takip ettiğim yazarlar için benim bu
takip sekmesinde oluyorum çünkü, çünkü orada takip ettiğim yazarlar ile kendi sözlüğümü oluşturdum. akıştaki her başlığa bakmak yerine takip ettiğim yazarların yazdığı başlıklara bakıyorum çünkü o yüzden takip ediyorum. ama beğendiğim tüm tanımları okurum, hatta beğenmediğimi geçip bir sonrakini beğenirim.
ayrıca: #973570 sonuna kadar hak veriyorum.
devamını gör...

insan kendisi hakkındaki dedikoduları bu kadar güzel anlatır.

kim söylemiş beni
süheyla'ya vurulmuşum diye?
kim görmüş, ama kim,
eleni'yi öptügümü,
yüksekkaldırımda, güpegündüz?
melahat'ı almışım da sonra
alemdar'a gitmişim, öyle mi?
onu sonra anlatırım, fakat
kimin bacagini sıkmışım tramvayda?
güya bir de galata'ya dadanmışız;
kafaları çekip çekip
orada alıyormuşuz soluğu;
geç bunları, anam babam, geç;
geç bunları bir kalem;
bilirim ben yaptığımı.
ya o, mualla'yı sandala atıp,
ruhumda hicranını söyletme hikayesi?

orhan veli kanık
devamını gör...

adamlık ve güç göstergesi değildir. sıradan bir durumdur.
devamını gör...

kimseyi sevgilisi gibi sevmemekten kaynaklanır.* herkesin sevgi gösterisine kimse karışamaz sonuçta.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

para pul eşya mal mülk iş güç sohbeti dönen yerler.
devamını gör...

yalnızca cesareti, imkânı, azmi ve enerjisi olan insanların yapabildiğini düşündüğüm bir çeşit avantür.jules verne'in '80 günde devrialem' indeki devri alem kısmı .

oldum olası iki şehir öteye gitmeye dahi mızmızlanmadan yanaşmayan biri olarak bunu başarabilenlere çok saygı duyar ve özenirim. işin ilginç tarafı, tüm imkânlar ve hususiyetlere sahip olsam dahi böyle bir geziye asla kalkışmam zannediyorum.çünkü dünyayı gezmek fikrini bir insan için çekici yapan şeyin yalnızca merak duygusu değil, bu duyguyu tatmin etmenin o insana verebileceği hoşnutluk duygusuna ulaşma arzusu olduğunu düşünürüm.ben ise bu arzuya, bir masa başında yaptığım özenli okumalarla ya da izlediğim videolarla ulaşırım çoğu kez. bazen, okuduğum bir romanda fransa'nın gettolarını oranın bir parçasıymışçasına yaşar,bazen londra çevresinin yağmur sonrası ıslak çimen kokusunu duyumsar, bazen de 150 sene öncesinin soğuk sisli petersburg'unu birebir tahayyül ederim.

ancak bir yeri bilmek, orayı hayal etmek değil; dokunmak, koklamak, görmektir.bunu çok iyi bilirim.bu sebepledir ki, eskiden gezgin hikaye anlatıcıları çokça itibar görür, yaşama ve geldikleri diyarlara dair sırlar ve gizli hakikatler bildikleri düşünülürdü. gerçekten de birbirinden habersiz binlerce yıl geçirmiş bu insanların gözünde öte diyarlar oldukça esrarengizdi.şimdi eskisi kadar gizemli olmadığını düşünüyoruz dünyanın.oysa bu sadece, teknolojinin ve uzak iletişim nimetinin bize verdiği küstah bir bilmişlik duygusundan başka bir şey değil.

dünyayı gezmeyi hiç bir zaman göze alamayacak olmam için iki sebep daha var ki, sanırım bunlardan kurtulmak için tek yol yine dünyayı gezmektir.

değişmeyi bekleyen bildiklerim.
kırılmayı bekleyen ön yargılarım.
devamını gör...

"...
alıyorsun insanın aklını başından
kaybolurum gülüşünde en güzelinden
ah, sordum bir bilene, dedi "yok ki bi' çare"
öylece kaldım, düştüm yine derde
...
karıştın kanıma, dolaşır hep içimde
ve sen duman olsan, çeksem bi' nefeste. "
devamını gör...

dondurma yerken ilk çikolata kaplamasını yemek.
devamını gör...

ya kardeşim sizin gibi akılsızlar , gözü olup görmezler, kalpler mühürlenmiştir (!).
bir kere oradaki kelimenin 18373924 farklı anlamı var ve arapça okuyacaksın. türkçeye çevrildiğinde hata oluyor yada bizim aklımız ermez belki bunu hiç düşünmedin mi ?
devamını gör...

yok artık. bir kahkahaya başlık açan var ciddi ciddi.
devamını gör...

(bkz: ben siyasetle ilgilenmem)
(bkz: akpli değilim ama)

ilgilenmiyorsan yazma güzel kardeşim. zorla mı yazdırıyorlar?
devamını gör...

gereksiz sohbet ve insanlara karşı uyarı levhasıdır. dışarıdan soguk olanların tamamının özü baldır.
devamını gör...

"x" bacak olarak da bilinen bir deformitedir.

inspeksiyonu:

diz kapakları karşıya bakacak ve dizlerin medialleri birbirine değecek şekilde ayakta durulur. bu durumda medial malleoller arasında 1-2 cm'den fazla açıklık oluşuyorsa genu valgum vardır.

bir tarafta diğerinden daha çok görüldüğünde de bacak kısalığına neden olmaktadır.
devamını gör...

orhan velinin bir şiiri diş fırçasına sarılı olarak bulunmuştur. vefatından sonra yayımlanan bu şiiri; aşk resmi geçidi dir.
devamını gör...

26.02.1992'de hocalı kasabasında 83 çocuk, 106 kadın ve 70'den fazla yaşlı dahil olmak üzere toplam 613 azerbaycan türk'ü ermeniler tarafından katledildi.
karınları deşilmiş hamile kadınlar, gözleri oyulmuş insanlar...
insanlık tarihinin kara lekesi hocalı katliamının üzerinden tam 29 sene geçmesine rağmen acımız hep taze. kinimiz hep diri.

unutma! unutturma!
devamını gör...

vatan partisi genel başkanı doğu perinçek'in saçma sapan açıklamalarıdır. başlığın tam hali “taliban, mustafa kemal paşa'nın türkiye'de yaptığı gibi afganistan'ın kurtuluş savaşını başardı. afganistan'dan mustafa kemal çıkmadı, taliban çıktı” olacaktı lakin karakter sınırına takıldım malumunuz.

tanım : belli bir yaştan sonra siyaset yapılmaması gerektiğini gösteren talihsiz açıklamalar.

buradan
devamını gör...

mirkelam
kaprislisin sevgilim
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

transandental çıkarım, bırakın kant'ı, felsefe tarihinin en baba metinlerindendir. saf aklın eleştirisi'ndedir bu bölüm. hatta herbert paton ''bu metni okuyacağınıza gidip arap çöllerinde dolaşın daha kolay'' demiş. mevzunun zorluğu pek çok yeni kavram içermesinde. bi de kant insan gibi yazmamış. öyle giriş gelişme sonuç falan yok. sonuç kitabın herhangi bi yerinde zart diye çıkabilir karşınıza. kitabın önsözünde de kendi söylüyo zaten ''bitirdim oğlum sizi'' diye... fazla uzatmadan şunu da söyliyim, burayı yazarken kant'ın da hayatı kaymış.* ilk baskıda kimse anlamamış, ikinci baskıda baştan yazmış mevzuyu yani, siz düşünün.

arkadaşlar öncelikle burdaki dedüksiyon, tümdengelim falan değil. buranın ucu roma hukukuna gidiyo.* kısaca şöyle söyliyeyim, roma hukuku'nda ispatlama süreci için kullanılıyo bu kelime. kant'ta bu anlamda kullanmış. kant bütün felsefesini zaten hume ve onun septik nedensellik eleştirisi üzerine kurmuş. kant'ta hangi kavram görürseniz bilgiyi temellendirmek ve hume'a cevap vermek içindir. bütün mevzu sentetik a priori'de çözülse de, öncesinde yolları döşemesi gerekir.

kantı'ın sentetik a priori'sinin bilgi üretebilmesi için, kategorilerin objektif doğru olması gerek. kant burada kateogorilerin objektif geçerliliğinin a priori bilgisinin, diğer tüm a posteriori* bilgiler için temel olduğunu ispatlamaya çalışır. transendantal çıkarım burada şunu iddia eder : deney, ancak kategorilerin objektif geçerli olmasıyla mümkün ve meşrudur.
yani ana fikir 'budur' diyebiliriz...
devamını gör...

diego velázquez- nedimeler- barok dönemi- prado müzesi- 1656

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim