normal sözlük için öneriler
bir an önce yeni yazar alımlarında çaylaklık döneminin başlatılması.*
ekleme 1: mobil uygulama geliştirilmesi.
ekleme 2: sözlüğe ait görsel yükleme domain'i.
ekleme 1: mobil uygulama geliştirilmesi.
ekleme 2: sözlüğe ait görsel yükleme domain'i.
devamını gör...
cebelavi sokağının çocukları
necip mahfuz'un dinden aforoz edilmesine yol açan, dinler tarihini alegorik bir roman şeklinde anlatan efsanevi kitap. necip mahfuz'un nobel edebiyat ödülü olduğunu anımsatmak isterim öncelikle. ve dine ve dini değerlere körü körüne dogmatik bir şekilde bağlı olanların ise hiç okumamasını öneririm. zira kutsal kitaplarda anlatılagelen dinler tarihi, yaradılış kanunu, cennet cehennem, adem ve havva, kabil ve habil, hz. musa-firavun, hz. isa, hz. muhammet gibi bir çok konuyu alegorik bir biçimde anlatıyor. şöyle sıralarsak kitapta geçen:
cebelavi: allah
edhem: hz.adem
umayma: havva
idris: şeytan
kadri: kabil
hümam: habil
cebel: hz.musa (musa nasıl firavun'un sarayında büyümüşse cebel de vekilharcın konağında büyümüştür.)
rıfat: hz.isa
yasemin: yahuda
kasım: hz. muhammed
kamer: hz.hatice
sadık: hz.ebubekir (isim seçiminde ebubekir'in sadakatine gönderme yapılmış)
hasan: hz.ali
arif: bilim
vekilharçlar-çete liderleri: devletler, dini önderler, yöneticiler, firavunlar vs.
bundan sonrası spoiler:
bu kitaptaki alegoriye göre cebelavi mis kokulu mükemmel bahçesi, dereler akan kuşlar öten evinde çocuklarıyla kalıyorken şirketin anahtarını ve kullanım iznini oğlu edhem'e verir bunun üzerine diğer oğlu idris isyan eder ve bu isyanı üzerine lanetlenip mükemmel evden kovulurç ve bir şekilde kardeşi edhemi kandırıp babasıyla arasını bozar ve edhem de eşi umayma ile birlikte evden kovulur. ve bütün kalan hayatı boyunca babasını tekrar ikna etmek ve evine dönmek için elinden gelen her şeyi yapar. burda ilginç olan edhem'in (yani adem) ve idris'in (yani şeytan) evden (yani cennetten) kovulduklarında diğer sokakta (yani bu dünyada) başka tür insanların homo saphienslerin yaşadığı. ve sonrasında olan bütün olaylarda da işte adem soyundan gelenler ve diğerleri tartışmasının savaşlara vs ye esebp olması.
kitapta kadri ve hüman kavga eder kadri hümam ı lödürür. (kabil ve habil hikayesi)
cebel şehrin en zenginleri tarafından büyütülür ama sonra edhem soyundan olduğu anlaşılır. yılanları terbiye etmesiyle bilinir. ve yaptığı mucize ile bu şehrin efendisinin elinden kurtulur. ve vurdu mu öldürmesi ve öfkesiyle meşhurdur. (tıpkı hz. musa gibi)
rifat bir marangozun oğludur. ve şifacıdır. cinci olduğu söylenir. hastaları iyileştirir, körleri görür eder. dostu yasemin tarafından kaçacağı gün ihanete uğrar dövülerek öldürülür. ilginç kısmı ölüsünü gizli bir şekilde arkadaşları gömerler kimseye söylemezler ve mezarı dahi nerede bilinmez. cebelavi'nin onu yanına aldığı düşünülür. (burda da bir hristiyanlık eleştirisi mevcut)
kasım tüccar amcası sayesinde kamer'le tanışıp evlenir ama ne parada ne pulda gözü vardır halkını kurtarmak üzerine yoğunlaşır. ve başarır da.
kitabın geri kalan kısmındaysa diğer savaşlar vs vardır. arif ise son olarak bilimi temsil eder.
kitabı okuyacaklara tavsiyem kim kimdir kısmını buradan okumadan kitaba başlamasınlar.
cebelavi: allah
edhem: hz.adem
umayma: havva
idris: şeytan
kadri: kabil
hümam: habil
cebel: hz.musa (musa nasıl firavun'un sarayında büyümüşse cebel de vekilharcın konağında büyümüştür.)
rıfat: hz.isa
yasemin: yahuda
kasım: hz. muhammed
kamer: hz.hatice
sadık: hz.ebubekir (isim seçiminde ebubekir'in sadakatine gönderme yapılmış)
hasan: hz.ali
arif: bilim
vekilharçlar-çete liderleri: devletler, dini önderler, yöneticiler, firavunlar vs.
bundan sonrası spoiler:
bu kitaptaki alegoriye göre cebelavi mis kokulu mükemmel bahçesi, dereler akan kuşlar öten evinde çocuklarıyla kalıyorken şirketin anahtarını ve kullanım iznini oğlu edhem'e verir bunun üzerine diğer oğlu idris isyan eder ve bu isyanı üzerine lanetlenip mükemmel evden kovulurç ve bir şekilde kardeşi edhemi kandırıp babasıyla arasını bozar ve edhem de eşi umayma ile birlikte evden kovulur. ve bütün kalan hayatı boyunca babasını tekrar ikna etmek ve evine dönmek için elinden gelen her şeyi yapar. burda ilginç olan edhem'in (yani adem) ve idris'in (yani şeytan) evden (yani cennetten) kovulduklarında diğer sokakta (yani bu dünyada) başka tür insanların homo saphienslerin yaşadığı. ve sonrasında olan bütün olaylarda da işte adem soyundan gelenler ve diğerleri tartışmasının savaşlara vs ye esebp olması.
kitapta kadri ve hüman kavga eder kadri hümam ı lödürür. (kabil ve habil hikayesi)
cebel şehrin en zenginleri tarafından büyütülür ama sonra edhem soyundan olduğu anlaşılır. yılanları terbiye etmesiyle bilinir. ve yaptığı mucize ile bu şehrin efendisinin elinden kurtulur. ve vurdu mu öldürmesi ve öfkesiyle meşhurdur. (tıpkı hz. musa gibi)
rifat bir marangozun oğludur. ve şifacıdır. cinci olduğu söylenir. hastaları iyileştirir, körleri görür eder. dostu yasemin tarafından kaçacağı gün ihanete uğrar dövülerek öldürülür. ilginç kısmı ölüsünü gizli bir şekilde arkadaşları gömerler kimseye söylemezler ve mezarı dahi nerede bilinmez. cebelavi'nin onu yanına aldığı düşünülür. (burda da bir hristiyanlık eleştirisi mevcut)
kasım tüccar amcası sayesinde kamer'le tanışıp evlenir ama ne parada ne pulda gözü vardır halkını kurtarmak üzerine yoğunlaşır. ve başarır da.
kitabın geri kalan kısmındaysa diğer savaşlar vs vardır. arif ise son olarak bilimi temsil eder.
kitabı okuyacaklara tavsiyem kim kimdir kısmını buradan okumadan kitaba başlamasınlar.
devamını gör...
kırgınlık ve kızgınlık arasındaki fark
kızgınlıkta ses vardır. kırgınlıkta çıt çıkmaz. fark budur. sestir. sessizlik.
devamını gör...
sözlükte hep aynı yazarları görmek
aylar geçmiş başlık açılıp, serzenişte bulunalı ve fark ettim ki hiçbir şey değişmemiş. 3 kişi falanız sözlükte gibi geliyor bana da. ya bir de kendime kızıyorum, ciddi bir beğeni vermeme problemim var. okuyup içimden beğenip, geçiyorum. çok ayıp ediyorum. benim gibi ayıp etmeyin siz.
devamını gör...
başlıkları tutmayan yazar
başlıkları tutsun diye değil, sözlük için gerekli olduğunu düşündüğü bilgi içerikli tanımları yazmak için açıyordur.
doğrusu da o zaten. ama bu ve buna benzer sözlüklerde goygoy başlıkları olmazsa, yaşı pek genç yazarlarımız nasıl eylenecek? (eğlenmek değil, eylenmek fiili tercih edildi.)
hatta az önce bir başlık gözüme ilişti, tam 'vay, bu da nesi?' demiş iken kayboldu birdenbire. sonunda (!) yönetime de abes mi geldi, yoksa ben mi göremiyorum, bilemedim. o kadar dikkatimi çeken başlık; 'her çocuk babasıyla süt kardeş midir?" gibi bir abukluğa sahipti. ya da buna benzer bir şeydi. daha da ne yazayım?
doğrusu da o zaten. ama bu ve buna benzer sözlüklerde goygoy başlıkları olmazsa, yaşı pek genç yazarlarımız nasıl eylenecek? (eğlenmek değil, eylenmek fiili tercih edildi.)
hatta az önce bir başlık gözüme ilişti, tam 'vay, bu da nesi?' demiş iken kayboldu birdenbire. sonunda (!) yönetime de abes mi geldi, yoksa ben mi göremiyorum, bilemedim. o kadar dikkatimi çeken başlık; 'her çocuk babasıyla süt kardeş midir?" gibi bir abukluğa sahipti. ya da buna benzer bir şeydi. daha da ne yazayım?
devamını gör...
28 şubat 2021 normal sözlük’ün çökmesi
sakin olun yoldaş birazdan tv'ye çıkıp sokağa çıkın talimatı verecek. bu sözlüğü yenemeyecekler. başaramayacaksınız.
devamını gör...
sıffin savaşı
halife hz. ali ve hz. muaviye arasında yapılan, 657 tarihli savaş.
657 senesiydi, hz. ali'nin halifelik devriydi. cemel vakasından sonra hz. ali'nin halifeliğine muhalefet eden hz. muaviye ve taraftarları vardı. hz. muaviye ve taraftarları, hz. osman'ın intikamını alma davasında olduklarını iddia ettiler. onların iddiasına göre, hz. ali, hz. osman'ı şehid edenleri koruyor ve cezalarını vermiyordu.
fakat hz. ali, fitnenin giderilmesinden sonra suçlulara cezalarını vereceğini söylüyordu. hz. ali, kumandan sahâbî cerîr bin abdullah'ı hz. muaviye'ye gönderip, muhâcir ve ensârın kendisine bey'at ettiklerini, kendisinin de onlar gibi bey'at edip itaatini bildirmesini istedi. elçi olarak gönderilen cerir bin abdullah hz. muaviye'ye vardı, bunu bildirdi fakat hz. muaviye cerir bin abdullah'ı oyalayıp ünlü sahâbî hz. amr bin as'a danıştı.
hz. amr, hz. muaviye'ye, hz. ali'den hz. osman'ın kanını isteme konusunda ısrarcı olmasını, eğer katilleri hemen cezalandırmazsa o zaman suriye ordusunu alıp üzerine yürümesini söyledi. cerir bin abdullah da dönüp durumu hz. ali'ye bildirdi.
ki, hz. muaviye, medine'den şam'a getirilen hz. osman'ın kanlı gömleği ile hz. osman'ın hanımı nâile'nin kesik parmaklarını caminin minberine astı. nâile kendisini hz. osman'ın önüne attığı sırada eliyle durdurmaya çalıştığı kılıç darbeleri sonucu iki parmağını kaybetmişti. işte hz. muaviye kanlı gömlek ve kesik parmakları caminin minberine asınca askerler oraya toplanıp ağlıyorlardı.
orda toplananlar hz. osman'ın intikamını alıncaya kadar yataklarında uyumayacaklarına, yıkanmayacaklarına dair yemin ettiler. ayrıca hz. muaviye suriye ordusuna fazlaca maaş veriyordu. hz. muaviye orduyu tahrik ettikten sonra, 85.000 kişinin bulunduğu bir orduyla şam'dan yola çıktı.
hz. ali de 90.000 kişiden oluşan ordusuyla küfe'den sıffin'e doğru yola koyuldu. hz. muaviye karargâh kurdu. hz. ali'nin ordusu da karargâh kurmuştu, hz. ali'nin ordusunun karargâh kurmuş olduğu yer ile nehir arasında hz. muaviye'nin askerleri olduğu için ilk gece susuz kaldılar. fakat, bir saldırı yapıldı ve bu saldırıyla birlikte şam ordusundan olan birlikler nehirden uzaklaştırıldı.
ve hz. muaviye'nin ordusu susuz kaldı. bunun üzerine hz. ali'ye adam göndererek nehirden su almaları için izin istedi. hz. ali bunun üzerine su almalarına engel olmadı. hz. ali hz. muaviye'ye elçiler gönderip onu birliğe ve müslümanların topluluğuna girmeye davet ederek savaştan vazgeçirmeye çalıştı. fakat olumlu bir cevap alamamıştı.
iki ordu birlikleri arasında da birtakım küçük çarpışmalar yaşandı. daha sonra ateşkes yapıldı ve elçiler gidip geldi. fakat elçilerin gidip gelmeleri de bir barışı sağlamamıştı. sonra savaş tekrar başladı. ilk haftada iki taraftan da birer komutanın çarpışmaları yaşandı. sonrasında da hz. ali orduya toplu saldırma emri verdi. savaş birkaç gün tüm şiddetiyle devam etti. ilk müslümanlardan olan sahâbî hz. ammâr bin yasir şehid edilince hz. ali çok üzüldü ve hz. ali'nin şiddetli bir saldırısı ile şam ordusu dağılmaya kadar geldiler.
savaş nerdeyse kazanılacaktı fakat hz. amr bin âs, suriyeli askerlere şöyle dedi:
her kimin yanında mushaf bulunuyorsa onu mızrağının ucuna takarak yukarı kaldırsın.
askerler bu emri yerine getirdiler ve karşı tarafa şöyle seslendiler:
aramızda allah'ın kitabı hakem olsun.
hz. amr bin âs'ın gerçekleştirdiği bu hile işe yaramıştı. ıraklı askerler şöyle demeye başlamışlardı:
allah'ın kitabına yapılan çağrıya uyalım.
hz. amr bin âs bu hileyle şam ordusunu kesin bir yenilgiden kurtardı ve karşı tarafın gücünü kırdı. hz. ali bunun bir savaş hilesi olduğunu anlatmaya çalıştı ama başarılı olamadı. hz. ali şöyle diyordu:
bu bir hiledir. bununla sizin aranıza ayrılık düşürmek ve birliğinizi bozmak istemektedirler.
fakat ıraklılar isteklerinde diretip savaşa devam etmekte olan komutan eşter'e adam göndererek savaşmayı bıraktırmasını istediler.
hz. ali de mecburen eşter'e savaşı bırakması için adam gönderdi. eşter, gelen adama şöyle karşılık verdi:
şimdi mevziden ayrılacak bir an değildir. ben şimdi kesin zafere ulaşacağımı ummaktayım, acele etme.
gönderilen adam hz. ali'ye gelmeden eşter'in savaşan askerleri arasında sesler yükseldi. daha bir hevesle savaşı sürdürüyorlardı. bunun üzerine ıraklılar hz. ali'ye şöyle dediler:
vallahi biz, senin eşter'e bırakması için değil de, savaşa devam etmesi için adam gönderdiğini sanıyoruz.
hz. ali ikinci kesin emir gönderince eşter, mecburen savaşı bıraktı. hz. ali, hz. muaviye'nin ne düşündüğünü anlamak için sahâbî eş'as bin kays'ı hz. muaviye'ye gönderdi. hz. muaviye şöyle dedi:
aramızda allah'ın kitabını hakem kılmak isteriz. her iki taraftan birer hakem seçilmesini ve onlardan allah'ın kitabına uygun bir karar vereceklerine dair ahd alıp da tarafların onların vereceği karara uymalarıdır.
hz. ali'nin taraftarları bundan memnun oldular. şamlılar hakem olarak siyasi bir dehaya sahip hz. amr bin âs'ı seçtiler. ıraklılar ise sahâbî olan ebu musa el eş'arî'yi hakem tayin etmek istediler. hz. ali ise ebu musa'nın daha önce kendisine muhalefet ettiğini, halkı kendisinden ayırmaya çalıştığını, yani onun hakemliğine güvenilemeyeceğini söyledi. ancak ıraklılar onun hakem olması konusunda direttiler.
daha sonra da iki taraf arasında hakemlerin uyacağı kuralların belirlendiği metin (tahkimnâme) hazırlandı. buna göre bir araya gelecek iki hakem halifelik meselesini kur'an'a, kur'an'da bir hüküm bulamazlarsa sünnete başvurarak adil bir şekilde çözeceklerdi.
657 senesiydi, hz. ali'nin halifelik devriydi. cemel vakasından sonra hz. ali'nin halifeliğine muhalefet eden hz. muaviye ve taraftarları vardı. hz. muaviye ve taraftarları, hz. osman'ın intikamını alma davasında olduklarını iddia ettiler. onların iddiasına göre, hz. ali, hz. osman'ı şehid edenleri koruyor ve cezalarını vermiyordu.
fakat hz. ali, fitnenin giderilmesinden sonra suçlulara cezalarını vereceğini söylüyordu. hz. ali, kumandan sahâbî cerîr bin abdullah'ı hz. muaviye'ye gönderip, muhâcir ve ensârın kendisine bey'at ettiklerini, kendisinin de onlar gibi bey'at edip itaatini bildirmesini istedi. elçi olarak gönderilen cerir bin abdullah hz. muaviye'ye vardı, bunu bildirdi fakat hz. muaviye cerir bin abdullah'ı oyalayıp ünlü sahâbî hz. amr bin as'a danıştı.
hz. amr, hz. muaviye'ye, hz. ali'den hz. osman'ın kanını isteme konusunda ısrarcı olmasını, eğer katilleri hemen cezalandırmazsa o zaman suriye ordusunu alıp üzerine yürümesini söyledi. cerir bin abdullah da dönüp durumu hz. ali'ye bildirdi.
ki, hz. muaviye, medine'den şam'a getirilen hz. osman'ın kanlı gömleği ile hz. osman'ın hanımı nâile'nin kesik parmaklarını caminin minberine astı. nâile kendisini hz. osman'ın önüne attığı sırada eliyle durdurmaya çalıştığı kılıç darbeleri sonucu iki parmağını kaybetmişti. işte hz. muaviye kanlı gömlek ve kesik parmakları caminin minberine asınca askerler oraya toplanıp ağlıyorlardı.
orda toplananlar hz. osman'ın intikamını alıncaya kadar yataklarında uyumayacaklarına, yıkanmayacaklarına dair yemin ettiler. ayrıca hz. muaviye suriye ordusuna fazlaca maaş veriyordu. hz. muaviye orduyu tahrik ettikten sonra, 85.000 kişinin bulunduğu bir orduyla şam'dan yola çıktı.
hz. ali de 90.000 kişiden oluşan ordusuyla küfe'den sıffin'e doğru yola koyuldu. hz. muaviye karargâh kurdu. hz. ali'nin ordusu da karargâh kurmuştu, hz. ali'nin ordusunun karargâh kurmuş olduğu yer ile nehir arasında hz. muaviye'nin askerleri olduğu için ilk gece susuz kaldılar. fakat, bir saldırı yapıldı ve bu saldırıyla birlikte şam ordusundan olan birlikler nehirden uzaklaştırıldı.
ve hz. muaviye'nin ordusu susuz kaldı. bunun üzerine hz. ali'ye adam göndererek nehirden su almaları için izin istedi. hz. ali bunun üzerine su almalarına engel olmadı. hz. ali hz. muaviye'ye elçiler gönderip onu birliğe ve müslümanların topluluğuna girmeye davet ederek savaştan vazgeçirmeye çalıştı. fakat olumlu bir cevap alamamıştı.
iki ordu birlikleri arasında da birtakım küçük çarpışmalar yaşandı. daha sonra ateşkes yapıldı ve elçiler gidip geldi. fakat elçilerin gidip gelmeleri de bir barışı sağlamamıştı. sonra savaş tekrar başladı. ilk haftada iki taraftan da birer komutanın çarpışmaları yaşandı. sonrasında da hz. ali orduya toplu saldırma emri verdi. savaş birkaç gün tüm şiddetiyle devam etti. ilk müslümanlardan olan sahâbî hz. ammâr bin yasir şehid edilince hz. ali çok üzüldü ve hz. ali'nin şiddetli bir saldırısı ile şam ordusu dağılmaya kadar geldiler.
savaş nerdeyse kazanılacaktı fakat hz. amr bin âs, suriyeli askerlere şöyle dedi:
her kimin yanında mushaf bulunuyorsa onu mızrağının ucuna takarak yukarı kaldırsın.
askerler bu emri yerine getirdiler ve karşı tarafa şöyle seslendiler:
aramızda allah'ın kitabı hakem olsun.
hz. amr bin âs'ın gerçekleştirdiği bu hile işe yaramıştı. ıraklı askerler şöyle demeye başlamışlardı:
allah'ın kitabına yapılan çağrıya uyalım.
hz. amr bin âs bu hileyle şam ordusunu kesin bir yenilgiden kurtardı ve karşı tarafın gücünü kırdı. hz. ali bunun bir savaş hilesi olduğunu anlatmaya çalıştı ama başarılı olamadı. hz. ali şöyle diyordu:
bu bir hiledir. bununla sizin aranıza ayrılık düşürmek ve birliğinizi bozmak istemektedirler.
fakat ıraklılar isteklerinde diretip savaşa devam etmekte olan komutan eşter'e adam göndererek savaşmayı bıraktırmasını istediler.
hz. ali de mecburen eşter'e savaşı bırakması için adam gönderdi. eşter, gelen adama şöyle karşılık verdi:
şimdi mevziden ayrılacak bir an değildir. ben şimdi kesin zafere ulaşacağımı ummaktayım, acele etme.
gönderilen adam hz. ali'ye gelmeden eşter'in savaşan askerleri arasında sesler yükseldi. daha bir hevesle savaşı sürdürüyorlardı. bunun üzerine ıraklılar hz. ali'ye şöyle dediler:
vallahi biz, senin eşter'e bırakması için değil de, savaşa devam etmesi için adam gönderdiğini sanıyoruz.
hz. ali ikinci kesin emir gönderince eşter, mecburen savaşı bıraktı. hz. ali, hz. muaviye'nin ne düşündüğünü anlamak için sahâbî eş'as bin kays'ı hz. muaviye'ye gönderdi. hz. muaviye şöyle dedi:
aramızda allah'ın kitabını hakem kılmak isteriz. her iki taraftan birer hakem seçilmesini ve onlardan allah'ın kitabına uygun bir karar vereceklerine dair ahd alıp da tarafların onların vereceği karara uymalarıdır.
hz. ali'nin taraftarları bundan memnun oldular. şamlılar hakem olarak siyasi bir dehaya sahip hz. amr bin âs'ı seçtiler. ıraklılar ise sahâbî olan ebu musa el eş'arî'yi hakem tayin etmek istediler. hz. ali ise ebu musa'nın daha önce kendisine muhalefet ettiğini, halkı kendisinden ayırmaya çalıştığını, yani onun hakemliğine güvenilemeyeceğini söyledi. ancak ıraklılar onun hakem olması konusunda direttiler.
daha sonra da iki taraf arasında hakemlerin uyacağı kuralların belirlendiği metin (tahkimnâme) hazırlandı. buna göre bir araya gelecek iki hakem halifelik meselesini kur'an'a, kur'an'da bir hüküm bulamazlarsa sünnete başvurarak adil bir şekilde çözeceklerdi.
devamını gör...
yazarların üzülünce yaptıkları şeyler
bir şarkı açarım ve ağlarım. ağlayınca hafiflemiş hissediyorum.*
devamını gör...
tarık akan
yeşilçam'ın en yakışıklı jönlerinden biridir. gerçek hayatta toplumsal olaylara sırtını dönmeyip, işçinin, emekçinin yanında eylemlerde bolca yer alan omurgalı, yürekli bir aydın abimizdir kendisi.
sürü, yol, maden gibi toplumsal olayları anlatan filmlerde de rol almıştır. kenan evren döneminde tutuklanıp bir dönem içeride yatmıştır ve hapishanene ki o günlerini "anne kafamda bit var" kitabında ayrıntılı bir şekilde anlatmıştır. ruhu şad olsun.
sürü, yol, maden gibi toplumsal olayları anlatan filmlerde de rol almıştır. kenan evren döneminde tutuklanıp bir dönem içeride yatmıştır ve hapishanene ki o günlerini "anne kafamda bit var" kitabında ayrıntılı bir şekilde anlatmıştır. ruhu şad olsun.
devamını gör...
bir öz eleştiri yap
çok özgüvensizim. maalesef ki.
böyle olmayı ben istemezdim dostum.
böyle olmayı ben istemezdim dostum.
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
20 yaşlarındayım eve gelen 5 yaşlarındaki mehmet mirza ile tanışıyoruz.
ben : adın ne senin?
m.m.: mehmet mirza. senin adın ne?
ben : ilker
m.m.: (kıkırdamaya başlar ve ekler) o ne öyle çocuk ismi gibi.
ben : adın ne senin?
m.m.: mehmet mirza. senin adın ne?
ben : ilker
m.m.: (kıkırdamaya başlar ve ekler) o ne öyle çocuk ismi gibi.
devamını gör...
türk tipi sosyoloji
"kadın dediğin... erkek dediğin..." temalı cümleler. doğmadan önce cinsiyetimize göre hepimize bazı roller biçilmiş, uymamız bekleniyor. uymamamız durumunda da eleştiriliyoruz, kınanıyoruz, dışlanıyoruz.
devamını gör...
ahal teke
ahal teke üç bin yıl önce insanlar tarafından ilk evcilleştirilmiş at türüdür. manas ve dede korkut gibi türk destanlarında geçen bu atlar orta asya'daki türk halklarının gözbebeğidir.
çok zeki, çevik, hızlı, günde 200 km'den fazla koşabilen, zor koşullara dayanıklı, günlerce aç ve susuz kalan bu at için kaşgarlı mahmut divan-ı lugat’ı türk’te, ”dört ayağı yerden kesildiğinde üç saniye havada kalabiliyor. bu sırada avcı sarsıntısız atış yapabiliyor” demiştir. “türk’ün kanadı” olarak tasvir edilen ahal teke sayesinde türkler çölleri aştı, büyük zaferler kazandı. eski göktürk paralarının üzerlerinde resmi bulunan seçkin at türü ahal teke ‘dir.
ismini türkmenistan'ın ahal vilayetinde yaşayan teke türkmenlerinden alan bu atlar çok sayıda yarış kazanmaları ile de meşhurdur. ahal teke'ye devlet armasında yer veren türkmenistan’da at bayramı kutlanır ve dünyada at bakanlığı olan tek ülkedir.
dünyanın en güzel atı olarak gösterilen ahal teke altın at olarak da bilinir. bazı efsanelerde sahibi ölünce onu cennete götüren kutsal at olarak bahsedilir. soylu ve safkan olan ahal teke ‘nin 7 sülalesinin adları yazılı defterlerde tutulur.
oldukça duygusal olan bu atlar sahiplerine çok bağlıdır. ahal teke’nin gözlerinin etrafı siyah olduğu için gözleri badem şeklinde görünür. şairler “kız bakışlı atım” diye tarif ederler.
avrupa’dan osmanlı’ya gelen elçilerin kanuni sultan süleyman’ın ahal teke atına hayran kaldıkları bilinir.
"kız ya da erkek fark etmeksizin türkler çocuklarına at binmeyi, yay çekmeyi ve kılıç kullanmayı öğretiyorlardı. gökte ay nasıl bir süsse, türk için de at öyle bir süstür."
çok zeki, çevik, hızlı, günde 200 km'den fazla koşabilen, zor koşullara dayanıklı, günlerce aç ve susuz kalan bu at için kaşgarlı mahmut divan-ı lugat’ı türk’te, ”dört ayağı yerden kesildiğinde üç saniye havada kalabiliyor. bu sırada avcı sarsıntısız atış yapabiliyor” demiştir. “türk’ün kanadı” olarak tasvir edilen ahal teke sayesinde türkler çölleri aştı, büyük zaferler kazandı. eski göktürk paralarının üzerlerinde resmi bulunan seçkin at türü ahal teke ‘dir.
ismini türkmenistan'ın ahal vilayetinde yaşayan teke türkmenlerinden alan bu atlar çok sayıda yarış kazanmaları ile de meşhurdur. ahal teke'ye devlet armasında yer veren türkmenistan’da at bayramı kutlanır ve dünyada at bakanlığı olan tek ülkedir.
dünyanın en güzel atı olarak gösterilen ahal teke altın at olarak da bilinir. bazı efsanelerde sahibi ölünce onu cennete götüren kutsal at olarak bahsedilir. soylu ve safkan olan ahal teke ‘nin 7 sülalesinin adları yazılı defterlerde tutulur.
oldukça duygusal olan bu atlar sahiplerine çok bağlıdır. ahal teke’nin gözlerinin etrafı siyah olduğu için gözleri badem şeklinde görünür. şairler “kız bakışlı atım” diye tarif ederler.
avrupa’dan osmanlı’ya gelen elçilerin kanuni sultan süleyman’ın ahal teke atına hayran kaldıkları bilinir.
"kız ya da erkek fark etmeksizin türkler çocuklarına at binmeyi, yay çekmeyi ve kılıç kullanmayı öğretiyorlardı. gökte ay nasıl bir süsse, türk için de at öyle bir süstür."
devamını gör...
dolar gibi yükselen yazarlar
ya daaaa tl gibi değer de kaybediyor olabilirler.
karma puanları pıtır pıtır toplayan yazarlardır.
karma puanları pıtır pıtır toplayan yazarlardır.
devamını gör...
sevmek
yaşama sebebidir. tutunmak için illa ki gerekendir. ayrıca aşkın hovardalığı, başına buyrukluğuyla karıştırılmaması gerekendir; ayakları yere basar sevmenin ve bastığı yerlerden güzelleşir dünya.
devamını gör...
her erkeğe kardeşim diye hitap eden kız
nickaltı girmenin bile yürümek algılandığı bir sözlüğü, ülke geneline yaydığınızda, ohooo normaldir diye düşünüyorum.
en iyisini yapan kızdır. örnek alınmalıdır.
en iyisini yapan kızdır. örnek alınmalıdır.
devamını gör...
istanbul
uğruna şiirler yazılıp kitaplar basılan aşık olunası şehir. ancak bir sis şiirini görmezden gelmek olmaz. insanı boğanda o yaşatanda. sanırım hayat istanbul gibi o yüzden seviyoruz ve sarılıyoruz
devamını gör...


