dışarıda koca bir evren varken odayı mesken tutan sinek
bu sene iklim şartlarına mütevellit ömürü uzamış lanet bir sineğin şükredeceğine bizi uyuz etmesidir.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
kendime yalan söylemeye başladığımdan beri, kimseye inanmıyorum.
devamını gör...
hala yapmak istenilen çocukluk aktiviteleri
ağaca tırmanmak.
ön edit: nokta.
ön edit: nokta.
devamını gör...
rap müzik midir sorunsalı
enstrüman olmadan müzik olur mu? armoni olmadan müzik olur mu?
ne kadar içinde ritim ve ölçü* bulundursa da müzik olarak değerlendirmenin doğru olmadığını düşünüyorum.
burada olay, rap’i sevip sevmemek değil.
müziğin kendi içerisinde bir matematiği vardır. armonisi, prozodisi vardır. bunlar olmadan oluşan bir yapıya müzik demek abestir.
rap’in ne olduğu, kendi tanımında gizli; ritmik şiir*. bir fazlası değil.
şuna da değinmekte fayda var; lirikalite olarak diğer türlerin çok önünde rap parçaları vardır*.
fakat bu özelliği rap’i, müzik formuna sokmaz.
rap, müzik değildir.
ne kadar içinde ritim ve ölçü* bulundursa da müzik olarak değerlendirmenin doğru olmadığını düşünüyorum.
burada olay, rap’i sevip sevmemek değil.
müziğin kendi içerisinde bir matematiği vardır. armonisi, prozodisi vardır. bunlar olmadan oluşan bir yapıya müzik demek abestir.
rap’in ne olduğu, kendi tanımında gizli; ritmik şiir*. bir fazlası değil.
şuna da değinmekte fayda var; lirikalite olarak diğer türlerin çok önünde rap parçaları vardır*.
fakat bu özelliği rap’i, müzik formuna sokmaz.
rap, müzik değildir.
devamını gör...
bir anda gelen yalnızlık hissiyatı
sevgi duvarı
sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
dilimizde akşamdan kalma bir küfür
salonlar piyasalar sanat sevicileri
derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni
yakanda bir amonyak çiçeği
yalnızlığım benim sidikli kontesim
ne kadar rezil olursak o kadar iyi
kumkapı meyhanelerine dadandık
önümüzde altınbaş, altın zincir, fasulye pilakisi
ardımızda görevliler, ekipler, hızır paşalar
sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
öyle sıcaktı ki çöpcülerin elleri
çöpcülerin elleriyle okşardım seni
yalnızlığım benim süpürge saçlım
ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi
baktım gökte bir kırmızı bir uçak
bol çelik bol yıldız bol insan
bir gece sevgi duvarını aştık
dustuğum yer öyle açık seçik ki
başucumda bi sen varsın bi de evren
saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
yalnızlığım benim çoğul türkülerim
ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi
can yücelin bu satırlarını hatırlatan bir başlıktır
sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
dilimizde akşamdan kalma bir küfür
salonlar piyasalar sanat sevicileri
derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni
yakanda bir amonyak çiçeği
yalnızlığım benim sidikli kontesim
ne kadar rezil olursak o kadar iyi
kumkapı meyhanelerine dadandık
önümüzde altınbaş, altın zincir, fasulye pilakisi
ardımızda görevliler, ekipler, hızır paşalar
sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
öyle sıcaktı ki çöpcülerin elleri
çöpcülerin elleriyle okşardım seni
yalnızlığım benim süpürge saçlım
ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi
baktım gökte bir kırmızı bir uçak
bol çelik bol yıldız bol insan
bir gece sevgi duvarını aştık
dustuğum yer öyle açık seçik ki
başucumda bi sen varsın bi de evren
saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
yalnızlığım benim çoğul türkülerim
ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi
can yücelin bu satırlarını hatırlatan bir başlıktır
devamını gör...
yaren
devamını gör...
ramazan davulcusu
kendisiyle hiç de hoş anılarımın olmadığı davulcudur.
annemle babam çalıştığı için 4-5 yaşlarımdayken hafta içlerinde babannemlerde kalıyordum. ramazan ayına denk gelen kahvaltılarda dedem ve babannem kahvaltı ederken ben de onlarla beraber sofraya oturur üzüm hoşafı içerdim.
işte yine o kahvaltılardan birinde, şimdi nedenini hatırlayamadığım bir yaramazlık(!) yüzünden ramazan davulcusu ile tehdit edilmiştim. yaramazlığı hatırlamıyorum ancak babannemle aramda geçen diyaloğu çok net hatırlıyorum;
babannem: bak işte davulcu geçiyor, böyle yaparsan veririm seni davulcuya götürür.
ben: ben davulcudan korkuyorum vermeyin beni.
babannem: uslu durursan vermeyiz.
ben: dede verme beni.
dedem: vermem ben kızımı verir miyim hiç, deme öyle ninesi.
dede seni çok seviyorum, keşke bu kadar erken gitmeseydin, keşke hep bu kadar kolay rahatlatabilseydin içimi ve keşke camiden dönerken bana bir sürü şekerli sakız getirseydin yeniden.
ve sevgili ramazan davulcusu, seni sevmiyorum. hala sokağımdan geçtiğin her an tüylerim diken diken oluyor, hoşlanmıyorum bu sesten.
ve sevgili anne babalar, eğer bu yazdıklarımı okuyorsanız çocuklarınızı hiçbir meslek grubu ile korkutmayın. "bak polis geliyor yaramazlık yaparsan seni ona veririm, bak doktor geldi sana yaramazlık yaptığın için iğne verecek, bak bu abla öğretmenmiş yaramazlık yapan çocuklara ceza verirmiş" diyerek çocuklarınızı bu meslek gruplarından uzaklaştırıp korkutuyorsunuz. onlara yapabileceğiniz en büyük kötülük belki de toplumdaki bu insanlardan korkutmanız. polisini, doktorunu, öğretmenini sevmeyen çocuk onlardan korkacak ve kendisine yakışmayan şeyler yapacaktır ilerde.
annemle babam çalıştığı için 4-5 yaşlarımdayken hafta içlerinde babannemlerde kalıyordum. ramazan ayına denk gelen kahvaltılarda dedem ve babannem kahvaltı ederken ben de onlarla beraber sofraya oturur üzüm hoşafı içerdim.
işte yine o kahvaltılardan birinde, şimdi nedenini hatırlayamadığım bir yaramazlık(!) yüzünden ramazan davulcusu ile tehdit edilmiştim. yaramazlığı hatırlamıyorum ancak babannemle aramda geçen diyaloğu çok net hatırlıyorum;
babannem: bak işte davulcu geçiyor, böyle yaparsan veririm seni davulcuya götürür.
ben: ben davulcudan korkuyorum vermeyin beni.
babannem: uslu durursan vermeyiz.
ben: dede verme beni.
dedem: vermem ben kızımı verir miyim hiç, deme öyle ninesi.
dede seni çok seviyorum, keşke bu kadar erken gitmeseydin, keşke hep bu kadar kolay rahatlatabilseydin içimi ve keşke camiden dönerken bana bir sürü şekerli sakız getirseydin yeniden.
ve sevgili ramazan davulcusu, seni sevmiyorum. hala sokağımdan geçtiğin her an tüylerim diken diken oluyor, hoşlanmıyorum bu sesten.
ve sevgili anne babalar, eğer bu yazdıklarımı okuyorsanız çocuklarınızı hiçbir meslek grubu ile korkutmayın. "bak polis geliyor yaramazlık yaparsan seni ona veririm, bak doktor geldi sana yaramazlık yaptığın için iğne verecek, bak bu abla öğretmenmiş yaramazlık yapan çocuklara ceza verirmiş" diyerek çocuklarınızı bu meslek gruplarından uzaklaştırıp korkutuyorsunuz. onlara yapabileceğiniz en büyük kötülük belki de toplumdaki bu insanlardan korkutmanız. polisini, doktorunu, öğretmenini sevmeyen çocuk onlardan korkacak ve kendisine yakışmayan şeyler yapacaktır ilerde.
devamını gör...
çocukken yapılan salaklıklar
salonumuzda bulunan mevlana resmini allah zannediyordum. (bkz: tövbe)
devamını gör...
dünyanın sonuna doğmuşum
klibi de güzel mesajlar içeren manga grubu şarkısıdır. (bkz: mutluyum artık bi beynim yok)
devamını gör...
durduk yere insanı mutlu eden şeyler
gözleri.
devamını gör...
şu an duymak istediğiniz söz
sevgiyle alakalı herhangi bir şey nolursa
devamını gör...
clubhouse
şekillere bak davetiye lazımmış, sanki çırağan'da davet veriyor p*z*v*nkler dediğim uygulama.
devamını gör...
26 nisan lezbiyen görünürlük günü
kutlu olsun. lezbiyenlerin ülkemizde devlet başkanı tarafından dahi "lezbiyen mezbiyen" denilerek aşağılandığı bir vaziyette, eşcinsellerin sistematik olarak toplum gözünde değersizleştirildiği bir vaziyette, elbette ki güle oynaya görünürlük gününü kutlayacaklardır.
isteyen istediği kadar gözlerini yumabilir, isteyen istediği kadar at gözlüğü takabilir, ama eşcinseller vardı, varlar ve var olmaya devam edecekler. benimserseniz eğer yaşadığınız dünyayı tanıma açısından biraz yol alabilirsiniz diye düşünüyorum.
bazı yazar arkadaşların da "gözümüze sokmalarının ne alemi var" eleştirilerine şöyle cevap verebilirim: bir grup sistematik bir şekilde baskı görüyorsa, bir refleks olarak bunu savunma ihtiyacı duymasından daha normal bir şey yok.
edit: burada ve diğer mecralarda homofobiklik taslayanların da ağzından salyalar aka aka lezbiyen pornoları izlediğini hepimiz biliyoruzdur sanırım...
isteyen istediği kadar gözlerini yumabilir, isteyen istediği kadar at gözlüğü takabilir, ama eşcinseller vardı, varlar ve var olmaya devam edecekler. benimserseniz eğer yaşadığınız dünyayı tanıma açısından biraz yol alabilirsiniz diye düşünüyorum.
bazı yazar arkadaşların da "gözümüze sokmalarının ne alemi var" eleştirilerine şöyle cevap verebilirim: bir grup sistematik bir şekilde baskı görüyorsa, bir refleks olarak bunu savunma ihtiyacı duymasından daha normal bir şey yok.
edit: burada ve diğer mecralarda homofobiklik taslayanların da ağzından salyalar aka aka lezbiyen pornoları izlediğini hepimiz biliyoruzdur sanırım...
devamını gör...
ankara'nın en güzel yanı
evimdir.
sıcacık, kutu gibi, sevdiğim yemekler, mandalina kolonyası, sevdiceğimin parfümü ve yumuşatıcı kokan sessiz sakin ve huzurlu evim.
sıcacık, kutu gibi, sevdiğim yemekler, mandalina kolonyası, sevdiceğimin parfümü ve yumuşatıcı kokan sessiz sakin ve huzurlu evim.
devamını gör...
bizi resmen soyanlara yine oy vereceğim yine destekleyeceğim
celladına aşık olmuşsa bir millet,
ister ezan ister çan dinlet.
itiraz etmiyorsa sürü gibi illet,
müstehaktır ona her türlü zillet.
ister ezan ister çan dinlet.
itiraz etmiyorsa sürü gibi illet,
müstehaktır ona her türlü zillet.
devamını gör...
kitaba çay dökmek
eğer ki çay veya su tarzı bir şey dökerseniz sayfalar arasına defter sayfası koyun, daha sonra üstüne ağır kitaplar koyun ve 2-3 gün bekletin eskisi kadar iyi olmasa da çok büyük miktarda kitabınız düzgün bir şekilde kabarmadan duracaktır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının okumakta olduğu kitaplar
mahşerin dört atlısı ıı - larıssa ıone( çeviren: burcu çelik)
mahşerin dört atlısı'ndan limos'a merhaba deyin. o bir dişi ama bildiğiniz dişilerden değil. ölümsüz, savaşçı, tutkulu, inatçı ve geçmişi sırlarla dolu bir dişi."
mahşerin dört atlısı'ndan limos'a merhaba deyin. o bir dişi ama bildiğiniz dişilerden değil. ölümsüz, savaşçı, tutkulu, inatçı ve geçmişi sırlarla dolu bir dişi."
devamını gör...
jew (yazar)
nereye takılıp kaldın ortak? sana hemencecik dön dememiş miydim? emrin olur ortaam falan dedin inandım bende*, ayıp oluyor ama kandırılmış hissediyorum. * dönmenin zamanı çoktan geldi bence.
devamını gör...
hiçbir şey yapmak istememek
bir şey yapmamak isteyip ama en sonunda bir şey ile yine kendinizi bir meşgale ile bulmanız ile sonuçlanan durum.
devamını gör...

