geceye bir şiir bırak
--! spoiler !--
ben orda, akşamına orospular dadanan
camlarında pis sinekler gezinen, ben orda
eskimiş bir tutuşla şarabını içiyor
kadınlarda oluyor kadınsız bakışlarla
başıyla öne düşmüş yüreğiyle beraber
ya tanrıya inanır ya da isyana.
kimseye vermiyor ki acılardan artarsa
kuytular çıkarıyor sevişmeler onlardan
bu nasıl bir bakış ki dünyaya intiharla
ya da hep kar yağıyor da düşünmesi siyahtan
öyle ya kim sevişirdi acıları olmasa
kim bakardı uzağa köpekleri saymazsam.
orası bir ölümdür şarabımı doyuran
ölünen yüzler gibi bir bütündür adamlar
vaftizi gün ışığında bir garip protestan
tanrısıyla sevişir, herkes bilir sevişmeyi o kadar
kim ne derse desin ben bu günü yakıyorum
yeniden doğmak için çıkardığım yangından.
edip cansever, phoenix
--! spoiler !--
ben orda, akşamına orospular dadanan
camlarında pis sinekler gezinen, ben orda
eskimiş bir tutuşla şarabını içiyor
kadınlarda oluyor kadınsız bakışlarla
başıyla öne düşmüş yüreğiyle beraber
ya tanrıya inanır ya da isyana.
kimseye vermiyor ki acılardan artarsa
kuytular çıkarıyor sevişmeler onlardan
bu nasıl bir bakış ki dünyaya intiharla
ya da hep kar yağıyor da düşünmesi siyahtan
öyle ya kim sevişirdi acıları olmasa
kim bakardı uzağa köpekleri saymazsam.
orası bir ölümdür şarabımı doyuran
ölünen yüzler gibi bir bütündür adamlar
vaftizi gün ışığında bir garip protestan
tanrısıyla sevişir, herkes bilir sevişmeyi o kadar
kim ne derse desin ben bu günü yakıyorum
yeniden doğmak için çıkardığım yangından.
edip cansever, phoenix
--! spoiler !--
devamını gör...
pazırık halısı
dünyanın en eski halısıdır. ermitaj müzesinde sergilenmektedir.
sibirya'da, altay dağlarının eteklerinde bulunan pazırık bölgesindeki bir kurganda keşfedilmiştir. en az 2500 yıllık olmasının yanısıra kullanılan düğümlerin türk düğümü olarak adlandırılan gördes düğümü olması ayrıca tasarım, ebat bakımından türkmen halılarına benzemesi türklere ait olabileceği olasılığını arttırmaktadır.sovyet arkeologlara göre ise halı altaylılar için yapılmış bir iran halısıdır.
halının günümüze kadar bozulmadan ulaşabilmesinin sırrı ise mezar odasına dolan suyun donup, halıyı dış etkenlerden koruyup muhafaza etmesidir.
aynı zamanda halının hala bu kadar canlı ve parlak renklere sahip olabilmesinin nedeni de fermente yün kullanılmış olmasıdır.
kaynaklar :
www.tarihiolaylar.com/tarih...
tr.m.wikipedia.org/wiki/Paz...
arkeofili.com/2-500-yillik-...
sibirya'da, altay dağlarının eteklerinde bulunan pazırık bölgesindeki bir kurganda keşfedilmiştir. en az 2500 yıllık olmasının yanısıra kullanılan düğümlerin türk düğümü olarak adlandırılan gördes düğümü olması ayrıca tasarım, ebat bakımından türkmen halılarına benzemesi türklere ait olabileceği olasılığını arttırmaktadır.sovyet arkeologlara göre ise halı altaylılar için yapılmış bir iran halısıdır.
halının günümüze kadar bozulmadan ulaşabilmesinin sırrı ise mezar odasına dolan suyun donup, halıyı dış etkenlerden koruyup muhafaza etmesidir.
aynı zamanda halının hala bu kadar canlı ve parlak renklere sahip olabilmesinin nedeni de fermente yün kullanılmış olmasıdır.
kaynaklar :
www.tarihiolaylar.com/tarih...
tr.m.wikipedia.org/wiki/Paz...
arkeofili.com/2-500-yillik-...
devamını gör...
spontane radyo yayını
merhabalar sevgili dostlar. bir süredir gündemimizde olan, ancak bizim için oldukça üzücü olduğundan, kendi aramızda bile konuşmaktan kaçındığımız bu haberi artık sizlerle paylaşmak durumundayız zira torku’nun ecele faydası yok. *
efenim, spontane isimli güzide radyo yayınımızı, malesef bu hafta da dahil olmak üzere, belirsiz bir süre için askıya almak durumundayız. gelecek ne getirir bilinmez dostlar, ama sizinle ve yayınımızla olan geçmiş, kelimelerle ifade edilemeyecek kadar güzeldi.
- peki neden a cenk? sen biliyo musun yılmaz gacesinden ayrıldı? kimden ötürü ha kimden ötürü? senden ötürü mü? benden ötürü mü?
malesef benden ötürü a dostlar. önümüzdeki süreçte kişisel gündemlerimden kaynaklı, hem sözlüğe hem de radyoya pek az zaman ayırabileceğim. buna canlı yayın saatlerimiz ve keşke hepiniz dahil olabilseniz de bizim kadar eğlenebilseniz dediğimiz, yayın hazırlık süreçlerimiz de dahil malesef.
hal böyle olunca, sizleri pazartesiye kadar bekletmeden haberdar edelim dedik. size dinleyenlerimiz diyemem. desem desem, bize kulak veren dostlar diyebilirim. hem robnaja’nın hem benim ilk yayın deneyimimiz olan bu süreçte desteğini esirgemeyen tüm dostlara, bizimle gülen bizimle ah be diyen tüm güzel insanlara, en rezil anılarımıza dahi gülümseyerek tepki veren tüm arkadaşlarımıza, modumuz düştüğü anda sezip bizi kucaklarına alıp yükselten siz mükemmel varlıklara* sonsuz teşekkür ederim. spontane ekibi olarak, bize güvenip, “yardırın arkadaşlar, siz halledersiniz şöyle süpersiniz böyle mükemmelsiniz” diye bizi gazlayan, ertesi günkü unutulmaz dinozor şarkısı esnasında dahi sadece random gülen güzel insan, superman gomercan’a sonsuz sevgiler, çiçekler ve sevimli böcekler yollarız. heykelini diksek, ehe. şey. neyse.
rob hep “veda etmek istemiyorum, bir sonraki yayın için buluşma talebiyle ayrılıyorum” diye bitirirdi programları. yine öyle yapalım, veda etmek istemiyoruz, ileride bir gün tekrar buluşmak dileğiyle. hoşçakalın dostlar.
efenim, spontane isimli güzide radyo yayınımızı, malesef bu hafta da dahil olmak üzere, belirsiz bir süre için askıya almak durumundayız. gelecek ne getirir bilinmez dostlar, ama sizinle ve yayınımızla olan geçmiş, kelimelerle ifade edilemeyecek kadar güzeldi.
- peki neden a cenk? sen biliyo musun yılmaz gacesinden ayrıldı? kimden ötürü ha kimden ötürü? senden ötürü mü? benden ötürü mü?
malesef benden ötürü a dostlar. önümüzdeki süreçte kişisel gündemlerimden kaynaklı, hem sözlüğe hem de radyoya pek az zaman ayırabileceğim. buna canlı yayın saatlerimiz ve keşke hepiniz dahil olabilseniz de bizim kadar eğlenebilseniz dediğimiz, yayın hazırlık süreçlerimiz de dahil malesef.
hal böyle olunca, sizleri pazartesiye kadar bekletmeden haberdar edelim dedik. size dinleyenlerimiz diyemem. desem desem, bize kulak veren dostlar diyebilirim. hem robnaja’nın hem benim ilk yayın deneyimimiz olan bu süreçte desteğini esirgemeyen tüm dostlara, bizimle gülen bizimle ah be diyen tüm güzel insanlara, en rezil anılarımıza dahi gülümseyerek tepki veren tüm arkadaşlarımıza, modumuz düştüğü anda sezip bizi kucaklarına alıp yükselten siz mükemmel varlıklara* sonsuz teşekkür ederim. spontane ekibi olarak, bize güvenip, “yardırın arkadaşlar, siz halledersiniz şöyle süpersiniz böyle mükemmelsiniz” diye bizi gazlayan, ertesi günkü unutulmaz dinozor şarkısı esnasında dahi sadece random gülen güzel insan, superman gomercan’a sonsuz sevgiler, çiçekler ve sevimli böcekler yollarız. heykelini diksek, ehe. şey. neyse.
rob hep “veda etmek istemiyorum, bir sonraki yayın için buluşma talebiyle ayrılıyorum” diye bitirirdi programları. yine öyle yapalım, veda etmek istemiyoruz, ileride bir gün tekrar buluşmak dileğiyle. hoşçakalın dostlar.
devamını gör...
ea sports it's in the game
i ey sports tını geym gibi duyulur.
ea sports'un oyunlarında kullandığı slogandır.
ea sports'un oyunlarında kullandığı slogandır.
devamını gör...
içli köfte
ülkemizde özellikle adana ve hatay illerinde bolca yapıldığını bildiğim lezzetli bir yemek. içinde kıymalı bir harç bulunuyor, dışı ise bulgurlu bir hamurdan yapılıyor.
adana'da haşlaması, hatay'da ise kızartması yapılıyor ve hatay'da içli köfteye oruk diyorlar.
haşlanmış halinin üzerine limon sıkarak yiyeni çoktur, kızartmasına limon sıkılıyor mu bilmiyorum.
adana'da haşlaması, hatay'da ise kızartması yapılıyor ve hatay'da içli köfteye oruk diyorlar.
haşlanmış halinin üzerine limon sıkarak yiyeni çoktur, kızartmasına limon sıkılıyor mu bilmiyorum.
devamını gör...
gazi mahmut yaşargil
uyumayı konferansına gitmeye tercih ettiğim*, belki de böylesi büyük bi insanı görme fırsatını bir daha asla bulamayacağım hekim.
(bkz: otomatik leyla ekartörü)
(bkz: yaşargil anevrizma klipsi)
(bkz: otomatik leyla ekartörü)
(bkz: yaşargil anevrizma klipsi)
devamını gör...
sol frame ağlıyor
emziğini verin sussun dediğim durumdur. ağlar da güler de. düşe kalka büyüyecek.
devamını gör...
ruh adam
hüseyin nihal atsız’ın ince ama dev romanıdır. ideolojik olarak yazara ve dolayısı ile bu esere önyargılı yaklaşanlar olacaktır. önyargılarını yıkıp okuyan türk edebiyat tarihinin en iyi psikolojik romanlarından birini okumuş olmanın hazzını duyacak, belki 2. kez okuyacak yada başucu kitabı yapacaktır. önyargılı olanlar ise okumadığı halde nihal atsız gibi dev bir yazara burun kıvıracaktır.
ayrıca romanda öyle güzel diyaloglar, öyle ince düşünce, fikir ve sözler yer almaktadır ki insan ezberlemek ister, arada aklına geldikçe açar okur.
selim pusat, güntülü, leyla mutlak gibi karakterlerin arasında, çevremde ki okurlardan gözlemlediğim kadarıyla geri planda kalan bir karakter var ki beni esas etkileyen karakter odur. ayşe pusat. yanımda öyle güçlü duracak bir kadın olduğunu düşünürüm de, ah ulan iradesiz selim derim, sen adam mısın diye kızarım.
+ niçin severiz güntülü.
- sevginin niçini olmaz ki efendim... düşünsem makul bir sebep bulabilirim. fakat bu hakiki sebep olmaz. çünkü biz önce severiz. sonra sevdiğimiz şeyin güzel taraflarını bulmaya çalışırız. bu da hodbinliğimizden doğar.
ummadık yerden gelen iyilik ve nezaket insanları daha çok sarar ve sarsar.
insanlar, babalarıyla analarının dağ gibi ümitleriyle dünyaya geldikten sonra denizler gibi ümitsizlikler içinde boğularak kaybolup gidiyorlardı.
-bazen bir sevgili için her şey bırakılır yüzbaşım.
insan bir öfke anında arkadaşını; bir buhran dakikasında kendini öldürebildiği gibi, aşk denen hastalığın şiddetlendiği bir sırada da istikbalini, halini, mazisini, her şeyini feda edebilir.
pusat doktora istihkarla baktı:
+bunları iradesiz, karaktersiz ve zayıf adamlar yapar.
doktor büsbütün hüzünlenen bakışlarını pencereden ta uzaklara çevirerek cevap verdi:
-en kuvvetli insanların da zayıf anları olur
bana insanlardan mı bahsediyorsun? insanlar mazide ve tarihin yaprakları arasında kaldılar. bu gördüklerin birer karikatürden başka bir şey değildir.
tiyatro bitti, beklemeye lüzum görmüyorum.
roman kısmen hüseyin nihal atsız’ın otobiyografisidir. baş kahramanımız yzb.selim pusat en iyi subayların krallık rejimlerinde yetiştiğini savunması nedeniyle kralcılıkla suçlanarak ordudan atılmış bir subaydır.(romanda tarih geçmez ancak anlatılan yıllar tahminimce 1940 lardır.) selim pusat’ın babası ve dedesi de subaydır.
hüseyin nihal atsız tıbbiyeden arap kökenli olduğu için bir teğmene selam vermemesi nedeniyle atılmış bir subay namzetidir. onun da babası ve dedesi subaydır.
ayrıca romanda öyle güzel diyaloglar, öyle ince düşünce, fikir ve sözler yer almaktadır ki insan ezberlemek ister, arada aklına geldikçe açar okur.
selim pusat, güntülü, leyla mutlak gibi karakterlerin arasında, çevremde ki okurlardan gözlemlediğim kadarıyla geri planda kalan bir karakter var ki beni esas etkileyen karakter odur. ayşe pusat. yanımda öyle güçlü duracak bir kadın olduğunu düşünürüm de, ah ulan iradesiz selim derim, sen adam mısın diye kızarım.
+ niçin severiz güntülü.
- sevginin niçini olmaz ki efendim... düşünsem makul bir sebep bulabilirim. fakat bu hakiki sebep olmaz. çünkü biz önce severiz. sonra sevdiğimiz şeyin güzel taraflarını bulmaya çalışırız. bu da hodbinliğimizden doğar.
ummadık yerden gelen iyilik ve nezaket insanları daha çok sarar ve sarsar.
insanlar, babalarıyla analarının dağ gibi ümitleriyle dünyaya geldikten sonra denizler gibi ümitsizlikler içinde boğularak kaybolup gidiyorlardı.
-bazen bir sevgili için her şey bırakılır yüzbaşım.
insan bir öfke anında arkadaşını; bir buhran dakikasında kendini öldürebildiği gibi, aşk denen hastalığın şiddetlendiği bir sırada da istikbalini, halini, mazisini, her şeyini feda edebilir.
pusat doktora istihkarla baktı:
+bunları iradesiz, karaktersiz ve zayıf adamlar yapar.
doktor büsbütün hüzünlenen bakışlarını pencereden ta uzaklara çevirerek cevap verdi:
-en kuvvetli insanların da zayıf anları olur
bana insanlardan mı bahsediyorsun? insanlar mazide ve tarihin yaprakları arasında kaldılar. bu gördüklerin birer karikatürden başka bir şey değildir.
tiyatro bitti, beklemeye lüzum görmüyorum.
roman kısmen hüseyin nihal atsız’ın otobiyografisidir. baş kahramanımız yzb.selim pusat en iyi subayların krallık rejimlerinde yetiştiğini savunması nedeniyle kralcılıkla suçlanarak ordudan atılmış bir subaydır.(romanda tarih geçmez ancak anlatılan yıllar tahminimce 1940 lardır.) selim pusat’ın babası ve dedesi de subaydır.
hüseyin nihal atsız tıbbiyeden arap kökenli olduğu için bir teğmene selam vermemesi nedeniyle atılmış bir subay namzetidir. onun da babası ve dedesi subaydır.
devamını gör...
üniversiteye hazırlananlara tavsiyeler
boş işlerle uğraşmayın. tv izlemeyin,bu devirde tv izliyorsanız zaten büyük bir akıl tutulması ile karşı karşıya olabilirsiniz. adam akıllı işlerle uğraşın;
sakın ha ders çalışmak gibi dünyanın en gereksiz şeyiyle vaktinizi çöp etmeyin. kızların peşinden koşun/erkekleri peşinizden koşturun. aşık olun, bağıra bağıra şarkılar söyleyin. en sevdiğiniz şarkıyı tüm bir şehir dinlesin.
"hayat ne anlamı ne ustam?
dedi tepeden tırnağa aşığım sana."
sakın ha ders çalışmak gibi dünyanın en gereksiz şeyiyle vaktinizi çöp etmeyin. kızların peşinden koşun/erkekleri peşinizden koşturun. aşık olun, bağıra bağıra şarkılar söyleyin. en sevdiğiniz şarkıyı tüm bir şehir dinlesin.
"hayat ne anlamı ne ustam?
dedi tepeden tırnağa aşığım sana."
devamını gör...
annelik sadece biyolojik midir sorunsalı
ben buna katiyen hayır demek istiyorum. annelik doğurmakla alakalı değildir. içten gelir, çok özel bir histir. eşimle yıllarca uğraştık. nasip değilmiş,olmadı çocuğumuz... evlat edinme durumunda kaldık. artık dünyalar yakışıklısı bir oğlum var. artık ben onun annesiyim ve bunu kimse değiştiremez.
devamını gör...
my octopus teacher
netflix'te yayınlanan muhteşem bir belgesel. bir insan ve bir ahtapotun olağan dışı ilişkisi ve bu ilişkiden insanın çıkardığı sonuçlar üzerine çekilmiş. belgeselden bir çok anlamlı öğreti çıkarabilirsiniz. bittiğinde bence bir aydınlanma yaşıyor insan. izlemesi çok keyifli, hiç sıkıcı bir anlatımı yok. görselliğe gelince gerçekten olağanüstü.
konusuna tekrar dönecek olursam okyanus kıyısında yaşayan bir fotoğrafçı ve yönetmen olan craig foster bir kaç başarısız iş deneyiminden sonra kendisini çocukluğunun geçtiği güney afrika'nın cape town şehrinde okyanus kıyısındaki yosun ormanlarının bulunduğu yerde bulur ve bu denizin (okyanusun) altındaki yosun ormanında çekim yapmaya karar verir. bu süreçte bir ahtapot ilgisini çeker. ahtapotun kendisini avcılardan nasıl koruduğu çok dikkatini çektikten sonra her gün bu ahtapotu incelemeye karar verir. ve belgesel bundan sonra ortaya çıkıyor. her gün ahtapotu görmek için dalış yapıyor. ahtapot doğal olarak ilk önceleri insandan çekiniyor ürküyor. bu sefer foster kamerayı yerleştiriyor yuvasının karşısına. ancak her gün yine bakmaya gidiyor ve bir süre sonra ahtapotun kendisine nasıl güvendiğini gün be gün görüyor.
güven ilişkisi, temasın önemi burada dikkat çekilmesi gereken konular. bu ahtapot insan ilişkisini bir metafor olarak kullanıp, okullrda ders olarak göstermekte veya çocuklarımızı evde bu ilişkiden hareketle eğitmekte fayda var.
craig foster yaklaşık 1 yıl boyunca her gün ahtapot ile iletişim içinde kalıyor. bu süreçte ahtapotun nasıl avlandığını, kendisini tehlikelerden nasıl koruduğunu ve ahtapota dair her şeyi hem yaşayarak hem de araştırarak öğreniyor. hatta bir saldırı esnasında kollarından birini kaybeden ahtapotun kolunun yeniden çıkıp büyümesine şahit oluyor. ve tabi ki yumurtlaması ve ölümüne kadar her şeye şahit oluyor.
evde ailecek izlenebilecek bir belgesel. ben çok beğendim.
konusuna tekrar dönecek olursam okyanus kıyısında yaşayan bir fotoğrafçı ve yönetmen olan craig foster bir kaç başarısız iş deneyiminden sonra kendisini çocukluğunun geçtiği güney afrika'nın cape town şehrinde okyanus kıyısındaki yosun ormanlarının bulunduğu yerde bulur ve bu denizin (okyanusun) altındaki yosun ormanında çekim yapmaya karar verir. bu süreçte bir ahtapot ilgisini çeker. ahtapotun kendisini avcılardan nasıl koruduğu çok dikkatini çektikten sonra her gün bu ahtapotu incelemeye karar verir. ve belgesel bundan sonra ortaya çıkıyor. her gün ahtapotu görmek için dalış yapıyor. ahtapot doğal olarak ilk önceleri insandan çekiniyor ürküyor. bu sefer foster kamerayı yerleştiriyor yuvasının karşısına. ancak her gün yine bakmaya gidiyor ve bir süre sonra ahtapotun kendisine nasıl güvendiğini gün be gün görüyor.
güven ilişkisi, temasın önemi burada dikkat çekilmesi gereken konular. bu ahtapot insan ilişkisini bir metafor olarak kullanıp, okullrda ders olarak göstermekte veya çocuklarımızı evde bu ilişkiden hareketle eğitmekte fayda var.
craig foster yaklaşık 1 yıl boyunca her gün ahtapot ile iletişim içinde kalıyor. bu süreçte ahtapotun nasıl avlandığını, kendisini tehlikelerden nasıl koruduğunu ve ahtapota dair her şeyi hem yaşayarak hem de araştırarak öğreniyor. hatta bir saldırı esnasında kollarından birini kaybeden ahtapotun kolunun yeniden çıkıp büyümesine şahit oluyor. ve tabi ki yumurtlaması ve ölümüne kadar her şeye şahit oluyor.
evde ailecek izlenebilecek bir belgesel. ben çok beğendim.
devamını gör...
ingmar bergman
tarihin gelmiş geçmiş en büyük yönetmenlerinden biridir. birincilik kendisinin mi yoksa andrei tarkovsky'nin mi tartışılır fakat istisnasız her biri çok derin ve sanat eseri inceler gibi incelenebilecek, görmesini bilenler için çok şey anlatacak filmlerin yönetmenidir.
(bkz: the seventh seal) (bkz: persona)(bkz: vargtimmen) eserlerinden bazılarıdır.
(bkz: the seventh seal) (bkz: persona)(bkz: vargtimmen) eserlerinden bazılarıdır.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
serada kavun topluyorum. yaklaşık 500 kilo toplandı 1 ton daha toplanır. ne bitmez çileymiş dediğim saatlerdeyim.
devamını gör...
psikoloğun söylediği unutulmayan sözler
senin bir şeyin yok. olsaydı buraya kendi isteğinle gelmezdin. bir şeyim yok benim der, kabullenmezdin.
devamını gör...
dm'den fingirdeşen yazarlar
kusura bakmayın sözlüğün selameti için birisi bunu yapmalıydı.
(bkz: en kuvvetli ayırma duası)
bismillahirrahmanirrahim. vela havle vela kuvvete illa billahi aliyyil azim. allahümme inni esabet ya kadümü ya daimü yasekde yeus yabudu ya semedü ya hayyümü ya kayyümü ya zel celali ve ikram fiin teccihan fevui hasilla hala ihake ilahu aleyni teveknül tüve hüverabbilazim.
(bkz: en kuvvetli ayırma duası)
bismillahirrahmanirrahim. vela havle vela kuvvete illa billahi aliyyil azim. allahümme inni esabet ya kadümü ya daimü yasekde yeus yabudu ya semedü ya hayyümü ya kayyümü ya zel celali ve ikram fiin teccihan fevui hasilla hala ihake ilahu aleyni teveknül tüve hüverabbilazim.
devamını gör...
sevgilinizin sevgilinizi aldattığınız kişiyle sizi aldatması
böyle bir fransız filmi vardı. kadın lezbiyen ve bir sevgilisi var. sonra bir adamla tanıştı ve ona olan isteğine karşı koyamadı. sevgilisine bunu itiraf edince ayrıldılar. adamla ilişkiye başladı ama eski sevgilisini de unutamadı. filmin sonunda ortada kadın kahramanımız bir tarafında kadın sevgilisi bir tarafında erkek sevgilisi el ele tutuşup yürüdüler*.
devamını gör...



