bunlar da benim çocuklarım. siyah olanın adı ice tortie olan ise kontes.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dili bir karış dışarda gezen bir güruh.

uzak durun, yanında bir şey konuşmayın.

ha birde açığını arayın, ilk fırsatta müdürün müdürüne ifşalayın, acaip zevkli oluyor.*
devamını gör...

üşeniyorum, öyleyse yarın.
devamını gör...

oh orama da zam ooh burama da zam ooh zama da zam, dediğim başlık.
devamını gör...

bir daha dünyada hiç bir halkın yaşamaması için bütün tedbirlerin alınması gereken, tarihteki katliamların en vahşilerindendir. ayıptır, zulümdür, cinayettir. lakin seyit rıza'nın dar ağacına giderken ki sözleri umut adına insanı ve devrimi güçle doldurmaktadır.

''ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu. ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun.''

bugün faşistlerin hileleriyle de baş eden herkese bin selam.
devamını gör...

(bkz: akıl çağı)
sartre'ın özgürlüğün yolları üçlemesinin ilk kitabıdır. ayrıca bu kitap ile nobel ödülü kazanmış ve ödülü kabul etmemiştir.
serinin ilk kitabı mathieu karakteri üzerinden hem kendilerini arayan hem kendilerinden kaçan insanların özgürlüğü arayışları seçimleri yada seçimsizlikleri ve hayatlarını anlamlandırma çabaları etrafında geçer.


- " geçmiş günleri mi özlüyorsun" marcelle kuru bir sesle hayır dedi. o günleri değil. yalnızca o günlerde hayalini kurduğum yaşamı özlüyorum. sy 16

- ve birden " ihtiyarladım" diye düşündü. ihtiyarladım. şurada, bir sandalyenin üzerinde, gırtlağıma kadar kendi yaşamıma gömülmüş oturuyor ve hiçbir şeye inanmıyorum. sy 73

- jacques, özentili bir sevecenlikle mathieu dedi, seni, sandığından çok daha iyi tanıyorum ve bu yüzden de korkuyorum. epeydir, böyle bir şeyi bekleyerek üzüntüdeydim zaten: bu çocuk, senin isteyerek, dileyerek yarattığın bir durumun beklenen sonucudur, şimdi onu yok etmek istiyorsun, çünkü hareketlerinin sonuçlarına katlanmak, bu sorumluluğu yüklenmek istemiyorsun. işte sana gerçeği olduğu gibi göstereyim: belki şu anda yalan söylemiyorsun ama senin yaşamın, bütünüyle baştan sona yalan üzerine kurulu!
mathieu "jacques" dedi, " rica ederim, benim için üzülme! söyle bana , şu kendimden sakladığım, saklamak için yalan söylediğim şey neymiş?" gülümsüyordu.
o yalanla saklamaya çalıştığın şu ki dedi jacques, sen, kendinden utanan bir burjuvasın. ben, uzun tereddütlerden, aranmalardan sonra burjuva bir yaşamda karar kıldım, akıllı uslu bir evlenme yaptım, evlenmek gerek diye evlendim. ama sen, yaradılışınla, zevklerinle, içgüdülerinle burjuvasın, seni evlenmeye iten de işte bu içgüdüler. çünkü, sen benim gözümde zaten evlisin mathieu! sy 153

- sana gençlik yılların için tek kelime söylemiyorum, dedi. hatta bazı kötü maceralara sürüklenmeyecek kadar da akıllıca hareket ettin. ama ben kendi geçmişim için de aynı şeyleri söyleyebilirim. aslında ikimiz de, korsan dedelerimizden kalan içgüdülere uymuş olduk. ne var ki, ben bu içgüdüleri bir seferde, sonuna kadar kullandım ve tükettim. sen ise küçük dozlarla, her gün birazını kullanıyorsun, bir dikişte içip bitirmeye gücün yok. belki de sen, bana oranla daha az korsandın, işte senin şanssızlığında bu oldu. yaşayışın, basit bir temele dayanan ama bitmek bilmeyen bir isyan ve anarşi tiryakiliğiyle, seni düzene, ahlak sağlamlığına ve günü gününe diyebileceğim alışılmış yaşama iten derin ve güçlü bir içgüdü arasındaki çatışmadan ibaret! sonuç şu ki sen, sorumluluğu olmayan ihtiyar bir öğrenci olarak kaldın. ama dostum, biraz dur da kendine bak. otuz dört yaşındasın, saçlarına aklar düşmeye başladı. artık körpecik bir delikanlı değilsin anladın mı ve bu özentili bohem hayatı sana hiç yakışmıyor. zaten, bu bohem hayatı denilen şey de nedir ? bundan yüz yıl önce pek güzel, romantik bir fikirdi herhalde ama bugün artık modası geçmiş, ömrünü tüketmiş bir şey... artık akıl çağındasın, mathieu , akıl çağındasın ya da... ya da olmalısın!
mathieu " yok efendim" dedi. senin akıl çağı diye anlattığın şey, kendimden vazgeçme çağı benim için. ben bunu istemiyorum. sy 156-157

-" bütün ömrümce dişleri sökülmüş olarak yaşadım. " diye düşündü." evet, dişleri sökülmüş. asla ısırmadım, bekledim, bekliyor ve kendimi hep daha sonra gelecek günlere saklıyordum ve şimdi, birden gördüm ki hiç dişim kalmamış. sy 271

-
devamını gör...

8 milyarlık dünyada tek hissettirir insana kendini. özellikle zor durumlarda daha da iyi anlar insan.
devamını gör...

sessiz sedasız gitmiş yazar. umarım kısa süreli bir kafa dinlemedir. daha yapılması gereken çok haber başlığı vardı. tülaay geri dön
devamını gör...

parti kurarsa oy vereceğim siyaset bilimci ve siyasetçi.

çok fazla siyasi tanım girmedim ve girmem de. ama gündem bu olduğundan fikrimi söylüyorum. türkiye'nin çok büyük bir çoğunluğu iki kutuptan birinde olmaya dünden razı. bir kutup şimdi iktidar. bir diğeri şimdiden iktidar görüyor kendini. ben sizin deyiminizle at gözlüğümü çıkarana kadar hocanın arkasında olacağım. yolun sonu ne olur bilmem ama son varsa, bu; siyasete (taviz verme sanatına) olan son saygımı da kaybedeceğim anlamına gelecektir. size de körleme siyasanızda başarılar dilemiyorum.
devamını gör...

başlangıç seviyesinde çalabildiğim enstrüman. müzikle alakası olmayan birinin youtube videoları izleyerek ( ben öyle yaptım) öğrenebileceğini düşünüyorum. en üstten alta doğru sırasıyla g(sol)-c(do)-e(mi)-a (la) teli var. en sık kullanılan ritim ısland strum ( ddu udu). bir iki haftaya kalmadan “somewhere over the rainbow “ çalmayı başardım.

ama ufacık tefecik diye de hafife almamak lazım. sol majör basıcam diye parmaklarım yamuldu sözlük. bunun daha bareli akorları var, arpeji var. bir işe başladık ama hadi hayırlısı.
devamını gör...


antik roma'da zengin ile fakir, köle ile hür ya da yönetici ile memur denilen sınıflar bir arada yaşardı. kente yeni gelen bir kişi, kimin köle ya da kimin hür olduğunu dışarıdan bakarak anlayamazdı. evleri bile iç içe, yan yana veya üst üsteydi. bir evde roma konseyinin üst düzey bir üyesinin yaşadığını görürken hemen yanında hayatını köle olarak geçiren birini görmeniz mümkündü.

bir gün roma konseyine yani asiller meclisine bir senatör tarafından teklif gelir. "roma'da kimlerin asil olduğu kimlerin köle olduğunu anlamak çok güçtür ve köle olanlar bundan böyle tek tip kıyafet giysin" denilir ve bu konu günlerce tartışılır.

en son meclisten çıkan karar şudur.

"sadece köle vatandaşların sayısı hür olanlardan çok fazladır ve eğer bu köleler tek tip kıyafet giyerler ise ne kadar kalabalık olduklarını fark ederler ve bu da roma için ciddi bir tehdit oluşturur."

böylelikle roma'da asla bu sistem uygulanamaz ve devamında gelen yönetimler ise aynı kararı emsal alırlar kendilerine.

-gören erdoğan
devamını gör...

yahu oylayanlar erkek, takip edenler de öyle.
peki bilin bakalım bu durumdan yakınanlar kim?
evet evet onlar da erkek.
devamını gör...

insanı derin düşüncelere gark ettiren ve kibir olayına bambaşka bir açıdan bakmanızı sağlayan hazmetmesi zor bir lars von trier filmi.


"kimsenin senin yüksek ahlaki değerlerine erişemeyeceğinden öylesine eminsin ki, herkesi bağışlıyorsun. bundan daha kibir dolu bir şey düşünemiyorum."
devamını gör...

ışık hızıyla ermolettine oy verdim evet.yaptım böyle bir şey uçurulmayı bekliyorum.
devamını gör...

o kişinin gözünde kendi değerinizi düşürmenizle sonuçlanacak olay.
devamını gör...

kişi yoğun bir şekilde ölüm, herşeyin mahvolduğu (ailesinin yok edildiği, parasız ortalıkta bırakıldığı gibi), vücudunun çalışmadığı (hatta organlarının çürüdüğü) düşünceleri içindedir. ağır depresyonlar ve psikoz durumlarında gözlenir.
devamını gör...

eğitime ve öğretime önem verilmesi, üretimin arttırılması ve yapılacak olan herhangi bir projenin dine uygunluğuna bakılmaksızın yapılması.. yani gerçekten de laik bir ulkeymiş gibi davranılması.
devamını gör...

yapamadığınız ya da canınızın öyle istediği şeyi yapmayışınızın her şeyin fesadı olmuşsunuz yahu.
bırak isteyen istediğini yapsın. onun da çok umrunda itici bulman, sabaha kaaa uyuyamayacak şimdi.
özgürlük özgürlük diye paralananlar onu bunu itici bulup, demorolize etme peşinde.
bir süredir kendi resmim yok, karar veremedim verince en bi güzelini koyup cılaappss diye koycam efenim.
devamını gör...

resimag.com/p1/7fca1a1f4fc0.jpeg
devamını gör...

audioslave grubu ve chris cornell'in en iyi şarkısı.

kimilerine göre ölümü bekleyen yaşlı bir adamı anlatır. bu adamın, tüm arkadaşları ve ailesi ondan önce bu dünyadan göçmüş ve evinde artık kendi ölümünü bekler hale gelmiştir. tek beklentisi kendi ölümü sonucunda onlarla yeniden bir araya gelmesidir. sözlerdeki şu kısım başka neyi çağrıştırabilir olabilir?

in your house i long to be
room by room patiently
i'll wait for you there
like a stone
i'll wait for you there
alone


hayatının büyük kısmını depresyonda geçiren chris cornell belki de kendi hayatını anlatmış bu şarkıda?

devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim