128milyardolar.com

eski hazine ve maliye bakanı berat albayrak’ın, 8 kasım 2020 tarihinde ınstagram hesabından istifa etmesinin ardından kayıpları karışmasına, chp gençlik kolları tarafından hazırlanan afişle tepki gösterildi.
merkez bankası’nın geçen yıl içinde yaklaşık 128 milyar dolarlık rezervinin satış yoluyla eritildiği iddialarına da atıfta bulunulan ve “wanted” (aranıyor) yazan afişte, “www.128milyardolar.com” adresi yer aldı.
devamını gör...
abdülaziz şukella
o artık bir kafa sözlük yazarı.
hoş geldi.*
hoş geldi.*
devamını gör...
normal sözlük yeni özellik istekleri
yeni tanımlar girildiğinde akış nasıl ki yenileniyor, yazar takip sekmesi de aynı şekilde yenilenmeli.
sağ üstteki takip butonuna tıklamak gerekiyor sürekli.
edit: daha doğrusu bir yenile butonu olsa iyi olur.
sağ üstteki takip butonuna tıklamak gerekiyor sürekli.
edit: daha doğrusu bir yenile butonu olsa iyi olur.
devamını gör...
yazarlar arası beğeni başlığı
yazarların rahatça storedan istediğini alması için açılmış bir başlıktır. fiyatlar biraz pahalı o yüzden sizinde sistemin bugunu bulmanız gerekir.
devamını gör...
23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı
23 nisan, türkiye milli tarihinin başlangıcı ve yeni bir dönüm noktasıdır. bütün bir düşmanlık dünyasına karşı ayağa kalkan türkiye halkının, türkiye büyük millet meclisi’ni meydana getirmek hususunda gösterdiği harikayı ifade eder.
mustafa kemal atatürk
mustafa kemal atatürk
devamını gör...
prefrontal cortex
insanı insan yapan beyin bölümüdür.hem bilinçli hareketler hem de düşünmek gibi bilişsel aktiviteler burada gerçekleşir. evrimsel süreçteki en büyük kazanımımızdır.
benim için ilgi çeken kısmı ise yeterince gelişmediğinde insanların amigdalası ile hareket etmesidir. bir insanın çocukken prefrontal cortex’indeki sinir hücreleri arasında yeteri kadar bağlantı oluşmazsa yani zeka geriliği olursa adeta içgüdü deposu olan amigdala’lası ile hareket eder. bu yüzden şiddete eğilim, fiziksel gücü çokça önemli sanma, silah gibi aletleri güç aracı sanma gibi ilkel davranışlar aptal insanlarda daha çok görülür.
benim için ilgi çeken kısmı ise yeterince gelişmediğinde insanların amigdalası ile hareket etmesidir. bir insanın çocukken prefrontal cortex’indeki sinir hücreleri arasında yeteri kadar bağlantı oluşmazsa yani zeka geriliği olursa adeta içgüdü deposu olan amigdala’lası ile hareket eder. bu yüzden şiddete eğilim, fiziksel gücü çokça önemli sanma, silah gibi aletleri güç aracı sanma gibi ilkel davranışlar aptal insanlarda daha çok görülür.
devamını gör...
tanımadığın biriyle sohbet etmek
sokak temizlikçileri.
otobüs host ları.
avm temizlikçileri (özellikle wc) temizlikçileri.
satış elemanları.
bally'ciler, tinerciler.
garsonlar.
normal sıradan, yani gündelik her yerde karşılaşabileceğiniz insan ile sohbet etmek olasıdır, ama bu arkadaşlar gerek toplum gerek çevre dışından bir şekilde asimile edilip görmezden gelinir genelde.
sıradan olan bizlerin hepimizin bir hikayesi gibi onlarında kendine özgü, ders nitelikte hikayeleri olur.
sıradan insanlara oranla sohbetleri daha samimidir, çünkü yalan söyleme gereği pek duymazlar, ve kendini kabul ettirip kanıtlama eyleminde bulunmazlar.
toplumun onları görmezden gelinmesinin yanında, onlarda bunun etkisi ile sışlanmışlık hissi yüzlerine vurmuştur.
otobüs host ları.
avm temizlikçileri (özellikle wc) temizlikçileri.
satış elemanları.
bally'ciler, tinerciler.
garsonlar.
normal sıradan, yani gündelik her yerde karşılaşabileceğiniz insan ile sohbet etmek olasıdır, ama bu arkadaşlar gerek toplum gerek çevre dışından bir şekilde asimile edilip görmezden gelinir genelde.
sıradan olan bizlerin hepimizin bir hikayesi gibi onlarında kendine özgü, ders nitelikte hikayeleri olur.
sıradan insanlara oranla sohbetleri daha samimidir, çünkü yalan söyleme gereği pek duymazlar, ve kendini kabul ettirip kanıtlama eyleminde bulunmazlar.
toplumun onları görmezden gelinmesinin yanında, onlarda bunun etkisi ile sışlanmışlık hissi yüzlerine vurmuştur.
devamını gör...
hedonutopia
ismini "arzu ütopyası"ndan alan ambient, dreampop ve downtempo tarzında müzik yapan türk alternatif müzik grubu.
bu eşsiz grup, müziklerini şu şekilde tarif ediyor; "elektronik ritimler, uçuşan melodiler ve uzaktan geliyormuş gibi duyulan derin vokaller ile deneyselliğin çorak topraklarından, melankolinin derin sularına kadar geniş bir coğrafyada geziniyor." ben tarif etmek istediğimde ağzımdan çıkan kelimeler " bu grup garip, çok garip" olmuştu ancak grubun kendi tarif biçiminde hiçbir kelime eğreti durmuyor...
bunlar şimdiye kadar keşfettiklerim, her biri ayrı güzel... bir şans verin, pişman olmayacaksınız.
lasido
maymun kral
bil ki
blonde
kördüğüm
rasimpaşa
çöl
isimsiz
sarışın kızıl
al beni
şizolar
chopin
harika
uğultu
dayansam da
bu eşsiz grup, müziklerini şu şekilde tarif ediyor; "elektronik ritimler, uçuşan melodiler ve uzaktan geliyormuş gibi duyulan derin vokaller ile deneyselliğin çorak topraklarından, melankolinin derin sularına kadar geniş bir coğrafyada geziniyor." ben tarif etmek istediğimde ağzımdan çıkan kelimeler " bu grup garip, çok garip" olmuştu ancak grubun kendi tarif biçiminde hiçbir kelime eğreti durmuyor...
bunlar şimdiye kadar keşfettiklerim, her biri ayrı güzel... bir şans verin, pişman olmayacaksınız.
lasido
maymun kral
bil ki
blonde
kördüğüm
rasimpaşa
çöl
isimsiz
sarışın kızıl
al beni
şizolar
chopin
harika
uğultu
dayansam da
devamını gör...
türklerin hiçbir zaman babalarıyla iyi anlaşamaması
ırkla sınırlandırmak son derece ilkel fakat bu yanlış da değil, çocuk doğduğu andan öldüğü âna kadar babasıyla hep mesafede yaşıyor, baba çocuğa/ çocuk babaya duvar örerek büyüyor, ne sevdiğini söyleyebiliyor ne de sevmediğini. belki de otorite olarak hatırlanmak istediği için, duygusuz olmak zorunda hissettiği için. bu dünyadaki en derin uçurum nedir diye sorsalar babayla çocuk arasındaki uçurumdur derim, hiç kuşkusuz...
devamını gör...
güneş (yazar)
sözlüğe geldiğim ilk zamanlar kendisinin nickaltı olduğunu anlamayıp, semadaki güneş'e tanım girdiğim, sonrasında kendisini fark edince de efil efil utandığım ve bir nickaltı ile yazarlık profiline hayranlığımı dile getirmek istediğim yazardır.
karalama defterine yazdıklarını her gün ama her gün kontrol ediyor ve hayranlıkla okuyorum. hatta, bir süredir sözlükten uzaktım. döner dönmez profiline girip karaladıklarını okudum.
bir not: mahlası aslında adıysa, yani adı güneş ise çok hoş bir denk gelme olmuş. çünkü, güneş'in bir karakteri olsaydı aynı böyle olurdu. böyle; içten ve üretken.
karalama defterine yazdıklarını her gün ama her gün kontrol ediyor ve hayranlıkla okuyorum. hatta, bir süredir sözlükten uzaktım. döner dönmez profiline girip karaladıklarını okudum.
bir not: mahlası aslında adıysa, yani adı güneş ise çok hoş bir denk gelme olmuş. çünkü, güneş'in bir karakteri olsaydı aynı böyle olurdu. böyle; içten ve üretken.
devamını gör...
alıntı
paragraf paragraf yapıldığında insanı hayrete düşüren. sırf kaynağı belirtildiği için fikir ve sanat eserinin büyük bir kısmı alıntı olarak verilemez, verilmemeli. o kocaman kitabı okuyanlar "tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında" kısmını es mi geçiyor, görmezden mi geliyor hayret ediyorum.
devamını gör...
girişi güzel olan şarkılar
akla gelecek çok seçenek var ama ben listeyi çok uzatmadan en güzel girişi olan şarkılardan birkaç örnek veriyorum.
teoman - ne ekmek ne de su
özlem tekin - duvaksız gelin
murat kekilli - salını salını
bora duran - sana doğru
mabel matiz- öyle kolaysa
kayahan - elmanın yarısı.
teoman - ne ekmek ne de su
özlem tekin - duvaksız gelin
murat kekilli - salını salını
bora duran - sana doğru
mabel matiz- öyle kolaysa
kayahan - elmanın yarısı.
devamını gör...
kapadokya
tarihte kapadokya denilen bölge zaman zaman değişiklik göstermiştir. en net kapadokya tabiri , roma imparatoru agustus döneminde coğrafyacı strabo tarafından yazılan ''geographika'' adlı kitabında geçer. buna göre kapadokya, güneyde toros dağları, doğuda malatya, batıda aksaray ve kuzeyde karadeniz' e kadar olan bölümdür. fakat günümüzde daha çok nevşehir için kullanılır.
tarihinde büyük iskender sonrası dönemde bağımsız bir kapadokya krallığı kurulmuştur. ardından romalılara katılınmış.
hristiyanlık için çok önemli bir bölgedir. pagan romalılar tarafından eziyet gören hrisriyanlar bu bölgeye kaçıp kayalarda yaşamaya başlamıştır. ayrıca günümüzde kabul edilen 4 incil bölümüde bu bölgeden çıkmıştır. daha sonra farklı hristiyan görüşlerine de ev sahipliği yapmıştır.
nevşehirli olarak bir gezi rehberi yazacağım. ilk olarak burası 1 haftada gezilecek bir bölge bence değil. bazı yerlerde yürüyüşler yapmalısınız. kamp yapmayı vs kesinlikle öneririm. ve müzeler için muzekart bence alınmalı.
bireysel olarak turlar harici gezerseniz daha çok şey görürsünüz.
nevşehir kalesi merkezdedir. bizanslardan kalma bir yapıdır. yaya olarak gitmek zordur fakat araçla yolu ve otoparkı var. altında bir yeraltı şehri bulundu ve çalışmalar hala devam ediyor, tam açık değil. ama kale açık ve ücretsizdir. manzarası fena değildir. kalenin burçlarından biri yıkıktır, bu savaştan değil yıldırım düşmesinden olmuştur. eskiden kalenin etrafında evler vardı fakat sonra kentsel dönüşüm denilerek bu evler yıkıldı. onların harabeleri hala duruyor kısmen. bu evlerin altında
yer altı şehrine ve kaleye açılan gizli tüneller vardı. (bizzat gördüm bir akrabamızın evi vardı burada)
kalenin yakınlarında kurşunlu cami vardır ama uzun süredir tadilatta son durumu hakkında net bilgim yok. kalenin güney tarafında bir eski kilise vardır. yanılmıyorsam meryem ana kilisesiydi. eski bir hapishanedir. şu an için kapalı. restorasyon yapılacağı söyleniyor. yakınlarında yıkık bir okul ve bahçesinde eski bir manastıra ait çan kulesi vardır. biraz dardır ama çıkılıyor. daha güneyi göre denilen bölgedir. birçok eski ev ve manastır vardır ama yaya gitmek biraz zorlayabilir.



kaymaklı yeraltı şehri en büyük 2. yeraltı şehridir. mutlaka gidilmelidir. giriş ücretli. tüneller biraz dardır karınca yuvasını andırır. ıçeride kaybolabilirsiniz o yüzden tabelaları takip edin. ışık olmayan tünellere girmenizi tavsiye etmem. neden bilmiyorum ama normalde gidilmeyen ışık olmayan tüneller var fakat girişleri açık. ben biraz ilerlemiştim fakat pek güven vermedi, normalde bazı bölgeler riskli diye açılmaz o alanlara çıkıyor olabilirler. yeraltı şehri dışında kaymaklıda bildiğim bir şey yok. ardında derinkuyu gelir. orada en büyük yeraltı şehri vardır (nevşehir kalesinin altında bulunan son yer sayılmazsa)
fakat gezerken neden bilmiyorum bana diğerinden daha küçük gibi geldi. buranın yapısı kaymaklıdakinden daha farklıdır. tüneller daha geniştir iki büklüm yürümek zorunda kalmazsınız. aynı şekilde karanlığa gitmeyin :)
ayrıca derinkuyu yeraltı şehrinin hemen yanında üzümlü kilise diğer adıyla aziz theodoros trion kilisesi vardır harika bir yapıdır. fakat sahipsizdir etrafı ve duvarlarını pislik götürür umarım devlet en kısa sürede ilgilenir. ıçerisine giriş yoktur. girişin iki yanında dönen taş sütunlar vardır. bunlar deprem testi içindir. bir depremden sonra bu taşların dönüp dönmediğine bakılır eğer dönüyorlar ise temelde sıkıntı yoktur sağlamdır. eğer dönmüyor ise temelde hasar vardır.

uçhisar bölgesi yine en meşhur yerlerdendir. merkeze yakındır. ben merkezden buraya yürüyerek gelip giderdim (fakat ben alışık olduğumdan yoksa yorucudur)
merkezinde uçhisar kalesi vardır. kaleyi mutlaka ziyaret edin harika bir manzarası vardır kapadokyanın çoğu görülür, temiz havalarda erciyes dağı gayet net gözlemlenebilir. girişi ücretlidir fakat orman ve su işleri bakanlığına bağlı olduğu için müzekart geçmez. öğrenci 4 tam 8 tl giriş ücreti vardır. (fiyatlar değişebilir eskiden daha ucuzdu). bu kale romalılardan kalmadır. içinde pek gezilmez daha çok dışarısı ve üstünde geziliyor. selçuklu döneminde ise karakol olarak kullanılmıştır. çıkması zor değildir normal basamaklı merdivenleri vardır sadece biraz çok olduğu için yorucudur. dürbününüz varsa çıkarken mutlaka yanınıza alın. kalenin yanında hemen bitişiğinde bir kaya daha vardır büyük, ona çıkılmaz. aslında çıkmak için yol vardır kalenin arkasında ama yasaktır. eskiden o bölümün tepesine tırmanır üstünde kitap okurdum manzara esliğinde ama 2 sene falan önce gittiğimde çok çatlaklar olduğunu gördüm bu yüzden denemeyin risklidir bende artık gitmiyorum. kalenin etrafında çokça hediyelik eşya dükkanı vardır. ayrıca altında develere vs binebilirsiniz.
yine uçhisarda ufak konaklama yerleri vardır onların fiyatları vs konusunda bilgim yok.
yine bölgedeki en meşhur şeylerden birisi güvercinlik vadisidir. tepeden izlemeside vadide yürümekte çok zevklidir. mutlaka tavsiye ederim. kışın gitmek yerine yazın gitmek daha iyi olacaktır. kışın etraf kuru ağaçlarla dolu oluyor yazın daha yeşillik. bu güvercinliklerde kuşlar yaşar asıl amaçları şudur. kuşlar buralara idrarını yapar güvercinlik sahibi kişi ise belli aralıklarla bunları toplayıp gübre yapar.
aracınız yoksa yakın ilçelerin hepsinden uçhisara otobüs gidiyor. kendiniz dolaşarak yine başka şeylerde keşfedebilirsiniz. dükkanları ziyaret etmeyi unutmayın.



diğer büyük yer ve ilçe ise ürgüptür. en meşhur şeyi 3 güzellerdir. atv turları mevcuttur. tarihi olarak aşırı fazla şey yoktur burada pek öyle diğerleri kadar çok kilise yoktur. ama çokça şaraphane ve oteli mevcuttur. burası şarapları ile meşhurdur. denemenizi mutlaka öneririm. ayrıca her bütçeye göre konaklayacak yerde bulabilirsiniz. güzel bir akşam yemeği için iyi bir yer olur.

göreme yine merkeze yakın bir bölgedir. en çok rağbet gören yerlerden biridir. içerisinde konaklayacak bolca yer, harika restoranlar, at ve atv turları yapılan yerler vardır. en önemli yeri ise göreme açık hava müzesidir. merkeze otobüsle gelip müzeye rahatlıkla yürüyebilirsiniz. giriş ücretlidir muzekart geçer. kesinlikle girmeniz gereken bir yerdir içerisinde birçok kilise vardır. sadece içerisinde bulunan karanlık kiliseye girmek için ekstra para ödemeniz gerekiyor ve müzekart geçmiyor. göremeseniz fazla kaybınız olmaz ama imkanınız varsa tavsiye ederim. burası kapalı kalıp güneş ışığı vs almadığı için içerdeki çizimler çok daha canlıdır. yine açık hava müzesi içerisinde bazı yerlerde açık mezarlar vardır (iskeletler gözükür) ve kilise içleri ve girişlerinde bulunan bazı insan boyutlarında çukurlar vardır. tıpkı mezar gibi ama yükselti yerine alçaltı var. bunlar mezarlardır. kapadokyanın her yerinde bunlardan görebilirsiniz. saygı açısından üstlerine basmamanız rica olunur. bazı kişiler bunların içine çöp vs atıyorlar çukur olduğu için. yine kilise içerisinde flash açık resim çekmek yasaktır etrafta uyarı vardır yine. flashlar resimlere zarar verir. göreme merkezinden gelirken hemen açık hava müzesinin gerisinde yolun solunda bir kilise daha var açık hava müzesine girdiyseniz orasıda ücretsiz aynı biletle giriliyor. orasıda harikadır. hatta karanlık kiliseye benziyor biraz. yine açık hava müzesinin dışında etrafı gezin kayalara falan çıkın dolaşın. yine göremede kamp yapabileceğiniz harika alanlarda mevcuttur(açık hava müzesi yakınlarında vardı)
açık hava müzesine merkezden giderken saklı kilise ve el nazar kilisesi tabelalarını göreceksiniz. yolun dışında arazilerin içinde bulunurlar çok yakın değildir biraz yorar. araçla gidilmez yürümeniz lazım ve tek kaya odadan oluşurlar. bu yüzden o yol bir oda için çekilir mi karar size kalmış. genelde insanlar bu duruma kızıyor ondan yazdım yoksa ben giderim. göreme açık hava müzesinin ilerisinde ortahisara giderken yolun kenarında aynalı kilise vardır. güzeldir öneririm. göreme merkezde de 1-2 tane ufak kilise vardır.
gezin dolaşın, kendiniz bir şeylerde keşfedeceksiniz. yine sabah erken saatlerde buradan balonları seyredebilirsiniz. fakat güneş doğmadan gelin.


göremeden avanosa giderken yolda çavuşin köyü vardır. burada ücretli bir müze vs yoktur. ziyaret etmenizi öneririm. ve bolca şey vardır. kasaba merkezinde çavuşin kilisesi vardır yol kenarı en son kapalıydı ama açılırsa mutlaka gidin. buranın asıl olayı köy merkezinde değildir. köyün arka tarafındaki bölgedir. oraya araçla gidilmez yaya veya at ile gideceksiniz. oldukça yorucu ama eğlencelidir. buraya turlar gelmez bireysel olarak gelmelisiniz. zaman zaman vadilerin içinden zaman zaman vadilerin üstünden gider yolu. etrafta ağaçlar ve kiliseler vardır. kolonlu kilise, güllüdere kilisesi vs birçok harika yer mevcuttur. bireysel olarak benim en sevdiğim yerdir çünkü pek turist olmadığı için sakindir. yürüyen başka insanları görebilirsiniz. tedarikli gelmeyi unutmayın. arka tarafta vadilerde gezerken bir konuda biraz dikkatli olun çünkü yanlış yola girerseniz bu kiliselerin çoğunu göremeden ortahisara gidersiniz. bu bölge en az 1 gününüzü alır. çavuşin köy merkezinden kuzeye (avanosa) giden yol ikiye ayrılır. sağdaki (kuzey doğuya dönen) yol zelve açık hava müzesine gider. çavuşinden zelve açık hava müzesine yürüyerek gidilebilir biraz yorar. yolda paşabağları örenyeri vardır. eskiden normal geçen gidenin girebildiği bir yerdi ama yeni özelleştirildi. yandan paşabağın dışından zelveye giden ayrı bir yol yapıldı direk ordanda gidilebilir uğramadan. zelve açık hava müzesine mutlaka gidin ücretlidir müzekart geçer. harika bir manzarası vardır.



diğer önemli yer ise avanostur. ıçerisinden kızılırmak geçer. kızılırmak yanında piknik yapabilir köprüden ırmağı izleyebilirsiniz. burası çömlekleri ile meşhurdur. toprak kaplar alabilir hatta kendiniz bile yapabilirsiniz. pek müze yoktur burada gezin yiyin için.


ayrıca özkonaka gitmenizide öneririm. burada da ufak bir yeraltı şehri vardır. ve bölgede birkaç kilise bulunur tam yerlerini hatırlamıyorum ama yolda tabelaları vardır.
bir başka yer ise ortahisardır. burada da tıpkı uçhisardaki gibi bir kale vardır. fakat en üstüne kadar çıkılmıyor. yanlış hatırlamıyor isem burada uçhisar gibi ücretli ve kart geçmiyor ama ucuzdu. ortahisar eğer cesaretiniz varsa en çok yürüyeceğiniz yerdir. arazi ve tarlalar arasında birçok kilise vardır ama birbirlerinden uzaktır bundan yorar biraz. ama inanın değer.

aslında başka yerlerde vardır fakat bunlar merkezi ve başlıcalarıdır.
genel uyarı ve tavsiyeler;
uçhisar ve ortahisar kalesi, karanlık kilise hariç her yerde müze kart geçer. bütün müzelerde 18 yaş altı ücretsizdir. özellikle boş arazilerdeki kiliselerde yerel halktan kişileri koyarlar görevli olarak. bazıları 18 yaş altından para almak ister veya muzekart geçersiz derlerse inanmayın yalan söylüyorlar, ısrar edin sakın para vermeyin geri adım atacaklar. rehberim genel olarak bireysel seyahatler için daha uygundur. kamp yapacaklar kullanabilir. kapadokya çok özel bir yerdir ve hakkını verin :)
her türlü bireysel sorunuz ve detaylı bilgi için mesaj atabilirsiniz. hatta seyahatleriniz zamanında nevşehirde olursam bizzat yardımcıda olurum.

kapadokya prensi monion, acta non verba.
(ılerleyen zamanlarda bireysel çektiğim resimleri ekleyeceğim)
tarihinde büyük iskender sonrası dönemde bağımsız bir kapadokya krallığı kurulmuştur. ardından romalılara katılınmış.
hristiyanlık için çok önemli bir bölgedir. pagan romalılar tarafından eziyet gören hrisriyanlar bu bölgeye kaçıp kayalarda yaşamaya başlamıştır. ayrıca günümüzde kabul edilen 4 incil bölümüde bu bölgeden çıkmıştır. daha sonra farklı hristiyan görüşlerine de ev sahipliği yapmıştır.
nevşehirli olarak bir gezi rehberi yazacağım. ilk olarak burası 1 haftada gezilecek bir bölge bence değil. bazı yerlerde yürüyüşler yapmalısınız. kamp yapmayı vs kesinlikle öneririm. ve müzeler için muzekart bence alınmalı.
bireysel olarak turlar harici gezerseniz daha çok şey görürsünüz.
nevşehir kalesi merkezdedir. bizanslardan kalma bir yapıdır. yaya olarak gitmek zordur fakat araçla yolu ve otoparkı var. altında bir yeraltı şehri bulundu ve çalışmalar hala devam ediyor, tam açık değil. ama kale açık ve ücretsizdir. manzarası fena değildir. kalenin burçlarından biri yıkıktır, bu savaştan değil yıldırım düşmesinden olmuştur. eskiden kalenin etrafında evler vardı fakat sonra kentsel dönüşüm denilerek bu evler yıkıldı. onların harabeleri hala duruyor kısmen. bu evlerin altında
yer altı şehrine ve kaleye açılan gizli tüneller vardı. (bizzat gördüm bir akrabamızın evi vardı burada)
kalenin yakınlarında kurşunlu cami vardır ama uzun süredir tadilatta son durumu hakkında net bilgim yok. kalenin güney tarafında bir eski kilise vardır. yanılmıyorsam meryem ana kilisesiydi. eski bir hapishanedir. şu an için kapalı. restorasyon yapılacağı söyleniyor. yakınlarında yıkık bir okul ve bahçesinde eski bir manastıra ait çan kulesi vardır. biraz dardır ama çıkılıyor. daha güneyi göre denilen bölgedir. birçok eski ev ve manastır vardır ama yaya gitmek biraz zorlayabilir.



kaymaklı yeraltı şehri en büyük 2. yeraltı şehridir. mutlaka gidilmelidir. giriş ücretli. tüneller biraz dardır karınca yuvasını andırır. ıçeride kaybolabilirsiniz o yüzden tabelaları takip edin. ışık olmayan tünellere girmenizi tavsiye etmem. neden bilmiyorum ama normalde gidilmeyen ışık olmayan tüneller var fakat girişleri açık. ben biraz ilerlemiştim fakat pek güven vermedi, normalde bazı bölgeler riskli diye açılmaz o alanlara çıkıyor olabilirler. yeraltı şehri dışında kaymaklıda bildiğim bir şey yok. ardında derinkuyu gelir. orada en büyük yeraltı şehri vardır (nevşehir kalesinin altında bulunan son yer sayılmazsa)
fakat gezerken neden bilmiyorum bana diğerinden daha küçük gibi geldi. buranın yapısı kaymaklıdakinden daha farklıdır. tüneller daha geniştir iki büklüm yürümek zorunda kalmazsınız. aynı şekilde karanlığa gitmeyin :)
ayrıca derinkuyu yeraltı şehrinin hemen yanında üzümlü kilise diğer adıyla aziz theodoros trion kilisesi vardır harika bir yapıdır. fakat sahipsizdir etrafı ve duvarlarını pislik götürür umarım devlet en kısa sürede ilgilenir. ıçerisine giriş yoktur. girişin iki yanında dönen taş sütunlar vardır. bunlar deprem testi içindir. bir depremden sonra bu taşların dönüp dönmediğine bakılır eğer dönüyorlar ise temelde sıkıntı yoktur sağlamdır. eğer dönmüyor ise temelde hasar vardır.

uçhisar bölgesi yine en meşhur yerlerdendir. merkeze yakındır. ben merkezden buraya yürüyerek gelip giderdim (fakat ben alışık olduğumdan yoksa yorucudur)
merkezinde uçhisar kalesi vardır. kaleyi mutlaka ziyaret edin harika bir manzarası vardır kapadokyanın çoğu görülür, temiz havalarda erciyes dağı gayet net gözlemlenebilir. girişi ücretlidir fakat orman ve su işleri bakanlığına bağlı olduğu için müzekart geçmez. öğrenci 4 tam 8 tl giriş ücreti vardır. (fiyatlar değişebilir eskiden daha ucuzdu). bu kale romalılardan kalmadır. içinde pek gezilmez daha çok dışarısı ve üstünde geziliyor. selçuklu döneminde ise karakol olarak kullanılmıştır. çıkması zor değildir normal basamaklı merdivenleri vardır sadece biraz çok olduğu için yorucudur. dürbününüz varsa çıkarken mutlaka yanınıza alın. kalenin yanında hemen bitişiğinde bir kaya daha vardır büyük, ona çıkılmaz. aslında çıkmak için yol vardır kalenin arkasında ama yasaktır. eskiden o bölümün tepesine tırmanır üstünde kitap okurdum manzara esliğinde ama 2 sene falan önce gittiğimde çok çatlaklar olduğunu gördüm bu yüzden denemeyin risklidir bende artık gitmiyorum. kalenin etrafında çokça hediyelik eşya dükkanı vardır. ayrıca altında develere vs binebilirsiniz.
yine uçhisarda ufak konaklama yerleri vardır onların fiyatları vs konusunda bilgim yok.
yine bölgedeki en meşhur şeylerden birisi güvercinlik vadisidir. tepeden izlemeside vadide yürümekte çok zevklidir. mutlaka tavsiye ederim. kışın gitmek yerine yazın gitmek daha iyi olacaktır. kışın etraf kuru ağaçlarla dolu oluyor yazın daha yeşillik. bu güvercinliklerde kuşlar yaşar asıl amaçları şudur. kuşlar buralara idrarını yapar güvercinlik sahibi kişi ise belli aralıklarla bunları toplayıp gübre yapar.
aracınız yoksa yakın ilçelerin hepsinden uçhisara otobüs gidiyor. kendiniz dolaşarak yine başka şeylerde keşfedebilirsiniz. dükkanları ziyaret etmeyi unutmayın.



diğer büyük yer ve ilçe ise ürgüptür. en meşhur şeyi 3 güzellerdir. atv turları mevcuttur. tarihi olarak aşırı fazla şey yoktur burada pek öyle diğerleri kadar çok kilise yoktur. ama çokça şaraphane ve oteli mevcuttur. burası şarapları ile meşhurdur. denemenizi mutlaka öneririm. ayrıca her bütçeye göre konaklayacak yerde bulabilirsiniz. güzel bir akşam yemeği için iyi bir yer olur.

göreme yine merkeze yakın bir bölgedir. en çok rağbet gören yerlerden biridir. içerisinde konaklayacak bolca yer, harika restoranlar, at ve atv turları yapılan yerler vardır. en önemli yeri ise göreme açık hava müzesidir. merkeze otobüsle gelip müzeye rahatlıkla yürüyebilirsiniz. giriş ücretlidir muzekart geçer. kesinlikle girmeniz gereken bir yerdir içerisinde birçok kilise vardır. sadece içerisinde bulunan karanlık kiliseye girmek için ekstra para ödemeniz gerekiyor ve müzekart geçmiyor. göremeseniz fazla kaybınız olmaz ama imkanınız varsa tavsiye ederim. burası kapalı kalıp güneş ışığı vs almadığı için içerdeki çizimler çok daha canlıdır. yine açık hava müzesi içerisinde bazı yerlerde açık mezarlar vardır (iskeletler gözükür) ve kilise içleri ve girişlerinde bulunan bazı insan boyutlarında çukurlar vardır. tıpkı mezar gibi ama yükselti yerine alçaltı var. bunlar mezarlardır. kapadokyanın her yerinde bunlardan görebilirsiniz. saygı açısından üstlerine basmamanız rica olunur. bazı kişiler bunların içine çöp vs atıyorlar çukur olduğu için. yine kilise içerisinde flash açık resim çekmek yasaktır etrafta uyarı vardır yine. flashlar resimlere zarar verir. göreme merkezinden gelirken hemen açık hava müzesinin gerisinde yolun solunda bir kilise daha var açık hava müzesine girdiyseniz orasıda ücretsiz aynı biletle giriliyor. orasıda harikadır. hatta karanlık kiliseye benziyor biraz. yine açık hava müzesinin dışında etrafı gezin kayalara falan çıkın dolaşın. yine göremede kamp yapabileceğiniz harika alanlarda mevcuttur(açık hava müzesi yakınlarında vardı)
açık hava müzesine merkezden giderken saklı kilise ve el nazar kilisesi tabelalarını göreceksiniz. yolun dışında arazilerin içinde bulunurlar çok yakın değildir biraz yorar. araçla gidilmez yürümeniz lazım ve tek kaya odadan oluşurlar. bu yüzden o yol bir oda için çekilir mi karar size kalmış. genelde insanlar bu duruma kızıyor ondan yazdım yoksa ben giderim. göreme açık hava müzesinin ilerisinde ortahisara giderken yolun kenarında aynalı kilise vardır. güzeldir öneririm. göreme merkezde de 1-2 tane ufak kilise vardır.
gezin dolaşın, kendiniz bir şeylerde keşfedeceksiniz. yine sabah erken saatlerde buradan balonları seyredebilirsiniz. fakat güneş doğmadan gelin.


göremeden avanosa giderken yolda çavuşin köyü vardır. burada ücretli bir müze vs yoktur. ziyaret etmenizi öneririm. ve bolca şey vardır. kasaba merkezinde çavuşin kilisesi vardır yol kenarı en son kapalıydı ama açılırsa mutlaka gidin. buranın asıl olayı köy merkezinde değildir. köyün arka tarafındaki bölgedir. oraya araçla gidilmez yaya veya at ile gideceksiniz. oldukça yorucu ama eğlencelidir. buraya turlar gelmez bireysel olarak gelmelisiniz. zaman zaman vadilerin içinden zaman zaman vadilerin üstünden gider yolu. etrafta ağaçlar ve kiliseler vardır. kolonlu kilise, güllüdere kilisesi vs birçok harika yer mevcuttur. bireysel olarak benim en sevdiğim yerdir çünkü pek turist olmadığı için sakindir. yürüyen başka insanları görebilirsiniz. tedarikli gelmeyi unutmayın. arka tarafta vadilerde gezerken bir konuda biraz dikkatli olun çünkü yanlış yola girerseniz bu kiliselerin çoğunu göremeden ortahisara gidersiniz. bu bölge en az 1 gününüzü alır. çavuşin köy merkezinden kuzeye (avanosa) giden yol ikiye ayrılır. sağdaki (kuzey doğuya dönen) yol zelve açık hava müzesine gider. çavuşinden zelve açık hava müzesine yürüyerek gidilebilir biraz yorar. yolda paşabağları örenyeri vardır. eskiden normal geçen gidenin girebildiği bir yerdi ama yeni özelleştirildi. yandan paşabağın dışından zelveye giden ayrı bir yol yapıldı direk ordanda gidilebilir uğramadan. zelve açık hava müzesine mutlaka gidin ücretlidir müzekart geçer. harika bir manzarası vardır.



diğer önemli yer ise avanostur. ıçerisinden kızılırmak geçer. kızılırmak yanında piknik yapabilir köprüden ırmağı izleyebilirsiniz. burası çömlekleri ile meşhurdur. toprak kaplar alabilir hatta kendiniz bile yapabilirsiniz. pek müze yoktur burada gezin yiyin için.


ayrıca özkonaka gitmenizide öneririm. burada da ufak bir yeraltı şehri vardır. ve bölgede birkaç kilise bulunur tam yerlerini hatırlamıyorum ama yolda tabelaları vardır.
bir başka yer ise ortahisardır. burada da tıpkı uçhisardaki gibi bir kale vardır. fakat en üstüne kadar çıkılmıyor. yanlış hatırlamıyor isem burada uçhisar gibi ücretli ve kart geçmiyor ama ucuzdu. ortahisar eğer cesaretiniz varsa en çok yürüyeceğiniz yerdir. arazi ve tarlalar arasında birçok kilise vardır ama birbirlerinden uzaktır bundan yorar biraz. ama inanın değer.

aslında başka yerlerde vardır fakat bunlar merkezi ve başlıcalarıdır.
genel uyarı ve tavsiyeler;
uçhisar ve ortahisar kalesi, karanlık kilise hariç her yerde müze kart geçer. bütün müzelerde 18 yaş altı ücretsizdir. özellikle boş arazilerdeki kiliselerde yerel halktan kişileri koyarlar görevli olarak. bazıları 18 yaş altından para almak ister veya muzekart geçersiz derlerse inanmayın yalan söylüyorlar, ısrar edin sakın para vermeyin geri adım atacaklar. rehberim genel olarak bireysel seyahatler için daha uygundur. kamp yapacaklar kullanabilir. kapadokya çok özel bir yerdir ve hakkını verin :)
her türlü bireysel sorunuz ve detaylı bilgi için mesaj atabilirsiniz. hatta seyahatleriniz zamanında nevşehirde olursam bizzat yardımcıda olurum.

kapadokya prensi monion, acta non verba.
(ılerleyen zamanlarda bireysel çektiğim resimleri ekleyeceğim)
devamını gör...
imperator rome
paradox interactive'in ezilmiş, hor görülmüş, dışlanmış, terk edilmiş evden atılmış çocuğu olan strateji oyunudur. bu dediklerim birer mecaz değil. eğer tarihi yanlış hatırlamıyorsam, 30 nisan 2020 itibarıyla bu durum böyle.

oysa ki bu oyundaki potansiyel muazzam, iskender'in imparatorluğu'nun ardılları arasındaki savaşın başladığı (m.ö 303) dönemden oyuna giriş yapıyorsunuz. antik çağda olduğunuz için tüm devlet stratejileriniz de ona göre olmak zorunda kalıyor doğal olarak. isterseniz iskender'in ardıllarından biri, ister küçük bir yunan şehir devleti; ister gücünü pekiştirmiş roma veya kartaca, ister galya ve germania'nın barbar kabilelerinden biri ile başlayın, bu gerçek hep sabit kalacak. antik çağ'ın atmosferi ile oyunun içine çekileceksiniz.
yani, en azından öyle olmalıydı...
16 şubattaki marius güncellemesine kadar oyunun bazı eksikleri vardı o kabul. özellikle bazı savaş mekanikleri ve oyun dinamikleri baya overpowered olabiliyordu. fakat levy-legion sisteminin gelmesiyle artık öyle dilediğiniz gibi asker de basamıyorsunuz. oyun ekonomik ve politik gücünüze bağlı olarak ordu ve donanmanızı da gerçeğe uygun bir şekilde kısıtlıyor. ki bu bana kalırsa oldukça büyük bir artı. elbette bu tür oyunlarda "cheesing" dediğimiz olayı engellemek neredeyse imkansız. fakat yine oyunu düzgün oynamak isteyenler için oldukça güzel bir denge katıyor oyuna. işin daha ekonomik, kültürel kısımları ve belki de savaştan bile çok daha zorlu kısmı olan iç işleri ve yolsuzluk yapan karakterler ile uğraşma kısmına ise hiç değinmeyeceğim bile. yoksa bu tanım uzar da uzar, ve ben o kadar uzun yazmak için çok üşengeçim.
özetlemek gerekirse, şunu demek istemiştim:
bu oyunun akıbeti için çok üzülüyorum. tam kendini düzelttiği ve asıl ilgiyi görmesi gerektiği zamanda paradox kitlesi yüzünü çevirdi, gözünü yumdu bu oyuna. sessiz sedasız kendi başıma oynarken bari boş boş durmayıp az reklamını yapasım geldi. cidden diyorum he, güzel oyun. oynayınız, oynatınız şu mereti...

oysa ki bu oyundaki potansiyel muazzam, iskender'in imparatorluğu'nun ardılları arasındaki savaşın başladığı (m.ö 303) dönemden oyuna giriş yapıyorsunuz. antik çağda olduğunuz için tüm devlet stratejileriniz de ona göre olmak zorunda kalıyor doğal olarak. isterseniz iskender'in ardıllarından biri, ister küçük bir yunan şehir devleti; ister gücünü pekiştirmiş roma veya kartaca, ister galya ve germania'nın barbar kabilelerinden biri ile başlayın, bu gerçek hep sabit kalacak. antik çağ'ın atmosferi ile oyunun içine çekileceksiniz.
yani, en azından öyle olmalıydı...
16 şubattaki marius güncellemesine kadar oyunun bazı eksikleri vardı o kabul. özellikle bazı savaş mekanikleri ve oyun dinamikleri baya overpowered olabiliyordu. fakat levy-legion sisteminin gelmesiyle artık öyle dilediğiniz gibi asker de basamıyorsunuz. oyun ekonomik ve politik gücünüze bağlı olarak ordu ve donanmanızı da gerçeğe uygun bir şekilde kısıtlıyor. ki bu bana kalırsa oldukça büyük bir artı. elbette bu tür oyunlarda "cheesing" dediğimiz olayı engellemek neredeyse imkansız. fakat yine oyunu düzgün oynamak isteyenler için oldukça güzel bir denge katıyor oyuna. işin daha ekonomik, kültürel kısımları ve belki de savaştan bile çok daha zorlu kısmı olan iç işleri ve yolsuzluk yapan karakterler ile uğraşma kısmına ise hiç değinmeyeceğim bile. yoksa bu tanım uzar da uzar, ve ben o kadar uzun yazmak için çok üşengeçim.
özetlemek gerekirse, şunu demek istemiştim:
bu oyunun akıbeti için çok üzülüyorum. tam kendini düzelttiği ve asıl ilgiyi görmesi gerektiği zamanda paradox kitlesi yüzünü çevirdi, gözünü yumdu bu oyuna. sessiz sedasız kendi başıma oynarken bari boş boş durmayıp az reklamını yapasım geldi. cidden diyorum he, güzel oyun. oynayınız, oynatınız şu mereti...
devamını gör...
ölen kişinin ardında bıraktığı yürek burkan şeyler
sandalye kenarındaki hırka ,
bitiremediği bir kitap,
yarım bıraktığı bir hayal,
plan yaptığı bir cumartesi,
vee son kez olduğunu bilemeden sarıldığı insanlar...
bitiremediği bir kitap,
yarım bıraktığı bir hayal,
plan yaptığı bir cumartesi,
vee son kez olduğunu bilemeden sarıldığı insanlar...
devamını gör...
sen kimsin radyo yayını
öncelikle şunu söylemek istiyorum, zugra hanımefendi* aleyhimde ne söylerse yalandır, iftiradır, fel fecirdir.*
ayrıca sarhoştum hatırlamıyorum!
şaka bir yana da, neredeyse sözlüğün açılışından itibaren tanıdığım, zaman zaman sözlüğü beraber yıkıp seyrettiğimiz, gecenin bir köründe herkesin içinde kimsenin bilmediği oyunlar oynadığımız, en az benim kadar deli bir kadın zugra.
umarım dinliyebilirim ama olmazsa da yayın anında gülümseyeceğimi biliyorum.
miko'ya çok geçmiş olsun, zugra'ya da ya o uzaya gidilecek dediğim yayın ayrıca.
herkese keyifli dinlemeler.
ayrıca sarhoştum hatırlamıyorum!
şaka bir yana da, neredeyse sözlüğün açılışından itibaren tanıdığım, zaman zaman sözlüğü beraber yıkıp seyrettiğimiz, gecenin bir köründe herkesin içinde kimsenin bilmediği oyunlar oynadığımız, en az benim kadar deli bir kadın zugra.
umarım dinliyebilirim ama olmazsa da yayın anında gülümseyeceğimi biliyorum.
miko'ya çok geçmiş olsun, zugra'ya da ya o uzaya gidilecek dediğim yayın ayrıca.
herkese keyifli dinlemeler.
devamını gör...
hieronymus bosch
gerçek adı; (bkz: hieronymus van aeken)'dır. doğrudu şehir, hertogenbosh'un bosh'u adına eklenmiştir.
muhafazakar bir şehir olan, , hertogenbosh'ta yaşamış büyümüş ve ölmüştür. koyu bir katoliktir. rönesans sanatçıların arasında en sevdiğim sanatçıdır. çağın ötesindedir. aslında döneminin ressamlarına baktığınızda, onlarla arasındaki farkı çok net görüyorsunuz. resimlerinde tamamiyle düşsel mekanlar, yarı insan yarı hayvan olan öğeler yer alır. bu resimlerde, ahlakçı katolik ressam; iyi-kötü, cennet-cehennemi büyük bir ustalıkla anlatır. anlatımlarındaki fantastik öğeler, inanılmaz ayrıntılı bir tasvirle anlatılmıştır.
bazı resimleri;
1480 yılına ait proda müzesinde bulunan yedi ölümcül günah;
resim kare tablo içindeki 5 daireden oluşur. dairelerden en büyüğü merkeze , diğer dördü ise tablonun köşelerine yerleştirilmiştir.
aslında tablonun adı; ''yedi ölümcül günah ve diğer dördü'dür.
merkezdeki, büyük dairenin merkezinde isa, isanın etrafında ise 7 ölümcül günah betimlenmektedir. bu büyük daire tanrının gözüdür.
köşelerdeki dörtlü ise, ölüm , son yargı, cennet ve cehennem tasviridir.
bildiğiniz gibi yedi ölümcül günah, öfke, kibir, şehvet, tembellik, oburluk, açgözlülük, kıskançlıktır.
''
''
aklımı başımdan alan diğer resmi; 1500 yılında yaptığı ve proda müzesinde bulunan
yeryüzü zevkleri bahçesi'dir.
resim üç bölümden oluşmakta, merkezdeki dünyada, insanın bugün dünyada yaşadığı dünya tasvir edilmiştir. buradaki insanların çıplak olması, cinsellik, oburluk gibi günahlara vurgu yapılmaktadır.
sol taraftaki cenette yaratılış ve cennetten kovulma anlatılmaktadır. insanın dünyevi zevlerinin sonunda, yani sağda ise cehennem bizi beklemektedir.
inançsız insanları bile etkilemeyi başaran bir tablo bana kalırsa. gerçekten muhteşem..
''
''
1500 yılında yaptığı saman arabası, ispanya kralı ıı. felipe tarafından alınmış . yazmaktan yoruldum o yüzden burada bırakıyorum.
günah ve günahın cezalandırılmasına vurgu, dini tasvirler, günahlar gene burada da ön planda. en çokta açgözlülük.
''
''
muhafazakar bir şehir olan, , hertogenbosh'ta yaşamış büyümüş ve ölmüştür. koyu bir katoliktir. rönesans sanatçıların arasında en sevdiğim sanatçıdır. çağın ötesindedir. aslında döneminin ressamlarına baktığınızda, onlarla arasındaki farkı çok net görüyorsunuz. resimlerinde tamamiyle düşsel mekanlar, yarı insan yarı hayvan olan öğeler yer alır. bu resimlerde, ahlakçı katolik ressam; iyi-kötü, cennet-cehennemi büyük bir ustalıkla anlatır. anlatımlarındaki fantastik öğeler, inanılmaz ayrıntılı bir tasvirle anlatılmıştır.
bazı resimleri;
1480 yılına ait proda müzesinde bulunan yedi ölümcül günah;
resim kare tablo içindeki 5 daireden oluşur. dairelerden en büyüğü merkeze , diğer dördü ise tablonun köşelerine yerleştirilmiştir.
aslında tablonun adı; ''yedi ölümcül günah ve diğer dördü'dür.
merkezdeki, büyük dairenin merkezinde isa, isanın etrafında ise 7 ölümcül günah betimlenmektedir. bu büyük daire tanrının gözüdür.
köşelerdeki dörtlü ise, ölüm , son yargı, cennet ve cehennem tasviridir.
bildiğiniz gibi yedi ölümcül günah, öfke, kibir, şehvet, tembellik, oburluk, açgözlülük, kıskançlıktır.
''
''aklımı başımdan alan diğer resmi; 1500 yılında yaptığı ve proda müzesinde bulunan
yeryüzü zevkleri bahçesi'dir.
resim üç bölümden oluşmakta, merkezdeki dünyada, insanın bugün dünyada yaşadığı dünya tasvir edilmiştir. buradaki insanların çıplak olması, cinsellik, oburluk gibi günahlara vurgu yapılmaktadır.
sol taraftaki cenette yaratılış ve cennetten kovulma anlatılmaktadır. insanın dünyevi zevlerinin sonunda, yani sağda ise cehennem bizi beklemektedir.
inançsız insanları bile etkilemeyi başaran bir tablo bana kalırsa. gerçekten muhteşem..
''
''1500 yılında yaptığı saman arabası, ispanya kralı ıı. felipe tarafından alınmış . yazmaktan yoruldum o yüzden burada bırakıyorum.
günah ve günahın cezalandırılmasına vurgu, dini tasvirler, günahlar gene burada da ön planda. en çokta açgözlülük.
''
''
devamını gör...


