tanımlarını okuyarak bir yazara aşık olmak
var öyle birkaç tane tutulduğum yazar.
gelinim sana söylüyorum kızım sen anla hesabı *
kisacasi yaza düğün var. yastik altında sakladığınız karma puanlari yavaştan çıkarın bal porsuklarıı.
(bkz: çok eğleneceğiz)
gelinim sana söylüyorum kızım sen anla hesabı *
kisacasi yaza düğün var. yastik altında sakladığınız karma puanlari yavaştan çıkarın bal porsuklarıı.
(bkz: çok eğleneceğiz)
devamını gör...
islam barış dinidir
islamiyet evet barış dinidir, amma bunu bozan, kur'an'ı kerim'in emirlerine uymayan, yine insanlar bunun islamiyet ile bir ilgisi yoktur, tıpkı hıristiyanlık ta olduğu gibi, tevratta yazdığı gibi , incil'le ve tevrat a inanlar ne kadar barışçıl ise müslümanlarda o kadar barışçıl.
bugün ineğe, put'a tapanlar , hindistan'da, asya'da hemen hemen her gün müslüman kanı akıtıyor, avrupalı, amerikalı hıristiyanların hangi sömürgesi ne barış getirmişler? sizden ricam siz inanmıyor olabilirsiniz , saygım sonsuz ama aynı saygıyı benim gibi inanlara göstermeniz.
hayırlı cumalar , hayırlı günler diliyorum.
bugün ineğe, put'a tapanlar , hindistan'da, asya'da hemen hemen her gün müslüman kanı akıtıyor, avrupalı, amerikalı hıristiyanların hangi sömürgesi ne barış getirmişler? sizden ricam siz inanmıyor olabilirsiniz , saygım sonsuz ama aynı saygıyı benim gibi inanlara göstermeniz.
hayırlı cumalar , hayırlı günler diliyorum.
devamını gör...
gıcık olunan sözler
dış güşlerin oyunu bunlar hep.türkiye'yi çekemiyo dış güşleer!cehape zihniyeti!
devamını gör...
çayı süt ile içmek
yanlışlıkla deneme fırsatım bulduğum içecek. sütü nescafe yerine çay dolu bardağa dökünce deneyelim bakalım diyerek ümitle başladığım fakat lavaboya dökmemle biten bir tadım testi olmuştu.
devamını gör...
dedesinin mezar taşını okuyamayan tek toplum
"osmanlıca bir lisan değil, bir bürokratik jargondur. çok hoş bir bürokratik dil olduğu kesindir. bütün imparatorlukların böyle bir jargonu vardır. sokaktaki insanın bilmeyeceği veya herhangi bir okumuşun yazamayacağı şekilde yazar ve konuşurlar.
harf devrimi yaptık, osmanlıcayı öldürdük” gibi sloganların anlamı yoktur. çünkü bunlar zaten çok kimsenin bilemeyeceği, kullanamayacağı bir jargondu.
latin harflerini sadece türkçenin imlasına ve ses uyumuna uygun olduğu için benimsedik; yoksa bazılarının ifade ettiği gibi bir medeniyet değişimi ve savaşı değildir. alfabe ile milliyetçilik olmaz. zaten bu alfabenin sahibi olan eski romalılar da artık yaşamıyor."
kaynak: ilber ortaylı-gazi mustafa kemal atatürk
devamını gör...
bakan selçuk'un boş sınıf paylaşımı
başlık sahibi yazarın "inşallah o sıralar dolup taşar" sözüne karşılık olarak umarım o sıralar, o sınıflar taşmak zorunda kalmaz demek istediğim başlıktır. umarım 50m²'lik sınıflarda 45 öğrenci olmaz. bırakın hareket etmeyi umarım sınıflarda nefes alabilecek alan kalır.
devamını gör...
erken uyandığına sevinen insan
geç uyandığında da üzülen insandır.
geç uyandığımda o günü yaşanmış saymıyorum. canım sıkılıyor, moralim bozuluyor. 'günün yarısında uyudum yaa' düşüncesiyle diğer yarısına adapte olamıyorum. belki de yaşlanma belirtileridir kim bilir?* çünkü çok çok daha gençken annem uyandırdığında bu sefer de erken kalktım diye üzülürdüm. sanırım uykuyla inişli çıkışlı bir ilişki içerisindeyim. umarım bir gün birbirimizi çözeriz. öptüm canım gözlerinden.
geç uyandığımda o günü yaşanmış saymıyorum. canım sıkılıyor, moralim bozuluyor. 'günün yarısında uyudum yaa' düşüncesiyle diğer yarısına adapte olamıyorum. belki de yaşlanma belirtileridir kim bilir?* çünkü çok çok daha gençken annem uyandırdığında bu sefer de erken kalktım diye üzülürdüm. sanırım uykuyla inişli çıkışlı bir ilişki içerisindeyim. umarım bir gün birbirimizi çözeriz. öptüm canım gözlerinden.
devamını gör...
ekşi sözlük
hâlâ okumak için kullandığım platform. alışkanlık olmuş bir şey araştırırken sonuna ekşi kelimesini ekliyorum. ayrıca izlediğim türk dizilerinin anlık olarak yorumlarını da yapıyorlar.
henüz burada öyle bir kitle olmadığı için ekşi'ye devam.
henüz burada öyle bir kitle olmadığı için ekşi'ye devam.
devamını gör...
sözde tarih
esasen var olmayan, var olsa da çarpıtılan tarihi olay, olgu, bilgi ya da konu. asparagastan, dedikodudan beslenir. amacı gerçeklerden konuşmak değil, herhangi bir ilgi çekicilik ya da çıkar amacı gözetildiğinden manipülasyon yapmaktır.
en popüler örnekleri mu kıtası, atlantis ya da "piramitleri uzaylıların inşa etmesi" gibi zırvalardır.
esasen gerçek bir tarihi iddiayla sözde tarih iddiasını ayırt etmek için eser miktarda beyin yeterlidir. örneğin karşınızdaki insan basbayağı yedi göbek soy ağacı çıkartılmış olan atatürk'ün yahudi olduğunu iddia edebiliyorsa, bilin ki sözde tarih faaliyeti icra ediyordur.* ya da mesela defalarca aksi kanıtlanmasına aldırmadan cengiz han'ın türk olduğunu savunuyorsa da öyle.
en popüler örnekleri mu kıtası, atlantis ya da "piramitleri uzaylıların inşa etmesi" gibi zırvalardır.
esasen gerçek bir tarihi iddiayla sözde tarih iddiasını ayırt etmek için eser miktarda beyin yeterlidir. örneğin karşınızdaki insan basbayağı yedi göbek soy ağacı çıkartılmış olan atatürk'ün yahudi olduğunu iddia edebiliyorsa, bilin ki sözde tarih faaliyeti icra ediyordur.* ya da mesela defalarca aksi kanıtlanmasına aldırmadan cengiz han'ın türk olduğunu savunuyorsa da öyle.
devamını gör...
edirne
türkiye'nin kuzeybatısında, trakya bölgesinin doğu trakya bölümünün batı kesimini kapsayan, yunanistan ile doğal sınırı oluşturan meriç ırmağı boyunca kuzeydeki bulgaristan sınırından güneydeki saroz körfezi'nin kıyısına kadar kuzey-güney yönünde uzanan 22 plaka kodlu ildir.
meriç, keşan, ipsala, enez, havsa, lalapaşa ve uzunköprü, il merkezi edirne şehrine bağlı ilçe merkezleridir.
osmanlı devletine bir süre başkentlik yapmış edirne şehri başta olmak üzere, ilin yerleşim yerleri tarihî yapılarla doludur.
bünyesinde barındırdığı tarihi ve kültürel zenginliğin yanında, sahip olduğu ulaşım, sanayii, ticaret, zanaat, modern tarım ve hayvancılık teknikleri olanaklarıyla edirne, türkiye'nin gelişmiş şehirlerinden ve illerinden birisidir.
edirne denince ilk akla gelenler, trakya türkleri, mimar sinan'ın başyapıtı selimiye camii, ıı. bayezid külliyesi, sarayiçi'nde yapılan geleneksel kırkpınar güneşleri, kapıkule sınır kapısı ve eskiden beri taşmaya pek bir meyilli olan meriç ırmağı'dır.
il merkezi edirne, türkiye'nin en önemli şehirlerinden biridir. tarihi çekirdeği kaleiçi'nde bulunan ve tarihî yapıların bulunduğu semtleri koruma altına alınan şehirde yerleşim yoğunluğu tunca ırmağı kıyısındadır.
şehrin başlıca eğitim kurumu trakya üniversitesi'dir.
edirne, bünyesinde barındırdığı tarihi yapıların zenginliği ve kapıkule sınır kapısı'na olan yakınlığı nedeniyle turistik açıdan önem arz eder. şehirdeki roma ve bizans dönemi yapılarının ancak bir bölümü günümüze kadar ulaşmıştır.
edirne, tam bir osmanlı şehridir. şehrin tarihi dokusunu meydana getiren büyük oranda osmanlı mimarisinin ilk dönemlerini yansıtan yapılardır. günümüze ulaşmış en eski osmanlı dönemi anıtsal yapılarından biri olan eski camii (1403-14), türk çini sanatının en güzel örnekleriyle bezenmiş olan muradiye camii, minaresinin her şerefesine ayrı merdivenlerden çıkılan üç şerefeli camii ve mimar sinan'ın 80 yaşında ortaya koyduğu selimiye camii, şehirdeki önemli osmanlı dönemi yapılarından birkaçıdır.
edirne şehrinin tarihinden kısaca bahsedecek olursak; eski çağlarda trakya halklarından biri olan odrisler, yerleştikleri bu yöreye ve burada kurdukları şehre orestia adını verdiler.
daha sonra şehir bölgeye egemen olan makedonyalıların eline geçti. milattan sonra ıı. yüzyılda romalıların elinde olan şehir, buraya gelen roma imparatoru hadrianus tarafından hadrianoupolis adıyla imar edildi. türkler tarafından 1361'de alınan şehir, 1365'ten 1453 yılında konstantiniye şehri fetih edilene kadar osmanlı devletinin başkenti oldu.
osmanlı döneminde edrinabolu, edrune, edrene adlarıyla anılan şehir, en nihayetinde edirne olarak anılmaya başladı. yapılan imar ve bayındırlık çalışmalarıyla bir türk şehri olarak büyüyen ve gelişen edirne, osmanlı döneminde hem başkente yakınlığı, hem de sefer yolları üzerindeki stratejik konumu bakımından önemli bir yerleşim merkeziydi.
devamını gör...
bir erkeğin sizinle ilgilendiğini anlamanın yolu
onluk olmamasına rağmen zevk duyduğunuz şeylerle ilgileniyorsa, fikirlerinizi merak ediyorsa, karakterinizi çözmeye çalışıyorsa falan filan.
devamını gör...
d vitamini
bu vitamini almak için bütün gün güneşin altında olmak gerekmiyor. günlük 20 dakika civarı el ayaları, dirsek içleri güneş görse yetiyor. kısa kollu bir giysiyle açık havada biraz gezinmek bile yeterli.
eksikliği halsizlik, yorgunluk, kilo verememe, kemiklerde ağrı, güç bulamama, kasların zayıflaması, depresyon, değişken ruh halleri, saç dökülmesi gibi çok ciddi sorunlara yol açabilir.
eksikliği halsizlik, yorgunluk, kilo verememe, kemiklerde ağrı, güç bulamama, kasların zayıflaması, depresyon, değişken ruh halleri, saç dökülmesi gibi çok ciddi sorunlara yol açabilir.
devamını gör...
kimliksiz hikayeler
e)
başımı kaldırıp bakıyorum etrafımda bir sürü kapı var. renk renk, küçüklü büyüklü bir çok kapı, kimisi albenili yepyeni, kimisi ise yaşanmışlıkları üzerinde, bir şekilde hırpani...
şöyle bir dönüyorum, izliyorum tek tek. sonra yaklaşıyorum dokunuyorum her birine. birinin tenine dokunup okşamak gibi. kimisi pütürlü minik kıymıkları ile yaralıyor, kimisi ahşap olmasına rağmen pürüzsüz, kimisi de plastik suni ve hissiz.
hangisinden adım atacağıma karar veremiyorum. biliyorum ki birçok kez yanlış kapıdan içeri girmiş ; kimi zaman kırılmış, kiminde kırmış ve nicesinde de yara bere içinde mücadele etmek zorunda kalmıştım.
derin bir nefes aldım. aralarında en doğal görünen, yılların izi ile hafif eskimiş ama hala şıklığını koruyan en solumdaki kapıya doğru bir adım attım. yavaşça çevirdim kulbu. içeriden kahkaha sesleri geliyordu. minik bir çocuğun bir uçurtmanın etrafında koşturmacasını izliyordum. birden burnuma bir koku geldi, portakal kokusuyla harmanlanmış bir kahve kokusu. insanın içini ferahlatırken iştahını da açan bu kokuyu takip ettim. arka planda bir piyano sesi duyuyordum,insanın içine işliyor hafiften bir hüzün dolduruyordu. yavaş ama temkinli adımlarla ilerliyordum. bilmem neden birden gökyüzü kararıverdi, yıldızlar süsledi her yanı. parlak ışıkları aydınlattı yolumu. ileri doğru bir göz attım. baktım. baktım. baktım. gördüğüme inanamıyordum. bir masada huzur, oturmuş bana gülümsüyordu. etrafından yansıyan aurora öyle ışıl ışıldı ki... kuzey ışıklarını gördüğüme yemin edebilirdim. yaklaştım. konuşmaya başladı. anlattı. o anlattıkça ben mutlu oldum. o sustu, ben başladım. doyumsuz bir sohbetin içinde kayboluyordum.
sonra biri seslendi arkamdan "çabuk, çabuk buradan çıkmalısın! hadi, şimdi doğru zaman değil! "
başımı kaldırıp bakıyorum etrafımda bir sürü kapı var. renk renk, küçüklü büyüklü bir çok kapı, kimisi albenili yepyeni, kimisi ise yaşanmışlıkları üzerinde, bir şekilde hırpani...
şöyle bir dönüyorum, izliyorum tek tek. sonra yaklaşıyorum dokunuyorum her birine. birinin tenine dokunup okşamak gibi. kimisi pütürlü minik kıymıkları ile yaralıyor, kimisi ahşap olmasına rağmen pürüzsüz, kimisi de plastik suni ve hissiz.
hangisinden adım atacağıma karar veremiyorum. biliyorum ki birçok kez yanlış kapıdan içeri girmiş ; kimi zaman kırılmış, kiminde kırmış ve nicesinde de yara bere içinde mücadele etmek zorunda kalmıştım.
derin bir nefes aldım. aralarında en doğal görünen, yılların izi ile hafif eskimiş ama hala şıklığını koruyan en solumdaki kapıya doğru bir adım attım. yavaşça çevirdim kulbu. içeriden kahkaha sesleri geliyordu. minik bir çocuğun bir uçurtmanın etrafında koşturmacasını izliyordum. birden burnuma bir koku geldi, portakal kokusuyla harmanlanmış bir kahve kokusu. insanın içini ferahlatırken iştahını da açan bu kokuyu takip ettim. arka planda bir piyano sesi duyuyordum,insanın içine işliyor hafiften bir hüzün dolduruyordu. yavaş ama temkinli adımlarla ilerliyordum. bilmem neden birden gökyüzü kararıverdi, yıldızlar süsledi her yanı. parlak ışıkları aydınlattı yolumu. ileri doğru bir göz attım. baktım. baktım. baktım. gördüğüme inanamıyordum. bir masada huzur, oturmuş bana gülümsüyordu. etrafından yansıyan aurora öyle ışıl ışıldı ki... kuzey ışıklarını gördüğüme yemin edebilirdim. yaklaştım. konuşmaya başladı. anlattı. o anlattıkça ben mutlu oldum. o sustu, ben başladım. doyumsuz bir sohbetin içinde kayboluyordum.
sonra biri seslendi arkamdan "çabuk, çabuk buradan çıkmalısın! hadi, şimdi doğru zaman değil! "
devamını gör...
su içmek
uzmanlar ortalama olarak 2.5-3 litre içmemizi tavsiye ediyor ama bu kadar yıllık hayatında bu miktarda suyu içebildiğim günü hatırlamıyorum. bazı kaynaklara göre de vücut ağırlığımızı 0.033 ile çarptığımızda, günlük içeceğimiz su miktarını buluyoruz. kafalar oldukça karışık bu konuda, özellikle de benim gibi neredeyse hiç su içemeyenlerin kafaları... *
çok isterdim her gün düzenli su içebileyim kendimi zorlamadan, içemiyorum, deniyorum, değişik sular hazırlıyorum. tarçınlı olsun, naneli olsun, elmalı olsun. olmuyor...
ama allah'tan (o kendisini biliyor) karşılıklı birbirimize su içmeyi hatırlattığımız benim için çok çok değerli birisi var burada *
** imla düzeltme
çok isterdim her gün düzenli su içebileyim kendimi zorlamadan, içemiyorum, deniyorum, değişik sular hazırlıyorum. tarçınlı olsun, naneli olsun, elmalı olsun. olmuyor...
ama allah'tan (o kendisini biliyor) karşılıklı birbirimize su içmeyi hatırlattığımız benim için çok çok değerli birisi var burada *
** imla düzeltme
devamını gör...
kafa dengi arkadaş bulmanın zorluğu
kim bilir gün içinde kaç insan yanımızdan geçip gidiyor kafa dengi diyebileceğimiz. günümüzde yeni insanlarla tanışmanın çoğunlukla arkadaş ortamı ve sosyal medyadan olduğunu var sayarsak bu iş biraz zor.
devamını gör...
şarkılarda geçen etkileyici sözler
hiçbir yüz güzel değil senin yüzünden.
devamını gör...
sözlük yazarlarının evdeki konumu
evin delisi
devamını gör...
sohbaharda daha uzun süre kapalı kalabiliriz
şayet gelecek dönemde de online eğitim ile devam edilirse, üniversiteler için söylüyorum bunu, çok büyük bir teorik ve pratik açık çıkacak ortaya. biz de tüm umudumuzu kaybedip psikolojik çöküşün dibini ekmekle sıyıracağız. umudum bitti tükendi, evden mezun olacağı(z)m bu gidişle.. (en iyisi çeyiz hazırlığı yapmak)
devamını gör...
gece buzdolabını açıp hiçbir şey almadan kapatmak
sadece gece değil, gün içerisinde de rutin yaptığımdır, diyette olunca daha çok yapıyorum sanki, artık halüsünasyonlar görmeye de başladım, geçen gün annemin yemek yapmak için buzluktan çıkardığı, böyle rulo kesilmiş yuvarlak et parçalarını, kız kardeşimin zaman zaman aldığı rulo pastalara benzettim, baya tabağa koyup yiycem bir aldım, tuhaf bir doku, karbonhidrat değildi onu anladım, diyetimi bozmadığım için buruk da olsa bir sevinç yaşadım, ama tabi bir hayalkırıklığı da oldu, pasta kırmızı çizgim,
bu arada kız kardeşim 40 kilo ve hobi olarak tatlı ve abur cubur yer, buzdolabı puding, dondurma, bilumum şekerli içeceklerle dolu, aralarında benim haşlanmış brokolim var, ve ben bu şartlarda diyet yapmaya, sebzeyle beslenmeye çalışıyorum,
unsuz, şekersiz, sütsüz, peynirsiz, meyvesiz, bakliyatsız 8. gündeyim, benim için sadece mutfağa gidip gelmem kadar kalori yaktıran bir aktiviteden öteye gidemiyor bu günlerde.
bu arada kız kardeşim 40 kilo ve hobi olarak tatlı ve abur cubur yer, buzdolabı puding, dondurma, bilumum şekerli içeceklerle dolu, aralarında benim haşlanmış brokolim var, ve ben bu şartlarda diyet yapmaya, sebzeyle beslenmeye çalışıyorum,
unsuz, şekersiz, sütsüz, peynirsiz, meyvesiz, bakliyatsız 8. gündeyim, benim için sadece mutfağa gidip gelmem kadar kalori yaktıran bir aktiviteden öteye gidemiyor bu günlerde.
devamını gör...
