mastor
saygıdeğer yazarımız canla başla sözlükteki yangina su taşıyor. sagolsun.var olsun.
devamını gör...
sen o entrye nasıl oy verirsin diyen yazar
derdi tam olarak buysa derdini seveyim senin dedirttirir.
gerçek derdi o değilse durum daha fecaat, bilinçaltında başka şey gizliyor ama demeye dili varmıyor sanki.
kimin ne yazması gerektiğini geçtik, yazanlara niye ona oy veriyorsun kısmında mıyız şimdi.
bu arkadaşlara aradıkları ilgiyi verin arkadaşlar, onların neden kıytırık entrylerini oylamıyorsunuz? siz sendikalısınız isyan edenler harranlı mı?
gerçek derdi o değilse durum daha fecaat, bilinçaltında başka şey gizliyor ama demeye dili varmıyor sanki.
kimin ne yazması gerektiğini geçtik, yazanlara niye ona oy veriyorsun kısmında mıyız şimdi.
bu arkadaşlara aradıkları ilgiyi verin arkadaşlar, onların neden kıytırık entrylerini oylamıyorsunuz? siz sendikalısınız isyan edenler harranlı mı?
devamını gör...
akira kurosawa
57 senelik yönetmenlik hayatına 30 filmden fazlasını sığdırmış samuray soyundan gelen japon yönetmen. aslında ressam olma hayali ile yola koyulmuş daha sonra sinemaya ilgi duymaya başlamıştır. japon sineması için çok büyük bir kazanımdır. çocukluğu ve gençliği trajediler ile geçmiş, en yakınım dediği abisini ve diğer kardeşlerinden bir çoğunu kaybetmiştir. döneminin yenilikçi yönetmenlerinden olan kurosawa'nın oldukça ilginç bir karakteri vardır hatta eşi yoko yaguchi 'ye ikinci dünya savaşı yıllarında toplu intihar fikrinin eşiğindeyken evlilik teklifi etmiştir. sinema tarihçisi -özel bir ismi varsa eğer bilen aydınlatsın- aldo tassone'un da akira kurosawa isimli bir eseri mevcut. kurosawa'nın iç dünyası ve bunun filmleri üzerine etkisini aydınlatan oldukça kısa ama etkileyici bir eser. kurosawa'nın rus edebiyatı ve fyodor mihayloviç dostoyevski'nin eserleri ile tanışması, bunları yorumlama biçimi ve kendi alanına bunu yedirmeyi başarması yönetmeni insanın gözünde ayrı bir noktaya koymaya itiyor. hakuchi zaten ilk izlediğimde aşık olduğum bir filmdi tassone'un kitabını okuduktan sonra tekrar göz atmamam işten bile değildi özünde. kurosawa'nın karakterlerinin nitelikli incelemeleri için bile okunması gerektiği düşüncesindeyim.
"insanoğlunun çekebileceği acı ve bunalımların en ağır ve katlanılmaz gibi görünenlerini en ince ayrıntılarına dek irdeleyip işleyen dostoyevski'nin bakışlarındaki ölçüsüz sevecenlikte insanüstü bir özellik vardır. ondan başka hiç bir romancı, hiç bir zaman insanoğlunu böylesine namusluca, böylesine derinlemesine ve böylesine sevgiyle tanımlamamıştır. dostoyevski, insanoğlunun davranışlarını en yalın durumundan ele alıp acıların son kertesine dek araştırır ve çözümler; işte bu nedenle de onun kahramanları gerçekten olağanüstü kişilerdir." kurosawa'nın bu satırları 1951 yılında yazılmıştı.bu nedenle de daha ilk gençlik çağlarından beri dostoyevski'nin ateşli bir hayranı olan yönetmenin, prens mişkin'in, bu meczup delinin, bu "mutlak iyi" adamın donkişotvari kişiliğinden etkilenmesi, elbette ki kaçınılmazdı. s.100
"zamanının önyargılarının kurbanı olmuş bir bürokrattan daha kötü bir şey yoktur. savaşın sonuna doğru birkaç dostla bir anlaşmaya vardık. eğer korktuğumuz şey gerçekleşir de imparator ulusal harakiri yapılmasını önerir ve telkin ederse, kendimizi öldürmeden önce içişleri bakanlığındaki tüm sansürcüleri gebertmeye ant içtik." bugün dahi sansürcüleri ve bürokratları çağrıştıran en küçük bir sözcük bile kurosawa'nın yüzünü ekşitmesine yetmektedir. memurların at gözlüklü kavrayış biçimlerine yönelik öfkesini de yaşamak'ta haykırmıştır. s.18
filmografisini amme hizmeti niyetine aşağıya bırakıyorum.
seven samurai
kagemuşa
rashōmon
sanjuro
ran
hakuçi ( dostoyevski'nin budala eserinin bir uyarlamasıdır , tavsiye ederim .)
--- alıntı ---
– bizler bulamaçla karnımızı doyuruyoruz. bir samurayı nasıl besleriz?
+ darı yiyebiliriz!
– ama bir samuray sadece yiyecek karşılığı bizim için savaşır mı? aşırı derecede gururludurlar!
— siz de aç samuraylar bulun! ayılar bile, aç olduklarında ormanı terkederler.
--- alıntı ---
"insanoğlunun çekebileceği acı ve bunalımların en ağır ve katlanılmaz gibi görünenlerini en ince ayrıntılarına dek irdeleyip işleyen dostoyevski'nin bakışlarındaki ölçüsüz sevecenlikte insanüstü bir özellik vardır. ondan başka hiç bir romancı, hiç bir zaman insanoğlunu böylesine namusluca, böylesine derinlemesine ve böylesine sevgiyle tanımlamamıştır. dostoyevski, insanoğlunun davranışlarını en yalın durumundan ele alıp acıların son kertesine dek araştırır ve çözümler; işte bu nedenle de onun kahramanları gerçekten olağanüstü kişilerdir." kurosawa'nın bu satırları 1951 yılında yazılmıştı.bu nedenle de daha ilk gençlik çağlarından beri dostoyevski'nin ateşli bir hayranı olan yönetmenin, prens mişkin'in, bu meczup delinin, bu "mutlak iyi" adamın donkişotvari kişiliğinden etkilenmesi, elbette ki kaçınılmazdı. s.100
"zamanının önyargılarının kurbanı olmuş bir bürokrattan daha kötü bir şey yoktur. savaşın sonuna doğru birkaç dostla bir anlaşmaya vardık. eğer korktuğumuz şey gerçekleşir de imparator ulusal harakiri yapılmasını önerir ve telkin ederse, kendimizi öldürmeden önce içişleri bakanlığındaki tüm sansürcüleri gebertmeye ant içtik." bugün dahi sansürcüleri ve bürokratları çağrıştıran en küçük bir sözcük bile kurosawa'nın yüzünü ekşitmesine yetmektedir. memurların at gözlüklü kavrayış biçimlerine yönelik öfkesini de yaşamak'ta haykırmıştır. s.18
filmografisini amme hizmeti niyetine aşağıya bırakıyorum.
seven samurai
kagemuşa
rashōmon
sanjuro
ran
hakuçi ( dostoyevski'nin budala eserinin bir uyarlamasıdır , tavsiye ederim .)
--- alıntı ---
– bizler bulamaçla karnımızı doyuruyoruz. bir samurayı nasıl besleriz?
+ darı yiyebiliriz!
– ama bir samuray sadece yiyecek karşılığı bizim için savaşır mı? aşırı derecede gururludurlar!
— siz de aç samuraylar bulun! ayılar bile, aç olduklarında ormanı terkederler.
--- alıntı ---
devamını gör...
cözülemeyen sudoku (yazar)
içinin biraz daha soğumasına vesile olduğum için mutlu olduğum sistram yazar.
yalnız şu asıp kesme meselelerine bir süre ara versek, çiçek böcek olsak mı?*
bu vesileyle bayramını kutlayayım bir de.
yalnız şu asıp kesme meselelerine bir süre ara versek, çiçek böcek olsak mı?*
bu vesileyle bayramını kutlayayım bir de.
devamını gör...
vazgeçtim inan
güzel bir sagopa kajmer şarkısı.
devamını gör...
yazarların duydukları enfes cümleler
nerede değilsem orada mutlu olacakmışım gibi gelir.
devamını gör...
ağlanılan en ilginç yer
binamızın bodrum katında, affedersiniz kedi pisliğinin yanına çöküp ağlamıştım.
çok kötü bir gündü, kendimi berbat hissediyordum ve o an kimseyi çekecek halim yoktu. bu nedenle yaptığımda mantık aramayınız. *
çok kötü bir gündü, kendimi berbat hissediyordum ve o an kimseyi çekecek halim yoktu. bu nedenle yaptığımda mantık aramayınız. *
devamını gör...
english central
yaklaşık 2 haftadır kullandığım fiyatı ucuz, hocaları tatlı uygulama. eğitmenlerin %99'u filipino.
2 haftalık deneyimlerim şu şekilde
üst edit : %20 indirim için linki kullanabilirsiniz.üye olayım
artıları
-fiyat çok ucuz, her gün 25 dakika speaking imkanı sağlıyor ve günlük sadece 2 tl.
-site içerisinde grammerden telaffuza sayısız video var. özellikle grammer kitabıyla çalışmaktan sıkılanlar için videolar çok fayda sağlıyor. (en korktuğum şeydi, videolarla aştım.)
-bazı hocalar konuşurken yaptığınız hatayı direkt düzeltiyor. heeeağğğğ diyorsun bu böyleymiş, atıyorsun beyne. muazzam.
-hocaların hangi bölümlerde okudukları, neleri sevdikleri yazıyor. bu sayede kafa dengi bir hoca bulup onunla sohbet edebiliyorum.
-sürekli takıldığım propositions konusunda video izledikten sonra o videoyu alacağın ders ile pekiştirebiliyorsun. derste hoca kısa bir konu anlatımından sonra senden cümleler kurmanı istiyor. video üzerinden çalışmak harika bir deneyim oldu benim için.
-derslerden sonra bir rapor gönderiyorlar ve burada yaptığın grammer hatalarını görebiliyorsun, tüm ders kaydediliyor sonrasında ses kaydı olarak bunu dinleyip nerede saçmaladığını görebiliyorsun.
-kendi uygun gün ve saatinizi seçerek ders alabiliyorsunuz. (hocayı sistem otomatik atıyor.)
-daha önce ders yaptığınız hocaları favorinize ekleyerek sonrasında sistemin o hocaya tanımlamasını sağlabiliyorsunuz. (bu büyük kolaylık oluyor. sevdiğiniz hocayla devam ediyorsunuz. sizi sürekli motive ediyor.)
-destek birimi çok iyi çalışıyor, daha önce bir derste sorun yaşadım. hoca derse bağlanamadı ve o dersi iptal edip ekstra 1 ders sağladılar.
-videolar sayesinde çok farklı bilgiler edindim. çok farklı kaynaklardan harika videolar var (örneğin nuri bilge ceylan ile ilgili bir video vardı sitede, bu sayede nbc'nin nasıl ingilizcesi olduğunu görmüş oldum.)
eksileri
-bazı derslerde hocalar çok soğuk, nedenini bilmiyorum ama keyifsiz olan hocalar oluyor, o hocayı not ediyorum ve bir daha o hocadan ders almamaya özen gösteriyorum.
-bazen aşırı hızlı konuşuyorlar ya da benim ingilizcem yeterli değil bilemiyorum fakat yutuyorlar gibi hissediyorum kelimeleri.
-hocalarda yaşanan teknik aksaklıktan dolayı derslerin iptal edildiği oldu. 1 defa yaşadım ama tam o saati beklerken birkaç saat öncesinde iptal olduğunu görmek üzüyor ve sonrasında aynı saate ders alamıyorsun zaman geçtiği için garip.
-konuşurken hata yaptığım oluyor, hoca düzeltmiyor lan acaba doğru mu diyorsun devam ediyorsun sonra bakıyorsun ki yanlış kurmuşsun cümleyi.
kısacası bu fiyata verdikleri hizmet gerçekten çok iyi. speaking konusunda hebele hübele olan ben bile ingilizce konuşurken çekingenlik durumunu yendim. zamanla göreceğim.
önerim 1 ayınızı farklı hocalarla derse ayırın. bu sayede kim iyi kim kötü diye görmüş oluyorsunuz ve hep onlarla devam ediyorsunuz. sistemde çok farklı hocalar var, en iyisini bulmaya çalışın.
bunları yazarken dil bilgisine dikkat etmedim, özür diliyorum duyar gösterecek arkadaşlardan.
sorularınız olursa beklerim efenim. selamlar, sevgiler.
2 haftalık deneyimlerim şu şekilde
üst edit : %20 indirim için linki kullanabilirsiniz.üye olayım
artıları
-fiyat çok ucuz, her gün 25 dakika speaking imkanı sağlıyor ve günlük sadece 2 tl.
-site içerisinde grammerden telaffuza sayısız video var. özellikle grammer kitabıyla çalışmaktan sıkılanlar için videolar çok fayda sağlıyor. (en korktuğum şeydi, videolarla aştım.)
-bazı hocalar konuşurken yaptığınız hatayı direkt düzeltiyor. heeeağğğğ diyorsun bu böyleymiş, atıyorsun beyne. muazzam.
-hocaların hangi bölümlerde okudukları, neleri sevdikleri yazıyor. bu sayede kafa dengi bir hoca bulup onunla sohbet edebiliyorum.
-sürekli takıldığım propositions konusunda video izledikten sonra o videoyu alacağın ders ile pekiştirebiliyorsun. derste hoca kısa bir konu anlatımından sonra senden cümleler kurmanı istiyor. video üzerinden çalışmak harika bir deneyim oldu benim için.
-derslerden sonra bir rapor gönderiyorlar ve burada yaptığın grammer hatalarını görebiliyorsun, tüm ders kaydediliyor sonrasında ses kaydı olarak bunu dinleyip nerede saçmaladığını görebiliyorsun.
-kendi uygun gün ve saatinizi seçerek ders alabiliyorsunuz. (hocayı sistem otomatik atıyor.)
-daha önce ders yaptığınız hocaları favorinize ekleyerek sonrasında sistemin o hocaya tanımlamasını sağlabiliyorsunuz. (bu büyük kolaylık oluyor. sevdiğiniz hocayla devam ediyorsunuz. sizi sürekli motive ediyor.)
-destek birimi çok iyi çalışıyor, daha önce bir derste sorun yaşadım. hoca derse bağlanamadı ve o dersi iptal edip ekstra 1 ders sağladılar.
-videolar sayesinde çok farklı bilgiler edindim. çok farklı kaynaklardan harika videolar var (örneğin nuri bilge ceylan ile ilgili bir video vardı sitede, bu sayede nbc'nin nasıl ingilizcesi olduğunu görmüş oldum.)
eksileri
-bazı derslerde hocalar çok soğuk, nedenini bilmiyorum ama keyifsiz olan hocalar oluyor, o hocayı not ediyorum ve bir daha o hocadan ders almamaya özen gösteriyorum.
-bazen aşırı hızlı konuşuyorlar ya da benim ingilizcem yeterli değil bilemiyorum fakat yutuyorlar gibi hissediyorum kelimeleri.
-hocalarda yaşanan teknik aksaklıktan dolayı derslerin iptal edildiği oldu. 1 defa yaşadım ama tam o saati beklerken birkaç saat öncesinde iptal olduğunu görmek üzüyor ve sonrasında aynı saate ders alamıyorsun zaman geçtiği için garip.
-konuşurken hata yaptığım oluyor, hoca düzeltmiyor lan acaba doğru mu diyorsun devam ediyorsun sonra bakıyorsun ki yanlış kurmuşsun cümleyi.
kısacası bu fiyata verdikleri hizmet gerçekten çok iyi. speaking konusunda hebele hübele olan ben bile ingilizce konuşurken çekingenlik durumunu yendim. zamanla göreceğim.
önerim 1 ayınızı farklı hocalarla derse ayırın. bu sayede kim iyi kim kötü diye görmüş oluyorsunuz ve hep onlarla devam ediyorsunuz. sistemde çok farklı hocalar var, en iyisini bulmaya çalışın.
bunları yazarken dil bilgisine dikkat etmedim, özür diliyorum duyar gösterecek arkadaşlardan.
sorularınız olursa beklerim efenim. selamlar, sevgiler.
devamını gör...
türk tipi sosyoloji
elalem ne der?
devamını gör...
öldüresiye dövülen ekşi sözlük yazarı
istanbul girip girmeyeceğiniz yerleri bilmezseniz tehlikeli bir şehirdir. itin uğursuzun işlettiği mekanlara eğlenmeye yanınızda kadınlarla giderseniz sorun yaşarsınız. hatta erkek arkadaşlarınızla gittiğinizde bile sorun yaşayabilirsiniz. yeterli paranız yoksa bu şehirde sosyalleşmek eşittir tehlike.
devamını gör...
normal sözlük yaş ortalaması
insanı yalnız hissettiren yaş ortalaması. akranlarımız çoluk çocuk derdinde tabi.
ölsün 35+ bekarlar değil mi?
ölsün 35+ bekarlar değil mi?
devamını gör...
ezyah
atatürk e falan sallıyor cemaatlere laf ettirmiyor.
bu arada bana ettiğin beddua ile ilgili olarak itin duası kabul olsa gökten kemik yağardı ki zaten beddua bir işe yarasaydi filistin için aglamazdiniz, ırak,suriye ve bilmem kaçlamasi işgal edilmezdi.
bildiğin şakirt ülkenin kökünü kaziyanlardan. yalnız sana söyleyeyim burası türkiye cumhuriyeti türkiye islam cumhuriyeti değil eğer o kadar şeriat istiyorsan ortadoğu da şeriat ile yönetilen pek çok ülke var birini seçip gidebilirsin.
edit: şakirt ikiyüzlülüğünü altta göstermiş gene. ne okuduğumuzu anlıyoruz kardeşim biz sizin medresenizdeki beyni yıkanmışlarla karıştırmayın bizi.
bu arada bana ettiğin beddua ile ilgili olarak itin duası kabul olsa gökten kemik yağardı ki zaten beddua bir işe yarasaydi filistin için aglamazdiniz, ırak,suriye ve bilmem kaçlamasi işgal edilmezdi.
bildiğin şakirt ülkenin kökünü kaziyanlardan. yalnız sana söyleyeyim burası türkiye cumhuriyeti türkiye islam cumhuriyeti değil eğer o kadar şeriat istiyorsan ortadoğu da şeriat ile yönetilen pek çok ülke var birini seçip gidebilirsin.
edit: şakirt ikiyüzlülüğünü altta göstermiş gene. ne okuduğumuzu anlıyoruz kardeşim biz sizin medresenizdeki beyni yıkanmışlarla karıştırmayın bizi.
devamını gör...
sirius black
harry potter'ın vaftiz babası, anne ve babasının en yakın arkadaşı. serinin en sevdiğim iki karakterinden biri, adam gibi adam, her ne kadar onlar öyle görmese de bizim için blacklerin yüz akı.
devamını gör...
perşembe günü içmiyorum tarikatı
dinen zaten haram olan alkolün, perşembe günü içilmeyerek cezayı hafifletme çabası. kimi kandırıyorsunuz?
devamını gör...
suriyeli bir adam ve türk kadının aşkını anlatan film
suriyeli arkadaş ile avrupalı kadının aşk hikayesini izlemek isteriz biz.
devamını gör...
gta 5
başlığı açan genç adam 2000 sonrası doğmuş bıyıkları yeni nemlenen bir nektari muhtemelen ki gta 5 i oyun dünyasında devrim zannediyor.
esasen oyun dünyasının açık dünya devrimi 2001 de çıkmış gta 3 le gerçekleşti. izometrik görüş açısından çıkıp ilk defa geniş bir haritada tps görüş açısı ile oynama imkanı sunmuştur. gta 5, gta 4 de kullanılmaya başlanmış olan grafik motorunu kullanmış daha kompleks bir açık dünya ve görev tasarımları ile çıktığı dönem insanların ağızlarından salya saça saça yoh böyle bir oyun nidalarıyla satış rekorları kurmuş serinin son oyunudur.
illa bir vs olacaksa rdr 2 varken hiç bir açık dünyanın tadı yoktur. ki ben açık dünya oyunlarını sevmem.
esasen oyun dünyasının açık dünya devrimi 2001 de çıkmış gta 3 le gerçekleşti. izometrik görüş açısından çıkıp ilk defa geniş bir haritada tps görüş açısı ile oynama imkanı sunmuştur. gta 5, gta 4 de kullanılmaya başlanmış olan grafik motorunu kullanmış daha kompleks bir açık dünya ve görev tasarımları ile çıktığı dönem insanların ağızlarından salya saça saça yoh böyle bir oyun nidalarıyla satış rekorları kurmuş serinin son oyunudur.
illa bir vs olacaksa rdr 2 varken hiç bir açık dünyanın tadı yoktur. ki ben açık dünya oyunlarını sevmem.
devamını gör...
sineklerin tanrısı
kitap okuduğunuz zaman gözlerinizle okumanız gerektiğinin ıspatı niteliğinde golding romanı.
türkçeye mina urgan çevirmiştir.
peki neden gözlerimizle okumalıyız? efendim bir defa sineklerin tanrısı'na sürükleyicilikten uzak derseniz çarpılırsınız. kitabın hem ingilizce orijinalini, hem de türkçesini okudum ve bu konudaki görüşüm nettir. ziyadesiyle sürükleyici, üç boyutlu karakterlere sahip bir kitaptır sineklerin tanrısı.
kitaba kurgu yoksunu da elbette ki diyebilirsiniz ancak bu sizin sadece edebiyat kuramı bilmediğinizi ıspatlar. kitap, toplumsal düzenin olmadığı -daha doğrusu yeniden inşa edilmeye çalışıldığı- bir adada mahsur kalan çocukların işbu düzeni inşa çabasını ustalıkla anlatır; kurgunun belkemiği olarak kabul edilebilecek alt-metin açısından da ziyadesiyle zengindir, insan doğasının temeline dair rousseau'cu ya da hobbes'çu bir okumasını, hatta ve hatta marquis de sade merkezli bir okumasını dahi yapabilirsiniz.
vahşileşen insanın bir kısmının düzene, diğer bir kısmının ise kana susamışlığa ve düzensizliğe yönelmesi üzerinden, apollon-dionysos odaklı nietzsche'ci bir okuması da yapılabilir bu romanın. kaç farklı kuram saydığımı saydınız değil mi? güzel. zira bu kadar çok kuramla okunabilecek bir roman, iddia edildiği gibi kurgusuz olsa böylesine zengin bir hinterland'ı okuyucuya sunamazdı.
"adı duyulduğu için çok satanlar listesine girmesi" meselesine gelince; külliyen yalan. türkiye'deki baskısını iş bankası yayınları yapmıştır bu kitabın, doğal olarak da iyi satmıştır. zira iş bankası yayınları kötü kitaba kolay kolay yatırım yapmaz. kitabın özelliği "adı duyulduğu için çok satması" olsaydı, edebiyat bölümlerinin postmodern edebiyat kuramı dersinde okutulmazdı diye düşünüyorum.
ha bir de tabii, "çok satan kitap kötü kitaptır" mentalitesini artık bir kenara bırakalım yahu.
bir kitabın çok satmasıyla onun iyi ya da kötü olmasının alakası her zaman yok. ancak gidip de jane eyre'e "adı duyulduğu için çok satıyor" derseniz, rezil olmanız işten bile değildir. gerçi bi' saniye. ha. neyse, tamam.
iyi okumalar. ingiliz edebiyatının başyapıtlarındandır diyemem bu kitap için, ancak iyidir.
sosyologlar, psikologlar okurken bayağı eğlenebilir.
gerçi ben nereden bileceğim ya, uzman mıyım ben? keh keh. *
türkçeye mina urgan çevirmiştir.
peki neden gözlerimizle okumalıyız? efendim bir defa sineklerin tanrısı'na sürükleyicilikten uzak derseniz çarpılırsınız. kitabın hem ingilizce orijinalini, hem de türkçesini okudum ve bu konudaki görüşüm nettir. ziyadesiyle sürükleyici, üç boyutlu karakterlere sahip bir kitaptır sineklerin tanrısı.
kitaba kurgu yoksunu da elbette ki diyebilirsiniz ancak bu sizin sadece edebiyat kuramı bilmediğinizi ıspatlar. kitap, toplumsal düzenin olmadığı -daha doğrusu yeniden inşa edilmeye çalışıldığı- bir adada mahsur kalan çocukların işbu düzeni inşa çabasını ustalıkla anlatır; kurgunun belkemiği olarak kabul edilebilecek alt-metin açısından da ziyadesiyle zengindir, insan doğasının temeline dair rousseau'cu ya da hobbes'çu bir okumasını, hatta ve hatta marquis de sade merkezli bir okumasını dahi yapabilirsiniz.
vahşileşen insanın bir kısmının düzene, diğer bir kısmının ise kana susamışlığa ve düzensizliğe yönelmesi üzerinden, apollon-dionysos odaklı nietzsche'ci bir okuması da yapılabilir bu romanın. kaç farklı kuram saydığımı saydınız değil mi? güzel. zira bu kadar çok kuramla okunabilecek bir roman, iddia edildiği gibi kurgusuz olsa böylesine zengin bir hinterland'ı okuyucuya sunamazdı.
"adı duyulduğu için çok satanlar listesine girmesi" meselesine gelince; külliyen yalan. türkiye'deki baskısını iş bankası yayınları yapmıştır bu kitabın, doğal olarak da iyi satmıştır. zira iş bankası yayınları kötü kitaba kolay kolay yatırım yapmaz. kitabın özelliği "adı duyulduğu için çok satması" olsaydı, edebiyat bölümlerinin postmodern edebiyat kuramı dersinde okutulmazdı diye düşünüyorum.
ha bir de tabii, "çok satan kitap kötü kitaptır" mentalitesini artık bir kenara bırakalım yahu.
bir kitabın çok satmasıyla onun iyi ya da kötü olmasının alakası her zaman yok. ancak gidip de jane eyre'e "adı duyulduğu için çok satıyor" derseniz, rezil olmanız işten bile değildir. gerçi bi' saniye. ha. neyse, tamam.
iyi okumalar. ingiliz edebiyatının başyapıtlarındandır diyemem bu kitap için, ancak iyidir.
sosyologlar, psikologlar okurken bayağı eğlenebilir.
gerçi ben nereden bileceğim ya, uzman mıyım ben? keh keh. *
devamını gör...


