sizi mutlu eden insanlara bir alo deyin, günaydın sözlük!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

günümüz türk şiirinin en mühim isimlerinden biri. kıyaslamaya gidersek basite indirgemiş oluruz kendisini. kendi çizgisine özgü imgelem ve kelime dizilişinde -bu bir birhan keskin şiiridir- imajı yarattı ve kolay kolay yıkılacağa benzemiyor. ben kendisinin sadık bir okuyucusu olarak isterdim ki şiir değil nesir yazsın.


''bunca zaman sonra, neden ona dokunmadığımı
neden çekmediğimi silahlarımı kınından
olanı biteni kalbime koyup kendimi çektiğimi
soruyorsan…

dokunmadıysam tek bir sebepledir…

bir barbar ancak eşitine dokunur.''

*ben istanbul'a çok benzerim sevgilim
yarı trak yarı buralı.
azıcık gidersin haliç'te bir çekirdek aileyim
o siyah suya bakakalmış, su yağlı mı yağlı.
adamda bej kundura, kadın çarşafa dolanmış,
yüzlerinde kırağı
kızların birini açık havada doğurmuşlar,
öbürü kapalı.

bende sevgilim yan yana ışır
ılık kasabalar köyler
ben istanbul'a çok benzerim sevgilim,
bir yanım haliç'te bir karabatak
bir yanım samandıra'da saplı samanlı.

ben istanbul'a çok benzerim sevgilim
onca iştiha içinde onca keder.
çın çın bin ses imkanıyken
sesin göbeğinden çatlayıp orada kaldığı yer.

sorunun sorulduğu yerim ben,
cevabın alındığı yer!
bir yanım erguvan bir yanım gül ve laleler
bir yanda serseri otlar, başıboş, plastik çiçekler
kök dal dolanmış duvarda birbirine koyu keder.

gezmediğin yerlerim vardır mutlaka
beklerim, yeraltı mağ'raları
bir ayağım geçmişte kalmış alamam
öbürü koduğun bahtımmış, eline ayarlı.

sevgilim kış düşmüş dünyaya içimden
eve nasıl varayım!
bir kovuk bir obruk oldum,
üstüm başım kar, yollar kapalı
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir röportajında yeryüzünün en güzel hali hangisi? sorusuna insan elinin değmediği bütün halleri güzel cevabını vererek "evren ve insan" ilişkisinin en güzel özetini bir tokat gibi yüzümüze çarpmış olan kadın gibi kadındır. şiirlerin sultanıdır.

-aşk-
sevgilim sabahın erkenini seviyor.
ben geceyi ve esmerliğini onun.
o dorukları seviyor, korkuyor bundan.
ben rüzgârla buluşan tepeyi, tuhaflığı.
ona bir yeşil gülümsüyor,
ben, hayatı delice sevdiysem nasıl,
diyorum, seni de öyle.
o kendi boşluğunda oyalanan günlerde
canı sıkılan bir çocuk gibi uyuyor,
ben göğe bakıyorum geceden.
kendi çukurunu bulmuş deniz gibiyim
diyorum, yanında,
o , sabahları eğilip öpüyor denizi.

çıplağın çıplağımda, rüzgârın dağımda olsun,
esmerliğin gecemde, öyle kal.
"bulutlara bak, gidiyorlar hızla" diyorsun,
yağmur bir yalıyor yüzümü, bir duruyor.
sabahları eğilip yüzüme
öpüşün geçiyor bir,
bir duruyor aklım.

su ve rüzgâr, dağ ve doruk,
sonsuz hepsi,
oysa camdaki sardunya gibi üşür
bana biçtiğin ömür,
ölüm geliyor aklıma bir,
bir, çıplağın çıplağımda.

rüzgârın dağımda olsun, esmerliğin gecemde
öyle kal, sana sonsuz sarıldığımda.

kim bağışlayacak beni kitabından.
devamını gör...

mide kanseri metastazının sol koltukaltı lenf noduna olması sonucu verilen özel isim.
devamını gör...

afedersiniz, en yakın halaya nerden gidebilirim? ben halayımın peşindeyim.
devamını gör...

"şiddetle başlayan hazlar, şiddetle son bulurlar.
ölümleri olur zaferleri, öpüşürken yok olan ateşle barut gibi. en tatlı bal bile tadıldıkça bıkkınlık verir, aynı tat isteği, iştahı köreltir. onun için, ölçülü sev ki uzun sürsün sevgin. hedefe hızlı giden, yavaş kadar geç varır."

shakespeare şimdi yaşasan sana kesin aşık olurdum.
devamını gör...

"arx tarpeia capitoli proxima"
(tarpeia kayalıkları capitol'e yakındır.)

siyasette zafer ile yenilginin birbirine çok da uzak olmadığını hatırlatan latince deyimdir.

capitol* tepesi, roma'nın ünlü yedi tepesinden en yüksek olanıdır. eski roma'da dik kayalıkları ve çok iyi korunuyor olması nedeniyle şehrin en zor ulaşılabilecek yeriydi.

rivayete göre; romulus roma kralıyken, romalılar yakınlarda yaşayan sabin kadınlarından bazılarını kaçırmışlardı. sabinler intikam almak istiyordu ama roma çok iyi korunuyordu. özellikle de capitol'deki kaleye ulaşmak çok zordu.

bu ulaşılması zor kalenin komutanının tarpeia adında bir kızı vardı ve bu genç kız bir sabin delikanlısına aşıktı. tarpeia, kale kapısını açıp onları içeri alma konusunda sabinlerle anlaştı. ancak her ne kadar kendilerine yardım etmiş olsa da bu ihanete çok kızan sabinler kaleye ulaşır ulaşmaz tarpeia'yı kılıçtan geçirip öldürdüler ve kayalıklardan attılar.

romalılar da bu olaydan sonra ihanet edenleri tarpeia adını verdikleri bu kayalıklardan atarak cezalandırdılar.

öyle ki; yurda zaferle dönen komutanların onuruna capitol tepesi'nde törenler düzenlenirken, vatan hainleri tarpeia kayalıkları'ndan aşağı atılırdı.
devamını gör...

evlendiği kadınla eğlenemiyorsa,
bile bile mutsuzluğu seçiyorsa,
ne istediğini bilmiyor demektir,
eğlendiği kadınla da
mutlu olamayacak erkektir.
devamını gör...

bir çok var. ama en önemlisi;
attila ilhan'la göz göze gelmem ve bana gülümsemesiydi. donmuş kalmıştım. hatırladıkça gözlerim yaşarır. toprağı bol olsun.
devamını gör...

ülkecek sağlıklı yaşarız.
devamını gör...

evet biraz önce buckhingam sarayının kahyası beni aradı, başlıktan haberleri olduğunu söyledi. çevirebilene kraliçe elizabeth'in bizzat "kraliyet şovalye nişanı" takacağınıda ekledi.
devamını gör...

günaydın sözlük.
ankara mahzun ve mat bu gün.
gözleri ıslanmış gibi.
ısıtmak istemiyor bu gün.
kendi başına olmak istiyor.
ona, bana ve sözlüğe yeni türkü'den sezenler olmuş şarkısı gelsin.

türkü olmuşsun
umudummuşsun
ellerimde gözbebeğimde

devamını gör...

yeter hortlatmayın şu başlığı, aklınızı kullanın; ilim öğrenmek müslümana farzdır diyip geçin
devamını gör...

insanların dini rituelleri milatta yani isa'nın dogmasiyla başlamadı ki hep vardı. çokta şaşırmamak gerek dünya arkeolojisine ve mısır turizm bakanlığina hayırlı olsun
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1948 yılında kırklareli'nde dünyaya gelmiş ve türk sinema sektörüne hatrı sayılır katkıları olmuş sinemacı, yönetmen. film sektörüne henüz on altı yaşındayken kameramanlık yaparak başlamış, çekirdekten yetişmiş bir isimdir. arkadaşlarıyla birlikte birkaç kısa film projesinin ardından mesleğini görüntü yönetmenliği olarak sürdürmüş orhan oğuz; usta yönetmenlerle birlikte gerçekleştirdiği işlerle birlikte yeşilçam sinemasına da girmiştir.

yeşilçam'da görüntü yönetmeni olarak uzun yıllar görev almış ve devamında festivallere yönelik filmlerle kariyerine devam etmiştir. türk alternatif sinemasına kattığı eserlerle toplamda 34 festival, şenlik ve dernek ödülüne layık görülmüştür. bu ödüllerin 33 tanesi 1983-1994 yılları arasında, sonuncusu ise geçtiğimiz yıl 27. uluslararası adana altın koza film festivali'nde almış olduğu orhan kemal emek ödülü'dür. ağırlıklı olarak görüntüyle ilgilenmekte olan yönetmenin fotoğrafçılığa da ilgisi vardır. haliyle yapımlarında görsel ögeler ve sinematografiye önem verdiğini de söyleyebiliriz.

kendisi aynı zamanda türk televizyon tarihinin en uzun soluklu yapımlarından biri olan arka sokaklar'ın da yönetmenliğini yapmıştır.

yeşilçam'da görüntü yönetmeni olarak görev almış olduğu deli deli küpeli, devlet kuşu, değirmen gibi filmlerin yanında, türünde pek rastlanmayan örneklerde de yönetmen ya da görüntü yönetmeni olarak adına rastlanmaktadır. işi görsellikle ilgili olduğundan olsa gerek, yalnızca yine kendi filmleri olan aura ve kara kentin çocukları'nın senaristliğini yapmıştır.

türk korku filmlerinden sıyrılan büyü bir yana, anayurt oteli, dönersen ıslık çal, neşeli günler, kara kentin çocukları ve saymakla bitmeyecek birçok eser bırakmıştır. hangi eserler diyecek olursanız, film ve dizilerinin listesini aşağıya bırakayım.

yönetmenlik yaptığı filmler

arka sokaklar 2006
azap yolu 2006
aura 2006
zümrüt 2004
büyü 2004
serseri aşıklar 2003
seni yaşatacağım 2002
berivan 2002
üzgünüm leyla 2000
delikanlı 2000
neşeli günler 2000
beyoğlu rüyası 2000
şara 1999
kimsecikler 1999
fanatik 1999
kara kentin çocukları 1999
ikinci bahar 1998
karanlıkta biri var 1998
baba evi 1997
şövalye, pamuk prenses ve hain 1996
yer çekimli aşklar 1995
aziz ahmet 1994
manisa tarzanı 1994
şaban askerde 1993
süper baba 1993
dönersen ıslık çal 1992
iki başlı dev 1990
her şeye rağmen 1988
üçüncü göz 1988


görüntü yönetmenliğini yaptığı filmler *bazılarının yönetmeni de yine kendisi*

kara kentin çocukları 1999
yer çekimli aşklar 1995
aşk üzerine söylenmemiş her şey 1995
manisa tarzanı 1994
beşinci boyut 1993
dönersen ıslık çal 1992
zıkkımın kökü 1992
yıldızlar gece büyür 1991
suyun öte yanı 1991
bütün kapılar kapalıydı 1990
aşk filmlerinin unutulmaz yönetmeni 1990
bekle dedim gölgeye 1990
gün ortasında karanlık 1990
iki başlı dev 1990
öğretmen 1988
her şeye rağmen 1988
üçüncü göz 1988
gönül dostları 1987
anayurt oteli 1987
rumuz goncagül 1987
ses 1986
değirmen 1986
yoksul 1986
aaahh belinda 1986
deli deli küpeli 1986
garip 1986
davacı 1986
kurşun ata ata biter 1985
arzu 1985
katma değer şaban 1985
adı vasfiye 1985
amansız yol 1985
dul bir kadın 1985
körebe 1985
her şeyim sensin 1985
melek yüzlüm 1985
gurbetçi şaban 1985
nefret 1984
ortadirek şaban 1984
postacı 1984
fırtına gönüller 1984
ömrümün tek gecesi 1984
firar 1984
güneş doğarken 1984
bataklıkta bir gül 1983
bin kere ölmek 1983
kılıbık 1983
yıldızlar da kayar 1983
badi 1983
bir yudum mutluluk 1982
tomruk 1982
kader bize düşman mı? 1982
gazap rüzgarı 1982
kaçak 1982
kördüğüm 1982
mutluluk haram oldu 1981
tövbe 1981
kanlı nigar 1981
devlet kuşu 1980
gol kralı 1980
umudumuz şaban 1979


edit: incelerken belirtmek istedim. 1984 yılına ait badi diye bir filmi var. o dönemlerde türkiye'de bilim kurgu işler ortaya çıkarabilecek, cgi ya da benzeri ögeler kullanabilecek kaç insan vardır acaba? saygılar.
devamını gör...

ege'de küçük bir kasabada yunan radyosunu dinliyormuş gibi hissettiren yayın. dikkatli dinlerseniz kıyıya vuran dalgaların sesini de duyabilirsiniz.
devamını gör...

bir süredir, uzaklardan seviyorum seni. şimdi gel yakınıma yakından sev beni desen nasıl severdim seni inan ki bilmiyorum.
mesela tenine dokununca ne olurdu parmaklarıma?
diyelim ki artık bir adım ötemdesin, sarılabiliyorum sana.
nasıl sarardım seni kim bilir?
gölün kenarında bir bankta, güneşin batışını izlerken,
sen o güzelim başını, omzuma koysaydın,
ne yapardı gariban omzum?
mesela oldu ya, eymirin güzelim yollarında, el ele yürürken seninle,
aklım, o gariban aklım, kaç karış havalanırdı inan ki bilmiyorum.
hani oldu ya evimizdeyiz, umut dolu, sevgi dolu yeni bir güne şiirlerle başlar, öğle yemeği yerine düz yazılar ile beslenirdik. günün akşamını hafif bir yemeğin yanında birer kadehlik kırmızı şarabımızı içerken, plakçalarımızda çalan beethoven sayesinde kulaklarımızın pası silinmiş şekilde edebiyattan konuşarak geçirip, gecesini, uykuya dalmadan önce masallar anlatarak yaşardık. bu güzel günü bu şekilde bitirmek beni nasıl mutlu ederdi bir bilsen.
hani o, kırmızı panjurlu, önünde mor menekşeler olan, küçüçük ama ahşaptan, içerisinde yüzlerce, binlerce kitabımızın olduğu evimizde, elinde kitabın uyuyakalmış ruhunu sarmalamaktan daha büyük mutluluk verici şey ne olabilirdi ki.
işte bu düşüncelerle çıksam yüreğimden senin yüreğine doğru harekete geçsem.
ve, ellerimde en güzel papatya demetleriyle, bir gün ansızın çıkıp gelsem yanına. yüreğim pırpır kanatlanmış uçacak bir durumdayken, bedenim seni görmenin heyecanıyla tirtir titrerken, ruhum ise doğuştan yarım kalan tarafını bulmanın keyfini yaşarken, dudaklarımdan hangi kelimeler dökülürdü acaba inanki bilmiyorum? kelimelerin gücü yeter miydi bu büyük karşılaşmanın manasını anlatmaya? tüm zamanlarımı anlamlı kılan bu anı, türk dil kurumunun biçare sözlüğünde bulunan kelimelerin tek tek ya da çeşitli kombinasyonlarda bir araya gelerek anlatmasını beklemek, nafile bir çaba değil de neydi?
işte o an, o sözlük yeniden yazılmalıydı. en temiz harflerden, en derin anlamlar içeren kelimeler üretilerek.
hadi oldu diyelim, hislerimi anlatır cümleler kurabildim. peki kelimeler ne denli önemliydi.
hayran hayran bakışlar, titrek konuşmalar, ateş basmaları olmayınca.
insan, konuşurdu, yazardı, çizerdi ama emek olmayınca, sevdiğin kişiye sonsuz özgürlük tanımayınca, o güzel hisleri pazarlık konusu yapmaya başlayınca, sevgi mi kalırdı ortada.
evet evet, seni hiçbir karşılık beklemeden, sonsuz bir sadakatle, içindeki çocuğu büyütmeden, değişmeni beklemeden aksine kendin olabilmeni destekler biçimde, severdim seni.
devamını gör...

hayatımın en güzel yılları bensiz geçiyor.*
t:okul iş derken 30’a merdiven dayamış, geneli benim gibi bekar olan yaş arkadaşlarım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim