çıkmaz ayın son çarşambası
kullanmaktan zevk aldığım, belirsizlik belirten bir cümledir.
devamını gör...
uyku kalitesini yükselten şeyler
nefes çalışması yapın yatmadan önce. uykuda sağlıklı bir şekilde nefes alıp vermek uyku kalitenizi olumlu etkiler, sabah daha dinç kalkarsınız.
devamını gör...
çimen talk show
cem işçiler ve fazlı polat'ın sunduğu youtube'da yayınlanan talk show programıdır.
ilk bölümünü izlediğimde beğenmesem de acemiliktir şans vermek lazım diyerek birkaç bölüm daha izledim ve arada gelen bomba esprilerle insanın yüzünü güldürdünü düşünüyorum.
yapı olarak biraz konuşanlara benziyor ama bazı farklı uygulamalar da yapmaya çalışmışlar.ancak anladığım kadarıyla devam edebilmeleri için biraz desteğe ihtiyaçları var.
youtube'da henüz 100k ya ulaşabilmiş değil.
youtube'da izleyecek bir program arıyorsanız bir şans vermenizi tavsiye ederim.izledikten sonra da yorumlarınızı benle paylaşabilirsiniz, tadında tartışırız
ilk bölümünü izlediğimde beğenmesem de acemiliktir şans vermek lazım diyerek birkaç bölüm daha izledim ve arada gelen bomba esprilerle insanın yüzünü güldürdünü düşünüyorum.
yapı olarak biraz konuşanlara benziyor ama bazı farklı uygulamalar da yapmaya çalışmışlar.ancak anladığım kadarıyla devam edebilmeleri için biraz desteğe ihtiyaçları var.
youtube'da henüz 100k ya ulaşabilmiş değil.
youtube'da izleyecek bir program arıyorsanız bir şans vermenizi tavsiye ederim.izledikten sonra da yorumlarınızı benle paylaşabilirsiniz, tadında tartışırız
devamını gör...
eğitim hayatında alınmış en düşük sınav notu
15,iktisat dersiydi. sen sayfada tek kelimelik yer kadar boşluk bırakma adam sana 15 versin... sorduğu soru da şu : "gazap üzümleri kitabının konusunun in time filminin mekanında geçtiğini düşünün. bu durumda devletin uygulayacağı politikalar neler olurdu?"
ben buna ekonominin 10 temel ilkesiyle, kitabın konusuyla ve hiç olmayan bir politika üretip üstüne bir de hocanın derste anlattıkları ile birleştirip 1 sayfa dolusu cevap verdim ama adam beni bıraktı... ben de ne yaptım? bu sene vize ve finalde 100 alıp resmi bir kapakla dersi verdim.. bir de alaycı alaycı: "muhtemelen seneye de görüşeceğiz bu sene bu dersi alanlarla." demişti. hı hı, bak şu an görüştük.
ben buna ekonominin 10 temel ilkesiyle, kitabın konusuyla ve hiç olmayan bir politika üretip üstüne bir de hocanın derste anlattıkları ile birleştirip 1 sayfa dolusu cevap verdim ama adam beni bıraktı... ben de ne yaptım? bu sene vize ve finalde 100 alıp resmi bir kapakla dersi verdim.. bir de alaycı alaycı: "muhtemelen seneye de görüşeceğiz bu sene bu dersi alanlarla." demişti. hı hı, bak şu an görüştük.
devamını gör...
diyanet'in sol elle şeytanlar yemek yer fetvası
bir elle kaçırdığım fetva. hoş inancım gereği beni ilgilendirmeyen durum ama olsun yine de şeytan meytan havalı işler. mesele şeytan olmak değil asıl mesele şeytanlar tarafından şeytan olarak gösterilmeye çalışılmaktır yeğen.
devamını gör...
tüm yolcular inince servisi pavyona çeviren şoför
şimdi olay şöyle gelişiyor, paydos edilmiş iş yerinden çıkılmıştır.
personellerin hepsi sırayla güzargahında iner. geriye bizim gibi son durakta inen kemik tayfa kalır.
şoför özellikle bu anı kolluyordur, çünkü bazı pimpirikli kıl kuyruklar hemen gidip şikayet eder. o yüzden bunun vakti mühimdir.
şoför uygun anı yakaladığına emin olduktan sonra teybin sesini kökler, renkareng ışıkları yakar ve yoluna devam eder.
her zaman olmasa da bazen güzel geliyor, misal az önce güzel gelmedi çünkü uyuyordum.
ankaralı namığın böğürmesiyle uyanmak hiç hoş değil.
personellerin hepsi sırayla güzargahında iner. geriye bizim gibi son durakta inen kemik tayfa kalır.
şoför özellikle bu anı kolluyordur, çünkü bazı pimpirikli kıl kuyruklar hemen gidip şikayet eder. o yüzden bunun vakti mühimdir.
şoför uygun anı yakaladığına emin olduktan sonra teybin sesini kökler, renkareng ışıkları yakar ve yoluna devam eder.
her zaman olmasa da bazen güzel geliyor, misal az önce güzel gelmedi çünkü uyuyordum.
ankaralı namığın böğürmesiyle uyanmak hiç hoş değil.
devamını gör...
sana hayranlığını duyurup sonra ortadan kaybolan yazar
önce seri beğeni ve favoriler gelir. ardından seni takip eder. yetmez bir de üzerine mesaj atar ve seni takdir eder. hatta geç keşfettiği için özür diler. çok geçmeden de sırra kadem basar. sözlükte bu şekilde yaşayan birçok yazar bulunmaktadır. şu an neredeler, sözlüğün arka sokaklarında ne yapıyorlar merak edilmektedir.
devamını gör...
şişenin içine gemiyi nasıl sokuyorlar sorunsalı
gemi sabit duruyor. şişe de sabit duruyor. ortada buluşuyorlar. ciddi ciddi anlatmışlar buyrunuz
devamını gör...
yay burcu kadını
hakkında şu zamana kadar nasıl olur da başlık açılmaz dediğim kadın. neşeli, özgür, konuşkan tavırlı aranan insan.
yay burcu kadınının en belirgin ve en çok takdir edilen özellikleri; inanılmaz kıvrak zekası ve çok etkileyici esprileridir. bir yay burcu kadını tanıyıp da onun zekasına hayran olmamak elde değil. her olaydan, her durumdan gülecek, hiciv yapacak bir yön bulup çıkaran yay burcu kadını ile sohbet edebilmek de en az ortalamanın üzerinde bir zeka gerektirir. işte bu çok belirgin komedi, mizah yeteneği yüksek iq’sunun yanında bir de çok okuyor, çok araştırıyor olmasından kaynaklanır. zira bir yay burcu kadının sosyal bilimler, toplumsal olaylar, bilimsel gelişmeler, din, siyaset ve daha pek çok konuda bilgi, donanım ve kültür sahibidir. bu bakımdan yay burcu kadını ile sohbet ederken dikkat etmekte fayda var. zira o asla altını dolduramayacağı, kanıtlayamayacağı konularda konuşmaz. bu hoş ve içi dolu sohbetleri sayesinde yay burcu kadını hiç yalnız kalmaz, her zaman onu dinlemeye hazır, onunla sohbet etmek için can atan kişiler bulunur. ayrıca geleceği görme, tahmin edebilme gibi ileri görüşlü yaklaşımı ve hep karar verirken aklı, mantığı ön planda tutma eğilimi sayesinde yay burcu kadınına fikir sormak, akıl danışmak isteyen de çok olur.
yay burcu kadınının en belirgin ve en çok takdir edilen özellikleri; inanılmaz kıvrak zekası ve çok etkileyici esprileridir. bir yay burcu kadını tanıyıp da onun zekasına hayran olmamak elde değil. her olaydan, her durumdan gülecek, hiciv yapacak bir yön bulup çıkaran yay burcu kadını ile sohbet edebilmek de en az ortalamanın üzerinde bir zeka gerektirir. işte bu çok belirgin komedi, mizah yeteneği yüksek iq’sunun yanında bir de çok okuyor, çok araştırıyor olmasından kaynaklanır. zira bir yay burcu kadının sosyal bilimler, toplumsal olaylar, bilimsel gelişmeler, din, siyaset ve daha pek çok konuda bilgi, donanım ve kültür sahibidir. bu bakımdan yay burcu kadını ile sohbet ederken dikkat etmekte fayda var. zira o asla altını dolduramayacağı, kanıtlayamayacağı konularda konuşmaz. bu hoş ve içi dolu sohbetleri sayesinde yay burcu kadını hiç yalnız kalmaz, her zaman onu dinlemeye hazır, onunla sohbet etmek için can atan kişiler bulunur. ayrıca geleceği görme, tahmin edebilme gibi ileri görüşlü yaklaşımı ve hep karar verirken aklı, mantığı ön planda tutma eğilimi sayesinde yay burcu kadınına fikir sormak, akıl danışmak isteyen de çok olur.
devamını gör...
yeni kelime öğreniyorum
haminne: büyük anne
kaynak; büyük türkçe sözlük - prof. dr. ahmet doğan
kaynak; büyük türkçe sözlük - prof. dr. ahmet doğan
devamını gör...
varoluşsal sancıların kurbanı (yazar)
şimdi denk geldim bir tanımına sonra diğerlerine okudukça merak ettim daha da okumak istedim. bazen böyle yazarlar karşıma çıkıyor ve bir yerlere dokunuyor işte. mahlasının da hakkını vermiş. çok beğendim yazdıklarını. tüm varoluşsal sancıların kurbanlarına gelsin yazdıkların ne diyeyim. biraz yorucu duygulardan boğulan kederli birazda empatik sonrasında umudun peşinden gidenlerken yakalıyor yaşam enerjisini.
devamını gör...
yedi büyük günah
yedi kutsal erdemin karşılığı olan günahların genel ismi. şair aurelius prudentius clemens'in psychomachia'sının etkisi ile yedi ölümcül günaha karşı yedi kutsal erdem çatışması bir boyut kazanmıştır. bu erdemlerin inananları yedi ölümcül günaha karşı koruduğu söylenir. invidia'ya ( kıskançlık) karşı humanitas (nezaket/hoşgörü), gula'ya (oburluk) karşı temperantia ( ayarını bilmek, ölçülü olmak), avaritia'ya karşı ( açgözlülük) caritas (cömertlik), superbia'ya (kibir) karşı humilitias (alçakgönüllü olma durumu), luxuria'ya (şehvet) karşı castitas (iffetli olma), acedia'ya (tembellik) karşı industria (çalışkanlık) ve ira'ya (öfke) karşı patienta (sabır).
prudentius psychomachia'da öfkeye karşılık gelen sabır hakkında özellikle en önemli erdem olduğunu belirten metinler yazmıştır. örnekler üzerinden gitmek gerekirse eğer;
"as she turns away and walks among the martyrs, a noble man appears there as her escort. job had stayed by her, enduring the battle with her. before his expression was grave and he panted as he watched the conflict. but now he is smiling 2s he thinks of his healed sores and the scars he shows as his glory after thousands of 6rd-won fights. heaven's king invited him to rest and he gave job those spoils of battle that he will never lose. patience herself walks through the raging battlefield without injury. patience allies herself with the other virtues and freely gives assistance wherever it is needed. no virtue enters the battle without the help of patience. only patience has the strength needed by all the others."
"ıt happens that pride is riding about the field on a high, spirited horse. as usual, she is all inflated by her own great importance: she has laid a lion's pelt across die horse's strong shoulders so that she can look more important as she keeps her disdainful poise above the field. she has braided her hair high on her head so that there might be a lofty and more imposing peak above her haughty brows. a mantle made of fine spanish linen is thrown across her shoulders and gathered high at the bosom so that her breasts are made more prominent. a long veil hangs from her neck like a transparent scarf; when the wind blows around her, it flows ' and billows like a vessel's -pennant. her horse, a charger who cannot stand still, carries himself in haughty fashion unwilling to have his jaw curbed by the bit. since the horse is restrained, he cannot enjoy the freedom he seeks: he stamps with rage because the reins press hard against his neck. in such fashion does this virago show herself head and shoulders above the opposing troops, she parades up and down on her horse and glares at those confronting her. her enemy is poor in arms and numbers, a force conscripted by lowliness. though noble, lowliness has need of another since she cannot rely on her own resources. hope is her friend, a virtue whose estate is rich and raised above the earth to be a place of wealth.
"lowliness strikes the resounding air with the wings that are touched with gold, at once she is in heaven. the virtues see her go and are impressed by this. ıf the unending warfare did not constrain them, all the virtues would accompany lowliness; instead they resume battle and prepare themselves to win the promised victory and just reward."
prudentius psychomachia'da öfkeye karşılık gelen sabır hakkında özellikle en önemli erdem olduğunu belirten metinler yazmıştır. örnekler üzerinden gitmek gerekirse eğer;
"as she turns away and walks among the martyrs, a noble man appears there as her escort. job had stayed by her, enduring the battle with her. before his expression was grave and he panted as he watched the conflict. but now he is smiling 2s he thinks of his healed sores and the scars he shows as his glory after thousands of 6rd-won fights. heaven's king invited him to rest and he gave job those spoils of battle that he will never lose. patience herself walks through the raging battlefield without injury. patience allies herself with the other virtues and freely gives assistance wherever it is needed. no virtue enters the battle without the help of patience. only patience has the strength needed by all the others."
"ıt happens that pride is riding about the field on a high, spirited horse. as usual, she is all inflated by her own great importance: she has laid a lion's pelt across die horse's strong shoulders so that she can look more important as she keeps her disdainful poise above the field. she has braided her hair high on her head so that there might be a lofty and more imposing peak above her haughty brows. a mantle made of fine spanish linen is thrown across her shoulders and gathered high at the bosom so that her breasts are made more prominent. a long veil hangs from her neck like a transparent scarf; when the wind blows around her, it flows ' and billows like a vessel's -pennant. her horse, a charger who cannot stand still, carries himself in haughty fashion unwilling to have his jaw curbed by the bit. since the horse is restrained, he cannot enjoy the freedom he seeks: he stamps with rage because the reins press hard against his neck. in such fashion does this virago show herself head and shoulders above the opposing troops, she parades up and down on her horse and glares at those confronting her. her enemy is poor in arms and numbers, a force conscripted by lowliness. though noble, lowliness has need of another since she cannot rely on her own resources. hope is her friend, a virtue whose estate is rich and raised above the earth to be a place of wealth.
"lowliness strikes the resounding air with the wings that are touched with gold, at once she is in heaven. the virtues see her go and are impressed by this. ıf the unending warfare did not constrain them, all the virtues would accompany lowliness; instead they resume battle and prepare themselves to win the promised victory and just reward."
devamını gör...
günün şiiri
başlık daha önce açılmamış sanırım. neyse, siftah benden bereket allah'tan.
ölüm gelecek ve bana senin gözlerinle bakacak
eski bir vicdan azabı
yahut saçma bir günah gibi
sabahtan akşama dek
uykusuz, donuk, bizi izleyen ölüm.
gözlerin dilsiz bir çığlık,
boş bir söz olacak, beyhude bir sessizlik.
bu yüzdendir her sabah
kendi gözlerini görmen yalnız
aynaya bakındığında ve o gün, ah,
değerli umut, biz de öğreneceğiz
hayat ve hiç olduğunu senin.
ölümün bir bakışı vardır hepimiz için.ölüm gelecek ve bana senin gözlerinle bakacak.
bu, bitirmeye benzeyecek bir günahı,
aynada yeniden beliren bir ölü yüzü
görmeye benzeyecek,
dinlemeye benzeyecek suskun bir dudağı,
dilsiz düşeceğiz ortasına burgacın.
- cesare pavese
ölüm gelecek ve bana senin gözlerinle bakacak
eski bir vicdan azabı
yahut saçma bir günah gibi
sabahtan akşama dek
uykusuz, donuk, bizi izleyen ölüm.
gözlerin dilsiz bir çığlık,
boş bir söz olacak, beyhude bir sessizlik.
bu yüzdendir her sabah
kendi gözlerini görmen yalnız
aynaya bakındığında ve o gün, ah,
değerli umut, biz de öğreneceğiz
hayat ve hiç olduğunu senin.
ölümün bir bakışı vardır hepimiz için.ölüm gelecek ve bana senin gözlerinle bakacak.
bu, bitirmeye benzeyecek bir günahı,
aynada yeniden beliren bir ölü yüzü
görmeye benzeyecek,
dinlemeye benzeyecek suskun bir dudağı,
dilsiz düşeceğiz ortasına burgacın.
- cesare pavese
devamını gör...
haziran 2021 köy okulları yardım projesi
bir yazar tanesi çocuklara yönelik bu tarz etkinliklerin daha anlamlı olmasından bahsetmiş. kesinlikle öyle. aydınlık bir geleceğin mimarları çocuklar. böylesine güzel bir etkinliği planlayanların emeğine sağlık.
devamını gör...
kız çocuklarını üniversiteye gönderen babalar cehennemliksiniz
korkudur bu... çünkü bilirler ki toplumun temeli cogunlukla kadınlar tarafından atılır. ve bilen okuyan kadında gerek kendine gerek yetiştirdiği evladına bildiğini öğretir. bu yüzden kadin cahil kalmalıdır ki verilen her emre itaat etsin ,degisim falan olmasın. bunu cok cok iyi bilirler. toplum mühendisliğinin bir parçası olan söylemi dile getirmiştir sadece
devamını gör...
hayatın altının üstünden daha iyi olması
şems-i tebrîzî’ye ait olduğu düşünülen son dönemin en popüler “boşver kanka” mottosu. tamamı şöyle;
hakk'ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. "düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir" diye endişe etme. nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?
ve evet düşünülen. ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol da mevlana’ya ait değil mesela. şuradan alalım.
neyse efendim konu şu; ben baktım. değil. hayatımın üstünü rica ediyorum oradan tekrar.
oyna devam.
hakk'ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. "düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir" diye endişe etme. nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?
ve evet düşünülen. ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol da mevlana’ya ait değil mesela. şuradan alalım.
neyse efendim konu şu; ben baktım. değil. hayatımın üstünü rica ediyorum oradan tekrar.
oyna devam.
devamını gör...
azizler
kadro iyi ona söz yok.
işlenen konu, verilmek istenen mesajlar evet çok doğru. yüzeysel izlemezseniz alp, cevdet, erbil, caner çoğu artık etrafınızda çok da zorlanmadan rastlayabileceğiniz tipler.
ama bir şey eksik, ne bilmiyorum ama daha iyi olabilirdi bu film, kesinlikle.
bence keyifliydi.
yani anlatmak istedikleri güzel ama hep olduğu gibi izleyenin kapasitesi, bakış açısı...
her izleyici farklı bir şey alacak, o yüzden evet izleyenler olarak biz yorum yapıyoruz ama bu belirleyici olmamalı, ben beğenmem başkası başyapıt der ya da tam tersi.
ama o caner var ya ona dikkat edin *
erbil-kamuran sahneleri güzel.
aziz-caner sahneleri güzel
--! spoiler !--
caner, psikolog sahnesi "denyo"
--! spoiler !--
izleyenlere, izleyecek olanlara keyifli seyirler dilerim.
işlenen konu, verilmek istenen mesajlar evet çok doğru. yüzeysel izlemezseniz alp, cevdet, erbil, caner çoğu artık etrafınızda çok da zorlanmadan rastlayabileceğiniz tipler.
ama bir şey eksik, ne bilmiyorum ama daha iyi olabilirdi bu film, kesinlikle.
bence keyifliydi.
yani anlatmak istedikleri güzel ama hep olduğu gibi izleyenin kapasitesi, bakış açısı...
her izleyici farklı bir şey alacak, o yüzden evet izleyenler olarak biz yorum yapıyoruz ama bu belirleyici olmamalı, ben beğenmem başkası başyapıt der ya da tam tersi.
ama o caner var ya ona dikkat edin *
erbil-kamuran sahneleri güzel.
aziz-caner sahneleri güzel
--! spoiler !--
caner, psikolog sahnesi "denyo"
--! spoiler !--
izleyenlere, izleyecek olanlara keyifli seyirler dilerim.
devamını gör...
freud'un kuramlarının günümüzde gülünç olması
freud'un yaşadığı dönemde ünlü olması, zamanında kuramlarının iş yapması ve hala bu kadar önem atfedilmesi, zamanında freud'un kendi reklamını çok iyi yapmasından ziyade, edward bernays'ın freud'un teorilerini birtakım işlerde kullanmasından kaynaklıdır. edward bernays, halkla ilişkilerin* babası ve freud'un yeğenidir. tüm başarısını da freud'un kuramlarıyla elde eder. bernays'ın, ''torches of freedom'' ve procter & gamble için yaptığı ''ivory soap'' propagandası, dünyadaki hala en iyi yankı uyandıran propagandalardan ise bu başarı freud'un da başarısıdır. yani freud; yabana atılacak, çalışmaları küçümsenecek birisi olmadı hiçbir zaman benim için.
fakat dönemin gerçekliğini de göz ardı etmemek gerekir ki burada da başlığın sahibi bir nebze haklıdır. bugün avrupa'da psikanaliz ile iyileşme yöntemi artık devlet desteğinden çıkarıldı. sebebi de çok uzun zamanlara yayılması ve iyileştirici etkisinin olup olmamasından kaynaklı. bence de doğrudur çünkü zamanında freud'un da çok hastası olmamıştır. ve 10 tane hastaya 10 sene psikoterapi uygulayınca zaman mı iyileştirdi, psikanaliz mi, kişi kendi içinde mi çözdü, unuttu mu ne oldu gibi birçok faktörün olması düşündürüyor. bu noktada haklılar. eski desteği devletlerden de görmüyor artık freud kuramları.
artı olarak; freud'un kuramlarının doğu felsefesi ile harmanlanıp, bilinçaltı temizliği* gibi safsatalara kurban gitmesi de * bu dönemde ''çok gülünç, işe yaramaz'' denilmesinde bir etkendir. doğu felsefesi haliyle daha mistik ve gizemli bir şeyken bunu batı ürünü olan psikanalizle harmanlamak da ayrı bir kafa tabii. ama freud eskisi gibi kalmadı gerçekten. sonsuz saygı duyulması gereken, her ne olursa olsun kuramları okunup, anlaşılıp ders alınması gereken kişidir. tüm kuramları yanlış ya da tüm kuramları doğru demek de doğru değildir. sadece manipüle edilmeye açık ve toplumsal/ahlaki değerlere aykırı olması nedeniyle kabulü zordur.
edit: sizin için oturup 1 saat eski kaynaklarımı taradım, isimleri hatırlayamadım kriz geçirdim, içimde nice kritikler yaptım ve sonunda bitirdim. afiyetle.
konuyla ilgili ilgi çekici bir belgesel de bırakayım size: the century of the self
fakat dönemin gerçekliğini de göz ardı etmemek gerekir ki burada da başlığın sahibi bir nebze haklıdır. bugün avrupa'da psikanaliz ile iyileşme yöntemi artık devlet desteğinden çıkarıldı. sebebi de çok uzun zamanlara yayılması ve iyileştirici etkisinin olup olmamasından kaynaklı. bence de doğrudur çünkü zamanında freud'un da çok hastası olmamıştır. ve 10 tane hastaya 10 sene psikoterapi uygulayınca zaman mı iyileştirdi, psikanaliz mi, kişi kendi içinde mi çözdü, unuttu mu ne oldu gibi birçok faktörün olması düşündürüyor. bu noktada haklılar. eski desteği devletlerden de görmüyor artık freud kuramları.
artı olarak; freud'un kuramlarının doğu felsefesi ile harmanlanıp, bilinçaltı temizliği* gibi safsatalara kurban gitmesi de * bu dönemde ''çok gülünç, işe yaramaz'' denilmesinde bir etkendir. doğu felsefesi haliyle daha mistik ve gizemli bir şeyken bunu batı ürünü olan psikanalizle harmanlamak da ayrı bir kafa tabii. ama freud eskisi gibi kalmadı gerçekten. sonsuz saygı duyulması gereken, her ne olursa olsun kuramları okunup, anlaşılıp ders alınması gereken kişidir. tüm kuramları yanlış ya da tüm kuramları doğru demek de doğru değildir. sadece manipüle edilmeye açık ve toplumsal/ahlaki değerlere aykırı olması nedeniyle kabulü zordur.
edit: sizin için oturup 1 saat eski kaynaklarımı taradım, isimleri hatırlayamadım kriz geçirdim, içimde nice kritikler yaptım ve sonunda bitirdim. afiyetle.
konuyla ilgili ilgi çekici bir belgesel de bırakayım size: the century of the self
devamını gör...
anneannenin öğrettikleri
geçmişte olan olayları konuşup konuşup ağlamak. kendisi uzmandır bu konuda.
devamını gör...
sakıncalı piyade
uğur mumcu'nun 12 mart muhtırası dönemine ilişkin içeriğe sahip kitabı.
patnos'da çok şey kazandım. orada, "halk" dediğimiz soyut kavramın ne olduğunu canlı örneklerle anladım. siirtli maşallah çavuşu, trabzonlu osman çavuşu, denizlili havancı niyazi'yi, kırklarelili recep'i, mersinli mithat'ı, ankaralı dinçay'ı tanıdım. her biri, birer insanlık simgesi gibi çevremizde, bizlere, "hoca nasrettin gibi ağlayan, bayburtlu zihni gibi gülen", halkın en taze güllerini sundular. yüreklerimize duygu pınarlarından şelâleler akıttılar. erlik işleminden sonraki aşamalar, işleri büsbütün arap saçına döndürdü. şimdi ne er sayılıyorum ne de yedek subay...
uğur mumcu, sakıncalı piyade
ilk baskısı 1977 yılında yapılan kitap 116 sayfa.
ellerin dert görmesin uğur mumcu! sakıncalı piyade’yi yazdığın için, eline sağlık, ağzına sağlık, canına sağlık. kendi yazdıklarıma gülemem. ama senin yazdıklarını gülerek okudum. ‘acı acı gülmek’ deyimi vardır ya, işte öyle acı acı güldüm.
aziz nesin
ayrıca bu tamlama, türk dili kurumu'na göre "kendisine pek güvenilmeyen, huzursuzluk çıkarabilecek kimse." anlamında kullanılıyor.
patnos'da çok şey kazandım. orada, "halk" dediğimiz soyut kavramın ne olduğunu canlı örneklerle anladım. siirtli maşallah çavuşu, trabzonlu osman çavuşu, denizlili havancı niyazi'yi, kırklarelili recep'i, mersinli mithat'ı, ankaralı dinçay'ı tanıdım. her biri, birer insanlık simgesi gibi çevremizde, bizlere, "hoca nasrettin gibi ağlayan, bayburtlu zihni gibi gülen", halkın en taze güllerini sundular. yüreklerimize duygu pınarlarından şelâleler akıttılar. erlik işleminden sonraki aşamalar, işleri büsbütün arap saçına döndürdü. şimdi ne er sayılıyorum ne de yedek subay...
uğur mumcu, sakıncalı piyade
ilk baskısı 1977 yılında yapılan kitap 116 sayfa.
ellerin dert görmesin uğur mumcu! sakıncalı piyade’yi yazdığın için, eline sağlık, ağzına sağlık, canına sağlık. kendi yazdıklarıma gülemem. ama senin yazdıklarını gülerek okudum. ‘acı acı gülmek’ deyimi vardır ya, işte öyle acı acı güldüm.
aziz nesin
ayrıca bu tamlama, türk dili kurumu'na göre "kendisine pek güvenilmeyen, huzursuzluk çıkarabilecek kimse." anlamında kullanılıyor.
devamını gör...