bunu ilk duyduğumda olur mu lan öyle şey külçe gibi yatar insan diyordum. taa ki kendim aynı duruma gelene kadar. yorulduğunuz için bedeninizi rahat bırakıp uykuya adapte olamıyorsunuz çünkü. vücut hacı beni bi sal dese de beyin buna müsaade etmeyip canınız çıkana kadar çalışıp sıktığınız kaslarınızı gevşetmiyor bir türlü. taa ki beyniniz kendinizin gerçekten yatakta ve rahat olduğunu anlayana kadar.
devamını gör...

bir tiyatro oyununun iç yüzünü gösteren tiyatro oyunudur.


oyunda ”çırılçıplak” adlı oyunu sahnelemek üzere provaya başlayan bir tiyatro grubunun, bu süreçte yaşadıkları zorluklar, terslikler, sıkıntı ve sevinçler anlatılmaktadır.

daha detaylı bilgi ve inceleme için
devamını gör...

birçoğunun karşı çıktığı şey kadın-erkek eşitliği değil aslında kadınlara yapılan cinsiyetçiliğin kınanıp erkeklere yapılanına göz yumulması ki bunu ben de yanlış buluyorum. her iki cinse yapılan cinsiyetçiliğe de karşı çıkmalıyız. birine karşı çıkıp diğerine susmak iki yüzlülük oluyor.
devamını gör...

2001 yılında remzi kitapevi'nden çıkan ömer zülfü livaneli kitabı. aynı yıl yunus nadi roman ödülünü almış.

kitabın kurgulanışı benim daha önce rastlamadığım bir biçimde tasarlanmış. önsözünde yazarın kitabın bazı bölümlerini yeniden yazdığını anlattığı bir yer var. yaptığım çıkarım farklı bulduğum kurgulanış eklemesi olduğuydu. aynı hikayeyi bir yaşayandan bir de yaşayanı dinleyen yazardan sunuluyor hikaye okuyucuya. dışarıdan ve içeriden olayların nasıl göründüğünü net bir şekilde okuyucuya gösteriyor bu özellik.

ben yazarın okuduğum iki romanına göre bu kitabı çok daha sevdim. sevdim dediysem de yazarı kendi yazdıkları içinde sevdim. fakat yukarıda bahsettiğim kısım bana çok farklı bir okuma deneyimi sunduğu için başarılı ve tavsiye edebileceğim bir nitelikte. beni livaneli kitaplarında asıl rahatsız eden ise geçmişte yaşanmış şeylerin anlatılana kadar laf kalabağı içermesi. (bkz: serenad) bu kitapta ise asıl anlatılana ulaşma arzusu hissetmedim. hikaye yaşanmış bitmiş değil devam ediyordu, geçmişten gelen izler geleceğide belirleyecekti çünkü, bitip tükenmiş bir hikaye değildi anlatılan. akıp giden devam eden bir hikaye idi.

benim gibi sevmemiş ama yeniden livaneli'ye şans tanımak isteyenlere, kurgulanışı ve yazımı konusunda farklı bir deneyim yaşamak isteyenlere akıcı, sürükleyici bu kitabı tavsiye ederim naçizane.
devamını gör...

sayıları her geçen gün artmaktadır. binlercesi de sırada beklemektedir.

bu arada kopyala-yapıştır tanımları eleştirip, intihal yaftası vuranlara teessüflerimi iletiyorum. o kadar kaynak gösteriyoruz. *
devamını gör...

hayatımın dönüm noktası olan ve arkadaş seçimimde, daha dikkatli olmam gerektiğini öğrenmemi sağlayan bir riyakârlık ya da bana göre kalleşlik örneğini anlatacağım başlık. biraz uzun ve can sıkıcı olabilir. kusura bakmayın.

üniversite zamanları, hayatı daha yeni öğrenmeye başladığım yıllardı. farklı bir şehir, yeni yeni insanları tanımanın vermiş olduğu heyecan... yeni tanıştığım ve memleketlerimizin yakın olduğu bir arkadaşım vardı. bir yıl kadar uzun bir arkadaşlığımız olmuştu. kendisi otobüs yolculuğu yapardı, ben de uçak. bir gün kendisine, beraber yolculuk yapalım demiştim. param yok, uçak bileti alamam dediğinde ben sana alırım dedim ki sorun bu değil. ikimizde öğrenciydik ve durumunun iyi olduğunu da biliyordum ama arkadaş işte kıyamıyorum. yolculuk yapacağımız gün memleketime geldi ve getiren kişi erkek arkadaşı. sorun şu ki erkek arkadaşım dediği kişi aslında ikinci erkek arkadaşı ve birinci erkek arkadaşını tanıyorum. bir şey söyleyemedim o an. bir yerde oturduk yemek yedik, muhabbet ettik. ilk defa orada gördüğüm bir çocuktu ve hayatımda ilk defa bir insanın aşkla bakan gözlerine şahit olmuştum.

daha sonra sorduğumda, üniversiteye gelmeden önce de erkek arkadaşı olduğunu ve çocuğun ona deli gibi aşık olduğunu ve ne isterse aldığını, bunun da hoşuna gittiğini söylemişti. açıkçası çok tuhaf hissetmiştim ama karışmadım ve bir yorumda yapmadım. herkesin kendi hayatı, bana ne diyordum içimden. bir zaman sonra bu arkadaş memleketine gitti ve beni aradı. erkek arkadaşı kaza yapmış. sebebi ise şöyle; elinde bir buket ve hediye ile evine gidip sürpriz yapmak istemiş çocuk, benim arkadaş dediğim insanda habersiz geldi diye hakaret edip evden kovmuş. çocuk ağlayarak ayrılmış oradan. alkol almış ve bariyerlere girmiş.

kendisine, hastaneye gitmesini söylediğim halde gitmedi! durumu nedir öğren dediğim halde umursamadı. hayatımda, sadece bir kere gördüğüm bir çocuk için üzülüp ağladığımda ki ev arkadaşım bile görmediği halde ağladı benimle birlikte ama karşı tarafın gülmesi beni çok sinirlendirmişti. ilk başlarda şoka girdi sandım ama değildi.

bacağı kesildi! 20 gün komada kaldı ve öldü çocuk! ikiyüzlülüğün en kralını gördüğüm cümle ise şu oldu bende: 'benim uğrumda adamlar ölüyor be, bu da son hediyesiydi bana.'*

ben de ikiyüzlüydüm belki de. orada söylemedim gerçekleri, sustum. inanmadım da en başta öldüğüne, internete düşen haberi görünce bile kabullenemedim bir kere gördüğüm insanın öldüğüne. aklıma geldikçe üzülürüm yine. hayat bu kadar basit olmamalı, bir insan bu kadar kolay harcanmamalı.
devamını gör...

23 nisan'da "asereje" şarkısı eşliğinde dans etmiştik. en önde 1 kişi arkada 2 kişi sonra 3-4-5 şeklinde sıralanmıştık. en önde dans eden bendim. dans boyunca "en güzel ben dans ediyorum o yüzden öndeyim" diye aşırı havaya girmiştim. daha sonra en kısa olduğum için en önde olduğumu öğrendim.
devamını gör...

güldüğünde bahar gelsin hayatına. *
devamını gör...

(bkz: tarihi roman) okumak isteyenlere tavsiye edebileceğim, oldukça sürükleyici ve fedailiğin nasıl bir şey olduğunu iyi aksettirebilen bir romandır.

yazarın diğer kitaplarını okumadım ama alamut kalesi'ndeki üslubunu beğenmiştim. bir 6-7 yıl önce okumuş olmama rağmen sanki heyecanla takip edilen bir dizi tadı bırakmış bende. "dur ya, şu bölümü de okuyayım bırakıcam elimden kitabı" dediğimi anımsıyorum.

ayrıca bu kitabı sadece sürükleyici olmasıyla değil, arkadaşımdan ödünç almış olmam sebebiyle de unutmadım. çünkü karşılığında ben de ona (bkz: tutunamayanlar)'ı ödünç vermiştim. e tabi bu kitap tutunamayanlar'ın yanında çerezlik kalınca, birkaç günde bitirip arkadaşıma iade ettim. sonrası malum, tahmin etmek zor değil.*
devamını gör...

bi' kedi gördüm sanki! evet evet bi kedi gördüm!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

masada yemek yerken sandalyede bağdaş kuruyorum
devamını gör...

(bkz: uçan halı)
piknik sepetini hazırladık güzelce. bindik halımıza, havalandık şöyle, istikamet mesela italya olsun. vardık ve attık kendimizi şöyle roma'da yeşil bir parkın içinde. orada keyfimize keyif katarak döndük geri. sonra halımızı bir güzel silkeleyip rulo yaptıktan sonra koyduk yerine. ne güzel direksiyon, vites, gaz, pedal ile uğraşmak yok, lpg ya da benzin masrafı yok. alkol, ehliyet, ruhsat kontrolü de yok. tabi alkol muayenesi olmayınca çakırkeyfler orada istediği içkiyi de içer ve döner.
uçan halıdan daha güzel vasıta düşünülebilir mi? teknolojinin yetişemediği ve masallarda kalan bir ütopya. gerçekleşse belki halı kadar fiyatları da uçacaktı.
devamını gör...

insan olamaz böylesi. ahlak, şeref yoksunu bir mahlukat.
devamını gör...

çok büyük, yani kararsız atom çekirdeklerinin, ışıma yaparak parçalanması ve daha küçük atom çekirdeklerine dönüşmesi şeklinde ortaya çıkan çekirdek tepkimesi.

olay sonunda açığa çıkan enerjik parçacıklar, insan vücudu dahil birçok cismin içerisinden rahatlıkla geçer. enerjileri yüksek olduğundan, geçtikleri yerlerdeki atomlardan elektron koparabilirler. insan vücudunda da aynı etkiyi gösterdiklerinden hücre yapısını bozarak hücreyi mutasyona uğratır ve kanserojen etki gösterirler.
devamını gör...

açıkçası nickaltısı sol framee düşen yazarları, kendi nickaltılarına entry girmeyecek kadar cool ve elit insanlar olmaları dolayısıyla bulamıyorum. daha bugün yaşadım. ben de herkes aynı şeyi yaşamasın diye yazayım dedim.*
devamını gör...

güzel bir şehir ama önlenemeyen bir koku var.son zamanlarda nasıl bilmiyorum ama benim aklıma o koku geliyor.ha bide kediler çok sevecen ve sıcakkanlı,hemen geliyorlar yanınıza sevebiliyosunuz falan.
devamını gör...

yaptıkları görev gerçekten önemli. alınmasınlar. nasıl polislerin kanunu ,2559 no'lu pvsk sı varsa, bekçilerin de 7245 no' lu çarşi ve mahalle bekçileri kanunu var. fazla abartmasınlar. ne desin yani millet. gece kartalları mı desin, gecelerin yargıçları falan mı ?
devamını gör...

bu başlığı açan yazarın psikiyatrik destek alması lazım, gerçekten. iyi misiniz allasen? ölmüş kişiye işkence etsen hissedecek sanki. ayrıca bir insana işkence etmek nasıl içinizden gelebiliyor. ben en nefret ettiğim insanın bile ölürken acı çekmesini istemem. bunu isteyebilmek vahşiliktir.
t: olmaması gereken bir işkence işte.
devamını gör...

tam felsefesi yapılacak tatlı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

özelikle kıskançlıktan kuduran kızların bir türlü söylemeye dilinin varmadığı kelime.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim