ilk kez deniz görüldüğünde hissedilenler
orhan veli’nin “gemlik'e doğru denizi göreceksin; sakın şaşırma“ (en kısa) şiirini aklıma getiren başlık.
yoksa denizin dibinde doğup büyümüş biri olarak, ilk gördüğümde ne tepki verdim hiç bilmiyorum. sadece, denizden epey uzak kaldığım (2 ay kadar) bir dönem ankara tarafından dönerken, izmit-yalova arasında otobüsün camına yapışıp öylece denizi izlediğimi hatırlıyorum.
yoksa denizin dibinde doğup büyümüş biri olarak, ilk gördüğümde ne tepki verdim hiç bilmiyorum. sadece, denizden epey uzak kaldığım (2 ay kadar) bir dönem ankara tarafından dönerken, izmit-yalova arasında otobüsün camına yapışıp öylece denizi izlediğimi hatırlıyorum.
devamını gör...
türkiye'de tartışma kültürü
genel manada yoktur.
tartışma kelimesi, "tartma" kökünden gelmektedir. tartma; iki birimi birbiri ile kıyaslama mantığına dayanır. gelenekselci bir toplum anlayışına sahip olduğumuz için; kıyas yeteneğimiz gelişmemiştir.
öncelikle şunu belirtmeliyim; tartışma kültürü gelişmiş toplumlarda, çok seslilik durumu ortaya çıkar. biz çok sesli bir toplum değiliz. toplumun siyasi eğilimi, toplumun yapısına iyi bir örnektir;
şöyle türkiye haritasını gözümüzün önüne getirelim;
ülkenin doğusu hangi parti seçmeni, ülkenin güneyi hangi parti seçmeni, kuzey ve batısı hangi parti seçmeni aşağı yukarı bize birşeyler anlatır.demografik yapımız dahi, bizim kabullenen bir toplum anlayışımız olduğunu bas bas bağırıyor.
dini algılayış şeklimizin de iyi bir örnek olacağı kanaatindeyim;
doğu, güneydoğu anadolu şafii mezhebini benimsemiş iken, batı, iç anadolu ve karadeniz bölgesi; hanifi mezhebini benimsemiştir. iç anadolu da bir iki şehirde bektaşi aleviliği benimsenmiş iken, suriye ye yakın olan illerimizde nusayri aleviliği, irana yakın olan illerimizde de caferilik benimsenmiştir. (yani görüleceği üzre geleneksel bir kabulleniş söz konusudur.)
gelenekçi olmak salt kötü bir düşünce değildir. artıları ve eksileri vardır. ama tartışma kültürünün gelişmemesi gelenekselci düşünce yapısı ile alakalıdır.
tartışma kelimesi, "tartma" kökünden gelmektedir. tartma; iki birimi birbiri ile kıyaslama mantığına dayanır. gelenekselci bir toplum anlayışına sahip olduğumuz için; kıyas yeteneğimiz gelişmemiştir.
öncelikle şunu belirtmeliyim; tartışma kültürü gelişmiş toplumlarda, çok seslilik durumu ortaya çıkar. biz çok sesli bir toplum değiliz. toplumun siyasi eğilimi, toplumun yapısına iyi bir örnektir;
şöyle türkiye haritasını gözümüzün önüne getirelim;
ülkenin doğusu hangi parti seçmeni, ülkenin güneyi hangi parti seçmeni, kuzey ve batısı hangi parti seçmeni aşağı yukarı bize birşeyler anlatır.demografik yapımız dahi, bizim kabullenen bir toplum anlayışımız olduğunu bas bas bağırıyor.
dini algılayış şeklimizin de iyi bir örnek olacağı kanaatindeyim;
doğu, güneydoğu anadolu şafii mezhebini benimsemiş iken, batı, iç anadolu ve karadeniz bölgesi; hanifi mezhebini benimsemiştir. iç anadolu da bir iki şehirde bektaşi aleviliği benimsenmiş iken, suriye ye yakın olan illerimizde nusayri aleviliği, irana yakın olan illerimizde de caferilik benimsenmiştir. (yani görüleceği üzre geleneksel bir kabulleniş söz konusudur.)
gelenekçi olmak salt kötü bir düşünce değildir. artıları ve eksileri vardır. ama tartışma kültürünün gelişmemesi gelenekselci düşünce yapısı ile alakalıdır.
devamını gör...
süperpozisyon
kuantum fiziğinde, bir parçacığın olası tüm kuantum durumlarının aynı anda birlikte var olması durumu. bu durumun en iyi örneği, makro dünya üzerinden schrödinger'in kedisi adlı düşünce deneyi ile verilebilir.
bir başka örnek, bilgisayarların çalışma prensibi üzerinden verilebilir. bilgisayarın en küçük veri birimi olan bit, yalnızca 0 ve 1 olmak üzere iki değer alabilir. bir bit ya 0 ya da 1 değerini alır, yani belirli bir anda bir bitin değeri belli ve tektir.
kuantum bilgisayarlarda en küçük veri birimi kübittir. kübitler aynı anda hem 0 hem de 1 değerini alabilir.
kübitin belirli bir andaki değerini öğrenmek maksadıyla ölçüm yaptığımızda, hem 0'ı hem 1'i aynı anda göremeyiz çünkü ölçüm, yani gözlem yapıldığında, kübiti temsil eden parçacık bunlardan sadece birini rastgele olarak seçer ve tek değere sahip olur. bir başka deyişle tek bir duruma çöker. bu duruma dalga fonksiyonunun çökmesi denir.
bir başka örnek, bilgisayarların çalışma prensibi üzerinden verilebilir. bilgisayarın en küçük veri birimi olan bit, yalnızca 0 ve 1 olmak üzere iki değer alabilir. bir bit ya 0 ya da 1 değerini alır, yani belirli bir anda bir bitin değeri belli ve tektir.
kuantum bilgisayarlarda en küçük veri birimi kübittir. kübitler aynı anda hem 0 hem de 1 değerini alabilir.
kübitin belirli bir andaki değerini öğrenmek maksadıyla ölçüm yaptığımızda, hem 0'ı hem 1'i aynı anda göremeyiz çünkü ölçüm, yani gözlem yapıldığında, kübiti temsil eden parçacık bunlardan sadece birini rastgele olarak seçer ve tek değere sahip olur. bir başka deyişle tek bir duruma çöker. bu duruma dalga fonksiyonunun çökmesi denir.
devamını gör...
illet
sözlükte ''illet "hastalık, kişiyi ihtiyacını görmekten alıkoyan durum'' anlamına gelen sözcüktür.
günümüzde sorunlu, rahatsızlık veren şeyler için de kullanılır.
günümüzde sorunlu, rahatsızlık veren şeyler için de kullanılır.
devamını gör...
filistin
binlerce yıldır filistin topraklarında yaşayan insanlara, aslında buranın yahudi toprağı olduğu, 2000 yıl önce roma imparatorluğunun yahudileri buradan sürdüğü söylendi.
müslüman, hristiyan araplar evlerini, bahçelerini, tarlalarını, zeytin ağaçlarını bırakıp buraları yahudilere teslim etmelilerdi. teslim etmeyenlerin evleri yıkıldı, ağaçları kesildi, katliama uğradılar, çoğu başka ülkelere mülteci oldu. roma'lıların sürgününden beri avrupa'da her türlü zulmü görüp hiç bir şey yapamayan yahudiler, artık dünyanın en güçlü ülkeleri ingiltere ve a.b.d'den aldıkları destekle filistinlileri ezdiler.
birleşmiş milletler'in filistinlileri koruyan, israil'i suçluyan kararlarının hiçbir önemi olmadı. her zaman a.b.d'nin desteğini alan israil, trump başkanlığında dahada beter destek aldı.
filistin'liler ise destek konusunda kısmetsizdi, güçlü bir desteği yoktu, arap'ların çoğu gevşek, korkak insanlardı. bir ara milliyetçilik, bir ara sol, bir ara islami duygularla desteklensede bir faydası olmadı. ama hâla, evleri yıkıldıkça yenisini yapan, ağaçları kesildikçe yenisini diken, dünyanın en güçlü ordularından birine karşı taşlada olsa direnen filistinlilerin olması umut vericidir.
2000 yıl önceki yerleri güçsüzlerden geri almayı normal gören avrupa ve a.b.d'nin, bizden 1000 yıllık anadolu'yu yada 568 yıllık istanbul'u, önceki sahiplerine geri vermeyi düşünmediği söylenemez. eğer gücümüz olmasa türkiye'ye neler yapabilecekleri görülmelidir.
müslüman, hristiyan araplar evlerini, bahçelerini, tarlalarını, zeytin ağaçlarını bırakıp buraları yahudilere teslim etmelilerdi. teslim etmeyenlerin evleri yıkıldı, ağaçları kesildi, katliama uğradılar, çoğu başka ülkelere mülteci oldu. roma'lıların sürgününden beri avrupa'da her türlü zulmü görüp hiç bir şey yapamayan yahudiler, artık dünyanın en güçlü ülkeleri ingiltere ve a.b.d'den aldıkları destekle filistinlileri ezdiler.
birleşmiş milletler'in filistinlileri koruyan, israil'i suçluyan kararlarının hiçbir önemi olmadı. her zaman a.b.d'nin desteğini alan israil, trump başkanlığında dahada beter destek aldı.
filistin'liler ise destek konusunda kısmetsizdi, güçlü bir desteği yoktu, arap'ların çoğu gevşek, korkak insanlardı. bir ara milliyetçilik, bir ara sol, bir ara islami duygularla desteklensede bir faydası olmadı. ama hâla, evleri yıkıldıkça yenisini yapan, ağaçları kesildikçe yenisini diken, dünyanın en güçlü ordularından birine karşı taşlada olsa direnen filistinlilerin olması umut vericidir.
2000 yıl önceki yerleri güçsüzlerden geri almayı normal gören avrupa ve a.b.d'nin, bizden 1000 yıllık anadolu'yu yada 568 yıllık istanbul'u, önceki sahiplerine geri vermeyi düşünmediği söylenemez. eğer gücümüz olmasa türkiye'ye neler yapabilecekleri görülmelidir.
devamını gör...
masum sanılan şarkılar
"zeytinyağlı yiyemem aman" adlı türkünün, zamanında amerika'dan gelecek olan mısır yağı ve margarinlerin satılabilmesi için, zeytinyağını kötülemek maksadıyla, ısmarlama bir türkü olduğuna dair ciddi iddialar mevcut uzun zamandır.
fakat tevfik uyar, bu iddiayı çürüten bir yazı kaleme almış.
fakat tevfik uyar, bu iddiayı çürüten bir yazı kaleme almış.
devamını gör...
tezer özlü sözleri
“hiçbir şeyin değişmeyeceği umutsuzluğuna kapıldığım kısa anlar kadar korkunç ve umutsuz anlar tanımıyorum.”
yaşamın ucuna yolculuk.
“insanın başkalarına söylemek istedikleri kendi duymak istedikleridir. yazdıkları, okumak istedikleridir.sevmesi sevilmeyi istediği biçimdedir.”
kalanlar.
yaşamın ucuna yolculuk.
“insanın başkalarına söylemek istedikleri kendi duymak istedikleridir. yazdıkları, okumak istedikleridir.sevmesi sevilmeyi istediği biçimdedir.”
kalanlar.
devamını gör...
idam edilmeden söylenecek son söz
benim burada ölen bedenimdir, ki zaten ölümlüydü. ama fikirlerim... şaka şaka abiler kıymayın bana diye ağlardım.
devamını gör...
immanuel kant
doğru eylemin objektif olarak belirlenebileceğini ve bunun "kategorik zorunluk" olarak adlandırdığı ahlaki kanuna uymak zorunda olduğunu vurgulamıştır.
devamını gör...
pazartesi sendromu
cuma ve cumartesi hariç haftanın her günü yaşadığım sendrom. neden adına pazartesi demişler ki ?*
devamını gör...
ilkokuldan akılda kalanlar
en net hatırladığım tüm sınıf kızlar erkekler ayrılmış kovalamaca tarzı bir oyun oynarken benim yüzüstü yere yapışmam, sınıf arkadaşımın kazandık diye sırtımda zıplaması (hala anlam veremiyorum) sonucu burnumun kırılmasıdır. işin en garip yanı da burnum şişmiş ve morarmış olmasına rağmen sevgili öğretmenimin "buz koyun geçer" diyerek akşama kadar o ağrıyla beklememdir (öğlenciydim) ee tabi uzuuun bir süre okula devam edemedim, korkunç bir acısı var ve de çok kötü bir görüntüsü. neyse ki burnum düzgün kaynadı da hiçbir sıkıntısı yok.
devamını gör...
film izleyerek entelektüel olunur mu sorunsalı
akıllara ilber ortaylı hocamızın bir anısını aktardığı anekdotu getirmiştir.
“üniversitede, en çok sevdiğim hocanın odasındaydım.
bana ‘ne olmak istiyorsun?’ dedi.
‘entelektüel olmak istiyorum.’ dedim.
‘senden entelektüel olmaz!’ dedi.
şaşırmıştım, sonra, kırılgan bir ses tonuyla ‘dersinizi geçmeme rağmen sürekli dersinizdeyim. okulda en çok okuyan, araştıran ve tartışmalara giren, hep benim?’ dedim.
tekrar ‘senden entelektüel olmaz!’ dedi.
çok kızmıştım!
‘doçentlik tezlerin konularını bile ben öneriyorum…’ dedim.
profesör gülümseyerek geriye yaslandı.
‘senden çok iyi bir araştırmacı olur; ama entelektüel olmaz! nedenine gelince; sana entelektüel olamazsın dediğimde, bana bir entelektüel gibi ‘niçin olmaz?’ diye sormadın, aksine alındın ve hiddetlendin. yazarlık bir bilgi işidir. oysa entelektüellik bilgi değil, davranış biçimidir. bir insanın entelektüel olması için en az üç kuşak ailesinin okuması gerekir…
okulun önüne bir baksana. hepsi son model araç dolu ve bunların çoğu hocalara ait. onlar her sene model yenilerler.
gerçekten böyle bir yenilenmeye ihtiyaçları var mı?
niçin bu şekilde yaşıyorlar?
çünkü o ünvanlarla gördüğün hocalarının kariyerleri ne kadar yüksek olursa olsun, ruhları feodal bir köylü. güçlerini topluma kabul ettirmek için böyle hava atmak zorundalar. gerçek bir entelektüel asla bu güdüyle hareket etmez.
entel feodal köylülere artık diploma ve ünvan da yetmez.
tıpkı paranın yetmediği gibi…”
“üniversitede, en çok sevdiğim hocanın odasındaydım.
bana ‘ne olmak istiyorsun?’ dedi.
‘entelektüel olmak istiyorum.’ dedim.
‘senden entelektüel olmaz!’ dedi.
şaşırmıştım, sonra, kırılgan bir ses tonuyla ‘dersinizi geçmeme rağmen sürekli dersinizdeyim. okulda en çok okuyan, araştıran ve tartışmalara giren, hep benim?’ dedim.
tekrar ‘senden entelektüel olmaz!’ dedi.
çok kızmıştım!
‘doçentlik tezlerin konularını bile ben öneriyorum…’ dedim.
profesör gülümseyerek geriye yaslandı.
‘senden çok iyi bir araştırmacı olur; ama entelektüel olmaz! nedenine gelince; sana entelektüel olamazsın dediğimde, bana bir entelektüel gibi ‘niçin olmaz?’ diye sormadın, aksine alındın ve hiddetlendin. yazarlık bir bilgi işidir. oysa entelektüellik bilgi değil, davranış biçimidir. bir insanın entelektüel olması için en az üç kuşak ailesinin okuması gerekir…
okulun önüne bir baksana. hepsi son model araç dolu ve bunların çoğu hocalara ait. onlar her sene model yenilerler.
gerçekten böyle bir yenilenmeye ihtiyaçları var mı?
niçin bu şekilde yaşıyorlar?
çünkü o ünvanlarla gördüğün hocalarının kariyerleri ne kadar yüksek olursa olsun, ruhları feodal bir köylü. güçlerini topluma kabul ettirmek için böyle hava atmak zorundalar. gerçek bir entelektüel asla bu güdüyle hareket etmez.
entel feodal köylülere artık diploma ve ünvan da yetmez.
tıpkı paranın yetmediği gibi…”
devamını gör...
hiçbir şeyden zevk alamamak
boşluk hissinin yansımasıdır. olur öyle arada. içine dönüp kendinle kalmaya devam etmelisin.illa bir şey yapacaksın diye bir şey yok. tek başına bir bankta oturup sadece doğayı izle o bile iyi geliyor.
devamını gör...
pandemide akıl ve ruh sağlığını koruma yolları
okumak, yazmak, ev işi yapmakla baş edilebilecek durum.
zevkli değil ama kafayı yememek için boş durmamak lazım. en azından benim boş durmamam lazım. geçen sene ramazanda tüm evin duvarlarını bile silmiştim. durdukça bunalmamak için.
zevkli değil ama kafayı yememek için boş durmamak lazım. en azından benim boş durmamam lazım. geçen sene ramazanda tüm evin duvarlarını bile silmiştim. durdukça bunalmamak için.
devamını gör...
(tematik)
pedoloji
toprak bilimidir.
toprağın yapısını ve oluşumunu inceler.
ayrıca (bkz: jeomorfoloji) biliminin alt dallarından biridir.
bu bilim ile ilgilenen ve çalışmalar yapan insanlara (bkz: pedolog) denir.
toprağın yapısını ve oluşumunu inceler.
ayrıca (bkz: jeomorfoloji) biliminin alt dallarından biridir.
bu bilim ile ilgilenen ve çalışmalar yapan insanlara (bkz: pedolog) denir.
devamını gör...
resim yükleme özelliğinin gelmesi
çok güzel haber. her tanıma bir sanat eseri iliştirme vakti.*
devamını gör...


