yeşil göz vs mavi göz
açık kahverengi göz.
benim göz rengim tabikine.
benim göz rengim tabikine.
devamını gör...
nickaltı girilsin diye sözlüğü terk eden yazar
bakın ne buldum, nickaltı için mesaj kapatanlar haricinde bir de böyle bir tarikat varmış*.
ama bu bence biraz dikenli yol ya, ben öldükten sonra mezarıma çiçek bıraksan ne olur mezar taşları çiçekten anlamaz.
ama bu bence biraz dikenli yol ya, ben öldükten sonra mezarıma çiçek bıraksan ne olur mezar taşları çiçekten anlamaz.
devamını gör...
cenaze namazına katılan ateist günaha girer mi sorunsalı
einstein'ın efsane sözünü buraya bırakıyorum:
tanrıya inanan adam olmak kolay, asıl zorluk tanrı'nın inanacağı insan olmakta.
tanrıya inanan adam olmak kolay, asıl zorluk tanrı'nın inanacağı insan olmakta.
devamını gör...
celal şengör
(bkz: argumentum ad verecundıam) 'ı yaşayan bir bilim insanı. açıklamak gerekirse:
bir otoriteye, otoritesi dışında kalan konularda başvurulması ve bu konularda iler sürdüğü görüşlerin doğru olarak kabul edilmesidir.
celal şengör tarzı bir konuşma : münih üniversitesinden kadim dostum ulrih ile telefonda konuşuyorduk. o esnada gözüm masamda duran çaya ilişti, çok açık olmuş. dur dedim ulrih, ben seni birazdan ararım. derhal mutfağa gidip yeni bir çay almak zorunda kaldım. islam'ın olduğu ülkeler asla gelişemez.
bir otoriteye, otoritesi dışında kalan konularda başvurulması ve bu konularda iler sürdüğü görüşlerin doğru olarak kabul edilmesidir.
celal şengör tarzı bir konuşma : münih üniversitesinden kadim dostum ulrih ile telefonda konuşuyorduk. o esnada gözüm masamda duran çaya ilişti, çok açık olmuş. dur dedim ulrih, ben seni birazdan ararım. derhal mutfağa gidip yeni bir çay almak zorunda kaldım. islam'ın olduğu ülkeler asla gelişemez.
devamını gör...
uzay kapsülü
roketlerin ucunda bulunan, insan veya malzeme taşınan, yalıtımlı ve kapalı yerdir.
devamını gör...
normal sözlük için öneriler
sevdiğim bir yazarı stalklarkene
-a bende bu başlığa bir tanım yazayım
diyorum
başlığı giriyorum tanım yazıyorum
sonra ne oluyor
puff tüm beğenilerim off oluyor.
sonra bir daha girip beğeniyorum
bana özel bir beceriksizlik ise
bir müslüman bana bunu izah etsin
yok herkeste olan bir sıkıntı ise
çözünüz lütfen.
zamanım kıymetli benim
sevdiğim yazarlar da kıymetli.
edit:bir müslüman beni aydınlattı. allah razı olsun.
bende kalanları aydınlatayım.
dua edin bana ve ona.
sayfa yenilenince düzeliyor.
bana biraz zahmetli bir eylem geldi. teknoloji böyle bir şey değil. her şeyi ben yapmamalıyım. sözlük akıllı bir sözlük olsaydı keşke, akıllı telefon kadar.
-a bende bu başlığa bir tanım yazayım
diyorum
başlığı giriyorum tanım yazıyorum
sonra ne oluyor
puff tüm beğenilerim off oluyor.
sonra bir daha girip beğeniyorum
bana özel bir beceriksizlik ise
bir müslüman bana bunu izah etsin
yok herkeste olan bir sıkıntı ise
çözünüz lütfen.
zamanım kıymetli benim
sevdiğim yazarlar da kıymetli.
edit:bir müslüman beni aydınlattı. allah razı olsun.
bende kalanları aydınlatayım.
dua edin bana ve ona.
sayfa yenilenince düzeliyor.
bana biraz zahmetli bir eylem geldi. teknoloji böyle bir şey değil. her şeyi ben yapmamalıyım. sözlük akıllı bir sözlük olsaydı keşke, akıllı telefon kadar.
devamını gör...
tanımadığın biriyle sohbet etmek
esasında hemen hemen tüm sözlüğün yaptığı şey. hiçbirinizi tanımıyorum ama, sabah akşam sohbet ediyoruz yaptığımız tanımlarla.
devamını gör...
dünyadaki tüm insanlar sizi duyacak olsa söyleyeceğiniz şey
beni dinliyorsanız başlıyorum
maskenizi takın .
maskenizi takın .
devamını gör...
kadın yazarların daha fazla oylanması ve takipçilerinin daha fazla olması
kadın yazarları oylayanlar erkekler. takip edenler kim? erkekler.bu durumdan mızmızlanan kim? erkekler. başka sorum yok hakim bey.
devamını gör...
mafia üzerine notlar
murat çulcu tarafından yazılmış. 1998 kasım ayında ilk baskısını yapmış. mafiayı sosyolojik manadan irdeleyen ilk türkçe kitaptır. köşe yazılarından oluşur. diğer kitaplar gibi işin magazinsel tarafını değil sosyokültürel altyapısını ele alır. kitabın giriş kısmında neden mafya değilde mafia denmesi gerektiğini güzel bir şekilde açıklar. çünkü mafia özel bir kavramdır. ve kısaltma olduğu düşünülmektedir. morta alla francia italia anela(fransızlara ölüm italya kükrüyor) veya mazzini autorizza furti incendi avvenamenati(mazzini suç işlemeye yetki veriyor) olduğu düşünülüyor. başka bir görüş de mahfelyadan geldiğini düşünse de bugün kü mafia sözcüğünün bir akrostişten oluştuğu daha yaygın bir kanı olduğundan mafia diye yazılır mafya diye değil. buradan sonra mafios düzenin ne olduğunu ve nasıl oluştuğunu açıklıyor. yerel gücün merkezi otoriteye direnişi olarak tanımlıyor mafios güçleri. gücünü de halkımızın çifte hukuk anlayışından aldığını vurguluyor. çünkü çifte hukuk anlayışında yazılı olmayan hukuk yani yerel bizim bugün sürekli şikayet ettiğimiz ataerkil yapıya dayanan herkesin kendi adaletini kendisi veyahut bir mafioso aracılığıyla aramasını gerektiren hukuk anlayaşı ön plandadır halkımız için. mafiosolar bu yüzden güçlüdür toplumumuzda. ha bu arada mafioso ne derseniz. mafioso bu sistemin merkezindeki insandır. şiddeti kullanarak yaptırım uygulayan yerel otoriteyi tesis eden bireydir. bazıları uzun bir suç kariyeri dolayısıyla tabiri caizse kendi ordularına sahip olduğundan doğrudan yaptırıma başvurmaz emir verir. ama kariyerin başlangıçlarında itibarlarını tesis etmek için kaba kuvvet şarttır. mafiosonun sadece suç işlemesi de yetmez bu suçlardan yırtacaktır. merkezi hukuktan kaçmanın yolunu bulması gerekir. bunları yaparsa hızlı bir itibar yükselişi sağlar. ekonomik yönden de güçlenmeye başlar ve partito denilen siyasal bağlantıları elde eder. merkezi otoritenin hakimiyetindeki bürokrasiye de sızar. mafiosonun tanımı böyle yapıyor murat çulcu. her ne kadar mafioso kadar olmasa da türkiyede her birey mafios davranış sergiler. mesela bir liseden mezun olan insanların işe alırken kendi lisesinin mezununa öncelik tanıması da maffios davranıştır. çeteleşmeye örnektir. memleketçilik de öyledir. veyahut tanık olunan bir yaralanma olayı sırasında aman abi şahit yazmasınlar diye kaçmak da bir nevi omertaya uymaktır. çocukken bizi bak polis gelir jandarma gelir diye korkutmaları dahi merkezi güçten korkulmasını yerel otoritelere bağlılığı gösteren bir hareket değil midir? ama en sıkıntılı mafios davranış galiba omertaya uymaktır. bu hukuk devletini kitliyor yazara göre. çünkü tanık kanıt mekanizmaları olmazsa çağdaş hukuk işlemez. kitabın ortalarına doğru uyuşturucu ve mafios faaliyetlerin finanse edilmesini işler. burada murat çulcunun çizdiği portreye göre abd çin gibi devletler cosa nostrayla iş birliği içerisinde türkiyenin de bulunduğu güzergah üzerinden karlı bir narkotik ağ kurmuştur. malum örgütün de bu işin içinde olduğunu söyler yazar. ki haklıdır da bence.
bundan sonraki terörü ele aldığı bölümde terörün nasıl abdnin elinde bir silahken mermisinin ters döndüğünü söyler. kitabın basımından birkaç yıl sonra 11 eylül olması pek manalıdır. bu bölümden sonra genel mafios toplum tespitlerini hadiselerle açıklayarak kapanışı yapar. dili akıcıdır anlatımı sadedir. ama pek baskısı bulunmaz kitaplarının. zaten böyle akademik denebilecek açıdan ele aldığından pek satmamıştır. çünkü halkımıza magazin lazımdır.
özetle eğer 90ları veyahut şimdiki iç hesaplaşmaları anlamak isterseniz okuyun okutun. hatta osmanlıdan beri süregelen şu örfi hukuk çağdaş hukuk çatışmasını da çok güzel açıklıyor.
bundan sonraki terörü ele aldığı bölümde terörün nasıl abdnin elinde bir silahken mermisinin ters döndüğünü söyler. kitabın basımından birkaç yıl sonra 11 eylül olması pek manalıdır. bu bölümden sonra genel mafios toplum tespitlerini hadiselerle açıklayarak kapanışı yapar. dili akıcıdır anlatımı sadedir. ama pek baskısı bulunmaz kitaplarının. zaten böyle akademik denebilecek açıdan ele aldığından pek satmamıştır. çünkü halkımıza magazin lazımdır.
özetle eğer 90ları veyahut şimdiki iç hesaplaşmaları anlamak isterseniz okuyun okutun. hatta osmanlıdan beri süregelen şu örfi hukuk çağdaş hukuk çatışmasını da çok güzel açıklıyor.
devamını gör...
ağzının ortasına kürekle vurulası insan
her soruyu herkese sorma hakkını kendinde bulan insandır?
-ne zaman evleneceksin?
-okul bitti mi?
-çalışıyor musun?
-çocuğun olmuyor mu?
-ne kadar maaş alıyorsun?
-hastalığın ne ?
-ne zaman evleneceksin?
-okul bitti mi?
-çalışıyor musun?
-çocuğun olmuyor mu?
-ne kadar maaş alıyorsun?
-hastalığın ne ?
devamını gör...
satranç oyunundaki en değersiz taş nedir sorunsalı
şahtır. mat olmak dışında bir vasfı yoktur. piyon liyakate inanır. at fil ve kale savaşa savaşa gelmiştir oraya vezir ise doğuştan şanslıdır. ama şah aman bana yaklaşmayın. ay bunaldım. dokunmayın çok fenayım modunda hep
devamını gör...
bir ebeveynin çocuğuna yapacağı en büyük iyilik
vicdanlı, merhametli, ahlaklı, öğrenmeyi seven, saygılı ve sevgili çocuk yetiştirmek. keşke herkes çocuğunu böyle yetiştirse, o zaman dünyada kötülük kalmazdı.
devamını gör...
zihgir
zihgir farsça bir kelimedir ve kelime anlamı "kiriş tutan, kirişin kontrolünü sağlamak" anlamına gelmektedir. genelde zihgir metal, akrilik, deri ve boynuz gibi maddelerden yapılmaktadır. zihgirde dikkat edilecek en önemli husus okçunun parmağında rahatlıkla hareket edip ileri ve geri hareket etmesidir. dar gelen bir zihgir okçunun parmağında bir çok sakatlanmaya meydan verebilir. zihgir bol geliyorsa iç kısmına deriden kaş yapılabilir. uzun süre ok atan okçuların baş parmak boğumunda nasır oluşması normaldir. bu nasır aynı zamanda zihgirin parmağa tam oturmasına sebep olup, zihgirin parmaktan kontrolsüzce çıkıp gitmesini engeller. okçu profesyonelleştikçe kendisi için en ideal zihgiri parmağında sabitleyecektir.
zihgir 3 bölümden meydana gelir. damak, kaş ve eşik;
•zihgirin kirişe temas eden kısmına "eşik" denir.
•başparmağı korumak için yapılan deri parçasına kaş denir.
•okçunun başparmağının etli kısmının yaralanmasını önlemek için zihgirin uzun kısmına "damak" denir.
not!: metal zihgirlerde dikkat edilmesi gereken husus ise metalin keskin bir yerinin olmaması gerekmektedir. aksi durumda okçunun parmağını yaralar.
zihgir 3 bölümden meydana gelir. damak, kaş ve eşik;
•zihgirin kirişe temas eden kısmına "eşik" denir.
•başparmağı korumak için yapılan deri parçasına kaş denir.
•okçunun başparmağının etli kısmının yaralanmasını önlemek için zihgirin uzun kısmına "damak" denir.
not!: metal zihgirlerde dikkat edilmesi gereken husus ise metalin keskin bir yerinin olmaması gerekmektedir. aksi durumda okçunun parmağını yaralar.
devamını gör...
şaka ise komik değilse daha da komik olan şeyler
2. murat'ın tahtı bırakıp koskoca osmanlı devletinin yönetimini 13 yaşındaki oğluna devretmesi. muhtemelen fatih sultan mehmet han bu haberi duyunca bu cümleyi kurmuştur.
devamını gör...
evlenen kadının soyadının değişmesi
4721 sayılı türk medeni kanunu’nun 187. maddesine göre evlenen kadının kocasının soyadını kullanması zorunludur. düzenleme, kadının soyadını ancak eşinin soyadının önüne gelmek suretiyle kullanmasına izin vermiş ve bunun için de evlendirme memuruna veya evlilik sonrasında nüfus idaresine başvuruda bulunmasını gerekli kılmıştır. görüldüğü üzere türk medeni kanunu’nun 187. maddesi, evlenen kadının yalnızca kendi soyadını kullanması imkanını tamamen ortadan kaldırmaktadır.
kadının evlenme ile salt kendi soyadını kullanma imkanının bulunmaması gerek hukuktaki eşitlik ilkesi, gerekse ayrımcılık yasağı kapsamında tartışılmaktadır. zira evlilik ile diğer eşin soyadını kullanma zorunluluğu sadece kadın için söz konusu olup, erkek eş için bu şekilde bir zorunluluk kanunda yer almamaktadır.
eşitlik ilkesi ile ayrımcılık yasağının yanı sıra konu özel yaşama saygı hakkı kapsamında da defalarca yargı mercilerinin önüne gelmiştir. kişinin hayatını sürdürürken kullandığı isim, özel yaşamının en önemli unsurlarından biri olarak görüldüğünden hakkın kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve evlilik ile değişmesi zaruretinin hakkın ihlali olduğu gerekçeleriyle pek çok başvuru yapılmıştır.
yeni türk medeni kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle 743 sayılı kanun yürürlükten kalkmışsa da kadının soyadına ilişkin düzenleme değişmemiş, bu sebeple yeni kanun vasıtasıyla da giderilemeyen hak ihlali tekrardan anayasa mahkemesi nezdinde iptal davasına konu edilmiştir [1]. anayasa mahkemesi iptal başvurusunu, “‘kadın evlenmekle kocasının soyadını alır' kuralının aile birliğinin korunması ve aile bağlarının güçlendirilmesi başta olmak üzere, nüfus kayıtlarının düzenli tutulması” gibi önceki kararıyla paralel gerekçelere dayanarak tekrardan reddetmiştir. iptal davaları bakımından, aynı konuya ilişkin mahkeme’ye on yıl başvuru yapılamaması yasağı getiren anayasa’nın 152. maddesi sebebiyle, 187. maddenin on yıllık süre boyunca tekrardan mahkeme’nin önüne getirilmesi imkanı bulunmamaktadır. ancak her ne kadar düzenleme iptal davasına konu edilememekteyse de, bireysel başvuruya konu edilmesi mümkündür. anayasa mahkemesi’ne temel hak ve özgürlüklere ilişkin bireysel başvuru yapılmasının önü açıldığından bu yana mahkeme bu konudaki pek çok başvuruyu incelemiş ve iptal davalarındaki görüşünün tam tersi yöndeki tespitlerini ortaya koymuştur.
anayasa mahkemesi’nin kadının soyadına ilişkin görüşünün değişmesinde konu hakkındaki avrupa insan hakları mahkemesi kararları da etkili olmuştur. düzenleme gereği kendi soyadlarını kullanma imkanı bulunmayan evli kadınlar hukuk mahkemeleri nezdinde taleplerini sunmuşlar, ancak türk medeni kanunu md. 187 gereği talepleri reddedilince konuyu avrupa insan hakları mahkemesi önüne taşımışlardır. mahkeme’ye göre, devletlerin kadınlara karşı evlilik ve aile ilişkileri konusundaki ayrımı önlemek adına gerekli bütün önlemleri almak ve kadın-erkek eşitliğine dayanarak kadınların aile adı gibi konularda erkekler ile eşit kişisel haklara sahip olmasını sağlamak şeklinde yükümlülükleri vardır [2]. aihm söz konusu yükümlülükler bakımından türkiye’nin de taraf olduğu kadına karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi sözleşmesi’ne atıfta bulunmuş ve sözleşmeye taraf olan devletlerin, sözleşme kapsamındaki gereklilikleri sağlamak adına pozitif yükümlülükleri olduğunu eklemiştir. buna göre türk medeni kanunu md. 187 ile getirilen zorunluluk devletin sözleşmedeki yükümlülükleri sağlamak bakımından başarısız olduğu anlamına gelmektedir. aihm kadının soyadına ilişkin mahkeme’ye yapılan başvurularda, türk medeni kanunu md. 187 bakımından sözleşmenin 8. maddesiyle bağlantılı olarak sözleşme’nin 14. maddesinde yer alan ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine karar vermiştir [3].
anayasa mahkemesi de bireysel başvuru usulünün başlamasının ardından yukarıda yer alan aihm kararlarına gönderme yapmış, bununla birlikte anayasa’nın 90. maddesinde yer alan ve uluslararası sözleşmelere üstünlük tanıyan düzenlemeyi ihlal kararlarında gerekçe göstermiştir. anayasa’nın 90. maddesine göre, temel hak ve özgürlüklere ilişkin iç hukuk düzenlemeleri ile bu konularda devletin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin çatıştığı hallerde uluslararası sözleşme hükümlerine üstünlük tanınacaktır. düzenleme uyarınca kadının soyadı meselesinde de türk medeni kanunu’nun 187. maddesi değil, kadının kendi soyadını kullanmasına imkan tanıyan avrupa insan hakları sözleşmesi ve kadına karışı her türlü ayrımcılığın önlenmesi sözleşmesi’ndeki ilgili maddelerin somut uyuşmazlıklarda uygulanması gerekmektedir [4]. bu sebeple anayasa mahkemesi önüne gelen başvurularda, somut uyuşmazlıkta uluslararası sözleşmeler yerine türk medeni kanunu’ndaki düzenlemenin uygulanmasının hukuka uygun olmadığını belirtmiş ve yargı mercilerinin kadının kendi soyadını kullanması taleplerinin reddini hukuki bulmamıştır. mahkeme söz konusu hukuka aykırılığın anayasa’nın 17. maddesinde yer alan kişinin manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlalini oluşturduğu şeklinde karar vermiştir [5].
anayasa mahkemesi’nin konuya ilişkin kararlarının akabinde yargıtay hukuk genel kurulu da aynı yönde kararlar almıştır. yhgk’nın 30.09.2015 t., 2014/2-899 e., 2015/2011 k. sayılı kararında türk medeni kanunu’ndaki 187. madde uygulamasının, kadının soyadı bakımından cinsiyet yönünden ayrımcılık oluşturduğu ve konu hakkında uluslararası sözleşmelere öncelik tanınması gerektiği ifade edilmiştir.
nüfus müdürlükleri evli kadınların konu hakkındaki başvurularını türk medeni kanunu’nu gerekçe göstererek reddetmekte olsa dahi, talebin aile mahkemelerine yapılmasıyla kadının kendi soyadını kullanması imkanı mevcuttur. evli kadın, evlenme ile isminin değişmesinin akabinde yetkili aile mahkemesine dava açarak yalnızca kendi soyadını kullanma talebini sunabilmekte ve davanın sonucunda ilgili nüfus müdürlüğü nezdinde kimlik bilgilerinin değişmesi sağlanmaktadır. böylece türk medeni kanunu’nun 187. maddesi hakkında anayasa mahkemesi nezdinde tekrar iptal davası açılabilecek süreye değin hakkın hukuka aykırı şekilde sınırlandırılmasının önüne geçilmektedir.
dipnotlar:
[1] aym, 10.03.2011 t.2009/85 e., 2011/49 k.
[2] aihm, ünal tekeli/türkiye, başvuru no: 29865/96.
[3] aynı yönde, aihm, levendoğlu abdulkadiroğlu/türkiye, başvuru no: 7971/07.
[4] anayasa mahkemesi konuya ilişkin bireysel başvurularda gerek kadına karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi sözleşmesi (cedaw), gerek avrupa insan hakları sözleşmesi, gerekse birleşmiş milletler medeni ve siyasi haklar sözleşmesi (bm mshs)’nin ilgili maddelerine atıfta bulunmuştur:
aihs md. 8/1: “herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.”
cedaw md. 16: “1. taraf devletler evlilik ve aile ilişkileri ile ilgili bütün konularda kadınlara karşı ayrımcılığı tasfiye etmek için gerekli her türlü tedbiri alır ve özelikle erkeklerle kadınların eşitliğini öngören aşağıdaki hakları tanır:
…
g) soyadı, meslek ve iş seçme hakları da dahil, karı ve koca olarak aynı kişisel haklara sahip olma..”
bm mshs md.23/4: “bu sözleşmeye taraf devletler, eşlerin evlilik konusunda, evliliğin devam ettiği sürece ve boşanmada eşit hak ve yükümlülüklere sahip olmaları için gerekli önlemleri alır.”
[5] aym sevim akat eşki başvurusu, başvuru no: 2013/2187, neşe aslanbay akbıyık başvurusu, başvuru no: 2014/5836, gülsim genç başvurusu, başvuru no: 2013/4439.
kadının evlenme ile salt kendi soyadını kullanma imkanının bulunmaması gerek hukuktaki eşitlik ilkesi, gerekse ayrımcılık yasağı kapsamında tartışılmaktadır. zira evlilik ile diğer eşin soyadını kullanma zorunluluğu sadece kadın için söz konusu olup, erkek eş için bu şekilde bir zorunluluk kanunda yer almamaktadır.
eşitlik ilkesi ile ayrımcılık yasağının yanı sıra konu özel yaşama saygı hakkı kapsamında da defalarca yargı mercilerinin önüne gelmiştir. kişinin hayatını sürdürürken kullandığı isim, özel yaşamının en önemli unsurlarından biri olarak görüldüğünden hakkın kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve evlilik ile değişmesi zaruretinin hakkın ihlali olduğu gerekçeleriyle pek çok başvuru yapılmıştır.
yeni türk medeni kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle 743 sayılı kanun yürürlükten kalkmışsa da kadının soyadına ilişkin düzenleme değişmemiş, bu sebeple yeni kanun vasıtasıyla da giderilemeyen hak ihlali tekrardan anayasa mahkemesi nezdinde iptal davasına konu edilmiştir [1]. anayasa mahkemesi iptal başvurusunu, “‘kadın evlenmekle kocasının soyadını alır' kuralının aile birliğinin korunması ve aile bağlarının güçlendirilmesi başta olmak üzere, nüfus kayıtlarının düzenli tutulması” gibi önceki kararıyla paralel gerekçelere dayanarak tekrardan reddetmiştir. iptal davaları bakımından, aynı konuya ilişkin mahkeme’ye on yıl başvuru yapılamaması yasağı getiren anayasa’nın 152. maddesi sebebiyle, 187. maddenin on yıllık süre boyunca tekrardan mahkeme’nin önüne getirilmesi imkanı bulunmamaktadır. ancak her ne kadar düzenleme iptal davasına konu edilememekteyse de, bireysel başvuruya konu edilmesi mümkündür. anayasa mahkemesi’ne temel hak ve özgürlüklere ilişkin bireysel başvuru yapılmasının önü açıldığından bu yana mahkeme bu konudaki pek çok başvuruyu incelemiş ve iptal davalarındaki görüşünün tam tersi yöndeki tespitlerini ortaya koymuştur.
anayasa mahkemesi’nin kadının soyadına ilişkin görüşünün değişmesinde konu hakkındaki avrupa insan hakları mahkemesi kararları da etkili olmuştur. düzenleme gereği kendi soyadlarını kullanma imkanı bulunmayan evli kadınlar hukuk mahkemeleri nezdinde taleplerini sunmuşlar, ancak türk medeni kanunu md. 187 gereği talepleri reddedilince konuyu avrupa insan hakları mahkemesi önüne taşımışlardır. mahkeme’ye göre, devletlerin kadınlara karşı evlilik ve aile ilişkileri konusundaki ayrımı önlemek adına gerekli bütün önlemleri almak ve kadın-erkek eşitliğine dayanarak kadınların aile adı gibi konularda erkekler ile eşit kişisel haklara sahip olmasını sağlamak şeklinde yükümlülükleri vardır [2]. aihm söz konusu yükümlülükler bakımından türkiye’nin de taraf olduğu kadına karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi sözleşmesi’ne atıfta bulunmuş ve sözleşmeye taraf olan devletlerin, sözleşme kapsamındaki gereklilikleri sağlamak adına pozitif yükümlülükleri olduğunu eklemiştir. buna göre türk medeni kanunu md. 187 ile getirilen zorunluluk devletin sözleşmedeki yükümlülükleri sağlamak bakımından başarısız olduğu anlamına gelmektedir. aihm kadının soyadına ilişkin mahkeme’ye yapılan başvurularda, türk medeni kanunu md. 187 bakımından sözleşmenin 8. maddesiyle bağlantılı olarak sözleşme’nin 14. maddesinde yer alan ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine karar vermiştir [3].
anayasa mahkemesi de bireysel başvuru usulünün başlamasının ardından yukarıda yer alan aihm kararlarına gönderme yapmış, bununla birlikte anayasa’nın 90. maddesinde yer alan ve uluslararası sözleşmelere üstünlük tanıyan düzenlemeyi ihlal kararlarında gerekçe göstermiştir. anayasa’nın 90. maddesine göre, temel hak ve özgürlüklere ilişkin iç hukuk düzenlemeleri ile bu konularda devletin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin çatıştığı hallerde uluslararası sözleşme hükümlerine üstünlük tanınacaktır. düzenleme uyarınca kadının soyadı meselesinde de türk medeni kanunu’nun 187. maddesi değil, kadının kendi soyadını kullanmasına imkan tanıyan avrupa insan hakları sözleşmesi ve kadına karışı her türlü ayrımcılığın önlenmesi sözleşmesi’ndeki ilgili maddelerin somut uyuşmazlıklarda uygulanması gerekmektedir [4]. bu sebeple anayasa mahkemesi önüne gelen başvurularda, somut uyuşmazlıkta uluslararası sözleşmeler yerine türk medeni kanunu’ndaki düzenlemenin uygulanmasının hukuka uygun olmadığını belirtmiş ve yargı mercilerinin kadının kendi soyadını kullanması taleplerinin reddini hukuki bulmamıştır. mahkeme söz konusu hukuka aykırılığın anayasa’nın 17. maddesinde yer alan kişinin manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlalini oluşturduğu şeklinde karar vermiştir [5].
anayasa mahkemesi’nin konuya ilişkin kararlarının akabinde yargıtay hukuk genel kurulu da aynı yönde kararlar almıştır. yhgk’nın 30.09.2015 t., 2014/2-899 e., 2015/2011 k. sayılı kararında türk medeni kanunu’ndaki 187. madde uygulamasının, kadının soyadı bakımından cinsiyet yönünden ayrımcılık oluşturduğu ve konu hakkında uluslararası sözleşmelere öncelik tanınması gerektiği ifade edilmiştir.
nüfus müdürlükleri evli kadınların konu hakkındaki başvurularını türk medeni kanunu’nu gerekçe göstererek reddetmekte olsa dahi, talebin aile mahkemelerine yapılmasıyla kadının kendi soyadını kullanması imkanı mevcuttur. evli kadın, evlenme ile isminin değişmesinin akabinde yetkili aile mahkemesine dava açarak yalnızca kendi soyadını kullanma talebini sunabilmekte ve davanın sonucunda ilgili nüfus müdürlüğü nezdinde kimlik bilgilerinin değişmesi sağlanmaktadır. böylece türk medeni kanunu’nun 187. maddesi hakkında anayasa mahkemesi nezdinde tekrar iptal davası açılabilecek süreye değin hakkın hukuka aykırı şekilde sınırlandırılmasının önüne geçilmektedir.
dipnotlar:
[1] aym, 10.03.2011 t.2009/85 e., 2011/49 k.
[2] aihm, ünal tekeli/türkiye, başvuru no: 29865/96.
[3] aynı yönde, aihm, levendoğlu abdulkadiroğlu/türkiye, başvuru no: 7971/07.
[4] anayasa mahkemesi konuya ilişkin bireysel başvurularda gerek kadına karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi sözleşmesi (cedaw), gerek avrupa insan hakları sözleşmesi, gerekse birleşmiş milletler medeni ve siyasi haklar sözleşmesi (bm mshs)’nin ilgili maddelerine atıfta bulunmuştur:
aihs md. 8/1: “herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.”
cedaw md. 16: “1. taraf devletler evlilik ve aile ilişkileri ile ilgili bütün konularda kadınlara karşı ayrımcılığı tasfiye etmek için gerekli her türlü tedbiri alır ve özelikle erkeklerle kadınların eşitliğini öngören aşağıdaki hakları tanır:
…
g) soyadı, meslek ve iş seçme hakları da dahil, karı ve koca olarak aynı kişisel haklara sahip olma..”
bm mshs md.23/4: “bu sözleşmeye taraf devletler, eşlerin evlilik konusunda, evliliğin devam ettiği sürece ve boşanmada eşit hak ve yükümlülüklere sahip olmaları için gerekli önlemleri alır.”
[5] aym sevim akat eşki başvurusu, başvuru no: 2013/2187, neşe aslanbay akbıyık başvurusu, başvuru no: 2014/5836, gülsim genç başvurusu, başvuru no: 2013/4439.
devamını gör...
yok sayılmak
büyük ihtimalle en görülmek istediğin insan tarafindan yok sayılırsın,bazılarımızda cocukluktan başlar baban görsün istersin,görmez. okulda en sevdiğin ögretmen görmez,büyürsün çok kıymet verdiğin dostum dediğin insanlar menfaati bitince görmez. ışin özeti hepimiz bir zaman bir yerlerde yok sayıldık. ve görülmek isteyen insanlari da yok saydik. ama eninde sonunda her çiçek uygun toprakta açar,büyür,renklenir. toprağinizi bulunca kaybetmeyin ve yok sayildiginizi hissettiginiz yerde var olmaya calısmayin. yok sayilmaktan daha çok yorani var olma çabası olur.
devamını gör...
kelebeğin rüyası
yanlışlıkla denk geldiğim, izledikten sonra üst üste iki tane sigara yaktığım film. belçim bilgin'in oyunculuğunu çok beğenmesem bile mert fırat ve kıvanç tatlıtuğ rollerini iyi taşımış.tarih yeni yeni 1940'ları gösterirken başlıyor film. dönemin şartlarına çok iyi değinildiğini düşünmüyorum ama karakterlerin iç dünyası oldukça güzel yansıtılmış.
--! spoiler !--
kız şiirden anlıyorsa beni seçer. anlamıyorsa zaten senin olsun.
--! spoiler !--
--! spoiler !--
kız şiirden anlıyorsa beni seçer. anlamıyorsa zaten senin olsun.
--! spoiler !--
devamını gör...
tiktok canlı yayınında kızını taciz eden sapık baba
çingene asıllı olması yüksek ihtimal olan baba. uzun bir süre yaşadığım mahalle bu insanlarla dip dibeydi. bu tip insanlardan onlarcasını görmüş biri olarak çok yadırgadım diyemem. hayat tarzı bu adamların zira, halen o mahallede bu tip durumların döndüğünü, kızını küçük yaşlarda pazarlayan babaların olduğunu anlatırlar. bu videoda görünen hıyarağasının o adamlardan tek farkı tiktok kullanıyor olması. zaten vücut dili ve hareketleri karakterini net şekilde ortaya koyuyor. uzun bir süre ceza alıp içerde sürünmesi ve fazlasıyla ezilmesi dileğiyle.
devamını gör...
quo fata ferunt
nasıl daha önce fark etmedim diye hayıflandığım, dolu dolu içerikli yazıların sahibi yazar arkadaşımız. ayrıca engin gönüllü ve hayli araştırmacı. yazılarıyla birlikte hep bu sözlükte olsun dilerim. *
devamını gör...