kopernik nasıl ki , dünya gezegen konumunun her şeyin merkezinde olmadığını göstermiş, skolastik inancı yerle bir etmişse, charles darwin’ de canlılar dünyasında özel bir yere sahip olmadığımızı göstermesiyle, sırf bu yüzden bile benim için ayrı yerdedir. öyle ya da böyle, kabul edilsin ya da edilmesin, güçlü sorgulamaların önünü açtı ve insan egoizmine esaslı bir tokat indirdi.

ayrıca otobiyografisine “dünyaya yeniden gelseydim, haftada en az bir kez şiir okuyup müzik dinlemeyi kural haline getirirdim.” diye yazmıştır.
devamını gör...

yönetmen mathieu kassovitz'in bütün dünya'da ses getirmiş filmidir.

--! spoiler !--

film, bir akşam paris'in varoşlarında polise karşı çıkan büyük bir isyanın sabahında geçmektedir. hikayeyi vinz, hubert ve said adlı 3 arkadaşın perspektifinden izleriz. paris'in bir banliyösünde yaşayan kuzey afrikalı, siyahi ve yahudi kökenli üç gencin etnik ve dini kökeni fransa’nın bir aynası gibidir.

film, her ne kadar polis tarafından yatıştırılan isyanın gecesini net olarak göstermese de nefret duygusunu seyirciye vermeyi başarmış. filmde asıl görmemiz istenen şey, isyan değil. yönetmen isyanın yıkıcı sonuçlarını ve bir grup insanın hayatının tamamen değişmesini görmemizi istemiş. bol bol toplumsal eleştiri araya sıkıştırılmış.

çok hızlı tempolu bir film, aynı baş karakterlerimiz gibi sürekli bir koşuşturmaca halindeymişiz gibi hissediyoruz.

filmin sonuna özellikle değinmek istiyorum çünkü filmin en yüksek noktası kesinlikle o. çehov’un tüfeğini bilirsiniz. eğer oyunda duvarda bir tüfek asılı ise o tüfek mutlaka patlar. bütün yaşanan olayların bu şekilde bitmesi üzücü olsa da fazlasıyla gerçekçi.

film türünün en başarılı örneklerinden biridir.

--! spoiler !--


ve filmin meşhur sahnesi;
devamını gör...

güney afrika ve namibya'da 1948-1994 yılları arasında beyaz ırkın üstünlüğü ve siyah ırkın da hayvandan bile daha aşağı görülmesine dayanan ırkçı bir ideoloji.
devamını gör...

şahika koçarslanlı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu çiş beni uykudan uyandırır mı yoksa sabaha kadar tutabilir miyim
devamını gör...

çapı 1.39 milyon kilometre, yani dünya gezegeninin 109 katı olan yıldız. kütlesi ise dünyanın 330,000 katıdır. güneş sistemi içindeki kütlenin %99.86'sı kendisine aittir. kütlesinin %73'ü helyum, %25'i ise hidrojenden oluşur.

peki kendisine sonunda ne olacak?

yaklaşık 4-5 milyar yıl sonra çekirdeğindeki helyuma dönüştürdüğü hidrojen atomları tükenecek, nükleer füzyonu devam ettiremeyen çekirdeği sıkışmaya ve dış katmanları genişlemeye başlayacak. kendisi bir supernova ile noktayı koyacak kütleye sahip olmadığı için gittikçe genişleyerek bir kırmızı dev haline gelecek. bu genişleme esnasında hemen hemen eski boyunun 15 milyon katına ulaşacak ve merkür, venüs, dünya ve bir ihtimal mars gezegenlerini yutacak.

mars yutulmaktan kurtulursa yeni merkür olacak. (ateşten bir kaya topu. )

bu gezegenler sobaya atılmış bir kuş tüyü gibi yanıp yok olacaklar.

yıldızın sıkışan çekirdek sıcaklığı 100 milyon dereceye ulaşınca helyum füzyonu başlayacak.

bu devrede güneş sistemimizden geriye pek bir şey kalmamış olacak.

birkaç milyar yıl daha geçtikten sonra güneş bir beyaz cüceye dönüşecek, ve samanyolu galaksisinin 200-600 milyar ışığından bir tanesi daha sönmüş olacak.
devamını gör...

80'lere kadar doğan çocuklardan, hamama giden babaannesine, anneannesine eşlik etmemiş olan yoktur. eğlenceli bir sosyalleşme yeridir. sıcak ortam, bolca sıcak-soğuk su, görüş mesafesini kısaltan buhar ve sağdan soldan yükselen mırıl mırıl konuşmalara eşlik eden arada ayıp kahkahalar.
içine yedek çamaşır, havlu, şampuan, sabun, kese, lif, peştemal, terlik, krem, temiz poşet konulan çanta önceden hazırlanır. hazırlamazsanız sabun ve şampuanı içeriden sarın alabilir, diğerlerini de oradakilerden kullanabilirsiniz. hamama giriş yapar boş bir soyunma kabinine yerleşir, edep ölçünüzde soyunarak peştemala sarılırsınız. kimisi iç çamaşırını çıkarmaz, kimisi mayo giyer, kimisi sadece külot, kimisi de sadece peştemal. poşetin içine getirdiğiniz banyo malzemelerini, havlunuzu ve odanızın anahtarını koyarsınız.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
nefes ve denge sorununuz varsa yavaş hareket etmelisiniz. sıcak kısıma hemen girilmez. büyük ağır kapıyı açıp önce soğukluğa girilir. burası esas kısımdan daha serindir ama ilk girişte hem çok sıcak hem de buharlı gelir. burada biraz oyalanıp, sıcağa ve buhara alışıp, etrafı net görmeye başlayıp, vücudunuz nemlendiğinde diğer kocaman ağır kapıyı açıp ana bölüme geçebilirsiniz. burada; altında ateş yanan, dolayısıyla çok sıcak olan, mermerden yapılmış kocaman alçak bir yuvarlak masa gibi olan göbek taşını görürsünüz. tabii çok sıcak ve çok buhar*. göbek taşı ortada bulunur, etrafında yıkanmak için kurnalar vardır. bu kısmı salon gibi düşünürsek, girişi buradan olan başka küçük odalar vardır. sadece sauna odasının kapısı olur, diğerleri açıktır. odalardan bir ya da bir kaç tanesinde yine mermerden, tezgah gibi uzanma yerleri bulunur. buraya önce sırt üstü sonra yüz üstü uzanırsınız ve natır*; isteğinize göre size komple sabunlayıp şampuanla yıkar ya da sadece keseleyip lifler. isterseniz masaj bile yapar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
keyfinize ve yer olmasına göre odaya geçer ya da göbek taşının etrafındaki kurnalardan birine konuşlanırsınız*. sıcak suları dökünmeye başlarsınız. arada arkadaşlarınıza tas dolusu soğuk su atar çığlıklar kahkahalara eşlik ederken terlersiniz, kirleriniz kabarır. (bu aşamada şampuan ve duş jeli kullanmamalısınız çünkü vücudunuzu kayganlaştırır, kese kayar ve kir çıkmaz.) natır, arada gelip; elini vücudunuza sürterek kirleriniz yuvarlanıyor mu, diye kontrol eder. kirler* yumuşamışsa sizi güzelce iki tur önlü arkalı keseleyip, köpük köpük lifler. bu bölüm çokomelli; tamamen natırın kontrolünde ellenmedik yeriniz kalmayacak şekilde paklanırsınız. iç çamaşırı natırın işine engel değildir. ayrıca onların keseleri zımpara kağıdına benzer olup bazen hamam sonrası derilerinizin yüzülmüş olduğunu görebilirsiniz*.
kurnanıza geçip saçınızı başınızı yıkama aşamasına geçme vaktidir artık. saçınızı hızlıca bir tur şampuanlar kremlersiniz çünkü çok su kaybetmişsinizdir, içiniz yanar. havluya sarınıp dışarı çıkarsınız. serin hava yüzünüze çarpıp sizi kendinize getirir. soyunma odalarının olduğu bölüm de genelde salon gibi olup küçük soyunma odalarıyla çevrilidir. bu salonun ortasında bir havuz ve onu çevreleyen oturma alanları bulunur. işte oraya oturup pembe vücudunuz, kırmızı yanaklarınızla parlayarak varsa, ekşi soğuk ayran, yoksa gazoz/soda/su içer tekrar hamama girersiniz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu artık son tur yıkanmadır. yavaş yavaş, güzelce tekrar saçınızı yıkar kremler, liflenir, durulanır, havlunuza sarınıp çıkarsınız. odanıza geçip kremlenir, sıkıca giyinirsiniz. hamamda saç kurutma makinesi bulunur. genelde sıra olur, bu esnada yine bir şeyler içerek beklersiniz. hava sıcak da olsa soğuk da olsa kendiniz iyi korumalısınız çünkü hem deriniz inceldi hem de bütün gözenekleriniz açıldı. hamama akşam gitmek, sonrasına bir iş bırakmamak, eve dönüp fazla oyalanmadan misler gibi uyumak en iyisidir. hadi sıhhatler olsun.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
sosyal medyanın gücünü, manipülasyon etkisini anlatan bir netflix belgeseli. apple'da, google'da, facebook'ta çalışmış insanları konuşturtmuşlar. bu yapımdan sonra sosyal medya uygulamalarına eskisi gibi bakmak artık zorlaşabilir.

beni en çok etlileyen kısım ise rohingya müslümanlarına yapılan soykırım öncesinde budistlerin facebook grupları üzerinde örgütlenmesi ve hem facebook'un hem de myanmar hükümetinin buna göz yummasıdır.

buna ek olarak, yapay zeka her kişinin beğenilerini veri tabanında toplayarak onların duygusal değişimlerine uygun kişiye özel otomatik gönderiler, reklamlar vs. sunduğundan bahsediyor. yani aslında biz özgür değiliz, yönlendiriliyoruz demeye çalışmışlar.

iyi seyirler.
devamını gör...

o gün yaptığı çizimlerin hepsini atıp bunu unutan non-iq gandalfgillerden...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

başlıklar için 20 entry çok sıkıcı. ayarlardan böyle bir özellik olsa güzel olur. 25-50-100 gibi.
devamını gör...

ölüm.
devamını gör...

annesini seven kızdır.
devamını gör...

i've already burned, don't you burn too.
diyorum, yanılıyorum diye de korkuyorum.
devamını gör...

bomboş geçirdiğim ilk gençlik yıllarım için kızgınım kendime. yirmi yedi yaşıma geldiğimde fark ettim, o güne değin yaşadığım hayatın içinde yaşlanmak istemediğimi. bir telaş başladı sonra.
sonra otuzla tanıştım ki hiç hoş değildi bu tanışma benim için. dikkat ettiniz mi söylerken bile dolu dolu çıkıyor ağızdan otuz sayısı.
onca yılı geride bırakmışken ne sığdırdım geçen zamana. rüzgarda savrulan yaprak elbisesini nasıl giyindim, nasıl yakıştırdım kendime. neden durup bi bakmadım.
o yıllarda da başka kızgınlıklarım vardı elbet. kendimi kendime iliklemiştim.

otuz. bu öylesine bir sayı değil. bir dönüm noktası benim için. klavye döküm olarak düzeltiyor inatla, o da olur. otuzdan sonra ne kadar kaldığını bilmediğim zamanın bana ait olan bölümünü bilinçli tüketici farkındalığıyla yaşıyorum. öyle yaptığımı umuyorum en azından.
devamını gör...

otobüsteki son oksijen tükenene kadar yolcu almaya devam eden şofördür bence bu.
arkalara doğru ilerleyelim ve boşlukları dolduralım derken ağzının ortasına pıtıklamak gerekir. pandemi sonrası biraz değişti tabi, keşke genele yayabilsek bunu.
devamını gör...

sevgili sillage ile başlattığım eylemdir.

diyeti spor ile kombinleyip hedefe ulaşmak için kurulan ilişki.
devamını gör...

çoğunlukla moderatörlerin yaptığı eylem. maksat "çok güzel yazıyorsun, lütfen devam et" motivastonuyla sözlükte kalıcı olmanı sağlamaktır.
devamını gör...

online sınavda bile acayip bir kopya dönüyor ve öğrenciler dersi açıp oyun oynuyorlar ya da sosyal medyada takılıyorlar sözde derse girmişler, orda girmiş gibi gözüküyor ama aslında öğrenciler dersi açıp başka şeylerle uğraşıyorlar. ders bile çalışmıyor bile bazıları nasıl olsa sınavı başkasına yaptırırım diye tabi buda tembelliğe itiyor.
devamını gör...

dönemin şartları gereği erkek avlanırken kadın mağarayla, çocuklarla uğraşan bir cinsti. bunların temel nedenlerinden bazıları; kas gücü, farklı yetiler, doğuran cins ya da içsel dürtüler gibi şeylere bağlanabilir. zannediyorum ki sahiplenme dürtüsünü keşfeden ilk insan da, cinsel ilişkiye girdiği eşinden doğan çocuğu kendisine benzetmesiyle birlikte keşfetti. haliyle eşini de sahiplenip onlara karşı bir sorumluluk hissetti. fakat o zamanlarda kimsenin aklına zannetmiyorum ki kadın-erkek eşit olmalıdır, faruk bugün ben avlanacağım sen mağaraya göz kulak ol demek gelmemiştir. çünkü ihtiyaç olarak görülmemiştir bu. herhangi bir iyi niyet ya da kötü niyet arandığını da sanmıyorum.

fakat insan gelişimi bu zamandaki formuna, mevcut forma evrildikçe, akıl kapasitesi ya da algısı değiştikçe şartlar da değişmiştir. kolektif ve bireysel örgütlenmeler, ideolojiler ya da fikir ayrılıkları da döneme göre değişiklikler göstermiştir. feminizm, kadın-erkek eşitliği, sınıf eşitliği ya da sadece eşitlik -adına ne derseniz deyin- bu şekilde türetilmiş ve geliştirilmiştir.

fakat kolektif bilincin feministleri akıl almaz yerlere sürüklediği göz ardı edilemez bir gerçektir. kendini feminist olarak tanımlayanların bireysel olarak kendilerine sorması gereken ''ben neyi savunuyordum ve kolektif bir beyin olarak neyi savunuyoruz?'' olmalıdır. aradaki farkın anlaşılması son derece önemlidir.

kapitalist bir düzene geçilmesiyle birlikte, kadınların da üretime katılmaları mümkün oldu. fakat bu aile temellerinin sarsıldığı ya da yıkıldığı anlamına gelmemelidir. kapitalizm kadınların özgürleşmesi ya da kurtuluşuyla ilgilenmez çünkü. sadece ekonomik olarak bağımsız olmalarını sağlayabilir. en temel eşitsizlik olarak görülen sınıf eşitsizliğinin ortadan kalkması gerekir ki sınıf eşitsizliğini ortadan kaldırmak da kapitalist bir düzen içerisinde ne kadar mümkün bunu bir düşünmek gerekir. en azından sosyalist feminizmin görüşü bu sınıf kavramını ortadan kaldırınca eşitsizliğin çözülebileceği yönündedir.
aç ile tokun, mülk sahibi ile mülksüzün, siyah ile beyazın ya da burjuva ile işçinin arasındaki eşitsizlik ortadan kalkmadığı sürece, hem kadınların erkeklerle hem de tüm kadınların birbirleriyle eşitliğinden bahsetmek pek mümkün olacakmış gibi görünmüyor. çelişki de zaten tam olarak bu.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim