hiçlik
uyan, kahvaltı, iş, yemek, uyu. her gün dün ile aynı. işte bu tam bir hiçlik.
t. yaşıyorsun ama hacim kaplamıyorsan kişinin bulunduğu durum.
t. yaşıyorsun ama hacim kaplamıyorsan kişinin bulunduğu durum.
devamını gör...
karamazov kardeşler
sarhoş, ayyaş, gaddar, aksi aynı zamanda hovarda bir baba ile biri melek gibi bir din adamı, biri yine kendisi gibi hovarda, ayyaş, kumarbaz aynı zamanda babasının metresi ile takılan bir subay olan ,diğeri ise okumuş/yazar çizer takımından üç oğulun ilişkilerinin konu edildiği bir dostoyevski romanıdır.
baba bir cinayete kurban gidince okuyucu aslında her üç oğulun da babalarını öldürmek için kendilerince nedenleri olduğunu ve katilin üç oğuldan biri olduğunu düşünürken,(biraz daha uçuk olanlar paylaşılamayan metresten şüphe edebilir),asıl katilin, babanın ve kardeşlerin aileden biri olarak gördükleri, küçüklüğünden beri babayı terk etmeyen tek kişi aynı zamanda evin tüm hizmetini gören besleme olduğu ortaya çıkar.
aslında dostoyevski bu romanında cinayete kurban giden babadan çok, çaktırmadan ''cinayete kurban giden rus çarlığını''ve ''baba rusya''nın kim vurduya gitmesinin nedenlerini anlatmaya çalışmıştır.
karamazof kardeşler, yul bryner, william shatner ve maria schell'in başrollerini paylaştığı 1958 yılı yapımı bir filmle sinemaya da uyarlanmıştır. hem yul abimiz, hem maria ablamız hem de diğer oyuncular bu filmde döktürmüş olmalarına rağmen, romandaki birçok önemli ayrıntıya filmde (belli ki süre darlığından) yer verilememiştir.
yine de güzel bir film olmuştur.
baba bir cinayete kurban gidince okuyucu aslında her üç oğulun da babalarını öldürmek için kendilerince nedenleri olduğunu ve katilin üç oğuldan biri olduğunu düşünürken,(biraz daha uçuk olanlar paylaşılamayan metresten şüphe edebilir),asıl katilin, babanın ve kardeşlerin aileden biri olarak gördükleri, küçüklüğünden beri babayı terk etmeyen tek kişi aynı zamanda evin tüm hizmetini gören besleme olduğu ortaya çıkar.
aslında dostoyevski bu romanında cinayete kurban giden babadan çok, çaktırmadan ''cinayete kurban giden rus çarlığını''ve ''baba rusya''nın kim vurduya gitmesinin nedenlerini anlatmaya çalışmıştır.
karamazof kardeşler, yul bryner, william shatner ve maria schell'in başrollerini paylaştığı 1958 yılı yapımı bir filmle sinemaya da uyarlanmıştır. hem yul abimiz, hem maria ablamız hem de diğer oyuncular bu filmde döktürmüş olmalarına rağmen, romandaki birçok önemli ayrıntıya filmde (belli ki süre darlığından) yer verilememiştir.
yine de güzel bir film olmuştur.
devamını gör...
plagiarism
intihal sözcüğünün, yani başkasından alıntı araklamak, kaynak göstermeden kendisininmiş gibi kullanmanın ingilizce karşılığı. latince, başkasının çocuğunu kaçırmak anlamındaki kökten geliyor.
devamını gör...
eski sevgiliyi geri döndürme yolları
devamını gör...
özlem duyulan kişi
eski mesai arkadaşım ismail ölçer'dir. afyon'un bağrından kopmuş kendi üslubuyla sempatik tosun paşa. "ne olecek len ne olecek " mottosuyla başımıza hep sıkıntılı işler açmıştır. olsun yine bir araya gelelim. yine o dertleri aç. özlendin be ismail abi .
o gemi bir gün gelecek ve yine hepimiz bir araya geleceğiz.
o gemi bir gün gelecek ve yine hepimiz bir araya geleceğiz.
devamını gör...
coldboy
sayın coldboy ile kısa bir sohbet etme imkanı buldum. kendisi için söyleyeceğim duygusal , çok mütevazi ve saygılı bir insan.
iyileşip, daha mutlu daha güçlü olarak en kısa zamanda aramıza katılmasını temenni ediyorum.
iyileşip, daha mutlu daha güçlü olarak en kısa zamanda aramıza katılmasını temenni ediyorum.
devamını gör...
normal sözlük'ün dergi projesi
coğrafya ve gezi konularında katkıda bulunabilirim, resmen sözlük yürümüyor koşuyor koşuyor.
devamını gör...
insanı yoran şeyler
ıliskiler acisindan bakarsak sizi anlamayan insan...anlamak işine gelmediği için hiçbir çaba sarf etmez .cunku duzeltmek sorumluluk gerektirecegi için bahaneler üretip geçistirir ve sen bu döngünun farkına vardığında yorulmuşsundur artık.
devamını gör...
erkekleri itici yapan detaylar
sicacik evlerimizden acmasak mi boyle basliklar? "erkekler" diyerek yaptimiz her genelleme guzel adamlara hakarettir cunku. bilakis mehmetciklerimiz, laf soyletmem onlara!
devamını gör...
kanal istanbul'un olumsuz yanları
en başta şehrin su ihtiyacını karşılayan en önemli kaynaklardan biri olan terkos gölü'nü yok edecek olmasıdır. ekolojiye etkisi hakkında kesin bir yanıt verilemediği için onu dahil etmiyorum. ama hele bir kuraklık istanbul'u vursun da, o zaman kanal istanbul'un destekçileri "hani gölümüz?" diye ağlamasınlar sonra boş yere.
devamını gör...
artı oy aldıkça gaza gelen yazar
mesela ben. bir yerlerde düşüncelerimi beğenen birilerinin olduğunu gördükçe mutlu oluyor, mutlu oldukça daha fazla yazmak istiyorum.
devamını gör...
neredesin
mustafa sandal'ın, 1994 yılında çıkan "suç bende" albümünde seslendirdiği, pek çoğumuz tarafından adı yanlış bilinen şarkısıdır.
yokluğunda çok kitap okudum.
aradım neredesin, nerede?
ara sıra resmine dokunup ağladım.
neredesin, nerede?
yokluğunda çok kitap okudum...
ah 90'lar...
yokluğunda çok kitap okudum.
aradım neredesin, nerede?
ara sıra resmine dokunup ağladım.
neredesin, nerede?
yokluğunda çok kitap okudum...
ah 90'lar...
devamını gör...
the turning point (kısa film)
bir steve cutts kısa animasyon filmidir.

homo sapiens dünya denen bu zavallı gezegenin en büyük talihsizliğidir. bu kadar bencil, bu kadar düşüncesiz, bu kadar vicdansız, bu kadar zeka fukarası ve bu kadar öngörüsüz bir canlı türünün dünya üzerindeki en baskın tür olması nerden bakarsanız bakın talihsizlik.
gezegen bir çöp yığınına döndü. her yerinden çöp yığınları ve kötü kokulu yeşil bir sıvı akıyor sanki, üzerinde iğrenç yeşil bir duman tüten. gezegen gerçekten kokmaya başladı ve geri dönülecek noktayı çoktan geçtik.
sırf daha güzel, daha şık, daha zengin görünme yanılsaması yaratmak için dünya üzerinde yaşayan diğer canlıları öldürüp onların derilerinden kendi aksesuar yapan homo sapiens git gide çirkinleşiyor ve yüzüne bakılmaz bir hal alıyor. ve bu saatten sonra geri dönmek imkansız.
bu kadarla kalmıyor elbette. sevdiğini iddia ettiği canlıları kafesleyip, tasmalayıp göstermelik bir sevgi gösterisi ile caka satıyor. bir yudum gölge bulmak için saatlerce araba kullanıp ormanlık alanlar aramayı göze alarak ormanları tek tek yok ediyor. ve bunları neden yaptığını kendi de bilmiyor.
homo sapiens nesli tükenmiş olan bir canlıdır, belki tam olarak ölmedi ama beyin ölümü çoktan gerçekleşti.
the turning point

homo sapiens dünya denen bu zavallı gezegenin en büyük talihsizliğidir. bu kadar bencil, bu kadar düşüncesiz, bu kadar vicdansız, bu kadar zeka fukarası ve bu kadar öngörüsüz bir canlı türünün dünya üzerindeki en baskın tür olması nerden bakarsanız bakın talihsizlik.
gezegen bir çöp yığınına döndü. her yerinden çöp yığınları ve kötü kokulu yeşil bir sıvı akıyor sanki, üzerinde iğrenç yeşil bir duman tüten. gezegen gerçekten kokmaya başladı ve geri dönülecek noktayı çoktan geçtik.
sırf daha güzel, daha şık, daha zengin görünme yanılsaması yaratmak için dünya üzerinde yaşayan diğer canlıları öldürüp onların derilerinden kendi aksesuar yapan homo sapiens git gide çirkinleşiyor ve yüzüne bakılmaz bir hal alıyor. ve bu saatten sonra geri dönmek imkansız.
bu kadarla kalmıyor elbette. sevdiğini iddia ettiği canlıları kafesleyip, tasmalayıp göstermelik bir sevgi gösterisi ile caka satıyor. bir yudum gölge bulmak için saatlerce araba kullanıp ormanlık alanlar aramayı göze alarak ormanları tek tek yok ediyor. ve bunları neden yaptığını kendi de bilmiyor.
homo sapiens nesli tükenmiş olan bir canlıdır, belki tam olarak ölmedi ama beyin ölümü çoktan gerçekleşti.
the turning point
devamını gör...
aşık olmayı özlemek
aşık olmayı özlemek mi ? buna ne söylenebilir pek de bilemiyorum ama şöyle tarif etmek mümkün olabilir.
bazen biri için heyecanlanmak, o kişiyi düşünmeden an geçirememek, asla ve katiyen yapamam dediğin şeyleri yapmak ne güzel birşeydir diye düşünüyorum şu sıralar. ve aşkı özlemek mi bilemem ama eskiden olan kalp çarpıntılarını, midede kelebeklerin uçuşuyor olması hissini, eline koluna heyecandan hakim olamamayı, görünce gözlerin içinin gülmesini ve ışıl ışıl parıldamasını özlüyorum. keşke biri için kalbim yeniden bu şekilde atsa, aynı heyecanları yeniden yaşasam diyorum kendime.
sonra bir anda gerçek hayata dönüyorum. geçmiş üzüntüler aklıma geliyor. hayal kırıklıkları, yaşanmış acılar, kırgınlıklar, gözyaşları, aldatılmışlıklar içimi, beynimi kemirmeye başlıyor. amaaaann boşver, ne gerek var aşka falan deyip konuyu kendi içimde sindiriyor, kapatıyorum.
kimseyi o aptal gülümsemeden, kalp çarpıntısından, gözlerin ışıldamasından, midede uçuşan kelebeklerden korkup, insanlardan kaçacak kadar kırmayın. herşey geçer, biter. sizi unutur aklına bile gelmezsiniz ama yaptıklarınız yüzünden tekrar aşık olmaktan korkacak bir insan bırakmayın arkanızda. kimsenin ah'ına sebep olmayın...
bazen biri için heyecanlanmak, o kişiyi düşünmeden an geçirememek, asla ve katiyen yapamam dediğin şeyleri yapmak ne güzel birşeydir diye düşünüyorum şu sıralar. ve aşkı özlemek mi bilemem ama eskiden olan kalp çarpıntılarını, midede kelebeklerin uçuşuyor olması hissini, eline koluna heyecandan hakim olamamayı, görünce gözlerin içinin gülmesini ve ışıl ışıl parıldamasını özlüyorum. keşke biri için kalbim yeniden bu şekilde atsa, aynı heyecanları yeniden yaşasam diyorum kendime.
sonra bir anda gerçek hayata dönüyorum. geçmiş üzüntüler aklıma geliyor. hayal kırıklıkları, yaşanmış acılar, kırgınlıklar, gözyaşları, aldatılmışlıklar içimi, beynimi kemirmeye başlıyor. amaaaann boşver, ne gerek var aşka falan deyip konuyu kendi içimde sindiriyor, kapatıyorum.
kimseyi o aptal gülümsemeden, kalp çarpıntısından, gözlerin ışıldamasından, midede uçuşan kelebeklerden korkup, insanlardan kaçacak kadar kırmayın. herşey geçer, biter. sizi unutur aklına bile gelmezsiniz ama yaptıklarınız yüzünden tekrar aşık olmaktan korkacak bir insan bırakmayın arkanızda. kimsenin ah'ına sebep olmayın...
devamını gör...
bir kitapta tecavüzcünün ruh halinin anlatılması
anlatış sekline göre değisendir. ne kitaplar okuduk da katile empati yaptık. ama bir kitap vardı bir ara sosyal medyada çok göz önüne gelmişti. "zümrüt apartmanı" bu kitapta bir bebeğe yapılan tecavüz anlatılıyor. öyle bir anlatılıyor ki neyin ne olduğu apaçık ortada. bu kitabı eleştirdiğimiz için kitabı basan yayıncılığın müdürü tarafından "karga beyinli" olmuştuk. hâlbuki müdürün söylediğine göre bu yazar türkiye'nin yetiştirdiği ender kalemlerdenmiş de biz anlayamamışız. eğri oturalım doğru konuşalım. tabii ki edebiyat iyiliği de kötülüğü de dile getirir fakat tiksindirmek vardır özendirmek vardır. bu ince çizgiyi kaçırırsanız biz de sizi -hele ki bu olayların üstüne- yerden yere vururuz. benim aklıma direkt bu kitap geldiği için bu şekilde eleştirdim. benim igrendiğim icin dile getiremediğim cümleleri siz onlarca insanın önüne sunamazsınız. insanın psikolojisi ile ilgili ilgilenmekten keyif alan bir insan olarak tamamen anlatılış sekline göre değişeceğine inanıyorum. o insanın psikolojini yazabilirsiniz ama bunu sapıklığa özendirerek yapmamalısınız.
devamını gör...
gece sözlükte oluşan elit ortam
geceler bizimdir, bizim gibilerindir. *
devamını gör...
30 yaş üstü kadınların teyze olması
"oşşt küpek, nerden teyzen oluyorum!"
devamını gör...
yazar çaylak aşkı vs yazar moderatör aşkı
(bkz: dövüşmen guzum)
bahar aylarinin gelisi gevseyen yaylardan belli olur derlerdi de, bu ay sozluk iyi ask yapti oradan anladik.
bahar aylarinin gelisi gevseyen yaylardan belli olur derlerdi de, bu ay sozluk iyi ask yapti oradan anladik.
devamını gör...

