normal sözlük yazarlarının hissettikleri
21. yy'da varlığımın kokuştuğunu aynaya bakmadan görebiliyorum. artık bir kanalizasyon faresinin dedikodularına bile konu olamıyorum. odamdaki kılıç çiçeği tozlanmış, balıklarımın yemini vermeyi unutmuşum gibi hissediyorum. en yakın arkadaşımı kaybetmiş ,aslında hiç bulamadığını anlayamamışım gibi. kulaklığımı düşürdüğüm koltuk kenarına geçen sene bıraktığım umutlarımı çorabımın teki ile birlikte bulmama vesile olduğu için teşekkür ediyorum. camımın önündeki menekşeler solmuş, kumrular artık şafakta penceremi ziyaret etmez olmuş. sivri dilim bile kesmez olmuş tenimin nemini. var neyleyim sensiz bedenimi. zat-ı muhterem tekilim, şahtı şahbaz gönlümün ehval'i olmuş.
sirtaki yapmak isteyen bir palyoçaya minnetlerim bunlar. kalk hadi -
rakı içelim,
çifte telli oynayalım,
mutlu olalım.
sirtaki yapmak isteyen bir palyoçaya minnetlerim bunlar. kalk hadi -
rakı içelim,
çifte telli oynayalım,
mutlu olalım.
devamını gör...
dirhem
birleşik arap emirlikleri'nde kullanılan para biriminin ismi.
devamını gör...
bir daha mı geleceğiz dünyaya hareketleri
alışverişte aynı elbisenin 2 farklı rengini de beğenip ikisini de alınca vicdanımı rahatlatmak için bu cümleyi kuruyorum.
devamını gör...
iğde ağacı
çok su aramaması ve topraktaki azotu iyi depolayabilmesinden dolayı bahçelerde rahatlıkla yetişen ağaçtır. dikenli dalları ve erozyona karşı güçlü yapısı nedeniyle toprak kayması riski bulunan dik yükseltideki bölgelerde tercih edilir. 60 - 70 yıl kadar ömrü vardır.
devamını gör...
dinlemekten bıkmayacağınız şarkılar
muhteşem dil ispanyolca'dan şahane klasik.tüm zamanların en iyisi.
devamını gör...
müselsel
bir zincir gibi birbirine bağlı olan, arka arkaya gelen.
devamını gör...
american pie
senaryosu adam herz tarafından yazılan, yönetmenliğini chris & paul weitz'in yaptığı 4 ana ve 4 yan filmden oluşan ilki 1999'da çekilen film serisidir.başrollerinde jason biggs,seann william scott,shannon elizabeth ve how ı met your mother dizisinden de tanıdığımız alyson hannigan paylaşmaktadır. film tipik bir amerikan absürd gençlik komedisi'dir.
en dikkat çeken karakter seann william scott'ın oynadığı stiffler karakteridir,boş zamanlarda gülmek için izlenebilecek fazla bir mesaj beklenmemesi gerekn komedi filmidir diyebiliriz.
en dikkat çeken karakter seann william scott'ın oynadığı stiffler karakteridir,boş zamanlarda gülmek için izlenebilecek fazla bir mesaj beklenmemesi gerekn komedi filmidir diyebiliriz.
devamını gör...
sayısal vs sözel
bana göre birinin diğerine üstünlüğü olmayandır. fakat ülkemizde sözel bölümün çok küçümsendiğini düşünüyorum.
devamını gör...
at
1982 yapımı bir ali özgentürk filmi. türk sinemasının gizli hazinelerinden biri. izlerken ağladığımı hatırlıyorum. filmin başında toprağı kazan mezarcının söyledikleri filmin nasıl bir tonu olduğunu gösterir niteliktedir:
"aç tepeyi, göm fukarayı
her gün ölüyorlar
sinekler gibi yapışıyorlar mezarın dibine
yok, yer yok
aç tepeyi, göm fukarayı
dirisi kaç para etti ki ölüsü para etsin
aç tepeyi, göm fukarayı."
"aç tepeyi, göm fukarayı
her gün ölüyorlar
sinekler gibi yapışıyorlar mezarın dibine
yok, yer yok
aç tepeyi, göm fukarayı
dirisi kaç para etti ki ölüsü para etsin
aç tepeyi, göm fukarayı."
devamını gör...
clash of clans
hala oynarım. 4 tane hesabım bir de klanım var. aşırı bağımlılık yapan bir oyun.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
benim adım illiyetilezilyet..
sen de bana cevap verecek nerde kabiliyet..
sen sen ol büyüğüne laf atma..
aşık bu.. gidip gelip su yolu yapma..
sen de bana cevap verecek nerde kabiliyet..
sen sen ol büyüğüne laf atma..
aşık bu.. gidip gelip su yolu yapma..
devamını gör...
ilk bilgisayar kullanımında yapılan mallıklar
fişini takıp açılmasını beklemek. daha ötesi yok sanırım.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bu günlerde çok ağlıyorum. ama öyle sıradan bir çok değil. iki damla düşmeli, hemen silmeli değil. dakikalarca hatta saatlerce.. yüreğim biraz hasta, ağır aksak nefesi dolduruyor.. tabii nefesleri verirken kalbimde ince bir sızı oluyor..
hiç dinmez mi gözyaşı? acı hiç bitmez mi?
kan tükürüyorum bir zaman, bir zaman önümde yığın olmuş peçeteleri dağıtıyorum. çığlıklarımı duymasınlar diye yastıkla kendimi boğarcasına savaşıyorum.
oysa kurtuluş vakti gelmişti hani? hani özgürlüğün vuslatını yakalamıştım..
bilmiyorum.. "nedenlerin içinde kaybolan bedenler." hah bu. ama bak bundan sonrası çok tehlikeli..
yürüyemiyorum son birkaç aydır. vücudumda yaralar çıkıyor kendi kendine. neden oluyor bilmiyorum. bir sabah uyanıyorum mesela, ellerim de bacaklarım da yaralar. yorganım kan olmuş. anlam veremiyorum. kurtulamıyorum da. ben bilinmezliğin içindeyim bir süredir. neyse bir sigara daha? hah o olur işte.
hiç dinmez mi gözyaşı? acı hiç bitmez mi?
kan tükürüyorum bir zaman, bir zaman önümde yığın olmuş peçeteleri dağıtıyorum. çığlıklarımı duymasınlar diye yastıkla kendimi boğarcasına savaşıyorum.
oysa kurtuluş vakti gelmişti hani? hani özgürlüğün vuslatını yakalamıştım..
bilmiyorum.. "nedenlerin içinde kaybolan bedenler." hah bu. ama bak bundan sonrası çok tehlikeli..
yürüyemiyorum son birkaç aydır. vücudumda yaralar çıkıyor kendi kendine. neden oluyor bilmiyorum. bir sabah uyanıyorum mesela, ellerim de bacaklarım da yaralar. yorganım kan olmuş. anlam veremiyorum. kurtulamıyorum da. ben bilinmezliğin içindeyim bir süredir. neyse bir sigara daha? hah o olur işte.
devamını gör...
duyguların bulaşıcı olması
katılmadığım başlık.
öfkesi olanı gören, öfkelenmez.
bulaşıcı olan gülümsemektir.
öfkesi olanı gören, öfkelenmez.
bulaşıcı olan gülümsemektir.
devamını gör...
türkiye'den seri katil çıkmaması
seri katilimiz eksikti zaten. ülkede her çeşit parazit canlı var, bırakalım katilimiz de eksik olsun.
ayrıca seri katil deyince hiç aklınıza soğuk amerikan filmleri gelmesin. gerçek hayatta durum daha farklı oluyor.
t: şaşırtıcı ama güzel bir durum.
ayrıca seri katil deyince hiç aklınıza soğuk amerikan filmleri gelmesin. gerçek hayatta durum daha farklı oluyor.
t: şaşırtıcı ama güzel bir durum.
devamını gör...
bram stoker's dracula
öncelikle belirtmem gerekir ki, romanı iki kez bitirmiş birisi olarak bu filmi övmekten çok yermek istiyorum.
filmin kitapla bağı olduğu kadar alakası olmayan çok fazla kısmı da mevcut. en başta film ciddi anlamda doyuymuyor, iki saati birkaç dakika geçmiş süreye sahip bu filmin daha doyurucu olmasını bekliyorsunuz ama ilk kırk dakikada zaten her şey oldu bittiye geliyor. dahası da, tiyatral olma kısmı o kadar zorlanmış ki, birçok insanın aksine gary oldman'ın drakula rolünü hiç beğenmedim. kitaptaki drakula ile filmdekinin arasında dağlar kadar büyük farklar mevcut, filmi izler iken defalarca "hani bram stoker'ın drakulasıydı lan bu?!" diye serzenişlerde bulundum.
evet sahne genişleri, gotik atmosfer, müzikler, oyuncuların kıyafetleri, şehir dekoru insanı ciddi anlamda içine çekiyor ama bu filmde nedense bir o kadar itici bir şey de mevcut idi, sanıyorum ki kitap ile olan alakasız kısımlar yüzünden istediğimi, doğrusu beklediğimi bulamadım.
bir zamandan sonra insan ister istemez, "ulan bram stoker'ın kan donduran, gerim gerim geren, bir sonraki sayfada acaba ne olacak diye fırtınalar kopardığın romanı siz nasıl olur da vıcık bir aşk filmine çevirebilirsiniz?!" diye düşünüyor, lakin ne zaman bir filmde bunun gibi bol yıldıza denk gelsem, o filmden istediğimi bulamadığımı fark ediyorum, beklediğimi alamıyorum.
en iyi uyarlanan dracula eseri olmasına ise sözüm ona gülüyorum bazen. 1958 yapım dracula çok çok çok daha iyi uyarlanmış bir eserdi, ek olarak filmi izleyenler bilirler, winona ile sinemadayken bir film izliyorlar ya, o film 1931 yapım, tod browning'in drakulası ki o en şahanesi... aynı zamanda en "doğru" uyarlananı. doğru kelimesi yanlış aslında, en "sadık" uyarlananı!
ayrıca tod browning'i nereden biliyoruz? kendisi mark the vampir isminde müthişin de ötesinde bir vampir filminin yönetmenidir. bu tarz gotik korku öykülerini sinemaya dökecek iseniz, ford coppola gibi gişe odaklı hollywood yönetmenlerini değil de, gotik korku öğeleriyle bezenmiş filmler çeken yönetmenlere vermek lazım.
şu an aşırı gaza geldim, gidip üçüncü kez romanı bitireceğim.
çok yaşa bram stoker!
allah belanı versin francis ford coppola!
filmin kitapla bağı olduğu kadar alakası olmayan çok fazla kısmı da mevcut. en başta film ciddi anlamda doyuymuyor, iki saati birkaç dakika geçmiş süreye sahip bu filmin daha doyurucu olmasını bekliyorsunuz ama ilk kırk dakikada zaten her şey oldu bittiye geliyor. dahası da, tiyatral olma kısmı o kadar zorlanmış ki, birçok insanın aksine gary oldman'ın drakula rolünü hiç beğenmedim. kitaptaki drakula ile filmdekinin arasında dağlar kadar büyük farklar mevcut, filmi izler iken defalarca "hani bram stoker'ın drakulasıydı lan bu?!" diye serzenişlerde bulundum.
evet sahne genişleri, gotik atmosfer, müzikler, oyuncuların kıyafetleri, şehir dekoru insanı ciddi anlamda içine çekiyor ama bu filmde nedense bir o kadar itici bir şey de mevcut idi, sanıyorum ki kitap ile olan alakasız kısımlar yüzünden istediğimi, doğrusu beklediğimi bulamadım.
bir zamandan sonra insan ister istemez, "ulan bram stoker'ın kan donduran, gerim gerim geren, bir sonraki sayfada acaba ne olacak diye fırtınalar kopardığın romanı siz nasıl olur da vıcık bir aşk filmine çevirebilirsiniz?!" diye düşünüyor, lakin ne zaman bir filmde bunun gibi bol yıldıza denk gelsem, o filmden istediğimi bulamadığımı fark ediyorum, beklediğimi alamıyorum.
en iyi uyarlanan dracula eseri olmasına ise sözüm ona gülüyorum bazen. 1958 yapım dracula çok çok çok daha iyi uyarlanmış bir eserdi, ek olarak filmi izleyenler bilirler, winona ile sinemadayken bir film izliyorlar ya, o film 1931 yapım, tod browning'in drakulası ki o en şahanesi... aynı zamanda en "doğru" uyarlananı. doğru kelimesi yanlış aslında, en "sadık" uyarlananı!
ayrıca tod browning'i nereden biliyoruz? kendisi mark the vampir isminde müthişin de ötesinde bir vampir filminin yönetmenidir. bu tarz gotik korku öykülerini sinemaya dökecek iseniz, ford coppola gibi gişe odaklı hollywood yönetmenlerini değil de, gotik korku öğeleriyle bezenmiş filmler çeken yönetmenlere vermek lazım.
şu an aşırı gaza geldim, gidip üçüncü kez romanı bitireceğim.
çok yaşa bram stoker!
allah belanı versin francis ford coppola!
devamını gör...
vektörel büyüklük
başlangıç noktası, yönü ve doğrultusu olan nicelikler için kullanılan terim. hız, ivme, kuvvet, manyetik alan gibi...
devamını gör...
milyon dolarlar kazanıldığında alınacak ilk şey
gidip lc waikiki'den ne bulursam alacağım. kasiyer yarım saat paketlemekle uğraşacak. sonra ödeyince de her elemana 1000$ da bahşiş atacağım.
devamını gör...
