lexus
ozellikle kuzey amerika kitasi'nin yerli luks araclarindan biridir. toyota tarafindan uretilip "luxury car" sinifinda pazarlanmaktadir. en buyuk rakibi acura'dir. yine amerika kitasi'nda luxury car sinifinda her daim "best selling" listesinin en ust siralarindadir. markayi cok abartmamakla beraber arabalari dayanikli, kaliteli ve masrafsizdir... ustteki tanimlarda bana asiri abarti geldi, gozde buyutulecek ultra luks bir arac degildir. bir mercedes, bir bmw, audi lukslugunun ve teknolojisinin yanindan bile gecemez. su an hic usenmeyip en pahali suv sinifindaki aracinin ozelliklerine bakmis bulundum, interior design bakiminda bir kere sinifta kalmis. yil olmus 2021 hala bildigimiz vites koluyla uretiliyor. dis dizayninda ise goze hos gelen bir estetiklik yok (en azindan bana uymuyor). teknolojik ozellikler bakimindanda dise dokunur bir ozellik goremedim. markanin bir kac avantaji disinda bir janjani yok. avantaj olarak nitelenebilecek en buyuk ozelligi sorunsuz olmasidir. sorunsuz olmasindan oturu masrafsizdir da, satarken alman arabalari kadar cok deger kaybetmez, alicisi coktur. bakimi da ucuzdur. genellikle bu yuzden tercih edilir zaten. yani hem luksdur, hem luks sinifina gore ucuzdur, hem de dayaniklidir/problemsizdir. ama bana gore bir acura degildir...
devamını gör...
hala koronovirüse yakalanmamış insan
ben ve tüm tanıdıklarım.
müsebbibi genler mi psikoloji mi bilemiyoruz. maşallah süphanallah barekallah bize.
müsebbibi genler mi psikoloji mi bilemiyoruz. maşallah süphanallah barekallah bize.
devamını gör...
sahtesi olmayan duygu
bir arkadaşımın doğum hikayesini anlatırken duyduğu mutluluk ve gözlerindeki ışıltı. evlat sevgisi bu olsa gerek. o kadar acı çekmesine rağmen, büyük bir mutlulukla anlatması sahte olamaz sanırım.
devamını gör...
tipsiz erkeği yakışıklı gösterecek bir şey
(bkz: zekâ)
zeka varsa o adamla oturur konuşursun,tartışırsın, şaklaşırsın. her zaman da çekicidir. tip bile bu yoksa değersizdir.
zeka varsa o adamla oturur konuşursun,tartışırsın, şaklaşırsın. her zaman da çekicidir. tip bile bu yoksa değersizdir.
devamını gör...
iyi değilim ve neden bilmiyorum
nedenini biliyorum ama asla bir şey yapmiyorum. çünkü ona bile gücüm yok.
devamını gör...
hayat felsefeniz olan sözler
"komşunu sev ama aradaki duvarı kaldırma" george helbert
(bkz: mesafe mesafe mesafe)
(bkz: mesafe mesafe mesafe)
devamını gör...
yazarların garip huyları
eşyalarla konuştuğumu kimse görmesin diye evin bütün perdelerini çekip sergilediğim huylardır.
not: henüz eşyalardan cevap almaya başlamadım.
not: henüz eşyalardan cevap almaya başlamadım.
devamını gör...
mafya sözlük olsa alınabilecek nick
connie corleone.
devamını gör...
kitap alışveriş sitelerinde görülen sakin bir kafayla okuyun yorumu
hep konser alanında okuduğum için beni ilgilendirmeyen durum.
devamını gör...
edebiyat öğrencisi olmak
inanılmaz bir derya denizdir edebiyat, kolay da okunulan bir bölüm değildir. öyle işsiz kalacağım kaygısı ile de okunursa zaten kalırsınız! emektir edebiyat, yaşam biçiminiz olur gelir ve kurulur baş köşeye... dününüz yarınınız bugününüz hep kitaplar olur veeee inanın bu harika bir durumdur!!! kolay kolay öyle dört yılda alttan ders almadan ya da büte kalmadan da bitirebileni azdır. severek, kendinizi daima geliştirerek, derste öğrendiklerinizle yetinmeyip aşk ile okursanız bu bölümü bana inanın öyle işsiz kalacaksın diyenlere güzel bir kapak hediye edeceksiniz. evet kapak! zira kapak her türlü nesnenin üzerini örtmeye, ağzını ya da deliğini kapamaya yarayan bir nesne olduğu için (ağız kapanması adına) size lazım olacak.
devamını gör...
ateistlerin zeka seviyesi
eğer dindar bir çevrenin içinde doğduysa hemen kabullenmek yerine sorguladığı için zeka seviyelerinin ortalama üstü olduğunu düşünüyorum. aslında zeka seviyesi demek doğru değil, düşünme kabiliyeti ve aklı kullanma diyelim. başlık toksik bu arada.
devamını gör...
yediğinin içtiğinin fotoğrafını çekip paylaşan insanlar
uzaktan tanıdığım, hatta sempati duyduğum bir insan vardı. okul müdürü oluyor kendisi. bir ara facebook profilini inceleyeyim istedim. fotoğraflarına baktım da baktım. çoğu fotoğraflar gezi ve yemek üzerine. bu müdürümüz, nereye gittiyse ve kime konuk olduysa yaptığı kahvaltıyı, et ızgarayı, konya etliekmeği, ciğer şişi, sucuklu yumurtayı, közde patatesi, içtiği çayı, neskafeyi, çileği, kavunu, karpuzu eliyle göstererek poz vere vere paylaşmış. hatta bir tabak doğranmış karpuzu görev yaptığı okulun müdür odasında yerken çektiği fotoyu paylaşmış. yani bu abimiz gurme olsa anlarım da, koskoca aklı başında bir eğitimci. cahil, görgüsüz, yeni yetme birisi de değil. etraf ve takipçiler ne der, ayıp ediyor muyum acaba? diye özeleştiri yapmıyor mudur ? ama fotoyu görenler ya kıskanıyor ya da yüzüne değil ama arkasından atıp tutuyordur orası kesin. ilk başlarda duyduğum sempati bu fotoğraflardan sonra antipatiye dönüştü.
buna benzer bir komşumuz var, ismi cuma bey, kuyumculuk yapan saygın bir insan. pazar günleri akşam üzeri arkadaşlarını toplar. mangalda kuyruk yağı, kokoreç, mantar ve ateş başında çay içme fotoğrafları ve her pazar aynı ritüel. altında da yüzlerce yorumlar "iyi pazarlar, afiyet olsun, iyi eğlenceler" diye. tabi bu yorumlar bana yapmacık gelir. ben de yorum yazarım ama böyle klişe yorumlar değil. hani bunlar maça çıkmış futbolcu gibiler, ben de erman toroğlu gibi tatlı ve acı dokundurmalar yaparım. hatta bu yorumlar üzerine yüz yüze geldiğimizde cuma bey espri ile karışık yorumları hatırlatır. ben de yarı şaka yarı gerçek lafı gediğine koyarım.
"cuma bey, sen şimdi bu fotoğrafları paylaşıyorsun, o" afiyet olsun, iyi eğlenceler "diye yorum yazanların içlerinden" zıkkımın kökünü yiyin "demedikleri ne malum?
yani uzun lafın özeti, yiyen var, yiyemeyen var, yiyecek ve içecek paylaşımları hassas bir konu. bunları sürekli paylaşan, bazı gerçeklerin farkında olmayabilir. bizim cuma bey'in arkadaşlarıyla ziyafetini çektiği o bir akşamlık kuyruk yağlarını, elin garibanı bir senelik yemeğinde kullanıyor.
buna benzer bir komşumuz var, ismi cuma bey, kuyumculuk yapan saygın bir insan. pazar günleri akşam üzeri arkadaşlarını toplar. mangalda kuyruk yağı, kokoreç, mantar ve ateş başında çay içme fotoğrafları ve her pazar aynı ritüel. altında da yüzlerce yorumlar "iyi pazarlar, afiyet olsun, iyi eğlenceler" diye. tabi bu yorumlar bana yapmacık gelir. ben de yorum yazarım ama böyle klişe yorumlar değil. hani bunlar maça çıkmış futbolcu gibiler, ben de erman toroğlu gibi tatlı ve acı dokundurmalar yaparım. hatta bu yorumlar üzerine yüz yüze geldiğimizde cuma bey espri ile karışık yorumları hatırlatır. ben de yarı şaka yarı gerçek lafı gediğine koyarım.
"cuma bey, sen şimdi bu fotoğrafları paylaşıyorsun, o" afiyet olsun, iyi eğlenceler "diye yorum yazanların içlerinden" zıkkımın kökünü yiyin "demedikleri ne malum?
yani uzun lafın özeti, yiyen var, yiyemeyen var, yiyecek ve içecek paylaşımları hassas bir konu. bunları sürekli paylaşan, bazı gerçeklerin farkında olmayabilir. bizim cuma bey'in arkadaşlarıyla ziyafetini çektiği o bir akşamlık kuyruk yağlarını, elin garibanı bir senelik yemeğinde kullanıyor.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
insanların bana meraklarını gidermek amacıyla yaklaşmaları cidden canımı acıtıyor.
neden böylesin, neden öyle oldu, neden şunu yazdın, neden neden neden...
neyse, konuşmalar, mesajlaşmalar bitince haliyle merak da gidiyor. ondan sonra " sen yoluna ben yoluma " nasılsa senden merakımı giderdim düşüncesiyle irtibatı kesiyor.
sözüm meclisten dışarı, geceleri zaman harcadığım, endişelendiğim insanlar oldu. hep destek olmaya çalıştım, hep empati yaptım.
ama ne oldu ? koca bir hiç oldum.
ben üzüldüğümle kaldım, karşımdaki laylaylom devam. yani teşekkür bile beklemiyorum ama en azından arada sırada bir hal hatr sor be.
gerçekten insanlardan umudu kesme vakti gelmiş.kimseye iyi niyetle yaklaşmaya gelmiyor.
en nihayetinde koca bir hiç olup kalıyorum.
neden böylesin, neden öyle oldu, neden şunu yazdın, neden neden neden...
neyse, konuşmalar, mesajlaşmalar bitince haliyle merak da gidiyor. ondan sonra " sen yoluna ben yoluma " nasılsa senden merakımı giderdim düşüncesiyle irtibatı kesiyor.
sözüm meclisten dışarı, geceleri zaman harcadığım, endişelendiğim insanlar oldu. hep destek olmaya çalıştım, hep empati yaptım.
ama ne oldu ? koca bir hiç oldum.
ben üzüldüğümle kaldım, karşımdaki laylaylom devam. yani teşekkür bile beklemiyorum ama en azından arada sırada bir hal hatr sor be.
gerçekten insanlardan umudu kesme vakti gelmiş.kimseye iyi niyetle yaklaşmaya gelmiyor.
en nihayetinde koca bir hiç olup kalıyorum.
devamını gör...
troll deyince akla gelen ilk şey
(bkz: abdulseyidbincabbar)
devamını gör...
asım can gündüz
2016'da aramızdan ayrılmış olan, müzisyenliği, süper enerjisi, sempatikliği ve pozitifliği ile akıllarımızda yer etmiş gitarist.
nam-ı diğer awesome john.
nam-ı diğer awesome john.
devamını gör...
mike portnoy
2010 yılında yerini mike mangini'ye bırakan, dream theater adlı grubun efsane davulcusu olan şahıs, müzisyen, performans canavarı.
şimdilerde aynı perfornamsını the winery dogs ekibinde göstermektedir.
bir peneus ukdesi.
şimdilerde aynı perfornamsını the winery dogs ekibinde göstermektedir.
bir peneus ukdesi.
devamını gör...
normal sözlük’te fikir özgürlüğü
şöyle düşün biz bir kabileyiz bu ormanda, henüz kocaman sandığımız ormanı küçücük adımlarla keşfediyoruz, kabile reisi pek bi iyimser pek bi demokrat.
hele bir mart ay'ı gelsin kediler sevişsin, kış gelsin ağaçlar kesilsin, bahar gelip dereler kirlensin çoğalıp yerleşik düzene geçelim, ufak ufak muhalif guruplar kuralım kabile reisine mızrak atalım.
o zaman eleştiride alırsın dua da alırsın.
bunların hiç biri olmaması dileği ile...
hele bir mart ay'ı gelsin kediler sevişsin, kış gelsin ağaçlar kesilsin, bahar gelip dereler kirlensin çoğalıp yerleşik düzene geçelim, ufak ufak muhalif guruplar kuralım kabile reisine mızrak atalım.
o zaman eleştiride alırsın dua da alırsın.
bunların hiç biri olmaması dileği ile...
devamını gör...
yazarların korsan kitap hakkındaki naçizane düşünceleri
emek hırsızlığı ibaresi sadece günümüz yazarları* için geçerlidir çünkü günümüzdeki yazarların hepsi kitaplarını ticari kaygı güterek para kazanma amaçlı yazıyorlar. şayet yazar olsaydım asla ne kadar satıldığına değil ne kadar okunduğuna ne kadar erişilebilir olduğuna bakardım çünkü benim fikirlerim ve düşüncelerim asla ama asla satılık değil.
devamını gör...

