kültürel merkeziyetçilik olarak tanımlanan sosyolojik bir kavramdır.kişinin kendi kültür değerlerininden yola çıkarak diğer kültürleri yargılamasıdır.
devamını gör...

neredeyse 3 günlük kısıtlamanın etkisi işte bu. insanlar evde oturmaktan sıkılıp ne yapacaklarını şaşırdılar. bundan sebep kartopuna vermiş kendini komşunuz. kısıtlama az daha uzasa 2 kat bina çıkar sanırım, kardan müstakil ev yapar. araba zaten hazır, yapılı. bi ev eksik. 2 araba büyüklüğündeki kar topunu da merak etmedik değil hani. yok mu bir fotoğrafı falan.
devamını gör...

dünyalara bedel insandır. olduğundan daha güzel/yakışıklı, daha zeki, daha sevilesi, daha fantastik, çok garip, bir acayip ve vazgeçilmez görünür. büyülüdür adeta. hayatınız bir hamursa, o kişinin toz olmasını ve onu hamurunuza karıştırmayı isterken bulursunuz kendinizi. evet. daha korkunç örnekler vermeden tanımı sonlandırıyorum.
devamını gör...

fiziksel bi ağrın yok, yorgunluğun yok ama yorgun ve bitkin hissediyorsun. heh işte o depresyon ya da büyük ihtimalle depresyon başlangıcı. uzmanı dışında kimse doğru teşhis edemez elbette ama dikkat etmekte fayda var.
devamını gör...

böyle düşünen insanlar keşke hayatında bir kez benim geçirdiğim gibi bir regl dönemi geçirse.
devamını gör...

2019 yılında elit bir platform diye umarak kaydolmam, ve kaydolmamın 5. dakikasında birinin bana fotoğrafını atıp seks yapmaya ne dersin demesi ve benim şoka uğramam... bunları geçiyorum. ekşide çok fazla hayvan ve kadın düşmanı var. entryleri okuyunca sinir krizi geçirmemek mümkün değil. okumaktan kaçınsamda o başlıkları görmek zorunda olmak başlı başına eziyetti. ayrıca çok fazla a*salak barındırıyo bünyesinde. en ufak bir cinsellik imalı entryinize en az 10 tane aç maymunlardan mesaj geliyor. orda isteyen istediğini yazıyor.
tüm kedi köpekler öldürülmeli diyen yazarlar var. atatürke söven yazarlar var. ve bunlara hiçbir ceza verilmiyor. böyle leş bir ortam. ordaki hesabımı kapattım. ve bir daha asla girmeyi düşünmüyorum.

umarım burası ekşiye dönmez. çünkü artık huzur istiyorum ve eğitimli insanları görmek istiyorum. aksi halde bir daha böyle platformlarda olmayacağım.
devamını gör...

bunlar bilim insanı falan değil tüccar, bir kelimesine bile inanmadığım insan müsveddesinin yaygarasıdır.
devamını gör...

lisedeyken ingilizce hocam çok güzel özetlemişti, kendisine de dedesi anlatmış.

"gül bahçesi olan bir adam, bir gün evladını çeşit çeşit güllerin olduğu bahçeye götürür, şu bahçeden 5 dakika içinde bir tane gül beğenip alıp çıkacaksın der. evlat bahçeye girer, girdiği gibi karşısına bir gül çıkar çok beğenir tam koparacakken etrafa bakınır belki daha güzeli vardır deyip ilerler bir tane daha görür onu da çok beğenir ama yine daha iyisini bulurum deyip ilerler böyle diye diye kapının sonuna kadar gelir, süre iyice azalmıştır geriye dönemeyeceğini anlar ve kapıya en yakın gülü koparıp bahçeden çıkar ama gül istediği gibi bir gül değildir."
devamını gör...

isveççe bir sözcüktür. stresliyken ve gerginken neşelenmek, rahatlamak ve iyi hissetmek adına, kişinin sevdiği ve kişi için özel bir anlamı olan yere gitmesi anlamına gelmektedir.
devamını gör...

akabinde oluşacak forumvari, kalitesiz tanım ve cinsiyetçi başlıkların barındığı ortamdan şikayetçi olmamayı gerektirir.
tabii ki takdir yazarların.
devamını gör...

geç keşfettiğim ve mahlasını beğendiğim yazar. daha okumadığım sayfalarca tanımı olmasına rağmen kuzguncuktaki vişne diyar diyar gezdiyor tanımlarıyla.
devamını gör...

16 temmuz 1968, new jersey doğumlu yazar. cooperstown, new york eyaletinde büyüdü. babası, national baseball hall of fame'deki bir yöneticiydi. guilfoile 1990 yılında notre dame üniversitesi'nden mezun oldu ve houston astros beyzbol kulübü için medya ilişkilerinde kısa bir süre çalıştı. chicago tasarım firması coudal ortaklar kurucu ortağıydı ve o şirketin 11 yıl boyunca yaratıcı yönetmeni oldu.

klon ve kulüp 1000 isimli iki kitabın yazarıdır.
devamını gör...

iq'suna bağlı olarak tabir-i caizse zihinsel engeli olduğuna karar verilen forrest gump'ın okul hayatını, askerliğini, aşkını anlatan mükemmel başyapıt.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

öncesinde romanken beyaz perdeye uyarlanmıştır. akıllarda kalan en ünlü repliği forrest'ın aşkısı olan jenny'nin "run forrest run" dediği repliktir. jenny sayesinde forrest milli atletlerden hızlı koşmaya başlamıştır. *

filmde eleştirdiğim birkaç nokta vardı ancak içime işleyen en önemli kısım forrest'ın annesinin okul müdürüyle yattığı kısım oldu. müdürün pişkin pişkin "annen senin için her şeyi yapar evlat," demesi açıkçası üzdü beni. bir başka nokta ise başrolümüzün hep başarılı olması. masa tenisi'nde, askerde, okulda... o hep başarılıdır. keşke biraz da kaybedişini görseydik de hayatta kaybetmenin de kazanmak kadar önemli olduğunu görebilseydik.


annem hep şöyle derdi; "hayata devam edebilmek için geçmişi arkada bırakmak gerekir."
benim koşmam da bununla ilgiliydi sanırım. 3 yıl, 2 ay, 14 gün ve 16 saat koştum.


edit: düzeltme.
devamını gör...

kilo vermekten daha zor olduğunu şişmanlar bilmez.
devamını gör...

aramayıp akışa bıraktığında seni bulan şeydir. zor diye tabir edilmesi sürekli aranmasından ortaya çıkmıştır.
devamını gör...

(14 ağustos 1888 - 14 haziran 1946) televizyonu icat eden iskoç mucit.

çocukluk yıllarından beri keşif merakı olan mucit, 12 yaşında evine ilk elektrik sistemini döşemiştir ve bunu takip eden arkadaşları ile konuşması mümkün kılacak olan ilk telefon santralini geliştirmiştir.

glaslow üniversitesi'nde elektrik mühendisliğini okumuştur. birinci dünya savaşı sırasında eğitim hayatına ara vermiştir ve silahlı kuvvetlerde çalışmayı istemiştir. fakat bu isteği kabul edilmemiştir.

durum böyle olunca, clyde valley elektrik enerjisi santralinde çalışmaya başlamıştır fakat yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle çalışmaya son vermek zorunda kalmıştır.

1922 yılında memleketine geri dönmüş, burada tamirciliğe yönelmiştir. bunun sonucunda da hayalini kurmuş olduğu televizyonun icadı üzerine yoğunlaşma fırsatını ele geçirmiştir.

maddiyat açısından zor dönemler yaşayan mucit, ilk denemesini lavoba ve çay tenekesi kullanarak yapmıştır. bir sonraki denemesinde ise projeksiyon lambasını bisküvi kutusuyla kaplamış ve basit bir düzenek elde etmiştir. bu düzenek, tahta çubuklar arasına iğneler ve bal mumuyla tutturulmuş bir cihaz olarak televizyonun atası olarak kabul edilmiştir.

çalışmalarına devam eden mucit, 1925 yılında "stok ey bill" adını verdiği ilk ilkel televizyonu icat etmiştir. 1926 yılında da ilk televizyon görüntüsü yine mucit tarafından yayınlanmıştır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

afrika'nın batısında, denize kıyısı olmayan bir ülkedir. başkenti bamako'dur.
devamını gör...

bir erkeği çekici ve tatlı kılan nadir anlardan biridir.
kendi boğazı için mecburen yemek yapmayı öğrenmiş veyahut mutfağa ilgisi olduğundan dolayı da yemek yapabilir. kendini geliştiren ve "armut piş ağzıma düş"sözünü rendeleyip, içine sevgisini, zeytinyağı ve kekik,tercihe bağlı sarımsak ile harmanlanmış fırın yemeği tadı kadar büyüleyicidir.

şayet arda türkmen izlerken mest olan bir yazarınız olarak, az da olsa yemek yapmaya devam edip, neslinizi elinizi doğrama yaparken bıçaktan korur gibi koruyun erkekler.
devamını gör...

iyi kurgulanmış bir suikastin kurbanı olan merhum siyasetçi. yine bu işi çözmek istemeyenler şu an ülkenin başında olan malum yönetimdi. gün gelecek herşeyin hesabını "çatır çutur" verecekler.
devamını gör...

eski zamanlarda adi suçlardan suçlu bulunan kişileri cezalandırmak amacıyla kullanılan, küçük t harfine benzer çapraz bir şekilde birbirine tutturulmuş iki tahtadan oluşan düzenek.

suçlu kişi, çarmıha gerilmeden önce kırbaçlanırdı. daha sonra boynuna, işlediği suça ilişkin bilgi veren bir levha asılarak, çarmıha gerileceği yere kadar kendi çarmıhını sırtında taşıması sağlanırdı.

suçlu kişinin kolları iki yana doğru açılır ve kişi el bilekleri ile ayaklarından çarmıha çivilenirdi. kan kaybı kişiyi öldürecek düzeyde olmazdı. kişi, vücudunun ağırlığını kolları ile taşıyamadığı için göğüs kafesinin çökmesi sonucu boğularak ölürdü. eğer suçluya "iyilik yapmak" ve onu hemen öldürmek istenirse, bacak kemikleri kırılarak ölüm çabuklaştırılırdı çünkü bu kemikler kırıldığında vücudun çökmesi daha kısa sürerdi.

bu cezalandırma yöntemi aslında son derece aşağılayıcı bir yöntem olarak kabul edilirdi. çarmıha gerilen kişi tamamen çıplak olurdu. adi suçlar ve devlete isyan edenler için uygulandığından, zaten çarmıha gerilenler halkın gözünden düşmüş kişilerdi. hz. isa'yı cezalandırmak amacıyla böyle bir yöntem de, onu halkın gözünde küçük düşürmek için özellikle seçilmişti. *

aslında hristiyanların, bu cezalandırma şeklinin kişiye yönelik aşağılayıcı içeriği nedeniyle, çarmıh mevzusunu utanç verici olarak kabul ettiği ve çarmıha gerilmeyi temsil eden haç sembolünün birkaç yüzyıl boyunca pek de ortalıkta görünmediği söylenir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim