kızıl saç
ahlaksız olduğumu öğrendiğim başlık.
devamını gör...
sözlük radyosunun yayına başlaması
şarkılar çok bana hitap etmiyor diye düşündüm ama bir yandan da hipnoza uğradım, çıkamıyorum.
müthiş iş, tebrikler.
müthiş iş, tebrikler.
devamını gör...
erkeklerin zeki kadın sevmemesi
erkekler zeki kadınları severler. sevmedikleri zeki kadınlar işlerine gelmiyordur. ya da amacı sevmek değildir.
devamını gör...
yazarların unutamadığı film replikleri
- what's happening with them sausages, charlie?
- five minutes, turkish.
- it was two minutes five minutes ago!
snatch *
- five minutes, turkish.
- it was two minutes five minutes ago!
snatch *
devamını gör...
türk halkının mensup olduğu din
kişilerin dini olur halkların değil.
devamını gör...
uzak durulması gereken insanlar
sadece kendini haklı gören, sizi dinlemeyen, saygı duymayan, sizi yargılayan insanlardan
devamını gör...
shoshone
şoşon. kuzey amerika'da yaşayan, uto - aztek dili konuşan bir kızılderili kabilesidir. kendilerine newe deselerde, büyük yüksek otlardan ev yaptıkları için, diğer kabileler tarafından shoshone yani "çim ev insanları" olarak, beyazlarsa "snake", "yılan" kabilesi olarak adlandırırlar.
eskiden sadece nevada civarında yaşıyorken, sonraları wyoming'de doğu shoshone, idaho'da kuzey shoshone, utah, nevada ve california'da yasayanlar batı shoshone olarak anılmışlardır. lewis ve clark'ın batıyı keşif gezisinde onlara yardım eden sacajawea adlı kadın bu kabiledendir.
ilk başlarda beyazlarla araları iyi olsada, onlardan geçen bulaşıcı hastalıklar yüzünden çok kayıp verdiler ama buna rağmen, beyazlar çoğaldıkça çatışmalar başladı. 1863'de bear river katliamında kabilenin çoğu kadın, çocuk 410 üyesi öldürüldü ama kabilenin diğer boyları 1868 yılına kadar a.b.d ordusuyla savaştılar. 1878 yılında bannock savaşında yenildikten sonra rezervasyonlara kapatıldılar.
a.b.d ordusuna karşı savaşmalarına rağmen, eski düşmanları olan sioux, cheyenne ve arapaho'lara karşı a.b.d askerleriyle birlikte savaşmışlardır.
bugün bu beş eyalettede rezervasyonları bulunmaktadır.
eskiden sadece nevada civarında yaşıyorken, sonraları wyoming'de doğu shoshone, idaho'da kuzey shoshone, utah, nevada ve california'da yasayanlar batı shoshone olarak anılmışlardır. lewis ve clark'ın batıyı keşif gezisinde onlara yardım eden sacajawea adlı kadın bu kabiledendir.
ilk başlarda beyazlarla araları iyi olsada, onlardan geçen bulaşıcı hastalıklar yüzünden çok kayıp verdiler ama buna rağmen, beyazlar çoğaldıkça çatışmalar başladı. 1863'de bear river katliamında kabilenin çoğu kadın, çocuk 410 üyesi öldürüldü ama kabilenin diğer boyları 1868 yılına kadar a.b.d ordusuyla savaştılar. 1878 yılında bannock savaşında yenildikten sonra rezervasyonlara kapatıldılar.
a.b.d ordusuna karşı savaşmalarına rağmen, eski düşmanları olan sioux, cheyenne ve arapaho'lara karşı a.b.d askerleriyle birlikte savaşmışlardır.
bugün bu beş eyalettede rezervasyonları bulunmaktadır.
devamını gör...
fransız ihtilali
sloganı liberté, égalité, fraternité; "özgürlük, eşitlik, kardeşlik" olan ve çağ kapatıp açan ihtilaldir. fransız bayrağının renkleri de buradan gelir.. mavi renk özgürlük, beyaz renk eşitlik ve kırmızı renk kardeşlik demektir.
fransız ihtilalinin bir sonucuda politikada bugün kullanılan" sağ " ve " sol " tabirlerinin ortaya çıkmasıdır. devirm olduktan sonra kurulan yasama meclisi' nde meşrutiyetçiler ve ihtilalciler diye iki grup vardı.
meşrutiyetçiler : kralın yerinde kalmasını fakat bir meclisle yönetimi paylaşmasını savunanlardı ve bunlar sağ tarafta oturuyorlardı.
cumhuriyet taraftarı ihtilalciler ise krakllığın kalkmasını ve cumhuriyetin ilanını istiyorlardı, tahmin edeceğiniz üzere solda oturuyorlardı.
bundan ne anlıyoruz muhafazakar ve radikalseniz sağ, cumhuriyetçi ve yenilikçi iseniz sol görüşlüsünüz.
fransız ihtilalinin bir sonucuda politikada bugün kullanılan" sağ " ve " sol " tabirlerinin ortaya çıkmasıdır. devirm olduktan sonra kurulan yasama meclisi' nde meşrutiyetçiler ve ihtilalciler diye iki grup vardı.
meşrutiyetçiler : kralın yerinde kalmasını fakat bir meclisle yönetimi paylaşmasını savunanlardı ve bunlar sağ tarafta oturuyorlardı.
cumhuriyet taraftarı ihtilalciler ise krakllığın kalkmasını ve cumhuriyetin ilanını istiyorlardı, tahmin edeceğiniz üzere solda oturuyorlardı.
bundan ne anlıyoruz muhafazakar ve radikalseniz sağ, cumhuriyetçi ve yenilikçi iseniz sol görüşlüsünüz.
devamını gör...
her ortamda sakinliğini korumak
insanı 5-0 önde başlatır. fevri davranıp kavgacı olmak haklı da olsanız bir süre sonra haksız duruma düşmenize yol açar.
devamını gör...
normal sözlük'ün flash tv'ye benzemesi
nerede halay çekiliyor peki. ben göremedim.
devamını gör...
tarlabaşı
beyoğlu'nun eski semtlerinden biri. fatih'teki çarşamba ile özerklik verilse sırıtmaz statüsündeki semttir.
devamını gör...
hacerül esved
imanın şartlarında yada islamın şartlarında hacer-ül esved taşını kutsal bileceksiniz diye birşey görmedim. belkide imanın şartlarını tam öğrenememişimdir. bilen varsa öğretsin bu taşı kutsal görmemiz kuran'ın neresinde yazıyormuş.
devamını gör...
nizanim (yazar)
yeni rütbesi hayırlı olsun dediğim yazar. takipteyiz efendim *
çeşnigir ne ola ki?
çeşnigir ne ola ki?
devamını gör...
kumarbaz
dostoyevski bir kumarbazdı. ve hep bir kumarbaz olarak kaldı. bir derebeyinin oğlu olarak babasının tüm gücünü, nüfuzunu ve zenginliğini elinin tersiyle iterek dünyanın en büyük edebiyatçısı olacağı o yola çıkmaya karar verdiğinde de bir kumar oynamıştı ve başarılı oldu, en azından edebiyat konusunda. çünkü edebiyatta kazanan çoğu zaman hayatta kaybediyor.
kumarbaz 30 gün gibi çok kısa bir sürede yazılmış bir romandır. zira dostoyevski’nin yayımcısı ile yaptığı anlaşmaya göre eğer bu kitabı zamanında teslim edemezse o andan itibaren yazacağı her şey hiçbir ücret ödenmeden yayıncıya ait olacaktı.
dostoyevski bir steno tutup - ki daha sonra onula evlenecekti- bu romanı hızla yazıp teslim ederek edebi geleceğini kurtarmış oldu.
benim okumam da çok hızlı oldu bu romanı çünkü kitabı elime aldığımda yaklaşık 2 saat sonra trt 2 kanalını “ sinema edebiyat kuşağın”da bu kitaptan uyarlama filmin yayınlanacağını gördüm ve film başlayana kadar kitabı okudum ve bitirdim. ben de böylelikle dostoyevski’ye olan hayranlığımı perçinlemiş oldum. filmde kitabın yazılma aşaması ile konusu iç içe geçmiş olduğu için kumarbaz’ın aslında dostoyevski’nin kendisi olduğunu rahatlıkla düşünebiliriz.
kumarbaz 30 gün gibi çok kısa bir sürede yazılmış bir romandır. zira dostoyevski’nin yayımcısı ile yaptığı anlaşmaya göre eğer bu kitabı zamanında teslim edemezse o andan itibaren yazacağı her şey hiçbir ücret ödenmeden yayıncıya ait olacaktı.
dostoyevski bir steno tutup - ki daha sonra onula evlenecekti- bu romanı hızla yazıp teslim ederek edebi geleceğini kurtarmış oldu.
benim okumam da çok hızlı oldu bu romanı çünkü kitabı elime aldığımda yaklaşık 2 saat sonra trt 2 kanalını “ sinema edebiyat kuşağın”da bu kitaptan uyarlama filmin yayınlanacağını gördüm ve film başlayana kadar kitabı okudum ve bitirdim. ben de böylelikle dostoyevski’ye olan hayranlığımı perçinlemiş oldum. filmde kitabın yazılma aşaması ile konusu iç içe geçmiş olduğu için kumarbaz’ın aslında dostoyevski’nin kendisi olduğunu rahatlıkla düşünebiliriz.
devamını gör...
söyleyenden dinleyen arif gerek
bazı konuşmacıların üstü kapalı, sanatlı ve derin anlamlı konuşması dolayısı ile söylenenlerin anlaşılması, dinleyenin bilgi ve anlayış yeteneğine bağlı kalır. dinleyen, ne denmek istendiğini ancak çaba göstererek anlayabilir anlamında söylenen atasözü.
bu durum özellikle felsefeci insanların kitaplarını okurken veyahut felsefi konularda konuşan insanları dinlerken oluşan duruma benzemektedir.
bu durum özellikle felsefeci insanların kitaplarını okurken veyahut felsefi konularda konuşan insanları dinlerken oluşan duruma benzemektedir.
devamını gör...
the gits
1986 yılında ohia'da kurulmuş, ne yazık ki 1993 yılında trajik nedenler dolayısıyla dağılmak zorunda kalmış punk rock ve grunge tarzlarını çok hoş bir şekilde icra etmiş ama pek değeri pek bilinememiş müzik grubu.

grubun üyeleri ilk olarak antioch college'de bir araya gelip müzik yapmak istediklerini belirterek bunu yapmaya koyuldular. ilk kadro kısmında joe spleen, matt dresdner ve steve moriarty var idi ama çok belirgin bir vokal sıkıntısı çekiliyordu. joe spleen, insanların "sessiz, sakin, tuhaf kız..." olarak tanımladıkları bir kadını grubun provalarından birine alma fikrini öne sürünce başlarda saçma bulunsa da, bu tuhaf kadın olan mia zapata, daha ilk provada grubun vokal kısmını kaptı.
grubun bulundukları yerde bir şeyler yapamıyor oluşu ve seattle'da patlayan grunge akımı neticesiyle, seattle'a taşınma kararı alan grup, iki senelik bir çalışma ardından ilk albümleri frenching the bully'yi yayınladılar. beklediklerinden çok daha az ilgi görmeleri yüzünden yüzünden joe spleen ve matt dresdner onlarca kez grubu dağıtmak istemelerine rağmen karşılarında, onlara pozitif duygular aşılayan mia zapata'nın "inanıyorum, çok hoş şeyler yapacağız!" sözleri ve çabalamasıyla grup stüdyoya girmek için içerik üretmeye devam etti
grubun vokali mia zapata, ikinci albüm olarak düşündükleri enter: the conquering chicken için varını yoğunu ortaya koyuyordu. grubun diğer üyeleri olan spleen, dresdner ve moriarty'yi bıktırma derecesine gelecek kadar albüm ile uğraşıyor, farklı fikirler ortaya atıyor ve bazı şarkıları tekrar gözden geçiriyordu. mia kararını vermişti, enter: the conquering chicken yapabilecekleri en iyi şey olacaktı.
albümün büyük kısmı mart 1993'te tamamlandı ve bir yıl sonrası için çıkması planlanan albümün albüm kapağı, şarkıların tekrar gözden geçirilmesi veyahut eklenip çıkartılacak şarkı kısımları üzerine düşünülmeye başlandı. temmuz 1993'e gelindiği zaman, mia albüm için oldukça umutlu olduğu bir zaman diliminde, 7 temmuz 1993'da saat 02:00 civarında kuzenine gitmek için evinden çıkmış ve yaklaşık 03:30'da bir parkta öldürülmüş olarak bulundu... olay sadece bununla sınırlı değildi dövülmüş ve tecavüze uğramıştı.
bu olay, gits'i tamamen bitirmeye yetti, dahası da sadece gits'ibitirmemiş, bir anda grunge'a ilgi duyan seattle camiasını da ayağa kaldırmış, bu kadını kimin öldürdüğünü bulmak için grunge fanları yetmiş bin dolar toplayıp yüzlerce özel dedektif tutmuşlardı.
mia'nın ölümünden bir yıl kadar sonra, tam da mia'nın önerdiği tarihte albüm çıktı ve bekledikleri ilgiden çok daha fazlasını gördü; ama ne yazık ki bu kısmı mia göremedi ya, en çok da canım buna yanıyor.
gits dağıldıktan sonra bazı plak şirketleri, gits'in yayınlanmamış şarkılarını da ekleyerek toplama albümler çıkardılar, kings & queens,, seafish louisville , best of the gits bunlardan bazıları.
şimdi en hoşuma giden gits şarkısıyla sizleri uğurluyorum.
it all dies anyways

grubun üyeleri ilk olarak antioch college'de bir araya gelip müzik yapmak istediklerini belirterek bunu yapmaya koyuldular. ilk kadro kısmında joe spleen, matt dresdner ve steve moriarty var idi ama çok belirgin bir vokal sıkıntısı çekiliyordu. joe spleen, insanların "sessiz, sakin, tuhaf kız..." olarak tanımladıkları bir kadını grubun provalarından birine alma fikrini öne sürünce başlarda saçma bulunsa da, bu tuhaf kadın olan mia zapata, daha ilk provada grubun vokal kısmını kaptı.
grubun bulundukları yerde bir şeyler yapamıyor oluşu ve seattle'da patlayan grunge akımı neticesiyle, seattle'a taşınma kararı alan grup, iki senelik bir çalışma ardından ilk albümleri frenching the bully'yi yayınladılar. beklediklerinden çok daha az ilgi görmeleri yüzünden yüzünden joe spleen ve matt dresdner onlarca kez grubu dağıtmak istemelerine rağmen karşılarında, onlara pozitif duygular aşılayan mia zapata'nın "inanıyorum, çok hoş şeyler yapacağız!" sözleri ve çabalamasıyla grup stüdyoya girmek için içerik üretmeye devam etti
grubun vokali mia zapata, ikinci albüm olarak düşündükleri enter: the conquering chicken için varını yoğunu ortaya koyuyordu. grubun diğer üyeleri olan spleen, dresdner ve moriarty'yi bıktırma derecesine gelecek kadar albüm ile uğraşıyor, farklı fikirler ortaya atıyor ve bazı şarkıları tekrar gözden geçiriyordu. mia kararını vermişti, enter: the conquering chicken yapabilecekleri en iyi şey olacaktı.
albümün büyük kısmı mart 1993'te tamamlandı ve bir yıl sonrası için çıkması planlanan albümün albüm kapağı, şarkıların tekrar gözden geçirilmesi veyahut eklenip çıkartılacak şarkı kısımları üzerine düşünülmeye başlandı. temmuz 1993'e gelindiği zaman, mia albüm için oldukça umutlu olduğu bir zaman diliminde, 7 temmuz 1993'da saat 02:00 civarında kuzenine gitmek için evinden çıkmış ve yaklaşık 03:30'da bir parkta öldürülmüş olarak bulundu... olay sadece bununla sınırlı değildi dövülmüş ve tecavüze uğramıştı.
bu olay, gits'i tamamen bitirmeye yetti, dahası da sadece gits'ibitirmemiş, bir anda grunge'a ilgi duyan seattle camiasını da ayağa kaldırmış, bu kadını kimin öldürdüğünü bulmak için grunge fanları yetmiş bin dolar toplayıp yüzlerce özel dedektif tutmuşlardı.
mia'nın ölümünden bir yıl kadar sonra, tam da mia'nın önerdiği tarihte albüm çıktı ve bekledikleri ilgiden çok daha fazlasını gördü; ama ne yazık ki bu kısmı mia göremedi ya, en çok da canım buna yanıyor.
gits dağıldıktan sonra bazı plak şirketleri, gits'in yayınlanmamış şarkılarını da ekleyerek toplama albümler çıkardılar, kings & queens,, seafish louisville , best of the gits bunlardan bazıları.
şimdi en hoşuma giden gits şarkısıyla sizleri uğurluyorum.
it all dies anyways
devamını gör...
acaba sadece bana mı oluyor diye düşünülen şeyler
yazabileceğim 2 örneğim var kafamda:
rüya gördüğüm gecenin sabahında* normal olarak uyanıp güne başladıktan sonra bir anda rüyayı hatırlama anı. öyle ki, gözlerim kararıyor ve saniyelik de olsa başım dönmeye ve ağrımaya başlıyor. sanki rüya kafamda canlanıyor gibi oluyor. (ayağa kalkınca oluşan histen çok daha farklı.) bunun ardından "ben bunu daha önce yaşadım" hissiyatı kaplıyor vücudumu, öyle bir deneyimim olmasa dahi. ki bunun normal veya alışılmış olmayan bir durum olmasını dilediğimi itiraf etmeliyim, kendimi psişik* hissettiriyor.
denizde yüzerken* bir anda yaşadığını hissetmek. kulağa değişik geliyor ama şöyle düşünün: küçücük bir gezegenin uzaydan görülebilen, ondan da küçük olan su birikintisinde yüzüyorsunuz. her şeyden daha basitsiniz. tabii bunun herkese oluyor olma ihtimali çok yüksek.
rüya gördüğüm gecenin sabahında* normal olarak uyanıp güne başladıktan sonra bir anda rüyayı hatırlama anı. öyle ki, gözlerim kararıyor ve saniyelik de olsa başım dönmeye ve ağrımaya başlıyor. sanki rüya kafamda canlanıyor gibi oluyor. (ayağa kalkınca oluşan histen çok daha farklı.) bunun ardından "ben bunu daha önce yaşadım" hissiyatı kaplıyor vücudumu, öyle bir deneyimim olmasa dahi. ki bunun normal veya alışılmış olmayan bir durum olmasını dilediğimi itiraf etmeliyim, kendimi psişik* hissettiriyor.
denizde yüzerken* bir anda yaşadığını hissetmek. kulağa değişik geliyor ama şöyle düşünün: küçücük bir gezegenin uzaydan görülebilen, ondan da küçük olan su birikintisinde yüzüyorsunuz. her şeyden daha basitsiniz. tabii bunun herkese oluyor olma ihtimali çok yüksek.
devamını gör...
albert camus
“insanın parası varsa çalışmak zorunda kalmaz. böylece zamanı satın alır. bu kalan zamanda da kendini mutlu edebilecek şeyleri yapar. yani para mutluluğu satın alır.”
(bkz: albert camus)
(bkz: albert camus)
devamını gör...

