dr.sokrates
''savunmacılara çalım atmak diktatörlere çalım atmaktan daha kolay. siz zoru başaracak, brezilya'ya demokrasi şampiyonluğunu getireceksiniz." sözlerinin sahibi efsanevi futbolcu.
oynadığı dönemdeki brezilya takımının görüntülerini izlediğinizde, onun, o inanılmaz kendine güvenini, her hareketinden fark edersiniz. belki bir pele değildir ama brezilya'da en az onun kadar hatta daha fazla sevilir.
bu sokrates'in adamlığından ve insani yönünün gelişmişliğinden kaynaklanmaktadır. doktor lakabı mesleğinden mütevellit kendisine verilmiştir. tıp doktoru olan sokrates futbolu bıraktıktan sonra gönüllü olarak hiç bir ücret almadan doktorluk yapmıştır.
hipokratı mezarında ters döndürenlere inat, onun sol yumruğu ile hipokrat'ı cennette selamladığını düşünüyorum.
corinthians forması giydiği dönemlerde, kulübün cuntacılarla içli dışlı olması kendisini rahatsız etmiş ve kurduğu ''corinthians demokrasi hareketi'' ile birlikte baskıya ve faşizme kaşı mücadele etmeye başlamıştır.
82 seçimleri öncesinde arkadaşlarıyla birlikte ''15'in de seçime'' yazılı formalarla sahaya çıkarak tepkisini futbol sahasında da göstermiştir. bu da yetmemiş takım eyalet şampiyonu olduğunda ise yine arkadaşları ile birlikte ''demokrasi'' pankartı açmıştır.
ancak işler onun istediği şekilde gitmemiş ve ülkesinden ayrılarak mor menekşelerin yolunu tutmuştur. sokrates sadece bir futbolcu değildir aynı zamanda bir dava adamıdır. zaten onu büyük yapan, kendisinden daha yetenekli futbolcuların dahi önünde anılmasını sağlayan şey de tam olarak budur.
direta ja ! hak şimdi !
hakkın olanı aldın doktor. ışıklar içerisinde yat.
oynadığı dönemdeki brezilya takımının görüntülerini izlediğinizde, onun, o inanılmaz kendine güvenini, her hareketinden fark edersiniz. belki bir pele değildir ama brezilya'da en az onun kadar hatta daha fazla sevilir.
bu sokrates'in adamlığından ve insani yönünün gelişmişliğinden kaynaklanmaktadır. doktor lakabı mesleğinden mütevellit kendisine verilmiştir. tıp doktoru olan sokrates futbolu bıraktıktan sonra gönüllü olarak hiç bir ücret almadan doktorluk yapmıştır.
hipokratı mezarında ters döndürenlere inat, onun sol yumruğu ile hipokrat'ı cennette selamladığını düşünüyorum.
corinthians forması giydiği dönemlerde, kulübün cuntacılarla içli dışlı olması kendisini rahatsız etmiş ve kurduğu ''corinthians demokrasi hareketi'' ile birlikte baskıya ve faşizme kaşı mücadele etmeye başlamıştır.
82 seçimleri öncesinde arkadaşlarıyla birlikte ''15'in de seçime'' yazılı formalarla sahaya çıkarak tepkisini futbol sahasında da göstermiştir. bu da yetmemiş takım eyalet şampiyonu olduğunda ise yine arkadaşları ile birlikte ''demokrasi'' pankartı açmıştır.
ancak işler onun istediği şekilde gitmemiş ve ülkesinden ayrılarak mor menekşelerin yolunu tutmuştur. sokrates sadece bir futbolcu değildir aynı zamanda bir dava adamıdır. zaten onu büyük yapan, kendisinden daha yetenekli futbolcuların dahi önünde anılmasını sağlayan şey de tam olarak budur.
direta ja ! hak şimdi !
hakkın olanı aldın doktor. ışıklar içerisinde yat.
devamını gör...
pankreas kanseri
pankreas karın boşluğunun gerisinde yerleşik olduğu için çeşitli iltihap veya kanser gibi durumlarda semptom vermesi daha geç olur. pankreas başı kanserleri oniki parmak bağırsağı ile ilişkili olduğu için biraz daha erken bulgu verebilir ama kuyruk kısmındakiler için genellikle geç teşhis olmaktadır.
ortaya çıkan bulgular şöyledir; sarılık, camcı macunu dışkılama (beyaz dışkı) , çay rengi idrar ile önceleri karında belli bir noktada olmayan fakat sonradan sırta ve omuzlara yayılan ağrıdır.
ortaya çıkan bulgular şöyledir; sarılık, camcı macunu dışkılama (beyaz dışkı) , çay rengi idrar ile önceleri karında belli bir noktada olmayan fakat sonradan sırta ve omuzlara yayılan ağrıdır.
devamını gör...
yazarların uyumama sebepleri
salaklık.
devamını gör...
teşekkür etmeyen insan
bodrum otogarı.biletini alan lavuk cüzdanını düşürdü.sadece ben gördüm.son anda yetiştiği için hareket eden otobüse biniyordu.arkasından koşup"cüzdanınızı düşürdünüz" dedim.teşekkür etmedi,yüzüme bakmadı.kendi kendime dedim başka biri bulsaydı da çatır çatır yeseydi paranı.öküzün bayrak sallayanıdır.
devamını gör...
yazarların engellediği ilk yazar
lucifer ilk engellediğim yazar. merak dahi etmiyorum ne yazıyor ne çiziyor. öylece boşluğa gidiyor benim için yazdığı herşey. belki düzeldi, artık bilgi verici entry ler giriyordur ama inanın gerek görmüyorum ondan gelecek bilgiyi.
bakınca baya nefret söylemi gibi oldu ama durum bu.
bakınca baya nefret söylemi gibi oldu ama durum bu.
devamını gör...
normal sözlük ocak devrimi
gözlerimin içindeki ülkemsin sen kafa sözlük. “ancak kendinde devrim yapabilen devrimci olabilir” dedik. seninle çıktık bu yola… “devrimden başka bir hayat yoktur” demenle yürüyoruz omuz omuza.
sen ki reklamlarla cebini doldurup, yazarları açken her gün dürüm yiyenlerden değilsin.
doğruyu savunup “daima zafere kadar” diyenlerdensin.
bizler ise haksızlıklara, adaletsizliklere, sessizliğe devrim yapan kardelenleriz. zulmün, zorbalığın hesabını soran sönmeyen ateşleriz.
sözlükte farklı düşünenleri de unutmamak gerekir tabi ki…kafa store rozetleri ile ilgili olarak kimi “ev, araba, villa, uçak, yat” gibi rozetler almak isteyebilir.
kimi de “nobel ödülü, oscar ödülü, pulitzer ödülü, altın portakal ödülü” gibi rozetler isteyebilir.
mizah amaçlı olarak şöyle muhabbetler geçebilir…*
“kız, kafa sözlük’te bir oğlan vardı. ev, araba, yat, arsa, boğaz’da yalı, uçak, her türlü rozeti vardı. beni takip eder, çok beğeni yapardı. el emeği, göz nuru, alın teri ile çok puan kazanmıştı, meğerse hepsi beni etkilemek içinmiş ayol.”
ya da annesi sorar “oğlum ne oldu eskiden hiç kitap okumazdın, şimdi elinden kitap düşmüyor.”
-“ kütüphane rozetli bir kız var anne. ben de tanım yazıyorum rozetdaş olmak için. sen de kafa sözlük’e üye ol da bana beğeni yap puan kazandır.”
bu arada bazen mizahi bir şekilde yazıyoruz ama tanımlarda gülmece işareti * kullansak dahi yazdıklarımızı yanlış anlayanlar olabiliyor. iko bunun için bir çözüm getirebilir. tanımın başlangıcına özel bir gülmece işareti koyulursa yazarın maksadı daha iyi anlaşılmış olur.
özellikle çaylaklık sisteminin gelmesi iyi olmuş. ceketi sırtında yazarlar vardır, tanımını yazar çıkar, puana rozete bakmaz. kimi yazar da puana beğeniye bakar. içimizde daha evvel gazete ve dergilerde yazmış yazarlar da var, okuma yazmayı yeni öğrenip gelen çocuklar da.
"kafamı dağıtıp hoşca vakit geçireyim" diyen de var, burayı komuta ettiği bölük sanıp "disiplin" diye tutturan emekli subaylar da...yeni nesil arasında "puan toplayım, level atlayım, ödül kazanayım" diye heves eden gençler de var. yapıcı eleştiriler ile sistem zaman içinde yerine oturur.
sözlüğe katkısı olan herkes sağ olsun. getirilen yenilikler için yoldaş benjamin franklin, iko ve kıymetli moderatörlerimize teşekkürler.
sen ki reklamlarla cebini doldurup, yazarları açken her gün dürüm yiyenlerden değilsin.
doğruyu savunup “daima zafere kadar” diyenlerdensin.
bizler ise haksızlıklara, adaletsizliklere, sessizliğe devrim yapan kardelenleriz. zulmün, zorbalığın hesabını soran sönmeyen ateşleriz.
sözlükte farklı düşünenleri de unutmamak gerekir tabi ki…kafa store rozetleri ile ilgili olarak kimi “ev, araba, villa, uçak, yat” gibi rozetler almak isteyebilir.
kimi de “nobel ödülü, oscar ödülü, pulitzer ödülü, altın portakal ödülü” gibi rozetler isteyebilir.
mizah amaçlı olarak şöyle muhabbetler geçebilir…*
“kız, kafa sözlük’te bir oğlan vardı. ev, araba, yat, arsa, boğaz’da yalı, uçak, her türlü rozeti vardı. beni takip eder, çok beğeni yapardı. el emeği, göz nuru, alın teri ile çok puan kazanmıştı, meğerse hepsi beni etkilemek içinmiş ayol.”
ya da annesi sorar “oğlum ne oldu eskiden hiç kitap okumazdın, şimdi elinden kitap düşmüyor.”
-“ kütüphane rozetli bir kız var anne. ben de tanım yazıyorum rozetdaş olmak için. sen de kafa sözlük’e üye ol da bana beğeni yap puan kazandır.”
bu arada bazen mizahi bir şekilde yazıyoruz ama tanımlarda gülmece işareti * kullansak dahi yazdıklarımızı yanlış anlayanlar olabiliyor. iko bunun için bir çözüm getirebilir. tanımın başlangıcına özel bir gülmece işareti koyulursa yazarın maksadı daha iyi anlaşılmış olur.
özellikle çaylaklık sisteminin gelmesi iyi olmuş. ceketi sırtında yazarlar vardır, tanımını yazar çıkar, puana rozete bakmaz. kimi yazar da puana beğeniye bakar. içimizde daha evvel gazete ve dergilerde yazmış yazarlar da var, okuma yazmayı yeni öğrenip gelen çocuklar da.
"kafamı dağıtıp hoşca vakit geçireyim" diyen de var, burayı komuta ettiği bölük sanıp "disiplin" diye tutturan emekli subaylar da...yeni nesil arasında "puan toplayım, level atlayım, ödül kazanayım" diye heves eden gençler de var. yapıcı eleştiriler ile sistem zaman içinde yerine oturur.
sözlüğe katkısı olan herkes sağ olsun. getirilen yenilikler için yoldaş benjamin franklin, iko ve kıymetli moderatörlerimize teşekkürler.
devamını gör...
akrabaların sosyal medyada takip isteği göndermesi
ölü taklidi yaparak durumdan sıyrılınır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarını ağlatan filmler
mucize- mahsun kırmızıgül
7. koğuş mucizesi - aras bulut iynemli
7. koğuş mucizesi - aras bulut iynemli
devamını gör...
dobralık ile patavatsızlık arasındaki ince çizgi
dobra insan her doğrunun her yerde söylenmeyeceğini bilir. patavatsız insan ağzına her geleni her an söyler.
devamını gör...
elmalı tarçınlı kurabiye
durduk yere çay demlettiren, elma, tarçın ve ceviz kombiniyle oluşan kıyır kıyır kurabiye.
devamını gör...
chocolate chip cookies
amerikan cookie veya starbuck kurabiyesi olarak da bildiğimiz kurabiye çeşidi. bildiğiniz damla çikolatalı kurabiye
içerisinde tereyağ, şeker, daha çok şeker, çikolata, un, yumurta ve kabartma tozu bulunuyor. özelliği fırında yayılması, aşırı kabarmaması, dışının çıtır içinin yumuşak olması...
internetteki farklı tariflerle defalarca denedim. tamamen yayvan ve aşırı lezzetli tarifi tam olarak tutturabildim desem yalan olur. çeşitli tariflerden derleme tarifimi paylaşıyorum.
malzemeler:
1 yumurta
yarım paket (125 gr) tereyağ
1 çay bardağından biraz fazla esmer şeker (çay bardakları küçük olanlar değil de bi boy büyük olanları. paşabahçede istanbul serisi diye satılanlardan)
yarım çay bardağı beyaz toz şeker
1 çay kaşığı kabartma tozu
1 çay kaşığı vanilin
1 paket bitter, 1 paket sütlü çikolata (veya damla çikolata)
3 çay bardağı un
ben denediğim tariflerde tereyağ yerine margarin kullanmaya başladım. hakiki tereyağ sağlıklı olduğundan mıdır nedir damak zevkim kabul etmiyor. tüm malzemeleri oda sıcaklığında tutarak tarifi yapın diyorlar. tereyağ/margarin oda sıcaklığında çok zor karıştığı için mikrodalgada ısıtıyorum. çikolata parçaları iri olsun derseniz bıçak yardımıyla kesin. yok uğraşamam derseniz damla çikolata işinizi görür.
yapılışı:
tereyağ ve şekeri spatula veya yardımıyla karıştırın, elinizle karıştırmayın. elinizin sıcaklığı geçmesin. iyice karıştıktan sonra yumurtayı ekleyerek karıştırmaya devam edin. kabartma tozu, vanilin ve unu katıp karıştırın. unu yavaş yavaş ekleyin. cıvık bir kıvamı olması gerekiyor. sıvı halde olmasın yeter. unu fazla gelirse pişerken tepside yayılmaz. karışım unla iyice karıştıktan sonra kestiğiniz çikolataları ekleyin. çikolatalar çok ufalıp dağılmasın diye en son ekliyoruz. kolay şekil alıp elinize yüzünüze bulaşmaması için bir süre buzdolabında bekletin. sonrasında kaşık, dondurma kaşığı vb yardımıyla -tercihen fırın kağıdı serilmiş- tepsiye yuvarlak yuvarlak yerleştirin. (merak etmeyin sonra yayılıp yassı bir şekil alacak) önceden 180 derecede ısıtılmış fırında 15-20 dakika kadar pişirin. çok hızlı yanıyorlar gözünüzü fırından ayırmayın. afiyet olsun.
içerisinde tereyağ, şeker, daha çok şeker, çikolata, un, yumurta ve kabartma tozu bulunuyor. özelliği fırında yayılması, aşırı kabarmaması, dışının çıtır içinin yumuşak olması...
internetteki farklı tariflerle defalarca denedim. tamamen yayvan ve aşırı lezzetli tarifi tam olarak tutturabildim desem yalan olur. çeşitli tariflerden derleme tarifimi paylaşıyorum.
malzemeler:
1 yumurta
yarım paket (125 gr) tereyağ
1 çay bardağından biraz fazla esmer şeker (çay bardakları küçük olanlar değil de bi boy büyük olanları. paşabahçede istanbul serisi diye satılanlardan)
yarım çay bardağı beyaz toz şeker
1 çay kaşığı kabartma tozu
1 çay kaşığı vanilin
1 paket bitter, 1 paket sütlü çikolata (veya damla çikolata)
3 çay bardağı un
ben denediğim tariflerde tereyağ yerine margarin kullanmaya başladım. hakiki tereyağ sağlıklı olduğundan mıdır nedir damak zevkim kabul etmiyor. tüm malzemeleri oda sıcaklığında tutarak tarifi yapın diyorlar. tereyağ/margarin oda sıcaklığında çok zor karıştığı için mikrodalgada ısıtıyorum. çikolata parçaları iri olsun derseniz bıçak yardımıyla kesin. yok uğraşamam derseniz damla çikolata işinizi görür.
yapılışı:
tereyağ ve şekeri spatula veya yardımıyla karıştırın, elinizle karıştırmayın. elinizin sıcaklığı geçmesin. iyice karıştıktan sonra yumurtayı ekleyerek karıştırmaya devam edin. kabartma tozu, vanilin ve unu katıp karıştırın. unu yavaş yavaş ekleyin. cıvık bir kıvamı olması gerekiyor. sıvı halde olmasın yeter. unu fazla gelirse pişerken tepside yayılmaz. karışım unla iyice karıştıktan sonra kestiğiniz çikolataları ekleyin. çikolatalar çok ufalıp dağılmasın diye en son ekliyoruz. kolay şekil alıp elinize yüzünüze bulaşmaması için bir süre buzdolabında bekletin. sonrasında kaşık, dondurma kaşığı vb yardımıyla -tercihen fırın kağıdı serilmiş- tepsiye yuvarlak yuvarlak yerleştirin. (merak etmeyin sonra yayılıp yassı bir şekil alacak) önceden 180 derecede ısıtılmış fırında 15-20 dakika kadar pişirin. çok hızlı yanıyorlar gözünüzü fırından ayırmayın. afiyet olsun.
devamını gör...
bülbülü öldürmek
henuz okumadiysaniz okuyacağınız en iyi kitaplardan biri olacağını söylemek isterim. filmini de izleyin sonra o da ayrı bir harika.
devamını gör...
normal sözlük haber paylaşım rezaleti
sözlükte haber olmasın, cinsellik olmasın, siyaset olmasın, spor olmasın, trol olmasın, oncu olmasın, buncu olmasın, o olmasın, öteki hiç gelmesin, gelen 2 adım geri gitsin, gelmeyenler nerde, modlar onu yapmasın bunu yapmasın hofff salın bi ya. bu ne?
okumak istemediğin başlığa girmezsin olur biter. sözlük açıldığından beri mütemadiyen mızmızlanan bir grup var.
onlara tavsiyem: kapatın sayfayı, gidin meydan larousse okuyun. ama öyle internetten değil, bilfiil cilt cilt okuyun.
okumak istemediğin başlığa girmezsin olur biter. sözlük açıldığından beri mütemadiyen mızmızlanan bir grup var.
onlara tavsiyem: kapatın sayfayı, gidin meydan larousse okuyun. ama öyle internetten değil, bilfiil cilt cilt okuyun.
devamını gör...
letal doz
ilacın ölüme neden olan dozu.
devamını gör...
bernard lewis
rahmetlinin hata neredeydi? isimli bir kitabı var. kitap yayinevinin editörleri sağolsunlar, burada da daha evvel dile getirdim, kronik kitap'tan çıktığı için yazım/baskı hataları ile dolu. bu sebeple daha başlarken bir şevkimi kırmıştı. neyse... bahsi geçen kitaba elli sayfa anca dayanabildim.
kitap hakkında diyeceğim tek şey: çöp.
şimdi aranızda hööö koca profesöre ne dedi diyecek olanlar olabilir. diyeceğim şu, ikiyüz sayfalık kitap yazmaya gerek yoktu, ne yazık ki, osmanlı imparatorluğu bir dönem oldu teknolojik gelişmeleri takip edemedi. kitabin özeti bu. aslında edemedi de değil ihtiyacı yoktu. misal coğrafi keşifler. osmanlı'nın buna ihtiyacı yok ki? o zamanki dünya adamın avucunun içinde. matbaa... hakeza okuyan insan yok. yok çünkü herkes çiftçi. okuyanda allame-i cihan oluyor maşallah. türkler yazmıyormuş, arşiv yokmuş. e yazmıyor kardeşim, adam ihtiyaç duymuyor, yani ne yapalım şimdi, attila'yı mezarından çıkarıp asalım mı kardeş sen bu kadar fetihler yaptın niye iki satır yazmadın diye? adam eğlencesine çıktığı seferde papa'ya diz çöktürmüş daha bizimkisi hebele hübele... osmanlıdaki şu katipler işsiz kalacak şeyini geçiniz efendim, kaç tane katip var ki? mesela barutlu silahları yeniçeriler elimiz yüzümüz kir oluyor diye kullanmak istemiyor. vs. osmanlidaki bu "takipsizliği" dini sebeplere bağlamak tam bir cahillik olur ki ortada gün gibi abbasiler dönemi var. şarlman'a gönderilen saate aval aval herkesin nasıl baktığını araştırmanız bu hususta ufkunuzu açacaktır. ve daha nicesi... bu hususta aklıma gelmişken yukarıda bahsi geçen yayıevimsinin bastığı tek düzgün kitap olan bu kitabı tavsiye ederim.
neyse konu çok dağıldı, çenem düştü, okuyan okusun.
kitap hakkında diyeceğim tek şey: çöp.
şimdi aranızda hööö koca profesöre ne dedi diyecek olanlar olabilir. diyeceğim şu, ikiyüz sayfalık kitap yazmaya gerek yoktu, ne yazık ki, osmanlı imparatorluğu bir dönem oldu teknolojik gelişmeleri takip edemedi. kitabin özeti bu. aslında edemedi de değil ihtiyacı yoktu. misal coğrafi keşifler. osmanlı'nın buna ihtiyacı yok ki? o zamanki dünya adamın avucunun içinde. matbaa... hakeza okuyan insan yok. yok çünkü herkes çiftçi. okuyanda allame-i cihan oluyor maşallah. türkler yazmıyormuş, arşiv yokmuş. e yazmıyor kardeşim, adam ihtiyaç duymuyor, yani ne yapalım şimdi, attila'yı mezarından çıkarıp asalım mı kardeş sen bu kadar fetihler yaptın niye iki satır yazmadın diye? adam eğlencesine çıktığı seferde papa'ya diz çöktürmüş daha bizimkisi hebele hübele... osmanlıdaki şu katipler işsiz kalacak şeyini geçiniz efendim, kaç tane katip var ki? mesela barutlu silahları yeniçeriler elimiz yüzümüz kir oluyor diye kullanmak istemiyor. vs. osmanlidaki bu "takipsizliği" dini sebeplere bağlamak tam bir cahillik olur ki ortada gün gibi abbasiler dönemi var. şarlman'a gönderilen saate aval aval herkesin nasıl baktığını araştırmanız bu hususta ufkunuzu açacaktır. ve daha nicesi... bu hususta aklıma gelmişken yukarıda bahsi geçen yayıevimsinin bastığı tek düzgün kitap olan bu kitabı tavsiye ederim.
neyse konu çok dağıldı, çenem düştü, okuyan okusun.
devamını gör...
bir kadının sözlük yazarı olma nedeni
öğrenmeyi seviyoruz, öğretmeyi de seviyoruz. burada eğlenerek öğreniyoruz. yani erkek neden buradaysa kadın da aynı sebepten burada. ha bir de can sıkıntısı.
devamını gör...
evde hep aynı yerde duran eşyalar
koltuk kılıfı yapmak için alınan 1 top kumaş ,10 yıldır çalışma odasının kapısının ardında,çocuk olsa 10 senede ilkokul ögrencisi olacaktı.*
devamını gör...
geceye hayret ettiğin bir şey bırak
ülkedeki genel durum. insanların mutsuzluğundan utanç haberlerine kadar. şaşkın bir şekilde izliyorum sadece!
devamını gör...

