büyük olan çocukların kardeşlerine yaptıkları eşek şakaları
ona sürekli üvey olduğunu düşündürecek hikayeler anlatırdım. bazen ben de inanırdım anlattıklarıma. sonuçta ailenin fiziksel özelliklerine aykırı doğması benim problemim değildi.
mesela kirli sepetin içine girip banyoya gireceği zaman böh yapıp korkuttuğum çok olmuştur.
bazen yastık altına babacigimin giyilmiş çoraplarından koyar, bazen o uyurken, kendi elleriyle hareket çekiyormuş gibi yapıp bunu videoya alırdım.
en sevdiği abur cuburu yer boş paketin içine peçete koyar güzelce yapışkanla yapıştırırdım.
bana vuruyormuş gibi sesler çıkartıp annemi üstüne saldigim ya da suçlu olduğum olayda oyunculuk yeteneğimle üstüne iftira attığım çok olmuştur.
ama o benim en sevdiğim kardeşimdi. (2 kardeşiz bu arada) . ona her şeyi yapar, bir başkasının yapmasına izin vermez onu korurdum böyle de güzel ablayımdır.
t: yazarlarin ne kadar iyi abi-abla olduğunu anlamamıza yarayan başlıktır. ben elendim siz devam edin.
mesela kirli sepetin içine girip banyoya gireceği zaman böh yapıp korkuttuğum çok olmuştur.
bazen yastık altına babacigimin giyilmiş çoraplarından koyar, bazen o uyurken, kendi elleriyle hareket çekiyormuş gibi yapıp bunu videoya alırdım.
en sevdiği abur cuburu yer boş paketin içine peçete koyar güzelce yapışkanla yapıştırırdım.
bana vuruyormuş gibi sesler çıkartıp annemi üstüne saldigim ya da suçlu olduğum olayda oyunculuk yeteneğimle üstüne iftira attığım çok olmuştur.
ama o benim en sevdiğim kardeşimdi. (2 kardeşiz bu arada) . ona her şeyi yapar, bir başkasının yapmasına izin vermez onu korurdum böyle de güzel ablayımdır.
t: yazarlarin ne kadar iyi abi-abla olduğunu anlamamıza yarayan başlıktır. ben elendim siz devam edin.
devamını gör...
henceforth dance radyo yayını
geçmiş yılların hit şarkılarının çaldığı, geceye müthiş keyif veren bir program olmuş.
emek veren herkese teşekkürler. böyle güzelliklerin her daim olması temennisiyle...
emek veren herkese teşekkürler. böyle güzelliklerin her daim olması temennisiyle...
devamını gör...
sadece cahillerin kuracağı cümleler
devamını gör...
kendileriyle savaşanlar
stefan zweig in hölderlin, kleist, ve nietzsche 'nin yaşamöykülerini anlattığı kitabın beni çok heyecanlandıran, pek bir sevdiğim ismidir. bir de "doğu batı" dergisinin 48. sayısı "kişinin kendisiyle savaşı" var. ben size benim kendimle savaşımdan bahsedeceğim..
iyileşmeye çalışırken beni sabote eden bir ben var, güç delisi bir ben. iyileşmekten kastım kendimi iyi hissetmek, kendimden nefret etmemek, diğer insanlarla kendimi eşit seviyede görebilmek (onlar da benim gibi insan manasında, yoksa tabii ki de daha yetenekli, bilgili falan olabilirler. hatta muhtemelen öyledirler. neyse). benim kendi kendimle savaşım, güçlü görünmeye çalışan kendimle. güçlü görünmek derken de kendime güçlü görünmek. evde oturup yalnız başına ağlamamalı mesela, yeni insanlarla tanışıp onlarla arkadaş olmaya ihtiyacı varmış gibi görünmemeli, bir kadınla duygusal bir ilişkiye girip onun beni önemsemesine, sevmesine, bana sarılmasına... ah... sarılmak. buna bazen o kadar çok ihtiyaç duyuyorum ki. bir hayat kadınından bunu isteyip isteyemeyeceğimi bile düşündüm. parası neyse vereyim, doya doya sarılayım, o da bana sarılsın.. bir süredir bu benle savaşıyorum işte. bu bana güçlü görünmek için beni yaşarken öldüren benin bu takıntısını yenmeye çalışıyorum. o bana ne kadar acımasız davransa da ben ona uygun bir dille anlatmaya çalışıyorum. o bana zarar verebilir ama ben ona veremem.
son zamanlarda ondan gizli yeni arkadaşlıklar kurmaya, kendimi sevmeye falan çalışıyordum. sonra bunu fark etti tabi. önce tanışmaya çalıştığım insanlarla sohbet etme çabalarımı sabote etti. sonrasında türlü aşağılamaların ardından hayal kırıklığına uğramakla artık baş edemeyeceğimi falan söyledi. ben ikna olmadım tabi ama karşı argümanlarım da zayıf kaldı. kendisine katılmaktaki kararsızlığımı görünce bugünkü akşam yemeğimin içine etti. işten gelmişim. öğleden beri evde mantımı yerken youtube'da izleyeceğim vidyoyu düşünüyordum. ısıtıcıda suyu ısıtıp mantı haşlanırken sarmısaklı yoğurdu ve tereyağlı sosu hazırladım. arada biraz vakit kalınca birkaç parça bulaşığı da yıkadım. tabağımı hazırladım tepsiye koydum. yoğurdu biraz fazla olduğu için bir parça da ekmek koydum tepsiye. bir bardak da gazoz doldurup odaya geçtim. mutfakta bardağı doldururken bana sinir krizi geçirtebilecek fırsatı görmüştü. ben de fark ettim bunu. tepsiyi dikkatlice odaya kadar getirdim. masanın üstüne koyduktan sonra hemen yanındaki pencereyi açtım. açarken biraz hızlıca açtım ya da o açtı. pencere tekerlekli koltuğa, koltuk masaya çarptı. bardaktaki gazozun yarısı tabağın içine, geriside masanın üstüne ve yere döküldü. sonra çok fena bir sinir krizi geçirdim. önce koltuğu kaldırıp yere fırlattım, sonra kapıyı falan yumrukladım. az biraz sakinleşince mutfağa gidip ısıtıcıya su koydum. ne olursa olsun bugün mantımı yiyecektim. ısıtıcıyı çalıştırmadan önce sapı gövdesinden ayrılana kadar birkaç defa yere vurdum. sonra tencereye su doldurup ocağa koydum. su ısınırken de ortalığı temizledim. zor. gerçekten zor..
iyileşmeye çalışırken beni sabote eden bir ben var, güç delisi bir ben. iyileşmekten kastım kendimi iyi hissetmek, kendimden nefret etmemek, diğer insanlarla kendimi eşit seviyede görebilmek (onlar da benim gibi insan manasında, yoksa tabii ki de daha yetenekli, bilgili falan olabilirler. hatta muhtemelen öyledirler. neyse). benim kendi kendimle savaşım, güçlü görünmeye çalışan kendimle. güçlü görünmek derken de kendime güçlü görünmek. evde oturup yalnız başına ağlamamalı mesela, yeni insanlarla tanışıp onlarla arkadaş olmaya ihtiyacı varmış gibi görünmemeli, bir kadınla duygusal bir ilişkiye girip onun beni önemsemesine, sevmesine, bana sarılmasına... ah... sarılmak. buna bazen o kadar çok ihtiyaç duyuyorum ki. bir hayat kadınından bunu isteyip isteyemeyeceğimi bile düşündüm. parası neyse vereyim, doya doya sarılayım, o da bana sarılsın.. bir süredir bu benle savaşıyorum işte. bu bana güçlü görünmek için beni yaşarken öldüren benin bu takıntısını yenmeye çalışıyorum. o bana ne kadar acımasız davransa da ben ona uygun bir dille anlatmaya çalışıyorum. o bana zarar verebilir ama ben ona veremem.
son zamanlarda ondan gizli yeni arkadaşlıklar kurmaya, kendimi sevmeye falan çalışıyordum. sonra bunu fark etti tabi. önce tanışmaya çalıştığım insanlarla sohbet etme çabalarımı sabote etti. sonrasında türlü aşağılamaların ardından hayal kırıklığına uğramakla artık baş edemeyeceğimi falan söyledi. ben ikna olmadım tabi ama karşı argümanlarım da zayıf kaldı. kendisine katılmaktaki kararsızlığımı görünce bugünkü akşam yemeğimin içine etti. işten gelmişim. öğleden beri evde mantımı yerken youtube'da izleyeceğim vidyoyu düşünüyordum. ısıtıcıda suyu ısıtıp mantı haşlanırken sarmısaklı yoğurdu ve tereyağlı sosu hazırladım. arada biraz vakit kalınca birkaç parça bulaşığı da yıkadım. tabağımı hazırladım tepsiye koydum. yoğurdu biraz fazla olduğu için bir parça da ekmek koydum tepsiye. bir bardak da gazoz doldurup odaya geçtim. mutfakta bardağı doldururken bana sinir krizi geçirtebilecek fırsatı görmüştü. ben de fark ettim bunu. tepsiyi dikkatlice odaya kadar getirdim. masanın üstüne koyduktan sonra hemen yanındaki pencereyi açtım. açarken biraz hızlıca açtım ya da o açtı. pencere tekerlekli koltuğa, koltuk masaya çarptı. bardaktaki gazozun yarısı tabağın içine, geriside masanın üstüne ve yere döküldü. sonra çok fena bir sinir krizi geçirdim. önce koltuğu kaldırıp yere fırlattım, sonra kapıyı falan yumrukladım. az biraz sakinleşince mutfağa gidip ısıtıcıya su koydum. ne olursa olsun bugün mantımı yiyecektim. ısıtıcıyı çalıştırmadan önce sapı gövdesinden ayrılana kadar birkaç defa yere vurdum. sonra tencereye su doldurup ocağa koydum. su ısınırken de ortalığı temizledim. zor. gerçekten zor..
devamını gör...
yazarların hayat felsefesi
plan yapmayın,akıl plan yaparken kader kıskıs gülermiş insana.
devamını gör...
toplu taşıma araçlarında gıcık olunan tipler
araçta sadece kendisi varmış gibi davranan tiplerdir.
devamını gör...
bademcik taşı
bademciklerdeki deliklerde yemek kalıntıları, mukus, bakteri birikimi sonucu oluşan iğrenç kokulu ve beyazımsı "taşlar". bu taşlar çok sert değildir. ağızda inanılmaz kötü bir kokuya sebep olur ve ara ara bademciklerinizden çıkar, sonra tekrar oluşur. ağız ve diş sağlığınıza ne kadar dikkat ederseniz edin geçmez -taş oluşumunu geciktirir-
çok fazla bademcik iltihabı, bronşit vb. geçiren insanların bademciklerinde delikler oluşur ve bu delikler büyür. ayrıca genetik olarak bademciklerinizin zaten büyük olması da buna zemin hazırlar.
gargara geçici bir çözüm olabilir. bazı kişiler bu taşları çeşitli nesnelerle bademciklere bastırarak çıkarmaya çalışır. bademcikler hassastır, çabuk kanar. zarar vermemek için bu tarz uygulamalar yapmamalısınız. kulak-burun-boğaz doktorları bademcikleri temizleyebiliyor. tabii ki bunların hepsi geçici çözümler.
kalıcı olan tek çözüm bademcikleri aldırmak.
bademcikleri lazerle "tıraşlama" uygulaması varmış, çok bilgim olmadığı için yorum yapamıyorum. tıpkı ameliyatın riskleri olduğı gibi bu işlemin de kendine göre riskleri vardır mutlaka. doktorunuz sizin için en uygun yöntemi size söyleyecektir.
bademcik taşları ağızda kokuya neden olduğu için ağız çalkalama suyu kullanan insanlar olabiliyor. ağız çalkalama suları ağzınızdaki kötü kokuyu yok etmez, kokuya maske takar. özellikle bademciklerle ilgili bir sorunda ağız çalkalama suları tamamen etkisiz bile sayılabilir. üstelik bu suların birçoğu alkol içeriyor, alkol ağızda daha fazla kokuya sebep olabilir.
tuzlu gargara iyi gelebilir ama dediğim gibi bu sadece geçici bir çözüm.
geçmiş olsun.
ek: bende de bademcik taşı olduğundan kbb doktoruna gittim. yaşım gereği ameliyat olamayacağımı, ameliyattan sonra ölüm riski olduğunu söyledi. bademcik taşlarının çıkması için sakız çiğnememi önerdi. fakat sakız çiğnemek de pek yararlı değil bildiğiniz gibi. zaten hiçbir işe yaramıyor. bademcik taşları belli bir boyuta ulaştığında onları çıkarmanın zararsız bir yöntemini buldum ve sizinle paylaşmak istedim. sağa veya sola dönerek yatın, esneyin. eğer taşlar belli bir boyuta ulaştıysa anında çıkıyor.
çok fazla bademcik iltihabı, bronşit vb. geçiren insanların bademciklerinde delikler oluşur ve bu delikler büyür. ayrıca genetik olarak bademciklerinizin zaten büyük olması da buna zemin hazırlar.
gargara geçici bir çözüm olabilir. bazı kişiler bu taşları çeşitli nesnelerle bademciklere bastırarak çıkarmaya çalışır. bademcikler hassastır, çabuk kanar. zarar vermemek için bu tarz uygulamalar yapmamalısınız. kulak-burun-boğaz doktorları bademcikleri temizleyebiliyor. tabii ki bunların hepsi geçici çözümler.
kalıcı olan tek çözüm bademcikleri aldırmak.
bademcikleri lazerle "tıraşlama" uygulaması varmış, çok bilgim olmadığı için yorum yapamıyorum. tıpkı ameliyatın riskleri olduğı gibi bu işlemin de kendine göre riskleri vardır mutlaka. doktorunuz sizin için en uygun yöntemi size söyleyecektir.
bademcik taşları ağızda kokuya neden olduğu için ağız çalkalama suyu kullanan insanlar olabiliyor. ağız çalkalama suları ağzınızdaki kötü kokuyu yok etmez, kokuya maske takar. özellikle bademciklerle ilgili bir sorunda ağız çalkalama suları tamamen etkisiz bile sayılabilir. üstelik bu suların birçoğu alkol içeriyor, alkol ağızda daha fazla kokuya sebep olabilir.
tuzlu gargara iyi gelebilir ama dediğim gibi bu sadece geçici bir çözüm.
geçmiş olsun.
ek: bende de bademcik taşı olduğundan kbb doktoruna gittim. yaşım gereği ameliyat olamayacağımı, ameliyattan sonra ölüm riski olduğunu söyledi. bademcik taşlarının çıkması için sakız çiğnememi önerdi. fakat sakız çiğnemek de pek yararlı değil bildiğiniz gibi. zaten hiçbir işe yaramıyor. bademcik taşları belli bir boyuta ulaştığında onları çıkarmanın zararsız bir yöntemini buldum ve sizinle paylaşmak istedim. sağa veya sola dönerek yatın, esneyin. eğer taşlar belli bir boyuta ulaştıysa anında çıkıyor.
devamını gör...
veda sarılması
son sarılış olduğunu bildiğin için sıkı sıkı sarılırsın ve kokusunu içine çekersin. unutmak istemediğin için.. bir yandan içini hüzün kaplar çünkü bilirsin bir daha görmeyeceksin.
devamını gör...
sen benim namusumu sorgulayacak kadar namuslu musun
güldür güldür firar skeçinde şevket(çağlar çorumlu) karakterinin söylediği muhteşem sözdür.ne kadar da doğru bir söz.
devamını gör...
ayt 2021
dünkü tyt sınavında sürem yetmemişti. bugün de beynim yetmedi.. söyleyecek söz yok.
devamını gör...
çok şey yapmak isteyip hiçbir şey yapamamak
“canını neyin sıktığını bilmiyosan evinde mutlaka kirli bi köşe vardır.” diye bi cümle okumuştum seneler önce.
yakamıza yapışan bu mental yorgunluk gelişmeye devam eder. büyür, büyür çığ olur içinde. karabasan gibi acımasız, nefes aldırmayan bi canavar. siz onu beslemeye devam ettikçe kendi nefesinize engelsiniz. ufak adımlarla atlatmaya çalışın. mesela bu entry bitince git yüzünü yıka, bi kahve yap, 6 sayfa kitap oku, yarım saat yürü. dışarı çıkasın yoksa takip ettiğin o bomboş video kanallarından birini aç, salonun ortasında olduğun yerde yürü. dinleme kendini. fısıldayan canavarını besleme kendini yiyip bitirerek.
sadece ayağa kalk, pencerenden bir bak. “çiçek açmış mı? yağmur düşmüş mü? dön bak dünyaya!”
yakamıza yapışan bu mental yorgunluk gelişmeye devam eder. büyür, büyür çığ olur içinde. karabasan gibi acımasız, nefes aldırmayan bi canavar. siz onu beslemeye devam ettikçe kendi nefesinize engelsiniz. ufak adımlarla atlatmaya çalışın. mesela bu entry bitince git yüzünü yıka, bi kahve yap, 6 sayfa kitap oku, yarım saat yürü. dışarı çıkasın yoksa takip ettiğin o bomboş video kanallarından birini aç, salonun ortasında olduğun yerde yürü. dinleme kendini. fısıldayan canavarını besleme kendini yiyip bitirerek.
sadece ayağa kalk, pencerenden bir bak. “çiçek açmış mı? yağmur düşmüş mü? dön bak dünyaya!”
devamını gör...
etiket
etimolojik olarak fransızca étiquette "yafta" sözcüğünden dilimize geçmiş bir kelimedir. fransızca sözcük eski fransızca estiquier "iliştirmek, yapıştırmak" fiilinden evrilmiştir. bu sözcük germence yazılı örneği bulunmayan *stikan "saplamak, sivri şey sokmak" fiilinden alıntıdır. germence fiil hintavrupa anadilinde yazılı örneği bulunmayan *steig- "sivri bir şey batırmak, saplamak, delmek" biçiminden evrilmiştir.
küçükken çeşit çeşit; ayıcıklı, çizgifilmli, eğlenceli çeşitlerine sahip olduğumdur. kitaplarımı kapladıktan sonra tatlı bir etiket yapıştırmayı çok severdim. hem kitabın hangi derse ait olduğunu, hem de ismimi yazardım. etiketleri seçmek ve yapıştırmak ayrı bir etkinlikti benim içim. *
küçükken çeşit çeşit; ayıcıklı, çizgifilmli, eğlenceli çeşitlerine sahip olduğumdur. kitaplarımı kapladıktan sonra tatlı bir etiket yapıştırmayı çok severdim. hem kitabın hangi derse ait olduğunu, hem de ismimi yazardım. etiketleri seçmek ve yapıştırmak ayrı bir etkinlikti benim içim. *
devamını gör...
kafacı mısın testi
gerçekten kafacı olduğumu öğrendiğim testtir.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
kimseye itiraf edemediğim büyük bir hedefim var kendime göre. insanların tepkisinden ve kötü söylemlerinden korkuyorum.(yapamazsın gibi) bunu hayata geçirebilmek için çabalıyorum ama insanlar etkiliyor. günün birinde bu hedefimi gerçekleştirip yakın bir zamanda aileme söyleyebilirim inşallah.
devamını gör...
hatasını kabul eden insan
devamını gör...
her şeyi kafaya takma sorunu
en kısa zamanda bu konuda uzmanından yardım almak istiyorum. bazen hayat gerçekten zindan oluyor. insanların üstünde bir saniye bile düşünmeyeceği şeyleri ben günler hatta aylarca kafamda yaşıyorum. kendime çok kızıyorum.
devamını gör...
alttaki yazar
şu an alttayım mesela.hiyerarşi kuruldu.
devamını gör...


