sosyal fobi testi
toplama yapmaya üşendiğimden es geçtiğim testtir.
devamını gör...
yazarların isimlerinin hikayesi
annemin dayısı koymuş aslında benim ismimi. annesinin adını koymuş. annemin nenesinin ismi yani. ama çok seviyorum ismimi. bir de ablam benim ismimi çilek, şeftali tarzı bir meyve koymak istemiş iyi ki onun aklına uymamışlar diyorum*. aslında çilek de fena isim değilmiş ya, hem benim ismime de yakın. ayrıca en sevdiğim meyve de çilektir. tabii ismimi hiçbir isme değişmem o ayrı*.
devamını gör...
adana demirspor
süper lige çıkmasını istediğim takım. kaç senedir direkten dönüyorlar. bu sene gelirler umarım..
edit: artık süper ligdeler. hosgeldiniz mavi şimşekler.
edit: artık süper ligdeler. hosgeldiniz mavi şimşekler.
devamını gör...
aile evinden bir kez çıkınca tekrar oraya ait hissedememek
aile evine hicbir zaman ait hissedememek?
devamını gör...
tarkan filmindeki ahtapot
küçükken izleyen her bireyin bilinçaltında yer eden tırstırıcı ahtapot.
devamını gör...
köle
insanlar tamamen özgür doğarlar ama bütünüyle bağımlıdırlar. bir çocuk, eğer ebeveynleri kendisine bakmazsa, öleceğini bilir. böylelikle sevgi, onun için bir ölüm kalım meselesi haline gelir.
aslında her şey ailede başlar ve ölene kadar bu durum devam eder. çünkü temelinde ailen seni reddederse hayatının tehlikeye gireceği korkusu yatar. ebeveynlerin senin bu korkunu sana doğru olduğuna inandıkları şeyleri yaptırmak için kullanırlar. "yemeğini yemezsen kötü çocuk olursun, iyi bir çocuk olmazsan seni sevmem, diğer insanlar da sevmez!"
işe yaradı da çünkü suçluluk duygusu yaratmak, diğer insanları kontrol etmenin en iyi yoludur.
bu kitap beni fazlasıyla etkiledi. hayatım da ki sorunlara, eksikliklere, gereksiz çabalarıma, aptalca kaygılarıma ne kadar çok önem verdiğimi gördüm. oysa hayat her sabah uyanmaya, kalp atışlarımı duymaya, duygularımı tartmaya, elimdekilerin değerini anlamama ,düşüncelerimi ve sevgimi ifade etmeme yardımcı olan şeydi. çünkü bu saydıklarım ve sayamadığım nice şeyler aslında bize bu hayatta verilen bir hediyedir. çoğu insan bunun farkında bile değildir. kitabın arkasında şöyle bir yazı yazar. " tüm anne ve babaların mutlaka okuyup, çocuklarına da okutması gereken bir kitap..." o kadar doğru ki. bu kitabı siz de okuyunca benim gibi düşüneceksiniz.
sevginin acı verdiğini söyleyenler, aslında sevdikleri kişinin kendi istedikleri şekilde davranması gerektiğine inandıkları için acı çekerler.biz buna kibir deriz... sevdiği kişinin kendi ihtiyaçlarını tatmin etmesi gerektiğini düşünürler. buna da bencillik deriz.
kitaptaki ana karakter olan john doe hayatının eşiğindeyken hayatının önemini, ailesinin değerini, kız arkadaşının ve onun küçük mucizesiyle nasıl hayata tutunduğu anlatıyor. ölüm ile kalım, çıkarılan dersler, ters köşeler okurken sizi etkileyecek ve en az siz de benim kadar etkileneceksiniz. şunu unutmamak gerek " sen kendi hayatından sorumlusun. hayatın kendisinden değil. kendi hayatının kıymetini bil. yoksa her şey için çok geç olabilir. şuan bile bunun farkına varsan çok şey kazandığını göreceksin. ve belki de kitapta sonsuz kere karşınıza çıkacak olan o sözü buraya bırakıp yorumumu bitiyorum.
"akıl, her şeyin öncüsüdür. neye inanırsan hayatında o görünür"...
edit:kitabı okuyacak arkadaşlara iyi okumalar. okuyun, okutun.
aslında her şey ailede başlar ve ölene kadar bu durum devam eder. çünkü temelinde ailen seni reddederse hayatının tehlikeye gireceği korkusu yatar. ebeveynlerin senin bu korkunu sana doğru olduğuna inandıkları şeyleri yaptırmak için kullanırlar. "yemeğini yemezsen kötü çocuk olursun, iyi bir çocuk olmazsan seni sevmem, diğer insanlar da sevmez!"
işe yaradı da çünkü suçluluk duygusu yaratmak, diğer insanları kontrol etmenin en iyi yoludur.
bu kitap beni fazlasıyla etkiledi. hayatım da ki sorunlara, eksikliklere, gereksiz çabalarıma, aptalca kaygılarıma ne kadar çok önem verdiğimi gördüm. oysa hayat her sabah uyanmaya, kalp atışlarımı duymaya, duygularımı tartmaya, elimdekilerin değerini anlamama ,düşüncelerimi ve sevgimi ifade etmeme yardımcı olan şeydi. çünkü bu saydıklarım ve sayamadığım nice şeyler aslında bize bu hayatta verilen bir hediyedir. çoğu insan bunun farkında bile değildir. kitabın arkasında şöyle bir yazı yazar. " tüm anne ve babaların mutlaka okuyup, çocuklarına da okutması gereken bir kitap..." o kadar doğru ki. bu kitabı siz de okuyunca benim gibi düşüneceksiniz.
sevginin acı verdiğini söyleyenler, aslında sevdikleri kişinin kendi istedikleri şekilde davranması gerektiğine inandıkları için acı çekerler.biz buna kibir deriz... sevdiği kişinin kendi ihtiyaçlarını tatmin etmesi gerektiğini düşünürler. buna da bencillik deriz.
kitaptaki ana karakter olan john doe hayatının eşiğindeyken hayatının önemini, ailesinin değerini, kız arkadaşının ve onun küçük mucizesiyle nasıl hayata tutunduğu anlatıyor. ölüm ile kalım, çıkarılan dersler, ters köşeler okurken sizi etkileyecek ve en az siz de benim kadar etkileneceksiniz. şunu unutmamak gerek " sen kendi hayatından sorumlusun. hayatın kendisinden değil. kendi hayatının kıymetini bil. yoksa her şey için çok geç olabilir. şuan bile bunun farkına varsan çok şey kazandığını göreceksin. ve belki de kitapta sonsuz kere karşınıza çıkacak olan o sözü buraya bırakıp yorumumu bitiyorum.
"akıl, her şeyin öncüsüdür. neye inanırsan hayatında o görünür"...
edit:kitabı okuyacak arkadaşlara iyi okumalar. okuyun, okutun.
devamını gör...
atforvendetta
sayesinde duysal şölen yaşadığımız kafa sözlük yazarı.
devamını gör...
eyluling ile youtube röportajı
çok eğlenceli olmuş ama daha uzun olsun lütfen.
devamını gör...
susmanın asaleti
bazen verilecek en güzel cevap susmaktır diyor yazar işte asaleti anlatan sözde budur.
devamını gör...
dünyayı kurtaracak formül
birçok ülke koronavirüs aşısı bulamadığı için ölümlerle boğuşurken patentin kaldırılması için ‘süper’ adım atıldı. aşı patentinin kaldırılmasına abd başkanı biden ve rusya devlet başkanı putin’den destek geldi. ab de ılımlı yaklaştı. patent kaldırılırsa daha fazla ülke aşı üretecek ve dünyada aşılama hızlanacak.

kaynak
devamını gör...
istanbul'un kademeli normalleşme sürecine geçecek olması
yahu bugün işten çıktım 18:00 civarı da yürüyerek eve gidiyorum izim kağıdım çantada, her yer polis çünkü her an biri çevirecek bekliyorum. sonra o da ne ee sokaklar hala kalabalık. hatta müptezellerin çoğu walking dead misali sokağa dökülmüş gündüz vakti eve giderken tedirgin oldum. hiç kimse de bir şey demiyor. istanbul normalleşmiş çoktan, bunları kastettiği normalleşme cafede oturup americano höpürdetmek.
devamını gör...
korona nedeniyle hayatın zindana dönüşmesi
korona çağında ilişkiler çok çetrefil hale geldi. dip dibe kalanların derdi bir başka, uzakta kalanların derdi bir başka. mesafe ya yok ya da çok. korona, hepimizi ayrı yerden imtihan ediyor. imtihan soruları da zor yerden geliyor.
devamını gör...
normal sözlük için öneriler
bence belli bir karma puanın üzerindeki yazarlara, başlık açarken kategori belirleme hakkı verilmeli.
ayrıca bu moderatörlerin yükünü de azaltır.
ayrıca bu moderatörlerin yükünü de azaltır.
devamını gör...
güllü yasin kitabı
içinde yasin, tebareke, amme, namaz sureleri ve dualar bulunan kitaptır.

çocukluğumdan ilk gençlik yıllarıma geçene kadar tam dokuz sene kur’an kursuna giden biri olarak çok aşina olduğum bir kitaptır. görselde paylaştığım kitaptı yıllarca yanımda taşıdığım ve yaz aylarının aydınlık sabahlarını sırat köprüsünü daha kolay geçmek için kullandığım kitap.
dünya üzerindeki bütün dinlerle arama koyduğum mesafeye rağmen bu kitaptaki bütün sure ve duaları hala ezbere bilirim. ve o zamanları bazı istisnalar dışında çok güzel anılar olarak düşünür ve anarım.
o zamanlar üzerinde gül resmi bulunmayan yasin kitabı benim için hiçbir değer arz etmezdi. gül, yasin’in olmazsa olmazıydı. belki hala da öyledir benim için ama artık pek düşünmüyorum bu konuları.
bu kitapla vedalaşıp artık özel çantasında bir kur’an ile kursa gitmeye başladığımda kendimi ahiret sınavını geçmiş ve hidayete ermiş olarak görmüştüm. ama içime de bir hüzün çöreklenmişti. güllü yasin kitabından ayrılmak zor gelmişti bana.
şimdilerde şekeri ve özel çantası ile birlikte satılmaya başlanan kitabı hazırlayanlar artık sadece ahireti değil hem ağzımızın tadını hem de estetik kaygılarımızı göz önünde bulundurmaktalar.
ben artık uzak kaldım bu işlerden ama belki namaz kılmıyorum, oruç tutmuyorum, zekat vermiyorum, hacca gitmiyorum ama kalbim temiz.

çocukluğumdan ilk gençlik yıllarıma geçene kadar tam dokuz sene kur’an kursuna giden biri olarak çok aşina olduğum bir kitaptır. görselde paylaştığım kitaptı yıllarca yanımda taşıdığım ve yaz aylarının aydınlık sabahlarını sırat köprüsünü daha kolay geçmek için kullandığım kitap.
dünya üzerindeki bütün dinlerle arama koyduğum mesafeye rağmen bu kitaptaki bütün sure ve duaları hala ezbere bilirim. ve o zamanları bazı istisnalar dışında çok güzel anılar olarak düşünür ve anarım.
o zamanlar üzerinde gül resmi bulunmayan yasin kitabı benim için hiçbir değer arz etmezdi. gül, yasin’in olmazsa olmazıydı. belki hala da öyledir benim için ama artık pek düşünmüyorum bu konuları.
bu kitapla vedalaşıp artık özel çantasında bir kur’an ile kursa gitmeye başladığımda kendimi ahiret sınavını geçmiş ve hidayete ermiş olarak görmüştüm. ama içime de bir hüzün çöreklenmişti. güllü yasin kitabından ayrılmak zor gelmişti bana.
şimdilerde şekeri ve özel çantası ile birlikte satılmaya başlanan kitabı hazırlayanlar artık sadece ahireti değil hem ağzımızın tadını hem de estetik kaygılarımızı göz önünde bulundurmaktalar.
ben artık uzak kaldım bu işlerden ama belki namaz kılmıyorum, oruç tutmuyorum, zekat vermiyorum, hacca gitmiyorum ama kalbim temiz.
devamını gör...
viktor emil frankl
nörolog ve psikiyatr. çağımız insanının en önemli psikolojik sorununun, yaşamda anlamsızlık ve varoluşsal boşluk olduğunu ileri sürmektedir. logoterapi yani anlam biliminin kurucusudur.
duyulmayan anlam çığlığı kitabından: "freud, prenses bonaparte için yazdığı mektubunda şöyle yazmış: 'kişi, yaşamın anlamını veya değerini sorguladığı an, hastadır.' oysa ben, yaşamın anlamını merak eden bir insanın, ruh hastalığını dışa vurmaktan çok, insanlığını kanıtladığına inanıyorum."
duyulmayan anlam çığlığı kitabından: "freud, prenses bonaparte için yazdığı mektubunda şöyle yazmış: 'kişi, yaşamın anlamını veya değerini sorguladığı an, hastadır.' oysa ben, yaşamın anlamını merak eden bir insanın, ruh hastalığını dışa vurmaktan çok, insanlığını kanıtladığına inanıyorum."
devamını gör...
yazarların yazmayı tercih ettiği başlıklar
*konuların beğenilmemesi, çözüm
bulunabilecek birşey değildir, "bence"
*ilgilendiğimiz başlıkları yazabileceğimiz bir
başlığa ihtiyaç yoktur, burda yazıp, tartışıp
yine yapılacak şey, başlık açmak
olduğundan, vakit kaybıdır, "bence"
*sevgili yazar #işimbu
sürekli kendi ilgi alanlarınızı takip ederek
tek düze bir yaklaşımı körüklemiyorsunuz,
(aksine o konuyu okuyanlar için + oluyor)
bu yaptığınız şey sözlüğün renklerini
oluşturuyor zaten, "ben" benim zevk ve
renk tercihlerimi dikkate almadığınızı,
bunun bana "dikte etmek" olduğunu
düşünmedim
*fikir beyanı beklediğiniz şey, ilgi alanlarının
yazılması ise, yazılmış, ama bu tanımların
bir yere katkısı görünmüyor,
*sizin salt aynı konuları takip ettiğinizi, aynı
konuları aradığınızı ben şahsen
farketmedim, bu yüzden egoist
olamazsınız, çünkü özgürsünüz
bulunabilecek birşey değildir, "bence"
*ilgilendiğimiz başlıkları yazabileceğimiz bir
başlığa ihtiyaç yoktur, burda yazıp, tartışıp
yine yapılacak şey, başlık açmak
olduğundan, vakit kaybıdır, "bence"
*sevgili yazar #işimbu
sürekli kendi ilgi alanlarınızı takip ederek
tek düze bir yaklaşımı körüklemiyorsunuz,
(aksine o konuyu okuyanlar için + oluyor)
bu yaptığınız şey sözlüğün renklerini
oluşturuyor zaten, "ben" benim zevk ve
renk tercihlerimi dikkate almadığınızı,
bunun bana "dikte etmek" olduğunu
düşünmedim
*fikir beyanı beklediğiniz şey, ilgi alanlarının
yazılması ise, yazılmış, ama bu tanımların
bir yere katkısı görünmüyor,
*sizin salt aynı konuları takip ettiğinizi, aynı
konuları aradığınızı ben şahsen
farketmedim, bu yüzden egoist
olamazsınız, çünkü özgürsünüz
devamını gör...
şırıngayla vücuda enjekte edilebilen çip geliştirilmesi
keşke tek derdimiz vücudumuza çip yerleştirildi mi olsa.
devamını gör...
türkiye’de asla yaşanmayacak fantastik olaylar
devamını gör...
uyurken yastığa sarılmak
kafayı sarıldığın yastığın altına sokuşturduğunda daha güzel olan sarılma şekli. şu şekil...
bu da, bu işi benim gibi alışkanlıktan değil, yalnızlıktan yapanlara gelsin:
bu da, bu işi benim gibi alışkanlıktan değil, yalnızlıktan yapanlara gelsin:
devamını gör...
