insanı tüketen şeyler
düşünmek..
devamını gör...
nazım hikmet ran
denizin üstünde ala bulut
yüzünde gümüş gemi
içinde sarı balık
dibinde mavi yosun
kıyıda bir çıplak adam
durmuş düşünür.
bulut mu olsam,
gemi mi yoksa,
balık mı olsam,
yosun mu yoksa?
ne o, ne o, ne o.
deniz olunmalı oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.
15 eylül 1958
arhipo osipovka
yüzünde gümüş gemi
içinde sarı balık
dibinde mavi yosun
kıyıda bir çıplak adam
durmuş düşünür.
bulut mu olsam,
gemi mi yoksa,
balık mı olsam,
yosun mu yoksa?
ne o, ne o, ne o.
deniz olunmalı oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.
15 eylül 1958
arhipo osipovka
devamını gör...
20 nisan 1999 columbine lisesi katliamı
20 nisan 1999'da bir lisede, eric harris ve dylan klebold adlı iki öğrencinin baş kahramanı olduğu, son yılların en üzücü ve ürkütücü katliamlarından biri gerçekleşti.
öğrencilerin fotoğrafı
mezun olmalarına iki hafta kalmışken bu eylemi gerçekleştiren eric harris ve dylan klebold'u biraz daha tanımak gerekirse;
eric`in çocukluğu, babasının orduda çalışmasından dolayı, sürekli okul ve şehir değiştirerek geçiyor. eric günlüklerinde ve kendine ait internet sitelerinde hep bu konuya değiniyor. yani her gittiği yerde yeni, çaylak ve acemi olmanın ona yaşattığı acı verici deneyimlerden ve bunun ona girdiği ortamlardaki insanlar tarafından hep hissettirilmesinden.
bir gün eric ailesiyle colorado eyaletinin littleton kasabasına yerleşiyor.
öğretmenlerinin oldukça zeki olarak tanımladığı eric`in farklı zevkleri, okula gelirken giydiği siyah pardösüleri, asker botları ve rammstein tişörtleri,bu sefer de lise hayatında diğer öğrenciler tarafından dalga geçilmesine neden oluyor. okulun popüler çocukları tarafından sürekli alaya alınıyor, itilip kakılıyor; her seferinde en ufak tepki dahi vermiyor. çünkü alışmış, çünkü kendini farklı hissediyor. bu duygu ona diğerlerinden daha üstün olduğu algısını pompalıyor ve en sonunda eric boğazına kadar nefret duygusuna gömülüyor. öyle bir noktaya geliyor ki, katliam öncesi günlüğüne şunları yazıyor: "başladığımızda kendimi doom oynuyormuş gibi hissetmeli ve insani olan bütün duygularımı içimden söküp atmalıyım, karşıma çıkan herkesi doom`daki canavarlar olarak görmeliyim". öyle de yapıyor. katliam süresince eric'in, dylan'dan daha fazla ateş açmış olması ve daha fazla kişiyi öldürmüş olmasının nedeni de böylelikle açığa çıkmış oluyor.
dylan ikilinin duygusal olanı. intihara meyilli ve kronik depresyondan muzdarip. kendisi gayet açık görüşlü ve eğitimli bir anne babanın çocuğu. komşuları onların cok hassas ve ilgili ebeveynler olduğunu belirtiyor.dylan da eric gibi müziği ve yazmayı çok seviyor. eric gibi o da günlük yazıyor. günlüklerinde yazdıklarına baktığınızda onun durmadan ölümü arzuladığını, dünyayı ve yaşamı bir türlü sevemediğini, aradığı ve ihtiyacı olan aşkı bulamadığını görüyorsunuz.ancak bir gün dylan, bir kızdan hoşlanmaya başlıyor fakat kıza bunu asla söylemiyor. hatta oturup ona hiç bir zaman göndermeyeceği mektuplar yazıyor. utangaçlığını bir türlü yenemiyor, içten içe tükenmeye başlıyor. bir taraftan da kendi şiirlerini yazmaya başlıyor, varoluşu sorguluyor.
dylan eric'i oldukça ilginç ve güçlü bir kişilik olarak görüyor. korkusuzluğu, bitmeyen öfkesi, kararlılığı, farklı konularda edindiği bilgileri, ortak zevkleri derken eric'le git gide daha yakın arkadaş olmaya başlıyor,kendisinin aksine utangaç olmadığı ve güçlü bir karakter olduğundan bir nevi hayranlık duyuyor. beraber zaman geçirdikçe de birbirleriyle ne kadar çok ortak noktaları olduğunu anlıyorlar ve katliama giden yola giriyorlar.
küçük küçük suçlar işlemeye başlayan ikili, bir günlüğüne de olsa hapse düşüyor ve sonrasında 1 yıl kamu hizmeti cezası alıyor. bu süre içinde giderek daha fazla öfkeyle doluyorlar ve katliamı tasarlamaya başlıyorlar. detaylı planlar yapıyorlar, reşit arkadaşlarına silah aldırıyorlar, bomba yapmayı öğreniyorlar. olay gerçekleşmeden bir ay önce içeriği hala açıklanmamış olan ve gizli tutulan video kayıtları hazırlamaya başlıyorlar. iddialara göre katliam sabahı ailelerinden özür diledikleri bir video hazırlıyor ve üzgün olduklarını, başka çarelerinin olmadıklarını söylüyorlar.
dylan'ın hazırladığı plan:
5:00 yataktan kalkış
6:00 ks'de buluşmak
7:00 eric'in evine gitme
7:15 eric propan için, ben de gaz almak için gideceğim
8:30 tekrar eric'in evinde buluşacağız
9:00 araba hazırlanacak
9:30 silahlanma çalışması yapılacak, dinlenme
10:30 4 tane şey yerleştireceğiz
11:00 okula gideceğiz
okulda tehlikeli bir durum olduğunu öğrenene öğrenciler, dylan ve eric ikilisi kafetaryaya girmeden tam 1 saat önce masaların altına giriyor ve öylece bekliyorlar. o andan 1 saat sonra ikili kafetaryaya giriyor, rastgele bazı kişileri öldürüyor, en sonunda bir tür bomba patlatıyorlar. o arada artık öğrenciler kaçışmaya başlıyor, bazıları kurtulabiliyor, bazıları ise vuruluyor. ikili daha sonra kütüphaneye geçiyorlar,ancak o anların kayıtları yok.öğle arasından önce brooks brown adında bir öğrenci harris'in okula geldiğini görüyor. bir sene önce harris'le arası bozulan brown, onunla arkadaşlığını katliamdan kısa bir zaman önce yeni yeni düzeltmiş.
harris genelde dersleri kaçırmadığı için brown ona neden geç kaldığını sormuş, harris ise "bunun artık bir önemi yok, brooks. seni sevdiğimi biliyorsun, değil mi? o yüzden hemen şimdi buradan ayrıl. hemen. evine git." demiş. brown hemen bölgeden uzaklaşmış, bir kaç dakika sonraysa uzaktan ilk silah seslerini duymuş ve polise haber vermiş.
tam o anlarda dylan da farklı bir arabayla okula gelmiş. ikili kafeteryaya propan bombalarını bırakmış; bombalar patlamayınca da ateş açmaya başlamışlar ve kütüphaneye geçmişler. amerikan tarihinin en ölümcül okul saldırısı olan bu katliamda eric 7, dylan ise 6 kişiyi öldürmüş.
cinayetlerden 20 dakika sonra ikili tekrar kütüphaneye dönmüş. 13 kişinin 10'unu burda öldürdüklerini belirtelim. kütüphaneye gelen ikili camlardan polislere ateş açmaya başlamış. 5 dakika sonrasında ise kitaplıkların dibine gitmişler.o an orada kendilerini bir odaya kilitleyen bir öğretmen, öğrenci ve kütüphane görevlileri harris ve klebold'un kendi aralarındaki konuşmayı duymuşlar: "1, 2, 3!". sonrasında iki el silah sesi. ikili kendi kafalarına sıkıp intihar etmişler.
ayrıca ikilinin hitmen for hire adlı bir kısa film projesinden de bahsedelim: 1998 aralık'ında hazırladıkları kısa filmde bol bol şiddet içerikli görüntülere yer veriyorlar. filmde küfür ediyorlar, kameraya bağırıyorlar, hatta ve hatta yapacakları katliama benzer şekilde insanları vuruyorlar. üstelik sadece filmle de sınırlı kalmıyorlar, senaryo projelerinde de hep bu türden konulara yer veriyorlar.hatta bir gün öğretmenleri ikiliye "yazım tekniğiniz harika, insanı gerçekten o moda sokabiliyorsunuz" diyor.
sonuç olarak 12 öğrenci , bir öğretmen , eric ve dylan hayatını kaybediyor.
eric harris'in zorbalığa uğradığı video
ikilinin katliamdan önce çektiği videolar
katliam günü kafeterya kamerası
öğrencilerin fotoğrafı
mezun olmalarına iki hafta kalmışken bu eylemi gerçekleştiren eric harris ve dylan klebold'u biraz daha tanımak gerekirse;
eric`in çocukluğu, babasının orduda çalışmasından dolayı, sürekli okul ve şehir değiştirerek geçiyor. eric günlüklerinde ve kendine ait internet sitelerinde hep bu konuya değiniyor. yani her gittiği yerde yeni, çaylak ve acemi olmanın ona yaşattığı acı verici deneyimlerden ve bunun ona girdiği ortamlardaki insanlar tarafından hep hissettirilmesinden.
bir gün eric ailesiyle colorado eyaletinin littleton kasabasına yerleşiyor.
öğretmenlerinin oldukça zeki olarak tanımladığı eric`in farklı zevkleri, okula gelirken giydiği siyah pardösüleri, asker botları ve rammstein tişörtleri,bu sefer de lise hayatında diğer öğrenciler tarafından dalga geçilmesine neden oluyor. okulun popüler çocukları tarafından sürekli alaya alınıyor, itilip kakılıyor; her seferinde en ufak tepki dahi vermiyor. çünkü alışmış, çünkü kendini farklı hissediyor. bu duygu ona diğerlerinden daha üstün olduğu algısını pompalıyor ve en sonunda eric boğazına kadar nefret duygusuna gömülüyor. öyle bir noktaya geliyor ki, katliam öncesi günlüğüne şunları yazıyor: "başladığımızda kendimi doom oynuyormuş gibi hissetmeli ve insani olan bütün duygularımı içimden söküp atmalıyım, karşıma çıkan herkesi doom`daki canavarlar olarak görmeliyim". öyle de yapıyor. katliam süresince eric'in, dylan'dan daha fazla ateş açmış olması ve daha fazla kişiyi öldürmüş olmasının nedeni de böylelikle açığa çıkmış oluyor.
dylan ikilinin duygusal olanı. intihara meyilli ve kronik depresyondan muzdarip. kendisi gayet açık görüşlü ve eğitimli bir anne babanın çocuğu. komşuları onların cok hassas ve ilgili ebeveynler olduğunu belirtiyor.dylan da eric gibi müziği ve yazmayı çok seviyor. eric gibi o da günlük yazıyor. günlüklerinde yazdıklarına baktığınızda onun durmadan ölümü arzuladığını, dünyayı ve yaşamı bir türlü sevemediğini, aradığı ve ihtiyacı olan aşkı bulamadığını görüyorsunuz.ancak bir gün dylan, bir kızdan hoşlanmaya başlıyor fakat kıza bunu asla söylemiyor. hatta oturup ona hiç bir zaman göndermeyeceği mektuplar yazıyor. utangaçlığını bir türlü yenemiyor, içten içe tükenmeye başlıyor. bir taraftan da kendi şiirlerini yazmaya başlıyor, varoluşu sorguluyor.
dylan eric'i oldukça ilginç ve güçlü bir kişilik olarak görüyor. korkusuzluğu, bitmeyen öfkesi, kararlılığı, farklı konularda edindiği bilgileri, ortak zevkleri derken eric'le git gide daha yakın arkadaş olmaya başlıyor,kendisinin aksine utangaç olmadığı ve güçlü bir karakter olduğundan bir nevi hayranlık duyuyor. beraber zaman geçirdikçe de birbirleriyle ne kadar çok ortak noktaları olduğunu anlıyorlar ve katliama giden yola giriyorlar.
küçük küçük suçlar işlemeye başlayan ikili, bir günlüğüne de olsa hapse düşüyor ve sonrasında 1 yıl kamu hizmeti cezası alıyor. bu süre içinde giderek daha fazla öfkeyle doluyorlar ve katliamı tasarlamaya başlıyorlar. detaylı planlar yapıyorlar, reşit arkadaşlarına silah aldırıyorlar, bomba yapmayı öğreniyorlar. olay gerçekleşmeden bir ay önce içeriği hala açıklanmamış olan ve gizli tutulan video kayıtları hazırlamaya başlıyorlar. iddialara göre katliam sabahı ailelerinden özür diledikleri bir video hazırlıyor ve üzgün olduklarını, başka çarelerinin olmadıklarını söylüyorlar.
dylan'ın hazırladığı plan:
5:00 yataktan kalkış
6:00 ks'de buluşmak
7:00 eric'in evine gitme
7:15 eric propan için, ben de gaz almak için gideceğim
8:30 tekrar eric'in evinde buluşacağız
9:00 araba hazırlanacak
9:30 silahlanma çalışması yapılacak, dinlenme
10:30 4 tane şey yerleştireceğiz
11:00 okula gideceğiz
okulda tehlikeli bir durum olduğunu öğrenene öğrenciler, dylan ve eric ikilisi kafetaryaya girmeden tam 1 saat önce masaların altına giriyor ve öylece bekliyorlar. o andan 1 saat sonra ikili kafetaryaya giriyor, rastgele bazı kişileri öldürüyor, en sonunda bir tür bomba patlatıyorlar. o arada artık öğrenciler kaçışmaya başlıyor, bazıları kurtulabiliyor, bazıları ise vuruluyor. ikili daha sonra kütüphaneye geçiyorlar,ancak o anların kayıtları yok.öğle arasından önce brooks brown adında bir öğrenci harris'in okula geldiğini görüyor. bir sene önce harris'le arası bozulan brown, onunla arkadaşlığını katliamdan kısa bir zaman önce yeni yeni düzeltmiş.
harris genelde dersleri kaçırmadığı için brown ona neden geç kaldığını sormuş, harris ise "bunun artık bir önemi yok, brooks. seni sevdiğimi biliyorsun, değil mi? o yüzden hemen şimdi buradan ayrıl. hemen. evine git." demiş. brown hemen bölgeden uzaklaşmış, bir kaç dakika sonraysa uzaktan ilk silah seslerini duymuş ve polise haber vermiş.
tam o anlarda dylan da farklı bir arabayla okula gelmiş. ikili kafeteryaya propan bombalarını bırakmış; bombalar patlamayınca da ateş açmaya başlamışlar ve kütüphaneye geçmişler. amerikan tarihinin en ölümcül okul saldırısı olan bu katliamda eric 7, dylan ise 6 kişiyi öldürmüş.
cinayetlerden 20 dakika sonra ikili tekrar kütüphaneye dönmüş. 13 kişinin 10'unu burda öldürdüklerini belirtelim. kütüphaneye gelen ikili camlardan polislere ateş açmaya başlamış. 5 dakika sonrasında ise kitaplıkların dibine gitmişler.o an orada kendilerini bir odaya kilitleyen bir öğretmen, öğrenci ve kütüphane görevlileri harris ve klebold'un kendi aralarındaki konuşmayı duymuşlar: "1, 2, 3!". sonrasında iki el silah sesi. ikili kendi kafalarına sıkıp intihar etmişler.
ayrıca ikilinin hitmen for hire adlı bir kısa film projesinden de bahsedelim: 1998 aralık'ında hazırladıkları kısa filmde bol bol şiddet içerikli görüntülere yer veriyorlar. filmde küfür ediyorlar, kameraya bağırıyorlar, hatta ve hatta yapacakları katliama benzer şekilde insanları vuruyorlar. üstelik sadece filmle de sınırlı kalmıyorlar, senaryo projelerinde de hep bu türden konulara yer veriyorlar.hatta bir gün öğretmenleri ikiliye "yazım tekniğiniz harika, insanı gerçekten o moda sokabiliyorsunuz" diyor.
sonuç olarak 12 öğrenci , bir öğretmen , eric ve dylan hayatını kaybediyor.
eric harris'in zorbalığa uğradığı video
ikilinin katliamdan önce çektiği videolar
katliam günü kafeterya kamerası
devamını gör...
mutlu olma yolunda en büyük engel
benim için her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünmek, fazla kafa yormak.
devamını gör...
akıştaki nickaltı trafiği
iko’ya duyurulur. ayrı bir nickaltı sekmesi olsa mesela ne hoş olurdu.
t. insanı mutlu eden ancak bazende şikayet edilen trafik.
t. insanı mutlu eden ancak bazende şikayet edilen trafik.
devamını gör...
bir işten anlayıp çaktırmamak
“benim bilgisayara bi format atsana ya” cümlesinden uzak durmak için idealdir
devamını gör...
düğünde damadı tebrik ederken yanlışlıkla dudaktan öpmek
ablacım geç oldu yat artık istersen.
devamını gör...
sözlükte tanışıp sevgili olmak
lahmacun hanımı kandırmaya ramak kaldı, yakında buralar hep düğün salonuna dönecek, altınını alan gelsin.
lahmacun kadın evet.
lahmacun kadın evet.
devamını gör...
sumak
lahmacuna biraz maydonoz atıp limon sıktıktan sonra üzerine serpildiğinde harikalar yaratan baharat.
devamını gör...
daddy (yazar)
teşekkürler güzel tanımlar için..
devamını gör...
the vision of constantine
gian lorenzo bernini'nin 1670 yılında tamamladığı heykel. *

heykel m.s. 312 yılındaki milvian köprüsü savaşı öncesinde, rakibi maxentius'u mağlup edebilmek için roma'ya giderken i. konstantin'in gördüğü rüyayı anlatmakta. savaş sonrasında konstantin roma'yı ele geçirerek batı roma imparatoru oldu.
''savaş öncesinde constantinus rüyasında askerlerin kalkanları üzerine isa'nın monogramını (khi ve rho) çizmeleri halinde savaşı kazanacaklarını görmüş ve bu yüzden askerlerine bu monogramı kalkanlarına çizmelerini emretmişti. savaşı kazandığında ise bu rüyanın etkisi olduğunu düşündü.
bu zaferden sonra roma senatus'u constantinus'un augustus ünvanını onaylayarak tüm imparatorluk yetki ve güçlerini ona verdi.''
oğuz tekin, eski yunan ve roma tarihine giriş, s.297

bu eserin muhteşemliğini konuşabilir, bernini'yi övebilir, heykelin duruş şeklini, ağırlığının nasıl tasarlandığını ya da detaylarını inceleyebiliriz. bir de şuna dikkat çekmek istiyorum ben, eserin nasıl yapıldığı kadar nasıl sergilendiği de önemli. konstantin'in rüya gördüğünü, önemli bir haber aldığını belirten gün ışığı çok muhteşem bir detay burada. bu eser gün ışığı almayan başka bir yere yerleştirilseydi bu kadar görkemli görünebilir miydi ya da eserin hikayesini bu kadar iyi anlatabilir miydi? bence hayır.
heykel, vatikan ve aziz petrus bazilikası'nı birbirine bağlayan scala regia'da (kutsal merdivenler) bulunuyor.
görseller için kaynak

heykel m.s. 312 yılındaki milvian köprüsü savaşı öncesinde, rakibi maxentius'u mağlup edebilmek için roma'ya giderken i. konstantin'in gördüğü rüyayı anlatmakta. savaş sonrasında konstantin roma'yı ele geçirerek batı roma imparatoru oldu.
''savaş öncesinde constantinus rüyasında askerlerin kalkanları üzerine isa'nın monogramını (khi ve rho) çizmeleri halinde savaşı kazanacaklarını görmüş ve bu yüzden askerlerine bu monogramı kalkanlarına çizmelerini emretmişti. savaşı kazandığında ise bu rüyanın etkisi olduğunu düşündü.
bu zaferden sonra roma senatus'u constantinus'un augustus ünvanını onaylayarak tüm imparatorluk yetki ve güçlerini ona verdi.''

bu eserin muhteşemliğini konuşabilir, bernini'yi övebilir, heykelin duruş şeklini, ağırlığının nasıl tasarlandığını ya da detaylarını inceleyebiliriz. bir de şuna dikkat çekmek istiyorum ben, eserin nasıl yapıldığı kadar nasıl sergilendiği de önemli. konstantin'in rüya gördüğünü, önemli bir haber aldığını belirten gün ışığı çok muhteşem bir detay burada. bu eser gün ışığı almayan başka bir yere yerleştirilseydi bu kadar görkemli görünebilir miydi ya da eserin hikayesini bu kadar iyi anlatabilir miydi? bence hayır.
heykel, vatikan ve aziz petrus bazilikası'nı birbirine bağlayan scala regia'da (kutsal merdivenler) bulunuyor.
görseller için kaynak
devamını gör...
sözlükteki hoşça kalın intihar ediyorum modası
#1042881 son girdim yüzünden bu taş bana geldi sanırım.
kardeşim anlatıyorum dikkatli dinle. bir kişinin intihar etmesi zerre umurumda değil. çünkü saygı duyuyorum bu duruma. anladınız mı? ben saygı duyuyorum ya. ben yaşamak istemiyorum diyen birine ''tabi ki senin kararın'' derim. bir insan yaşamak istemeyebilir. artık hayatta bir amacı olmayabilir. mutlu olamayacağından emindir. ve özgürlüğünü kullanıp bu hakkını kullanır. herkesin kendi canı kendi kararı. birine ''hayırrrrrr intihar etme lütfeeeeeenn'' demek anlamlı değil benim için. zaten aşırı zor bir karar. ve bunun üzerine kişi benim elli katım düşünmüştür. ancak bir yakınıma sevdiğime koşarım böyle. o da içgüdüsel.
benim şahsi olarak bunları yazmamın amacı gerçekten sahteliğin midemi bulandırması. ilgi çekmek için yapılan yazık hareketler. intihar edecekmiş sözlüğe veda edesi tutmuş sanki aynı beşikte büyüdük *mk. ya intihar edecek adam anasının babasının yüzünü görmek istemiyor ne etsin sözlüğü. nasıl böyle düşünebiliyorsunuz aklım almıyor. her gün yatmadan bir paket margarin mi yiyorsunuz. beyniniz tıkanmış sadece duyguyla hareket ediyor gibisiniz.
al kardeşim (bkz: mehmet pişkin)'in veda videosu. hayatımda gördüğüm en hazin videolardan biri ama saygı duyuyorum. çok şey kazandırır bu on üç dakikalık video. demek istediğimi çok net anlarsın. *
+18 uygunsuz youtube içeriği.
kardeşim anlatıyorum dikkatli dinle. bir kişinin intihar etmesi zerre umurumda değil. çünkü saygı duyuyorum bu duruma. anladınız mı? ben saygı duyuyorum ya. ben yaşamak istemiyorum diyen birine ''tabi ki senin kararın'' derim. bir insan yaşamak istemeyebilir. artık hayatta bir amacı olmayabilir. mutlu olamayacağından emindir. ve özgürlüğünü kullanıp bu hakkını kullanır. herkesin kendi canı kendi kararı. birine ''hayırrrrrr intihar etme lütfeeeeeenn'' demek anlamlı değil benim için. zaten aşırı zor bir karar. ve bunun üzerine kişi benim elli katım düşünmüştür. ancak bir yakınıma sevdiğime koşarım böyle. o da içgüdüsel.
benim şahsi olarak bunları yazmamın amacı gerçekten sahteliğin midemi bulandırması. ilgi çekmek için yapılan yazık hareketler. intihar edecekmiş sözlüğe veda edesi tutmuş sanki aynı beşikte büyüdük *mk. ya intihar edecek adam anasının babasının yüzünü görmek istemiyor ne etsin sözlüğü. nasıl böyle düşünebiliyorsunuz aklım almıyor. her gün yatmadan bir paket margarin mi yiyorsunuz. beyniniz tıkanmış sadece duyguyla hareket ediyor gibisiniz.
al kardeşim (bkz: mehmet pişkin)'in veda videosu. hayatımda gördüğüm en hazin videolardan biri ama saygı duyuyorum. çok şey kazandırır bu on üç dakikalık video. demek istediğimi çok net anlarsın. *
+18 uygunsuz youtube içeriği.
devamını gör...
hande sarıoğlu’nun isyanı
(bkz: herkes kendi götüne baksın) ile özetlemiştir.
devamını gör...
ilginç etimolojik bağlantılar
türkçedeki mendil kelimesinin kökeni süryanicedeki "mandylion" kelimesinden gelmektedir. kelimenin orjinali kutsal mandilyon olarak bilinen, isa'nın resmini taşıdığına inanılan kutsal rölik için kullanılmaktadır. türkçeye ise düz anlamı ile mendil olarak geçmiştir.
devamını gör...
yaşamak güzel şey be kardeşim
nazım hikmetin kendi hayatından izler taşıyan romanıdır. 170 sayfalık kusursuz bir eserdir.
yazıma başlamadan önce nazım hikmetten esinlenerek şunu demek istiyorum bazı insanların kulağına küpe olması gerekir. “siyasi kafayla kitap mı okunur be kardeşim” evet siyasi kafayla kitap okunmaz eser hiç okunmaz ister sevin ister sevmeyin nazım hikmet çok büyük bir yazı adamıdır.
öncelikle nazım hikmetin şiirlerine alışmış bir okur olarak kitabı elinize alıyorsunuz ve çok güçlü bir yazıyla karşılaşıyorsunuz çok güçlü çok dolu bir yazı. bu kadar karmaşık bir kurguyu bu kadar yalın ve rahat bir şekilde ortaya çıkarmak ancak nazım hikmete yaraşır bir şeydir.
büyülendim şaşırdım hikâye arasında geçmişe gidiyor başka ülkeye gidiyor başka karakter oluyor ama hepsini son derece rahat ve kusursuz şekilde yapıyor.
--! spoiler !--
o kadar güçlü bir yazı icra etmiş ki işkence ve zulüm gören insanların çektiği acılar çok gerçek tasvir edilmiş.
anuşka adlı karaktere duyulan sevgi ve şefkat büyüleyici güzellikte. sevgi denen kavramı o kadar güzel ve insancıl şekilde aktarıyor ki neden nazım hikmet olduğunu gösteriyor bizlere.
--! spoiler !--
kısa ama dolu bir roman okunması tavsiye edilir.
yaşamak güzel şey be kardeşim. konuklarım kocamamış. onları son görüşümde kaç yaşındaysalar o yaştalar, ama ben altmışın içindeyim. beş yıl daha yaşayabilsem.
evet bu kadar acı çekmiş bir yazı adamından böyle bir söylem yaşama umutla bakmamıza sebep olacaktır şüphesiz.
yaşamak güzel şey be kardeşim.
yazıma başlamadan önce nazım hikmetten esinlenerek şunu demek istiyorum bazı insanların kulağına küpe olması gerekir. “siyasi kafayla kitap mı okunur be kardeşim” evet siyasi kafayla kitap okunmaz eser hiç okunmaz ister sevin ister sevmeyin nazım hikmet çok büyük bir yazı adamıdır.
öncelikle nazım hikmetin şiirlerine alışmış bir okur olarak kitabı elinize alıyorsunuz ve çok güçlü bir yazıyla karşılaşıyorsunuz çok güçlü çok dolu bir yazı. bu kadar karmaşık bir kurguyu bu kadar yalın ve rahat bir şekilde ortaya çıkarmak ancak nazım hikmete yaraşır bir şeydir.
büyülendim şaşırdım hikâye arasında geçmişe gidiyor başka ülkeye gidiyor başka karakter oluyor ama hepsini son derece rahat ve kusursuz şekilde yapıyor.
--! spoiler !--
o kadar güçlü bir yazı icra etmiş ki işkence ve zulüm gören insanların çektiği acılar çok gerçek tasvir edilmiş.
anuşka adlı karaktere duyulan sevgi ve şefkat büyüleyici güzellikte. sevgi denen kavramı o kadar güzel ve insancıl şekilde aktarıyor ki neden nazım hikmet olduğunu gösteriyor bizlere.
--! spoiler !--
kısa ama dolu bir roman okunması tavsiye edilir.
yaşamak güzel şey be kardeşim. konuklarım kocamamış. onları son görüşümde kaç yaşındaysalar o yaştalar, ama ben altmışın içindeyim. beş yıl daha yaşayabilsem.
evet bu kadar acı çekmiş bir yazı adamından böyle bir söylem yaşama umutla bakmamıza sebep olacaktır şüphesiz.
yaşamak güzel şey be kardeşim.
devamını gör...
parasite
oscarı sonuna kadar hak eden başarılı filmdir. hatta oscar bu filmi hak etmiş diye düşünmeden edemedim.
bu kadar dengeli bir film yapmak gerçekten imkansıza yakın.
filmde bir kesimi tutamıyorsunuz çünkü hep bir yamuğu çıkıyor.
filmde yönetmenin bize verdiği her ipucu bir şekilde bir sonuca (mantıklı şekilde) bağlanıyor.
film boktan fakir bir evde wifi arayışıyla başlıyor .
zengin bir evde mors alfabesiyle bitiyor.
güzel filmdi sonuna kadar hak etmiş oscarı.
bu kadar dengeli bir film yapmak gerçekten imkansıza yakın.
filmde bir kesimi tutamıyorsunuz çünkü hep bir yamuğu çıkıyor.
filmde yönetmenin bize verdiği her ipucu bir şekilde bir sonuca (mantıklı şekilde) bağlanıyor.
film boktan fakir bir evde wifi arayışıyla başlıyor .
zengin bir evde mors alfabesiyle bitiyor.
güzel filmdi sonuna kadar hak etmiş oscarı.
devamını gör...
en sevilen gora repliği
tahta yok. g.tünüzden element uydurmayın. evet hava!
devamını gör...
artıkparlamayanyıldız
sevdiğim yazarlardan birisidir. çok içten, eğlenceli ve komik yazıları var. bildirimlerini görmeyi seviyorum^^
devamını gör...
