geceye bir şarkı bırak
nesrin sipahi-gözleri aşka gülen.
devamını gör...
kitap okumayan insan
alışmamıştır. bir yerden başlasa ip söküğü gibi gelir. yermek yerine önermek gerek.
devamını gör...
kırıldığında susmak
bir tercih gibi görünse de insanın içinden gelen, kendine ait olan bir davranış.
bu konuyla alakalı yapılan çoğu tanımın, analizin arka planında "olmaması gereken bir şey" teması işleniyor. bunu açıkça ifade edenlerin dışında "kırılırım, susarım, içime atar, yanarım" gibi cümleler kuranlar da aynı temayı işliyor. insanların ısrarla kendilerine ait duygusal özelliklerini kötülemesini anlamak zor. bu, "olmaması gereken bir şey" teması da şu kelimede tezahür ediyor: kaybedersin.
kırıldığında susan kişi, gerçekleşmiş olaya vereceği en uygun tepki susmak olduğu için susar. bir sürü şey düşünür insan ve düşüncelerini duygularıyla harmanlar. sert bir karakteri olan kişinin, kavga anında gözlerinden ateş çıkarması kadar doğal bir şey olmadığı gibi narin bir insanın da susup çekilecek karanlık bir köşe araması da doğaldır. bundan farklı bir davranış içine girerse kesinlikle üzerinde eğreti duracaktır.
davranışlarınızda fıtratımızın payı büyüktür. fıtratımızdan gelen bazı özelliklerimiz baskındır ve bunlar öyle gizlenebilecek, kolaylıkla değiştirilebilecek şeyler de değildir. (bkz: insan yedisinde neyse yetmişinde de odur) buna yetiştiğimiz çevrenin de kattıklarını düşünürsek, bir birey oluruz. zaten arkadaşlıklar, ilişkiler de bu kabuller üzerine kurulurlar. mesela sevdiğin kişi yüksek sesle, üst tonda konuşmayı sevmeyen, sakin yapıda bir insansa sen de sesini yükseltmezsin. bu, karşılıklı yapıldığı zaman görünmeyen bir uyum oluşturur. böylece iki insan arasında arkadaşlık/dostluk/sevgili ilişkileri kurulur.
cimrilik vs. gibi toplumun ittifakla reddettiği özellikler dışında, kişinin kendine ait özellikleri, kendisine bir eksen belirleyip, ona göre bir mutsuzluk sebebi olarak tanımlayarak reddetmesi bir özsaygı eksikliğidir. bir defa mesele kadınlara ulaşmak olmasaydı, kimse kırıldığında sustuğu için kendisine vebalı muamelesi yapmazdı. bu noktada insan kendisine şu soruyu sormalı: bana özümden gelen şeyleri değiştirmem gerektiğini düşündürecek kadar etkili bu kadınlar kim, neyin nesi bunlar ? bu soruyu kendisine adamakıllı soran insanlar kolaylıkla cevaba ulaşırlar. kadınlar aynı kadınlar, onlara kutsiyet atfeden şey, beyninizin içinde.
her şeyi uçlarda yaşamayı şiar edinmiş arkadaşlar, bunu bencillikle karıştırabilir. "ne olursan ol kendinden ödün verme, bırak o değişsin" gibi algılayabilir. hayır, öyle değil. karşınızdaki insana, ona duyduğunuz saygı ve sevgiye göre pozisyon alıp fedakarlıklarda bulunacaksınız elbette. ancak normalde bir gariban gördüğünüzde gözleriniz doluyorken, öfkelendiğinizde sessizce dışarı çıkıp yalnız kalmak iyi geliyorken, tüm bunları üç beş zevzeğin "kaybedersin" temalı lafları için harcamayacaksınız. bunlardan vazgeçerseniz geriye ne kalır ki ? o ilişki bittiğinde hangi özellikleriniz size ait olacak? ben bu muydum yoksa şu muydum? neydim ben ?
kırıldığında susan, kırıp dökemeyen, köşesine çekilen biriyseniz, ona uygun ilişkiler kurun kendinize. bu davranışın getirdiği büyük dezavantajlardan biri olan "ayrılık" meselesine hazırlayın kendinizi. karşınızdaki insanın üzerinize gelip, sizi kalem kıracak seviyeye getirebileceğini düşünerek hareket edin. basit bir şey bu. her davranışın bir bedeli vardır. sinirlendiğinde eşine tokat atan adamdan daha az bedel ödeyeceğinizi düşünmeyin. ancak siz, bu davranışınıza sahip çıkarsanız, o da anlayışlıysa, sevmese de saygı duyacaktır. siz bunu değiştirmeyi değil, karşınızdaki buna göre pozisyon almayı öğrensin. siz, siz olarak kalın. karşılığında zaten siz de onda bir davranışı kabul etmiş olacaksınız. öyleyse bu iş yürür aksi takdirde yolun sonu zaten uçurumdur.
hayatta sapasağlam durmanın hazzını yaşamak varken eğilip bükülmeyi, mızmızlanmayı ve değiştirilmeyi tercih etmek ahmakçadır. mesela "her seferinde aynı şeyi yapıyordu, kavgadan kaçıyordu. bu yüzden ayrıldık" diyen bir kadının karşısında, erkeğin söyleyecek birkaç sözü vardır. "ben böyleyim, kızmadım, sövmedim ne yapayım" dediği noktada bu adam kazanmıştır zaten. onu muzaffer kılan, üçüncü, beşinci şahısların haklılığını yargılaması ve neticeye varması değil, vazgeçmeyişidir. eğer maksat "kaybetmek" ise; yenilenler değil, vazgeçenler kaybeder.
bu konuyla alakalı yapılan çoğu tanımın, analizin arka planında "olmaması gereken bir şey" teması işleniyor. bunu açıkça ifade edenlerin dışında "kırılırım, susarım, içime atar, yanarım" gibi cümleler kuranlar da aynı temayı işliyor. insanların ısrarla kendilerine ait duygusal özelliklerini kötülemesini anlamak zor. bu, "olmaması gereken bir şey" teması da şu kelimede tezahür ediyor: kaybedersin.
kırıldığında susan kişi, gerçekleşmiş olaya vereceği en uygun tepki susmak olduğu için susar. bir sürü şey düşünür insan ve düşüncelerini duygularıyla harmanlar. sert bir karakteri olan kişinin, kavga anında gözlerinden ateş çıkarması kadar doğal bir şey olmadığı gibi narin bir insanın da susup çekilecek karanlık bir köşe araması da doğaldır. bundan farklı bir davranış içine girerse kesinlikle üzerinde eğreti duracaktır.
davranışlarınızda fıtratımızın payı büyüktür. fıtratımızdan gelen bazı özelliklerimiz baskındır ve bunlar öyle gizlenebilecek, kolaylıkla değiştirilebilecek şeyler de değildir. (bkz: insan yedisinde neyse yetmişinde de odur) buna yetiştiğimiz çevrenin de kattıklarını düşünürsek, bir birey oluruz. zaten arkadaşlıklar, ilişkiler de bu kabuller üzerine kurulurlar. mesela sevdiğin kişi yüksek sesle, üst tonda konuşmayı sevmeyen, sakin yapıda bir insansa sen de sesini yükseltmezsin. bu, karşılıklı yapıldığı zaman görünmeyen bir uyum oluşturur. böylece iki insan arasında arkadaşlık/dostluk/sevgili ilişkileri kurulur.
cimrilik vs. gibi toplumun ittifakla reddettiği özellikler dışında, kişinin kendine ait özellikleri, kendisine bir eksen belirleyip, ona göre bir mutsuzluk sebebi olarak tanımlayarak reddetmesi bir özsaygı eksikliğidir. bir defa mesele kadınlara ulaşmak olmasaydı, kimse kırıldığında sustuğu için kendisine vebalı muamelesi yapmazdı. bu noktada insan kendisine şu soruyu sormalı: bana özümden gelen şeyleri değiştirmem gerektiğini düşündürecek kadar etkili bu kadınlar kim, neyin nesi bunlar ? bu soruyu kendisine adamakıllı soran insanlar kolaylıkla cevaba ulaşırlar. kadınlar aynı kadınlar, onlara kutsiyet atfeden şey, beyninizin içinde.
her şeyi uçlarda yaşamayı şiar edinmiş arkadaşlar, bunu bencillikle karıştırabilir. "ne olursan ol kendinden ödün verme, bırak o değişsin" gibi algılayabilir. hayır, öyle değil. karşınızdaki insana, ona duyduğunuz saygı ve sevgiye göre pozisyon alıp fedakarlıklarda bulunacaksınız elbette. ancak normalde bir gariban gördüğünüzde gözleriniz doluyorken, öfkelendiğinizde sessizce dışarı çıkıp yalnız kalmak iyi geliyorken, tüm bunları üç beş zevzeğin "kaybedersin" temalı lafları için harcamayacaksınız. bunlardan vazgeçerseniz geriye ne kalır ki ? o ilişki bittiğinde hangi özellikleriniz size ait olacak? ben bu muydum yoksa şu muydum? neydim ben ?
kırıldığında susan, kırıp dökemeyen, köşesine çekilen biriyseniz, ona uygun ilişkiler kurun kendinize. bu davranışın getirdiği büyük dezavantajlardan biri olan "ayrılık" meselesine hazırlayın kendinizi. karşınızdaki insanın üzerinize gelip, sizi kalem kıracak seviyeye getirebileceğini düşünerek hareket edin. basit bir şey bu. her davranışın bir bedeli vardır. sinirlendiğinde eşine tokat atan adamdan daha az bedel ödeyeceğinizi düşünmeyin. ancak siz, bu davranışınıza sahip çıkarsanız, o da anlayışlıysa, sevmese de saygı duyacaktır. siz bunu değiştirmeyi değil, karşınızdaki buna göre pozisyon almayı öğrensin. siz, siz olarak kalın. karşılığında zaten siz de onda bir davranışı kabul etmiş olacaksınız. öyleyse bu iş yürür aksi takdirde yolun sonu zaten uçurumdur.
hayatta sapasağlam durmanın hazzını yaşamak varken eğilip bükülmeyi, mızmızlanmayı ve değiştirilmeyi tercih etmek ahmakçadır. mesela "her seferinde aynı şeyi yapıyordu, kavgadan kaçıyordu. bu yüzden ayrıldık" diyen bir kadının karşısında, erkeğin söyleyecek birkaç sözü vardır. "ben böyleyim, kızmadım, sövmedim ne yapayım" dediği noktada bu adam kazanmıştır zaten. onu muzaffer kılan, üçüncü, beşinci şahısların haklılığını yargılaması ve neticeye varması değil, vazgeçmeyişidir. eğer maksat "kaybetmek" ise; yenilenler değil, vazgeçenler kaybeder.
devamını gör...
vagabond (manga)
takehiko ınoue tarafından çizilen efsanevi manga. miyamoto mushashi nin hayatından esinlenen eiji yoshikawa nın yazdığı musashi romanının üzerine temellenmiştir. okumak için buradan
devamını gör...
elleri minicik olan sözlük yazarları
ben değilim.
bu boydaki insanda küçük el ne arar? ortalama ellerim var. mesela kodum mu oturtur, börek acar, sarma sarar, yazı yazar, temizlik yapar, saçlarımı savurur, kedileri severim ellerimle, daha da ne yapsın canım ellerim?
bu boydaki insanda küçük el ne arar? ortalama ellerim var. mesela kodum mu oturtur, börek acar, sarma sarar, yazı yazar, temizlik yapar, saçlarımı savurur, kedileri severim ellerimle, daha da ne yapsın canım ellerim?
devamını gör...
napim diyenlere verilebilecek efektif cevaplar
amuda kalk demek mantıklı olabilir seviyeye seviye ile cevap verilir.
devamını gör...
klasikleşmiş muhteşem yüzyıl replikleri
aslında böyle bir başlık açmazdım ama az önce muhteşem yüzyıl başlığını görünce, dalgasına açmak istedim.
"ben öyle uygun gördüm hürrem"
"hoşgeldin aslanimm"
"ben öyle uygun gördüm hürrem"
"hoşgeldin aslanimm"
devamını gör...
su-30
sukhoi tasarım bürosunun geliştirip, irkut corpation' un ürettiği rus yapımı çok amaçlı avcı uçağıdır. nato' da "flanker" olarak adlandırılır.
ilk prototipi 1990 yılında üretilen ve seri üretime 1992 yılında başlanan modelin resmi hizmete giriş tarihi 1996. günümüzde üretimi de devam ediyor. kullanıldığı ülkelere baktığımız zaman karşımıza tam bir ''doğu bloğu'' portresi çıkıyor. tam bir doğu bloğu yerli ve milli savaş jeti denebilir kendisi için.
su-27 tasarımı üzerinden geliştirilmiştir. amerikan üretimi f 15'e rakip olması için geliştirmiş, birçok teknolojiyi içermektedir. su-27'nin menzilinden memnun olmayan sovyet hava kuvvetleri geliştirerek menzini 3000 kilometreye kadar çıkarmıştır su-30'da. bunu da büyük ölçüde ağırlıklardan kurtularak sağlamışlardır. su27 33 ton ıslak ağırlığa (deposu dolu ikenki ağırlığı) sahipken, su30da bu tonaj 25 tona düşürülmüş. 8 tonluk bir zayıflama az az buz bir şey değil.
çok güçlü radarları, ve gelişmiş aviyonikleri sayesinde kısmen awacs rolü de üstlenebilir.
match 2 hızına çıkabilir.
inanılmaz bir manevra yeteneği vardır. ''avcı uçağı'' tabirini sonuna kadar hak eder.
kobra menevrası olarak adlandırılan imza hareketi;

bu hareketle match 1 gibi hızdan saniyeler içinde 150 km gibi bir hıza düşebiliyor. bu çok büyük bir avantaj sağlıyor. ( bu haraket su-27 üzerine kurulmuş tüm uçaklarda vardır, su-30, 33, 35, 37 gibi) kobra menavrasını izlemek oldukça keyiflidir.
videosu için;
videodaki uçak su 35. aynı manevra kabiliyeti su-30 da vardır, videoları uzun olduğu için bunu ekledim, youtube'de izlenebilir.
2003 yılında hindistan-abd ortak askeri tablikatında rakibi f 15 eagle' yi rezil edip insan içine çıkamaz hale getirmiştir ki bunu yapan hindistan'ın elindeki özellikleri kırpılmış ihracat versiyonu olan su-30 mkı versiyonudur.
ilk prototipi 1990 yılında üretilen ve seri üretime 1992 yılında başlanan modelin resmi hizmete giriş tarihi 1996. günümüzde üretimi de devam ediyor. kullanıldığı ülkelere baktığımız zaman karşımıza tam bir ''doğu bloğu'' portresi çıkıyor. tam bir doğu bloğu yerli ve milli savaş jeti denebilir kendisi için.
su-27 tasarımı üzerinden geliştirilmiştir. amerikan üretimi f 15'e rakip olması için geliştirmiş, birçok teknolojiyi içermektedir. su-27'nin menzilinden memnun olmayan sovyet hava kuvvetleri geliştirerek menzini 3000 kilometreye kadar çıkarmıştır su-30'da. bunu da büyük ölçüde ağırlıklardan kurtularak sağlamışlardır. su27 33 ton ıslak ağırlığa (deposu dolu ikenki ağırlığı) sahipken, su30da bu tonaj 25 tona düşürülmüş. 8 tonluk bir zayıflama az az buz bir şey değil.
çok güçlü radarları, ve gelişmiş aviyonikleri sayesinde kısmen awacs rolü de üstlenebilir.
match 2 hızına çıkabilir.
inanılmaz bir manevra yeteneği vardır. ''avcı uçağı'' tabirini sonuna kadar hak eder.
kobra menevrası olarak adlandırılan imza hareketi;

bu hareketle match 1 gibi hızdan saniyeler içinde 150 km gibi bir hıza düşebiliyor. bu çok büyük bir avantaj sağlıyor. ( bu haraket su-27 üzerine kurulmuş tüm uçaklarda vardır, su-30, 33, 35, 37 gibi) kobra menavrasını izlemek oldukça keyiflidir.
videosu için;
videodaki uçak su 35. aynı manevra kabiliyeti su-30 da vardır, videoları uzun olduğu için bunu ekledim, youtube'de izlenebilir.
2003 yılında hindistan-abd ortak askeri tablikatında rakibi f 15 eagle' yi rezil edip insan içine çıkamaz hale getirmiştir ki bunu yapan hindistan'ın elindeki özellikleri kırpılmış ihracat versiyonu olan su-30 mkı versiyonudur.
devamını gör...
nudelaşalım mı sorusu
bir tür ilişki sorusu. ciddi ya da flört aşaması, fark etmez...
şimdi şöyleymiş o olay*; tam o anda kişiye özel şekilde çekilip atılmasıymış onları heyecanlandıran. o nedenle herhangi bir siteye daha önce yüklenmiş bir fotoğraf sıradan gelirken bu epey etkili şekilde harekete geçiriyormuş libidoyu.
bu zamanda artık güven müven olayını pek takan kalmadı. benden size tavsiye, oldu da böyle bir iş yaptınız ve karşınızdaki itin teki çıktı. "fotolarını şuraya buraya yüklerim" diye şantaj yaptı diyelim. böyle bir durumda "yüklersen yükle, çok da tın!" arsızlığına bürünün. böylece tehdit, çekiciliğini ve yaptırımı gücünü kaybedecektir.
şimdi şöyleymiş o olay*; tam o anda kişiye özel şekilde çekilip atılmasıymış onları heyecanlandıran. o nedenle herhangi bir siteye daha önce yüklenmiş bir fotoğraf sıradan gelirken bu epey etkili şekilde harekete geçiriyormuş libidoyu.
bu zamanda artık güven müven olayını pek takan kalmadı. benden size tavsiye, oldu da böyle bir iş yaptınız ve karşınızdaki itin teki çıktı. "fotolarını şuraya buraya yüklerim" diye şantaj yaptı diyelim. böyle bir durumda "yüklersen yükle, çok da tın!" arsızlığına bürünün. böylece tehdit, çekiciliğini ve yaptırımı gücünü kaybedecektir.
devamını gör...
uyumak için alınan alkol
çok uzun zamandır yaptığım eylem.. her gün değil ama haftanın 4-5 günü banko..
susmuyor beynimin içi, susturabilecek var mı ?
var tabi canım kendim; akşam kendine şarap ısmarla gözden geçirelim bir daha..
susmuyor beynimin içi, susturabilecek var mı ?
var tabi canım kendim; akşam kendine şarap ısmarla gözden geçirelim bir daha..
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en sevdiği yazar
(bkz: agatha christie) ben sanırım biraz da o dönemi seviyorum. tereyağlı kızarmış ekmek. insanların birbirine yatılı misafir olması. günümüz çok yalnız ve çok yavan geliyor bana.
devamını gör...
this is us
this is us aslında pearson ailesini temele alarak 3 jenerasyonu (jack ve rebecca, çocukları ve torunları) inceleyeb bir dizi. bölümler kabaca birbirine ana bir kronolojiyle bağlansa da hikayeleri izleme akışımız daha çok o bölümün temasıyla alakalı. dolayısıyla pek çok kez ileri geri gidiyor karakter değiştiriyoruz. dizinin bu anlamda dinamik olduğunu söylebilirim çünkü yormadan, güzel düşünülmüş bir şekilde yapıyor bunu. anlatmaya çalıştığı büyük bir resim var ve sizi buna odaklamaya çalışıyor esasen. bazı sezonlar ve bölümler diğerlerine göre yakalanması daha zor olabiliyor ama neticede yormayan aksine dinlendiren bir dizi. hani bazı dizilerin dünyası güzeldir ama sizi yorar, akşam iş bitince ya da boş bir vaktinizde izlemeyeyim şimdi hissi olur ya bu dizide öyle olmadım.
spoiler vermemek adına karakterlerin isimlerini vermeyeceğim ama bazıları çok derinlemesine incelenmiyor, yan karakterler bazı anılardan ibaret kalıyor ve oradaki aile ilişki işleyişlerini göremiyorsunuz.
örneğin kate’in ileride yaşadığına dair bir bölümde sadece ipucu var sanırım ya da rebeccanın anne babasına ne oldu bilmiyoruz
tabii ki bir hikaye herşeyi anlatmakla yükümlü değil, bir kısmını biz hayal ederiz ama kilit karakterlerin bazı hikayeleri yarım kalmış hissettirdi bana. aslında 7-8’i de ilerleyebilecek bir karakter grubu vardı ki bunlar zaten 6. sezona kadar gördüğümüz bildiğimiz karakterler ama tercihleri böyle olmuş.
fakat dediğim gibi kesinlikle benim için özel yeri olan dizilerden biri oldu. hürrem rozeti gelsin belki this is us rozeti gelir değil mi? bunun için de çalışırız elbette.*
spoiler vermemek adına karakterlerin isimlerini vermeyeceğim ama bazıları çok derinlemesine incelenmiyor, yan karakterler bazı anılardan ibaret kalıyor ve oradaki aile ilişki işleyişlerini göremiyorsunuz.
örneğin kate’in ileride yaşadığına dair bir bölümde sadece ipucu var sanırım ya da rebeccanın anne babasına ne oldu bilmiyoruz
fakat dediğim gibi kesinlikle benim için özel yeri olan dizilerden biri oldu. hürrem rozeti gelsin belki this is us rozeti gelir değil mi? bunun için de çalışırız elbette.*
devamını gör...
1 ağustos 2022 moralimin bozuk olması
bir aydir kosturdugum projemin sonucunda ingiliz müsterilerle kavga etmemle sonuçlanmis gündür. bu vesileyle tanri bin belalarini versin diyorum. milyonerlerden nefret ediyorum.
p.s ; sözlügü mesgul ettigim icin özür dilerim, herkes yapiyor “ben de herkes gibi olayim mutlu olayim.”
p.s ; sözlügü mesgul ettigim icin özür dilerim, herkes yapiyor “ben de herkes gibi olayim mutlu olayim.”
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
dar bir sokaktan gökyüzüne bakıyordum
siyah siyah adamlar
bulutları çekiştiriyordu
gördüm,
ve bir deli rüzgar
elinde şemsiye
yeryüzüne acıyor
yeryüzünü açıyor
-noktasız imlasız burası
iki çiçek sonrası kalbimde bir pıhtı
sırf o kum tanesini küçümsedim diye mi bunlar?
söylemişti oysa!
kendi sesine yürüyen
bir uçuruma
yürüyordu
işte o büyük kayalar
dilinde çoğul bir yankı
kulakları acıyor
kulaklarını açıyor.
-aynen
dar bir sokaktan bakıyorum gökyüzüne
göğün yüzü
ne?
sargılı al
saygılı ay
tuttum denize anlattım bunu
deniz…
usulca öper kelimeleri
elleri tuzlu
siyah siyah adamlar
bulutları çekiştiriyordu
gördüm,
ve bir deli rüzgar
elinde şemsiye
yeryüzüne acıyor
yeryüzünü açıyor
-noktasız imlasız burası
iki çiçek sonrası kalbimde bir pıhtı
sırf o kum tanesini küçümsedim diye mi bunlar?
söylemişti oysa!
kendi sesine yürüyen
bir uçuruma
yürüyordu
işte o büyük kayalar
dilinde çoğul bir yankı
kulakları acıyor
kulaklarını açıyor.
-aynen
dar bir sokaktan bakıyorum gökyüzüne
göğün yüzü
ne?
sargılı al
saygılı ay
tuttum denize anlattım bunu
deniz…
usulca öper kelimeleri
elleri tuzlu
devamını gör...
kafa sözlük
küfürsüz, özgür, samimi olur umarım.
devamını gör...
burundan kan gelmesi
kafa ve yüz travması, kan basıncının yükselmesi, buruna yabancı cisim kaçması, enfeksiyonlar, bazı kan ve pıhtılaşma sorunlarına bağlı gelişebilmektedir. burun kanamasında yapılması gereken ilk yardım uygulamaları şu şekildedir: baş ve gövde hafifçe öne eğilir, burun kanatları iki parmakla 5-10 süreyle sıkıştırılır. burun içine tampon yapılmamalıdır. alına ya da burun köküne soğuk uygulama/buz uygulaması yapılabilinir. genellikle 5-10 dakika içinde kanamanın durması beklenir.
devamını gör...





