türk rock camiasının önde gelen isimlerindendir. gitarist ve vokaldir. uzun yıllar televizyona iş yapmış, "babalar" tarafından çok saygı görmemiş olsa da ciddi işlere imza atmıştır. amerika'da yetiştiği, garip bulunan demeçler verdiği ama en önemlisi televizyona, reklam piyasasına iş yaptığı için yeterince ciddiye alınmadığı kanaatindeyim. yoksa çok iyi bir gitaristti.
yeni neslin yakından tanıdığı evrencan gündüz'ün babasıdır. 2016 yılında henüz 60 yaşındayken geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etmiştir.
devamını gör...

anlık tepkimedir o. kendimden biliyorum. mutluluk başka bi duygu durumu. uzun sürebilen.
devamını gör...

ülkemizde özellikle adana ve hatay illerinde bolca yapıldığını bildiğim lezzetli bir yemek. içinde kıymalı bir harç bulunuyor, dışı ise bulgurlu bir hamurdan yapılıyor.

adana'da haşlaması, hatay'da ise kızartması yapılıyor ve hatay'da içli köfteye oruk diyorlar.
haşlanmış halinin üzerine limon sıkarak yiyeni çoktur, kızartmasına limon sıkılıyor mu bilmiyorum.
devamını gör...

1999 yılında gösterime giren bilimkurgu filminin yönetmenliğini david cronenberg yapmıştır. filmin başrollerinde jennifer jason leigh ve jude law oynamıştır. oyun içerisinde oyun şeklinde olan kurgusuyla gerçek dünyada mı yoksa bir oyunda mı olduğumuz sorusu çerçevesinde dönen ve varolusculuk felsefesinin ağırlıkla işlendiği bir film. bence yanlış zamanda çekilen çok iyi bir film.
devamını gör...

highly. o kadar ilginç bir kelime ki telaffuzu ile türkçe anlamı aynı. *
devamını gör...

düşmanın yoksa, adam gibi yaşamadın demektir. che guevera
devamını gör...

naif bir moderatör kendisi, çok tatlı bence ve kalıcı olarak modaretör olmalı dediğim birisi.
devamını gör...

insanların evrende geçirdikleri kısacık ömürlerinde, istemediği şekilde yaşamaya mecbur bırakılması gerçeğidir.

şöyle bir düşünün; belki de sonsuz bir zaman diliminde sadece size düşen 30 yılınızı, sevmediğiniz bir işte, varlığı ve yokluğu arasında zerre kadar bile fark olmayan insanlar arasında geçiriyor olmak nasıl acı bir olgudur ?

mecbur bırakılıyorsun buna. vazgeçemiyor, kopamıyor, arkamı döndüm ve gittim diyemiyorsun.. işte bu gerçek hayatımızın özü.
devamını gör...

--- alıntı ---

eski ahit, eski antlaşma veya ahd-i atîk, hristiyan kutsal kitap kanonunun ilk bölümünü oluşturan, fakat esas olarak ibranice kutsal kitap'ın (veya tanah) yirmi dört cildine dayanan; hristiyanlığın, yahudiler tarafından oluşumu ve ibrani halkının (veya yahudilerin) yahveh ile antlaşmasını içeren metinler bulundurur.

--- alıntı ---
devamını gör...

ilk kez bu gece dinliyorum. ne tesadüf ki gece gece hep sevdiğim şarkılar çalıyor sonrakini merak ettiğimden kapatamıyorum da. güzel hareket olmuş tebrik ederim. aynen böyle devam.
devamını gör...

90'larda acaip ünlü olan bir popçu ikiliydi.

oya-bora hakkındaki en büyük anım, 12-13 yaşındayken bostancı lunaparkında ahtapot'a binmem*, o sırada yanımdaki çocuğun aşağıya kusmaya başlaması, lunapark hoparlörlerinden, oya-bora'nın "biz dünyaaayı çok sevdiiiiiiiiiik, ölüm bizden uzak olsuuuuuuun" sesleri yankılanırken aşağıda insanların kusmuk ziyafeti çekmesi, benim de deli gibi gülmem olmuştur.

ayrıca kesinlikle ayrı olarak anılmazlar. oya kimdir, bora ne iş yapar bilinmez. onlar birdir ve tektir.

hatta son alınan duyumlara göre bunlar birlikte anıla anıla en sonunda hücresel seviyede birleşmiş, tek bir yaratık oyabora olmuşlar. 2 high templar'dan oluşan archon gibi. çok tehlikelilermiş.

aynısı izel-çelik-ercan'ın başına da gelebilirmiş.

onlar da devastator oluşturmayı düşünüyorlarmış.
devamını gör...

şu an sözlüğü en iyi anlatan cümle. anlamadığım bişiler oluyor. herkes birbirine girmiş durumda olayları kaçırıyorum. annesiyle babasının kavgasını izleyen küçük çocuklar gibiyim.
devamını gör...

tamam arkadaşlar mizah şelalesine bandırıldık ve insanlar yıllarca beyinsiz yaşayabiliyor esprisini son yudumuna kadar içtik. artık yapmayın.
devamını gör...

bu derslikte bir iş var
ne memuru alkol bey
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

her hikayede olduğu gibi her tanımda da bir giriş- gelişme- sonuç bölümü olur. ha işte giriş- gelişme olsada sakın ola ki bir sonuç beklemeyin cenk'in arka bahçesi’ nden. yok yani, tarzı bu. böyle dağınık bırakmayı seviyor. (swh) şahsen ben bir sonuca bağlanmadan tanımların biteceğine alıştım ve bunu bilerek okuyorum, çok eğleniyorum.
uyarı: ha ayrıca deli deli gülmeye hazır olun okurken.
devamını gör...

kadın eli değince başka oluyor demek ki.

ama bu ülkelerde yaşayan insanların mentalitesi ile de alakalı bir durum.

onur, şeref ve haysiyet gibi duygular hep ön planda.

adı yolsuzluğa karışsa dahi anında istifa edecek kadar erdemliler.

ülkemizde bulmak epey bir zor. ravzanur tayfasını görüyoruz genel olarak.
devamını gör...

yapmasını da içmesini de çok sevdiğim içecektir. sütlü veya sütsüz, şuruplu veya şurupsuz olarak yapılabilir. kendi adıma konuşacak olursam daha önce sütlüsünü de içtim sadesini de ancak şuruplusunu hiç içmedim.

sütlü filtre kahve mi yoksa sütsüz filtre kahveyi mi tercih edersin derseniz kesinlikle sütsüz, şekersiz filtre kahve derim.

sütlüsü veya şekerlisi damak tadıma pek uygun değil benim.

bir de mesela bu filtre kahvelerin yetiştiği ülkelere göre aromaları, tatları var. ben açıkçası bu aroma vs. işlerinden anlamıyorum ama brezilya kahvesi çok hoşuma gidiyor.

hatta marka da vereyim : ferro brezilya filtre kahve.

bu kahveyi de yeni keşfettim açıkçası, diğer filtre kahvelere oranla daha ekonomik hem de.

tadı nasıl diye soracak olursanız bence oldukça yumuşak bir tadı var, aromasını falan bilmiyorum ama.

daha önceleri kurukahveci mehmet efendi'nin kolombiya, brezilya ve etiyopya filtre kahvelerini denedim ancak pek hoşuma gitmedi onlar.

kolombiya oldukça sertti, brezilya'nın ise kömür gibi bir tadı vardı. etiyopya'yı ise neden sevmediğimi tam bilemiyorum ama sevemedim işte.

bunlara ek olarak artuk bey'in filtre kahvesini denedim. o bence fena değildi ama bir paketi 40 tl olduğu için maalesef devamlı içemedim.

tchibo'nun gold selection'ununu da denedim, o da yine fena değildi ancak biraz sertti.

bir de bazı zincir yerlerde filtre kahveler içtim starbucks, mcdonald's, kfc gibi yerlerde yani.

bilmiyorum artık damak tadım mı çok farklı yoksa kahvelerde mi bir sorun var ama bu üç yerden içtiğim kahvelerin hiç birini de beğenmedim. kfc ve mc donald's kahvelerine pek bir lafım yok çünkü burada satılan kahveler 1-2 liralık kahveler, bu sebeple pek bir şey beklememek lazım. benim gibi öğrenciler için buradaki kahveler.

ama starbucks, ayıptır be kardeşim. 10 lira para alıyorsun küçücük kahveden ve kömür gibi kahve veriyorsun millete.

bu sebeple zaten pek uğramadığım daha doğrusu uğrayamadığım starbucks'a da artık uğramama yemini ettim.

neyse bu kadar vedat milor'luk yeter. biraz da kahveyi nasıl yaptığımı söyleyeyim.

ha bu arada şunu da söylemeden geçmek istemiyorum, bana filtre kahve yapmayı sayın peneus öğretti. bu platformda kendisinden filtre kahve yapmayı öğrenene kadar hep yanlış yapıyordum kahveyi.


şimdi gelelim tarife:

not: bu tarif, 600 mililitrelik french press için geçerlidir.

malzemeler:

1 büyük demlik sıcak su

2 çorba kaşığı filtre kahve (bu miktarı isteğe bağlı olarak artırabilir veya azaltabilirsiniz ama ben bu ölçüde yapıyorum)

yapılışı:

ilk başta french pressimizi ısıtmamız gerekiyor bu sebeple öncelikle kaynar suyumuzu boş french presse dolduruyoruz.

1 dakika bekledikten sonra french pressin içindeki suyu boşaltıyoruz.

iki çorba kaşığı kahvemizi ekliyoruz.

kaynar suyumuzun kaynadıktan sonra 1 dakika bekletilmesi gerekmekte aksi halde kahvemiz yanar ve kömür gibi bir tadı olur.

kahvemizin üzerine suyumuzu yavaşça gezdirerek döküyoruz.

şimdi kahvenin en önemli kısmına geldik: demleme aşaması.

demleme süreniz kahvenizin içimini belirler. yumuşak içimli bir kahve istiyorsanız 4-5 dakika, ortami içimli bir kahve istiyorsanız 5-6 dakika; sert içimli bir kahve istiyorsanız 6-7 dakika demlemeniz gerekmekte.

ben yumuşak içimli sevdiği için 4-5 dakika aralığında bırakıyorum demleme süresini.
devamını gör...

genelde şehrin veya ilçenin rağbet gören cafe, pub tarzı yerleri .frekans tutmazsa en azından güzel bir kahve içmiş olursunuz.
devamını gör...

ulu önder duygu asena nın füzesi kitap

müthiş bir kadındır,
kendisi çocuk gelişimi okumuş ve bu alanda çalıştığı yıllarda, çocuk sahibi olmamaya
"karar vermiş"

bir röportajında diyorki;
"çocuk sahibi olmamak, benim üzerinde düşünüp, değerlendirip, bilinçli olarak karar verdiğim bir konudur..."

kaç kadın çocuk istemediğini anlama, çocuk yapmama, hakkının olduğunun, farkında acaba..

bunun ayıp değil, kendi tercihi olduğunun, oturup bunu düşünebileceğinin, karar verme yetkisinin, hakkının kendisinde olduğunu bilen kadın varmı acaba,
çünkü düşünse çocuk yapmaz birçok kişi,
ama düşünse..
insanların uzun uzun düşünmeye vaktide yok sabrıda, hep kısa süren aktivitelerle meşgul herkes, kısa süren ve kolay şeylerle...
düşünmek cesur insanlara özgü bir şey bence, ve düşünmeye vakit ayırmak, önem vermek, öncelikleri arasına koymak...

çağının, zamanının çok ilerisinde bir insan duygu asena,

"insan yaşamında eksik olanı herşey sanıyor"

diyerek bilinmeyene (x) yüklenen, aslında "herşey" kadar da değerli olmayana, nasıl gereğinden fazla değer yüklediğimizi, hesap edebilecek kadar iyi bir matematiği vardı bence...

ve
"hep verici olmak da doğru değil, hep almak da"

derken de yine hakkaniyetini, matematiğini ve adaletini görüyorum...

iyiki bunları düşünmüş, iyiki bukadar düşünmüş, iyiki yazmış...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim