istanbul sözleşmesi kalktı diye kurban kesmek
kadınları kurban ediyorsunuz zaten , bari hayvanı öldürmeseydiniz.
hayvanlar!!
bir şeyleri öldürmeden erkekliklerini yaşayamıyorlar galiba.
dostoyevski insancıklar' ı size yazdı.!
hayvanlar!!
bir şeyleri öldürmeden erkekliklerini yaşayamıyorlar galiba.
dostoyevski insancıklar' ı size yazdı.!
devamını gör...
jaguar e-type
jaguar'ın 1961-1975 yılları arasında ürettiği efsanevi spor araba.. muhtemelen jaguar'ın ürettiği en meşhur, en bilinen, en spor araba da olabilir.. 240 km/h son hızıyla, 7 saniye civarında 0-100 değeri ile, monokok şasisiyle (ki o zamanlar çok yaygın değil), frenleriyle, ön arka bağımsız süspansiyonuyla oldukça kombine, hızlı, hafif bir spor arabaydı..

1955 yılında jaguar, d-type isimli yarış arabasıyla le-mans 24 saat yarışlarına girer ve 55'ten itibaren tam 3 kez üst üste bu yarışı kazanır.. bu başarısıyla oldukça büyük ün yapmış jaguar bunu paraya dökmek ister ve bu yarış araçları üzerinden insanların trafikte de kullanabilecekleri spor araç yapma fikri ile bu araç yapılır.. iyi ki de yapılmıştır..

araç o zamanlar yaygın olmayan monokok şasiye sahipti demiştik.. alttaki resimde görüldüğü üzere aracın ön tarafı profillerden yapılma kafesvari bir sistemden oluşuyor ve bu sistemde ön yürüyen aksam ve motor bulunuyor.. bu sistem ise monokok şaseye vidalarla bağlanıyor.. o zamanlar merdiven şase * yaygın iken bu aracın yapımında oldukça ileri görüşlü bir girişimde bulunulmuş ki, bu sayede aracın ağırlığı sadece 1315 kg idi.. günümüz süperspor otomobiller de bu şekilde yapılıyor, tek fark monokok şase ve profiller kompozit malzemeden yapılıyor..

e type 3 farklı tipte üretildi.. üstü açılmayan 2 koltuklu model, aynısının 4 koltuklu modeli ve üstü açılabilen yani "roadster" 2 koltuklu model.. 4 koltuklu olan modelinde tabi ki de o fazladan 2 koltuğu sığdırmak için daha uzun bir şase kullanılmış.. bu modeli 1966 yılında çıkmış..

tüm el yapımı araçlarda olduğu gibi bu araçlarda da farklılıklar mevcuttu ama üretildiği dönemde 1. seri*, 2. seri ve 3. seri vardır..
ama farklılıklar her araçta o kadar farklıydı ki series 1 ile series 2'yi ayırt etmek çok zordu.. bu araçların en pahalıları ve değerlileri de series 1'lerdi..

1961'den 1964'e kadar üretilen modellerde 3.8 litre sıralı 6 motor vardı.. bu motor xk150 modelindeki motor ile aynıydı.. 1965-1967 yılları arasındaki modellerde ise motor hacmi 4.2 litreye çıkarıldı ve güçte bir değişiklik olmadı ama torkta %10 civarında artış elde edildi.. zaten en değerli olanları ise bu modellerdir.. 265 hp güç, torku ise 325 nm'den 380 nm'ye çıkmıştı.. motor önceki motordan oldukça farklıydı ve bunun sonucu olarak gaz tepkileri vs. oldukça beğenildi..
3.8 litre

4.2 litre

series 2'de en büyük değişiklik farlardaki camların kaldırılması oldu.. buna ek olarak arka tamponda değişiklikler daha büyük sinyal lambalar, önde daha büyük bir hava girişi ve bu hava girişine yerleştirilmiş elektrikli soğutma fanlarıydı.. klima ve hidrolik direksiyon opsiyoneldi..

series 3'te motor da değişti ve 5.3 litre v12 motor konuldu.. bu motor aslında le-mans'ta yarışması için yapılmış bir yarış aracının motoruydu.. prototip olarak bir araç yapılmıştı ama iptal edildi, ardından motor 3. nesil e-type'a konuldu.. otomatik vites ve tel jantlar, biraz köşeli sayılabilecek bir ön ızgara bulunuyordu.. uzun olan şasi kullanıldı, kısa şase üretilmedi.. sadece 2+2 coupe ve roadster devam etti..

konsept tasarımları da vardır..
jaguar e-type low drag coupe: e-type tanıtıldıktan sonra "acaba daha fazla d-type ruhu katabilir miyiz bu araca?" düşüncesiyle yapılmış konsept bir model.. test için bir adet üretilmiş.. şasede çelik kullanılan normal e-type'ın aksine bunun şasesi komple alüminyumdan.. yani daha hafif.. daha hafif dış kaporta, daha eğimli ön cam, arka tekerin arkasındaki kaportada fren soğutması için hava kanalları yapıldı.. iç trim komple çıkarıldı ve sadece şanzıman tünelinin yalıtımı bırakıldı.. d-type'daki 3.8 litrelik motorun biraz daha oynanmış versiyonu kullanıldı..
1962 yılında bu araç yapıldı ve bir yıl sonra kendi yarışçıları dick protheroe'e satıldı.. kendisi vefat ettikten sonra da bir koleksiyoncuya satıldı..

lightweight e-type: low drag coupe modelinin üzerinden elde edilen tecrübeler ile üretilen özel bir modeldir.. sadece 20 adet üretilmiştir..
300 hp'lik modifiye edilmiş 3.8 litrelik motoru kısa vites oranlarına sahip 4 vitesli şanzımanla birlikte kullanılmıştır.. son modelleri 5 vitesli zf şanzımana sahiptir.. d-type'ın kazandığı le-mans gibi büyük organizasyonların aksine lightweight e-type, sahiplerinin katıldığı küçük yarışlarda oldukça başarılı olduğu söylenmektedir..

lightweight modelinden 18 adet üretilmesi gerekiyordu ancak 12 adet üretildi.. talep olmadığı için üretilmedi.. ancak şaseleri jaguar'ın elinde duruyordu ve kalan 6 şaseyi atmadı.. 2014 yılında jaguar heritage business üretmedikleri 6 aracı üretebileceklerini duyurdular.. tamamen eski zamanlarındaki yöntemlere bağlı kalarak, el yapımı bir şekilde üreteceklerini ve satış için önceliği koleksiyonculara vereceğini duyurdu..

1955 yılında jaguar, d-type isimli yarış arabasıyla le-mans 24 saat yarışlarına girer ve 55'ten itibaren tam 3 kez üst üste bu yarışı kazanır.. bu başarısıyla oldukça büyük ün yapmış jaguar bunu paraya dökmek ister ve bu yarış araçları üzerinden insanların trafikte de kullanabilecekleri spor araç yapma fikri ile bu araç yapılır.. iyi ki de yapılmıştır..

araç o zamanlar yaygın olmayan monokok şasiye sahipti demiştik.. alttaki resimde görüldüğü üzere aracın ön tarafı profillerden yapılma kafesvari bir sistemden oluşuyor ve bu sistemde ön yürüyen aksam ve motor bulunuyor.. bu sistem ise monokok şaseye vidalarla bağlanıyor.. o zamanlar merdiven şase * yaygın iken bu aracın yapımında oldukça ileri görüşlü bir girişimde bulunulmuş ki, bu sayede aracın ağırlığı sadece 1315 kg idi.. günümüz süperspor otomobiller de bu şekilde yapılıyor, tek fark monokok şase ve profiller kompozit malzemeden yapılıyor..

e type 3 farklı tipte üretildi.. üstü açılmayan 2 koltuklu model, aynısının 4 koltuklu modeli ve üstü açılabilen yani "roadster" 2 koltuklu model.. 4 koltuklu olan modelinde tabi ki de o fazladan 2 koltuğu sığdırmak için daha uzun bir şase kullanılmış.. bu modeli 1966 yılında çıkmış..

tüm el yapımı araçlarda olduğu gibi bu araçlarda da farklılıklar mevcuttu ama üretildiği dönemde 1. seri*, 2. seri ve 3. seri vardır..
ama farklılıklar her araçta o kadar farklıydı ki series 1 ile series 2'yi ayırt etmek çok zordu.. bu araçların en pahalıları ve değerlileri de series 1'lerdi..

1961'den 1964'e kadar üretilen modellerde 3.8 litre sıralı 6 motor vardı.. bu motor xk150 modelindeki motor ile aynıydı.. 1965-1967 yılları arasındaki modellerde ise motor hacmi 4.2 litreye çıkarıldı ve güçte bir değişiklik olmadı ama torkta %10 civarında artış elde edildi.. zaten en değerli olanları ise bu modellerdir.. 265 hp güç, torku ise 325 nm'den 380 nm'ye çıkmıştı.. motor önceki motordan oldukça farklıydı ve bunun sonucu olarak gaz tepkileri vs. oldukça beğenildi..
3.8 litre

4.2 litre

series 2'de en büyük değişiklik farlardaki camların kaldırılması oldu.. buna ek olarak arka tamponda değişiklikler daha büyük sinyal lambalar, önde daha büyük bir hava girişi ve bu hava girişine yerleştirilmiş elektrikli soğutma fanlarıydı.. klima ve hidrolik direksiyon opsiyoneldi..
series 3'te motor da değişti ve 5.3 litre v12 motor konuldu.. bu motor aslında le-mans'ta yarışması için yapılmış bir yarış aracının motoruydu.. prototip olarak bir araç yapılmıştı ama iptal edildi, ardından motor 3. nesil e-type'a konuldu.. otomatik vites ve tel jantlar, biraz köşeli sayılabilecek bir ön ızgara bulunuyordu.. uzun olan şasi kullanıldı, kısa şase üretilmedi.. sadece 2+2 coupe ve roadster devam etti..

konsept tasarımları da vardır..
jaguar e-type low drag coupe: e-type tanıtıldıktan sonra "acaba daha fazla d-type ruhu katabilir miyiz bu araca?" düşüncesiyle yapılmış konsept bir model.. test için bir adet üretilmiş.. şasede çelik kullanılan normal e-type'ın aksine bunun şasesi komple alüminyumdan.. yani daha hafif.. daha hafif dış kaporta, daha eğimli ön cam, arka tekerin arkasındaki kaportada fren soğutması için hava kanalları yapıldı.. iç trim komple çıkarıldı ve sadece şanzıman tünelinin yalıtımı bırakıldı.. d-type'daki 3.8 litrelik motorun biraz daha oynanmış versiyonu kullanıldı..
1962 yılında bu araç yapıldı ve bir yıl sonra kendi yarışçıları dick protheroe'e satıldı.. kendisi vefat ettikten sonra da bir koleksiyoncuya satıldı..

lightweight e-type: low drag coupe modelinin üzerinden elde edilen tecrübeler ile üretilen özel bir modeldir.. sadece 20 adet üretilmiştir..
300 hp'lik modifiye edilmiş 3.8 litrelik motoru kısa vites oranlarına sahip 4 vitesli şanzımanla birlikte kullanılmıştır.. son modelleri 5 vitesli zf şanzımana sahiptir.. d-type'ın kazandığı le-mans gibi büyük organizasyonların aksine lightweight e-type, sahiplerinin katıldığı küçük yarışlarda oldukça başarılı olduğu söylenmektedir..

lightweight modelinden 18 adet üretilmesi gerekiyordu ancak 12 adet üretildi.. talep olmadığı için üretilmedi.. ancak şaseleri jaguar'ın elinde duruyordu ve kalan 6 şaseyi atmadı.. 2014 yılında jaguar heritage business üretmedikleri 6 aracı üretebileceklerini duyurdular.. tamamen eski zamanlarındaki yöntemlere bağlı kalarak, el yapımı bir şekilde üreteceklerini ve satış için önceliği koleksiyonculara vereceğini duyurdu..
devamını gör...
mahlastan dolayı pislik gibi görünmek
böyle insanlar hep vardir, üzülme dediğim başlık.
bak bana da lanetli diyorlar, benden korkuyorlar ama ben pek takmıyorum, sen de takma.* görüşü, kimliği ne olursa olsun karşılıklı saygı, sevgi varsa hepimiz kardeşiz.
bak bana da lanetli diyorlar, benden korkuyorlar ama ben pek takmıyorum, sen de takma.* görüşü, kimliği ne olursa olsun karşılıklı saygı, sevgi varsa hepimiz kardeşiz.
devamını gör...
spawn
sözlüklerin ihtiyacı olan türden bir yazar. söyleyeceğini açıkça yazması falan çok hoşuma gidiyor. umarız ki bu özelliğini hiç kaybetmez.
parayı beraber yoldaş'ın götüreceği pavyonda çatır çutur yiyeceğiz. o yüzden hiç hayalini kurmayın bence.
evlatlık alacağı kişi de belli. herkese saygılar, sevgiler. *
buruk edit: paranın kendisi hayalmiş ya. *
parayı beraber yoldaş'ın götüreceği pavyonda çatır çutur yiyeceğiz. o yüzden hiç hayalini kurmayın bence.
evlatlık alacağı kişi de belli. herkese saygılar, sevgiler. *
buruk edit: paranın kendisi hayalmiş ya. *
devamını gör...
tayyip erdoğan'ın iftar yemeğindeki detay
gerçek olduğunu zanneden mi vardı?
devamını gör...
uğur şahin'in aşı patenti açıklaması
doğru söylemiş adam, aşıyı hayriye’nin altın gününde yediğin börek mi sandın tarif istiyon denyo. adam zaten tübitak’la görüşmüş, tübitak şimdi başlasak 2022 sonuna yetişir diyor, kaynak. ne sanıyorsunuz, bir fiske tuz iki nitrojen çalkalayıp şırıngaya mı koyacaktınız, altyapın var mı, üretim kapasiten uygun mu, gereken standardı sağlayabilecek misin, neyine güvenip patent çığırtkanlığı yapıyon hayret bi şey ya.
artı, üretim hızlandırması için bazı avrupa ülkesi firmalarıyla da görüşmüş, lisans veriyormuş haziran gibi üretime başlanacakmış. derdiniz sayı yetersizliğiyse ben ürettiriyorum diyor işte, sen bulsaydın sen üretseydin birader, adam hayrına iş yapmak zorunda mı? şu kadar milyon kazanmış da yetermiş artık hayrına versinmiş toplum sağlığıymış. kimse para kazanmak için çıktığı yolda, tepeye ulaşmak için yıllarını verdiği bir konuda hayrına iş yapmak zorunda değil, vicdan yaptırma çabası çok komik geliyor bana.
artı, üretim hızlandırması için bazı avrupa ülkesi firmalarıyla da görüşmüş, lisans veriyormuş haziran gibi üretime başlanacakmış. derdiniz sayı yetersizliğiyse ben ürettiriyorum diyor işte, sen bulsaydın sen üretseydin birader, adam hayrına iş yapmak zorunda mı? şu kadar milyon kazanmış da yetermiş artık hayrına versinmiş toplum sağlığıymış. kimse para kazanmak için çıktığı yolda, tepeye ulaşmak için yıllarını verdiği bir konuda hayrına iş yapmak zorunda değil, vicdan yaptırma çabası çok komik geliyor bana.
devamını gör...
biyokaçakçılık
bir ülkede bulunan genetik kaynakların illegal şekilde elde edilmesi. birleşmiş milletler, biyolojik çeşitlilik sözleşmesi ile bunu yasaklamıştır.
bir ülkeye özgü olan canlı varlıkların devlet izni olmadan yurt dışına kaçırılması olarak da tanımlanan bu işin bir başka adı ise biyokorsanlık.
bir ülkeye özgü olan canlı varlıkların devlet izni olmadan yurt dışına kaçırılması olarak da tanımlanan bu işin bir başka adı ise biyokorsanlık.
devamını gör...
herkes mahlasına yakışanı yapsın
yapamıyorum. kabuğumda ters döndüm.
devamını gör...
fedailerin kalesi alamut
başıma bir iş gelmeyecekse oldukça beğendiğim kitap. şahsen anlatım biçimi ile çok ilgili değil bu beğeni. olayların tarihi doğruluğu muhakkak tartışılır fakat sahte bir cennet algısı yaratmak istenildiğinde bundan daha iyisi yapılamazdı diye düşünüyorum.
--! spoiler !--
sırf bu sahte cennet algısını oluşturmak için özel olarak kadınları yetiştirmek ve o kadınların eğitilme biçimi bana tuhaf bir şekilde uzak doğu'da bulunan geyşa eğitimini hatırlatmıştır.
--! spoiler !--
--! spoiler !--
sırf bu sahte cennet algısını oluşturmak için özel olarak kadınları yetiştirmek ve o kadınların eğitilme biçimi bana tuhaf bir şekilde uzak doğu'da bulunan geyşa eğitimini hatırlatmıştır.
--! spoiler !--
devamını gör...
swot analizi
swot öncelikle ingilizce;
strengths (güçlü yönler),
weaknesses (zayıf yönler),
oppurtunities (fırsatlar),
threats (tehditler) kelimelerinin baş harflerinden geliyor.
ne demek; kendinizin veya şirketinizin güçlü ve zayıf yönlerinizi bir yere not ederek bunlar bana ne fırsatlar sunar veya ne tehdit oluşturur onu analiz etmenizi sağlıyor. peki bu size veya şirketinize ne sağlar? hem kişisel olarak iyi bir kariyere sahip olunabilir hem de işletme olarak başarı sağlanabilir.
peki neye dikkat edeceğiz ? futbol gibi düşünelim hücüma giderken defansı ihmal etmeyeceğiz. dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmayacağız.
nasıl yapacağız? bir kağıda isim-şehir oynar gibi s-w-o-t başlıklı dört sütun yapacağız, altına unsurları yazacağız ama dürüst olacağız tabii, zayıf olduğumuz şeyi tutupta güçlü olduğumuz yere yazmayacağız. swot analizinde kelimeyi oluşturan her bir unsur, kendi alanında sorgulanmalıdır. yani tek tek güçlü ve zayıf yanlarınızı belirlemeli, buna göre ayrı ayrı kendi bölümlerinde fırsatlarla tehditleri değerlendirmelisiniz. unsurlara ait soruları ele alırken dürüst olmanız ve objektif bir yaklaşım sergilemeniz ise en önemli noktadır. her bir noktanın ayrı ayrı değerlendirilmesi için kendinize sorabileceğiniz sorular geliştireceğiz.
işe yarar mı bilmem. yakın zamanda uzaktan eğitimini aldık, kulağa hoş geliyordu ama uygulaması nasıl bilemiyorum.
strengths (güçlü yönler),
weaknesses (zayıf yönler),
oppurtunities (fırsatlar),
threats (tehditler) kelimelerinin baş harflerinden geliyor.
ne demek; kendinizin veya şirketinizin güçlü ve zayıf yönlerinizi bir yere not ederek bunlar bana ne fırsatlar sunar veya ne tehdit oluşturur onu analiz etmenizi sağlıyor. peki bu size veya şirketinize ne sağlar? hem kişisel olarak iyi bir kariyere sahip olunabilir hem de işletme olarak başarı sağlanabilir.
peki neye dikkat edeceğiz ? futbol gibi düşünelim hücüma giderken defansı ihmal etmeyeceğiz. dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmayacağız.
nasıl yapacağız? bir kağıda isim-şehir oynar gibi s-w-o-t başlıklı dört sütun yapacağız, altına unsurları yazacağız ama dürüst olacağız tabii, zayıf olduğumuz şeyi tutupta güçlü olduğumuz yere yazmayacağız. swot analizinde kelimeyi oluşturan her bir unsur, kendi alanında sorgulanmalıdır. yani tek tek güçlü ve zayıf yanlarınızı belirlemeli, buna göre ayrı ayrı kendi bölümlerinde fırsatlarla tehditleri değerlendirmelisiniz. unsurlara ait soruları ele alırken dürüst olmanız ve objektif bir yaklaşım sergilemeniz ise en önemli noktadır. her bir noktanın ayrı ayrı değerlendirilmesi için kendinize sorabileceğiniz sorular geliştireceğiz.
işe yarar mı bilmem. yakın zamanda uzaktan eğitimini aldık, kulağa hoş geliyordu ama uygulaması nasıl bilemiyorum.
devamını gör...
gök gürültüsü
bana aksine huzur veren, sevdiğim doğa seslerinin başında gelir. yıldırım veya şimşek sonrası oluşan sestir, bu ses görüntüden sonra geldiği için, ani bir korkuya sebep olabilir.
devamını gör...
salata suyu
ıster ekmek bandir, ister kafaya dik, her iki sekilde de dunyanin en guzel tatlarindan biridir.
devamını gör...
bayan değil kadın
kelime kökünden ziyade ''bayan'' kelimesi, ''kadın'' kelimesinin kullanılmasından çekinildiği için kullanılan bir kelimedir ve bu yüzden cinsiyet belirtirken* kullanılmaması gerekir. kadın kelimesi ayıp ya da kaba değildir ki insanlar ''daha kibar olsun diye bayan diyorum'' savunmasını yapsın. ayrıca bazıları için ''kadın'' cinsiyet değil cinsellik belirtmektedir ve bu yüzden kadın demekten kaçınırlar. halbuki kadın kelimesinin cinsellikle bir alakası yoktur, cinsiyet belirtir.
dilimiz, düşünce tarzımızın ve kültürümüzün bir yansımasıdır, kullandığımız kelimeler de algımızda fazlasıyla etkilidir. bu yüzden;
''bayan değil, kadın''dır.
dilimiz, düşünce tarzımızın ve kültürümüzün bir yansımasıdır, kullandığımız kelimeler de algımızda fazlasıyla etkilidir. bu yüzden;
''bayan değil, kadın''dır.
devamını gör...
normalleşmiş garip olaylar
doğanın ta kendisidir. doğayı her izlediğimde hayretler içerisinde kalıyorum.
devamını gör...
ece erken’nin celal şengör’ü tıp doktoru sanıp görevden alınmasını istemesi
ama kafalar nasıl güzel dedirten durum.
devamını gör...
yazarların gününü özetleyen kelime
uyumak.
devamını gör...
anna karenina
anna'ya gıcık olan umarım bir tek ben değilimdir..
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının fransızca seviyeleri
je m'appelle kelimesinin anlamını biliyorum.
devamını gör...
sosyal medya kullanmayan insan
bazen sosyal medyadaki herşeye uzak oldukları için eksik olduklarını düşünürüz ancak biz onlardan fazlası değiliz.
devamını gör...
