yürüyen taşlar
california'daki ölüm vadisi'nde bulunan ve kendiliğinden yer değiştiren taşlar.
uzun süre boyunca taşların nasıl olup da kendi kendine yer değiştirdiği anlaşılamamıştı. 2013'te yapılan bir çalışma ile konu aydınlandı. bölgeye bir hava istasyonu kuruldu. taşlara gps sistemleri takıldı. kameralar sürekli kayıt yaptı ve taşların nasıl yürüdüğü görüldü.
ölüm vadisi, mojave çölü'nde yer alır. biliyorsunuz ki çöllerde gündüz ve gece sıcaklıkları arasında büyük fark vardır. kamera kayıtlarında görünen durum şuydu: gece yağan yağmurlar, soğuk hava nedeniyle buz tutarak ince bir tabaka oluşturuyor. bu tabaka gündüz sıcaklığı altında eriyor. eriyememiş kısımlar, erimiş ve suya dönüşmüş kısımlar üzerinde eriyene dek sürüklenirken, önlerine gelen taşları da kendileriyle birlikte sürüklüyorlar. taşlar bu şekilde, gecede 60 metreyi bulan mesafelere kadar "yürüyor".
konuya ilişkin video
uzun süre boyunca taşların nasıl olup da kendi kendine yer değiştirdiği anlaşılamamıştı. 2013'te yapılan bir çalışma ile konu aydınlandı. bölgeye bir hava istasyonu kuruldu. taşlara gps sistemleri takıldı. kameralar sürekli kayıt yaptı ve taşların nasıl yürüdüğü görüldü.
ölüm vadisi, mojave çölü'nde yer alır. biliyorsunuz ki çöllerde gündüz ve gece sıcaklıkları arasında büyük fark vardır. kamera kayıtlarında görünen durum şuydu: gece yağan yağmurlar, soğuk hava nedeniyle buz tutarak ince bir tabaka oluşturuyor. bu tabaka gündüz sıcaklığı altında eriyor. eriyememiş kısımlar, erimiş ve suya dönüşmüş kısımlar üzerinde eriyene dek sürüklenirken, önlerine gelen taşları da kendileriyle birlikte sürüklüyorlar. taşlar bu şekilde, gecede 60 metreyi bulan mesafelere kadar "yürüyor".
konuya ilişkin video
devamını gör...
başkalarının mutsuzluğundan mutlu olmak
var öyle tipler. hatta mutsuzluk anında bile utanmasa göbek atacaklar. kendisinin yapmaya bile cesaret edemeyeceği şeylerin denenmiş başarısızlıkları zafer sayılır bünyelerinde.
devamını gör...
geceye bir alıntı bırak
“bir yılda hiçbir şeyin yapılamayacağı iki gün vardır. birine dün deriz, diğeri de yarındır. bu yüzden bugün sevmek, inanmak ve özellikle de yaşamak için doğru gündür.”
dalai lama
dalai lama
devamını gör...
en sevilen nazım hikmet ran şiiri
- ben beni bir daha ele geçirsem-
ben, beni bir daha ele geçirsem,
-âbıhayat içersem demiyorum-
kapılar bir daha açılsa
ben bu haneye bir daha girsem
yaşardım yine böyle kan revan içinde
yine böyle aşk ile sersem,
ben, beni bir daha ele geçirsem. "n.h.ran"
(tüm şiirleri canımdır, ciğerimdir).
ben, beni bir daha ele geçirsem,
-âbıhayat içersem demiyorum-
kapılar bir daha açılsa
ben bu haneye bir daha girsem
yaşardım yine böyle kan revan içinde
yine böyle aşk ile sersem,
ben, beni bir daha ele geçirsem. "n.h.ran"
(tüm şiirleri canımdır, ciğerimdir).
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
huzur içinde bir gün
kim bilir hangi sevince gebe
ömür geçiyor biçare
bekleme
harekete geç
kapı açık sana
göreceksin yürüyünce.
kim bilir hangi sevince gebe
ömür geçiyor biçare
bekleme
harekete geç
kapı açık sana
göreceksin yürüyünce.
devamını gör...
akışta kendi nickini görmek
vallahi tereddütle tıklıyorum akışta kendi nikimi görünce ayol. düşünüyorum hangi birinin kuyruğuna bastım da nikaltıma damladı diye. kaos döner de benim nikaltımda genellikle. bağışıklık kazansa da vücudum yine de bazen sinirlenebiliyorum. *
devamını gör...
sözlük yazarlarının asla unutmam dediği anıları
ilber ortaylı 'yı canlı olarak görmüştüm. asla unutmam. teknoloji ve tasarım öğretmenimiz durduk yere yüzümüze vurmuştu. asla unutmam. sözüğün adı bir gecede değişti, asla unutmam.
devamını gör...
quo fata ferunt
çok güzel yazıyor.okuyası geliyor insanın.
devamını gör...
mideme saygım yok yiyecek ve içecekleri
(bkz: kokoreç)
devamını gör...
sevmek vs sevilmek
sevdiğim tarafından sevilmek.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
ilk önce annemin gözleri gitti evimizden.
mesela kardeşim yastıkları yere attı, üstüne zıpladı.
annem hiç görmedi.
ben kış günü incecik giyindim, annem fark bile etmedi.
sonra elleri gitti annemin evimizden.
sessizce.
mesela kardeşimin unuttuğu resim defterini koymadı gece çantasına.
doğru dürüst toplamadigim saçlarımi da toplamadı.
sonra burnu gitti annemin.
insanın hiç burnu gider mi, annemin burnu gitti.valla.
yemek yandı, yanık kokusu dört bir yanı sardı. konu komşu telaslandı.kardesim korktu,ağladı.
ama annem fark etmedi.
sonra sesi gitti annemin evimizden.
"yavrum koşturma! kızım geç kalacaksın, hadi!!"
hepsi,bir anda.
ev sustu,
öylece.
ardından hiç utanmadan kulakları da gitti.
mesela kardeşim defalarca 'anne,anne! " dedi zor duydu annem.
ben on defa sordum kırmızı kazağım nerde, diye.
cevap bile vermedi.
en son aklı terk etti bizi.
en çok o,
sahipsiz bıraktı.
en çok o,
yaraladı.
geç kalsak bizde kalan,
kardeşimin okulda ne öğrendiğini merak eden aklı.
gitti.
kuş olup uçtu.
bugün tüm o gidişleri üstünden onca zaman da gitti.
ve ben ancak şimdi anlayabiliyorum.
annemin paramparça olduğunu.
ve herbir parçasının başka bir kadının arkasından giden babamın ardından gittiğini.
mesela kardeşim yastıkları yere attı, üstüne zıpladı.
annem hiç görmedi.
ben kış günü incecik giyindim, annem fark bile etmedi.
sonra elleri gitti annemin evimizden.
sessizce.
mesela kardeşimin unuttuğu resim defterini koymadı gece çantasına.
doğru dürüst toplamadigim saçlarımi da toplamadı.
sonra burnu gitti annemin.
insanın hiç burnu gider mi, annemin burnu gitti.valla.
yemek yandı, yanık kokusu dört bir yanı sardı. konu komşu telaslandı.kardesim korktu,ağladı.
ama annem fark etmedi.
sonra sesi gitti annemin evimizden.
"yavrum koşturma! kızım geç kalacaksın, hadi!!"
hepsi,bir anda.
ev sustu,
öylece.
ardından hiç utanmadan kulakları da gitti.
mesela kardeşim defalarca 'anne,anne! " dedi zor duydu annem.
ben on defa sordum kırmızı kazağım nerde, diye.
cevap bile vermedi.
en son aklı terk etti bizi.
en çok o,
sahipsiz bıraktı.
en çok o,
yaraladı.
geç kalsak bizde kalan,
kardeşimin okulda ne öğrendiğini merak eden aklı.
gitti.
kuş olup uçtu.
bugün tüm o gidişleri üstünden onca zaman da gitti.
ve ben ancak şimdi anlayabiliyorum.
annemin paramparça olduğunu.
ve herbir parçasının başka bir kadının arkasından giden babamın ardından gittiğini.
devamını gör...
sözlükte hep aynı yazarları görmek
kusura bakma kardeş seni de rahatından ettik.
devamını gör...
mindfulness
temeli budizm'e dayanan öğreti. esasında bu öğretiyle ilgili birçok soru işareti var kafamda. okudum ettim ama o sorular gitmedi. felsefi bir zemine oturtamıyorum anlatılanları. ve anlatılanlara göre de felsefi bir zemine oturtmam gerekmez.
bunu da kendimce batı ve doğu felsefelerine dayandırıyorum. batı'ya dönüp de nietzschevari bir kimse olabiliriz veyahut doğu'ya dönüp budavari biri... nietzsche olursak ne olur sizce? nietzsche ne derdi? sokrates'in güzel bir biçimde işleyen çarklara attığı taştan bahsederdi. nietzsche de aslında ne kadar eleştirirse eleştirsin sokrates'in bir uzantısı. her şey daha farklı olabilirdi. ve bir bakıma doğu felsefesi bunu başarıyor. daha farklı. çünkü doğu'da sezgi vardır. ruh vardır. batı'da ise mantık. ama mantık her zaman işe yaramaz. çünkü mantık, arkasından yeni bir mantık argümanını doğurur. bu da sonsuz bir zinciri oluşturur. bir sonuca varamayız, birkaç sonuca varırız ve aralarında seçimler yapmamız gerekir. neticede ideolojilerde bu gerçekliğe dayalı. ha bir albert camus olup da hepsini reddedebiliriz. yine de bu bile bir uzantıdır. bilmem anlatabildim mi...
o yüzden doğu'ya dönmek belki de akıl sağlığı için daha iyi olur, evet. çünkü batı'da sürekli bir yoldayız. yol bitmiyor. bitiş çizgisine vardığımızı düşündüğümüz an aslında yorgunluktan dizlerimiz üzerine çöküp öldüğümüz andır. doğu'da ise yolculuğa ara verilir. yolun kenarındaki bir hana girilir ve orada kalınır. o han, inanç hanı'dır.
bu metaforu geliştirmeye çalışıyorum zamanla, öyle ya da böyle. gerçi üzerine düşünmek gerek ve bu aralar, inanın, hiç düşünesim yok.
yine de sorum şu benim bu mindfulness ile ilgili. prof. dr. zümra atalay'a zamanında sormuştum da cevap vermemişti...
anda kalmak maske takmak mıdır? bireyselleştikçe yalnızlık artar madem, o halde anda kalınan süre boyunca da avuntu artmaz mı?
bu soruya öyle düzgün bir cevap bulamadım ama kendimce bir argüman geliştirdim. hatta bunu yazarken kafamda iyice belirginleşti.
anda kalmaktaki esas mesele sanırım şey... arkada maria callas çalıyor. sesini kısayım, geliyorum.
insan zihni kendi gerçekliğine göre yaşar. yani nasıl bir gerçeklik yaratırsanız zihin o gerçekliğe göre akıl yürütür. dolayısıyla avuntu denilen şey bir nevi safsata olabilir. olamaz mı? şu an çok mantıklı bir şey söyledim. mutluyum. en azından kendimce... neyse çok yazdım. bu kadar.
bunu da kendimce batı ve doğu felsefelerine dayandırıyorum. batı'ya dönüp de nietzschevari bir kimse olabiliriz veyahut doğu'ya dönüp budavari biri... nietzsche olursak ne olur sizce? nietzsche ne derdi? sokrates'in güzel bir biçimde işleyen çarklara attığı taştan bahsederdi. nietzsche de aslında ne kadar eleştirirse eleştirsin sokrates'in bir uzantısı. her şey daha farklı olabilirdi. ve bir bakıma doğu felsefesi bunu başarıyor. daha farklı. çünkü doğu'da sezgi vardır. ruh vardır. batı'da ise mantık. ama mantık her zaman işe yaramaz. çünkü mantık, arkasından yeni bir mantık argümanını doğurur. bu da sonsuz bir zinciri oluşturur. bir sonuca varamayız, birkaç sonuca varırız ve aralarında seçimler yapmamız gerekir. neticede ideolojilerde bu gerçekliğe dayalı. ha bir albert camus olup da hepsini reddedebiliriz. yine de bu bile bir uzantıdır. bilmem anlatabildim mi...
o yüzden doğu'ya dönmek belki de akıl sağlığı için daha iyi olur, evet. çünkü batı'da sürekli bir yoldayız. yol bitmiyor. bitiş çizgisine vardığımızı düşündüğümüz an aslında yorgunluktan dizlerimiz üzerine çöküp öldüğümüz andır. doğu'da ise yolculuğa ara verilir. yolun kenarındaki bir hana girilir ve orada kalınır. o han, inanç hanı'dır.
bu metaforu geliştirmeye çalışıyorum zamanla, öyle ya da böyle. gerçi üzerine düşünmek gerek ve bu aralar, inanın, hiç düşünesim yok.
yine de sorum şu benim bu mindfulness ile ilgili. prof. dr. zümra atalay'a zamanında sormuştum da cevap vermemişti...
anda kalmak maske takmak mıdır? bireyselleştikçe yalnızlık artar madem, o halde anda kalınan süre boyunca da avuntu artmaz mı?
bu soruya öyle düzgün bir cevap bulamadım ama kendimce bir argüman geliştirdim. hatta bunu yazarken kafamda iyice belirginleşti.
anda kalmaktaki esas mesele sanırım şey... arkada maria callas çalıyor. sesini kısayım, geliyorum.
insan zihni kendi gerçekliğine göre yaşar. yani nasıl bir gerçeklik yaratırsanız zihin o gerçekliğe göre akıl yürütür. dolayısıyla avuntu denilen şey bir nevi safsata olabilir. olamaz mı? şu an çok mantıklı bir şey söyledim. mutluyum. en azından kendimce... neyse çok yazdım. bu kadar.
devamını gör...
sözlük radyosunun yayına başlaması
istek parça: yeni türkü /fırtına. *
üst edit: yoldaş benjamin favlayabiliyormus. *
(bkz: bu ne biçim hikâye böyle) *
mobilden girdim, arka planda çalıyor sevdim bunu. olmuş bu.
üst edit: yoldaş benjamin favlayabiliyormus. *
(bkz: bu ne biçim hikâye böyle) *
mobilden girdim, arka planda çalıyor sevdim bunu. olmuş bu.
devamını gör...
enstrüman çalan siyasetçi
(bkz: pargalı ibrahim paşa)
devamını gör...
üzüntüden uyumak
o günü unutturur ama yaşattığı kırgınlığı da, yaşatanı da unutturmaz. sabaha ölü gibi uyandırır, günü zehir eder. zamanla geçer lakin bir daha o gece yaşanan hiçbir şey unutulmaz.
yaşadım tabii, başka nereden bileceğim allasen? *
yaşadım tabii, başka nereden bileceğim allasen? *
devamını gör...
başarısız yemek yapma anısı
bulgur pilavını severim. annem o zamanlar kardeşime hamileydi yani 9 yaşlarındayım. bir gün canım çok bulgur çekti, ancak annem mide bulantısından mutfağa dahi giremiyordu. ben de dedim ki, iş başa düştü. girdim mutfağa. aldım kocaman bir tencere ve sonra yıkadım bulgurları.* ardından bir paket bulgurun tamamını döktüm tencereye. ardında 3 yemek kaşığı da salça. mis gibi bulgur di mi?
devamını gör...
arkadaşlar tarafından aranıp sorulmamak
üzücü durumdur. az önce aklıma mermi gibi saplandı bu düşünce. hakikatten, "arkadaş" dediğim kişiler beni en son ne zaman aradı sordu, ne zaman beni merak etti? veya şöyle sorayım; biz en son ne zaman konuştuk, dertleştik? sahi, "arkadaş" neydi?
arkadaş yoldaştı, arkadaş dosttu, arkadaş güvendi, arkadaş sırdı, arkadaş emekti. neredeyse bir aydır, beni merak edip yazan, soran kişi sayısı bir. bir, bir!
hani nerde o arkadaşlar? neresinde bu arkadaşlık? belki de sorun bendedir.
arkadaş yoldaştı, arkadaş dosttu, arkadaş güvendi, arkadaş sırdı, arkadaş emekti. neredeyse bir aydır, beni merak edip yazan, soran kişi sayısı bir. bir, bir!
hani nerde o arkadaşlar? neresinde bu arkadaşlık? belki de sorun bendedir.
devamını gör...


