william mcgregor paxton-çay yaprakları (1909)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

benimmm. ama kontrol edemiyorum. istemsiz yükseliyor kaptırıyorum kendimi. hele arkadaş ortamındaysak hiç kasmıyorum, salıyorum gidiyor.*
devamını gör...

cok tatli bir yazar beni cok guzle karsiladi selam
devamını gör...

türkiye’deki yükseköğretim sisteminin geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla kurulan üniversite araştırmaları laboratuvarı'nın (üniar) kurucularından prof. dr. engin karadağ, türkiye’deki görev yaşan 196 rektörün akademik profilini çıkaran bir çalışma yaptı. çalışma kapsamında rektörlerin bugüne kadar yaptığı tüm bilimsel çalışmalar inceledi.

atıf ve yayın verilerini derleyen “web of sience” sisteminden elde edilen verilere göre,

- uluslararası makalesi bulunmayan toplam rektör sayısı 68.

-toplam 55 rektörün uluslararası yayını bulunmuyor.

- hiç bir yerde atıf yapılmayan rektör sayısı 71. buradan

üniversitelerimizin en tepesinde oturtulan kişiler bunlar.
bu kafadaki yönetimden nasıl bir ilim , nasıl bir bilim çıkar tahmin etmek güç değil, ayrıca çıkmadığı da ortada.
devamını gör...

düşünce özgürlüğü vardır, yokluğundan bahsettiğiniz ifade özgürlüğüdür.
devamını gör...

bazılarının çok fazla önyargı ile yaklaştığı japon usulü çizgi film ve dizilere verilen isim. evet, anime çizgi filmdir. ben ona karşı çıkan anime fanboylarından değilim. keyfine izliyorum arada sadece. konuya giriş yapmadan önce bunu belirtmek isterim.

bana kalırsa bu kadar önyargı ile yaklaşılmasının sebebi aşırıya kaçan anime fanlarıdır. profil resminden, duvar kağıdına; konuştuğu tüm konuları ve gördüğü her şeyi animeye bağlayan insanları, hele bir de hentaicileri görünce, daha önce anime izlememiş kişiler de biraz mesafeli yaklaşıyor doğal olarak. ancak ben yine de animelere haksızlık edildiğini düşünüyorum. death note, attack on titan, one piece gibi animelere yeni başladım ve çok güzel kurgulanmış senaryosunun olduğunu söyleyebilirim. hiç olmazsa animelerin yapımının arka planında çok ciddi bir emek ve çizim yeteneğinin bulunduğu gerçeği göz ardı edilmemeli, ve saygı duyulmalıdır.
devamını gör...

the 100'dür. tamamen ilemedim ama sadece 3. sezonun yarısına kadar.

tanım: izlediğimiz ilk yabancı dizileri paylaştığımız başlık.
devamını gör...

dolar üzerinden maaş alıyorum ve lcw'den giyiniyorum. hatta televizyonlarda gördüğünüz bir tane ünlünün rehberliğini yapmıştım. rusya'ya kışın ortasında kazakla gelmişti. hâliyle mont almamız gerekti. sordu lcw waikiki var mı gidek oradan alak ucuzdur dedi. bu marka fetişizmi genelde orta sınıfta oluyor. çok zengin ile çok fakir takılmaz ne giydiğine.
devamını gör...

bugün güncel durumu takip ederken aklımı kurcalayan durum.
evet ağaçlar ciğerlerimiz. evet ağaçlar, ormanlık alanlar eski haline gelsin çok isteriz ama bağış yaparken, ufak büyük elinden ne gelirse verilen paralar öncelikle o alanlarda ciddi maddi kayıp yaşayan insanlara ve hayvanlara harcansa, onların yaraları sarılsa daha iyi olmaz mı düşüncesi beni içine çekti.
evet bu görev öncelikle yönetimin ilgili kuruluşlarının ama belli ki onlardan pek bir hayır yok. yani vatandaşa yardım için o bölgelerin belediyelerine direkt bağış yapılsa diyorum da ona da hükümetten engel gelir muhakkak. yaşandı daha önce.
of bilemiyorum. keşke hepsine bir çözüm olabilsek.
devamını gör...

tahmin edebileceginiz uzere romanlarda gercek adini kullanmamistir. gercek ismi ise david cornwell'dir. cok zor cocukluk bir donemi gecirmistir.

babasinin yemedigi halt kalmamistir* ve hatta bunun uzerine annesi de david ve kardesini terk etmistir ancak babasi ogullarini hirsizliktan elde ettigi paralar ile gayet iyi okullarda okutmustur ama adam oylesine bir deli imis ki cocuklari zorluga alissin diye farkli okullara gondermistir. kardesi anthony ise reklamcilik sektorune egilmis ve ceo olmus birisidir.

david ise diplomatliga kadar yukselmis ve ingiliz istibaharati m16'ya o donemlerde girmistir. ilk romanini da o donemlerde yazmistir. tabii ki de gercek ismi ile roman yazacak hali yok ya o da fransa da gozune ilisen ''le carre'' ismi ile basmistir romanini.

ingilitere istihbarat tarihinin en buyuk skandallarindan birisi olan cambridge beslisinin uyelerinden birisi olan kim philby tarafindan desifre olduktan sonra david cornwell ismini edebiyen terk edecektir. casus romanciliginin en buyuk isimlerinden birisidir ya da en buyugudur.

burada cok kisa cambridge beslisine deginmek gerekir. soguk savas doneminde m16'in ingiltere'deki rus ajanlarini tespit etme biriminin en tepesindeki 5 kisi aslinda sscb'nin cifte ajanlari idi, ki bu olay yillarca surmustur. yukaridaki tanimlarda bahsedilen film kisaca bu besli uzerinden ilerlemektedir.

ayni zamanda kendileri 2008 the times dergisi tarafindan hazirlanan listede ingiliz edebiyatinin en iyi 50 yazari arasindan 22 sirada kendisine yer bulmustur.

yazdiklarimin cogu, mine kirikkanat'in kendisi ile ilgili yazmis oldugu su kose yazisina dayanmaktadir.
devamını gör...

ben dilinde, karşımızdakine yönelik yargılayıcı ifadelerden ziyade kendimizde oluşan etkilerini ifade etme şeklidir. kendimizdeki durumu ifade ederken karşı tarafın iletişime set çekmesine de engel oluruz. çünkü ondan değil kendimizden bahsederek farkındalık oluşturmak istenir. bence empati yeteneğini de geliştiren bir dil. suçlayıcı değildir. karşıdaki kişinin sizde bıraktığı etkiyi anlamasını sağlar. daha sağlıklı bir iletişim gerçekleşir. eğitimde önemi büyüktür. aslında eğitimden ziyade toplumumuzda da çokça kullanılması gerekir. örneğin, odası dağınık bir çocuğa annesi "yeter artık bıktım odanı toplamaktan hemen topla odanı" demek yerine "odanı toplamaman beni üzüyor ve ayrıca diğer işlerimden fırsat bulamıyorum ve oldukça yoruluyorum" derse daha etkili olur ve sağlıklı bir iletişim gerçekleşir. o yüzden odanızı toparlayın ve ben dilini kullanın.
devamını gör...

hakkında sadece erkeklerin entry girdiği kadın organı.
devamını gör...

paulo coelho’nun 1998 yılında yayımlanan kitabıdır. çok zaman oldu bu kitabı okuyalı ama aklımda kaldı ziyadesiyle çünkü o dönem çok tuhaf bir şey oldu. üniversite hayatımın ilk senesini tamamen kendime ayırmaya karar vererek gittim okula. ve o sene bolca kitap ve kitaptan daha çok filmle geçti. filmden kastım sinemaya giderek film izlemektir. o dönem türkiye’de sinemalarda gösterime giren bütün filmleri izledim. veronika’yı okuyup bitirdiğim gün yine bir sinemada film izlemek için çıktım kafeden ve ne zaman görsem sinema değilmiş de içeride başka karanlık işler dönüyormuş hissi uyandırdığı için daha önce hiç girmediğim bir sinemanın önünde bir afiş gördüm: “ wilbur ölmek istiyor”. daha önce adını bile duymamıştım filmin. hemen cesaretimi toplayıp girdim ve beni çok etkileyen bir film izledim. üç nedenden etkilendim filmden: 1. güzel bir filmdi. 2. veronika yeni bitmişti. 3. o sinemada dönen karanlık işler meğer sanat filmleri, festival filmleri göstermekmiş.

veronika ile böyle bir hikayemiz var bizim. veronika ölmek isteyip başaramayan ve bunu haber alan tanrı tarafından işi kolaylaştırılan bir kadının hikayesi. eduar ise tamamen bir son dilek hakkı veronika için.

okunası bir kitaptır.
devamını gör...

kitre ile yoğunlaştırılan, sığır ödüyle koyulaştırılan suya, boyaların fırçayla serpiştirilerek şekil verilen geleneksel türk sanatıdır.
devamını gör...

erkeklere nazaran daha kolay olan süreçtir. evet bir süreç. kimse kimseyi bir anda anlamaz. bunun için biraz zaman ve çaba gereklidir.peki bu çaba sağlanıyor mu?

anlamak için çaba sarfetmiyoruz

bu ilişkilerden tutunda okuldaki matematik dersine kadar dayanan bir sorun.anlamak; enerji,caba ve gayret ister.merak ister. bilgi açlığı ister.hadi bunları geçtim bir kadını anlamak için ne ister? ona değer vermek.

anlamaya çalışmak değer verdiğimizi gösterir

kadın, erkek bireye nazaran daha net ve ifade yeteneği,iletişim becerisi gelişmiş varlıktır. kendini kolayca ifade edebilir. bunu hem sözle hem vücut diliyle kolayca yapabilir. kompleks bir yapı değillerdir. sadece biraz çaba gerektirir.

empatik düşünme yoksunluğu iletişimi zorlaştırır

iletişimin etkili ve canlı olabilmesi için bizi robottan farklı kılacak ve karşımızdaki bireyle ortak frekansta buluşturacak şeydir empati yetenegi . bu yenetek kullandıkça gelişir, kullanmadıkça körelir.

çocuklar doğarken yuksek bir empati yeteneği ile doğar.haliyle zamanla bu geliştirecek şekilde bir ortam hazırlanmaz ise, bencil kendini düşünen iletisim becerisi zayıf bireyler olurlar. bu da ilerde kadınları anlamıyorum ya diyen birey demektir.

sonuç olarak; empati yeteneğini kullanarak geliştirelim. zamanla kadınları anlamak diye bir sorun olmadığını göreceksiniz.
devamını gör...

the queen's gambit (dizi)'ten bildiğimiz beth harmon karakteri kendisinden esinlenerek yaratılmış belli ki. intihal yapmayalım, konu üzerine etraflıca bir irdeleme ekşi sözlük'te okunabilir.
devamını gör...

kov bostancı o zalım danayı, yemesin ezmesin kendi yetiştirdiğim yeşil soğanları!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dünyanın batı'dan doğu'ya dönüşünün,saptırıcı gücünden kaynaklanır.kuzey yarımküre'deki rüzgarlar ve okyanus akıntıları bu etki nedeniyle sağa sola saparlar.güney yarımküre'dekiler ise sola doğru. ancak akmakta olan suyun,saat ibreleri yönünde veya bunun tersi yönü sapmalarında ihmal edilebilir bir etkidir.
devamını gör...

tabii o zamanlar fotoğraflarla oynamak moda.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim