ölen kişinin iyi özelliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz ya da ezgi.
devamını gör...

demirbaş listesine alınmalıdır acilen. deprem , yangın vb. gibi doğal afetlerde evvela kurtarılmalıdır. ancak salgın gibi hastalıklarda başı boş bırakılmalıdır , ondan bulaşsa bulaşsa iyilik ve bilgi bulaşır , severek okuyoruz. nice güzel tanımlarda rastlaşmak üzere.
devamını gör...

iyonlaştırıcı radyasyon dedektörü. wilson odası ve buhar odası isimleriyle de bilinir.

aletin içi aşırı doymuş su ya da alkol buharıyla doldurulur. yüklü bir parçacık, bunlardan biriyle dolu olan odacığa girdiğinde bu maddelerle etkileşime girerek maddeyi iyonize eder. parçacık geçtiği yol boyunca bu işleme devam ettiğinden arkasında iyonlardan kaynaklanan bir iz bırakır. izin kalınlığı, bunu bırakan parçacık hakkında bilgi verir.

atom altı parçacıklardan müon ve kaon gibi önemli bazı parçacıklar, bulut odası ile keşfedilmiştir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dario moreno kimdir? bütün şarkılarına bayıldıgım sanatçıdır kendileri dostlar.
devamını gör...

asla bir araya gelmeyecek bireyleri bir araya toplayan zorunlu hizmet.benim gibi denetlemele dolu kıbrıs'ta yaptıysanız çarşı izinleri kitlenir,paranız hiçbir işe yaramaz.
bir türlü çözülemeyen su sorunu ve kanalizasyonun olmaması sebebiyle pisliklen hastalanmamaya çalışırsınız.sabır,yemek,eğitim cabası.
devamını gör...

yeşil bir alan görünce hemen mangal hayali kurmak.
devamını gör...

ingiliz yazar j. k. rowling tarafından kaleme alınan harry potter serisindeki cadılık ve büyücülük okulu. döneminin en önemli büyücüleri olan godric gryffindor, salazar slytherin, helga hufflepuff ve rowena ravenclaw tarafından kurulmuştur. okul içerisinde yer alan binaların isimleri de, kurucularının soyadlarından gelmektedir.
devamını gör...

elimde 90 'lı yıllardan kalma iki adet taso ile hamağa uzanmak suretiyle nostaljinin uzay boşluğuna doğru spin atarak ilerleyeceğim radyo yayını. *

neşeli programcımız sevgili bengaripsengüzeldünyaumutlu bizi çocukluğumuza/ilk gençliğimize götürmeyi vaadediyor. üstelik yayında yabancı da yok, hepimiz çocukluk arkadaşıyız öyle değil mi ? şapkayı ters takan bahçıvan pantolonlu çocuklar cemiyeti üyeleri olarak hepimiz orada olacağız. saat geliyor, tik tak tik tak tik tak...
devamını gör...

şu yayınları dinlerken, iyi ki böyle bir sözlüğün açılması için adım atmışım diyorum.
onur, şeref, haysiyet, gurur ne varsa duyuyorum efendim.

(bkz: kocaman alkış)
devamını gör...

özentiye ve gösterişe duyulan sadakâtın bir örneği olarak görüyorum .bir birlikteliği paylaşacaksanız bunu sosyal hayatta paylaşın sosyal hesapta değil.
devamını gör...

yüksek doz cahil olan bir vatandaşın dediğidir. cahilliğe bir tanım yapamayız. ancak videodaki gibi örnek gösterebiliriz dediğimdir.
devamını gör...

"iki insan ayrılırken şefkatli konuşan taraf aşık olmayan taraftır."
(bkz: marcel proust)
devamını gör...

şunu öğrenmelisin;sen hiçbir işe yaramaz değilsin. seni senden çalan toplumdur.
devamını gör...

sürekli provoke edici açıklamalar yapan, haber kanalı olduğu tartışmalı olan kurum. uydurma kelimesinin tdk sözlük karşılığı olarak kullansa yeridir.
devamını gör...

(bkz: asla gerçek olmayacak şeyler)
devamını gör...

böyle tonton yanaklı, beyaz gömleğine pantolon tutacağı takmış, göbekli bir amca gibi hayal ederdim. bana göre çok babacan bir tiplemeydi. insanların sürekli onun hakkında konuşması ve ondan korkmaları bana garip gelirdi. yahu derdim, şu sevimli adamdan niye korkuyorlar? en fazla ne yapabilir ki? gelir sizin yanaklarınızdan sıkar, başınızı okşar gider. ama yok, herkeste bir korku. oysa sevseler belki daha rahat ederlerdi bilemiyorum. korku motivasyonu insanları her konuda tarumar ediyor. lakin o başka bir tartışma konusu.

neyse işte o zamanlar yalnız başıma kaldığımda kendisi ile konuşurdum. insanların onu korkulacak bir varlık olarak görmesine üzülmemesi gerektiğini anlatırdım. sen üzülme bak ben seni seviyorum derdim. korkuyorlar ama seni pek iyi tanımıyorlar herhalde falan diye moral vermeye çalışırdım. sağ olsun hiç kesmeden dinlemiştir beni. o dönemlerde can dostu bendim kanımca çünkü bana asla yeter artık, sus be velet demedi. güzel güzel dinledi.

birde insanların sürekli bak öyle yapma allah kızar, çarpılırsın vallahi falan deyişleri var ki beni benden almıştır. kızmaz, siz onu tanımıyorsunuz, tanısanız böyle yapmazsınız diye onlara çıkışırdım. çocukluk işte... oysa motivasyonları korku olan insanlarla asla ikili tartışmaya girmemek lazım. benim çocukluğumda tanrı çok şeker bir adamdı. büyüdük şekerimizi elimizden aldılar. canları sağ olsun...
devamını gör...

bu vatanın öz evlatlarıdır.
grubun kuruluşundaki gitaristlerinden ümit yılbar, 1993'te askere gitmek için gruptan ayrılmış, gönüllü olarak komando olmuş, siirt-eruh'ta pkk tarafından şehit edilmiştir.

"bir", "sonsuz" gibi şarkıları manevi yönden ne denli kuvvetli olduklarının,
"gündüz gece", "şeytan bunun neresinde" ise anadolu'nun tam da göbeğinden beslendiklerinin göstergesidir.

benim için "şeytan bunun neresinde" memleketimin bir ozanı olan "şair dertli"' nin eseri olması sebebiyle çok ayrıdır. metin türkcan ise karabük'ün çocuğu olduğu için* ayrıca değerlidir.

2007 rock'n coke'daki gündüz gece, bostancı'daki "bir" performansları akıllara kazınmıştır, muhteşem ötesidir.
35. yılları yaklaşırken biz hala buradayız ? , popçular dışarı.
devamını gör...

kendisini bulunmaz hint kumaşı sanmasıdır.
devamını gör...

halk arasında, yapılan yanlış davranışı arttırarak devam eden kimseler için kullanılan ironik söz.

şah kelime anlam: iran veya afgan hükümdarı.
şahbaz kelime anlamı: iri bir tür akdoğan.

hikayesi: sultan 1. abdulhamit, kılık kıyafetine pek bir itina gösterir imiş. bir gün, kendisine yeni bir kaf­tan yaptırtıp giyinmiş. etrafındakilere:
“bakın bakalım yeni kaftanım nasıl olmuş?” diye sorduğunda, bir hizmetkârı şöyle demiş:

“pek yakıştı hünkarım, pek yakıştı! şah idiniz, şimdi şahbaz oldunuz.”
devamını gör...

ayışığı diyorum, hele dolunayda, gece yaşanan o ışığa, aydınlığa bayılıyorum, istanbul da yüksek bir noktada ve terasta sabaha kadar oturabilirim,

gün batımını da çok abarttıklarını düşünüyorum, akşam olurken benim içim sıkılır, özel olarak sevmem, sevmeyebilirim, buda benim sevmeme özgürlüğümdür, hakkımdır, illaki birini seçmek gerekiyorsa, sabah güneşin doğuşunu tercih ederim, özellikle yaz mevsiminde deniz kenarında harikadır,

bir akşam yazlık bir yerde bir tesisteyiz, çok methedilen bahçeli salıncaklı filan bir yerde yemek yemişiz, kahve içiyoruz, bende haddim olmayarak gün batımına sırtımı dönmüşüm, zaten meraklısı da değilim, orada bulunan kokoş bir teyzemiz, bir iki edebiyat eseri parçaladı, ve bir erkeğin bir kadınla olan randevusunda aynen benim gibi manzaraya sırtını dönen kadına, "gün batımına sırtını dönen bir insan beni nasıl anlayabilir" minvalinde bir şey söylediğinden bahsetti, ve bana da sordu neden izlemiyorsun...
teyzecim sen seviyorsun izliyorsun, ben sevmiyorum, izlemiyorum...

neden?
çünkü istemiyorum...

zevkler ve renkler gerçekten tartışılmamalı, ve sorgulanmamalı,
herkes aynı şeyleri sevecek isteyecek diye bir şey yok, sen seviyorsun, sen sensin...
ben sevmiyorum, ben benim...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim