temassız var mı sorusu
pandemi döneminden beri alışverişlerde sürekli duyduğumuz alışveriş ödeme sistemidir. bütün bankaların otomatik olarak temassız kart yollamari gereklidir. bence gayet güzel bir sistemdir.
edit: eğer temassız yoksa kasiyer size küfür eder niteliğinde trip atar gibi hareket ediyor.
edit: eğer temassız yoksa kasiyer size küfür eder niteliğinde trip atar gibi hareket ediyor.
devamını gör...
lucifer
5. sezonuna kadar geldim ve laflar hazırladım. öncelikle diziyi sezona göre puanlayacak olursam:
--! spoiler !--
1. sezon: 7/10 (chloe o kadar emareye rağmen lucifer'in şeytan olduğunu anlayamıyor. mantığınıza kıtlayayım. 3 puanı da buradan kırdım.)
2. sezon: 6/10 (chloe hala anlamıyor. yahu sana ne gerekiyor, adam seni cehenneme mi götürüp gezdirsin? ayrıca dizi bu sezonda iyiden arka sokaklara bağlamaya başladı.
3. sezon: 3/10 (arka sokaklar + yarım yemek kaşığı scooby doo. allah belanızı verecek, dizinin açık ara en kötü sezonu. neyse ki finalinde chloe şeytan olduğunu anlıyor)
4. sezon: 8.5/10 (nihayet netflix işe el atıp diziyi adam ediyor. daha az polisiye, daha çok ilahi, metafizik olaylar. finali de gayet iyi.)
şimdi de genel bir problemden bahsedeceğim. anlıyoruz, polisiye dizisi. . tamam da, neden katil hep beklemediğimiz, masum gibi görünen kişi? neden klişelerle, hep aynı olay örgüsüyle bezeli. şimdi size luciferin standart bir bölümünü özetleyeceğim:
- bir cinayet işlenir.
- chloe, dan, lopez olay yerine gelir. lucifer her zamanki ingiliz aksanıyla "heloo ditektiiiv" girişini yapar.
- ilk şüphelendikleri kişiye, "niye öldürdün mahmutu" diye sorarlar. zanlı da "nee, mahmut öldü mü" der.
- lucifer "neler arzuluyorsun yeğenim" diye sorar, o da "mantıya hep sarımsaklı yoğurt katmak isterdim" gibi saçma sapan bir cevap verir.
- ikinci zanlıya giderler. "niye öldürdün mahmutu" diye sorarlar. bu da "ölmüş olmasına sevindim ama tabi ki ben öldürmedim" der.
- o sırada lopez veya dan bir ipucu yakalar ve gerçek katilin olduğu yere giderler.
- lucifer şeytan yüzünü gösterip katilin korkudan altına kaçırmasını sağlar.
- chloe katili tutuklar ve hapse atar.
- bu olay örgüsü yaşanırken aralara psikolog sarışın kadınla yapılan terapi seansları, yer yer maze'in bıçaklarıyla oynama sahneleri falan eklenir.
--! spoiler !--
--! spoiler !--
1. sezon: 7/10 (chloe o kadar emareye rağmen lucifer'in şeytan olduğunu anlayamıyor. mantığınıza kıtlayayım. 3 puanı da buradan kırdım.)
2. sezon: 6/10 (chloe hala anlamıyor. yahu sana ne gerekiyor, adam seni cehenneme mi götürüp gezdirsin? ayrıca dizi bu sezonda iyiden arka sokaklara bağlamaya başladı.
3. sezon: 3/10 (arka sokaklar + yarım yemek kaşığı scooby doo. allah belanızı verecek, dizinin açık ara en kötü sezonu. neyse ki finalinde chloe şeytan olduğunu anlıyor)
4. sezon: 8.5/10 (nihayet netflix işe el atıp diziyi adam ediyor. daha az polisiye, daha çok ilahi, metafizik olaylar. finali de gayet iyi.)
şimdi de genel bir problemden bahsedeceğim. anlıyoruz, polisiye dizisi. . tamam da, neden katil hep beklemediğimiz, masum gibi görünen kişi? neden klişelerle, hep aynı olay örgüsüyle bezeli. şimdi size luciferin standart bir bölümünü özetleyeceğim:
- bir cinayet işlenir.
- chloe, dan, lopez olay yerine gelir. lucifer her zamanki ingiliz aksanıyla "heloo ditektiiiv" girişini yapar.
- ilk şüphelendikleri kişiye, "niye öldürdün mahmutu" diye sorarlar. zanlı da "nee, mahmut öldü mü" der.
- lucifer "neler arzuluyorsun yeğenim" diye sorar, o da "mantıya hep sarımsaklı yoğurt katmak isterdim" gibi saçma sapan bir cevap verir.
- ikinci zanlıya giderler. "niye öldürdün mahmutu" diye sorarlar. bu da "ölmüş olmasına sevindim ama tabi ki ben öldürmedim" der.
- o sırada lopez veya dan bir ipucu yakalar ve gerçek katilin olduğu yere giderler.
- lucifer şeytan yüzünü gösterip katilin korkudan altına kaçırmasını sağlar.
- chloe katili tutuklar ve hapse atar.
- bu olay örgüsü yaşanırken aralara psikolog sarışın kadınla yapılan terapi seansları, yer yer maze'in bıçaklarıyla oynama sahneleri falan eklenir.
--! spoiler !--
devamını gör...
psikoloğa giden psikoloğa gidilir mi sorunsalı
esas ona gidilir,
psikoloğa sadece sağlıksız insanlar gitmez, sağlıklı insanlar da gider, hatta psikoloğa gitmek sağlıklı birşeydir,
nasılki arada bir kan, idrar tahlili yaptırırsın, şeker, demir, vitamin vs baktırırsın, onun gibi, psikolog da psikoloğa gidebilir.
ayrıca, bir tanıdığımızın oğlu uzman psikolog olarak çalışmaya başladı özel bir hastanede, sanırım 1-2 yıl oldu, psikologların da mesleki olarak düzenli gitmesi gerektiği için, kendiside terapiye başlıycaktı, yani profesyonel bir hareket bu arkadaşım.
psikoloğa sadece sağlıksız insanlar gitmez, sağlıklı insanlar da gider, hatta psikoloğa gitmek sağlıklı birşeydir,
nasılki arada bir kan, idrar tahlili yaptırırsın, şeker, demir, vitamin vs baktırırsın, onun gibi, psikolog da psikoloğa gidebilir.
ayrıca, bir tanıdığımızın oğlu uzman psikolog olarak çalışmaya başladı özel bir hastanede, sanırım 1-2 yıl oldu, psikologların da mesleki olarak düzenli gitmesi gerektiği için, kendiside terapiye başlıycaktı, yani profesyonel bir hareket bu arkadaşım.
devamını gör...
eşin erkek jinekoloğa gitmesine izin vermek
genelde izin vermeyenler sapık zihniyetine sahip kişilerdir ve kız çocuklarını okutmayıp, "garıma gadın dohtor bahsın, yohsa bahmasın" diyen cahillerdir. hiç bir mesleğin cinsiyeti yoktur, mesleklere cinsiyet yükleyenlerin de yukarıdaki örnekten bir farkı yoktur.
devamını gör...
lypophrenia
nedeni belli olmayan ve nedensiz bir şekilde ortaya çıkan, anlamı verilemeyen can sıkıntısıdır.
devamını gör...
harry potter'daki büyüler
obliviate : hafıza silme büyüsü. favori büyümdür. kötü bir şey yaşadığımda keşke yapabilsem diyorum. bir de eski sevgilimi hatırladığım anlarda yapabilirsem işlerime daha iyi odaklanacağım. hermione lütfen yardım et.
devamını gör...
kitap satın alma hastalığı
kitap kokusunu,kapağının güzelliğini seviyordur.kitaplığı görünce mutlu oluyordur.teknoloji bağımlısı bireyin anlayamayacağı güzel hastalık.
devamını gör...
romeo ve juliet
william shakespeare'in gençlik yıllarında kaleme aldığı bir oyundur.
bu oyun için çoğunluktan farklı bir düşünceyi benimsemeye başladım sanırım. herkes romeo ve juliet'in hikayesinin ilk görüşte aşk olduğunu düşünür. öyle ki birbirleri için ölen, diğerinin nefesinin içinde bulunmadığı bir havayı içine çekmeye değer görmeyen iki aşık... peki, ya hikaye aslında bu kadar trajik değilse ya shakespeare sadece aşkla dalga geçiyorsa? kitabın başında ana karakterlerimizden biri olan romeo, rosaline adlı bir kadına kafayı taktığını dile getiriyor. ancak yakın bir zamanda, capuletlerin evinde olan bir maskeli baloda juliet'le tanışıp ona sırılsıklam aşık oluyor. aşk dediğimiz kavram bu kadar basit mi? dün aşkından kederlendiğin bir kadını unutmak ve bir anda tarihe adını yazdıracak bir hikayeye dönüşmek bu kadar kolay mı? hiç sanmıyorum. gerçi "yarayla alay edermiş yaralanmamış olan." belki bu yüzdendir yazarı ve milyarlarca insanı anlamıyor olmam.
bu oyun için çoğunluktan farklı bir düşünceyi benimsemeye başladım sanırım. herkes romeo ve juliet'in hikayesinin ilk görüşte aşk olduğunu düşünür. öyle ki birbirleri için ölen, diğerinin nefesinin içinde bulunmadığı bir havayı içine çekmeye değer görmeyen iki aşık... peki, ya hikaye aslında bu kadar trajik değilse ya shakespeare sadece aşkla dalga geçiyorsa? kitabın başında ana karakterlerimizden biri olan romeo, rosaline adlı bir kadına kafayı taktığını dile getiriyor. ancak yakın bir zamanda, capuletlerin evinde olan bir maskeli baloda juliet'le tanışıp ona sırılsıklam aşık oluyor. aşk dediğimiz kavram bu kadar basit mi? dün aşkından kederlendiğin bir kadını unutmak ve bir anda tarihe adını yazdıracak bir hikayeye dönüşmek bu kadar kolay mı? hiç sanmıyorum. gerçi "yarayla alay edermiş yaralanmamış olan." belki bu yüzdendir yazarı ve milyarlarca insanı anlamıyor olmam.
devamını gör...
kağıt bir lira kullanmış nesil
iki ekmek parasıydı o zamanlar.
cips, kola ve çekirdek beraber alınabiliyordu. bir de meybuz.
edit: tamam efsane olsun.
cips, kola ve çekirdek beraber alınabiliyordu. bir de meybuz.
edit: tamam efsane olsun.
devamını gör...
şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
aşka yürek gerek.
devamını gör...
can sıkan dürümler
lavaşı kalın olan ısırması zor olan dürümdu. bir de sosu falan akar hiç uğraşılmaz. ekmek arası harikadir.
devamını gör...
şarkılarda geçen şiir tadında cümleler
şiir gibi keyif veren şiire benzeyen şarkı sözleridir.
biz bu son baharda buluşacaktık
bahar geldi geçti, sen gelmez oldun
biz bu son baharda buluşacaktık
bahar geldi geçti ah, sen gelmez oldun .
biz bu son baharda buluşacaktık
bahar geldi geçti, sen gelmez oldun
biz bu son baharda buluşacaktık
bahar geldi geçti ah, sen gelmez oldun .
devamını gör...
cappy canavarı
yaşamını cappy meyve suyu kutularında idame ettiren emekçi canavar abimizdir. bir süredir ortalıkta gözükmediğinden emekliye ayrıldığını düşünüyorum.
buradan
buradan
devamını gör...
soğansız bibersiz domatessiz ve yumurtasız menemen
yağa ekmek bananı ilk defa görüyorum.
devamını gör...
evde beslemek istenilen yabani hayvanlar
baykuş
devamını gör...
uğurlugiller
uğurlugiller, selçuk kaskan'ın radyo piyesi skeçlerinin senaryolaştırılarak televizyona uyarlandığı, 1 ocak 1987 - 30 aralık 1991 tarihleri arasında trt 1'de yayımlanmış olan durum komedisi türündeki türk televizyon dizisidir.
ilk sezonunda 1960 karın türkiyesi gösterilmeye çalışılırken ikinci sezondan itibaren yayınlandığı tarihin panaromasi tercih edilmiştir. yıldız kenter, şükran güngör, tevfik gelenbe mustafa alabora, savaş dinçel, gül onat, mübeccel vardar, mehmet birkiye gibi çok değerli oyuncuların rol aldığı dizidir.
ilk sezonunda 1960 karın türkiyesi gösterilmeye çalışılırken ikinci sezondan itibaren yayınlandığı tarihin panaromasi tercih edilmiştir. yıldız kenter, şükran güngör, tevfik gelenbe mustafa alabora, savaş dinçel, gül onat, mübeccel vardar, mehmet birkiye gibi çok değerli oyuncuların rol aldığı dizidir.
devamını gör...
özel halk otobüsü
devamlı kullanıyorsanız abonman çıkarmanız önerilir. büyük şehirlerde öğrencilerin vazgeçilmezi'dir. durak harici durmazlar, saatinde geçmeye çalışırlar. üç aşağı beş yukarı ne zaman geleceğini tahmin edersiniz. istanbul için en bilineni 500t halk otobüsleridir.
devamını gör...
genelleme yapmanın mantıksızlığı
bir bana mı saçma geliyor anlamıyorum. yok kadınların hepsi böyledir, yok erkeklerin hepsi şöyledir. yok evliliklerin hepsinde bu yaşanır. aldatmayan erkek yoktur. bütün kadınlar zengin erkekleri tercih eder minvalinde bir sürü genelleme cümleler duyarız, kafa sözlükte de bu şekilde genelleme yapan yazar arkadaşlarım var maalesef. bilimsel, deneyler sonucu kanıtlanmış hiçbir şey dışında genelleme yapmayın arkadaşlar, bu sizin bir nevi zekanızı ele veren durumlardan biridir.
devamını gör...
kahve içmeye çağıran erkeğin nescafe 3'ü 1 arada yapması
devamını gör...
birinin kıyamadığı olmak
beni geriyor.
hani güçlü insanlar vardır ki tercihimdir. herkesin tercihleri vardır, benim tercihim güçlü insanlar. çünkü kendim mızmız, her şeyden şikayet eden, en ufak olumsuzluk sonrası dünyası kararan biri değilim. öylesi ile anlaşamam.
haliyle seçimin bana getirdiği insan tipi belli. sanki hayatı boyunca hiçbir olumsuzluk yaşamamış, hiç kötü bir anı olmamış, hiç ağlamamış gibi oturuyor karşında. hiç şikayeti yok ama belki bir gün önce evde tek başınayken ağladı, bilemezsin. ketum. gocuman. kimseye eyvallahı yok. artık başka insanlar ile nasıl anlar yaşadıysa sözünün üstüne söz söylemeye korkuyorlar. dağ taş gibi duruyor orada.
ve işte o insanın gözünde seninle ilintili kocaman bir yumuşak bakış oluyor. bir bakıyor sana, sanki hiç zarar vermezmiş gibi. zarar veren herkesin karşısına dikilir gibi. bir şey söylüyorsun ya da yapıyorsun, arkasına yaslanıyor, gözünde görüyorsun o öfkeyi ama 5 saniye sürüyor. biraz fazla sürse o öfke çok belli bağıracak, bu bana uymaz diyip çekip gidecek, tüm ipleri koparacak ama o bakış geri geliyor. gözüne bakarken okşuyor seni, sarıyor, korkma benim yanımda sana kimse hiçbir şey yapamaz diyor.
ve işte bundan daha korkunç bir şey yok. birinin kıyamadığı insan olmak, o bakış, o şefkat tehlikelidir arkadaş. o sıcaklığa alışmak insanın ayarını bozar. insan değişir çünkü, zaman geçer şefkat azalır, kızgınlıklar boyu aşar, sesler yükselir. ve o alışık olmadığın öfke o gözlerde dakikalarca durduğu zaman eskisi kadar sevilmediğini anlarsın. bir bakışla seni artık sevmiyorum der. ağzı ile dese belki inanmazsın ama gözleri ile dese inkar edemezsin.
beni bu nedenle geriyor. niye bakmıyon insanlara uzun uzun diyorlar, bu yüzden bakmıyorum. çünkü alışmamak lazım insanların bakışına.
bi de sana kıyamayan insana karşı sorumluluk hissi oluşuyor, o da ayrı dert. üzmek, kırmak, kavga etmek falan mümkün olmuyor, üzülür diye korkuyorsun. hep içe atarak yaşıyorsun her şeyi.
o yüzden yine ne diyoruz gençler.
y a s ı k.
hani güçlü insanlar vardır ki tercihimdir. herkesin tercihleri vardır, benim tercihim güçlü insanlar. çünkü kendim mızmız, her şeyden şikayet eden, en ufak olumsuzluk sonrası dünyası kararan biri değilim. öylesi ile anlaşamam.
haliyle seçimin bana getirdiği insan tipi belli. sanki hayatı boyunca hiçbir olumsuzluk yaşamamış, hiç kötü bir anı olmamış, hiç ağlamamış gibi oturuyor karşında. hiç şikayeti yok ama belki bir gün önce evde tek başınayken ağladı, bilemezsin. ketum. gocuman. kimseye eyvallahı yok. artık başka insanlar ile nasıl anlar yaşadıysa sözünün üstüne söz söylemeye korkuyorlar. dağ taş gibi duruyor orada.
ve işte o insanın gözünde seninle ilintili kocaman bir yumuşak bakış oluyor. bir bakıyor sana, sanki hiç zarar vermezmiş gibi. zarar veren herkesin karşısına dikilir gibi. bir şey söylüyorsun ya da yapıyorsun, arkasına yaslanıyor, gözünde görüyorsun o öfkeyi ama 5 saniye sürüyor. biraz fazla sürse o öfke çok belli bağıracak, bu bana uymaz diyip çekip gidecek, tüm ipleri koparacak ama o bakış geri geliyor. gözüne bakarken okşuyor seni, sarıyor, korkma benim yanımda sana kimse hiçbir şey yapamaz diyor.
ve işte bundan daha korkunç bir şey yok. birinin kıyamadığı insan olmak, o bakış, o şefkat tehlikelidir arkadaş. o sıcaklığa alışmak insanın ayarını bozar. insan değişir çünkü, zaman geçer şefkat azalır, kızgınlıklar boyu aşar, sesler yükselir. ve o alışık olmadığın öfke o gözlerde dakikalarca durduğu zaman eskisi kadar sevilmediğini anlarsın. bir bakışla seni artık sevmiyorum der. ağzı ile dese belki inanmazsın ama gözleri ile dese inkar edemezsin.
beni bu nedenle geriyor. niye bakmıyon insanlara uzun uzun diyorlar, bu yüzden bakmıyorum. çünkü alışmamak lazım insanların bakışına.
bi de sana kıyamayan insana karşı sorumluluk hissi oluşuyor, o da ayrı dert. üzmek, kırmak, kavga etmek falan mümkün olmuyor, üzülür diye korkuyorsun. hep içe atarak yaşıyorsun her şeyi.
o yüzden yine ne diyoruz gençler.
y a s ı k.
devamını gör...