sanırım 4-5 yaşlarında iken çok kuzeyde yaşadığımız zamanlardan sağ yanağımda kalan artık belli belirsiz belli olan yusyuvarlak izdir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
singer dikiş makinesinden hatıra kalan bu yara izini kaybolana kadar hep çok sevdim. kar altında geçen çocukluk zamanlarımı hatırlattığı için belki de.

bu dikiş makinesi benim için uzay gemisi gibi bir şeydi o zamanlar. alt tarafta bulunan kısmı tahterevalli olarak kullanmaktan tutun da yine alt tarafta olan tekerleği araba direksiyonu olarak kullanmaya kadar onlarca şekilde kullanabilirdim onu. o benim kişisel tardis’im idi hatta.

yine zekama haksızlık etmek için saçmasapan hareketler yaptığım bir gün dikiş makinesini neye benzeteceğimi şaşırmış deli deli koşarken sandalyeye çıkıp makinenin üzerinden atlamak geldi içimden. o zamanlar da şimdi olduğum kadar zekiydim çünkü.

benim yaşımdaki her çocuğun yapabileceği salaklıklar her seferinde bana bir ceza olarak dönmüştür zaten. o gün de öyle oldu. sandalyenin üzerine çıkıp atlamaya hazırlanırken sandalye altımdan kaydı ve makinenin üzerindeki silindirik şey - artık o neyse- yüzüme battı.

çok kan akmasa da yanağımda nur topu gibi bir yara izi uzun süre kaldı. hala az da olsa bellidir iz ve ben bu izi hala çok severim. ve o günden beri yoknaz ile tanıştım yoknaz ile çalıştım.
devamını gör...

her işte bir hayır vardır. kader, gayrete aşıktır. umut var ol. dene. bir daha dene. olmaz deme bir olduran vardır. sabret.dayan.daha güzel günler yakın.
devamını gör...

erdoğanın yönettiği ülkede yaşıyormuşuz. ulan siz atatürk'ün kurduğu ülkede yaşıyosunuz??
devamını gör...

bu ifade bana kasketli, hafif göbeği olan, gömlek giymiş, gömleğinin cebine sigarasıyla birlikte nüfus cüzdanını da koymuş bir adamı hayal ettirdi.
devamını gör...

yazın öğle sıcağında bile şu eylemden vazgeçmemek.öyle ki ülkemize gelen yabancı futbolculardan muslera'nın da dikkatini çekmiştir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

birtakım tavsiyeler bütünü olan başlık.

:)
bunu koymayın.
:d
ya da bunu.
xd bunu da. veya ☺ bunun gibileri.
yapacaksanız yıldız butonu içine alın.

forumsal yazmayın. yazdığınız harflerden oluşan cümleler bütünü var ya ? hani 32 tane? heh işte onlar anlamlı ve yazdığınız başlığı tanımlar nitelikte olmalı.


üstteki yazara cevap vermeyin ya da hakaret etmeyin. tartışma ortamımız alçak puşt tan bir tık ileri seviye olsun lütfen. illa cevap verecekseniz onun başlığı altına yazmayın. sağlam bir başlık açın. ona cevap olsun ama cevap gibi de gözüktürmeyin. evet bence bunu başarabilirsiniz.

entry butonları hakkında başlığını okuyun ve onları kullanmaya özen gösterin. böylece tanımlarınız daha göze çarpar olur ve daha çok okunur. mesela tek kelimelik tanım atacaksanız bkz butonunu kullanın derim.

daha yazarım aslında ama sabah iş güç var kardeşim arada sahur için de uyanacaz. bu entry sabah kendini editler.
devamını gör...

2011 fransa yapımı aksiyon filmi. yönetmen koltuğunda olivier megaton oturuyor. başrolleri ise zoe saldana, amandla stenberg ve michael vartan paylaşıyor.


9 yaşında cataleya adındaki küçük bir kız 1992 yılında kolombiya'da ailesinin öldürülmesine şahit olur ve kendisi de canını zor kurtarır. tanınmış bir gangster olan amcası emilio'nun koruyuculuğunda abd'ye göç eder.

cataleya, intikam ateşiyle büyüyüp artık genç ve güzel bir kadın olduğunda, amcasının kiralık katillerinden birine dönüşür. fakat geçen bu sürede anne ve babasının katledilişini asla unutmaz ve öldürdüğü insanların göğsüne bir orkide çiçeği çizerek, her cinayetin ardında kendisinden bir iz bırakır. cataleya intikamı sonuna kadar götürmeye yemin etmiştir.
devamını gör...

bir kova erkeği olarak aşırı zaafım olan kişilerdir. terazi, ikizler gibi kalitesiz değillerdir. seviniz !
devamını gör...

nöro pazarlama ile karıştırılabilecek, ekonomik kararların verilmesini anlamaya çalışan; sinirbilim pazarlama ekonomi psikoloji gibi pek çok konuyla ilişkili interdisipliner bir alandır. örneğin markete süt almaya gittiniz ve karşınızda iki tane markanın ürünü var. burada dikkatinizi çeken nokta nedir? sizin vereceğiniz cevap haliyle objektif olmanın ötesinde sübjektif olacaktır çünkü önce gördüm, sonra aklımdaki bilgileri işledim gibi zihnin arkaplanında dönen olaylar zincirini açıklayamayız.

işte nöro ekonomide tam bu noktada devreye girer ve sinirbilim üzerine şekillenmiş teoriler, sinirbilimde kullanilan mri vb. cihazlarla bilimsel açıdan anlamlı sonuçlar elde eder. e şimdi bizim markette karar verdiğimizi nasıl deney ortamında gerçekleştiriyorlar diye sorabilirsiniz. iş bu noktada neyi araştırdığınıza ve elinizdeki imkanlara göre değişebileceğinden basitçe söylemek gerekirs etraflıca işin metodolojik boyutu araştırılır ve olabilecek yanılgıları minimize edecek şekilde araştırma oluşturulur.

peki bu sonuçlar nerede kullanılır? genel olarak yapılan araştırmalar akademik seviyededir denilebilinir. günün sonunda sizin hangi ürünü seçtiğinizden öte işin arkaplanı anlaşılmak istenendir. araştırma bulgularından edilen sonuçlar elbet bir noktada piyasadaki düşünce biçimini etkileyebiliyor. ama bu süreç oldukça uzun olur genelde çünkü bir araştırma işin bir noktasını irdeler ve bu diğer araştırmalara gebe olur.

tanımımı kapatmadan sinirbilim yani işin nöro kısmı neden önemlidir diye soracak olursanız insanlar olarak aslında nöronlardan ibaretiz. ve biz beyin hücrelerimizi daha iyi anlarsak onları teknoloji sayesinde modelleyebilir ve üzerinde test edebiliriz. yani iyi bir modelleme gelecekte şunu sağlayabilir. örneğin insanın oksipital lobunu kapatalım da haydi bakalım görme işlemi nasıl olacak diye bir test yapamazsınız. ancak zihnin gerçekçi bir örneğini tasarlayarak oradaki oksipital lobu aynı bir bilgisayar butonu gibi kapatabilir ve gözlemleyebilirsiniz. beyni ne kadar çok anlarsanız psikolojide de o kadar objektiflik sağlarsınız.

ülkemizde freud klinik psikoloji dışındaki alanlar çok bilinmek istenmese de psikoloji okuyanlara ağabeyinizden tavsiyem alanın genişliğini kavrayıp psikolojinin farklı alanlarına da odaklanmanızdır.
devamını gör...

maskenin ardı da denebilir. iki yüzlü kimselerde bulunan ve ikincisinde olmayan bütün güzel ve özel özelliklerle bezenmiş, somuta indirgenebilen, artırılabilir yüz çeşididir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

biriktirme veya istiflemeye evrilebilir. kontrollü almakta fayda var. belki giyerim diye alınan kıyafetler gibi belki okurum diye alınan kitaplarda pek okunmuyor çünkü. genelde okumak istediğim 3-5 kitabı aynı anda alır, onları okumadan yenilerini almamaya gayret gösteririm. hediye gelenlerde birikirse onlar bitene kadar almam ama alınacaklar listesine sık sık yeni kitaplar eklerim. tekrar okurum dediklerimi kitaplığıma, bir daha okumam dediklerimi okuması için başkalarına hediye ederim. sevdiğim kitaplarımı asla vermem ama, onlar benim vazgeçemediğim bebeklerim.
devamını gör...

ılgiyle takip ettiğim, sözlükte öne çıkanlar arasında yer verdiğim yazar.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tamda şuan da sözlüğün başından kalkıp yapmaya gittiğim şeydir.geri dönünce yoklama alacağım rahat durun.
devamını gör...

şu aralar sürekli aklımdan geçirdiğim cümledir. param olsaydı;
-piyano alırdım.
-keman kursuna başlardım.
-kendime bir sürü boya alırdım.
-duvarımı kocaman bir kitaplık haline getirirdim.
-bir sürü kitap alırdım.
-insanlara hediyeler alır onları mutlu ederdim.
sanırım bunları yapmak için bir süre daha çalışmam gerekiyor..
devamını gör...

hz. muhammed'in yoksul sahabilerin barınması için yaptırdığı yer. burası daha sonra eğitim kurumuna dönüşmüştür. burda, muhacirlerden ya da müslüman olup medine'ye hicret edenlerden olan yoksul ve yakını da olmayan sahabiler kalırdı. hatta evleri olmasına rağmen hz. abdullah bin ömer ve ensar'dan bazı evleri olan kişiler, burda kalanlara imrendikleri için onlarla birlikte kalırlardı. ki bunun üzerine bu kişiler de suffe ehlinden sayılmışlardır. suffe ehlinden bazıları evlendikten sonra burdan ayrılırdı ve bazıları da gelir suffe ehline katılırdı. bazıları da misafir olarak suffe'de kalırdı. hatta suffe ehlinin sayısının 400'e ulaştığı da olmuştu. suffe'de kalanların yani ehl-i suffe'nin meslekleri yoktu. bu yüzden paraları da yoktu. resulullah da onların geçimiyle ilgilenirdi. ve resulullah, akşamları ehl-i suffe'yi ayırır ve ayırdığı çeşitli grupları sahabelere teslim ederdi ki, onların karınlarını doyursunlar. geriye kalanları da kendi evine götürürdü. bu, müslümanların maddî durumları düzelinceye kadar devam etmiştir. resulullah'a getirilen sadakaların tamamını, resulullah suffe ehline gönderirdi. kendisine verilen hediyeleri ise, suffe ehliyle paylaşırdı. hatta, hz. muhammed, aile ihtiyaçlarından çok onların ihtiyaçlarıyla ilgilenirdi. buhari'de geçene göre, (bkz: hz. fatıma) kendisine yardım etmesi için, resulullah'dan bir hizmetçi ister. fakat resulullah, suffe'de kalanların ihtiyaçlarını giderebilmek adına hz. fatıma'nın isteğini geri çevirir. ashab-ı suffe'den olan güç sahipleri, sabahları mescide su taşır ve dağdan toplamış oldukları odunları satar ve böylelikle de ihtiyaçlarını gidermeye çalışırlardı. geceleriyse, ilim ve kur'an tivaleti ile meşgul olurlardı.

hurmaların hasat zamanı geldiğinde, herkes, ellerinden geldiği kadarıyla hurma salkımları getirir, mescide asardı. ehl-i suffe de karınlarını bunlarla doyurur, hatta bazıları hurma yemekten bıkar ve şikayet ederlerdi. ashab-ı suffe'den bazılarının namazda ayakta durmaya zorlandığıyla ilgili rivayetlerden anlaşılıyor ki, her ne kadar yoksul olsalar bile zühd içinde yaşıyorlardı.

fakat suffe, kısa bir müddet sonra eğitim kurumuna dönüşmüştür. şöyle ki, ashab-ı suffe vakitlerini resulullah'ı dinleyerek, ondan islamî konuları öğrenerek geçirirlerdi. bazen de resulullah'a sorular sorar, kafalarını karıştıran meselelerin cevabını alırlardı. resulullah, ashab-ı suffe'nin eğitimleriyle ilgileniyor ve dersler veriyordu. onlara yazı yazmayı, kur'an okumayı öğretecek hocalar da tayin etmişti. ehl-i suffe, duydukları hadisleri diğer sahabilere de naklediyorlardı.

ayrıca, hanım sahabiler için suffetü'n-nisa denen bir başka suffe de vardır. fakat burası hakkında bilgi yoktur.
devamını gör...

-cahillik
-işsizlik
-siyasal islam
-yetersiz eğitim
-paramızın hayatta kalmaya bile yetmiyor oluşu
-aşırıya kaçan fanatiklik
-herkesin kendini düşünmesi
-günlerimizin elimizden akıp gidiyor oluşu ama hiçbir şey yapamamamız
.
.
.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

abur cuburla kıskandırmaya çalışmak? az vizyon be kardeşim. kıskandırmak başlı başına bir kusur iken bir de bunu sıvayıp yapmak. lütfen kenarda sessizce ölünüz.
devamını gör...

yaşarım mesela..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim