kitapların pahalı olduğu gerçeği
katılmadığım önerme. akademik kitaplar ve yayınevlerinin tekeline aldığı kitaplar dışında çok pahalı olduğunu düşünmüyorum.
farklı farklı sitelerden kitap alışverişi yapmış biri olarak, amazon.com.tr'den şaşmayın diyorum.
kitap konusunda daha iyi bir alternatifi yok. 4 tl gibi bir fiyata alabileceğiniz kitapları görmeniz lazım.
yurdışında daha pahalıdır kitaplar.
farklı farklı sitelerden kitap alışverişi yapmış biri olarak, amazon.com.tr'den şaşmayın diyorum.
kitap konusunda daha iyi bir alternatifi yok. 4 tl gibi bir fiyata alabileceğiniz kitapları görmeniz lazım.
yurdışında daha pahalıdır kitaplar.
devamını gör...
cevapsız arama
bilinmeyen numaradan geldiğinde gizem yaratan aramadır.
devamını gör...
iyi geceler mesajı atacağın bir kişinin bile olmaması
ben adam seçmeden atıyorum ya, beğeni bildirimi mi geldi, yapıştır gitsin.
devamını gör...
lisede yaşanmış en garip olay
evet bu olayı daha önce tiktokta tiktok çekerek anlatmıştım ve 100k izlenmişti, bakalım burada ne tepki alacak merak içindeyim.
ben 11. sınıftayken yeni bir okula naklimi aldırmıştım, oradaki 9. sınıf bir kız şu sosyal medya fenomeni ''reynmen'' in hayranıymış ve internet üzerinde bir kitap yazıyormuş, bunu da edebiyat hocamıza söylemiş - şu parantezi açmam lazım, edebiyat hocamız 2 şiir kitabı çıkarmış ve ve baya donanımlı bir adam, yayınevleri ile anlaşmaları falan var- edebiyat hocamız ise içeriğe bakmadan, bunun kitap olması için adımları atmış. kitabın içerği neydi tam hatırlamıyorum ama şöyle bir şeydi '' başrol saf salak bir kız, bad boy yusuf ( aka reynmen) çok kötü bir kötü çocuk yeniden uyarlaması'' kitap ''şizofreyn aşk'' olarak bizim okulun bahar şenliklerinde kıza imza günü düzenlenmesi, yaşadığım şehrin basınının birazsının gelmesi ile de taçlanmış oldu. ama kitap o kadar kötü ki size anlatamam. tam bir wattpad hikayesi. ve kız 11. sınıfa gelmesine rağmen hala utanmış değil bundan, biraz üzülmekte beraber, o zaman buna çok gülmüştük. imza gününe reynmen in babası falan geldi bu arada lol.
ben 11. sınıftayken yeni bir okula naklimi aldırmıştım, oradaki 9. sınıf bir kız şu sosyal medya fenomeni ''reynmen'' in hayranıymış ve internet üzerinde bir kitap yazıyormuş, bunu da edebiyat hocamıza söylemiş - şu parantezi açmam lazım, edebiyat hocamız 2 şiir kitabı çıkarmış ve ve baya donanımlı bir adam, yayınevleri ile anlaşmaları falan var- edebiyat hocamız ise içeriğe bakmadan, bunun kitap olması için adımları atmış. kitabın içerği neydi tam hatırlamıyorum ama şöyle bir şeydi '' başrol saf salak bir kız, bad boy yusuf ( aka reynmen) çok kötü bir kötü çocuk yeniden uyarlaması'' kitap ''şizofreyn aşk'' olarak bizim okulun bahar şenliklerinde kıza imza günü düzenlenmesi, yaşadığım şehrin basınının birazsının gelmesi ile de taçlanmış oldu. ama kitap o kadar kötü ki size anlatamam. tam bir wattpad hikayesi. ve kız 11. sınıfa gelmesine rağmen hala utanmış değil bundan, biraz üzülmekte beraber, o zaman buna çok gülmüştük. imza gününe reynmen in babası falan geldi bu arada lol.
devamını gör...
profil fotoğrafı kedi olan yazarlar
profil fotoğrafı kendi olan yazarlar diye okuduğum başlıktır.
bütün profil fotoğrafı kedi olan yazarlardan özür diliyorum.
hepiniz çok tatlısınız. (kedilere diyorum)
bütün profil fotoğrafı kedi olan yazarlardan özür diliyorum.
hepiniz çok tatlısınız. (kedilere diyorum)
devamını gör...
cinsel taciz cinsel saldırı ve cinsel istismar farkları
cinsel suçlar ve eylemler konusunda bilinçsiz olan, bilinçsiz olması -cinselliğin öcü olarak görüldüğü toplumumuzda- çok da yadırganamayan insanlarımız için öğrenilmesi gereken farklılıktır. biz yine de elimizden geleni yapalım.
cinsel taciz, insanları cinsel yönden rahatsız eden her türlü söz, fiil ve davranışı ifade eder. öyle ki, yerine göre sin-kaflı konuşmak, hatta bi insana ısrarla duygusal şeyler söyleyerek onu rahatsız etmek cinsel taciz suçunu oluşturur.
örneğin, yargıtay bir kararında, ısrarla söylenip rahatsızlığa sebebiyet verdiği için "seni seviyorum" kelimelerini dahi cinsel taciz olarak kabul etmiştir.
cinsel taciz, bilinenin aksine yalnızca fiilen değil, sözlü olarakta yapılabilmektedir.
cinsel saldırı ise bambaşkadır. cinsel fiillerin başlaması, vücuda temas durumudur. örneğin istemediği halde bir insanın vücudunun herhangi bir yerine, cinsel bölgelerine, genital bölgelerine, el veya çeşitli organlarla (ve hatta sopa gibi aracı nesnelerle) dokunulması suretiyle oluşmaktadır. cinsel saldırıya konu olan fiil, mağdurun vücuduna temas içermesini gerektirir. cezası ise ağırdır.
cinsel saldırının çocuğa karşı yapılması cinsel istismardır.
tecavüz ise en ileri boyuttur. kanunda "vücuda organ veya sair bir cisim sokulması" olarak tanımlanmaktadır. dolayısıyla yalnızca cinsel birleşim değil çeşitli örneklerde bu suça sebebiyet verir. hareketin cinsel tatmin amaçlı olması gereklidir.
netice itibariyle her insan bu ayrımı bilmelidir. nitekim insanlar, yaşadıkları şeyin "cinsel bir suç" olduğunu dahi bilemeyip, suskunluğunu koruma eğilimi göstermekte. şu da bilinmelidir ki, cinsel suçlar eşe karşı dahi işlenebilmektedir. dolayısıyla sevgili olmak hiç bir şeyi aklamaz. isteğiniz olmadan yapılan herşey, kim yaparsa yapsın, suça sebebiyet verebilir.
ayrıca belirtilmelidir ki, cinsel suçların ispatı konusunda kolaylık tanınmaktadır. zira mağdur, yaşadığı olayın ağır psikolojik sonuçlarına katlandığı sırada ispat yüküyle uğraşması da kendinden beklenemeyecektir.
bu ayrımı öğrenin, öğretin. maruz kaldığınız pek çok sözün cinsel taciz suçunu oluşturabileceğini unutmayın. özellikle sanal mecralarda iletilen mesajların ispat kabiliyetinin olduğunu unutmayın.
cinsel taciz, insanları cinsel yönden rahatsız eden her türlü söz, fiil ve davranışı ifade eder. öyle ki, yerine göre sin-kaflı konuşmak, hatta bi insana ısrarla duygusal şeyler söyleyerek onu rahatsız etmek cinsel taciz suçunu oluşturur.
örneğin, yargıtay bir kararında, ısrarla söylenip rahatsızlığa sebebiyet verdiği için "seni seviyorum" kelimelerini dahi cinsel taciz olarak kabul etmiştir.
cinsel taciz, bilinenin aksine yalnızca fiilen değil, sözlü olarakta yapılabilmektedir.
cinsel saldırı ise bambaşkadır. cinsel fiillerin başlaması, vücuda temas durumudur. örneğin istemediği halde bir insanın vücudunun herhangi bir yerine, cinsel bölgelerine, genital bölgelerine, el veya çeşitli organlarla (ve hatta sopa gibi aracı nesnelerle) dokunulması suretiyle oluşmaktadır. cinsel saldırıya konu olan fiil, mağdurun vücuduna temas içermesini gerektirir. cezası ise ağırdır.
cinsel saldırının çocuğa karşı yapılması cinsel istismardır.
tecavüz ise en ileri boyuttur. kanunda "vücuda organ veya sair bir cisim sokulması" olarak tanımlanmaktadır. dolayısıyla yalnızca cinsel birleşim değil çeşitli örneklerde bu suça sebebiyet verir. hareketin cinsel tatmin amaçlı olması gereklidir.
netice itibariyle her insan bu ayrımı bilmelidir. nitekim insanlar, yaşadıkları şeyin "cinsel bir suç" olduğunu dahi bilemeyip, suskunluğunu koruma eğilimi göstermekte. şu da bilinmelidir ki, cinsel suçlar eşe karşı dahi işlenebilmektedir. dolayısıyla sevgili olmak hiç bir şeyi aklamaz. isteğiniz olmadan yapılan herşey, kim yaparsa yapsın, suça sebebiyet verebilir.
ayrıca belirtilmelidir ki, cinsel suçların ispatı konusunda kolaylık tanınmaktadır. zira mağdur, yaşadığı olayın ağır psikolojik sonuçlarına katlandığı sırada ispat yüküyle uğraşması da kendinden beklenemeyecektir.
bu ayrımı öğrenin, öğretin. maruz kaldığınız pek çok sözün cinsel taciz suçunu oluşturabileceğini unutmayın. özellikle sanal mecralarda iletilen mesajların ispat kabiliyetinin olduğunu unutmayın.
devamını gör...
türklerin birinci olduğu konular
(bkz: sallamak)
abi bunun üstüne tanımam. millet ne yapıyorsa biz daha iyi yaparız diyoruz ama katiyen bir şey yapmıyoruz.
abi bunun üstüne tanımam. millet ne yapıyorsa biz daha iyi yaparız diyoruz ama katiyen bir şey yapmıyoruz.
devamını gör...
cep telefonuyla oynamaktan karşındakiyle sohbet etmemek
karşımdaki beni sarmıyorsa yaparım alırım o telefonu elime neticede o da beni takmıyordur ya da öyle hissettiriyordur. sevdiğim hoş sohbet biri olsun bak bakalım.. telefonumu nereye koymuşum onu bile unuturum.
devamını gör...
akışta kendi nickini gören yazarın kalp çarpıntısı
bende oldu çünkü akışta yeralmanın, nickaltı olduğunu bilmiyordum, benim adıma başlık açıldı sandım, vay be dedim başlık yani, ehe ühe birisi beni başlık yapmış :) bunu size sesli anlatmayı çok isterdim, surat ifadem filan, sözlük yazarlığını bilen birisi görse baya gülerdi, zaten kızkardeşime söyledim, tabi o beni tanıdığı için şaşırmadı, benden 17 yaş küçük kendisi, sözlüğü okurken bir baktım gündem olmuşum filan diyorum :) nickaltıdır o dedi, nickaltına da sinirli bir günümde, sözlükten çıkmak için profilimi kurcalarken yanlışlıkla ekrana dokununca düştmüştüm, dedim bu ne olaki, burası neresi, nerden giriliyor buraya, bendenmi bahsediyor, yıl 2021 sözlükte böyle de bir kafa işte :)
devamını gör...
sarhoş uyumak
bu gece için düşündüğüm durum.
ara ara gerekiyor.
ee ben de hakettim sanırım.
çokça keyifli geceler.
ara ara gerekiyor.
ee ben de hakettim sanırım.
çokça keyifli geceler.
devamını gör...
erkekleri itici yapan detaylar
bacak arası namusçuluğu yapan tüm erkekler.
devamını gör...
maymunlu lc waikiki poşeti
çocukluk hayallerimi hatırlatan, beni hala heyecanlandıran maymuncuklu poşettir.
devamını gör...
türkiye'de tartışma kültürü
arkadaşlar olmayan şeylerin tanımı yapmak mantıklı değil
devamını gör...
tirat
tiyatro oyunlarında genellikle başrol oyuncularının yaptığı uzun soluklu ve kulağa hoş gelen konuşmalardır. monolog şekilde bir savın kesintisiz anlatımı olan tiratlar bir iç hesaplaşma edası taşıyan repliklerdir.
devamını gör...
depresyon
hissedilen her duygu bir şeyler anlatır. o duyguyu okumayı bilmek lazım. nasıl ki vücutta bir anormallik olduğunda vücut bunu çeşitli belirtilerle belli ediyorsa (örneğin; ağrı, ateş vs gibi), ruh da duygularla bir şeyleri anlatmaya çalışır. duygu denen şey zaten ruhumuzun sinyal sistemidir. işte depresyon da bunlardan biri. ancak korkmamak lazım, çünkü eğer kendinizi tanır, duygularınızı okumayı başarır ve kendi kendinizin yöneticisi olursanız üstesinden de rahatlıkla gelebilirsiniz. üstesinden gelmek tabiri de doğru değil aslında. çünkü sorun denen şeyin üstesinden gelinir. depresyonsa sorun değildir aslında. dediğim gibi, ruhunuzun size anlatmak istediği bir şeyleri iletme yoludur. eğer kendinizle iletişime geçebilirseniz, zaten onun da ortadan kaybolduğunu görürsünüz. ve inanın, hayata depresyondaki biri olarak gelmediğiniz gibi, depresyona girdiğinizde de çıkma şansınız var. sonuçta hayata o şekilde gelmediniz ve yaşam sırasında depresyona girersiniz. çıkması da kesinlikle mümkün.
geçtiğimiz günlerde vefat eden psikoloji profesörü doğan cüceloğlu'nun, "savaşçı" adlı kitabından depresyonla ilgili bir alıntı bırakmak istiyorum. kendisi de başka bir kitaptan alıntı yapmış. doğan hoca'yı da saygı ve rahmetle anmış olayım bu arada. alıntı şöyle ki:
"kırk yaşlarında bir kadın hastam ağır depresyonu nöbetlerine tutuluyordu. bu hastam yıllar yılı psikoanalize girmişti, ama yılın belirli zamanlarında aynı depresyon onu aynı şiddetli etkisi altına almaktaydı. depresyon kadının kendi yaşamının ve genellikle hayatın tamamen anlamdan yoksun olduğu duygusu üzerine yoğunlaşıyordu. bu depresyonu nöbetlerinde kadın yatakta kalır, dış dünyayla ilişkisini keser, haftalarca umutsuzca yatakta uzanır ve hastalığının gelmesini beklerdi.
hasta bana gelip derdini anlattığında, depresyonunun altındaki anlamsızlık ve umutsuzluk duygusunun onun gerçek yaşamından kaynaklanabileceğini söyledim ve bu anlamsızlık duygusunun önemli şeylere işaret edebileceğini, bu duyguya kötü bir şey olarak değil, ders alınabileceği bir öğrenmek fırsatı olarak bakılması gerekebileceğini anlattım. kendini insanlığa adamış birçok insanın ilk başlarda bu tür depresyonlardan geçtiğini ve bu depresyon sırasında insanlığa hizmet edebilecek fırsatların yarattıklarına işaret ettim. "anlamsızlık duygusunu itmeden, onu bir arkadaş olarak kabul etmeli; anlamsızlık duygusunu bir öğretmen gibi düşünüp onun öğreteceği şeylere açık olmalı" dedim. araştırıcı tutumu içinde "şimdi içinde bulunduğum durum bana ne öğretmek istiyor?" diye düşünmenin değerli bir tutum olduğunu belirttim.
hastam beni gittikçe artan bir ilgi ve heyecanla dinlemeye başladı. bu depresyon duygusunu bastırmaya çalışmak yerine, bir öğrenme fırsatı olarak görmek onun içini rahatlattı ve patolojik bir durum içinde olduğunu düşünmek yerine, bir araştırıcının (kendini ilgilendiren bir şeyi araştıran bir araştırıcının) merakı ve heyecanı içine girmeye başladı. daha sonraki her tedavi seansına daha heyecanlı, daha meraklı, daha tutarlı ve en önemlisi daha anlamlı bir insan olarak gelmeye başladı. hem kendi hayatı, hem genel olarak yaşam bir anlam kazanmaya başlamıştı. kendi hayatının ve çevresindeki, ilişki kurduğu insanların hayatının anlamsızlığıyla yüz yüze gelmemek için sakladığı birçok "çöplük" gün ışığına çıkmaya başlamıştı."
geçtiğimiz günlerde vefat eden psikoloji profesörü doğan cüceloğlu'nun, "savaşçı" adlı kitabından depresyonla ilgili bir alıntı bırakmak istiyorum. kendisi de başka bir kitaptan alıntı yapmış. doğan hoca'yı da saygı ve rahmetle anmış olayım bu arada. alıntı şöyle ki:
"kırk yaşlarında bir kadın hastam ağır depresyonu nöbetlerine tutuluyordu. bu hastam yıllar yılı psikoanalize girmişti, ama yılın belirli zamanlarında aynı depresyon onu aynı şiddetli etkisi altına almaktaydı. depresyon kadının kendi yaşamının ve genellikle hayatın tamamen anlamdan yoksun olduğu duygusu üzerine yoğunlaşıyordu. bu depresyonu nöbetlerinde kadın yatakta kalır, dış dünyayla ilişkisini keser, haftalarca umutsuzca yatakta uzanır ve hastalığının gelmesini beklerdi.
hasta bana gelip derdini anlattığında, depresyonunun altındaki anlamsızlık ve umutsuzluk duygusunun onun gerçek yaşamından kaynaklanabileceğini söyledim ve bu anlamsızlık duygusunun önemli şeylere işaret edebileceğini, bu duyguya kötü bir şey olarak değil, ders alınabileceği bir öğrenmek fırsatı olarak bakılması gerekebileceğini anlattım. kendini insanlığa adamış birçok insanın ilk başlarda bu tür depresyonlardan geçtiğini ve bu depresyon sırasında insanlığa hizmet edebilecek fırsatların yarattıklarına işaret ettim. "anlamsızlık duygusunu itmeden, onu bir arkadaş olarak kabul etmeli; anlamsızlık duygusunu bir öğretmen gibi düşünüp onun öğreteceği şeylere açık olmalı" dedim. araştırıcı tutumu içinde "şimdi içinde bulunduğum durum bana ne öğretmek istiyor?" diye düşünmenin değerli bir tutum olduğunu belirttim.
hastam beni gittikçe artan bir ilgi ve heyecanla dinlemeye başladı. bu depresyon duygusunu bastırmaya çalışmak yerine, bir öğrenme fırsatı olarak görmek onun içini rahatlattı ve patolojik bir durum içinde olduğunu düşünmek yerine, bir araştırıcının (kendini ilgilendiren bir şeyi araştıran bir araştırıcının) merakı ve heyecanı içine girmeye başladı. daha sonraki her tedavi seansına daha heyecanlı, daha meraklı, daha tutarlı ve en önemlisi daha anlamlı bir insan olarak gelmeye başladı. hem kendi hayatı, hem genel olarak yaşam bir anlam kazanmaya başlamıştı. kendi hayatının ve çevresindeki, ilişki kurduğu insanların hayatının anlamsızlığıyla yüz yüze gelmemek için sakladığı birçok "çöplük" gün ışığına çıkmaya başlamıştı."
devamını gör...
online listesi isimlerin yanındaki yuvarlak sembol
nerede ne yaptığınızı ifşalayan seçenek. evet izleniyoruz. hem de dıj gücler tarafından...
devamını gör...
yalnızlığın anlaşıldığı anlar
yemek yerken yalnızsındır, arabada yan koltuk boştur, yatak soğuktur hep, bazen tek kelime etmeden günü bitirdiğin olur, bir yüze, bir çift göze, bir sıcak gülüşe hasretsindir.
ama bir türlü bitmeyen ve biteceğine inanmadığın bir yalnızlık çöker kaderinin üstüne.
ama bir türlü bitmeyen ve biteceğine inanmadığın bir yalnızlık çöker kaderinin üstüne.
devamını gör...

