x kuşağı
1965 - 1980 arasında doğan insan grubu.
devamını gör...
farklı dünyaların insanı olmak
ister arkadaşım, ister sevgilim olsun farklı dünyaların insanı isek ya da dünyalarımızın minnacık bile benzer noktası yoksa hayatımdan çıkarıyorum. bazen meşşakatli ve can yakıcı olsa da buna mecburum, rahatsız hissediyorum kendimi. sürekli bu farklılığı düşünüyorum. öz saygımın da farkında olduğum için farklılıkları sonsuza kadar ortadan kaldırıyorum..
devamını gör...
deprem mi oluyor hissi
birçok deprem yaşadıktan sonra, hele de bu depremlerin bazılarına yalnız yakalandıktan sonra bünyeme yerleşen his. gitmiyor, geçmiyor maalesef. sürekli bir panik hali. mesela bir dönem evde kalamayıp şantiyeye gittiğim günleri biliyorum, sırf prefabrik diye.
devamını gör...
her kuşun etini yedik
varlık anlamında kullanılan bir düğün dernek repliği.
devamını gör...
pudingi ekmekle yemek
allah kimseyi pudingi ekmekle yicek kadar aç bırakmasın...
devamını gör...
valeria
2020 yapımı netflix'te yayınlanan komedi, dram ve cinsel içerikli +18 dizisidir. şimdilik iki sezon 8, 8 şeklinde 16 bölüm yayınlanmış ve izleyenlerin dikkatini çekmeyi başarmıştır.
dört yakın arkadaşın yaşadığı her şeyi tüm detayıyla izleyiciye yansıtıyor dizi. başrolde valeria (diana gomez) olmak üzere lola, (silma lopez) carmen (paula malia), nerea (teresa riott) isimli bu dört kadın acısı, tatlısı, kahkahası, sevgisi, aşkı, seksiyle yansıyor ekranlara.
valeria'nın etrafında dönüyor konular. onun iç buhranı, yaşadıkları, yaşayamadıkları, evliliği, tutunamadığı işi... arkadaşlarının ona desteği ve kendi yaşam örgüleri...
valeria ne istediğini bilmeyen 29 yaşında evli ama evliliği iyi gitmeyen bir yazar. yazar ama ne yazacağını bilmeyen kısır bir döngüye düşmüş tıkanmış bir yazar. kocası
adrian'ın (ıbrahim al shami j.) ilgisizliği ve onu desteklemeyişi aksi gibi onunda işlerinin ters gitmesiyle evliliği de aynı döngünün içinde erimeye başlar. onu başka bir kola iter başka bir aşka sürükler. gizli bir aşka. victor'a. (maxi ıglesias) bir insan önce kendini kaybetmeli midir bulması için? valeria karakteri bu bağlamda bize bunu düşündürür.
lola, uçarı, seks düşkünü, özgürlük delisi fakat bunları geride bırakmayı göze alabilecek kadar aşık. evli bir erkeğe gönlünü kaptırmış bir kadın. onu yok sayması, her defasında 2. 3. plana atmasına rağmen yinede onsuz olamayışı. eski lola ve yeni lola arasında sıkışıp kalan bir kadın. eskiyi özleyen ama yeniden vazgeçemeyen bir kadın. ailesinin özellikle annesinin kendini seçmesi kendi yoluna gitmesiyle arada sıkışmış kalmış. aile hayatına özlem duyarken bir yandanda yaşadığı travmalar sonucu ben 'tek ve özgür bir kadınım' mottosuna sığınıyor. onda da başarılı olamadığı bir gerçek. evli bir erkeğe takıntısı yine bunun eseri. peki ya lola'yı neler bekliyor?
carmen için başarılı bir iş kadını diyebiliriz. hayatında eksik olan, yakalayamadığı bir duygu var. aşk. onu da iş arkadaşı borja'da (juanlu gonzalez) arıyor. düz bir hayatı var gibi görünen carmen kendi eksikliklerini ve isteklerini biliyor ama her istenilenin olmamasının karmaşasında boğuluyor.
nerea, buzlar kraliçesi. aralarında en soğuk en mesafeli en kontrollü gitmeye çalışan. ailesinin zoruyla avukat olmuş onların kanatları altında ama dik bir şekilde hayata tutunmaya çalışmış bir kadın. cinsel tercihi, hayata bakışı, aile şirketini bırakıp kendine yeni bir hayat kurma çabası hepsi bir çelişki hepsi bir muamma. kontrolü bir bıraksa bir akışın tadına varsa belki her şey daha güzel olacak. aşk hayatından iş hayatına elinde tutmaya çalıştığı yücelerini artık yıkma vakti ama bunu yapacak cesaret var mı?
bu dize size olaganüstü bir kurgu, olay örgüsü sunmuyor. sunduğu şey şu, 'içimizdeki kadın şuan ne istiyor ve ne yapıyor?' bize içimizdeki kadını sunuyor dizi. bize sorgulama şansı veriyor. 'hepimiz valeriayız, hepimiz lolayız, hepimiz carmeniz, hepimiz nereayız' diyor bize.
ilk sezon 8 kısımdan oluşuyor ve bu kadınların iç buhranlarının tüm sancılarını yansıtıyor bizlere. kendinizi bile sorgulatabilir eğer izlediğiniz, duyduğunuz, gördüğünüz kesitler sizi içine çekiyorsa.
ikinci sezon biraz daha başka. karakterler ne istediğini bulmaya başlıyor ve bu yolda kendileri olmak için kendilerinden vazgeçiyor ya da kendilerini yeniden inşa etme çabasına girişiyorlar.
ikinci sezon 5. bölüm çok sinir bozucu ama çok güzel bir şekilde başlıyor. ben izlerken hem kendim hem tüm kadınlar adına üzülmüştüm. 'evdeyim, merak etmeyin, evdeyim şimdi kapıdan girdim, evdeyim sıkıntı yok, tamam geldim öpüyorum, sağ salim vardım öptüm...' mesajları uçuşuyor havalarda ve bir not beliriyor ekrana 'bir kadın daha eksilmeyeceğiz'
bu dizi kadınların hayatına kadınca değiniyor. yaşadıkları zorlukları, yaptıkları hataları, çektikleri acıları, sorumluluklarını, sorumsuzluklarını, hüzünlerini, sevinçlerini yansıtıyor. her kadın kendinden bir şeyler bulabiliyor. mükemmel mi hayır ama hayatın o kadar içinden ki. tabi bunu yazdığım için şuan şu tepkiyi alabilirim 'hangi hayatın yahu burası türkiye' diye. biraz daha evrensel bir kadın hayatı bu anlatılan. ben kendimi buldum zaman zaman ama tabi bizim ülkemiz mevzu bahisse sorunlarımız ve acılarımız daha başka tabi. farklı bir bakışla izlenebilir ve yorumlanabilir.
iyi seyirler...
dört yakın arkadaşın yaşadığı her şeyi tüm detayıyla izleyiciye yansıtıyor dizi. başrolde valeria (diana gomez) olmak üzere lola, (silma lopez) carmen (paula malia), nerea (teresa riott) isimli bu dört kadın acısı, tatlısı, kahkahası, sevgisi, aşkı, seksiyle yansıyor ekranlara.
valeria'nın etrafında dönüyor konular. onun iç buhranı, yaşadıkları, yaşayamadıkları, evliliği, tutunamadığı işi... arkadaşlarının ona desteği ve kendi yaşam örgüleri...
valeria ne istediğini bilmeyen 29 yaşında evli ama evliliği iyi gitmeyen bir yazar. yazar ama ne yazacağını bilmeyen kısır bir döngüye düşmüş tıkanmış bir yazar. kocası
adrian'ın (ıbrahim al shami j.) ilgisizliği ve onu desteklemeyişi aksi gibi onunda işlerinin ters gitmesiyle evliliği de aynı döngünün içinde erimeye başlar. onu başka bir kola iter başka bir aşka sürükler. gizli bir aşka. victor'a. (maxi ıglesias) bir insan önce kendini kaybetmeli midir bulması için? valeria karakteri bu bağlamda bize bunu düşündürür.
lola, uçarı, seks düşkünü, özgürlük delisi fakat bunları geride bırakmayı göze alabilecek kadar aşık. evli bir erkeğe gönlünü kaptırmış bir kadın. onu yok sayması, her defasında 2. 3. plana atmasına rağmen yinede onsuz olamayışı. eski lola ve yeni lola arasında sıkışıp kalan bir kadın. eskiyi özleyen ama yeniden vazgeçemeyen bir kadın. ailesinin özellikle annesinin kendini seçmesi kendi yoluna gitmesiyle arada sıkışmış kalmış. aile hayatına özlem duyarken bir yandanda yaşadığı travmalar sonucu ben 'tek ve özgür bir kadınım' mottosuna sığınıyor. onda da başarılı olamadığı bir gerçek. evli bir erkeğe takıntısı yine bunun eseri. peki ya lola'yı neler bekliyor?
carmen için başarılı bir iş kadını diyebiliriz. hayatında eksik olan, yakalayamadığı bir duygu var. aşk. onu da iş arkadaşı borja'da (juanlu gonzalez) arıyor. düz bir hayatı var gibi görünen carmen kendi eksikliklerini ve isteklerini biliyor ama her istenilenin olmamasının karmaşasında boğuluyor.
nerea, buzlar kraliçesi. aralarında en soğuk en mesafeli en kontrollü gitmeye çalışan. ailesinin zoruyla avukat olmuş onların kanatları altında ama dik bir şekilde hayata tutunmaya çalışmış bir kadın. cinsel tercihi, hayata bakışı, aile şirketini bırakıp kendine yeni bir hayat kurma çabası hepsi bir çelişki hepsi bir muamma. kontrolü bir bıraksa bir akışın tadına varsa belki her şey daha güzel olacak. aşk hayatından iş hayatına elinde tutmaya çalıştığı yücelerini artık yıkma vakti ama bunu yapacak cesaret var mı?
bu dize size olaganüstü bir kurgu, olay örgüsü sunmuyor. sunduğu şey şu, 'içimizdeki kadın şuan ne istiyor ve ne yapıyor?' bize içimizdeki kadını sunuyor dizi. bize sorgulama şansı veriyor. 'hepimiz valeriayız, hepimiz lolayız, hepimiz carmeniz, hepimiz nereayız' diyor bize.
ilk sezon 8 kısımdan oluşuyor ve bu kadınların iç buhranlarının tüm sancılarını yansıtıyor bizlere. kendinizi bile sorgulatabilir eğer izlediğiniz, duyduğunuz, gördüğünüz kesitler sizi içine çekiyorsa.
ikinci sezon biraz daha başka. karakterler ne istediğini bulmaya başlıyor ve bu yolda kendileri olmak için kendilerinden vazgeçiyor ya da kendilerini yeniden inşa etme çabasına girişiyorlar.
ikinci sezon 5. bölüm çok sinir bozucu ama çok güzel bir şekilde başlıyor. ben izlerken hem kendim hem tüm kadınlar adına üzülmüştüm. 'evdeyim, merak etmeyin, evdeyim şimdi kapıdan girdim, evdeyim sıkıntı yok, tamam geldim öpüyorum, sağ salim vardım öptüm...' mesajları uçuşuyor havalarda ve bir not beliriyor ekrana 'bir kadın daha eksilmeyeceğiz'
bu dizi kadınların hayatına kadınca değiniyor. yaşadıkları zorlukları, yaptıkları hataları, çektikleri acıları, sorumluluklarını, sorumsuzluklarını, hüzünlerini, sevinçlerini yansıtıyor. her kadın kendinden bir şeyler bulabiliyor. mükemmel mi hayır ama hayatın o kadar içinden ki. tabi bunu yazdığım için şuan şu tepkiyi alabilirim 'hangi hayatın yahu burası türkiye' diye. biraz daha evrensel bir kadın hayatı bu anlatılan. ben kendimi buldum zaman zaman ama tabi bizim ülkemiz mevzu bahisse sorunlarımız ve acılarımız daha başka tabi. farklı bir bakışla izlenebilir ve yorumlanabilir.
iyi seyirler...
devamını gör...
seri artı oy veren melek
teşekkür ederim meleğim.
devamını gör...
normal sözlük yönetimi
sözlük içinde çıkan büyük sorunlar karşısında net bir tavır takınamayan veya takınmayan ve bazı konularda sessiz kalmasından dolayı iyi niyetlerine rağmen yeterliliklerini ciddi anlamda sorgulatmaya başlayan ekiptir. eğer sayacağım bazı maddelerde sırf etkileşim uğruna bu yolu seçmişler ise ilkelerinden inanılmaz derecede taviz vermiş vaziyettedirler. en azından benim tespit edebildiğim olayları sıralamak isterim.
- bal porsuğu olayı: burada gidip de bal porsuğu şöyle iyiydi, böyle iyiydi demeyeceğim ancak kendisi için sözlüğün bekasına yönelik yapmış hareketlerden dolayı uzaklaştırıldığı yazıldı. bu olayın sadece yoldaş benjamin franklin tarafını biliyoruz. bal porsuğu tarafını dinleyebilme şansını yakalayabildik mi? hayır. en azından biz yazarlar için bu olayın enine boyuna her iki taraftan dinleyebilmemiz gerekirdi. yazarlar da ona göre daha doğru analiz yapabilirdi.
- hobaaa3434 olayı: sözlük tarihinde kara bir lekedir ve öyle kalacaktır. sözlük formatlarını açık bir şekilde ihlal eden bir yazarın sözlüğe geri dönüp burada tekrar yazmaya başlaması bir skandaldır.* hatta bununla ilgili sözlük moderasyonunun bu yazarı kendi isteği ile uçurduk demesi de sözlük moderasyonunun her ne kadar iyi niyetli olursa olsun yetersizliğini bir kere daha göz önüne sermektedir.*
- bir bilen olayı: bu arkadaş ile hiçbir şekilde muhabbetim olmadı ancak saçma sapan tanımları herkesin malumudur. bugün yazdıkları da kendisine yönelik negatif duyguların patlamasına sebebiyet vermiştir. yine sevgili moderasyonumuzdan bazı arkadaşlar bu hesabın bot hesap olduğunu iddaa etmişlerdi. o iddaalara yönelik bir açıklama yapıldı mı? cevap veriyorum, hayır. yazarlara bu iddaanın akıbeti halen berrak bir şekilde açıklanmadı. bütün bunlara rağmen kendisinin moderasyon geçmişi de mevcut.
-kazıklı maria olayı: kendisi bir youtuber imiş. ilk defa adını burada duydum kendilerinin. bir videosunda buradan bahsediyor ve kazıklistler buraya akın etmeye başlıyor ama bu durum o kadar göze batmıştı ki haklı olarak bazı sözlük yazarları buna tepki gösterdi. büyük bir ihtimalle getirmiş olduğu etkileşimden dolayı bu durum ile ilgili detaylı bir açıklama yapılmadı. katkılarından dolayı sadece kendisine teşekkür edildi.
-moderasyonun işgüzarlıkları: yine söyleyeyim yıldız teknik üniversitesinde millet bahçesi açılması başlığındaki tanımımı silen* moderatör gelsin beni bulsun, konuşalım, tartışalım. niyetim asla onu sözlük önünde hedef göstermek değil ama sırf ünvanındaki yetkilerini kötüye kullanarak ego tatmini yapan birisi ile hesaplaşmam gerektiğini düşünüyorum. cesur olsun, konuşalım. ayrıca bu işgüzarlıklardan muzdarip pek çok yazar arkadaşımız var. kendileri zaten sıkıntılarını defalarca dile getirdi.
kısa süreli bir sözlük için bu kadar olay çok fazladır, sözlüğün akıbeti için ciddi endişeler yaratmaktadır. eğer bu ekip büyümeyi akp hükümeti yöntemi ile sadece rakamlara indirgemekte ise evet çok başarılılar ancak işin diğer tarafında ise saymış olduğum bu maddelerden dolayı büyük bir başarısızlık mevcuttur.
- bal porsuğu olayı: burada gidip de bal porsuğu şöyle iyiydi, böyle iyiydi demeyeceğim ancak kendisi için sözlüğün bekasına yönelik yapmış hareketlerden dolayı uzaklaştırıldığı yazıldı. bu olayın sadece yoldaş benjamin franklin tarafını biliyoruz. bal porsuğu tarafını dinleyebilme şansını yakalayabildik mi? hayır. en azından biz yazarlar için bu olayın enine boyuna her iki taraftan dinleyebilmemiz gerekirdi. yazarlar da ona göre daha doğru analiz yapabilirdi.
- hobaaa3434 olayı: sözlük tarihinde kara bir lekedir ve öyle kalacaktır. sözlük formatlarını açık bir şekilde ihlal eden bir yazarın sözlüğe geri dönüp burada tekrar yazmaya başlaması bir skandaldır.* hatta bununla ilgili sözlük moderasyonunun bu yazarı kendi isteği ile uçurduk demesi de sözlük moderasyonunun her ne kadar iyi niyetli olursa olsun yetersizliğini bir kere daha göz önüne sermektedir.*
- bir bilen olayı: bu arkadaş ile hiçbir şekilde muhabbetim olmadı ancak saçma sapan tanımları herkesin malumudur. bugün yazdıkları da kendisine yönelik negatif duyguların patlamasına sebebiyet vermiştir. yine sevgili moderasyonumuzdan bazı arkadaşlar bu hesabın bot hesap olduğunu iddaa etmişlerdi. o iddaalara yönelik bir açıklama yapıldı mı? cevap veriyorum, hayır. yazarlara bu iddaanın akıbeti halen berrak bir şekilde açıklanmadı. bütün bunlara rağmen kendisinin moderasyon geçmişi de mevcut.
-kazıklı maria olayı: kendisi bir youtuber imiş. ilk defa adını burada duydum kendilerinin. bir videosunda buradan bahsediyor ve kazıklistler buraya akın etmeye başlıyor ama bu durum o kadar göze batmıştı ki haklı olarak bazı sözlük yazarları buna tepki gösterdi. büyük bir ihtimalle getirmiş olduğu etkileşimden dolayı bu durum ile ilgili detaylı bir açıklama yapılmadı. katkılarından dolayı sadece kendisine teşekkür edildi.
-moderasyonun işgüzarlıkları: yine söyleyeyim yıldız teknik üniversitesinde millet bahçesi açılması başlığındaki tanımımı silen* moderatör gelsin beni bulsun, konuşalım, tartışalım. niyetim asla onu sözlük önünde hedef göstermek değil ama sırf ünvanındaki yetkilerini kötüye kullanarak ego tatmini yapan birisi ile hesaplaşmam gerektiğini düşünüyorum. cesur olsun, konuşalım. ayrıca bu işgüzarlıklardan muzdarip pek çok yazar arkadaşımız var. kendileri zaten sıkıntılarını defalarca dile getirdi.
kısa süreli bir sözlük için bu kadar olay çok fazladır, sözlüğün akıbeti için ciddi endişeler yaratmaktadır. eğer bu ekip büyümeyi akp hükümeti yöntemi ile sadece rakamlara indirgemekte ise evet çok başarılılar ancak işin diğer tarafında ise saymış olduğum bu maddelerden dolayı büyük bir başarısızlık mevcuttur.
devamını gör...
sözlüklerdeki nickaltı sorunu
ihtiyar, uyku vaktin geldi.
takılmamak lazım bunlara. sana mantıksız gelenlerle devran dönüyor. sen kendi tekerini döndür, sana yeter.
takılmamak lazım bunlara. sana mantıksız gelenlerle devran dönüyor. sen kendi tekerini döndür, sana yeter.
devamını gör...
kadınlar tarafından yönetilen ülkelerin daha müreffeh olması
dünya genelinde yirmibir ülkenin hükümet veya devlet başkanlığında kadınlar yer alsa da, birkaçı hariç neredeyse hepsinin ülkemizden daha müreffeh olması sonucu ortaya çıkan önermedir.
angela merkel - almanya
mette frederiksen - danimarka
jacinda ardern - yeni zelanda
sanna marin - finlandiya
erna solberg - norveç
katrin jakobsdottir - izlanda gibi.
tabi burada karşılıklı bir durum da söz konusu. uzunca süredir kalkınmasını tamamlamış, insan hakları ve cinsiyet eşitliği problemini çözmüş, hırsız arsız tayfayı devlet içerisinde barındırmayan veya minimumda tutabilen ülkelerden bahsediyoruz. haliyle daha rasyonel davranışlar sergileyen bir halk söz konusu. durum böyle olunca -bence erkeklerden daha akıllı olan *- kadın yöneticiler söz sahibi olup, ülkelerini başarı ile yönetebiliyorlar. kendilerini buradan bir kez daha tebrik ediyorum.
haliyle toplumun içerisinde, hamile kadın sokağa çıkmasın, başı açık kadın perdesiz ev gibidir, kadın dediğin insan içinde gülmemeli diyen neandertaller de olmuyor.
angela merkel - almanya
mette frederiksen - danimarka
jacinda ardern - yeni zelanda
sanna marin - finlandiya
erna solberg - norveç
katrin jakobsdottir - izlanda gibi.
tabi burada karşılıklı bir durum da söz konusu. uzunca süredir kalkınmasını tamamlamış, insan hakları ve cinsiyet eşitliği problemini çözmüş, hırsız arsız tayfayı devlet içerisinde barındırmayan veya minimumda tutabilen ülkelerden bahsediyoruz. haliyle daha rasyonel davranışlar sergileyen bir halk söz konusu. durum böyle olunca -bence erkeklerden daha akıllı olan *- kadın yöneticiler söz sahibi olup, ülkelerini başarı ile yönetebiliyorlar. kendilerini buradan bir kez daha tebrik ediyorum.
haliyle toplumun içerisinde, hamile kadın sokağa çıkmasın, başı açık kadın perdesiz ev gibidir, kadın dediğin insan içinde gülmemeli diyen neandertaller de olmuyor.
devamını gör...
imla kurallarına dikkat etmeyen yazarlar uçurulsun kampanyası
birinin yazım yanlışlarına dem vurursanız insanlar da sizin cümlelerinizi kontrol edip yanlış arar. kimse kimseyle uğraşmasa mutlu mesut geçinsek. çok mu zor?
devamını gör...
17 şubat 1926 türk medeni kanunu'nun kabulü
bugün yıl dönümünü kutladığımız, türk kanun-i medeni’si ismi ile mecliste kabul edilmiş olan ve türk milletine çağ atlatmış olan kanundur. kadın ve erkek eşitliğini esas alan yapısı nedeni ile o dönem batının ilerici ülkelerinden bile daha ilerici bir görüşe sahiptir. bu medeni kanunun önerileri atatürk sonrası dönemde de uygulanabilseydi şu an bambaşka bir ülke olabilirdik.
devamını gör...
kaşın mihrabımdır kabem yüzündür
ön edit: şirk mirk diyerek tepemin tasını attırmayın. gidin biraz divan/halk edebiyatı okuyun, mazmun nedir öğrenin.
bir " aşık ibreti " şiiridir. divan edebiyatı mazmunlarına, dini-tasavvufi halk edebiyatına hakim değilseniz anlamlandırmakta zorlanabilirsiniz ya da anlamlandırsanız da eksik kalacaktır.
bir "nefes"te "leyla" dır, şiirin tamamı.
kaşın mihrabımdır kabem yüzündür
söylerim çıktıkça avazım benim
benim kıblegahım iki gözündür
her vakit sanadır niyazım benim
tuba dedikleri güzel boyundur
huri melek derler senin soyundur
aşığa cevretmek eski huyundur
dişi inci dudak kirazım benim
ibreti kapında her zaman kulum
asla eteğinden çekemem elim
görmese gözlerim lal olsa dilim
senden ayrılamaz bu özüm benim
edit: bir dağın kökünden dinamitlenişi..*)
bir " aşık ibreti " şiiridir. divan edebiyatı mazmunlarına, dini-tasavvufi halk edebiyatına hakim değilseniz anlamlandırmakta zorlanabilirsiniz ya da anlamlandırsanız da eksik kalacaktır.
bir "nefes"te "leyla" dır, şiirin tamamı.
kaşın mihrabımdır kabem yüzündür
söylerim çıktıkça avazım benim
benim kıblegahım iki gözündür
her vakit sanadır niyazım benim
tuba dedikleri güzel boyundur
huri melek derler senin soyundur
aşığa cevretmek eski huyundur
dişi inci dudak kirazım benim
ibreti kapında her zaman kulum
asla eteğinden çekemem elim
görmese gözlerim lal olsa dilim
senden ayrılamaz bu özüm benim
edit: bir dağın kökünden dinamitlenişi..*)
devamını gör...
yere düşen cemreyi elinden tutup üstünü başını silkelemek
baharın habercisi olan cemrenin çocuk gibi ağlamaması için yapılması gerekendir. bişeyciğin yok diye de telkin verirseniz kesinlikle ağlamayacaktır.
devamını gör...
imamın alevilere eşlerinizi dedeye sunuyormuşsunuz demesi
"dervişin fikri ne ise, zikri de o olurmuş" sözünün doğruluğunu kanıtlamış olan imam.
alevilerin zihniyeti sizin gibi çöplük olmadığı için, sunmadıklarını düşünüyorum.
ama sizin elinizde fırsat olsa, alayınız eşlerinizi diktatör'e sunarsınız, öylesine de aymazsınız.
alevilerin zihniyeti sizin gibi çöplük olmadığı için, sunmadıklarını düşünüyorum.
ama sizin elinizde fırsat olsa, alayınız eşlerinizi diktatör'e sunarsınız, öylesine de aymazsınız.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
en yakınıma bile güvenemiyorum. seviyorum çok seviyorum ama her an hayatımdan çıkabileceğini bilerek yaşıyorum. çıktığında ya da öldüğünde ne yapacağımı kurup duruyorum kafamda.
bir de çoğu türk genci gibi geleceğe dair hiçbir umudum yok.
bir de çoğu türk genci gibi geleceğe dair hiçbir umudum yok.
devamını gör...



