sosyokültürel referans içeren hakaretler
hakaret, aşağılama ve klişe tanımlamalar amacıyla kullanılmaması gereken kelimelerin toplandığı başlıktır.
sosyokültürel referans içeren kelimeler o kültürü tanımlayan, orijini o kültüre ait ya da o kültürle özdeşleşmiş kelimelerdir.
günümüz türkçesinde bu kelimelerin bir kısmının anlam değişikliğiyle, kimse ise gerçek anlamlarıyla hakaret ve aşağılama amacıyla kullanılmaktadır. kişiler bunu kimi zaman bilerek kimi zamansa bilmedikleri için kullanmaktalar.
farklı sosyokültürel grupların bulunduğu toplumda tüm grupların ve bireylerin kendilerini gururla o toplumun bir parçası olarak hissetmeleri ve toplumsal barış ve harmoninin sağlanabilmesi için bu kelimeleri aşağılama ya da klişe tanımlamalarda kullanmamak önemlidir.
bu kelimelere ve tanımlamalara örnek olarak şunlar gösterilebilir:
cazgır tavırları tanımlamak için çingene ya da düşük seviyedeki şeyleri tanımlamak için varoş gibi belli bir sosyokültürel grubu tanımlayan kelimeler
farklı cinsel kimlikteki insanları aşağılamak için kullanılan homo ya da göt kelimesiyle başlayan ve farklı küfürlerle devam eden tanımlamalar, erkek fatma gibi tanımlamalar
fiziksel ya da zihinsel yetenekleri farklı kişilerin bu özelliklerini aşağılamak için kullanan ifadeler
orijini farklı bir dil olan ve o dildeki anlamından farklı olarak türkçede aşağılama amacıyla kullanılan kelimeler, kaba anlamında kürtçe oğlum anlamına gelen kur (sesleniş biçimi: kuro!), kıro, aptal, saf anlamında kürtçe ağabey anlamına gelen keko vb.
sosyokültürel referans içeren kelimeler o kültürü tanımlayan, orijini o kültüre ait ya da o kültürle özdeşleşmiş kelimelerdir.
günümüz türkçesinde bu kelimelerin bir kısmının anlam değişikliğiyle, kimse ise gerçek anlamlarıyla hakaret ve aşağılama amacıyla kullanılmaktadır. kişiler bunu kimi zaman bilerek kimi zamansa bilmedikleri için kullanmaktalar.
farklı sosyokültürel grupların bulunduğu toplumda tüm grupların ve bireylerin kendilerini gururla o toplumun bir parçası olarak hissetmeleri ve toplumsal barış ve harmoninin sağlanabilmesi için bu kelimeleri aşağılama ya da klişe tanımlamalarda kullanmamak önemlidir.
bu kelimelere ve tanımlamalara örnek olarak şunlar gösterilebilir:
cazgır tavırları tanımlamak için çingene ya da düşük seviyedeki şeyleri tanımlamak için varoş gibi belli bir sosyokültürel grubu tanımlayan kelimeler
farklı cinsel kimlikteki insanları aşağılamak için kullanılan homo ya da göt kelimesiyle başlayan ve farklı küfürlerle devam eden tanımlamalar, erkek fatma gibi tanımlamalar
fiziksel ya da zihinsel yetenekleri farklı kişilerin bu özelliklerini aşağılamak için kullanan ifadeler
orijini farklı bir dil olan ve o dildeki anlamından farklı olarak türkçede aşağılama amacıyla kullanılan kelimeler, kaba anlamında kürtçe oğlum anlamına gelen kur (sesleniş biçimi: kuro!), kıro, aptal, saf anlamında kürtçe ağabey anlamına gelen keko vb.
devamını gör...
2250 yılında normal sözlük başlıkları
devamını gör...
2021 yılı için bir kehanette bulun
ben uzaylıları bekliyorum bu sene. yeter yani 2000 den beri gelemediler bir türlü yılları mı karıştılar ne yaptılar.
devamını gör...
amerika aç türkiye amerika'ya yardım gönderiyor diyen dayı
dayı haklı, 2 gün boyunca donut kuyruklarında beklediğimizi bilirim jacksonville'da. zor zamanlardı. neyse ki reis var da aç kalmadık.
devamını gör...
the wedding at cana
paolo veronese'nin 1562-63 yıllarında tamamladığı cana'da düğün tablosu.

tablo incil'de geçen, hz. isa'nın suyu şaraba çevirmek suretiyle gerçekleştirdiği ilk mucizeyi anlatıyor.
isa, meryem ve havarilerin cana'da konuk olduğu bir düğünde şarapların bitmesi üzerine, isa hizmetçilere şarap küplerini su ile doldurmasını söyler. küpten alınan bir bardak suyu şölen yöneticisi tattıktan sonra damada dönerek ''herkes önce iyi şarabı, çok içildikten sonra da kötü şarabı sunar ama sen şimdiye kadar en iyi şarabı saklamışsın'' demesiyle, isa'nın ilk mucizesinin gerçekleştirdiği görülür. bahsedilen şarap küplerini tablonun sağ ön kısmında görüyoruz.
hem tablonun hem masanın ortasında isa ve meryem figürleri bulunuyor. tanıdık bir yüz de var burada: kanuni sultan süleyman. gelin ve damadın da bulunduğu masanın sol ucunda, soldan 6. sırada görebilirsiniz. işte burada:

sadece osmanlı imparatorunu değil, fransa kralı ı. francois, ingiltere kraliçesi ı. mary, avusturya kraliçesi eleanor, kutsal roma imparatoru v. karl gibi dönemin önemli kişilerini de tabloda görüyoruz. masanın tam orta kısmındaki dört müzisyen de dönemin ressamları (soldan sağa veronese, bassano, tintoretto ve tiziano). en soldaki figür kendisi zaten.

6,6m x 9,9m boylarında ve yaklaşık 66 metrekarelik bir alanı kaplayan kocaman bir tablo. louvre müzesi'nde, mona lisa'nın bulunduğu odada, tam karşısındaki duvarda sergileniyor ve müzenin en büyük tablosu. mona lisa'yı görebilmek için bir süre uğraştıktan sonra, o kalabalıktan çıkıp arkanızı döndüğünüzde tüm duvarı kaplayan bu tabloyu detaylı olarak inceleyebilirsiniz. bu eserin mona lisa'nın tam karşısında bulunması da ayrıca ilginç. mona lisa'yı inceleyen kalabalığı bu tablonun önünde görememiştim ben.
eserle ilgili çok daha ayrıntılı bir yazı okumak için kaynak
tablo incil'de geçen, hz. isa'nın suyu şaraba çevirmek suretiyle gerçekleştirdiği ilk mucizeyi anlatıyor.
isa, meryem ve havarilerin cana'da konuk olduğu bir düğünde şarapların bitmesi üzerine, isa hizmetçilere şarap küplerini su ile doldurmasını söyler. küpten alınan bir bardak suyu şölen yöneticisi tattıktan sonra damada dönerek ''herkes önce iyi şarabı, çok içildikten sonra da kötü şarabı sunar ama sen şimdiye kadar en iyi şarabı saklamışsın'' demesiyle, isa'nın ilk mucizesinin gerçekleştirdiği görülür. bahsedilen şarap küplerini tablonun sağ ön kısmında görüyoruz.
hem tablonun hem masanın ortasında isa ve meryem figürleri bulunuyor. tanıdık bir yüz de var burada: kanuni sultan süleyman. gelin ve damadın da bulunduğu masanın sol ucunda, soldan 6. sırada görebilirsiniz. işte burada:

sadece osmanlı imparatorunu değil, fransa kralı ı. francois, ingiltere kraliçesi ı. mary, avusturya kraliçesi eleanor, kutsal roma imparatoru v. karl gibi dönemin önemli kişilerini de tabloda görüyoruz. masanın tam orta kısmındaki dört müzisyen de dönemin ressamları (soldan sağa veronese, bassano, tintoretto ve tiziano). en soldaki figür kendisi zaten.
6,6m x 9,9m boylarında ve yaklaşık 66 metrekarelik bir alanı kaplayan kocaman bir tablo. louvre müzesi'nde, mona lisa'nın bulunduğu odada, tam karşısındaki duvarda sergileniyor ve müzenin en büyük tablosu. mona lisa'yı görebilmek için bir süre uğraştıktan sonra, o kalabalıktan çıkıp arkanızı döndüğünüzde tüm duvarı kaplayan bu tabloyu detaylı olarak inceleyebilirsiniz. bu eserin mona lisa'nın tam karşısında bulunması da ayrıca ilginç. mona lisa'yı inceleyen kalabalığı bu tablonun önünde görememiştim ben.
eserle ilgili çok daha ayrıntılı bir yazı okumak için kaynak
devamını gör...
sürekli etrafındaki insanları yargılayan tip
bu başlıkla da biraz öyle yapılmış.
insanlar "bana ne?" demeyi öğrenmeli.
insanlar "bana ne?" demeyi öğrenmeli.
devamını gör...
sen kimsin lan çıkışına verilebilecek en etkili yanıt
+sen kimsin lan?
-araştırmanı öneririm...
-araştırmanı öneririm...
devamını gör...
istenmediği yerde durmaya devam eden insan
benim. herkesten özür diliyorum.
şu hayatta en çekindiğim şeylerden biri insanları rahatsız etmek. böyle sıkılır söylemezler diye ödüm kopuyor. ima falan anlamıyorum ve hep aklımda şu var. ya ima ediyorlarsa konuşmak istemediklerini ve ben anlamıyorsam? içimde bunun getirdiği bir endişe var. hep insanları rahatsız ettiğimi düşünür bir yanım çok inceden.
ancak beni istenmediğim yerden kaldırmak, göndermek pek kolay olmuyor. aynı ürkeklik orada hiç yaşanmıyor. hasta sayılacak şekilde doğmuş ve okul hayatı boyunca hep birilerinin istemediği çocuktum. eğitim alma hakkım bile hiç edilmeye çalışıldı ki hâlâ benim gibi olup kendine okul bulamayan çocuklar var. oradan gelme bir inadım var. bu yüzden istediğim zaman istediğim yerde dururum. eğer istenmiyorsam beni istemeyen gitsin. çok netim bu konuda gençler.
ben hep şöyle diyorum. bir ortamı aslan gibi sahiplenip sıfır empati ile başka insanların bir ortamda ne kadar durması gerektiğine inanan insanlara sempati duymak ya da onlar yüzünden utanmak zorunda değilim. basit yani.
yönetim katındayım. daha önce çalıştığım yerde yöneticim beni istememişti ve işten çıkmam için elinden geleni yapmıştı. yine inat edip çıkmamıştım. şimdi ben başka çalışana sırf canım öyle istiyor diye mobbing uygulasam ve o istenmediği yerde dursa gurursuz oluyor he mi? valla biz böyle yaparsak daha çok sömürülürüz diyorum ben.
bence herkes istediği yerde istediği kadar durabilir. ben öyle düşünüyorum.
şu hayatta en çekindiğim şeylerden biri insanları rahatsız etmek. böyle sıkılır söylemezler diye ödüm kopuyor. ima falan anlamıyorum ve hep aklımda şu var. ya ima ediyorlarsa konuşmak istemediklerini ve ben anlamıyorsam? içimde bunun getirdiği bir endişe var. hep insanları rahatsız ettiğimi düşünür bir yanım çok inceden.
ancak beni istenmediğim yerden kaldırmak, göndermek pek kolay olmuyor. aynı ürkeklik orada hiç yaşanmıyor. hasta sayılacak şekilde doğmuş ve okul hayatı boyunca hep birilerinin istemediği çocuktum. eğitim alma hakkım bile hiç edilmeye çalışıldı ki hâlâ benim gibi olup kendine okul bulamayan çocuklar var. oradan gelme bir inadım var. bu yüzden istediğim zaman istediğim yerde dururum. eğer istenmiyorsam beni istemeyen gitsin. çok netim bu konuda gençler.
ben hep şöyle diyorum. bir ortamı aslan gibi sahiplenip sıfır empati ile başka insanların bir ortamda ne kadar durması gerektiğine inanan insanlara sempati duymak ya da onlar yüzünden utanmak zorunda değilim. basit yani.
yönetim katındayım. daha önce çalıştığım yerde yöneticim beni istememişti ve işten çıkmam için elinden geleni yapmıştı. yine inat edip çıkmamıştım. şimdi ben başka çalışana sırf canım öyle istiyor diye mobbing uygulasam ve o istenmediği yerde dursa gurursuz oluyor he mi? valla biz böyle yaparsak daha çok sömürülürüz diyorum ben.
bence herkes istediği yerde istediği kadar durabilir. ben öyle düşünüyorum.
devamını gör...
admin ve modların entrylerini beğenen tip
ben isimlere bakmadan beğeniyorum. öğretmene yalakalık yapan tipler büyüyüp admin tanımı beğeniyor denilecek durum.
devamını gör...
normal sözlük yazar kalitesi
gün içinde kimlerin çevrimiçi olduğuna göre değişiyor. mesela iki gün önceydi sanırım trollcü tayfa yoğunlukta olduğundan bir libido başlıkları aldı gitti ama bengaripsengüzeldünyaumutluyla da tatlı portakallar ortamı ele geçirdi. trolleri beslememek sizin elinizde. mesela onun yerine gidin bitki besleyin orkide besleyin.
devamını gör...
ikonlar hakkında ne dediler
kafa sözlük daha interaktif bir platform olma yolunda ilerliyor.
çok güzel böyle devam.
çok güzel böyle devam.
devamını gör...
en ön sıraya oturan öğrenci yalakalığı
boyu kısa olduğu için ya da duyma problemi için oturtulanlar oluyor ayrıca sadece dersi iyi anlamak ve öğrenmek için oturuyor yani diyorum ki böyle insanlar da var.
devamını gör...
davulu delen jaguar
kapanmış bir siyasi partinin amblemidir. amblemdeki davul, dönemin iktidar partisi liderinin damadının baterist olmasına; jaguar ise bir iş insanının o damada hediye ettiği (ne maksatla hediye edildiği malum) jaguar marka arabaya yönelik bir göndermedir. delmesini ise herkes anlamıştır. *
1986 yılında gazeteci tayyar şafak gazeteden arkadaşlarıyla, konu komşusunu toplayıp gırgırına bir parti kurmuştur. muhteşem espri gücüyle, partinin amblemini belirlemiştir: davulu delen jaguar.
seçmene "sizden oy filan istemiyoruz, bizi dinleyin yeter" demiş ve sistemin yanlışlıklarını birer birer gözler önüne sermiştir.
hiçbir iddiası olmamasına rağmen 12 parti arasında 7. olmuştur.
“tepki olsun diye espri niyetine parti kurduk, biraz zorlasam başbakan olacaktım iyi mi?” - tayyar şafak.
yaşasaydın oyumu sana verirdim tayyar abi.
1986 yılında gazeteci tayyar şafak gazeteden arkadaşlarıyla, konu komşusunu toplayıp gırgırına bir parti kurmuştur. muhteşem espri gücüyle, partinin amblemini belirlemiştir: davulu delen jaguar.
seçmene "sizden oy filan istemiyoruz, bizi dinleyin yeter" demiş ve sistemin yanlışlıklarını birer birer gözler önüne sermiştir.
hiçbir iddiası olmamasına rağmen 12 parti arasında 7. olmuştur.
“tepki olsun diye espri niyetine parti kurduk, biraz zorlasam başbakan olacaktım iyi mi?” - tayyar şafak.
yaşasaydın oyumu sana verirdim tayyar abi.
devamını gör...
türkiye'den defolup gitmek
gitmek isteyen insan, avrupa insanının medeniyet seviyesinde bir insan ise yolu, bahtı açık olsun ama türkiye'de yaptığı görgüsüzlükleri oralarda da yapmaya devam edecekse yolu açık falan olmasın.
devamını gör...
bir erkeği yatağa atmanın en kolay yolu
bu ülkede göz kırpın tamamdır, evi arsayı bile alırsınız!
devamını gör...
kaba olmayı komik sanmak
recep ivedik, şevkat yerimdar gibi karakterlerin prim yapmasını sağlayan durum.
devamını gör...
yazarların bu yüzden hep yalnız kalacağım dediği şeyler
beklentilerimi çok yüksek tutuyorum .
devamını gör...
sayı olmayan sıfır sayısı
sıfır sayısının aslında olmayan yalnızca ve yalnızca hayal ürünü, fiktif bir sayı olduğunun aslında biraz üstünde düşününce anlaşılabilecek bir gerçek midir? evet öyledir.
sıfır aslında yoktur, elde olmayandır... ''yok'' ya da elde olmayanı bir rakamı, sayı düzeninin içine dahil etmiş olmak ise mantıksızlığın aslında en saf halinden başka bir şey değildir.
yukarıda yazılanlar okuyanlara son derece gülünç, eğlenceli gelebilir ancak asıl gülünç olan, aslında hiç var olmayan, var olmamış ve var olmayacak, düş ürünü bir sayıyla bize ilkokulun ilk günlerinden beri hesap/ölçüm yaptırılması değil midir?
aslında sayıların isimleri ya da okunuşları konusunda temelde bir sıkıntı yok, sıkıntı numaralandırmada.
şu aslında bildiğimiz sayı sistemi:
0-sıfır
1-bir
2-iki
3-üç
4-dört
5-beş
6-altı
7-yedi
8-sekiz
9-dokuz
10-on
11-onbir...
20-yirmi
21-yirmi bir.
eh... madem sıfır sayısı diye bir şey yok sayı sistemi nasıl olmalı peki?
bugünkü rakamsal simgelerle aynen şöyle efendim:(tabi aslında bu sayı sistemine göre rakam simgeleri oluşturmak gerek te, aman... kim uğraşacak şimdi... )
sayı: bugünkü karşılığı:
11... 1
21... 2
31... 3
41... 4
51... 5
61... 6
71... 7
81... 8
91... 9
12... 10
22... 11
32... 12
42... 13
52... 14
62... 15
72... 16
82... 17
92... 18
13... vs 19
tarih içinde insanın her şeyi basitleştirme içgüdüsünden doğan kolaycılığın, millattan sonra sıfır sayısının da devreye girmesiyle sayı sistemi tamamen başka mecralara girmiş, bu nedenle de kimbiir neleri yanlış hesaplanmış, sıfırlı sayı sistemi düşünce yapılarımızı (pozitif ya da negatif olduğuna bakmaksızın) kim bilir nasıl değiştirdi... kim bilir?
neyse, nasılsa kimse bildiğimiz sayı sistemini bir kenara bırakıp ta, bir yukarıdaki sayı sistemini kullanmaya yeltenecek değil fakat, böyle de bir şey olabileceğini hatırlatalım dedik.
sıfır aslında yoktur, elde olmayandır... ''yok'' ya da elde olmayanı bir rakamı, sayı düzeninin içine dahil etmiş olmak ise mantıksızlığın aslında en saf halinden başka bir şey değildir.
yukarıda yazılanlar okuyanlara son derece gülünç, eğlenceli gelebilir ancak asıl gülünç olan, aslında hiç var olmayan, var olmamış ve var olmayacak, düş ürünü bir sayıyla bize ilkokulun ilk günlerinden beri hesap/ölçüm yaptırılması değil midir?
aslında sayıların isimleri ya da okunuşları konusunda temelde bir sıkıntı yok, sıkıntı numaralandırmada.
şu aslında bildiğimiz sayı sistemi:
0-sıfır
1-bir
2-iki
3-üç
4-dört
5-beş
6-altı
7-yedi
8-sekiz
9-dokuz
10-on
11-onbir...
20-yirmi
21-yirmi bir.
eh... madem sıfır sayısı diye bir şey yok sayı sistemi nasıl olmalı peki?
bugünkü rakamsal simgelerle aynen şöyle efendim:(tabi aslında bu sayı sistemine göre rakam simgeleri oluşturmak gerek te, aman... kim uğraşacak şimdi... )
sayı: bugünkü karşılığı:
11... 1
21... 2
31... 3
41... 4
51... 5
61... 6
71... 7
81... 8
91... 9
12... 10
22... 11
32... 12
42... 13
52... 14
62... 15
72... 16
82... 17
92... 18
13... vs 19
tarih içinde insanın her şeyi basitleştirme içgüdüsünden doğan kolaycılığın, millattan sonra sıfır sayısının da devreye girmesiyle sayı sistemi tamamen başka mecralara girmiş, bu nedenle de kimbiir neleri yanlış hesaplanmış, sıfırlı sayı sistemi düşünce yapılarımızı (pozitif ya da negatif olduğuna bakmaksızın) kim bilir nasıl değiştirdi... kim bilir?
neyse, nasılsa kimse bildiğimiz sayı sistemini bir kenara bırakıp ta, bir yukarıdaki sayı sistemini kullanmaya yeltenecek değil fakat, böyle de bir şey olabileceğini hatırlatalım dedik.
devamını gör...
sabah kahvesi
kahvaltı öncesi kahvesi. kendine gelme, toparlanma kahvesi biraz da hayatı sorgulama sonra boşvermişlik...
devamını gör...
