muhabbet kuşu öldü diye ağlayan erkek
ben daha 7 yaşındaydım muhabbet kuşumu kaybettiğimde.annem "buz gibi olmuş "dediği için tişörtümün içine koyup sıcak nefesle onu ısıtıp yeniden ötmeye başlasın diye çabalamıştım.başaramadım tabi 1 hafta sonra okuldan eve geldiğimde amcam ölen kuşumun aynısından alıp "bak ısıtmışsın tekrar ötmeye başladı"diyerek beni mutlu edip evine giderken yaşadığı bir olay sonrasında hayatını kaybetmişti.ben ise amcamın ısınmak için başka sıcak bir yere taşındığını düşünerek 2 senemi geçirdim.
devamını gör...
vefasızlık
çağımızda sıkça görülür. bundan dolayı; iyilik yapmasaydım kötü olsaydım daha iyi olurdu, düşüncesine kapılıyoruz.*
devamını gör...
en sevilen black mirror bölümü
robot köpekler olan bir bölüm vardı. çaresizliği çok iyi işlediklerini düşünüyorum. genel olarak tüm bölümleri muazzam ve favorim olan bu bölüm değil. umutların tükendiği bir bölüm.
devamını gör...
bugün bende bir hâl var
devamını gör...
sonra döndüm ve dedim ki
ne yalnızlık ne de yalan üzmesin seni. doğarken ağladı insan, bu son olsun,bu son.
devamını gör...
cinselliğin kötü bir şey olması
cinsellik bu kadar kötüyse kimin bu çocuklar?
devamını gör...
invertebrat
omurgasız, bugün, mecazi olarak dönek, ilkesiz, sağlam duramayan ve tutarsız insanları olabildiğince aşağılamak için kullandığımız hakarethamiz sözcük.
galiba bunu hak eden birini ima eden bir hisle bu ukdeyi bırakmışım * et voila doldurmuş. *
esasen şimdi bu başlığa neden döndüğümün sebebi şu şahaneliktir:

omurgalılar chordata /kordalılar sınıfına dahil olmayan bir kategorinin üyesidir; latince invertebrata olarak bilinen, dünyada en çok çeşidi olan ve çok sayıda hayvan çeşidini ihtiva eden bir grubun üyesi olan omurgasızlar kategorisinin herhangi üyesi. sadece abd'de yaklaşık 200'ü nesli tükenmekte olan türler listesinde olan 140.000'den fazla omurgasız hayvanın var olduğunu tespit etmiş araştırmalar var.
yeri gelmişken şunu da yazayım; kordalılar, insanlar dahil olmak üzere çok sayıda hayvan türünü ihtiva eden, sırtlarında boru şeklinde bir sinir şeridi olan, simetrik yapıda ve gövdelerinin bitiminde anal uzantıları/kuyruk olan, yutak solungaç yarıkları bulunan hayvan gurubudur.
bir omurgasız, adı üzerinde, omurgası ya da iskeleti olmayan, soğukkanlı, karada veya suda yaşayabilen bir hayvandır. kimileri solucanlar, sümüklü böcekler ve denizanaları gibi yumuşak bir gövdeye; kimileri zırh gibi kuşandıkları ve onları dışarıdan saran sert bir kabuğa sahiptir. suda yaşayan omurgasızlar solungaçlarıyla solunum yaparlarken karada yaşayan omurgasızların akciğerleri olmadığından trake solunumu yaparlar. omurgasız hayvanlar yumurtlamayla ürerler. solucan, örümcek gibi bazı böcekler yumurtadan çıkar çıkmaz türlerinin fiziksel özelliğine sahip olurken birçoğu çeşitli evrelerden geçerek nihai biçimini alır. omurgasızların sinir, kas ve duyu hücreleri de yoktur. bütün yaşam fonksiyonları genellikle birbirlerinden bağımsız çalışan hücrelerle gerçekleşir.
örümcek, çekirge, kelebek, sivrisinek ve hamam böceği vs. karada; ahtapot, yengeç, ıstakoz, midye, denizkestanesi, denizyıldızı, süngerler, denizanası, mercanlar vs. suda yaşayan omurgasızlara örnek verilebilir.
kaynak 1
kaynk 2
kaynak 3
galiba bunu hak eden birini ima eden bir hisle bu ukdeyi bırakmışım * et voila doldurmuş. *
esasen şimdi bu başlığa neden döndüğümün sebebi şu şahaneliktir:

omurgalılar chordata /kordalılar sınıfına dahil olmayan bir kategorinin üyesidir; latince invertebrata olarak bilinen, dünyada en çok çeşidi olan ve çok sayıda hayvan çeşidini ihtiva eden bir grubun üyesi olan omurgasızlar kategorisinin herhangi üyesi. sadece abd'de yaklaşık 200'ü nesli tükenmekte olan türler listesinde olan 140.000'den fazla omurgasız hayvanın var olduğunu tespit etmiş araştırmalar var.
yeri gelmişken şunu da yazayım; kordalılar, insanlar dahil olmak üzere çok sayıda hayvan türünü ihtiva eden, sırtlarında boru şeklinde bir sinir şeridi olan, simetrik yapıda ve gövdelerinin bitiminde anal uzantıları/kuyruk olan, yutak solungaç yarıkları bulunan hayvan gurubudur.
bir omurgasız, adı üzerinde, omurgası ya da iskeleti olmayan, soğukkanlı, karada veya suda yaşayabilen bir hayvandır. kimileri solucanlar, sümüklü böcekler ve denizanaları gibi yumuşak bir gövdeye; kimileri zırh gibi kuşandıkları ve onları dışarıdan saran sert bir kabuğa sahiptir. suda yaşayan omurgasızlar solungaçlarıyla solunum yaparlarken karada yaşayan omurgasızların akciğerleri olmadığından trake solunumu yaparlar. omurgasız hayvanlar yumurtlamayla ürerler. solucan, örümcek gibi bazı böcekler yumurtadan çıkar çıkmaz türlerinin fiziksel özelliğine sahip olurken birçoğu çeşitli evrelerden geçerek nihai biçimini alır. omurgasızların sinir, kas ve duyu hücreleri de yoktur. bütün yaşam fonksiyonları genellikle birbirlerinden bağımsız çalışan hücrelerle gerçekleşir.
örümcek, çekirge, kelebek, sivrisinek ve hamam böceği vs. karada; ahtapot, yengeç, ıstakoz, midye, denizkestanesi, denizyıldızı, süngerler, denizanası, mercanlar vs. suda yaşayan omurgasızlara örnek verilebilir.
kaynak 1
kaynk 2
kaynak 3
devamını gör...
sanrı
ortak karar verilmiş bir kararın aksini savunabilecek, doğru olduğu bir çok kişi tarafından onaylansa da, olayın hakkında kanıtlar dahi olsa körü körüne inanılan yanlış inançlar.
delüzyon veya hezeyan da denmektedir. gerçeğe uymayan, gerçek dışı düşünceyi tanımlayan terimlerdir. hatta o kadar ileri boyutları vardır ki duyu organlarının bile gerçekte var olmayan, olmamış ve olmayacak algıları algılaması durumudur. beyindeki sistematik bir bozulma sonucu uydurma boyutuna geçme halidir.
sanrılar genelde nörolojik bir bozulma olarak görülsede nedeni tam olarak anlaşılmamıştır. herhangi bir hastalıkla ilişkinlendirilmemiş bir neden ya da sebeptir.
babam gitmeden 4, 5 sene önce bu tarz bir olay başımıza gelmişti. yaşı 70 civarıydı çok yorulmuş ve uykusuz kalmıştı. eve gelip uyuyacağım dedi. biraz uyuduktan sonra annemi yanına çağırdı ve şu malzemeleri bana ver dedi. annem hangilerini diye sordu. görmüyor musun avanak kadın karşıda malzemeler duruyor dedi. ben de kapıdan onlara bakıyorum. 15 dakika kadar anneme bağırdı çağırdı. etrafta aletler olduğunu ve o aletleri vermesi gerektiğini söylüyor ve hakaretler ediyordu. (normalde tercih etmediği bir hitaptır hakaret.)
beni çağırdı. kızım şu aletleri, malzemeleri getir şu işi halledelim geç kaldık dedi. pantolonunu işaret ettiğini gördüm. ve yanına getirdim. tut şimdi şunu dedi. tuttum garip şeyler yapmaya başladı. katlıyor, bürüyor, indiriyor, kaldırıyor. bana bir yandan sende kaldır kaldır ya dur bu kadar hızlı olmaz diyordu. çek şimdi it çocuğum it şunu falan. annemden sivri bir şey istedi. annem korktu getirmeye. ben gidip şiş getirdim. pantolona geçirdi şişi heh şimdi oldu bak dedi. bunları al götür adam teslime gelirse fiyatı 250 lira dedi. tamam bana dedim.
sonra bir yattı ertesi gün akşama kadar uyudu. uyandığında hiçbirini hatırlamıyordu. bilmiyorum belki buna örnek değildir ama o an ne olduysa beyin sanırım başka bir boyuta geçti. uyumuyordu kesinlikle. o 1 saat ömrümüzden 3, 4 ay götürdü. doktor falan çağırdık ama doktor geldiğinde uyandıramadık. ay sinirden saatlerce kahkaha atmıştım o gün. annemin hele aklı çıkmıştı kadının. küfürler falan havada uçuşmuştu çünkü. tamam çok sakin bir adam değildi babam ama böyle bir tavır kolay kolay takınmazdı hele ki anneme.
delüzyon veya hezeyan da denmektedir. gerçeğe uymayan, gerçek dışı düşünceyi tanımlayan terimlerdir. hatta o kadar ileri boyutları vardır ki duyu organlarının bile gerçekte var olmayan, olmamış ve olmayacak algıları algılaması durumudur. beyindeki sistematik bir bozulma sonucu uydurma boyutuna geçme halidir.
sanrılar genelde nörolojik bir bozulma olarak görülsede nedeni tam olarak anlaşılmamıştır. herhangi bir hastalıkla ilişkinlendirilmemiş bir neden ya da sebeptir.
babam gitmeden 4, 5 sene önce bu tarz bir olay başımıza gelmişti. yaşı 70 civarıydı çok yorulmuş ve uykusuz kalmıştı. eve gelip uyuyacağım dedi. biraz uyuduktan sonra annemi yanına çağırdı ve şu malzemeleri bana ver dedi. annem hangilerini diye sordu. görmüyor musun avanak kadın karşıda malzemeler duruyor dedi. ben de kapıdan onlara bakıyorum. 15 dakika kadar anneme bağırdı çağırdı. etrafta aletler olduğunu ve o aletleri vermesi gerektiğini söylüyor ve hakaretler ediyordu. (normalde tercih etmediği bir hitaptır hakaret.)
beni çağırdı. kızım şu aletleri, malzemeleri getir şu işi halledelim geç kaldık dedi. pantolonunu işaret ettiğini gördüm. ve yanına getirdim. tut şimdi şunu dedi. tuttum garip şeyler yapmaya başladı. katlıyor, bürüyor, indiriyor, kaldırıyor. bana bir yandan sende kaldır kaldır ya dur bu kadar hızlı olmaz diyordu. çek şimdi it çocuğum it şunu falan. annemden sivri bir şey istedi. annem korktu getirmeye. ben gidip şiş getirdim. pantolona geçirdi şişi heh şimdi oldu bak dedi. bunları al götür adam teslime gelirse fiyatı 250 lira dedi. tamam bana dedim.
sonra bir yattı ertesi gün akşama kadar uyudu. uyandığında hiçbirini hatırlamıyordu. bilmiyorum belki buna örnek değildir ama o an ne olduysa beyin sanırım başka bir boyuta geçti. uyumuyordu kesinlikle. o 1 saat ömrümüzden 3, 4 ay götürdü. doktor falan çağırdık ama doktor geldiğinde uyandıramadık. ay sinirden saatlerce kahkaha atmıştım o gün. annemin hele aklı çıkmıştı kadının. küfürler falan havada uçuşmuştu çünkü. tamam çok sakin bir adam değildi babam ama böyle bir tavır kolay kolay takınmazdı hele ki anneme.
devamını gör...
susamam
şanışerin başını çektiği 17 sanatçının toplumsal sorunları dile getirildiği şahsımca mükemmel projedir.buradan
devamını gör...
şahsiyet
her şeyi unutan, daha doğrusu hobisi unutmak olan bir milletin gözünü açacak, kısa süre de olsa bir şeyleri hatırlatacak muhteşem bir dizi. senaryosunu hakan günday yazmış, zaten ancak hakan günday yazabilirdi.
başrollerde haluk bilginer ile cansu dere gibi başarılı kişilikleri görmek mümkün. oyunculukları fazlasıyla başarılı buldum. o kadar kaliteli oyuncular vardı ki, zaten haluk bilginer denince iş bitiyor, adam hepimizin bildiği üzere emmy ödüllerine layık görüldü agah rolü ile. agah demişken, dizide hep alışılmadık isimler vardı, hakan günday'ın romanlarında sıklıkla karşımıza çıktığı gibi.
bu dizi, yıllardır unutulan olayları, kadına psikolojik, fiziksel ve cinsel şiddeti, damgalamaları, adaletin olmayışını ve işlememesini, halkın ise bunları nasıl bir bir unuttuğunu çok güzel gözler önüne sermiş. sosyolojik ve psikolojik olarak ayrıntılı işlenmiş.
edit ve spoiler: nevra'nın travmatik olaydan sonra belleğini silmesi yani hatırlamaması ayrıntısı ve bunun yavaş yavaş açığa çıkması çok iyiydi. yüzleşmek istememesi, ama yüzleşmek zorunda olması.. yüzleşirken acı çekse de yüzleştikten sonra daha güçlü birine dönüşmesi.
''sen zannediyor musun ki bir tek alzheimer olan sensin? herkes hasta, hepsi hasta. yarın bugün bir milli maç olur, herkes her şeyi unutur. bu millet neleri unuttu, seni mi unutmayacak, sen kimsin ki, alt tarafı bir katil, alt tarafı bir cinayet haberi.''
başrollerde haluk bilginer ile cansu dere gibi başarılı kişilikleri görmek mümkün. oyunculukları fazlasıyla başarılı buldum. o kadar kaliteli oyuncular vardı ki, zaten haluk bilginer denince iş bitiyor, adam hepimizin bildiği üzere emmy ödüllerine layık görüldü agah rolü ile. agah demişken, dizide hep alışılmadık isimler vardı, hakan günday'ın romanlarında sıklıkla karşımıza çıktığı gibi.
bu dizi, yıllardır unutulan olayları, kadına psikolojik, fiziksel ve cinsel şiddeti, damgalamaları, adaletin olmayışını ve işlememesini, halkın ise bunları nasıl bir bir unuttuğunu çok güzel gözler önüne sermiş. sosyolojik ve psikolojik olarak ayrıntılı işlenmiş.
edit ve spoiler: nevra'nın travmatik olaydan sonra belleğini silmesi yani hatırlamaması ayrıntısı ve bunun yavaş yavaş açığa çıkması çok iyiydi. yüzleşmek istememesi, ama yüzleşmek zorunda olması.. yüzleşirken acı çekse de yüzleştikten sonra daha güçlü birine dönüşmesi.
''sen zannediyor musun ki bir tek alzheimer olan sensin? herkes hasta, hepsi hasta. yarın bugün bir milli maç olur, herkes her şeyi unutur. bu millet neleri unuttu, seni mi unutmayacak, sen kimsin ki, alt tarafı bir katil, alt tarafı bir cinayet haberi.''
devamını gör...
ders çalışmaya motive eden şeyler
yeni kalem falan almak. boş bir defter almak kırtasiyede dolaşmak beni çok motive ediyordu.
ders çalışmaya motive eden şeyleri merak eden başlıktır.
ders çalışmaya motive eden şeyleri merak eden başlıktır.
devamını gör...
üniversiteyi şehir dışında okumak
hayatta kendinize yapabileceğiniz en büyük iyiliklerden biri.
devamını gör...
dünyanın en pis hissi
pişmanlık hissidir. keşkelerle yaşatır insanı. keşke öyle deseydim/demeseydim, keşke öyle yapsaydım/yapmasaydım... düşündükçe daha da içinden çıkılmaz bir hal alır ve insan içini kemiren bu duygudan kurtulamaz.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
ben aynı zamanda görselimizi de inceledim canım girizimle direkt çapraz konumlandırılmışım ve diğer sevdiğim göbeklim olsun vişnem olsun spawn olsun nükleerim olsun yanyana gelmişiz. ne güzel dedin ismi uzun yazarım içimiz gitmek çekiyor. sana tabii ki yer açarız kuzuum annem. yine bugünün zevzeği ben oldum arkadaşlar. modlarım affetsin göbeğinize sığınıyorum.* ve şu an çalan şarkı ne güzel.
devamını gör...
evcil hayvanı olan yazarlar
hollanda lop tavşanım var. kulakları düşük herkes köpek sanıyor.
devamını gör...
ismail hakkı tonguç
köy enstitülerinin babası olan çok önemli bir eğitimcidir. tonguç,demokrasinin iki çeşidi olduğunu söyler.birisi kolay ve oyun olanı, diğeri ise zor ve gerçek olanıdır.ona göre biz,ilkini seçmişizdir.
devamını gör...





