hayallerime şöyle bir köpeği soktu ve hiç çıkmıyor. ah "beethoven" ah iki gözümün çiçeği neredesin.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


not: resimler blog.n11.com ve sinematv.com sitelerinden alınmıştır.
devamını gör...

tek bir mucize yöntemi olmayan fakat iyileşme yolunda pek çok faideleri olan yöntemlerdir. en iyisi terapiye gitmek ve yardım almaktır. evde kendi imkanlarınızla yapabileceğiniz ufak şeyler de vardır daha iyi hissetmenizi sağlayacak. mesela önce hissettiğiniz duyguya ve kendi durumunuza saygı duymak, hatta anlayışlı ve şefkatli olmak. siz bir sebep bulun ya da bulmayın ama hissettiğiniz şeyi bastırmak yahut hissettikleriniz yüzünden kendinizi suçlamak ya da inkar etmek yerine onları kabullenmek ilk adım olarak son derece iyi gelecektir. depresyonda olduğumu kabullendiğimde üstümden koca bir yük kalkmış gibi hissetmiştim. "evet depresyondayım, ben kendimi iyi hissetmiyorum ve böyle hissettiğim için suçlu değilim"i kendime seslice söylediğimde başlamıştı bence iyileşme. aşırı klasik ama hayatta bana daha iyi gelen başka bir şey olmayabilir; yürüyüş yapmak. depresyonda olan kişi asla çıkmak istemez yürüyüşe biliyorum. (kendinize çok yüklenmemek kaydıyla) canınız istemese de sadece iyi geleceği için, çıkıp yürümek daha iyi hissettirecektir. o yürüyüşlerde içeriye doğru da bir kapı açılabilir, günden güne kendinizle ve baş edemediğiniz şeyle temas etmeye başlayabilirsiniz. bir de küçük de olsa bir şey yapmış olmak ve kendinizle kalmış olmak insana hep iyi geliyor. depresyon zor bir süreç fakat içerisindeyken öyle hissetmesiniz de geçip gidebilen bir şey. kaybolan neşeniz, sizi sonsuza kadar terk etmedi, geri gelecek. korkmayın. umut hep var.
devamını gör...

kimse özür dilemek zorunda değil, kimseyi ilgilendirmez.
devamını gör...

(bkz: jules verne)nin bütün kitapları
gülten dayıoğlu
ömer seyfettin ilk tanıştıklarım olmalı.
sonrasında neredeyse bütün klasikleri okudum.kitaplar bana babamın kapatmış olduğu kırtasiyeden kalmıştı, çoğunun minik mavi ciltli kapakları vardı, altın kitaplar yayınevindendi bunlar.
okumadan önce parlak basılmış kaplamalarını çıkarır, cilt üzerine kabartma basılmış harfler üzerinde gezdirirdim parmaklarımı. bir çeşit ritüel gibi :). okuduktan sonra elbiseleri giydirir, kitaplıkta geçip karşısına seyrederdim.
kırtasiyeden kalma kitaplar tükenince kumbaramda biriktirdiklerimle gidip almaya başladım yenilerini.ciltliler çok pahalıydı, bu yüzden ince kapak almaya başladım.
kendime ilk aldığım kitap siyah lale olmuştu.
karne hediyelerim yine kitaptı aralarında en sevdiğim mehmet seyda’ dan bir gün büyüyeceksin.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
büyüdüm ve kitap tutkum hiç bitmedi.her kitabı alıp kütüphaneme koymaktan vazgeçip onları okuduktan sonra paylaşmayı, kütüphanelere, okullara bağışlamayı seçtim.o yüzden kocaman bir kitaplığım yok.
devamını gör...

osmanlı devletinde sarayın iç bölümüne verilen isimdir.

bu bölümde padişahın güvenilir hizmetkarları bulunurdu.

aynı zamanda devşirme sistemi ile nitelikli devlet adamı ve asker yetiştirilen eğitim odaları da enderun kısmında bulunurdu.
devamını gör...

ekşide dikiş tutturmak için çok özel meziyetler , nitelikler aranmadığı gerçeği apaçık ortadayken,
yapilan bu analizin büyük oranda yanlış olduğunu düşündüren durum .

ekşiye, inciye, uludağa vs. ye vurup durmanın, iyi birşey olmadığı konusunda başlık bile açmışken, insan faktörü üzerinden,
ekşiyi veya bir başkasını alıp, buranın veya bir başkasının üstüne konumlandımayı da doğru bulmadığım durum .
devamını gör...

artık insanların akıllarıyla dalga geçmeyin yahu başaramıyorsunuz. halk, ekonomi bilsin bilmesin cebine bakar.
bankaların pandeminin başladığı dönemde verdiği kredilerle, düşük faizle borçlanmasından oluyor. yani borçla olan bir şey araba varsa da.
tabii 25-30 bin maaş alan milletvekilleri ne anlar asgari ücretle geçinenin derdinden.
devamını gör...

tam olarak hatırlamıyorum ama galiba uganda ya da patagonya cumhurbaşkanı. enflasyon ve işsizlik almış başına gitmiş, insanlar açlıktan, çaresizlikten intihar noktasına gelmişken, bu millet sevdalısı arkadaş ne uçağa ne de saraya doyar. kendi yaptığı israf yetmiyormuş gibi, yakın çevresinin ceplerini de halkın parasıyla doldurur. müteahhitler servetine servet ekledikçe memnuniyet duyar. neyse ki afrika ya da güney amerika ülkesi değiliz. kıymetini bilin bence.
devamını gör...

taaşşuk-ı talat ve fitnat’ı kullanıyorum ben yeri geldiğinde. örneğin; sen benimle taaşşuk-ı talat ve fitnat mı geçiyorsun? gibi.
ses benzerliğinden dolayı hem anlaşılıyor hem de küfür etmek istediğim karşı taraf gülmeye başlıyor ve ortam yumuşuyor.
devamını gör...

sözlüğün yavaş yavaş kalabalıklaştığını gösteren olumlu bir harekettir.
rica ediyorum kafanıza takmayın bu tür başlıkları çünkü hallolacak bir durum değil bu.
hiç bir sözlük bunun önüne geçemez imkansız.
o yüzden sevinmek gerekiyor.
devamını gör...

22:00'de diğer platformlarla ortak değil, kafa solo yayını olacak program.

etnik deep house bir live set ile başlar, oldies funky ile kapatırız.

şimdiden gelecek, dinleyecek olanlar varsa keyifli akşamlar.
devamını gör...

sözlüğümüzün çalışkan ve göze çarpan trollerinden ermolettin'in açtığı başlıklara bundan sonra ekleyeceğim, bakınız şeysi.
devamını gör...

bunu diyenlerin ayrı ve değişik bir tarikat olduğunu düşündüğüm beleşçi oğlu beleşçilerin ifadesi.
devamını gör...

kimse söyleyin hanımıma işten çıktım dönüyorum sofrayı kursun, felaket acıktım.
devamını gör...

çaycı hüseyin - şükrü - seyyar tayyar

3 ün ikili kombinasyonu dileyen dilediği ikiliyi alsın.

(bkz: çocuklar duymasın)
devamını gör...

amerikalı hiciv ustası kurt vonnegut tarafından yazılmış olan savaş romanı. ozark vonnegut göndermeleri ile beni darlamaya başlayınca şart oldu bu başlığa yazmak.* eserin orijinal adı slaughterhouse-five olarak geçmektedir. aslında tamamen savaş romanı demek zor, daha çok biraz bilim-kurgu biraz da yarıotobiyografik bir eser olarak tanımlamak daha makul muhtemelen. ikinci dünya savaşı sırasında dresden'de savaş esiri olarak bulunan billy pilgrim zamanında onunla aynı kaderi paylaşmış olan yazarın anılarının çarpık bir yansıması olarak okuyucuya sunulurken aynı zamanda kitabın başka bir karakteri olan başarısız bilim-kurgu yazarı kilgore trout ise yine vonnegut'ın alter egosu olarak okuyucunun karşısına çıkar. zamandan tamamen kopmuş olan pilgrim kitap boyunca düzensiz bir biçimde sürekli farklı zaman aralıkları arasında geçiş yaparak ilerler bundan ötürü heller'ın catch 22 eseri ile benzerlikler gösterir mezbaha-5 fakat burada düzensiz zaman geçişleri tamamen kitap boyunca tekrarlanan zaman algısını aktarmak için bu şekilde yazılmıştır. yine başka bir benzerlik cümle tekrarlarıdır ki mezbaha-5 bunu kitapta bahsedilen her ölümden sonra not düşülen so it goes deyimi ile yapar. ne abartıldığı kadar iyi ne yerildiği kadar kötü bir kitap ek olarak yazarın mother night isimli eserinin ana karakteri olan howard campbell karakteri de kitapta kısa süre görünür ve kitabın finali hakkında açıkça spoiler barındırır bu yüzden önce mother night okunsa daha iyi olur bence. vonnegut ne savaşı dramatize eder -çünkü bakınca zaten çılgınlık olan bir şeyi olduğundan daha da dramatikleştirmek mümkün değildir- ne de onun insan üzerindeki etkisini küçümser. kitap genel bir eleştiri barındırır özünde, oldukça ince bir hiciv vardır mezbaha-5'in satır aralarında. ek olarak bu sadece bir teori olsa bile criminal minds'ın 2. sezon 22. bölümünde* kurbanlarını katletmek için mezbahaya kapatan bir katil mevcuttu ve mezbahanın demir kapısının üzerinde büyük kırmızı harfler ile 5 numarası düşülmüştü, muhtemelen tesadüf değildir çünkü ondan bir önceki bölüm vonnegut ile ilgiliydi. oldukça şık bir referans olmuş. kitabın 1972 yılında george roy hill tarafından çekilmiş bir filmi de mevcut ama vasat bir film olmaktan öteye gidemiyor ne yazık ki.


“there is no beginning, no middle, no end, no suspense, no moral, no causes, no effects. what we love in our books are the depths of many marvelous moments seen all at one time.”

“all time is all time. ıt does not change. ıt does not lend itself to warnings or explanations. ıt simply is. take it moment by moment, and you will find that we are all, as ı've said before, bugs in amber.”
devamını gör...

an itibariyle daha 80 kişilik kontenjan boş. yazmaya devam edebilirsiniz kitapseverler.
ama ama ama lütfen ilkokuldaki sözlük tanımları gibi olmasın tanımlarımız. olabildiğince kendi yorumlarımızı katmaya çalışalım. ha bir de 800 tanım olunca kenara çekilivermezseniz güzel olur, burada bir emek var, bir büyüme hedefi var, çorbada sizin de tuzunuz olsun. saygılar ve sevgiler sözlük!
devamını gör...

en nihayetinde adımı gördüğüm liste. günlerdir bugünü bekliyordum.
devamını gör...

"ama bir tabutun üstündeki çiçeklerin ne anlamı olabilir ki?"
bilinmeyen bir kadının mektubu, stefan zweig.
devamını gör...

ben yine umduğumu bulamadım.daha dizi gösterime girmeden burcu biricik'in oyunculuğuna övgüler yagdırılmışti. dizin hikayesinin de seri katil bir temizlikçi olmasi beklentimi arttırdı ama netice ellerim bomboş,yüreğimde bir sancı.
dizi bence senaristin acemiliğine kurban gitmiş,kurguda da hatalar var.temizlikci bir kadının adım adım suça sürüklenmesi anlatılıyor ama o adımlar ne kendinden emin ne de acemice.her şey olması gerektiği gibi ilerliyor ve dizide fatma karakterinin yakalanmamasini sadece silik ,sıradan biri olmasına bağlıyorlar.hayir bunu anlamazsınız diye dizide defalarca fatma'nın silikligine vurgu yapılıyor.
her yerde kameraların olduğu,polislerin olay mahallinde yaşadığı bir yerde karakter üzerindeki paltoyu hiç değiştirmeden sadece aşırı sıradan olduğu için kurtulabilir mi allahaskina ya.
ilk bölümde gösterilen telefonlarin hepsinin tuşlu olması sayesinde cinayetlerden kurtulması mantıklı olabilir gibi gelmişti ama ikinci bölümde günümüze geldi ve fatma yine de hiç kaçmadan her cinayetten kurtuldu.tam dört defa karakola gitti hiçbirinde cinayeti onun işlediği şüphesi bile olmadı,hiç kıyafetini değiştirmedi,aynı kıyafetle mobese görüntüleri bile vardı ama kimse o olduğunu anlamadı.mehh
unutmadan ya ballarım lütfen şu tehlike geliyor müziğinden bir kurtulun artık ya.
burcu biricik doğal görüntüsü ve güzel oyunculuguyla kalbimi çaldı.kalp
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim