aynen
devamını gör...

sanırım eleştiri getirirken, bilinç altımızda o insanın yaptıklarını yaşıyoruz. eğer, eleştiri olayını fazla tekrar edersek, bunu tekrar tekrar yaşamak gibi bir alışkanlık ile bir anda o düşünceler gerçeğe dönüşüyor.

bazen de eleştirilen şeyin kötü olduğunu bilmemize rağmen bilinç altındaki bir intikam duygusunun açığa çıkması veya tamamen söz konusu kötü davranışı, biz de bu hatayı yapan kişi gibi sözde ayrıcalıklıymış hissine kapılıp boş vererek yapıyoruz.

sonuç olarak, kendimizi bir anda eleştirdiğiniz insana veya şeye dönüşmüş olarak buluyoruz.

bunun farkında olmak ve buna göre kendi kişiliğimizi kaybetmemek, bizde eleştirdiğimiz şeye dönüşmemek bilincini geliştirebilir.
devamını gör...

mercimek
mercimek
ve
mercimek demek istediğim başlık.
devamını gör...

kesinlikle yaptığım eylemdir.

bir insanı intihar ettiği için anlamak normaldir
anlamamak anormaldir.

insanların çeşitli sıkıntıları ve o sıkıntılara verdikleri tepkiler değişiyor.
bazı insan kabullenemiyor hayatın bu kadar acımasız olduğunu taşıyamıyor.
bazısı intihar etmemek için değer bir şey bulamıyor.
bazısı ise intihar etmek için değer bir şey bulamıyor.

ben bu hayattan kendi isteğiyle gitmek isteyenleri son derece anlıyorum.
hepimizin düştüğü o bunalımdan kurtulamıyorlar bizde kurtulamıyoruz.
biz kurtulamadığımız sancılarımızla yaşarken onlar yaşamamayı seçiyorlar.

benim çok sevdiğim bir şair nilgün marmara hayatına kendi isteğiyle son vermiştir.
onu çok okudum çok öğrendim çok hak verdim.
neden kendini öldürdüğünü anladım.
şiirlerini başka gözle okudum.

burada daha ne kadar öleceğim?
yeryüzüyle gökyüzün aracısı olarak bulutu haraca kestiğiniz yerde?
ben size alışamam.


böyle demiş böyle kanamış.

intihar etmeden iki yıl önce bitirdiği tezinde (sylvia plath’ın şairliğinin intiharı bağlamında analizi) şöyle bahsetmiş şöyle aktarmış hislerini.

belki kendini yok etmek de bir kendini koruma girişimi, sevgi görmek için atılan bir çığlık, mutlu yaşama olasılığının aranışıdır.

yani bir başkasının intiharını anlamış. anlam vermiş. ona hak vermiş.

kendi kaçış özgürlüğünü elinde bulunduran insanları anlamamak bir başka insana düşecek bir olay değildir. o yüzden anlamalıyız.
devamını gör...

çok sevdiğim bir (bkz: eleni vitali) yorumunu bırakıyorum buraya... karlı günler gelsin, yalvarıyorum...

open.spotify.com/track/3ApU...

ένα χειμωνιάτικο πρωί
έφυγα απ' το σπίτι σαν τρελή
ο αέρας μου τρυπούσε
το κορμί και μου ζητούσε

μια απόφαση ηρωική.
πήρα εφημερίδα και στυλό
βρήκα διαμέρισμα φτηνό
τρία νοίκια να το κλείσω

έπιπλα για να το ντύσω
και δε θέλω να σε ξαναδώ
ήρθε η νύχτα η σκληρή κι εγώ
νιώθω σαν απόκληρη εδώ

θέλω πίσω να γυρίσω
και συγγνώμη να ζητήσω
αλλά ντρέπομαι να σου το πω
πώς χωρίς εσένα είμαι μισή

δεν πετιέται έτσι μια ζωή
θέλω πίσω να γυρίσω
και συγγνώμη να ζητήσω
μα με κυνηγάει μια φυγή

ένα χειμωνιάτικο πρωί
έφυγα απ' το σπίτι σαν τρελή
ο αέρας μου τρυπούσε
το κορμί και μου ζητούσε
μια απόφαση ηρωική

çeviri:
evden deli gibi çıktım
hava cildimi delip geçerken
bedenim kahramanca bir karar almamı istiyordu
bir kalem ve gazete aldım elime
ucuz bir daire buldum
evi tutmak için üç kira bedeli
donatmak için birkaç eşya
ve seni bir daha görmek istemiyorum
o zorlu gece geldi çattı
ve burada kimsesiz gibi hissettim kendimi
geri gelmek istedim
bir özür dilemek istedim
utandım sana söylemeye
sensiz yarım olduğumu
bu hayatı böyle çarçur etmeyeceğimi
geri gelmek istedim
ve bir özür dilemek istedim
ama kaçıp gitmek beni kovalıyordu

bir kış sabahı
evden deli gibi çıktım
hava cildimi delip geçerken
bedenim kahramanca bir karar almamı istiyordu.
devamını gör...

adam sandık eşeği, alnımıza değdi testisi deyimini bize yaşatabilecek olan durumdur. kendine öz saygısı olan bir insanın bu duruma düşmemesi gerekir.
devamını gör...

felsefeme ve yaşam biçimime denk düşen bir müzik türü olmasından ötürü severim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

düşüncelerim daima bir dans halindedir. belirli bir koreografisi yok fikirlerimin, canım isterse sallanırım, canım isterse zıplarım olduğum yerde.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

genellikle doğaçlarım ama ekseriyetle tasarlamaktan da kaçınmam. bazı şeyleri zorlarım, sınırları görmek için derinden yoklayıp hislerimden emin olmalıyım. çerçevelere sığmam, çizgilerim yoktur. karmaşadaki ahengi yakalamak için ritmi arar dururum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

benim de the last airbender kesinlikle. zaten sadece bir çocuk serisi olamayacak kadar güzel işlenmiş bir konusu var. devam serileri, rezalet filmi yüzünden devam etmemiş olsada, devam eden çizgi romanlarıyla avutuyoruz kendimizi.
devamını gör...

27 mart 1889 mısır kahire doğumlu, türk edebiyatı'nın önemli yazarlarından biri.

önce fecr-i ati topluluğuna katılan, daha sonrasında ise millî edebiyat anlayışını benimsemiş ve cumhuriyet dönemi'nde de eser veren yazarımızdır.

kadro dergisinin yazarlarından biridir. kadro dergisi sanatla politikayı birleştirmek için çıkarılmıştır. aynı zamanda ulus gazetesi'nin de başyazarlığını yapmıştır.

şiir, öykü, makale, eleşiri vb. gibi farklı türlerde de eser verse de romanları daha çok ses getirmiştir.
eserleri önemlidir çünkü eserlerinde türk halkının tanzimat döneminden cumhuriyet'e kadar geçirdiği değişimleri işlemiştir.

eserlerinin çoğunu okumuş veya okumasanız da eminim duymuşsunuzdur. bazı önemli eserleri:
-roman türünde: kiralık konak, nur baba, hüküm gecesi, sodom ve gomore, yaban, ankara, bir sürgün, panorama 1 - panorama 2, hep o şarkı
- hikâye türünde: bir serencâm
- anı türünde: zoraki diplomat
- mensur şiir türünde: erenlerin bağından, okun ucundan.

edebiyatımıza katkıları tartışılamaz yazarımız 1974 yılında ankara'da hayata gözlerini yummuştur. naaşı istanbul'da yahya efendi mezarlığı'nda bulunmaktadır.

kaynakça: hasan kurt ve arkadaşları, yayın denizi, tek edebiyat, sayfa: 330.
devamını gör...

sakarya bakkaliyesi
çocukluğumun en güzel anılarını oluşturur dedemle geçirdiğim zamanlar.elimden tutar evden çıkarız, tren raylarının üzerinden geçeriz sonra yürümeye devam eder tek cam tek kapı ‘bakkaliye’ nin kepenklerini açarız.yandaki kasap, dükkanını açmış imalatı olan sucukları camından sallandırmaya başlamıştır.
plastik bir sepetin içinde francala ekmekler sıralıdır,üstünde temiz beyaz bir bezle bakkalın gelişini bekler.sepet alınır,tezgahın altındaki boşluğa sıralanır.
vitrini gören buzdolabının üst katında peynir ve tereyağ, alt katında da, açınca pıfffss diye ses çıkaran meyveli gazozlar vardır.
raflarda bakliyatlar, un ve yağlar; camekan içinde de çikolatalar sıralanmıştır.içlerinde en sevdiğim nestle pralinlidir.parmak şeklinde renk renk yaldıza sarılı çikolatalardır bunlar.bir de şu çekmeceli olanları severim,hani kırmızı kağıtları teker teker açılıp mideye indirilenleri.tezgahın arkasındaki metal çerçeveli camlı bölmelerde kiloyla satılan pöti bör kremalı ve finger bisküviler içerir.bazen dedem büyükçe paketleri bana verir ve herbirini kendi kutusuna dizmemi ister.öyle düzenli adamdır, tıpkı ismi gibi: nizam.
80’lerin filmlerinden aşina olduğumuz ibreli terazi gerekli gereksiz her şeyi ölçtüğüm bir oyuncaktır.altında dev bir satır var ki, dükkana girip dayılık yapmaya kalkanlara,pek sakinmiş gibi gözüken dedemin kullandığı havada yaylar çizen savunma silahıdır,şahit olmamayı dilemişimdir bu duruma.
tabure gibi rahatsız bir şey ve biraz daha konforlu eski bir koltukta günü geçiririz.bir yandan radyoda trt çalarken dedem,düzenler,işler durur.ben gelen her bir müşteriyi incelerim,bazılarına ben uzatırım aldıklarını.dedem pek resmidir,memuriyetten kalma tavrını takınır,bir bakkal dükkanı mıdır,yoksa bir devlet dairesi mi intizamlı,bilinmez.dışarıya karşı böyledir de dedem,torun bu,hem de ilk, ona can dayanmaz.
kapıda bir sineklik vardır,tahta bir çıtanın üzerinde sallanan plastik parçalardır bunlar.dükkan açıldığında,oradan geçen geçen çocuklar daha iyi görebilsin diye bir askıda dışarı çıkarılmış şişkince toplardan biriyle oynamaya başlarız.ben kapıda durduğum hâlde çoğu kez küçük boyum ve tombul halimle ordan oraya zıplayan topa yetişemez,bazen kapıdaki sinekliğin yerinden çıkması bazen de camekanlara gelmesi nedeniyle korkuyla karışık bir heyecan yaşarım. ha kızdı ha kızacak derken o ciddi bir şekilde, bozulan dökülen ne varsa kaldırır kapıdan birisi girene kadar oyunumuz devam eder.
yenilen peynir ekmekler,bisküviler -ki bunların adının yıllarca ‘püsküüt’ olduğunu sandım- gofret ve çikolatalar,içilen gazozlar bu dedeye zarar ziyandır hep, ama o hiç sesini çıkarmaz hatta birazını da eve götürmek üzere alır.tombul canavar biraz daha yesin diye.

ibreli tartı:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
dedeminkine benzeyen bir radyo:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
pralinli çikolata,aynısını bulamadım ama:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
***
yıllar geçer gider,bakkaliye kapanmıştır,torun büyür üniversiteye başlamıştır,bölüm zor, sınavlar ağırdır.evden önce gittiği yer dede yanıdır.
-gel tavla atalım senle.
dedem yenilir bana,yaşlanıyor mu ne?
dûbaraaaa! oyun gitti bağıra bağıra.
koltuklarım kabarmıştır.
çok sonra öğrenirim ki okuldan moralsiz döndüğümde bilerek bana bırakırmış oyunu keyifleneyim diye.

yıllarca kanserle savaştı,diline kobalt iğneler bile battı,hastane odasının kapısında radyasyon işareti vardı.bir keresinde kamyon çarptı ve ciddi şekilde yaralandı.ah demedi,of demedi.halinden sürekli şikayet eden ‘ihtiyarlar’ kulağını kapattığı kişilerdi.hep gençleri,onlarla sohbet etmeyi sevdi.o, kurtuluş savaşında,annesinin sırtındaki küfede düşmandan kaçırılan bir bebekti bir zamanlar.şimdi yok,ama anıları hâlâ canlı.
özlüyorum dedem,seni.
nerdesin,nerde diğer gidenler peki?
henüz sıkılmamış okuyucuya, dedemle ben:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir üretim sürecinde bütün üretim faktörleri(sermaya, doğal kaynak vs.) sabitken sadece bir üretim faktörünün miktarı artırılırsa, üretime alınan her girdide ilk başta toplam ürün artarken doyum noktasına ulaştıktan sonra verimlilik azalmaya ve daha sonra düşmeye başlar. çok eskiden beri var olan, genel geçer bir iktisat kanunudur.
örnek vermek gerekirse; diyelim siz bir inşaattan sorumlusunuz, inşaata devamlı yeni işçiler alıyorsunuz ama başka hiçbir şeyi degiştirmediniz ya da artırmadınız. bu yeni gelen işçiler ilk başta çok çalışıp işi hızlandırırken zamanla bu işçilere ekstra malzeme alınmadıgı için (baret, kova, çimento vs.) iş yapmamaya başlayacaklar ve böylece iş verimliligi düşecektir. burada yeni gelen işçiler emek faktörüne, sayısı degişmeyen kova, çimento da sermaye faktörüne örnektir.
aynı şekilde bir lokantada sadece garson sayısının artırılmasını da buna örnek olarak verebiliriz.
devamını gör...

1965 yılında kaliforniya'da kurulan rock grubu.
özellikle white rabbit şarkısıyla psychedelic rock türünün öncüsü olarak kabul edilirler.
hâlâ severek dinlediğim, zamanın eskitemediği gruplardandır.
devamını gör...

ayaktakımına mensup pespayelerin, hainlerin korkulu rüyasıydı. adam gibi adamdı, bir yiğit gazeteciydi, hukukçuydu.
devamını gör...

uğur batı ve deniz bayramoğlu’nun yazdıkları ve içerisinde sosyoloji, sürü psikolojisi gibi birçok konudan bahsettiği biraz kişisel gelişim biraz tasavvuf biraz hikayeler biraz da alıntılar serpiştirilmiş okunası bir kitap.
ben cnntürk’te gündem özel sunduğu dönemden deniz bayramoğlu hayranı olarak aldım ve işin içinde olduğu için beklentimi yüksek tuttuğumdan çok tatmin olmadım.

yalnızca iki şey sonsuzdur; evren ve insanlığın aptallığı. ancak ilki hakkında şüphelerim var. einstein bu sözleriyle aptallığın sınırı olmadığına işaret ederken, amerikalı yazar harlan ellison aptallığın ne kadar yaygın olduğunu şu sözleriyle ifade ediyor: evrende iki şey çok boldur; hidrojen ve aptallık.
devamını gör...

halkalı koca gözleriyle serçe gibi kuşları ve avlarını teshir ederek avlar, kafasının iriliği, ağır ve temkinli hareketleri, hep bakan gözleri ile zeus’u, koca kafası, avlanırken gösterdiği mahareti akıllı, hünerli ve marifet dolu yapısıyla zeus’un koca kafasından doğmuş olan athena’yı ve karanlığı delici ışık saçan gözleriyle ve ıssızlığı delen sesiyle göktaşını temsil etmiştir.

atina’nın ilk sikkesini m.ö. vı. yüzyılın ortalarında kullanmaya başladığı, basım için gerekli olan gümüşün atina’nın laurion madenlerinden sağlanmaya başladığı, artan tahıl ihtiyacını etkin bir biçimde karşılayacak olan paranın önemli bir sermayeye dönüştüğü, yüzyılın sonlarına doğru sikkelerin bir yüzünde athena’nın başının, diğer yüzünde ise tanrıça için kuş olan baykuş figürünün bulunduğu ve bu tasarımın üç yüzyıl boyunca hiç değişmediği ifade edilmiştir.

tanrıça athena’nın atribü hayvanı olması nedeniyle onunla birlikte tasvir edildiği sikkeler kadar aynı zamanda farklı dönemlerdeki ressamların eserlerinde de birlikte konu olmuşlardır. eunice pınney’in (1770-1849) yaptığı ve troia savaşı’nda achille ile hektor’un mücadelesini anlatan “hector and achilles” adlı tablosunda athena gökyüzündeki bulutların arasından atribü hayvanı baykuş ile birlikte olayı izlemektedir.

yunan mitlerindeki baykuş efsanelerine baktığımızda toplum için uygun olmayan hallerden dolayı kahramanların ceza olarak baykuşa dönüştürüldükleri görülmektedir. örneğin, nyktimene lesbos kralı epopeus’un kızıdır. babası ona aşık olmuş veya her ikisi bu tutkuyu paylaşarak birlikte olmuşlardır. kız, utancından insanlar içinde dolaşamaz hale gelmiş ve bir ormana sığınmıştır. athena’da kıza acıdığından görünmesin diye ışıktan kaçan ancak geceleri ortaya çıkabilen baykuşa dönüştürmüştür.

çin mitolojisinde baykuş kötülüğü çağrıştırır ve ölümün simgesidir. antik çin inanışlarına göre genç baykuşların annelerini yediklerine inanılmıştır. baykuş sesi ise anlamsal olarak birinin mezarının kazılacağı inancına karşılık gelmektedir.

ortaçağ avrupa’sında baykuşun cadılık ve uğursuzlukla ilişkilendirildiği, iskoçların gündüz bir baykuşla karşılaştıklarında başlarına bir uğursuzluğun geleceğine inandıkları, galliler tarafından ise ya başlarına kötü bir iş geleceği ya da bir kızın bakireliğini yitireceği belirtilmiştir.

anadolu mitolojisinde baykuş uğursuz olarak kabul edilmekte ve pek sevilmemektedir. kimin evinin yakınında baykuş öterse o evde birinin öleceğine o evin başına büyük bir felaket geleceğine inanılmıştır. baykuş ocak yıkan, yıkılan ocaklarda yuva kuran bir kuştur. bundan dolayı bir ürküntü ve yıkım simgesidir.

baykuşun bu uğursuz anlamı osmanlı zamanında da bilinen bir durumdur. öyle ki fetihten önce bizans’ın başkenti olan konstantinopolis’te bulunan imparatorluk sarayı, bizans’ın zayıf düşmesi ve latin istilaları nedeniyle kötüleşmiştir. sarayın kötü durumunu fatih sultan mehmed, farisi şair sadi’ye ait bir şiirin “kayser’in kasrında örümcek perdedarlık ediyor / efrasiyab’ın sarayında baykuş nevbet çalıyor” dizelerini söyleyerek ifade etmiştir.

anadolu arkeolojisinde eski tunç çağı ııı’te batı anadolu’dan yayıldığı düşünülen bir idol grubuyla karşılaşılmıştır. troya tipi idol olarak adlandırılan bu grup mermer idollerin genel özelliği baş ve boyunları daha da belirginleştirilmiş, kaş, göz ve burun detayları yiv şeklinde sık sık belirtilmiştir. troia’yı kazan alman arkeolog schliemann bu tip özelliğe sahip idollere “baykuş yüzlü idoller” adını vermiştir.

meksika ve kızılderili mitolojilerinde bazı kabilelerde bilgelik simgesidir. başka kabilelere göre de tehlikelere karşı koruyucu ve uyarıcıdır, yaklaşan ölümü veya iyi haber getiricidir. ayrıca o güç kaynağı ve güç vericidir. bazense ölüm ve hastalıklara neden olan yıkıcı ve art niyetli bir hayvandır. bu nedenle bazı kabileler ondan korkar ve saygı duyar.

mısır inanışlarına göre de keskin görüşlü avcı bir kuş olarak bilinir. ölümün ve matemin kuşu olduğu söylenir. hiyeroglifler dışında mısır sanatında pek fazla tasvirine rastlanmaz. baykuşun hiyerogliflerdeki kullanımı latin alfabesindeki “m” harfinin karşılığıdır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

portakal çiçeği konusudur.
boşverin parfümünü ama, tam mevsimi şimdilerde. uyarına gelirse* gidin ege'de akdeniz'de bir portakal bahçesine, derin derin çekin,doldurun ciğerlerinizi.
"tabiat ana sen nesin böyle" diyeceksiniz o kokuyu hissettiğinizde.
devamını gör...

hahahahahahahaha, doğru tabii ki, bir birikimi olmadan, açık bırakacağı kapılar olmadan, bir güvencesi olmadan kim gitmek ister ki.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tamam.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim