geceye bir şiir bırak
insan hatırlanacaksa bile en azından ahmet erhan dizeleri ile hatırlanmalı.
"hayat, seni çok seviyorum
yattığım zemin, kalktığım zaman belli olmasa da
hayat, seni çok seviyorum
adım nice ölümlere uyak kılınsa da
tünel karanlık, tren yorgun, raylar eski
gönlümde sonsuz bir kaçma isteği
durup durup ölümden konuşuyorsun
kapı önlerinde oğlunu bekleyen bir ana gibi
hayat, seni çok seviyorum
kaybolsun zaman, bedenim uğrun uğrun gitsin
bütün sevgilerim karşılıksız çıksın!"
"hayat, seni çok seviyorum
yattığım zemin, kalktığım zaman belli olmasa da
hayat, seni çok seviyorum
adım nice ölümlere uyak kılınsa da
tünel karanlık, tren yorgun, raylar eski
gönlümde sonsuz bir kaçma isteği
durup durup ölümden konuşuyorsun
kapı önlerinde oğlunu bekleyen bir ana gibi
hayat, seni çok seviyorum
kaybolsun zaman, bedenim uğrun uğrun gitsin
bütün sevgilerim karşılıksız çıksın!"
devamını gör...
tom hardy
hicbir sey yapmadan heykel gibi dursa bile karizmasindan gram eksilmeyen, seytan tuylu aktor tanesi.
kofte dudakli tatlis yav. (bkz: seni anan benim için doğurmuş)*
kofte dudakli tatlis yav. (bkz: seni anan benim için doğurmuş)*
devamını gör...
nişanyan sözlük
sevan nişanyan tarafından geliştirilen bir türkçe köken bilimsel sözlüğü.
www.nisanyansozluk.com/?
otuz iki binden fazla türkçe kelimenin kökeni, o kelimenin yazılı olarak geçtiği bilinen en eski eserlerden alıntılar gibi sözcüğün serüvenini bize sunmaktadır. örneğin;
--! spoiler !--
kadın
tarihçe (tespit edilen en eski türkçe kaynak ve diğer örnekler)
eski türkçe: [ orhun yazıtları, 735]
ögüm ilbilge ḳatunı [anam ilbilge kraliçeyi]
eski türkçe: [ ırk bitig, 900 yılından önce]
avınçu ḳatun/χatun bolzun [cariye kraliçe olsun]
eski türkçe: [ kaşgarî, divan-i lugati't-türk, 1073]
kātūn [[afrasiyab'ın kız soyundan gelenlere (hakan sülalesinden kadınlara) verilen ad]]
türkiye türkçesi: [ meninski, thesaurus, 1680]
ḳādın, ḳādün vulg. pro χātūn: matrona, domina, materfamilias [hanımefendi].
yeni türkçe: kadınsı [ cumhuriyet - gazete, 1951]
likomediya kızları arasında kadınsı bir ömür sürerken ülis geliyor
köken
eski türkçe ḳātūn veya χātūn "kraliçe, hakan eşi veya kızı" sözcüğünden evrilmiştir. eski türkçe sözcük soğdca aynı anlama gelen χwatēn sözcüğünden alıntıdır.
daha fazla bilgi için hatun maddesine bakınız.
ek açıklama
hatun sözcüğünün varyant biçimidir. ş. ülkütaşır, h. kılıç ve diğerlerinin sözcüğü türkçeden türetme denemeleri ciddiye alınamaz.
benzer sözcükler
kadın göbeği, kadın kadıncık, kadın tuzluğu, kadınbudu, kadınsı
www.nisanyansozluk.com/?k=k...
--! spoiler !--
www.nisanyansozluk.com/?
otuz iki binden fazla türkçe kelimenin kökeni, o kelimenin yazılı olarak geçtiği bilinen en eski eserlerden alıntılar gibi sözcüğün serüvenini bize sunmaktadır. örneğin;
--! spoiler !--
kadın
tarihçe (tespit edilen en eski türkçe kaynak ve diğer örnekler)
eski türkçe: [ orhun yazıtları, 735]
ögüm ilbilge ḳatunı [anam ilbilge kraliçeyi]
eski türkçe: [ ırk bitig, 900 yılından önce]
avınçu ḳatun/χatun bolzun [cariye kraliçe olsun]
eski türkçe: [ kaşgarî, divan-i lugati't-türk, 1073]
kātūn [[afrasiyab'ın kız soyundan gelenlere (hakan sülalesinden kadınlara) verilen ad]]
türkiye türkçesi: [ meninski, thesaurus, 1680]
ḳādın, ḳādün vulg. pro χātūn: matrona, domina, materfamilias [hanımefendi].
yeni türkçe: kadınsı [ cumhuriyet - gazete, 1951]
likomediya kızları arasında kadınsı bir ömür sürerken ülis geliyor
köken
eski türkçe ḳātūn veya χātūn "kraliçe, hakan eşi veya kızı" sözcüğünden evrilmiştir. eski türkçe sözcük soğdca aynı anlama gelen χwatēn sözcüğünden alıntıdır.
daha fazla bilgi için hatun maddesine bakınız.
ek açıklama
hatun sözcüğünün varyant biçimidir. ş. ülkütaşır, h. kılıç ve diğerlerinin sözcüğü türkçeden türetme denemeleri ciddiye alınamaz.
benzer sözcükler
kadın göbeği, kadın kadıncık, kadın tuzluğu, kadınbudu, kadınsı
www.nisanyansozluk.com/?k=k...
--! spoiler !--
devamını gör...
koku hafızası
alınan koku insanı hızlıca duyumlara götürdüğünden, kişide birçok duygu geçişine sebebiyet veren hafıza.
yukarıda cenk'in arka bahçesi'nin de dediği gibi; bazı kokular insanı rahatlatırken, aynı koku bir başka kişiyi korkutabilir, üzülebilir, kızdırabilir. genetik olarak da gelebilir, mümkündür. daha önce burada korku koşullanması deneyi ile de bahsetmiştim aynı durumdan. başlığına gitmeye üşenenler için ucundan özetleyeyim;
••
denek faresine bir şey koklatılıyor ve koklatılır koklatılmaz ayağına elektrik veriliyor. aynı şey defalarca kez tekrarlanıyor, bir süre sonra farenin elektrik verilmediği zaman da o kokuyu alınca elektriğe uğramış gibi tepki verdiği gözlemleniyor. daha sonra fare başka bir laboratuvardan getirilen fareyle çiftleştiriyor. doğan yavrulara aynı koku koklatılıyor; yavruların çoğu kokuya karşı korkmuş bir tepki veriyor.
••
böylece kokulara verilen tepkinin genetik olarak da insan beynine yerleşebileceği görülüyor.
koku hafızasının sanırım en kötü yanı, hatta bana göre tek kötü yani bu. duyguları tetiklemesi. üstüne o kokunun nereden gelip de hafızanıza yerleştiği bilemeyince iş daha da çıldırmalık oluyor. *
yukarıda cenk'in arka bahçesi'nin de dediği gibi; bazı kokular insanı rahatlatırken, aynı koku bir başka kişiyi korkutabilir, üzülebilir, kızdırabilir. genetik olarak da gelebilir, mümkündür. daha önce burada korku koşullanması deneyi ile de bahsetmiştim aynı durumdan. başlığına gitmeye üşenenler için ucundan özetleyeyim;
••
denek faresine bir şey koklatılıyor ve koklatılır koklatılmaz ayağına elektrik veriliyor. aynı şey defalarca kez tekrarlanıyor, bir süre sonra farenin elektrik verilmediği zaman da o kokuyu alınca elektriğe uğramış gibi tepki verdiği gözlemleniyor. daha sonra fare başka bir laboratuvardan getirilen fareyle çiftleştiriyor. doğan yavrulara aynı koku koklatılıyor; yavruların çoğu kokuya karşı korkmuş bir tepki veriyor.
••
böylece kokulara verilen tepkinin genetik olarak da insan beynine yerleşebileceği görülüyor.
koku hafızasının sanırım en kötü yanı, hatta bana göre tek kötü yani bu. duyguları tetiklemesi. üstüne o kokunun nereden gelip de hafızanıza yerleştiği bilemeyince iş daha da çıldırmalık oluyor. *
devamını gör...
ülkenin en önemli üç sorunu
1. eğitim
2. eğitim
3. eğitim
2. eğitim
3. eğitim
devamını gör...
tarihi şahsiyetler yazar olsa açacağı başlıklar
jul sezar-(bkz: veni vidi vici'nin gezi programlarında kullanılmasından hoşnut olmamam). (bkz: biz onu siz roma'da diyin diye mi dedik)
devamını gör...
lima sendromu
stockholm sendromunun tam tersi. kaçıran, kaçırdığı kişiye ilgi duymaya başlar.
devamını gör...
ölmek
klinik olarak kalbin çalışmayı durdurmasıdır. kişi için olmasa da geride kalanlar için fazlasıyla anlam ifade eden dünyadan göçüp gitme durumudur. bedenen artık dünyada olamamak ancak seni seven kalplerde var olmaya devam etmektir.
devamını gör...
olgunluk belirtileri
artık duygularınız minimum seviye de mantık maximum seviye de oluyor.
devamını gör...
biz çocukken
her şeyin kıymeti daha çok vardı. okulun, arkadaşın, tatilin, yemeğin, ailenin, çizgi filmin, sokakta oynamanın, denizin, şarkıların her şeyin. şimdi her şey saniyelik yaşanıp, bitiyor sanki. herkes çocukluktan itibaren, bencil artık. dünyanın başı dönüyor, insanlara yetişemiyor.
devamını gör...
edinilmiş en kıymetli hayat tecrübesi
aile her şeydir ne arkadaş ne sevgili gelip geçici olmayan tek şey ailedir.
devamını gör...
istiare
istiare diğer bir adıyla eğretileme.
- istiare, bir sözcüğün benzetme amacıyla başka bir sözcük yerine kullanılmasıdır. istiarenin benzetmeden farkı ise şudur:
bir sözcüğün benzetme olması için benzeyen ile kendisine benzetilenin bir arada kullanılması gereklidir. istiarede ya benzeyen ya da kendisine benzetilen kullanılmaktadır. her ikisi birden kullanılamaz.
ek olaraktan:
istiare (eğretileme), kendisine benzetilen söylenerek yapılırsa “açık istiare”, benzeyen söylenerek yapılırsa “kapalı istiare” adlarını almaktadır.
kaynak: türk dili ve edebiyatı dersi notlarımdır.
- istiare, bir sözcüğün benzetme amacıyla başka bir sözcük yerine kullanılmasıdır. istiarenin benzetmeden farkı ise şudur:
bir sözcüğün benzetme olması için benzeyen ile kendisine benzetilenin bir arada kullanılması gereklidir. istiarede ya benzeyen ya da kendisine benzetilen kullanılmaktadır. her ikisi birden kullanılamaz.
ek olaraktan:
istiare (eğretileme), kendisine benzetilen söylenerek yapılırsa “açık istiare”, benzeyen söylenerek yapılırsa “kapalı istiare” adlarını almaktadır.
kaynak: türk dili ve edebiyatı dersi notlarımdır.
devamını gör...
carl larsson
isveçli, el sanatları akımının (bkz: arts and crafts movement) temsilcilerinden bir ressam.
zor bir çocukluğun ardından başarıyla sanat eğitimini tamamlayıp fransaya yerleşmiş fakat oradaki ilk yılları çok zorlu geçmişti.
çağdaşlarının aksine izlenimcilik akımıyla ilgilenmiyordu. resimlerinde genellikle 8 çocuğunu, eşini (bkz: karin bergöö) ve eşiyle birlikte kendi sanat zevklerine göre dizayn ettikleri evini çiziyordu. haliyle kariyerindeki en önemli dönüm noktaları eşiyle tanışması ve kayınpederinin onlara hediye ettiği little hyttnäs isimli eve taşınmaları olmuştur.
bu zamana kadar yağlı boya çalışıyordu, bundan sonra ise sulu boyaya geçiş yapmış ve tarzını bulmuştur.
little hyttnäs bugün hala en çok ziyaret edilen sanatçı evlerinden biridir. karin ve carl'ın torunları her yıl mayıs ayında bu eve ziyaretçi kabul etmeye devam ediyor.
carl larsson'ın popüleritesinin artmasındaki en büyük etkenlerden biri de 1890larda gelişen renk kopyalama teknolojisi olmuştur. a home ismiyle suluboya resimlerinin tam renkli kopyalarını içeren bir kitap basılmıştı. ilk baskıda pek satmasa da ikinci baskıda o kadar büyük bir eser haline geldi ki 2001 yılına kadar baskıda kalmıştır.
fakat en önemli eserinin stockholmdeki ulusal müzede bulunan midvinterblot olduğu söylenir. yine bu eser de değeri geç anlaşılmış bir eserdir.
otoportre
mama's and the little girls' room
lazy nook
zor bir çocukluğun ardından başarıyla sanat eğitimini tamamlayıp fransaya yerleşmiş fakat oradaki ilk yılları çok zorlu geçmişti.
çağdaşlarının aksine izlenimcilik akımıyla ilgilenmiyordu. resimlerinde genellikle 8 çocuğunu, eşini (bkz: karin bergöö) ve eşiyle birlikte kendi sanat zevklerine göre dizayn ettikleri evini çiziyordu. haliyle kariyerindeki en önemli dönüm noktaları eşiyle tanışması ve kayınpederinin onlara hediye ettiği little hyttnäs isimli eve taşınmaları olmuştur.
bu zamana kadar yağlı boya çalışıyordu, bundan sonra ise sulu boyaya geçiş yapmış ve tarzını bulmuştur.
little hyttnäs bugün hala en çok ziyaret edilen sanatçı evlerinden biridir. karin ve carl'ın torunları her yıl mayıs ayında bu eve ziyaretçi kabul etmeye devam ediyor.
carl larsson'ın popüleritesinin artmasındaki en büyük etkenlerden biri de 1890larda gelişen renk kopyalama teknolojisi olmuştur. a home ismiyle suluboya resimlerinin tam renkli kopyalarını içeren bir kitap basılmıştı. ilk baskıda pek satmasa da ikinci baskıda o kadar büyük bir eser haline geldi ki 2001 yılına kadar baskıda kalmıştır.
fakat en önemli eserinin stockholmdeki ulusal müzede bulunan midvinterblot olduğu söylenir. yine bu eser de değeri geç anlaşılmış bir eserdir.
otoportre
mama's and the little girls' room
lazy nook
devamını gör...
türk dizi tarihinin en orijinal karakteri
bir de üşüdün mü leyla diye sorup evet cevabı alınca boyle tarzan gibi çıkarsan üşürsün tabi benim gibi giyinseydin diyip tıs tıs gülen koca yürekli arda vardı. dizi tarihinde sevdiğim tek kötü adamdır arda.
buradan
buradan
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevmediğiniz yazarlar
ötekileştirenleri sevmiyorum derken bile ötekileştiren olunduğundan beni buga sokan başlık. ama sanırım şöyle yaparsam olur. sürekli ve sürekli birilerini sevmeyen ve bunu aralıksız dile getiren tayfayı sevmiyorum.
devamını gör...




