kinik filozof, sinoplu diyojen'in* büyük iskender'e söylediği meşhur sözdür.

ilk entry'de bahsedilenin aksine büyük iskender şehirde gezerken diyojen'e tesadüfen rastlamaz. halihazırda aristoteles'in öğrencisi olan büyük iskender, felsefeye meraklı ve dönemindeki filozofara çok değer veren bir hükümdardır. kinizm ekolü hakkında da bilgi sahibidir.

bu yüzden, toplumun kanıksadığı normların dışında yaşayan diyojen hakkında da pek çok şey duymuştur. bizzat kendisini görmek ve tanışmak için ayağına kadar gider. makedon imparator, arkasındaki kalabalıkla birlikte diyojen'in yaşadığı fıçıya yaklaşır ve "ben, büyük iskender'im." diyerek kendisini tanıtır.

yattığı yerden biraz doğrularak kalabalığa bakan diyojen, imparatora dönüp "ben de köpek diyojen'im." der. bu cevap karşısında şaşıran büyük iskender, filozoflara değer verdiğinden dolayı ona samimiyetle kendisinden bir isteği olup olmadığını sorar. bu soruyu evet, diye yanıtlayan diyojen dünyevi istekleri umursamadığını ima eden bu cevabı verir.

bu olay, pek çok ressam tarafından resmedilmiş, ancak ben fransız ressam nicolas-andre monsiau'nun bu eserini ayrı tutuyorum. diğer tablolardakinin aksine burada diyojen'in büyük makedonya imparatoru'nun yüzüne bile bakmamış olması, atlanılmaması gereken bir detay.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

son olarak büyük iskender'in de filozofla yaşadığı bu diyaloğun ardından "eğer iskender olmasaydım, diyojen olurdum." dediği rivayet edilir.
devamını gör...

biraz nahoş ama sanırım bundan iyi anlatılamazdı *.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

insanın içini ısıtan, oldukça eğlenceli 11 sezonluk bir sit-com'dur. gülme efektinin olmaması, ve aynı zamanda karakterlerin karşımıza geçip konuşması dizinin -diğer dizilerde görmediğimiz için- başta tuhaf gelen ama sonradan insanın çok hoşuna gidecek özellikleridir. bölümlerinin 20 dakikacık sürmesi sizin fark etmeden çok kısa bir sürede diziyi bitirmenize neden olabilir. yüzünüzü güldürecek bir dizi arıyorsanız hiç vakit kaybetmeden başlayın.
devamını gör...

trafikte; önünüze kıran, hatalı sollama yapan hatta ve hatta kırmızıdan sarıya geçen ısıkta arkadan daaaaaartt diye kornaya basanlara, sinirlenmeyip olsun diyip, kafa sallayıp gülümsediğiniz andır:)
devamını gör...

insanların düşünme biçimleri üzerinde araştırmalarıyla düşünmeyi öğretme konusunda öncülük
yapan de bono isimli abimiz insanların yaygın 6 düşünce biçimi kullandığını belirtmektedir . şimdi altı şapkalı düşünme tekniği olarak isimlendirilen de bono’nun fikirlerine bir göz atalım
beyaz şapka :beyaz tarafsız ve objektif şapkadır rakamlarla ilgilidir.
kırmızı şapka :öfke ve tutkuyu çağrıştırır duygusal bir bakış açısı katar.
siyah şapka : renginden belli olacağı üzere kötümser ve karamsardır.
sarı şapka : sarı şapka güneş gibidir olumludur olumlu iyimser düşünmeyle ilgilidir.
yeşil şapka :yeşil bereket demektir yaratıcılık ve yeni fikirlerle ilgilidir.
mavi şapka : mavi soğukkanlılıktır her şeyin üstündeki göğü temsil eder düşünce sürecinin kontrolü ile ilgilidir.
şapkaların işlevleriyle değil de renkleriyle tanımlanmasının çok mantıklı bir sebebi vardır insanları incitmemek. birine olumsuz konuşmayı bırak angut demektense lütfen siyah şapkanı çıkar demek daha mantıklıdır. veya hadi sözlük kırmızı şapkalarımızı takalım ifadesi daha doğru ve saygılıdır.
altı şapkalı düşünme tekniği ile ilgili daha fazla bilgi almak isteyenler kitabı alıp inceleyebilirler veya pdf olarak bulabilirler.
devamını gör...

ben anlamıyorum. aylardır konuştuğum arkadaşımla meğerse flört ediyormuşum. telefonda konuşurken yanındaki arkadaşı sayesinde fark ettim durumu. ulan insan bu kadar mı kör olur da anlamaz, yorumlayamaz. nasıl anlaşılır yazın da iki aydınlanayım. ondan sonra uğraşıyoruz böyle.
t: anlayamayanların takip etmesi gereken başlık.
devamını gör...

çalışmak sadece para kazanmak için yapılıyorsa yazık bize..
devamını gör...

urlalı olduğu zamanlarda bir iki kez mesajlaştığım değerli yazar.doğum gününü kutluyorum.yeni yaşı o'na tüm istediklerini getirsin.
devamını gör...

oradan buradan aşırmaların arttığını düşünüyorum. bazen düşünmüyorum, gözlemliyorum. bizzat okuduğum bildiğim kitaplardan çok ama çok "benzer" cümleler hasbelkader karşıma çıkıyor. altta tabii ki alıntı filan yazmıyor, kitap ismi geçmiyor. arkadaşlar ben bilgiye inanırım, insanın öğrenme kapasitesine de büyük saygı duyarım. ama binlerce yıldır bildiğimiz bir şey var ki o da insanın belli bazı sınırları olduğudur. her şeyden önce zaman ve mekânla sınırlanmış bir varlıktır insan. bir insan ömrü bilgi söz konusu olduğunda oldukça azdır. yani öğrenilecek şeylerin, bilginin sınırsızlığı göz önüne alındığında çok azdır. dolayısıyla intihal yapmayın, madalyaya tamah etmeyin. simit satarak onurlu yaşayın. bir insan sanat, felsefe, edebiyat, müzik, tarih, mitoloji gibi müthiş geniş bir yelpazede onlarca özgün yazı kaleme alamaz. alır almasına da bunlar çok istisnai insanlardır ve ben aramızda olduklarını düşünmüyorum. lütfen, faydalandığınız kaynağı belirtin. şu an yapmıyorum bunu ama eğer işsizliğim had safhaya ulaşırsa oturur yaparım, sözlükte intihal avına çıkarım. tespit etttiğim bazı şeyler var ama şimdilik müdahale etmeyeceğim. bu mesele öyle basit bir mesele değildir, hırsızlık mide bulandırıcı bir suçtur.
devamını gör...

karşısındakini aşağılayıcı konuşması ve küçük düşürmesi.
devamını gör...

rüyaların* ressamı zdzisław beksiński'nin en sevdiğim eseriyle geldim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel zdzisław beksiński - aa72 (1972)
devamını gör...

eskilerin komedi dans üçlüsünün şarkı söyleyen ama dans etmeyen parodi müzik yapan versiyonudur. her şarkıları komik ve bir olay örgüsü barındırır. rockçı abilerimizdir. barış manço, pentagram gibi idollerle çalışmışlardır. izel ve ercan saatçi de ilk kadrolarındadır. hatta ata demirer ile de bir çalışma dönemleri olmuştur. herkesin bildigi turkish kovboylar ve ismail şarkısının mimarlarıdırlar. üzücüdür ki grubun kurucularından gökhan semiz abimiz trafik kazası gecirerek 98'de vefat etmiştir.

(link:
)
devamını gör...

ezginin günlüğünün 1998 yılında çıkan albümünün ve şarkısının adı. onuncu albümüdür ve toplamda 14 şarkıdan oluşur.

"hepsi senin olsun, bana bir ışık ver içime vursun
her şeyi bilenler yüzüme bakıp eksiğimi bulsun
ben o yalan sözlerin peşine düştüm
aşk yüzünden, hep aşk yüzünden

bazı geceler ben uyuyamadım annemi düşündüm
sanki uzun bir gün geride kaldı, oysa bir masaldı
ben o sokak kedisinin peşine düştüm
aşk yüzünden, hep aşk yüzünden

bir kadeh bu kırılır içimde, geçmişim kirlenir her gece
yüreğimizde yıkasak çıkmaz bir leke
aşk onarır bizi kırılınca, aşk onarır bizi

kim kime inansın, uyanıyoruz her sabah masalla
her şeyi bilenler avutuyorlar eski bir yalanla
ben o sokak kedisinin peşine düştüm
aşk yüzünden, hep aşk yüzünden.
" ~

diğer şarkıları: aşklar eskir, ellerimiz, senden önce, balıkağzı, papatya, leyla, kıyısız deniz, sarhoş balık ile topal martı, duvar, ayrılık şarkısı, böyle gitmez, temmuz, babamı anarken.
devamını gör...

rivayete göre freud, arkadaşlarına sigaranın bilinçaltında farklı bir şeyi sembolize ettiğini anlatmış. bir arkadaşı da “sen sigaranın büyüğü olan puro içiyorsun” deyince; freud “bazen bir puro sadece bir purodur” diyerek cevabı yapıştırmış. en yalın ve en anlamlı sözleri sembolize eder freud purosu.
bazen bir puroyu başka bir şey zannetmekte ısrar etmek daha büyük yanılgıların kapısını açar.
aklı, zekayı, bilgeliği çağrıştıran yazıları ile kafa sözlük'e damgasını vurmuş sağlam bir reformcudur. ilham verici yazıları ile hayatın gerçeklerini anlatan takip edilesi bir yazardır. “her şeye illa bir anlam atfetmeyin” der, sözlükteki hastaları sözleri ile tedavi eder, olgunluğu ile anlayış ve hoşgörüyü yayar.
devamını gör...

banyo bir ömür süürreeeer, duş almak biiiirr dakikaaa.
devamını gör...

şöyle karşılanması gereken kargo;
devamını gör...

(bkz: agatha christie)
(bkz: j.k. rowling)

bunlar da olmadıysa

(bkz: gönül yazar)
devamını gör...

ne olursa olsun, başına ne gelirse gelsin, ne yaptıysa yapsın yardıma ihtiyacı olduğunda ilk size gelmesini sağlayın. nasıl olur? koşulsuz sevgi göstererek.
devamını gör...

yer: meksika

meksika'nın julian santana barrera xochimilco bölgesinin 1 mil yakınında bulunan ormanlık alanda ürkütücü bir adacık var. bölge halkı buraya bebeklerin perili adası diyor. bu garip yerin hikayesi bundan 50 yıl öncesine dayanıyor. ... kız çığlık attıkça bir bebek ağaca bağlanıyor. 50 yıldır bu gelenek devam ediyor.

meraklısına hikayesi:

her şey yıllar önce adadaki bir kız çocuğunun su kanallarının birinde boğulmasıyla başlıyor.don julian santana adındaki bir adam o olaydan sonra su kanallarında kız çocuğuna ait olduğu düşünülen bir oyuncak bebek buluyor.bebeği alıp ölen küçük kızın ruhunu onurlandırmak ve adayı kötü ruhlardan uzak tutmak amacıyla bir ağaca asıyor.zamanla bu olayı takıntı haline getirmeye başlayan santana, adada ne kadar ağaç varsa hepsini oyuncak bebeklerle doldurmaya başlıyor.daha da garibiyse, santana da 2001 yılında tıpkı kız çocuğuna benzer şekilde su kanallarından birinde boğularak ölüyor.o zamandan beri santana’nın ailesi ada üzerinde turistik aktiviteler düzenleyerek para kazanıyor.öyle ki, bölge tüm dünyadan bir çok turistin uğrak mekanı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
hikaye ne kadar doğru o tartışılır fakat adanın turizmine katkı sağladığını söyleyebiliriz. zamanla rüzgardan yağmurdan deforme olmuş oyuncak bebekler bir korku hikayesine katkıda bulunuyor sanki.
devamını gör...

zor bir durumdur. özellikle bunu çok isteyip karşıdakinin anlamayacağından emin olduğunda anlatamamak içe oturur, bir süre hayattan soğutur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim