nesrin sipahi
sesine doyum olmaz. endülüs'te raks ve kalbe dolan o ilk bakış'ı dinlemeden geçmeyin.
endülüs'te raks'ın hikayesi de nesrin sipahi'nin ağzından şöyledir: "eski taksim belediye gazinosu'nda zeki müren'in alt kadrosunda çalışmaya başladım. karşısında iş yapan bir rakibi vardı. o yüzden kendisiyle aynı parayı verdirtip, alt kadrosuna aldırmıştı beni. birlikte çalışmaya başladığımız gün, kulise bir liste astı. o listedeki 45 şarkıyı okumamı istemedi. yasaklanınca, ne yapacağımı şaşırdım. çünkü geriye bir şey kalmamıştı. bunun üzerine ben de çıkıp endülüs'te raks'ı söyledim. onun söyleyemediği bir şarkıyı seçmiştim, çok kızmıştı."
endülüs'te raks'ın hikayesi de nesrin sipahi'nin ağzından şöyledir: "eski taksim belediye gazinosu'nda zeki müren'in alt kadrosunda çalışmaya başladım. karşısında iş yapan bir rakibi vardı. o yüzden kendisiyle aynı parayı verdirtip, alt kadrosuna aldırmıştı beni. birlikte çalışmaya başladığımız gün, kulise bir liste astı. o listedeki 45 şarkıyı okumamı istemedi. yasaklanınca, ne yapacağımı şaşırdım. çünkü geriye bir şey kalmamıştı. bunun üzerine ben de çıkıp endülüs'te raks'ı söyledim. onun söyleyemediği bir şarkıyı seçmiştim, çok kızmıştı."
devamını gör...
apateizm
müridi olduğum tarikat. yıllarca kendimi ateist zannediyordum, bir kaç yıl önce aslında apateist olduğumu farkettim.
devamını gör...
normal sözlük t-shirtleri
20.000 karma puanı ne allahsız dedirten t-shirtler.
hem 20.000 karma puanım olsa sözlükten hisse isterim ne t-shirtü ya!
hem 20.000 karma puanım olsa sözlükten hisse isterim ne t-shirtü ya!
devamını gör...
ilişkide yapılan yanlışlar
kendinden ödün vermektir. bir ilişkide yapılan en basit hata budur. başlarda kendinden ödün vermek iyi hissettirir. kendinden ödün verip bir şeyler yaptıkça karşı cinsi mutlu edersin. o mutlu oldukça daha da mutlu olursun. ilişkinin yavaş yavaş sonunu getiren karşı cinsin gözündeki değerini düşüren kendi elinle kendi kuyunu kazdığın aptalca bir davranıştır. en son noktada ilişkiyi kurtarmak için çabalarken karşıdaki kılını kıpırdatmadığında daha önce seve seve kendinden ödün vererek yaptığın her şeyin aslında koca bir enayilik olduğunu anlarsın.geriye yaptığın şeyleri hatırladıkça kendine kızmak veya küfür etmek kalır.
devamını gör...
sanat filmi
resim, müzik, edebiyat, heykel, tiyatro, sinema vs sanat dalı olarak tanımlanır fakat bu alanlarda üretilen her eser sanat eseri olarak kabul edilmez. bir eseri sanat eseri yapan şey, kendi alanında ustalıkla icra edilip, sanat tüketicisinin beğenisini kazanmaktır. sanat tüketicisi dediğimiz otoriteler ise ortaya konan eseri yorumlayabilecek yetide olan sanat tarihine hakim kişilerdir.
misal bir sanat filmi olarak square adlı filmi ele alalım sıradan bir sinema izleyicisi bu filmi izleyip çok beğendim bu sanat filmi dediğinde bu film sanat filmi olmuyor. bu film henüz vizyona girmeden sinopsisi hakkında sinema yazarları ve eleştirmenleri üzerinde konuşup yazıp çiziyor, filmin ilk gösterimine bu bahsettiğim sinema otoriteleri davet ediliyor ve sonrasında filmi değerlendirip hakkında bir takım yargılara varıyorlar anlamlandırmaya yorumlamaya çalışıyorlar ve belli bir süre sonra bu filmden sanat filmi diye bahsedilmeye başlanıyor.
sinema ve tiyatro diğer sanatlar gibi yekten icra edilebilecek alanlar değildir kolektif sanat eserleridir. birden fazla alanında uzman kişinin ortak çalışmasına dayanır.
belli bir kültürel seviyeye ulaşamayan her birey sanatı anlama ve anlamlandırma, ayırt etme noktasında tıkanıp kalır. eğitimsiz kulaklar, kulağına hoş gelen her ezgiyi sanat zannedebilir, eğitimsiz gözler picassonun eserlerini saçma bulabilir.
misal bir sanat filmi olarak square adlı filmi ele alalım sıradan bir sinema izleyicisi bu filmi izleyip çok beğendim bu sanat filmi dediğinde bu film sanat filmi olmuyor. bu film henüz vizyona girmeden sinopsisi hakkında sinema yazarları ve eleştirmenleri üzerinde konuşup yazıp çiziyor, filmin ilk gösterimine bu bahsettiğim sinema otoriteleri davet ediliyor ve sonrasında filmi değerlendirip hakkında bir takım yargılara varıyorlar anlamlandırmaya yorumlamaya çalışıyorlar ve belli bir süre sonra bu filmden sanat filmi diye bahsedilmeye başlanıyor.
sinema ve tiyatro diğer sanatlar gibi yekten icra edilebilecek alanlar değildir kolektif sanat eserleridir. birden fazla alanında uzman kişinin ortak çalışmasına dayanır.
belli bir kültürel seviyeye ulaşamayan her birey sanatı anlama ve anlamlandırma, ayırt etme noktasında tıkanıp kalır. eğitimsiz kulaklar, kulağına hoş gelen her ezgiyi sanat zannedebilir, eğitimsiz gözler picassonun eserlerini saçma bulabilir.
devamını gör...
zengin olup sözlük mağazası'ndan alışveriş yapmak
lüks harcama yapmam sonucu elimde avucumda bir şey kalmamıştır.
-bugün açız yine evlatlarım, diyordu peder,
bugün açız yine; lâkin yarın, ümid ederim,
sular biraz daha sakinleşir...
tevfik fikret ,balıkçılar şiir'inden birer mısra almaz mısınız? ne olursa olsun sonunu hep şiir'e bağlayan sanatsal ruhum benim. kahrolsun kapitalizm...
-bugün açız yine evlatlarım, diyordu peder,
bugün açız yine; lâkin yarın, ümid ederim,
sular biraz daha sakinleşir...
tevfik fikret ,balıkçılar şiir'inden birer mısra almaz mısınız? ne olursa olsun sonunu hep şiir'e bağlayan sanatsal ruhum benim. kahrolsun kapitalizm...
devamını gör...
beş para etmediği halde kendini iyi satan insan
zeki ve insan sarrafı olmuş insanlar karşısında başarızlığa uğrayacak olan insandır.
devamını gör...
türk futboluna ilginin günden güne azalması
yazacaklarım makro bir perspektifte yazılmış olup, futboldaki iç durumumuz kadar dünyada ve avrupada şu an geldiğimiz duruma bakış açısını da yansıtmaktadır.
•ortalama 10-15 sene öncesinde ilgi pik seviyelere çıktı çünkü umut vardı, alınan anlık başarılar her yıl artarak devam edecek gibi düşünülüyordu ve aynı zamanda türk futbolu’nun yıllar geçtikçe gelişeceği de düşünülüyordu, şimdi o umut bitti çünkü;
taraftarı mutlu etmek adına yıllarca yapılan gereksiz transfer harcamaları kulüpleri borç batağına soktu, alt yapılara hiçbir şekilde önem verilmemesi doğrultusunda sadece transfer ile başarının gelmeyeceğinin anlaşılması ve aslında başarının “gerçek” uzun dönemli topyekün yönetim sistemine endeksli olması fakat kendi pr’ı adına günü kurtarma peşinde olan yöneticilerin bu basireti gösterememesi ve bundan böyle de göstermeyeceğinin taraftarlar tarafından da idrak edilmesi taraftarların umudunu ve istikrarlı başarının geleceği inancını yok etti.
bu umut ve inancın yok olması “başarının gelmeyeceği” ve aslında iyi olmadığımız bir sporu izlemenin de gereken hazzı vermemesi durumunu yaratmıştır bu hazzın olmaması sonuç olarak ilginin azalması olarak karşımıza çıkmıştır.
aslında yazılacak çok fazla alt başlık ve etken var, bir kısmını yazmaya çalıştım...
•ortalama 10-15 sene öncesinde ilgi pik seviyelere çıktı çünkü umut vardı, alınan anlık başarılar her yıl artarak devam edecek gibi düşünülüyordu ve aynı zamanda türk futbolu’nun yıllar geçtikçe gelişeceği de düşünülüyordu, şimdi o umut bitti çünkü;
taraftarı mutlu etmek adına yıllarca yapılan gereksiz transfer harcamaları kulüpleri borç batağına soktu, alt yapılara hiçbir şekilde önem verilmemesi doğrultusunda sadece transfer ile başarının gelmeyeceğinin anlaşılması ve aslında başarının “gerçek” uzun dönemli topyekün yönetim sistemine endeksli olması fakat kendi pr’ı adına günü kurtarma peşinde olan yöneticilerin bu basireti gösterememesi ve bundan böyle de göstermeyeceğinin taraftarlar tarafından da idrak edilmesi taraftarların umudunu ve istikrarlı başarının geleceği inancını yok etti.
bu umut ve inancın yok olması “başarının gelmeyeceği” ve aslında iyi olmadığımız bir sporu izlemenin de gereken hazzı vermemesi durumunu yaratmıştır bu hazzın olmaması sonuç olarak ilginin azalması olarak karşımıza çıkmıştır.
aslında yazılacak çok fazla alt başlık ve etken var, bir kısmını yazmaya çalıştım...
devamını gör...
insana kendini şanslı hissettiren durumlar
durağa gelir gelmez otobüsün gelmesi.
devamını gör...
sen bihter ziyagil'sin aptallık etme
“büyük düşün” anlamına gelen bir ifadedir.
bihter'in adnan'a mektup bırakıp behlül ile kaçacağını öğrenen firdevs, bu girişimin başarısızlığı sonrasında bihter'i sorgular.
firdevs yöreoğlu: ne yaptığını sanıyorsun sen bihter? nereye gidecektin? "ateşe gidiyorum" ne demek? "yanacağımı bile bile gidiyorum" demişsin. "ilk kez yüzümde, bedenimde ateş hissediyorum."
bihter ziyagil: yeter, sus! aramızdaki yaştan bahsetmek istedim ben. gün geçtikçe bu farkın açıldığını hissediyorum, onun için.
firdevs yöreoğlu: ben sana başından söylemiştim. "ama bu fark önemli değil" demiştin. artık gerçekten de önemli değil. kendini kandırma. sen bihter ziyagil'sin. bu bütün mesafeleri kapatır, aptallık etme!
firdevs hanım "ziyagil" soyadını vurgularken "bir daha böyle zengin kocayı nerden bulacaksın, akıllı ol" diye imada bulunmaktadır.
(bkz: aşk-ı memnu)
bihter'in adnan'a mektup bırakıp behlül ile kaçacağını öğrenen firdevs, bu girişimin başarısızlığı sonrasında bihter'i sorgular.
firdevs yöreoğlu: ne yaptığını sanıyorsun sen bihter? nereye gidecektin? "ateşe gidiyorum" ne demek? "yanacağımı bile bile gidiyorum" demişsin. "ilk kez yüzümde, bedenimde ateş hissediyorum."
bihter ziyagil: yeter, sus! aramızdaki yaştan bahsetmek istedim ben. gün geçtikçe bu farkın açıldığını hissediyorum, onun için.
firdevs yöreoğlu: ben sana başından söylemiştim. "ama bu fark önemli değil" demiştin. artık gerçekten de önemli değil. kendini kandırma. sen bihter ziyagil'sin. bu bütün mesafeleri kapatır, aptallık etme!
firdevs hanım "ziyagil" soyadını vurgularken "bir daha böyle zengin kocayı nerden bulacaksın, akıllı ol" diye imada bulunmaktadır.
(bkz: aşk-ı memnu)
devamını gör...
hem üniversiteli hem akp'li olmak
eğer doğrudan bir çıkarı yoksa neden olduğunu çok merak ettiğimdir. kardeşim; sana iyi bir gelecek sunulmuyor, bir genç olarak imkan sunulmuyor. bir bilgisayar almaya bir tablet almaya paran yetmiyor, kafana estiğini konuşamıyorsun düşünce özgürlüğün yok. neden kendine ve bize bu kötülüğü yapıyorsun?
devamını gör...
gün olur asra bedel
eser de trenler sürekli gidip gelirken bir yolcu olan ve evren içinde nokta gibi kalan insanın dünyanın sadece kendisine sunulan bir yerinden izlemesine şahit oluyoruz... baş karakteri yedigey bağ kurduğu arkadaşına son görevini yerine getirirken kendi hayatını da film şeridi gibi gözünüzün önünden geçirtiyor. yazar cengiz aytmatov birey'in içsel yolculuğunu yansıtırken aynı zamanda teknoloji'nin geleneklerle çatışmasını da ilmek ilmek işlemiş satırlarında.
sonuna kadar sıkılmadan okuyacağınız kendi hayatınız içinde dersler çıkarabileceğiniz nitelikli bir kitap.
devamını gör...
nickin bir tatlı olsaydı ne olurdu sorusu
(bkz: dondurma)
devamını gör...
supportgirl
#597018 numaralı tanımına sonuna kadar katıldığım, ailemizin radyo yayıncısı. bir üstteki tanımda ifade edildiği üzere kafa iznine çıkmış, çıksın hakkıdır. biraz kafasını dağıtsın amma velâkin geri gelsin. şimdi bir kere biz cuma günleri yorgun argın eve geliyoruz. üzerimizden tır geçmiş vaziyette kendimizi evin muhtelif yerlerine tabiri caizse gelişine fırlatıyoruz. aradan biraz zaman geçiyor bir kaç kadeh bir şey yudumlayalım, marullarımızı tırtıklayalım yanında keyifli ve dinlendirici bir şeyler dinleyelim diyoruz. açıyoruz sözlük radyosunu, ayaklarımızı uzatıp keyfini çıkarıyoruz. şu corona günlerinde cuma rutinimiz bu oldu. zira kabuğumuzdan kafayı dışarı çıkarmak mümkün olmuyor. kendisinin cuma gecesi saat 22.00'ye kadar vakti var. geldi geldi. aksi taktirde biz tosbağa ailesi olarak kabuğumuzda ters dönüp, marul orucuna başlayacağız. marul orucunun ne kadar tehlikeli bir şey olduğunu en iyi kendisi bilir. bizi bunu yapmak zorunda bırakmasın, sonra kendisi üzülür. neyse bakalım randevularına sadık bir insan olduğunu düşünüyorum. bizi ekerse niloya'nın başına gelenler onun da başına gelir haberi olsun *
devamını gör...
günlük hayatta tanım girer gibi konuşmak
sözlük bize ne kazandırır ne kaybettirir diyesim geldi. *
"hayat acımasızdır, köle edendir, su nimettendir" diye de "-dir,-dır" ekiyle bitiriverirsiniz cümleleri. olan olmuştur, sözlük edebiyatı dilinize geçmiştir. *
"hayat acımasızdır, köle edendir, su nimettendir" diye de "-dir,-dır" ekiyle bitiriverirsiniz cümleleri. olan olmuştur, sözlük edebiyatı dilinize geçmiştir. *
devamını gör...
gül güzeli
bir leman sam klasiği.
devamını gör...
lut gölü
yolunun üzerinde hz.musa’nın kabristanı vardır. şehir merkeziyle arasında yaklaşık 15 derece ısı farkı mevcuttur. * kenarlarında 5-6 adet beach club bulunmaktadır. kozmetik ürünlerinin birçoğu da bu gölden elde edilmiş kimyasallardan üretilmekte ve her yıl yaklaşık 5 cm azalmaktadır.
* yukarıdaki yazar arkadaş buranın ürdün, filistin ve israil kesişiminde olduğunu yazmış, evet doğru. fakat burayı sadece israil vatandaşları kullanabiliyor.
* peygamber efendimizin, bu göl ve etrafında fazla durulmaması, konaklama yapılmaması ile alakalı bir tavsiyesi bulunmaktadır.
* yukarıdaki yazar arkadaş buranın ürdün, filistin ve israil kesişiminde olduğunu yazmış, evet doğru. fakat burayı sadece israil vatandaşları kullanabiliyor.
* peygamber efendimizin, bu göl ve etrafında fazla durulmaması, konaklama yapılmaması ile alakalı bir tavsiyesi bulunmaktadır.
devamını gör...
kısa cümleler kuran erkekler
kısa cümleler kursun ama bir cümle kursun lütfen, kısa derken konsantre değil, bu da değil yani...
edit : ok vb.
edit : ok vb.
devamını gör...
natural
şahane bir imagine dragons şarkısı.
"that's the price you pay
leave behind your heart and cast away
just another product of today
rather be the hunter than the prey"
derler kendileri. ne güzel derler.
buyursunlar:
"that's the price you pay
leave behind your heart and cast away
just another product of today
rather be the hunter than the prey"
derler kendileri. ne güzel derler.
buyursunlar:
devamını gör...
çocukken inanılmaz kıymetli olan şeyler
yeni alinan ayakkabilar cok kiymetli olurdu. ozellikle isikli ayakkbilar,giymeye kiyilmazdi. bayramliklar keza cok ozel olurdu. gezmelerden gezmelere giyilen kiyafetlerdi.
devamını gör...