charlotte perkins gilman’ın romanıdır.

bir gün sanırım istanbul’da bir gecelik bir misafirliğimiz olmuştu bir akrabamızın evinde. o zaman ilkokul öğrencisi olma ihtimalim yüksek. günlük sohbetlerden sonra gece yatma vakti geldiğinde kardeşimle aynı odada bizim için hazırlanan yataklara uzandık. benden üç yaş küçük olan kardeşim hemen uykuya daldı. benim de niyetim oydu aslında ama duvardan bana bakan bir çift gözü gördüğümde ne uyku kaldı bende ne de mantıklı düşünme gücü. belirli aralıklarla göz kırpan bir canavar olduğuna hiç kuşkum yoktu ama anlamadığım şey neden ısrarla beni izlediğiydi. gözlerimi sımsıkı kapatıp orda hiçbir şey olmadığına kendimi ikna etmeye çalıştım ama içten içe beni oradan izleyen canavarın varlığından emindim. sabaha kadar bakıştık canavarla, o bana saldırmak için doğru anı bir türlü bulamadım, bense kaçmak için bir fırsat yakalayamadım. sabah ezan okunmaya başladığında canavar yavaş yavaş kaybolmuştu bile. bu durumu canavarın allah korkusu olduğuna yormuş olmam kuvvetle muhtemeldir.

sabah herkes uyandığında anneme gece yaşadığım muhteşem macerayı anlattığımda, annem kendince mantıklı bir açıklama yaptı bana. parlayanın aslında elektrik düğmesi olduğunu ve benim canavarın göz kırpması sandığım şeyin aslında kendi göz kırpışım olduğunu tane tane anlattı. tabii ki ikna olmuş gibi davrandım. hayat boyunca asla bu tür açıklamalarla kandırılacak bir çocuk olmadım. annem canavarın varlığını kendince çürütmüş olsa da, ben hala o gece canavarla savaşımın gerçek olduğuna eminim.

sarı duvar kağıdı hikayesi de benim yukarıda anlattığım hikayeye çok benziyor. sadece çok daha ustaca anlatılmış hali.

ayrıca depresyon konusunda mücadele ederken neler yapmamız gerektiğine dair önemli yöntemler de anlatıyor. ben bu konuda psikologlar ve psikiyatrlara güven duyulmaması gerektiğini düşünüyorum. yazar da benimle aynı fikirde görünüyor.

korkularınızı yenmeye değil onlarla uzlaşmaya çalışıyorsanız bu kitabı okuyun.
devamını gör...

kar yağışını yakalamışken kacirmamaktır.

imgyukle.com/i/HEAH3o
devamını gör...

şerefee sözlük ben him dinlemeye kaçarr.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

güzel bir şarkı, boş sokaklar ve yalnızlık....
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sekiz tane bacağı olan kafadanbacaklı. bunu bilenler bu kafadanbacaklıların üç tane kalbe sahip olduğunu bilmezler. bu üç kalp, o ahtapotlara has mavi kanı koca kafalarına ve bacaklarına pompalayıp dururlar.
devamını gör...

tarımda kullanılan (bkz: neonikotinoid) gibi zehirli böcek ilaçları ve pestisitler arıların toplu ölümlerine sebep oluyor. bu ölümler yüzünden arıların ayrıldıktan sonra kovanlarına geri dönmemesi ve arı kolonisinin eksik kalmasının yol açtığı duruma verilen isim.
devamını gör...

ooo, hırsızlık mı?
hırsızlık ne ki bakkal soymuştuk biz. böyle bir ekip kurduk dört beş kişi, biri marketçi beyi lafa tutuyor; diğerleri ceplere çikolataları dolduruyor. sonra diğer markete gidiyoruz; oradaki marketçi hanımla da aynı taktiği gerçekleştiriyoruz. bir de cakamız var ki sormayın. soygun yaptık diye sağda solda anlatıyoruz. birkaç gün böyle gitti. sonra bir gün yengem geldi. o hanım var ya sandığımız kadar aptal değilmiş, abi de babamın arkadaşı olduğu için ses etmiyormuş. marketçi hanım, yengeme ispiyonlamış. ben böyle ağlıyorum falan ama kar etmiyor. babamın bir bakışı vardır, içim cız eder. soruyor. "paran mı eksikti, istediğin bir şey mi alınmadı, seni buna iten ne, nasıl hem günah olan hem de bizi aşağılayan davranışı yaparsın? şimdi ne aldın söyle? gidip onların hepsini sen ödeyeceksin!" kalbim güm güm, ağlaya ağlaya gidiyorum markete. sizden şunları şunları aldık gizlice, parasını ödemeye geldim, diyorum boynum bükük, bükük değil komple yerde.
iyi bir ders oluyor, küçük bana. sonra yolda para bulsam benim değil deyip alamaz hala geliyorum. biliyorum çünkü nasıl bir utanç verdiğini. ahhh çocuk ben, yaramazlıklarınla anne-babanı kaç kez utandırdın!

tanım neydi : sanırım çocuk hırsız. *
devamını gör...

bir devrin, çağın veya zamanın his ve fikir şekli.
tarihî bir olay irdelenirken o çağın değerleri, normları, hissiyat ve fikir sistematiği dikkate alınmalıdır. aksi takdirde hatalı çıkarımlar sebebiyle yanlış kanılar hakikat bellenir ve fikrî zehirleme yapar.

kavramın orijini veya çıkış yeri almanca (bkz: zeitgeist) olup diğer dillerde de benzer biçimlerde kullanılmıştır.
devamını gör...

fareler ve insanlar.
devamını gör...

insanın hayatta sadece 1 defa yaşadığına veya yaşayacağına inandığım duygudur.

diğerleri bence sadece sevmek ve hoşlanmaktır.
devamını gör...

#431961
sözlük radyosu yayına başladığı gün yazmıştık efendim. kafa sözlük her geçen gün büyüyor ve gelişiyor. bizler, bu gelişme hızına yetişemiyoruz.
sabah erken saatlerde genelde radyo dinlerim, istasyonlar arasında geçiş yaparken ''sözlük radyosunu araçlardan dinleyebileceğimiz günler ne zaman gelecek'' diye düşünürken bir de ne göreyim;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


bu güzel gelişmeyi sözlük yönetiminden duymak isterdim lakin sabah ayazında, bu sürprizle karşılaşınca çok mutlu oldum.*
istanbul'da yaşayan arkadaşlar için üzgünüm! sözlük yönetimi, ankara'nın başkent olduğu ayrıntısını atlamadan yayını burada başlatmış* istanbul'da yaşayan arkadaşlar, sizin deniziniz varsa bizim de araç radyolarında dinleyebileceğimiz sözlük radyo frekansımız var.
güne (bkz: modern sabahlar) ile başlayıp akşamı (bkz: cenk & erdem) ile sonlandıran bünyeme, ilaç gibi gelmiştir.
efendim trafiğin çok yoğun olduğu saatler 07.00-10.00 ile 17.00-20.00 aralıklarıdır. sözlük radyomuzda yayınlanan her program çok güzel, sırayla bu saatlerde hepsini yayınlamanızı öneririm.
ankara dinleyicisi sağlamdır, programlar hemen tutulur, ardından gelsin tanıtımlar, üniversite söyleşileri, zaga-beyaz show programlarına katılım.
ben bu atılımı sözlüğün ilk yerli ve milli mücadelesi olarak görüyorum, üzerime düşen görevi yapacağım. milli gizli olarak bütün arkadaşlarımın araçlarında radyo kanallarını sözlük radyosu frekansına sabitleyeceğim.
(bkz: barış manço')dan, (bkz: amy winehouse)'a ve ardından (bkz: kıvırcık ali)'ye keskin geçişler yapan, post-modern radyo anlayışı dinleyicilerde bağımlılık yaratacaktır**
sözlük radyosunun elde edeceği reklam gelirleri ile kitap hasreti ile yanan, 800 tanım yapmış arkadaşlara kitaplarını alın, susturun onları
geri kalan paranın hayvan barınaklarına yardım olarak kullanılmasını öneriyorum.
devamını gör...

insan emeğine saygı.
devamını gör...

liseden taa universite bitimine kadar evde tüm gün onunla dolaştığım, eve ilk girdiğim an üzerime çektiğim hırka. nasıl kutsamışsam artk ,bütün bir ailemin hırka- i şerif diye benimle dalga geçtikleri hırka . (kutsal emaneti tenzih ediyoruz yanlış anlaşılmasın)
devamını gör...

sözde; alkol, kumar, kadın da yok bunlarda... nerede yediniz o kadar parayı? kefenin de cebi yok.

cevap: "tüm dünya başkentlerine cami projesine harcadık." derler.*
devamını gör...

su çok güzel, gelsenize.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yav benim babam yapıyor, çünkü hepimiz evde kaldık.
devamını gör...

çocuklar salsa beni, bende aynını yapacam.*
sivil itaatsizlik hakkımı kullanasım var.
yeni bir grip için bunca törene uymak mantığıma yatmıyor.
ya sabır çekip oturuyorum.
devamını gör...

zirvesine göz koyduğum dağlara bak
koşup takıldığım çitlere bak

cahit zarifoğlu - korku ve yakarış,
sayfa 95
devamını gör...

türk dil kurumu sözlüğüne göre halk ağzında ışıltı, parıltı anlamına gelen sözcüktür.

ilk çıktığı zaman hemen alıp okumaya başladığım yaşar kemal ustanın dört kitaptan oluşan bir ada üçlemesi kitabının ikinci kitabı olan karıncanın su içtiği isimli kitabında rastlamıştım bu sözcüğe.

bugün al gözüm seyreyle salih kitabını okurken aklıma geldi yeniden ve ben şuna bir tanım yazayım dedim ve bunu içimden geçirir geçirmez de usta kitabın 34.sayfasında bir kez 35. sayfasında ise iki kez daha kullandı sözcüğü. böyle olunca da bir tanım yazmak farz oldu.

denizden bahsettiği her kitabında kullanıyor usta bu sözü. bu kitapta da denizin, güneşin ve balıkların kayalara düşürdüğü ipiltiden bahsediyor büyük yazar.

kelimenin bu kadar aklımda kalmasının nedeni ise kitabı okuduğum gün arkadaşlarımla bir kafede oturup scrabble oynamamdır. bir yerde, allah’ın işi elimdeki harfler tam bu sözcüğü yazmaya uygundu ve kelimenin üç katını almamam için hiçbir neden yoktu. oyun arkadaşlarımın özgüvenli cehaleti dışında. ama ben yazdım yine de cehalet savaşçısı bir öğretmen adayı olarak.

arkadaşlarım “ aşortmen” yazarak büyük puanlar toplamak peşinde oldukları için kabul etmediler benim sözcüğümü. oyunu da kaybettim zaten. beni üzen oyunu kaybetmek değildi. yumuşak g harfinden bahsederken boğulur gibi “ğııııı var mı” diyen insanların yaşar kemal’den öğrendiğim bir sözcüğü saymamaları idi.

çıkışta üçünü de konur sokaktaki küçük imge kitabevine sokup sözlükten gösterdim ama oyunu kaybettiğimle ve entel olarak yaftalandığımla kaldım.

umarım bu yazıyı okurlar ve aşoetmenlerine düşen ipilti gözlerini alır.
devamını gör...

tam ağlamaya hazırlanırken tüm motivasyonu yerle bir eden durum.
daha da kötüsü şarkının ortasında yemeksepeti reklamı girmesidir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim