tecrübeyi tecrübe etmek ahmaklıktıra inanarak tecrübe arayışı içerisinde yanlışın da doğrunun da varlığını eşit görmektir.
devamını gör...

açıkça bizden, bu ülkeden bir halt olmayacak denmiş.
sen madem yargısın, madem hukuk devleti diye sayıklıyorsun solda sağda.
çık ilk önce sedat peker videolarında geçen olayları incele.
bir soruşturma bir kovuşturma başlat ulan.
içişleri bakanın alenen mafya ile ilişkili sen hala hdp bilmem ne.

el chapo diye bir dizi izliyorum.
arada bir sanki türkiye'de geçiyor gibi hissediyorum.

tanım: daha da rezil olmaz artık denilen ülkenin daha da rezil olmaya çalışmasından başka bir şey değildir.
devamını gör...

kafa sözlük sinema çalışmaları hız kesmemiş yenisi eklenmiş. *

bu ne hız efenim aninde beyaz perdeye dökülmüş olay. * izlemesi gayet keyifli bir yapım.

(bkz: kocaman alkış)
yapımların hız kesmemesini umarız.
devamını gör...

berbat ülke gündemine inat doğan güneş. mutlu etti.
devamını gör...

senin paran orada geçmez be süleyman.
devamını gör...

arter ve ven içine kontrast madde verilerek vasküler yapıların değerlendirilmesidir.
özellikle kalp krizi olarak bilinen miyokart infarktüsü durumunda kullanılan yöntemdir.
kasık arteri olan a.femoralisten geçen kateterle kalbin koroner arterline ulaşıp tıkanıklığın,trombüsün nerede olduğunu ve bunu tedavisinde kullanılır.
vasküler darlıklar stent takılarak genellikle açılmaktadır.
femoral arter büyük bir arter olduğu için işlem sonrası hastanın kasığına kum torbası gibi ağır bir şey tutulur ki kanama dursun çünkü anormal kanayabilmektedir.
anjiyografi tabiki sadece kalp için değil damarsal olarak herhangi bir damara yapılabilir.
devamını gör...

adını duyunca aklıma hep bu videoyu getiren yazardır.
bu videoda tüylerimi diken diken etmiştir. etmeye devam edecektir.


bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
devamını gör...

bir şeyi farkettim. belirtmeden geçemeyeceğim. 2020 mart ayından beri ne değişti? yine aynı yere geldik.
devamını gör...

"genç bir karamsarın görüntüsünden daha acıklı bir görüntü olamaz."
mark twain
devamını gör...

milkanın mor ineğinin var olduğunu sanmak.
devamını gör...

öte-kedi tobermory ile ne olacak bu insanolunbiraz’ın bu hali isimli derin felsefi bir konuşmaya daldığım şu an sözlük ahalisini pek ilgilendirmese de bence paylaşılmaya değer.

kesinlikle benden daha zeki olan tobermory benimle ilgili kesin yargılara varmışken benim hala büyüyünce ne olacağımı düşünmem çok üzücü. çünkü büyümeme sadece üç ay kaldı.

saçmalama hakkımı kullanarak yazdığım bu tanımı kedi sahiplenecek arkadaşlarıma tobermory ismini önererek ve dikkatli olmalarını salık vererek bitiriyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bira tanrıların içeceği olsa da vakti zamanında az tanrıyı küfelik etmemiş. misal enki ile ninhursag içip içip birbirlerine girmişler. enki ninhursag'ı bir temiz dövmüş. hatta ağzını burnunu dağıtmış diyorlar ama o işin magazinsel boyutu tabi. kanımca tanrılara da çok içirmemek lazım zira onlar da içince harbi harbi sapıtıyorlar anlaşılan. bu mevzudan binlerce sene sonra da şu anda olduğu gibi insanoğlunun diline düşüveriyorlar. ''ağzınla iç şu mereti enki efeeendi!'' lakin şunun altını çizmek lazım; sümerliler cidden aklıselim bir millet. yani tanrılar/insanlar içip içip birbirine girdi diye bu işin müsebbibi biradır dememişler, ihaleyi içkiye bırakmamışlar. içip sapıtıyorsanız bu içicinin kusuru olarak görülüyor ve bu kusurda karakter zayıflığına yoruluyor. netice olarak koskoca tanrıçanın yaptığı içecek kusurlu olacak değil ya! birde ninkasi bu biraları günlük yapıyormuş. yani millet biralarını bu sayede taze taze içiyormuş. bence çok düşünceli bir tanrıça. birde biranın ilahisi var tabi bu ilahi sadece kutsiyet arz etmiyor aynı zamanda iyi bira nasıl yapılır onu da tarif ediyor.

miguel civil tarafından sümerce'den çevrilmiş ilahi de şöyle bir şey;


borne of the flowing water,
tenderly cared for by the ninhursag,
borne of the flowing water,
tenderly cared for by the ninhursag,

having founded your town by the sacred lake,
she finished its great walls for you,
ninkasi, having founded your town by the sacred lake,
she finished its walls for you,

your father is enki, lord nidimmud,
your mother is ninti, the queen of the sacred lake.
ninkasi, your father is enki, lord nidimmud,
your mother is ninti, the queen of the sacred lake.

you are the one who handles the dough [and] with a big shovel,
mixing in a pit, the bappir with sweet aromatics,
ninkasi, you are the one who handles the dough [and] with a big shovel,
mixing in a pit, the bappir with [date] - honey,

you are the one who bakes the bappir in the big oven,
puts in order the piles of hulled grains,
ninkasi, you are the one who bakes the bappir in the big oven,
puts in order the piles of hulled grains,

you are the one who waters the malt set on the ground,
the noble dogs keep away even the potentates,
ninkasi, you are the one who waters the malt set on the ground,
the noble dogs keep away even the potentates,

you are the one who soaks the malt in a jar,
the waves rise, the waves fall.
ninkasi, you are the one who soaks the malt in a jar,
the waves rise, the waves fall.

you are the one who spreads the cooked mash on large reed mats,
coolness overcomes,
ninkasi, you are the one who spreads the cooked mash on large reed mats,
coolness overcomes,

you are the one who holds with both hands the great sweet wort,
brewing [it] with honey [and] wine
(you the sweet wort to the vessel)
ninkasi, (...)(you the sweet wort to the vessel)

the filtering vat, which makes a pleasant sound,
you place appropriately on a large collector vat.
ninkasi, the filtering vat, which makes a pleasant sound,
you place appropriately on a large collector vat.

when you pour out the filtered beer of the collector vat,
ıt is [like] the onrush of tigris and euphrates.
ninkasi, you are the one who pours out the filtered beer of the collector vat,
ıt is [like] the onrush of tigris and euphrates.



akan sudan
doğmuş, ninhursag şefkatle bakmış,
akan sudan
doğmuş, ninhursag şefkatle bakmış,

şehrini kutsal gölün yanında kurduktan sonra, senin
için büyük duvarlarını bitirdi,
ninkasi, kentini kutsal gölün yanında kurduktan
sonra, duvarlarını senin için bitirdi,

baban enki, lord nidimmud,
annen ninti, kutsal gölün kraliçesi.
ninkasi, senin baban enki, lord nidimmud,
annen kutsal gölün kraliçesi ninti.

hamuru [ve] büyük bir kürekle
işleyen, çukurda karıştıran, tatlı aromalı bappir,
ninkasi, hamuru [ve] büyük bir kürekle işleyen, çukurda
karıştıran, [tarih] ile bappir – tatlım,

bapiri büyük fırında pişiren sensin, kabuklu
hububat yığınlarını sıralayan,
ninkasi, büyük fırında bappiri pişiren sensin, kabuklu
hububat yığınlarını sıralayan,

yerdeki maltı sulayan sensin,
soylu köpekler hükümdarları bile uzak tutar,
ninkasi, yerdeki maltı sulayan sensin,
soylu köpekler hükümdarları bile uzak tutar,

maltı kavanoza batıran sensin,
dalgalar yükselir, dalgalar düşer.
ninkasi, maltı kavanozda ıslatan sensin,
dalgalar yükselir, dalgalar düşer.

pişmiş püreyi büyük kamış hasırlara
serensensin ,
serinlik galip gelir, ninkasi, büyük kamış hasırların üzerine pişen püreyi yayan sensin,
serinlik galip gelir,

büyük tatlı şırayı iki eliyle tutan sensin,
bal [ve] şarapla [onu]
demleyen (sen tatlı şıradan kaba)
ninkasi, (…)(sen kaba tatlı şıra)

hoş bir ses çıkaran filtreleme kazanını,
büyük bir kollektör kazanının üzerine uygun şekilde yerleştirirsiniz.
hoş bir ses çıkaran filtreleme kazanı ninkasi,
geniş bir kollektör kazanının üzerine uygun şekilde yerleştirirsiniz.

toplayıcı fıçının süzülmüş birasını döktüğünüzde,
dicle ve fırat’ın hücumu [gibidir].
ninkasi, toplama fıçısının süzülmüş birasını döken sensin,
dicle ve fırat’ın hücumu [gibidir].


anlatımdaki güzelliğe, benzetmelerdeki yaratıcılığa bakar mısınız? hele ilahi biterken yapılan dicle ve fıratın hücumu gibidir diyor ya, muazzam! netice de adamlar şifa niyetine içmişler. babilliler de birayı pek severler lakin hammurabi'nin birayı karneye bağlaması sonucu garipler sınırlı şekilde demlenebilmişler. ama buradaki enteresan durumda şu; en yüksek istihkak rahiplere verilmiş iyi mi? adamlar günde 5 litre bira tüketme hakkına sahipmiş. vallahi bu zevat her dönem işin kaymağını yiyiyor. helal olsun cidden (!)

bazı bilgilerin derlendiği kaynak: the hymn to ninkasi, goddess of beer/joshua j. mark
devamını gör...

"kızım bir tır gördüm "

ne zaman bunu duysam babama kredi çekip para verdim. o da parayı hiç etti. borcu bana kaldı.
benim için bundan tehlikelisi yok .
devamını gör...

üstteki tanımı görünce heveslenip ben de filmin tame impala'yla birleştirilmiş müthiş bir videosunu iliştirmeye geldim.
devamını gör...

'ama yol yapdı' '
dünya bizi gısganıyo, cumurbaşganızmıza izin vermiyorlar'
iş beğenmiyorlar, eskiden çarıkla dolaşıyorduk...'

minvalinde zırvalayan güruhun özellikleridir çoğu zaman.

edit: imla
devamını gör...

sigara biterken de neyse s. et denilip içeri girilir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

rusya'nın simgesi olan hayvandır. rusya profesyonel futbol ligi simgesinde de kullanılmaktadır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ayrıca şunu da bırakayım
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dün oturup tek oturuşta başlayıp bitirdiğim netflix dizisidir. hem karakterler hem de gösterdikleri görüntüler ile gerçekten de bir türkiye portresi sunuyor. şahsım beğendi. yalnız gözüme bir şey takıldı.

--! spoiler !--

hocanin kızının evlatlık olduğunu öğreniyoruz. bu tabi güzel bir insanlık örneği. burayı geçelim. yalnız dinen bir aile kız evlatlık edindiğinde bu kız babaya namahrem* oluyor diye biliyorum. erkek evlatlık edindiğinde ise ancak anne onu emzirirse namahrem olmuyor. yoksa diğer türlü de erkek çocuk, anneye namahrem oluyor. karışık bir durum tabi. e bu durumda kız çocuklar evlatlık alınamıyor mu? bilemedim. senaristler bunu biliyor muydu yoksa hocanın da aslında dinen kusursuz olmadığını, yanlış yapabilen bir insan olduğunu mu göstermek istediler insanlara.

--! spoiler !--
devamını gör...

ayak uydurmak, uyum sağlamak, bulunulan ortama uymak anlamına gelen ingilizce bir phrasal verb’dür. bunun dışında bir spor müsabakasına katılmak için forma giymek ya da üniforma giymek anlamlarında da kullanılır.

ama tabii ki dünyaya bu anlamıyla yapılmadı bu söz. dil yaşayan, hatta insandan daha büyük bir coşku ile yaşayan bir şey olduğu için anlam değişiklikleri de kaçınılmaz oluyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu kaçınılmaz anlam değişikliğine neden olan şey ise benim de sevdiğim ama tuhaf bir abartı ile sarılmış olan how i met your mother dizisi oldu.

dizinin çoğu bölümden üzerinde birbirinden şık takım elbiselerle gördüğümüz barney stinson genelde en yakın arkadaşı olan ted mosby’nin eğitiminin bir parçası olarak kurar bu cümleyi.

ted mosby asla iflah olmayacak bir romantik olduğu için bu dış görünüş ile ilgili öneriyi asla dinlemese de tam bir womanizer olan barney ona suit up diyerek yol göstermek için çaba harcamaya devam etmektedir.

ancak dizinin beşinci sezonun on ikinci bölümü girls vs. suits‘de barney listesinde bulunmayan bir kızı tavlamakla vazgeçilmezi olan takım elbise arasında seçim yapmak zorunda kalınca olaylar harika bir müzikale de dönüşür.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
velhasılı efendim bu yazıyı okurken you’d better suit up.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim