sadece ayaklarımı değil kalbimi çaldılar
işte bu haber bir toplum için artık tükenmişliğin belgesidir.
içinde bulunduğumuz siyasi ve ekonomik atmosferi de özetler niteliktedir.
umarım mağdur vatandaşımıza yardım eli uzatan bir hayırsever bulunur.
içinde bulunduğumuz siyasi ve ekonomik atmosferi de özetler niteliktedir.
umarım mağdur vatandaşımıza yardım eli uzatan bir hayırsever bulunur.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük.
ankara mahzun ve mat bu gün.
gözleri ıslanmış gibi.
ısıtmak istemiyor bu gün.
kendi başına olmak istiyor.
ona, bana ve sözlüğe yeni türkü'den sezenler olmuş şarkısı gelsin.
türkü olmuşsun
umudummuşsun
ellerimde gözbebeğimde
ankara mahzun ve mat bu gün.
gözleri ıslanmış gibi.
ısıtmak istemiyor bu gün.
kendi başına olmak istiyor.
ona, bana ve sözlüğe yeni türkü'den sezenler olmuş şarkısı gelsin.
türkü olmuşsun
umudummuşsun
ellerimde gözbebeğimde
devamını gör...
the bar
az önce izlediğim türü komedi görünen ama bence psikolojik gerilim olan film.
--! spoiler !--
insanların hayatta kalma içgüdüsü devreye girdiği anda bambaşka birine dönüştüğü, içindeki ilkelliğin ortaya çıktığı, gücü eline alanın -bu filmde güç unsuru bardaki silah- diktatörleştiği, insani ilişkilerin salt menfaatler doğrultusunda ilerlediği değişik bir konuyla gösterilmiş.
içerdiği metaforlar sebebiyle platform, çember gibi bazı filmlere benzetebiliriz ancak onlar kadar kuvvetli etki veremedi. seneler önce izlediğim balada triste de trompeta isimli bir başka ispanyol filmini anımsattı biraz, yanlış hatırlamıyorsam orada da tüm karakterler absürttü ondan olabilir. bu durum insan psikolojisini sorgulamaktan çıkarıp, korku gerilim konulu düz bir film olarak izlememize sebebiyet veriyor. bazı mantıksal hatalar da filmi otomatikman başyapıt olmaktan çıkarmış. mesela madem hükümet konuya el koydu, orayı yakmaya gelenler bardakileri görüyor o anda onları da vurabilirlerdi. hatta en başından bardan çıkanları vurdukları gibi, bardakiler camlara yapışmış dışarı bakarken de vurabilirlerdi. barı yakmak için girdiklerinde ya da yangından sonra kapının önünde şerit çekerken de duyup yaşayanlar olduğunu fark edebilirlerdi. yine de bir şekilde merak duygusunu son ana kadar diri tuttuğundan çerezlik olarak izlenebilir.
--! spoiler !--
--! spoiler !--
insanların hayatta kalma içgüdüsü devreye girdiği anda bambaşka birine dönüştüğü, içindeki ilkelliğin ortaya çıktığı, gücü eline alanın -bu filmde güç unsuru bardaki silah- diktatörleştiği, insani ilişkilerin salt menfaatler doğrultusunda ilerlediği değişik bir konuyla gösterilmiş.
içerdiği metaforlar sebebiyle platform, çember gibi bazı filmlere benzetebiliriz ancak onlar kadar kuvvetli etki veremedi. seneler önce izlediğim balada triste de trompeta isimli bir başka ispanyol filmini anımsattı biraz, yanlış hatırlamıyorsam orada da tüm karakterler absürttü ondan olabilir. bu durum insan psikolojisini sorgulamaktan çıkarıp, korku gerilim konulu düz bir film olarak izlememize sebebiyet veriyor. bazı mantıksal hatalar da filmi otomatikman başyapıt olmaktan çıkarmış. mesela madem hükümet konuya el koydu, orayı yakmaya gelenler bardakileri görüyor o anda onları da vurabilirlerdi. hatta en başından bardan çıkanları vurdukları gibi, bardakiler camlara yapışmış dışarı bakarken de vurabilirlerdi. barı yakmak için girdiklerinde ya da yangından sonra kapının önünde şerit çekerken de duyup yaşayanlar olduğunu fark edebilirlerdi. yine de bir şekilde merak duygusunu son ana kadar diri tuttuğundan çerezlik olarak izlenebilir.
--! spoiler !--
devamını gör...
en güzel teoman şarkısı
aşk kırıntıları
"...inan çok çalıştım bu kalpsiz dünyayı sevebilmek için. neyim var ki sanki senden başka?"
"...inan çok çalıştım bu kalpsiz dünyayı sevebilmek için. neyim var ki sanki senden başka?"
devamını gör...
yazarların whatsapp durumları
artık parmak uçlarında yürümeyi kes, bırak uyansınlar...
devamını gör...
kitap okuyan insanı belli eden detaylar
bilemezsin ki. kendini size hangi maskesiyle takdim ediyorsa o şekilde tanırsınız. kendini saf gibi çok birşey bilmez gibi tanıtıyorsa? ama haftada bir kaç kitap okuyorsa? bu yüzden akıcı konuşmaya katılmıyorum. hala akıcı konuşamayan ve telaffuzunda, çok kitap okumasına rağmen, bozukluk olan kişiler var. biri ben.
devamını gör...
sıradan biri olmak
farklı ve özel hissettiğim anlar çok oldu, öyleyim sandım kaptırdım gittim...
şimdiyse sıradan olmak istiyorum hatta farkedilmemek.
şimdiyse sıradan olmak istiyorum hatta farkedilmemek.
devamını gör...
ezhel
şu an ülkede en çok dinlenen sanatçılardan biriyse bu tesadüf değildir arkadaşlar. bu adam hep risk aldı, hep tarz değiştirdi, işin sonunda kendini buldu. müptezhel albümü çıkmadan hemen öncesinde ankara'da kirada oturduğu evin kirasını ödeyemeyecek haldeydi. ev sahibinden bizzat duydum. ülkede rap müziğe boyut atlatmış ve rap'e karşı olan önyargıları yıkmıştır. bu adam patladıktan sonra bütün türk rap camiasının dinlenmesi arttı fark edersiniz ki.
devamını gör...
yanlış bellek ve yanlış bilgilendirme etkisi
hatırladıklarınızın doğru olduğunu ve değişmediğini düşünüyor musunuz? eger öyleyse, muhtemelen yanılıyorsunuz. birisi" kendi gözlerimle gördüm" dediğinde insanlar buna inanmaya meyillidir. bununla birlikte, bir olaya tanıklık etmeniz ile bir başkasına anlatmanız arasında, özellikle de konuyla ilgili bir kişi size yönlendirici sorular yöneltiyorsa, hatırladıklarınızda büyük değişkenlikler olabilir.
profesör elizabeth loftus bir olayı sahneleyip farklı kişilere olay hakkında sorular sorduğunda genellikle hepsinin farklı anlatımlarda bulunduğunu fark etti.
görgü tanığı hataları mahkemeler için ciddi sorunlar oluşturabiliyor. 1973'te bir davada 17 tanık, polis memurunu vuran kişi olarak bir adamı teşhis etti. daha sona ortaya çıktı ki adam, suç mahallinin yakınında bile değildi.
loftus şöyle açıklıyor:" bir olayı tecrübe ettiğimizde yaptığımız şey, belleğimizde onu depolayıp ileride başka bir vesileyle depoladıģımız şeye dönerek onu olduğu gibi okumaktan ibaret değildir. aksine, hatırlama ya da tanıma sırasındı, olayı birçok kaynaktan gelen bilgileri kullanarak yeniden oluştururuz. bunlar hem olayın orijinal algısını hem de olaydan sonra çıkarılan sonuçları içerir. zamanla bu kaynaklardan gelen bilgiler bütünleşir, böylece tanık, belirli bir detayı nasıl bildiğini söyleyemez. artık sadece birleşmiş bir belleği vardır." başka bir ifade ile, beyin, olaya dair gerçek deneyimini alır ve olanı açıklayacak makul bir hikaye oluşturur. daha sonra başka bilgiler veya öneriler gelirse beyin, belleği yeni girdilere uyacak şekilde yeniden yapılandırabilir. loftus, tanıkları sorulan soruların onların hatırladığı şeyi değiştiriyor gibi göründüğünü fark etti ve bunun ne derece kolay olabileceğini bulmak için bir deney yaptı.
100 öğrenciye zincirleme bir araba kazası içeren kısa bir film izletti. filmi gördükten sonra öğrenciler, altı kritik soru içeren bir anket doldurdular: sorulardan üçü filmde görülen, üçü de görülmeyen şeylerle alakalıydı.
deneklerin yarısı için sorulan kritik soru " kırık bir far gördünüz mü?" biçiminde sunuldu. diğer yarısı için ise "kırık farı gördün mü? "şeklinde soruldu. ikinci soru, filmde gerçekten görülmüş olsun olmasın, kırılmış bir cam olduğu anlamına gelir.
"kırık far" grubunun %15'i ; " kırık bir far" grubunun ise %7'si var olmayan bu ögeyi gördüklerini söyledi. başka bir deyişle "kırık bir far"dan, "kırık far"a geçmek, aslında öğrencilerin %8'inin anılarını değiştirmiş gibi görünüyordu.
lotus, sorudaki diğer küçük değişikliklerin nicel kararları etkileyip etkilemeyecegini bulmak için, başka bir öğrenci grubuna da benzer bir film gösterdi ve arabaların birbirlerine " çarptıklarında" ya da "tosladıklarında"ne kadar hızlı oldukları sordu. bir hafta sonra, filmde öyle bir şey olmamasına rağmen, kırık camı görüp görmedikleri soruldu. arabaların" tosladığı" yüklemiyle soru sorulan öğrencilerin içinde kırık camı gördüğünü söyleyenlerin sayısı, arabaların "çarptığı " yüklemiyle soru sorulan öğrencilerin içinde kırık camı gördüğünü söyleyenlerin sayısının iki katını geçiyordu.
bu deneyden de" filmle ilgili hatıraları küçük cümle değişiklikleri içeren sorular tarafından açıkça değiştirilebiliyor" çıkarmını yaptı.
lotus son olarak şu sonuca vardı:
görgü tanıkları sadece hız değil, aynı zamanda zaman ve mesafe konusunda da isabetli tahminlerde bulunulamıyor. buna rağmen mahkemelerde her zaman nicel kararlar vermek zorunluğu ile karşı karşıyalar. kaza araştırmacıları, polis memurları, avukatlar, muhabirler ve görgü tanıklarının sorgulanması gereken diğerleri, kelimelerin alttan alta taşıdıkları ince telkinleri göz önünde bulundurmaya çalışmalıdır. bir görgü tanığını sorguladığınızda elde ettiğiniz, gördükleri olmayabilir.
profesör elizabeth loftus bir olayı sahneleyip farklı kişilere olay hakkında sorular sorduğunda genellikle hepsinin farklı anlatımlarda bulunduğunu fark etti.
görgü tanığı hataları mahkemeler için ciddi sorunlar oluşturabiliyor. 1973'te bir davada 17 tanık, polis memurunu vuran kişi olarak bir adamı teşhis etti. daha sona ortaya çıktı ki adam, suç mahallinin yakınında bile değildi.
loftus şöyle açıklıyor:" bir olayı tecrübe ettiğimizde yaptığımız şey, belleğimizde onu depolayıp ileride başka bir vesileyle depoladıģımız şeye dönerek onu olduğu gibi okumaktan ibaret değildir. aksine, hatırlama ya da tanıma sırasındı, olayı birçok kaynaktan gelen bilgileri kullanarak yeniden oluştururuz. bunlar hem olayın orijinal algısını hem de olaydan sonra çıkarılan sonuçları içerir. zamanla bu kaynaklardan gelen bilgiler bütünleşir, böylece tanık, belirli bir detayı nasıl bildiğini söyleyemez. artık sadece birleşmiş bir belleği vardır." başka bir ifade ile, beyin, olaya dair gerçek deneyimini alır ve olanı açıklayacak makul bir hikaye oluşturur. daha sonra başka bilgiler veya öneriler gelirse beyin, belleği yeni girdilere uyacak şekilde yeniden yapılandırabilir. loftus, tanıkları sorulan soruların onların hatırladığı şeyi değiştiriyor gibi göründüğünü fark etti ve bunun ne derece kolay olabileceğini bulmak için bir deney yaptı.
100 öğrenciye zincirleme bir araba kazası içeren kısa bir film izletti. filmi gördükten sonra öğrenciler, altı kritik soru içeren bir anket doldurdular: sorulardan üçü filmde görülen, üçü de görülmeyen şeylerle alakalıydı.
deneklerin yarısı için sorulan kritik soru " kırık bir far gördünüz mü?" biçiminde sunuldu. diğer yarısı için ise "kırık farı gördün mü? "şeklinde soruldu. ikinci soru, filmde gerçekten görülmüş olsun olmasın, kırılmış bir cam olduğu anlamına gelir.
"kırık far" grubunun %15'i ; " kırık bir far" grubunun ise %7'si var olmayan bu ögeyi gördüklerini söyledi. başka bir deyişle "kırık bir far"dan, "kırık far"a geçmek, aslında öğrencilerin %8'inin anılarını değiştirmiş gibi görünüyordu.
lotus, sorudaki diğer küçük değişikliklerin nicel kararları etkileyip etkilemeyecegini bulmak için, başka bir öğrenci grubuna da benzer bir film gösterdi ve arabaların birbirlerine " çarptıklarında" ya da "tosladıklarında"ne kadar hızlı oldukları sordu. bir hafta sonra, filmde öyle bir şey olmamasına rağmen, kırık camı görüp görmedikleri soruldu. arabaların" tosladığı" yüklemiyle soru sorulan öğrencilerin içinde kırık camı gördüğünü söyleyenlerin sayısı, arabaların "çarptığı " yüklemiyle soru sorulan öğrencilerin içinde kırık camı gördüğünü söyleyenlerin sayısının iki katını geçiyordu.
bu deneyden de" filmle ilgili hatıraları küçük cümle değişiklikleri içeren sorular tarafından açıkça değiştirilebiliyor" çıkarmını yaptı.
lotus son olarak şu sonuca vardı:
görgü tanıkları sadece hız değil, aynı zamanda zaman ve mesafe konusunda da isabetli tahminlerde bulunulamıyor. buna rağmen mahkemelerde her zaman nicel kararlar vermek zorunluğu ile karşı karşıyalar. kaza araştırmacıları, polis memurları, avukatlar, muhabirler ve görgü tanıklarının sorgulanması gereken diğerleri, kelimelerin alttan alta taşıdıkları ince telkinleri göz önünde bulundurmaya çalışmalıdır. bir görgü tanığını sorguladığınızda elde ettiğiniz, gördükleri olmayabilir.
devamını gör...
friedrich nietzsche sözleri
"en ağır yükü aramıştın: işte, kendini buldun; şimdi de atamıyorsun kendini sırtından..."
devamını gör...
israil denilince akla gelenler
ülkemizdeki tatlı su müslümanlarını ortaya çıkaran devlet. tiktokta çekilmiş israil zulmü videosu paylaşan paylaşana. ablacım önce 5 bin liralık siyonist çantanı masaya koy da öyle tartışalım. israil mallarını boykot edelim hadi. nasıl giriyorsa haberimiz olmadan bu ülkeye. elimden gelen şimdilik kalben buğz etmek.
devamını gör...
öğretmeninden dayak yiyen nesil
şimdiye oranla gayet kaliteli eğitim almış nesildir. dikkat dağıtıcı birşey yok tek yapacağın oturup ders çalışmak ödevlerini yapmak ve derste konuşmamak eğer öğretmen de kaliteliyse deme şansına. şimdi durum böyle mi?
devamını gör...
cemal süreya
"tabiat ahlakı kovuyor. nerde bir ahlak türemişse, orda tabiatla ahlak çatışma halinde. sanatı doğuran mutlaka bu çatışmadır demiyoruz. ama sanatı besleyen bu çatışmadır diyoruz. tabiat sanatla kurulu düzene baş kaldırıyor. itiyor onu. hafife alıyor. bozuyor. " sözleri ile 'şiir anayasaya aykırıdır' diyen şairdir.
şiirin belirli kalıplara hapsedilerek yazılamayacağını, geleneğin yeterli olmayacağını ifade etmiş; kendine has bir üslup ile kapalı, hatta bazen anlaşılmayan imgelerle örülü bir şiir geliştirmiştir.
anlam arayanlar, anlamaya çalışanlar için de cemal süraya'dan şu alıntıyı bırakalım.
"umut belki de gelecek sayfadadır. kapatma kitabı."
şiirin belirli kalıplara hapsedilerek yazılamayacağını, geleneğin yeterli olmayacağını ifade etmiş; kendine has bir üslup ile kapalı, hatta bazen anlaşılmayan imgelerle örülü bir şiir geliştirmiştir.
anlam arayanlar, anlamaya çalışanlar için de cemal süraya'dan şu alıntıyı bırakalım.
"umut belki de gelecek sayfadadır. kapatma kitabı."
devamını gör...
nijerya’da yatılı okuldan 317 kız öğrencinin kaçırılması
bu olay avrupada olsaydı bu sözlükte bu başlığa 30dan fazla entry girilirdi haberlere çıkardı, ama nijeryada olunca sadece 2 entry var, insan hayatının değeri.
devamını gör...
insanı olgunlaştıran şeyler
kaybetmek.
çünkü nerden kaybederseniz oradan güçleniyorsunuz.
çünkü nerden kaybederseniz oradan güçleniyorsunuz.
devamını gör...
telefonu sürekli sessizde olan kişi
en güzel en rahat kafa yapısı
devamını gör...
popüler kültür
sözlük anlamı belli bir dönem için geçerli olan hızlı üretilen ve hızlı tüketilen ögeler bütünü olan kavram. sık olarak duyuyoruz bu kavramı , hem de oldukça sık . benim nazarımda önemli bir kavram. mesela herkes stefan zweig kitaplarını över nedeni ise çoğunlukla çevresinden bu yazar ile ilgili olumlu görüşlerdir ama yazdığı eserlere baktığımızda aslında o kadar da eşsiz olmadığını ve abartılan eserlere sahip olduğunu söylemekte bir beis yok . aynı şekilde anlamsızca popüler olan nesneler de güzel bir örnek. stres çarkları aslında sıradan olan bir nesne ama oluşan algılar akabinde ilgi görüyor ve popüler oluyor. bir diğer parantez açılması gereken husus sosyal medya . etkileşim elde etmek ,dikkat çekmek maalesef acı ama gerçek olan bir durum. gangnam style adlı parça bunu güzel bir örnektir çünkü absürt olan bir şey kitleler vasıtası makul kılınmış ve hit olmuştur.
peki sonra ne oluyor bu kavramlara ? unutulup gidiyor aslında . süre olarak bazen oldukça kısa ,bazen de oldukça uzun . mesela yıllar önce popüler olan ya da tarz addedilen şeylere geriye dönüp bakıldığında nasıl popüler olduğunu çözemiyoruz çünkü popüler kültür tarafından sunulmuş ve tüketilmiş.
peki sonra ne oluyor bu kavramlara ? unutulup gidiyor aslında . süre olarak bazen oldukça kısa ,bazen de oldukça uzun . mesela yıllar önce popüler olan ya da tarz addedilen şeylere geriye dönüp bakıldığında nasıl popüler olduğunu çözemiyoruz çünkü popüler kültür tarafından sunulmuş ve tüketilmiş.
devamını gör...
travma
herkese tanıdık geleceği üzere travmaların en önemli özelliklerinden biri onu anlatma ya da açığa çıkarma konusundaki yetersizliğimizdir. sadece kelimeleri kaybetmeyiz, aynı zamanda hafızamızla da ilgili kayıplarımız vardır.
travmatik bir olay sırasında, düşünce
süreçlerimiz öyle dağınık ve düzensiz hale
gelebilir ki asıl olaya ait anıları fark edemez
oluruz. bunun yerine anlarımız, görüntüler, bedensel algılar ve kelimeler halinde içimizde bir yerlere dağılır ve bilinçaltımızda depolanır.
sonra herhangi bir şeyle, hatta asıl deneyimi uzaktan andıran bir tetikleyici ile aktif hale gelir. bir defa tetiklendiğinde, adeta görünmez bir geri sarma tuşuna basılmış gibi asıl travmanın özelliklerinin günlük yaşamlarımızda yeniden canlanmasına neden olur. bilinçsizce, kendimizi belirli bazı insanlara, olaylara veya durumlara geçmişi yansıtan o tanıdık, eski yollarla benzeri tepkiler verirken bulabiliriz.
sigmund freud bu kalıbı yüz yıldan fazla süre önce tanımlamıştır. travmatik yeniden canlandırmalar veya freud'un adlandırdığı gibi "yineleme takıntısı" bilinçaltının çözülememiş şeyleri "hatasız yapmak" üzere tekrarlama girişimidir. geçmişteki olayları çözmek amacı güden bilinçaltından gelen bu dürtüler aile tarihinden gelebilir ve geçmişteki çözülmemiş travmalar gelecek nesillerde ortaya çıkabilir.
devamını gör...

