eğer ki gece geç saatlerde siz uyurken gelmişse, ya da sabah erken saatlerde gelmişse operatörün ve tüm servis elemanlarının annelerinin ve ebelerinin kulaklarını çınlatmanıza sebebiyet verecek olan olay.

bir de şu varmış sözlükte :

(bkz: reklam sms'lerine sevinecek kadar yalnız olmak)

allah düşürmesin.
devamını gör...

yine milletin yararına alınmış bir karar. milletin 6.hissini kuvvetlendirmeye yönelik adım atılmış.koklayarak ya da dokunarak kutumuzda mavi mi kırmızı var diye tahmin edebileceğimiz gelişmişlik düzeyi ultra yüksek, vatandaşlarının sağlığını sabahlara kadar düşünen iyiki bir hükümetimiz var.
yaparsa akp yapar. durmak yok devam.
millet uyanana kadar sokun bu faydalı uygulamaları hayatımıza.
--! spoiler !--
ironi
--! spoiler !--
devamını gör...

sırtınızdaki en acı veren bıçağa sahiptir.
devamını gör...

korkusu gözlerinde olan kişi.
halen daha seçimler herkes için kaybetme seçimi diyor 2023 için, kan akabilir diyor.
bu karaktersizlerin söylediğinin 1/10'unu biz yazsak bir yerde neler olur neler.
tam bir provakatör.
-ulan neyi kaybedeceğiz?
euro olmuş 10+ tl, usd olmuş neredeyse 9 tl, onlarca üniversite var hepsi çöp, hocaları da çöp. ortalama ve iyi okullardan mezun olanlar hariç gençler işsiz, millet evine 3 çeşit meyve alamıyor, son 2 yılda gerçek enflasyon en az %40 olmuş.
üreten insanlar özellikle hayalleri olan gençler yurtdışına gidiyor, emekliler geçinemiyor bile.
neyi kaybedecek bu insanlar söyle bakalım? daha da kötü olacak bir hayatı mı, yıllardır alınan vergileriyle kendilerine zaten dönmeyen hizmetleri mi, adaleti mi, hukuku mu, neyi kim kaybedecek bir söyle de bilelim ya da yandaşların zaten elde ettiği, asla haklarıyla ulaşamayacakları köşeleri mi? neyi??
insanlar umutsuz, umutsuz nagehan, artık bu aptal saptal söylemleri bırakın da sırça köşklerinizden inin, hoş sizden öyle bir şey beklemiyoruz, beklemiyor insanlar da bari bizi aptal yerine koymayın ve insanları da ayrıştırmayın.
insanın aklıyla bu kadar dalga geçilir be, yuhhh!

nagehan sizin gibi güce, erke tapan her kim varsa toz zerresi gibi yok olacaksınız, adınız bile duyulmayacak merak etme.
ülkenin güzelliğini hakeden dürüst vatansever vatandaşları, insan gibi yaşamı hakeden güzel insanları için bir sınav vardı ama o da bitecek.
umarım kocişinle beraber burada kalmaya devam edersiniz seçimlerden sonra da, biz de sizin 15 yıldır söylediklerinizi ve mevcut memleketin durumunu kayıtlardan suratınıza suratınıza çarpar ve ne menem birer yalancı ve kokuşmuşlar olduğunuzu daha net beyan ederiz.
sana güzel bir gandhi sözü ile veda edeyim;
"iktidardan** uzak durun, iktidar insanı kokuşturur." bu cümleyi her gün okursan hayatını da gözden geçirirsen sen ve senin gibilerin konumlandığı yeri anlarsın umarım.
devamını gör...

günaydın benim minnoş sözlükçüğüm..
bugün çok sevgi pıtırcığı uyandım ben. evet sevin beni. sevgi yumağına dönüşeceğiniz bir gün diliyorum size. kahve ısmarlayanınız, iltifat edeniniz, yüzünüzü güldüreniniz çok olsun*
hayırlı işleeerr, herkese çok kolay gelsin.
devamını gör...

kısa bir süreliğine de olsa içinde bulunduğum gruptur.

güzel zamanlardı.
devamını gör...

1939 doğumlu ingiliz oyuncu .kendisi kariyeri boyunca birçok ödül almıştır. ingilterede tiyatro alanında verilen laurence oliver ödülüne tam altı kez layık görülmüştür.bunun yanı sıra altın küre ve tony ödülü (brodway tiyarosu ödülü) gibi nice ödülü kazanmıştır . kendisi 1990 yılında sır unvanını kazanmıştır . 2008 yılında ise yine onursal liyakat nişanı ile ödüllendirilmiştir. kendisini lord of the rings,the hobbit ve x-men serisi ile hatırlamaktayız.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yaklaşık bir saat önce başlamıştır .
yılanın başını büyümeden kesmeye çalışan bir avcı gibi saldırı başlamıştır .
yoldaş ve konsey kendilerini sağlama almak için uçak biletlerini hazırlamış bile olabilir .
hazırlanın harp başladı .
azdan az çoktan çok gider .

not : ironi barındırır . eğlence amaçlıdır .
devamını gör...

mutluluğun sürekli bir ruh hali olmayıp, anlık zevklere bağlı olmasından kaynaklı durumdur.
mutluluğu değil huzuru ve dinginliği arayın.
devamını gör...

var böyle bisey. zorla sahura kaldırıp niye uyukluyosun diye kızardı bana.uykum olduğu için deyince daha da kızardı.neyse ki o zamanlar çok geride kaldı.
devamını gör...

murnau'nun 1922 yılında beyaz perdeye aktardığı kült korku filmi.

bram stoker'ın 1897 tarihli drakula kitabının da sinemaya ilk uyarlamasıdır. bu yönden bakıldığında da tarihteki yerini almıştır.

her ne kadar murnau, nosferatu'yu dracula'dan uyarlamış olsa da, film en başından itibaren bambaşka bir yola sapıyor. bunun en önemli nedeni bram stoker'ın salon beyefendisi, asilzade dracula'sının, anlatılanlara göre murnau'nun kafasında yarattığı canavar ile çok fazla alakası olmaması.

murnau'nun vampiri çok daha korkutucu olmalıydı, insanların yüreklerinde öyle bir yer etmeliydi ki, tüyler diken diken tabirini tam olarak karşılamalıydı.bu yüzden çıkış noktası dracula olsa dahi murnau farklı mitleri incelemiş ve kafasındakine yakın bir vampiri bulabilmek için üretim aşamasında cidden uğraşmış...

tüm bunların ışığında filmde karşımıza; kel kafalı, uzun ve garip burunlu, kara elf kulaklı, ork suratlı, aksak yürüyüşlü, kambur ve de kurt adam pençeli bir yaratık çıkıyor. siyahlar içerisindeki çift düğmeli paltosu ile dracula da kimmiş diye caka satıyor.

filmin ana karakterlerinden birisi olan thomas hutter, wisburg'da karısı ellen ile birlikte yaşayan gayet basit bir adam. renfield isimli emlak danışmanın yanında çalışıyor ve kont orlok ile bir emlak antlaşması yapmak üzere transilvanya'ya gönderiliyor.

hikaye bilindik bir şekilde başlıyor lakin hutter bu yolculuğa çıktığı esnada eline bir kitap geçiyor. o kitapta ilk vampir nosferatu'ya dair çokça bilgi var. bölgeye geldiğinde yerel halkın anlatıları ile iyice tedirginleşiyor. aslında hayaletler diyarı hiçte bu basit adama göre değil.

filmin en büyük başarısı bir sessiz sinema örneği olmasından mütevellit, duyguların mimiklerle yansıtılması noktasında kendisini gösteriyor.

tüm o korkutuculuğu ve ürperticiliği mimikler üzerinden ve sahne akışlarından sağlıyor olması da filmi eşsiz bir örnek haline geliyor. tabi tüm bu nitelemeleri yaparken filmin 1922 yılında çekilmiş olduğunu da unutmamanız lazım.

filmin, o dönemde seyirciye bu korku havasının aktarılması yönünde ciddi anlamda başarılı olduğu, dönem yayınlarında ve anlatılarında açıkça görülüyor. tabi filmi ilk kez izleyeceklerin muhakkak güleceği ya da het höt diyecekleri yerler elbet olacaktır.

ama şu bir gerçek ki; ışık/gölge kullanımıyla ve nosferatu'nun duvara yansıtılan gölgesi ile kurbanına yaklaştığı anın verdiği hissiyatla, bu film korku filmlerinin babası olduğunu ispatlıyor.

filmi izlerken bir zaman makinesine atlamanız ve yaşadığınız dönemde çekilmiş olan filmleri kısa bir süreliğine kafanızdan silmeniz hayrınıza olacaktır. bu şekilde filmi izlerken alacağınız tat bir kaç kat artar.

mümkünse bu filmi bir şeyleri gömme terör örgütüne mensup arkadaşlarınızla kesinlikle izlemeyeniz zira bu durumda ne filmden bir şey anlarsınız ne de filmi izlediğinizi hatırlarsınız. benden uyarması.

eğer bu şartlara uyarsanız aktarılmak istenen sessiz dehşet senfonisini derinden hissedebilirsiniz. filmi izlemeyip de benim yazdıklarımdan sonra izleyen arkadaşlar gelip, bu da neymiş yahu demesinler vallahi kalplerini kırarım. sizin gönül gözünüz kapalı ise bu gariban tosbağacık ne yapsın?

tabi bir de filme bir saygı duruşu yapmak lazım. onu da ''ıron maiden'' zaten yapmıştı; şuraya iliştirivereyim.



kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

dibine ikinci tanım: nosferatu adının kökeni yunanca nosophoros kelimesidir. veba taşıyan anlamına gelir. kimilerine göre katıksız vampir ırkının ilk temsilcilerini oluştururlar. kimi efsanelere göre de lanetlenmiş bir vampir klanının adıdır.
devamını gör...

tüm teoremlerin üzerine inşa edildiği, ispata ihtiyaç duyulmayan önermelerin adıdır. eukleides'in meşhur 5 aksiyomu üzerine bütün matematik inşa edilmişken, matematikçiler 5. aksiyomun yerine başka bir aksiyom koymak istediler. lobachevski ve bolyai hiperbolik geometri ile, riemann ise diferansiyel üç boyutlu geometrisiyle yepyeni bi aksiyomla, eukleides'in 5.aksiyomunu tarihe göndermişlerdir. bu farklı aksiyomların aynı anda geçerli olabildiği matematik için artık kesinlik probleminin kapısı açılmıştır.

edit: aksiyom(axiom) şeklinde dilimize geçen kelime türkçede ''belit'' sözcüğüyle karşılık bulmuş. sıklıka postulat(postulate) ile karıştırılır bu kavram. postulat ise türkçeye 'koyut' olarak geçmiştir. aksiyom ile postulatın farkı, aksiyom sadece size bir tanım verirken, postulat ise betim içeriklidir. aksiyom ile postulatın ortak özelliği ise ikisi de apaçıktır
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gecen ay cikmis bir dedublüman sarkisi. grup yine yapmis yapacagini. sahsen ben sarkiyi cok sevdim. belli olmaz belki sizde...

devamını gör...

hesabınıza para geldi
devamını gör...

robert zemeckis yönetiminde çekilmiş, tom hanks'in büyüleyici oyunculuğu ile izleyenlerin gönlünde taht kurmuş, winston groom'un aynı isimli romanından uyarlama film.

babası tarafından terk edilmiş ve onu çok seven annesi ile birlikte yaşayan forrest gump'un hayat öyküsünü anlatan film çok büyük bir başyapıt. öğrenme ile alakalı bazı güçlükler çeken baş karakterimizin çocukluktan itibaren başından geçenleri, olaylara karşı basit yaklaşımı sayesinde kazandığı başarılı olan film bir çok aforizma dolu.

filmde herkesin aptal gözüyle baktığı forrest gump karakterinin, başarıdan başarıya koşuşuna hayretle şahit olurken onu bazen bir futbol yıldızı, bazen başarılı bir asker, bazen muhteşem bir masa tenisi oyuncusu, aşkı yüzünden tüm amerika'yı baştan sonra koşan bir adam, zengin bir iş adamı olarak görüyoruz. kitapta uzaya bile çıkan bu karakterimizin tüm öyküsü bire bir filme geçirilmemiş.

film hakkında fazla spoiler vermeden bu harika filmin aynı zamanda amerikan tarihinin kısa bir özeti olduğunu da söylemeden geçemeyiz. amerika tarihindeki birçok dönüm noktasını, vietnam savaşı'nı, elvis'i, beatles'i, başkan kennedy'i, işlenen suikastleri de komik bir dil ve kısa sahnelerle harika bir şekilde anlatmış. zaman geçtikçe forrest ve etrafındaki insanların amerika'nın durumuna göre nasıl şekillendiğine de şahit oluyoruz. kimi milliyetçi tavırlarını törpülerken, kimi de hippi olarak karşımıza çıkıveriyor mesela.

tüm bunların yanında çekim teknikleri, müzikler, dekorlar, dönemin yansıtılmasına dair tüm detaylar mükemmel. zaten 6 farklı oscar ödülünü almış olması da bunun bir kanıtı. ayrıca türkçe dublajı da çok kaliteli olan filmlerden biridir.

izleyin, izlettirin.
devamını gör...

"her yer her yerde." bu cümlecik; "anneliğe giriş" cümlesidir. bizimki ananem tarafından bir prenses olduğuna çok inandırılarak yetiştirildi. pek az şey bilir ev işleri konusunda. düşün bak ben erkek halimle annemden daha çok şey biliyorum. bu sevimsiz cümleyi de sanki kendisi çok düzenli biriymiş gibi gururla söyler. savurur etrafa. çocukken disiplin ayağına; "herkes kendi odasını toplayacak, yataklarını kendisi düzenleyecek" kuralını bize bi güzel yedirdi. kendi odası o kadar da düzenli değildi ama bunu fark ettiğimde ben kocaman bir deve olmuştum. biliyosunuz ki deveyi uçurumlardan uçuran bir tutamcık ottur. neyse.

"her yer her yerde" cümleciği anne dilinde nesnelerin ait olmadıkları yerlerde bulunmadığı durumlarda söylenir. klasik bir; "her yer her yerde"lik kurgusunda haşortmanınız dolabınızda değil yatağınızın üstündedir örneğin. çünkü okula giderken haşortmanınızı gayet insani bir hızla, belki de geç kalma endişeyle hemencecik çıkartmış ve okul üniformasını giymiş, arkanıza hiç bakmamışsınızdır. doğaldır bu. neden ama neden olmasındır?

nesnenin ait olduğu yerde olamaması anne zihninde mekandaki düzene yönelik bir saldırı gibi algılanır. "evin sahibi" olma ayrıcalığını kaybetmek istemeyen anne bazen aile içindeki gücünü belirlerken otoriter olabilir. otoritesini nesne ve mekandaki genel geçer kurallardan ziyade nesneyi kullananlar ve o mekanda bulunanlar üzerinden tekrar tekrar şekillendirir ve tanımlar. nesnenin mekandaki yeri, annenin mekandaki yeridir temsilen. nesne şayet mekanda anne tarafından belirlenen o yerde değilse anne bunu kendi yüksek şahsiyetine yapılan bir saldırı olarak algılar. "her yer her yerde" cümleciği analar, analarımız arasındaki bir garip; "ben anayım" şifresidir. ancak bir anne mekandaki nesnenin milimlik değişimini algılar.

ilk; "her yer"den kastı direkt nesnedir. işte vazodur, ayakkabılardır, kıyafetlerdir, yastıklardır, biblolardır. ikinci; "her yer"se mekandır, kişiye tahsis edilmiş mekanlar ve ortak kullanım alanları. sorun esasen ortak kullanım alanlarında çıkar. anne, ortak kullanım alanlarındaki kötüye gidişi kendi üzerine alır ve bu sorumluluğu biraz abartır. odanızdaki çekmece mahreminizdir; oradaki levye sadece acil durumlar içindir. hiçbir güç neden bir erkeğin göz altı kremine ihtiyaç duyduğunu sorgulayamaz ve peruklar sadece eğlencesinedir. duvarlardaki tommy defendi, austin wolf, tim kruger, william seed, rafael alencar, chris damned, colby keller, carter dane, bilhassa markus kage posterinize anneniz karışamaz. eski sevgilinizi üzerini çarpı koyarak baş ucunuza astığınız resimle anmayı istemek kötü bir fikirse bile odanız, kuşkusuz mahreminizdir.

"her yer her yerde" cümleciği engellenemez olmayan ama engellenmesi mümkünken durdurulamayan bir boşvermişliğe yönelik garip dağınıklığı, daraltılmış bir alandaki istemsiz kaosu önce anne zihninde, belki annesinden devralarak tekrar tekrar betimler. "her yer her yerde" cümleciği, hangi kültür, eğitim, iktisadi seviyede olursa olsun belli bir yaşa gelmiş bütün kadınların sosyal dramını ifşa etmek için ürettiği, kendi aralarında bile belki böyle selamlaştıkları gizli bir örgütsel yapılanmanın, atö'nün, yani anne terör örgütünün sloganıdır. anne terör örgütü, atö, lidersiz, kar amacı asla gütmeyen bir evladı hayattan soğutma projesidir ki allah evlatlarının aklını bu gibi cümlelerle karıştıran anaları, çok canlarını yakmadan biraz ıslah etsin.
devamını gör...

islamiyet evet barış dinidir, amma bunu bozan, kur'an'ı kerim'in emirlerine uymayan, yine insanlar bunun islamiyet ile bir ilgisi yoktur, tıpkı hıristiyanlık ta olduğu gibi, tevratta yazdığı gibi , incil'le ve tevrat a inanlar ne kadar barışçıl ise müslümanlarda o kadar barışçıl.
bugün ineğe, put'a tapanlar , hindistan'da, asya'da hemen hemen her gün müslüman kanı akıtıyor, avrupalı, amerikalı hıristiyanların hangi sömürgesi ne barış getirmişler? sizden ricam siz inanmıyor olabilirsiniz , saygım sonsuz ama aynı saygıyı benim gibi inanlara göstermeniz.
hayırlı cumalar , hayırlı günler diliyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim