35 yaşından sonra meslek değiştirmek
34'e geldiğim şu aylarda bunu düşünüyorum.
çok farklı mesleklerde çalıştım. yani bayağı bayağı farklı 'ne alaka be bunlar?' denebilecek şeyler.
müşteri temsilciliği, ön muhasebe, fotoğrafçılık, kasiyer, dadılık bunlar kısa kısa yaptıklarım. okuldan önce okul esnasında ve sonrası. devamında 4 yıla yakın öğretmenlik yaptım. nasıl yaptım ben de bilmiyorum. bir şekilde özel ve devlette önüme fırsatlar çıktı ve sınıf öğretmenliğiyle başladığım serüveni özel eğitim sınıfıyla bitirdim. serüven diyorum çünkü benim için çok zordu. çanta çanta kitap taşıyordum eve. ciddi ciddi oturup ders çalışıyor hatta özel eğitim bölümüne geçince bu alanda eğitim bile aldım. annem diyordu ki 'sen öğretmen misin, öğrenci mi? sen bu kadar çalışıyorsan o öğrenciler ne yapıyor?'. efem işin aslı tahmin edersiniz alan dışıyım. (iktisat ve sosyoloji okudum.) bu durumu kapatabilmek adına ciddi bir efor sarf ettim o yıllar. açıkçası gerek öğretmenlerden gerek idari kadrodan gerekse velilerden bu konuda takdir aldım.
ilçemiz küçük olduğundan tabi herkes herkesi tanıyor az çok bazı veliler benim alan dışı olmamı problem etmiş (ki etmeli tabi yani neden o bölümden okuyan biri değilde ben orada öğretmenlik yapıyorum olacak şey mi? ama malesef bu hala devam eden bir sorun. benim bile bir çok öğretmenim alan dışıymış ben bunu kendimde işin içine girince öğrendim. evet veliler haklı ama bizim eğitim sistemimizde bu çok normal. bir çok öğretmen atama beklerken ben ve benim gibileri yarı fiyatına çalıştıran bir sistem.)
müdür beye gidilip biz bu öğretmeni istemiyoruz bu alan dışıymış hem çocuklar diğer sınıflara göre çok geride berbat bir sistemi var demiş. tabi benim bunların hiç birinden haberim yok. leyla leyla geziyorum. bir gün müdür bey derse geldi. 'sınıfları geziyorum hocam biraz oturabilir miyim?' dedi. ben rutin bir durum sanıyorum tabi. biraz dinledi sonra 'hocam biraz çocuklara sorular sorabilir miyim?' dedi. tabi ki dedim. 'peki siz geldiğinizde hangi harfteydi bu çocuklar?' dedi. (o zaman elat yöntemiyle ve el yazısıyla ilerliyorduk. evet evet o kayıp yıllar. ben de zaten bu yüzden bayağı zorlandım.) a hocam dedim. yaklaşık 10 harf işlemiştik. 4 1. sınıf vardı ve biz müfredata göre ilerideydik. çünkü ben sınıflardan birinin öğretmeniyle koordineli gidiyor ondan destek alıyordum.
neyse efem müdür bey sorular sordu çocuklara. sonra teşekkür etti ve gitti. bu arada gitmeden çocuklara yarın öğlen hepinizin velisini okula çağırıyorum toplantı var dedi. ben tabi şaşırdım. yahu 10 sene önce işte ben daha 24 yaşlarındayım. hiç bir şey bilmiyorum bu işleyişlerle ilgili.
toplantı saatleri bir iki veli geldi yanıma 'hocam siz onların kusuruna bakmayın. biz sizden çok memnunuz, siz üzülmeyin' minvalinde cümleler kurdular. içimden diyorum yahu bunlar ne diyor. toplantı bitti aynı veliler koşa koşa yanıma geldi. 'hocam valla müdür bey haklarından geldi. sizin dersinize girmiş çocuklara sorular sormuş hepsi gayet iyiymiş. müdür bey o velileri bir azarladı görmeniz lazım' . ben tabi o an aydınlandım. sonra parçalar birleşti. bir iki veli vardı sürekli gelip bana verdiğim ödevlere ilgili olsun derste işlediğim konularla ilgili olsun hesap sorar vari konuşmaya çalışıyorlardı. ilk zamanlar anlamaya çalıştım baktım hadsizlik yapıyorlar tersledim. her dakika okuldalar görmeniz lazım. yahu 1. sınıf bu neden bu çocuklara bu baskıyı uyguluyorsunuz. tenefüslerde oturup çocuklarla ders yapıyorlardı. ben tenefüslerde çıkmıyor ve öğrenim zorluğu olan 3, 4 çocuğa ders veriyordum. şaşkınlıkla izliyordum onları. bir gün hatta hademe abimiz gidip müdüre hocam banu hanımın kapısında veliler kapıyı dinliyor demiş. sonra işte olaylar patladı ve azar toplantısına kadar gitti iş.
müdür bey beni karşısına alıp tüm detayları anlattı ve bana 'bakın banu hanım ben okulumda kaos istemem. sizi milli eğitim gönderdi evet ama eğer ben sizi yetersiz görsem buna devam etmezdim. bu okulda ben ne öğretmenler gördüm. kadrolu sınıf öğretmenleri bizzat çocuklara gerekli özeni göstermezken, harfleri yanlış öğretirken siz okuldaki en iyi öğretmenlerden oldunuz' dedi. ben tabi hem gurur duydum hem üzüldüm. o sene sistem değişmişti ve tüm öğretmenler bocalıyordu. ben temiz bir zihinle gelmiştim evet sistem zordu ama ben sıfırdım. aldığım destek ve eğitimlerle diğer öğretmenleri yakalamıştım bunu zaten kendimde biliyordum. sonraki günler bir iki öğretmen teneffüste gelip beni öğretmenler odasına çağırdı. bana tavsiyelerde bulundu ve özellikle destek aldığım 20 yıllık sınıf öğretmeni bir daha tenefüslerde burada ol lütfen dedi. kendinden veriyorsun ama görüyorsun kimseye yaranamıyorsun. amacım yaranmak değildi aslında türkçe konuşmayı bile doğru düzgün bilmeyen o çocuklara okumayı öğretmekti.
bazı okullarda ücretli öğretmenler pek sevilmezmiş, her iş onlara yıkılırmış ve dışlanırlarmış bizim okulda hiç öyle olmadı. öğretmenler bizleri adeta bağırlarına basıyordu. zaten bir çoğunun yaşı vardı. bizlere kızları gibi davranıyorlardı. müdür bey zaten çok mükemmel bir adamdı. o sene öyle bitti. sonra müdür bey beni özel eğitim sınıfına geçirdi. size burası daha uygun hocam çünkü siz çocuklarla bütünleşiyorsunuz dedi. ne demekse o hahah. böyle böyle geçti seneler.
muhasebe sorumlusu, insan kaynakları personeli, satış sorumlusu, yav bir iki kere ev temizliğine, seraya ve bahçeler meyve toplamaya gittim. beden işi pek bana göre değilmiş bunu anladım. bir çok işte çalıştım belki şuan aklıma bile gelmiyor. sonra bir gün yazarlık yapmaya başladım. itiraf ediyorum bir dönem tarot, kahve ve çeşitli fallar baktım. benim için amaç hep paraydı bunları yaparken. çünkü ailesinden bağımsız yaşayan bir insandım bir şekilde o para o eve girmeliydi ve benim iş beğenmeme lüksüm yoktu.
neyse efem velhasıl kelam bu ara yeni bir arzum var. sokak çocuklarına bakmak. yani bir veteriner yanına kapak atmaya çalışıyorum hahah. tabi 2 yıllık bölümünü yazdık. okuyacağız ve devamında ne olacak göreceğiz.
canınız ne istiyorsa onu yapın. evet bir zamanlar benimde maddi sıkıntılarım vardı ve ev temizliğine kadar gittim ama şartlarınız o kadar zor değilse neden olmasın. neden istediğiniz bir mesleğe geçmeyesiniz. evet belki 20 yaşlarında bir gence göre daha zor adapte olabilir ve öğrenebilirsiniz ama ben eminim ki istendiğinde yapılmayacak şey yok. hadi bakalım pamuk hayallerimizi saçalım şuralara 3, 5 yıl sonra nerelerdeyiz görelim. bir başarı hikayesi mi yoksa bir bozgun mu? hahah hiç sanmam ben bizlere güveniyorum. sizde kendinize güvenin.
sevgiler...
çok farklı mesleklerde çalıştım. yani bayağı bayağı farklı 'ne alaka be bunlar?' denebilecek şeyler.
müşteri temsilciliği, ön muhasebe, fotoğrafçılık, kasiyer, dadılık bunlar kısa kısa yaptıklarım. okuldan önce okul esnasında ve sonrası. devamında 4 yıla yakın öğretmenlik yaptım. nasıl yaptım ben de bilmiyorum. bir şekilde özel ve devlette önüme fırsatlar çıktı ve sınıf öğretmenliğiyle başladığım serüveni özel eğitim sınıfıyla bitirdim. serüven diyorum çünkü benim için çok zordu. çanta çanta kitap taşıyordum eve. ciddi ciddi oturup ders çalışıyor hatta özel eğitim bölümüne geçince bu alanda eğitim bile aldım. annem diyordu ki 'sen öğretmen misin, öğrenci mi? sen bu kadar çalışıyorsan o öğrenciler ne yapıyor?'. efem işin aslı tahmin edersiniz alan dışıyım. (iktisat ve sosyoloji okudum.) bu durumu kapatabilmek adına ciddi bir efor sarf ettim o yıllar. açıkçası gerek öğretmenlerden gerek idari kadrodan gerekse velilerden bu konuda takdir aldım.
ilçemiz küçük olduğundan tabi herkes herkesi tanıyor az çok bazı veliler benim alan dışı olmamı problem etmiş (ki etmeli tabi yani neden o bölümden okuyan biri değilde ben orada öğretmenlik yapıyorum olacak şey mi? ama malesef bu hala devam eden bir sorun. benim bile bir çok öğretmenim alan dışıymış ben bunu kendimde işin içine girince öğrendim. evet veliler haklı ama bizim eğitim sistemimizde bu çok normal. bir çok öğretmen atama beklerken ben ve benim gibileri yarı fiyatına çalıştıran bir sistem.)
müdür beye gidilip biz bu öğretmeni istemiyoruz bu alan dışıymış hem çocuklar diğer sınıflara göre çok geride berbat bir sistemi var demiş. tabi benim bunların hiç birinden haberim yok. leyla leyla geziyorum. bir gün müdür bey derse geldi. 'sınıfları geziyorum hocam biraz oturabilir miyim?' dedi. ben rutin bir durum sanıyorum tabi. biraz dinledi sonra 'hocam biraz çocuklara sorular sorabilir miyim?' dedi. tabi ki dedim. 'peki siz geldiğinizde hangi harfteydi bu çocuklar?' dedi. (o zaman elat yöntemiyle ve el yazısıyla ilerliyorduk. evet evet o kayıp yıllar. ben de zaten bu yüzden bayağı zorlandım.) a hocam dedim. yaklaşık 10 harf işlemiştik. 4 1. sınıf vardı ve biz müfredata göre ilerideydik. çünkü ben sınıflardan birinin öğretmeniyle koordineli gidiyor ondan destek alıyordum.
neyse efem müdür bey sorular sordu çocuklara. sonra teşekkür etti ve gitti. bu arada gitmeden çocuklara yarın öğlen hepinizin velisini okula çağırıyorum toplantı var dedi. ben tabi şaşırdım. yahu 10 sene önce işte ben daha 24 yaşlarındayım. hiç bir şey bilmiyorum bu işleyişlerle ilgili.
toplantı saatleri bir iki veli geldi yanıma 'hocam siz onların kusuruna bakmayın. biz sizden çok memnunuz, siz üzülmeyin' minvalinde cümleler kurdular. içimden diyorum yahu bunlar ne diyor. toplantı bitti aynı veliler koşa koşa yanıma geldi. 'hocam valla müdür bey haklarından geldi. sizin dersinize girmiş çocuklara sorular sormuş hepsi gayet iyiymiş. müdür bey o velileri bir azarladı görmeniz lazım' . ben tabi o an aydınlandım. sonra parçalar birleşti. bir iki veli vardı sürekli gelip bana verdiğim ödevlere ilgili olsun derste işlediğim konularla ilgili olsun hesap sorar vari konuşmaya çalışıyorlardı. ilk zamanlar anlamaya çalıştım baktım hadsizlik yapıyorlar tersledim. her dakika okuldalar görmeniz lazım. yahu 1. sınıf bu neden bu çocuklara bu baskıyı uyguluyorsunuz. tenefüslerde oturup çocuklarla ders yapıyorlardı. ben tenefüslerde çıkmıyor ve öğrenim zorluğu olan 3, 4 çocuğa ders veriyordum. şaşkınlıkla izliyordum onları. bir gün hatta hademe abimiz gidip müdüre hocam banu hanımın kapısında veliler kapıyı dinliyor demiş. sonra işte olaylar patladı ve azar toplantısına kadar gitti iş.
müdür bey beni karşısına alıp tüm detayları anlattı ve bana 'bakın banu hanım ben okulumda kaos istemem. sizi milli eğitim gönderdi evet ama eğer ben sizi yetersiz görsem buna devam etmezdim. bu okulda ben ne öğretmenler gördüm. kadrolu sınıf öğretmenleri bizzat çocuklara gerekli özeni göstermezken, harfleri yanlış öğretirken siz okuldaki en iyi öğretmenlerden oldunuz' dedi. ben tabi hem gurur duydum hem üzüldüm. o sene sistem değişmişti ve tüm öğretmenler bocalıyordu. ben temiz bir zihinle gelmiştim evet sistem zordu ama ben sıfırdım. aldığım destek ve eğitimlerle diğer öğretmenleri yakalamıştım bunu zaten kendimde biliyordum. sonraki günler bir iki öğretmen teneffüste gelip beni öğretmenler odasına çağırdı. bana tavsiyelerde bulundu ve özellikle destek aldığım 20 yıllık sınıf öğretmeni bir daha tenefüslerde burada ol lütfen dedi. kendinden veriyorsun ama görüyorsun kimseye yaranamıyorsun. amacım yaranmak değildi aslında türkçe konuşmayı bile doğru düzgün bilmeyen o çocuklara okumayı öğretmekti.
bazı okullarda ücretli öğretmenler pek sevilmezmiş, her iş onlara yıkılırmış ve dışlanırlarmış bizim okulda hiç öyle olmadı. öğretmenler bizleri adeta bağırlarına basıyordu. zaten bir çoğunun yaşı vardı. bizlere kızları gibi davranıyorlardı. müdür bey zaten çok mükemmel bir adamdı. o sene öyle bitti. sonra müdür bey beni özel eğitim sınıfına geçirdi. size burası daha uygun hocam çünkü siz çocuklarla bütünleşiyorsunuz dedi. ne demekse o hahah. böyle böyle geçti seneler.
muhasebe sorumlusu, insan kaynakları personeli, satış sorumlusu, yav bir iki kere ev temizliğine, seraya ve bahçeler meyve toplamaya gittim. beden işi pek bana göre değilmiş bunu anladım. bir çok işte çalıştım belki şuan aklıma bile gelmiyor. sonra bir gün yazarlık yapmaya başladım. itiraf ediyorum bir dönem tarot, kahve ve çeşitli fallar baktım. benim için amaç hep paraydı bunları yaparken. çünkü ailesinden bağımsız yaşayan bir insandım bir şekilde o para o eve girmeliydi ve benim iş beğenmeme lüksüm yoktu.
neyse efem velhasıl kelam bu ara yeni bir arzum var. sokak çocuklarına bakmak. yani bir veteriner yanına kapak atmaya çalışıyorum hahah. tabi 2 yıllık bölümünü yazdık. okuyacağız ve devamında ne olacak göreceğiz.
canınız ne istiyorsa onu yapın. evet bir zamanlar benimde maddi sıkıntılarım vardı ve ev temizliğine kadar gittim ama şartlarınız o kadar zor değilse neden olmasın. neden istediğiniz bir mesleğe geçmeyesiniz. evet belki 20 yaşlarında bir gence göre daha zor adapte olabilir ve öğrenebilirsiniz ama ben eminim ki istendiğinde yapılmayacak şey yok. hadi bakalım pamuk hayallerimizi saçalım şuralara 3, 5 yıl sonra nerelerdeyiz görelim. bir başarı hikayesi mi yoksa bir bozgun mu? hahah hiç sanmam ben bizlere güveniyorum. sizde kendinize güvenin.
sevgiler...
devamını gör...
okuduğun bir kitabı pudra şekerine uyarla
pudra şekerinin kaynağı.
(bkz: hayatın kaynağı)
(bkz: hayatın kaynağı)
devamını gör...
kızlardaki sorumluluk sahibi ve ilgili erkek arama tutkusu
-bir erkekte ne ararsınız?
+erkek aramıyorum, önce oradan başlayalım.
şeklinde rihanna'nın muhabire verdiği müthiş yanıtı bırakıp kaçıyorum.
+erkek aramıyorum, önce oradan başlayalım.
şeklinde rihanna'nın muhabire verdiği müthiş yanıtı bırakıp kaçıyorum.
devamını gör...
spawn
canla can olmaya, dostla dost olmaya çalışan yazar.
konuştuğu kişilerin elbet konuşulacak kifayeti mevcuttur da...
kifayetsiz, dönek, omurgasız iki yüzlülerle konuşacak hiçbir şeyi yoktur.
sıkıntısı olan için nickaltısı cami duvarı olmamakla birlikte, yanlış yaptığını düşünenler yönetime ağlayabilir.
konuştuğu kişilerin elbet konuşulacak kifayeti mevcuttur da...
kifayetsiz, dönek, omurgasız iki yüzlülerle konuşacak hiçbir şeyi yoktur.
sıkıntısı olan için nickaltısı cami duvarı olmamakla birlikte, yanlış yaptığını düşünenler yönetime ağlayabilir.
devamını gör...
ho chi minh
ikinci dünya savaşı sırasında japonya'ya karşı savaşa başlamış, sonra fransa ve amerika birleşik devletleri ile savaşmış lider. herhalde en az 30 yıl savaşmış adam.
devamını gör...
eş cinsel sözlük yazarları
eşcinsel değilim ama tüm eşcinsel yazarlarımıza kocaman sevgi yollamaya geldim.*
devamını gör...
mesaja dönmeyen insan
saygısız insandır. size bir soru soruluyorsa veya haliniz hatrınız soruluyorsa ve siz ona cevap vermiyorsanız afedersiniz kendini bir bok zanneden insansınızdır.
devamını gör...
ailenin normal sözlük'te yazar olduğunu öğrendiklerinde tepkileri
işi çok ciddiye alıp gurur duydular nickaltımı falan gösterdim aaa ne yazmışlar falan dediler çok iyi tepkiler aldım.
içeride portakal atıyoruz birbirimize dedim gururlu hoş tepki verdiler.
içeride portakal atıyoruz birbirimize dedim gururlu hoş tepki verdiler.
devamını gör...
özdemir erdoğan'ın zeki müren'le ilgili açıklamaları
zeki müren türkçe'mizi çok iyi kullanan ve bize örnek olan biriydi, sırf bu yüzden bile saygı duyabiliriz ona. sadece şarkı söylemekle kalmayan, yazdığı şarkı sözleriyle ve yorumuyla kalpleri kazanan gerçek sanatçıydı. neredeyse tüm şarkılarını bilirim, hiç bir zaman da onun hayatıyla ilgilenmedim. ölümünün üzerinden yıllar geçmiş bir insandan ne istenir anlamak zor?
biz olmayacağız ya böyle, illa ki birilerini kıyaslayacağız, yaşamını eleştireceğiz vb. insanlarla uğraşmaya devam edeceğiz...
biz olmayacağız ya böyle, illa ki birilerini kıyaslayacağız, yaşamını eleştireceğiz vb. insanlarla uğraşmaya devam edeceğiz...
devamını gör...
mustafa kemal atatürk
aziz türk milletinin ebedi başkomutanı, ulu önderimiz. bizi bir kıvılcım olarak bıraktın ama alev olacağımız günler yakın. ruhun şad olsun.
devamını gör...
kişide kaçma isteği uyandıran sözcükler
özellikle popüler kültür zehirlenmesi yaşayanların fazlasıyla kullandığı sözcüklerdir.
edit: bazen, kaçmak yerine ağza kürekle vurma isteği de uyandırabilen sözcüklerdir. swh
edit: bazen, kaçmak yerine ağza kürekle vurma isteği de uyandırabilen sözcüklerdir. swh
devamını gör...
sualtı arkeolojisi
arkeolojinin yan dalıdır. isimden anlaşılabildiği gibi sualtında kalan şehirleri, batık gemileri, fenerleri ve limanları inceler ve edinilen bilgileri ve eserleri kayıt altına alır.
deniz ulaşımı, uzun yıllardan beri ticaret, keşif ve ulaşım için başvurulan bir yöntem. deniz taşıtları ise antik dönemlerden beri tespit edilemeyen sualtı kayalıkları, zayıf manevra kabiliyetleri, fırtınalar, yüklerin orantısız yerleştirilmesi ve ulaşımdan sorumlu kişilerin teknik hataları sebebiyle batmaktadır. sualtı arkeologları ise deniz ve okyanuslarda bulunan bu batıkları inceleyerek dönemin ticaret yolları, denizcilik faaliyetleri, savaş teknikleri ve dönemin teknolojisi ile ilgili önemli bilgiler edinirler aynı zamanda batıklardan dönem hakkında daha fazla bilgi sahibi olmamızı sağlayacak tarihi eserleri su üzerine çıkararak onları kayıt altına alırlar ve bu sayede tarihi eserler hem korunmuş hem de kayıt altına alınmış olur.
aynı şekilde limanlar ve şehirlerde, küresel ısınmaya bağlı deniz seviyesinin yükselmesi, baraj yapımı, depremler, çökmeler vb. sebepler ile sualtında kalmaktadır. yine dalgıçlık eğitimi olan arkeologlar dalışlar sırasında keşif edilen şehir ve limanlardan yola çıkarak o bölgenin yerleşim planı, mezarlıkları, evleri ve o döneme ait kullanılan eşyaları ile ilgili detaylı bilgilere erişirler.
sualtı arkeologları, sonarlar,proton manyetometresi ve uzaktan kumandalı sualtı araçları * gibi teknolojik cihazlardan da faydalanırlar.
bilinen bazı sualtı sit alanları için;
(bkz: baiae)
(bkz: pavlopetri)
(bkz: bodrum sualtı arkeoloji müzesi)
deniz ulaşımı, uzun yıllardan beri ticaret, keşif ve ulaşım için başvurulan bir yöntem. deniz taşıtları ise antik dönemlerden beri tespit edilemeyen sualtı kayalıkları, zayıf manevra kabiliyetleri, fırtınalar, yüklerin orantısız yerleştirilmesi ve ulaşımdan sorumlu kişilerin teknik hataları sebebiyle batmaktadır. sualtı arkeologları ise deniz ve okyanuslarda bulunan bu batıkları inceleyerek dönemin ticaret yolları, denizcilik faaliyetleri, savaş teknikleri ve dönemin teknolojisi ile ilgili önemli bilgiler edinirler aynı zamanda batıklardan dönem hakkında daha fazla bilgi sahibi olmamızı sağlayacak tarihi eserleri su üzerine çıkararak onları kayıt altına alırlar ve bu sayede tarihi eserler hem korunmuş hem de kayıt altına alınmış olur.
aynı şekilde limanlar ve şehirlerde, küresel ısınmaya bağlı deniz seviyesinin yükselmesi, baraj yapımı, depremler, çökmeler vb. sebepler ile sualtında kalmaktadır. yine dalgıçlık eğitimi olan arkeologlar dalışlar sırasında keşif edilen şehir ve limanlardan yola çıkarak o bölgenin yerleşim planı, mezarlıkları, evleri ve o döneme ait kullanılan eşyaları ile ilgili detaylı bilgilere erişirler.
sualtı arkeologları, sonarlar,proton manyetometresi ve uzaktan kumandalı sualtı araçları * gibi teknolojik cihazlardan da faydalanırlar.
bilinen bazı sualtı sit alanları için;
(bkz: baiae)
(bkz: pavlopetri)
(bkz: bodrum sualtı arkeoloji müzesi)
devamını gör...
yazarların hemencecik de birbirlerini sevmeleri
allah vergisidir. kimi sevdiriyor kimi seviyor.
devamını gör...
gojira
doksanlı yıllarda kurulmuş, fransız progresif metal grubu. born in winter şarkısının şahsıma yazıldığına inanmaktayım.
devamını gör...
babamın 4.evre kansere yakalanması
söylenecek söz kalmıyor, sadece elimizden gelen dua etmek , inşallah en kısa zamanda şifa bulur, allah acı çektirmes'in ,sizlere güç ve sabır diliyorum , kardeşim.
bu mübarek günlerde kimin ihtiyacı varsa allah yardımcıları olsun .
bu mübarek günlerde kimin ihtiyacı varsa allah yardımcıları olsun .
devamını gör...
yulaf kullanılan güzel tarifler
mozaik pasta.
3 tane olgun muz çatalla ezilir. 2 yemek kaşığı kakao, 1 yemek kaşığı bal, 1 su bardağı yulaf, isteğe göre ceviz eklenir. streç filme sarılıp buzluğa atılır. sonra çıkarıp kesip yiyebilirsiniz. afiyet olsun.
3 tane olgun muz çatalla ezilir. 2 yemek kaşığı kakao, 1 yemek kaşığı bal, 1 su bardağı yulaf, isteğe göre ceviz eklenir. streç filme sarılıp buzluğa atılır. sonra çıkarıp kesip yiyebilirsiniz. afiyet olsun.
devamını gör...
tuvalette uzun süre vakit geçirenlerin homo sempatizanlığı
bilimsel araaştırma için kaynak soracağım ama, kaynağın mabad olduğu aşırı belli olan başlıktır.
devamını gör...
uğultulu tepeler
1847 yılında yayımlanan (bkz: emily bronte)' nin yazarın tek romanıdır uğultulu tepeler. yazar ilk önce şiirler yazmıştır ancak (bkz: victoria dönemi) ndeki katı kurallar yüzünden ve kadının ikinci planda tutulmasından dolayı, şiir kitabını erkek takma adıyla (bkz: emily ellis bell) yayımlamak zorunda kalmıştır. aynı şekilde bu romanınıda takma adıyla yayımlamak zorunda kalan yazarın kardeşi (bkz: charlotte brontë) tarafından gerçek ismiyle 1867 yılında yeniden yayımlanmıştır.*
bu eserde gerek romantik akım gerekse gotik özelliklerden izler görürüz. o dönemin en büyük özelliklerinden biri kadın sosyal olarak yüksek ve zengin bir eşle evlenmelidir. ancak romanın başkahramanı catherine, dönemin bu düşüncesiyle tamamen zıt giden ailesinin kim olduğu bilinmeyen, dışlanmış 'öksüz, buluntu, garip' olan heathcliff' e aşık olur. bu yönden toplumun koyduğu ahlaki ve etik kurallara uymadığı için o da toplum tarafından günahkar ve kötü olarak addedilir. bu yüzden heatchliff ile şehir ve toplum hayatından uzakta tutkulu ve yasak bir ilişki yaşamaya çalışır ancak victorya gelenekleri, değer yargıları ve sosyal baskı catherine'nin istediği aşka kavuşmasına izin vermez. bu yüzden catherine sosyal baskılardan, dayatmalardan ve toplumun öngördüğü kadın modelinden kurtulmak için ölümü seçer. çünkü yaşarken gerçek aşkına kavuşamamışsada ölüm sevgisine "vampir kadın" olarak da olsa kavuşma fırsatıdır ve hayalet olarak sevdiğine gerçek aşkına ulaşabilecektir.
bu eserde gerek romantik akım gerekse gotik özelliklerden izler görürüz. o dönemin en büyük özelliklerinden biri kadın sosyal olarak yüksek ve zengin bir eşle evlenmelidir. ancak romanın başkahramanı catherine, dönemin bu düşüncesiyle tamamen zıt giden ailesinin kim olduğu bilinmeyen, dışlanmış 'öksüz, buluntu, garip' olan heathcliff' e aşık olur. bu yönden toplumun koyduğu ahlaki ve etik kurallara uymadığı için o da toplum tarafından günahkar ve kötü olarak addedilir. bu yüzden heatchliff ile şehir ve toplum hayatından uzakta tutkulu ve yasak bir ilişki yaşamaya çalışır ancak victorya gelenekleri, değer yargıları ve sosyal baskı catherine'nin istediği aşka kavuşmasına izin vermez. bu yüzden catherine sosyal baskılardan, dayatmalardan ve toplumun öngördüğü kadın modelinden kurtulmak için ölümü seçer. çünkü yaşarken gerçek aşkına kavuşamamışsada ölüm sevgisine "vampir kadın" olarak da olsa kavuşma fırsatıdır ve hayalet olarak sevdiğine gerçek aşkına ulaşabilecektir.
devamını gör...

