iz bırakan şarkı sözleri
ne yaparsam olmuyor
olmuyor eskisi gibi
güldürmüyor, ağlatmıyor
kimse senin gibi.
(bkz: model) bir pazar kahvaltısı.
olmuyor eskisi gibi
güldürmüyor, ağlatmıyor
kimse senin gibi.
(bkz: model) bir pazar kahvaltısı.
devamını gör...
kafa sözlük
çaylakları ikinci sınıf vatandaş olarak gören sözlüktür.
çaylakların beğeni yapamaması, başlık açamaması gibi yaptırımları var.
beğeni yapsın, gelmiş sözlüğe yeni, başlıklarda gezinirken, ay ne güzel yazmışlar dediği entry beğeni, yıldız veremiyor.
sorarım size ne etti bu çaylaklar size de elinden beğeni hakkını aldınız
çaylakların beğeni yapamaması, başlık açamaması gibi yaptırımları var.
beğeni yapsın, gelmiş sözlüğe yeni, başlıklarda gezinirken, ay ne güzel yazmışlar dediği entry beğeni, yıldız veremiyor.
sorarım size ne etti bu çaylaklar size de elinden beğeni hakkını aldınız
devamını gör...
sokak performansları
son bir kaç gündür, düştüğüm * grup.
sanırım ben keman insanıyım.
sanırım ben keman insanıyım.
devamını gör...
kahve bağımlılığı
len tam kahve içiyordum… başlık akışa düştü. takip mi ediyon ü’len sözlük?
ben telefonumun kamerasına bant çekeyim. kokpitten çıkayım.
özelimiz kalmadı arkadaş.
ben telefonumun kamerasına bant çekeyim. kokpitten çıkayım.
özelimiz kalmadı arkadaş.
devamını gör...
normal sözlük fenomeni olacağını düşündüğünüz yazarlar
gözümü dört açıp ismimi arayacağım başlıktır.
noluyy yazar abiler noluyyy.
noluyy yazar abiler noluyyy.
devamını gör...
tenisçi dirseği
(bkz: lateral epikondilit)
devamını gör...
tenturdiyot (yazar)
acil durumlarda mutlaka haberdar etmemiz gereken yazarımız. çekilin ben geldim edasıyla ortama giriş yapabilir her an..keyifle yazdıklarını okuyoruz..
devamını gör...
aleksandrou anabasis
romalı tarihçi nikomedyalı arrianos'un eseridir. kendisi her ne kadar büyük iskender döneminin sonrasında yaşamışsa da, bitinya kökenli ve büyük iskender'e hayranlık besleyen bir karakter olduğundan ötürü günümüze kadar ulaşabilen bu değerli eseri yazmıştır. söz konusu eser, büyük iskender ve imparatorluğu hakkında yazılmış belki de en önemli ikincil kaynaktır ve iskender hakkında bugün bildiğimiz bazı çeşitli bilgileri ihtiva etmektedir.
bir de ksenophon'un anabasis isimki başka bir eseri vardır ki, onunla karıştırılmamalıdır bu eser. eski grekçe'de anabasis, esasen "taarruz etmek, sefer yapmak, yükselmek, yürümek, ilerlemek, yukarı çıkmak, tırmanmak" vb. anlamalara gelir. anabasis'in bu kitaptaki manasını ise makedon imparatorluğu'nun yükselişini ve iskender'in seferleri anlatması nedeniyle elbette az çok tahmin edebilirsiniz. ksenophon'un anabasis'indeki kasıt ise daha çok makedon ordusunun yabancı topraklardaki maceraları ve ilerleyişini izah etmeye yöneliktir.
bu bakımdan, iki eseri de okumadan önce bu tür bilgileri baştan bilmek faydalı olabilir. anabasis başlığı ksenophon'un eseri için zaten açılmış, o yüzden ben de bu başlığı açarak hem bu eseri tanıtmak, hem de diğer yandan anabasis kelimesinin anlamlarına değinmek istedim.
bir de ksenophon'un anabasis isimki başka bir eseri vardır ki, onunla karıştırılmamalıdır bu eser. eski grekçe'de anabasis, esasen "taarruz etmek, sefer yapmak, yükselmek, yürümek, ilerlemek, yukarı çıkmak, tırmanmak" vb. anlamalara gelir. anabasis'in bu kitaptaki manasını ise makedon imparatorluğu'nun yükselişini ve iskender'in seferleri anlatması nedeniyle elbette az çok tahmin edebilirsiniz. ksenophon'un anabasis'indeki kasıt ise daha çok makedon ordusunun yabancı topraklardaki maceraları ve ilerleyişini izah etmeye yöneliktir.
bu bakımdan, iki eseri de okumadan önce bu tür bilgileri baştan bilmek faydalı olabilir. anabasis başlığı ksenophon'un eseri için zaten açılmış, o yüzden ben de bu başlığı açarak hem bu eseri tanıtmak, hem de diğer yandan anabasis kelimesinin anlamlarına değinmek istedim.
devamını gör...
altın orta
felsefeye, akıl dünyasından sonra duyu dünyasını da kazandıran hatta modern bilimlerden birçoğunun* da kurucusu olan aristoteles'in öğretilerinden biridir.
bu öğretiye göre; insan denen akıl sahibi varlığın mutlu olabilmesi için tek şart vardır: o da ölçülü olmalısıdır. nitekim her türlü yanlılığı reddeden aristoteles, mutlak surette her iki taraftan da biraz biraz insanda mevcut olması gerekliliğine vurgu yapar. şöyle ki o'na göre; cesaretin fazlası zararlı olduğu olduğu gibi, korkaklığın da fazlası zararlıdır. gereğinden az harcama yapmak cimriliğe gireceği gibi, çok harcama yapmak da savurganlığa girmektedir.
insan ne yaparsa yapsın, belli bir ölçüyü tutturamadı mı? mutlu olamayacaktır.
aristo'nun bu görüşü, elbetteki daha öncesinde çizdiği mutlu insan formülündeki, 3 betimlemeden kaynaklıdır mutluluğun; ona göre 3 yolu yahut şekli vardır:
1- keyif ve hazdan beslenmek. yaşamda bu yolu seçmek.
2- hür ve sorumluluk sahibi bir vatandaş olarak yaşam sürdürmek.
3- bakılan her konuda, araştırmacı ve filozofluk yolunu seçmek.
işte bu noktada da insanlara, yine bir öğütte bulunur: mutluluk için seçim yapılan yolda hangi adım atılırsa atılsın, iki uçtan da uzak durulsun'dur. yani, keyif ve haz konusunda da belli bir ölçü olmalı, sorumluluk konusunda alınan yükün de bir ortası olmalı, araştırma ve filozofluğun da bir yeri ve zamanı olmalıdır.
esasında vurgusu hep, ölçü ve belli bir rota üzerine olunmalılığıdır. bu gerçekleştiği takdirde insan; mutlu olacaktır.
işte aristo'nun, insanın mutlu olması yolunda yapması gerekeni belirttiği bu görüşüne altın orta kanunu ve/veya öğretisi denmektedir.
bu öğretiye göre; insan denen akıl sahibi varlığın mutlu olabilmesi için tek şart vardır: o da ölçülü olmalısıdır. nitekim her türlü yanlılığı reddeden aristoteles, mutlak surette her iki taraftan da biraz biraz insanda mevcut olması gerekliliğine vurgu yapar. şöyle ki o'na göre; cesaretin fazlası zararlı olduğu olduğu gibi, korkaklığın da fazlası zararlıdır. gereğinden az harcama yapmak cimriliğe gireceği gibi, çok harcama yapmak da savurganlığa girmektedir.
insan ne yaparsa yapsın, belli bir ölçüyü tutturamadı mı? mutlu olamayacaktır.
aristo'nun bu görüşü, elbetteki daha öncesinde çizdiği mutlu insan formülündeki, 3 betimlemeden kaynaklıdır mutluluğun; ona göre 3 yolu yahut şekli vardır:
1- keyif ve hazdan beslenmek. yaşamda bu yolu seçmek.
2- hür ve sorumluluk sahibi bir vatandaş olarak yaşam sürdürmek.
3- bakılan her konuda, araştırmacı ve filozofluk yolunu seçmek.
işte bu noktada da insanlara, yine bir öğütte bulunur: mutluluk için seçim yapılan yolda hangi adım atılırsa atılsın, iki uçtan da uzak durulsun'dur. yani, keyif ve haz konusunda da belli bir ölçü olmalı, sorumluluk konusunda alınan yükün de bir ortası olmalı, araştırma ve filozofluğun da bir yeri ve zamanı olmalıdır.
esasında vurgusu hep, ölçü ve belli bir rota üzerine olunmalılığıdır. bu gerçekleştiği takdirde insan; mutlu olacaktır.
işte aristo'nun, insanın mutlu olması yolunda yapması gerekeni belirttiği bu görüşüne altın orta kanunu ve/veya öğretisi denmektedir.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
hayat bir hikayedir.
ve bir insanı sevmek,
onun hikayesini sevmektir.
ve bir insanı sevmek,
onun hikayesini sevmektir.
devamını gör...
mantık evliliği için öneriler
(bkz: ekspertiz raporu)
devamını gör...
ilginç etimolojik bağlantılar
ingilizce'deki 'bosh (n.)' sözcüğü türkçe'den geçmiştir. boş konuşma 'empty talk, nonsense' anlamında. j.j. morier'in 1834 tarihli 'ayesha' romanında kullanılmış ilk kez.
devamını gör...
allahtan hızlı koşuyorum
(bkz: noktalama işaretlerinin önemi)
yazmaya gelmiştim...
başlık sahibini bilemiyorum ama moderatörler ışık hızında orası kesin.*
şimdi de yeni bir sorunumuz var:
(bkz: format)
t: tebessüm ettiren başlık.
yazmaya gelmiştim...
başlık sahibini bilemiyorum ama moderatörler ışık hızında orası kesin.*
şimdi de yeni bir sorunumuz var:
(bkz: format)
t: tebessüm ettiren başlık.
devamını gör...
zengin bir eş bulma hayali
o zaman güzel ve gerçekten yaşanmış bir olayı alıntılayarak bu başlığa güzel bir tanımla katkıda bulunalım.
--- alıntı ---
çok ilginç bir yazışma bu; belki daha önce okumuş olanlarınız vardır. fakat internette dolaşan bu yazıyı sizlerle paylaşmaktan kendimi alamadım. adam, dünyanın en ünlü finans şirketlerinden birinin başkanı olabilir. ama burada “güzin abla”lık yapıyor. hem de çok yerinde ve tam benlik bir cevap veriyor, zengin koca peşindeki kıza. bu sıkıntılı günlerde biraz gülümsemek hiç de fena olmayacak sanırım.
dünyanın en büyük finans şirketlerinden j.p. morgan’ın ceo’su james dimon, zengin koca avcısı bir kızın attığı elektronik postaya bakın nasıl cevap veriyor.
önce kızın j.p. morgan’a yolladığı elektronik postaya bir göz atalım:
“sayın morgan, size karşı dürüst olacağım. bu yıl 25 yaşına giriyorum. çok güzelim, iyi bir stilim var ve kaliteli şeyleri severim. yıllık geliri en az 500 bin dolar veya daha fazla olan bir adamla evlenmek istiyorum.
açgözlü olduğumu düşünebilirsiniz, fakat new york’ta yıllık geliri 1 milyon dolar olan insanlar maalesef orta sınıf sayılıyor. çok şey istemiyorum.
sizin sitenizde yıllık geliri 500 bin dolar veya daha fazla olan birileri var mı? hepiniz evli misiniz? bu konuları merak ediyor ve sormak istiyorum, sizin gibi zengin insanlarla evlenmek için ne yapmam gerek?
bugüne kadar birlikte olduğum erkekler arasında en zengini yılda 250 bin dolar kazanıyordu. central park’ın batı yakasında, yüksek bütçeli rezidanslarda yaşamak isteyen biri için yıllık 250 bin dolar yeterli değil.
size alçak gönüllülükle soruyorum;
1) zengin bekârlar nerede takılır? (lütfen bar, restoran, spor salonu, kulüp vs. gibi mekânların isimlerini ve adreslerini yazar mısınız?)
2) hangi yaş kategorisine odaklanmalıyım? 3) çoğu zenginin eşleri neden ortalama güzellikte? birkaç kızla tanıştım; güzel veya ilgi çekici değiller ama zengin erkeklerle evlenebilmişler.
4) kimin karınız, kimin yalnızca sevgiliniz olabileceğine nasıl karar veriyorsunuz? benim hedefim evlenmek. zengin bir adamla evlenebilmek için ne yapmalıyım?”
saygılarımla
bayan güzel
işte dımon’un kıza yanıtı
“sevgili bayan güzel, yazınızı büyük bir ilgiyle okudum. tahmin ediyorum ki sizin gibi aynı soruları soran pek çok genç kız vardır.
lütfen profesyonel bir yatırımcı olarak durumunuzu analiz etmeme izin verin. benim yıllık gelirim 500 bin doların üzerinde, sizin kriterlerinize uyuyor, bu sebeple zamanınızı boş yere çalmadığımı umut ediyorum.
bir işadamı gözünden bakarsak, sizinle evlenmek kötü bir fikir. nedeni ise çok basit, lütfen açıklamama izin verin.
detayları bir kenara bırakırsak, yapmaya çalıştığınız şey ‘güzellik’ ile ‘para’ ikilisini takas etmek: a kişisi güzelliği sağlar, b kişisi de bunun için ödeme yapar, gayet adil.
fakat burada ölümcül bir problem var; sizin güzelliğiniz kaybolacak ama benim param iyi bir sebep olmadıkça tükenmeyecek.
aslına bakarsanız, benim gelirim yıldan yıla artabilir, ancak siz yıldan yıla güzelleşemezsiniz. bu sebeple, ekonomik açıdan bakarsak, ben değer kazanan bir varlıkken siz değer kaybeden bir varlıksınız. hem de sıradan bir değer kaybı değil, katlanarak artan bir değer kaybı.
eğer güzellik sizin tek varlığınızsa, değeriniz 10 yıl sonra çok daha düşük olacak.
wall street’te kullandığımız bir terimden yola çıkarsak, sizin için ‘takas pozisyonu’ diyebiliriz, ‘satın al ve bekle’ değil.
sizi satın almak iyi bir fikir değil, bu sebeple kiralamayı tercih ederim. çünkü alışveriş değeri düşen bir şeyi uzun süre elde tutmak hiç de akıllıca değildir. şüphesiz; aynı şey sizin istediğiniz evlilik için de geçerli.
bu yazdıklarım size zalimce geliyorsa bir de şöyle düşünün; tüm paramı kaybetseydim, beni terk etmez miydiniz? aynı şekilde güzelliğinizi kaybettiğinizde, benim de çıkış yolunu bulmam gerekmez mi?
yıllık geliri 500 bin doların üstünde olan insanlar aptal değil; sizinle yalnızca çıkarız ama evlenmeyiz. size, zengin bir adamla evlenme fikrini unutmanızı öneririm.
bu arada, yılda 500 bin dolar kazanan o zengin siz olabilirsiniz. zira o kadar parayı kazanmak, zengin bir aptal bulabilme ihtimalinizden daha yüksek.”
ceo j.p. morgan
--- alıntı --- kaynak burdan buyrunuz
evet adam resmen seni napayım. zaten ben zenginim kiralarım on sene sonra bi daha kiralarım demiş. yani güzel hanımlar boşverin zengin kocayı falan, çalışın çabalayın emek verin kendi ayaklarınızın üzerinde durun. başkalarının attığı temellerin üzerinde durmayın. zengin kadın bulurum diye gezen hemcinslerime zaten tek kelime etmeyeceğim. (bkz: suratınıza tükürmek isterdim,ama ondan da anlamazsınız ki siz)
--- alıntı ---
çok ilginç bir yazışma bu; belki daha önce okumuş olanlarınız vardır. fakat internette dolaşan bu yazıyı sizlerle paylaşmaktan kendimi alamadım. adam, dünyanın en ünlü finans şirketlerinden birinin başkanı olabilir. ama burada “güzin abla”lık yapıyor. hem de çok yerinde ve tam benlik bir cevap veriyor, zengin koca peşindeki kıza. bu sıkıntılı günlerde biraz gülümsemek hiç de fena olmayacak sanırım.
dünyanın en büyük finans şirketlerinden j.p. morgan’ın ceo’su james dimon, zengin koca avcısı bir kızın attığı elektronik postaya bakın nasıl cevap veriyor.
önce kızın j.p. morgan’a yolladığı elektronik postaya bir göz atalım:
“sayın morgan, size karşı dürüst olacağım. bu yıl 25 yaşına giriyorum. çok güzelim, iyi bir stilim var ve kaliteli şeyleri severim. yıllık geliri en az 500 bin dolar veya daha fazla olan bir adamla evlenmek istiyorum.
açgözlü olduğumu düşünebilirsiniz, fakat new york’ta yıllık geliri 1 milyon dolar olan insanlar maalesef orta sınıf sayılıyor. çok şey istemiyorum.
sizin sitenizde yıllık geliri 500 bin dolar veya daha fazla olan birileri var mı? hepiniz evli misiniz? bu konuları merak ediyor ve sormak istiyorum, sizin gibi zengin insanlarla evlenmek için ne yapmam gerek?
bugüne kadar birlikte olduğum erkekler arasında en zengini yılda 250 bin dolar kazanıyordu. central park’ın batı yakasında, yüksek bütçeli rezidanslarda yaşamak isteyen biri için yıllık 250 bin dolar yeterli değil.
size alçak gönüllülükle soruyorum;
1) zengin bekârlar nerede takılır? (lütfen bar, restoran, spor salonu, kulüp vs. gibi mekânların isimlerini ve adreslerini yazar mısınız?)
2) hangi yaş kategorisine odaklanmalıyım? 3) çoğu zenginin eşleri neden ortalama güzellikte? birkaç kızla tanıştım; güzel veya ilgi çekici değiller ama zengin erkeklerle evlenebilmişler.
4) kimin karınız, kimin yalnızca sevgiliniz olabileceğine nasıl karar veriyorsunuz? benim hedefim evlenmek. zengin bir adamla evlenebilmek için ne yapmalıyım?”
saygılarımla
bayan güzel
işte dımon’un kıza yanıtı
“sevgili bayan güzel, yazınızı büyük bir ilgiyle okudum. tahmin ediyorum ki sizin gibi aynı soruları soran pek çok genç kız vardır.
lütfen profesyonel bir yatırımcı olarak durumunuzu analiz etmeme izin verin. benim yıllık gelirim 500 bin doların üzerinde, sizin kriterlerinize uyuyor, bu sebeple zamanınızı boş yere çalmadığımı umut ediyorum.
bir işadamı gözünden bakarsak, sizinle evlenmek kötü bir fikir. nedeni ise çok basit, lütfen açıklamama izin verin.
detayları bir kenara bırakırsak, yapmaya çalıştığınız şey ‘güzellik’ ile ‘para’ ikilisini takas etmek: a kişisi güzelliği sağlar, b kişisi de bunun için ödeme yapar, gayet adil.
fakat burada ölümcül bir problem var; sizin güzelliğiniz kaybolacak ama benim param iyi bir sebep olmadıkça tükenmeyecek.
aslına bakarsanız, benim gelirim yıldan yıla artabilir, ancak siz yıldan yıla güzelleşemezsiniz. bu sebeple, ekonomik açıdan bakarsak, ben değer kazanan bir varlıkken siz değer kaybeden bir varlıksınız. hem de sıradan bir değer kaybı değil, katlanarak artan bir değer kaybı.
eğer güzellik sizin tek varlığınızsa, değeriniz 10 yıl sonra çok daha düşük olacak.
wall street’te kullandığımız bir terimden yola çıkarsak, sizin için ‘takas pozisyonu’ diyebiliriz, ‘satın al ve bekle’ değil.
sizi satın almak iyi bir fikir değil, bu sebeple kiralamayı tercih ederim. çünkü alışveriş değeri düşen bir şeyi uzun süre elde tutmak hiç de akıllıca değildir. şüphesiz; aynı şey sizin istediğiniz evlilik için de geçerli.
bu yazdıklarım size zalimce geliyorsa bir de şöyle düşünün; tüm paramı kaybetseydim, beni terk etmez miydiniz? aynı şekilde güzelliğinizi kaybettiğinizde, benim de çıkış yolunu bulmam gerekmez mi?
yıllık geliri 500 bin doların üstünde olan insanlar aptal değil; sizinle yalnızca çıkarız ama evlenmeyiz. size, zengin bir adamla evlenme fikrini unutmanızı öneririm.
bu arada, yılda 500 bin dolar kazanan o zengin siz olabilirsiniz. zira o kadar parayı kazanmak, zengin bir aptal bulabilme ihtimalinizden daha yüksek.”
ceo j.p. morgan
--- alıntı --- kaynak burdan buyrunuz
evet adam resmen seni napayım. zaten ben zenginim kiralarım on sene sonra bi daha kiralarım demiş. yani güzel hanımlar boşverin zengin kocayı falan, çalışın çabalayın emek verin kendi ayaklarınızın üzerinde durun. başkalarının attığı temellerin üzerinde durmayın. zengin kadın bulurum diye gezen hemcinslerime zaten tek kelime etmeyeceğim. (bkz: suratınıza tükürmek isterdim,ama ondan da anlamazsınız ki siz)
devamını gör...
türklerde kölelik
türkler’de kölelik derken ne kastedildiği önemli. ilk tanımda, önerme genel hatları ile doğru olsa da, biraz karmaşa bulunmakta.
türkler’de kölelik derken, eğer türkler’in köle sahibi olması kastediliyorsa; göçebe bir toplumda kölelik olması zaten mümkün değildir. tarihte kölelik kurumu sadece gelişmiş şehirlerde ve ticaret merkezlerinde görülmüştür. türkler’de bu açıdan kölelik zaten mümkün değildi.
ne zaman şehirleşme (ticaret) osmanlı ile biraz oturur gibi oldu, hemen kölelik kurumunun da geliştiği görülecektir. bu açıdan özel mülk ile alakası türkler’de kurulamaz. zira asıl osmanlı devletinde özel mülk yoktu, hatta hala kullandığımız “adalet mülkün temelidir” sözündeki mülk devlet demektir, düşündünüz mü neden devlet yerine mülk kelimesi kullanılmış? çünkü devlet sultanın mülküdür. dolayısıyla özel mülkiyetin olmadığı, her şeyin sultana ait olduğu osmanlı’da köle kurumu ve ticareti yaygın olarak vardı.
bunula birlikte; başlıkta belirtilen, özel mülkiyetin (dolayısıyla sınıfların) oturduğu ve keskin olarak yer aldığı toplumlarda kölelik daha kurumsal ve yaygın olarak yer alır önermesi doğrudur. fakat yukarıda belirttiğim üzere türkler açısından genellemeye uymaz.
eğer başlık tanımına türklerin köle olması açısından bakarsak, burası da genel hatları ile doğru olmakla birlikte eksiktir. türkler her göçebe millet gibi özgürlüğe son derece düşkün bir millet, köleleştirmeye müsait değil. fakat koskoca memlükler devleti de gözden kaçmamalıdır. her ne kadar paralı asker gibi görünmek istense de, sonradan memlük devleti yöneticileri olan türkler aslında köle askerlerdi, diğer kölelere oranla daha prestijli olsalar da, bu onların bir köle olduğu gerçeğini değiştirmez. zaten devletin ismi de bunu açıkça ortaya koyar, memlükler yani köleler.
fakat ilginç olarak türkler köle-asker iken, zamanla bulundukları toplumun yöneticisi ve yönetici sınıfı haline gelmiştir. 200 yıl kadar da, sadece yönetici sınıfını işgal etmiş olsa da (halk çoğunluğu türk değildir) kendi çapında görkemli bir devlet sahibi olmuşlardır.
türkler’de kölelik derken, eğer türkler’in köle sahibi olması kastediliyorsa; göçebe bir toplumda kölelik olması zaten mümkün değildir. tarihte kölelik kurumu sadece gelişmiş şehirlerde ve ticaret merkezlerinde görülmüştür. türkler’de bu açıdan kölelik zaten mümkün değildi.
ne zaman şehirleşme (ticaret) osmanlı ile biraz oturur gibi oldu, hemen kölelik kurumunun da geliştiği görülecektir. bu açıdan özel mülk ile alakası türkler’de kurulamaz. zira asıl osmanlı devletinde özel mülk yoktu, hatta hala kullandığımız “adalet mülkün temelidir” sözündeki mülk devlet demektir, düşündünüz mü neden devlet yerine mülk kelimesi kullanılmış? çünkü devlet sultanın mülküdür. dolayısıyla özel mülkiyetin olmadığı, her şeyin sultana ait olduğu osmanlı’da köle kurumu ve ticareti yaygın olarak vardı.
bunula birlikte; başlıkta belirtilen, özel mülkiyetin (dolayısıyla sınıfların) oturduğu ve keskin olarak yer aldığı toplumlarda kölelik daha kurumsal ve yaygın olarak yer alır önermesi doğrudur. fakat yukarıda belirttiğim üzere türkler açısından genellemeye uymaz.
eğer başlık tanımına türklerin köle olması açısından bakarsak, burası da genel hatları ile doğru olmakla birlikte eksiktir. türkler her göçebe millet gibi özgürlüğe son derece düşkün bir millet, köleleştirmeye müsait değil. fakat koskoca memlükler devleti de gözden kaçmamalıdır. her ne kadar paralı asker gibi görünmek istense de, sonradan memlük devleti yöneticileri olan türkler aslında köle askerlerdi, diğer kölelere oranla daha prestijli olsalar da, bu onların bir köle olduğu gerçeğini değiştirmez. zaten devletin ismi de bunu açıkça ortaya koyar, memlükler yani köleler.
fakat ilginç olarak türkler köle-asker iken, zamanla bulundukları toplumun yöneticisi ve yönetici sınıfı haline gelmiştir. 200 yıl kadar da, sadece yönetici sınıfını işgal etmiş olsa da (halk çoğunluğu türk değildir) kendi çapında görkemli bir devlet sahibi olmuşlardır.
devamını gör...




