(bkz: little bighorn savaşı)
devamını gör...

küfür etmemek elde değil böyle insanlara.
yaklaşık birkaç ay önce gözünde enfeksiyon olan bir kedi buldum. tedavisini yaptırdım, iyileştirdim ve bir yakınımıza sahiplendirdim. bugün aldığım mesajda köpek sahiplendiklerinden ve kedinin "çok tüy dökmesinden" dolayı kediyi geri vermek istediklerini söylediler. 2. kedilerini de sokağa atmışlar. işleri güçleri şov. 2 fotoğraf çekinip sosyal medyada paylaşmak için hayvan sahipleniyorlar.
benim aklım almıyor. o hayvan sana alıştı seni evi yaptı. senin ne hakkın var hayvanın psikolojisiyle oynamaya?
devamını gör...

bungee jumping
devamını gör...

gördüğünüz anda malınızı mülkünüzü çoluğunuzu çocuğunuzu ırzınızı en önemlisi poponuzu korumanız gereken bıyık.
devamını gör...

zorbalıktır. bazıları için bu kötü bir durumdur bazıları için ise gülünüp geçilecek bir durumdur.

şimdi bir kişi benim nickaltıma kötü bir şey yazdığı zaman benim için bu zorbalık olmaz hatta umurumda olmaz güler geçerim.
bazı insanlar için moral bozucu bir şey oluyor. işte o zaman zorbalık oluyor. her insan aynı değil. burada klasik şeyler yazmak gereksiz.
kimsenin kimseye zorbalık yapma hakkı yok desem anlayacaklar mı ? bence anlamazlar.

biliyorum bazı yazarlar için kötü bir durum oluyor, üzülüyorlar, sinirleniyorlar. buranın bir sanal mecra olduğunu bilmiyorlar. en azından farkında değiller. ne diyeyim üzülmeyin mi diyeyim. siz en iyisi umursamayın. burada yazı yazıp çıkıp gidiyoruz. çok takmayın. saçma bir teselli gibi düşünmeyin cidden takmayın.

ha bazı dönemler şöyle tipler vardı. elemanlar örgütlenip bir yazarın nickaltına saldırıyordu. zorbalığın zorbalığıydı.
neyse.
devamını gör...

keyfim o kadar kıymetli ki ne kaçırır acaba diye düşünmekten cevap vermeye fırsat bulamadığım başlık.

planlarımın bozulması olabilir. az bir sendelerim ama yıkılmam. oğlağım arkadaşım ben her şey planlı programlı gidecek derken ufak bir pürüz hop canım sıkılır. ama bir kaç dakika bilemedin 2 saniye. ay hiç canımı sıkamam şimdi. aman ağzımızın tadı kaçmasın ali rıza bey kıvamında bakışlar atarım etrafa.

yav ben kendimi biraz fazla seviyorum biliyor musunuz? ondan dolayı planım bozulur aman keyfim kaçar diye b planı c planı yaparım. ay kahretmesin ben biraz da çözüm odaklıyım yanımdakilerin canı sakılır 'lan tam üzülecektik ne çabuk hallettin?' diye. bakın benim gibilerden az kaldı koruyun kollayın birazda sevin başka bir şey istemiyoruz.

herkeslere iyi, güzel, huzurlu ve efendim ekstra keyifli geceler.
devamını gör...

adını hiç söylemese bile sesi tarafımca hep bilinecek yazarların* katıldığı yayın.*
devamını gör...

"sayın başkan, şimdi oscar ödüllerinden bahsetmenin sırası mı?"

ne yiyip ne içiyorsunuz siz?
devamını gör...

nazan öncel'in şarkısı şu an o kadar iyi geldi ki bana iyi ki iyi ki buradayım iyi ki sizleri tanımışım bu yayını dinleyen dinlemek isteyen güzel yazarlarımız. aynı yolda olduğumuzu bilmek güzel.
devamını gör...

aslında hiçbir zaman bir anda soğumuyoruz. bastırdıgımız, görmezden geldiğimiz şeyler bizi yavaş yavaş hazırlıyor. bir anda olmuş gibi hissediyoruz. bizi bu tahammülsüzlüğe itenler utansın.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

doğrusunun “karizmatik hayvanlar” ya da “karizmatik hayvan türleri” gibi bir şey olması gereken başlık.
bu haliyle ancak hayvanlara konan karizmatik isimler anlaşılıyor. gerçi karizmatik isim nasıl oluyor onu da bilmiyorum da.
devamını gör...

son zamanlarda sık sık dikkatimi çeken durumdur. bakıyorum bir anda benzer 5 tane başlık açılıyor. özgün bir şeyler üretelim ya da üretilenlerde takılalım arkadaşlar. benzer şeyleri tekrarlamanın alemi yok bana göre.
devamını gör...

israil'i değil , israil'e göz yuman arap birliğini protesto etsinler, suudi arabistan i , mısırı , bae yi protesto etsinler, israil yapmak istediğini yapıyor ,bu onların kanlarında var gayet normal.
araplara, filistin davasına ihanet edenleri protesto etsinler.
mesela iftarda hurma yememek ile başlanabilir, üstelik bununla hem israil'i hem arapları protesto etmiş olursunuz bir taş ile iki kuş..
devamını gör...

çanakkale..
devamını gör...

orhan pamuk’un 40 yıl düşünüp 5 senede yazdığım dediği romanıdır.
pamuk okuyuculara hayali bir ada olan minger adasında geçen “veba gecelerini” anlatıyor.
1901 yılında osmanlının minger adası’nda veba salgını ve salgının getirdikleri ustalıkla anlatılmış severek okudum.

öncelikle kitabın 2017 yılında çıkması bekleniyordu ama bir türlü çıkmadı ve ertelenip durdu herkes merakla bekliyordu ve sonunda 2021 yılında okuyucularla buluştu.
orhan pamuk harika bir dünya yaratmış hayranlıkla okudum minger adası ve içinde yarattığı dünya acayip lezzetli.
dönemi bütün gerçekliğiyle anlatması her kısmına özenmesi kitabın arkasında büyük bir emek olduğunu gösteriyor.
yarattığı dünyayı bu kadar iyi tasvir etmiş olması kitaptan alınan keyfi büyük miktarda arttırıyor. ayrıca ada için harita çizmesi fotoğraflar oluşturması okurken romanı daha anlaşılır yapıyor.

kitapta anlatıcı kişi mina mingerli adında bir kişi orhan pamuk yazarken daha iyi bir konfora sahip olmak için böyle bir şey tercih etmiş olmalı sanırım romanı yazarken kendisini daha özgür hissetmek için anlatıcı pozisyonunda mina mingerli adında bir hanımefendi bulunuyor.

orhan pamuk bu kitabında okuyucuya hem tarihi hem masalsı bir hikâye vadediyor. kitabı eline alan kişi zırhlı bir landoya atlayıp minger adasında hoş bir gezintiye çıkıyor. (bkz: lando)

ayrıca orhan pamuk’un bu kitabında kendisinden beklendiği üzere sık sık hatalar bulunuyor. devrik cümleler ve eksik virgüller bolca karşımıza çıkıyor. ben şahsen pek umursamam öyle şeyleri ama dikkat edip kitaptan soğuyacak kişiler olduğunu biliyorum ve tahmin ediyorum.

tabii orhan pamuk kitabı denince akla gelen bir başka mevzu ise siyasi göndermeler.
kitapta sık sık siyasi göndermeler bulunuyor ama orhan pamuk’un bir söyleşide bahsettiği gibi bu durum romanın dengesini bozmamış.
ben şahsen okuyucu olarak 100 yıl önce bulunan cahillikle şu an hala devam eden cahillik arasında bir fark göremedim ve bu duruma çok üzüldüm.

kitapta hoşuma en çok giden kısım ise yaratılan karakterlerin çok fazla detaylı olmasıydı. dediğim gibi karakterler üzerine çok düşünülerek yaratılmış ve hepsi okuma iştahını arttırıyor.
kitapta beğenmediğim kısımları spoiler bölümünde anlatacağım.
sonuç olarak orhan pamuk demlenmiş hatta yeterince demlenmiş güzel bir roman ortaya çıkarmış ben keyif alarak ve severek okudum.

kitaptan hoşuma giden bir kaç alıntıyı ekleyeyim.

karantina, halka rağmen halkı eğitip onlara kendi kendini koruma hünerini öğretme işidir.


bir tarih kitabındaki kişileri sevmemiz ya da onlardan nefret etmemiz zordur. ama romanları okurken bu duygulara kapılabilirsiniz.

insanların birbirleriyle ilişkileri zayıflamıştı, dostlukları ve yeni bir şeyleri öğrenme, yeni söylentilere öfkelenme isteği de azalmıştı. herkesin yeterince korkusu, yarası, telaşı vardı.

insan felaketin daha büyümeyeceğine, en sonunda bütün salgınlar gibi bunun da sönüp gideceğine, kimsenin görmediği bir köşede, hiç dışarı çıkmadan bir süre oturup beklerse başına bir şey gelmeyeceğine kendini inandırabilirdi.

tarihi hikayeler ne kadar “romantik” iseler, o kadar doğru değildirler ve ne kadar “doğruysalar” -ne yazık ki- o kadar da romantik değildirler.



kitapta geçen doktor nuri ve pakize sultan aşkı bu kitabı birçok bakış açısıyla değerlendirmemi sağladı. pakize sultan 1901 döneminde kadın olmanın ve sultan olmanın zorluklarını çekerken doktor nuri bilgili, namuslu ve mesleğine aşık biri olmanın zorluklarını çekiyor.
dönemin gelenekleri, yaşam koşulları, dini inançlar, ırk ayrımı, milliyetçilik, tarikatlar gibi konular arasında ve minger adasında sıkışıp kalan doktor nuri ve eşi pakize sultan romanda en sevdiğim karakterler oldular.

orhan pamuk’un bu kitabında sevmediğim kısımlar ise karakterlerin az oluşuydu. harika bir ada yaratmışsın çok güzel betimlemelerle anlatmışsın ama karakter sayısı bir elin parmağını geçmiyor bu durum beni büyük hayal kırıklığına uğrattı.
bir başka konu ise veba konusuydu yazar veba konusunu yeterince detaylı anlatmamış veya anlatmayı tercih etmemiş. ayrıca adada yaşayan insanların yaşadığı ürkü (topluluğu saran korku) çok iyi yansıtılmamış.

yazarın sık sık parantez içine bir şeyler eklemesi bir başka canımı sıkan konuydu sanırım bunları yapmak istediği için anlatıcıyı başka birisi yapmış bilmiyorum hoşuma gitmedi.
ayrıca tarihi bir kitap diye yapıldı sanırım ama kitap size spoiler veriyor çok rahatsız oldum 100. sayfada kim ölecek kim kalacak öğrenmiş oldum.

kitabın arkasında bulunan gösterişli ifadeler hoşuma gitmedi (satış mevzusuyla alakalı ticari bir konu sanırım) “pamuk yaşayan en büyük yazar” orhan abi bu cümleyi keşke koydurmasaydın yahu.
kitapla ilgili sevmediğim son olay ise kitapta bulunan yıllar sonra kısmıydı bence biraz gereksiz ve fazla olmuş.

kitapta sevdiğim kısımlar ise az bulunan karakterlerin mükemmele yakın şekilde oluşturulmasıydı.
öncelikle orhan pamuk’un bu romanında aşk kavramı çok güzel ve gerçek şekilde anlatılıyor. ölüm korkusu ve ölüm korkusunun insana neler yaptıracağı çok başarılı şekilde anlatılıyor.

minger adasının başlarda cennet gibi tasvir edilip zamanla cehenneme dönmesi bence bu romanın en başarılı kısmıydı.
dönemin tarihinin her iki bakış açısıyla ele alınması hoşuma giden bir başka detaydı.
anlatılan minger adasının kitapta harita şeklinde bulunması gerçekten çok hoşuma gitti haritayı incelemek incelerken hikâyeyi okumak çok keyifliydi.
bir başka konu orhan pamuk’un ölüme bakış açısıydı kitapta ölen karakterlerin ölümü abartılmadan gerçek şekilde anlatılmış. pamuk ölenle ölünmez niyetiyle ölümleri anlatmış ve anlamsızca çok hoşuma gitti.




büyük emek verilmiş bu romanı bizlerle geç de olsa buluşturduğu için orhan pamuk abiye buradan teşekkürlerimi iletiyorum. minger adasında çok güzel gezintilere çıkardın beni sağ ol orhan abi
not: 537 sayfalık bir kitabı hızlı şekilde okuduğum için unuttuğum veya yanlış değerlendirdiğim kısımlar olmuş olabilir kusura bakmayın.
devamını gör...

dolu dolu kebap porsiyonları

bici bici isimli sofistike tatlı

bazı mekanların çok güzel yaptığı muzlu süt.

yaz aylarında yakıcı güneş...
devamını gör...

evlenmişsin madem nerdedir davetiyem?
boşa mı gidecek şimdi düğün hediyem
ah domestic bilmem ki sana ne diyem*
bu kırgınlıkla geçmez tek bir saniyem

edit: kaşkolnikov'un yazdığını sonradan gördüm. aynı şeyi yazmışız. aşık çatışması oldu jdjd
devamını gör...

ne güzel bir sabah, çok sevdiğim yazar arkadaşım kuzguncuktaki vişnearamıza geri dönmüş. dilerim bal porsuğuda döner tez vakitte.
ramazanda 3. günü gördük.
gündemde maşallah her uçtan haberler var.
gene güneş beni rahat bırakmamış uyandırmış, izin vermemiş miskinlik yapmama.
nerden baksan, bahşedilmiş mükemmel bir gün daha.
iyi olalım, iyi edelim dünyayı inşallah.
dünyanın bize ihtiyacı var.
devamını gör...

sigmund freud tarafından yazılan, 1913 yılında yayınlanmış ve dilimize totem ve tabu olarak çevrilmiş eser. oldukça tartışmalı olduğunu söylemekte fayda var, esas tartışmalı olan kısımlar ensest, büyü, egzogami ve animizm denilebilir.

okudukça insanı sarsan bir eser ortaya koymuş freud. ensest ilişkilerin bilinç altındaki yansıması ve ilkel toplumlardaki tabuların kökenine indiği bölümler, makul açıklamalar içeriyor diye düşünüyorum. totem ve tabu olgularının açıklanması ile başlayan eser daha sonra ilkel toplumlarda bunun yansımalarına değiniyor ve isteklerin nasıl yasaklara dönüştüğü hakkında güzel örnekler sunuyor. söylemlerinin altının boş olduğunu iddia etmek haksızlık olacaktır çünkü yaklaşımının bilimsel olduğunu söylemekte fayda var. freud oldukça akıcı ve açık bir dil kullanmayı tercih etmiş. bundan kaynaklı olarak dilimize oldukça başarılı bir şekilde çevrildiğini sanıyorum.

edit: eserin tutarlılığından ziyade yazıldığı dönem üzerinden değerlendirilmesi elzemdir. eseri önemli bir konuma taşıyan detay dönemin ve o dönemden önceki antropologların ( frazer, darwin, westermarck, atkinson, durkheim, muller...) düşünceleri üzerine şekillenmiş olmasıdır.

--- alıntı ---

"allmählich wird dann das tabu zu einer in sich selbst begründeten macht, die sich vom dämonismus losgelöst hat. es wird zum zwang der sitte und des herkommens und schließlich des gesetzes.“
s.42

das opfer war ein sakrament, das opfertier selbst ein stammesgenosse. es war in wirklichkeit das alte totemtier, der primitive gott selbst, durch dessen tötung und verzehrung die clangenossen ihre gottähnlichkeit auffrischten und versicherten.“
s.188


açık ve akla uygun hiçbir nedeni yokken şu ya da bu yasak sayılmakta ve niçin yasak sayıldığı sorusu onların aklına bile gelmemektedir; çünkü kendilerini bu bağlarla gayet doğal olarak bağlı görmektedirler; bunlara karşı herhangi bir saldırının şiddetle ve otomatik olarak cezalandırılacağına inanmaktadırlar.
s.26

bütün varlıkları kendileri gibi tasarlamaları ve her nesneyi çok yakından bilip aşinası oldukları özelliklerle donatmaları insanlarda evrensel bir eğilimdir.
s.72

--- alıntı ---
devamını gör...

ikisininde hakkını veren biri olarak tek yaşamak derdim. dertten öte zaruri bir yaşam şekli tek yaşamak, özgürce hareket edersin, gelenin gidenin eksik olmaz , karışan edenin yoktur. tabi bunlar için ekonomik özgürlüğünü elde etmiş bile olman yeterli olmuyor artık. bi kira olmuş anasının nikahı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim