rozet alan yazarın mutluluğu
az önce yaşadığım şeydir. beğenen tüm dostlara teşekkürlerimle. darısı olmayanların başına.
devamını gör...
ibiş
orta oyunu karakteri, günümüz ben sevgi kelimesi.
çok seviyorum kullanmayı, küçük, sevimli, güzel bişi var kafamda tanım olarak, mıncırılası.
yani günümüz kötülerinin aşağılama kelimesi olarak kullandığının tam aksi, sıcak bi de, bu kelimeler niye bu kadar güzel allahım?
edit : 48 demiştik?
çok seviyorum kullanmayı, küçük, sevimli, güzel bişi var kafamda tanım olarak, mıncırılası.
yani günümüz kötülerinin aşağılama kelimesi olarak kullandığının tam aksi, sıcak bi de, bu kelimeler niye bu kadar güzel allahım?
edit : 48 demiştik?
devamını gör...
nefret söylemi
ekşi sözlük, uludağ sözlük twitter ve facebook gibi ortamlarda bolca işlenen suç. nolur kafa sözlük böyle kalsın.
devamını gör...
mona lisa tablosunun çok abartılması
önünde tövbe edip af dilemesi gereken yazarları ortaya çıkartan önerme.
çarpılırsınız lan, ağzınız burnunuz yer değiştirir, medyum memiş’ten yan kroşe yemiş medyum keto olursunuz:
çarpılırsınız lan, ağzınız burnunuz yer değiştirir, medyum memiş’ten yan kroşe yemiş medyum keto olursunuz:
devamını gör...
14 şubat için antik öyküler
kendini tanıttıktan sonra, programa başlamadan önce, selam gönderdiği sevgilisi ile olan aşkın hikayesini biliyorum ve mutluluğu daim olsun istiyorum.
diğer hikayeleri de aramızda tartıştığımız olmuştu. bi takım müthüşlü sohbetler...
bi ‘swallowed’ çalmasını bekledim içten içe.
genel anlamda beğendim. hoş bi akşam oldu.
diğer hikayeleri de aramızda tartıştığımız olmuştu. bi takım müthüşlü sohbetler...
bi ‘swallowed’ çalmasını bekledim içten içe.
genel anlamda beğendim. hoş bi akşam oldu.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının içinde çok güzel insanlar olması
(bkz: çok güzel insanlar tanıdım hepsi ailem oldu) ya da
(bkz: iyi dostlar biriktirdim hepsi ailem oldu)
(bkz: iyi dostlar biriktirdim hepsi ailem oldu)
devamını gör...
oneirataxia
hayali olan ile gerçekliği ayırt edememe durumu.
devamını gör...
ankara deyince akla gelenler
anıtkabir, karanfil, kurtuluş parkı, dost kitabevi, 7.cadde, tunalı, dtcf, neşet usta.
devamını gör...
şarkılarda sorulan en zor soru
sakin ve eğlenceli bir şarkı gibi görünse de en zor soruları soran şarkılardan biridir. aklıma engelli bir çocuğun ailesine beni kabullenebilecek misiniz minvalinde sordugu soruları getirir.
benimle oynar mısın? bülent ortaçgil
su olsam, ateş olsam
göklerdeki güneş olsam
konuşmasam taş olsam
yine de oynar mısın benimle?
sus olsam, kusur olsam
ağızdaki küfür olsam
doğuştan esir olsam
yine de oynar mısın benimle?
sayılmasam kaç olsam
toprakdaki güç olsam
aptal gibi suç olsam
yine de oynar mısın benimle?
benimle oynar mısın?
benimle oynar mısın?
su olsam, ateş olsam
göklerdeki güneş olsam
konuşmasam taş olsam
yine de oynar mısın benimle?
benimle oynar mısın?
benimle oynar mısın?
buradan
benimle oynar mısın? bülent ortaçgil
su olsam, ateş olsam
göklerdeki güneş olsam
konuşmasam taş olsam
yine de oynar mısın benimle?
sus olsam, kusur olsam
ağızdaki küfür olsam
doğuştan esir olsam
yine de oynar mısın benimle?
sayılmasam kaç olsam
toprakdaki güç olsam
aptal gibi suç olsam
yine de oynar mısın benimle?
benimle oynar mısın?
benimle oynar mısın?
su olsam, ateş olsam
göklerdeki güneş olsam
konuşmasam taş olsam
yine de oynar mısın benimle?
benimle oynar mısın?
benimle oynar mısın?
buradan
devamını gör...
övünmek gibi olmasın ama
aklı başındaki kişiler yeteneklerinden gurur duymazlar,dedi bayan maudie.
(harper lee-bülbülü öldürmek)
(harper lee-bülbülü öldürmek)
devamını gör...
üreter
iki adet bulunur. idrarı böbrekten idrara taşır.
devamını gör...
zülfü livaneli
"bir gün
çok bunalırsan,
denizin dibinde
yosunlara takılmış gibi
soluksuz...
sakın unutma gökyüzüne bakmayı
gökyüzü senindir,
gökyüzü herkesindir."
çok bunalırsan,
denizin dibinde
yosunlara takılmış gibi
soluksuz...
sakın unutma gökyüzüne bakmayı
gökyüzü senindir,
gökyüzü herkesindir."
devamını gör...
yanlış anlaşılmaktan korkmak
ara sıra beni rahatsız eden korkum. bu korku kendimi iyi ifade edemediğimi düşündüğümden mi yoksa anlattıklarımın karşımdaki kişinin anladığı kadar olmasından mı kaynaklanıyor? ilk seçenek daha ağır basıyor .
yeni tanıdığım birinin karşısında çok tedirgin oluyorum. yanlış anlaşılmaktan, eksik anlaşılmaktan korkuyorum. bu korkumun sebebi ne peki? insanları kırmaktan korktuğum için mi? karşımdaki insanı çok tanımasam bile çok değer verdiğim için mi yoksa karşımdaki insan belki kafamın dengi biri ve ileride çok iyi anlaşacağız ama sırf kendimi kötü ifade ettiğim için bu insanı kaybedeceğim için mi korkuyorum? açıkçası korkumun sebebi ne bilmiyorum.
yanlış anlaşılmaktan korktuğum için yeni insanlarla tanışmaya çekiniyorum. uzun yıllar arkadaş olduğum kişiler hakkında hiç böyle bir korkum yok. çünkü kendimi kötü ifade etsem bile yanlış anlışılmayacağımı biliyorum.
yeni tanıdığım birinin karşısında çok tedirgin oluyorum. yanlış anlaşılmaktan, eksik anlaşılmaktan korkuyorum. bu korkumun sebebi ne peki? insanları kırmaktan korktuğum için mi? karşımdaki insanı çok tanımasam bile çok değer verdiğim için mi yoksa karşımdaki insan belki kafamın dengi biri ve ileride çok iyi anlaşacağız ama sırf kendimi kötü ifade ettiğim için bu insanı kaybedeceğim için mi korkuyorum? açıkçası korkumun sebebi ne bilmiyorum.
yanlış anlaşılmaktan korktuğum için yeni insanlarla tanışmaya çekiniyorum. uzun yıllar arkadaş olduğum kişiler hakkında hiç böyle bir korkum yok. çünkü kendimi kötü ifade etsem bile yanlış anlışılmayacağımı biliyorum.
devamını gör...
yeraltı edebiyatı
çok büyük yanılgılara gebe.
sistemi reddeden, eroin alıp, havaya 4 el ateş ederken aynı zamanda tavşanlarla sevişen karakterlerin resmedildiği romanların yeraltı edebiyatı kategorisinde görüldüğü sanrısına kıl oluyorum.
yeraltı edebiyatı toplumun kaybedenlerini, kazananlarını, ağlaklarını, patronlarını vs vs anlatmak zorunda değil, büyük yanılgı bu. şimdi bunu izah etmem zor kelimelerle ama eserin bütünlüğünden, dönemin şartlarına kadar geniş bir yelpazede etiketlendiriyorum o kategoriye giren kitaplarımı.
atıyorum, genç werther'ın acıları da döneminde bu şekilde anılabilirdi. hayal gücü ve sosyal kabullerle ilgili bu daha çok. şu an o kitabı okuyup intihar etmem ama zamanında bunu yapanlar olmuş. o eserde de werther hocamız "ver kokaini ver seksi, hayat boş hacı" diyen birisi değildi.
çölde yaşayan uyuşuk bir bedevi olsam, kıçımı kaldırıp devemin yanına kadar yürüyemediğim için, simyacı benim en büyük yeraltı edebiyatı eserim olurdu. ama yaşadığım dünyada simyacı ucuz bir hint öğretisinden öte gidemiyor. ben onu "100 adımda zirveye çıkın" kitaplarının yanına iliştiriyorum. derin işler.
tüm bu anlaşılmayan mevzuların yanında, entel camia, böyle bir kategori olamaz deyip deli ediyor beni. şıp diye masaya yatırasım geliyor onları.
sistemi reddeden, eroin alıp, havaya 4 el ateş ederken aynı zamanda tavşanlarla sevişen karakterlerin resmedildiği romanların yeraltı edebiyatı kategorisinde görüldüğü sanrısına kıl oluyorum.
yeraltı edebiyatı toplumun kaybedenlerini, kazananlarını, ağlaklarını, patronlarını vs vs anlatmak zorunda değil, büyük yanılgı bu. şimdi bunu izah etmem zor kelimelerle ama eserin bütünlüğünden, dönemin şartlarına kadar geniş bir yelpazede etiketlendiriyorum o kategoriye giren kitaplarımı.
atıyorum, genç werther'ın acıları da döneminde bu şekilde anılabilirdi. hayal gücü ve sosyal kabullerle ilgili bu daha çok. şu an o kitabı okuyup intihar etmem ama zamanında bunu yapanlar olmuş. o eserde de werther hocamız "ver kokaini ver seksi, hayat boş hacı" diyen birisi değildi.
çölde yaşayan uyuşuk bir bedevi olsam, kıçımı kaldırıp devemin yanına kadar yürüyemediğim için, simyacı benim en büyük yeraltı edebiyatı eserim olurdu. ama yaşadığım dünyada simyacı ucuz bir hint öğretisinden öte gidemiyor. ben onu "100 adımda zirveye çıkın" kitaplarının yanına iliştiriyorum. derin işler.
tüm bu anlaşılmayan mevzuların yanında, entel camia, böyle bir kategori olamaz deyip deli ediyor beni. şıp diye masaya yatırasım geliyor onları.
devamını gör...
prens sabahattin
miladi 13 şubat 1879, hicri 20 safer 1296 istanbul doğumlu siyasi aktör. babası mahmud celaleddin paşa adliye nazırıdır, annesi ise sultan abdülhamid'in kız kardeşi seniha sultandır. osmanlı imparatorluğunda liberalizm dendiğinde akla ilk gelen isimdir. prens sabahattin, teşebbüs-i şahsi ve adem-i merkeziyet cemiyeti'ni kurmuştur keza görüşlerini de adem-i merkeziyet olarak adlandırmaktaydı. prens, seniha sultan'dan doğma olduğundan aslında hanedan-ı âli osman'ın pek yakından olmasa da mensubudur, fakat kendi fikirleri bu mensubiyetin öylesine önüne geçmiştir ki 1902 yılında sultan abdülhamid'e başarısız bir darbe girişimi tertip etmiştir.
ıı. meşrutiyet'in ilanından sonra osmanlı ahrar fırkası'nı desteklemiş ve resmi olmasa da ahrar fırkası'nın yönetiminde önemli söz sahibi olmuştur. 31 mart vakasından ahrar fırkasının sorumlu tutulması üzerine prens sabahattin kısa bir süreliğine tutuklanmış daha sonra serbest kalmıştır. imparatorluktaki çeşitli vakalardan dolayı avrupa'da sürekli yer değiştirerek 1. dünya savaşı boyunca çeşitli bölgelerde sürgün hayatı yaşadı. cihan harbi yenilgisiyle ittihat ve terakki yönetimi ülkeden ayrıldı, böylece prens sabahattin tekrar yurda döndü ve milli mücadeleyi destekledi. daha sonraları hanedan üyelerinin sürgüne gönderilmesi kararıyla tekrar yurttan çıkarıldı. 30 haziran 1948 tarihinde isviçre'de vefat etti ve 1948 yılını takiben 4 yıl sonra yani 1952'de cenazesi yurda getirildi.
fikirleri, sebebiyet verdiği olaylar tartışılır lakin üniter bir monarşik düzene karşı olması ve bunu her fırsatta çekinmeden dile getirmesi onu zamanının önemli kişilikleri arasında kabul ettirmekte.
ıı. meşrutiyet'in ilanından sonra osmanlı ahrar fırkası'nı desteklemiş ve resmi olmasa da ahrar fırkası'nın yönetiminde önemli söz sahibi olmuştur. 31 mart vakasından ahrar fırkasının sorumlu tutulması üzerine prens sabahattin kısa bir süreliğine tutuklanmış daha sonra serbest kalmıştır. imparatorluktaki çeşitli vakalardan dolayı avrupa'da sürekli yer değiştirerek 1. dünya savaşı boyunca çeşitli bölgelerde sürgün hayatı yaşadı. cihan harbi yenilgisiyle ittihat ve terakki yönetimi ülkeden ayrıldı, böylece prens sabahattin tekrar yurda döndü ve milli mücadeleyi destekledi. daha sonraları hanedan üyelerinin sürgüne gönderilmesi kararıyla tekrar yurttan çıkarıldı. 30 haziran 1948 tarihinde isviçre'de vefat etti ve 1948 yılını takiben 4 yıl sonra yani 1952'de cenazesi yurda getirildi.
fikirleri, sebebiyet verdiği olaylar tartışılır lakin üniter bir monarşik düzene karşı olması ve bunu her fırsatta çekinmeden dile getirmesi onu zamanının önemli kişilikleri arasında kabul ettirmekte.
devamını gör...
yazarlardan queen bee ile moderatör pavlov'un göbeği aynı kişi mi sorunsalı
üst edit: olduğunu sanmadığım bir olay, çok durmayın üzerinde.
günün ünlüsü yazarımız'da ortaya çıkan büyük skandal olayında da bahsettiğim gibi; yakında burada amcamı, amcaoğlumu falan da görürsem hiç şaşırmam.
oladabilir, olmayadabilir efendim. sonuçta başlıktaki ikinci ve dördüncü entrylerde birbirinin aynı. *
#139685
günün ünlüsü yazarımız'da ortaya çıkan büyük skandal olayında da bahsettiğim gibi; yakında burada amcamı, amcaoğlumu falan da görürsem hiç şaşırmam.
oladabilir, olmayadabilir efendim. sonuçta başlıktaki ikinci ve dördüncü entrylerde birbirinin aynı. *
#139685
devamını gör...
mesaja dönmeyen insan
saygısız insandır. size bir soru soruluyorsa veya haliniz hatrınız soruluyorsa ve siz ona cevap vermiyorsanız afedersiniz kendini bir bok zanneden insansınızdır.
devamını gör...
yeteneksiz olmak
herkes mutlaka bu telkinlerden birine maruz kalmıştır ve kabul etmiştir.
doğduğumuz günden itibaren, herkes birtakım telkinleri bombardımanına maruz kalmıştır, çoğu zaman nasıl karşı çıkacağımız ve ne şekilde tepki vereceğimizi bilemediğimizden. hepsini bilinçsizce kabul ederiz ve onları deneyimlerimiz olarak kabul ederiz.
bazı yanlış telkinlerden bahsedecek olursak örnek olarak şöyle.
-yapamazsın.
-asla başaramayacaksın
-yapmamalısın, başarısız olacaksın, rezil olacaksın
-yanılıyorsun, yanlış biliyorsun
-bir faydası yok
-önemli olan bildiğin değil, kimleri tanıdığın
-ne faydası var kimsenin umurunda değil
-aşk dediğin laftır
-kazanman mümkün dğil
-kimseye güvenemezsin
bu tarz hetero-telkinleri kabul ettiğiniz durumda, bunların gerçeğe dönüşmesi katkıda bulunmuş oluruz. ama insan kendini yetişkin hissedip seçimler yapabiliyor ve kendi başına kararlar alabiliyorsa, yeniden şartlanma terapisi olan yapıcı telkinleri, geçmişte size dayatılan izleri değiştirmek için kullanabilirsiniz.
ilk adım, sizi etkileyen hetero-telkinlerin farkına varmanızdır.
tanım: yeteneksiz insan yoktur, bilinç altında yatan olumsuz telkinlerin zihni kontrol etme sonucu, kendine özgüveni kaybetmesinden ötürü başarı inancını yitirir.
doğduğumuz günden itibaren, herkes birtakım telkinleri bombardımanına maruz kalmıştır, çoğu zaman nasıl karşı çıkacağımız ve ne şekilde tepki vereceğimizi bilemediğimizden. hepsini bilinçsizce kabul ederiz ve onları deneyimlerimiz olarak kabul ederiz.
bazı yanlış telkinlerden bahsedecek olursak örnek olarak şöyle.
-yapamazsın.
-asla başaramayacaksın
-yapmamalısın, başarısız olacaksın, rezil olacaksın
-yanılıyorsun, yanlış biliyorsun
-bir faydası yok
-önemli olan bildiğin değil, kimleri tanıdığın
-ne faydası var kimsenin umurunda değil
-aşk dediğin laftır
-kazanman mümkün dğil
-kimseye güvenemezsin
bu tarz hetero-telkinleri kabul ettiğiniz durumda, bunların gerçeğe dönüşmesi katkıda bulunmuş oluruz. ama insan kendini yetişkin hissedip seçimler yapabiliyor ve kendi başına kararlar alabiliyorsa, yeniden şartlanma terapisi olan yapıcı telkinleri, geçmişte size dayatılan izleri değiştirmek için kullanabilirsiniz.
ilk adım, sizi etkileyen hetero-telkinlerin farkına varmanızdır.
tanım: yeteneksiz insan yoktur, bilinç altında yatan olumsuz telkinlerin zihni kontrol etme sonucu, kendine özgüveni kaybetmesinden ötürü başarı inancını yitirir.
devamını gör...
evladını kendisiyle tartışabilecek konumda görmeyen baba
bunları yaşayan insanlar için üzücü bir durum. çünkü bu olay aynı zamanda sevgi ve saygı görülmeyecek bir aile olduğunu da gözler önüne serer. birey olan ya da olmaya çalışan kişiye çokça zarar verir. ebeveyn olmak kolay, mesele bilinçli ebeveyn olmaktır.
devamını gör...
düzenli uykunun çok ama çok önemli olması
annemin açtığı başlıktır.
tamam anne tamam gece yatmam sabah kalkmam tamam biliyorum.
hayır kadın uyuyayım diye sözlüğe girip başlık açmış yahu.
tamam anne tamam gece yatmam sabah kalkmam tamam biliyorum.
hayır kadın uyuyayım diye sözlüğe girip başlık açmış yahu.
devamını gör...