the fountain
müthiş bir soundtrack'i olan filmdir. filmin müziği youtube'daki illuminati temalı saçma sapan videoların vazgeçilmez müziğidir aynı zamanda.
devamını gör...
israil ordusu kediyi bile incitmez sözü
aklıma aziz nesin'in şu dizelerini getiren başlıktır.
"öyle bir ölsem
öyle bir ölsem çocuklar
size hiç ölüm kalmasa"
siyasetin eli kanlı malesef. hiçbir ülke çıkıp demesin ki "biz öldürmedik, öldürmeyiz" velhasıl artık duymaktan ve görmekten hicap duyduğum şeylerin sorumlusu israil değil de kimdir? evet, incitmediler, katlettiler ve ediyorlar. çocuklar ölüyor lan, çocuklar.
"öyle bir ölsem
öyle bir ölsem çocuklar
size hiç ölüm kalmasa"
siyasetin eli kanlı malesef. hiçbir ülke çıkıp demesin ki "biz öldürmedik, öldürmeyiz" velhasıl artık duymaktan ve görmekten hicap duyduğum şeylerin sorumlusu israil değil de kimdir? evet, incitmediler, katlettiler ve ediyorlar. çocuklar ölüyor lan, çocuklar.
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
insanı ilkokul çağlarına döndüren başlık.
hadi bakalım şemsicaaan, şimdi de sen söyle. en çok hangi arkadaşını seviyosun?
hadi bakalım şemsicaaan, şimdi de sen söyle. en çok hangi arkadaşını seviyosun?
devamını gör...
gerçeklik algısı
gerçekler (göze gerçek görünenler) aslında toplumsal ya da kültürel öğretilerle bize gerçek olduğu aşılanan, belki de zorla kabul ettirilen unsurlar. bazen kendimizi öylesine kaptırıyoruz ki bu öğretilere, her şeye farklı bir gözle bakmayı, alıştığımızdan daha değişik bir bakış açısıyla yorumlamayı unutuyoruz. halbuki güpegündüz de her şeyi daha farklı görmek mümkün. bu noktada kaçınılmaz bir biçimde neyin gerçek, neyin yanılsama ya da öğretilmiş olduğunu sorgulamamız gerek.
eminim ki her birimiz bu sorgulama işini öyle ya da böyle yapmışızdır. yapmamış olanlarsa, er ya da geç yapacaklardır. tek bir günümüzü her şeyi farklı bir biçimde algılamak için kullanabilsek, kim bilir başımıza neler gelir. belki bir türlü üstesinden gelemediğimiz sorunlar çözülür, belki zihnimizde tuhaf tuhaf başka sorular peyda olur. insanın yaşadığı yere, alıştığı şeylere, sorgulamadan kabullendiği meselelere yabancılaşması, acaba ne getirir, ne götürür? koca evrende mini minnacık bir organizma olarak büyük bir mücadele veriyoruz elbette, ancak kendimizi dapdaracık kutulara yerleştirip, her şeye bir etiket yapıştırıp, kolumuza duvarımıza astığımız saatlerin de kölesi haline gelmiyor muyuz? gece olduğunda, renkler ölüyor ama uykuyla uyanıklık arasında aslında başka başka renkler hayata gelmiyor mu? gelmese, nasıl gözlerimiz kapalı kendimiz hakkında bir şeyler okuyabiliyoruz?
hepimizin hayatı milyon tane eğretilemeden ibaret. işin tuhaf yanı, çoğu zaman bunun farkında dahi değiliz.
bu sabah pencereden dışarı baktığımda, bana gerçek olarak sunulan dünyayı başka gözle görmeye çalıştım. bunu bir alışkanlık haline getirmek istediğimi fark ettim. çünkü bunu hemen başarmak biraz güç. her geçen gün, gözlerimin önüne inen/indirilen perdeyi biraz daha çekmek istiyorum kenara.
eh, perdeler ağır, ama yerinden oynamayacak gibi de değil. ben sadece kendimi sıkıştığım yerden azıcık çıkarmak istiyorum, o kadar. çifter çifter yataklarımıza çekildiğimizde, ceza odasına gidip rahatladığımızda, yağmur yağdığında, televizyonun karşısına geçtiğimizde, hayali bir gerçekliğe kapılmayalım istiyorum, o kadar. yağmur sonrası oluşan aydınlığa değil, kendi yarattığımız aydınlığa bakalım istiyorum, o kadar. yok canım, çok şey istemiyorum…
eminim ki her birimiz bu sorgulama işini öyle ya da böyle yapmışızdır. yapmamış olanlarsa, er ya da geç yapacaklardır. tek bir günümüzü her şeyi farklı bir biçimde algılamak için kullanabilsek, kim bilir başımıza neler gelir. belki bir türlü üstesinden gelemediğimiz sorunlar çözülür, belki zihnimizde tuhaf tuhaf başka sorular peyda olur. insanın yaşadığı yere, alıştığı şeylere, sorgulamadan kabullendiği meselelere yabancılaşması, acaba ne getirir, ne götürür? koca evrende mini minnacık bir organizma olarak büyük bir mücadele veriyoruz elbette, ancak kendimizi dapdaracık kutulara yerleştirip, her şeye bir etiket yapıştırıp, kolumuza duvarımıza astığımız saatlerin de kölesi haline gelmiyor muyuz? gece olduğunda, renkler ölüyor ama uykuyla uyanıklık arasında aslında başka başka renkler hayata gelmiyor mu? gelmese, nasıl gözlerimiz kapalı kendimiz hakkında bir şeyler okuyabiliyoruz?
hepimizin hayatı milyon tane eğretilemeden ibaret. işin tuhaf yanı, çoğu zaman bunun farkında dahi değiliz.
bu sabah pencereden dışarı baktığımda, bana gerçek olarak sunulan dünyayı başka gözle görmeye çalıştım. bunu bir alışkanlık haline getirmek istediğimi fark ettim. çünkü bunu hemen başarmak biraz güç. her geçen gün, gözlerimin önüne inen/indirilen perdeyi biraz daha çekmek istiyorum kenara.
eh, perdeler ağır, ama yerinden oynamayacak gibi de değil. ben sadece kendimi sıkıştığım yerden azıcık çıkarmak istiyorum, o kadar. çifter çifter yataklarımıza çekildiğimizde, ceza odasına gidip rahatladığımızda, yağmur yağdığında, televizyonun karşısına geçtiğimizde, hayali bir gerçekliğe kapılmayalım istiyorum, o kadar. yağmur sonrası oluşan aydınlığa değil, kendi yarattığımız aydınlığa bakalım istiyorum, o kadar. yok canım, çok şey istemiyorum…
devamını gör...
fahrenheit 451
distopik evrenler ele alan eserler arasında çok farklı bir konu seçmiş gibi görünse de aslında insanlık tarihinde sık sık karşılaşılan bir durumu anlatıyor. iskenderiye kütüphanesi'nden, ortaçağ kilisesine, yunus'un şiirlerini hırsla yakan molla kasım'dan, 80 darbesinde korkudan kendi kitaplarını yakanlara kadar hep var olan bir durum.
okurken yeter artık "yangın vaaar!" diye bağırasım gelen kitap.
okurken yeter artık "yangın vaaar!" diye bağırasım gelen kitap.
devamını gör...
marmaray'da yaşanan neden sevişiyorsunuz kavgası
herkesin ne giydiğine ne yaptığına ne dediğine laf etmeyi kendine görev edinen böyle bir grup var malesef. yahu sana ne? sarılmışlar, öpüşmüşler ne var bunda. hep hasetlik hep fitnelik. salın şu insanları örümcek bağlamış beyinlerinizden artık. oh iyi yapmışlar. sefaları olsun.
devamını gör...
hubble uzay teleskobu
adını amerikalı astronom edwin hubble'dan alan uzay teleskobu.
dünya yörüngesine 1990 yılında nasa ve esa'nın ortak çalışmasıyla oturtuldu. optik, moröte ve kızılöte bölgelerde gözlem yapması planlanmıştı.
yörüngeye yerleştirildikten sonra bir aynasının yanlış yöne baktığı fark edildi. küçük bir uzay operasyonu ile bu durum düzeltildi ve o günden beri 1,3 milyondan fazla gözlem yaptı, başarılı fotoğraflar çekti.
aslında görev süresi çoktan doldu ama hâlâ iyi bir şekilde çalışır vaziyette olduğundan uzayda durmaya devam ediyor. işlevlerini yerine getiremez hale geldiğinde, kontrollü olarak dünyaya düşürülecek ve yerine james webb uzay teleskobu geçecek.
çektiği sayısız fotoğraftan biri:
dünya yörüngesine 1990 yılında nasa ve esa'nın ortak çalışmasıyla oturtuldu. optik, moröte ve kızılöte bölgelerde gözlem yapması planlanmıştı.
yörüngeye yerleştirildikten sonra bir aynasının yanlış yöne baktığı fark edildi. küçük bir uzay operasyonu ile bu durum düzeltildi ve o günden beri 1,3 milyondan fazla gözlem yaptı, başarılı fotoğraflar çekti.
aslında görev süresi çoktan doldu ama hâlâ iyi bir şekilde çalışır vaziyette olduğundan uzayda durmaya devam ediyor. işlevlerini yerine getiremez hale geldiğinde, kontrollü olarak dünyaya düşürülecek ve yerine james webb uzay teleskobu geçecek.
çektiği sayısız fotoğraftan biri:
devamını gör...
antalya'da kadına şiddeti izleyen esnaf
özellikle bu tür olaylar antalya da gittikçe artmaya başladığı. çoğunun bölgenin yerel halkı olduğunu düşünmüyorum. en kısa sürede en ağır cezayı almasını temenni ediyorum bu pisliğin.
devamını gör...
iki cümlelik korku hikayesi yaz
yıl 2023, seçim sonuçları açıklanmış. erdoğan zafer konuşması yapıyor.
devamını gör...
birbiriyle karıştırılan kelimeler
mülteci - mürteci.
devamını gör...
11 ocak 2021 tüik'in işsizlik verilerini açıklaması
tüik beni niye aramadı alooo ordamısın tüik unuttun mu beni aşk olsun.telefonun başında çaresiz bekliyorum.ara beni tüik.
devamını gör...
bir kelime ile içini dökmek
incinmişim.
devamını gör...
supportgirl
radyo yayını olmasa belki de sözlük ortamında nadiren tanıyacağımız yazar olacaktı, bahtı açık olsun.
devamını gör...
atatürk'ün en sevilen sözü
" mutlaka şu veya bu sebepler için milleti savaşa sürüklemek taraftarı değilim. savaş zorunlu ve hayati olmalıdır. hakiki düşüncem şudur: ulusu savaşa götürünce vicdan azabı duymamalıyım. öldüreceğiz diyenlere karşı, “ölmeyeceğiz” diye savaşa girebiliriz. ancak, ulusun hayatı tehlikeye girmedikçe, savaş bir cinayettir. "
(1923, adana) (atatürk’ün söylev ve demeçleri, atatürk araştırma merkezi, c. ıı, ankara, 1997, s. 128)
şartlar gerektiğinde ve harp zarurî olduğunda vatan toprağını müdafaa etmek, kudretli bir vazifeyi ifa etmektir lakin istila etmek için atılan her kurşun bir cinayettir. sanıyorum ki, bugün savaş çığırtkanlığı yapanlar, savaşın ne olduğunu ve neye mâl olduğunu idrak edememiş şuursuz kimselerdir.
(1923, adana) (atatürk’ün söylev ve demeçleri, atatürk araştırma merkezi, c. ıı, ankara, 1997, s. 128)
şartlar gerektiğinde ve harp zarurî olduğunda vatan toprağını müdafaa etmek, kudretli bir vazifeyi ifa etmektir lakin istila etmek için atılan her kurşun bir cinayettir. sanıyorum ki, bugün savaş çığırtkanlığı yapanlar, savaşın ne olduğunu ve neye mâl olduğunu idrak edememiş şuursuz kimselerdir.
devamını gör...
the temple of the king
ritchie blackmore’s rainbow albümünden, rainbow’un en bi güzellerinden. müslüm gürses’in affet parçasının orijinalidir aynı zamanda.
devamını gör...
kadınların erkeklerde aradığı minimum maaş
elinizi korkak alıştırmayın derim ben bu başlığa yazacak kızlara.
sonra vay niye arabamız yok, vay niye evimiz yok, vay niye tatile çıkmıyoruz diye ağlamayın.
güncel bir rakam vereyim
askeri personel 7 binle başlıyor beş sene sonra 10 bini geçiyor.
her dakka dibinde koca yok, operasyon falan.
ideal koca yani.
doktor, mühendis malum.
ışveren de olur ama sermayesi iyi bir iş olsun.
babannem olsa (bkz: kırk kere ölç bir kere biç) derdi, o yok ben diyorum.
akıl benden uygulama sizden.
sonra vay niye arabamız yok, vay niye evimiz yok, vay niye tatile çıkmıyoruz diye ağlamayın.
güncel bir rakam vereyim
askeri personel 7 binle başlıyor beş sene sonra 10 bini geçiyor.
her dakka dibinde koca yok, operasyon falan.
ideal koca yani.
doktor, mühendis malum.
ışveren de olur ama sermayesi iyi bir iş olsun.
babannem olsa (bkz: kırk kere ölç bir kere biç) derdi, o yok ben diyorum.
akıl benden uygulama sizden.
devamını gör...
monaco'da ev fiyatları
genel olarak monako prensliği'nin vatandaşlarını, multi milyoner insanlar oluşturuyor.
yani bizim gibi insanların oradan bırak ev almayı, otelde 2 gün kalma imkanı bile %0.00005 falan.
yani bizim gibi insanların oradan bırak ev almayı, otelde 2 gün kalma imkanı bile %0.00005 falan.
devamını gör...
ders çalışmamak için yapılanlar
biraz kafa dağıtayım diye verdiğim molanın 2.saatinde hala kafa sözlükte yazıyor olmam.
devamını gör...
srebrenitsa katliamı
avrupalılara güvenmemeniz gerektiğini size öğreten tarihi olay.
devamını gör...
ev hanımı değil çalışmayan kadın
özellikle üniversite döneminde "ev işi" denilen eforun ne demek olduğunu çok iyi özümseyip anlamış, uygulamış ve o dönem "ev erkeği" kıvamını yaşamış birisi olarak oyumu, "ev"den yana kullandığım nitelik, ünvan.
"çalışmayan" demek büyük haksızlık olur çünkü esas "ev"de iş vardır, evde gerçek çalışma vardır ve hiç bitmez, mesaisi yoktur.
24 saat ayakta kalınsa, o evde 24 saat iş olur.
"çalışmayan" demek büyük haksızlık olur çünkü esas "ev"de iş vardır, evde gerçek çalışma vardır ve hiç bitmez, mesaisi yoktur.
24 saat ayakta kalınsa, o evde 24 saat iş olur.
devamını gör...