sanata ve sanatçıya değer vermeyen, aşka inanmayan hoyrat, hodbin bir heriftir.
devamını gör...

adımı yazan olursa mesajla taciz ederim
devamını gör...

babaannem vefat ettikten sonra köydeki evde temizlik yaparken yeni alınmış hiç giyilmemiş kıyafetlerini gördüğümde düşünmüştüm. bir gün giyerim diye saklamış nasip olmadı giymek.
devamını gör...

doğum günlerimde beni daha büyük bir hüzün kaplar. ölmeyi daha çok isterim nedense ve kendimi de ölüme çok yakın hissediyorum doğum günlerimde. bu güne bilinçaltımda nasıl bir anlam yüklediysem artık.
devamını gör...

babamdı.
ben oruç tutmuyorum kardeşim asıl benim senden para almam lazım uyku kalitesi bozdugun için deyip kovaliyordu davulcuları.
devamını gör...

ortaya koyduğu sembollerle tarihin en önemli sanat eserlerinden kabul edilen leonardo da vinci tablosu.
devamını gör...

"anadan doğma soyulan mahkûmun elleri ve ayakları sımsıkı bağlanır, cellâtlar mahkûmu makaralı iplerle çatıya kadar çeker ve bir anda çengellerin üzerine bırakırlardı. mahkûm düşme şekline göre başından, boynundan, gövdesinden, karnından yahut bacağından çengellerden birinin veya birkaçının üzerine saplanıp kalırdı. bazen derhal ölür, bazen de saatlerce ve hattâ günlerce feryâd ettikten sonra can verirdi."
kaynak: (reşad ekrem koçu’nun “istanbul ansiklopedisi”nden).
görseli

geçmişin en ağır idam biçimlerinden biri idi. devlete başkaldıran, zulüm ve hunharlık yapan ve sonradan diri olarak ele geçirilenler çengele vurulurlardı.
odunkapısı iskelesi civarında bulunan “çengel”, kalın kalaslardan yapılmış kulemsi bir ahşap çatı idi. üzerinde bir sıra değişik uzunlukta ve uçları yukarı doğru kıvrık çengeler vardı. mahkûmun adı ve işlediği ağır suçlar önceden dellâllar vasıtasıyla ilân edilir, bazı katı yürekli insanlar eğlenceye gider gibi çengel seyrine giderlerdi.
çengele atılanların kanlı cesedinden kaynaklanan bir deyim. eskiden beddua etmek için söylenir, “işkenceyle öldürsünler, çengele atsınlar ve bir tarafından çengele saplanıp çiçek gibi sarksın” demek istenirdi.
devamını gör...

gitmek istediğim bir ispanya şehridir. en kısa zamanda umarım.
devamını gör...

(bkz: big brother is watching you)
edit: bende takipçi görme şeysi kapalı ama takipçi sayım 1 artmış. sanırım yazarlara şevk vermek, motive etmek için yapılıyor. güzel uygulama.
devamını gör...

adalet.

"kuvvete dayanmayan adalet aciz, adalete dayanmayan kuvvet zalimdir."

(bkz: blaise pascal)
devamını gör...

üniversitede istatistik dersinden 100 almıştım hem de not ortalamasının 36 olduğu bir sınıfta, bence başarı.
devamını gör...

çocuĝu olursa adını '' dövüşmen'' koymasını istediğim oyuncu.
dövüşmen kuzum.
devamını gör...

mesajı nerdeyse hiç kullanmadığım için, başlık olmasa haberim olmayacak kısıtlamadır. olasılıkları değerlendirecek olursak:
1. mesajlar sunucuda çok yer kaplamasın diye olabilir.*
2. ya hu ne çok mesajlaştınız, sözlüğü unuttunuz gençler, bırakın mesajı da tanımlara devam edin diye olabilir.
3. bu kadar mesajlaşıyorlarsa ya kavga ediyorlardır veya birbirlerinden hoşlanıyorlardır ya da ortada ağır dedikodu vardır, düşünceleriyle sınırlama getirilmiş olunabilir.
bu tür kısıtlamalar hakikaten sinir bozucu oluyor. insan doğası gereği, engellenirse sinirleniyor/demoralize oluyor.
sayın başkan, sevgili moderatörler ve kıymetli yazarlar açın gençlerin önünü, gelin birlikte bir bir kaldıralım engelleri. gençlerimizi üzmeyelim. hemen havaya girdim* farkındayım, sayın yetkililer sesimizi duyuyorsanız bir işaret verin*.
devamını gör...

okulda hoca ders anlatırken "peki bu gerçek hayatta ne işime yarayacak" sorusunu sorduğumuz konular gibi konulardır ve cidden bunu bilmek sizin işinize yaramayacaktır. mesela iş eğitimi dersinde öğrendiğim alçıdan dekoratif ürün yapımı, yoğurt kabının altına alçı döküp küllük yapma gibi şeyler benim asla işime yaramadı.
bu yüzden sözlüğün yaş ortalamasını bilmeniz de kimsenin işine yaramayacaktır lakin illa merak ediliyorsa 27,84 diyerek küsuratlı rakam veriyorum inandırıcılığının yüksek olması için. şimdi bu gereksiz bilgi gerçek veya sanal hayatta ne işimize yarayacak.
devamını gör...

önümüzdeki iki ay boyunca kıymetli olan daha sonra gene mi dedirten
pirinç pilavına taç olan zeytinyağı güzeli.
devamını gör...

aynı sektörde faaliyet gösteren iki veya daha fazla şirketin kendi aralarında rekabet etmekten vazgeçmek üzere bir anlaşmaya varmalarına kartel denir. kartel'e verilebilecek en güzel örnek petrol ihracat ülkeler birliği (opec) dir.

tröst ise iki veya daha çok firmanın anlaşarak birleşmeleri sonucunda hem yasal hem de ekonomik bağımsızlıklarını kaybetmelerine denir. geçmişte gsm firmaları aycell ve aria birleşerek yeni bir firma olan avea doğmuştur.

kartel ile tröst arasındaki en belirgin farklılık, tröstde anlaşan işletmelerin yasal ve ekonomik bağımsızlıklarını yitirmeleridir. ayrıca, kartel belirli bir üretim dalında oluşurken, tröstler farklı üretim dalları veya faaliyet konularında oluşabilirler.
devamını gör...

fatih erdemci-ben ölmeden önce.
devamını gör...

antoine de saint-exupéry tarafından esasında yakın dostu léon werth'in trente-trois jours -otuz üç gün- romanına önsöz olarak kaleme alınan eser, romanın yayımlanması mümkün olmayınca saint-exupéry tarafından hayli değiştirilmiş. werth metinde isimsiz bir dost haline bürünmüş ve fransız halkının bir temsili vaziyetine gelmiş. çok sevdiği dostu léon werth, aynı zamanda saint-exupéry'nin küçük prens (kitap)'ı da ithaf ettiği isim. kitap, kırmızı kedi yayınevi tarafından basılmış, turuncu kitaplar serisinde yer alıyor, dolayısıyla ebat olarak minik bir kitap.

gezgin, esir, mülteci gibi kavramlarla ilgili bakış açımı derinleştiren bir kitap oldu. saint-exupéry'nin dostluğa ve insan ilişkilerine bakışı içimi tam anlamıyla kıpır kıpır etti. yazarın eserlerinde zaman zaman rastladığım mistik yanı seviyorum, bu kitap da bundan nasibini almış diyebilirim. en nihayetinde doğu mistisizmi yok ancak rüzgarla gelen bir çiçeğin kokusu gibi duyuyorum yine de. yazar bu metinde yaşamıyla, seyahat ettiği ülkeler ve deneyimleriyle ilgili bilgilere de değiniyor. bu nedenle yazarı çok küçük bir pencereden de olsa tanımak ve anlamak için birinci elden güzel bir kaynak niteliğinde.

iki kitabı tesadüfen ardı ardına okuyunca sadık hidayet'in diri gömülen (kitap) isimli öykü kitabındaki fransız esir isimli öyküden ayrı düşünemez oldum bu kitabı. talih. fransız esir, bu eseri tamamlayıcı nitelikte benim için. hatta öyle ki, aynı kişi düşünülerek yazıldığını dahi iddia edebilirim. fakat bir yerde aynı kişidir, mevzu bahis aynı halk ve maruz kalınan aynı acımasızlıktır.


devrimci öncüler, hangi partiye mensup olurlarsa olsunlar, insanların değil de (insanı özüne göre tartmazlar) semptomların peşine düşerler. rakip hakikatler onlara birer salgın hastalık gibi görünür. varlığı şüpheli bir semptom uğruna, bulaşıcı hastalık taşıyan kişi karantinaya gönderilir. mezara.

kaynak: bir rehineye mektup - antoine de saint-exupéry, s. 36-37, 2018, kırmızı kedi yayınevi.
devamını gör...

şuan için öğrencilik olsa da birkaç yıl içinde sosyal hizmet uzmanlığı olacaktır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim