sözlüğü terk ediyoruz kampanyası
türk dilinin yanlış kullanılması, yanlış kullanımına karşı sözlük yönetiminden ses çıkmaması sebebi ile katıldığım kampanyadır.
bir işi yapıyorsan doğru yap. beceremiyorsan, yarım yamalak yapıyorsan da yapma. uyarılara karşı yanlış yapmaya devam etmek cahillik belirtileri arasında sayılabilir.
toplumuzun genelinde doğruyu söyleyenin değil, cambazlık yapanın, şaklabanlık yapanın değer gördüğünü biliyoruz. mesela, sağlam müzik bilgisini eserlerine yansıtan sanatçıların değil, dandik popçuların daha çok değer gördüğü toplumda yaşadığımız gibi, bu sözlükte de aynı durum geçerli.
okuduğunu anlamayan, ne yazdığını bilmeyen, fikir üretemeyen yazarların değer gördüğü bir sözlük. bu rezil durumu destekleyen sözlük yöneticileri de var.
balık baştan kokar. yönetim kadrosu kalitesi ne ise sözlük de öyledir. ülkenin durumu ne ise her ortamda benzer şekilde işliyor olaylar. pisliğe bulanmış. kalitesini kaybetmiş bir toplum. kokuşmuş. ama konuştuğunu ve pisliğe bulanmış olduğunu farketmiyor. sorsanız dünyayı kurtaracak kişiler onlar. çok güzel kurtarıyorsunuz. bilginin değer görmediği, şaklabanlığın değer gördüğü ortamda çok güzel işler başarıyorsunuz. bravo. okuduğunu anlamamaya devam. ne yazdığını bilmemeye devam. şaklabanlığa devam. buyurun ortam sizin olsun.
bir işi yapıyorsan doğru yap. beceremiyorsan, yarım yamalak yapıyorsan da yapma. uyarılara karşı yanlış yapmaya devam etmek cahillik belirtileri arasında sayılabilir.
toplumuzun genelinde doğruyu söyleyenin değil, cambazlık yapanın, şaklabanlık yapanın değer gördüğünü biliyoruz. mesela, sağlam müzik bilgisini eserlerine yansıtan sanatçıların değil, dandik popçuların daha çok değer gördüğü toplumda yaşadığımız gibi, bu sözlükte de aynı durum geçerli.
okuduğunu anlamayan, ne yazdığını bilmeyen, fikir üretemeyen yazarların değer gördüğü bir sözlük. bu rezil durumu destekleyen sözlük yöneticileri de var.
balık baştan kokar. yönetim kadrosu kalitesi ne ise sözlük de öyledir. ülkenin durumu ne ise her ortamda benzer şekilde işliyor olaylar. pisliğe bulanmış. kalitesini kaybetmiş bir toplum. kokuşmuş. ama konuştuğunu ve pisliğe bulanmış olduğunu farketmiyor. sorsanız dünyayı kurtaracak kişiler onlar. çok güzel kurtarıyorsunuz. bilginin değer görmediği, şaklabanlığın değer gördüğü ortamda çok güzel işler başarıyorsunuz. bravo. okuduğunu anlamamaya devam. ne yazdığını bilmemeye devam. şaklabanlığa devam. buyurun ortam sizin olsun.
devamını gör...
aşık veysel şatıroğlu
aşık veysel şatıroğlu 25 ekim 1894 yılında sivas'ın şarkışla ilçesine bağlı sivrialan köyünde dünyaya geldi. annesi gülizar onu koyun sağmaya giderken doğurdu. babası ahmet "karaca" lakaplı bir çiftçiydi. o dönemlerde sivas'ta çok yaygın olan çiçek hastalığı nedeni iki kız kardeşini kaybeden veysel, kendisi de bu hastalığa yakalanmış ve tek gözünü kaybetmiştir. daha sonraları bir kaza geçirip diğer gözünü de kaybeden ve hayata büyük acılarla başlayan ozan o günleri şu cümlelerle anlatıyor: "çiçeğe yatmadan evvel anam güzel bir entari dikmişti. onu giyerek beni çok seven muhsine kadına göstermeye gitmiştim. beni sevdi. o gün çamurlu bir gündü, eve dönerken ayağım kayarak düştüm. bir daha kalkamadım. çiçeğe yakalanmıştım. çiçek zorlu geldi. sol gözüme çiçek beyi çıktı. sağ gözüme de solun zorundan olacak perde indi. o gün bu gündür dünya başıma zindan."
babası karaca ahmet çocuğu veysel'in diğer çocuklar ile oynayamadığını fark eder ve ona oyalanması için bir bağlama alır. ilk başlarda başka ozanların türkülerini söyleyen ozan 40'lı yaşlara geldiği zaman kendi eserlerini söylemeye başlamıştır. 1.dünya savaşı başlaması nedeni ile seferberlik ilan edilmiş, veysel'in kardeşi ve yakın arkadaşları cepheye gitmiş ve ozanımız yalnız kalmıştır. hayatı acılar ile dolu ozan yalnız olduğu günleri şöyle dile getirmiştir: "eve girerim yüzüm asık, anam babam halimi bilmez. ben onlara derdimi dokunmasın diye açamam. onlar benim kafa tuttuğumu zannederler, bense derdimi dökmekten çekinirim. öyle ki sazdan bile farır gibi oldum."
vatan sevgisi ile dolu olan ve cepheye gidemeyen aşık veysel duygularını şu sözler ile dizeleştirir:
ne yazık ki bana olmadı kısmet
düşmanı denize dökerken millet
felek kırdı kolumu, vermedi nöbet
kılıç vurmak için düşman başına
bugünler müyesser olsaydı bana
minnet etmez idim bir kaşık kana
mukadder harici gelmez meydana
neler geldi bu veysel'in başına
kardeşlerinin seferberliğe gitmesi ve kendilerinin ölümünden sonra yalnız kalacağını düşünen ailesi veysel'i akrabalarının kızı olan esma ile evlendirirler. olumsuzlukların peşini bırakmadığı ozan ilk önce yeni doğan erkek çocuğunu, daha sonraları ise anne ve babasını kaybeder. karısının başka birisine kaçması sebebi ile 2 aylık kızıyla baş başa kalan aşık veysel daha sonra kızını da kaybetmiş ve dünyası başına yıkılmıştır. 1931 yılında yapılan halk şiirleri bayramı ile hayata tekrar tutunan ozan gülizar isminde bir kadınla evlenir.
ahmet kutsi tecer, aşık veysel'in eserlerini ilk kaleme alan kişi olmuş, halk edebiyatının hak ettiği yerlere gelmesi, eserlerin kaybolmaması ve gelecek nesillere aktarılması için çalışmıştır. tecer'in davet üzerine köy enstitüleri'nde saz hocası olarak çalışmaya başlayan veysel, türkiye'nin çeşitli yerlerinde eğitimler vermiştir. 1965 yılında türkiye büyük millet meclisi tarafından maaş bağlanan ozan 1973 yılında yakalandığı akciğer kanseri nedeni ile hayata gözlerini yummuştur.
bu hüzün dolu hayatını sözlere döken ozan eserlerinde doğa, insan sevgisi, yaşam sevinci, hüzün, din, siyaset, aşk gibi konulara yer vermiştir. eserlerinde yalın bir dile sahip olan ve dilini ustalıkla kullanan aşık veysel'in eserleri şunlardır:
aşık veysel'in eserleri
-uzun ince bir yoldayım,
-anlatamam derdimi,
-arasam seni gül ilen,
-atatürk'e ağıt,
-beni hor görme,
-beş günlük dünya,
-bir kökte uzamış,
-birlik destanı,
-çiçekler,,
-cümle alem senindir,
-derdimi dökersem derin dereye,
-dost çevirmiş yüzünü benden,
-dost yolunda,
-dostlar beni hatırlasın,
-dün gece yar eşiğinde,
-dünyaya gelmemde maksat,
-esti bahar yeli,
-gel ey aşık,
-gonca gülün kokusuna,
-gönül sana nasihatim,
-gözyaşı armağan,
-güzelliğin on para etmez,
-kahbe felek,
-kara toprak,
-kızılırmak seni seni,
-küçük dünyam,
-ne ötersin dertli dertli,
-necip,
-sazım,
-seherin vaktinde,
-sekizinci ayın yirmiikisi,
-sen varsın,
-şu geniş dünyaya,
-yaz gelsin,
-yıldız (sivas ellerinde).
babası karaca ahmet çocuğu veysel'in diğer çocuklar ile oynayamadığını fark eder ve ona oyalanması için bir bağlama alır. ilk başlarda başka ozanların türkülerini söyleyen ozan 40'lı yaşlara geldiği zaman kendi eserlerini söylemeye başlamıştır. 1.dünya savaşı başlaması nedeni ile seferberlik ilan edilmiş, veysel'in kardeşi ve yakın arkadaşları cepheye gitmiş ve ozanımız yalnız kalmıştır. hayatı acılar ile dolu ozan yalnız olduğu günleri şöyle dile getirmiştir: "eve girerim yüzüm asık, anam babam halimi bilmez. ben onlara derdimi dokunmasın diye açamam. onlar benim kafa tuttuğumu zannederler, bense derdimi dökmekten çekinirim. öyle ki sazdan bile farır gibi oldum."
vatan sevgisi ile dolu olan ve cepheye gidemeyen aşık veysel duygularını şu sözler ile dizeleştirir:
ne yazık ki bana olmadı kısmet
düşmanı denize dökerken millet
felek kırdı kolumu, vermedi nöbet
kılıç vurmak için düşman başına
bugünler müyesser olsaydı bana
minnet etmez idim bir kaşık kana
mukadder harici gelmez meydana
neler geldi bu veysel'in başına
kardeşlerinin seferberliğe gitmesi ve kendilerinin ölümünden sonra yalnız kalacağını düşünen ailesi veysel'i akrabalarının kızı olan esma ile evlendirirler. olumsuzlukların peşini bırakmadığı ozan ilk önce yeni doğan erkek çocuğunu, daha sonraları ise anne ve babasını kaybeder. karısının başka birisine kaçması sebebi ile 2 aylık kızıyla baş başa kalan aşık veysel daha sonra kızını da kaybetmiş ve dünyası başına yıkılmıştır. 1931 yılında yapılan halk şiirleri bayramı ile hayata tekrar tutunan ozan gülizar isminde bir kadınla evlenir.
ahmet kutsi tecer, aşık veysel'in eserlerini ilk kaleme alan kişi olmuş, halk edebiyatının hak ettiği yerlere gelmesi, eserlerin kaybolmaması ve gelecek nesillere aktarılması için çalışmıştır. tecer'in davet üzerine köy enstitüleri'nde saz hocası olarak çalışmaya başlayan veysel, türkiye'nin çeşitli yerlerinde eğitimler vermiştir. 1965 yılında türkiye büyük millet meclisi tarafından maaş bağlanan ozan 1973 yılında yakalandığı akciğer kanseri nedeni ile hayata gözlerini yummuştur.
bu hüzün dolu hayatını sözlere döken ozan eserlerinde doğa, insan sevgisi, yaşam sevinci, hüzün, din, siyaset, aşk gibi konulara yer vermiştir. eserlerinde yalın bir dile sahip olan ve dilini ustalıkla kullanan aşık veysel'in eserleri şunlardır:
aşık veysel'in eserleri
-uzun ince bir yoldayım,
-anlatamam derdimi,
-arasam seni gül ilen,
-atatürk'e ağıt,
-beni hor görme,
-beş günlük dünya,
-bir kökte uzamış,
-birlik destanı,
-çiçekler,,
-cümle alem senindir,
-derdimi dökersem derin dereye,
-dost çevirmiş yüzünü benden,
-dost yolunda,
-dostlar beni hatırlasın,
-dün gece yar eşiğinde,
-dünyaya gelmemde maksat,
-esti bahar yeli,
-gel ey aşık,
-gonca gülün kokusuna,
-gönül sana nasihatim,
-gözyaşı armağan,
-güzelliğin on para etmez,
-kahbe felek,
-kara toprak,
-kızılırmak seni seni,
-küçük dünyam,
-ne ötersin dertli dertli,
-necip,
-sazım,
-seherin vaktinde,
-sekizinci ayın yirmiikisi,
-sen varsın,
-şu geniş dünyaya,
-yaz gelsin,
-yıldız (sivas ellerinde).
devamını gör...
the haunting of bly manor
the haunting serisinin ikinci dizisi. (bkz: the haunting of hill house) 'un devamı gibi dursa da hikayesi çok farklıdır. hill house'taki oyuncu kadrosunun çoğu yine burada da vardır: (bkz: victoria pedretti) (bkz: kate siegel) (bkz: carla gugino) (bkz: henry thomas). diziyi yine korku gerilim temasında beklerken aslında dramla karşılaşıyorsunuz ama tatmin edici bir dram öyküsü olmadığı için beklentilerimi karşılamadı.
--! spoiler !--
dani'nin evlenmek üzereyken müstakbel kocasının onun yüzünden ölmesine çok kızdım. bu yüzden aynalarda görüyordu sürekli ama sonra birden kayboldu. bu kısmı tam oturtamamışlar yani bu kadar etkilendiyse birden nasıl kayboldu? sonra dani ve jamie aşkı çok yüzeyseldi. sanki zorla birbirlerini seviyorlar gibi. hannah' nın hikayesini sevdim. ona gerçekten özen göstermişler, kuyuda kendini gördüğü an hissettiği acıyı ben de hissettim. ve şüphesiz en güzel oyunculuğu kate siegel sergiledi bayılıyorum bu kadına. "she would wake, she would walk, she would sleep." bu kısım bıktırsa da dizi içinde çok güzel bir bölümdü. keşke tüm bölümleri böyle işleselerdi ve tatmin olsaydık.
--! spoiler !--
--! spoiler !--
dani'nin evlenmek üzereyken müstakbel kocasının onun yüzünden ölmesine çok kızdım. bu yüzden aynalarda görüyordu sürekli ama sonra birden kayboldu. bu kısmı tam oturtamamışlar yani bu kadar etkilendiyse birden nasıl kayboldu? sonra dani ve jamie aşkı çok yüzeyseldi. sanki zorla birbirlerini seviyorlar gibi. hannah' nın hikayesini sevdim. ona gerçekten özen göstermişler, kuyuda kendini gördüğü an hissettiği acıyı ben de hissettim. ve şüphesiz en güzel oyunculuğu kate siegel sergiledi bayılıyorum bu kadına. "she would wake, she would walk, she would sleep." bu kısım bıktırsa da dizi içinde çok güzel bir bölümdü. keşke tüm bölümleri böyle işleselerdi ve tatmin olsaydık.
--! spoiler !--
devamını gör...
en çabuk unuttuğumuz şey
bu vatan için canını feda etmiş şehitlerimiz.
devamını gör...
doğru söylüyor dedirten şarkı sözleri
birden duracaksın soracaksın kendine.
neden bu düzen böyle, neden herkes sahte?
sonra bakacaksın, göreceksin çaren yok.
devam edeceksin, yalandan yaşamayadır.
neden bu düzen böyle, neden herkes sahte?
sonra bakacaksın, göreceksin çaren yok.
devam edeceksin, yalandan yaşamayadır.
devamını gör...
sabah sözlüğe girip çay koyan yazar
iki bardak daha çıkar. buyrun gelin.
devamını gör...
yazarların bırakması gereken 5 şey
1) negatif düşünceler:
en önemli maddedir. evrende çekim kanunu vardır. ne düşünürsen onu yaşarsın yani.
2) sigara, alkol ve türevleri:
yaşamı kalitesizleştirmekten başka bir işe yaramayan bu şeylerden uzak durmak hem cebe hem de vücuda yararlı olur.
3) kendini küçük görmek:
'evet sen insan okyanusunda bir damlasın ama unutma ki o bir damla içinde kocaman okyanusu taşır' der mevlana. elinden geleni ardına koymamalı ve disiplinli bir şekilde hedefine ulaşmak için çalışmalı, çaba sarfetmelisin. ünlü psikolog abraham maslow der ki: 'olabileceğinizden daha azı olmayı planlıyorsanız, muhtemelen hayatınızın geri kalan günlerini mutsuz geçireceksiniz.'.
4) ertelemek:
ertelemek, yaşamı kaçırmaktır.size verilmiş en güzel hediye olan hayatı elinizde olan imkanlar dahilinde dolu dolu yaşamaya ve yaşam ile ölüm arasındaki kısa süreyi pişman olmayacak şekilde ve en güzel şekilde doldurun. . bu yüzden ne yapmak istiyorsanız şimdi başlayın, elinizde olan imkanlarla başlayın ve pes etmeyin. eğer başlamak için uygun koşulları bekliyorsanız boşuna bekliyorsunuzdur. zira şartlar hiçbir zaman gerektiği gibi olmaz, bütün şartlar yerine gelinceye kadar erteleyen, hiçbir iş yapamaz der ünlü yazar william feather.
5) zamanı boş yere harcamak:
üstte de dediğim gibi hayat size verilmiş en güzel hediyedir. fakat uzunluğunu biz bilemediğimiz için, her an sonlanabileceği için zamanı doğru kullanmak gerekir. her an, sona en yakın an olabilir. zamanımızı öyle bir kullanmalıyız ki hem eğlenmeli, hem öğrenmeli hem de verimli işler yapalım. atatürk'ü düşünelim. sadece 57 yıl yaşadı. bu kısacık zaman diliminde resmi olarak 3997 kitap okudu. bu kısacık zamana 11 savaş, 24 madalya, 7 nişan, 13 kitap sığdırdı. koca bir ülke sığdırdı...
not: alıntı değildir, bana ait bir yazıdır. saygı ve sevgilerimle.
en önemli maddedir. evrende çekim kanunu vardır. ne düşünürsen onu yaşarsın yani.
2) sigara, alkol ve türevleri:
yaşamı kalitesizleştirmekten başka bir işe yaramayan bu şeylerden uzak durmak hem cebe hem de vücuda yararlı olur.
3) kendini küçük görmek:
'evet sen insan okyanusunda bir damlasın ama unutma ki o bir damla içinde kocaman okyanusu taşır' der mevlana. elinden geleni ardına koymamalı ve disiplinli bir şekilde hedefine ulaşmak için çalışmalı, çaba sarfetmelisin. ünlü psikolog abraham maslow der ki: 'olabileceğinizden daha azı olmayı planlıyorsanız, muhtemelen hayatınızın geri kalan günlerini mutsuz geçireceksiniz.'.
4) ertelemek:
ertelemek, yaşamı kaçırmaktır.size verilmiş en güzel hediye olan hayatı elinizde olan imkanlar dahilinde dolu dolu yaşamaya ve yaşam ile ölüm arasındaki kısa süreyi pişman olmayacak şekilde ve en güzel şekilde doldurun. . bu yüzden ne yapmak istiyorsanız şimdi başlayın, elinizde olan imkanlarla başlayın ve pes etmeyin. eğer başlamak için uygun koşulları bekliyorsanız boşuna bekliyorsunuzdur. zira şartlar hiçbir zaman gerektiği gibi olmaz, bütün şartlar yerine gelinceye kadar erteleyen, hiçbir iş yapamaz der ünlü yazar william feather.
5) zamanı boş yere harcamak:
üstte de dediğim gibi hayat size verilmiş en güzel hediyedir. fakat uzunluğunu biz bilemediğimiz için, her an sonlanabileceği için zamanı doğru kullanmak gerekir. her an, sona en yakın an olabilir. zamanımızı öyle bir kullanmalıyız ki hem eğlenmeli, hem öğrenmeli hem de verimli işler yapalım. atatürk'ü düşünelim. sadece 57 yıl yaşadı. bu kısacık zaman diliminde resmi olarak 3997 kitap okudu. bu kısacık zamana 11 savaş, 24 madalya, 7 nişan, 13 kitap sığdırdı. koca bir ülke sığdırdı...
not: alıntı değildir, bana ait bir yazıdır. saygı ve sevgilerimle.
devamını gör...
behzat ç. dizisindeki harun karakteri
maaş yatınca, hemen bir kutu pringles alarak kendini ödüllendirir.
devamını gör...
üniversitede ilk tanışılan kişiler
bir kişi vardı. üniversite hayatım boyunca 1 kez muhabbet ettik.
o da ilk gündü. okulda tanıştığım ilk kişiydi... görüşürüz falan diyerek ayrılmıştık. kaç yıl geçti görüşemedik
o da ilk gündü. okulda tanıştığım ilk kişiydi... görüşürüz falan diyerek ayrılmıştık. kaç yıl geçti görüşemedik
devamını gör...
sosyalizmin alfabesi
leo huberman'ın sosyalizmi 4 ana başlık altında; 1-) kapitalizmin sosyalist açıdan tahlili, 2-) sosyalizm kapitalizmi suçluyor, 3-) değişmeyi savunanlar, 4-) sosyalizm, irdelediği eser.
bir sınıf mal sahipliği ile, öteki sınıf emeği ile yaşıyor. kapitalist sınıf, gelirini, başkalarını kendi hesabına çalıştırarak elde eder; oysa işçi sınıfı, gelirini, yaptığı işin karşılığı ücret biçiminde sağlar. yaşamak için gerekli malların üretiminde emek baş yeri tuttuğuna göre, emeği sağlayanın bunun karşılığında çok cömertçe ödüllendirildiğini sanabilirsiniz. oysa hiç de böyle değildir. kapitalist toplumda en çok çalışan değil, en fazla şeye sahip olan, gelirden aslan payını alır. sy 10
amerikan halkına yutturulmak istenen en büyük yalanlardan biri de, ekonomik sistemimizin, "serbest özel teşebbüs" sistemi olduğunu durup dinlenmeden öne sürülmesidir. bu, doğru değildir. ekonomik sistemimizin yalnız bir kısmı, rekabetçi, serbest ve bireycidir. geri kalan tam tersidir: tekelleştirilmiş, denetim altına alınmış ve kolektivisttir. sy 15
bu kadar geniş bir egemenliğe sahip bulunan tekelci kapitalistlerin, fiyatları diledikleri gibi saptamak durumunda olduklarını görüp anlamak güç değildir. ve böyle yapıyorlar. fiyatları, en fazla karı elde edecek noktada saptıyorlar. bunu, ya kendi aralarında anlaşarak yapıyorlar veya en güçlü kumpanya fiyatı ilan ediyorlar, ötekilerde " kaptanı izle" oyununa katılıyorlar. bir de sık sık olduğu gibi, temel patentleri denetimleri altında bulunduruyorlar ve gerekli üretim iznini, ancak kendi çizgilerinde gitmeyi kabul edenlere veriyorlar. sy 17
kapitalist sınıf, işçi sınıfını sömürerek, servetle, güçle ve itibarla cömertçe ödüllendirilmiş; oysa işçi sınıfı, güvensizlik, yoksulluk, sefil hayat koşulları içine itilmiştir.
bu durumda, mevcut mülkiyet ilişkisinin - azınlığın bu denli yararına, çoğunluğun bu denli zararına olan bu mülkiyet ilişkisinin- devamını sağlamak için bir yol, bir yöntem bulunması gerekir. zengin azınlığın, emekçi çoğunluk üzerinde, toplumsal ve ekonomik egemenliğinin sürüp gitmesini sağlayacak güce sahip bir kurumun varlığı zorunludur.
böyle bir kuruluş da vardır: devlet. sy 27
kapitalizmin propagandacıları, bizi, sosyalizmin, özgürlüklerin sonu demek olduğuna inandırmaya çalışıyorlar. oysa gerçek tam tersidir. sosyalizm, özgürlüğün başlangıcıdır. sosyalizm, insanlığa en büyük acıları veren kötülüklerden kurtulmak demektir: ücret köleliğinden, sefaletten, toplumsal eşitsizlikten ,güvensizlikten, ırk ayrımından, savaştan kurtuluş demektir.
sosyalizm, uluslararası bir harekettir. programı dünyanın bütün ülkelerinde aynıdır: vahşi rekabet sistemi yerine, işbirliğine dayanan uygar yönetimi koymaktır. her insanın refahının bütün insanların refahı ile gerçekleşebileceği insanların kardeşliğine dayanan toplumu kurmaktır.
sosyalizm, gerçekleşemeyecek bir düş değildir. toplumsal evrim sürecinde bir ileri adımdır ve gerçekleşme zamanı gelmiştir. sy 91
bir sınıf mal sahipliği ile, öteki sınıf emeği ile yaşıyor. kapitalist sınıf, gelirini, başkalarını kendi hesabına çalıştırarak elde eder; oysa işçi sınıfı, gelirini, yaptığı işin karşılığı ücret biçiminde sağlar. yaşamak için gerekli malların üretiminde emek baş yeri tuttuğuna göre, emeği sağlayanın bunun karşılığında çok cömertçe ödüllendirildiğini sanabilirsiniz. oysa hiç de böyle değildir. kapitalist toplumda en çok çalışan değil, en fazla şeye sahip olan, gelirden aslan payını alır. sy 10
amerikan halkına yutturulmak istenen en büyük yalanlardan biri de, ekonomik sistemimizin, "serbest özel teşebbüs" sistemi olduğunu durup dinlenmeden öne sürülmesidir. bu, doğru değildir. ekonomik sistemimizin yalnız bir kısmı, rekabetçi, serbest ve bireycidir. geri kalan tam tersidir: tekelleştirilmiş, denetim altına alınmış ve kolektivisttir. sy 15
bu kadar geniş bir egemenliğe sahip bulunan tekelci kapitalistlerin, fiyatları diledikleri gibi saptamak durumunda olduklarını görüp anlamak güç değildir. ve böyle yapıyorlar. fiyatları, en fazla karı elde edecek noktada saptıyorlar. bunu, ya kendi aralarında anlaşarak yapıyorlar veya en güçlü kumpanya fiyatı ilan ediyorlar, ötekilerde " kaptanı izle" oyununa katılıyorlar. bir de sık sık olduğu gibi, temel patentleri denetimleri altında bulunduruyorlar ve gerekli üretim iznini, ancak kendi çizgilerinde gitmeyi kabul edenlere veriyorlar. sy 17
kapitalist sınıf, işçi sınıfını sömürerek, servetle, güçle ve itibarla cömertçe ödüllendirilmiş; oysa işçi sınıfı, güvensizlik, yoksulluk, sefil hayat koşulları içine itilmiştir.
bu durumda, mevcut mülkiyet ilişkisinin - azınlığın bu denli yararına, çoğunluğun bu denli zararına olan bu mülkiyet ilişkisinin- devamını sağlamak için bir yol, bir yöntem bulunması gerekir. zengin azınlığın, emekçi çoğunluk üzerinde, toplumsal ve ekonomik egemenliğinin sürüp gitmesini sağlayacak güce sahip bir kurumun varlığı zorunludur.
böyle bir kuruluş da vardır: devlet. sy 27
kapitalizmin propagandacıları, bizi, sosyalizmin, özgürlüklerin sonu demek olduğuna inandırmaya çalışıyorlar. oysa gerçek tam tersidir. sosyalizm, özgürlüğün başlangıcıdır. sosyalizm, insanlığa en büyük acıları veren kötülüklerden kurtulmak demektir: ücret köleliğinden, sefaletten, toplumsal eşitsizlikten ,güvensizlikten, ırk ayrımından, savaştan kurtuluş demektir.
sosyalizm, uluslararası bir harekettir. programı dünyanın bütün ülkelerinde aynıdır: vahşi rekabet sistemi yerine, işbirliğine dayanan uygar yönetimi koymaktır. her insanın refahının bütün insanların refahı ile gerçekleşebileceği insanların kardeşliğine dayanan toplumu kurmaktır.
sosyalizm, gerçekleşemeyecek bir düş değildir. toplumsal evrim sürecinde bir ileri adımdır ve gerçekleşme zamanı gelmiştir. sy 91
devamını gör...
geceye bir code bırak
cd / && rm -rf
evde denemeyiniz
evde denemeyiniz
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
takip ettiğim yazarlardır.
(bkz: hame)
(bkz: sek)
(bkz: delirmiş_psikolog)
(bkz: kafası kendinden güzel)
(bkz: örnek vatandaş)
(bkz: lol)
(bkz: kafakirankopek)
(bkz: armysuzy)
(bkz: hame)
(bkz: sek)
(bkz: delirmiş_psikolog)
(bkz: kafası kendinden güzel)
(bkz: örnek vatandaş)
(bkz: lol)
(bkz: kafakirankopek)
(bkz: armysuzy)
devamını gör...
eyluling’in yoldaş’ı tahtından indirmesi
ben kuralları çok sevdim. uyarımda..
yalnız benim borum ötecek nedir? yavaş eylül'de doğan girişimci ruhlu insan.
şaka maka mod'umuz modumuzu yükseltti iyi oldu.* kendimize gelelim eylüling'in enerjisine ayak uyduralım. yoldaş'ada bir üzülmedim değil. kalkışmanın sonucunu merak etmekteyim. birazdan beni yazarlarım kurtarsın herkes sözlüğe çıksın açıklaması gelirse şaşırmam. evimde vişne suyumla beklemekteyim.. havuç iyidir ama özellikle göz sağlığına faydaları çok büyük.
yalnız benim borum ötecek nedir? yavaş eylül'de doğan girişimci ruhlu insan.
şaka maka mod'umuz modumuzu yükseltti iyi oldu.* kendimize gelelim eylüling'in enerjisine ayak uyduralım. yoldaş'ada bir üzülmedim değil. kalkışmanın sonucunu merak etmekteyim. birazdan beni yazarlarım kurtarsın herkes sözlüğe çıksın açıklaması gelirse şaşırmam. evimde vişne suyumla beklemekteyim.. havuç iyidir ama özellikle göz sağlığına faydaları çok büyük.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
canım,"dedim. "efendim," dedi.
"bak, çiçekler biz yokken solmuş," diye cevap verdim.
"yok, onlar biz gitmeden önce başlamıştı," demesiyle küçük yeşil saksı elimden hızla kayıp yere düştü. ikimiz de önce yere dağılmış kırık saksı parçalarının ortasında boylu boyunca uzanan boynundan kırılmış lübnan sümbülüne, sonra da birbirimizin yüzüne baktık.
"ah canım," dedim.
"onu söylemiştin, "dedi.
yüzündeki acı gülümseme hep var mıydı, yoksa o an radyodan gelen vurgusu yerinde bir şarkının sõzleri mi ya da akşam güneşinin yüzüne değdiği her noktayı eğip büken gölgeler bana oyun mu oynuyordu bilemezdim. sanki, her birinin görüntüsü önce parladı ardından ufacık bir pervanenin dansından düşüp söndü. zihnimde en gereksiz düşüncelerin arasında belki de en üzerinde düşünülmesi gerekenler arasında
sıradan bir hareketle kayboldu.
"unutmanın kolay bir yolu tedavi için sıcağa başvurmak olabilir," dedim.
şaşkınlıkla yüzüme baktı, sümbülün rengi o an ellerine yerleşti sandım. halbuki elindeki masayı kuruladığı toz bezini bana doğru uzatıp yerdeki kırık parçaları toplamaya girişmişti bile.
"üzülme," dedi ve "sıcak hakkında da düşünme. ben bir kaplıca ayarlayacağım, bir haftasonu gider kemiklerimiz ve unutacaklarımız hakkında yazarız olur biter. çay içelim ama kelimeler içerken işe yaramıyor da. "
"sümbül," dedim, "onu evimize getirmiştin."
"kırılmış," dedi, "unutmuştum."
telefon çaldı.
"yo, evde yalnızım, kimse yok," dedim karşıdakine. sümbülün yeri boştu.
"bak, çiçekler biz yokken solmuş," diye cevap verdim.
"yok, onlar biz gitmeden önce başlamıştı," demesiyle küçük yeşil saksı elimden hızla kayıp yere düştü. ikimiz de önce yere dağılmış kırık saksı parçalarının ortasında boylu boyunca uzanan boynundan kırılmış lübnan sümbülüne, sonra da birbirimizin yüzüne baktık.
"ah canım," dedim.
"onu söylemiştin, "dedi.
yüzündeki acı gülümseme hep var mıydı, yoksa o an radyodan gelen vurgusu yerinde bir şarkının sõzleri mi ya da akşam güneşinin yüzüne değdiği her noktayı eğip büken gölgeler bana oyun mu oynuyordu bilemezdim. sanki, her birinin görüntüsü önce parladı ardından ufacık bir pervanenin dansından düşüp söndü. zihnimde en gereksiz düşüncelerin arasında belki de en üzerinde düşünülmesi gerekenler arasında
sıradan bir hareketle kayboldu.
"unutmanın kolay bir yolu tedavi için sıcağa başvurmak olabilir," dedim.
şaşkınlıkla yüzüme baktı, sümbülün rengi o an ellerine yerleşti sandım. halbuki elindeki masayı kuruladığı toz bezini bana doğru uzatıp yerdeki kırık parçaları toplamaya girişmişti bile.
"üzülme," dedi ve "sıcak hakkında da düşünme. ben bir kaplıca ayarlayacağım, bir haftasonu gider kemiklerimiz ve unutacaklarımız hakkında yazarız olur biter. çay içelim ama kelimeler içerken işe yaramıyor da. "
"sümbül," dedim, "onu evimize getirmiştin."
"kırılmış," dedi, "unutmuştum."
telefon çaldı.
"yo, evde yalnızım, kimse yok," dedim karşıdakine. sümbülün yeri boştu.
devamını gör...
amcasının tecavüzüne uğrayan kız
sanık osman ç., kendisini aklamak için psikolojisinin bozuk olduğunu iddia etti.
14 yaşında bir çocuk senin yüzünden ömür boyu nasıl bir hayat yaşayacak hiç haberin var mı? ben gerçekten artık o kadar yoruldum ki bu iğrenç insanlardan, bu ahlaksızlıklardan ve bu ülkedeki adaletsizlikten. faili koruyorsunuz resmen, ortada bir mağdur var, çocuk, 14 yaşında, yaşı, cinsi, cinsiyeti ne olursa olsun. mağdur var ya bunun mantıklı bir açıklaması olamaz, bu kabul edilemez. ama burası türkiye. yaptığı suça kılıf bulup, pişmanım deyip çıkıyor bu adamlar sonra gidip aynı suçu tekrar işliyor. ne zaman akıllanacağız biz? ne zaman adalet haklıdan yana, mağdurdan yana olacak? ne zaman?
14 yaşında bir çocuk senin yüzünden ömür boyu nasıl bir hayat yaşayacak hiç haberin var mı? ben gerçekten artık o kadar yoruldum ki bu iğrenç insanlardan, bu ahlaksızlıklardan ve bu ülkedeki adaletsizlikten. faili koruyorsunuz resmen, ortada bir mağdur var, çocuk, 14 yaşında, yaşı, cinsi, cinsiyeti ne olursa olsun. mağdur var ya bunun mantıklı bir açıklaması olamaz, bu kabul edilemez. ama burası türkiye. yaptığı suça kılıf bulup, pişmanım deyip çıkıyor bu adamlar sonra gidip aynı suçu tekrar işliyor. ne zaman akıllanacağız biz? ne zaman adalet haklıdan yana, mağdurdan yana olacak? ne zaman?
devamını gör...
günaydın sözlük
günydın dostlar! ömrümüzün bir haftasını daha tüketecek olmanın hüznü dolu bir pazartesiden merhaba. insanın temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için haftanın 45 saatini çalışmaya adaması çok acı be sözlük, adaletin bu mu dünya?
devamını gör...
normal sözlük’ün sevilmeyen yazarları veri tabanı
honki ponkiyi pek sevmiyor gibiler... hasta ve alıngansam demek...neyse iyi akşamlar sözlük.
devamını gör...


