ismail vallahi müzeyyen abla kırmızı çizgimdir.

bu lafı rakı sofrasında içerken etsen rakı şişesini vururum kafana. ayıptır ismail ayıptır.
devamını gör...

sır tek kişiliktir. bu sebeple kimse ile sırrınızı paylaşamayınız dediğim başlıktır.
devamını gör...


kafesteki kuş neden şakır bilirim (i know why the caged bird sings) kitabı yazar, şair, şarkıcı, dansçı, oyun yazarı ve öğretmen maya angelou’ nun yedi kitaptan oluşan sıra dışı ve ilham verici yaşam öyküsünün ilk cildi. savunmasız, şiddet gören küçük bir kızın, ırkçılık ve bağnazlıkla savaşarak güçlü bir karaktere; onurlu ve göz kamaştırıcı bir genç kadına dönüşmesinin öyküsünü anlatıyor.
ilk kez 1969’da amerika’da yayımlanan bu kitap okuyanların kalbine dokunan ve düşüncelerini değiştiren dünya çapında sevilen bir modern klasik. "abd'nin en çok yasaklanan yazarı" olarak bilinen maya angelou'nun bu romanı, şiddet, müstehcenlik, küfürlü dil kullanımı vs. gibi gerekçelerle defalarca yasaklandı. en zor zamanlarda dahi umudunuzu kaybetmeyin mesajı veren bu önemli eser amerikan edebiyatının en önemli 25 klasik eseri arasında yer alıyor.
“içinde anlatılmamış bir hikaye taşımaktan daha büyük bir eziyet yoktur".
devamını gör...

üzgünlük haline bünye alışıkta, mutlu olunca çok panik oluyorum.
devamını gör...

bazı fikirleri eleştiriye açıktır saçmadır vs. ama şu kadına hem profesör olmadığı halde katıldığı konferanslarda profesör diyorlar. üstelik kendisi profesör olmadığını açıklıyor. sonra bazı tipitipler puğrosöfer deeğiil keğnidini heğr yerde puğrosöfer diye tanitiyür diye kadını suçluyorlar. evet aynen kardeşim profesör değil. büyük ihtimalle medyatik biri olduğu ve çokça kitap yazdığı için kendisini çoğu kişi profesör sanıyor. 30.saniye
devamını gör...

bir sözlük istiyorum/düşlüyorum abdulseyidbincabbar'ın başlıklarının başıboşlara düşmediği.
bir sözlük sınırların, baskıların olmadığı!*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük demek sözlük radyosu bünyesinde cumartesi geceleri masterpiece ile çoşup pazar gecelerini sevgili marikaki ile huzur içinde geçirmek demektir.
işte geldi çattı yine marikakinin o güzel sunumunu ve çalma listesini dinleme vakti!
rapor yazarken, ödev hazırlarken, sınava çalışırken; yemek yerken, oda toplarken, kısacası herkesin arayıp bulamadığı huzur her ne yapıyorsanız tam da buralarda bi yerde.
o haldeeee pame*.
devamını gör...

bazen çıkmaz sokakları, yol çalışmalarını öngöremeyince başımıza gelen durum. bide sağı sol diye göstermesi var ki sorma gitsin. orda yol bile yok duvara mı girelim navii?!?
duvar demişken aklıma geldi:
birisi navi yönlendirmesiyle yayalar için bulunan köprü altına girmiş ve arabası sıkışmıştı. tamam yol arıyosun, telefona bakıyosun, konsantre gidik ama arada bi önüne bak. iki duvar arasında kapılar bile açılmayacak şekilde sıkışmıştı. trajikomik.
devamını gör...

valla bu kadar andaval var iken bu sosyal medya hepimizi gömer dostlar.
devamını gör...

uçan hollandalı ve der fliegende hollander olarak da bilinen flying dutchman, eski bir denizci efsanesine konu olan hayalet geminin adıdır. lanetlidir: asla bir limana yanaşamaz, sonsuza kadar yelken açmak zorundadır. kaptanı karayip korsanları serisine de konu olan davy jones / van der decken. tabii sadece karayip korsanları (film) serisine konu olan bir efsaneden bahsetmiyoruz. herman melville, moby dick (kitap)'te davy jones'a göndermeler yapmıştır ayrıca. pek çok yerde de rastlayabiliriz davy jones'a ve uçan hollandalı'ya.

aynı zamanda richard wagner'in üç perdelik operasının ismidir ve bu operaya konu olmuştur der fliegende hollander. iki saatten biraz uzundur:



van der decken buyurur: "limana yanaşın! mola veriyoruz!" gemi ümit burnu'na yanaşmaya yeltenir. lakin fırtına bulutları gemiye öfkeyle karşılık verir; gemi kayalıkların gücü altında alabora olurken van der decken bağırır: "ne olursa olsun ümit burnu'na yanaşacağım!" lakin asla yanaşamaz.

hırsın ve acizliğin bir sembolüdür bu olay gözümde. insan hiçbir şey için bu kadar hevesli olmamalı. tedbiri elden bırakmamalı, isminiz ünlü olsa da, herkes tarafından tanınsanız da böyledir bu.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bilgi, inansam da inanmasam da gerçektir. hata varsa değişir ve güncellenir. yeni gerçekler oluşturulur.
inanç ise bir şeyin olup olmamasından bağımsızdır.
örnek verecek olursam. canlının en küçük yapı birimi hücredir. bu bir bilgidir. doğruluğu kanıtlanmıştır. inanmak veya inanmamak bunu yok saymaz.
inanç ise bütün somut şeylerden bağımsızdır. kanıta ihtiyaç yoktur. inanırsan vardır.
devamını gör...

lens takarken kişinin çevresi tarafından gözünü deşiyormuş muamelesi görmesi olağandır. lensi takan kişi alıştığı sürece bu tepkiye şaşırmaya başlayacak hatta lens tabusu olan kişilerin abidik gubidik mimiklerini görünce sinirlenmeye bile başlayacaktır

tavsiye:
-elinizi asla peçeteyle, tüylenme yapan havluyla ya da kalitesiz kağıt havluyla kurutup lens takmayın. lensinizin gözünüze takmadan kör olursunuz yoksa..
-lensinizi takarken elinizde ya da parmaüınızda sabundan bir milim iz bile bırakmamış olmaya dikkat edin. aksi halde eroinciler gibi kıpkırmızı gözlere sahip olup cehennemi ultra hd gözlemleyebilirsiniz
-lensinizi maksimum 6 saatlik takmaya özen gösterin. 6 saati geçti mi, çıkarın yarım saat ya da bir saat gözünüzü dinlendirip tekrar takabilirsiniz.
-lens solüsyonunuzu da 24 saatte bir yenilemeniz lazım yoksa lensi temizleme ve havalandırma özelliğini kaybediyo. sonra vay efendim temiz ellerle taktım ama gözüme batıyo bi şeyler diye ağlamayın
-lens takmak için bazı küçük ucu plastikli aparatlar oluyo. onları kullanmanızı da tavsiye etmiyorum. lensi takıcam derken korneama çubuk sokuşturduğum çok oldu valla. aklı selim insan sayarım kendimi ama bu çin malı icatların elinde dumura döndüğüm olmuştur yani. bir tost tavsiyesi, işi doğal yollarla çözün
devamını gör...

türklüğe ve türkolojiye gram faydası olmayanların milliyetçilik vebadır, ırkçı, faşit diyen tiplerin türklükten nefret ettiğine eminim ama kanıtlayamam. adam en azından dürüst ve ben ırkçıyım diyebiliyor. bazı kesimler gibi ona buna foşik foşik diyip tezatlık yapmıyor.
devamını gör...

elleri ıslak olan birinin bana dokunması.
devamını gör...

ailevi değerlere yönelik konsepte sahip komik, sıcak ve dayanışma dolu güzel bir diziydi.
zevkle izlerdik.
devamını gör...

"yirmi sene evli kaldım. "

bırak cenneti sırtıma immortal diye damga basıp dünyaya geri yollamazsa n'olayım..
devamını gör...

kontrolsüz bir şekilde ülkenin dört bir yanına yerleşen sığınmacılardır.
devletin en ufak bir plan programı yok, ileride ne olacağı meçhul. ben hayatımda bu kadar büyük bir belirsizlik görmedim.
devamını gör...

cadılık mı kötü yoksa insanlık mı?

14. yüzyılda bütün avrupa, kara ölüm denen veba ile boğuşmaktaydı. salgın hastalık bütün kıtaya yayılırken köylerdeki bütün insanlar özellikle çocuklar ölmektedir. kara ölümle ile birlikte korkuya dayalı histeriye bağlı büyük ve kudretli şeytanın yeryüzüne geldiğine dair söylentiler yayılmıştı. yaşanan kötü kaderin şeytanın işi olduğuna inandılar. kilise durumdan faydalandı engizisyon mahkemeleri kurdu. kilise her zaman feodal sistemin devamlılığına katkı vermiştir. bu mahkemelerin görevi şeytanın günahkarlarını yeryüzünde yok etmekti. 14. yüzyılın sonunda, büyü, günahlar içerisinde en kötüsü olarak görüldü. çünkü ruhunuzu şeytana sattığınızın bir işareti idi. öyle ki yaratılan korku cadıların uçabildiği inancını yaygınlaştırdı. 16. yüzyılda yaşayan hollanda'lı doktor, okültist ve şeytanolog johann weyer, cadıların kullandığı natura adlı bir ilacın insanlarda halüsinasyonlara neden olduğunu iddia etmiştir. cadıların uçtuğu inancı böylece yaygın söylenti olarak yayıldı.

 
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

johann weyer

cadıların şeytanla bir anlaşma yaptıkları, geceleri büyülü toplantılarda şeytana taptıkları düşünülürdü. uçarak gittikleri bu toplantılarda ahlak dışı olaylarda gerçekleşmekteydi. ahlaksız, gizemli bir topluluktan bahsedilirdi. bu sebeple günlerinde ölü bebeklerden korkunç ziyafet düzenlendiğine inanılırdı. bu toplantılara karanlığın prensi şeytanın katılmasıyla doruk noktasına ulaşılır ve şeytan cadılarla cinsel ilişkide bulunurdu.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

illüstrasyon, martin van maële 1911

1486 yılında cadıların belirlenmesi ve yok edilmesinde cadı avcılarına yardımcı olacak bir kitap yazıldı. kitaba “cadı baltası” (malleus maleficarum – hammer of witches) adı verildi. dominikan tarikatından iki alman keşiş (heinrich kramer and jacob sprenger) tarafından yazılan kitap o devrin en yaygın inanışını yansıtıyordu. bu kitaba göre kadınlar, şeytan için kolay bir avdı. kadının bedeni, şehvet ve büyü birlikte ilişkilendirildi. cadıların nasıl tanınacağı ve nasıl yakalanacağı anlatılıyordu. bu kitapta yazılanlar iki yüzyıl boyunca cadı avcılarına rehberlik etti. acımasızlık ve zulüm içeren bu kitap incil’den sonra en çok okunan kitapdı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

aslında kurbanlar o kötü günlerde topluma yardımcı olmaya çalışan kadınlardı. köylüler başlarına gelen felaketlerin sorumlusu olarak büyüyü ve kendilerine zarar veren cadının kadın olduğuna inandırıldı. yemeği pişiren, ebelik yapan, hastalıkta şifalı otlarla insanları tedavi eden kadınlar ve geliştirdikleri beceriler onlardan daha çok kuşku duyulmasına neden oldu. kadınlar neden kilise tarafından hedef tahtasına oturtuldu? kilise bilge kadınlardan neden korktu?


kaynağını derin bir korku ve nefretten alan engizisyonun alevleri asla sönmeyecek gibiydi. ilerleyen zamanlarda binlerce kadın korku ve ihanetle tuzağa düşürülecekti. cadı olmak ile suçlanan bir kadın yakalandığında dehşet başlıyordu. 1600’lü yılların sonunda binlerce insan yargılanmak üzere engizisyon mahkemelerine çıkarılıyordu. suçlananlar çırılçıplak soyulup inceleniyordu. şeytana ait izler bulmak üzere uzun iğneler ile acımasızca işkence ediliyordu. gariplik olarak ben ya da doğum lekesi yeterli olmaktaydı. delil bulunduktan sonra itirafta bulunması gerekiyordu, aksi takdirde öldürülemezdi. en korkunç en gelişmiş işkence metotları suçlarını itiraf ettirmek amacıyla tapınak şövalyeleri için geliştirilmişti.

tapınak şövalyelerinin 14.yüzyılda ortadan kaybolmasıyla, büyücü bilge kadınlara yönelik yeniden benzer işkenceler kilise tarafından başlatılmıştır. bu işkencelerin üç ayrı seviyesi vardı ve üçüncü seviye insanlara ölümü getiren işkenceleri içeriyordu. parmak ve bacakları döndürmek için yapılan aletler, baş için kullanılan mengeneler, çivili koltuk gibi dayanılmaz acı veren pek çok korkunç, vahşi işkence aletleri o yıllarda geliştirilmiştir. hatta işkence altında olan cadıların çok tehlikeli olduğu düşünülürdü. cadıların gözlerine bakılmazdı, sahip oldukları şeytani güçlerden korkulurdu. onların gözüne bakarsanız acıya bilirdiniz. getirilen açıklama ise cadının sizi büyülediği biçimindeydi. gerçek ise acıma ve merhamet etme ihtimalini ortadan kaldırmaktı.

işkence acımasızca artarak devam ettirildiğinde, en sonunda ne istenirse söylendi. bu gittikçe büyüyen bir girdabı andırıyordu. cadı olduğuna inanılan birkaç kadın ile başlıyor, sonunda düzinelerce kadının yok edildiği bir vahşete dönüşüyordu. mahkeme tarafından uydurulan iğrenç fantazilere dayalı acı dolu ve korkunç işkencelerden korkanların itiraf edeceği umuluyordu. kader günü geldiğinde suçlu bir vagona konuyor, dar sokaklardan geçirilerek köy meydanına getiriliyordu. burada bir kazığa bağlanıyordu. avrupa’da binlerce kadın yakılarak öldürüldü. nedeni ise içindeki şeytan ancak ve ancak yakılarak yok edilebilirdi. cadı dönemi denen iki yüz yıl boyunca fransa ve almanya’nın köylerinde çok korkunç katliamlar gerçekleşti.

ingilizler cadıyı yüzdürmek denen bir yöntem geliştirmişlerdi. suçlunun iki eli ve ayakları göbeği üzerinde bağlanıp su üzerine bırakılıyordu, eğer sanık su üzerinde kalmayı becerirse onun bir cadı olduğuna inanıp öldürüyorlardı, batar ve boğulursa suçsuz olduğuna inanıyorlardı. ancak her iki durumda da kadın ölüyordu. 16. yüzyılda kendilerini dehşete kaptırmış en tehlikeli olan yer almanya’nın wurzburg şehridir. hakimler en sonunda neredeyse tüm şehir halkının şeytana hizmet ettiğine karar verdi. 600 kişiyi ölümle cezalandırdılar. bunların 19'u rahip 41 ise çocuktu. geriye hiç kadın kalmamıştı. toplamda tüm avrupa’da 60.000 ile 300.000 kişinin yok edildiği iddia edilmektedir.
devamını gör...

dolar olmuş 1.35 tl nokia 3310 alınmaz bu devirde.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim