bir amin maalouf kitabı. okuduğumda, memleketten ayrılalı bir sene olmuştu. memleket nedir, gurbet nedir, onların sorgulamasına başladım okudukça.

romandaki kahramanın ismi adam'dır. adam’ın hissettikleri ile benim hissettiklerim çok yakın geldi.

sonra aklıma mülteciler geldi. göç etmek zorunda olanlar.

göç insanlık ile yaşıt bir kavram.

insan vatanından neden göç eder. iç savaştı adam’ı göç ettiren. baştaki bir kaç kişinin, ortalığı karıştırması ve huzurunun bozulmasından bezmişti. birilerinin bitmeyen kavgasından bezmişti. kavgada müdahil değildi ama acıdan pay alması isteniyordu.

gidişini memleketten kaçmak, memleketi için bir şey yapmak istememek olarak algılayan, bir arkadaşı ile tartışmışlardı. arkadaşı ülkesinde başarılı bir bürokrat olmuştu. adam’a göre ise birilerine köle etmişti kendini.

ikisi de diğerinin yeni yaşamını tasvip etmiyordu

oysa adam ile murat çok iyi arkadaştılar gençken. adı bir türlü kitapta geçmeyen ülkede, iç savaş çıkmadan önce.

tek ikisi yoktu, kalabalık bir arkadaş gurubuydular. hemen hepsinin dinleri farklıydı ama arkadaşlık yapabiliyorlardı. ülke içsavaş öncesi huzur dolu bir yerdi.

aslında gruptaki her arkadaşın içinde, sakladıkları hikayeler vardı. adam da saklıyordu içinde ailesinin hikayesini. acı doluydu herkesin hikayesi. gençlik acının evde bırakıldığı, düşünmeden keyifli anlar geçirilecek zamandı. arkadaşlık, düşünmeye maniydi aslında. ondan kıymetliydi.

insan arkadaşı ile beraberken o anı yaşar sadece. ne önceyi düşünür ne sonrayı. o anı yaşadıkça keyif almaya devam eder, andan.

adam ve arkadaşları da öyle arkadaş idiler. yedikleri içtikleri ayrı gitmiyordu ama kimse kimse hakkında fazla bir şey bilmiyordu. o an bu hiçbirinin umurumda değildi. güzel zaman geçiriyorlardı.

iç savaş can acıtmaya başlayınca, huzur kaçınca, gidebilen, gidebildiği kadar uzağa gitti. canı az yanan ya da gidemeyen de kaldı savaşın ortasında.

bir gün murat’ın karısı adam’ı arayınca geçmiş kıpırdanmaya başladı yeniden. murat çok hasta idi. karısı adam’ın onu görmesini istiyordu. aralarındaki küslüğün bitmesini istiyordu.

adam, hoca olmuştu fransada. kendinden başarılı bir insan çıkarmıştı. bunların hiçbirini ona memleketi veremezdi. memleketini düşünmeye başladı. karısı ile konuştu ve istemeye istemeye geçmişine dönmeye karar verdi.

hazırladığı bir araştırma için, değişiklik olur diye, avuttu kendini.

annesinin babasının ülkesine doğru yola çıktı.

aklına arkadaşlarında geçmişe dönmesi fikri geldi. hepsine mail attı. buluşalım, dedi eski günlerdeki gibi.

gençlikte yaşananların, spontan olduğunu bilmiyordu. her şey aynı olabilir sandı. herkes aynı kalabilir sandı. kendinin, ne kadar değiştiğini, ülkesine gidince farketti.

insan bir yerleri bıraktığında, orda kalan yanı oluyor. o yanı, döndüğü zaman her şeyin aynı şekilde, onu beklediğini söylüyor. özlem duymaya sebep olan, acı çektiren yan, o yan. hâlbuki gidenle gidiyor, yaşananlar. dönünce olmuyor eskisi gibi. yeniler geliyor, yenilerin oluyor oralar. hele yeni bir yaşam kurulabilmişse gidilen yerde. gezegen adil davranıyor. kimseye ikinci bir hayat bırakmıyor. herkes, sadece yaşadığı hayatın sahibi olabiliyor.

aynı şey arkadaşlık için de geçerli. arkadaşlık gurupları, bir kişinin organize ettiği gruplar. kimsenin farkında olmadığı bir kişi herkesi çekip çeviriyor, bir araya topluyor. o kişi her zaman aynı kişi olmuyor. el değişiyor gurubun lideri, kimse fark etmeden. gruba kimse liderlik yapmazsa gurup dağılıyor.

adam, lider olmuştu farkında değildi. murat’ın hastalığı ise her şeyi yeniden başlatan adım olmuştu. adam, aslında kendi başına murat’a ve memlekete katlanmak istemiyordu o yüzden herkesi murat için çağırıyordu. herkesin memleketi ile yüzleşmesini istiyordu. tek giden o değildi, tek dönen o olmak istemedi. derdini paylaşmak istedi. arkadaş gurubunda da öncü olanın bir derdi olur ekseriyetle. sıkılan insan, insan arar çevresinde. sıkılan insan paylaşmak ister bir şeyleri. kimi çok dolu olur, taşar. tutamaz kendine yaşadıklarını. paylaşacak insan arar kendine. dolu insanlardır arkadaş arayanlar.

kendine kurduğu yeni yaşam ile doludur, adam. üniversite ile doludur. en az onun kadar dolu olan, karısı ile doludur. memleketi ve murat’ın görme için geçmişindeki arkadaşlarına ihtiyaç duyar. paylaşmak zorundadır. kendi başına üstesinden gelmek istemez.

romandaki memleket sorgulaması, aile sorgulaması, arkadaş sorgulaması, vatandaşlık sorgulaması, beni çok etkiledi. sahip olduğumuz her değer, ihtiyacımız olduğu için var. ihtiyacımız olmayan değerlerin yerine, yeni değerler geliyor.

yaşam aynı gitmiyor. bence gitmemeli de. yaşam bizi güncelliyor. bedenimizi güncelliyor. bu duruma ya müdahil olacağız ya da kendi yaşamımızın seyircisi olacağız. göç güncellemeye müdahil olmak bence.

kitabın sonunda göçmenlere saygım daha da arttı.

sadece ben, memleketimi memlekette bıraktım sanıyordum. amin maalouf'ta memleketini memlekette bırakmıştı. iyi de yapmıştı yoksa amin maalouf olamazdı. bence kendini yazdı. adam, kendiydi. okunası, klasik olunası bir kitap.
devamını gör...

vasat siyasi görüşler ayrıştırıcı ilkel düşünceler vıcık vıcık partizanlık taraftar bulmuyor. sonu olmayan saçma sapan tavuk mu yumurtadan çıktı yumurta mı tavuktan tartışmalarına pirim verilmiyor diye bir sözlük vasat olmuyor. bunların yapıldığı başka mecralar var. dileyen oralarda taraftarlarıyla goy goy yapabilir. burası gayet de iyi gidiyor şuan. tabi bence.
devamını gör...

-venüs güneş'e en yakın gezegen olmasa da, hala en sıcak gezegendir. sera gazı karbondioksit ve sülfürik asitten oluşan bulutlarla dolu kalın bir atmosfere sahiptir. atmosfer ısıyı hapseder ve venüs'ü sıcak tutar. yüzey sıcaklığı 465 santigrat derecedir.

-dünya ile neredeyse aynı boyuttadır. dünya biraz daha büyük.

-venüs olağandışıdır, çünkü dünya'nın ve diğer birçok gezegenin zıt yönünde döner. ve dönüşü çok yavaştır.

-venüs'te bir gün 243 dünya günü sürer, güneş batıdan doğar ve doğudan batar. bir yılı ise 225 dünya günü sürer. yani gezegende bir gün bir yıldan daha uzun.

-uydusu ve halkası yok. manyetik alanı zayıftır.

kendisini güneş sisteminin en tuhaf ve ilginç gezegeni ilan ediyorum.
devamını gör...

annelik, başlı başına zorken, bir üst düzey olan ergen anneliği, henüz duygusal olgunluğa erişememişseniz, sinir uçlarınıza dokunan durumlara sıklıkla maruz kalmak demektir. çelik gibi bir sabır, sevecen bir kalp, bol empati yapabilme yeteneği gerektirir. aksi takdirde, sinir krizi geçirmek kaçınılmazdır.
aslında, dünya üzerinde yolunu kaybetmiş birine yol göstericilik yapmak demektir çünkü ergen, çocukluk ile yetişkinlik arasında kimlik bulanımı yaşayan biridir. anne ile çocuk arasında ergenlikten önce güvenli ve sağlıklı bir bağ kurulmuşsa aslında ona rehberlik etmek çok heyecan vericidir ama öyle bir bağ kurulmamışsa ergenlik, o bağın kurulabileceği son dönemdir yani tabiri caizse, köprüden önceki son çıkıştır.
uzmanlar, içindeki çocuğa şefkatli, merhametli davranan annelerin, çocuklarına da şefkatli ve merhametli olduğunu belirtiyorlar. şaşırtıcı gelebilir ama içimizdeki çocuk ile kendi çocuğumuz arasında enteresan bir bağ var ve onu iyileştirdikçe çocuklarımızla ilişkimiz de günden güne iyileşiyor. o yüzden, çocuklarımız en azından ergenlikten yetişkinliğe geçmeden içimizdeki çocukla bağ kurmamız, sadece kendimize değil, ergen çocuğumuza karşı görevimizdir.
çoğu anne, ergen evladından şikayet eder ama ben oğlumdan şikayetçi değilim çünkü o, bendeki yaraları bana geri yansıtan bir ayna ve benim kendi yaralarımla onun hayatını mahvetmeye hakkım yok, o yüzden ona şefkat ve merhametle yaklaşıyorum...
devamını gör...

"ayı hedef al, ıskalasan bile yıldızları tutturursun" diye düşünen birisidir. benimdir çünkü "ya biz bu hayallere ulaşacağız, ya da bu hayallerle öleceğiz, olsun ikisi de güzel". *
devamını gör...

üslubu, duruşu, kalemi, refleksi, varlığı ve kumaşı kaliteli bir yazar. bu bilgiçlik evvelce mahlasına aşina olduğumdandır, ekrem selcuk sözlüğe değer katan bir alemdir. safa getirmiş.
devamını gör...

''bana suradan görüldü attı buradan engeli kaldırmış şu hikayeme bu emojiyi atmış ama şuradan retweetlememis'' tarzında, sosyal medya üzerinden ilişkilerini anlamlandiran tiplerin muhabbetleri.
devamını gör...

boş yapmak, gereksiz konuşmak anlamlarında kullanılır. lakin yapılan bu benzetme hiç hoş bir şey değildir ve yanlıştır.
edebiyat bir sanattır ayrıca boş kişilerin de yapacağı bir sanat değildir.
devamını gör...

bu israil laftan anlamaz, güçten anlar güçten! (erbakan)

sen 100 tane kınama metni yayınla dur, bunun akan kana bir faydası olmaz. kanı durdurmak için faaliyete geçmek lazım.
devamını gör...

sabah 4.30 da afyon dinlenme tesisleri soğuğu ile katıldığım tespittir. öyle bir soğuktur ki nefesiniz havada donar siz de sessiz sessiz onu izlersiniz. sigara içmek için inmişsinizdir ama cesaret edip elinizi cebinizden bile çıkaramazsınız.
devamını gör...

kararsız özellikleri en meşhur olanıdır. bir konuda kızıp söylenmeye başlarlar, söylenir söylenir ve sonunda neye kızdıklarınıda unuturlar. çok eğlencelidirler. takıntılarını dışarıdan birinin müdahalesi ile unuturlar. canlılara karşı çok merhametlidirler. tabi genelini kapsamaz söylediklerim.
devamını gör...

çocukluğumda çok fazla izlediğim çizgi filmlerden biridir.

hatta kardeşine çok sinir olurdum.

bunun merimö inek şarkısı ile kardeşim 1 yıl boyunca kafamızı şişirmişti.
devamını gör...

devletin vatandaşına; "vay vergisini emcüklediğim, demek yurtdışına çıkıyosun, ver ordan yolluk niyetine bir yanak bakayım" deme şeklidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dinlemeyi çok sevdiğim duman parçası.

sendeyiz cevat.

tanım:
"kahpe dölün soyu
ele vermiş seni
nice yıllar boyu
kırmış kalbini"
dörtlüğü ile başlayan şarkı.
devamını gör...

daha bugün gittiğimdir. öğretmenlerimiz sağolsun harika bir organizasyon yapmışlardı. müdür yardımcımız diye demiyorum çok iyi organizasyon yapmak dışında mükemmel yemek yapar. el lezzeti dedikleri şeyden bolca var kendisinde. vee bugün de bizim için döktürdü canımız hocamız. *

peki o sırada biz ne mi yaptık? voleybol ve okey oynadık*, ip atladık, salıncakta sallandık, koştuk eğlendik..
uzun zamandır bu kadar eğlenmemiştim yahu. çocuklar gibi koşmayı özlemişim, çok iyi geldi.
okul pikniği çok güzeldir. herkese tavsiye edilir.
devamını gör...

eğer yolunuz nevşehir/ürgüp'ten geçerse mutlaka ordaki şarap evine uğrayıp içmenizi şiddetle öneririm.
devamını gör...

okumayanın hali karşımda denilerek savulacak tiptir.
devamını gör...

güzel başlık. yukarıdaki yazarın verdiği örneklere ben de 2017'deki 15. istanbul bienali'ni ekleyeyim. pera müzesi'nde bir kutu içerisinde strafor yiyen solucanlar sergileniyordu, solucanlar öldükçe yerine yenilerini koyuyorlarmis. aynı bienalde istanbul modern'e sözde çin'den eşek getirildi* ve müze girişinde bir alanda tarla sürdü. bu bienalle ilgili bir de yazı ekleyeyim buradan
sanat bunun neresinde bilemiyorum. herkes sanatın her formundan hoşlanmayabilir ama her şey sanata dahil edilebilir mi, bence hayır.
devamını gör...

at şahlandığında sıkı tutunmazsanız attan düşersiniz. kolu kanadı olmayan bu halka 2021 şahlanış senesi olacak derseniz akıbetini ancak deliler bilmez. hadi bakalım dört nala. deh.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim