yeni tanıştığı insana dertlerini anlatan insan
yoran insandır. kardeşim hayatın boyunca çözemediğin sorununu ben mi çözeceğim dedirtir.
devamını gör...
ümit yaşar oğuzcan'dan bir şiir bırak
milyon kere ayten
ben bir ayten'dir tutturmuşum oh ne iyi
ayten'li içkiler içip sarhoş oluyorum ne güzel
hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin
biraz ayten sürüyorum güzelleşiyor
şarkılar söylüyorum
şiirler yazıyorum ayten üstüne
saatim her zaman ayten'e beş var
ya da ayten'i beş geçiyor
ne yana baksam gördüğüm o
gözümü yumsam aklımdan ayten geçiyor
bana sorarsanız mevsimlerden aytendeyiz
günlerden aytenertesidir
odur gün gün beni yaşatan
onun kokusu sarmıştır sokakları
onun gözleridir şafakta gördüğüm
akşam kızıllığında onun dudakları
başka kadını övmeyin yanımda gücenirim
ayten'i övecekseniz ne ala, oturabilirsiniz
bir kadeh de sizinle içeriz ayten'li
iki laf ederiz
onu siz de seversiniz benim gibi
ama yağma yok ayten'i size bırakmam
alın tek kat elbisemi size vereyim
cebimde bir on liram var
onu da alın gerekirse
ben ayten'i düşünürüm, üşümem
üç kere adını tekrarlarım, karnım doyar
parasızlık da bir şey mi
ölüm bile kötü değil
aytensizlik kadar
ona uğramayan gemiler batsın
ondan geçmeyen trenler devrilsin
onu sevmeyen yürek taş kesilsin
kapansın onu görmeyen gözler
onu övmeyen diller kurusun
iki kere iki dört elde var ayten
bundan böyle dünyada
aşkın adı ayten olsun
devamını gör...
cenk’in arka bahçesi
güncel dönemde neredeyse son iki yılıma eşlik ediyor. tüm varlığıyla; özgün ve özgül ağırlığıyla.
benim son iki senem hayli karanlık. bir sürü şey geldi başıma. hakkımda "miko da baya güçlüymüş he" diye yorumlar yapılmasına zemin oluşturan birden fazla şahsi mesele. hepimizin ahvalini belirleyen diğer meselelerle birlikte. sıkıştırılmış bir zamana pek sıkıştırılmış olamayacak kadar cüsseli hacimleriyle.
bu iki senede yanımda kim vardı? elimi tutan, beni rahatlatan, bana istediğim gibi ve şekilde saçmalama alanı yaratan kimdi? miko'nun güçlü rolü yapabilmesi için kimsenin görmediği vakitlerde onun üzerinden yüklerini almakla kalmayıp onu taşıyan peki...
cenk'in ben bu yolculuğu yaparken benim hayatımda kapladığı alanı anlatmaya ne benim kelimelerim yeter ne o da dahil olmak üzere sizin anlamaya yetecek empatiniz. böyle şeyler çok tarif edilebilir şeyler değiller takdiriniz. zaten amacım da bu değil. e ne anlatıyor bu kadın o zaman diyenleriniz için; bu bir teşekkür metnidir!
teşekkür etmenin lalettayin olamayacağını ben bu adamdan öğrendim. o yüzden çok uzatmayacağım. hayatıma dönüp baktığımda artık içimdeki mengenelerin kendilerine yeni içler bulmak üzere beni azat ettiklerini fark ettiğim bu günlerde, her zamankinden daha çok sevmiyorsam da (yanlış anlama okur, bu zaten mümkün değil, en tepe noktadayız) her zamankinden daha müteşekkirim ona.
normalleştim. ve bunu becerebildiysem kendimden bile çok krediyi sana vermem gerekiyor. iyi ki, çok ve bunların yanında bir de hep nimo. fmtnwlm!
benim son iki senem hayli karanlık. bir sürü şey geldi başıma. hakkımda "miko da baya güçlüymüş he" diye yorumlar yapılmasına zemin oluşturan birden fazla şahsi mesele. hepimizin ahvalini belirleyen diğer meselelerle birlikte. sıkıştırılmış bir zamana pek sıkıştırılmış olamayacak kadar cüsseli hacimleriyle.
bu iki senede yanımda kim vardı? elimi tutan, beni rahatlatan, bana istediğim gibi ve şekilde saçmalama alanı yaratan kimdi? miko'nun güçlü rolü yapabilmesi için kimsenin görmediği vakitlerde onun üzerinden yüklerini almakla kalmayıp onu taşıyan peki...
cenk'in ben bu yolculuğu yaparken benim hayatımda kapladığı alanı anlatmaya ne benim kelimelerim yeter ne o da dahil olmak üzere sizin anlamaya yetecek empatiniz. böyle şeyler çok tarif edilebilir şeyler değiller takdiriniz. zaten amacım da bu değil. e ne anlatıyor bu kadın o zaman diyenleriniz için; bu bir teşekkür metnidir!
teşekkür etmenin lalettayin olamayacağını ben bu adamdan öğrendim. o yüzden çok uzatmayacağım. hayatıma dönüp baktığımda artık içimdeki mengenelerin kendilerine yeni içler bulmak üzere beni azat ettiklerini fark ettiğim bu günlerde, her zamankinden daha çok sevmiyorsam da (yanlış anlama okur, bu zaten mümkün değil, en tepe noktadayız) her zamankinden daha müteşekkirim ona.
normalleştim. ve bunu becerebildiysem kendimden bile çok krediyi sana vermem gerekiyor. iyi ki, çok ve bunların yanında bir de hep nimo. fmtnwlm!
devamını gör...
öyle bir şarkı önerin ki yerimizde duramayalım
devamını gör...
yagami light (yazar)
devamını gör...
şehr-i hüzün
manga grubunun 2009 çıkışlı albümü.
albümün her parçası birbirinden çok farklı. single ciddiyetiyle her şarkının üzerinde titizlikle çalışılmış. hem söz, hem müzik anlamında dinleyenlere sunduğu özgünlük, yıllar geçse de albümün hiçbir zaman eskimemesini sağlıyor. her kulağa hitap eden tarafı ise albümü çok sesli bir kalıba sokuyor.
gün doğumu intro
beni benimle bırak
dünyanın sonuna doğmuşum
cevapsız sorular
evdeki ses (konuk: alper ağa) cover
her aşk ölümü tadacak
hayat bu işte
üryan geldim
tek yön seçtiğin tüm yollar
gecenin ritmi
hepsi bir nefes
sessizlik sona erdi
kaçamak faslı
alışırım gözlerimi kapamaya
gün batımı outro
tek yön seçtiğin tüm yollar, hayat bu işte, cevapsız sorular, hepsi bir nefes parçaları albümün melankolik tarafını ortaya çıkarmış.
evdeki ses, dünyanın sonuna doğmuşum parçaları ise tempolarıyla albümün nabzını yükseltmiş.
albüm kapağı
albümün her parçası birbirinden çok farklı. single ciddiyetiyle her şarkının üzerinde titizlikle çalışılmış. hem söz, hem müzik anlamında dinleyenlere sunduğu özgünlük, yıllar geçse de albümün hiçbir zaman eskimemesini sağlıyor. her kulağa hitap eden tarafı ise albümü çok sesli bir kalıba sokuyor.
gün doğumu intro
beni benimle bırak
dünyanın sonuna doğmuşum
cevapsız sorular
evdeki ses (konuk: alper ağa) cover
her aşk ölümü tadacak
hayat bu işte
üryan geldim
tek yön seçtiğin tüm yollar
gecenin ritmi
hepsi bir nefes
sessizlik sona erdi
kaçamak faslı
alışırım gözlerimi kapamaya
gün batımı outro
tek yön seçtiğin tüm yollar, hayat bu işte, cevapsız sorular, hepsi bir nefes parçaları albümün melankolik tarafını ortaya çıkarmış.
evdeki ses, dünyanın sonuna doğmuşum parçaları ise tempolarıyla albümün nabzını yükseltmiş.
albüm kapağı
devamını gör...
bir akepelinin istifa etmesi için gereken asgari şartlar
reisin istemesi.
devamını gör...
hükümet eleştirisi tutuklulukla sonuçlanabilir
yalan mı?
devamını gör...
yazarların duydukları enfes cümleler
"hani yarınlar güzel olur diyorlardı olric, bu yaşadığımız gün de dünün yarını değil mi?"
- kandırıyorlar efendimiz , kandırıyorlar
- kandırıyorlar efendimiz , kandırıyorlar
devamını gör...
banucabirhayat

neden deli birkaç örnek yazacağım. bir gün teyzemle dondurma yedik. dedi ki hadi gel ağzımıza yüzümüze sürelim anneni sinir edelim. bende hemen atladım. her yerimize sürdük. sen üst kata çık ben geliyorum dedi wcye girdi. ben yukarı çıktım annem beni gördü tam bana bağırmaya başladı ben de güle güle arkama bir baktım teyzem yüzünü gözünü yıkamış. bir de demez mi napmış bu değişik annem beni odama kadar terlikle kovaladı.
yine günlerden bir gün bir abim, ikizim ve teyzemle geziyorduk. ikizim furkanla bir anda koşup koşup kaldırımdaki su birikintisine atladılar. bizi de çağırdılar bizde hopladık zıpladık eğlendik. sonra aklıma annem geldi teyzeme dedim. dedi ki ben ne güne duruyorum arkanızda ben varım rahat olun. eve geldik zili çaldık annem çığlık attı arkamızı bir döndük teyzem yoktu.
teyzem deli dolu komik biridir. başka teyzelere benzemez. onlar gibi davranmaz konuşmaz. bizimle oynar, zıplar arada satar şaka şaka. şakalar yapar hep. seni seviyorum canım teyzem. bunlarda bana hissettirdiklerin. *
devamını gör...
terörist
bir john updike romanıdır.
john updike rabbit is rich ve rabbit at rest romanları ile iki kez pulitzer ödülü kazanan dev bir romancı ve öykü yazarıdır.
bu romanında john updike karl marx’ın halkların afyonu olarak nitelediği din kavramının radikalleştikçe insanların düşünme yetileri üzerinde ne tür yıkıcı ve tamir edilmesi mümkün olmayan hasarlar bırakabileceğini anlatmış.
içinde yaşadığımız ve teknoloji çağı olarak isimlendirdiğimiz bu çağda olmayacağını öngördüğümüz günlük terör dört bir yandan kuşatmış durumda inanlığı. ve herkesin bir nedeni var teröre bulaşmak ve teröre karşı olmak için.
körü körüne, bağnaz, radikalce, üzerinde düşünmeden, bilmeye çalışmadan bir dine inanmanın bizi ne tür açmazlara düşüreceğine dair müthiş bir roman.
okurken bana zaman zaman erkan can’ın harikalar yarattığı; özer kızıltan’ın 2006 yapımı müthiş filmi takva’yı hatırlattı kitap. belki konular benzer değil ama karakterlerin motivasyonları bire bir aynı sanki.
karakterler o kadar gerçek, hikaye o kadar bilindik ki sanki gerçekten yaşıyormuş gibi hissediyor okuyan. belki de zaten bildiğimiz, içinde olduğumuz, çevremizde gördüğümüz bir gerçekliği kurgu ile sarıp sarmalayan bir roman.
john updike rabbit is rich ve rabbit at rest romanları ile iki kez pulitzer ödülü kazanan dev bir romancı ve öykü yazarıdır.
bu romanında john updike karl marx’ın halkların afyonu olarak nitelediği din kavramının radikalleştikçe insanların düşünme yetileri üzerinde ne tür yıkıcı ve tamir edilmesi mümkün olmayan hasarlar bırakabileceğini anlatmış.
içinde yaşadığımız ve teknoloji çağı olarak isimlendirdiğimiz bu çağda olmayacağını öngördüğümüz günlük terör dört bir yandan kuşatmış durumda inanlığı. ve herkesin bir nedeni var teröre bulaşmak ve teröre karşı olmak için.
körü körüne, bağnaz, radikalce, üzerinde düşünmeden, bilmeye çalışmadan bir dine inanmanın bizi ne tür açmazlara düşüreceğine dair müthiş bir roman.
okurken bana zaman zaman erkan can’ın harikalar yarattığı; özer kızıltan’ın 2006 yapımı müthiş filmi takva’yı hatırlattı kitap. belki konular benzer değil ama karakterlerin motivasyonları bire bir aynı sanki.
karakterler o kadar gerçek, hikaye o kadar bilindik ki sanki gerçekten yaşıyormuş gibi hissediyor okuyan. belki de zaten bildiğimiz, içinde olduğumuz, çevremizde gördüğümüz bir gerçekliği kurgu ile sarıp sarmalayan bir roman.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının bir anda cahil kalması
sözlüğün görünümünün şak diye değişmesiyle beliren durum. dedemin tanımlarını okuyamıyorum lan.
devamını gör...
evi yanmayanlar keşke bizim de evimiz yansa diyecek
gözümüzün içine baka baka, dallama gibi sırıtarak yangınla boğuşmuş halka (evet maalesef kendisini seçen halka) bunu söyleyebilen bir belediye başkanı söylemidir:
buradan
arkadaş hepsi mi aynı kumaştan olur bunların!
buradan
arkadaş hepsi mi aynı kumaştan olur bunların!
devamını gör...
sobalı evde büyümek
sabah bi kalkarsınız buz gibi yorganın altından çıkmak istemezsiniz bide sizden önce uyanıp soba yakan yoksa buz gibi suyla elinizi yüzünüzü yıkarsınız geçici yüz felci geçirirsiniz.
devamını gör...
ama kafamız nasıl güzel radyo programı
selamlar...
içinizden martı gibi geçiyorum..

en son yürükulum ile yola çıktım küçük bir zebellah bilir. ah başıma neler geldi .. o sarı tekne beni yanlış kıyılara vurdu.
vardığım yer sanırsam beykozdu.
tek tesellim martılardı onlar da bir anda doluştu, karşılama senfonisiyle güzel bir ahenk oluştu.
kısa sürdü bu hava, karanlık çöktüğünde her biri ortadan kayboldu..
karadan evime varmaya çalıştım, köklerim kuzguncuktu.
kandilli de bir balıkçı teknesinin halatı koptu. balıkçının 'olduramadım' deyişiyle yüreğim burkuldu.
yamacıma bir şarkı sokuldu:
bıktım usandım bu hataları tekrârlamaktan
onun bunun adına film olmaktan
özendim, bezendim her seferinde
bu defa acaba olur mu diye
ama kopuktu kopuktu, zincir olduramadım
ne yaptım, ne ettimse olduramadım
ah balıkçı üzülme, sadece sen değilsin olduramayan. vişnede de var sen de olan.
radyoyu açtım, bu sefer çalan şarkı mfö den:
boş laf bunlar hepsi bahane
hâlim ne kötü ne şahane
nedir bu böyle aynı hikâye?
suç kimde, neden böyle?
neden böyle sizce?
niye bu kadar endişe?
kendimle parçalı bulutlu benim.. bazen öpesim bazen boğasım var..
ama şu sıralar,
çat diye çatlamak üzereyim
neresinden tutup da düzeleyim
ortağı olmuşum düzeneğin
kendimi boğasım var.
çakkıdı çakkıdı diye diye vardım kuzguncuğa...
içinizden martı gibi geçiyorum..

en son yürükulum ile yola çıktım küçük bir zebellah bilir. ah başıma neler geldi .. o sarı tekne beni yanlış kıyılara vurdu.
vardığım yer sanırsam beykozdu.
tek tesellim martılardı onlar da bir anda doluştu, karşılama senfonisiyle güzel bir ahenk oluştu.
kısa sürdü bu hava, karanlık çöktüğünde her biri ortadan kayboldu..
karadan evime varmaya çalıştım, köklerim kuzguncuktu.
kandilli de bir balıkçı teknesinin halatı koptu. balıkçının 'olduramadım' deyişiyle yüreğim burkuldu.
yamacıma bir şarkı sokuldu:
bıktım usandım bu hataları tekrârlamaktan
onun bunun adına film olmaktan
özendim, bezendim her seferinde
bu defa acaba olur mu diye
ama kopuktu kopuktu, zincir olduramadım
ne yaptım, ne ettimse olduramadım
ah balıkçı üzülme, sadece sen değilsin olduramayan. vişnede de var sen de olan.
radyoyu açtım, bu sefer çalan şarkı mfö den:
boş laf bunlar hepsi bahane
hâlim ne kötü ne şahane
nedir bu böyle aynı hikâye?
suç kimde, neden böyle?
neden böyle sizce?
niye bu kadar endişe?
kendimle parçalı bulutlu benim.. bazen öpesim bazen boğasım var..
ama şu sıralar,
çat diye çatlamak üzereyim
neresinden tutup da düzeleyim
ortağı olmuşum düzeneğin
kendimi boğasım var.
çakkıdı çakkıdı diye diye vardım kuzguncuğa...
devamını gör...
#türkiyedinsizleşiyor
din vasfının altına sığınıp her boku yersen şaşılmayacak olan sonuçtur.
bence ziyanı yok, umarım bir akım halini alıp globalleşir.
bence ziyanı yok, umarım bir akım halini alıp globalleşir.
devamını gör...








