genç yazarların bayramı kutlu olsun
kimse bayramımı kutlamayınca açtığım başlıktır.hepinizin gençlik bayramını kutlar,gözlerinizden öperim.
devamını gör...
milli kütüphane
ankara bahçelievler'de bulunan bir tane liseliler için, üç tane üniversiteliler için, bir tane de akademisyenler için çalışma salonu barındıran kocaman kütüphanedir. ayrıca sol frame'de adını görür görmez beni fazlasıyla duygulandıran yerdir. kendisi benim hüzünlü tıplı kekimdir.
özel günler harici 7/24 açıktır. çok büyük olmasına rağmen belli bir saatten sonra hep sıra olur ve insanlar birisi çıkınca onun yerine girer. ciddi ciddi saatlerce sıra bekleyenler vardır.
güzel bir sistemi vardır. içinde birden fazla wc, yemek yiyebileceğiniz görece daha pahalı kantini, abur cuburlardan tutun hayatınızda içtiğiniz ennn kötü kahveye kadar bulunan otomatları, küçük sigara içilmeyen bir terası, evden yemek getirenler için iki küçük odacığı, bilgisayar bölümü vardır.
geldiğinizde kartınızı okutup salon seçersiniz ve rastgele bir numara verir. kartla içeri giriş yaparsınız, dilerseniz 2 kere yer değiştirme hakkına sahipsiniz. sonrası için belli bir süre beklemen gerekiyordu ama şu an hatırlamıyorum. dışarıya çıkmak istiyorsanız mola yarım saatlik ve bir saatlik alabileceğiniz molalar mevcuttur. eğer moladan vaktinde dönmezseniz otomatik olarak sizi atar ve sırada bekleyen başka biri sizin yerinize girer. tabii bu molaları da alma sınırı var, öyle zırt pırt alamıyorsunuz. önceden aralarda koltuklar da vardı, sonradan kaldırdılar. yine de aralarda sohbet eden birçok insan vardır. geceleri uyumaya gelen bile olur. girişinde güvenlik de vardır. belli bir saat sonra içerideki hava artık dayanılmaz olur, o yüzden en ideali sabah saatleridir. halide salonu daha küçük, ışıklandırması daha güzel, masaları daha kaliteli ve daha havadar olması sebebiyle kapış kapış gider.
anlayacağınız disiplin ve düzen konusunda epey gelişmiş bir kütüphanedir. pandemi öncesi arkadaşlarımla sabahtan girip akşam çıktığım yerdi. o ders aralarında merdivene oturup ettiğim sohbet ya da terasa çıkıp aldığın temiz havanın ne kadar güzel olduğunu anlatamam. terasta da birçok güvercin vardır, insana alıştıkları için yanında yürürler.
bir insan kütüphaneyle arasında duygusal bağ kurar mı, kuruyormuş işte...
özel günler harici 7/24 açıktır. çok büyük olmasına rağmen belli bir saatten sonra hep sıra olur ve insanlar birisi çıkınca onun yerine girer. ciddi ciddi saatlerce sıra bekleyenler vardır.
güzel bir sistemi vardır. içinde birden fazla wc, yemek yiyebileceğiniz görece daha pahalı kantini, abur cuburlardan tutun hayatınızda içtiğiniz ennn kötü kahveye kadar bulunan otomatları, küçük sigara içilmeyen bir terası, evden yemek getirenler için iki küçük odacığı, bilgisayar bölümü vardır.
geldiğinizde kartınızı okutup salon seçersiniz ve rastgele bir numara verir. kartla içeri giriş yaparsınız, dilerseniz 2 kere yer değiştirme hakkına sahipsiniz. sonrası için belli bir süre beklemen gerekiyordu ama şu an hatırlamıyorum. dışarıya çıkmak istiyorsanız mola yarım saatlik ve bir saatlik alabileceğiniz molalar mevcuttur. eğer moladan vaktinde dönmezseniz otomatik olarak sizi atar ve sırada bekleyen başka biri sizin yerinize girer. tabii bu molaları da alma sınırı var, öyle zırt pırt alamıyorsunuz. önceden aralarda koltuklar da vardı, sonradan kaldırdılar. yine de aralarda sohbet eden birçok insan vardır. geceleri uyumaya gelen bile olur. girişinde güvenlik de vardır. belli bir saat sonra içerideki hava artık dayanılmaz olur, o yüzden en ideali sabah saatleridir. halide salonu daha küçük, ışıklandırması daha güzel, masaları daha kaliteli ve daha havadar olması sebebiyle kapış kapış gider.
anlayacağınız disiplin ve düzen konusunda epey gelişmiş bir kütüphanedir. pandemi öncesi arkadaşlarımla sabahtan girip akşam çıktığım yerdi. o ders aralarında merdivene oturup ettiğim sohbet ya da terasa çıkıp aldığın temiz havanın ne kadar güzel olduğunu anlatamam. terasta da birçok güvercin vardır, insana alıştıkları için yanında yürürler.
bir insan kütüphaneyle arasında duygusal bağ kurar mı, kuruyormuş işte...
devamını gör...
dibe vurmuş insanlara tavsiyeler
o dip dediğiniz sizin algınız, bu dünyanın dibi yok emin olun. ondan kıyıdan köşeden devam edin işte, gelmeyi biz istemedik aşikar ama gidene kadar otobüsten inme şansımız yok böyle düşünün. koyun alüminyum elementine ben öyle yapmaya çalışıyorum.
devamını gör...
sokrates
antik yunan felsefesini iki parçaya bölebilen filozof. bilgisiz bilge.
söylenene göre delphi kahini tarafından dile getirilen bir kehanetin ardından tüm atinadaki kendine bilge diyen kimseleri sorguya çeker. hiçbir şey kaleme almadığı gibi halka açık bir tiyatro şeklinde olan tartışmalarından başka bir felsefi aktivitesi yoktur. çirkin, çıplak ayaklı, kel, iri burunlu bir kimse.
kendisinden önceki felsefenin doğa üzerine spekülasyonlardan oluşması ve kendisinin doğa yerine nesne olarak "iyi", "kötü", "erdem" gibi bilgileri nesne olarak kabul ederek sorgulaması nedeniyle antik yunan felsefesini ikiye ayırır.
tartışmalarında kullandığı sokratik yöntem hala birçok disiplin tarafından kullanılabilir.
ona gore bilgi, insan ruhunda halihazırda vardır. çünkü ruh, birçok kez ölmüş, hadeste öğrenebileceği her şeyi öğrenmiştir. bu nedenle öğrenmek yalnızca hatırlamaktan ibarettir. hatırlamak ise evvela öğrenmeden(dusunmeden) önce bildigin her şeyin yanlış olduğunu kabul etmektir. ardındansa hali hazırda bildigin şeyi hatırlamak yani doğurmak lâzımdır. sokratik diyaloğun amacı bilgiyi doğurmaktir.
atinaya aşık olan filozof gençleri kötü yola düşürdüğü ve yunan tanrılarını reddederek yeni tanrılar ortaya attığı gerekçeleriyle idama mahkum edilir. yunan tanrılarına inanıyor olsa da diyaloglarında sıklıkla diamon adını verdiği, buna vicdan diyebiliriz, içsel güç nedeniyle yeni tanrılar icat etmek ile suçlanır.
kendisinden önce anaksagoras gibi bazı filozoflar da idama mahkum edilmiş olup atina'dan uzaklaşarak bu cezadan kurtulsa da sokrates arkadaşlarının ısrarına rağmen atina'dan uzaklaşmaz ve baldıran zehri ile vefat eder.
bazı yaşamlar bir ölüm yaratmak içindir. böylece insanın "sinematografik bir hayatı olabilir"
söylenene göre delphi kahini tarafından dile getirilen bir kehanetin ardından tüm atinadaki kendine bilge diyen kimseleri sorguya çeker. hiçbir şey kaleme almadığı gibi halka açık bir tiyatro şeklinde olan tartışmalarından başka bir felsefi aktivitesi yoktur. çirkin, çıplak ayaklı, kel, iri burunlu bir kimse.
kendisinden önceki felsefenin doğa üzerine spekülasyonlardan oluşması ve kendisinin doğa yerine nesne olarak "iyi", "kötü", "erdem" gibi bilgileri nesne olarak kabul ederek sorgulaması nedeniyle antik yunan felsefesini ikiye ayırır.
tartışmalarında kullandığı sokratik yöntem hala birçok disiplin tarafından kullanılabilir.
ona gore bilgi, insan ruhunda halihazırda vardır. çünkü ruh, birçok kez ölmüş, hadeste öğrenebileceği her şeyi öğrenmiştir. bu nedenle öğrenmek yalnızca hatırlamaktan ibarettir. hatırlamak ise evvela öğrenmeden(dusunmeden) önce bildigin her şeyin yanlış olduğunu kabul etmektir. ardındansa hali hazırda bildigin şeyi hatırlamak yani doğurmak lâzımdır. sokratik diyaloğun amacı bilgiyi doğurmaktir.
atinaya aşık olan filozof gençleri kötü yola düşürdüğü ve yunan tanrılarını reddederek yeni tanrılar ortaya attığı gerekçeleriyle idama mahkum edilir. yunan tanrılarına inanıyor olsa da diyaloglarında sıklıkla diamon adını verdiği, buna vicdan diyebiliriz, içsel güç nedeniyle yeni tanrılar icat etmek ile suçlanır.
kendisinden önce anaksagoras gibi bazı filozoflar da idama mahkum edilmiş olup atina'dan uzaklaşarak bu cezadan kurtulsa da sokrates arkadaşlarının ısrarına rağmen atina'dan uzaklaşmaz ve baldıran zehri ile vefat eder.
bazı yaşamlar bir ölüm yaratmak içindir. böylece insanın "sinematografik bir hayatı olabilir"
devamını gör...
düz elbise bulmanın imkansız hale gelmesi
bu moda dedikleri sikko akım yüzündendir.
düz tişört arıyoruz yok, düz pantolon arıyoruz yok. nerede alaca bulaca saçma sapan giysi var hepsini mağazaya doldurmuşlar.
tiktokçu gibi giyinmek zorunda mıyız lan biz insan gibi giyinme hakkımız yok mu.
düz tişört arıyoruz yok, düz pantolon arıyoruz yok. nerede alaca bulaca saçma sapan giysi var hepsini mağazaya doldurmuşlar.
tiktokçu gibi giyinmek zorunda mıyız lan biz insan gibi giyinme hakkımız yok mu.
devamını gör...
kişiyi entel gösteren cümleler kelimeler kavramlar
entel görünmek için söyleniyorsa, mümkün değil zaten, entel kaplama başka birşey olur o, altın kaplama bilezik gibi, bir değeri yoktur
devamını gör...
hiç swh kullanmayan yazar
benimdir. ironi yaptığımı belli etmeyi sevmem anlayan anlar zaten.
devamını gör...
kadınların sahiplenilmek istenip mal olmadığını beyan etmesi
başlığın ilk tanımı gene yok ama neyse.
sahiplenmeyi ve mal yerine koymayı da çok yanlış anlamışsınız. sahiplenmek başka bir şeydir, benim, dersiniz ve sizin olan diğer her şey gibi ona çok iyi bakarsınız ancak bunun mal yerine koyma sınırı vardır. eğer o sınırı aşarsanız kusura bakmayın, her kadın kendini aşağılanmış gibi hisseder. en sevdiğiniz kitabın yerine koymak başkadır, istediğinizde oynadığınız tabir-i caizse evcil hayvanınız yerine koymanız farklıdır.
peki, bu sınırı nereden bileceğiz? hemen söyleyeyim efendim; eğer "benim sevgilim değil mi istediğimi yaparım, benim karım değil mi ister severim ister döverim, benim şuyum değil mi" vs. gibisinden cümleler kuruyorsanız geçmiş olsun.
sahiplenmeyi ve mal yerine koymayı da çok yanlış anlamışsınız. sahiplenmek başka bir şeydir, benim, dersiniz ve sizin olan diğer her şey gibi ona çok iyi bakarsınız ancak bunun mal yerine koyma sınırı vardır. eğer o sınırı aşarsanız kusura bakmayın, her kadın kendini aşağılanmış gibi hisseder. en sevdiğiniz kitabın yerine koymak başkadır, istediğinizde oynadığınız tabir-i caizse evcil hayvanınız yerine koymanız farklıdır.
peki, bu sınırı nereden bileceğiz? hemen söyleyeyim efendim; eğer "benim sevgilim değil mi istediğimi yaparım, benim karım değil mi ister severim ister döverim, benim şuyum değil mi" vs. gibisinden cümleler kuruyorsanız geçmiş olsun.
devamını gör...
flags
'etiketler' anlamına gelen ve coldplay'in yakın zamanda piyasaya çıkardığı harika bir şarkı. grubun everyday life in japanese albümünde yer alıyor.ritim ve melodi her ne kadar eski parçalarını anımsatıyor olsa da yine de farklı bir hava mevcut flags'ta. sözleri de çok anlamlı, diğer bütün şarkıları gibi elbette ki.
"iskeletler bu sabah konuşuyordu;
sağlık ve ilaçla ilgili her şeyin dışında bir konuda.
yaptığın her şeyi tekrar yapabilseydin, yine de hepsini aynı mı yapardın?
eski haline söyleyeceğin bir şey var mı?
bir müzik kutusunun üzerinde dönmek isteyenler vardı.
hiç deniz görmemiş korsanlar vardı..
ama tekrarlayan konular ve rüyaları
olmak istedikleri şey olacaktı
pyotr chaikovski olmak...
özgür olmak,herkes gibi...
beni sınırlayan etiketler olmayacak, hayır.
çünkü ben sadece kendim olmak istiyorum.
oujia(ruh çağırmada kullanılan tahta) ile telefon edebilirsiniz.
'verebileceğiniz herhangi bir tavsiye var mı?'diye.
onlar gibi olmadığını biliyorsan, la varsovienne'i tanıyor musun?
yaşıyorum, bunu biliyorum ama bana nasıl yaşayacağımı gösterir misin?
ve kutsal roma ordusu
kalbinin herkes gibi attığını söyledi.
seni tanımlayacak etikletlere ihtiyacın yok. öyleyse söyle
ben sadece kendim olmak istiyorum."
"iskeletler bu sabah konuşuyordu;
sağlık ve ilaçla ilgili her şeyin dışında bir konuda.
yaptığın her şeyi tekrar yapabilseydin, yine de hepsini aynı mı yapardın?
eski haline söyleyeceğin bir şey var mı?
bir müzik kutusunun üzerinde dönmek isteyenler vardı.
hiç deniz görmemiş korsanlar vardı..
ama tekrarlayan konular ve rüyaları
olmak istedikleri şey olacaktı
pyotr chaikovski olmak...
özgür olmak,herkes gibi...
beni sınırlayan etiketler olmayacak, hayır.
çünkü ben sadece kendim olmak istiyorum.
oujia(ruh çağırmada kullanılan tahta) ile telefon edebilirsiniz.
'verebileceğiniz herhangi bir tavsiye var mı?'diye.
onlar gibi olmadığını biliyorsan, la varsovienne'i tanıyor musun?
yaşıyorum, bunu biliyorum ama bana nasıl yaşayacağımı gösterir misin?
ve kutsal roma ordusu
kalbinin herkes gibi attığını söyledi.
seni tanımlayacak etikletlere ihtiyacın yok. öyleyse söyle
ben sadece kendim olmak istiyorum."
devamını gör...
yasaklanması gereken şeyler
maske takmak. yeter artık valla gına geldi.
avrupa'da, abd'de ve bir çok ülkede kimse açık havada maske takmıyor.
bu nasıl bir iştir ki bizde böyle bir uygulama var.
avrupa'da, abd'de ve bir çok ülkede kimse açık havada maske takmıyor.
bu nasıl bir iştir ki bizde böyle bir uygulama var.
devamını gör...
yaşar ne yaşar ne yaşamaz
bu kitap benim aziz nesin ile ilk tanışma kitabım. hep türk edebiyatında eksik olduğumu söyler, elimden geldiğince de tanışmaya çalışırım. aziz nesin'le de ilk bu şekilde tanışmam gerektiği önerisini aldım. kitabı okumadan önce hakkında hiçbir fikrim yoktu. ilk sayfada imzasını da görünce bir mutlu olmadım değil. sonra kitabın telif haklarının nesin vakfı'na ait olduğunu görüp, bu vakfın yoksul ve eğitime muhtaç çocuklara yardım ettiğini de okuyunca daha kitaba başlamadan sevdim desem yeridir.
sonrasında kitabın oluşumu kitabın baş karakteri yaşar yaşamaz tarafından anlatılıyor.
önce hikaye radyo tiyatrosu olarak yazılmış. o kadar sevilmiş ki tiyatroda da oynanmış. sonra film olsun istemişler bir de filmi çekilmiş. gazetede çizgi roman olmuş sonra da televizyon programı. en sonunda da ısrarlarla kitap haline gelmiş. böyle bir üne sahip daha kaç kitap vardır ki? bunları okudukça bilmiyor oluşuma, yeni tanışıyor oluşuma biraz kızsam da kendi kendime iyi ki okumuşum bu hikayeyi.
konuya gelecek olursak yaşar yaşamaz okula gidecek yasa geldiğinde nüfus kağıdı istenir bunu çıkarmak için nüfus müdürlüğüne giderler bir ne olsun? çanakkale savaşında şehit düşmüştür. sen yaşamıyorsun derler. karşınızdayım dese de ikna edemez. okula gidemez. ama ne zaman kendisi için resmi bir iş olsa yaşamıyorsun denir, askere giderken yaşıyorsun, vergi alınacakken yaşıyorsun, delisin tımarhaneye yatacaksın derken yaşıyorsun. başından tonlarca badire geçen yaşar bir gün hapse düşer ve işte hikayesini koğuş arkadaşlarına anlatırken biz de dinleriz.
yer yer kahkahalar attım, yer yer ülkenin halinin asla değişmediğini görünce üzüldüm, hak verdim. aslında çok güzel de eleştiri yapıyor aziz nesin burada, anlayana..
ben çok sevdim ve bundan sonra da aziz nesin kitaplarını edinip okumaya karar verdim.
bir çırpıda 340 sayfalık kitap okutuyor kendini bence bir şans verilmeli.
keyifli okumalar...
sonrasında kitabın oluşumu kitabın baş karakteri yaşar yaşamaz tarafından anlatılıyor.
önce hikaye radyo tiyatrosu olarak yazılmış. o kadar sevilmiş ki tiyatroda da oynanmış. sonra film olsun istemişler bir de filmi çekilmiş. gazetede çizgi roman olmuş sonra da televizyon programı. en sonunda da ısrarlarla kitap haline gelmiş. böyle bir üne sahip daha kaç kitap vardır ki? bunları okudukça bilmiyor oluşuma, yeni tanışıyor oluşuma biraz kızsam da kendi kendime iyi ki okumuşum bu hikayeyi.
konuya gelecek olursak yaşar yaşamaz okula gidecek yasa geldiğinde nüfus kağıdı istenir bunu çıkarmak için nüfus müdürlüğüne giderler bir ne olsun? çanakkale savaşında şehit düşmüştür. sen yaşamıyorsun derler. karşınızdayım dese de ikna edemez. okula gidemez. ama ne zaman kendisi için resmi bir iş olsa yaşamıyorsun denir, askere giderken yaşıyorsun, vergi alınacakken yaşıyorsun, delisin tımarhaneye yatacaksın derken yaşıyorsun. başından tonlarca badire geçen yaşar bir gün hapse düşer ve işte hikayesini koğuş arkadaşlarına anlatırken biz de dinleriz.
yer yer kahkahalar attım, yer yer ülkenin halinin asla değişmediğini görünce üzüldüm, hak verdim. aslında çok güzel de eleştiri yapıyor aziz nesin burada, anlayana..
ben çok sevdim ve bundan sonra da aziz nesin kitaplarını edinip okumaya karar verdim.
bir çırpıda 340 sayfalık kitap okutuyor kendini bence bir şans verilmeli.
keyifli okumalar...
devamını gör...
rüya tabirlerine inananlar
yapboz seven insanlardır.
rüyadan uyanır uyanmaz rüyada görülen her şey rüya tabirleri kitabında tek tek aranır ve anlamları okunur. sonunda hepsi biraraya getirilip rüyanın yorumlanması yapılır. çok zevkli bir uğraştır. bu arada "rüya ile amel edilmez" denir, bu her zaman akılda tutulmalıdır. *
rüyadan uyanır uyanmaz rüyada görülen her şey rüya tabirleri kitabında tek tek aranır ve anlamları okunur. sonunda hepsi biraraya getirilip rüyanın yorumlanması yapılır. çok zevkli bir uğraştır. bu arada "rüya ile amel edilmez" denir, bu her zaman akılda tutulmalıdır. *
devamını gör...
13 ocak 2021 ankara'da kar yağışı
az sonra sadece 1 tane kocaman, şehir büyüklüğünde parça düşecek ve tek parçayla bu iş kapanacak hissi veren yağış. bu kadar büyük kar tanesi mi olur?
devamını gör...
izmirlilerin kendilerini üstün görme çabası
beğenmeyenler için izmir’den otoban yapılmış. sağdan sağdan gidiniz...
devamını gör...
kısa şiirler
"o kadar içten gülüyordun ki içini kıskandım.
için olmak istedim.
gülüşünden öpüyorum."
(bkz: ilhan berk)
için olmak istedim.
gülüşünden öpüyorum."
(bkz: ilhan berk)
devamını gör...
ormanci
saygıdeğer yazar ve yazarlarımız, affınıza sığınarak biraz bir şeyler söyleyeceğim. sözlükler herkesin tercih ettiği yerler değildir. ayrıca herbirinin format dediği kurallar bütünü vardır. içeriği bellidir. kabul etmek ya da etmemek kişisel tercihtir. ama buraya gelip şu kural değişsin bu kural böyle olsun modlar o olsun kurucu şunu yapsın gibi sözlük içi başlıklar çok fazla olunca adama da sorarlar, başlarken formatı okumadın mı diye? ben soruyorum. beğenmediğin bir durum varsa kenara çekilmek zor değil. mağdur edebiyatına da gerek yok. sozluk yönetimine sallamak sizi anarşist yapmıyor dedem. özgürüm istediğimi söylerim diyorsan da cezanı alır kenara cekilirsin. ormancı adlı yazarımız sözlüğe kendini kabul ettirme çabası içine girmemeliydi. hatası burada idi. herkese bir cevap vermeye çalışarak mizahşör olmaya çalıştı. hata idi. cezası biter gelir gelmez keyfi bilir tabi. ama asıl mesele şu burada prangalar ile bağlanmış gibi hissetmeyin kendinizi çekip gidebilmek de bir erdem bence. birine öyle yapılmış da birine böyle yapılıyor hangi ülkenin vatandasisiniz oğlum siz? bugün uzay araştırma merkezi başkanlığına kim geldi biliyor musun? sözlükte ormancı kadar konuşulmadı ya. troll olmak da kalite gerektirir. bos konusan troll çok icraat yok. neyse çok uzattım yine.
t: bir yazar tanesi idi.
t: bir yazar tanesi idi.
devamını gör...
ajanda tutmak
yeni yıla girdiğimizden beri* ajanda kullanıyorum. henüz yeni kullanıyor olmama rağmen etkisini ve faydasını o kadar çok gördüm ki. hayatım düzene girdi resmen.
itiraf edeyim ben de bir zamanlar ajanda kullanamayan insan topluluğuna üyeydim. ama şuan anlıyorum ki meğer ben kullanmasını bilmiyormuşum *.
bir öğrenci olarak bahsedeyim. iki hafta içerisinde neler yaptım, neleri gözden geçirdim, kaç soru çözdüm gibi şeylerin hepsi elimin altında oluyor. böylece eksikliklerimi kolayca fark edebiliyorum. bu mükemmel bir şey, anlatabiliyor muyum?
kısaca kullanın kullandırtın efenim.
itiraf edeyim ben de bir zamanlar ajanda kullanamayan insan topluluğuna üyeydim. ama şuan anlıyorum ki meğer ben kullanmasını bilmiyormuşum *.
bir öğrenci olarak bahsedeyim. iki hafta içerisinde neler yaptım, neleri gözden geçirdim, kaç soru çözdüm gibi şeylerin hepsi elimin altında oluyor. böylece eksikliklerimi kolayca fark edebiliyorum. bu mükemmel bir şey, anlatabiliyor muyum?
kısaca kullanın kullandırtın efenim.
devamını gör...


