insan olmak
hayatta her şey olabilirsin; fakat mühim olan hayatın içinde "insan" olabilmektir.
' şems-i tebrizi'
' şems-i tebrizi'
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
sigara bağımlılığında sizi öldüren sigara değil iradeniz.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
yav valla nazım hikmet süreya gibi şairim ben ya?
çıktık konya meram yoluna
gidek dedik en yakın oturağa
kuralım güzel bir oturak alemi
bakalım içmemize soframıza
zalım yengeniz beni yoldan aldı
eve götürüp giydirip köçek yaptı
sabah nasıl oldu bilemedim oy
o gün bugün tövbe ettim harama
şimdi o uyudu ben geziyorum
ama hafiften de bi tırsıyorum
sabah olup da bunu okuyanda
içinden cadı çıkacak biliyorum
bana bi şiyir yaz bu gece dedi
elimden geleni yazarım dedim
iyi de ben ne anlarım şiyirden
içimi döktüm anca gidiyorum
bitmedi gitti yav bu işkence de
kaç mısra olsun demişti bana
aha valla bitiyor bu son 2 satır
ona armağan edip kaçıyorum
çıktık konya meram yoluna
gidek dedik en yakın oturağa
kuralım güzel bir oturak alemi
bakalım içmemize soframıza
zalım yengeniz beni yoldan aldı
eve götürüp giydirip köçek yaptı
sabah nasıl oldu bilemedim oy
o gün bugün tövbe ettim harama
şimdi o uyudu ben geziyorum
ama hafiften de bi tırsıyorum
sabah olup da bunu okuyanda
içinden cadı çıkacak biliyorum
bana bi şiyir yaz bu gece dedi
elimden geleni yazarım dedim
iyi de ben ne anlarım şiyirden
içimi döktüm anca gidiyorum
bitmedi gitti yav bu işkence de
kaç mısra olsun demişti bana
aha valla bitiyor bu son 2 satır
ona armağan edip kaçıyorum
devamını gör...
on üç günün mektupları
bu kitapta cemal süreya'nın hastanede tedavi gören eşine 13 gün boyunca yazdığı mektupları yer almaktadır. kitaptan en sevdiğim yeri sizlerle de paylaşmak isterim.
"sevgilim ben şimdi
sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim
elimde uçuk mavi bir kalem cebimde iki paket sigara
hayatımız geçiyor gözlerimin önünden
çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz
''ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz''.
çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere
o gülün yüzü gülmüyor sensiz
o köklensin diye pencerede suya koyduğun devetabanı
hepten hüzünlü bu günlerde
gür ve çoşkun bir günışığı dadanmış pencereye
masada tabaklar neşesiz
koridor ıssız
banyoda havlular yalnız
mutfak dersen - derbeder ve pis
çiti orda duruyor, ekmek kutusu boş
vantilatör soluksuz
halılar tozlu
giysilerim gardropda ve şurda burda
memo'nun oyuncak sepeti uykularda
mavi gece lambası hevessiz
kapı diyor ki açın beni kapayın beni
perdeler gömlek değiştiren yılanlar gibi
radyo desen sessiz
tabure sandalyalardan çekiniyor
küçük oda karanlık ve ıssız
her şey seni bekliyor her şey gelmeni
içeri girmeni
senin elinin değmesini
gözünün dokunmasını
ve her şey tekrarlıyor
seni nice sevdiğimi"
"sevgilim ben şimdi
sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim
elimde uçuk mavi bir kalem cebimde iki paket sigara
hayatımız geçiyor gözlerimin önünden
çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz
''ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz''.
çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere
o gülün yüzü gülmüyor sensiz
o köklensin diye pencerede suya koyduğun devetabanı
hepten hüzünlü bu günlerde
gür ve çoşkun bir günışığı dadanmış pencereye
masada tabaklar neşesiz
koridor ıssız
banyoda havlular yalnız
mutfak dersen - derbeder ve pis
çiti orda duruyor, ekmek kutusu boş
vantilatör soluksuz
halılar tozlu
giysilerim gardropda ve şurda burda
memo'nun oyuncak sepeti uykularda
mavi gece lambası hevessiz
kapı diyor ki açın beni kapayın beni
perdeler gömlek değiştiren yılanlar gibi
radyo desen sessiz
tabure sandalyalardan çekiniyor
küçük oda karanlık ve ıssız
her şey seni bekliyor her şey gelmeni
içeri girmeni
senin elinin değmesini
gözünün dokunmasını
ve her şey tekrarlıyor
seni nice sevdiğimi"
devamını gör...
acil durum numaraları
sözlükte bulunması gerektiğini düşündüğüm numaralardır. malum, filmlerde gavurlar ne olursa olsun 911'i arıyorlar. bizde ise durum biraz karışık.
110 : itfaiye
114 : zehir danışma
153 : zabıta
155 : polis
156 : jandarma
158 : sahil güvenlik
177 : orman yangını ihbar
183 : çocuğa, aileye şiddet
185 : su ihbar
186 : elektrik ihbar
187 : gaz ihbar
not: 112'yi yazmamışım iyi mi! acil çağrı numarası.
gereksiz bir de not. ekran kilidini açmadan 112 acil çağrı numarasını direkt arayabilirsiniz.
110 : itfaiye
114 : zehir danışma
153 : zabıta
155 : polis
156 : jandarma
158 : sahil güvenlik
177 : orman yangını ihbar
183 : çocuğa, aileye şiddet
185 : su ihbar
186 : elektrik ihbar
187 : gaz ihbar
not: 112'yi yazmamışım iyi mi! acil çağrı numarası.
gereksiz bir de not. ekran kilidini açmadan 112 acil çağrı numarasını direkt arayabilirsiniz.
devamını gör...
kişinin eski fotoğrafına bakıp kendini özlemesi
aslında kendinden çok eski günleri özlemesidir.
devamını gör...
artık görüşülmeyen yakın arkadaş
ne zaman ki onlara onlar gibi yaklaşmaya başladım ve bıraktım, çabanın sadece benim tarafımdan zorla yürütüldüğünü fark ettiğim an çoğu şey için geç kalmıştım. üzgünüm. artık görüşmeyip geride bırakarak önümüze bakmak en doğrusu.
devamını gör...
sevgiyi kaybetmek
kazanmak çok zordur sevgiyi, emek ve yürek ister, bazı şeyleri alttan almayı ve gözardı etmeyi, kusurlarıyla ve olduğu gibi kabullenmeyi ister, ancak bir kere kazanılırsa...
iki taraf için de dünya güzelleşir, hayata daha bir sıkı bağlanırlar, hem kendileri hem sevdikleri için bağlanır insan, o sevgi sadece sevilen de kalmaz, yolda yürürken yanından geçen insanlara sıçrar, çiçeklere ve böceklere sıçrar.
velhâsıl, dünyaya baktığı pencere değişir insanın, demir parmaklıkları olan ve çıkmaz bir sokağa bakan pencereden çiçekli ve deniz manzaralı bir pencereye geçer, baktıkça bakası gelir.
ancak kaybetmesi çok kolaydır sevgiyi, karşılık görmezse kuruyup yavaş yavaş solmaya başlar, susuz kaldığı için sahibine azap verir, en kısa sürede kesip atılması gereklidir o çiçeğin, kesilip atılır atılmasına da, ya sahibine ne olur?
her şey geçtikten sonra bile asla eski penceresine dönemez, o parmaklıklı ve çıkmaza bakan pencere daha da küçülür, insanın içindeki hayat eşini bulma umuduyla birlikte, bir parça daha kaybeder insan ruhundan.
çağımızın en büyük zehiridir sevgi, panzehiri içinde olan bir hastalıktır, bunca insan sevilmeyi istiyorsa neden sevilmez insan? hep mi yanlış insanlar olur? her şey mükemmel giderken nasıl bitebilir o sevgi? nasıl bitirebilir bir insanı? bitiriyormuş işte, ruhumdan bir parçayla birlikte bitti ve gitti işte.
elbet bir gün bizim de yollarımız çiçekler ile kaplanacak, olur da kaplanmazsa öte dünyaya kalacak mutluluğumuz, olsun, alışınca hafifliyor en azından.
iki taraf için de dünya güzelleşir, hayata daha bir sıkı bağlanırlar, hem kendileri hem sevdikleri için bağlanır insan, o sevgi sadece sevilen de kalmaz, yolda yürürken yanından geçen insanlara sıçrar, çiçeklere ve böceklere sıçrar.
velhâsıl, dünyaya baktığı pencere değişir insanın, demir parmaklıkları olan ve çıkmaz bir sokağa bakan pencereden çiçekli ve deniz manzaralı bir pencereye geçer, baktıkça bakası gelir.
ancak kaybetmesi çok kolaydır sevgiyi, karşılık görmezse kuruyup yavaş yavaş solmaya başlar, susuz kaldığı için sahibine azap verir, en kısa sürede kesip atılması gereklidir o çiçeğin, kesilip atılır atılmasına da, ya sahibine ne olur?
her şey geçtikten sonra bile asla eski penceresine dönemez, o parmaklıklı ve çıkmaza bakan pencere daha da küçülür, insanın içindeki hayat eşini bulma umuduyla birlikte, bir parça daha kaybeder insan ruhundan.
çağımızın en büyük zehiridir sevgi, panzehiri içinde olan bir hastalıktır, bunca insan sevilmeyi istiyorsa neden sevilmez insan? hep mi yanlış insanlar olur? her şey mükemmel giderken nasıl bitebilir o sevgi? nasıl bitirebilir bir insanı? bitiriyormuş işte, ruhumdan bir parçayla birlikte bitti ve gitti işte.
elbet bir gün bizim de yollarımız çiçekler ile kaplanacak, olur da kaplanmazsa öte dünyaya kalacak mutluluğumuz, olsun, alışınca hafifliyor en azından.
devamını gör...
afet inan
tarihçi, profesör. cumhuriyet tarihinin ilk kadın tarihçilerindendir. erken dönem cumhuriyet toplumunun oluşmasında ve toplumda kadının rolü üzerine büyük rol oynamıştır. türk tarih tezi'nin yaratıcılarındandır. türk tarih kurumu'nun da kurucuları arasındadır.
devamını gör...
yoldaş ile sahur programı
bu gece o güzel sürprizi bekleyeceğim. televizyon çalışmıyor nihat hatipoğlu izleyemiyorum. gecemi şenlendir yoldaş!
devamını gör...
gamze özçelik'in istanbul sözleşmesi yorumu
allah sana akıl vermiştir ve bununla doğru yaşa demiştir. sen insan hayatını koruyan önlemleri reddet sonra allah beni yaşatır de. müthiş bir vizyon.
devamını gör...
2 nisan 2021 polisin orantısız şiddet uygularken ellerine dezenfektan sıkması
kongreler lebaleb doluyken kadıköy'de gençlerin eylem yapması yasaklandı. dün işkenceyle onlarca öğrenci göz altına alındı. bir de dalga geçer gibi polislerin bu tutumları var tabi.
devamını gör...
dışkı bankası
bir çeşit sağlık kuruluşu.
clostridium difficile adlı bakteri, oksijensiz ortamları sevdiği için kişilerin bağırsaklarında bulunur. insanların maksimum %3 kadarı, belirti göstermeden bağırsaklarında bu yaratıkları taşır ve antibiyotik kullanımı durumunda bakteri aşırı derecede büyüyerek toksik hale gelebilir. bazı durumlarda kendi kendine iyileşse de, bazen ateş, ishal, karın ağrısı gibi semptomlarla ortaya çıkar.
bakteri el ile temasla bulaşır. bu nedenle elleri her zaman çok iyi yıkamak gerekir. kirli eşyaların kullanımıyla da yayıldığı durumlar olur.
"dışkı bankası" denen bölüm de işte bu durumdaki hastaların tedavisi için leiden üniversitesi tıp fakültesi bünyesinde açılmış.
sozcu. com'dan alıntı:
ilk gün 7 kişi, dışkı bankası için gönüllü bağışçı oldu. donörlerden alınan dışkı, gıda artıklarından arındırılacak. geriye kalan bağırsak florası inceltilerek eksi 80 derecede dondurulup saklanacak. inceltilmiş dışkı, sonda yoluyla ihtiyacı olan hastaların kalın bağırsağına nakledilecek. elde edilip dondurulan dışkılar, projenin ortağı olan diğer tıp fakültelerindeki hastalar için de kullanılacak.
yazının devamı için link
clostridium difficile adlı bakteri, oksijensiz ortamları sevdiği için kişilerin bağırsaklarında bulunur. insanların maksimum %3 kadarı, belirti göstermeden bağırsaklarında bu yaratıkları taşır ve antibiyotik kullanımı durumunda bakteri aşırı derecede büyüyerek toksik hale gelebilir. bazı durumlarda kendi kendine iyileşse de, bazen ateş, ishal, karın ağrısı gibi semptomlarla ortaya çıkar.
bakteri el ile temasla bulaşır. bu nedenle elleri her zaman çok iyi yıkamak gerekir. kirli eşyaların kullanımıyla da yayıldığı durumlar olur.
"dışkı bankası" denen bölüm de işte bu durumdaki hastaların tedavisi için leiden üniversitesi tıp fakültesi bünyesinde açılmış.
sozcu. com'dan alıntı:
ilk gün 7 kişi, dışkı bankası için gönüllü bağışçı oldu. donörlerden alınan dışkı, gıda artıklarından arındırılacak. geriye kalan bağırsak florası inceltilerek eksi 80 derecede dondurulup saklanacak. inceltilmiş dışkı, sonda yoluyla ihtiyacı olan hastaların kalın bağırsağına nakledilecek. elde edilip dondurulan dışkılar, projenin ortağı olan diğer tıp fakültelerindeki hastalar için de kullanılacak.
yazının devamı için link
devamını gör...
zaten herkes benle uğraşıyor kafasındaki insanlar
"herkes bana aşık." diyenlerle kafes dövüşüne davet ettiğim gruptur. ikisinin ilgi deliliği arasındaki yarışı kim alır merak ediyorum valla.
devamını gör...
kahve
dünyada en çok içilen içecektir. dünyada petrolden sonra en çok ihracat yapan üründür. evet, bir çekirdeğin tozu dünyada en çok ihraç edilen üründür.
benim enerjimi ihtiyacımı sağlayan fosil yakıtımdır. yorgun geçen gününün ödülü, gecelerin ertesi gün hapıdır.
benim enerjimi ihtiyacımı sağlayan fosil yakıtımdır. yorgun geçen gününün ödülü, gecelerin ertesi gün hapıdır.
devamını gör...
vasalisa
vasalisa rus masal kahramanıdır.
külkedisinin zalim üvey annesi ve ablaları bu masalda da var.* bunların sonları her masalda ki gibi kötü. kötü olanın sonu kötü olmalıdır, bundan şaşmayalım.
üvey anne tarafından ormana gönderilen vasalisa'nın ateş almak için gittiği baba yaga isimli cadının evi, kendi için halletmesi gereken mühim bir meselenin döndüğü yere dönüşüyor. cadının evini silip süpürmek, bulaşıklarını yıkamak aksatmadan hizmetlerini tamamlamak gibi görünen ödevlerin karşılığı aslında zihin temizliğidir. her zorlu görev bir öğretidir. vasalisa'nın kendi içindeki uyanışını destekler niteliktedir. cadı korkutucudur aynı zaman da uyarıcıdır. içindeki vahşi gücü aktive eder. bu kızın başına neden böyle şeyler geldi durduk yere diyoruz değil mi? her şey annesinin ölmesi ile başlıyor. ona tek bıraktığı şey oyuncak bebek, bu zorlu yolculukta kılavuzu oluyor. bu masal da bebek sezgileri temsil ederken cadı bilgeliği temsil eder. anne ise konfor alanıdır. konfor alanından çıkmak elbette çok sancılı bir süreçtir.
anne'den ayrılış hayatın zorluklarına dalış, mücadele ve içindeki güçle yüzleşme. hayatta kalış. kapanış...
kızı resmen acıyla pişiriyorlar efendim.

zafer bir kuru kafa.. cadının ödülü anca bu kadar olur diyoruz. kuru kafa gözlerinden kırmızı ışık saçıyor. ışın kılıcı gibi gölgelerin gücü adına...
hikâye yola hiç çıkmayanlara, orman yoluna giremeyenlere, giripte dönemeyenlere atıfta bulunuyor. hikaye sonunda kadınların gücü adına deyip bitiriyoruz. savaşmadan, mücadele etmeden güçlenmiyorsun maalesef.
ben vasalisa'ya şöyle bir hava aldırayım garibimin canı çok sıkılmış.. ormanda ip atlayacakmış. tehlike anında ise kaçmayı düşünüyor. benim vasalisam ne oyundan vazgeçiyor ne ormandan..
edit: güçlü kadınlar kendilerini hemen nasıl da göstermiş. tanımlara bir baktım da coşmuşlar. helal be size...*
külkedisinin zalim üvey annesi ve ablaları bu masalda da var.* bunların sonları her masalda ki gibi kötü. kötü olanın sonu kötü olmalıdır, bundan şaşmayalım.
üvey anne tarafından ormana gönderilen vasalisa'nın ateş almak için gittiği baba yaga isimli cadının evi, kendi için halletmesi gereken mühim bir meselenin döndüğü yere dönüşüyor. cadının evini silip süpürmek, bulaşıklarını yıkamak aksatmadan hizmetlerini tamamlamak gibi görünen ödevlerin karşılığı aslında zihin temizliğidir. her zorlu görev bir öğretidir. vasalisa'nın kendi içindeki uyanışını destekler niteliktedir. cadı korkutucudur aynı zaman da uyarıcıdır. içindeki vahşi gücü aktive eder. bu kızın başına neden böyle şeyler geldi durduk yere diyoruz değil mi? her şey annesinin ölmesi ile başlıyor. ona tek bıraktığı şey oyuncak bebek, bu zorlu yolculukta kılavuzu oluyor. bu masal da bebek sezgileri temsil ederken cadı bilgeliği temsil eder. anne ise konfor alanıdır. konfor alanından çıkmak elbette çok sancılı bir süreçtir.
anne'den ayrılış hayatın zorluklarına dalış, mücadele ve içindeki güçle yüzleşme. hayatta kalış. kapanış...
kızı resmen acıyla pişiriyorlar efendim.

zafer bir kuru kafa.. cadının ödülü anca bu kadar olur diyoruz. kuru kafa gözlerinden kırmızı ışık saçıyor. ışın kılıcı gibi gölgelerin gücü adına...
hikâye yola hiç çıkmayanlara, orman yoluna giremeyenlere, giripte dönemeyenlere atıfta bulunuyor. hikaye sonunda kadınların gücü adına deyip bitiriyoruz. savaşmadan, mücadele etmeden güçlenmiyorsun maalesef.
ben vasalisa'ya şöyle bir hava aldırayım garibimin canı çok sıkılmış.. ormanda ip atlayacakmış. tehlike anında ise kaçmayı düşünüyor. benim vasalisam ne oyundan vazgeçiyor ne ormandan..
edit: güçlü kadınlar kendilerini hemen nasıl da göstermiş. tanımlara bir baktım da coşmuşlar. helal be size...*
devamını gör...
merdumgiriz_
doom günüsü kutlu olasıca kıvırcık kızım. iyi ki doğmuşsun, çok güzel günlerin olsun. *
devamını gör...
insanı strese sokan mesajlar
müsait misin. sadece müsait misn diyorlar. ne için müsait miyim iş için mi yemek için mi konuşmak için mi ne için arkadaş ne için.
devamını gör...
james gandolfini
the sopranos (dizi)sinde tony soprano karakterini canlandırmış italyan amerikalı oyuncu ve yapımcı.
devamını gör...
