dijital kölelik
internetten, sanal dünyadan, sosyal medyadan, ekranlardan kopamamak. her an telefonlara bakmak, işyerinde bilgisayardan kopamayış, eğitimde usul usul bu yöne gidiş, nesnelerin interneti meselesine giderken tümden dijital prangalarla bağlanış.
devamını gör...
ari barokas
bakanlar göremiyor
geldi mi gidemiyor
neyine güveniyor da maşallah
sonumuz yine hayırdır inşallah
adab-ı muaşeret
adem-i merkeziyet
yine de muhalefetse illa da
dilini kesiverirler bir anda
bunları düşünmeden yaşarsın
olanlara üzülme hiç
ben sana akıllı desem de salaksın
lafıma gücenme hiç
terörü tartışalım
tv'de buluşalım
meydana doluşalım da inşallah
havaya uçuverirsek mazallah
doğuda savaşalım mı?
batıya yanaşalım mı?
kahvede konuşalım da ey ağalar
memleketin anaları karalar bağlar
bu gayet manidar sözlere sahip “salaksın” isimli şarkısına bayıldığım müzisyendir. yahudi kökenli olup duman grubunun bass gitaristidir. duman'dan önce de kaan tangöze ile mad madame & fly gruplarında cover çalmıştır.
geldi mi gidemiyor
neyine güveniyor da maşallah
sonumuz yine hayırdır inşallah
adab-ı muaşeret
adem-i merkeziyet
yine de muhalefetse illa da
dilini kesiverirler bir anda
bunları düşünmeden yaşarsın
olanlara üzülme hiç
ben sana akıllı desem de salaksın
lafıma gücenme hiç
terörü tartışalım
tv'de buluşalım
meydana doluşalım da inşallah
havaya uçuverirsek mazallah
doğuda savaşalım mı?
batıya yanaşalım mı?
kahvede konuşalım da ey ağalar
memleketin anaları karalar bağlar
bu gayet manidar sözlere sahip “salaksın” isimli şarkısına bayıldığım müzisyendir. yahudi kökenli olup duman grubunun bass gitaristidir. duman'dan önce de kaan tangöze ile mad madame & fly gruplarında cover çalmıştır.
devamını gör...
gülüşü güzel insanlar
can insanlardır. çocuk gülümsemesine sahiptir kendileri. genel olarak güzel yürekli, merhametli insanlardır. gülmek, bir devrimci eylemse, güzel gülmek o devrimin gerçekleşmesini sağlamaktır. gülüşü güzel insanlar, lütfen gülümseminizi esirgemeyin. umutlarımızı canlı tutun.
devamını gör...
thales
thales, milattan önce 7. yüzyılda yaşamış bir filozoftur. thales aydın ili çevresinde olan miletos okulunun kurucusudur. ve tarihte ilk filozof olarak bilinir. kendisi filozof, matematikçi, denizci ve tüccardır. matematik, astronomi, ticaret ve geometri üzerine çalışmalar yapmıştır.
yukarıda özet olarak bir çok özelliğin bahsettim. bahsetmediğim thalesin arke nedir sorusuna verdiği cevaptır. bunu uzun bir şekilde aşağıda anlatacağım. kısaca söylemek gerekirse thales arkhe nedir* sorusuna "su" cevabını vermiştir.
thales, yunan filozofu olan sokrates öncesi filozofların ilkidir. miletos okulunun kurucusu olduğundan bahsetmiştim. bu okuldan çıkan 3 önemli filozof daha vardır. bunlar thalesin öğrencisi olan anaksimandros, ve anaksimandros'un öğrencisi olan anaksimenes'dir. bu iki filozofun ise arkhe problemine farklı cevapları vardır.
thales neden ilk filozof olarak biliniyor. bunu basitçe şöyle anlatabilirim. yazıyı ilk bulan uygarlık hangisiydi. evet sümerlerdi. peki başka uygarlıklar yazıyı bulmamış mıydı. belki diğer kıtalarda kilometrelerce uzaktaki diğer uygarlıklar da yazıyla ilgili gelişmeler yapmıştı. ama bizim en eski bulduğumuz yazı sümerlere ait olduğu için yazıyı bulan uygarlığın sümerler olduğunu biliyoruz.* thalesin ilk filozof olarak seçilmesi de böyledir. thalesten daha eski felsefik kaynakları bulamadığımız için en eski felsefik görüşe sahip olan kişiyi yani thalesi ilk filozof olarak kabul ediyoruz.
thales döneminde bulunan diğer bilginlere göre çok farklıydı. thalesi farklı yapan ise felsefik soruları doğayı inceleyerek cevaplamaya çalışmasıydı. hatta şöyle anlatılır. thales bir gün yolda yürürken kuyuya düşmüş. bir köle kadın thalese "sürekli göklere bakmaktan ayağının altındaki görmüyorsun" diyerek çıkışmış. ne de olsa o dönemdeki bilginler asosyal, dünyayla bağlantısını koparmış sürekli kağıtlara bakmaktan gözlerine karalar inmiş kişiler olarak bilinirdi. ama thales farklıydı.
thales sürekli denizde yolculuk eder mesleği olan ticaret işiyle uğraşırdı. ve gittiği her yerdeki bilgileri öğrenir toplar ve kendi memleketine getirirdi. diğer uygarlıklar bilgileri toplaması uğraş verici ve önemli bir şeydi. yaptığı yolculuklarda mısırdan, babilden ve fenikeden önemli bilgiler elde etmişti. işte bu noktada arkhe problemine geçiş yapmanın zamanı geldiğini düşünüyorum.
thales mısır'a yaptığı yolculuklarda mısır kahinlerinin öğrencisi olmuştu. mısır'daki öğrencilik yıllarında öğrendiği şeylerden birisi mısırlıların dünyayı ve ayı yaratan şeyin güneş olduğuna inanmasıydı. yani mısır uygarlığı güneşi tanrı (yaratıcı) olarak görmekteydi. thales bu bilgiyi kendi süzgecinden geçirerek, güneşin bir yaratıcı olmadığını ve güneşinde dünyayı oluşturan maddelerden oluştuğunu öne sürmüştü. hatta ayda dünyanın maddeleri ile oluşmuştu. thalesin düşünme şekli böyleydi. "kim" yerine "ne" sorusuna odaklanıyordu. dünyayı kim oluşturdu değil dünyayı ne oluşturdu, dünyayı oluşturan madde neydi gibi sorulara odaklanıyordu.
babile yaptığı yolculuklarında öğrendiği şeylerden birisi ise babil halkının dünyayı oluşturanın tiamat ana olduğuna inanmalarıydı. thales sular tanrısı tiamatın dünyayı yaratmadığını düşünüyordu. ama buradan etkilenmiş olmalı ki her şeyi oluşturan maddenin su olduğunu düşünmüştü. çünkü su yaşamın kaynağıydı. su girdiği kabın şeklini alabiliyordu, o zaman her şekle girebilen bir madde dünyadaki her şeyi de oluşturabilirdi. hem su olmayan yerde yaşamda olmazdı. işte bu yüzden thales arkhe problemine su cevabını vermişti. ve daha uygun başka bir madde bulamamıştı.
thales her maddenin sudan oluştuğunu ve maddelerin yoktan var olmadığını, vardan da yok olmadığını söylüyordu. su hem katı hem sıvı hemde gaz halinde bulunabilir. bunu değişim geçirerek yaptığını öne atmıştı.fark ettiyseniz günümüz biliminde hiçbir maddenin yoktan var olmadığı ve vardan yok olmadığı söylenir. felsefe bir şekilde bilimin gelişimine de katkı sağlıyordu.
miletos okulunda yer alan diğer filozoflara gelecek olursak onları uzun uzun anlatmayacağım.* ama kısa bir şekilde arkhe problemine verdiği cevapları söylemek gerekirse; thalesin öğrencisi anaksimandros arkhenin apeiron yani sonsuzluk olduğunu söylemişti. bunun nedeni o zamanlar bilim hızla gelişiyordu ve insanlar yeryüzünü aşıp gökyüzünü öğrenmeye başlamıştı. gökyüzünde sonsuz bir evren vardı. anaksimandros ancak her şeyi oluşturan maddenin sonsuz olacağını düşünmüştü. su olamazdı çünkü suların oluşturduğu denizlerin ve okyanusların bile bir kıyısı, sınırı vardı.
anaksimenes ise hocası anaksimandros'un bile anlatamadığı sonsuzluğu kabul etmemişti. anaksimenes ise arkhenin hava olacağını söylemişti. çünkü hava dünyayı dolduruyordu. bulutlar, yağmur, kar, dolu hepsi havadan oluşuyordu. su buharlaşıp hava oluyordu yine ağaç yanıp duman yani hava oluyordu. anaksimenes hava taneciklerinin birbirine yaklaşarak ve uzaklaşarak diğer maddeleri oluşturduğu söylemişti. o günlerde en küçük taneciğin kum olduğu sanılırdı. anaksimenes kumdan küçük taneciklerin olduğunu sezmiş olmalı.
yukarıda özet olarak bir çok özelliğin bahsettim. bahsetmediğim thalesin arke nedir sorusuna verdiği cevaptır. bunu uzun bir şekilde aşağıda anlatacağım. kısaca söylemek gerekirse thales arkhe nedir* sorusuna "su" cevabını vermiştir.
thales, yunan filozofu olan sokrates öncesi filozofların ilkidir. miletos okulunun kurucusu olduğundan bahsetmiştim. bu okuldan çıkan 3 önemli filozof daha vardır. bunlar thalesin öğrencisi olan anaksimandros, ve anaksimandros'un öğrencisi olan anaksimenes'dir. bu iki filozofun ise arkhe problemine farklı cevapları vardır.
thales neden ilk filozof olarak biliniyor. bunu basitçe şöyle anlatabilirim. yazıyı ilk bulan uygarlık hangisiydi. evet sümerlerdi. peki başka uygarlıklar yazıyı bulmamış mıydı. belki diğer kıtalarda kilometrelerce uzaktaki diğer uygarlıklar da yazıyla ilgili gelişmeler yapmıştı. ama bizim en eski bulduğumuz yazı sümerlere ait olduğu için yazıyı bulan uygarlığın sümerler olduğunu biliyoruz.* thalesin ilk filozof olarak seçilmesi de böyledir. thalesten daha eski felsefik kaynakları bulamadığımız için en eski felsefik görüşe sahip olan kişiyi yani thalesi ilk filozof olarak kabul ediyoruz.
thales döneminde bulunan diğer bilginlere göre çok farklıydı. thalesi farklı yapan ise felsefik soruları doğayı inceleyerek cevaplamaya çalışmasıydı. hatta şöyle anlatılır. thales bir gün yolda yürürken kuyuya düşmüş. bir köle kadın thalese "sürekli göklere bakmaktan ayağının altındaki görmüyorsun" diyerek çıkışmış. ne de olsa o dönemdeki bilginler asosyal, dünyayla bağlantısını koparmış sürekli kağıtlara bakmaktan gözlerine karalar inmiş kişiler olarak bilinirdi. ama thales farklıydı.
thales sürekli denizde yolculuk eder mesleği olan ticaret işiyle uğraşırdı. ve gittiği her yerdeki bilgileri öğrenir toplar ve kendi memleketine getirirdi. diğer uygarlıklar bilgileri toplaması uğraş verici ve önemli bir şeydi. yaptığı yolculuklarda mısırdan, babilden ve fenikeden önemli bilgiler elde etmişti. işte bu noktada arkhe problemine geçiş yapmanın zamanı geldiğini düşünüyorum.
thales mısır'a yaptığı yolculuklarda mısır kahinlerinin öğrencisi olmuştu. mısır'daki öğrencilik yıllarında öğrendiği şeylerden birisi mısırlıların dünyayı ve ayı yaratan şeyin güneş olduğuna inanmasıydı. yani mısır uygarlığı güneşi tanrı (yaratıcı) olarak görmekteydi. thales bu bilgiyi kendi süzgecinden geçirerek, güneşin bir yaratıcı olmadığını ve güneşinde dünyayı oluşturan maddelerden oluştuğunu öne sürmüştü. hatta ayda dünyanın maddeleri ile oluşmuştu. thalesin düşünme şekli böyleydi. "kim" yerine "ne" sorusuna odaklanıyordu. dünyayı kim oluşturdu değil dünyayı ne oluşturdu, dünyayı oluşturan madde neydi gibi sorulara odaklanıyordu.
babile yaptığı yolculuklarında öğrendiği şeylerden birisi ise babil halkının dünyayı oluşturanın tiamat ana olduğuna inanmalarıydı. thales sular tanrısı tiamatın dünyayı yaratmadığını düşünüyordu. ama buradan etkilenmiş olmalı ki her şeyi oluşturan maddenin su olduğunu düşünmüştü. çünkü su yaşamın kaynağıydı. su girdiği kabın şeklini alabiliyordu, o zaman her şekle girebilen bir madde dünyadaki her şeyi de oluşturabilirdi. hem su olmayan yerde yaşamda olmazdı. işte bu yüzden thales arkhe problemine su cevabını vermişti. ve daha uygun başka bir madde bulamamıştı.
thales her maddenin sudan oluştuğunu ve maddelerin yoktan var olmadığını, vardan da yok olmadığını söylüyordu. su hem katı hem sıvı hemde gaz halinde bulunabilir. bunu değişim geçirerek yaptığını öne atmıştı.fark ettiyseniz günümüz biliminde hiçbir maddenin yoktan var olmadığı ve vardan yok olmadığı söylenir. felsefe bir şekilde bilimin gelişimine de katkı sağlıyordu.
miletos okulunda yer alan diğer filozoflara gelecek olursak onları uzun uzun anlatmayacağım.* ama kısa bir şekilde arkhe problemine verdiği cevapları söylemek gerekirse; thalesin öğrencisi anaksimandros arkhenin apeiron yani sonsuzluk olduğunu söylemişti. bunun nedeni o zamanlar bilim hızla gelişiyordu ve insanlar yeryüzünü aşıp gökyüzünü öğrenmeye başlamıştı. gökyüzünde sonsuz bir evren vardı. anaksimandros ancak her şeyi oluşturan maddenin sonsuz olacağını düşünmüştü. su olamazdı çünkü suların oluşturduğu denizlerin ve okyanusların bile bir kıyısı, sınırı vardı.
anaksimenes ise hocası anaksimandros'un bile anlatamadığı sonsuzluğu kabul etmemişti. anaksimenes ise arkhenin hava olacağını söylemişti. çünkü hava dünyayı dolduruyordu. bulutlar, yağmur, kar, dolu hepsi havadan oluşuyordu. su buharlaşıp hava oluyordu yine ağaç yanıp duman yani hava oluyordu. anaksimenes hava taneciklerinin birbirine yaklaşarak ve uzaklaşarak diğer maddeleri oluşturduğu söylemişti. o günlerde en küçük taneciğin kum olduğu sanılırdı. anaksimenes kumdan küçük taneciklerin olduğunu sezmiş olmalı.
devamını gör...
phineas gage vakası
“amerika’daki levye vakası” olarak da anılır. 1848 yılında phineas gage isminde bir amerikalı demir yolu inşaatı uzmanı, bir kaza geçirir. barutu taşa işlerken demir çubuk kullanmaktadır, barutun patlaması ile demir çubuk sol yanağından girer ve kafatasının sağından çıkar. gage hiçbir şey olmamış gibi ayağa kalkıp yürür. tedavisi tamamlandıktan sonra artık kendisi eskisi gibi değildir, kişiliği tamamen değişmiştir. eskiden bilindiği gibi kibar ve düşünceli bir insan olmanın çok uzağındadır. demir çubuğun beynin ön bölgesine hasar vermesi yüzünden artık kaba, sürekli kavga çıkartan ve dürtüsel hareket eden bir insan olmuştur. gage artık planlama, stratejik düşünme, ve kendini kontrol etme gibi davranışlardan yoksun kalmıştır. dr. harlow, gage ile çalışmıştır ve yaptığı çalışmalar beynin ön kısmının hangi yetilere sahip olduğunu öne sermiştir. gage'in kazası, bize beyindeki karmaşık psikolojik süreçlerin oluşumu ile ilgili çok şey öğretmiştir.
devamını gör...
o yemez teyzesi
misafirlikte annenin sinir edici cümlesidir. ne yememesi be nefessiz gömerim o yemekleri.
devamını gör...
bohm mekaniği
kopenhag yorumuna alternatif olarak, kuantum mekaniği fizikçisi david bohm tarafından geliştirilmiş olan teori. günümüzde geçerliliğini yitirmiştir. pilot dalga teorisi olarak da bilinir.
kopenhag yorumuna göre bir kuantum sistemine ait olan dalga fonksiyonu gözlemci tarafından görülemez. yalnızca fonksiyonun çökmesi durumundaki sonuç görülebilir. ancak kuantum mekaniği bir olasılıklar fiziğidir. siz bir parçacığı gözlemleyene kadar parçacık orada yahut şurada olabilir. gözlemlediğiniz anda ise onu tek bir yerde görürsünüz. kopenhag yorumu bunun nasıl gerçekleştiğini söyleyemediği gibi, bu sorunun sorulmaması gerektiğini de söyler. "sonuçta gözlemden öncesini ölçme şansımız yok" der.
david bohm, albert einstein gibi birçok ünlü fizikçi, bu durumdan pek de hoşlanmaz. bohm bunun üzerine bir teori geliştirir. buna göre, gözlemlediğimiz şey bir dalga fonksiyonu değil bir parçacıktır. bu parçacığa bir dalga fonksiyonu eşlik eder. buna fiziksel bir alan da diyebiliriz. bohm mekaniğine göre schrödinger denklemi 2 parçaya ayrılır. bunlardan biri olasılığın korunumunu ifade edip aynı zamanda da eşlik eden dalga fonksiyonunun ne yaptığını söylerken, diğeri parçacığın konumunu söyler ki bu konum da dalga fonksiyonunun parçacığa rehberlik ettiği alana bağlıdır. ayrıca parçacığın alan içerisinde, belirli bir anda belirli bir yerde olması olasılığına ait bir varsayıma da ihtiyaç vardır. bu da 3. bir denklem gerektirir ve adına kuantum denge hipotezi denir.
aslında buraya kadar olup bitenler, günümüzde kullanılan kuantum mekaniğiyle büyük benzerlik gösterir. ancak bohm mekaniğinin farkı, parçacığın belirli bir anda tam olarak belirli bir noktada olduğunu söylemesidir. kuantum fiziğindeyse böyle bir kesinlik yoktur ve parçacığın sadece belirli bir bölgede bulunma olasılığından bahsedebiliriz.
bohm mekaniğine göre, kuantum mekaniğinde sadece olasılıklara dayalı tahminler yapabiliyor olmamızın nedeni, herhangi bir sistemin durumunu ölçmeden önce, sistemin ilk durumunda parçacığın nerede olduğunu bilmiyor oluşumuzdur. yani tek sorun, parçacığın başlangıç konumunu bilmiyor oluşumuzdur. eğer bunu ölçebilirsek, sonucu da kesin şekilde ölçebileceğimizi iddia eder. bu nedenle bohm mekaniğine göre, kuantum mekaniğindeki olasılıkların, klasik mekanikteki olasılıklardan bir farkı yoktur. bu yönüyle bohm mekaniği bir gizli değişken teorisidir. ancak yapılan deneyler sonucunda kuantum mekaniğinde gizli değişkenlerin varlığının mümkün olmadığı kanıtlanmıştır.
kopenhag yorumuna göre bir kuantum sistemine ait olan dalga fonksiyonu gözlemci tarafından görülemez. yalnızca fonksiyonun çökmesi durumundaki sonuç görülebilir. ancak kuantum mekaniği bir olasılıklar fiziğidir. siz bir parçacığı gözlemleyene kadar parçacık orada yahut şurada olabilir. gözlemlediğiniz anda ise onu tek bir yerde görürsünüz. kopenhag yorumu bunun nasıl gerçekleştiğini söyleyemediği gibi, bu sorunun sorulmaması gerektiğini de söyler. "sonuçta gözlemden öncesini ölçme şansımız yok" der.
david bohm, albert einstein gibi birçok ünlü fizikçi, bu durumdan pek de hoşlanmaz. bohm bunun üzerine bir teori geliştirir. buna göre, gözlemlediğimiz şey bir dalga fonksiyonu değil bir parçacıktır. bu parçacığa bir dalga fonksiyonu eşlik eder. buna fiziksel bir alan da diyebiliriz. bohm mekaniğine göre schrödinger denklemi 2 parçaya ayrılır. bunlardan biri olasılığın korunumunu ifade edip aynı zamanda da eşlik eden dalga fonksiyonunun ne yaptığını söylerken, diğeri parçacığın konumunu söyler ki bu konum da dalga fonksiyonunun parçacığa rehberlik ettiği alana bağlıdır. ayrıca parçacığın alan içerisinde, belirli bir anda belirli bir yerde olması olasılığına ait bir varsayıma da ihtiyaç vardır. bu da 3. bir denklem gerektirir ve adına kuantum denge hipotezi denir.
aslında buraya kadar olup bitenler, günümüzde kullanılan kuantum mekaniğiyle büyük benzerlik gösterir. ancak bohm mekaniğinin farkı, parçacığın belirli bir anda tam olarak belirli bir noktada olduğunu söylemesidir. kuantum fiziğindeyse böyle bir kesinlik yoktur ve parçacığın sadece belirli bir bölgede bulunma olasılığından bahsedebiliriz.
bohm mekaniğine göre, kuantum mekaniğinde sadece olasılıklara dayalı tahminler yapabiliyor olmamızın nedeni, herhangi bir sistemin durumunu ölçmeden önce, sistemin ilk durumunda parçacığın nerede olduğunu bilmiyor oluşumuzdur. yani tek sorun, parçacığın başlangıç konumunu bilmiyor oluşumuzdur. eğer bunu ölçebilirsek, sonucu da kesin şekilde ölçebileceğimizi iddia eder. bu nedenle bohm mekaniğine göre, kuantum mekaniğindeki olasılıkların, klasik mekanikteki olasılıklardan bir farkı yoktur. bu yönüyle bohm mekaniği bir gizli değişken teorisidir. ancak yapılan deneyler sonucunda kuantum mekaniğinde gizli değişkenlerin varlığının mümkün olmadığı kanıtlanmıştır.
devamını gör...
çatıda anten ayarlamış efsane nesil
doksanlı yılların efsane neslidir. bir kişi tv'nin başında bir kişi pencerenin önünde diğeri ise çatıda duran üç kişilik ekip aracılığı ile evrene mesaj gönderme ritüelidir.
evdeki: sağa çevir!
pencereki: çevir!
çatıdaki: tamam!
penceredeki: tamam!
evdeki: ulan sola değil sağa sağa! (nasıl görüyorsa artık)
penceredeki: daha daha...
evdeki: sağa çevir!
pencereki: çevir!
çatıdaki: tamam!
penceredeki: tamam!
evdeki: ulan sola değil sağa sağa! (nasıl görüyorsa artık)
penceredeki: daha daha...
devamını gör...
eşinin ailesini arabasıyla ezen adam
bu ülkede kadınların eşlerinden boşanabilmeleri için, boşanmak istemelerinin yeterli olmadığını gösteren haberlerden biridir. boşanmak isteyen kadının kaçırılması üzerine bir de buna karşı çıkmak isteyen ailesini ezen koca terörünün bir örneği. buradan
istanbul bayrampaşa’da boşanma aşamasında olduğu karısını kaçıran cengiz k., karısının engel olmaya çalışan ailesini arabayla ezdi.
olay, geçtiğimiz salı günü kartaltepe mahallesi’nde meydana geldi. iddiaya göre, boşanma aşamasındaki eşi derya k.’nın ailesinin yaşadığı eve gelen cengiz k., ayrılmak istemediğini dile getirdi. yaşanan tartışmanın ardından gözü dönmüş koca, karısını zorla arabaya bindirdi.
çaresiz kadının ailesi arabayı durdurmak için önüne geçti. aracıyla geri gelerek kaçmaya çalışan cengiz k., karısının kız kardeşini, annesini ve mahalle sakinlerinden cumhur mert’i ezdi. arabanın altında kalan 2’si kadın 3 kişi hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.
istanbul bayrampaşa’da boşanma aşamasında olduğu karısını kaçıran cengiz k., karısının engel olmaya çalışan ailesini arabayla ezdi.
olay, geçtiğimiz salı günü kartaltepe mahallesi’nde meydana geldi. iddiaya göre, boşanma aşamasındaki eşi derya k.’nın ailesinin yaşadığı eve gelen cengiz k., ayrılmak istemediğini dile getirdi. yaşanan tartışmanın ardından gözü dönmüş koca, karısını zorla arabaya bindirdi.
çaresiz kadının ailesi arabayı durdurmak için önüne geçti. aracıyla geri gelerek kaçmaya çalışan cengiz k., karısının kız kardeşini, annesini ve mahalle sakinlerinden cumhur mert’i ezdi. arabanın altında kalan 2’si kadın 3 kişi hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.
devamını gör...
bu devirde türkü dinleyen insan
"hangi müzik türünü hangi zaman diliminde dinleyeceğimizi senden* öğrenecek / sana soracak değiliz" dedirten başlık. kimseye zararı olmayan özgürce yapılan seçimlere karışmamayı / laf etmemeyi ne zaman öğreneceksiniz?
devamını gör...
leon the professional
dilimize "leon: sevginin gücü" olarak çevrilen, başrollerinde natalie portman ve jean reno'nun yer aldığı, yönetmen koltuğunda da luc besson'ın oturduğu 1994 yapımlı aksiyon/drama filmi.
film çekildiği yıldan bu yana oldukça gelişmiş, izleyicilerin beğeni oranı gün gün artmıştır. her ne kadar pedofililik olarak görülse de aslolan şey; henüz olgunlaşmayan bir yetişkinle, o yaşına rağmen müthiş bir olgunluğa sahip olan küçük bir çocuğun masumane samimiyetidir.
--! spoiler !--
+ mathilda'nın kaydını sileceğiz devamsızlıktan.
- mathilda öldü.
--! spoiler !--
ve bu kız daha 12 yaşında.
film çekildiği yıldan bu yana oldukça gelişmiş, izleyicilerin beğeni oranı gün gün artmıştır. her ne kadar pedofililik olarak görülse de aslolan şey; henüz olgunlaşmayan bir yetişkinle, o yaşına rağmen müthiş bir olgunluğa sahip olan küçük bir çocuğun masumane samimiyetidir.
--! spoiler !--
+ mathilda'nın kaydını sileceğiz devamsızlıktan.
- mathilda öldü.
--! spoiler !--
ve bu kız daha 12 yaşında.
devamını gör...
gripin
hadi hep birlikte ciğerimiz yansın mı biraz? hem yağar, hem yakar yağmur.
devamını gör...
fakir
oldukça kaliteli ev eşyaları olan alman menşeili bir markadır.
lakin eşyaları kaliteli olduğu için fiyatları da biraz tuzludur.
lakin eşyaları kaliteli olduğu için fiyatları da biraz tuzludur.
devamını gör...
sunjay kapurun ağzına giren wu tang arısı (yazar)
kendisini sözlükte ne zamandır görmediğimden eksikliğini hissettiğim (gerçi sanırım artık dönmüş ama bilemiciim), kitap edebiyat kulübü'nün ilgili üyelerinden biri, tanımlarını okumayı sevdiğim sözlük yazarı ayrıca.
umarım her şey yolundadır, sağlıkla kal bubble.
umarım her şey yolundadır, sağlıkla kal bubble.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
devamını gör...
iyi arkadaş olunan birinden zamanla uzaklaşmak
zamanla kullanıldığınızı hissettiğinizde, sahte samimiyete tahammül edemediğinizde, yapılan yanlışlara rağmen şans verdiğinizde ve iyi niyetiniz defalarca suistimal edildiğinde yapılan eylem.
devamını gör...
normal sözlük yazarları mutlu mu sorunsalı
yaşıyoruz be. valla bu devirde o da bir şeydir. hiç küçümsemeyin.
devamını gör...


