interstate 60
back to the future serisinin senaristi bob gale'in hem yazıp hem de yönettiği, 2002 yapımı fantastik bir yol hikayesi. içinde harika karakterler ve yerler barındıran filmin kadrosunda; gary oldman, christopher lloyd, james marsten, kurt russel, chris cooper, amy smart ve küçük bir rolde de michael j. fox var.
filmde bir çok distopik olay ve mekan mevcut. diyaloglar harika yazılmış. çoğu yerde durdurup not almak isteyebilirsiniz. verilmek istenen mesajlar bazen insanın gözüne gözüne sokulmaya çalışılsa da, film sizi sıkmadan kendini izletmeyi başarıyor.
bahsettiğim bu ikili diyaloglara en güzel örneklerden birisi de, filmdeki iskambil kartı sahnesi;
filmde bir çok distopik olay ve mekan mevcut. diyaloglar harika yazılmış. çoğu yerde durdurup not almak isteyebilirsiniz. verilmek istenen mesajlar bazen insanın gözüne gözüne sokulmaya çalışılsa da, film sizi sıkmadan kendini izletmeyi başarıyor.
bahsettiğim bu ikili diyaloglara en güzel örneklerden birisi de, filmdeki iskambil kartı sahnesi;
devamını gör...
radyo tiyatrosu
sesli olarak sahnelenen* radyo oyunudur. çok zevk alarak dinlediğim oyunlar var. şayet hiç radyo tiyatrosu denemediyseniz şiddetle tavsiye ediyorum.
iki arkadaş
ve kar izleri örtü
kayip şeyler dükkanı gibi oyunlarla başlayabilirsiniz.
iki arkadaş
ve kar izleri örtü
kayip şeyler dükkanı gibi oyunlarla başlayabilirsiniz.
devamını gör...
sözlük yazarlarını şaşırtan şeyler
sabah (bkz: günaydın mesajı) yerine aldığım mesajla, haftalardır kalmadığım eve 95 lira elektrik faturası geldiğini öğrenerek şahsımı şaşırtmakla kalmayıp şoka uğratan şeydir.
(bkz: yazarların başına gelen doğa üstü olaylar)
(bkz: yazarların başına gelen doğa üstü olaylar)
devamını gör...
verem
bulaşıcı bir akciğer hastalığı.
veba ve kolera hastalığının nasıl ki ecnebiler tarafından romanı ve sineması yapılmışsa, bizim edebiyatımızın konusunu verem ya da diğer ismiyle tüberküloz belirlemiştir. buna örnek olarak reşat nuri'nin çalıkuşu, halit ziya uşaklıgil'ın kırık hayatlar, nabizade nazım'ın karabibik, yaşar kemal'in höyükteki nar ağacı isimli eserlerinde verem hastalığı yer edinmiştir. ayrıca abdülhak hamit tarhan da makber adlı şiiri veremden ölen karısı için yazmıştır. buna benzer şekilde hacı arif bey de verem yüzünden kaybettiği karısı zülfi nigar hanım için segah makamında unutulmaz bir eser bestelenmiş aynen şu şekilde :
"olmaz ilaç sine-i sad pareme.
çare bulunmaz bilirim yareme..."
dünya, bu verem illetinin romantizm kabul edildiği, aşk acısı göstergesi olarak gördüğü dönemleri yaşamış. pek çok roman ve sinemada esas oğlanın veremden öldüğünü okuduk ve seyrettik. kaderin garip bir cilvesi olsa gerek, verem hastalığı, deyim yerindeyse sanatçı hastalığı olmuş. voltaire, maksim gorki, peyami safa, rıfat ılgaz gibi pek çok edebiyat insanı bu hastalığa yakalanmış.
veba ve kolera hastalığının nasıl ki ecnebiler tarafından romanı ve sineması yapılmışsa, bizim edebiyatımızın konusunu verem ya da diğer ismiyle tüberküloz belirlemiştir. buna örnek olarak reşat nuri'nin çalıkuşu, halit ziya uşaklıgil'ın kırık hayatlar, nabizade nazım'ın karabibik, yaşar kemal'in höyükteki nar ağacı isimli eserlerinde verem hastalığı yer edinmiştir. ayrıca abdülhak hamit tarhan da makber adlı şiiri veremden ölen karısı için yazmıştır. buna benzer şekilde hacı arif bey de verem yüzünden kaybettiği karısı zülfi nigar hanım için segah makamında unutulmaz bir eser bestelenmiş aynen şu şekilde :
"olmaz ilaç sine-i sad pareme.
çare bulunmaz bilirim yareme..."
dünya, bu verem illetinin romantizm kabul edildiği, aşk acısı göstergesi olarak gördüğü dönemleri yaşamış. pek çok roman ve sinemada esas oğlanın veremden öldüğünü okuduk ve seyrettik. kaderin garip bir cilvesi olsa gerek, verem hastalığı, deyim yerindeyse sanatçı hastalığı olmuş. voltaire, maksim gorki, peyami safa, rıfat ılgaz gibi pek çok edebiyat insanı bu hastalığa yakalanmış.
devamını gör...
hiçbir yere ve hiç kimseye ait olamamak
inişli çıkışlı olan ruh halini anlatan söz.
her zaman böyle hissettim. kendimi her zaman bir yere sabitleyip orada mutsuz oldum. madem bir yere ait değilim o zaman ben de her yerin olurum diyerek bir sürü ortama girmeye başladım. en son, kişi'den de umudumu kestim.* ara ara o his gelse de sanırım tamamen önü alınamıyor.
iyi olduğumda, hayat çok güzel
kötü olduğumda, şimdi ölmek istiyorum..*
her zaman böyle hissettim. kendimi her zaman bir yere sabitleyip orada mutsuz oldum. madem bir yere ait değilim o zaman ben de her yerin olurum diyerek bir sürü ortama girmeye başladım. en son, kişi'den de umudumu kestim.* ara ara o his gelse de sanırım tamamen önü alınamıyor.
iyi olduğumda, hayat çok güzel
kötü olduğumda, şimdi ölmek istiyorum..*
devamını gör...
kuzgun
edgar allan poe tarafından yazılan ve insana varoluşu iliklere kadar hissettiren, adeta hakikati kanla haykıran şiir. (bkz: friedrich nietzsche)
--- alıntı ---
kalkıp haykırdım: "getirsin ayrılışı bu sözlerin!
rüzgârlara dön yeniden, ölüm kıyısına uzan!
hatıra bırakma sakın, bir tüyün bile kalmasın!
dağıtma yalnızlığımı! bırak beni, git kapımdan!
yüreğimden çek gaganı, çıkar artık, git kapımdan! "
dedi kuzgun: "hiçbir zaman."
--- alıntı ---
bu kısım o kadar hüzünlü ve nefret dolu ki!
--- alıntı ---
kalkıp haykırdım: "getirsin ayrılışı bu sözlerin!
rüzgârlara dön yeniden, ölüm kıyısına uzan!
hatıra bırakma sakın, bir tüyün bile kalmasın!
dağıtma yalnızlığımı! bırak beni, git kapımdan!
yüreğimden çek gaganı, çıkar artık, git kapımdan! "
dedi kuzgun: "hiçbir zaman."
--- alıntı ---
bu kısım o kadar hüzünlü ve nefret dolu ki!
devamını gör...
afife jale
tiyatro tarihimizde sahneye çıkan ilk kadın oyuncumuzdur, değerimizdir.
adını yaşatmak adına afife tiyatro ödülleri her yıl sahiplerini bulmaktadır.
daha detaylı bilgi almak için.
adını yaşatmak adına afife tiyatro ödülleri her yıl sahiplerini bulmaktadır.
daha detaylı bilgi almak için.
devamını gör...
başladım yürümeye
sene 1998. mavi sakal, kan kokusu albümünü çıkarmış. bir şekilde kaseti aldım. tabi bir şekilde derken illegal yollardan bahsetmiyorum elbette.* cebimdeki harçlığı son kuruşuna kadar verip almıştım kaseti. o sebeple de üzerimde hatırı sayılır bir gerginlik vardı. albüm kötü çıkarsa ölü yatırım yapmış olacaktım, okuldaki ekmek arası patates keyfinden de mahrum kalacaktım. yani mevzu sıkıntılıydı. kalmıştım iki arada bir derede. bir heyecan açtım kasetin kapağını, çıkardım ve yerleştirdim walkman'e...
tabi çoklarınız bilmez o muhteşem teknolojiyi. japonlar yapmıştı yine yapacağını ve teknolojiyi kulaklarımıza getirmişti. zaten teknolojinin geldiği en son seviye walkman'dir benim gözümde, sonrasında çok bozdu. bozuk teknoloji ile aram bozuk anlayacağınız.
neyse efendim, taktım kulaklıkları. ve başladım yürümeye... albüm üvertür adlı parça ile başlıyor. hımm tamam derken arkadan ikinci şarkı girdi; balta! şarkıya resmen bayılmıştım. içimden helal olsun size tüm harçlığım diyerek yürümeye devam ediyorum. balta bitiyor, ne kadar başlıyor, o şarkının da farklı bir tadı var. ama enteresan bir şey oluyor o noktada, eve dönüş yolunda yol ayrımımız vardı bizim, tam o yol ayrımının başına geldiğimde iki yol adlı şarkı çalmaya başlamasın mı? işte orada ruhani bir şeylerden şüpheleniyorum.* şarkının girişi de çoğunuzun bildiği gibi şöyle; ''neden soruyosun, nereye gideyim, iki yol var demiştin, hangisini seçeyim?'' elbette eve gideni seçeceğim bu da soru mu yahu? falan derken 8. şarkıya kadar geldim. işte o anda başladım yürümeye adlı şarkıya geçiş yaptık. ben zaten yürümeye başlamıştım ama yol bir türlü bitmiyordu. albümü dinleyeceğim diye yürümeyi tercih etmiştim ve işte bu şarkının girişi ile birlikte tabiri caizse gaza geldim. enerji ile doldum.
başladım yürümeye
bir de baktım yine baştayım.
baştayım.
başladım yürümeye
bir de baktım yine baştayım.
baştayım.
birden bire her şey,
her şey iyi, her şey güzel
geldi bana...
başladım isyana
bir de baktım yine baştayım,
baştayım.
birden bire her şey,
her şey yazık, her şey değmez
geldi bana...
ne için?
kim için ?
ne için
sözler benim için muazzam. basit ama derin. müziğin de tadından yenmiyor. ritimler, riffler içimi kıpır kıpır ediyor. çalarım ben bunu deyip gazlanmış kendime iyice gaz veriyorum. elektro gitar sevdasına yeni kapılmışız, çocuk yaşta sayılırız, malum her şeyi yapmak çok basit o yaşlarda(!) o özgüvenle şarkıyı bitiriyorum. sonrasında 9. şarkıya geçmiyorum, şarkıyı başa sarıyorum. zira tekrar dinlemem lazım. ''başladım tekrar yürümeye, bir de baktım yine baştayım...'' derken sesim biraz yüksek çıkmış olmalı, çevremde olup bitenin farkında değilim, kafamı hafif hafif sallayarak ilerliyorum. işte olan da o anda oluyor. enseme bir şaplak yiyiveriyorum. lan ne oluyor? kim bu derken, kulaklık çıkartılıyor kulaklarımdan... ''başlarım senin yürümene ''diye bir ses işitiyorum. dönüyorum bakıyorum ki, rahmetli babam gülümseyerek beni sarsıyor. sonra kakara kikiri beraberce eve doğru ilerliyoruz.
işte bu yüzden en sevdiğim şarkılardan birisi olan ''başladım yürümeye'' isimli şarkı, rahmetli babam sayesinde, benim için ''başlarım senin yürümene'' adını almış oldu. hala severek dinler ve söylerim. kendisini kaybettikten sonra da, başka bir anlamlı geliyor artık...
işte böyle. eh o halde dinleyiverin gari;
tabi çoklarınız bilmez o muhteşem teknolojiyi. japonlar yapmıştı yine yapacağını ve teknolojiyi kulaklarımıza getirmişti. zaten teknolojinin geldiği en son seviye walkman'dir benim gözümde, sonrasında çok bozdu. bozuk teknoloji ile aram bozuk anlayacağınız.
neyse efendim, taktım kulaklıkları. ve başladım yürümeye... albüm üvertür adlı parça ile başlıyor. hımm tamam derken arkadan ikinci şarkı girdi; balta! şarkıya resmen bayılmıştım. içimden helal olsun size tüm harçlığım diyerek yürümeye devam ediyorum. balta bitiyor, ne kadar başlıyor, o şarkının da farklı bir tadı var. ama enteresan bir şey oluyor o noktada, eve dönüş yolunda yol ayrımımız vardı bizim, tam o yol ayrımının başına geldiğimde iki yol adlı şarkı çalmaya başlamasın mı? işte orada ruhani bir şeylerden şüpheleniyorum.* şarkının girişi de çoğunuzun bildiği gibi şöyle; ''neden soruyosun, nereye gideyim, iki yol var demiştin, hangisini seçeyim?'' elbette eve gideni seçeceğim bu da soru mu yahu? falan derken 8. şarkıya kadar geldim. işte o anda başladım yürümeye adlı şarkıya geçiş yaptık. ben zaten yürümeye başlamıştım ama yol bir türlü bitmiyordu. albümü dinleyeceğim diye yürümeyi tercih etmiştim ve işte bu şarkının girişi ile birlikte tabiri caizse gaza geldim. enerji ile doldum.
başladım yürümeye
bir de baktım yine baştayım.
baştayım.
başladım yürümeye
bir de baktım yine baştayım.
baştayım.
birden bire her şey,
her şey iyi, her şey güzel
geldi bana...
başladım isyana
bir de baktım yine baştayım,
baştayım.
birden bire her şey,
her şey yazık, her şey değmez
geldi bana...
ne için?
kim için ?
ne için
sözler benim için muazzam. basit ama derin. müziğin de tadından yenmiyor. ritimler, riffler içimi kıpır kıpır ediyor. çalarım ben bunu deyip gazlanmış kendime iyice gaz veriyorum. elektro gitar sevdasına yeni kapılmışız, çocuk yaşta sayılırız, malum her şeyi yapmak çok basit o yaşlarda(!) o özgüvenle şarkıyı bitiriyorum. sonrasında 9. şarkıya geçmiyorum, şarkıyı başa sarıyorum. zira tekrar dinlemem lazım. ''başladım tekrar yürümeye, bir de baktım yine baştayım...'' derken sesim biraz yüksek çıkmış olmalı, çevremde olup bitenin farkında değilim, kafamı hafif hafif sallayarak ilerliyorum. işte olan da o anda oluyor. enseme bir şaplak yiyiveriyorum. lan ne oluyor? kim bu derken, kulaklık çıkartılıyor kulaklarımdan... ''başlarım senin yürümene ''diye bir ses işitiyorum. dönüyorum bakıyorum ki, rahmetli babam gülümseyerek beni sarsıyor. sonra kakara kikiri beraberce eve doğru ilerliyoruz.
işte bu yüzden en sevdiğim şarkılardan birisi olan ''başladım yürümeye'' isimli şarkı, rahmetli babam sayesinde, benim için ''başlarım senin yürümene'' adını almış oldu. hala severek dinler ve söylerim. kendisini kaybettikten sonra da, başka bir anlamlı geliyor artık...
işte böyle. eh o halde dinleyiverin gari;
devamını gör...
tanım yapmayı bilmeyenlerin yazar yapılması
genel hatları ile ne yapılması gerektiğini öğreniyoruz ve dilimizden dolayı hatta onun bile önemi yok, geliyoruz işte. tanım nedir vs. ben bunu aylar sonra öğrendim.* öğrendiğimi uyguluyor muyum? yoo. e bize kol kadar verilen format ve kurallarını okuduk mu? onu okuyan var mı gerçekten?* türküz olm biz.
nihayetinde herkes yazar olabilir. hatta kitap bile çıkartabilirsiniz. sıkıntılı bir durum olsa da, çok da şeyapilamiyor bazen. yapılması gereken yerde duyarlı olmadığımız zaman,hiçbir şey yerine oturmuyor. garip.
nihayetinde herkes yazar olabilir. hatta kitap bile çıkartabilirsiniz. sıkıntılı bir durum olsa da, çok da şeyapilamiyor bazen. yapılması gereken yerde duyarlı olmadığımız zaman,hiçbir şey yerine oturmuyor. garip.
devamını gör...
hasret gültekin
bir insan ömrünü neye vermeli
harcanip gidiyor ömür dedigin
yolda kalan da bir yürüyen de bir
harcanip gidiyor ömür dedigin
harcanip gidiyor ömür dedigin
yolda kalan da bir yürüyen de bir
harcanip gidiyor ömür dedigin
devamını gör...
ataol behramoğlu
"uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın"
bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın"
devamını gör...
arı kolonisinin yok oluşu
albert einstein'a atfedilen yanlış bir yorumla, bunun sonucunda insanlığın sadece 4 yıl yaşayabileceği iddia edilen durum. doğru değil çünkü einstein'ın böyle bir şey söylediğine dair bir kanıt olmadığı gibi, araştırmalar da bu durumu tam olarak desteklemiyor.
evet, arıların tozlaşmaya katkısı çok yüksek ama dünya üzerindeki gıdaların yaklaşık %60'ı arıların tozlaşmaya etkisinden etkilenmiyor. yani bunlar arılar olmadan da üreyebilen bitkiler. bir araştırmaya göre 90'a yakın bitki var hayvanlar tarafından yapılan tozlaşmaya ihtiyaç duyan ki bunlardan da sadece 13 tanesi kesinlikle buna ihtiyaç duyuyor. diğerleri biraz daha dolaylı yollardan bağlı tozlaşmaya.
özetle, insanlar tamamen yok olmaz böyle bir nedenle ama gıda çeşitliliği azalır ve maliyetleri artar.
evet, arıların tozlaşmaya katkısı çok yüksek ama dünya üzerindeki gıdaların yaklaşık %60'ı arıların tozlaşmaya etkisinden etkilenmiyor. yani bunlar arılar olmadan da üreyebilen bitkiler. bir araştırmaya göre 90'a yakın bitki var hayvanlar tarafından yapılan tozlaşmaya ihtiyaç duyan ki bunlardan da sadece 13 tanesi kesinlikle buna ihtiyaç duyuyor. diğerleri biraz daha dolaylı yollardan bağlı tozlaşmaya.
özetle, insanlar tamamen yok olmaz böyle bir nedenle ama gıda çeşitliliği azalır ve maliyetleri artar.
devamını gör...
türkiye'den suriyeliler değil türkler gitsin
mantığa bak o zaman tüm dünya mezopotamyada toplanalım.
devamını gör...
bateri
lisedeki en büyük hobim youtube'dan sevdiğim şarkıların bateri cover'larini açıp milletin nasıl çaldığına bakıp bakıp imrenmekti. kalemle baget çevirmeyi öğrendim sonra. evet.
tanim:bir enstrüman.
başka tanim: içimde ukde kalan ve bir gün kesin öğreneceğim vurmalı enstrüman hedesi.
tanim:bir enstrüman.
başka tanim: içimde ukde kalan ve bir gün kesin öğreneceğim vurmalı enstrüman hedesi.
devamını gör...
girift radyo yayını
herkese hello, aykut'a selamun aleyküm
ayşama girift var.
aykut radyo bi şeysi olduğu için girifti geri plana atmış olabilir * ama ben hep halkın yanındayım.
biraz ciğer dağlayan günler yaşıyoruz
ama tutunacak dal illa ki var.
bizi çok üzüyorlar ama sabah kalkıp dükkanı açıyoruz
annemiz de göz yaşlarını silip kahvaltı hazırlıyor falan.
21.00 da gelin biraz sohbet edelim biraz müzik dinleyelim
thedansözkiller sen gelme ulan ayı
şaka şaka gel dinle ve bizi mesaja boğ.
ayşama girift var.
aykut radyo bi şeysi olduğu için girifti geri plana atmış olabilir * ama ben hep halkın yanındayım.
biraz ciğer dağlayan günler yaşıyoruz
ama tutunacak dal illa ki var.
bizi çok üzüyorlar ama sabah kalkıp dükkanı açıyoruz
annemiz de göz yaşlarını silip kahvaltı hazırlıyor falan.
21.00 da gelin biraz sohbet edelim biraz müzik dinleyelim
thedansözkiller sen gelme ulan ayı
şaka şaka gel dinle ve bizi mesaja boğ.
devamını gör...
başka bir yazar adına madalya müraacatı yapmak
normal hareket. bencil değilseniz ve denk gelirseniz neden yapmayasınız? maksat başkalarının faydalanması ise senini benimi yok bu işin.
öyle madalyalık olana denk gelmedim ama birkaç defa bilgi kategorisine eklenmesi için birkaç yazarın başlığından haberdar ettim ilgili kişileri. elimize yapışacak değil sonuçta.
öyle madalyalık olana denk gelmedim ama birkaç defa bilgi kategorisine eklenmesi için birkaç yazarın başlığından haberdar ettim ilgili kişileri. elimize yapışacak değil sonuçta.
devamını gör...
sözlükte cahil yazar artışı
kime göre cahil anlamadım. yani siz kendinizi insanların bilgilerini ölçüp tartacağınız bir konumda mı görüyorsunuz? o kadar yüce varlıklar iseniz burda işiniz ne? evet cahil var. misal şovenizmi şov yapmak sananlar var. trollük adı altında en ufak bir zeka kırıntısı dahi barındırmayan, tebessüm ettirmeyen tipler var. bunlar kabak gibi ortada zaten.
yani hiç eğlenceli şeyler de yazılmasın mı? hep erdoğan ciddiyetinde, gılışdar gibi mi yazalım? abi anlamıyorum siz hangi sıfatla kendinizi sensei gibi gösteriyorsunuz allah allah ya.
yani hiç eğlenceli şeyler de yazılmasın mı? hep erdoğan ciddiyetinde, gılışdar gibi mi yazalım? abi anlamıyorum siz hangi sıfatla kendinizi sensei gibi gösteriyorsunuz allah allah ya.
devamını gör...
pardon 1 dakikanızı alabilir miyim diyen anketör
genel olarak görmezden gelmeye gayret ettiğim anketörler.
durduk yere tutuyorlar insanı, kırılacak diye bir şey demeyi de istemiyorum.
görmezden gelip duymamış gibi yapmak en iyisi.
durduk yere tutuyorlar insanı, kırılacak diye bir şey demeyi de istemiyorum.
görmezden gelip duymamış gibi yapmak en iyisi.
devamını gör...
beğenilen entryi oylamayı unutmak
unutmam... beğenirim direkt. sürekli entry girmeye odaklanmamak lazim. biraz da okuyalım, kim ne yazmış.
devamını gör...
