bu başlıkta kendimizi kandırıyoruz
yaptıklarımdan eşşek gibi pişman olmadım . hatta iyi ki yapmışım . hayatımı mahvettiğim için çok mutluyum.
devamını gör...
insanı yoran şeyler
eve girerken karşılayacak kimse yoksa kapıyı açmaya çalışırken bir türlü doğru anahtarı tutturamamak. abi yormayın işte. ilkinde açılsın o kapı. yüz bin defa deniyorum, doğrusu hangisi diye.
devamını gör...
önce başlığa bakarım başlık mı diye sonra yazara bakarım ermolettin mi diye
sözlüğümüzün çalışkan ve göze çarpan trollerinden ermolettin'in açtığı başlıklara bundan sonra ekleyeceğim, bakınız şeysi.
devamını gör...
küs gibi davranıp ne oldu diye sorulduğunda yok bir şey denmesi
desem anlayacan sanki demek istemek hali.
nerden çattım senin gibisine diye, pişman olma ama, başka da bir şey yapamama hali.
nerden çattım senin gibisine diye, pişman olma ama, başka da bir şey yapamama hali.
devamını gör...
9 yaşındaki kız çocuğunun 55 yaşındaki adama satılması
uzunca bir süre iş amacıyla bulunduğum ve insanlığın bambaşka seviyede yaşandığı ülkede bizlerin anlayamayacağı gariplikler ülkesi..
haberin hepsini okuyunca insan ister istemez hayatın gerçeklerini sorgulamaya ve isyan etme hissiyle doluyor. 9 yaşındaki kızından önce 12 yaşındaki kızını da satan baba ve bu aileye benzer onlarca aile olduğundan bahsedilmiş haberde ki eminim fazlası vardır ..
işin trajik yanı baba kızını satarak bir kaç ay kışı geçirebilecek kadar para edindiğini ve sonrasında ailesine nasıl bakacağını ve nasıl geçinebileceklerini dahi bilmiyor. bu çaresizlik içinde yaşayan insanlarla bir kaç ay önce kabil havaalanında uçakların tekerlerinden düşen insanların görüntülerini eşleştirerek okumanızı tavsiye ederim bu ülkenin gerçeklerini..
satın alan 55 yaşındaki adamın "benim eşim var bu kıza sadece bakacağım" cümlesindeki ufuk umut kırıntılarına bırakılmış bir hayata adım atacak minik kızın yaşayacakları ve hayatında göreceklerine dair bir kaç saniye üzülüp sonra kendi hayatlarımıza dönmekten başka yapabilecek bir şeyimizin olmaması da hayatın sert ama trajik olan ironisini barındırıyor..
kendisine tüm kalbimle hayatındaki zorluklarla baş edebilme ve ayakta kalabilme gücü diliyorum minik kız..
haberin hepsini okuyunca insan ister istemez hayatın gerçeklerini sorgulamaya ve isyan etme hissiyle doluyor. 9 yaşındaki kızından önce 12 yaşındaki kızını da satan baba ve bu aileye benzer onlarca aile olduğundan bahsedilmiş haberde ki eminim fazlası vardır ..
işin trajik yanı baba kızını satarak bir kaç ay kışı geçirebilecek kadar para edindiğini ve sonrasında ailesine nasıl bakacağını ve nasıl geçinebileceklerini dahi bilmiyor. bu çaresizlik içinde yaşayan insanlarla bir kaç ay önce kabil havaalanında uçakların tekerlerinden düşen insanların görüntülerini eşleştirerek okumanızı tavsiye ederim bu ülkenin gerçeklerini..
satın alan 55 yaşındaki adamın "benim eşim var bu kıza sadece bakacağım" cümlesindeki ufuk umut kırıntılarına bırakılmış bir hayata adım atacak minik kızın yaşayacakları ve hayatında göreceklerine dair bir kaç saniye üzülüp sonra kendi hayatlarımıza dönmekten başka yapabilecek bir şeyimizin olmaması da hayatın sert ama trajik olan ironisini barındırıyor..
kendisine tüm kalbimle hayatındaki zorluklarla baş edebilme ve ayakta kalabilme gücü diliyorum minik kız..
devamını gör...
hırs mı daha iyidir azim mi sorunsalı
azim, benim için kararlılıktır. bir hedefe ulaşmak için adilce, adım adım, hevesle ilerlenen yoldur. kimseyi incitmez, rahatsız etmez, kişinin kendisine zarar vermez. düştüğünde elinden tutar, yol gösterir, kişiyi sabırlı bir insan yapar.
hırs ise öfkeden gözünün önünü görmeni engeller, çünkü gözlerini tek bir noktaya yani hedefine odaklamıştır, onu kırptırmaz. o öfkeyle hem insanı hem de çevresini incitir. hırs, kişiyi bir yarışa tabi tutar.
işte tüm bu sebeplerden ötürü azim daha iyidir, insanın yüreğini rahat tutar ve onu incitmeden hedefine ulaştırır.
hırs ise öfkeden gözünün önünü görmeni engeller, çünkü gözlerini tek bir noktaya yani hedefine odaklamıştır, onu kırptırmaz. o öfkeyle hem insanı hem de çevresini incitir. hırs, kişiyi bir yarışa tabi tutar.
işte tüm bu sebeplerden ötürü azim daha iyidir, insanın yüreğini rahat tutar ve onu incitmeden hedefine ulaştırır.
devamını gör...
durup dururken seni seviyorum diyen sevgili
erkekse bunu diyen, insan bir şüphelenir degil mi? dedigim başlık.
günümüz evliliklerinde az ya da hiç kullanılmayan sevgi ibaresi olan, kadinları mutluluktan uçuracak kadar az enerji, az masraf ile soylenebilcek bu sözü söylemeyen erkek bireylerin, ansızın kullandığında tabi ki akılda "bayram degil seyran değil ne ayak şimdi bu" diye suphelenmek gerekir.
aksi durumda "ayy ben de çeni ..." diye karşılık verilir.*
edit:erkeğim ulan.
günümüz evliliklerinde az ya da hiç kullanılmayan sevgi ibaresi olan, kadinları mutluluktan uçuracak kadar az enerji, az masraf ile soylenebilcek bu sözü söylemeyen erkek bireylerin, ansızın kullandığında tabi ki akılda "bayram degil seyran değil ne ayak şimdi bu" diye suphelenmek gerekir.
aksi durumda "ayy ben de çeni ..." diye karşılık verilir.*
edit:erkeğim ulan.
devamını gör...
cehenneme gidildiğinde yapılacak ilk aktivite
günlük rutinime devam ederim diye düşünüyorum.
ee kul nasıl biliyorsa yaradan öyle değil miydi?
benim bilişim bu yönde.
madem cehennemimizi kendimiz yaratıyor, odunumuzu kendimiz taşıyoruz o tarafa eh bir zahmet ben de kendi yaşamımdan bir şeyler taşıyayım ötelere.
herkesin cehennemine kimse karışamaz.
saygılar...
ee kul nasıl biliyorsa yaradan öyle değil miydi?
benim bilişim bu yönde.
madem cehennemimizi kendimiz yaratıyor, odunumuzu kendimiz taşıyoruz o tarafa eh bir zahmet ben de kendi yaşamımdan bir şeyler taşıyayım ötelere.
herkesin cehennemine kimse karışamaz.
saygılar...
devamını gör...
geceye acı ama gerçek bir cümle bırak
devamını gör...
korku ve titreme (soren kierkegaard)
(korku ve titreme) soren kierkegaard'ın en ünlü eseridir. kierkegaard estetik, etik ve iman kavramlarını ishak ve ibrahim'in hikayesi üzerinden yorumlar. ibrahim oğlunu kurban ederken absurdün inayetine ve oğlunun bir şekilde ölmeyeceğine inanır. bu imanın gücüdür. etikle çeliştiği ve imanın özünde paradoksal bir yapısı olduğu bu şekilde ifade edilir. dinsel öğeler, dini yerler ve mitler insanlarda ürpermeye ve titremeye sebep olur. bunun esas nedeninin kutsala duyulan korku olduğu ileri sürülür. kierkegaard için tanrıya inanmak basit bir karar değildir hatta karanlığa adım atmayı gerektirir ve inanca dayanarak karar almak ne yapmamız gerektiğini söyleyen geleneksel etiğe ters düşebilir. bunu sıçrayış olarak nitelendirir. imandaki paradoksu bu şekilde açıklar. öyle bir paradoks ki cinayeti tanrıyı memnun eden kutsal bir eyleme dönüştürüyor yine aynı paradoks hiç bir düşüncenin kavrayamayacağı şekilde ibrahime oğlunu geri veriyor ve imanın başladığı yerde düşünme biter diyor kierkegaard. bu şekilde toplumsal görevlerin bazen en yüksek değerde olmadığını ifade ediyor ( bir babanın oğlunu koruması), tanrıya iman etmesi bazen bütün görevlerin üstüne çıkar ve insan etiği artık anlamını kaybeder. kierkegaard'ın üç aşamalı varoluş anlayışını ( etik, estetik, dinsel varoluş) adım adım takip edebileceğimiz okuması keyifli felsefe metni.
- ishakı boğazından yakalayıp yere fırlattı ve ona şöyle dedi: " aptal çocuk, senin baban ben miyim sanıyorsun? ben bir putperestim. bu tanrının emri mi sanıyorsun? hayır , bu benim arzum." ishak titreyip dehşet içinde yalvardı. : " ey yüce rabbim, bana merhamet et. ibrahim'in rabbi, bana merhamet et. eğer yeryüzünde bir babam yoksa sen benim babam ol!" ve ibrahim kendine fısıltıyla şöyle söyledi: " ey yüce rabbim, sana şükürler olsun. sana olan imanını yitireceğine benim bir canavar olduğuma inansın, böylesi onun için daha hayırlı." sy 21
- ama herkes kendi yolunca ve sevdiğinin büyüklüğünce büyüktü. çünkü kendini seven, kendisi kadar büyüktü ve diğerlerini seven, herkesten büyüktü. hepsi anımsanacaktı; ama herkes bekleyişi kadar büyüktü. biri olabilecek olanı beklediği için, diğeri ebedi olanı beklediği için büyüktü; oysa imkansızı bekleyen herkesten büyüktü. hepsi anımsanacaktı; ama hepsi mücadele ettiği şeyin büyüklüğü kadar büyüktü. sy 26
- bir insan bu vaizin ortaya koyduğu çelişkiyi nasıl açıklar? bu çelişkinin kökeni, ibrahim'ın yaptığı her şeyi şanlı kılan bir " büyük adam" olma icazetinin bulunması ve aynı şeyi bir başka yaptığında bunun günah, iğrenç bir günah sayılması mıdır? bu durumda ben böylesine pervasız bir övgüye katılmaz istemezdim. eğer iman kişinin oğlunu katletmesini mübarek kılmıyorsa, bırakın aynı mahkumiyet kararı, herkese olduğu gibi, ibrahim'e de çıkarılsın. eğer kişinin, bir düşünceyi başından sonuna dek taşıyacak ve ibrahim'in bir katil olduğunu söyleyecek cesareti yoksa, hak edilmiş övgüler üzerinde zaman yitireceğine bu cesareti bir an evvel kazanması daha yeğdir. ibrahim'in yaptığının ahlaki ifadesi şudur: o ishak'ı katledecekti. dini ifadesi ise şudur: o ishak'ı kurban edecekti. sy 41
- ibrahim hiçir durumda trajik bir kahraman değildir, bambaşka biridir, ya bir katildir ya bir mümin. sy 77
- imandaki paradoks budur, birey, evrenselden yücedir; birey (şimdilerde pek seyrek duyulan dogmatik bir ayrımı anımsayacak olursak) evrenselle ilişkisini mutlak olanla ilişkisine göre belirler, mutlakla ilişkisini evrenselle ilişkisine göre değil. paradoks, tanrıya karşı mutlak görev vardır diyerek de ifade edilebilir; çünkü bu görev ilişkisinde kişi birey olarak mutlakla mutlak ilişkidedir. böylece, bu ilişkide, tanrıyı sevmenin bir görev olduğu söylendiğinde, daha önce söylenenlerden farklı bir şey söylenmiş olur; çünkü bu görev mutlak ise, etik olan, bir görelilik konumuna indirgenmiş demektir. böyle olması etik olanın ortadan kaldırılmasını gerektirmez gerçi; fakat tamamen farklı bir ifade, paradoksal bir ifade kazanır - öyle ki örneğin, tanrı sevgisi iman erinin komşu sevgisine, etik açıdan görevinin gerektirdiği ifadeye zıt bir ifade vermesine sebep olabilir. sy 94
- sessizliği, hiçbir şekilde ishak'ı kurtarmak niyeti taşımıyordu, ve onun, ishak'ı kendi adına ve tanrı uğruna kurban etme görevi, estetiğe bir saldırıdır; çünkü estetik gayet iyi anlamıştır ki kendimi kurban edebilirim ama kendi uğruma başkasını kurban edemem. estetik kahraman sessizdir. oysa etik onu mahkum eder, çünkü estetik kahraman, kazara oluşan tikelliği nedeniyle sessizdir. sessiz kalmasını karara bağlayan şey, onun insanı önsezisidir. bu etiğin bağışlayacağı bir şey değildir, bu türden insanı seziler birer yanılsamadır sadece; etik sonsuz bir hamle gerektirir, açığa vurma gerektirir. o halde estetik kahraman konuşabilir, fakat konuşmaz. sy 148
- her şeyi söyleyebilir ama bir şeyi söyleyemez, yani başka birinin anlayabileceği şekilde söyleyemez, demek ki ibrahim konuşmamaktadır. konuşmadaki ferahlık, konuşmanın beni evrenselin diline çevirmesidir. ibrahim ishak'ı nasıl sevdiğini, bir dilin sahip olduğu en güzel ifadelerle anlatabilir. ama yüreğindeki sözler bunlar değil, onu kurban edeceğinin - çünkü bu bir sınamadır- derin düşüncesidir. bunun bir sınama olduğunu hiç kimse anlayamaz, bu yüzden ishak'ı kurban etme eylemini herkes sadece yanlış anlayabilir. sy 149
- ishakı boğazından yakalayıp yere fırlattı ve ona şöyle dedi: " aptal çocuk, senin baban ben miyim sanıyorsun? ben bir putperestim. bu tanrının emri mi sanıyorsun? hayır , bu benim arzum." ishak titreyip dehşet içinde yalvardı. : " ey yüce rabbim, bana merhamet et. ibrahim'in rabbi, bana merhamet et. eğer yeryüzünde bir babam yoksa sen benim babam ol!" ve ibrahim kendine fısıltıyla şöyle söyledi: " ey yüce rabbim, sana şükürler olsun. sana olan imanını yitireceğine benim bir canavar olduğuma inansın, böylesi onun için daha hayırlı." sy 21
- ama herkes kendi yolunca ve sevdiğinin büyüklüğünce büyüktü. çünkü kendini seven, kendisi kadar büyüktü ve diğerlerini seven, herkesten büyüktü. hepsi anımsanacaktı; ama herkes bekleyişi kadar büyüktü. biri olabilecek olanı beklediği için, diğeri ebedi olanı beklediği için büyüktü; oysa imkansızı bekleyen herkesten büyüktü. hepsi anımsanacaktı; ama hepsi mücadele ettiği şeyin büyüklüğü kadar büyüktü. sy 26
- bir insan bu vaizin ortaya koyduğu çelişkiyi nasıl açıklar? bu çelişkinin kökeni, ibrahim'ın yaptığı her şeyi şanlı kılan bir " büyük adam" olma icazetinin bulunması ve aynı şeyi bir başka yaptığında bunun günah, iğrenç bir günah sayılması mıdır? bu durumda ben böylesine pervasız bir övgüye katılmaz istemezdim. eğer iman kişinin oğlunu katletmesini mübarek kılmıyorsa, bırakın aynı mahkumiyet kararı, herkese olduğu gibi, ibrahim'e de çıkarılsın. eğer kişinin, bir düşünceyi başından sonuna dek taşıyacak ve ibrahim'in bir katil olduğunu söyleyecek cesareti yoksa, hak edilmiş övgüler üzerinde zaman yitireceğine bu cesareti bir an evvel kazanması daha yeğdir. ibrahim'in yaptığının ahlaki ifadesi şudur: o ishak'ı katledecekti. dini ifadesi ise şudur: o ishak'ı kurban edecekti. sy 41
- ibrahim hiçir durumda trajik bir kahraman değildir, bambaşka biridir, ya bir katildir ya bir mümin. sy 77
- imandaki paradoks budur, birey, evrenselden yücedir; birey (şimdilerde pek seyrek duyulan dogmatik bir ayrımı anımsayacak olursak) evrenselle ilişkisini mutlak olanla ilişkisine göre belirler, mutlakla ilişkisini evrenselle ilişkisine göre değil. paradoks, tanrıya karşı mutlak görev vardır diyerek de ifade edilebilir; çünkü bu görev ilişkisinde kişi birey olarak mutlakla mutlak ilişkidedir. böylece, bu ilişkide, tanrıyı sevmenin bir görev olduğu söylendiğinde, daha önce söylenenlerden farklı bir şey söylenmiş olur; çünkü bu görev mutlak ise, etik olan, bir görelilik konumuna indirgenmiş demektir. böyle olması etik olanın ortadan kaldırılmasını gerektirmez gerçi; fakat tamamen farklı bir ifade, paradoksal bir ifade kazanır - öyle ki örneğin, tanrı sevgisi iman erinin komşu sevgisine, etik açıdan görevinin gerektirdiği ifadeye zıt bir ifade vermesine sebep olabilir. sy 94
- sessizliği, hiçbir şekilde ishak'ı kurtarmak niyeti taşımıyordu, ve onun, ishak'ı kendi adına ve tanrı uğruna kurban etme görevi, estetiğe bir saldırıdır; çünkü estetik gayet iyi anlamıştır ki kendimi kurban edebilirim ama kendi uğruma başkasını kurban edemem. estetik kahraman sessizdir. oysa etik onu mahkum eder, çünkü estetik kahraman, kazara oluşan tikelliği nedeniyle sessizdir. sessiz kalmasını karara bağlayan şey, onun insanı önsezisidir. bu etiğin bağışlayacağı bir şey değildir, bu türden insanı seziler birer yanılsamadır sadece; etik sonsuz bir hamle gerektirir, açığa vurma gerektirir. o halde estetik kahraman konuşabilir, fakat konuşmaz. sy 148
- her şeyi söyleyebilir ama bir şeyi söyleyemez, yani başka birinin anlayabileceği şekilde söyleyemez, demek ki ibrahim konuşmamaktadır. konuşmadaki ferahlık, konuşmanın beni evrenselin diline çevirmesidir. ibrahim ishak'ı nasıl sevdiğini, bir dilin sahip olduğu en güzel ifadelerle anlatabilir. ama yüreğindeki sözler bunlar değil, onu kurban edeceğinin - çünkü bu bir sınamadır- derin düşüncesidir. bunun bir sınama olduğunu hiç kimse anlayamaz, bu yüzden ishak'ı kurban etme eylemini herkes sadece yanlış anlayabilir. sy 149
devamını gör...
bilgisayar tamircisine güvenmemek
haklı olan duygudur. tamircinin birisi bilgisayarım ani kapanma sorunu yaşayınca ruslar tehdit ediyor 300 dolar verirsen bilgisayarındaki veriler kurtulur demişti. istemiyorum kurtulmasın verilerim deyince yarın gel al bilgisayarını hallederiz dedi.
devamını gör...
erkeklerin düştüğü 3 şey
hanımefendilik, karakterdeki asalet, mizah anlayışı.
devamını gör...
gögüslerinden memnun olan kadın
memeye göğüs diyen yazarın açtığı başlık. bu ülke ne zaman memeye meme diyecek merak ediyorum.
devamını gör...
a clockwork orange
iyilik içten gelir. iyilik bir seçimdir. bir insan seçemezse, insanlıktan çıkar..
antikahraman alex'in şiddet ve cinsellik eğilimi çok fazla tam bir suç makinası. film bir dönemin yasaklı kitabının uyarlaması. vahşet filmin ilk dakikalarından beri göz önünde. fazlasıyla yıkıcı, kırıcı ve mide bulandırıcı. yönetmen stanley kubrick'in tarzı bu. filmi yine kendi renkleriyle boyamış.
hafızanıza kazınan görseller sert bir uyarı niteliğinde. bir filmden beklentiniz nedir bilemiyorum ama benim için bazen anlatım sarsıcı olmalı. ne oldu ben ne izledim şimdi demeliyim. öyle bir film işte. bir cani nasıl anlatılır kısmında pek zorlanılmamış.
distopik ortamın kasveti çok iyi yansıtılmış. filmde kullanılan canlı renkler şiddetin tasviri gibi.
yaşananlar antikahraman tarafından anlatılıyor. kötücül ruhun zorla dönüştürülmesi kısmında ben izlerken zorluk çektim. zorla iyi olunur mu? serbest bırakılması için iyi olmak zorunda. içten gelmeyen iyilik duygusu zorla nasıl değiştirilebilir? insan vahşi duygularından arındırılabilinir mi? eğer isterse ama tercih edilmezse mümkün değil.
alex, hapisaneden kurtulmak için gönüllü kobay oluyor. bu deney için ludovico tekniği kullanılıyor. mahkuma şiddet ve cinsellik içeren görüntüler izletiriliyor. böyle bir durumla karşılaştığında ise kusması geliyor. tamamen zararsız bir rabota dönüşüyor. bu koşullandırma pavlov'un köpeği deneyini aklıma getirdi.
film sonunda görüyoruz ki insan bir makine değil. seçimleri elinden alındığında varlığını sürdüremiyor. devletler insanları istediği gibi evcilleştiremiyor. toplum ironisi çok baskın. şiddete şiddet ile karşılık veren devlet eleştirisi var.
alex'in doğası kötüydü. ona uygulanan yöntemler de kötüydü. sonuç: hiç birşey çözümlenemedi. devlet istediği gibi iyi, kötü farketmeden bir insanı kullandı. bir kurala karşı gelen ahlak yoksunu alex bile makineleşti.
başlık (film) kategorisine alınırsa daha iyi olur. a clockwork orange (kitap) başlığı var. karışıklık giderilmiş olur.
antikahraman alex'in şiddet ve cinsellik eğilimi çok fazla tam bir suç makinası. film bir dönemin yasaklı kitabının uyarlaması. vahşet filmin ilk dakikalarından beri göz önünde. fazlasıyla yıkıcı, kırıcı ve mide bulandırıcı. yönetmen stanley kubrick'in tarzı bu. filmi yine kendi renkleriyle boyamış.
hafızanıza kazınan görseller sert bir uyarı niteliğinde. bir filmden beklentiniz nedir bilemiyorum ama benim için bazen anlatım sarsıcı olmalı. ne oldu ben ne izledim şimdi demeliyim. öyle bir film işte. bir cani nasıl anlatılır kısmında pek zorlanılmamış.
distopik ortamın kasveti çok iyi yansıtılmış. filmde kullanılan canlı renkler şiddetin tasviri gibi.
yaşananlar antikahraman tarafından anlatılıyor. kötücül ruhun zorla dönüştürülmesi kısmında ben izlerken zorluk çektim. zorla iyi olunur mu? serbest bırakılması için iyi olmak zorunda. içten gelmeyen iyilik duygusu zorla nasıl değiştirilebilir? insan vahşi duygularından arındırılabilinir mi? eğer isterse ama tercih edilmezse mümkün değil.
alex, hapisaneden kurtulmak için gönüllü kobay oluyor. bu deney için ludovico tekniği kullanılıyor. mahkuma şiddet ve cinsellik içeren görüntüler izletiriliyor. böyle bir durumla karşılaştığında ise kusması geliyor. tamamen zararsız bir rabota dönüşüyor. bu koşullandırma pavlov'un köpeği deneyini aklıma getirdi.
film sonunda görüyoruz ki insan bir makine değil. seçimleri elinden alındığında varlığını sürdüremiyor. devletler insanları istediği gibi evcilleştiremiyor. toplum ironisi çok baskın. şiddete şiddet ile karşılık veren devlet eleştirisi var.
alex'in doğası kötüydü. ona uygulanan yöntemler de kötüydü. sonuç: hiç birşey çözümlenemedi. devlet istediği gibi iyi, kötü farketmeden bir insanı kullandı. bir kurala karşı gelen ahlak yoksunu alex bile makineleşti.
başlık (film) kategorisine alınırsa daha iyi olur. a clockwork orange (kitap) başlığı var. karışıklık giderilmiş olur.
devamını gör...
flörtün sevgililiğe dönmeme sebepleri
kimse kendinden emin değil. herkesin hayatına rahatlıkla girip çıkabileceklerini sanıyorlar. bir tek kendi zamanları önemli, hayatına girdikleri insanın zamanı yok sanki. bir de fazla aceleciler. hemen her şey olsun istiyorlar da flört döneminde birbirini doğru düzgün tanıyamadıktan sonra bir ilişkiye başlasan ne başlamasan ne.
devamını gör...
normal sözlük hunidaşlar kulübü
çok ama çok kırıldığım kulüptür. sizleri asla affetmeyeceğim.*
benim gibi raporlu bir deliyi nasıl olur da hunidaşlar köyüne muhtar yapmazsınız? *
ayıp ayıp, küstüm ben.*
benim gibi raporlu bir deliyi nasıl olur da hunidaşlar köyüne muhtar yapmazsınız? *
ayıp ayıp, küstüm ben.*
devamını gör...
zıpkın ile balık avcılığı

iki yıldır uğraşmama rağmen hala gözle görülür bir gelişme kaydedemediğim avcılık türüdür.* ama oldukça zor olduğundan çok da şaşırmıyorsunuz. bunun sebebi, ilk olarak bu işe en azından başlangıç için 2000-3000 tl arası bir bütçe ayırmanız gerek. bunlar ise sadece hayati malzemeleri alabilmek için. bunun avcılık türü için gereken kondisyon ve tecrübeden bahsetmiyorum bile. şöyle ki:
-zıpkın: düzgün bir zıpkın için en az 700-800 tl ayırmanızı öneririm. dandik bir şey alıp zıpkınınızın çabucak bozulmasını, veya daha kötüsü sizi yaralamasını istemezsiniz. başlangıç için 75-80 cm arası, maksimum 90 cm bir zıpkın ile başlamanız önerilir. ayrıca ilk zıpkınınız tek lastikli olsun. ahşap zıpkın topuna ise başta hiç girmeyin derim. zıpkın şişi için endişelenmeyin çünkü büyük ihtimalle zıpkın ile birlikte verilecektir. ayrıca kimisi başlangıç için kapalı kafa zıpkınları önerse de, ben direkt olarak açık kafadan başlayın derim. ben ilk olarak kapalı kullandım ve insanların neden açık kullandığını artık çok iyi anlıyorum. kurması ve misinasını sarması biraz daha zor olsa da, kapalıya göre sağladığı yüksek isabet oranı bile açığı tercih etmeniz için yeterlidir. beni dinleyin derim, pişman olmayacaksınız...
- zıpkın elbisesi: adam akıllı bir elbise en az 500 tl civarıdır. kalitesiz bir elbise aldığınız takdirde zıpkının içi çabucak deforme olacaktır. zıpkını çekebilmek ve soğuktan donmamak için bu elbise şart. sakın ola çıplak vücutla zıpkına gitmeyin. zıpkını çekerken kaburgalarınızı bile kırabilirsiniz. ilk başladığımda ben bu hatayı yapmıştım ve bu hata bana 1 haftalık yoğun bir göğüs ağrısına mâl oldu.
- şnorkel ve gözlük: bunun için de en azından bir 300-400 tl ayırın derim. bilindik markalardan olması ise şiddetli tavsiye edilir (örn. apnea, cressi, pathos vs.) eğer benim gibi gözleriniz bozuksa numaralı cama +1000 tl daha bayılmayı göze alabilirsiniz. ama ben şahsen camları kendim alıp, gözlüğe monte ederek o parayı vermekten kaçındım. siz de öyle yapın derim.
-ağırlık kemeri ve kurşunlar: bu da yaklaşık 100-300 lira civarı tutmalı. kilonuza göre farklı miktarlarda ağırlık almanız gerektiği için bu rakam biraz oynayabilir.
- bıçak: bu oldukça önemli bir detay. yine de 100 tl'ye alabileceğiniz kaliteli dalış bıçakları var ve onları alabilirsiniz. bu bıçakların iki yüzü ve ağırlık kemerine takmak için ayrı aparatları bulunduğu için bunları tercih etmek mantıklı olacaktır. ama belinizden düşmeyeceği ve suda paslanmayacağı sürece mutfağınızdaki ekmek bıçağını bile kullanabilirsiniz. yeter ki bir bıçağınız olsun en az. bıçağın önemi ise şu; balıkçıların atık ağlarına takılmak su altında çok tehlikeli olduğundan bu ağları kesmek için bu bıçağa ihtiyacınız var. ya da büyük bir balığı yakaladıktan sonra hem daha fazla direnmesini ve kaçma ihtimalini, hem de balığın acısına son vermek için bu bıçağa ihtiyacınız var.
-palet: bu da çok önemli. sakın ola migros'ta satılan 20-30 liralık dandik paletlerden almayın. en az 200 tl'yi de kaliteli bir çift palet almak için ayırın. suya dalabilmek ve kıyafet ile ağırlıkların altında yorgunluktan ölmemek için palet almanız şart.
-dalış eldiveni ve çorabı: özellikle eldiveni zıpkını çekerken yaralanmamak için almanız şart. çorap illa gerekmez ama ayaklarınızın üşümemesini ve palete daha rahat girmesini istiyorsanız almanızı tavsiye ederim. bunların ikisine de en az 100 tl civarı bir harcama yapın derim.
bonus:
- bir adet su altında kullanabileceğiniz, su geçirmez bir dalış saati. bu da 100 tl civarı olmalı en azından. suyun altında nefesinizi kronometre ile tutabilmek ve dalış yaptığınız partneriniz ile denizde birbirinizi kaybetmemek için, belli lokasyonlarda belli saatlerde anlaşarak buluşmalısınız. bunun için de pekala bir saate ihtiyacınız olacak.
bir adet balık teli. avladığınız balıkları şişe dizebilmek için. yoksa sürekli kıyıya yüzüp balıkları bırakmanız gerekecektir.
- ilk yazdığım maddeye eğer bir tekneniz var ise ihtiyacınız olmayacaktır. çünkü bu avcılık çeşidi aslında tekne yardımı ile yapılmalı. sırayla dalışlar gerçekleştirilirken, sizin veya arkadaşınızın başına bir aksilik gelmesi halinde onu gözleyen birinin olması her zaman daha iyidir.
- son olarak bir adet şamandıra edinebilirsiniz. eğer gemilerin geçtiği bir yerde avlanıyorsanız bu şamandıra sayesinde bulunduğunuz konumun yakınından geçen gemiler sizin üstünüze gelmeyecektir. ne var ki, bazen ters de tepebiliyor. çünkü bazen de insanımız "bu neymiş lan diyip?" bakmaya da gelebiliyor. onun için tercihi size bırakıyorum bu konuda.
temel olarak edinmeniz gereken ve bilmeniz gerekenler bunlardır efenim. son olarak şunları söylemeliyim, insanların yüzdüğü herhangi bir yerde kesinlikle avlanmayın. insanların olduğu yerden en az 100 metre uzakta olmanız hayati önem taşımaktadır. mümkünse tekne ile halkın erişemeyeceği sığ koyları ve kayalıkları tercih edin, ve tabii ki de avladığınız her deniz canlısına saygı gösterin. onu zıpkınla vurduğunuz gibi acısına son vererek, ona zulmetmeden hayatına son verin. ayrıca yüzerken rastladığınız ağlara takılmış balıklar olursa, onları lütfen kurtarın. denize atılmış çöpleri, iğneleri ve ağları da dönmeden önce mümkünse toplayarak çöpe atın.
ve olarak şunu mottonuz yapın "asla yalnız dalma ve hırs yapma". şimdiden iyi dalışlar eyy ahali.
devamını gör...
başarısız erkeğin arkasındaki kadın
kendi önünü arkasını kollamayı öğrenmiş kadındır.
devamını gör...

