cemal süreya
internet ortamında kendisine ait olmayan şiirler sözler sanki kendisine aitmiş gibi paylaşılan şair.
devamını gör...
hiç gitmeyen uğultu
(bkz: tinnitus)
devamını gör...
yazarların en sevdiği atasözü
işleyen demir pas tutmaz.
devamını gör...
dunder mifflin (yazar)
kendi nickaltını kendi açmış bulunmakta. hoş geldin diyelim. tanımların bol olsun.
devamını gör...
başlık açmak için yırtınmak
spawn ukdesidir.
yazarların akıllara gelen veya daha fazla etkileşim almak uğruna format kurallarını hiçe sayarak her şeye başlık açmalarına yönelik bir söylemdir..
yazarların akıllara gelen veya daha fazla etkileşim almak uğruna format kurallarını hiçe sayarak her şeye başlık açmalarına yönelik bir söylemdir..
devamını gör...
aziz vasil katedrali
1555-1561 yılları arasında rus devletinin kazan ve astrahan hanlıklarına karşı kazandığı zaferleri kutlamak amacıyla korkunç ivan tarafından yaptırılmıştır.

katedral italyan mimar barma tarafından inşa edilmiş. bilinen bir efsaneye göre, bu eserin bir örneğini başka yerde inşa etmemesi için korkunç ivan'ın mimar barma'nın gözlerini dağlandığı söylenmekte.
toplamda 8 kubbesi bulunan katedral, merkezdeki şefaat kilisesinin etrafında bulunan sekiz ayrı kilisenin toplamından oluşmaktadır. katedralin her bir kubbesinin uzunluğu birbirinden farklıdır.
sekiz farklı kubbesi birbirlerinden farklı zaferleri sembolize eder. en yüksek kubbenin tepesi altın işlemelidir. oldukça ilginç bir görüntüye sahip olan soğan kubbelerde, islam mimarisinin etkileride görülür.
20. yüzyılın ortalarında aziz vasil katedrali müze olarak kullanılmaya başlanmış. 1934 yılında devletin tarihsel müzesi olarak kabul edilmiş. müze tapınakta 16. ve 17. ait yaklaşık 400 simge, portreler, peyzaj boyama ve süsleme örnekleri bulunmaktadır. günümüzde bir müze olarak hizmet veren aziz vasil katedrali unesco dünya listesinde bulunmaktadır.
16. ve 17. yüzyıla ait 400 aşkın eser barındıran bu müzenin en ilginç parçası 17.yüzyıldan kalma çar aleksey mihayloviç'e ait kadeh.


katedral italyan mimar barma tarafından inşa edilmiş. bilinen bir efsaneye göre, bu eserin bir örneğini başka yerde inşa etmemesi için korkunç ivan'ın mimar barma'nın gözlerini dağlandığı söylenmekte.
toplamda 8 kubbesi bulunan katedral, merkezdeki şefaat kilisesinin etrafında bulunan sekiz ayrı kilisenin toplamından oluşmaktadır. katedralin her bir kubbesinin uzunluğu birbirinden farklıdır.
sekiz farklı kubbesi birbirlerinden farklı zaferleri sembolize eder. en yüksek kubbenin tepesi altın işlemelidir. oldukça ilginç bir görüntüye sahip olan soğan kubbelerde, islam mimarisinin etkileride görülür.
20. yüzyılın ortalarında aziz vasil katedrali müze olarak kullanılmaya başlanmış. 1934 yılında devletin tarihsel müzesi olarak kabul edilmiş. müze tapınakta 16. ve 17. ait yaklaşık 400 simge, portreler, peyzaj boyama ve süsleme örnekleri bulunmaktadır. günümüzde bir müze olarak hizmet veren aziz vasil katedrali unesco dünya listesinde bulunmaktadır.
16. ve 17. yüzyıla ait 400 aşkın eser barındıran bu müzenin en ilginç parçası 17.yüzyıldan kalma çar aleksey mihayloviç'e ait kadeh.

devamını gör...
fellah köftesi
ankara'da tanıştığım, bana yönelen nasıl buldun bakışlarına karşı biçare bir şekilde, iyiymiş dediğim, yer ile yeksan olan tansiyonumu sıfırlayan yemek.*
hiç benlik değil.
onca buğday, onca yoğurt, onca sarmısak ile aram hoş olamadı bir türlü.
üstüne servis edilecek tatlı varsa, ben onu alayım sadece.
hiç benlik değil.
onca buğday, onca yoğurt, onca sarmısak ile aram hoş olamadı bir türlü.
üstüne servis edilecek tatlı varsa, ben onu alayım sadece.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
salatayı yapsın birisi iftara az kaldı
devamını gör...
rusya denince akla gelenler
dostoyevski, gogol, çehov.
devamını gör...
türkiye’deki müslümanların türkçe kur’an okumamış olması
müslüman kalmalarının sebebi olabilir.
devamını gör...
yaşamaya dair
en kıymetlim kemoterapi tedavisi alırken, ayakta durmama destek olan eserdir. sanki bir buluta bırakılmış gibi. muhtaç olduğumuzda bulalım, alalım diye.
bütün karmaşanın içinde kuşları izlemek gibi. yaşıyorlar ve yaşamaları beni en zor günümde mutlu ediyor. bir kuşun, bir fidanın orada olması. yaşayarak edilen bir dua gibi.
buradan
bütün karmaşanın içinde kuşları izlemek gibi. yaşıyorlar ve yaşamaları beni en zor günümde mutlu ediyor. bir kuşun, bir fidanın orada olması. yaşayarak edilen bir dua gibi.
buradan
devamını gör...
ara ara takipten çıkan esrarengiz takipçi
takipçi sayısını kontrol etmemek anormal bence. gün içinde ister istemez birkaç kez de olsa giriyoruz kendi profilimize ve dikkatimizi çekiyor illa takipçi sayısı. sonuçta o insanların bizi takip etmesinin bi sebebi var ve yazdığınız bi şeyden dolayı sizi takipten çıkmaları çok yüksek bi ihtimal. o yüzden de bana göre normal olan arada bakmak ve sebebini merak etmek.
devamını gör...
vejetaryen olmaya çalışanlara tavsiyeler
yaklaşık dört yıldır bu beslenme yöntemini benimsedim. besin değerleri konusu zaten araştırılarak bulunur. ben biraz yarattığı toplumsal sorunlar üzerinden tavsiye vermek isterim. toplumsal dediğim, arkadaş, aile, eş dost etkileşimleri. şimdiden söyleyeyim bunlar aşılması kolay problemlerdir. yeter ki siz bu kararı almanız konusunda kendinizi ikna edin. vejetaryenlik gerçekten kolaydır.
öncelikle aileniz gelenekçi ve farklı yaşam tercihlerine kapalı veya farklı tercihlerin varlığından habersiz bir aile ise ilk zorluk burada yaşanabilir. illa ki et yemelisin baskısı yapacaklarını düşünmeyin. bunu anlamlandıramayabilirler. hele ki aile ile yaşıyorsanız evde ne yemek yapılacağı konusu herkesi afallatabilir. bu nedenle, neden bu tercihi yaptığınızı anlayacakları dilden anlatmanız gerekir. tabi önce kendinize anlatmanız lazım.
ayrıca diğer aile bireylerine müdahale etmeye kalkışmayın. onların beslenme düzenlerini bozmamak adına emek verin. bir süre sonra ufak dokunuşlar ile sofrada ayrı menülerin olduğunu göreceksiniz. başta et yemediğinizden dolayı sizin için üzüleceklerdir ama zamanla alışacaklardır.
diğer bir konu ise yakın arkadaşlar ile olan ilişkiler. çok gariptir ki ben en büyük problemi burada yaşadım. arkadaş toplanmalarında bir oyunbozan gibi algılanabilirsiniz. sürekli benzer esprilere maruz kalabilirsiniz. mesela, “et girmeyen yere dert girer”. çok komik değil mi! standart sorularla da çok fazla haşır neşir olacaksınız. mesela, “balık da mı yemiyorsun”. şaşırtıcı bir soru! bunlara hazırlıklı olmakta fayda var. bir süre sonra sinir bozucu hale gelebilir. ben bu konuya saçma esprilere daha saçma espriler yaparak çözüm buldum.
bir başka tavsiyem, sizle gerçekten bu konu hakkında konuşmak istemeyen kişiler ile neden böyle beslendiğinizi konuşmayın. hatta sorulsa bile sizi anlamak istemeyen kişilerle konuşmayın. çünkü sık sık ne kadar saçma bir tercih yaptığınızı anlatmaya çalışacak kişilerle karşılaşacaksınız. bu kişiler çok fazladır. bunun nedenleri var ama şu an yazarak konuyu uzatmayacağım.
son olarak ise kendi tercihinizi başkalarına dikte etmeyin. unutmayın ki insanoğlu binlerce yıldır et tüketiyor. adeta demirden bir kültür. çabucak değişmesini hayal etmeyin. et tüketenlere bakış açınızda değişiklik olmasın. sadece kendiniz duyarlı insanmışsınız düşüncesine kapılmayın. unutmayın ki etik olarak daha uygun bulup, bu beslenme düzenine geçmeden önce siz de et tüketiyordunuz.
şunu söylemek istiyorum. benim için et lezzetli bir yiyecek. yediğim zamanlar bana haz verirdi. ama şu an düşüncelerime paralel bir eylem yapıyor olmanın verdiği hazzın yanında çok ufak bir haz.
öncelikle aileniz gelenekçi ve farklı yaşam tercihlerine kapalı veya farklı tercihlerin varlığından habersiz bir aile ise ilk zorluk burada yaşanabilir. illa ki et yemelisin baskısı yapacaklarını düşünmeyin. bunu anlamlandıramayabilirler. hele ki aile ile yaşıyorsanız evde ne yemek yapılacağı konusu herkesi afallatabilir. bu nedenle, neden bu tercihi yaptığınızı anlayacakları dilden anlatmanız gerekir. tabi önce kendinize anlatmanız lazım.
ayrıca diğer aile bireylerine müdahale etmeye kalkışmayın. onların beslenme düzenlerini bozmamak adına emek verin. bir süre sonra ufak dokunuşlar ile sofrada ayrı menülerin olduğunu göreceksiniz. başta et yemediğinizden dolayı sizin için üzüleceklerdir ama zamanla alışacaklardır.
diğer bir konu ise yakın arkadaşlar ile olan ilişkiler. çok gariptir ki ben en büyük problemi burada yaşadım. arkadaş toplanmalarında bir oyunbozan gibi algılanabilirsiniz. sürekli benzer esprilere maruz kalabilirsiniz. mesela, “et girmeyen yere dert girer”. çok komik değil mi! standart sorularla da çok fazla haşır neşir olacaksınız. mesela, “balık da mı yemiyorsun”. şaşırtıcı bir soru! bunlara hazırlıklı olmakta fayda var. bir süre sonra sinir bozucu hale gelebilir. ben bu konuya saçma esprilere daha saçma espriler yaparak çözüm buldum.
bir başka tavsiyem, sizle gerçekten bu konu hakkında konuşmak istemeyen kişiler ile neden böyle beslendiğinizi konuşmayın. hatta sorulsa bile sizi anlamak istemeyen kişilerle konuşmayın. çünkü sık sık ne kadar saçma bir tercih yaptığınızı anlatmaya çalışacak kişilerle karşılaşacaksınız. bu kişiler çok fazladır. bunun nedenleri var ama şu an yazarak konuyu uzatmayacağım.
son olarak ise kendi tercihinizi başkalarına dikte etmeyin. unutmayın ki insanoğlu binlerce yıldır et tüketiyor. adeta demirden bir kültür. çabucak değişmesini hayal etmeyin. et tüketenlere bakış açınızda değişiklik olmasın. sadece kendiniz duyarlı insanmışsınız düşüncesine kapılmayın. unutmayın ki etik olarak daha uygun bulup, bu beslenme düzenine geçmeden önce siz de et tüketiyordunuz.
şunu söylemek istiyorum. benim için et lezzetli bir yiyecek. yediğim zamanlar bana haz verirdi. ama şu an düşüncelerime paralel bir eylem yapıyor olmanın verdiği hazzın yanında çok ufak bir haz.
devamını gör...
fillerin göçü
çin’de gerçekleşen ve tam on yedi ay ve beş yüz kilometre süren yolculuktur.
haberlerde karşıma çıkanca hemen nobel ödüllü portekizli yazar, büyük insan, edebiyat tanrısı jose saramago’nun filin yolculuğu kitabını getirdi aklıma bu olay. olayın detaylarını araştırınca aralarında bir bağlantı olmadığını görsem de içimde hem bir mutluluk hem de bir hüzün doldurdu bu anlamsız göç.
filler çok zeki yaratıklardır, bence insanlardan bile daha zeki ancak hafızaları insanlar kadar zayıf, merhametleri insanlar kadar eksik olmadığı için dünya üzerindeki baskın ırk olmayı başaramadılar.
fillerle ilgili birçok bilgiye sahip olduğunu düşünen biliminsanları kısa mesafe yolculuklarına alışkın oldukları fillerin beş yüz kilometre süren bu göçüne bir anlam verememiş henüz. bence bu anlamlandıramamanın altında yatan asıl neden öğrendikleri şeyin dünyayı mutlu etmeyecek kötü bir haber olabilme korkusu ve hiçbir şekilde maddi gelir elde edemem açgözlülüğü olabilir. o zaman dört açılı diş fırçası bekliyoruz bilim dünyasından.

hayvanlar anlamsız şeyler yapmazlar, hele ki bu anlamsız hareket üstüne üstlük beklenmedikse mutlaka bir anlamı vardır. evin içinde yürürken aniden yön değiştiren ve insanlara anlamsız gelen bir şekilde bambaşka bir istikamette hızla giden hamamböceğine tuvalet aynası karşısında dudağını büzerek fotoğraf çeken insanın hareketi çok daha mantıksız geliyordur bence.
demek istediğim fillerin bu yolculuğunun anlamsız olmadığı ve dünya üzerinde gerçekleşecek muhtemel bir felaketin habercisi olduğudur.
peki ne yaptı bu filler? geçtikleri yollarda bulunan evlere tanrı misafiri oldular, bazı yiyeceklere ortak oldular, küçük çocuklar gibi buldukları yerlerde uyudular, tarlalarda kendi izlerini bıraktılar, sulara girip göçün yorgunluğunu attılar üzerlerinden. belki de filler hayatın tadını çıkarmaya karar verdi aklı evvel insanların yapamadığını görünce.

filler tepişirken insanlar ezilsin.
haberlerde karşıma çıkanca hemen nobel ödüllü portekizli yazar, büyük insan, edebiyat tanrısı jose saramago’nun filin yolculuğu kitabını getirdi aklıma bu olay. olayın detaylarını araştırınca aralarında bir bağlantı olmadığını görsem de içimde hem bir mutluluk hem de bir hüzün doldurdu bu anlamsız göç.
filler çok zeki yaratıklardır, bence insanlardan bile daha zeki ancak hafızaları insanlar kadar zayıf, merhametleri insanlar kadar eksik olmadığı için dünya üzerindeki baskın ırk olmayı başaramadılar.
fillerle ilgili birçok bilgiye sahip olduğunu düşünen biliminsanları kısa mesafe yolculuklarına alışkın oldukları fillerin beş yüz kilometre süren bu göçüne bir anlam verememiş henüz. bence bu anlamlandıramamanın altında yatan asıl neden öğrendikleri şeyin dünyayı mutlu etmeyecek kötü bir haber olabilme korkusu ve hiçbir şekilde maddi gelir elde edemem açgözlülüğü olabilir. o zaman dört açılı diş fırçası bekliyoruz bilim dünyasından.

hayvanlar anlamsız şeyler yapmazlar, hele ki bu anlamsız hareket üstüne üstlük beklenmedikse mutlaka bir anlamı vardır. evin içinde yürürken aniden yön değiştiren ve insanlara anlamsız gelen bir şekilde bambaşka bir istikamette hızla giden hamamböceğine tuvalet aynası karşısında dudağını büzerek fotoğraf çeken insanın hareketi çok daha mantıksız geliyordur bence.
demek istediğim fillerin bu yolculuğunun anlamsız olmadığı ve dünya üzerinde gerçekleşecek muhtemel bir felaketin habercisi olduğudur.
peki ne yaptı bu filler? geçtikleri yollarda bulunan evlere tanrı misafiri oldular, bazı yiyeceklere ortak oldular, küçük çocuklar gibi buldukları yerlerde uyudular, tarlalarda kendi izlerini bıraktılar, sulara girip göçün yorgunluğunu attılar üzerlerinden. belki de filler hayatın tadını çıkarmaya karar verdi aklı evvel insanların yapamadığını görünce.

filler tepişirken insanlar ezilsin.
devamını gör...
bobby fischer
dunya satranc tarihinin en gizemli ve sansasyonel oyuncusudur.
tam adi (bkz: robert james fischer)'dir. 9 mart 1943'de chicago'da dogmus, 17 ocak 2008'de izlanda'da hayatini kaybetmistir.
1972 yilinda (bkz: reykjavik)'de (bkz: boris spassky)'yi yenerek dunya sampiyonlugu unvanini kazanmis, 1975'de (bkz: anatoly karpov) ile oynamasi gereken unvan macina (bkz: fide) ile yasadigi anlasmazlik sonucu cikmayarak sampiyonluk unvanini hukmen kaybetmistir.
bu olaydan sonra uzun yillar boyunca ortadan kaybolmustur. (bkz: birlesmis milletler) tarafindan ambargo uygulanan (bkz: yugoslavya)'da boris spassky ile resmi olmayan bir dunya sampiyonlugu maci yapmis ve bu maci da 10-5 kazanmistir.
11 eylul saldirilarindan sonra amerikan hukumetini suclayici demecler vermesinin ardindan abd tarafindan pasaportu iptal edilmistir. gecersiz pasaportla ulkeyi terk etmeye tesebbus suclamasiyla japonya'da narita havaalani'nda gozaltina alinmis, 9 ay boyunca tutuklu kalmasinin ardindan (bkz: izlanda) hukumetinin kendisine vatandaslik vermesiyle sampiyonluk unvanini kazandigi bu ulkeye tasinmistir.
2785'lik (bkz: elo) puani uzun yillar boyunca gecilememis, ancak (bkz: garry kasparov) dunya sampiyonu olduktan sonra bu puani gecebilmistir.
satrancta uyguladigi taktikler ve rakiplerine karsi aldigi inanilmaz galibiyetler, satranc jargonunda (bkz: fischer hummasi) olarak adlandirilir.
tam adi (bkz: robert james fischer)'dir. 9 mart 1943'de chicago'da dogmus, 17 ocak 2008'de izlanda'da hayatini kaybetmistir.
1972 yilinda (bkz: reykjavik)'de (bkz: boris spassky)'yi yenerek dunya sampiyonlugu unvanini kazanmis, 1975'de (bkz: anatoly karpov) ile oynamasi gereken unvan macina (bkz: fide) ile yasadigi anlasmazlik sonucu cikmayarak sampiyonluk unvanini hukmen kaybetmistir.
bu olaydan sonra uzun yillar boyunca ortadan kaybolmustur. (bkz: birlesmis milletler) tarafindan ambargo uygulanan (bkz: yugoslavya)'da boris spassky ile resmi olmayan bir dunya sampiyonlugu maci yapmis ve bu maci da 10-5 kazanmistir.
11 eylul saldirilarindan sonra amerikan hukumetini suclayici demecler vermesinin ardindan abd tarafindan pasaportu iptal edilmistir. gecersiz pasaportla ulkeyi terk etmeye tesebbus suclamasiyla japonya'da narita havaalani'nda gozaltina alinmis, 9 ay boyunca tutuklu kalmasinin ardindan (bkz: izlanda) hukumetinin kendisine vatandaslik vermesiyle sampiyonluk unvanini kazandigi bu ulkeye tasinmistir.
2785'lik (bkz: elo) puani uzun yillar boyunca gecilememis, ancak (bkz: garry kasparov) dunya sampiyonu olduktan sonra bu puani gecebilmistir.
satrancta uyguladigi taktikler ve rakiplerine karsi aldigi inanilmaz galibiyetler, satranc jargonunda (bkz: fischer hummasi) olarak adlandirilir.
devamını gör...
arctic monkeys
505 gibi kulaktan alınınca da kafa yapan bir şarkının sahibi gruptur.
devamını gör...
hobi edin diyen tip
hobi ile uğraşıp kendini tedavi edemezsin, derdini azaltabilirsin.örneğin
bibliyoterapi kitaplarla yapılan terapidir.
bunu dışında günlük yazmak, film izlemek, yürüyüş,yüzme,el sanatları,müzik,...
bir şeylerle uğraşmak veya üretmek sürecinde kişi kendini dinler,dinlenir, düşünür,dengelenir ve daha iyi karar verir.böylece yanlış davranışladan uzak olur.
bibliyoterapi kitaplarla yapılan terapidir.
bunu dışında günlük yazmak, film izlemek, yürüyüş,yüzme,el sanatları,müzik,...
bir şeylerle uğraşmak veya üretmek sürecinde kişi kendini dinler,dinlenir, düşünür,dengelenir ve daha iyi karar verir.böylece yanlış davranışladan uzak olur.
devamını gör...
hiç bitmeyecek sanılan şeyler
dertler ...
devamını gör...
başlıklarını engelle butonu
kişi bazında değil de başlığa girdiğinde olması gerektiğini düşündüğüm butondur. bu sayede istemediğimiz başlıkları tekrar tekrar görmek zorunda kalmatız.
devamını gör...
