1.sınıf kitabında selamün aleyküm geçiyor. suriye'liyi filan s.tir et.
atatürk'ün türkiye'sinden nerelere geldik aklım almıyor.

edit : atatürk'ün ülkesinde arap adetleri görmek istememem birilerini rahatsız etmiş #1276108 arap senin kahveni bile türk kahvesi diye içmiyor sen arap billuru peşindesin.
haa bir de sadece iki tık uzağında şöyle bir şey var (bkz: tanımları engelle)
devamını gör...

biz 39'da vedalaştık kendisi ile.
onun sayesinde sigarayı bırakmış bir insan olarak allah razı olsun senden diyor önünde saygı ile eğiliyorum. ceket olsa önünü de iliklerim. diğeri ile de hala hasbıhal eder birbirimizi hoş tutmaya çalışırız. şimdilik aramız iyi, öyle minnoş minnoş takılıyoruz bakalım.

çekimi dişin yerleşimine göre zordur yalan yok, ben şimdi detay verip de kimseyi korkutmak istemem.
he ben ağladım ama ondan ayrılıyorum diye yoksa neden ağlayayım? *
devamını gör...

sevişmek isteyen erkekler kadar normal bir durumdur.
devamını gör...

istemeyerek, mecburen/zorla yapılan.
devamını gör...

içimizdeki insan sevgisini sömüren insanlar vardır bilirsiniz. insana dair ön yargıların temelinde bu tecrübeler yatar. buna rağmen kadın düşmanı, troll, bağnaz gibi sıfatlara asla bürünmedim. toplumsal cinsiyet eşitliğini, bilgiyi ve aydınlanmayı destekledim. ki hala da destekliyorum. fakat görüyorum ki bazen yaptığım bu şeyler insanları rahatsız ediyor. "sonunda ben kötü oluyorum" dediğimiz bir durum ortaya çıkıyor. yaptıklarım birçok insan tarafından hoşa gitmeyen bir insan olmama yol açıyor. evet doğru olanı ben yaptım bunu hepiniz olmasanız da birçoğunuz biliyorsunuz. bu düşünce yüzünden meriç olduk, aptal olduk, duygu delisi olduk, ilgi manyağı veya deli olarak görüldük her türlü kötülüğe maruz kaldık. soruyorum size hassasiyetli olmak bu kadar zorlaştı mı?

hep hassasiyet içinde ılımlı davranmaya çalıştım. kibarlığım ve dürüstlüğümden ödün vermemeye çalıştım. kendine ait bir oda isimli kitabı hediye ettim, daha yeni tanıştığım insanlara şiir kitapları gönderdim, tavsiye verdim tavsiye aldım, bilginin rehberliği üzerine felsefenin önemini anlattım. fakat karşılaştığım ne oldu? hakaret, kötülük, acı ve yalnızlık. bazen diyorum artık kötü bir insan* olacağım ama affedin olamıyorum. vurdumduymaz biri olamıyorum. bazen intiharı düşünüyorum. toplum tarafından anlaşılamamaktan çok sıkıldım. bu yolda derbeder oldum gitti. saygı duyulası, sevilen bir insan olmak için troll mu olalım ya da kadın düşmanı? erkeği üstün mü görmeliyim? duygusuz mu olayım? kendimi mi sadece önemsemeliyim? boş yapıp eğlenceyi mi savunmalıyım?
ben de mi herkes gibi bencil olayım. takdir görmek için. siz söyleyin ben ne olayım kötü bir insan mı olayım?

içimi dökmem lazımdı bunu pek yapmam ama kusuruma bakmayın yazmak zorundaydım.
devamını gör...

hatırlıyorum bir demet tiyatro var diye saatlerimize filan bakıp, kadıköyü bırakıp eve giderdik, onu izliycez diye...

ilk aklıma gelen sahnelerden,
lütfiye, kapıda duran kişiye,
kışın soba yakılan bölümlerden biri
"kapıyı kapatıcam çünkü dışarısı ısınıyor"
gibi birşey söylüyordu.

*yılmaz erdoğan ve demet akbağın birlikte bir demet tiyatro izlediği bir video var youtube da tavsiye ederim

edit : o zamanlar o kadar izlendiğine göre, mizah anlayışı, güldüğümüz espriler, zakice, kaliteli, yazması da, gülmesi de zeka isteyen işlermiş diye de düşündürdü beni şimdi...
birde şimdiki dizilere bakın, özellikle trt dekiler, aman allahım, 0-6 yaş resmen, yanlışlıkla denk gelince bile izleyemiyorum, bilen bilir eski trt2 nin belgeselleri, sanat programları hala izlenir.
devamını gör...

yulaf-granola aklıma gelmeyen bir çok şey daha..sağlıklı beslenmek istiyorsun ve her şey ateş pahası..bir de öğrenciysen daha da pahalı..sağlıklı beslenmek bile lüks gibi geliyor şaka gibi gerçekten..
devamını gör...

hans zimmer'ın bu filmin müziğini yapmaya nasıl başladığına dair çok hoşuma giden bir anekdot var.

christopher nolan, daha önce defalarca çalıştığı ve vizyonuna güvendiği hans zimmer'ın yanına gidiyor ve ona yeni bir çalışması olduğunu ama bunun ne hakkında olduğunu onunla şimdilik paylaşmayacağını, sadece bir senaryo sayfası vereceğini söylüyor ve orada yazılanların ona düşündürdükleri ve hissettirdikleriyle bir şeyler besteleyip besteleyemeyeceğini soruyor. zimmer bu teklifi kabul ediyor ve kısa bir süre sonra, içinde hakikaten sadece bir daktilo sayfası bulunan bir mektup alıyor. sayfada çok kısa bir sahne anlatılıyor: önemli bir iş için kızını geride bırakması gereken bir baba. üstelik sadece iki replik var: "+ i'll come back. -when? ("+geri döneceğim. -ne zaman?"). sayfanın sonuna ise, zimmer'ın bundan bir yıl evvel nolan'la ve onun eşiyle bir restoranda ettikleri sohbetten, zimmer'a ait bir alıntı iliştirmiş nolan. o dönemde üzerinde çalıştıkları bir proje olmadığı için, şahsi konulardan, aileden ve çocuklardan bahsedilmiş. 15 yaşında bir çocuğun babası olan zimmer ise "bir kere çocuğun olduğunda, kendine artık kendi gözlerinle değil, çocuğunun gözleriyle bakıyorsun" demiş.

zimmer sayfayı okumayı bitirdikten sonra tema müziği üzerinde çalışmaya başlıyor ve bir günde bitiriyor. nolan'a dinletiyor ve nolan bunu çok beğeniyor ve ancak o zaman filmin asıl konusunu zimmer'a anlatıyor. filmin epik bir uzay destanı olduğunu, insanlığın ve bilimin yörüngesinde şekillendiğini öğrenen zimmer buna çok şaşırıyor ve nolan'a, bestelediği müziğin bu film için çok kişisel olduğunu söylüyor. nolan'dan aldığı cevap ise şu: "evet, ama filmin kalbinin nerede olduğunu artık biliyorum. bu filme dair her şey kişiseldi."
devamını gör...

bütün şakalar yapılmış, bana kalmamış.(bkz: swh)
1- insanlar çalışmak zorunda.
2- herkesin anası babası torun bakmak istemeyebilir ki zorunda da değil.
3- asgari ücret ortada.
4- ee bol sosyal etkinlikli ipadli kreş fiyatları da malum.

bu 4 maddeyi topladığımızda şaşırtmayandır.
devamını gör...

rahatsız edici , bir de hep yanımda dikilir böyleleri. ilişkiyi basitleştiren hareketler olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...

günaydın normal yazarlar
günaydın normal sözlük
bakalım her yazarın normali nasılmış.
bizim orda, normalde bu zamanda yayladan köye ot kamyonları iner.
tam olarak, derede rafting yapmak gibidir.
ben öyle bir kamyon yolculuğu sonrası dünyaya geldim.
anacım 8 aylık hamile idi, köy hayatının normali olduğu için, kamyonun üstünde sağa sola, aşağı yukarı sallanınca, bende o normale dahil olmaya karar verdim.
ha bir ay önce, ha bir ay sonra ne fark eder dedim.
normal bir köylü oldum.
nasipte, sözlükte normal bir yazar olmak da varmış.
oluruz bizde.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1957 detroit’te, yaşamanın en ucuz olduğu dönemde geçen stephen king’in kitabından uyarlanan gençlik filmi.



iki başrol karakter var.
arnold; şimdiye kadar izlenilen tüm filmlerin klişesi nerd’ümüz.
dennis; nerd’ün tek arkadaşı olan cool çocuk.
lisenin ilk günü bizim nerd dayak yerken arkadaşı yanında olup ona yardım etmeye çalışıyor. okul çıkışında bizim nerd’ü eve bırakmak üzere yollardayken aniden kırmızı külüstür bir araba çarpıyor arnie’nin gözüne ve hemen durup incelemeye geçiyorlar. yaşlı bir dede arabayı 250 dolarese satıyor bizimkilere. dede arabanın adını christine koymuş ve bizim çocuklar bunu bozmuyor.

artık araba arnie’nin. eve gittiğinde ailesi on yedi yaşındaki çocuklarının araba almasına hiç sıcak bakmıyorlar. tartışıyorlar ve arnie ceketini alıp, çıkıyor evden. dennis’le birlikte christine’i tamir ettirmeye gidiyorlar.

gel zaman git zaman o tamirci arnie’nin patronu olup, garajını kullanmasına izin veriyor. christine gün geçtikçe daha da güzelleşirken arnie’nin karakteri de değişime uğruyor. o ezik çocuk artık bir çalışan, kendi başının çaresine bakabilen bir genç yetişkin oluyor. bunun yanı sıra arnie artık ailesi ile tartışmaktan çekinmeyen, arkadaşı dennis’in platonik aşkı ile sevgili, giyim tarzı düzgün fakat ağzı bozuk birine dönüşüyor.

asıl gizem konumuz arabamız christine. her kim ki arnie’ye yamuk yapmışsa ve/veya christine’e bok atıyorsa, arabayı sevmediğini sözlü veya arabaya girişerek belirtiyorsa başına iş açılıyor ve felaket yollarla acı çekerek can veriyor. christine’e ne mi oluyor?

orasını da izleyip gör seni miskin mirket.
devamını gör...

uyudum, uyandım, uyudum, uyandım; kepaze bir yaşam.
devamını gör...

(bkz: james norrington)
(bkz: hector barbossa)

(bkz: karayip korsanları)
devamını gör...

(bkz: domestic hıyar) dan çok özür dileyerek söylüyorum ki, yorgunluktan mıdır nedir artık bilinmez "domates hıyar"ı domestic hıyar diye okudum.*
devamını gör...

gösterdiğin değer kadar değer görememek.
devamını gör...

evli olmayanların yaşadığıdır.
devamını gör...

nazım hikmet'in yazdığı yaşamaya dair şiirinin ilk üç dizesini bırakıyorum şuraya.

yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.

1947
devamını gör...

the witcher 3 wild hunt soundtrack’i olan bu şarkıyı dinlerken o han içinde hissederiz kendimizi. şarkı insanı alır uzaklara götürür. priscilla’s song günümüzde hasret çeken aşıkların şarkısı olmuştur.

not: çevirilerde “in context” denilen bir husus vardır. kelimeler bulundukları cümleye göre farklı anlamlar kazanır. kimi yazar google translate ile düz çeviri yapıyor... şarkının hikayesine gelince; normal bir insan olmayan canavar avcısı gerald’ın sevgilisi yennefer’e duygularını gösterme imkanı yoktur. yennefer tribini atınca gerald “eğer sana olan sevdamı görmek istiyorsan sök al kalbimi” der. gerald ile yennefer'in aşk şarkısı olarak yazılır, priscilla da söyler.
devamını gör...

sayesinde keşfettiğim fikirlerimi bana tanınan alan kadar özgürce ifade ettiğim kafa sözlüğü keşfetmeme sebebiyet vermiş kişidir.
siyah saçı müthiş olmuştur ayrıca
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim