ilk işlenen günahtır.

şeytan bu günahı işledikten sonra cennetten kovulmuştur.

kibir; haseti,
haset; dünya sevgisini,
dünya sevgisi; makam sevgisini,
makam sevgisi; rahatlığa düşkünlüğü,
rahatlığa düşkünlük; yücelik sevgisini,
yücelik sevgisi; zenginlik sevgisini,
zenginlik sevgisi; hırsı doğurmuştur.
bütün bu günahların temeli kibirdir.
devamını gör...

içimden çok şey geliyor da yazacak gücü bulamıyorum.
devamını gör...

yunan mitolojisi'nde tıbbın ve sağlığın tanrısıdır.

asklepios'a hekimlik sanatını öğreten de kheiron'dur. kherion doğada yaşayan, doğanın sırrına ermiş bir at adamdır. sağlığın kaynağı da doğadadır. asklepios böylece usta bir hekim olarak yetişir. asklepios'un kheiron'a verilmesi de oldukça ilginç bir hikayedir.
--- alıntı ---

teselya kralı’nın kızı koronis tanrı apollon ile ilişkiye girer ve ondan gebe kalır. ne var ki, tanrının çocuğunu karnında taşırken arkadya’dan gelen bir yabancıyı da yatağına alır. bu haberi tanrıya kutsal kuşu olan karga verir.apollon kız kardeşi artemis'i koronis'i cezalandırmak üzere görevlendirir. artemis de kadını bir odun yığınının üzerinde diri diri yanmaya mahkûm eder. o ateş öyle büyüktür ki, o zamanlar köpükler gibi ak olan karga tüyleri, o günden sonra is karası rengi olur. kadın alevler üzerinde can vermek üzeredir ki; apollon çocuğunu koronis’in karnından alır. çocuğu yetiştirmesi için at adam kheiron’a verir.

bu olay hekim-tanrının son anda kurtarıcı olarak yetişmesinin simgesidir.

--- alıntı ---

bugün tıbbın simgesi olarak bildiğimiz yılan dolanmış asa da asklepios'un asasıdır. asklepios bu asasını hiç yanından ayırmaz, her yere onunla gidermiş. bu asa onun hastadan hastaya yorulmadan koşmasına yardım edermiş. daha da ileriye giderek bu asa ile ölüleri diriltmeye de çalışmıştır. bu olay mitolojide şöyle anlatılır:
--- alıntı ---

tanrıça athena, gorgon canavarı öldüğü zaman bedeninden akan kanı toplamış ve asklepios’a vermiştir. gorgon’nun sağ tarafındaki damarlarda zehirli, sol tarafındaki damarlarda şifalı kan varmış. asklepios bu şifalı kanla ölüleri diriltme yoluna gitmiş.

ancak insanların ölümsüz olması fikri hem zeus'un iktidarını sarsmış, hem de yeraltınının tanrısı hades'i çok kızdırmış. ve hades kardeşini bir şeyler yapması konusunda kışkırtmış, zeus da asklepius'un başına bir şimşek fırlatarak onu öldürmüş. derler ki o an asklepius'un elinde reçete yazılı olan kâğıt toprağa düşmüş ve yağan yağmurla üzerindeki yazılar toprağa karışmış. oradan da her derde deva sarımsak bitmiş. apollon da, zeus’a yıldırımları bağışlayan kykloplar’ı öldürerek, oğlunun öcünü almış.

--- alıntı ---

asklepios ağrıları azaltan tanrıça olarak bilinen epione ile evlidir. bu evlilikten dört erkek, altı da kız çocuğu dünyaya gelmiştir. çocuklarının da sağlıkla ilgili görevleri vardır.
agleae doğal güzellikten, meditrina uzun yaşamdan, hygieia temizlik ve hastalıklardan korunmadan, aceso, panacea ve laso ise iyileşmeden sorumlu tanrıçalardır.

en önemlisi ise kızı hygieia'dır. babasının yok oluşundan sonra hekimlik sanatını devam ettirmiştir.

asklepios adına tapınaklar da kurulmuştur. atina'da, bergama'da ve izmir'de adına tapınaklar dikilmiştir. bergama'da bulunan ve asclepion olarak bilinen sağlık sitesi ise antik yunan'daki üç büyük sağlık sitesinden biri olarak kabul edilir. günümüze kadar ayakta kalan tek asklepion bergama’dakidir.
devamını gör...

yıllarca matematiksel ifade sanılan bu güzellikler, 1960 yılında, sadece matematiksel değil, aynı zamanda fiziksel etkilerinin olduğu görülmüştür. aharanov-bohm etkisi olarak adlandırılan etki sayesinde anlaşılmış ve 1961 yılında deneysel doğrulanmıştır.

bu durum matematiksel değerlerin, fiziksel olarak doğrulanabildiğini gösterdiği için fizikte çok kıymetlidir. 4 serbestlik derecesi ile 6 serbestlik derecesi olan elektromanyetik teoriyi tasvir etmemizi sağlarlar.

schrödinger denklemi hariç hareket denklemlerimiz vektör potansiyelden bağımsızdır. bunun sonucunda da hareket denklemlerimizin potansiyeller cinsinden ortaya konulması gerektiğini düşünebiliriz ancak böyle olursa da bal gibi bir problem çıkar karşımıza. bu problem de sonsuz tane vektör potansiyelin aynı elektrik ve manyetik alana karşılık geleceğidir. verilen bir potansiyelden elektrik ve manyetik alana gitmek karmaşık bir iştir yani kısacası aynı şekilde verilen elektrik ve manyetik alandan potansiyellere geçmek de olanaklı değildir. burada yine bu potansiyellerin bir denklik sınıfı oluşturduğundan yola çıkarak problem aşılmaya çalışılabilir ancak bu şekilde herhangi bir doğrulanmış teorem yoktur. dahası en iyi seçimin hangisi olduğuna dair doğrulanmış bir teorem de yoktur.
devamını gör...

ortada hiç de enteresan bir durum yok. beni rahatsız edeni, görmek istemediğimi engellerim. bu da en büyük hakkım. kimse kimseye tahammül etmek zorunda değil.
devamını gör...

saçma gelecek belki ama birinin rüyasında beni görmesini istiyorum. *
ben uyuyamıyorum ama eminim o şuan mışıl mışıl uyuyordur. beni görsün bari.
devamını gör...

acil bir duruma müdahale gerektiren, kriz yönetimi becerileri ve soğukkanlılık isteyen herhangi bir alanda çalışmam mümkün değil.
devamını gör...

yazarın dönüp dolaşıp geleceği yer sözlüktür.
devamını gör...

şu hayatta en çok anlamak istediğim insan kendini açık açık anlatmamak için bin tane takla attı, bütün kötü ihtimalleri ve şüpheleri üstüme attı ve gitti.

bari kim olduğunu bilseydim, bari kimin olduğumu bilseydim.
devamını gör...


bir şeyin nasıl çalıştığını veya üretildiğini anlamak üzere yapılan çizimdir. mühendisler arasındaki iletişimi en kolay ve en doğru şekilde sağlaması açısından büyük öneme sahip teknik bir alfabedir. temelde doğrular ve eğrilerin çeşitli şekillerde bir araya gelmesiyle oluşan teknik resim, yapılması istenen konstrüksiyon ve tasarımın kâğıt üzerinde tanımlanması sanatıdır.
devamını gör...

açılımı learning applied to ground robots olan teknoloji. "yer/kara araçlarına uygulanan öğrenme" gibi bir anlama geldiği için başlığı bu şekilde açmak istedim.

stair başlığında farklı türde bir robottan bahsettim. stair yukarıdan aşağı öğrenme metoduyla oluşturulmuş, her şeyi başından programlanmış bir türdür. lagr ise aşağıdan yukarı öğrenme yöntemiyle, "tecrübe ederek" öğrenir. örneğin bir araziye onu bıraktığınızda, orada neye çarpmaması, neyin etrafından dolanması gerektiği hakkında bir bilgisi yoktur. engellere çarpa çarpa, onlara çarpmamaları gerektiğini öğrenir ve bir sonraki turunda, daha önce çarptığı bir engele çarpmadan onun etrafından dolaşabilir.

lagr türü bir robot gps sistemi kullanır. cisimleri tanımaları için kızılötesi sensörleri ve kameraları vardır. bir ethernet ağına bağlı olan bu robotun hafızasında, ona sandalyeleri, bankları, kapıları yahut herhangi bir nesneyi tanıtacak görüntüler yoktur. robot bunları kendisi öğrenmek durumundadır. sadece ona gideceği yer söylenir ve orada artık tamamen kendi başına hareket etmek durumundadır.

testler 3 kez tekrarlanır. lagr'dan, kendisine verilen bir koordinata doğru hızlıca gitmesi istenir. yol boyunca, önceden bilinmeyen engellerle karşılaşır. kamera ve sensörleri aracılığıyla bu engellerin görüntülerini alır ve böylece parkuru 3 kez, engelleri tanıyarak aşması hedeflenir.

bu tip çalışmalar ileride, kendi kendine trafiğe çıkabilen otomobillerin temeli olabilir. sürücülerin kalp krizi geçirmesi gibi durumlarda kazalara sık rastlanıyor dünya çapında. böyle bir teknoloji ile otomatik pilot modunda kendi kendini kullanabilen bir araba, bu tür kazalardan kaynaklanan ölümleri sonlandırabilir.

parkur testlerinden bir kare:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı
devamını gör...

çoklu paket ürünlerini de tek tek satar, sinekten yağ çıkarır.
devamını gör...

aşk'ın vücut bulmuş hali..fars kökenli yazar ve şair. allah aşkı ile yanıp tutuşan mansur, kendinden geçerek ene'l-hak der. bu söz ben hakkım anlamına gelir fakat mansur bu sözü, haktan başkası yok anlamında kullanmıştır. mansur'un kalbi, allah'tan başka her şeyden, tüm âlemden ayrılır..kendisindeki şiddetli sevgi, ilahi aşk sebebiyle, hatta gölgeleri dahi hakk'ın bizzat kendisi zanneder.. ene'l-hak'dan da maksat budur. yani bu sözü, mecazi anlamda kullanır. mesela birisine ay gibi parlıyorsun dediğinizde bu kişinin ay olduğunu söylemez, sadece bir benzetme yaparsınız. o şekilde ene'l-hak da, insanın davranışlarının allah'a ait olduğunu idrâktır. bir makamdır ene'l-hak. yani bu sözle, bu makamla birlikte allah'ın sıfatları idrâk edilir. bu maksatla kullanıldığında kişi küfre düşmez. fakat bu sözün herkes tarafından kullanılması uygun değildir. bu sözü, beşerî sıfatlarla değil, ilahî sıfatlarla vasfedilenler kullanır.

işte mansur da bu sözü söyleyince, tasavvuf konusunda pek bilgi sahibi olmayan âlimler karşı çıktılar. mansur'un bu sözü kullandığı haberini, halife'ye kadar getirdiler. sonuç olarak hallac-ı mansur bir yıl zindan cezasına mahkûm edildi. onu ziyaret edip sorular soran kişiler de vardı fakat daha sonra halkın mansur'u ziyaret etmesi yasaklandı. bu süre boyunca 2 kişi hariç kimse onu ziyaret etmedi. bu kişiler, ilk dönem sufîlerinden olan ibn-i atâ ve hafîfiyye silsilesinin kurucusu, sufî olan ibn hafîf idi. mansur, "ben yokum, hak vardır!" anlamında ene'l hak! sözünü kullandıysa da, bu söz, zâhiren ben hakkım manâsında anlaşıldı ve bu söz onun idamına sebep oldu.

o zindandayken bile hâlâ ene'l hak! demeye devam etmekteydi. bu zaman insanlardan bazıları, mansur'un bu sözle dinden çıktığını, diğerleri de onun bu sözle kendiliğini inkâr edip, hakkı dilediğini söyledi. mansur'a hapiste işkenceler edildi, artık bu sözü söyleme, hüve'l-hak yani hak odur de dediler. mansur bu söze, bizler için de hak odur diye karşılık verdi. ibn-i atâ, mansur'a onu zindandan çıkarmaları için özür dilemesini söyledi. mansur da, ben ne söylemişim de özür dileyeyim? ben halık'ı bırakıp da halka yalvarmam! dedi. mansur, ene'l-hak! diye inlemekteydi. daha sonra fetva verildi, bu fetva mansur'un idam edilmesi yönündeydi. bunun üzerine, hallâc-ı mansur, m.s. 26 mart 922 tarihinde, 65-66 yaşlarındayken idam edildi.

mansur'un en yakın arkadaşlarından ve ilk sufilerden olan şiblî, hallâc-ı mansur'u rüyasında görmüş ve ona, kendisine işkence eden halka, allah'ın muamelesinin nasıl olduğunu sormuştur. mansur da, "halk benim hakkımda ikiye bölünmüştü, bir kısmı benim hâlimi bilmekteydi, bana şefkat ederdi, diğer kısmıysa benim hâlimi bilmezdi, şeriatı muhafaza etmek için, allah'ın emrini yerine getirmek için bana azap ederdi, allah her iki kısma da rahmet etti, çünkü ikisi de masumdular" - diye cevap verdi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

öncelikli olarak, gerçek dünyada icra edilen ve burada karşılığı olan uğraşlar ile ilgilenmek şeklinde cevaplanabilecek soru.

(bkz: resim)
(bkz: müzik)
(bkz: kitap)
(bkz: dergi)
devamını gör...

stres,fazla düşünmek, türkiye'de yaşamak.
devamını gör...

öğrenci, öğretmenim önümüzdeki dönem olacaksınız di mi deyince cevap verememek.
devamını gör...

feminizm yalnızca kadınları savunan bir düşünce tarzı değildir.
kadın ve erkeğin haklarını eşit oranda savunan, haksızlığa uğrayan tarafın haklarını eşit şekilde koruyan ve toplumda iki cinsiyeti de hukuken eşit olması gerektiğini kabul eden bir düşünce tarzıdır feminizm.

teorik olarak ortaya çıkışı; 18-19. yüzyıllarda fransa’da filozoflar ve kadın yazarlarca ortaya atılıp savunulsa da - kadının siyasal ve toplumsal haklar bakımından erkekle eşit olması gerektiğini öne sürüp,bunu gerçekleştirmeye çalışsa da- sadece kadını temel almaz!

bizim ülkemizde ki sorunlardan biri de - bunu hep söylerim- ideolojilerin, fikirlerin, akımların, uygulamaların alıştırılarak/öğretilerek aktarılması/benimsenmesi yerine sürü psikolojisiyle hareket edilmesi.. türkiye'de feminazi ile feminizm karıştırılıyor ve ülkemizde feminizmin layıkıyla uygulandığını düşünmüyorum..
devamını gör...

macar çoban köpeği olarak da bilinen bir tür koruma köpeği. onu ilginç kılan özelliği ise adeta bir kamuflaj görevi gören uzun tüyleri.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

uzaklardayım. çok uzaklarda, elimde harita dahi yok. gerçi buraların bir haritası var mı ondan da şüpheliyim. nerede olduğumu inanın hiç bilmiyorum. kimsecikler de yok burada. nereye, nasıl gidilir kestiremiyorum. bazen kendi etrafımda dönüyorum, bazen de ağaçların etrafında. bazen koşuyor, bazen yürüyorum.

çok güçlü rüzgarlar esiyor burada. ayakta durmakta çok zorlanıyorum da bir köşeye geçip oturmuyorum. deliler gibi oradan oraya koşturup duruyorum.

şu an, yanı başımdaki ağaçları bir görseniz, göğü deliyor sanırsınız. sarı yabani orkideler var bir de. çok güzeller. havası bir garip gri.

bir şekilde ormandan çıkıyorum. azıcık sakinleşip, nefes kesen manzarayı hissetmeye çalışıyorum.
ama ne mümkün. kaç gündür buradayım bilmiyorum. suyum bitmek üzere. su bulabirdim ama yiyecek bir şey bulabilir miydim bilmiyorum. açlıktan ölmek üzereyim.
bir süre daha yürüdükten sonra kendimi kaybetmiş olacağım ki, bir ses beni kendime getirdi.

bu ses patagonyalının sesiydi. kibar ve naif bir sesti.
ondan patagonya topraklarında olduğumu öğreniyorum.
oracıkta yemem için bir şeyler verip, kendime gelmemi sağlıyor.

doğruca yaşadığı yere götürüyor beni.
ben böyle dost canlısı bir insan görmemiştim. yaptığımız sohbetlerden onun görmüş geçirmiş, hoşgörülü ve cömert bir insan olduğunu öğreniyorum.
çok iyi bir dinleyen, seninle kederlenen, seninle mutlu olabilen bir kardeş olabileceğini hissedebiliyordum.

ha birde adını tam hatırlayamadığım bir sözlükte yazarlık yapıyormuş.
ama sahibi koldaş yazarlara bayadır maaşlarını veremiyormuş. bundan çok dert yanıyor patagonyalı.

yürürken anlatıyor patagonyalı yaşadığı toprakları.

patagonya, şili ve arjantin'in güneyindeki bölgedir. çok az yerleşim alanı vardır.
darwin’in patagonya ve çevresindeki adalarda beş yıl süren bir inceleme gezisi yaptığından, burada çok sayıda değişik canlı türüne rastladığını, “evrim” teorisinin temellerini burada atıldığından bahsediyor.

unesco doğal ve tarihi miras listesi’ndeki buzullar parkı nın bulunduğunu,
kutuplardan sonraki yeryüzünün en büyük buzul alanları burada olduğunu,
çok sayıda gölleri, yeşil vadileri ve şelalariyle cennetten bir köşe olduğunu,
güneyinde yarı antarktika ikliminin hüküm sürdüğü dünyanın sonu olarak adlandırılan ateş topraklarının bulunduğunu söylüyor.

sonra maradona’dan bahsediyor patagonyalı. onu çok sevdiğini anlatıyor.

ama asla patagonyalı, tanrı nın bir eli olamazdı.

seni tanıdığım için mutluyum dostum.
devamını gör...

“oysa ayrılanlar hala sevgili”
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim