snatch adlı filmin soundtrack albümünde bulunan şarkı. lakin benim için çok farklı bir anlamı var ilk dinleyişimden beri, ne filmi ne de göndermelerini bilmediğim ilginç bir tesadüfün fon müziği olduğu andan bu yana...

üniversite son sınıftayım, bir yandan part-time çeviri/yazı işleri yapıyorum, okul bitmek üzere ve para kazanmam gerek. serde gençlik var, o dönemki tek eğlencem tiyatrodan geri kalmak istemiyorum, işleri ve ödevleri tamamlamak için uykudan çalıyorum. o sıralarda, ömrüm boyu ağzıma sürmediğim kahveye başlamışım, filtre kahve sabah sekiz kırk dersleri için en iyi çözümüm. sabaha karşı çalışmak için oturduğumda en iyi eşlikçim radyolar. o zamanlar çok sevdiğim, son derece özgün bir üniversite radyosu olan radyo odtü de geceleri şurup gibi bir çalma listesi yayınlıyor, yorulduğumu hiç hissettirmiyor bana. bir gün tam güneşin doğmak üzere olduğu bir anda bu şarkı çalmaya başlıyor, perdenin ardından sızan ışık beni pencereye çekiyor. bozkırın üzerine güneş doğmuş, öyle güzel bir renk var ki ortalıkta, sanki doğa şarkıya, şarkı doğaya uymuş beni birkaç dakikalığına sakinleştirmek için sözleşmişler. ne gelecek kaygısını, ne mezuniyeti düşündüm o birkaç dakikada, sadece gördüğüm renklerin şarkıya eşlik edişi hiç ummadığım kadar dinlendirmişti beni. o zamandan beri çalma listelerimin bir köşesinde mutlaka bulunur bu şarkı; bazen günün doğduğu anda, bazen de bir sahilde güneşin deniz üzerinde batarken bıraktığı kızıllıkta hazır olsun diye.
*
devamını gör...

...hans dahl...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
...morgan weistling ...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
...charles courtney curran...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
...arthur saron sarnoff...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
...alexei harlamoff...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

neden mısır hükümetinin aklına gelmiyor bu? mis gibi olur, 4 köşeye 4 minare, bir kaç arapça tabela, al sana "kamon-u şerif" cami.
devamını gör...

dün sipariş vermiş olduğum kitap. bu kitabı öneren değerli yazar arkadaşım (bkz: ruyaymis) 'a da ukte mi doldurduğu için ayrıca teşekkür ediyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
monami renkli kuru kalemleri ile yapmış olduğum çizimler
devamını gör...

#1015996

yavaş yavaş balataları yakmaya başlamıştır, hayırlısı olsun..*

(bkz: yoldaş kafayı sıyırırsa yerine kim gelecek)
devamını gör...

kısır, altın günleri. her haltı en iyi kendilerinin bildiğini sanan kadınlar. biri bana kapalı değilim diye "allah seni ıslah etsin" dedikten sonra 2 buçuk saat boyunca o gün orada olmayan birinin dedikodusunu yapmıştı.
devamını gör...

aklımda yer etmiş nebuladır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şu yaşıma kadar gerçekten ben bunu başardım ya diyebileceğim hiçbir şeyimin olmaması beni çok üzüyor.
devamını gör...

az önce başıma gelmiş olaydır. bana "evlat" diye hitap ederek kendimi amerikan filmlerinde hissetmemi sağlamıştır. iyimser bir düşünceyle evladım yazmaya üşendiği yönünde bi izlenimim var, inşallah haklıyımdır.
devamını gör...

sanırım o kişi benim... dışarıdan kendini beğenmiş ve soğuk durduğum için ilk başlarda sevilmediğim hep sonradan itiraf edilir.
devamını gör...

kitap kapağında,elinde sigarasıyla mîna urgan ‘anlatacak çok şey var, oturun şöyle’ , der gibi bakar size.gerçekten de,uzun ömründe görüp geçirdikleri paylaşacakları dağlar denizler kadardır.
bir dinozorun anıları’nı çok seneler önce okumuştum ama dinozorun gezileri taze, bu kitabı biraz anlatmak istedim.
önce mîna urgan:
(1915-2000)
amerikan kız koleji mezunu, fransız filolojisini bitiriyor, yetmiyor ingiliz filolojisinde de doktora yapıyor. kitabında kendisini ‘öğretmen ‘ olarak tanımlıyor, profesörlük ünvanını almış olsa da.üç dile de hakim olduğu için onu bir çevirmen olarak da görüyoruz.
dolu dolu geçirdiği seksen beş yıllık yaşamı,siyasi görüşü her ne olursa olsun hemen herkesin dikkatini çekecek denli ilginç dönemeçlerle dolu.her satırını merakla okuyacağınız kitapların yazarı aynı zamanda.

gelelim dinozorun gezilerine:

‘’çektiğin acıları gözler önüne sermemek, büyük kişisel mutlulukların peşinden koşmak ayıbından vazgeçip, küçük mutluluklara sığınmak, onlarla yetinmektir asıl marifet.’
sözleriyle, dünyada acı çeken milyonlar varken kendi acılarını,üzüntülerini anlamsız bulur, penceresinden keyifle yağmuru izlerken, sokakta evsizleri düşünüp keyfinden de vazgeçer. küçük mutluluklar bir dost sohbetidir, yalnız kalıp bir köşede kitap okumaktır, yorgun ayakları denize daldırmaktır.
deniz sevgisi daha küçük bir çocukken içine işlemiş, hiç yanından ayırmadığı sigarası yüzünden belki de yüzücü olma ihtimalini de elinden kaçırmıştır :).
birinci bölüm hayatı ile ilgili kısa anekdotlar içerirken, ikinci bölüm ‘deniz tutkusu’ dur.
bodrum’un yıllar yıllar önce keşfedilmemiş hali onu büyüler, eskisini özlemle anarken yenisinden hoşnutsuzluğunu dile getirir. bir çok dükkan kapanırken yerine ‘modern’ leri açılmış, tatil köyleri insanları eğlendirmekle görevli birer hapishane haline gelmiştir.kitapta çoğu kez katı betimlemelere rastlamamız mîna urgan’ın sadelikten hoşlanan, zengin insan ve onun yaşayışını ayıplayan dünya görüşüyle ilgilidir.
ege ve akdeniz’in el değmemiş dantel dantel kıyılarında ‘mavi yolculuk’ adı verilen, dönemin şair ve yazarlarıyla birlikte yapmış olduğu tekne gezilerini anlatır.bu geziler kitabın önemli bir bölümünü oluşturur.
‘’oysa ilk mavi yolcular, sabahattin eyüboğlu’nun özenle seçtiği, çoğu genç aydınlardı. sadece gezmek tozmak için değil, ege ve akdeniz uygarlıklarının kalıntıları konusunda bilgi edinmek ve bu arada o güzel kıyıları kendi gözleriyle görmek için katılınırdı bu gezilere. teknemiz yüzen bir seminere dönüşürdü kimi zaman. gerekli kitapları okuyup araştırmalarda bulunan yetkili biri, gideceğimiz yerler üstüne bir konuşma yapar; o antik kentin tapınakları, anıtları filân konusunda ön bilgi verirdi. sonra herhangi bir vasıtaya, genellikle bir kamyona doluşup oralara giderdik.’’ diyerek sonradan amaçtan uzaklaşıp her türlü deniz gezisine verilmeye başlanan bu adın aslını bize anlatır.
özellikle genç yaşta gitmeye başlamış olduğu anadolu’nun çeşitli şehirlerinden de bahseder. o yıllarda bu tür yolculuklar hele hele ‘kız başına’ insanlara çok farklı gelmektedir oysa.

daha sonra avrupa ülkeleri,amerika,meksika ve rusya seyahatleri gelir:buradaki insanların yaşayışları hakkında bilgileri de burada gezilecek mekanların nereler olduğunu da bulabiliriz.
bu kitap, bir solukta okunacak kadar sürükleyici, ‘bir dinozor’ un gözüyle bakmak isterseniz ülkemiz ve dünya şehirlerine,vakit kaybetmeden başlayın derim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
herkes deniz manzarası atarken kurumuş çeşme
devamını gör...

belki de geçmez sayın yazar.
çağırma bence.
hem de birini bulmuşken.
acıların yazarına selam olsun.
devamını gör...

tır şoförlerinin genelindeki yargı.
an itibariyle yaşadığım olayı anlatmak istiyorum. tır önde ego arkasında şehirler arası fakat aynı zamanda yerleşim yeri de olan bir durakta beklerken, ego şoförü beni görsün diye kolumu sallayarak durmasını işaret ederken, tır şoförünün gündüz gözüyle selektör yapmasına ve el kol hareketleriyle tacizine maruz kalmış bulunmaktayım. şokun etkisiyle plakasını da alamadım, hoş alsam şikayet etsem delil yok kanıt yok bir şey çıkmaz o da ayrı.
bu kadar mı kudurdunuz! durakta otobüse binemeyeceksek nerede binelim illa yanımızda bir erkek mi olması lazım?
kökünüze kibrit suyu!
devamını gör...

gülümsemesinin ardında bir acı saklayan kimse demektir.
devamını gör...

bir yanımın en büyük isteğidir.
devamını gör...

diğer dillerde karşılığı olmayan fince bir kelime.

pufidik, yumuşacık bir mindere (u:yastığa belki uygun bir koltuğa)oturulduğu andaki hazzı, memnuniyeti ifade eder. *

hani bu minder böyle yumuşaklığı ile insanı sarar, hafifçe içine gömülünür ve ister istemez bu konfor bir mutluluk, bir rahatlama hissi getirir . işte tam olarak bu his.

*
devamını gör...

böyle saçma mesajlar atmanıza gerek yok. beğeni floodu yapsanız yeter biz mesajı anlayıp geri dönüş sağlıyoruz*
devamını gör...

tc kimlik numaranızın ilk 10 hanesini toplayıp 10'a bölün, kalan sayı tc'nizin 11. hanesidir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim