siyasal islam nedir sorusunun cevabı
siyasal islam budur işte çıkara göre hareket etmek ve inanmak .
devamını gör...
kadın yazarların nickaltı
bir çoğunda "kalemi kuvvetli, keyifle okuyoruz" tarzı yazılar vardır. insan şaşırmıyor değil gerçekten. erkeklere neden denilmiyor bunlar merak konusudur.
devamını gör...
düşün ki o bunu okumuyor
çok güzel seviyordun ama bir şeyler hep eksikti be...
bir daha bu ilişkinin aynısını yaşamak istemiyorum.
çünkü sen hep suçlu küçük bi oğlan gibi kalbimi kırıyor, bir özürle geçiştiriyordun.
sadece şunu biliyorum ki, seninle mutlu zamanlarım olduğu kadar banyoda yere çöküp ağladığım zamanlarda bir hayli çoktu.
kalbimi eline alıp kaç kere kırdın sayısı hatırlamayacağım kadar çok.
fakat beni gülümsettin, şu var ki sayamayacağım kadar çok beni yaraladın be iyi adam.
sen iyi bir adamsın fakat sana asla kalbimi vermemeliydim...
çünkü iyi bir adam kalbini kırınca çok daha kötü bir acıyla kaplanıyormuş kalbin dört bir tarafı.
ikimizde kusursuz değildik ama ben bizim hep kusursuz bir ilişkimiz olduğunu inanırdım kendimi..
şimdi ben yoluma bakarken aklımın bir köşesinde, yine sana duyduğum sevgi sadece bir hataymış kırmızı ışıklı bir tabela ile bana yanlışımı gösteriyor.
güzel zamanlarımız için teşekkür ederim. acı ile hatırlayacağım bu kalp sızı için şunu söyleyebilirim, umarım kimse senin kalbini benim kalbimi kırdığın şekilde kırıp acı vermez.
bir daha bu ilişkinin aynısını yaşamak istemiyorum.
çünkü sen hep suçlu küçük bi oğlan gibi kalbimi kırıyor, bir özürle geçiştiriyordun.
sadece şunu biliyorum ki, seninle mutlu zamanlarım olduğu kadar banyoda yere çöküp ağladığım zamanlarda bir hayli çoktu.
kalbimi eline alıp kaç kere kırdın sayısı hatırlamayacağım kadar çok.
fakat beni gülümsettin, şu var ki sayamayacağım kadar çok beni yaraladın be iyi adam.
sen iyi bir adamsın fakat sana asla kalbimi vermemeliydim...
çünkü iyi bir adam kalbini kırınca çok daha kötü bir acıyla kaplanıyormuş kalbin dört bir tarafı.
ikimizde kusursuz değildik ama ben bizim hep kusursuz bir ilişkimiz olduğunu inanırdım kendimi..
şimdi ben yoluma bakarken aklımın bir köşesinde, yine sana duyduğum sevgi sadece bir hataymış kırmızı ışıklı bir tabela ile bana yanlışımı gösteriyor.
güzel zamanlarımız için teşekkür ederim. acı ile hatırlayacağım bu kalp sızı için şunu söyleyebilirim, umarım kimse senin kalbini benim kalbimi kırdığın şekilde kırıp acı vermez.
devamını gör...
nezaket
eski iranlı bir âlim, öğrencilerine ders verirken dedi ki
*
ben nezaketi ağaçtan öğrendim;
ona tekme attım.
*
ama o tepemden çiçek yağdırdı.
o utanç bana ibretlik ders oldu.
*
anooshirvan miandji
*
ben nezaketi ağaçtan öğrendim;
ona tekme attım.
*
ama o tepemden çiçek yağdırdı.
o utanç bana ibretlik ders oldu.
*
anooshirvan miandji
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
düş sokağı sakinleri-aşk eskitir beni
devamını gör...
müslüman olma sebepleri
kuranı kerim’in diğer kitaplara göre daha ilahi durması.
ciddiyim şaka değil.
diğer kutsal kitapları bir insanın yazdığı belli oluyor.
ama kuranı kerim daha ilahi geliyor bana insan elinden çıkmadığı daha belirgin geliyor.
veya ben müslüman bir ailede büyüdüğüm için öyle görüyorum bilmiyorum.
ciddiyim şaka değil.
diğer kutsal kitapları bir insanın yazdığı belli oluyor.
ama kuranı kerim daha ilahi geliyor bana insan elinden çıkmadığı daha belirgin geliyor.
veya ben müslüman bir ailede büyüdüğüm için öyle görüyorum bilmiyorum.
devamını gör...
insanlığa güncelleme gelse ilk istenecek özellik
kesinlikle "bilgin yoksa fikrin de olmayacak" mekanizması. düşünsenize, b olayı hakkında tam atıp tutacaksınız, öyle mal gibi kalıyorsunuz. hem fikir oluşması için teşvik edici de olur* kötü yanı, boş yapmanın önüne geçilirdi. vazgeçtim, olmasın.
devamını gör...
ciddi ilişki bulmanın çok zor olması
bireysel yasamin revasta oldugu bir donemin getirisidir bu. birakin ciddi iliskiyi artik sevgilik donemi son bulmakta. arkadaslik adi altinda (fucbuddy) cinsel ihtiyaclarin karsilanip, duygusal bagdan tamamiyle uzak enteresan iliskilerin icerisinde artik insanlik. cunku iliski demek, sorumluluk demek, konfor alanindan uzaklasmak demek, fedakarlik demek... kendi alaninda ozgurce yasamak varken, kim elini tasin altina koymak ister ki?
devamını gör...
sandbanham
güney hindistan’daki (bkz: kerala) da yaşayan (bkz: nayar) toplumu anaerkil bir toplumdur ve biyolojik yeniden üretim ve çocuk yetiştirme konusunda oldukça farklı geleneklere sahiptir. nayar toplumunda bütün kız çocukları ergenliğe girmeden önce tali geleneklerine göre bir tali kocası ile evlilik ritüeli yaparlar. tali kocaları kız çocuklarının babalarının arkadaşları olan yaşlı erkeklerdir. bu tali-evliliğinden sonra tali kocaları kız çocukları ile birlikte yaşamaz ve aralarında bir cinsel ilişki de olmaz. kız çocuklarının tali kocalarına karşı tek sorumlulukları cenazelerine katılmak ve yaslarını tutmaktan ibarettir. ergenliğe girdikleri zaman ise belirli sayıda `sandbanham` kocası tarafından ziyaret edilmeye başlanırlar.
sandbanham koca adı verilen erkekler savaşçıdırlar ve zamanlarının çoğunuköy dışında geçirmektedirler. köylere geldiklerinde istedikleri sayıda nayar kadınını ziyaret edebilirler. bu ziyaretlerde sandbanham kocalar nayar kadınının evine akşam yemeğinden sonra gelmek zorundadır, kadınla erkek arasında cinsel ilişki gerçekleştikten sonra sandbanham koca, kahvaltıdan önce evi terk etmek zorundadır. bir zorunluluktan ötürü o evde kalması gerekirse kadınla birlikte uyuyamaz, evin verandasında uyumak zorundadır. sandbanham kocalar istedikleri sayıda nayar kadınını ziyaret edebilirken, her bir nayar kadınının en fazla 12 sandbanham kocası olabilir. bu ilişkilerden doğan çocukların bakımında sandbanham kocaların hiçbir rolü yoktur, biyolojik babalık önemli değildir. nayar kadınları ve sandbanham kocaların birbirlerine hediye vermelerine izin verilse de aynı kişiden çok fazla hediye almak ve diğerlerinden almamak hoş karşılanmaz. bu ilişkide karı ve koca hayat boyu süren bir bağ kurmaz, üstelik ekonomik olarak işbirliği içinde de değildirler.
sandbanham koca adı verilen erkekler savaşçıdırlar ve zamanlarının çoğunuköy dışında geçirmektedirler. köylere geldiklerinde istedikleri sayıda nayar kadınını ziyaret edebilirler. bu ziyaretlerde sandbanham kocalar nayar kadınının evine akşam yemeğinden sonra gelmek zorundadır, kadınla erkek arasında cinsel ilişki gerçekleştikten sonra sandbanham koca, kahvaltıdan önce evi terk etmek zorundadır. bir zorunluluktan ötürü o evde kalması gerekirse kadınla birlikte uyuyamaz, evin verandasında uyumak zorundadır. sandbanham kocalar istedikleri sayıda nayar kadınını ziyaret edebilirken, her bir nayar kadınının en fazla 12 sandbanham kocası olabilir. bu ilişkilerden doğan çocukların bakımında sandbanham kocaların hiçbir rolü yoktur, biyolojik babalık önemli değildir. nayar kadınları ve sandbanham kocaların birbirlerine hediye vermelerine izin verilse de aynı kişiden çok fazla hediye almak ve diğerlerinden almamak hoş karşılanmaz. bu ilişkide karı ve koca hayat boyu süren bir bağ kurmaz, üstelik ekonomik olarak işbirliği içinde de değildirler.
devamını gör...
dinleyince 2008 2009 yıllarına döndüren parçalar
sınıfta şarkı söyleyen birkaç kişi olurdu, bir kız her çıktığında bunu söylerdi. bu şarkıyı dinlerken, kendimi 3. sınıfta hissediyorum.
devamını gör...
cennette ilk gün yapılacak şey
şayet varsa ilk gün kadınları örgütleyip nuri talebi için ayaklanma başlatmaya çalışırım.
eşitlik tanrım, eşitlik.
eşitlik tanrım, eşitlik.
devamını gör...
tamam özür dilerim kapatalım bu konuyu
erkeklerin, hem suçlu hem güçlü olduğunda, haksız olduğunda, sanki konuyu kapatma, açma.. hakkı,
karar verme hakkı onlardaymış gibi...
istedikleri zaman, sonn derece yalandan, özür dilerim diyince, her konuyu kapatmak için kullandığı, cümle kalıbıdır...
bir şey soruyosun, bu konuyu kapatalım...
oldu..
niye kapatıyoruz?
niye şimdi kapatıyoruz?
niye sen karar veriyorsun?
niye kesiyorsun, benim bu konuyla ilgili konuşmamı?
yalanını ortaya çıkarıyorsun,
ya kendimi ifade edemedim ben öyle demek istemedim sen yanlış anlamışsın..
sen gerginsin, "o zaman" özür dileyim...
"o zaman"
sen niye gerilmiyosun acaba, niye utanmıyosun acaba...
bir şeyi bir insana üç kere anlatmaktan nefret ettiğimi söylediğim kişi, başka bir şeyi bana 4 kere anlattırdı....
sadece benmi insanları ciddiye alıp inanıyorum ya...
benim konuştuğum herkesmi yalancı ya gerçekten aklım almıyor...
kendi söyeyeceğini söylüyor, ben konuşurken, konu kapatılmış...
o kadar iyi ki beyimiz, tartışmak istemiyormuş, uzatmak istemiyormuş...
ama konunun nasıl kapanacağını o beyan ediyor, ne zaman kapanacağına o karar veriyor, bütün bunlara karar verme hakkını da kendine o veriyor,
benim söylediklerimi de dinlememe hakkı var, benim söylediklerimin "uzatmak" olduğuna" da o karar veriyor..
ne güzel hayat ya,
çift kişilik ama bir kişi karar veriyor herşeye, herşeye kimin karar vereceğine bile...
karar verme hakkı onlardaymış gibi...
istedikleri zaman, sonn derece yalandan, özür dilerim diyince, her konuyu kapatmak için kullandığı, cümle kalıbıdır...
bir şey soruyosun, bu konuyu kapatalım...
oldu..
niye kapatıyoruz?
niye şimdi kapatıyoruz?
niye sen karar veriyorsun?
niye kesiyorsun, benim bu konuyla ilgili konuşmamı?
yalanını ortaya çıkarıyorsun,
ya kendimi ifade edemedim ben öyle demek istemedim sen yanlış anlamışsın..
sen gerginsin, "o zaman" özür dileyim...
"o zaman"
sen niye gerilmiyosun acaba, niye utanmıyosun acaba...
bir şeyi bir insana üç kere anlatmaktan nefret ettiğimi söylediğim kişi, başka bir şeyi bana 4 kere anlattırdı....
sadece benmi insanları ciddiye alıp inanıyorum ya...
benim konuştuğum herkesmi yalancı ya gerçekten aklım almıyor...
kendi söyeyeceğini söylüyor, ben konuşurken, konu kapatılmış...
o kadar iyi ki beyimiz, tartışmak istemiyormuş, uzatmak istemiyormuş...
ama konunun nasıl kapanacağını o beyan ediyor, ne zaman kapanacağına o karar veriyor, bütün bunlara karar verme hakkını da kendine o veriyor,
benim söylediklerimi de dinlememe hakkı var, benim söylediklerimin "uzatmak" olduğuna" da o karar veriyor..
ne güzel hayat ya,
çift kişilik ama bir kişi karar veriyor herşeye, herşeye kimin karar vereceğine bile...
devamını gör...
regl oldum demenin alternatif yolları
yas 16 lisedeyim. ders matematik hocam erkek. bu arada once sunu belirteyim benim regl sancilarim bayilma esigine getirecek kadar kotuydu. kasiktan baslayan bacaklara kadar inen siddetli bir agri ki dayanilacak gibi bir sey degildi. sadece agri olsa iyi cekilir hani. beraberinde titreme, tenimin dudaklarimin morarmasi, astim hastasi gibi nefes alamama. bulanti ishal, ve agridan kulaklarimin dahi zonklamasi. degisik bir sey, zulm gibi.
neyse yine boyle bir aciyi her ay yasadigim gibi sinifta cekiyorum. hocam ders anlatirken siraya uzanmisim, ogretmenim durumu farkedince bana seslenmis duymamisim, yanima gelmis durtmus yine benden hareket yok. kafami kaldirinca mosmor bir yuzle karsilasip korkmus. ben sadece beni silkelemeye basladigini ve kendime geldigimi hatirliyorum. tum sinif etrafima toplanmis, saskin sakin bana bakiyorlar. "bana neyin var hasta misin sorusuna karsilik, ben reglim diyemedim" hoca "aileni arayalim, ambulans cagiralim doktora git" dedi. ya doktor erkek olursa diye dusundum salakliga bak. ama suc benim degil ki ben regl oldum demenin ayip, edepsizce oldugunu ogreten kesim de.
regl olmak saglikli olan her kadinin ayda bir kere karsilacagi, fiziksel bir dongudur. tuvalet ihtiyacimiz, yemek yeme ihtiyacimiz kadar siradan bir o kadar "normal" bir surectir. bu kadar basit. ne gunahtir, ne edepsizliktir, ne ayiptir. mide bulaninca kustum, hastayim ateslendim derken nasil utanilmiyorsa, regl oldum demekten de utanilmamalidir. kisacasi alternatif bir isme luzum yoktur.
agzindan kufur eksik olmayan kesimin her turlu terbiyesizce soylemi yapip, kadinin regl demesine "ayip" damgasini vurmasina ayarim. sen kendi ayibina bak deyyus degil mi? neyse cizgiyi asmayayim. su basligi her gordugumde sinir oluyordum, bir yerde patlayacaktim ve oldu.
neyse yine boyle bir aciyi her ay yasadigim gibi sinifta cekiyorum. hocam ders anlatirken siraya uzanmisim, ogretmenim durumu farkedince bana seslenmis duymamisim, yanima gelmis durtmus yine benden hareket yok. kafami kaldirinca mosmor bir yuzle karsilasip korkmus. ben sadece beni silkelemeye basladigini ve kendime geldigimi hatirliyorum. tum sinif etrafima toplanmis, saskin sakin bana bakiyorlar. "bana neyin var hasta misin sorusuna karsilik, ben reglim diyemedim" hoca "aileni arayalim, ambulans cagiralim doktora git" dedi. ya doktor erkek olursa diye dusundum salakliga bak. ama suc benim degil ki ben regl oldum demenin ayip, edepsizce oldugunu ogreten kesim de.
regl olmak saglikli olan her kadinin ayda bir kere karsilacagi, fiziksel bir dongudur. tuvalet ihtiyacimiz, yemek yeme ihtiyacimiz kadar siradan bir o kadar "normal" bir surectir. bu kadar basit. ne gunahtir, ne edepsizliktir, ne ayiptir. mide bulaninca kustum, hastayim ateslendim derken nasil utanilmiyorsa, regl oldum demekten de utanilmamalidir. kisacasi alternatif bir isme luzum yoktur.
agzindan kufur eksik olmayan kesimin her turlu terbiyesizce soylemi yapip, kadinin regl demesine "ayip" damgasini vurmasina ayarim. sen kendi ayibina bak deyyus degil mi? neyse cizgiyi asmayayim. su basligi her gordugumde sinir oluyordum, bir yerde patlayacaktim ve oldu.
devamını gör...
flört
bu flört işleri cidden bunalttı artık tanışıyosun konuşuyosun başka biriyle daha konuşsa bir şey diyemezsin sevgilin değil karısamazsin kıskanmaya hakkın yok ne olduğu belirsiz değişik bir ilişki şekli hesap soramıyorsun en iyisi ya düzgünce sevgili olmak ya da bu işlerden uzak durmak kafa rahatlığı şart
devamını gör...
yolun başı
sertab erener'in 1999 yılında columbia şirketinden çıkan sertab erener isimli albümündeki parçalardan bir tanesi.
sözler aysel gürel imzası taşırken müzik ise sanırsam fuat güner'e aittir.
şarkı biten bir aşk macerasının ardından "acımadı ki, acımadı ki," diye çirkinleşen bir kadının, aslında erkeğin arkasında aslında ağıt yakıyor olmasını anlatıyor. (cinsiyet yüklemelerim söz yazarı ve icracının kadın olmasından kaynaklanmaktadır.)
sözleri yorumlayalım;
önce resimleri duvardan kaldırdım.
somut nesnelerin yer değiştirtilmesi gibi türkçe şarkılarda az rastlanan bir olayla başlıyor şarkı.
kadının yaşadığı evde erkekle birlikteliklerine ait olduğunu düşündüğüm fotoğraflar var.
çay içtiğin bardağı, rafa sakladım.
demek ki adam evde bir bardağını bırakmış ya da mevcut olan bir bardağı kullanmaya alışacak kadar bu eve gelmiş ve çay içmiş. şarkının adını tam bu noktada bir daha okuyun.
giydiğin ne varsa, bir bir katladım.
demek adam kıyafetlerini kadının evinde bırakabiliyor.
bir damla yaş düştü, (ı ıh) çok ağlamadım.
parantez içindeki nidayı ben ekledim ama tam o duyguyu veriyor. yani kadınımız ingiltere milli futbol takımı karşısında türkiye ayaklarına yatmış. yenildik ama ezilmedik edebiyatı.
kokun uçtu gitti, açık camlardan
adamın yoğun bir koku problemi olduğunu düşünmek istiyorum. baksanıza eve sinmiş koku, günlerce havalandırınca falan çıkıp gidiyor. ayrılık nedeni bu olabilir mi acaba?
sevdiğin şarkıyı hiç söylemedim.
demek ki daha önce adamın sevdiği şarkıyı romantik anlarda adama söyledin.
şarkı buraya kadar oldukça somut. bardak, kıyafet, duvarda asılı fotoğraf, buzdolabında birlikte gidilmiş şehre ait magnet falan... seviyorum gerçek nesnelerin şarkıda şiirde yer almasını. olay gözümde canlanıyor.
şimdi soyutlaşıyoruz.
korkmuyorum sensin akşamlardan
yanında erkeği olmayan gecelerden korkacak kadar alışılmış bir ilişki bu. yoksa kadın "koruma" (bkz: bodyguard) filmini izlemiş, erkeği koruması falan sanıyor olacak değil. doksanların sonunda yazıldığı için şarkı oldukça muhtemel de aslında haaa!
sevdiğimi unut
özleyemedim
daha yeni ayrılmışlar, özleyememiş bile. koku ancak çıkmış evden ama özleyecek zaman olmamış. aksi halde, yani özleyecek kadar bir süre geçtiyse adamın koku problemi sandığımdan daha büyük olabilir.
seeeeeen, haylaz rüzgarlar önünde şimdiiii
sen'e büyük vurgu yapıyor. adama yakarış başladı. haylaz rüzgar nedir hiç anlamadım. tarkan'ın şeytan azapta şarkısındaki rüzgarla aynı rüzgarsa o baya sapık bir rüzgardı.
sevdanın yükünü, attım omuzumdan
baya baya dert olmuş büyük bir aşk bu. ilişki kolayca çözülebilecek sorunlara çare bulunmamasından, boş vermişlik ya da ego savaşından işkenceye dönmüş. ancak adı hala sevda. kara sevda diye övmeyin, bildiğin zehirli bir ilişki olmuş artık bunlarınki. adamın koku da zehirli olabilir. oraya gönderme var gibi. ayaklarının koktuğuna bahse girebilirim.
seeeeeeen, sandığım şey belki benim yüreğimdi.
ah aşık veysel ah... senin suçun değil tabii bu "güzelliğin on par etmez bu bendeki aşk olmasa" kafasının her ortamda kullanılması. kadın yana yakına "seeeeen" diyor ama aslında seni değil, "gönlümdeki seni sevdim"e getirmeye çalışıyor. tamam adam kokuyor olabilir ama hiç mi yok bir iyi yanı, zamanında sevdiğin falan? neden şimdi adamı hiç sayıyorsun da her şeyi o kendi güzel gönlüne, tıkalı burnuna şey ediyorsun?
iyi ki dönmüşüm, yolun başından??????
kokulu, çaylı, şarkılı sözlü belli ki biraz da seksli falan bir olay yaşanmış, sevda demişsin. bitti ya, yolun başı. la bu yolun sonu baya nereden başı? kendi kuyruğunu yiyen bir yılan mı sizin ilişki? bir de yani ayrılan benim vurgusu neden? nasıl bir kuyruk acısı bu? belli ki aklın kamış elemanda ama yiğitliğe bok sürdürmemek için iyi ki dönmüşüm falan diyorsun. geç ablacım bunları, ilişkinizi adamın kokusu zehirlemediyse senin bu kuyruğu dik tutma çabaların zehirledi. sanmıyorum ama hayatta başarılar...
şarkının devamında bu sözler tekrar ediliyor. müzik falan biraz daha hareketlendi, sonuna doğru güzel bir elektro gitar solo var.
bu aynı sözleri tekrar etmeyi de hiç anlamıyorum. aynı şeyleri dinlemeyi çok seviyorsak, şarkıyı iki kere dinleriz. ha daha hareketli kısmı da olsun istediysen farklı düzenleme falan, ayrı şarkı yap. ben mesela ilk kısmı seviyorum ama ikinci kısım elektro gitar solosuna kadar çekilmiyor.
bir de şarkının son sorunu, bitmiyor. sertab sürekli "seeeeeen" diye bağırıyor. ooooffffff yolun başında diyor. yol mu kaldı ablacım? yoldan da bıhtık senden de. sal bizi.
gittim.
sözler aysel gürel imzası taşırken müzik ise sanırsam fuat güner'e aittir.
şarkı biten bir aşk macerasının ardından "acımadı ki, acımadı ki," diye çirkinleşen bir kadının, aslında erkeğin arkasında aslında ağıt yakıyor olmasını anlatıyor. (cinsiyet yüklemelerim söz yazarı ve icracının kadın olmasından kaynaklanmaktadır.)
sözleri yorumlayalım;
önce resimleri duvardan kaldırdım.
somut nesnelerin yer değiştirtilmesi gibi türkçe şarkılarda az rastlanan bir olayla başlıyor şarkı.
kadının yaşadığı evde erkekle birlikteliklerine ait olduğunu düşündüğüm fotoğraflar var.
çay içtiğin bardağı, rafa sakladım.
demek ki adam evde bir bardağını bırakmış ya da mevcut olan bir bardağı kullanmaya alışacak kadar bu eve gelmiş ve çay içmiş. şarkının adını tam bu noktada bir daha okuyun.
giydiğin ne varsa, bir bir katladım.
demek adam kıyafetlerini kadının evinde bırakabiliyor.
bir damla yaş düştü, (ı ıh) çok ağlamadım.
parantez içindeki nidayı ben ekledim ama tam o duyguyu veriyor. yani kadınımız ingiltere milli futbol takımı karşısında türkiye ayaklarına yatmış. yenildik ama ezilmedik edebiyatı.
kokun uçtu gitti, açık camlardan
adamın yoğun bir koku problemi olduğunu düşünmek istiyorum. baksanıza eve sinmiş koku, günlerce havalandırınca falan çıkıp gidiyor. ayrılık nedeni bu olabilir mi acaba?
sevdiğin şarkıyı hiç söylemedim.
demek ki daha önce adamın sevdiği şarkıyı romantik anlarda adama söyledin.
şarkı buraya kadar oldukça somut. bardak, kıyafet, duvarda asılı fotoğraf, buzdolabında birlikte gidilmiş şehre ait magnet falan... seviyorum gerçek nesnelerin şarkıda şiirde yer almasını. olay gözümde canlanıyor.
şimdi soyutlaşıyoruz.
korkmuyorum sensin akşamlardan
yanında erkeği olmayan gecelerden korkacak kadar alışılmış bir ilişki bu. yoksa kadın "koruma" (bkz: bodyguard) filmini izlemiş, erkeği koruması falan sanıyor olacak değil. doksanların sonunda yazıldığı için şarkı oldukça muhtemel de aslında haaa!
sevdiğimi unut
özleyemedim
daha yeni ayrılmışlar, özleyememiş bile. koku ancak çıkmış evden ama özleyecek zaman olmamış. aksi halde, yani özleyecek kadar bir süre geçtiyse adamın koku problemi sandığımdan daha büyük olabilir.
seeeeeen, haylaz rüzgarlar önünde şimdiiii
sen'e büyük vurgu yapıyor. adama yakarış başladı. haylaz rüzgar nedir hiç anlamadım. tarkan'ın şeytan azapta şarkısındaki rüzgarla aynı rüzgarsa o baya sapık bir rüzgardı.
sevdanın yükünü, attım omuzumdan
baya baya dert olmuş büyük bir aşk bu. ilişki kolayca çözülebilecek sorunlara çare bulunmamasından, boş vermişlik ya da ego savaşından işkenceye dönmüş. ancak adı hala sevda. kara sevda diye övmeyin, bildiğin zehirli bir ilişki olmuş artık bunlarınki. adamın koku da zehirli olabilir. oraya gönderme var gibi. ayaklarının koktuğuna bahse girebilirim.
seeeeeeen, sandığım şey belki benim yüreğimdi.
ah aşık veysel ah... senin suçun değil tabii bu "güzelliğin on par etmez bu bendeki aşk olmasa" kafasının her ortamda kullanılması. kadın yana yakına "seeeeen" diyor ama aslında seni değil, "gönlümdeki seni sevdim"e getirmeye çalışıyor. tamam adam kokuyor olabilir ama hiç mi yok bir iyi yanı, zamanında sevdiğin falan? neden şimdi adamı hiç sayıyorsun da her şeyi o kendi güzel gönlüne, tıkalı burnuna şey ediyorsun?
iyi ki dönmüşüm, yolun başından??????
kokulu, çaylı, şarkılı sözlü belli ki biraz da seksli falan bir olay yaşanmış, sevda demişsin. bitti ya, yolun başı. la bu yolun sonu baya nereden başı? kendi kuyruğunu yiyen bir yılan mı sizin ilişki? bir de yani ayrılan benim vurgusu neden? nasıl bir kuyruk acısı bu? belli ki aklın kamış elemanda ama yiğitliğe bok sürdürmemek için iyi ki dönmüşüm falan diyorsun. geç ablacım bunları, ilişkinizi adamın kokusu zehirlemediyse senin bu kuyruğu dik tutma çabaların zehirledi. sanmıyorum ama hayatta başarılar...
şarkının devamında bu sözler tekrar ediliyor. müzik falan biraz daha hareketlendi, sonuna doğru güzel bir elektro gitar solo var.
bu aynı sözleri tekrar etmeyi de hiç anlamıyorum. aynı şeyleri dinlemeyi çok seviyorsak, şarkıyı iki kere dinleriz. ha daha hareketli kısmı da olsun istediysen farklı düzenleme falan, ayrı şarkı yap. ben mesela ilk kısmı seviyorum ama ikinci kısım elektro gitar solosuna kadar çekilmiyor.
bir de şarkının son sorunu, bitmiyor. sertab sürekli "seeeeeen" diye bağırıyor. ooooffffff yolun başında diyor. yol mu kaldı ablacım? yoldan da bıhtık senden de. sal bizi.
gittim.
devamını gör...
olasılıksız
okumaya başladığımda biraz sıkıcı bulduğum sonrasında elimden düşürmeden tek seferde bitirdiğim adam fawer kitabıdır. bittiğinde çok üzülmüştüm. çok iyi yazılmış bir kitap.
devamını gör...



