mary jane grubunun son şarkısı. solistin şarkının her bölümünde sesini farklı bir tonda kullanması en beğendiğim yanı oldu.ayrica çok eskilerden sensiz bensiz isimli şarkıya da çok benziyor.

devamını gör...

terbiye etmesi oldukça zor olan bir şeydir.

jules payot'un 'irade terbiyesi' kitabını yakın zamanda okuyacağım, sizlere de tavsiye ederim.
devamını gör...

sevgidir.
her şey düzelir, her şey değişir ama sevgisizlik en büyük kötülüktür.
fakir çocukluk geçiren birisi zengin olabilir, okumamış ebeveynlerle büyüyen çocuk çok güzel bir akademik kariyer sahibi olabilir ama sevgisiz, saygısız bir ebeveynlere sahip olan çocuk büyüdüğü zaman da sevgiden kaçıyor, bilmediğimiz bir şey bizi korkutur.
her evlenen çiftler çocuk yapmak zorunda değil. içinde sevgi taşımayan insanlar keşke birileriyle birliktelik kurup da çocuk yapmasa
devamını gör...

hiçbir şeyden memnun olmayan, bencil insanlar. ne kadar uğraşırsan uğraş memnun edemezsin, her zaman daha fazlasını isterler ama en sonunda elindekilerden de olurlar.
devamını gör...

sene 2002 o zamanlar mavi önlükle okula gidiyoruz giyim kuşam serbest değil. sınıfça pikniğe gitme kararı alındı. tabi okula giderken mavi önlük giydiğimiz için kıyafetimin olmadığı da anlaşılmıyordu. pikniğe gidilecek iyi hoş da giyecek tek bir pantolonum ya da eşofmanım yok. olanları da dilenciye versen giymez öyle kötü. mecburen pikniğe etek giyip gitmek zorunda kalmıştım. etek de öyle güzel bir şey değil fakir eteği diye bağırıyor resmen. dizlerimin altında. herkes neden etekle geldiğimi sorguladı haliyle bir şey diyememiştim. top oynayamıyordum ip atlayamıyordum. üzerine bir de düşüp külotlu çorabımı yırtmıştım. yakın arkadaşım sonra beni kenara çekip durumu anlamış olacak ki neden benden pantolon istemedin demesiyle göz yaşlarımı bırakıvermiştim oracığa. şimdi dolabım yer kalmayacak kadar kıyafet dolu ve ne zaman giymeyeceğime karar verdiğim kıyafetlerim olsa hepsini ayırıp yardıma muhtaç insanlara götürürüm. o kot eteği de hiç bir zaman atmadım. hala gözümün önünde durur. göreyim ki insanlığımı kaybetmeyeyim eski zamanlarımı hatırlayıp şimdiki halime şükredeyim diye. velhasıl kelam insan nerden geldiğini, isteklerine sahip olduktan sonra şükretmeyi unutmamalı.
devamını gör...

sözlük yazarlarında sıklıkla gözlemlenen bağımlılık türü, mizaç.
suçluluk duyguları, değersizlik hisleri, öğrenilmiş çaresizlik, aktarıma maruz kalmak vb nedenlerle melankoli mizaç haline gelir.
acı çekmek, üzüntü duymak gibi duygular artık kişinin normal/sıradan ruh hali olur. alışkın olduğundan uzaklaşmak ve yenilik her şekilde yoracağından bilinçlice yahut bilinçdışı şekilde sürekli kendini üzecek durumlara sokma, olanların hep negatif yanını okumayla sonuçlanır.
mutlu olmak huzursuz hissetirir, o kimdir ki mutlu olsundur?

ayrıca sekonder kazanç sebebiyle, özellikle şair ve yazarlarda, şarkı sözü yazarlarında, ressam gibi sanatla uğraşan bireylerde melankoli sanatının asıl kaynağıysa bunu bırakmak istemezler. kısaca rutin melankoliye döner.
devamını gör...

çok severiz efenim hele birde ardından gelen toprak kokusu. evin balkonundan kokuyu çekerek izlenesidir.
devamını gör...

bazı kadınların haklı olduğu durumdur.
ben yemek yapmayı hizmetçilik olarak görmüyorum. hatta yemek yapmayı severim, eşim de pek beceremediği için çoğunlukla yemeği ben yaparım. eşim temizlikte daha çok pay alır. yemekten sonra bulaşıkları o kaldırır. çay demler falan. canım yemek yapmak istemediğinde dışarıdan söyleriz, kahvaltı yaparız. ama yemek hazır olana kadar gidip televizyon karşısında otursa, sofraya gelip neden tuz yok, neden salata yapmadın, neden pilav yok, akşam yemeğinde kahvaltı mı yapılır, yemek biter bitmez hani çay çay yok mu dese, aynı şekilde hisseder miydim? sanmıyorum.
ikisi de çalıştığı halde eşinin, yaptığı yemekleri beğenmediğini, her gün sulu yemek pilav çorba istediğini, mabadını koltuktan kaldırmadığını, yediği meyvenin kabuğunu koltuğun üzerine bırakıp biri oradan alana kadar dokunmadığını, tuvalet fırçası bile kullanmadığını söyleyen o kadar kadın var ki çevremde, insan hayret ediyor. hatta çalıştığım şirketteki kadınların bir sohbet sırasında eşlerinin çoraplarını çıkarttıkları yerde bırakıp kaldırmadıklarından şikayetçi olduklarını duymuştum. o çorapları yedirmediğine şükretmiyorsun da, bazı kadınlar yemek yapmayı hizmetçilik olarak görüyor diye ağlıyorsun.
devamını gör...

zeki insanlar her şeyin fazlasıyla farkındadırlar. diğer insanların tam olarak görmediği veya her yönüyle anlayamadığı şeyleri hemen görüp anladıklarından, olumsuz şeylerin de her daim farkındadırlar.
aradıkları şeyi her yönüyle bulamazlar, çünkü mükemmeli ararlar. böyle olunca sürekli biraz eksiktirler.
her şeyin ilerisini düşünürler, oluşabilecek yanlışların bilincindedirler.
bütün bunlar düşünüldüğünde mutsuzluğa daha yatkın, depresyonun daha içinde olurlar.

bu durumu açıklayan söz için; (bkz: cehalet mutluluktur)
devamını gör...

yaşamayı seven insandır..toplumsal değer yargılarına takılmayan,aman toplum ne der olayını iplemeyen kafasına takmayan insandır.severim böyle insanları çok kafa olurlar kadınıda erkeğide...
devamını gör...

kitaplar insanlara oturdukları yerde başka dünyaların kapılarını aralama fırsatı hatta gözleme imkanı sunar yüzlerce hatta binlerce insanla tanışır onların tecrübelerine bizzat şahit olursunuz .. sokağa çıkıp ilk gördüğün insana soru sorsan belki cevap alamazsın ama kitaplar sizlere bencilce davranmazlar kitaplar kalbinizle ve beyninizle konuşurlar belki olayları kitabı bitirip kapattıgınızda hatırlamayacaksınız tam olarak ama kalbiniz asla unutmayacaktır.. okuyun ne bulursanız okuyun çünkü ruhun gıdalarından biri de okumaktır..
devamını gör...

aşık olduğum oyuncu. hem oyunculuğuna hem karakterine hem de görüntüsüne bayılıyorum.

bu profil keanu reeves aşığıdır evet.
devamını gör...

quentin tarantino ve kankası robert rodriguez'in , 70 ve 80 'lerin iki film birden teması üzerine çektikleri (bkz: grindhouse) filmlerinden , robert rodriguez tarafından yönetilen korku komedi filmi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

devamını gör...

aynı zamanda allah' a ve meleklere de inanıyordur.
devamını gör...

ruh hali anlamındadır. sabahattin ali kürk mantolu madonna kitabın da halet-i ruhiyesini aşağıdaki sözlerle ne de güzel ifade etmiş. olur ya bazen bir şeyi yaparsınız ama yaptığınız şeye asla dikkatinizi veremezsiniz. aklınız, kalbinix başka başka şeylerde takılı kalır. işte bu söz tam da bu duygu selini anlatmak için biçilmiş kaftan.



her gün odamda oturuyor, kitap okumaya çalışıyordum. bir tek harfini bile fark etmeden sayfaları çeviriyor, bazen dikkat etmeye azmederek baştan başlıyor, fakat birkaç satır sonra gene zihnimin başka yerlerde dolaştığını görüyordum. "


sabahattin ali- kürk mantolu madonna
devamını gör...

tarihi aslında bilinenden ve tahmin edilenden çok daha eski olan.

"antik avrasya'nın diğer bölümlerinde üçüncü cinsten ruhani insanlar geleneği vardı. hem heredot hem de hipokrat, iskitler'in enareeler'inden, yani erkek cinsinden kadın cinsine geçiş yapmış olan ve genital organlarını işlevsiz hale getirip kadın rollerini benimsemiş olan transeksüel şamanlardan bahseder.

enareeler'in kendi halklarının en güçlü şamanları oldukları söylenmiştir. hatta ovidius, bazı iskit rahibelerinin kızışma dönemindeki kısrakların sidiğini distile ederek "kadın zehri" yapmayı bildiklerini ve bu zehrin dozajını erkekleri feminize edecek şekilde ayarlayabildiklerini iddia etmiştir.

ortalama bir insan bunu saçma bulup bir kenara atabilir, tabii eğer premarin'in yani günümüzde kullanımı en yaygın olan östrojen ilacının ana kaynağının hamile kısrak sidiği olduğunu bilmezse. enareeler ayrıca bol bol meyankökü yerlerdi - bu bitkinin tüketimi iskitlerde o kadar yaygındı ki antik yunanlar bunun ihracatını "iskit kökü" adı altında yapardı - ki meyankökü de bir anti-androjendir."

ergi - the way of the third

enareeler için ayrıca wikipedia'daki tanımı da çevirmeyi uygun gördüm:

"enaree ve ya enarei, efemine ve ya androjen olarak tanımlanan iskit şamanlarına verilen addır. iskit şamanizmi, çeşitli entojenlerin kullanımı vasıtasıyla ulaşılan dini cezbeleri içerirdi; iskitlerin tapınakları yoktu ve onlar doğanın güçlerine taparlardı.

herodot'a göre, aşkelon şehrindeki afrodit tapınağını talan etmiş olan iskitler ve onlardan sonra gelen tüm nesilleri, tanrıçalar tarafından "kadın" hastalığıyla lanetlenmişlerdir: ve bunun sonucunda iskitler kendilerinin bu yaptıkları talan sonucunda lanetlenmiş olduklarını ve bu yüzden iskit topraklarını ziyaret yabancıların aralarındaki enareelerin durumunu gördüklerini söylemişlerdir.

heredot ayrıca onların bazı dini uygulamalarından şöyle bahsetmiştir:

iskit halkının bir çok kahinleri* vardır, bu kahinler söğüt dallarından yapılma asalarıyla kehanetlerde bulunur. büyük asa demetleri getirirler, bu demetler yere serilir ve bağları açılır, ve onlar bu sopaları yere bir bir sererken kehanetlerini dile getirirler; ve hala konuşmaktayken de sopaları tekrar bir araya getirip eskisi gibi yerleştirirler. bu kehanet geleneği onlara atalarından miras kalmıştır. bir ağaç kabuğunu üç parçaya bölerler, ve bu kabuk parçalarını parmaklarının arasında örüp çözerken gaiplerden haber verirler.

büyük tıp adamı hipokrat, enareelerden bahsettiği havalar, sular ve yerler üzerine adlı çalışmasında, her ne kadar iskitler bu efeminizmin ilahi bir sebebi olduğunu düşünseler de kendisinin bunu iskitlerin devamlı olarak ata binmeleriyle ilişkilendirdiği ve bu nedenle kadınsal roller edindiklerini düşündüğü yazar."
devamını gör...

evet, okuyan kişilerin faydasına olacak bir içerik yazacağım. kaç kişi bilinçlenirse kardır. şimdi, faturasız paketlerin son zamanlarda çok pahalı olduğunu biliyoruz. eskiden faturasız paketler ucuzdu ama size pahalıymış gibi gösterilip faturalı avantajına geçelim diyerek mağaza kotasını doldurmaya çalışıyorlardı ama artık faturasız paketler gerçekten pahalı olmaya başladı. peki faturalıya geçince ne yapmalıyız, nasıl gereksiz ücretler ödemenin önüne geçebiliriz?

-öncelikle faturalı paketlerde mutlaka durduran tarifelere odaklanın, yani var olan internet paketiniz bittiği zaman, aşım olmasını istemediğinizi belirtin.

-gerekli gereksiz, telefona bir anda "bilmem ne bilmem ne sadece 5 tl ister misiniz" gibi çıkan bildirimlere dikkatli olun ve sakın onay vermeyin.

-diyelim ki akıllı telefon kullanmıyorsunuz ama internetten alışveriş yapılmış gibi gösterilerek ya da bir spor uygulaması aboneliği yapmışsınız gibi gösterilerek sizden ek ücret alınıyor, bunu dava edebilirsiniz. tüketici hakem heyetiyle de görüşebilirsiniz.

-bazen operatörler sizi arayarak ağzınızdan "evet" kelimesini duymak ya da "tamam" kelimesini duymak ister, laf cambazlığı arasında yanlışlıkla bir şeye "evet" derseniz, haberiniz olmadan yeni bir ek paket satın almış olabilirsiniz. size tavsiyem operatörlerin aramalarını hiçbir zaman açmayın işlemleri ya mobilden halledin ya da internet sitesinden. çünkü mağazaya gittiğiniz zaman da size mutlaka bir şeyler satmaya çalışılacaktır, sebebi de mağazalar da çalışanlarına baskı yapar, bu işler böyle yürüyor.

-şimdi en önemli kısıma geldik burası altın değerinde, dikkatle okuyun. diyelim ki fatura kesim tarihiniz ayın 15'i, operatörlerde işlem talepleri genellikle 4 gün sürer maksimum 5 gün, biz de bu 5 günü garanti olarak alacağız. evet devam ediyorum, taahhütünüzün son ayındasınız ve yeni geçiş paketleri çok pahalı, faturalıyı iptal etmek ya da farklı bir operatöre geçecekseniz ya da aynı operatörün, dışardan gelenlere yaptığı indirimlerden faydalanmak istiyorsunuz. evet tüm bunları yapabilmek için fatura kesiminizden 5 gün önce işlemleri başlatmalısınız. aksi takdirde hiç kullanmadığınız bir ayın faturasını da ekstra ödersiniz. nasıl mı? fatura kesim ayın 15'iydi, siz işlemi ayın 13'ünde yaptınız diyelim, işlem süresi 4 gün demiştim, 13'ten sonraki 4 gün ayın 17'sine denk gelir, yani 15'inden sonra size bir yeni dönem faturası daha gelecektir. işte bunun olmaması için mutlaka fatura kesim tarihinden 5 gün önce işlemlerinizi yapın, garantiye alın.

-şimdi aynı operatörün dışardan gelenlere uyguladığı paketten nasıl yararlanacağınızı bir önceki anlattığım olay üzerinden anlatacağım. turkcell'desiniz, başka bir operatöre hattınızı mutlaka "faturasız" olarak taşımalısınız, yine dediğim gibi taahhüt süresinin son ayında fatura kesiminden 5 gün önce bu taşıma işlemini gerçekleştirin, yine ayın 15inden örneklendireceğim. ayın 10'unda vodafone'a taşıdınız fakat işlem 4 gün sonra gerçekleşecek, bu süreçte halen normal turkcell hattınızı kullanıyor olacaksınız, 4 gün dolduktan sonra artık vodafone'a geçmiş olacak hattınız ve sinyal alamayacaksınız, daha sonra turkcelle giderek, numaramı size taşıyorum ve yeni gelenlere düzenlenen kampanyalardan yararlanmak istiyorum diyerek yeni kampanyalardan yararlanabilirsiniz. bu süreçte sizi zorlayacak olan süreç sadece turkcell'e yeniden geçtiğiniz süredeki o 4 gündür. o süreçte diğer operatörün hattını takmanız gerekecek. daha sonra yine turkcell hattınızı kullanabileceksiniz.

evet bunu neden anlattım, gerek var mıydı? bence gerekliydi çünkü çevremde defalarca boşu boşuna fatura ödemesi yapan insan oldu, onlara durumu anlattığımda direkt olarak anlaşılmadığını fark ettim, bazılarında başarılı oldum ve teşekkürler aldım. amaç, paranızı boş yere kaybetmemektir.
operatör isim/isimleri örneklendirmek amacıyla kullanılmıştır.
devamını gör...

daha tezgahtan poşete girene kadar bile onlarca susam döküldüğünü düşünürsek asla bir simitte kaç susam olduğunun kesin bir cevabını veremeyiz.
dirayetli,azimli simite bağlılığı yüksek olan susamları sayarak belki yaklaşık bir sonuca varabiriz.
devamını gör...

bir dönem andy warhol sergisinde çalışır iken gelen insanların "andy beyefendi nerede sahi?" demeleri sonrası üzülerek yıllar önce hayatını kaybettiğini anlatırdım.

bir zamandan sonra gelen on kişiden en az sekizi bu soruyu sorunca ben de detaylıca ölümünü anlatmaya başladım ama adamı her seferinde farklı öldürüyordum. bi gün kendisinin samsun'da araba kazasında öldüğünü söyler, tüm eserlerini lösev'e bağışladığını söylerdim, ilk zamanlar balkondan düştü, araba çarptı, ikinci kez vuruldu, dostu tarafından bıçaklandı gibi şeyler söylüyordum.

sonraları bi tık daha farklı sallayayım bakayım dedim, "warhol'u cıa öldürdü, kgb adına casusluk yapmış...", "abi adamı kubrick gibi gizli örgütler yok etti, çorba konservelerine bakınca *burada her seferinde latince bir şey sallardım...* yazıyormuş, anlamı da bizi hep izlediler, bizi kontrol ediyorlarmış." diye gelişigüzel sallardım. bizim milletin bu kadar komplo teorisi aşığı olduğunu o dönem daha detaylı öğrendim, o zamana kadar kenarda köşede eserleri anlatan bi garibandan çok daha farklı bi yere terfi ettim, yaşlı amcalar, teyzeler, beyaz yakalı takım falan, kime anlatsam "ya başka neler biliyorsunuz? kafeteryada çay ısmarlayayım sizlere" demeye başladılar. çıkarken yüzünüze tiksinir gibi bakan bu insanlar çok daha nazik olmaya başladılar, çok şaşırıyordum. galerinin müdürüne gidip, "şu arkadaş çok güzel anlattı, size de ona da teşekkür ederiz..." diyen insanlar vardı.

neyse ki aks müdürü olayı fark etti de kandırma milleti günah dedi.
daha sonra kalben'in don kişotlu illüstrasyonunu soran insanlara "jeanne d'arc, orleans kuşatmasında en önde savaşıyor." diye anlatmışlığım da vardı. ne güzeldi aks'de çalışmak ya...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim