son zamanlarda ne yazmaya ne okumaya dair kendimi motive edemediğimi düşünüyordum. burada yazılarını severek takip ettiğim birkaç yazarı ya okuyamıyor yahut çok geç okuyordum. sonra fark ettim ki şu sıra, erken uyanasım yok, iş yapasım yok, dilekçeler, talepler, iş görüşmeleri, film izlemek, bazı online programlar. hiçbirine karşı aktif bir çaba gösterme gayreti bulamıyordum kendimde. mesele aslında yalnız yazmak veya okumak meselesi değilmiş.

sonrasında birkaç çay ocağının açık olduğuna dair istihbari bilgiler geldi. meğersem uzun zamandır açıklarmış. ofisten akşamüstü nasıl hevesle çıktığımı, çay ocağında saatlerin nasıl ansızın geçtiğini ve bundan nasıl mükemmel bir zevk aldığımı inanın anlatamam. birkaç gündür eve gece dönüyorum. meğer tüm hevessizlik pandeminin beni dört duvarın kucağına atması ve o dört duvarın üstüme üstüme gelmenin boyutunu değiştirerek artık içime nüfuz etmesiymiş. kısacası dört duvar içimdeymiş. ya da ben artık bir dört duvara dönüşmüşüm. bundan sebep hayatımda aldığım en güzel haberlerden biri olarak karşıladım çay ocaklarının açılışını. öyle zannediyorum ki birkaç güne o çok kıymetli yazarların yazılarını yeniden heyecanla okuyacağım.

bu yazıya başlarken ne yazmayı düşündüğümü hiç bilmiyordum. ama bitirirken o birkaç yazarı, yazılarını ve çay ocağı oturmasını çok sevdiğimi anlamış bulundum. her biri var olsunlar. daima.
devamını gör...

ıyiligi dokunan, ricani reddetmeden yerine yetiren bir insana karsi duyulan minnettir. yuklerin arasinda benim icin en agir olanidir ve bundan dolayi da mumkunse kimseden (ailem ve yakin arkadaslarim da buna dahil) bir sey istemem.
devamını gör...

inci aral'ın edebiyat, yazmak, okumak çerçevesinde denemelerinden oluşan kitap üç bölümden oluşuyor: anlar, izler, tutkular. o hiç burada kuş var yazmıyor, bir şekilde kuşların varlığını sezdiriyor. edebiyat ile ilişkisini, yazdıklarının zeminini sunuyor. ki inci aral edebiyatında karakterlerin bastıkları zeminden ayrı düşünülebileceğine ihtimal veremiyorum. bu sebeple inci aral'ın diğer türlerdeki eserlerini daha iyi yorumlayabilmek için de iyi bir kılavuz.

nereden bilebilirdim ki kendisiyle bu kitapta yazdığı gibi tanışacağımı, üstelik bu kitabını satın aldığım sırada. bir masanın başında, usulca yanaşıyorum:
"adınız..."
bir kalem kıpırtısı.

inci aral türk ve dünya edebiyatından pek çok yazara yer veriyor denemelerinde. hem bu isimler hem de yazma serüveni, yazarlık, öykü kurmaya bakışı arada sırada karıştırmama sebep oluyor bu kitabı.
devamını gör...

güney afrika cumhuriyeti'nin cape town şehrinde, 8 şubat 1924 tarihinde doğmuş, malay kökenli imam, apartheid karşıtı aktivisttir.
cape town'da başladığı islami eğitime mekke'de devam etmiş ve geri dönüp, imam olarak görev yaptığı camide ve müslümanlar arasında, 1950'lerde yükselen ırkçı yönetime karşı vaazlar, gösteriler, boykotlar düzenlemiştir.
cemaatin arasındaki muhbirler yüzünden takibe alınmış, özellikle yurtdışına gittiği zaman a.n.c üyeleriyle görüşmüş, mektuplarını taşımıştır.
28 mayıs 1969'da gözaltına alınmış, yurtdışında kimlerle görüştüğü sorgulanmış ama konuşmaması üzerine, nelson mandela'nın hapiste olduğu robben island'da hücreye atılmış ve günlük işkenceler artmıştır.
27 eylül 1969'da vefat etti. vücudunda 30'dan fazla kırık vardı. ırkçı yönetim merdivenlerden düşerek öldüğünü söyledi. cenazesi şehrin gördüğü en kalabalık cenaze oldu, onbinlerce kişi katıldı. bir hafta sonra cape town, st. paul katedralinde ırkçılık karşıtı beyazlar, siyahlar ve müslümanlar tarafından anma toplantısı yapıldı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yaklaşık 10 aydır laboratuvarda ev yapımı rakı üreterek kafayı çeken bilim adamı. kendisine saygım sonsuz. kimsenin aşı geliştirmek gibi bir misyonu yok sonuçta. gereken devlet desteğini alıp almadığını da bilmiyoruz. ama ben kendisini seviyorum. birlikte içsek ya hocam bir gün?
devamını gör...

cilde çok iyi gelir. soğuyunca maske yapıyorum ben .
devamını gör...

yaz ve kış aylarında yeri tutulamayacak olan bir icattır. bizim evde yok ama olan evlerden biliyorum.

alırken paraya kıyıp kaliteli bir model almak uzun vadede sizi üzmeyecektir.

ben klimaya param olmadığı için vantilatör kullanıyorum yaz aylarında, kışın zaten üşümüyorum.

kaliteli vantilatör tavsiyesi isteyen varsa mesaj kutum açıktır.
devamını gör...

hiç şüphesiz ilkokul terk dayıdır. muhtemelen babadan kalma 50 dönüm tarlası ve bir doblosu vardır. gömleğin sağ cebinde uzun lm bulunur. facebook hesabını da yiyeni açmıştır.

edit: örnek
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

geleceğim, bekle dedi, gitti.
ben beklemedim,
o da gelmedi
ölüm gibi bir şey oldu.
ama kimse ölmedi


özdemir asaf
devamını gör...

her insanın mutlaka bir gün tanıştığı, kendine ait ritmi, akışı, kuralları olan bir yaşam alanıdır. her yaştan insanın aynı çaresizlik düzleminde eşitlendiği yerdir.
devamını gör...

mermi kovanı.
düğün kameramanlığı yaptığım için gittiğim düğünlerde havaya sıkılan mermilerin kovalarını topluyorum.

ekseriyetle kuru sıkı olsa da,zevkli ve eğlenceli bir uğraş. peçete,fincan,pul vs. koleksiyonu yapmaktan farksız ancak toplaması da biraz zahmetli.

nitekim sokak sokak gezip mermi yahut mermi kovanı arayamazsınız, arasanız da bulmak zordur.
edit:yazım yanlışı
devamını gör...

belki de başka dertleri yoktur?
devamını gör...

beni güzel hatırla!
bunlar son satırlar…
farzet ki, bir rüzgârdım, esip geçtim hayatından
ya da bir yağmur sel oldum sokağında
sonra toprak çekti suyu…
kaybolup gittim, belki de bir rüya idim senin için.
uyandın ve ben bittim…

beni güzel hatırla!
çünkü; sevdim seni ben, herşeyini…
sana sırdaş oldum, dost oldum,
koynumda ağladın.
yüzüne vurmadım hiçbir eksikliğini,
beni üzdün, kınamadım.
alışıktım vefasızlığa, el oldun aldırmadım…

beni güzel hatırla!
sayfalarca mektup bıraktım sana.
şiirler yazdım her gece, çoğunu okutmadım.
sakladım günahını, sevabını içimde
sessizce gittim…
senden öncekiler gibi sen de anlamadın.

beni güzel hatırla!
sana unutulmaz geceler bıraktım
sana en yorgun sabahlar…
gülüşümü, gözlerimi, sonra sesimi bıraktım.
en güzel şiirleri okudum gözlerine baka baka,
söylenmemiş “merhaba”lar sakladım her köşeye
vedalar bıraktım duraklarda.
ne ararsan bir sevdanın içinde
fazlasıyla bıraktım ardımda.

beni güzel hatırla!
dizlerimde uyuduğunu düşün,
saçını okşadığımı, üşüyen ellerini ısıttığımı,
mutlu olduğun anları getir gözünün önüne.
alnından öptüğüm dakikaları…
birazdan kapını çalan kişi olabileceğimi düşün
şaşırtmayı severim biliyorsun.
bu da sana son sürprizim olsun.
şimdi, seninle yaşanan günleri ateşe veriyorum
beni güzel hatırla.
gidiyorum…

orhan veli kanık
devamını gör...

çocuğu olmayan sevecen tabiatlı insanlarda tavan yapan çok özel bir sevgi türü. ömür boyu sürer gider. evlat sevgisinden aşağı kalmaz.
devamını gör...

uzun vadede en çok yapmak istediğim zor bir iştir. kendimce bir yol haritası çizdim, belki bunu isteyenlere bakış açısı olur diye paylaşmak istiyorum.

bunu yapmak için öncelikle bol bol okumak gerekiyor. ancak okumaktan kastım, şu kadar kitap okumak değil. bunu yaparak hiçbir yere varamayız. "bir ayda dört kitap bitirdim" diyen bir insanın yaklaşımı bana hiçbir zaman anlamlı gelmedi. bir insanın okuduğu şeyler, ilgi alanından, merakından bağımsız olursa orada çıkacak tek sonuç verimsizlik olur. içselleştirerek, anlam vererek okunan bir kitap size dört kitaptan fazlasını kazandırır. bu benim cılız bir analizim olabilir ancak bakış açımı şöyle somutlaştırmak istiyorum, karar size kalmış:

sözgelimi ayda dört kitap okumuş bir adamın, eğer ki rastgele seçilmiş dört kitapsa veya bu işi nitelikten ziyade nicelik açısından değerlendiriyorsa ulaşacağı sonuç şu olur: bindokuzyüzseksendört harika bir distopya doğrusu! evet, tam olarak böyle olur. yüzeysel kalır, kurgu çok kısa zamanda kaybolur, size kalan üç beş etkileyici sahne, hayal dünyasındaki bir miktar gelişim ve size verdiği haz. işte bu kadar. ancak, yine sözgelimi aşkı anlamlandırmak isteyen bir adamın vadideki zambak okuması ile alacağı sonuç şu olur: okuduktan sonra geçen on yıldan sonra bile "aşk, bir tutkudur; tahayyül ötesi bir şeydir, insanın diğer tüm düşüncelerini, hayallerini, tutkularını, maddi manevi tüm tasarrufunu bir paçavra gibi fırlatıp atabileceği bir güçtür; ah, benim minik henriette'im. bu yüzden içselleştirilerek okunan, merak duygusuyla yola çıkılan okumaların verimi yüksektir. ben buna, biraz da mühendislik yaklaşımıyla şöyle bir yöntem geliştirdim:

öncelikle yazacağımız romanın kurgu temelli mi olacağı yoksa gündelik yaşama bol atıfta bulunulan, duyguları, insan olmayı, yaşamı anlatan, kurgu yönü ağır basmayan bir roman mı olacağını seçeceğiz. ben bu konuda daha çok ikinci seçeneği değerli buldum. okuma yaparken de bu yönde kendimi geliştirmeye karar verdim. bu yüzden de kurgu temelli, örneğin seferad gibi romanlar bana film izlemiş hissi verirler. eğer bir celine paragrafına benzer bir çözümleme bulamazsam, romandan uzaklaşırım. gözlerim sürekli "hadi abi, başla artık şov yapmaya" diyerek o girizgahı arar.

bu konuda da fante, celine, proust gibi üstadları örnek alıyorum. yukarıda söylediğim gibi "işte bu, baba sen busun ya" derim. daha önce de söylemiştim, genellikle fenerbahçenin 90. dakikada gol atıp kazanmasına sevindiğim gibi, çocukça bir sevgi kaplar içimi; baş parmağımı öpüp havaya kaldırarak "sen bu hayata rastgele gelmiş olamazsın, sen bu dünyaya ait olamazsın" gibi şeyler söylerim. bu adamlar benim dostum abi, bu adamlar benim ulu önderlerim. bol bol dostoyevski, turgenyev, tolstoy, gorki, goethe, balzac, zola, canetti, camus vs. vs. okudum. oralardan da çok farklı bakış açıları ve yaklaşımlar öğrendim. ancak ulu önder celine, fante ve proust temelli bir görüşü tercih ettim. felsefi bir temel de bence olmazsa olmaz. bu yüzden schopenhauer okudum bol bol. 2. dünya savaşı, insanlarda birçok insanı duyguyu tanımlama, hatırlama ya da yok etme fırsatı verdiği için hitler almanyasını, mao çin'ini, stalin rusyasını okudum ansiklopedilerden, belgesellerden o savaşı, sefaleti hissetmeye çalıştım ve sonuçta bir savaş karşıtı olmayı, savaşın bizden çaldıklarını anlamaya birazck yaklaştım. ilerleyen zamanlarda, ekonomik özgürlüğümle beraber felsefeye daha da eğilmeyi düşünüyorum. özellikle freud ve jung gibi psikoloji alanında çalışmalar yapan üstadlara da başvurmak elzem. başkaları da ona göre tercihini yapacaktır.

şimdi bunun diğer aşaması yazmak. yazmak için de öncelikle denemeler, kendi bakış açınızla yorumlamalar yapmamız gerekiyor. benim entrylerimi okuyanlar varsa, mutlaka bir duyguyu, bir olayı, kişiyi kapsamlı bir şekilde ele almaya çalıştığımı görürler. genellikle entrylerim de küçük pasajlar şeklinde oluyor.

yine son olarak çok önemli olduğunu düşündüğüm, bir konuya dikkat çekeceğim. bana göre, kendi yaşamına, çevresine, çevresinde dönen dramlara, hayal kırıklıklarına, hüzünlere, ızdıraplara kayıtsız kalmış bir insan kitap falan yazamaz. o yüzden yaşanılan olayları "bunu yapan maldır, net" ya da "seven insan bunu yapar, gerisi boştur" "aldatan namussuzdur, bu kadar" gibi sığ, iğrenç bir şekilde değerlendirmemeye dikkat ettim. ortada bir şerefsizlik varsa da bu şerefsizliğin sebeplerini, sonuçlarını düşünmeye özen gösteririm. bir de bu konularda sevgili dostlarıma vereceğim en önemli tavsiye, insanları dinlemek olur. bol bol yaşlıları dinlerim. kendi dedemi ananemi, arkadaşlarımın büyüklerini denk geldiğim anda çay demleyip saatlerce dinlerim. hiçbir zaman yaşayamayacağınız tecrübeleri de bu şekilde empati gücünüz oranında deneyimleyebiliyorsunuz. örneğin; benim dedem 1970 yılında ırak felluce'ye çalışmaya gitmiş. 6 aylık sürecin her detayını defalarca dinledim. bir yol hikayesini, yola çıktıkları saatten mercedes otobüsün modeline kadar, bu yolculukta hissettiği duyguları, sınırı geçerken hissettiklerini, orada çalışan işçi sınıfının davranışlarını, hikayelerini hepsini dinledim.

bunlar size müthiş tecrübeler katıyor inanın, mutlaka yaşlıları, deneyimi nispetinde başından bir iş geçmiş insanları dinleyin. tüm bunları sentezleyecek beyniniz. sonuçlar çok güzel oluyor, inanın farkı hissediyorsunuz. bir konuda gayet normal bir konuşma yapıyorsunuz ve karşılığında "ya sen nasıl böyle konuşabiliyorsun" diyor insanlar. o sentezi beyninize bırakın, şovunu yapacaktır. hepimize iyi okumalar dilerim, inşallah bir gün istediğimiz şeyleri yapabiliriz.
devamını gör...

dövmesi bile vardır, hem de renkli renkli..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tatlı bir yöntem belirtiyorum.
hıçkırığı olan kişiyi kandırdınız. örneğin, sana bir kalemimi vermiştim hatırladın mı, onu rica ediyorum alabilir miyim? gibi. o bunu düşünür, siz ciddiyetinizi koruyunuz. hatta inandırınız onu buna, bir süre sonra hıçkırığı geçer.
(minik çocuklara, yumurta mı çaldın? diye sorarlar, miniğimiz çok inkar eder ve fark edersiniz ki o hıçkırık geçmiş. :)
devamını gör...

bir ihsan oktay anar kitabıdır.
bütün ihsan oktay anar kitapları gibi çok değişik ve çok güzeldir.
şu an tanım gireceğim için kitap önümde ve tebessümle bakıyorum.
ihsan oktay anarın en kısa kitabıdır ama kısa olduğuna aldırmayın çünkü diğer kitapları gibi çok yoğun ve okuması zor bir kitaptır. hırs ve zekanın ne kadar kötü sonuçlar doğurabileceğini ne kadar kötü olabileceğini anlatır kitap.
ayrıca kitabı açar açmaz kitabın adını görürsünüz ve altında eski zaman mucitlerinin inanılmaz hayat öyküleri yazar.
ilgi çekici okunması gereken bir eserdir.
tanımımın bir şey anlatmadığının farkındayım zaten tanımım kitap hakkında bir şey anlatamazdı.
kitabın arkasında şöyle bir yazı var ve bu yazı bütün ihsan oktay anar kitapları için geçerlidir.
okuyanın okumayanlara kolay anlatamayacağı, hayal gücünün sınırsızlığını gösteren çizimleriyle insanın birileriyle paylaşmak isteyeceği romanlardan kitab-ül hiyel.
bende sizinle paylaşmak istedim sayın yazarlar.
--- alıntı ---

insanoğullarının hayatları da hayalden çok hiylelerle dolu olduğu için eserine kitab-ül hiyel adı verdiğini rivayet etmiştir.

--- alıntı ---
devamını gör...

demet akalınlık.
devamını gör...

keşke olsa. kafa ütüleyene daha denk gelmedim.
kadın arkadaşlarım vardı zaten de bu pandemi yüzünden dağıldık gittik.
ama tekrar toparlayacağım, buna inanıyorum.
kadınla edilen muhabbetin de tadı var, yeter ki sen konuşmayı becer.
daha dün 4, 5 saat muhabbet ettim birisiyle.
sen konuşmayı becerebilirsen kadın da kafa ütülemez.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim