kopernik nasıl ki , dünya gezegen konumunun her şeyin merkezinde olmadığını göstermiş, skolastik inancı yerle bir etmişse, charles darwin’ de canlılar dünyasında özel bir yere sahip olmadığımızı göstermesiyle, sırf bu yüzden bile benim için ayrı yerdedir. öyle ya da böyle, kabul edilsin ya da edilmesin, güçlü sorgulamaların önünü açtı ve insan egoizmine esaslı bir tokat indirdi.

ayrıca otobiyografisine “dünyaya yeniden gelseydim, haftada en az bir kez şiir okuyup müzik dinlemeyi kural haline getirirdim.” diye yazmıştır.
devamını gör...

bir eduardo berti romanıdır.

babalar çoğu zaman yabancıdır. babasını tanıyabilenler her zaman şanslı insanlardır benim gözümde. kast ettiğim şey aynı evin içinde babanızı tanımadan yaşamak zorunda kalmak. bu atlatılabilir bir travma değil.

bu romanda bahsedilen babalar da yabancı birer baba ama benim yaptığım girizgahla hiç alakası yok onların yabancılığının, ben sadece az da olsa içimi dökmek istedim. neden yaptım böyle bir şey onu da bilmiyorum.

bu romanda yüzyıl ara ile gerçekleşen paralel hikayeler okuyacaksınız. yabancı babalar, yazar çocukların yaşama tutunma çabaları, ana dilinden uzak kalan insanların yersiz yurtsuz bir hayata tutunma çabaları.

romanda anlatılan şey; göçmenlerin göç etikleri ülkelerde yaşamaya çalışmaları ve bunu becerememeleri belki de. ve çocukların yabancı olan babaları ile girmek zorunda kaldıkları, girmek zorunda bırakıldıkları o kaybedilmiş savaşı. çünkü o savaşta alınan yaralar yabancılaşmayı kalıcı hale getirir.

yabancı babalarla tanışmak gerek esasında. belki bir yol buluruz, belki bir orta yol vardır. belki de yoktur ama aramaya değer bence.
devamını gör...

cep telefonları dünyada 1991'de,
buradan

türkiye'de ise 1994'te hayata dahil oldu.
buradan
devamını gör...

hepatositlerde ldl reseptörlerini yıkan pcsk9 inhibitörü ajandır.
ldl seviyesinde ciddi bir düşüş sağlar ayrıca lipoprotein a seviyesinde de azalma oluşturur.
devamını gör...

özge: bilinen en yaygın anlamı yabancı veya bir başka kimsedir. iyilik, güzellik anlamlarını da taşımaktadır. iki dağın birleşim noktası ve aynı zamanda bu isim, özellikle divan şiirinde sıklıkla kullanılan bir kavramdır. şiirlerde özge, sevdiğinden ayrı kalmak anlamında kullanılmaktadır.
"benim senden özge sevdiğim mi var?"
devamını gör...

efendilik ve enayilik arasındaki ince çizgiyi bildiğiniz sürece yanınıza uğramayacak andır.
devamını gör...

sevgili olmayı bir kenara koydum da. tanışmak nasıl oluyor acaba ? yüzünü görmediğiniz, sesini duymadığınız, oturup bir bardak karşılıklı çay içmediğiniz biriyle nasıl tanışmış oluyorsunuz ?
insanlığı bu kadar sanallaştırmayalım lütfen, bizler insanız en nihayetinde. lütfen insanlığımızı icra edelim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

başta çok değerli moderatörümüz uykusuzkahve'ye olmak üzere tüm yönetim ve moderasyon ekibine ve yardımcı olan, maddi ve manevi olarak destek veren tüm yazar arkadaşlarımıza çok teşekkürler.
devamını gör...

kıskanma sırası almanya'dan sonra amerika'ya geçti dediğim durumdur.
devamını gör...

benimdir. çünkü kendimi seviyorum. saçımdaki beyazları, yüzümdeki lekeleri, burnumu her şeyi seviyorum. insanların kendisini sevmeyi öğrenmesi çok zaman alıyor. bunu başarabilince kapı girişine bile kocaman portrenizi koymak istiyorsunuz .
ekleme: hani şu aranıyordur, ateşli bir gece istiyordur cart curt tarzı tanım girenler var ya ; sizin ben kafanızı duvarlara sürte sürte kıvılcım çıkarayım, olmayan beyninize kadar yansın. canına yandığımın özgüvenine bak sen. görsün beğensin diye fotoğraf bırakıyoruz sanmış. yerim ya hayal dünyanı.
devamını gör...

an itibarı ile yeni literatüre girmiş bir söz.

cumartesi gecesi 00.00'dan önce uyuyanlar için söylenmekte.
devamını gör...

"talih cesurdan yanadır" (fortune favors the bold) anlamına gelen latince sözdür. birebir çevirisi "cesuru talih destekler" şeklindedir. fortis* cesur demektir. fortuna talih tanrıçasıdır, talih anlamında da kullanılır. adiuvat* desteklemek fiilidir.

fortes fortuna juvat şeklinde ve audaces fortuna adiuvat şeklinde de bilinir. anlamları aynıdır.

john wick filminin 28 nci dakikasında john'un sırtında gözükmesi ile birden popüler hale gelmiştir. sırtına, koluna, ensesine vb bu cümlenin dövmesini yaptırıp wick wick gezen tipleri görebilmek mümkündür.

alt agrümanlara göre kaynak eklemek gerekli sanırım. kaynak1 - kaynak2 - kaynağımsı3

ayrıca talih tanrıçasının kişiye yardım etmesi talihli olmak anlamına gelir.
devamını gör...

uyu şimdi uyuyabilirsen hadi.
devamını gör...

futbolun hikayelerini sevenler için biçilmiş kaftandır bu kitap. benim için tabi daha da özel bir durumu var zira biz doğuştan uruguaylıyız. henüz ortalıkta brezilya, almanya, italya, arjantin yokken biz vardık. gelene geçene futbol dersi veriyorduk. bu kitapta buna dair anekdotlarda bulabilirsiniz ve şanlı uruguay'ımızın büyüklüğünü sizlerde daha iyi anlayabilir ve saflarımıza katılabilirsiniz.

eduardo galeano iyi bir hikâye anlatıcısı ve aslında kitap sadece dünya kupalarını anlatmıyor. bazı yerlerde futbolun politiğini öyle güzel veriyor ki, ''futbol ne ya! sizi gidi vandallar!'' diye böğüren fularlı kitleye mesajı da tak tak tak çakıyor. futbolun toplumsal ve siyasi boyutlarını anlamak konusunda beyinleri sürekli mavi ekran veren fularlı zevatın da bu kitabı okuması lazım. ha kitaptan bir şeyler kaparlar mı? orasını bilemem zira futbol severleri aşağılamak için kullandıkları artık eskimiş ve kalıplaşmış sloganlarına o kadar sıkı sarılıyorlar ki, o yüzden beyinlerine ördükleri duvarları aşmaları zor gibi görünüyor. kitapta cidden çok hoş hikayeler var. ipucu olmaması için onların üzerinde durmayacağım. artı bugün hastası olduğunuz bazı hareketleri kim bulmuş ve ilk olarak kim uygulamış onları da bonus olarak öğrenmiş oluyorsunuz. ipucu vermiyorum ama size yine de bir güzellik yapacağım. bazılarını benim anılarımın oluşturduğu birkaç hikâyenin linkini vereceğim. * kitapla alakası olmasa da bu tarz hikayelerden keyif alıyorsanız, bu kitabı muhakkak okumanız gerekir diye düşünüyorum. ha okumazsanız ne kaybedersiniz? fularlarınızdan başka kaybedeceğiniz bir şey yok zaten, okuyun işte! *

(bkz: 1950 dünya kupası finali)
(bkz: moacir barbosa)
(bkz: manoel francisco dos santos)
(bkz: geoff hurst)
devamını gör...

sebze yemeklerine çok yakıştırdığım sostur. özellikle zeytinyağlı pırasa ve bamyayı bambaşka bir noktaya taşır. mevsimindeyseniz ekşisi yerine direkt turunç da kullanabilirsiniz.
devamını gör...

+beyler gelin bakim
-buyur abi
+ kimlikleri alalım
- buyur abi
+poşetteki ne beyler
-içki reis.
+sahilde içmeyin isterseniz
-burda içmek yasak değil.
+ evet.
arkadan bisikletli bir dayı gelir , bisikletin tekerleklerı sallanıyordur
polis:dayı dikkat et düşersin bisiklet sıkıntılı
dayı: kılıçdaroğlu gibi

polisler ve biz kahkaha attık.
devamını gör...

heavy metal.
tava ile tencerenin kavgası gibi.
devamını gör...

bence boğaziçi ekonomi tercih edilmelidir. fakat burada kıyaslama yanlış olmuştur. ekonomi mi okumak istiyorsunuz? hukuk mu?bunun kararını vermeniz lazım öncelikle. fakat okul ismi ile yazdığınız için şunları söylemek gerekiyor: ankara üniversitesi artık o bilinen mükemmel ankara üniversitesi değildir. o üniversiteyi mükemmelleştiren hocalar yok edildiler. özellikle barış bildirisi imzacıları ve khk bahaneleri ile bu hükümet ankara üniversitesinin bütün bölümlerinin içinden geçmiştir deyim yerindeyse. bu gelişmelerin ardından yapılan haksızlıklara dayanamayan çok değerli hocalar kendi isteği ile istifa etmiştir. boşuna ankara üniversitesini tercih etmeyiniz. garip hocalarla dolu ve sıradan 3 yıllık bir anadolu üniversitesinden pek bir farkı kalmamıştır ne yazık kiii! boğaziçi ekonomi ile koç ekonomi karşılaştırması yapabilir veya galatasaray hukuk'u inceleyebilirsiniz.
devamını gör...

dahi yazar éric-emmanuel schmitt tarafından yazılan ve büyük oyuncu yıldız kenter tarafından oynanan muhteşem oyundur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
şişmanlamayan sumocunun da yazarı olan éric-emmanuel schmitt tartışma götürmez bir dahidir. yazdığı muhteşem metinlerin yanı sıra daha önce öykü olarak yazdığı oscar ve pembeli meleğini tiyatro oyununa çevirmiştir. henüz 61 yaşında olan yazarın bundan sonra ne tür edebi büyüler yapacağı en merak ettiğim konular arasındadır.

yıldız kenter ise anlatmaya bile gerek olmayan, bence türk tiyatro tarihinin gelmiş geçmiş en büyük oyuncusudur. kent oyuncularının en büyük ismi olan yıldız kenter bu oyunda tek kişilik görkemli ve akıl almaz bir performans sergilemiştir.

yıllar önce kısa bir süre çalıştığım bir okuldan ayrılıp yeni görev yerime gitmek üzereyken izledim bu oyunu. oyuna gittiğimde elbette beklentim çok fazlaydı ama bu kadar derin etkiler bırakacağını tahmin dahi edemezdim.

oyunda oscar lösemi hastası küçük bir çocuk. 10 yaşında sadece. ve oscar ölmek üzere. ama o kadar akıllı bir çocuk ki oscar. izleseniz o kadar seversiniz ki onu. oyunda oscarı oynayan yıldız kenter müthiş bir performans ile oscarı sevdiriyor bize ama yazarın kalemi de az etkili değil.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
hastane odasında geçen hikayede oscarın annesi hep destek olmak için oralarda oluyor, hep yanında. anneyi oynayan yıldız kenter burda da muhteşem.

elbette bir de pembeli melek var. oscarın bakıcısı. ölmek üzere olduğunun farkında olan oscarı tevekküle çağıran 100 yaşına yaklaşmış olan pembeli melek ona gönüllü olarak bakıcılık yapmakta. pembeli meleği de elbette yıldız kenter harikulade oynamakta.

pembeli melek ve oscar bir oyun oynamaya karar verirler. ölmekte olduğunun bilincinde olan oscar sürekli bir sorgulama içindedir. tanrıya dair soruları vardır oscarın ve melek ona cevaplar sunmak için gönderilmiştir sanki.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

oyuna göre oscar her gününü on yıl gibi yaşayacak ve her on yıllık dönemde yaşadıklarını, hissettiklerini pembeli meleğine anlatacaktır. ve oscar bu plana sonuna kadar sadık kalır ve her gece uyumadan önce bir not bırakır yatağının başına:

“ beni yalnız pembeli meleğim uyandırabilir.”

son güne oscarın bıraktığı ve her gün olandan farklı olan notu okuyunca pembeli melek, ben artık dayanamadım ve hüngür hüngür ağlamaya başladım. ama öyle böyle bir ağlama değil. oyun bitti, ayakta alkışlarken ben hala ağlıyordum. dışarı çıktım alkışlardan sonra. tam o an okulda birlikte çalıştığım ve kanser teşhisi konduğu için saçları artık eskisi kadar rüzgarlı olmayan bir öğretmen ablamla göz göze geldik. birbirimize sarılıp dakikalarca ağladık. uzun uzun, hıçkıra hıçkıra.

hayatımda izlediğim onlarca tiyatro oyunu arasında en iyisiydi diyebilirim. belki artık izleme şansı olmayacak izlemeyenlerin ama en azından alıp okuyabilirsiniz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim