gece uyanıp kedinin parlayan gözlerini görmek
gece yolda giderken karşıdan gelen aracın farlarının selektör yapması gibi, kedi de ben burdayım, dikkat et, çarpışmayalım diyerekten gözleri ile selektör yapıyor.
devamını gör...
ağza kürekle vurma hissi yaratan sözler
ohoo sen ne gördün ki daha benim yaşadıklarımı yaşasan.
böyle acı yarıştıran insanların kafasını ezesim geliyor.
böyle acı yarıştıran insanların kafasını ezesim geliyor.
devamını gör...
okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
tanrım, beni dostlarımdan koru, düşmanlarımla kendim baş edebilirim.
beyaz zambaklar ülkesinde, grigory petrov.
beyaz zambaklar ülkesinde, grigory petrov.
devamını gör...
şiirle kız tavlamak
letgoda satış yaptığım zamanlar birisi satış gününü değiştirmek istemişti.kabul edince bana iki sayfalık kendi yazdığı bir şiiri gönderdi.tavlama yok gerçi.
devamını gör...
obsesif kompulsif bozukluk
obsesif kompulsif bozukluk (okb) kişinin günlük yaşamında yoğun kaygı ve strese yol açan günlük yaşamını olumsuz etkileyen, tekrar eden takıntı veya düşüncelerle tanınabilen bir psikiyatrik rahatsızlıktır. dsm 5 tanı kitabında obsesif ve kompulsif bozukluk olarak tanılanır.
obsesyon takıntılı düşünce, fikir ve dürtüler iken kompulsiyon yineleyici davranış ve eylemlerdir. bunlar kişinin isteği dışında gelişip yoğun kaygı stres ve azımsanamayacak hallerde yoğun depresyona neden olurlar.
obsesyon takıntılı düşünce, fikir ve dürtüler iken kompulsiyon yineleyici davranış ve eylemlerdir. bunlar kişinin isteği dışında gelişip yoğun kaygı stres ve azımsanamayacak hallerde yoğun depresyona neden olurlar.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
izninizle ben biraz içimi dökeceğim buraya. geçenlerde hayatımda ilk defa çıkma teklifi ettiğimi ve reddedildiğimi söylemiştim ama söyleyemediğim çok şey var, özellikle de ona... şu an yazdıklarımı ona yazmak istedim ama beni anlamayacağını biliyorum.
ilk karşılaştığımızda gerçekten iyi bir arkadaş olacağımızdan emindim, sonuçta en yakın arkadaşımın sevdiği bir arkadaşıydın, o seviyorsa ben de severdim seni. nitekim öyle de oldu; iki sene çok iyi arkadaş olduk seninle ama en yakınımla ilişkiyi kesince seninle de aramız açıldı. bizi bir arada tutan o kızmış meğerse. üç yıl aradan sonra dikkatimi çekmek için her şeyi yaptın, yazmak dışında. daha konuşmuyorken bile arkadaşlarıma "çok iyi çocuk, birlikte olsak o kadar mutlu olurduk ki..." dedim, hayallere daldım ve en sonunda ben yazdım sana. arkadaş mıyız yoksa flört mü heyecanı içerisinde yedi ay geçirdim seninle, hayatımda en keyif aldığım zamanlardı belki de ve ben hala seninle ne kadar mutlu olacağımın hayallerini kuruyorum. yaptığımız ve gelecekte gerçekleşeceğini düşündüğümüz her planda daha çok bağlandım bu hayallere; ama herkesten uzaklaşmam gereken 3 haftalık süreçte seni tamamen kaybettim. yalnızlığa ihtiyacım vardı, kimseyle konuşacak gücüm yoktu benim ve kafamı toplar toplamaz ilk sana geldim ben. başlangıçta ne kadar anlayışlı davrandın bana, bir sorun yok sandım ama uzaklaştın benden, birden yabancıya dönüştün. konuşmak istedim, buluşmak istedim ama hep bahaneler sundun bana, bir şekilde reddettin ve ben hep seni haklı buldum. çekip gittiğimi, onu umursamadığımı düşünüyor, ne yapsa haklıdır dedim. ben seni geri kazanmaya çalıştıkça sen kaçtın benden; şimdi fark ediyorum, ben umurunda değilim senin. ne kadar üzüldüğüm, ne kadar kahrolduğum umurunda değil; en ufak bir değerim kalmamış senin gözünde ve ben bugün seni hayatımdan çıkarma kararı aldım. hayallerimin asla gerçekleşmeyeceğine inandırdım kendimi ve en kötü günümde "nasılsın, neden böyle oldun" diyemeyen birini hayatımda tutmama kararı aldım. "çok kötüydüm, kimseyle konuşmadım" dediğimde bile nedenini merak etmedin sen... gerçekten beni hiç mi sevmedin?
ben net bir insanım, bir şeyi istiyorsam istiyorumdur, oyunlarla ya da taktiklerle işim olmaz, belirsizlik sevmem. sen benim hayatımdaki en büyük belirsizliksin. ne geldin bana ne de gittin bu yüzden ben son veriyorum buna. ben gidiyorum.
ilk karşılaştığımızda gerçekten iyi bir arkadaş olacağımızdan emindim, sonuçta en yakın arkadaşımın sevdiği bir arkadaşıydın, o seviyorsa ben de severdim seni. nitekim öyle de oldu; iki sene çok iyi arkadaş olduk seninle ama en yakınımla ilişkiyi kesince seninle de aramız açıldı. bizi bir arada tutan o kızmış meğerse. üç yıl aradan sonra dikkatimi çekmek için her şeyi yaptın, yazmak dışında. daha konuşmuyorken bile arkadaşlarıma "çok iyi çocuk, birlikte olsak o kadar mutlu olurduk ki..." dedim, hayallere daldım ve en sonunda ben yazdım sana. arkadaş mıyız yoksa flört mü heyecanı içerisinde yedi ay geçirdim seninle, hayatımda en keyif aldığım zamanlardı belki de ve ben hala seninle ne kadar mutlu olacağımın hayallerini kuruyorum. yaptığımız ve gelecekte gerçekleşeceğini düşündüğümüz her planda daha çok bağlandım bu hayallere; ama herkesten uzaklaşmam gereken 3 haftalık süreçte seni tamamen kaybettim. yalnızlığa ihtiyacım vardı, kimseyle konuşacak gücüm yoktu benim ve kafamı toplar toplamaz ilk sana geldim ben. başlangıçta ne kadar anlayışlı davrandın bana, bir sorun yok sandım ama uzaklaştın benden, birden yabancıya dönüştün. konuşmak istedim, buluşmak istedim ama hep bahaneler sundun bana, bir şekilde reddettin ve ben hep seni haklı buldum. çekip gittiğimi, onu umursamadığımı düşünüyor, ne yapsa haklıdır dedim. ben seni geri kazanmaya çalıştıkça sen kaçtın benden; şimdi fark ediyorum, ben umurunda değilim senin. ne kadar üzüldüğüm, ne kadar kahrolduğum umurunda değil; en ufak bir değerim kalmamış senin gözünde ve ben bugün seni hayatımdan çıkarma kararı aldım. hayallerimin asla gerçekleşmeyeceğine inandırdım kendimi ve en kötü günümde "nasılsın, neden böyle oldun" diyemeyen birini hayatımda tutmama kararı aldım. "çok kötüydüm, kimseyle konuşmadım" dediğimde bile nedenini merak etmedin sen... gerçekten beni hiç mi sevmedin?
ben net bir insanım, bir şeyi istiyorsam istiyorumdur, oyunlarla ya da taktiklerle işim olmaz, belirsizlik sevmem. sen benim hayatımdaki en büyük belirsizliksin. ne geldin bana ne de gittin bu yüzden ben son veriyorum buna. ben gidiyorum.
devamını gör...
exxen
para verenin aklından şüphe edeceğim uygulama ulan biz enes baturu görmemek için youtube a girmiyoruz bunlar enes batur izletip para kazanmayı düşünüyor.
devamını gör...
mariana çukuru
dünya üzerinde bilinen en derin nokta.
her ne kadar birçok insan henüz oraya inilemediğini sansa da, 1960'lı yıllarda don walsh ve bir batiskafla jacques piccard tarafından ziyaret edilmiş, daha sonra ise james cameron ve victor vescovo gibi isimler de daha derin noktalarına inmeyi başarmıştır.
bir de küçük uyarıda bulunayım. bu fotoğraf mariana çukuru'na ait değil. genellikle internette arama yapıldığında karşınıza ilk çıkan budur ama burası farklı bir yer. mariana çukuru şu bölgede...
her ne kadar birçok insan henüz oraya inilemediğini sansa da, 1960'lı yıllarda don walsh ve bir batiskafla jacques piccard tarafından ziyaret edilmiş, daha sonra ise james cameron ve victor vescovo gibi isimler de daha derin noktalarına inmeyi başarmıştır.
bir de küçük uyarıda bulunayım. bu fotoğraf mariana çukuru'na ait değil. genellikle internette arama yapıldığında karşınıza ilk çıkan budur ama burası farklı bir yer. mariana çukuru şu bölgede...
devamını gör...
kız çocuklarını üniversiteye gönderen babalar cehennemliksiniz
kadın doktor kadın öğretmen kadın ebe istiyorsun ama dingil. anasının karnında mı öğrenecek de olacak bunlar? ne kadar kadın düşmanı yobaz varsa hepsi kadınlara muhtaç olarak ölsünler
devamını gör...
arkadaş olmak istediğiniz dizi ve film karakteri
the queen's gambit (dizi) beth harmon karakteridir. onunla şöyle saçma sapan sarhoş olup dans etmek isterdim.
devamını gör...
yazarların gözünden kendi hayatları
tek kelimeyle iyi, iki kelimeyle iyi değil.
devamını gör...
asla tartışılmaması gereken insanlar
-aşırı sabit fikirli tipler.dinlemeye bile tahammülleri yoktur.
devamını gör...
dissosiyatif bozukluklar
genellikle kaygı içeren stresli yaşam olaylarından sonra gözlenen, bireyin bilinç, bellek ve kimlik algılarının bozulmasıdır. bu bozukluğa sahip bireyler önemli olayları hatırlayamayabilir, geçici olarak kimliklerini unutabilir ya da yaşadığı çevreden çok uzakta başka bir kimlik benimsemiş olarak yaşayabilirler.
4 başlık altında incelenir: *
(bkz: dissosiyatif amnezi)
(bkz: dissosiyatif füg)
(bkz: dissosiyatif kimlik bozukluğu)
(bkz: depersonalizasyon bozukluğu)
4 başlık altında incelenir: *
(bkz: dissosiyatif amnezi)
(bkz: dissosiyatif füg)
(bkz: dissosiyatif kimlik bozukluğu)
(bkz: depersonalizasyon bozukluğu)
devamını gör...
başarıyı engelleyen faktörler
(bkz: gerizekalı olmak)
devamını gör...
ctrl nasıl okunur sorunsalı
o değil de 'alt gr' nasıl okunur? kimse de bunu anlatmıyor efendim dediğimdir.
devamını gör...
en yakın arkadaşın ihaneti
derinden yaralar.
kimseye, sizi arkadan vurabilecek sağlam bilgiler vermeyin. incinirsiniz!
kimseye, sizi arkadan vurabilecek sağlam bilgiler vermeyin. incinirsiniz!
devamını gör...
gençlerde işsizlik diye bir kaygının bulunmaması
gerek çevremdeki gençlerle sohbetlerim sırasında gerek ülke gündemini izlerken yaptığım tespit. gençlerde iş aramak, bir iş bulmak, para kazanmak gibi bir kaygı yok. geleceğe dair bir endişe içinde değiller. "babam bana bakar" şeklinde özetlenebilecek bir ruh hali içindeler. önemli bir bölümü youtuber, influencer, e-oyuncu, vb. olmak istiyor. "işsizim, iş bulamadım" diye dertlenen tek bir gence bile rastlamadım.
tüik tarafından açıklanan verilere göre toplam genç nüfusun (15-24 yaş arası) %29,1'i ne okuyor ne de çalışıyor. peki bunca genç ne yapıyor?
tüik tarafından açıklanan verilere göre toplam genç nüfusun (15-24 yaş arası) %29,1'i ne okuyor ne de çalışıyor. peki bunca genç ne yapıyor?
devamını gör...
en çok sevdiğiniz kitap ve karakteri
martin eden.
devamını gör...
