bunca zamandır hayatıma kattığı sayısız güzellik ve hiçbir koşulda eksik etmediği desteği için kendisine sonsuz teşekkürü borç bildiğim çok değerli ve bir o kadar da tatlış, bir tanecik yazar arkadaşım, minik kuşum, gece tanrıçası.*

uzun zamandır kendisine şöyle güzelinden bir nickaltı yazmak istiyordum. düşüncelerimi toparlamak ve ifade etmekte zorlanan biriyimdir genelde o yüzden de epeyce beklettim minik kuşumu.*

neredeyse sözlüğe geldiğim ilk zamanlardan beri yanımda kendisi. hiçbir zaman ve hiçbir koşulda eksik olmasın da.* hayatımın belki de en zor döneminde tanıdım minik kuşumu. hayata küstüğüm, hayatla bağlarımı koparmak istediğim bir zaman diliminde... sonra bir gün ansızın, güneşin doğuşuyla birlikte gelip büyüleyici ötüşüyle insanın içini yaşama sevinciyle dolduran o tatlı minik kuşlar gibi penceremde belirdi biricik kuşum.*

ve o günden sonra sevgili sözlük, hayatım tam anlamıyla güzelleşmeye başladı. hayaller kurmaya başladık kuşumla beraber. uzun bir yapılacaklar listemiz var mesela:*

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

minik kuşumla bir karara vardık; pes etmeyeceğiz ve hayallerimizi mutlaka gerçekleştireceğiz.

ama söz verdik. ilk işimiz, paris sokaklarında bisiklet sürmek olacak.*

ve yaşadığımız ve yaşayacağımız bütün zorlukları aşacağız birlikte.

güzel günler göreceğiz,
güneşli günler.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

(bu arada umarım kendisine en kısa zamanda şöyle tam istediği gibi minnoş bir kediş bulur ve birlikte günaydın sözlük başlığını kedi fotoları ile istila ederiz kikikikiki)*

şöyle bişi:


hazır buraya kadar gelmişken, birkaç fotomuzu da paylaşmadan gitmeyelim di mi?*

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ooo bakıyorum da devreler iyice yanmış, niiiiice!
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
aziz istanbul.
ankara'nın en sevdiğim şeyi, istanbul'a yakın olması.
devamını gör...

ben göğe bakma durağı'nda indim, üzgünüm.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

abi oturalım finch'i yazalım diye düşündük. sonuçta tom hanks baş rol. baya üstüne düşünülecek bir film ortaya koymuşlar bence. ana fikir, olay örgüsü, filmin can yakan diyalektiği falan baya baya garip ama bir o kadar da etkileyici...

konu şu bir güneş patlaması sonucu after kıyamet senaryosu mevcut ortalık darma duman. barınma, beslenme hayatı idame ettirme aşırı derecede zor koşullar altında devam etmekte. bir nevi günümüz türkiyesi :)

tom hanks abimiz zannımca bilim insanı ve asosyal bir kişiliğe sahip; toplumdan ve insan temelli herhangi bir yapılaşmadan uzak. ufak bir köpekle kendisi arasında insani bir bağ kurmuş ve kendi benlik arayışları içerisinde sahiplendiği köpek onun arınması için gerekli bütün materyalleri oluşturmuş. filmin devamında seyreden bütün olaylar insan eliyle var olan bir robotun insan kimliği, ahlakı ve benliği oluşturup oluşturamayacağı ile alakalı; bence... yahu hakkını asla yiyemem o nasıl bir oyunculuk 1940'lar türkiyesinden fırlayan bir veremli gibi kan kusmalar öksürmeler falan bütün oscarlar sana feda olsun.

filmi seyrederken yaklaşık 5-6 kere durdurup diyalogları inceledim. o kadar kaliteli anektodlar edindim ki ileriye dönük bireysel diyaloglarımda kullanabileceğim birden fazla fikir dahi mevcut. zaman zaman sıradan bilim kurgu eserlerine selam çaksa dahi tom hanks kalitesine yakışır bir film final projesi olduğunu düşünüyorum.

filme genel olarak puanım 6.5/10. izlenmeli ama izletilmesi elzem mi e orası meçhul?
devamını gör...

paylaşımlarıyla tahmin ettiklerinden çok daha fazla insana ulaşarak hayatlarına dokunmuş olduklarına emin olduğum, belki de yapmak zorunda bırakıldıkları serzenişlerine sonuna kadar hak ve destek verdiğim, bunun sonucunda da en içten hislerini paylaştıkları veda yazılarını okumaktan çok büyük üzüntü duyduğum güzel insanları barındırdığına inandığım sözlük. üstüne basmakta ısrar etmek istediğim barındırma demişken, önce bir teşekkür faslıyla kendi tanım başlığına yazarak baş ağrıtacağım mecra.

bir farenin dağa küsmesiydi, 2004'te ekşi sözlük'ten ayrılma kararım. bugünkü geldikleri nokta kadar büyük bir vahşete ev sahipliği yapacaklarını hayal edememiş olsam da, en azından beni barındırmayacaklarını hissetmiştim. zaman içinde paylaşım yapmaya çalıştığım sayısız internet platformu oldu fakat yine hiçbirinde, kendimce doğru olduğuna inandığım değer olan bilginin paylaşımına öncelik verilmediği için barınamadım. çoğu zaman ali cengiz oyunlarıyla kapı dışarı edilmiş buldum kendimi. günümüze gelirsek, şu ana kadar bana alan açmış olan kafa sözlük ekibine minnet duyuyorum. daha da önemlisi, üye olduğum günden beri bu kısa süre içinde hem yazılı olarak gösterdikleri, hem de içlerinden bile geçirmiş oldukları destekleri** için her bir yazara binlerce kez teşekkür ediyorum. on yedi senenin ardından ilk defa yazma şevkimin bu kadar canlandığını hissediyorum.

teşekkür faslının ardından acı olan rasyonalist yanıma dönersem, bir grup fizikçinin bilgi okyanusu yaratma sevdasıyla başlattığı internet tarihinin, son yirmi küsür yılda bilindik tekeller tarafından ve sistematik olarak, neden ve nasıl dev bir troll ve dezenformasyon havuzuna dönüştürüldüğü üzerine kafa yorup, sayfalar dolusu yazmak için çok geç olduğunu düşünenlerdenim. gönül isterdi ki büyük çapta bir değişime dair en ufak bir umut ışığı olsun fakat malesef... her kim ki, artık bunaldığını ve bir umutla daldığı her yeni ve keşfedilmemiş koyda da aynı suyun lacivertini görmekten bıktığını söylüyorsa, empati kurduğum ve görüşlerinin altına imzamı atacağım, yüce gönüllü insanlardandır. şahsen bu konuda, "sadece bir deniz yıldızının hayatını değiştirmiş" olma ihtimali ve romantikliğiyle yetinip, dinginliğe kapılanlardan birine dönüştüm bu uzun süreçte. internette yaptığım her gezintinin, lacivertlerin arasındaki küçük inci tanesini bulma çabası haline gelmesini üzülerek söylüyorum ki kanıksadım. gidişata "dur" demek için sesini yükselten her sağduyulu kullanıcıya bu sebeple hem destek verdiğimi söylemek istiyorum, hem de artık öyle olamadığım için hayıflanıyorum.

kaptanı uyarabilme cesaretini yitirmiş biri olarak yapabileceğim tek ve belki de en iyi şeyin, yazmaya devam etmek olduğunu düşünüyorum. barındırıldığım sürece de, "facebook yerine myspace" kullananlardan olmaya devam edeceğim bir yer kafa sözlük. en büyük teşekkürüm ise her türlü caydırıcı unsura rağmen iyi niyetle paylaşımlarda bulunmuş olan, internetin kuruluş hayallerine saygılı tüm yazarlara.
devamını gör...
(tematik)

sanma, sanı, zannetmek anlamlarına gelen kelimedir.

insan zanların, oyalanmaların ve zehâpların devletiydi.
-şule gürbüz
devamını gör...

ya nefret kusmak tam olarak ne oluyo ki birisi kilo almissa zaten kendiside bunun farkindadir diyet yapacaksa yapar spora gidicekse gider ya da memnunsa hicbisey yapmaz. ama biri kalkip kilo almissin boyle yap şöyle yap cart curt biseyler diyosa sacmadir sana ne yani kardesim o kisi gerekli gormusse yapar zaten
devamını gör...

istihdam alanı yaratılmaması sonucu bireylere yüklenilen sıfat.

haziran 2018' de mezun oldum. askerlik ile beraber 2 seneyi geçti işsizliğim. 2020 kpss hazırlandım ancak istediğim puanı alamadım. özel sektör deneyim istiyor. deneyim yok. ya da referans isteniyor. yeni başlayan çalışana asgari ücret teklif ediliyor. olağan haftalık çalışma saatlerinin üzerinde çalışma saatleri sunuluyor. devlet istihdam alanı yaratmıyor. üniversiteden mezun olmak artık kriter olarak sayılmıyor. üniversite bitirmenin yanında kendinizi geliştirmeniz isteniyor, program bilmeniz isteniyor, tecrübe şartı aranıyor, az maaş veriliyor, esnek çalışma saatleri sunuluyor. sonra gençler iş beğenmiyor deniliyor. çalışanların birçoğu da mezun olduğu bölümün dışındaki işlerde çalışıyor. insan ister istemez umutsuzluğa ve boşluğa düşüyor. insan bir süre geçtikten sonra ne iş olsa çalışırım demeye başlıyor. kenarda para biriktiririm veya hobilerim için paramı kullanayım fikirlerini kenara bırakıp artık sırf bir işe yaradığını hissetmek adına karnını doyurmak uğruna asgari ücretle bir yerlerde işe giriyorlar. artık doğru ile yanlış birbirine girmiş durumda. istihdam mı yaratılmıyor biz mi iş beğenmiyoruz? bizler mi sertifika almadığımız için, hem okuyup hem tecrübe edinmediğimiz için işsiziz? ilkokuldan beri hayatım sınavlarlz geçti hala daha sınavlarla cebelleşiyorum. velhasıl sınavlara girmekle bitmiyor. arz talep dengesinin sağlanması gerekiyor artık bir şekilde. bu sağlanana kadar bizim hayatımız geçip gidiyor.

edit: kötünün örnek olarak gösterilmesi zaten durumun gözler önüne serilmesine yetiyor. ben istiyorum ki herkes iyi şartlarda çalışsın, verdiği emeğin karşılığını alabilsin. iş sahibi olmaktaki amaç yalnızca para kazanmak değildir. türlü türlü işler yapılabilir. önemli olan insanın yıllarını verdiği, dirsek çürüttüğü, emek harcadığı, sevdiği meslekte çalışabilmesi. yeri geliyor evde geçirilen vakitten daha fazla vakit işte geçiyor. eşinizin çocuğunuzun yüzünü gördüğünüzden çok iş arkadaşlarınızın yüzünü görüyorsunuz. bu yüzden insanların çalışma koşullarının iyi olmasını istemesinde herhangi bir sakınca yok. sunulan çözüm önerisi insanların kendisini geliştirmesi mi? bunun işsizliğe çözüm olması mümkün değildir. bu toplumu değil bireyleri kurtarır. herkes üniversite okusun, herkes sertifika alsın, herkes tecrübe edinsin. bir sonraki işe alma kriteri ne olacak peki? suyun altında 10 dakika nefessiz kalabilmek mi? sistemin insanları yarış atı gibi kullanmasının önüne geçmek gerekli. bu süreç böyle devam ettikçe yarın başka yetkinlikler istenecek ertesi gün başka yetkinlikler. böyle devam ettiği sürece işsizlik sorunu hep bir sorun olarak kalmaya devam edecektir. bu bireysel bir sorun değildir.

memurlar yatıyor algısını genelleme yapmayı da doğru bulmuyorum. birçok memur da yoğun mesai harcayarak evlerine ekmek götürüyor. polis de doktor da bir memur. yatıyor diyebilir miyiz? ayrıca kimi insanların hayali gayet tabii memur olmak olabilir. bu hayalin; memuriyetin "memur olayım da yatayım." zihniyetinden kaynaklandığı anlamına gelmez. bu söylediğim böyle düşünenlerin olmadığı anlamına da gelmez.

iş bulamamaktan veya bana sunulan işlerden mızmızlandığımda yok. kendimi geliştirmeyip iş bana altın tepside sunulsun diye de bir isteğim yok. her insan gibi benimde hatalarım eksiklerim var. ancak bu sorunun çözülmesi için benim veya herhangi birinin ekstra çaba sarfetmesi yetmez, yetmeyecek. benim canım yanmazsa başkasının canı yanacak. bencilce değil kolektif olarak düşünmemiz gerek.
devamını gör...

knorr markasının sattığı ürünlerden biridir.

(bkz: bardak çorba) olarak da bilinir.

doktorlar ve diyetisyenler tarafından zararlı olduğu söylenir ancak tatları çok güzeldir.

benim en sevdiğim ise kremalı mantarlı olanıdır.
devamını gör...

2014.
devamını gör...

her türk gencinin en büyük fobisidir. düşünsenize bi, netflix'ten eternal sunshine'ı izliyorsun. "aşkım benim de hafızam silinse böylee. ben de seni unutmaam." diyor kız.. "unutur muyum bitanem, bu hayata senin için geldim falan filan.." sonra iyice koynuna sokuluyor falan filan derken....

sonra kapı hafiften aralanıyor ve alttan bir sis efekti. şakkadanak içeri giriyor salih reis "zina günah değil mi mübarek" der gibi şapşalca gülümseyen, ıkınmaklı bir surat ifadesiyle... o anda içeri devlet erkânından birisi girse bu kadar zoruma gitmez anasını satim. inşallah böyle bi olay yaşanmaz lan sözlük. çok büyük korkuyom valla :((
devamını gör...

şimdiden hayırlı tezkereler dilerim.

bu esnada bizler kafadan kesitleri izler, sizi bolca yad ederiz.

askerlik anılarınız bol olsun ki, size malzeme çıksın.

esen kalın...
devamını gör...

üst edit: kaprekar matematik öğretmenliği yapmıştır.

hintli bir matematikçi tarafından tanımlanan, 4 basamaklı bir sayıya en fazla 7 kez uygulanabilen bir işlem sonunda ortaya çıkan 6174 sayısı. ancak bazı durumlarda sonuç 0 da çıkabilir.


--- detaylar ---

başlangıç koşulları şöyle:

- sayımız 4 basamaklı olacak ama tüm basamakları aynı rakamdan oluşmayacak. mesela 8888, 1111 gibi sayılar işimize yaramıyor.
- sayının 3 basamağı aynı, kalan son basamağı da bu rakamların 1 fazlası ya da eksiği olmayacak. yani mesela 2232, 4445 gibi sayılar da işimizi görmüyor.

sayımızı belirledikten sonra, içindeki rakamları büyükten küçüğe ve küçükten büyüğe doğru sıralayıp tekrar yazıyoruz.

8921 sayısını seçelim mesela.
rakamları büyükten küçüğe sıralayınca 9821,
küçükten büyüğe sıralayınca 1289 elde ediyoruz.

bunun ardından yapılacak işlem, gittiği yere kadar büyük sayıdan küçüğü çıkarmak ve elde edilen sayıyla işlemi tekrarlamak:

9821 - 1289 = 8532
8532 - 2358 = 6174
7641 - 1467 = 6174

gördüğünüz gibi 2. işlemden itibaren sayı 6174 oldu ve tekrara başladı. işte işlemi sonsuz döngüye sokan bu sayıya kaprekar sabiti diyoruz.
devamını gör...

beni daha takip etmediği için bilemediğim eylemdir.
devamını gör...

15 yıl önce maraş'ta olan katliam sonrası pir sultan abdal'ı anma etkinlikleri kapsamında sivas'ta toplanan dönemin aydınlarının, yobazlar tarafından tıpkı maraş'taki gibi, din elden gidiyor nidaları eşliğinde madımak otelinde diri diri yakılmaları olayı. unutursam kalbim kurusun.
devamını gör...

bach / marcello adagio - concerto in d minor

devamını gör...

son derece üzücü görüntü.

altındaki bir yoruma da katılıyorum ama. insanlar bazı şeyleri suistimal etmekte çıtayı epey düşürdüler. o nedenle iyice araştırılıp ona göre yardım edilmesi süper olur. bir tarafım "bu yaşta insanlar akşamın o saatinde ve o soğukta milleti kandıracak değil ya" derken bir yanım da "bu ülke neler neler gördü" diye temkinli yaklaşıyor. bizi bu hale getiren fırsatçı sahtekârlara da yazıklar olsun!

zaten bu 2 kişi numara yapıyor olsa bile gerçekte bu durumda olan kim bilir kaç insan var, orası da ayrı trajik.

umarım durumu müsait olan birileri el uzatabilir bu insanlara. o yorumu takip edeceğim. muhtarla falan görüşüp durumu araştıracağını ve ona göre yardım edeceğini söylemişti.

edit: şu görselleri de ekleyeyim de neden böyle yazdığım daha açık anlaşılsın

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

güneydoğu istikametinden esen rüzgar. sıcak rüzgar tipleri arasında yer alır ve havanın kurumasına sebep olur. çoğumuzun samyeli diye bahsettiği rüzgardır.
devamını gör...

o değilde kusura bakma elimden bu kadarı geliyor diye mesaj atılıyor sonra ben de ne demek benim de öyle deyip vişne atıyorum. bunu okudum beğendim ama şimdi kotam dolduya getirip sonra parça parça atıyoruz beğenileri, bağlarımız kopamıyor. sericilik değilde yazarcılık var bende bazıları için hayranlık pankartı açasım geliyor.
(tanım ponçiklikten öldü..)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim