cinci hoca (yazar)
tam hacılara hocalara inanamaz hale gelmişken allah yolladı. güzel yazıyor.*
devamını gör...
panda
günün on saati bambu kemiren ayıcıklardır.
panda bir ayı türüdür aslında. bu yüzden sindirim sistemleri et yemeye müsaittir ama çok az besin öğesi içermesine rağmen tek besin kaynakları bambudur.
bulundukları bölgede bambular tükenirse açlıktan ölürler.
ve pandalar sonucunda ölüm olsa dahi et yemezler. bunun sebebi de etin tadını algılamalarını sağlayan bir genin evrimsel süreçte kayba uğramış olmasıdır.
yani pandalar kocaman sevimli gövdelerinde çocuk kalbi dışında böyle ilginç bilgileri de taşırlar.
panda bir ayı türüdür aslında. bu yüzden sindirim sistemleri et yemeye müsaittir ama çok az besin öğesi içermesine rağmen tek besin kaynakları bambudur.
bulundukları bölgede bambular tükenirse açlıktan ölürler.
ve pandalar sonucunda ölüm olsa dahi et yemezler. bunun sebebi de etin tadını algılamalarını sağlayan bir genin evrimsel süreçte kayba uğramış olmasıdır.
yani pandalar kocaman sevimli gövdelerinde çocuk kalbi dışında böyle ilginç bilgileri de taşırlar.
devamını gör...
zima blue
şiir gibi bölümdür. en sevdiğim (bkz: love death robots) bölümüdür. bilim kurguyla felsefenin birlikteliğinin zaten hastasıyız ancak meramını bu kadar kısa ve öz anlatabilmesi zima mavisini bir adım öne çıkarıyor.
zima mavisi hepimiziz. hikayenin sonunda kendimizi nerede bulursak bulalım, nerede ne zaman nasıl olursak olalım, kendimizi nasıl tanımlarsak tanımlayalım bize çok önceden kazınmış 'öz' oralarda bir yerde. ve ondan ne kadar uzaklaşırsak huzursuzluğumuz o kadar artıyor. ondan kopamıyor, ayrılmıyoruz. zaten şimdiye kadar bizden başka da kopmaya çalışan olmamıştı. özden kopuş bir modern dünya problemidir. bizi izleyebilen insan sayısı artınca bir şeyler gösterme isteğimiz, gösterme isteğimiz artınca sahteliğimiz arttı. çünkü 'beğenilmek' zorundaydık, takdir ve kabul görmeliydik. zima mavisi modern bir martin eden, başarıyı yakalayıp merdivenleri tırmandıkça kendinden uzaklaşan ama bunu aslında hiç istemeyen ve zaten beceremeyen. martin eden'den daha dengeli bir kişilik olduğu için özüne dönmeyi seçti, ancak martin eden gibi çoğu insan için de bu çatışmanın sonu parçalanmadır. biz, modern zamanın kayıp insanları, özümüzden uzaklaştıkça derinleşen bir melankoliye ve ölüme doğru sürükleniyoruz. aslımıza dönmek ise tek çıkış yolumuz.
zima mavisi hepimiziz. hikayenin sonunda kendimizi nerede bulursak bulalım, nerede ne zaman nasıl olursak olalım, kendimizi nasıl tanımlarsak tanımlayalım bize çok önceden kazınmış 'öz' oralarda bir yerde. ve ondan ne kadar uzaklaşırsak huzursuzluğumuz o kadar artıyor. ondan kopamıyor, ayrılmıyoruz. zaten şimdiye kadar bizden başka da kopmaya çalışan olmamıştı. özden kopuş bir modern dünya problemidir. bizi izleyebilen insan sayısı artınca bir şeyler gösterme isteğimiz, gösterme isteğimiz artınca sahteliğimiz arttı. çünkü 'beğenilmek' zorundaydık, takdir ve kabul görmeliydik. zima mavisi modern bir martin eden, başarıyı yakalayıp merdivenleri tırmandıkça kendinden uzaklaşan ama bunu aslında hiç istemeyen ve zaten beceremeyen. martin eden'den daha dengeli bir kişilik olduğu için özüne dönmeyi seçti, ancak martin eden gibi çoğu insan için de bu çatışmanın sonu parçalanmadır. biz, modern zamanın kayıp insanları, özümüzden uzaklaştıkça derinleşen bir melankoliye ve ölüme doğru sürükleniyoruz. aslımıza dönmek ise tek çıkış yolumuz.
devamını gör...
kalbin yardımcı fiilleri
bir peter esterhazy kitabıdır.
kendinizi en yalın, en savunmasız, en saf halinizle insanlara gösterebileceğiniz anlar en büyük acıları çekmekte olduğunuz anlardır. canınız ne kadar çok yanıyorsa o kadar şeffaflaşmaya başlarsınız.
hayatta bir insanın yaşayacağı en büyük acılardan biri de annesinin ölümüdür belki. kendinizi terk edilmiş hissettiğiniz, karşılıksız sevgi ihtimalini kaybettiğinize inandığınız bir acı nirvana’sı olabilir o an.
peter esterhanzy annesini kaybettikten beş ay sonra karşımıza böyle bir romanla çıkıyor ve bize kalbin işlemeye devam etmesi için yardımcı fiillere ihtiyaç duyduğunu anlatıyor kendi dilinin döndüğünce.
romanda, ölen bir annenin ardından yakılan salya sümük bir ağıt yok. ölen anne yazarın zihninden yeniden hayat bulur, ancak zaman zaman öldüğü yaşta arzı endam ederken, zaman zaman da genç bir kız olarak ortaya çıkar.
romanın en ilginç yanı anlatıcının, farklı yaşlarda ve hayatının farklı dönemlerinde ortaya çıkıp yaşadıklarını ve ölmeden önce çektiği acıları ve bu acılara neden olan hastalığını anlatan annenin olmasıdır.
her kalbin bir yardımcı fiile ihtiyacı vardır, zamana göre çekilebilmek için.
kendinizi en yalın, en savunmasız, en saf halinizle insanlara gösterebileceğiniz anlar en büyük acıları çekmekte olduğunuz anlardır. canınız ne kadar çok yanıyorsa o kadar şeffaflaşmaya başlarsınız.
hayatta bir insanın yaşayacağı en büyük acılardan biri de annesinin ölümüdür belki. kendinizi terk edilmiş hissettiğiniz, karşılıksız sevgi ihtimalini kaybettiğinize inandığınız bir acı nirvana’sı olabilir o an.
peter esterhanzy annesini kaybettikten beş ay sonra karşımıza böyle bir romanla çıkıyor ve bize kalbin işlemeye devam etmesi için yardımcı fiillere ihtiyaç duyduğunu anlatıyor kendi dilinin döndüğünce.
romanda, ölen bir annenin ardından yakılan salya sümük bir ağıt yok. ölen anne yazarın zihninden yeniden hayat bulur, ancak zaman zaman öldüğü yaşta arzı endam ederken, zaman zaman da genç bir kız olarak ortaya çıkar.
romanın en ilginç yanı anlatıcının, farklı yaşlarda ve hayatının farklı dönemlerinde ortaya çıkıp yaşadıklarını ve ölmeden önce çektiği acıları ve bu acılara neden olan hastalığını anlatan annenin olmasıdır.
her kalbin bir yardımcı fiile ihtiyacı vardır, zamana göre çekilebilmek için.
devamını gör...
eski pehlivanım korona bana bulaşmaz
adam haklı baylar bayanlar..
corona bu cehalet karşısında bir mutasyon daha geçirir.
cahilliğe bakar mısın paçadan maçadan her türlü akıyor vatandaştan.
aslında toplumun iq seviyesini yukarı çekmek için bu tiplere hususi olarak bulaşıcı bir takım hastalıklar bulaştırılıp, bir nevi yenilenme sürecine girmemiz gerekiyor.
corona bu cehalet karşısında bir mutasyon daha geçirir.
cahilliğe bakar mısın paçadan maçadan her türlü akıyor vatandaştan.
aslında toplumun iq seviyesini yukarı çekmek için bu tiplere hususi olarak bulaşıcı bir takım hastalıklar bulaştırılıp, bir nevi yenilenme sürecine girmemiz gerekiyor.
devamını gör...
ortamdan kopup dışarıdan bir göz olmak
bazen bunalıp sadece gözlem yapmaktır. bir yerden uzaklaşır sadece uzaktan seyredersiniz.
devamını gör...
alternatif prezervatif sloganları
biz prezervatifi de bahisi de iyi biliriz.
devamını gör...
yazarların en nefret ettiği batıl inançlar
doğum yaptıktan sonra densizin birisi 'lohusanın mezarı kırk gün açık olur dikkat et' demişti. nasıl bir batıl inançtır, nasıl bir ruh hastalığıdır ki bu gelip utanmadan söyleyebiliyorsunuz.
devamını gör...
intihar etmek
twitterda yasaklı olan, hesap kilitleyen ifade.*
dün bir psikiyatrist, tam kapanma yetmez, yas da ilan edilmesi gerekir diye tweet attığı için bence intihar edelim tam olsun diye tweet attım. hesabım kilitlendi, twitter bana beni önemsediğini ve yardım almam gerektiğine dair, uzun bir mail attı.*
dün bir psikiyatrist, tam kapanma yetmez, yas da ilan edilmesi gerekir diye tweet attığı için bence intihar edelim tam olsun diye tweet attım. hesabım kilitlendi, twitter bana beni önemsediğini ve yardım almam gerektiğine dair, uzun bir mail attı.*
devamını gör...
galata kantosu
benim hiç çin’de bir ablam olmadı
hiç çiçekçi dükkânım ivan milinski
üç galata gecesi ceneviz kerhânesinde
boyalı kunduralarıma büyük erkekliğime baktı kaldı
dişleri kâmilen altın dövülmüş bir kadının yüzü
peki bu güzel avratotu da kim yahu?
oldum olası ayakta bira içiyor
galiba yine yüz kişi ütülemiş kayıkta kızcağızı
biliyorsun işte bira içerken vergi vermek gücüme gidiyor arkadaş
hem ne demeye o güllü agop ukalâsı otobüs paramı çekecekmiş
eve gitmek istemiyorum pazarlık ederiz hamamda yatarız
ulan git şimdi milli gelirden söz açma bana defol bas git yıkıl
mübeccel mübeccel ben ben olayım da seni hiç anlamayayım ha
n’olur uzat bacaklarını galata’dan denizlere uzat uzat da
zırlamadan anlat on ikisi de deli olan kardeşlerini mübeccel
anlat kimlerin yüreğinde kız kulesi gibi grev çivileri var
kimler boş sarnıçlara iğilmiş ha bağırır ha bağırır
sen kahırlanma bana gözlerim çin’de benim çiçek bahçelerine kaçmış
benim hiç çin’de bir ablam olmamış hiç çiçekçi dükkânımolmamış
geceleri galata’da gülerken bacaklarımız uzamış alıştık artık ölüme
diyeceğim şu ivan milinski: ölüm için ayırdık geceleri gülerken
galata’da
hiç çiçekçi dükkânım ivan milinski
üç galata gecesi ceneviz kerhânesinde
boyalı kunduralarıma büyük erkekliğime baktı kaldı
dişleri kâmilen altın dövülmüş bir kadının yüzü
peki bu güzel avratotu da kim yahu?
oldum olası ayakta bira içiyor
galiba yine yüz kişi ütülemiş kayıkta kızcağızı
biliyorsun işte bira içerken vergi vermek gücüme gidiyor arkadaş
hem ne demeye o güllü agop ukalâsı otobüs paramı çekecekmiş
eve gitmek istemiyorum pazarlık ederiz hamamda yatarız
ulan git şimdi milli gelirden söz açma bana defol bas git yıkıl
mübeccel mübeccel ben ben olayım da seni hiç anlamayayım ha
n’olur uzat bacaklarını galata’dan denizlere uzat uzat da
zırlamadan anlat on ikisi de deli olan kardeşlerini mübeccel
anlat kimlerin yüreğinde kız kulesi gibi grev çivileri var
kimler boş sarnıçlara iğilmiş ha bağırır ha bağırır
sen kahırlanma bana gözlerim çin’de benim çiçek bahçelerine kaçmış
benim hiç çin’de bir ablam olmamış hiç çiçekçi dükkânımolmamış
geceleri galata’da gülerken bacaklarımız uzamış alıştık artık ölüme
diyeceğim şu ivan milinski: ölüm için ayırdık geceleri gülerken
galata’da
devamını gör...
kar yağdığında yapılacaklar listesi
basılmamış kara basmak.
devamını gör...
osmanlı döneminde sözlük olsaydı alınabilecek nickler
celladın baltasıyım patikanın hastasıyım.
devamını gör...
ısrarla helallik isteyen tip
ilk fırsatta bir dümen çevirme ihtimali de vardır.
devamını gör...
aşk acısının abartılması
bir gün allah'a ; 'n'olur al içimden bu acıyı' diye yalvarırken burada yazdıklarınızı hatırlayın.
devamını gör...
kitap alıntıları
"içimizde şeytan yok... içimizde aciz var... tembellik var... iradesizlik,bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey var: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var...
sabahattin ali - içimizdeki şeytan
sabahattin ali - içimizdeki şeytan
devamını gör...
yazarların unutamadığı öğretmenleri
lisedeki coğrafya öğretmenimdir.
değişik bir kadındı. derslerinde derse katılan öğrencilerin sözlü notuna yüksek not vereceğini söylerdi. gelin görün ki sözlü notlarımiz 15'den yukarı olmazdı. böylelikle dersten kalırdık. dersle alakası olmayan kişilere de 100 girerdi. durumu izah ettiğimiz de kendisinin böbrek hastası olduğunu, hastalığından dolayı da kafasının dalgın olduğunu ve bir şekilde dersimden geçersiniz zaten demesiyle ünlüydü. giyim kuşamıyla da farklıydı. etek giydiği zamanlar ten rengi çorabı bilerek yırtarak gezerdi. yırtık ten rengi çorabı dönem bitene kadar giyerdi. saçlarını küt kestirir, asla saçlarını taramazdi. bazen gözlüğünün üstüne düşen saçları ile sıraya,tahtaya toslardı. ortada bergen görünümlü hacı yatmaz gibi gezerdi.
2. dönemde yine coğrafya dersimize gireceğini öğrenince sınıfça şaka yapalım dedik. okuldaki tüm 9. sınıf öğrencileri için konferans olduğunu ve bizimde konferans salonuna gitmemiz gerektiği yalanını ortaya atmıştık. halbuki 10.sınıfların toplantısı vardı. yalanımız ortaya çıkınca apar topar sınıfa sokmuştu bizi.tabi dersin rahat 35 dakikası boş yere gidince aşırı sinirlenmiş bülbül gibi şakırdayan kadin sinirlenince karadeniz şivesine bağlamış ve tüm sınıfa bağırmaya başlamıştı. bıyık altından gülüyorduk ama bir yandan da neye uğradığımızı şaşırmıştık. çünkü aniden değişen şivesiyle avazı çıktığı kadar bağırıyordu.
bunun üstüne sınıfta hoca olmadığını ve dersin boş olduğunu sanan nöbetçi hoca da sınıfa girince, coğrafya hocamızı çıldırmış ve karadeniz şivesiyle bize hakaret ettiğini görünce neler olduğunu sormuştu. coğrafya hocamız artık kadin ne kadar sinirlendiyse "hocam beni kandurdu bu i*neler"demişti. sonra saglik nedeniyle okuldan ayrildi. gidiş o gidiş.
değişik bir kadındı. derslerinde derse katılan öğrencilerin sözlü notuna yüksek not vereceğini söylerdi. gelin görün ki sözlü notlarımiz 15'den yukarı olmazdı. böylelikle dersten kalırdık. dersle alakası olmayan kişilere de 100 girerdi. durumu izah ettiğimiz de kendisinin böbrek hastası olduğunu, hastalığından dolayı da kafasının dalgın olduğunu ve bir şekilde dersimden geçersiniz zaten demesiyle ünlüydü. giyim kuşamıyla da farklıydı. etek giydiği zamanlar ten rengi çorabı bilerek yırtarak gezerdi. yırtık ten rengi çorabı dönem bitene kadar giyerdi. saçlarını küt kestirir, asla saçlarını taramazdi. bazen gözlüğünün üstüne düşen saçları ile sıraya,tahtaya toslardı. ortada bergen görünümlü hacı yatmaz gibi gezerdi.
2. dönemde yine coğrafya dersimize gireceğini öğrenince sınıfça şaka yapalım dedik. okuldaki tüm 9. sınıf öğrencileri için konferans olduğunu ve bizimde konferans salonuna gitmemiz gerektiği yalanını ortaya atmıştık. halbuki 10.sınıfların toplantısı vardı. yalanımız ortaya çıkınca apar topar sınıfa sokmuştu bizi.tabi dersin rahat 35 dakikası boş yere gidince aşırı sinirlenmiş bülbül gibi şakırdayan kadin sinirlenince karadeniz şivesine bağlamış ve tüm sınıfa bağırmaya başlamıştı. bıyık altından gülüyorduk ama bir yandan da neye uğradığımızı şaşırmıştık. çünkü aniden değişen şivesiyle avazı çıktığı kadar bağırıyordu.
bunun üstüne sınıfta hoca olmadığını ve dersin boş olduğunu sanan nöbetçi hoca da sınıfa girince, coğrafya hocamızı çıldırmış ve karadeniz şivesiyle bize hakaret ettiğini görünce neler olduğunu sormuştu. coğrafya hocamız artık kadin ne kadar sinirlendiyse "hocam beni kandurdu bu i*neler"demişti. sonra saglik nedeniyle okuldan ayrildi. gidiş o gidiş.
devamını gör...
yabancı yazarlar türkiye'de yaşasa yazacağı kitaplar
goethe - genç werther’in gacıları.
devamını gör...
miyop olmanın zorlukları
üstüne bir de astigmatınız da varsa tam evlere şenlik bir olaydır. net görememenin, flu görmenin verdiği huzursuzluk ve baş ağrısı tarif edilemez. çerçevesiz gözlük kullanıyordum ve koltuğun üzerine koyduğumu unutup üstüne oturmuştum*. o an yaşadığım duyguları tarif edemem. ki gözlüğü birkaç gün o şekilde kullandım çünkü görmüyordum ve ne görsem kârdı. tabi gözlük konusunda o toyluğu üzerimizden attık ve artık bir tane de yedek bulundurarak gözlük kullanıyorum*.
devamını gör...
