planlayarak adam öldürmekten ağırlaştırılmış müebbet yer, iyi halden müebbete döner. infaz ile 25 yıla düşer. af ile 8 seneye aramızda.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

başlık daha önce açılmamış sanırım. neyse, siftah benden bereket allah'tan.


ölüm gelecek ve bana senin gözlerinle bakacak
eski bir vicdan azabı
yahut saçma bir günah gibi
sabahtan akşama dek
uykusuz, donuk, bizi izleyen ölüm.
gözlerin dilsiz bir çığlık,
boş bir söz olacak, beyhude bir sessizlik.
bu yüzdendir her sabah
kendi gözlerini görmen yalnız
aynaya bakındığında ve o gün, ah,
değerli umut, biz de öğreneceğiz
hayat ve hiç olduğunu senin.
ölümün bir bakışı vardır hepimiz için.ölüm gelecek ve bana senin gözlerinle bakacak.
bu, bitirmeye benzeyecek bir günahı,
aynada yeniden beliren bir ölü yüzü
görmeye benzeyecek,
dinlemeye benzeyecek suskun bir dudağı,
dilsiz düşeceğiz ortasına burgacın.


- cesare pavese
devamını gör...

insanın beynindeki kalıplara sığdıramadığı, çekmecelere yerleştiremediği, anlam çerçevesine oturtamadığı her şeye karşı içinde oluşan tedirginlikle bezeli korkudur. ki sen bunu zaten biliyorsun.

bilmediğin şeyden korktuğunu biliyorum. ama bu güne gelene kadar bildiğin şeyler de zarar vermedi mi sana? sadece bilmediklerin yüzünden mi yara aldın? canını yakan şeyler daha önce karşılaşmadıkların mıydı sadece? beni bilmediğini düşünüyorsun zaman zaman. ileride ne olacağına dair hayalden öte geçmeyen hisler olduğuna inanıyorsun bazen. o yüzden bozulmaya başlıyorsun. tamir olacağına inanmadığın zamanlar bile oluyor. biliyorum.

başka bir açıdan baksak mı bu korkuya? evet, bilmediğin bir durum bu. ama şunu hissediyorsun derinden; senin içine korku veren o ejderha yavaş yavaş evcilleşmekte. artık nefesi o kadar kükürtlü değil, yaşlanıp elden ayaktan düşmeye başladı. çünkü içine çöreklenen korkular annenin olmayan kollar tarafından yok edilebilir artık. biliyorsun.

senin burnundaki acı, yanlışlıkla aldığın o darbe başka birinin canını yakabiliyor mesela. sana belli etmeden canı yanıyor, çok çok uzak diyarlarda arpa boyu yollar aşmaya çalışan bir masal kahramanının. senin tek çizgili korkuların elini ayağını titretebiliyor bu kahramanın. kendi başına ne geleceğini düşündüğü için değil hem de, sensizliğin nasıl bir duygu olduğunu bildiği halde buna alışamamış olmasından bu sarsıntılı duygu. sen bunu da biliyorsun.

iki oda bir salon bir ikili yalnızlıktan kaçıp tek başına daha geniş antreli bir ev hayal ederken bu özgürlüğe ortak olacak birini düşünmek zor elbette. nasıl bir hayat seni bekliyor bilmiyorsun ve bu seni korkutuyor. ama balkonu mutfağa katmayı düşünmeden, çok eşyayla kişisel alanları daraltmadan seninle yaşamayı isteyen bir insanın, senin aile evin olacağını da en derinden hissediyorsun, bu hissin gerçek olduğunu da biliyorsun.

daha çok gençken yaşadığın şeyleri sen anlatmadan anlayabilen, bunları sana sormayı aklından bile geçirmeyen, sadece yaraları sağaltmaya talip olan ve bundan büyük mutluluk duyan bir saat tamircisi var karşında. içinde hiç korku olmasın diye kendi bilmediklerinden korkmayı bir yana bırakıp senin her şeyi öğrenmen için çabalayan, bir yandan da durmasın diye evdeki bütün saatleri düzenli olarak kuran bir saatçi. sen artık saatin kaç olduğunu da biliyorsun.

her koku güzel değildir elbette. kimya da önemli bir bilim dalıdır. merakın korkuya dönüşmesin. “ya olmazsa” değildir düşünmen gereken şey. çünkü sen birini seversen kokusu güzel olacaktır doğal olarak. ve kimyada bilmediğin soruları boş bırak. zaman kalırsa dönüp birlikte bakarız. ve zamanımızın kalacağını biliyorsun.

bu yazıyı okuyup bitirince paragraf sonlarında her sorunun cevabının seni beklediğini göreceksin. bilmediğin bir şey kalmadı artık. korkma. biliyorsun.
devamını gör...

şu anda karanlıkta küçük bir telefon ekranına yakından bakarak yaptığım eylem.
devamını gör...

evlatlarımın geleceği.

ben düne kadar bir kendimi dert ediyordum. kafa tertemiz.

ya bugün?
devamını gör...

hayatın matematikten ibaret olduğunu öğrenmek. özellikle de insan ilişkilerinde.

insanlarla değer dengesini kurmak gerekir. bu bir üstünlük meselesi değil elbet. yıpranmamak için bir önlem yalnızca. daha az değer verirsem vicdanım rahatsız olur, daha çok değer verirsem eksik hissederim.

hâlbuki her şey kararında olmalı.
devamını gör...

tek bırakılmak. ve bu tek bırakılma hadisesini akrabalarınız tarafından yaşamanız.

sene 2011 .babaannemi kaybetmiştik. haberi de telefondan babam vermişti bana. o sıralar farklı bir şehirde oturduğumuz için ve kendisi yatalak olduğu için babaannem bizimle birlikte kalıyordu. başka çocukları yok muydu ? vardı takibi ama onlar sadece yaz tatillerinde görüyorlardı annelerini. üstelik o dönemde ailenin bir sürü işi olduğu dönemde hasta birisine bakmak gerçekten zor bir işti. ama kimse yaşlı ve yatalak kadını bakmak istemiyordu. çünkü kendilerince bilmediğim bir sebepleri vardı. o da onları vicdanen rahat ettiriyordu.

velhasıl kelam bir perşembe günü babaannem aniden rahatsızlanmıştı. nefes alırken hırıltılar ve hafif bilinç kayıpları bir doktora görünmesini gerektiriyordu. ama yatalaktı ve biz sadece 3 kişiydik. kilolu da olması tabi onu arabayla götürmemize başka bir engeldi. biz de ambulans çağırarak götürmeyi seçtik.

hayatımda ki yalnızlığı ve acıyı ilk orada tatmıştım. efendim ambulans geldi ve sedye ile birlikte babaannemi ambulansa taşıyacağız. toplam 3 personel babaannemi kilodan mütevellit taşıyamadığı için bizden destek istediler. ama biz de pek bir etki yaratamadık. haliyle personel bey , " hiç yakınınız yok mu ? diye sordu. bizde zaten yabancı şehirdeyiz ama kimseyi tanımadığımız için . "yok ," dedik. o esnada yapacak bir şey yok , tüm gücümüzle apartmanın önüne kadar iman gücüyle anca taşıyabildik. ama dahası yok. taşıyamıyoruz. biz apartmanın önünde ; sedye de babaannem , ben ve babam kalakaldık. aradan az bir vakit geçince evimizin altında bim olduğu için oradaki kasiyeri çağırmak aklıma geldi ve sağ olsun bim çalışanıyla birlikte babaannemi ambulansa çıkartıp hastaneye götürebildik.

acilden giriş yaptık ve doktor da direk yatış işlemlerini başlattı . bu esnada babamda kardeşlerini aramam için bana talimat verdi. durumun ciddiyeti acildeki doktor ve hemşirelerin bakışlarıyla zaten belli oluyordu. ben ilk olarak amcamdan başlamak istedim; çünkü diğer zor zamanlarda hep bir bahane üreterek annesini atlatıp duruyordu. o yüzden ilk onu arayıp nasıl bir bahane bulacak diye aradım. telefonda malum bayan sesi çıktı. " aradığınız kişi şu an başka bir kişiyle görüşmektedir." pes etmedim 2 dakika araklılarla aradım durdum. ve sonunda açtı. durumu izah ettim. ama tıpkı tahmin ettiğim gibi yine bahane buldu ve gelmek istemedi. sebebi de takma dişlerinin bakımda olmasıymış . bunun üzerine bende o hasta haliyle telefonu babaanneme vererek. durumun çok kötü olduğunu ve gelmesi gerektiğini bir de onun ağzından duymasını istedim. biraz konuştular ve telefon kapandı ve geleceğinin haberini babaannemin başını sallamasıyla aldım. bu sefer halamı aradım. halama direk ulaştım ve durumu söyler söylemez geleceğini söylemişti. ve öyle de yaptı 5 saat içinde hastanede olmuştu.

aradan 2 gün geçmişti. amcam , halam ve babam sürekli olarak annelerine nöbetleşe refakat ediyorlardı. ama doktorun son açıklamasına göre , böbrek iflası yüzünden diyalize girmesi gerekiyormuş. babam yanımıza gelerek ," annem için doktorlar diyalize girmesi gerekiyor , girerse biraz yaşar , girmezse de acılar içinde ölür. kurtulma şansı yüzde bir. ne yapalım ? " diye sordu . amcam ses çıkartmadı , halam çekimser kaldı ve babamda" diyalize girsin , en azında acı çekmesin annem ." dedi. bana göre en doğrusunu babam yapmıştı ama ailenin diğer yarısının bu sessizliği ve çekimserliği , dünyanın çok nankör bir yer olduğunu göstermişti bana.

diyaliz işlemleri yapılacağı zaman doktor bu sefer yanımıza geldi ve hastanın sigortasının olmadığını ve bu şekilde işlem yapamayacaklarını ; ancak birisini kefil olması şartıyla işlemlerin yapılacağını söylemişti. o oda da 3 kişi yani 3 evlat vardı ve sadece biri "ben kefil olurum ," demişti o kişi de babamdı. aslan babam , can babam.

diyaliz işlemleri nihayet başladı ve babaannem biraz biraz kendine gelmişti. doktorlar şaşırıyordu. onlara göre ilk diyalizde hayatını kaybedeceğini düşünüyorlarmış , ama babaannem onları şaşırtmıştı. dirençli kadın , nede olsa eski toprak. böyle böyle aradan 14 gün geçti babaannemin biraz iyi olması dolayısıyla bizde günlük rutin işlemlerimize gömüldük. hatta bir önceki gün hastaneden taburcu olabileceğini konuşuyorduk. ancak öyle olmadı. ramazan bayramına 3 gün kala cuma günü babamın beni aramasıyla babaannemin acı kaybını öğrendim. direkt hastaneye gittim. insanlık hali direk odasına çıktım ama oda kapalıydı. babamı aradım ." baba neredesiniz ? " diye sordum . babamda " morgtayız oğlum ." diye cevap verdi. başımdan aşağı kaynar sular ikinci kez döküldü. insan o an bir sevdiğinin ölümünü kabullenemiyor. bir de morg kelimesini işitmeniz olayı başka bir boyuta taşıyor.

morga indim . morg kapısında halam , amcam , babam ve annem vardı. acı haber sonrası birbirimize sarıldık, ağladık. bir süre sonra cenazenin yıkanmasını ve memlekete götürülmesini sağlayacak cenaze nakil aracını beklemeye başladık.

ikinci en acı anım sendin babaanneciğim...

cenaze aracı geldi. babaannemi tabuta koyduk ve araca yükledik .yükleme esasında yaşadığım boşluk hissini , dünyanın anlamsızlığını ve bir farklı gelen motor sesini hiç unutmayacağım. velhasıl yola koyulduk. halam ve amcam cenaze aracında biz de kendi aracımızla memleketin yolunu tuttuk. bu arada uzun bir yolu tarifsiz bir acınız varsa her katedilen kilometre size zulüm oluyor.

zor bir yolu tamamladıktan sonra babaannemi , vasiyetine uyarak ve her köşesinde emeği olan evine götürdük. ve sabahı beklemeye başladık. o esnada bilen bilir. taziye ziyaretleri olur ve sabaha kadar defin işlemine kadar sizi ve mevtayı sevenleriniz yalnız bırakmaz. ancak bizim için bu olay pekte öyle olmadı. cenaze evinde kimse bizim yanımıza gelmiyordu. bu işte bir gariplik olduğu aşikardı ama o acıyla babamla bu durumu pek ilk başta anlamadık. ben de biraz durumu kontrol etmek için evin odalarını kolaçan ettim. gördüğüm manzara tek kelimeyle şaşırtıcıydı. taziye için gelen kişiler babamı es geçip, eniştemin ve amcanın yanına gidiyorlardı. son derece şaşırmıştım. doğal olarak "babaannemi bakan biz değil miydik ? " diye sordum kendime. evet biz bakmıştık ama niye bu insanlar bizi yok sayıyor ve yanımıza dahi gelmiyorlardı.

durumu babama söylemedim. zaten böyle şeylerle uğraşacak bir hali de yoktu garibimin. annesini kaybetmiş, ne hatıralar yaşıyor kendi dünyasında allah bilir . ama bu durum defin işlemine kadar böyle devam etti.

zaman geldi çattı. artık babaannemin bu diyardan , evinden gitmesine az bir zaman kalmıştı. çok duyulmasa da ağıtlarla birlikte evden canımızı alıp caminin yolunu tuttuk . cami de musalla taşına tabutu koyup , cuma namazının bitmesini bekledik. namaz bitti ve sıra cenaze namazına gelmişti .

namaz kılınırken mevtanın varsa eşi , çocukları ya da yakınları önde saf tutarlar. bizde doğal olarak ön safta durmamız gerekiyordu. ama bir şekilde biz o safın en sonunda bırakıldık.ön safta cenaze evinde olduğu gibi amcam ve eniştem vardı. bu işte bir terslik vardı ama diyorum ya acımız büyük. bunlar bizim için şu an konuşulacak şeyler değildi. bir oldu bitti ile sanki camiye namaz kılmaya gelmiş bir kişi gibi namazı en sonlarda kıldık ve mezara doğru yol aldık.

defin işlemlerini tamamlandı . dualar okundu ve insanlar dağılmaya başladı . babam ve ben mezarın başında ikimiz kaldık. şaşkındım. neden kimse bizi teselli etmiyordu ? ve neden bu acıya ortak olmak için çaba göstermiyordu ? babama bu durumu yine soramadım . ama babamda anlamıştır diye düşünüyorum.

babaannemizi uğurladıktan sonra bizde cenaze evine geçtik. soğuk tavırlar ile yine karşı karşıya kaldık ve babama artık dayanamayıp sordum . " baba bu insanlar niye bize soğuk davranıyor ? " babam da " amcan yine milletin kafasını karıştırmıştır oğlum ." diye cevapladı. artık daha da bir soru sormadım; ancak ben o evde daha duramazdım ve annemi babamı alıp evimize döndük. yahu bir husumet varsa bu husumet cenaze de gösterilmez. acı bitince istediğini yap ya da söyle. ama bu hiçbir dinde yeri olmayan bir durum.

eve geçtikten sonra bilirsiniz mevlüt okutulur. alınmaca gücenmece yok , ben gitmedim. gitmedim çünkü yine soğuk davranacaklardı. lakin babam gitmişti.

babam eve gelince bu soğuk tavırların neden olduğunu öğrenerek gelmişti. ve duyduklarım karşısında yine bir şoka uğramıştım. bu dünyaya değmez be dostum . insanlara güvenilmez.

meğer bizim amca bu zamana kadar annesini kendisinin baktığını söylüyormuş ve bunu millete güzel bir şekilde inandırmış. insanların gözünde hayırsız evlat olmamız yalnız bırakılma sebebiymiş. biz saflar olarak da bu olayın farkına en sonunda varmışız. olsun yahu. önemli değil . ama böyle bir şeye değer miydi ? bence değmezdi. bu arada enişteyi de kalan evden daire vermek için kandırmış o da o yüzden bizimle ilgilenmemiş. babam vasiyeti gereği kendine bırakılan daireyi almayarak bu acımasız insanlara kendine bir ders verdi . anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az.

not: yalan dünya .

velhasıl kelam ben en büyük acımı artık buraya yazdım ve bu sözlük kapanana kadar üstümden bu ağırlık bir nebze olsun kalkmış olacak. buraya kadar okuyan yazarlara da vermiş olduğum rahatsızlıktan dolayı özrü bir borç bilirim.
devamını gör...

cinayet için bulunan kılıflarda gelinen son noktadayız sanırım. bunun bir üstü "öldürdüm çünkü gözünün üstünde kaşı vardı"
devamını gör...

kral arthur'un bilge danışmanı ve ayrıca büyücüdür.
merlin'i film ve diziler ile tanıdığım için biraz pişmanım aslında. zira izlediğim ilk merlin tasviri bilgenin tam aksine tam bir şapşaldı. yine de kendisini seviyordunuz çünkü merlin her zaman kral arthur'a sadık olmuş, ona yol göstermiş ve kormuştur.

merlin'in büyülerinden çok arthur'a yaptığı kehanetlerine değiniliyor (bkz: kral arthur ve yuvarlak masa şövalyeleri) kitabında. ayrıca merlin akıl vermekten çok doğru soruları soran bir bilge.

yuvarlak masanın krallığa gelmesiyle 28 adet şövalyeyi masa başına merlin toplamıştır. sir balin'in bilmeyerek kardeşini katlettiği kılıcı almış, mezar taşına ismini yazmıştır. bu kılıcı daha sonra sir lancelot'un zapt edeceğini ve bu kılıçla en sevdiği iki kişiyi öldüreceğini söylemiştir ve maalesef bu kehaneti de gerçekleşir.

merlin kendi sonunu da bilen bir bilgeydi. krala güçlerinden ötürü yer altına kapatılmam gerek dese de kral böyle yapmıyor tabii. sonunu biliyor olmasına rağmen bundan kaçmıyor, hatta kral arthur bu kehanetine karşın kaçmasını söylüyor ancak merlin öylece kabulleniyor.

kalp kırıcı kısmına geçelim.

yuvarlak masa şövalyelerinden biri gölden bir kadın getiriyor saraya ve zavallı merlin bu kadına aşık oluyor. kadının adı vivien yada nimue imiş. isim kıtlığı var gibi tüm kadınların da adı vivien ama neyse. kendi sonunun bu kadın olduğunu bildiği halde kadını peşine takıyor. kadının tek derdi merlin'in büyülerini öğrenip tekmeyi basmak. yolculukları esnasında pek çok kez merlin'den kurtulmayı deniyor ancak başaramıyor. yolculukları esnasında merlin vivien'e bir taş gösteriyor ve taşın altında mucizeler olduğunu söylüyor. kadın görmek isteyince merlin taşı kaldırıp altına giriyor ve kadın da bunu fırsat bilip merlinciğimin öğrettiği büyü ile taşı kapatıp merlin'i oraya hapsediyor.

yani bence merlin bunu bilerek yapıyor tabii. daha evvel krala yerlatına kapatılması gerektiğini söylüyor ama kral yapmıyor, demekki bir bildiği var büyücümüzün.

ah biz kadınlar.. bilgenin bile başını yemişiz *
devamını gör...

bazen terbiye, bazen hayadan kaynaklıdır. bazense kafa sözlük formatı ve kurallarından...
devamını gör...

uygun bir ücret karşılığında notlarınızı kendisine itinayla iletirim yazarı.

çünkü susmuyor efendim, o arada ben de biraz nefes alırım.*
allah bilir bu da kova burcu kadınıdır, allahım güç kuvvet ver bana!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

not : görsel temsili değildir, keşke öyle olsaydı. *

görsel için de kendisinden izin alınmıştır, gerçi para istedi yayın hakkı için ama yapacak bişi yok. "ay banucum sana ulaşamıyorum " diyen bir daha düşünsün.
devamını gör...

müzik; size hissettirdikleri kadar güzeldir ve bi' zehirdir.
devamını gör...

kurban bayramı tatilini, adet günüme denk gelmeyecek şekilde ayarlayın kadar saçma ve akıl dışı bir tekliftir.
ayrıca seferi olmayı ben mi öğreteceğim kardeşim.
evinizden dışarı çıktığınızda, 15 gün boyunca seferi namazı kılabiliyor olduğunuzu ben söylemiyorum.
dinde güncelleme gerekli diyorlardı da sanırım b*kunu çıkarmaya yemin etmişler!
devamını gör...

diziden hemen sonra önce kendi kendine konuşup daha sonra ikinci şahıslara bulaşma durumudur. şu an için ingilizce ile bir problemim yok ama ilk izlediğim zamanlar evin içinde ingilizce falan laf atardım bizimkilere, sonra kendime kendime konuşur en sonunda da yeee, ı am perfect diyerek cümleyi bitirirdim ama aksanımı sonuna kadar kullanarak, allahım bu nasıl bağrı yanıklıktır.
devamını gör...

1946 giresun doğumlu asker. diyarbakır jandarma bölge komutanı. 1965 yılında kara harp okulundan mezun olarakjandarma asteğmen rütbesi ile orduya katılan bahtiyar aydın sırasıyla, van, bitlis, yalova, istanbul ve samandağ da jandarma birliklerinde bölük komutanı olarak görev yaptı. 30 ağustos 1991 tarihinde tuğgeneralliğe terfi etti.

1993 yılında jandarma bölge komutanı olarak atanan aydın, burada halka karşı olan yumuşak tutumu, kanunsuz işlere ve yolsuzluklara ayrıca işkenceye müsaade etmeyen biri olarak tanındı. tabi bu arada bir çok kişinin de kuyruğuna basıp kendi eliyle infazını imzalamış oldu.

22 ekim 1993 tarihinde lice asayiş bölük komutanlığı binası önünde silahlı suikast sonucu öldü. genelkurmay suiastin pkk tarafından gerçekleştirildiğini duyursa da işin içinde jitemin olduğu yıllar sonra ergenekon soruşturmaları esnasında gizli tanık olarak ifade veren biri tarafından ortaya çıkarılmıştır. gizli tanık bahtıyar aydın'ı başka bir rütbeli askerin vurduğunu söylemiştir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

arkadaşlar sanırım hepimiz artık biraz olsun huzur istiyoruz.

ülkede dallas'a döndü yemin ediyorum.

bu ırkçılık değil , ne alaka, sadece aşayiş, huzur ve güven istiyoruz.

edebiyle gelip, kimseyi rahatsız etmeyen siyahilerle, balkan ve kırım göçmenleriyle kim problem yaşadı.

kim diyor gelen çeçen, çerkes de gitsin.

onlarda müslüman ama büyük bir farkla, biri gaspçı, tecavüzcü, diğeri işinde gücünde.


biz artık gece sokağa rahat çıkmak,, gözümüzün arkada kalmasını istemiyoruz.

onca derdimizin üstüne dert eklemek, az bi kafa dağıtalım diye girdiğimiz sosyal medyada yeni bir ölüm yada tecavüz haberi görmek istemiyoruz.


özetle edebiyle gelen ırklar kalsın, edepsizleri geldikleri cehenneme geri yollayalım.
devamını gör...

bir heykel, bir bina, sabitlenen bir an, bir giysi, bir hareket, değişim-dönüşüm, sonu olan-biten bir şey sanat eseri olabiliyorsa yaşamlarımız neden olmasın? yaşamımıza katacağımız; estetik, zarafet, farklılık, bilinç, özgünlük gibi katmanlarla onu sanatsal açıdan da değerli yapamaz mıyız? yaşam sürecimiz sanatsal olabilir mi?
devamını gör...

l-manyak ta çizdiği zıçan adam ve ezik şarkıcı altuğ karikatürleri en eğlenceli işlerindendi. ayrıca en önemli katkılarından birisi moğolların tekrar birleşmesi için yaptığı imza kampanyasıdır. bu kampanya sonuç vermiş cahit berkay, taner öngü, engin yörükoğlu ve serhat ersöz bir araya gelmiş moğollar uzun ir aradan sonra konser vermişlerdir.
mekanı cennet olsun.
devamını gör...

blog sözlükde de aynıydı bu işimbu nickli yazar, sürekli siyasi ekonomik gündem konuşmak, öyle başlıklar görmek ister, sürekli sözlük şöyle olmalı, yönetim şunu yapmalı tarzında serzenir, yaşının 50+ olduğunu düşünüyorum, belki yaşının getirdiği bir huysuzluk yada kuşak farkı, hatta daha önce buraya da veda etmiş, sonra 600 tanımı silmek zaman alacak biraz daha burdayım demiş, sonra bi 600 daha girmiş. şahsen ben sadece eğlenmek için buradayım, bu kurallara aykırı ise anında ucurabilirler beni, burada herkesin gündemi farklı internette geçirdiğim zamanın büyük bölümü haber sitelerinde geçiriyorum zaten burada gündemden haber vermek adına açılan başlıkların çoğunu buraya gelmeden çoktan okuyup incelemiş oluyorum, bana yazarın amacı milletin haberi olsun değilde, bakın ben bu konuda ne düşünüyorum görün gibi geliyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim