la bu islam ne etti size
"dinini değiştireni öldürün." (buhârî, cihâd, 149)
çok ilginç oysa ki bu hoşgörü dolu inanışa kim neden tepki göstersin ki
edit: ayrıca üstteki bir yazar "cehennem boşuna yaratılmadı" diyerek de gerçek islamı ve gerçek müslümanlığı doruklarına kadar yaşamaktadır. insanların arap dinine inanmadığı için yanmasını isteyen, bunu düşünerek orgazm olan bir topluluktan bahsediyoruz. ayrıca ellerine güç geçtiğinde allahuekber nidalarıyla kelle kesme, diri diri yakma (bkz: madımak katliamı) gibi küçük şımarıklıklar yaparlar.
çok ilginç oysa ki bu hoşgörü dolu inanışa kim neden tepki göstersin ki
edit: ayrıca üstteki bir yazar "cehennem boşuna yaratılmadı" diyerek de gerçek islamı ve gerçek müslümanlığı doruklarına kadar yaşamaktadır. insanların arap dinine inanmadığı için yanmasını isteyen, bunu düşünerek orgazm olan bir topluluktan bahsediyoruz. ayrıca ellerine güç geçtiğinde allahuekber nidalarıyla kelle kesme, diri diri yakma (bkz: madımak katliamı) gibi küçük şımarıklıklar yaparlar.
devamını gör...
come sit
karşıdaki insanı yatıştırmak ve sohbete devam etmeye ya da onu ikna etmeye çalışmak için oturmaya davet etmek maksadıyla kullanılan bir söz dizisidir.
bu ibareyi genellikle erkekler bir suç işlediklerinde muhattapları olan kadınları ikna etmek için kullanırlar. ama sözün söylenirken tonlanması karşınızdaki insana evcil bir hayvan gibi davranıyor görünmenize neden olabilir.
ancak sözün muhatabı olan kişi üzerinde hipnotize edici bir gücü vardır. two and a half men dizisinin bir bölümünde charlie sevgilisi chelasea’yi bir yarışma sonrası yumuşatmak için koltukta yanına oturması için davet eder ve bunu yaparken de koltuğa eliyle pat pat vurur. chelsea bu durumdan pek hoşlanmaz, kendisine evcil hayvan gibi davranıldığını düşünür ama sonunda birkaç pat pattan ve come, sit’ten sonra ikna olur.
komplo teorim de burda başlıyor. aynı ibareyi the matrix’de neo ve morpheus’un ilk karşılaştığı sahnede morpheus neo’ya kırmız ve mavi hapı sunmadan hemen önce onu koltuklara davet ederken come, sit der ve neo sorgusuz sualsiz hemen oturur gösterilen yere. acaba bu ilk sahne arasında böyle bir gönderme mi var bir söz dizisi üzerinden. neo, morpheus’un gerçekliğine mahkum edilen evcil bir hayvan mı?
sinan çetin’in 2000 yılında yayınlan filmi komser şekspir’de okan bayülgen’in canlandırdığı tatü karakteri filmin başlarında bir yerde what is matrix ulan diye bu yüzden mi bağırdı?
bu ibareyi genellikle erkekler bir suç işlediklerinde muhattapları olan kadınları ikna etmek için kullanırlar. ama sözün söylenirken tonlanması karşınızdaki insana evcil bir hayvan gibi davranıyor görünmenize neden olabilir.
ancak sözün muhatabı olan kişi üzerinde hipnotize edici bir gücü vardır. two and a half men dizisinin bir bölümünde charlie sevgilisi chelasea’yi bir yarışma sonrası yumuşatmak için koltukta yanına oturması için davet eder ve bunu yaparken de koltuğa eliyle pat pat vurur. chelsea bu durumdan pek hoşlanmaz, kendisine evcil hayvan gibi davranıldığını düşünür ama sonunda birkaç pat pattan ve come, sit’ten sonra ikna olur.
komplo teorim de burda başlıyor. aynı ibareyi the matrix’de neo ve morpheus’un ilk karşılaştığı sahnede morpheus neo’ya kırmız ve mavi hapı sunmadan hemen önce onu koltuklara davet ederken come, sit der ve neo sorgusuz sualsiz hemen oturur gösterilen yere. acaba bu ilk sahne arasında böyle bir gönderme mi var bir söz dizisi üzerinden. neo, morpheus’un gerçekliğine mahkum edilen evcil bir hayvan mı?
sinan çetin’in 2000 yılında yayınlan filmi komser şekspir’de okan bayülgen’in canlandırdığı tatü karakteri filmin başlarında bir yerde what is matrix ulan diye bu yüzden mi bağırdı?
devamını gör...
kitle psikolojisi
son zamanlarda sözlükte fazlaca bulunan ve linç kültürüyle kolaylıkla paralellik gösterebilen kültür.
bir kişi fitili ateşleyince hemen arkası geliyor. olumlu veya olumsuz, hiç fark etmiyor. aslında iki farklı düşünceyi savunan kişiler* aynı şeyi eleştiriyor ve eleştirdikleri şeyin tam zıttını yapıyor fakat mantık olarak aynı hareket ve ben buna anlam veremiyorum.
bir taraf cicili bicili yorumlardan ve kankacılıktan şikayetçi. anlayabiliyorum, fakat bunu belki de amaçları o olmasa da linç kültürü'nden destek alarak belirtiyorlar.
bir diğer taraf bu eleştirilerden rahatsız, bunu da anlayabiliyorum. fakat eleştiri olabilir, elbette ben özel mesaj yolu ile bunun belirtilmesi ve ulu orta paylaşılmaması taraftarıyım. paylaşılıyorsa da üslup çok önemli. ama yapacak bir şey yok, küfür falan varsa zaten tanım kaldırılır, eğer üslupta sıkıntı yoksa da eleştiri sadece olumlu değil olumsuz da yapılır. tabii şunu da ekleyeyim; aşağılayıcı, seviyesizce yorumlar da yapılabiliyor biliyorum. öyle kişiler bunu kendilerini sevmedikleri için yapıyorlar. görmeyin gitsin.
son olarak, üstteki olaydan bağımsız* yine anlam veremediğim, sadece karşısındakini yermek ve açığını sözlüğe dökmek olarak programlanmış yazarları görüyorum. arkadaşlar tartışma böyle mi yapılır? sağlıklı iletişim gerçekten önemli, bir kez daha anladım. bir taraf eleştirmeye ya da açığını sözlüğe aktarmaya başlayınca (çok gereksiz) hemen eleştirilen kişi de karşı atağa aynı üslupla gidiyor (yine çok gereksiz).
birbirinizden ne farkınız var*.
bir de dipnot geçmek istiyorum, sözlükte hep z kuşağı eleştiriliyor lakin bu saçma tartışmamsı olaylar hep daha eski kuşakların başının altından çıkıyor. bu da böyle alenen görülebilen basit bir tespit olsun.
edit: karşı tarafı eleştiren (ciciler ve linççiler) kişilerin hiçbirine katılmıyorum aslında. birine 'sen bunu yapma' demeye haddimiz yok çünkü. karşı düşünceler birbirlerine bunu söylüyor. linç kültürünü sevmiyorum ama kankacılığı da sevmiyorum. benim sevmemem bunu yapın ya da yapmayın demem için yeterli değil. neyse, şu sıralar fazlasıyla hasta olan ama yine de sözlüğe ara ara bakmaya çalışan armysuzy'nin düşüncelerine eşlik ettiniz. keyifli sözlükler.
bir kişi fitili ateşleyince hemen arkası geliyor. olumlu veya olumsuz, hiç fark etmiyor. aslında iki farklı düşünceyi savunan kişiler* aynı şeyi eleştiriyor ve eleştirdikleri şeyin tam zıttını yapıyor fakat mantık olarak aynı hareket ve ben buna anlam veremiyorum.
bir taraf cicili bicili yorumlardan ve kankacılıktan şikayetçi. anlayabiliyorum, fakat bunu belki de amaçları o olmasa da linç kültürü'nden destek alarak belirtiyorlar.
bir diğer taraf bu eleştirilerden rahatsız, bunu da anlayabiliyorum. fakat eleştiri olabilir, elbette ben özel mesaj yolu ile bunun belirtilmesi ve ulu orta paylaşılmaması taraftarıyım. paylaşılıyorsa da üslup çok önemli. ama yapacak bir şey yok, küfür falan varsa zaten tanım kaldırılır, eğer üslupta sıkıntı yoksa da eleştiri sadece olumlu değil olumsuz da yapılır. tabii şunu da ekleyeyim; aşağılayıcı, seviyesizce yorumlar da yapılabiliyor biliyorum. öyle kişiler bunu kendilerini sevmedikleri için yapıyorlar. görmeyin gitsin.
son olarak, üstteki olaydan bağımsız* yine anlam veremediğim, sadece karşısındakini yermek ve açığını sözlüğe dökmek olarak programlanmış yazarları görüyorum. arkadaşlar tartışma böyle mi yapılır? sağlıklı iletişim gerçekten önemli, bir kez daha anladım. bir taraf eleştirmeye ya da açığını sözlüğe aktarmaya başlayınca (çok gereksiz) hemen eleştirilen kişi de karşı atağa aynı üslupla gidiyor (yine çok gereksiz).
birbirinizden ne farkınız var*.
bir de dipnot geçmek istiyorum, sözlükte hep z kuşağı eleştiriliyor lakin bu saçma tartışmamsı olaylar hep daha eski kuşakların başının altından çıkıyor. bu da böyle alenen görülebilen basit bir tespit olsun.
edit: karşı tarafı eleştiren (ciciler ve linççiler) kişilerin hiçbirine katılmıyorum aslında. birine 'sen bunu yapma' demeye haddimiz yok çünkü. karşı düşünceler birbirlerine bunu söylüyor. linç kültürünü sevmiyorum ama kankacılığı da sevmiyorum. benim sevmemem bunu yapın ya da yapmayın demem için yeterli değil. neyse, şu sıralar fazlasıyla hasta olan ama yine de sözlüğe ara ara bakmaya çalışan armysuzy'nin düşüncelerine eşlik ettiniz. keyifli sözlükler.
devamını gör...
unutulmayan reklam filmleri
çok eski olmasa da beni gaza getiren bir reklamdır hep.
devamını gör...
tehlikeli oyunlar
“düşüncelerimin acısına bazen ben de dayanamıyorum doktor. öyle yoğun geliyorlar ki, bir aralık durmazsam, bu şiddete katlanamam.”
devamını gör...
kitap alıntıları
insan yenildiğini düşünürse, yarı yarıya öyle sayılır.
beyaz diş, jack london
beyaz diş, jack london
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının süper güçleri
gözlerimi avuşturduğumda ,gündüz rüya görebiliyorum.
gece rüyaları kadar çok sarmıyor ama can sıkıntısına birebir, bildiğin kendi tv kanalım var hahhaahha
bayılıyorum bu özelliğime.
gece rüyaları kadar çok sarmıyor ama can sıkıntısına birebir, bildiğin kendi tv kanalım var hahhaahha
bayılıyorum bu özelliğime.
devamını gör...
müslüman yazarlara sorular
bir soru da benden ,
dinin özünün iyi insan olmak olduğu varsayımından yola çıkarsak,
ıyi insan olmanın yolu sadece dinden , dindar olmaktan mı geçer.
eğer böyleyse, kendini dindar olarak tanımlayan kişi oranları,
norveç %21
ısveç %19
estonya %16
japonya %13
çin %7 olan ülkeleri nasıl açıklarız ki bu ülkeler de gerek gelişmişlik, gerek suç oranları, inançlı ülkelere göre kıyas bile götürmez...
edit : bu arada 'müslüman yazar ' tanımı yerine ,' bu konuları bilen yazar denebilirmiş. '
sanki iki farklı grup çatışması gibi bir algı vermekte ilk bakışta...
dinin özünün iyi insan olmak olduğu varsayımından yola çıkarsak,
ıyi insan olmanın yolu sadece dinden , dindar olmaktan mı geçer.
eğer böyleyse, kendini dindar olarak tanımlayan kişi oranları,
norveç %21
ısveç %19
estonya %16
japonya %13
çin %7 olan ülkeleri nasıl açıklarız ki bu ülkeler de gerek gelişmişlik, gerek suç oranları, inançlı ülkelere göre kıyas bile götürmez...
edit : bu arada 'müslüman yazar ' tanımı yerine ,' bu konuları bilen yazar denebilirmiş. '
sanki iki farklı grup çatışması gibi bir algı vermekte ilk bakışta...
devamını gör...
biz çocukken
her şeyin kıymeti daha çok vardı. okulun, arkadaşın, tatilin, yemeğin, ailenin, çizgi filmin, sokakta oynamanın, denizin, şarkıların her şeyin. şimdi her şey saniyelik yaşanıp, bitiyor sanki. herkes çocukluktan itibaren, bencil artık. dünyanın başı dönüyor, insanlara yetişemiyor.
devamını gör...
avokado
yemeden önce mutlaka instagram da "bakın ben avokado yiyorum" minvalinde story çekip atmayanı belediye zehirliyor sanırım diye düşündüren tropikal meyva.
devamını gör...
haddini bilmek
devamını gör...
kahvaltı yapmamak
üşeniyorum az daha erken kalkmaya diyemeyen, uyku sever insanın yalanı.
devamını gör...
kadınların evlenince iki soyad kullanması
kendisinin de 2 isminin olması durumunda arjantinli futbolcu isimlerini andırabilen durumla karşılaşmamıza neden olan durumdur.
edit: kullansınlar efendim, haklarıdır.
edit: kullansınlar efendim, haklarıdır.
devamını gör...
felipe massa
ferrariye en çok yakışan pilottu. herkes bir ayrton senna çıkar mı diye bekledi ama olmadı.
devamını gör...
yazarların yeni bir sözlükten beklentileri
55 yıldır sözlük yazarıyım. kendi kardeşinin sevgilisine nick altında övgü yazdığı için yazar hesabı kapatan admin gördüm. her türlü hilenin hurdanın döndüğü yerdir sözlükler. çok da beklentiye girmeden yazın. vakit geçiriyoruz işte. sözlük alt tarafı.
(bkz: sözlük bana karı bul lan allahlı)
(bkz: sözlük bana karı bul lan allahlı)
devamını gör...
bak şuradan sektir git
'bak şurdan s...r git' karikatürünün kafa sözlüğe uyarlanmış hali.
devamını gör...
köy denilince akla gelenler
anneannem.*hayatta olmasa da benim için köy o demek. onun vefatından sonra köye hiç gidemedim. anneannemi orada yaşıyor bilmek ve öyle özlemek işime geliyor. mabel matiz'in sarmaşık şarkısı beni onunla geçen zamanlara götürüyor. seneye memlekete temelli göçeceğim, orada beni bekleyen 5 yıl öncesinden bir yas var. *
kuş uçmaz kervan geçmez kerbela
sana kolay gitmek, kalmak güçbela
yırtıldık kağıt gibi ortadan
satırlar sende, ben beyaz boşluklar"
kuş uçmaz kervan geçmez kerbela
sana kolay gitmek, kalmak güçbela
yırtıldık kağıt gibi ortadan
satırlar sende, ben beyaz boşluklar"
devamını gör...
trecho de lisboa com tejo

manzara ve natürmont ressamı francis smith tarafından yapılmış olup lizbon şehrinin mahalle havasını betimlediği eseri. orta köşedeki sarı bina şu ünlü balat fotoğrafı görüntüsüne nasıl da benziyor.
devamını gör...
nickaltı yalakalığı
sözlüklerin olmazsa olmazı. muhteşem tanımlarıyla güne renk katanlar mı, entryleri kurdeşen hastalığına iyi gelenler mi, şeker yerine çaya parmağı batırılası minnoşlar mı... ne ararsanız vardır.
devamını gör...

