pavlov'un göbeği
başlığını anlık böyle okuduğum yönetici.

bugünkü olaydan bağımsız, kurallara uygun olmayan bir şey yapınca, her defasında günah keçisi ilan edilmeye çalışılan bir insan aynı zamanda. iletişim tarzı resmi* olduğu için böyle olduğunu düşünüyorum. yoksa o ya da bir başkası kural dışı bir şey olunca müdahale etmek için oradalar. başka ne yapsınlar?

bugünkü olaydan bağımsız, kurallara uygun olmayan bir şey yapınca, her defasında günah keçisi ilan edilmeye çalışılan bir insan aynı zamanda. iletişim tarzı resmi* olduğu için böyle olduğunu düşünüyorum. yoksa o ya da bir başkası kural dışı bir şey olunca müdahale etmek için oradalar. başka ne yapsınlar?
devamını gör...
kalitesini yazdıkları ile değil beğendikleri ile belli etmek
rastlıyorum bu yazarlara, kankamı beğenmezsem ayıp olur, bok gibide yazmış ama beğenmem lazım derdinde olmuyorlar. usul usul beğeniyorlar, çok fazlada yazmıyorlar. bende çok beğeni veren biri değilim, beni sarsması lazım yazılanın , buradan saygılar o cemaate.
devamını gör...
turan taktiği anlatılırken komutanım ben anlamadım tekrar anlatır mısınız diyen tımarlı sipahi
komutanın "nereyi anlamadın" diye sorduğu tımarlı sipahidir. savaşı geciktirir.
devamını gör...
agatha christie
polisiye konusunda eline su dökülmeyecek bir ingiliz yazardır. kendisini daha yeni okumaya başladıysanız, katilin kim olduğunu asla çözemez ve kitabın sonunu görebilmek için tek seferde bitirirsiniz; ama bir koleksiyon yapıyorsanız agatha'nın düşünce yapısını çözdüğünüzden katili kitabın ortasında bulabilirsiniz. lakin katili bulmanıza rağmen olay örgüsü sizi şaşırtmaya devam eder.
agatha ile ilgili en şaşırtıcı olan ise 11 kayıp gününde istanbul'da ne yaptığıdır. araştırmalara konu olan bu gizem hala daha çözülebilmiş değildir. ayrıca bir dönem ilk kocasının metresini öldürmek istediği de söylenmiştir. hayatı da romanları kadar gizemli ve ilginçtir sizin anlayacağınız.
ilk kez okuyacaklara ufak bir tavsiye: on küçük zenci ile başlayınız. eminim diğer kitaplarını da okumak isteyeceksiniz.
agatha ile ilgili en şaşırtıcı olan ise 11 kayıp gününde istanbul'da ne yaptığıdır. araştırmalara konu olan bu gizem hala daha çözülebilmiş değildir. ayrıca bir dönem ilk kocasının metresini öldürmek istediği de söylenmiştir. hayatı da romanları kadar gizemli ve ilginçtir sizin anlayacağınız.
ilk kez okuyacaklara ufak bir tavsiye: on küçük zenci ile başlayınız. eminim diğer kitaplarını da okumak isteyeceksiniz.
devamını gör...
yeni nesildeki ateizm dalgası
"yanacaksin" mevzusuna hayli takik durumdayim. aslinda zerre kadar fikri olmadigi dinin kendini kurtaracagina o kadar emin ki, bu dusunce ona tipki kendisi gibi olan bir insani yargilama curreti gosteriyor. cennete rezarvasyonunu da simdiden yapmis akillim, cehenneme gidecek olani aklinca uyariyor. bu insanlarin var olmasindan daha enteresani semavi dinlerin dogru insanlar tarafindan yayilmadiginda dunyanin basina gelenler. allah'a inanan kesimin inanmayan kesimden haylice fazla olmasina ragmen bu kadar kotuluk neden mesela? demek ki mesele inaniyorum demekte degilmis... kisaca kendi inanci dogrultusunda kimseye zarari dokunmadan yasayip gidebiliyorlarsa kisi, ne oldugunun cok bir onemi yok. ınanip inanmadigi sadece kendisini baglar. o cocuklar isterse musluman olsun, isterse deist yeter ki kimseye zararlari dokunmasin...
devamını gör...
agora meyhanesi radyo yayını
"aşk nedir? yapay zeka nedir? babam böyle robot yapmayı nereden öğrendi?"* gibi cevabı zor soruları kendimizce yorumladığımız, eğip büküp ortaya güzel bir eser çıkarmaya çalıştığımız bir yayın. bu arada konuyla alakalı filmlerden de bahsetmeyi ihmal etmedik tabii ki. ilgilenenler için yapay zeka ve aşk ilişkisine dair filmlerin listesi:
1) her (film) (2013) --> imdb
2) the machine (film) (2013) --> imdb
3) ex machina (film) (2014) --> imdb
4) uncanny (film) (2015) --> imdb
bonus olarak: japon işi (1975) --> filmin tamamı
1) her (film) (2013) --> imdb
2) the machine (film) (2013) --> imdb
3) ex machina (film) (2014) --> imdb
4) uncanny (film) (2015) --> imdb
bonus olarak: japon işi (1975) --> filmin tamamı
devamını gör...
hayata dair ilginç tespitler
olaylara verilen tepkiler tamamen kişiseldir. diğer bir deyişle olayların tek başlarına bir anlamı yoktur sizin o olaya verdiğiniz tepki o olayı önemli veya önemsiz kılar.
bir insan için hayatın sonu olan bir olay diğer bir insan için üzerinde düşünmeye bile değmeyecek bir ayrıntıdan ibaret olabilir.
bir insan için hayatın sonu olan bir olay diğer bir insan için üzerinde düşünmeye bile değmeyecek bir ayrıntıdan ibaret olabilir.
devamını gör...
sözlükçülerin en büyük başarısı
üniversitede istatistik dersinden 100 almıştım hem de not ortalamasının 36 olduğu bir sınıfta, bence başarı.
devamını gör...
mezarlıklardan neden korkarız sorunsalı
ben her an birisi mezardan fırtlayacak düşüncesiyle korkuyorum. diğer insanları bilemem.
devamını gör...
hiçbir kulübe katılmayan asosyal kafa sözlük yazarı
asosyalin dibiyim gençler, hatta biliyor musunuz hiç discord kullanmadım ve kullanmayı da düşünmüyorum..
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
kendi tanımıma favori atabilseydim,
yüz kere, bin kere bu tanıma atardım.
...
seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
martılar konuyor omuzlarıma,
gözlerin istanbul oluyor birden.
akşamlardan, gecelerden, senden uzağım
şiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen
durgun sular gibi azalacağım
bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen.
şarkılarla geleceksin, duygulu, ince
yalnız gözlerime bak diyeceksin.
ellerim usulca ellerine değince
kaybolup gideceksin
bir elim seni çizecek bütün pencerelere
bir elim seni silecek.
kalbim: ebemkuşağı; günde bin kere
senin için yeni baştan can kesilecek.
ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde
sonra seni kaybetmek hemen her yerde
ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak
yapayalnız kalmak iskelelerde.
seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
martılar konuyor omuzlarıma,
gözlerin istanbul oluyor birden.
yavuz bülent bâkiler gözlerin istanbul oluyor birden şiirinden...
yüz kere, bin kere bu tanıma atardım.
...
seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
martılar konuyor omuzlarıma,
gözlerin istanbul oluyor birden.
akşamlardan, gecelerden, senden uzağım
şiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen
durgun sular gibi azalacağım
bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen.
şarkılarla geleceksin, duygulu, ince
yalnız gözlerime bak diyeceksin.
ellerim usulca ellerine değince
kaybolup gideceksin
bir elim seni çizecek bütün pencerelere
bir elim seni silecek.
kalbim: ebemkuşağı; günde bin kere
senin için yeni baştan can kesilecek.
ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde
sonra seni kaybetmek hemen her yerde
ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak
yapayalnız kalmak iskelelerde.
seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
martılar konuyor omuzlarıma,
gözlerin istanbul oluyor birden.
yavuz bülent bâkiler gözlerin istanbul oluyor birden şiirinden...
devamını gör...
ziyaretçiler
bir nesli mahvetmiş bilim kurgu dizisi. daha doğrusu yemek kurgu dizisi. birader eyvallah hadi fareleri löp löp indiriyorsunuz mideye de, tarantula yemek nedir allah aşkına? bakın sırf bu dizi yüzünden bizler uzaylılara bildiğiniz düşman olduk. nefret suçu işledi adamlar bir yerde. bizi fena gaza getirdiler ve bunun etkisinden kurtulmak da bir hayli zamanımızı aldı. allah'tan o aralar trt, et'yi de yayınlıyordu da durumu dengeliyorduk. biraz yumuşayıp kendimize geliyorduk.
bu dizi tam olarak travmalar silsilesidir; misal bu uzaylılarda enteresan bir sofra adabı vardı, öyle sofralar kurarlardı ki, görünce vay anasını derdiniz. şaraplar, mumlar her şey yerli yerinde. ama gel gör ki, ana yemek servisi fena. fanus içindeki fareleri, tarantulaları maşayla alır, öyle yerlerdi. birde sırayla yemeye özen gösterdiklerini hatırlıyorum. önce biri yer, diğeri onu izler, sonra öbürü yemeye başlardı. hem yiyip hem izlemekten zevk alıyorlardı demek ki. bak yahu yine tüylerim diken diken oldu.
birde insan görünümlü kostümlerini çıkınca yeşil dev kertenkelelere dönüşüyorlardı. sürüngenimsi canlılardı. bu nedenle kertenkelelerden bile şüphelenir olmuştuk çocuk aklımızla. ya dünyayı işgal ediyorlarsa, bizim ruhumuz duymuyorsa. yani çok büyük dertler edindik çocukken biz. zaten el kadar bebeyiz, bize yapılır mı bu yahu? ha şimdi diyeceksiniz ananız babanız bu dizileri size niye izletti. aslında izletmediler. televizyon izlerken uyuyakalma masalı ile battaniye altından sahne sahne beynimize çekim yapıp, kendimizi yaktık. sonra da ortalıkta deli dana gibi, fare örümcek höpürdetecek kertenkele aradık. bu arama tarama çalışmalarının adı da keşif oluyordu. keşif ekibi olarak, tepelik alanlara çıkıp orada gözlem yaparak, dünyayı kurtarmaya çalışıyorduk zira bu önemli mevzu kimsenin umurunda dahi değildi.
ama bu dizideki en büyük travma hastane travmasıdır. onun da altını çizmem lazım. zira bu namussuzlar öyle güzel hastaneler yapıp, hastanelerin reklamını da on numara beş yıldız yapıyordu ki, millet akın akın hastanelere koşuyordu. gözün mü görmüyor? kolun mu koptu? dermanı biziz minvalinde reklamlardı bunlar. tabi sonra o hastanelere hasta olarak girenler yemek oluyorlardı da ruhları bile duymuyordu. direniş olmasaydı o aydınlanmayı yaşayamazdık. ve direnişe cidden sempati besliyorduk. keşif ekibimizin adını da direniş koymuştuk ve aramızda karar almıştık, asla ve kata hastaneye gidilmeyecek! çünkü o hastanelerden bazıları, fare yiyen sürüngenlerin hastanelerinden birisi olabilirdi ve biz canımızı pazarda bulmamıştık. işte bu kesin tavrımız arkadaşlarımızdan birinin babasından şamarı yemesine neden oldu. çocuğun dişi fena ağrımış, babası da hastaneye götürmek istemiş, bizimki direnip, sonrasında da kaçınca bir temiz dayak yemişti. baba uzaylıların işbirlikçisi miydi? yoksa normal babalık refleksleri mi göstermişti orası muamma. o olayı hiç aydınlatamadık. *
bu dizi tam olarak travmalar silsilesidir; misal bu uzaylılarda enteresan bir sofra adabı vardı, öyle sofralar kurarlardı ki, görünce vay anasını derdiniz. şaraplar, mumlar her şey yerli yerinde. ama gel gör ki, ana yemek servisi fena. fanus içindeki fareleri, tarantulaları maşayla alır, öyle yerlerdi. birde sırayla yemeye özen gösterdiklerini hatırlıyorum. önce biri yer, diğeri onu izler, sonra öbürü yemeye başlardı. hem yiyip hem izlemekten zevk alıyorlardı demek ki. bak yahu yine tüylerim diken diken oldu.
birde insan görünümlü kostümlerini çıkınca yeşil dev kertenkelelere dönüşüyorlardı. sürüngenimsi canlılardı. bu nedenle kertenkelelerden bile şüphelenir olmuştuk çocuk aklımızla. ya dünyayı işgal ediyorlarsa, bizim ruhumuz duymuyorsa. yani çok büyük dertler edindik çocukken biz. zaten el kadar bebeyiz, bize yapılır mı bu yahu? ha şimdi diyeceksiniz ananız babanız bu dizileri size niye izletti. aslında izletmediler. televizyon izlerken uyuyakalma masalı ile battaniye altından sahne sahne beynimize çekim yapıp, kendimizi yaktık. sonra da ortalıkta deli dana gibi, fare örümcek höpürdetecek kertenkele aradık. bu arama tarama çalışmalarının adı da keşif oluyordu. keşif ekibi olarak, tepelik alanlara çıkıp orada gözlem yaparak, dünyayı kurtarmaya çalışıyorduk zira bu önemli mevzu kimsenin umurunda dahi değildi.
ama bu dizideki en büyük travma hastane travmasıdır. onun da altını çizmem lazım. zira bu namussuzlar öyle güzel hastaneler yapıp, hastanelerin reklamını da on numara beş yıldız yapıyordu ki, millet akın akın hastanelere koşuyordu. gözün mü görmüyor? kolun mu koptu? dermanı biziz minvalinde reklamlardı bunlar. tabi sonra o hastanelere hasta olarak girenler yemek oluyorlardı da ruhları bile duymuyordu. direniş olmasaydı o aydınlanmayı yaşayamazdık. ve direnişe cidden sempati besliyorduk. keşif ekibimizin adını da direniş koymuştuk ve aramızda karar almıştık, asla ve kata hastaneye gidilmeyecek! çünkü o hastanelerden bazıları, fare yiyen sürüngenlerin hastanelerinden birisi olabilirdi ve biz canımızı pazarda bulmamıştık. işte bu kesin tavrımız arkadaşlarımızdan birinin babasından şamarı yemesine neden oldu. çocuğun dişi fena ağrımış, babası da hastaneye götürmek istemiş, bizimki direnip, sonrasında da kaçınca bir temiz dayak yemişti. baba uzaylıların işbirlikçisi miydi? yoksa normal babalık refleksleri mi göstermişti orası muamma. o olayı hiç aydınlatamadık. *
devamını gör...
hakan şükür
hakan şükür türk futbol tarihinin gelmiş geçmiş en büyük golcülerinden biridir. ve okuduğum diğer tanımlarda anlatıldığı gibi de fetöcüdür, ancak diğer tanımlarda anlatılmadığı üzere değinilmesi gereken birkaç önemli nokta daha vardır.
hakan şükür, galatasaray’a transfer olduğunda da fetöcü idi. galatasaray ile uefa kupası kazandığında, türkiye’nin ligde bir sezonda en çok gol atan futbolcusu olduğunda, dört sene üst üste gelen galatasaray şampiyonluklarında gol yükünü çektiğinde, genç futbolcuların parasını kendi cebinden ödediğinde de öyleydi.

avrupa’ya yaptığı transferler esnasında da fetöcü idi. önce torino’ya sonra inter, parma ve blackburn rovers’a transfer olduğunda ve bu kulüplerde istediği başarıyı yakalayamadığında da.

milli takımda en çok gol atan futbolcu olduğunda da fetöcü idi. dünya kupasında tarihin en erken golünü güney kore ağlarına bıraktığında, isviçre’ye ceza sahası dışından “ şapka çıkartılacak golü attığında”, oliver kahn’ı topla birlikte kaleye soktuğunda, belçika kalecisinin elle çıktığı yüksekliği kafası ile geçip gol attığında da öyle idi.

iktidar partisinden milletvekili seçildiğinde de fetöcü idi. kendisine futbol ilgili sorular sorulduğunda yorum yapmayıp büyüklerimiz en doğrusunu bilir dediğinde de, trt ekranlarında spor yorumculuğu yaptığında da, darbeden sonra yurt dışına kaçtığında da öyleydi.

velhasılı hakan şükür türk tarihinin gelmiş geçmiş en yetenekli, en golcü vatan hainidir.
hakan şükür, galatasaray’a transfer olduğunda da fetöcü idi. galatasaray ile uefa kupası kazandığında, türkiye’nin ligde bir sezonda en çok gol atan futbolcusu olduğunda, dört sene üst üste gelen galatasaray şampiyonluklarında gol yükünü çektiğinde, genç futbolcuların parasını kendi cebinden ödediğinde de öyleydi.

avrupa’ya yaptığı transferler esnasında da fetöcü idi. önce torino’ya sonra inter, parma ve blackburn rovers’a transfer olduğunda ve bu kulüplerde istediği başarıyı yakalayamadığında da.

milli takımda en çok gol atan futbolcu olduğunda da fetöcü idi. dünya kupasında tarihin en erken golünü güney kore ağlarına bıraktığında, isviçre’ye ceza sahası dışından “ şapka çıkartılacak golü attığında”, oliver kahn’ı topla birlikte kaleye soktuğunda, belçika kalecisinin elle çıktığı yüksekliği kafası ile geçip gol attığında da öyle idi.

iktidar partisinden milletvekili seçildiğinde de fetöcü idi. kendisine futbol ilgili sorular sorulduğunda yorum yapmayıp büyüklerimiz en doğrusunu bilir dediğinde de, trt ekranlarında spor yorumculuğu yaptığında da, darbeden sonra yurt dışına kaçtığında da öyleydi.

velhasılı hakan şükür türk tarihinin gelmiş geçmiş en yetenekli, en golcü vatan hainidir.
devamını gör...
türk milletinin gereksiz kutsallaştırdığı şeyler
(olmayan)kızlık zarı.
devamını gör...
ragnarok
bugün itibariyle, 2. sezonu netflix'te yayınlanmış olan norveç yapımı dizi.
devamını gör...
akp'ye sürekli çamur atan tip
öz kardeşimdir
devamını gör...
en tatlı sabahlar ne ile başlar sorunsalı
devamını gör...
akp diyarbakır gençlik kolunun emekli amiralleri tehdit etmesi
aklına esen savcının hastaneden doktor aldırdığı ülkede hukuk işlemeyince üstüne bir de (bkz: akp’li dokunulmazlığı) eklenince gemi azıya alanlar da bitmiyor.
türkiye, hukuk alanında tarihinin en pespaye dönemlerinden birini yaşıyor.
akp diyarbakır gençlik kolları başkan yardımcısı vedat demirtaş, twitter'da kalaşnikof tüfeklerin yer aldığı fotoğrafı paylaşarak "emekli amiraller bekliyoruz" yazdı.
ve o kadar soysuz ki bunlar, tepki gelince hesabı kaptıp kaçıyorlar, üzerine bir de haberlerine erişim engeli gelince hiçbir şey olmamış oluyor.
yeminle sıdkım sıyrıldı bunlardan.
akçomar herzesi.
türkiye, hukuk alanında tarihinin en pespaye dönemlerinden birini yaşıyor.
akp diyarbakır gençlik kolları başkan yardımcısı vedat demirtaş, twitter'da kalaşnikof tüfeklerin yer aldığı fotoğrafı paylaşarak "emekli amiraller bekliyoruz" yazdı.
ve o kadar soysuz ki bunlar, tepki gelince hesabı kaptıp kaçıyorlar, üzerine bir de haberlerine erişim engeli gelince hiçbir şey olmamış oluyor.
yeminle sıdkım sıyrıldı bunlardan.
akçomar herzesi.
devamını gör...


