kapalı alanda maskesini indirenler
gözlükleri buğulanıyor olabilir.
devamını gör...
yazarların aldıkları en iyi nasihat
"kuyruğunu dik tut ve beklentini azalt. abim söylemişti. ne zaman gereksiz evham ve üzüntülere kapilsam kendime olan guvenimi yerine getirir.
devamını gör...
normal sözlük'te tüm yazarların evli olması
yine evde kaldım gerçeği ile yüzleşmemi sağlayan başlıktır.
herkes evliyse kim bu yalnızlar? foklar mı? o degil de fok balıkları...
herkes evliyse kim bu yalnızlar? foklar mı? o degil de fok balıkları...
devamını gör...
kalp kırmak
bir çoğumuz isteyerek ya da istemeyerek günde bir kaç defa kalp kırar, farkına bile varmayız. bazen bir sözle, bazen davranışla yaparız bunu. fakat arkamıza dönüp bakmayız bile, kırdığım var mı? kırılan kalplerden dökülen gözyaşı var mı diye.
oysa hatayla, yanlışlıkla bile olsa, incinen kalbe ilaç olmak, sarıp sarmalamak o kırılan kalpten akan yaşları şefkat mendiliyle silmek insan olmanın gereğidir.
aslında zor bir şey değildir.
tatlı sözle, güler yüzlü gönül almak, kırılan o kalbi onarmak ve yeniden kazanmak.
dahası bunun için çabalamak, gayret etmek ve bunu en içten bir şekilde yapmak.
sonrasında incinen kalbin acısını, yangınını söndürmek. onu ferahlatmak, rahatlatmak; topraktan çıkan filiz gibi yenisini yeşertmek gönüllerden...
belki bu konular size bildik tanıdık gibi gelebilir. ama bilmek bazen yeterli gelmiyor işte.
ne yapmamız gerektiğini bilmemize rağmen zor geliyor bunları hayata geçirmek.
en güzeli geride suçluluk duygusu, pişmanlık ve keşkelerle dolu bir hayat bırakmamak için kalp kırmaktan sakınalım.
sokakta gördüğümüz bir köpeğin veya kedinin bile duygularını incitmemeye özen gösterelim.
nezaket ve kibarlık ile tüm kalplere dokunalım...
oysa hatayla, yanlışlıkla bile olsa, incinen kalbe ilaç olmak, sarıp sarmalamak o kırılan kalpten akan yaşları şefkat mendiliyle silmek insan olmanın gereğidir.
aslında zor bir şey değildir.
tatlı sözle, güler yüzlü gönül almak, kırılan o kalbi onarmak ve yeniden kazanmak.
dahası bunun için çabalamak, gayret etmek ve bunu en içten bir şekilde yapmak.
sonrasında incinen kalbin acısını, yangınını söndürmek. onu ferahlatmak, rahatlatmak; topraktan çıkan filiz gibi yenisini yeşertmek gönüllerden...
belki bu konular size bildik tanıdık gibi gelebilir. ama bilmek bazen yeterli gelmiyor işte.
ne yapmamız gerektiğini bilmemize rağmen zor geliyor bunları hayata geçirmek.
en güzeli geride suçluluk duygusu, pişmanlık ve keşkelerle dolu bir hayat bırakmamak için kalp kırmaktan sakınalım.
sokakta gördüğümüz bir köpeğin veya kedinin bile duygularını incitmemeye özen gösterelim.
nezaket ve kibarlık ile tüm kalplere dokunalım...
devamını gör...
tim burton
masalsı diyarlarda yaşayan yönetmen. filmlerindeki mekanların masaldan fırlamış gibi olmasının yegane sebebi de budur zaten. animasyonlarında stop motion tekniğini çokça kullanmıştır.
(bkz: edward scissorhands (film))
(bkz: corpse bride (film))
(bkz: big fish (film))
(bkz: alice in wonderland 1-2 (film))
(bkz: the nightmare before christmas (film)) ve daha nice güzel filmin yönetmenidir.
(bkz: edward scissorhands (film))
(bkz: corpse bride (film))
(bkz: big fish (film))
(bkz: alice in wonderland 1-2 (film))
(bkz: the nightmare before christmas (film)) ve daha nice güzel filmin yönetmenidir.
devamını gör...
anormal sözlük haber ajansı
henüz çiçeği burnunda* bir yazar olarak beni şaşırtmış olaylar silsilesini anlatan haberin ajansıdır aynı zaman.
(bkz: vay anam vay neler dönmüş serhat ya)
(bkz: vay anam vay neler dönmüş serhat ya)
devamını gör...
başlık nasıl kapatılır sorusu
çağ açıp çağ kapatan dedenin torunları başlık açıp başlık kapatamıyo.. çok yazık..
devamını gör...
meral akşener'den sayın öcalan gafı
dikkat edin. özür dileyebiliyor.
devamını gör...
bilinen en şaşırtıcı tarihi bilgi
new york’un manhattan adası bir tüccar tarafından kızılderililerden 24 dolar değerindeki incik boncuk karşılığında satın alınmıştır. ada şu an abd’ nin en pahalı arazisidir.
hollanda ile scilly adaları arasında gerçekleşen savaş tarihte bilinen en uzun savaştır. başlaması için "hiçbir gerekçe olmayan" savaş 1651 - 1986 yılları arası sürmüştür.
hollanda ile scilly adaları arasında gerçekleşen savaş tarihte bilinen en uzun savaştır. başlaması için "hiçbir gerekçe olmayan" savaş 1651 - 1986 yılları arası sürmüştür.
devamını gör...
ahmak ıslatan
(bkz: sagopa kajmer)'in 2014 yılında yayımlanmış olan "pesimist ep 6 - ahmak ıslatan" albümünde yer alan, anlamlı ve hüzün dolu bir rap parçası.
...gönlümün cennetine koyduklarım ve cehenneminde yaktıklarım
ne çok şey anlatıyor, gözlerine baktıklarım
çok şey anlatıyor, gözümden akıttıklarım
ahmak ıslatanlarım...
...gönlümün cennetine koyduklarım ve cehenneminde yaktıklarım
ne çok şey anlatıyor, gözlerine baktıklarım
çok şey anlatıyor, gözümden akıttıklarım
ahmak ıslatanlarım...
devamını gör...
lucifer'ın trollükten ihracı
yasinin ilerlemesinin getirisidir bu. bakmayin oyle trolluk pesinde olduguna, icindeki evlilik ve coluk cocuga karisma hissiyatini anca trollukle bastirmaya calisiyor, lakin her turk erkegi gibi onun da sonu evlilik. o da bugun yarin evlenecek. koltukta kumanda esliginde uyuyakalacak, cizgili pijamalar giyecek, gobek buyutmede esiyle yarisacak, cep telefonuna sehvetli mesajlar yerine alisveris listesi gelecek.* iste bunlar cok yakin, iste bunlar hep biyolojik saat...
devamını gör...
kırık bir aşk hikayesi
1981 yapımı, senaryosunu selim ileri'nin yazdığı, yönetmenliğini ömer kavur 'un yapmış olduğu başrollerde kadir inanır, hümeyra, kamuran usluer, neriman köksal, halil ergün gibi oyuncuların yer aldığı, şartların zorlamasıyla nişanlanmak zorunda kalan bir gencin kasabaya atanan bir öğretmene aşık olmasıyla başlayan olayları anlatıyor.
bir sahil kasabasının ileri gelen ailelerinin bir bölümü o dönemler değişime ayak uydurarak sanayi alanında atılımlar yapmışlar. bazıları bu durumdan geri kaldıkları gibi zor durumda kalmışlardır. fuat'ın ailesi de bunlardandır. babadan kalma yöntemlerle zeytinyağı üretimi yapan ailenin ekonomik durumu kötüye gidince, aile çareyi fuat'ı kasabanın zengin ailelerinden birinin kızıyla evlendirmekte bulur. o sırada da kasabaya yeni bir edebiyat öğretmeni atanır ve kısa sürede fuat ile öğretmen arasında bir gönül ilişkisi başlar. ancak, aile baskısı ve şartlar, bu aşkın uzun sürmesine izin vermez. fuat'ın da kalbi aşkında kalacak ve çaresiz nişanlısına geri dönecektir.
film, ömer kavur ekolünün, en başarılı örneklerinden biridir. 19. antalya film festivali'nde 5 ödül birden kazanan kırık ve hüzünlü bir atmosferin işlendiği filmde sarı ve kahverengi renkler ağır basıyor.
bir sahil kasabasının ileri gelen ailelerinin bir bölümü o dönemler değişime ayak uydurarak sanayi alanında atılımlar yapmışlar. bazıları bu durumdan geri kaldıkları gibi zor durumda kalmışlardır. fuat'ın ailesi de bunlardandır. babadan kalma yöntemlerle zeytinyağı üretimi yapan ailenin ekonomik durumu kötüye gidince, aile çareyi fuat'ı kasabanın zengin ailelerinden birinin kızıyla evlendirmekte bulur. o sırada da kasabaya yeni bir edebiyat öğretmeni atanır ve kısa sürede fuat ile öğretmen arasında bir gönül ilişkisi başlar. ancak, aile baskısı ve şartlar, bu aşkın uzun sürmesine izin vermez. fuat'ın da kalbi aşkında kalacak ve çaresiz nişanlısına geri dönecektir.
film, ömer kavur ekolünün, en başarılı örneklerinden biridir. 19. antalya film festivali'nde 5 ödül birden kazanan kırık ve hüzünlü bir atmosferin işlendiği filmde sarı ve kahverengi renkler ağır basıyor.
devamını gör...
17 oy ve 3 fav alan mutfaktaki sarı bez entrysi
ilginç bir sosyolojik gerçeği gösteren deneysel entry.
"yapmayın" dediğiniz için inadınıza yapılıyor ve beğeni sayısı 24'tü ben gördüğümde. yazarın kendisiyle asla bir sorunum yok, olmaz da. fakat insanların genelinde kurallara ya da yapılması istenmeyen şeylere karşı böyle garip bir "yapıcam işte!" inadı var. sabaha kadar 40'ı bulur o beğeni sayısı.
çünkü "yapmayın" dediniz.
not: bunun çözümü eksi oy gelmesi değil. onu da farklı amaçlarla kullananlar var çünkü. bunun çözümü insanların zihniyetini düzeltmeleri. ona da bizim gücümüz yetmiyor ne yazık ki.
"yapmayın" dediğiniz için inadınıza yapılıyor ve beğeni sayısı 24'tü ben gördüğümde. yazarın kendisiyle asla bir sorunum yok, olmaz da. fakat insanların genelinde kurallara ya da yapılması istenmeyen şeylere karşı böyle garip bir "yapıcam işte!" inadı var. sabaha kadar 40'ı bulur o beğeni sayısı.
çünkü "yapmayın" dediniz.
not: bunun çözümü eksi oy gelmesi değil. onu da farklı amaçlarla kullananlar var çünkü. bunun çözümü insanların zihniyetini düzeltmeleri. ona da bizim gücümüz yetmiyor ne yazık ki.
devamını gör...
türkiye'de binaların çok çirkin olması
türkiye'de binaların çirkin olması köyden kente yaşanan göçün yarattığı kültür erozyonuyla da bağlantılı bir durum. şehirleşmeyle birlikte kapitalistleşen köy insanının kar edebilmek adına sanattan uzak, tüketime tabi işler yapmasının bir sonucu. günümüz estetik anlayışı lükse kaçan ve masraflı , zanaat gerektiren işlerdir ve sermaye sahipleri masraftan kaçınma adına estetikten uzaklaşmaktadır. ne yazık ki istanbul'un talanı da bu durumla bağlantılıdır. masallar diyarı gibi bir şehri distopik bir dünyaya çevirdik.
devamını gör...
çaya şeker yerine saksıdan şeker otu stevia yaprağı atılması
şeker otu - stevia rebaudiana anavatanı güney amerika olan ve yaprakları bildiğimiz sofra şekerinden 50 kat daha şekerli olan bitkidir. yüksek tansiyonu düşürücü, mide ekşimesi ve böbrek rahatsızlıklarını hafifletici, tatlı isteğini bastırıcı etkisi vardır.

dünya’da ve türkiye’de şeker otunun kullanımı her geçen gün artmaktadır. şeker hastalığı tedavisinde yardımcı rol oynar. sıfır kalori içeren bir bitkidir. demir, potasyum, magnezyum, sodyum, a vitamini, c vitamini ve birçok antioksidan içerir. cildi besler, sıkılaştırır ve kırışıklıkları düzeltir. sivilce, akne, siyah nokta ve leke giderici etkiye sahiptir. nikotin isteğini azalttığından sigaradan uzaklaşmanızı sağlar. kabızlık ve depresyona karşı iyi etkileri olduğu gözlemlenmiştir.
çayı zaten şekersiz içerim. çaya şeker atmak isteyen misafirlerime isterlerse saksıdan şeker otu yaprağı koparmasını söylerim. kesme şekerin kilosu olmuş 7 tl. hem doğal hem de faydalı olduğu için şeker otu daha iyi.

dünya’da ve türkiye’de şeker otunun kullanımı her geçen gün artmaktadır. şeker hastalığı tedavisinde yardımcı rol oynar. sıfır kalori içeren bir bitkidir. demir, potasyum, magnezyum, sodyum, a vitamini, c vitamini ve birçok antioksidan içerir. cildi besler, sıkılaştırır ve kırışıklıkları düzeltir. sivilce, akne, siyah nokta ve leke giderici etkiye sahiptir. nikotin isteğini azalttığından sigaradan uzaklaşmanızı sağlar. kabızlık ve depresyona karşı iyi etkileri olduğu gözlemlenmiştir.
çayı zaten şekersiz içerim. çaya şeker atmak isteyen misafirlerime isterlerse saksıdan şeker otu yaprağı koparmasını söylerim. kesme şekerin kilosu olmuş 7 tl. hem doğal hem de faydalı olduğu için şeker otu daha iyi.
devamını gör...
enerji ve tabii lan manyak mısın bakanlığı
trafoya giren kedileri tespit edebilen bakanlığımız, bu işte ustalar.
devamını gör...
28 mayıs 2013 taksim gezi parkı direnişi
göğsümü gere gere katıldığım ve bunu söylemekten imtina etmeyeceğim eylemdir. hiç öyle fetö metö, dıj güçler ayaklarına yatıp da gezi direnişini karalayamazlar. bazıları fetönün dizinin dibinde bağdaş kurarken biz mütemadiyen küfrü basıyorduk sümüklü vaize.
yalnız şunu da belirtmeden geçemeyeceğim, bazı terör örgütleri protestolar tüm ülkeye yayılınca - ki bu ilk eylemden günler sonra oldu- gezi parkına sızma yaptılar, zaten yakma yıkma olaylarını da tahmin ediyorum bu gruptakiler gerçekleştirdi, o noktada ben ve benim gibi bir çok arkadaşım uyanarak derhal eylemi sonlandırdık. keza o tarihlerde sivil polisler eylemci kılığında gezi parkında cirit atıyordu.
suç bireyseldir, terör örgütleri mensuplarının yaptıkları gezi parkı direnişinin temel çıkış noktasını ve bizim anayasada temel hakkımız olan gösteri ve toplantı yürüyüşü maddesine dayanarak yaptığımız barışçıl protestoyu değersizleştirmez.
devletin görevi yakanın yıkanın ensesine yapışmaktır, anayasal hakkını kullananın değil.
yalnız şunu da belirtmeden geçemeyeceğim, bazı terör örgütleri protestolar tüm ülkeye yayılınca - ki bu ilk eylemden günler sonra oldu- gezi parkına sızma yaptılar, zaten yakma yıkma olaylarını da tahmin ediyorum bu gruptakiler gerçekleştirdi, o noktada ben ve benim gibi bir çok arkadaşım uyanarak derhal eylemi sonlandırdık. keza o tarihlerde sivil polisler eylemci kılığında gezi parkında cirit atıyordu.
suç bireyseldir, terör örgütleri mensuplarının yaptıkları gezi parkı direnişinin temel çıkış noktasını ve bizim anayasada temel hakkımız olan gösteri ve toplantı yürüyüşü maddesine dayanarak yaptığımız barışçıl protestoyu değersizleştirmez.
devletin görevi yakanın yıkanın ensesine yapışmaktır, anayasal hakkını kullananın değil.
devamını gör...
üniversiteyi kendi şehrinde ve evinde okumanın keyfi
4 yıllık lise, hazırlık okumuş gibi; geri kalan üniversite hayatı da lisenin kalan yılları gibi geçer. çok isterdim arkadaşlarımla maceralar yaşayayım fekat olmadı.
devamını gör...
michael clark rockefeller
michael clark rockefeller 1938’de doğdu. dünyaya hükmeden bir ailenin, onlara göre biraz daha farklı bir üyesiydi.
babası nelson rockefeller, onun hanedanın zincir ticaret ağının bir zinciri olmasını beklese de o sanata ve tarihe aşık biriydi. rivayete göre, babası annesine ‘sana demiştim havyarı çok yeme diye, baksana bir garip oldu bu çocuk’ demiştir.
neyse efendim, michael harvard’dan mezun olduktan sonra ne yapayım ne edeyim, toplantılar iş dünyası çok sıkıcı diye düşünürken, babasının açtığı ilkel sanat müzesi’ne girince kafasında ampül yandı. aralarında aztek, maya ve afrika eserlerini gören michael, heyecanını yerinde görmek istedi. ha tabi para da var, eve ekmek götürme derdi yok, avustralya kıyılarına yolculuk yapmaya karar verdi.
asıl o zamanlar orası için gizem olan, asmat halkını incelemek istedi. bu asmad halkının değişik ritüelleri varmış tabi. misal düşmanlarının başlarının etini yerlermiş. keşke mecazen olaydı. gerçekten de öldürdükleri düşmanlarının kellelerini yiyorlarmış efendim. freud ‘totem ve tabu’ kitabında türlü kabilelere yer vermişti; bu kabile aralarında yoktu muhtemelen. ama freud buna benzer davranışları olan kabilelerin, düşmanlarını öldürdükten sonra pişman olduğu ve bir parçasını ruhuna katmak için yediklerini; düşmanların kafataslarını da saygı için yanlarında getirdiklerini yazmıştı. ben de olmaz olsun öyle saygı diyorum. başka yazımda(hanibalizm) hindistan’da bir kabilenin insan eti yediğini yazmıştım. bunlar ‘aghori rahipleri’dir.
ilk kabile ziyaretinden bir yıl sonra, michael, buraya ikinci bir ziyaret yapmak istedi. ilk ziyarette , onların yaptığı ayinler için kullandıkları el işleri oymaları vb satın almak istediğinde kabile buna izin vermemiş. para ilkinde kapıyı açmamış ama belki ikincide açar diye düşündüğünden belki de, 2.ziyaretini planladı. bu sefer yanında antropolog rene wassing vardı. ama kıyıya 12 mil kadar kala, fırtınadan tekneleri albora oldu.
michael, kıyıya yüzeceğini söyleyerek gruptan ayrıldı; ayrılış o ayrılış oldu. 2 hafta kadar aradılar tarafılar ama maalesef onun cesedine ulaşamadılar.
kimileri boğulduğunu, kimileri kıyıya vardığını ama kabile üyelerince yendiğini, kimi de köpek balıklarının saldırdığını söylemiştir. ne denirse densin, michael 23 yaşındayken orada kaybolmuş ve resmi ölüm ilanı yayımlanmıştır.
babası nelson rockefeller, onun hanedanın zincir ticaret ağının bir zinciri olmasını beklese de o sanata ve tarihe aşık biriydi. rivayete göre, babası annesine ‘sana demiştim havyarı çok yeme diye, baksana bir garip oldu bu çocuk’ demiştir.
neyse efendim, michael harvard’dan mezun olduktan sonra ne yapayım ne edeyim, toplantılar iş dünyası çok sıkıcı diye düşünürken, babasının açtığı ilkel sanat müzesi’ne girince kafasında ampül yandı. aralarında aztek, maya ve afrika eserlerini gören michael, heyecanını yerinde görmek istedi. ha tabi para da var, eve ekmek götürme derdi yok, avustralya kıyılarına yolculuk yapmaya karar verdi.
asıl o zamanlar orası için gizem olan, asmat halkını incelemek istedi. bu asmad halkının değişik ritüelleri varmış tabi. misal düşmanlarının başlarının etini yerlermiş. keşke mecazen olaydı. gerçekten de öldürdükleri düşmanlarının kellelerini yiyorlarmış efendim. freud ‘totem ve tabu’ kitabında türlü kabilelere yer vermişti; bu kabile aralarında yoktu muhtemelen. ama freud buna benzer davranışları olan kabilelerin, düşmanlarını öldürdükten sonra pişman olduğu ve bir parçasını ruhuna katmak için yediklerini; düşmanların kafataslarını da saygı için yanlarında getirdiklerini yazmıştı. ben de olmaz olsun öyle saygı diyorum. başka yazımda(hanibalizm) hindistan’da bir kabilenin insan eti yediğini yazmıştım. bunlar ‘aghori rahipleri’dir.
ilk kabile ziyaretinden bir yıl sonra, michael, buraya ikinci bir ziyaret yapmak istedi. ilk ziyarette , onların yaptığı ayinler için kullandıkları el işleri oymaları vb satın almak istediğinde kabile buna izin vermemiş. para ilkinde kapıyı açmamış ama belki ikincide açar diye düşündüğünden belki de, 2.ziyaretini planladı. bu sefer yanında antropolog rene wassing vardı. ama kıyıya 12 mil kadar kala, fırtınadan tekneleri albora oldu.
michael, kıyıya yüzeceğini söyleyerek gruptan ayrıldı; ayrılış o ayrılış oldu. 2 hafta kadar aradılar tarafılar ama maalesef onun cesedine ulaşamadılar.
kimileri boğulduğunu, kimileri kıyıya vardığını ama kabile üyelerince yendiğini, kimi de köpek balıklarının saldırdığını söylemiştir. ne denirse densin, michael 23 yaşındayken orada kaybolmuş ve resmi ölüm ilanı yayımlanmıştır.
devamını gör...
