bildiğimizi sandığımız şeyleri gerçekten idrak etme macerası bizi hayal kırıklıklarına uğratabilir. oluyorum galiba dediğin anda bir bakmışsın ters yöndesin. bildim, buldum diye bir yol yok. hayat her zaman en baştan bilmediğini bilerek yola başlamaktır. ben bilmem diyebilmek bir olgunluk belirtisidir yunus'a göre haddini bilmektir. aslında bilgi sonsuzluğunu görüp onun bir damlasıyla hayatımıza anlam katacak şekle kavuşturmak kendini idrak etmektir. koskaca yunus bilmez ben mi bileceğim?

kendini bil! ilim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir!

devamını gör...

bana verirse oldukça üzecek yazardır. ben verirsem hak etmiştir. *

umarım eksileme gelir de bu başlığı frame'de görmek nasip olur. bakalım ilk kim olacak bu şanslı kişi? *
devamını gör...

emniyet kemerini bulup her araca girsin diye lisansını almayan marka.
otomobilde güveni her şeyin üzerinde tutan marka.
helal olsun.
devamını gör...

fakat müzeyyen bizimkisi sadece bir tutku. tamam ya vurmayın, bende biliyorum klişe. yazasım var tutmayın! *
rahatlıyoruz kardeşim, tek olayı bu.
devamını gör...

adam smith'in tanrı'nın eline benzettiği kavramdır. liberal (piyasa) ekonomilerinin olmazsa olmazıdır adeta. görünmez el, teoride, tam istihdama ulaşılmasında piyasa dinamiklerini harekete geçiren itki olarak da tabir edilmektedir.
devamını gör...

kainatta kaç boyut var ? insan olarak biz 4 tanesini biliyoruz ancak 4 ile sınırlıdır dememiz mümkün müdür ? bunu kesin olarak söylememiz imkansız. bu sorunun cevabı üzerinde çalışılan veya çalışılmayan hipotezlere göre değişiyor. ama bilim camiası kainatta en az 4 boyut olduğu konusunda hemfikir olmuş durumda. en baştan başlayalım;

0. boyut yalnızca bir noktadan ibarettir. eni, boyu, yüksekliği gibi herhangi bir özelliğe sahip değil. sadece var olduğu bilinir.
1. boyut ise bu noktayı bir çizgi haline getirmemizle oluşmuştur. düz bir çizgi sadece. bu çizgi üzerinde iki yana, sağa ve sola gitmeniz mümkün ancak yukarı veya aşağı gidemezsiniz. çünkü eni veya yüksekliği gibi özelliklere halen sahip değil.
2. boyutu oluşturmak için bir kare çiziyoruz. artık hem yanlara yani sağ ve sola doğru, hem de ön ve arkaya doğru gitmemiz mümkün. ancak bir yüksekliğimiz olmadığı için halen yukarı ve aşağı gitmemiz mümkün değil.
3. boyutta bir küp yapmış oluyoruz. 6 tane düzgün ve aynı boyuttaki kareden bir küp elde ettik. bu küpte, sağa ve sola gitmemiz mümkün. ileri ve geri de gidebiliriz. artık yüksekliğimiz olduğu için yukarı aşağı da gitmemiz söz konusu.

buraya kadar herşey tamam. bunların hepsi, insanlık olarak bizim bildiklerimizden ibaret. bu 4 boyutun ne olduğunu artık en küçük çocuklar bile öğrenmiş durumda. ancak bundan sonrası da var gibi. bilim insanları artık 5. bir boyutun varlığını kanıtlamanın peşinde.

0-1-2-3 diye adlandırdığımız boyutlardan sonra peki "4. boyut nedir" diye düşünecek olursak ? cevabımız ne olabilir ?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

şimdi şöyle düşünelim, son boyutta elde ettiğimiz küpü tüm kenarlarından tutup şekilin oranlarını bozmadan genişletirsek, işte orada 4. boyuta ulaşmış olabileceğimiz düşünülmektedir. insan gözü yalnızca 3 boyutlu görmeye programlanmış olduğu için aslında bulduğumuz bu boyutta yine 3 boyutlu görüntüsünü görmüş oluruz. çünkü bizim gözlerimizin 4. boyut maddesini algılaması mümkün değildir. işte buradan yola çıkarak bilim insanları 4. boyutun "zaman" olduğunu savunmakta. bu yapıya ise "hiper küp" veya "tesseract" denmektedir. tesseract tabiri bir çoğumuza yabancı gelmeyecektir. "ıron man, avengers, thor vb." marvel filmlerinde tesseract'tan oldukça fazla söz edilmektedir.

bilim camiasında bir maddeye bilinen tüm özellikleri ekledikten sonra ona eklenecek tek şey zaman olduğu konusunda görüş birliği söz konusudur. 0. boyutu saymazsak eğer yani düz bir noktayı, 3 boyutlu bir dünyada yaşayan canlılarız. 3 boyuta sahip herşeyi 2 boyutlu gören canlılarız. işin garibi ise 2 boyutlu gördüğümüz herşey, kendimiz de dahil olmak üzere esasında 3 boyutluyuz. işte böylesine aciz mahluklar olan bizlerin zihinlerimizin 4. boyutu algılayabilmesi, hayalini kurabilmesi açıkçası çok zor görünüyor. bizler bir tesseract çizmeye çalışsak dahi çizeceğimiz veya göreceğimiz şey 4 boyutlu olan bu küpün 3 boyuta indirgenmiş hali olacaktır.

4. boyutun zaman boyutu olmasını savunan en ünlü fizikçi hepimizin tanıdığı "albert einstein"dir. einstein yaptığı hesaplamalara göre 4. boyutun her zaman var olduğunu ve bu boyutun ismine zaman demezse hiç bir sorunun cevabını bulamadığını, hiç bir problemi çözemediğini dile getirmiştir. ancak bu boyuta zaman dediğinde sonuçlara ulaşabildiğini de eklemiştir. aslında gerçek şu ki; bir küpü karşınıza alıp baktığınızda onu bir kare olarak göreceksiniz. ancak ışık, yansıma, dokunma vb. durumlardan ötürü onun yine de bir küp olduğunu bileceksiniz. sadece gördüğünüz bir kare olacak.

özetleyecek olursam eğer; 3 boyutlu bir dünyada yaşıyoruz. tüm nesneleri ve tüm maddeleri 2 boyutlu olarak görüyoruz. 3 boyutlu dünyamıza herhangi bir 4 boyutlu nesne gönderilse dahi onun 4 boyutlu bir nesne olduğunu algılayabilmemiz mümkün değil.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

alt kattaki yaşlı teyzenin yaptığı yemekleri hep bir karton tabakla getirmesi sonucunda bu denkleme giremiyorum. kadıncağız çok düşünceli, çalışan insanmışım beni zahmete sokmamalıymış; gençmişiz, gezip tozma zamanımızmış. ama tabii ne yapıyoruz annemizden aldığımız geleneği aksatmamak adına biz de ara ara karton tabakla bir şeyler götürüyoruz. karşılıklı nezaketi de geleneği de elden bırakmamış oluyoruz böylelikle.
devamını gör...

bernardo bertolucci’nin müthiş filmi the last emperor’dur.

o zamanlar babam kuzeyde bir şehirde öğretmenlik yapmaktaydı. kuzeydeki bu şehir şu an olduğu gibi o zaman da kültür sanatla ilişkili değildi ya da ilişkisi tamamen medyatik ve göstermelik bir ilişki idi.

babam ve babamın öğretmen arkadaşları şehrin daha sonra porno film göstermeye başlayan ve zamanla kendi kendini yok eden sinema salonunda iyi filmler göstermek için kolları sıvadığında seçtikleri ilk film bu olmuştu.

sinemaya girdiğimde kocaman bir perde ile karşılaşmak beni çok şaşırtmıştı. bu kadar kalabalık bir alanda olmanın verdiği korku salon kararıp film başladığında yerini yeni tanık olunan bir olayın verdiği heyecana bırakmıştı.

filmden hiçbir şey anlayacak yaşta değildim ama filmdeki imparatorun benden çok da küçük olmaması dikkatimi çekmiş ve anlam vermeye çalışmıştım olan bitene. sinemadan çıktığımıza yusuf atılgan’ın bahsettiği sinemadan çıkan adam karakterinin bir minyatürü idim. heyecanım o günden bugüne kadar hiç dinmedi.

o filmi tekrar izlemedim hiç. aklımda kalmış olan birkaç sahne ile idare ediyorum.
devamını gör...

2007 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde tayyip erdoğan veyahut başka bir millî görüş kökenli siyasetçinin muhtemel cumhurbaşkanı adaylığına karşı düzenlenmiş ve temelinde siyasi kaygı barındıran mitinglerdir. 3 büyük şehir ve bazı diğer şehirlerde düzenlenmiştir.
mitinglerden önce cumhuriyet halk partisi, yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçiminden önce erken genel seçim yapılmasını ve cumhurbaşkanını yeni meclisin seçmesi gerektiğini belirtmekteydi. ak parti ise bu karara katılmamıştır. cumhuriyet halk partisi'nin boykot ettiği cumhurbaşkanlığı seçimi, anayasa mahkemesi'nin 367 kararı gereğince iptal olmuştur. mitinglere katılım yüksek seviyedeydi. bazı kaynaklara göre ankara-anıtkabir mitingi, cumhuriyet tarihinin en kalabalık mitingi olmuştur. istanbul-çağlayan mitingi de yüksek katılım görmüştür. bu mitinglere birçok ünlü aydın katılmıştır. mitinglerin ardından yapılan erken genel seçimde ak parti, oylarını arttırmış ve sonrasında yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde abdullah gül türkiye cumhuriyeti'nin 11. cumhurbaşkanı olarak seçilmiştir. cumhuriyet mitinglerinin, toplumda kutuplaştırıcı etkisi ve iktidar partisinin lehine olduğu anlaşılmaktadır ancak bu bugünden baktığınız zaman öyle yorumlanabilir. o günleri yaşamış laik türk vatandaşlarının türkiye cumhuriyeti'nin nereye gittiğini görebildiği ve karşılarındaki kahir ekseriyete rağmen çabaladıkları da göz ardı edilmemelidir.

29 nisan çağlayan cumhuriyet mitingi'nden fotoğraflar;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

lisede halama gittiğimde kızanım bak bunu yiyen üniversite sınavını kazanırmış diye kereviz yedirirdi bana, o zamandan beri severim.(bkz: swh)
devamını gör...

meşhur sahneleri, müziği ve oyuncuları ile akla kazınan, ilk tanımda da belirtildiği üzere, uyarlama bir filmdir.

kanımca yeşilçam’ın en ikonik filmlerindendir. herkese şiddetle filmi izlemelerini tavsiye etmekle birlikte, en önemli ikonik sahneleri paylaşayım efenim:

kült sahneler:

- film zaten başlangıçtaki jenerik görselleri ile yakalar izleyiciyi

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


iran orijinal filmdeki müzik aynen kullanılmıştır ki, ne müziktir o. şimdiki gibi yetenekli bir kişinin klavye ve dijital darbeleri değil de, kayıt odasına aynı anda girmiş orkestranın emeği ile esfandiar monfaredzadeh döktürmüştür:




- normalde topuğuna basarak ayakkabısını giymeyi tercih eden başrol oyuncusu haydar (cüneyt arkın) intikam öncesi topuğuna takar parmağını ve düzeltir ayakkabıyı. bu arada transparan çorap da dikkatten kaçmaz

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


- herkesin terlediği hamamda soğukkanlı bir şekilde adam doğrama. tabi bir de intikam sonrası duş altında rahatlamaca.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


- fötr şapkası ile eskilerin büyük belalısı, şimdinin ise hacca gidip tövbe etmiş kasabı, evin büyük abisi (erol taş)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


- dakikasında haydar’ın (cüneyt arkın) cazibesine kapılıp, sarı şehmus’un (baş kötü adamın) yerini belli eden ablanın odasında, bu yaptığı iyilik yetmezmiş gibi abla bir de vücudunu haydar’a sunmaktan kendisini alamaz. peki ablamız soyunurken haydar ne yapar? ikonik tespih sahnesiyle manitanın soyunmasını beklerken intikam hesaplarındadır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


- haydar, intikam alacağı hasımlarını takipteyken, bir başka arzu nesnesi sigara ağızlığını da pek havalı kullanır

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


- mezbahada büyükbaş değil, intikam kurbanı töreni vardır:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


hülasa, yeşilçam nostaljisi ile efsane bir film izlemek isterseniz buyrun size tek parça kayıt efenim. bir kaç efsane sahne de siz paylaşırsanız ne ala:

devamını gör...

garip bir his veren dinlenme tesisi soğuğunu tattıran yolculuk çeşidi.

bazen çile, bazen macera anlamına gelir. bazen ise güzel dostlukların başlamasına sebebiyet verir.
kulaklık takıp ortamdan soyutlanarak kitap okumak, otobüs yolculuğumun vazgeçilmezlerindendir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

minnak kalplerimizi ilk kıranlar. *

küçükken ile hangi yaş kast edilmiş bilemedim ama sıralama yaparak hayranlık beslediğim o güzellikleri hep beraber bir yad edelim istedim.

öncelikle "tsubasa"; yarabbim bir futbol sahası ne kadar büyük olabilir havsalam almazken o koştukça, koştukça ve koştukça bende bir kalp çarpıntısı. hele o kaleye yollanan top ve tam o anda sonlanan bölümler sayesinde epey ter döktüm. *

sonra çelik: "ateşteyim ateşte ateşte aklım gitti bir kıza işte" derken içimde yangınlar büyüten adam. uzun saçlarını savurdukça o, kalbim pır pır. çok severdim çoook. *

son olarak şebnem ferah: canım şebom, onun için 1779 km yol yaptım, rock fastlerden atılıyordum, sabahtan akşama birçok konser kapısında bekledim de hiçbirinden gram pişman değilim. yine olsa yine yaparım. hâlâ ve çooook hayran olduğum tek kadın. *

edit: küçükken aşık olduğumuz ünlülere yaptığım tanım, çocukluğa evrilince birden anlamsız gibi oldu ama benim ruhum hala çocuk klişesinden devam edip öylece bırakıyorum düzenlemeden.
devamını gör...

aklıma hep tek bir alıntıyı getiren kitap.


her gün aynı saatte gelmelisin” dedi tilki. “örneğin öğleden sonra saat dörtte gelirsen, ben saat üçte kendimi mutlu hissetmeye başlarım. zaman ilerledikçe de daha mutlu olurum. saat dörtte endişelenmeye ve üzülmeye başlarım. mutluluğun bedelini öğrenirim ama günün herhangi bir vaktinde gelirsen, seni karşılamaya hazırlanacağım zamanı asla bilemem. insanın gelenekleri olmalıdır.
devamını gör...

manyak misiniz tabiki toyota... vw konfor olarak daha iyi olabilir ama toyotanin sorunsuzlugu herseyden onemli. konfor arayan vw ciler nasil audiye porsche'ye gidiyorsa konfor ve sorunsuzlugu bir arada arayan toyotacilar da lexus'a gidebilir pek ala.
devamını gör...

marketlerin olayı g..ünden anlaması durumu. muhtemelen 2 erkek arasında:

-la knk ped parfümeri - makyaj sayılıyo mu la?
+tabii la knk manyah mısın yasak satmak.

şeklinde gerçekleştiğini düşüyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hatırlatmak adına malum görseli bırakalım:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yolculuk esnasında ,gördüğüm araclarin plakalarındaki harfleri kullanarak zihnimde hikayeler yazmam.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim