nietzsche'den alıntılar
insanlar pis bir şeyi düşünmekten utanmazlar, ama bu pis düşüncelerin kendilerine yakıştırılacağını düşündüklerinde utanırlar.
devamını gör...
avatar: the last airbender
bu cigi dizi ateş, su , hava ve toprak olmak uzere dort elemet üzerine kurulmustur. ateş ulusunun dünyaya hakim olma isteğiyle kendilerinden sonra gelen avatarın hava bükücü olduğunu ogremesiyle ates ulusu butun hava bükücüleri öldürmüştür. sadece avatarı öldürememiştir. bunun nedeni ise avatar olduğunu çok erken bir yaşta öğrenmesi ve avatar olduğu icin arkadaşları onu dışladığı ve ateş ulusu hava tapınagını yok etmeden önce o hava tapınağından kaçmıştır. okuyunca evet cok cocukca geliyor ama izlediginizde oyle olmadığını anlayacaksınız.
bence bu cizgi dizde hersey o kadar muhteşem yapılmışki cigi dizide evlerin yapılışı ,karakterlerin giysileri, hava, toprak, su, ateş bükme teknikleri bile o ulusla bir bütün içindedir. örnek verirsem toprak bükücüler. giydikleri kıyaferler genellikle kahve tonları ve yeşil tonlarından oluşmaktadır. toprak bükmeleri hava ve su gibi yumşak,naif hareketler yerine daha serttir. evleri ise topraktan yapılmıştır. ateş ulusunun mesela kıyafetleri kırmızı tonda ve evleri tahtdandır. böyle daha çok örnek verilir..
benim en cok hoşa giden şey her elementin bükme yetnekleri dışında başka seyleride büküyor olmaları. tohp'un metal bükmesi mesala, çok güzel bir sey degilmi. kataranın kan bukmesi gibi gibi.
cizgi dizi de ben her ne kadar iroh amcamız öğütlerini çok anlamasamda güzel öğutler vermektedir. izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum
bence bu cizgi dizde hersey o kadar muhteşem yapılmışki cigi dizide evlerin yapılışı ,karakterlerin giysileri, hava, toprak, su, ateş bükme teknikleri bile o ulusla bir bütün içindedir. örnek verirsem toprak bükücüler. giydikleri kıyaferler genellikle kahve tonları ve yeşil tonlarından oluşmaktadır. toprak bükmeleri hava ve su gibi yumşak,naif hareketler yerine daha serttir. evleri ise topraktan yapılmıştır. ateş ulusunun mesela kıyafetleri kırmızı tonda ve evleri tahtdandır. böyle daha çok örnek verilir..
benim en cok hoşa giden şey her elementin bükme yetnekleri dışında başka seyleride büküyor olmaları. tohp'un metal bükmesi mesala, çok güzel bir sey degilmi. kataranın kan bukmesi gibi gibi.
cizgi dizi de ben her ne kadar iroh amcamız öğütlerini çok anlamasamda güzel öğutler vermektedir. izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum
devamını gör...
anında moralinizi bozabilecek şeyler
favori ilana aldığın ilanın yükselen fiyatı. herşeye zam geliyor da maaşın bundan haberi olmuyor ne yazık ki.
devamını gör...
en sevilen ressam ve eseri
vincent van gogh ~arles'te kırmızı bağ (kırmızı üzüm bağı) ressamın keder ve yokluk içinde geçen hayatında satabildiği tek tablosu olduğu söylenir, bu yüzden beni hüzünlendirmiş ve etkilemiştir.
devamını gör...
eti cicibebe
100 gr'ı 26 gr şeker içeren bisküvi türü. ne çok seveni varmış meğer. aman diyim ölçülü yiyin de şeker komasına girmeyin.
devamını gör...
ingilizce öğrenmek
öğretmesi daha zevkli olan durumdur; isteyen arkadaşa hiçbir ücret talep etmeden zoom üzerinden yardımcı olabilirim. yds’de 95, ıelts’de 8 almış biri olarak genel veya akademik ingilizce alanlarında ya da daha skill-based (reading-writing-speaking) alanlarda yardımcı olabilirim.
inanın bunaldım bu yasaklı günlerden, bu girdi tamamen naif ve yardımsever duygularla girilmiştir. maddi hiçbir çıkar düşünülmemiştir.
inanın bunaldım bu yasaklı günlerden, bu girdi tamamen naif ve yardımsever duygularla girilmiştir. maddi hiçbir çıkar düşünülmemiştir.
devamını gör...
geceye ilginç bir bilgi bırak
ağaçkakanların kafalarında amartisör benzeri bir sistem varmış. ağaçlara yaptıkları seri darbelere karşı beyinlerinin sarsılmasını önlüyormuş.
devamını gör...
eşin anne babasına ne denmeli sorunsalı
beni tanıtırken bu da diğer kızım, oğlumun eşi diyen canparçasını nasıl ötekileştirebilirim ki mantığından yola çıkarak 'anne' benim kullanım şeklim. evet, ilk zamanlar beyin yaktığı doğrudur. yıllar içerisinde zaten çok da olağan bir duruma dönüşüverdi.
bence asıl sorun ailelerin bir arada olduğu zaman. "baba çay ister misin?" sorusuna senkronize bir şekilde "evet" yanıtını alınca hala kahkaha atıyorum. karışıklık olmasın diye de "x baba sen, y baba peki sen?" şeklinde evirdim kendimce. tabii eşle konuşurken 1.tekil alanlar benimkiler, 2. tekil alan onunkiler. bu da yine karışıklık olmasın diyedir, yoksa çift anne-babalı olmak güzel.
ha bu arada, onları tanımadan ve evlenmeden önce ben de "yaaa ben tanımadığım insana nasıl anne-baba derim? diyenlerdendim. üstelik bana daha zor gelen annemi-babamı eşimle paylaşmak olmuştu." anne mi, hayır o benim annem!" söylemlerime gülerek ve daha çok söyleyerek kızdıran kişi de eşim olur. zamanla sindirdim. şimdi hoşuma giden bir durum.
bence asıl sorun ailelerin bir arada olduğu zaman. "baba çay ister misin?" sorusuna senkronize bir şekilde "evet" yanıtını alınca hala kahkaha atıyorum. karışıklık olmasın diye de "x baba sen, y baba peki sen?" şeklinde evirdim kendimce. tabii eşle konuşurken 1.tekil alanlar benimkiler, 2. tekil alan onunkiler. bu da yine karışıklık olmasın diyedir, yoksa çift anne-babalı olmak güzel.
ha bu arada, onları tanımadan ve evlenmeden önce ben de "yaaa ben tanımadığım insana nasıl anne-baba derim? diyenlerdendim. üstelik bana daha zor gelen annemi-babamı eşimle paylaşmak olmuştu." anne mi, hayır o benim annem!" söylemlerime gülerek ve daha çok söyleyerek kızdıran kişi de eşim olur. zamanla sindirdim. şimdi hoşuma giden bir durum.
devamını gör...
çılgın sayısal loto
devamını gör...
emin alper
sinemasını adım adım ileriye taşıyan, oyuncu yönetimini çok başarılı bulduğum yönetmendir.
ilk filmi tepenin ardı; taşra öyküsünü art house film temposu gibi değil de hareketli bir tempoda çekmesi takdir edilesi bir durumdur. bunu yaparken de metaforik anlatımdan kaçmaması, kalıplara sığmayan bir yönetmen olduğunu kanıtlar niteliktedir.
ikinci filmi abluka; ilk filminden sonra yeni bir taşra sinemacısı doğuyor diyecektik ki abluka'yla karşımıza çıktı emin alper. şehirde geçen bir hikâye olmasına karşın burada da şehirde yaşayan taşralıları işlemiştir. filmde işlenen karakterlerin psikolojileri o kadar sarsıcı aktarılmış ki katarsis duyumunu iliklerine kadar hissettiriyor izleyiciye. sinematografi tarafında kullanılan karanlık tonlar ve yoğun sis ile de bunu pekiştiriyor.
üçüncü filmi kız kardeşler; ustalık eseri niteliğinde, kusursuz bir iş çıkmış burada. senaryodan, oyunculuklara, görüntü yönetiminden, kurguya kadar her şey üst düzey seviyede yapılmış. bu filmi diğerlerinden ayıran en önemli özelliği ise sinematografisi. her sahne bir tablo ciddiyetiyle mükemmel açılarda çekilmiş. renk kullanımı, tonlamalar da bunu tasdikler nitelikte. bu film özelinde genç oyuncu kayhan açıkgöz'e değinmesek olmazdı. çoban rolüyle sergilemiş olduğu oyunculukla insanüstü bir performans sergilemiştir.
ilk filmi tepenin ardı; taşra öyküsünü art house film temposu gibi değil de hareketli bir tempoda çekmesi takdir edilesi bir durumdur. bunu yaparken de metaforik anlatımdan kaçmaması, kalıplara sığmayan bir yönetmen olduğunu kanıtlar niteliktedir.
ikinci filmi abluka; ilk filminden sonra yeni bir taşra sinemacısı doğuyor diyecektik ki abluka'yla karşımıza çıktı emin alper. şehirde geçen bir hikâye olmasına karşın burada da şehirde yaşayan taşralıları işlemiştir. filmde işlenen karakterlerin psikolojileri o kadar sarsıcı aktarılmış ki katarsis duyumunu iliklerine kadar hissettiriyor izleyiciye. sinematografi tarafında kullanılan karanlık tonlar ve yoğun sis ile de bunu pekiştiriyor.
üçüncü filmi kız kardeşler; ustalık eseri niteliğinde, kusursuz bir iş çıkmış burada. senaryodan, oyunculuklara, görüntü yönetiminden, kurguya kadar her şey üst düzey seviyede yapılmış. bu filmi diğerlerinden ayıran en önemli özelliği ise sinematografisi. her sahne bir tablo ciddiyetiyle mükemmel açılarda çekilmiş. renk kullanımı, tonlamalar da bunu tasdikler nitelikte. bu film özelinde genç oyuncu kayhan açıkgöz'e değinmesek olmazdı. çoban rolüyle sergilemiş olduğu oyunculukla insanüstü bir performans sergilemiştir.
devamını gör...
eskişehir
ilk kez gidecekler için şehir içinde önemli yerlere ulaşım rehberi:
şehirde neredeyse her yere tramvay ile çok rahat gidebilirsiniz, öncelikle bunu aklınızda tutmalısınız.
nereye gitmek istiyoruz?
+ben merkeze gitmek istiyorum.
-eskişehir'in 2 tane merkezi var denilebilir. ilk merkez hamamyolu, esnaf sarayı ve adalar civarından oluşuyor. buralar daha çok yerli halkın takıldığı yerler, istediğiniz her şeyi bulabileceğiniz küçük dükkanlar burada bulunuyor. adalar denilen yer ise meşhur eskişehir fotoğraflarının büyük bölümüne sahiplik yapan yer. porsuk çayı'nın iki tarafında uzanan cafeler, restoranlar ve oturma yerleri. burada yerli nüfus ile öğrenci nüfusu karışıktır. buradan aşağıya doğru inildikçe yerli nüfus iyice azalır ve öğrenci nüfusu artar. adalar'ın arka sokağında ise doktorlar caddesi denilen o ünlü cadde var. bir yer işareti olarak kanatlı avm de bu cadde üzerinde bulunuyor.
buraya ulaşım:
otobüsle gelmişsek otogar'ın hemen önündeki tramvay durağından (otogar içi dükkanlardan ya da otogar önündeki küçük yeşil kulübeden bilet alabiliriz) 1 numaralı otogar-ssk tramvayına binerek çarşı ya da inönü duraklarında inebiliriz. çarşı durağı adalar'ın başına ve hamamyolu'na, inönü durağı ise direkt doktorlar caddesi'nin ortasına bırakır bizi.
trenle gelmişsek ise 2 seçeneğimiz var, eşyamız yoksa yürüyebiliriz, zira yürüyeceğimiz yerler adalar ve doktorlar caddesi olacak. keyifli, güzel yerler yani. tren garından çıkar çıkmaz sol tarafa dönün (insanların valizlerle buraya akın ettiklerini göreceksiniz zaten, kalabalığı takip edebilirsiniz) ve 50metre ilerideki kavşağa kadar yürüyün. sol tarafınızda espark avm sağ tarafınızda ise doktorlar caddesi'nin girişini göreceksiniz. doktorlar caddesini yürüyerek geçebilirsiniz. hayır benim eşyam var tramvaya bineceğim derseniz de espark'ın hemen önünde tramvay durağını göreceksiniz zaten. 3 numaralı ssk-ogü (osmangazi üniversitesi) 1 numaralı ssk-otogar tramvayına binebiliriz. inönü bir sonraki durak zaten, çarşı da inönüden hemen sonraki durak. tramvay biletini kavşağın kenarındaki marketlerden alabilirsiniz.
+ben öğrencilerin olduğu merkeze gitmek istiyorum, ortam cafeler falan..
- öğrencilerin yoğun olduğu yerler bağlar olarak adlandırılıyor (trivia: eski ve yeni bağlar olarak da daha da adlandırılıyor). kabaca yılmaz büyükerşen bulvarı'nın iki yanındaki yerleşkeler diyebiliriz. trenden indik kavşağa kadar yürüdük espark'ı gördük. espark'ın arka tarafından itibaren olan ve yol boyu uzanan yerler bağlar. hayır canım ben yürüyemem diyorsanız da espark'ın önündeki ulus anıtı durağından (eski adı espark durağı) 1 no'lu otogar-ssk ya da 3 no'lu ogü-ssk tramvayına binebilirsiniz. espark'tan sonraki durak bağlar, ondan sonraki durak anadolu üniversitesi, ikisinden birinde inebilirsiniz. otobüsle gelmişsek de otogar tramvay durağından 1 no'lu tramvaya binip yine bağlar ya da anadolu üniversitesi durağında inebiliriz.
+beni meşhur barlar sokağına götür.
-barlar sokağı doktorlar caddesi'nin hemen bir arka sokağı olup doktorlar caddesine giden yukarıdaki yollarla ulaşabilirsiniz.
+beni anadolu üniversitesi'ne götür.
-anadolu üniversitesi temel olarak 2 kampüsten oluşuyor. bir tanesi meşhur yunus emre kampüsü, diğeri ise 2 eylül kampüsü (not: burasını ayırıp ayrı üniversite yapmışlar sanırım, eskişehir teknik üniversitesi). yunus emre kampüsü, yılmaz büyükerşen bulvarı'nın sonunda olup aslında çarşının göbeğinde yer alıyor. kampüsün içine kadar giden otobüsler var fakat onların tam olarak nereden gittiğini bilmemekle birlikte yılmaz büyükerşen bulvarından geçtiğini söyleyebilirim. zaten oraya kadar gelmişken yürürüm diyorsanız da siz bilirsiniz fakat kampüsün girişindeki o lanet yokuşu yürümekten iyidir otobüs. gideceğiniz yer eczacılık fakültesine yakın ise üniversitenin ana kapısı değil eczacılık kapısından ulaşmak çok daha kolay olacaktır.
tramvayla ulaşım: otogardan 1 numaralı otogar-ssk tramvayına binip anadolu üniversitesi durağında inebilirsiniz. şunu bilin ama durak, çok aşırı yakın değil kampüsün ana girişine. bir de kampüs içinde yürüyeceğinizi düşünürsek epey mesafe aslında.
gideceğiniz yer eczacılık fakültesine yakınsa eczacılık fakültesi durağı diye bir durak var. anadolü üniversitesi durağında inmeyin birkaç durak sonra eczacılık fakültesi durağında inin, direkt kapının önünde inmiş olacaksınız zaten.
tren garından ise yine espark önündeki ulus anıtı durağından 1 veya 3 no'lu tramvaylara binip anadolu üniversitesi durağında inerek ulaşabilirsiniz. aynı şekilde bu durakta inmeyerek birkaç durak sonra eczacılık fakültesi durağında inerek de ulaşabilirsiniz. 2 eylül kampüsüne gitmek ise tam bir çile, maalesef tramvayı henüz yok, yakın bir tramvay hattı da yok. tek çare otobüs. bildiğim kadarıyla yunus emre kampüsü'ndan 2 eylül'e direkt giden otobüsler var. aynı şekilde yılmaz büyükerşen bulvarı'ndan geçen ve 2 eylül'e giden otobüsler de var. ayrıntı veremeyeceğim maalesef.
+beni espark'a götür.
-yukarıda 50 defa geçti ismi. otogardan 1 no'lu tramvaya binip ulus anıtı durağında inebilirsiniz. tren garından ise 5-10 dakika yürüyüş mesafesi.
+beni odunpazarı evlerine götür.
-otogardan 1 no'lu otogar-ssk ya da 4 no'lu otogar-ogü tramvayına binerek atatürk lisesi durağında inebilirsiniz. atatürk lisesi'nin yan ve arka tarafı odunpazarı evleri.
tren garından ise ulus anıtı durağından 1 no'lu tramvaya binerek atatürk anıtı durağında inebilirsiniz.
+beni sazova parkına/stadyuma götür.
-meşhur masal şatosunun da olduğu sazova parkı genelde odunpazarı evleri gezisinden sonrasına bırakılır, dolayısıyla güzergahlar da buna göre ayarlanmıştır. sazova'ya tramvay ulaşımı maalesef ki yok, yine otobüslere başvuracağız. sazova'ya giden bilindik tüm otobüsler odunpazarı evleri'nin hemen karşısındaki sıralı otobüs duraklarından kalkıyor. sazova'ya gitmenin ilk şartı odunpazarı evlerinin oradaki otobüslere ulaşmak, onu da yukarıda anlattık. başka gidiş yolları da vardır muhakkak ama ben bilmiyorum. gidiş değil de dönüş maalesef birazcık sorun olabiliyor, zira dönüş de otobüsle.. sazova'dan farklı yerlere giden otobüsler var fakat bunu pek kimse size çat diye söyleyemez. sazovanın girişindeki anayoldaki otobüs durağında bekleyin, gelen otobüsler ve dolmuşlarda deneyin şansınızı, %90ı çarşının ucundan bucağından geçiyordur. stadyuma gitmek istiyorsanız orası da sazova parkı'nın bitişiğinde zaten.
+beni osmangazi üniversitesi kampüsüne (meşelik yerleşkesi/ana yerleşke) ya da araştırma hastanesine götür.
-otogardan 4 no'lu otogar-ogü tramvayı ile, tren garından ise 3 no'lu ssk-ogü tramvayı ile kolayca ulaşabilirsiniz. zaten son durak ogü, durak ismi de ogü:)
+beni şehir hastanesine götür.
-otogardan direkt otobüs vardır belki ama ben bilmiyorum, tramvayla tarif edeceğim yine. otogardan 1 ya da 4 no'lu tramvaya binin, odunpazarı belediyesi durağından inip karşı durağa geçin, gelen 13 numaralı opera-şehir hastanesi tramvayına binin. son durak şehir hastanesi durağı. ben hiç gitmedim fakat sanırım son duraktan sonra otobüsler bekliyormuş sizi, tramvaydan inip otobüsle kısa bir yolculuk sonrası hastane kapısına ulaşabiliyormuşsunuz. trenle gelmişseniz ise espark'ın önündeki ulus anıtı durağından 1 veya 3 no'lu tramvaya binin, çarşı durağında inin. aynı durakta gelen 13 numaralı tramvaya binin, sonra yukarıdaki adımları izleyin.
+beni operaya götür.
otogardan 1 no'lu tramvaya binip çarşı durağında inerek gelen 13 numaralı şehir hastanesi-opera tramvayına binin. son durak opera durağı.
tren garından ise 1 veya 3 no'lu tramvaya binin, çarşı durağında inin, karşı durağa geçin ve gelen 13 numaralı tramvaya binip son durakta (opera durağı) inin.
+ben gelip geçici değilim kalıcıyım, ilk olarak bana tramvay kartı lazım nereden çıkartırım ben bunu?
-çarşı tramvay durağının birkaç sokak arkasında "bilem" diye bir yer bulunuyor. daha ayrıntılı bilgi için
(link: www.eskisehir.bel.tr/sayfal...)
tramvaylar ile ilgili her şey (çalışma saatleri, güzergah, eskart işlermleri vs.)
(link: www2.estram.com.tr/Anasayfa::)
şehirde neredeyse her yere tramvay ile çok rahat gidebilirsiniz, öncelikle bunu aklınızda tutmalısınız.
nereye gitmek istiyoruz?
+ben merkeze gitmek istiyorum.
-eskişehir'in 2 tane merkezi var denilebilir. ilk merkez hamamyolu, esnaf sarayı ve adalar civarından oluşuyor. buralar daha çok yerli halkın takıldığı yerler, istediğiniz her şeyi bulabileceğiniz küçük dükkanlar burada bulunuyor. adalar denilen yer ise meşhur eskişehir fotoğraflarının büyük bölümüne sahiplik yapan yer. porsuk çayı'nın iki tarafında uzanan cafeler, restoranlar ve oturma yerleri. burada yerli nüfus ile öğrenci nüfusu karışıktır. buradan aşağıya doğru inildikçe yerli nüfus iyice azalır ve öğrenci nüfusu artar. adalar'ın arka sokağında ise doktorlar caddesi denilen o ünlü cadde var. bir yer işareti olarak kanatlı avm de bu cadde üzerinde bulunuyor.
buraya ulaşım:
otobüsle gelmişsek otogar'ın hemen önündeki tramvay durağından (otogar içi dükkanlardan ya da otogar önündeki küçük yeşil kulübeden bilet alabiliriz) 1 numaralı otogar-ssk tramvayına binerek çarşı ya da inönü duraklarında inebiliriz. çarşı durağı adalar'ın başına ve hamamyolu'na, inönü durağı ise direkt doktorlar caddesi'nin ortasına bırakır bizi.
trenle gelmişsek ise 2 seçeneğimiz var, eşyamız yoksa yürüyebiliriz, zira yürüyeceğimiz yerler adalar ve doktorlar caddesi olacak. keyifli, güzel yerler yani. tren garından çıkar çıkmaz sol tarafa dönün (insanların valizlerle buraya akın ettiklerini göreceksiniz zaten, kalabalığı takip edebilirsiniz) ve 50metre ilerideki kavşağa kadar yürüyün. sol tarafınızda espark avm sağ tarafınızda ise doktorlar caddesi'nin girişini göreceksiniz. doktorlar caddesini yürüyerek geçebilirsiniz. hayır benim eşyam var tramvaya bineceğim derseniz de espark'ın hemen önünde tramvay durağını göreceksiniz zaten. 3 numaralı ssk-ogü (osmangazi üniversitesi) 1 numaralı ssk-otogar tramvayına binebiliriz. inönü bir sonraki durak zaten, çarşı da inönüden hemen sonraki durak. tramvay biletini kavşağın kenarındaki marketlerden alabilirsiniz.
+ben öğrencilerin olduğu merkeze gitmek istiyorum, ortam cafeler falan..
- öğrencilerin yoğun olduğu yerler bağlar olarak adlandırılıyor (trivia: eski ve yeni bağlar olarak da daha da adlandırılıyor). kabaca yılmaz büyükerşen bulvarı'nın iki yanındaki yerleşkeler diyebiliriz. trenden indik kavşağa kadar yürüdük espark'ı gördük. espark'ın arka tarafından itibaren olan ve yol boyu uzanan yerler bağlar. hayır canım ben yürüyemem diyorsanız da espark'ın önündeki ulus anıtı durağından (eski adı espark durağı) 1 no'lu otogar-ssk ya da 3 no'lu ogü-ssk tramvayına binebilirsiniz. espark'tan sonraki durak bağlar, ondan sonraki durak anadolu üniversitesi, ikisinden birinde inebilirsiniz. otobüsle gelmişsek de otogar tramvay durağından 1 no'lu tramvaya binip yine bağlar ya da anadolu üniversitesi durağında inebiliriz.
+beni meşhur barlar sokağına götür.
-barlar sokağı doktorlar caddesi'nin hemen bir arka sokağı olup doktorlar caddesine giden yukarıdaki yollarla ulaşabilirsiniz.
+beni anadolu üniversitesi'ne götür.
-anadolu üniversitesi temel olarak 2 kampüsten oluşuyor. bir tanesi meşhur yunus emre kampüsü, diğeri ise 2 eylül kampüsü (not: burasını ayırıp ayrı üniversite yapmışlar sanırım, eskişehir teknik üniversitesi). yunus emre kampüsü, yılmaz büyükerşen bulvarı'nın sonunda olup aslında çarşının göbeğinde yer alıyor. kampüsün içine kadar giden otobüsler var fakat onların tam olarak nereden gittiğini bilmemekle birlikte yılmaz büyükerşen bulvarından geçtiğini söyleyebilirim. zaten oraya kadar gelmişken yürürüm diyorsanız da siz bilirsiniz fakat kampüsün girişindeki o lanet yokuşu yürümekten iyidir otobüs. gideceğiniz yer eczacılık fakültesine yakın ise üniversitenin ana kapısı değil eczacılık kapısından ulaşmak çok daha kolay olacaktır.
tramvayla ulaşım: otogardan 1 numaralı otogar-ssk tramvayına binip anadolu üniversitesi durağında inebilirsiniz. şunu bilin ama durak, çok aşırı yakın değil kampüsün ana girişine. bir de kampüs içinde yürüyeceğinizi düşünürsek epey mesafe aslında.
gideceğiniz yer eczacılık fakültesine yakınsa eczacılık fakültesi durağı diye bir durak var. anadolü üniversitesi durağında inmeyin birkaç durak sonra eczacılık fakültesi durağında inin, direkt kapının önünde inmiş olacaksınız zaten.
tren garından ise yine espark önündeki ulus anıtı durağından 1 veya 3 no'lu tramvaylara binip anadolu üniversitesi durağında inerek ulaşabilirsiniz. aynı şekilde bu durakta inmeyerek birkaç durak sonra eczacılık fakültesi durağında inerek de ulaşabilirsiniz. 2 eylül kampüsüne gitmek ise tam bir çile, maalesef tramvayı henüz yok, yakın bir tramvay hattı da yok. tek çare otobüs. bildiğim kadarıyla yunus emre kampüsü'ndan 2 eylül'e direkt giden otobüsler var. aynı şekilde yılmaz büyükerşen bulvarı'ndan geçen ve 2 eylül'e giden otobüsler de var. ayrıntı veremeyeceğim maalesef.
+beni espark'a götür.
-yukarıda 50 defa geçti ismi. otogardan 1 no'lu tramvaya binip ulus anıtı durağında inebilirsiniz. tren garından ise 5-10 dakika yürüyüş mesafesi.
+beni odunpazarı evlerine götür.
-otogardan 1 no'lu otogar-ssk ya da 4 no'lu otogar-ogü tramvayına binerek atatürk lisesi durağında inebilirsiniz. atatürk lisesi'nin yan ve arka tarafı odunpazarı evleri.
tren garından ise ulus anıtı durağından 1 no'lu tramvaya binerek atatürk anıtı durağında inebilirsiniz.
+beni sazova parkına/stadyuma götür.
-meşhur masal şatosunun da olduğu sazova parkı genelde odunpazarı evleri gezisinden sonrasına bırakılır, dolayısıyla güzergahlar da buna göre ayarlanmıştır. sazova'ya tramvay ulaşımı maalesef ki yok, yine otobüslere başvuracağız. sazova'ya giden bilindik tüm otobüsler odunpazarı evleri'nin hemen karşısındaki sıralı otobüs duraklarından kalkıyor. sazova'ya gitmenin ilk şartı odunpazarı evlerinin oradaki otobüslere ulaşmak, onu da yukarıda anlattık. başka gidiş yolları da vardır muhakkak ama ben bilmiyorum. gidiş değil de dönüş maalesef birazcık sorun olabiliyor, zira dönüş de otobüsle.. sazova'dan farklı yerlere giden otobüsler var fakat bunu pek kimse size çat diye söyleyemez. sazovanın girişindeki anayoldaki otobüs durağında bekleyin, gelen otobüsler ve dolmuşlarda deneyin şansınızı, %90ı çarşının ucundan bucağından geçiyordur. stadyuma gitmek istiyorsanız orası da sazova parkı'nın bitişiğinde zaten.
+beni osmangazi üniversitesi kampüsüne (meşelik yerleşkesi/ana yerleşke) ya da araştırma hastanesine götür.
-otogardan 4 no'lu otogar-ogü tramvayı ile, tren garından ise 3 no'lu ssk-ogü tramvayı ile kolayca ulaşabilirsiniz. zaten son durak ogü, durak ismi de ogü:)
+beni şehir hastanesine götür.
-otogardan direkt otobüs vardır belki ama ben bilmiyorum, tramvayla tarif edeceğim yine. otogardan 1 ya da 4 no'lu tramvaya binin, odunpazarı belediyesi durağından inip karşı durağa geçin, gelen 13 numaralı opera-şehir hastanesi tramvayına binin. son durak şehir hastanesi durağı. ben hiç gitmedim fakat sanırım son duraktan sonra otobüsler bekliyormuş sizi, tramvaydan inip otobüsle kısa bir yolculuk sonrası hastane kapısına ulaşabiliyormuşsunuz. trenle gelmişseniz ise espark'ın önündeki ulus anıtı durağından 1 veya 3 no'lu tramvaya binin, çarşı durağında inin. aynı durakta gelen 13 numaralı tramvaya binin, sonra yukarıdaki adımları izleyin.
+beni operaya götür.
otogardan 1 no'lu tramvaya binip çarşı durağında inerek gelen 13 numaralı şehir hastanesi-opera tramvayına binin. son durak opera durağı.
tren garından ise 1 veya 3 no'lu tramvaya binin, çarşı durağında inin, karşı durağa geçin ve gelen 13 numaralı tramvaya binip son durakta (opera durağı) inin.
+ben gelip geçici değilim kalıcıyım, ilk olarak bana tramvay kartı lazım nereden çıkartırım ben bunu?
-çarşı tramvay durağının birkaç sokak arkasında "bilem" diye bir yer bulunuyor. daha ayrıntılı bilgi için
(link: www.eskisehir.bel.tr/sayfal...)
tramvaylar ile ilgili her şey (çalışma saatleri, güzergah, eskart işlermleri vs.)
(link: www2.estram.com.tr/Anasayfa::)
devamını gör...
kadın yazarların takipçi sayısının çok olması
5000 tanımı dedem girmedi. belki de iyi yazıyoruz. iyi yazmak için erkek olmak yetmez ve gerekmez. takipçim çok. çünkü kitap okuyorum. ve gerçeğim...
bkz: ırkçılığa hayır!
bkz: ırkçılığa hayır!
devamını gör...
yazarların gitmek istediği şehirler
kuzey ışıklarını görmek isteyen herkesin hayali savlbard ve kakslautanen.
devamını gör...
tim burton
masalsı diyarlarda yaşayan yönetmen. filmlerindeki mekanların masaldan fırlamış gibi olmasının yegane sebebi de budur zaten. animasyonlarında stop motion tekniğini çokça kullanmıştır.
(bkz: edward scissorhands (film))
(bkz: corpse bride (film))
(bkz: big fish (film))
(bkz: alice in wonderland 1-2 (film))
(bkz: the nightmare before christmas (film)) ve daha nice güzel filmin yönetmenidir.
(bkz: edward scissorhands (film))
(bkz: corpse bride (film))
(bkz: big fish (film))
(bkz: alice in wonderland 1-2 (film))
(bkz: the nightmare before christmas (film)) ve daha nice güzel filmin yönetmenidir.
devamını gör...
2 yaşındaki tecavüz mağduru
bizim var ya yatacak yerimiz yok. ne oluyoruz yahu? toplumumuzun geldiği noktaya bakın. lanet okuyup geçiyoruz. artık anne baba bile çocuklarını koruyamıyor ya da korumuyor, bilemem. ama bu nasıl bir sapkınlık, nasıl bir vicdansızlık? kim bilir bu küçük çocuğa gelene kadar kimlere, ne zararlar da vermiştir bu adam. ben ciddi anlamda korkuyorum artık.
devamını gör...
breaking bad
en öyle çok dizi, film ve oyun takip eden biri değilim. aksine böyle şeylerin biraz vakit kaybı olduğuna inanırım. şöyle ki bu dizi toplamda 62 bolum ve her biri 47 dakika çarp topla ne yapıyor toplamda kesintisiz 2 gün. yani insan ömründen 2 günün buna mi ayıracak. he sadece bu olsa dert degil de bunun gibi milyon tane dizi film oyun falan düşünün, 2 gün yapıyor.
neyse, ulan madem bitmiş bir dizi oturayım izleyeyim dedim. zira dizi izlerken beni en çok demoralize eden diğer bir şey de diziyi beklemek. benimde bitmiş diziler daha çok ilgimi çekmeye başladı.
en büyüleyici tarafı ise karakter gelişimidir. mr white in mrs white in pinkman in karakter gelişmeleri inanılmaz. hank in oyunculuğu harika. konu olarak çok sıradan, sıradan derken eminim amerikanın o yöresinde oturanlar için zaten günlük yasam standartları diyebiliriz ama işleniş sekli ve karakterler gerçekten süper.
walt’un akil oyunları, pinkman’in sürekli bitmek tükenmek bilmeyen manipülasyonları. skyler in dönüşümü falan bence izlemeye değer.
neyse, ulan madem bitmiş bir dizi oturayım izleyeyim dedim. zira dizi izlerken beni en çok demoralize eden diğer bir şey de diziyi beklemek. benimde bitmiş diziler daha çok ilgimi çekmeye başladı.
en büyüleyici tarafı ise karakter gelişimidir. mr white in mrs white in pinkman in karakter gelişmeleri inanılmaz. hank in oyunculuğu harika. konu olarak çok sıradan, sıradan derken eminim amerikanın o yöresinde oturanlar için zaten günlük yasam standartları diyebiliriz ama işleniş sekli ve karakterler gerçekten süper.
walt’un akil oyunları, pinkman’in sürekli bitmek tükenmek bilmeyen manipülasyonları. skyler in dönüşümü falan bence izlemeye değer.
devamını gör...
ozgur1ey

kendisine bol miktarda ada çay'ı gönderiyorum. gerçi anın fotoğraf'ında görmezsem ikna olmam. çok içilmesin ama aman ha o da kafa yapar. her şey dozunda. her pazartesi ada çay'ını yakıp evini tütsülesin. kötü enerji çıksın bir dışarı. ada çayı çok önemli bak lütfen ihmal etmeyelim! bir de yürüşlerde sıkı giyinelim, üşütmeyelim. bu havalar çok sakat. aman dikkat!
özgür insan be ona bir şey mi olur? öyle geniş bir yelpazesi var ki. e tabii ona kafa mı dayanır.
hepimiz iyi olacağız. yazacağız , dökeceğiz kıracağız ama sonunda iyi olacağız. ee bugün nick altı günüymüş ben de gelmem mi? kısır bile yaparım ben be. *
devamını gör...
sözlük yazarlarının garip özellikleri
bir şeyler dinlemeden uyuyamamak.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın yazarlar, güzel tanımlar yazmayı, bol beğeni ve fav. atmayı unutmadığınız bir gün olsun. okuyunuz, birikiniz sonra gelip buraya kusunuz efenim.
devamını gör...
bülent ecevit
türk siyasetinin görüp görebileceği en dürüst, namuslu siyasetçidir, başbakandır. tabi onun siyasi hayatının son yıllarını gören insanlar, onu, çelimsiz, pısırık bir siyasetçi olarak tanısa da ya da bize öyle tanıtılmaya çalışılsa da, zamanının en karizmatik siyasetçisi olmuştur. kendisi ile şöyle bir hikaye anlatılır;
1977 yılındaki seçimlerinden 3 gün önce, bülent ecevit başkanlığındaki chp, taksim 'de bir miting düzenlemeyi planlamıştır. ancak, başbakanlığa ecevit 'e suikast düzenleneceğine dair ihbar gelir. bunun üzerine, dönemin başbakanı süleyman demirel, bülent ecevit 'i arayarak mitingi yapmamasını ister. olay basına yansır, ortalık karışır. mitingden 1 gün önce, ecevit, o mitinge kimsenin gelmemesini ister, oraya sadece ben gideceğim, der. ertesi gün, taksim 'de chp tarihinin hatta türk siyaset tarihinin en kalabalık mitingi yapılır. 3 gün sonraki seçimlerde ise chp, % 41 ile tarihinin en yüksek oy oranını alır ve seçimi kazanır..
1977 yılındaki seçimlerinden 3 gün önce, bülent ecevit başkanlığındaki chp, taksim 'de bir miting düzenlemeyi planlamıştır. ancak, başbakanlığa ecevit 'e suikast düzenleneceğine dair ihbar gelir. bunun üzerine, dönemin başbakanı süleyman demirel, bülent ecevit 'i arayarak mitingi yapmamasını ister. olay basına yansır, ortalık karışır. mitingden 1 gün önce, ecevit, o mitinge kimsenin gelmemesini ister, oraya sadece ben gideceğim, der. ertesi gün, taksim 'de chp tarihinin hatta türk siyaset tarihinin en kalabalık mitingi yapılır. 3 gün sonraki seçimlerde ise chp, % 41 ile tarihinin en yüksek oy oranını alır ve seçimi kazanır..
devamını gör...