ilk buluşmada yanlışıkla osurmak
enerjik, kıpır kıpır ne güzel bir şey olmuştur.
devamını gör...
astrometri
gök cisimlerinin konumlarını ve hareketlerini inceleyen astronomi yöntemi. öte gezegen keşiflerinde kullanılır.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
nizanim der yatın gari
geceleriniz olsun iyi
diş fırçalamayı unutmayın
bir de üstünüzü örtmeyi
geceleriniz olsun iyi
diş fırçalamayı unutmayın
bir de üstünüzü örtmeyi
devamını gör...
hıdırellez
orta asya, anadolu ve balkanlarda kutlanan mevsimlik bayram. 'hızır günü' olarak da bilinir.kış ayının sona erip baharın gelmesi ve yaz ayına girişi kutlamak adına her yıl ülkemizde 5-6 mayıs tarihleri arasında kutlanır.
'az bilirim uz bilirim hıdırellezden sonra yaz bilirim.'
'az bilirim uz bilirim hıdırellezden sonra yaz bilirim.'
devamını gör...
josef stalin
düşünün ki bir tarafta hitler, diğer tarafta stalin, aslında sıfır noktasına ikiside aynı uzaklıkta uçtalar, biri politika olarak sağda, diğeri solda. ikiside aslında birbirinin aynı ; manyak, zalim, diktatör. kim kazanırsa eminim diğeri ötekinin eline geçmemek için intihar edecek, savaşı stalin kazanıyor, hitler intihar ediyor.
stalin tarihin gördüğü en manyak, en zalim diktatörlerden biridir. daha önce komünizm ile yönetilen bir ülkede bir süreliğine kaldım ve orada yaşadım. dolayısı ile o zamanları yaşamış halkla doğrudan iletişimim oldu. elbetteki stalin zamanını gören çok az kişi kalmıştı ben oradayken, ama o zamanları yaşayanlardan konuştuklarımın hiçbirisi (özelikle belirtiyorum hiçbirisi) bu adamı hayırla anmıyordu.
bu devirde hala bu adamı savunan stalinistler var. dolayısı ile daha önce hiç yemediği bir yemeği hiç tatmadan, o yemek hakkında fikir beyan edebilmek ne bileyim ne derece doğru? o yüzden bu adamın savunulacak bir tarafı yok.
not : ortanın solu, moskova yolu dünya görüşüne sahibim. üstelikte zamanında batum'dan gelmeyiz, hemşeriyiz bu adamla yani, ona rağmen ateşi bol olsun.
stalin tarihin gördüğü en manyak, en zalim diktatörlerden biridir. daha önce komünizm ile yönetilen bir ülkede bir süreliğine kaldım ve orada yaşadım. dolayısı ile o zamanları yaşamış halkla doğrudan iletişimim oldu. elbetteki stalin zamanını gören çok az kişi kalmıştı ben oradayken, ama o zamanları yaşayanlardan konuştuklarımın hiçbirisi (özelikle belirtiyorum hiçbirisi) bu adamı hayırla anmıyordu.
bu devirde hala bu adamı savunan stalinistler var. dolayısı ile daha önce hiç yemediği bir yemeği hiç tatmadan, o yemek hakkında fikir beyan edebilmek ne bileyim ne derece doğru? o yüzden bu adamın savunulacak bir tarafı yok.
not : ortanın solu, moskova yolu dünya görüşüne sahibim. üstelikte zamanında batum'dan gelmeyiz, hemşeriyiz bu adamla yani, ona rağmen ateşi bol olsun.
devamını gör...
gençlerde işsizlik diye bir kaygının bulunmaması
hak etmeyen insanlar,hak edilmeyen yerlere geldiler.bu gençler okudular,düşündüler kafalarına bir türlü yerleştiremediler,gittikleri yerlerde değer görmediler.şimdi bu gençlere umursayın diyorsunuz da onlar umursamadıkları zaman sadece mutlu olabiliyorlar.
ben kaygı hissinden bıktım artık o da beni bıraksın gitsin..
ben kaygı hissinden bıktım artık o da beni bıraksın gitsin..
devamını gör...
tahirle zühre meselesi
nazım hikmet şiiri.
“tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş tahirle zühre olabilmekte
yani yürekte.
meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?
tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
yani tahiri zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
tahir ne kaybederdi tahirliğinden?
tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.”
“tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş tahirle zühre olabilmekte
yani yürekte.
meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?
tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
yani tahiri zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
tahir ne kaybederdi tahirliğinden?
tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.”
devamını gör...
güzel şeyler duymaya ihtiyaç duymak
bir hayvana eziyet edilmesini medyada duyar, üzülür ve tepki gösteririz. belki de o gün güzel kalpli biri ölmek üzere olan bir köpeği kurtarmış ve sahiplendirmiştir.
bir kadına uygulanan şiddetin haberini alıp yapanın insanlığını sorgularız. belki de o gün bir erkek sevdiği kadın için taktir edilesi şekilde fedakarlıkta bulunarak onu çok mutlu etmiştir.
bir yolsuzluk haberine köpürürüz. belki de o gün hayır sever biri büyük bir bağış ile kim bilir kaç yaraya merhem olmuştur.
kötü şeyler sansasyoneldir. güzel şeylerden daha çok haber değeri taşır. demek istediğim şu ki duymasak da güzel şeyler oluyor. bize güzel şeyler söyleyecek insanlar mutlaka var. onları farkedebilmek de bizim güzelliğimizle alakalı.
bir kadına uygulanan şiddetin haberini alıp yapanın insanlığını sorgularız. belki de o gün bir erkek sevdiği kadın için taktir edilesi şekilde fedakarlıkta bulunarak onu çok mutlu etmiştir.
bir yolsuzluk haberine köpürürüz. belki de o gün hayır sever biri büyük bir bağış ile kim bilir kaç yaraya merhem olmuştur.
kötü şeyler sansasyoneldir. güzel şeylerden daha çok haber değeri taşır. demek istediğim şu ki duymasak da güzel şeyler oluyor. bize güzel şeyler söyleyecek insanlar mutlaka var. onları farkedebilmek de bizim güzelliğimizle alakalı.
devamını gör...
anın fotoğrafı

ee sahilimiz var napalım yani evde mi oturalım?
yıldız tozu yine yanımda.
yahu bu kızı ekip bir yere gitmek mümkün değil. yeni nesil çakalll yeni nesil tilkiii.. *
çay?
çıkın çıkın gelin gari. *
devamını gör...
sözlükte devrim sinyallerinin verilmesi
bilen bilir 1525 yılındaki yeniçeri isyanında ahaliyi ayaklandıranlardan biri de bendim. bir isyan çıkarsa en ön sıralarda çekirdeklerimizi ... yani kılıçlarımızı çıkarır ve otoriter erke karşın marx ve engels kitaplarımızla karşı koyar devrimi gerçekleştiririz inş'allah!.
ben ve yeniçerilerim beklemedeyiz.
ben ve yeniçerilerim beklemedeyiz.
devamını gör...
evde kalmak
evlenmemeyi tercih eden insanların diğerlerinin gözündeki konumudur .
"evde kalmış"
şahsen mutsuz bir evlilik yapmaktansa "evde kalmayı" tercih ederim .
"evde kalmış"
şahsen mutsuz bir evlilik yapmaktansa "evde kalmayı" tercih ederim .
devamını gör...
sağcı yobaz vs solcu yobaz
biri kıldığı namazla şov yapar, diğeri içtiği rakıyla.
görünürde zıtlar ama özünde aynılar.
görünürde zıtlar ama özünde aynılar.
devamını gör...
telaffuz edilmesi güzel kelimeler
taaşşuk-ı talat û fitnat...
bir şemseddin sami eseri.
söyleyince terapi oluyorum.
bir şemseddin sami eseri.
söyleyince terapi oluyorum.
devamını gör...
kuran'ın insan yapısı olduğunun delilleri
meryem suresinde isa'nın annesi bakire meryem'den uzun uzun bahsederken 28. ayette birden bire "ey harun'un kız kardeşi" şeklinde bir giriş yapar. halbuki harun ve musa'nın kardeşi olan meryem ile isa'nın annesi olan meryem farklı kişilerdir. hatta aralarında 1500 yıl falan var. burada açıkça muhammed'in tarihi bir olaydan bahsederken kişileri karıştırdığı görülüyor.
garanik hadisesi olarak geçen olayda muhammed peygamber, o sıralar halen putperest olan kureyş kabilesinin desteğini almak için kabe'deki 3 büyük putu öven ayetler (necm 19-20-21) okumuş ve bunun üzerine müşrikler de secde etmiş fakat bir grup mümin putlara tapılmasını kabul etmeyince ortalık karışmış bunun üzerine ayetlere tekzip getirilmiş ve muhammed'in şeytan tarafından yanıltıldığı için bu ayetleri okuduğu ifade edilmiştir.
kuran'daki miras ayetleri matematiksel olarak hatalıdır. mirasçıların paylarını topladığınızda çoğu zaman 1'den büyük bazen de 1'den küçük çıkar, nadiren 1'e eşit çıkar. bu hata daha ilk zamanlar farkedilmiş ama kimse ağzını açıp da bu hatalıdır diyememiş fakat sorun öylesine içinden çıkılmaz bir hal almış ki çok geçmeden daha hz. ömer'in halifeliği sırasında (muhammed'in ölümünden bir kaç yıl sonrası) avliye yöntemi denen bir yöntemle sorun giderilmeye çalışılmış. fakat bu yöntemin sorunu kuran'da vadedilen oranları değiştirmesidir. yani aslında kuran'ın apaçık emrine karşı gelmektedir. öte yandan matematiğin de şakası yoktur.
hz muhammed'in pek çok eşi var. sayıları tam bilinmiyor fakat cariyeleri hariç en az 9 evlilik yaptığı düşünülüyor. 16 diyen de var. bütün eşlerin bir sırası var, her geceyi farklı biriyle geçiriyor. eşleri içinde en çok bildiğimiz ve bence çok ilginç bir karakter olan ayşe biraz inatçı, sözünü asla sakınmıyor. muhammed ile daha fazla gece geçirmek için ayrıcalık istediğinde bir anda ahzab 51 suresi iniyor: "(ey muhammed) onlardan (yani karılarından) diledigini geriye bırakır, diledigini öne alabilirsin..." yani kişiye özgü ve cimayla ilgili bir ayet iniyor?!?!
peygambere helal kılınan kadınlar muhteviyatlı ahzab 50 inince ise hz. ayşe dayanamıyor ve "görüyorum ki rabbin senin keyfine koşturuyor" diyor. ahzab 50 o günün standartlarına göre bile skandal bir ayet: "ey peygamber! mehirlerini verdigin eşlerini , allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve peygamber nikâhlamayı diledigi takdirde -müminlerden ayrı, sırf sana mahsus olmak üzere- kendisinin mehrini peygambere hibe eden mü'min kadını almanı helâl kılmışızdır..”
peygamber, cariyesi mariya ile cima halindeyken eşlerinden biri ve aynı zamanda hz. ömer'in de kızı olan hafsa tarafından basılır. olay hafsa'nın evinde ve hatta hafsa'nın yatağında gerçekleştiği için hafsa hakarete uğramış hisseder ve bu olaydan sonra deyim yerindeyse çarşı karışır. hz muhammed bir daha mariya ile yatmayacağına dair hafsa'ya yemin eder, olayı da kimseye anlatma der ama hafsa gidip ayşe'ye anlatır. hz muhammed eşlerini terkeder. onları boşadığı dedikodusu yayılır. bunun üzerine bir anda tahrim suresi'nin ilk beş ayeti iner. kaynak: taberi, camiu’l-beyân, 28/102
peygamber evlat edindiği zeyd'in karısını beğenir. zeyd bunu anlayınca durumu kendine yediremez ve karısını boşar. normalde o günün arap toplumu için bile yuh denebilecek bir girişim olan kendi evladının hanımıyla evlenme olayının önünü açmak için ahzab 37 iner.
pek çok ayette "allah'a andolsun ki" diyerek allah kendine and içer: meryem 68, mearic 40, nahl 56, nahl 63. bu ayetlerin apaçık bir insan tarafından söylendiği ortadadır.
hicr 72'de allah peygambere and içmektedir: “resulüm! ömrüne yemin olsun ki gerçekten onlar, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı”
kuran'da kimin konuştuğu belli değil. bazı yerlerde allah konuşuyor. bazı yerlerde "o" diyor. bazı yerlerde muhammed konuşurken bazı yerlerde biz diyor?!?!
kaf 1 "şanı yüce kur’an’a yemin olsun!" diye başlar. fakat ortada henüz bir kuran yoktur. ayetlerin toplanıp ciltlenmesi ve kuran adının verilmesi çok sonraları olduğundan bu ayet ciltleme sırasında eklenmiş olabilir.
pek çok ayette gündüze, geceye, güneşe, aya, göğe, şafağa yemin etmektedir. allah niçin bunlara yemin etmektedir ki?
kuran sayısız yerde yemin ediyor, bazen yeminler yetmiyor olacak ki pekiştirme ihtiyacı hissediyor: "nasıl, bunlarda bir akıl sahibi için yemin var değil mi?" (fecr 5)
tevbe 30: "yahudiler üzeyir allah’ın oğludur dediler, hıristiyanlar da "mesih (isa) allah’ın oğludur" dediler. bunlar, daha önceki inkârcıların söylediklerine benzer biçimde ağızlarından çıkan sözlerdir. allah onları kahretsin! (gerçeklerden) nasıl da yüz çeviriyorlar!" bu ayette allah, "allah onları kahretsin" diyor?!?
kalem ve müdessir surelerinde velid için pek çok kereler sövüyor. soysuz diyor, aşağılık diyor, piç diyor, kaba saba diyor, saldırgan diyor. peki kim bu velid? acaba o mu? evet ta kendisi: halid bin velid. müminlerin yenilmez komutanı. aslında babasından bahsediyor ama ayette oğlundan da bahis var. kendisi olmasa bu kadar yayılamayacak olan, mükemmel bir askeri kariyeri olan, islami perspektiften bakınca çok değerli ve mübarek bir şahıs olması gereken halid bin velid'in islam sancağını zaferlere taşıyacağını önceden göremiyor allah ve babasına küfrediyor!
ay, güneş, dünya ve bunların hareketlerine dair son derece kafa karıştırıcı bilgiler vermektedir. bırakın sıradan bir insanı, eğitimli bir insanın dahi bu ayetleri okuyup bütünlüklü bir sonuca ulaşması imkansızdır. zaten ayetlerin tefsiri konusunda her kafadan ayrı bir ses çıkmaktadır. muhammed'in astronomi bilgisinin kulaktan dolma olduğu barizdir.
sperm ve yumurta hücrelerinin kaynağını yanlış vermektedir. (tarık 5-7)
göğü tıpkı antik filozoflar ve pagan dinlerindeki gibi tasvir etmektedir. yani dik duran ve düşmeyen bir kubbe gibi. hacc 65 "görmüyor musun ki, allah yeryüzündekileri ve o’nun emriyle denizde akıp giden gemileri sizin hizmetinize verdi! kendi izni olmadıkça yerkürenin üzerine düşmemesi için göğü tutan da o’dur."
bakara 62'de yahudilere ve hristiyanlara korkmasınlar, onlar da doğru yolda derken diğer pek çok ayette bu dedikleriyle çelişiyor. örneğin ali imran 85, tevbe 30, maide 64
nahl 101'de açıkça ayetlerin değişebileceğinden bahsediyor. bu da haliyle pek çok ayetin değiştirilmiş olabileceğine işarettir.
pek çok ayette göğü ve yeri 6 günde yarattığından bahsediyor. burada klasik savunma orada zaman algısı farklıdır şeklinde. peki bir de şu ayetlere bakalım:
mearic 4: “melekler ve ruh, miktarı ellibin yıl süren bir gün içinde ona çıkar”
hacc 47: “..muhakkak ki, rabbinin nezdinde bir gün sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir.”
secde 5: “allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. sonra (bütün bu işler) sizin sayageldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde o'nun nezdine çıkar.”
fussilet 9-10'da sabit dağlar yerleştirdiğinden bahsediyor fakat dağlar sabit değildir, jeolojik oluşumlardır.
anlayın diye arapça indirdik diyor. zaten araplara inen bir kitap için neden bunu söylüyor? evrensel bir dinse o zaman neden arapça indiriyor?
kamer suresi ayın yarılmasından bahseder. ne var ki islam alimleri 1400 yıldır bu işin içinden çıkamamıştır. ayeti herkes farklı yorumlamakta ve bir sonuca varılamamaktadır. kuran'da bunun gibi yüzlerce ihtilaflı ayet vardır. mezhepler de zaten böyle doğmuştur. birinin ak dediğine diğeri kara demektedir. oysa ki kuran bizzat kendi ifadesiyle apaçıktır. hiçbir yardımcıya da ihtiyacı yoktur. pratikte ise bir satırlık ayetler paragraflarca süren tefsirlerle açıklanmaktadır. üstelik her mezhep ve mezheplerin de her kolu kendi bildiğince açıklamaktadır.
ahzab 53'te zırt pırt peygamberin evine gelip de çok oturmayın der. peygamber kendisi söylemekten çekindiği için allah'a söyletiyor.
kuran'da 29 ayet sadece harflerden oluşmaktadır. evet bildiğiniz harfler. yani kelime, cümle falan yok. elif lam mim (e-l-m) ya da ya sin (y-s) gibi. bunların ne olduğuna dair bugüne kadar doyurucu bir açıklama yapılmış değil. kimileri bunları allah ile elçisi arasında şifreli bir mesajlaşma olarak kabul ediyor. kimilerine göreyse bunlar hz muhammed'in sara krizlerine girdiği sırada ağzından çıkan anlamsız sözler. bu konuda bir kanıt yok fakat her konuda soru sormaktan çekinmeyen, gusül nasıl alınır bize göstersene diye hz ayşe'nin kapısına bile giden müminlerin bu harflerin anlamlarını bir kere bile sormaması ilginç.
kuran'da en sık geçen ve tekrardan ibaret olan ayetlerin sayısı yaklaşık 2 bin. toplam 6 bin küsür ayet olduğunu düşünürsek çok fazla boşluk doldurma var diyebiliriz. "her şey kuran'da anlatılamazdı, bu bir biyoloji ya da astronomi kitabı değil" diyenler için üzerinde düşünülmesini gerektirecek kadar büyük bir sayı.
garanik hadisesi olarak geçen olayda muhammed peygamber, o sıralar halen putperest olan kureyş kabilesinin desteğini almak için kabe'deki 3 büyük putu öven ayetler (necm 19-20-21) okumuş ve bunun üzerine müşrikler de secde etmiş fakat bir grup mümin putlara tapılmasını kabul etmeyince ortalık karışmış bunun üzerine ayetlere tekzip getirilmiş ve muhammed'in şeytan tarafından yanıltıldığı için bu ayetleri okuduğu ifade edilmiştir.
kuran'daki miras ayetleri matematiksel olarak hatalıdır. mirasçıların paylarını topladığınızda çoğu zaman 1'den büyük bazen de 1'den küçük çıkar, nadiren 1'e eşit çıkar. bu hata daha ilk zamanlar farkedilmiş ama kimse ağzını açıp da bu hatalıdır diyememiş fakat sorun öylesine içinden çıkılmaz bir hal almış ki çok geçmeden daha hz. ömer'in halifeliği sırasında (muhammed'in ölümünden bir kaç yıl sonrası) avliye yöntemi denen bir yöntemle sorun giderilmeye çalışılmış. fakat bu yöntemin sorunu kuran'da vadedilen oranları değiştirmesidir. yani aslında kuran'ın apaçık emrine karşı gelmektedir. öte yandan matematiğin de şakası yoktur.
hz muhammed'in pek çok eşi var. sayıları tam bilinmiyor fakat cariyeleri hariç en az 9 evlilik yaptığı düşünülüyor. 16 diyen de var. bütün eşlerin bir sırası var, her geceyi farklı biriyle geçiriyor. eşleri içinde en çok bildiğimiz ve bence çok ilginç bir karakter olan ayşe biraz inatçı, sözünü asla sakınmıyor. muhammed ile daha fazla gece geçirmek için ayrıcalık istediğinde bir anda ahzab 51 suresi iniyor: "(ey muhammed) onlardan (yani karılarından) diledigini geriye bırakır, diledigini öne alabilirsin..." yani kişiye özgü ve cimayla ilgili bir ayet iniyor?!?!
peygambere helal kılınan kadınlar muhteviyatlı ahzab 50 inince ise hz. ayşe dayanamıyor ve "görüyorum ki rabbin senin keyfine koşturuyor" diyor. ahzab 50 o günün standartlarına göre bile skandal bir ayet: "ey peygamber! mehirlerini verdigin eşlerini , allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve peygamber nikâhlamayı diledigi takdirde -müminlerden ayrı, sırf sana mahsus olmak üzere- kendisinin mehrini peygambere hibe eden mü'min kadını almanı helâl kılmışızdır..”
peygamber, cariyesi mariya ile cima halindeyken eşlerinden biri ve aynı zamanda hz. ömer'in de kızı olan hafsa tarafından basılır. olay hafsa'nın evinde ve hatta hafsa'nın yatağında gerçekleştiği için hafsa hakarete uğramış hisseder ve bu olaydan sonra deyim yerindeyse çarşı karışır. hz muhammed bir daha mariya ile yatmayacağına dair hafsa'ya yemin eder, olayı da kimseye anlatma der ama hafsa gidip ayşe'ye anlatır. hz muhammed eşlerini terkeder. onları boşadığı dedikodusu yayılır. bunun üzerine bir anda tahrim suresi'nin ilk beş ayeti iner. kaynak: taberi, camiu’l-beyân, 28/102
peygamber evlat edindiği zeyd'in karısını beğenir. zeyd bunu anlayınca durumu kendine yediremez ve karısını boşar. normalde o günün arap toplumu için bile yuh denebilecek bir girişim olan kendi evladının hanımıyla evlenme olayının önünü açmak için ahzab 37 iner.
pek çok ayette "allah'a andolsun ki" diyerek allah kendine and içer: meryem 68, mearic 40, nahl 56, nahl 63. bu ayetlerin apaçık bir insan tarafından söylendiği ortadadır.
hicr 72'de allah peygambere and içmektedir: “resulüm! ömrüne yemin olsun ki gerçekten onlar, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı”
kuran'da kimin konuştuğu belli değil. bazı yerlerde allah konuşuyor. bazı yerlerde "o" diyor. bazı yerlerde muhammed konuşurken bazı yerlerde biz diyor?!?!
kaf 1 "şanı yüce kur’an’a yemin olsun!" diye başlar. fakat ortada henüz bir kuran yoktur. ayetlerin toplanıp ciltlenmesi ve kuran adının verilmesi çok sonraları olduğundan bu ayet ciltleme sırasında eklenmiş olabilir.
pek çok ayette gündüze, geceye, güneşe, aya, göğe, şafağa yemin etmektedir. allah niçin bunlara yemin etmektedir ki?
kuran sayısız yerde yemin ediyor, bazen yeminler yetmiyor olacak ki pekiştirme ihtiyacı hissediyor: "nasıl, bunlarda bir akıl sahibi için yemin var değil mi?" (fecr 5)
tevbe 30: "yahudiler üzeyir allah’ın oğludur dediler, hıristiyanlar da "mesih (isa) allah’ın oğludur" dediler. bunlar, daha önceki inkârcıların söylediklerine benzer biçimde ağızlarından çıkan sözlerdir. allah onları kahretsin! (gerçeklerden) nasıl da yüz çeviriyorlar!" bu ayette allah, "allah onları kahretsin" diyor?!?
kalem ve müdessir surelerinde velid için pek çok kereler sövüyor. soysuz diyor, aşağılık diyor, piç diyor, kaba saba diyor, saldırgan diyor. peki kim bu velid? acaba o mu? evet ta kendisi: halid bin velid. müminlerin yenilmez komutanı. aslında babasından bahsediyor ama ayette oğlundan da bahis var. kendisi olmasa bu kadar yayılamayacak olan, mükemmel bir askeri kariyeri olan, islami perspektiften bakınca çok değerli ve mübarek bir şahıs olması gereken halid bin velid'in islam sancağını zaferlere taşıyacağını önceden göremiyor allah ve babasına küfrediyor!
ay, güneş, dünya ve bunların hareketlerine dair son derece kafa karıştırıcı bilgiler vermektedir. bırakın sıradan bir insanı, eğitimli bir insanın dahi bu ayetleri okuyup bütünlüklü bir sonuca ulaşması imkansızdır. zaten ayetlerin tefsiri konusunda her kafadan ayrı bir ses çıkmaktadır. muhammed'in astronomi bilgisinin kulaktan dolma olduğu barizdir.
sperm ve yumurta hücrelerinin kaynağını yanlış vermektedir. (tarık 5-7)
göğü tıpkı antik filozoflar ve pagan dinlerindeki gibi tasvir etmektedir. yani dik duran ve düşmeyen bir kubbe gibi. hacc 65 "görmüyor musun ki, allah yeryüzündekileri ve o’nun emriyle denizde akıp giden gemileri sizin hizmetinize verdi! kendi izni olmadıkça yerkürenin üzerine düşmemesi için göğü tutan da o’dur."
bakara 62'de yahudilere ve hristiyanlara korkmasınlar, onlar da doğru yolda derken diğer pek çok ayette bu dedikleriyle çelişiyor. örneğin ali imran 85, tevbe 30, maide 64
nahl 101'de açıkça ayetlerin değişebileceğinden bahsediyor. bu da haliyle pek çok ayetin değiştirilmiş olabileceğine işarettir.
pek çok ayette göğü ve yeri 6 günde yarattığından bahsediyor. burada klasik savunma orada zaman algısı farklıdır şeklinde. peki bir de şu ayetlere bakalım:
mearic 4: “melekler ve ruh, miktarı ellibin yıl süren bir gün içinde ona çıkar”
hacc 47: “..muhakkak ki, rabbinin nezdinde bir gün sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir.”
secde 5: “allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. sonra (bütün bu işler) sizin sayageldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde o'nun nezdine çıkar.”
fussilet 9-10'da sabit dağlar yerleştirdiğinden bahsediyor fakat dağlar sabit değildir, jeolojik oluşumlardır.
anlayın diye arapça indirdik diyor. zaten araplara inen bir kitap için neden bunu söylüyor? evrensel bir dinse o zaman neden arapça indiriyor?
kamer suresi ayın yarılmasından bahseder. ne var ki islam alimleri 1400 yıldır bu işin içinden çıkamamıştır. ayeti herkes farklı yorumlamakta ve bir sonuca varılamamaktadır. kuran'da bunun gibi yüzlerce ihtilaflı ayet vardır. mezhepler de zaten böyle doğmuştur. birinin ak dediğine diğeri kara demektedir. oysa ki kuran bizzat kendi ifadesiyle apaçıktır. hiçbir yardımcıya da ihtiyacı yoktur. pratikte ise bir satırlık ayetler paragraflarca süren tefsirlerle açıklanmaktadır. üstelik her mezhep ve mezheplerin de her kolu kendi bildiğince açıklamaktadır.
ahzab 53'te zırt pırt peygamberin evine gelip de çok oturmayın der. peygamber kendisi söylemekten çekindiği için allah'a söyletiyor.
kuran'da 29 ayet sadece harflerden oluşmaktadır. evet bildiğiniz harfler. yani kelime, cümle falan yok. elif lam mim (e-l-m) ya da ya sin (y-s) gibi. bunların ne olduğuna dair bugüne kadar doyurucu bir açıklama yapılmış değil. kimileri bunları allah ile elçisi arasında şifreli bir mesajlaşma olarak kabul ediyor. kimilerine göreyse bunlar hz muhammed'in sara krizlerine girdiği sırada ağzından çıkan anlamsız sözler. bu konuda bir kanıt yok fakat her konuda soru sormaktan çekinmeyen, gusül nasıl alınır bize göstersene diye hz ayşe'nin kapısına bile giden müminlerin bu harflerin anlamlarını bir kere bile sormaması ilginç.
kuran'da en sık geçen ve tekrardan ibaret olan ayetlerin sayısı yaklaşık 2 bin. toplam 6 bin küsür ayet olduğunu düşünürsek çok fazla boşluk doldurma var diyebiliriz. "her şey kuran'da anlatılamazdı, bu bir biyoloji ya da astronomi kitabı değil" diyenler için üzerinde düşünülmesini gerektirecek kadar büyük bir sayı.
devamını gör...
piyanist (yazar)
son derece bilgilendirici ve kaliteli entrylere imza atan değerli yazar.
devamını gör...
teoride güzel olup pratikte sallanan şeyler
komünizm.
devamını gör...
to zeibekiko tis evdokias
hayatımın doğum / ölüm gibi bir parçası olan şarkı.
ilk dinlediğimde kaç yaşındaydım bilmiyorum ama ilk oynadığımda 16 yaşındaydım ve hayat o an çok güzeldi.
sonra bu şarkıyı aldım, hiç olmayacak bir yere koydum. düğünümde bu şarkı çalacak, ben sarhoş olacaktım ve ben zeibekiko oynayacaktım. eşim de bana bakacak, ritm verecekti gözü gözümde.
olmadı.
3 kez teşebbüs ettim ama olmadı, bu da ukde kaldı, bu hayatta içimde kalan tek ukde de bu.*
filmdeki orijinal hali:
ilk dinlediğimde kaç yaşındaydım bilmiyorum ama ilk oynadığımda 16 yaşındaydım ve hayat o an çok güzeldi.
sonra bu şarkıyı aldım, hiç olmayacak bir yere koydum. düğünümde bu şarkı çalacak, ben sarhoş olacaktım ve ben zeibekiko oynayacaktım. eşim de bana bakacak, ritm verecekti gözü gözümde.
olmadı.
3 kez teşebbüs ettim ama olmadı, bu da ukde kaldı, bu hayatta içimde kalan tek ukde de bu.*
filmdeki orijinal hali:
devamını gör...
abandone
boks maçlarında, boksörlerden birinin, karşı boksörün üstünlüğünü kabul ederek maçı bırakmasıdır. bununla birlikte yenilgiyi kabul eden boksörün yardımcısı havlusunu ringe atar.
devamını gör...
güne bir kedi bırak
kediyi çöpe değil güne atarsın sayın vicdan sahibi(!) *

14 yaşındaki yeğenim aradı bugün beni. ağlamaklı bir ses tonuyla 'teyze koş çöpten kedi bulduk. çocuklar eziyet ediyor. gel al ellerinden' diye.
böyle bir şey işte baksanıza.

buna nasıl kıyılır aklım almıyor. ben gittiğimde yarı baygın mayışıktı zaten. hemen aldım ablamın evine götürdüm.
gözlerindeki korkuyu görebiliyor musunuz?

hemen saldırdı süte hapur hupur yarıladı.
sonra koydum yine kutuya. yanındada antibiyotiği ve şırıngaları doğru benim eve.

buradada güzel bir yaş mama ziyafeti çektik deymeyin keyfimize.

sonra demesin mi 'ben bir ılık duş alsam kendime nasıl gelirim biliyor musun?'
iyi dedik yıkayalım o zaman ne demek görevimiz. malum kedi anasıyız boşuna talip olmadık bu lakaba.

yıkarken pat kafası düşmesin suya aklım çıktı öldü diye. iki salladım yarım açtı gözlerini 'ne var be?' diye. uyumuş hasbam. çocuğum uyuyacak yer mi burası?

pire ilacını yaptık. burnuna kremini sürdük. 'az dokanma uyuyayım da büyüyeyim' dedi. 'iyi huzurla, umutla, sevgiyle büyü' dedik.
bebek görmek isteyenler çeyreğini kapıp gelsin. gram da olur benim gözüm toktur efem. *
bu arada buradan bir veteriner arkadaşımın ilaçlar ve tedavi konusunda çok yardımı dokundu. uzaktan veterinerimiz oldu kocaman yürekli mükemmel insan. tekrar çok çok ve çok teşekkür ediyorum. var ol!* *

14 yaşındaki yeğenim aradı bugün beni. ağlamaklı bir ses tonuyla 'teyze koş çöpten kedi bulduk. çocuklar eziyet ediyor. gel al ellerinden' diye.
böyle bir şey işte baksanıza.

buna nasıl kıyılır aklım almıyor. ben gittiğimde yarı baygın mayışıktı zaten. hemen aldım ablamın evine götürdüm.
gözlerindeki korkuyu görebiliyor musunuz?

hemen saldırdı süte hapur hupur yarıladı.
sonra koydum yine kutuya. yanındada antibiyotiği ve şırıngaları doğru benim eve.

buradada güzel bir yaş mama ziyafeti çektik deymeyin keyfimize.

sonra demesin mi 'ben bir ılık duş alsam kendime nasıl gelirim biliyor musun?'
iyi dedik yıkayalım o zaman ne demek görevimiz. malum kedi anasıyız boşuna talip olmadık bu lakaba.

yıkarken pat kafası düşmesin suya aklım çıktı öldü diye. iki salladım yarım açtı gözlerini 'ne var be?' diye. uyumuş hasbam. çocuğum uyuyacak yer mi burası?

pire ilacını yaptık. burnuna kremini sürdük. 'az dokanma uyuyayım da büyüyeyim' dedi. 'iyi huzurla, umutla, sevgiyle büyü' dedik.

bebek görmek isteyenler çeyreğini kapıp gelsin. gram da olur benim gözüm toktur efem. *
bu arada buradan bir veteriner arkadaşımın ilaçlar ve tedavi konusunda çok yardımı dokundu. uzaktan veterinerimiz oldu kocaman yürekli mükemmel insan. tekrar çok çok ve çok teşekkür ediyorum. var ol!* *
devamını gör...
