antalya'da bir kadının cinsel saldırıya uğraması
gene iğrenç bir olay daha. bir kadın, patronunun arkadaşının arabasına taksi durağına gitmek için biniyor. arabada kızı darp edip iş yerine götürüyor ve tecavüz ediyor. o esnada arayan annesine " kızının ırzına geçiyorum " diyen sapık kızın yüzde 99 engelli olmasına sebep oluyor. tabi bizim mükemmel adalet sistemimiz napıyor ? !!! serbest kalıyor !!! yetmiyor ve mağdurun avukatınada cinsel saldırı ile tehdit ediyorlar. mağdur birçok kez intihara teşebbüs etmiş. olay antalya'da 2019 yılında gerçekleşiyor.
iğrenç olay
illa tutuklanmaları için sosyal medyadan mı tepki gelmesi lazım ha ?
edit: murat kaya
şen ahşap
altınkale mahallesi 4027. sokak no 29 döşemealtı/antalya
0531 465 81 86
o şahısın iş adresi. ekşide paylaşmışlar.
iğrenç olay
illa tutuklanmaları için sosyal medyadan mı tepki gelmesi lazım ha ?
edit: murat kaya
şen ahşap
altınkale mahallesi 4027. sokak no 29 döşemealtı/antalya
0531 465 81 86
o şahısın iş adresi. ekşide paylaşmışlar.
devamını gör...
entelektüel
kökeni latincedir. latince intellegere anlamak, intellectus anlayış kelimesi intellectualis yani anlayışa sahip olan kişi demektir.entelektüel kelimesi orta çağda fransızca ve ingilizce'de kullanılmakla birlikte kelime asıl olarak 19. yüzyılda popüler hale gelmiştir.
entelektüel iki anlama gelir.
1- idrak etme, anlama, sorgulama ve akıl ile kavramayla ilgili olan anlamına gelir. çocukların entelektüel aktivitelere katılması onların zihinsel gelişimi için önemlidir.
2-kişinin belli bir konuda çok gelişmiş bir idrak ve anlama yeteneğine işaret eder. kelimenin bu anlamda kullanımında entelektüel olarak kabul edilen kişi o konuda derin anlayışa sahip, eleştirel bir düşünceyle konulara yaklaşan, araştıran ve o konuda söz sahibi kişidir. modern çağ entelektüelleri arasında noam chomsky, umberto eco, germaine greer, andy clark,allan gibbard , julia kristeva vb.
türkiye'de ise entelektüel kelimesi içi boşaltılmış kavramlardan biridir. elinizi sallasanız entellektüele çarpar. bizim entelektüellerin o konuda derin bir anlayışa, kavrayışa ihtiyacı yoktur çünkü o zaten her şeyi anlamıştır. entelin dantelli olması gerektiğinin farkındadır.
entelektüelin ihtiyacı olan her şey elinin altındadır.
fular, eşarp, gözlük, pipo gibi aksesuarlardan en az birine sahip olmak. pis cahilleri aşağılamak, cehalet mutluluktur tarzında eleştirilerde bulunmak.
her fırsatta zekası ve entelektüelliği nedeniyle yalnızlığa ve mutsuzluğa mahkum hayatından şikayet etmek. asla başarısızlığın, yalnızlığın ve mutsuzluğunun gerçek sebeplerinden bahsetmemek.
entelektüelin kutsal kitapları listesinden üç beş tanesini anlamadan bile olsa hasbelkader okumuş olmak.
bizim entelektüeller anlama, kavrama, sorgulama bölümlerini atladıklarından, okumak cehaleti almaz lafını anlamamışlardır. türk entelektüelinin cahille ve cehaletle olan ilişkisinin adı ironidir.
türkiye'de kitabı yayımlanmış herkes ( bu kitap temel fıkraları ya da fal bakmanın sırları hakkında olsa bile , hatta baskı parasını kendi ödemiş olsa bile ) entellektüeldir.
ottan boktan bir sayfa bile olsa köşe yazısı yazanlar, tartışma programlarına konuk çıkan tüm yorumcular entellektüeldir.
hatta bildiğin üniversite mezunu olmanın dışında bir özelliği olmayan herkes entelektüeldir. kısacası denizde kum bizde entellektüel bolluğu vardır. an itibariyle dünyanın en çok entellektüele sahip ülkesiyiz.
entelektüel iki anlama gelir.
1- idrak etme, anlama, sorgulama ve akıl ile kavramayla ilgili olan anlamına gelir. çocukların entelektüel aktivitelere katılması onların zihinsel gelişimi için önemlidir.
2-kişinin belli bir konuda çok gelişmiş bir idrak ve anlama yeteneğine işaret eder. kelimenin bu anlamda kullanımında entelektüel olarak kabul edilen kişi o konuda derin anlayışa sahip, eleştirel bir düşünceyle konulara yaklaşan, araştıran ve o konuda söz sahibi kişidir. modern çağ entelektüelleri arasında noam chomsky, umberto eco, germaine greer, andy clark,allan gibbard , julia kristeva vb.
türkiye'de ise entelektüel kelimesi içi boşaltılmış kavramlardan biridir. elinizi sallasanız entellektüele çarpar. bizim entelektüellerin o konuda derin bir anlayışa, kavrayışa ihtiyacı yoktur çünkü o zaten her şeyi anlamıştır. entelin dantelli olması gerektiğinin farkındadır.
entelektüelin ihtiyacı olan her şey elinin altındadır.
fular, eşarp, gözlük, pipo gibi aksesuarlardan en az birine sahip olmak. pis cahilleri aşağılamak, cehalet mutluluktur tarzında eleştirilerde bulunmak.
her fırsatta zekası ve entelektüelliği nedeniyle yalnızlığa ve mutsuzluğa mahkum hayatından şikayet etmek. asla başarısızlığın, yalnızlığın ve mutsuzluğunun gerçek sebeplerinden bahsetmemek.
entelektüelin kutsal kitapları listesinden üç beş tanesini anlamadan bile olsa hasbelkader okumuş olmak.
bizim entelektüeller anlama, kavrama, sorgulama bölümlerini atladıklarından, okumak cehaleti almaz lafını anlamamışlardır. türk entelektüelinin cahille ve cehaletle olan ilişkisinin adı ironidir.
türkiye'de kitabı yayımlanmış herkes ( bu kitap temel fıkraları ya da fal bakmanın sırları hakkında olsa bile , hatta baskı parasını kendi ödemiş olsa bile ) entellektüeldir.
ottan boktan bir sayfa bile olsa köşe yazısı yazanlar, tartışma programlarına konuk çıkan tüm yorumcular entellektüeldir.
hatta bildiğin üniversite mezunu olmanın dışında bir özelliği olmayan herkes entelektüeldir. kısacası denizde kum bizde entellektüel bolluğu vardır. an itibariyle dünyanın en çok entellektüele sahip ülkesiyiz.
devamını gör...
cuma namazında olmaması gerekenler
devlet memuru imamlar olmamalı. hutbeyi devlet hazırlamamalı.
devamını gör...
geceye nazım hikmet'ten bir şiir bırak
ey, benim iyimser hallerim!
çabuk aldanışlarım..
hep inanışlarım…
alttan alışlarım
hatayı hep kendimde buluşlarım…
değmeyecekleri kafaya takışlarım…
yoktan yere, akıp giden gözyaşlarım…
herkesi, insan yerine koyuşlarım…
hepinize elveda!
artık ben hiç kimsenin, hiç kimsesi olmayacağım!…
-nazım hikmet ran-
çabuk aldanışlarım..
hep inanışlarım…
alttan alışlarım
hatayı hep kendimde buluşlarım…
değmeyecekleri kafaya takışlarım…
yoktan yere, akıp giden gözyaşlarım…
herkesi, insan yerine koyuşlarım…
hepinize elveda!
artık ben hiç kimsenin, hiç kimsesi olmayacağım!…
-nazım hikmet ran-
devamını gör...
bursa'da türk bayrağına basan suriyeli
pek muhterem din kardeşlerimizden! olan suriyeli bir namussuz artığının yaptığı hayvanlık.
yanından geçip gidenlere ise acıyorum. bir tane adam gibi adam varmış ki vurmuş iki tane.
hükümetin başımıza bela ettiği bu arap artıklarının bilmem kaçıncı vukuatı bu. ülkemde suriyeli istemiyorum deyince kabahatli oluyoruz. yeryüzünden kazınması gerekenler işte bunlardır.
yazık, şu hale yazık.
twitter
yanından geçip gidenlere ise acıyorum. bir tane adam gibi adam varmış ki vurmuş iki tane.
hükümetin başımıza bela ettiği bu arap artıklarının bilmem kaçıncı vukuatı bu. ülkemde suriyeli istemiyorum deyince kabahatli oluyoruz. yeryüzünden kazınması gerekenler işte bunlardır.
yazık, şu hale yazık.
devamını gör...
başlık hortlatmak
rastgele butonu kullanılarak yapılması olası eylem.
başlıklar arasında dolaşmak bence çok güzel; özellikle bilgi içerikli olanlar. onların başlıklarının her dakika hortlatılması gerektiğini düşünüyorum. hadi bakalım, yüzümüzü kara çıkarmayın. *
başlıklar arasında dolaşmak bence çok güzel; özellikle bilgi içerikli olanlar. onların başlıklarının her dakika hortlatılması gerektiğini düşünüyorum. hadi bakalım, yüzümüzü kara çıkarmayın. *
devamını gör...
yazarların en türk özelliği
türkçe konuşmak.
devamını gör...
aile şerefi
1976 yapımı olup, televizyonda ayda mutlaka bir sefer denk gelinen türk filmlerindendir. türk filmi denince, boş bir film değildir, mesajı vardır. ertem eğilmez' in yapım firması olan arzu filme ait olan yönetmenliğini orhan aksoy'un üstlendiği yeşilçam klasiğinde münir özkul, adile naşit, ıtır esen, şevket altuğ ve ayşen gruda gibi isimler yer alır. zaten bizim "turşucu" münir özkul ve adile naşit' in varlığı bile başlı başına bir olaydır.
--! spoiler !--
fakir ama gururlu bir adam olan rıza, işportada çeşitli işler yaparak karısı adile ve 5 çocuğundan oluşan kalabalık ailesini kıt kanaat geçindirmeye çalışan biridir. ailenin tüm fertleri, işportacılık, fabrikada işçilik gibi işlerde çalışıp geçinme derdindedirler. kızları ayşe evlenince yeni damat zihni de onların evine iç güveysi taşınır. zengin bir babanın tek çocuğu olan oktay ailenin en küçük oğlu olan murat' a araba ile çarpar ve rıza'nın kızını kaçırır.
film boyunca oktay denen it kılıklı çocuktan çok oğluna tapan, onu bu denli şımartan, oktay için bütün dünya ölsün diyen gıcık, zengin babasına laf saydırıp dururum. bizde babayız, insan evladını böyle mi yetiştirir?
filmin sonunda oktay'ın babası "öldürdün oğlumu" der. "onu ben değil sen öldürdün" der rıza baba.
"niye yaptın niye" sorusuna "ailemin şerefi için" der rıza baba ve film biter.
--! spoiler !--
--! spoiler !--
fakir ama gururlu bir adam olan rıza, işportada çeşitli işler yaparak karısı adile ve 5 çocuğundan oluşan kalabalık ailesini kıt kanaat geçindirmeye çalışan biridir. ailenin tüm fertleri, işportacılık, fabrikada işçilik gibi işlerde çalışıp geçinme derdindedirler. kızları ayşe evlenince yeni damat zihni de onların evine iç güveysi taşınır. zengin bir babanın tek çocuğu olan oktay ailenin en küçük oğlu olan murat' a araba ile çarpar ve rıza'nın kızını kaçırır.
film boyunca oktay denen it kılıklı çocuktan çok oğluna tapan, onu bu denli şımartan, oktay için bütün dünya ölsün diyen gıcık, zengin babasına laf saydırıp dururum. bizde babayız, insan evladını böyle mi yetiştirir?
filmin sonunda oktay'ın babası "öldürdün oğlumu" der. "onu ben değil sen öldürdün" der rıza baba.
"niye yaptın niye" sorusuna "ailemin şerefi için" der rıza baba ve film biter.
--! spoiler !--
devamını gör...
günümüzü güzelleştiren incelikler
sabah erken kalkan kocam ben kalkmadan çayı demlemiş, kahvaltıyı hazırlamış oluyor bazen. işte o sabahın enerjisi gün boyu iyi geliyor.
devamını gör...
birine kitap hediye etmek
çok naif bir eylemdir. şöyle düşünecek olursak; o kitabı hediye eden kişi, size o kitaptaki kahramanları,olayları,mekanları hediye etmiştir aslında. o kitabı okurken oluşturacağınız dünyayı size vermiştir.
bir de kitabı sizden önce okuyup sevdiği cümlelerin altını çizmişse "daha ne olsun?" dedirtir.
kitap hediye edenleriniz çok olsun..*
bir de kitabı sizden önce okuyup sevdiği cümlelerin altını çizmişse "daha ne olsun?" dedirtir.
kitap hediye edenleriniz çok olsun..*
devamını gör...
nickaltına yazılınca mutlu olan yazar
valla ne yalan söyleyeyim hoşuma gidiyor ister istemez. ruhum babanne eldiveniyle okşanıyor gibi hissediyorum.
devamını gör...
beyin yakan filmler
devamını gör...
lgbt bireylerin evlat edinme hakkı
her bireyin evlat sevgisini yaşama hakkı vardır. isterse lgbt olsun ister ise tek yaşayan bir kasın veya adam. insanları bu şekilde kalıplar halinde yargılamak insanlığa sığar mı bilmem.
devamını gör...
ilginç etimolojik bağlantılar
hamal'ın, hamile ile birlikte tahammülle de kökteş olup tahammülün hamallık anlamına gelmesi ve hamilenin de köken olarak türkçe'de de hamile yerine kullanılan yüklü anlamına gelmesi daha ilginçtir.
edit: anlatım bozukluğu giderildi. bir de biraz karışık olmuş sanki ama sınavlar yaklaştı idare et sözlük.
edit: anlatım bozukluğu giderildi. bir de biraz karışık olmuş sanki ama sınavlar yaklaştı idare et sözlük.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şu an ihtiyacı olan şey
uyanmak. sanırım 1 yıl gibi bir süredir kâbusun içerisindeyim. bu yaşadıklarımız ancak kâbus olabilir o nedenle birinin beni uyandırmasını ve maskesiz, yasaksız günlerime geri dönmeyi umuyorum. buna çok ihtiyacım var şuan. aksi takdirde yasakların iyice cılkının çıkarılması ile birlikte 'hey ahali bu yaşadıklarımız normal değil!' diye naralar atacağım. imdat artık yeter be.
devamını gör...
allahtan kork diyen ateist
cevap vereyim, laf dokundurayım, oradan çakayım, buradan sallayayım mantığı ile tanım girilince işte böyle oluyor. başlığı açan yazar arkadaş çok basit anlaşılır ve gayet olağan olan bir şeye dikkat çekmiş. söylediğinde riyakarlık yok. çelişki de yok, tespit var. bu ülkede yaşayan ateistler yine bu ülkenin kültürü ile yoğurularak büyüdüler. o yüzden söz ve cümle kalıpları doğal olarak, kişilerin bu lisanı kullanırken, kendilerini ifade etmek için başvurdukları birer araç. yani hemen duyar kasıp bunlara kutsiyet atfetmeyin.
misal toplumsal yaşamla ilgili bir örneğine şu iletimde değinmiştim; #458993 orada da söylediğim gibi ben o kandil simidini yerim. evime de kimseyi ayakkabı ile sokmam. bu artık bizim için kültürel bir davranış tarzı olmuş. bunun inanç ile öte beri ile alakası yok.
günlük diyaloglar için de aynısı geçerlidir. çok garibime giden bir olaya; ''hayret bir şey.'' ya da ''allah allah'' diye tepki veririm. biri benden bir şey gizlemeye çalışıyorsa ''allah'ın bildiğini kuldan mı saklıyorsun?'' derim. bunlar artık dilimize yerleşmiş gündelik kullanılan söz öbekleri, deyimler. ben bunları söylerim ve çevremdekiler de benim ateist olduğumu bilir. yani riyakarlık yoktur ortada. gayet basit bir olay aslında. tabi anlamak isteyene.
idrak edemediğiniz şey şu ki; bir insanın inanmıyor olması, yoğrulduğu kültürün tüm ögelerini reddettiği ve onların hiç birini kullanmayacağı anlamına gelmediğidir. ama amaç üzüm yemek değil ki, amaç bağcıyı dövmek. amaç linç kültürüne katkım bulunsun, yakaladığım yerden yapıştırayım diye mevzuya dalmak. allah akıl fikir versin size.* işte bunlar hep dile yerleşen kalıplar. ama siz kendi kalıplarınızda sıkıştığınız için bundan memnun olmak yerine, bunlara sallamayı tercih ediyorsunuz. garip tabi. allah sizi bildiği gibi yapsın. aaa yine kullandım. hay allah! bak sen şu allah'ın işine...
misal toplumsal yaşamla ilgili bir örneğine şu iletimde değinmiştim; #458993 orada da söylediğim gibi ben o kandil simidini yerim. evime de kimseyi ayakkabı ile sokmam. bu artık bizim için kültürel bir davranış tarzı olmuş. bunun inanç ile öte beri ile alakası yok.
günlük diyaloglar için de aynısı geçerlidir. çok garibime giden bir olaya; ''hayret bir şey.'' ya da ''allah allah'' diye tepki veririm. biri benden bir şey gizlemeye çalışıyorsa ''allah'ın bildiğini kuldan mı saklıyorsun?'' derim. bunlar artık dilimize yerleşmiş gündelik kullanılan söz öbekleri, deyimler. ben bunları söylerim ve çevremdekiler de benim ateist olduğumu bilir. yani riyakarlık yoktur ortada. gayet basit bir olay aslında. tabi anlamak isteyene.
idrak edemediğiniz şey şu ki; bir insanın inanmıyor olması, yoğrulduğu kültürün tüm ögelerini reddettiği ve onların hiç birini kullanmayacağı anlamına gelmediğidir. ama amaç üzüm yemek değil ki, amaç bağcıyı dövmek. amaç linç kültürüne katkım bulunsun, yakaladığım yerden yapıştırayım diye mevzuya dalmak. allah akıl fikir versin size.* işte bunlar hep dile yerleşen kalıplar. ama siz kendi kalıplarınızda sıkıştığınız için bundan memnun olmak yerine, bunlara sallamayı tercih ediyorsunuz. garip tabi. allah sizi bildiği gibi yapsın. aaa yine kullandım. hay allah! bak sen şu allah'ın işine...
devamını gör...
yoldaş'tan normal sözlük yazarlarına açık mektup
"susma, haykır! bal porsuğu da vardır!" diye slogan attıran, yoldaş mektubudur. gücünü samimiyetinden alıyor.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ilk bisikletleri
hiç olmayandır.
dört çocuklu memur ailesinin 80'li yıllardaki ilk çocuğu olmanın mahzun yanı.
tolstoy gibi 60 yaşımda o işi de halledeceğim.
dört çocuklu memur ailesinin 80'li yıllardaki ilk çocuğu olmanın mahzun yanı.
tolstoy gibi 60 yaşımda o işi de halledeceğim.
devamını gör...
intihar etmek
bir orhan veli kanık şiiridir.
kimse duymadan ölmeliyim
ağzımın kenarında
bir parça kan bulunmalı.
beni tanımayanlar
"mutlak birini seviyordu" demeliler.
tanıyanlarsa, "zavallı, demeli,
çok sefalet çekti.."
fakat hakiki sebep
bunlardan hiçbirisi olmamalı.
kimse duymadan ölmeliyim
ağzımın kenarında
bir parça kan bulunmalı.
beni tanımayanlar
"mutlak birini seviyordu" demeliler.
tanıyanlarsa, "zavallı, demeli,
çok sefalet çekti.."
fakat hakiki sebep
bunlardan hiçbirisi olmamalı.
devamını gör...
askerlikte nöbet tutmak
erzurum gibi bir yerde yapıyorsanız ve kış ayları soğuğun -40'a ulaştığını düşünürse, epey can sıkıcı olabilen şey.
devamını gör...