tezer özlü sözleri
"insan ne denli derin düşünebiliyorsa, sevgisi o denli derindir...
o denli doyumsuzdur.
ve acısı da o denli büyük.
yaşam acısı..."
-tezer özlü. yaşamın ucuna yolculuk.
o denli doyumsuzdur.
ve acısı da o denli büyük.
yaşam acısı..."
-tezer özlü. yaşamın ucuna yolculuk.
devamını gör...
erkeklerin zeki kadın sevmemesi
zeki kadın da onlara bayıldı zati.
devamını gör...
meja (yazar)
kendi halinde takılan, kimseyle uğraşmayı sevmediği gibi kendisiyle uğraşılmasını da sevmeyen yazar bozması.
öncelikle hakkımda, daha doğrusu yazdıklarım hakkında güzel yorumlar yapan herkese teşekkür ederim.
ikinci olarak, övgüleri elime yüzüme değil yazdıklarıma aldığımı hatırlatmak isterim. profil fotoğrafımın varlığı size farklı şeyler düşündürüyor olabilir ama girdiğim tanımların boş/gereksiz olduğunu ve övgülerin başka amaçlarla yapıldığını iddia etmek insafsızlık olur. kaldı ki güzel yorumlar yapanların hepsi erkek değil. içlerinde başka sözlüklerden tanıdığım yazarlar olduğu gibi kadın yazarlar da var. ayrıca belirtmek isterim ki, başlık altında "yürüdüğünü" iddia ettiğiniz insanların çoğunun bana mesaj atmışlığı bile yoktur.
ve son olarak, uludağ'da zaten ben de artık yazmıyorum sayın yazar. hatta pek fazla uğradığım da söylenemez. 1-2 sevdiğim arkadaş arada hal hatır sorduğu için mesajlarını cevaplayıp çıkıyorum. onun dışında artık ne uzun uzun yazı yazıyorum orada ne başka bir şey...
kendi nickaltıma yazmak istemezdim ama yanlış anlaşılmaktan hoşlanmadığım için bu açıklamayı yapma gereği hissettim. kusura bakmayın.
öncelikle hakkımda, daha doğrusu yazdıklarım hakkında güzel yorumlar yapan herkese teşekkür ederim.
ikinci olarak, övgüleri elime yüzüme değil yazdıklarıma aldığımı hatırlatmak isterim. profil fotoğrafımın varlığı size farklı şeyler düşündürüyor olabilir ama girdiğim tanımların boş/gereksiz olduğunu ve övgülerin başka amaçlarla yapıldığını iddia etmek insafsızlık olur. kaldı ki güzel yorumlar yapanların hepsi erkek değil. içlerinde başka sözlüklerden tanıdığım yazarlar olduğu gibi kadın yazarlar da var. ayrıca belirtmek isterim ki, başlık altında "yürüdüğünü" iddia ettiğiniz insanların çoğunun bana mesaj atmışlığı bile yoktur.
ve son olarak, uludağ'da zaten ben de artık yazmıyorum sayın yazar. hatta pek fazla uğradığım da söylenemez. 1-2 sevdiğim arkadaş arada hal hatır sorduğu için mesajlarını cevaplayıp çıkıyorum. onun dışında artık ne uzun uzun yazı yazıyorum orada ne başka bir şey...
kendi nickaltıma yazmak istemezdim ama yanlış anlaşılmaktan hoşlanmadığım için bu açıklamayı yapma gereği hissettim. kusura bakmayın.
devamını gör...
hiç gitmeyen uğultu
(bkz: tinnitus)
devamını gör...
sözlükteki kan aranıyor duyuruları
acil şifalar diliyorum
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
diyelim ki o bunu okumayacak
ben seni çok sevdim, belki zordur anlaması sessizliğimden.
devamını gör...
kudüs sendromu
kudüs'e mahsus bir hastalıktır. ilk kez 1930'larda tanımlanmıştır. israilli psikiyatristler de bu sendromu resmi olarak kabul etmiş, fakat dsm'de tanımlanmamıştır.
hastalık şöyledir: kişi, kudüs'e geliyor ve burada kaldığı sürece dini halüsinasyonlar, takıntılar geliştiriyor. yani buraya gelmeden önce tamamen sağlıklı olan biri, buraya geliyor ve buranın mistik havasından etkileniyor ve yavaş yavaş aşırı dindarlığa yöneliyor. tabi buraya kadar her şey az da olsa normal. bu genelde turistlerde görülüyor ve kişi buradan ayrılınca eski haline dönüyor. fakat işin anormal kısmı şu: kimisi mesih olduğuna inanıyor, kimisi ben hz. isa'yım diyor, kimisi de kendini sadece ibadete verip tüm dünyevi işleri bırakıyor.
şunu da belirtmekte fayda vardır ki; kudüs'te bu sendroma yakalanma oranı sadece yüzde 2'dir. 1980'den 1993'e kadar 13 yılda, kudüs'e gelen 1200 turist bu sendroma yakalanmıştır.
bu sendrom, dil, din, ırk tanımıyor. belirtileri şunlardır:
1. sürekli yıkanıp temiz olma isteği,
2. dinsel sanrıların oluşması,
3. sürekli beyaz giymek isteği,
4. saç-sakal ve tırnak kesme takıntısının başlaması.
turistler burayı terkettikten 5 ila 7 gün sonra eski hallerine dönmektedirler.
buna benzer psikolojik problemler, mekke ve roma gibi şehirlerde de görülmüştür. sendrom, çoğu otorite tarafından kabul edilmemektedir.



hastalık şöyledir: kişi, kudüs'e geliyor ve burada kaldığı sürece dini halüsinasyonlar, takıntılar geliştiriyor. yani buraya gelmeden önce tamamen sağlıklı olan biri, buraya geliyor ve buranın mistik havasından etkileniyor ve yavaş yavaş aşırı dindarlığa yöneliyor. tabi buraya kadar her şey az da olsa normal. bu genelde turistlerde görülüyor ve kişi buradan ayrılınca eski haline dönüyor. fakat işin anormal kısmı şu: kimisi mesih olduğuna inanıyor, kimisi ben hz. isa'yım diyor, kimisi de kendini sadece ibadete verip tüm dünyevi işleri bırakıyor.
şunu da belirtmekte fayda vardır ki; kudüs'te bu sendroma yakalanma oranı sadece yüzde 2'dir. 1980'den 1993'e kadar 13 yılda, kudüs'e gelen 1200 turist bu sendroma yakalanmıştır.
bu sendrom, dil, din, ırk tanımıyor. belirtileri şunlardır:
1. sürekli yıkanıp temiz olma isteği,
2. dinsel sanrıların oluşması,
3. sürekli beyaz giymek isteği,
4. saç-sakal ve tırnak kesme takıntısının başlaması.
turistler burayı terkettikten 5 ila 7 gün sonra eski hallerine dönmektedirler.
buna benzer psikolojik problemler, mekke ve roma gibi şehirlerde de görülmüştür. sendrom, çoğu otorite tarafından kabul edilmemektedir.



devamını gör...
kurtlarla koşan kadınlar
jungcu psikanalist clarissa pinkola estes tarafından yazılan bu kitabı klasik okur isimli youtube kanalı sayesinde keşfettim. buradan
okuması pek kolay değil esasen, en azından ben bir roman okur gibi okuyamıyorum, her cümleyi her paragrafı sindirmek istiyorum çünkü. hele bir de altını çizerek okuyorsanız yandınız, benim yaptığım gibi kitabın yarısını çizeceksiniz muhtemelen*
kitap, kadınlara yönelik gibi dursa da, hem kadın doğasını anlamak adına hem de kendilerinin de faydalanması adına erkeklerin de mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum.
daha yarısında olmama rağmen altını çizdiğim bazı şeyleri hayatıma yerleştirmeye çalışıyorum.
hele ki varoluşsal sancılar çekiyorsanız, kimlik-benlik arayışındaysanız gerçekten faydasını göreceksinizdir.
eğer her kalıba uymaya çalıştıysanız ve bunu beceremediyseniz, şanslı olduğunuz söylenebilir. bir şekilde dışlanmış biri olabilirsiniz ama öte yandan ruhunuzu korumuşsunuzdur.
cehalet hiçbir şey bilmemek ve iyinin cazibesina kapılmaktır. masumiyetse her şey bilmek ve yine de iyinin cazibesine kapılmaktır.
hepimiz başka birinin bizim şifacımız, gerilim kaynağımız, dolgu maddemiz olabileceğini düşünme yanılgısına düşeriz. bunun böyle olmadığını görmek epey zaman alır; bunun nedesi ise, çoğunlukla yaraya içeriden bakmak yerine onu kendi dışımıza yansıtmaktır.
okuması pek kolay değil esasen, en azından ben bir roman okur gibi okuyamıyorum, her cümleyi her paragrafı sindirmek istiyorum çünkü. hele bir de altını çizerek okuyorsanız yandınız, benim yaptığım gibi kitabın yarısını çizeceksiniz muhtemelen*
kitap, kadınlara yönelik gibi dursa da, hem kadın doğasını anlamak adına hem de kendilerinin de faydalanması adına erkeklerin de mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum.
daha yarısında olmama rağmen altını çizdiğim bazı şeyleri hayatıma yerleştirmeye çalışıyorum.
hele ki varoluşsal sancılar çekiyorsanız, kimlik-benlik arayışındaysanız gerçekten faydasını göreceksinizdir.
eğer her kalıba uymaya çalıştıysanız ve bunu beceremediyseniz, şanslı olduğunuz söylenebilir. bir şekilde dışlanmış biri olabilirsiniz ama öte yandan ruhunuzu korumuşsunuzdur.
cehalet hiçbir şey bilmemek ve iyinin cazibesina kapılmaktır. masumiyetse her şey bilmek ve yine de iyinin cazibesine kapılmaktır.
hepimiz başka birinin bizim şifacımız, gerilim kaynağımız, dolgu maddemiz olabileceğini düşünme yanılgısına düşeriz. bunun böyle olmadığını görmek epey zaman alır; bunun nedesi ise, çoğunlukla yaraya içeriden bakmak yerine onu kendi dışımıza yansıtmaktır.
devamını gör...
birleşip kötü insanları dövmeme nedenimiz
kötü insanlar bizden daha organize çünkü.
devamını gör...
yaşlanma belirtileri
artık gürültüyü kafan kaldırmıyorsa, daha çok yalnız kalma ihtiyacı hissediyorsan yaşlanma başlamış demektir. sadece fiziksel olarak bakmayın olaya, ruhen yaşlanma da konuya dahildir.
devamını gör...
kürtçenin yansımadan türemiş olması
"yansıma teorisi'ne göre, dil, insanların, ses çıkaran varlıkların seslerini yansımasıyla kurulmuştur. yani, doğadaki sesler taklit edilerek, kelimeler oluşmuştur. dolayısıyla, konuşma başlamıştır."
teoriye göre tüm dillerin kökeni bu şekilde oluştuğuna göre yazar burada ne demek ne yapmak istemektedir
(bkz: ırkçı)
teoriye göre tüm dillerin kökeni bu şekilde oluştuğuna göre yazar burada ne demek ne yapmak istemektedir
(bkz: ırkçı)
devamını gör...
anunnakiler
antik sümer, akad, asur ve babillerin mitolojik geleneklerinde ortaya çıkan bir tanrı grubudur. kaç anunnaki olduğu ve hangi rolü üstlendiklerine dair açıklamalar hem değişkenlik gösterir hem de çoğu zaman tutarsızdır. boş gezenin boş kalfalarıdır.. bir çok teoriye isim hakkı satmak ile beraber. bir çok kitabında konusu olmuştur. şimdilik tapınmayın ileride bakarsınız..
devamını gör...
hayatı güzelleştiren ufak detaylar
bir konu üzerinde yalnız başına düşünürken, o konu üzerinde düşünen ve o konuyu düşünürken yalnız olduğunu sanan insanlarla karşılaşmak.
devamını gör...
fyodor mihayloviç dostoyevski
romanlarında hiç durmadan psikolojik tahliller yapan, küçük bir anı bile tahlil ede ede bitiremeyen ve buna rağmen okuyanı tutan usta yazardır.
devamını gör...
diyanet'in 13 milyar tl ödeneği 7 ayda bitirmesi
çok tanrılı dine geçilmiştir, tek tanrıyla bu mümkün değil.
devamını gör...
konuşanlar
hasan can kaya nın yaptığı stand up gösteridir.
evet izlemeyen varsa ve başlamayı düşünüyorsa uyarıyorum. izlemiş olanlardan iki tür yorum duyacaksınız. ilki; (bunu söyleyenin fularlı olduğunu hayal edin)
arkadaşlar siz buna mizah mı diyorsunuz? hayır yani anlamıyorum, iki küfür ediyor, ona bebiş diyor, yok sevgili misiniz eğer değilseniz bak bu sana yürür diyor, afedersin çok özür dileyerek söylüyorum ama sıçmak falan diyor ve herkes gülüyor. gerçek mizah bu değil. ıq ile alakalı bir durum heralde.
ikinci yorum; (bu da samimi olduğun arkadaşın)
kanka, lan yutubda konuşanlar var izledin mi lan, çok komik alüminyum. böyle garip geliyor izlerken karaktersize bak, gavada bak falan diyon ama komik. gülüyon.
evet ben ikinci yorumu yapan adamım. eğer eleştirmek için girip, o mantıkla izlersen fularlı abimiz gibi eleştirip, beğenmeyebilirsin. gülmek için açıp, gülüp, kapatacaksın. şimdiye kadar gayet eğlendim.
evet izlemeyen varsa ve başlamayı düşünüyorsa uyarıyorum. izlemiş olanlardan iki tür yorum duyacaksınız. ilki; (bunu söyleyenin fularlı olduğunu hayal edin)
arkadaşlar siz buna mizah mı diyorsunuz? hayır yani anlamıyorum, iki küfür ediyor, ona bebiş diyor, yok sevgili misiniz eğer değilseniz bak bu sana yürür diyor, afedersin çok özür dileyerek söylüyorum ama sıçmak falan diyor ve herkes gülüyor. gerçek mizah bu değil. ıq ile alakalı bir durum heralde.
ikinci yorum; (bu da samimi olduğun arkadaşın)
kanka, lan yutubda konuşanlar var izledin mi lan, çok komik alüminyum. böyle garip geliyor izlerken karaktersize bak, gavada bak falan diyon ama komik. gülüyon.
evet ben ikinci yorumu yapan adamım. eğer eleştirmek için girip, o mantıkla izlersen fularlı abimiz gibi eleştirip, beğenmeyebilirsin. gülmek için açıp, gülüp, kapatacaksın. şimdiye kadar gayet eğlendim.
devamını gör...


