güne bir alıntı bırak
friedrich nietzsche, iyinin ve kötünün ötesinde(oda yayınları, 6. baskı), dördüncü bölüm: aforizmalar ve perde arası(sf:67), 81 no'lu aforizma: denizde susuzluk çekerek ölmek korkunç bir şeydir. gerçeğimizi böyle tuzlamamız şart mı artık, susuzluğumuzu gidermesin diye?
devamını gör...
25
beni bekleyen yaşım
devamını gör...
yazarların kalbine yara olan film
(bkz: vizontele)
sevdiklerimle, ailemle hep birlikte olduğumuz zamanların, tüm güzel günlerin vesikasıdır. bugüne kadar hayatımın en güzel yıllarının temsilidir. çok severim, gülerim ama izlerken çok hüzünlenirim. elim gitmez kolay kolay açıp izlemeye. biraz da filmden bahsedelim.
açık ara en sevdiğim, neredeyse her repliğine her sahnesine hakim olduğum yılmaz erdoğan şaheseridir. türk sinemasının pik noktasıdır. her karakteri ayrı bir film yapılabilir. bir tanesini anlatayım, ahmet'i.
ahmet, hikayesi yürek burkan biridir.
ahmet alkoliktir. gençken leman adında kaymakamın kızına aşıktır. leman onu seviyordur, o lemanı. ama bu ilişki olmamıştır zira sınıf farkı vardır aralarında. leman koskoca kaymakamın kızıdır. o ise gariban ahmettir. aralarına neler girmişti? hangi duyguların katilleri üşüşmüşlerdi başlarına? leman, iki sene kalmıştır orada.
bu 2 senede ne hayaller kurmuştur ahmet kim bilir. lemanla evlenecek, bir yuvası, çocukları olacaktır. seviyordur işte lemanı. hayatını bu sevdanın üstüne kurma fikri ne kadar da muhteşemdir.
ama dedik ya, leman kooskoca kaymakamın kızıdır be. belki de istemişlerdir ama vermemiştir babası. ahmet kimdi ki? sevginin ne önemi vardı, para, makam, mevki olmadıktan sonra!
leman izmire gitmiştir. gitmeden önce ahmet'e bir mektup bırakmıştır, "izmire gelirsen ara" demiştir.
ahmet beş sene sonra hazırlandı, belki yüzük de aldı yanına, sağdan, soldan biriktirdiği parasıyla gitti izmire. ne umutlarla, ne hayallerle gitmişti. o yolculuk nasıl geçmişti acaba? 2. dakikada sıçrayıp topu köşeye taktığı gibi yüzüğü de takacaktı lemanın parmağına. evleneceklerdi, çocukları olacak, damdan düşüp bileğini kıracaktı. ahmet kendi elleriyle götürecekti çocuğunu çıkıkçıya. "yarın koşar" haberini aldığında rahatlayacaklar, sarılıp eve döneceklerdi.
büyük işler yapacaktı ahmet. sevgisi, onun motivasyonuydu. leman olacaktı ya yanında, gerisi boştu. bu sevdanın gücüyle artosları bile dümdüz edebilirdi ahmet. ah o artoslar. ne büyük hayal kırıklıklarına şahit olmuş yüce artoslar. belki de artosları bu denli büyüten ve ulaşılmamış yapan, şahit olduğu acılardı.
ahmet gitti izmire, lemanı aradı. ne kadar da heyecanlıydılar. buluştular. ama davetsiz bir misafir daha vardı.
leman evlenmişti...
kocası da gelmişti. o çay ne kadar da acı gelmişti ahmete. hayalleri o cam bardağın düşmesi gibi paramparça olmuştu. ahmet kalan bir miktar parasıyla içti. sonra evine döndü. acılıydı. yıllarca atamadı üstünden bu kederi. kendini alkole verdi. kendi gibi acılarla, kederlerle dolu, bambaşka hikayelerin kahramanlarıyla demlendi. içti. her gün içti.
alkolik olan ahmeti belki kurtulur, düzen kurar diye gülizarla evlendirdiler. gülizar, gariban bir kızdı. aynı sınıfın insanlarıydılar. bu insanların kaderi güzel olamazdı ki! şan yoktu, şöhret yoktu, para yoktu. şerefleri vardı bir de en hasından sevgileri. ama başkalarına...
evlendiler ahmetle gülizar. 3 çocukları oldu. ahmet, gülizarı hiç sevmedi. hayatları daha da kötüye gitti. yazık olan bir gülizar, yazık olan bir ahmet. ahmet içmeye devam etti. ölene kadar da içecektir. bir gün bu evliliği, reis bey ile oturduğu bir sofrada, kendisine çıkışılınca, dayanamayarak "evlendirirken bana mı sordunuz?" diyecek ve tüm bu yaşanılanları içerisinde binlerce yaşanmışlık içeren bir cümleye özetleyecektir.
geriye kocaman bir keder kalmıştır. ve bu kederin mahvettiği ahmet, gülizar ve sevgisiz büyüyen, sahipsizlikten kendi başlarına büyüyen üç çocuk. ahmet'in hikayesi yer yer umut, kocaman bir sevgi ama hayatı mahveden bir kederle noktalanmıştır.ahmet bir de can kardeşi rıfat'ın ölümünü öğrenmiştir. herşeyin üstüne bir de kardeşi gitmiştir. leman yok, rıfat yok.
camiiye gidecek ve diz çökecektir allah'ın karşısında. yıllardır kızgındır yaradana. ama ona meydan okuyamayacaktır. zayıflığını, acizliğini alıp çıkmıştır allah'ın karşısına. dizlerinin bağı çözülüp oturduğunda "tamam, sen kazandın" mı demişti acaba? allah'a hala öfkeli miydi ? ahmet, bunca acıya dayanamayacak, bir süre sonra siroz olacaktır. yine bir içki masasında, leman'ı, ona korneri kullanan can kardeşi rıfat'ı düşünürken, aniden fenalaşacak ve hayata gözlerini yumacaktır. bize de paranızın, şanınızın allah belasını versin diyeceğimiz bir dünya bırakacaktır.
yeni ahmetler, lemanlar, gülizarların olmayacağı bir dünya kurmak bu kadar mı zordur? değildir. bencilliğimizi, para denilen sahte kağıt parçalarına tapışımızı, gösterişimizi bıraktığımız zaman, duygulara değer verdiğimiz zaman bu dünyayı kurabiliriz. en azından çabalar, çabalarken de ölürüz.,son anında lemanları düşünerek, içki masalarında ölen bir kişiyi dahi kurtarabilmişsek, kazanmışızdır.
filmde, ahmetle alakalı birkaç sahne, kendisinin de birkaç repliği vardır. bu kadar az sahne ve replikten böyle bir hikayeyi kafamızda oluşturabilen bir yılmaz erdoğan gerçeği var. bu adam gibi birinin döneminde yaşadığım için kendimi çok şanslı hissediyorum.
ahmet'in ağzından:
o zamanlar kaymakamın bir kızı vardı ya "leman"
saçları taa buralarında.
rüzgarda yürüdü mü sanki pelerin sahibi bir balerin gibi oluyordu.
o gün de maça gelmiş. ben davamlı terliyorum, daha maç başlamadan haa.
neyse maç başladı, hemen bir korner oldu. korneri bizim rıfat atmıştı, bir yükseldim topa ikinci dakkada köşeye taktım topu.
alkış, kıyamet. bir döndüm bizim leman ayağa kalkmış alkışlıyor.
-kaç sene kalmıştı o kız burada?
2 sene. giderken bana bir mektup bırakmıştı, izmire gelirsen ara diye, ben de 5 sene sonra gittim.
-ee bulabildin mi?
buldum. hatta bir de çay içtik. ben o bir de kocası.
o ara golü yemişiz haberimiz yok anlayacağın.
sevdiklerimle, ailemle hep birlikte olduğumuz zamanların, tüm güzel günlerin vesikasıdır. bugüne kadar hayatımın en güzel yıllarının temsilidir. çok severim, gülerim ama izlerken çok hüzünlenirim. elim gitmez kolay kolay açıp izlemeye. biraz da filmden bahsedelim.
açık ara en sevdiğim, neredeyse her repliğine her sahnesine hakim olduğum yılmaz erdoğan şaheseridir. türk sinemasının pik noktasıdır. her karakteri ayrı bir film yapılabilir. bir tanesini anlatayım, ahmet'i.
ahmet, hikayesi yürek burkan biridir.
ahmet alkoliktir. gençken leman adında kaymakamın kızına aşıktır. leman onu seviyordur, o lemanı. ama bu ilişki olmamıştır zira sınıf farkı vardır aralarında. leman koskoca kaymakamın kızıdır. o ise gariban ahmettir. aralarına neler girmişti? hangi duyguların katilleri üşüşmüşlerdi başlarına? leman, iki sene kalmıştır orada.
bu 2 senede ne hayaller kurmuştur ahmet kim bilir. lemanla evlenecek, bir yuvası, çocukları olacaktır. seviyordur işte lemanı. hayatını bu sevdanın üstüne kurma fikri ne kadar da muhteşemdir.
ama dedik ya, leman kooskoca kaymakamın kızıdır be. belki de istemişlerdir ama vermemiştir babası. ahmet kimdi ki? sevginin ne önemi vardı, para, makam, mevki olmadıktan sonra!
leman izmire gitmiştir. gitmeden önce ahmet'e bir mektup bırakmıştır, "izmire gelirsen ara" demiştir.
ahmet beş sene sonra hazırlandı, belki yüzük de aldı yanına, sağdan, soldan biriktirdiği parasıyla gitti izmire. ne umutlarla, ne hayallerle gitmişti. o yolculuk nasıl geçmişti acaba? 2. dakikada sıçrayıp topu köşeye taktığı gibi yüzüğü de takacaktı lemanın parmağına. evleneceklerdi, çocukları olacak, damdan düşüp bileğini kıracaktı. ahmet kendi elleriyle götürecekti çocuğunu çıkıkçıya. "yarın koşar" haberini aldığında rahatlayacaklar, sarılıp eve döneceklerdi.
büyük işler yapacaktı ahmet. sevgisi, onun motivasyonuydu. leman olacaktı ya yanında, gerisi boştu. bu sevdanın gücüyle artosları bile dümdüz edebilirdi ahmet. ah o artoslar. ne büyük hayal kırıklıklarına şahit olmuş yüce artoslar. belki de artosları bu denli büyüten ve ulaşılmamış yapan, şahit olduğu acılardı.
ahmet gitti izmire, lemanı aradı. ne kadar da heyecanlıydılar. buluştular. ama davetsiz bir misafir daha vardı.
leman evlenmişti...
kocası da gelmişti. o çay ne kadar da acı gelmişti ahmete. hayalleri o cam bardağın düşmesi gibi paramparça olmuştu. ahmet kalan bir miktar parasıyla içti. sonra evine döndü. acılıydı. yıllarca atamadı üstünden bu kederi. kendini alkole verdi. kendi gibi acılarla, kederlerle dolu, bambaşka hikayelerin kahramanlarıyla demlendi. içti. her gün içti.
alkolik olan ahmeti belki kurtulur, düzen kurar diye gülizarla evlendirdiler. gülizar, gariban bir kızdı. aynı sınıfın insanlarıydılar. bu insanların kaderi güzel olamazdı ki! şan yoktu, şöhret yoktu, para yoktu. şerefleri vardı bir de en hasından sevgileri. ama başkalarına...
evlendiler ahmetle gülizar. 3 çocukları oldu. ahmet, gülizarı hiç sevmedi. hayatları daha da kötüye gitti. yazık olan bir gülizar, yazık olan bir ahmet. ahmet içmeye devam etti. ölene kadar da içecektir. bir gün bu evliliği, reis bey ile oturduğu bir sofrada, kendisine çıkışılınca, dayanamayarak "evlendirirken bana mı sordunuz?" diyecek ve tüm bu yaşanılanları içerisinde binlerce yaşanmışlık içeren bir cümleye özetleyecektir.
geriye kocaman bir keder kalmıştır. ve bu kederin mahvettiği ahmet, gülizar ve sevgisiz büyüyen, sahipsizlikten kendi başlarına büyüyen üç çocuk. ahmet'in hikayesi yer yer umut, kocaman bir sevgi ama hayatı mahveden bir kederle noktalanmıştır.ahmet bir de can kardeşi rıfat'ın ölümünü öğrenmiştir. herşeyin üstüne bir de kardeşi gitmiştir. leman yok, rıfat yok.
camiiye gidecek ve diz çökecektir allah'ın karşısında. yıllardır kızgındır yaradana. ama ona meydan okuyamayacaktır. zayıflığını, acizliğini alıp çıkmıştır allah'ın karşısına. dizlerinin bağı çözülüp oturduğunda "tamam, sen kazandın" mı demişti acaba? allah'a hala öfkeli miydi ? ahmet, bunca acıya dayanamayacak, bir süre sonra siroz olacaktır. yine bir içki masasında, leman'ı, ona korneri kullanan can kardeşi rıfat'ı düşünürken, aniden fenalaşacak ve hayata gözlerini yumacaktır. bize de paranızın, şanınızın allah belasını versin diyeceğimiz bir dünya bırakacaktır.
yeni ahmetler, lemanlar, gülizarların olmayacağı bir dünya kurmak bu kadar mı zordur? değildir. bencilliğimizi, para denilen sahte kağıt parçalarına tapışımızı, gösterişimizi bıraktığımız zaman, duygulara değer verdiğimiz zaman bu dünyayı kurabiliriz. en azından çabalar, çabalarken de ölürüz.,son anında lemanları düşünerek, içki masalarında ölen bir kişiyi dahi kurtarabilmişsek, kazanmışızdır.
filmde, ahmetle alakalı birkaç sahne, kendisinin de birkaç repliği vardır. bu kadar az sahne ve replikten böyle bir hikayeyi kafamızda oluşturabilen bir yılmaz erdoğan gerçeği var. bu adam gibi birinin döneminde yaşadığım için kendimi çok şanslı hissediyorum.
ahmet'in ağzından:
o zamanlar kaymakamın bir kızı vardı ya "leman"
saçları taa buralarında.
rüzgarda yürüdü mü sanki pelerin sahibi bir balerin gibi oluyordu.
o gün de maça gelmiş. ben davamlı terliyorum, daha maç başlamadan haa.
neyse maç başladı, hemen bir korner oldu. korneri bizim rıfat atmıştı, bir yükseldim topa ikinci dakkada köşeye taktım topu.
alkış, kıyamet. bir döndüm bizim leman ayağa kalkmış alkışlıyor.
-kaç sene kalmıştı o kız burada?
2 sene. giderken bana bir mektup bırakmıştı, izmire gelirsen ara diye, ben de 5 sene sonra gittim.
-ee bulabildin mi?
buldum. hatta bir de çay içtik. ben o bir de kocası.
o ara golü yemişiz haberimiz yok anlayacağın.
devamını gör...
sigarayı bırakmanın hayat kalitesini arttırdığı sorunsalı
sigarayı bıraktıktan sonra evimi aldım arabamı aldım... klişesi bir yana, sigarayı bırakınca nefes almaya başladım gerçekten.
o pis koku yok artık, içerken farkında olmuyorsunuz o kokunun çünkü içiniz dahil bütün vücudunuz kokuyor leş gibi. sigarayı bırakınca sigara içenlerden kaçar oldum o kokuyu almamak için, nefesimi kesiyor çünkü.
uykularım bile daha sağlıklı hale geldi, uykumu alarak kalkmaya başladım sabahları ve ilginçtir uyku sürem azaldı.
dişlerimi kurtardım artık daha sağlıklı görünüyorlar. sigara sarartıyor çünkü sigaranın yanında çay da içiyordum ve dişlerin en büyük düşmanı bu ikili. bayır çıkarken, ya da koşarken, halı sahada hemen nefesim kesilmiyor artık. daha sağlam ve derin nefesler alabiliyorum.
evi arabayı gerçekten aldım.
edit: ufak bir ayrıntıyı atlamışım. 20 sene sigara içtim, 2 sene önce bıraktım.
o pis koku yok artık, içerken farkında olmuyorsunuz o kokunun çünkü içiniz dahil bütün vücudunuz kokuyor leş gibi. sigarayı bırakınca sigara içenlerden kaçar oldum o kokuyu almamak için, nefesimi kesiyor çünkü.
uykularım bile daha sağlıklı hale geldi, uykumu alarak kalkmaya başladım sabahları ve ilginçtir uyku sürem azaldı.
dişlerimi kurtardım artık daha sağlıklı görünüyorlar. sigara sarartıyor çünkü sigaranın yanında çay da içiyordum ve dişlerin en büyük düşmanı bu ikili. bayır çıkarken, ya da koşarken, halı sahada hemen nefesim kesilmiyor artık. daha sağlam ve derin nefesler alabiliyorum.
evi arabayı gerçekten aldım.
edit: ufak bir ayrıntıyı atlamışım. 20 sene sigara içtim, 2 sene önce bıraktım.
devamını gör...
müslümanların kendinden olmayan herkese düşman olması
genelleme yapmak yanlış, lakin zaman zaman benimde rastladığım durum.
en basitinden kendi akrabalarımdan örnek vereyim, aşırı dindarlar.
avrupa da yaşayıp her türlü vergi yolsuzluğunu bizzat yapıyorlar.
ama kendileri ile aynı dinden olmayan dürüst insanlara "yavur" yaftasını yakıştırıveriyorlar hemen.
sorsan bunlar müslüman, dindar, ehl-i namus falan.
ama birde gerçekler var. kaçak işte çalışıp kendini çalışmıyor gösterip sosyal yardım almak?
genellemelere katılmasam da bu konuda başlığı açan kardeşime hak veriyorum. ha birde aramızdaki kafatasçı kökten dincileri görmezden gelmek olmaz.
onlara da buradan, yallah arabistana soysuzlar diyorum.
en basitinden kendi akrabalarımdan örnek vereyim, aşırı dindarlar.
avrupa da yaşayıp her türlü vergi yolsuzluğunu bizzat yapıyorlar.
ama kendileri ile aynı dinden olmayan dürüst insanlara "yavur" yaftasını yakıştırıveriyorlar hemen.
sorsan bunlar müslüman, dindar, ehl-i namus falan.
ama birde gerçekler var. kaçak işte çalışıp kendini çalışmıyor gösterip sosyal yardım almak?
genellemelere katılmasam da bu konuda başlığı açan kardeşime hak veriyorum. ha birde aramızdaki kafatasçı kökten dincileri görmezden gelmek olmaz.
onlara da buradan, yallah arabistana soysuzlar diyorum.
devamını gör...
sonuna nokta konulmayan tanım
öz olarak ne kadar iyi olsa da formatlara aykırı olduğu için beğenmediğim tanımdır.
devamını gör...
2 mart 2022 türkiye'de maske zorunluluğunun kalkması
dün avmde test ettiğim yasak.
maskesiz maskesiz dolaştım.
o ne hüzel bir şeymiş ya ağzım burnum ortada gezdim.
oksijenim filtrelenmedi.
mis gibi avm havası soludum.
kimse bir şey demedi.
ama toplasan 10 kişi görmedim maskesiz.
neyse, ben bundan sonra maske falan takmam.
takmak isteyen sonsuza kadar takabilir.
maskesiz maskesiz dolaştım.
o ne hüzel bir şeymiş ya ağzım burnum ortada gezdim.
oksijenim filtrelenmedi.
mis gibi avm havası soludum.
kimse bir şey demedi.
ama toplasan 10 kişi görmedim maskesiz.
neyse, ben bundan sonra maske falan takmam.
takmak isteyen sonsuza kadar takabilir.
devamını gör...
mahlasınla ilgili bir görsel bırak
hayırlı cumalar şakirt kardeşlerim.
devamını gör...
sözlük radyosunun yayına girecek olması
yaptık, oldu!
önümüzdeki çarşamba gecesini, perşembe gününe bağlayan gece saat 00:00'da radyo test yayınımız kesintisiz olarak başlıyor.
başladıktan sonra 7/24 devam edecek olan test yayınlarımızda, hafta boyunca sizin bize ulaştırdığınız müzik listeleri çalacak.
13 şubat'ı 14 şubat'a bağlayan gece tam anlamda yayına girecek olan radyomuzla, sevgilisi olan yazarlarımız birlikteliklerini radyomuzda çalacak şarkılarımızla pekiştirirken; yalnız yazarlarımız yalnızlıklarını paylaşacak bir ses bulabilecekler.
program yapmak isteyen yazarlarımız fikirlerini, paylaşmak isteyen yazarlarımız hazırladığı müzik listelerini bize discord kanalımızın yanında, [email protected] mail adresi üzerinden de ulaştırabilirler.
ilginiz için hepinize tekrar teşekkür ederiz!
discord kanalımızın adresi: discord.gg/yF7veS8Y
önümüzdeki çarşamba gecesini, perşembe gününe bağlayan gece saat 00:00'da radyo test yayınımız kesintisiz olarak başlıyor.
başladıktan sonra 7/24 devam edecek olan test yayınlarımızda, hafta boyunca sizin bize ulaştırdığınız müzik listeleri çalacak.
13 şubat'ı 14 şubat'a bağlayan gece tam anlamda yayına girecek olan radyomuzla, sevgilisi olan yazarlarımız birlikteliklerini radyomuzda çalacak şarkılarımızla pekiştirirken; yalnız yazarlarımız yalnızlıklarını paylaşacak bir ses bulabilecekler.
program yapmak isteyen yazarlarımız fikirlerini, paylaşmak isteyen yazarlarımız hazırladığı müzik listelerini bize discord kanalımızın yanında, [email protected] mail adresi üzerinden de ulaştırabilirler.
ilginiz için hepinize tekrar teşekkür ederiz!
discord kanalımızın adresi: discord.gg/yF7veS8Y
devamını gör...
dindar bir nesil yetişiyor mu sorunsalı
kindar bir nesil yetişiyor.
devamını gör...
kara çarşaf
#1710187
ekleme yaparsak;
"mü'min/inanan kadınlara söyle.. " ibaresi de geçer.
t: her ne kadar kaba bir tabir olsa da tesettürün zirvesidir.
ekleme yaparsak;
"mü'min/inanan kadınlara söyle.. " ibaresi de geçer.
t: her ne kadar kaba bir tabir olsa da tesettürün zirvesidir.
devamını gör...
sevdiği halde vazgeçen insan
devamını gör...
sevdiğin filmi adını söylemeden anlat
'ona reddedemeyeceği bir teklif yapacağım' repliği ile hafızalara kazınmış başyapıt.
devamını gör...
çoklu kişilik bozukluğu
literatürdeki adı dissosiyatif kimlik bozukluğu'dur.
genellikle çocukluk döneminde yaşanan şiddetli travmadan ve çocuk istismarından kaynaklanır. bu travma aşırı veya tekrarlayan, fiziksel, cinsel veya duygusal istismar olabilir. bunun dışında genetik ve biyolojik faktörlerin de rol oynadığına inanılmaktadır. kişi, bu dayanılmaz acıyı tek başına kaldıramadığı için kendine farklı kişilikler yaratır. bu kişiliklerin hepsinin farklı bir hikayesi olmakla birlikte yaşları, cinsiyetleri, karakterleri vs. farklıdır. öznel yorumum dayanılmaz acılarını farklı kişilikler yaratarak onlara paylaştırdığı yönünde.
nadir bir hastalıktır, tedavi olarak psikoterapi seansları ve ilaç tedavisi uygulanır. günümüzde birçok dizi ve filme konu olan hastalıktır ayrıca. kill me heal me ve split (film) örnek olarak gösterilebilir.
tabii bu dizi ve film'de 12-24 gibi sayıca çok fazla kimlikler işlenmiş fakat çoklu kişilik bozukluğu diyebilmemiz için 2 tane farklı kişilik/kimlik olması yeterlidir. bu kimliklerin kişinin düşünce ve davranışlarına etki ettiği unutulmamalıdır. bana ilginç gelen bir araştırma sonucunu sizlerle paylaşayım, farklı kimlikler bir bedende farklı ellerini kullanıyorlar. yani bir kişi kendi benliğinde sağ elini kullanırken, diğer kişiliği solak olabilir.
genellikle çocukluk döneminde yaşanan şiddetli travmadan ve çocuk istismarından kaynaklanır. bu travma aşırı veya tekrarlayan, fiziksel, cinsel veya duygusal istismar olabilir. bunun dışında genetik ve biyolojik faktörlerin de rol oynadığına inanılmaktadır. kişi, bu dayanılmaz acıyı tek başına kaldıramadığı için kendine farklı kişilikler yaratır. bu kişiliklerin hepsinin farklı bir hikayesi olmakla birlikte yaşları, cinsiyetleri, karakterleri vs. farklıdır. öznel yorumum dayanılmaz acılarını farklı kişilikler yaratarak onlara paylaştırdığı yönünde.
nadir bir hastalıktır, tedavi olarak psikoterapi seansları ve ilaç tedavisi uygulanır. günümüzde birçok dizi ve filme konu olan hastalıktır ayrıca. kill me heal me ve split (film) örnek olarak gösterilebilir.
tabii bu dizi ve film'de 12-24 gibi sayıca çok fazla kimlikler işlenmiş fakat çoklu kişilik bozukluğu diyebilmemiz için 2 tane farklı kişilik/kimlik olması yeterlidir. bu kimliklerin kişinin düşünce ve davranışlarına etki ettiği unutulmamalıdır. bana ilginç gelen bir araştırma sonucunu sizlerle paylaşayım, farklı kimlikler bir bedende farklı ellerini kullanıyorlar. yani bir kişi kendi benliğinde sağ elini kullanırken, diğer kişiliği solak olabilir.
devamını gör...
aa muhabiri musab turan'ın babasının tweetleri
twitter.com/aliseydituran/s...
twitter.com/aliseydituran/s...


dün sorduğu soruyla ülke gündemine oturan aa muhabiri musab turan’ın babası tarafından atılan tweetlerdir. babamı tanımam sözünün oğlumu tanımam versiyonu galiba. evet.
twitter.com/aliseydituran/s...


dün sorduğu soruyla ülke gündemine oturan aa muhabiri musab turan’ın babası tarafından atılan tweetlerdir. babamı tanımam sözünün oğlumu tanımam versiyonu galiba. evet.
devamını gör...
hem mutlu eden hem de üzücü olabilen bir şey söyle
asgari ücretle iş bulmak.
devamını gör...
önceden düşman olup sonradan sevilen şeyler
(bkz: noodle)
evdekilere "bu iğrenç şeyi nasıl yiyebiliyorsun" diye kızardım sürekli ama tadı güzelmiş. geç de olsa fark ettim.
evdekilere "bu iğrenç şeyi nasıl yiyebiliyorsun" diye kızardım sürekli ama tadı güzelmiş. geç de olsa fark ettim.
devamını gör...
iticilikte çığır açan sözcükler
aşko sözcüğü,bir de ağızlarını yaya yaya söylüyorlar ya deli oluyorum.
devamını gör...

