kaldık böyle
"işgal" adlı güzel bir eser yapan grup.
devamını gör...
warp motoru
ışıktan hızlı seyahat etmeye yarayan teorik araç. teorik fizikçi miguel alcubierre tarafından geliştirildiği için alcubierre sürücüsü olarak da bilinir.
basitçe şöyle işler: araç, uzay - zamanda bir bozulma ortaya çıkarır. bir "altuzay baloncuğu" oluşturarak içine girer. uzay - zaman sürekliliğini çarpıtarak onun ışıktan hızlı hareket etmesini sağlar ve baloncuğun içindeki aracınızla ışıktan hızlı seyahate yani bir anlamda geleceğe yolculuğa olanak tanır. bu biraz dalga sörfü yapmaya benzer; aslında bir evren dokusuna binerek ışıktan hızlı sörf yapıyormuş gibi düşünebilirsiniz.
bu fikir aslında star trek'ten çıkmadır. alcubierre bundan esinlenerek fikri geliştirmiştir. birçok bilim kurgu roman ve filminde de kendine yer edinmiş durumda warp motoru konusu.
star trek'te bu iş şöyle yürüyor: warp motorunun güç kaynağı, madde ve antimaddenin etkileşimi.bu etkileşimi sağlayan şey dilityum adı verilen kurgusal kristaldir. etkileşimi sağlayabilmesi için yüksek enerjili manyetik alana maruz bırakılır ki antimadde ile reaksiyona giremesin. bu maruz bırakılmanın sonucu elektroplazma adı verilen yüksek enerjili maddedir ve plazma kanalları aracılığıyla taşınır. plazma enjektörleri, bu elektroplazma adlı malzemeyi bir bobine aktarır ve bu bobin uzay - zaman dokusundaki çarpılmaları oluşturan sistemdir. tabii bu işin bilim kurgusal kısmı.
her ne kadar iş bilim kurgusallığın dibine vurmuş gibi görünse de son yıllarda alexey bobrick ve gianni martire adlı 2 bilim insanı bu konu üzerinde çalışmalar yapıyor. bu konu hakkında bir makale bile yayımladılar. normal şartlarda bahsettiğimiz ortamın oluşabilmesi için, imkânsız denecek kadar yüksek enerji gerekir. ancak ikiliye göre, uzayı çarpıtmak için yüksek "dozda" kütle çekim enerjisi
de kullanılabilir.
başka bilim insanlarının çalışmalarını temel alan teorilere bakılırsa, star trek'te olduğu kadar hızlı olmasa da yine de bir warp motoru yapmak mümkün. ilerleyen zamanlarda belki de bizim neslimiz bir warp motoruna şahitlik edebilir. şimdilik tek yapacağımız şey biraz daha beklemek gibi görünüyor.
basitçe şöyle işler: araç, uzay - zamanda bir bozulma ortaya çıkarır. bir "altuzay baloncuğu" oluşturarak içine girer. uzay - zaman sürekliliğini çarpıtarak onun ışıktan hızlı hareket etmesini sağlar ve baloncuğun içindeki aracınızla ışıktan hızlı seyahate yani bir anlamda geleceğe yolculuğa olanak tanır. bu biraz dalga sörfü yapmaya benzer; aslında bir evren dokusuna binerek ışıktan hızlı sörf yapıyormuş gibi düşünebilirsiniz.
bu fikir aslında star trek'ten çıkmadır. alcubierre bundan esinlenerek fikri geliştirmiştir. birçok bilim kurgu roman ve filminde de kendine yer edinmiş durumda warp motoru konusu.
star trek'te bu iş şöyle yürüyor: warp motorunun güç kaynağı, madde ve antimaddenin etkileşimi.bu etkileşimi sağlayan şey dilityum adı verilen kurgusal kristaldir. etkileşimi sağlayabilmesi için yüksek enerjili manyetik alana maruz bırakılır ki antimadde ile reaksiyona giremesin. bu maruz bırakılmanın sonucu elektroplazma adı verilen yüksek enerjili maddedir ve plazma kanalları aracılığıyla taşınır. plazma enjektörleri, bu elektroplazma adlı malzemeyi bir bobine aktarır ve bu bobin uzay - zaman dokusundaki çarpılmaları oluşturan sistemdir. tabii bu işin bilim kurgusal kısmı.
her ne kadar iş bilim kurgusallığın dibine vurmuş gibi görünse de son yıllarda alexey bobrick ve gianni martire adlı 2 bilim insanı bu konu üzerinde çalışmalar yapıyor. bu konu hakkında bir makale bile yayımladılar. normal şartlarda bahsettiğimiz ortamın oluşabilmesi için, imkânsız denecek kadar yüksek enerji gerekir. ancak ikiliye göre, uzayı çarpıtmak için yüksek "dozda" kütle çekim enerjisi
de kullanılabilir.
başka bilim insanlarının çalışmalarını temel alan teorilere bakılırsa, star trek'te olduğu kadar hızlı olmasa da yine de bir warp motoru yapmak mümkün. ilerleyen zamanlarda belki de bizim neslimiz bir warp motoruna şahitlik edebilir. şimdilik tek yapacağımız şey biraz daha beklemek gibi görünüyor.
devamını gör...
yeni isim hakkında yönetim açıklaması
ben profesyonelim, isme takılmam, yazacağıma bakarım*.
şaka bir yana, alışmışım her gün en az beş tanım girmeye, hiç küsüp gidemem.
işin yoksa yeni bir sözlük bul, orda ordaki yazarlarla muhabbet et, beğeni almaya çalış, puan topla, derece yapmaya çalış.
hiç uğraşamam.
sevdiğim yazarlar var onları da bırakamam.
formata biat eden yazarlar, bi zahmet formatı yazana da bu seferlik biat etsinler.
ezcümle, olmuş olmuş, yazmaya devam.
şaka bir yana, alışmışım her gün en az beş tanım girmeye, hiç küsüp gidemem.
işin yoksa yeni bir sözlük bul, orda ordaki yazarlarla muhabbet et, beğeni almaya çalış, puan topla, derece yapmaya çalış.
hiç uğraşamam.
sevdiğim yazarlar var onları da bırakamam.
formata biat eden yazarlar, bi zahmet formatı yazana da bu seferlik biat etsinler.
ezcümle, olmuş olmuş, yazmaya devam.
devamını gör...
koku hafızası
başlığı görünce hemen tıkladım çünkü bende de olan birşeydir. yazara teşekkür ederim böyle bir fenomenden haberim yoktu :)
devamını gör...
sensiz şarkı
turgut berkes'in kara kutu albümünden bir parça.
"defter kalem yetmiyor anlatmaya,
oysa bir tek sözüm var sığmıyor ki şarkıya."
"defter kalem yetmiyor anlatmaya,
oysa bir tek sözüm var sığmıyor ki şarkıya."
devamını gör...
anın fotoğrafı

4 saatlik yolculuğun sonunda bu tanımlayamadığım şey ile karşılaştım. * o da belli ki kardeşim gibi tek derse kalmış. prof tarafından önce azarlandık sonra birlikte hükümet eleştirisi yaptık. *harbi çok enterasandı. 12 sene sonra bir üniversite kantininde tost ve çay eşliğinde tanım giriyorum. ( tanım girmeyi 1 senedir yapıyorum, yanlış anlaşılmasın). bu arada bu üniversiteliler çok minnak ama bende arada çok güzel kaynadım. en son yanlışlıkla derse giriyordum.* kimse demiyor hopp..
konudan çok sapmayayım. buraya kamu spotu ekliyorum:
gençler ne yapın edin tek derse kalmayın
dinleyin vişneyi.
devamını gör...
bim sözlük olsa alınabilecek nickler
rakibim a-101 beni görünce şok olmuş.
devamını gör...
seaspiracy
denizlerdeki ve okyanuslardaki insan zulmünü gözler önüne seren belgesel. balık sektörünün ne kadar acımasız olduğuna şaşıracaksınız. işin ilginç tarafı biz yok ettikçe, yok oluşa yaklaşıyoruz. çok ilginç detaylar var. netflixte izleyebilirsiniz. kesinlikle izleyin.
devamını gör...
anne boleyn
vııı. henry'nin, uğrunda siyasi/dini yasaları bile değiştirmeyi göze aldığı eski ingiltere kraliçesi. aynı zamanda 45 yıl boyunca ingiltere kraliçesi olan ı. elizabeth'in de annesidir.
boleyn kızının romanlara, filmlere, dizilere konu olmuş hayatı oldukça trajik biçimde sonlandı.
hayatını anlatacağım ama biraz da, bu konuyu işleyen tüm dizi, film ve kitapların spoiler'ını vermiş olacağım. ona göre okumalısınız bu sürükleyici yaşam öyküsünü.
***
olaylar şöyle başlar:
vııı. henry, tudor hanedanındandır. abisi, galler prensi olan arthur tudor, aragonlu catherine ile evlendikten 14 ay sonra ölür. catherine, henry ile evlendirilir. henry, krallığın devamı için erkek çocuk bekler ancak catherine'in mary dışındaki tüm hamilelikleri düşükle sonuçlanır.
henry erkek evlat sahibi olamadığı için mutsuzdur. aslında catherine, kendisinden birkaç yaş da büyük olduğundan, henry ile bir anne şefkati benzeri hislerle oldukça iyi ilgilenmekte ve erkek çocuk konusu dışındaki evlilikleri gayet iyi yürümektedir. fakat kral son derece çapkın bir tiptir. erkek çocuk sahibi olamamak, etrafındaki kadınlara alıcı gözüyle bakmasının önünü açar ve bingo! bir gün onu görür: anne boleyn.
***
anne, saraya gelmeden önce başka ülkelerin kraliçeleri için nedimelik yapmıştır. son derece dikkat çekici ve neşeli bir kızdır. tuhaf olan, o sırada kardeşi mary'nin, henry'nin metresi olmasıdır. anne, kendisini geliştirmesi için tekrar yurt dışına gönderilir. bu kez gerçekten erkeklerle, hatta kralla bile, birçok konuda aşık atabilecek seviyede eğitim gördüğünden, kendine güveni son derece yerindedir. bir yandan da gözünü, hırslı ailesinin de teşvikiyle, kraliçelik makamına dikmiştir. üstelik kardeşi gibi metres olarak kalmaya hiç mi hiç niyeti yoktur.
aldığı eğitim ve kendine güveniyle kralın ilgisini çekmeyi başarır. catherine'i de, kardeşi mary'i de kralın gözünden düşürür. henry körkütük aşıktır ve anne ile evlenebilmek adına her şeyi göze alır. ancak bir sorun vardır; dönemin oldukça sıkı olan dini yasakları nedeniyle, böyle bir şey yapması neredeyse imkânsızdır. fakat henry kafaya koymuştur anne ile evlenmeyi. bu uğurda bir çıkış yolu ararken bir şey bulur: o anki kraliçe catherine'in, abisiyle olan evliliği...
henry çalışmalara başlar. abisinin karısıyla evlendiği için lanetlendiğini söylemeye başlar herkese. lanetlendiği için de çocuğu olmamaktadır. bu nedenle o evliliğin mutlaka ama mutlaka bitmesi gerekmektedir. catherine, hayatta kalan kızları mary'i hatırlatır ve lanetlenmiş olsaydılar mary'nin de doğmayacak olduğu gerçeğini gözüne sokar henry'nin. fakat henry nuh der, peygamber demez.
katolik kilisesi de henry'nin karşısındadır bu konuda. tabii işin içinde siyasi bir boyut da vardır. ingiltere ile başta ispanya olmak üzere diğer bazı ülkelerin ilişkilerinin bozulması bu evliliğin bozulmasına bağlıdır çünkü. ancak hiçbir şey henry'nin umurunda değildir. bu nedenle vatikan ile de ilişkisini keser ve anglikan kilisesi'ni kurar. dini konularda da yetkiyi kendisi ele alır. böylece kendi boşanmasını da onaylar ve anne ile evlenir. ancak henry'den başka seven yoktur yeni kraliçeyi...
***
boleyn kızı, evlenmelerinden önce krala sürekli olarak erkek evlat doğurma vaadinde bulunmuştur. catherine "beceremiyor"dur ama anne bu işi kesinlikle yapacaktır. kral da büyük bir umutla o günleri beklemeye başlar. ancak işler hiç de umdukları gibi olmaz. anne, önce bir kız çocuğu doğurur ki bu kız daha sonra kraliçe olacak olan ı. elizabeth'tir. fakat bundan sonra arka arkaya düşükler yapmaya başlar. tıpkı catherine'in durumuna düşmüştür artık çünkü kral yavaş yavaş anne'in hırslarından da kendisinden de bıkmıştır ve erkek çocuk doğuramıyor oluşu nedeniyle, kralın gözü yine başka kadınlara kaymaya başlamıştır.
kral bu kez, saraydaki genç bir kadın olan jane seymour'a aşık olur. halk zaten eski kraliçe catherine'den yanadır ve anne'den nefret etmektedir. onu, krala büyü yaparak kendisine bağlayan bir cadı olarak görmektedirler. bu söylentiler kralın kulağına kadar gelir ve kral da aynen bu şekilde düşünmeye başlar.
***
anne için tehlike çanları çalmaya başlamıştır. zira kral bu kez de ondan kurtulmayı koymuştur kafasına. gözünün önünde jane ile kırıştırmaktadır. anne ise catherine'in tersine, bunları görmezden gelebilecek bir tip değildir. kıskançlık krizleri geçirir, herkesin önünde krala hakaretler ettiği zamanlar bile olur... en sonunda kral, ondan kurtulmak için düğmeye basar.
yıl 1536'dır. mark smeaton, henry norris, sir francis weston, william brereton ve kendi abisi george boleyn ile zina yapmakla suçlanır anne boleyn. üstelik abisinin karısı bile bu yönde ifade vermiştir gizlice. zina suçuna vatana ihaneti de eklerler ve bu konuların hiçbirine ilişkin yeterli delil olmadığı halde, bahsi geçen tüm isimler suçlu bulunarak idama mahkûm edilir. özel olarak getirilen bir fransız cellat, anne'in infazını gerçekleştirir.
anlaşılan o ki catherine'in ahının bedelini tamamen onunla aynı duruma düşerek, hatta daha da ağır biçimde ödemiştir. zira catherine idam edilerek değil, hasta yatağında ölmüştü.
***
bu konulara ilgisi olanlar aşağıdaki eserlere bir göz atmalı derim. kitap, film, dizi karışık yazıyorum:
- the tudors
- boleyn kızı
- anne of the thousand days
- the six wives of henry vııı
- henry vııı and his six wives
- henry vııı
boleyn kızının romanlara, filmlere, dizilere konu olmuş hayatı oldukça trajik biçimde sonlandı.
hayatını anlatacağım ama biraz da, bu konuyu işleyen tüm dizi, film ve kitapların spoiler'ını vermiş olacağım. ona göre okumalısınız bu sürükleyici yaşam öyküsünü.
***
olaylar şöyle başlar:
vııı. henry, tudor hanedanındandır. abisi, galler prensi olan arthur tudor, aragonlu catherine ile evlendikten 14 ay sonra ölür. catherine, henry ile evlendirilir. henry, krallığın devamı için erkek çocuk bekler ancak catherine'in mary dışındaki tüm hamilelikleri düşükle sonuçlanır.
henry erkek evlat sahibi olamadığı için mutsuzdur. aslında catherine, kendisinden birkaç yaş da büyük olduğundan, henry ile bir anne şefkati benzeri hislerle oldukça iyi ilgilenmekte ve erkek çocuk konusu dışındaki evlilikleri gayet iyi yürümektedir. fakat kral son derece çapkın bir tiptir. erkek çocuk sahibi olamamak, etrafındaki kadınlara alıcı gözüyle bakmasının önünü açar ve bingo! bir gün onu görür: anne boleyn.
***
anne, saraya gelmeden önce başka ülkelerin kraliçeleri için nedimelik yapmıştır. son derece dikkat çekici ve neşeli bir kızdır. tuhaf olan, o sırada kardeşi mary'nin, henry'nin metresi olmasıdır. anne, kendisini geliştirmesi için tekrar yurt dışına gönderilir. bu kez gerçekten erkeklerle, hatta kralla bile, birçok konuda aşık atabilecek seviyede eğitim gördüğünden, kendine güveni son derece yerindedir. bir yandan da gözünü, hırslı ailesinin de teşvikiyle, kraliçelik makamına dikmiştir. üstelik kardeşi gibi metres olarak kalmaya hiç mi hiç niyeti yoktur.
aldığı eğitim ve kendine güveniyle kralın ilgisini çekmeyi başarır. catherine'i de, kardeşi mary'i de kralın gözünden düşürür. henry körkütük aşıktır ve anne ile evlenebilmek adına her şeyi göze alır. ancak bir sorun vardır; dönemin oldukça sıkı olan dini yasakları nedeniyle, böyle bir şey yapması neredeyse imkânsızdır. fakat henry kafaya koymuştur anne ile evlenmeyi. bu uğurda bir çıkış yolu ararken bir şey bulur: o anki kraliçe catherine'in, abisiyle olan evliliği...
henry çalışmalara başlar. abisinin karısıyla evlendiği için lanetlendiğini söylemeye başlar herkese. lanetlendiği için de çocuğu olmamaktadır. bu nedenle o evliliğin mutlaka ama mutlaka bitmesi gerekmektedir. catherine, hayatta kalan kızları mary'i hatırlatır ve lanetlenmiş olsaydılar mary'nin de doğmayacak olduğu gerçeğini gözüne sokar henry'nin. fakat henry nuh der, peygamber demez.
katolik kilisesi de henry'nin karşısındadır bu konuda. tabii işin içinde siyasi bir boyut da vardır. ingiltere ile başta ispanya olmak üzere diğer bazı ülkelerin ilişkilerinin bozulması bu evliliğin bozulmasına bağlıdır çünkü. ancak hiçbir şey henry'nin umurunda değildir. bu nedenle vatikan ile de ilişkisini keser ve anglikan kilisesi'ni kurar. dini konularda da yetkiyi kendisi ele alır. böylece kendi boşanmasını da onaylar ve anne ile evlenir. ancak henry'den başka seven yoktur yeni kraliçeyi...
***
boleyn kızı, evlenmelerinden önce krala sürekli olarak erkek evlat doğurma vaadinde bulunmuştur. catherine "beceremiyor"dur ama anne bu işi kesinlikle yapacaktır. kral da büyük bir umutla o günleri beklemeye başlar. ancak işler hiç de umdukları gibi olmaz. anne, önce bir kız çocuğu doğurur ki bu kız daha sonra kraliçe olacak olan ı. elizabeth'tir. fakat bundan sonra arka arkaya düşükler yapmaya başlar. tıpkı catherine'in durumuna düşmüştür artık çünkü kral yavaş yavaş anne'in hırslarından da kendisinden de bıkmıştır ve erkek çocuk doğuramıyor oluşu nedeniyle, kralın gözü yine başka kadınlara kaymaya başlamıştır.
kral bu kez, saraydaki genç bir kadın olan jane seymour'a aşık olur. halk zaten eski kraliçe catherine'den yanadır ve anne'den nefret etmektedir. onu, krala büyü yaparak kendisine bağlayan bir cadı olarak görmektedirler. bu söylentiler kralın kulağına kadar gelir ve kral da aynen bu şekilde düşünmeye başlar.
***
anne için tehlike çanları çalmaya başlamıştır. zira kral bu kez de ondan kurtulmayı koymuştur kafasına. gözünün önünde jane ile kırıştırmaktadır. anne ise catherine'in tersine, bunları görmezden gelebilecek bir tip değildir. kıskançlık krizleri geçirir, herkesin önünde krala hakaretler ettiği zamanlar bile olur... en sonunda kral, ondan kurtulmak için düğmeye basar.
yıl 1536'dır. mark smeaton, henry norris, sir francis weston, william brereton ve kendi abisi george boleyn ile zina yapmakla suçlanır anne boleyn. üstelik abisinin karısı bile bu yönde ifade vermiştir gizlice. zina suçuna vatana ihaneti de eklerler ve bu konuların hiçbirine ilişkin yeterli delil olmadığı halde, bahsi geçen tüm isimler suçlu bulunarak idama mahkûm edilir. özel olarak getirilen bir fransız cellat, anne'in infazını gerçekleştirir.
anlaşılan o ki catherine'in ahının bedelini tamamen onunla aynı duruma düşerek, hatta daha da ağır biçimde ödemiştir. zira catherine idam edilerek değil, hasta yatağında ölmüştü.
***
bu konulara ilgisi olanlar aşağıdaki eserlere bir göz atmalı derim. kitap, film, dizi karışık yazıyorum:
- the tudors
- boleyn kızı
- anne of the thousand days
- the six wives of henry vııı
- henry vııı and his six wives
- henry vııı
devamını gör...
kalbi duran kediye suni teneffüs yapan bekçi
ne kadar güzel bir haber.
devamını gör...
kök hücre bağışı
merhaba arkadaşlar. bir hasta yakını olarak bu başlığa yazmak istedim. kuzenim 28 yaşında ve geçtiğimiz şubat ayı içerisinde kendisine aml(akut miyeloid lösemi) tanısı konuldu. bu hastalıkta hücrelerinin normal işleyişi bozuluyor ve bu hücreler kanda birikmeye başlıyor. ailesi ve kuzenleri olarak ilik bağışında bulunduk ve maalesef hiç birimiz uyumlu çıkmadık. kendisinin 1 ay içerisinde ilik nakli olması gerekiyor maalesef nakil tek seçeneğimiz. bu yüzden sizlerin kök hücre bağışçısı olması çok ama çok önem kazanıyor. o ve onun gibi binlerce hasta sizden gelecek mutlu bir haberi bekliyor.
iğneden mi korkuyorsunuz, ölümden mi?
ilik bağışı bilinenin aksine çok basit ve ağrısız bir işlem. 18-50 yaş aralığında bir bireyseniz- kızılay merkezlerine veya mobil araçlarına giderek kayıt formunu doldurup, 3 tüp kan örneği vererek ilk adımı atabilirsiniz. unutmayın rutin bir kan tahlilinde de sizden 3 tüp kan alıyorlar.
sonrasında verdiğiniz kan örnekleri, doku analizi yapılıp sağlık bakanlığı tarafından saklanıyor. birisi ile eşleştiğinizde sizinle iletişime geçip yeniden kan örneği alınıyor. eşleşme sağlandığında büyük oranda kan verir gibi ya da ufak bir operasyon ile kalça kemiğinizden (bölge uyuşturularak) kök hücreler toplanıyor. sizin ve refakatçinizin masrafları sağlık bakanlığı tarafından karşılanıyor.
ben 2016 yılında kök hücre hücre bağışçısı oldum. maalesef insan başına gelmeden olayın önemini kavrayamıyor. çocukluk arkadaşım da lösemi hastasıydı ve maalesef kaybettik. ama kaybetmeyebilirdik. türkiye de kök hücre bağışı maalesef korkulan, uzak durulan bir şey. henüz 1 milyon bağışçımız yok, dünya da ise yaklaşık 25 milyon civarı bağışçıya ulaşılmış durumda.
birini kurtarmak 3 tüp kan vermek kadar kolay. birinin tek evladı, birinin annesi, babası , kardeşi...
iyilik elinizde.
daha fazla bilgi edinmek isteyip, birinin hayatına dokunmak istersiniz diye buraya bakabilirsiniz.
sevgilerle...
iğneden mi korkuyorsunuz, ölümden mi?
ilik bağışı bilinenin aksine çok basit ve ağrısız bir işlem. 18-50 yaş aralığında bir bireyseniz- kızılay merkezlerine veya mobil araçlarına giderek kayıt formunu doldurup, 3 tüp kan örneği vererek ilk adımı atabilirsiniz. unutmayın rutin bir kan tahlilinde de sizden 3 tüp kan alıyorlar.
sonrasında verdiğiniz kan örnekleri, doku analizi yapılıp sağlık bakanlığı tarafından saklanıyor. birisi ile eşleştiğinizde sizinle iletişime geçip yeniden kan örneği alınıyor. eşleşme sağlandığında büyük oranda kan verir gibi ya da ufak bir operasyon ile kalça kemiğinizden (bölge uyuşturularak) kök hücreler toplanıyor. sizin ve refakatçinizin masrafları sağlık bakanlığı tarafından karşılanıyor.
ben 2016 yılında kök hücre hücre bağışçısı oldum. maalesef insan başına gelmeden olayın önemini kavrayamıyor. çocukluk arkadaşım da lösemi hastasıydı ve maalesef kaybettik. ama kaybetmeyebilirdik. türkiye de kök hücre bağışı maalesef korkulan, uzak durulan bir şey. henüz 1 milyon bağışçımız yok, dünya da ise yaklaşık 25 milyon civarı bağışçıya ulaşılmış durumda.
birini kurtarmak 3 tüp kan vermek kadar kolay. birinin tek evladı, birinin annesi, babası , kardeşi...
iyilik elinizde.
daha fazla bilgi edinmek isteyip, birinin hayatına dokunmak istersiniz diye buraya bakabilirsiniz.
sevgilerle...
devamını gör...
turunculandırmak
(bkz: portakal atmak)
(bkz: biz konuştuk bunları beyler)
ekleme: bir bakınız daha vermeden geçemeyeceğim, (bkz: sorusu olanlar gelen kutuma portakal atabilir)
(bkz: biz konuştuk bunları beyler)
ekleme: bir bakınız daha vermeden geçemeyeceğim, (bkz: sorusu olanlar gelen kutuma portakal atabilir)
devamını gör...
kakofoni
bazı basın mensupları, "her kafadan bir ses çıkması" olarak tanımlıyor. bilgi kirliliği de denilebilir.
devamını gör...
yazarların hayatlarını devam ettirme motivasyonları
okumadığım bir sürü kitap var izlemediğim bir sürü film var.
öğrenince şaşıracağım şaşırınca seveceğim kıymetli bilgiler deneyimler var.
ailem var karşılık beklemeden seven hep sevecek olan ailem var.
dediğim başlıktır.
öğrenince şaşıracağım şaşırınca seveceğim kıymetli bilgiler deneyimler var.
ailem var karşılık beklemeden seven hep sevecek olan ailem var.
dediğim başlıktır.
devamını gör...
mümkün olan en aptalca eylem
maddi ve manevi kisiye zarar verici her turlu eylemdir.
-sagliksiz beslenme,
-asiri alkol tuketimi,
-sigara, uyusturucu ve kimyasal turevlerin kullanimi,
-paranin ve zamanin ziyan edilmesi,
-yanlis kisilerle muhattap olunmasi...
-sagliksiz beslenme,
-asiri alkol tuketimi,
-sigara, uyusturucu ve kimyasal turevlerin kullanimi,
-paranin ve zamanin ziyan edilmesi,
-yanlis kisilerle muhattap olunmasi...
devamını gör...
23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı
"küçük hanımlar, küçük beyler! sizler, hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. sizlerden çok şey bekliyoruz."
-ulu önder mustafa kemal atatürk.
memletimizi ışığa boğacak güzel çocuklara rahatça, gönüllerince yaşayabileceği bir dünya bırakabilmemiz dileklerimle. 23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı kutlu olsun!
-ulu önder mustafa kemal atatürk.
memletimizi ışığa boğacak güzel çocuklara rahatça, gönüllerince yaşayabileceği bir dünya bırakabilmemiz dileklerimle. 23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı kutlu olsun!
devamını gör...
yaşadığını hissettiğin anlar
meteor yağmurunun olduğu bir gece, kırklareli'nin bir köyünde dakikada onlarca yıldızın kaydığını izlemiştim. yaşadığımı o günkü kadar başka hiçbir zaman hissetmedim.
devamını gör...


