yazdıklarını yakan insanlar
vazgeçmiş insanlardır. yok etmek istemişlerdir. üniversite 2. sınıftayken benim de yaptığım eylem. defterlerce günlüğü yakmıştım*.
devamını gör...
ülkü tamer
20 şubat 1937 tarihinde gaziantep'te doğmuştur. istanbul üniversitesi gazetecilik enstitüsü'nde okumuş çevirmenlik, aktörlük, yayın yönetmeliği yapmıştır.
en sevdiğim duvarımda da asılı olan şiiri de ben sana teşekkür ederim şiiridir. çok ince bir ruhla yazılmış.
"ben sana teşekkür ederim, beni sen öptün,
ben uyurken benim alnımdan beni sen öptün;
serinlik vurdu korulara, canlandı serçelerim;
sen mavi bir tilkiydin, binmiştin mavi ata,
ben belki dün ölmüştüm, belki de geçen hafta.
sen bana çok güzeldin, senin ayakların da."
en sevdiğim duvarımda da asılı olan şiiri de ben sana teşekkür ederim şiiridir. çok ince bir ruhla yazılmış.
"ben sana teşekkür ederim, beni sen öptün,
ben uyurken benim alnımdan beni sen öptün;
serinlik vurdu korulara, canlandı serçelerim;
sen mavi bir tilkiydin, binmiştin mavi ata,
ben belki dün ölmüştüm, belki de geçen hafta.
sen bana çok güzeldin, senin ayakların da."
devamını gör...
ilginç etimolojik bağlantılar
arapça "medine", "şehir" demektir.* "medeniyet" kelimesi de bu kelimeyle aynı kökten gelir. yani "şehirli insan, medeni insandır" demişler.
medeniyet kelimesinin ingilizcedeki karşılığı olan civilization'ın kökeni, civitas, yine "şehir" demektir. yani zamanında şehir surlarının içinde yaşayan, barbar olmayan insan; civilized insanmış. arapça muadiliyle neredeyse birebir aynı anlamda süregelmiş.
bitti mi? bitmedi.
bu kavram için cumhuriyetin dil devrimi sırasında türettiğimiz "uygarlık" kelimesi bile benzer bir ayrım gözetir. bu kelime basbayağı uygurlar'dan gelir ve bilindiği üzere uygurlar konargöçer hayatı bırakıp yerleşik hayata geçen, tarımla uğraşmaya başlayan ve bu yüzden şehirler inşa eden ilk türk kavmidir.
ateistler bunu da açıklasın.
medeniyet kelimesinin ingilizcedeki karşılığı olan civilization'ın kökeni, civitas, yine "şehir" demektir. yani zamanında şehir surlarının içinde yaşayan, barbar olmayan insan; civilized insanmış. arapça muadiliyle neredeyse birebir aynı anlamda süregelmiş.
bitti mi? bitmedi.
bu kavram için cumhuriyetin dil devrimi sırasında türettiğimiz "uygarlık" kelimesi bile benzer bir ayrım gözetir. bu kelime basbayağı uygurlar'dan gelir ve bilindiği üzere uygurlar konargöçer hayatı bırakıp yerleşik hayata geçen, tarımla uğraşmaya başlayan ve bu yüzden şehirler inşa eden ilk türk kavmidir.
ateistler bunu da açıklasın.
devamını gör...
fotoğrafın hikayesi

omayra sanchez garzón, tolima armero’da, nevado del ruiz yanardağının 1985 patlamasında 13 yaşındaki bir kolombiyalı kızdı. volkanik enkaz, dağın altındaki nehir vadilerine koşarak yaklaşık 23.000 insanı öldürerek armero ve diğer 13 köyü yok eden büyük laharlar oluşturmak için buzla karıştı.
13 kasımda harekete geçen yanardağ, omayra’nın yaşadığı köyü vurmuştu. daha ne oldu bilinmeden omayra’nın belden aşağısı patlayan patlayan yanardağ sebebiyle kayan toprağın altında kalmış ve yavaş yavaş su birikmeye başlamıştı. omayra yaşamak için enkaz parçasına tutunmuş ve ertesi gün bir gazeteci omayra’nın elini görmüş ve bölgedeki gönüllüleri çağırdı. omayrayı kurtarmak için büyük çaba sarf edildi. fakat bacaklarını kırmadan bulunduğu yerden çıkarmak imkansızdı. ayrıca her çıkarmaya çalıştığında çevredeki su yükseliyor ve omayra’nın nefes almasını engelliyordu. gönüllüler suyun altına baktıklarında tuğladan yapılmış kapının altında kaldığını ve o kapının altında ise ölen halısını gördüler.
omayra bu duruma rağmen çevresindekilere şarkı söyleyip, şekerleme ve gazoz istediğini söylüyordu. bu durumdan hiç şikayet etmedi. zaman geçtikçe vücut ısısı düşmeye başladığında sayıklamaya başlamıştı. fakat ortamdaki kirlilik sebebiyle bu operasyon sonucunda daha büyük acıyla öleceği de anlaşıldı. o yüzden insaflı olan davranışın onun ölmesine izin vermek olduğu düşünülmüştür.
omayra’nın son sözleri ise “anne, eğer beni duyuyorsan tahmin ediyorum benim tekrar ayağa kalkmam, yürüyebilmem ve bu insanların beni kurtarması için dua ediyorsundur. anne seni seviyorum ve babamı ve kardeşimi. elveda anne” oldu.
kapak görseli son 50 yılın en iyi fotoğrafları arasında yer almış ve fotoğrafçıya pulitzer ödülünü kazandırmıştır.
bilgileri www.kooplog.com sitesinden aldım. şimdi bu üzücü olayı bir kenara bırakıp fotoğrafa ilgisi olan bir insan olarak teknik açıdan inceleyelim(evet çok çok üzücü ama neden bu fotoğraf içimize işliyor onu anlamak için)
o gün onlarca fotoğraf çekildi ama bir tanesi ödül aldı ve hafızalara kazındı. sebeplerine bakalım. bu arada çekilen diğer fotoğraflarda harikaydı.
öncelikle çocuğun bakış açısı biraz eğik ama tutunduğu ağaç parçasıyla tam paralel bu da gözümüze tam oturmasını sağlıyor. bunu dudaklarından daha kolay teyit edebilirsiniz ama odak gözlerde olduğu için gözü baz almak daha doğru.
fotoğrafa baktığımızda çocukla göz göze geliyoruz. fotoğrafçı bizi çocukla baş başa bırakmış. diğer fotoğrafları incelerseniz genelde dışarıdan bir göz olarak olayları aktarmışlar ama bu fotoğrafta çocukla baş başa kalıyoruz ve etkileyiciliği artırıyor.
fotoğrafın yere yakınlık seviyesi çok aşağıda buda bizi çocuğun ne kadar çaresiz bir yerde olduğunu çok iyi anlatıyor. kendimizi o çukurda hissediyoruz. çocuğun seviyesine inerek bizi de çukurun içine alıyor fotoğrafçı.
fotoğrafçının çocuğa yakınlığı tam yerinde. çok yakın değil bize çevre detayları sunabiliyor. çok uzakta değil çocuğa yardım edebilecek kadar yakın ama edemiyor. yine bize çaresizliği hissettiriyor.
fotoğrafın zamanlaması çok yerinde tam elini görebileceğimiz bir anda çekilmiş. el ve yüz dokusu yan yana. o suyun neler yapabileceğini çok iyi anlatıyor. çocuk masum bir suyun içinde değil eğer elleri sudayken çekilmiş olsaydı çok daha farklı düşündürebilirdi. minicik bir dala tam dokunduğu an sahnelenmiş. bu anı kullanmak içimizi sızlatmaya yetiyor. hala çocuğun bir umudu olduğunu anlayabiliyoruz. fotoğrafçı bu anı seçmekle çocuğun mücadelesine ortak olmuş.
eğer fotoğraf üst açıdan çekilseydi muhtemelen çocuğun kolundan bir bez parçasıyla ağaca bağlı olduğunu göremeyecektir. fotoğrafın etkisini artıran bir detay. küçük bir bez hayata tutuyor.
yer su ile kaplı olduğu için çocuğun yüzüne ışık yansıyor ve doğal reflektör görevi görüyor. fotoğraf doğru saatte çekilmiş. aydınlık yüzde siyah gözler daha çok ortaya çıkıyor ve yine etkileyiciliği ikiye katlıyor. içimize işliyor. eğer fotoğrafın pozlaması düşük kalsaydı. bu fotoğraf bu kadar içimize dokunmayacaktı. ölümü daha net gösteriyor.
diyafram aralığı tahminim 2.0 civarında çekilmiş. böylece ilgimiz çocuğun gözlerinde onunla birlikteyiz ama ellerine neler olduğunu ve arka tarafta nasıl bir yerde olduğumuzu fotoğrafta bir kaç saniye geçirdikten sonra inceleyebiliyoruz. çok iyi seçilmiş bir aralık.
fotoğrafın bir çok renk versiyonu var hangisi orijinal bilemediğim için bu konuda yorum yapamayacağım. ama çok koyu saçlı olduğu için fotoğrafta karanlıkların biraz açıldığını düşünüyorum. detayları görmemizi sağlamış.
kafa boşluğu (yani kafasıyla fotoğrafın bittiği yerin arasındaki mesafe) sonuna kadar kullanılmış. biraz daha aşağı inseydi gözümüze tam oturmayabilirdi. kadraj sorunsuz yapılmış. çocuk tam ortaya alışmış. sağa ve sola olan boşluk mesafesi aynı. yine gözümüze tam oturması sağlanmış.
devamını gör...
ada_reva3
hayatı kötüye giden yazar arkadaşımız. başarılar dileriz. tek güzel olan : konuşaaaanlarrrr.
devamını gör...
evlilik içi tecavüz
evli bireylerin tek taraflı isteğe bağlı olarak karşı cinse tensel saldırmaları. tamamen hayvani bir davranış olduğunu düşündüğüm, malesef sıklıkla kadınların nadir de olsa erkeklerin maruz kaldığı davranış biçimi.
olumlu veya olumsuz bütün davranışların temelinde bireysel hak ve özgürlüklere saygı yatar. bu saygı yitirildiği zaman insanın insana eziyeti başlar. ne demiş cahit zarifoğlu, " bir incelik gösterin, incinmesin yüreğim".
olumlu veya olumsuz bütün davranışların temelinde bireysel hak ve özgürlüklere saygı yatar. bu saygı yitirildiği zaman insanın insana eziyeti başlar. ne demiş cahit zarifoğlu, " bir incelik gösterin, incinmesin yüreğim".
devamını gör...
habsburg hanedanı
avrupada bir çok ülkeyi yönetmiş olan nüfuzlu soydur. bu hanedana ait portrelerde bütün aile üyelerinin çenesi karakteristik olarak önde çizilir. bu da ortodontide iskeletsel sınıf 3 maloklüzyonun genetik geçiş gösterdiğini kanıtlar niteliktedir. normal bir gelişim değil, günümüzde tedavi görmesi gereken bir büyüme paternidir. ancak habsburg ailesi bunu biraz daha abartıp ailevi bir imza haline getirme adına yeni doğan bebeklerin çenesini de önde çizdirtmiştir. ancak mandibula yüzde en geç gelişen kemik olduğu gibi bir bebekte protrüze konumda olması imkansızdır.
devamını gör...
23 yaşında üniversiteye başlamak
liseyi yeni bitirdiği içinse hababam sınıfı mezunu olduğunu düşüneceğim şahıs.
yok "ileri" yaşına rağmen üniversiteye girdiği için gündem oluyorsa, 96 yaşında mezun olan amca hepimizi sollar.
ben de ikinciye 36'da girip 40'ta çıktım mesela. şimdi de yurt dışı için kasıyorum. yeni zelanda, kore, japonya, rusya... hangisi olursa bakalım. yani özetle olur öyle şeyler. yaş sadece bir sayıdır, takılmayın. her konuda öyle.
edit: düzeltme
yok "ileri" yaşına rağmen üniversiteye girdiği için gündem oluyorsa, 96 yaşında mezun olan amca hepimizi sollar.
ben de ikinciye 36'da girip 40'ta çıktım mesela. şimdi de yurt dışı için kasıyorum. yeni zelanda, kore, japonya, rusya... hangisi olursa bakalım. yani özetle olur öyle şeyler. yaş sadece bir sayıdır, takılmayın. her konuda öyle.
edit: düzeltme
devamını gör...
madalyalı yazarlar özelliğinin gelmesi
büyük ihtimalle kaciracagim özelliktir,dedemde savasmasina ragmen istiklal madalyası alamamıştı zaten.ah dedem ah.
devamını gör...
halüsinojen
kişinin, gerçekte var olmayan nesneleri algılamasına, duyumsamasına neden olan maddelerin genel adıdır. lsd, ayahuasca, sihirli mantar ve bazı kaktüsler bu maddelerden bazılarıdır. halüsinojen etki göstererek halüsinasyon oluşturan maddelere erişim dünyanın pek çok yerinde yasal değildir.
devamını gör...
şaka maka normal sözlük'ün dünya sözlük'ü bitirmesi
sözlüklerin karşılaştırılması taraftarı değilim. her sözlüğün kendine has formatı/kuralları vardır. herkes düşüncesini özgürce dile getirebilir, formata aykırı olmadığı sürece. kıyaslama yaparak bir şeyleri ispat etmek ya da ayrıştırmaya çalışmak anlamsız kesinlikle. umarım karşılaştırmayı bırakıp her sözlüğün kendine ait sistemini kabullenip, rakip olmadığımızın gerçeğinin farkına varırsınız.
devamını gör...
fakir
her evde mutlaka bulunması gereken birey.
fakir alın evinizi şımartın.
fakir alın evinizi şımartın.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
geri dönüp baktığımızda hala başladığımız noktayı görebildiğimize göre fazla uzaklaşmış olamayız.
yorgunluğumuz kat ettiğimiz mesafe yüzünden değil, önümüzdeki yolun uzunluğundan.
yorgunluğumuz kat ettiğimiz mesafe yüzünden değil, önümüzdeki yolun uzunluğundan.
devamını gör...
ünlü bir düşünür der ki
ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
devamını gör...
atforvendetta
adam komple ifşa oldu rıza baba.
bir radyo şeysi modu olmasının yanı sıra kriz anını idare etmeyi gayet iyi bildiğini gördüm yakın vakitte.
bir radyo şeysi modu olmasının yanı sıra kriz anını idare etmeyi gayet iyi bildiğini gördüm yakın vakitte.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
birçok sebebi var. öyle sürekli birilerine içini döken biri olmadım. genelde sürekli içime attıkça atar ve bir anda patlar sonra kaldığım yerden devam ederdim. bu çevremdekilerden çok bana zarar verdi. sözlükte yeri geliyor içimi döküyor yeri geliyor kafamı dağıtıyor yeri geliyor insanların fikirlerini bir konu hakkındaki düşüncelerini okuyarak kafamı meşgul ediyorum. bir başlıkta veya tanımda kendimi ifade edebiliyor, kendimi bulabiliyorum. yeri geliyor hayatında olan yakınım dediğin insanların yapamadığını sözlükte hiç tanımadığın bir insan yapıyor. kimsenin okumadığını bilsem de yazıyorum. elbet bir gün okuyan çıkar diye. çünkü yazmazsam boşluğa düşerim. bunu biliyorum.
devamını gör...
kuveyt
kuveyt’in modern tarihi, 16. yüzyılda, merkezi arabistan’da nejd’de yaşayan el enize kabilesinden birkaç klanın burada açlıktan kırıldıkları için iran körfezi’nin güney kıyılarına göç ettikleri zaman başlamıştır.
ülkenin günümüzdeki yöneticileri de, çoğunluğu tüccar olan sabah ailesinin torunlarıdır.
ülkenin günümüzdeki yöneticileri de, çoğunluğu tüccar olan sabah ailesinin torunlarıdır.
devamını gör...
v for vendetta
2005 yapımı mükemmel bir epik hikaye. yayınlandığı dönemden beri anarşistlerin adeta kahramanı haline gelmiş, kullanılan maske bir sembol olmuştur. adeta bir anti kahraman yaratılmış beyaz perdede ve gerçekten bu anti kahraman sadece sinemada kalmamış bir çok insanın hayatında idol olmuş ve harekete geçmesine yol açmıştır. "bu maskenin altında bir fikir var ve fikirlere kurşun işlemez" sloganı duyulduğunda insanların tüylerini diken diken eden bir slogandır. natalie portman'ı ben leon'dan sonra ilk kez bu filmde izlemiştim. mükemmel ötesi bir oyunculuğu vardı. film 2020 ingiltere'sinde geçiyor. iktidarın halkına zulüm ettiği bir dönemi anlatıyor. adeta bir korku imparatorluğunda yaşayan halk direnmeye ya da kaçmaya başlıyor. anarşist bir grup ve bu grubun başındaki kahramanımız (aslında anti kahraman) v bu kargaşada başı hükümetle belşada olan genç bir kızı (natalie portman) kurtarıyor. ve bu direniş ve kurtarma hikayesi genişleyip büyüyüp bir halk kurtuluş savaşına dönüşüyor. o dönemde izlediğim en iyi filmler arasına hemen girmişti. ve ben dahil bir çok kişiyi gaza getirmişti. hala daha evde v maskem vardır.
devamını gör...
