son zamanlarda wikipedia'dan kopyala-yapıştır yapan yazarların türediği kategoridir.
devamını gör...

güneyden esen rüzgara verilen isimdir. ayrıca, kâbe istikametine de verilen addır.
devamını gör...

bu başlığı ve bu üslubu gördükten sonra kim burada yazar olmak ister ki?
küfür yokmuş, hah! ama küfür yerine geçer bazı sözcükler.
devamını gör...

en başta dizinin müziğidir. hala da müzik listem de durur.
komşu kızı

bora akkaş hayranlığım yüzünden sevdiceğine "davşanım" diye hitap etmesi, zuhal topal'la olan bölümlerin daha keyifli olduğunu düşünüyorum (ilk sezon) . koyu bilal ile cevahir atışmaları, cevahir, ulvi diyalogları, o dönem kekeme olarak rol yapan ilker ayrık (mürsel) oyunculuğu, bana göre geniş aile dizisinin unutulmazları arasındadır.
çift taraflı montu ters giyen ulvi
site güvenliğine hayırlı tezkereler diyen ulvi!
ehliyet sınavından sonra ilk sıraya tıp yazan ulvi
nikah şahidi olunca çiftin evine yerleşen ulvi
cenazeyi göz yakmayan şampuanla yıkayan ulvi
devamını gör...

doğdu.
devamını gör...

tıbbın anabilim dallarından biri. son zamanlarda artan insanlı uzay çalışmalarıyla birlikte daha da önemli hale gelmiştir. hava ve uzay personelinde ağırlıksız ortam*, vakum, basınç ve radyasyon kaynaklı meydana gelebilecek çeşitli hastalıkların tanı, teşhis ve tedavisi ile ilgilenir.
devamını gör...

uzun yolda çıkarsa, hele bir de şoförle çıkarsa insanı inanılmaz geren kavgadır. şoföre yaklaşıp "sen haklısın abi, boşver bunları önüne bak gözünü seveyim" demek gelir içinizden. muavin kahve getirsin, kavga çıkaran yolcular en arkaya gönderilsin, yerel radyoda şansınıza klasik müzik başlasın istersiniz. çok gergin durum çok.
devamını gör...

yalnız başlık "türbanla spor yapan kadın", "tayt giyen türbanlı kadın" değil. eleştirmeden önce gözlerinizle şöyle bir tarayın. beyninizde de tartın ve sonra fikrinizi söyleyin. çünkü eleştirdikleriniz kesinlikle tanıma uygun değil. ha kendi eleştirdikleriniz de haklısınızdır, o başka.

ki benim spor salonumda da "başörtülü" ve gayet sporuna uygun giyinip spor yapan kadınlar var. ne güzel işte, sağlığı için uğraşıyorlar. ne garip insanlarsınız yahu.

not: arkadaşlar, daha fazla beğenmeyin. başlığın sahibi rahatsız oldu fkjdbfdjbfg. "polemik yapma" diyerek avam bir üslupla uyarıldım. dikkate alalım hadi dfkjbfdkjfg
devamını gör...

çok engebeli olması.
devamını gör...

hayata bakış açımı değiştirmiş dizidir. chibnall'ın büyük katkılarıyla diziden son 2 sezonda baya uzak kalsam da, tenth doctor'un sıcak gülümsemesi, eleventh doctor'un deli halleri, twelfth doctor'un bilge sözleri ve sakin tavırlarını özler, ara-ara açıp izlerim.

favorimse elbette ki, peter capaldi'nin muhteşem aktörlüğüyle twelfth doctor'dur.
devamını gör...

beeelki üstümüzdeeeen bir tır geçeeeerrr...
damperindeeen bir moloz ineeeerrr...
düşer döne döne şantiyedeeeen.
hiçbir entry güzel değiiiil senin entryindeeeeen...
entrylerindeeen... tırrırırım tırrııımmm...


kendisi über tanımlara sahip yazar kişisi! mıncırıyoruz efenim...**
devamını gör...

ben işe yarar bir şey ve inceptionu birden fazla kez izledim. sayı belirtmiyeceğim.
devamını gör...

sözlüğe ilk üye olduğum günlerde takip etmeye başladığım, özellikle edebiyat alanındaki tanımlarıyla gönlümde taht kurmuş yazar. kalemi hep böyle sıcak olsun, tanımlarıyla gönüllerimizi ısıtmaya devam etsin.
devamını gör...

ben de isterdim ki yeni yıla girmekte olduğumuz ilk dakikaları, konsepte uygun konular açarak kutlayalım ancak görüyorum ki herkes 2022 yılı üzerine başlıklar açmakta. birimiz eksik kalalım dedim ve size hayata bakışımı değiştiren o günü, o tuvaleti anlatmaya karar verdim arkadaşlar.

arkadaşlarımın yeni yıl kutlaması için, bu gece tertip etmekte olduğu big mega corona partyden salt bu hikayeyi sizlerle paylaşabilmek adına erken ayrıldığımı da belirtmeden geçemeyeceğim.

bu kişilerden biri bendim efenim.

bundan seneler önce, ben hala darksidea geçmemiş utangaç, saf bir kız iken, şehirler arası otobüs yolculuklarında mecburen kullanmak durumunda kaldığım dinlenme tesislerinin bakımsız umumi tuvaletlerini, benden sonra aynı tuvaleti kullanacaklardan "sçmış sçmış bırakmış allahın davarı" bakışı almamak ve ergenliğe yeni girmiş gencin milf pornosu izlerken annesine yakalanması anında duyumsayabileceği türden bir şiddete sahip o utancı duyumsamamak için, benden önce tuvaletin ırzına geçercesine sçıp batırmışların dışkılarını, maalesef ki temizlerdim efenim.

size böyle bir anımı anlatmayacağımı sanıyorsanız elbette yanılıyorsunuz. çünkü neden anlatmayayım?

sene üniversite ikiyi okumakta olduğum sene; sık sık şehirler arası yolculuklara çıkıyorum efenim. fakültem sıkıcı, dersler sıkıcı, şehir sıkıcı... üzerime üzerime geliyor her şey. ben de bu dönemleri internetten yeni arkadaşlar edinerek geçiriyor ve onları şehirlerinde ziyarete gidiyorum. bakarsanız verilmiş sadakamın olduğu seneler efenim, daha öncesinde size o satanist genç ile yaşadığım münasebeti buralarda anlatmıştım. işte bu sıkılgan, bu maceraperest yönümün ağır bastığı, kabıma sığamadığım bu dönemlerde, oldukça fazla otostop tecrübeleri edinmekle birlikte, bir o kadar da uzun yol otobüs şoförü dayılarla sohbetin inceliklerini öğrendim. kendileriyle yasakları delerek otobüsün muavin koltuğunda oturur halde az sigara tüttürmediğimi de söylemeden edemeyeceğim, hey gidi hey. buradan vehbi dayıya selam ederim.

neyse, size anlatacaklarım bunlar değildi, daha karanlık şeylerden bahsedeceğim.

yolculuklarımı genellikle günün erken bittiği, gecelerin uzayıp durgunlaştığı soğuk kış zamanlarında gerçekleştirdiğimden ötürüdür ki, otobüslerde narin ayacıklarımı üşütür, fazla tuvalete çıkma ihtiyacı hisseder ve her molada, çeşit çeşit dinlenme tesisi umumi tuvaletlerini tecrübe ederdim.

marka vermeyeceğim ama, tuvaletleri gerçekten kral oturağı gibi bakımlı ve tertemiz olan o nadir birkaç tesis haricinde, geriye kalanların hepsi insanlığa hakaret gibi tuvaletlerdi. lanet olsun bir kedi hayvanı bile yaptığı pisliğin üzerini pati pati kumlarla örterken biz insanlar neden sçtığımızı temizlemekten acizleniyoruz?!11

bu manzaralara unisex tuvaletlerde rastlıyor olsam, tüm suçu olduğu gibi erkek cinsinin üzerine yığıp rahatlayacağım ama kadınlar tuvaletinin hali daha içler acısı oluyordu arkadaşlar. ağzına kadar dolu çöp kovalarından görünen kullanılmış pedler, tamponlar, kçını sildiği peçeteyi, değiştirdiği pedi orada at nalı kadar "klozete atmayın" yazan uyarıya karşın klozetin içine atıp tuvaleti tıkayanlar, tuvalete mabadını değdirmekten çekinip, pedini attığı fayansın üzerine idrarını yapan ya da ayakkabıları ile çömenler, yarınlar yokmuşçasına sçanlar ki insanın o manzarayı yaratabilmesi için sadece dışkılaması yetmez, eline mala alıp inşaat ya yapması gerekir... ne diyorum, dikkatim dağıldı aklıma gelince; hah işte kadınlar tuvaletinin ne rezil durumlarına şahit oldum, üstelik bir de sıra olurdu bu tuvaletlerde, ucu bucağı görünmeyen sıralar...
aynada makyaj tazelemeye çalışanların yarattığı kuru kalabalık bir yana, birinin çişi gelince grup halinde tuvalete gidenler, türlü yaştan kadın da çoluğunu çocuğunu da çişe tutmaya kadınlar tuvaletine yığardı.

o tuvaletleri asla boş görmedim arkadaşlar... çok nadirdir yani.

neyse, benim sık sık tuvaletim gelir; işimi görüverip çıkacağım, beklerim sıra anca gelir... kapıyı bir açarım ki ablanın biri tuvalete zeusun yer yüzündeki gölgesini bırakmış, öyle devasa büyük bir şey... sifon? niye çekmiyorsun ablam, niye?

daha fazla tutacak dermanım kalmadığı için el mahkum giriyorum tabii tuvalete ama buranın bir de çıkışı var. sırada, tuvaletten çıkmamı bekleyen o beş teyzenin suratına nasıl bakacağım? o boku benim yaptığımı sanmazlar, bana pis pis bakıp cık cıklamaz, yargılayıp örselemezler mi?
arkadaşlar, umumi tuvalette böyle kaç tane kaderine terk edilmiş boka sahip çıkıp temizledim, size sayamam. o lanet utanma duygusu yok mu... benim bokum sanacaklar telaşesi yok mu...

bunun nasıl hissettirdiğini, ancak yaşayan anlar. o utançla yüzümün şap rengine döndüğüne eminim ki aynada gözlerimi kendimden kaçırıyordum, çünkü o boka maruz kaldıktan sonra insanın özsaygısı bir miktar darbe görüyor.

size oturup da türlü türlü dışkıyı tarif edecek değilim ama gördüklerimin insanı felç bırakacak kadar ağır şeyler olduğunu söylemeden edemeyeceğim.

o an bir karar anıdır arkadaşlar. dışarıda bekleyen insanlara "benim bokum değil ama istersen öyle zannedebilirsin meeh" gamsızlığı ile boklu bir tuvalet mi bırakacaksınız, yoksa üzerinde 938460495 farklı mikroskobik canlının yaşadığı umumi tuvalet fırçasına elinizi uzatıp, suyunu klozetin popo koyulan kısmına damlatmadan onu çekip konumlandıracak ve gönüllü olarak başka birinin bokunu temizleyerek hiçbir utanca mahal vermeden gururla o tuvaletten çıkacak mısınız?

işte o yolculukta, o gün... hayata karşı duruşumu değiştiren, tüm düşünce yapımı yıkıp beni baştan yaratan boku gördüğüm gün... ilk kez umumi bir tuvalette, ardımda kalan boku sahiplenmeden çıkmayı başardım. kim yaptıysa, insan değildi, eminim ki değildi. orta dünyadan çıkıp gelmiş melun bir yaratığın 15 günlük kabızlığının ardından onu yaptığına eminim. yeni boyfrendimi beyaz içliğiyle görmeyi tercih ederim ki, lanet olsun o bir bok değil, sisteme bir başkaldırıştı, o vahşetti arkadaşlar, vandallıktı...

o gün dedim ki "morticia, bunu nasıl reva görüyorsun kendine? başkalarının hakkında ne düşüneceğini niye bu kadar umursuyorsun? salt biri, ne manaya geldiğini onun beynine girip okumadan bilemeyeceğin gaip, ufacık bir ters bakış atar diye neden bu kadar ürküyorsun? neden her şeyi hep doğru, hep temiz, hep mükemmel hale getirmeye çalışıyorsun? lanet olsun bizi aferin köpeği yapan sisteme, sçarım böyle işe!" ve aydınlandım efenim.

hayatım değişti evet.
o boku kim yapıp öylece bıraktıysa, kendisini, pisliği, sorumsuzluğu, iğrençliği sebebiyle kınamakla birlikte, hayatıma bilmeden dokunarak beni değiştirdiği için, teşekkürlerimi sunuyorum.
devamını gör...

san marinolu eurovisiondaki serhat mısın?
almışsın mikrofonu eline caz yaparsın
operada daha çok iş varmış oraya koşturasın
kuzguncuğa gelme ha coplanırsın.
devamını gör...

yani, çok şükür, diğer ülkelere gidemesek de en azından elimizin altında internet var, diğer ülkelerin sokaklarında gezebiliyoruz. arkadaş, yemin ediyorum, ben bu kadar çirkin binalar görmedim, aradım taradım kendimi avutmak için, vallahi yok billahi yok. görebileceğimi de düşünmüyorum. hani, en çirkin binaları seçiyoruz diye bir yarışma yapsalar dünyada, açık ara farkla birinciyiz. hiçbir kuşkum yok. sonra da bununla övünürüz, buna da kuşkum yok.
bu kadar birbirinden alakasız, hiçbir dokusu olmayan, ne çevreye uyuma ne de kullanışlılığa sahip yapılar bütünü görmedim. özellikle istanbul, tam bir rezalet abidesi. atatürk dirilse baştan kurdurur şehri. şöyle olmuş sanki, bir kurul toplanmış, demiş ki: "abi, ne yaparsak memleketin içine edebiliriz?" bunun üzerine kafa yorup sonuç olarak da bu binaları ortaya koymuşlar gibi.
bu durumun tabii ki birçok sebebi var. diğer tanım yazan arkadaşlar açıklamışlardır. sonuç olarak üzücü.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hayırlısı ya
devamını gör...

suyun çok büyük bir kısmı yanlış sulama yoluyla ya da üretim tesislerinde israf ediliyor ancak sırf bunlar yapılıyor diye tasarruf etmekten geri durmak kadar da saçma bir kafa yapısı yok.

siz tasarruf edin. çevrenizdekileri de teşvik edin. basit önlemlerle yıl içerisinde tonlarca suyu israf etmekten kurtulabilirsiniz.

musluklarınıza tasarruf aparatlarından takın. suyun daha tazyikli çıkmasını sağlayarak daha az tüketmenize yardımcı oluyorlar. atıyorum dakikada 10 litre su akıtıyorsanız bunu 7'ye düşürüyor bu aparatlar. amazon linki

evinizde bitki besliyorsanız meyve ve sebzeleri yıkadığınız; pirinç baklagil ısladığınız suları çiçeklere verebilirsiniz. inanın gübre gibi coşturuyor da bitkileri.

sifon içerisine 2 tane yarım litrelik içi dolu pet şişe koyarsanız sifon başı bir litre tasarruf edersiniz. rezervuarlar genelde 5-6 litre alıyor. 4-5 litre de size yeterli olacaktır. imkanınız varsa küçük büyük hazneli rezervuarlardan yaptırın.

imkanınız varsa bulaşık makinesi alın.

su ısınırken boşa akıtmak yerine 5 litrelik şişede veya kovada biriktirip temizlikte kullanabilirsiniz.
devamını gör...

çok duyduğum için merak edip indirdim. ama hiç kullanmadım*. ilgimi pek çekmedi açıkçası. bu arada sürekli "dinlenmeye ihtiyacın var gibi görünüyor, biraz ara vermeye ne dersin?" diye bildirim yolluyor. ilgilenmiyorum, mis gibi kafa sözlük var.
t: blog yazma uygulaması.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim