spiral
bir defter-kitap ciltleme çeşididir.
telli defter dediğimiz şey aslında spiralli defterdir.
kullanım açısından rahatlık sağlar.
telli defter dediğimiz şey aslında spiralli defterdir.
kullanım açısından rahatlık sağlar.
devamını gör...
aç karnına alışveriş yapmak
(bkz: kapitalizm bunu beğendi)
efendim kesinlikle yapılmaması gereken eylemdir. aç karına iken insanların daha fazla harcama yaptığı bazı çalışmalarda araştırılmış idi.*o nedenle gerçekten kendi topugunuza sıkıp, cebinizi yakarsınız .alışverişe giderken mutlaka liste ile çıkın, gereksiz harcamaları kısmaya çalışın. yoksa ipin ucu hep kaçar. *
efendim kesinlikle yapılmaması gereken eylemdir. aç karına iken insanların daha fazla harcama yaptığı bazı çalışmalarda araştırılmış idi.*o nedenle gerçekten kendi topugunuza sıkıp, cebinizi yakarsınız .alışverişe giderken mutlaka liste ile çıkın, gereksiz harcamaları kısmaya çalışın. yoksa ipin ucu hep kaçar. *
devamını gör...
damat kadar taş düşsün başınıza
ak partili cumhurbaşkanı tayyip erdoğan'ın ak parti grup toplantısı esnasında kürsüde konuşurken cumhuriyet halk partililerin attığı twitlere ithafen söylediği söz. damadı göz önünde tutmak istemişlerdir belki. sevdiklerinden...
devamını gör...
it's a wonderful life
1946 yılında yapılan bir frank capra filmi. başrolde james stewart var. siyah beyaz bir filmdir fakat renkli versiyonu da bulunmaktadır bazı film sitelerinde. bu filmi izlemek, yurt dışında yeni yıl planlarının olmazsa olmazlarından biridir. çok spoiler vermeden konusundan bahsedeyim;
george bailey, tüm çevresine iyilik yapmış, başkalarının hayallerinin gerçekleşmesi, hayatlarının rahat olması için kendi hayallerinden vazgeçmiş, dünya tatlısı bir adamdır. bir gün bazı terslikler sebebiyle, christmas günü, kendini köprüden aşağı atarak intihar etmeye karar verir. o sırada kanatlarını kazanmak için birisinin hayatına dokunması gereken bir melek, george'u kurtarır. george, melek clarice ile konuşurken laf arasında "hiç doğmamış olmayı dilerdim" der. clarice de bunu fırsat bularak george'a onsuz hayatın nasıl olduğunu gösterir. george hiç doğmamış gibidir. zamanında hayatına ciddi olumlu katkılar yaptığı kişiler, sırf o doğmadı orda yoktu diye, acınası hayatlar yaşamışlardır. bütün bunları gördükten sonra george eski hayatına dönmek ister. ve döndüğünde, tüm ailesi, sevdikleri ve onu sevenler george'un hayatını zora sokan sorunu çözmek için onun gelmesini bekliyorlardır.
en sevdiğim filmdir diyebilirim. bu film olmasaydı çoktan bedenen dünyadan ayrılmış olurdum dostlarım. kendimden ne zaman nefret etsem, ne zaman bir işe yaramadığımı hissetsem, filmi düşünürüm, izlerim bazen, işte o zaman herhangi birinin hayatına olumlu bir konuda dokunduğum gelir aklıma, bir anlığına kendimi, yaşamayı severim. ve bu filmi bana öneren kıvırcık saçlı, hafif ayrık dişli, müthiş gülüşlü adam; ne düşündüğümü sen çok iyi biliyorsun.
george bailey, tüm çevresine iyilik yapmış, başkalarının hayallerinin gerçekleşmesi, hayatlarının rahat olması için kendi hayallerinden vazgeçmiş, dünya tatlısı bir adamdır. bir gün bazı terslikler sebebiyle, christmas günü, kendini köprüden aşağı atarak intihar etmeye karar verir. o sırada kanatlarını kazanmak için birisinin hayatına dokunması gereken bir melek, george'u kurtarır. george, melek clarice ile konuşurken laf arasında "hiç doğmamış olmayı dilerdim" der. clarice de bunu fırsat bularak george'a onsuz hayatın nasıl olduğunu gösterir. george hiç doğmamış gibidir. zamanında hayatına ciddi olumlu katkılar yaptığı kişiler, sırf o doğmadı orda yoktu diye, acınası hayatlar yaşamışlardır. bütün bunları gördükten sonra george eski hayatına dönmek ister. ve döndüğünde, tüm ailesi, sevdikleri ve onu sevenler george'un hayatını zora sokan sorunu çözmek için onun gelmesini bekliyorlardır.
en sevdiğim filmdir diyebilirim. bu film olmasaydı çoktan bedenen dünyadan ayrılmış olurdum dostlarım. kendimden ne zaman nefret etsem, ne zaman bir işe yaramadığımı hissetsem, filmi düşünürüm, izlerim bazen, işte o zaman herhangi birinin hayatına olumlu bir konuda dokunduğum gelir aklıma, bir anlığına kendimi, yaşamayı severim. ve bu filmi bana öneren kıvırcık saçlı, hafif ayrık dişli, müthiş gülüşlü adam; ne düşündüğümü sen çok iyi biliyorsun.
devamını gör...
profiline kendi fotoğrafını koyan yazar iticiliği
" genelde yazarlara mesaj atan biriyim ama kendi resmî olan yazara asla mesaj atmam. iticisiniz çünkü. "
şimdi ayıp ettin ermolettin, bana zamanında teşekkür mesajı atmıştın.
şimdi ayıp ettin ermolettin, bana zamanında teşekkür mesajı atmıştın.
devamını gör...
sözlük yazarlarının yaptığı mesleğin en zor yanı
insanların pinti olmasıdır. yahu insan kız arkadaşına çiçek almaz mı ayıptır.
devamını gör...
trollerin trolleri beğenmemesi
aynı bir doktorun kendinden önceki başka bir doktorun tedavisini beğenmemesi gibi, bir berberin kendinden önceki berberi gömmesi gibi bunlar da birbirini beğenmezler.
ben hepinizi beğenmiyorum, işiniz gücünüz boş yapmak.
ben hepinizi beğenmiyorum, işiniz gücünüz boş yapmak.
devamını gör...
ilkokulda babanın mesleğini soran öğretmen
ne yapacaksa artık. bir çok arkadaşım utana sıkıla işçi, inşaatçı, işsiz vs demişti. utanılacak birşey değildi asla ama çocuk aklı olsa gerek. asıl bit yeniği öğretmenin başından çıkıyor. ne oldu hocam? o işçi, işsiz çocuklarına bir yardımının mı bulundu? hayır.
senin niyetin tamirci çocuğu çıkarda tamir işlerini beleşe ona yaptırırım, kasap çocuğu çıkarda 300 500 gram fazla et koyar. doktor hemşire çocuğu çıkarda sağlık işlerinde onun anasına babasına danışırım. diş doktoru olur inşallah daha ucuza beyazlatirim derdindesin.
ben her zaman ithalat ve ihracat yapan tekstil fabrikası sahibi babam için tekstil işçisi dedim ve bize musallat olmasından kaçındım.
senin niyetin tamirci çocuğu çıkarda tamir işlerini beleşe ona yaptırırım, kasap çocuğu çıkarda 300 500 gram fazla et koyar. doktor hemşire çocuğu çıkarda sağlık işlerinde onun anasına babasına danışırım. diş doktoru olur inşallah daha ucuza beyazlatirim derdindesin.
ben her zaman ithalat ve ihracat yapan tekstil fabrikası sahibi babam için tekstil işçisi dedim ve bize musallat olmasından kaçındım.
devamını gör...
z kuşağı bir kanser türüdür
y kuşağı da altından klozet sanki. ay popom.
not: y kuşağındanım. yalnızca adaletli bakmaya çalışıyorum.
not: y kuşağındanım. yalnızca adaletli bakmaya çalışıyorum.
devamını gör...
karaman'da kendisinin mehdi olduğunu açıklayan adam
yalan söyleyen adamdır. benim gönlüm aşağıdaki dayıdan yana*.
devamını gör...
küçülen sabunlar
sabun kullanılamayacak kadar küçük bir ebata geldiğinde büyük yeni sabun ıslatılarak iki sabun parçası birleştirilir. bu sayede büyük sabununuzun bir yavrusu olur ve israfın önüne geçmiş olursunuz.
devamını gör...
aile evinde yazılı olmayan bir kural
kuralsızlıklar da kural sayılıyordur herhalde.
devamını gör...
normal sözlük'ün 30 yaş üstü yazar kaynaması
istisnasız her sözlükte olan durum bence. başlığı ben açmıştım moderasyon ekibi kaldırdı sandım , kaldırmamış.
devamını gör...
türk kadınının eleştiri kabul etmemesi
makul, tutarlı, aklıselim eleştiriler itinayla dinlenir. fakaaattt ego mastürbasyonu yapmaya kalkanlara geçit verilmez tabi ki. işbu olay bundan ibarettir.
devamını gör...
ilişki bittikten sonra fabrika ayarlarına dönmekte zorlanmak
fabrika ayarlarına dönemezsiniz zaten. her deneyim gibi bu deneyiminiz de sizi mutlaka değiştirdi dönüştürdü. artık ilişkiye başlamadan önceki siz değilsiniz. yeni kendinizle tanışın.
devamını gör...
acele koca aranıyor
1975 yapımı, muzaffer aslan’ın yazıp yönettiği akıllara zarar bir türk filmidir. filmin başrollerinde filmin izlemeye değer tek kısmı müthiş güzelliği olan türkan şoray ve onun eşi rolünde de bülent kayabaş oynamakta.

filmin konusu şöyle; eşinin bir kazada öldüğünü düşünen apti bal, azra ile evlenir ama tam da o gün aslında bir adaya düşmüş olan ve beş yıl o adada kalmış olan eşi melike geri döner ve işler karışır.
önce azra, melike ve apti arasındaki düğüm çözülmeye çalışılır. balayı odasının hemen yakında bir oda tutan melike, azra ve aptinin sevişmesini engellemek için her şeyi yapar.

daha sonra bu sorun bir şekilde çözülünce bir başka sorun çıkar ortaya. melike adada beş yıl yalnız kalmamıştır. yanında ahmet çilsiz isimli bir adam da vardır. yeni krizin çözülmesi ise ahmet’in gerçekten “çilsiz” olduğunu anlaşılması ile mümkün olur. apti’nin gidip ahmet’in önünde eğilip bakarak çilsiz olduğunu anlaması bütün sorunu çözer zira zannederim o yıllarda oral seks henüz icat edilmemiş.

film tamamen saçma sapan cinsel espiriler üzerine kurulmuş ve oyuncu kadrosundan medet uman bir ucubedir. özellikle de mahkeme sahnesi beni benden almıştır. saçmalıklar komedisi seviyorsanız bir deneyin bence.

filmin konusu şöyle; eşinin bir kazada öldüğünü düşünen apti bal, azra ile evlenir ama tam da o gün aslında bir adaya düşmüş olan ve beş yıl o adada kalmış olan eşi melike geri döner ve işler karışır.
önce azra, melike ve apti arasındaki düğüm çözülmeye çalışılır. balayı odasının hemen yakında bir oda tutan melike, azra ve aptinin sevişmesini engellemek için her şeyi yapar.

daha sonra bu sorun bir şekilde çözülünce bir başka sorun çıkar ortaya. melike adada beş yıl yalnız kalmamıştır. yanında ahmet çilsiz isimli bir adam da vardır. yeni krizin çözülmesi ise ahmet’in gerçekten “çilsiz” olduğunu anlaşılması ile mümkün olur. apti’nin gidip ahmet’in önünde eğilip bakarak çilsiz olduğunu anlaması bütün sorunu çözer zira zannederim o yıllarda oral seks henüz icat edilmemiş.

film tamamen saçma sapan cinsel espiriler üzerine kurulmuş ve oyuncu kadrosundan medet uman bir ucubedir. özellikle de mahkeme sahnesi beni benden almıştır. saçmalıklar komedisi seviyorsanız bir deneyin bence.
devamını gör...
600 köpeğe mezar olan overtoun köprüsü
overtoun köprüsü, iskoçya'nın batı dunbartonshire bölgesinde bulunan bir köprü. 1895 yılında yapımı tamamlanan köprünün zeminden yüksekliği 20 metreden daha fazla. tarihi ve estetik açıdan tam bir şaheser olsa da tanınmasının asıl nedeni tam 600'den fazla köpeğe mezar olmuş olması.
peki nasıl?
köprü yapılıp kullanıma açıldıktan bir yıl sonra köprüde değişik bir olay yaşanıyor. köprüden o gün kaleye gitmek amaçlı sıradan bir ziyaretçi geçiyor. ancak ziyaretçi yalnız değil, yanında köpeği de var. köprüyü geçerken başlarda hiçbir sorun çıkmıyor ama köprünün tam ortasına geldiklerinde ziyaretçi, köpeğinin hareketlerinde bazı değişiklikler seziyor. derken ziyaretçi daha ne olduğunu anlamadan köpek sahibinin elinden kurtulup saniyeler içerisinde köprüden atlayarak intihar ediyor. olay bununla da sınırlı kalmıyor. 1950’den sonra overtoun köprüsü’nden kim köpekle geçse köpekleri hep aynı tepkiyi vererek köprüden atlıyor. öyle ki bugüne dek köprüden atlayan köpeklerin sayısı 600’ü buluyor. üstelik olayın gizemini arttıran bir ayrıntı daha var: 600 köpeğin, 600’ünün de ölümü hep aynı şekilde oluyor; köpekler köprünün başında gayet sakin şekilde yollarına devam ediyor ancak ortalara doğru hareketlerinde bir tuhaflık seziliyor. hızlanıyorlar, sinirleniyorlar ve hiç beklenmedik bir anda sahiplerinin ellerinden kurtularak kendilerini köprüden aşağı atıyorlar. üstelik hep aynı noktadan ve aynı hizadan…
intihar vakalarının bu şekilde artmasıyla halk olaya kendilerince bir yorum getiriyor: “overtoun kalesi içerisinde bulunan kötü ruhlar, köpeklerin kaleye girmesini istemedikleri için onları lanetleyerek köprüden geçmelerini engelliyor, intihar etmelerini sağlıyor.”*
halkın olaya fantastik yaklaşımını bir kenara bırakarak köprüde araştırmalar yapan dr. sand, sonunda köpek intiharlarının nedenini buluyor.
köprünün altında vizonlar yaşıyor ve bu vizonların yaydıkları koku, köpekleri sinirlendiriyor. kokuya dayanamayan köpekler, kendilerini tutamayarak kokuyu bulmak için refleks olarak köprüden atlıyor.
peki nasıl?
köprü yapılıp kullanıma açıldıktan bir yıl sonra köprüde değişik bir olay yaşanıyor. köprüden o gün kaleye gitmek amaçlı sıradan bir ziyaretçi geçiyor. ancak ziyaretçi yalnız değil, yanında köpeği de var. köprüyü geçerken başlarda hiçbir sorun çıkmıyor ama köprünün tam ortasına geldiklerinde ziyaretçi, köpeğinin hareketlerinde bazı değişiklikler seziyor. derken ziyaretçi daha ne olduğunu anlamadan köpek sahibinin elinden kurtulup saniyeler içerisinde köprüden atlayarak intihar ediyor. olay bununla da sınırlı kalmıyor. 1950’den sonra overtoun köprüsü’nden kim köpekle geçse köpekleri hep aynı tepkiyi vererek köprüden atlıyor. öyle ki bugüne dek köprüden atlayan köpeklerin sayısı 600’ü buluyor. üstelik olayın gizemini arttıran bir ayrıntı daha var: 600 köpeğin, 600’ünün de ölümü hep aynı şekilde oluyor; köpekler köprünün başında gayet sakin şekilde yollarına devam ediyor ancak ortalara doğru hareketlerinde bir tuhaflık seziliyor. hızlanıyorlar, sinirleniyorlar ve hiç beklenmedik bir anda sahiplerinin ellerinden kurtularak kendilerini köprüden aşağı atıyorlar. üstelik hep aynı noktadan ve aynı hizadan…
intihar vakalarının bu şekilde artmasıyla halk olaya kendilerince bir yorum getiriyor: “overtoun kalesi içerisinde bulunan kötü ruhlar, köpeklerin kaleye girmesini istemedikleri için onları lanetleyerek köprüden geçmelerini engelliyor, intihar etmelerini sağlıyor.”*
halkın olaya fantastik yaklaşımını bir kenara bırakarak köprüde araştırmalar yapan dr. sand, sonunda köpek intiharlarının nedenini buluyor.
köprünün altında vizonlar yaşıyor ve bu vizonların yaydıkları koku, köpekleri sinirlendiriyor. kokuya dayanamayan köpekler, kendilerini tutamayarak kokuyu bulmak için refleks olarak köprüden atlıyor.
devamını gör...
kalbe zarar veren iki şey
nefret ve şeriat gelir korkusu
devamını gör...
kıyamam sana
'92 çıkışlı ayak sesleri isimli albümünden bir leman sam klasiği.
devamını gör...
