şebnem ferah
birileri var diyerek içimdeki umudu yeşerten harika sanatçı.
devamını gör...
e-nabız
çok güzel bir uygulama, fakat bazı tahlil sonuçlarını göstermiyor
zaman zaman sıkıntı olabiliyor.
düzeltilmesi gereken hususlar epey fazla.
zaman zaman sıkıntı olabiliyor.
düzeltilmesi gereken hususlar epey fazla.
devamını gör...
musicbuddy
bu saatlerde, bu havalarda çok güzel gider, iyi dinlemeler.*
edit: bu ne tatlı bir başlık böyle içim açıldı.*
edit: bu ne tatlı bir başlık böyle içim açıldı.*
devamını gör...
meritokrasi
kamu yönetiminde bilginin ve yeteneğin en önemli kıstas olarak kabullenildiği yönetim şeklidir.
latince meritum (değerli) ile yunanca kratein (etki) kelimelerinin birleşmesinden oluşur.
bu yönetim biçiminde ;
– kayırmacılık yoktur: ailenizin değil, sizin kim olduğunuz önemlidir.
– yandaşçılık yoktur: başkalarının sizin için ne yapabildiği değil, sizin ne yapabildiğiniz önemlidir.
– ayrımcılık yoktur: cinsiyet, ırk, din, yaş, geçmiş önemsizdir. yetenek her şeydir.
– eşit imkânlar: herkesle aynı noktadan başlar ve yeteneklerinizin sizi götürdüğü yere gidersiniz.
– tatminkar erdemler: en başarılı insanlar, en yüksek tatmine erişirler.
latince meritum (değerli) ile yunanca kratein (etki) kelimelerinin birleşmesinden oluşur.
bu yönetim biçiminde ;
– kayırmacılık yoktur: ailenizin değil, sizin kim olduğunuz önemlidir.
– yandaşçılık yoktur: başkalarının sizin için ne yapabildiği değil, sizin ne yapabildiğiniz önemlidir.
– ayrımcılık yoktur: cinsiyet, ırk, din, yaş, geçmiş önemsizdir. yetenek her şeydir.
– eşit imkânlar: herkesle aynı noktadan başlar ve yeteneklerinizin sizi götürdüğü yere gidersiniz.
– tatminkar erdemler: en başarılı insanlar, en yüksek tatmine erişirler.
devamını gör...
dış görünüşün her şey olduğu gerçeği
soğuk bir ocak ayının sabahında, adamın biri washington metro istasyonunda çöp bidonunun yanına dikilir ve önüne kemanının kılıfını sererek keman çalmaya başlar. 45 dakika boyunca birbirinden güzel 6 klasik eser çalar. çoğu insanın işe gitmek için hareketlendiği bu yoğun saat süresince önünden 1100 kişi geçer.
bu insanların bir çoğu istasyonda keman çalındığından bile habersizdir, duymazlar. duymak istemezler. kemancı onlar için sadece bir hayalettir.
çalmaya başladıktan sadece 3 dakika sonra orta yaşlı bir adam müzisyenin çaldığını fark eder. önce yavaşlar, bir kaç saniyeliğine durur ve sonrasında hızlı adımlarla yürümeye başlar günlük işlerinden geri kalmasın diye.
bir kaç dakika sonra kemancı ilk bir dolarlık bahşişini alır; bir bayan parayı kemancının önüne geçerken atmış ve hiç durmadan yoluna devam etmiştir.
bir kaç dakika sonra birisi dinlemek için duvara yaslanır. saatine bakar ve tekrar yürümeye başlar. besbelli ki adam işine geç kalmıştır.
kemancıya en çok dikkat eden ise üç yaşında bir çocuktur. annesi alelacele çekiştirirken kendisini, durup kemancıya bakar. sonunda annesi kuvvetlice çekiştirir çocuğu ve çocuk sürekli arkasına bakarak yürümeye başlar. bu olay diğer bir çok çocuk tarafından tekrarlanır, fakat istisnasız tüm ebeveynler çocuklarını yürümeye devam etmeye zorlar.
kemancının 45 dakikalık gösterisi boyunca sadece 6 kişi durup bir süre dinler. 20 kişi kendisine para verir, sonra yine normal bir şekilde yürümeye devam eder. bu gösterinin sonucunda 32 dolar toplar kemancı. gösterisi bitip de etrafa sessizlik hakim olduğunda hiç kimse fark etmez bile. kimse alkışlamaz yada tanımaz.
kimse az önce dünyadaki yazılan eserler arasındaki en eşsiz 6 parçayı 3.5 milyon dolar değerindeki kemanıyla çalan bu kişinin dünyanın en yetenekli müzisyenlerinden joshua bell olduğunun farkına varmaz.
konser biletleri ortalama 100 dolardan yok satan bu adam kendisini kimseye dinletememiştir.
bu gerçek bir hikayedir. joshua bell’in bu metro istasyonunda kimliği belirsiz bir şekilde verdiği mini konser washington post tarafından algılama, zevk ve insanların önceliklerini kapsayan sosyal araştırmanın bir parçası olarak tertip edilmiştir.
amerika ulusal senfoni orkestrası müzik direktörü leonard slatkin’e, dünyanın en iyi keman virtüözünün metro istasyonunda 1000 kişiye performans sergileseydi nasıl bir tablo ortaya çıkardı diye sorulduğunda 35-40 kişi tanır, 75-100 kişi zaman ayırıp ya dinler ya dinlemez diye cevap vermiştir. kaç para bahşiş toplar diye sorulduğunda ise slatkin, 150 dolar olarak tahminde bulunmuştur.
slatkin tahmininde yanılmıştır. insanlar bu büyük müzisyene hak ettiği ilgiyi göstermemiştir.
vakıa dış görünüş her şey değilse de kesinlikle çok şeydir.
bu insanların bir çoğu istasyonda keman çalındığından bile habersizdir, duymazlar. duymak istemezler. kemancı onlar için sadece bir hayalettir.
çalmaya başladıktan sadece 3 dakika sonra orta yaşlı bir adam müzisyenin çaldığını fark eder. önce yavaşlar, bir kaç saniyeliğine durur ve sonrasında hızlı adımlarla yürümeye başlar günlük işlerinden geri kalmasın diye.
bir kaç dakika sonra kemancı ilk bir dolarlık bahşişini alır; bir bayan parayı kemancının önüne geçerken atmış ve hiç durmadan yoluna devam etmiştir.
bir kaç dakika sonra birisi dinlemek için duvara yaslanır. saatine bakar ve tekrar yürümeye başlar. besbelli ki adam işine geç kalmıştır.
kemancıya en çok dikkat eden ise üç yaşında bir çocuktur. annesi alelacele çekiştirirken kendisini, durup kemancıya bakar. sonunda annesi kuvvetlice çekiştirir çocuğu ve çocuk sürekli arkasına bakarak yürümeye başlar. bu olay diğer bir çok çocuk tarafından tekrarlanır, fakat istisnasız tüm ebeveynler çocuklarını yürümeye devam etmeye zorlar.
kemancının 45 dakikalık gösterisi boyunca sadece 6 kişi durup bir süre dinler. 20 kişi kendisine para verir, sonra yine normal bir şekilde yürümeye devam eder. bu gösterinin sonucunda 32 dolar toplar kemancı. gösterisi bitip de etrafa sessizlik hakim olduğunda hiç kimse fark etmez bile. kimse alkışlamaz yada tanımaz.
kimse az önce dünyadaki yazılan eserler arasındaki en eşsiz 6 parçayı 3.5 milyon dolar değerindeki kemanıyla çalan bu kişinin dünyanın en yetenekli müzisyenlerinden joshua bell olduğunun farkına varmaz.
konser biletleri ortalama 100 dolardan yok satan bu adam kendisini kimseye dinletememiştir.
bu gerçek bir hikayedir. joshua bell’in bu metro istasyonunda kimliği belirsiz bir şekilde verdiği mini konser washington post tarafından algılama, zevk ve insanların önceliklerini kapsayan sosyal araştırmanın bir parçası olarak tertip edilmiştir.
amerika ulusal senfoni orkestrası müzik direktörü leonard slatkin’e, dünyanın en iyi keman virtüözünün metro istasyonunda 1000 kişiye performans sergileseydi nasıl bir tablo ortaya çıkardı diye sorulduğunda 35-40 kişi tanır, 75-100 kişi zaman ayırıp ya dinler ya dinlemez diye cevap vermiştir. kaç para bahşiş toplar diye sorulduğunda ise slatkin, 150 dolar olarak tahminde bulunmuştur.
slatkin tahmininde yanılmıştır. insanlar bu büyük müzisyene hak ettiği ilgiyi göstermemiştir.
vakıa dış görünüş her şey değilse de kesinlikle çok şeydir.
devamını gör...
annesiyle arkadaş gibi olanların kıskanılan öz güveni
ben durdum durdum aradan 9 sene geçince ilk aşkımı anlatabildim... onun haricinde şuan her şeyi konuşabilecek durumdayız. eleştirileri bazen tatmin etmeyip üzse de, arkadaşlar arasında da böyle şeyler yaşanabiliyor diyip üstünde durmuyorum. heleki anneler sadece iyiliğimizi isteyen melekler olduğu için bazen eleştiriyi yutmak gerekir diyorum.
devamını gör...
nickaltı savaşları
sözlükte, tanımlar kadar okumaya heves ettiğim ve okumayı sevdiğim bir alanın deyim yerindeyse savaş alanına dönüşmesi durumu.
her yazarın, bütün tanımlarını ve başlıklarını okumaya fırsat olmuyor, haliyle bazen ne demek istediğini, ne düşündüğünü, ne anlatmaya çalışmış olabileceğini anlayabilmek için kendisi ile bana nazaran daha fazla etkileşimi olmuş kişilerin öznel görüşlerine ihtiyaç duyup nickaltına gidiyorum ama o da ne? ne göreyim?
efenim bu nick altı denen mecra; ecnebi filmlerinde, kişilerin kafasının ve ellerinin 3 oval delikten geçirilip ifşa edildiği garabete dönmüş. mesaj özelliği yokmuşçasına acımasızca tanımlar döşenmiş.
bilgilendirici tanımlar da var nadiren, onları da bulmak samanlıkta iğne aramak gibi. olumlama maksadıyla girilen tanımlar da tekrara düşmüş, okuma kalitesini düşürüyor, okuyucuyu zorluyor.
bir yazarın yazılarından, başlıklarından rahatsız iseniz lütfen başlık/ tanım engelleme özelliğini kullanınız, mesaj ile rahatsızlık veriyorsa engelleyiniz, eyleminin boyutuna göre özet bir nick altı girebilir, moderasyona da bildirebilirsiniz. kişisel eleştirilerinizi mesaj yolu ile yönlendirip tartışınız, başlık/ tanım altında cevap yoluna giderek okuma yapmayı zorlaştırmayınız.
genelleme veya karakter analizi için elinizde yeterli done olup olmadığını iyice ölçüp tartınız. elinize klavyeyi alıp aklınıza geleni pervasızca fırlatmayınız kişilerin nick altına.
arz ederim.
her yazarın, bütün tanımlarını ve başlıklarını okumaya fırsat olmuyor, haliyle bazen ne demek istediğini, ne düşündüğünü, ne anlatmaya çalışmış olabileceğini anlayabilmek için kendisi ile bana nazaran daha fazla etkileşimi olmuş kişilerin öznel görüşlerine ihtiyaç duyup nickaltına gidiyorum ama o da ne? ne göreyim?
efenim bu nick altı denen mecra; ecnebi filmlerinde, kişilerin kafasının ve ellerinin 3 oval delikten geçirilip ifşa edildiği garabete dönmüş. mesaj özelliği yokmuşçasına acımasızca tanımlar döşenmiş.
bilgilendirici tanımlar da var nadiren, onları da bulmak samanlıkta iğne aramak gibi. olumlama maksadıyla girilen tanımlar da tekrara düşmüş, okuma kalitesini düşürüyor, okuyucuyu zorluyor.
bir yazarın yazılarından, başlıklarından rahatsız iseniz lütfen başlık/ tanım engelleme özelliğini kullanınız, mesaj ile rahatsızlık veriyorsa engelleyiniz, eyleminin boyutuna göre özet bir nick altı girebilir, moderasyona da bildirebilirsiniz. kişisel eleştirilerinizi mesaj yolu ile yönlendirip tartışınız, başlık/ tanım altında cevap yoluna giderek okuma yapmayı zorlaştırmayınız.
genelleme veya karakter analizi için elinizde yeterli done olup olmadığını iyice ölçüp tartınız. elinize klavyeyi alıp aklınıza geleni pervasızca fırlatmayınız kişilerin nick altına.
arz ederim.
devamını gör...
gitmiyoruz
bolu belediye baskani tanju özcan'ın multecilere 10 kat su zammi aciklamasi yapmasi uzerine (bkz: bolu belediyesinin mültecilere yaptırım kararları) multeciler tarafindan twitter'da acilmis hashtag. an itibariyla twitter turkiye gundemine ilk siraya oturmus durumda. hashtag'a karsit tepkilerde cig gibi buyuyor tabi...






devamını gör...
türkiye'de hobi edinmenin bile imkansız olması
bir öğrenci olarak okuduğum romanlar bile benim için su an lüks kategorisine giriyor dostlar. ihtiyaçlarımı karşılayıp, bir de kendime okuyacak kitap alabilirsem ne mutlu bana. hobi edinmek günümüz şartlarında pek de mümkün değil. ayrıca insanlar daha gecimlerini sağlayamazken hobi edinmeyi düşünuyorlar mıdır? sanmam.
devamını gör...
coldplay
müzikleri genellikle oldukça sakindir.pek de hareket ve enerji bulunmaz. bu nedenle dinlenmek ve aynı zamanda hayatın anlamını şöyle bir düşünmek istenen zamanlar için mükemmel bir tercih olabilir.
solistleri olan chris martin özellikle yellow'daki performansıyla sempatikliğini tepeden tırnağa hissettirmiştir bana.
solistleri olan chris martin özellikle yellow'daki performansıyla sempatikliğini tepeden tırnağa hissettirmiştir bana.
devamını gör...
sezen aksu'nun en güzel şarkısı
gerek sözleri gerek müziği ile benim için en güzel şarkısı "haydi gel benimle ol".
devamını gör...
yeni kelime öğreniyorum
yüzlemek: kusurunu ya da suçunu yüzüne karşı söyleyerek birini utandırmak, yüzüne vurmak.
devamını gör...
01100010 01101001 01101110 01100001 01110010 01111001
baslik: binary
tanim: bilgisayar dilidir. bilgisayarlar açık/kapalı 1/0'ları anlar ve buna göre işlem yapar. bit de zaten buradan gelir, binary digit. 8 bit de 1 byte eder. rusça'dan daha önemli midir? bilemem.
ceviri icin: www.rapidtables.com/convert...
biz de binary kodlamayi biliyoruz da bilinme orani %0.001* olan birseyin basligini acip da gizem yaratmak gibi aksiyonlara gerek yok bence.
tanim: bilgisayar dilidir. bilgisayarlar açık/kapalı 1/0'ları anlar ve buna göre işlem yapar. bit de zaten buradan gelir, binary digit. 8 bit de 1 byte eder. rusça'dan daha önemli midir? bilemem.
ceviri icin: www.rapidtables.com/convert...
biz de binary kodlamayi biliyoruz da bilinme orani %0.001* olan birseyin basligini acip da gizem yaratmak gibi aksiyonlara gerek yok bence.
devamını gör...
hayatın bazı anlarında gelen save alma isteği
keşke olsaydı diye öykünülen, vakti zamanında çokça oyun oynamış olmanın bir göstergesidir belki de.
devamını gör...
şanssız olduğunu düşünen yazarlar
benim o yazar. çölde kutup ayıları beni gangbang yaptı. isterseniz kim şanslı kim şanssız tartışmayalım.
devamını gör...
saçma türk adetleri
her kutlamada etrafa saçma sapan ateş etmek...
devamını gör...
hata yapmayı kazanım olarak görmek
tecrübeyi tecrübe etmek ahmaklıktıra inanarak tecrübe arayışı içerisinde yanlışın da doğrunun da varlığını eşit görmektir.
devamını gör...
normal sözlük için değişimin şart olduğu gerçeği
işimbu nicki li arkadaşımız defalarca bu konuya değindi, bir birlerine saygılı kalmak, eleştiriler hakaret içermediği sürece ben arkadaşımın yazdıklarına hak veriyorum.
zaten kendisinin tek istediği sözlüğün faal, etkin, ve sözlük görevini yerine getirmesi,
ben arkadaşımın yazdığı nin altına imzamı atarım ve destekliyorum fikirlerini.
zaten kendisinin tek istediği sözlüğün faal, etkin, ve sözlük görevini yerine getirmesi,
ben arkadaşımın yazdığı nin altına imzamı atarım ve destekliyorum fikirlerini.
devamını gör...
homofobik
homofobi yapan kişi, yani eşcinsel düşmanlığı.
açıkçası insanların fikirlerini, düşüncelerini önemsemeyen birisi olarak homofobi karşısında aşırı hassasım. çok üzülüyorum. sırf bir yönelim yüzünden benden iğreniyorlar, nefret ediyorlar hatta beni darp etmek öldürmek istiyorlar.
benim ya, sokakta yanından geçerken size gülümseyen, otobüste yanına oturduğunuz, sırada arkasında beklediğiniz, arkadaşınız, ailenizden birisi, en yakınınız...
her yerdeyiz, siz sadece kendinizden uzakta olanı görüyorsunuz.
ve homofobinizi "bana ne ama sevmiyorum" adı altında meşru kılmanıza gerek yok. misal ben de kıvırcık saç sevmem ama gidip birisini kıvırcık saçlı diye dışlamam, ondan nefret etmem.
lakin siz benden nefret ediyorsunuz ve ne yazık ki bu da beni çok üzüyor.
not: kıvırcık saç bence çok süper bir şey.
açıkçası insanların fikirlerini, düşüncelerini önemsemeyen birisi olarak homofobi karşısında aşırı hassasım. çok üzülüyorum. sırf bir yönelim yüzünden benden iğreniyorlar, nefret ediyorlar hatta beni darp etmek öldürmek istiyorlar.
benim ya, sokakta yanından geçerken size gülümseyen, otobüste yanına oturduğunuz, sırada arkasında beklediğiniz, arkadaşınız, ailenizden birisi, en yakınınız...
her yerdeyiz, siz sadece kendinizden uzakta olanı görüyorsunuz.
ve homofobinizi "bana ne ama sevmiyorum" adı altında meşru kılmanıza gerek yok. misal ben de kıvırcık saç sevmem ama gidip birisini kıvırcık saçlı diye dışlamam, ondan nefret etmem.
lakin siz benden nefret ediyorsunuz ve ne yazık ki bu da beni çok üzüyor.
not: kıvırcık saç bence çok süper bir şey.
devamını gör...
