tam olarak böyle hissediyorum
devamını gör...

bipolarlara niye laf geldi ki şimdi ne var yani.
devamını gör...

başlığı okuduktan sonra aklıma doğum günümü arkadaşlarımın hatırlamadığı geldi...
devamını gör...

panait ısrati
(1884-1935)
rumen yazar,kendi ülkesinden tüm balkanlar’a, oradan akdeniz ülkelerine ve istanbul’a kadar uzanan yirmi yıl kadar süren yolculuklarıyla edindiği görgüyü bilgiyi, insanların hayatlarını en çok da yoksulluklarını, onların maruz kaldığı adaletsizlikleri; acı ve sevinçle yoğrulmuş yaşamları akıcı bir anlatımla sunar.
kitaplarını fransızca yazmıştır.hayranı olduğu romain roland, ıstrati’nin maceralı yaşamına ilgi duymuş, onu yazması konusunda cesaretlendirmiştir.

eserleri dilimize ilk olarak yaşar nabi nayır kazandırmıştır.son derece yalın,içten ve sürükleyici anlatım ilk kitabını okuduktan sonra diğerleriyle buluşmak için sabırsızlanmanıza yol açar.

kitapları iç burkar evet ama, o kadar tatlı hoş sohbet bir yanı vardır ki, hiç tanımadığınız insanların dünyasına yolculuk yapmak, bilinmez yönleriyle onları bilmek değişik bir tat verir.kodin’de görebiliriz bunu : kodin, kaba ve herkesin çekindiği bir adamdır ama küçük adrian’la dost olur ona yüreğini açar.

ilk kitabı kira kiralina’da stavro’nun acıklı hikayesini dinleriz.kahraman,annesini ve kızkardeşini bulmak üzere yola çıkar ama bin türlü dertle boğuşmak zorunda kalır,yaşadıkları onun bugün kim olduğunu belirleyecektir.

minka abla da koca yürekli bir kadındır,yoksulların dostudur, bir lokma ekmeği varsa onu da paylaşır.

dostluk,onun için bütün sevgilerin üstündedir. annesini çok sevdiği halde bir gemiye atlayıp arkadaşının peşinden gidebilir.ardında kalanların üzüleceğini bilse de, düşüncelerini paylaşabileceği, onları dinleyeceği kimselerin yanında olmaktan kendini alamaz.

hikayelerinde insanların iç dünyasına derinlemesine yolculuk olanağı verir. zaman değil daha çok kişi olgusu ön plandadır.

keyifli okumalar dilerim.

*kira kiralina 1927, 1993 ve 2014 yıllarında ; codine de fransız rumen ortak yapımı olarak 1962’de sinemaya uyarlanmıştır.
devamını gör...

bir nev şarkısıdır.


"ah şu gönlüm hiç kimseyi böyle sevmedi
hiç kimseye böylesine yenilmedi
ne yapsam ne söylesem de değişmedi
ama al dedim vur demedim ki."
devamını gör...

bana ondan bi tane lütfen.

t: sporu yaşam felsefesi haline getirmiş, sağlıklı yaşam bilincine sahip akıllı, uslu ve fit sevgilidir.
gece içmeye gidelim diyen sevgiliden kat be kat daha iyidir.
devamını gör...

kafa sözlük ahalisi çok farklı, diğer hiç bir sözlük veya sosyal mecrayla kıyaslanmayacak kadar farklı hemde.

bu fark o kadar açık ve net biçimde görülüyor ki, bazen insanın içine ciddi bir karamsarlık düşmesi artık olağan hale geliyor.

ekonomi yazıyorsun, tık yok,
siyaset zaten öcü,
ınsan hakları, özgürlükler, eh işte,
güncel ülke dünya sorunları, bana ne,

ee, sonra , ne olacak böyle, geriye ne kalıyor, 3-5 goygoy başlığı.

valla bravo, ha bugün, ha yarın dedik, ama kafa ileri gideceği yerde geriye gidiyor.

az önce trakya ilahiyat dekanının boğaziçi'li öğrencileri tehdit ettiği haberini başlık yaptım.
6-7 kişi geldi, bir tepki koydu ortaya.
(benim başlık yapmam değil önemli olan, örnek o olduğu için bu vurguyu yapıyorum.)

bunun gibi o kadar çok konu ve başlık var ki , birazcık araştırsam yüzlerce böyle yok olup giden başlık bulur yazarım buraya.

hani o beğenmeyip, her firsatta yaftalama yapılan sözlükte, aynı konu başlık yapılmış, şu anda gündemde 3. sırada, sanırım 350 civarında girilen entry var.

bu adamlarla biz, farklı ülkelerde farklı dünyalarda mı yaşıyoruz acaba diyorum bazen .

bu kadar hayattan dünyadan gerçeklerden kopuk insan bir araya nasıl geldi, gerçekten anlamıyorum.

gördüğüm o ki, kafa bu şekilde iyiye gitmiyor. bir süre sonra 3-5 çocuğun oyun oynadığı bir yer olarak kalırsa doğrusu hiç şaşırmam.

belli bir süre sonra bu konulara duyarlı kişilerde, ciddi bir hayal kırıklığı, umutsuzluk ve bıkkınlık yaratıyor bu durum...

kimse kalkıp her zaman yaptıkları gibi, saçma sapan savunmalarla karşı saldırıya geçmesin lütfen.
konunun benim şahsımla hiç bir ilgisi yok, ben sizlerle varolan bir gerçeği gözümüzün önüne koyuyorum sadece ...

edit; iki elin parmakları kadar sayıda olan duyarlı yazarı tenzih ediyorum.
onlar zaten kendilerini biliyorlar.

edit : değerli arkadaşlarım,
yukarıda da söyledim ama tam anlaşılmamış sanırım.
bu başlığa da çok az tepki olmasına rağmen, bunlardan birkaçının hala tam da benim tespitlerim doğrultusunda yorum yaptığını görüyorum.

bakın meselenin özünü daha iyi anlamanız için küçük bir araştırma yaptım.

geriye dönük 10 sayfa başlığı inceledim.
10 sayfa başlık demek, yaklaşık 600-650 adet başlık demek.

bunlardan 20 ve üzeri entry girilen başlıklar şunlar.

(bkz: geceye ingilizce bir söz bırak)
(bkz: ak parti ile ülkemiz 50 yıl ileri gitti)
(bkz: birden fazla kitabı beraber okumak)
 (bkz: defalarca izlenen filmler)
 (bkz: halkımızın uzman olduğu konular)
 (bkz: dark (dizi))
 (bkz: kırtasiyeye girince her şeyi alma isteği)

evet. 20 ve üzeri entry girilen başlık adeti sadece 7.

sonra 20-10 arası entry girilen başlıklara baktım. onlar da ;

 (bkz: emekli olup sahil kasabasına yerleşmek)
 (bkz: her şeye ve herkese rağmen yalnız hissetmek)
 (bkz: adana'da görülen 15 metrelik balina)
(bkz: yaş ilerledikçe artan şeyler)
 (bkz: en sevdiğiniz dublaj sanatçıları)
 (bkz: mirkelam)
 (bkz: 33 metrelik dev vajina heykeli)
 (bkz: sinirliyken kendini ifade edememek)
 (bkz: hatalardan ders çıkarmak)
 (bkz: yarın için yaşamak)
 (bkz: testere’yi oynayabilecek türk oyuncu)
 (bkz: sözlük yazarlarının satın aldıkları son kitap)
 (bkz: uzaylı görülünce söylenecek ilk şey)
 (bkz: uzun tanımları okumamak)
 (bkz: bir cümleyle hayattan öğrendiklerimiz)
(bkz: ağırınıza giden sözler)
 (bkz: alacakaranlık (film))
 (bkz: kafa sözlük yazarlarının meslekleri)
 (bkz: çaya şeker atmadan içen kişi)
 (bkz: tik tok kullanmayan yazarlar veri tabanı)
 (bkz: 2023'te ay'a gidiyoruz)
 (bkz: ailenin kafa sözlük'te yazar olduğunu öğrendiklerinde tepkileri)
 (bkz: mahir ünal'ın çiftçiye akıllı telefonu çok görmesi)
 (bkz: ilahiyat dekanından boğaziçi'li öğrencilere tehdit)

bu başlıklar. toplam adet mi , 24 .
evet , 10 ila 20 arası tanım girilen başlık sayısı 24 adet .

ne oldu toplam ,31.

kafa sözlükte 650 adet başlıktan ortalama 20 entry girilen başlık sayısı sadece 31.

geriye kalan 620 başlıkta entryler 10'un altında. çoğunlukla da 1 veya 2.

bilemiyorum, bu durum benim ne anlatmaya çalıştığımla ilgili biraz daha farklı bir pencereden bakmanıza yardımcı oldu mu ?

ınanmayanlar, kısa bir incelemeyle bu başlıkları teyid edebilirler.
devamını gör...

iç anadolu bölgesinde işe yaramaz anlamında kullanır anneler, teyzeler ve de nineler.
devamını gör...

ingiliz tarihinde magna carta’dan sonra gelen önemli bir belgedir. magna carta’dan sonra parlamento kralın mutlak gücünü artırmaya yönelik her girişiminde bir belge yayımlamış ve bu gücün sınırları olduğunu ona hatırlatmak istemiştir. işte bu süreçteki ilk belge petition of rights’tır.

1625 yılında tahta geçen ı. charles ‘ın mutlak iktidarın kralın hakkı ve ödevi olduğunu öne sürmesi parlamentoyu rahatsız etmiştir. üstüne bir de parlamentoya danışmadan ispanya ve fransa’ya savaş ilan edip savaşın doğurduğu maddi külfetin karşılanmasını ağır vergiler ile taçlandırmıştır. parlamento bu ağır vergileri reddedince charles birkaç kez parlamentoyu feshetmiş fakat her yeni gelen parlamento kararında direnmiş ve neticede charles’ı uzlaşmaya mecbur bırakmıştır. charles’ı sıkıştıran parlamento savaşın devamında gerekli maddi kaynakların temini karşılığında 17 haziran 1628 yılında petition of rights’i imzalamayı kabul etmesini sağlamıştır.
belgenin girişinde geçmişe yönelik bazı hatırlatmalar yapılmış ve kralın yetkilerinin sınırlı oluşu bir kez daha vurgulanmıştır. belgede yer alan düzenlemelere göre: “insanlar hakim kararı olmadan ya da savunması alınmadan tutuklanamayacak, hapsedilemeyecek, canından ve bir uzvundan mahrum edilemeyecek, kötü muameleye maruz bırakılmayacaktır. ayrıca parlamento tarafından kabul edilmedikçe kimse vergi vermeye zorlanamayacaktır”.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

belgenin önemli özelliklerinden biri de magna carta’da olduğu gibi tanınan hakların yalnızca soylu sınıfı ile sınırlı kalmadan bütün ingiliz halkını kapsamasıdır.

ancak gelip görelim ki charles belgeyi imzalasa da parlamentonun işleyişine engel olmaya devam etmiş, parlamentoyu bir kez daha feshetmiş ve 11 yıl boyunca toplantıya çağırmamıştır. ardından bazı parlamento üyelerinin hapise atılması üzerine kral ve parlamento yanlıları arasında bir iç savaş çıkmıştır. 1648’de biten savaşta ı. charles yenilmiş ve parlamento önünde kurulan mahkemede yargılanarak idam cezası verilmiş, 1649 yılında da idam edilmiştir.
devamını gör...

o tanımı girdiğin için utanacağına açtığın başlığa bak dedirten söylem ve başlıktır.
dostum şu kuralları popo cebinizde gezdirin lütfen okuyun arada.
mention mu atıyorsun o nasıl tanım yahu.
devamını gör...

yahya kemal beyatlı, öğrencisi nazım hikmet'in annesine aşık olmuştur. karşılığında nazım'dan işittiği laf ise "hocam olarak girdiğin bu evden babam olarak çıkamazsın." dır.
devamını gör...

allah'ım sen konuyu biliyorsun amin dedirten ihtimal. inşallah inşaallaahhh artık daha güzel bir düzen, daha güzel bir yönetim istiyoruz. yeter sömürüldüğümüz da.
devamını gör...

gece 11'de hazırladığım bugünün öğle yemeğini evde unuttuğum, çoraplarımı farklı renkte giydiğim ve üstüne de bilgisayarın şarj aletini almadan işe geldiğim mükemmel bir sabahtan günaydın.
devamını gör...

dostum, güzel insan , ben ,kendisine kardeşim diyebilecek kadar samimi bulduğum yazar.
tanımlarını akıcı ve tam isabet buluyorum, yazmaya devam maç ne kadar zor geçer se geçsin.
devamını gör...

1970'lerde doğan folk ve country rock grubu.

hotel california şarkısını her dinlediğimde bir karavanla oradan oraya yolculuk yapasım, durduğum noktalarda da kendimce dans edesim geliyor. yalnız, özgür, yarını ve dünü düşünmeden. tatlı bir esintiyle savrulmak.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

apartmanı satın almış iki gözümün çiçeği. kıyamam ben ona. * alaman çikolatalarını başkasından alırız artık.

(bkz: hayırlı olsun erdal abi)
devamını gör...

bir inşaat mühendisi olarak şunu söyleyebilirim: uzun zaman sonra fazla bir yağış almış, o kadar! biliyorsunuz ki, dünya üzerindeki her şehrin ama her şehrin altyapı veya üst yapı planlaması çok eskiye dayanmaktadır. üstyapıları hadi, kurtabiliyoruz belki ama altyapıya ulaşmak çok kolay olmuyor.

bu altyapı sistemleri de belli bir hidrolojik ve belli bir nüfus öngörüsüyle tasarlanıyor. şu olayda konumuzun nüfus olduğunu düşünmüyorum, konumuz hidrolojik. yani, bu sistemleri tasarlayanlar, yağış verilerine göre yapıyor bu işi. ben de yaptım bu işi.

daha önce new york'da bulunmadım, oranın coğrafik özelliklerini bilemem ama ankara'yı çok iyi biliyorum. mesela, ankara'nın çoğu yerinde bir dere vardır ve ankaralılar olarak bu derelerin üzerinde yaşıyoruz. yanlış planlanan veya düzgün derive edilmemiş bir sürü dere, ankara 30 dakika yağış aldığında dolup taşıyor ve bu manzaralara şahit oluyoruz.

new york'da da bu durum olmuş olabilir veya belki bin yılda bir görülecek bir yağışı altyapı kaldıramamış olabilir.

geçmiş olsun.
devamını gör...

bir insanın ağzından değil, ancak açık kalmış bir lağım çukurundan çıkabilecek türden bir cümle.

hepimiz adalete ve sisteme bilendik değil mi yıllardır? "neden tutuklanmıyor? neden serbest kalıyorlar sürekli? hakimler neden işini doğru yapmıyor?"

sanırım tam da istenen kıvama geldik. yakında başlar "bakın hukuk sistemi yetersiz, değiştirelim ki harika olsun memleket" çığırtkanlığı.

adaletin sadece a'sını dahi uygulayan bir toplum, yönetim şekli ne olursa olsun bu hale gelmez. bakmayın siz dindar olduğunu iddia eden "dini dar"lara. şeriat falan bahane... bunların sıkıntısı, cendereyi daha da sıkıştırmak, insanları canlarından daha fazla bezdirip kontrol altına almak.

sinirimden ağladım şurada iki dakikada. o annenin durumunu hiç düşünemiyorum şu an. allah yardımcıları olsun. hak edilen ceza da hak eden kişiye bir an önce dibine kadar uygulansın inşallah.
devamını gör...

bakir aşkıyla
cehennem
şeffaf
acelesiz iliklenir gözümüze

aydınlık
dikenleri öyle tel tel
kanatır da
kirletilmiş bir şey olur

göz çukuru kıyamet
gözünüz
görünmez olur

bir şey
sizi
susturur

sevinci öyle kırmızı
kedilerin
kanatlanır
tırnakları

dağlar dağlara tırmanıyor
bilmiyorum nasıl

bu şarkı nasıl böyle güzel
yüzümde
su yatağı ölüm

“şiir nasıl yazılır”
bilmiyorum

başka bir şey var içimde
canınız cehenneme
diyemiyorum

mimozalar öpsün sizi
birbirinizi öptüğünüz gibi
değil

yedinci dem şiiridir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim