evrene mesaj yollamak
evrene istek ve dileklerimizi bir şekilde ulaştırmak, göndermek.
evren mesajımıza istek ve dileklerimizi gerçekleştirerek cevap veriyorsa pek ala pek güzel. yok eğer vermiyor da sitem etmemize sebep oluyorsa bunun da elbet bir sebebi vardır.
evrene nasıl mesaj yolladığımız önemli bir husus. sesli mesaj mı? yazılı mi? sözlü mü? bir de frekans ayarlarını doğru bilmek ve ona göre düzenlemek gerek tabii.
zamanlama, hız, saat bunun bir de mülakatı var, değerlendirme kısmı ve kriterler... uzar gider.
bir de evrenin mesajı doğru algıladığı ne malum. belki karıştırdı. o kadar insan var sonuçta.
o zaman ne yapıyoruz? tekrar deniyoruz!
evren mesajımıza istek ve dileklerimizi gerçekleştirerek cevap veriyorsa pek ala pek güzel. yok eğer vermiyor da sitem etmemize sebep oluyorsa bunun da elbet bir sebebi vardır.
evrene nasıl mesaj yolladığımız önemli bir husus. sesli mesaj mı? yazılı mi? sözlü mü? bir de frekans ayarlarını doğru bilmek ve ona göre düzenlemek gerek tabii.
zamanlama, hız, saat bunun bir de mülakatı var, değerlendirme kısmı ve kriterler... uzar gider.
bir de evrenin mesajı doğru algıladığı ne malum. belki karıştırdı. o kadar insan var sonuçta.
o zaman ne yapıyoruz? tekrar deniyoruz!
devamını gör...
imamların güldür güldür show'un kaldırılmasını istemesi
arkadaşlar imamlar biz kadınların araba sürmesini de istemiyor. onların sözüne göre hareket edersek işimiz iş..
devamını gör...
10 il için 2 hafta tam kapanma önerisi
tüm ülke için işin en başında yapılması gerekenin, birkaç il için alakasız bir zamanda önerilmesi durumu.
yazar yazar silerim ama aklımdan geçenleri anlatamam maalesef...
yazar yazar silerim ama aklımdan geçenleri anlatamam maalesef...
devamını gör...
sarılınca geçecek şeyler
istediğin kişiye sarılabiliyorsan,her şey geçer.*
devamını gör...
aşk
a zap içinde geçse de bir omur..
ş ehvetiyle da sarssa..
k imse olmasa da.. kara sevdayım..vazgecmem
ş ehvetiyle da sarssa..
k imse olmasa da.. kara sevdayım..vazgecmem
devamını gör...
kaynanalar
ülkemizin ilk yerli tv dizisi ünvanını almış bir dizidir kendileri. ayrıca sit-com denildiğinde parmakla gösterilecek ilk yapımlardan. 14 sezon devam etmiş 30 sene (10 yıl verilmiş bir arayla birlikte tabi) sürmüştür.
kayseri'den ankara'ya göç eden kantar ailesinin yaşadığı zorluk, geleneklere bağlı kalma ve bunun yanında yeni yaşama ayak uydurma çabasını konu edinmiştir.
başrollerinde,
tekin akmansoy
leman çıdamlı
defne yalnız
sezai aydın
sevda aydan
ege aydan
münir caner
sermin hürmeriç
yönetmenliğini aynı zamanda başrol oyuncusu olan tekin akmansoy ve kızı arzu akmansoy yapmıştır.
dizinin tarihi biraz değişiktir. sürekli aralar verilmiş oyuncular değişmiştir. filmleri çekilmiş, özel bölümleri yayınlanmıştır. açıkçası hikayesini okuduğumda tekin akmansoy'un ilginç bir başarısı olarak kalmıştı aklımda. adam yıllar yılı bu dizi uğruna az uğraşmamıştır. aslında sevilmiş fakat değişik nedenlerden dolayı sürekli molalar verilmiştir. trt ve kanal d arasında gidip gelmiştir.
nuri kantar (tekin akmansoy), kayserili uyanık mı uyanık, akıllı bir iş adamıdır.bir kızı bir evlatlığı bir torunu vardır.
nuriye kantar (leman çıdamlı)
nuri kantar ile evli yaşadığı kültür şokunu atlatmaya çalışan bir ev hanımıdır. hah çabukta atlatmıştır kılığı, kıyafeti, saçı başıyla.
döndü, (defne yalnız) evin evlatlık kızı. yani diziden aklımda kaldığı kadarıyla bana evlatlıktan çok hizmetli gibi gelmiştir. nuriye kantar la komik diyalogları bulunur. nuriye kantar için eve gelen şan hocası çalışırlarken nuriye'nin sürekli detone olması ve elinde bulaşıklarla döndü'nün şarkıya o güzel sesiyle girmesi dinleyenleri şaşırtma sahnesi aklıma gelir hep. bir sahnede de döndü' nün aşırı temizlik düşkünlüğüne değinilmiş adeta bugünün türkiye'sine işaret edilmiştir. ağızda maske ayakta galoş ev halkını temizlik konusunda sıkça darlayan bir yapıdadır değişik, farklı, eğlenceli bir kadın olarak anımsıyorum kendisini. özüne hep sadık kalmış bir anadolu hanımıdır.
tijen hakmen (sevda aydan),
timur hakmen ile evli ve nuri kantarın dünürüdür. opera sevdalısı, sosyetik bir hanımdır kendileri. nuriye kantar la çekişmeleri seyirciyi sık sık güldürmüştür.
timuçin hakmen (ege aydan), nuri kantarıç'ın damadıdır. beynimde onla ilgili pek bilgi yoktur. düşünüyorum yok vallahi yok geçiniz please.
nur hakmen (sermin hürmeriç),
nuri ve nuriye kantar'ın kızı, tijenin gelinidir.
timur hakmen (haşim hekimoğlu)
tijen'in az kılıbık pek çapkın kocasıdır.
19 mayıs 1974 - 24 ocak 2005 arasında yayınlanmış ve bitmiştir.
kayseri'den ankara'ya göç eden kantar ailesinin yaşadığı zorluk, geleneklere bağlı kalma ve bunun yanında yeni yaşama ayak uydurma çabasını konu edinmiştir.
başrollerinde,
tekin akmansoy
leman çıdamlı
defne yalnız
sezai aydın
sevda aydan
ege aydan
münir caner
sermin hürmeriç
yönetmenliğini aynı zamanda başrol oyuncusu olan tekin akmansoy ve kızı arzu akmansoy yapmıştır.
dizinin tarihi biraz değişiktir. sürekli aralar verilmiş oyuncular değişmiştir. filmleri çekilmiş, özel bölümleri yayınlanmıştır. açıkçası hikayesini okuduğumda tekin akmansoy'un ilginç bir başarısı olarak kalmıştı aklımda. adam yıllar yılı bu dizi uğruna az uğraşmamıştır. aslında sevilmiş fakat değişik nedenlerden dolayı sürekli molalar verilmiştir. trt ve kanal d arasında gidip gelmiştir.
nuri kantar (tekin akmansoy), kayserili uyanık mı uyanık, akıllı bir iş adamıdır.bir kızı bir evlatlığı bir torunu vardır.
nuriye kantar (leman çıdamlı)
nuri kantar ile evli yaşadığı kültür şokunu atlatmaya çalışan bir ev hanımıdır. hah çabukta atlatmıştır kılığı, kıyafeti, saçı başıyla.
döndü, (defne yalnız) evin evlatlık kızı. yani diziden aklımda kaldığı kadarıyla bana evlatlıktan çok hizmetli gibi gelmiştir. nuriye kantar la komik diyalogları bulunur. nuriye kantar için eve gelen şan hocası çalışırlarken nuriye'nin sürekli detone olması ve elinde bulaşıklarla döndü'nün şarkıya o güzel sesiyle girmesi dinleyenleri şaşırtma sahnesi aklıma gelir hep. bir sahnede de döndü' nün aşırı temizlik düşkünlüğüne değinilmiş adeta bugünün türkiye'sine işaret edilmiştir. ağızda maske ayakta galoş ev halkını temizlik konusunda sıkça darlayan bir yapıdadır değişik, farklı, eğlenceli bir kadın olarak anımsıyorum kendisini. özüne hep sadık kalmış bir anadolu hanımıdır.
tijen hakmen (sevda aydan),
timur hakmen ile evli ve nuri kantarın dünürüdür. opera sevdalısı, sosyetik bir hanımdır kendileri. nuriye kantar la çekişmeleri seyirciyi sık sık güldürmüştür.
timuçin hakmen (ege aydan), nuri kantarıç'ın damadıdır. beynimde onla ilgili pek bilgi yoktur. düşünüyorum yok vallahi yok geçiniz please.
nur hakmen (sermin hürmeriç),
nuri ve nuriye kantar'ın kızı, tijenin gelinidir.
timur hakmen (haşim hekimoğlu)
tijen'in az kılıbık pek çapkın kocasıdır.
19 mayıs 1974 - 24 ocak 2005 arasında yayınlanmış ve bitmiştir.
devamını gör...
online listesi aslında bir yalan mı sorunsalı
%99.9 yalan olmadığını tahmin de etsek, yine de aklımıza geldiğinde cevabını veremediğimiz soru.
"1 oyu ikiniz verdiyseniz benim oyum nereye gitti?" sorusuna benzer biraz da. madem herkes "okumak için de olsa buradayım" diyor, bu soru "o halde oylamalarda bile neden hep aynı isimler var?" merakını uyandırır.
yazan da oylayan da 20 kişi falandır sanırım ortalama. hiçbirimiz geri kalan ortalama 280 kişinin ilgi alanına hitap etmiyoruz demek ki... yani tabi ki zorlamakla olacak iş değil ama yine de garip geliyor insana uzun vadede.
ya da 2. ve daha olası senaryo şu: gerçekten ilgi alanında yazan birkaç kişiyi bulan kişi, yeni yazar arayışına girmiyor ve onları takip etmekle yetiniyor. onların yazdıkları da genel olarak kitap, müzik, tematik gibi başlıklara girdiğinden, benim gibi daha çok akışı takip edenler, varlıklarından haberdar olmuyor. galiba bu daha mantıklı.
edit: arkadaşın biri nickaltıma "hem oy önemli değil diyor, hem çetelesini tutuyor, üzerinde düşünüyor. samimiyetsiz" yazmış. bunu bilmek için çetele tutmaya gerek yok; bildirimlerde görüyoruz aynı insanların oyladığını. başka yazarlar da aynı durumdan şikayetçi olmuş, ben de bunu dile getirdim. "niye bana oy vermiyorsunuz?" demedim. üzerinde uzun uzadıya düşünülecek bir şey de değil ayrıca. o an aklıma geleni yazdım. samimiyetimiz bununla ölçülecekse vay halimize!
öldürüyor beni bu tek taraflı düşünce yapınız...
"1 oyu ikiniz verdiyseniz benim oyum nereye gitti?" sorusuna benzer biraz da. madem herkes "okumak için de olsa buradayım" diyor, bu soru "o halde oylamalarda bile neden hep aynı isimler var?" merakını uyandırır.
yazan da oylayan da 20 kişi falandır sanırım ortalama. hiçbirimiz geri kalan ortalama 280 kişinin ilgi alanına hitap etmiyoruz demek ki... yani tabi ki zorlamakla olacak iş değil ama yine de garip geliyor insana uzun vadede.
ya da 2. ve daha olası senaryo şu: gerçekten ilgi alanında yazan birkaç kişiyi bulan kişi, yeni yazar arayışına girmiyor ve onları takip etmekle yetiniyor. onların yazdıkları da genel olarak kitap, müzik, tematik gibi başlıklara girdiğinden, benim gibi daha çok akışı takip edenler, varlıklarından haberdar olmuyor. galiba bu daha mantıklı.
edit: arkadaşın biri nickaltıma "hem oy önemli değil diyor, hem çetelesini tutuyor, üzerinde düşünüyor. samimiyetsiz" yazmış. bunu bilmek için çetele tutmaya gerek yok; bildirimlerde görüyoruz aynı insanların oyladığını. başka yazarlar da aynı durumdan şikayetçi olmuş, ben de bunu dile getirdim. "niye bana oy vermiyorsunuz?" demedim. üzerinde uzun uzadıya düşünülecek bir şey de değil ayrıca. o an aklıma geleni yazdım. samimiyetimiz bununla ölçülecekse vay halimize!
öldürüyor beni bu tek taraflı düşünce yapınız...
devamını gör...
sözlüğün yeni sahipleri
bildiğiniz üzere dün sözlüğü katarlı bir iş adamına sattık.
adamın adı ahmad elnormal.
sözlüğün adı o yüzden normal oldu.
arkadaşlarını da mod yapmış.
çok iyi insanlar.
eski moderasyonu unutturmamak için onların nicklerini kullanıyorlar.
adamın adı ahmad elnormal.
sözlüğün adı o yüzden normal oldu.
arkadaşlarını da mod yapmış.
çok iyi insanlar.
eski moderasyonu unutturmamak için onların nicklerini kullanıyorlar.
devamını gör...
keşke ablam olsa dediğiniz yazarlar
‘teyzem olsa keşke’ demesinler de, ablaya razıyım.
devamını gör...
yerdeniz
üçleme, beşleme, altılı. fark etmiyor. yerdeniz bir bütün. anlatacaklarını, söyleyeceklerini bitirememiş, yetirememiş olacak ki ablamız devam etmiş. iyi ki de etmiş. çok geç okudum, iyi ki de okudum. okumam gereken başka şeylere rağmen bölünmeyi göze alarak, elimden bırakamadım. hadi, zamanıdır yüreklendirmesi içinse başka bir sürü şey için de müteşekkir olduğum masal kahramanına minnettarım.
meraklısına serinin kitapları sırasıyla şu şekilde;
1- yerdeniz büyücüsü
2- atuan mezarları
3- en uzak sahil
4- tehanu
5- yerdeniz öyküleri
6- öteki rüzgar
meraklısına serinin kitapları sırasıyla şu şekilde;
1- yerdeniz büyücüsü
2- atuan mezarları
3- en uzak sahil
4- tehanu
5- yerdeniz öyküleri
6- öteki rüzgar
devamını gör...
altın kurbağa
küçük, parlak sarı-turuncu renkli, kolombiya’nın nemli ormanlarında ve panama’nın ormanlık bölgelerinde yaşayan omurgalı hayvanlardır. ektotermik, amfibik canlılardır. günümüzde soyu tükendiği düşünülen bir kurbağa türüdür. altın dart kurbağası olarak da bilinir. kolombiyanın endemik bir türüdür. oldukça zehirlidir, bir miligram zehri on bin fare veya bir çift fili öldürebilir.
devamını gör...
öz hakiki kafa sözlük
başlık esnaf lokantası kokuyor.
devamını gör...
insan ruhuna en iyi gelen şey
ana şefkati.
devamını gör...
mahlassızım
ortak moderatör işine girdik biz bu yazar arkadaşla, aramızda anlaştık hazall'ın dörtte üçü ona ait, gerisi benim.
şaka maka da benim pay iyice azaldı bu ara? biraz da bana bıraksan mı acaba?*
şaka maka da benim pay iyice azaldı bu ara? biraz da bana bıraksan mı acaba?*
devamını gör...
sözlük yazarlarının ilgilendiği spor dalları
boşa kürek çekmek.
devamını gör...
erdal baksır production
madem ki gecenin konusu'' bir intiharın anatomisi'', sınıfta kalacağımızı bile bile derse başlayalım o halde.
intihar nedir, kendi fişini kendin çekmektir, canının alınmasını bekleyememektir, ki alınacaksa...
ölümden kaçmanın tek yolu ölmektir. ben bunu nilgün marmara' da anladım... ölümden kaçamayacağını anlayınca kendini öldürüyordu insan.
geçen şöyle bir şeyi düşünerek irkildim, biz şimdilik yaşayanlar, ölenleri kıskanıyorduk, ya ölenler de bizi kıskanıyorsa? kimin hangi tarafa geçeceği belli olmuyor... bir intiharı edene kadar insan kaç kez yaşamaya çalışmıştır, sayabilen yok!
intihar, mülksüzlüktür, aidiyetsizliktir, gidiş biletidir, son seferdir, kırılan bir nesnenin bir daha aynı olamamasıdır, atılan bir tokadın sesidir, intihar, yaşamın soyadıdır. bence...
intihar nedir, kendi fişini kendin çekmektir, canının alınmasını bekleyememektir, ki alınacaksa...
ölümden kaçmanın tek yolu ölmektir. ben bunu nilgün marmara' da anladım... ölümden kaçamayacağını anlayınca kendini öldürüyordu insan.
geçen şöyle bir şeyi düşünerek irkildim, biz şimdilik yaşayanlar, ölenleri kıskanıyorduk, ya ölenler de bizi kıskanıyorsa? kimin hangi tarafa geçeceği belli olmuyor... bir intiharı edene kadar insan kaç kez yaşamaya çalışmıştır, sayabilen yok!
intihar, mülksüzlüktür, aidiyetsizliktir, gidiş biletidir, son seferdir, kırılan bir nesnenin bir daha aynı olamamasıdır, atılan bir tokadın sesidir, intihar, yaşamın soyadıdır. bence...
devamını gör...
normal sözlük bug'ları
takip edilen başlıktan bildirim gelmemesi.
devamını gör...
edebiyat hayaletleri
tam adı lucius annaeus seneca olan ve genç seneca olarak da tanınan, romalı stoacı, filozof, devlet adamı ve tiyatrocu tarafından yapılan bir tanımlamadır.
seneca’ya göre edebiyat hayaletleri “ bizimle konuşmak için kitapların arasından yükselen eski ölüler”dir. imparator neron’un eğitimeni ve daha sonradan da danışmanı olan seneca bu cümleyi iki bin yıldan fazla bir zaman önce yazmıştır.
edebiyat hayaletleri kavramını ilk okuduğum andan itibaren bir heyecan duydum. çünkü ben edebiyatla ilgili birçok şeyle kolaylıkla heyecanlanabilecek bir insanım.
ama ben seneca’nın iki bin yıl önce söylediği bu şeyi hala hissediyorum. çoğu zaman bir kitabı okurken, eğer içine çok girebilmişsem sanki yazarla sohbet ediyormuşum gibi hissederim ya da yazar bana öyküyü kendisi anlatıyormuş gibi.
benim çok fazla ölü arkadaşım var bu yüzden. evim edebiyat hayaletleri ile dolu ve böyle olması beni korkutmuyor, aksine mutlu ediyor. geceleri kütüphanemde uyurken zaman zaman dev bir mezarlıkta olduğum hissine kapılsam da o hayaletlerin varlığa bana çoğu zaman mutluluk bazen de huzur veriyor.
yaşasın edebiyat hayaletleri.
seneca’ya göre edebiyat hayaletleri “ bizimle konuşmak için kitapların arasından yükselen eski ölüler”dir. imparator neron’un eğitimeni ve daha sonradan da danışmanı olan seneca bu cümleyi iki bin yıldan fazla bir zaman önce yazmıştır.
edebiyat hayaletleri kavramını ilk okuduğum andan itibaren bir heyecan duydum. çünkü ben edebiyatla ilgili birçok şeyle kolaylıkla heyecanlanabilecek bir insanım.
ama ben seneca’nın iki bin yıl önce söylediği bu şeyi hala hissediyorum. çoğu zaman bir kitabı okurken, eğer içine çok girebilmişsem sanki yazarla sohbet ediyormuşum gibi hissederim ya da yazar bana öyküyü kendisi anlatıyormuş gibi.
benim çok fazla ölü arkadaşım var bu yüzden. evim edebiyat hayaletleri ile dolu ve böyle olması beni korkutmuyor, aksine mutlu ediyor. geceleri kütüphanemde uyurken zaman zaman dev bir mezarlıkta olduğum hissine kapılsam da o hayaletlerin varlığa bana çoğu zaman mutluluk bazen de huzur veriyor.
yaşasın edebiyat hayaletleri.
devamını gör...

