uyku kalitesini yükselten şeyler
hiçbir şey düşünmemek.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
rahbet eden olmaz da..
rağbet gosteren çok olur ermolettin..
atışma bu..
şiir zannetmene çok güldüm..
rağbet gosteren çok olur ermolettin..
atışma bu..
şiir zannetmene çok güldüm..
devamını gör...
zamanın göreceli olması
spor yapanlar bilir plank, wall sit gibi duruşlar zamanın göreceliliğini iyi kanıtlar,bir de kızılay dolmuşlarında ayakta geçirdiğiniz zaman da normal hayatta herhangi bir alanda geçirdiğiniz zaman ile aynı değildir.
devamını gör...
sevdiği erkeğe çiçek alan kadın
* (!)
sokakta yürürken köşe başındaki çiçekçi önünde bahar kokusu alıp bunu en sevdiği insanla paylaşmak isteyen kadındır. ama öyle suni görünümlü güller falan değil; sümbüller, yaseminler... papatyalardan taç örebilen adama, onları koklamak da çok yakışmıştır.
sokakta yürürken köşe başındaki çiçekçi önünde bahar kokusu alıp bunu en sevdiği insanla paylaşmak isteyen kadındır. ama öyle suni görünümlü güller falan değil; sümbüller, yaseminler... papatyalardan taç örebilen adama, onları koklamak da çok yakışmıştır.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
fikret kızılok - gönül
devamını gör...
tayyip erdoğan'ı sevmeyip ülkesinde gezmek
(bkz: insanların gerçekten küfürsüz konuşamıyor olması) ilgili başlığa gereken açıklama yapıldı.#463950
bu düşüncedeki insanların kulakları çınlıyor olmalı.
bu düşüncedeki insanların kulakları çınlıyor olmalı.
devamını gör...
davul bile dengi dengine çalar
bir işte çalışacaklar, dostluk ve arkadaşlık kuracaklar, özellikle de evlenecek olanlar her bakımdan (zenginlik, makam, alışkanlık, karakter vb.) kendilerine uygun kimseleri seçmesi gerektiği aksi takdirde kısa zamanda anlaşmazlıklar başlayacağı,kurulan ilişkilerin bozulacağını anlatan atasözü.
devamını gör...
sümerce
en eski dil bilimsel kaydın ait olduğu dildir. arkeolojik kayıtlara göre ilk olarak mö 3100 yılı civarında ortaya çıkmış ve sonraki bin yıl boyunca mezopotamya'da hakim olmuştur. m.ö.2000 civarında yerini büyük ölçüde akadca'ya bırakmış ancak çivi yazısı ile yazılan bir dil olarak yazılı dil şeklinde 2.000 yıl daha varlığını sürdürmüştür.
yazı, sümerlerin en önemli kültürel başarılarından biri olmaya devam etmektedir ve bizlere yöneticilerden çiftçilere ve çiftlik sahiplerine kadar insanların yaşadıklarının kayıtlarını tutma iznini vermektedir. en eski yazılı yasalar, ebla' şehrinde yazılmış ur-nammu kanununları, mö 2400'e kadar uzanmaktadır.
bu yasaların bir kısmı ilmiye çığ ve hatice kızılyay tarafından transkripte edilmiştir:
[[alıntı]]
"m.ö 2050 yılında üç erkek; bir berber, bir bahçıvan ve mesleği bulunmayan diğer bir kişi lu innana adındaki bir tapınak görevlisini öldürdüler. katiller, kurbanın karısı olan nin dada'ya kocasının öldürüldüğünü söylediler (neden söyledikleri bilinmiyor).karısı sırrı tuttu ve yetkililere cinayeti bildirmedi.ancak kanunun kolu uzundu ve o zamanın yüksek düzeyde medenileşmiş sümer devletinde de bu bir istisna değildi.
suç kral ur ninurta'nın dikkatine getirildi, başkent isin'de kendisi nippur'daki vatandaşlar mahkemesine davayı götürdü, ki söz konusu yer, adalet mahkemesi olarak işlev görüyordu.
bu mecliste dokuz kişi suçlular hakkında kovuşturma açılmasını istedi. savlarına göre sadece üç katil değil, bunun yanında adamın karısının da idam edilmesi gerektiğini, çünkü suçu öğrendikten sonra sessiz kaldığını ve bu yüzden de öldürmeye yardımcı olduğunu öne sürmüşlerdi. mesliste bulunan iki adam daha sonra kadını savunmak için söz aldılar. kadının kocasının öldürülmesinde bir payı olmadığını ve bu yüzden de serbest bırakılması gerektiğini savundular."
[[/alıntı]]
söz konusu davanın tercümesinden sonra, pennsylvania üniversitesi hukuk fakültesinin dekanı olan j.roberts'e görüşü soruldu ve; "bizim kanunlarımıza göre, olayda karısı herhangi bir suç işlememiştir" cevabı verdi.
kaynak
yazı, sümerlerin en önemli kültürel başarılarından biri olmaya devam etmektedir ve bizlere yöneticilerden çiftçilere ve çiftlik sahiplerine kadar insanların yaşadıklarının kayıtlarını tutma iznini vermektedir. en eski yazılı yasalar, ebla' şehrinde yazılmış ur-nammu kanununları, mö 2400'e kadar uzanmaktadır.
bu yasaların bir kısmı ilmiye çığ ve hatice kızılyay tarafından transkripte edilmiştir:
[[alıntı]]
"m.ö 2050 yılında üç erkek; bir berber, bir bahçıvan ve mesleği bulunmayan diğer bir kişi lu innana adındaki bir tapınak görevlisini öldürdüler. katiller, kurbanın karısı olan nin dada'ya kocasının öldürüldüğünü söylediler (neden söyledikleri bilinmiyor).karısı sırrı tuttu ve yetkililere cinayeti bildirmedi.ancak kanunun kolu uzundu ve o zamanın yüksek düzeyde medenileşmiş sümer devletinde de bu bir istisna değildi.
suç kral ur ninurta'nın dikkatine getirildi, başkent isin'de kendisi nippur'daki vatandaşlar mahkemesine davayı götürdü, ki söz konusu yer, adalet mahkemesi olarak işlev görüyordu.
bu mecliste dokuz kişi suçlular hakkında kovuşturma açılmasını istedi. savlarına göre sadece üç katil değil, bunun yanında adamın karısının da idam edilmesi gerektiğini, çünkü suçu öğrendikten sonra sessiz kaldığını ve bu yüzden de öldürmeye yardımcı olduğunu öne sürmüşlerdi. mesliste bulunan iki adam daha sonra kadını savunmak için söz aldılar. kadının kocasının öldürülmesinde bir payı olmadığını ve bu yüzden de serbest bırakılması gerektiğini savundular."
[[/alıntı]]
söz konusu davanın tercümesinden sonra, pennsylvania üniversitesi hukuk fakültesinin dekanı olan j.roberts'e görüşü soruldu ve; "bizim kanunlarımıza göre, olayda karısı herhangi bir suç işlememiştir" cevabı verdi.
kaynak
devamını gör...
suudi arabistan'da ezanın sesinin kısılması
bizde de yapılması gereken uygulamadır.
"ezan sesi 80 desibeli geçmeyecek" şeklinde diyanetin kendine ait genelgesi olmasına rağmen ülkemizde uygulanmamaktadır. ideolojik sebeplerle zorla dinletilen bir gürültü haline getirilmiş, deist, ateist sayısında artışa katkı yapılmaktadır.
arkadaşımın evinde yaptığım ölçümde 95 db. görmüşlüğüm vardır. 85 db. üstü gürültü olarak tanımlanmaktadır.
kaynak
"ezan sesi 80 desibeli geçmeyecek" şeklinde diyanetin kendine ait genelgesi olmasına rağmen ülkemizde uygulanmamaktadır. ideolojik sebeplerle zorla dinletilen bir gürültü haline getirilmiş, deist, ateist sayısında artışa katkı yapılmaktadır.
arkadaşımın evinde yaptığım ölçümde 95 db. görmüşlüğüm vardır. 85 db. üstü gürültü olarak tanımlanmaktadır.
kaynak
devamını gör...
türkiye'de bastırılmış cinsellik sorunu
ciddi bir sorun. cinsellik bir insanın ihtiyacı değil de sanki ayıp bir şeymiş gibi davranılıyor ve öyle kabul ediliyor. iki insanın öpüşmesi kadar doğal olan bir davranış bile, özellikle aile ortamındayken filmlerde veya dizilerde karşılaştığımızda 'ayıp' farzedildiği için ister istemez tedirginlik doğuruyor. bu tedirginliğe örnek olarak kanal değiştirmek veya ortamda bulunan çocuğun ailesinden utanıp ekrana bakamamasını gösterebiliriz.
bir diğer konu ise, ailelerin özellikle kız çocuklarına yaptıkları 'namus' baskısı bazen kötü sonuçlar doğurabiliyor. bahsettiğim 'namus baskısı' türban baskısıyla çok benzerdir. ikisi de saçmalık.
üniversitenin ilk yılı özel bir yurtta kalıyordum ve kayıt olmaya gittiğimde bizden hariç bir aile daha vardı kayıt olmak için gelen. yanlarında benim yaşlarımda bir kız. ama görseniz, karalara bürünmüş, sus pus olmuş, başı hep öne eğik, insanların yüzüne çekinmeden bakamıyor bile. çok çekingen olduğunu düşündüm ve o gün öyle geçti. aradan aylar geçti. bir gün yurdun bahçesindeyim sigara içiyorum. biri çakmak istemek için yanaştı bir baktım o kız. saçlar açılmış, benim bile giymediğim kadar mini bir etek giymiş,file çorap, makyaj desen gırla. o da dışarıya çıkacak belli. şoka girdim çünkü o gün gördüğüm kızla alakası bile yoktu karşımdakinin. bir yandan da sevindim kendi benliğini bulmuş ve istediği gibi yaşayabiliyor diye. saatler sonrasında gittiğim mekanda da karşılaştım aynı kızla. gördüğüm manzara pek hoş değildi. açıkça anlatmak istemiyorum ama o kadar kalabalık ortamda senin benim gibi rahat insanların bile yapabileceği şeyler değildi. ve buna farklı günlerde de birkaç kez şahit oldum. istanbul'a dönerken aynı otobüse denk geldiğimizde ise kendisini yine tesettürlü haliyle gördüm. sırf ailesi yüzünden sürekli kendini değiştirmesi beni ne kadar üzdü anlatamam.
o kadın yıllardır bastırıldığı için ilk özgürlüğüne kavuştuğu anda afalladı ve belki asıl benliğinden bile daha fazlasını yaparak yılların acısını çıkardı. buna hayatında hiç tanımadığı bir şeyle tanışınca kendini fazla kaptırdı da denebilir. benim şahit olduğum görüntüye onun ailesi şahit olsa 'namus cinayeti' adı altında, sırf böyle yaşamayı tercih ettiği için bir kadının canına kıyabilirdi veya en iyi ihtimalle evlatlıktan reddederdi.
kendimi düşünüyorum. ailem tarafından cinsellik hakkında iyi veya kötü bir yorumla karşılaşmadım. rahat büyütüldüm. bu yaşa gelene kadar da cinselliği rahat bir şekilde yaşadım. bu konuda rahat olan ben, o kadının yaptıklarını yapar mıyım diye düşündüğümde hayır diyorum. konuyu bağlamak istediğim şey şu: aileler bir şeyleri yasaklayarak, bastırarak aslında çocuklarını ona itmekten başka birşey yapmıyorlar. yasak olan her zaman cazip gelir diye boşa dememişler. serbest bıraksalar benim 'yapmam' dediğim şeyleri o kadın da yapmazdı eminim. insanımızın artık cinselliğin kadın içinde erkek içinde bir ihtiyaç olduğunu kabul etmesi gerek ve çocuklarını buna göre yetiştirmesi gerek.
bir diğer konu ise, ailelerin özellikle kız çocuklarına yaptıkları 'namus' baskısı bazen kötü sonuçlar doğurabiliyor. bahsettiğim 'namus baskısı' türban baskısıyla çok benzerdir. ikisi de saçmalık.
üniversitenin ilk yılı özel bir yurtta kalıyordum ve kayıt olmaya gittiğimde bizden hariç bir aile daha vardı kayıt olmak için gelen. yanlarında benim yaşlarımda bir kız. ama görseniz, karalara bürünmüş, sus pus olmuş, başı hep öne eğik, insanların yüzüne çekinmeden bakamıyor bile. çok çekingen olduğunu düşündüm ve o gün öyle geçti. aradan aylar geçti. bir gün yurdun bahçesindeyim sigara içiyorum. biri çakmak istemek için yanaştı bir baktım o kız. saçlar açılmış, benim bile giymediğim kadar mini bir etek giymiş,file çorap, makyaj desen gırla. o da dışarıya çıkacak belli. şoka girdim çünkü o gün gördüğüm kızla alakası bile yoktu karşımdakinin. bir yandan da sevindim kendi benliğini bulmuş ve istediği gibi yaşayabiliyor diye. saatler sonrasında gittiğim mekanda da karşılaştım aynı kızla. gördüğüm manzara pek hoş değildi. açıkça anlatmak istemiyorum ama o kadar kalabalık ortamda senin benim gibi rahat insanların bile yapabileceği şeyler değildi. ve buna farklı günlerde de birkaç kez şahit oldum. istanbul'a dönerken aynı otobüse denk geldiğimizde ise kendisini yine tesettürlü haliyle gördüm. sırf ailesi yüzünden sürekli kendini değiştirmesi beni ne kadar üzdü anlatamam.
o kadın yıllardır bastırıldığı için ilk özgürlüğüne kavuştuğu anda afalladı ve belki asıl benliğinden bile daha fazlasını yaparak yılların acısını çıkardı. buna hayatında hiç tanımadığı bir şeyle tanışınca kendini fazla kaptırdı da denebilir. benim şahit olduğum görüntüye onun ailesi şahit olsa 'namus cinayeti' adı altında, sırf böyle yaşamayı tercih ettiği için bir kadının canına kıyabilirdi veya en iyi ihtimalle evlatlıktan reddederdi.
kendimi düşünüyorum. ailem tarafından cinsellik hakkında iyi veya kötü bir yorumla karşılaşmadım. rahat büyütüldüm. bu yaşa gelene kadar da cinselliği rahat bir şekilde yaşadım. bu konuda rahat olan ben, o kadının yaptıklarını yapar mıyım diye düşündüğümde hayır diyorum. konuyu bağlamak istediğim şey şu: aileler bir şeyleri yasaklayarak, bastırarak aslında çocuklarını ona itmekten başka birşey yapmıyorlar. yasak olan her zaman cazip gelir diye boşa dememişler. serbest bıraksalar benim 'yapmam' dediğim şeyleri o kadın da yapmazdı eminim. insanımızın artık cinselliğin kadın içinde erkek içinde bir ihtiyaç olduğunu kabul etmesi gerek ve çocuklarını buna göre yetiştirmesi gerek.
devamını gör...
ses kaydının normal sesten farklı duyulması
gerçek sesimizin aslında ses kayıtlarında olduğu gibi çıkıyor olması ve derin bir hüzün...
devamını gör...
recep tayyip erdoğan üniversitesi hukuk fakültesi
hukuku iktidarın fahişesi yapan iktidarın başkanının adını taşıyan üniversite ve fakültedir.
dolayısı ile ismi ile bizimle alenen dalga geçmektedir.
dolayısı ile ismi ile bizimle alenen dalga geçmektedir.
devamını gör...
yazılı olmayan ilişki kuralları
özel alan diye bir şey var biliyor musunuz? kişiye özel, orayı her an istediğiniz gibi aşmamanız gerekiyor. kişiye sormanız gerekiyor.
çünkü öznel bir alan. ne kadar sevseniz de birbirinizi o özel alanları aşmayın lütfen.
çünkü öznel bir alan. ne kadar sevseniz de birbirinizi o özel alanları aşmayın lütfen.
devamını gör...
normal sözlük için öneriler
bu akşam sözlükte en çok kullandığım buton şikayet et oldu. sebebi ise çılgınlar gibi yazar yapılan çaylakların girdiği tanımsız ve forumsal girdiler. ben sözlüğe geldiğimde 100 karma puan şartı aranıyordu ve yazarın ilk girdilerinin tanım olması gerekiyordu. bugün sol frame okunamayacak hale geldi. bilgi katagorisinde takılayım dedim ancak orada da bir sürü forumsal girdi doldu taştı. birçok çaylak arkadaşımıza özel mesaj yoluyla ulaşarak tanım girmelerinin yazar olmalarını kolaylaştıracağı ile ilgili mesajlar attım ama görüyorum ki buna gerek kalmıyor. sadece anket başlık doldurarak yazar olan çok fazla kişi var. sözlük hepimizin ve okunacak bir sözlük yine hepimizin hakkı. bu sebeple moderasyondan bu konuda daha hassas davranması rica ediyorum. çaylaklık sisteminin getiriliş amacı; sözlüğe yeni gelenlerin sözlük mantığını kavramasını sağlamaktı ama bugün ne oldu hiç bir fikrim yok bir sürü çaylak doğru düzgün entry yazmadan yazar yapıldı. bi salsak arkadaşları mesela bknz kullanmayı öğrenseler, tematik modunu öğrenseler daha hoş olmaz mıydı?
devamını gör...
pame radyo yayını
sihirli bir dünyanın içinde, huzurla . *
devamını gör...
ben değildim
“bir akşam-üstü pencerenden bakıyordun
ağır ağır, yollara inen karanlığa.
bana benzeyen biri geçti evinin önünden.
kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya...
o geçen ben değildim.
bir gece, yatağında uyuyordun...
uyanıverdin birden, sessiz dünyaya.
bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan,
ve karanlıklar içindeydi odan...
seni gören ben değildim.
ben çok uzaktaydım o zaman,
gözlerin kavuştu ağlamaya, sebepsiz ağlamaya.
artık beni düşünmeye başladığından
bıraktın kendini aşk içinde yaşamaya...
bunu bilen ben değildim.
bir kitap okuyordun dalgın...
içinde insanlar seviyor, ya da ölüyorlardı.
genç bir adamı öldürdüler romanda.
korktun, bütün yininle ağlamaya başladın...
o ölen ben değildim...”
özdemir asaf şiiri.
ağır ağır, yollara inen karanlığa.
bana benzeyen biri geçti evinin önünden.
kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya...
o geçen ben değildim.
bir gece, yatağında uyuyordun...
uyanıverdin birden, sessiz dünyaya.
bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan,
ve karanlıklar içindeydi odan...
seni gören ben değildim.
ben çok uzaktaydım o zaman,
gözlerin kavuştu ağlamaya, sebepsiz ağlamaya.
artık beni düşünmeye başladığından
bıraktın kendini aşk içinde yaşamaya...
bunu bilen ben değildim.
bir kitap okuyordun dalgın...
içinde insanlar seviyor, ya da ölüyorlardı.
genç bir adamı öldürdüler romanda.
korktun, bütün yininle ağlamaya başladın...
o ölen ben değildim...”
özdemir asaf şiiri.
devamını gör...




