bir çok sözünü yazabilirim, çoğunu ezbere bilirim ama bir tanesi var ki insanı saatlerce, günlerce belki aylarca düşündürebilir ve hayata bakış açınızı mutlaka değiştirir ..

"insan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı."
devamını gör...

doğal davranırım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tanrıyı düşünüyorum bazen
öyle çok da değil ama
zamanını çalmak istemem
hem zaten o uzakta
ama sen yanımdasın
şimdi keder içindeyim
keder içindeyim ama seviyorum seni
daha nice saatler geçecek biliyorum
bir nehir gibi akıp sokaklar geçecek
hep yanımda olan ağaçlar
gökyüzü
ve dostlar geçecek
ama öyle şanslıyım ki
seni seviyorum
çok eskiden çocukken
çok eskiden, her neyse boş ver
basit bir tesadüftü zaten
gözlerinde kaybolmak gibi tıpkı
izin ver kaybolayım yine
seviyorum seni
seni seviyorum şükür ki.
(bkz: mario benedetti)
devamını gör...

kim olursa olsun ne kadar çok seversem seveyim beni mutsuz eden,strese sokan, huzurumu kaçıran herkesi hayatımdan çıkarmış olmamdır.

yeri geliyor yalnız kalıyorsun ama en azından kafan rahat oluyor. tekrar aynı şeyleri yaşatacaklar mi-yapacaklar mı? gibi bir derdin olmuyor.
devamını gör...

bir fırtına kuşunu sevmeliydim seveceğime seni;
hiç değilse baharda göğü şenlendirir gelirdi.
bütün dünya ölüme düşer kapattığımda gözlerimi.
(sanıyorum kafamdan uydurdum seni.)

- sylvia plath, deli kızın aşk şarkısı
devamını gör...

yun. καραμανλήδες şeklinde yazılır. yalnızca mezar taşları üzerinde değil o dönem evlerin girişlerine de dua mahiyetinde kullanılmıştır. örnek görsel incelendiğinde en üst kısımda gayet okunaklı şekilde; ''maşallah'' yazıyor. bir diğer örnek olan bu görsel ise çok emin olamamak ile birlikte bir uyarı veya bilgilendirme levhasına benziyor. görsel üzerinde ise; sultan mahmut tarafından kilisenin tadilatının yapılması emir edildiği yazmakta.
devamını gör...

yazar kasa fırlatacak adam nerede diye ağlamanın faydası yok, devir değişti.
hangi bankanın pos cihazı fırlatılacak? hangi banka dış mihrak suçlaması lincine uğrayacak? beklemedeyiz......
devamını gör...

türk yazar.
kinyas ve kayra’yı lisede okusaydım daha farklı biri olurdum.
devamını gör...

nazan öncel-gitme kal bu şehirde.
devamını gör...

japonlar'ın bahçe kültürü oldukça etkileyici. ruhun huzura ermesini amaç edinerek tabiatın küçük bir minyatürü olarak tasarladıkları bahçeler, istanbul, konya, eskişehir gibi vilayetlerde bulunmaktadır.
devamını gör...

kendi hayatımızı aydınlattığımız sahne ışıklarının insanların da bize yansıttığı yanılgısıdır. kendine çok fazla değer biçen, kendi dünyasıyla hemhal birisi, başkalarının da kendisini aynı şekilde önemsediği varsayımına kapılabilir.
devamını gör...

müzik dehasının malum olduğu, kendi alanında aktivist de olan fazıl say'ın, mazlum gazze' yi görmezden gelmediği kalbimi kazandığı tweeti. twitter.com/fazilsaymusic/s...
devamını gör...

önce aşkını göster, kadınlığını/erkekliğini sun bana. sonra şefkatinle annem gibi sar sarmala.
bu dizeleri okuyunca aklıma hep şu tablo geliyor;

~the kiss- gustav klimt
devamını gör...

hiç bu başlığa tanım girmemiştim. şimdi değilse ne zaman dedim? unuttuklarım olacaktır elbet,özür dilerim diyor ve başlıyorum.
not: kategori olarak yaptım ben. herkes aynı kategoride yazmıyor ve farklı kategorilerde sevdiklerimi belirtmek daha doğru.

bilimsel: meja
akış başlıklarındaki tanımlar: meja , yarasa seneca , rahatsız , hassas türk aile yapısı , black rose immortal, i am melting lan melting, trendisyourfriend
sanat ve edebiyat: insanolunbiraz , evernevergreen
araştırma, farklı bilgi içeren tanımlar: ateist kaplumbağa , lan bırak
sıcaklık katan ,içimi ısıtan tanımlar: severnoe siyanie
farklı konularda kısa öz tanımlar: örnek vatandaş
kendini ne yazarsa yazsın okutan: ateist kaplumbağa, yagami light
devamını gör...

the matrix filminde geçen ve aslında kısmen de olsa filmin anlatmaya çalıştıklarını özetleyen cümledir. kaşık aslında yok!

bu cümleyi ilk kez neo kahin ile görüşmek için beklerken küçük bir çocuktan duyar. çocuk oturduğu yerde kaşıkları bükmektedir. neo'nun dikkatini çekince çocuk eğer kaşığın gerçek olmadığına inanırsa bunu yapabileceğini ima eder ve neo ilk seferde kaşığı büker.

bu cümleyi ikinci kez duyduğumuzda söyleyen neo’dur trinity ile asansör tepesinde romantik sayılabilecek bir kurtaran operasyonu ile ajan smith’in elindeki morpheus’un imdadına koşarlarken sarf eder cümleyi.

film neredeyse tamamen temel mantık olarak platon’un mağara alegorisi üzerine kurulmuştur. doğdukları günden itibaren bir mağarada duvarını izlemek üzere zincirlenmiş bir grup insan vardır. arkalarında yanan sonsuz bir ateş ve bu ateşin önünde ellerinde kuklalarla dolaşan bir grup kuklacı tarafından duvara yansıtılan gölgelerin gerçek olduğuna inanan bu insanlar asla güneş ışığı görmemiştir.

bir gün içlerinden biri zincirlerimden başla kaybedecek neyim acaba diye düşünür ve ben bir dışarı varıp geleyim derken hem karl marx’a anahtar bir cümle ilham etmiş hem de ilk kez gün ışığı görmüş olur.

döndüğü zaman mağaradakilere gölgelerin gerçek değil birer yansıma olduğunu söylediğinde ona kimse inanmaz.

platon böyle anlatır dünyayı, the matrix ise bize ufak bir özet sunar there is no spoon ile.
devamını gör...

yargılanmaktan korkmadan tüm zayıflıklarınızı anlatabilmeniz. müthiştir.

hep güçlü görünmek, güçlü olmak zorundayız. yaşama karşı, çevremize karşı. diz çökmek zorunda kaldığımızda derteleşecek birini arıyor gözler. bir şeyler söylemek gerekiyor. bir çaresizliği anlatmak istiyor insan. bir çift gözün o bitkinliğe ortak olmasını istiyor. seni hiç tanımayan, senin de tanımadığın biri oluyor bazen bu kişi. olmayan bir omuzdur, kafamızı koyup uzaklara bakmak istediğimiz.

yaşam. her şeyiyle bize tuzak kurmayı biliyor. zayıf hissediyorum bu aralar. koca arturo bandini, kırılgan bir çocuk gibi. yaslanıp sızlanabileceği bir omuz arıyor. yaşam işte. neydim değil, ne oldum dedirtiyor bir anda. dün berrak bir zihinle, şu veya bu diyerek yargılar ortaya koyarken; bir gönülde sığıntı olabiliyor insan. tüm kanatları kesilmiş gibi hissedebiliyor. kafasını kaldırıp gökyüzüne "nedir bu, nedendir ?" diye bağırmak isteyebiliyor. birilerinin sesini duyup "bundandır" demesini istiyor. çözüm mü ? değil. lakin birinin duyduğunu bilmek istiyor işte. bir şarkı ona gerekenleri söylediğinde, onun cevabını yaşayan, yaşamış birilerine söylemek isteği vardır. anonimken, bu kolaydır işte. anonimlik güzeldir.

bizi saklanmaya, gözlerle anlatmaya zorlayan yaşama karşı bir çözüm üretmişiz. hiç tanımadığımız, bizi kınamayan bir insanın bizi anlamasıdır meselemiz. üzücüdür gerçekten. bir vazgeçişin derin hüznünü, vazgeçmeyenlerden başka kim bilebilir ki ?
devamını gör...

bu yeni zelanda'dan;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu da vermont'tan;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ikisini de travellingthroughtheworld adlı instagram hesabından alıntıladım.
devamını gör...

pederle valideden geçmiş ruhum bu yüzden..
gurur haysiyettir..
devamını gör...

bugünün anısı olarak kalsın burada.

değirmenaltı - tekirdağ

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim