--- alıntı ---

zaviyeler, tekkeler gibi tarikat etkinliklerinin yürütüldüğü, daha çok kırsal alanlarda kurulan ve farklı işlevleri olan yapılardır.

--- alıntı ---

kaynak .
devamını gör...

ekşi'den gelenler bilir, bunun başlığı açılmıştı.* görür görmez aşık oldum. oradaki nickimden utandım. o ne basitlikti yahu. insan az düşünür alırken. neyse, orada tekrar çaylak sırası bekleme gereksizliğine girmeyecektim tabii. içimde ukte olmuştu. dün de burayı keşfedince dedim ki: "gün bu gündür. yapıştır."
devamını gör...

kelimelerin doğasını değiştiren ispanyol düşünür, şair, dilbilimci ve yazar. yaşadığı dönem boyunca faşizm'in karşısında durduğundan ötürü sürgün edilmiş ve hapseldimiştir fakat hayatının son anına kadar fikirlerinden asla vazgeçmemiştir ama onu yalnızca bu direnişi ile anmak doğru olmaz çünkü ispanyol edebiyatına yön veren önemli figürlerden biridir. kelimelerle oynamaktan keyif alan bir sanatçıydı unamuno, seçkin ve özenli bir dil ile yazmıştır fakat eserleri dolambaçlı ve karmaşık cümlelerden oluşur bundan ötürü ne yazık ki çevirileri pek başarılı olmamıştır ama bu durumun istisnası yok değil. kendisinin uzun yıllar salamanca üniversitesinde rektörlük yaptığını da unutmamak gerek, gerçek bir entelektüeldi unamuno ve bazı kaynaklarda 14 bazılarında ise 16 dil bildiğinden bahsediliyor. unamuno aynı zamanda post - romantizmin büyük bir şairi olarak anılmıştır. yalnızca şiir, tiyatro, roman ve makale yazmamış seyahetlerini de kaleme almıştır.

(bkz: soledad)
(bkz: tulio montalbán)
(bkz: amor y pedagogía)
(bkz: del sentimiento trágico de la vida)
(bkz: niebla)- sis
(bkz: la agonía del cristianismo)
(bkz: cómo se hace una novela)
(bkz: la novela de don sandalio, jugador de ajedrez)
(bkz: un pobre hombre rico) - yaman adam
(bkz: san manuel bueno, mártir)
(bkz: abel sánchez: una historia de pasión) - bir tutku öyküsü / bir tutkunun öyküsü
devamını gör...

çöp atılan yer, çöplük. kötü olaylar veya nesneler manasında da kullanılır.
devamını gör...

günaydın yazarlar, güzel tanımlar yazmayı, bol beğeni ve fav. atmayı unutmadığınız bir gün olsun. okuyunuz, birikiniz sonra gelip buraya kusunuz efenim.
devamını gör...

edit: evet kutsal. çünkü bu kült bir başlıktır. kafa yolunu bulur da yürürse seneye binlerce tanımın girilebileceği başlıktır.

bu kutsal başlığı açtığım için çok mutluyum.

atatürk'ün tek atacağı karşılaşmadır.

savaştan yeni çıkmış, yaraları çok taze hatta kanayan yaraları olan bir ülkeyi eğitim,sanat, siyaset, dış politika, ekonomi, insan hakları ve yüzlerce konuda yüz yıl kadar ileriye götüren, büyük devrimci, dahi diktatör bir yandadır.

sıkıntılı bir ekonomiyi düzlüğe çıkarıp batıran, ülkede ayrımcılık ve akraba ilişkileri(liyakatsizlik) pompalayan ve daha birsürü sayamayacağım şeyin mükellifi bir yanda.
devamını gör...

masturbation is a necrophilia if you are dead inside.
devamını gör...

sanırım güleçliğim ve içimden geldiği gibi konuşmam /davranmam. benimle konuşanlar iyi bilir bunu. bir de kötü olaylara karşı inanılmaz sabırlıyım..
devamını gör...

ciltteki hasar, tahriş, yara veya yanıklarda kullanılan bir tür kremdir
devamını gör...

kafa sözlük yazarları...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kendisiyle konuşma fırsatı bulduğum çok anlayışlı, yazma konusunda inanılmaz hevesli ve gerçekten çok güzel yazıları olan genç yazarımızdır. diğer iki kardeşinin sözlüğe gelmesinde en büyük etkiye sahip olduğunu düşündüğüm yazarımız ne kadar güzel bir şeye vesile olmuş. teşekkür ediyorum kendisine. benim içinde ilk oldu bu durum. aynı anda 3 kardeşe nickaltı tanımı girebildim ne kadar güzel bir duyguymuş.

#1010064 tanımında yazarımız çok güzel ifade etmiş anlatmak istediklerimi. ona da teşekkür ediyorum. bu genç yazarlarımıza beğeni atmadan geçmeyin zaten okudukça istemsizce beğenileri kendiniz atacaksınız. eline ,emeğine,yüreğine sağlık diyorum.

napmıyorduk diğer iki kardeşi unutmuyorduk. hepsini takip ediyorduk. ozercesur47 (bkz: zilan_47)

görselin içeriği için #1013942
devamını gör...

doğru kişiyle tanıştığınız yaştır
devamını gör...

çocuklukta çizdiğimiz bir haritayla koskoca dünyada yol bulmaya çalışıyoruz aslında.. o yüzden sık sık yolumuzu kaybediyoruz çünkü o küçücük harita, tüm dünyayı algılamamıza yetmiyor. süreç acayip işliyormuş, bunu fark ettiğimde büyük bir şok geçirmiştim. bizler kimi uzmanlara göre 6 kimisine göre de 11 yaşımıza kadar çeşitli kararlar alıyor, sonrasında da ömrümüzün geri kalanını da o kararların gölgesinde geçiriyormuşuz. mesela, çocukken annemize tam ihtiyacımız olduğunda annemiz o an bizimle ilgilenmezse "annem beni sevmiyor, sevilmeyen biriyim, sonrasında da ben sevilmeyi hak etmiyorum" gibi inançlar geliştirebiliyoruz. belki sadece o an acil bir işi vardı, o yüzden bizimle ilgilenmedi ama çocuk aklıyla böyle kararlar alabiliyormuşuz.. tüm bu geliştirdiğimiz inançlara da psikolojide "şema", kişisel gelişimde de "çekirdek inanç, kök inanç" deniyor. bunları değiştirmek için çeşitli yöntemler öneriliyor. benim bu konularda farkındalık geliştirmeme neden olan ilk kitap, sevgili atakan sönmez ile özlem şahin*'in yazdığı "çekirdek inanç" kitabıydı. sonraları şema terapiyle ilgili "narsistle ateşkes" kitabı ve "hayatı yeniden keşfedin" kitabı da gözümün açılmasını sağladı ama bu kitapları okudukça her şemadan bende biraz var hissi beni bayağı zorladı. ilk başlarda "bu kadar şemayla ben nasıl baş edeceğim" gibi bir tükenmişlik hissine kapıldım ama içindeki uygulamaları istikrarla yaptım, şemalarla ilgili başa çıkma kartları hazırladım, hatta onları okuduğum ses kayıtları hazırladım ve ara ara dinledim. şimdi geldiğim nokta ise, daha dingin bir ruh hali içindeyim.. artık eskiden beni tetikleyen olaylar, sadece gülümsememe neden oluyor. amaç, yaşanan olayları önlemek değil zaten ki bu, mümkün değil. amaç, onlara yönelik farkındalık geliştirerek farklı şekilde yorumlayabilmek ve yaşanan olaylarla ilgili bakış açısını değiştirmek ki bakış açısı değiştikçe, yaşanan olayların üzerimizdeki etkisi de değişiyor. eskisi gibi tetiklenmiyorum ki bu beni çok mutlu ediyor, sanki olayları gözlemci olarak izliyorum*. bu hayattan geçip giden bir yolcu misali tüm dünyayı izleyerek sakin, dingin bir zihinle olayları yorumlamak ve kişisel algılamamak... yıllardır ulaşmaya çalıştığım nokta buydu sanırım...
devamını gör...

yıllar önce girdiğim bir mülakatta kısa bir aydınlanma yaşamama vesile olan durum. alınacak kişiler belli hepsi yerli yerinde. peki benim burada işim ne? listede isim görünsün bir yarışma ortamı sağlansın ben görevimi yerine getireyim birileri için. arkada fısır fısır kalınacak lojmanlar konuşulsun. ben daha mülakata girmeden hadi canım daha neler demeye başlamıştım. kişiye özel birbirine eşit olmayan soruların sorulduğu, dengenin, adaletin sağlanamadığı bir ortamdan bahsediyoruz. ben o zaman ümidi kestim bu sistemden. şimdi kimse yerli yerinde değil. alakası olmayan kişilerin işgal ettiği onca yer. sen sorgularsın benim neyim eksik? tek cevap torpildir bu memlekette. sen alakasız bir yerde.
devamını gör...

kayıtlara, ölüm tarihini hesaplayan bilim adamı diye geçen, 1667-1754 yılları arasında yaşamış, fransız istatistikçidir. kumarbazlar için olasılık hesapları yaparak para kazanırken bir yandan da şansın doktrinleri adlı eseri kaleme almış ve olasılık teorisinin de temellerini atmıştır.
ona göre olasılık; en basit şekliyle oyunlarla hatırlanır. ancak eserinin aksine o, şans diye bir şeyin olmadığını, bütün problemin bizim bilmeyişimiz olduğunu iddia etmiştir.

ölümünden kısa süre önce şöyle bir olasılık geliştirmiştir: şayet her gece, bir gece öncesinden 15 dakika daha fazla uyursa ve silsileyi böyle böyle devam etttirirse, 24 saatlik bir uyku süresine ulaşacaktır ve bu 24 saatlik uyku süresi dolduğunda, öleceğini hesaplanmıştır. gerçekten de hesaplamaları doğrultusunda, tam da 24 saatlik uyku süresine ulaştığı gün, ölmüştür.

benim tahminim, bir şeyi ne kadar çok isterseniz ve olacağına inanırsanız o şey o derece kolay ve kısa sürede, gerçek olur. dolayısıyla ölümündeki sır da, bu inanç ve takıntının üzerine düşme halinden kaynaklanmıştır diye düşünüyorum.. .
peki ya değilse?

kim bilir?..
devamını gör...

nickinin dibine dustugum moderator...ınanilmaz derece de pozitif, hos sohbetli ve yardimseverdir kendisi. genel kulturu de cok yerindedir, tanimlamalarini da cok begeniyorum ama caktirmiyorum...
devamını gör...

çocuklarla aile kavramını işlerken örnek vermek için kendi ailemi anlatıyordum, öğretmenin sadece öğretmen olduğunu başka bir hayatı olmadığını düşünen canım çocuklarım;

"yok artık senin de mi annen var? evin bile mi var sen okulda uyumuyor musun ?" diye sormuşlardı.
bir bakıma haklılar ne zaman gelseler okuldayım onlar gidene kadar yine okuldayım. *
devamını gör...

sanırım artık yorgan kullanmalıyım*
devamını gör...

bir tlc programı. her gece saat 01:20 civarında yayımlanmaktadır. ki şahsım da severek izlemektedir.. 2 gündür izlediğim kadarıyla anlatayım: anladığım kadarıyla farklı dinlere, inançlara veya topluluklara bağlı olan insanların veya bu topluluklara/inançlara bağlı olanlarla karşılaşan insanların, ölüme doğru giden hikayeleri anlatılıyor. yani olayın kahramanı, herhangi bir tehlikeli bir topluluğa bağlı olan biriyle arkadaş oluyor ve arkadaşı hiç de sandığı gibi iyi biri çıkmıyor ve onu korkunç bir şekilde öldürüyor. veya siz bir inanca veya bir topluluğa/inanç topluluğuna aşırı bağlanıyorsunuz ve bu toplulukların başındaki tehlikeli liderler vs. olaylar nedeniyle korkunç bir şekilde öldürülüyorsunuz. ki olayları, öldürülenlerin arkadaşları veya ailesi, akrabaları falan anlatıyor. ayrıca bunlarla birlikte, polisler, dedektifler falan da anlatıyor.

tabii sıkıcı olmaması için canlandırmalar da içeriyor. bundan ilave öldürülenlerin ve katillerin falan gerçek resimleri de gösteriliyor. sonda da katillerin kaç yıl hapis yattıkları falan söyleniyor. mesela dün gece, çok eşli hristiyan bir vaizin, ikinci karısını korkunç bir şekilde öldürme olayı anlatılmıştı. ondan önceki bölümde de, hinduist olan bir adamın, hinduist bir inanç topluluğuna katılması ve bu topluluğun liderinin vermiş olduğu emirle öldürülmesi hikayesi anlatılmıştı.
devamını gör...

helal kesim ise neden olmasın? islam fıkıhına göre eti yenebilecek hayvanın müslüman biri tarafından kesim işlemine helal kesim deniliyor. bildiğim kadarıyla dinazor etinin haram olduğu ile ilgili bir bilgi yok. hatta osmanlı imparatorluğunda padişahlar tahta çıkarken bir adet dinazor kurban edilir ve o dinazorun kanı padişahın alnına sürülürmüş. rivayetlere göre alnına dinazor kanı sürülen padişah çıktığı her seferi kazanırmış. ıv. mehmet'in viyana'da bozguna uğramasının sebebinin kendisini kan tutması ve alnına dinazor kanı sürdürtmemesiymiş. tahta çıkacağı günün bir gece öncesinde örfi hukuk kurallarını güncellemiş ve dinazor kesimini yasaklamış ve osmanlı imparatorluğu böylece duraklama süreci ve ardından yıkıma kadar gitmiştir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim