çay dediğin şekersiz içilir, hem şeker atmazsan çayın yanında tatlı bir şey yersen daha çok keyif alırsın
devamını gör...

arnavut kaldırımını cımbızlayarak kaçıyorum.
ağlayın, baaay.
devamını gör...

hala buradayız, dinliyoruz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
monami renkli kuru kalemleri ile yapmış olduğum çizimler
devamını gör...

düşünsenize hiç olmamış, olmayacak şeyler için sürekli üzülüyoruz. "neden olmadı? niye olmadı? olsaydı ne olurdu?" soruları hep aklımızda ve kalbimizde ukde olarak kalıyor. (bkz: cevapsız sorular)

bazen çok saçma geliyor. "ona sahip bile değildin, kendini durduk yere neden üzüyorsun ki aptal." diyesim geliyor. ama işte şu olabilecek şeylerin hayalini kurunca üzülmekten kendini alamıyor insan.
devamını gör...

bir tomris uyar kitabıdır.

öykünün gün ışığı, güzeller güzeli tomris uyar’ın ilk öykü kitabıdır ve toplamda on yedi öyküden oluşur. daha ilk kitabından ne kadar büyük bir öykücü olduğunu kanıtlamış büyük yazar. keşke, dedim okurken, bu kitabın yayımlandığı yıllarda dünyada olsaydım ve bu kitabı ilk çıktığında okuma şansım olsaydı. yine de çok geç kalmış sayılmam.

her şeyin hikayesi var kitapta küçük bir çocuğun kalbinden dökülenler de, bir ihtiyarın günlük takıntıları da. evde kalmış demek istemesem de sanki öyle gibi görünen bir kadının yalnızlığı da, görkemli düğün görgüsüzlüğünün uzaktan hoş gelen davul gibi sesi de.

en çok da ahenkli cümleler, insanın aklına kazınan ve unutulmamak için var gücüyle direnen cümleler. hepsi aklımda, aslında şöyle söylemeliyim tomris uyar’dan el alarak; hatırlamak değil de unutmamak daha çok. hiçbir cümlesinin unutmadım öykülerin, bazı insanların her cümlesini hatırlarım ben, onlar unutsa da.

o kadar güzel bir öykü kitabı ki ipek’ten ve bakır’dan yoksun kalmamak için bir an önce okumalı herkes.
devamını gör...

çay fetişizminin sahte edebiyatta geldiği son nokta. gidin katiller koğuşuna bir bakın ne içiyor adamlar.
devamını gör...

kız kardeşimin eşi, kız kardeşimi defalarca aldatmasına rağmen ailem şiddetle boşanmalarına karşıydı. yok çocukları var, yok elalem ne der yok falan filan...
geçen hafta telefonla görüşmemizde psikolojisinin çok da sağlam olmadığını anlamamla derhal (bkz: obilet)'e girip bir saat sonrasına bilet aldım. kardeşimi apar topar çocuğuyla beraber aldım, eve getirdim. boşanma davası da açtık, umarım çok da uzamaz. bir daha da kendisi istemediği müddetçe ailemin yapabileceği her yaptırımı da göze alarak onu başka yere yollamayacağım.
arkadaşlar, insanlar evlenebileceği gibi anlaşamadıklarında, aldatıldıklarında, şiddete maruz kaldıklarında ve daha türlü makul bahanelerle boşanabilir. kişinin sağlığı, psikolojisi elalemin ne dediğinden daha önemli. lütfen özellikle kız çocuklarınızı, kız kardeşlerinizi inatla kendisine iyi gelmeyen evliliğini sürdürmesini istemeyiniz, zorlamayınız.!!!
devamını gör...

oyunların pahalı olması değil tl nin değersiz olması sorunsalıdır. geçen bir arkadaş android için temizlik appi yolladı. pro apk sı var bende dedi. uğraşmadım direk uygulamayı 1.99 dolara eşdeğer olan 1.8 euroya aldım geçtim. arkadaş lannmm niye para verdin dedi. lan dedim bi sabahki poaça kruvasan param o benim nolacak dedim. eyyorlamam bugadar.
devamını gör...

çocukluğumun vazgeçilmez pastasıdır. yerini ve tadını günümüzün donutları, cupcakeleri ne tiramusu ne de makaronları alabilir. hele anne yapmışsa güzel anılara da eşlik edilerek zevkle yenir.
devamını gör...

1976 yapımı türker inanoğlu'nun yönettiği fuat özlüer ve erdoğan tünaş'ın senaryosunu yazdığı başrollerde tarık akan ve gülşen bubikoğlu'nun yer aldığı romantik komedi türünde bir film. ama daha kimler yoktur ki filmde toto karaca, öztürk serengil, mürrüvet sim, kadir savun, nubar terziyan, hulusi kentmen....

film ömer (şemsi inkaya)'nın simitçilik yaparken cami avlusunda bulduğu bebeği mahalleye getirmesi ile başlar bebeğe zeynep(gülşen bubikoğlu) ismini veren mahalleli bebeğe hep birlikte bakar, büyütür ve okutur. zeynep mezuniyet eğlencesinde ülkenin en büyük iş adamı adil bey'in (hulusi kentmen) oğlu murat'la (tarık akan) tanışır. murat kendini zengin gösteren abisi ömer'in yalanları yüzünden zeynepten çok etkilenir aşık olurlar ve ona evlenme teklif eder. zeynep ise yalanlardan pişmandır bunu murat'a söyleyip ayrılmayı düşünür ama mahalleli itiraz eder. o sırada hacer'in(mürüvvet sim) çalıştığı köşkün sahipleri tatile gitmiştir mahalleli bu köşke adil beyleri davet ederler ve söz takılır. o sırada gelen köşkün sahiplerinin oyunu bozmayıp hizmetçi gibi takılmaları ise efsanedir. adil'in yanında çalışan adamı ona ihanet edip murat ve zeynep'i kaçırıp fidye isterler tam fidyeyi alacakken murat kendisi ve zeynep'i kurtarıp adamı döver. bir süre sonra yalanlar ortaya çıkmaya başlar ama film mutlu sonla bitecektir.

filmde bir çok efsane sahne vardır hele tayfur(öztürk serengil) ve cevriye(toto karaca) karşılıklı döktürürler birlikte oynadıkları her sahnede. paraya ihtiyaç olunca tayfur'u gazlayıp cevriye'ye yollamaları mükemmeldir. arap kılığına giren tayfa ile kuyumcu sahneleride çok komedidir.

zaten filmin komedi yükünü toto karaca, öztürk serengil ve şemsi inkaya yüklenir.
devamını gör...

iyice gemi azıya aldı, alçak herifler.

bi salın lan artık hayvanları, ne bitmez kininiz, ne pis bir karakteriniz varmış ya!
devamını gör...

sözlükte 3-5 kişi toplanıp arkadaş olup discord tarzı gruplarda takılıp sevmedikleri yazarı linçlemek için organize olup sözlükte kaos çıkarmaya çalışırken bir yazarın bu oyunu bozmasıyla hepsini cehenneme postalamışlar. şimdi asıl soru bir insan neden böyle işlerle uğraşır. yalnız böyle sorunlu tipler her sözlükte var. bir yazarın nick altında övgü dolu cümle çok fazlaysa ondan kesinlikle uzak durmakta fayda var. nickaltı kavgalarını hep bunlar çıkarır zaten hiç şaşmaz. sözlüğün geleceği ve selameti açısından bu tarz işlere girişenler ifşa edilip yetkili arkadaşlara bildirilmeli.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

sorry.*
devamını gör...


"george orwell kitapları yasaklayacak olanlardan korkuyordu. aldous huxley ise kitapları yasaklamaya gerek kalmayacağından, çünkü hiç kimsenin kitap okumayacağından korkuyordu.
orwell bizi bilgisiz bırakacak olanlardan, huxley ise pasifliğe, narsistliğe, egoistliğe, paranoyaya sürükleyecek olan kirli bilgi yağmurundan...
aslında temelde orwell bizi nefret ettiğimiz şeylerin mahvetmesinden, huxley ise sevdiğimiz şeylerin mahvetmesinden korkuyordu."
(bkz: struma karanlıkta bir ninni)
(bkz: hakan akdoğan)

sizce hangisi haklı çıktı?
devamını gör...

kendi ergenliklerini unutanlar tarafından yapılanlardır. biz de ergenken saçma sapan şeyler yapıyorduk, ancak neyse ki sosyal medya bu kadar yaygın değildi. * zamanlar değişiyor, kabullenmek gerek. ve z kuşağı ne yazık ki çok kötü ülkeleri devralacaklar. ben lisedeyken dolar 2 lira bile değildi, rahat rahat teknolojik alet alabiliyorduk harçlıklarımızı biriktirip. hayat daha ucuzdu, ailemizden aldığımız harçlıkla dışarıda rahatça gezip yemek yiyorduk. şimdi maaşımız olduğu halde bunları yapamıyoruz, e ne yapsın bu çocuklar?
devamını gör...

kandil spoiler'ı. ne zaman bir yerde görsem direkt kandil mesajlarını hazır ederim. çayın yanında harika gidendir aynı zamanda .
devamını gör...

üst karede oturup bakışmalarına mı aşık olayım yoksa alt karede baktıkları minnoşlara mı bilemedim.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim