en korkulan ölüm şekli
dar bir alanda, nefessiz kalmaktan fazlasıyla korktuğum ölüm şeklidir.
devamını gör...
l'existentialisme est un humanisme
sartre'in 1945 yilinda yaptigi bir konferansin, 1946 yilinda yayimlanmis yazili hali. sartre, bu kitapta kendi varolusculuk konseptini anlatir. sartre'a gore "varolus, özden once gelir". bundan dolayi insani, yaptiklari tanimlar. insanin ozu ya da dogasi degil. sartre, "insan özgür olmaya mahkumdur" der. yani, insan her karari almakta ozgurdur ve her kararindan da sadece kendisi sorumludur.
sartre'in fikrini elestirmeden once, sartre'in gecmisini gozden gecirmek gerek. sartre, ikinci dunya savasi fransa'sinda, isgalci nazi almanya'sina karsi direnise katilmistir. ancak isgal boyunca, direnisciler nufusun cok kucuk bir kismindan olusuyordu. fransizlarin yuzde sekseni isgale karsi pasif kalmayi tercih etmisti.
sartre, insanin her kararinda ozgur oldugunu gostermek icin ikinci dunya savasi ornegini kullaniyor:
eger, direnise katilmayi secerseniz olebilirsiniz. direnise katilmayi secmeyip hicbir sey yapmazsaniz, o zaman hayatiniz tehlikeye girmez. ancak, nazi isgaline ve isgal boyunca almanlarin yaptiklarina karsi tepkisiz kalmaktan sorumlu olursunuz. bir kararin sonucunda olum olsa bile bu karari almakta ozgursunuz. olumden korkup direnmemeyi tercih etdiginizde ise bu kararinizdan sorumlusunuz. nasil bir tehdit ile karsi karsiya kaldiginiz, aldiginiz kararin sorumlulugu sizin. sartre'a gore insani tanimlayan aldigi kararlardir, niyeti degil. tabii sunu unutmamak gerek: sartre, insanin sinirsiz opsiyonlari olmadigini kabul ediyor. insanin sorumlu ve ozgur oldugu sadece gercekte olan opsiyonlar arasindan verdigi karar.
sartre'in fikrini elestirmeden once, sartre'in gecmisini gozden gecirmek gerek. sartre, ikinci dunya savasi fransa'sinda, isgalci nazi almanya'sina karsi direnise katilmistir. ancak isgal boyunca, direnisciler nufusun cok kucuk bir kismindan olusuyordu. fransizlarin yuzde sekseni isgale karsi pasif kalmayi tercih etmisti.
sartre, insanin her kararinda ozgur oldugunu gostermek icin ikinci dunya savasi ornegini kullaniyor:
eger, direnise katilmayi secerseniz olebilirsiniz. direnise katilmayi secmeyip hicbir sey yapmazsaniz, o zaman hayatiniz tehlikeye girmez. ancak, nazi isgaline ve isgal boyunca almanlarin yaptiklarina karsi tepkisiz kalmaktan sorumlu olursunuz. bir kararin sonucunda olum olsa bile bu karari almakta ozgursunuz. olumden korkup direnmemeyi tercih etdiginizde ise bu kararinizdan sorumlusunuz. nasil bir tehdit ile karsi karsiya kaldiginiz, aldiginiz kararin sorumlulugu sizin. sartre'a gore insani tanimlayan aldigi kararlardir, niyeti degil. tabii sunu unutmamak gerek: sartre, insanin sinirsiz opsiyonlari olmadigini kabul ediyor. insanin sorumlu ve ozgur oldugu sadece gercekte olan opsiyonlar arasindan verdigi karar.
devamını gör...
cücük
soğanda olanını
türk milleti ekmek kadar sever.
bize has bir aşktır o.
en iştah açan yiyiş şekli için eski türk filmleri'ne bakılabilir.
türk milleti ekmek kadar sever.
bize has bir aşktır o.
en iştah açan yiyiş şekli için eski türk filmleri'ne bakılabilir.
devamını gör...
belçika'da cinsel ilişki rıza yaşının 14 olması
iktidarın bu örneği türkiye'de uygulamaya geçirme ihtimali nedeniyle dehşete düşüren değişiklik. zira avrupa'dan sadece işlerine gelen örnekleri konuşuyorlar. sadece bu yüzden bile iğrenç bir durum. yaş farkı pedofilide en az 5, onu burda da korumuşlar da 14 nedir ameke.
devamını gör...
erkek tacizine uğramamak için erkek taklidi yapmak
devamını gör...
normal sözlük'te gizlice yazan ünlü var mıdır sorunsalı
beni tanıdılar siz kaçın.
devamını gör...
tuvalet yerine lavaboya gidiyorum demek
kibar insandır. özellikle bir misafirlikteyseniz ve ihtiyaç hasıl olmuşsa 'lavaboya gidiyorum' ifadesi daha çok kullanılmaktadır. kullanılması da gerekendir.
devamını gör...
izmir denince akla gelenler
çekirdeğe çiğdem
simide gevrek demeleri
herhangi bir yerde otururken yanınıza sokulan ve korkmayan kediler
oluk oluk medeniyet
aşırı güzel bir şehir olduğu gerçeği.
simide gevrek demeleri
herhangi bir yerde otururken yanınıza sokulan ve korkmayan kediler
oluk oluk medeniyet
aşırı güzel bir şehir olduğu gerçeği.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
an itibariyle modum ektedir.https://media.normalsozluk.com/up/2021/05/13/o5acvwxx4lkbccew.jpg
devamını gör...
normal sözlük evlenilecek adamlar listesi
ne!! nasıl ya mellisho erkek miydi? şaka mı bu? sözlüğe ilk geldiğim günden beri nickini ne zaman görsem kadın sanıyorum ben onu hatta adı da melisadır diye bi yerlerimden uydurduydum.
devamını gör...
devlet planlama teşkilatı
devlet planlama teşkilatı'nın kuruluşu, 30 eylül 1960 tarihinde tbmm'de onaylanmış ve 5 ekim 1960 tarihli, 10621 sayılı t.c resmi gazetesinde ilan edilmiştir.
27 mayıs 1960 askeri müdahalesinin ardından yönetimi ele geçiren milli birlik komitesi , çoğunluğu sivillerin oluşturduğu bir bakanlar kurulu kurmuştur. profesörlerin oluşturduğu bilim kurulu, anayasa hazırlamakla görevlendirilmiştir. bu anayasanın bir ürünü olan devlet planlama teşkilatı, başbakanlığa bağlı olarak kurulmuştur.
görevleri
a memleketin tabii, beşeri ve iktisadi her türlü kaynak ve imkanlarını tam bir şekilde tesbit ederek takip edilecek iktisadi ve sosyal politikayı ve hedefleri tayinde hükümete yardımcı olmak;
b muhtelif bakanlıkların iktisadi politikayı ilgilendiren faaliyetlerinde koordinasyonu temin etmek için tavsiyelerde bulunmak ve bu hususlarda müşavirlik yapmak;
c hükümetçe kabul edilen hedefleri gerçekleştirecek uzun ve kısa vadeli planları hazırlamak;
d planların başarı ile uygulanabilmesi için ilgili daire ve müesseselere mahalli idarelerin kuruluş ve işleyişinin ıslahı hususunda tavsiyelerde bulunmak;
e planın uygulanmasını takip etmek, değerlendirmek ve gerekli hallerde planda değişiklik yapmak;
f özel sektörün faaliyetlerini planın hedef ve gayelerine uygun bir şekilde teşvik ve tanzim edecek tedbirleri tavsiye etmek.
buradan
*27 mayıs 1960-6 ocak 1961 arasında geçen dönem askeri rejimin kontrolünde olduğu için olağanüstü hal şartlarında geçici anayasa ile yürütülmüştür. 9 temmuz 1961 tarihinde, kurucu meclis tarafından hazırlanan anayasa, halk oylamasına sunulmuştur. halkın yüzde 60.4'ü tarafından kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. 15 ekim 1961 tarihinde yapılan genel seçimle birlikte, sivil demokrasiye adım atılmıştır. demokrat parti'nin devamı olan adalet partisi ve chp tarafından kurulan koalisyon hükümeti dönemi yaşanmıştır.
devlet planlama teşkilatı kurulur kurulmaz, kalkınma planlarına hemen başlanılmasa da yönetici kadrosu ve elemanları ekonomi alanında tahsil görmüş, yalçın küçük, güngör uras, hikmet çetin gibi kişilerden oluşuyordu. kuruluşundan itibaren geçen iki yıl süresince, sistem oluşturulmaya çalışılmıştır. oluşturulan sisteme göre; 15 yıllık bir perspektif için 5'er yıllık planlar hazırlanmıştır. her sene sonunda kontrol edilecek planlar, nüfus artış hızları ve şehirlerin büyüme oranlarına göre belirlenmiştir.
buradan
1961 anayasasındaaçıkça belirtildiği üzereplanlı kalkınma modeli hedef olarak belirlenmiştir. birinci beş yıllık kalkınma planı, 1963-1977 yılları için uygulanmaya konulmuştur. birinci plandan beklenilen verim alınmıştır.
türkiye cumhuriyet'i, ''planlı kalkınma'' modeline yabancı değildir. 1930 yılında, atatürk tarafından beş yıllık planlı kalkınma modeli hazırlanmış, 1934-1938 yılında uygulanmıştır. 1930'lu dönemde, dünyayı sarmış olan ekonomik buhranın etkisiyle gümrük duvarları yükselmiş, devletçilik ilkesi benimsenmiştir. 1963 yılında ise devlet ile özel sermayenin birlikte çalışabileceği bir karma ekonomi modelibenimsenmiştir.
ilhan tekeli ,devlet planlama teşkilatı'nın kuruluşunu ve 1961 anayasasının ruhunu şöyle tanımlamaktadır:
1961 anayasası ile gelen sosyal devlet, refah devleti anlayışı ve ülke ekonomisinin planlı olması ilkesi, beraberinde devlet planlama teşkilatı'nın kurulmasını getirdi. bu anlayış ülkede genel olarak bilimsel araştırmalara dayanan planlı yaklaşımlara verilen önemi arttırdı. (bkz: istanbul'un planlanmasının ve gelişmesinin öyküsü)
1963 yılında uygulamaya konan birinci beş yıllık kalkınma planı beklenilen verimi sağlamıştır.
1965 yılında yapılan genel seçim ile birlikte demokrat partinin ruhunun ve ideallerinin devamı olan adalet partisini başında bulunan süleyman demirel tek başına iktidara gelmiştir.
süleyman demirel , adnan menderes döneminde devlet su işlerinin başkanı olarak demokrat partisinin anlayışı ile yetişmiş bir bürokrattır. bu dönemde başbakan olan süleyman demirel, turgut özal'ı devlet planlama teşkilatı'nın müsteşarı olarak atamıştır. teşkilatta turgut özal'ın getirdiği diğer bazı isimler ise şunlardır:
beşir atalay, temel karamollaoğlu, hasan celal güzel swh
devlet planlama teşkilatı , yalnızca birinci beş yıllık kalkınma planda anayasa'da belirtildiği çalışabilmiştir.
2011 yılına kadar faaliyette kalsa da aslında turgut özal müsteşarlığı dönemi boyunca yani ikinci beş yıllık kalkınma planı ile birlikte esneklikler göstermeye başladı. örneğin; ikinci beş yıllık kalkınma planında karayolları için ayrılan bütçe belirli olmasına rağmen; süleyman demirel, adnan menderes dönemi'nin projesi olan boğaz köprüsü için bütçeyi aşan projeyi uygulamaya koymuştur. ikinci beş yıllık kalkınma planı dönemi tamamlanmadan 1971 muhtırası yürürlüğe kanmış, planlanan bütçeleri aşacak dış borçlar alınmıştır. sonrası zaten tufan, ımf ülkemizin içinden geçmiştir. 70 cente nasıl mı muhtaç kaldık ?
27 mayıs 1960 askeri müdahalesinin ardından yönetimi ele geçiren milli birlik komitesi , çoğunluğu sivillerin oluşturduğu bir bakanlar kurulu kurmuştur. profesörlerin oluşturduğu bilim kurulu, anayasa hazırlamakla görevlendirilmiştir. bu anayasanın bir ürünü olan devlet planlama teşkilatı, başbakanlığa bağlı olarak kurulmuştur.
görevleri
a memleketin tabii, beşeri ve iktisadi her türlü kaynak ve imkanlarını tam bir şekilde tesbit ederek takip edilecek iktisadi ve sosyal politikayı ve hedefleri tayinde hükümete yardımcı olmak;
b muhtelif bakanlıkların iktisadi politikayı ilgilendiren faaliyetlerinde koordinasyonu temin etmek için tavsiyelerde bulunmak ve bu hususlarda müşavirlik yapmak;
c hükümetçe kabul edilen hedefleri gerçekleştirecek uzun ve kısa vadeli planları hazırlamak;
d planların başarı ile uygulanabilmesi için ilgili daire ve müesseselere mahalli idarelerin kuruluş ve işleyişinin ıslahı hususunda tavsiyelerde bulunmak;
e planın uygulanmasını takip etmek, değerlendirmek ve gerekli hallerde planda değişiklik yapmak;
f özel sektörün faaliyetlerini planın hedef ve gayelerine uygun bir şekilde teşvik ve tanzim edecek tedbirleri tavsiye etmek.
buradan
*27 mayıs 1960-6 ocak 1961 arasında geçen dönem askeri rejimin kontrolünde olduğu için olağanüstü hal şartlarında geçici anayasa ile yürütülmüştür. 9 temmuz 1961 tarihinde, kurucu meclis tarafından hazırlanan anayasa, halk oylamasına sunulmuştur. halkın yüzde 60.4'ü tarafından kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. 15 ekim 1961 tarihinde yapılan genel seçimle birlikte, sivil demokrasiye adım atılmıştır. demokrat parti'nin devamı olan adalet partisi ve chp tarafından kurulan koalisyon hükümeti dönemi yaşanmıştır.
devlet planlama teşkilatı kurulur kurulmaz, kalkınma planlarına hemen başlanılmasa da yönetici kadrosu ve elemanları ekonomi alanında tahsil görmüş, yalçın küçük, güngör uras, hikmet çetin gibi kişilerden oluşuyordu. kuruluşundan itibaren geçen iki yıl süresince, sistem oluşturulmaya çalışılmıştır. oluşturulan sisteme göre; 15 yıllık bir perspektif için 5'er yıllık planlar hazırlanmıştır. her sene sonunda kontrol edilecek planlar, nüfus artış hızları ve şehirlerin büyüme oranlarına göre belirlenmiştir.
buradan
1961 anayasasındaaçıkça belirtildiği üzereplanlı kalkınma modeli hedef olarak belirlenmiştir. birinci beş yıllık kalkınma planı, 1963-1977 yılları için uygulanmaya konulmuştur. birinci plandan beklenilen verim alınmıştır.
türkiye cumhuriyet'i, ''planlı kalkınma'' modeline yabancı değildir. 1930 yılında, atatürk tarafından beş yıllık planlı kalkınma modeli hazırlanmış, 1934-1938 yılında uygulanmıştır. 1930'lu dönemde, dünyayı sarmış olan ekonomik buhranın etkisiyle gümrük duvarları yükselmiş, devletçilik ilkesi benimsenmiştir. 1963 yılında ise devlet ile özel sermayenin birlikte çalışabileceği bir karma ekonomi modelibenimsenmiştir.
ilhan tekeli ,devlet planlama teşkilatı'nın kuruluşunu ve 1961 anayasasının ruhunu şöyle tanımlamaktadır:
1961 anayasası ile gelen sosyal devlet, refah devleti anlayışı ve ülke ekonomisinin planlı olması ilkesi, beraberinde devlet planlama teşkilatı'nın kurulmasını getirdi. bu anlayış ülkede genel olarak bilimsel araştırmalara dayanan planlı yaklaşımlara verilen önemi arttırdı. (bkz: istanbul'un planlanmasının ve gelişmesinin öyküsü)
1963 yılında uygulamaya konan birinci beş yıllık kalkınma planı beklenilen verimi sağlamıştır.
1965 yılında yapılan genel seçim ile birlikte demokrat partinin ruhunun ve ideallerinin devamı olan adalet partisini başında bulunan süleyman demirel tek başına iktidara gelmiştir.
süleyman demirel , adnan menderes döneminde devlet su işlerinin başkanı olarak demokrat partisinin anlayışı ile yetişmiş bir bürokrattır. bu dönemde başbakan olan süleyman demirel, turgut özal'ı devlet planlama teşkilatı'nın müsteşarı olarak atamıştır. teşkilatta turgut özal'ın getirdiği diğer bazı isimler ise şunlardır:
beşir atalay, temel karamollaoğlu, hasan celal güzel swh
devlet planlama teşkilatı , yalnızca birinci beş yıllık kalkınma planda anayasa'da belirtildiği çalışabilmiştir.
2011 yılına kadar faaliyette kalsa da aslında turgut özal müsteşarlığı dönemi boyunca yani ikinci beş yıllık kalkınma planı ile birlikte esneklikler göstermeye başladı. örneğin; ikinci beş yıllık kalkınma planında karayolları için ayrılan bütçe belirli olmasına rağmen; süleyman demirel, adnan menderes dönemi'nin projesi olan boğaz köprüsü için bütçeyi aşan projeyi uygulamaya koymuştur. ikinci beş yıllık kalkınma planı dönemi tamamlanmadan 1971 muhtırası yürürlüğe kanmış, planlanan bütçeleri aşacak dış borçlar alınmıştır. sonrası zaten tufan, ımf ülkemizin içinden geçmiştir. 70 cente nasıl mı muhtaç kaldık ?
devamını gör...
mükemmeliyetçilik
her zaman daha iyiye daha güzele daha doğruya olan inancın vücut bulmuş halidir.
alelade yapılan bir iş tatmin etmez. üstün körü, elinin ucuyla, düşünüp araştırmadan etraflıca gözlemlemeden yapılan her iş yarımdır. öyle değil midir?
hep daha iyisi olduğuna hep daha iyiyi yapabileceğine inanır mükemmeliyetçi kişiler.
kimilerine göre hastalık gibi gelmiş ama tam aksine doğru kullanıldığında ve doğru düşünme şekline ulaşıldığında insanı geliştiren daha iyi olabilmeye teşgik eden bir özelliktir.
takıntılarla karıştırmamak ya da takıntı boyutuna getirmemek gerekir. zaten mükemmeliyetçi insan kendi iç huzurunu da en mükemmel seviyede olsun ister ve nerede duracağını bilir. bilmez mi?
günümüz şartlarında her şeyi baştan savma şekline getiren ve eğer biraz dikkat ediyor daha iyisi olsun istiyorsan seni hemen hasta, takıntılı, abartan olarak gören bir zihniyet palazlandı malesef. 'ee bu kadar oluyor. benim elimden bu kadar geliyor. siz çok abartıyorsunuz' ların arkasına sığınarak kendilerini olması gereken gibi göstermeye çalışan bir kitle var.
eve usta çağırıyorum misal yılların ustası gözlerime bakarak 'ee banu hanım anca bu kadar oldu diyor' ustalık tarihinde böyle bir söz eminim sadece bu yıllara denk düşüyordur. adamı gönderip arkasında bozduğu yerleri düzeltip sonra fotoğrafını atıyorum bakın diye.
özellikle işini başkasına yaptırmak zorunda kaldıysan vay haline. beğenmek istiyorsun bak zorluyorsun kendini ama olmuyor. 'aynı göz aynı duyu aynı hayal gücü karşımdakinde yok mu?' diyorsun. bu da seni bir süre sonra tabi 'acaba ben hasta mıyım yahu? ' getiriyor.
hasta değilsin güzel kardeşim değilsin. insanların bir çoğu tembelliği ve iş bilmezliği şiar edindiği ve bu durumu çok benimsediği için seni öyle lanse etmek kolaylarına geliyor.
yaptığın iş her neyse yapabildiğinin en iyisini yapmak istemek yapmaya çalışmak hastalık onu savsaklamak normal. hadi ya?
alelade yapılan bir iş tatmin etmez. üstün körü, elinin ucuyla, düşünüp araştırmadan etraflıca gözlemlemeden yapılan her iş yarımdır. öyle değil midir?
hep daha iyisi olduğuna hep daha iyiyi yapabileceğine inanır mükemmeliyetçi kişiler.
kimilerine göre hastalık gibi gelmiş ama tam aksine doğru kullanıldığında ve doğru düşünme şekline ulaşıldığında insanı geliştiren daha iyi olabilmeye teşgik eden bir özelliktir.
takıntılarla karıştırmamak ya da takıntı boyutuna getirmemek gerekir. zaten mükemmeliyetçi insan kendi iç huzurunu da en mükemmel seviyede olsun ister ve nerede duracağını bilir. bilmez mi?
günümüz şartlarında her şeyi baştan savma şekline getiren ve eğer biraz dikkat ediyor daha iyisi olsun istiyorsan seni hemen hasta, takıntılı, abartan olarak gören bir zihniyet palazlandı malesef. 'ee bu kadar oluyor. benim elimden bu kadar geliyor. siz çok abartıyorsunuz' ların arkasına sığınarak kendilerini olması gereken gibi göstermeye çalışan bir kitle var.
eve usta çağırıyorum misal yılların ustası gözlerime bakarak 'ee banu hanım anca bu kadar oldu diyor' ustalık tarihinde böyle bir söz eminim sadece bu yıllara denk düşüyordur. adamı gönderip arkasında bozduğu yerleri düzeltip sonra fotoğrafını atıyorum bakın diye.
özellikle işini başkasına yaptırmak zorunda kaldıysan vay haline. beğenmek istiyorsun bak zorluyorsun kendini ama olmuyor. 'aynı göz aynı duyu aynı hayal gücü karşımdakinde yok mu?' diyorsun. bu da seni bir süre sonra tabi 'acaba ben hasta mıyım yahu? ' getiriyor.
hasta değilsin güzel kardeşim değilsin. insanların bir çoğu tembelliği ve iş bilmezliği şiar edindiği ve bu durumu çok benimsediği için seni öyle lanse etmek kolaylarına geliyor.
yaptığın iş her neyse yapabildiğinin en iyisini yapmak istemek yapmaya çalışmak hastalık onu savsaklamak normal. hadi ya?
devamını gör...
türkiye'nin f-35 programından resmen çıkarılması
çıkarsınlar f-35 programından ne olacak ki?
bizde program çok..
saba tümer ile bugün nasıl gülüyoruz?
seda sultan ile coşmacalar.
müge anlıyla bulun gelin şunu.
dert değil..
bizde program çok..
saba tümer ile bugün nasıl gülüyoruz?
seda sultan ile coşmacalar.
müge anlıyla bulun gelin şunu.
dert değil..
devamını gör...
bilinen türk fizikçi olmaması
başlığı okuduktan sonra “sahiden yok mu ya?” diye araştırayım dedim,
bitmeyen kalp pilini icat eden ve harvard’a seçilen ilk türk olan canan dağdeviren varmış,
ölçülmesi imkânsız olarak kabul edilen, ışık seviyesinin gürültü ölçümünü gerçekleştiren cambridge profesörü mete atatüre varmış bir de.
helal olsun ikisine de.
bitmeyen kalp pilini icat eden ve harvard’a seçilen ilk türk olan canan dağdeviren varmış,
ölçülmesi imkânsız olarak kabul edilen, ışık seviyesinin gürültü ölçümünü gerçekleştiren cambridge profesörü mete atatüre varmış bir de.
helal olsun ikisine de.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
yazdığım öykü, editör tarafından onaylandı. ilk defa bir kitapta öyküm yayınlanacak, çok mutluyum, çok heyecanlıyım.
devamını gör...
kalbe dokunan şarkı sözleri
"bir hoşça kal kurşununa sarılıp veda ettim".
devamını gör...

