sımsıkı sarıldığın kişiye bir daha sarılamayacak olmak
bir gün hepimizin yaşayacağı, bir çoğumuzun bir kez, bir çoğumuzun çoğu kez tecrübe ettiği ve belki de bizim gidişimizle, bir çok insanın yaşayacağı acı gerçek.
dik, sert ve kuvvetli durmak, sıkı tutunmak lazım. hayat bir şekilde devam etmeli.
zaman her derde ilaç.
her şey kafada.*
dik, sert ve kuvvetli durmak, sıkı tutunmak lazım. hayat bir şekilde devam etmeli.
zaman her derde ilaç.
her şey kafada.*
devamını gör...
ahval teorisi
birtakım kelâm bilginlerinin ortaya attığı teori. sıfatullah, kelâm ilminin temel konularından olup allah'ın sıfatları demektir. ki teori de, bu konuyu, meseleyi çözme maksadıyla ortaya atılmıştır. teoriyi ortaya atan ve kullanan ilk kişi mu'tezile kelâmcısı olan ebu haşim el-cübbâî(v.933)'dir. kısaca özetlersek bu teori, allah'ın sıfatlarının o'nun zâtıyla olan ilişkisini, küllî(bu felsefî ve mantıkî bir terimdir)'lerin varlıklarla olan ilişkisini açıklamaya dair tartışmaların sonunda ortaya çıkmıştır.
o dönem iki teori bulunuyordu.
birinci teori şu şekildedir: sıfatlar hem zihin haricinde ve hem de zihinde hem kişisel(zât) olarak hem de nitelik(mahiyet) olarak gerçek bir varlığa sahiptir. bu görüşü savunan sünnilere, sıfâtiyye denmektedir.
ikinci teori şu şekildedir: sıfatlara da gerçek bir varlıktır dersek, o zaman allah'ın sıfatlarının da ezelî olması gerekir, o zaman demek ki birçok ezelî varlık vardır, ama bu hatalıdır. demek ki ilâhî sıfatlar, varlık kavramına dahil değildirler. (mu'tezile'nin çoğunluğu bu görüşü benimser). böyle düşünenlere muattıla denmektedir.
işte bu teori de bu tip sorunları ortadan kaldırmak için vardır, ki, fakat teorinin hakikî yapısı ve sorunu, islam kelâmı öğrencileri için bir problem olarak kalmıştır.
peki ahval teorisi ne der? ahval teorisi der ki, hayır, birinci teori aslında temelde kur'an'a uygundur. ama, akla aykırıdır. ve ahval teorisi der ki, ikinci teoriye gelince, evet der, bu teori tevhid ilkesine uygundur, dolayısıyla aklî bakımdan da doğrudur. fakat bu teori, sıfatları tamamıyla inkâr etmeye götürdüğünden kur'an'ın anlatımlarına aykırıdır.
ahval teorisine göre, cevher(bir terim) ile araz(cevher ve zâtın zıttı), varlık(vücud) ile yokluk(adem) arasında üçüncü bir kavram da yer alır. bu kavram, cevhere çok yakındır, ondan ayrı kalamaz, kendi başına yoktur ve cevherin var oluş şeklidir. işte bu kavram, ahvaldir. evet, haller, arazları cevhere bağlar. haller, cevherle araz arasındaki araçlardır.
haller, var denemez, ama yok da denemez. ezelî denemez, ama sonradan olmuştur da denemez. yani hallerin bağımsız bir varlıkları bulunmaz, bu yüzden gerçek anlamda bunlar varlıktır denemez. eğer bağımsız bir varlığa sahip olsalardı hallere şey* derdik, ama değiller, bundan dolayı haller, şey değildir.
fakat haller göz ardı edilemez. yani vardırlar diyemediğimiz gibi yoktur da diyemeyiz. bu da olmaz. çünkü haller, varlığın zatıyla ilişkilidir, bir varlığı sadece hallerle tanırız. dolayısıyla bunlara şey diyemediğimiz gibi, lâ şey' de diyemeyiz.
hasılı teori der ki, haller, varlığı tanıtır, onu başka varlıklardan ayırt eder. bu sebepten haller, farazî ve zihnî durumlar ve özelliklerdir.
işte ahval teorisinin buraya kadar olan kısmı, allah'ın sıfatlarına da uygulanır. yani tek başına var olamayan haller, allah'ın zâtına eklenen sıfatlar sayılamaz, dolayısıyla tevhid ilkesine bir zarar da vermez, dolayısıyla zâta bağlı bir şekilde düşünülebilen ilâhî sıfatlar da reddedilmemiş olacak.
şehristânî, o zaman ahval, zihnî mevcuddur der. yani teori ahval mevcud değil, zihindedir diyor ya, şehristânî de o zaman zihinde vardır, yani mevcuddur ama zihinde mevcuddur der.
o dönem iki teori bulunuyordu.
birinci teori şu şekildedir: sıfatlar hem zihin haricinde ve hem de zihinde hem kişisel(zât) olarak hem de nitelik(mahiyet) olarak gerçek bir varlığa sahiptir. bu görüşü savunan sünnilere, sıfâtiyye denmektedir.
ikinci teori şu şekildedir: sıfatlara da gerçek bir varlıktır dersek, o zaman allah'ın sıfatlarının da ezelî olması gerekir, o zaman demek ki birçok ezelî varlık vardır, ama bu hatalıdır. demek ki ilâhî sıfatlar, varlık kavramına dahil değildirler. (mu'tezile'nin çoğunluğu bu görüşü benimser). böyle düşünenlere muattıla denmektedir.
işte bu teori de bu tip sorunları ortadan kaldırmak için vardır, ki, fakat teorinin hakikî yapısı ve sorunu, islam kelâmı öğrencileri için bir problem olarak kalmıştır.
peki ahval teorisi ne der? ahval teorisi der ki, hayır, birinci teori aslında temelde kur'an'a uygundur. ama, akla aykırıdır. ve ahval teorisi der ki, ikinci teoriye gelince, evet der, bu teori tevhid ilkesine uygundur, dolayısıyla aklî bakımdan da doğrudur. fakat bu teori, sıfatları tamamıyla inkâr etmeye götürdüğünden kur'an'ın anlatımlarına aykırıdır.
ahval teorisine göre, cevher(bir terim) ile araz(cevher ve zâtın zıttı), varlık(vücud) ile yokluk(adem) arasında üçüncü bir kavram da yer alır. bu kavram, cevhere çok yakındır, ondan ayrı kalamaz, kendi başına yoktur ve cevherin var oluş şeklidir. işte bu kavram, ahvaldir. evet, haller, arazları cevhere bağlar. haller, cevherle araz arasındaki araçlardır.
haller, var denemez, ama yok da denemez. ezelî denemez, ama sonradan olmuştur da denemez. yani hallerin bağımsız bir varlıkları bulunmaz, bu yüzden gerçek anlamda bunlar varlıktır denemez. eğer bağımsız bir varlığa sahip olsalardı hallere şey* derdik, ama değiller, bundan dolayı haller, şey değildir.
fakat haller göz ardı edilemez. yani vardırlar diyemediğimiz gibi yoktur da diyemeyiz. bu da olmaz. çünkü haller, varlığın zatıyla ilişkilidir, bir varlığı sadece hallerle tanırız. dolayısıyla bunlara şey diyemediğimiz gibi, lâ şey' de diyemeyiz.
hasılı teori der ki, haller, varlığı tanıtır, onu başka varlıklardan ayırt eder. bu sebepten haller, farazî ve zihnî durumlar ve özelliklerdir.
işte ahval teorisinin buraya kadar olan kısmı, allah'ın sıfatlarına da uygulanır. yani tek başına var olamayan haller, allah'ın zâtına eklenen sıfatlar sayılamaz, dolayısıyla tevhid ilkesine bir zarar da vermez, dolayısıyla zâta bağlı bir şekilde düşünülebilen ilâhî sıfatlar da reddedilmemiş olacak.
şehristânî, o zaman ahval, zihnî mevcuddur der. yani teori ahval mevcud değil, zihindedir diyor ya, şehristânî de o zaman zihinde vardır, yani mevcuddur ama zihinde mevcuddur der.
devamını gör...
evlilik teklifi fikirleri
dindar bir insansanız ve kendiniz gibi dindar bir eş adayınız varsa tam ezan okunurken titreyen bir ses ve hafif sulanmış gözlerinizi adayın gözlerine dikerek " bu ezanlar şahidim olsun ki; seni allah rızası ile seveceğim ve hem bu dünyada hem ahirette cenneti birlikte yasayabilmemiz için elimden geleni yapacağım. " deyin. kabul etmesi neredeyse garantidir. ha sonrasında bu sözü birlikte tutabilecek misiniz orasını allah bilir tabi.insallah olur. allah mesut etsin.
devamını gör...
zor günlerden geçenlerin en iyi bildiği şey
her gecenin bir sabahı vardır. gecenin en karanlık olduğu an güneşin doğmasına en yakın andır. her şey geçiyor, her şeye alışıyorsun. zaten önemli olan hiç sorunun, derdinin olmaması değildir. önemli olan hayatında zor şeyler yaşarken bile bir şekilde mutlu olabilmektir. kötü günler olmasa iyi günlerin değerini bilmezdik.
devamını gör...
çalışmayı ertelemek
yapılan bir araştırmaya göre mükemmeliyetçilik ve anksiyete bozukluğunun birleşmesi nedeni ile oluşan kronik bir durumdur.
özellikle küçük yaşlarda başarılı olup kendinden çok şey beklenen kişilerde görülür. kişi yapacağı işi en iyi şekilde yapamayacağını düşünüyorsa ertelemeye başlar. mümkün olan son dakikaya kadar erteler.
sık sık yaşadığım pis bir durumdur. oysaki çok başarılı bir insan da değilim normalde.
özellikle küçük yaşlarda başarılı olup kendinden çok şey beklenen kişilerde görülür. kişi yapacağı işi en iyi şekilde yapamayacağını düşünüyorsa ertelemeye başlar. mümkün olan son dakikaya kadar erteler.
sık sık yaşadığım pis bir durumdur. oysaki çok başarılı bir insan da değilim normalde.
devamını gör...
geceye bir sanat eseri bırak

fotoğraf sanatçısı michael eastman kentlerdeki yapıların iç ve dış mimari fotoğraflarını belgeliyor. bu fotoğrafı da küba havana'da çekmiş.
devamını gör...
cat stevens sendromu
din insanların kendi içinde bir olaydır, dolayısıyla dini duyguları konusunda kimseye hesap vermek zorunda değildir. isterse, 50 yaşına kadar dindar olur, sonra içkiye başlar, ister 5 vakit namazını kılar ardından içkisini içer, ister 10 yaşında namaza başlar, islamın yasakladığı hiçbir şeyi yapmaz, ister hayatı boyunca alnı secde yüzü görmez. kişinin bileceği iştir, hiç kimse de bunun için onu eleştiremez, ayrıca her sakal bırakan kişi taliban da değildir. eğer onu eleştirirseniz, sizin, oruç tutmadığı için insanlara hakaret edenlerden veya namaz kılmayan insanları hakir görenlerden bir farkınız kalmaz..
ayrıca, cat stevens 'in islam hakkındaki konuşmalarını ve uygar fikirlerini bilmeyenlerin uydurduğu sendromdur.
ayrıca, cat stevens 'in islam hakkındaki konuşmalarını ve uygar fikirlerini bilmeyenlerin uydurduğu sendromdur.
devamını gör...
bekle dedi gitti
"bekle dedi gitti,
ben beklemedim o da gelmedi
ölüm gibi birşey oldu
ama kimse ölmedi" kısmı özdemir asaf'ın çizik isimli şiirinden alınan kaan tangöze şarkısı.
ben beklemedim o da gelmedi
ölüm gibi birşey oldu
ama kimse ölmedi" kısmı özdemir asaf'ın çizik isimli şiirinden alınan kaan tangöze şarkısı.
devamını gör...
sözlük yazarlarını şaşırtan şeyler
sozlukteki kimi tanimlari ve bilmiscesine yapilan yorumlari gordukce, buradaki yas ortalamasinin ne denli dusuk oldugu gercegi ve akabinde zihnimde beliren, “ben burada ne yapiyorum?” sorusu.
devamını gör...
göz doktoruna ilk gittiğin gün
o kadar kördüm ki, yanlış doktorun odasına girmişim. swh !
devamını gör...
can yücel
şiirin bir kısmını koyayım şuraya dedim; yetmedi. *
özledim seni…
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin…
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
yokluğun,
hatırladıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
sabahları seni okşayarak başlamaları
akşamları her işi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü…
nasıl da serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
”git artık” demek
”beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa”
demek sana ne de zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karşılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden…
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek….
can yücel
özledim seni…
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin…
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
yokluğun,
hatırladıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
sabahları seni okşayarak başlamaları
akşamları her işi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü…
nasıl da serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
”git artık” demek
”beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa”
demek sana ne de zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karşılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden…
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek….
can yücel
devamını gör...
bir bilen (yazar)
bir bilene sor gözyaşı biter mi? aklıma bu geliyor her görüşümde..
devamını gör...
çoban matı
satrancı yeni öğrenenlere, kaybetmenin acısını en başta tattırmak için yapılan mat çeşididir. böylelikle kişi, karşısındakinin hamlelerini tartmaya ve incelemeye erkenden başlar..
devamını gör...
istanbul sözleşmesi olayının çok abartılması
başlığı açan arkadaşım;olay sadece bi sözleşme değil.65 günde 67 kadın öldürülmüş.insanlarin can güvenligi yok.sen bunun üstüne gideceğine kalkıp da sözleşmeyi kaldırıyoruz dersen nasıl olsa bişey olmuyor diyen gözü dönmüş tipler daha fazla cesaret alır bundan.
devamını gör...
ayrılığı anlatan en güzel cümle
yangınların şairi metin abinin yazdığı dizelerdir:
ben artık mümkünü yok ölürüm;
tabutum bile olmaz taşınacak,
bir çil horozun sesine gömülürüm.
ben artık mümkünü yok ölürüm;
tabutum bile olmaz taşınacak,
bir çil horozun sesine gömülürüm.
devamını gör...
yargısız infaz
yargılamadan suçlu bulmak ve cezalandırmak anlamına gelen sözcük öbeği. hukuki olarak yapılabileceği gibi, birbirini tanımayan ya da dinlemeyen insanlar arasında, yani bireysel ilişkilerde de uygulanabilir. bundan kaçınmak için insanları dinlemek, bir olayda her iki tarafın ağzından olayı öğrenmek, konuşulanlar üzerinde derinlemesine düşünmek gerekebilir.
devamını gör...
normal sözlük'e katkı sağlamak için yazarların yapabilecekleri
maaşların geç kalmasından belliydi. arkadaşlar az çok demeyelim...
devamını gör...
moderatörlerin hoş geldin mesajına maruz kalmış efsane nesil
benimdir efendim. çok kibar bir ortama girdiğimi düşündürmüştür.
devamını gör...
ağlamak için sudan sebepler bulmak
camın önüne koyduğum pilavları iki çift kumru yemeyince;” yeaaa bunlarda pilavları yemediler, aç kaldılar yeaaa.” diye sümüğümü çeke çeke iki saat ağlamışlığım var benim. ağlanıyor yani. gözyaşları kalbin arınma şekli.
devamını gör...
