kadını döven erkek
ilk başta insan sonrada erkek olmayan dünya dışı yaratıklardır.
devamını gör...
çaylakların ezildiği gerçeği
eksi sozlukle karsilastirinca 100 karma puan hicbirsey.
o degilde nerde ya bu çaylaklar. hiç denk gelmiyorum ben.*
o degilde nerde ya bu çaylaklar. hiç denk gelmiyorum ben.*
devamını gör...
intihar ederken dinleyeceğiniz şarkı
şu cümle için;
"yaşamak zor bu şehirde,"
çünkü cidden o şehirde yaşanmıyordu.
edit: düzen.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
ne diyordu şükrü erbaş? şöyle diyordu: kim kimin derinliğini görebilir, hem hangi gözle?*
bu söze ilk temas ettiğimde açıkçası çok sarsıcıydı benim için. yine bu geceye benzer bir gece yarısıydı, yalnızdım, sıkılıyor ve en kötüsü uyuyamıyordum da. durup bu sözün üzerine düşünmeye başladım. öyle ya düşünmek için biraz durmalı derler.*
evet, durup düşündüm. şimdiye kadar kimlerin derinliğini görebildim, en azından bir kez olsun? ya kim benim derinliğimi görebildi? peki derinlik dediği şey neydi erbaş’ın? en basit haliyle ben kendi derinliğimde hangi bastırılmış hisleri muhafaza ediyordum? benim derinliğimde ne vardı? bir insanın derinliğini görürsek ne olurduk, nesi olurduk? daha kötüsü, her şeyi geçip de ben en azından kendi derinliğimi görecek göze sahip miydim?
haklısınız. hiçbir soruya cevap veremedim. fakat bu, bu cümlenin bende yarattığı etkinin sebebini de açıklıyordu. sebebi buydu, buradaydı, bu kadardı işte: bu derinlik; çoğu zaman görülemeyen, anlaşılamayan, izah edilemeyen soru işaretleri barındıran bir düğümler yumağıydı. derinliğin içini/muhtevasını görmekten ziyade bize düşen derinliğin varlığını idrak edebilmekti. bize kalan orada bir derinlik olduğunun ayırdına varmaktı, hepsi bu. en korkağımız, en cimrimiz, en telaşlımız, en talihsizimiz, en yalnız en aşağılık ve en iyi hasletlere sahip diğerlerimiz. her birimiz kıymetli bir derinliğe sahip benlikleri taşıyorduk içimizde. ve sadece bunu bilmek birçok şeye yarıyordu aslında: çabucak yargılamanın, kınamanın, hor görmenin önüne geçebilirdi mesela bu farkındalık. karşımızdakinin içinde bulunduğu durumu hesap ederek sözlerimizi sarf etmemizi sağlayabilirdi.* bizi empati yapabilen, daha anlayışlı, daha iyi seven, daha güzel kollayan kimselere dönüştürebilirdi. iyi kimselere.
yine de belki bazımız o derinliği görmek mutluluğuna erişmiştir. hatta bazımızın derinliği de görülmüştür ki onlar bizden hayli mutlu olmalılar, böylesi insanlara sahip oldukları için. diğerlerimiz, ötekilerinde sadece bir derinlik olduğunun ayırdına vardıksa ne mutlu bize. ya da bu mesele bu kadar alengirli değildir de ben tüm bunları yine zorlayarak çıkarıp sözlüğe üfürüyorumdur? öyle ya her şeyin olabileceği saatler bunlar.
velhasılı şu cümleye vardım, tüm düşündüklerimin sonunda: ‘kim kimin derinliğinin ayırdına varabilir, hem hangi kavrayışla?’
bizi bir kavrayış sahibi kıl.
bu söze ilk temas ettiğimde açıkçası çok sarsıcıydı benim için. yine bu geceye benzer bir gece yarısıydı, yalnızdım, sıkılıyor ve en kötüsü uyuyamıyordum da. durup bu sözün üzerine düşünmeye başladım. öyle ya düşünmek için biraz durmalı derler.*
evet, durup düşündüm. şimdiye kadar kimlerin derinliğini görebildim, en azından bir kez olsun? ya kim benim derinliğimi görebildi? peki derinlik dediği şey neydi erbaş’ın? en basit haliyle ben kendi derinliğimde hangi bastırılmış hisleri muhafaza ediyordum? benim derinliğimde ne vardı? bir insanın derinliğini görürsek ne olurduk, nesi olurduk? daha kötüsü, her şeyi geçip de ben en azından kendi derinliğimi görecek göze sahip miydim?
haklısınız. hiçbir soruya cevap veremedim. fakat bu, bu cümlenin bende yarattığı etkinin sebebini de açıklıyordu. sebebi buydu, buradaydı, bu kadardı işte: bu derinlik; çoğu zaman görülemeyen, anlaşılamayan, izah edilemeyen soru işaretleri barındıran bir düğümler yumağıydı. derinliğin içini/muhtevasını görmekten ziyade bize düşen derinliğin varlığını idrak edebilmekti. bize kalan orada bir derinlik olduğunun ayırdına varmaktı, hepsi bu. en korkağımız, en cimrimiz, en telaşlımız, en talihsizimiz, en yalnız en aşağılık ve en iyi hasletlere sahip diğerlerimiz. her birimiz kıymetli bir derinliğe sahip benlikleri taşıyorduk içimizde. ve sadece bunu bilmek birçok şeye yarıyordu aslında: çabucak yargılamanın, kınamanın, hor görmenin önüne geçebilirdi mesela bu farkındalık. karşımızdakinin içinde bulunduğu durumu hesap ederek sözlerimizi sarf etmemizi sağlayabilirdi.* bizi empati yapabilen, daha anlayışlı, daha iyi seven, daha güzel kollayan kimselere dönüştürebilirdi. iyi kimselere.
yine de belki bazımız o derinliği görmek mutluluğuna erişmiştir. hatta bazımızın derinliği de görülmüştür ki onlar bizden hayli mutlu olmalılar, böylesi insanlara sahip oldukları için. diğerlerimiz, ötekilerinde sadece bir derinlik olduğunun ayırdına vardıksa ne mutlu bize. ya da bu mesele bu kadar alengirli değildir de ben tüm bunları yine zorlayarak çıkarıp sözlüğe üfürüyorumdur? öyle ya her şeyin olabileceği saatler bunlar.
velhasılı şu cümleye vardım, tüm düşündüklerimin sonunda: ‘kim kimin derinliğinin ayırdına varabilir, hem hangi kavrayışla?’
bizi bir kavrayış sahibi kıl.
devamını gör...
normal sözlük'te anonim olmak
kendimi daha rahat hissettiğim durum.
yoksa koyarım profile bir fotoğraf takılırım. ama yapasım yok. çünkü böyle daha rahatım. daha mutluyum. bu durum benim samimiyetsiz olduğumu gösterecekse ve kendim gibi davranmadığımı hissettirecekse size evet her ikisiyim. istediğinizi düşünebilirsiniz , umrumda da değil.
ben dilediğimi yazarım, yazıyorum da. sözlükte anonim olmak/olmamaktan ziyade iyi bir yazar olmak, kurallara uymak daha önemli benim için.
yoksa yemişim resmini, cismini *
herkes nasıl rahat ediyorsa öyle takılsın. ayy anksiyetem tuttu yine.
uslu bir çocuk olursaniz whisper'ı da görebilirsiniz bir gün.
yoksa koyarım profile bir fotoğraf takılırım. ama yapasım yok. çünkü böyle daha rahatım. daha mutluyum. bu durum benim samimiyetsiz olduğumu gösterecekse ve kendim gibi davranmadığımı hissettirecekse size evet her ikisiyim. istediğinizi düşünebilirsiniz , umrumda da değil.
ben dilediğimi yazarım, yazıyorum da. sözlükte anonim olmak/olmamaktan ziyade iyi bir yazar olmak, kurallara uymak daha önemli benim için.
yoksa yemişim resmini, cismini *
herkes nasıl rahat ediyorsa öyle takılsın. ayy anksiyetem tuttu yine.
uslu bir çocuk olursaniz whisper'ı da görebilirsiniz bir gün.
devamını gör...
37 ekran tüplü televizyon
günümüz teknolojisinde eskise de yaşattıkları ve tadı unutulmazdır.kolay kolay bozulmaz,yıllarca kullanırsınız.
devamını gör...
yürürken konuşmanın oturup konuşmaktan daha iyi olması
hele ki yanında muhabbeti saran biri varsa kilometrelerce yürünür.
devamını gör...
geceye bir aforizma bırak
ne kadar tahammül edersek daha az şikâyet ederiz. tahammülsüzlük hiçbir cehennemin içinden geçmemenin belirtisidir.
emile mihai cioran
emile mihai cioran
devamını gör...
insan sevdiğine yarasını verir mi
vizontele filminde geçen bir soru.
verdi, verdim.
ya da öyle sandık? / mı?
yoo, benden yana verdim.
kimselerin bilmediği yaralarımı verdim, herkesten sakladığım içimi verdim, gözlerine baka baka hem de.
o da bana verdi, hayat dediği arada hâlâ açıp okuduğum hallerini, yaralarını.
sonra bir beyaz orkide ile sarıyorduk, pawanekani ile dağlıyorduk yaralarımızı, sonra gitti.
bana kalan onun onmamış yaralarının kabuğu, benim boşluğa seslenen dilim sadece artık.
verdi, verdim.
ya da öyle sandık? / mı?
yoo, benden yana verdim.
kimselerin bilmediği yaralarımı verdim, herkesten sakladığım içimi verdim, gözlerine baka baka hem de.
o da bana verdi, hayat dediği arada hâlâ açıp okuduğum hallerini, yaralarını.
sonra bir beyaz orkide ile sarıyorduk, pawanekani ile dağlıyorduk yaralarımızı, sonra gitti.
bana kalan onun onmamış yaralarının kabuğu, benim boşluğa seslenen dilim sadece artık.
devamını gör...
datça
bir tarafı ege bir tarafı akdeniz. gidilemese bile haritadaki konumuna bakmanın dahi huzur verdiği yer.
devamını gör...
back to the future radyo yayını
sevgili romalılar! ya da artık siz her nereli iseniz.
bugüne kadar hep playlist üzerinden yapmış olduğum yayınlara bu gece bir ara vererek live a geçiyorum. canlı capcanlı oluruz diye ümit etmekteyim. aslında yalan yok gene seçeceğim şarkılar ile dipleri görme ihtimalimiz yüksek ama yaşı 30+ olan yazar dostlarımızı mutlu eder diye düşünüyorum bu yayın. ayrıca bu sefer canlı olması sebebiyle benim çenemin daha düşük ve konuşmanın bol olacağı bir yayın bekliyor bizleri. evet bugüne kadar bunca yayındır içimde tuttuğum her şeyi dökücem. *
evet gelelim konsept mevzusuna. bu gecenin gidişatı tamamen deep purple'dan soldier of fortune şarkısının bana hatırlattığı şarkılar üzerinden olacak. açıkçası benim çocukluğumve gençliği 90'lar 2000'ler başı skalasında geçti. imkansızlıklardan dolayı sağolsun canım ailem bana 90 larda 70 leri de yaşattı.* bu yüzden bu gece çalacağım her şarkının benim için bir anısı vardır, rock, brit pop vb. şekilde saçma sapan bir düzende gideceğimiz ama kesinlikle geçmişe döneceğimiz bir yayın bizleri bekliyor.
işiniz yoksa dinleyin, gece 00:10 da daha önemli işlerim var aga benim diyorsanız çok haklısınız. belinize ehem pardon elinize bu da olmadı yüreğinize kuvvet diyorum. saygılarımla.
not: bu gece erken başladık.
bugüne kadar hep playlist üzerinden yapmış olduğum yayınlara bu gece bir ara vererek live a geçiyorum. canlı capcanlı oluruz diye ümit etmekteyim. aslında yalan yok gene seçeceğim şarkılar ile dipleri görme ihtimalimiz yüksek ama yaşı 30+ olan yazar dostlarımızı mutlu eder diye düşünüyorum bu yayın. ayrıca bu sefer canlı olması sebebiyle benim çenemin daha düşük ve konuşmanın bol olacağı bir yayın bekliyor bizleri. evet bugüne kadar bunca yayındır içimde tuttuğum her şeyi dökücem. *
evet gelelim konsept mevzusuna. bu gecenin gidişatı tamamen deep purple'dan soldier of fortune şarkısının bana hatırlattığı şarkılar üzerinden olacak. açıkçası benim çocukluğumve gençliği 90'lar 2000'ler başı skalasında geçti. imkansızlıklardan dolayı sağolsun canım ailem bana 90 larda 70 leri de yaşattı.* bu yüzden bu gece çalacağım her şarkının benim için bir anısı vardır, rock, brit pop vb. şekilde saçma sapan bir düzende gideceğimiz ama kesinlikle geçmişe döneceğimiz bir yayın bizleri bekliyor.
işiniz yoksa dinleyin, gece 00:10 da daha önemli işlerim var aga benim diyorsanız çok haklısınız. belinize ehem pardon elinize bu da olmadı yüreğinize kuvvet diyorum. saygılarımla.
not: bu gece erken başladık.
devamını gör...
20 ocak 2021 bakan soylu tweet'i
millet tecavüze uğrayıp, intihara teşebbüs ederken komalık oluyor, failleride mahkeme çıkışı davul zurnayla karşılanıyor sayın bakan. hanginize yanalım...
devamını gör...
pandomim
mim sanatı diye de bilinir. mim sözcüğü grekçe'de yer alan mimeisthai kelimesinden gelir ve anlamı temsil etmektir. tdk’da mim sözcüğünün karşılığı "düşünce ve duyguları müzik veya türlü eşyalar eşliğinde bazen dansla, bazen de gövde ve yüz hareketleriyle yansıtmayı amaçlayan oyun, sözsüz oyun.” olarak ifade etmektedir ki pandomimin de ufak bir tanımı sayılabilir bu.
ayrıca pandomimin bale sanatının ilham kaynağı olduğu söylenmektedir.
nerede okuduğumu şu an hatırlayamadığım ve tarihçesini araştırmama rağmen bulamadığım bir diğer bilgi ise pandomimin yunan imparatorlarının sanatçıların eleştiri yapmasını engellemeleri sebebiyle bir kaçış yolu olarak ortaya çıktığıdır. özellikle fransız ihtilalinden sonra politik tehlikeyi bertaraf eden bir sanat olması sebebiyle yaygınlaştığı ifade edilmektedir. neden doğduğuna ilişkin herhangi bir kaynak bilgisi olan yazarlar var ise bilgilendirirlerse seviniriz.
ayrıca pandomimin bale sanatının ilham kaynağı olduğu söylenmektedir.
nerede okuduğumu şu an hatırlayamadığım ve tarihçesini araştırmama rağmen bulamadığım bir diğer bilgi ise pandomimin yunan imparatorlarının sanatçıların eleştiri yapmasını engellemeleri sebebiyle bir kaçış yolu olarak ortaya çıktığıdır. özellikle fransız ihtilalinden sonra politik tehlikeyi bertaraf eden bir sanat olması sebebiyle yaygınlaştığı ifade edilmektedir. neden doğduğuna ilişkin herhangi bir kaynak bilgisi olan yazarlar var ise bilgilendirirlerse seviniriz.
devamını gör...
tanışmak istenen ölmüş yazarlar
hz. muhammed. umarım linç yemem.
devamını gör...
aylak adam
oğuz atay tutunamayanlar romanını bu kitaptaki bir paragraftan etkilenerek yazmıştır. hatta kitabı yazdıktan sonra yusuf atılgan'a bir mektup yazmış fakat cevap alamamıştır.
bunu yusuf atılgan'ın kendi ağzından anlattığı bir söyleşisi yüklüydü youtube'da fakat bulamadım şu an, bulunca editlerim.
bunu yusuf atılgan'ın kendi ağzından anlattığı bir söyleşisi yüklüydü youtube'da fakat bulamadım şu an, bulunca editlerim.
devamını gör...
türk kızları vs kolombiya kızları
sıktı artık bunlar. farklı bir şey görmek için buraya giriyorum ekşiye döndü iyice.
kolombiyada siyasal islam diye bir şey yok.
orada seks yapanlara kaşar, yollu gibi yaftalar yapıştırmıyorlar.
orada din baskısıyla zina, namus gibi kavramlar dayatılmıyor.
alkol sudan ucuz, barlar gibi sosyalleşme alanlarına kolaylıkla erişilebiliyor. alkol yasağı koymuyor hükümet. burada en boktan bira 17 tl.
özet olarak kimse anasının karnından özelliklerle yüklü olarak doğmuyor. çevresi onu şekillendiriyor.
kolombiyada siyasal islam diye bir şey yok.
orada seks yapanlara kaşar, yollu gibi yaftalar yapıştırmıyorlar.
orada din baskısıyla zina, namus gibi kavramlar dayatılmıyor.
alkol sudan ucuz, barlar gibi sosyalleşme alanlarına kolaylıkla erişilebiliyor. alkol yasağı koymuyor hükümet. burada en boktan bira 17 tl.
özet olarak kimse anasının karnından özelliklerle yüklü olarak doğmuyor. çevresi onu şekillendiriyor.
devamını gör...
öz güveni zedeleyen öğretmen
kötü komşu ev sahibi, eski ev tamirci, kötü öğretmense iyi öğretmen yaparmış. evet serseriydim biraz kabul ediyorum ama sırf en önde oturup sessizce ders dinlemiyorum diye senden bir şey olmaz diyen öğretmenlerimden, hepiniz elbet bir yerlere geleceksiniz sadece bilinçlenenler ve zamanı olanlar dediğim öğrencilerim var.
t. nasıl yapmam gerektiğini değil, nasıl yapmamam gerektiğini öğreten öğretmenler.
t. nasıl yapmam gerektiğini değil, nasıl yapmamam gerektiğini öğreten öğretmenler.
devamını gör...
suicedeboys
qa®de$im n£ i©®a €di¥or ßunlar?
devamını gör...

