aylık puan tablosu
aramızda olmaktan keyif alanların, puanlamaya doymayanların, uçurulmayanların, yaza yaza bitiremeyenlerin olması gereken yere geldiği tablo.
çok şükür diyorum.
bir ferahlama geldi bana.
o kadar mesaim var, kadri kıymeti bilinsin pliz.
bakayım diğer işlerime artık, konumun iyi.
hadi size iyi sözlükler, emekçiler.
çok şükür diyorum.
bir ferahlama geldi bana.
o kadar mesaim var, kadri kıymeti bilinsin pliz.
bakayım diğer işlerime artık, konumun iyi.
hadi size iyi sözlükler, emekçiler.
devamını gör...
tatilya
çoook havalı bir eğlence merkeziydi. çok iyi hatırlıyorum 5. sınıftayken okulla birlikte gitmiştik. herkes çılgınlar gibi tüm oyuncaklara biniyor, trende çığlık kıyamet kopuyordu. bendeniz yukseklik korkusu olduğu için masal anlatan ağacın dibinden ayrılmamış , tüm gün tek başıma katları dolaşmıştım.
sonra da sırtımda sırt çantası katları tek başıma dolaşırken meğer ilk aşkım bana aşık olmuş. ''özgür kız gibiydin aynı ''dedi yıllar sonra. kim ne zaman tatilya dese benim aklıma gelen hep bunlar olur. çok yaşayın yüzümü gülümsettiniz.
sonra da sırtımda sırt çantası katları tek başıma dolaşırken meğer ilk aşkım bana aşık olmuş. ''özgür kız gibiydin aynı ''dedi yıllar sonra. kim ne zaman tatilya dese benim aklıma gelen hep bunlar olur. çok yaşayın yüzümü gülümsettiniz.
devamını gör...
bilerek reklamlara tıklayan yazar
benim. sözlük reklam alır almaz bu hareketi yapacağım.
adam gibi adamım. ben gibi üç beş yazar bilerek reklamlara tıklasa. adblock kapatsa bu devran döner.
adam gibi adamım. ben gibi üç beş yazar bilerek reklamlara tıklasa. adblock kapatsa bu devran döner.
devamını gör...
insana mutluluk veren kokular
puf puf olanlardan poğaça kokusu beni benden alıyor. taze ekmek de olur.
devamını gör...
olmadan yaşayabileceğimiz organlar
iktidar yalakası basın yayın organları...
devamını gör...
ö.t.e.k.i
bir pedro manas kitabıdır.
ö.t.e.k.i. gizli bir topluluktur. açılımını sizinle paylaşamam, bunu ancak kitabı okuduğunuz zaman öğrenebilirsiniz. ama çok tehlikeli olmasa da gizli bir topluluk olduğunu bilmenizde fayda var.
her şey franz’ın tembel gözünü kurtarmak için bir göz doktorunun tavsiyesi ile o gözüne bir bant takmaya başlamak zorunda kalması ile başlar. aslında çok daha önceden başlamalıydı ama kısmet o güneymiş.
her okulda, bahçede tek başına dolaşan, farklı olduğu için dışlanan, hiçbir gruba dahil olmayan, olamayan çocuklar vardır. bu çocuklar kekeme oldukları, fazla uzun boylu oldukları, yüzlerinde bir iz taşıdıkları, saçları başka türlü göründüğü, kocaman gözlükler takmak zorunda kaldıkları için dışlanmakla kalmayıp bir de bu çocuklara çok da yaratıcı olmayan ama ziyadesiyle aşağılayıcı isimler takılır.
işte ö.t.e.k.i. böyle çocukların oluşturduğu bir topluluk. franz ise dünyanın en normal çocuğu iken bir anda bir göz bandı takmak zorunda kalınca dışlananlar arasında yerini alır ve gizli topluluk da bu şekilde kurulmaya başlar.
topluluk belli kurallar çerçevesinde - aslında altı kural var ve bu kuralları eğer topluluğa kabul edilirseniz öğrenebilirsiniz- örgütlenir. her kural iyilikle bezenmiş olsa da sadece bir kez uygulanan altıncı kural ağır intikam içerir.
daha fazla anlatmak istemiyorum. kitabı okuyun ve bu topluluğa dahil olmak için benimle görüşün. sizin için eski kütüphanedeki kızılderili masalları isimli kitabın arasına bir not bırakacağım. beni bulun!
ö.t.e.k.i. gizli bir topluluktur. açılımını sizinle paylaşamam, bunu ancak kitabı okuduğunuz zaman öğrenebilirsiniz. ama çok tehlikeli olmasa da gizli bir topluluk olduğunu bilmenizde fayda var.
her şey franz’ın tembel gözünü kurtarmak için bir göz doktorunun tavsiyesi ile o gözüne bir bant takmaya başlamak zorunda kalması ile başlar. aslında çok daha önceden başlamalıydı ama kısmet o güneymiş.
her okulda, bahçede tek başına dolaşan, farklı olduğu için dışlanan, hiçbir gruba dahil olmayan, olamayan çocuklar vardır. bu çocuklar kekeme oldukları, fazla uzun boylu oldukları, yüzlerinde bir iz taşıdıkları, saçları başka türlü göründüğü, kocaman gözlükler takmak zorunda kaldıkları için dışlanmakla kalmayıp bir de bu çocuklara çok da yaratıcı olmayan ama ziyadesiyle aşağılayıcı isimler takılır.
işte ö.t.e.k.i. böyle çocukların oluşturduğu bir topluluk. franz ise dünyanın en normal çocuğu iken bir anda bir göz bandı takmak zorunda kalınca dışlananlar arasında yerini alır ve gizli topluluk da bu şekilde kurulmaya başlar.
topluluk belli kurallar çerçevesinde - aslında altı kural var ve bu kuralları eğer topluluğa kabul edilirseniz öğrenebilirsiniz- örgütlenir. her kural iyilikle bezenmiş olsa da sadece bir kez uygulanan altıncı kural ağır intikam içerir.
daha fazla anlatmak istemiyorum. kitabı okuyun ve bu topluluğa dahil olmak için benimle görüşün. sizin için eski kütüphanedeki kızılderili masalları isimli kitabın arasına bir not bırakacağım. beni bulun!
devamını gör...
normal sözlük'ün adeta chp'nin arka bahçesi olması
gün gibi ortada olan durum. açılan başlıklar, başlıklara girilen tanımlar, oylanan tanımlar vs hepsinin sonucu ortada olan gerçek.
maalesef türkiye yelpazesinin çok uzağında, tek bir dünya ve siyasi görüşünün gölgesinde, kendisi çalıp kendisi söyleyen oluşum olması günün sonunda kimseye birşey kazandırmaz.
maalesef türkiye yelpazesinin çok uzağında, tek bir dünya ve siyasi görüşünün gölgesinde, kendisi çalıp kendisi söyleyen oluşum olması günün sonunda kimseye birşey kazandırmaz.
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
bu tanımı okuyan kişidir. *
devamını gör...
logosu görüldüğünde güvendeyim hissi veren markalar
(bkz: ykk) bir fermuar markası. bu fermuarı kullanan hangi marka ürün alıyorsam o ürün bana güven hissi veriyor.
devamını gör...
sevilen türkünün en vurucu sözleri
aman ölüm zalım ölüm üç gün ara ver.
devamını gör...
efsane kitapların ilk cümleleri
--! spoiler !--
it was the best of times, it was the worst of times, it was the age of wisdom, it was the age of foolishness, it was the epoch of belief, it was the epoch of incredulity, it was the season of light, it was the season of darkness, it was the spring of hope, it was the winter of despair, we had everything before us, we had nothing before us, we were all going direct to heaven, we were all going direct the other way – in short, the period was so far like the present period, that some of its noisiest authorities insisted on its being received, for good or for evil, in the superlative degree of comparison only.
(gbkz: a tale of two cities)
--! spoiler !--
meali:
--! spoiler !--
zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana - sözün kısası, şimdikine öylesine yakın bir dönemdi ki, kimi yaygaracı otoriteler bu dönemin, iyi ya da kötü fark etmez, sadece 'daha' sözcüğü kullanılarak diğerleriyle karşılaştırılabileceğini iddia ederdi.
(gbkz: iki şehrin hikayesi)
--! spoiler !--
it was the best of times, it was the worst of times, it was the age of wisdom, it was the age of foolishness, it was the epoch of belief, it was the epoch of incredulity, it was the season of light, it was the season of darkness, it was the spring of hope, it was the winter of despair, we had everything before us, we had nothing before us, we were all going direct to heaven, we were all going direct the other way – in short, the period was so far like the present period, that some of its noisiest authorities insisted on its being received, for good or for evil, in the superlative degree of comparison only.
(gbkz: a tale of two cities)
--! spoiler !--
meali:
--! spoiler !--
zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana - sözün kısası, şimdikine öylesine yakın bir dönemdi ki, kimi yaygaracı otoriteler bu dönemin, iyi ya da kötü fark etmez, sadece 'daha' sözcüğü kullanılarak diğerleriyle karşılaştırılabileceğini iddia ederdi.
(gbkz: iki şehrin hikayesi)
--! spoiler !--
devamını gör...
stardew valley
şu an deliler gibi oynadığım tek bir kişi tarafından geliştirilmiş çiftlik oyunu. müziği, pixel artı, kodlaması, hikaye örgüsü, planlaması vs. tek kişinin elinden çıkınca da kendine yeni bir evren yaratmış oluyor eric barone. yaklaşık 4 yılda biten bu oyunla da 34 milyon dolar kazanmış. hala oyuna ücretsiz eklentiler eklemeye devam ediyor. yolun açık olsun temiz kalpli adam bu millet seninle dik dur eğilme.
devamını gör...
umursamaz birine dönüşmek
her olayı umursayıp sonra mahvolduğu için böyle bir insana dönüşmek zorunda kalmış olabilir.
devamını gör...
ağzındakikanısilipişteşimdikızandövüşçü
nick seçimiyle beni epey güldürmüş 1.nesil yazar.
kıymeti bilinesice:)
kıymeti bilinesice:)
devamını gör...
fransa'da gençlere kültür harcamaları için 300 euro ödenmesi
3000 liraya tekabül ediyor.
(bkz: coğrafya kaderdir)
(bkz: coğrafya kaderdir)
devamını gör...
jean baptiste monnoyer
jean baptiste monnoyer,12 ocak 1636 - 20 şubat 1699 tarihleri arasında yaşamış fransız-flaman bir ressamdı. gobelins manufactory ve beauvais manufactory gibi kanaviçe (dokuma, duvar halısı vb.) fabrikalarında eserler üreten sanatçı, beauvais manufactory'de çin imparatoru için eserler üreten üç sanatçıdan biriydi. ev süslemelerinin yanında natürmort eserler de üretti. çiçekli natürmort resimleri çağdaşlarının (botanik illüstratörlerin) bilimsel yaklaşımlarını değil; süslü, stilistik sanatsal yaklaşımları içeriyordu. sanatın yayılması ve popülerleşmesi için eserlerini desen kitapları şeklinde dekoratif amaçlı yayınlıyordu. bu tarz halılar, dokumlara ve nakkaşlar bir dönem fransa'sında hala belirgindi.
hôtel lambert, château de meudon gibi binaların duvar süslemelerinde, dekorlarında çalışan baptiste, ''académie royale de peinture et de sculpture'' denen resim ve heykel akademisine de alınmıştı. duvar süslemeleri sırasında rené-antoine houasse ve hyacinthe rigaud gibi sanatçılar ile işbirliği halinde olan baptiste farklı şatolarda, kalelerde işe alınmıştı. eserlerin insanlar ile buluşturulduğu ünlü paris salonunda 1673 yılında eserleri sergilendi. ingiltere'ye giden sanatçı burada da çalışmalarına devam etti. montagu house'un süslemelelerinde çalıştı. 1699 yılında londra'da hayatını kaybetti. 18. yüzyılda eserleri popülerdi ve yaşadığı dönemde de üretken bir sanatçıydı. eserlerinin çoğu koleksiyonlara alınıyordu ve ünü, müşterileri çok fazlaydı.
jean baptiste monnoyer'in oğullarından biri olan antoine monnoyer de 1670 – 1747 yılları arasında yaşamış bir ressamdı. andien de clermont'un öğretmeniydi ve genç baptiste olarak anılırdı.
kaynakça ve daha fazlası: getty,edu, museothyssen.org, wikipedia, doaks.org,
hôtel lambert, château de meudon gibi binaların duvar süslemelerinde, dekorlarında çalışan baptiste, ''académie royale de peinture et de sculpture'' denen resim ve heykel akademisine de alınmıştı. duvar süslemeleri sırasında rené-antoine houasse ve hyacinthe rigaud gibi sanatçılar ile işbirliği halinde olan baptiste farklı şatolarda, kalelerde işe alınmıştı. eserlerin insanlar ile buluşturulduğu ünlü paris salonunda 1673 yılında eserleri sergilendi. ingiltere'ye giden sanatçı burada da çalışmalarına devam etti. montagu house'un süslemelelerinde çalıştı. 1699 yılında londra'da hayatını kaybetti. 18. yüzyılda eserleri popülerdi ve yaşadığı dönemde de üretken bir sanatçıydı. eserlerinin çoğu koleksiyonlara alınıyordu ve ünü, müşterileri çok fazlaydı.
jean baptiste monnoyer'in oğullarından biri olan antoine monnoyer de 1670 – 1747 yılları arasında yaşamış bir ressamdı. andien de clermont'un öğretmeniydi ve genç baptiste olarak anılırdı.
kaynakça ve daha fazlası: getty,edu, museothyssen.org, wikipedia, doaks.org,
devamını gör...
sevgi eksikliği
bütün evrenin kuruluşu sevgi üzerinedir. insanlar hayatları boyunca bir şeyleri, birilerini sevmek ve onlar tarafından sevilmek ister. yaşamanın amacı bu değil midir zaten? işe gittiğinizde patronunuz işinizi severek yapmanızı, anneniz yaptığı yemeği severek yemenizi hatta düşünürsek büyük dinlerdeki bütün tanrılar da kendilerini ve yolladıkları dini severek yaşamanızı isterler. hal böyle olunca çevresinden sevgi görmemiş ya da bir şeyleri sevmemiş insanların normal olmasını bekleyemeyiz. insanın yaptığı yanlışların temelinde hep sevgisizlik vardır. sevgi kimine göre aydınlık kimine göre ise karanlıktır maalesef.
devamını gör...
burçlara inanmak
burçları günlük burçlardan ibaret gören insanlar tarafından mantıksız olduğu düşünülüyormuş. zaten böyle düşünmen gerekiyor. ben gayet burçlara inanan biriyim. fakat burçlar gün içerisinde mars yaklaşmış zengin olacakmışız şeklinde yorumlanması tamamen safsata.
burçlar sadece insanın doğduğu anda ana rahminden çıkarken evren tarafından oluşan manyetik alana girme durumudur.
yoksa bugün jüpiter yaklaştı ben aşık olacağım diye bir durum yok. inanan varsa biran önce dönsün.
burçlar sadece insanın doğduğu anda ana rahminden çıkarken evren tarafından oluşan manyetik alana girme durumudur.
yoksa bugün jüpiter yaklaştı ben aşık olacağım diye bir durum yok. inanan varsa biran önce dönsün.
devamını gör...
varoşluk belirten sözler
devamını gör...

