20'lik diş
alt ve üst çenede 2'şer adet olmak üzere toplam 4 tane son derece gereksiz ve çekilirken insana travma yaşatan cinsten azı dişleri olur kendileri. hayatı çıkarken ayrı, çektirirken ayrı zindan eder insana.
miktarını bilmediğim kadar anestezi aldım, diş hekimim sanırım 1,5-2 saat uğraştı benimle ve kaprislerimle *, o kadar anesteziye acıya dayanamayıp ağladım bile ama kurtuldum senden sevimsiz, gereksiz diş.
miktarını bilmediğim kadar anestezi aldım, diş hekimim sanırım 1,5-2 saat uğraştı benimle ve kaprislerimle *, o kadar anesteziye acıya dayanamayıp ağladım bile ama kurtuldum senden sevimsiz, gereksiz diş.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en sevdiği yazar
(bkz: cemal süreya)
devamını gör...
yazarların yaşadığı en büyük şanssızlık
12. sınıfta tenefuste onden ikinci sırada oturmus test cozerken arka camdan gıren futbol topu kafama carpmıstı.
devamını gör...
kuzenine aşık olan insan
kendine gel diyerek iki omzundan tutulup iyice sarsılması gereken insandır.
devamını gör...
ramazan davulcusuna bahşiş vermeyen tip
babamdı.
ben oruç tutmuyorum kardeşim asıl benim senden para almam lazım uyku kalitesi bozdugun için deyip kovaliyordu davulcuları.
ben oruç tutmuyorum kardeşim asıl benim senden para almam lazım uyku kalitesi bozdugun için deyip kovaliyordu davulcuları.
devamını gör...
normal sözlük'ün bağımlılık yapması
black mirror dizisinin 5.sezon 2.bölümde billy bauer bir sahnede sosyal medya şirketinde "sadece" üyeleri nasıl bağımlı yapabiliriz diye uğraşan bir bölüm olduğundan bahsetmişti. günümüzdeki instagram gibi sosyal medyaların temelinde bunun yattığını düşünüyorum. ha,kafa sözlük şirket ofisinde* böyle bi bölüm var mıdır onu artık bilemicik...
devamını gör...
yazarlar büyüyünce ne olacak sorunsalı
gazeteci ya da haber spikeri. bakalım.
devamını gör...
gece gece akla dolapta bulunan yaprak sarmasının düşmesi
o pirinçlerle yeşilliğin birbirine geçtiği tat, o yaprağın verdiği ekşilik. dolapta beklemiş olmanın verdiği lezzet. gece vakti uyanıp sıcaklayan insanın içini soğuk sarmanın serinletmesi... uykuları kaçırtır efenim. uykuları...
devamını gör...
din
kurallar bütünüdür. toplumu düzen içinde tutmanın yollarından biridir. içinde bolca emirler ve yasaklar bulunması da bunun kanıtıdır. insan üstü varlık tarafından oluşturulduğuna inanmak ve inandirilmak ise bu kurallara ihtiyacın ne kadar fazla olduğunu kanıtlar. insan için yapılmayacak ya da yapmaya değer görülmeyecek her şey din tarafından rahatlıkla yaptırılabilir. günümüz için bilgiye ulaşmak kolaylastikca dine duyulan ihtiyaç azalır. (bkz: deizm) kavramı son 30 yılda çok fazla kullanılır oldu. bu da şu demek oluyor kitaplar yalan yaratıcı gerçek. insanın evrilmis mi yoksa çamurdan dirilmis mi olduğuna karar veremediğimiz için bir milat olmadığı için, daha doğrusu hala havada duran bir su balonu. ne zaman patlar bilemeyiz. inanç noktasında ise inanclilarin inancsizlara ya da inancsizlarin inançlara yaklaşımı rahatsız edici. insan bireysellikten uzaklaştığı andan beri inanmak zorunda bırakılmıştır. yani inanç bir toplumsal dayatmadir. bu nedenle altından kalkamadigimiz bir yük haline dönüşmektedir. son geldiğinde hepimiz rahatlayacagiz. dayatmalar ile toplum normalleri ile maalesef insan an be an korelmeye ureticiligini kaybetmeye devam ediyor. bilim gelişirken sanatın yok olmasi da buna güzel bir kanittir. diyeceksiniz ki daldan dala atlamış uzatmissin, doğru. ne zaman kendi kendime konuşsam hep uzuyor. altından kalmayinca da saçmalamaya başlıyorum. ama bunu kuralları belirleyenler sayesinde yaptığımı unutmuyorum. bu değilim. fazlasıyim ama susturuluyorum. isyan edecek yaşım da geçti. çaresiz kabullenme, toplumun istediği gibi yaşama ve buna benzer türlü saçmalıklar ile sıradaki olacakları bekliyorum. şunu da belirtmek isterim ki sanayi devrimi öncesi bir çağda yaşamış olsaydım keşke. söyleyeceklerim bu kadar.
devamını gör...
gizli kalması gereken bazı şeyler
*kazanılan para,
*gelecek planları,
*aile problemleri,
*aşk hayatı,
vb gibi konuların gizli kalması daha sağlıklı olacaktır.
*gelecek planları,
*aile problemleri,
*aşk hayatı,
vb gibi konuların gizli kalması daha sağlıklı olacaktır.
devamını gör...
kendimizle aramızdaki fark
en içimizde olan saf halimize karşın etrafa oynadığımız roldür bu fark.
hepimiz yaparız bunu. kabuklara sarar, iyice derinlere gömeriz kendimizi. kimseyi umursamıyorum diyenimiz bile bir yerlerde, bir zamanda kendi gibi olmaktan çekinmiştir belki korkmuştur belki istemsizce kendi gibi olmamıştır.
bir de kendimize yabancılaşmış hissettiğimiz evre vardır ki en matah durum da budur. yaptığımız eylemleri kendimizin yaptığına inanamayız. bazen asla dediğimiz şeyleri yaparken buluruz kendimizi.
esasında her gün hatta her saat değişiyoruz ve kendimiz olmak dediğimiz şey sabit kalmıyor. onunla aramızdaki fark açıldıkça açılıyor. bir zaman sonra etrafta bize biçilen rolü oynamaktan kendimizi kaybediyoruz, unutuyoruz. kimdim ben?neydim ben? derken buluyoruz kendimizi.
sonrası zaten malum;
nedensiz mutsuzluklar silsilesi, gülümserken içimize akan gözyaşları.
hepimiz yaparız bunu. kabuklara sarar, iyice derinlere gömeriz kendimizi. kimseyi umursamıyorum diyenimiz bile bir yerlerde, bir zamanda kendi gibi olmaktan çekinmiştir belki korkmuştur belki istemsizce kendi gibi olmamıştır.
bir de kendimize yabancılaşmış hissettiğimiz evre vardır ki en matah durum da budur. yaptığımız eylemleri kendimizin yaptığına inanamayız. bazen asla dediğimiz şeyleri yaparken buluruz kendimizi.
esasında her gün hatta her saat değişiyoruz ve kendimiz olmak dediğimiz şey sabit kalmıyor. onunla aramızdaki fark açıldıkça açılıyor. bir zaman sonra etrafta bize biçilen rolü oynamaktan kendimizi kaybediyoruz, unutuyoruz. kimdim ben?neydim ben? derken buluyoruz kendimizi.
sonrası zaten malum;
nedensiz mutsuzluklar silsilesi, gülümserken içimize akan gözyaşları.
devamını gör...
hatıra olsun diye saklanan garip nesneler
kuş tüyü. şehrin meydanında oturmuş kavga ederken bir güvercin çok yakından geçmiş “gruuu” sesi çıkarmıştı. durup gülmüştük bu olaya. sonra ne zaman kavga etsek bir taraf “gruuu” der kavgayı bitirirdi.
devamını gör...
tırnak uzatmak
tırnak uzatmanın bir adabı vardır. kısacıcık olunca cok cirkin duruyor, uzun olunca da çok çabuk pisleniyor ve hoş da durmuyor. ortası tutturulduğu zaman çok güzel tırnaklar ortaya çıkıyor.
devamını gör...
insanın bakış açısını değiştiren şeyler
bu konuda genellikle soyut şeylerden ya da spesifik olaylardan bahsedilir; ölüm, acı, gam, keder, aşk, trafik kazası vs. ben daha somut bir şeyden bahsetmek istiyorum: arkadaş. evet, bir arkadaş insanın hayatını iyi ya da kötü yönde değiştirir. değiştiremese de en kötü ihtimalle ivmelendirir. iyiysen daha iyiye gitmeni, kötüysen kötüleşmeni destekler. uzun zamandır kötü şeylerden bahsettiğimiz için bugün iyi taraftan bakacağız ve konuyu kapatacağız.
hayatta bizi en çok etkileyen faktörlerden biri mesleki tercihlerimiz ve gelişimimizdir. çoğumuzun çektiği en büyük sancı da var olan enerjimizi, çalışma arzumuzu hangi alana yönlendireceğimizi bilemememizdir. sözgelimi finans alanına yönelecek bir insanın önünde bir deniz uzanır. bir mühendisin birçok opsiyonu vardır ve hangi alanda uzmanlaşacağına karar vermekte çok zorlanır. iş deneyimi olmadan bu gerçekten zordur ve iş deneyimi için sizi şöyle bir çıkmaza sokarlar: falanca alanda iki yıl deneyimli. haha, çok ironik bir durumdur bu. deneyim kazanabilmeniz için açılan ilanlar çok kısıtlıdır ve kalanların çoğu da deneyim istemektedir. bu durumun bizde yarattığı motivasyon eksikliğini giderecek olan şey, sizin hayatınızı da değiştirecektir. ihtiyacımız olan bir bakış açısıdır aslında. bu bakış açısını da bir arkadaş, bir akşam yemeğinden sonra, çayınızı yudumlarken söyler size.
insanız, tutkularımız, arzularımız ve hayallerimiz var. bizdeki bu hasletlerin bir yönü, üzerimizde tahakküm kurabilmeleridir. görünürde çok güzel olan tutkularımız da hayallerimiz de bizi zehirliyordur. şöyle somutlaştıralım: sözgelimi farklı kültürlere merakı olan, ülke ülke gezmek isteyen bir insan, tüm odağını bu tutkusunu gerçekleştirmeye yönlendirir. buradan temellenen kişi için iş hayatıyla alakalı görüş, daha fazla boş zaman ve bu boş zamanı takviye edebilecek maddi güçtür. yani kişi daha az çalışarak para kazanmak, var olan standartların üstüne de farklı ülkeleri gezme, konaklama vs. gibi şeylere kaynak ayırabilmek ister. bu yüzden de kısa yoldan para kazanma hevesine kapılır ya da zaman-kazanç dengesini kuramadığı için kendisini sistemin dışına iter. bu büyük risktir ve kişiyi özgüvensiz, başıboş, iki tarafı da yürütememiş bir insan haline getirebilir.
işte bu gibi durumlarda, en büyük ilaç yeni bir bakış açısını kazanmaktır. kişi kendi kendine kaldığında, araştırma yaptığında, genellikle kendi istekleri doğrultusunda okumalar, dinlemeler yapar. farklı görüşleri dinlese de içselleştirmekte zorlanır çünkü tutkularının esiri olmaktadır. bu, hepimizde olan bir şey. farklı bakış açısına sahip bir arkadaş, kendi doğrularıyla, gerçekleriyle size konuşur. bu, bir gün önce ne yaptığını ya da hayatında ne gibi tökezlemeler olduğunu bilmediğiniz falanca gazetecinin size öğrettiğinden daha fazlasını öğretir. çok soyutlaştığının farkındayım, hemen örnekleyelim.
sözgelimi siz bu korkunç karmaşanın içerisindeyken, sistemi sorgularken, arkadaşınız çoktan bu sistemin gerçeklerini kabullenmiş ve buna boyun eğmiştir ve bu kabullenmişlikle bir yol kat etmiştir. en azından sizin kurduğunuz ütopyayı gerçekliğe yansıtmış, oradan kendi bakış açısına göre farklı kazanımlar elde etmiştir. hiç yoktan iyidir anasını satayım. dünyayı dört dönme hayali kurarken, bağcılar'dan beşiktaş'a gidemeyecek duruma gelmekten iyidir ve bu adam bu konumdadır. sizden de bunu tamamen reddetmemenizi, bir nebze kabullenme gerektiğini söyler. beklentilerinizi, taleplerinizi hiç olmazsa hayatı yorumlayış şeklinizi değiştirmenizi söyler size. siz de bu sayede bir durum analizi yapar, bir ona bir kendinize bakarsınız ve gelecekteki adımlarınızı ona göre atarsınız.
bazen arkadaşın bir davranışı, bir güzelliği size bir şey öğretir. sözgelimi sevdiklerine karşı değer bilmez bir halde, iyice çirkinleşmişsinizdir ve ısrarla bu tutumunuzu sürdürüyorsunuzdur. hak ettiğiniz şey esaslı bir terk ediliştir ama şu veya bu sebeple ilişkileriniz devam ediyordur. arkadaşınız da bir zamanlar çok sevdiği bir insanı kaybetmenin acı hatırasını taşımaktadır. siz, iki saat sonra sahilde kız arkadaşınıza türlü zorbalıklar yapacağınız bir buluşma için "2 gibi ayşe ile buluşacağım. bu ara çok tripli, kıracağım kalbini" dediğinizde, bir anda onun dönüp "çözülmeyecek hiçbir sorun yok. sarıl kardeşim, değerini bil. bir gün yollarınız ayrılır, saçlarının kokusunu özlersin" dediğini işitirsiniz. haha, beyin gerçekten çok enteresan çalışır. "saçlarının kokusu" bölümüne takılırsınız. evet, saçları ne güzel kokuyordur. saçları ayşe'nin kokusudur. o kokuyu içinize çekesiniz gelir. gidersiniz ve sarılıp koklarsınız saçlarını. ondan buna uygun, güzel bir yaklaşıö bulursunuz çünkü güzellik güzelliği doğurur. bir gün gidebileceğini düşünürsünüz, ona haksızlık ettiğinizi düşünürsünüz. acaba şu konuda çok mu üzerine gidiyorsunuzdur ? belki de adet dönemlerinde daha ılımlı olmalısınızdır. ilişkinizi daha güzel bir çerçeveye oturtmaya başlarsınız.
işte iyi arkadaş, bu gibi ince nüanslarla dokunur size. sizin için, belki birçokları için sıradan olabilecek kahverengi gözlerinin ne kadar güzel olduğunu anlarsınız. yaşamın bütünüyle bir mücadele yeri olduğunu, meydan okumak için fazla zayıf olduğunuzu anlarsınız. bir yerden başlamak gerektiğini anlarsınız. sizde var olan güzelliklere bir dostunuzun hasretlik çektiğini, onun için her şeyini verebileceğini anlarsınız. dert edilmeyecek şeyleri dert ettiğinizi, davranışlarınızın şımarıklık olduğunu anlarsınız. hayatı biraz olsun okuyabiliyorsanız, arkadaşınızın bir cümlesinin birçok sorunu çözmek için size önemli bir hatırlatma olabileceğini anlarsınız. velhasıl, iyi bir arkadaş hayatınızı değiştirir.
hayatta bizi en çok etkileyen faktörlerden biri mesleki tercihlerimiz ve gelişimimizdir. çoğumuzun çektiği en büyük sancı da var olan enerjimizi, çalışma arzumuzu hangi alana yönlendireceğimizi bilemememizdir. sözgelimi finans alanına yönelecek bir insanın önünde bir deniz uzanır. bir mühendisin birçok opsiyonu vardır ve hangi alanda uzmanlaşacağına karar vermekte çok zorlanır. iş deneyimi olmadan bu gerçekten zordur ve iş deneyimi için sizi şöyle bir çıkmaza sokarlar: falanca alanda iki yıl deneyimli. haha, çok ironik bir durumdur bu. deneyim kazanabilmeniz için açılan ilanlar çok kısıtlıdır ve kalanların çoğu da deneyim istemektedir. bu durumun bizde yarattığı motivasyon eksikliğini giderecek olan şey, sizin hayatınızı da değiştirecektir. ihtiyacımız olan bir bakış açısıdır aslında. bu bakış açısını da bir arkadaş, bir akşam yemeğinden sonra, çayınızı yudumlarken söyler size.
insanız, tutkularımız, arzularımız ve hayallerimiz var. bizdeki bu hasletlerin bir yönü, üzerimizde tahakküm kurabilmeleridir. görünürde çok güzel olan tutkularımız da hayallerimiz de bizi zehirliyordur. şöyle somutlaştıralım: sözgelimi farklı kültürlere merakı olan, ülke ülke gezmek isteyen bir insan, tüm odağını bu tutkusunu gerçekleştirmeye yönlendirir. buradan temellenen kişi için iş hayatıyla alakalı görüş, daha fazla boş zaman ve bu boş zamanı takviye edebilecek maddi güçtür. yani kişi daha az çalışarak para kazanmak, var olan standartların üstüne de farklı ülkeleri gezme, konaklama vs. gibi şeylere kaynak ayırabilmek ister. bu yüzden de kısa yoldan para kazanma hevesine kapılır ya da zaman-kazanç dengesini kuramadığı için kendisini sistemin dışına iter. bu büyük risktir ve kişiyi özgüvensiz, başıboş, iki tarafı da yürütememiş bir insan haline getirebilir.
işte bu gibi durumlarda, en büyük ilaç yeni bir bakış açısını kazanmaktır. kişi kendi kendine kaldığında, araştırma yaptığında, genellikle kendi istekleri doğrultusunda okumalar, dinlemeler yapar. farklı görüşleri dinlese de içselleştirmekte zorlanır çünkü tutkularının esiri olmaktadır. bu, hepimizde olan bir şey. farklı bakış açısına sahip bir arkadaş, kendi doğrularıyla, gerçekleriyle size konuşur. bu, bir gün önce ne yaptığını ya da hayatında ne gibi tökezlemeler olduğunu bilmediğiniz falanca gazetecinin size öğrettiğinden daha fazlasını öğretir. çok soyutlaştığının farkındayım, hemen örnekleyelim.
sözgelimi siz bu korkunç karmaşanın içerisindeyken, sistemi sorgularken, arkadaşınız çoktan bu sistemin gerçeklerini kabullenmiş ve buna boyun eğmiştir ve bu kabullenmişlikle bir yol kat etmiştir. en azından sizin kurduğunuz ütopyayı gerçekliğe yansıtmış, oradan kendi bakış açısına göre farklı kazanımlar elde etmiştir. hiç yoktan iyidir anasını satayım. dünyayı dört dönme hayali kurarken, bağcılar'dan beşiktaş'a gidemeyecek duruma gelmekten iyidir ve bu adam bu konumdadır. sizden de bunu tamamen reddetmemenizi, bir nebze kabullenme gerektiğini söyler. beklentilerinizi, taleplerinizi hiç olmazsa hayatı yorumlayış şeklinizi değiştirmenizi söyler size. siz de bu sayede bir durum analizi yapar, bir ona bir kendinize bakarsınız ve gelecekteki adımlarınızı ona göre atarsınız.
bazen arkadaşın bir davranışı, bir güzelliği size bir şey öğretir. sözgelimi sevdiklerine karşı değer bilmez bir halde, iyice çirkinleşmişsinizdir ve ısrarla bu tutumunuzu sürdürüyorsunuzdur. hak ettiğiniz şey esaslı bir terk ediliştir ama şu veya bu sebeple ilişkileriniz devam ediyordur. arkadaşınız da bir zamanlar çok sevdiği bir insanı kaybetmenin acı hatırasını taşımaktadır. siz, iki saat sonra sahilde kız arkadaşınıza türlü zorbalıklar yapacağınız bir buluşma için "2 gibi ayşe ile buluşacağım. bu ara çok tripli, kıracağım kalbini" dediğinizde, bir anda onun dönüp "çözülmeyecek hiçbir sorun yok. sarıl kardeşim, değerini bil. bir gün yollarınız ayrılır, saçlarının kokusunu özlersin" dediğini işitirsiniz. haha, beyin gerçekten çok enteresan çalışır. "saçlarının kokusu" bölümüne takılırsınız. evet, saçları ne güzel kokuyordur. saçları ayşe'nin kokusudur. o kokuyu içinize çekesiniz gelir. gidersiniz ve sarılıp koklarsınız saçlarını. ondan buna uygun, güzel bir yaklaşıö bulursunuz çünkü güzellik güzelliği doğurur. bir gün gidebileceğini düşünürsünüz, ona haksızlık ettiğinizi düşünürsünüz. acaba şu konuda çok mu üzerine gidiyorsunuzdur ? belki de adet dönemlerinde daha ılımlı olmalısınızdır. ilişkinizi daha güzel bir çerçeveye oturtmaya başlarsınız.
işte iyi arkadaş, bu gibi ince nüanslarla dokunur size. sizin için, belki birçokları için sıradan olabilecek kahverengi gözlerinin ne kadar güzel olduğunu anlarsınız. yaşamın bütünüyle bir mücadele yeri olduğunu, meydan okumak için fazla zayıf olduğunuzu anlarsınız. bir yerden başlamak gerektiğini anlarsınız. sizde var olan güzelliklere bir dostunuzun hasretlik çektiğini, onun için her şeyini verebileceğini anlarsınız. dert edilmeyecek şeyleri dert ettiğinizi, davranışlarınızın şımarıklık olduğunu anlarsınız. hayatı biraz olsun okuyabiliyorsanız, arkadaşınızın bir cümlesinin birçok sorunu çözmek için size önemli bir hatırlatma olabileceğini anlarsınız. velhasıl, iyi bir arkadaş hayatınızı değiştirir.
devamını gör...
ilkokulun vazgeçilmezleri
öğretmenim, saçımı çekti.
devamını gör...
grup vitamin
gökhan semiz'in anısına bir şarkıları vardır. onun vefatı sonrası zaten grup ruhen dağılmıştır.
bizim de yüreğimizin sol kapağı burkuldu...
bizim de yüreğimizin sol kapağı burkuldu...
devamını gör...
kibir
her şeyi ziyan edendir kibir. varlığı beterdir. nice üzülürüm ki kibirli insana vah haline...
devamını gör...
the criterion collection
the criterion collection şirketinin sinema tarihinin önemli filmlerini gerek yeniden tasarlayarak, gerek kapaklarını koleksiyon halinde sunarak piyasaya sürdüğü bir kitap. kitap içinde kült filmlere dair çeşitli ilüstrasyonlar da bulunuyor. hepsiyle birlikte tam 360 sayfadır.
meselaaaa, charlie chaplin'in modern times'ı
meselaaaa, charlie chaplin'in modern times'ı
devamını gör...
68 65 78 61 64 65 63 69 6d 61 6c
büyü mü yapıyorsunuz.
devamını gör...