ben takip edilen yazarların bildirimini kapatanlardanım. akışta görüp spontane beğenip oyluyorum. zaten takip edip yazılarını beğendiğime de bir şekilde denk gelip yine ara ara profilini ziyaret ediyorum. beğeni, nick altı olayı artık çok abartılmasa. anlıyorum bazen çok küçük farkedilmeler bile insanı mutlu ediyor ama sadece kendi istediğimiz gibi yazsak, çizsek, oylasak daha hoş olmaz mı? kanka diyebileceğiniz kişilerin bile yeri geliyor fikirlerini beğenmiyorsunuz ki bu böyle olmalı zaten. bir sene önce yazdığı yazı ile bile denkleşmiyor insan. bazen bir tanımıma denk gelip ben bu yazdığımı beğenmedim, şimdi fikrimi değiştirdim diyorum. kendimle bile kanka değilim sanırım. sözlükte veyahut yaşantımızda kanka diyebileceğim birinin de düşüncelerini kendi akıl ve beğeni süzgeçimden geçirmem gerekli. yoksa ben 'ben' olmaktan çıkarım. bana ait bir şeyler olmalı her yerde.

kankacılık nedir, o da ayrı bir başlık konusu olsun. o da değişik bir konu çünkü.
devamını gör...

bundan haklısını görmedim ben;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

maalesef benimde hissettiğim durumdur. lucifer mellisho ıvanmılınskı sürekli grup halindeler. bunlar yakında sözlükte garip hareketler yaparlar. böyle troll başlıkları falan övücü hareketler yapar bunlar.

lütfen bilgi saflarını boş bırakmayalım. bilgi istiyoruz bilgi. bilgi fırlatın siyaset ciddiyet fırlatın.
devamını gör...

tanışmak için tanım beğenilerine başvuran utangaç bir yazar. merhaba.
devamını gör...

çoğu zaman beynin ufak bir oynu sonucu gelişen ve "hissediyorum" kelimesini kullandığımız cümleler kurduran bilinçaltı oynu.


çoğu zaman beynin ufak bir oynu sonucu gelişen[...]

şunu şöyle açıklayayım; diyelim ki biri önünüze 6 cisim koydu ve bunlar farklı renkte olan cisimler. size dedi ki; "sence benim seçtiğim hangisiydi?" cisimlere bakarsınız, renklerden biri öyle çarpıcıdır ki, içinizden bir ses size onu seçmeniz gerektiğini söyler. ve bam! sonuçta siz doğru olanı seçmiş olursunuz lakin burada işlemi altıncı his gerçekleştirmez, seçtiğiniz cisim daha renkli/güzel şekilli olduğundan beyniniz uyarıcı vari bir tepki alır. böylece siz altıncı hissinizin kuvvetli olduğunu sanırsınız. halbuki her şey ufak bir beyin oynudur. *)
devamını gör...

günlerden çarşambaysa akşama bay impoş sayesinde bir sanatçımızı enine boyuna öğreneceğiz, şarkılarını dinleyeceğiz demektir. hattaaaa, belkiiii, biziii biiir dee sürpriz bekliyordur? bilemeyiz.* sabırsızlıkla beklemedeyiz efenim.
o arada şuraya bir anı bırakalım:
hayli küçük bir tıfılken ezbere söylediğimi hatırladığım ilk şarkı, küpeli abiden dinlediğim akdeniz akşamları şarkısıdır. evimiz bahçe içinde müstakil bir evdi. bahçenin bir kısmında yerden yüksek, bazen havuz bazen su depolama amaçlı kullandığımız bi kısım vardı. kendi kendime oynadığım zamanlarda o havuzun kenarına çıkıp suya bacaklarımı sallandırıp “akdeniiiizzz akşamlarııı” şeklinde, o cırtlak sesimle şarkı söylemeyi çok severdim. normal zamanda da severdim şarkı söylemeyi, ama özellikle akdeniz akşamlarını o havuz kenarında söylemeyi daha çok severdim. bir iç anadolu bebesi olarak, yazın gittiğimiz tatillerden mütevellit akdenizi havuzla bağdaştırmam çok da garip değil sanki *.
bir de, en başta dediğim küpeli abi mevzusu var. isim hafızam tıfılken de pek fena olmalıymış ki, haluk levent’i dinlemek istediğimde “bana küpeli abiyi açar mısınız?” dermişim evde büyüklerime. o yüzden, biri bana sorsa ki haluk levent senin için ne demek? derim ona ki*, haluk levent demek küpeli abi demek.
devamını gör...

"abajur" kelimesi de onlardan biridir.

fransızca "abat" (kısar) ve "jour" (ışık, gün) kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuştur.
devamını gör...

bugün avrupa'nın geldiği noktayı incil'e bağlayan yazarıda gördük. gerçekten ilginç. müslümanlara yada pagan avrupa'lılara karşı yapılan haçlı seferlerini, engizisyon mahkemelerini, cadı avlarını duymamış yazarımız. galiba avrupa'yı, hristiyan olduğu günden beri bugünkü şartlarda yaşıyor sanıyor.
devamını gör...

polonya'nın sopot şehrinde bulunan çarpık ev. bu evin orijinal ismi ise krzywy domek. 2004'te inşa edilen ve yaklaşık 4000 m2'ye yayılan ve dekonstrüktivizm stilinde tasarlanmış bir yapı, rezydent adındaki bir alışveriş merkezinin bir parçası olarak hizmet vermekte.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

her gün, hatta günde bir kaç tane kafa sözlüğü kötüleyen başlık açılmaya başlandı son zamanda.

hatta artık işi daha da ilerlettiler, ' şu sözlük şöyle, bu sözlük böyle şeklinde' adres de gösteriyorlar.

gereksiz bir eylem ve artık gerçekten sıkıcı olmaya başladı.

mal bu arkadaşlar, beğenseniz de beğenmeseniz de her şey ortada.

bu adamlar burayı açmış, kendilerince doğru olduğuna inandıkları bazı kurallar getirmiş ve birşeyler yapmaya çalışıyorlar.

burada kimseyi zorla tutan yok.
beğenmeyen anında şimdi çıkıp gidebilir. sürekli bu konuda başlıklar açmak sözlüğü kirletmekten ve gereksiz kalabalık yapmaktan başka bir işe yaramıyor, aksine sözlüğü sürekli takip eden ben gibiler için de artık kabak tadı verdi bu durum.

burayı başka yerlere benzetmeye çalışmak yerine gidin.

yönetimin de bu tür başlıklara artık müsamaha göstermeyip, akıştan almasının en doğru yol olduğunu düşünüyorum.

edit : #363965 yok paşam, kraldan çok kralcı değilim.
sözlüğü vakti zamanında en fazla eleştirenlerden biriyim hatta, geriye dönüp bakarsan bulursun.

biz eleştirmeyin mi dedik,
sürekli aynı konuları başlık yapmayın dedik, ayrıca burayı bir baska yere benzetmeye çalışmayın dedik.
kötü mü dedik, sana göre öyle, kötü dedik.
oysa sana göre;
-herkes içinden geldiği gibi sövüp saymalı,
-ana avrad bacı küfür gırla olmalı,
-bel altı muhabbet, yatak odasına kadar girmeli,
-tüm yazarlar penis boylarını yarıştırmalı,
- bir gecede kaç kez seks yapabildiği yarıştırılmalı , vs.vs.
o kadar rahat anlıyorum ki sizi.

ama sizin anlamadığımız şu,

bunları yapan bir çok yer var zaten,
neden oralarda takılmıyor da,
burayı oralara benzetme çabası içine giriyorsunuz?

bu eleştiri değil bir dayatma, dağdan gelip bağdakini kovma durumu.

şimdi sana kapiş mapiş derdim de, ben kendime yakışanı yapayım,

anlayabildin mi meselenin özünü ?

edit 2 :daha bir kaç saat önce eleştiriyle ilgili bak ne yazmışım bir başka başlığa. #363760

edit 3 : #364066 bir sen eksiktin, toplanın bakalım, bir kaç kişi daha var, sürekli bana muhalefet eden.
toplanın, toplanın, biriniz yetmez, hepiniz gelin .)))

bunların bütün derdi benim siyasi tercihim ve bu konudaki duruşumdur.
geriye dönük tecrübeyle sabittir.

edit 4:
cümleye şöyle
 "ben de son zamanlarda gereksiz eleştiriler ile buranın dolduğunun farkındayım" 
başlayıp,

böyle
"ortada hiçbir şey yokken bu başlığın açılması "
bitirerek muhalefet etmek de görecekmişiz demek ki ..

yorum yazarların.
devamını gör...

göndereceğiniz mülteciler için neyin hastanesi, okulu, kreşi lan diye sorarlar adama dedirten, demans durumundaki muhalefet lideri zırvası.

diğerlerine gelince, onlar sığınmacı bile değil; ülke sınırlarını ihlal eden kaçaklar.
devamını gör...

lezzeti, sululuğu ve çıtırlığıyla kendine has bir elma türüdür. sanırım misket elma olarak biliniyor. amasya'dan ayrılırken yol kenarından aldık. çıtırlığıyla yolculuğumuza ayrı bir renk kattı. ve biz en çok çıtırlığını sevdik. teşekkürler lütfen amasya elması.
devamını gör...

oidipus kompleksinin modern zamanlar uyarlaması olarak gördüğüm filmdir.
konusu: başka hiçbir ev ile yakınlığı olmayan arsa üzerinde iki katlı taş bir eve taşınmış çift çocuk sahibi olamıyor. adam ressam, kadın sanıyorum çevirmen. evlerindeki odalardan biri bir tür lamba cini-üç boyutlu yazıcı işlevi görüyor. bu durumla eğleniyorlar fakat evin elektrik tesisatı şüpheli geliyor ve yerel bir tamirci çağırıyorlar, tamirci onlara bu evin eski sahiplerinin evde öldürüldüğünü söylüyorlar. zanlının adı john doe olarak söyleniyor. eğer bu ismin (erkek ise john doe/ kadınsa jane doe) kimliksiz ya da kimliği tanımlanamayan birine verilmiş bir etiket olduğunu bilmiyorsanız film boyunca ne oluyor diyebilirsiniz.
john doe’nun söylediği tek cümle filmi anlatmaya yeter: “hayatta hiçbir şey elde edemeyen insandan daha tehlikeli tek şey her istediğini elde eden insandır.” iktisatta bunu azalan verimler kanunu olarak tanımlarız. çok aç iken yediğiniz ilk pizza diliminin tatmini ile altıncısının tatmini aynı değildir. bir şeye hiç çabalamadan veya birden fazla sahip olmak haz duygusunu azaltır.
son olarak nietzche’nin tanrının ölümü ile özgürleşen insan atfı her ne kadar yoğunlukla işlenmese de filme derinlik katmıştır.
devamını gör...

değiştiremediklerimiz, düzeltemediklerimiz, ötelediklerimiz, görmezden geldiklerimiz ve bişey olmaz dediklerimiz yüzünden biz bunları konuşmak zorunda kalıyoruz. yapılacak tek şey insan olmak. sağlıklı bir kafayla, sağlam vicdanla, iyi bir kalple olmak insan olmak çok kolay. formül bu işte. bu kadar basit! ama bu maalesef tek kişilik. ben hiçbir katil yerine insan olamam. ben ölen kadınlarımız için onlara şefkat gösteremem, -mış gibi yapamam. sadece yeni canlarımız gitmesin diye çabalayabilirim. bunun için bir yola çıkabilirim. en azından farkında olabilirim. ve ben farkındayım.. her an ama her an insan olmak için emek verebilirim.!
devamını gör...

insanların çok az etkilediği ya da hiç etkilemediği yaşlı ormanlardır.
devamını gör...

tam olarak 15-16 haftalık, yeni yumurtlamış tavuklara verilen isim.

hiç değilse bizim buralarda öyle diyorlar.
devamını gör...

tabii ki beverly hills.
siz türkiye'de mi yaşıyor sunuz?
what a interesting?
devamını gör...

video gerçekleri tokat gibi yüzünüze vurmuştur, dikkat ederseniz yüzünüze diyorum..
ülkenin sağlık sisteminin bomboş olduğunun farkında olan ufak bir kesim her daim vardı.
eski tanımlarımda mutlaka vardır, bir pandemi hikayesi yazıldı aman ülkemizde sağlık sistemi muazzam, aman fahrettin koca cumhurbaşkanı olsun cular burada mı?
yüreğim tükenmişti, özellikle en muhalifinden, en inançsızına, bu parti ile alakası olmayan arkadaşlarımdan ''yahu dansöz, avrupa kırılıyor, bizim sistem müthiş, şehir hastaneleri çok iyi,(b: dayımın eltisinin yeğeninin torunu amerika'da parası olmadığı için diş dolgusu bile yaptıramıyor) güzellemelerini söyleyenleri düşünüyorum....
hocamlar bu ülkede, temel zihniyet sıkıntısı var ve ne yazık ki ve en derinden ne yazık ki bizim ülkemizde hiç bir uygulamanın veya sistemin mükemmel olması olasılıksızdır.
neyse sizi oyalayacak yeni hikayeler yazacak ve umutsuzluğunuzu fırsat bilecek nice sırtlanlar çıkacaktır, yüce yaradan şahit olsun ki gelen gideni aratacaktır... ne diyorduk, zihniyet bozuk.
devamını gör...

yüzüğü ve tespihi. yakın zamanda vefat etti dedem, babam takar oldu şimdi yüzüğünü. ara sıra yüzüğe bakıp bakıp dalıyor. kim bilir hangi anılarını düşünüyor? zor yahu, sevdiğin birini temelli kaybetmek hakikaten zor.
devamını gör...

bir zahmet fotoğraflarını da koysaydınız, 10 kişi yazmışsınız ben bir tek kıvanç tatlıtuğ' u maalesef bir de özcan deniz'i tanıyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim