"neden benim gibi yapmayı ögrenmiyorsun?"
"sen ne yapıyorsun ki?"
"kimseden hiçbir şey beklemiyorum. böylece hayal kırıklığına da uğramamış oluyorum."
şeker portakalı kitabından.
devamını gör...

dünyanın en güzel dudaklarından dökülen kelimeler
yavaş yavaş ele geçiriyor zihnimi
senden başka bir şey düşünemez oluyor
senden başka güzel tanımıyorum
akseki'nin yamaçlarında
o amansız kara kışta
tertemiz, el değmemiş karlar içinden
gördüğüm en güzel çiçek açıyor
sen benim karlarla kaplı gönlümde
usulca açan
tertemiz bir kardelensin
sen bu kirlenmiş dünyanın
en güzel çiçeğisin
devamını gör...

kendi kayıplarıdır.
devamını gör...

iyi dostlar biriktirdim hepsi ailem oldu.
devamını gör...

nightcall harika şarkıdır.
devamını gör...

insan 21. yüzyılda değilde 16.yüzyıldaymış gibi hissediyor.
devamını gör...

sözlükte bu tarz etkinliklerin artması sevindirici. tavla oynamayı bilmediğim için üzülerek katılamayacağımı bildiriyorum. ama kim bilir? belki gaza gelir fuzzy lee'den ders alır bir saatte öğrenir katılırım. umarım eğlenceli ve kalabalık bir turnuva olur.*
devamını gör...

furkan'ın tabletine el koymuş boyama yapan bir adet teyze bırakalım şuraya.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ara ara gelip 'bölüm geçtin mi teyze?' diye soruyor ve 'geçince vercen mi teyze?' diye ekliyor.

ah benim minnak sıpam. özel çocuğum. masum pıtırcığım.

edit; kuruldu paşa yerine. anca bir oyunluk dayandı. çok canı oynamak istiyormuş.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kitabı, tableti ve müziğiyle...
şuan yalan dünya dinliyor. *
az önce siyah saçlarına kurban olduğum dinliyordu. repertuvarımız pek geniş her telden var. *
devamını gör...

sonuna kadar katılıyorum. her gün bir şeyler yazabilir miyim diye bakıyorum yazacak başlık bulamıyorum. başlığı kendim açsam rağbet görmeyecek. gündem de olanlar eski başlıklar. onlarda lay lay lom başlıklar yani. özellikle gündemin daha güncel ve gerçekçi şeylerle dolması gerekiyor. hala ekşisözlüğe bakmam gerekiyor çünkü yetkin gündemler çıkıyor orada en azından başlık olarak. bir de çaylaklık sistemi gelmesi güzel evet ama arada böyle aklıselim insanlar da kaynamıştır diye düşünüyorum.
devamını gör...

" adabı vardır...." şaka şaka bi adabı yoktur. bardağa koyup içersin iste daha fazla güzellemelerin anlamı yok.
çayı, suyu, neyi içersen iç, yaninda sohbetinden keyif aldigin, varlığından hoşnut olduğun birinin olması hem zamanın ve sohbetin kalitesini artırır. içilen çaydan, su'dan kahveden keyif almanızı sağlar. o yüzden bakmayın siz "adabı var rakı içmenin" güzellemesi veya paylaşımı yapanlara, rakı şişesini görse fitil diye kullanmaya çalisirlar
devamını gör...

üsluba bakılırsa seviyenin ne kadar yerlerde olduğunun göstergesi.. yazık .. sevmek ile saygı duymak arasındaki ince çizgi bile öğretilmemiş.. bu kim için söylenirse tepkim aynı olur . cumhurbaşkanı olur , bir hekim olur , bir aşçı olur vs farketmez.. özgüveni yüksek , onurlu bireyler yetiştirilmeli ..
devamını gör...

değerlere bakalım;
itaat, kadının kocasına karşı vazifelerinden en birincisi (allah’ın emirleri doğrultusunda) itaattir.

bir de hadis verelim;
“kadınların en hayırlısı, baktığında seni mutlu eden, emrettiğinde itaat eden ve olmadığın zaman namusunu ve malını gözetendir.” (taberani, ibn-i mace)

bu örnekler çoktur ama bir parça aklı olana bi bile çoktur.
devamını gör...

kastamonu yolu üzerinde görebileceğiniz tabela yazısıdır.

kastamonu da çok sayıda ayı olmasından dolayı yaban hayatı koruma adına alınmış önlemlerden biridir ama tabelayı gören herkes önce kahkaha atmıştır diye düşünmekteyim.

hala görmeyenler için buyrun. *


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

geç yatıp gereksiz yere erken kalkan * herkese günaydın sözlük.
devamını gör...

uygunsuz adh sendromu tedavisinde kullanılabilen nonselektif adh reseptör blokörü ajandır.
devamını gör...

öncelikle merhaba, size komşunun tuhaf davranışlarından ziyade komşumla yaşadığım turşu ödüllü tuhaf bir olayı anlatmak istiyorum.
bundan üç yıl önce olması lazım, bir gün evde otururken kapıda bir kıpırdanma duydum ve sese çıktım. iri yarıca, gençten bir çocuk(ikimiz de öğrenciyiz o zamanlar) elinde eski bir kartla kapı açmaya çalışıyor. biraz seyrettim, baktım açamıyor yardımcı olayım ben açarım dedim, açtım da. keşke o an bunu başaramamış, tüm havamı söndürmüş olsaydım ama bilemezdim ki, nereden bileyim.
kapıyı açtık, sevimli sevimli teşekkür etti, rahatsız ettim kusura bakma dedi ve evine girdi. bu arada bu yaşananlar çalıştığım için hep akşam dokuz on saatlerinde yaşanıyor.
ertesi gün yine geldi, yine açtık kapıyı. ertesi gündü, bir gündü iki gündü derken iki haftayı aştı olay, rahatsız oluyorum ama kapıyı açtığımız kart bende duracak kadar da her iki taraf için benimsenen bir durum var ortada. alışınca da bi rahatlık aldı bizimkini. önceleri kız arkadaşını görmüyordum artık üç güne bir ikisini de karşımda görmeye başladım. biri kapımı çalıyor, diğeri ricada bulunuyor sonra onlar bir köşede kapıyı açmamı bekleyip ben eve girene kadar da sevimlilik yapıyordu. ( teşekkür ederiz, kusura bakma seni de rahatsız ediyoruz hep böyle, bir ihtiyacın olursa sakın çekinme sen de bize söyle. asabileşen gönlümü alma taktikleri)
bu arada bunu söylemeden geçemem artık bende de nasıl bir psikolojik rahatsızlık başladıysa "ya bu kez açamazsam" düşüncelerine kapılıp kendime yükleniyordum. her neyse... birkaç kez daha oflaya puflaya da olsa açtım kapıyı.( yok anlamıyor bir türlü ona ofladığımı, canını sıkıyorlar heralde cafede diyor. oğuz atay kadar anlaşılmamak nedir hissediyorum, ben de anlamıyor ne de olsa diye konuşmadan işimi yapıyorum)
bu sessizliğin beni "ben bu düzeni bozarım" evresine getirdiğinin farkında değil, anlamak da istemiyor olabilir bilmiyorum. tek bildiğim şey; artık rahat bir nefes almak istediğim.
bu karar kaçıncı güne tekabül ediyor pek bir önemi yok ama kırılma anı bu günden itibaren başlıyor. bir gün iş yerinde tüm mesaim boyunca "eve gideceksin ve o kapıyı mahalle yansa açmayacaksın sonra da hiç olmadığın kadar özgürsün" diyerek uzun zamandır arkasında durmadığım kendimin ellerinden tutmaya karar verdim. eve gidince en sevdiğim pijamalarımı giyip kapıyı açmayacağım anı beklemeye başladım. baş belası beni çok bekletmeden geldi, ufak ufak zile dokunuyor, aradaki ses boşluğunda ise evde miyim diye yokluyor. o zili çaldıkça ben en rahat olmam gereken kendi evimde kedi yürüyüşü yapıyorum. ağrıma gidiyor bu çaresiz halim. yine kendime kızıyorum "sen kendin başına bela ettin, şimdi kurtul!" neyse ben kendimle hesaplaşırken vazgeçip gitti sonunda. oh dedim oh, ya yeni bir kurban bulacak kendine ya da çilingire gidiyor. o kadar özgür o kadar çok huzurluydum ki gittiğinde, beni etkileyen ne varsa onlardan uzak durabilmenin değerini öpüp başıma koydum. tabi mutlu anlar çabuk biter benim için. aradan 20-25 dk ancak geçti, hem ev hem de iş arkadaşım olan melike'den bir mesaj geldi. "aşkım senin şu manyak var ya kapısını açtırıp duran seni sordu. evdedir çıkalı çok oldu dedim." şaşkın şaşkın ne kadar baktım mesaja bilmiyorum ama hemen üstünkörü bir plan yapıp işe koyuldum. bu aptal dostluğun nişanı olan kartla ufak bir not kıstırdım kapısına. "kusura bakma ama kabak tadı vermeye başladı bu yaptığın. kendine yeni bir uşak bul ya da çilingire gidebilirsin ama benim kapıma gelme bir daha"
hemen içeri girip pusuya yattım, sessizce yarım saat kadar bekledim. arkadaşıyla gelip kapıyı açtılar tabi notla kartı da aldılar eminim bundan.
aradan iki gün geçti ses seda çıkmadı hiç, kapı sesi de duymadım üçüncü gün kapımı çaldı açmadım. gece melike işten dönünce elinde orta boylarda bir kavanoza kurulmuş acı biber turşusuyla geldi. (yalnız turşu, biberine sarımsağına kullanılan sirkeye kadar organik. memleketten kapıp getirdiği, anne eli değdiği o kadar belli ki kavanozu bile evde yöresel rüzgarlar estirmeye yetiyor)

"kusura bakmasın ev arkadaşım memlekete giderken benim anahtarı da götürmüş dün gece geldi, artık anahtarım var sıkıntı yapmasın yani, turşuyu da şimdi getirebildim, kabul etsin rahatsız ettik o kadar" diye de tembihlemiş melike'yi. melike gülmekten yerde kıvranıyor ben iki gün daha bekleseydin bu kadar kendini hırpalamayacaktın diye hem gülüp hem yine kendime kızıyorum. aslında hala hatırladıkça gülüyorum kimdin, biz neydik... bu tuhaf komşum buralardaysa onu affettiğimi söylemek istiyorum.
devamını gör...

aslında kim olduğu, cinsiyeti gibi ayrıntılar üzerinde tartışmalar sürüyor. o mozaikte kullanılan renkler ve yüzdeki canlılıktan çok, asıl etkileyici kısım gözleri. bakanlara, farklı duygular anlatıyor bu gözler.
devamını gör...

içki sosyal mesafeyi azaltan bir etkiye sahip. tabii ki kısıtlama getirmekte haklıyız açıklamasına istinaden haftasonları alkol satışı yasaklandı. şuan 5 e kadar açık olan migros gibi alkol satışı yapan büyük alışveriş merkezlerinde ise görüntü böyleydi.
sayın bakan'a buradan bir soru yöneltiyorum. peki camii'lerimizde kılınan namazlar, sosyal mesafeyi etkileyen bir unsur değil mi?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

beni zaman zaman ağlatan nadir şarkılardan biridir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim