bilkent üniversitesi'nin kopyayı engellemek için ayna göndermesi
üniversite yönetiminin işin biraz cılkını çıkardığını gösteren olay. boş eylem.
online eğitim verimsiz olduğu halde kopya çekilmesin diye sınavları %100 zorlaştırdı çoğu üniversite. bununla yetinmemeleri kalitesizliklerini göstermiş oldu. o çocuk kamera açsa da bilgisayara takılı kulaklığından kopyasını yine de çekebilir, yan sekmeden istediğini aratabilir, notların fotoğrafını açıp bi yandan da sınavını çözebilir. bu yöntemlerin sonu yok.
online eğitim verimsiz olduğu halde kopya çekilmesin diye sınavları %100 zorlaştırdı çoğu üniversite. bununla yetinmemeleri kalitesizliklerini göstermiş oldu. o çocuk kamera açsa da bilgisayara takılı kulaklığından kopyasını yine de çekebilir, yan sekmeden istediğini aratabilir, notların fotoğrafını açıp bi yandan da sınavını çözebilir. bu yöntemlerin sonu yok.
devamını gör...
insan neyle yaşar
eskiden samanyolu diye bir televizyon kanalı vardı. orada dini içerikli öğüt veren kısa filmler olurdu. tolstoy'un hikâyelerini okurken de aynı hissi yaşadım. farklı olarak yazarın yaşattığı üst düzey kaliteye erişim hissi. tolstoy her ne kadar dinsel öğütler veriyor gibi olsa da söyledikleri evrensel. dün, bugün, yarın ve yıllar sonra da geçerliliğini koruyacak öğütler. bu yüzden klasik olmamış mı zaten? ne de güzel olmuş.
insan neyle yaşar? adlı hikayede üç soru ve onun cevaplarını aramaya yönelik bir hikayedir. insanda ne vardır? insana ne verilmemiştir? insan ne ile yaşar? insanda merhamet duygusu vardır. insana neye ihtiyacı olduğunu bilme yetisi verilmemişti. insan sevgiyle yaşardı.
"insanlar sadece kendi hayatları için kaygılandıkları, kendilerini kolladıkları için yaşar sanırdım, oysa onları yaşatan tek şey sevgiymiş."
syf. 40
kıvılcımı söndürmeyen ateşi zapt edemez adlı hikayede öfkelendiğimizde ve bir husumet oluştuğunda onu uzatmamamız, her şey tazeyken ve kimse zarar görmemişken orta yolu bulmamız öğütlenir.
insana çok toprak gerekir mi? adlı hikayede ise insan ne kadar çok toprağa sahip olmak istese de en sonunda küçük bir çukurun ona yettiğini, aslında ihtiyacımız olanın düşündüğümüzden daha az olduğunu bize öğretiyor.
benim en çok etkilendiğim ve yıllar önce okuduğumda da aklımdan çıkmayan son hikayeydi. tolstoy harika bir yazar. var ol.
insan neyle yaşar? adlı hikayede üç soru ve onun cevaplarını aramaya yönelik bir hikayedir. insanda ne vardır? insana ne verilmemiştir? insan ne ile yaşar? insanda merhamet duygusu vardır. insana neye ihtiyacı olduğunu bilme yetisi verilmemişti. insan sevgiyle yaşardı.
"insanlar sadece kendi hayatları için kaygılandıkları, kendilerini kolladıkları için yaşar sanırdım, oysa onları yaşatan tek şey sevgiymiş."
syf. 40
kıvılcımı söndürmeyen ateşi zapt edemez adlı hikayede öfkelendiğimizde ve bir husumet oluştuğunda onu uzatmamamız, her şey tazeyken ve kimse zarar görmemişken orta yolu bulmamız öğütlenir.
insana çok toprak gerekir mi? adlı hikayede ise insan ne kadar çok toprağa sahip olmak istese de en sonunda küçük bir çukurun ona yettiğini, aslında ihtiyacımız olanın düşündüğümüzden daha az olduğunu bize öğretiyor.
benim en çok etkilendiğim ve yıllar önce okuduğumda da aklımdan çıkmayan son hikayeydi. tolstoy harika bir yazar. var ol.
devamını gör...
bir şehri tanımanın en iyi yolu
kaybolmak.herkesin gezdiği bildiği tarihi yerleri,restoranları,gezilecek bütün yerleri görmek isteriz elbette ama o şehrin gerçek yüzünü,insanlarını tanımak istiyosak eğer sokaklarında kaybolmalı,bilinmedik çarşılarını köşelerini bulup gezmeliyiz bence.
devamını gör...
mesafe
iki kafa arasındaki mesafe daha zorudur.
t: mesafe başlığı.
t: mesafe başlığı.
devamını gör...
normal sözlük'te emeğe saygı anlayışı
bugün üniversiteden sinif arkadaşımı kovidden kaybettiğiniz haberini aldım. bütün gun suratım asıkken uyumadan önce sözlüğe gelip bir şeyler karalamak istedim. ama baktım güzel bir benjamin franklin goygoyu dönüyor. hoşuma gitti dahil oldum, güldüm, eğlendim. ama yok kardeş illa bir aykırı çıkacak bozacak bir şeyleri. hayat bu kadar ciddi değilken insanların bu kadar ciddi olmalarını anlamıyorum.
devamını gör...
louis zamperini
(26 ocak 1917 - 2 temmuz 2014) amerikalı olimpik mesafe koşucusu ve savaş gazisidir.
koşmaya lisede başlayan zamperini, 1936 berlin olimpiyatlarında amerikayı temsil etti ve yeni bir tur rekoru kırarak yarışı 8.sırada bitirdi.
askeri kariyerine gelecek olursak 1914 yılında amerika birleşik devletleri ordusu hava kuvvetlerine teğmen olarak görevlendirilen zamperini, pasifikteki b-24 kurtarıcılarında bombardıman görevini aldı. bir kurtarma görevi esnasında uçak mekanik sorunlarla karşılaşınca pasifik okyanusuna çakılmıştır. toplam mürettabattan sadece iki kişi ile birlikte 47 gün boyunca bir can kurtaran botunda hayata tutunmaya çalıştılar ve aralarından bir kişi daha sonra hayata veda etti. nihayetinde bot sürüklene sürüklene japon işgali altında bulunan marshall adalarına vardı. zamperini ve hayatta kalmayı başaran diğer arkadaşı japonlar tarafından esir alındı. çok sayıda işkenceye maruz kaldırlar. iki farklı esir kampına gönderildiler.
zamperini, olimpiyat koşucusu olduğu için ve çok güçlü bir kişiliğe sahip olduğu için özellikle japon askeri mutsuhiro watanabetarafından ağır işkencelere ve dayaklara maruz kaldı.
mutsuhiro watanabe
daha sonra bir kömür fabrikasına yeni bir kampa alındı ve burada da uzun süren mücadelenin ardından serbest bırakıldı.

ayrıca zamperini'nin hayatını konu alan üç biyografik film vardır.
buradan
buradan
buradan
koşmaya lisede başlayan zamperini, 1936 berlin olimpiyatlarında amerikayı temsil etti ve yeni bir tur rekoru kırarak yarışı 8.sırada bitirdi.
askeri kariyerine gelecek olursak 1914 yılında amerika birleşik devletleri ordusu hava kuvvetlerine teğmen olarak görevlendirilen zamperini, pasifikteki b-24 kurtarıcılarında bombardıman görevini aldı. bir kurtarma görevi esnasında uçak mekanik sorunlarla karşılaşınca pasifik okyanusuna çakılmıştır. toplam mürettabattan sadece iki kişi ile birlikte 47 gün boyunca bir can kurtaran botunda hayata tutunmaya çalıştılar ve aralarından bir kişi daha sonra hayata veda etti. nihayetinde bot sürüklene sürüklene japon işgali altında bulunan marshall adalarına vardı. zamperini ve hayatta kalmayı başaran diğer arkadaşı japonlar tarafından esir alındı. çok sayıda işkenceye maruz kaldırlar. iki farklı esir kampına gönderildiler.
zamperini, olimpiyat koşucusu olduğu için ve çok güçlü bir kişiliğe sahip olduğu için özellikle japon askeri mutsuhiro watanabetarafından ağır işkencelere ve dayaklara maruz kaldı.
mutsuhiro watanabedaha sonra bir kömür fabrikasına yeni bir kampa alındı ve burada da uzun süren mücadelenin ardından serbest bırakıldı.

ayrıca zamperini'nin hayatını konu alan üç biyografik film vardır.
buradan
buradan
buradan
devamını gör...
yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var
sizi yarı yolda bırakanların mutlaka sağlam bir bahanesi vardır, çünkü sizden önce kendilerini inandırmaları gerekir...
*
*
devamını gör...
sözlük radyo’nun ilk canlı yayını
(bkz: yatçaz kalkcaz yatçaz kalkcaz yatçaz kalkçaz)
çarşamba gününü iple çekmemize sebebiyet veren yayındır. radyo gayet güzel başladı ve daha da güzel bir şekilde devam edeceğinden hiçbir şüphem yok. emeği geçen tüm arkadaşlarımızı teker teker tebrik ediyorum.
çarşamba gününü iple çekmemize sebebiyet veren yayındır. radyo gayet güzel başladı ve daha da güzel bir şekilde devam edeceğinden hiçbir şüphem yok. emeği geçen tüm arkadaşlarımızı teker teker tebrik ediyorum.
devamını gör...
laikliğin halka sorulmadan getirilmesi
hangi padişah halka sorularak tahta geçirildi acaba söyler misiniz.
boş yapmayın.
boş yapmayın.
devamını gör...
gulet
genellikle mavi turlarda ve kıyıya yakın gezintilerde kullanılan ahşaptan yapılma iki direkli gezinti teknesi. rengarenk mavi yolculuk guletleri, yat limanlarında denizkızlarını andırırlar.
devamını gör...
karı koca kavga ettiğinde boşanmalı mı sorunsalı
derhal boşanmalı. 4 kez evlendim toplam 9 boşanmam var. 13 kayınvalidem tarafından öldürüldüm, tüm görümcelerim ve eltimlerim bıçakla yaralama, zehirleme, şantaj, hürriyetinden yoksun kılma gibi suçlara karıştı. hepsinde mağdur bendim. türk tipi evlilik hakkında yeterli deneyime sahibim.
nasılsınız gönül dostlarım? hepimiz kafa sözlük'ün en şeker ve tatlı dilli üyesi "senden nefret ediyor olabilirim" kadar pembe ve kaostan uzak mıyız? o zaman hepimize bir alkış. şimdi koşun çiçek olup "senden nefret ediyor olabilirim" için ilahi söyleyelim. onu din ve güzelliklere davet edelim.
mevzu tartışmak değil aslında. mevzu çiftlerin birbirinden çekinmemesi. ben çoğu arkadaşımın ilişkisinde ve bir kez kendi ilişkimde şunu gördüm. saygımızı kazanamamış insanla tartışmalarımız çok daha şiddetli yaşanıyor. kaybetmekten korkmadığımız, daha önemlisi bizi çok kolay silemeyeceğini bildiğimiz insanların daha kolay üstüne basıyoruz. ben büyüdüğüm yerde şunlarla karşılaştım mesela. oldukça efendi, asla kötü bir söz söylemeyen, kadını daha kırılgan gördüğü için kaba davranmaktan çok uzak adam eşinin psikolojik şiddeti ile savaşıyordu. sen erkek misin, bana layık değilsin, seni istemiyorum diyen kadın şiddete başvurmaktan kaçınmayan, çok kolay savaş çıkaran, kadına gram saygı duymayan babasına hayrandı. erkek dediği zaman aklına babası geliyordu.
ya da sessiz sakin ve çirkin eşine hakaretler eden, şiddet göstermekten çekinmeyen adamlar güzel kadının karşısında istanbul beyfendisine dönüşüyordu. görgü kuralları eğitimi almış gibi evrimleşiyordu 2 dakika içinde.
bu meseleyi kendi hayatımda yine gördüm. ben kibir denilen o şeyin ete kemiğe bürünmüş haliyim. biz bir aileyiz, sizden bu özelliğimi saklayacak değilim. özellikle beni kırbaçlama ihtimaliniz orada her zaman canlı duruyorsa suçlarımı daha kolay kabullenirim. öyle el kol yapılacak, saygısızlık yapılacak ya da küçük bir yanlış yapılacak biri pek değilim. böyle olduğum zaman hep saygı gördüm. ne zaman bir insanı çok sevip tüm kibrimden, korkularımdan, doğru bildiğim yanlışlarımdan sıyrılıp ona koştuysam ciddiye alınmadım. gururum kibirli olmadığım zaman kırıldı hep.
insan denilen varlığın nasıl sevdiğini bu yaşıma geldim hâlâ çözemedim. hakkatan seviyorlar mı yoksa kendilerini çok sevdikleri için mi bizi seviyorlar onu bilemiyorum. ancak bildiğim şey şu, size, sizinle ilgili iyi ve kötü özelliklere saygı duymayan insanlar ile evlenmeyin. sizi kaybetmekten korkmayan, sizin değerinizi bilmeyen, sizi uzmekten ya da sinirlendirmekten çekinmeyen insanlar ile beraber olmayın. saygı duyan ile beraber olduğunuz zaman görüyorsunuz çünkü o zaman kavga çıkarmıyor. bildiğin çıkarmıyor. sokakta it gibi millete hırlaya hırlaya gezen tipler karşına geçip ihihi halini alıyor.
eskiden ya diyordum tartışmasız ilişki mi olurmuş. şimdi görüyorum o işler öyle olmuyormuş. birbirine saygı duyan ve aslında birbirini kaybetmekten korkan insanlar öyle kolay boşanmıyormuş. çünkü yemiyor, tartışmalar çıkmıyor.
ınsanlar hakkatan çok değişik. emekli olunca kendimi dağlara vurup kurtlarla falan yaşamayı planlıyorum. yıldım.
nasılsınız gönül dostlarım? hepimiz kafa sözlük'ün en şeker ve tatlı dilli üyesi "senden nefret ediyor olabilirim" kadar pembe ve kaostan uzak mıyız? o zaman hepimize bir alkış. şimdi koşun çiçek olup "senden nefret ediyor olabilirim" için ilahi söyleyelim. onu din ve güzelliklere davet edelim.
mevzu tartışmak değil aslında. mevzu çiftlerin birbirinden çekinmemesi. ben çoğu arkadaşımın ilişkisinde ve bir kez kendi ilişkimde şunu gördüm. saygımızı kazanamamış insanla tartışmalarımız çok daha şiddetli yaşanıyor. kaybetmekten korkmadığımız, daha önemlisi bizi çok kolay silemeyeceğini bildiğimiz insanların daha kolay üstüne basıyoruz. ben büyüdüğüm yerde şunlarla karşılaştım mesela. oldukça efendi, asla kötü bir söz söylemeyen, kadını daha kırılgan gördüğü için kaba davranmaktan çok uzak adam eşinin psikolojik şiddeti ile savaşıyordu. sen erkek misin, bana layık değilsin, seni istemiyorum diyen kadın şiddete başvurmaktan kaçınmayan, çok kolay savaş çıkaran, kadına gram saygı duymayan babasına hayrandı. erkek dediği zaman aklına babası geliyordu.
ya da sessiz sakin ve çirkin eşine hakaretler eden, şiddet göstermekten çekinmeyen adamlar güzel kadının karşısında istanbul beyfendisine dönüşüyordu. görgü kuralları eğitimi almış gibi evrimleşiyordu 2 dakika içinde.
bu meseleyi kendi hayatımda yine gördüm. ben kibir denilen o şeyin ete kemiğe bürünmüş haliyim. biz bir aileyiz, sizden bu özelliğimi saklayacak değilim. özellikle beni kırbaçlama ihtimaliniz orada her zaman canlı duruyorsa suçlarımı daha kolay kabullenirim. öyle el kol yapılacak, saygısızlık yapılacak ya da küçük bir yanlış yapılacak biri pek değilim. böyle olduğum zaman hep saygı gördüm. ne zaman bir insanı çok sevip tüm kibrimden, korkularımdan, doğru bildiğim yanlışlarımdan sıyrılıp ona koştuysam ciddiye alınmadım. gururum kibirli olmadığım zaman kırıldı hep.
insan denilen varlığın nasıl sevdiğini bu yaşıma geldim hâlâ çözemedim. hakkatan seviyorlar mı yoksa kendilerini çok sevdikleri için mi bizi seviyorlar onu bilemiyorum. ancak bildiğim şey şu, size, sizinle ilgili iyi ve kötü özelliklere saygı duymayan insanlar ile evlenmeyin. sizi kaybetmekten korkmayan, sizin değerinizi bilmeyen, sizi uzmekten ya da sinirlendirmekten çekinmeyen insanlar ile beraber olmayın. saygı duyan ile beraber olduğunuz zaman görüyorsunuz çünkü o zaman kavga çıkarmıyor. bildiğin çıkarmıyor. sokakta it gibi millete hırlaya hırlaya gezen tipler karşına geçip ihihi halini alıyor.
eskiden ya diyordum tartışmasız ilişki mi olurmuş. şimdi görüyorum o işler öyle olmuyormuş. birbirine saygı duyan ve aslında birbirini kaybetmekten korkan insanlar öyle kolay boşanmıyormuş. çünkü yemiyor, tartışmalar çıkmıyor.
ınsanlar hakkatan çok değişik. emekli olunca kendimi dağlara vurup kurtlarla falan yaşamayı planlıyorum. yıldım.
devamını gör...
quapaw
bir diğer ismi ogahpah olan, a.b.d'de yaşayan, siouan dili konuşan ve farkında olmadan arkansas eyaletine ismini veren kızılderili kabilesidir.
eskiden ohio vadisinde yaşarken iroquoi saldırıları sonucu bugünkü arkansas topraklarına gittiler. onları ilk gören fransız kürk tacirleri, yanlarındaki algonkin'lere onların ismini sormuşlar. düşmanları olan algonkinler ise güneydekiler anlamında akansa demişler. fransızlar bu kelimeyi kabilenin ismi sanmışlar ve haritalarına akansa'ların yaşadığı yer diye kaydetmişler.
fransızlar sonraları quapaw'larla ticaret yapmış, sıkı fıkı olmuş, birçok kızılderili kadınla evlenmişlerdir. louisiana civarındaki natchez kabilesinin fransızlara karşı verdiği savaşta quapaw'lar ne yazıkki fransızları desteklemiştir.
amerikalılar geldikten sonra batıya gitmeleri söylenmiş, onlarda savaşmadan kabul etmişlerdir. bugün oklahoma'da bulunan bir rezervasyonda yaşamaktadırlar.
eskiden ohio vadisinde yaşarken iroquoi saldırıları sonucu bugünkü arkansas topraklarına gittiler. onları ilk gören fransız kürk tacirleri, yanlarındaki algonkin'lere onların ismini sormuşlar. düşmanları olan algonkinler ise güneydekiler anlamında akansa demişler. fransızlar bu kelimeyi kabilenin ismi sanmışlar ve haritalarına akansa'ların yaşadığı yer diye kaydetmişler.
fransızlar sonraları quapaw'larla ticaret yapmış, sıkı fıkı olmuş, birçok kızılderili kadınla evlenmişlerdir. louisiana civarındaki natchez kabilesinin fransızlara karşı verdiği savaşta quapaw'lar ne yazıkki fransızları desteklemiştir.
amerikalılar geldikten sonra batıya gitmeleri söylenmiş, onlarda savaşmadan kabul etmişlerdir. bugün oklahoma'da bulunan bir rezervasyonda yaşamaktadırlar.
devamını gör...
kitap alıntıları
bu dünyanın kurallarını bir bedel ödemeden çiğneyemezsin.
kuşatma ve fırtına, leigh bardugo
kuşatma ve fırtına, leigh bardugo
devamını gör...
hayatı güzelleştiren ufak detaylar
dolapta dondurma kabı içinden çıkan sarma, montun cebinde unutulan para, radyoyu açtığınızda sevdiğiniz bir şarkının çalıyor olması not konulmuş hediye kitap, mutsuz olunduğunda bunu anlayıp sebepsizce size sarılan dost
devamını gör...
eski sevgilinin evlenmesi
eğer içinizde hala ona karşı duygular varsa, mükemmel bir haberdir.
ayağınızdaki bir prangayı daha çözdünüz demektir. arasam mı aramasam mı, acaba bana geri döner mi, bir gün tekrar olur mu sorularından kurtulmaktır.
gece yatarken onu düşünerek, arada bir eski fotoğraflara denk gelip bakarak, eski mesajları okuyarak, boş boş hayaller kurarak geçireceğiniz zamanın artık size kalacağını gösterir.
şimdiye kadar çok boş vaktim oldu da ne oldu, daha mı mutlu oldum diye sorabilirsiniz. haklısınız da. ama böyle düşünmek zorundasınız. yoksa hayat geçmez.
ayağınızdaki bir prangayı daha çözdünüz demektir. arasam mı aramasam mı, acaba bana geri döner mi, bir gün tekrar olur mu sorularından kurtulmaktır.
gece yatarken onu düşünerek, arada bir eski fotoğraflara denk gelip bakarak, eski mesajları okuyarak, boş boş hayaller kurarak geçireceğiniz zamanın artık size kalacağını gösterir.
şimdiye kadar çok boş vaktim oldu da ne oldu, daha mı mutlu oldum diye sorabilirsiniz. haklısınız da. ama böyle düşünmek zorundasınız. yoksa hayat geçmez.
devamını gör...
yeni başlayanlar için normal sözlük
bir hışımla gelip aklına gelen herşeyi yazmadan önce biraz ortama bakıp sakinleştikten sonra seviyeyi düşürmeden yazmaya başlamanız gereken sözlük.
(bkz: nabza göre şerbet vermek)
(bkz: nabza göre şerbet vermek)
devamını gör...
depresyon hırkası
leyla ile mecnun dizisi izleyenlerin genelde "mecnun hırkası" olarak bildiği sünmüş uzun kollu hırka.
devamını gör...


