aşkı anlatan en güçlü söz
gözümde bir damla yaş olsan seni kaybetmemek için, ağlamazdım...
devamını gör...
eski türkçe kelimeler
zat-ı muhterem
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
bu haftaki yayının yobazlar, gericiler, kafasının içi sadece kötülük dolu, yaşatmak yerine yok etmeyi seven kesim tarafından beğenilmeyeceğine adım gibi emin olduğum radyo programı.
merak etmesin o kesim, bizler o gün nasılsak bugün de dimdik duruyoruz bütün ihanetlere, kalleşliklere, şerefsizliklere, hainliklere karşı.
merak etmesin o kesim, bizler o gün nasılsak bugün de dimdik duruyoruz bütün ihanetlere, kalleşliklere, şerefsizliklere, hainliklere karşı.
devamını gör...
awakenings
kanımca oyunculuk performanslarının tavan yaptığı bir filmdir. evet konu çok güzel, konunun işlenişi olabildiğince akıcı ama filmi tepe noktaya taşıyan şey; ustaların o muazzam oyunculuk performansı. robert de niro'yu pek çok filmde izledim lakin bu filmde bana verdiği hissiyat çok başka. adam girdiği her rolün hakkını veriyor falan, tamam bu klişelere alıştık ama buradaki oyunculuğu başka bir boyut. canlandırdığı karakter özelinde bakarsanız mimikleri kullanış tarzı, şaşkınlıkları, sinir krizleri ve karaktere dair tüm iniş çıkışları kusursuz bir şekilde ortaya koyuyor. tabi millet alışmış robert abinin yardırdığı filmlere bu yüzden de buradaki oyunculuğunu pek beğenmiyorlar. kiminle konuşsanız bir burun bükme hali mevcut. yahu arkadaş adam zaten yapılması gereken ne varsa yapmış. size tüm hissi veriyor. kaldı ki, işin odak noktası sayer karakterini canlandıran robin williams. o performansın yanında bu adamın oyunu gölgede kalmıyorsa, filmin akıcılığına ayak uydurup, bazı sahnelerde sizin kalbinize mıh gibi çakan o mimikleriyle hissi veriyorsa, daha neyin tatavasını yapıyorsunuz anlamıyorum cidden. *
kaldı ki, rahmetli robin abimiz içinde aynı teraneler döndürülüyor bu gömücü tayfa tarafından. ustaların oynadıkları karakterlerin özelliklerini hiç gözetmeden oyunculuk analizi yapılmaya kalkılıyor. ve daha da komiği başka karakterlerdeki başarılı oyunlarıyla kıyas yapmaya falan kalkıp, baltayı taşa vuruyorlar. hepiniz uyuyorsunuz ama bu adamlar uyanık arkadaş. filmi kaç kere izlemişimdir. hani şu oyunculuk bazında yapılan eleştirilere dair bende bir şeyler yakalayayım diye resmen kılı kırk yarmışımdır ama sonuç her seferinde, ''hadi oradan!'' şeklinde olmuştur. bu karakterleri zaten başka türlü oynayamazsınız. oynarsanız o gerçekçi algıyı yaratamazsınız. elbette bunlar benim düşüncelerim. lakin nasıl bir aksiyon beklendiğini bu dünyadan göçüp gideceğiz halen anlayamadım. şu filmdeki oyunculuklara saygı duymayı bilmiyorsanız, oturun recep ivedik izleyin ve alkışlayın demek geliyor vallahi içimden. neyse içimizi dökmüş olduk bu vesile ile.*
güzel filmdir. bu filmi ve oyunculukları gömenlere kulak vermeyin derim. panny marshall abi sana da helal olsun! mümkün mertebe ustaların tam gaz gitmesine izin vermişsin. saygılar abicim.
kaldı ki, rahmetli robin abimiz içinde aynı teraneler döndürülüyor bu gömücü tayfa tarafından. ustaların oynadıkları karakterlerin özelliklerini hiç gözetmeden oyunculuk analizi yapılmaya kalkılıyor. ve daha da komiği başka karakterlerdeki başarılı oyunlarıyla kıyas yapmaya falan kalkıp, baltayı taşa vuruyorlar. hepiniz uyuyorsunuz ama bu adamlar uyanık arkadaş. filmi kaç kere izlemişimdir. hani şu oyunculuk bazında yapılan eleştirilere dair bende bir şeyler yakalayayım diye resmen kılı kırk yarmışımdır ama sonuç her seferinde, ''hadi oradan!'' şeklinde olmuştur. bu karakterleri zaten başka türlü oynayamazsınız. oynarsanız o gerçekçi algıyı yaratamazsınız. elbette bunlar benim düşüncelerim. lakin nasıl bir aksiyon beklendiğini bu dünyadan göçüp gideceğiz halen anlayamadım. şu filmdeki oyunculuklara saygı duymayı bilmiyorsanız, oturun recep ivedik izleyin ve alkışlayın demek geliyor vallahi içimden. neyse içimizi dökmüş olduk bu vesile ile.*
güzel filmdir. bu filmi ve oyunculukları gömenlere kulak vermeyin derim. panny marshall abi sana da helal olsun! mümkün mertebe ustaların tam gaz gitmesine izin vermişsin. saygılar abicim.
devamını gör...
kız çocuğu
baba ne kadar sağlamsa kızı o kadar dik durur,
baba ne kadar gülerse kızı o kadar hayat saçar,
ve baba ne kadar hayattaysa kızı o kadar yaşar...
kız babasıyım sözlük, 7 aylık bir kızım var. kız çocuklarının ilk aşkı babalarıdır derler.
ben onun için ölürüm. erkek olsaydı da fark etmezdi bu durum.
ben baba olunca anladım, evlat ne demek
baba ne kadar gülerse kızı o kadar hayat saçar,
ve baba ne kadar hayattaysa kızı o kadar yaşar...
kız babasıyım sözlük, 7 aylık bir kızım var. kız çocuklarının ilk aşkı babalarıdır derler.
ben onun için ölürüm. erkek olsaydı da fark etmezdi bu durum.
ben baba olunca anladım, evlat ne demek
devamını gör...
çaylaklara atılacak olan sesli hoş geldin mesajı
vay arkadaş biz üye olduktan sonra değil sesli mesajla hoş geldin demek, hiç kimse hoş geldin dememişti.
söyle bana ilhami abi? ne yapayım ben? sözlüğe yeniden mi üye olayım?
t: şimdiki üye olan yazarlarin daha şanslı olma olayı.
söyle bana ilhami abi? ne yapayım ben? sözlüğe yeniden mi üye olayım?
t: şimdiki üye olan yazarlarin daha şanslı olma olayı.
devamını gör...
takip edilesi sözlük yazarları
(bkz: meja) (bkz: nikiforenko) (bkz: gaunter o'dimm) (bkz: pisipisi) (bkz: bystander) (bkz: gandalfgillerden) (bkz: ıvanmılınskı) (bkz: venus) (bkz: wertheimer) (bkz: ateist kaplumbağa)
devamını gör...
tez yazarken yapılmaması gerekenler
okumadan yazmaya çalışmayın. hiç tez okumadan kafasına göre tez yazmaya çalışanlar var. ömer seyfettin mübarek... hikaye yazıyor sanki.
kopyala yapıştır yapmayın. turnitin elinizde patlatmasın tezinizi sonra.
tez yazım kılavuzunu mutlaka okuyun ve şablonu word de oluşturun.
mendeley gibi bir referans yönetim uygulaması mutlaka kullanın .
teziniz içinde program kodu paylaşacak iseniz mutlaka latex ile entegre olun..
r /phyton gibi programlar ile ürettiğiniz grafikleri mutlaka yüksek kalite olarak alın. grafik düzenlemesi için ön hazırlık yapın, gelen düzeltmeleri anında karşılarsınız
hocanızla sürekli iletişim içinde olun, bilgi verin.
not: danışmanlık yaptığım öğrenciler , kafalarına göre takıldıkları zaman çok üzülüyorlar. yok öyle ben özgün takılırım, danışmanı takmam ayakları. çok biliyorsan git az öte de yaz , kalabalık etme
kopyala yapıştır yapmayın. turnitin elinizde patlatmasın tezinizi sonra.
tez yazım kılavuzunu mutlaka okuyun ve şablonu word de oluşturun.
mendeley gibi bir referans yönetim uygulaması mutlaka kullanın .
teziniz içinde program kodu paylaşacak iseniz mutlaka latex ile entegre olun..
r /phyton gibi programlar ile ürettiğiniz grafikleri mutlaka yüksek kalite olarak alın. grafik düzenlemesi için ön hazırlık yapın, gelen düzeltmeleri anında karşılarsınız
hocanızla sürekli iletişim içinde olun, bilgi verin.
not: danışmanlık yaptığım öğrenciler , kafalarına göre takıldıkları zaman çok üzülüyorlar. yok öyle ben özgün takılırım, danışmanı takmam ayakları. çok biliyorsan git az öte de yaz , kalabalık etme
devamını gör...
şahsiyet
her şeyi unutan, daha doğrusu hobisi unutmak olan bir milletin gözünü açacak, kısa süre de olsa bir şeyleri hatırlatacak muhteşem bir dizi. senaryosunu hakan günday yazmış, zaten ancak hakan günday yazabilirdi.
başrollerde haluk bilginer ile cansu dere gibi başarılı kişilikleri görmek mümkün. oyunculukları fazlasıyla başarılı buldum. o kadar kaliteli oyuncular vardı ki, zaten haluk bilginer denince iş bitiyor, adam hepimizin bildiği üzere emmy ödüllerine layık görüldü agah rolü ile. agah demişken, dizide hep alışılmadık isimler vardı, hakan günday'ın romanlarında sıklıkla karşımıza çıktığı gibi.
bu dizi, yıllardır unutulan olayları, kadına psikolojik, fiziksel ve cinsel şiddeti, damgalamaları, adaletin olmayışını ve işlememesini, halkın ise bunları nasıl bir bir unuttuğunu çok güzel gözler önüne sermiş. sosyolojik ve psikolojik olarak ayrıntılı işlenmiş.
edit ve spoiler: nevra'nın travmatik olaydan sonra belleğini silmesi yani hatırlamaması ayrıntısı ve bunun yavaş yavaş açığa çıkması çok iyiydi. yüzleşmek istememesi, ama yüzleşmek zorunda olması.. yüzleşirken acı çekse de yüzleştikten sonra daha güçlü birine dönüşmesi.
''sen zannediyor musun ki bir tek alzheimer olan sensin? herkes hasta, hepsi hasta. yarın bugün bir milli maç olur, herkes her şeyi unutur. bu millet neleri unuttu, seni mi unutmayacak, sen kimsin ki, alt tarafı bir katil, alt tarafı bir cinayet haberi.''
başrollerde haluk bilginer ile cansu dere gibi başarılı kişilikleri görmek mümkün. oyunculukları fazlasıyla başarılı buldum. o kadar kaliteli oyuncular vardı ki, zaten haluk bilginer denince iş bitiyor, adam hepimizin bildiği üzere emmy ödüllerine layık görüldü agah rolü ile. agah demişken, dizide hep alışılmadık isimler vardı, hakan günday'ın romanlarında sıklıkla karşımıza çıktığı gibi.
bu dizi, yıllardır unutulan olayları, kadına psikolojik, fiziksel ve cinsel şiddeti, damgalamaları, adaletin olmayışını ve işlememesini, halkın ise bunları nasıl bir bir unuttuğunu çok güzel gözler önüne sermiş. sosyolojik ve psikolojik olarak ayrıntılı işlenmiş.
edit ve spoiler: nevra'nın travmatik olaydan sonra belleğini silmesi yani hatırlamaması ayrıntısı ve bunun yavaş yavaş açığa çıkması çok iyiydi. yüzleşmek istememesi, ama yüzleşmek zorunda olması.. yüzleşirken acı çekse de yüzleştikten sonra daha güçlü birine dönüşmesi.
''sen zannediyor musun ki bir tek alzheimer olan sensin? herkes hasta, hepsi hasta. yarın bugün bir milli maç olur, herkes her şeyi unutur. bu millet neleri unuttu, seni mi unutmayacak, sen kimsin ki, alt tarafı bir katil, alt tarafı bir cinayet haberi.''
devamını gör...
bir erkeği kırmadan ona tipsiz olduğunu söylemek
söylemeyiverin bu kadar iyi niyetliyseniz. içinizde kalsın. madem böyle bir şey düşünüyorsunuz çıkarın hayatınızdan daha iyi.
t: gereksiz eylem.
t: gereksiz eylem.
devamını gör...
eski sevgilinin geri dönmesi
dönünce bir şey olmuyor, acı üzüntü dipsiz bir kuyudan başka hiç bir şey değil.
devamını gör...
kanal 7'ye bir not bırak
hz. yusuf'tan başka peygamberler de var.
devamını gör...
intihar
intihar etmek acizliktir diyen bi adamın seneler sonra kendini asması. bu kelimeyi duyduğumda gözümün önüne hep o adam gelir.
devamını gör...
irvin d. yalom
psikolojiye çok az bile ilginiz var ise yada psikolojik kitaplar okumayı seviyorsanız muhtemelen kendisini tanıyorsunuzdur zaten.
terapilerini aktardığı "bir psikiyatrist anıları" kitabı ile tanışmıştım ben kendisi ile sonra "nietzsche ağladığında" kitabını okudum. psikolojik ve felsefik bakış açısı okurken oldukça akıcı ve değişik yönleri ile degerlendirdigi olaylarda oldukça düşündürücü ve etkileyici.
kendi içinize bir yolculuk yapmanızı sağlıyor, yaşama yada yaşarken takıldığınız her şeyi gözden geçirmenize yada ölüme bakış açınıza etki edebiliyor diyebilirim.
diğer kitaplarını da yazmadan geçemeyeceğim,
- ölüm korkusunu yenmek
-bagışlanan terapi
-günübirlik hayatlar
-din ve psikiyatri
-bugünü yaşama arzusu
-güneşe bakmak
birde irvin d.yalom sözü yazmamak olmaz diyor ve aşağıya bırakıyorum..
"geçmiş, bugünkü bilincin bir parçasıdır. şimdiki zamanı hangi gözlükle görüyorsan, işte o gözlüğü şekillendirmiş olan, geçmişindir."
son olarak, gülseren budayicioğlunun yazdıklarını da değerli bulurum, okudum hepsini kendiside terapilerini derleyerek kitap haline getirmiş ama benzer demek yanlış olur açıkçası.
terapilerini aktardığı "bir psikiyatrist anıları" kitabı ile tanışmıştım ben kendisi ile sonra "nietzsche ağladığında" kitabını okudum. psikolojik ve felsefik bakış açısı okurken oldukça akıcı ve değişik yönleri ile degerlendirdigi olaylarda oldukça düşündürücü ve etkileyici.
kendi içinize bir yolculuk yapmanızı sağlıyor, yaşama yada yaşarken takıldığınız her şeyi gözden geçirmenize yada ölüme bakış açınıza etki edebiliyor diyebilirim.
diğer kitaplarını da yazmadan geçemeyeceğim,
- ölüm korkusunu yenmek
-bagışlanan terapi
-günübirlik hayatlar
-din ve psikiyatri
-bugünü yaşama arzusu
-güneşe bakmak
birde irvin d.yalom sözü yazmamak olmaz diyor ve aşağıya bırakıyorum..
"geçmiş, bugünkü bilincin bir parçasıdır. şimdiki zamanı hangi gözlükle görüyorsan, işte o gözlüğü şekillendirmiş olan, geçmişindir."
son olarak, gülseren budayicioğlunun yazdıklarını da değerli bulurum, okudum hepsini kendiside terapilerini derleyerek kitap haline getirmiş ama benzer demek yanlış olur açıkçası.
devamını gör...
bir gün öleceğini bile bile yaşamak
nabalım yeğenim, intaar mı edelim diye düşündüren yaklaşım. mis gibi gelmişsin, yaşa.
devamını gör...
ölümden sonra neler oluyor sorunsalı
ölmüş olan yazarlar başlığı bir aydınlatırsa seviniriz, insan merak ediyor sonuçta.*
devamını gör...
hayata dair iç burkan detaylar
bir gün parkta yanıma oturan ve aslında mutlu görünen bir kadının bana anlattıklarından sonra, etrafındakiler için " içimde ağlayan beni görmez onlar” dediği an. onu anlamıştım hem de çok iyi.
devamını gör...


