kötü oda arkadaşı
ılk univeristemde yurtta kalirken 4 kisi bir fare deliginde yasamaya calisiyorduk. oda arkadaslarimdan birisi o kadar pistiki yedigi elmanin kalan kismini masasinin uzerinde yaklasik 12 gun bekletmisti. bu sadece basit bir ornek.temizlemeye gelen ablalar artik bunun pisliklerinden illallah ediyordu. kendisi bir de seramik muhendisligi diye bir bolum okuyordu bana boyle biseyin muhendisliginin olmasi bile acayip geliyordu. neyse bu arkadas vize final donemi odanin resmen irzina gecip her yeri toza camura buluyordu.
ben de bir koseye tüneyip her aksam ben nasil bir günah isledim de boyle bir bok cukurunun icinde dustum diye dusunuyordumki bir gece biraktim okulu gittim evime oooh mis.
ben de bir koseye tüneyip her aksam ben nasil bir günah isledim de boyle bir bok cukurunun icinde dustum diye dusunuyordumki bir gece biraktim okulu gittim evime oooh mis.
devamını gör...
sen çok tatlısın
karşıdaki kişiyi yakışıklı/güzel bulmadığımızda kullanarak işin içinden sıyrıldığımız söz grubudur.
devamını gör...
son zamanlarda yazarların diline dolanmış şarkı
devamını gör...
erkeklerin zeki kadın sevmemesi
sevmemesi değildir o, başedemiyordur, yetebilse öyle bir severdi ki.. ama erkeklerin %99,999 unun (hala 0,001 umudum var demekki) fiziksel sisteminde, kadınların sistemiyle uyumlu ilerleyemeyen :) bir beyin-vücut, hız-ritm kontrol problemi var..
çok isterdim bu yazdığım tanımın, resmini yapabilseydim keşke :))
*bu tanıma bile yetemeyenler olmuş,
"kalp ritmiyle ne alakası var" diyor
arkadaş, ritm diyince tek bildiği kalp olan
bir insan, nede cesur.. anlamadığını
anlayan bir insanla tartışmaya giriyor..
açıklamayı açıklamak ne acı..
yazar burada, erkeklerin beyinlerinden
önde koşan bir vücutları olduğunu, ve
bu durumun, daha kontrol aşamasını
beceremediklerinden, kadınlar için
yetersiz olduklarını söylüyor..
*yani %99,999 için bu böyle..
çok isterdim bu yazdığım tanımın, resmini yapabilseydim keşke :))
*bu tanıma bile yetemeyenler olmuş,
"kalp ritmiyle ne alakası var" diyor
arkadaş, ritm diyince tek bildiği kalp olan
bir insan, nede cesur.. anlamadığını
anlayan bir insanla tartışmaya giriyor..
açıklamayı açıklamak ne acı..
yazar burada, erkeklerin beyinlerinden
önde koşan bir vücutları olduğunu, ve
bu durumun, daha kontrol aşamasını
beceremediklerinden, kadınlar için
yetersiz olduklarını söylüyor..
*yani %99,999 için bu böyle..
devamını gör...
karton toplayan babaya sokağa çıkma yasağı cezası
karton toplayan adam çocuk sahibi olmaya layık değil. ölsün. ülkenin yarısı ölsün belki o zaman çocuk yapmaya layık olanlar kalır geriye.
ha bu arada arkadaşlar ne oldum değil ne olacağım sözünü düşünün. bugün milyonluk olup 3 çocuğa bakabilecek insan yarın iflas edip sıfırı çekebilir. yani aşırı büyük konuşmalar yapmadan önce bir düşünün. düşünün sadece.
ha bu arada arkadaşlar ne oldum değil ne olacağım sözünü düşünün. bugün milyonluk olup 3 çocuğa bakabilecek insan yarın iflas edip sıfırı çekebilir. yani aşırı büyük konuşmalar yapmadan önce bir düşünün. düşünün sadece.
devamını gör...
kayıp el
bir martin mcdonagh oyunudur.

bir yazar olarak dehasına hayran olduğum martin mcdonagh’ın yazdığı yastık adam oyununu izlemiş ve çok beğenmiştim. kayıp el de en az yastık adam kadar etkileyici bir öykü. yazar olarak three billboards outside ebbing missouri ve in bruges’i de yazmıştır martin mcdonagh.
filmde yirmi yedi yıl önce birileri tarafından eli kesilen carmichael’in o eli arama hikayesi anlatılıyor. carmichael’in batının hızlı kovboyu ve hayattan vazgeçmiş adam görüntüsü ve tavırları gerçekten etkileyiciydi.
martin mcdonagh’ın bütün hikayelerinde olduğu gibi kayıp el’de de bir dehşet duygusuna kapılmadan edemiyor izleyenler. küçük yaşta elleri kesilen bir adamın o eli aramak için girdiği kapkaranlık hikaye.
oyundaki diğer oyuncular da muhteşemdi ama adını hatırlamıyorum fakat toby isimli torbacıyı canlandıran oyuncuyu ayakta ve dakikalarca alkışladığımı hatırlıyorum. çünkü muhteşem bir performanstı. toby afro-amerikalı bir ot satıcısı idi oyunda ve onu canlandıran beyaz bir adamdı ancak ben en ufak bir şüphe duymadan onun siyahi bir adam olduğuna inandım.
oyun çıkışında her üzerimde derin bir martin mcdonagh etkisi hissettim. geçmişten gelen vahşetin ruhuma yaptığı derin işkencelerle.

bir yazar olarak dehasına hayran olduğum martin mcdonagh’ın yazdığı yastık adam oyununu izlemiş ve çok beğenmiştim. kayıp el de en az yastık adam kadar etkileyici bir öykü. yazar olarak three billboards outside ebbing missouri ve in bruges’i de yazmıştır martin mcdonagh.
filmde yirmi yedi yıl önce birileri tarafından eli kesilen carmichael’in o eli arama hikayesi anlatılıyor. carmichael’in batının hızlı kovboyu ve hayattan vazgeçmiş adam görüntüsü ve tavırları gerçekten etkileyiciydi.
martin mcdonagh’ın bütün hikayelerinde olduğu gibi kayıp el’de de bir dehşet duygusuna kapılmadan edemiyor izleyenler. küçük yaşta elleri kesilen bir adamın o eli aramak için girdiği kapkaranlık hikaye.
oyundaki diğer oyuncular da muhteşemdi ama adını hatırlamıyorum fakat toby isimli torbacıyı canlandıran oyuncuyu ayakta ve dakikalarca alkışladığımı hatırlıyorum. çünkü muhteşem bir performanstı. toby afro-amerikalı bir ot satıcısı idi oyunda ve onu canlandıran beyaz bir adamdı ancak ben en ufak bir şüphe duymadan onun siyahi bir adam olduğuna inandım.
oyun çıkışında her üzerimde derin bir martin mcdonagh etkisi hissettim. geçmişten gelen vahşetin ruhuma yaptığı derin işkencelerle.
devamını gör...
geyikli gece
turgut uyar'ın bu enfes şiirinin tamamı şöyledir:
halbuki korkulacak hiç bir şey yoktu ortalıkta
her şey naylondandı o kadar
ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı.
ama geyikli geceyi bulmadan önce
hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk
geyikli geceyi hep bilmelisiniz
yeşil ve yabani uzak ormanlarda
güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan
hepimizi vakitten kurtaracak
bir yandan toprağı sürdük
bir yandan kaybolduk
gladyatörlerden ve dişlilerden
ve büyük şehirlerden
gizleyerek yahut döğüşerek
geyikli geceyi kurtardık
evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
üç ev görsek bir şehir sanıyorduk
üç güvercin görsek meksika geliyordu aklımıza
caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları
kadınların kocalarını aramasını seviyorduk
sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz
bilir bilmez geyikli gece yüzünden
"geyikli gecenin arkası ağaç
ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü
çatal boynuzlarında soğuk ayışığı"
ister istemez aşkları hatırlatır
eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş
şimdi de var biliyorum
bir seviniyorum düşündükçe bilseniz
dağlarda geyikli gecelerin en güzeli
hiçbir şey umurumda değil diyorum
aşktan ve umuttan başka
bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı
belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor
biliyorum gemiler götüremez
neonlar ve teoriler ısıtamaz yanını yöresini
örneğin manastır'da oturur içerdik iki kişi
ya da yatakta sevişirdik bir kadın bir erkek
öpüşlerimiz gitgide ısınırdı
koltukaltlarımız gitgide tatlı gelirdi
geyikli gecenin karanlığında
aldatıldığımız önemli değildi yoksa
herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak
gümüş semaverleri ve eski şeyleri
salt yadsımak için sevmiyorduk
kötüydük de ondan mi diyeceksiniz
ne iyiydik ne kötüydük
durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa
başta ve sonda ayrı ayrı olduğumuzdandı
ama ne varsa geyikli gecede idi
bir bilseniz avuçlarınız terlerdi heyecandan
bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda
kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında
büyük otellerin önünde garipsiyorduk
çaresizliğimiz böylesine kolaydı işte
hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız
örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk
yahut bir adam bıçaklasak
yahut sokaklara tükürsek
ama en iyisi çeker giderdik
gider geyikli gecede uyurduk
"geyiğin gözleri pırıl pırıl gecede
imdat ateşleri gibi ürkek telaşlı
sultan hançerleri gibi ayışığında
bir yanında üstüste üstüste kayalar
öbür yanında ben"
ama siz zavallısınız ben de zavallıyım
eskimiş şeylerle avunamıyoruz
domino taşları ve soğuk ikindiler
çiçekli elbiseleriyle yabancı kalabalık
gölgemiz tortop ayakucumuzda
sevinsek de sonunu biliyoruz
borçları kefilleri ve bonoları unutuyorum
ikramiyeler bensiz çekiliyor dünyada
daha ilk oturumda suçsuz çıkıyorum
oturup esmer bir kadını kendim için yıkıyorum
iyice kurulamıyorum saçlarını
bir bardak şarabı kendim için içiyorum
"halbuki geyikli gece ormanda
keskin mavi ve hışırtılı
geyikli geceye geçiyorum"
uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum.
halbuki korkulacak hiç bir şey yoktu ortalıkta
her şey naylondandı o kadar
ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı.
ama geyikli geceyi bulmadan önce
hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk
geyikli geceyi hep bilmelisiniz
yeşil ve yabani uzak ormanlarda
güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan
hepimizi vakitten kurtaracak
bir yandan toprağı sürdük
bir yandan kaybolduk
gladyatörlerden ve dişlilerden
ve büyük şehirlerden
gizleyerek yahut döğüşerek
geyikli geceyi kurtardık
evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
üç ev görsek bir şehir sanıyorduk
üç güvercin görsek meksika geliyordu aklımıza
caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları
kadınların kocalarını aramasını seviyorduk
sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz
bilir bilmez geyikli gece yüzünden
"geyikli gecenin arkası ağaç
ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü
çatal boynuzlarında soğuk ayışığı"
ister istemez aşkları hatırlatır
eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş
şimdi de var biliyorum
bir seviniyorum düşündükçe bilseniz
dağlarda geyikli gecelerin en güzeli
hiçbir şey umurumda değil diyorum
aşktan ve umuttan başka
bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı
belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor
biliyorum gemiler götüremez
neonlar ve teoriler ısıtamaz yanını yöresini
örneğin manastır'da oturur içerdik iki kişi
ya da yatakta sevişirdik bir kadın bir erkek
öpüşlerimiz gitgide ısınırdı
koltukaltlarımız gitgide tatlı gelirdi
geyikli gecenin karanlığında
aldatıldığımız önemli değildi yoksa
herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak
gümüş semaverleri ve eski şeyleri
salt yadsımak için sevmiyorduk
kötüydük de ondan mi diyeceksiniz
ne iyiydik ne kötüydük
durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa
başta ve sonda ayrı ayrı olduğumuzdandı
ama ne varsa geyikli gecede idi
bir bilseniz avuçlarınız terlerdi heyecandan
bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda
kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında
büyük otellerin önünde garipsiyorduk
çaresizliğimiz böylesine kolaydı işte
hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız
örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk
yahut bir adam bıçaklasak
yahut sokaklara tükürsek
ama en iyisi çeker giderdik
gider geyikli gecede uyurduk
"geyiğin gözleri pırıl pırıl gecede
imdat ateşleri gibi ürkek telaşlı
sultan hançerleri gibi ayışığında
bir yanında üstüste üstüste kayalar
öbür yanında ben"
ama siz zavallısınız ben de zavallıyım
eskimiş şeylerle avunamıyoruz
domino taşları ve soğuk ikindiler
çiçekli elbiseleriyle yabancı kalabalık
gölgemiz tortop ayakucumuzda
sevinsek de sonunu biliyoruz
borçları kefilleri ve bonoları unutuyorum
ikramiyeler bensiz çekiliyor dünyada
daha ilk oturumda suçsuz çıkıyorum
oturup esmer bir kadını kendim için yıkıyorum
iyice kurulamıyorum saçlarını
bir bardak şarabı kendim için içiyorum
"halbuki geyikli gece ormanda
keskin mavi ve hışırtılı
geyikli geceye geçiyorum"
uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum.
devamını gör...
beni ırgalamaz
ben hep 50 liralık alıyorum" diyen adamın hayat felsefesi olan söz.
devamını gör...
keşkek
benim yaşadığım yörede bilinen, tüketilen bir yemek değil. bu yüzden ilk defa yediğimde üniversitede idim. erkek arkadaşımla mersin'e tatile gittiğimizde halasının da orada yazlığı varmış ve bizi ısrarla yemeğe davet etmişti. bütün gün yüzmüşüz, güneşin altında yürümüşüz falan öyle bir acıkmışım ki masayı kemirecek haldeyim. bunu da laf arasında söylemiş bulundum. sofraya oturduk, yemek geldi önüme koyuldu.
ben tabağa bakıyorum tabak bana bakıyor. çok afedersiniz çiğnenip çıkartılmış kedi maması ile bebek lapası arası bir şeyle göz gözeyiz.
yani şöyle bir şey kendisi:

aç değilim diyip masadan kalkmam mümkün değil az önce çok acıktığımızı dile getirdik. yapacak bir şey yok. yumdum gözümü, işkenceye hazır bir halde ilk lokmayı ağzıma atmamla yemeğe yumulmam bir oldu. kaç tabak yedim hatırlamıyorum.
yok böyle bir lezzet!
gerçekten uzun saatler boyunca dövülerek yapılan kırmızı etli keşkeğin köpeğiyim.
ben tabağa bakıyorum tabak bana bakıyor. çok afedersiniz çiğnenip çıkartılmış kedi maması ile bebek lapası arası bir şeyle göz gözeyiz.
yani şöyle bir şey kendisi:

aç değilim diyip masadan kalkmam mümkün değil az önce çok acıktığımızı dile getirdik. yapacak bir şey yok. yumdum gözümü, işkenceye hazır bir halde ilk lokmayı ağzıma atmamla yemeğe yumulmam bir oldu. kaç tabak yedim hatırlamıyorum.
yok böyle bir lezzet!
gerçekten uzun saatler boyunca dövülerek yapılan kırmızı etli keşkeğin köpeğiyim.
devamını gör...
arı
yıllar önce, uyuz alt kat komşumuzun, balkonda petekli bal sakladığı bir sıra, o balkonu bulamayan az akıllılarının bizim balkonda fink atanları.
bir gün, bir tanesini haşin bir gazete darbesi ile yere serdim.
kızlardeşim sen git, yalınayak o arının üzerine bas. öyle bir çığlık attı öyle bir çığlık attı. arı kardeş öldükten sonra da sokabiliyormuş onu öğrendik.
kardeşimin 3 gün okula gidemedi.
büyükler bana çok kızdı.
o gün bu gün, öldürdüğüm arıyı en yakın
çöpe atarım.
bir gün, bir tanesini haşin bir gazete darbesi ile yere serdim.
kızlardeşim sen git, yalınayak o arının üzerine bas. öyle bir çığlık attı öyle bir çığlık attı. arı kardeş öldükten sonra da sokabiliyormuş onu öğrendik.
kardeşimin 3 gün okula gidemedi.
büyükler bana çok kızdı.
o gün bu gün, öldürdüğüm arıyı en yakın
çöpe atarım.
devamını gör...
yazarların whatsapp’tan attığı son mesaj
"haa tamam abi".
arkadaşımla bir konu üzerine konuşurken bana, konuyu anladığını belirten bu mesajı atmıştı.
tanım: en son aldığımız whatsapp mesajını paylaştığımız başlık.
arkadaşımla bir konu üzerine konuşurken bana, konuyu anladığını belirten bu mesajı atmıştı.
tanım: en son aldığımız whatsapp mesajını paylaştığımız başlık.
devamını gör...
gül suyu
orijinalini bulursanız kullanabileceğiniz en iyi cilt toniğini bulmuş olursunuz. ayrıca içine ekleyeceğiniz şeker ve filtre kahve ile dudak peelingi yapabilir ve dudaklarınıza dolgunlaştırıcı etkisi verebilirsiniz. sonrasında hindistan cevizi yağı ile nemlendirmeyi unutmamak gerekir. sağlıklı cilt bakımı için entrylerimiz devam edecektir.
tanım: gül bitkisinden elde edilen, birtakım tatlılarda da kullanımı olan güzel kokulu cilt bakım ürünü.
tanım: gül bitkisinden elde edilen, birtakım tatlılarda da kullanımı olan güzel kokulu cilt bakım ürünü.
devamını gör...
başkasının başarısızlığıyla mutlu olan insan
başarıya giden yolun başkalarını ezmekten geçtiğini düşünür. oysa ki dünya kocaman ve herkese yer var.
devamını gör...
yeni nesil gençlerde konser kültürünün olmaması
ekonomiyle alakalı bir durum. şehrime sagopa kajmer geliyor bilet fiyatları çok pahalı. cüzdanımda olan para yetiyor ama konsere gidersem diğer temel şeyleri karşılayamam.
eskiden festivaller olurdu. çadırda sevişip rock dinlerdik, hem ucuz olurdu, hem eğlenceli. şimdi onlar kalmadı. dolayısıyla yeni nesil veya eski nesil konserlere gidemiyor.
bir konsere gidince alkol alıyorsanız 400 lük oluyorsunuz.
eskiden festivaller olurdu. çadırda sevişip rock dinlerdik, hem ucuz olurdu, hem eğlenceli. şimdi onlar kalmadı. dolayısıyla yeni nesil veya eski nesil konserlere gidemiyor.
bir konsere gidince alkol alıyorsanız 400 lük oluyorsunuz.
devamını gör...
eski sevgilinin evlenmesi
normal olan olay. sende evleneceksin bir gün o da. önemli olan sevgilinken evlenmesin.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük! kalktım filtre kahvemi koydum ardından da geniş bir cumartesi kahvaltısı yaparım demek isterdim ama hayatlar ve hayaller maalesef. geldim gene çalışıyorum. uyuyana, çalışana, ayılana, bayılana güzel bir cumartesi diliyorum. istanbul'da hava güzel olacağa benziyor. hemen kanınız bitlenmesin atmayın sokağa kendinizi. corona is stil here...
devamını gör...
kitabevi gezip internetten kitap alan tip
tip olduğumu öğrendiğim başlık. evet evet o başlık. ve tipim. ne vardı?..
1- internette daha ucuz,
2- kitabevi gezmek bir hobimdir. bırakamam.
1- internette daha ucuz,
2- kitabevi gezmek bir hobimdir. bırakamam.
devamını gör...


