kalp hastası
sagopa kajmer külliyatının kıymetli bir albümüdür.
lakin zannımca, sagopa kajmer bu albümden beklediği ilgiyi alamamıştır.
albümün içinde, 2006 yılında piyasaya sürdüğü "baytar" adlı efsane parçasının tekrar yorunlanmış hali de mevcuttur.
sample seçimleri her zamanki gibi harikulade olmakla birlikte, liriğini konuşturduğu şairane bir dil kullandığı albümüdür.
ne de olsa, yunus bu yolda meftun. :)
lakin zannımca, sagopa kajmer bu albümden beklediği ilgiyi alamamıştır.
albümün içinde, 2006 yılında piyasaya sürdüğü "baytar" adlı efsane parçasının tekrar yorunlanmış hali de mevcuttur.
sample seçimleri her zamanki gibi harikulade olmakla birlikte, liriğini konuşturduğu şairane bir dil kullandığı albümüdür.
ne de olsa, yunus bu yolda meftun. :)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en sık yaptığı şeyler
bugünlerde sürekli pasta, börek, çörek yapmak, çay, kahve içmek, dizi izlemek, boş boş internette gezmek, uyumak. ama hiç iki satır okumamak, çalışmamak, spor yapmamak.
kitap okuyanları, ders çalışanları ve spor yapanları kıskanmak.
kitap okuyanları, ders çalışanları ve spor yapanları kıskanmak.
devamını gör...
sözlükte kadın olmak
erkek olmaktan bir farkı yoktur. en azından benim için öyle.
devamını gör...
seri artı oy veren melek
evet bu başlık altında yazılan çoğu tanımda yazarlarımız benzer noktalara parmak basmış, zaten beğendiğim tanımlarla aynı fikirdeyim ben de.
ama kendim de ekstra olarak ifade etmek isterim ki, tanımlarını dikkat çekici bulduğum yazarların profiline girer vaktim olduğu kadar okur ve eğer ki beğendiğim tanımlar olursa oyumu kesinlikle veririm.
ama bu yaptığım demek olmuyor ki beğendiklerimi okumadan artılıyorum ya da siz de bana artı oy veresiniz diye. bence okumadan artı oy kullanmak saygısızlık olur.
artı oy vermemin tek nedeni yazdığınızı beğenmem ve emeğinizi karşılıksız bırakmamak, hepsi bu kadar :) yani gelin de bana artı oyu basın gibi bir düşüncem hiç olmadı, olmayacakta.
beni tanımlarınızı beğenirken bulduğunuzda profilime girip tanımlarımı beğenmenize gerek yok zaten, dediğim gibi karşılık olsun diye yapmıyorum. tabi bir de nezaketen böyle bir durum olduğunda tanımlarımı okuyarak oy veren yazarlarımız oluyor, teşekkürlerimi iletmek isterim. umarım bir yanlış anlaşılma olmamıştır* sağlıcakla kalınız.
ama kendim de ekstra olarak ifade etmek isterim ki, tanımlarını dikkat çekici bulduğum yazarların profiline girer vaktim olduğu kadar okur ve eğer ki beğendiğim tanımlar olursa oyumu kesinlikle veririm.
ama bu yaptığım demek olmuyor ki beğendiklerimi okumadan artılıyorum ya da siz de bana artı oy veresiniz diye. bence okumadan artı oy kullanmak saygısızlık olur.
artı oy vermemin tek nedeni yazdığınızı beğenmem ve emeğinizi karşılıksız bırakmamak, hepsi bu kadar :) yani gelin de bana artı oyu basın gibi bir düşüncem hiç olmadı, olmayacakta.
beni tanımlarınızı beğenirken bulduğunuzda profilime girip tanımlarımı beğenmenize gerek yok zaten, dediğim gibi karşılık olsun diye yapmıyorum. tabi bir de nezaketen böyle bir durum olduğunda tanımlarımı okuyarak oy veren yazarlarımız oluyor, teşekkürlerimi iletmek isterim. umarım bir yanlış anlaşılma olmamıştır* sağlıcakla kalınız.
devamını gör...
gençlerin akıl yaşta değil baştadır sözüne sıkı sıkı sarılması
son dönemde özellikle z kuşağı denilen genç kesimde oldukça popüler olan bir atasözümüz .
geçmişle, eskiyle uzaktan yakından alakası olmayan bu grup, ne hikmetse azıcık sıkıştığında bu söze sarılıveriyor.
güzel de, işinize gelince bugünkü teknoloji, gelişmişlik, çok bilmişlik havası, gelmeyince kimin ne zaman uydurduğu bile belli olmayan bir söze sarılmak.
hoş da değil, doğru da.
sürekli ben bilirim, en iyisi bende, ben ne oldum delisiyim diyeceğinize, sizden öncekilere tepeden bakacağınıza, bu adam ne diyor diye, düşünmek, onun yaşam tecrübesinden faydalanmaya uğraşmak size kaybettirmez, kazandırır gençler.
biz orta yaş ve üstü ağbi ablalarınız, buraya dek getirdik, şimdi sizler bayrağı daha ileriye taşıyacaksınız amma velakin, görünen o ki, tahammülsüz ve başınabuyruk genç nesil, kendinden başka hiç kimseyi düşünmüyor, hiç kimseye saygı göstermiyor, ben en iyisiyim moduyla, freni patlamış kamyon gibi yokuş aşağı gidiyor .
aman dikkat diyorum gençler,
bu ülke sizlerin elinde yükselip ilerleyecek .
gelin, en azından bu tür yerlerdeki duruşunuzla da olsa, sizden büyüklerin , geleceğe umutla, gururla bakmasına vesile olacak bir yol izleyin ...
edit; kendini her açıdan yetiştirmiş çok değerli gençlerimizi konu dışında tutmak gerek .
geçmişle, eskiyle uzaktan yakından alakası olmayan bu grup, ne hikmetse azıcık sıkıştığında bu söze sarılıveriyor.
güzel de, işinize gelince bugünkü teknoloji, gelişmişlik, çok bilmişlik havası, gelmeyince kimin ne zaman uydurduğu bile belli olmayan bir söze sarılmak.
hoş da değil, doğru da.
sürekli ben bilirim, en iyisi bende, ben ne oldum delisiyim diyeceğinize, sizden öncekilere tepeden bakacağınıza, bu adam ne diyor diye, düşünmek, onun yaşam tecrübesinden faydalanmaya uğraşmak size kaybettirmez, kazandırır gençler.
biz orta yaş ve üstü ağbi ablalarınız, buraya dek getirdik, şimdi sizler bayrağı daha ileriye taşıyacaksınız amma velakin, görünen o ki, tahammülsüz ve başınabuyruk genç nesil, kendinden başka hiç kimseyi düşünmüyor, hiç kimseye saygı göstermiyor, ben en iyisiyim moduyla, freni patlamış kamyon gibi yokuş aşağı gidiyor .
aman dikkat diyorum gençler,
bu ülke sizlerin elinde yükselip ilerleyecek .
gelin, en azından bu tür yerlerdeki duruşunuzla da olsa, sizden büyüklerin , geleceğe umutla, gururla bakmasına vesile olacak bir yol izleyin ...
edit; kendini her açıdan yetiştirmiş çok değerli gençlerimizi konu dışında tutmak gerek .
devamını gör...
karabiberim
içinde bolca zeytin ve göbek olan, 90'ların kıpır kıpır şarkısı.
devamını gör...
15 yaşındaki kızı kaçırmak için ev basan muhtar
aksaray'ın merkeze bağlı sevinçli köyü muhtarı umut ş.
kız kaçırmak için yakınlarıyla birlikte köyde bir evi basmış. kaçırmak istedikleri 15 yaşındaki kızı evde bulamayınca eve silahla ateş açıp aileyi taş ve sopalarla darbetmiş. 1'i ağır 3 kişinin yaralandığı olayda 7 kişi gözaltına alınmış.
muhtar kızı daha önce bir defa kaçırmış. vali devreye girip kızı bulmuş ve ailesine teslim etmiş. fakat muhtar rahat durmayıp kızı yine kaçırmaya çalışınca olaylar bu noktaya gelmiş. hayır yani ilk kaçırmasında neden bu adam içeri tıkılmıyor da dışarda dolaşıyor. kafayı yememek elde değil. teksas sanki.
kızın 15 yaşında olmasına mi üzülsem, olayı gerçekleştiren kişinin muhtar olmasına mı küfretsem, yoksa daha önce kaçırdığı halde dışarda dolaşmasına mı kafa yorsam anlamadım gitti.
kaynak: www.haberler.com/kiz-kacirm...
kız kaçırmak için yakınlarıyla birlikte köyde bir evi basmış. kaçırmak istedikleri 15 yaşındaki kızı evde bulamayınca eve silahla ateş açıp aileyi taş ve sopalarla darbetmiş. 1'i ağır 3 kişinin yaralandığı olayda 7 kişi gözaltına alınmış.
muhtar kızı daha önce bir defa kaçırmış. vali devreye girip kızı bulmuş ve ailesine teslim etmiş. fakat muhtar rahat durmayıp kızı yine kaçırmaya çalışınca olaylar bu noktaya gelmiş. hayır yani ilk kaçırmasında neden bu adam içeri tıkılmıyor da dışarda dolaşıyor. kafayı yememek elde değil. teksas sanki.
kızın 15 yaşında olmasına mi üzülsem, olayı gerçekleştiren kişinin muhtar olmasına mı küfretsem, yoksa daha önce kaçırdığı halde dışarda dolaşmasına mı kafa yorsam anlamadım gitti.
kaynak: www.haberler.com/kiz-kacirm...
devamını gör...
başörtüsü
hıristiyanlık ve musevilik dinlerinde olan, ama islam'da olmayan uygulamadır.
evet kuran'da başörtüsü yoktur: www.kurandakidin.com/2011/1...
evet kuran'da başörtüsü yoktur: www.kurandakidin.com/2011/1...
devamını gör...
bir erkeğin en tatlı olduğu an
sizi kırdığını düşünüp kendini affettirmek için etrafınızda dönüp durduğu anlardır.
devamını gör...
çalışmayıp ana baba parası yiyen sözlük yazarları
iş var da biz çalışmıyoruz. prensip meselesi!
devamını gör...
diyelim ki o bunu okumayacak
devamını gör...
iskenderiye kütüphanesi
m.ö. 3'cü yüzyılda mısır'da kurulmuş antik bir kütüphane. kaynaklara göre bu kütüphanede 900.000 veya 100.000 ya da 150.000 cilt el yazması vardı. beni şaşırtan tarafı, m.ö. 3'cü yüzyılda bile bu kadar çok el yazmasının bulunmasıdır. kütüphanenin kurucusuysa büyük iskender'dir. kütüphane maalesef günümüzde yok, neden yok, çünkü yakıldı. bu çok üzücü bir olaydır, yani düşünsenize 2300 yıl öncesine ait el yazmalar, kütüphaneyle birlikte yok oldu. belki de tarihin bilmediği büyük bir yazarın yazdığı yazılar da, bu kütüphaneyle birlikte gittiler. belki de muhteşem eserleriyle tanınanacak olan nice yazarlar, bu kütüphanenin yakılmasıyla birlikte, unutulmaya mahkum bir hale geldiler. ayrıca, kütüphanenin hz. ömer tarafından yakıldığına dair de yanlış bir bilgi vardır.
m.s. 300'lü yılların sonlarında mısırın valisi theophilos (ö.412(?)), mısır'da yer alan hristiyanlara ait olmayan, osiris tapınağına ait bir bölgeyi, kilise inşa etmeleri için hristiyanlara verir. burda kazılar yapılır ve bir taş bulunur, ki taşın üzerinde bazı yazılar vardır (belli ki çok eski dönemlere ait yazıtlar bulmuşlar). bunun üzerine şakalaşıp, dalga geçmeye başlarlar. bu putperestleri kızdırır ve bir isyan başlatır. bir savaş gerçekleşir, ve insanlar "topluluklar halinde" öldürülürler. imparator, theophilos'a "neden hâlâ eski dine mensup insan sayısı bu kadar çok?" diye sorunca, o da sebebi iskenderiye kütüphanesi olarak açıklar. o burda eski putperestlik geleneğini devam ettiren yazıtların olduğunu söyler. imparator da, bu yazıtların hepsinin yok edilmesini ister. kütüphanedeki tüm eserler yakılır ve böylece insanlık tarihi için çok büyük bir felaket gerçekleşmiş olur.
ayrıca şunu da söylemek de fayda vardır ki, m.ö. 48 yılında, sezar'ın askerlerinin yanlışlıkla kütüphanenin bir kısmını yaktığı da söylentiler arasındadır. * *
m.s. 300'lü yılların sonlarında mısırın valisi theophilos (ö.412(?)), mısır'da yer alan hristiyanlara ait olmayan, osiris tapınağına ait bir bölgeyi, kilise inşa etmeleri için hristiyanlara verir. burda kazılar yapılır ve bir taş bulunur, ki taşın üzerinde bazı yazılar vardır (belli ki çok eski dönemlere ait yazıtlar bulmuşlar). bunun üzerine şakalaşıp, dalga geçmeye başlarlar. bu putperestleri kızdırır ve bir isyan başlatır. bir savaş gerçekleşir, ve insanlar "topluluklar halinde" öldürülürler. imparator, theophilos'a "neden hâlâ eski dine mensup insan sayısı bu kadar çok?" diye sorunca, o da sebebi iskenderiye kütüphanesi olarak açıklar. o burda eski putperestlik geleneğini devam ettiren yazıtların olduğunu söyler. imparator da, bu yazıtların hepsinin yok edilmesini ister. kütüphanedeki tüm eserler yakılır ve böylece insanlık tarihi için çok büyük bir felaket gerçekleşmiş olur.
ayrıca şunu da söylemek de fayda vardır ki, m.ö. 48 yılında, sezar'ın askerlerinin yanlışlıkla kütüphanenin bir kısmını yaktığı da söylentiler arasındadır. * *
devamını gör...
danzig koridoru
ikinci dünya savaşının başlamasına sebep olan almanya ile doğu prusya arasında kalan bölgedir.
almanya doğu prusya ile kara bağlantısı sağlamak için barışçıl yollarla polonya ile görüşse de sonuç alamamış nihayetinde bölgeye saldırmıştır.
hitler, avusturya ve çekoslovakyanın işgaline karşı gelen cılız tepkilerin de etkisiyle burası için savaş başlayacağına inanmamış. komutanların ısrarına rağmen saldırı emrini vermiştir. danzig'e atılan bomba ikinci dünya savaşının başlangıcı olmuştur.
almanya doğu prusya ile kara bağlantısı sağlamak için barışçıl yollarla polonya ile görüşse de sonuç alamamış nihayetinde bölgeye saldırmıştır.
hitler, avusturya ve çekoslovakyanın işgaline karşı gelen cılız tepkilerin de etkisiyle burası için savaş başlayacağına inanmamış. komutanların ısrarına rağmen saldırı emrini vermiştir. danzig'e atılan bomba ikinci dünya savaşının başlangıcı olmuştur.
devamını gör...
annelerin garip huyları
gereksiz iş üretme, sakin bir anda aniden ortaya çıkan meyve yememe azarı,devamlı zayıflık ile suçlama
devamını gör...
eleştiride üslubun önemi
bazı durumlarda eleştiriden daha önemli olan husustur.
devamını gör...
klorofil
fotosentez için olmazsa olmaz pigmenttir. bakın kloroplast ile karıştırmayın.
klorofil ışığı soğurur, canlı bu sayede ışık enerjisinden atp enerjisi elde eder.
sonra da bu enerjiyi besin sentezlerken kullanır.
fotosentez yapan siyanobakteri gibi prokaryot canlılarda klorofil hücre sitoplazmasında bulunur.
fotosentez yapan alg, bitki gibi ökaryot canlılarda klorofil, kloroplast organeli içinde bulunur.
klorofil tek tip değildir. 20 çeşidi vardır. doğada en çok bulunan klorofil a, en çok ikinci bulunan ise klorofil b diye adlandırılmış.
örneğin klorofil b en iyi yaklaşık 450 nano metre dalga boylu ışığı soğuruyor. turkuaz yeşil arası bir renk bu da. eğer klorofil b oranı yüksek bir bitkiyi bu renk ışıkla aydınlatırsanız canlınız daha hızlı büyüyecektir. serpilip gelişecektir.
kapalı formüllere gelirsek: magnezyum merkez element.
klorofil a'nın molekül formülü şöyle: 55 karbon, 72 hidrojen, 5 oksijen, 4 azot, 1 magnezyum.
ayrıca demir klorofil yapısına katılmasa da sentezinden sorumlu enzimin kofaktörüdür.
eğer bitki topraktan yeterince demir alamazsa az klorofil sentezler ve sararıp solabilir.
klorofil ışığı soğurur, canlı bu sayede ışık enerjisinden atp enerjisi elde eder.
sonra da bu enerjiyi besin sentezlerken kullanır.
fotosentez yapan siyanobakteri gibi prokaryot canlılarda klorofil hücre sitoplazmasında bulunur.
fotosentez yapan alg, bitki gibi ökaryot canlılarda klorofil, kloroplast organeli içinde bulunur.
klorofil tek tip değildir. 20 çeşidi vardır. doğada en çok bulunan klorofil a, en çok ikinci bulunan ise klorofil b diye adlandırılmış.
örneğin klorofil b en iyi yaklaşık 450 nano metre dalga boylu ışığı soğuruyor. turkuaz yeşil arası bir renk bu da. eğer klorofil b oranı yüksek bir bitkiyi bu renk ışıkla aydınlatırsanız canlınız daha hızlı büyüyecektir. serpilip gelişecektir.
kapalı formüllere gelirsek: magnezyum merkez element.
klorofil a'nın molekül formülü şöyle: 55 karbon, 72 hidrojen, 5 oksijen, 4 azot, 1 magnezyum.
ayrıca demir klorofil yapısına katılmasa da sentezinden sorumlu enzimin kofaktörüdür.
eğer bitki topraktan yeterince demir alamazsa az klorofil sentezler ve sararıp solabilir.
devamını gör...
kısa cümleler kuran erkekler
kısa cümleler kursun ama bir cümle kursun lütfen, kısa derken konsantre değil, bu da değil yani...
edit : ok vb.
edit : ok vb.
devamını gör...
sarı duvar kağıdı
charlotte perkins gilman’ın romanıdır.
bir gün sanırım istanbul’da bir gecelik bir misafirliğimiz olmuştu bir akrabamızın evinde. o zaman ilkokul öğrencisi olma ihtimalim yüksek. günlük sohbetlerden sonra gece yatma vakti geldiğinde kardeşimle aynı odada bizim için hazırlanan yataklara uzandık. benden üç yaş küçük olan kardeşim hemen uykuya daldı. benim de niyetim oydu aslında ama duvardan bana bakan bir çift gözü gördüğümde ne uyku kaldı bende ne de mantıklı düşünme gücü. belirli aralıklarla göz kırpan bir canavar olduğuna hiç kuşkum yoktu ama anlamadığım şey neden ısrarla beni izlediğiydi. gözlerimi sımsıkı kapatıp orda hiçbir şey olmadığına kendimi ikna etmeye çalıştım ama içten içe beni oradan izleyen canavarın varlığından emindim. sabaha kadar bakıştık canavarla, o bana saldırmak için doğru anı bir türlü bulamadım, bense kaçmak için bir fırsat yakalayamadım. sabah ezan okunmaya başladığında canavar yavaş yavaş kaybolmuştu bile. bu durumu canavarın allah korkusu olduğuna yormuş olmam kuvvetle muhtemeldir.
sabah herkes uyandığında anneme gece yaşadığım muhteşem macerayı anlattığımda, annem kendince mantıklı bir açıklama yaptı bana. parlayanın aslında elektrik düğmesi olduğunu ve benim canavarın göz kırpması sandığım şeyin aslında kendi göz kırpışım olduğunu tane tane anlattı. tabii ki ikna olmuş gibi davrandım. hayat boyunca asla bu tür açıklamalarla kandırılacak bir çocuk olmadım. annem canavarın varlığını kendince çürütmüş olsa da, ben hala o gece canavarla savaşımın gerçek olduğuna eminim.
sarı duvar kağıdı hikayesi de benim yukarıda anlattığım hikayeye çok benziyor. sadece çok daha ustaca anlatılmış hali.
ayrıca depresyon konusunda mücadele ederken neler yapmamız gerektiğine dair önemli yöntemler de anlatıyor. ben bu konuda psikologlar ve psikiyatrlara güven duyulmaması gerektiğini düşünüyorum. yazar da benimle aynı fikirde görünüyor.
korkularınızı yenmeye değil onlarla uzlaşmaya çalışıyorsanız bu kitabı okuyun.
bir gün sanırım istanbul’da bir gecelik bir misafirliğimiz olmuştu bir akrabamızın evinde. o zaman ilkokul öğrencisi olma ihtimalim yüksek. günlük sohbetlerden sonra gece yatma vakti geldiğinde kardeşimle aynı odada bizim için hazırlanan yataklara uzandık. benden üç yaş küçük olan kardeşim hemen uykuya daldı. benim de niyetim oydu aslında ama duvardan bana bakan bir çift gözü gördüğümde ne uyku kaldı bende ne de mantıklı düşünme gücü. belirli aralıklarla göz kırpan bir canavar olduğuna hiç kuşkum yoktu ama anlamadığım şey neden ısrarla beni izlediğiydi. gözlerimi sımsıkı kapatıp orda hiçbir şey olmadığına kendimi ikna etmeye çalıştım ama içten içe beni oradan izleyen canavarın varlığından emindim. sabaha kadar bakıştık canavarla, o bana saldırmak için doğru anı bir türlü bulamadım, bense kaçmak için bir fırsat yakalayamadım. sabah ezan okunmaya başladığında canavar yavaş yavaş kaybolmuştu bile. bu durumu canavarın allah korkusu olduğuna yormuş olmam kuvvetle muhtemeldir.
sabah herkes uyandığında anneme gece yaşadığım muhteşem macerayı anlattığımda, annem kendince mantıklı bir açıklama yaptı bana. parlayanın aslında elektrik düğmesi olduğunu ve benim canavarın göz kırpması sandığım şeyin aslında kendi göz kırpışım olduğunu tane tane anlattı. tabii ki ikna olmuş gibi davrandım. hayat boyunca asla bu tür açıklamalarla kandırılacak bir çocuk olmadım. annem canavarın varlığını kendince çürütmüş olsa da, ben hala o gece canavarla savaşımın gerçek olduğuna eminim.
sarı duvar kağıdı hikayesi de benim yukarıda anlattığım hikayeye çok benziyor. sadece çok daha ustaca anlatılmış hali.
ayrıca depresyon konusunda mücadele ederken neler yapmamız gerektiğine dair önemli yöntemler de anlatıyor. ben bu konuda psikologlar ve psikiyatrlara güven duyulmaması gerektiğini düşünüyorum. yazar da benimle aynı fikirde görünüyor.
korkularınızı yenmeye değil onlarla uzlaşmaya çalışıyorsanız bu kitabı okuyun.
devamını gör...

