meja (yazar)
üst edit: sorunumu çözdüm ve geri döndüm. yalnız eskisi kadar girmeyeceğim de bir gerçek.
bir süreliğine aranızda olmayacak olan yazar. hesabı dondurmayacağım için kafa izninde yazmayacak muhtemelen ama siz beni kafa izninde bilin yine de.
bunun için ayrıca başlık açmak yerine buradan yazayım istedim ki "nerede bu arkadaş?" diyecek olanlara tek tek yazmadan topluca duyurmuş olayım. kendinize iyi bakın... ya da bakmayın, karar sizin *
au revoir!
bir süreliğine aranızda olmayacak olan yazar. hesabı dondurmayacağım için kafa izninde yazmayacak muhtemelen ama siz beni kafa izninde bilin yine de.
bunun için ayrıca başlık açmak yerine buradan yazayım istedim ki "nerede bu arkadaş?" diyecek olanlara tek tek yazmadan topluca duyurmuş olayım. kendinize iyi bakın... ya da bakmayın, karar sizin *
au revoir!
devamını gör...
geceye acı ama gerçek bir cümle bırak
"ciddiyete iman etmişiz sanki; nerede görsek öldürüyoruz, yok ediyoruz neşeyi, sevinci."
(bkz: sen hiç ateş böceği gördün mü)
(bkz: sen hiç ateş böceği gördün mü)
devamını gör...
içinde gitme kelimesi geçen şarkı
o zamaaan sezen ablamızdan
"gitme dur ne olursun, gitme kaal yalan söylediiiim"
"gitme dur ne olursun, gitme kaal yalan söylediiiim"
devamını gör...
turan taktiği anlatılırken komutanım ben anlamadım tekrar anlatır mısınız diyen tımarlı sipahi
komutanın: 'herkes geriye çekildiğinde sen kılıcını ve kalkanını yere atıp düşmana doğru koş anlarsın.' demesi gerekir bu sipahiye.
devamını gör...
altıncı koğuş
kitapta üç metafor var.
birincisi; sevgili doktorcuğumuz andrey yefimıç'a deli yaftası vurulması.
ikincisi; en akıllı delimiz olan gramov'un realist düşünceleri.
üçüncüsü ise; bu iki varlığın birbirlerini çok iyi anlayıp diğer insanlarla geliştirdikleri sohbetlerden daha ileri bir konuşma gerçekleştirebilmeleri.
andrey yefimıç, bilgili, kültürlü, sürekli okuyan bir o kadar da çevresinde dönen pisliklere göz yumacak kadar nazik (korkak) bir insan. çevresinde artık konuşabileceği zeki bir insan olmamasından yakınıp duruyor. derken karşısına akli dengesini kaybetmiş olan hastamız gramov çıkıyor. aslında karşısına çıkmıyor. o hep altıncı koğuştaydı, onun dışarı çıkması dahi yasaktı. doktorumuz hadi bir koğuşun önünden geçeyim ya, diye düşündüğü bir gün kendisinin bağırışlarını duyunca bir konuşmaya girişiyorlar ve doktor bu gençten pek etkileniyor. zeka parıltıları görüyor adamımızda. peki doktorun dışardaki çevresi bunları görünce ne düşünüyor? delirdi diyorlar, aklını kaçırdı. ne yapsa da bu insanları aksine ikna edemeyen doktorumuz , “ uyuma numarası yapan bir insanı uyandıramazsın ” cümlesinin kanıtı. sonra ne mi oluyor, kitabı yazayım şuraya daha makbule geçer, çok spoi verdim çok. yorum mu yani, kitap özeti gibi oldu. seslerinizi duyuyorum.
akıllılar mı delidir, deliler mi akıllı? arada ne gibi incelikler var, çok açıkça anlatıyor kitap. kendini ispat etmeye çalışmanın dayanılmaz acısına karşılık pes eden bir andrey yefimıç. oysa o, acı çekmek insanın zihninde olan bir şeydir, düşünmezsen acın kaybolur, düşüncesine sahipti. o dyojen'den örnekler veren bir insandı. acıya dayanamadı..
bir de gramov var ki, acılar içinde büyüdü ve doktorun düşüncesine şiddetle karşı çıktı. o hâlâ o koğuşta, mücadele ediyor. kendini insanlara ispat etmeye çalışmanın acısı içinde, her bağırışında nikita'dan dayak yiyor.
birincisi; sevgili doktorcuğumuz andrey yefimıç'a deli yaftası vurulması.
ikincisi; en akıllı delimiz olan gramov'un realist düşünceleri.
üçüncüsü ise; bu iki varlığın birbirlerini çok iyi anlayıp diğer insanlarla geliştirdikleri sohbetlerden daha ileri bir konuşma gerçekleştirebilmeleri.
andrey yefimıç, bilgili, kültürlü, sürekli okuyan bir o kadar da çevresinde dönen pisliklere göz yumacak kadar nazik (korkak) bir insan. çevresinde artık konuşabileceği zeki bir insan olmamasından yakınıp duruyor. derken karşısına akli dengesini kaybetmiş olan hastamız gramov çıkıyor. aslında karşısına çıkmıyor. o hep altıncı koğuştaydı, onun dışarı çıkması dahi yasaktı. doktorumuz hadi bir koğuşun önünden geçeyim ya, diye düşündüğü bir gün kendisinin bağırışlarını duyunca bir konuşmaya girişiyorlar ve doktor bu gençten pek etkileniyor. zeka parıltıları görüyor adamımızda. peki doktorun dışardaki çevresi bunları görünce ne düşünüyor? delirdi diyorlar, aklını kaçırdı. ne yapsa da bu insanları aksine ikna edemeyen doktorumuz , “ uyuma numarası yapan bir insanı uyandıramazsın ” cümlesinin kanıtı. sonra ne mi oluyor, kitabı yazayım şuraya daha makbule geçer, çok spoi verdim çok. yorum mu yani, kitap özeti gibi oldu. seslerinizi duyuyorum.
akıllılar mı delidir, deliler mi akıllı? arada ne gibi incelikler var, çok açıkça anlatıyor kitap. kendini ispat etmeye çalışmanın dayanılmaz acısına karşılık pes eden bir andrey yefimıç. oysa o, acı çekmek insanın zihninde olan bir şeydir, düşünmezsen acın kaybolur, düşüncesine sahipti. o dyojen'den örnekler veren bir insandı. acıya dayanamadı..
bir de gramov var ki, acılar içinde büyüdü ve doktorun düşüncesine şiddetle karşı çıktı. o hâlâ o koğuşta, mücadele ediyor. kendini insanlara ispat etmeye çalışmanın acısı içinde, her bağırışında nikita'dan dayak yiyor.
devamını gör...
moderasyon saçmalıkları
meseleye direkt moderasyon saçmalıkları olarak bakmak ne derece doğru bilmiyorum.
bizzat daha dün benim de başıma geldi.içinde hiçbir biçimde küfür, hakaret olmayıp, sadece ironik bir gönderme olan entrym silindi .
bu tür yerlerde mevzu kişilerin inisiyatifine bırakılırsa, bu tür durumların yaşanması kaçınılmaz olur . öyle ki , benim espriyle karışık ironi yaptığım entyr yi acaba nasıl anladı veya yorumladı silen arkadaş.
öyle ya, onu silmesi için, yaptığı yorum sonunda ulaşılan bir sonuç olması gerek .
bunu ben, bu şekilde düşünerek yazdım, karşı taraf hiç alakasız bir yorumdan ulaştığı sonuca binaen sildi . ne olacak şimdi ? olan bizim iyiniyetli entrye oldu .
onun için derim ki ,
kurallar sana göre, bana göre, ona göre olmaz , herkese göre, evrensel bir nitelik barındırmalı içinde.
bu da , oturup konuyla ilgili kafa yorup , zaman harcayıp, farklı kişilerin, farklı çevrelerin de fikirlerini alıp, çoğunluğun sonuçları esas alınarak oluşturulmalı, ben yaptım oldu ya getirilmemelidir.
evet, sözlükler özgür olmalı, herkes dilediğince fikrini ifade edebilmeli .
ama kurallar da olmalı, zira biz gibi medeniyeti biraz geriden takip eden toplumlarda fazla özgürlük, naz yapmanın aşık uyandırması gibi bazen karşıdakini usandırabilecek duruma gelebilir, yani biz toplum olarak özgürlük kavramını bazen fazlaca abartıyor, sonsuz , sınırsız hak veya haklar olarak yorumluyor , bu sebeple ortaya hoş olmayan görüntülerin çıkmasına sebep olabiliyoruz.
burada en çok bahsedilen konu , küfür konusu, edelim mi , etmeyelim mi ?
etmeyin kardeşim, ha yok illa edecekseniz de işin içine cinsel uzuvlarınızı sokacağınıza, aklınızı, fikrinizi, yaratıcı yönünüzü sokun .
moderasyon yönünden bakılırsa da,
hemen silmeyin kardeşim, önce bir anlamaya çalışın, bu adam bunu farklı amaçla da söylemiş olabilir mi empatisini yapın kendi içinizde.
ha yok, illa da silmeye kararlıysanız, yazan kişiyle iletişime geçin, durumla ılgili bilgi verin , onun da bir fikrini alın.
ışi ben yaptım oldu'ya getirmeyin .
bunlar olursa, karşılıklı iyi niyet , hoşgörü olursa insan durur orda , yoksa surekli kavga gürültü sürtüşmenin içinde neden bulunsun ki , hayat zaten zor , bugünlerde daha da zor , hiç olmazsa buralarda biraz daha hoşgörülü olup , zor olan hayatı, bir nebze olsun keyifli hale getirmek pekala bizim elimizde ...
bizzat daha dün benim de başıma geldi.içinde hiçbir biçimde küfür, hakaret olmayıp, sadece ironik bir gönderme olan entrym silindi .
bu tür yerlerde mevzu kişilerin inisiyatifine bırakılırsa, bu tür durumların yaşanması kaçınılmaz olur . öyle ki , benim espriyle karışık ironi yaptığım entyr yi acaba nasıl anladı veya yorumladı silen arkadaş.
öyle ya, onu silmesi için, yaptığı yorum sonunda ulaşılan bir sonuç olması gerek .
bunu ben, bu şekilde düşünerek yazdım, karşı taraf hiç alakasız bir yorumdan ulaştığı sonuca binaen sildi . ne olacak şimdi ? olan bizim iyiniyetli entrye oldu .
onun için derim ki ,
kurallar sana göre, bana göre, ona göre olmaz , herkese göre, evrensel bir nitelik barındırmalı içinde.
bu da , oturup konuyla ilgili kafa yorup , zaman harcayıp, farklı kişilerin, farklı çevrelerin de fikirlerini alıp, çoğunluğun sonuçları esas alınarak oluşturulmalı, ben yaptım oldu ya getirilmemelidir.
evet, sözlükler özgür olmalı, herkes dilediğince fikrini ifade edebilmeli .
ama kurallar da olmalı, zira biz gibi medeniyeti biraz geriden takip eden toplumlarda fazla özgürlük, naz yapmanın aşık uyandırması gibi bazen karşıdakini usandırabilecek duruma gelebilir, yani biz toplum olarak özgürlük kavramını bazen fazlaca abartıyor, sonsuz , sınırsız hak veya haklar olarak yorumluyor , bu sebeple ortaya hoş olmayan görüntülerin çıkmasına sebep olabiliyoruz.
burada en çok bahsedilen konu , küfür konusu, edelim mi , etmeyelim mi ?
etmeyin kardeşim, ha yok illa edecekseniz de işin içine cinsel uzuvlarınızı sokacağınıza, aklınızı, fikrinizi, yaratıcı yönünüzü sokun .
moderasyon yönünden bakılırsa da,
hemen silmeyin kardeşim, önce bir anlamaya çalışın, bu adam bunu farklı amaçla da söylemiş olabilir mi empatisini yapın kendi içinizde.
ha yok, illa da silmeye kararlıysanız, yazan kişiyle iletişime geçin, durumla ılgili bilgi verin , onun da bir fikrini alın.
ışi ben yaptım oldu'ya getirmeyin .
bunlar olursa, karşılıklı iyi niyet , hoşgörü olursa insan durur orda , yoksa surekli kavga gürültü sürtüşmenin içinde neden bulunsun ki , hayat zaten zor , bugünlerde daha da zor , hiç olmazsa buralarda biraz daha hoşgörülü olup , zor olan hayatı, bir nebze olsun keyifli hale getirmek pekala bizim elimizde ...
devamını gör...
normal sözlük moderasyonu
"ateistler necis pislik varlıklardır, onların varlığı dünyaya zarar" yazan kişi tarafından sansürcü olmakla suçlanan moderasyondur. allah o ateiste bu dünyada ekmek, su nasip etmiş, sana mı kaldı onların varlığını sorgulamak?
devamını gör...
türk
batı avrupa için “ deccal’in elçileri”
avrupa’da genel olarak “ şeytan”
katolikler için “hristiyanların ortak düşmanı”
protestanlar için “ tanrı’nın afeti”
almanlar için “ tanrı’nın cezası, tanrı’nın kırbacı, şeytanın hizmetçisi, isa ve kutsal kilisenin baş düşmanı “
izlanda için “ terörist “
ispanya için “ kardeş katili”
ingilizler için “ bilim, sanat ve şehirleri yok eden barbarlar”
(bkz: francis bacon) için “ zalim, medeniyetsiz ve kana susamış bir millet”
fransızlar için “ baş düşman”
isveç “ can düşmanı”
19. yy avrupa’sı için “ sapık, lezbiyen, eşcinsel, medeniyetsiz, vahşi türk”
(bkz: w. a. mozart) için “ erdemsiz, kötü, kaba” dır zira türklerle ilgili ilk eseri (bkz: saraydan kız kaçırma) dır. bundan dolayıdır ki bugünün türkiye'si ya osmanlı imparatorluğu'nun egzotikleştirilmiş geçmişine bağlı çekiciliğin ya da aynı imparatorluğun avrupa'ya meydan okuyuşçusunun mirasçısı hatırlanmaktadır.
sonuç : türk düşmanlığı avrupa’da tarihseldir ve avrupa birliği bir kültürel değer taşımasına rağmen türkiye’nin ab üyesi olmamasının en büyük sebebi geçmişten gelen habis düşüncelerdir. zira islam dini de bunda oldukça etkilidir.
edit : italya’daki kliselerde türklerden yamyam ve pençeleri olan vahşiler diye geçiyordu fakat kaynağını bulamadım. ama bunu dergipark’ta okudum bir makalede o yüzden bundan %100 emin olun.
üstteki yazıların kaynağı : avrupa aynasından türk kimliği.
avrupa’da genel olarak “ şeytan”
katolikler için “hristiyanların ortak düşmanı”
protestanlar için “ tanrı’nın afeti”
almanlar için “ tanrı’nın cezası, tanrı’nın kırbacı, şeytanın hizmetçisi, isa ve kutsal kilisenin baş düşmanı “
izlanda için “ terörist “
ispanya için “ kardeş katili”
ingilizler için “ bilim, sanat ve şehirleri yok eden barbarlar”
(bkz: francis bacon) için “ zalim, medeniyetsiz ve kana susamış bir millet”
fransızlar için “ baş düşman”
isveç “ can düşmanı”
19. yy avrupa’sı için “ sapık, lezbiyen, eşcinsel, medeniyetsiz, vahşi türk”
(bkz: w. a. mozart) için “ erdemsiz, kötü, kaba” dır zira türklerle ilgili ilk eseri (bkz: saraydan kız kaçırma) dır. bundan dolayıdır ki bugünün türkiye'si ya osmanlı imparatorluğu'nun egzotikleştirilmiş geçmişine bağlı çekiciliğin ya da aynı imparatorluğun avrupa'ya meydan okuyuşçusunun mirasçısı hatırlanmaktadır.
sonuç : türk düşmanlığı avrupa’da tarihseldir ve avrupa birliği bir kültürel değer taşımasına rağmen türkiye’nin ab üyesi olmamasının en büyük sebebi geçmişten gelen habis düşüncelerdir. zira islam dini de bunda oldukça etkilidir.
edit : italya’daki kliselerde türklerden yamyam ve pençeleri olan vahşiler diye geçiyordu fakat kaynağını bulamadım. ama bunu dergipark’ta okudum bir makalede o yüzden bundan %100 emin olun.
üstteki yazıların kaynağı : avrupa aynasından türk kimliği.
devamını gör...
gece on ikiden sonra zamanın hızla akması
güzel bir insanla konuşuyorsanız maalesef gerçek olan olaydır.
hoşunuza giden bir eylem yaparken gerçekten zaman hızlı geçiyor ve üzülüyor insan.
psikolojide adı ne bu olayın sözlüğün psikoloji okuyan tayfası açıklayın lan.
hoşunuza giden bir eylem yaparken gerçekten zaman hızlı geçiyor ve üzülüyor insan.
psikolojide adı ne bu olayın sözlüğün psikoloji okuyan tayfası açıklayın lan.
devamını gör...
caroli hastalığı
intrahepatik safra duktuslarının segmental dilatasyonudur.
kolanjiokarsinom riski artmıştır.
biliyer kistler konjenital hepatik fibrozis ile birlikte olursa caroli sendromu olarak adlandırılır.
kolanjiokarsinom riski artmıştır.
biliyer kistler konjenital hepatik fibrozis ile birlikte olursa caroli sendromu olarak adlandırılır.
devamını gör...
esnaf lokantası sözlük olsa alınabilecek nickler
dört çeşit yemek yirmi lira
devamını gör...
sözlük yazarlarının nicklerinin anlamı
iki şeye ithafen seçilmiş bir mahlastır. ilki agatha christie' nin romanı olan n veya m, ikincisi ise death note karakterleri olan near ve mello.
near ve mello' yu sevmiş olmama rağmen asla l' in bıraktığı boşluğu doldurabildiklerini düşünmedim. n veya m, halen bir l değil.
near ve mello' yu sevmiş olmama rağmen asla l' in bıraktığı boşluğu doldurabildiklerini düşünmedim. n veya m, halen bir l değil.
devamını gör...
insanın ruhunda bölünme yaratan olaylar
insanın varlığını tehdit eden olaylar yani travmatik yaşantılar (örneğin; doğal afet, savaş, fiziksel/silahlı saldırı vb.) ruhunda bölünmeye yol açar. kişinin bir parçası o anda kalır, diğer parçalar ise hayatına devam eder. hayatta kalan parça, travma hiç yaşanmamış gibi davransa da sağlıklı bir çözüm üretemez. kişinin travmatize olan parçası, hayatta kalmaya çalışan parçası ve sağlıklı olan parçası olacak şekilde 3 parça oluşur. burada önemli olan bu üç parçayı sağlıklı şekilde birleştirebilmektir. fakat kişinin bunu tek başına yapması oldukça güçtür, bu noktada bir uzmandan destek alması hayati derecede önemlidir.
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
demir parmakliklar ardinda olmadigin halde hala yapamadiklarindan sikayetciysen, zincirlerini beyninde ara!..
devamını gör...
normal sözlük
üstteki tanım beni fena aydınlattı.
ben yatıyorum, siz takılın,
eskiden kafa mı sözlükmüş,
e bunu ben ne ara unuttum?
hep bunlar b12 eseri.
herkese good night.
ben yatıyorum, siz takılın,
eskiden kafa mı sözlükmüş,
e bunu ben ne ara unuttum?
hep bunlar b12 eseri.
herkese good night.
devamını gör...




