filmi varken gidip sayfalarca roman okuyan tip
akıllı adamdır. kendi hayal gücüne güvenir. kitap okurken yazarın düşündüğü şeyleri gözümüzde canlandırmaya çalışırken film izlerken yazarın düşündüğü şeyleri gözünde canlandıran yönetmenin bu düşünceleri görsele dökmesini izliyoruz ki bu bizi düşünce tembeli ve haya gücü fukarası yapar.
devamını gör...
etidokain
en lipofilik lokal anesteziktir.
nöromuskuler blokajı çok güçlü yapar.
nöromuskuler blokajı çok güçlü yapar.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
“seni diliyorum kesintisiz.
nasıl bir bahar sen nasıl bir esintisin?”
nasıl bir bahar sen nasıl bir esintisin?”
devamını gör...
ırkçı ve cinsiyetçi başlıklara tanım girmiyoruz kampanyası
ırkçı ve cinsiyetçi başlıklar açılıyor ve bizde buna tanım girerek bunlara prim vermiş oluyoruz. herhangi bir ırk üzerinden açılan başlığa bu saatten sonra ben tanım girmeyeceğim. bu kin ve nefretin sebebini anlamıyorum, bizim burda sağduyulu olmamız gerekirken daha fazla ırkçı tanımlar giriyoruz.
edit: arkadaşlar tanım girme kısmına sözüm değil benim demek istediğim nefret söyleminden uzak durulması, mesela yunan,ermeni, kürt,laz, çerkes vs. gibi başlıklara insanlar kendini ifade etmek için tabi ki tanım girecek, tabi ki kendi tarihini ve kendini anlatmaya çalışacak. sadece bahsettiğim insanlara hakaret etmemek, ırkçılık yapmamak ve insanları aşağılamamak. özellikle kadınlara karşı aleni bir saldırı var belki bu sayede bunlar da azalır.
edit: arkadaşlar tanım girme kısmına sözüm değil benim demek istediğim nefret söyleminden uzak durulması, mesela yunan,ermeni, kürt,laz, çerkes vs. gibi başlıklara insanlar kendini ifade etmek için tabi ki tanım girecek, tabi ki kendi tarihini ve kendini anlatmaya çalışacak. sadece bahsettiğim insanlara hakaret etmemek, ırkçılık yapmamak ve insanları aşağılamamak. özellikle kadınlara karşı aleni bir saldırı var belki bu sayede bunlar da azalır.
devamını gör...
sehl-i mümteni
duyulduğu anda kolay icra edilebileceği, ona benzer bir sözün kolaylıkla söylenebileceği hissi uyandıran, buna rağmen benzerini getirmenin oldukça zor olduğu söz, mısra, söyleyiş anlamına gelen edebiyat terimi. (bkz: divan edebiyatı) ve (bkz: halk edebiyatı)nda sıklıkla karşılaşılır.
"kerpiç koydum kazana poyraz ile kaynattım
nedir diye sorana bandım verdim özünü
gözsüze fısıldadım sağır sözüm işitmiş
dilsiz çağırıp söyler dilimdeki sözümü"
"kerpiç koydum kazana poyraz ile kaynattım
nedir diye sorana bandım verdim özünü
gözsüze fısıldadım sağır sözüm işitmiş
dilsiz çağırıp söyler dilimdeki sözümü"
devamını gör...
kitap kulübü hakkında her şey
yerimizi şimdiden ayırtalım.
devamını gör...
cahil insanlarla baş etme yolları
tartışmayın. tek tavsiyem bu.
"cahillerle tartışmayın. ben hiç galip gelemedim."
gazzâlî
"cahil insanla tartışmayın; önce sizi kendi seviyesine çeker, sonra da tecrübesiyle yener."
mark twain
not: benim için cahil denen insan okumamış insan değil, kafasını çalıştırmaya tenezzül etmeyen kişidir. okumuş cahiller de vardır bu yüzden.
edit: cahille tartışmak "zorunda kalanlar" denmiş. ben yine de tartışmayın diyorum. ne yapın edin, o zorunluluktan kendinizi kurtarın.
"cahillerle tartışmayın. ben hiç galip gelemedim."
gazzâlî
"cahil insanla tartışmayın; önce sizi kendi seviyesine çeker, sonra da tecrübesiyle yener."
mark twain
not: benim için cahil denen insan okumamış insan değil, kafasını çalıştırmaya tenezzül etmeyen kişidir. okumuş cahiller de vardır bu yüzden.
edit: cahille tartışmak "zorunda kalanlar" denmiş. ben yine de tartışmayın diyorum. ne yapın edin, o zorunluluktan kendinizi kurtarın.
devamını gör...
aldırma gönül
hapishane şarkısı 5, yazar ve şair sabahattin ali tarafından halk dilinden yararlanarak 1933 yılında yazılmış ünlü bir şiir ve şarkıdır. şairin, sinop cezaevi'nde hükümlü bulunduğu sırada yazdığı ve adlandırmak yerine numaralandırdığı hapishane şarkısı adlı beş şiirinin sonuncusu ve en bilinenidir. aldırma gönül adı ile meşhur olan şiir, toplam beş dörtlükten meydana gelmektedir.
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü
tüm kadınların 8 mart dünya kadınlar gününü kutlarım.
bu kutlamadan ziyade bir türlü azalmayan kadına şiddetin son bulması dileğiyle...
bu kutlamadan ziyade bir türlü azalmayan kadına şiddetin son bulması dileğiyle...
devamını gör...
rüyadayken rüyada olduğunun farkına varmak
insanın başına gelmesi muhtemeldir, özellikle korkunç bir rüyadaysanız kendinizi bir yerden atabilir ya da nehir varsa nehire bırakabilirsiniz. güzel yanlarından biriside kontrol edebiliyor oluşunuz. tabi her zaman olmaz böyle bir şey.
devamını gör...
kadınların iç güzelliğine önem vermesi
sağlıklı bir karaciğer kaç milyor sizin haberiniz var mı, diye dikkat çektiğim başlık.
devamını gör...
koronavirüs laboratuvarda üretildi
biyolojik silah denilen şeyin tam da böyle bir şey olduğunu anlamak istemeyenler tarafından alay edilen iddia.
tık
ben iddianın doğruluğu hakkında yorum yapmıyorum. sadece diyorum ki her zaman bir "olabilir" payı bırakılmalıdır bu tür konularda. peki neden yapılsın dünya çapında böyle bir şey? kaynakların nüfus arttıkça azalması, bazı ülkelerin dünyanın diğer ülkeleri üzerindeki tahakküm hevesi ve daha az kişiyi idare etmenin daha kolay olması gibi birçok sebebi olabilir.
tık
ben iddianın doğruluğu hakkında yorum yapmıyorum. sadece diyorum ki her zaman bir "olabilir" payı bırakılmalıdır bu tür konularda. peki neden yapılsın dünya çapında böyle bir şey? kaynakların nüfus arttıkça azalması, bazı ülkelerin dünyanın diğer ülkeleri üzerindeki tahakküm hevesi ve daha az kişiyi idare etmenin daha kolay olması gibi birçok sebebi olabilir.
devamını gör...
tekâmül
olgunlaşmak, gelişmek demektir. her konuda farklı anlamlar barındıran bu tanım arapça’dan dilimize geçmiştir. reenkarnasyona inanan insanların tekrar dünyaya geldiklerinde, tekâmül edip yani gelişerek level atlaması demektir. reel hayattan örnek verecek olursak; çaylak kafacıların yazarlığa tekâmül etmesi olabilir. olmayabilir de.
devamını gör...
iç rahatlatan şey
doktora gidip tetkikler sonucu önemsiz bir geçici hastalıktan muzdarip olduğunu öğrendiğinde, odadan çıkıp doktorun kapısını çıkırt diye kapadıktan sonraki zaman dilimi.
devamını gör...
iamx
batının en sevdiğim yanı olan ahlaksızlığını konu edinen eserler içeren müzik icra şeysi. ölüm, uyuşturucu hazzı, cinsellik, ruh hastalığı üzerine de politik hiciv serpiştirilmiş tuhaf liriklere tempolu müzik harmanı yapmış ve utanmadan damarlarımıza zerk etmişler. bir kaç yıl önce de buralarda konser vermişlerdi.
solo bir proje olarak başlasa da iki çiçek bir böcek olarak kontrolden çıkmıştır. maşallah.
solo bir proje olarak başlasa da iki çiçek bir böcek olarak kontrolden çıkmıştır. maşallah.
devamını gör...
kemalistler eşlerini neden kıskanmaz meselesi
#1063278 burada da dostumuzun söylediği gibi gerçek trolluk bu değil. bak yapacaksanız bu işi asgari zeka lazım. ahlakınız yok, onu anladık ama biraz düşün, kafayı çalıştır be kardeşim.
(bkz: hoşt köpek)
(bkz: hoşt köpek)
devamını gör...
prosopagnosia
birazdan paylaşacağım deneyimlerim sayesinde kendinizle ilgili yeni bir şey keşfetme ihtimaliniz olan başlık. zira yüzleri ayırt edememe ile kendini gösteren, “yüz körlüğü” olarak da adlandırılan bu rahatsızlık toplumun kırkta birinde görülür. ancak farklı dereceleri vardır. bu rahatsızlıktan muzdarip olanların bir bölümü aynada kendini tanıyamazken, bir bölümü rahatsızlığının farkında bile değildir.
gelelim bana... insanları hatırlamakta oldum olası kötüydüm ve bunu dikkatsizliğime, zayıf hafızama bağlardım, ta ki yüz körlüğü ile ilgili izlediğim bir belgeselde aynı kadının iki fotoğrafını gösterip “yüz körü olanlar bu fotoğrafların aynı kişiye ait olduğunu iddia ederler” deninceye kadar. sonra araştırmalarım başladı, internette bir test yaptım ve teşhisi koydum.
on tane koyunun karşısına geçtiğinizde yüzleriyle ilgili ne denebilir? hepsi ilk bakışta birbirine benzer. ayırt etmek zorunda olsanız bazı özelliklerini ezberlersiniz. kulağı kısa, kafasında farklı renk tüy var, dişi kırık gibi. zamanla da hepsini öğrenirsiniz. on tane insanla bir araya geldiğinizde ise, şanslı çoğunluktansanız, her birini hiçbir çaba harcamadan ayırt edebilirsiniz. zavallı ben ise yanağında beni var, burnu büyük, kaşında yara izi var gibi ayırt edici özellikleri ezberlemeye çalışırım.
aslında insan yüzlerini herkes kendi ırkı için daha kolay ayırt eder. klişe olacak ama, normal olan sizin için de çinliler birbirlerine çok benzemiyor mu? saç, kıyafet gibi ipuçlarını elimine etmek için shaolin rahiplerinin olduğu bir filmi düşünün. insanları ayırmak zor değil mi? bruce lee gibi sık gördüğümüz karakterleri belki daha iyi tanıyorsunuzdur. filmin bir sahnesinde yer alsa tanırsınız. ama kung fu yapmayan, saçları kazınmış bir köylüyü oynasa belki tanımazsınız. buradan benim insanlar karşısındaki durumuma bağlayacağım.
yüzlere ilişkin ezberlemeye çalıştığım bilgiler, sizin bir bakışta hafızaya attığınızın yanında çok az, ayrıca pek ayırt edici değil. bıyıklı olarak kodladığım müdür, eğer iş yerindeki tek bıyıklı ise onu kolayca tanırım, ama çarşıda tanıyamam, çünkü bıyıklı çok insan vardır ve müdürü orada görme beklentim yoktur.
sizin birisiyle ilgili kafaya attığınız görsel 320x240 pikselse, benimki 32x24 olabilir. bir sürü kişiyle eşleşebilecek bir görüntü. bu durumda ilave bilgilere başvuruyorum. kıyafet, saç, yürüme şekli, postür, boy, kilo ve en önemlisi ses. sesler aynı normal insanlarda olduğu gibi bir çaba harcamaksızın hafızama kaydoluyor. yani “sesi ince, durarak ve alçak sesle konuşuyor” gibi bir kodlama yapmıyorum. aksine ses olduğu gibi hafızama geliyor ve birisi onun sesini tarif etmemi söylese tarif edebilirim. halbuki bir yüzü sorsalar, eğer özellikle dikkat edip, uzun, geniş, oval, cildi bozuk vb diye kodlamadıysam cevaplayamam.
tabii çok sık gördüğüm kişileri kolay tanıyorum. çünkü insan her temasta birşeyler kapıyor. yine de saçları boyayıp, maske takıp sürprizler yapmıyor da değiller.
acı birşey söyleyeyim. çocuklarımın bebekliklerini, annemin gençliğini de tam hatırlamıyorum. fotoğraflara baka baka bilgi tazeliyorum, anıları “fotoğraflardaki yüzlerle” restore ediyorum, yoksa herşey flulaşıyor.
sosyal hayatta pot kırdığım ve insanları görmezden gelmişim gibi olan zamanlar oluyor. çarşı gibi tanıdıkla karşılaşma ihtimalimin az olduğu yerlerde insanlarla göz teması kurmuyorum, tanıdık birine rastlamışsam o selam verir ve o an görmüş olur cevap veririm. çok tanıdığın olabileceği işyeri, veli toplantısı gibi ortamlarda herkese gülümseyerek bakarım, tanıdıksa zaten selam verir, tanıdık değilse tavrından anlarım, arada tanımadıklarıma da selam verdiğim oluyor ama sorun değil, en kötü ihtimalle tuhaf tuhaf bakıyorlar. eminim bi sürü kişi de cevap verip sonra iki saat “acaba bu kimdi” diye düşünmüştür.
haa bir de, teknoloji sağolsun, arada veli gruplarında profil fotolarına bakıp ezber yapıyorum.*
gelelim bana... insanları hatırlamakta oldum olası kötüydüm ve bunu dikkatsizliğime, zayıf hafızama bağlardım, ta ki yüz körlüğü ile ilgili izlediğim bir belgeselde aynı kadının iki fotoğrafını gösterip “yüz körü olanlar bu fotoğrafların aynı kişiye ait olduğunu iddia ederler” deninceye kadar. sonra araştırmalarım başladı, internette bir test yaptım ve teşhisi koydum.
on tane koyunun karşısına geçtiğinizde yüzleriyle ilgili ne denebilir? hepsi ilk bakışta birbirine benzer. ayırt etmek zorunda olsanız bazı özelliklerini ezberlersiniz. kulağı kısa, kafasında farklı renk tüy var, dişi kırık gibi. zamanla da hepsini öğrenirsiniz. on tane insanla bir araya geldiğinizde ise, şanslı çoğunluktansanız, her birini hiçbir çaba harcamadan ayırt edebilirsiniz. zavallı ben ise yanağında beni var, burnu büyük, kaşında yara izi var gibi ayırt edici özellikleri ezberlemeye çalışırım.
aslında insan yüzlerini herkes kendi ırkı için daha kolay ayırt eder. klişe olacak ama, normal olan sizin için de çinliler birbirlerine çok benzemiyor mu? saç, kıyafet gibi ipuçlarını elimine etmek için shaolin rahiplerinin olduğu bir filmi düşünün. insanları ayırmak zor değil mi? bruce lee gibi sık gördüğümüz karakterleri belki daha iyi tanıyorsunuzdur. filmin bir sahnesinde yer alsa tanırsınız. ama kung fu yapmayan, saçları kazınmış bir köylüyü oynasa belki tanımazsınız. buradan benim insanlar karşısındaki durumuma bağlayacağım.
yüzlere ilişkin ezberlemeye çalıştığım bilgiler, sizin bir bakışta hafızaya attığınızın yanında çok az, ayrıca pek ayırt edici değil. bıyıklı olarak kodladığım müdür, eğer iş yerindeki tek bıyıklı ise onu kolayca tanırım, ama çarşıda tanıyamam, çünkü bıyıklı çok insan vardır ve müdürü orada görme beklentim yoktur.
sizin birisiyle ilgili kafaya attığınız görsel 320x240 pikselse, benimki 32x24 olabilir. bir sürü kişiyle eşleşebilecek bir görüntü. bu durumda ilave bilgilere başvuruyorum. kıyafet, saç, yürüme şekli, postür, boy, kilo ve en önemlisi ses. sesler aynı normal insanlarda olduğu gibi bir çaba harcamaksızın hafızama kaydoluyor. yani “sesi ince, durarak ve alçak sesle konuşuyor” gibi bir kodlama yapmıyorum. aksine ses olduğu gibi hafızama geliyor ve birisi onun sesini tarif etmemi söylese tarif edebilirim. halbuki bir yüzü sorsalar, eğer özellikle dikkat edip, uzun, geniş, oval, cildi bozuk vb diye kodlamadıysam cevaplayamam.
tabii çok sık gördüğüm kişileri kolay tanıyorum. çünkü insan her temasta birşeyler kapıyor. yine de saçları boyayıp, maske takıp sürprizler yapmıyor da değiller.
acı birşey söyleyeyim. çocuklarımın bebekliklerini, annemin gençliğini de tam hatırlamıyorum. fotoğraflara baka baka bilgi tazeliyorum, anıları “fotoğraflardaki yüzlerle” restore ediyorum, yoksa herşey flulaşıyor.
sosyal hayatta pot kırdığım ve insanları görmezden gelmişim gibi olan zamanlar oluyor. çarşı gibi tanıdıkla karşılaşma ihtimalimin az olduğu yerlerde insanlarla göz teması kurmuyorum, tanıdık birine rastlamışsam o selam verir ve o an görmüş olur cevap veririm. çok tanıdığın olabileceği işyeri, veli toplantısı gibi ortamlarda herkese gülümseyerek bakarım, tanıdıksa zaten selam verir, tanıdık değilse tavrından anlarım, arada tanımadıklarıma da selam verdiğim oluyor ama sorun değil, en kötü ihtimalle tuhaf tuhaf bakıyorlar. eminim bi sürü kişi de cevap verip sonra iki saat “acaba bu kimdi” diye düşünmüştür.
haa bir de, teknoloji sağolsun, arada veli gruplarında profil fotolarına bakıp ezber yapıyorum.*
devamını gör...
tek şarkısı ile tanınan şarkıcı
gökçe kırgız - kalbime gömerim o zaman
devamını gör...
feminist
öncelikle ‘de-da’ ekinin nasıl kullanılması gerektiğini öğrenelim.
feminist denilen kişi, feminizm hareketinin savunucusudur. feminizm ilk olarak birinci dalga yani radikal feminizm olarak ortaya çıkmıştır. ilk feministler fazlaca radikal ve sertlerdir bu nedenle. erkek düşmanlığı olarak görülür fakat 19. yüzyılda kadının belirgin biçimde hukuken insan olarak dahi görülmeyip ikincil konumda olması, erkeğin ise antik yunan’daki anlayışla ‘vatandaş/yurttaş’ olduğu dönemde, bu radikal hareketin gerekliliğini gözler önüne sermektedir.
maalesef günümüzde çokça saçma olay dönmektedir feminizm adı altında. örneğin eşitlik istiyoruz deyip pozitif ayrımcılık bekleyen kadınlar, feminizmi 21. yüzyılda hala erkek düşmanlığı olarak algılayanlar gibi bir sürü içler acısı örnek verilebilir.
ayrıca ‘bayanlar ve baylar’ gibi bir kalıpta bayan kelimesinin kullanımı sorun teşkil etmez fakat birine cinsiyet olarak ‘erkek’ derken, karşı cinse ‘bayan’ diyemezsiniz. hala olayın basit bir ‘kadın-bayan’ kelimesinden ibaret olarak görülmesini de bilgi eksikliğine bağlıyorum. çünkü onun dışında ısrarcı bir cahilliktir, başka bir açıklaması yok.
feminist denilen kişi, feminizm hareketinin savunucusudur. feminizm ilk olarak birinci dalga yani radikal feminizm olarak ortaya çıkmıştır. ilk feministler fazlaca radikal ve sertlerdir bu nedenle. erkek düşmanlığı olarak görülür fakat 19. yüzyılda kadının belirgin biçimde hukuken insan olarak dahi görülmeyip ikincil konumda olması, erkeğin ise antik yunan’daki anlayışla ‘vatandaş/yurttaş’ olduğu dönemde, bu radikal hareketin gerekliliğini gözler önüne sermektedir.
maalesef günümüzde çokça saçma olay dönmektedir feminizm adı altında. örneğin eşitlik istiyoruz deyip pozitif ayrımcılık bekleyen kadınlar, feminizmi 21. yüzyılda hala erkek düşmanlığı olarak algılayanlar gibi bir sürü içler acısı örnek verilebilir.
ayrıca ‘bayanlar ve baylar’ gibi bir kalıpta bayan kelimesinin kullanımı sorun teşkil etmez fakat birine cinsiyet olarak ‘erkek’ derken, karşı cinse ‘bayan’ diyemezsiniz. hala olayın basit bir ‘kadın-bayan’ kelimesinden ibaret olarak görülmesini de bilgi eksikliğine bağlıyorum. çünkü onun dışında ısrarcı bir cahilliktir, başka bir açıklaması yok.
devamını gör...
erkekler kadınları neden zor anlıyor sorunsalı
komplike düşünmeyi sevmedikleri için diye yanıtlayabileceğim soru. düşünemedikleri için değil, böyle konular üzerinde düşünmeyi sevmedikleri için.
gayet güzel anlayanlar da var tabi kadınları. bence sorun kadınların anlaşılmaz veya tuhaf olmalarından değil, erkeklerin yaklaşımından kaynaklı. fakat tam tersi şekilde, anlaşılmaz davranışlar gösteren erkekler de var. bu biraz insanların karakteriyle ilgili. dümdüz bir insansanız, içiniz dışınız birse herkes sizi anlar, sorun da yaşamazsınız.
komplike düşünme konusuna da aşırı ama aşırı basitleştirilmiş bir örnek vereyim ve konuyu kendi adıma kapatayım. koltuğa cips düşse, büyük ihtimalle erkek alıp ağzına atar. kadın koltuğun pisliğinden, mikrop kapma olasılığına kadar birkaç şeyi düşünüp cipsi çöpe atar. bu kadar basit bir ayrım var arada aslında.
gayet güzel anlayanlar da var tabi kadınları. bence sorun kadınların anlaşılmaz veya tuhaf olmalarından değil, erkeklerin yaklaşımından kaynaklı. fakat tam tersi şekilde, anlaşılmaz davranışlar gösteren erkekler de var. bu biraz insanların karakteriyle ilgili. dümdüz bir insansanız, içiniz dışınız birse herkes sizi anlar, sorun da yaşamazsınız.
komplike düşünme konusuna da aşırı ama aşırı basitleştirilmiş bir örnek vereyim ve konuyu kendi adıma kapatayım. koltuğa cips düşse, büyük ihtimalle erkek alıp ağzına atar. kadın koltuğun pisliğinden, mikrop kapma olasılığına kadar birkaç şeyi düşünüp cipsi çöpe atar. bu kadar basit bir ayrım var arada aslında.
devamını gör...