benim de büyük icraatler beklediğim türkiye cumhuriyeti başkanı.
devamını gör...

sevilmediğini bildiği halde, o insanla bağlantısını koparamıyor olmak.
beklemek
devamını gör...

isteyebilir, hakkıdır,
size danışılmasından şikatçiyseniz,
zor dediğiniz şey nedir, bir anlatsanız keşke, size soran kişinin zor birşeyi yapamayacağı, sizin fikriniz, size göre zor, veya kolay, uzun sürer,
iş nedir, nerden başlar, neler var, size işin ne olduğu soruluyor, ben yapabilirmiyim demiyordur heralde kimse, siz ondan daha iyi "bilemezsiniz"
belki o arkadaş yemiycek içmiycek, daha kısa sürede başaracak..

3d için de böyle söylerler, onu ben bile kendi kendime öğrenemedim filan,
sen öğrenememişsin..
belki benim öğrenme şeklim farklı,
benim tanıdığım bir mimarlık bürosunda, sekreter olan bir arkadaş, bir yılda autocad 3d max öğrenip, proje çizmeye başladı, hem de marka bir şirkette,
açın kadir köymenin başka birşey belgeselini, herşeyi o çözer, hiçbirimiz onunla yarışamayız dedikleri adam lise mezunu, kendi kendini geliştirmiş, sanırım o da yazılımcı, ve o şirketin en donanımlı en verimli çalışanı,

birde böyle birşey var insanlarda, ben şu anda tasarladığım bazı ürünleri ürettirmeye çalışıyorum, bunun içinde metal ahşap bazı kısımlar var, mesela bir hammadde malzeme ithalatçısı var, bambu malzeme alıyorum, ve bana sattığı malzeme hiç esnek değil, ıslatarak çalışınca da rengi değişiyor, vernikden sonrada aynı tonlama kalıyor, son gittiğimde bir malzeme gördüm dedimki bunlar nedir, dediki onlar sana olmaz, dedimki neden, "e sen onunla çalışamazsın, "zor" pahalı, ticari bir ürün yapıyorsun"
dedimki belki pahalı bir ürün yapıyorum, yada pahalı malzeme kullanıcam, nerden biliyorsunuz, sonuçta 2 katı pahalı bir malzeme ama aldım, ve kuru çalışabiliyorum, başından beri boşuna uğraşmışım,

o var, bu var, evet var da, sen bir söyle sana adam gibi sorana, o değerlendirsin kendisine göre uzunmu sürer, zormu gelir ne olur, zorsa da uğraşıcak belki...
kimseye nasıl öğrendiğinizi söylemek istemiyorsanız da dürüst olun...
devamını gör...

(bkz: hangi utanmaz açtı bu başlığı)
devamını gör...

hem kendi dinine saygı bekleyip hem de benim düşüncelerime saygısızlık eden kişidir kendisi. dinden çıktığımdan beri yakın arkadaşlarıma da birer birer söylüyordum bu durumu ve merak edenlere nedenini acikliyodum. sıra merve ye geldi ona anlatması güzel olucakti çünkü yüz yüze anlatabilecektim hem de dindar bir aileden gelen dindar bir insandı başka dindar arkadaşlarıma da söylemiştim onlar saygı duyduğu için merve de değişik bir tepki vermez diye düşündüm. dinden çıkmamın en büyük şahidi olan cep boy kuran mealini de aldım yanıma havadan sudan boş yaptık birsürü en sonunda söyledim. önce şaka yapıyorum sandı sonra inandı ama bu sefer de sanki beni ikna edebilecekmis gibi ben salakmisim da bazı şeyleri anlayamiyormusum gibi muamele yapmaya başladı. hatta şey bile dedi ben seni ş kisiyle konusturiyim o seni dogru yola sokar. merve de 20 yasinda tesettürlü bir kız yani. kendisi savunamiyor dinini baskasina yonlendiriyor. neyse oturduk bi parka açtım kuran mealini nisa suresi, yasin suresi ve ahzap suresinden ayetler okuttum. sorular sordum ona bu niye böyle fln diye bir iki mırın kırın etti ama bişey diyemedi neyse sonra vaktimiz azdı artık diğer şeyleri wp den at dedi ben de tamam dedim eve gidince kırmızı hap 1 attım ateist değilim agnostiğim ama o videoyu çok seviyorum. biraz geçince izledin mi dedim izledim dedi peki ne düşündün dedim 2 gündür cevap vermiyo hatta dün lan nerdesin 1 gün geçti yazdım iletilmis ama görülmemiş yani heralde artık muhattap olmak istemiyor. kalbim çok kırıldı ama belki de böylesi iyidir.
edit: ya ben kimseye durduk yere kuran ayeti göstermedim dinden çıktım dediğim zaman neden diye soranlara gösteriyorum sadece. sormayanlara göstermiyorum. yani öyle bak bak bu ayet çok saçma nasıl inanabiliyorsun demiyorum. gösterip bunun için çıktım dinden dedim ve kimseye de kötü muamele yapmadım. neden dinden çıktın denildiginde ya öylesine canım sıkıldı cıktim mi diyim yani ne diyim. şunu da söyliyim dindar bir insana dindar denilir başka ne denilebilir ki anlamıyorum. dindarlik kelimesini o insanlar da benimsiyolar ayrıca.
bi de şu var dinsizligi tebliğ etmiyorum ama aslında etmek isterim. dini tebliğ etmek mükemmel biseyken dinsizligi tebliğ etmek niye korkunç bişey gibi geliyor size kılıç zoruyla yapmıyorum sonuçta .d sadece anlatıyorum. bence anlatma yoluyla tebliğ güzel bişey mesela bir yahudi bir hristiyana anlatabilir bir hristiyan bir müslümana müslüman ateiste anlatabilir. sıkıntı değil ya.
devamını gör...

çok ilginç ya tecavüz suç değil ama tecavüzcüye tecavüzcü demek suç.
devamını gör...

aklımda olan bir an önce halledilmeli insanıdır. benimdir. hee mevzu ilerler 'nasılsın bu arada?' derim. ama birini bir iş için aradım ya da birine yazdımsa uzatmam önce konuyu hallederim. sonra seromoniye devam edebiliriz. 'geyikte yaparız o başka her şeyin zamanı var' insanı o insan üzmesenize oğlum.*
devamını gör...

- abi pardon, bişi soracağım x'e giden dolmuşlar nereden kalkıyor?
+ inan bilmiyorum, şuradaki gevrekçiye sor istersen o bilir.
- kime????

ilk günler, daha simitçiye alışmamış dilim, daha hiç bilmiyorum neredeyse bu semti ama seviyorum, ne zaman bi boşluk yaratsam kaçıp geliyorum buraya, fal bakılan kahvecilerin garsonları ilginç bir şekilde seviyorlar beni, ne kahveyle ne de fal işim var oysa.
öğlen yemeklerimi benusen esnaf lokantası'nda denk getirmeye çalışıyorum, orayı da çok seviyorum, her türlü insan var. benimse çok az insanım var bu şehirde.
çarşının içinde dolaşmayı, balıkçılara, manavlara bakmayı seviyorum, alışveriş yapmayı da.
peynir, yoğurt, balık, yeşillik dolu poşetlerle yürümek, bir ev, bir yuva için, onun için, bizim için alışveriş yapmak çok ama çok hoşuma gidiyor.
gide gele bir sürü tuhaf arkadaşım oluyor, postanenin açılmasını beklerken köşesinde demlenen benden yaşlı 2 şarapçı abim bana da uzatıyorlar bi plastik bardak üzümün hüznünü, kırmıyorum onları, onlar da benim sigaralarımı kabul ediyorlar saygıyla, postane açıldıktan 2 saat sonra aklıma geliyor acil işim, olsun böyle güzel!

sonra ara sokaklara dalıyorum, o güzel ara sokaklarda çok güzel kediler, çok güzel pencere önü çiçekleri, çok çok güzel insanlar görüyorum.
sonra moda'ya uzatıyorum yolumu, koço, ayazma, iskele.

semt beni içine çekiyor, kadı nimet'te öğle rakıları için zaman ve bahaneler üretiyorum, oradan ver elini karga.

bu semtte körkütük aşık oluyorum hayatımda ilk kez, bu semte de aşık oluyorum aynı zaman dilimlerinde. yarimle dolaşırken beni tanıyanlar olunca şaşırıyor, "nerden tanıyorsun bu insanları?" diyor, senin sayende tanıdım diyorum.

çünkü o kadıköy'ü çok seviyor.
çünkü ben onu çok seviyorum.


sonrası ; biz çok seviyoruz tekrar ve tekrar bu semti, sırtımda göztepe forması ile dolaşırken yanımdan geçen biri isyan marşı okuyor birden bire, daha genç, daha çok genç.
ben devam ediyorum marşa onun kaldığı yerden etraftan geçenler şaşırıyor, yarim bize gülüyor, yarim benim halimi görüp mutlu oluyor.

seneler geçiyor sonra, ben şu anda başka bir şehrin yolunda, o yollarla ve o yıllarla hiç alakası olmayacak bir zaman diliminde iken kulaklığımda ezginin günlüğü başlıyor kadıköy demeye, içim acıyor.

gün gelir yine kavuşuruz kadıköy, ben o yağmurlu iskelenin kıymetini bilemedim, ben o yarin kıymetini bilemedim, ben aşkın kıymetini bilemedim ama lütfen sen onun kıymetini bil olur mu?

leş gibi kirli olsan da, en güzel yerlerinden öperim.

senden sonra geçmem bir daha kadıköy'den
devamını gör...

evrensel bir kuraldır ve her ne olursa olsun aksi ispat edilememiştir. kısaca açıklamak gerekirse, evrende enerji yoktan var edilemez ve var olan enerji de yok edilemez. enerji sürekli bir değişim içindedir. ister ısı olsun, ister kinetik enerji olsun, ister elektromanyetik enerji olsun. sonuç olarak, herhangi sisteme giren enerji ile çıkan enerjinin birbirine eşit olması durumudur.
devamını gör...

hepimiz mutlaka görmüşüzdür bu fotoğrafı: 5. solvay fizik konferansı* (1927)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


bu fotoğraftan yola çıkarak solvay konferansları'nın ünlü birkaç fotoğrafını anlatmaya çalışacağım.

solvay konferansı ilk defa belçikalı bir kimyager ve iş adamı olan ernest solvay'in çabalarıyla 1911 yılında belçika'nın başkenti brüksel'de bir otelde,* nobel ödüllü fizikçi hendrik a. lorentz başkanlığında yapıldı. konferansın amacı dönemin öncü bilim insanları ile fizik ve kimya alanlarında güncel yaklaşımları tartışmaktı.

1. solvay konferansı (1911)*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel



fotoğrafta size tanıdık gelen birileri var mı? birkaçını sıralayayım ben:

-masanın baş kısmında, gür beyaz sakalıyla ve şık papyonuyla gözlerini kameradan kaçıran kişi ernest solvay'in ta kendisi.
-solvay'in hemen sol tarafındaki* kişi konferansın başkanı nobel fizik ödülü* sahibi fizikçi hendrik lorentz.
-lorentz ile solvay'in arasında kaytan bıyıkları ile gülümseyen kişi arnold j.w. sommerfeld. sommerfeld, joseph j. thomson'ın öğrencisi.*
-lorentz'in hemen üstünde ve bize göre hafif solunda kalan, saçlarını ikiye ayırmış kaytan bıyıklı kişi nobel fizik ödülü sahibi* maurice de broglie. evet evet şu de broglie dalga boyundan hatırladığımız de broglie.
-de broglie'nin arkasında sadece başı ve sağ omzu görünen kişi ferdinand von lindemann. kendisi pi sayısı üzerine çalışmaları ile bilinir. aynı zamanda arnold sommerfeld'in de hocasıdır.
-fotoğrafın sol alt kısmında pos bıyıkları, keçi sakalı ve ciddi duruşuyla kameraya bakan kişi nobel kimya ödülü* sahibi walther h. nernst. sayısalcı yazarlar hatırlar belki, elektrokimyadaki nernst denklemini bulan kişi olur kendisi.
-nernst'in hemen yanındaki kişi ingiliz fizikçi marcel l. brillouin. kendisini daha sonra meşhur solvay fotoğrafında da göreceğiz.
-fotoğrafın sağ alt kısmında kamerayla hiç ilgilenmeyen ve yanındaki bilim kadınına bir şeyler anlatıyor gibi görünen kişi ünlü fransız matematikçi ve fizikçi henri poincaré. (bkz: poincaré hipotezi)
-ve evet tahmin ettiğiniz üzere henri poincaré'nin hemen sağındaki, elini başına dayamış sıkılgan bir ifadeyle bakan kişi büyük bilim kadını, nobel fizik* ve kimya* ödülü sahibi marie curie.
-fotoğrafın sol üst ikinci sırasındaki alnı açık, hafif kısa boylu ve pos bıyıklı kişi nobel fizik ödülü* sahibi max planck
-lorentz'in sol çaprazında, en arkada ayakta uzun boylu ve nispeten kısa bıyıklı kişi avusturyalı fizikçi friedrich hasenöhrl. burada biraz durmak istiyorum.

hasenöhrl'ü belki hiçbirimiz tanımayız fakat e=mc^2 formülünü hepimiz duymuşuzdur. einstein'a ait diye biliriz değil mi? evet kesinlikle öyledir. prof. hasenhöhrl bu formülü einstein'dan tam bir sene önce bulmuş kişidir. fakat küçük bir farkla, hasenhöhrl'ün formülünün başında 4/3 katsayısı vardır, dolayısıyla bulduğu formül e=4/3 mc^2 şeklindedir. hasenöhrl'ün bu buluşu maalesef dikkatleri einstein kadar çekmemiştir. prof. hasenöhrl aynı zamanda ludwig boltzmann ve heike k. onnes'in öğrencisi, h.a. lorentz'in arkadaşı, schrödinger ve karl herzfeld'in hocasıydı. schrödinger daha sonra nobel fizik ödülü alacak, herzfeld ise amerika'da joseph weber isimli fizikçinin hocalığını yapacaktı. weber de 1962-63'te nobel fizik ödülüne aday gösterilecek fakat ödülü weber'le aynı konuyu çalışan nikolay basov ve aleksandr prokhorov alacaktı.

-poincaré'nin başını üstünde gür bıyıkları ile kameraya gülümseyerek poz veren kişi nobel kimya ödülü* sahibi ernest rutherford.
-rutherford'un hemen solundaki yanlış kameraya gülümseyen pala bıyıklı kişi nobel fizik ödülü* sahibi hollandalı fizikçi heike k. onnes. onnes'in hocalarından biri gustav r. kirchhoff (kendisini kirchoff yasalarından tanır bazılarımız). onnes'in öğrencilerinden biri olan pieter zeeman, 1902'de hendrik lorentz ile birlikte nobel fizik ödülü almıştır. onnes, helyumu sıvılaştırmayı başaran ilk kişidir.
-ve son olarak fotoğrafa bakınca herkesin şıp diye tanıdığı, fotoğrafın sağ üst ikinci sırasındaki, bıyığı ve saçı henüz beyazlamamış, genç ve düşünceli kişi nobel fizik ödülü sahibi* albert einstein.
-fotoğrafın geri kalanındaki kişiler önemsiz sanmayın sakın, neredeyse hepsi nobel ödülü sahibi,* dönemin önde gelen bilim insanları.


1911'deki bu konferansın ardından 1912'de solvay enstitüsü kuruldu ve enstitü aracılığıyla her üç yılda bir konferanslar düzenlenmeye başlandı.

2. solvay konferansı(1913)*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


3. solvay konferansı(1921)**
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


4. solvay konferansı(1924)*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


ve nihayet o ünlü fotoğrafın çekildiği 5. solvay fizik konferansı**
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ekleme: fotoğrafın renklendirilmiş hali:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu konferansa ait kısa bir video kaydı da var üstelik!!
ingilizce hali buradan
türkçe altyazılı buradan


fotoğrafta kimler var sol üstten sırasıyla bakalım:

-en sol üstteki kişi august piccard. helyum balonları üzerine çalışmaları ile bilinen isviçreli fizikçi, aynı zamanda batiskaf isimli insansız denizaltı gözlem aracının mucidi. bu araç sayesinde yeryüzünün en derin noktası olan mariana çukuru gözlemlenebildi.
-piccard'ın hemen solundaki kişi fransız kimyacı émile henriot. kendisi madame curie'nin danışmanlığında araştırmalar yapıyordu.
-henriot'un solundaki kişi avusturyalı fizikçi paul ehrenfest. kendisi ludwig boltzmmann danışmanlığında çalışmalarını yürütüyordu. boltzmann'ı tanıyanlarınız vardır belki (entropi formülü ve boltzmann sabiti desem? peki ya boltzmann denklemi? ). boltzmann aynı zamanda walter h. nernst'in* de çalışma arkadaşıydı.
-onun da solundaki kişi belçikalı kimyacı édouard herzen.
-herzen'in yanındaki kişi belçikalı fizikçi théophile ernest de donder. kendisi brüksel'de henri poincaré'nin* danışmanlığında çalışıyordu.
-onun da solundaki kişi karizmasıyla dikkat çeken nobel ödüllü* fizikçi erwin schrödinger. kendisi hakkında pek yorum yapmaya gerek yok sanırım aşağı yukarı herkes tanıyor. ayrıca kendisinin hocası friedrich hasenöhrl olur.*
-schördinger'in hemen sol kolundaki kişi belçikalı fizikçi jules-émile verschaffelt. kendisi heike k. onnes'in* laboratuvarında çalışıyordu.
-sıradan devam ediyoruz ve karşımıza wofgang pauli çıkıyor (pauli dışarılama ilkesini bilir bazılarımız). kendisi henüz 21 yaşındayken fizik doktorasını tamamlamıştı. dışarılama ilkesini keşfetmesi ile bizzat albert einstein tarafından nobel'e aday gösterilmiştir ve aynı yıl* nobel fizik ödülünü almıştır. kendisinin hocası arnold sommerfeld'dir.*
-sıradan devam ediyoruz ve karşımıza nobel fizik ödülü* sahibi werner heisenberg çıkıyor, bazılarımız kendisini belirsizlik ilkesinden tanır. kendisi aynı zamanda sommerfeld'in de öğrencisidir.
-pauli'nin hemen sol kolundaki kişi ingiliz fizikçi ralph h. fowler. kendisi 20. yüzyılın en önemli fizikçilerinden paul dirac'ın hocasıdır.
-fotoğrafın en sağ üstünde kalan kişi ilk solvay konferansı'nda da gördüğümüz marcel brillouin.
-orta sıranın en solunda oturan kişi nobel kimya ödülü* sahibi hollanda-amerika'lı fizikokimyacı peter debye.
-orta sıradan devam ediyoruz, danimarkalı fizikçi martin knudsen.
-knudsen'nin sol kolundaki kişi nobel fizik ödüllü* lawrence bragg.
-sıradaki kişi hollandalı fizikçi hans a. kramers. kendisi niels bohr ve paul ehrenfest'in de öğrencisi.
-kramers'in sol kolundaki kişi ünlü ingiliz fizikçi paul dirac. kendisi 20. yüzyılın en önemli fizikçilerinden olup 1933'te schrödinger ile birlikte nobel fizik ödülünü almıştır.
-dirac'ın hemen yanındaki kişi ünlü amerikalı fizikçi arthur h. compton. compton etkisi (ya da saçılması) keşfi ile nobel fizik ödülünü* almıştır.
-compton'nun yanında ilk solvey konferansı'nda da gördüğümüz l. de broglie var.
-de broglie'nin yanında nobel fizik ödüllü* alman fizikçi max born yer alıyor. ilk solvey konferansı'nda da bahsetmiştim, kendisi j.j.thompson'un öğrencilerinden ve j.r.oppenheimer'ın da hocalarından biri.
-ve sıradaki kişi nobel fizik ödüllü* ünlü danimarkalı fizikçi niels bohr.
-en sol altta oturan kişi nobel kimya ödüllü amerikalı kimyacı ırving langmuir. kendisi aynı zamanda ilk solvey konferansı'ndan tanıdığımız w. nernst'in de öğrencisidir.
-sıradaki kişi max planck. ilk solvey konferansı'nda da bahsetmiştik.
-planck'in hemen sol kolundaki hanımefendi marie curie. kendisi için ayrı başlık atmak lazım, zira hakkında yazılacak tonlarca kelime var.
-fotoğrafın merkezinde ve belki de toplantının en büyük iki ismi olan madame curie ile albert einstein'ın arasında duran kişi solvey konferansı'na son kez başkanlık edecek olan hendrik lorentz.
-lorentz'in öbür yakasındaki ismi hep bir ağızdan bağırabiliriz albert einstein!!
-einstein'in sol kolundaki kişi fransız fizikçi paul langevin. kendisi madame curi'nin eşi olan fransız fizikçi pierre curie'nin öğrencisi olur aynı zamanda. l.brillouin ve de broglie'nin de hocasıdır.
-langevin'in yanındaki kişi isviçreli fizikçi charles-eugène guye.
-sıradaki kişi bulut odası keşfi ile nobel fizik ödülünü* alan iskoç fizikçi ve meteorolog c.t.r. wilson.
-fotoğrafın en sağ altındaki kişi ise nobel fizik ödüllü* ingiliz fizikçi o. willans richardson. kendisi aynı zamanda j.j.thompson'un da öğrencilerinden biri.


solvay konferansları daha sonra bir yıl arayla olmak kaydıyla düzenlenmeye devam etti.*

gerçekleştirilen son fizik konferansı 2017 yılında ''the physics of living matter: space, time and information in biology''* başlığıyla toplandı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


gerçekleştirilen son kimya konferansı 2019'da ''computational modeling: from chemistry to materials to biology'' başlığı ile toplandı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


son konferans ekim 2020'de 28. solvay fizik konferansı olacaktı fakat küresel pandemi nedeniyle ekim 2021'e ertelenmiş durumda.

ayrıntılı bilgi için buradan

bütün bu cümleler bütününde anlatmaya çalıştığım tek bir şey vardı: bilimin bir kültürü olduğu. isimlerini saydığım bütün bu bilim insanlarına tekrar bakın, hepsi birbirinin hocası/öğrencisi, ki bunu özellikle belirmeye çalıştım satır aralarında.* bilim böyle bir şeydir, bilimde usta ve çırak vardır. ustanın başlattığını çırak ilerletir. şimdi tekrar bakın bu bilim insanlarına, onların öğrencilik yaptığı okullara, onların hocalık yaptığı okullara. bu okullara dışarıdan hoca atayamazsınız, bu okullara dışarıdan öğrenci getiremezsiniz, bu okullara dışarıdan müfredat uygulatamazsınız.
bilim bir kültür üzere ilerler, o kültürün oluşmasına müsaade etmezseniz gazi yaşargil gibi bir adamı zürih üniversitesi'ne, aziz sancar gibi bir adamı kuzey karolina ünivesitesi'ne kaptırırsınız. ardından da el çırparsınız 'o bir türk' diye.

ekleme: zaman içinde bu tanıma eklemeler çıkarmalar yapmayı planlıyorum
devamını gör...

1983 yılında şükrü erbaş tarafından kaleme alınan her bir cümlesini ezberlemek istediğim güz gibi bir şiir.
öyle çarpıcı cümleler var ki içinde bazen umut bazen de hüzünle doldurur içinizi. daha çok hepimizin hissedip de anlamlandıramadıklarımızı birinin tek kalemde önümüze sermesiyle her cümlesinde kendimizden bir parça bulmanın hazzını yaşatır.
insan anlaşılmak ister, yaşadıklarının hissettiklerinin başkaları tarafından yaşanıp yaşanmadığını , hissedilip hissedilmediğini merak eder. bu şiiri okurken ise 'evet bak o da hissediyor, yalnız değilim' der.
--- alıntı ---

oysa ben bir akşamüstü oturup turuncu bir yangının
eteklerine, yüreği avuçlarımda atan bir can yoldaşıyla
dünyayı ve kendimi tüketmek isterdim. öyle bir tüketmek
ki, sonucu yepyeni bir "ben"e ulaştırırdı beni, kederli dal-
gınlığımdan her döndüğümde...bir ben ki tüm ilişkilerin
perde arkasını görür de gülerdim sessizce yapay ya-
kınlıklarına insanların. kim kimi ne kadar anlayabilir
ömür hanım?

--- alıntı ------ alıntı ---

kimseler görmedi ömür hanım, bu dünyadan ben geçtim.
içimde umudun kırk kilitli sandıkları, elimde bir avuç düş
ölüsü yüreğim -içinde senin ve benim ağırlığım- benim
olmayan bir garip gülümsemeyle yüzümde, incelik adına,
ben geçtim...yerini bulmamış bir içtenlik, yanılmış bir
saygı ve bir hüzün eğrisi olarak ilişkilerin gergefinde,
ördüm ömrümün dokusunu ilmek ilmek. beni cam kı-
rıklarıyla anımsasın insanlar, savrulan bir yaprak hüznü
ve dağınıklığı ile... yükümü yanlış bedestanlara çözdüm.

--- alıntı ---

tamamını dinlemek isterseniz güzel bir fon müziğiyle buradan dinleyebilirsiniz.
devamını gör...

kendi elleriyle çizdiği (ki ne kadar zor olduğunu tahmin edersiniz) bu muhteşem yapıtları bize, çocukluğumuza armağan ettiği için ne kadar teşekkür etsek azdır. ölmeden, görmeyi en çok istediğim kişilerden biri. büyüleyici ölçüde bir hayal gücüne sahiptir.yetenek ve istenilen mesleği yapmanın sonucunun en canlı örneklerinden biridir. düşünsenize bu işi yapmamış olsaydı (zorla memur falan olsaydı) bu yapıtları hiç görmeyecektik.
devamını gör...

cennet gençlerinin efendisidir(diğeri hz hüseyin dir). ehlibeyt imamlarının (as) ikincisidir. lakabı; "mücteba"(seçkin, seçilmiş) dır.

peygamberimiz (saa) e çok benzediği rivayet edilir. hz. ali şehid edilince; hilafet ve imamet o'nda bütünleşmiştir. muaviye ile savaşmak için 12000 kişilik bir ordu hazırlamış, ordunun 8000 askerinin "şam" altınlarına kanıp, geride kalan 4000 askeri şehit etmesi sonucu; yalnız kalmıştır. (yalnız imam lakabı buradan gelir.) bu saldırıda zehirli bir kılıç darbesi ile yaralanmıştır. bu ihanetten sonra "kansız devrim" denilen anlaşmayı, muaviye ile yapmak zorunda kalmıştır. bu anlaşmanın en önemli maddesi; muaviye nin öldükten sonra hilafeti, hz hasan (as) a bırakmasıdır. hilafetin saltanata dönüşmemesinin önündeki en büyük engel, bu maddedir.

sünni tarihçiler; hz. hasan ın eceliyle vefat ettiğine, şii tarihçiler; zehirlenerek şehit edildiğine inanır. şii tarihçilere göre, rivayet o dur ki;

muaviye, hz hasan ile yapılan anlaşmanın şartı gereği, hilafeti hz. hasan a bırakması gerekiyordu. bu anlaşmanın ali oğullarına geçmemesi için; hz hasan ın ortadan kalkması, emevi saltanatının devamı için elzemdi. emevi casusları, hz hasan(as)ın eşi cahide yi, (başka bir kaynakta ismi; jaddeh diye geçer.) hz hasan ı zehirlemesi karşılığında, muaviye oğlu yezid ile evlendirme vaadiyle kandırır. ve hz. hasan cahide nin onu zehirlenmesi sonucu şehit düşer.

böylece yezid in hilafet makamına geçmesinin önündeki en büyük engel kalkmış olur.
devamını gör...

eski sevgilimin hayatımda önemi olsaydı "eski" olmazdı diyeceğim başlıktır.
devamını gör...

şehirlerarası otobüs yolculuğu sırasında dinlenme tesislerinde verilen molada hissedilen soğukluk çok kötüdür. sanki fırtınalar kopar orada.
devamını gör...

miko'nun rüyasını anlatmasıyla benim için daha da eğlenceli hale gelen, dışınızdaki irlandalı' nın rüyalarını da rüya yorumlarını da keyifle dinlediğim radyo yayını.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

denk gelinse sayfaların arasında,
güzel düşlü, hem de kitaplar kadar.
tutulsa elleri dolaşırken raflarda,
güzel yüzlü, hem de hayallerim kadar.

t: uğruna bir ömür şiirler yazdıracak kişiyle evlenmektir..
devamını gör...

ak pelikan en büyük göçmen kuş...
tarlada veya yolda yürürken, üzerinizden devasa gölgeler geçiyor... fırt fırt fırt...
gayri ihtiyarı kafanızı gökyüzüne çevirdiğinizde görüyorsunuz bu arkadaşları. kuş kuş değil; mübarek boeing 737 ...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel;
devamını gör...

biyolojinin neden sayısal ders , coğrafyanın da neden sözel ders olduğunu hâlâ sorarım kendi kendime.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim