olduğu halde yok saydığım kişi.davranışları sayesinde yetim oldum sanki. ne ekersen onu biçersin!
devamını gör...

çocukluğumdan beri kiril okuyabildiğim için lise yıllarımdayken elime fono yayınlarının yunanca sözlüğünü almamla yarım saat içerisinde okumayı söktüğüm alfabedir. ama dili bilmeyip sadece okumanın hiçbir esprisi yok.

(bkz: okuyabiliyorum ama bilmiyorum)

ama şöyle güzel bir tarafı da olmuştu. 2012 yılında amasya müzesini gezerken rehberimiz ''yunanca olduğunu'' iddia ettiği lahitlerin önüne geçip ''işte bu zeus'un, bu afrodit'in'' gibisinden poz kesiyordu. ben de lahitlerin üzerindeki yazıtlara şöyle bir göz gezdirdim, hiç afrodit mafrodit değil yani. bildiğin maşallah, allah filan yazıyor. sonra daha dikkatli bakınca, adının daha sonrasında karamanlıca olduğunu öğreneceğim, türkçe ile yazılmış olduğunu fark ettim. sonrasında da ''sen kimi yiyon, burada türkçe yazıyor. al bak burada maşallah yazıyor, şurada şu yazıyor'' gibisinden adamı herkesin ortasında rezil kepaze etmiştim. şu alfabeyi bilmesek mezar taşlarını zeus diye yutturacaktı.

(bkz: dedemizin mezar taşını okuyamıyoruz)
devamını gör...

bütün bir yıl boyunca nefsine sahip çıkan bireyler için ramazan ayı ekstrem bir durum olmuyor aslında. daha bir huşu içinde geçiyor onlar için.
devamını gör...

insanlar şeyma subaşılaştılar mı bilmem ama insanlar artık aynılaştı. sosyal medyada birçok kişideki en güzel benim, en çok benim hayatım mükemmel triplerini mi dersiniz. fındık gibi minnacık olmak suretiyle yapılan burun estetiklerini mi dersiniz. törpülenen çene, inceltilen bel, büyütülen kalça mı dersiniz. ha tabi bir de dişler inci gibi olmak zorunda. tercih edilen kıyafetler zaten trendyol linklerinden hep aynı... artık güzellik algımızın çığırı çıkmış. insanlar böyle davranarak güzel olduklarını sanıyorlar fakat farkında değiller ki yalnızca birbirlerine daha çok benziyorlar...
devamını gör...

püskevit denince akla hemen onun adı gelir bahçeli bahçeli bahçeli.
devamını gör...

temiz, münezzeh, yabancı şeylerden arınmış, katışıksız, saf.

ayrıca bir hayvan.
devamını gör...

dün yağmurluydu bugün açık bir bahar havası var.
aydın bir gün. apaydın. ama istanbul bu hiç belli olmaz.
devamını gör...

güzel kızım, yakışıklı oğlum.
devamını gör...

tom ve jerry'nin normalde çıplak dolaşırken denize girerken şort giymeleri.
devamını gör...

artık hiç bir şeyin değil bir milyon, bir lira bile olmamasiyla açıklanabilir.
devamını gör...

friedrich von schiller'nın 1781 yılında yazdığı ve dilimize haydutlar olarak çevrilmiş die räuber oyununda geçen cümle. bu cümle daha sonra iki şeyi aynı anda oldurmanın mümkün olmadığı durumları ifade eden bir deyim haline gelmiştir. cümle 4. perde 5.sahnede karl charles moor tarafından söylenen bir şarkıda geçiyor. aşağı yukarı türkçeye çevirisi brutus'un yaşadığı yerde sezar ölmeye mahkumdur olarak yapılabilir. ne kadar deyim olarak kullanılsa bile bana kalırsa cümle etkisini kaybetmiş değil, aynı kabullenilmiş çaresizliği taşımaya devam ediyor.
devamını gör...


sisyphos (yunanca σίσυφος; ingilizce: sisyphus), yunan mitolojisinde, yeraltı dünyasında sonsuza kadar büyük bir kayayı bir tepenin en yüksek noktasına dek yuvarlamaya mahkûm edilmiş bir kraldır. sisifos ismi geleneksel olarak sophos (bilge) sözcüğüyle ilişkilendirilir; fakat bu ilişkilendirme bazı etimolojik problemler içermektedir. aiolos'un oğlu, korint kralı sisyphos tanrı-ırmak asopos'a, kızı aigina'nın zeus tarafından kaçırılmış olduğunu söyleyerek zeus'u ele vermesine karşılık kalesi içinde bir pınarın akıtılmasını sağlar.

bu hainlik zeus'un öfkesine neden olur. zeus ona ölüm meleği thanatos'u gönderir. sisyphos, thanatos'u zincire vurur; onu özgürlüğüne kavuşturmak için zeus müdahale etmek zorunda kalır. ölüler ülkesine götürülen sisyphos kaderine katlanmak istemez. kendisine cenaze töreni yapmamasını karısından ölmeden önce istemiştir. törensizliği hoş karşılamayan hades, dinsiz karısını cezalandırması için sisyphos'un yeryüzüne dönme önerisini kabul eder... sisyphos daha yıllarca yeryüzünde yaşayacaktır.

nihayet, gerçek ölümünde cezalandırılır. ölüler ülkesi tanrıları onu sonsuza dek taş yuvarlamaya mahkûm ederler; hedefe her yaklaşmada taş yine aşağıya düşer.

sisifos, aeolus ile enarete’in oğlu, merope’nin kocası ve ephyra (korint) kentinin kurucu kralıdır, fakat sonraki kaynaklar sisifos’un antiklea ile birlikteliğinden odiseus’un babası olduğunu ileri sürmektedir. sisifos’un melikertes onuruna ilk ısthmian oyunlarını düzenlediği rivayet edilir.

sisifos denizcilik ve ticaretin gelişimine büyük katkıda bulunmuş, fakat konukseverlik kurallarını ihlâl ederek yolcuları ve konukları öldürecek kadar açgözlü ve hilekâr bir kraldır. homerus’un aktardığına göre, sisifos en hünerli insan olmasıyla ün salmıştı. kuzenini baştan çıkarmış, erkek kardeşinin tahtını ele geçirmiş ve zeus’un sırlarına –özellikle zeus’un nehir tanrısı asopus'un kızı aegina’ya tecavüz ettiği sırrına ihanet etmiştir. bunun üzerine zeus, önce thanatos'tan sisifos’u cehennemde zincire vurmasını istemiştir. sisifos ise kurnazca, yaptığı kelepçelerin nasıl çalıştığını görmek için thanatos’tan üzerinde denemesini istemiş, thanatos kendini zincirleyince sisifos kelepçeleri iyice sıkılaştırmış ve böylece thanatos'un artık dünyadan ölüleri almasını engellemişti. bu durum kargaşaya, daha doğrusu bu süre zarfında hiçbir insanın ölememesine ve tartarus'a taşınamamasına yol açmıştır. bunun üzerine, rakipleri ölmediği için yaptığı savaşlardan keyif alamayan ve bu duruma bir hayli canı sıkılan savaş tanrısı ares duruma müdahale etmiş, thanatos’u serbest bırakıp sisifos’u tartarus’a göndermiştir.

ancak sinsi sisifos ölmeden önce, karısına kendisi öldüğü zaman -adet olduğu üzere yapılan- tanrılara kurban sunumunu yapmamasını söylemiştir. böylece sisifos, yeraltı dünyasında karısının onu ihmal ettiğinden yakınmış ve yeraltı kraliçesi persephone’yi (veya hades) kandırarak, karısının görevlerini yerine getirmesini istemek için dünyaya dönmesine izin vermesi konusunda ikna etmiştir. sisifos tekrar dünyaya yani ülkesi korint’e varınca, bu seferde de yeraltına geri dönmeyi reddetmiş ve sonunda thanatos (bazı yazarlara göre ise hermes) tarafından yeraltı dünyası’na geri götürülmüş ve orada cezasını sonsuza kadar çekmeye mahkum edilmiştir.

hilekarlığının cezası olarak sisifos tanrılar tarafından büyük bir kayayı dik bir tepenin doruğuna yuvarlamaya mahkûm edilmiştir. sisifos tam tepenin doruğuna ulaştığında kaya her zaman elinden kaçmakta ve sisifos her şeye yeniden başlamak zorunda kalmaktadır. resim sisifos’un boş çabalarının canlı örneğidir. bu ceza sisifos’a nehir tanrısı asopus’a kızı aegina’nın yerini söylediği için verilmiştir. zeus, aegina’yı uzaklara götürmüş ve yapmış olduğu şeyden dolayı sisifos’a öfkelenmiştir. bundan dolayı, "anlamsız" veya "bitmek tükenmek bilmeyen işler" ingilizce’de sisyphean olarak tanımlanır. sisifos antik dönem yazarları için ortak bir konudur ve "polygnotus" adlı ressam delfi’nin duvarlarına onun resmini yapmıştır.

güneş tanrıcılığına göre, sisifos her gün doğudan doğup batıdan batan güneşi simgelemektedir. konunun diğer uzmanları onu dalgaların yükselişi ve alçalışının ya da hain denizin bir kişileştirmesi olarak görürler. "friedrich gottlieb welcker" sisifos’un bilginin peşinde boşa çaba harcayan bir insanı sembolize ettiğini ileri sürmüştür.


kaynaklar :
-fikret ilkiz - zeus’un sırrı ve sisifos
-albert camus - le mythe de sisyphe
-edith hamilton's mythology
devamını gör...

kesinlikle ten.
devamını gör...

youtube ve instagram fenomenleri, onların yaptığı işler
devamını gör...

kücük insan tanımına bak; daha de, da'yı ayıramadık düzgün. entelektüel'e mi kaldı bu iş? sov yapmayın ya.
devamını gör...

yangı. vücudun hasara verdiği yanıt. bu yanıtın amacı hem hasarı ortadan kaldırmak hem de yanıt verirken oluşturduğu artıkları ortadan kaldırmaktır. yani yanıt verirken hasara sebep oluyor sonra da bunu onarmaya çalışıyor ama öyle zamanlar oluyor ki tabiri caizse kaş yapayım derken göz çıkarıyor. hipokrat enflamasyon için 'yanan şey' demiştir. damar sertliği,koah,alerji gibi hastalıklar direkt enflamatuar hastalık olarak geçer zaten. psikiyatrik hastalıklardan kansere birçok hastalıkla bağlantısı gösterilmiştir ve bu ilişkiler de birbirini alevlendirir.
devamını gör...

evrelemesi 4'e ayrılır;
evre 1 anal kanal içinde bulunan hemoroid
evre 2 dışkılama sırasında çıkan ve kendiliğinden geri dönen hemoroid
evre 3 dışkılama sırasında çıkan ve ittirme sonucu geri dönen hemoroid
evre 4 geri ittirme sonucu da geri dönmeyen hemoroid
devamını gör...

hüma kuşu ve tuğrul kuşu olarak da bilinen efsanevi kuşun ismidir aynı zamanda kafa sözlük’de yazardaşımızdır. dünyada yalnızca bir tane olduğuna inanılan zümrüd-ü anka sözlüğümüzde de birtanedir. zümrüd-ü anka efsaneye göre bilgi ağacı’nın dallarında yaşar ve her şeyi bilir. kafa sözlük zümrüd- ü anka’mızında bildiği her şeyi bize aktaracağından eminim. şimdiden takibime alıp ilk sıralardan yer kaptığım için kendimi şanslı hissediyorum.
devamını gör...

dizilerde ve filmlerde bolca denk geldiğim ve her denk geldiğimde sinilerimi alt üst eden saçmalığın dik alası olaydır. anlıyorum elbette kameraların yerleşimi, stüdyonun imkanları ve başka bir sürü neden olabilir arkasında ama bu saçmalık olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

olay genelde şöyle cereyan ediyor: iki kişi bir odada ve elbette ayakta derin bir tartışmaya girerler. bir tanesi söylememesi gereken bir şey söyler. diğeri zaten kapıya daha yakındır çoğu zaman ve hemen kapıya yönelir. ağzı torba olmayan arkadaş da peşinden gider ancak onuru zedelenen kişi çoktan kapıdan çıkmıştır. diğeri ise o kapıdan çıkamaz nedense. sadece eşiğe kadar gelip bağırır: samantha, samantha diye.

ya da şöyle bir versiyon mümkündür. genç kız eve gelir. annesi ve babası olduğunu düşündüğü kişiler tam da kapı ağzında aslında onun evlatlık olduğunu ve bunu ona söylemenin zamanı geldiğini konuşuyorlardır. çünkü bu kadar hassas bir konu tam salonun ortasında konuşulur. kız onları duyar, gözleri dolu dolu “ all this time, you lied to me” gibi bir şey söyler ve çıkar kapıdan. anne baba ise kapıya kadar koşar ve yine tam da eşikte ya da kız kapıyı çarpmışsa kapıya yüzünü yaslayarak “ i am sorry” içeren cümleler kurar.

işte bu anlarda içimden şunlar geçer hep: çıksana kardeşim kapıdan, deli misiniz siz! aç kapıyı koş peşinden. daha koridorun köşesini dönmemiştir ki çıkan. asansöre ulaşmamıştır daha. sizin üzerinizde nasıl bir büyü var! eşik cinleri mi sardı evinizi! koşsana oğlum dışarı.

ama bu sözler boğazımda düğümlenir kalır, öfkeyle kapıya bakarım. serde erkeklik var, çıkamam o kapıdan dışarı.
devamını gör...

ahmet haşim:" şiiri manası için ameliyat masasına yatırmak, bülbülü eti için öldürmeye benzer." demiştir.
bülbül müziğin, aşkın, ıstırabın, duygunun sembolü. öldürülmesi en anlamsız varlık olarak görülür bu nedenle.
tüm bunlardan bağımsız olarak bülbülü öldürmek ve devam kitabı tespih ağacının gölgesinde yazarın kendi yaşam öyküsünden izler taşır. yazar harper lee romandaki dill karakterini yaratırken çocukken kapı komşuları olan in cold blood ve breakfast at tiffany's romanlarının yazarı truman capotedan esinlenmiştir. ırkçılık üzerine sözlerini ajitasyonuz, duru bir anlatımla yapar. pultizer ödüllü eserin yayımlandığı 1960'lı yıllardan beri çok okunanlar listesinde her zaman yer bulabilmiş olması duru ve özgün anlatımının gücü olmalıdır.


"istediğin kadar saksağanı vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır.”
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim