gece aya bakmak için kalkmak
sözlükte bu kadar lirik, romantik başlık açıldı mı? bilmiyorum. aslında herkes en az bir kez yapmıştır. yeryüzünde bulamadığın huzuru gece o büyük ışık demetinde aramak. hiçliğini hissetmek, haddini bilmek. ve kimseyi rahatsız etmeden geri yatmak ne büyük mutluluk.
devamını gör...
profil fotoğrafına kendisini koyanların istisnasız troll olması
peki benim niye bundan haberim yok?ayrıca 25 yaşında değil 30 yaşında olan fotoğrafımı koydum,o konuyuda açıklığa kavusturalım lütfen.
devamını gör...
e-kitap okumak
yok kokusu yoksa okuyamam aman dursun şurada tozlansıncıların okumasını salık verdiğim bir makale yi buraya bıraktığımdır.
devamını gör...
kız istemenin kadınları aşağılaması
üff yani her şeye bir kulp takmak zorunda değilsiniz. saçmalamaktan öteye gitmiyor bu tartışmalar. neresi aşağılamak? kızın ailesinden izin istiyor evlenmek için, bunun neresi kötü? marjinal olacağım, farklı olacağım diye diye kafayı yemiş bir güruh ortaya çıktı. tek derdimiz buydu zaten. bir de bunu savunanlar var, hakikaten inanılmaz.
devamını gör...
bir başlığa tanım girmek ve konunun kapanması
evet, o ana kadar tanım üstüne tanım girilmiş başlığa tanımımı girerim ve başlık tarihin tozlu sayfalarına gömülür. nedir bu gudubetlik? bazen kendimi masumlar apartmanında olaya en son müdahil olan evin babası gibi hissediyorum. yok bir şey sen odana git diyorlar ve konu kapanıyor.
devamını gör...
kırk yaş üstü sözlük yazarları
dil altı hapım nerde gençler başlığı.
devamını gör...
yalan
bir ari barokas şarkısı, lafıma gücenme adlı albümden. son dönemde dinlediğim en iyi türkçe şarkı kanımca.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
geçenlerde çok saygı duyduğum biri, arkamdan hoş konuşmamış.
gücendim, onu allah'a havale ettim.
ona bir şey sormadım.
onun tanıdığı kimseye bir şey sormadım.
bundan sonra, onla arama mesafe koyarım.
ne sorarsa, ne de sormazsa sebebini söylemem.
bu da benim tarzım.
kurcalamadan soğurum, buz gibi olurum.
onuda, soğuduğum diğerlerinin yanına yollarım.
sonra hepsini de unuturum, niye soğuduğunu da unuturum.
bakarım önüme.
ağızdan çıkan kötü bir lafın, açıklamasını duymaya, hakkında dedikodu yapmaya gerek var mı?
gücendim, onu allah'a havale ettim.
ona bir şey sormadım.
onun tanıdığı kimseye bir şey sormadım.
bundan sonra, onla arama mesafe koyarım.
ne sorarsa, ne de sormazsa sebebini söylemem.
bu da benim tarzım.
kurcalamadan soğurum, buz gibi olurum.
onuda, soğuduğum diğerlerinin yanına yollarım.
sonra hepsini de unuturum, niye soğuduğunu da unuturum.
bakarım önüme.
ağızdan çıkan kötü bir lafın, açıklamasını duymaya, hakkında dedikodu yapmaya gerek var mı?
devamını gör...
sorulması mutlu eden sorular
gelirken bakkala gireyim diyorum bir şeyler lazım mı?
küçük ancak yöneltilen insanı mutlu eden sorulardır.
küçük ancak yöneltilen insanı mutlu eden sorulardır.
devamını gör...
bilişsel psikoloji
#bilgi
düşünme, hissetme, öğrenme, anımsama, karar verme, dil, problem çözme ve yargılama gibi zihinsel süreçlerin en geniş anlamda incelenmesidir. yani bilişsel psikologlar insanların bilgiyi anlama, saklama ve bilincine geri getirmeleriyle ilgilenirler.
düşünme, hissetme, öğrenme, anımsama, karar verme, dil, problem çözme ve yargılama gibi zihinsel süreçlerin en geniş anlamda incelenmesidir. yani bilişsel psikologlar insanların bilgiyi anlama, saklama ve bilincine geri getirmeleriyle ilgilenirler.
devamını gör...
sinema tarihinin en iyi dans sahnesi
devamını gör...
sözlük yazarlarının en sevdiği yazar ve alıntısı
ben buna yaşarken değeri bilinmeyen, tıpkı bazılarımız gibi değeri çok sonra bilinen oğuzcuğum atay demek istiyorum...
-korkuyoruz. düşünmekten ve sevmekten korkuyoruz. insan olmaktan korkuyoruz.
-korkuyoruz. düşünmekten ve sevmekten korkuyoruz. insan olmaktan korkuyoruz.
devamını gör...
bi bitmediniz dedirtenler
ayrıştırıcılar ve cinsiyetçiler.
bana ne demeyi bilmeyenler.
hep haklı olduğunu savunanlar.
bana ne demeyi bilmeyenler.
hep haklı olduğunu savunanlar.
devamını gör...
joker'e benzemek için şişli'de boğaz kesen afgan
istanbul'da dehşete düşüren bir olay yaşandı. şişli'de bir saldırgan sustalı bıçakla siyahi 5 kişiyi bıçaklayıp, 1 kişiyi de boğazını keserek gasp etti.
şüphelinin ifadesinde, joker filmini çok sevdiği, onun gibi olmak istediği ve bu yüzden maskesini o şekilde tasarladığını söylediği öğrenildi.
gözaltına alınan şahıs, sağlık kontrolünden geçirilmesinin ardından emniyete götürüldü. saldırganın emniyette beşiktaş’ta işlediği “kasten öldürmeye teşebbüs” ve “kasten yaralama” suçlarından kaydı olduğu öğrenildi. ayrıca şahsın “terör suçu” yönünden de incelemesinin yapıldığı bilgisine ulaşıldı. saldırganın asayiş şube müdürlüğü cinayet büro amirliği’nde ifadesinin alınması ve sorgulanması sonrasında adliyeye sevk edildi.
özetle, adam kamuflajı çekip şişlide geziyor. gözüne kestirdiği kişilere de sustalı bıçakla saldırıyor.
kasten adam öldürme ve yaralama gibi suçlardan sabıkası var. adam istanbul/şişli de elini kolunu sallayarak geziyor.
işin daha da komik boyutu, olay yeri şişli, olayın kahramanları, afgan, ganalı, nijeryalı, sierra leoneli falan.
film çevirmeye kalkıp şöyle bir senaryo yazılsa kara mizah falan olur diye düşünüyorum. arada suriyeli falan da olması lazım ama haber detaylarında yer verilmemiş.
link
devamını gör...
şaka maka normal sözlük’ün kaliteli bir sözlük olması
bir sözlüğün kalitesi; toplu taşıma aracından sözlüğe girdiğinde bir elinle de "aman gören olmasın" diye kapatıp kapatmamakla ölçülür kanımca. o bakıma burası öyle biryer değil henüz. temennimiz hiç olmaması yönünde tabi.
devamını gör...
fareler ve insanlar
okurken ağladığım sayılı kitaplardan olan, john steinbeck eseri.
yazar kitapta siyahilerin yaşadığı sıkıntıları, ırkçılığın nelere yol açtığını sürükleyici bir tarzda anlatıyor ve etkilenmeden edemiyorsunuz. saf, masum olan lennie; yumuşak şeyleri o kadar çok seviyor ki, severken yanlışlıkla öldürüyor. tıpkı köpeğini, faresini ve patronun karısını da öldürdüğü gibi. bu durum onlara zarar verdiğinden kardeşim, dediği arkadaşı george; bir süre sonra, etrafındakilerin de kışkırtmasıyla, kimine göre acımasızlık, kimine göre de doğru olanı yapıyor.
zaten ince sayılabilecek bir şey ve stefan zweig'ten de bilirsiniz ki; az kelimeyle dahi şaheserler meydana gelebilir. okumadıysanız mutlaka okuyun derim.
altı çizilen birkaç cümle;
"insanın yüreğinin iyi olması için akla ihtiyacı yoktur.
zaten bu ikisi pek birlikte olmuyor gibi."
"lennie’ye döndüm; “atla suya dedim.” atladı.
hiç yüzme bilmiyordu. biz onu çıkarana dek nerdeyse boğuluyordu. onu çekip sudan çıkardım diye bana öyle minnet duydu ki “atla!” diyenin ben olduğumu hepten unutmuştu. işte… onunla bir daha asla dalga geçmedim."
yazar kitapta siyahilerin yaşadığı sıkıntıları, ırkçılığın nelere yol açtığını sürükleyici bir tarzda anlatıyor ve etkilenmeden edemiyorsunuz. saf, masum olan lennie; yumuşak şeyleri o kadar çok seviyor ki, severken yanlışlıkla öldürüyor. tıpkı köpeğini, faresini ve patronun karısını da öldürdüğü gibi. bu durum onlara zarar verdiğinden kardeşim, dediği arkadaşı george; bir süre sonra, etrafındakilerin de kışkırtmasıyla, kimine göre acımasızlık, kimine göre de doğru olanı yapıyor.
zaten ince sayılabilecek bir şey ve stefan zweig'ten de bilirsiniz ki; az kelimeyle dahi şaheserler meydana gelebilir. okumadıysanız mutlaka okuyun derim.
altı çizilen birkaç cümle;
"insanın yüreğinin iyi olması için akla ihtiyacı yoktur.
zaten bu ikisi pek birlikte olmuyor gibi."
"lennie’ye döndüm; “atla suya dedim.” atladı.
hiç yüzme bilmiyordu. biz onu çıkarana dek nerdeyse boğuluyordu. onu çekip sudan çıkardım diye bana öyle minnet duydu ki “atla!” diyenin ben olduğumu hepten unutmuştu. işte… onunla bir daha asla dalga geçmedim."
devamını gör...
türkiye’nin en iyi müzik grubu
pentagram
devamını gör...
zeplin
karin tidbeck’in öykü kitabıdır.
öykü okumak büyük keyif. bilimkurgu okumak büyük keyif. bilimkurgu öyküsü okumak ise çok büyük bir keyif. ancak iyi yazılmış bilimkurgu ya da korku öykülerine rastlamak çok zor. tidbeck bu açığı o kadar güzel ve ustaca kapatmış ki. aklımın bir köşesine yerleşen ve sonsuza kadar orada kalacak olan, her sözcüğünü tek tek hatırlayacağım öykülerden biri bu kitapta. “sweet potato pie” öyküsünü ezbere bilirim mesela. eugenia collier’in okuduğum tek öyküsüdür ama aklımdan hiç çıkmaz. sonra jack london’ın “ ateş yakmak” öyküsü var ki o da içime kazınmıştır. bir de saki’nin “ açık pencere”si hala heyecanlandırır beni. son olarak da arthur c. clarke üstadımın yazdığı “ tanrının dokuz milyar adı”nı hep büyüleyici buldum. bunlar gibi başka öyküler de vardır aklımda ama ilk solukta bu dört öykü geldi dilimin ucuna. işte bu listeye bir de “ arvid pekon kim?” ve “ zeplin” öykülerini de kolaylıkla ekleyebilirim.
tidbeck bir ursula k. leguin olmuş sanki. en as onun kadar iyi. üstüne üstlük iskandinav kökenli ki onların hayal gücü sınır tanımıyor bence.
okuyun mutlaka, listenize yeni öyküler ekleyin.
öykü okumak büyük keyif. bilimkurgu okumak büyük keyif. bilimkurgu öyküsü okumak ise çok büyük bir keyif. ancak iyi yazılmış bilimkurgu ya da korku öykülerine rastlamak çok zor. tidbeck bu açığı o kadar güzel ve ustaca kapatmış ki. aklımın bir köşesine yerleşen ve sonsuza kadar orada kalacak olan, her sözcüğünü tek tek hatırlayacağım öykülerden biri bu kitapta. “sweet potato pie” öyküsünü ezbere bilirim mesela. eugenia collier’in okuduğum tek öyküsüdür ama aklımdan hiç çıkmaz. sonra jack london’ın “ ateş yakmak” öyküsü var ki o da içime kazınmıştır. bir de saki’nin “ açık pencere”si hala heyecanlandırır beni. son olarak da arthur c. clarke üstadımın yazdığı “ tanrının dokuz milyar adı”nı hep büyüleyici buldum. bunlar gibi başka öyküler de vardır aklımda ama ilk solukta bu dört öykü geldi dilimin ucuna. işte bu listeye bir de “ arvid pekon kim?” ve “ zeplin” öykülerini de kolaylıkla ekleyebilirim.
tidbeck bir ursula k. leguin olmuş sanki. en as onun kadar iyi. üstüne üstlük iskandinav kökenli ki onların hayal gücü sınır tanımıyor bence.
okuyun mutlaka, listenize yeni öyküler ekleyin.
devamını gör...
unutulmayan lise anıları
lise son, tek sayısal sınıftık 5 erkek bir de ben. çok garip anılarım vardır.
gazoz içiyordum, pasif agresif arkadaşım şişe güzelmiş molotof yapalım mı dedi. yapalım dedik sakince. boş şişe, çamaşır suyu, biraz kurumuş ıslak mendil, çakmak ile yaptığımız molotofu okulun ilerisinde bulunan evin boş otoparkına attık. atan kişi şişeyi yanlış tutunca gözüne çamaşır suyu sıçradı. molotofumuz da patlamadı zaten. puff diye bir ses çıktı birazcık yandı sonra söndü. sessizce okula döndük sonra... gerilla anımız da böylece son buldu.
gazoz içiyordum, pasif agresif arkadaşım şişe güzelmiş molotof yapalım mı dedi. yapalım dedik sakince. boş şişe, çamaşır suyu, biraz kurumuş ıslak mendil, çakmak ile yaptığımız molotofu okulun ilerisinde bulunan evin boş otoparkına attık. atan kişi şişeyi yanlış tutunca gözüne çamaşır suyu sıçradı. molotofumuz da patlamadı zaten. puff diye bir ses çıktı birazcık yandı sonra söndü. sessizce okula döndük sonra... gerilla anımız da böylece son buldu.
devamını gör...
