11 şubat 2006 tarihinde mustafa kemal öncel adında bir çiftcinin “çiftçinin hali ne olacak, anamız ağladı” demesi üzerine sayın prezidıntımızın ''ananı da al git'' demesi ile vuku bulmuş olan hadise.

çiftçinin başına bela olmuşlar zamanında. kendisi şunları demiştir.
“benim hayatımı mahvettiler. o tartışmanın ardından ve tayyip erdoğan'ın bana hakaretlerinden sonra özür dilettirildim. özür dilettirildiğim halde başıma gelmeyen kalmadı.bir televizyon kanalında canlı yayına bağlandığında ‘onun anasının ellerinden öpüyorum' dediği halde başıma gelmeyen kalmadı, ekmeğimle oynadılar. işçiyi ve tüccarı bahçeme göndermediler.''

''başkasının işlediği bir suçtan mütevellit adli tıplara gönderildim. akıllı mı deli mi diye… düzmece raporlarla siyasi bir karar bağlamında deli raporları verildi, tımarhanelere atıldım. tımarhane sonrasında şizofren teşhisi konularak zorla taburcu ettiler. her mahkeme ayrı ayrı gönderince, hakkımda birkaç defa dava açtılar başkalarının işlediği suçlardan açılan davalar bunlar”

kendisi şöyle yakarmıştır. ''erdoğan her mersin'e geldiğine beni gözaltına alıyorlar. artık bu kadar olamaz. benim erdoğan ile tartıştığım günden önce bir tek sabıkam yoktu. ben müracaat da ettim, ‘benim sicilimi temizleyin' dedim. ancak, yetkililer hala uyuyor.''
devamını gör...

günydın dostlar! ömrümüzün bir haftasını daha tüketecek olmanın hüznü dolu bir pazartesiden merhaba. insanın temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için haftanın 45 saatini çalışmaya adaması çok acı be sözlük, adaletin bu mu dünya?
devamını gör...

(bkz: h&m) heme (eyçenem)
devamını gör...

tütsülerle ilk nerede tanıştığımı hatırlamıyorum sadece üniversitede olduğunu biliyorum zamansal olarak. kaldığım yurt odasına alır, oda arkadaşlarımı bezdirirdim. zaman geçti. üniversite bitti. aile evine geri dönüldü. ülkede kriz vardı. iş yoktu… ben de geceleri uyumaz, gündüzleri harcardım rüyalarımla, oraya buraya başvururken. yurttan kalma tütsü altlığını ve bir kutu tütsüyü yanımda getirmiştim. gece sakinliğinde yakar, boyalarla, makyaj malzemeleriyle kendi çapımda resim yaparak rahatlardım. bazılarını beğenirdim de. asardım duvara. iş yoktu ama yolun başındaydım. bir sürü umut vardı kafada. üretkenlik vardı. istek vardı… sonra yıllar aldı dönüştürdü o umutları, beni. çalıştım da çalıştım ve tütsü yakmaz oldum. şimdi ne zaman kokusunu alsam bir pasajın yanından geçerken içimde bir buruklukla hatırlarım o günleri. dönebilsem keşke o gençliğin kafasına. belki de becerebilirim şu iki tel beyazlamış saçımla. pazartesi ilk işim tütsü almak!
devamını gör...

saçlarımı en son birinci sınıftayken uzun haliyle gördüm.
söyleyeceklerim bu kadar.
devamını gör...

yeni yeni popülerleşmeye başlayan perdenin ardındakiler grubu, ankara’da yaşayan iki üniversite öğrencisi doruk ereşter ve direnç tarafından 1 ağustos 2017 yılında kurulmuştur. grubun altyapı müziklerini ve teknik aşamalarını direnç, vokal ve söz yazım işlerini doruk ereşter yürütüyor. kendilerinin de söylediği gibi perdenin ardındakiler’in yaptığı müzik alternatif müzik denebilir.

grubun isim seçimi de kendileri kadar oldukça mütevazi ve güzel. yolculuk sırasında bir metinden veya kitaptan gördükleri ”perdenin ardındakiler” ismini benimseyen arkadaşlar, perdenin önünde olmak uğruna kalitesiz işler yapmak istemiyorlar. ömür boyu perdenin arkasında kalmaya razı olup, hikayelerini insanlara aktarmayı felsefe edinmişler.

2020 yılında en çok dinlenen 10 grup arasında yer almışlardır. vokalistin sesi (doruk) her ne kadar sesinden dolayı kadın zannedilse de erkektir ve birçok dinleyicisini ses tonundan dolayı şaşırtmıştır. (grubun youtube da bulunan videolarına denk geldiğinizde sıkça rastlayacağınız yorumlar arasında doruk'un kız sanılması ile ilgili yorumlardır.) (bkz: aaaa erkekmiş)
grup için en özel şarkılarısorulmuştur ve röportajlarında;
direnç : benim için en özel şarkımız “ankara’yla bozuşuruz”. şarkıyı yaptığımız zamandaki duygu durumum ve yaparken hissettiğim duygular bu şarkıyı benim için çok ayrı bir yere taşıyor demiştir. ankara'yla bozuşuruz

grubun en sevdiğim şarkısı ise anıl piyancı ile yaptıkları düet olan yağmurlar şarkısıdır.buradan
devamını gör...

-var salın bizi
l&m
devamını gör...

berat albayrak.
devamını gör...

(bkz: normalbiri)
devamını gör...

yorgunum dostlarım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

içine krema konularak yapılan mantar sote çeşididir.

bana ait tarifim şu şekilde:

- yeteri kadar mantar(kestane mantarı tercih sebebi, kültür mantarı da kabul)

diğer malzemeler (birim olarak her 500gr için x1)
- yarım çorba kaşığı tereyağı
- yarım çorba kaşığı zeytinyağı
- 1 orta boy soğan
- 2 diş sarımsak
- 1 çay kaşığı tuz
- 1 çay kaşığı karabiber
- 1 tatlı kaşığı kırmızı toz biber
- 1 tatlı kaşığı kekik
- 1 çorba kaşığı barbekü sosu
- yarım paket krema

hazırlanışı:

mantarları ince ince dilimliyoruz. soğanı küp küp yemeklik, sarımsağı ise minik minik hale getiriyoruz. ilk başta soğan ve sarımsağı yağda ve orta ateşte, soğanın rengi hafif pembeleşinceye kadar döndürüp ardından mantarları ekliyoruz. böylece çevirmeye devam ediyoruz.

mantarlar suyunu salıp çekene kadar (orta ateşte) pişiriyoruz, ardından tuz-karabiber ve baharatları ekliyoruz. ardından krema ve barbekü sosunu ekleyip krema iyice çekene kadar orta ateşte hafif hafif karıştırarak pişiriyoruz.

yemeği hazırladıktan sonra, yanına isterseniz patates püresi, pirinç pilavı gibi yemeklerle servis edebilirsiniz.

afiyet olsun.
devamını gör...

ezan sesinden rahatsız olmuyorum, birçok kişi de olmuyordur ama çok yüksek sesli ezan sesinden rahatsız oluyorum. ayrıca son birkaç yıldır hoparlörlerin sesi ekstra arttı, kulağımdan kaçmadı. bunu şimdi söylesek kafir derler, ateist derler. bıktırmayım insanları, soğutmayın.
bize de gelmesini temenni ettiğim eylem.
devamını gör...

hoca; kağıtları verin dediği halde hâlâ soru çözmeye çalışan öğrencidir.
devamını gör...

gecenin konusu:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
.
.
intiharın hayırlısı makbuldür.
yukarıda fotoğrafını gördüğünüz beşir fuad'da intiharı hayırlı bir hale getiren 1800'lerin üçüncü çeyreğinde yaşamış bir atamız.
öncelikle bu ünlü yazardan bahsetmekte fayda var.
1852 yılında istanbul'da gürcü asıllı bir ailenin evladı olarak dünyaya geldi. fatih rüştiyesinden sonra öğrenimine halep'te devam etti. 1873'te mektebi harbiye'yi bitirip sultan abdülaziz'in yaverligini yaptı. 1878'de rus savaşına katıldı. almanca ve fransızca bilen fuad 1883 yilinda mustafa reşid'in envar-ı zeka dergisine çeviriler yaparak yazı hayatına baslayıp 1884 yılında askerliği bıraktı.
deneysel yazı (materyalizm, biyografi ve eleştiri) türünde ilk türk yazar unvanı ile anılan fuad; felsefe ve edebiyat ile yakından ilgilenmiştir.

intiharının hayırlı olmasının sebebi ise o anları kağıda dökerek uzun yıllar süren bir intihar dalgası yaratmasıdır.
1887 yılının 5 şubat’ında beşir fuad evine gelmiş ve odasına kapanmıştı. evdeki çalışanına yazı yazacağını ve rahatsız edilmek istemediğini söyledikten ve ardindan bileklerine morfin zerkedip uyuşturduktan sonra damarlarını kesti. kan akıp giderken beşir fuad o an ne hissettiğini yani ölümünü yazmaya başladı. kan dolu bir küvette, insanlığa bir faydam dokunsun arzusuyla ölürken neler hissettiğini bildirmek suretiyle ölümünü kayıt altına alan bir aydın. kan aktıkça mürekkep ve kan birbirine karışırken eline aldığı kalemle şunları yazdı.
“ameliyatımı icra ettim, hiçbir ağrı duymadım. kan aktıkça biraz sızlıyor. kanım akarken baldızım aşağıya indi. yazı yazıyorum kapıyı kapadım diyerek geriye savdım. bereket versin içeri girmedi. bundan tatlı bir ölüm tasavvur edemiyorum. kan aksın diye hiddetle kolumu kaldırdım. baygınlık gelmeye başladı.”

peki sorum şu sayın erdal; intiharın ihtiyaçları karşılaması için gereken büyüyü ve gizemi 19. y.y.'da bozmuş mu sence?
devamını gör...

ben başlığı yazan yazar harici bir madde daha eklemek istiyorum: yetenek.

kitap okumak faydalı olabilir evet. yıllardır hemen her gün, hiç olmazsa 3-5 sayfa okuyan biri olarak diyebilirim ki, ben iyi yazamıyorum. hemen her türden kitap okuyorum ( yeni nesil dune serisi, aşk romanları,harry potter gibileri hariç). bilim, siyaset, roman,psikoloji, felsefe,klasik,… ama ne kadar okursam okuyayım duygularımı ifade ederken zorlanıyorum. aklımda her şey o kadar net ki, ama yazıya dökünce , aklımdaki o engin deryadan bir iki damla su tanesi kalıyor. yani demem o ki, bana göre başlıca faktör yetenek. o yeteneğe sahip kişiler, duyguları daha iyi ifade edebiliyor.

istisnası yazarın dediği gibi o olayı, o duyguyu çok içten bir şekilde yaşamak. kendi duygularının farkında olmak, kendine karşı objektif olabilmek.

ama dediğim gibi ilk faktör, yetenek. sonrası beraberinde geliyor zaten.
devamını gör...

en muhteşem kültürümüz yemek kültürümüzdür. böyle güzel yemeklerin bir araya geldiğini başka hiçbir yerde* görmedim.

edit: alttaki yazara katılıyorum. kültür bizim kültürümüz ama sefasını ecnebiler çekiyor.
devamını gör...

eşref-i mahlukatın en derinine, özüne armağan edilmiş en yüce şiirlerden biri. bir ismet özel şiiri.

ölümü bekleyip de ölemeyişin şiiridir, münacaat.
yakarışın şiiridir, yakaracağı yeri bilmeyenlerin şiiri.
sitemin, o incecik sitemin, var olmanın dayanılmaz ağırlığına olan sitemin şiiridir.
yaşanması mümkünken, yaşanmamışlıkların ukdesidir, münacaat.
ama her şeye rağmen umudun da şiiridir. düştüğü yerden kalkmasını bilenlerin şiiri.


böyle başlar;
bu yaşa erdirdin beni, gençtim almadın canımı
ölmedim genç olarak ,ölmedim beni leylak
büklümlerinin içten ve dışardan
sarmaladığı günlerde
bir zamandı
heves ettim gölgemi enginde yatan
o berrak sayfada gezindirsem diye
ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.
vakti vardıysa aşkın, onu beklemeliydi
genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için
halbuki aşk, başka ne olsundu hayatın mazereti
demedim dilimin ucuna gelen her ne ise
vay ki gençtim
ölümle paslanmış buldum sesimi.


böyle biter;
şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?
devamını gör...

bitmiyor.

izlemeye başladığım güne lanet olsun. tamam iyi hoş, tamam güzel dizi, tamam hatta en süper türk dizisi; ama bitmiyor. bahar'ın sahnelerini atlıyorum, mümtaz'ın, meliha'nın; bitmiyor. uzun bakışma sahnelerini, son ses müzik dayanan diğer doldurma sahneleri, insafsız dram sahnelerini de atlıyorum; gene bitmiyor.

şu dizi zamanında televizyona çekileceği yerde şimdilerin dijital platformlarında çekilse ne güzel olacakmış halbuki. bu haliyle varı yoğu bırakıp, hayatla bütün ilişiğinizi kesseniz bile bitirmek ortalama 15 günü buluyor. 15 gün!

bitmiyor.
devamını gör...

ölümünden katil düzenin sorumlu olduğu çocuktur. suçu başka yerlere atanlar da bu düzenin parçasıdır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim