geceye büyük bir lider bırak
(bkz: daha büyüğünü bulamadık)
devamını gör...
üçüncü sayfa radyo yayını
iyi günler sevgili yazarlar. ben üçüncü sayfa haberleri müptelası coldboy.
yayın ortağım hukuk öğrencisi sevgili otçul ile beraber geçtiğimiz haftanın kayda değer haberlerini konuşacağız. aralarında neler yok ki; cinayetler, çatışmalar ve hatta yine jigolo olmak isterken dolandırılan erkekler*... yine arkada dark ambient müziği eşliğinde haberleri okuyup yorumlayacağız.
ancak bu haftanın bir farkı var, programımız artık canlı olacak! evet, yanlış duymadınız, canlı! böylece siz de okuduğumuz haberler hakkında yorum yapabilecek ve bizler de yorumlarınızı yayın esnasında okuyabileceğiz. saat 18.30'da görüşmek üzere!
yayın ortağım hukuk öğrencisi sevgili otçul ile beraber geçtiğimiz haftanın kayda değer haberlerini konuşacağız. aralarında neler yok ki; cinayetler, çatışmalar ve hatta yine jigolo olmak isterken dolandırılan erkekler*... yine arkada dark ambient müziği eşliğinde haberleri okuyup yorumlayacağız.
ancak bu haftanın bir farkı var, programımız artık canlı olacak! evet, yanlış duymadınız, canlı! böylece siz de okuduğumuz haberler hakkında yorum yapabilecek ve bizler de yorumlarınızı yayın esnasında okuyabileceğiz. saat 18.30'da görüşmek üzere!
devamını gör...
erkek adam ev işi yapar mı sorunsalı
hayat müşterektir, elbette yapar dedirten başlıktır.
devamını gör...
pardon
ferhan şensoy'un çok tuhaf soruşturma ismiyle yazıp yönettiği, aynı zamanda oynadığı tiyatro oyununun film haline getirilmiş hali. kült bir filmdir. adalet olgusu ve sistem eleştirisi içerir. izleyen, eş dost arasında çok fazla geyiği döner. izlenmesi şiddetle tavsiye edilir.
devamını gör...
enstalasyon
fransızca bir kelime olup “installation“ dan dilimize geçmiştir.yerleştirme sanatı da denmektedir.
bir ışık enstalasyonu:
bir ışık enstalasyonu:
devamını gör...
eskisi kadar popüler olmayan şeyler
eskiden psikopatlık modaydı. herkes normaldi ama psikopat taklidi yapıyodu. şimdi ciddi güvenlik sorunları ortaya çıkınca psikopatlığın popülerliği kalmadı. şimdi herkes psikopat ama normal taklidi yapıyo.
devamını gör...
sen hüzünlüsün diye dünya durup sana yol vermeyecek
üstad doğan cüceloğlu... ondan duymuştum bu cümleyi.
doğan cüceloğlu : aşık oldum birine. o da beni görünce gülüyor, sıcacık böyle falan... yani %100 emindim beni sevdiğinden ve evlenme teklif ettim.
" ay canım ya ne tatlısın" dedi. nasıl yıkıldım, "ulan!" dedim "doğan, bu kız sana acıyor." tabi ben, nasıl böyle insanın bir yutkunası geliyor, böyle bakıyorsun, erkeksin bilmem ne falan. "ne kadar maaş alıyorsun?" dedi. dedim "öğretim üyesi olmayı düşünüyorum". "asistan ne kadar alıyor, doçent falan?" dedi. hatırlamıyorum bir rakam söyledim. "benim aylık kuaför masrafım ne kadar?" dedi. "canım" dedi böyle elimi tuttu. sonra masadan kalktım, hafif yağmur yağıyordu, oradan yürüyerek beyazıt meydanına geldim. işte kitapta öyle başlıyor yani taksinin altında kalacaktım, birisi koluma girdi beni karşıya geçirdi, yakup bey, baktı "delikanlı" dedi "sen hüzünlüsün diye dünya durup sana yol vermeyecek..."
bir o kadar anlamlı ve tokat gibi bir cümledir. ne kadar hüzünlü olursan ol ne zaman durup seni bekliyor ne de taksi durup yol veriyor. hayat bütün unsurlarıyla akıp gitmeye devam ediyor...
doğan cüceloğlu : aşık oldum birine. o da beni görünce gülüyor, sıcacık böyle falan... yani %100 emindim beni sevdiğinden ve evlenme teklif ettim.
" ay canım ya ne tatlısın" dedi. nasıl yıkıldım, "ulan!" dedim "doğan, bu kız sana acıyor." tabi ben, nasıl böyle insanın bir yutkunası geliyor, böyle bakıyorsun, erkeksin bilmem ne falan. "ne kadar maaş alıyorsun?" dedi. dedim "öğretim üyesi olmayı düşünüyorum". "asistan ne kadar alıyor, doçent falan?" dedi. hatırlamıyorum bir rakam söyledim. "benim aylık kuaför masrafım ne kadar?" dedi. "canım" dedi böyle elimi tuttu. sonra masadan kalktım, hafif yağmur yağıyordu, oradan yürüyerek beyazıt meydanına geldim. işte kitapta öyle başlıyor yani taksinin altında kalacaktım, birisi koluma girdi beni karşıya geçirdi, yakup bey, baktı "delikanlı" dedi "sen hüzünlüsün diye dünya durup sana yol vermeyecek..."
bir o kadar anlamlı ve tokat gibi bir cümledir. ne kadar hüzünlü olursan ol ne zaman durup seni bekliyor ne de taksi durup yol veriyor. hayat bütün unsurlarıyla akıp gitmeye devam ediyor...
devamını gör...
racona ters
kalan son dal sigaranın alınması.
(son dalını uzatan kişi , adamdır. almayan kişi ise daha çok adamdır.)
(son dalını uzatan kişi , adamdır. almayan kişi ise daha çok adamdır.)
devamını gör...
wernicke-korsakoff sendromu
wernicke-korsakoff sendromu, 19. yüzyılın sonlarında tanımlanmış nöropsikiyatrik bir tablodur; ilk kez 1881 yılında carl wernicke, üç hasta üzerindeki klinik-patolojik gözlemlere dayanarak tablonun nörolojik niteliklerini ortaya koymuştur. bu sendromun psikiyatrik nitelikleri ise 1887 yılında sergei sergeievich korsakoff tarafından belirlenmiştir. bu duruma göre, wernicke-korsakoff sendromunda iki komponentin bulunduğu görülmektedir:
wernicke ensefalopatisi nörolojik bulgular demetidir,
korsakoff psikozu ise psikiyatrik bulgulardan oluşur.
wernicke hastalığı veya wernicke ensefalopatisinde 3 temel bulgu vardır; konfüzyon ya da amnezi, nistagmus ya da oftalmopleji, (iii) ataksi. bunlara, zamanla b1 vitamini (tiamin) eksikliğine bağlı öteki bulgular da (örneğin, periferik nöropati) eklenir.
korsakoff psikozu ise bellek bozukluğu, öğrenme güçlüğü ve demansı andıran klinik bulgulardan oluşur. özellikle, uzun süren ödünsüz açlık grevlerinde apati, konfabülasyon, ajitasyon ve halüsinasyon gibi psikiyatrik bulgular giderek yoğunlaşır.
--- alıntı ---
tr.wikipedia.org/wiki/Werni...
--- alıntı ---
wernicke ensefalopatisi nörolojik bulgular demetidir,
korsakoff psikozu ise psikiyatrik bulgulardan oluşur.
wernicke hastalığı veya wernicke ensefalopatisinde 3 temel bulgu vardır; konfüzyon ya da amnezi, nistagmus ya da oftalmopleji, (iii) ataksi. bunlara, zamanla b1 vitamini (tiamin) eksikliğine bağlı öteki bulgular da (örneğin, periferik nöropati) eklenir.
korsakoff psikozu ise bellek bozukluğu, öğrenme güçlüğü ve demansı andıran klinik bulgulardan oluşur. özellikle, uzun süren ödünsüz açlık grevlerinde apati, konfabülasyon, ajitasyon ve halüsinasyon gibi psikiyatrik bulgular giderek yoğunlaşır.
--- alıntı ---
tr.wikipedia.org/wiki/Werni...
--- alıntı ---
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
osmanlı devleti'nde resmini ilk defa yaptıran kişi fatih sultan mehmet'tir. ondan önce gördüğümüz padişahların portreleri ise birebir aynı değildir. tarihi kaynaklardan yola çıkılarak başka bir padişah döneminde çizilmiştir. yani o portlerde görüğümüz osman gazi, sultan orhan ve fatih sultan mehmet'e kadar olan diğer padişahların birebir aynılarına bakmıyoruz.
devamını gör...
hukuksal mücadele sırasında gelen kimi kime şikayet ediyorum hissi
teşbihte kusur olmaz. it iti ısırmaz ne yapıyorum ben hissîdir. bir sonuç alamayacağınız aşikârdır fakat yine de oltaya takılmış balık gibi çırpınırsınız. nafile...
devamını gör...
türk gençliğinin haksızlıklara ses çıkarmaması
çünkü ses çıkarırsa nerede olacağı bellidir. çok da durumu yoksa ve ailesini düşünüyorsa ses çıkartmamak durumunda kalır. elbetteki yanlıştır fakat günümüzde gelinen yer bundan ibarettir. tabii bir de öğrenilmiş çaresizlik durumu vardır ki ailesi ona böyle öğretmiştir. çevresinden hep böyle görmüştür ve o da yaşamını böyle idame ettirir.
devamını gör...
her ilde üniversite olması
sınırlı kaynakların israf edilmesi olayıdır. türkiye'nin en büyük sığır çiftliğinin kurulması gereken hakkâri gibi illerde bünyesinde uluslararası ilişkiler, biyomedikal mühendisliği gibi bölümler olan üniversite kurmak sığırlık değil de nedir? hakkâri dediğin il (ve onun gibi olan iller) bir numaralı ekonomik kaynağının hayvancılık olduğu illerdir. buraların ne uluslararasılığı var ki uluslararası ilişkiler bölümü kurarsın be adam! bir de bunların seçim meydanlarında vaat olarak söylenip insanların alkışladığını da gördük, duyduk.
ha, her ilde üniversite olmasının kısa vadede getirileri yok mudur? vardır tabii ki. pansiyondur, aparttır, yurttur derken değersiz olan arazi ya da arsa değerlenir ve insanların cebine sıcak para girer. on binlerce öğrencinin alışveriş yapması için yeni iş yerleri açılır, insanlar istihdam edilir. üniversite aslında otel gibi bacasız sanayidir, zaten o niyetle kuruldular. ancak, uzun vadede bu yüktür.
ha, her ilde üniversite olmasının kısa vadede getirileri yok mudur? vardır tabii ki. pansiyondur, aparttır, yurttur derken değersiz olan arazi ya da arsa değerlenir ve insanların cebine sıcak para girer. on binlerce öğrencinin alışveriş yapması için yeni iş yerleri açılır, insanlar istihdam edilir. üniversite aslında otel gibi bacasız sanayidir, zaten o niyetle kuruldular. ancak, uzun vadede bu yüktür.
devamını gör...
akp çocukları
küfür olarak algılanmalıdır.
"akp çocuğu! "
"akp çocuğu! "
devamını gör...
kendini geliştirip eski sevgilinin karşısına çıkmak
bunun bir üstü kendinizi geliştirip arkanıza hiç bakmamanızdır. baskalari için degil, kendimiz için.
devamını gör...
kalp kırmadan ter kokuyorsun deme yolları
doğum gününde deodorant hediye etmişliğim vardır. ama aldığım kazağın içine sıkıştırmıştım. herkes gidince aç diye de tembih ettim. artık o ter kokmuyor, bende ter koklamıyorum. (bkz: temiz iş.)
devamını gör...
ülkü tamer
20 şubat 1937 tarihinde gaziantep'te doğmuştur. istanbul üniversitesi gazetecilik enstitüsü'nde okumuş çevirmenlik, aktörlük, yayın yönetmeliği yapmıştır.
en sevdiğim duvarımda da asılı olan şiiri de ben sana teşekkür ederim şiiridir. çok ince bir ruhla yazılmış.
"ben sana teşekkür ederim, beni sen öptün,
ben uyurken benim alnımdan beni sen öptün;
serinlik vurdu korulara, canlandı serçelerim;
sen mavi bir tilkiydin, binmiştin mavi ata,
ben belki dün ölmüştüm, belki de geçen hafta.
sen bana çok güzeldin, senin ayakların da."
en sevdiğim duvarımda da asılı olan şiiri de ben sana teşekkür ederim şiiridir. çok ince bir ruhla yazılmış.
"ben sana teşekkür ederim, beni sen öptün,
ben uyurken benim alnımdan beni sen öptün;
serinlik vurdu korulara, canlandı serçelerim;
sen mavi bir tilkiydin, binmiştin mavi ata,
ben belki dün ölmüştüm, belki de geçen hafta.
sen bana çok güzeldin, senin ayakların da."
devamını gör...


