patagonyalı (yazar)
sözlüğün hüzünçlü ağır abisi. zeki demirkubuz'un kader filmindeki bekir'in sevdası var yüreğinde.
sözlük sen içinde varsın diye güzel.
sözlük sen içinde varsın diye güzel.
devamını gör...
normal sözlük'e bir daha gelinse alınacak nickler
imkan var, değiştirin anacım.
ben sanırım devamlı isim değiştiren birisi olacağım.*)
ben sanırım devamlı isim değiştiren birisi olacağım.*)
devamını gör...
ivanmilinski
o kim yahu. tanımıyorum. ıvanmıslınskı. güzel isim.
t: merak ettiğim yazardır.
t: merak ettiğim yazardır.
devamını gör...
bir kedinin öğrenmesi gereken şeyler
gece canı sıkılınca milleti uyandırmaması gerektiğini öğrenmeliii.
devamını gör...
on iki ada
on iki adalarda ortaçağ'a ait bilgileri genelde rodos hospitalier şövalyeleri'nin malta'da bulunan arşivlerinden öğreniyoruz. ve bu arşivlerde de açabildiğimiz tarih sayfası bir yere kadar gidiyor. ben bu yazımda belli zamanlara tarihlenebilmiş bazı doğa olaylarından bahsetmek istiyorum bilgilerim taze iken.
rodos (lindos, rodi, rhodon isimleriyle de anılır) on iki ada içinde en büyüğü. ve dünyanın yedi harikasından sayılan, kolossos adıyla da anılan rodos heykeli bu adada milattan önce 280 yılında dorlar tarafından inşa edilmişti. ilk yerleşimleri milattan önce iki binli yıllara kadar uzanan rodos haritası 8 ağustos 1303 günü büyük bir sarsıntı yaşandı. adanın batısında olduğu düşünülen bu deprem bizanslı tarihçi georgios pakhymeres'e göre ''hatırlanan en kötü deprem'' idi. belli bölgelerde yıkım yaratan bu sarsıntının rodos adasını tepetaklak ettiğini bildiriyordu. bazı kaynaklarda bu deprem yirmi gün boyunca sürmüş olarak anlatılmıştır ve istanbul'dan mezopotamya'ya kadar hissedildiği yazılmıştır. öyle ya da böyle deprem, çoğu bölgede yıkıma ve ölüme sebep olmuştu.
kaynaklarda bir deprem daha 1366 yılına tarihleniyordu. 30 nisan günü başlayıp sonraki günün ortasına kadar süren bu deprem muhtemel manastırı yıkmıştı. farklı tarihlerle ilgili farklı öngörüler olsa da deprem için 1366 yılı muhtemeldir.
tabii ki rodos şövalyelerini sıkıştıran durumlar sadece bunlar değildi. 1345'de floransa kanadının düşüşü, 1347 veba salgını dalgası, batı'daki ekonomik durgunluk, yağmalar, istilalar, depremler...
çeşitli tarihlerde çeşitli kaynaklardan alınan bu tür olaylar da son bulmadı. leonardo da vinci, fransisken francescı suriano gibi sanatçılar, gezginler de bu olaylara, sismik dalgalara değinmişlerdir. oradan geçen seyyahlar veya başkaları hiçbir yapının bulunmadığından, tüm binaların yıkıldığından, şehri yarı batık halde bulduklarından vb. bahsetmişlerdir. kale duvarları farklı zamanlarda yıkılmış, onarılmış; çeşitli mülkler su altında kalmıştır. ada bazen kahire'den bile hissedilen depremlere tanıklık etmiştir.
bunlardan bahsetmişken başta anlattığımız rodos heykelini de geçmemeliyiz. ünlü heykeli yıkan deprem milattan önce 227 yılında gerçekleşmiş olandır. rodos heykelleri hakkında daha fazla bilgi almak için birinci elden kaynak sayılan ve neredeyse olayların gerçekleşmesi ile aynı anda kaleme alınmış yazıları için guillaume caoursin ismini araştırabilirsiniz.,
kaynakça: osmanlı imparatorluğu'nda doğal afetler, elizabeth zachariadou
rodos (lindos, rodi, rhodon isimleriyle de anılır) on iki ada içinde en büyüğü. ve dünyanın yedi harikasından sayılan, kolossos adıyla da anılan rodos heykeli bu adada milattan önce 280 yılında dorlar tarafından inşa edilmişti. ilk yerleşimleri milattan önce iki binli yıllara kadar uzanan rodos haritası 8 ağustos 1303 günü büyük bir sarsıntı yaşandı. adanın batısında olduğu düşünülen bu deprem bizanslı tarihçi georgios pakhymeres'e göre ''hatırlanan en kötü deprem'' idi. belli bölgelerde yıkım yaratan bu sarsıntının rodos adasını tepetaklak ettiğini bildiriyordu. bazı kaynaklarda bu deprem yirmi gün boyunca sürmüş olarak anlatılmıştır ve istanbul'dan mezopotamya'ya kadar hissedildiği yazılmıştır. öyle ya da böyle deprem, çoğu bölgede yıkıma ve ölüme sebep olmuştu.
kaynaklarda bir deprem daha 1366 yılına tarihleniyordu. 30 nisan günü başlayıp sonraki günün ortasına kadar süren bu deprem muhtemel manastırı yıkmıştı. farklı tarihlerle ilgili farklı öngörüler olsa da deprem için 1366 yılı muhtemeldir.
tabii ki rodos şövalyelerini sıkıştıran durumlar sadece bunlar değildi. 1345'de floransa kanadının düşüşü, 1347 veba salgını dalgası, batı'daki ekonomik durgunluk, yağmalar, istilalar, depremler...
çeşitli tarihlerde çeşitli kaynaklardan alınan bu tür olaylar da son bulmadı. leonardo da vinci, fransisken francescı suriano gibi sanatçılar, gezginler de bu olaylara, sismik dalgalara değinmişlerdir. oradan geçen seyyahlar veya başkaları hiçbir yapının bulunmadığından, tüm binaların yıkıldığından, şehri yarı batık halde bulduklarından vb. bahsetmişlerdir. kale duvarları farklı zamanlarda yıkılmış, onarılmış; çeşitli mülkler su altında kalmıştır. ada bazen kahire'den bile hissedilen depremlere tanıklık etmiştir.
bunlardan bahsetmişken başta anlattığımız rodos heykelini de geçmemeliyiz. ünlü heykeli yıkan deprem milattan önce 227 yılında gerçekleşmiş olandır. rodos heykelleri hakkında daha fazla bilgi almak için birinci elden kaynak sayılan ve neredeyse olayların gerçekleşmesi ile aynı anda kaleme alınmış yazıları için guillaume caoursin ismini araştırabilirsiniz.,
kaynakça: osmanlı imparatorluğu'nda doğal afetler, elizabeth zachariadou
devamını gör...
süryani
şarabı çok güzeldir dediğim mezhep.
devamını gör...
altın eldiven
bir fatih akın filmi. 2019 yapımı. film gerçek bir hikayeye dayanıyor. seri katil fritz honka'nın hayatını anlatıyor. fritz honka 1970'li yıllarda almanya'da en az 4 kadını öldürmüş ve cesetleri evinde saklamış. sonunda kokudan anlaşılmış ve yakalanmış. honka iri cüsseli, görece çirkin, iletişimi iyi olmayan sosyal problemler yaşayan ve yalnız başına kalan biri. alkolik de aynı zamanda. altın eldiven ismi honka'nın sürekli takıldığı bar'ın adı. öldürdüğü kadınlarla da bu barda tanışıyor. kadınlar da hep dezavantajlı gruptan kadınlar. filmde karakterler inanılmaz seçilmiş. görüntüleri, kostümleri, konuşmaları, aksanları hepsi birbirinden mükemmel resmedilmiş. fatih akın sinematografik açıdan bir şaheser yaratmış. öyle ki bazı sahneler sanki film değil de belgesel gibi. sanki gerçek görüntülermiş gibi hissediliyor. honka'nın evi, evin dekorasyonu, evdeki eşyalar dönemi çok iyi anlatıyor. işim gereği bir çok kez yalnız yaşayan alkol-madde bağımlısı ya da psikotik bozuklukları olan (şizofreni vs) kişilerin evlerinde bulundum, o evlerin görüntüsünü hatta kokusunu, eşyaların düzenini bile çok iyi bilirim. fatih akın ve görüntü yönetmeni bunu birebir vermiş filmde bize. sanki gerçekten bir alkol bağımlısı antisosyal adamın evi gibi.
filmde çok fazla da rahatsız edici sahne var. tecavüz sahneleri, öldürme ve şiddet sahneleri bazı anlar sanki bir tarantino filmindeymiş gibi hissettiriyor.
honka aslında iletişim kurmak, ilişki yaşamak isteyen bir adam ancak alkol kullanımı sonucu öfke kontrol problemi yaşıyor ve sonrasında kendini kontrol edemeyip tecavüzü ve cinayetleri gerçekleştiriyor.
eğer kaldıramayacağınızı düşünüyorsanız izlemyin derim. ben sinemada izlerken bir çok kişinin yarı bile olmadan çıktığını hatırlıyorum.
filmde çok fazla da rahatsız edici sahne var. tecavüz sahneleri, öldürme ve şiddet sahneleri bazı anlar sanki bir tarantino filmindeymiş gibi hissettiriyor.
honka aslında iletişim kurmak, ilişki yaşamak isteyen bir adam ancak alkol kullanımı sonucu öfke kontrol problemi yaşıyor ve sonrasında kendini kontrol edemeyip tecavüzü ve cinayetleri gerçekleştiriyor.
eğer kaldıramayacağınızı düşünüyorsanız izlemyin derim. ben sinemada izlerken bir çok kişinin yarı bile olmadan çıktığını hatırlıyorum.
devamını gör...
dua et kızsın
''kızmazsa kötü olacak'' diye düşündürten başlıktır.
devamını gör...
kitaptan alıntı yaparak cevap veren insan
okuduğunuzu anladığınızı ve hayatınızda da kullandığınız anlamına gelir.
yukarıda yazılanları okuyunca dehşete düştüm. hele biri kuş beyinli olmak yazmış. gerçekten inanılır gibi değil. bir çevrenin kitap okumayla, kitap okuyan insanla derdi var. istiyorlar ki okumasınlar. bilgiye bu kadar düşman olmayın.
yukarıda yazılanları okuyunca dehşete düştüm. hele biri kuş beyinli olmak yazmış. gerçekten inanılır gibi değil. bir çevrenin kitap okumayla, kitap okuyan insanla derdi var. istiyorlar ki okumasınlar. bilgiye bu kadar düşman olmayın.
devamını gör...
kendi işini kendi halleden insan
isini riske atmaz, kimseye guvenmez.
bu sebeple, etrafindakilerce burnunun dikine gittigiyle itham edilir.
bu sebeple, etrafindakilerce burnunun dikine gittigiyle itham edilir.
devamını gör...
bir yıldır hiç makyaj yapmamış olmak
bir yıldır dışarı çıkarken makyaj yapmamak olarak degistirmek istediğim başlık. dışarı çıkarken makyaj yapmasam bile evde canım sıkıldıkça makyaj yapıyorum. gecenin 3ü herkes uyumuş ben de ayna karşısında makyaj yapıyorum. sebep? can sıkıntısı.
devamını gör...
fakirliğini tek cümleyle anlat
yan dairede oturan komşuların canlı konser ve kadeh sesleri eşliğinde oturup çay içmek. *
devamını gör...
avrupalı erkek vs türk erkeği
amacım genelleme yapmak değildir. bu başlığa (bkz: avrupalı kız ile türk kızı arasındaki farklar) tepki olarak açılmış bir başlıktır.
avrupa'daki gece 1 de yolda karşı cinsini görmeyi tuhaf karşılayan bir erkek yoktur ama bizde görünce "yolluya bak" şeklinde çirkin tabirler kullanan, laf atan, rahatsızlık verip işi tacize vardırabilecek bir kitle mevcuttur.
avrupalı bir erkek evlenme kararı verirken karakter uyumu, güzel vakit geçirebilme gibi durumları önemser. kimi türk erkekleri ise kendisi cinsel ilişki konusunda aşırı deneyimli olsa dahi kızın bekaretini ve maharetlerini sorgular.
avrupalı erkek ilişkisinde kıyafete, arkadaşlıklara vb karışmak gibi baskılar kurmak yerine karşı cinse özgür alan tanıyıp saygı duyar. bazı kendini bilmez türk erkekleri ise kendisini kadının koruyucusu ve sahibi olarak görmek ister.
avrupa'daki gece 1 de yolda karşı cinsini görmeyi tuhaf karşılayan bir erkek yoktur ama bizde görünce "yolluya bak" şeklinde çirkin tabirler kullanan, laf atan, rahatsızlık verip işi tacize vardırabilecek bir kitle mevcuttur.
avrupalı bir erkek evlenme kararı verirken karakter uyumu, güzel vakit geçirebilme gibi durumları önemser. kimi türk erkekleri ise kendisi cinsel ilişki konusunda aşırı deneyimli olsa dahi kızın bekaretini ve maharetlerini sorgular.
avrupalı erkek ilişkisinde kıyafete, arkadaşlıklara vb karışmak gibi baskılar kurmak yerine karşı cinse özgür alan tanıyıp saygı duyar. bazı kendini bilmez türk erkekleri ise kendisini kadının koruyucusu ve sahibi olarak görmek ister.
devamını gör...
devranın hala dönmemesi
devran: cumaya gittim dönücem.
devamını gör...
müsilaj sorununun hepimizin suçu olması
hiç de benim suçum falan değil. ben zamanında çöp bulamadığı için elindeki sigarayı üç saat taşımış birisiyim. bunu övünmek için falan da söylemiyorum, zira bu zaten olması gereken.
sigarayı içer içmez umursamazca yere atan, utanmadan bira şişelerini denize fırlatan biyolojik artıklardır bunun sorumluları. sularımızın müsilaj ile kaplı olduğundan daha fazla karalarımız bunlarla kaplı...
sigarayı içer içmez umursamazca yere atan, utanmadan bira şişelerini denize fırlatan biyolojik artıklardır bunun sorumluları. sularımızın müsilaj ile kaplı olduğundan daha fazla karalarımız bunlarla kaplı...
devamını gör...
hiç sarılmadığın birine sımsıkı sarılacak olmak
peki daha önce sarıldığın birine uzuun süre sarılmayıp tekrar sarılacak olmanın özlemi, telaşı ve heyecanı desem... birbiri ile yarışır. başlık sahibinin mutluluğu daim olsun, güldürdü*
devamını gör...
cevap vermekten hoşlanılmayan sorular
okul okurken karnemin sorulmasını sevmezdim. şu aralar kaç para kazanıyorsun sorusu çok sinir bozmaya başladı.
devamını gör...
kitap alıntıları
''bil ki kalb kurulmuş bir çadır gibidir. onun kapıları vardır. her kapısından kendisine durum ve haller geliyor. ve yine kalbin misâli bir hedefe benziyor. ona her taraftan ok atılıyor. veyâ kalb, dikilmiş bir aynaya benziyor, o aynanın üzerinden çeşitli suretlerin çeşitli nevileri geçer. bir suretten sonra başka bir suret o aynaca görünür, o ayna bu geçen suretlerden boş değildir. veyâ kalb, bir havuzun sularına benzer. ortaya doğru açılan çeşitli nehirlerden o havuza çeşitli sular akar. her hâlükârda kalbe akan bu yeni yeni eserlerin giriş noktaları ya beş duyu organındandır veyâ bâtındandır.(mânevîdir, sezgiseldir) hayâ, şehvet ve öfke insan mizâcından mürekkep ahlâklardandır. çünkü insanoğlu beş duyusuyla bir şeyi idrâk ettiği zaman, o idrâk edilen şeyden kalbde bir eser peydâ olur. böylece şehvet, fazla yemek ve mizactaki bir kuvvetten dolayı kabardığı zaman kalbde onun bir etkisi hâsıl olur. her ne kadar kalb hissettirmekten men olunsa da, nefiste hâsıl olan hayaller bâki kalır. hayâlin intikâline göre, kalb de bir hâlden diğer bir hâle intikâl eder. kalbin değişmesi ve etkilenmesi dâimâ bu sebeplerdendir.'' imâm gazzâlî - ihyâ u ulûmi'd-dîn
devamını gör...
tanım beğenmek
serbest ve sevimli bir faaliyet ne demiş atalarımız? ben bilmiyorum.
devamını gör...
