bazen benim kafamı da kurcalayan grup.

bir "abla" olarak gerçekten bunun vurgulanması gerekiyor mu diye düşünmeden edemiyorum zaman zaman. ben zaten söyleyeceğim kadar söylemişim abla olduğumu. bir de siz gözümüze sokmayın canım sürekli!

yani insan kendisiyle "ben aptalın tekiyim" diye alay edebilir ama başkası "sen aptalın tekisin" deyince bozulur ya, bu da onun gibi. siz demeyin öyle orta yerde abla, abi, amca, teyze falan... biz deriz kendimize sizin yerinize de*.
devamını gör...

#73407 nolu tanımda arkadaşımın belirttiği gibi ortanın solu olarak 60 lı yıllarda ismet inönü tarafından ortaya atılmış ama süleyman demirel liderliğindeki adalet partisi tarafından "ortanın solu, moskof yolu" olarak antitezi yapılmış kavramdır. sonradan bu "ortanın solu, moskova(nın) yolu" olarak evrilmiştir. maalesef milliyetçi ve muhafazakar (!) türk toplumu tarafından menderes zamanında başlayan sol düşmanlığında hala bilinen bir slogandır.

"uyan ey türk halkı, bu milletin başına ne geldiyse o meşhur milliyetçi ve muhafazakar (!) iktidarlardan geldi" diyeceğim, hemen biri şimdi "ortanın solu, moskova yolu" diye damlayacak, merak etmeyin duydum dediklerinizi.
devamını gör...

ayıp hareket.

olay doğrudur değildir ben onu bilmem. fakat neye üzülüyorum biliyor musunuz? dünyada iklim krizi, covid mevzusu, geleceğe dönük endişelere neden olan ülkeler arası birtakım krizler vesaire varken büyükçe bir grup insanın aklının sadece bel altında olmasına. oturup kalkıp kimin sevgilisini, karısını bilmem ne yapsam, kimi götürsem, şunun kocasında gözüm var, bu beni aldattı gibi konular içerisinde debeleniyorlar. boş vakitlerini faydalı bir iş yapmak yerine ilişkilerle geçiren tipler var.

lafım başlığı açan arkadaşa değil. ortaya konuşuyorum. bir kendinize gelin yahu! dünyada seksten, aşktan başka şeyler de var. hep ciddiyet hep ciddiyet nereye kadar diye diye palyaço gibi hayatlar yaşar oldu millet.

hof! bunaldım yahu!

edit: başlığın trollük için açılmış olması umurumda değil. böyle yaşayan çok insan var. benim lafım onlara.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

pame'de bu hafta yaz şarkıları var.

yavaştan sona ermekte olan ve yerini cânım eylül'e bırakan yaz, birçoğumuz için birbirinden renkli şarkılar demek. yaza dair yunan müziğinin farklı dönemlerinden şarkıları ve bu şarkıların ilginç hikayelerini dinleyeceğimiz yayınımıza bekliyoruz.

pame radyo yayını, bu akşam saat 22:30'da sözlük radyosunda.

blog.kafasozluk.com/
devamını gör...

muhasebeci: 300, 300, 300, 100
kibar feyzo: kardeş benimki niye ötekilerden eskik?
muhasebeci: onlar sendikalı
kibar feyzo: ben de harranlıyam
muhasebeci: git ulan işine
kibar feyzo: bu da sendikalı heralde, hemşerisine kıyak geçiyyy
devamını gör...

yeteneksiz değildir. tarife internetten bakmıştır. püf noktasını öğrenmemiştir. kariyerine odaklanmıştır. yine de bir şeyler yapmaya çalışıyordur. belki de yeteneksizdir. bilemedim şimdi.
devamını gör...

ilkokuldayken gülten dayıoğlu' nun kitapları bana okuma aşkını kazandırmıştı*. konu, kurgu ve anafikir olarak çocuklar için muhteşem eserler vermiştir.
devamını gör...

belki gelmem gelemem

sen istinyede bekle ben burdayım
içimde köpek gibi havlayan yalnızlığım
çünkü ben buradayım karanlıktayım
belki gelmem gelemem beş dakika bekle git
çünkü elimi kestim beni kan tutuyor
şarabım bütün ekşi suyum soğuk
yanımda olmadın mı seni daha bir çok seviyorum
belki gelmem gelemem beş dakika bekle git

yüzünü ıslatmadan ağlayabilir misin
yarı geceden sonra telefon ettin mi hiç
karanlık adamlar hüvviyetini sordu mu
ben senin olmadığını arıyorum
belki gelmem gelemem beş dakika bekle git
belki gelmem gelemem beş dakika bekle git
bana ait ne varsa hepsi seni korkutuyor sana ait ne varsa
hiçbiri benim değil
belki ölmek hakkımı kullanıyorum
belki gelmem gelemem 5 dakika bekle git
belki gelmem gelemem 5 dakika bekle git
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yaşlı bir adamın kendini ikna etme çabası ve sanrıları. bazı ilkel toplumlarda dahi görülebilen benzer ahlak kuralları çerçevesinde hareket etme durumunu iç dinamiklere değil de dışarıdan gelen bir itici güce bağlayan voltaire açık ara sayfalar boyunca durmaksızın saçmalıyor. bir noktaya kadar kendimce mantık çerçevesinde değerlendirmeye çalışsam bile bu hususta kal geldi artık. pek çok sanatkârın, yazarın ve filozofun geç dönem eserleri şüphesiz şaheser niteliğindedir zira bunca yılın yetkinliği ve birikimi ama haklı ama haksız kendi ekollerinin güçlü örneklerini vermelerini sağlar -elbette bu bir genelleme ve aksinin görüldüğü durumların da epey yaygın olduğunu kabul etmem gerekir- meyve artık ham değil, olgunlaşmıştır. gel gelelim voltaire eser boyunca huysuz yaşlı bir adam gibi kolayca çürütülebilecek düşüncelerine yalnızca kendi kendini inandırmaya çalışıyor gibi görünüyor. en anlamsız eylemlerimize ve fikirlerimize bile onlar üzerine yeterince düşünürsek kendimizce makul sebepler bulabileceğimiz gerçeğine ve hatta tuzağına, bu kadar yetkin bir filozofun kapılması talihsizlik mi yoksa bu durum olağan mı bilemiyorum.

tarafsızca baktığım zaman; filozof ve toplum ilişkisi hakkındaki görüşlerini kısmi bir gerçeklik ve gözlem ürünü olarak kabul edebilirim ki bu düşüncemde etkin rol oynayan şey; feuerbach üzerine tezler'de marx'ın üzerinde durduğu: filozofların dünyayı çeşitli biçimlerde yorumladığı ama esas meselenin onu değiştirmek olduğu düşüncesine yakın bir görüşte duruyor olmam. voltaire'nin kendine has iğnelemelerinin ve tespitlerinin yer yer güldürdüğünü de inkar edemem fakat hepsi bu.
devamını gör...

tarkan'ın aacayipsin albümüdür.
her parçası güzeldir. tarkan'ın diğer albümleri de güzeldir. aacayipsin ise efsanedir.
parçaları sırasıyla,

hepsi senin mi?
dön bebeğim
şeytan azapta
bekle
eyvah
kış güneşi
unutmamalı
gül döktüm yollarına
durum beter
gitme
seviş benimle
biz nereye?
devamını gör...

nikah memuru da yoldaş benjamin olur.
devamını gör...

şeker portakalinda zeze.
devamını gör...

hayatımın en umutsuz zamanlarından birindeydim, geçen yıl bu zamanlarda. yalnızdım, mutsuz ve de çirkindim. bir anda bir sebep ortaya çıktı ve sinop'ta buldum kendimi. tek başıma* bir haftalık nefis bir tatil. hayatımın en eğlenceli en keyifli zamanlarıydı diyebilirim. yeri geldi tek başıma bütün bir şehri alt üst ettim.* yeri geldi 65 yaş üstü dostlarla* uzuuun ve sağlıklı akşam yemekleri yedim. ölmüş arkadaşlarını anıp, kah üzüldüler kah o takma dişleriyle tatlı tatlı gülümsediler. ve tabii ki bu fotoğrafın konusu, hayatımda ilk kez motora bindim. kendimi öyle özgür hissettim ki o an, tamam ya dedim. halledemeyeceğim hiçbir şey yok. motorla, ülkenin en kuzeyine, en ucuna gittim. işte bu ülke bu kadar dedim. hayat da bu kadar. böyle günlerin hatrına bile olsa yaşamalı insan. devam etmeli. benim için çok kıymetlidir bu yüzden bu fotoğraf.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

slow movement, küreselleşme ve modernleşmenin sebep olduğu ve giderek artan hızlı yaşam ve tüketim kalıplarının karşısına hıza başkaldıran alternatif bir yaşam biçimini ortaya koyar. italyan yazar carlo petrini' nin ortaya attığı slow food hareketinin yaygınlaşması ve benimsenmesi ile slow movement ortaya çıkmıştır. stres düzeyi yüksek, rekabete dayalı "modern" bir hayatın tersini savunur. sosyal ilişkilerde anı yaşamanın öneminden ve kültürel bir dönüşümün gerekliliğinden bahseder.
biraz yavaşlamamız gerek
devamını gör...

kafa sözlüğün en troll yazarı.

ama işe bakın ki kafa sözlüğün şanından olsa gerek en troll yazarımız bir entel!
evet evet tam bir entel!

şimdi onun entel olduğunu ispat ederim ama hiç halim yok.

yeni gelen yazarlar bi zahmet okuyuverin bütün tanımlarını anlarsınız ne demek istediğimi.
devamını gör...

bol sulu, ergin hali bordo, ermemiş hali kırmızı renkte olan, dal oyuğu içine göçkün, kalp şeklinde bir meyvedir. üreticisine çok para kazandırdığı için bu isim konmuştur. bu kiraz, en az 30 - 40 çap büyüklüğünde meyve veriyor. çapı 26'dan büyükse dış pazar, küçükse iç pazara satılıyor. diğer cinsler 10 gün dayanamazken, napolyon kirazı 15 gün bozulmadan durabilir.

her gösterişli ve parlak kırmızı kiraz, bu isimle pazarlanıyor. aslında bu türün ismi 0 900 ziraat diye de geçer. çıkış yeri ve tarihi de, 1975 yılında yalova toprakları. coğrafi işaret tescilinin yarıdan fazlası da bu kiraz cinsi. temelinde fransızlar'a ait bigarreau cinsi var ve geçmişi 17. yüzyıllara dayanıyor.

meyvenin dalında olgunlaşma süresi içinde çatlamaması, raf albenisinin yüksek oluşu, yol ve nakliye şartlarına dayanması avantajlı taraflarıdır. türkiye de, bu kirazın tedarikçisi durumunda, dünyaya kirazın beşte biri ülkemizden gidiyor. kirazdan fazla verim alabilmek için kışın sert geçmesi gerekir. kiraz toplama işi ağırlıklı olarak haziran ayı sonunda başlar temmuz ayı başlarına kadar devam eder.
devamını gör...

bir ömür nasıl yaşanır diye düşünerek yaşanır ve biter.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim