normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...
burhan altıntop replikleri
bir burhan altıntop kolay yetişmiyi.
devamını gör...
nilgün marmara
sen ne getirdin bana çocukluğundan?
şen kahkahalar ulumalar dona kalmalar mı?
üzüncün senin hangi çağrışımlara uzandı
benim eskil saatlerimde?
geçmişsiz ve geleceksiz suç sevinçleri,
deniz kıpırtılarınca yürek dalgalanmaları?
titreyerek uçurulan köpükten balonlar,
anlık aşkın tasarımlar mı?
nasıl bir ak konutun isteklendiricisi oldun
anılarıma düz baktıran
ah, ben pembe fistanımla kuşanırdım
dantelalı tafta yumuşaklıkla
savaşırdım kovmaya, çifte yetkeyi
hiçlemeye annemi ve uykuyu
öğle sonlarında ürkünç odaların!
diledin mi yanında tümden varolmayı an için
ve bir kaç sonrasında hiç yokmuşçasına
beklememeyi bir şey çevremdekilerin uyumundan başkaca?
yok böyle bir şey yok!
sunduğun sağaltımı kaçkın bir geçmiş,
sayrılık tutsağı bir gelecek duyumu bulanık,
sisi varlığının üzünç kanıtı bir vaktin
şimd'i_
beni bağışlayan sarsan
aşan bizleri mor birliktelik..
şen kahkahalar ulumalar dona kalmalar mı?
üzüncün senin hangi çağrışımlara uzandı
benim eskil saatlerimde?
geçmişsiz ve geleceksiz suç sevinçleri,
deniz kıpırtılarınca yürek dalgalanmaları?
titreyerek uçurulan köpükten balonlar,
anlık aşkın tasarımlar mı?
nasıl bir ak konutun isteklendiricisi oldun
anılarıma düz baktıran
ah, ben pembe fistanımla kuşanırdım
dantelalı tafta yumuşaklıkla
savaşırdım kovmaya, çifte yetkeyi
hiçlemeye annemi ve uykuyu
öğle sonlarında ürkünç odaların!
diledin mi yanında tümden varolmayı an için
ve bir kaç sonrasında hiç yokmuşçasına
beklememeyi bir şey çevremdekilerin uyumundan başkaca?
yok böyle bir şey yok!
sunduğun sağaltımı kaçkın bir geçmiş,
sayrılık tutsağı bir gelecek duyumu bulanık,
sisi varlığının üzünç kanıtı bir vaktin
şimd'i_
beni bağışlayan sarsan
aşan bizleri mor birliktelik..
devamını gör...
yakışıklı diye yutturulan ünlüler
can yaman.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
açıkçası sözlük gün geçtikçe bendeki sempatisini yitiriyor. nasıl desem burası bir ege kasabası gibi. tatil için geldiğinizde hani gözünüze tam yaşanılacak yer gibi gelir ya, ama yerlisine sordugunuzda sen bı de kışın gör burayı derler. hah işte tam onun gibi. böyle nasıl desem bir entelijansiya var gibi.
yani benim düşüncelerim..daha tam oturmadı. ama mesela her konuda gruplaşma var. 300 yazar online mesela. radyo başlıklarına yazanlar belli, her akşam nickalti dondurenler belli, troller bile belli ulan. yani trol bile kendi alanında trolluk yapiyor. böyle ister istemez bir daralti geliyor bana. bilemedim be sözlük.
yani benim düşüncelerim..daha tam oturmadı. ama mesela her konuda gruplaşma var. 300 yazar online mesela. radyo başlıklarına yazanlar belli, her akşam nickalti dondurenler belli, troller bile belli ulan. yani trol bile kendi alanında trolluk yapiyor. böyle ister istemez bir daralti geliyor bana. bilemedim be sözlük.
devamını gör...
kutsal kabir kilisesi
kudüs'te bulunan, hz. isa'nın çarmıha gerildiği yer olarak kabul edilen ve mezarının gömülü olduğuna inanılan bir tepenin üstünde inşa edilmiş kilisedir.
bu kilise katolik, rum ortodoks, ermeni apostolik ortodoks, süryani kadim ortodoks, iskenderiye kıpti ve etiyopya ortodoks tevhidi kiliselerinin ortak kullanımındadır.
bu kilise katolik, rum ortodoks, ermeni apostolik ortodoks, süryani kadim ortodoks, iskenderiye kıpti ve etiyopya ortodoks tevhidi kiliselerinin ortak kullanımındadır.
devamını gör...
amerika birleşik devletleri
bence dünyanın en yaşanılabilir ülkelerinden bir tanesi. bir kaç şehir dışında nüfus ülke geneline dengeli dağılmış durumda. işte yine bir kaç şehir dışında nüfusu bir milyonu geçen bildiğim kadarıyla hiç şehir yok. bu ilk başta önemsiz gibi görünmesine rağmen türkiye'nin büyükşehirlerinde yaşananlar nasıl üst üste alt alta yaşadıklarını bir hayal etseler ne kadar önemli bir durum olduğunu anlayabilirler. sadece nüfus değil tabiki. gelişmişlik de ülke genelinde dengeli bir şekilde gelişim göstermiş. yemyeşil ve sağlıklı kentler de cabası.
hepsinden önemlisi devletin dünyayı yönetiyor. insanlık tarihinde bu kadar muazzam bir güce erişmiş belki bir roma vardır. bir ikincisini sayamayız. buna bağlı olarak amerikan vatandaşısın ve sen dünyanın neresinde olursan ol devletin seni koruyup kolluyor. dünyanın bir çok yerinde amerikan pasaportunun saygınlığı var. en büyük anti amerikancıların bile en büyük hayali bir gün amerika'ya kapak atmak gibi bir gerçeklilik de göz ardı edilmemeli.
bu saydıklarım içerisinde politika benim için ikincil planda. politikadan daha önemli şeyler var sosyo ekonomik gelişmişlik gibi, medeniyet gibi. amerika bu konularda aşmış kendini. politikaya gelecek olursak amerika'nın işgal girişimlerini tabiki her normal insan gibi desteklemiyorum ama uluslararası politikanın doğası bu herkes tuttuğuna gibi bir durum var. yapacak bir şey yok. türkiye adam gibi bir devlet olaydı da uzun vadeli bölgesel ve küresel planları olsaydı, amerika gibi olaydı.
amerika'yı güzelce yalayıp yuttuğuma göre green card başvurum için bir güzellik yapılır herhalde.
hepsinden önemlisi devletin dünyayı yönetiyor. insanlık tarihinde bu kadar muazzam bir güce erişmiş belki bir roma vardır. bir ikincisini sayamayız. buna bağlı olarak amerikan vatandaşısın ve sen dünyanın neresinde olursan ol devletin seni koruyup kolluyor. dünyanın bir çok yerinde amerikan pasaportunun saygınlığı var. en büyük anti amerikancıların bile en büyük hayali bir gün amerika'ya kapak atmak gibi bir gerçeklilik de göz ardı edilmemeli.
bu saydıklarım içerisinde politika benim için ikincil planda. politikadan daha önemli şeyler var sosyo ekonomik gelişmişlik gibi, medeniyet gibi. amerika bu konularda aşmış kendini. politikaya gelecek olursak amerika'nın işgal girişimlerini tabiki her normal insan gibi desteklemiyorum ama uluslararası politikanın doğası bu herkes tuttuğuna gibi bir durum var. yapacak bir şey yok. türkiye adam gibi bir devlet olaydı da uzun vadeli bölgesel ve küresel planları olsaydı, amerika gibi olaydı.
amerika'yı güzelce yalayıp yuttuğuma göre green card başvurum için bir güzellik yapılır herhalde.
devamını gör...
dün dündür bugün bugündür
rahmetli süleyman demirel çok söylerdi. ama başına bir "binaenaleyh" koyardı.
devamını gör...
gerdek gecesi öncesi namaz kılmak
anadolu'da şükür namazı olarak geçer sonuçta o kadar badire atlatıp evlenebiliyorsun ve aile çok kutsal olduğu için o sona ermek şükre sebep oluyor.
devamını gör...
bir yere ait olmadığınızı hissettiren detaylar
yapılan şakalar komik olmaktan çok itici geliyorsa bulunduğunuz yere ait değilsinizdir.
devamını gör...
yazarların vatan için yaptıkları
18 aylık vatani görevimin 14. ayında, yakalandığım bir hastalık sebebiyle elverişli değildir (çürük) raporu verilerek gönderildim.
güneydoğu'da ohal bölgesinde geçen 11 ay kayıtlarda yok. yerine göre kelle koltukta geçen geceler, 3 gün 3 gece ayaktan çıkmayan botlar, hamur gibi olan ayaklar, gözümüzün önünde kaybettiklerimiz, sonrası yıllarca devam eden travmalar.
bir şey yapmadım, yani kayıtlarda vatan için askerlik yapmamış-yapamamış görünen gruptayım.
güneydoğu'da ohal bölgesinde geçen 11 ay kayıtlarda yok. yerine göre kelle koltukta geçen geceler, 3 gün 3 gece ayaktan çıkmayan botlar, hamur gibi olan ayaklar, gözümüzün önünde kaybettiklerimiz, sonrası yıllarca devam eden travmalar.
bir şey yapmadım, yani kayıtlarda vatan için askerlik yapmamış-yapamamış görünen gruptayım.
devamını gör...
belleğin azmi
ispanyol sürrealist ressam salvador dali'nin dünyaca ünlü eseridir. new york modern sanat müzesinde sergilenmektedir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
kilometrelerce yol.
kilometrelerce müzik.
zamanı durdurmaya yetmiyor oysa melodiler.
ve gözler takılıyor bir beyaz spor ayakkabısına.
ve gözler takılıyor bir demir parçasına.
ve kapaklar iniyor kirpiklerin ardından.
küskün olamıyoruz hayata.
izin vermiyor.
nefes alıp vermemiz izin vermiyor bu oyunu bozmaya.
ufak bir kağıda bunları karaladığında gün ağarmak üzereydi. masanın üzerinde akşamdan kalan kahve bardaklarının lekelerine bakıyor bir yandan da yazıyordu. bir kedi geçti, bir köpek havladı.
oldukça sıkılan bu insanı kim canlandıracaktı.
kendi kelimelerinden bile uzaklaşmış... kurtaracak benzeri insan var mıydı?
bir ıstakoz, bir kaplumbağa, bir balık…
göreceğini görmüştü.
şimdi sahile gitme zamanıydı.
dalgalarla konuşma vakti.
su dinlerdi.
su dururdu.
su dalgalanırdı.
kilometrelerce müzik.
zamanı durdurmaya yetmiyor oysa melodiler.
ve gözler takılıyor bir beyaz spor ayakkabısına.
ve gözler takılıyor bir demir parçasına.
ve kapaklar iniyor kirpiklerin ardından.
küskün olamıyoruz hayata.
izin vermiyor.
nefes alıp vermemiz izin vermiyor bu oyunu bozmaya.
ufak bir kağıda bunları karaladığında gün ağarmak üzereydi. masanın üzerinde akşamdan kalan kahve bardaklarının lekelerine bakıyor bir yandan da yazıyordu. bir kedi geçti, bir köpek havladı.
oldukça sıkılan bu insanı kim canlandıracaktı.
kendi kelimelerinden bile uzaklaşmış... kurtaracak benzeri insan var mıydı?
bir ıstakoz, bir kaplumbağa, bir balık…
göreceğini görmüştü.
şimdi sahile gitme zamanıydı.
dalgalarla konuşma vakti.
su dinlerdi.
su dururdu.
su dalgalanırdı.
devamını gör...
yaşadığın hayatın herkese güzel görünmesi
en güzel maske gülümsemektir ve insanlar bu maskeyi kullanmayı çok sever. ınstagram üzerinden kendine hayat beğenenler de böyle insanlara özenir işte.
devamını gör...
akhenaton
m.ö. 1353-1336 yıllları arasında babası ııı. amenhotepten sonra tahta geçen yeni mısır 18. hanedanının mısır firavunu. tahta geçtiği ilk yıllarda adı amenhotep'i akhenaton olarak değiştirdi. geleneksel çok tanrılı mısır dinini yasakladı ve tek tanrılı aten dinini kurdu. mısır'ın başkenti olan teb'i terk ederek bugün tel el amarna olarak bilinen topraklards yeni bir başkent kurmaya karar verdi.
islam dünyası tarafından hz yusuf peygamberin zamanında yaşayan mısır firavunu olduğu iddia edilmektedir.
akhenaton’un tanrısı aton’a yazdığı şiiri
tanrı, uludur, birdir, tektir.
ondan başkası yoktur.
bir tanedir,
o’dur her varlığı yaratan.
bir ruhtur tanrı, görünmeyen bir ruh…
ta başlangıçta vardı tanrı.
tek varlıktı o.
hiçbir şey yokken o vardı.
herşeyi o yarattı…
ezelden beri gelen varlığı,
ebediyete kadar sürecek.
gizlidir tanrı, kimse görmemiştir onu.
insanlara ve yarattıklarına sır kalır her zaman…
islam dünyası tarafından hz yusuf peygamberin zamanında yaşayan mısır firavunu olduğu iddia edilmektedir.
akhenaton’un tanrısı aton’a yazdığı şiiri
tanrı, uludur, birdir, tektir.
ondan başkası yoktur.
bir tanedir,
o’dur her varlığı yaratan.
bir ruhtur tanrı, görünmeyen bir ruh…
ta başlangıçta vardı tanrı.
tek varlıktı o.
hiçbir şey yokken o vardı.
herşeyi o yarattı…
ezelden beri gelen varlığı,
ebediyete kadar sürecek.
gizlidir tanrı, kimse görmemiştir onu.
insanlara ve yarattıklarına sır kalır her zaman…
devamını gör...
erdoğan değil intihar eden vatandaşlar suçludur
allahları çünkü tayyip.
devamını gör...
urgakina
urugakina , urugakine olarak da bilinen eski lagaş kralı.
o dönem için gerçekten reform olarak görülen kanunları çıkarmıştır. kanunlarda adalete ve fakirlerin haklarını korumaya çalıştığı görülmektedir. birinde diyor ki: zengin fakirin malından satın almak istiyorsa, ona gümüş vermeli. ama fakir satmak istemiyorsa güç kullanmamalı. burdan anlıyoruz ki, kanunlardan önceki dönemde fakirin malvarlığına gelişigüzel el konulabiliyormuş.
kanunları genel olarak incelediğimizde, toplumda dini görevlilerin ve zengin kesinin keyfiliğinin önüne geçilmeye çalışıldığı görünüyor.
bir fakir ölünce, onun cenaze ritüellerine herkesin katılımını sağlamaya çalışmış mesela. onlar için cenaze belli merasimle yapıldığından ve bu da belli bir maddi inkan gerektiğinden, fakir insanların bundan mahrum kalmasını istememiş.
bu kanundan bir madde:
hiçbir yerde din adamları, artık fakirin anasının bahçesine zorla giremez, eğer kralın tebâsının eşeği doğurursa, onun beyi ona “bunu senden alacağım” derse, eğer o, onunla satışa anlaşırsa, ona “istediğim parayı ver” der. o (urukagina) böyle düzenledi ve lagaşlıları hırsızlık, katil ve kuraklıktan kurtardı, hürriyeti yerleştirdi. bundan böyle kimse dul ve yetimlere haksızlık yapamaz,
din adamlarının ve zengin kesimin fakirin malına keyfi el koyması bu maddeden anlaşılıyor. en hoşuma giden madde de ‘kimse dul ve yetimlere haksızlık yapamaz’ maddesi.
dul ve öksüz artık güçlü adamın insafına kalmış değillerdi
bu kanunlarla ilgili tartışma yaratan madde, birden fazla koca alan kadının ,taşlanması yönünde olanı. önceden kadın birden fazla koca sahibi olabiliyormuş ve bu maddeyle o yasaklanmış. tevratta da bunun suçu taşlanmaktır. ama işin ilginci erkeğe verilen bir ceza yok bu konuda. tam adaletli kanun derken olmadı be*.
urukagina’nın düşüşü de şu ağıtla anlatılmış:
umma'nın adamı ( lugalzagesi ) ... ningirsu'ya karşı bir günah işledi ... girsu kralı urukagina'da suç yoktu, ama umma valisi lugal-zage-si'ye gelince , tanrıçası nisaba onu yapsın günahını boynunda taşı" (alternatif olarak - "günahını boynunda taşısın")
ah da tutmuş nitekim. bir süre sonra da lugal-zage-si sargon’a yenilmiş. sargon ayrı bir konu.
kaynak:
en.m.wikipedia.org/wiki/Uru...
ortadogu.firat.edu.tr/ortad...
o dönem için gerçekten reform olarak görülen kanunları çıkarmıştır. kanunlarda adalete ve fakirlerin haklarını korumaya çalıştığı görülmektedir. birinde diyor ki: zengin fakirin malından satın almak istiyorsa, ona gümüş vermeli. ama fakir satmak istemiyorsa güç kullanmamalı. burdan anlıyoruz ki, kanunlardan önceki dönemde fakirin malvarlığına gelişigüzel el konulabiliyormuş.
kanunları genel olarak incelediğimizde, toplumda dini görevlilerin ve zengin kesinin keyfiliğinin önüne geçilmeye çalışıldığı görünüyor.
bir fakir ölünce, onun cenaze ritüellerine herkesin katılımını sağlamaya çalışmış mesela. onlar için cenaze belli merasimle yapıldığından ve bu da belli bir maddi inkan gerektiğinden, fakir insanların bundan mahrum kalmasını istememiş.
bu kanundan bir madde:
hiçbir yerde din adamları, artık fakirin anasının bahçesine zorla giremez, eğer kralın tebâsının eşeği doğurursa, onun beyi ona “bunu senden alacağım” derse, eğer o, onunla satışa anlaşırsa, ona “istediğim parayı ver” der. o (urukagina) böyle düzenledi ve lagaşlıları hırsızlık, katil ve kuraklıktan kurtardı, hürriyeti yerleştirdi. bundan böyle kimse dul ve yetimlere haksızlık yapamaz,
din adamlarının ve zengin kesimin fakirin malına keyfi el koyması bu maddeden anlaşılıyor. en hoşuma giden madde de ‘kimse dul ve yetimlere haksızlık yapamaz’ maddesi.
dul ve öksüz artık güçlü adamın insafına kalmış değillerdi
bu kanunlarla ilgili tartışma yaratan madde, birden fazla koca alan kadının ,taşlanması yönünde olanı. önceden kadın birden fazla koca sahibi olabiliyormuş ve bu maddeyle o yasaklanmış. tevratta da bunun suçu taşlanmaktır. ama işin ilginci erkeğe verilen bir ceza yok bu konuda. tam adaletli kanun derken olmadı be*.
urukagina’nın düşüşü de şu ağıtla anlatılmış:
umma'nın adamı ( lugalzagesi ) ... ningirsu'ya karşı bir günah işledi ... girsu kralı urukagina'da suç yoktu, ama umma valisi lugal-zage-si'ye gelince , tanrıçası nisaba onu yapsın günahını boynunda taşı" (alternatif olarak - "günahını boynunda taşısın")
ah da tutmuş nitekim. bir süre sonra da lugal-zage-si sargon’a yenilmiş. sargon ayrı bir konu.
kaynak:
en.m.wikipedia.org/wiki/Uru...
ortadogu.firat.edu.tr/ortad...
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
keyifle uyuyacağım.
devamını gör...


