sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görseller
...
denize taş fırlatmışım mesela
incinmiş deniz
unutup deniz olduğunu
gözlerime üşümüş
ellerim küçük değil
bir şiir olamadım belki bu yüzden
gözlerim de görmüyor üstelik –senden başka
bilsen nasıl zor
umurunda değilken hiçbir şey
ellerimle buluyorum geceyi
cennet cehennemi doğuruyor,
cehennem kendini
biri’nin fırtınası, diğerinin duymadığı…
bilmiyorum ki, ne yapılır böyle zamanlarda
nasıl uyunur, nasıl okunur, nasıl yenilir- içilir
günler günlere geçiyor,
geceler içinde gecelerin.
her şey devam ediyor
-muş
gibi
gülümsemek gerek fakat
nasıl görmezden gelinir soluğunu sahiplenmiş kan
bazı acı'nın dokunulmazlığı vardır.
bir yanardağ gün gelir patlatır kendini.
"söz kendini yer"*
ateş her şeyi.
...
kör kedi şiirimden.
denize taş fırlatmışım mesela
incinmiş deniz
unutup deniz olduğunu
gözlerime üşümüş
ellerim küçük değil
bir şiir olamadım belki bu yüzden
gözlerim de görmüyor üstelik –senden başka
bilsen nasıl zor
umurunda değilken hiçbir şey
ellerimle buluyorum geceyi
cennet cehennemi doğuruyor,
cehennem kendini
biri’nin fırtınası, diğerinin duymadığı…
bilmiyorum ki, ne yapılır böyle zamanlarda
nasıl uyunur, nasıl okunur, nasıl yenilir- içilir
günler günlere geçiyor,
geceler içinde gecelerin.
her şey devam ediyor
-muş
gibi
gülümsemek gerek fakat
nasıl görmezden gelinir soluğunu sahiplenmiş kan
bazı acı'nın dokunulmazlığı vardır.
bir yanardağ gün gelir patlatır kendini.
"söz kendini yer"*
ateş her şeyi.
...
kör kedi şiirimden.
devamını gör...
komünizm
özel mülklerin kamu mülkiyeti ile değiştirilerek temel üretim araçları ve doğal kaynakların halkın kontrolünde olmasını ve sınıf farkını ortadan kaldırarak devletsiz bir toplum düzeni kurmayı amaçlayan ekonomik ve politik öğretidir.
latince'de "ortak, müşterek" anlamına gelen communis kelimesinden türeyen komunizm kavramının ortaya çıkışı karl marx ve friedrich engels tarafından yazılan komünist manifesto isimli eser aracılığıyla olmuştur. kelimenin sözlük anlamı bütün malların ortaklaşa kullanıldığı ve özel mülkiyetin olmadığı toplum düzeni şeklindedir.
komünist düşüncenin tam anlamıyla doğuşu paris sosyalistlerinin fransız hükümetine başkaldırmasıyla olmuştur. sosyalist topluluk komünist hükümet kurma girişiminde bulunsa da kurulan hükümet fransız ordusu tarafından yok edilmiştir.
gerçekleşen bu başarısız girişimin ardından 1917 yılında vladimir lenin önderliğinde bolşevikler rus monarşisi ve feodal sistemini devirmiştir.
yine lenin önderliğinde 1922 yılında sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği kurulmuştur. sscb'nin kurulumunun ardından, lenin'in ölümüyle birlikte lev troçki ve joseph stalin'in destekçileri olarak ikiye bölünen sscb bir süre sonra stalin'in kontrolüne geçmiş ve troçki 1929 yılında sürgün edilmiştir. bu dönemde sscb komünist bir birlikten çok yarı sosyalist bir diktatörlüğe evrilmiştir.
çin'de mao zedong önderliğinde bir komünist devrim yapılsa da stalin dönemindeki sscb'den bir farkı olmamıştır.
bir sonraki büyük devrim, 1959 yılında fidel castro ve she guevara'nın batista rejimini yıkmasıyla gerçekleşmiştir.
son olarak, 1990 yılında sscb'de yaşanan bozulma ve ayrılıklar sebebiyle komünizmin etkisini yitirdiği düşünülse de komünist hareket aktif bir şekilde varlığını sürdürmektedir.
latince'de "ortak, müşterek" anlamına gelen communis kelimesinden türeyen komunizm kavramının ortaya çıkışı karl marx ve friedrich engels tarafından yazılan komünist manifesto isimli eser aracılığıyla olmuştur. kelimenin sözlük anlamı bütün malların ortaklaşa kullanıldığı ve özel mülkiyetin olmadığı toplum düzeni şeklindedir.
komünist düşüncenin tam anlamıyla doğuşu paris sosyalistlerinin fransız hükümetine başkaldırmasıyla olmuştur. sosyalist topluluk komünist hükümet kurma girişiminde bulunsa da kurulan hükümet fransız ordusu tarafından yok edilmiştir.
gerçekleşen bu başarısız girişimin ardından 1917 yılında vladimir lenin önderliğinde bolşevikler rus monarşisi ve feodal sistemini devirmiştir.
yine lenin önderliğinde 1922 yılında sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği kurulmuştur. sscb'nin kurulumunun ardından, lenin'in ölümüyle birlikte lev troçki ve joseph stalin'in destekçileri olarak ikiye bölünen sscb bir süre sonra stalin'in kontrolüne geçmiş ve troçki 1929 yılında sürgün edilmiştir. bu dönemde sscb komünist bir birlikten çok yarı sosyalist bir diktatörlüğe evrilmiştir.
çin'de mao zedong önderliğinde bir komünist devrim yapılsa da stalin dönemindeki sscb'den bir farkı olmamıştır.
bir sonraki büyük devrim, 1959 yılında fidel castro ve she guevara'nın batista rejimini yıkmasıyla gerçekleşmiştir.
son olarak, 1990 yılında sscb'de yaşanan bozulma ve ayrılıklar sebebiyle komünizmin etkisini yitirdiği düşünülse de komünist hareket aktif bir şekilde varlığını sürdürmektedir.
devamını gör...
normal sözlük’ten uçurulma fobisi
tek bir isteğim var. bir gün uçurulursam da önceden söyleyin lütfen 5 dk süre falan verin. azrail bile hemen almıyo canımızı bekliyo biraz.
devamını gör...
erdal kalın poe
#1677831 ne yazık ki söz hakkı bana da düşmüş. böyle nick altları aracalığıyla konuşmayı hiç sevmiyorum, özel mesajla iletişim kurmayı tercih ederim fakat hem yazarla sağlıklı bir iletişim kurmak imkansız olduğundan hem de yapmadığım şeyler için yapıldı denince ister istemez sinirleniyorum. bana hakaretler düzen kişiye daha kibar bir şekilde kendi dediklerini iade ettiğimde nedense tanımımın silinmesi gerektiğini alttan da olsa dile getirmiş. kendi hakaretlerinizi unuttunuz mu, şahsımdan kendinize herhangi bir hakaret aldınız mı? muhakemesini yapın derim.
öncelikle, sırayla gitmek istiyorum. akşam vakitlerinde bir anda mesaj kutuma gelen hakaretler ile başladı her şey. neden hakaret yediğimi bile anlama fırsatı vermedi ilgili yazar. zaten hakaret ettiği tek kişi de ben değilmişim, sonradan öğrendim. hakaret ettikçe kendisine hiçbir yaptırım uygulanmadığı için cesaret bulmuş anladığım kadarıyla.
şiir ile ilgili olan tanımımın sonuna kadar arkasındayım. ne başlığı açan ne de ukde bırakanaydı lafım. ciddi ciddi başlıktaki gibi düşünenler, şiiri her şeye karıştıranlar, papatya, çay vb. edebiyatı yapanlar var. sırf bu yüzden şiirden soğuduğunu, şiire bir türlü ısınamadığını söyleyen arkadaşlarım var. bu yüzden öyle bir tanım yaptım, yine olsun yine yaparım. kendinizi bu kadar özel görmeyin, sizinle ilgili bir düşüncem varsa zaten mesaj kutusu aracılığıyla belirtirim [ki arkadaşınız/arkadaşlarınız kim onu dahi bilmiyorum. tek takıldığım için insanları da birey olarak ele alıyorum]. mesaj atmak yerine tanım yapıyorsam, genel bir sıkıntıyı dile getiriyorumdur. zaten kendiniz demişsiniz ''çok şükür biz hiçbir yere güllü şiirli çiçekler atmadık'' diye, konunun siz olmadığını neden anlamadınız onu anlamadım. normal sözlük yazarlarının şiirleri, yazarların seslendirdiği şiirler gibi şiir konulu birçok başlık var. yani şiir paylaşan tek kişi değilsiniz, şiiri siz de icat etmediniz*. şahsınıza söylediğimi düşündüğünüzde bana söyleseydiniz sizi kastetmediğimi açıklardım. tanımı üzerinize alınıp sonrasında yapılan her şeyi bana bağlamanız en sağlam kurgu filmlerinde bile yok.
gelelim diğer konuya, editörlerin tanım silme yetkisinin olmadığını bilmeyen var mı? ilgili yazarın tanımını istesem de, dediği gibi kendisine takmış olsam da silemem*. ki kendisini tanımadığım, tanımlarına nadiren denk geldiğim birine nasıl takabilirim? her şey bir seraptan ibaret. karşınızdakine kendi kurguladığınız olayı açıklamayıp bir anda hakaret etmek yerine bir düşünün derim ''ben kimim, yerim neresi, insanların bana takacağı kadar önemli miyim?'' diye. aksi olunca gülünç oluyor. algı oyununuza beni veya hazall'ı dahil etmeyin. çünkü siz bu saçmalıkları gerçekleştirdikten sonra haberimiz oldu yapmadığımız şeylerden. ve hazall'ı olaya dahil etmenizin tek nedenin öncesinde kendisine küfür ve hakaret etmiş olduğunuzu söylememe gerek yok sanırım. hadi beni yanlış anladınız, yapmadığım şeyleri yaptım sandınız ve üzerinize alındınız diyelim, hazall ne alakaydı? hiç adaletli değilsiniz. tanımınızı düzenlediğimize veya sildiğimize dair herhangi bir kanıtınız olmadan tahmin yoluyla insanlara iftira atıyorsunuz. hazall'ın dediği gibi bu gereksiz olay için gerekirse kayıtlar çıkabilir. kafanızdaki kurgudan bir an önce çıkmalısınız. aksi halde alfred adler başlığında değindiğim aşağılık kompleksi'nden şüphelenmeye başlayacağım.
kendi takıntılı düşüncelerinize bizi katmayın. amacınızı görebiliyorum. sözlükteki en sessiz iki kişiyi seçmeniz de tesadüf değil. hesaba katmadığınız tek şey, bizi haksız yere itham ederken sessiz kalmayacağımızdı. fakat kendimi ezdirip egonuzu besleyeceğimi düşündüyseniz yanlış kurban seçtiniz. beni ezmeye çalışarak kendi konumunuzdan yükselemezsiniz, üzgünüm. hiçbir şeyden haberi olmadığı gibi ilgisi olmayan insanları suçlama huyunuzdan da vaz geçmenizi öneririm. yazımın ağır olduğunu düşünenler olacaktır, yazım, yediğim hakaretlerden ağır olmadığı gibi gerçeği yansıtmaktadır. eh, gerçekler ağırdır.
öncelikle, sırayla gitmek istiyorum. akşam vakitlerinde bir anda mesaj kutuma gelen hakaretler ile başladı her şey. neden hakaret yediğimi bile anlama fırsatı vermedi ilgili yazar. zaten hakaret ettiği tek kişi de ben değilmişim, sonradan öğrendim. hakaret ettikçe kendisine hiçbir yaptırım uygulanmadığı için cesaret bulmuş anladığım kadarıyla.
şiir ile ilgili olan tanımımın sonuna kadar arkasındayım. ne başlığı açan ne de ukde bırakanaydı lafım. ciddi ciddi başlıktaki gibi düşünenler, şiiri her şeye karıştıranlar, papatya, çay vb. edebiyatı yapanlar var. sırf bu yüzden şiirden soğuduğunu, şiire bir türlü ısınamadığını söyleyen arkadaşlarım var. bu yüzden öyle bir tanım yaptım, yine olsun yine yaparım. kendinizi bu kadar özel görmeyin, sizinle ilgili bir düşüncem varsa zaten mesaj kutusu aracılığıyla belirtirim [ki arkadaşınız/arkadaşlarınız kim onu dahi bilmiyorum. tek takıldığım için insanları da birey olarak ele alıyorum]. mesaj atmak yerine tanım yapıyorsam, genel bir sıkıntıyı dile getiriyorumdur. zaten kendiniz demişsiniz ''çok şükür biz hiçbir yere güllü şiirli çiçekler atmadık'' diye, konunun siz olmadığını neden anlamadınız onu anlamadım. normal sözlük yazarlarının şiirleri, yazarların seslendirdiği şiirler gibi şiir konulu birçok başlık var. yani şiir paylaşan tek kişi değilsiniz, şiiri siz de icat etmediniz*. şahsınıza söylediğimi düşündüğünüzde bana söyleseydiniz sizi kastetmediğimi açıklardım. tanımı üzerinize alınıp sonrasında yapılan her şeyi bana bağlamanız en sağlam kurgu filmlerinde bile yok.
gelelim diğer konuya, editörlerin tanım silme yetkisinin olmadığını bilmeyen var mı? ilgili yazarın tanımını istesem de, dediği gibi kendisine takmış olsam da silemem*. ki kendisini tanımadığım, tanımlarına nadiren denk geldiğim birine nasıl takabilirim? her şey bir seraptan ibaret. karşınızdakine kendi kurguladığınız olayı açıklamayıp bir anda hakaret etmek yerine bir düşünün derim ''ben kimim, yerim neresi, insanların bana takacağı kadar önemli miyim?'' diye. aksi olunca gülünç oluyor. algı oyununuza beni veya hazall'ı dahil etmeyin. çünkü siz bu saçmalıkları gerçekleştirdikten sonra haberimiz oldu yapmadığımız şeylerden. ve hazall'ı olaya dahil etmenizin tek nedenin öncesinde kendisine küfür ve hakaret etmiş olduğunuzu söylememe gerek yok sanırım. hadi beni yanlış anladınız, yapmadığım şeyleri yaptım sandınız ve üzerinize alındınız diyelim, hazall ne alakaydı? hiç adaletli değilsiniz. tanımınızı düzenlediğimize veya sildiğimize dair herhangi bir kanıtınız olmadan tahmin yoluyla insanlara iftira atıyorsunuz. hazall'ın dediği gibi bu gereksiz olay için gerekirse kayıtlar çıkabilir. kafanızdaki kurgudan bir an önce çıkmalısınız. aksi halde alfred adler başlığında değindiğim aşağılık kompleksi'nden şüphelenmeye başlayacağım.
kendi takıntılı düşüncelerinize bizi katmayın. amacınızı görebiliyorum. sözlükteki en sessiz iki kişiyi seçmeniz de tesadüf değil. hesaba katmadığınız tek şey, bizi haksız yere itham ederken sessiz kalmayacağımızdı. fakat kendimi ezdirip egonuzu besleyeceğimi düşündüyseniz yanlış kurban seçtiniz. beni ezmeye çalışarak kendi konumunuzdan yükselemezsiniz, üzgünüm. hiçbir şeyden haberi olmadığı gibi ilgisi olmayan insanları suçlama huyunuzdan da vaz geçmenizi öneririm. yazımın ağır olduğunu düşünenler olacaktır, yazım, yediğim hakaretlerden ağır olmadığı gibi gerçeği yansıtmaktadır. eh, gerçekler ağırdır.
devamını gör...
fuck you
altyazı çevirilerinde "laned olsun" olarak çevrilen hakaret.
devamını gör...
uçacağını bile bile yazmak
biz de öleceğimizi bile bile yaşıyoruz zaten, koyver gitsin.*
devamını gör...
çok mutsuzum diyen kişiye verilebilecek cevaplar
bi çay koy da içelim derseniz cevap vermiş olmazsınız belki ama ikinize de iyi gelir. çay içerken sohbet etmek rahatlatır.
kim bilir bu sohbet sayesinde karşınızdaki kişi belkide bir çıkar yol bulur kendi ruhunun derinliklerinde.
paylaşmak ve dertleşmek güzel şeydir vesselam.
kim bilir bu sohbet sayesinde karşınızdaki kişi belkide bir çıkar yol bulur kendi ruhunun derinliklerinde.
paylaşmak ve dertleşmek güzel şeydir vesselam.
devamını gör...
ross geller
friends dizisinin en toksik karakteri*.
komiktir ancak etrafındaki kimseye saygı duymayan, bencil ve zor bir karakterdir.
oğlunun sevmesine rağmen barbie bebek ile oynamasına engel olmasından, rachel ile vegas'ta evlendikten sonra nikah iptalini yaptırmaması ve bunu rachel'a söylememesine kadar, dizi boyunca etrafındakileri düşünmeden kendi istediği olsun diye sürekli uğraşmıştır.
chandler ve joey ona evlerini açtığında evi bir anda ele geçirmesi, hava temizleyicisiyle, sessiz olun işaretleriyle sürekli huzur kaçırması, hava temizleyicinin filtresi için para istemesi, rachel'ın iş yerine gönderdiği abartı hediyeler, kıskançlığından sürekli rachel'ı kontrol etmesi, bebek bakıcılığı kadın işi bir erkek yapamaz demesi* rachel'ın mektubunu okumaması, daha kötüsü okudum diye yalan söylemesi* rachel ile bir kızı karşılaştırması ve yazdığı acımasız şeyler, * rachel'ın ross onaylamıyor diye dövme yaptırmaya korkması, rachel hamile olduğunu söylediğindeki tepkisi, susan ve carol' a karşı davranış şekli, oğlu ben'i gördüğü günlerde sürekli monica yada rachel ile bırakması* anne ve babasına sürekli kendini iyi gösterme çabası * hepsini bir araya koyunca nasıl rezil bir insan olduğu anlaşılıyor aslında, bu daha aklıma gelen vukuatları.
adam öğrencisi ile birlikte oldu yahu, etik değer desen yok, dürüstlük desen yok, yok yani. anca bencillik anca narsistlik.
komiktir ancak etrafındaki kimseye saygı duymayan, bencil ve zor bir karakterdir.
oğlunun sevmesine rağmen barbie bebek ile oynamasına engel olmasından, rachel ile vegas'ta evlendikten sonra nikah iptalini yaptırmaması ve bunu rachel'a söylememesine kadar, dizi boyunca etrafındakileri düşünmeden kendi istediği olsun diye sürekli uğraşmıştır.
chandler ve joey ona evlerini açtığında evi bir anda ele geçirmesi, hava temizleyicisiyle, sessiz olun işaretleriyle sürekli huzur kaçırması, hava temizleyicinin filtresi için para istemesi, rachel'ın iş yerine gönderdiği abartı hediyeler, kıskançlığından sürekli rachel'ı kontrol etmesi, bebek bakıcılığı kadın işi bir erkek yapamaz demesi* rachel'ın mektubunu okumaması, daha kötüsü okudum diye yalan söylemesi* rachel ile bir kızı karşılaştırması ve yazdığı acımasız şeyler, * rachel'ın ross onaylamıyor diye dövme yaptırmaya korkması, rachel hamile olduğunu söylediğindeki tepkisi, susan ve carol' a karşı davranış şekli, oğlu ben'i gördüğü günlerde sürekli monica yada rachel ile bırakması* anne ve babasına sürekli kendini iyi gösterme çabası * hepsini bir araya koyunca nasıl rezil bir insan olduğu anlaşılıyor aslında, bu daha aklıma gelen vukuatları.
adam öğrencisi ile birlikte oldu yahu, etik değer desen yok, dürüstlük desen yok, yok yani. anca bencillik anca narsistlik.
devamını gör...
tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı
dün bir diş hekimini öldürüp sonrasında 11 yıl hapse mahkum edilen biri için verilen karardır. 2 yıl içeride yattığı için tahliye edilmiş. canımızın ne kadar değeri olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
devamını gör...
spawn
bilenler için ben hep burdayım diyen yazar...
kim bilir belki tekrar gider, tekrar gelir...
kim bilir belki tekrar gider, tekrar gelir...
devamını gör...
ıspanak
sıska ve güçsüz bir adam olan temel reis’in biricik aşkı safinaz için, kaba sakal gibi dev cüsseli güçlü adamlara kafa tutmasını sağlayan sebze.
devamını gör...
israil ordusu kediyi bile incitmez sözü
aklıma aziz nesin'in şu dizelerini getiren başlıktır.
"öyle bir ölsem
öyle bir ölsem çocuklar
size hiç ölüm kalmasa"
siyasetin eli kanlı malesef. hiçbir ülke çıkıp demesin ki "biz öldürmedik, öldürmeyiz" velhasıl artık duymaktan ve görmekten hicap duyduğum şeylerin sorumlusu israil değil de kimdir? evet, incitmediler, katlettiler ve ediyorlar. çocuklar ölüyor lan, çocuklar.
"öyle bir ölsem
öyle bir ölsem çocuklar
size hiç ölüm kalmasa"
siyasetin eli kanlı malesef. hiçbir ülke çıkıp demesin ki "biz öldürmedik, öldürmeyiz" velhasıl artık duymaktan ve görmekten hicap duyduğum şeylerin sorumlusu israil değil de kimdir? evet, incitmediler, katlettiler ve ediyorlar. çocuklar ölüyor lan, çocuklar.
devamını gör...
günlük talihsizlikler
trafikte hep kırmızı ışığa denk gelmektir.
devamını gör...
intihar etmek
arkadaşlar rica ediyorum burada intiharı yüceltecek tanımlar girilmesin.
sosyal medya üzerinden intihar davranışını olumlu gösterebilecek veya intiharı bir çözüm olarak onayladığınızı belirten paylaşımlarda bulunmayın.
bunları ben söylemiyorum, intiharı önlemek için toplum olarak yapabileceklerimiz diye türk psikologlar derneği söylüyor.
övmeyin.
hem gerçekten cesaret işi falan değil, yaşamaktan korkan, korkak insanların işidir.
sosyal medya üzerinden intihar davranışını olumlu gösterebilecek veya intiharı bir çözüm olarak onayladığınızı belirten paylaşımlarda bulunmayın.
bunları ben söylemiyorum, intiharı önlemek için toplum olarak yapabileceklerimiz diye türk psikologlar derneği söylüyor.
övmeyin.
hem gerçekten cesaret işi falan değil, yaşamaktan korkan, korkak insanların işidir.
devamını gör...
psikiyatrik problemlerin insanlara karizmatik gelmesi
sadece biz de acı çeken insana zaaf var. fazla merhametten geliyor. benim sevgim onu iyileştirir romantikliğiyle yapılan davranış.
(bkz: masumlar apartmanı)
kabul etmek gerek hiçbirimiz psikiyatrist değiliz ve kimseyi tedavi edemezsin.
(bkz: masumlar apartmanı)
kabul etmek gerek hiçbirimiz psikiyatrist değiliz ve kimseyi tedavi edemezsin.
devamını gör...
mastürbasyon
(bkz: özkıyım)
devamını gör...
dünyadaki en korkunç gerçek
insandır. insanların ne kadar kötü olabileceği, kötülükte ne kadar ileri gidebilecekleri gerçeği.
devamını gör...
insan kendini yalnızca insanda tanır
her insanda kendinden bir parça bulur insan...o bulduğu parçayı sever aslında. kendine tanıdık geleni, aşina olduğunu sever... çocukluktaki hisler, bilinçaltına kaydedilir, sonraki yıllarda o hisleri yaşatacak kişileri bulmaya ve tekrar tekrar o hisleri yaşamaya yol açar. ancak çeşitli terapilerle duygular sağaltılırsa, başka hisler de yaşamaya başlar. aksi taktirde, bu döngü hep sürer, kişiler, yerler, zamanlar değişir ama yaşanan hisler hiç değişmez.
devamını gör...

