yazarların yazar takip etme kriterleri
yazarlarım takip etme kriterlerini merak eden başlıktır. merak ettiğim bir konudur. bir yazarın bir yazarı takip etmesi için kriterler nelerdir. benim takip etme kriterim esprili bir yazım şekli olması zeki bilgi içerikli tanımlar girmesi rap müzik sevmesi ve futbol takip etmesidir.
devamını gör...
seven sisters
türkçeye "yedi kız kardeş" olarak çevrilen petrol firmalarıdır. 1950' lerde italyan devlet petrol şirketi eni' nin başkanı olan işadamı enrico mattei tarafından ilk kez kullanılmıştır. 2. dünya savaşından sonra 1970' lere kadar dünya çapında petrol endüstrisini yöneten yedi dev petrol şirketi için yapılan bir tanımlamadır.
adını yunan mitolojisinde titan olan atlas' ın "yedi kız çocuğu" ndan alır. 1973 petrol krizinden önce, bu yedi şirket dünya petrol rezervlerinin yaklaşık yüzde 85' ini kontrol ediyordu.
bahsi geçen yedi kız kardeş:
1. anglo-iranian oil company (şimdi bp çatısı altında),
2. royal dutch shell,
3. standard oil company of california (şimdi chevron çatısı altında),
4. gulf oil (şimdi chevron çatısı altında),
5. texaco (şimdi chevron çatısı altında),
6. standard oil company of new jersey (şimdi exxonmobil çatısı altında),
7. standard oil company of new york (şimdi exxonmobil çatısı altında).
görüleceği üzere yukarıdaki listede 3.-4. ve 5. maddedekiler şuanda chevron, 6. ve 7. maddekiler ise exxonmobil çatısı altındadır.
1951' de iran şahı , daha önce anglo-ıranian oil company (şimdi bp) tarafından kontrol edilen petrol endüstrisini devletleştirdi bunun üzerine iran petrolü uluslararası bir ambargoya maruz kaldı. iran petrol üretimini uluslararası pazarlara geri getirme çabasıyla abd dışişleri bakanlığı, birçoğu john d. rockefeller'ın orijinal standard oil tekelinin yan şirketleri olan büyük petrol şirketlerinden oluşan bir konsorsiyum oluşturulmasını önerdi ve buna "iran konsorsiyumu dendi.
işte bu ortamda italyan devlet petrol şirketinin başkanı enrico mattei, bu konsorsiyuma katılmak için başvurur ama dünya savaşından sonra ortadoğu' nun petrol üretimini büyük ölçüde kontrol eden "yedi kızkardeş" amerikan ve ingiliz petrol şirketleri tarafından reddedilir.
2007 yılında financial times gazetesi aşağıdaki firmaları yeni yedi kızkardeş olarak adlandırmıştır:
1. saudi aramco (suudi arabistan),
2. gazprom (rusya),
3. china national petroleum corporation (çin),
4. national iranian oil company (iran),
5. pdvsa (venezuela),
6. petrobras (brezilya),
7. petronas (malezya).
konu ile ilgili ayrıca bkz: #175313
adını yunan mitolojisinde titan olan atlas' ın "yedi kız çocuğu" ndan alır. 1973 petrol krizinden önce, bu yedi şirket dünya petrol rezervlerinin yaklaşık yüzde 85' ini kontrol ediyordu.
bahsi geçen yedi kız kardeş:
1. anglo-iranian oil company (şimdi bp çatısı altında),
2. royal dutch shell,
3. standard oil company of california (şimdi chevron çatısı altında),
4. gulf oil (şimdi chevron çatısı altında),
5. texaco (şimdi chevron çatısı altında),
6. standard oil company of new jersey (şimdi exxonmobil çatısı altında),
7. standard oil company of new york (şimdi exxonmobil çatısı altında).
görüleceği üzere yukarıdaki listede 3.-4. ve 5. maddedekiler şuanda chevron, 6. ve 7. maddekiler ise exxonmobil çatısı altındadır.
1951' de iran şahı , daha önce anglo-ıranian oil company (şimdi bp) tarafından kontrol edilen petrol endüstrisini devletleştirdi bunun üzerine iran petrolü uluslararası bir ambargoya maruz kaldı. iran petrol üretimini uluslararası pazarlara geri getirme çabasıyla abd dışişleri bakanlığı, birçoğu john d. rockefeller'ın orijinal standard oil tekelinin yan şirketleri olan büyük petrol şirketlerinden oluşan bir konsorsiyum oluşturulmasını önerdi ve buna "iran konsorsiyumu dendi.
işte bu ortamda italyan devlet petrol şirketinin başkanı enrico mattei, bu konsorsiyuma katılmak için başvurur ama dünya savaşından sonra ortadoğu' nun petrol üretimini büyük ölçüde kontrol eden "yedi kızkardeş" amerikan ve ingiliz petrol şirketleri tarafından reddedilir.
2007 yılında financial times gazetesi aşağıdaki firmaları yeni yedi kızkardeş olarak adlandırmıştır:
1. saudi aramco (suudi arabistan),
2. gazprom (rusya),
3. china national petroleum corporation (çin),
4. national iranian oil company (iran),
5. pdvsa (venezuela),
6. petrobras (brezilya),
7. petronas (malezya).
konu ile ilgili ayrıca bkz: #175313
devamını gör...
ekrem imamoğlu vs mansur yavaş
ikisi de mevcut şartlarda başarılı işler yapmaktadır fakat saçma bir karşılaştırmadır. istanbul ve ankara hiçbir açıdan denk değildir ki başkanlarını yarıştıralım.
devamını gör...
beyaz kalıp sabunla duş alan varoş
duşa da karışmazsın artık yuh.
gideyim de pahalı duş kremlerimin tam yanına beyaz kalıp sabunları dizeyim. allah allah ya sana ne arkadaşım neden battı bu kadar sana. ayrıca güzel de kokuyor daha uzun kalıcı kokusu var o 60 tl'ye aldıgın 30 mg jelinden.
gideyim de pahalı duş kremlerimin tam yanına beyaz kalıp sabunları dizeyim. allah allah ya sana ne arkadaşım neden battı bu kadar sana. ayrıca güzel de kokuyor daha uzun kalıcı kokusu var o 60 tl'ye aldıgın 30 mg jelinden.
devamını gör...
6 ocak 2021 bahçeli'nin boğaziçi üniversitesi açıklaması
ya verin şuna püskevitini de sussun dediğim başlık.
devamını gör...
maruz kalınmak istenmeyen sorular
ne zaman evleneceksiniz?
ne zaman çocuk yapacaksınız?
ne zaman ikinci çocuğu yapacaksınız?
peki sen başkalarının hayatına burnunu sokmamayı ne zaman öğreneceksin?
ne zaman çocuk yapacaksınız?
ne zaman ikinci çocuğu yapacaksınız?
peki sen başkalarının hayatına burnunu sokmamayı ne zaman öğreneceksin?
devamını gör...
riyah
arapça bereketi müjdeleyici, yağmur getiren kıymetli rüzgar.
devamını gör...
the zero theorem
yıl bilmem kaç.
başrolde christoph waltz'un oynadığı bir terry gilliam filmi. terry gilliam genelde 12 maymun filmiyle tanınmıştır. zaten kendisini genellikle distopik kurgularda görürüz. haliyle the zero theorem (film) de bir distopya sayılabilir!
öncelikle zamanınız yoksa bu filmi izlemenizi önermem. çünkü epey vakit kaybıydı. çok fazla soru işareti kaldı sonda. ama bu soru işaretleri sizi eğlendirmiyor tam tersine canınızı sıkıyor. en azından benim canım epey sıkıldı. çünkü film hiç eğlenceli değildi. hiç! sıkıla sıkıla izledim ama izledim neticede... genele bakıldığında verdiği ve aşıladığı birkaç mesaj var. onun haricinde izlemek bir şey katar mı? hım. christoph waltz için izlenebilir tabii. birkaç ünlü oyuncu daha var örneğin david thewlis. biz onu harry potter serisinden remus lupin olarak biliyoruz.
varlık kırıcı olan ana karakterimiz sıfır teorisi adında bir şeyi kanıtlamaya çalışıyor. lakin adam akıllı belirtilmemiş de bu teorinin ne olduğu, bir sürü açık vardı. işte efendim, evren sonunda mutlak sıfır noktasına gidecek ve yok olacakmış ve bunu bilmelerine rağmen teoriyi ispat etmeye çalışıyorlarmış vs. vs. tabii varlık kırıcı olan karakterimiz bu teoriyi kanıtlamakta da pek başarılı olamadı.
film neyi öğretiyor? en azından piyanist ne anladı bu filmden? birkaç şey anladım sanırım. ve pek de önemli olduğunu düşünmüyorum.
insan neden vardır? insanın varoluşu niçindir ve ne için yaşar? bu soruları doğru zamanda doğru kişiye sormak gerekir. fakat o kişi kimdir? aslında kendimizizdir. ya da hiç kimsedir.
"kaos! kaos!" diye bağırıyor bu film. kaos tanrı'ya karşı, kaos düzene karşı, kaos inanca karşı ve kaos aşka karşı! kaosa karşı bir antitez bağırıyor: umrumda değilsin, benim tek umrumda olan aşk. (daha doğrusu gerçek...)
filmin teması kaos ile aşkın çatışması üzerine kurulu bile diyebilirim. * aşkın yerini cinsellik de bir noktada ikame edebilir. çünkü salt aşk filmi izlemiyoruz, insan doğası çok bariz bir şekilde ortadaydı. yani aşk filmi izleyeceğim diye izlemeye kalkarsanız olmaz...
neticede pek bir önemi de yok hayatın, diyor film bizlere. ki aşağı yukarı her film bu mesajı bize vermekte. hiçbir şeyin önemi yok! lakin aşk kazanıyor mu bu filmde? hayır, kazanmıyor. kaos da kazanmıyor. ama varlık kazanıyor işte.
kişinin amacı bir noktada kendisini tanrısallaştırmasıdır. insan kendi kendisinin tanrısı olmalıdır ve tanrısallaşmalıdır. kendiselleşmelidir veyahut. fakat bu belki de yalnızca kaosa kendimizi teslim ederek olabilir.
eğer neticede hayat yok olmak ise o halde niçin ısrar ederiz yok olmanın anlamını aramakta? bu soru da rahatlıkla yöneltilebilir.
hoşuma giden alıntılar:
"doğduğumuz andan itibaren ölmeye başlarız. buna ustaca planlanmış eskime deyin. er ya da geç ister dilenci ol ister kral, her şeyin sonunda ölüm vardır. çünkü hayat; ölümün muhteşem organizmasını enfekte eden bir virüs olarak görülebilir."
"+bu bob, yazın çalışıyor. -neden sana bob diyor? +bob herkese bob der. isimleri hatırlamanın beyin hücrelerini ziyan etmek olduğunu söylüyor."
"hiç dünyanın senin arkandan kıkırdadığı hissine kapıldın mı, dünyadaki herkes bir çeşit kozmik şakanın içindeymiş gibi? sen hariç herkes gülüyor, çünkü gülünecek olan şey sensin, hiç bu hisse kapıldın mı? "
"objektif araştırmalar, diğer herkes gibi önemsiz olduğumuza kanaat getirdi. biz, bir arı kovanındaki çalışan tek işçi arılardık milyonlarca diğerleri gibi, aynı zorunlu şeylere bağımlıydık. hoşnutsuzluğumuzu alkole, uyuşturucuya ve sekse karşı biledik.
yahu benim anlamadığım bu filmle ilgili niçin başrolümüz aşkı kendi eliyle itti! halbuki aşkın kendisi için bir kurtarıcı olduğunu da biliyordu. ama kendisini kaosa verdi. yani tam olarak verdi denemez ama aşkı da reddedince zaten kaosla baş başa kalmış oldu bir nevi. sanırım aşktan kaçmasının nedeni kadının ihanet ettiğini sanmasındandı. ya da ihanet etmesindendi. yine de kadının hüznü karşısında bu kadar soğukkanlı kalması neticede onu da üzdü. o da artık bir yalnız.
başrolde christoph waltz'un oynadığı bir terry gilliam filmi. terry gilliam genelde 12 maymun filmiyle tanınmıştır. zaten kendisini genellikle distopik kurgularda görürüz. haliyle the zero theorem (film) de bir distopya sayılabilir!
öncelikle zamanınız yoksa bu filmi izlemenizi önermem. çünkü epey vakit kaybıydı. çok fazla soru işareti kaldı sonda. ama bu soru işaretleri sizi eğlendirmiyor tam tersine canınızı sıkıyor. en azından benim canım epey sıkıldı. çünkü film hiç eğlenceli değildi. hiç! sıkıla sıkıla izledim ama izledim neticede... genele bakıldığında verdiği ve aşıladığı birkaç mesaj var. onun haricinde izlemek bir şey katar mı? hım. christoph waltz için izlenebilir tabii. birkaç ünlü oyuncu daha var örneğin david thewlis. biz onu harry potter serisinden remus lupin olarak biliyoruz.
varlık kırıcı olan ana karakterimiz sıfır teorisi adında bir şeyi kanıtlamaya çalışıyor. lakin adam akıllı belirtilmemiş de bu teorinin ne olduğu, bir sürü açık vardı. işte efendim, evren sonunda mutlak sıfır noktasına gidecek ve yok olacakmış ve bunu bilmelerine rağmen teoriyi ispat etmeye çalışıyorlarmış vs. vs. tabii varlık kırıcı olan karakterimiz bu teoriyi kanıtlamakta da pek başarılı olamadı.
film neyi öğretiyor? en azından piyanist ne anladı bu filmden? birkaç şey anladım sanırım. ve pek de önemli olduğunu düşünmüyorum.
insan neden vardır? insanın varoluşu niçindir ve ne için yaşar? bu soruları doğru zamanda doğru kişiye sormak gerekir. fakat o kişi kimdir? aslında kendimizizdir. ya da hiç kimsedir.
"kaos! kaos!" diye bağırıyor bu film. kaos tanrı'ya karşı, kaos düzene karşı, kaos inanca karşı ve kaos aşka karşı! kaosa karşı bir antitez bağırıyor: umrumda değilsin, benim tek umrumda olan aşk. (daha doğrusu gerçek...)
filmin teması kaos ile aşkın çatışması üzerine kurulu bile diyebilirim. * aşkın yerini cinsellik de bir noktada ikame edebilir. çünkü salt aşk filmi izlemiyoruz, insan doğası çok bariz bir şekilde ortadaydı. yani aşk filmi izleyeceğim diye izlemeye kalkarsanız olmaz...
neticede pek bir önemi de yok hayatın, diyor film bizlere. ki aşağı yukarı her film bu mesajı bize vermekte. hiçbir şeyin önemi yok! lakin aşk kazanıyor mu bu filmde? hayır, kazanmıyor. kaos da kazanmıyor. ama varlık kazanıyor işte.
kişinin amacı bir noktada kendisini tanrısallaştırmasıdır. insan kendi kendisinin tanrısı olmalıdır ve tanrısallaşmalıdır. kendiselleşmelidir veyahut. fakat bu belki de yalnızca kaosa kendimizi teslim ederek olabilir.
eğer neticede hayat yok olmak ise o halde niçin ısrar ederiz yok olmanın anlamını aramakta? bu soru da rahatlıkla yöneltilebilir.
hoşuma giden alıntılar:
"doğduğumuz andan itibaren ölmeye başlarız. buna ustaca planlanmış eskime deyin. er ya da geç ister dilenci ol ister kral, her şeyin sonunda ölüm vardır. çünkü hayat; ölümün muhteşem organizmasını enfekte eden bir virüs olarak görülebilir."
"+bu bob, yazın çalışıyor. -neden sana bob diyor? +bob herkese bob der. isimleri hatırlamanın beyin hücrelerini ziyan etmek olduğunu söylüyor."
"hiç dünyanın senin arkandan kıkırdadığı hissine kapıldın mı, dünyadaki herkes bir çeşit kozmik şakanın içindeymiş gibi? sen hariç herkes gülüyor, çünkü gülünecek olan şey sensin, hiç bu hisse kapıldın mı? "
"objektif araştırmalar, diğer herkes gibi önemsiz olduğumuza kanaat getirdi. biz, bir arı kovanındaki çalışan tek işçi arılardık milyonlarca diğerleri gibi, aynı zorunlu şeylere bağımlıydık. hoşnutsuzluğumuzu alkole, uyuşturucuya ve sekse karşı biledik.
yahu benim anlamadığım bu filmle ilgili niçin başrolümüz aşkı kendi eliyle itti! halbuki aşkın kendisi için bir kurtarıcı olduğunu da biliyordu. ama kendisini kaosa verdi. yani tam olarak verdi denemez ama aşkı da reddedince zaten kaosla baş başa kalmış oldu bir nevi. sanırım aşktan kaçmasının nedeni kadının ihanet ettiğini sanmasındandı. ya da ihanet etmesindendi. yine de kadının hüznü karşısında bu kadar soğukkanlı kalması neticede onu da üzdü. o da artık bir yalnız.
devamını gör...
türklerin sanatla olan ilişkisi
türk toplumu olarak sanata olan ilgimiz ve yaklaşımımız zaman içinde dalgalanmalar göstermiş ve yaşadığımız 21. yüzyılda herhalde en kötü zamanlarını geçirmekte.
göktürklerden başlayıp, selçuklu, osmanlı devirlerinden türkiye cumhuriyetine uzanan devir göz önüne alınırsa cumhuriyet döneminde hem eski devirlerin eserlerini koruma hem de önceki devirlerin kendine has yetkinlikte eserlerinin yanına yenilerini koymakta sıkıntı yaşadığımız söylenebilir.
bugün osmanlıdan kalma çeşmelerin grafiti ve aşk mektupları mağduru olduğu, selçuklu sultanlarının mezarlarındaki kemiklerin köpeklere mama olduğu kaotik bir dönemden geçerken sanatta çığır açmamızı pek bekleyemezdik tabi.
birçoğunuz görüp duyuyordur, bir yerlerde yeni yerleştirilen bir heykelin haftasında tahribata uğratıldığını ya da emek verilip şehrin güzel yerlerine yerleştirilen resimlerin amatör ressamların hışmına uğradığını.
büyük ihtimalle eğitim sistemimizde sanata ayrılan yerin kısıtlı olması ve bu bilincin aşılanmaması bu noktaya getirdi bizi toplum olarak.
bugün sanat sergilerine gitmek belirli bir zümre dışında normal insanlara pek de hitap etmeyen boş bir aktivite olarak görülüyor.
göktürklerden başlayıp, selçuklu, osmanlı devirlerinden türkiye cumhuriyetine uzanan devir göz önüne alınırsa cumhuriyet döneminde hem eski devirlerin eserlerini koruma hem de önceki devirlerin kendine has yetkinlikte eserlerinin yanına yenilerini koymakta sıkıntı yaşadığımız söylenebilir.
bugün osmanlıdan kalma çeşmelerin grafiti ve aşk mektupları mağduru olduğu, selçuklu sultanlarının mezarlarındaki kemiklerin köpeklere mama olduğu kaotik bir dönemden geçerken sanatta çığır açmamızı pek bekleyemezdik tabi.
birçoğunuz görüp duyuyordur, bir yerlerde yeni yerleştirilen bir heykelin haftasında tahribata uğratıldığını ya da emek verilip şehrin güzel yerlerine yerleştirilen resimlerin amatör ressamların hışmına uğradığını.
büyük ihtimalle eğitim sistemimizde sanata ayrılan yerin kısıtlı olması ve bu bilincin aşılanmaması bu noktaya getirdi bizi toplum olarak.
bugün sanat sergilerine gitmek belirli bir zümre dışında normal insanlara pek de hitap etmeyen boş bir aktivite olarak görülüyor.
devamını gör...
doritos risk 5.0 wasabi acısı
oğlumun "iğrenç bişey bu ya elektrik kablosu kemirmek gibi bişey" dediği cips. (bkz: çocuktan al haberi)
devamını gör...
en iyi ikililer
erik ve tuz.
devamını gör...
yetersiz bakiye
bir arkadaşımın tabiriyle belediye otobüsünde "dondurma gibi kalakalma" sebebidir.
devamını gör...
kalınlığı yüzünden göz korkutan kitaplar
hukuk kitapları en son yazin bir tane gordum neredeyse agirligi benim kilom kadardi ki kalinligi siz dusunun. tabi agirliginin icindeki kanun maddelerinden oldugunuda dusunebiliriz.
devamını gör...
21 mayıs 2017 fenerbahçe olympiakos maçı
fenerbahçe'nin euroleague şampiyon olduğu maçtır.
bir galatasaraylı olarak büyük bir gururla ve destekle izlemiştim.
çok büyük çok özel bir başarıydı.
ayrıca o takımın ruhu oyunu bambaşka düzeydeydi.
bir galatasaraylı olarak büyük bir gururla ve destekle izlemiştim.
çok büyük çok özel bir başarıydı.
ayrıca o takımın ruhu oyunu bambaşka düzeydeydi.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
küçükken karınca yiyordum.
devamını gör...
avrupa’yı çekici kılan detaylar
yakın zamanda arazisinden tren yolu geçmiş ve devlet demiryolları ile mahkemelik olmuş biri olarak, ben tercihimi mülkiyet hakkının kutsal olmasından yana kullanıyorum. avrupa'da devlet senin bir malını alacaksa ya da içinden geçecekse fiyatı sen belirliyorsun..
ama türkiye'de öyle mi? satılmış bilirkişiler ve sonucu önceden belli mahkemelerle malını ederinden aşağı kapatmaya çalışan bir devlet buluyorsun karşında. kamu yararı dediler mi kalıyorsun öyle. sesini çıkaramıyorsun.
ama türkiye'de öyle mi? satılmış bilirkişiler ve sonucu önceden belli mahkemelerle malını ederinden aşağı kapatmaya çalışan bir devlet buluyorsun karşında. kamu yararı dediler mi kalıyorsun öyle. sesini çıkaramıyorsun.
devamını gör...
18 şubat 2021 apartman boşluğu yayın
gençler kusura bakmayın ama sarmıyor ya zorladım ama yok gene olmuyor..dili biraz daha sadeleleştirip o şekilde programı yürütebilirsiniz bir tek biz değil herkes dinliyor. biraz daha sıradan olun emin olun ki daha sağlıklı ve olumlu geri dönüşler alacaksınız ben şimdilik ayrılıyorum çünkü daha fazla katlanamayacağım size başarılar.
devamını gör...
tom's diner
devamını gör...
başörtüsüyle okumak isteyenler arabistan'a gitsin
bu ülkeden umudu olan var mı hala cidden. bizim gündemimiz hiçbir zaman bilim olmadı, egitim olmadı. insan haklarını konuşmadık biz, ülkemizi nasıl daha iyi bir yer haline getiririz diye düşünmedik. bizim gündemimiz din oldu başörtüsü oldu, mini etek oldu, namus dedikleri şey oldu, terör oldu, ırkçılık oldu. gecmiste de böyleydi şimdi de böyle. ne zaman asıl konuşmamız gerekenleri konuşmaya başlasak bilerek gündem değiştirildi. biz de yuttuk. akpsi mhpsi chpsi iyi'si kötüsü hepsi aynı bunların.
devamını gör...
öldürmeyip süründüren şeyler
whatsapp'da birinin profil fotoğrafını stalklarken görüntülü aramak. ölüm gibi bir şey ama kimse ölmüyor
devamını gör...