domates çorbası, mümkünse kaşarsız ve yine mümkünse salça değil domates rendesinden yapılan. çorbaya dair verebileceğim tek detay bu, annem harika yapıyo her seferinde canım kadın.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gerek yok. hoşlanmadığın bir yazar varsa engelle gitsin bu kadar basit.
devamını gör...

efsane!

futbooğğğl, nefreeeeğt - bişk! ok yerine portakal atılsaydı keşke fiyuuuv *

eline koluna sağlık yaa çok güldük sayende. 10/10 kısa film.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
sphynx, dünyadaki birkaç tüysüz kedi cinsinden biridir. kökeni kanada'dır. görüntüsünün aksine yumuşak huylu, sahibine bağlı ve cana yakın bir türdür. ömürleri 8 ile 14 yıl arasındadır. düzenli olarak banyo yaptırılmalıdır.tüyleri olmadığından soğuğa karşı dayanıksızdır.
slav ülkelerinde özellikle rusya da çok rastlanır. soğuğa karşı dayanıksız hayvanı bunlar besliyor.
devamını gör...

aşık veysel şatıroğlu 25 ekim 1894 yılında sivas'ın şarkışla ilçesine bağlı sivrialan köyünde dünyaya geldi. annesi gülizar onu koyun sağmaya giderken doğurdu. babası ahmet "karaca" lakaplı bir çiftçiydi. o dönemlerde sivas'ta çok yaygın olan çiçek hastalığı nedeni iki kız kardeşini kaybeden veysel, kendisi de bu hastalığa yakalanmış ve tek gözünü kaybetmiştir. daha sonraları bir kaza geçirip diğer gözünü de kaybeden ve hayata büyük acılarla başlayan ozan o günleri şu cümlelerle anlatıyor: "çiçeğe yatmadan evvel anam güzel bir entari dikmişti. onu giyerek beni çok seven muhsine kadına göstermeye gitmiştim. beni sevdi. o gün çamurlu bir gündü, eve dönerken ayağım kayarak düştüm. bir daha kalkamadım. çiçeğe yakalanmıştım. çiçek zorlu geldi. sol gözüme çiçek beyi çıktı. sağ gözüme de solun zorundan olacak perde indi. o gün bu gündür dünya başıma zindan."
babası karaca ahmet çocuğu veysel'in diğer çocuklar ile oynayamadığını fark eder ve ona oyalanması için bir bağlama alır. ilk başlarda başka ozanların türkülerini söyleyen ozan 40'lı yaşlara geldiği zaman kendi eserlerini söylemeye başlamıştır. 1.dünya savaşı başlaması nedeni ile seferberlik ilan edilmiş, veysel'in kardeşi ve yakın arkadaşları cepheye gitmiş ve ozanımız yalnız kalmıştır. hayatı acılar ile dolu ozan yalnız olduğu günleri şöyle dile getirmiştir: "eve girerim yüzüm asık, anam babam halimi bilmez. ben onlara derdimi dokunmasın diye açamam. onlar benim kafa tuttuğumu zannederler, bense derdimi dökmekten çekinirim. öyle ki sazdan bile farır gibi oldum."
vatan sevgisi ile dolu olan ve cepheye gidemeyen aşık veysel duygularını şu sözler ile dizeleştirir:

ne yazık ki bana olmadı kısmet

düşmanı denize dökerken millet

felek kırdı kolumu, vermedi nöbet

kılıç vurmak için düşman başına

bugünler müyesser olsaydı bana

minnet etmez idim bir kaşık kana

mukadder harici gelmez meydana

neler geldi bu veysel'in başına

kardeşlerinin seferberliğe gitmesi ve kendilerinin ölümünden sonra yalnız kalacağını düşünen ailesi veysel'i akrabalarının kızı olan esma ile evlendirirler. olumsuzlukların peşini bırakmadığı ozan ilk önce yeni doğan erkek çocuğunu, daha sonraları ise anne ve babasını kaybeder. karısının başka birisine kaçması sebebi ile 2 aylık kızıyla baş başa kalan aşık veysel daha sonra kızını da kaybetmiş ve dünyası başına yıkılmıştır. 1931 yılında yapılan halk şiirleri bayramı ile hayata tekrar tutunan ozan gülizar isminde bir kadınla evlenir.
ahmet kutsi tecer, aşık veysel'in eserlerini ilk kaleme alan kişi olmuş, halk edebiyatının hak ettiği yerlere gelmesi, eserlerin kaybolmaması ve gelecek nesillere aktarılması için çalışmıştır. tecer'in davet üzerine köy enstitüleri'nde saz hocası olarak çalışmaya başlayan veysel, türkiye'nin çeşitli yerlerinde eğitimler vermiştir. 1965 yılında türkiye büyük millet meclisi tarafından maaş bağlanan ozan 1973 yılında yakalandığı akciğer kanseri nedeni ile hayata gözlerini yummuştur.


bu hüzün dolu hayatını sözlere döken ozan eserlerinde doğa, insan sevgisi, yaşam sevinci, hüzün, din, siyaset, aşk gibi konulara yer vermiştir. eserlerinde yalın bir dile sahip olan ve dilini ustalıkla kullanan aşık veysel'in eserleri şunlardır:

aşık veysel'in eserleri

-uzun ince bir yoldayım,

-anlatamam derdimi,

-arasam seni gül ilen,

-atatürk'e ağıt,

-beni hor görme,

-beş günlük dünya,

-bir kökte uzamış,

-birlik destanı,

-çiçekler,,

-cümle alem senindir,

-derdimi dökersem derin dereye,

-dost çevirmiş yüzünü benden,

-dost yolunda,

-dostlar beni hatırlasın,

-dün gece yar eşiğinde,

-dünyaya gelmemde maksat,

-esti bahar yeli,

-gel ey aşık,

-gonca gülün kokusuna,

-gönül sana nasihatim,

-gözyaşı armağan,

-güzelliğin on para etmez,

-kahbe felek,

-kara toprak,

-kızılırmak seni seni,

-küçük dünyam,

-ne ötersin dertli dertli,

-necip,

-sazım,

-seherin vaktinde,

-sekizinci ayın yirmiikisi,

-sen varsın,

-şu geniş dünyaya,

-yaz gelsin,

-yıldız (sivas ellerinde).
devamını gör...

ters ilişki olarak da bilinir. akıllara erman toroğlu'nun beşiktaş seyircisine olan haklı isyanını getirir; lütfen şenolun annesini normal yollardan götürün,ters yollara girmeyin. buyrun buradan;
devamını gör...

50 sene evli kalan bi insandan şöyle duymuştum: bizim zamanımızda bir şeyler kırıldığı zaman onu tamir etmek için uğraşılırdı. şimdi bir şeyler kırıldığında çöpe atılıyor ve yenisi alınıyor.

sebep sadece bu olmamakla beraber, insanların çok tahammülsüzleşmesi de büyük bi etken.
devamını gör...

dear'ım hakkında nasıl nickaltı girmemişim, kınıyorum efenim kendimi.

çok kafa dengi ve bir o kadar da tatlı yazarımızdır. tanımlarını okumaktan keyif duyuyorum ayrıca. keyifli sözlükler diliyorum.
devamını gör...

yuh ya ne kasmışsınız arkadaş. biraz sakin olun, insanları salın. içlerinden gelmişler ki yazıyorlar, içimden gelmiş yazıyorum. akışı değiştirmek tüm yazarların elindedir. bir arkadaşım var bilgi kategorisinden çıkmıyor mesela. bu da bir seçenek. her şeye bok atmasak mı? yarın bir gün sana da yazarlar aynı şeyleri düşünüp yazmamızı istemezsin varsayıyorum. e sen de mod düşürme?
devamını gör...

bir keresinde "keşke sen olsaydım." diyen bir arkadaşım vardı, gerçekten bir sabah yatağında ben olarak uyansa dilediği şeye bin türlü lanet edeceğine imzamı atabilirim.

genelde yerinde olmak istediğimiz insanlar pek dışarıya sattıkları imajın kendisi olmuyorlar arkadaşlar.
devamını gör...

çekip gitmenin en hüzünlü hali olan vianney şarkısı. güzel ve çirkin'e yapılan gönderme özenle dikilmiş gibi uymuş şarkıya. aslında tam olarak kalan kişinin hiç burada bile olmayışının bilincine varıldıktan sonra gitmekten geliyor şarkının özü. yani bir noktada aslında hiç burada olmayan birinden ne kadar gidilebilir ki ve nefretten ziyade acı besler insanı. et la belle n'est jamais sage.


kafamda dönüp duruyor uzun metrajlı bir filmin görüntüleri
senin güzel benim ise çirkin (canavar) olduğum
ama güzel hiçbir zaman bilge değildir
ne zaman çıkıp hatanın sende olduğunu
ve beni sevmeyi hiç beceremediğini söyleyeceksin?
senin ve senin gibilerin cehenneme kadar yolu var
ben gidiyorum.

devamını gör...

ahlak sınırının aşıldığı yer milli piyangodan varlık fonuna devredilen 75 milyon türk lirasının çocuklara harcanmak istemesi mi acaba diye düşündüren açıklama. anlamadım ben.
devamını gör...

(bkz: yusuf atılgan) tarafından yazılmış, benim için türk edebiyatının belki de en değerli romanı. başucu kitabım. kitap kalabalıklar içindeki yalnız adam olan c'yi, c'nin varoluş sancısını, arayışını, bulamayışını, hayatı ti ye alışını, yaşamı saçma buluşunu anlatıyor. belki de yusuf atılgan üstad biraz kendini anlatıyor bu romanında. yusuf atılgan'ı genç denilebilecek bir yaşta kaybettik. o ki sadece 3 romanı vardır edebiyatımızda. (bkz: anayurt oteli) ki sinemaya ve tiyatroya da uyarlanmıştır, bir diğeri ise (bkz: canistan) dır. aylak adam kendine ve topluma yabancılaşmış bir karakter. o kadar yabancılaşmış ki ismi bile yok. yazar kendisinden c diye bahsediyor. bu yabancılaşma bize yine alber camus ve onun felsefesini hatırlatıyor. yine jean-paul sartre'nin varoluşçu felsefesine de bir çok gönderme mevcut. varoluşçu psikoterapi eğitimi sırasında dönem sonu ödevi olarak aylak adam kitabını varoluşçuluğa göre analiz edin diye bir ödev olduğunu bile duymuşluğum var.
kitaba dönecek olursak; kitap dört bölümden oluşuyor. bunlar: kış, ilkyaz, yaz ve güz. yazarın üslubu tam anlamıyla nev-i şahsına münhasır. uzunca betimlemeler, git geller ( bir kahramanın iç sesi ile konuşurken birden 3. kişi ağzından konuşmaya başlıyor) ilk bölümde özellikle c'nin arayışı, yalnızlığı, var olma sancısı ile biraz okuyucuyu boğuyor. eğer belli yaşantılarınız varsa, siz de o varoluş sancılarından geçtiyseniz c ile özdeşlik kurabiliyor ve kitabın içinde kayboluyorsunuz. c ile birlikte o köhne meyhanede su bardağında kırmızı şarap içiyor, ağzınızda şarap ve sigara kokusunu hissediyorsunuz. c'nin gayet entelektüel bir de çevresi var aslında. ressam arkadaşlar, entelektüel sohbetler her şey gayet iyi gibi görünüyor. ama bir şey eksik. o... kitabın başından sonuna kadar o'nu arıyor c. şöyle başlar kitap:

birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. içimdeki sıkıntı eridi

ve de şöyle biter

sustu. konuşmak gereksizdi. bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. biliyordu; anlamazlardı.

yani tüm kitap aslında bir arayış. ancak asıl mesele şu. c'nin aradığı şey sanki bir kadınmış gibi bahsedilse de kitapta asıl aranan şey anlam. yaşamın anlamı var mı? neden yaşıyoruz? yaşamak ne kadar saçma bir şey. neden var olduk? yaşamın amacı ne? gibi anlam odaklı ve varoluşsal sorulara cevap arıyor c. kitabı okurken bu gözle okumakta fayda v ar. yine yeniden her büyük yazar ve eserde olduğu gibi bu kitapta da varoluşçuluğu buram buram hissediyoruz.
teşekkürler aylak adam, teşekkürler yusuf atılgan. böyle bir eseri bizlere bıraktığınız için..
devamını gör...

hayvan çiftliği ve 1984 kitaplarıyla tanınan hindistan doğumlu yazar. paris ve londrada beş parasız kitabı okumaya değer.
devamını gör...

dullar kavuşuyor diye de açın efendim, sıkın suyunu çıkarın iyice!

tanım: saçma sapan veri tabanı.
devamını gör...

içindekileri döktükten sonra gelen rahatlama hissi.
devamını gör...

hangisi daha ağır manipüle edildiğinizi farketmek mi yoksa ne zamandır bu durumda olduğunuzu farkedememek mi? kim bilir hangi kararları manipülasyon altında verdiniz? zararın neresinden dönerseniz kâr. ivedilikle hayatınızdan çıkarın bu insanı.
devamını gör...

bilinçaltı mesajı, "ağır abiler, cesurlar bu gazozu içer, balonlar değil" olan gazoz reklamı.
devamını gör...

doymalara doyamadığım versus. sağ sol kroşe.. dudak kenarı 1-0 önde.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim