kendisine sahip bireylerin bir araya gelerek dernekleşmesi gerektiğini düşündüğüm, evlerden ırak illet. tüm migrenliler olarak hep beraber birleşip bir dernek altında toplanıp ağır parfümlerin piyasadan toplatılması, ağır olup olmadığı fark etmeksizin herhangi bir parfümün 2 kezden fazla sıkılmaması hususunda yasal düzenlemelerin yapılması, en güzel ağrı kesicilerin tespit ve tedarik edilmesi hususunda dünya sağlık örgütü'yle masaya oturulması, halkın migren konusunda bilinçlendirilmesi ve migren atağı yaşayan birine nasıl yardım edilmesi konusunda eğitimler verilmesi ve sair gereklilikler hakkında hareket planı hazırlamalı ve tez elden çalışmalara başlamalıyız. ele ele verirsek migrenlilerin de biraz olsun rahat yaşayabileceği bir dünyayı beraberce inşa edebiliriz. tüm migrenliler toplanın!
devamını gör...

2. kez izlediğim,bana zamanın ve anı yaşamanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteren hafif romantik film.
filmde ailedeki erkek bireylerin zamanda geriye gidebilme yetenekleri var ve ana karakterimiz hayatta her şey yolunda gitmesi için sürekli olarak geriye gidip sorunları tek tek düzeltmeye çalışıyor.

ve babasının nasihatiyle birlikte normal akışında yaşamanın mutluluk için önemli olduğunu öğreniyor.


filmde margot robbie de oynamasına rağmen rachel mcadams kakülü ve güzelliğiyle bir kez daha beni etkilemiştir.
hayatı doya doya ve hissederek yaşamanın önemini gösteren bu filme bir şans kesinlikle vermelisiniz.
keyifli seyirler.
devamını gör...

tüik, işsiz tanımını “referans dönemi içinde istihdam halinde olmayan (kâr karşılığı, yevmiyeli, ücretli ya da ücretsiz olarak hiçbir işte çalışmamış ve böyle
bir iş ile bağlantısı da olmayan) kişilerden iş aramak için son üç ay içinde iş arama
kanallarından en az birini kullanmış ve 2 hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan
tüm kişiler işsiz nüfusa dahil etmiştir. ayrıca, üç ay içinde başlayabileceği bir iş bulmuş ya da kendi işini kurmuş ancak işe başlamak ya da işbaşı yapmak için çeşitli eksikliklerini tamamlamak amacıyla bekleyenlerden, 2 hafta içinde işbaşı yapabilecek kişiler de işsiz nüfus kapsamına dahil edilmiştir”.
detaylı bilgi için buradan
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


sarı laciverti her an yanimda görmeden yapamıyorum.
devamını gör...

bir insanın karaciğeri yaklaşık gram başına 575 ıu kadar vitamin a içerirken bir kutup ayısı karaciğeri gam başına yaklaşım 30.000 ıu kadar vitamin a içerir. çünkü kutup ayıları genel olarak fok ve balıklar gibi a vitamini çok olan canlılarla beslenir. ek olarak bu durum eğer kutup ayısı karaciğeri yerseniz ölebileceğiniz anlamına gelir.
devamını gör...

burada pilav unutulmuş.
çatal ile ya da çinli'nin çubuğuyla yenilecek yiyecekk değil çünkü.
devamını gör...

taşı, toprağı, havası, suyu, insanı, şehirleri her şeyiyle harika bir ülke olan (bkz: izlanda)'nın en ünlü kişisi olan; dahi, çılgın, müzisyen kadın. her albümü ile bir şeyler anlatmayı denemiş, her albümde farklı bir rotada ilerlemiş, her şarkıda ayrı bir çocuksuluk ve olgunluğu harmanlamış bir müzik dahisi. bir çok kadına, müzisyene ilham olmuş uzaylı. aynı zamanda cannes ödüllü bir oyuncu. doğa aşığı, hayvan sever, farklı kültürleri tanımaya adanmış bir astral gezgin. çocuklarına çok bağlı bir anne, hayırsever bir minnoş, eğlenceli bir kadın olabilmenin yanında; kafası attı mı gazetecilere saç baş dalabilen bir çılgın. tanımlarımı yaptıktan sonra ilk albümünden bugüne kendisinin müzikal yolculuğunu albüm albüm anlatmak istiyorum. uzun bir entry olacak, uyarayım.

björk: björk'ün 12 yaşında çıkardığı ilk albümü. aslen bir çocuk albümü olsa da; björk bu albümde sesi ve flüt çalarak yer almıştır. albüm; izlanda halk şarkıları ve bir kaç cover parçadan oluşmaktadır. björk'ün izlanda içinde tanınmasını sağlamıştır. önemli parçaları;
álfur út úr hól: beatles'ın the fool on the hill şarkısının izlanda diline çevrilmiş bir versiyonudur. şarkıdaki flütler çok çok güzeldir. gece ninni niyetine dinlenebilir.
arabadrengurinn
búkolla : stevie wonder'ın your kiss is sweet şarkısının coverıdır.

bu albümden sonra; gençlik yıllarında tappi tikkaras ve sugarcubes isimli iki ayrı grupta yer alan björk; bu gruplarda punk-rock, rock, grunge benzeri çalışmalar ile bilinirliğini iyice arttırmıştır. bunları şimdilik geçiyorum. biz solo albümlerle devam edelim.

gling-glo: 1990 yılında; sadece izlanda'da satışa çıkan björk'ün jazz albümü. albümde kendisine guðmundar ıngólfssona triosu eşlik etmiştir. şarkılar davul, piyano ve kontrabass üçlüsü ile kaydedilmiştir. albümün tamamı şu linkten dinlenebilir.
gling glo, kata rokkar, pabbi minn, bella símamær, það sést ekki sætari mey, í dansi með þér (sway coverıdır) albümün en güzel parçaları olarak öne çıkar. björk bu albümde; sadece sıradan bir rock solisti olmadığını anlamak için iyi bir albümdür. albüm boyunca pek çok değişik vokal stili kullanmıştır. björk'ün eşsiz gırtlak gücünü tanımaya başladığımız ilk albümdür.

gelelim björk'ün ilk gerçek solo albümü olarak bilinen, onu dünyaya tanıtan albüme.
debut: 1993 yılında yayınlanmıştır. kayıtları ingiltere'de yapılmıştır. björk'ün tarzı bu albümde birazcık trip-hop, elektronik ve pop müziğe kaymıştır ama jazz esintileri de rahatlıkla gözlemlenebilir. björk'ün daha sonraki yıllarda sahip olacağı (bkz: avant-garde) tarzın ilk adımları duyulur.
albümden çıkan human behaviour, venus as a boy (leon filminde soundtrack olarak kullanılmıştır), crying, big time sensuality ve play dead isimli şarkılar çok ses getirdi. abd ve avrupa listelerinde üst sıralara oynayan björk; ilk uluslararası ödüllerini bu albümle aldı. albümün en can alıcı şarkıları;
human behaviour klibi izlenmelidir, güzeldir.
venus as a boy: aşık bir kadının sevgilisine yazdığı bir şarkıdır. leon filminde mathilda'nın bitkisi ile göründüğü son sahnede çalar, film ile çok uyumludur. ayrıca klibi; ülkemizde (bkz: nil karaibrahimgil) tarafından apartılmıştır. kek şarkısının klibi birebir bu klipten apartılmıştır. klipleri izleyenler anlayacaktır ne demek istediğimi.
play dead: albümün en karanlık, en depresif şarkısı. ölüyü oynuyorum bu acı hissetmeyi durduruyor gibi efsane bir cümle içerir. young americans isimli bir filmde kullanılmıştır.

post: 1995 yılında çıkan björk albümüdür. björk'ün iyiden iyiye elektronik müziğe kaydığı, daha karanlık bir sound tercih ettiği bir albümdür. kanımca en iyi björk albümlerinden biridir. ilk albümde çizilen utangaç, aşık kadın imajı bu albümde değişerek daha feminen, daha cesur ve ne istediğini bilen bir kadın imajı çizildi. björk bu albümde önceki tarzını ve stilini değiştirerek tamamen yeni bir şey denemeye başlamıştı. albümün en sıkı parçaları:

army of me
hyperballad: intiharı düşünen bir kadın anlatılır şarkıda. her gün kayalıklara gider, atlamak ister. aşağıya bir şeyler yuvarlar ve vazgeçer. bestesi mutlu ve umutlu gibiyken aslında epey karanlık sözlere sahiptir bu şarkı.
possibly maybe: björk'ün en depresif şarkılarından biridir. klibinde kah karpuz yalarken kah süt banyosu yapar björk ablamız. björk tarafından; yazdığım ilk mutsuz şarkı olarak nitelendirilir ki aslında bence çok ilginçtir. play dead, crying gibi şarkılar varken bunu bu şekilde adlandırılması. ilginç bir kadın bu björk. neyse; kalbi kırık bir aşkı anlatır şarkı. şarkının müziği daha sonra pek çok sanatçı tarafından sample olarak kullanılmıştır.
it's oh so quiet: müzikallere ilgisi olduğunu bildiğimiz björk'ün; müzikalleri andıran bir klip çektiği, albümün belki de en neşeli şarkısıdır. björk'ün çığlıkları insanı mest eder.
ayrıca bu albümdeki şarkıların remixlerinden oluşan (bkz: telegram) isimli albüm, post'tan bir sene sonra yayınlanmıştır.

homogenic: 1997 yılında çıkmıştır. björk'ün avant-garde müzik tarzının iyice oturduğu albümdür. tarzı ve müziği değişmiş fakat; bu değişim beceriksizlikten değil; björk'ün sürekli arayan, sorgulayan kimliğinden kaynaklanmaktadır. albüm kartonetinde japon kimonosu ile arzı endam eden björk; deneysel müzik dünyasındaki yerini iyice sağlamlaştırmıştır. yaylı enstrümanların sık kullanıldığı bir albümdür. albümün en sıkı parçaları:
joga: björk'ün anavatanı izlanda ve en yakın arkadaşı için yazdığı parçadır. björk'ün vokali ve yaylılar; şarkıyı inanılmaz etkileyici yapmıştır. yüreklere dokunan bir şarkıdır.
all is full of love: björk'e hayran biri; ona içinde bomba olan bir paket yollar. ona aşkını ilan ettiği bir video çektikten sonra intahar eder. ricardo lopez isimli bu adam ve yaptıkları björk'ü çok derinden etkiler ve sonucunda böyle bir şarkı ortaya çıkar. klibinde ise; birbiriyle sevişen iki kadın robot izlenir. björk klipleri zaten başlı başına ayrı bir başlıkta inceleyeceğim sanat eserleridir.
bachelorette: (bkz: müslüm gürses) tarafından coverlanmış björk şarkısıdır. (bkz: aşk tesadüfleri sever) filminin soundtracklerinde filmle aynı ismi taşıyan şarkı; bu şarkının coverıdır. sözleri tuna kiremitçi tarafından yazılan kötü bir coverdır kanımca. klibi kısa film tadındadır. björk'ün bana göre en güzel şarkılarındandır.

albümden sonra björk; danimarkalı yönetmen (bkz: lars von trier)'in müzikal drama filmi (bkz: dancer in the dark) filminde başrol oynamış ve cannes film festivalinde ödül kazanmıştır.

vespertine: geldik björk'ün en sevdiğim albümüne. aslında ayrım yapamam, her albümünü çok seviyorum ama kış sever bir insan olarak; dünya üzerinde kış mevsimine en çok yakışan björk albümüdür. zaten björk'te bunu bir kış albümü olarak betimler. 2001 yılında yayınlanmıştır. albümün en sıkı şarkıları:

hidden place
cocoon
pagan poetry: böyle bir güzellik hakkında söyleyebileceğim çok şey var. ama kelimelere dökemiyorum. şarkının klibinde; bazı karelerde björk'ün sevişme görüntüleri görünebilir. çok güzeldir çok.
sun in my mouth.

yukarıdaki dört şarkı haricinde; it's not up to you, unison gibi şarkılar da benim kişisel favorilerimdendir.

bu albümden sonra björk'ün ingiltere kraliyet opera salonunda verdiği senfonik konser de ayrıca güzeldir, izlenmelidir. björk'ün ne denli bir manyak olduğunu görebilirsiniz. çıplak ayakla çıktığı konser de kimi zaman çocuklar gibi koştururken kimi zaman ağlama noktasına geldiğini gözlemlemek mümkün. bu konserde kraliyet senfoni orkestrası, arp sanatçısı zeena parkins(o da ayrı bir bebek), greenland korosu, simon lee ve matmus kendisine eşlik etmiştir. görüntülerdeki enstrüman çeşitliliği ve müziği ulaştırdıkları nokta şok edicidir. özeldir.

medulla: 2004 yılında çıkan björk albümü. björk yine başka başka şeyler denemiştir bu albümde. albümde enstrüman kullanımı oldukça azdır. genel olarak insan sesleri, bilgisayar ile oynanarak, değiştirilerek oluşturulmuştur müzikler. bu albüm sonrasında; atina olimpiyatlarının açılışında sahne alacak kadar kendini kabul ettirmiş bir björk görürüz. deli, değişik bir albümdür. albümdeki sıkı şarkılar;

oceania: okyanuslara adanmış bir şarkıdır. hayatın başladığı, annemiz okyanuslardan insanlığa yazılmış bir şarkıdır. terlerimiz tuzludur, sebebi okyanus annemizdir.. atina olimpiyatlarının açılışında perform edilen şarkıdır. o performans ayrıca izlenmelidir.

triumph of a heart: kedi severler ekran başına. ayrıca bahsettiğim insan sesleri mevzuu bu klipte rahatça gözükür. eğlenceli bir dans şarkısıdır.

who is it:
where is the line: çatır çatır elektronik beatler, björk vokali ve arkadaki koronun ses efektleri ile bünye sarsan, dumura uğratan bir şarkı. yine çok ilginç bir klibe sahip. ama artık björk kliplerine ilginç demicem. ayrı bir başlıkta başka zaman inceleyeceğim.

volta: 2007 yılında çıkan björk albümü. björk'ün politik yönünü yansıtmaya başladığı bir albüm. albümün sıkı şarkıları:
earth intruders
declare independece: björk'ün en politik şarkısı. kosova ve tibet'e adanmıştır bizzatihi björk tarafından. hatta çin'deki bir konser sonrası tibet tibet diye çığırdığı rivayet edilir.
hope: şarkının stüdyo kayıtlarında ve konser versiyonlarında kendisine malili sanatçı toumani diabaté yerel bir enstrümanla kendisine eşlik eder. şarkı timbaland tarafından yazılmıştır.

biophilia: dünyanın ilk aplikasyon albümüdür. biophilia kelime anlamı olarak doğaya duyulan sevgi, tutku anlamına gelir. albümdeki her şarkı başlı başına bir konsept ve oyunlar taşır, yayınlanan aplikasyon ile bu konseptler arası geçişler oldukça ilginç bir şekilde yaşanabilir. björk'ün doğaya adadığı bir albümdür. albümden sıkı şarkılar:

crystalline: sakin başlayan fakat son bölümünde çığrından çıkan çılgın bir björk şarkısı. daha sonra bu albümün remixlerinin yer aldığı remix albüm bastards'ta suriyeli yerel sanatçı (bkz: omar souleyman) tarafından remixlenmiştir. bu remix'in kayıtları istanbul'da yapılır. ve şarkı bildiğiniz bizim oyun havaları tadındadır. omar souleyman'ı dünyaca meşhur eden isim björk'tür. teklif bizzat björk tarafından omar souleyman'a iletilmiştir.

oturmaya mı geldik ülen?

mutual core
cosmogony tertemiz bir ses, tertemiz bir hüzün şarkısı. heaven telafuzundaki tatlılığa bakar mısınız :)

vulnicura: björk'ün çocuklarının babasından ayrıldıktan sonra yaktığı ağıt. ağır bir albümdür. yaylılar ve elektronik öğeler ustaca kullanılmıştır. sıkı şarkılar:

stonemilker: dünyanın ilk 360 derece klibi. klip videosunda yer alan ok tuşları ile klibin çekildiği yeri; izlanda'nın ünlü siyah kumlu plajını 360 derece izleyebiliyorsunuz. ister björk'ü takip edin, ister plajda gezinen. ayrıca yürek dağlayan bir şarkı olduğunu da belirtmeliyim. boşandığı eşi ve çocuklarının babası için yazdığını okumuştum sanki.
family
lionsong
black lake

2017'de çıkan (bkz: utopia) ve 2019'da çıkan (bkz: cornucopia) albümlerini tam olarak dinleyemedim açıkçası. dinledikten sonra onları da yazarım. björk'ün bu müzikal yolculuğunda bahsedebileceğimiz çok çok daha fazla nokta var. konserleri, röportajları, hayata ve dünyaya bakışı, her şarkısında yatan başka başka hikayeler, dünyanında dört bir yanından müzisyenler ile çalışması, değişik kültürlere olan hayranlığı (hector zazou, omar souleyman, toumani diabaté, arca, timbaland vb gibi), klipleri, sinema filmi, izlanda ile olan gönül bağı gibi. hepsini başka zamanlarda irdelemeye çalışacağım. björk; çok özel bir sese, bu dünyadan olmayan bir müzik dehasına ve ilginç bir ruh haline sahip; müzik tarihine yön vermiş bir kadın. konuşulacak çok şey var hakkında ama yoruldum, bitireyim şimdilik. buraya kadar okuyanlara teşekkür ve bir sürpriz ile bitireyim. yazım hataları vs olduysa belirtin, özür şimdiden.

some of the "björkest" moments :)
devamını gör...

başlığı okuyunca ve entry sayısını görünce bir adam hamile karısının karnını yarmış, öyle kan revan bir tabloyla bir de selfie çekmiş ve bu çok haklı olarak gündem olmuş sandım.

o kadar aklıma gelmedi ki bu anlattığın "tişörtü kaldırarak göbeği gösterme pozu"*nun bu şekilde "başlık" şeklinde açılabileceği, "ayıp" denilebileceği...

halimiz çok vahim.
gerçekten söylüyorum.

ha bu arada ilk girdiyi destekleyenleri de hızla;
(bkz: 3 evetle uğurluyoruz)
(bkz: ama arabistana)
devamını gör...

zaten sevdiklerimi yazmışlar ama tekrar zikretmem gerekecek isimlerini, birkaç tane de kendim eklerim. bı kişi yazıp bırakamam. hâlâ eklemek istediklerim var ama cidden baş edemiyorum artık, beş dakikada bir buraya isim eklemek çok zor.

hame

örnek vatandaş

azalea

homeros

nickimicalmislar

hi my i run

mırmır

onistanbul

ilkokuldamasaaltındaunutulanresimcantasi

top sakalsız arkeolog

kedi olmuş gidiyorsun

sekerportakalı

son feci mars

celebrant
devamını gör...

yankınız bile güzel geliyorsa peki? aykut'un sesi net geliyor neeet. bence yayın gayet güzel. mrkf de çok haklı şarkı seçimleri inanılmaz. devaaam*.
edit: hıhı milf* tövbe est.

bu arada hepi börtdey thedansözkiller hep böyle güzel yaşaa.*
devamını gör...

hoca ali rıza beyin kemiklerini sızlatan başlıktır, yazıktır, günahtır.
devamını gör...

sana beni hiç tanımamış olan sana

bilinmeyen bir kadının mektubu
devamını gör...

"oğlum bak elim ayağım titriyor beni dellendirmeden bak şuradan s**tr git bir daha da sakın arama." denilip uğurlanacak erkektir.
devamını gör...

topunun olması. kimin oynayıp kimin oynamayacağına topun sahibi karar verir, iki kişinin sırayla teker teker adam alarak kadroların kurulduğu maçlarda ilk adam seçen topun sahibi olurdu, ki o ilk alınan adam en iyi top oynayan kişi olduğundan çok değerliydi.

nike total 90 denen ayakkabı en havalı şeylerden biriydi.

mc donalds'a gitmek, oradaki oyuncaklardan birine sahip olmak ayrıcalıktı.

waikiki'nin marka olduğu zamanlardı. herkesin pazardan giyindiği dönemde, elinde eski maymunlu waikiki poşetiyle alışverişten gelmek kıskanılacak derecede büyük bir şeydi.
devamını gör...

türkçesi için;
vakit varken tomurcukları topla. zaman hala uçup gidiyor. ve bugün gülümseyen bu çiçek yarın ölüyor olabilir.
devamını gör...

arkana bakma oraya doğru gitmiyorsun.
devamını gör...

en güzel tanımı ünlü düşünür aleyna tilki yapmıştır, onun üzerine söz söylemek istemem açıkçası;

"misafir çocuğu gibiydin; geldin, dağıttın, gittin."

evet buradan da çıkarabileceğimiz gibi misafir çocukları ailelerinin yanında eşantiyon olarak gönderilen, ev sahibinin çocuğu tarafından eğlendirilmek ile yükümlü, her yeri dağıtıp sonra da defolup giden canlılardır.
nasıl sevmiyorsam başlığa kin kustum resmen.*
devamını gör...

parti kur oy verelim ezgi...
devamını gör...

bana göre beraber bir yerde vakit geçirdiğim, sohbet ettiğim, telefon ile irtibatta olduğum kişi arkadaşımdır.
dolayısıyla burada mesajlaştığım çok güzel insanlar var. hepsine de ayrı ayrı teşekkürlerimi iletiyorum.
ama arkadaşlık başka bir şey.
devamını gör...

evlat kokusu olandır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim