sağ ve solumdaki camları açıp, o hızla giderken duyulabilecek bir seste müzik dinlerken sol kolumu da camdan dışarı sarkıttığım doğrudur.

hayır sol elimde tespih yok.
devamını gör...

mümkünse özlenilen kişinin sesini duymak en güzeli bence.ama eğer olmuyorsa da mesajları okumak,onunla ilgili aklınızda kalan güzel şeyleri hatırlamak da özlem gidermeye yetmese bile mutlu eder insanı.
devamını gör...

toplama yapmaya üşendiğimden es geçtiğim testtir.
devamını gör...

tahmin edilebileceği üzere, balı gerçekten çok seviyor. iğnesi birçok hayvanı nakavt edecek arıların kovanına yaptığı baskınlarda zarar görmemesini sağlayan, kalın derisi ile bu ismi almıştır.derisi kalın, elastik yapıdadır. yüzebilen, zıplayabilen, günde birkaç yüz kilometre şehirlerarası yol yapan bir hayvandır. bir yandan tartıştığı kişiden uzaklaşırken bir yandan da el kol yapan, bırakın abi ya bırakın neymiş derdi bi görelim diyen kavgacı tiplerin doğal yaşamdaki temsilcisi.
devamını gör...

çok iyi hatırlıyorum imamın karısı mı ne beni bir camiye almamıştı...başım kapalı değil diye, ortaokula gidiyordum...millet kafayı yemiş!
devamını gör...

dünyanın bütün ilkel ülkelerinin temelinde din var. şahsen derdim islam veya herhangi diğer bir inanç değil, sorgulamaya kapalı beyinler ve dinlerin meşrulaştırdığı şiddettir.
devamını gör...

türkiye'de pek az bilinen bi alan olarak etnomatematik... bu alanda bildiğim kadarıyla hiç telif eser yok türkiye'de. yalnızca birkaç çeviri mevcut.

adından da anlaşılacağı üzere, matematiğe küresel bi perspektiften bakan bi disiplindir. özellikle ilkel olarak nitelenen halkların benimsedikleri farklı matematiksel anlayışlar incelenerek matematik tarihine ciddi bi katkı sunulur. bugün matematik icat edilmiş bir dil olarak ''batı''lıdır. ancak bu dilin içinde bulunan unsurların ilk defa batı tarafından kullanıldığı söylenemez. kültürlerin içinde sınırı çizilmemiş ve bir disipline hasredilmemiş şekilde bulunurlar. etnomatematik bu dağınık olan matematiksel unsurları araştırıp, o kültürün anlam bütünlüğü içinde hangi konumda olduğunu anlamaya çalışır. bir nevi matematiğin antropolojisidir.
devamını gör...

insanların haddini bilmezliğinden bıktım.
devamını gör...

içki içenlerin genelde ben kendimdeyim izlenimi vermek için yaptığı "içki bana işlemez, sapıtmam etmem" subliminal mesajlı kibarlıktır. önünü ilikleyip konuşan mı dersin, her söze özür dileyerek başlayan mı dersin. genelde 60 yaş grubu gelir durumu düşük içicilerde görülür.
devamını gör...

cesaret. küçükken her şeyi yapabileceğime olan inancım.
devamını gör...

belli bir nüfusun doğaya karbondioksit vb. atıkların ne kadar yük oluşturduğunu hesaplamak için kullanılan yöntemdir.
insanların yaşamını sürdürmesi için gereken kaynakların üretilmesi ve atıkların yok edilmesi amacıyla kullandıkları yaşam alanını gösteren bir ölçüdür.
devamını gör...

değişkendir. tıpkı zaman gibi. şu an mesela turkuazdır. ay geçti fil dişi beyaz oldu. yok yok dur. bildiğin siyah bu.
devamını gör...

üst edit: söz konusu meczup özür dilemiş.



sosyal medyadan da olsa zamanında ve etkili bir şekilde tepki vermenin faydalı olduğunu görmüş plduk böylece. darısı diğerlerinin başına.


ya niye bu kadar ayrımcılık yeeaaaa


bakın "1000 tane cami var ama türk gençleri namaz kılmıyor"diyen canlı diyor bunu; evet ikisi aynı organizma.

elinde olsa* ve eline yeterli güç geçtiğinde o, namaz kılmıyor deyip de "bana ayrımcılık yapıyorlar ühüüüüğ" diye zırladığı insanları tavuk keser gibi kesecek oysaki...

hâlâ diyor ki; bi iyrimcilik niyi bik bik

ulan istemiyor bu ülkenin insanları sizi bu ülkede i.s.t.e.m.i.y.o.r!!!

zorla mı alüminyum?

bu ülkede gençler işsiz, kadınlar ve çocuklar insan gibi yaşayamıyor, insanlar aç, insanlar yoksul, insanlar umutsuz...

umutsuzluktan canına kıyıyor lan bu memleketin insanları...

açlıktan geberiyoruz bir de size mi bakalım alüminyum? aldığınız bütün yardımlar, bedeva gittiğiniz bütün hastaneler bu ülkenin vatandaşlarının cebinden çıkıyor.

hem vasıfsızın teki olup boğazına kadar yoksulluğa batmış bir halka yük ol, üstüne senin yükünü çeken insanlara saldır, taciz et, tecavüz et, başını taşla ezerek öldür hem de ayrımcılık diye havla...

öyle bir dünya yok güzel kardeşim*

kuyruğunuzu kıstırıp geldiğiniz yere geri g.i.d.e.c.e.k.s.i.n.i.z.

.
devamını gör...

akpliyseniz burundan, sade vatandaşsanız ağızdan alınır.
devamını gör...

sen gül ki dünyam gülsün..
devamını gör...

az önce alman patent li aşımı oldum da geldim.
sabah saat 10 a randevu almıştım, ama bu randevu ile bitmiyor.
ilk önce kimliğimizi ibraz edip form dolduruyor uz , sonra 6 şarlı guruplar oluşturulan sistemden telefonumuza kısa mesaj geliyor, tabiki yaklaşık 30-45 dakika kadar bir bekleme süresi oluyor( kavga gürültü olmaz ise bu süre) ben paratoner olduğum için , bir gazi ile görevliler arasında kavga çıktı ve yarım saat sürdü bayağı yumruklar konuştu, polis vardı ,güvenlik vardı , yetmedi çevik kuvvet bir ekip geldi iki vatandaşı aldı, ama maalesef görevliler susmuyor herkese gider yapmaya başladılar.
neyse aradan bir 45 dakika geçti sms geldi , ismim okundu gittim kapıda bekliyorum , arkamda beş kişi daha var, tekrar kayıt sırasında, bir kavga daha yahu diyorum şu aşımı yüzümün akıyla olup gideyim artık, orda da bir on dakika kaybettim .
en sonunda aşımı oldum , işyerine geldim, ama aşı anında fark ettirdi almanca konuşmaya, alman gibi düşünmeye, alman gibi disiplinli çalışmaya başladım.
farkındayım !! bir alman gibi olmaya başladığım andan itibaren türkiye cumhuriyeti ni kıskanıyorum..
devamını gör...

tanımlarından bilimi sevdiğini, profil fotoğrafından da dünyadaki adaletsizliğin farkında olduğunu belli eden yazarımız.

iyi ki var. *
devamını gör...

rozetlerin dışı,
dc kulüplerin kapısı
dostlar bedava
nick değiştirmek bedava

bedava yazıyoruz
entry bedava başlık bedava
devamını gör...

whatsapp’in şaibeli kararlar aldığı böylesi bir dönemde; portakal kokulu yazarlarımızı kgb ajanlarımızla koruyup, üzerine de grubun girişine kale gibi 4 kgb ajanı diktiğimiz kafa sözlük grubudur. portakallı link daha çıkmadı tahmin edeceğiniz üzere. değişen ve gelişen dünya düzeninin bir gereksinimi olarak nüksetmiştir.
devamını gör...

ağaç kadar yeşil,
toprak kadar kahve,
rüzgar kadar asi,
deniz kadar saydam,
yol kadar kapalı
ve yollar kadar uçsuz.
gökyüzü kadar mavi,
boşluk kadar dolu,
duvar kadar siyah,
ruh kadar soyut.
düş kadar gerçek
ve gerçek kadar hülya.
ve evler, odalar, odalardaki yalnız.
ve titreyen keman sesi,
ve piyanoların her tuşundaki gözyaşı.
ve hayat,
hayat kadar amansız.
kopuk bir gün tutulması...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim