grinding gear games tarafından 2013 yılında piyasaya sürülen, free-to-play, aksiyon rol yapma oyunu.

diablo 3’e karşılık kafasındakileri hayata geçirmeyi isteyen chris wilson, bu amaçla bu oyunu çıkartmıştır.

oyun, her yeni sezon oyun mekaniğini büyük ölçüde değiştiren yeni özellikler eklenerek şu andaki haline ulaşmıştır.

şimdiye kadar 32 süreli lig bitmiş, 33. lig şu anda aktif olarak oynanabilmektedir.

geçici liglerden 4 tanesi oyunun core mekaniğine eklenmiş olup standard lig ile erişilebilmektedir.

her ligin sonunda, lige özel karakterler, ligte kazandıkları deneyim ve eşyalarıyla standard lige transfer edilir.

oyun içerisinde 7 adet karakter çeşidi bulunmaktadır. bunlar marauder, ranger, witch, duelist, shadow, templar ve scion olarak adlandırılmış olup, her karakter alt branş olarak 3 temel sınıfa ayrılır.

her karakter yapısının, tamamen oyuncunun insiyatifine bırakılmış bir yetenek ağacı ve item optimizasyonu sayesinde, aslında sayısı sınırsız şekilde karakter oluşturmak mümkün olup, her ligin mekaniğine uygun karakter yapıları çoğunlukla oyuncular tarafından tercih edilir.

oyun, oyun içi satın alımlarda oyunculara sadece kozmetik ürünler sağlar, böylece para ödeyen herhangi bir oyuncu, diğer oyunculara oyun bağlamında üstünlük sağlayamaz.
devamını gör...

90'ların bağımsız sinemasının öncülüğünü yapmış steven soderbergh filmi.

görünürde rahat bir hayat yaşayan, terapi gören ve başkalarının küçük diyebileceği dünya sorunlarına kafasını takmış ann, onu kız kardeşiyle aldatan kocası ve kocasının eski bir arkadaşının onları ziyarete gelmesi ile değişen hayatlarına şahit oluyoruz. film aslında konusu itibariyle karamsar ya da bunaltıcı olsa da görüntüler, ortam, hava epey renklidir. bu yüzden izlerken ayrı bir kitler insanı ekrana. bu karmaşıklaşan aile dinamiklerini seyrederken kardeşlik bağlarını, sevgiyi, cinselliği ya da ilişkileri sorgularken buluruz kendimizi. "erkekler çekici kadınları sevmeyi, kadınlarsa sevdikleri adamları çekici bulmayı öğrenirler" der kahramanımız graham. ve filmin hemen başında iktidarsız olduğunu itiraf etmesine karşın filmde gördüğümüz kadınları etrafına çeker garip bir şekilde. ayrıca film temelde seksle ilgili olsa da neredeyse hiç* seks sahnesi çıkarmaz karşımıza. çoğu filmde sonlar tatmin edici olmasa da bu filmde epey doyurur insanı, hem de açık bir kapı bırakmış olmasına rağmen. yağmur yağacak, yağıyor derken görmeyiz bile hiç yağdığını.* bilemeyiz de. ama ne bitiştir o ya.

james spader bu rolüyle cannes film festivalinde en iyi erkek oyuncu ödülünü almıştır. bu adam dengesiz, garip karakterleri nasıl bu kadar iyi oynayabiliyor ya. helal olsun.
devamını gör...

her gün belirli bir miktar su içilmesi gerekir. kesin bilgi yayalım.
devamını gör...

“bir şeyler yapıyorum, yürüyorum, konuşuyorum, yemek yiyorum yani her zaman yaptığım işleri sürdürüyorum ama nasıl anlatsam, bir boşluk duygusu içinde. sanki içimde derin bir hiçlik var. ”
zülfü livaneli
devamını gör...

alkol kullanmayışıma rağmen sarhoş kalbimde kırılan kadehlerin haddi hesabının olmaması. sonra arasanız bulamayacağınız rüyalarımın olması ya da ne bileyim sıla mı gurbet mi adını siz koyun işte!
devamını gör...

"sen beni sevmiş olsan bırakıp gider miydin?" diyen soruyu barındıran türkü.

cevabını bilip de söylemeyen tez yana!
devamını gör...

insanların yüz yüze iletişim kurmaya kıyasla çevrimiçi iletişim kurarken daha az kısıtlanmış hissetmesi. örneğin: insanlar anonimken daha az utangaç, fikirlerini daha rahat dile getirebilen kişilere dönüşüyor. rahatlık olarak avantajlı gözükse de normal hayatta söyleyemeyeceği şeyi sosyal medyaya ve anonimliğine güvenerek rahatça söyleyebiliyor hatta sınırı aşabiliyor.

olumsuz sonuçlarından biri de siber zorbalık.
devamını gör...

neresinden tutsak elimizde kalmasındandır o. artık savunulacak ,yaşanılacak hiç bir yeri kalmadı lağımdan hallice şu an bu ülke. ortadoğu’nun bile güzel kültürünü alabilecekken yine ülkenin büyük cahil kesimi eliyle yemek yemeye çalışan pis arap kültürünü benimsedi. evet kardeşim nefret ediyorum ve kendimi barbar avrupa’ya atmak için de elimden geleni yapıyorum , her gün kusmaktan yoruldum çünkü.
devamını gör...

şiir programı sıkıştırılsın gece geç saatlere. okuyanın hakkını vermesi ve ses tonunun uygun olması şart elbette. dinleyince bir huzur geliverirse belki gider mışıl mışıl uyuruz. uykuya düşman yaşamak pek yorucu oluyor.
devamını gör...

her birey, her özgür düşünce sizin kıstaslarınıza göre şekillenmek zorunda değil kardeşim. madem aranızda bir okey masası kurdunuz, gülün ve eğlenin. hayırlı traşlar dilerim size.
devamını gör...

müslümanların hatası yoktur, hristiyan ya da yahudilerin de hatası yoktur. insanların hatası vardır, şahıslar yanlış yapar. yapılan doğrular ve yanlışlar dinlere mâl edilmemeli.
devamını gör...

sevgili dostlarım of'lu bir yazar kardeşiniz olarak, bizzat deneyimlediğim altın değerinde çay demleme tavsiyelerimi size sunmayı bir borç biliyorum...

-öncelikle çay suyu musluktan doldurulmaz. ne çaydanlığın altına, ne çaydanlığın üstüne musluktan su konulmaz. tamam, gidip kaynak suyu da bulun demiyorum ama biliyorum hepiniz evlerinize damacana su söylüyorsunuz. lütfen çay demlemek için de içme suyu kullanın. tecrübelerime göre damacana sular arasında çaydan en yüksek performansı 'saka su' dan aldım. ikinci olarak tavsiyem 'buzbağ' olacaktır...

-çay seçimi çok önemlidir sevgili dostlarım. bizim kendi çayımız memleketten geldiğinden, bu imkanı olmayanlar için önerebileceğim, çaykur'un online sitesinde yarım kilosu 26₺ ye satılan ''hediyelik rize çayı'' en sevdiğim çaydır. çaykur altınbaş ve tiryaki serisi de güzeldir...

-çayın bulanık olmasını istemiyorsanız şayet, demlemeden önce çayı çok hırpalamadan soğuk suda yıkamanızı tavsiye ederim. aldığınız çay ne kadar kum gibi değil yapraklı olursa o kadar kalitelidir. kum gibi olan toz çay kullanıyorsanız çayınız bulanık olur...

-bakır ve porselen demlik tercih edilmelidir, çayın en güzel lezzetini bu demliklerden alırsınız...

-çay boş demliğe atılıp beklenmez, kavrulur. kavruk çay acı olur. yapmayın. her daim önce su alınır. soğuktan demleyecekseniz bile suyu üstüne boca etmeyin, adı üstünde demlenecek... çayımız yavaş yavaş, kendiliğinden çökecek suyun dibine...

-isteğe göre soğuk yahut sıcak demleme yapılabilir ama lezzet olarak arasında bariz farklar olacaktır. deneyimleyerek hangisini sevdiğinize siz karar verebilirsiniz, lakin soğuktan çay demlemek her daim keyif ehlinin işidir... soğuktan demlenen çay sıcaktan demlenen gibi ocak üstünde kaldıkça acıma yapmaz...

- yok ille de sıcaktan demleyeceğim diyorsanız, kaynayan suyu demliğinize aldıktan sonra, tezgahta yaklaşık 5-6 dakika dinlendirin, biraz soğuduktan sonra çayı katın. kaynar suya çay atmak caiz değildir zira çayı haşlarsınız... koku ve lezzet bakımından çok büyük hata olur... yapmayın...

-sıcaktan demleyeceğiniz çayın sıcak suyunu demliğe alırken, dikkatli bir şekilde, üzerinize sıçratmadan, biraz yüksekten dökerek, suyun havayla temas etmesini sağlayın. bu işlem demlikteki oksijen oranını artıracak, çaya daha fazla lezzet verecektir...

-çay demliğe katılıp kapağı kapandıktan sonra zırt pırt açılıp kontrol edilmez. deneyimleyerek zamanı kestirebilirsiniz. ilk zamanlar için kapağını açmadan, çayı dökerek, renginden anlamaya çalışabilirsiniz. bunun için demliğin hava yapmaması için ilk zamanlarınızda demlik kapağını tam kapamamanız tavsiye olunur...

-yine damak zevkinize göre demlenecek çaya karanfil yahut tomurcuk atabilirsiniz. ben ikisini de severim ama genelde karanfil tercih ederim.

-soğuk sudan demlenen çay için yaklaşık demlik boyutuna göre 52-57 dakika yeterli olacaktır. söylediğim üzere sıcak sudan demlenen çay için yine demlik büyüklüğüne göre 18-24 dakika yeterli olacaktır...



afiyet olsun...*
devamını gör...

teoride gerçekleşebilen pratikte ise imkansız olan istek. koskocaman bir yanılgı hatta kendini kandırmakla eş değerdir. istediğin yere git ne fark edecek ? yine o kafanın içindekilerle baş başasın. aslında kendimizden ziyade çevremizden kurtulmak çabasıdır bu !
devamını gör...

gargamelsiz buyuculer, kambersiz düğüne benzer:)
devamını gör...

olduğun gibi davranmak. bunu kabul edebilen ile zaten pek sorunun olmuyor .
devamını gör...

islam dininde bütün kadınlar yarim insan etmektedir. ilk ayetin emrine uy ve oku:

* erkek boşanabilir, ya kadın?
bakara 227. eğer (yemin edenler yeminlerinden dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse (ayrılırlar). biliniz ki, allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

bakara 228. boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hâli (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. eğer allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helâl olmaz. kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. kadınların, yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

bakara 229. (dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (evlilikte) tarafların allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız, sizin için helâl olmaz. eğer onlar allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz, o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. bunlar allah’ın koyduğu sınırlardır. sakın bunları aşmayın.
allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa, onlar zalimlerin ta kendileridir.

bakara 230. eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa, kadın, onun dışında bir başka kocayla nikâhlanmadıkça ona helâl olmaz. (bu koca da) onu boşadığı takdirde, onlar (kadın ile ilk kocası) allah’ın koyduğu
ölçüleri gözetebileceklerine inanıyorlarsa tekrar birbirlerine dönüp evlenmelerinde bir günah yoktur. işte bunlar allah’ın, anlayan bir toplum için açıkladığı ölçüleridir.

bakara 231. kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları tutmayın. bunu kim yaparsa kendine zulmetmiş olur. sakın allah’ın âyetlerini eğlenceye almayın. allah’ın üzerinizdeki nimetini, size öğüt vermek için indirdiği kitab’ı ve hikmeti hatırlayın. allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki allah her şeyi hakkıyla bilendir.

bakara 232. kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde, eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. bununla içinizden allah’a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir. bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. allah bilir, siz bilmezsiniz.

* kadınlara değil, sadece erkeklere hitap ediyor. kadınların fikri isteği olamazmış gibi.

bakara 187. oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. allah, (ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. artık eşlerinize yaklaşın ve allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. sonra da akşama kadar orucu tam tutun. bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. bunlar, allah’ın koyduğu sınırlardır. bu sınırlara yaklaşmayın. allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar.

* kadının şahitliği yarım sayılıyor, biri unutursa diğeri hatırlasın diye 2 kadın ancak 1 insan ediyor:

bakara - 282
ey âmenû olanlar! birbirinize belirli bir süreye kadar borç verdiğiniz zaman onu yazın (senet yapın). aranızda bir kâtip onu adaletle yazsın. ve kâtip, allah'ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan çekinmesin, aynı şekilde yazsın. izerinde hak bulunan (borçlu) da yazdırsın. ve rabbi olan allah'a karşı takva sahibi olsun (ve emirlerinden sakınsın) ve ondan bir şey eksiltmesin. fakat, eğer üzerinde hak olan (borçlu) olan kişi, sefih (aklı ermeyen) veya zayıf (küçük, güçsüz) ise veya kendisi onu (söyleyip) yazdıramayacak bir durumda ise o taktirde velisi onu adaletle yazdırsın. ve erkeklerinizden iki kişiyi şahit tutun. fakat eğer iki erkek bulunamıyorsa, o zaman şahitlerden razı olacağınız bir erkek ve iki kadını (şahit) tutun ki ikisinden biri unutursa o taktirde, diğeri ona hatırlatır. şahitler çağrıldıkları zaman (şahitlikten) kaçınmasınlar. borç büyük olsun, küçük olsun vadesine kadar onu yazmaktan usanmayın. işte bu, allah'ın katında en adil ve şahitlik için en sağlam, şüphe etmemeniz için en yakın olandır. ancak aranızda devretmeye hazır olan peşin bir ticaret (alım-satım) ise, o zaman bunu yazmamanızdan dolayı sizin üzerinize bir günah yoktur. alım-satım yaptığınız zaman da şahit tutun. kâtibe (yazıcıya) ve şahitlere bir zarar verilmesin. eğer bunu yaparsanız (bir zarar verirseniz) bundan sonra o mutlaka sizin için bir fısk olur. allah'a karşı takva sahibi olun. allah size öğretiyor. ve allah, her şeyi en iyi bilendir.

eğer ki bir kadın olarak tam olduğunu düşünürsen islama karşı çıkmış olursun.
aynı zamanda kadına şiddete karşı çıkanlar ve kadın ile erkeğin eşit olduğuna inananlar allah'ın sözüne karşı çıkmış olurlar.

bakara-223
kadınlar sizin ekeneğinizdir(tarlanızdır); ekeneğinize hangi taraftan isterseniz oradan varın. kendiniz için de önceden hazırlık yapın. allah’tan sakının ve bilin ki o’na kavuşacaksınız. müminleri müjdele.

islamda kadını yeri denilince, müslümanların söyledikleri ilk söz islamda kadının yerinin kanıtı olmadığıdının kanıtıdır.
"cennet anaların ayakları altındadır"

cennet kadınların ve kız çocuklarının ayakları altında değildir; kadın ancak doğurmuş kadınların ayakları altındadır. anne olursan cenntte yerin var; ama doğurmayı tercih etmezsen, doğuramazsan üzgünüm,dinde pek yerin yok

nikahta zorunluluk olmamakla birlikte en fazla bir erkek dört kadına nikah kıyabiliyormuş. lakin cariye almak sınırsızmış. cariyeyle artık ne yaparsın o sana kalmış. ben demiyorum islam hukuku diyormuş
link

nisâ-3
yetimlerin hakkına riayet edemeyeceğinizden korkarsanız, beğendiğiniz kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. haksızlık etmekten korkarsanız tek kadın veya mülkiyetinizde bulunan câriye ile yetinin; bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.

"yani becerebilirsen evi küçük gelin, ortanca gelin, büyük gelin... diye donat eğer kumaları alamıyorsan cariyelerle takıl,yetin"olarak anlıyorum ben.

nisâ-34
allah’ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılmasına bağlı olarak ve mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudurlar. sâliha kadınlar allah’a itaatkârdırlar. allah’ın korumasına uygun olarak, kimsenin görmediği durumlarda da kendilerini korurlar. (evlilik hukukuna) baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve onları dövün. eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü allah yücedir, büyüktür.

sonuç olarak islam'da kadın, erkeğin buyruğunda, doğurmak, yemek pişirmek, evin işlerini yapmak dışında rolü olmayan, mümkünse evinde oturması, başka erkekler tarafından görülmemesi istenen bir varlıktır. bunun aksini söyleyen ya islam'ı bilmiyordur ya da kabullenemiyordur.

böyle bir düzene bir kadın neden, nasıl inanmalı?

(bkz: yeni nesildeki ateizm dalgası)

düzeltme: fark edebildiğim, öğrendiğim,gözüme çarpan yeni ayetler olduğunda tekrar güncellerim.
devamını gör...

vicdansız ya da kötü biri olarak gözükebilirim yazacaklarımdan sonra lakin umrumda değil. ölseler gram üzülmeyeceğim tiplerdir. böyle sorumsuz, böyle umursamaz insanlar zaten topluma ne katabilir ki? sağlık çalışanını, çevresindekileri düşünmesinden geçtim kendini düşünmüyor.
t; kendini bilmez insanların bağ evinde toplanıp daha sonrasında basılma durumu.
devamını gör...

insanların savunmasız kalmalarından faydalanarak masum canlılara korkunç şeyler yapabilmesini aklım almıyor.

yıllar sonra not: kötülüğün bir sınırı yok.
devamını gör...

müftülük yapsa da, o yıllarda müftülük için ilahiyat fakültesi mezunu olmak gibi bir nitelik aranmıyordu. sadece açılan sınavı kazanmak yeterliydi. hatta ilk okul mezunu ve orta okul mezunu olmadığından bir süre atanamamıştı. sahip olduğu eğitim eski usul medrese eğitimidir. lakin, diyanet işleri başkanlığı da eski usul medrese eğitimine prim vermez, zira eski usul medrese hocalarını güvenilir bulmaz. bu yüzden turan dursun'un iddialarına karşı uzun süre diyanet işleri başkanlığı tarafından cevap verilmemiştir. hatta (bkz: yaşar nuri öztürk) bile kendisine cevap vermeye tenezzül etmemiştir. yani şunu demek istiyorum, mısır'da (el-ezher üniversitesi hariç), basra'da, kufe'de aldığınız medrese eğitiminin diyanet işleri başkanlığı nezdinde hiçbir kıymeti harbiyesi bulunmaz. anca anca müftülük sınavını geçerek müftü olabilirsiniz. trt'de dini programların prodüktörlüğünü yapması gayet de ilginçtir.

ancak katledildikten sonra diyanet işleri başkanlığı'nın projeksiyonu kendisine dönebilmiştir. yazdıklarına karşı (bkz: süleyman ateş) tarafından (bkz: gerçek din bu) adlı kitap yazılmıştır. keza turan dursun'un yaptığı arapça tercümelerinin sorunlu olduğu iddia edilmiştir.

ilgililer için link

ilgililer için link
devamını gör...

forumsal yada küfürlüyse şikayet ediyorum.arada bende şikayet alıyorum,ne şikayet etmekten ne de şikayet almaktan gocunmuyorum;çünkü, hatalarımızı görerek düzelteceğimize inanıyorum.
edit:başlık başıma
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim