bu gerçekten yazarlık mı oluyor yani.
içine kendinden bir şey koymadıkça wikipedia dan veya herhangi bir başka kaynaktan okumaktan farkı nedir ki.
hele bir de bunu yapıp kaynağını paylaşmayanlar var ki tam dayaklık.
devamını gör...

instagram'ı falan bir kenara bırakıyorum da ya ben buna çok üzüldüm.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kaldık böyle ortada.*
whatsapp neyse de içinde sevdiklerim vardı.
devamını gör...

jim jarmusch'un 1986 yılında izlenime sunduğu müthiş filmlerinden bir tanesi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

filmin kadrosuna bakacak olur isek, roberto benigni gibi gerek diğer jarmusch filmleri -night on earth ve coffee and cigarettes-, gerek la vita e bella'dan tanıdığımız müthiş bir yetenek, sadece müzikleriyle değil, rol yeteneğiyle de oldukça iç ısıtan tom waits ve jarmusch'un diğer gözdesi john lurie yer alıyor.

filme "vaay" diyeceğiniz bir biçimde tom waits'in harika sesiyle giriş yapıyoruz ve olaylar ilerliyor, bir anda suçsuz yere kendilerini hapiste bulan bu üç adamın birbirleri ile olan iletişimsizlikleri, ufacık olaylardan çıkardıkları büyük dersler, minimal hayat sorgulamaları ve tam anlamıyla dans edercesine eğlendikleri anlar ile film insanın zamanını değerli kılan bir içeriğe dönüşüyor.

filmin siyah beyaz olması da insanın gerçekten içini rahatlatan diğer bir detay, zira film tom waits'in leş gibi çoraplarının koktuğu koğuştan, insanın içine düştüğü zaman bir daha asla gün yüzü göremeyeceği bataklıklarda geçince, ister istemez o iç kararmasını siyah beyaz olması engelliyor.

dahası da var, filmi çekici kılan diğer bir detay da roberto abimizin konuştuğu birçok yerin aslında doğaçlama olduğu, kendi kendine o an uydurdukları ve en güzel kısımların da o kısımlar olması insanı gülümseten detaylardan bir diğeri.
devamını gör...

varsa bile benzini yoktur diye düşündüren başlıktır.
devamını gör...

beş yaşındaki kardeşime "gözlerin ne renk?" diye sorduğumda "kahverengi ve beyaz" cevabını alıyorum her seferinde.
devamını gör...

nazım hikmet ran şiiridir.

seviyorum seni
ekmeği tuza banıp yer gibi
geceleyin ateşler içinde uyanarak
ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi
ağır posta paketini
neyin nesi belirsiz
telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi
seviyorum seni
denizi ilk defa uçakla geçer gibi
istanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
içimde kımıldayan bir şeyler gibi
seviyorum seni
yaşıyoruz çok şükür der gibi.
devamını gör...

efsanevi radyo programı kaybedenler kulübünü anlatan filmdir.

mete avunduk ve kaan çaydamlı ikilisinin yaptığı radyo programının yansımaları ve dönemin yaklaşımı çok güzel anlatılıyor. bazıları filmin çok fazla alkol ve seks içerdiğini söylüyorlar. haklılar. ama o iki ihtiyarın yaşadıkları hayatı gerçekçi bir şekilde anlatıyor.

film 2010 yılında yayınlanan ve büyük ses getiren bir film. özellikle o dönem sosyal medyada bol bol kadıköy çocuğu gördük. herkes standart , seks , alkol tanrısı gibi dolanıyordu.
filmin başrollerinde nejat işler ve yiğit özşener bulunuyordu. bence bu ikili mete avunduk ve kaan çaydamlı olmayı çok iyi başaran bir ikiliydi.
nejat işler, kaan çaydamlı rolüne girmek için kaan çaydamlıyla bir mekanda bir şeyler içmiş takılmışlar ve masadan kalktığında kaan çaydamlıya dönüşmüş. kaan bey bunu anlatıp çok şaşırdığını söylemişti.

filmin yönetmeni tolga örnek. müziklerini ise can gox yapmıştır. senaryoyu ise mehmed ada öztekin ve tolga örnek ikilisi kaleme almıştır.

filmde geçen sahnelerin hepsi gerçek radyo programından esinlenilmiştir. evet sizinle yatmış mıydık repliği bile gerçek radyo programından gelmiştir.

ülkemizde filmde görülen şeylere fazlaca özenildi ama filmde anlatılmak istenen yalnızlık vurgusuydu. o hayatlara özenmeyi değil özenmemeyi anlatıyordu. ülkede ses getiren radyo programının yankıları gösteriliyordu. insanlar cidden yalnızdı ve yalnızlığın ne kadar boktan bir şey olduğu gösteriliyordu.
ya iki tane adam içip içip seks yapıyor ve radyo sunuyor alt tarafı diyebilirsiniz. umurumda değil. radyo programlarını defalarca dinlemiş birisi olarak filmi ve radyoyu ve o iki insanı çok seviyorum.
güzel film hala izlemeyenler varsa tavsiye ederim.
devamını gör...

sakarya zaferi 100 yaşında.!

'"hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. o satıh, bütün vatandır. vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça, terk olunamaz." -mustafa kemal atatürk-

23 ağu 1921 – 13 eyl 1921 / 22 gün ve 22 gece süren sakarya meydan muharebesi'nde; başta başkomutan gazi mustafa kemal atatürk, silah arkadaşları, tüm şehit ve gazilerimizi rahmetle anıyorum, yerleri uçmağ olsun, saygıyla.



kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

görsel: all about history dergisi / 1922 yılının 27 ağustos günü, başkomutan mustafa kemal atatürk afyon-kocatepe'de

( tarih farklı olsa da görseli çok beğenip ekledim)
devamını gör...

her şeyi beğenmeye gerek yok ama beğendiğiniz, hosunuza giden tanımları beğenmekten de çekinmeyelim yahu. kimse elini korkak alıştırmasın.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yine nereye bakıyorsun acaba?
devamını gör...

sevdiğim ve profiline girip son ne yazmış acaba dediğim yazarlardan biriydin. zaten son zamanlarda sözlüğe girdiğimde takip listemdeki yazarların profilindeki son tanımlarını okuyup çıkar oldum. burası benim için çok iyi bir yerdi. hala çok iyi bir yer. çok iyi insanlar tanıdım. yazmayı da seviyorum. malesef motivasyonu senin gibi kaybettim.

sadece bir avuç insan ziyanı yazarın bezdirmesi ile bir çok arkadaşımız ya yazmaz oldu ya da bırakıp gitti.

yazsınlar böyle ne diyeyim. düşünce özgürlüğü muhakkak var. ancak hoşgörü sendromu diye bir kavram da var.

yazdıklarını okumak ve etkileşimde bulunmak çok değerliydi dostum. umarım herşey gönlünce olur.
devamını gör...

günaydınnn, size günaydın bana iyi uykular..
devamını gör...

1982 yılında yavuz turgul tarafından yazılan ve her nasıl olduysa sinan çetin tarafından yönetilen bana göre tüm zamanların en iyi türk filmlerinden biri olan çiçek abbas’ta geçen bir sözdür.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
abbas “lan abbas”tır. muavinler camiasında sevilir ama çok da saygı duyulmaz ona. gerek var mıdır saygıya o da bilinmez ya. sonuçta abbas muavindir. aksaray, aksaray, aksaray diye bağırandır abbas.

abbas görünüş olarak da herkes gibidir, her muavin gibi. bütün muavinler nasıl görünüyorsa öyle görünür. renksiz kıyafetler için de ha abbas ha niyazi.

kahvede şoförün yancısıdır. herkese abbas’tan çay olamaz, çaylar şakir’dendir. abbas tavlada galip olana sevinir, pullara dokunamaz. abbas iki düz bir marstır.

abbas minibüsü alınca çiçek abbas olur. artık bir şahsiyeti vardır. abbas bir şahsiyettir artık. alelade bir muavin değildir. renkli renkli giyinebilir, çaylar abbas’tandır, hem de herkese, şakir hariç.

nazlı’yı almak için kuaförün önüne gittiğinde nazlı artık zavallı abbas’a değil minibüs sahabı abbas’a bakmaktadır. ve meraktadır nazlı: bu minibüs kimin?

artık hiç kimse olmaktan bir şahsiyet olmaya terfi etmiş biri olarak cevap verir abbas:

bu gördüğün şahsiyetin!
devamını gör...

ev hanımlarının neden bu kadar kavga gürültü sevdiğini merak ettiren program.
devamını gör...

audiotest!
arkadaşlar neler yapıyorsunuz ya??
sözlük radyosu şarkı yarışması'nı iple çekiyoruz... güzelcim birçok şeyde olduğu gibi bu konuda da insanların aklına karpuz kabuğu düşürmüş olabilir mi? ay pardon, retorik soru di' mi? geçelim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sevdiğim fanı olduğum program.
özlediğimiz saatlere az kalmış, yaşasın o vakit.
akşam görüşmek üzere.
devamını gör...

kasiyer tarafından, market alışverişi yapan kangurulara sorulması muhtemel soru.

marketten aldığı 64746474647 ürünü poşet olmadan taşıyabilen bir insan görmedim çünkü ben henüz.
devamını gör...

duydum ki arkamızdan demişler öldü,
söyleyin onlara gıral geri döndü:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ısı ile sıcaklık farklı şeylerdir. çoğu zaman yanlış kullanılır, birbiri ile karıştırılır. odanın ısısını ayarla demek yanlış mesela, odanın derecesini yani sıcaklığını ayarla demek gerek.

ikisi arasındaki farkı en basit şekilde aklınızda kalacak şekilde anlatırsak;
ısı ; bir enerji şeklidir. sıcaklık ise enerji olmayıp, maddenin aldığı ısının ölçülen değeridir. yani bir cismin sıcaklık ve soğukluk derecesidir.

ısı; sıcak bir cisimden/ortamdan soğuk bir cisme/ortama doğru akar, yani dışarısı çok soğuk iken sıcacık evinizin kapısını açarsanız aslında dışarıdaki soğuk içeri girmez, sıcak olan evinizden dışarıya ısı kaçar. bu şekilde sıcak olan eviniz soğur, soğuk olan dışarısı nispeten ısınır (evinizin hacmi ile dışarının hacmi farklı olduğu için tabii ki dışarıyı ısıtamazsınız.)

ısı birimi: si birim sistemine göre joule'dür. bununla birlikte btu (british thremal unit) ve kalori de sık sık kullanılmaktadır.
sıcaklık birimi : celcius tur, dediniz ve yanlış bildiniz, çünkü si sistemine göre sıcaklık artık kelvin olarak kabul ediliyor. bkz: #400051

ısı kalorimetre ile ölçülür, sıcaklık ise termometre ile.

ısı büyük q harf ile, sıcaklık ise büyük t harfi ile gösterilir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim