uyuyamayanlar
bir adrian barnes romanıdır.
ınsomnia kötü bir hastalık değil bence. yani uyuyamamak. uyku bu kadar elsem olmasaydı onu daha çok sevebilirdim ama maalesef uykunun kendisinden de uyuyor olma halinden de ciddi ciddi nefret ediyorum. ama mecburen uyuyoruz. peki ya uyuyamasaydık? uyku bir anda bizi terk etseydi? biz derken tüm dünyayı kast ediyorum. nasıl bir dünyaya dönüşürdü içinde yaşadığımız?
insanın hiç uyumadan hayatta kalabileceği o kısa zaman dilimi içinde nelere muktedir olabileceğini düşünmek korkutucu olabilir, hele de bu kitabı okuduysanız. uyuyamayan insan belli bir süre sonra dengesini kaybetmeye başlar, hem fiziksel hem zihinsel olarak. zaman geçtikçe duygu kontrolü imkansızlaşırken buna bir de halüsinasyonlar eşlik etmeye başlar ki bu sona yaklaşma belirtisidir. sonra da kaçınılmaz son gelir. uykusuzluk, uykunun kardeşi ölüme giden en güzel yoldur.
tıpkı saramago üstadın “ (bkz: körlük (kitap)) )” romanında olduğu gibi uykusuz kalmak da kaos yaratmak için fırsat kollayan insanlık için bu imkanı sağlar. suç örgütleri, tarikatlar, bireysel manyaklıklar çıkar ortaya. zaman geçtikçe ise daha büyükleri gelir. yok olan şehirler, tuhaf kurban merasimleri ve diğerleri.
uyuyamayanların olması elbette kötü ama daha kötüsü uykucuların yani bir nevi seçilmişlerin de var olmasıdır. bu durum iki grup arasında bariz bir savaşa neden olur ve işler çığrından çıkar.
gözünüzü kırpmadan okuyun bence...
ınsomnia kötü bir hastalık değil bence. yani uyuyamamak. uyku bu kadar elsem olmasaydı onu daha çok sevebilirdim ama maalesef uykunun kendisinden de uyuyor olma halinden de ciddi ciddi nefret ediyorum. ama mecburen uyuyoruz. peki ya uyuyamasaydık? uyku bir anda bizi terk etseydi? biz derken tüm dünyayı kast ediyorum. nasıl bir dünyaya dönüşürdü içinde yaşadığımız?
insanın hiç uyumadan hayatta kalabileceği o kısa zaman dilimi içinde nelere muktedir olabileceğini düşünmek korkutucu olabilir, hele de bu kitabı okuduysanız. uyuyamayan insan belli bir süre sonra dengesini kaybetmeye başlar, hem fiziksel hem zihinsel olarak. zaman geçtikçe duygu kontrolü imkansızlaşırken buna bir de halüsinasyonlar eşlik etmeye başlar ki bu sona yaklaşma belirtisidir. sonra da kaçınılmaz son gelir. uykusuzluk, uykunun kardeşi ölüme giden en güzel yoldur.
tıpkı saramago üstadın “ (bkz: körlük (kitap)) )” romanında olduğu gibi uykusuz kalmak da kaos yaratmak için fırsat kollayan insanlık için bu imkanı sağlar. suç örgütleri, tarikatlar, bireysel manyaklıklar çıkar ortaya. zaman geçtikçe ise daha büyükleri gelir. yok olan şehirler, tuhaf kurban merasimleri ve diğerleri.
uyuyamayanların olması elbette kötü ama daha kötüsü uykucuların yani bir nevi seçilmişlerin de var olmasıdır. bu durum iki grup arasında bariz bir savaşa neden olur ve işler çığrından çıkar.
gözünüzü kırpmadan okuyun bence...
devamını gör...
kitap hediye notu
genelde koskocaman harflerle "sakın zarar verme!" yazıyorum.
tek istisna durum liseden mezun olmadan evvel arkadaşlarımdan birine yazdığım nottu.
ektedir;
"istediğin her cümlenin altını çizebilirsin ama o kitabı bir gün geri alacağımı, o cümlelerin seni yansıttığını ve 'kimse benimle ilgili bir şey bilmesin' tezini çürüteceğimi bil."
not: kitap geri alınmadı.
tek istisna durum liseden mezun olmadan evvel arkadaşlarımdan birine yazdığım nottu.
ektedir;
"istediğin her cümlenin altını çizebilirsin ama o kitabı bir gün geri alacağımı, o cümlelerin seni yansıttığını ve 'kimse benimle ilgili bir şey bilmesin' tezini çürüteceğimi bil."
not: kitap geri alınmadı.
devamını gör...
çirkin erkek
ne çirkin erkek vardır ne de çirkin kadın. tarzını bulamamış birey vardır sadece. bence.
devamını gör...
evli adamla birlikte olmak
her iki tarafında savunulacak bir tarafı yoktur. evli adamların, o kızlarla ne işi varmış diye sorgulamadan da edemiyorum doğrusu! ben, bir kadının, genç kızın evli bir erkeğe teklif gönderdiğini, peşine düştüğünü ya da adına artık ne isterseniz onu söyleyin hiçbir zaman şahit olmadım. olan var ise de bilemem. tam tersi duruma ise defalarca şahit oldum. yaş aralığı da çok önemli bu konularda. baba sevgisi eksikliği ya da aile problemleri olan gencecik bir kızı kandırmak çok daha kolay olabiliyor. evli değilim, boşandım diyerek birçok kadının kandırıldığını da göz ardı etmemek gerek.
devamını gör...
kemal sunal replikleri
“parka gidecekmiş iki gözümün çiçeği.”
devamını gör...
sakarya'da 16 yaşındaki gencin intihar etmesi
neredeyse aynı yaştayız. üzülüyorum ve korkuyorum ben de böyle olur muyum diye.
devamını gör...
yüzüklerin efendisi’ndeki büyük güç yüzüğü
ikinci çağ'da karanlık lord sauron tarafından, başta elfler olmak üzere, orta dünya'nın özgür halklarına hükmetmek amacıyla oluşturulan antik bir yüzüktür.
aynı zamanda iktidar yüzüğü ve isildur'un felaketi (isildur'un ölümüne neden olması nedeniyle) olarak da bilinir. yüzüğün üzerindeki kara lisan'la yazılmış dizelerde ash nazg olarak anılır.
“elfler birçok yüzük yaptı; ama sauron gizlice, tek yüzüğü diğerlerine hükmetmek için yaptı ve güçleri buna tamamen bağlıydı ve sadece sürmesi gerektiği sürece devam etti."
yüzük geometrik olarak kusursuz bir saf altın çemberine benziyordu, bu mükemmellik ve saflık, çekiciliğinin bir parçasıydı. kullanıcının parmağına sığmak ya da parmağından çıkmak için genişlediği ve daraldığı görülmüştür. ateşte ısıtıldığında, büzüşen ince çizgiler, yüzüğün içinde ve dışında akıyor gibi görünür.
üzerinde mordor'un kara lisanı'nın tengwar'ında yazılmış harflerle şunlar yazar.
ash nazg durbatulûk, ash nazg gimbatul, ash nazg thrakatulûk, agh burzum-ishi krimpatul.
(hepsine hükmedecek bir yüzük, hepsini o bulacak, hepsini bir araya getirip, karanlıkta birbirine bağlayacak)
sauron’dan başka hiç kimse yüzüğe onun hükmedebildiği gibi hükmedemez, gücünü açığa çıkaramaz. zira sauron ile yüzük birdir ve sauron bu güç yüzüğü sayesinde diğer tüm yüzükleri ve sahiplerini kontrol edip hüküm sürebilir.
yüzük, niyetleri ne olursa olsun kullanıcısını yavaşça ve kaçınılmaz olarak kötülüğe sevk eder.
sauron yüzüğü takarken en büyük güce sahip olur ama yüzük parmağında değilse, gücü önemli ölçüde zayıflar. basit bir altından yapılmış gibi görünse de, büyülü yüzük sadece orijinal olarak dövüldüğü orodruin alevinde imha edilebilir.
sadık númenórlular sürgündeki diyarlar'ı kurduğunda, sauron bu diyarlardan biri olan gondor'a karşı bir saldırı başlattı. prens isildur savaş esnasında sauron’un parmaklarını kesti ve yüzüğü kendisi için aldı. ısildur, yüzüğün gücüne kapıldı ve gerektiği gibi imha etmek yerine onun etkisi altına girdi.
ferah çayırlar felaketi sırasında bir grup ork saldırınca ısildur kaçmak için ferah nehir'e atladı. ama yüzük ona ihanet ederek parmağından fırlayıp ferah nehir'de kayboldu. ısildur, nehirden çıktığında orklara gözüktü ve öldürüldü.
yüzük, deagol tarafından bir balık avında keşfedilinceye kadar o nehir yatağında 2.000 yıldan fazla gizli kaldı. déagol’ü öldüren smeagol yüzükten etkilenerek gollum adındaki yaratığa dönüştü. 500 yıl gollum’da kalan yüzük bilbo baggins tarafından keşfedildi.
gandalf'ın nasihatini dinleyen bilbo yüzüğü yeğeni ve kabul edilen varisi frodo'ya verdi. yüzüğün yeniden ele geçirilmesini önlemek için, frodo ve mordor'a gitmek için rivendell'den yola çıkan diğer sekiz arkadaş, hüküm dağı'nın alevinde yüzüğü imha etmek amacıyla yola çıktı.
yüzüğün tom bombadil hariç herkesin üzerinde etkisi vardı.
yüzük parmağına takıldığı kişiyi görünmez yapıyor ve ömürlerini uzatıyordu ama bu özellikler akıl çelmek amaçlıydı. nazguller yüzük takanı görürdü. yüzüğünü takanın duyuları öncekinden daha keskin olur ve her şeyi eskisinden daha kolay fark etmeye başlar. örneğin bir insanı cesaretlendirip, öncesinde korktuğu bir şeyden korkmamasını sağlayabilir. hatta karşısında bir düşman bulunuyorsa, ona da korku salarak yüzüğü takan kişiyi daha yüce gösterebilir. başkalarına daha kolay hükmedebilir ve onu yönetebilir.
başka bir güç yüzüğü taşıyan birinin düşüncelerini görmesine ve kontrol etmesine izin verir. yüzük güç de olsa imha edildi.
“çünkü ilk başta hiçbir şey kötü değildir. sauron bile değildi.”
aynı zamanda iktidar yüzüğü ve isildur'un felaketi (isildur'un ölümüne neden olması nedeniyle) olarak da bilinir. yüzüğün üzerindeki kara lisan'la yazılmış dizelerde ash nazg olarak anılır.
“elfler birçok yüzük yaptı; ama sauron gizlice, tek yüzüğü diğerlerine hükmetmek için yaptı ve güçleri buna tamamen bağlıydı ve sadece sürmesi gerektiği sürece devam etti."
yüzük geometrik olarak kusursuz bir saf altın çemberine benziyordu, bu mükemmellik ve saflık, çekiciliğinin bir parçasıydı. kullanıcının parmağına sığmak ya da parmağından çıkmak için genişlediği ve daraldığı görülmüştür. ateşte ısıtıldığında, büzüşen ince çizgiler, yüzüğün içinde ve dışında akıyor gibi görünür.
üzerinde mordor'un kara lisanı'nın tengwar'ında yazılmış harflerle şunlar yazar.
ash nazg durbatulûk, ash nazg gimbatul, ash nazg thrakatulûk, agh burzum-ishi krimpatul.
(hepsine hükmedecek bir yüzük, hepsini o bulacak, hepsini bir araya getirip, karanlıkta birbirine bağlayacak)
sauron’dan başka hiç kimse yüzüğe onun hükmedebildiği gibi hükmedemez, gücünü açığa çıkaramaz. zira sauron ile yüzük birdir ve sauron bu güç yüzüğü sayesinde diğer tüm yüzükleri ve sahiplerini kontrol edip hüküm sürebilir.
yüzük, niyetleri ne olursa olsun kullanıcısını yavaşça ve kaçınılmaz olarak kötülüğe sevk eder.
sauron yüzüğü takarken en büyük güce sahip olur ama yüzük parmağında değilse, gücü önemli ölçüde zayıflar. basit bir altından yapılmış gibi görünse de, büyülü yüzük sadece orijinal olarak dövüldüğü orodruin alevinde imha edilebilir.
sadık númenórlular sürgündeki diyarlar'ı kurduğunda, sauron bu diyarlardan biri olan gondor'a karşı bir saldırı başlattı. prens isildur savaş esnasında sauron’un parmaklarını kesti ve yüzüğü kendisi için aldı. ısildur, yüzüğün gücüne kapıldı ve gerektiği gibi imha etmek yerine onun etkisi altına girdi.
ferah çayırlar felaketi sırasında bir grup ork saldırınca ısildur kaçmak için ferah nehir'e atladı. ama yüzük ona ihanet ederek parmağından fırlayıp ferah nehir'de kayboldu. ısildur, nehirden çıktığında orklara gözüktü ve öldürüldü.
yüzük, deagol tarafından bir balık avında keşfedilinceye kadar o nehir yatağında 2.000 yıldan fazla gizli kaldı. déagol’ü öldüren smeagol yüzükten etkilenerek gollum adındaki yaratığa dönüştü. 500 yıl gollum’da kalan yüzük bilbo baggins tarafından keşfedildi.
gandalf'ın nasihatini dinleyen bilbo yüzüğü yeğeni ve kabul edilen varisi frodo'ya verdi. yüzüğün yeniden ele geçirilmesini önlemek için, frodo ve mordor'a gitmek için rivendell'den yola çıkan diğer sekiz arkadaş, hüküm dağı'nın alevinde yüzüğü imha etmek amacıyla yola çıktı.
yüzüğün tom bombadil hariç herkesin üzerinde etkisi vardı.
yüzük parmağına takıldığı kişiyi görünmez yapıyor ve ömürlerini uzatıyordu ama bu özellikler akıl çelmek amaçlıydı. nazguller yüzük takanı görürdü. yüzüğünü takanın duyuları öncekinden daha keskin olur ve her şeyi eskisinden daha kolay fark etmeye başlar. örneğin bir insanı cesaretlendirip, öncesinde korktuğu bir şeyden korkmamasını sağlayabilir. hatta karşısında bir düşman bulunuyorsa, ona da korku salarak yüzüğü takan kişiyi daha yüce gösterebilir. başkalarına daha kolay hükmedebilir ve onu yönetebilir.
başka bir güç yüzüğü taşıyan birinin düşüncelerini görmesine ve kontrol etmesine izin verir. yüzük güç de olsa imha edildi.
“çünkü ilk başta hiçbir şey kötü değildir. sauron bile değildi.”
devamını gör...
aulos
aulos, köklerini asya'dan aldığı düşünülen eski bir yunan üflemeli çalgısıdır. fenikeliler, sümerler hatta hititler ve frigler için bu çalgıdan bahsedilir. sesi; içe işleyen, zapt edilemez, heyecan verici olarak tanımlanan aulos pratikte iki flüte benzetilebilir. farklı türleri olan bu müzik aletinden sesin gür ve kuvvetli çıktığı söylenir ki bu özelliği sebebi ile insan sesini gölgelediği için nazaran daha nazik sesli lir ve sevilen kithara karşısında hoş karşılanmamıştır.
özellikle tanrı dionysos (veya dionysus)'u temsil eder. ona yapılan ibadetlerde hayranları tarafından kullanılan aulos aynı şekilde yemeklerde, içki partilerinde, olimpiyat oyunlarında, ölümlerde ve doğumlarda, festivallerde ve tiyatrolarda kullanılırdı. çeşitli malzemelerden yapılan aulos için zamanla aynı anda birden çok deliği kapatabilmek için yüzükler geliştirildi ve kullanıldı. sesi ile hayran bırakan aulos'un hikayesi ise mitoloji ile iç içe bir hikaye:
zamanında athena bir kemik üzerine delikler açarak aulos'u icat etmiştir. (başka kaynaklarda da mucit direkt olarak marsias denir.) athena olimpos'ta tanrıları ve tanrıçaları eğlendirirken hera ve afrodit, athena ile dalga geçerler ve athena oradan uzaklaşarak bir dağa gider. müzik aletini çaldığı sırada sudaki yansımasına bakar ve şişen yanaklarını, çirkinleşen yüzünü fark ederek aleti uzağa fırlatır ve ona lanetler okuyarak, onu bulan kişinin beladan kurtulmamasını söyler.
tüm bunlardan habersiz satir marsias aulos'u bulur ve sesine hayran olarak başlar çalmaya. çaldıkça, gelişen ve ünlenen marsias çok güzel ezgiler çıkarmaya başlar. ünü tanrı apollon'a kadar gider ve müziğe düşkünlüğü bilinen ve lir çalması ile ünlü apollon kıskanarak onu bir yarışa davet eder. yenen, yenilene istediği cezayı verebilecektir.
tmolos (bozdağ) dağında yapılacak yarışmada midas başkanlığında üç jüri vardır. ilk yarışmadan bir sonuç çıkmaz. marsias, tanrıdan aşağı kalmayacak bir performans sergiler. tanrının cezalandırılmasından korkan jürilere karşın midas, iki puanlık oyunu marsias'tan yana kullanır. apollon beraberlikten haz etmez ve lirini ters çevirerek çalar; marsias'tan da aynısını bekler fakat üflemeli bir çalgı olan aulos için bu mümkün değildir. marsias yenilir.
başka bir efsaneye göre de apollon lirini çalarken şarkı söylemeye başlar. marsias'tan da bunu yapmasını ister. marsias yarışmanın müzik aletlerini karşılaştığını, sesin bunu etkilememesi gerektiğini söyler fakat jürinin mantıklı bulduğu açıklama apollon'dan gelir: aulos üflemeli bir çalgıdır yani marsias nefesi ile birlikte sesini de kullanmaktadır. marsias bunun üzerine aulos'u çalarken şarkı söylemeyi dener ve başarısız olur.
tanrı apollon, midas'ın oyunu marsias'tan yana kullanmasına çok kızarak onun iyi işitmediğini ve insan kulaklarını hak etmediğini söyler ve midas'ın kulaklarını eşek kulaklarına çevirir. marsias'ı ise bir kayalık üzerindeki zeytin ağacına astırarak derisini yüzerek öldürtür.
kayaların, marsias'ın ölümüne üzülerek ağlamasından dolayı suçıkan kayalıklarının oluştuğu söylenir. bir başka rivayette de sanat perileri marsias'ın ölümüne o kadar çok ağlar ki marsias ırmağı (günümüzde çine çayı olduğu söylenir.) meydana gelmiştir. apollon'un yaptığından pişman olduğu ve marsias'ı bir ırmak haline getirdiği de söylenir.
marsias'ın kardeşi babys'in de kaval çaldığı fakat onun çaldığının tek borulu, ilkel bir kaval olmasından dolayı apollon tarafından önemsenmediği söylenir.
kaynakça ve daha fazlası: worldhistory, wikipedia, konu hakkında bir blog
özellikle tanrı dionysos (veya dionysus)'u temsil eder. ona yapılan ibadetlerde hayranları tarafından kullanılan aulos aynı şekilde yemeklerde, içki partilerinde, olimpiyat oyunlarında, ölümlerde ve doğumlarda, festivallerde ve tiyatrolarda kullanılırdı. çeşitli malzemelerden yapılan aulos için zamanla aynı anda birden çok deliği kapatabilmek için yüzükler geliştirildi ve kullanıldı. sesi ile hayran bırakan aulos'un hikayesi ise mitoloji ile iç içe bir hikaye:
zamanında athena bir kemik üzerine delikler açarak aulos'u icat etmiştir. (başka kaynaklarda da mucit direkt olarak marsias denir.) athena olimpos'ta tanrıları ve tanrıçaları eğlendirirken hera ve afrodit, athena ile dalga geçerler ve athena oradan uzaklaşarak bir dağa gider. müzik aletini çaldığı sırada sudaki yansımasına bakar ve şişen yanaklarını, çirkinleşen yüzünü fark ederek aleti uzağa fırlatır ve ona lanetler okuyarak, onu bulan kişinin beladan kurtulmamasını söyler.
tüm bunlardan habersiz satir marsias aulos'u bulur ve sesine hayran olarak başlar çalmaya. çaldıkça, gelişen ve ünlenen marsias çok güzel ezgiler çıkarmaya başlar. ünü tanrı apollon'a kadar gider ve müziğe düşkünlüğü bilinen ve lir çalması ile ünlü apollon kıskanarak onu bir yarışa davet eder. yenen, yenilene istediği cezayı verebilecektir.
tmolos (bozdağ) dağında yapılacak yarışmada midas başkanlığında üç jüri vardır. ilk yarışmadan bir sonuç çıkmaz. marsias, tanrıdan aşağı kalmayacak bir performans sergiler. tanrının cezalandırılmasından korkan jürilere karşın midas, iki puanlık oyunu marsias'tan yana kullanır. apollon beraberlikten haz etmez ve lirini ters çevirerek çalar; marsias'tan da aynısını bekler fakat üflemeli bir çalgı olan aulos için bu mümkün değildir. marsias yenilir.
başka bir efsaneye göre de apollon lirini çalarken şarkı söylemeye başlar. marsias'tan da bunu yapmasını ister. marsias yarışmanın müzik aletlerini karşılaştığını, sesin bunu etkilememesi gerektiğini söyler fakat jürinin mantıklı bulduğu açıklama apollon'dan gelir: aulos üflemeli bir çalgıdır yani marsias nefesi ile birlikte sesini de kullanmaktadır. marsias bunun üzerine aulos'u çalarken şarkı söylemeyi dener ve başarısız olur.
tanrı apollon, midas'ın oyunu marsias'tan yana kullanmasına çok kızarak onun iyi işitmediğini ve insan kulaklarını hak etmediğini söyler ve midas'ın kulaklarını eşek kulaklarına çevirir. marsias'ı ise bir kayalık üzerindeki zeytin ağacına astırarak derisini yüzerek öldürtür.
kayaların, marsias'ın ölümüne üzülerek ağlamasından dolayı suçıkan kayalıklarının oluştuğu söylenir. bir başka rivayette de sanat perileri marsias'ın ölümüne o kadar çok ağlar ki marsias ırmağı (günümüzde çine çayı olduğu söylenir.) meydana gelmiştir. apollon'un yaptığından pişman olduğu ve marsias'ı bir ırmak haline getirdiği de söylenir.
marsias'ın kardeşi babys'in de kaval çaldığı fakat onun çaldığının tek borulu, ilkel bir kaval olmasından dolayı apollon tarafından önemsenmediği söylenir.
kaynakça ve daha fazlası: worldhistory, wikipedia, konu hakkında bir blog
devamını gör...
doğrusu ne
izledikten sonra tarayıcıya girip "doğrusu ne?" dediğim, trt iktidar aklama çabasının sonucu program.
devamını gör...
yoldaş bakkal rozet önerileri
rozetler gif halinde olabilirler aslında. çok da hoş olur.
devamını gör...
türk tipi teselli yöntemleri
bence en önemlisi ve en yaygın olanlardan biri olur öyle’dir. her duruma uygundur.
- şu sol tarafımda bir ağrı var.
- olur öyle.
- bizim eve hırsız girmiş.
- olur öyle.
- buzullar eriyor, dünyanın çok az zamanı kaldı.
- olur öyle.
- ısırıldım, zombiye dönüşmek üzereyim
- olur öyle.
bence her şeyin çözümüdür.
olur öyle.
- şu sol tarafımda bir ağrı var.
- olur öyle.
- bizim eve hırsız girmiş.
- olur öyle.
- buzullar eriyor, dünyanın çok az zamanı kaldı.
- olur öyle.
- ısırıldım, zombiye dönüşmek üzereyim
- olur öyle.
bence her şeyin çözümüdür.
olur öyle.
devamını gör...
birine kitap hediye etmek
çok değer verdiğim bir kitabı çok değer verdiğim birine hediye ettim. umarım ona iyi bakıyordur. sonsuza kadar onunla kalacak çünkü.
devamını gör...
hazall
gecelerin adminidir. yoldaş mışıl mışıl uyurken hazall sözlüğe sahip çıkmaktadır.
devamını gör...
ilk buluşma için nereye gidilir sorunsalı
genelde şehrin veya ilçenin rağbet gören cafe, pub tarzı yerleri .frekans tutmazsa en azından güzel bir kahve içmiş olursunuz.
devamını gör...
yumurta haşlamak
yumurta haşlamayı beceremediğimden dolayı makinesini bile almışlığım vardır. what a pitty moments...
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının oy vermiyor olması
marifet iltifata tabidir dedik, çay getiren garsona, yolda adres sorduğumuz insana bile teşekkür edilen şu fani dünyada insanlar zamanlarını harcayıp birikimlerini aktarıyorlar ama gram teşekkür yok sonra vay efendim eksi butonu gelsin deniliyor.
ayrıca verilen her artı oy tanımlarla birleşip size haftalık puan olarak geri dönüyor ve kitap hediyesi kazanmaya bir adım daha yaklaşıyorsunuz.
ayrıca verilen her artı oy tanımlarla birleşip size haftalık puan olarak geri dönüyor ve kitap hediyesi kazanmaya bir adım daha yaklaşıyorsunuz.
devamını gör...
hayvan herif
öğretmenlerin genelde erkek öğrencileri için kullandığı tabir.
devamını gör...
normal sözlük'ün bir seks cehennemine çevrilmeye çalışılması
"bu cehennem ateşini söndürmek için sol frame'i yeni, güzel, civcikli, böyle kımıl kımıl başlıklarla yeşillendirebiliriz, cennetten çiçek toplayabiliriz*" diyeceğim başlıktır.*
devamını gör...

