insanı strese sokan mesajlar
konuşup bir sonuca bağladığınızı düşündüğünüz bir konunun ısıtılıp ısıtılıp önünüze sunulduğu mesajlardır. aynı zamanda sadece stres ile kalmaz telefonu duvara fırlatma isteği de oluşturur.
devamını gör...
savvas kalenderidis
yunan case officer. ethniki ypiresia pliroforion -kısaca eyp- mensubu bir şahıs. esasında yunanistan’ın izmir başkonsolosluğu’nda diplomat maskesiyle görev yapan bir istihbaratçı. karadeniz göçmeni bir aileden geldiği için iyi düzeyde türkçe bilmekte. ayrıca kürtçeyi de kendi çabası ile öğrenmiş. e ingilizceye de vakıf. yani yetenekli bir istihbaratçı diyebiliriz.
bu şahıs öncelikle, “bal tuzağı” yöntemiyle hava kuvvetleri'nde görevli bir üsteğmen pilotu angaje ediyor. -çok bölüyorum ama tam manasıyla anlamak için: angaje etmek.
yunan konsolosluğu’nda çalışan bayan memur, izmir gece hayatında üsteğmenimiz ile tanışıyor. bunu kalandiridis’e bildiriyor.
üsteğmen ile bayan bir yer de kahve içerken kalandiridis de sanki tesadüfmüş gibi gelip, üsteğmen ile tanışıyor. üsteğmen fazla özgüvenli, bana bir şey olmaz havasında, paraya da düşkün. bunlar zafiyetleri ve angaje motifleri hakkında kalandiridis'e çok şey anlatıyor.
elini uzatan üsteğmen öncelikle sızdırma yoluyla bazı bilgileri kalandiridis’e veriyor. ufak ufak bu bilgilere karşılık verilen hediyelerin dozu da artınca kolu bacağı da zaten kaptırmış oluyor. angajeyi kabul ediyor. klasik sıcak yaklaşma yöntemi.
yunanlılar bu angajenin büyüklüğüne şaşıp kalıyorlar. “bu kadar da büyük balık yakalayamayız, bu kesin türklerin tuzağıdır” diye düşünmeye başlıyorlar. bu nedenle üsteğmen’e eyp'de mesafe ile yaklaşılıyor. hatta pilot olduğuna bile inanmıyorlar. bunu teyit için turistlik seyahat maskesiyle, adamı yunanistan’a götürüp, yunan f-16’sı bile kullandırıyorlar. bu noktada üsteğmen, artık tamamen yunanlıların kontrolünde olan ve artık geri dönülmez noktaya çoktan gelmiş vaziyette.
bu nedenle üsteğmen şantaj motifi ile kendisine yakın bir yüzbaşıyı ve astsubay’ı da eyp’e yönlendiriyor. bu şahıslar da eyp tarafından angaje ediliyorlar. bu üç şahıs, tsk ile ilgili muazzam sırları yunanlılara veriyorlar. bu arada bu üç şahsın neden olduğu zararın, kat be kat fazlası yunanistan’a kaçan fetöcüler tarafından da yapıldı. bunu da yeri gelmişken belirteyim. kimse kimseyi bedavaya himaye etmiyor. aynı şey almanya'ya veya ingiltere'ye vs. kaçanlar için de geçerli.
kalandiridis o ara türk istihbaratı tarafından takip edilen bir hedef. faaliyetleri kontrol altında. karadeniz’deki pontusculuk çalışmaları, orman yangınları ve 1997 kırıkkale silah fabrikası patlaması kapsamında “temiz bir dayak yedikten sonra” persona non grata ilan edildi edilecek. fazla hırpalanamıyor ve sıkıştırılamıyor. çünkü istihbarat servisleri arasında mütekabiliyet esas. yani eyp de atina’da karşılık verebilir. hatta 17 kasım örgütü ellerinin altında olduğu için, daha fazlasına da cesaret edebilirler.
kalandiridis'in yaptıklarına o dönemde usulünce ve misliyle karşılık veriliyor; bunu da belirtmek lazım. sonuçta, bu casus şebekesi de tüm delilleri ile deşifre ediliyor. yani endişelenecek bir şey yok. kalandiridis türk misafirperverliğine (!) uygun bir şekilde persona non grata ilan ediliyor. sonrasında bu şahıs, türk istihbaratının kendisine yaptıklarının acısını çıkaramamış olacak ki, kenya’ya giden apo’ya mihmandarlık da yapıyor, eşlik ediyor. burada da bir kez daha *) kenya sokaklarında türk misafirperverliği (!) ile karşılaşıyor :)
ayrıca twitter’da hesabı da var. şu an yunan medyasında türk savunma sanayi, terörle mücadelesi, suriye politikaları vs. konular hakkında yorumlar ve analizler yapıp durmakta.
bu şahıs öncelikle, “bal tuzağı” yöntemiyle hava kuvvetleri'nde görevli bir üsteğmen pilotu angaje ediyor. -çok bölüyorum ama tam manasıyla anlamak için: angaje etmek.
yunan konsolosluğu’nda çalışan bayan memur, izmir gece hayatında üsteğmenimiz ile tanışıyor. bunu kalandiridis’e bildiriyor.
üsteğmen ile bayan bir yer de kahve içerken kalandiridis de sanki tesadüfmüş gibi gelip, üsteğmen ile tanışıyor. üsteğmen fazla özgüvenli, bana bir şey olmaz havasında, paraya da düşkün. bunlar zafiyetleri ve angaje motifleri hakkında kalandiridis'e çok şey anlatıyor.
elini uzatan üsteğmen öncelikle sızdırma yoluyla bazı bilgileri kalandiridis’e veriyor. ufak ufak bu bilgilere karşılık verilen hediyelerin dozu da artınca kolu bacağı da zaten kaptırmış oluyor. angajeyi kabul ediyor. klasik sıcak yaklaşma yöntemi.
yunanlılar bu angajenin büyüklüğüne şaşıp kalıyorlar. “bu kadar da büyük balık yakalayamayız, bu kesin türklerin tuzağıdır” diye düşünmeye başlıyorlar. bu nedenle üsteğmen’e eyp'de mesafe ile yaklaşılıyor. hatta pilot olduğuna bile inanmıyorlar. bunu teyit için turistlik seyahat maskesiyle, adamı yunanistan’a götürüp, yunan f-16’sı bile kullandırıyorlar. bu noktada üsteğmen, artık tamamen yunanlıların kontrolünde olan ve artık geri dönülmez noktaya çoktan gelmiş vaziyette.
bu nedenle üsteğmen şantaj motifi ile kendisine yakın bir yüzbaşıyı ve astsubay’ı da eyp’e yönlendiriyor. bu şahıslar da eyp tarafından angaje ediliyorlar. bu üç şahıs, tsk ile ilgili muazzam sırları yunanlılara veriyorlar. bu arada bu üç şahsın neden olduğu zararın, kat be kat fazlası yunanistan’a kaçan fetöcüler tarafından da yapıldı. bunu da yeri gelmişken belirteyim. kimse kimseyi bedavaya himaye etmiyor. aynı şey almanya'ya veya ingiltere'ye vs. kaçanlar için de geçerli.
kalandiridis o ara türk istihbaratı tarafından takip edilen bir hedef. faaliyetleri kontrol altında. karadeniz’deki pontusculuk çalışmaları, orman yangınları ve 1997 kırıkkale silah fabrikası patlaması kapsamında “temiz bir dayak yedikten sonra” persona non grata ilan edildi edilecek. fazla hırpalanamıyor ve sıkıştırılamıyor. çünkü istihbarat servisleri arasında mütekabiliyet esas. yani eyp de atina’da karşılık verebilir. hatta 17 kasım örgütü ellerinin altında olduğu için, daha fazlasına da cesaret edebilirler.
kalandiridis'in yaptıklarına o dönemde usulünce ve misliyle karşılık veriliyor; bunu da belirtmek lazım. sonuçta, bu casus şebekesi de tüm delilleri ile deşifre ediliyor. yani endişelenecek bir şey yok. kalandiridis türk misafirperverliğine (!) uygun bir şekilde persona non grata ilan ediliyor. sonrasında bu şahıs, türk istihbaratının kendisine yaptıklarının acısını çıkaramamış olacak ki, kenya’ya giden apo’ya mihmandarlık da yapıyor, eşlik ediyor. burada da bir kez daha *) kenya sokaklarında türk misafirperverliği (!) ile karşılaşıyor :)
ayrıca twitter’da hesabı da var. şu an yunan medyasında türk savunma sanayi, terörle mücadelesi, suriye politikaları vs. konular hakkında yorumlar ve analizler yapıp durmakta.
devamını gör...
tanrıça kibele
bolluk-bereket tanrıçasıdır ve anadolu'da özellikle frigya döneminde oldukça yaygın olarak görülür.
bereket dışında doğurganlığın da sembolüdür.
bereket dışında doğurganlığın da sembolüdür.
devamını gör...
türkiye'nin internet hızında 170 ülke arasında 103. sıraya gerilemesi
moral bozucu haber. üstelik 103 ise yine iyi diye düşünüyorum. internet hızı değil hızsızlığı söz konusu bence.
özellikle malum operatör burayı iyi okusun:
gelecekte eğer ay'a yolunuz düşecekse, internet bağlantısı konusunda endişelenmenize gerek yok. çünkü nasa ve mit üniversitesi'nden araştırmacılar ay'a yüksek hızlı internet götürmeyi başardı. gelişme ay'dan 19,44 mbps download hızıyla internete bağlanmaya izin veriyor.
hizmet diye övündükleri ve kesinlikle tam verimli kullanamadığımız bağlantı ay'da bile var.
para ödemeye gelince söke söke alıyorlar, 2 gün geciksen kesintiler başlıyor hemen. hizmete gelince kimse yok ortalıkta. şikayetvar sitesine bakın, bunların ver(me)diği hizmet hakkındaki şikayetlerle dolu olduğunu göreceksiniz.
neyse, fazla doluyum bu konuda. susuyorum yoksa fena giydireceğim.
özellikle malum operatör burayı iyi okusun:
gelecekte eğer ay'a yolunuz düşecekse, internet bağlantısı konusunda endişelenmenize gerek yok. çünkü nasa ve mit üniversitesi'nden araştırmacılar ay'a yüksek hızlı internet götürmeyi başardı. gelişme ay'dan 19,44 mbps download hızıyla internete bağlanmaya izin veriyor.
hizmet diye övündükleri ve kesinlikle tam verimli kullanamadığımız bağlantı ay'da bile var.
para ödemeye gelince söke söke alıyorlar, 2 gün geciksen kesintiler başlıyor hemen. hizmete gelince kimse yok ortalıkta. şikayetvar sitesine bakın, bunların ver(me)diği hizmet hakkındaki şikayetlerle dolu olduğunu göreceksiniz.
neyse, fazla doluyum bu konuda. susuyorum yoksa fena giydireceğim.
devamını gör...
kokusu yaşam sevincini artıran şeyler
fırından çıkmış ekmek kokusu ve yağmur yağdıktan sonra ki toprak kokusu.
devamını gör...
toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve şiddetin çocuk gelişimi ile ilişkisi
8 mart dünya emekçi kadınlar günü sebebiyle özellikle böyle bir yazı yazmaya karar verdim. kadın cinayetlerini durdurmanın en kesin yöntemi şüphesizdir ki iyi bir eğitim ile mümkündür.
bu sebeple öncelikle çocukların yetiştirilme süreçlerinde en sık yapılan hatalar ve o hataların yerlerini almasını gereken doğru davranışlara yer vereceğim. anlayacağınız pek kısa bir yazı olmayacak.
hazırsanız kemerleri bağlayın.
öncelikle bir çocuk yapma kararı verilirken bu kararı bencil üreme içgüdülerimiz yerine çocuğun varlığını ve konfor alanını düşünerek vermek gerekiyor. özellikle geri kalmış toplumlarda çocuk neslin devamlılığı gibi sorumlulukları yüklenerek dünya getirildiği için bir takım cinsiyete dayalı rolleri yaşamaya mecbur bırakılıyor. özellikle erkek çocuklar neslin devamlılığını temsil ettiği için bir çok toplumda hala kız bebekler cahiliye devrindeki gibi gömülmesede hala öldürülüyor. daha önceki açtığım gelin yakma başlığından okuyacağınız gibi ilerleyen zamanlar kız çocuğu evlendiğinde çeyiz ödemelerini yapmak için toprak sahiplerinin, topraklarının bir kısmını damadın ailesine vermesi ise kız bebek cinayetlerinin sebeplerinden birini oluşturuyor aynı zamanda ilkel toplumlarda kız çocuklarının tarla vb. ağır işlerde çalışmaya uygun fizyolojik yapıda olmaması ise bir başka sebebi oluşturuyor.
doğmamış çocuğa don biçmediğimiz gibi doğmamış çocuğa toplumsal roller biçmemek gerekiyor. toplumun meşru gördüğü gereklilikleri yerine getirmesi önkoşulu ile çocuk dünyaya getirilmesi ve bu koşulların karşılanmadığı durumlarda çocukların öldürülmesi yada işkenceye maruz kalması bugün tüm toplumlarda ileri zamanlarda görünecek şiddetinde temellerini oluşturmuş oluyor. bu sebeple öncelikle çocukları dünyaya getirirken ona bir takım sorumluluklar yüklememek önem arz ediyor.
bugün türkiye'nin yine en çok doğu ve güneydoğu anadolu bölgelerinde çok fazla çocuk sahibi olunmasının temel sebeplerinden biriside elbette yalnızca geri kalmışlıkla açıklanamaz. temel sebeplerden birkaçı şu şekilde; sosyo ekonomik düzeyin düşük olmasına bağlı olarak ekonomik kazanç sağlaması beklentisi, (özellikle sigorta siteminin olmadığı geri kalmış ülkelerde çocuk oranlarının ne kadar yüksek olduğu istatistikler ile sabittir.) töreler gereğince erkek çocuğun neslinin devamlılığını sağlamakla mükellef tutulması ve elbette korunma yöntemi için gerekli ürünlere ulaşımın zor ve görece pahalı olması.
yukarıdaki paragrafta bahsettiğim üzere burada devlet başa demek gerekiyor. cinsiyet faktörünün bu kadar önemli olmasının olmasının temel sebeplerinden biri olan ekonomik seviye astronomik seviyelere ulaşmasada herkesin hayatını insani derece sürdürebilmesine olanarak tanıyacak ölçüde iyi olmalıdır. gelişmiş ülkelerdeki cinsiyetler arası ayrımın bu kadar belirgin olmamasının sebeplerinden biriside elbette ekonomiye bağlı olarak bir cinsel kimliğin diğerine oranla görece daha iyi kazanmasına muhtaç olmamasından kaynaklıdır.
yaklaşık 4 paragraf kadar çocuklara yüklenen toplumsal sorumlulukların yarattığı cinsiyetler arası uçurumdan ve sebep olabileceklerinden bahsettiğim için artık herhangi bir sorumluluk yüklemeden çocuk sahibi olduğumuzu varsayarak çocugun gelişimi süresinde bu uçurumu derinleşmesine yada oluşmasına sebep olacak hatalı anne-baba tutumlarından bahsetmek isterim biraz.
çocuğun cinsiyeti öğrenildiği andan itibaren cinsiyeti için biçilmiş renklere yada motiflere göre seçilmiş kıyafetler ve oyuncaklar ile odasının doldurulması ilerleyen vakitlerde kendisi için öğrenilmiş çaresizlik durumuna sebep olabileceği göz ardı edilmemelidir. erkeklerde pembe don giyebilir, bebeklerle oynayabilir, evcilik takımları olabilir aynı şekilde kız çocuklarda mavi gömlek giyebilir, arabalarını çarpıştırabilir veya misketler ile oynayabilir. çocuklara daha tövbe bismillah demeden dayattığımız bu kısıtlı çevresel uyaran içerisinde elbette kendini diğer cinsiyet ile keskin sınırlar ile ayıracaktır ve özellikle ilerleyen dönemlerde bu aralarında aşağılamak için yeterli sebeplere dönüşecektir. tüm bunların dışında hayatı oyun yoluyla öğrenen çocuklar için kendilerini önceden belirlenmiş bir takım rolleri oynamaya mecbur bırakmak hakkaniyetsizliktir. daha sonraları deneyimleme fırsatı verilmediği becerilerden ötürü aşağılanarak onurunun zedelenmesi ise işten bile olmayan gerçeklerden yalnızca birisidir. araba süremiyor diye kızlara ebleh ebleh gülünmesi ile mutfakta çorbasını ısıtamıyor diye erkeklere anakuzusu gibi aşağılamalar yapılması farklı durumlar değildir. burada her iki cinsiyette çatışmaya sürüklenen bir sürece itilmiş oluyor. çocuklarınıza tercih şansı vermek onları yapılan işlerin diğerinden mühim yada değersiz olmadığı fikri ile yetiştirmek ileri süreçlerde birbirlerine uygulayabilecekleri potansiyel şiddetin önlenmesi noktasında ciddi bir husustur.
bir diğer önemli husus ise özellikle türk aile geleneklerinde yukarıda bahsettiğim üzere erkek çocuğunun neslin devamlılığı için yüklenen sorumluluğun altında ezilmesidir. detaylı açıklamak gerekirse; kız olduğu için bacaklarını açarak oturamayan çocuk karşısında, pipisi olduğu için evin içinde çıplak gezme özgürlüğü olan erkek çocuğun ezilmesi durumudur. erkek çocuğun bilinç altına daha değerli olduğu fikri gizliden gizliye yerleştirilir. ilerleyen vakitlerde elbette o kız çocuğu, erkek çocuğunun elinin kiri olacaktır. tüm bu değeri fiziksel varlığından beri geldiği algısı ile büyüyen çocuğun ilerleyen vakitlerde karakter gelişimi üzerine pek birleyler yapmasına gerke kalmayacaktır zira onun varlığı başlı başına bir değerdir. şiddet uygulayabilir çünkü elinin kiridir, öldürebilir çünkü namus onundur. burada yetişkine düşen vazife çocuğa doğduğu andan itibaren cinsiyetine dayalı iltifatlar ve güzellemeler yapmamasıdır. aksı durumda da aynısı geçerlidir. kız çocuklarının piremsesler gibi yetiştirilmesi sonucunda gelecek hayatta elbette piremsesler gibi yaşatılması için birtakım insan hakları ihlallerini sineye çekmesi gerekecektir. çünkü piremses hayatı ancak böyle mümkündür. çocuklarımıza bu noktada beslenecekleri yerleri doğru seçmeleri için rehberlik edilmesi şarttır.
ailenin hazırlık ve yetiştirme süreçleri ne kadar kusursuz olsada elbette çocuğu cam fanusta büyütmek mümkün değildir. bu sebeple gireceği sosyal ortamların özellikle okulların bu konuda önceden hazırlanmış programlar dahilinde karakter gelişimini destekleyici niteliklte eğitimler vermesi son derece önemlidir. öğretmenlere ise burada çok fazla rol düşmektedir. futbol takımları seçmelerine kızları almamak gibi yada kütüphanecilik kolunun yalnızca kızlar tarafından tercih edilebileceği gibi söylemler ile bu cinsiyetçi toplum geleneğinin sürdürülmesine destek olmamalılardır. aksine kız çocuklarını futbol seçmelerine hazırlanması konusunda yüreklendirmek yada erkek çocuklarında balet olabileceği gibi motivasyon konuşmaları uzun vadede cinsiyet eşitsizliği noktasında fark yaratacaktır.
yine meslek seçimlerinde çocukları toplumun belirlediği rollere göre değil kendi yetenek ve ilgilerine göre tercih etmelerini konusunda yüreklendirmek gerekmektedir uzun vadede bu çalışmalar netice gösterecektir ve kadın otobüs şöförlerine gülünmeyecek yahut kadın doktorlar, erkek doktoralara göre daha fazla mobbinge maruz kalmayacaktır.
şiddet hayatımızın heryerinde ve bizlerin elinden malesef anlatmak dışında gelen pek birşey yok, bende bugün nacizane elimden geldiğince toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve şiddetin önlenmesinin çocuk gelişimi ile ilişkisi ifade eden bir yazı yazmış olmak istedim.
anıtsayaça yeni isimlerin eklenmediği günlerde buluşmak dileği ile.
dipnot: gözünüzü kanatan imla hataları ivedilikle düzeltilecektir.
edit: kadın cinayetlerinin önlenmesinin kısa ve uzun vadeli çözümleri arasında eğitim sisteminin önemi içerikli yazımıda 8 marta içerisinde yetiştirmeye çalışıyorum. takipte kalınız.
bu sebeple öncelikle çocukların yetiştirilme süreçlerinde en sık yapılan hatalar ve o hataların yerlerini almasını gereken doğru davranışlara yer vereceğim. anlayacağınız pek kısa bir yazı olmayacak.
hazırsanız kemerleri bağlayın.
öncelikle bir çocuk yapma kararı verilirken bu kararı bencil üreme içgüdülerimiz yerine çocuğun varlığını ve konfor alanını düşünerek vermek gerekiyor. özellikle geri kalmış toplumlarda çocuk neslin devamlılığı gibi sorumlulukları yüklenerek dünya getirildiği için bir takım cinsiyete dayalı rolleri yaşamaya mecbur bırakılıyor. özellikle erkek çocuklar neslin devamlılığını temsil ettiği için bir çok toplumda hala kız bebekler cahiliye devrindeki gibi gömülmesede hala öldürülüyor. daha önceki açtığım gelin yakma başlığından okuyacağınız gibi ilerleyen zamanlar kız çocuğu evlendiğinde çeyiz ödemelerini yapmak için toprak sahiplerinin, topraklarının bir kısmını damadın ailesine vermesi ise kız bebek cinayetlerinin sebeplerinden birini oluşturuyor aynı zamanda ilkel toplumlarda kız çocuklarının tarla vb. ağır işlerde çalışmaya uygun fizyolojik yapıda olmaması ise bir başka sebebi oluşturuyor.
doğmamış çocuğa don biçmediğimiz gibi doğmamış çocuğa toplumsal roller biçmemek gerekiyor. toplumun meşru gördüğü gereklilikleri yerine getirmesi önkoşulu ile çocuk dünyaya getirilmesi ve bu koşulların karşılanmadığı durumlarda çocukların öldürülmesi yada işkenceye maruz kalması bugün tüm toplumlarda ileri zamanlarda görünecek şiddetinde temellerini oluşturmuş oluyor. bu sebeple öncelikle çocukları dünyaya getirirken ona bir takım sorumluluklar yüklememek önem arz ediyor.
bugün türkiye'nin yine en çok doğu ve güneydoğu anadolu bölgelerinde çok fazla çocuk sahibi olunmasının temel sebeplerinden biriside elbette yalnızca geri kalmışlıkla açıklanamaz. temel sebeplerden birkaçı şu şekilde; sosyo ekonomik düzeyin düşük olmasına bağlı olarak ekonomik kazanç sağlaması beklentisi, (özellikle sigorta siteminin olmadığı geri kalmış ülkelerde çocuk oranlarının ne kadar yüksek olduğu istatistikler ile sabittir.) töreler gereğince erkek çocuğun neslinin devamlılığını sağlamakla mükellef tutulması ve elbette korunma yöntemi için gerekli ürünlere ulaşımın zor ve görece pahalı olması.
yukarıdaki paragrafta bahsettiğim üzere burada devlet başa demek gerekiyor. cinsiyet faktörünün bu kadar önemli olmasının olmasının temel sebeplerinden biri olan ekonomik seviye astronomik seviyelere ulaşmasada herkesin hayatını insani derece sürdürebilmesine olanarak tanıyacak ölçüde iyi olmalıdır. gelişmiş ülkelerdeki cinsiyetler arası ayrımın bu kadar belirgin olmamasının sebeplerinden biriside elbette ekonomiye bağlı olarak bir cinsel kimliğin diğerine oranla görece daha iyi kazanmasına muhtaç olmamasından kaynaklıdır.
yaklaşık 4 paragraf kadar çocuklara yüklenen toplumsal sorumlulukların yarattığı cinsiyetler arası uçurumdan ve sebep olabileceklerinden bahsettiğim için artık herhangi bir sorumluluk yüklemeden çocuk sahibi olduğumuzu varsayarak çocugun gelişimi süresinde bu uçurumu derinleşmesine yada oluşmasına sebep olacak hatalı anne-baba tutumlarından bahsetmek isterim biraz.
çocuğun cinsiyeti öğrenildiği andan itibaren cinsiyeti için biçilmiş renklere yada motiflere göre seçilmiş kıyafetler ve oyuncaklar ile odasının doldurulması ilerleyen vakitlerde kendisi için öğrenilmiş çaresizlik durumuna sebep olabileceği göz ardı edilmemelidir. erkeklerde pembe don giyebilir, bebeklerle oynayabilir, evcilik takımları olabilir aynı şekilde kız çocuklarda mavi gömlek giyebilir, arabalarını çarpıştırabilir veya misketler ile oynayabilir. çocuklara daha tövbe bismillah demeden dayattığımız bu kısıtlı çevresel uyaran içerisinde elbette kendini diğer cinsiyet ile keskin sınırlar ile ayıracaktır ve özellikle ilerleyen dönemlerde bu aralarında aşağılamak için yeterli sebeplere dönüşecektir. tüm bunların dışında hayatı oyun yoluyla öğrenen çocuklar için kendilerini önceden belirlenmiş bir takım rolleri oynamaya mecbur bırakmak hakkaniyetsizliktir. daha sonraları deneyimleme fırsatı verilmediği becerilerden ötürü aşağılanarak onurunun zedelenmesi ise işten bile olmayan gerçeklerden yalnızca birisidir. araba süremiyor diye kızlara ebleh ebleh gülünmesi ile mutfakta çorbasını ısıtamıyor diye erkeklere anakuzusu gibi aşağılamalar yapılması farklı durumlar değildir. burada her iki cinsiyette çatışmaya sürüklenen bir sürece itilmiş oluyor. çocuklarınıza tercih şansı vermek onları yapılan işlerin diğerinden mühim yada değersiz olmadığı fikri ile yetiştirmek ileri süreçlerde birbirlerine uygulayabilecekleri potansiyel şiddetin önlenmesi noktasında ciddi bir husustur.
bir diğer önemli husus ise özellikle türk aile geleneklerinde yukarıda bahsettiğim üzere erkek çocuğunun neslin devamlılığı için yüklenen sorumluluğun altında ezilmesidir. detaylı açıklamak gerekirse; kız olduğu için bacaklarını açarak oturamayan çocuk karşısında, pipisi olduğu için evin içinde çıplak gezme özgürlüğü olan erkek çocuğun ezilmesi durumudur. erkek çocuğun bilinç altına daha değerli olduğu fikri gizliden gizliye yerleştirilir. ilerleyen vakitlerde elbette o kız çocuğu, erkek çocuğunun elinin kiri olacaktır. tüm bu değeri fiziksel varlığından beri geldiği algısı ile büyüyen çocuğun ilerleyen vakitlerde karakter gelişimi üzerine pek birleyler yapmasına gerke kalmayacaktır zira onun varlığı başlı başına bir değerdir. şiddet uygulayabilir çünkü elinin kiridir, öldürebilir çünkü namus onundur. burada yetişkine düşen vazife çocuğa doğduğu andan itibaren cinsiyetine dayalı iltifatlar ve güzellemeler yapmamasıdır. aksı durumda da aynısı geçerlidir. kız çocuklarının piremsesler gibi yetiştirilmesi sonucunda gelecek hayatta elbette piremsesler gibi yaşatılması için birtakım insan hakları ihlallerini sineye çekmesi gerekecektir. çünkü piremses hayatı ancak böyle mümkündür. çocuklarımıza bu noktada beslenecekleri yerleri doğru seçmeleri için rehberlik edilmesi şarttır.
ailenin hazırlık ve yetiştirme süreçleri ne kadar kusursuz olsada elbette çocuğu cam fanusta büyütmek mümkün değildir. bu sebeple gireceği sosyal ortamların özellikle okulların bu konuda önceden hazırlanmış programlar dahilinde karakter gelişimini destekleyici niteliklte eğitimler vermesi son derece önemlidir. öğretmenlere ise burada çok fazla rol düşmektedir. futbol takımları seçmelerine kızları almamak gibi yada kütüphanecilik kolunun yalnızca kızlar tarafından tercih edilebileceği gibi söylemler ile bu cinsiyetçi toplum geleneğinin sürdürülmesine destek olmamalılardır. aksine kız çocuklarını futbol seçmelerine hazırlanması konusunda yüreklendirmek yada erkek çocuklarında balet olabileceği gibi motivasyon konuşmaları uzun vadede cinsiyet eşitsizliği noktasında fark yaratacaktır.
yine meslek seçimlerinde çocukları toplumun belirlediği rollere göre değil kendi yetenek ve ilgilerine göre tercih etmelerini konusunda yüreklendirmek gerekmektedir uzun vadede bu çalışmalar netice gösterecektir ve kadın otobüs şöförlerine gülünmeyecek yahut kadın doktorlar, erkek doktoralara göre daha fazla mobbinge maruz kalmayacaktır.
şiddet hayatımızın heryerinde ve bizlerin elinden malesef anlatmak dışında gelen pek birşey yok, bende bugün nacizane elimden geldiğince toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve şiddetin önlenmesinin çocuk gelişimi ile ilişkisi ifade eden bir yazı yazmış olmak istedim.
anıtsayaça yeni isimlerin eklenmediği günlerde buluşmak dileği ile.
dipnot: gözünüzü kanatan imla hataları ivedilikle düzeltilecektir.
edit: kadın cinayetlerinin önlenmesinin kısa ve uzun vadeli çözümleri arasında eğitim sisteminin önemi içerikli yazımıda 8 marta içerisinde yetiştirmeye çalışıyorum. takipte kalınız.
devamını gör...
hala hayattan zevk almayı başaran insan
takdir edilesi insandır. hayata küstürülmemeli ve unesco miras listesine alınmalıdır.
devamını gör...
ıslak mendil
paketin içinden asla tek başına çıkmayan mendil. mutlaka yanındaki 2-3 arkadaşıyla beraber gelir. bırakmam da bırakmam, illa benimle gelecekler, der. fakat arkadaşları paketin içine geri tıkıldığında ve hazin sonu geldiğinde, çöp kutusunun derinliklerinde tek başınadır.
devamını gör...
bilinmeyene olan korku
insanın beynindeki kalıplara sığdıramadığı, çekmecelere yerleştiremediği, anlam çerçevesine oturtamadığı her şeye karşı içinde oluşan tedirginlikle bezeli korkudur. ki sen bunu zaten biliyorsun.
bilmediğin şeyden korktuğunu biliyorum. ama bu güne gelene kadar bildiğin şeyler de zarar vermedi mi sana? sadece bilmediklerin yüzünden mi yara aldın? canını yakan şeyler daha önce karşılaşmadıkların mıydı sadece? beni bilmediğini düşünüyorsun zaman zaman. ileride ne olacağına dair hayalden öte geçmeyen hisler olduğuna inanıyorsun bazen. o yüzden bozulmaya başlıyorsun. tamir olacağına inanmadığın zamanlar bile oluyor. biliyorum.
başka bir açıdan baksak mı bu korkuya? evet, bilmediğin bir durum bu. ama şunu hissediyorsun derinden; senin içine korku veren o ejderha yavaş yavaş evcilleşmekte. artık nefesi o kadar kükürtlü değil, yaşlanıp elden ayaktan düşmeye başladı. çünkü içine çöreklenen korkular annenin olmayan kollar tarafından yok edilebilir artık. biliyorsun.
senin burnundaki acı, yanlışlıkla aldığın o darbe başka birinin canını yakabiliyor mesela. sana belli etmeden canı yanıyor, çok çok uzak diyarlarda arpa boyu yollar aşmaya çalışan bir masal kahramanının. senin tek çizgili korkuların elini ayağını titretebiliyor bu kahramanın. kendi başına ne geleceğini düşündüğü için değil hem de, sensizliğin nasıl bir duygu olduğunu bildiği halde buna alışamamış olmasından bu sarsıntılı duygu. sen bunu da biliyorsun.
iki oda bir salon bir ikili yalnızlıktan kaçıp tek başına daha geniş antreli bir ev hayal ederken bu özgürlüğe ortak olacak birini düşünmek zor elbette. nasıl bir hayat seni bekliyor bilmiyorsun ve bu seni korkutuyor. ama balkonu mutfağa katmayı düşünmeden, çok eşyayla kişisel alanları daraltmadan seninle yaşamayı isteyen bir insanın, senin aile evin olacağını da en derinden hissediyorsun, bu hissin gerçek olduğunu da biliyorsun.
daha çok gençken yaşadığın şeyleri sen anlatmadan anlayabilen, bunları sana sormayı aklından bile geçirmeyen, sadece yaraları sağaltmaya talip olan ve bundan büyük mutluluk duyan bir saat tamircisi var karşında. içinde hiç korku olmasın diye kendi bilmediklerinden korkmayı bir yana bırakıp senin her şeyi öğrenmen için çabalayan, bir yandan da durmasın diye evdeki bütün saatleri düzenli olarak kuran bir saatçi. sen artık saatin kaç olduğunu da biliyorsun.
her koku güzel değildir elbette. kimya da önemli bir bilim dalıdır. merakın korkuya dönüşmesin. “ya olmazsa” değildir düşünmen gereken şey. çünkü sen birini seversen kokusu güzel olacaktır doğal olarak. ve kimyada bilmediğin soruları boş bırak. zaman kalırsa dönüp birlikte bakarız. ve zamanımızın kalacağını biliyorsun.
bu yazıyı okuyup bitirince paragraf sonlarında her sorunun cevabının seni beklediğini göreceksin. bilmediğin bir şey kalmadı artık. korkma. biliyorsun.
bilmediğin şeyden korktuğunu biliyorum. ama bu güne gelene kadar bildiğin şeyler de zarar vermedi mi sana? sadece bilmediklerin yüzünden mi yara aldın? canını yakan şeyler daha önce karşılaşmadıkların mıydı sadece? beni bilmediğini düşünüyorsun zaman zaman. ileride ne olacağına dair hayalden öte geçmeyen hisler olduğuna inanıyorsun bazen. o yüzden bozulmaya başlıyorsun. tamir olacağına inanmadığın zamanlar bile oluyor. biliyorum.
başka bir açıdan baksak mı bu korkuya? evet, bilmediğin bir durum bu. ama şunu hissediyorsun derinden; senin içine korku veren o ejderha yavaş yavaş evcilleşmekte. artık nefesi o kadar kükürtlü değil, yaşlanıp elden ayaktan düşmeye başladı. çünkü içine çöreklenen korkular annenin olmayan kollar tarafından yok edilebilir artık. biliyorsun.
senin burnundaki acı, yanlışlıkla aldığın o darbe başka birinin canını yakabiliyor mesela. sana belli etmeden canı yanıyor, çok çok uzak diyarlarda arpa boyu yollar aşmaya çalışan bir masal kahramanının. senin tek çizgili korkuların elini ayağını titretebiliyor bu kahramanın. kendi başına ne geleceğini düşündüğü için değil hem de, sensizliğin nasıl bir duygu olduğunu bildiği halde buna alışamamış olmasından bu sarsıntılı duygu. sen bunu da biliyorsun.
iki oda bir salon bir ikili yalnızlıktan kaçıp tek başına daha geniş antreli bir ev hayal ederken bu özgürlüğe ortak olacak birini düşünmek zor elbette. nasıl bir hayat seni bekliyor bilmiyorsun ve bu seni korkutuyor. ama balkonu mutfağa katmayı düşünmeden, çok eşyayla kişisel alanları daraltmadan seninle yaşamayı isteyen bir insanın, senin aile evin olacağını da en derinden hissediyorsun, bu hissin gerçek olduğunu da biliyorsun.
daha çok gençken yaşadığın şeyleri sen anlatmadan anlayabilen, bunları sana sormayı aklından bile geçirmeyen, sadece yaraları sağaltmaya talip olan ve bundan büyük mutluluk duyan bir saat tamircisi var karşında. içinde hiç korku olmasın diye kendi bilmediklerinden korkmayı bir yana bırakıp senin her şeyi öğrenmen için çabalayan, bir yandan da durmasın diye evdeki bütün saatleri düzenli olarak kuran bir saatçi. sen artık saatin kaç olduğunu da biliyorsun.
her koku güzel değildir elbette. kimya da önemli bir bilim dalıdır. merakın korkuya dönüşmesin. “ya olmazsa” değildir düşünmen gereken şey. çünkü sen birini seversen kokusu güzel olacaktır doğal olarak. ve kimyada bilmediğin soruları boş bırak. zaman kalırsa dönüp birlikte bakarız. ve zamanımızın kalacağını biliyorsun.
bu yazıyı okuyup bitirince paragraf sonlarında her sorunun cevabının seni beklediğini göreceksin. bilmediğin bir şey kalmadı artık. korkma. biliyorsun.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
tektaş yüzüğü hiç sevmiyorum. sevdiğim adam telaşla evlilik teklifi yapacağını ima etti.
kanlı elmas filmini izleyen biri olarak, o elmasın üzerinde kaç insan kanının olduğunu bilerek onu takmak ilkelerime aykırı geliyor.
o kadar da güzel söyledi ki hayır diyemedim.
parayı kolay kazananlar için alsın, sen de takma amann demek kolay.
kanlı elmas filmini izleyen biri olarak, o elmasın üzerinde kaç insan kanının olduğunu bilerek onu takmak ilkelerime aykırı geliyor.
o kadar da güzel söyledi ki hayır diyemedim.
parayı kolay kazananlar için alsın, sen de takma amann demek kolay.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının meslekleri
sürüngen. (bkz: öğrenci)
radyo tv öğrencisiyim.
radyo tv öğrencisiyim.
devamını gör...
14 şubat 2021 sözlük store indirimi
reklam müziği olmalıdır. süper günler megaa saatler ultra saniyeler ileee dın dın dıdıdın store indirim günleri.
devamını gör...
en sevilen dizi çifti
poyraz ve ayşegül bence ya ya da monica ve chandler !!
devamını gör...
viski ve kahvenin yanında bir şey yenmez gerçeği
amaç kahve ya da viskinin tadını doya doya almak ise doğru gerçek. fakar amaç genel olarak güzel birşeyler yiyip zevk almak ise kahvenin yanına her türlü tatlıyı yakıştırmak mümkün. viski ise ap ayrı bir dünya. çikolata yenecekse önce viskiden bir yudum alıp şöyle boğaz iyice bir yandıktan sonra ağızda sadece acısı kalınca üstüne bir parça bitter iyi gider.
devamını gör...
güzele aşık olmak
marifet değildir, güzeli herkes sever, kolaydır.
devamını gör...
pedlerin siyah poşete koyulması
bence bu zihniyete sahip kafaları o poşete koymak gerekir
devamını gör...
normal sözlük yazarlarını ağlatan filmler
devamını gör...


