dünya eğlence sektöründe amiral gemisi haline gelen oyunları üretmek eskisi kadar zor değil. işin püf noktası yazılımı yapılan oyunların kurgusu ve sürükleyiciliği. şimdiki gençlerin ve öğrenciler gözlerini bu sektöre dikmişler. kimi grup kurmuş, silindir savaşı denen oyunlar üretmiş, kiminin hayalinde yemek savaşı oyunu üretmek var. kimi lise öğrencisi kuntum quarted diye bir oyun üretmiş, kimi öğrenci tank savaşı oyunu geliştiriyor. yani bu oyunları üretmek hayal gücüne bağlı. resim çizmek gibi aynı.
devamını gör...

kitap, her gittiğim şehirden bir kitabım olsun isterim.
devamını gör...

kusmuk.
devamını gör...

mecnun:
-ben sadece kışın karpuzu, yazın portakalı özlerdim. şimdi bir de sen çıktın başıma.
devamını gör...

(bkz: andromeda galaksisinde sıradan bir gün)
devamını gör...

güzel bir üniversiteden mezun olmuş bir şekilde. tabii ondan sonra işsiz kalacak mıyım, buraları şimdilik düşünmemeliyim.
devamını gör...

42' lik bir ağabeyiniz olarak sonuna kadar katıldığım gözlemlerdir.
şimdi diyeceksiniz ki, ulan 42 yaşına gelmişsin, burada ne işin var? ne yapayım, bir çok akranım gibi yanlarım ağrıyarak survivor mı izleyeyim, eşim kahvaltı bıçağının ucunda soyulmuş elma, portakal dilimleri verirken bana ? evden çalışıyorum, bilgisayar hayatımın parçası. arada sırada da açıp bakıyorum, ne olmuş ne bitmiş diye. sonra bakıyorum ki tanımdan ziyade , 5. sınıf durum komedisi başlıklıarı falan... geldik, sevdik, beğendik. sonu benzemez umarım diğer sözlüklere...
devamını gör...

her zaman çocuklar ne isterse o.
sahurda onlara ayrı bir ihtimam göstermek geliyor içimden.
açılışı tost+ kahvaltılık+domates+salatalık ile yaptık.
devamını gör...

ismail bir tuhaf adamdır
üç kuruş için hesap sorandır
uyanık geçinir amma yalandır
tüm mal varlığı cebinde olandır.
(bkz: çılgın çocuk iso)
ismail felsefe yapma. onu ben yapıyorum.
komik çocuk iso'yu, mor ve ötesi üyelerinden ve müzeyyen abla'dan özür dilemeye davet ediyorum. arada kaçırdıklarım da var onlar için ayrı bir gün artık. harun haber bekliyor iso. adamı delirtmişsin.

ismail, sen kocaman bir çılgınsın.
devamını gör...

her daim arkanda olduğunu hissettiren bir nevi sırtını yasladığın dağdır. yeri doldurulamaz.
devamını gör...

sen yazdın ya. tespit geçersiz.
devamını gör...

benliğimin altına süpürdüğüm heves ve kalp kırıklıkları, benliğimi aşmaya yüz tutmuş durumda. yüzümde kocaman gülümseyen bir maske, maskenin ardında ise ağlayan küçük bir kız saklı. saklanmaya o kadar alışmış ki, bir gün biri saklandığı yerden onu bulacak diye ödü kopuyor. gerçek hayatla arasına öyle bir duvar örmüş ki bir penceresi bile yok dışarı bakmak için. kapısı yok. karanlığa gömülü bırakmış kendini. hayal edin şimdi; karanlık bir odada beyaz elbiseli küçük bir kız çocuğu köşede oturmuş. beyaz elbisesi karanlığın içindeki masumluğu niteleyen tek şey. dizlerini kendine çekmiş başını yaslamak için. çünkü biliyor ki kendinden başka hiç kimse yok dayanabileceği. gücünü içindeki güçsüzlüğü yenerek elde etmiş. ama o kadar kırgın ki herkese. kendine bile küsmüş. ağzı bıçak açmıyor. düşünüyor düşünüyor düşünüyor... hem kurtulmayı ölesiye istiyor. hem de bu alışkanlığı bir gün bozulursa diye çok korkuyor. ya bir gün kırarsa duvarlarını o zaman ne olacak? ya karanlığa aşıksa? ya sevmezse gün ışığını?
devamını gör...

aile içinde çokça ''padişahlara nah çekip geri gitmek'' esprilerine konu olmuş bir bilim kurgu unsuru.
devamını gör...

mehmet ruhi arel-atatürk köylülerle.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hakkındaki, büyük teleskoplarla bile neden göremediğimiz sorusunu az sonra yanıtlayacak olduğum, ay görevleri sonrasında ay yüzeyinde bırakılan bayraklar. bu arada sadece amerika birleşik devletleri'nin apollo görevlerinden geriye kalan 6 bayrağı değil, mesela çin'in de bayrağı bulunuyor ay'da. hatta hindistan, japonya ve avrupa uzay ajansı'nın da fiziksel olarak olmasa da, sembolik olarak bayrakları var ay üzerinde.

her ne kadar insanlı ilk görev ve fiziksel bakımdan ilk bayrak abd'ye ait desek de, teknik olarak ay'da bulunan ilk ülke bayrağı aslında sovyetler birliği'ne ait. sovyetler birliği'nin, 1959 yılında ay'a çarptırdığı bir roketinin üzerinde ülkenin bir bayrağı bulunuyordu çünkü. yukarıdaki listeye bu ülkeyi de ekleyebiliriz bu nedenle.

bayraklar hâlâ orada mı, renkleri radyasyon nedeniyle soldu mu gibi tartışmalar bir yana, konuya ilişkin en sık sorulan soru bayrakları neden göremediğimiz. her ne kadar "koskoca" hubble uzay teleskobu çok uzakları görürken burnumuzun dibini neden göremiyor sorusu ilk bakışta çok mantıklı gibi görünse de, cevap işin teknolojik boyutunda yatıyor.

uzun yazı okumak istemeyenler için kısa cevap: teleskopların açısal çözünürlüğü ve gözlenen cismin uzayda kapladığı alan nedeniyle ay'daki bayrağı göremiyoruz.

***

meraklıları için uzun ve detaylı cevap;

bu arkadaş sombrero galaksisi ve bu fotoğraf hubble ile çekildi:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

görselin kaynağı

bu galaksinin uzayda kapladığı alandan bahsedeyim önce. galaksinin bir uçtan diğer uca olan mesafesine çap diyoruz ve çapı, galaksinin bizden olan uzaklığına böldüğümüzde, onun görünen boyutunu bulabiliyoruz ki bu basit matematiksel bir hesap sadece.

sombrero'nun uzayda görünen boyutu için bu hesap 0,0017 radyan çıkar.

şimdi konuyu ay'daki bayrağa getirmeden önce, iyi bir kıyaslama yapabilmek için plüto için de benzer hesapları yapacağım.

bu, new horizons ile çekilmiş olan plüto fotoğrafı:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(görsel, cdn.mos.cms.futurecdn. net'ten alıntıdır.)

plüto'nun gökyüzünde kapladığı alan da 0,00000053 radyandır.

sombrero'nun kapladığı alanı plüto'nun kapladığı alana bölersek 3208 çıkar. yani sombrero galaksisi'nin gökyüzünde kapladığı alan, plüto'nun kapladığı alandan 3208 kat fazladır.

teleskoplarda açısal çözünürlük dediğimiz bir nicelik var. aslında neyin detayını ne kadar görebileceğimizi belirleyen başlıca etkenlerden biri bu. hubble için bu sayı 0,05 yay saniyesi. yay saniyesi ve radyan gibi değerler, çok küçük açılarla uğraşırken işimize yarayan birimler. fizikte bir işlem yapılacağı zaman, benzer büyüklüklere ait birimler arasında dönüşüm yapmak gerekir. metre ile işlem yapacaksak formüldeki her şeyi metre cinsinden yazmamız gerekir örneğin. burada da yay saniyesi - radyan dönüşümü yaptığımızda, 0,05 yay saniyesi = 0,00000024 radyan olur.

şimdi sırada, bu iki cismin dedektör üzerinde kaplayacağı alanı hesaplamak var. bunun için gökyüzünde kapladıkları alanı, hubble'ın açısal çözünürlüğüne bölüyoruz:

0,0017 radyan / 0,00000024 radyan = 70.833
0,00000053 radyan / 0,00000024 radyan = 2

geldik zurnanın zırt dediği yere... yukarıdaki iki işlem der ki; sombrero galaksisi dedektör üzerinde 70.833 piksellik bir alanı kaplarken, plüto sadece 2 piksellik alan kaplar.

bu arada piksel dediğimiz şeyi de bilgisayarlarınızdan tanıyorsunuz aslında. örneğin monitörünüzün çözünürlük değeri 1024 × 768 ise bunun anlamı şudur: monitörün geniş kenarı boyunca 1024 piksel, yüksekliği boyunca 768 piksel var. monitör dikdörtgen olduğundan, tüm monitörde ise bu iki kenarın çarpımı kadar piksel var ki bu sayı 786.432...

monitörünüzün yaklaşık 11'de 1'ini düşünün. işte sombrero galaksisi gibi devasa bir yapının, dedektör üzerinde kaplayacağı alan, monitörünüzde bu kadar olurken, plüto'yu monitörünüzde göremezdiniz bile. mesela bu fotoğraf bozuk bir pikseli gösteriyor. yani bir pikselin boyutu bu kadar. bundan 2 tane düşünün ve plüto'yu buna sığdırmaya çalışın. olmuyor, değil mi?

şurada plüto'nun, yanılmıyorsam 15 piksellik bir görüntüsünün büyütülmüş halini görüyorsunuz (ki bu da hubble'ın şu anda kullanılmayan sönük nesne kamerası ile çekilmişti):
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(görsel, ichef.bbci.co. uk'tan alıntıdır.)

yukarıdaki ilk plüto fotoğrafının bu kadar net olmasının nedeni, new horizons'ın, plüto'nun burnunun dibinden geçerken çekmiş olmasıydı bunu. hubble ise dünya yörüngesinde dolanıyor ve plüto ile arasındaki mesafe oldukça fazla.

***

gelelim ay'daki bayrağa...

bir uçtan diğerine olan uzunluğu yaklaşık 125 cm kadar olan bu cisim için bu hesapları yaptığımızda elde edeceğimiz sonuç 0,013 piksel. düşünün ki koskoca bir gezegene ait 2 piksellik bir görüntü bile, hubble'ın dedektörleri üzerinde hiçbir şeye benzemiyorken, bunun yaklaşık 153'te 1'i kadar olan bir cismi kesinlikle dedektör üzerinde ayıramazsınız.

peki bayrağın büyüklüğü en az ne kadar olmalıydı, onu hubble ile görebilmemiz için? bir futbol sahasından biraz daha büyük!.. işte bu sınırları çizen şey açısal çözünürlüktür ve hubble'ın açısal çözünürlüğü, ay'daki bayrağı net bir şekilde ayırt etmek için yeterli değildir. bir gün çok farklı bir teknoloji ile donatılmış bir teleskop yapmayı başarırsak, bayrağı da görebileceğimizden emin olabilirsiniz.

edit: anlatım bozukluğu düzeltildi.

edit 2: görsel linki düzeltildi. uyarı için sandman'e teşekkürler.
devamını gör...

biz keman dinlemeye deval edelim
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

taze taze bitirdiğim mehmet rauf eseridir. okurken çok keyif aldığım kısa bir hikayeydi. pek yaratıcı bir kurgusu olmasa bile oldukça akıcı bir üsubu vardı.

“...özen gösterilerek yetiştirilen çiçekler ve yemişler vardır. sonra köşede bucakta,çayırların çitlerin arasında kendi kendilerine yetişmiş çiçeklerle yemişler de vardır. insan, o özen gösterilen örneklere elbette hayran olur. ama doğanın bağış ve özeniyle kıyıda yetişeni de yakından incelersek, ne derin güzellikler buluruz. kimi zaman, bir çayır ucunda öyle bir yemişe rastlarsınız ki hayran olmamak elde olmaz. o denli çekici ve tatlıdır. işte, müjgan hanım’ı hiç tanımadan,dün gece salondaki davranışlarıyla birden görünce bana öyle geldi.onu önce hiç dikkat çekmeyen ama sonra bulunacak pek derin güzelliğe,pek olağandışı tada sahip bir çiçeğe,bir yemişe...örneğin...örneğin...ben pek severim...bir böğürtlene benzettim...”
devamını gör...

girdiğim entry sayısından 1.5 kat fazla oy vermişim la ben sizin için daha napiyim?.
devamını gör...

ünlü ispanyol film müziği bestecisidir. pan'ın labirenti (el laberinto del fauno) filminin arka plan müzikleri ile oscar'a aday gösterilmiştir. bunun dışında inkheart (mürekkep yürek) ,greta , byzantium, hemingway and gellhorn ve cracks gibi dünyaca ünlü birçok filmin de müziklerini bestelemiş bir isimdir navarrette.
en unutulmaz eserlerinden biri kuşkusuz mercedes lullaby (mercedes'in ninnisi)'dir. yaşamsal gerçekliğin önemli bir kısmını sözcük kullanımına gerek duymadan anlatabilmek, üstelik bunu birkaç dakikaya sığdırmak müziğin gücü değil de nedir ki;


byzantium (bir vampir hikayesi) filminden 'my mother' **;
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim