atatürk'ün en sevilen sözü
''bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. fikirlerini inkâr edenler ve beni yerenler çıkabilir. hatta bunlar, benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler, hint'ten, mısır'dan döner dolaşır gene gelir, verimli neticeleri kalpleri doldurur.''
devamını gör...
ulaşılan en yüksek kilo ile şu anki kilo farkı
boyum 1.70 en zayıf halim kısa bir dönem 26 yaşındayken, 52 kiloydu,
2010 yılında 32 yaşıma kadar 65-75 arasında gidip geliyordum, arada çook nadir 60 kiloya düşüp, çook nadir de 80 oluyordum dönem dönem,
sonra 63 kiloyken, yalnız yaşamaya başladım, ve yaklaşık 1 yılda, evimin altında kafe, karşısında dominos olduğu için, ve ben acıktığım saniyede ne yiyeceğimi düşündüğüm için, genelde pizzaya karar veriyordum, çıktığım en yüksek rakam 98 kilodur *
boyum 1,70 ayakkabımı zor giyiyordum, ama öyle katman katman bir obez olmadım hiç, yüzüm de zayıftı, hatta görenler, bir 5 kilo versen yeter filan diyordu, ama tabi bende artık kamufle etmek konusunda uzmanlaştım oda ayrı,
sonra 1,5 ayda -16 kilo arada bir ay mola verip +5 kilo, yine 1,5 ayda 16 kilo şeklinde, protein ağırlıklı, ölmiycek kadar karbonhidrat ve meyvesiz, tahılsız, bakliyatsız, sert bir diyetle, 70 kiloya indim *
karantinalarda, 65 kilonun da altına inmeyi başardım, bir yıl korudum ama, bu son tam kapanmada, bıraktım ipin ucunu, bıktım usandım, allah ne verdiyse pastaydı kebaptı, yine 70-75 arasındayım, sanırım bu benim gerçeğim, artık kabul etmeye çalışıyorum *
grafik 50-100 kg arası,
şu an 73 kg
2010 yılında 32 yaşıma kadar 65-75 arasında gidip geliyordum, arada çook nadir 60 kiloya düşüp, çook nadir de 80 oluyordum dönem dönem,
sonra 63 kiloyken, yalnız yaşamaya başladım, ve yaklaşık 1 yılda, evimin altında kafe, karşısında dominos olduğu için, ve ben acıktığım saniyede ne yiyeceğimi düşündüğüm için, genelde pizzaya karar veriyordum, çıktığım en yüksek rakam 98 kilodur *
boyum 1,70 ayakkabımı zor giyiyordum, ama öyle katman katman bir obez olmadım hiç, yüzüm de zayıftı, hatta görenler, bir 5 kilo versen yeter filan diyordu, ama tabi bende artık kamufle etmek konusunda uzmanlaştım oda ayrı,
sonra 1,5 ayda -16 kilo arada bir ay mola verip +5 kilo, yine 1,5 ayda 16 kilo şeklinde, protein ağırlıklı, ölmiycek kadar karbonhidrat ve meyvesiz, tahılsız, bakliyatsız, sert bir diyetle, 70 kiloya indim *
karantinalarda, 65 kilonun da altına inmeyi başardım, bir yıl korudum ama, bu son tam kapanmada, bıraktım ipin ucunu, bıktım usandım, allah ne verdiyse pastaydı kebaptı, yine 70-75 arasındayım, sanırım bu benim gerçeğim, artık kabul etmeye çalışıyorum *
grafik 50-100 kg arası,
şu an 73 kg
devamını gör...
afganistan merkez bankası başkanının basına verdiği fotoğraf
garibim ya elini laptop'a uzatmış falan aç desen açamaz ama şekil olsun işte.
bana bir şeyler anımsattı bu fotoğraf ama detaylara girmem durumunda sıkıntı yaşayabilirim.
bana bir şeyler anımsattı bu fotoğraf ama detaylara girmem durumunda sıkıntı yaşayabilirim.
devamını gör...
parlamenter sistem vs başkanlık sistemi
bize başkanlık sistemi diye yutturulan ucube sistem zaten dünyanın hiç bir medeni ülkesinde uygulanmadığı için hakkında fazla bir şey yazmayacağım versustur.
tek söyleyeceğim, her iki sistemin de emniyet subabı bağımsız yargıdır, bu olmadıkça aslında sistem ne o ne budur.
tek söyleyeceğim, her iki sistemin de emniyet subabı bağımsız yargıdır, bu olmadıkça aslında sistem ne o ne budur.
devamını gör...
sünbülzade vehbi
ağırlıklı olarak rücû tarzı eserler vermiş, oldukça ilginç bir şiiriyle (aşağıda vereceğim şiiri) tanınan 18. yüzyıl divan edebiyatı şairi.
devletin resmi yazışmalarını düzenleme görevi, anlatım ve yazı konusundaki yeteneği nedeniyle kendisine verilen vehbi, mali işlerle ilgili görevler de yapmıştır. ı. abdülhamid tarafından iran'a elçi olarak gönderildiğinde, bağdat valisi ile bir anlaşmazlık yaşar ve idamına karar verilir. ancak daha sonra affedilir.
divan, münşeât, tuhfe-i vehbî, şevk-engiz, nuhfe-i vehbî ve lutfiye-i vehbî, bilinen eserleridir.
***
tüm bu eserlerin yanında onu tanımamızı sağlayan en önemli şiiri odur ki, rivayete göre padişahın ona "öyle bir şey yaz ki, ilk satırını okuduğumda seni öldürmek, ikinciyi okuduğumda ödüllendirmek isteyeyim." demesiyle yazılmıştır. ortaya çıkan şey budur:
azm-ü hamam edelim, sürtüştürem ben sana,
kese ile sabunu, rahat etsin cism-ü can.
lal-ı şarab içirem ve ıslatıp geçirem,
parmağına yüzüğü, hatem-i zer drahşan.
eğil eğil sokayım, iki tutam az mıdır?
lale ile sümbülü kâkülüne nevcivan.
diz çökerek önüne ılık ılık akıtam,
bir gümüş ibrik ile destine ab-ı revan.
salınarak giderken arkandan ben sokayım,
ard eteğin beline, olmasın çamur aman!
kulaklarından tutam, dibine kadar sokam,
sahtiyandan çizmeyi, olasın yola revan.
öyle bir sokayım ki, kalmasın dışarda hiç,
düşmanının bağrına hançerimi nâgehan.
eğer arzu edersen ben ağzına vereyim,
yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman.
herkese vermektesin, bir de bana versene
avuç avuç altını, olsun kulun şaduman.
sen her dâim gelesin, ben vehbi'ye veresin,
esselamun aleyküm ve aleykümesselam..
devletin resmi yazışmalarını düzenleme görevi, anlatım ve yazı konusundaki yeteneği nedeniyle kendisine verilen vehbi, mali işlerle ilgili görevler de yapmıştır. ı. abdülhamid tarafından iran'a elçi olarak gönderildiğinde, bağdat valisi ile bir anlaşmazlık yaşar ve idamına karar verilir. ancak daha sonra affedilir.
divan, münşeât, tuhfe-i vehbî, şevk-engiz, nuhfe-i vehbî ve lutfiye-i vehbî, bilinen eserleridir.
***
tüm bu eserlerin yanında onu tanımamızı sağlayan en önemli şiiri odur ki, rivayete göre padişahın ona "öyle bir şey yaz ki, ilk satırını okuduğumda seni öldürmek, ikinciyi okuduğumda ödüllendirmek isteyeyim." demesiyle yazılmıştır. ortaya çıkan şey budur:
azm-ü hamam edelim, sürtüştürem ben sana,
kese ile sabunu, rahat etsin cism-ü can.
lal-ı şarab içirem ve ıslatıp geçirem,
parmağına yüzüğü, hatem-i zer drahşan.
eğil eğil sokayım, iki tutam az mıdır?
lale ile sümbülü kâkülüne nevcivan.
diz çökerek önüne ılık ılık akıtam,
bir gümüş ibrik ile destine ab-ı revan.
salınarak giderken arkandan ben sokayım,
ard eteğin beline, olmasın çamur aman!
kulaklarından tutam, dibine kadar sokam,
sahtiyandan çizmeyi, olasın yola revan.
öyle bir sokayım ki, kalmasın dışarda hiç,
düşmanının bağrına hançerimi nâgehan.
eğer arzu edersen ben ağzına vereyim,
yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman.
herkese vermektesin, bir de bana versene
avuç avuç altını, olsun kulun şaduman.
sen her dâim gelesin, ben vehbi'ye veresin,
esselamun aleyküm ve aleykümesselam..
devamını gör...
okuduğun bir kitabı pudra şekerine uyarla
bilinmeyen bir pudra şekerinin mektubu
devamını gör...
sevilmeyen insan davranışları
kalabalık ortamlarda boş boş ,saçma sapan konulardan bahseden insan,
patavatsız insan,
herkesin içinde dakikalarca telefonla konuşan insan,
karşısındaki konusurken sağa sola bakan,önemsemeyen tavırlarda bulunup kendisi konuşurken dinlenmek,dinletmek isteyen insan! davranışlarıdır
patavatsız insan,
herkesin içinde dakikalarca telefonla konuşan insan,
karşısındaki konusurken sağa sola bakan,önemsemeyen tavırlarda bulunup kendisi konuşurken dinlenmek,dinletmek isteyen insan! davranışlarıdır
devamını gör...
normal sözlük bir mit projesidir
bununla ilgili bir dosya hazırlıyoruz. yakında ayrıntıları ile paylaşacağız. çok fazla bilgi ve doküman taraması yaptığımız için biraz vaktimizi alıyor lakin bu mevzuyu aydınlatacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın.
devamını gör...
hayatı güzelleştiren ufak detaylar
benim kedim var. kedi ile yaşayanlar bilir. size kendini sevdirmeye gelir. size sürtünür, yerde yuvarlanıp göbüşümü sev der. işte bu olay kediyle yaşamın getirdiği her türlü zahmete değmesini sağlıyor.
devamını gör...
2020 küresel salgın döneminde uzaktan eğitim izleme ve değerlendirme raporu
uzaktan eğitim sürecinin pek de istendiği gibi gitmediğini gösteren rapordur. öğrencilerin yaklaşık %50'si süreçten verimli bir şekilde faydalanamamıştır. ayrıca devlet okullarındaki 1 milyon 78 bin öğrencinin interneti ve 227 binin de televizyonu olmadığına dikkat çekilmiştir. milli eğitim bakanı ziya selçuk istediği kadar "bugün türkiye'nin eğitimde sağladığı başarı dünyanın taktirini topluyor" dese de gerçekler sanki ortadadır. konuyla ilgili haberden dikkatimi çeken kısımlar aşağıda yer alıyor:
milli eğitim bakanlığı’nın (meb) 2020 küresel salgın döneminde uzaktan eğitim izleme ve değerlendirme raporu’nu yayımladı. rapora göre, öğrencilerin yüzde 13’ü koronavirüs pandemisinde eba tv’deki ve çevrimiçi derslere katılamadı; öğrencilerin yüzde 1,5’i televizyonu ve interneti olmadığı için ders anlatımlarını takip edemedi, yüzde 7,1’i de internete erişimi olmadığı için canlı derslere katılamadı; yüzde 4,4’ü ise canlı ders yapılmadığını açıkladı. derslere katılamayan öğrencilerin toplamı yüzde 13 oldu.
anka'da ye alan habere göre, birleşik kamu iş konfederasyonu merkez yönetim kurulu üyesi ali taştan, 18,2 milyon öğrencinin örgün eğitim gördüğünü hatırlatarak, bu öğrencilerin 15 milyon 189 bininin devlet okullarında olduğunu söyledi. taştan, bakanlığın araştırmasında öğrencilerin yüzde 24'ünün derslere katılmadığına ilişkin tespite vurgu yaparak, “3 milyon 645 bin çocuğun uzaktan eğitimle ilgili derslere girmediğini görüyoruz. giren çocukların da yüzde 23’ü tamamen tüm derslere katıldığını, yüzde 53,3’ü de bazı derslere katıldığını söylüyor. burada öğrencilerin yaklaşık yüzde 50’si eba ve uzaktan eğitim imkanlarından faydalanamıyor” dedi.
“uzaktan eğitim etkinlikleri yeni eğitim öğretim yılında da devam etmelidir” görüşüne katılan öğrenci oranı yüzde 38’de kalırken, bazı sınavların internet üzerinden yapılması gerektiğini düşünen öğrenci sayısı yüzde 30 oldu.
haberi tamamı ve kaynak: t24.
milli eğitim bakanlığı’nın (meb) 2020 küresel salgın döneminde uzaktan eğitim izleme ve değerlendirme raporu’nu yayımladı. rapora göre, öğrencilerin yüzde 13’ü koronavirüs pandemisinde eba tv’deki ve çevrimiçi derslere katılamadı; öğrencilerin yüzde 1,5’i televizyonu ve interneti olmadığı için ders anlatımlarını takip edemedi, yüzde 7,1’i de internete erişimi olmadığı için canlı derslere katılamadı; yüzde 4,4’ü ise canlı ders yapılmadığını açıkladı. derslere katılamayan öğrencilerin toplamı yüzde 13 oldu.
anka'da ye alan habere göre, birleşik kamu iş konfederasyonu merkez yönetim kurulu üyesi ali taştan, 18,2 milyon öğrencinin örgün eğitim gördüğünü hatırlatarak, bu öğrencilerin 15 milyon 189 bininin devlet okullarında olduğunu söyledi. taştan, bakanlığın araştırmasında öğrencilerin yüzde 24'ünün derslere katılmadığına ilişkin tespite vurgu yaparak, “3 milyon 645 bin çocuğun uzaktan eğitimle ilgili derslere girmediğini görüyoruz. giren çocukların da yüzde 23’ü tamamen tüm derslere katıldığını, yüzde 53,3’ü de bazı derslere katıldığını söylüyor. burada öğrencilerin yaklaşık yüzde 50’si eba ve uzaktan eğitim imkanlarından faydalanamıyor” dedi.
“uzaktan eğitim etkinlikleri yeni eğitim öğretim yılında da devam etmelidir” görüşüne katılan öğrenci oranı yüzde 38’de kalırken, bazı sınavların internet üzerinden yapılması gerektiğini düşünen öğrenci sayısı yüzde 30 oldu.
haberi tamamı ve kaynak: t24.
devamını gör...
tenacious d in the pick of destiny
liam lynch'in yönettiği ve 2006 yılında gösterime giren keyifli film. jack black zaten komik adamdır ve filmde ziyadesiyle bu özelliklerini görüyorsunuz. film iki metal müzik tutkununun şeytana pabucunu ters giydirmesi üzerine kurgulanmış. şeytana ait kutsal bir penanın arayışını anlatıyor. bu kutsal penayı bulmak ve kullanmak sizi metal aleminin en iyisi yapıyor. jack black ve kyle gass bu penaya ulaşmak için türlü türlü komik olaylar yaşıyorlar. hatta şeytanla aşık atışması (rock-off) yaptıkları bölümün tadından yenmez. orada aşkla ve şevkle çalıp söylüyorlar zira işin ucunda cehenneme gidip seks kölesi olma riski var. *
peki pena neden bu kadar önemli? çünkü ''pick of destiny'' adı verilen pena bir büyücü tarafından şeytanın dişi kullanılarak yapılıyor. bahsedilen büyücü karanlık bir büyücü ve şeytanın güçlerinden faydalanmak için onu çağırıyor. sonrasında aralarında bir arbede yaşanıyor. şeytan büyücüyü tam ham yapacakken basit bir demirci patırtıyı duyuyor ve büyücünün imdadına yetişiyor, şeytana bir at nalı fırlatıyor ve hedefi tam 12'den vuruyor. şeytanın azı dişini kırıyor adam yahu * şeytana bu utanç fazlasıyla yetiyor. dişi kırık şeytan eksik şeytandır mantalitesi ile büyücü son gücüyle mevzuya dalıyor ve böylece şeytanı cehenneme utanç içerisinde geri gönderiyor. hal böyle olunca da büyücü madem bu herif bana bir iyilik yaptı bende ona bir iyilik yapayım diyor ve şeytanın dişinden kutsal penayı yapıyor. dünya üzerinde ne kadar telli müzik aleti varsa hepsini bu penayla tabiri caizse öttürüyorsunuz.
hah işte tam da bu yüzden bizim kafadarlar şeytanla bile dalaşmayı göze alıyorlar. bir yanda eksik parçasını tamamlamak isteyen şeytan diğer yanda metal müzik efsanesi olmak isteyen kafadarlar. bizimkiler penanın bir rock tarihi müzesinde olduğunu öğrendikten sonra yaşananlar cidden komik. ha tabi şöyle bir şey var bu film absürt bir komedi ve anlam arayışı içerisinde izlenecek bir film değil. gülmek ve kafayı boşaltmak istiyorsanız ve üstüne üstlük metal müzik dinlemeyi seviyorsanız, izlenmek için biçilmiş kaftandır. tabi bir de bong of destiny mevzusu var ama artık ağır ipucu içerdiği için oraya girmemek gerek zira filmi izlemeyenleri de düşünmek lazım *
şurası çok keyifli yahu (filmi izlemeyenler rica ederim bu sahneyi izlemesinler. vallahi sorumluluk kabul etmem.)
peki pena neden bu kadar önemli? çünkü ''pick of destiny'' adı verilen pena bir büyücü tarafından şeytanın dişi kullanılarak yapılıyor. bahsedilen büyücü karanlık bir büyücü ve şeytanın güçlerinden faydalanmak için onu çağırıyor. sonrasında aralarında bir arbede yaşanıyor. şeytan büyücüyü tam ham yapacakken basit bir demirci patırtıyı duyuyor ve büyücünün imdadına yetişiyor, şeytana bir at nalı fırlatıyor ve hedefi tam 12'den vuruyor. şeytanın azı dişini kırıyor adam yahu * şeytana bu utanç fazlasıyla yetiyor. dişi kırık şeytan eksik şeytandır mantalitesi ile büyücü son gücüyle mevzuya dalıyor ve böylece şeytanı cehenneme utanç içerisinde geri gönderiyor. hal böyle olunca da büyücü madem bu herif bana bir iyilik yaptı bende ona bir iyilik yapayım diyor ve şeytanın dişinden kutsal penayı yapıyor. dünya üzerinde ne kadar telli müzik aleti varsa hepsini bu penayla tabiri caizse öttürüyorsunuz.
hah işte tam da bu yüzden bizim kafadarlar şeytanla bile dalaşmayı göze alıyorlar. bir yanda eksik parçasını tamamlamak isteyen şeytan diğer yanda metal müzik efsanesi olmak isteyen kafadarlar. bizimkiler penanın bir rock tarihi müzesinde olduğunu öğrendikten sonra yaşananlar cidden komik. ha tabi şöyle bir şey var bu film absürt bir komedi ve anlam arayışı içerisinde izlenecek bir film değil. gülmek ve kafayı boşaltmak istiyorsanız ve üstüne üstlük metal müzik dinlemeyi seviyorsanız, izlenmek için biçilmiş kaftandır. tabi bir de bong of destiny mevzusu var ama artık ağır ipucu içerdiği için oraya girmemek gerek zira filmi izlemeyenleri de düşünmek lazım *
şurası çok keyifli yahu (filmi izlemeyenler rica ederim bu sahneyi izlemesinler. vallahi sorumluluk kabul etmem.)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının olabileceği renk
mavi
devamını gör...
insan karakteri
egosunun dağlarını eritip önündeki ufuk çizgisini -hiçliği- ne kadar net görürse, o kadar özgür olacak ve hiçe sayıl(a)mayacak karakterdir.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bir itirafta ben yazayım.
sabahtan beri dilimde sanat müziği özellikle şu iki yeri peş peşe söylüyorum.
şimdi uzaklardasın gönül hicranla doldu.
bir kedim bile yok anlıyor musun?
şarkının tamamı değil, o iki satır.
sabahtan beri dilimde sanat müziği özellikle şu iki yeri peş peşe söylüyorum.
şimdi uzaklardasın gönül hicranla doldu.
bir kedim bile yok anlıyor musun?
şarkının tamamı değil, o iki satır.
devamını gör...
organize işler sazan sarmalı
tolga çevik ve özgü namal olmadan olmayacağı açık olan film.
ilk filmde ki o meşhur tabut dümenini bile halen açıp izlediğim zamanlar oluyor.
ama son zamanlarda bu olay yani tutan bir şeyin ikincisi çekilmesi ya da dizisinin yapılması önlenemez bir hastalık haline geldi.
ilk filmde ki o meşhur tabut dümenini bile halen açıp izlediğim zamanlar oluyor.
ama son zamanlarda bu olay yani tutan bir şeyin ikincisi çekilmesi ya da dizisinin yapılması önlenemez bir hastalık haline geldi.
devamını gör...
kumpirin 40 lira olması
malzeme nin maliyeti 2 lira geri kalan 18 tl kira ve vergiler, 20 tl kâr.
4 çeşit yemek 10tl kdv hariç , tabldot gidin sanayii taraflarına dolu, hatta daha ucuza bile var amma onu tavsiye etmiyorum.
kumpir dediğimiz patates ve arkadaşları zaten sağlıksız, sakın 10 tl lik tabldot sağlıksız demeyin.
4 çeşit yemek 10tl kdv hariç , tabldot gidin sanayii taraflarına dolu, hatta daha ucuza bile var amma onu tavsiye etmiyorum.
kumpir dediğimiz patates ve arkadaşları zaten sağlıksız, sakın 10 tl lik tabldot sağlıksız demeyin.
devamını gör...
how get away with murder
6 sezonluk amerikan yapımı bir dizi. aksiyon, suç severler ekran başına. hukuk, avukatlar, savcılar, mahkemelerin sahnede olduğu suit'ten sonra başarılı bulduğum bir dizi. kimin eli kimin boynunda türünden ters köşe bolluğu yaşatıyor. başrolde başarılı ve alfa bir avukat kadın yer alıyor. aynı zamanda hukuk dersi veriyor. mezun verene kadar yanına asistan aldığı 5 öğrenci var, eskileri mezun edince yeni dönem tekrar seçiyor ve olaylar böyle başlıyor. diziden çıkarmanız gereken anlam, katile yardım etmeyin falan(!) herhalde? öyle derin anlamlar içermiyor, mısırını patlatıp koltuğa yayıla yayıla izlemelik, arada başını koyup kestirmelik bir seri işte.
oliver ve conner'ı asla yakıştıramadım, conner'ı bencil sanıyordum ama oliver tam pick me boy çıktı. asistanlar arasından sevdiğim tek karakter conner'dır. geri kalan sümüksüklerin ağlayıp zırlamalarından sıkılıp çoğunlukla atlayarak izledim. annalise'in kocasının eski eşinden olan oğlunun adını hatırlayamadım, ama o da tam anlamıyla sinir katsayımı arttıran bir tipti. bu hikayede mutlu olmayı hak eden 4 kişi vardır, annalise, conner ve bonnie. hiçbir sahnede ağlamadım sanırım ama bonnie ve sevgilisinin beraber ölüşü mahvetmişti beni. tam kavuştular derken her şey mahvoldu, gördüğüm en dokunaklı ölümdü.
oliver ve conner'ı asla yakıştıramadım, conner'ı bencil sanıyordum ama oliver tam pick me boy çıktı. asistanlar arasından sevdiğim tek karakter conner'dır. geri kalan sümüksüklerin ağlayıp zırlamalarından sıkılıp çoğunlukla atlayarak izledim. annalise'in kocasının eski eşinden olan oğlunun adını hatırlayamadım, ama o da tam anlamıyla sinir katsayımı arttıran bir tipti. bu hikayede mutlu olmayı hak eden 4 kişi vardır, annalise, conner ve bonnie. hiçbir sahnede ağlamadım sanırım ama bonnie ve sevgilisinin beraber ölüşü mahvetmişti beni. tam kavuştular derken her şey mahvoldu, gördüğüm en dokunaklı ölümdü.
devamını gör...
hz süleyman
süleyman,israil krallığı'nın dördüncü krallığını yapmış yahudi kral, lider ve din büyüğü. kral davut ile batşeba'nın oğludur.
yahudilikte din büyüğü, vaiz ve özdeyişlerin yazıcısı olarak; hristiyanlıkta yasa koyucu ve kral olarak; islam'da ise peygamber olarak görülür. din dışı tarihte süleyman'ın mö 970–931 yıllarında kral olduğu kabul edilir.gelelim o çok meşhur
hz.süleyman yüzüğüne;
yüzüğün üzerinde birbirine geçmiş biri ters bir düz iki üçgenden oluşan altı köşeli bir yıldız bulanmaktadır.hz süleyman mührünün cennetten gelme olduğuna inanılır. cebrail tarafından allah'ın emri ile önce hz davud'a getirilmiştir. hz davud israiloğulları'ndan bir peygamber ve hükümdar idi. o, oğullarına on hikmetli soru sordu. cevapları yalnızca hz süleyman verebildi ve böylece hz süleyman yüzüğü babadan oğla intikal etmiş oldu.
yüzük yada mührün özelliği nedir derseniz;
cinlere, rüzgarlara ve hayvanlara dahi hükmedebilecek güçlere sahip olduğu söylenir.
yahudilikte din büyüğü, vaiz ve özdeyişlerin yazıcısı olarak; hristiyanlıkta yasa koyucu ve kral olarak; islam'da ise peygamber olarak görülür. din dışı tarihte süleyman'ın mö 970–931 yıllarında kral olduğu kabul edilir.gelelim o çok meşhur
hz.süleyman yüzüğüne;
yüzüğün üzerinde birbirine geçmiş biri ters bir düz iki üçgenden oluşan altı köşeli bir yıldız bulanmaktadır.hz süleyman mührünün cennetten gelme olduğuna inanılır. cebrail tarafından allah'ın emri ile önce hz davud'a getirilmiştir. hz davud israiloğulları'ndan bir peygamber ve hükümdar idi. o, oğullarına on hikmetli soru sordu. cevapları yalnızca hz süleyman verebildi ve böylece hz süleyman yüzüğü babadan oğla intikal etmiş oldu.
yüzük yada mührün özelliği nedir derseniz;
cinlere, rüzgarlara ve hayvanlara dahi hükmedebilecek güçlere sahip olduğu söylenir.
devamını gör...

