jüristokrasi
jüristokrasi, yargıçlar yönetimi anlamına gelir. demokrasinin aksine, yargıçların oligarşik bir yönetim oluşturmasını tanımlar ve eleştirel bir anlam taşır.
halkın iradesi ne olursa olsun yüksek yargı organlarının başında bulunan kişilerin siyasi görüşlerinin dışında kanun yapılamaması veya bu şekilde yapılan kanunların geçerliliğinin kaldırılması yoluyla etkisini gösterir.
olgunlaşmamış, oturmamış demokrasilerde sıkça görülen 'jüristokrasi'de yargı kurumunun başında bulunan kimselerin yorum kabiliyetleri, şahsi içtihatları ön plana çıkar ve yargıçların öznel yorumları ile şekillenen yasalar ile ülke yönetilmeye çalışılır. jüristokrasi halka hesap vermez, siyaseten sorumsuzdur.
yargının siyasallaşması sonucu oluşur. yüksek yargı makamlarına hakim olan siyasi ideolojinin farklı görüşlerden yargıçların hukuki yeterlikleri olsa bile o makamlara gelmesini engellemesi yoluyla varlığını sürdürür.
halkın iradesi ne olursa olsun yüksek yargı organlarının başında bulunan kişilerin siyasi görüşlerinin dışında kanun yapılamaması veya bu şekilde yapılan kanunların geçerliliğinin kaldırılması yoluyla etkisini gösterir.
olgunlaşmamış, oturmamış demokrasilerde sıkça görülen 'jüristokrasi'de yargı kurumunun başında bulunan kimselerin yorum kabiliyetleri, şahsi içtihatları ön plana çıkar ve yargıçların öznel yorumları ile şekillenen yasalar ile ülke yönetilmeye çalışılır. jüristokrasi halka hesap vermez, siyaseten sorumsuzdur.
yargının siyasallaşması sonucu oluşur. yüksek yargı makamlarına hakim olan siyasi ideolojinin farklı görüşlerden yargıçların hukuki yeterlikleri olsa bile o makamlara gelmesini engellemesi yoluyla varlığını sürdürür.
devamını gör...
üsküdar vapuru faciası

60 yıl önce büyük çoğunluğu öğrenci olan, fırtına nedeniyle 400 yolcu ile sulara gömülen, türkiye'nin en ölümcül deniz kazasıdır. bu olaydan sonra hiç bir yetkili ceza almamıştır. 1 mart 1958 tarihinde gerçekleşmiştir. bu konu hakkında, izmit'te yaşayan insanlardan çok değişik hikayeler de anlatılmaktadır.
1 mart 1958 cumartesi günü, üsküdar isimli vapur, izmit - gölcük arasında günün son seferini yapmak için yola çıktıktan kısa süre sonra aniden bastıran fırtınaya yakalandı. yolcuların çoğu cumartesi günü yarım gün öğrenim gören izmit lisesi ve sanat okulu talebelerinden oluşan üsküdar vapuru fırtına ve dalgalara dayanamayarak körfez’in soğuk sularına gömüldü. vapurda bulunan çoğu öğrenci yüzlerce kişi hayatını kaybetti.
buradan
devamını gör...
madrid
gitmek istediğim bir ispanya şehridir. en kısa zamanda umarım.
devamını gör...
zenginlik belirtileri
kahvaltıda havyar ve kaz ciğeri olması. net zenginlik belirtisi.
devamını gör...
lgbt'li ve hdp'li tayfanın haklı olan her muhalif hareketi baltalaması
yahu ben şeyi merak ediyorum, siz sanıyor musunuz ki sadece türk bayrağı elinize alıp tek tip giyinseniz, a haber izleyen adam size destek olacak. "vay vadan hayınları fedoncular, vur polisim vur elin dert görmesin. ortalıgı coh garıstırdılar yine tayyibe verecem" diyecek yine. çünkü medya seni istediği gibi gösterebilir. istediği gibi algı yaratabilir.
ama küçük bir şansınız olsun istiyorsanız bence şöyle yapın. alın elinize defleri, giyin takkeleri cübbeleri, ilahi söyleye söyleye gidin protesto edin. polislere de esans ikram edersiniz. halka şirin gözükürsünüz. müthiş fikir bence de. *
ama küçük bir şansınız olsun istiyorsanız bence şöyle yapın. alın elinize defleri, giyin takkeleri cübbeleri, ilahi söyleye söyleye gidin protesto edin. polislere de esans ikram edersiniz. halka şirin gözükürsünüz. müthiş fikir bence de. *
devamını gör...
gece yolculuğu
uyuyarak geciyorsa da güzel olan yolculuk. hem yolda olup hem uyuyor olmanın tadı başka.
devamını gör...
aşk evliliği vs mantık evliliği
mantık diyene saygım sonsuz, ama sevmediğin insanla da ömür mü geçer be sözlük? sabah uyandığında ilk onun yüzünü gördüğün de yüzünde bir tebessüm oluşmuyorsa, işten eve dönerken onu göreceğin için mutlu olmuyorsan ne anladım o evlilikten.
devamını gör...
sıkça söylenen yalanlar
gündelik hayatta istemsizce söylediğimiz, alışkanlık edindiğimiz yalanlardır.
‘onun da sana selamı var.’ gibi.
‘onun da sana selamı var.’ gibi.
devamını gör...
çok şey yapmak isteyip hiçbir şey yapamamak
çoğu insanın hayatının özeti. planlar yapılır, şunu yapıcam bunu yapıcam diye kafada kurulur, kurulur, kurulur... sonuç: mümkün olduğunca az şey yaparak günü geçirmek. o planlar kafanın bir köşesinde durmaya devam eder, biraz daha ertelenir ama yapacak moda girdiğinizde zamana bağlı planlar için çok geç olabilir. bir söz vardı, "yarın bir şeyleri ertelediği için bugünkü kendine kızıyor olacaksın" gibi, eğer sözü doğru hatırlasam etkili bir yazı olacaktı ama neyse, fikir buydu. işte "yarın başlarım", "haftaya hallederim", "okul bitsin bakarız" gibi bahanelerle erteleyip durmaktansa o an tam olarak karar verip başlamak lazım bir şeyler yapmaya, yoksa arkası hiç gelmiyor ve sürekli keşke diyerek bomboş yaşayıp gidiyoruz.
bir de şöyle bir sorun var, yeni bir şeye el attığımızda kimimiz herkesle paylaşmak istiyoruz, kimimiz bir sonuca ulaşana, kesinleşene kadar kendine saklamayı tercih ediyor**. ikinci gruptaysanız ve birilerine anlatmak isteyip de zorlanıyorsanız boş verin, bir word dosyasına kısa notlar almak şeklinde bile olsa bir günlük tutun ve ara ara geri dönüp kontrol edin birkaç hafta önceki kendinizi. işe yarayabilir kendini iyi hissetmek, minik değişimleri görmek açısından. ya da her önemli gelişmede kendinizi ödüllendirebilirsiniz. yemek olur, kıyafet olur, yeni bir kitap vs. birçok şey olabilir. ki zaten kendi başına küçücük de olsa adımlar atmaya başladığını fark edince bunlara gerek kalmıyor bile. mutlu olup içinizden takla atıyorsunuz.
tek gereklilik; şimdi başlamak lazım, iki dakika sonra değil. yani belki bi beş dakika sonra. yoksa birkaç saat uzanıp akşama mı bıraksam?* aslında sömestrda evde bol bol vakit olacak, o zaman rahat rahat yapılır...* şaka bir yana cidden bir "dur!" deyip o popoyu kaldırmak lazım, nereye kadar böyle di mi... evet. bu entry iki paragraf önce biterdi ama sonunu getiremedim.*
bir de şöyle bir sorun var, yeni bir şeye el attığımızda kimimiz herkesle paylaşmak istiyoruz, kimimiz bir sonuca ulaşana, kesinleşene kadar kendine saklamayı tercih ediyor**. ikinci gruptaysanız ve birilerine anlatmak isteyip de zorlanıyorsanız boş verin, bir word dosyasına kısa notlar almak şeklinde bile olsa bir günlük tutun ve ara ara geri dönüp kontrol edin birkaç hafta önceki kendinizi. işe yarayabilir kendini iyi hissetmek, minik değişimleri görmek açısından. ya da her önemli gelişmede kendinizi ödüllendirebilirsiniz. yemek olur, kıyafet olur, yeni bir kitap vs. birçok şey olabilir. ki zaten kendi başına küçücük de olsa adımlar atmaya başladığını fark edince bunlara gerek kalmıyor bile. mutlu olup içinizden takla atıyorsunuz.
tek gereklilik; şimdi başlamak lazım, iki dakika sonra değil. yani belki bi beş dakika sonra. yoksa birkaç saat uzanıp akşama mı bıraksam?* aslında sömestrda evde bol bol vakit olacak, o zaman rahat rahat yapılır...* şaka bir yana cidden bir "dur!" deyip o popoyu kaldırmak lazım, nereye kadar böyle di mi... evet. bu entry iki paragraf önce biterdi ama sonunu getiremedim.*
devamını gör...
kendisine verilen tableti satan öğrenci
açıkcası cocugu değil, ona bunu yaptıran zorunluluğu sorgulamak lazım.
bununda altından mutlaka ‘’maddi ihtiyaç ‘’ çıkacaktır.
düşünün ülkenin ekonomisi ne durumda ki cocuk kendisine verilmiş tableti satarak, gelir elde etmeye çalışıyor.
lord helps us.
bununda altından mutlaka ‘’maddi ihtiyaç ‘’ çıkacaktır.
düşünün ülkenin ekonomisi ne durumda ki cocuk kendisine verilmiş tableti satarak, gelir elde etmeye çalışıyor.
lord helps us.
devamını gör...
triptofan
yetişkinlerde azot dengesini sağlar; bebeklerde ise büyüme gibi bir çok işlevi olan esansiyel* bir amino asittir.
devamını gör...
birini unutmanın en iyi yolu
benim uyguladığım yöntem üzerine gitmektir. kaçmak beni yıpratıyor bunun için oturuyorum gerekirse birkaç ay olsa bile bunu düşünürüm çünkü eğer aklımda kalırsa yıllarca düşüneceğimi bildiğim için 3-4 ay üzerine giderim artık gına gelir ve unutmaya başlarım.
devamını gör...
okuduğun bir kitabı pudra şekerine uyarla
pudra şekeri ile mutlu olma sanatı.
devamını gör...
eurovision
2003 yilinda sertab erener’in every way that i can sarkisi ile ulkemize birincilik odulunu kazandirdigi sarki yarismasi.
devamını gör...
eşref saati
eşek saatinden iki ya da üç saat sonraki keyifli ve elverişli zaman. zira, genelde öğle saati eşek saati , ikindi saati de eşref saati olur.
devamını gör...
aşı olmayanlara kısıtlama gelebileceği iddiası
şu turistler eve gelip silksin bizi de bitsin şu işkence yeter..
devamını gör...



