normal sözlük'e veda
devamını gör...
lazarus fenomeni
oto-resüsitasyon veya bilinen terminolojisi ile lazarus fenomeni ,kardiyo-pulmoner canlandırma (cpr) çabasının sona erdirilmesinden bir süre sonra spontan dolaşım ve solunumun dış müdahale olmaksızın geri gelmesidir(ama aradan geçen zaman konusunda kesin bir şey söylemek mümkün değildir).kısaca 'dirilme' olarak da tanımlanabilir.
literatüre oldukça az bildirilen bir durumdur ama gerçekte ,bildirildiğinden daha sık olarak yaşandığı düşünülmektedir.nadir rastlandığından ve ilgi çekici bir durum olduğundan dolayı zaman zaman basında da yer alabilmektedir.
acil tıp veya yoğun bakım ekibinin bu durumla karşılaşmaması adına, vakanın ekg'ye yeniden bağlanması ve buradaki izoelektrik hat çizgisinin kesintisiz şekilde düz olduğunun görülmesi önerilir.
literatüre oldukça az bildirilen bir durumdur ama gerçekte ,bildirildiğinden daha sık olarak yaşandığı düşünülmektedir.nadir rastlandığından ve ilgi çekici bir durum olduğundan dolayı zaman zaman basında da yer alabilmektedir.
acil tıp veya yoğun bakım ekibinin bu durumla karşılaşmaması adına, vakanın ekg'ye yeniden bağlanması ve buradaki izoelektrik hat çizgisinin kesintisiz şekilde düz olduğunun görülmesi önerilir.
devamını gör...
sözlükte devrim sinyallerinin verilmesi
devamını gör...
connecticut
eyaletin ismi kızılderili algonkin dilinde, gelgitli uzun nehrin dışında anlamındaki quinnehtukqut kelimesinden geliyor.
devamını gör...
mihriban
içimde her bir satırına ayrı öyküler yazma isteği uyandıran şiirdir. ister şiir olarak oku, ister sayın musa eroğlu'ndan dinle; olmayan aşkın bile acısını çekersin.
devamını gör...
eşine 12 lira bırakarak canına kıyan genç
maalesef bu arkadaş gibi çıkış yolu bulamayıp intihar eden ama malum kanallarda haber olamayan çok sayıda vatandaşımız var... söylenecek tek bir kelime yok; ülkenin bu duruma düşmesine sebep olanların yanına kalmaması dileği ile...
devamını gör...
mükemmel boşluk
güzel bir redd albümü şarkıların çoğu hit. sözler çok güzel müzikte öyle. son yıllarda bu kadar güzel çok az yeni şey çıktı özellikle türkiye'de rock müzik öldü ölmek üzere. bu çağda albüm yapmak öyle kolay değil. özellikle sevdiğimiz gruplar ya dağıldı ya da yeni bir şey yapmıyorlar.
bu kadar az ve kalitesiz şeylerin üretildiği bir ülkede bu kadar güzel ve kaliteli bir albümün yapılması çok güzel.
favorim onlar bile üzülürler.
bu kadar az ve kalitesiz şeylerin üretildiği bir ülkede bu kadar güzel ve kaliteli bir albümün yapılması çok güzel.
favorim onlar bile üzülürler.
devamını gör...
mutlu ol bu bir emirdir
eleştiri gerçek bilgiler ve yaşanmışlıklar üzerinden yapılması gereken titiz bir iştir.
şayet eleştirmek istediğiniz konunun, temel dayanaklarını bilmiyor, o konuyu üstün körü geçip, sırf yapmış olmak için yapıyorsanız baltayı taşa vurursunuz.
mutlu ol! bu bir emirdir'de ne yazık ki böyle bir yapımdır.
birincisi türkiye cumhuriyeti tarihinde türk halk müziği'nin yasaklandığı bir dönem olmamıştır.
vardır diyen, buna sinan çetin'de dâhil yalan söylemiş olur. çok zor işler değil bunlar. biraz titizseniz, biraz araştırmacıysanız gerçeğe ulaşırsınız. yalancıların da mumu böylece ancak yatsıya kadar yanar.
buna benzer bir olay var mıdır peki? evet vardır. türk sanat müziği ile ilgili bir yasaklamaya gidilmiştir.
bu işi yapan da musa süreyya beydir. zaten çarpıtmanın temeli de burada başlıyor.
1927'den 1934'e kadar devlet radyosu özel fasıl programları dahi yayınlıyordu. arşivlerde mevcuttur.
musa süreyya bey gibi işgüzarların saçmalamasıyla, bu yayınlar durdurulmuştur. bu da dokuz ay sürmüştür.
peki, yayınlar yeniden nasıl başlamıştır? mustafa kemal'in bir akşam savarona'da, fasıl dinlemek istemesi üzerine, paçası tutuşan işgüzarlar yayınları yeniden başlatmıştır.
bir yönetmen düşününüz, bir konu hakkında kısa bir film çekecek ama o olayın gerçeğini bilmiyor!
yasağı eleştirecek ama yasağın neye geldiğini bilmiyor! yasağı koyanı eleştirecek ama kim tarafından koyulduğunu bilmiyor! ortaya karışık bir bilgi kirliliği sunuyor. seç beğen al!
hazır bilgiye alışmış (doğru yanlış fark etmez) bu milletin mümtaz evlatları da hemen onu bağrına basıyor.
sinan bey'e madem böyle bir konuya el atmış, eleştirmesi için yaşanmış bir mevzu sunmak lazım.
mustafa kemal döneminde ''riyaset-i cumhur fasıl heyeti'' diye sanat musikisi icra eden bir yapı var. ölümünden sonra kaldırmışlar. senfoni orkestrası ise yerinde duruyor.
bir el atıversin bu olaya! beethoven öyle mi güzel, böyle mi güzel çıksın ortaya!
şayet eleştirmek istediğiniz konunun, temel dayanaklarını bilmiyor, o konuyu üstün körü geçip, sırf yapmış olmak için yapıyorsanız baltayı taşa vurursunuz.
mutlu ol! bu bir emirdir'de ne yazık ki böyle bir yapımdır.
birincisi türkiye cumhuriyeti tarihinde türk halk müziği'nin yasaklandığı bir dönem olmamıştır.
vardır diyen, buna sinan çetin'de dâhil yalan söylemiş olur. çok zor işler değil bunlar. biraz titizseniz, biraz araştırmacıysanız gerçeğe ulaşırsınız. yalancıların da mumu böylece ancak yatsıya kadar yanar.
buna benzer bir olay var mıdır peki? evet vardır. türk sanat müziği ile ilgili bir yasaklamaya gidilmiştir.
bu işi yapan da musa süreyya beydir. zaten çarpıtmanın temeli de burada başlıyor.
1927'den 1934'e kadar devlet radyosu özel fasıl programları dahi yayınlıyordu. arşivlerde mevcuttur.
musa süreyya bey gibi işgüzarların saçmalamasıyla, bu yayınlar durdurulmuştur. bu da dokuz ay sürmüştür.
peki, yayınlar yeniden nasıl başlamıştır? mustafa kemal'in bir akşam savarona'da, fasıl dinlemek istemesi üzerine, paçası tutuşan işgüzarlar yayınları yeniden başlatmıştır.
bir yönetmen düşününüz, bir konu hakkında kısa bir film çekecek ama o olayın gerçeğini bilmiyor!
yasağı eleştirecek ama yasağın neye geldiğini bilmiyor! yasağı koyanı eleştirecek ama kim tarafından koyulduğunu bilmiyor! ortaya karışık bir bilgi kirliliği sunuyor. seç beğen al!
hazır bilgiye alışmış (doğru yanlış fark etmez) bu milletin mümtaz evlatları da hemen onu bağrına basıyor.
sinan bey'e madem böyle bir konuya el atmış, eleştirmesi için yaşanmış bir mevzu sunmak lazım.
mustafa kemal döneminde ''riyaset-i cumhur fasıl heyeti'' diye sanat musikisi icra eden bir yapı var. ölümünden sonra kaldırmışlar. senfoni orkestrası ise yerinde duruyor.
bir el atıversin bu olaya! beethoven öyle mi güzel, böyle mi güzel çıksın ortaya!
devamını gör...
başörtülü biri ile evlenmek
bu ayrimcaliklar ne zaman bitecek.hepimiz insanız hepimiz kardeşiz açık ,kapalı,farketmeden yapmayın lütfen şöyle .içi temiz olsun insan olsun ilkönce açık kapalı farketmez .
devamını gör...
mustafa kemal'e sevgi duymama özgürlüğü
sevmek zorunda değilsiniz ama saygı duymak zorundasınız.
devamını gör...
sidney opera evi

sidney'in sembolü olan bu yapı danimarkalı mimar jørn utzon tarafından tasarlanmıştır. utzon bu eseri ile pritzker mimarlık ödülü'nü kazanmıştır. utzon binayı tasarlarken, kuş kanatlarından, bulutlardan, deniz kabuklarından, palmiye ağaçlarından ilham almıştır. ünlü eser, 2007'de unesco dünya kültür mirasları listesi'ne eklenmiştir. binanın inşasında on bin işçi çalışmıştır. 20 ekim 1973'te kraliçe ıı.elizabeth tarafından açılışı gerçekleştirilmiştir.

inşasına 1959 yılında başlanmış olan yapı, 1973 yılında resmi olarak açılmıştır. 7 milyon dolara mal olması beklenirken, tam olarak 102 milyon avustralya dolarına mal olmuştur.
devamını gör...
kafede kitap okuyan tip
dışarıda kahve içerken kitap okumak istemiştir
devamını gör...
gereksiz yere pahalı olan şeyler
hijyenik ped. keyfimizden satın almıyoruz bu ürünü. ihtiyaç. azcık insaf.
devamını gör...
geceye tatsız bir hayat kuralı bırak
sevdiklerin birer birer bu dünyadan göç ederken hiçbir şey elden gelmeyecek.
devamını gör...
i wanna be yours
kulun köpeğin olayım, yine de senin olayım temalı arctic monkeys şarkısı.
sözlerini yazalım.
ı wanna be your vacuum cleaner
breathing in your dust
ı wanna be your ford cortina
ı will never rust
ıf you like your coffee hot
let me be your coffee pot
you call the shots babe
ı just wanna be yours
secrets ı have held in my heart
are harder to hide than ı thought
maybe ı just wanna be yours
ı wanna be yours, ı wanna be yours
wanna be yours, wanna be yours, wanna be yours
let me be your 'leccy meter and ı'll never run out
and let me be the portable heater that you'll get cold without
ı wanna be your setting lotion (ı wanna be)
hold your hair in deep devotion (how deep?)
at least as deep as the pacific ocean
ı wanna be yours
secrets ı have held in my heart
are harder to hide than ı thought
maybe ı just wanna be yours
ı wanna be yours, ı wanna be yours
wanna be yours, wanna be yours, wanna be yours
wanna be yours, wanna be yours, wanna be yours, wanna be yours
ı wanna be your vacuum cleaner
breathing in your dust
ı wanna be your ford cortina
ı will never rust
ı just wanna be yours (wanna be yours)
ı just wanna be yours (wanna be yours)
ı just wanna be yours (wanna be yours)
sözlerini yazalım.
ı wanna be your vacuum cleaner
breathing in your dust
ı wanna be your ford cortina
ı will never rust
ıf you like your coffee hot
let me be your coffee pot
you call the shots babe
ı just wanna be yours
secrets ı have held in my heart
are harder to hide than ı thought
maybe ı just wanna be yours
ı wanna be yours, ı wanna be yours
wanna be yours, wanna be yours, wanna be yours
let me be your 'leccy meter and ı'll never run out
and let me be the portable heater that you'll get cold without
ı wanna be your setting lotion (ı wanna be)
hold your hair in deep devotion (how deep?)
at least as deep as the pacific ocean
ı wanna be yours
secrets ı have held in my heart
are harder to hide than ı thought
maybe ı just wanna be yours
ı wanna be yours, ı wanna be yours
wanna be yours, wanna be yours, wanna be yours
wanna be yours, wanna be yours, wanna be yours, wanna be yours
ı wanna be your vacuum cleaner
breathing in your dust
ı wanna be your ford cortina
ı will never rust
ı just wanna be yours (wanna be yours)
ı just wanna be yours (wanna be yours)
ı just wanna be yours (wanna be yours)
devamını gör...
astral seyahat
astral seyahat ruhun göbek kısmındaki bir kordon ile ayrılarak gerçek zamanlı olarak dolaşmasıdır. zamanında çok fazla araştırma yapmıştım, astral seyahat yapmak için beynin uyku durumuna geçmemesi ve ruhsal olarak çok sakin olmamız gerekiyormuş. söylenenlere göre astral boyutta uzaya bile çıkabiliyormuşuz. ve hz. mevlana'nın da astral seyahat yaptığı söyleniyor. ben ne kadar isteyerek yapmaya çalışsam da beceremedim. ama istemsiz olarak bir kere yaşadığım bir durumum vardı.
ben lise yaşlarındayım o zamanlar. yazları 70 haneli küçük bir köyde çiftçilik yapıyoruz kışın ise ilçeye gelip okul hayatımı sürdürüyorum. işte astral seyahat anım köyde geçirdiğimiz bir yaz gününde yaşanıyor.
ailemin bir işi çıkmıştı, o zamanlar, ilçeye gitmeleri gerekiyordu. yaklaşık 1 hafta köyde yalnız kalmam gerekiyordu. yalnız kalmam gerekiyordu çünkü kurban için bir tane kuzu almıştık hayvana bakacak birilerinin olması gerekiyordu. neyse ilk günler biraz bekar hayatı yaşamakta zorlandım. yemek, bulaşık, bahçe işleri falan. tabi bilenler bilir köyde boş durulmaz illaki ufak tefek işler vardır. günümü dolu dolu geçiriyordum.
sabah 10-11 gibi kalkıyor kahvaltı yapmadan evcil güvercinlerimi besliyordum. tabi kedi gelirse diye kuşların başında beklemem gerekiyordu. ardından kuşları kümese koyup kahvaltımı yapıyor ardından koyunu beslemeye gidiyordum. sürekli aynı otlardan da yemiyordu, bahçede her ottan 1-2 demet olacak şekilde ellerimle besliyordum. o sırada telefonumda olan 8 şarkıyı en baştan tekrar tekrar dinliyordum. koyunu besledikten sonra yaz öğle sıcakları malûm eve hapsediyor insanı. serinlik çökene kadar evde oyalanıyordum. tam da bu oyalanma sırasında resim çizmeye bile başlamıştım. hava kararmadan hayvanları bir daha besliyor, ve telle çevrilmiş bahçenin kapısını zombiler basacakmış gibi sıkıca bağlıyordum. yani o günlerde mental olarak o kadar pozitif, o kadar dingin o kadar rahattım ki hayatımda ruhsal olarak en iyi zamanlarımdı.
kusura bakmayın o zamanlarda neler yaptığımı bir bir anlattım şimdi astral seyahati anlatmaya geçeyim. yukarıda anlattığım rutin işleri yaptığım bir günün akşamıydı. saat 2 civarı uykum yok ama saat geç oldu uyuyayım diye yatağa girdim. uykumda (uyku mu astral seyahat mi bende bilmiyorum ama garip bir şeyler var) süzülerek evden ayrıldığımı ve sanki seyahat halindeki bir arabanın üzerine çıkmışım ama araba pamuktan, o kadar hafif süzülüyorum. köy yolundan süzülerek köyden çıktığımı hatırlıyorum. ve o zamanlar köyden 7km uzakta pancar ektiğimiz tarla var. süzülerek tarla yoluna girdiğini ve bizim komşu tarlada mavi bir tank (su tankı) gördüğümü hatırlıyorum. daha fazla detayı hatırlayamadım zaten uykum bu kısımda bir gürültü ile bölündü. uyuduğum odanın demir korkuluklarına birisi vuruyordu.* evde yalnızım telle çevrili bahçenin kapısını sıkıca bağlamışım nasıl olur da korkuluğa birisi vurur.* korkudan yataktan kalkıp pencereye bakamadım o sırada. 5-10 dk dinledim dışarıyı ses gelmeyince bir daha, çıkıp pencereye baktım hiçbir şey göremedim.
neyse sabah oldu güneş her yeri aydınlattı. ben her zaman olduğu gibi hayvanları beslemeye çıktım. baktım bahçe kapısı benim bağladığım gibi duruyordu. eee dün beni uyandıran gürültü neydi peki. hala bilmiyorum gürültünün ne olduğunu. bu olayların yaşandığı sırada benim gördüğüm rüya ve astral seyahat hakkında tek bir şey bile hatırlamıyorum. bir kaç gün sonra annem babam ilçeden köye geldiler. oturduk bahçede çay sohbet falan. çizdiğim resimleri gösteriyorum. o sırada birden aklıma geldi, "baba bizim komşu tarladaki mesut abinin hiç mavi tankı var mıydı" diye sordum. mesut'un hiç tankı yoktu dedi. bende rüyada gördüğüm şeyleri anlattım. güldük geçtik öyle.
sonraki gün babamla pancar tarlasına gidip bakacağız suya ihtiyacı var mı yok mu. hazırlandık motorsiklete atladık yola çıktık. tarla yolundaki tepeyi aştığım gibi rüyamda gördüğüm tankın aynısı gördüğüm yerde duruyor. rengi, konumu hepsi gördüğüm gibi. bu yaşadığım olayın beynin bir oyunu mu olduğunu yoksa astral seyahate mi çıktığımı bende tam olarak bilmiyorum. ama emin olduğum bir şey varsa o tankı orada hiç görmedim, babamlar yokken bir kere bile evden çıkıp tarlaya gitmedim. yani tarlaya gitmiş olsam belki gördüm ama fark etmedim, bilinç altımda bunu rüyamda karşıma çıkardı desem öyle bir durumda yok. çok garip bir olaydı. sonrasında astral seyahatin ne olduğunu öğrendim ve yapmak için çok deneme yaptım ama olmadı. bence o zamanki ruhsal dinginliğime ulaşamadığım için yapamıyorum* işte bu da böyle garip bir anıydı
ben lise yaşlarındayım o zamanlar. yazları 70 haneli küçük bir köyde çiftçilik yapıyoruz kışın ise ilçeye gelip okul hayatımı sürdürüyorum. işte astral seyahat anım köyde geçirdiğimiz bir yaz gününde yaşanıyor.
ailemin bir işi çıkmıştı, o zamanlar, ilçeye gitmeleri gerekiyordu. yaklaşık 1 hafta köyde yalnız kalmam gerekiyordu. yalnız kalmam gerekiyordu çünkü kurban için bir tane kuzu almıştık hayvana bakacak birilerinin olması gerekiyordu. neyse ilk günler biraz bekar hayatı yaşamakta zorlandım. yemek, bulaşık, bahçe işleri falan. tabi bilenler bilir köyde boş durulmaz illaki ufak tefek işler vardır. günümü dolu dolu geçiriyordum.
sabah 10-11 gibi kalkıyor kahvaltı yapmadan evcil güvercinlerimi besliyordum. tabi kedi gelirse diye kuşların başında beklemem gerekiyordu. ardından kuşları kümese koyup kahvaltımı yapıyor ardından koyunu beslemeye gidiyordum. sürekli aynı otlardan da yemiyordu, bahçede her ottan 1-2 demet olacak şekilde ellerimle besliyordum. o sırada telefonumda olan 8 şarkıyı en baştan tekrar tekrar dinliyordum. koyunu besledikten sonra yaz öğle sıcakları malûm eve hapsediyor insanı. serinlik çökene kadar evde oyalanıyordum. tam da bu oyalanma sırasında resim çizmeye bile başlamıştım. hava kararmadan hayvanları bir daha besliyor, ve telle çevrilmiş bahçenin kapısını zombiler basacakmış gibi sıkıca bağlıyordum. yani o günlerde mental olarak o kadar pozitif, o kadar dingin o kadar rahattım ki hayatımda ruhsal olarak en iyi zamanlarımdı.
kusura bakmayın o zamanlarda neler yaptığımı bir bir anlattım şimdi astral seyahati anlatmaya geçeyim. yukarıda anlattığım rutin işleri yaptığım bir günün akşamıydı. saat 2 civarı uykum yok ama saat geç oldu uyuyayım diye yatağa girdim. uykumda (uyku mu astral seyahat mi bende bilmiyorum ama garip bir şeyler var) süzülerek evden ayrıldığımı ve sanki seyahat halindeki bir arabanın üzerine çıkmışım ama araba pamuktan, o kadar hafif süzülüyorum. köy yolundan süzülerek köyden çıktığımı hatırlıyorum. ve o zamanlar köyden 7km uzakta pancar ektiğimiz tarla var. süzülerek tarla yoluna girdiğini ve bizim komşu tarlada mavi bir tank (su tankı) gördüğümü hatırlıyorum. daha fazla detayı hatırlayamadım zaten uykum bu kısımda bir gürültü ile bölündü. uyuduğum odanın demir korkuluklarına birisi vuruyordu.* evde yalnızım telle çevrili bahçenin kapısını sıkıca bağlamışım nasıl olur da korkuluğa birisi vurur.* korkudan yataktan kalkıp pencereye bakamadım o sırada. 5-10 dk dinledim dışarıyı ses gelmeyince bir daha, çıkıp pencereye baktım hiçbir şey göremedim.
neyse sabah oldu güneş her yeri aydınlattı. ben her zaman olduğu gibi hayvanları beslemeye çıktım. baktım bahçe kapısı benim bağladığım gibi duruyordu. eee dün beni uyandıran gürültü neydi peki. hala bilmiyorum gürültünün ne olduğunu. bu olayların yaşandığı sırada benim gördüğüm rüya ve astral seyahat hakkında tek bir şey bile hatırlamıyorum. bir kaç gün sonra annem babam ilçeden köye geldiler. oturduk bahçede çay sohbet falan. çizdiğim resimleri gösteriyorum. o sırada birden aklıma geldi, "baba bizim komşu tarladaki mesut abinin hiç mavi tankı var mıydı" diye sordum. mesut'un hiç tankı yoktu dedi. bende rüyada gördüğüm şeyleri anlattım. güldük geçtik öyle.
sonraki gün babamla pancar tarlasına gidip bakacağız suya ihtiyacı var mı yok mu. hazırlandık motorsiklete atladık yola çıktık. tarla yolundaki tepeyi aştığım gibi rüyamda gördüğüm tankın aynısı gördüğüm yerde duruyor. rengi, konumu hepsi gördüğüm gibi. bu yaşadığım olayın beynin bir oyunu mu olduğunu yoksa astral seyahate mi çıktığımı bende tam olarak bilmiyorum. ama emin olduğum bir şey varsa o tankı orada hiç görmedim, babamlar yokken bir kere bile evden çıkıp tarlaya gitmedim. yani tarlaya gitmiş olsam belki gördüm ama fark etmedim, bilinç altımda bunu rüyamda karşıma çıkardı desem öyle bir durumda yok. çok garip bir olaydı. sonrasında astral seyahatin ne olduğunu öğrendim ve yapmak için çok deneme yaptım ama olmadı. bence o zamanki ruhsal dinginliğime ulaşamadığım için yapamıyorum* işte bu da böyle garip bir anıydı
devamını gör...
kızını zorla tesettüre sokan aile
yukarıdaki bir yazarın hâyâl ürünü dediğinde aslında gözlerini bu tür olaylara ne kadar kapattığını gördüğüm ve maalesef ki çevremdeki insanların bizzat yaşadığı durumdur. bu, güya dinî açıdan çocuğuna iyilik yaptığını düşünen güruh, aslında o çocuğun birey oluşunu hiçe saymaktadır. bunun maalesef ki en kötü örneğine bizzat tanıklık ettim. henüz ilköğretim öğrencisi iken en yakın arkadaşlarımdan birinin ailesi bu zorlamanın yolunu yapmaktaydı. ardından liseye geçtiğimizde arkadaşıma onuncu sınıftayken "eğer kapanmazsan bir daha okula gidemezsin" şeklinde tehditler savurup, üstüne üstlük şiddet uyguladı. arkadaşım ne kadar dirense de başarılı olamadı. polise gitmeye karar verdik şiddetten ötürü ama maalesef aile ile arasının yapılıp eve yollandığı durumlar o kadar çoktu ki arkadaşım daha fazla şiddet görmekten korktu. öğretmenleri araya girmeye çalıştı ama aile iyice diretti ve bir de bu süre zarfında ben aleviyim diye benimle görüştürmedi. zorla görüşüyor, kardeşlerimiz aracılığı ile not yazıyorduk birbirimize. arkadaşımın telefonuna el koymuşlardı çünkü. sonra ne mi oldu? bu kadın maalesef kapandı. ailenin yüzü güldü ve kendince gururla çocuğunu okula yolladılar. arkadaşım kapalı kaldı o evden ayrılana kadar, evlendikten sonra ise ilk hazır olduğu anda tesettürden çıktı. ve şu mutlu da olsa ailesinin ona yaşattığı psikolojik travmaların etkisini hâlâ sürdüren bir birey olarak hayatına devam etmeye çalışıyor. yarın bir gün kendi isteğiyle kapanır mı bilmem ama bu kadınların sağlıklı bir birey olmasını nasıl bekleriz bir toplum olarak ki?
işte tam bu noktada piaget'nin ve erikson'ın kuramlarını tekrar tekrar okumakta fayda var. ayrıca sorunlu ailelerin ve özellikle beynini din bürümüş, gözü kör olmuş ailelerin ve tüm bunları yaparken bir yandan da kendi karısını başka kadınlarla aldatan adamların ciddi bir tedaviye ihtiyacı var. siz tedavi olmadığınız sürece hastalıklı bireyler yetiştirme yolunda emin adımlarla ilerliyorsunuz çünkü.
ekleme yapayım: şu an bu bahsettiğim ve kızları ile beni aleviyim diye görüştürmeyen aile, beni yolda gördüğünde benimle konuşma girişimlerinde bulunuyor. konuşuyorum ben de, onlar gibi değilim, hem belki utanırlar diye düşünüyorum. umarım utanıyorlardır bir nebze.
işte tam bu noktada piaget'nin ve erikson'ın kuramlarını tekrar tekrar okumakta fayda var. ayrıca sorunlu ailelerin ve özellikle beynini din bürümüş, gözü kör olmuş ailelerin ve tüm bunları yaparken bir yandan da kendi karısını başka kadınlarla aldatan adamların ciddi bir tedaviye ihtiyacı var. siz tedavi olmadığınız sürece hastalıklı bireyler yetiştirme yolunda emin adımlarla ilerliyorsunuz çünkü.
ekleme yapayım: şu an bu bahsettiğim ve kızları ile beni aleviyim diye görüştürmeyen aile, beni yolda gördüğünde benimle konuşma girişimlerinde bulunuyor. konuşuyorum ben de, onlar gibi değilim, hem belki utanırlar diye düşünüyorum. umarım utanıyorlardır bir nebze.
devamını gör...
sonuna kadar
ferda anıl yarkın şarkısıdır.
hiçbir derdiniz yokken dinlediğiniz zaman bile insanı dert sahibi edebilir.
"yazık ettin yazık
kendinden çok bana
gücüm kalmadı artık
her yokluğunda."
hiçbir derdiniz yokken dinlediğiniz zaman bile insanı dert sahibi edebilir.
"yazık ettin yazık
kendinden çok bana
gücüm kalmadı artık
her yokluğunda."
devamını gör...


