fuck buddy
yaygınlaşmasını istemediğim ilişki türü. yaygınlaşmasını isteyen arkadaşlar ileride evlenmek için bakire kız aramaya başlamazlar umarım.
devamını gör...
geceye nazım hikmet'ten bir şiir bırak
--- alıntı ---
seni düşünmek güzel şey, ümitli şey
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey
fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil
şarkı söylemek istiyorum…”
--- alıntı ---
güzel şiirleri olan; bir sürü kadına aşık olan bir şair. öyle ki aşka aşıktı derler nazım için.
seni düşünmek güzel şey, ümitli şey
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey
fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil
şarkı söylemek istiyorum…”
--- alıntı ---
güzel şiirleri olan; bir sürü kadına aşık olan bir şair. öyle ki aşka aşıktı derler nazım için.
devamını gör...
normal sözlük için öneriler
radyo,webinar, etkinlik( az ünlü insanların daveti, kardeşler restaurant ve türkü evi’nin solisti bugün sorularınızı yanıtlıyor)
turnuva(haxball,agar.io) kazananlara miami tatili yahut aksarayda bir hamam ödülü.
yetenek bölümü.
müziğe karşı hüneri olanlar kendilerini oralarda tanıtabilir,
yahut resim yeteneği olanlar için mini sergi fırsatı hoş olur.
görsel işitsel karşılık bulabileceği ne yeteneği varsa artık.
kafaçöpçatan kafacam platformu 12den sonra devreye girebilir .
kafa meritokrasi
.
.
.
turnuva(haxball,agar.io) kazananlara miami tatili yahut aksarayda bir hamam ödülü.
yetenek bölümü.
müziğe karşı hüneri olanlar kendilerini oralarda tanıtabilir,
yahut resim yeteneği olanlar için mini sergi fırsatı hoş olur.
görsel işitsel karşılık bulabileceği ne yeteneği varsa artık.
kafaçöpçatan kafacam platformu 12den sonra devreye girebilir .
kafa meritokrasi
.
.
.
devamını gör...
yalnız yazarlar toplanma alanı
ne istiyorsun bizden tam olarak arkadaşım ?
devamını gör...
aşk hayatını bir replik ile anlat
ben senin hayatının bir bölümünde yer aldım ama sen benim hayatımın tamamıydın.
not: seni seviyorum (2007)
not: seni seviyorum (2007)
devamını gör...
14 şubat için antik öyküler
alfa oğlu alfa, sevdiğini selamlamadan başlamadı:)
ya bunlar ne güzel şarkı seçimleri, harikasın*
ekleme: peki ilk nickaltının bana ait olması gururu:))
ya bunlar ne güzel şarkı seçimleri, harikasın*
ekleme: peki ilk nickaltının bana ait olması gururu:))
devamını gör...
yazarlardan riyakarlık örnekleri
hayatımın dönüm noktası olan ve arkadaş seçimimde, daha dikkatli olmam gerektiğini öğrenmemi sağlayan bir riyakârlık ya da bana göre kalleşlik örneğini anlatacağım başlık. biraz uzun ve can sıkıcı olabilir. kusura bakmayın.
üniversite zamanları, hayatı daha yeni öğrenmeye başladığım yıllardı. farklı bir şehir, yeni yeni insanları tanımanın vermiş olduğu heyecan... yeni tanıştığım ve memleketlerimizin yakın olduğu bir arkadaşım vardı. bir yıl kadar uzun bir arkadaşlığımız olmuştu. kendisi otobüs yolculuğu yapardı, ben de uçak. bir gün kendisine, beraber yolculuk yapalım demiştim. param yok, uçak bileti alamam dediğinde ben sana alırım dedim ki sorun bu değil. ikimizde öğrenciydik ve durumunun iyi olduğunu da biliyordum ama arkadaş işte kıyamıyorum. yolculuk yapacağımız gün memleketime geldi ve getiren kişi erkek arkadaşı. sorun şu ki erkek arkadaşım dediği kişi aslında ikinci erkek arkadaşı ve birinci erkek arkadaşını tanıyorum. bir şey söyleyemedim o an. bir yerde oturduk yemek yedik, muhabbet ettik. ilk defa orada gördüğüm bir çocuktu ve hayatımda ilk defa bir insanın aşkla bakan gözlerine şahit olmuştum.
daha sonra sorduğumda, üniversiteye gelmeden önce de erkek arkadaşı olduğunu ve çocuğun ona deli gibi aşık olduğunu ve ne isterse aldığını, bunun da hoşuna gittiğini söylemişti. açıkçası çok tuhaf hissetmiştim ama karışmadım ve bir yorumda yapmadım. herkesin kendi hayatı, bana ne diyordum içimden. bir zaman sonra bu arkadaş memleketine gitti ve beni aradı. erkek arkadaşı kaza yapmış. sebebi ise şöyle; elinde bir buket ve hediye ile evine gidip sürpriz yapmak istemiş çocuk, benim arkadaş dediğim insanda habersiz geldi diye hakaret edip evden kovmuş. çocuk ağlayarak ayrılmış oradan. alkol almış ve bariyerlere girmiş.
kendisine, hastaneye gitmesini söylediğim halde gitmedi! durumu nedir öğren dediğim halde umursamadı. hayatımda, sadece bir kere gördüğüm bir çocuk için üzülüp ağladığımda ki ev arkadaşım bile görmediği halde ağladı benimle birlikte ama karşı tarafın gülmesi beni çok sinirlendirmişti. ilk başlarda şoka girdi sandım ama değildi.
bacağı kesildi! 20 gün komada kaldı ve öldü çocuk! ikiyüzlülüğün en kralını gördüğüm cümle ise şu oldu bende: 'benim uğrumda adamlar ölüyor be, bu da son hediyesiydi bana.'*
ben de ikiyüzlüydüm belki de. orada söylemedim gerçekleri, sustum. inanmadım da en başta öldüğüne, internete düşen haberi görünce bile kabullenemedim bir kere gördüğüm insanın öldüğüne. aklıma geldikçe üzülürüm yine. hayat bu kadar basit olmamalı, bir insan bu kadar kolay harcanmamalı.
üniversite zamanları, hayatı daha yeni öğrenmeye başladığım yıllardı. farklı bir şehir, yeni yeni insanları tanımanın vermiş olduğu heyecan... yeni tanıştığım ve memleketlerimizin yakın olduğu bir arkadaşım vardı. bir yıl kadar uzun bir arkadaşlığımız olmuştu. kendisi otobüs yolculuğu yapardı, ben de uçak. bir gün kendisine, beraber yolculuk yapalım demiştim. param yok, uçak bileti alamam dediğinde ben sana alırım dedim ki sorun bu değil. ikimizde öğrenciydik ve durumunun iyi olduğunu da biliyordum ama arkadaş işte kıyamıyorum. yolculuk yapacağımız gün memleketime geldi ve getiren kişi erkek arkadaşı. sorun şu ki erkek arkadaşım dediği kişi aslında ikinci erkek arkadaşı ve birinci erkek arkadaşını tanıyorum. bir şey söyleyemedim o an. bir yerde oturduk yemek yedik, muhabbet ettik. ilk defa orada gördüğüm bir çocuktu ve hayatımda ilk defa bir insanın aşkla bakan gözlerine şahit olmuştum.
daha sonra sorduğumda, üniversiteye gelmeden önce de erkek arkadaşı olduğunu ve çocuğun ona deli gibi aşık olduğunu ve ne isterse aldığını, bunun da hoşuna gittiğini söylemişti. açıkçası çok tuhaf hissetmiştim ama karışmadım ve bir yorumda yapmadım. herkesin kendi hayatı, bana ne diyordum içimden. bir zaman sonra bu arkadaş memleketine gitti ve beni aradı. erkek arkadaşı kaza yapmış. sebebi ise şöyle; elinde bir buket ve hediye ile evine gidip sürpriz yapmak istemiş çocuk, benim arkadaş dediğim insanda habersiz geldi diye hakaret edip evden kovmuş. çocuk ağlayarak ayrılmış oradan. alkol almış ve bariyerlere girmiş.
kendisine, hastaneye gitmesini söylediğim halde gitmedi! durumu nedir öğren dediğim halde umursamadı. hayatımda, sadece bir kere gördüğüm bir çocuk için üzülüp ağladığımda ki ev arkadaşım bile görmediği halde ağladı benimle birlikte ama karşı tarafın gülmesi beni çok sinirlendirmişti. ilk başlarda şoka girdi sandım ama değildi.
bacağı kesildi! 20 gün komada kaldı ve öldü çocuk! ikiyüzlülüğün en kralını gördüğüm cümle ise şu oldu bende: 'benim uğrumda adamlar ölüyor be, bu da son hediyesiydi bana.'*
ben de ikiyüzlüydüm belki de. orada söylemedim gerçekleri, sustum. inanmadım da en başta öldüğüne, internete düşen haberi görünce bile kabullenemedim bir kere gördüğüm insanın öldüğüne. aklıma geldikçe üzülürüm yine. hayat bu kadar basit olmamalı, bir insan bu kadar kolay harcanmamalı.
devamını gör...
3 aralık 2020 kendi tanımımı beğenememem rezaleti
çok saçma bir durum. ben zaten kendim beğenmediğim şeyi niye paylaşayım kardeşim?.
devamını gör...
makinist ile son istasyon radyo yayını
asla asla kacirmayacagim yayindir. o zaman ne yapiyoruz, dort gozle yayin zamanini bekliyoruz...saat 23:00'den son istasyona kadar seninleyiz makinist
devamını gör...
yazarların üzülünce yaptıkları şeyler
rutin hayatıma devam ediyorum. bunu ancak üzüntüyle kardeş olmuş insanlar anlar. kanıksamıştır artık üzüntü varken bile yoktur yokken bile vardır öyle karışık işler işte.
devamını gör...
interstate 60
back to the future serisinin senaristi bob gale'in hem yazıp hem de yönettiği, 2002 yapımı fantastik bir yol hikayesi. içinde harika karakterler ve yerler barındıran filmin kadrosunda; gary oldman, christopher lloyd, james marsten, kurt russel, chris cooper, amy smart ve küçük bir rolde de michael j. fox var.
filmde bir çok distopik olay ve mekan mevcut. diyaloglar harika yazılmış. çoğu yerde durdurup not almak isteyebilirsiniz. verilmek istenen mesajlar bazen insanın gözüne gözüne sokulmaya çalışılsa da, film sizi sıkmadan kendini izletmeyi başarıyor.
bahsettiğim bu ikili diyaloglara en güzel örneklerden birisi de, filmdeki iskambil kartı sahnesi;
filmde bir çok distopik olay ve mekan mevcut. diyaloglar harika yazılmış. çoğu yerde durdurup not almak isteyebilirsiniz. verilmek istenen mesajlar bazen insanın gözüne gözüne sokulmaya çalışılsa da, film sizi sıkmadan kendini izletmeyi başarıyor.
bahsettiğim bu ikili diyaloglara en güzel örneklerden birisi de, filmdeki iskambil kartı sahnesi;
devamını gör...
geceye bir sanat eseri bırak
gian lorenzo bernini ’nin öğrencisi olan giuliano finelli tarafından yapılan papa 8. urban'ın ölen yeğeni olan maria duglioli barberini 'nin büstü, 1626. louvre müzesi


1601 yılında italya - torrano di carrara'da doğan finelli aldığı heykeltıraşlık eğitiminden sonra taşındığı roma 'da bernini’nin dikkatini çekerek öğrencisi olmuştur. bernini'nin yanında ünlenen finelli ince detaylardaki ustalığı ile kendi tarzını oluşturmuştur.


1601 yılında italya - torrano di carrara'da doğan finelli aldığı heykeltıraşlık eğitiminden sonra taşındığı roma 'da bernini’nin dikkatini çekerek öğrencisi olmuştur. bernini'nin yanında ünlenen finelli ince detaylardaki ustalığı ile kendi tarzını oluşturmuştur.
devamını gör...
babanın sevilmeyen huyları
ölmesidir. *
devamını gör...
13 ocak 2021 kobani fezlekesi
anadolu ajansı, 6-7 ekim 2014'teki kobani olayları nedeniyle hazırlanan iddianamenin kabul edilmesinin ardından, ankara cumhuriyet başsavcılığı'nın dokuz hdp milletvekili için fezleke düzenlemeye hazırlandığını bildirdi.
--- alıntı ---
dokunulmazlıkların kaldırılması talebiyle hakkında fezleke düzenlenmesi beklenen milletvekilleri hdp eş genel başkanı ve istanbul milletvekili pervin buldan, grup başkanvekilleri meral danış beştaş ve hakkı saruhan oluç ile diyarbakır milletvekili garo paylan, istanbul milletvekili hüda kaya, van milletvekili sezai temelli, mardin milletvekili pero dundar, mersin milletvekili fatma kurtulan ve izmir milletvekili serpil kemalbay pekgözegü olarak sıralanıyor.
iddianamede kobani olayları sırasında hdp merkez yürütme kurulu üyesi olan bu isimlerin "azmettirici" olarak geçtiği aktarılıyor.
hazırlanan iddianamede eski hdp eş genel başkanları selahattin demirtaş ve figen yüksekdağ'ın da aralarında olduğu 108 sanık yer alıyor.
--- alıntı ---
link
--- alıntı ---
dokunulmazlıkların kaldırılması talebiyle hakkında fezleke düzenlenmesi beklenen milletvekilleri hdp eş genel başkanı ve istanbul milletvekili pervin buldan, grup başkanvekilleri meral danış beştaş ve hakkı saruhan oluç ile diyarbakır milletvekili garo paylan, istanbul milletvekili hüda kaya, van milletvekili sezai temelli, mardin milletvekili pero dundar, mersin milletvekili fatma kurtulan ve izmir milletvekili serpil kemalbay pekgözegü olarak sıralanıyor.
iddianamede kobani olayları sırasında hdp merkez yürütme kurulu üyesi olan bu isimlerin "azmettirici" olarak geçtiği aktarılıyor.
hazırlanan iddianamede eski hdp eş genel başkanları selahattin demirtaş ve figen yüksekdağ'ın da aralarında olduğu 108 sanık yer alıyor.
--- alıntı ---
link
devamını gör...
türklerin ırkçı olmadığı gerçeği
tabi canım. ermeni,kürt kelimelerini hakaret olarak kullanmazsınız. 6-7 eylül olayları falan yalan hep zaten.
devamını gör...
seri oylamanın sözlüğe zarar verdiği gerçeği
sözlüğe üye olduğum günden beri dikkatimi çeken yazarların profillerine girerim, vaktimin kısıtlı olup olmadığına göre baştan sona ya da sadece ilk sayfasını olacak şekilde, daha önceden bildiğim bir yazarsa da yeni yazmış olduğu ya da benim kaçırdığım bütün girilerini okurum. beğendiğim, bana bir şeyler kattığını düşündüğüm, aynı fikirde olduğum ya da olmasam dahi görüşünü güzel ifade edebildiğini düşündüğüm her giriyi oylarım. bu herhalde seri oylamak oluyor.
bunun ne açıdan zarar verdiğini anlamadım. seri eksilemek olsa bir zarar olabilir ama beğendiğini ifade etmenin bir zarar getireceğini düşünmüyorum açıkçası. hatta, gerekli etkileşimde bulunarak o yazarı yüceltiyor, daha çok yazması adına teşvik ediyor, ilgimizi çekebildiğini belirterek onu mutlu ediyoruz zannımca.
ama okumadığı giriyi de oylayan, bir şekilde bunu suistimal eden var mıdır bilemiyorum. pek de sanmıyorum ama, varsa o tür durumlar zarar veriyor olabilir elbette. onu bilemedim işte.
bunun ne açıdan zarar verdiğini anlamadım. seri eksilemek olsa bir zarar olabilir ama beğendiğini ifade etmenin bir zarar getireceğini düşünmüyorum açıkçası. hatta, gerekli etkileşimde bulunarak o yazarı yüceltiyor, daha çok yazması adına teşvik ediyor, ilgimizi çekebildiğini belirterek onu mutlu ediyoruz zannımca.
ama okumadığı giriyi de oylayan, bir şekilde bunu suistimal eden var mıdır bilemiyorum. pek de sanmıyorum ama, varsa o tür durumlar zarar veriyor olabilir elbette. onu bilemedim işte.
devamını gör...
kendini ifade edememe kaygısı
kaygıyı yaratan, ifade ettiğini anlamak istemeyen insanlardır, sen kendini ifade ediyorsun güzel güzel ama, karşındaki kişi, onca laftan izahtan sonra,
"e sen bunu demek istemedinmi, şöyle demiştin ya" diyince...
yuh diyorum ya benim burda göbeğim çatlasın, üşenmeyim anlatıyım, uğraşıyım, o anlasın diye.. arkadaş yine kendi tahminini alsın kabul etsin..
adam/kadın haaala, kendi istediği anlamı çıkarmak için bir kelime bulup yine beni istediği gibi anlasın...
"bunu demek istemedinmi" nedir ya?
insanların söylediklerine değilde niye "güya" ima ettiklerine bakarsınız..
o yüzden bu ifade etmek konusunda ne kadar iyi olursanız olun, bazı şeylere çare yok.. bunlara çare yok maalesef..
*halk dilinde bunların bir adıda var ama çok kullanmaya başladım o kelimeyi, her yere de oluyor, yerine başka bir şey bulsam iyi olacak..
"e sen bunu demek istemedinmi, şöyle demiştin ya" diyince...
yuh diyorum ya benim burda göbeğim çatlasın, üşenmeyim anlatıyım, uğraşıyım, o anlasın diye.. arkadaş yine kendi tahminini alsın kabul etsin..
adam/kadın haaala, kendi istediği anlamı çıkarmak için bir kelime bulup yine beni istediği gibi anlasın...
"bunu demek istemedinmi" nedir ya?
insanların söylediklerine değilde niye "güya" ima ettiklerine bakarsınız..
o yüzden bu ifade etmek konusunda ne kadar iyi olursanız olun, bazı şeylere çare yok.. bunlara çare yok maalesef..
*halk dilinde bunların bir adıda var ama çok kullanmaya başladım o kelimeyi, her yere de oluyor, yerine başka bir şey bulsam iyi olacak..
devamını gör...
insanlar değişmez
bu iddia her şeyden evvel insanın potansiyelini reddediyor.
neden değişmeyelim, neden değişemeyelim?
bu değişimi yaşayan insanlar var.
bu sözlükte de var, çevremizde de var.
ama değişim için de değişim ihtiyacı gerekiyor.
bireyin canına tak etmesi gerekiyor ki değişimi arasın.
aradıktan sonra zaten neler bulunmaz ki.
(bkz: psikoloji)
neden değişmeyelim, neden değişemeyelim?
bu değişimi yaşayan insanlar var.
bu sözlükte de var, çevremizde de var.
ama değişim için de değişim ihtiyacı gerekiyor.
bireyin canına tak etmesi gerekiyor ki değişimi arasın.
aradıktan sonra zaten neler bulunmaz ki.
(bkz: psikoloji)
devamını gör...
zorba the greek
yunan yazar nikos kazancakis'in tüm dünyada tanınan romanı, daha sonra başrolünde anthony quinn' in yer aldığı filmi de yapılmıştır.
--- alıntı ---
roman ingilizce olarak ilk kez 1952'de ingiltere'de, 1953'te de abd'de yayımlandı. türkiye'de ise ilk kez ataç yayınevi tarafından aleksi zorba adıyla 1963'te yayımlandı ve 1967 ve 1970 yıllarında aynı yayınevinden iki baskısı daha çıktı. sonra can yayınları tarafından 1982'de zorba adıyla yayımlandı ve yayınevi tarafından muhtelif sayıda baskıları yapıldı. türkçedeki bütün çevirileri yunanca aslından ahmet angın tarafından yapılmıştır.
zorba, 1883-1957 yılları arasında yaşamış olan yunan yazar nikos kazancakis´in olgunluk dönemi ürünüdür. "zorba" bir yaşam kılavuzudur. bugün nikos kazancakis´in mezar taşında yazılı olanlar, doğrudan zorba´nın ağzından dökülmüş kader sözcükleri gibidir âdeta:
« hiçbir şey ummuyorum; hiçbir şeyden korkmuyorum; özgürüm. »
--- alıntı ---
--- alıntı ---
roman ingilizce olarak ilk kez 1952'de ingiltere'de, 1953'te de abd'de yayımlandı. türkiye'de ise ilk kez ataç yayınevi tarafından aleksi zorba adıyla 1963'te yayımlandı ve 1967 ve 1970 yıllarında aynı yayınevinden iki baskısı daha çıktı. sonra can yayınları tarafından 1982'de zorba adıyla yayımlandı ve yayınevi tarafından muhtelif sayıda baskıları yapıldı. türkçedeki bütün çevirileri yunanca aslından ahmet angın tarafından yapılmıştır.
zorba, 1883-1957 yılları arasında yaşamış olan yunan yazar nikos kazancakis´in olgunluk dönemi ürünüdür. "zorba" bir yaşam kılavuzudur. bugün nikos kazancakis´in mezar taşında yazılı olanlar, doğrudan zorba´nın ağzından dökülmüş kader sözcükleri gibidir âdeta:
« hiçbir şey ummuyorum; hiçbir şeyden korkmuyorum; özgürüm. »
--- alıntı ---
devamını gör...
