yolda yürürken yaşanan garip durumlar
levhaya kafa atmak.
liseye gittiğim dönemde, yine bir gün servisten inmiş eve doğru yürüyordum. her gün geçtiğim kaldırımın yani 47291 kere geçmiş olduğum kaldırımın tam ortasına, benim boyutumda bir levha dikmişler. sabah geçtiğimde bile yoktu. çevre düzenlemesi bugün olduğundan çok daha kötüydü tabi, kulağımda kulaklık, şarkıyı mırıldanarak yürüyorum. kişisel bir kusurum vardır, bakan körlerdenim
bir an bir darbe yedim, çizgi filmlerde karakterlerin kafasında uçuşan kuşlar uçuştu kafamda ve yere düştüm. eczanede çalışan kalfa, kapıda sigara içiyordu, o koştu geldi, berber çırağı geldi biri sağ kolumdan biri sol kolumdan çekip kaldırdılar beni, sağolsunlar. ben neye uğradığımı şaşırıp, bir süre levhaya baktım ve dönüp “ abi bunu buraya neden koymuşlar ki?, yolun ortasına levha mi konulur?” sorusunu sordum. bana ne cevap verdiklerini hatırlamıyorum. 1 hafta sonra o levha oradan kaldırıldı. sanırım tek kurban ben değildim. memlekete gidince berber çırağına bunu soracağım, çok komik kafa kazalarına şahit olmuştur, muhakkak.
liseye gittiğim dönemde, yine bir gün servisten inmiş eve doğru yürüyordum. her gün geçtiğim kaldırımın yani 47291 kere geçmiş olduğum kaldırımın tam ortasına, benim boyutumda bir levha dikmişler. sabah geçtiğimde bile yoktu. çevre düzenlemesi bugün olduğundan çok daha kötüydü tabi, kulağımda kulaklık, şarkıyı mırıldanarak yürüyorum. kişisel bir kusurum vardır, bakan körlerdenim
bir an bir darbe yedim, çizgi filmlerde karakterlerin kafasında uçuşan kuşlar uçuştu kafamda ve yere düştüm. eczanede çalışan kalfa, kapıda sigara içiyordu, o koştu geldi, berber çırağı geldi biri sağ kolumdan biri sol kolumdan çekip kaldırdılar beni, sağolsunlar. ben neye uğradığımı şaşırıp, bir süre levhaya baktım ve dönüp “ abi bunu buraya neden koymuşlar ki?, yolun ortasına levha mi konulur?” sorusunu sordum. bana ne cevap verdiklerini hatırlamıyorum. 1 hafta sonra o levha oradan kaldırıldı. sanırım tek kurban ben değildim. memlekete gidince berber çırağına bunu soracağım, çok komik kafa kazalarına şahit olmuştur, muhakkak.
devamını gör...
tecavüz suçlularına verilebilecek en mantıklı ceza
sorgusuz sualsiz zehirli iğne yaparak öldürülmeleri lazım.
cezaevinde bu insanları beslemek topluma yapılmış saygısızlıktır.
cezaevinde bu insanları beslemek topluma yapılmış saygısızlıktır.
devamını gör...
okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
"günah değil mi? böyle kara düşünmek masmavi aydınlığın karşısında."
odysseia sayfa: önsöz xlii
odysseia sayfa: önsöz xlii
devamını gör...
şarkılarda geçen acımasız cümleler
ellerimi uzatsam tutmak isterim günü
ama güneş her gece tepemde doğuyor...
ama güneş her gece tepemde doğuyor...
devamını gör...
olay tv'nin iktidar baskısı yüzünden alkışlı protesto ile kapatılması
ülke gitgide bataklığa dönüşüyor, batmamak için nerdeyse kenarlarda sıkı tutunmak zorunda olan insanlar gibi hissediyorum kendimi, dün youtube da abd newyork da okuyan öğrenci bir genç kızın videosunu izledim, diyorki "burada bireysel olarak yaşadığını, herkesinde kendi bireyselliğini yaşadığını, gerçekten iliklerine kadar hissediyorsun, tatillerde türkiye ye gittiğimde, insanların ilk gördüğünde konuştukları merak ettikleriyle burası çok farklı, burada kimse senin kişisel alanına girmiyor merakda etmiyor, akılda vermiyor sormadıysan, rahatsızda edilmiyor"
şimdi hep dönen bir geyik var, abd de ölsen hastalansan kimse dönüp bakmaz, bakmasında bence, bakmasında, bu saatte nerden geliyosunda demesin, ben hastalanınca yardım edecek, ölünce kaldıracak diye, beni sürekli rahatsız etmesin kimse ya..
rahat bırakıcaklarsa, göndermesinler bir kap bişey, bu misafirperverlik dedikleride çok kompleksli bişey bana göre, bu kadar ezik, hizmet etmeye meraklı olmakda övünülecek birşeyde değil, zaten psikolojik olarak araştırırsanız normal sağlıklı birşeyde değil, toplum olarak bir sürüye uyma kafası var, bu hepimizin bildiği %50 sürüsünden sebep yaşıyoruz bütün bunları, zannediyorlarki otorite olduysa bizi yönetebilir, karar verme hakkı var.. halbuki orası bir memuriyet, bir prosedür, sen onu gözünde büyütüyorsun, kendini de küçültüyorsun, 50 yaşındaki adam diyorki bunlar başımızda olmasa, kim olacak, başımız boşmu kalsın, başımızda birisi olmasınmı.. hay senin başın yesin başını diyesi geliyor insanın, bunlar zaten güdülmek istiyor, kendisi tek olarak kendine birşey ifade etmiyorki, ne olduğunu bilmiyor adam, bunlara ne anlatabilirsinki, nasıl anlatıcaksında ikna ediceksin...
abd li harriet tubman a 700 köleyi kurtarırken en zoru neydi diye sormuşlar ya,
derin derin içini çekip, "köle olmadıklarına ikna etmek" demiş hani,
bin sene önce ikna oluyormuş insanlar,
türkiye de hala başımız boşmu kalsın diyorlar ya, akıl alır gibi değil..
allah sonumuzu hayır etsin..
şimdi hep dönen bir geyik var, abd de ölsen hastalansan kimse dönüp bakmaz, bakmasında bence, bakmasında, bu saatte nerden geliyosunda demesin, ben hastalanınca yardım edecek, ölünce kaldıracak diye, beni sürekli rahatsız etmesin kimse ya..
rahat bırakıcaklarsa, göndermesinler bir kap bişey, bu misafirperverlik dedikleride çok kompleksli bişey bana göre, bu kadar ezik, hizmet etmeye meraklı olmakda övünülecek birşeyde değil, zaten psikolojik olarak araştırırsanız normal sağlıklı birşeyde değil, toplum olarak bir sürüye uyma kafası var, bu hepimizin bildiği %50 sürüsünden sebep yaşıyoruz bütün bunları, zannediyorlarki otorite olduysa bizi yönetebilir, karar verme hakkı var.. halbuki orası bir memuriyet, bir prosedür, sen onu gözünde büyütüyorsun, kendini de küçültüyorsun, 50 yaşındaki adam diyorki bunlar başımızda olmasa, kim olacak, başımız boşmu kalsın, başımızda birisi olmasınmı.. hay senin başın yesin başını diyesi geliyor insanın, bunlar zaten güdülmek istiyor, kendisi tek olarak kendine birşey ifade etmiyorki, ne olduğunu bilmiyor adam, bunlara ne anlatabilirsinki, nasıl anlatıcaksında ikna ediceksin...
abd li harriet tubman a 700 köleyi kurtarırken en zoru neydi diye sormuşlar ya,
derin derin içini çekip, "köle olmadıklarına ikna etmek" demiş hani,
bin sene önce ikna oluyormuş insanlar,
türkiye de hala başımız boşmu kalsın diyorlar ya, akıl alır gibi değil..
allah sonumuzu hayır etsin..
devamını gör...
normal sözlük’ün sevilmeyen yazarları veri tabanı
benimdir efendim. sözlüğe ilk geldiğimde hiçbir moderatör hoşgeldin demedi, "hiçbiri". bu mesela içimde bir uktedir. ama sorun değil ben de zaten kendimi sevmiyorum.
devamını gör...
vurur
90'lar dendiğinde ilk akla gelen şarkılardan, deniz arcak imzası taşır.
"daha dün gibiydim bugün oldum
şimdi gün gibiyim yarın oldum
koşarak üstünden yıldızların
karıştım aylara sene oldum
bir dokunuş ki yarım kaldı
ateşlerin yerini kül aldı
asırlarin nice yalnızlığı
sanki boynumda asılı kaldı
vurur
gözlerime acımasız zamanlar nefretle
vurur
gölgeleri sınırsız her yere beni bekler"
"daha dün gibiydim bugün oldum
şimdi gün gibiyim yarın oldum
koşarak üstünden yıldızların
karıştım aylara sene oldum
bir dokunuş ki yarım kaldı
ateşlerin yerini kül aldı
asırlarin nice yalnızlığı
sanki boynumda asılı kaldı
vurur
gözlerime acımasız zamanlar nefretle
vurur
gölgeleri sınırsız her yere beni bekler"
devamını gör...
17 mayıs 2021 esnaf destek paketi
400 dolar destek valla bravo. sadece şu 17 günlük kapanma sırasındaki minicik bir dükkanın zararı en az 40bin tl. teşekkürler akape yaşanmayacak bir ülke bıraktın.
devamını gör...
salep
kış günlerimin vazgeçilmesi.bol tarçınlı ve çok sıcak olmalı.
devamını gör...
mesut suna
21 şubat 1964'te ismet inönü'ye suikast düzenleyen elektrikçi. dönemin haberlerine göre 38 yaşında, evli dört çocuklu, aslen yozgat çayıralan nüfusuna kayıtlı, kayseri bez fabrikasında çalışıyor (işyerinin açılışını da bizzat inönü'nün yapması ironik). demokrat partili olarak biliniyor, ilk ifadesinde de inönü'ye karşı kişisel bir kini olmadığını, ancak milleti geri götüren 27 mayıs darbesinden ve adnan menderes'in idamından sorumlu tuttuğunu kabul etmiş. dönemin basını, o yıllarda kayseri cezaevinde bulunan celâl bayar'ı da sık sık ziyaret ettiğini belirtiyor.
olay günü, önce başbakanlıktan (o tarihlerde koalisyon başbakanı olan) inönü'ye randevu talebinde bulunur. belki de paşayı kolayca öldürebileceği o ortamda hareket fırsatı olmaz, ancak öğlen sularında başbakanlıktan çıkarak arabasına binen paşaya, yıllar sonra ecevit'in önüne düşecek kasa eyleminin orada üç kurşun sıkar. kurşunlar inönü'nün arabasına saplanır. suikastçı hemen yetişen halk tarafından linç edilmek istense de korumalarca ustaca gözaltına alınır. arkasındaki kimseler belli olmayan, sadece bazı iş arkadaşlarının yardım ve yataklıktan yargılandığı mesut suna 20 yıl hapse mahkum olur, 6 ay da ruhsatsız silah taşımaktan ceza alır.
suikast girişimi sonrası inönü bbc'ye verdiği röportajda "58 yıldır alışığım böyle işlere " cevabını vermiş. o sıralarda gittikçe güçlenen muhalefeti bastırmak için rahatlıkla koz olarak kullanılabilecek bu olayı hiç büyütmeden çok soğukkanlı karşılaması da dikkat çekici. düşünün, istese 1965'te tek başına iktidar olacak olan ve gümbür gümbür gelen adalet partisi'yle ilişkili bu adam üstünden neler neler yapmazdı süleyman demirel'e, ve başka ismi lazım değiller olsa neler yapmaz...
mesut suna'nın akıbetine dair tek bilgiyi karikatürist mehmet çağçağ'dan hatırlıyorum: bir ara "demokrasi kahramanı" sloganıyla aday olmuş. nereye aday olduğunu hatırlamıyorum ama seçimi kazandığını hiç sanmıyorum.
kaynak: yücel yiğit, bazı illerden 27 mayıs askeri darbesine yapılan tepkiler ve ihbarlar, çağdaş türkiye tarihi araştırmaları dergisi, xx/41 (2020-güz), 799-819.
olay günü, önce başbakanlıktan (o tarihlerde koalisyon başbakanı olan) inönü'ye randevu talebinde bulunur. belki de paşayı kolayca öldürebileceği o ortamda hareket fırsatı olmaz, ancak öğlen sularında başbakanlıktan çıkarak arabasına binen paşaya, yıllar sonra ecevit'in önüne düşecek kasa eyleminin orada üç kurşun sıkar. kurşunlar inönü'nün arabasına saplanır. suikastçı hemen yetişen halk tarafından linç edilmek istense de korumalarca ustaca gözaltına alınır. arkasındaki kimseler belli olmayan, sadece bazı iş arkadaşlarının yardım ve yataklıktan yargılandığı mesut suna 20 yıl hapse mahkum olur, 6 ay da ruhsatsız silah taşımaktan ceza alır.
suikast girişimi sonrası inönü bbc'ye verdiği röportajda "58 yıldır alışığım böyle işlere " cevabını vermiş. o sıralarda gittikçe güçlenen muhalefeti bastırmak için rahatlıkla koz olarak kullanılabilecek bu olayı hiç büyütmeden çok soğukkanlı karşılaması da dikkat çekici. düşünün, istese 1965'te tek başına iktidar olacak olan ve gümbür gümbür gelen adalet partisi'yle ilişkili bu adam üstünden neler neler yapmazdı süleyman demirel'e, ve başka ismi lazım değiller olsa neler yapmaz...
mesut suna'nın akıbetine dair tek bilgiyi karikatürist mehmet çağçağ'dan hatırlıyorum: bir ara "demokrasi kahramanı" sloganıyla aday olmuş. nereye aday olduğunu hatırlamıyorum ama seçimi kazandığını hiç sanmıyorum.
kaynak: yücel yiğit, bazı illerden 27 mayıs askeri darbesine yapılan tepkiler ve ihbarlar, çağdaş türkiye tarihi araştırmaları dergisi, xx/41 (2020-güz), 799-819.
devamını gör...
pia mater
serkan bey'in bilimsel çalışmalarına, enerjisine, öğrenme merakına diyecek hiçbir şeyim yok. ılk ve ikinci kitaplari çok güzeldi ki, kaç kişiye de tavsiye ettim. ancak dostça söylemeliyim ki, roman konusunda çok amatör olmuş. kurgu, anlatım çok zayıfti. roman hakkında yapılan alıntılarin hepsi başka birine ait. bu noktada kitaba yönlendirici paylaşımlar yapılacaksa altına sözlerin gerçek sahibi yazılmalı. şahsen benim de kendime ait yazdığım, kimseyle paylasmadigim romanım var. çünkü roman yazmak insanı güzel hayallere sevk ediyor, hayatın stresinden bir nebze uzaklaştırıyor. ama diğer açıdan amatör bir anlatıma sahip olduğu için kimseyle paylaşmadım. roman; herkesin el atamayacağı, kuvvetli kaleme ihtiyaç duyulan bir alan. nörolojik bir roman için yapılan bunca iltifat üzerine yazdığım bu eleştiri düşünen bir beynin eseridir. söz konusu özellikle nörolojik romansa eleştirilerin daha fazla dikkate alınması gerektiğinden yanayim. zira elestirinin olduğu yerde gelişim vardır.
ayrıca şunu da söylemeye ihtiyaç var: herkesin dini inancı tabi ki de şahsını ilgilendirir, dini değerlere hakaret etmeden herkes istediği şekilde eserler üretebilir. ama bu romanda, bakış açısıni ifade etme tarzi da bana çok fazla çiğ geldi. tesla'nın solaklar hakkinda varsayimda bulunurken bir sonraki nesle aktarımi vs. dediği yerde konunun eklenme biçimi çiğ geldi. akşam oturmasında önlerinde kek varken bu konunun açılmasının ifade ediş tarzı eksikti. mesela arkadaş ortamında oturup bira içilmesi de çok abes geldi. :d şimdi konuyu başka yere çekmek isteyenler olacak elbette, ama sanki kafede kahve işseler daha gerçekçi olacaktı. perit'in başka kadınla gizlice buluşması olayı. kurgu konusunda çok fazla örneklendirme yapmayayım ama alakasiz bulduğum bunun gibi şeyler var.
umarım anlatabilmişimdir. şunu da söylemekte fayda var tabi ki; sonuçta serkan bey edebiyatçı değil. elbette ki bu tarz şeyler olabilir. zaten yaptığım inceleme de bu eksikler asla olmamalıydı kabilinden değil. romanı merak edenlere kendi fikrimi ifade etmek istedim.
a asıl söylemek istediğim şey de şu, bir romanda karakterler arasında birine sempati duyulur, birisi için bu benim adamim ya gibi bir his uyanir ya, ne yalan söyleyeyim karakterlerin hepsi çok itici geldi. hiçbirini benimseyemedim. bazen kötü karakter bile olsa benimsenir, ama burada hiçbir karakterle özdeşleşemedim.
saygilar sevgiler. okuduğunuz ve eğer anlatabildiysem anladığınız için teşekkür ederim.
ayrıca şunu da söylemeye ihtiyaç var: herkesin dini inancı tabi ki de şahsını ilgilendirir, dini değerlere hakaret etmeden herkes istediği şekilde eserler üretebilir. ama bu romanda, bakış açısıni ifade etme tarzi da bana çok fazla çiğ geldi. tesla'nın solaklar hakkinda varsayimda bulunurken bir sonraki nesle aktarımi vs. dediği yerde konunun eklenme biçimi çiğ geldi. akşam oturmasında önlerinde kek varken bu konunun açılmasının ifade ediş tarzı eksikti. mesela arkadaş ortamında oturup bira içilmesi de çok abes geldi. :d şimdi konuyu başka yere çekmek isteyenler olacak elbette, ama sanki kafede kahve işseler daha gerçekçi olacaktı. perit'in başka kadınla gizlice buluşması olayı. kurgu konusunda çok fazla örneklendirme yapmayayım ama alakasiz bulduğum bunun gibi şeyler var.
umarım anlatabilmişimdir. şunu da söylemekte fayda var tabi ki; sonuçta serkan bey edebiyatçı değil. elbette ki bu tarz şeyler olabilir. zaten yaptığım inceleme de bu eksikler asla olmamalıydı kabilinden değil. romanı merak edenlere kendi fikrimi ifade etmek istedim.
a asıl söylemek istediğim şey de şu, bir romanda karakterler arasında birine sempati duyulur, birisi için bu benim adamim ya gibi bir his uyanir ya, ne yalan söyleyeyim karakterlerin hepsi çok itici geldi. hiçbirini benimseyemedim. bazen kötü karakter bile olsa benimsenir, ama burada hiçbir karakterle özdeşleşemedim.
saygilar sevgiler. okuduğunuz ve eğer anlatabildiysem anladığınız için teşekkür ederim.
devamını gör...
(tematik)
servikal spondilotik myelopati
cervical spondylotic myelopathy
servikal spondilotik myelopati
servikal bölge: ilk 7 vertebrayı(omur) içeren boyun bölgesidir. c1(atlas) ile başlar, c7 ile sonlanır.
spondiloz: omurlar arasındaki disklerin ve faset eklemlerin dejenerasyona uğramasıdır.
myelopati: spinal kord'un hasara bağlı işlev bozukluğunu ifade eder.
servikal spondilotik myelopati hastalığında c1-c7 vertebralar arasında, dejenerasyon meydana gelir. bu dejenerasyon spinal kanalda stenoz (sıkışma) oluşturur. spinal korda ve etraftaki damarlara mekanik bası vardır. damarlar mekanik basıya maruz kaldığında nöral doku iskemiye girer. aynı şekilde direkt olarak spinal kord da bası altındadır.
boynun pozisyonuna göre bası artacak veya azalacaktır, bu nedenle hareketle ortaya çıkan ağrı semptomu vardır.
bu bası sinir kökünde olduğundan, myelopatiler(1. motor nöron etkilenir) içerisine girer.
--etkilenen sinir dağılım alanında şu semptomlar vardır,
parestezi-hipoestezi
kas gücü kaybı (motor kayıp)
dtr azalması (derin tendon refleksi)
--ayrıca şunlar görülebilir,
quadriparezi
quadrihipoestezi (his yolağı sıkışır)
ellerde beceri kaybı
kas atrofileri
bu hastalığın oluşabilmesi belirli risk faktörlerinden etkilenir:
genetik faktörler
ileri yaş
uzun süre aynı pozisyonda durmak
boyun travmaları
sigara içmek
bu hastalığın teşhisinde, hastanın hikayesi, fizik muayeneye ait bulgular, radyolojik bulgular değerlendirilir.
kemikleri görüntülemede en iyi yöntem bt'dir. ancak servikal düz yan grafi (x-ray) de birçok bulguyu gösterebilir.
spinal kord'un görüntülemede ise mrg en iyisidir. zira mrg'nin yumuşak doku rezolüsyonu çok yüksektir.
ayırıcı tanıda ise bu hastalığın yol açabileceği semptomlar irdelenmelidir.
örneğin radikülopati semptomlarına benzer el bilek ağrıları, karpal tünel sendromu ile karışabilir.
kaynak
kaynak
servikal spondilotik myelopati
servikal bölge: ilk 7 vertebrayı(omur) içeren boyun bölgesidir. c1(atlas) ile başlar, c7 ile sonlanır.
spondiloz: omurlar arasındaki disklerin ve faset eklemlerin dejenerasyona uğramasıdır.
myelopati: spinal kord'un hasara bağlı işlev bozukluğunu ifade eder.
servikal spondilotik myelopati hastalığında c1-c7 vertebralar arasında, dejenerasyon meydana gelir. bu dejenerasyon spinal kanalda stenoz (sıkışma) oluşturur. spinal korda ve etraftaki damarlara mekanik bası vardır. damarlar mekanik basıya maruz kaldığında nöral doku iskemiye girer. aynı şekilde direkt olarak spinal kord da bası altındadır.
boynun pozisyonuna göre bası artacak veya azalacaktır, bu nedenle hareketle ortaya çıkan ağrı semptomu vardır.
bu bası sinir kökünde olduğundan, myelopatiler(1. motor nöron etkilenir) içerisine girer.
--etkilenen sinir dağılım alanında şu semptomlar vardır,
parestezi-hipoestezi
kas gücü kaybı (motor kayıp)
dtr azalması (derin tendon refleksi)
--ayrıca şunlar görülebilir,
quadriparezi
quadrihipoestezi (his yolağı sıkışır)
ellerde beceri kaybı
kas atrofileri
bu hastalığın oluşabilmesi belirli risk faktörlerinden etkilenir:
genetik faktörler
ileri yaş
uzun süre aynı pozisyonda durmak
boyun travmaları
sigara içmek
bu hastalığın teşhisinde, hastanın hikayesi, fizik muayeneye ait bulgular, radyolojik bulgular değerlendirilir.
kemikleri görüntülemede en iyi yöntem bt'dir. ancak servikal düz yan grafi (x-ray) de birçok bulguyu gösterebilir.
spinal kord'un görüntülemede ise mrg en iyisidir. zira mrg'nin yumuşak doku rezolüsyonu çok yüksektir.
ayırıcı tanıda ise bu hastalığın yol açabileceği semptomlar irdelenmelidir.
örneğin radikülopati semptomlarına benzer el bilek ağrıları, karpal tünel sendromu ile karışabilir.
kaynak
kaynak
devamını gör...
ilişki mi değil mi anlayamamak
ilişkiler elbet biter diye ilişkiye başlamamak,diye birşey de var.
yaşattılar çok şükür,mahrum kalmadım.
yaşattılar çok şükür,mahrum kalmadım.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının oy vermiyor olması
halbûki bir bilseler insanların oy hakları için geçmişte ne mücadeleler verdiklerini, acaba yine de oy vermezler miydi diye sordurtan nedenler silsilesidir.
devamını gör...
ilk buluşmada masaya çıkarmak
moderatörlerden başlığı "ilk buluşmada masaya kusmak" olarak değişirmesini rica ediyorum.
devamını gör...
fotoğrafa resim diyen insan
eski zamanlarda* fotoğraf ile resim bambaşka anlamlara geliyordu sanki... duvarda, masamızda, cüzdanımızda* da sevdiklerimizin resimleri* olurdu. o resimlerin sanki bambaşka bir önemi vardı. yoksa güllü ablamız şarkısında "masamda fotoğrafın var kaldırmıyorum" dese, o duygu yükünü bize bu kadar güzel aktaramazdı diye düşünüyorum. dil sürekli değişkendir gençler. "o kelimeyi kullanmayın, bunu kullanın" gibi şeylere fazla takılmamanızı ve bulunulan yere, zamana, kişiye, duruma göre kullanılan kelimeleri değerlendirmenizi öneririm. *
devamını gör...
lazanya
garfield'ın hayata olan inancını arttıran yegane yiyecek. kedi maması gibi bir şey zannediyordum açıkçası.
devamını gör...


