kabak tatlısı
hiç sevemediğim tatlılardan birisi.
t: kabak tatlısından bahsedilen bir başlık.
t: kabak tatlısından bahsedilen bir başlık.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
göldeki fincan takımı
babam ağlıyordu,zor duyulan bir sesle konuşuyordu:
- çok su içmiş,iftardan sonra.
bana söylenmiyor,anlamaya çalışıyorum, dört yaşındayım henüz. ölüm ne bilmiyorum.
babannemin yaşadığı eve gidiyoruz ahşaptan yapılmış çok da eski, merdivenleri çıktıkça gıcırdıyor.o, hep köşedeki camda oturur bir tanıdık gördüğünde seslenir.börek varsa -ki bu pul pul dökülen patriyot böreğidir- davet eder, çay koyarız ,hadi gel falanca, der. tombul yüzü beni görünce aydınlanır. bugün gözükmedi ama.
içeride bir sürü insan var,sedirler dolmuş kimi sandalye çekmiş oturuyor.yerde yatak,üstünde biri, beyaz çarşafın altında.
bakmak ister misin ona, diyor halam.çiçek desenli bir başörtü var kafamda,herkes öyle yapmış,başlar sarılı,dua okunuyor bir yandan ben de ellerimi açmışım.
eğiliyorum,bembeyaz bir yüz,zaten pamuk gibidir babannem. gözleri de kapalı,uyuyor mu,ne olmuş ki ona? tekrar örtülüyor çarşaf, yerde yatan beden boyunca.
babannem beğenmezmiş öyle her şeyi. bir keresinde büyük babam bir fincan takımı almış.bunları mı aldın ha! diye diye birer birer göle fırlatmış. (hayalimde tabakları birer frizbi gibi dalgalanarak havada uçuyor.)belki sular tamamen çekilirse bir gün ortaya çıkarlar ve herkes de fikrini söyleyebilir: onları çirkin yapan şeyi.
annemden gizli kahveyi tabağa döküp bana içirttiğini biliyorum ama hatırlamıyorum takımların neye benzediğini,zaten bunlar onun sevdikleri olmalı, ya da razı geldikleri.
beğenileri,sevmedikleri ve onları sevip özleyenlerle göçüp giderler ve bir gün geriye yalnızca anılar kalır.son anı da zihinlerden silindiğinde o kişi artık nerededir? bir hiçlikte mi?
babam ağlıyordu,zor duyulan bir sesle konuşuyordu:
- çok su içmiş,iftardan sonra.
bana söylenmiyor,anlamaya çalışıyorum, dört yaşındayım henüz. ölüm ne bilmiyorum.
babannemin yaşadığı eve gidiyoruz ahşaptan yapılmış çok da eski, merdivenleri çıktıkça gıcırdıyor.o, hep köşedeki camda oturur bir tanıdık gördüğünde seslenir.börek varsa -ki bu pul pul dökülen patriyot böreğidir- davet eder, çay koyarız ,hadi gel falanca, der. tombul yüzü beni görünce aydınlanır. bugün gözükmedi ama.
içeride bir sürü insan var,sedirler dolmuş kimi sandalye çekmiş oturuyor.yerde yatak,üstünde biri, beyaz çarşafın altında.
bakmak ister misin ona, diyor halam.çiçek desenli bir başörtü var kafamda,herkes öyle yapmış,başlar sarılı,dua okunuyor bir yandan ben de ellerimi açmışım.
eğiliyorum,bembeyaz bir yüz,zaten pamuk gibidir babannem. gözleri de kapalı,uyuyor mu,ne olmuş ki ona? tekrar örtülüyor çarşaf, yerde yatan beden boyunca.
babannem beğenmezmiş öyle her şeyi. bir keresinde büyük babam bir fincan takımı almış.bunları mı aldın ha! diye diye birer birer göle fırlatmış. (hayalimde tabakları birer frizbi gibi dalgalanarak havada uçuyor.)belki sular tamamen çekilirse bir gün ortaya çıkarlar ve herkes de fikrini söyleyebilir: onları çirkin yapan şeyi.
annemden gizli kahveyi tabağa döküp bana içirttiğini biliyorum ama hatırlamıyorum takımların neye benzediğini,zaten bunlar onun sevdikleri olmalı, ya da razı geldikleri.
beğenileri,sevmedikleri ve onları sevip özleyenlerle göçüp giderler ve bir gün geriye yalnızca anılar kalır.son anı da zihinlerden silindiğinde o kişi artık nerededir? bir hiçlikte mi?
devamını gör...
leonid rogozov
takvimler 1962 senesini gösterirken bir gün, acıyla kıvranmaya başlamıştır.
kendisi bir hekim olduğu için, ağrının yeri, belirtileri gibi şeyleri kafasında oturtur ve ne olduğunu farkeder. apandisiti iltihaplanmıştır ve patlamak üzeredir.
rogozov o sırada antartika'da bir keşif görevindedir. yüzlerce kilometre yakında bile, kendisi haricinde tek doktor yoktur. ölmesine hemen hemen 24 saat kaldığını görünce verilecek en zor kararlardan birini verir.
kendine apandisit ameliyatı yapmak. (bkz: apendektomi)
kendisi bu kararını bir kaç iş arkadaşına söylemiş ve hazırlıklara başlamıştır. tutulan aynalar ve ışıklar yardımıyla en başta karın bölgesine lokal anestezi uygular, sonra derin bir kesik atarak ameliyata başlar. kan kaybından dolayı gittikçe yorgun düşse de, kendine yaptığı ameliyatı aynalardan takip ettiğin için, yansımadan oluşan bir optik yanılgı nedeniyle yanlışlıkla kör bağırsağını kesse de (ki ana ameliyata ara verip, hasar verdiği bağırsağını dikerek tamir etmiş, sonra devam etmiştir) en sonunda apandisite ulaşır, başarılı bir şekilde alır ve kendini diker, ameliyatı başarılı şekilde sonlandırarak tıp tarihine geçer.
ameliyat sonrasında, hiç komplikasyon yaşamadan ve rahat bir şekilde, 1 hafta içinde iyileşmiştir.
doktor bey, 2000 senesinde ölmüştür ancak sahip olduğu demirden irade hala konuşulur.
kendisi bir hekim olduğu için, ağrının yeri, belirtileri gibi şeyleri kafasında oturtur ve ne olduğunu farkeder. apandisiti iltihaplanmıştır ve patlamak üzeredir.
rogozov o sırada antartika'da bir keşif görevindedir. yüzlerce kilometre yakında bile, kendisi haricinde tek doktor yoktur. ölmesine hemen hemen 24 saat kaldığını görünce verilecek en zor kararlardan birini verir.
kendine apandisit ameliyatı yapmak. (bkz: apendektomi)
kendisi bu kararını bir kaç iş arkadaşına söylemiş ve hazırlıklara başlamıştır. tutulan aynalar ve ışıklar yardımıyla en başta karın bölgesine lokal anestezi uygular, sonra derin bir kesik atarak ameliyata başlar. kan kaybından dolayı gittikçe yorgun düşse de, kendine yaptığı ameliyatı aynalardan takip ettiğin için, yansımadan oluşan bir optik yanılgı nedeniyle yanlışlıkla kör bağırsağını kesse de (ki ana ameliyata ara verip, hasar verdiği bağırsağını dikerek tamir etmiş, sonra devam etmiştir) en sonunda apandisite ulaşır, başarılı bir şekilde alır ve kendini diker, ameliyatı başarılı şekilde sonlandırarak tıp tarihine geçer.
ameliyat sonrasında, hiç komplikasyon yaşamadan ve rahat bir şekilde, 1 hafta içinde iyileşmiştir.
doktor bey, 2000 senesinde ölmüştür ancak sahip olduğu demirden irade hala konuşulur.
devamını gör...
19 yaşındakilere tavsiyeler
ileride üzülmeyeceğiniz şeylere şu an üzülüyorsunuz. üzülmenin bile keyfini çıkarın hayatınızın değerini bilin . empati kurmayı öğrenin okuyun geliştirin kendinizi belgesel seyredin içki için eğlenin sevişin insanlar tanıyın demek istediğim başlıktır.
devamını gör...
karınca
politikaya, spora ya da insanların kendini kaybettikleri diğer şeylere önem vermeyen canlılar.
devamını gör...
annenin sakladığı bir şeyin bulunabilme ihtimali
benim annem sözkonusu ise yok.
ben sözkonusu isem elinle koymuş gibi bulursun.
ben sözkonusu isem elinle koymuş gibi bulursun.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
insanın içinde usul usul akan bir dere var. hayatına giren duygular da derenin içine düşen taş, toprak, atıklar vb. gibi derenin rengini ve hızını etkileyen unsurlara benziyor. tanıştığın insanlar o derenin bir yerinde akışa kapılarak yolculuğa katılıyor seninle. kimine bütün duruluğuyla gösteriyorsun suyun içindeki unsurları, kimine de suyu iyice bulanıklaştırıp kendince bir set çekiyorsun. bazen güveniyorsun, suyun içindeki şeylere ortak ediyorsun, paylaştıkça su berraklaşıyormuş gibi geliyor çünkü. böyle hissettikçe daha da coşuyorsun, hissettiğin şeylerin sadece sana değil ikinize ait olduğunu düşünüyorsun. sonra bir zaman geliyor iyi sandığın her şey kocaman bir kaya olup düşüyor suyun içerisine. derenin engele takılmayıp akan kısımları var tabi, ama azımsanmayacak kadar da durgun su oluşuyor bir yerlerde. rüzgarın etkisiyle suyun üzeri dalgalanınca ilerlediğini sanıyorsun ama rüzgar bitip o dalga yerini ıssız bir sakinliğe bırakınca anlıyorsun aynı yerde durduğunu. çabalıyorsun, her rüzgar estiğinde kanıyorsun bu küçük aldatmacaya, bile isteye üzüyorsun kendini. sonra zaman geçiyor sular yükseldiğinden midir nedir gerçekten hareket etmeye başlıyorsun. aynı eskiden olduğu gibi suyun akışı ile berabersin, bir şeyler değişiyor. ama bu defa tecrübelisin, asla yapmam diyorsun. yolda karşılaştığın her şeye ve herkese set çekiyorsun. ama nasıl oluyorsa bir şekilde görenler oluyor suyun içindekileri. sen yine aynı döngüye giriyorsun engeller ve kurtuluşlar ile geçip gidiyor zaman. umduklarından bulamıyorsun, buldukların seni şaşkına çeviriyor. açmam diyorsun ama kapının önünde insanları buyur ederken buluyorsun kendini. içinde bir şeyler birikiyor, biriktikçe asla çözemeyeceğin betondan bir yığına dönüşüyor. kim olduğuna ya da özünde ne olduğuna bile emin olamaz hale geliyorsun. gülüşlerin yüzünde soluyor, benim deyip kendini bulabileceğim kimse olmadığını fark ediyorsun etrafında. sevginin ve değerin karşılıklı olduğunu sandığın herkeste aslında sadece kendinin çırpındığını fark ediyorsun. öylece kalakalıyorsun. kendini her şeyden soyutlamaya çalışıyorsun. kendini insanlara tanıtmayı bırak, kendini tanımak için olan çabayı bile bırakıyorsun. sonra içinde bir şeyler çürümeye başlıyor. sen koku ile baş etmeye çalışırken hayat denen o dere de tüm bulanıklığıyla akıp gidiyor.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
güneşin en tepede olduğu saatlerde, otobüs durağında tek başıma otobüs bekliyormuş gibi hissediyorum. güneş yüzünden uykum da geliyor ama uyumamam lazım. bu benim genel hissiyatım zati.
devamını gör...
bir abinizin normal sözlük gözlemleri
saygı duyduğum gözlemler.
tanımı yaptık mı, gerçeğe dönelim.
başlığı açan yazarın gözlemine, bunu dile getiriş biçimine ve emeğine saygı duyuyorum. söylediği şeylerde doğruluk payının çok yüksek olduğunu da söyleyim. kendi adıma yorum yapacak olursam,
- kötü anlamda olmasa da - hedef kitlesi olan ergen yaştaki yazarlardan olmadığım için birbirimizi anlayabileceģimizi! umuyorum.
buna benzer şeyleri, başka biçimlerde yazdım daha önce, tekrara düşmek istemiyorum ama gerçekten bu tarz beklentilerden feci halde bunaltı geldi.
bana kalsa ben saatlerce, bıkmadan, usanmadan, zevkle siyaset yazarım mesela. ama bunu çok az yapıyorum burada.
burası bizim iş yerimiz, okulumuz ya da belli bir konunun vakfı değil.
burada sadece bir ya da bir kaç konu konuşulmasını beklemek, dilemek, ummak çok yersiz.
o zaman sadece siyaset sözlük, bilim sözlük vs bir sözlük bulunup orada yazılması belli ki sizleri daha mutlu edecek.
bunları sadece bu sözlük için demiyorum. bir oluşumun içinde, her çeşit insan bulunabilir ve yazabilir. bunun olmasından rahatsız olan insanlar ya o oluşumun içinde bulunmaz ya da sadece kendisinin ilgi alanı olan konularda yazar, çizer, okur.
kendisi gibi olmayan kişilere "keşke olmasan"a çıkan şeyler söylemez.
her yerin, tabii ki dingo'nun ahirina dönmemesi için kuralları vardır.
format, küfür, hakaret vs gibi kurallar.
bu kurallara uyan ama ciddi konuda yazmamış kişilere kimsenin bir şey demeye hakkı olduğunu düşünmüyorum.
hiç olmasın değil ama daha az olsun demek istendiğini de anladım. fakat o zaman, ne bunları yazanları azaltmaya çalışmak için uyarılarla ne de yönetimin bu konuda bir şeyler yapmasını söylemekle olmaz, gündem de olmasını istediğiniz konuda yazın, çizin, oylayın.
yetmeyecek biliyorum. çünkü bu konular hiçbir yerde, hiçbir zaman bir goygoy konusu kadar dikkat çekmeyecek. buna ne sizin ne benim ne de yönetimin yapabileceği bir şey yok.
kabullenmek ve kendi alanlarinda da olsa, keyif almaya çalışmak, tek yapılabilecek şey.
tanımı yaptık mı, gerçeğe dönelim.
başlığı açan yazarın gözlemine, bunu dile getiriş biçimine ve emeğine saygı duyuyorum. söylediği şeylerde doğruluk payının çok yüksek olduğunu da söyleyim. kendi adıma yorum yapacak olursam,
- kötü anlamda olmasa da - hedef kitlesi olan ergen yaştaki yazarlardan olmadığım için birbirimizi anlayabileceģimizi! umuyorum.
buna benzer şeyleri, başka biçimlerde yazdım daha önce, tekrara düşmek istemiyorum ama gerçekten bu tarz beklentilerden feci halde bunaltı geldi.
bana kalsa ben saatlerce, bıkmadan, usanmadan, zevkle siyaset yazarım mesela. ama bunu çok az yapıyorum burada.
burası bizim iş yerimiz, okulumuz ya da belli bir konunun vakfı değil.
burada sadece bir ya da bir kaç konu konuşulmasını beklemek, dilemek, ummak çok yersiz.
o zaman sadece siyaset sözlük, bilim sözlük vs bir sözlük bulunup orada yazılması belli ki sizleri daha mutlu edecek.
bunları sadece bu sözlük için demiyorum. bir oluşumun içinde, her çeşit insan bulunabilir ve yazabilir. bunun olmasından rahatsız olan insanlar ya o oluşumun içinde bulunmaz ya da sadece kendisinin ilgi alanı olan konularda yazar, çizer, okur.
kendisi gibi olmayan kişilere "keşke olmasan"a çıkan şeyler söylemez.
her yerin, tabii ki dingo'nun ahirina dönmemesi için kuralları vardır.
format, küfür, hakaret vs gibi kurallar.
bu kurallara uyan ama ciddi konuda yazmamış kişilere kimsenin bir şey demeye hakkı olduğunu düşünmüyorum.
hiç olmasın değil ama daha az olsun demek istendiğini de anladım. fakat o zaman, ne bunları yazanları azaltmaya çalışmak için uyarılarla ne de yönetimin bu konuda bir şeyler yapmasını söylemekle olmaz, gündem de olmasını istediğiniz konuda yazın, çizin, oylayın.
yetmeyecek biliyorum. çünkü bu konular hiçbir yerde, hiçbir zaman bir goygoy konusu kadar dikkat çekmeyecek. buna ne sizin ne benim ne de yönetimin yapabileceği bir şey yok.
kabullenmek ve kendi alanlarinda da olsa, keyif almaya çalışmak, tek yapılabilecek şey.
devamını gör...
x kuşağı vs y kuşağı
kuşaklar mevzusunun kimler tarafından ortaya atıldığı ve neye-kime hizmet ettiği sorgulanmalı diye düşünüyorum. gerçi genelde sorgulamadan almak işimize geliyor.
zira afrika'daki biri ya da ülkemizde çocuk yaşta çalıştırılan işçiler uymaz genellemelere. siyasilerin ve kimi uzmanların da kuşaklar üzerinden teori-tetkik ortaya atması üzücü bence.
edit: imla
zira afrika'daki biri ya da ülkemizde çocuk yaşta çalıştırılan işçiler uymaz genellemelere. siyasilerin ve kimi uzmanların da kuşaklar üzerinden teori-tetkik ortaya atması üzücü bence.
edit: imla
devamını gör...
normal sözlük'te kız tavlamak
buradaki kadinlar harbi delikanli,yapmayin boyle seyler...
(bkz: adamı gömerler oğlum)
(bkz: adamı gömerler oğlum)
devamını gör...
boş konuşmayı bırakın siz önce uygurlara yaptığınız soykırımı durdurun
şu kadının çıkışlarına bayılıyorum.
devamını gör...
sizin hiç babanız öldü mü
cemal süreya'nın genel sanılanın aksine babası hayattayken yazdığı infial barındıran şiiri.
amma velakin babası sağ olana dahi yaşatır ızdırabı.
amma velakin babası sağ olana dahi yaşatır ızdırabı.
devamını gör...
hormonal
"hormonlarla ilgili olan" anlamına gelen kelime. hormonel şeklinde kullanımı yanlıştır.
devamını gör...
4 ocak 2021 boğaziçi üniversitesi protestosu
yarın da devam edecek protesto.
devamını gör...
elzem
'olmazsa olmaz' yerine kullanıldığında entel gözükmenizi sağlayan kelime.
devamını gör...
kaybetmekten korkulan şeyler
yaşamaya dair hevesim
devamını gör...
bildirimleri tek tek kontrol etmek
sık sık yaptığımdır. üstte bir turuncu görünce hemen tıklıyorum, kimmiş beğenen, ne yazmışım da beğenmiş, o neler yazmış, kadın mıymış, at at at mesaj at hemen.
devamını gör...
resmi nikahsız yaşamak
beraber yaşamak için dini ya da resmi her hangi bir bağa ihtiyaç duyulmayacağını dile getiren başlık.
#1067985 noktası virgülüne kadar katıldığım tanım. üzerine çok söz söylemek istemiyorum. okuyup gülmeye geldim. okudum, güldüm, halime şükrettim gidiyorum. *
#1067985 noktası virgülüne kadar katıldığım tanım. üzerine çok söz söylemek istemiyorum. okuyup gülmeye geldim. okudum, güldüm, halime şükrettim gidiyorum. *
devamını gör...
