anu
sümer mitolojisinde, tanrıların kralı olan anu, göksel katmanların en üstünde oturur. aynı zamanda, gökyüzü tanrısı, cennetin tanrısı olarak da adlandırılır. sümerler, anu'nun kötülükleri yok etmek amacıyla yıldızları asker olarak yarattığına inanırlardı. anu, anunnakiler'in babasıdır. anunnakiler ise sümer mitolojisinde panteondaki en güçlü tanrıları ifade eder. hem anu'ya hem de anunnakiler'e asur ve babil mitolojilerinde de rastlanmaktadır.
devamını gör...
çocukluğa götüren tatlar
susamlı şeker. büyükbabam hala senin için aldım kızım deyip alır, tutar her bayramda.
devamını gör...
midas'ın kulakları
aynı zamanda bir espri de olan deyiştir. birine söylemek istemediğiniz gizli bir bilgi ya da sırrınız varsa ve o da ısrarla sizden, söylemenizi istiyorsa kullanılır:
midas'ın kulakları eşek kulakları.
asıl anlamı ise; sır saklama eyleminden türemiştir. şöyle ki, frigya vezirlerinden* biri, göreve gelince kral midas'ın tipini ve karakterini oldukça garipser. karakterine bir nebze alışmasına rağmen, görüntüsüne beslediği gülme hissinden bir türlü kurtulamaz. hele o eşeğe benzeyen uzun kulakları... en sonunda dayanamaz ve bir kuyuya gidip; midas'ın kulakları eşek kulakları, diye bağırır. fakat bu çığlık, ses olur, yankı olur ve tüm gordion'a yayılır. böylece vezir, herhangi bir sırrını, kuyuya dahi söylememesi gerektiğini trajikomik de olsa anlamış olur. işte bu hadise, gel zaman git zaman, nesilden nesile, sir saklamanın önemi hususunda anlatılagelir.
peki bayrağı son teslim alan nesil, bilin bakalım kim?..


bizim kültürümüzde midas, o kadar benimsenmiştir ki, kendisi hakkında öyküler ve tiyatro oyunları bile yazılmıştır. hoş, dünyanın çoğu ülkesinde, ki buna uzak doğu da dahil, midas'ın kulakları eşek kulakları tabiri, bilinmekte ve kullanılmaktadır.
neyse efenim hakkında yazılan öykülerden biri de, midas ve altın kıssasıdır. ki o da ayrı bir başlığın konusu olsun.

not: görseller sırasıyla: midas medya, vikipedi ve youtube'dan alıntıdır.
midas'ın kulakları eşek kulakları.
asıl anlamı ise; sır saklama eyleminden türemiştir. şöyle ki, frigya vezirlerinden* biri, göreve gelince kral midas'ın tipini ve karakterini oldukça garipser. karakterine bir nebze alışmasına rağmen, görüntüsüne beslediği gülme hissinden bir türlü kurtulamaz. hele o eşeğe benzeyen uzun kulakları... en sonunda dayanamaz ve bir kuyuya gidip; midas'ın kulakları eşek kulakları, diye bağırır. fakat bu çığlık, ses olur, yankı olur ve tüm gordion'a yayılır. böylece vezir, herhangi bir sırrını, kuyuya dahi söylememesi gerektiğini trajikomik de olsa anlamış olur. işte bu hadise, gel zaman git zaman, nesilden nesile, sir saklamanın önemi hususunda anlatılagelir.
peki bayrağı son teslim alan nesil, bilin bakalım kim?..


bizim kültürümüzde midas, o kadar benimsenmiştir ki, kendisi hakkında öyküler ve tiyatro oyunları bile yazılmıştır. hoş, dünyanın çoğu ülkesinde, ki buna uzak doğu da dahil, midas'ın kulakları eşek kulakları tabiri, bilinmekte ve kullanılmaktadır.
neyse efenim hakkında yazılan öykülerden biri de, midas ve altın kıssasıdır. ki o da ayrı bir başlığın konusu olsun.

not: görseller sırasıyla: midas medya, vikipedi ve youtube'dan alıntıdır.
devamını gör...
söylence
evrenin, tanrıların, insanın ortaya çıkışından, bir tarih olayına, bir kişiye değin türlü olay ve gerçeklikleri konu alan, onlara gerçeküstü bir nitelik vererek anlatan, başlıca özelliği inanış konusu olan kısa öykü. *
altay türklerine ait, yaratılış konulu bir örneği şu şekildedir:
gök yoktu, yer yoktu. yalnızca, sonu olmayan bir deniz vardı. tanrı ülgen (aakay, kurbustan), bu denizin üzerinde uçuyordu. konacak sert bir yer arıyordu, bulamıyordu. böyle uçarken gönlüne doğdu. bir ses “önündeki nesneyi yakala” diye fısıldadı. ülgen, bu fısıltıyı yineledi. ellerini öne doğru uzattı. o sırada su yüzüne bir taş çıkmıştı. ülgen, taşı yakaladı, üzerine kondu. taşın üstünde ne yapacağını düşündü. uçsuz bucaksız suyun içinden ak ene (ak ana), süzülüp ülgen’in karşısına çıktı ve “yarat” dedi; üç kez yineledi. ülgen “nasıl?” diye sordu. ak ene “yaptım oldu de, yaptım olmadı deme” dedi. sonra, ak ene kayboldu. bir daha da görünmedi. ülgen, insanlara şu buyruğu verdi. “var olana yok demeyin; vara yok diyen de yok olur!”.
ülgen, “yer yaratılsın!” dedi; yer yaratıldı. “gökler yaratılsın!” diye buyurdu; gökler yaratıldı. böylece bütün dünyayı yarattı. sonra, üç büyük balık yaratıp, yeri onların üzerine yerleştirdi. balıklardan ikisini yerin kenarına, üçüncüsünü ortasına temel yaptı. ortada bulunan balığın başı kuzey yönündedir. bu balık başını eğerse, kuzeyden yayık (tufan) olur. başını daha aşağı eğerse, yeryüzünde su basmadık bir avuç yer kalmaz. onun için bu balık, büyük bir zincirle bir direğe bağlanmıştır. onu, mangda-şire yönetir.
ülgen, dünyayı yaratırken ay ve gün ışığının dokunduğu altın dağ’da oturdu. bu dağ, gök ile yer arasında idi. dünya’nın yaratılışı altı gün sürdü. yedinci gün ülgen yatıp uyudu; sekizin gün kalktı…
bizim ay ve güneş’imizin dünyasından başka, doksan dokuz dünya daha vardır. bunların hepsinde birer uçmag (cennet), birer tamu (cehennem) vardır. herbirinde insanlar bulunur. en büyük dünya, han kurbustan tengere’dir. bay-ülgen, bu âlemin yönetimini yardımcılarından olan mangızın matmas burkan adlı ruha vermiştir. bu dünyanın yerinin adı altın telegey’dir. cehennemi, mangız toçiri tamu’dur. bu tamuyu, matman kara adlı bir zebani yönetir.
doksan dokuz âlemin ortancası, ezre kurbustan tengere’dir. ezre tengere’yi, belgein keratlu türün musıkay burkan’a verilmiştir. yerinin adı, altın şarka’dır. cehennemi, tüpken kara tamu’dur. bu cehennemi matman karakçı yönetir.
kişioğullarının bulunduğu bizim dünyamız, en küçük dünyadır. adına, kara tengere dünyası denilir. bu dünyayı, may-tere yönetir. cehenneminin adı, kara teş’tir. bu cehennemi, kerey han yönetir. bizim dünyamızın üzerinde otuz üç kat gök vardır.
bay-ülgen, birgün denize bakarken, suyun üstünde bir toprak parçasının yüzdüğünü gördü. toprağın üzeri, insan gövdesine benzeyen bir kil tabakası ile kaplıydı. ülgen, “bu cansız toprak, kişi olsun!” diye buyurdu. toprak, kişi oldu. ülgen, ona erlik adını verdi; olduğu yere bıraktı. erlik, giderek ülgen’i buldu. ülgen de onu yanına aldı; kendisine küçük kardeş yaptı. bir zaman sonra erlik, ülgen’i kıskandı. ondan daha güçlü olmak istedi. ülgen’e imrendi, “ben de onun gibi olmalıyım” diye düşündü. düşüne düşüne ülgen’e düşman oldu. ülgen bunun yerine, mangdaşire’yi yarattı. sonra da, bizim dünyamızda yedi kişi yarattı. bunların kemikleri kamıştan, etleri topraktan oldu. kulaklarına üfledi, can verdi. burunlarına üfledi, akıl verdi. en sonra da, yine bir kişi yarattı ve may-tere adını verdi. ona “bu insanları sen yönet” diye buyurdu.
kaynak
altay türklerine ait, yaratılış konulu bir örneği şu şekildedir:
gök yoktu, yer yoktu. yalnızca, sonu olmayan bir deniz vardı. tanrı ülgen (aakay, kurbustan), bu denizin üzerinde uçuyordu. konacak sert bir yer arıyordu, bulamıyordu. böyle uçarken gönlüne doğdu. bir ses “önündeki nesneyi yakala” diye fısıldadı. ülgen, bu fısıltıyı yineledi. ellerini öne doğru uzattı. o sırada su yüzüne bir taş çıkmıştı. ülgen, taşı yakaladı, üzerine kondu. taşın üstünde ne yapacağını düşündü. uçsuz bucaksız suyun içinden ak ene (ak ana), süzülüp ülgen’in karşısına çıktı ve “yarat” dedi; üç kez yineledi. ülgen “nasıl?” diye sordu. ak ene “yaptım oldu de, yaptım olmadı deme” dedi. sonra, ak ene kayboldu. bir daha da görünmedi. ülgen, insanlara şu buyruğu verdi. “var olana yok demeyin; vara yok diyen de yok olur!”.
ülgen, “yer yaratılsın!” dedi; yer yaratıldı. “gökler yaratılsın!” diye buyurdu; gökler yaratıldı. böylece bütün dünyayı yarattı. sonra, üç büyük balık yaratıp, yeri onların üzerine yerleştirdi. balıklardan ikisini yerin kenarına, üçüncüsünü ortasına temel yaptı. ortada bulunan balığın başı kuzey yönündedir. bu balık başını eğerse, kuzeyden yayık (tufan) olur. başını daha aşağı eğerse, yeryüzünde su basmadık bir avuç yer kalmaz. onun için bu balık, büyük bir zincirle bir direğe bağlanmıştır. onu, mangda-şire yönetir.
ülgen, dünyayı yaratırken ay ve gün ışığının dokunduğu altın dağ’da oturdu. bu dağ, gök ile yer arasında idi. dünya’nın yaratılışı altı gün sürdü. yedinci gün ülgen yatıp uyudu; sekizin gün kalktı…
bizim ay ve güneş’imizin dünyasından başka, doksan dokuz dünya daha vardır. bunların hepsinde birer uçmag (cennet), birer tamu (cehennem) vardır. herbirinde insanlar bulunur. en büyük dünya, han kurbustan tengere’dir. bay-ülgen, bu âlemin yönetimini yardımcılarından olan mangızın matmas burkan adlı ruha vermiştir. bu dünyanın yerinin adı altın telegey’dir. cehennemi, mangız toçiri tamu’dur. bu tamuyu, matman kara adlı bir zebani yönetir.
doksan dokuz âlemin ortancası, ezre kurbustan tengere’dir. ezre tengere’yi, belgein keratlu türün musıkay burkan’a verilmiştir. yerinin adı, altın şarka’dır. cehennemi, tüpken kara tamu’dur. bu cehennemi matman karakçı yönetir.
kişioğullarının bulunduğu bizim dünyamız, en küçük dünyadır. adına, kara tengere dünyası denilir. bu dünyayı, may-tere yönetir. cehenneminin adı, kara teş’tir. bu cehennemi, kerey han yönetir. bizim dünyamızın üzerinde otuz üç kat gök vardır.
bay-ülgen, birgün denize bakarken, suyun üstünde bir toprak parçasının yüzdüğünü gördü. toprağın üzeri, insan gövdesine benzeyen bir kil tabakası ile kaplıydı. ülgen, “bu cansız toprak, kişi olsun!” diye buyurdu. toprak, kişi oldu. ülgen, ona erlik adını verdi; olduğu yere bıraktı. erlik, giderek ülgen’i buldu. ülgen de onu yanına aldı; kendisine küçük kardeş yaptı. bir zaman sonra erlik, ülgen’i kıskandı. ondan daha güçlü olmak istedi. ülgen’e imrendi, “ben de onun gibi olmalıyım” diye düşündü. düşüne düşüne ülgen’e düşman oldu. ülgen bunun yerine, mangdaşire’yi yarattı. sonra da, bizim dünyamızda yedi kişi yarattı. bunların kemikleri kamıştan, etleri topraktan oldu. kulaklarına üfledi, can verdi. burunlarına üfledi, akıl verdi. en sonra da, yine bir kişi yarattı ve may-tere adını verdi. ona “bu insanları sen yönet” diye buyurdu.
kaynak
devamını gör...
hor
antik mısır firavunu. 2 yıl hüküm sürmüştür. veya birkaç ay, veya 7 ay. bu konu tartışmalı. mezarı 1894 yılında keşfedildi, nerdeyse hiç bozulmamıştı. ayrıca ahşap heykeliyle bilinir. karısı nubhetepti ise esas olarak bok böceği mühürlerinden tanınır. yani bunların yüzü gülmemiş. adam ahşap heykeliyle, kadın bok böceğiyle tanınıyor. hor'un mezarı antik çağda yağmalanmış ama bulunduğunda çok iyi durumdaydı. yağmacılar pek bir şey yapamamış herhalde. ayrıca mezar odası aslında başka biri için yapılmış, ama sonra hor için genişletilmiş. yani hor o kadar değersiz bir herifmiş ki, adam için mezar odası bile yapmak istememişler, ahşaptan heykelini falan yapmışlar. ayrıca mezarı bulunduğunda bulunmuş ahşaptan olan heykeli. yani yağmacılar bu heykeli çalmamış nedense. herhalde amaan ahşap işte, satsan satılmaz, atsan atılmaz falan demişlerdir.
bu arada bulunan ahşap heykeli, antik çağdan günümüze ulaşmayı başarmış en iyi korunmuş ve en başarılı ahşap heykellerden biridir. ulan hor başlığında adamın ahşap heykelini övüyoruz tövbe estağfurullah. tabi siz de şimdi adamın ahşap heykeli falan merak etmişsinizdir. arkadaşlar bakın entry bu, talkşov programı falan değil, ben de beyazıt öztürk değilim, size büyük ekranda adamın resmini göstermeyeceğim görüyorsunuz zaten.
hor'un bulunan ahşap tabutu çürümüştü. adamın tabut bile ahşaptan lan. bu arada bu, ahşap reisin mumyası, mücevherler için falan arandı. yani sonuçta ahşap reis bir firavun, illa mezarında mücevher falan olur. ama tabutunda sadece hor'un iskeleti kalmıştı. öldüğü sırada kırk yaşlarında olduğu belirlendi.
mezarından küçük heykeller, kaymaktaşı, ahşap vazolar falan bulundu. ulan utanmasalar adamın iskeletini de ahşapla kaplayacakmış şerefsizler. adamın hayatı ahşaptan resmen. bu arada mezarında bulunan eşyalar kasıtlı olarak parçalara ayrılmıştı. mezarında çanak çömlek, hançer falan da bulundu. ayrıca mezarının yanında nubhetepti khered'in tamamen hiç bozulmamış olan mezarı bulundu. bu herhalde hor ya da iii. amenemhat'ın kızıydı.
işte o meşhur hor ahşap heykel:
bu arada bulunan ahşap heykeli, antik çağdan günümüze ulaşmayı başarmış en iyi korunmuş ve en başarılı ahşap heykellerden biridir. ulan hor başlığında adamın ahşap heykelini övüyoruz tövbe estağfurullah. tabi siz de şimdi adamın ahşap heykeli falan merak etmişsinizdir. arkadaşlar bakın entry bu, talkşov programı falan değil, ben de beyazıt öztürk değilim, size büyük ekranda adamın resmini göstermeyeceğim görüyorsunuz zaten.
hor'un bulunan ahşap tabutu çürümüştü. adamın tabut bile ahşaptan lan. bu arada bu, ahşap reisin mumyası, mücevherler için falan arandı. yani sonuçta ahşap reis bir firavun, illa mezarında mücevher falan olur. ama tabutunda sadece hor'un iskeleti kalmıştı. öldüğü sırada kırk yaşlarında olduğu belirlendi.
mezarından küçük heykeller, kaymaktaşı, ahşap vazolar falan bulundu. ulan utanmasalar adamın iskeletini de ahşapla kaplayacakmış şerefsizler. adamın hayatı ahşaptan resmen. bu arada mezarında bulunan eşyalar kasıtlı olarak parçalara ayrılmıştı. mezarında çanak çömlek, hançer falan da bulundu. ayrıca mezarının yanında nubhetepti khered'in tamamen hiç bozulmamış olan mezarı bulundu. bu herhalde hor ya da iii. amenemhat'ın kızıydı.
işte o meşhur hor ahşap heykel:
devamını gör...
yazarların olmak isteyeceği dizi karakteri
poyraz karayel- ayşegül
o kadar sevilmek nasil bi duygu cok merak ediyorum gercekten..
o kadar sevilmek nasil bi duygu cok merak ediyorum gercekten..
devamını gör...
miyofasyal ağrı sendromu
toplumda kulunç olarak bilinen durumdur.
bir kas grubu veya tek bir kasta olan ağrı ve hassasiyet mevcuttur.
tetik noktaların varlığı ile karakterizedir.
etyolojide fiziksel yorgunluk,stres ve kötü postür yer alır.
tedavide hasta eğitimi, tetik nokta enjeksiyonu(lokal anestezik),kuru iğne uygulaması yapılabilir.
bir kas grubu veya tek bir kasta olan ağrı ve hassasiyet mevcuttur.
tetik noktaların varlığı ile karakterizedir.
etyolojide fiziksel yorgunluk,stres ve kötü postür yer alır.
tedavide hasta eğitimi, tetik nokta enjeksiyonu(lokal anestezik),kuru iğne uygulaması yapılabilir.
devamını gör...
muhafazakar ailenin kızı olmak
aşırı rahat bir ailenin içinde büyüdüm. kimsenin birbirinden haberi yoktu pek, bi de ben fazla bağımsız bir tip oldum hep, dur dedilerse bile hiç durmadım. okul başladıktan sonra eve girip çıkan ilk arkadaşım erkekti. yüzümüze gözümüze kek sürüp ders çalışırdık. 15 yaşında bile eve gece gelebiliyordum, kıyafetlerim hiç konu olmadı.
bu durumun getirdiği bir mallık var üstümde. yalan söylemeye gerek duymuyorum, her şeyi olduğu gibi söylüyorum. her şeyi o kadar normal gören bir ailenin içindeydim ki herkes her şeyi normal görür zannetmeye ısrarla devam ediyorum. bu da hep yanlış anlaşılmama neden oldu.
muhafazakar ailelerde büyüyen kız arkadaşlarda gördüğüm şey şu, hem harika yalan söylüyorlar hem de müthiş bir idare etme yetenekleri var. zorlu ailelerde büyümenin böyle bir güzelligi var, anneyi, abileri ve babayı idare ederken sosyal yetenekler kazanıyorlar. evlilik hayatında bu alışkanlık nedenli daha başarılı oluyorlar. her şeyi idare ediyorlar ya, çok acayip. iyi başarı sahiden.
mesela arkadaşlarım kayınvalidelerinin yüzüne gülüyor ama arkadan acayip sayıp sövüyor. harika bir alışkanlık. ben mesela az sonra intihar edecek bihter gibi kayınvalidenin yanağını tutar, sen görürsün bundan sonra çok ama çok dikkat et kendine der, kafam güzel gibi gülümserim kadına. sıfır idare etme yeteneği. hiç kimseyi idare etmek zorunda kalmadığım için olaya adapte olamadım hâlâ. yaş oldu 98.
haliyle bu şekilde bakarsak olumlu böyle bir yönü var. muhafazakar aile kızları yemin ederim ülke bile idare eder. bayılıyorum size.
bu durumun getirdiği bir mallık var üstümde. yalan söylemeye gerek duymuyorum, her şeyi olduğu gibi söylüyorum. her şeyi o kadar normal gören bir ailenin içindeydim ki herkes her şeyi normal görür zannetmeye ısrarla devam ediyorum. bu da hep yanlış anlaşılmama neden oldu.
muhafazakar ailelerde büyüyen kız arkadaşlarda gördüğüm şey şu, hem harika yalan söylüyorlar hem de müthiş bir idare etme yetenekleri var. zorlu ailelerde büyümenin böyle bir güzelligi var, anneyi, abileri ve babayı idare ederken sosyal yetenekler kazanıyorlar. evlilik hayatında bu alışkanlık nedenli daha başarılı oluyorlar. her şeyi idare ediyorlar ya, çok acayip. iyi başarı sahiden.
mesela arkadaşlarım kayınvalidelerinin yüzüne gülüyor ama arkadan acayip sayıp sövüyor. harika bir alışkanlık. ben mesela az sonra intihar edecek bihter gibi kayınvalidenin yanağını tutar, sen görürsün bundan sonra çok ama çok dikkat et kendine der, kafam güzel gibi gülümserim kadına. sıfır idare etme yeteneği. hiç kimseyi idare etmek zorunda kalmadığım için olaya adapte olamadım hâlâ. yaş oldu 98.
haliyle bu şekilde bakarsak olumlu böyle bir yönü var. muhafazakar aile kızları yemin ederim ülke bile idare eder. bayılıyorum size.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
ayrılık ne biliyor musun?
ne araya yolların girmesi,
ne kapanan kapılar,
ne yıldız kayması gecede,
ne ceplerde tren tarifesi,
ne de turna katarı gökte.
insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!
ne araya yolların girmesi,
ne kapanan kapılar,
ne yıldız kayması gecede,
ne ceplerde tren tarifesi,
ne de turna katarı gökte.
insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!
devamını gör...
her şeyi açıklayan en kısa söz
"bu hayatta en tehlikeli şey gerçekleşmiş hayallerdir."
devamını gör...
yumurtalı ekmek
bugün detoks kafasıyla uyanamayacağımı biliyordum da, yumurtalı ekmek de denmez be sözlük. çok açım çok. çok aç uyandım yapcaz mecbur*
devamını gör...
bir öz eleştiri yap
öz eleştiri adı altında kendini övenlerin de olduğu başlık. öz eleştiri bu değil yalnız.
çok egoist ve ön yargılı bir insanım. insanları çoğu zaman elimde olmadan dış görünüşüne göre yargılıyorum. biraz da huysuzum.
öz eleştiri dediğin böyle olur.
çok egoist ve ön yargılı bir insanım. insanları çoğu zaman elimde olmadan dış görünüşüne göre yargılıyorum. biraz da huysuzum.
öz eleştiri dediğin böyle olur.
devamını gör...
birinci nesil normal sözlük yazarları
sözlüğümüz fonlayan kgb olduğundan sözlük içinde komünizm geçerlidir, sözlüğümüzde herkes birinci nesil olacak kimse kimseye benden önce geldin diye yer vermeyecektir! sonuçta herkesten aynı akbil ücreti alınmakta.
devamını gör...
telefon bağımlılığı

genelde sosyal medya bağımlısı ve/ya sevgilisi olan kişilerde görülen bağımlılık türüdür. yemekte dahi telefonu elinden düşürmezler. sürekli bir mesajlaşma, sürekli sosyal ağlar da gezme isteği vardır. gece yatarken dahi telefonunu dahi bırakmaz. bazen öyle abartılar ki telefon başında sabahlayabilir. şuna bakayım uyurum, buna bakayım uyurum, bir de şuna bakayım diye diye sabahlara kadar telefondan kopamazlar. uyuduklarında ya geceni yarısı olur ya sabaha az vakit kalmıştır ya da o gün hiç uyumamıştır, gün içinde uyurlar. hem genel olarak sağlığa zararlı hem de insanın düzenini bozuyor. olanların bir an önce kurtulması gerek bağımlılıktır.
devamını gör...
benzatin penisilin
doğal penisilin'lerden penisilin g grubuna ait antibiyotiktir. diğer bir depo penisilin prokain penisilin gibi yağ bazlı olduğu için intramuskuler uygulanmalı, kesinlikle damar içine (intravenöz) uygulanmamalıdır.
devamını gör...




