eğer seni sevseydi
her gece yastığa kafanı rahat koyardın
hiç dert tasan kalmazdı belki
sadece mutlu olurdun
sadece mutlu

eğer seni sevseydi
bilirdin her şeyin gelip geçici olduğunu
ama onun olmadığını

belki de tüm gün etrafına mutluluk saçardın
çok ama çok pozitif olurdun
ağzından çıkan her sözcük için
insanların sana minnettar oluşunu izlerdin

her gördüğünde onu
tekrardan uçuşurdu içinde o kelebekler
bilirdin
50 yıl geçse bile hala aynı kalacağını

belki de kendini suçlardın
ona layık olup olamadığını sorgulardın
tekrardan dert sahibi olurdu dertsiz başın
için içini yerdi
ama bilirdin
onun yanı en güzel yerdi

hatta edip cansevermişçesine derdin ki
görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
evet
büyütürdünüz o sevdayı
çocuklarınız olurdu
aynı sizin kopyanız

ya da sezai karakoçmuşçasına mesajlar atardın
zaman ne de çabuk geçiyor mona
saat on ikidir söndü lambalar
uyu da turnalar girsin rüyana

o uyuduktan sonra sen de uyurdun
yeni bir güne birlikte başlardınız
ne de güzel olurdu değil mi?

ama olmuyor ki böyle her zaman
bazen sadece hayallerini süslüyor
bazense en nefret ettiğin kişi oluveriyor
işte hayat bu kadar acımasız da olabiliyor..
devamını gör...

kopan ip bağlanabilir yeniden
tutar tutmasına ama
kopmuştur işte bir kere
belki karşılaşırız yine
ama orda
beni terkettiğin yerde
bulamazsın beni bir daha

bertolt brecht
devamını gör...

sözlüğün en uzun nickine sahibim. sayılır mı?
devamını gör...

bugün avrupa'nın geldiği noktayı incil'e bağlayan yazarıda gördük. gerçekten ilginç. müslümanlara yada pagan avrupa'lılara karşı yapılan haçlı seferlerini, engizisyon mahkemelerini, cadı avlarını duymamış yazarımız. galiba avrupa'yı, hristiyan olduğu günden beri bugünkü şartlarda yaşıyor sanıyor.
devamını gör...

büyük marmara depremi olmuştur.
devamını gör...

genel olarak ele aldığımızda şüphe, rekabet gibi kavramların etkisiyle kişide gelişen bir duygu, ruh halidir.

kadın erkek ilişkileri söz konusu olduğunda dozunu ayarlamak çok önemlidir. çiftlerin birbirini hiç kıskanmaması da matah bir durum değildir fikrimce.

yaşadığımız çağda güven, insanlar için çok önem verilen ama pek de zor bulunan bir olgu haline geldi. dolayısıyla "acaba gerçekten seviliyor muyum? şu an onun için en uygun seçenek ( maddi statü, görsellik vb.) ben olduğum için mi yanımda? yarın bir gün daha iyisiyle karşılaşırsa terk edilir miyim? gibi düşünceler ilişkideki güveni hep bir şüphede bırakıyor.

güvenin tam olmadığı ilişkilerde de kıskançlık rahatsız edici bir boyuta evriliyor, sonu çok kötü olaylara sebep olabiliyor. güven tamsa hiç kıskançlık olmamalı da demiyorum, şahsen dozunda kıskançlık sevilip sahiplenildiğimi hissettirir bana, hiç kıskanmayan biri partnerini pek de sevmiyor gibi geliyor.

kıskançlığın dozu ne olmalı, rahatsız edici boyutu nedir kişinin bakış açısına, hayatı algılayış biçimine göre tabii ki farklılık gösterebilir. bu yüzden ilişkiyi yaşadığınız insanı yeteri kadar tanıyıp, huyunu suyunu, verebileceği tepkileri biliyorsanız, kıskançlık ilişkinizde bir sorun haline gelmeyecektir diye düşünüyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne teşvik etmeye, ne de küçümsemeye gerek yok. dünya bir gölge oyunuysa karagözlere de ihtiyaç var. yoksa keyfi olmaz yaşamanın.

çok da şeyapmayın yani dediğimdir.
devamını gör...

bazı insanlar yaptıkları her işi ciddiye alıyor. söz uçar, yazı kalır mantığı ile ilerliyorlardır. iyi de yapıyorlar, ben bazen yaptığım goygoydan utanıyorum mesela*.
bir yazarın hiç makara yapmıyor olması neden şov gibi görünüyor ki? aslında o ciddi paylaşımlara gün gelir çokça ihtiyaç duyulur.eminim yaptıkları tanımlarda, ''kültür basıyorum ollley, çok kültürlüyüm'' demiyorlardır....
bu bilgi paylaşımlarını ''kültür basmak'' olarak algılamanız yanlış. bir sözlüğün kalitesini belirleyen şey fazlaca troll barındırması değil, fazlaca doğru bilgi barındırmasıdır. bence iyi ki varlar, ilgiyle okuyup feyizleniyoruz.
devamını gör...

kalkıp bir bardak suyunu bile kendisi alamayan erkeklerden uzak durmak.
devamını gör...

muhtemelen insana, kendisinin de bir gün ölecek olduğunu hatırlattığından dolayı duyulan korkudur. ancak, varoluşçu psikoterapi kitabında yalom'un da ifade ettiği gibi, "ölümün fizikselliği insanı yok etse de ölüm fikri onu kurtarır".
devamını gör...

bal, sıcaklık sevmeyen bir besindir ama sıcaklığın da kontrollü tutulması sağlanmalıdır. bal için en kritik sıcaklık 57 derece oluyor. 65 dereceye kadar da kabul edilebilir. 74 dereceden itibaren bal, karamelize olmaya başlar.
devamını gör...

sözlükte sıkça gördüğüm olaydır.

bunu ilk kez kim yaptı niye çıkardı bilmiyorum.
yeşilçam filminde gibi hissediyorum kendimi.
devamını gör...

balkonda hava nihayet serin serin eserken sözlükte takilmak.
devamını gör...

gidene gitme dememek.
devamını gör...

bir georges perec kitabıdır.

deliliğini edebiyat dehası ile maskelemeye çalışan, bazen ben şu an ne okuyorum hissi uyandıran, “bazen bunu neden anlattı ki şimdi?” türü ikiricikli sorularla sarhoş olmamıza neden olan ancak her zaman bir deli dahiyle sohbet ettiğiniz yanılsamasını yaratan perec bu kitapta da beklentileri tam olarak karşılamış.

dünyanın en ilginç roman fikirlerine ve isimlerine sahip roman yazarlarından biri olan perec daha önce “ bahçedeki gidonları kromajlı pırpır da neyin nesi” ve “ ücret artışı talebinde bulunmak için servis şefine yanaşma sanatı ve biçimi” isimli iki romanla dede korkut’tan sonra isim koyma konusunda en yetkin kişi olduğunu kanıtlamış, kayboluş kitabında hiç e harfi kullanmayarak da bize tek elini arkasına koyarak güreşmeyi teklif eden enişteyi hatırlatmıştır.

bu kitapta bir paris semtine manzaraya hakim bir kafeden bakan yazar gördüğü her şeyi yazarak bize anlatıyor. zamanın, insanların ve arabaların dışında hiçbir şeyin hareket etmediği üç boyutlu bir şehir tablosu koyuyor önümüze. başlarda ne yaptığını, ne yapmaya çalıştığını anlamıyor olsanız da zamanla alışmaya ve keyif almaya başlıyorsunuz.
devamını gör...

"mutluluk her an vardır. en karanlık anlarınızda bile. yeter ki ışığı açmayı unutmayın."
albus dumbledore.
devamını gör...

yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

nazım hikmet
devamını gör...

üyesi olduktan sonra uyku düzenimi bozan topluluk.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

selçuk/izmir
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim