kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

her şey. ama bir öğrenci olarak en çok zorlayan şey kitaplar sanırım. senelerdir kütüphaneden okuyorum, satın almaya param yetmiyor çünkü.
devamını gör...

phoebe buffay
(bkz: friends)
devamını gör...

yazı bilimi.tarihteki eski yazı cesşitlerini inceleyen bilim dalı .
devamını gör...

wernicke-korsakoff sendromu, 19. yüzyılın sonlarında tanımlanmış nöropsikiyatrik bir tablodur; ilk kez 1881 yılında carl wernicke, üç hasta üzerindeki klinik-patolojik gözlemlere dayanarak tablonun nörolojik niteliklerini ortaya koymuştur. bu sendromun psikiyatrik nitelikleri ise 1887 yılında sergei sergeievich korsakoff tarafından belirlenmiştir. bu duruma göre, wernicke-korsakoff sendromunda iki komponentin bulunduğu görülmektedir:

wernicke ensefalopatisi nörolojik bulgular demetidir,

korsakoff psikozu ise psikiyatrik bulgulardan oluşur.

wernicke hastalığı veya wernicke ensefalopatisinde 3 temel bulgu vardır; konfüzyon ya da amnezi, nistagmus ya da oftalmopleji, (iii) ataksi. bunlara, zamanla b1 vitamini (tiamin) eksikliğine bağlı öteki bulgular da (örneğin, periferik nöropati) eklenir.

korsakoff psikozu ise bellek bozukluğu, öğrenme güçlüğü ve demansı andıran klinik bulgulardan oluşur. özellikle, uzun süren ödünsüz açlık grevlerinde apati, konfabülasyon, ajitasyon ve halüsinasyon gibi psikiyatrik bulgular giderek yoğunlaşır.

--- alıntı ---

tr.wikipedia.org/wiki/Werni...

--- alıntı ---
devamını gör...

şuan için 9 yaşındaki kardeşim yakın zamanda bir kayıp yaşamamızdan ötürü 'ölüm' konusuna takmış durumda.
- öldükten sonra cennete giderken nasıl gideriz melekler arabayla mı alır? yoksa uçarak mı gideriz?
- toprağın altında kalan şey biz degilsek neden mezara gidip dua ediyoruz? mezardaki bizi duyuyor mu?
- allah tek başına sıkılıyor mu?
- allah yaratırken asa mı kullanıyor yoksa sihirli sopası mi var yoksa eliyle mi yaratıyor?
.....
devamını gör...

çünkü insanlar salak güzel kardeşim. aynı şey bu sözlüktekiler için de geçerli. normalde solda ekonomi başlıklarının tepeden inmemesi lazımdı.
anca mal gibi espri kasın gerizekalı sürüsü.
bir de “ben ne yapabilirim ?” diyen var. oğlum senin hayatının gündeminde bundan daha önemli konuşacak neyin olabilir ? anca boş yapın boşş. daha kötüsüne müstahaksınız hepiniz. topu birbirinize paslamakatan başka bir halt bildiğiniz yok.
oğlum konuşmayacaksın lan. yemeyeceksin, içmeyeceksin bu konudan başka bir şey konuşmayacaksın yarım akıllı turko kardeşim benim.
devamını gör...

bütün yazdıklarınız yorumlara katılıyorum, yalnız bizim erkek çocukların, ders sırası ve sonrasında yapacakları göndermeleri, kızları rahatsız edecek davranış ve imalı konuşmaları rahatsız eder.
benim naçizane tavsiyem ayrı ayrı sınıflarda ders görmeleri.
utanmak iyidir, ar perdesi olsun çocuklarda.
devamını gör...

an itibariyle 0-2 önde olduğumuz maçtır.

iyi savunma yapıyoruz ve geçiş oyununu çok hızlı ve etkili şekilde yapıyoruz gol yiyebiliriz ama hızlı çıkarak gol atabiliriz.
işin matematiğini bir kenara bırakırsak vallahi tüylerim diken diken.
hollanda takımını yendik şu an norveç maçında öndeyiz (ilk yarı bitti) çok heyecanlıyım.
bu ülke bir dünya kupası bir avrupa şampiyonası görürse vallahi keyiften öleceğim özellikle dünya kupasında takımızı izlemeyi çok istiyorum.

haydi bizim çocuklar haydiiiiiiii.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

e.a'ya ithafen...


sen, i̇stemsiz olarak yaptiğim her şeyin intikamını aldın benden. hem de bunu, beni en zayıf noktamdan vurarak yaptın. öldürerek değil ama süründürerek yaptın. benden sevgini esirgeyerek yaptın. benim seni bir insanın bir insanı sevebileceği kadar çok sevdiğimi bilerek ve sirf bu yüzden, buna yaslanarak: beni bir insanın bir insanı sevebileceği kadar sevmeyerek yaptın. eksik bırakarak, beni böyle cezalandırarak yaptın.

bense eksik sevildikçe hırçınlaştım. zaman zaman neyin yolunda gitmedigini anlamlandiramaz ve tüm hatayı kendimde ararken zaman zamansa verdiğim tavizlerin ve istemeden yaptığım hatalarin farkına varamaz oldum. tüm bu her şeyin yükünü kaldırmak zorunda kaldığım için yoruldum.

sense ne kendi eksiklerini kapattın, ne benim yanlışlarımı düzeltmek zahmetinde bulundun ne de beni kaybetmemek adına bir çaba gösterdin. oysa böyle belirsizlik yaratmak yerine beni sevdiysen bunun sorumluluğunu alsaydın veya sevmiyordunsa da bu hususta bana karşı dürüst olsaydın ve benden kopmaya hazır hissedene değin benimle olan bağını sürdürmeye devam etmeseydin, bu kadar yıpranmazdım.

benden kopmaya hazır hissetmeyi bekledin ve daha sonra da beni gitmeye mecbur bırakana değin çaba sarfettin. birini sevince çok zor pes eden ve nadiren ondan vazgeçen biri olduğumu bildiğin için, senden kopana değin beni acıdan acıya, psikolojik işkencelere sürükledin. tüm bunları bildiğim halde, umut ettigimden değil, senden vazgeçeceksem bile ardıma bir kez olsun bakmadan gidebilmek için, verdiğin tüm acılara katlandim, kahrına da lütfuna da itaat ettim. bedenimin, ruhumun,kalbimin... (buna bir { dur! } diyebileceğim halde) "göz yumdum çektikleri eziyete!"

sonra seni özgür bıraktım... şaşırdın. çünkü yapmamı deli gibi istediğin halde, bir yandan da bunu yapma gücünü kendimde bulacagimi düşünmüyordun. oysa ben, vazgeçme kabiliyetim olmadığından değil; her ne yapmış olursan ol henüz senden vazgeçme eşiğine gelmedigim icin bunu yapmiyordum. sense bunu vazgeçilmezlik sanip bu kadar çok değer veriyor olmamı zayıflık saydin. çünkü hiç böylesine cikarsiz, böylesine karsiliksiz, bir sevgiyle karsilasmamistin. çünkü henüz sevmenin ne kadar yüce, değer verdiğini gösteriyor olmanın ne kadar büyük bir şey olduğunu bilmiyordun. saklı sevgilerin insanıydın. çocuk değildin ama olgunlasmamısti henüz sevgin ve kederin.


sen olgunlasirken ben yandım. dört bir yanımı sardı yangınım. sonra kül oldum ve küllerimden yeniden doğdum. dedim ki, demek ki yanmak ve küllerimden yeniden doğmakmış yazgım. sonra ayağa kalktım. artık sevgim değil tecrübemdi taptığım kendi acımla kendi ruhumda kavrulurken, piştiğimi anladım. sonra git gide kendimi onarirken kendim, yer degistirdi bir gün tecrübem ve sevgim. ben de kalmak için verdiğim savaştan ve gitmek için verdiğin çabaya engel olmaya çalışmaktan vazgeçtim. i̇şte böylesine bir anda, böylesine birden, akıntıya kürek sallamaktan vazgectim!


aynı ülkede yaşıyor, aynı şehirde nefes alıyor ve hatta aynı yerde çalışıyorduk. ve her çıkış saatinde denk gelip durduk. i̇lk hafta umursuzca bakan gözlerin ilerleyen vakitlerde bir umut merhamet dinlenip durdu. benim sana gelmeyisime, bu kadar güçlü bir şekilde karşında duruyor oluşuma, senin bana gelmek isteyisin karşısında gösterdiğim gaddarlik ve istikrara şaştın. i̇lk hafta özgürlüğün hazzını derinlemesine yaşayan ve mağrur bir duruşla geleceğimden emin bir şekilde bakan gözlerde, ben gelmedikçe hayat ışığı sönen ve sen gelmek istesen bile seni kabul etmeyeceğimi bildiginden, yuruyen bir cesedin ruhsuzlugunu, kabahatinden ötürü mahcup ama özre yüzü olmayan bir insanın derin pişmanlığını sezdim.

ama senin çektiğin acıdan ya da kivranislarindan ötürü zevk almadım. çünkü ben aci çeken bir insan karşısında kahkaha atmazdim! çünkü sen değildim. cunku senin aksine, acı çeken bir insan karşısında gülüp eglenseydim, insan yanlarim acirdi benim. çünkü ben senin gibi bir insan bana eğilsin diye yapmadığım şeyi bırakmayıp insan yanlarımı kaybetmedim. sadece senin mutluluğuna da mutsuzluguna da kayıtsız kalmakti yaptığım... hem de bunu seni senin silahinla vurarak yaptım! seni gaddarligimdan da merhametimden de mahrum bırakarak yaptım! hem de senin gibi arkadan vurarak degil; gözünün içine bakarak, tüm dürüstlüğüm, tüm mertligimle yaptım.


senin gibi yaptığım başka yapmak istediğim başka olarak yapmadım. senden gerçekten vazgectigim ve tüm bu yaşadıklarımıza dönüp baktığımda, senin aksine, yaptığım seyleri senin canını yakmak için değil; artık kendi canım yanmasın diye yaptım. yani seni hür bırakırken, kendimi de azat ettim. senin gibi yaralı bırakmadım, toparlanamasin diye kanatlarını koparmadim ardimdakinin. üzmüş olabilirim ama yipratmadim. her zaman mükemmel olamamış olabilirim, ama nahif sevdim. ve bir zamanlar sevmiş olduğum insana karşı cirkinlesmedim hiçbir zaman.

geçen gün tasinirken, taşları çok sevdiğimden doğum gunumde benim için yaptigin ve birçok şeyi atmama rağmen atmaya kiyamadigim bir hediyenle karsilastim. babam yanlışlıkla eşyaları taşırken taşlardan bir tanesinin üzerine basıp kırdı. her şeye karşın kalbim öyle çok acıdı öyle çok acıdı ki, taa derinlerden gelen bir yaranın sizlamasini o yaranın tam üstünde hissettim. sonra o taşı yine atmaya kıyamadım ve yerden alıp kitaplığımın en üst rafina yerleştirdim.
ama senin hatrına değil; "acemiligim, safliğım, incinmisliğim adına"

(...)
devamını gör...

maliyet hesabını göz önüne alınca normal hissedeceğim durum.

o 20 tl’nin içinde artan elektrik faturası var, personel gideri var, vergi payı var, su faturası, ısınma gideri var, temizlik harcaması, peçete, vb harcaması var ve en önemlisi kar var. gelen zamları da düşünüp maliyet hesabı yaparsak normal bir durum.
devamını gör...

evlenmek için 4 yıllık üniversite şartı getireceksin ( ehliyet için de geçerli bu)
evlilik öncesi psikiyatriden rapor isteyeceksin.
herhangi bir şeye şiddet göstereni 2 yıl tüm sosyal haklardan mahrum edip kamu hizmeti adı altında tuvalet temizleteceksin veya çöp ayıklatacaksın.
devamını gör...

mihrimah.
ismime ve doğum günüme göre yapılmış cami istiyorum ama.
devamını gör...

(bkz: split (film)) - (bkz: james mcavoy) filmde çoklu kişilik bozukluğu olan ana karakteri kevin wendell crumb'ı canladırmıştır.

filmin ana karakteri kevin’ın 23 farklı kişiliği olduğunu öğrensek de, son sahnede eklenen the beast ile bunun 24’e tamamlandığını söylemek mümkün. beyazperdede ise bahsi geçen 24 karakterin yalnızca 8 tanesinin james mcavoy tarafından canlandırıldığını görürüz. bu 24 farklı karakteri sıralayacak olursak;

barry, jade, orwell, kevin, heinrich, norma, goddard, dennis, hedwig, bernice, patricia, polly, luke, rakel, felida, ansel, jalin, kat, b.t., samuel, mary reynolds, mr. pritchard ve 24. kişilik olarak tanımlayabileceğimiz the beast. jenerikte sıralanan 8 farklı kişilik ise, dennis, patricia, hedwig, the beast, kevin wendell crumb, barry, orwell ve jade olarak karşımıza çıkar.
kaynak:buradan
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu da bizim oglan. illaki boyle uyuyacakmis tipini sevdigim.
devamını gör...

kitapta yazılanları ne kadar anladığını görmek için yapılan eylem.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yeni video paylaşmış, iki gözümün çiçeği...
e: dakika 18:00 utançtan ölebilirim. maria o korkunç kitabı okumayı nasıl başardın?
devamını gör...

tanım yazdığımız kısmı daraltarak hiç iyi yapmamış olan sözlük. özellikle benim gibi uzun tanım yazanların düzeltme yapması, yazdıklarını kontrol etmesi gibi açılardan son derece faydasız bir şey. umarım düzeltilir çünkü insanın yazma isteğini kaçırıyor.

özel mesajlarda da aynı durum vardı. o düzeltileceğine bu bozulmuş. olmamış.

edit: düzeltileceğine dair bir bilgim var şu an. yalnız biraz beklememiz gerekebilir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim