ülkenin geri kalmışlık belirtileri
%0.1'lik kitap okuma oranı.
devamını gör...
yazarların içinde oldukları yaş ile ilgili fikirleri
birkaç ay sonra 22. bu ülkede en çok harcanan yaş aralığı olduğunu ve ileride çok üzüleceğimi düşünüyorum. yazık lan.
devamını gör...
korona aşısı olmak istemeyen insan
aşı olduktan sonra eğer maskesiz mesafesiz çıkabileceksek tamam bana 10 tane saplayın. ama kalkıp 65 yaş üstünün nerdeyse hepsini aşılayıp ta onlara günde bir kaç saat dışarı çıkma izni veriliyor aşılı olanların aşısız olanlardan hiç bir farkı olmuyorsa aşının bir anlamı kalmaz benim için.
devamını gör...
yalnızlığın en çok dokunduğu an
düşünün müzik eşliğinde bir grup insanla beraber amansızca eğleniyorsunuz bir sahilde (ya da nereyi hayal ederseniz) . eğlence? ne garip bir kelime.. bana göre karanlıkta geceyi izlemektir. ( tabii sigara olmazsa olmazımdır. ) her neyse. sesten kulak zarınızın patlayacağını düşünürken dans eden insanlar çevrelemiştir sizi. belki de sevdiğiniz ya da sizi çok seven insanlar bunlar. işte yalnızlık; eğlenip gülen insanlar sizi çevrelerken, sizin onlara yabancı kalmanızdır. yeni doğan bir bebeğin etrafındakileri anlamaya çalışması gibi anlamsız bir o kadar da merakla bakmanızdır o insanlara. bir de o an içinizde garip bir keder, yüzünüzde derin bir hüzün oluşur. bu duruma aslında siz de şaşırırsınız. her şey yolunda neden böyle hissediyorum dersiniz. yalnızlık o kadar yoğun bir haldedir ki artık, üşüdüğünüz zaman üzerinize giydiğiniz bir hırka kadar somuttur .durum gittikçe garip bir hal almaya başlar, insanlar yalnızlığınızın kokusunu almıştır. siz daha kafanızdaki soruları, kalbinizde ki bu acıyı çözmeye çalışırken bir de yapmacık insanların neden böyle duruyorsun, bir sorun mu var? gibi gereksiz sorularına maruz kalırsınız. burdan sonra zaten tutuşan kalbinizde artık yangınlar vardır. söndürmeye çalışayım derken alevler her yere yayılır ve siz yalnızlık içinde yanarsınız. söndürmek için bir fırsat yoktur artık, gittikçe alışırsınız bu yangın yerine. öğrenirsiniz yalnızlığı. iyileşmek için zaman, en azından bu iyiliği yapabilirim kendime dersiniz. zamanın bi b*ka yaramadığınıda böylece öğrenir ve bir lütuf olarak görürsünüz yalnızlığı ve en önemlisi yanmayı.. hata yapıp yapmadığınızdan emin değilsinizdir yine de uğraşmazsınız iyileşmek için. sonuçta ölen bir beden nasıl tekrar yaşama dönmüyorsa biz de yandık arkadaşlar geriye ne kaldı ki iyileşmek için çabalayacağız. işte bunları düşündüğünüz her an yalnızlığın en çok koyduğu andır.
devamını gör...
dünyanın en muhteşem üçlüleri
mazhar,fuat,özkan
devamını gör...
anneyle olan ilişki
kendi annemle olan ilişkime benzemesin diye kırk dereden su getirdiğim ilişki.
şeker gibi bir anneyim
kızım aynı annem gibi.
ben 14 yaşına iniyorum,o 50 yaşına çıkıyor,
kesişemiyoruz.
ya ben talihsizim ya da herkesin olduğu bir alan var ordan öteye gidilmiyor.
şeker gibi bir anneyim
kızım aynı annem gibi.
ben 14 yaşına iniyorum,o 50 yaşına çıkıyor,
kesişemiyoruz.
ya ben talihsizim ya da herkesin olduğu bir alan var ordan öteye gidilmiyor.
devamını gör...
etliye sütlüye karışmamak
başlığa bakınca kendime sövmek istiyorum hem de ağız dolusu. kimseyle değil
sorunum.sadece kendimle...
o kadar malım, o kadar malım ki...
senin ben her koşulda başını belaya sokmadan rahata ermeyen vicdanına tüküreyim. neymiş?!
" zordaki birine yardımcı olmazsa rahat uyuyamıyormuş." yardım edince uyuyabiliyor musun?
hayır!!!
peki o kadar derde niye sokuyorsun kendini? senin hic mi rahata ihtiyacın yok?
ona üzül, buna üzül, dön asıl sen kendine üzül, mal!!!
ulan sen değil miydin "iki kedimi de alıp evime çekip gideceğim, benden bu kadar" diyen? niye soktun kendini yine onca borcun altına, akılsız mal?!!
senin o ben ne yaptığımı biliyorum havalarındaki triplerine tüküreyim. hani o sondu? yine verdin elinde ne var, ne yok? kredi bile çektin yine...
bak sanki hic vermemişsin gibi davranıyorlar. havada karada sadece ailen 150 bin liranı silkeledi keriz. bak hala sana şikayet ediyorlar "şunu yapmadin, bunu yapmadin" diye.
gittin bacak kadar kıza bile dolandırıldın. kulak arkan bile boş degil senin. ulan senin ben...
neyse...
daha senin yatacak yerin yok. huzur içinde uyuyamıyorsun. doldurdun odana yine tonlarca hasta yavru kediyi. odanda uyumayi birak, bir başına zaman bile geçiremiyorsun.
seninle en son geçen sene balkonda marti baktığımızda, günlük kilolarca dışkı temizledigimizde demedim mi? "bu martı ve kedi işlerine son ver. tedavi ettirsen bile eve almıyorsun" diye? senin ben kendine verdiğin sözü tutmayan yerlerini...
senin o ağlak aglak bakan gözlerini...
senin ben bir kilometreden keriz olduğun anlaşılan tipini...
embesil!!!
odana giremiyorsun, salonda da kendi kedilerin yüzünden bir gram uykuya hasret yaşıyorsun. bir de sarılmış hala "bak ne şirin."diyorsun. sinirden mideme agri girdi.
seni de, o şirini de...
neredeyse 100 kediye bakıyorsun, maddiyatın buna daha ne kadar dayanır? peki yetmeyince o zaman ne yapacaksın?
geri zekalı, seninle muhatap olmak zorunda kaldığım icin kendimden özür diliyorum.
akıl fukarasi embesil!!!
sorunum.sadece kendimle...
o kadar malım, o kadar malım ki...
senin ben her koşulda başını belaya sokmadan rahata ermeyen vicdanına tüküreyim. neymiş?!
" zordaki birine yardımcı olmazsa rahat uyuyamıyormuş." yardım edince uyuyabiliyor musun?
hayır!!!
peki o kadar derde niye sokuyorsun kendini? senin hic mi rahata ihtiyacın yok?
ona üzül, buna üzül, dön asıl sen kendine üzül, mal!!!
ulan sen değil miydin "iki kedimi de alıp evime çekip gideceğim, benden bu kadar" diyen? niye soktun kendini yine onca borcun altına, akılsız mal?!!
senin o ben ne yaptığımı biliyorum havalarındaki triplerine tüküreyim. hani o sondu? yine verdin elinde ne var, ne yok? kredi bile çektin yine...
bak sanki hic vermemişsin gibi davranıyorlar. havada karada sadece ailen 150 bin liranı silkeledi keriz. bak hala sana şikayet ediyorlar "şunu yapmadin, bunu yapmadin" diye.
gittin bacak kadar kıza bile dolandırıldın. kulak arkan bile boş degil senin. ulan senin ben...
neyse...
daha senin yatacak yerin yok. huzur içinde uyuyamıyorsun. doldurdun odana yine tonlarca hasta yavru kediyi. odanda uyumayi birak, bir başına zaman bile geçiremiyorsun.
seninle en son geçen sene balkonda marti baktığımızda, günlük kilolarca dışkı temizledigimizde demedim mi? "bu martı ve kedi işlerine son ver. tedavi ettirsen bile eve almıyorsun" diye? senin ben kendine verdiğin sözü tutmayan yerlerini...
senin o ağlak aglak bakan gözlerini...
senin ben bir kilometreden keriz olduğun anlaşılan tipini...
embesil!!!
odana giremiyorsun, salonda da kendi kedilerin yüzünden bir gram uykuya hasret yaşıyorsun. bir de sarılmış hala "bak ne şirin."diyorsun. sinirden mideme agri girdi.
seni de, o şirini de...
neredeyse 100 kediye bakıyorsun, maddiyatın buna daha ne kadar dayanır? peki yetmeyince o zaman ne yapacaksın?
geri zekalı, seninle muhatap olmak zorunda kaldığım icin kendimden özür diliyorum.
akıl fukarasi embesil!!!
devamını gör...
burun estetiği yaptıranların söylediği yalanlar
kanka ne estetiği yaa. yüzüm oturdu bikere!
benimki niye oturmuyor arkadaş?
yaptırdıysan niye inkar ediyorsun?
inkar edeceksen niye yaptırıyorsun?
kaç sandalye koydun da oturabildi yüzün?
benimki niye oturmuyor arkadaş?
yaptırdıysan niye inkar ediyorsun?
inkar edeceksen niye yaptırıyorsun?
kaç sandalye koydun da oturabildi yüzün?
devamını gör...
ben içeri düştüğümden beri
nazım'ın en güzel şiiri.betimlemeleriyle benzemetleriyle insanın içini paramparça eder.genco erkalın sesi ve fazıl sayin piyanosuyla hala dinlemediyseniz çok şey kaçırıyosunuz."boğazlanan bir çocuğun kanı gibi akti zaman". bunu yazabilmek müthiş bir hayal gücü ve zeka gerektirir.
devamını gör...
altıncı hastalık
virüslerin yol açtığı, süt çocukluğu döneminde görülen hafif seyirli bir enfeksiyon hastalığı. 6 ay - 3 yaş grubu çocuklarda sık görülür. 2-3 gün süren ateş, en fazla 8 güne kadar uzar. özel bir tedavisi ve aşısı olmayan bir hastalıktır. hastalık bir haftada kendiliğinden iyileşir.
devamını gör...
normal sözlük kelimelik turnuvası
arkadaşlar iyi akşamlar, bengarip ile beraber bu etkinliği yapmayı planlıyoruz. basit bir direkt eşleşmeli ve elemeli bir sistem olmasın dedik ve lig usulü olmasında karar verdik. toplam katılımcı sayısı 3 e bölünecek 3 ayrı grup olacak, grup üyeleri kendi aralarında 2 şer maç yapacak ve grubun ilk 3 ü gruptan çıkacak. çıkan 9 kişi yine bir grupta yine aralarında 2 şer maç yapacak ve 1. 2. 3. belli olacak.
1-2-3 olacak yazarlarımıza sembolik birer hediye düşünüyoruz. katılım süresini yarın akşam 22:00 olarak belirledik, o süreye kadar "kelimelik" kullanıcı adınızı, eksiksiz ve hatasız olarak bengarip e bildirmeniz gerekiyor, beni de alın diyen yazarlarda dahil kelimelikteki nikinizi bildirmeniz gerekiyor. maçları 72 saat üzerinden açarsak daha adil olur sanırım. ( iş güç) ama 72 saat diye oyunu yaymassak sevinirim. yapılan maçların sonucunu, taraflardan biri bu başlığa yazacak, hayır ben yenilmedim, ben yendim gibi itirazlar olursa, itiraz eden bir "ss" yollarsa sonuç anlaşılır. sonuçları bengarip tabloya girip yine bu başlık altında yayınlayacak.
bu arada bu başlığa yazdıklarımız yönetim tarafından flood olarak kabul edilmez ise seviniriz. sorularınız için ben ve bengarip yardımcı olacağız.
1-2-3 olacak yazarlarımıza sembolik birer hediye düşünüyoruz. katılım süresini yarın akşam 22:00 olarak belirledik, o süreye kadar "kelimelik" kullanıcı adınızı, eksiksiz ve hatasız olarak bengarip e bildirmeniz gerekiyor, beni de alın diyen yazarlarda dahil kelimelikteki nikinizi bildirmeniz gerekiyor. maçları 72 saat üzerinden açarsak daha adil olur sanırım. ( iş güç) ama 72 saat diye oyunu yaymassak sevinirim. yapılan maçların sonucunu, taraflardan biri bu başlığa yazacak, hayır ben yenilmedim, ben yendim gibi itirazlar olursa, itiraz eden bir "ss" yollarsa sonuç anlaşılır. sonuçları bengarip tabloya girip yine bu başlık altında yayınlayacak.
bu arada bu başlığa yazdıklarımız yönetim tarafından flood olarak kabul edilmez ise seviniriz. sorularınız için ben ve bengarip yardımcı olacağız.
devamını gör...
gaga bulut'un tahliye olması
bu şahıs düpe düz reşit olmayan çocukları istismar ediyordu.
yine bu tarz hareketlerde bulunmayacağını anlamıştır umarım bu bireyin.
yine bu tarz hareketlerde bulunmayacağını anlamıştır umarım bu bireyin.
devamını gör...
ailenin en küçük çocuğu
en büyük çocuk olmaktan iyidir. birinin "evin büyüğü olacağıma köpeği olsaydım" dediğini duymuştum.
devamını gör...
kocasının ilgisini çekebilmek için gasp edildiğini iddia eden kadın
kedius taktikus hastalığıdır. kedimin sıkça uyguladığı taktiği benimsemiş kadın. koridorda yürürken bir anda kendini yere atıp garip sesler çıkarır. o sıra yakınlarında diğer canım kedilerim varsa vay hallerine. sanki onlar bir şey yapmış gibi acınarak bana bakar. neyse ki her seferinde ben durumu görmüş ya da fark etmiş olurum. oğullarım hep zan altında. geçen gece baktım birbirlerini temizliyorlar, benim odaya girdiğimi anladığı an çocuğa vurmaya, bağırmaya ve akabinde bana doğru koşmaya başladı. sırtta taşınmıyor, sıvazlanmıyor, pohpohlanmıyorsa evde sürekli gerginlik hakim, hep macera, katakulli peşinde. gülüyoruz ağlanacak halimize. tez zamanda şifa diliyorum hanım ablama.
devamını gör...
duygusal bağ kurulmuş nesneler
ayakkabılarım..
canım ayakkabılarım (kalpler)
yemin ediyorum var öyle bir bağ, biliyorum ama ispatlayamam, özellikle loefer larımla aşkım bambaşka..
şu an yeni iş kurduğum için birçoğunu satışa çıkardım, topuklu olanlarıyla pek samimi değiliz ama bir tane baba loefer ım var, satılacağı için bir kere bile giymedim, ondan ayrılmak, düşündürüyor beni :(
ayakkabı dışında da anlam yüklediğim, sakladığım birçok şeyi attım aslında yakın zamanda, bu konuda kendimi eğitmeye çalışıyorum, sadece gerekli olanlara indirmeye çalışıyorum, yinede azalmıyor..
7 yıldır çalışmıyorum, neredeyse, ihtiyaç dışı hiç yeni alışveriş yapmadım, çuvallarca attım, bir yandan satıyorum, öyle çok ultra geliri olan biride değildim (outletçiyim) ama yinede bitmiyor..
velhasıl, kurtulunması gereken nesnelerdir, iyi yada kötü geçmişle, yaşanmışlıkla, nesnelerle, her ne ile olursa olsun, her tür "bağ"ın insanın hızını kestiğini, aşağı çektiğini, özgürleşmesine engel olduğunu düşünüyorum, yaşadığımız evde, odada, sadece yaşamsal gereçlerin olması yeterli aslında, tek yada eşinle, bavulunu toplayıp gidebilmelisin istediğin zaman, önceliğimiz deneyim olmalı, yaşadığımız duyguya, deneyime odaklanmamızı engelleyen uyaranlardır bu bağlar diye düşünüyorum..
bağları kopardıkça, gereksiz eşyalardan kurtuldukça, o kadar hafifliyorki insan, bunlar insana mental anlamda yük de oluyor, yük hafifleyince enerjiniz ve algınızda da yer açılıyor inanın..
gönül bağınızın olduğu birisi varsa, onun dışında hiçbirşeyle bağ kurmak gerekmiyor bence..
canım ayakkabılarım (kalpler)
yemin ediyorum var öyle bir bağ, biliyorum ama ispatlayamam, özellikle loefer larımla aşkım bambaşka..
şu an yeni iş kurduğum için birçoğunu satışa çıkardım, topuklu olanlarıyla pek samimi değiliz ama bir tane baba loefer ım var, satılacağı için bir kere bile giymedim, ondan ayrılmak, düşündürüyor beni :(
ayakkabı dışında da anlam yüklediğim, sakladığım birçok şeyi attım aslında yakın zamanda, bu konuda kendimi eğitmeye çalışıyorum, sadece gerekli olanlara indirmeye çalışıyorum, yinede azalmıyor..
7 yıldır çalışmıyorum, neredeyse, ihtiyaç dışı hiç yeni alışveriş yapmadım, çuvallarca attım, bir yandan satıyorum, öyle çok ultra geliri olan biride değildim (outletçiyim) ama yinede bitmiyor..
velhasıl, kurtulunması gereken nesnelerdir, iyi yada kötü geçmişle, yaşanmışlıkla, nesnelerle, her ne ile olursa olsun, her tür "bağ"ın insanın hızını kestiğini, aşağı çektiğini, özgürleşmesine engel olduğunu düşünüyorum, yaşadığımız evde, odada, sadece yaşamsal gereçlerin olması yeterli aslında, tek yada eşinle, bavulunu toplayıp gidebilmelisin istediğin zaman, önceliğimiz deneyim olmalı, yaşadığımız duyguya, deneyime odaklanmamızı engelleyen uyaranlardır bu bağlar diye düşünüyorum..
bağları kopardıkça, gereksiz eşyalardan kurtuldukça, o kadar hafifliyorki insan, bunlar insana mental anlamda yük de oluyor, yük hafifleyince enerjiniz ve algınızda da yer açılıyor inanın..
gönül bağınızın olduğu birisi varsa, onun dışında hiçbirşeyle bağ kurmak gerekmiyor bence..
devamını gör...
normal sözlük’te açılan ilk başlık
kendisini merak ettiğim başlıktır. (bkz: buralar eskiden hep tarlaydı)
devamını gör...
enerji ve tabii lan manyak mısın bakanlığı
devamını gör...
kişinin kendi yaptığı espriye gülmesi
hüzünlü bir durumdur. şayet toplu bir ortamda yapıldıysa ve kendi hariç kimsede mimik oynamamışsa, kişinin yüzü domatesten hallice bir renge bürünür.
komik olmayan bir espriye maruz kaldığınızda gülünüz efendim, maksat kalpler kırılmasın.
komik olmayan bir espriye maruz kaldığınızda gülünüz efendim, maksat kalpler kırılmasın.
devamını gör...
şarkılarla geçtim aranızdan radyo yayını
hayatımdaki en büyük değişime şarkı yazan adamların bu akşam mevzu bahis olduğu yayın. pinhani'nin müziğini, çok daha uzun zaman önce tanışmış olmama rağmen, 28 yılımın geçtiği evimden taşınmak üzere toparlanır, her şeyi kutularken beni sen inandır'la yeniden keşfetmiştim. küçükken çok inanmıştım, eğer çok istersen her şey mümkün, inanmak zor değil...inandığının çok uzağına düşünce yerimsemek zor.
devamını gör...
kokoreç
kimyonun aşırı yakıştığı geceleri çok iyi anlaştığım kadim dostumdur.
aynı zamanda akılda kalıcı mirkelam şarkısı.
kokkoreç koko koko
kokoreç koko kokoo
kokkorreç sensiz olmaaz
kokkoreç koko koko
aynı zamanda akılda kalıcı mirkelam şarkısı.
kokkoreç koko koko
kokoreç koko kokoo
kokkorreç sensiz olmaaz
kokkoreç koko koko
devamını gör...