türkiye’yi anlatan söz
adaletsizlikler ülkesi.
devamını gör...
bekçilerin kendilerine bekçi denmesini istememesi
saray muhafızları diyelim adamlar kendilerini gladyatör falan sanıyo cidden ülkede sıyırmayan insan kalmadı.
devamını gör...
bir abinizin normal sözlük gözlemleri
t: birçok yazarın da gözlemlediği fakat sanırım sallamadığı durumların tanımlanmış hali.
sadece tanım girmek için tanım girenlerin olduğunu artık hepimiz biliyoruz. ve bu yazarlar ne hikmetse bir şekilde sol frame'de sürekli kalabildiler çünkü forumsal tanımların dibine dibine vurdular. ve resmen bunu sözlüğün kültürüymüş gibi yeni yazar ve çaylaklar da benimsediler. yönetimin bu noktada hatası sadece formata sadık kalmak oldu. fakat bu format nasıl bir formatsa forumsal başlıkları ya da cinsiyetçi, saldırgan başlıkları bir şekilde silmemekte diretti. benim de saçma sapan şekillerde tanımlarım silindi. zerre umrumda da değil açıkçası. işin gerçeklik kısmına gelip kısa keseceğim.
benim bu sözlükten bir beklentim yok. açıkçası sözlüğün de benden bir beklentisi olmasın. ben etliye sütlüye karışan bir yazar değilim. sürekli geri planda kalırım. ben başlarda uğraştım, tamamen de iyi niyetli olarak uğraştım. ne bir çıkar ne de popülarite kasmak için değil. sürekli şikayetler aldığım bir dönem oldu. sürekli tanım sildim. canım istedi yazdım, canım istemedi tanım sildim. aranızda beni sevip sayanlar da oldu, hepiniz var olun. gündemle alakalı ya da bilgi tanımlı 15 başlık varsa geri kalan 50 başlığın 35'i forumsal başlıklar. buradaki birçok kişi ilk defa sözlüklerde yazar olan kişiler değil. ben de dahil bir çoğumuz daha önce de yazarlık yaptık.
bahsetmek istediğim asıl gerçekliğe gelecek olursak; ben ikinci üniversitesini okuyan bir hukuk öğrencisi olarak, idealleri ve hayalleri olan birisiyim. genellikle ekşi'de de başka yerlerde de denk geldiğimiz, tanımları yüzünden fişlenip evlerinden alınan yazarlar tanıdık. ben bu duruma düşmek istemiyorum. benim vatandaşı olduğum ülke ne fikir özgürlüğü ne de insan onuruna yakışır biçimde yaşam özgürlüğü hususunda iyimser bir ülke değil. eğer yayınlansaydı röportajımda da bahsetmiştim, anonim yazmakla celebrant'ın bahadır öztop olarak bilinmesi seni frenlemiyor mu ya da kısıtlamıyor mu gibisinden bir soruydu. benim burada kimliğimin ifşa olması yazdıklarım ve yazacaklarım konusunda beni frenlemiyor ya da kısıtlamıyor çünkü ben zaten buraya girdiğimde ılımlı bir kimlikle giriyorum. yazılanları okuyorum, tanım hakkında daha fazlasını öğrenmek istiyorsam yazara özelden yazıyorum, karşıt görüşlere zerre ilişmiyorum, ironimi yapıp gerçek hayatıma dönüyorum. bana ne abi sözlükte tartışma çıktıysa, birisine küfür ettilerse. olayı bir şekilde öğrenir etliye sütlüye karışmam. bilinçsiz, saygısız, sevgisiz, empati yoksunu insanlarla uğraşmak zorunda değilim ben.
beni tanıyan, konuştuğumuz yazar arkadaşlarımı kesinlikle istisna tutuyorum. herhangi bir yazarı da hedef göstermiyorum. ortaya dikine koydum ben, nasiplenmek isteyen nasiplensin, bana küfür etmek isteyen de özelden ediversin, alınmam.
bu da bu sözlük için yazdığım en ciddi tanım olsun, ne diyeyim daha?
sadece tanım girmek için tanım girenlerin olduğunu artık hepimiz biliyoruz. ve bu yazarlar ne hikmetse bir şekilde sol frame'de sürekli kalabildiler çünkü forumsal tanımların dibine dibine vurdular. ve resmen bunu sözlüğün kültürüymüş gibi yeni yazar ve çaylaklar da benimsediler. yönetimin bu noktada hatası sadece formata sadık kalmak oldu. fakat bu format nasıl bir formatsa forumsal başlıkları ya da cinsiyetçi, saldırgan başlıkları bir şekilde silmemekte diretti. benim de saçma sapan şekillerde tanımlarım silindi. zerre umrumda da değil açıkçası. işin gerçeklik kısmına gelip kısa keseceğim.
benim bu sözlükten bir beklentim yok. açıkçası sözlüğün de benden bir beklentisi olmasın. ben etliye sütlüye karışan bir yazar değilim. sürekli geri planda kalırım. ben başlarda uğraştım, tamamen de iyi niyetli olarak uğraştım. ne bir çıkar ne de popülarite kasmak için değil. sürekli şikayetler aldığım bir dönem oldu. sürekli tanım sildim. canım istedi yazdım, canım istemedi tanım sildim. aranızda beni sevip sayanlar da oldu, hepiniz var olun. gündemle alakalı ya da bilgi tanımlı 15 başlık varsa geri kalan 50 başlığın 35'i forumsal başlıklar. buradaki birçok kişi ilk defa sözlüklerde yazar olan kişiler değil. ben de dahil bir çoğumuz daha önce de yazarlık yaptık.
bahsetmek istediğim asıl gerçekliğe gelecek olursak; ben ikinci üniversitesini okuyan bir hukuk öğrencisi olarak, idealleri ve hayalleri olan birisiyim. genellikle ekşi'de de başka yerlerde de denk geldiğimiz, tanımları yüzünden fişlenip evlerinden alınan yazarlar tanıdık. ben bu duruma düşmek istemiyorum. benim vatandaşı olduğum ülke ne fikir özgürlüğü ne de insan onuruna yakışır biçimde yaşam özgürlüğü hususunda iyimser bir ülke değil. eğer yayınlansaydı röportajımda da bahsetmiştim, anonim yazmakla celebrant'ın bahadır öztop olarak bilinmesi seni frenlemiyor mu ya da kısıtlamıyor mu gibisinden bir soruydu. benim burada kimliğimin ifşa olması yazdıklarım ve yazacaklarım konusunda beni frenlemiyor ya da kısıtlamıyor çünkü ben zaten buraya girdiğimde ılımlı bir kimlikle giriyorum. yazılanları okuyorum, tanım hakkında daha fazlasını öğrenmek istiyorsam yazara özelden yazıyorum, karşıt görüşlere zerre ilişmiyorum, ironimi yapıp gerçek hayatıma dönüyorum. bana ne abi sözlükte tartışma çıktıysa, birisine küfür ettilerse. olayı bir şekilde öğrenir etliye sütlüye karışmam. bilinçsiz, saygısız, sevgisiz, empati yoksunu insanlarla uğraşmak zorunda değilim ben.
beni tanıyan, konuştuğumuz yazar arkadaşlarımı kesinlikle istisna tutuyorum. herhangi bir yazarı da hedef göstermiyorum. ortaya dikine koydum ben, nasiplenmek isteyen nasiplensin, bana küfür etmek isteyen de özelden ediversin, alınmam.
bu da bu sözlük için yazdığım en ciddi tanım olsun, ne diyeyim daha?
devamını gör...
normal sözlük'ün hali ile ilgili çok erkenci davranılması
evet , henüz 2 aylık bebek kıvamında olan sözlük için, onlarca başlıklar açıldı, gerek sevildi, gerek yerildi ama haksızlık ettiklerinin de farkına varılmadı.
çok değerli beyler-hanımefendiler!!!
biraz sabırlı olun, bebeği, sevgiyle , şefkat ile büyütün. o daha bebek; ağlayacak, acıkacak, gaz çıkaracak, kusacak, kendini hemen ifade edemeyecek.
lütfen büyümesini sabırla izleyin, bekleyin demiyorum, çünkü bizler onun anne ve babası olarak davranıp, yetiştireceğiz. yıllar geçip büyüdüğünde ancak, işte bu çocuk olmuş diyeceğiz.
selametle.
bir dost.
çok değerli beyler-hanımefendiler!!!
biraz sabırlı olun, bebeği, sevgiyle , şefkat ile büyütün. o daha bebek; ağlayacak, acıkacak, gaz çıkaracak, kusacak, kendini hemen ifade edemeyecek.
lütfen büyümesini sabırla izleyin, bekleyin demiyorum, çünkü bizler onun anne ve babası olarak davranıp, yetiştireceğiz. yıllar geçip büyüdüğünde ancak, işte bu çocuk olmuş diyeceğiz.
selametle.
bir dost.
devamını gör...
kafamda bir tuhaflık
nobel ödüllü,kurgu ve cümle mühendisi orhan pamuk'un altı yılda yazdığı ilk defa sıradan birinin hikayesini konu aldığı kitabı.sevilir
orhan pamuk kitapları bir bütündür.kitabin son cümlesini okuduğunuzda kitap biter.butun taşlar o zaman yerini bulur.diger yazarlar gibi hikaye örülerek ilerlemez,spiraldir.son cümlede en baştan geniş bir çember alır öyle anlamlandirirsiniz konuyu.neden bu özelliğinden bahsettim.cunku kitap tam da son cümleyi okuduğunuzda bitiyor.tum etki,çözüm son cümleye yüklenmiş.
o yüzden o bir kurgu ve cümle mühendisidir.
--- spoiler ---
sokaklarda pilav satan mevlut'un aşk ve anlam hikayesidir kafamda bir tuhaflık.
bir adamın kafasındaki tuhaflığı anlamlandırma çabası.
bir düğünde tek bir an göz göze geldiği kıza aşık olan, üç yıl o kız sanarak aslında kızın ablasına aşk mektupları yazan, bu durumu ancak kızı kacirdiktan sonra anlayan mevlut 'un hikayesi.
rayiha, kardeşinin gözleri düşünülerek yazılan mektupları kendine sanan; kendi hikayesinin bile figurani bir kadın.
hikaye o kadar dramatik ve o kadar dramatizmden uzak anlatılıyor ki orhan pamuk'a hayranliğiniz artıyor.
sahneyi düşünün:
üç yıldır biri size nasıl aşık olduğunu anlatan mektuplar yazıyor ve ilk karşılaşmanız:
rayiha:araç sokak lambalarının altından geçerken yüzünü gördüm.bana nasıl da şaşkınlıkla ve hayranlıkla bakıyordu.evet ben bu adamı seviyordum.
mevlüt: araç sokak lambalarının altından geçerken yüzünü gördüm.bu kız düğünde gördüğüm kız değildi.mektuplari bu kıza yazmamistim.
mevlut'ün gerçek aşkı kimdi?
üç yıl boyunca bir an göz göze gelip,hayalini kurarak aşk mektupları yazdığı semiha miydi?
yoksa üç yıl boyunca yazdığı o mektuplara cevap veren, onu sevmekten başka hiçbir hikayesi olmayan rayiha mıydı?
mevlut'ün kafasında taşıdığı tuhaflık bu sorunun cevabinda anlamlanacakti.
rayiha ile evlenmişti.
sevmisti de.
ama hep kafasında hep bir tuhaflık...
kader bu ya.
mevlüt semiha'yla da evlendi.
ama kafasındaki tuhaflık hiç geçmedi.
arayis,anlamlandırma çabası sürdü ve sonunda her şeyi anladı:
sehre,bir gün bile sokaklarını yalnız birakmadigi bu sokaklara, bir şey söylemek istese bu ne olurdu?
"ben bu alemde en çok rayiha'yı sevdim "
rayiha:üçüncü çocuğuna hamileyken öldü.eşinin oturduğu yerden kardeşinin aynadan yansımasını izlediğini fark etmişti.mektuplardaki güzel göz övgüsü ile kardeşinin güzel gözleri birleştiğinde her şeyi anlamıştı.
mevlut kafasındaki tuhaflığı belki çözdü ama rayiha bunu hiç bilmedi.
hep eksik sevildi.
--- spoiler ---
orhan pamuk kitapları bir bütündür.kitabin son cümlesini okuduğunuzda kitap biter.butun taşlar o zaman yerini bulur.diger yazarlar gibi hikaye örülerek ilerlemez,spiraldir.son cümlede en baştan geniş bir çember alır öyle anlamlandirirsiniz konuyu.neden bu özelliğinden bahsettim.cunku kitap tam da son cümleyi okuduğunuzda bitiyor.tum etki,çözüm son cümleye yüklenmiş.
o yüzden o bir kurgu ve cümle mühendisidir.
--- spoiler ---
sokaklarda pilav satan mevlut'un aşk ve anlam hikayesidir kafamda bir tuhaflık.
bir adamın kafasındaki tuhaflığı anlamlandırma çabası.
bir düğünde tek bir an göz göze geldiği kıza aşık olan, üç yıl o kız sanarak aslında kızın ablasına aşk mektupları yazan, bu durumu ancak kızı kacirdiktan sonra anlayan mevlut 'un hikayesi.
rayiha, kardeşinin gözleri düşünülerek yazılan mektupları kendine sanan; kendi hikayesinin bile figurani bir kadın.
hikaye o kadar dramatik ve o kadar dramatizmden uzak anlatılıyor ki orhan pamuk'a hayranliğiniz artıyor.
sahneyi düşünün:
üç yıldır biri size nasıl aşık olduğunu anlatan mektuplar yazıyor ve ilk karşılaşmanız:
rayiha:araç sokak lambalarının altından geçerken yüzünü gördüm.bana nasıl da şaşkınlıkla ve hayranlıkla bakıyordu.evet ben bu adamı seviyordum.
mevlüt: araç sokak lambalarının altından geçerken yüzünü gördüm.bu kız düğünde gördüğüm kız değildi.mektuplari bu kıza yazmamistim.
mevlut'ün gerçek aşkı kimdi?
üç yıl boyunca bir an göz göze gelip,hayalini kurarak aşk mektupları yazdığı semiha miydi?
yoksa üç yıl boyunca yazdığı o mektuplara cevap veren, onu sevmekten başka hiçbir hikayesi olmayan rayiha mıydı?
mevlut'ün kafasında taşıdığı tuhaflık bu sorunun cevabinda anlamlanacakti.
rayiha ile evlenmişti.
sevmisti de.
ama hep kafasında hep bir tuhaflık...
kader bu ya.
mevlüt semiha'yla da evlendi.
ama kafasındaki tuhaflık hiç geçmedi.
arayis,anlamlandırma çabası sürdü ve sonunda her şeyi anladı:
sehre,bir gün bile sokaklarını yalnız birakmadigi bu sokaklara, bir şey söylemek istese bu ne olurdu?
"ben bu alemde en çok rayiha'yı sevdim "
rayiha:üçüncü çocuğuna hamileyken öldü.eşinin oturduğu yerden kardeşinin aynadan yansımasını izlediğini fark etmişti.mektuplardaki güzel göz övgüsü ile kardeşinin güzel gözleri birleştiğinde her şeyi anlamıştı.
mevlut kafasındaki tuhaflığı belki çözdü ama rayiha bunu hiç bilmedi.
hep eksik sevildi.
--- spoiler ---
devamını gör...
piknik
terapi gibi bir etkinlik. yanınızda sevdikleriniz, bitmeyen sohbetler, yeşil ve mavi bir manzara, ev yapımı poğaça ve güzellikler, yorulana kadar voleybol oynamak ve güneşte kızarıp eve dönmek. fena özlendi.
devamını gör...
celebrant
takibe aldığım, ilgiyle okuduğum yazar.
devamını gör...
sinirlendiğinde çok kırıcı olabilen insan
(bkz: öfke kontrol bozukluğu)
psikologla içimdeki yanlışları düzeltip dogruya çevirirken ve sivri noktalarım törpülenirken bir yandan da psikiyatriste gidip ilaçlarla takviye ettim bu durumu. asla gocunmadım gocunmam. korkulacak,çekinecek bir şey değil hatta o kadar değil ki buzdolabından alıp biranı içmek kadar da basit bir şey. zaman zaman sinirlenir zaman zaman aglarsın tıpkı içtigindeki gibi. ertesi güne kötü hissettirmesi de yoktur. antidepresanlar, uyku ilaçları ve türlü yatıştırıcı sakinleştirici ilaçlarla yaşadım belli bir süre. arkadaşlarım oldu diyemem ama çok eşlik ettiler doğrusu. şimdi oldugum kişi çok mu doğru hayır kesinlikle değil ama olması gereken kesinlikle buydu. halim,tavrım değişti. bakış açık değişti. sabrım arttı.
dilerseniz böyle bu halinizle kalabilirsiniz. memnun musunuz? ben hiç zannetmiyorum.
yoldan geçen göz devirip baktığınız o mültecilerden farkınız yok biliyor musunuz? gözü dönmüş,cani ve düşüncesiz,hiçbir şey açıklanıp anlatılamayan reddetmiş bir insan olmayın olur mu ? siz çok güzel bir potansiyelsiniz. insanlıgın iyi yanlarını ortaya çıkarmak bir antidepresandan daha zordur. bunu denemeye var mısınız ?
psikologla içimdeki yanlışları düzeltip dogruya çevirirken ve sivri noktalarım törpülenirken bir yandan da psikiyatriste gidip ilaçlarla takviye ettim bu durumu. asla gocunmadım gocunmam. korkulacak,çekinecek bir şey değil hatta o kadar değil ki buzdolabından alıp biranı içmek kadar da basit bir şey. zaman zaman sinirlenir zaman zaman aglarsın tıpkı içtigindeki gibi. ertesi güne kötü hissettirmesi de yoktur. antidepresanlar, uyku ilaçları ve türlü yatıştırıcı sakinleştirici ilaçlarla yaşadım belli bir süre. arkadaşlarım oldu diyemem ama çok eşlik ettiler doğrusu. şimdi oldugum kişi çok mu doğru hayır kesinlikle değil ama olması gereken kesinlikle buydu. halim,tavrım değişti. bakış açık değişti. sabrım arttı.
dilerseniz böyle bu halinizle kalabilirsiniz. memnun musunuz? ben hiç zannetmiyorum.
yoldan geçen göz devirip baktığınız o mültecilerden farkınız yok biliyor musunuz? gözü dönmüş,cani ve düşüncesiz,hiçbir şey açıklanıp anlatılamayan reddetmiş bir insan olmayın olur mu ? siz çok güzel bir potansiyelsiniz. insanlıgın iyi yanlarını ortaya çıkarmak bir antidepresandan daha zordur. bunu denemeye var mısınız ?
devamını gör...
epsilon (yazar)
edit: lezbiyensin diyen cıktı. artik tepki vermiyorum efenim.oynasin çocuklar.
devamını gör...
6 kelimelik otobiyografi
hayattaki amacım yaşamaktı, var olmak değil.
devamını gör...
başlıklara yazılmış bilgileri okumadan aynı bilgilerin tekrar tekrar verilmesi
120 tanımın 120 sini okumamıştır, gözünden kaçmıştır. normal bir durum.
devamını gör...
sözlükte yazar kovalamak
sevilen kafa sözlük yazarının başlıklara girdikten sonra sağ bölümde aranıp onun tanımının aranması. sözlüğün sol üst bölümünde yer alan takip seçeneğine girip arada acaba nerde yazmış, ne yazmış diye tanımları kurcalamak.
devamını gör...
sizin hiç babanız öldü mü
rahmetli babam bir gün erkek evladın babası ölünce birden 10 yaş büyür demişti. kulağımda çınlıyor sözleri. o kadar haklıymış ki.
devamını gör...
metilmalonik asidemi
antifrizlerde bulunan etilen glikol zehirlenmesiyle karışabilen patofizyolojisinde b12 vitamini'nin sorumlu olduğu hastalıktır.
devamını gör...
afganlı mültecinin türk gençlere ağır hakaretleri
üst edit: söz konusu meczup özür dilemiş.
sosyal medyadan da olsa zamanında ve etkili bir şekilde tepki vermenin faydalı olduğunu görmüş plduk böylece. darısı diğerlerinin başına.
ya niye bu kadar ayrımcılık yeeaaaa
bakın "1000 tane cami var ama türk gençleri namaz kılmıyor"diyen canlı diyor bunu; evet ikisi aynı organizma.
elinde olsa* ve eline yeterli güç geçtiğinde o, namaz kılmıyor deyip de "bana ayrımcılık yapıyorlar ühüüüüğ" diye zırladığı insanları tavuk keser gibi kesecek oysaki...
hâlâ diyor ki; bi iyrimcilik niyi bik bik
ulan istemiyor bu ülkenin insanları sizi bu ülkede i.s.t.e.m.i.y.o.r!!!
zorla mı alüminyum?
bu ülkede gençler işsiz, kadınlar ve çocuklar insan gibi yaşayamıyor, insanlar aç, insanlar yoksul, insanlar umutsuz...
umutsuzluktan canına kıyıyor lan bu memleketin insanları...
açlıktan geberiyoruz bir de size mi bakalım alüminyum? aldığınız bütün yardımlar, bedeva gittiğiniz bütün hastaneler bu ülkenin vatandaşlarının cebinden çıkıyor.
hem vasıfsızın teki olup boğazına kadar yoksulluğa batmış bir halka yük ol, üstüne senin yükünü çeken insanlara saldır, taciz et, tecavüz et, başını taşla ezerek öldür hem de ayrımcılık diye havla...
öyle bir dünya yok güzel kardeşim*
kuyruğunuzu kıstırıp geldiğiniz yere geri g.i.d.e.c.e.k.s.i.n.i.z.
.
sosyal medyadan da olsa zamanında ve etkili bir şekilde tepki vermenin faydalı olduğunu görmüş plduk böylece. darısı diğerlerinin başına.
ya niye bu kadar ayrımcılık yeeaaaa
bakın "1000 tane cami var ama türk gençleri namaz kılmıyor"diyen canlı diyor bunu; evet ikisi aynı organizma.
elinde olsa* ve eline yeterli güç geçtiğinde o, namaz kılmıyor deyip de "bana ayrımcılık yapıyorlar ühüüüüğ" diye zırladığı insanları tavuk keser gibi kesecek oysaki...
hâlâ diyor ki; bi iyrimcilik niyi bik bik
ulan istemiyor bu ülkenin insanları sizi bu ülkede i.s.t.e.m.i.y.o.r!!!
zorla mı alüminyum?
bu ülkede gençler işsiz, kadınlar ve çocuklar insan gibi yaşayamıyor, insanlar aç, insanlar yoksul, insanlar umutsuz...
umutsuzluktan canına kıyıyor lan bu memleketin insanları...
açlıktan geberiyoruz bir de size mi bakalım alüminyum? aldığınız bütün yardımlar, bedeva gittiğiniz bütün hastaneler bu ülkenin vatandaşlarının cebinden çıkıyor.
hem vasıfsızın teki olup boğazına kadar yoksulluğa batmış bir halka yük ol, üstüne senin yükünü çeken insanlara saldır, taciz et, tecavüz et, başını taşla ezerek öldür hem de ayrımcılık diye havla...
öyle bir dünya yok güzel kardeşim*
kuyruğunuzu kıstırıp geldiğiniz yere geri g.i.d.e.c.e.k.s.i.n.i.z.
.
devamını gör...
kuiper kuşağı
güneş sistemi içerisinde bulunan, iç sınırı güneş'ten yaklaşık olarak 30 astronomi birimi, dış sınırı ise yaklaşık 50 astronomi birimi uzaklıkta olan, simit benzeri yapı.
aşağıda temsili bir resmini görüyorsunuz. dış kısımdaki yoğun bölge kuiper kuşağı:

bu bölge, sistemin oluşum zamanlarından kalma birçok irili ufaklı cisim içerir. güneş'ten oldukça uzak olduğundan, bu cisimlerin yapısı genellikle su buzu, donmuş metan, donmuş amonyak gibi bileşenlerden oluşur. şu an için varlığını bildiğimiz bazı cüce gezegenler de yine bu kuşak içerisinde bulunur.
aşağıda temsili bir resmini görüyorsunuz. dış kısımdaki yoğun bölge kuiper kuşağı:

bu bölge, sistemin oluşum zamanlarından kalma birçok irili ufaklı cisim içerir. güneş'ten oldukça uzak olduğundan, bu cisimlerin yapısı genellikle su buzu, donmuş metan, donmuş amonyak gibi bileşenlerden oluşur. şu an için varlığını bildiğimiz bazı cüce gezegenler de yine bu kuşak içerisinde bulunur.
devamını gör...
regl olan kadın siniri
doğrusu "regl olamayan kadın siniri" dir aslında. bir iki gün öncesi zirve yapar. yani insanın vücudunda ciddi bir gerginlik oluyor hormonlarla ilgili olarak. bu durumu bazıları yumurtanın boşa gitmesi diye yorumluyor. evrime ilgili olarak; döllenmemiş yumurtanın, üreyememe stresi yarattığı söyleniyor sürüngen beyinde. neyse ne. regl olunca bu gerginlik yerini halsizliğe bırakır. reglin ilk iki günü dinlenme ve sıcak kalma isteği baskındır. sonrasında her şey normale döner.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ilginç alışkanlıkları
alarmı; uyanmak istediğim saatten yarım saat önceye ve uyanmak istediğim saate kurup, normal saatten yarım saat önce uyanıp son yarım saatlik uykuyu daha güzel hale getirmek.
devamını gör...
sözlüğün en zeki ve güzel kadını
benim diye yazacak olanı pusu da bekliyorum başlığı.
devamını gör...
