hobaaa3434
eleştirirken hep sandviç metodu kullanın. aksi takdirde bu gibi durumlarla karşılaşıyoruz. dün ben de eleştirel tanım girdim nickaltına. mesaj atıp sorularıma açıklık getirdi ve çiçek olduk. yani şurada gül gibi geçinmek varken, dondurulmuş hesaplar sırf laf sokmak için geri dönüp, esirgemediği lafı sokup, yeniden gidiyor. hayret bir şey. biraz karşıyı düşünmek, kırmamak bu denli zor olmamalı. kafa dağıtmak için burdayız. tatlı tatlı atışın ama dövüşmen guzum.
ps: gevura kızıpta oruç bozulmaz. offline’ken okuyo musun bilmem, umarım geri dönersin.
ps: gevura kızıpta oruç bozulmaz. offline’ken okuyo musun bilmem, umarım geri dönersin.
devamını gör...
fotoğrafın hikayesi

omayra sanchez garzón, tolima armero’da, nevado del ruiz yanardağının 1985 patlamasında 13 yaşındaki bir kolombiyalı kızdı. volkanik enkaz, dağın altındaki nehir vadilerine koşarak yaklaşık 23.000 insanı öldürerek armero ve diğer 13 köyü yok eden büyük laharlar oluşturmak için buzla karıştı.
13 kasımda harekete geçen yanardağ, omayra’nın yaşadığı köyü vurmuştu. daha ne oldu bilinmeden omayra’nın belden aşağısı patlayan patlayan yanardağ sebebiyle kayan toprağın altında kalmış ve yavaş yavaş su birikmeye başlamıştı. omayra yaşamak için enkaz parçasına tutunmuş ve ertesi gün bir gazeteci omayra’nın elini görmüş ve bölgedeki gönüllüleri çağırdı. omayrayı kurtarmak için büyük çaba sarf edildi. fakat bacaklarını kırmadan bulunduğu yerden çıkarmak imkansızdı. ayrıca her çıkarmaya çalıştığında çevredeki su yükseliyor ve omayra’nın nefes almasını engelliyordu. gönüllüler suyun altına baktıklarında tuğladan yapılmış kapının altında kaldığını ve o kapının altında ise ölen halısını gördüler.
omayra bu duruma rağmen çevresindekilere şarkı söyleyip, şekerleme ve gazoz istediğini söylüyordu. bu durumdan hiç şikayet etmedi. zaman geçtikçe vücut ısısı düşmeye başladığında sayıklamaya başlamıştı. fakat ortamdaki kirlilik sebebiyle bu operasyon sonucunda daha büyük acıyla öleceği de anlaşıldı. o yüzden insaflı olan davranışın onun ölmesine izin vermek olduğu düşünülmüştür.
omayra’nın son sözleri ise “anne, eğer beni duyuyorsan tahmin ediyorum benim tekrar ayağa kalkmam, yürüyebilmem ve bu insanların beni kurtarması için dua ediyorsundur. anne seni seviyorum ve babamı ve kardeşimi. elveda anne” oldu.
kapak görseli son 50 yılın en iyi fotoğrafları arasında yer almış ve fotoğrafçıya pulitzer ödülünü kazandırmıştır.
bilgileri www.kooplog.com sitesinden aldım. şimdi bu üzücü olayı bir kenara bırakıp fotoğrafa ilgisi olan bir insan olarak teknik açıdan inceleyelim(evet çok çok üzücü ama neden bu fotoğraf içimize işliyor onu anlamak için)
o gün onlarca fotoğraf çekildi ama bir tanesi ödül aldı ve hafızalara kazındı. sebeplerine bakalım. bu arada çekilen diğer fotoğraflarda harikaydı.
öncelikle çocuğun bakış açısı biraz eğik ama tutunduğu ağaç parçasıyla tam paralel bu da gözümüze tam oturmasını sağlıyor. bunu dudaklarından daha kolay teyit edebilirsiniz ama odak gözlerde olduğu için gözü baz almak daha doğru.
fotoğrafa baktığımızda çocukla göz göze geliyoruz. fotoğrafçı bizi çocukla baş başa bırakmış. diğer fotoğrafları incelerseniz genelde dışarıdan bir göz olarak olayları aktarmışlar ama bu fotoğrafta çocukla baş başa kalıyoruz ve etkileyiciliği artırıyor.
fotoğrafın yere yakınlık seviyesi çok aşağıda buda bizi çocuğun ne kadar çaresiz bir yerde olduğunu çok iyi anlatıyor. kendimizi o çukurda hissediyoruz. çocuğun seviyesine inerek bizi de çukurun içine alıyor fotoğrafçı.
fotoğrafçının çocuğa yakınlığı tam yerinde. çok yakın değil bize çevre detayları sunabiliyor. çok uzakta değil çocuğa yardım edebilecek kadar yakın ama edemiyor. yine bize çaresizliği hissettiriyor.
fotoğrafın zamanlaması çok yerinde tam elini görebileceğimiz bir anda çekilmiş. el ve yüz dokusu yan yana. o suyun neler yapabileceğini çok iyi anlatıyor. çocuk masum bir suyun içinde değil eğer elleri sudayken çekilmiş olsaydı çok daha farklı düşündürebilirdi. minicik bir dala tam dokunduğu an sahnelenmiş. bu anı kullanmak içimizi sızlatmaya yetiyor. hala çocuğun bir umudu olduğunu anlayabiliyoruz. fotoğrafçı bu anı seçmekle çocuğun mücadelesine ortak olmuş.
eğer fotoğraf üst açıdan çekilseydi muhtemelen çocuğun kolundan bir bez parçasıyla ağaca bağlı olduğunu göremeyecektir. fotoğrafın etkisini artıran bir detay. küçük bir bez hayata tutuyor.
yer su ile kaplı olduğu için çocuğun yüzüne ışık yansıyor ve doğal reflektör görevi görüyor. fotoğraf doğru saatte çekilmiş. aydınlık yüzde siyah gözler daha çok ortaya çıkıyor ve yine etkileyiciliği ikiye katlıyor. içimize işliyor. eğer fotoğrafın pozlaması düşük kalsaydı. bu fotoğraf bu kadar içimize dokunmayacaktı. ölümü daha net gösteriyor.
diyafram aralığı tahminim 2.0 civarında çekilmiş. böylece ilgimiz çocuğun gözlerinde onunla birlikteyiz ama ellerine neler olduğunu ve arka tarafta nasıl bir yerde olduğumuzu fotoğrafta bir kaç saniye geçirdikten sonra inceleyebiliyoruz. çok iyi seçilmiş bir aralık.
fotoğrafın bir çok renk versiyonu var hangisi orijinal bilemediğim için bu konuda yorum yapamayacağım. ama çok koyu saçlı olduğu için fotoğrafta karanlıkların biraz açıldığını düşünüyorum. detayları görmemizi sağlamış.
kafa boşluğu (yani kafasıyla fotoğrafın bittiği yerin arasındaki mesafe) sonuna kadar kullanılmış. biraz daha aşağı inseydi gözümüze tam oturmayabilirdi. kadraj sorunsuz yapılmış. çocuk tam ortaya alışmış. sağa ve sola olan boşluk mesafesi aynı. yine gözümüze tam oturması sağlanmış.
devamını gör...
hayatınızın arka planında çalan şarkı
adamlar-yoruldum.
devamını gör...
keyif pezevengi
her zaman her şartta kendi keyfine önem veren kişiler için kullanıldığı gibi, yaptığı her işi başkasını imrendirecek şekilde yapanlar içinde kullanılır. bu tipler genelde gamsız dediğimiz tiplerdendir ve keyif onların vazgeçilmezidir. su bile içseler bunu öyle bir şekilde süslerler ki ulan adam sanki dünyanın en güzel şarabını içiyor dersiniz.
devamını gör...
beni bu koca şehirde yalnız bırakma
devamını gör...
iskelede bir çırak
başlığının açılmasını sonuna kadar hak eden bir birhan keskin şiiri.
ne diyeyim allahım
ben sana biraz platoniğimdir biliyorsun
ben bu şüpheyi sırtıma yük edindim, öyle yürüdüm,
gocunmam da yükümden beni bilirsin.
ama bunlar çok iştahlı allahım ve görüyorsun nasıl da dünyevi.
bunlarmış senin kulların öyle diyorlar biz de kürenin üveyi.
öyle mi?
oysa allahım bilirsin ben en çok yeryüzünü,
ve başımı yatırınca toprağa, gökteki yıldızları da,
işte böyle bilirsin çok güzel yapmıştın bu yeryüzünü.
bizim köydeki gibi.
allahım bunlar tokileri seviyor, betonları, hızlı trenleri.
oysa ne acelemiz var, ben ki bunca agnostiğim yine de biliyorum
ordaysan nasılsa geleceğiz yanına geri.
diyor ki, yasalar getirdim, gıcır gıcır, delik deşikti eskisi
anlıyoruz ki yasalar dümdüz ediyor ciğerimizi
diyor ki, yasaklar getirdim ama senin iyiliğine canımın içi
diyor ki, üç beş ağacı kesmişim, indir bindir bütün yaz boyu,
keseriz tabii bunda ne var diyor,
insan önce bir minnet duyar.
oysa allahım toprağa bassın ayaklarımız fena mı olur,
istiyoruz ki sokağımızda bir ağaç gölgesi.
diyor ki, boynuzlu köprü yaptırdım gelip geçmeye
haliçin ortasına bak nası’ seksi.
allahım sen bunlara akıl fikir ver diyeceğim ama
vardır senin bir bildiğin illa ki.
allahım işte görüyorsun bunları, eyübün sabrı nedir,
rızanın fazladan şeftalisi ne?
bilmiyor. bilmiyor nedendir zeynebin yakarışı.
ben ki sana bunca platoniğim ama canıma yetti artık
valla bak biz mi düşeceğiz hep iskelelerden
başlarına yık şunların bu metropolleri.
ne diyeyim allahım
ben sana biraz platoniğimdir biliyorsun
ben bu şüpheyi sırtıma yük edindim, öyle yürüdüm,
gocunmam da yükümden beni bilirsin.
ama bunlar çok iştahlı allahım ve görüyorsun nasıl da dünyevi.
bunlarmış senin kulların öyle diyorlar biz de kürenin üveyi.
öyle mi?
oysa allahım bilirsin ben en çok yeryüzünü,
ve başımı yatırınca toprağa, gökteki yıldızları da,
işte böyle bilirsin çok güzel yapmıştın bu yeryüzünü.
bizim köydeki gibi.
allahım bunlar tokileri seviyor, betonları, hızlı trenleri.
oysa ne acelemiz var, ben ki bunca agnostiğim yine de biliyorum
ordaysan nasılsa geleceğiz yanına geri.
diyor ki, yasalar getirdim, gıcır gıcır, delik deşikti eskisi
anlıyoruz ki yasalar dümdüz ediyor ciğerimizi
diyor ki, yasaklar getirdim ama senin iyiliğine canımın içi
diyor ki, üç beş ağacı kesmişim, indir bindir bütün yaz boyu,
keseriz tabii bunda ne var diyor,
insan önce bir minnet duyar.
oysa allahım toprağa bassın ayaklarımız fena mı olur,
istiyoruz ki sokağımızda bir ağaç gölgesi.
diyor ki, boynuzlu köprü yaptırdım gelip geçmeye
haliçin ortasına bak nası’ seksi.
allahım sen bunlara akıl fikir ver diyeceğim ama
vardır senin bir bildiğin illa ki.
allahım işte görüyorsun bunları, eyübün sabrı nedir,
rızanın fazladan şeftalisi ne?
bilmiyor. bilmiyor nedendir zeynebin yakarışı.
ben ki sana bunca platoniğim ama canıma yetti artık
valla bak biz mi düşeceğiz hep iskelelerden
başlarına yık şunların bu metropolleri.
devamını gör...
osmanlı döneminde olası normal sözlük başlıkları
devamını gör...
save ralph
hayvanlar üzerinde deney yapmayan (cruelty free) markalardan bazıları:
note
pastel
wetnwild
cake beauty
elf cosmetics
essence
hask
live clean
makeup revolution
nip+fab
nyx cosmetics
pixi beauty
the ordinary
catrice
eyüp sabri tuncer
ınecto naturals
kiko
otacı
siveno
splat
the balm
unibaby
note
pastel
wetnwild
cake beauty
elf cosmetics
essence
hask
live clean
makeup revolution
nip+fab
nyx cosmetics
pixi beauty
the ordinary
catrice
eyüp sabri tuncer
ınecto naturals
kiko
otacı
siveno
splat
the balm
unibaby
devamını gör...
pencik sistemi
osmanlı döneminde savaşlarda alınan esirlerin beşte birinin alınarak kapıkulu ocağına dahil edilmesi sistemidir.
devamını gör...
sınav kağıdına devamı arkada yazan öğrenci
ilk sınavda boyumun ölçüsünü aldığım için ikinci sınavda her detaya değinip açıkladım. ders hocasına göre değişir.
devamını gör...
mr cihazının korkutucu olması
bir gercektir. bunun birde kontrastli mr sekli vardir, verilen ilac gercekten iskencedir. damarlar yanar, bir yandan cihaz oter, her defasinda aklima cihaz aha simdi patlayacak diye senaryolar gelir. duzenli araliklarla mr cektirmeme ragmen alisamadim. hala aci verici ve cok korkutucu.
lisede mr cektirecegim zaman sutyenimin teli vardi. sutyenimi cikarmaya utandigim icin daha da utanacagim seyler yasamak zorunda kaldim. babamla gitmistik. babama soyledim baba camasirimin teli var diye. babamda gorevliye soyledi. gorevli de yanimiza geldi, dizimin mri cekilecegi icin elini gogsune koy kapat bisey olmaz dedi. velhasil girdik mra. ellerimi yapistirdim gogsume. bir ara makine ceker gibi oldu, zaten seslerden panik atak geciriyorum okuz gibi aglamistim. bu sefer cikardi mrdan git camasirini soy dedi * soyup geldim bastan cekildi. bir tel yuzunden 2 kez cektirdim mri. buda boyle rezilliktir.
lisede mr cektirecegim zaman sutyenimin teli vardi. sutyenimi cikarmaya utandigim icin daha da utanacagim seyler yasamak zorunda kaldim. babamla gitmistik. babama soyledim baba camasirimin teli var diye. babamda gorevliye soyledi. gorevli de yanimiza geldi, dizimin mri cekilecegi icin elini gogsune koy kapat bisey olmaz dedi. velhasil girdik mra. ellerimi yapistirdim gogsume. bir ara makine ceker gibi oldu, zaten seslerden panik atak geciriyorum okuz gibi aglamistim. bu sefer cikardi mrdan git camasirini soy dedi * soyup geldim bastan cekildi. bir tel yuzunden 2 kez cektirdim mri. buda boyle rezilliktir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ölümden döndüğü anlar
birkaç hafta önce bir şeyler atıştırmak için mutfağa gittim ve masada kuru üzüm torbası gördüm. içimden uzun zamandır burada, inşallah yiyip zehirlenmem diye geçirdim. birkaç tane ağzıma atayım derken biri direkt boğazıma kaçtı. ne öksürebildim ne yutkunabildim ne de nefes alabildim. sanıyorum 30-40 saniye nefes alamadım. belki daha kısadır ama benim için çok uzundu. sonra boğazımdan geçip gitti ama o an bu sefer dedim gidiyoruz herhalde.
ondan birkaç hafta daha önce arabayla gidiyorduk, babam sürüyor. arabada da sinek vardı. babam camı açtı eliyle sineği dışarı çıkartmaya çalışıyor. düz bir yol. yolda da o sırada bir köpek varmış. sinekten dolayı ilk başlarda görmedi tabii. son saniyelerde fark edip direksiyonu kırdı. birkaç manevrayla kurtulduk, yol boş olmasa birilerine çarpabilirdik ama boş olduğunda da çarpıp kaza yapsak kimsenin haberi olmayacaktı. kim bilirr?
sıradaki ne acaba :)
ondan birkaç hafta daha önce arabayla gidiyorduk, babam sürüyor. arabada da sinek vardı. babam camı açtı eliyle sineği dışarı çıkartmaya çalışıyor. düz bir yol. yolda da o sırada bir köpek varmış. sinekten dolayı ilk başlarda görmedi tabii. son saniyelerde fark edip direksiyonu kırdı. birkaç manevrayla kurtulduk, yol boş olmasa birilerine çarpabilirdik ama boş olduğunda da çarpıp kaza yapsak kimsenin haberi olmayacaktı. kim bilirr?
sıradaki ne acaba :)
devamını gör...
aşık olmak
yarım kalan ruhların birbirlerini bulmasıdır zannımca. ama bence aşkı aşk yapan şey aşkı bulana dek geçilen yollardır. yaşanılan yıllar, tanınmayan birine özlem duyulan zamanlar, okunan şiirler, dinlenen şarkılar... yani bahar gelince, çiçekler açınca hissedilen şey neyse odur aşk. uzayan yollar, geçmeyen zamanlar... ama bence aşk hüzünlü şarkılar dinletmez insana. onun yerine insanın gözlerini açar hayatı görebilmesi, uyuduğu yerden kalkabilmesi için. önemli olan ise insanın başkası için değil kendisi için tüm bunları yapabilmesi. aşk sizi uyandırır, sonra da yalnız bırakır ki kendiniz için uyanık kalasınız. ve unutmayın onu bulduysanız eğer gerçekten çok şanslısınız.
devamını gör...
komşunun verdiği ikram tabağını boş verememek
sevdiğim bir görgü kuralıdır. yapılmadığı taktirde ayıp teşkil etmez.
güzel ilişkilere vesile olabilir. şuan oturduğum apartmanda üst katımda akedemisyen bir çift tarafından tasindigim ilk gün plastik tabak ile su böreği almıştım. sonradan anladım ki karşılık beklemediklerini göstermek için plastik tabak ile vermişler. bende bu iyiliğin intikamını almak için doğru zamanı beklemeye karar verdim. yok öyle iyilik yapıp kaçmak.
bir hafta sonra evde yoğun bir tadilat oldu. bir buçuk gün apartmanı inletmek zorunda kaldık. işte fırsatını bulmuştum. hemen gittim mini bir yaş pasta aldım en iyisinden. kapılarına dayandım. "kusura bakmayın dünden beri size büyük rahatsızlık verdik. bunu özür olarak kabul edin" diyerekten verdim.
aradan bir hafta geçmeden kapımda ellerinde bir kavun ile karsımdalar. bildiğimiz kavun. adam pazara gitmiş kavun çok iyiymiş bana da bir tane alivermis*
artık iyice gözümü kan bürüdü. öyle bir şey bulmaliydimki daha üstüne cikamasınlar. en son iyiliği ben yapayım. hırsımdan uykularım kaçıyordu. yani öyle yemek yapayım falan kesmez artık. en son memleket kozumu kullandım ve çok zor bulunan bir ceviz getirdim. parayla alamazsın o mevsimde. gittim yarım saat cevizin değerini anlattım * sonrada verdim.
artık arkadaş olduk. şimdi iki tane 65 yaşında arkadaşım var. ne zaman süper yemek yapsalar telefonum çalar. bende onların bilgisayarını falan tamir ediyorum. öyle bir ilişkimiz oldu.
güzel ilişkilere vesile olabilir. şuan oturduğum apartmanda üst katımda akedemisyen bir çift tarafından tasindigim ilk gün plastik tabak ile su böreği almıştım. sonradan anladım ki karşılık beklemediklerini göstermek için plastik tabak ile vermişler. bende bu iyiliğin intikamını almak için doğru zamanı beklemeye karar verdim. yok öyle iyilik yapıp kaçmak.
bir hafta sonra evde yoğun bir tadilat oldu. bir buçuk gün apartmanı inletmek zorunda kaldık. işte fırsatını bulmuştum. hemen gittim mini bir yaş pasta aldım en iyisinden. kapılarına dayandım. "kusura bakmayın dünden beri size büyük rahatsızlık verdik. bunu özür olarak kabul edin" diyerekten verdim.
aradan bir hafta geçmeden kapımda ellerinde bir kavun ile karsımdalar. bildiğimiz kavun. adam pazara gitmiş kavun çok iyiymiş bana da bir tane alivermis*
artık iyice gözümü kan bürüdü. öyle bir şey bulmaliydimki daha üstüne cikamasınlar. en son iyiliği ben yapayım. hırsımdan uykularım kaçıyordu. yani öyle yemek yapayım falan kesmez artık. en son memleket kozumu kullandım ve çok zor bulunan bir ceviz getirdim. parayla alamazsın o mevsimde. gittim yarım saat cevizin değerini anlattım * sonrada verdim.
artık arkadaş olduk. şimdi iki tane 65 yaşında arkadaşım var. ne zaman süper yemek yapsalar telefonum çalar. bende onların bilgisayarını falan tamir ediyorum. öyle bir ilişkimiz oldu.
devamını gör...
filofobi
bir çeşit kaygı bozukluğu durumu. aşık olma korkusu deniliyor. filofobisi olan bir kişi, karşı cinsiyetten bir kişinin varlığında kaygı krizi benzeri bir şey yaşar. sebepleri değişmekte olup tedavisi diğer psikolojik tedaviler gibi korkunun üzerine gitmektir. tabii yüzleşme kısmı yine zorlayıcı bu noktada bir uzman'dan yardım alınması öneriliyor.
en belirgin filofobi belirtileri aşağıdaki listede;
aşk konularında endişeli ve sinirli olmak
evlilikten ve düğünlerden kaçmak
çiftlerin bulunduğu ortamlardan kaçmak
hislerini bastırmak
aşık olma ihtimaline karşı dış dünyadan uzaklaşmak
ileri seviyede filofobik olan kişiler aşk ve romantizm gibi konulardan bahsedildiği zamanlarda baş dönmesi, bayılma hissi ve terleme gibi fiziksel belirtiler gösterebilirler.
bu belirtilerden birden fazlasını taşıyorsanız sizde bu fobi'nin fertlerinden biri olabilirsiniz. korku'nun ecele faydası yok derler. geldi mi bayılma hissi?

ayy bana bir şeyler oluyor diyenlere gelsin..
en belirgin filofobi belirtileri aşağıdaki listede;
aşk konularında endişeli ve sinirli olmak
evlilikten ve düğünlerden kaçmak
çiftlerin bulunduğu ortamlardan kaçmak
hislerini bastırmak
aşık olma ihtimaline karşı dış dünyadan uzaklaşmak
ileri seviyede filofobik olan kişiler aşk ve romantizm gibi konulardan bahsedildiği zamanlarda baş dönmesi, bayılma hissi ve terleme gibi fiziksel belirtiler gösterebilirler.
bu belirtilerden birden fazlasını taşıyorsanız sizde bu fobi'nin fertlerinden biri olabilirsiniz. korku'nun ecele faydası yok derler. geldi mi bayılma hissi?

ayy bana bir şeyler oluyor diyenlere gelsin..
devamını gör...
yazarların çocukluk travması
ablam bana vicdan azabı çektirmeyi çok severdi. 7 yaşında falandım bana bir hikaye anlattı. 4 yaşındayken onun yüzüne ütü basmışım, yüzü yanmış bir de beni parka götür diye ağlamışım. o da o halde dışarı çıkmak zorunda kalmış. insanlar görmesin diye yüzünün o tarafını duvarlara doğru tutarak yürümüş. liseye kadar bu olayın vicdan azabını yaşadım. hep iyi davranırdım ablama. allaha şükrederdim yüzünde iz kalmamış diye. lisede anneme sorduğumda öğrenmiştim öyle bir olay olmadığını.
devamını gör...
solak olmanın yararları
salak olmanın yararları diye okuyup tıkladığım başlık...
devamını gör...
normal sözlük'ün en yaşlı yazarı
fransız ihtilalinde millete vatan haini diyordum. sene 1789.
devamını gör...
ya annen ya ben diyen eş
bunu diyen bir eş varsa orada yanlış giden bir şeyler var demektir. söyleyen erkek veya kadın farketmez. bunu söyleyenden çok söyletende hata var bence. çünkü hiçbir kimse annesi ve eşini doğrudan karşı karşıya getirmemeli.
öyle ustalıkla ve etkili hareket etmeli ki böyle bir seçenekle muhatap olmasın. evlilikte denge çok önemli. senin ailen, benim ailem tartışması başladımı maazallah konu tmk 166 ya kadar uzayabilir.
(bkz: şiddetli geçimsizlik)
öyle ustalıkla ve etkili hareket etmeli ki böyle bir seçenekle muhatap olmasın. evlilikte denge çok önemli. senin ailen, benim ailem tartışması başladımı maazallah konu tmk 166 ya kadar uzayabilir.
(bkz: şiddetli geçimsizlik)
devamını gör...
