bence çok güzel düşünülmüş bir fikirdir. şayet kampanya kabul olunursa ben de kitabımı verebilirim. benim gidip de kitap alıp okuyabildiğim halk kütüphanesi var ancak köy öğrencilerinin her zaman merkeze gelememe gibi sorunları olabiliyor. o yüzden köy okullarına bağışta bulunmak çok daha güzel olur.
devamını gör...

sevda,müsvedde sözcükleri sevad yani kara kökünden gelmektedir. müsvedde karalama demektir. sevda ile karanın bağlantısı ise eskiden aşık olunduğunda kalpte gelinciğin ortasına benzer bir kan pıhtısı olduğuna inanılırmış. siyah,yoğun ve acı veren.
devamını gör...

kararsızlığa düşülen bir durumda, hangi karar alınırsa alınsın, her senaryonun kötü sonuçlar doğurabileceğini ifade etmek için kullanılır.
genellikle ikili diyaloglarda dinleyici kişiden tavsiye alma beklentisiyle söylenir, bazen de yalnızca derdini paylaşmak amaçlı kullanılır.
devamını gör...

adını italyan asıllı leonardo fibonacci'den alır. çıkış yeri iki tavşanın üremesine dayanan bir problemden gelir. iki tavşan vardır ve bu tavşanlar ilk iki ay üremezler. üçüncü aydan itibaren her çiftin bir çift yavrusu olur. kaç ay sonra kaç çift tavşan olur?
ardışık iki fibonacci sayısını oranladığınız zaman gittikçe altın orana yaklaşır. örneğin f(17)/f(16)=987/610=1,618032 çıkar ve bu oranı büyüttükçe altın orana daha yaklaşır.
devamını gör...

önce müziği açayım, tüm gün zivzivziv başım şişti valla sitede, har har tüm gün yandı valla gıybet kazanlarının altı, nerde lan o şarkı? hah, buldum!

kalkın oynucaz!
akşam lan, yaz akşamı geliyor, üstümüz başımız janti, öğle yemeğini müteakip başlamışız piize, kafalar hafif tatlı, akşama doğru yürüyoruz, yanımda o, koluma girmiş, koluma girmiş lan, benim koluma! çıldırtıcı! arada bana bakıyor, o da hafif sallanıyor ben de, ayakkabılar çıkalı on dakikadan fazla olmuş, sıcak aşk batıyor ayaklarımıza, allahım bu ne güzellik?

üstünde pembe çiçekli askılı elbisesi var, o gün de bunu giymişti, öyle bi yakışıyor ki gavurun kızına, o kadar olur!
solumda yürüyor, sağ omuzu dünyanın ilk günü gibi pırıl pırıl, saçları değiyor yüzüme, adım gibi hınzır ege rüzgarının marifeti ile, saçları diyorum saçları! nasıl bu kadar güzel kokar bir insanın saçları, nasıl?

yel değirmenini geçer geçmez deniz çöküyor üstümüze, öyle güzel ve öyle lacivert ki, yakıyor! "şurada iki dakika oturup öyle inelim aşağıya" diyor, iki dakikanın lafı mı olur, sen iste ben evrenin saatine çomak sokarım, bi daha da çalışmaz, o anda kalırız sonuna kadar!

adımı söylüyor, benim kalp bi kalkıp bi iniyor, "olacağız biz di mi? " diyor, saçları kokuyor, omzu inip kalkıyor hafiften, "olacağız" diyorum, gülümsüyor.

ağustos akşamı bir kendine bir de ona bakıyor, kendinden utanıyor, haklı da? avgoustos döneminden beri böylesi gelmemiş ki?

o ufacık ege köyüne gece iniyor, ağustos 19 oluyor, seneler o anda donup kalıyor.
devamını gör...

insanların arasına girmek istemiyor da olabilir.
devamını gör...

bir daha buluşamamayı ifade eden buruk duygu. ayrılıktan sonra kavuşulur ama vedadan sonra kavuşulmaz. ölüm de bir vedadır.
devamını gör...

bilenlerin söylememeleri gereken yerlerdir.
devamını gör...

annelere ev eşyası.
tencere tava gibi.
ev eşyası hediye olmaz olamaz.
devamını gör...

aha bunu alırım ben.
evet benimdir.
devamını gör...

şu an çok fena bu hisse kapıldım. en çılgın en korkusuz yaşlarımda olmama rağmen eve tıkıldım kendimi yaşını başını almış insanlar gibi hissediyorum ama değilim işte. benim şu an arkadaşlarımla deli danalar gibi gezmem lazım, yeni yerler keşfetmem lazım, sabahlara kadar eğlenmem lazım ama yapamıyorum. ileride gençliğimi ah ne çılgın yıllardı diye hatırlamak istiyorum ama çok stabil bir hayatım var bana göre değil ki bu. bilemiyorum altan. çok fenayım. sıkıldım bunaldım.
devamını gör...

tam ağladım ağlıcam havasında olan çocuğun karşısında türlü şebeklikler yaparak onu ağlatmamaya çalışmak ama çocuğun yine de ağlaması ile daha ne yapayım minvalinde gelişen çaresizliktir.
bir yürek burkan ihtimal de, çocuğunuzun istediği bir şeyi almaya maddi gücünüzün yetmediği zamandaki çaresizliktir ki allah hiçbir anne babaya yaşatmasın.
devamını gör...

anne babayı kaybetmek, kendi başına yaşamaya başlamak...
devamını gör...

dokumacı kuşların adının neden böyle olduğunu biliyor musunuz?
bilmiyorsunuz, efenim bu kuşlar yuvalarını gerçekten dokuyorlar.
çeşitli bitkilerle, bildiğiniz vazo ya da küre gibi şekillerde yuva yapıyorlar.
peki bunu niye yapıyorlar dersiniz?
efenim bunların tek amacı dişi kuşu etkilemek yahuuu.
dişi kuş gelince, yuvayı beğenirse çiftleşmeyi kabul ediyor.
yaaa efendim, demek ki neymiş?
yuvayı her zaman dişi kuş kurmuyormuş.
eyyorlamam bu kadar.
devamını gör...

yaptığım hatayı bir de bilinçaltım yüzüme vuruyor. uyanır uyanmaz ne gereği vardı gerçekten
devamını gör...

(bkz: manipülasyon teknikleri)
(bkz: manipülatif insanlar)
devamını gör...

ışık saçacak kadar çok ısınmış olan madde.
devamını gör...

ülkede bir tane mutlu insan yok. kalmadı. sonu nereye varır bunun bilinmez. hangimizin geleceĝe dair umudu var ki güzel kardeşim, değer mi canına kıymaya, deĝer mi evet ülke en berbat dönemini yaşıyor, ama 5 yıl sonra bunlar unutulacak , hayat normale dönecek dönebildiği kadarıyla. sen ise boşu boşuna pisi pisine öldüĝünle kalacaksın. elbette seni suçlamıyorum seni bu hale getiren toplumun , eğitim sisteminin, işsizliğinin, ekonominin, borsanın, siyasetin, ümitsizliğin ben de farkındayım. ama biraz daha dayanabilseydin keşke güzel kardeşim, bir de dünyanın en zor yaşında imişsin 21! inan bana 21 ' den sonra biraz kolaylaşacaktı hayat, daha az etkilenecektin artık hayattan. ama olmadı işte. geçen sene o kadar çok insan intihar etmek istedi ki bu dünyada, bu ülkede, sırf iğrenç bir hale geldi diye ülke, virüs, hayat... ama dayanmak lazım. ne yaşadığını bilemem. ama az çok anlıyorum bu yaştaki duygu durumlarından, ve 20 li yaş psikolojisinden. ama önemi de yok artık. umarım gittiğin yerde mutlu olursun, acın diner, bizi affet.
biz berbat bir ülkeyiz artık. takım elbisesini giyip milyarlarca dolar götüren, gençleriyle ve vatandaşıyla ilgilenmeyen b.ktan siyasetçilerin adına senden özür dilerim.

huzurla uyu.
devamını gör...

(bkz: ne sudeymiş be) dedirten başlık.
devamını gör...

başlarken sıkılabilirim gibi bir önyargıyla yaklaştığım ama daha sonra yüzümde tebessümle okuduğum kitap. nerde olursan ol, kaçıncı yüzyılda yaşarsan yaşa demek ki bazı düşünceler her insanda ortak oluyormuş dedim bittiğinde.

kitaplar ve insanlar kısmından: " o kadar ki, bence en orta malı, en çok bilinen, en gösterişsiz şeyleri kendi ışıklı yanlarından görebilirsek, onlardan doğanın en büyük mucizeleri, örneklerin en zenginleri çıkarılabilir, özellikle insan eylemleri konusunda."
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim