yazarların küçük hırsızlıkları
kalp çalmak sayılıyo mu..
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
üniversitede notlarımı alıp sınav vaktine kadar vermeyip üstelik biricik notlarımı eline yazmak suretiyle kopya çeken arkadaşımı sınavın ortasını bekledikten sonra hocaya kaş göz yaparak anlatmıştım. 6 ay uzaklaştırma aldı ve omzumda ağlayarak teselli buldu. hayır pişman değilim.
devamını gör...
normal sözlük evlenecek eş aranıyor ilanları
31 yaşında işi gücü arabası olan bir faniyim. ev de miras kalacak kasmadım, zaten yaşlılıkta lazım. çocuk pek düşünmüyorum. yaparsak da sadece severim, altını falan temizlemem baştan söyleyeyim.
hayvanlarla arası iyi, evde vakit geçirmeyi, ev işini, ütüyü falan seven, güzel yemek yapan, temiz namuslu bir ev erkeği arıyorum. freelance, evden çalışabileceği, ev işlerine mani olmayacak bir işi varsa çalışabilir.
sabah kahvaltısını işte ediyorum, öğlen yine işteyim, bir akşam yemeği, günlük temizlik, işte kedilerin kumu falan halletsin yeter. arada akşam yemeğine çıkarırım, haftasonları plan yaparız gezmeyi severim, senede iki tatil. ama kıyafete ayakkabıya falan çok para harcamasın sevmem. illa alacaksa harçlıklarından biriktirsin alsın ben karışmam. iyi bir koca olursa, yıldönümlerinde telefon, saat falan pahalı hediyeler de alırım arada.
taliplerimi bekliyorum.
hayvanlarla arası iyi, evde vakit geçirmeyi, ev işini, ütüyü falan seven, güzel yemek yapan, temiz namuslu bir ev erkeği arıyorum. freelance, evden çalışabileceği, ev işlerine mani olmayacak bir işi varsa çalışabilir.
sabah kahvaltısını işte ediyorum, öğlen yine işteyim, bir akşam yemeği, günlük temizlik, işte kedilerin kumu falan halletsin yeter. arada akşam yemeğine çıkarırım, haftasonları plan yaparız gezmeyi severim, senede iki tatil. ama kıyafete ayakkabıya falan çok para harcamasın sevmem. illa alacaksa harçlıklarından biriktirsin alsın ben karışmam. iyi bir koca olursa, yıldönümlerinde telefon, saat falan pahalı hediyeler de alırım arada.
taliplerimi bekliyorum.
devamını gör...
yokuştaki salyangoz
arkadi strugatski ve boris strugatski kardeşlerin ithaki bilimkurgu yayınlarından çıkan müthiş romanıdır.
bilimkurgu okumak için, bilimkurguyu anlamak için, bilimkurgudan keyif almak için, olan biteni anlamlandırmak, bağlantıları kurmak, bir mantık zincir oluşturmak için okuma yazma bilemekten fazlasına ihtiyaç duyar insan, en azından duymalıdır. hiçbir ön hazırlık yapmadan elinize bir bilimkurgu kitabı alıp sonra da kitapta ya da yazarda bir eksiklik bulma cehaletinde boğulmayın.
“ guernica”ya bakıp şekilsiz bir boğa görüyorsanız, “ moonlight sonata” çalınca esnemeye başlıyorsanız, heykellere ucube deme keyfiliğini gösteriyorsanız, kitapları “ kalın-ince” diye ayırıyorsanız elbette bilimkurgu kitapları okuyunca da benzer yorumlar yapmanız kaçınılmazdır.
bu kitapla ilgili derin açıklamalar yapmayacağım çünkü yazarlar kitabın sonunda bir bölüm açarak bunu zaten yapmışlar. strugatski kardeşler bir kitap yazdıysa eğer, o kitabın bir derdi vardır. “ iki adam varmış, biri oraya gidiyormuş, biri buraya gidiyormuş” gibi saçma yorumlar sizi yönlendirmesin. sanal alemde ve bazı booktuber denen garip gürûhu bağlı insanların yaptığı yorumları ciddiye almayın.
bilimkurgu içinde felsefe de barındırır. buna dikkat ederek okuyun.
bilimkurgu okumak için, bilimkurguyu anlamak için, bilimkurgudan keyif almak için, olan biteni anlamlandırmak, bağlantıları kurmak, bir mantık zincir oluşturmak için okuma yazma bilemekten fazlasına ihtiyaç duyar insan, en azından duymalıdır. hiçbir ön hazırlık yapmadan elinize bir bilimkurgu kitabı alıp sonra da kitapta ya da yazarda bir eksiklik bulma cehaletinde boğulmayın.
“ guernica”ya bakıp şekilsiz bir boğa görüyorsanız, “ moonlight sonata” çalınca esnemeye başlıyorsanız, heykellere ucube deme keyfiliğini gösteriyorsanız, kitapları “ kalın-ince” diye ayırıyorsanız elbette bilimkurgu kitapları okuyunca da benzer yorumlar yapmanız kaçınılmazdır.
bu kitapla ilgili derin açıklamalar yapmayacağım çünkü yazarlar kitabın sonunda bir bölüm açarak bunu zaten yapmışlar. strugatski kardeşler bir kitap yazdıysa eğer, o kitabın bir derdi vardır. “ iki adam varmış, biri oraya gidiyormuş, biri buraya gidiyormuş” gibi saçma yorumlar sizi yönlendirmesin. sanal alemde ve bazı booktuber denen garip gürûhu bağlı insanların yaptığı yorumları ciddiye almayın.
bilimkurgu içinde felsefe de barındırır. buna dikkat ederek okuyun.
devamını gör...
mesaj atsam ayıp olur mu düşüncesi
kalbi elma şekeri gibi tatlı ve güzel olan sözlük yazarlarının kafasını karıştıran düşünce. bu yüzden kimseye mesaj atmıyorum.
devamını gör...
10 yıl önceki kendimize söylemek istediklerimiz
hayatın düşündüğünden çok daha farklı şekillenecek, plan yapma ve akışa bırak. yapamam dediğin, adım atmaya korktuğun her şey olumlu yönde evrildi. kendini sevmeyi öğren, bunun için çabala, sen çok değerlisin.
devamını gör...
süleyman soylu deyince akla gelenler
insanları kutuplaştıran ve ortalığı karıştırmayı çok seven sözde siyasetçi.
aslında söylenecek çok şey var lakin format elimizi kolumuzu bağlıyor.
aslında söylenecek çok şey var lakin format elimizi kolumuzu bağlıyor.
devamını gör...
normal sözlük'ü beğenmeyenler sessizce gitsinler artık
her gün, hatta günde bir kaç tane kafa sözlüğü kötüleyen başlık açılmaya başlandı son zamanda.
hatta artık işi daha da ilerlettiler, ' şu sözlük şöyle, bu sözlük böyle şeklinde' adres de gösteriyorlar.
gereksiz bir eylem ve artık gerçekten sıkıcı olmaya başladı.
mal bu arkadaşlar, beğenseniz de beğenmeseniz de her şey ortada.
bu adamlar burayı açmış, kendilerince doğru olduğuna inandıkları bazı kurallar getirmiş ve birşeyler yapmaya çalışıyorlar.
burada kimseyi zorla tutan yok.
beğenmeyen anında şimdi çıkıp gidebilir. sürekli bu konuda başlıklar açmak sözlüğü kirletmekten ve gereksiz kalabalık yapmaktan başka bir işe yaramıyor, aksine sözlüğü sürekli takip eden ben gibiler için de artık kabak tadı verdi bu durum.
burayı başka yerlere benzetmeye çalışmak yerine gidin.
yönetimin de bu tür başlıklara artık müsamaha göstermeyip, akıştan almasının en doğru yol olduğunu düşünüyorum.
edit : #363965 yok paşam, kraldan çok kralcı değilim.
sözlüğü vakti zamanında en fazla eleştirenlerden biriyim hatta, geriye dönüp bakarsan bulursun.
biz eleştirmeyin mi dedik,
sürekli aynı konuları başlık yapmayın dedik, ayrıca burayı bir baska yere benzetmeye çalışmayın dedik.
kötü mü dedik, sana göre öyle, kötü dedik.
oysa sana göre;
-herkes içinden geldiği gibi sövüp saymalı,
-ana avrad bacı küfür gırla olmalı,
-bel altı muhabbet, yatak odasına kadar girmeli,
-tüm yazarlar penis boylarını yarıştırmalı,
- bir gecede kaç kez seks yapabildiği yarıştırılmalı , vs.vs.
o kadar rahat anlıyorum ki sizi.
ama sizin anlamadığımız şu,
bunları yapan bir çok yer var zaten,
neden oralarda takılmıyor da,
burayı oralara benzetme çabası içine giriyorsunuz?
bu eleştiri değil bir dayatma, dağdan gelip bağdakini kovma durumu.
şimdi sana kapiş mapiş derdim de, ben kendime yakışanı yapayım,
anlayabildin mi meselenin özünü ?
edit 2 :daha bir kaç saat önce eleştiriyle ilgili bak ne yazmışım bir başka başlığa. #363760
edit 3 : #364066 bir sen eksiktin, toplanın bakalım, bir kaç kişi daha var, sürekli bana muhalefet eden.
toplanın, toplanın, biriniz yetmez, hepiniz gelin .)))
bunların bütün derdi benim siyasi tercihim ve bu konudaki duruşumdur.
geriye dönük tecrübeyle sabittir.
edit 4:
cümleye şöyle
"ben de son zamanlarda gereksiz eleştiriler ile buranın dolduğunun farkındayım"
başlayıp,
böyle
"ortada hiçbir şey yokken bu başlığın açılması "
bitirerek muhalefet etmek de görecekmişiz demek ki ..
yorum yazarların.
hatta artık işi daha da ilerlettiler, ' şu sözlük şöyle, bu sözlük böyle şeklinde' adres de gösteriyorlar.
gereksiz bir eylem ve artık gerçekten sıkıcı olmaya başladı.
mal bu arkadaşlar, beğenseniz de beğenmeseniz de her şey ortada.
bu adamlar burayı açmış, kendilerince doğru olduğuna inandıkları bazı kurallar getirmiş ve birşeyler yapmaya çalışıyorlar.
burada kimseyi zorla tutan yok.
beğenmeyen anında şimdi çıkıp gidebilir. sürekli bu konuda başlıklar açmak sözlüğü kirletmekten ve gereksiz kalabalık yapmaktan başka bir işe yaramıyor, aksine sözlüğü sürekli takip eden ben gibiler için de artık kabak tadı verdi bu durum.
burayı başka yerlere benzetmeye çalışmak yerine gidin.
yönetimin de bu tür başlıklara artık müsamaha göstermeyip, akıştan almasının en doğru yol olduğunu düşünüyorum.
edit : #363965 yok paşam, kraldan çok kralcı değilim.
sözlüğü vakti zamanında en fazla eleştirenlerden biriyim hatta, geriye dönüp bakarsan bulursun.
biz eleştirmeyin mi dedik,
sürekli aynı konuları başlık yapmayın dedik, ayrıca burayı bir baska yere benzetmeye çalışmayın dedik.
kötü mü dedik, sana göre öyle, kötü dedik.
oysa sana göre;
-herkes içinden geldiği gibi sövüp saymalı,
-ana avrad bacı küfür gırla olmalı,
-bel altı muhabbet, yatak odasına kadar girmeli,
-tüm yazarlar penis boylarını yarıştırmalı,
- bir gecede kaç kez seks yapabildiği yarıştırılmalı , vs.vs.
o kadar rahat anlıyorum ki sizi.
ama sizin anlamadığımız şu,
bunları yapan bir çok yer var zaten,
neden oralarda takılmıyor da,
burayı oralara benzetme çabası içine giriyorsunuz?
bu eleştiri değil bir dayatma, dağdan gelip bağdakini kovma durumu.
şimdi sana kapiş mapiş derdim de, ben kendime yakışanı yapayım,
anlayabildin mi meselenin özünü ?
edit 2 :daha bir kaç saat önce eleştiriyle ilgili bak ne yazmışım bir başka başlığa. #363760
edit 3 : #364066 bir sen eksiktin, toplanın bakalım, bir kaç kişi daha var, sürekli bana muhalefet eden.
toplanın, toplanın, biriniz yetmez, hepiniz gelin .)))
bunların bütün derdi benim siyasi tercihim ve bu konudaki duruşumdur.
geriye dönük tecrübeyle sabittir.
edit 4:
cümleye şöyle
"ben de son zamanlarda gereksiz eleştiriler ile buranın dolduğunun farkındayım"
başlayıp,
böyle
"ortada hiçbir şey yokken bu başlığın açılması "
bitirerek muhalefet etmek de görecekmişiz demek ki ..
yorum yazarların.
devamını gör...
edebiyattan anlayan kız vs mantıdan anlayan kız
ikisinden de anlıyorsa, kendinizi geliştirmenizi tavsiye ederim efenim. oturun mantınızı kendiniz açın, böyle arayışlara girmeyin derim ben.
her şeyi geçtim kadının vücudundan insan çıkıyor yahu. bırakın artık böyle sınıflandırmaları.
şiirden anlayan kadın, mantı açan kadın, edebiyattan anlayan kadın, güzel kahve yapan kadın bla bla bla
her şeyi geçtim kadının vücudundan insan çıkıyor yahu. bırakın artık böyle sınıflandırmaları.
şiirden anlayan kadın, mantı açan kadın, edebiyattan anlayan kadın, güzel kahve yapan kadın bla bla bla
devamını gör...
şair
hakkında bilinen çoğu şeyin bilinenin aksine olduğu üstün insan. hadi bu tanımı bir kerre daha okuyalım.
devamını gör...
his dark materials
philip pullman tarafından yazılan roman serisidir.
bu seriden uyarlanan bir de dizi bulunmakla birlikte mevcut roman serisi, the golden compass adlı filmin çıkış noktasıdır.
bu seriden uyarlanan bir de dizi bulunmakla birlikte mevcut roman serisi, the golden compass adlı filmin çıkış noktasıdır.
devamını gör...
koronafobi
yeni mi çıktı alırım bi dal.
devamını gör...
onursuz olabilir aşk
sezen yavaş dön ümmet yetişemiyor şarkısı.
bugün çıkmış, sıcak sıcak servis edeyim, yalnız dikkat edin sözleri gerçekten çok sıcak, acayip yakıyor!
sen de oku bi zahmet hayatım.
bak ne güzel oturdu üstüme, puh!
"sevgilim sen benden bıktın mı
çoktan o kanaldan çıktın mı
boşuna mı çırpınıyorum hem de küçük düşerek
söyle çekinme seni çok sıktım mı
aşkıyla boğabilir insan doğrudur
kendi yakar kendi söndürür
ne zamanki kesersin bütün irtibatı
zulüm de sırayla kolay intibakı
zoruma gidiyor ne yalan söyleyeyim çok acı
fena halde koyuyor istenmemek insana
açtım kapılarımı sonuna kadar isteyerek
üstelik itirafım gurur veriyor bana
sevindirir mi seni perişanlığım
kendini iyi hisseder misin
artık cezasını da verirsin muhakkak
kar küresi gibi saydamlığımın
zoruma gidiyor ne yalan söyleyeyim çok acı
fena halde koyuyor istenmemek insana
açtım kapılarımı sonuna kadar isteyerek
üstelik itirafım gurur veriyor bana
yeter ki onursuz olmasın aşk' diye saydırıyordum
dillerim kopaydı benim kutsalım sensin
büyük konuştum yerlerde sürünüyorum
evvelimden gitsen de ahirim sensin"
spotify
bugün çıkmış, sıcak sıcak servis edeyim, yalnız dikkat edin sözleri gerçekten çok sıcak, acayip yakıyor!
sen de oku bi zahmet hayatım.
bak ne güzel oturdu üstüme, puh!
"sevgilim sen benden bıktın mı
çoktan o kanaldan çıktın mı
boşuna mı çırpınıyorum hem de küçük düşerek
söyle çekinme seni çok sıktım mı
aşkıyla boğabilir insan doğrudur
kendi yakar kendi söndürür
ne zamanki kesersin bütün irtibatı
zulüm de sırayla kolay intibakı
zoruma gidiyor ne yalan söyleyeyim çok acı
fena halde koyuyor istenmemek insana
açtım kapılarımı sonuna kadar isteyerek
üstelik itirafım gurur veriyor bana
sevindirir mi seni perişanlığım
kendini iyi hisseder misin
artık cezasını da verirsin muhakkak
kar küresi gibi saydamlığımın
zoruma gidiyor ne yalan söyleyeyim çok acı
fena halde koyuyor istenmemek insana
açtım kapılarımı sonuna kadar isteyerek
üstelik itirafım gurur veriyor bana
yeter ki onursuz olmasın aşk' diye saydırıyordum
dillerim kopaydı benim kutsalım sensin
büyük konuştum yerlerde sürünüyorum
evvelimden gitsen de ahirim sensin"
spotify
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
baktım gülüşünden güzel şiir olur
sevdim gitti...
sen yüzüne sürgün olduğum kadın,
madem sevmiyorsun
o zaman sahip çık gözlerine...
dönüp,
dolaşıp,
değmesinler gözlerime.
belki de konuşuyordur gözlerin,
ama ben gözce bilmiyorum ki...
sessizce biliyorum,
usulca biliyorum,
masumca biliyorum...
sahi sarkıntılığa girer mi acaba
ayrılırken gözlerimin sana sulanması?
dökmeye niyetim yok içimi...
zor sığdırdım zaten.
özledim.
söyleyeceklerim bu kadar...
kısa ve derin.
bu arada
" kimse benimle oynamıyor " diye ağlayan çocuk
sen büyü hele,
ne oyunlar oynayacaklar seninle,
ve bugün bir kez daha anladım.
adamlığı kadınlardan öğrenecek erkek çok...
cemal süreya *
sevdim gitti...
sen yüzüne sürgün olduğum kadın,
madem sevmiyorsun
o zaman sahip çık gözlerine...
dönüp,
dolaşıp,
değmesinler gözlerime.
belki de konuşuyordur gözlerin,
ama ben gözce bilmiyorum ki...
sessizce biliyorum,
usulca biliyorum,
masumca biliyorum...
sahi sarkıntılığa girer mi acaba
ayrılırken gözlerimin sana sulanması?
dökmeye niyetim yok içimi...
zor sığdırdım zaten.
özledim.
söyleyeceklerim bu kadar...
kısa ve derin.
bu arada
" kimse benimle oynamıyor " diye ağlayan çocuk
sen büyü hele,
ne oyunlar oynayacaklar seninle,
ve bugün bir kez daha anladım.
adamlığı kadınlardan öğrenecek erkek çok...
cemal süreya *
devamını gör...
kötülüğün sıradanlığı
1963 yılında yayınlanmış hannah arendt kitabı. ikinci dünya savaşında yahudilerin tehcir edilmesinde ve "nihai çözüm" meselesinde büyük rolü bulunan adolf eichmann'ın arjantin'de yakalanarak israil'e getirilmesi ile başlayıp, idam edilmesi ile son bulan yargılama sürecini anlatıyor kitap. adamın küllerini gemi ile taşıyıp, israil karasuları dışında akdeniz'e dökmüşler. açıkçası; kitap, beni inkisarı hayale uğrattı. yazarın, filozof ve siyaset bilimci olması nedeniyle kitabın adından da yola çıkarak, insanın ve kötülüğün doğasına ilişkin daha derin tahliller bekliyordum. ancak bu hali ile daha önce de belirtildiği üzere, sadece olay örgüsünü aktaran bir belgesel gibi kalmış kitap.
dikkatimi çeken bir diğer husus da eichmann'ın savunmasını üstlenen robert servatius ve onun boktan performansı oldu. keşke tarih izin verseydi de bir diğer nazi suçlusu klaus barbie'nin avukatlığını yapan ve bunu fransa'yı rezil etmek için bir fırsat olarak kullananjacques verges'i, bu davada görebilseydik. altı milyona yakın yahudiyi öldürmüş, tehcir etmiş, kısırlaştırmış adamlar biz sadece emirleri uyguluyorduk diye savunma yapıyor. kulağınıza küpe olsun sevgili dostlarım; konusu suç teşkil eden emir, hiçbir surette yerine getirilemez.
"zira bu suçlar hem kurbanların hem de suçu işleyenlerin sayısı bakımından kitlesel suçlardır; sorumluluk derecesi açısından, suça katılanların kurbanı fiilen öldüren katile yakın veya uzak olmalarının hiçbir önemi yoktur. bilakis genelde cinayet aletini kendi elleriyle kullanan kişiden uzaklaşıldıkça, sorumluluk derecesi artar."
dikkatimi çeken bir diğer husus da eichmann'ın savunmasını üstlenen robert servatius ve onun boktan performansı oldu. keşke tarih izin verseydi de bir diğer nazi suçlusu klaus barbie'nin avukatlığını yapan ve bunu fransa'yı rezil etmek için bir fırsat olarak kullananjacques verges'i, bu davada görebilseydik. altı milyona yakın yahudiyi öldürmüş, tehcir etmiş, kısırlaştırmış adamlar biz sadece emirleri uyguluyorduk diye savunma yapıyor. kulağınıza küpe olsun sevgili dostlarım; konusu suç teşkil eden emir, hiçbir surette yerine getirilemez.
"zira bu suçlar hem kurbanların hem de suçu işleyenlerin sayısı bakımından kitlesel suçlardır; sorumluluk derecesi açısından, suça katılanların kurbanı fiilen öldüren katile yakın veya uzak olmalarının hiçbir önemi yoktur. bilakis genelde cinayet aletini kendi elleriyle kullanan kişiden uzaklaşıldıkça, sorumluluk derecesi artar."
devamını gör...
çeyiz sermek
bununla ilgili yapılmış televizyon programı bile vardı. 5 gelin her gün birinin evini eleştiriyorlardı. programın bir bölümü de çeyizlerin değerlendirilmesiydi. geçen diyaloglar akıllara zarardı. biri diğerinin patiğini yetersiz bulur. öbürü lifleri beğenmez.
(bkz: gelin evi)
(bkz: gelin evi)
devamını gör...
hayvanların hiç canlarının sıkılmaması
bu dusunceyi an itibariyle evdeki kedilere soru olarak yoneltmis bulunuyorum. "sen ne söyluyorsun" minvalindeki bakisiyla, bir de kizgin bir tavirda kuyrugunu sallamasiyla cevabimi aldigimi dusunuyorum. sizin de atarli bir kediniz varsa bilin ki daraliyor,bunaliyor, sıkıliyor.
devamını gör...
saygı hakkında dile getirilmeyenler
saygı hak edilir arkadaşlar herkese saygı duymak zorunda değilsiniz .
devamını gör...

