gölgeleme tekniği
yeni bir dil öğrenmek isteyenlerin mutlaka kullanması gereken oldukça basit bir tekniktir. gölgeleme tekniği, bir diğer adı ile taklit ederek öğrenmek. çocukken konuştuğunuz dili elinize bir kitap alarak çalışarak öğrenmediniz doğru mu? elbette doğru. yeni bir dil öğrenirken kendinizi o dile maruz bırakmanız gerekmekte. yeni bir youtube hesabı açıp hesap içindeki videoları tamamen öğrenmek istediğiniz dildeki videolar ile doldurabilirsiniz. birkaç video izledikten sonra otomatik olarak dolacaktır zaten.
bu aşamadan sonra yapmanız gereken videoları iyice dinlemek ve varsa alt yazılarını açmak. videoları izlerken bir yandan da konuşan kişiyi taklit etmeye çalışın. durdurun tam olarak onun aksanında olmasa da onun söylediklerine yakın şekilde taklit etmeye çalışın. bir süre sonra anlamlarını kendiniz anlamaya başlayacaksınız. anlamadığınız kelimelerin çevirisine bakmayın, ne demek olduğunu araştırın. bir süre sonra konuşan kişinin ne dediğini anlayacaksınız, düşünürken de o dilde düşünmeye çalışın. türkçe düşünüp bir başka dilde konuşmanız oldukça zordur.
kelime çalışması yazım çalışması yapmayalım mı? elbette yapın ancak kelimeleri ezberlemek yerine öğrenmeye çalışın. bir kelimeyi 100 kere öğrenmek istediğiniz dilde ve türkçe de yazarak öğrenemezsiniz. mutlaka örnekler ile hayatınıza dahil etmeye çalışın. gölgeleme tekniğinde atlanmaması gereken bir detay daha bulunmakta. öğrenmek istediğiniz dilin ana dilindeki kişiler ile birebir sohbet etmelisiniz.
e liana, bunu nasıl yapacağız? oldukça basit. öğrenmek istediğiniz dilin adını yazıp sonuna discord server yazın. çıkan sunuculardan birkaçına girerek sizin gibi o dili öğrenmeye çalışan ve ana dili o dil olan kişiler ile konuşabilirsiniz. örnek: learn korean discord server.
korece öğrenme maceramda kullandığım tekniktir gölgeleme tekniği, oldukça olumlu geri dönüşleri oluyor, özellikle discord sunucularına sohbetlere katılmak.
gölgeleme tekniği ile ilgili örnek youtube videosu
bu aşamadan sonra yapmanız gereken videoları iyice dinlemek ve varsa alt yazılarını açmak. videoları izlerken bir yandan da konuşan kişiyi taklit etmeye çalışın. durdurun tam olarak onun aksanında olmasa da onun söylediklerine yakın şekilde taklit etmeye çalışın. bir süre sonra anlamlarını kendiniz anlamaya başlayacaksınız. anlamadığınız kelimelerin çevirisine bakmayın, ne demek olduğunu araştırın. bir süre sonra konuşan kişinin ne dediğini anlayacaksınız, düşünürken de o dilde düşünmeye çalışın. türkçe düşünüp bir başka dilde konuşmanız oldukça zordur.
kelime çalışması yazım çalışması yapmayalım mı? elbette yapın ancak kelimeleri ezberlemek yerine öğrenmeye çalışın. bir kelimeyi 100 kere öğrenmek istediğiniz dilde ve türkçe de yazarak öğrenemezsiniz. mutlaka örnekler ile hayatınıza dahil etmeye çalışın. gölgeleme tekniğinde atlanmaması gereken bir detay daha bulunmakta. öğrenmek istediğiniz dilin ana dilindeki kişiler ile birebir sohbet etmelisiniz.
e liana, bunu nasıl yapacağız? oldukça basit. öğrenmek istediğiniz dilin adını yazıp sonuna discord server yazın. çıkan sunuculardan birkaçına girerek sizin gibi o dili öğrenmeye çalışan ve ana dili o dil olan kişiler ile konuşabilirsiniz. örnek: learn korean discord server.
korece öğrenme maceramda kullandığım tekniktir gölgeleme tekniği, oldukça olumlu geri dönüşleri oluyor, özellikle discord sunucularına sohbetlere katılmak.
gölgeleme tekniği ile ilgili örnek youtube videosu
devamını gör...
köylü yazardan ironiler
#1229176 tanımında yıldızcığın içine saklamış bak bak, görür dikkatli okuyucu, yazmıştım bir kenara ben de.
o zaman iyi ki doğdun sevgili yazar* ailenle sağlıklı uzuuun yılların olsun. hem öyle ben bilmem kaç oldum, falan da yok zaten.ruhu genç, enerjik.mesaj kutusunda kutlamaları kabul ediyordur şu an: gülmeden güldürmeden bırakmaz.
rengarenk sayfası var, onu yansıtıyor olmalı.
her gün yeniden okuyor, öğreniyor hem de gezip bol bol paylaşıyor.
o zaman iyi ki doğdun sevgili yazar* ailenle sağlıklı uzuuun yılların olsun. hem öyle ben bilmem kaç oldum, falan da yok zaten.ruhu genç, enerjik.mesaj kutusunda kutlamaları kabul ediyordur şu an: gülmeden güldürmeden bırakmaz.
rengarenk sayfası var, onu yansıtıyor olmalı.
her gün yeniden okuyor, öğreniyor hem de gezip bol bol paylaşıyor.
devamını gör...
boşbirisibnce
800 tanıma ulaşarak sermaye düşmanları listesine adını yazdırmış yazarımızdır. *
devamını gör...
neçayev dönüyor
jorge semprun'un batılı sosyalistlerin geçirdiği dönüşümü, beş genç adamın * yaşamından kesitler sunarak aktardığı muazzam eserinin adıdır. kitap hesaplaşma adıyla da yayınlanmıştır. her ne kadar ''hesaplaşma'' adı kitap için uygun bir ad gibi gözükse de kitabın ana karakterlerinden birisi olan ''neçayev'' kod adlı roman karakterinin okurda bıraktığı iz, romana kattığı gizem ve sürükleyicilik sebebi ile ''neçayev dönüyor'' adı bana hem daha doğru hem daha çekici gelir.
romanın başlangıcında şöyle bir ifade yer alır; ''bir sabah, elie silberberg'in telefonu çalar. eski silah arkadaşı zapata'dır arayan, ''neçayev'le ilgili...'' der.
bu cümleyi okuduğunuz andan itibaren, kitap sizi içine alıyor. ondan sonra kendinizi kaptırıp gidiyorsunuz.
bahsedilen 5 genç ''proleter öncü'' adıyla bir örgüt kurarlar. şiir, felsefe ve politik yakınlıklarıdır onları bir araya getiren. içerisinden geçtikleri karşı devrimci sürecin önünde durmak için militan bir tutum izlerler. ancak bu süreç çok sancılı ve güven kaybına yol açan bir şekilde son bulur. örgütü fesih etme kararı alırlar. neçayev kod adlı roman kahramanımız ise buna karşı çıkar.
aslında arkadaşlarının fesih kararının arkasında yatan temel gerçek korkudur. başlarına gelecek olanlardan çekinmektedirler. beyinlerinde idealize ettikleri mücadelelerini, kalplerinde oluşan korkuya kurban vermişlerdir. ve bu korkuyu kutsallaştırmak için de sisteme bir adak adamaları gerektiğinin farkındadırlar. ve kurban bulunur. örgüt'ün feshine karşı çıkan ''neçayev'' hain ilan edilir. vicdanlarını rahatlatmak için ona bir seçenek sunarlar. derler ki; ''ya ülkeyi ve mücadeleyi terk edeceksin. ya da ihanetin cezalandırılacak.''
bu olaydan sonra ise neçayev'in intihar haberi duyulur ve diğer karakterler kendi yaşamlarında bu habere göre vaziyet alırlar. zira neçayev'in ölümü ve örgütün feshi hepsini rahatlatmıştır. bir dostu ve yoldaşı feda etmenin ağırlığını yaşamadan yollarına devam ederler. tabii burada elie'ye haksızlık yapmamak lazım. o korkularının esiri olmuş olsa da, vicdanının sesini bir türlü susturamamıştır.
diğer üç kafadar ise karşı çıktıkları her şeyin kölesi olurlar. kapitalizme entegrasyon süreçleri gayet başarılıdır. öyle ki; piramidin en üst seviyelerine kadar tırmanmışlardır. güç, para ve şöhret...
hepsine sahiptirler. çünkü düşmanlarını ona karşı mücadele ettikleri dönemden çok iyi tanıyorlardır. eski düşmanlarının tüm inceliğini bildikleri içinde, doğru kartları oynayarak sistem içerisinde başarılı olurlar.
işte tüm bu yaşananların ışığında zapata'nın elie'ye açtığı telefonu değerlendirdiğinizde içinizi kaplayan merak romana öyle bir tutunmanıza sebep oluyor ki, kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. işlenen ilk cinayet de cabası...
neçayev'in intikamı mı ? yoksa kafadarların kendi içlerindeki ahlaki hesaplaşması mı ön plana çıkacak ?
ne olacağını ziyadesiyle merak ediyorsunuz. yazarın olayları anlatımı, karakterleri analizi ve kendi içerisinde gizemi tutarlı bir şekilde koruyabilmesi de romana keyif katıyor. asıl önemlisi kendinizi bu arkadaşların arasındaymış gibi hissetmeniz. söz hakkı sahibi olmak, bir şeyler söyleyebilmek, duruma müdahale etmeye çalışmak istiyorsunuz. hele ki, felsefi ve edebi tartışmaların/sorgulamaların içine katılabilme isteği duymak yok mu? işte o muazzam bir his. semprun'un bu hisleri okuyucuya aktarıyor olabilmesi ve kitabın derinliklerine dalıyor olabilmek, bir okur için dünyanın en keyifli şeyi.
elbette kitabı överken kendi penceremden gördüklerimi dile getiriyorum. siz pencereyi kapatıp, arkanızı dönüp çekip gidebilirsiniz. netice olarak herkesin farklı bir penceresi var.
benim içinse gerçekleşen; kitabı ne zaman okusam veya kitap ne zaman aklıma gelse, pencerenin önünde kalıp, uzun uzun düşünmek oluyor.
şu ayrıntıyı da vermek lazım; neçayev karakteri rastgele seçilmiş bir karakter değil. sergey neçayev'e bir gönderme var.
şöyle der ''devrimcinin anahtar kitabı''nda sergey neçayev;
devrimci adanmış bir insandır. kişisel çıkarları, işleri, duyguları, bağlılıkları, kişisel eşyaları, hatta kendi adı bile yoktur. ondaki herşey, biricik tek bir çıkar, tek bir düşünce, tek bir tutku devrim tarafından özümlenmiştir.”
karakterimiz de mi öyle ? bilemeyeceğim. * belki, yazar sadece adını ona olan saygısına binaen kullanmıştır. okur görürsünüz.
unutmadan şunu da söyleyeyim; kitapla ilgili elimde sağlam bir kamuoyu yoklaması var. yıllar önce kitabı önerdiğim 4 arkadaşımdan ikisi kitaba bayıldılar. diğer ikisi ise kitabı yarıda bıraktı. yani bu kitabı ya çok seveceksiniz, ya da hiç sevmeyeceksiniz. ortası yok...
romanın başlangıcında şöyle bir ifade yer alır; ''bir sabah, elie silberberg'in telefonu çalar. eski silah arkadaşı zapata'dır arayan, ''neçayev'le ilgili...'' der.
bu cümleyi okuduğunuz andan itibaren, kitap sizi içine alıyor. ondan sonra kendinizi kaptırıp gidiyorsunuz.
bahsedilen 5 genç ''proleter öncü'' adıyla bir örgüt kurarlar. şiir, felsefe ve politik yakınlıklarıdır onları bir araya getiren. içerisinden geçtikleri karşı devrimci sürecin önünde durmak için militan bir tutum izlerler. ancak bu süreç çok sancılı ve güven kaybına yol açan bir şekilde son bulur. örgütü fesih etme kararı alırlar. neçayev kod adlı roman kahramanımız ise buna karşı çıkar.
aslında arkadaşlarının fesih kararının arkasında yatan temel gerçek korkudur. başlarına gelecek olanlardan çekinmektedirler. beyinlerinde idealize ettikleri mücadelelerini, kalplerinde oluşan korkuya kurban vermişlerdir. ve bu korkuyu kutsallaştırmak için de sisteme bir adak adamaları gerektiğinin farkındadırlar. ve kurban bulunur. örgüt'ün feshine karşı çıkan ''neçayev'' hain ilan edilir. vicdanlarını rahatlatmak için ona bir seçenek sunarlar. derler ki; ''ya ülkeyi ve mücadeleyi terk edeceksin. ya da ihanetin cezalandırılacak.''
bu olaydan sonra ise neçayev'in intihar haberi duyulur ve diğer karakterler kendi yaşamlarında bu habere göre vaziyet alırlar. zira neçayev'in ölümü ve örgütün feshi hepsini rahatlatmıştır. bir dostu ve yoldaşı feda etmenin ağırlığını yaşamadan yollarına devam ederler. tabii burada elie'ye haksızlık yapmamak lazım. o korkularının esiri olmuş olsa da, vicdanının sesini bir türlü susturamamıştır.
diğer üç kafadar ise karşı çıktıkları her şeyin kölesi olurlar. kapitalizme entegrasyon süreçleri gayet başarılıdır. öyle ki; piramidin en üst seviyelerine kadar tırmanmışlardır. güç, para ve şöhret...
hepsine sahiptirler. çünkü düşmanlarını ona karşı mücadele ettikleri dönemden çok iyi tanıyorlardır. eski düşmanlarının tüm inceliğini bildikleri içinde, doğru kartları oynayarak sistem içerisinde başarılı olurlar.
işte tüm bu yaşananların ışığında zapata'nın elie'ye açtığı telefonu değerlendirdiğinizde içinizi kaplayan merak romana öyle bir tutunmanıza sebep oluyor ki, kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. işlenen ilk cinayet de cabası...
neçayev'in intikamı mı ? yoksa kafadarların kendi içlerindeki ahlaki hesaplaşması mı ön plana çıkacak ?
ne olacağını ziyadesiyle merak ediyorsunuz. yazarın olayları anlatımı, karakterleri analizi ve kendi içerisinde gizemi tutarlı bir şekilde koruyabilmesi de romana keyif katıyor. asıl önemlisi kendinizi bu arkadaşların arasındaymış gibi hissetmeniz. söz hakkı sahibi olmak, bir şeyler söyleyebilmek, duruma müdahale etmeye çalışmak istiyorsunuz. hele ki, felsefi ve edebi tartışmaların/sorgulamaların içine katılabilme isteği duymak yok mu? işte o muazzam bir his. semprun'un bu hisleri okuyucuya aktarıyor olabilmesi ve kitabın derinliklerine dalıyor olabilmek, bir okur için dünyanın en keyifli şeyi.
elbette kitabı överken kendi penceremden gördüklerimi dile getiriyorum. siz pencereyi kapatıp, arkanızı dönüp çekip gidebilirsiniz. netice olarak herkesin farklı bir penceresi var.
benim içinse gerçekleşen; kitabı ne zaman okusam veya kitap ne zaman aklıma gelse, pencerenin önünde kalıp, uzun uzun düşünmek oluyor.
şu ayrıntıyı da vermek lazım; neçayev karakteri rastgele seçilmiş bir karakter değil. sergey neçayev'e bir gönderme var.
şöyle der ''devrimcinin anahtar kitabı''nda sergey neçayev;
devrimci adanmış bir insandır. kişisel çıkarları, işleri, duyguları, bağlılıkları, kişisel eşyaları, hatta kendi adı bile yoktur. ondaki herşey, biricik tek bir çıkar, tek bir düşünce, tek bir tutku devrim tarafından özümlenmiştir.”
karakterimiz de mi öyle ? bilemeyeceğim. * belki, yazar sadece adını ona olan saygısına binaen kullanmıştır. okur görürsünüz.
unutmadan şunu da söyleyeyim; kitapla ilgili elimde sağlam bir kamuoyu yoklaması var. yıllar önce kitabı önerdiğim 4 arkadaşımdan ikisi kitaba bayıldılar. diğer ikisi ise kitabı yarıda bıraktı. yani bu kitabı ya çok seveceksiniz, ya da hiç sevmeyeceksiniz. ortası yok...
devamını gör...
10 ağustos 2021 optimar cumhurbaşkanlığı anketi
tanım: seçmenin algılarıyla oynayarak kaybetmemeyi sağlamak adına yapılmış bir manipülasyon girişimi içeren saçma sapan anketimsi.
(bkz: at yalanı seveyim inananı)
tek başına mansur yavaş bile, hilesiz bir seçimde uzun adamı açık ara sollar.
şimdi gördüm editi: ulan ekrem imamoğlu, 674748474747 seçim kaybeden kk ile neredeyse aynı oy oranına sahip görünüyor ki bu adam da en az mansur yavaş kadar destekleniyor bunu hepimiz biliyoruz.
eğer anket rize'de yapılmadıysa bu yapılan, alenen bilgi kirliliği yaratarak toplumu manipüle etmeye çalışmaktır ama sonuç değişmeyecek:
y.e.n.i.l.e.c.e.k.s.i.n.i.z.
(bkz: at yalanı seveyim inananı)
tek başına mansur yavaş bile, hilesiz bir seçimde uzun adamı açık ara sollar.
şimdi gördüm editi: ulan ekrem imamoğlu, 674748474747 seçim kaybeden kk ile neredeyse aynı oy oranına sahip görünüyor ki bu adam da en az mansur yavaş kadar destekleniyor bunu hepimiz biliyoruz.
eğer anket rize'de yapılmadıysa bu yapılan, alenen bilgi kirliliği yaratarak toplumu manipüle etmeye çalışmaktır ama sonuç değişmeyecek:
y.e.n.i.l.e.c.e.k.s.i.n.i.z.
devamını gör...
adriadankadın
yazılarını keyifle takip ettiğim, çoğu zaman yeni bir şeyler öğrendiğim başarılı bir yazar. uzun uzun tanimlarıyla kıskandırıyor, helal olsun dedirtiyor efenim.. kalemi daim olsun, hep yazsın..
kendisini sevgiyle kucaklıyor, güzel yanaklarından öpüyorum.
kendisini sevgiyle kucaklıyor, güzel yanaklarından öpüyorum.
devamını gör...
zhongguo gudai shehui yanjiu
erken dönem eserlerinde ve şiirlerinde sıklıkla percy bysshe shelley ve rabindranath tagore izleri görünse bile daha sonra bireyci sanat anlayışını terk ettiğini açıklayan çinli yazar guo moruo'nun yazılarındaki romantizmden arınıp 'sosyalist edebiyat' anlayışına bürünmesinin yan ürünü olan eserlerden bir diğeri. eserin adını antik çin toplumları üzerine araştırmalar olarak çevirebiliriz sanıyorum.* moruo, çin'in ilk yönetici hanedanlığı olarak kabul edilen ve tarıma dayalı bir sistem üzerinden ilerleyen - siyasette durum biraz daha farklıydı, daha çok hanedanın başındaki kişi hanedanlığa bağlı her kabileden bir kişi ile evlenerek bağlılık kazanmaya çalışıyordu fakat okuyalı 5000 yıl falan geçtiği için yanlış hatırlıyor da olabilirim*- shang hanedanlığını ilkel bir toplum, bir klan toplumu -ki bu teknik olarak hatalı bir yaklaşımdır- olarak tanımlar. batı zhou hanedanlığı ile doğu zhou hanedanlığı arasında basit bir karşılaştırma yaparak batı zhou hanedanlığının kölelikten güç alan bir toplum olduğunu; doğu zhou hanedanlığının ise köleliğin çöküşü ile yükselen feodal bir toplum olduğunun vurgusunu yapar.
marksist tarih yazımında bir dönüm noktası -en azından çin için konuşursak- kabul edilen eser daha sonra moruo'nun yazdığı shi pipan shu'da - 10 bildiri veya 10 eleştiri olarak çevrilebilir sanıyorum*- kendisi tarafından topa tutulmuştur. ilkel olarak gördüğü ve eleştirdiği shang hanedanlığının tarım sistemini hafife aldığından söz eder ve doğu zhou hanedanlığı hakkındaki gelişmeleri abartı bir biçimde yorumladığını yazar. ki bu noktada well-field sistemi hakkında da ufak bir metin var, benim aşırı ilgimi çektiği için not düşeceğim fakat well-field sisteminin adı için çok uygun bir çeviri bulamadım çünkü çok yetersiz kalıyor -ki zaten türkçe çevirisi var ise bir portakal uzaktayım-o yüzden sistemi basitçe açıklamak gerekirse; 9 parçaya bölünen kare arazinin 3 sıra halinde bulunan 8 tanesi halk; ortada kalan 9. bölüm ise hükümet için ayrılıyor ve 8 aile bu kamusal alanı beraber işletiyor. tam anlatamadığımı düşünmek ile beraber basit açıklaması en azından bu.
marksist tarih yazımında bir dönüm noktası -en azından çin için konuşursak- kabul edilen eser daha sonra moruo'nun yazdığı shi pipan shu'da - 10 bildiri veya 10 eleştiri olarak çevrilebilir sanıyorum*- kendisi tarafından topa tutulmuştur. ilkel olarak gördüğü ve eleştirdiği shang hanedanlığının tarım sistemini hafife aldığından söz eder ve doğu zhou hanedanlığı hakkındaki gelişmeleri abartı bir biçimde yorumladığını yazar. ki bu noktada well-field sistemi hakkında da ufak bir metin var, benim aşırı ilgimi çektiği için not düşeceğim fakat well-field sisteminin adı için çok uygun bir çeviri bulamadım çünkü çok yetersiz kalıyor -ki zaten türkçe çevirisi var ise bir portakal uzaktayım-o yüzden sistemi basitçe açıklamak gerekirse; 9 parçaya bölünen kare arazinin 3 sıra halinde bulunan 8 tanesi halk; ortada kalan 9. bölüm ise hükümet için ayrılıyor ve 8 aile bu kamusal alanı beraber işletiyor. tam anlatamadığımı düşünmek ile beraber basit açıklaması en azından bu.
devamını gör...
online terapi
arayın en yakın arkadaşınızı görüntülü samimiyetin dibini vurun,gülün,ağlayın,saçmalayın, istediğiniz gibi dağıtın kendinizi.. düzenli aralıklarla yaparsınız faydalı olucaktır.alın size online terapi ücretsiz hemde.
devamını gör...
amel defterimiz kaybolursa ne olacak sorunsalı
onlar da dijital ortama geçti yahu defter mi kaldı.
devamını gör...
ethem sarısülük
gezi direnişi esnasında polis tarafından vurularak öldürülen emekçi, işçi abimiz kardeşimiz!!
devamını gör...
olanaksızın fiziği
canım biraz abartmıyor musun sorusunu bir zamanlar sıklıkla içten içe sorduğum teorik fizikçi michio kaku'nun bilim-kurgu ile bilim arasındaki çizgiyi bulanıklaştırmayı amaçlayan eseri. eser physics of the impossible ismi ile yayımlanmış daha sonra dilimize olanaksızın fiziği olarak çevrilmiştir. back to the future veya star trek gibi bilim-kurgularda sıklıkla karşımıza çıkan ışınlanma, zamanda yolculuk, görünmezlik, lazer silahları hatta gariptir ki telekinezi ve telepati vs. pek çok konuyu ele almakla beraber bilim-kurgularda karşımıza çıkan teknolojinin günümüzde veya gelecekte ne kadar olasılıklı olup olmadığını bilim sınırları içerisinde açıklamaya çalışır michio kaku fakat bence krauss'un the physics of star trek'i bu konuda daha tatmin edicidir. yine de krauss'a oranla kaku daha basit bir anlatım yoluna gittiğinden olanaksızın fiziği daha fazla kitlelere yayılmış durumda bana kalırsa. şöyle bir okuyup kenara kaldırmalık bir kitap, düşük beklenti hayat kurtarır.
bütün bunlara karşın geleceğe doğru zaman yolculuğu mümkündür ve deneysel olarak milyonlarca kez doğrulanmıştır. zaman makinesi'ndeki kahramanın uzak geleceğe yaptığı yolculuk, fizik açısından gerçekten mümkündür. eğer bir astronot ışık hızına yakın bir hızla yolculuk yapacak olsaydı, mesela en yakındaki yıldızlara ulaşması bir dakika sürerdi. dünya üzerinde dört yıl geçerdi, fakat onun için yalnızca bir dakika geçmiş olurdu çünkü roketin içinde zaman yavaşlardı. böylece o, dünya'daki ölçülere göre dört yıl geleceğe yolculuk yapmış olurdu.
(astronotlarımız uzaya her gidişlerinde aslında geleceğe doğru küçük bir yolculuk yapmış olurlar. dünya'nın yörüngesinde saatte 29.000 kilometre hızla yol alırken, saatleri dünya üzerindeki saatlerden küçücük bir miktar daha yavaş çalışır. dolayısıyla, uzay istasyonunda bir yıl uzunluğunda bir görevin ardından dünya'ya geri döndükleri zaman, geleceğe doğru saniyenin küçük bir kesri kadar bir yolculuk yapmış olurlar. şu anda geleceğe yolculuk konusunda dünya rekoru, 748 gün boyunda yörüngede kalan ve dolayısıyla 0,02 saniye geleceğe giden rus astronot sergei avdeyev'e aittir.)
dolayısıyla, bizi geleceğe götürebilecek bir zaman makinesi, einstein'ın özel görelilik kuramı ile tutarlıdır. fakat ya zamanda geriye gitmek?
bütün bunlara karşın geleceğe doğru zaman yolculuğu mümkündür ve deneysel olarak milyonlarca kez doğrulanmıştır. zaman makinesi'ndeki kahramanın uzak geleceğe yaptığı yolculuk, fizik açısından gerçekten mümkündür. eğer bir astronot ışık hızına yakın bir hızla yolculuk yapacak olsaydı, mesela en yakındaki yıldızlara ulaşması bir dakika sürerdi. dünya üzerinde dört yıl geçerdi, fakat onun için yalnızca bir dakika geçmiş olurdu çünkü roketin içinde zaman yavaşlardı. böylece o, dünya'daki ölçülere göre dört yıl geleceğe yolculuk yapmış olurdu.
(astronotlarımız uzaya her gidişlerinde aslında geleceğe doğru küçük bir yolculuk yapmış olurlar. dünya'nın yörüngesinde saatte 29.000 kilometre hızla yol alırken, saatleri dünya üzerindeki saatlerden küçücük bir miktar daha yavaş çalışır. dolayısıyla, uzay istasyonunda bir yıl uzunluğunda bir görevin ardından dünya'ya geri döndükleri zaman, geleceğe doğru saniyenin küçük bir kesri kadar bir yolculuk yapmış olurlar. şu anda geleceğe yolculuk konusunda dünya rekoru, 748 gün boyunda yörüngede kalan ve dolayısıyla 0,02 saniye geleceğe giden rus astronot sergei avdeyev'e aittir.)
dolayısıyla, bizi geleceğe götürebilecek bir zaman makinesi, einstein'ın özel görelilik kuramı ile tutarlıdır. fakat ya zamanda geriye gitmek?
devamını gör...
ekşi sözlük'ten gelen yazarlar
benim de içlerinde bulunduğum yazar kitlesidir. uzun zamandır sadece okuyor ve içimden dua ediyorum, ekşinin ergenleri gelip burayı bozmasın diye.
temennim yeni sözlüğe sahip çıkıp bozmamalarıdır.
temennim yeni sözlüğe sahip çıkıp bozmamalarıdır.
devamını gör...
gizli özne
gizemli ama bir o kadar da saftirik olan özne.
tek bir soru ile hemen kafasını uzatabilir.
- artık hiç konuşmuyorsun.
- kim, ben mi!?
tek bir soru ile hemen kafasını uzatabilir.
- artık hiç konuşmuyorsun.
- kim, ben mi!?
devamını gör...
depresyon belirtileri
herhangi bir şeye hevesinin olmaması.
devamını gör...
aile whatsapp grubu
üyelerin sürekli emojilerle anlaştığı ve +35 yaş kişilerin bulunduğu grubumuzdur. arada bakınıyorum şöyle bir ve mesajları görünce
"ablacım cevap verdin ya artık, ne uzatıyorsun haa" deme isteği oluşuyor içimde. yazmıyorum ama.
işin ilginç kısmı ben de dahilim ve çıkamıyorum.*
"ablacım cevap verdin ya artık, ne uzatıyorsun haa" deme isteği oluşuyor içimde. yazmıyorum ama.
işin ilginç kısmı ben de dahilim ve çıkamıyorum.*
devamını gör...
29 nisan 17 mayıs arası tam kapanma
vatana millete hayırlı olsun, zaten zar zor çalışmaya çalışıyorduk iyice elimizden alındı. bu millet nasıl ödicek kiralarını yiyeceklerini hiç bunu düşünen yok.
devamını gör...
sahte haberlerin sahte anılara neden olma ihtimali
aklıma confirmation bias'ı getiren haber.
confirmation bias'a göre kişi kendi inanç ve varsayımlarını destekleyen bilgileri kayırır ve öne çıkarmak için çabalar. hatta bu duruma self verification yani kendi kendine doğrulama/ kendini doğrulama eşlik eder.
haberdeki olay biraz daha farklı olsa da mantık aynı. kendi düşüncelerinin doğruluğunu göstermek için yalan haberleri kayırıp, bir de buna sahte anılar tayin etmişler. hatta ediyoruz. bu duruma etki eden birçok sosyal psikoloji terimi olduğunu düşünüyorum. hatta şimdi kafadan 5-10 tane sayarım lakin araştırma ve kaynak taraması yapmadan doğru olmaz*.
confirmation bias'a göre kişi kendi inanç ve varsayımlarını destekleyen bilgileri kayırır ve öne çıkarmak için çabalar. hatta bu duruma self verification yani kendi kendine doğrulama/ kendini doğrulama eşlik eder.
haberdeki olay biraz daha farklı olsa da mantık aynı. kendi düşüncelerinin doğruluğunu göstermek için yalan haberleri kayırıp, bir de buna sahte anılar tayin etmişler. hatta ediyoruz. bu duruma etki eden birçok sosyal psikoloji terimi olduğunu düşünüyorum. hatta şimdi kafadan 5-10 tane sayarım lakin araştırma ve kaynak taraması yapmadan doğru olmaz*.
devamını gör...
ilk buluşmada 5 lahmacun gömen hatun
mideye değil işkembeye sahip olan hatundur.
edit: belki fındık lahmacun.
edit: belki fındık lahmacun.
devamını gör...
adamlar
adam kelimesine çoğul eki getirilerek oluşturulan birden fazla adam anlamına gelen kelime.
devamını gör...
