henry onyekuru
galatasarayın yeni transferi olan 1997 doğumlu nijeryalı kanat oyuncusu. daha önce kiralık olarak 1,5 yıl galatasarayda oynayan futbolcu bu kez yarım sezon kiralık ve 4 milyon euro zorunlu satın alma bedeli ile geliyor. 13.5 milyon euro yatırım yapılan birini bu fiyata nasıl verdiler anlamak güç fakat benim tahminim sonraki satıştan yüklü bir pay maddesi olabileceği yönünde. kap açıklamasında göreceğiz.
pilav üstü kuru, hoşgeldin henry onyekuru!.
pilav üstü kuru, hoşgeldin henry onyekuru!.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
sen ne anlarsın şiir-sanattan
gülüşün almışsın yaşlı bir attan
dört katlı binada üçüncü kattan
kafa üstü mü attılar güzelim seni
zekanın esamesi okunmaz sende
edep adap desen yok yahu nerde
aklın ziyan olmuş ,kara gecende
pazarda mı sattılar güzelim seni
ağzı ile uyumsuz kepçe kulağı
akılsız kralın alık ulağı
yalancı davulun çarpık tokmağı
iftarda patlattılar güzelim seni
hakkı halkı bilmez beni ise asla
sırtını ,yüzüne sırıtana yasla
kurtlu,küflü ekmektir zanneder pasta
çöp mi attılar güzelim seni
sesin mi var sazın mı var sözün mü
umarım şakadır yoksa bu özün mü
kabuslara giren kara yüzün mü
belgesele çektiler güzelim seni
bu kadın türünün tek bir örneği
kuğular ordusunun çirkin ördeği
üstüne çektiler beyaz perdeyi
müzeye attılar güzelim seni
katır duysa korkar cırtlak sesinden
çıkmış cadıların kötü ,kara büyüsünden
yanlışlık yapılmış günah gecesinden
kundağa belediler güzelim seni
aynalara küsmüşsün ve de haklısın
yaşın yaşlı ama götü boklusun
allah senin gibilerden saklasın
harala soktular güzelim seni
karanlıkta uçuyorsun havada
keklik gibi avladılar ovada
pişirdiler çelikten bir tavada
çinliler tattılar güzelim seni
acılıyam sözüm hepsi şakadan
aşk ile yaradan seni yaradan
değersin her türlü puldan paradan
gönlüme soktular güzelim seni
ps : şakalaşıyoruz :)
gülüşün almışsın yaşlı bir attan
dört katlı binada üçüncü kattan
kafa üstü mü attılar güzelim seni
zekanın esamesi okunmaz sende
edep adap desen yok yahu nerde
aklın ziyan olmuş ,kara gecende
pazarda mı sattılar güzelim seni
ağzı ile uyumsuz kepçe kulağı
akılsız kralın alık ulağı
yalancı davulun çarpık tokmağı
iftarda patlattılar güzelim seni
hakkı halkı bilmez beni ise asla
sırtını ,yüzüne sırıtana yasla
kurtlu,küflü ekmektir zanneder pasta
çöp mi attılar güzelim seni
sesin mi var sazın mı var sözün mü
umarım şakadır yoksa bu özün mü
kabuslara giren kara yüzün mü
belgesele çektiler güzelim seni
bu kadın türünün tek bir örneği
kuğular ordusunun çirkin ördeği
üstüne çektiler beyaz perdeyi
müzeye attılar güzelim seni
katır duysa korkar cırtlak sesinden
çıkmış cadıların kötü ,kara büyüsünden
yanlışlık yapılmış günah gecesinden
kundağa belediler güzelim seni
aynalara küsmüşsün ve de haklısın
yaşın yaşlı ama götü boklusun
allah senin gibilerden saklasın
harala soktular güzelim seni
karanlıkta uçuyorsun havada
keklik gibi avladılar ovada
pişirdiler çelikten bir tavada
çinliler tattılar güzelim seni
acılıyam sözüm hepsi şakadan
aşk ile yaradan seni yaradan
değersin her türlü puldan paradan
gönlüme soktular güzelim seni
ps : şakalaşıyoruz :)
devamını gör...
telefonla konuşmayı sevmeyen insan
hayatımda, fazla yer işgal edemeyecek olan insan.
sevdiğim tüm insanlarla, saatlerce konuşabilirim.
ödediğim telefon faturaları ile anılmışlığım var.
yıllar önceydi bankacı bir arkadaşım vardı*, canı sıkıldığı bir ara, insanların telefon faturalarına bakıyordu.*
beni aradı hemen, o ne fatura öyle dedi.
hatrı sayılır bir rakamdı.
daha cep telefonları her ele düşmemiş, ev telefonu ile konuşuyordum.
telefonla çekilmiş bir sürü resmim var, hepsi de gerçek konuşma zamanı.
şu an hattında 3 bin dakika var, anca yetiyor.
psikoloğa vereceğim parayı, faturaya verdim yıllarca, hala da aynı şekilde devam.
telefonla konuşmaya, teams aramalarımda eklendi son zamanlarda.
nerde çene orda ben, yani.
akşam yeşil-uzum ile iki saat kaynattık mesela.
en çok konuşmayı sevdiğim insan olabilir kendisi.
konuşma değil, standup yapıyoruz resmen.
konuşmadan yaşayabilen insanlar, size ağzım açık bakıyorum, görüyor musunuz?
bu arada konuşurum derken, öyle rastgele numara çevirip konuşurum değil, sevdiğim insanlarla hemen her gün yapılabilen türden olanından.
sevdiğim tüm insanlarla, saatlerce konuşabilirim.
ödediğim telefon faturaları ile anılmışlığım var.
yıllar önceydi bankacı bir arkadaşım vardı*, canı sıkıldığı bir ara, insanların telefon faturalarına bakıyordu.*
beni aradı hemen, o ne fatura öyle dedi.
hatrı sayılır bir rakamdı.
daha cep telefonları her ele düşmemiş, ev telefonu ile konuşuyordum.
telefonla çekilmiş bir sürü resmim var, hepsi de gerçek konuşma zamanı.
şu an hattında 3 bin dakika var, anca yetiyor.
psikoloğa vereceğim parayı, faturaya verdim yıllarca, hala da aynı şekilde devam.
telefonla konuşmaya, teams aramalarımda eklendi son zamanlarda.
nerde çene orda ben, yani.
akşam yeşil-uzum ile iki saat kaynattık mesela.
en çok konuşmayı sevdiğim insan olabilir kendisi.
konuşma değil, standup yapıyoruz resmen.
konuşmadan yaşayabilen insanlar, size ağzım açık bakıyorum, görüyor musunuz?
bu arada konuşurum derken, öyle rastgele numara çevirip konuşurum değil, sevdiğim insanlarla hemen her gün yapılabilen türden olanından.
devamını gör...
üstteki yazarın mahlasını cümle içinde kullanmak
başka biri yazarsa ben de tanım girerim. ingilizce yok ben de.
devamını gör...
doların 1 lira olduğu bir güne uyanıldığında yapılacaklar
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının nicklerinin hikayesi
cadı maki olarak doğdum. ailemle polonezköy'de yaşıyorduk, hatırlıyorum o günleri, çok mutluyduk. o ağaçtan bu ağaca zıplar, gülümseyen yüzlerle ağaçların tepesinden piknikçileri izlerdik. yine piknikçi bir aileyi izlediğim gün ağaçtan düştüm ve ailenin piknik sepetinin içinde buldum kendimi. kaçmaya fırsat bulamadan kapak kapandı . ne kadar zaman geçti bilmiyorum, kapak açıldı ve bir kadın çığlık atmaya başladı. çok korkup ondan daha şiddetli çığlık attım ve vücuduma isabet etmek üzere olan tencereden zıplayıp kaçmayı başardım. şansıma, arkamda pencere varmış, hâlâ çığlık atarken koşmaya başladım.
bahçeden tam çıkmak üzereyken evin büyük kızı tarafından yakalandım. ay sen ne kadar çirkin bir şeysin diyip beni odasına götürdü, sarı duvar boyası ile güzelce boyadı, renklendirdi, zincir şeklinde kolyesi ile beni civcivlerin olduğu kümese bağladı. orada yaklaşık 7 sene boyunca kaldım, civcivler ile birlikte yaşadım, onlarla yedim içtim. o 7 yıl hayatımı civciv olarak sürdürdüm. daha sonra beni bir aileye sattılar, orada da iyice evcilleştim.
bu ne kadar saçma sapan bir mahlas ya hiçbir anlamı yok diyorlar, oysa var. acıklı bir hayat hikayesinin özetidir. tabii ancak hassas kalpler anlayabilir bunu. ah ah.
bahçeden tam çıkmak üzereyken evin büyük kızı tarafından yakalandım. ay sen ne kadar çirkin bir şeysin diyip beni odasına götürdü, sarı duvar boyası ile güzelce boyadı, renklendirdi, zincir şeklinde kolyesi ile beni civcivlerin olduğu kümese bağladı. orada yaklaşık 7 sene boyunca kaldım, civcivler ile birlikte yaşadım, onlarla yedim içtim. o 7 yıl hayatımı civciv olarak sürdürdüm. daha sonra beni bir aileye sattılar, orada da iyice evcilleştim.
bu ne kadar saçma sapan bir mahlas ya hiçbir anlamı yok diyorlar, oysa var. acıklı bir hayat hikayesinin özetidir. tabii ancak hassas kalpler anlayabilir bunu. ah ah.
devamını gör...
ümitcan uygun'un tahliye edilmesi
aleyna çakır cinayetiyle ilgili olmaksızın, yalnızca sosyal medya hesabı üzerinden uyuşturucu kullanımına dair paylaşım yaptığı için altı aydır tutukluluğu süren herifin, bu suçla ilgili tutukluluğunun sona erdiği ifadesini içeren haber. "adalet" dediğimiz mecra, kendisini aleyna çakır cinayeti'nin baş şüphelisi olarak tutuklamaya yeterli delil görmemişti yanlış hatırlamıyorsam. kendisinden rutin adli testler dahi istenmedi.
adalet sadece bir mecra evet.
adalet sadece bir mecra evet.
devamını gör...
of not being a jew
ismet özelin kendi sesinden bir de link; uzun vakitler, uykuya dalışlar, yolculuklar, yürüyüşler için:
buradan
buradan
devamını gör...
eski sevgilinin evlenmesi
sevgilinin evlenmesinden daha iyi olacağını düşündüğüm olay.
devamını gör...
kafa dengi arkadaş bulmanın zorluğu
allah'ın bir lütfu adeta. tek arkadaşım olsaydı da kafa dengi olsaydı ama olmadı bir gün olursa burayı güncellerim, söz .
devamını gör...
asgari ücret
günde 12-14 saat çalıştırıp bu rakamı veren binlerce işyeri var. 12 saat üzerinden hesap yapıyorum sayın yazarlar:
aylık çalışma saati: 12 x 6 x 4 = 288
saatte kazanılan para: 2324 / 288 = 8.06 tl
evet, yanlış görmüyorsunuz. saati 1 dolara çalışan insanlar var bu ülkede. maaşı ödeyip 400-500 lirasını geri isteyen patronları saymadım bile.
(bkz: kölelik)
aylık çalışma saati: 12 x 6 x 4 = 288
saatte kazanılan para: 2324 / 288 = 8.06 tl
evet, yanlış görmüyorsunuz. saati 1 dolara çalışan insanlar var bu ülkede. maaşı ödeyip 400-500 lirasını geri isteyen patronları saymadım bile.
(bkz: kölelik)
devamını gör...
dizi karakterine özenmek
herkes özenir bazen böyle şeylere, ama bunları gerçek hayata aktarmak sakıncalı sanki..
devamını gör...
geceye bir söz bırak
isterseniz dünyanın en iyisi olun, ulaşılabilir olduğunuzu hissettirdiğiniz vakit, insanlar sizin için daha az çaba harcamaya başlayacaktır. *
devamını gör...
divan nesri türleri
tezkire:
divan edebiyatında biyografi kitaplarıdır.
türk edebiyatında ilk tezkire, ali şir nevai tarafından yazılmış olan ‘’mecalisü’n nefais’’ isimli eserdir.
anadolu sahasında yazılmış olan ilk mesnevi ise sehi bey’in ‘’heşt behişt (sekiz cennet)’’ isimli eseridir.
siyer:
islam peygamberi hz. muhammed’in hayatını anlatmak amacıyla yazılmış olan eserlerin geneline verilmiş olan ortak isimdir.
türk edebiyatında ilk siyer, erzurumlu kadı mustafa darir tarafından yazılmış olan ‘’siretü’n nebi’’ isimli eserdir.
seyahatname:
gezginlerin gezi notlarını içeren eserlere verrilen ortak isimdir.
türk edebiyatında seyahatname türünde en önemli eser, evliya çelebi’nin ‘’seyahatname’’ isimli eseridir.
edebiyatımızda bir diğer önemli seyahatname ise seydi ali reis tarafından yazılmış olan ‘’miratü’l memalik’’ isimli eserdir.
sefaretname:
başka bir ülkeye elçi olarak gönderilen görevlilerin gezi notlarını, ülke hakkındaki izlenimlerini vs. topladığı eserlerin ortak adıdır.
türk edebiyatında bu türün en önemli örneği, yirmisekiz mehmet çelebi tarafından yazılmış olan ‘’fransa sefaretnamesi’’ isimli eserdir.
tarih:
geçmiş dönemlerde meydana gelmiş olan olayları, bu olayların sebep ve sonuçlarını anlatan nesir türüdür.
türk edebiyatında bu türün en önemli örneği, ilk resmi osmanlı tarihçisi olan naima tarafından yazılmış olan ‘’tarih-i naima’’ isimli eserdir.
habname:
bir olayı, bir kişiyi sanki rüyada görülmüş gibi anlatılarak yazılan eserlere verilen isimdir.
şeyhi’nin ve veysi’nin ‘’habname’’ isimli eserleri, bu türün en önemli iki örneğidir.
fütüvvetname:
ahilik teşkilatının esaslarını anlatan eserlerdir.
siyasetname:
devlet yöneticilerine ve yönetici adaylarına, devletin nasıl yönetileceği hakkında bilgi vermek amaçlı yazılan eserlerin ortak adıdır.
türk edebiyatının en önemli siyasetnamesi, yusuf has haci tarafından yazılmış olan ‘’kutadgu bilig’’ isimli eserdir.
anadolu sahasında yazılmış olan işk siyasetname ise şeyhoğlu mustafa’nın ‘’kenzü’l kübera’’ isimli eseridir.
münşeat:
mektupların ve resmi yazıların toplandığı eserlerin ortak adıdır.
menakıbname (velayetname):
tarikat kurucularının ve evliyaların hayatları hakkında bilgi veren biyografik eserlerdir.
gazavatname:
bir komutanın veya padişahın tüm savaşlarının veya bir savaşının destan gibi anlatıldığı, sade bir dilin kullanıldığı eserlerdir.
pendname:
insanlara öğüt vermek amacıyla yazılmış olan eserlerdir.
surname:
düğün, sünnet, evlenme gibi olayların anlatıldığı eserlerdir.
maktel-i hüseyin:
kerbela olayı’nı ve hz. hüseyin’in kerbela’da şehit edilmesini anlatan eserlerdir.
dibace (ön söz):
her şairin kullanmadığı bir nesir türüdür.
divanların başına konulur.
tanım: divan nesri türleri hakkında yükseköğretim kurumları sınavı'na yönelik bilgi içeren başlıktır.
kaynak: edebiyat notlarım.
divan edebiyatında biyografi kitaplarıdır.
türk edebiyatında ilk tezkire, ali şir nevai tarafından yazılmış olan ‘’mecalisü’n nefais’’ isimli eserdir.
anadolu sahasında yazılmış olan ilk mesnevi ise sehi bey’in ‘’heşt behişt (sekiz cennet)’’ isimli eseridir.
siyer:
islam peygamberi hz. muhammed’in hayatını anlatmak amacıyla yazılmış olan eserlerin geneline verilmiş olan ortak isimdir.
türk edebiyatında ilk siyer, erzurumlu kadı mustafa darir tarafından yazılmış olan ‘’siretü’n nebi’’ isimli eserdir.
seyahatname:
gezginlerin gezi notlarını içeren eserlere verrilen ortak isimdir.
türk edebiyatında seyahatname türünde en önemli eser, evliya çelebi’nin ‘’seyahatname’’ isimli eseridir.
edebiyatımızda bir diğer önemli seyahatname ise seydi ali reis tarafından yazılmış olan ‘’miratü’l memalik’’ isimli eserdir.
sefaretname:
başka bir ülkeye elçi olarak gönderilen görevlilerin gezi notlarını, ülke hakkındaki izlenimlerini vs. topladığı eserlerin ortak adıdır.
türk edebiyatında bu türün en önemli örneği, yirmisekiz mehmet çelebi tarafından yazılmış olan ‘’fransa sefaretnamesi’’ isimli eserdir.
tarih:
geçmiş dönemlerde meydana gelmiş olan olayları, bu olayların sebep ve sonuçlarını anlatan nesir türüdür.
türk edebiyatında bu türün en önemli örneği, ilk resmi osmanlı tarihçisi olan naima tarafından yazılmış olan ‘’tarih-i naima’’ isimli eserdir.
habname:
bir olayı, bir kişiyi sanki rüyada görülmüş gibi anlatılarak yazılan eserlere verilen isimdir.
şeyhi’nin ve veysi’nin ‘’habname’’ isimli eserleri, bu türün en önemli iki örneğidir.
fütüvvetname:
ahilik teşkilatının esaslarını anlatan eserlerdir.
siyasetname:
devlet yöneticilerine ve yönetici adaylarına, devletin nasıl yönetileceği hakkında bilgi vermek amaçlı yazılan eserlerin ortak adıdır.
türk edebiyatının en önemli siyasetnamesi, yusuf has haci tarafından yazılmış olan ‘’kutadgu bilig’’ isimli eserdir.
anadolu sahasında yazılmış olan işk siyasetname ise şeyhoğlu mustafa’nın ‘’kenzü’l kübera’’ isimli eseridir.
münşeat:
mektupların ve resmi yazıların toplandığı eserlerin ortak adıdır.
menakıbname (velayetname):
tarikat kurucularının ve evliyaların hayatları hakkında bilgi veren biyografik eserlerdir.
gazavatname:
bir komutanın veya padişahın tüm savaşlarının veya bir savaşının destan gibi anlatıldığı, sade bir dilin kullanıldığı eserlerdir.
pendname:
insanlara öğüt vermek amacıyla yazılmış olan eserlerdir.
surname:
düğün, sünnet, evlenme gibi olayların anlatıldığı eserlerdir.
maktel-i hüseyin:
kerbela olayı’nı ve hz. hüseyin’in kerbela’da şehit edilmesini anlatan eserlerdir.
dibace (ön söz):
her şairin kullanmadığı bir nesir türüdür.
divanların başına konulur.
tanım: divan nesri türleri hakkında yükseköğretim kurumları sınavı'na yönelik bilgi içeren başlıktır.
kaynak: edebiyat notlarım.
devamını gör...
hac
sadece hz. ibrahim ve ailesi ile tanınan oysa ki, hz adem ile hz, havvanın da tövbelerinin kabul edildiği, cennetten geldiğine inanılan hacer'ul esvet taşı ile her iki alemi de kapsayan, onenmli bir tövbe, tefekkür ve iman tazeleme ibadetidir.
insanların ibadet anlayışları birbirlerinden farklı. kimisi hac ibadetini yaşamın içine monte edilmesi gereken, gündelik hayata sirayet etmesi gereken bir ibadet olarak görüp, kabe manzaralı ya da fonda kabe'nin olduğu bilmem kac bin tane fotoğraf çekip, bunu eş zamanlı olarak paylaşıyor. arkadaşının kağıda yazdigi duayı kabenin karşısında fotoğraflayıp ınstagram'da "senin için dua ediyorum güzel kardeşim" falan yazıyor. ya da umreye gidip orada eşi ile ikinci balayı yapıp hamile kalmaya çalışıyor ki, kutsal topraklarda hamile kalabilmek için duanın daha makbul olacağı ya da gündelik stresten uzak olarak daha kolay olacağını düşünüyor. dönüşte getirdiği hediyeler, mevlidler, dağıtılan yemekler vs ile de ibadetinin günlük hayatta daha da görünür olmasına imkan sağlıyor.
bir de ikinci grup var. hac ibadetini bir arınma, temizlenme, tövbe etme,utana sıkıla huzura varıp af dileme olarak görüyor. hac öncesi ve sonrasi hayatına dair kararlar alıyor. hac dönüşü gözü hep hasret dolu, kalbi buruk ve geçmiş hayatından fazla bahsetmek istemeden, yeni ve temiz olarak açtığı hayatını elinden geldiğince kirletmemek adına münzevi bir hayat geçirerek yaşamaya gayret gösteriyor. velev ki sosyallesirse eski günahkar günlerine geri doneceginden korkarak, insanların onu günaha sokacagindan şüphe ederek...
hangisi doğru bilemiyorum.
ilk grup doğru desek, arınma ve tövbe konuları biraz es geçilmiş, daha dünyevi ve ticari bir mesguliyet gibi geliyor. hani o kadar yol gidip geldin, o büyük ibadeti yerine getirdin, hiç mi olgunlasmadin,hiç mi dünya hayatının geciciligini görmedin, hiç mi sakinlesmedin? niye bu kadar gösteriş ya da neden döndüğünde hiç bir şey değişmiyor?
ikinci grup daha doğru galiba diye düşünüyorum ama tövbe etmek için illa hac mı gerekiyordu? hac dışındaki ibadetlerin daha mı degersiz, insanlardan kaçmak yerine insanlara ulaşmak dokunmak daha değerli değil mi? diye düşünüyorum.
velhasıl biraz kafa karıştıran herkesin kalbine göre şekillendirdiği, kendi düşünce yapısına göre değer verdiği ve ne yazık ki bir grup müslüman tarafından moda haline getirilen reklam kokan hareket olarak yapılan ibadet olarak görüyorum.
annemler hacca gidip döndüğünde endonezyalı hacı adaylarinin sakinlik ve guleryuzluluk konusunda tüm dünyaya örnek olduğunu söylemişlerdi. birbirlerine ip ile bağlanarak, tavaf ve diğer ibadetlerde asla birbirlerinden ayrılmadıklarını, herkese her durumda mutlaka gulumsediklerini ve yer verdiklerini söylemişti.
bir de her giden mutlaka genç yaşta vücut sağlığı yerinde iken gitmenin daha kolay olduğunu söylüyor.
allah bize de gitmeyi nasip etsin. amin.
insanların ibadet anlayışları birbirlerinden farklı. kimisi hac ibadetini yaşamın içine monte edilmesi gereken, gündelik hayata sirayet etmesi gereken bir ibadet olarak görüp, kabe manzaralı ya da fonda kabe'nin olduğu bilmem kac bin tane fotoğraf çekip, bunu eş zamanlı olarak paylaşıyor. arkadaşının kağıda yazdigi duayı kabenin karşısında fotoğraflayıp ınstagram'da "senin için dua ediyorum güzel kardeşim" falan yazıyor. ya da umreye gidip orada eşi ile ikinci balayı yapıp hamile kalmaya çalışıyor ki, kutsal topraklarda hamile kalabilmek için duanın daha makbul olacağı ya da gündelik stresten uzak olarak daha kolay olacağını düşünüyor. dönüşte getirdiği hediyeler, mevlidler, dağıtılan yemekler vs ile de ibadetinin günlük hayatta daha da görünür olmasına imkan sağlıyor.
bir de ikinci grup var. hac ibadetini bir arınma, temizlenme, tövbe etme,utana sıkıla huzura varıp af dileme olarak görüyor. hac öncesi ve sonrasi hayatına dair kararlar alıyor. hac dönüşü gözü hep hasret dolu, kalbi buruk ve geçmiş hayatından fazla bahsetmek istemeden, yeni ve temiz olarak açtığı hayatını elinden geldiğince kirletmemek adına münzevi bir hayat geçirerek yaşamaya gayret gösteriyor. velev ki sosyallesirse eski günahkar günlerine geri doneceginden korkarak, insanların onu günaha sokacagindan şüphe ederek...
hangisi doğru bilemiyorum.
ilk grup doğru desek, arınma ve tövbe konuları biraz es geçilmiş, daha dünyevi ve ticari bir mesguliyet gibi geliyor. hani o kadar yol gidip geldin, o büyük ibadeti yerine getirdin, hiç mi olgunlasmadin,hiç mi dünya hayatının geciciligini görmedin, hiç mi sakinlesmedin? niye bu kadar gösteriş ya da neden döndüğünde hiç bir şey değişmiyor?
ikinci grup daha doğru galiba diye düşünüyorum ama tövbe etmek için illa hac mı gerekiyordu? hac dışındaki ibadetlerin daha mı degersiz, insanlardan kaçmak yerine insanlara ulaşmak dokunmak daha değerli değil mi? diye düşünüyorum.
velhasıl biraz kafa karıştıran herkesin kalbine göre şekillendirdiği, kendi düşünce yapısına göre değer verdiği ve ne yazık ki bir grup müslüman tarafından moda haline getirilen reklam kokan hareket olarak yapılan ibadet olarak görüyorum.
annemler hacca gidip döndüğünde endonezyalı hacı adaylarinin sakinlik ve guleryuzluluk konusunda tüm dünyaya örnek olduğunu söylemişlerdi. birbirlerine ip ile bağlanarak, tavaf ve diğer ibadetlerde asla birbirlerinden ayrılmadıklarını, herkese her durumda mutlaka gulumsediklerini ve yer verdiklerini söylemişti.
bir de her giden mutlaka genç yaşta vücut sağlığı yerinde iken gitmenin daha kolay olduğunu söylüyor.
allah bize de gitmeyi nasip etsin. amin.
devamını gör...
doğu ekspresi
bir tren hattı. aynı isimde iki hat vardır.
ankara-kars arası olan ve bir de agatha christie’nin doğu ekspresinde cinayet kitabına ilham vermiş orient express. bu hat ise eskiden fransa-istanbul, sirkeci garı arasındaymış.
ankara-kars arası olan ve bir de agatha christie’nin doğu ekspresinde cinayet kitabına ilham vermiş orient express. bu hat ise eskiden fransa-istanbul, sirkeci garı arasındaymış.
devamını gör...
zafer partisi
2023'te oy atacağım partidir. dinci kesimden oy alabilmek için 28 şubat videosu yapan riyakar millet ittifakı ve memleketin son 5 yılda anasını ağlatan, ülkeyi mülteci kampına çeviren cumhur ittifakı kesinlikle beni temsil etmiyor.
ümit hoca oldukça bilgili bir adam. atatürk milliyetçiliğini benimsemiş bir şahıs. özellikle ekonomiden sonraki en önemli sorun olan mülteci sorununa dikkat çekmesi ve çözüm sunması gerçekçi bir siyasetci olduğunu gösteriyor.
ümit hoca oldukça bilgili bir adam. atatürk milliyetçiliğini benimsemiş bir şahıs. özellikle ekonomiden sonraki en önemli sorun olan mülteci sorununa dikkat çekmesi ve çözüm sunması gerçekçi bir siyasetci olduğunu gösteriyor.
devamını gör...
enerji ve tabii lan manyak mısın bakanlığı
sürekli iftiraya uğrayan ülkenin yüz akı olan bakanlıktır. neymiş efendim zamanında seçim günü sayım yapılırken elektrikler kesilmişmiş. e olabilir efendim. elektriği veren de allah, alan da allah. bakanlık ne yapsın ?
devamını gör...

