akademik kadrosundaki idealist birçok kişi de böyledir. yeni şeyler üretmeye çalışıyoruz. kafamız patlıyor. yaşıtlarım kızlar eğlenirken, gezerken benim gözlerimin altı morarıyor yemin ederim ya. neden? şu saçma ülke için bir şeyler yapmak için. yurtdışına gittiğimizde bize "sizin ülkenizde meyve var mı? sizin ülkeniz çöl mü? deniz var mı? bilim var mı? sanat yapıyor musunuz?.." gibi lanet sorulara maruz kalmamak; ülkenin sosyokültürel itibarını bir nebze olsun yükseltmek için beyin patlatıyoruz. ama millet ne yapıyor? devasa çay bardağı... helal olsun!
ülkelerin akademik makalelerinin sayısı ile ekonomik gelişmişliği arasında pozitif korelasyon vardır. bilim ve sanat alanında gelişmişlik tanınırlılığı ve itibarı arttırır; devasa çay bardakları ve saçma yapılar değil. zaten ekonominin bir sıkımlık canı kaldı. böyle şeylere para akıtılacağına daha çok proje fonlayın.*
artık sinirlenemiyorum bile. bu ülke için bir şeyler yapmak istiyorum, istiyordum! belki de hala istiyorum.* yemin ediyorum, gecelerce ders çalışıyorum. eminim ülkenin akademik kadrosundaki idealist birçok kişi de böyledir. yeni şeyler üretmeye çalışıyoruz. kafamız patlıyor. yaşıtlarım kızlar eğlenirken, gezerken benim gözlerimin altı morarıyor yemin ederim ya. neden? şu saçma ülke için bir şeyler yapmak için. yurtdışına gittiğimizde bize "sizin ülkenizde meyve var mı? sizin ülkeniz çöl mü? deniz var mı? bilim var mı? sanat yapıyor musunuz?.." gibi lanet sorulara maruz kalmamak; ülkenin sosyokültürel itibarını bir nebze olsun yükseltmek için beyin patlatıyoruz. ama millet ne yapıyor? devasa çay bardağı... helal olsun!
ülkelerin akademik makalelerinin sayısı ile ekonomik gelişmişliği arasında pozitif korelasyon vardır. bilim ve sanat alanında gelişmişlik tanınırlılığı ve itibarı arttırır; devasa çay bardakları ve saçma yapılar değil. zaten ekonominin bir sıkımlık canı kaldı. böyle şeylere para akıtılacağına daha çok proje fonlayın.*
devamını gör...
coğrafi ortam
doğal ortam ile beşeri ortamın birlikteliğinden oluşan en geniş yaşam alanına denir.
(kaynak: coğrafya defterim.)
(kaynak: coğrafya defterim.)
devamını gör...
bir şehir bir kütüphane
sizleri bir dönem çok sık gittiğim bir yere götüreyim. ben konuyu biraz farklı anlatayım çünkü konu bir kütüphaneden fazlasıdır. az bilgili bol görselli bir yazı olsun istedim. hadi başlayalım.
avusturya ulusal kütüphanesi viyana’nın merkezinde yeşillikler içerisinde müthiş bir tarihi yapıdır. hemen karşısında ulusal parlamento vardır. ama ne meclis yanında ne karşısında, gerisinde ötesinde tek bir polis veya güvenlik göremezsiniz. meclis halka açıktır. markete girer gibi girin, oturumları izleyin. ama halkın ilgisi meclise değil, ülke genelinde kütüphaneleredir.
biz konuya dönelim. bir görsel koyalım ve anlatalım. nedir farklı konular?

bu tarihi binanın yapımı 1360’lardır. sizlere içeriyide göstereceğim ama dışarıda önemli bir nokta var orayı açalım. hani şu bizim ünlü “balkon konuşması” vardır ya. ha işte bu kütüphanenin giriş kapısı üzerinde bir balkon veya teras denilecek bir alan var. fotoğrafta görülüyor. bakalım kim burada halka “balkon konuşması” yapmış?

adolf hitler bir avusturyalıdır. 1938 yılında viyana’ya gelir. bu alanda onu bekleyen onbinlerce insana seslenmek için o balkona çıkar ve şöyle der “ nasyonel sosyalist partisi adına ve almanya’nın führer’i olarak sizlere, avusturyayı ilhak ettiğimizi büyük bir mutlulukla duyuruyorum.” herif kendi ülkesini işgal ettiğini bu kütüphane balkonundan duyurdu. bu işgala karşı avrupa sessiz kaldı ve kısa bir süre sonra ikinci dünya savaşı başladı. bu meydana ne zaman geldiysem, hep o balkona bakmışımdır. balkon konuşması deyip geçmemek lazım.
içeri girelim mi?
bırakın kitapları şimdi. siz atmosfere bakın. barok mimari yapısıyla bana göre eşsiz bir yapıdır. açalım kapıyı girelim içeri.


kütüphanenin kitap sayısına resmi web sayfasından baktım. çünkü sayı durmadan artıyor. 7.5 milyon kitap varmış. ancak kitaplardan daha önemli kolleksiyonlar vardır. prens eugen’nin 15 bin kitaplık bir kolleksiyonu vardır ki, her biri bir tarihi eserdir. kim bu çoko prens demeyin. ikinci viyana kuşatmasında, osmanlıyı perişan eden genaraldir. o kadar büyük bir başarı sağlar ki osmanlıya karşı, kral bir şato hediye eder. bugün müze olarak gezilen saray ; belvedere sarayıdır. prens eugen’nin hayatı çok ilginçtir başlı başına bir yazı ister. yazarım herhalde, galiba, zannumca.

kütüphanenin müzik kolleksiyonlarında, ünlü bestekarların orjinal el yazması nota dökümleri vardır. yine kütüphanede sigmund freud, stefan zweig, franz kafka, hermann hesse, gustav klimt, ludwig wittgenstein gibi ünlülerin not defterleri, günlükleri gibi eserler kütüphanenin müze kısmında sergilenir.
kütüphane içerisinde belli akşamlar müzik dinletisi de yapılır. içeriyi gezenler piano ve keman sesleri içerisinde bu büyülü atmosferi tıka basa, doya doya, yumuş yumuş, nerdeyim ulen ben diye diye...

benimle evlenir misin?
sanırım dünyada başka bir kütüphane yoktur ki, içinde düğün yapılsın. olur mu ulen öyle şey demeyin. oluyor. kütüphane içerisinde bir salon çok amaçlı olarak kullanılıyor. burada bir düğün yapmak veya bir toplantı yemeği, kutlama yapmak mümkün. sadece biraz tuzlu, biberli, isotlu. ama böyle bir yapı içerisinde “ankara oyun havaları” ile kolları iki yana açmak değişik bir deneyim olabilir. kütüphane ve müze saat 18:00 e kadar açıktır. düğün ve takı olayı ise saat 20:00’den itibaren başlar.

efendim olurda yolunuz viyana’ya düşerse, bu kütüphaneyi görün. dedim ya olay bir kütüphaneden fazlasıdır.

avusturya ulusal kütüphanesi viyana’nın merkezinde yeşillikler içerisinde müthiş bir tarihi yapıdır. hemen karşısında ulusal parlamento vardır. ama ne meclis yanında ne karşısında, gerisinde ötesinde tek bir polis veya güvenlik göremezsiniz. meclis halka açıktır. markete girer gibi girin, oturumları izleyin. ama halkın ilgisi meclise değil, ülke genelinde kütüphaneleredir.
biz konuya dönelim. bir görsel koyalım ve anlatalım. nedir farklı konular?

bu tarihi binanın yapımı 1360’lardır. sizlere içeriyide göstereceğim ama dışarıda önemli bir nokta var orayı açalım. hani şu bizim ünlü “balkon konuşması” vardır ya. ha işte bu kütüphanenin giriş kapısı üzerinde bir balkon veya teras denilecek bir alan var. fotoğrafta görülüyor. bakalım kim burada halka “balkon konuşması” yapmış?

adolf hitler bir avusturyalıdır. 1938 yılında viyana’ya gelir. bu alanda onu bekleyen onbinlerce insana seslenmek için o balkona çıkar ve şöyle der “ nasyonel sosyalist partisi adına ve almanya’nın führer’i olarak sizlere, avusturyayı ilhak ettiğimizi büyük bir mutlulukla duyuruyorum.” herif kendi ülkesini işgal ettiğini bu kütüphane balkonundan duyurdu. bu işgala karşı avrupa sessiz kaldı ve kısa bir süre sonra ikinci dünya savaşı başladı. bu meydana ne zaman geldiysem, hep o balkona bakmışımdır. balkon konuşması deyip geçmemek lazım.
içeri girelim mi?
bırakın kitapları şimdi. siz atmosfere bakın. barok mimari yapısıyla bana göre eşsiz bir yapıdır. açalım kapıyı girelim içeri.


kütüphanenin kitap sayısına resmi web sayfasından baktım. çünkü sayı durmadan artıyor. 7.5 milyon kitap varmış. ancak kitaplardan daha önemli kolleksiyonlar vardır. prens eugen’nin 15 bin kitaplık bir kolleksiyonu vardır ki, her biri bir tarihi eserdir. kim bu çoko prens demeyin. ikinci viyana kuşatmasında, osmanlıyı perişan eden genaraldir. o kadar büyük bir başarı sağlar ki osmanlıya karşı, kral bir şato hediye eder. bugün müze olarak gezilen saray ; belvedere sarayıdır. prens eugen’nin hayatı çok ilginçtir başlı başına bir yazı ister. yazarım herhalde, galiba, zannumca.

kütüphanenin müzik kolleksiyonlarında, ünlü bestekarların orjinal el yazması nota dökümleri vardır. yine kütüphanede sigmund freud, stefan zweig, franz kafka, hermann hesse, gustav klimt, ludwig wittgenstein gibi ünlülerin not defterleri, günlükleri gibi eserler kütüphanenin müze kısmında sergilenir.
kütüphane içerisinde belli akşamlar müzik dinletisi de yapılır. içeriyi gezenler piano ve keman sesleri içerisinde bu büyülü atmosferi tıka basa, doya doya, yumuş yumuş, nerdeyim ulen ben diye diye...

benimle evlenir misin?
sanırım dünyada başka bir kütüphane yoktur ki, içinde düğün yapılsın. olur mu ulen öyle şey demeyin. oluyor. kütüphane içerisinde bir salon çok amaçlı olarak kullanılıyor. burada bir düğün yapmak veya bir toplantı yemeği, kutlama yapmak mümkün. sadece biraz tuzlu, biberli, isotlu. ama böyle bir yapı içerisinde “ankara oyun havaları” ile kolları iki yana açmak değişik bir deneyim olabilir. kütüphane ve müze saat 18:00 e kadar açıktır. düğün ve takı olayı ise saat 20:00’den itibaren başlar.

efendim olurda yolunuz viyana’ya düşerse, bu kütüphaneyi görün. dedim ya olay bir kütüphaneden fazlasıdır.

devamını gör...
durumumuz yoktu sevisemedik
tanımlarını severek okuduğum tanımlarını sevdiğim yazardır.
sağ olsun.
sağ olsun.
devamını gör...
sedat peker'in yeni akit'i titretmesi
sedat peker'in ak-it gazetesinin yayınladığı bir habere karşı verdiği titreten cevaptır. ak-it gazetesinden birinin vibratörle kendisini titrettiğine dair bir videoyu yayınlayabileceğini söylemiştir.
twitter.com/sedat_peker/sta...
twitter.com/sedat_peker/sta...
devamını gör...
çaylak onay listesinden sıkılıp normal’e gelmek
ekşi sözlükte çaylak onay listesinde sürünenler bilir. adeta uzunun cehape zihniyetini eleştirirken ele aldığı doksanlardaki ssk, bağ-kur, sgk kuyruklarını aratmayan, bekledikçe beklediğiniz dünyanın belkide en boktan algoritmasıyla oluşturulmuş 50 bin kişilik bir listedir kendileri. kafa'yı buldum, birde bunu deneyelim.
devamını gör...
normal sözlük erkeklerinin aşırı kaba ve kırıcı olmaları
oturduğum yerden kaba ve kalp kırıcı olduğumu öğrendim.
devamını gör...
kaprekar sabiti
üst edit: kaprekar matematik öğretmenliği yapmıştır.
hintli bir matematikçi tarafından tanımlanan, 4 basamaklı bir sayıya en fazla 7 kez uygulanabilen bir işlem sonunda ortaya çıkan 6174 sayısı. ancak bazı durumlarda sonuç 0 da çıkabilir.
--- detaylar ---
başlangıç koşulları şöyle:
- sayımız 4 basamaklı olacak ama tüm basamakları aynı rakamdan oluşmayacak. mesela 8888, 1111 gibi sayılar işimize yaramıyor.
- sayının 3 basamağı aynı, kalan son basamağı da bu rakamların 1 fazlası ya da eksiği olmayacak. yani mesela 2232, 4445 gibi sayılar da işimizi görmüyor.
sayımızı belirledikten sonra, içindeki rakamları büyükten küçüğe ve küçükten büyüğe doğru sıralayıp tekrar yazıyoruz.
8921 sayısını seçelim mesela.
rakamları büyükten küçüğe sıralayınca 9821,
küçükten büyüğe sıralayınca 1289 elde ediyoruz.
bunun ardından yapılacak işlem, gittiği yere kadar büyük sayıdan küçüğü çıkarmak ve elde edilen sayıyla işlemi tekrarlamak:
9821 - 1289 = 8532
8532 - 2358 = 6174
7641 - 1467 = 6174
gördüğünüz gibi 2. işlemden itibaren sayı 6174 oldu ve tekrara başladı. işte işlemi sonsuz döngüye sokan bu sayıya kaprekar sabiti diyoruz.
hintli bir matematikçi tarafından tanımlanan, 4 basamaklı bir sayıya en fazla 7 kez uygulanabilen bir işlem sonunda ortaya çıkan 6174 sayısı. ancak bazı durumlarda sonuç 0 da çıkabilir.
--- detaylar ---
başlangıç koşulları şöyle:
- sayımız 4 basamaklı olacak ama tüm basamakları aynı rakamdan oluşmayacak. mesela 8888, 1111 gibi sayılar işimize yaramıyor.
- sayının 3 basamağı aynı, kalan son basamağı da bu rakamların 1 fazlası ya da eksiği olmayacak. yani mesela 2232, 4445 gibi sayılar da işimizi görmüyor.
sayımızı belirledikten sonra, içindeki rakamları büyükten küçüğe ve küçükten büyüğe doğru sıralayıp tekrar yazıyoruz.
8921 sayısını seçelim mesela.
rakamları büyükten küçüğe sıralayınca 9821,
küçükten büyüğe sıralayınca 1289 elde ediyoruz.
bunun ardından yapılacak işlem, gittiği yere kadar büyük sayıdan küçüğü çıkarmak ve elde edilen sayıyla işlemi tekrarlamak:
9821 - 1289 = 8532
8532 - 2358 = 6174
7641 - 1467 = 6174
gördüğünüz gibi 2. işlemden itibaren sayı 6174 oldu ve tekrara başladı. işte işlemi sonsuz döngüye sokan bu sayıya kaprekar sabiti diyoruz.
devamını gör...
neden yazar oldunuz sorusu
düşünceleri okumak ya da okumamak işte bütün mesele bu.
devamını gör...
doğum gününün unutulması
kutlaması sabırsızlıkla beklenen kişi tarafından unutuluyorsa insanı derin düşüncelere sürükler.
ama olsun diyoruz tabii, her şeye rağmen ailem var ve onlar hiçbir zaman unutmuyor. yıllardır konuşmadığın kuzenin bile bir yerlerden çıkıp doğum gününü kutlayabiliyor mesela, çok önemliymiş gibi...
acaba bu durumun ikizler burcu olmakla bir alakası var mı diye düşünmeden edemiyorum zira bu burcun insanlarını kimse sevmiyor.*
ama olsun diyoruz tabii, her şeye rağmen ailem var ve onlar hiçbir zaman unutmuyor. yıllardır konuşmadığın kuzenin bile bir yerlerden çıkıp doğum gününü kutlayabiliyor mesela, çok önemliymiş gibi...
acaba bu durumun ikizler burcu olmakla bir alakası var mı diye düşünmeden edemiyorum zira bu burcun insanlarını kimse sevmiyor.*
devamını gör...
köyde yaşama isteği
pek tanıdık bir istektir.
ege'de olursa tadından yenmez.
bir dönem marmara'da bir köyde 5, 6 sene yaşamışlığım var.
su yoktu su, her yer çamurdu. dağda bayırda inek peşlerinde koştum hey heyyyy.
yani marmar'a deyince sanmayın ki tatil köyü.
neyse bir kaç sene içinde şehir değiştirmeyi düşünüyorum.* tavsiye alırım.*
ege'de olursa tadından yenmez.
bir dönem marmara'da bir köyde 5, 6 sene yaşamışlığım var.
su yoktu su, her yer çamurdu. dağda bayırda inek peşlerinde koştum hey heyyyy.
yani marmar'a deyince sanmayın ki tatil köyü.
neyse bir kaç sene içinde şehir değiştirmeyi düşünüyorum.* tavsiye alırım.*
devamını gör...
ağlanılan en ilginç yer
bi keresinde uçak kaçırmıştım.
havaistte giderken uçağımın kaçacağını anlamıştım yolda geri de dönemediğim için bikaç çinlinin yanında hüngür hüngür ağlamıştım gece gece ne yapıcam ben orda diye. sonra son bi gayret check ine gidip beni alın diye görevliye yalvarmıştım, o da alamam diyince valizimle çöküp tekrar ağlamıştım*, gelen giden de bana bakmıştı noldu acaba kıza diye.*
havaistte giderken uçağımın kaçacağını anlamıştım yolda geri de dönemediğim için bikaç çinlinin yanında hüngür hüngür ağlamıştım gece gece ne yapıcam ben orda diye. sonra son bi gayret check ine gidip beni alın diye görevliye yalvarmıştım, o da alamam diyince valizimle çöküp tekrar ağlamıştım*, gelen giden de bana bakmıştı noldu acaba kıza diye.*
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
sevgili cenk'in arka bahçesi’ne hollanda’ya gitme teklifinde bulunduğum ysyın.
ama maalesef evlenmeyecekmiş sözlük, kalbim anlık:
ama maalesef evlenmeyecekmiş sözlük, kalbim anlık:
devamını gör...
sahip olmak istenilen süper güç
superman’i yüklesinler komple
devamını gör...


