beğeni alınca mutlu olan yazar
etkileşim manyağı insanların bağımlılığıdır aynı zamanda açtığı başlık entry ile dolunca da hoşuna gider. böyle ufak şeylerle mutlu olan insanları üzmeyin. onlara fav atın.
edit:
arkadaşlar kendim için demedim fav atmayın. etkileşim bağımlısı değilim ben ,fularım var french pressde kahve içiyorum ya. (!)
edit:
arkadaşlar kendim için demedim fav atmayın. etkileşim bağımlısı değilim ben ,fularım var french pressde kahve içiyorum ya. (!)
devamını gör...
mafya sözlük olsa alınabilecek nick
mazlum'u getirin bana
devamını gör...
elem (yazar)
insanın ismi yaşantısına yapışır derler, umarım mahlasınızın manası gibi bir hayatınız yoktur.
neşeyle, huzurla yaşayınız, yazınız efendim.
elem hadiselerden uzak bir ömür dileğiyle...
neşeyle, huzurla yaşayınız, yazınız efendim.
elem hadiselerden uzak bir ömür dileğiyle...
devamını gör...
hayattan çıkarılmış en önemli ders
minnet eylemem...
devamını gör...
tanrı'ya sorulacak tek soru
devamını gör...
normal sözlük yazarları buluşma yemeği
(bkz: anonim kalmanın önemi) çerçevesinde katılamayacağım yemektir. katılacak olan arkadaşlara afiyet olsun dileklerimi iletiyorum şimdiden.
devamını gör...
cinsel seksli başlıkların açılmasının asıl amacı
bir türlü anlam veremediğim ısrarla sol frame’i meşgul eden konu içeriği. dört duvar ne güne duruyor anlayabilmiş değilim. biz sizin ne yaptığınızı bilmek zorunda değiliz.
devamını gör...
evin sırlarla dolu salonu
yıllardır kapısı misafir gelmediği için açılmayan, sadece bayramdan seyrana girişin serbest olduğu, bunun dışında annelerimizin nasa üssü hassasiyetiyle yaklaştığı odanın halidir. kimse girmez, buna rağmen yerler süpürülür silinir, koltuklar silinir, tozlar alınır. şekil şemal değiştirilir... neymiş ya misafir gelirseymiş. gelirse oturma odasına geçsin canım o da insan nihayetinde.
devamını gör...
carl panzram
gerçek adı charles panzram olan, gelmiş geçmiş en sadist seri katil unvanına sahip suç makinesi.

genel itibariyle hayatı şu şekilde;
hayata gözlerini 1891 yılında minnesota'daki evinde açıyor. o 8 yaşındayken babası tarafından terk ediliyorlar ve kalan ailesi carl'ı başka bir okula veriyor. gittiği okulda taciz, tecavüz ve işkence olmak üzere birçok zorlukla karşılaşıyor.

"kendim dahil lanet olası tüm insan ırkından nefret ediyorum!"
yıllar geçtikçe içinde büyüttükleri insanlığa olan nefretini arttırıyor ve carl panzram yukarıdaki cümleyi kura kura 21 cinayet işliniyor. rivayetlere göre 1000 kadar da erkek bireye tecavüz/taciz suçundan sabıkası var.
"dünya bir b*k çukur ve ben buradan ona zarar vermeden ayrılmayacağım!"
işlediği suçlarla içten içe herkesi korkutan carl'ın erkeklere uyguladığı tecavüzün sebebi ise eşcinsel bir haz alması değildi; bunun aşağılama eylemi olduğunu düşündüğü için yapıyordu.
eninde sonunda idamına karar verildi ve onu asacak olan cellada "acele et, senin beni asacağın sürede 10 kişiyi asmıştım." demiş, sadistliğini ölmeden önce de göstermiştir.

genel itibariyle hayatı şu şekilde;
hayata gözlerini 1891 yılında minnesota'daki evinde açıyor. o 8 yaşındayken babası tarafından terk ediliyorlar ve kalan ailesi carl'ı başka bir okula veriyor. gittiği okulda taciz, tecavüz ve işkence olmak üzere birçok zorlukla karşılaşıyor.

"kendim dahil lanet olası tüm insan ırkından nefret ediyorum!"
yıllar geçtikçe içinde büyüttükleri insanlığa olan nefretini arttırıyor ve carl panzram yukarıdaki cümleyi kura kura 21 cinayet işliniyor. rivayetlere göre 1000 kadar da erkek bireye tecavüz/taciz suçundan sabıkası var.
"dünya bir b*k çukur ve ben buradan ona zarar vermeden ayrılmayacağım!"
işlediği suçlarla içten içe herkesi korkutan carl'ın erkeklere uyguladığı tecavüzün sebebi ise eşcinsel bir haz alması değildi; bunun aşağılama eylemi olduğunu düşündüğü için yapıyordu.
eninde sonunda idamına karar verildi ve onu asacak olan cellada "acele et, senin beni asacağın sürede 10 kişiyi asmıştım." demiş, sadistliğini ölmeden önce de göstermiştir.
devamını gör...
atatürkçülük
dogmaları bırakıp ilerleyin ters düşersem bilimi seçin diyen bir fikirdir ancak ağır gelenler kaldıramayıp çamur atabilir. aldığı iki lirasından biriyle kitap alan atatürk'ün oda dolusu kitaplarını gördükten sonra dahi örnek alınması gerektiğine karar verip nutuk'unu okudum ve onun kadar başarı elde edememişlerin kinlerine nefret söylemlerine rağmen yaptığı hamlelerin bilime, milletin hürriyetine, kadın haklarına, çocuklara verdiği değer, bıraktığı cumhuriyet, ülkesini dert edip sil baştan tarih açması azminden sonra bile izinden gidilmesi gerektiğini gördüm.
devamını gör...
kolay gibi görünen ama çok zor olan şeyler
(bkz: plank)
devamını gör...
erkeklerin kirpiklerinin kadınlarınkinden güzel olması
abiminkiler kadar güzel kirpik hiç görmedim. uzun, rimel sürmüş gibi kıvrımlı ve simsiyah. gözler de büyük olunca ortaya maşallahlık bir tablo çıkıyor. bazen şakasına kirpiklerimizi değiştirelim diyorum, tamam diyor. öyle işte.
t:kısmen katıldığım genelleme. istisnalar görülebilir.
t:kısmen katıldığım genelleme. istisnalar görülebilir.
devamını gör...
gaziantep'te inanılmaz tecavüz olayı
okurken tüylerim diken diken oldu. insanlığın bu kadar yok olmuş olması çok acı. gerçekten bu kadar vicdansızlaşmış ve iğrençleşmiş olabilirler mi?
her şeyden masum, tertemiz çocuklardan bahsediyoruz. kirliliklerini onlara da bulaştırmaları o kadar üzücü ki...
haberin sadece bir kısmını okuyabildim, devamına ne vicdanım ne de midem müsade ediyor. bu dünyada çekecekleri en büyük cezadan bile daha ağırlarını hakediyorlar. ama gün gelecek, herkes hakettiğini bulacak. ve o güne kadar dilerim vicdan azabından rahat edemezsiniz.
her şeyden masum, tertemiz çocuklardan bahsediyoruz. kirliliklerini onlara da bulaştırmaları o kadar üzücü ki...
haberin sadece bir kısmını okuyabildim, devamına ne vicdanım ne de midem müsade ediyor. bu dünyada çekecekleri en büyük cezadan bile daha ağırlarını hakediyorlar. ama gün gelecek, herkes hakettiğini bulacak. ve o güne kadar dilerim vicdan azabından rahat edemezsiniz.
devamını gör...
erkekleri itici yapan detaylar
ataerkil olmaları.
gerçi eril zihniyete sahip bir kadın imgesi de gelişti.
bir erkek olarak söyleyebilirim ki en çok zarar veren ataerkil anlayış iken en çok talep edilen de bu oluyor.
neyse ki benim bu talebe oynamayacak kadar sağlam etik değerlerim var.
özgürlüklerim var.
gerçi eril zihniyete sahip bir kadın imgesi de gelişti.
bir erkek olarak söyleyebilirim ki en çok zarar veren ataerkil anlayış iken en çok talep edilen de bu oluyor.
neyse ki benim bu talebe oynamayacak kadar sağlam etik değerlerim var.
özgürlüklerim var.
devamını gör...
sonra döndüm ve dedim ki
işune bak.
devamını gör...
aileden para isterken utanmak
babam paran var mı deyince var diyorum göster deyince arkadaşımdan borç alıp gösteriyorum. sonra başım niye boktan kurtulmuyor! allahta benim belamı versin emi.
devamını gör...
bakire olmayan kadınla evlenilir mi sorunsalı
bekaret bir zardır çocukken belli organların mikrop kapmaması içindir.
bunu takıntı yapan adamda bir zahmet bakir olarak evlensin o zaman.
zerre umrumda olmayan şeydir bekaret.
bakireyim diye analseks tanrıçası olmuş bir iki yüzlü bir kadına bin kere yeğdir.
bunu takıntı yapan adamda bir zahmet bakir olarak evlensin o zaman.
zerre umrumda olmayan şeydir bekaret.
bakireyim diye analseks tanrıçası olmuş bir iki yüzlü bir kadına bin kere yeğdir.
devamını gör...
bazı şair hikayeleri
büyük şairlere kendini aşık etmeyi başarabilmiş bir kadın o
tomris uyar kendisine şiir yazılan kadınların en şanslısıdır herhalde. kocası turgut uyar, tutkulu bir aşk yaşadığı cemal süreya ve ona olan ilgisi ve hayranlığını saklamayan arkadaşı ve belki de platonik aşığı edip cansever, yani şiirimizin 3 büyük ismi de satırlarında kendisine seslenmiştir.
sayım / cemal süreya
ayışığında oturduk
bileğinden öptüm seni
sonra ayakta öptüm
dudağından öptüm seni
kapı aralığında öptüm
soluğundan öptüm seni
bahçede çocuklar vardı
çocuğundan öptüm seni
evime götürdüm yatağımda
kasığından öptüm seni
başka evlerde karşılaştık
iliğinden öptüm seni
en sonunda caddelere çıkardım
kaynağından öptüm seni
bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur / turgut uyar
herkes seni sen zanneder.
senin sen olmadığını bile bilmeden,
sen bile..
seni ben geçerken,
derim ki,
saati sorduklarında;
onu ”o” geçiyordur.
kimse anlam veremez.
tamir ettirmedin gitti derler şu saati.
ettirmek istiyor musun demezler.
bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.
zamanı durdururum yüreğimde,
sensiz geçtiği için,
akrep yelkovana küskündür.
şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür.
bil ki akrep yelkovanı geçerse,
atan bu yüreğim durur.
bırak bozuk kalsın, hiç değilse;
bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.
yaş değiştirme törenine yetişen öyle bir şiir / edip cansever
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de
bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle
ve yarışırsa ancak monet'nin
kadınlarına yaraşan giysilerinle
gördüm de
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
öyle kısaydı ki adımların, diyelim bir yaz tatilinde
bir otel kapısının önünde, tahta bir köprünün üstünde
bir demet çiçekle paslanmış bir kedi arasında
öyle kısaydı ki adımların
şöyle bir bardak yıkayışının vaktiyle
ölçülür ve denk düşerdi ancak
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
yok bir yanıtın "nereye" diyenlere
bir buz titreşimi gibi sallantılı ve şaşkın
ve çabuk bir merhaban vardır bir yerden gelenlere
o bir yerler ki, diyelim çok uzak olsun
sen gelmiş gibisindir oralardan, otobüslerden
yollardan, deniz üstlerinden topladığın gülüşlerle
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki
hani etiler'den hisar'a insek bile
bir küçük yaşındasın, boyanmış taranmışsın
çok yaşında her zamanki çocuksun gene
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
mart ayında patlıcan, ağustosta karnıbahar
mutfağın mutfak olalı böyle
bir adın vardı senin, tomris uyar'dı
adını yenile bu yıl, ama bak tomris uyar olsun gene
ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma
oysa güneş pek batmadı senin evinde
söyle
ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç.
tomris uyar kendisine şiir yazılan kadınların en şanslısıdır herhalde. kocası turgut uyar, tutkulu bir aşk yaşadığı cemal süreya ve ona olan ilgisi ve hayranlığını saklamayan arkadaşı ve belki de platonik aşığı edip cansever, yani şiirimizin 3 büyük ismi de satırlarında kendisine seslenmiştir.
sayım / cemal süreya
ayışığında oturduk
bileğinden öptüm seni
sonra ayakta öptüm
dudağından öptüm seni
kapı aralığında öptüm
soluğundan öptüm seni
bahçede çocuklar vardı
çocuğundan öptüm seni
evime götürdüm yatağımda
kasığından öptüm seni
başka evlerde karşılaştık
iliğinden öptüm seni
en sonunda caddelere çıkardım
kaynağından öptüm seni
bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur / turgut uyar
herkes seni sen zanneder.
senin sen olmadığını bile bilmeden,
sen bile..
seni ben geçerken,
derim ki,
saati sorduklarında;
onu ”o” geçiyordur.
kimse anlam veremez.
tamir ettirmedin gitti derler şu saati.
ettirmek istiyor musun demezler.
bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.
zamanı durdururum yüreğimde,
sensiz geçtiği için,
akrep yelkovana küskündür.
şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür.
bil ki akrep yelkovanı geçerse,
atan bu yüreğim durur.
bırak bozuk kalsın, hiç değilse;
bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.
yaş değiştirme törenine yetişen öyle bir şiir / edip cansever
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de
bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle
ve yarışırsa ancak monet'nin
kadınlarına yaraşan giysilerinle
gördüm de
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
öyle kısaydı ki adımların, diyelim bir yaz tatilinde
bir otel kapısının önünde, tahta bir köprünün üstünde
bir demet çiçekle paslanmış bir kedi arasında
öyle kısaydı ki adımların
şöyle bir bardak yıkayışının vaktiyle
ölçülür ve denk düşerdi ancak
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
yok bir yanıtın "nereye" diyenlere
bir buz titreşimi gibi sallantılı ve şaşkın
ve çabuk bir merhaban vardır bir yerden gelenlere
o bir yerler ki, diyelim çok uzak olsun
sen gelmiş gibisindir oralardan, otobüslerden
yollardan, deniz üstlerinden topladığın gülüşlerle
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki
hani etiler'den hisar'a insek bile
bir küçük yaşındasın, boyanmış taranmışsın
çok yaşında her zamanki çocuksun gene
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
mart ayında patlıcan, ağustosta karnıbahar
mutfağın mutfak olalı böyle
bir adın vardı senin, tomris uyar'dı
adını yenile bu yıl, ama bak tomris uyar olsun gene
ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma
oysa güneş pek batmadı senin evinde
söyle
ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç.
devamını gör...
santorini
ege denizindeki turistik yunan adası.
volkanik patlamalar sonucu yüksek kayalıkların üzerine kurulmuş. bu yüzden gemilerin yanaşabileceği bir limanı yok. o hayran kalınan beyaz ve mavi renkli evler de 1970'li yıllarda yunanistan'da gerçekleşen darbe sonucu cunta yönetiminin adalardaki tüm evlerin çatılarını yunan bayrağı rengine boyatması sonucu ortaya çıkmış ve o zamandan beri evlerin çatıları mavi kalmış.
volkanik patlamalar sonucu yüksek kayalıkların üzerine kurulmuş. bu yüzden gemilerin yanaşabileceği bir limanı yok. o hayran kalınan beyaz ve mavi renkli evler de 1970'li yıllarda yunanistan'da gerçekleşen darbe sonucu cunta yönetiminin adalardaki tüm evlerin çatılarını yunan bayrağı rengine boyatması sonucu ortaya çıkmış ve o zamandan beri evlerin çatıları mavi kalmış.
devamını gör...
