“bazen insanlarla aynı dilde konuşamayacağını fark edince, farklı dilde susmayı tercih edersin.”

tagore.
devamını gör...

dedem ben çok küçükken öldü. ona dair hatırladığım iki şey var.

birincisi camiye giderken arkasından seslenip "dede gelirken bana şekerli sakız alsanaa" demem ve onun her seferinde avuç avuç şekerli sakızla dönmesi.

ikincisi de bu çam kozalaklarının içinden çıkan minik fıstıkları balkona oturup beni de karşısına alıp ayıklaması. "ama ellerin kara oldu nasıl geçecek o şimdi" dediğimde "sen bu fıstıkları yediğinde" deyip ben o fıstıkları yerken ellerini su ve kumla ovalayarak ellerindeki reçineli siyahlığı geçirmesi.

o gittikten sonra ne şekerli sakızları eskisi gibi çiğneyebiliyorum ne de markette satılan minik fıstıklardan yiyebiliyorum. ikisinin tadı da eskisi gibi değil.*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ivan ayvazovski’nin istanbul adlı çalışması. 1884
devamını gör...

size bu derneği uzun uzadıya anlatıp deneyimlerimi paylaşmak isterdim ama çook uzun. bu yüzden en azından şöyle haberiniz olsun istiyorum. bilgileri ahbap platformundan aldığımı belirtmek ve detaylı bilgi için inceleyebileceğiniz bir linkte bırakmak istiyorum. ahbap

ahbap nedir?
ahbap, anadolu kültür hazinesinin birleştirici ve dönüştürücü birikimini, çağdaş bilgi ve teknolojinin olanaklarıyla geliştirerek geleceğe taşımak üzerine kurulu, dayanışmaya, paylaşıma ve sevgi üzerinden aidiyete dayalı değer sistemleri ile çalışan, bir işbirliği hareketidir.

"ahbap derneği, ihtiyaç sahibi kişilere ayni ve nakdi olmak üzere her türlü yardımda bulunmak, toplumda yardımlaşma bilincinin güçlenmesini sağlamak, iyi insan ve iyi toplum inşasına hizmet etmek, yeni işbirliği modelleri ve projelerle çağdaş ve sürdürülebilir yardımlaşma ve dayanışma ağları oluşturmak, yerel kültürün korunarak günümüz teknolojik olanaklarıyla gelişmesine ve geleceğe taşınmasına katkı sağlamak amacı ile kurulmuştur.

sadece yaşama değil, yaşam hakkı:
yaşama hakkı, nefes alma, yemek, su gibi, canlının hayatını devam ettirebilmesi için gerekli asgari şartların sağlanmasıdır. yaşam hakkı ise sosyal, kültürel, ekonomik olarak çağdaş olanaklara ulaşabiliyor olmasıdır. birey, kendinden öncekilerin dünyaya bıraktığı sorunların muhatabı olarak doğuyorsa, dünya kaynaklarına ve insanlığın bilgi hazinesine de ortak olarak doğuyor olmalıdır. bu nedenlerle, her birey, bedeli toplum tarafından ödenmekte olan sosyal, kültürel, hayati ihtiyaçlardan eşit olarak faydalanmalıdır. ahbap, bu ihtiyaçlara acil erişim zaruretinde olan kişiler için, toplumsal dinamikleri ve dayanışma değerlerini harekete geçirerek, kısa/orta/uzun vadeli çalışmalar yapmaktadır.
devamını gör...

zoru başarmaktır.
devamını gör...

bir süre sonra hayattaki tek amacının birinin sevmesi olmasıdır.farkettiğinde çok canın yanar.
devamını gör...

hey orada mısın?

vişne tuttu balığı geldi nickaltına.*
çok kibar heyecanlı tatlı mı tatlı yazarımız.
şeker tadında tanımlarıyla buralarda.

keyifle yazmalar.
devamını gör...

kadına
doğaya
hayvana
verdiği değer, gösterdiği saygı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

genellikle işi düşen insanlardır.

bazen de insanın kafası çok yoğun oluyor ama, belki de karşı tarafa da aynı soruyu yönelttiğini zannediyor ama yöneltmemiş oluyor.
devamını gör...

insanların birbirleri hakkında nasıl düşündükleri, birbirlerini nasıl etkiledikleri ve birbirleriyle nasıl ilişki kurdukları konusundaki bilimsel çalışma alanıdır.

sosyal psikoloji'nin belki de en doğru tanımını gordon willard allport (1954) yapmıştır:

''sosyal psikoloji; bireylerin, davranış, duygu ve düşüncelerinin başkalarının gerçek, hayal edilen veya ima edilen varlığından nasıl etkilendiğinin bilimsel yollarla araştırılmasıdır.''


yukarıda alıntı yaptığım allport'un tanımının eksiksiz olmasının nedeni insanların sadece gerçek varlıklardan değil, hayal ettikleri veya kendilerine ima edilen varlıklardan da etkilendiklerinin üzerinde durmamız gerektiğidir.
sosyal psikolojinin genelde ilgilendiği konular önyargı, ayrımcılık, kalıp yargılar [stereotip], benlik kavramı vb.'dir.

doğamız gereği sosyal varlıklarız ve iletişime muhtacız. toplum olarak birbirimizi etkiliyor ve birbirimizden etkileniyoruz. bir bireyin karakterinin hem genetik hem çevre faktörlerinden (nature and nurture) etkilenerek oluştuğunu düşündüğümüzde, sosyal psikoloji önemli bir yere sahip oluyor. günümüzde şiddetin, cinsiyetler arası ayrımcılığın, belli gruplara duyulan öfkenin de araştırılması bu alanda fazlasıyla yapılıyor.

sosyal psikolojinin en ünlü deneylerinden biri milgram deneyi'dir. araştırmacı, deneklere; cezalandırmanın öğrenmede etkili olup olmadığını öğrenmek için bir araştırma yaptıklarını söyler ve katılımcıların ''öğretmen rolü''nü canlandıracaklarını belirtir. elbette deneyin amacı bu değildir. öğrenci rolünde olanların kendileri gibi katılımcı olduklarını sansalar da aslında öğrenciler, araştırmacılar tarafından anlaşmalı olarak getirilen kişilerdir. yani her şeyden haberleri vardır.
bundan haberleri olmayan öğretmen katılımcılar, öğrencilere bir dizi soru sorar. yanlış cevap veren öğrencilere elektrik akımı uygularlar. bunun zararlı olmadığı fakat acı verdiği zaten öncesinden kendilerine bildirilmiştir. peki deneyin sonunda ne olacaktır? akım arttıkça ceza vermeye devam mı edeceklerdir yoksa bu acıya dur mu diyeceklerdir?
devamını gör...

bir şey olmamışsa bile bir şeyin olabilmiş olacağını ifade eder. bir milletvekiline ait bir sözdür.
devamını gör...

ingilizce occlusion kelimesinden türkçeye uyarlanan bir sözcüktür. genellikle tıpta kullanılan bir terim olmakla birlikte kapanma anlamına gelir. mesela kulak açısından bir örnek vermek gerekirse, elinizle tragus'a bastırıp dış kulak yolunun girişini kapattığınızda kulağınızda bir oklüzyon etkisi oluşturmuş olursunuz.
devamını gör...

salgınla mücadele ettiğimiz bu günlerde dünyanın başından geçen salgın hastalıklardan birkaçı.

kara veba: 1346-1353 yılları arasında meydana gelen kara veba salgınının 75 - 200 milyon arasında insanın ölümüne sebep olduğu düşünülüyor. özellikle avrupa nüfusunun bu yıllarda %30 ila % 60 arasında bir oranla azaldığı düşünülüyor.

cocoliztli salgınları: 16. yüzyılda bugünkü meksika sınırlarında görülen birkaç farklı hastalığın aynı dönemde oluşmasıyla yaşanmış salgın felaketidir. 1520-1576 yılları arasında toplamda 15 milyona yakın insanı öldürdüğü, maya uygarlığı için sonun başlangıcı olduğu ve yıllar içerisinde günümüz venezuela'sından kanada'ya kadar yayıldığı sanılıyor.

üçüncü veba salgını: 1855-1859 yılları arasında çin'de başlayarak dünyaya yayılan ve sadece çin'de ve hindistan'da bile 12 milyon insanın ölümüne sebep olmuştur.

1918 ispanyol gribi: birinci dünya savaşı'nı takip eden yıllarda influenza virüsünün neden olduğu yüksek ateş ile dünya genelinde 50-100 milyon arasında insanın ölümüne sebep oldu. ilginç tarafı şudur ki bu virüsü diğerlerinden ayıran özellik bünyenin bağışıklık sistemi ne kadar güçlüyse ateşin de o kadar yüksek meydana gelmesiydi.

1957 asya gribi: çin'de başlayan influenaz-a virüsünün ördeklerde mutasyona uğrayarak insana geçen bir hastalık sebebiyle yaşanan salgın hastalıktır. 4 milyona yakın insanın ölümüne sebep olmuştur.

hiv(aids) virüsü: 20. yüzyılın ortalarında maymunlardan insana geçtiği anlaşılan hiv virüsünün saptanabilen ilk örneği 1959'da kongo'da görüldü. son 30 yılda 36 milyon insanın hayatına mal olmuştur.

koronavirüsü hepimiz maalesef biliyoruz.
devamını gör...

sonuna yetişsem de çok eğlendim. atanamamış van gogh gibiydik şahsen...
devamını gör...

türkiye' de 54 sene önce bugün seri olarak üretilmeye başlanan otomobildir. ülkemizde seri olarak üretilen ilk otomobil olarak bilinir ama 1958-61 arası nobel 200 adıyla küçük arabalar üretilmiştir.

ilk yerli araba diye de bilinir ama bu da yanlıştır çünkü şasi, motor ve şanzımanı ingiltere'den gelmekteydi.

gerçek anlamda yerli olarak tasarlanan ve üretilen ilk otomobilimiz devrim dir. ancak onda da seri üretime geçilememiştir.

anadol'un üretimine koç holding tarafından 19 aralık 1966'da başlamış, ilk kez 1 ocak 1967'de teşhir edilmiş ve 28 şubat 1967'de satışına başlanmıştır.

arabanın kaportası figerglas tır. arabanın niye saçtan değil de fiberglastan yapıldığının hikayesi ise tamamen para ile ilgilidir:

yerli otomobil üretilmesi için yapılan araştırmalarda sac karoser kalıpların üretilmesi için 50 milyon dolara yakın harcama yapmak gerektiği, her bir otomobilin kalıp maliyetinin de de 4 bin dolar civarında olduğu anlaşılır. bu da neredeyse otomobilin satılabileceği fiyatla aynı olduğu için daha önce vehbi koç' un yurtdışında bir fuarda gördüğü düşük maliyetli fiberglas malzeme de karar kılınır.

halk arasında anadolun kaportasının samandan olduğu ve eşeklerin yediği konusunda efsanelerde vardır. saçtan yapılmadığı için hasar gördüğündd tamiri kolaydır ve anadolunun en ücra köşelerinde bile tamir edilebilir.

üniversitedeyken şuanda istanbul'da akasya avm nin olduğu arazide olan eski otosan fabrikasında staj yapıyordum. o zamanlar anadol üretimi kamyonet olarak devam etmekteydi. şuanda adını tam olarak hatırlayamıyorum herhalde crf atölyesi denen bir yerde de fiberglasın hamuru yapılırdı. ne zaman o atölyenin önünden geçsek bally gibi keskin bir koku gelirdi. o zamanlar bize bu atölyede çalışanlar kanser oluyor dedikleri için bir süre sonra atölyenin önünden dahi geçmemeye başlamıştık.
devamını gör...

evlenen kişilerin birbirini sevmesidir. gerisi pek de önemli değildir efenim.
devamını gör...

inci aral'ın edebiyat, yazmak, okumak çerçevesinde denemelerinden oluşan kitap üç bölümden oluşuyor: anlar, izler, tutkular. o hiç burada kuş var yazmıyor, bir şekilde kuşların varlığını sezdiriyor. edebiyat ile ilişkisini, yazdıklarının zeminini sunuyor. ki inci aral edebiyatında karakterlerin bastıkları zeminden ayrı düşünülebileceğine ihtimal veremiyorum. bu sebeple inci aral'ın diğer türlerdeki eserlerini daha iyi yorumlayabilmek için de iyi bir kılavuz.

nereden bilebilirdim ki kendisiyle bu kitapta yazdığı gibi tanışacağımı, üstelik bu kitabını satın aldığım sırada. bir masanın başında, usulca yanaşıyorum:
"adınız..."
bir kalem kıpırtısı.

inci aral türk ve dünya edebiyatından pek çok yazara yer veriyor denemelerinde. hem bu isimler hem de yazma serüveni, yazarlık, öykü kurmaya bakışı arada sırada karıştırmama sebep oluyor bu kitabı.
devamını gör...

bir kadını çıldırtan tayt.
off dedirtir yakışan erkek için.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

batesmotelpro'nun dalgasını çoktan geçtiği misyondur.


edit: ne kadar dalga geçilirse geçilsin, o misyon işe yarıyor. o dondurma bugün en çok satanlardan. ben olsam ben de yüklerim o misyonu.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim