kendi gözünden diğer insanların hayatlarına bakıp neyin doğru neyin yanlış olduğunu kesin olarak söyleme, bir kıstas belirleme ve bununla övünme ihtiyacı...

benim eğlence anlayışım tam da budur. benim eğlence anlayışım bu olduğu için de bu doğrudur. sizin eğlence anlayışınız kılaplarda dans etmek ise sizin için odur doğrusu. başlığı görünce canım çekti yalnız. bugün çatıda bi mangal yapayım cızır cızır ohh!
devamını gör...

bir kaplumbağa gördüm sanki.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yuval noah harari tarafından yazılan gelecek hakkında tahminlerde bulunan şahane kitaptır.

yazar öngörülerle dolu bir kitap yazarken verdiği örneklerle fikrini destekliyor ve okuyucuya başka bir bakış açısı kazandırıyor. okurken sık sık hım gerçekten bu böyle olabilirmiş dedim.


okurken düşündüren bir kitap kesinlikle okunması gereken bir kitap.
kitabı elime aldığım zaman içimden önceki kitabın parası tatlı gelmiş yeni kitap yazmış diye geçirmiştim ama beni yanılttı.
yazar önceki kitabın başarısından sonra gaza gelip çok güzel bir yazı ortaya çıkarmış ve bunu yaparken resimlerle örneklerle basit bir şekilde derdini anlatmış ve çok hoşuma gitti.


tabi ki türkçeye harika şekilde çevrildiğini ve bence muazzam bir kapakla tasarımı yapıldığını unutmamak gerekiyor kitabı bir adım öne taşıyan detaylar olmuş bunlar. kapak sade şık ve anlatmak istediğini çok net anlatıyor.

ayrıca yazar çok komik birisi olduğunu hissettiriyor yer yer güldüğüm kısımlar oldu bir tespit yaparken onu esprili bir dille anlatmaktan çekinmemiş bu kitabı sıkıcı bir kitap yapmayan detaylardan birisi.

bir kaç tane nefis alıntı bırakayım.

insanlar gerçek mutluluğa erişmek için haz arayışlarını hızlandırmamalı, aksine yavaşlatmalıdır.

özellikle bu cümle çok şey anlatıyor maalesef haz ve haz arayışı bizi delirtiyor farkında olmuyoruz olamıyoruz çok doğru ve yerinde bir söz.





dünyada artık doğal kıtlıklar kalmadı, sadece siyasi kıtlıklar var. eğer suriye, sudan ya da somali'de insanlar açlıktan ölüyorsa, bu bazı siyasetçiler böyle istediği için oluyor.



eğer bir salgın kontrolden çıkarsa bunun ilahi bir gücün hiddetinden çok insan evladının beceriksizliğinden kaynaklandığı varsayılır.
devamını gör...

pompeii'nin katili olan ve aktifliğini yitirmeyen yanardağ.

dizilerdeki kötü rollere benziyor. herkesi tüketen ancak kendisine hiçbir şey olmayan. *
devamını gör...

çocukluğunda köyün çocuklara sunduğu tüm coşkuyu kaçırmış kişilerdir. köyde yaşamadım, fakat çocukken tatillerde biriktirdiğim anılarım var, hayatımın en güzel anları olarak saklıyorum onları hafızamda.
kuzularla koşturduğum, buzağıların, sıpaların en minik en güzel halleriyle kalbimi coşturan zamanlardı. kendime en yakın bulduğum kuzuyu diğer yaz göremeyince çok ağlamıştım. o artık bir koyun olmuştu ve bu benim için kuzumu kaybettiğim anlamına geliyordu. ilk hayalkırıklığımdı sanırım. * kazlarla ve arılarla aram hiç bir zaman iyi olmadı.
pınarın başında oynardık en güzel oyunlarımızı köyün çocuklarıyla.
elma, erik ağaçları yuvamdı. evin bahçesindeki duvara tırmanır korukların tadını çıkarırdım. hiç ağaçtan düşmedim fakat damdan düştüm bir kere. "bana damdan düşeni getirin" *
sıkılırsam ya da birine kızmışsam alıp başımı tepelere koşardım, rüzgarlarla yarışırdım. en özgür hissettiğim anlardı. bir daha hiç öyle hissedemedim. bu yüzden çok değerli bu anılar benim için.
köyde yaşamadım dedim ama en güzelini yaşamışım aslında. *
devamını gör...

bir kültür. çoğu insan zaten dini hikayelere inanmıyor. ama kültürel olarak toplumun bir parçası olabilmek adına bir dine tabi oluyor. bizim toplumumuzda ateist sayısının az olmasının sebebi de buna dayanıyor. yani literally bir biçimde ilaha ve onunla ilgili hikayelere inanılmasa bile toplumda yer edinmek amacıyla dine inanılıyormuş gibi yapılıyor. buna ikiyüzlülük mü dersiniz ne dersiniz bilmiyorum ama durum bu.
devamını gör...

deniz gezmiş, yusuf aslan ve hüseyin inan hakkındaki idam kararlarının infazı
“1972’nin 5 mayıs’ını 6 mayıs’a bağlayan gece, deniz gezmiş, yusuf aslan ve hüseyin inan hakkında verilen idam hükmü infaz edildi. deniz gezmiş 11 eylül 1971 günü mamak askeri hapishanesinde, erdal öz’e şu sözleri söylüyordu:

‘asacaklar herhalde. bu, o günkü politik ortama bağlı. faşizm güçlüyse asar. politik mücadele veriyoruz. sınıf mücadelelerinin arttığı dönemlerde yasa masa kalmaz. hukuk ancak dengi durumlarında vardır ve işlerlik kazanır. siyasal iktidar için pek tehlikeli değilsindir, onun da pek gücü yoktur, işte o zaman hukuk vardır…’ (deniz gezmiş anlatıyor, erdal öz, s. 7.)

5 mayıs 1972 gecesi, mamak’tan sessizce çıkarılan üç devrimci, idam hükümleri infaz edilmek üzere ankara merkez kapalı hapishanesine götürülüyorlardı. ankara kapalı hapishanesinde onları son kez görenlerden burhan dodanlı’nın gördükleri: ‘anlaşıldığı kadarıyla cezaevindeki tüm hazırlıklar tamam, açık avlunun sol köşesine darağacı kurulmuş. bazı görevliler son kontrolleri yapmakla meşgulken, saat yarıma doğru, cezaevinin önünde duran vasıtalarla hükümlüler getiriliyor.

önce deniz gezmiş’i görüyoruz. arabadan indikten sonra, elleri arkasından bağlı vaziyette etrafına bakıyor. sanki birilerini görmek ister gibi bir hali var. fakat karanlıkta bir şey görmediği gibi, vakit de olmalığından onu hemen içeri alıyorlar. gezmiş’i, yusuf aslan ve hüseyin inan izliyor. onlar da demir kapının öte yüzüne alınıyorlar. böyleci üç hükümlünün bu dünyayla ilişkileri ebediyen bitmiş oluyor…’ (darağacı, burhan dodanlı, s. 340-341.)

üç devrimcinin idam edilmelerine avukatlarından ikisi tanıklık etmiştir: halit çelenk ve mükerrem erdoğan. onların tanıklıkları, o gece ankara merkez kapalı hapishanesinde yaşananların öğrenilmesinde önemli bir kaynak olmuştur.

üçü de geleneksel devrimci tavra uygun olarak sehpaya çıkmışlar, inançlarına bağlılıklarını ve amaçlarını ifade eden sözler haykırarak son nefeslerini vermişlerdir. türkiye sosyalist hareketinin ilk idam edilenleri bu üç devrimcidir...
devamını gör...

(bkz: netflix)
(bkz: amazon prime video)

“bir bölüm daha izleyeyim, sonra yatarım” derken sabahı edersiniz.
devamını gör...

basmayan kafa değil de asıl sorun bizim kafamıza basan ayaklarınız.
devamını gör...

size bu satırları mutfakta fransız usulü, çizgili zemine yaldız çiçekli klasik berjerlerden yazıyorum. arka fonda nilüfer'in , bir önceki tanımda bahsettiğim şarkısı çalmakta.
üç ay öncesine kadar, hayatımın kader faslında debelenip duruyorken, bu saatlerde; yüksek ihtimal tombiş yaldız-gümüş alaşımı tenceremde, patates ve yumurta haşlıyordum.
telefonum çalıyor, mesajlar durmuyor, kapım çalıyor, tatlı bir komşum
pişi getiriyordu.
tv'de güzel bir dizi açıyor yahut belgeselliyordum.

hayat, çok değişik değil mi?..
şimdi ise, bu fransız koltuklarda
her yer her yerde halı yıkama fabrikasından gelmelerini bekliyor, evi toplamanın verdiği o ağır nüfuneti atıyor ve gözyaşları içinde sevdiğim, tontik bir akrabamın ölüm haberini alıyorum. hayat değil mi?.. hayat... bir var bir yoksun.
ah tontişim... başına gelenler, 4 ay öncesi benim yaşadığım sağlık problemlerinin aynısı...
belki yaşımdan, belki de görecek günüm var ya da her neyse.. yaşıyorum. ne tatlı komşum kaldı, ne sağlık problemlerim ne de canıma batan o acuze problemlerim.

yaşıyorum.
ve bu mutfakta, çizgi zemin üzeri, yaldız desenli çiçekvari fransız koltuklarda oturup bunları yazıyorum.
hatta anlarıma, bir başka an ekleniyor.

gün uzuyor...
iki ay evveli, sitenin önünden tehditler savurarak geçen o adam, şimdi
bora duran sana doğru şarkısını mırıldanarak geçiyor. kardeşim balkondan çıkıp fotoğrafını çekmek istiyor, lakin kamerası tutukluk yapıyor. yine çekemiyoruz. annem, ilk ben görüp polise bildirdiğim için, benim kalkıp teşhis etmemi bekliyormuş lakin içime çöken çok afedersiniz öküz kalkmıyor ki kalkayım. manidar geliyor...
hangi birini düşüneceğimi şaşırıyorum. cenaze, evin boya rengi, halı yıkama işlemi, bir türlü fasıla vermeyen yemek-içmek işleri, şu garip adam, hayatım, hayatımız...

hepimizin hayatı ve aradan hiç çıkaramadığımız
ölüm...
çok sevdiğim bir yazarın, konuya ufuk açan güzel bir sözü vardı: öldüğünüzde, yapılacak işler listeniz hala dolu olacak
öyle.

öyle işte . . .
devamını gör...

raistlin majere bir yana diğerleri bir yana der, taşı kuyuya atar kaçarım.

ikinize de iyi yayınlar dilerim.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

şunu bil; ben geçmişin ve bugünün efendisiyim! geleceğim söylenmişti, benim için kapılar açılacak...
devamını gör...

tepki göstermeden önce bir sakin olun.

mavi çatı yayınlarının orijinal nutuğu tahrip ederek yayınlamasının engellenmesidir.* atatürk'ün yazdığı kitapla alakası yok. nutuk ismini kullanıp "çocuklar için nutuk" diye uyarlama bir baskı yapılmış.*

internette dolanan bu belgenin de sahte olma ihtimali yüksek.
buradan

meb'in açıklaması için;
buradan

basın, bunu okullarda nutuk yasaklandı diye lanse ediyor. düşündürücü olan budur.

yok eğer gerçekten nutuğu yasaklamaya kalkmışlarsa o kitabı yedirirler onlara.

edit: yanlış anlamaların önüne geçmek açısından bazı ifadeler kaldırıldı. açıklamalar eklendi.
devamını gör...

içeriği patlıcan olan yemekler.
devamını gör...

#835619 tecavüz etmeye hakkı var mıydı yani? çok tehlikeli bir düşünceye sahip bir yazar.

kendini ve diğer kadınları bu adamdan korumuş kişidir. tebrik ederim, hak ettiğini bulmuş tecavüzcü.

edit: başlık tecavüzcünün penisini koparan kadın olmalıydı. sadece hırsızlık yaptığını düşünüyor insanlar ve adama acıyor.
devamını gör...

didem madak ahlar ağacı kitabında yayınlanan şiirdir. senelerdir severek sık sık okurum.
--- alıntı ---

çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
alt katında uyumayı bir ranzanın
üst katında çocukluğum...
kağıttan gemiler yaptım kalbimden
ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı.
aşk diyorsunuz,
limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!

allah’la samimi oldum geçen üç yıl boyunca
havı dökülmüş yerlerine yüzümün
büyük bir aşk yamadım
hayır
yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım
gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı
tesbih tanelerim bitse göz yaşlarım...
saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı.
aşk diyorsunuz ya
ben istemenin allahını bilirim bayım

çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
balkona yorgun çamaşırlar asmayı
ki uçlarından çile damlardı.
güneşte nane kurutmayı
ben acılarımın başını
evcimen telaşlarla okşadım bayım.
bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum.
insan kaybolmayı ister mi?
ben işte istedim bayım.
uzaklara gittim
uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin
uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım

süt içtim acım hafiflesin diye
çikolata yedim bir köşeye çekilip
zehrimi alsın diye
sizin hiç bilmediğiniz, bilmeyeceğiniz
ilahiler öğrendim.
siz zehir nedir bilmezsiniz
zehir aşkı bilir oysa bayım!

ben işte miraç gecelerinde
bir peygamberin kanatlarında teselli aradım,
birlikte yere inebileceğim bir dost aradım,
uyuyan ve acılı yüzünde kardeşimin
bir şiir aradım.
geçen üç yıl boyunca
yüzü dövmeli kadınların yüzünde yüzümü aradım.
ülkem olmayan ülkemi
kayboluşumu aradım.
bulmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.
bir ters bir yüz kazaklar ördüm
haroşa bir hayat bırakmak için.
bırakmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.

kimi gün öylesine yalnızdım
derdimi annemin fotoğrafına anlattım.
annem
ki beyaz bir kadındır
ölüsünü şiirle yıkadım.
bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım
öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım.
çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
acının ortasında acısız olmayı,
kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım.
kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım.
aşk diyorsunuz ya,
işte orda durun bayım
ıslak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım
kendimin ucunda
öyle ıslak,
öyle kötü kokan,
yırtık ve perişan.

siz aşkı ne bilirsiniz bayım
aşkı aşk bilir yalnız!

--- alıntı ---
devamını gör...

marketten alırken kasada utanarak kasiyere uzattığım üründür. sanki biri her an 'ulan yaşından utan hayvan herif yediğin şeye bak' diyebilecekmiş gibi bi psikoza sebep olur. soran olursa da evde çocuk var derim ne olacak sanki.
devamını gör...

kemik iliği yetmezliği ve buna bağlı pansitopeni ve ekzokrin pankreas yetmezliği ile karakterize sendromdur.
çocuklarda pankreas yetmezliğine kistik fibrozis hastalığından sonra en sık neden olur.
izokromozom 7 i(7q) spesifik bir bulgudur.
devamını gör...

psikolojik sorunları olduğuna delalet etmeyen mesele. bazı insanlar, istemezler. bazı insanlar, sevmezler. bazı insanlar, öyledirler.
devamını gör...

üzülerek söylüyoruz: teknik bir aksaklıktan dolayı bugünkü yayın ilerleyen bir tarihte gerçekleşecektir. bu hafta, geçen haftaki yayının tekrarıyla sizlerle beraber olacağız...

geçen haftaki yayınla alakalı bilgiye buralardan ulaşabilirsiniz: 20 şubat 2021 agora meyhanesi radyo yayını ve #467274
devamını gör...

ah ah sevgili halkım siz bilmezsiniz bu chp e varya bu chp camileri ahıra , geneleve çevirmişti, biz kurtardık, aynı zamanda karne ile ekmek dağıtıyorlar di,biz geldik bolluk bereket oldu hatta ilk buzdolabı bizim sayemizde evlerinize girdi, ah ah bir bilseniz daha neler neler var.
bunlar olay değil ama bu söylemler yıllardır söyleniyor ve unutulacak sözler değil.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim