görünmez heykelin 150 bin liraya satılması
görünmez çekle ödediyse hakkıdır
devamını gör...
arkadaşlık teklifini reddeden öğretmenin öldürülmesi
nedense kadını vurunca öldürmüş hiç eli titrememiş, ama kendisini öldürmeye gelince becerememiş bir türlü. çok ilginç gerçekten. başkasının dünyaya getirdiği canı almakta sorun yok ama kendisini gebertmeye gelince korkmuş şer***sz umarım en kısa zamanda olması gereken *olur.
devamını gör...
ilişkide yaş farkı
ilişki içerisinde olan kişiler için bir sorun teşkil etmediği müddetçe kimsenin yorumda bulunmasına gerek olmayan durumdur.
devamını gör...
nickaltına yazılınca mutlu olan yazar
sevgi kelebeğidir, sevgi pıtırcığı. ufak şeylerle mutlu olacak kadar ufku geniştir...diyor benim emmolu.
devamını gör...
e-debiyat
yazarları editörlerle buluşturmayı amaçlayan uygulama. aynı zamanda pek aktif olmasa da iş fırsatları ve yarışmalar bölümüne de sahip. şimdilik fazla popüler olmayan, ismi sebebiyle hoşuma giden hikaye yazma uygulamasıdır.
devamını gör...
(tematik)
solon yasaları
(bkz: yunan yasaları)ndan biridir.
bu yasa ile soyluların ayrıcalıklarına son verilmiş ve (bkz: doğuştan kölelik) kaldırılmıştır.
bu yasa ile soyluların ayrıcalıklarına son verilmiş ve (bkz: doğuştan kölelik) kaldırılmıştır.
devamını gör...
hevesi kırılmak
çok pis bişi, izi bazen o kadar uzun süre üzerinizde kalıyor ki, salt hevesinizin kırıldığı konuda değil hiç bir konuda parmak oynatma isteğiniz kalmıyor.
öylece durup bakıyorsunuz.
öylece durup bakıyorsunuz.
devamını gör...
iş görüşmesinde sorulan saçma sorular
daha bugün taze taze maruz kaldığım sorudur. henüz sıcağı sıcağınayken yazayım.
görüşmenin giriş ve gelişme bölümleri gayet olumlu geçmiştir ve sonuç bölümü gelmiş çatmıştır. ik'cı (olduğundan şüphe ettiğim) hande hanım'ın o harikulade sorusu namludan çıkmıştır:
- eraa bey, bir kaç ay ücret ödemeleriniz geciktiği takdirde buna tepkiniz ne olur?
- hiç hoş olmaz.
- açar mısınız biraz?
- yani herhangi bir firmadan bahsediyoruz değil mi? alelade?
- evet evet farz-ı misal.
- ilk önce şikayet edebileceğim her yere firmayı şikayet ederim. ardından twitter'da ve sözlük'lerde bu rezaleti isim isim, fotoğraf fotoğraf en ince ayrıntısına kadar ifşa ederim ve ilgili yerlere mention'larım. sürecin sonunda bana daha iyi yerlerden yeni iş teklifleri gelir, söz konusu firmanın da itibarı yerleyeksan olur. tepkim tam olarak böyle olur.
- çok acımasızmışsınız eraa bey (kikikiki bir de gülüyor burada gurme).
görüşme kısa bir süre sonra karşılıklı iyi dileklerle sonlandı. ben de acımasız olduğumla kaldım. nerem acımasız yahu? halbûki gayet de acımalıyım. bu acımalı olmuş hâlim. acımasız olmuş hâlimi görmek istemezler. neyse. muhtemelen işe alınmayacağım ve kuvvetle muhtemel bu soruya ''aa ne tepki vericem cağnıım? ben zaten hep bu günü bekliyordum. bir yere işe girsem de maaşlarım yatmasa'' diyen bir ezik işe alınacak. ezik diyorum çünkü bu tam teslimiyetçi insanlar yüzünden sektör bu hâle geldi. yakında iş dünyasında tamamen gönüllü kölelik düzenine geçilecek bu tipler yüzünden.
görüşmenin giriş ve gelişme bölümleri gayet olumlu geçmiştir ve sonuç bölümü gelmiş çatmıştır. ik'cı (olduğundan şüphe ettiğim) hande hanım'ın o harikulade sorusu namludan çıkmıştır:
- eraa bey, bir kaç ay ücret ödemeleriniz geciktiği takdirde buna tepkiniz ne olur?
- hiç hoş olmaz.
- açar mısınız biraz?
- yani herhangi bir firmadan bahsediyoruz değil mi? alelade?
- evet evet farz-ı misal.
- ilk önce şikayet edebileceğim her yere firmayı şikayet ederim. ardından twitter'da ve sözlük'lerde bu rezaleti isim isim, fotoğraf fotoğraf en ince ayrıntısına kadar ifşa ederim ve ilgili yerlere mention'larım. sürecin sonunda bana daha iyi yerlerden yeni iş teklifleri gelir, söz konusu firmanın da itibarı yerleyeksan olur. tepkim tam olarak böyle olur.
- çok acımasızmışsınız eraa bey (kikikiki bir de gülüyor burada gurme).
görüşme kısa bir süre sonra karşılıklı iyi dileklerle sonlandı. ben de acımasız olduğumla kaldım. nerem acımasız yahu? halbûki gayet de acımalıyım. bu acımalı olmuş hâlim. acımasız olmuş hâlimi görmek istemezler. neyse. muhtemelen işe alınmayacağım ve kuvvetle muhtemel bu soruya ''aa ne tepki vericem cağnıım? ben zaten hep bu günü bekliyordum. bir yere işe girsem de maaşlarım yatmasa'' diyen bir ezik işe alınacak. ezik diyorum çünkü bu tam teslimiyetçi insanlar yüzünden sektör bu hâle geldi. yakında iş dünyasında tamamen gönüllü kölelik düzenine geçilecek bu tipler yüzünden.
devamını gör...
normal sözlük’ü eleştirme
atıfta bulunulan tanımda hepsini birebir üstüne basa basa söylediğim başlık.
ben farklı bir şey demedim ki,
sadece biraz dikkat dedim, haa uymazsa da kendimize göre yer buluruz dedim.
birilerinin neden bu kadar zoruna gitti, anlamadığım durum .
bakın atıfta bulunduğunuz tanımda neler demişim.
edit 1 : 'çünkü farklı yaş, farklı eğitim, farklı kültürlerden insanlarız hepimiz .
benim söylemim diğer bir yazara ters gelebildi , başka bir yazarın söylemi isteği de bana ki bundan doğal birşey olamaz.'
edit 2 : ' bu kesinlikle birilerini yargılama sorgulama meselesi değil, lütfen yanlış anlamayın,
bu, kendimize, yaşımıza, düşüncelerimize daha fazla uyan bir yer arayışı meselesi .
yoksa, gençlerin çoğunlukta olduğu bir yerde, gelin sabah akşam ekonomi , siyaset vs konuşalım deme gibi bir lüksümüz zaten olamaz.'
edit 3 : 'bunu bir tercih, kültür, kuşak çatışması biçimine dönüştürmeden,
biraz daha dişe dokunur başlıklar açacak, tanımlar yapacak yazar kapasitesi var burada, bundan eminim ben,'
edit 4 : ' benim bu eleştirilerim yıkıcı değil, yapıcı eleştiriler, bu şekilde devam edemez, ederse de belli bir seviyenin üstüne çıkamaz diyorum bütün iyi niyetimle .'
evet, söylediklerimin özü bu, gerisi teferruat.
şimdi soruyorum size , bu söylediklerim yanlış mı,
ve neresi kötü, yıkıcı eleştiri ?
yapmayın lütfen, ben 3 aydır burada gördüklerimi paylaştım ama birileri bundan çok rahatsız oldu nedense .
haksızlık etmeyin, yazdıklarım herkesin gözü önünde, bu karalamalara gerek yok .
ben farklı bir şey demedim ki,
sadece biraz dikkat dedim, haa uymazsa da kendimize göre yer buluruz dedim.
birilerinin neden bu kadar zoruna gitti, anlamadığım durum .
bakın atıfta bulunduğunuz tanımda neler demişim.
edit 1 : 'çünkü farklı yaş, farklı eğitim, farklı kültürlerden insanlarız hepimiz .
benim söylemim diğer bir yazara ters gelebildi , başka bir yazarın söylemi isteği de bana ki bundan doğal birşey olamaz.'
edit 2 : ' bu kesinlikle birilerini yargılama sorgulama meselesi değil, lütfen yanlış anlamayın,
bu, kendimize, yaşımıza, düşüncelerimize daha fazla uyan bir yer arayışı meselesi .
yoksa, gençlerin çoğunlukta olduğu bir yerde, gelin sabah akşam ekonomi , siyaset vs konuşalım deme gibi bir lüksümüz zaten olamaz.'
edit 3 : 'bunu bir tercih, kültür, kuşak çatışması biçimine dönüştürmeden,
biraz daha dişe dokunur başlıklar açacak, tanımlar yapacak yazar kapasitesi var burada, bundan eminim ben,'
edit 4 : ' benim bu eleştirilerim yıkıcı değil, yapıcı eleştiriler, bu şekilde devam edemez, ederse de belli bir seviyenin üstüne çıkamaz diyorum bütün iyi niyetimle .'
evet, söylediklerimin özü bu, gerisi teferruat.
şimdi soruyorum size , bu söylediklerim yanlış mı,
ve neresi kötü, yıkıcı eleştiri ?
yapmayın lütfen, ben 3 aydır burada gördüklerimi paylaştım ama birileri bundan çok rahatsız oldu nedense .
haksızlık etmeyin, yazdıklarım herkesin gözü önünde, bu karalamalara gerek yok .
devamını gör...
nickaltı başlıkları akışta gözükmesin kampanyası
bu başlık altında yazarlara övgü, takdir ve iltifat yapılır. o da hak edene. yalakalık ise güç sahibi, para babası ve siyasetçilere yapılan yıkama ve yağlama örneğidir, bu sözlük ortamında da bu tıynette yazarlar yoktur. kavramları birbirine karıştırmayın lütfen.
devamını gör...
dünya klasiklerini türkler yazsaydı alacakları isimler
suç ve ceza = kabahaten falaka.
devamını gör...
saklambaç
ebelemeçte denen bir tür sokak oyunu. teoride bir kişinin ebe olması ve diğer oyuncuların saklanmasıyla gerçekleşir. 1'den 10'a kadar sayan ebe 'oldu mu?' diye sorar. arkasından 'önüm, arkam, sağım, solum saklanmaya ebedir' der.
sonra teker teker oyuncuları ebelemeye çalışır. bazen oyunculardan biri ebeler. o zamanlar eğlenceli gibi bir oyun gibi gelirdi. sonraları biz bu oynayışı bir iki arkadaşla değiştirdik. her defasında aynı 3 kişiyle anlaşıp bir şekilde ya üstümğzdekileri değiştirip ya da bir şekilde yerimizi değiştirerek ebenin bizi ebelemesine rağmen 'çanak çömlek patlatıyorduk.' her oyunda olmasa da 3, 4 oyunda bir yapıyorduk ve diğerleri bunun nasıl olduğunu anlamaya çalışıyordu. hah çocuğuz işte. sanırım birilerini kandırıyor olmak bize ayrı bir haz veriyordu. belki bunu bir şakalaşma olarak değerlendiriyorduk emin değilim.
çocukken istanbul'da yaşıyor ve özellikle akşamları tüm çocuklar sokaklarda buluşuyorduk. o zamanlar tv bile izlemezdik çok ilginç. çocuk olmak pek güzeldi doğrusu. o zamanlar hatta daha güzeldi. şimdi çocuklara bakınca üzülüyorum. hele ki pandemi çocuklarına. hiçbir sosyallikleri yok. hiç arkadaşları yok. umarım biran önce normale döneriz. çocukluk normale döner mi bilemem?
sonra teker teker oyuncuları ebelemeye çalışır. bazen oyunculardan biri ebeler. o zamanlar eğlenceli gibi bir oyun gibi gelirdi. sonraları biz bu oynayışı bir iki arkadaşla değiştirdik. her defasında aynı 3 kişiyle anlaşıp bir şekilde ya üstümğzdekileri değiştirip ya da bir şekilde yerimizi değiştirerek ebenin bizi ebelemesine rağmen 'çanak çömlek patlatıyorduk.' her oyunda olmasa da 3, 4 oyunda bir yapıyorduk ve diğerleri bunun nasıl olduğunu anlamaya çalışıyordu. hah çocuğuz işte. sanırım birilerini kandırıyor olmak bize ayrı bir haz veriyordu. belki bunu bir şakalaşma olarak değerlendiriyorduk emin değilim.
çocukken istanbul'da yaşıyor ve özellikle akşamları tüm çocuklar sokaklarda buluşuyorduk. o zamanlar tv bile izlemezdik çok ilginç. çocuk olmak pek güzeldi doğrusu. o zamanlar hatta daha güzeldi. şimdi çocuklara bakınca üzülüyorum. hele ki pandemi çocuklarına. hiçbir sosyallikleri yok. hiç arkadaşları yok. umarım biran önce normale döneriz. çocukluk normale döner mi bilemem?
devamını gör...
çalıntı tanım girmek
herhangi bir şeyi çalmaktan hiçbir farkı olmayan eylem.
az önce benzer bir başlıkta daha buna benzer bir yorum yazdım. benim tanımlarım genellikle çok uzundur çünkü bir konuyu insanlara en ufak detayına kadar anlatmayı çok severim. burada açtığım başlıklar, başka birkaç sözlükte daha açtığım ya da tanım girdiğim başlıklardır. sırayla buraya taşıyorum ama aynen alıp yapıştırarak değil. yani özetle kendi tanımlarımı çalıyorum ben başka sözlüklerden. * onları da %98 değiştirip yazıyorum. kalan %2'yi de "başka yerdeki yazımdan alıntıdır" diyerek paylaşıyorum.
hiç mi olmuyor bana ait olmayan bir şeyi alıntıladığım. oluyor. onu da zaten alıntı ibaresi içerisinde yazarak (xyz'den alıntıdır) diyerek ekliyorum. bir de tabi ki bazı istatistiksel bilgilere internetten bakmam gerekiyor. yani bir ulusal parkın kaç kilometrekarelik alan kapladığını da ezberleyecek değilim ama kalkıp sırf bunun için de "bu sayı şu siteden alıntı" yazmaz kimse doğal olarak.
***
yazılarıma kaynak eklememi söyleyen arkadaşlar oluyor özel mesajdan. arkadaşlar; ben bu yazıların içeriğinin çoğunu okuldaki derslerden, geri kalanları da bugüne dek okuduğum tüm kitap, makale ve dergilerle izlediğim videolardan derleyerek yazıyorum. diplomam bu işler üzerine, yani diplomalı bir bilim insanıyım. okuduğum her şeyi her yazının sonuna kaynak olarak koyamam. bunun da anlaşılacağını umuyorum.
***
bunu neden 2'dir üzerime alındığıma gelince... başta da yazdığım gibi, benim tanımlarım kolaylıkla (ç)alıntı sanılabilecek uzunlukta genelde. çok fazla da başlık açtığım için doğal olarak rahatsız oluyorum isim verilmese de bazı ithamlardan.
son olarak diğer başlığa yazdığımı buraya da yazayım. bir yazının copy + paste olduğunu anlamak istiyorsanız, içerisinden aşırı derecede basit olmayan bir cümleyi kopyalayın ve google'a yapıştırın. eğer yazı alıntıysa, bire bir aynı cümlenin geçtiği bir site gelir karşınıza. değilse, bambaşka şeyler çıkar.
bu değişen yıldızlar başlığımdan bir cümle ile yaptığım arama. gördüğünüz gibi yok öyle bir site, çünkü yadıklarım copy+paste değil:
tık
bu da rastgele olarak viki'nin yıldız sayfasından kopyaladığım bir cümle. gördüğünüz gibi en üstte, cümle hangi siteden kopyalanmışsa o site çıkıyor:
tık
az önce benzer bir başlıkta daha buna benzer bir yorum yazdım. benim tanımlarım genellikle çok uzundur çünkü bir konuyu insanlara en ufak detayına kadar anlatmayı çok severim. burada açtığım başlıklar, başka birkaç sözlükte daha açtığım ya da tanım girdiğim başlıklardır. sırayla buraya taşıyorum ama aynen alıp yapıştırarak değil. yani özetle kendi tanımlarımı çalıyorum ben başka sözlüklerden. * onları da %98 değiştirip yazıyorum. kalan %2'yi de "başka yerdeki yazımdan alıntıdır" diyerek paylaşıyorum.
hiç mi olmuyor bana ait olmayan bir şeyi alıntıladığım. oluyor. onu da zaten alıntı ibaresi içerisinde yazarak (xyz'den alıntıdır) diyerek ekliyorum. bir de tabi ki bazı istatistiksel bilgilere internetten bakmam gerekiyor. yani bir ulusal parkın kaç kilometrekarelik alan kapladığını da ezberleyecek değilim ama kalkıp sırf bunun için de "bu sayı şu siteden alıntı" yazmaz kimse doğal olarak.
***
yazılarıma kaynak eklememi söyleyen arkadaşlar oluyor özel mesajdan. arkadaşlar; ben bu yazıların içeriğinin çoğunu okuldaki derslerden, geri kalanları da bugüne dek okuduğum tüm kitap, makale ve dergilerle izlediğim videolardan derleyerek yazıyorum. diplomam bu işler üzerine, yani diplomalı bir bilim insanıyım. okuduğum her şeyi her yazının sonuna kaynak olarak koyamam. bunun da anlaşılacağını umuyorum.
***
bunu neden 2'dir üzerime alındığıma gelince... başta da yazdığım gibi, benim tanımlarım kolaylıkla (ç)alıntı sanılabilecek uzunlukta genelde. çok fazla da başlık açtığım için doğal olarak rahatsız oluyorum isim verilmese de bazı ithamlardan.
son olarak diğer başlığa yazdığımı buraya da yazayım. bir yazının copy + paste olduğunu anlamak istiyorsanız, içerisinden aşırı derecede basit olmayan bir cümleyi kopyalayın ve google'a yapıştırın. eğer yazı alıntıysa, bire bir aynı cümlenin geçtiği bir site gelir karşınıza. değilse, bambaşka şeyler çıkar.
bu değişen yıldızlar başlığımdan bir cümle ile yaptığım arama. gördüğünüz gibi yok öyle bir site, çünkü yadıklarım copy+paste değil:
tık
bu da rastgele olarak viki'nin yıldız sayfasından kopyaladığım bir cümle. gördüğünüz gibi en üstte, cümle hangi siteden kopyalanmışsa o site çıkıyor:
tık
devamını gör...
homofobik
sorun bir cinsel tercih meselesi değil,sorun bunu normallestirmek ve teşvik etmeye çalışmak. karşı olduğum bu. eğer bu homofobiklik ise homofobiklerin kraliçesiyim.karşı taraf nasıl sapikligini açık açık göğsünü gere gere dile getirip sokaklarda slagan atabiliyorsa ben de bu sapıklığı tasvip etmedigimi,uluorta ve normallestirerek olaganlastirilmasini istemedigimi söyleyebilmeliyim.ancak bu şekilde eşitlik olur.kapiş?
devamını gör...
185 boyunda zeki kültürlü yakışıklı espri patlatabilen namaz kılan erkek
e gelsin beni babamdan istesin bari.
not:erkeğim.
not:erkeğim.
devamını gör...
neden ünlü olduğu bilinmeyen ünlüler
z e y n e p. y a s t ı k.
devamını gör...
ö.t.e.k.i
bir pedro manas kitabıdır.
ö.t.e.k.i. gizli bir topluluktur. açılımını sizinle paylaşamam, bunu ancak kitabı okuduğunuz zaman öğrenebilirsiniz. ama çok tehlikeli olmasa da gizli bir topluluk olduğunu bilmenizde fayda var.
her şey franz’ın tembel gözünü kurtarmak için bir göz doktorunun tavsiyesi ile o gözüne bir bant takmaya başlamak zorunda kalması ile başlar. aslında çok daha önceden başlamalıydı ama kısmet o güneymiş.
her okulda, bahçede tek başına dolaşan, farklı olduğu için dışlanan, hiçbir gruba dahil olmayan, olamayan çocuklar vardır. bu çocuklar kekeme oldukları, fazla uzun boylu oldukları, yüzlerinde bir iz taşıdıkları, saçları başka türlü göründüğü, kocaman gözlükler takmak zorunda kaldıkları için dışlanmakla kalmayıp bir de bu çocuklara çok da yaratıcı olmayan ama ziyadesiyle aşağılayıcı isimler takılır.
işte ö.t.e.k.i. böyle çocukların oluşturduğu bir topluluk. franz ise dünyanın en normal çocuğu iken bir anda bir göz bandı takmak zorunda kalınca dışlananlar arasında yerini alır ve gizli topluluk da bu şekilde kurulmaya başlar.
topluluk belli kurallar çerçevesinde - aslında altı kural var ve bu kuralları eğer topluluğa kabul edilirseniz öğrenebilirsiniz- örgütlenir. her kural iyilikle bezenmiş olsa da sadece bir kez uygulanan altıncı kural ağır intikam içerir.
daha fazla anlatmak istemiyorum. kitabı okuyun ve bu topluluğa dahil olmak için benimle görüşün. sizin için eski kütüphanedeki kızılderili masalları isimli kitabın arasına bir not bırakacağım. beni bulun!
ö.t.e.k.i. gizli bir topluluktur. açılımını sizinle paylaşamam, bunu ancak kitabı okuduğunuz zaman öğrenebilirsiniz. ama çok tehlikeli olmasa da gizli bir topluluk olduğunu bilmenizde fayda var.
her şey franz’ın tembel gözünü kurtarmak için bir göz doktorunun tavsiyesi ile o gözüne bir bant takmaya başlamak zorunda kalması ile başlar. aslında çok daha önceden başlamalıydı ama kısmet o güneymiş.
her okulda, bahçede tek başına dolaşan, farklı olduğu için dışlanan, hiçbir gruba dahil olmayan, olamayan çocuklar vardır. bu çocuklar kekeme oldukları, fazla uzun boylu oldukları, yüzlerinde bir iz taşıdıkları, saçları başka türlü göründüğü, kocaman gözlükler takmak zorunda kaldıkları için dışlanmakla kalmayıp bir de bu çocuklara çok da yaratıcı olmayan ama ziyadesiyle aşağılayıcı isimler takılır.
işte ö.t.e.k.i. böyle çocukların oluşturduğu bir topluluk. franz ise dünyanın en normal çocuğu iken bir anda bir göz bandı takmak zorunda kalınca dışlananlar arasında yerini alır ve gizli topluluk da bu şekilde kurulmaya başlar.
topluluk belli kurallar çerçevesinde - aslında altı kural var ve bu kuralları eğer topluluğa kabul edilirseniz öğrenebilirsiniz- örgütlenir. her kural iyilikle bezenmiş olsa da sadece bir kez uygulanan altıncı kural ağır intikam içerir.
daha fazla anlatmak istemiyorum. kitabı okuyun ve bu topluluğa dahil olmak için benimle görüşün. sizin için eski kütüphanedeki kızılderili masalları isimli kitabın arasına bir not bırakacağım. beni bulun!
devamını gör...
ailesel akdeniz ateşi
familial mediterranean fever(fmf) olarak bilinen hastalıktır.
türkiye'de sivas,tokat şehirlerinde yaşayan insanlarda daha fazla görülmüştür.
çoğunlukla çocukluk çağında görülen bir hastalıktır.
genellikle ateş ve karın ağrısı ataklarıyla karakterizedir.
hastalığın önemli bir bulgusu bu atakların 3 günden fazla sürmemesidir.3 gün sonra hayat hiçbir şey olmamış gibi devam eder.
erizipel tarzı eritem olarak isimlendirilen kızarıklıklar fmf için patognomoniktir.
en çok korkulan komplikasyonu amiloidoz ve ona bağlı böbrek yetmezliğidir.
hastalık kolşisin tedavisine dramatik bir cevap verir, atak sıklığını azaltır,amiloidoz oluşumunu yüksek oranda önler. bu kolşisin ömür boyu aksatılmadan kullanılmalıdır aksi takdirde ataklar tekrardan başlar.
genetik olarak ise;
mefv genindeki mutasyon sonucu pyrin oluşumunun bozulumu ile karakterize bir hastalıktır.
en sık mutasyon m694v mutasyonudur.
türkiye'de sivas,tokat şehirlerinde yaşayan insanlarda daha fazla görülmüştür.
çoğunlukla çocukluk çağında görülen bir hastalıktır.
genellikle ateş ve karın ağrısı ataklarıyla karakterizedir.
hastalığın önemli bir bulgusu bu atakların 3 günden fazla sürmemesidir.3 gün sonra hayat hiçbir şey olmamış gibi devam eder.
erizipel tarzı eritem olarak isimlendirilen kızarıklıklar fmf için patognomoniktir.
en çok korkulan komplikasyonu amiloidoz ve ona bağlı böbrek yetmezliğidir.
hastalık kolşisin tedavisine dramatik bir cevap verir, atak sıklığını azaltır,amiloidoz oluşumunu yüksek oranda önler. bu kolşisin ömür boyu aksatılmadan kullanılmalıdır aksi takdirde ataklar tekrardan başlar.
genetik olarak ise;
mefv genindeki mutasyon sonucu pyrin oluşumunun bozulumu ile karakterize bir hastalıktır.
en sık mutasyon m694v mutasyonudur.
devamını gör...
adı: aylin
ayşe kulin tarafından kaleme alınan aylin radomisli cates'in hayatını anlatan içinde kurgular da olan bir biyografi. asıl adı aylin devrimel’ olan aylin'in doğumundan başlayarak amerikan ordusunda albay rütbesi taşırken son bulan hayatını konu alan kitap, içinde ablası nilüfer gülek ve yeğeni tayibe gülek birsel, eniştesi, arkadaşları vb pek çok kişinin anlatımından derlenerek kaleme alınmış . yazım dili çok başarılı olan bu mühtiş öyküyü bir oturuşta bitirilebilinecek bir kitap. tabii ki kitaba farklı çevrelerden tepkiler gelmiş ama tabii ki burada yazarın görüşünü, bakış açısının kitabın derlenmesinde de önemli olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor.
devamını gör...
