heyecanlı bir şey. yeni bir insan, yeni bir gülümseme, yeni bir üslup. cilası silinene dek insanı oyalıyor işte. temel motivasyon hep parlak kalacağı yönünde.
yeni biriyle tanışmaya ek olarak yeni tanışma yöntemleri olduğunu da fark ettim. bence onlar da çok ilginç. hatta cuma gecesi şahit olduğum şey beni benden aldı mir'im, kızıldeniz yarılmış gibi bakakaldım öyle. iç mekanda oturuyoruz. dış mekan, iç taraftan camla ayrılmış. yanımızdaki yuvarlak masa 35-45 arası 5 erkekten oluşuyor ve cam kenarındalar. camın diğer tarafında ise 25 yaş civarında 4 kadının oturduğu kare bir masa var. adamlar içe dönük kendi sohbetlerindeyken* içlerinden bir tanesi telefonunu açıp camın diğer tarafındaki hatuna bir barkod gösterdi. hatun da kendi telefonuna okuttu. her şey bir kaç saniye içinde olup bitti. anlamadım başta. sonra çözdüm. whatsappda ayarlara girdiğinizde kullanıcı adının yanında size özel bir barkod var. adam onu göstermiş ve kadın onu okutup adamı eklemiş. vay anasını,nasıl bir aydınlanma yaşadım ama. hiç bilmiyordum bunu. çok eskide kalmış peçeteye yazılıp tuvalete giderken avuç içine sıkıştırılan telefon numarası ve tuvalet kağıdı yoksa kullanılıp atılan o telefon numaralı peçete kağıdı. hala şaşkınım.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

muhabbetinin de yazdıkları kadar güzel olduğunu rahatlıkla söyleyebileceğim yazardır. nickaltına şu ana kadar bir şey yazılmamış olmasına gerçekten çok şaşırdım. olsun, ilk kişi olmak da mutlu etmedi değil*. memnun oldum, iyi sözlükler*.
devamını gör...

biz bir kişiye aşık olamıyoruz adamlar aynı anda iki kişiye oluyor işe bak
devamını gör...

''al kırdın kırdın!
aradığın sayfa, tanım, başlık ya da yazar her neyse bulunamadı.
bir ihtimal de erişmeye çalıştığın sayfayı görme yetkin de olmayabilir.''
kafasözlükte silinen entry numarasına tıkladığımda karşıma çıkan uyarı. gülümsetmiştir. düşünen güzel düşünmüş.
devamını gör...

ilerleyemeyecek insan beyanıdır. bir şeyde oldum demek ilerlememek için en büyük engeldir.
devamını gör...

edit: kaynak soranlar için
buradan

allah yar ve yardımcımız olsun.
ben geçirdim. herkese dikkat etmesini tavsiye ederim.

konuya dönecek olursak

yarın çok daha büyük bir sayı bizi bekliyor olabilir. yok doğru sayıymış, yok gizlenmeymiş. bunu geçelim. vaka dediğimiz şey katlanarak artar. dikkatli olalım. sayı olarak görüyorlar herkesi.
devamını gör...

vatandaşa etkisi ne olacaktır? yapılan bindirimler indirilecek midir? yoksa sadece zenginler arası al gülüm ver gülüm mü olarak kalacaktır? kafamda deli sorular.
devamını gör...

acı biber. yani acıya denk gelip "ulan bu zehirlidir" deyip nasıl vazgeçmediniz ya.
devamını gör...

(bkz: aradığınız il bulunamadı)

ege'nin üç büyük devlet üniversitesinden birinin bulunduğu bir ilden bildiriyorum. 1+1 50 metrekare brüt dairenin "bir aylık" kirası 1500 tl...

t: hayallerde yaşayan illerdir. o güzel iller o güzel atlara binip gittiler demirin tuncuna mekânın kazığına kaldık.*
devamını gör...

buranın nasıl gelişeceğini kendi gözüyle görebilecek olan nesil. içinde olmaktan gurur duyuyorum sözlük çok iyi ilerliyor önüne taş koyacaklar mı yada herhangi bir iftara atmaya çalışacaklar mı diye sorular sorup duruyorum.

sözlüğün hızlıca gelişmesi için yazar arkadaşlarımıza çok iş düşüyor. tanımsız bir entry girmemeye özen gösterip ve ne kadar az ve öz boş yaparsanız sözlüğün daha iyi olacağını düşünüyorum.
devamını gör...

sanane lan hırdavat! teşhir imiş, kuduruyorum desene şuna sen! tahrik oluyorsan git aktardan şap al ye! ki zaten çoğu kadınımız taytın üstüne uzun bir şeyler tercih ediyor afrikada yaşadığını bildiğinden!
devamını gör...

4 sene önce tramvayla dershaneye giderken uğradım. kendimi o kadar kötü hissettim ki uzun süre tramvaya veya otobüse binemedim, dershaneye gidemedim.
o birkaç saniyelik olay insanı çok kötü etkiliyor.
devamını gör...

2002 ve 2019 yılları arasında yayınlanan durum komedisi dizisidir.

dizi türk televizyonları için ve türk seyircisi için efsane olmuş bir dizidir. dizide birbirine katlanamayan karı koca ele alınır. bu karı kocanın yani haluk ile meltem karakterinin ev içinde yaşadıkları, çocuklarıyla olan tutumları, arkadaş çevreleri mizahi bir dille seyirciye aktarılır.

dizi 16 ocak 2002 de tgrt de yayın hayatına başladı. 13 bölüm yayınlandıktan sonra atvye geçti.
dizi yayın hayatı boyunca sürekli kanal değiştirdi ve sürekli ekranlara veda edip yeniden çekildi. şu an ne durumda bilmiyorum.

dizinin senaryosunda birçok isim bulundu. bunlar birol güven, metin açıkgöz, nilüfer yenidoğan, özlem aybek, müfit can saçıntı ve caner gülerdir.

dizinin yönetmenliğini bora tekay, raşit çelikezer, günay köker yaptı.

başrol oyuncuları ise tamer karadağlı, pınar altuğ, mehmet baran erdoğan, buse sinem iren, zeyno günenç, volkan severcan, melek şahin, öykü güven, alp eren khamis, alparslan özmoldur.

dizinin yapımcısı birol güvendir. birol güven türk televizyon tarihinde sitcom denilince akla gelen ilk isimlerden ve çocuklar duymasın gibi efsane bir yapımı yaptığı için buradan teşekkür ederim. okuyorsan artıya bas birol abi.

dizi toplam 9 sezon ve 464 bölüm olarak yayınlandı.

çocukken izleyip keyif aldığım ve sürekli izlediğim bir diziydi. ailemle beraber açıp izlediğim tebessüm ettiğim bir diziydi. özellikle haluk karakteri çok iyiydi. tam olarak gözlem ürünü olan haluk karakteri türk babasını çok iyi yansıtıyordu.
meltem ile sürekli tartışmaları yemeğe olan düşkünlüğü futbol sevmesi gibi konular çok başarılıydı. çocuklarına karşı sert görünmesi ama aslında onları çok sevmesi gibi olaylar haluk'un başarılı bir türk baba karakteri olduğunun göstergesiydi.
meltem karakterini hiç sevmezdim ve itici bulurdum hala öyle bulurum.
çocuklardan havuç karakterini çok severdim. emine ve kocası hüseyin karakteri de öyleydi.

yani dizinin karakterleri çok iyiydi. klasik türk aile yapısını yansıtıyorlardı.
genelde bizim seyirciler bazı yapımlar için şöyle şeyler söylerler "ilk zamanlar iyiydi ama sonradan bozdu ya" bu söylem bu dizi için çok uygun bir söylem.
evet ilk zamanlar çok çok iyiydi ve sonradan bozdu. sürekli yeni karakterlerin eklenmesi sürekli yeniden çekilmesi derken o eski tadı asla bir daha alamadım.
tamam izleniyordu komikti ama eski hali çok güzeldi.
çocuklar duymasın dizisi durum komedisi ve aile kavramının güzel bir örneğiydi. arada sırada eski bölümlerini tekrar açıp izlemelik bir yapım.
devamını gör...

güneydoğuda yaşayan , en eski hristiyan topluluklarından biri. ayrıca süryani ismi sadece bir topluluk ismi değil aynı zamanda bir mezhep ismidir.
devamını gör...

07:30'da uyandım. çok isteyip yapmak istediğim şey ile ilgili aradığım insanı buldum. onun mutluluğu ve prozac hanım sayesinde günlerim artık daha güzel geçecek.*
devamını gör...

(bkz: beşir)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yaşantı dediğin için biraz bahsedeyim. 2000 yılına girdiğimizde gölcük depreminin şoku üzerimizdeydi. marmara bölgesinde yaşayan biri olarak o depremin psikolojiyi çok kötü etkilediğini söyleyebilirim. hala bir çok insanın bilinç altına yerleşmiş ve bir şekilde gün yüzüne çıkmayı bekliyor olabilir. 2000 yılına girildiğinde her şeye milenyum adı konuyordu. milenyum internet cafe gibi. 2000 yılında balkanlarda karışıklı ve çatışmalar sürüyordu. o yıl galatasaray uefa kupasına yürüyerek insanları birleştirip sevindirmişti. o zaman insanlar, tutmadıkları takımları avrupada daha çok desteklerdi. bu arada 1999 yılında internet cafeler çoğalmıştı. 2000'de katlanarak arttı. bir internet cafeye girdiğinde herkes cs oynardı. kulaklıkta yoktu. hoparlörler açık içerisi savaş alanı gibi olurdu. herkes aynı server'a girer çatışırdı. neyse 1990'lı yıllarda sürekli seçim olur iktidar değişirdi. zaten kötü olan ekonomi bu istikrarsızlıktan kötü etkileniyordu. sonra nisan 1999'da üçlü koalisyon ile bir hükümet kuruldu. ağustosta deprem oldu. hükümetin başında yaşlanmış bülent ecevit vardı. deprem ekonomiyi çok kötü vurdu. 2000 kasım ayında bankacılık krizi yaşandı ve ekonomi bir darbe aldı. şubat 2001'de ise cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer, bülent ecevit ile tartışmasında anayasa kitapçığını fırlattı ve büyük bir ekonomik kriz yaşandı. dolar birden bire fırladı. bazı bankalar ve şirketler battı. ülkenin birikiminin çoğu eridi. 2001 krizinden sonra gazetelerde, haberlerde misyonerlik faaliyetlerini okur-dinler olduk. akabinde tv programlarında islam ve hristiyanlık tartışılıyordu. 11 eylül 2001 de new york ikiz kulelere ve pentagona saldırı oldu. amerika'da yaşanan bu olay türkiye ekonomisini de kötü etkiledi. sonra abd, afganistan'a girdi. 2002'de insanlar bu sefer türkiyenin dünya üçünlüğü ile neşe buldu. kasım 2002'de erken seçime gidildi ve akp hükümete geldi. yere düşmüş türkiye ekonomisi düşen herkes gibi toparlanıyor ve ayağa kalkarken gelen bu hükümet bu kalkışın üzerine kondu. 1990'larda terör ile uğraşan ordunun başlattığı birçok projenin sanki akp hükümetince yapılmış gibi gösterdikleri gibi bunu da kendilerine yonttular. 2003 mart ayında abd, ırak'a savaş açtı. bu aylarda kurtlar vadisi dizisi başladı. 1998'de deli yürek 1999'da yılan hikayesi ile bir mafya dizisi furyası başlamıştı. bu iki diziden başka başarısız mafya dizileri yapılmıştı. bu iki dizi bittiğinde mafya dizisi modası bitti diye düşündük ama kurtlar vadisi mafya dışında devlet-mafya ilişkisi ve istihbarat konularını da işliyordu. sonrasını zaten az çok biliyorsunuz. 2003 yılında önceki bir iki yılda artan cep telefonu kullanıcı sayısı renkli ekranlı telefonların gelmesiyle hızla arttı. internet ve bilgisayar kullanımı da hızla arttı. ilerleyen yıllarda bu teknolojik gelişmeler ile akp hükümeti daha kolay sistemler kurdu. yaptıkları en iyi şeylerden biri dağınık olan sağlık sistemini tek bir yerde toplamak oldu. ondan önce ssklının hastanesi ayrı, emeklinin ayrı, demir yolu işçisinin ayrı gibi bir mantık vardı. belki çok büyük birşey değil ama böylesi iyi oldu. bu dönemde merkez bankası döviz rezervlerini genişletti. ekonomi biraz geliştiği için borçlanma da arttı böylece daha iyi bir ekonomimiz olduğu izlenimi yaratıldı ancak 2008'de abd'de patlayan ekonomik kriz ile dolar 1.05 seviyesinden 1.85 seviyelerine fırladı. bir çok kişi yine işsiz kaldı. bu dönemde akıllı telefon ve sosyal medya yavaş yavaş başlamıştı ama hayatımıza o kadar da girmemişti. ergenekon, balyoz gibi davalar ile akp gücüne güç kattı. daha fazla düşman yaratıp korku saldı iktidarını güçlendirdi. açılım süreci ile kürtlerin de oylarını almaya başladı ama pkk'yı düşman tutmasını bildi. bu stratejiyi iyi yaptı. mesela chp pek beceremiyor. bunda akp'nin dezenformasyon yapması da katkı sağlıyor. gördüğünüz gibi o zamanlarda ekonomik sıkıntılar vardı. ancak hayat daha farklıydı tabi. film - dizi izlemek. müzik dinlemek daha zordu. şimdi istediğin yerde istediğin zamanda bunları yapabiliyorsun. ayrıca herkese daha rahat ulaşabiliyorsun.
tanım: 2000'lerde insanlar, hükümete karşı söyleyeceklerinden bu kadar korkmazlardı. bu nedenle yaşantı şimdikinden biraz daha özgürdü diyebileceğim sorunsal.
devamını gör...

rastgele olarak tekrarlanan bir hareketin, istenen ya da beklenen anlamlı sonucu elde edip etmeyeceği konusunu tartışan düşünce deneyi.

deneyde, bir klavyeye sonsuz defa rastgele basan bir maymun var. bu maymunun bu sonsuz ve anlamsız harf dizisi içerisinde william shakespeare'in meşhur "to be, or not to be, that is the question" * cümlesini yakalaması ihtimali ne kadar olurdu?

ingilizceden bahsettiğimiz için alfabedeki harf sayısı olarak 26'yı alacağız. klavyede sadece harflerin ve boşluk tuşunun olduğunu, başka herhangi bir tuşun bulunmadığını farz edelim. maymunun bu 26 harf ve 1 boşluktan, yani 27 tuştan, beklediğimiz cümlenin başındaki t hafine basma ihtimali 1/27'dir. olasılık hesaplarını matematik derslerinden hatırlayanlar olacaktır. 2 bağımsız olayın gerçekleşme olayını hesaplarken, bu olayların gerçekleşme ihtimalleri birbiriyle çarpılır. o halde ikinci kez tuşa bastığında, t'den sonra bu kez o harfine denk gelme ihtimali de 1/27 olduğundan, maymunun ilk iki tuşta "to" kelimesini yakalama ihtimali 1/27 * 1/27'dir. bunu bütün cümle için düşünürsek, 39 kez bu ihtimali birbiriyle çarpacağız demektir. yani (1/27)³⁹ ve bu son derece küçük bir ihtimal*. fakat bunu gerçekleştirmek için klavyeye 27³⁹ kez basması gerekiyor ki bu da aşırı derecede büyük bir sayı.

saniyede 1 harf yazan bir maymun olsaydı, bu maymunun 27³⁹ kadar saniyeye ihtiyacı olurdu bu işi başarabilmek için. bunun kaç yıla karşılık geldiğini hesaplamak isteyen varsa tutmayalım kendisini.

özetle teoride bu durum çok düşük olasılıkla da olsa mümkündür ama evrenin yaşından bile büyük bir zaman gerektirir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim