"sezyum atomu yaklaşık 9 milyar kere titreşim yapar ki bu kadar titreşimi yaptığı zaman bir saniye geçmiş sayılır."*

zaman ölçü birimi diyebileceğimiz atom.
devamını gör...

artık dile getirilmesi gerekendir.
oraya (bkz: swh), buraya (bkz: swh)
espiri yapsan da (bkz: swh), yapmasan da (bkz: swh)
yıldıza da*. ee? komik mi? ne gülüyosun kardeşim..
devamını gör...

yüzde 80 i kadın olan liste. liyakat yok. tanımların içeriğini geçtim 'höt' yazsa 50 like alacak kişiler ilk 3 hele. müthiş güvenilirliği tam liste. liste gibi liste.
devamını gör...

torbacı değiştirmesi gereken az ünlü.
devamını gör...

hakkında bu kadar az tanım girilmesine şaşırdığım bir umberto eco şaheseridir.ben bu kitabı bitirdiğimde açıkçası büyük bir boşluğa düşmüştüm. manastırda geçen, yedi bölümden oluşan bir cinayet romanıdır esasen fakat gerek ortaçağ mimarisi gerek hristiyanlık dinindeki bazı karşıt görüşler ve görüşlerin takipçileri arasındaki çatışmalar çok detaylıca anlatılmıştır. bu sebeple kitabın başlangıcı biraz sıkıcıdır. fakat eco bizzat kendisi temponun biraz ağır olacağını zira ortaçağda bir manastırda gelişen bir hikayeyi okuyan kişilerin bu hayatın monotonluğuna dair bir kefaret ödemeleri gerektiğini belirtmektedir. orta çağ üzerine bunca kafa yormuş bir insanın buna hakkı var diye düşünüyorum ben naçizane. bazen uzun tasvirler sebebiyle sıksa da kesinlikle mükemmel bir kurguya sahiptir ve belirli bir yerden sonra akıp gitmektedir. kitap hakkında bazı bilgiler de verelim:
eco kitabın girişinde olayın geçtiği manastırı anlayalım diye manastırın bir haritasını da çizmiştir. dönüp dönüp bakmanıza gerek yok bi zaman sonra anlıyorsunuz zaten.
kitap bir kütüphane etrafında dönmektedir ve kütüphaneyi kör bir kütüphaneci idare etmektedir. bu kör kütüphaneci borges'ten başkası değildir. borges de arjantin ulusal kütüphanesinin müdürü iken gözleri görmüyordu. borges'in o meşhur sözünü de bu vesileyle hatırlayalım: ''bana aynı anda hem 800bin kitabı hem de karanlığı veren tanrının muhteşem ironisi...''
kitabın adı başta farklıdır, farklı birkaç isim bulmuştur eco. bunu kitabın sonunda izah eder ve bu ismi vermesinin sebebi olarak isme takılmamamız gerektiği açıklamasını yapar. zira bu ismi romeo ve juliet'ten alıntıdır ve bu alıntının meali de bu açıklamadan farklı bir şey değildir aslında:
''adın ne önemi var?
gülün adı gül değil de başka bir şey olsaydı
yine aynı güzellikte kokmaz mıydı?''

ayrıca kitabın filmi de çekilmiştir. henüz izlemek nasip olmadı.
yarım bırakanı çoktur bu kitabın, bitirenler pişman değildir. okuması biraz emek ister, özel vakit ayıramayacakların uzak durmasını tavsiye ederim.
devamını gör...

patron çıldırdı kampanyası.
devamını gör...

gülücük için kullanılanını 3700 yıllık bir şerbet testisinde görebileceğimiz sembol.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
gaziantep'te, karkamış antik kenti'ndeki kazılardan çıkan, hitit dönemine ait olan ve m.ö 1700 yılına tarihlenen testinin dünyanın en eski gülücük emojisine sahip olduğu düşünülüyor. testi gaziantep arkeoloji müzesi'nde sergilenmeye başlamış. ne kadar da mutlu bir testi.
kaynak
devamını gör...


insanın devrelerini yakacak kadar çok sayıda karakter barındıran, kaderci yaklaşımla okura bol bol oh olsun, hak etmişti dedirten, bir deliler evinin tarihini anlatmaya çalışırken arka planda osmanlı'nın dağılma döneminden günümüze kadar gelen, 2009 yılında yayınlanan ayfer tunç kitabıdır.


kitabın kaderci yaklaşımı küçükken hepimizin çok duyduğu bu dünyada kötülük yapanın er geç cezasını çekeceği yalanı üzerine kurulu. ve bu kötü ya da talihsiz karakterleri öyle tuhaf ölümler bekliyor ki trafik kazası en masumu oluyor.

kitabı okurken çok yarıda bırakmayı düşündüm çünkü yok yere beynini meşgul ediyor yani 470 sayfada anlatmak zorunda değildi yazar daha kısa da anlatsa, biz yine aynı dedikodu çemberine girerdik. kitap bittiğinde 4 saat satranç oynamış kadar yorgundu zihnim. şu şunun ninesi bu bunun damadı derken arada geri dönüp bu kimdi ya deyip sayfaları karıştırmak, tam konuyu kaçırdım derken bir anda sarmalı çözmek zihnimi çok yordu.

turgut sunalp paşa'nın "faşizm komünizm kadar tehlikeli değildir" demesini zihnimin tozlu raflarında çıkarıp nerden nereye dedirtti ayrıca bu kitap.

not: siz siz olun ayfer tunç okumaya bu kitaptan başlamayın.
devamını gör...

izlediğim en iyi diziler arasındadır diyebilirim. benim için ''oz'' ''battlestar galactica'' ve ''six feet under'' tanrı dağının zirvesindeki kutsal üçlüdür. onların arkasından gelen ikinci dalga dizi tercihlerimi sıralamaya başlarsam ''the americans''bu ikinci grubun en başlarında yer alır. evvela dizi anlattığı dönem özelinde ayrıntılara çok dikkat edilerek çekilmiş. bir kaç bölüm sonra yarattığı havanın içine balıklama atlıyorsunuz. soğuk savaş dönemini ve bu dönemde yaşanan tüm politik olayları da özellikle ilk sezonlarında olabildiğince * tarafsız işliyor. dizinin içinde alayına giden süper ajanlar yok. insan ajanlar var. acıları, korkuları, ikilemleri, sıkışmışlıkları, inanmışlıkları, sorgulamaları ve yaşadıkları benzeri duygusal dalgalanmalar ilmek ilmek işlenmiş.

tabi bunda oyunculuklarında inanılmaz önemi var. philip jennings'i canladıran matthew rhys bana göre bu konuda dizinin lokomotifi. dizinin ilk bölümlerinde; ''hay ben senin kalıbına...'' diyerek itina ile gömmek istediğim karakter, ilerleyen her bölümde resmen gözümde büyüdü. elizabeth jennings'i canlandıran keri russell'da ha keza çok başarılı. dizi başlarken philip dönme dolap kıvamındayken, elizabeth tam bir adanmış nefer modunda takılıyor ve yargı dağıtıyordu. sonrasında yaşanan olayların bu ikiliyi her anlamda yakınlaştırdığını gördüğümüzde yaşanan değişim her iki oyuncunun yarattığı sinerjinin ürünü diye düşünüyorum. aslında bu dizi için yazılacak sayfalarca yazı ve tartışılabilecek yüzlerce ayrıntı var lakin izlemeyenler için ipucu vermek istemediğim için oralara hiç girmeden, kenardan köşeden yazmaya çalışıyorum. mesela yine benim en hoşuma giden karakterlerden birisi margo martindale'in canlandırdığı claudia karakteri. kadın, ajanların efendisi gibi bir şey. zamanında tek yüzüğü parmağına takmış ama hüküm dağına varana kadar o yük onu öyle bir yıpratmış ki anlatamam. bilgeliği ve soğukkanlılığı da zaten buradan geliyor artı o karakter için de oyunculuk beş numara on yıldız diyebilirim.

nina krilova ve martha hanson karakterleri de iki taraf açısından kurban karakter olgusunu o kadar güzel veriyor ki, ah ulan deyip hayıflanmadan edemiyorsunuz. * stan beeman karakteri ise benim dizide bir türlü ısınamadığım ve canım sıkıldıkça saydırdığım karakter olma özelliğini gösteriyor. tamam adam feleğin çemberinden geçmiş. sızma görevinde falan bulunmuş lakin kafa attırıcı bir yönü var. gıcık oğlu gıcık. hele ki karşısında philip gibi bir karakter varken 10 bin kere yüz bin kere gıcık. tabi bir de sonradan olay örgüsüne orta yerinden giren bakan oğlu oleg ıgorev var. oda enteresan karakter. onun üzerine da bayağı konuşulur. nevi şahsına münhasır bir arkadaş. gabriel de, claudia'nın yerini tutmasa dahi her ikisi de aynı yolun yolcusu ve daha neler neler...

ez cümle politik gerilim filmlerini/dizilerini seviyorsanız, akıl oyunları ve türlü türlü stratejiler içeren, kısmi anlamda gerçekçi ve oyunculukları sağlam olan bu diziyi izlemenizde fayda var derim. şurada ipucu vermemek için 30 bin takla attım ki bu konuda kendimi tebrik etmem lazım. yoksa şu dizi için freni patlamış kamyon gibi durmadan yazmam lazımdı *
devamını gör...

devamını gör...

amerika ve ingiltere gibi ülkelerin günümüzde de kullandığı bir hacim ölçü birimidir. gösterimi "gal" şeklindedir. ingiltere ve amerika için galon değerleri birbirinden farklıdır.

tam değerleri:
1 us* gallon(gal) = 3.78541 litre
1 uk* gallon(gal) = 4.54609 litre

litre-galon çeviri hesaplanması şu şekildedir:
l = gal/0.26417 (hesaplama us gallon içindir)

ayrıca ilk çıkan benzin bidonları 1 galon olduğu için adları galon olarak kalmıştır.

ayrıca küçük bir bilgi bırakayım. bizlerin kullandığı damacanaların 19 litre olmasının sebebi de galon birimidir. şöyle ki damacana üretim malzemeleri ve kalıpları amerika'dan geliyor. orada da galon kullanıldığı için bu damacanalar aslında galon değerinde. bizim bir damacanamız 5 galon. ayrıca bizim damacanalar tam 19 litre değil 18,9270589 litre*. yukarıdaki yöntemle küçük bir hesaplama yaparsanız bu değeri elde edersiniz.
devamını gör...

ya bazen böyle boncuk boncuk bakıyorlar.
gözleri mis gibi.
sadece sana bir çıkarı olmadan,
sevgiyle.
aman be gece gece.*
devamını gör...

babaları, ağabeyleri ve kocaları tarafından, rızaları dışında, baskı uygulanarak tesettüre sokulan ve hayatları çalınan kızlardır...

memleketimizde solcu geçinen şapşikler, yıllarca türban özgürlüğü diye yırtınmış, türbana özgürlük gösterilerinde türbanlılardan daha ön saflarda yeralmış ve sonuç olarak da başarıya ulaşmış, türbanı serbest bıraktırtmışlardır...

bugün türban ilkokullara kadar inmiştir.

fakat, bu çok özgürlükçü arkadaşlar, bir günden bir güne, zorla tesettüre sokulan ve hayatları zindana çevrilen, yaşarken mezara sokulan kızlar için seslerini dahi çıkarmamışlardır.

işte bu yüzden soruyoruz;

(bkz: postmodernistleri niçin öldürmeliyiz)
devamını gör...

iyi değilim arkadaşlar. niçin özlediğimiz kişiye "seni özledim." diyemiyoruz? ben o kadar demek istiyorum ki ama karşımdaki ne yapar bilmiyorum. keşke şu an sana sarılabilseydim ama lanet olsun arayamıyorum bile. umarım iyisindir. arayamıyorum, üzülüyorum, ağlıyorum. seni özledim ama seni üzmekten korkuyorum, arayamam. senin de hayatın var. ayıcığa sarılırım ben de.
amcam kötü. akciğer enfeksiyonu varmış. kuzenim çok üzüldü. babamın başına geldiğini bile düşünemiyorum. allah hastalara bol şifa yakınlarına sabır versin. babam şu an çok stresli. ne yapacak bilmiyorum. amcamla küstüler, bu sağlık durumunda tabi ki böylr bir şey yapılmaz, babam da yapmadı. elinden geleni yapıyor. canım babam, yufka yüreklisin, iyisin. ninemin gün aşırı araba bulup diyalize gitmesi gerekiyor. amcam araba sürmesini biliyordu, şimdi o yok. babam araba bilmez, ne yapacak, her gün araba bulamaz, ninem ambulansla mecbur gidecek. ailem çiftçi. babam zor durumda. sınavım var, annemin ağrıları var. bilmiyorum ne olcak. allah yardımcımız olsun, tüm yazar arkadaşlarım sağlığınıza çok dikkat edin. iyi ki varsınız.
devamını gör...

gene de bir uğraştır beklemek. bekleyecek bir şeyi olmamaktır korkunç olan.

cesare pavese
devamını gör...

marvel evreninde spıder-man'in düşmanları tarafından kurulan bir oluşum. spıder-man'in ancak birlik halinde durdurulabileceğine inanmış ve içinde vulture, kraven ,sand man ,electro ,hobgoblin ve doctor octopus yer almıştır. iptal edilen spıder-man 4 filminde de bu ekipten bazı karakterlere yer verilecekti.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

2- 2- 2- 2 -3 şeklinde yaptığım eylemdir.
devamını gör...

ben gidiyorum siz durunuz
gül kurusu vişne çürüğü limon küfü
diyarı gurbetlerde de bir deva bulamazsam
başımı taştan taşa vuracağım.
büyük saat | turgut uyar
(vişne var dediler geldik)
devamını gör...

en sevdiği yatakta, göğsümde!!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: derdini seveyim)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim