yoldaş benjamin franklin söyleşisi
-yoldaş yoldaşa yürümez
yoldaş benjamin franklin
yoldaş benjamin franklin
devamını gör...
trt belgesel
hayvan yuvaları adındaki bir belgeselde, dokuma kuşlarının nasıl yuva ördüklerini görüp, böyle içgüdü olurmu yahu bildiğin programlanmış hayvan diye evrim, yaradılış falan düşünürken, annem, bak kuşlara eş bulmak için şarkı söylüyor, dans ediyor, zar zor yuvasını kurup evlat sahibi oluyor, sende otur bekle demişti.
devamını gör...
kısa şiirler
galiba sonundayız uykumuzun.
turgut uyar
turgut uyar
devamını gör...
limbik sistem
ilkel beyin. dışardan gelen veya düşüncelerimizle oluşan her türlü uyarana karşı bedenin vereceği cevabı düzenlemektedir. stres oluşturan bir durumla karşılaşıldığında bu durumun etkilerini dolaşım ve sindirim sistemi, iç salgı sistemi fonksiyonları açısından en aza indirmeye çalışan bir sistemdir.
devamını gör...
11.22.63
j.f.kennedy suikastini anlatan bilim kurgu dizisi. başrollerinde (bkz: james franco) ve (bkz: sarah gadon) oynamaktadır.
--! spoiler !--
final sahnesindeki güzel bir hayat yaşadın mı ? repliğiyle her izlediğimde boğazımı düğümleten mini dizidir.
--! spoiler !--
--! spoiler !--
final sahnesindeki güzel bir hayat yaşadın mı ? repliğiyle her izlediğimde boğazımı düğümleten mini dizidir.
--! spoiler !--
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
insanlar doymak nedir bilmiyor. sevgiye, saygıya, iyiliğe çabucak doyan insan, kötülüğe, zorbalığa doyamıyor. iyiliğe aç olansa bir kırıntı için bin cefa çekiyor. yoruldum, yıldım bi bitmediniz demekten usandım.
devamını gör...
edip cansever
tomris uyar’a platonik aşık olan sadık dost. edip cansever’in tomris uyar’a platonik aşkı hep cemal süreya ve turgut uyar’dan daha çok dikkatimi çekmiştir. karşılıksız olduğunu bile bile hem de en yakın dostunun karısına.
tomris uyar, edip cansever’in ölümünün arkasından çok etkilenmiş ve aşağıdaki sözleri itiraf etmiştir.
sevgililik ya da aşk duygusu zamanla yara alabiliyor, örselenebiliyor, bitebiliyor. bitmeyen tek aşkın gerçek ve lirik bir dostluk olduğunu edip cansever öğretti bana.”
tonris uyar tanımıyla;” “daha çok anlatan, daha süslü ve imgesi bol. tekrarı seven bir şair…”
tomrisuyar’a her doğum gününde şiir yazar ve bunları yayımlayarak aşkını ilan edermiş. tam bir romeo:)
tomris uyar’a yazdığı şirinden bir bölümü alıntılıyorum aşağıya.
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de
bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle
ve yarışırsa ancak monet’nin
kadınlarına yaraşan giysilerinle
gördüm de
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
tomris uyar, edip cansever’in ölümünün arkasından çok etkilenmiş ve aşağıdaki sözleri itiraf etmiştir.
sevgililik ya da aşk duygusu zamanla yara alabiliyor, örselenebiliyor, bitebiliyor. bitmeyen tek aşkın gerçek ve lirik bir dostluk olduğunu edip cansever öğretti bana.”
tonris uyar tanımıyla;” “daha çok anlatan, daha süslü ve imgesi bol. tekrarı seven bir şair…”
tomrisuyar’a her doğum gününde şiir yazar ve bunları yayımlayarak aşkını ilan edermiş. tam bir romeo:)
tomris uyar’a yazdığı şirinden bir bölümü alıntılıyorum aşağıya.
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de
bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle
ve yarışırsa ancak monet’nin
kadınlarına yaraşan giysilerinle
gördüm de
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
devamını gör...
ölen arkadaşın karısıyla yatmak
devamını gör...
ergonovin
postpartum kanamaların tedavisinde kullanılan ayrıca ek olarak variant anjina tanısında kullanılan dopaminerjik etkili ergot alkaloidi ajandır.
doğum indüksiyonunda kullanılmaz.
doğum indüksiyonunda kullanılmaz.
devamını gör...
tiktok'un türkiye'ye temsilci atama kararı
istediği kadar malı kolaylıkla bulduğu yerde beyliğini ilan etse azdır.
devamını gör...
depresyon belirtileri
genel olarak bir hevessizlik hali. mesela canınız bir şey çekmez. o çikolata yeme muhabbeti falan yalandır. yataktan kalkıp mutfağa gitmek bile anlaşsızdır sizin için. dışarı çıkmak, insan görmek istemezsiniz. evde ruhunuz daralır ama dışarıda da durum aynıdır. ya ne gerek var iç sesinizin en çok kullandığı cümle olur. inadına hevessiliğinize rağmen ayağa kalkıp işlerinizi yapmaya devam ederseniz daha çabum ve kolay atlatırsınız.
devamını gör...
gezmesi zevkli olan mağaza çeşitleri
peşinde görevlinin gezmediği mağazalar.
devamını gör...
binlerce saatini mobil oyunlara ve pc oyunlarına harcamak
aklım harcayamadıklarımda.
devamını gör...
osmanlı döneminde sözlük olsaydı alınabilecek nickler
harem ağası.
devamını gör...
kuark - gluon plazması
aşırı yüksek sıcaklıklar altında ortaya çıkabileceği ön görülen, bozulmuş atomlardan yayılan parçacıkların ortamda serbestçe dolaşabildiği teorik madde.
herhangi katı bir elementi düşünün. bunu, katı halde kalabildiği zamanki sıcaklığının biraz daha üstünde bir sıcaklığa kadar ısıtalım. madde yavaş yavaş erir. biraz daha ısıtırsak kaynar. diyelim ki azot atomlarından bahsediyoruz. bu durumda kaynadıktan sonra yavaş yavaş sıvıdan gaz fazına geçecek olan bu maddenin atomları ikişerli gruplar halinde n2 * molekülleri şeklinde bulunur ortamda.
fakat kaynama sıcaklığından daha yüksek sıcaklığa doğru ısıtmaya devam edersek, moleküller ayrılarak tek atomlara dönüşür. yavaş yavaş elektronlar atomdan kopmaya başlar. yani ortam artık yüksüz atomlar yerine yüklü olan iyon adlı parçacıklardan ibarettir. artık madde yavaş yavaş gaz fazından da çıkıp plazma fazına geçmeye başlamıştır.
diyelim ki azotumuzu 5 milyon kelvine kadar ısıttık. bu durumda ortam, atomun çekirdek ve elektronlar şeklinde ayrılmasıyla ortaya çıkan bir yapıya bürünür.
farz edelim ki 200 milyon kelvin sıcaklığa kadar çıktık. şimdi çekirdek de ayrışmaya başlar. artık çekirdek olarak değil, içindeki bileşimler olan proton ve nötronlar da ortalığa saçılmıştır.
gözümüzü kararttık ve ısıtmaya devam ediyoruz. 1 trilyon kelvine kadar ısıttık. artık proton ve nötronlar da parçalanır ve kendilerini oluşturan kuarklara ayrılırlar. işte teorik hesaplamalar sonucunda, mesela azot için hemen hemen bu sıcaklıkta ortaya çıkacak madde bir kuark - gluon plazmasıdır.
böyle bir sıcaklığa yıldızların merkezinde çıkmak bile pek mümkün değil. mesela güneş'in çekirdeğindeki sıcaklık yaklaşık 15 milyon kelvin. fakat parçacık hızlandırıcılarda çok yüksek enerjili 2 parçacığı çarpıştırarak, anlık da olsa böyle bir sıcaklığa erişebilirsiniz çünkü bu çarpışmalarda ortaya çıkan enerjiler son derece yüksektir.
herhangi katı bir elementi düşünün. bunu, katı halde kalabildiği zamanki sıcaklığının biraz daha üstünde bir sıcaklığa kadar ısıtalım. madde yavaş yavaş erir. biraz daha ısıtırsak kaynar. diyelim ki azot atomlarından bahsediyoruz. bu durumda kaynadıktan sonra yavaş yavaş sıvıdan gaz fazına geçecek olan bu maddenin atomları ikişerli gruplar halinde n2 * molekülleri şeklinde bulunur ortamda.
fakat kaynama sıcaklığından daha yüksek sıcaklığa doğru ısıtmaya devam edersek, moleküller ayrılarak tek atomlara dönüşür. yavaş yavaş elektronlar atomdan kopmaya başlar. yani ortam artık yüksüz atomlar yerine yüklü olan iyon adlı parçacıklardan ibarettir. artık madde yavaş yavaş gaz fazından da çıkıp plazma fazına geçmeye başlamıştır.
diyelim ki azotumuzu 5 milyon kelvine kadar ısıttık. bu durumda ortam, atomun çekirdek ve elektronlar şeklinde ayrılmasıyla ortaya çıkan bir yapıya bürünür.
farz edelim ki 200 milyon kelvin sıcaklığa kadar çıktık. şimdi çekirdek de ayrışmaya başlar. artık çekirdek olarak değil, içindeki bileşimler olan proton ve nötronlar da ortalığa saçılmıştır.
gözümüzü kararttık ve ısıtmaya devam ediyoruz. 1 trilyon kelvine kadar ısıttık. artık proton ve nötronlar da parçalanır ve kendilerini oluşturan kuarklara ayrılırlar. işte teorik hesaplamalar sonucunda, mesela azot için hemen hemen bu sıcaklıkta ortaya çıkacak madde bir kuark - gluon plazmasıdır.
böyle bir sıcaklığa yıldızların merkezinde çıkmak bile pek mümkün değil. mesela güneş'in çekirdeğindeki sıcaklık yaklaşık 15 milyon kelvin. fakat parçacık hızlandırıcılarda çok yüksek enerjili 2 parçacığı çarpıştırarak, anlık da olsa böyle bir sıcaklığa erişebilirsiniz çünkü bu çarpışmalarda ortaya çıkan enerjiler son derece yüksektir.
devamını gör...
liberalizm
modern liberalizmin doğduğu geliştiği yerin ingiltere olmasında benim kanaatimce yönetici elit ile halkın farklı kökenden gelmesi bir hayli etkili olmuştur. roma'nın britanya'dan çekilmesinden beri bu bölgeyi yöneten asillerle, halk çoğunlukla farklı kültürlerden gelmiştir. ango-sakson göçleri sırasında asiller bu cermen savaşçılarken, yerel briton onların tebaalarını oluşturmuştur. zamanla sakson kültürü zamanla bu kelt tebaayı asimile etmiştir, bu arada saksonlar da britonlar gibi hristiyanlaşmış böylelikle yeni bir britanya kültürü yaratılmıştır. bu yeni kültür ilk olarak danimarkalı vikinglerce sonrasında fransa'ya yerleşmiş vikinglerin yönettiği feodal normandiya düklüğünce boyunduruk altına alınmıştır.
yabancı asillerin boyunduruğu altında ingiliz halkının ve ironik bir şekilde anglo-norman asillerinin, yönetimde temsil edilmenin önemini, devlet yani mutlak güç ve tebaa arasında ilişkiyi, kral john gibi tiranların bu temsil haklarını nasıl elinden alabileceklerini öğretmiş ve bu ivmeyle libaralizme giden yol açılmıştır.
bu aşamadan sonra britanya'da ne despot mutlakiyetçi fransız kralları, rus çarları, ne faşist veya sosyalist diktatoryalar yer bulamamıştır. avrupa'nın fanatizminden uzak kalarak pax britannica'yı emin adımlarla ilerlemişlerdir.
türklerin de eğer benzer refaha kavuşması arzulanıyorsa, bu devlet ile tebaa ilişkisini anlaması, ota boka vatan sağ olsun demek yerine taleplerini iletmesi daha doğru olacaktır.
türkiye cumhuriyeti maalesef kurulduğu tarihten bu yana ne siyasi ne ekonomik refahın olduğu bir dönem yaşamıştır ancak buna karşın halk ekonomik ve siyasi belirsizliğe rağmen halk kendi talepleri doğrultusunda ülkeyi şekillendirmek yerine mutlak gücün korkarak seslerini çıkarmamışlardır.
yabancı asillerin boyunduruğu altında ingiliz halkının ve ironik bir şekilde anglo-norman asillerinin, yönetimde temsil edilmenin önemini, devlet yani mutlak güç ve tebaa arasında ilişkiyi, kral john gibi tiranların bu temsil haklarını nasıl elinden alabileceklerini öğretmiş ve bu ivmeyle libaralizme giden yol açılmıştır.
bu aşamadan sonra britanya'da ne despot mutlakiyetçi fransız kralları, rus çarları, ne faşist veya sosyalist diktatoryalar yer bulamamıştır. avrupa'nın fanatizminden uzak kalarak pax britannica'yı emin adımlarla ilerlemişlerdir.
türklerin de eğer benzer refaha kavuşması arzulanıyorsa, bu devlet ile tebaa ilişkisini anlaması, ota boka vatan sağ olsun demek yerine taleplerini iletmesi daha doğru olacaktır.
türkiye cumhuriyeti maalesef kurulduğu tarihten bu yana ne siyasi ne ekonomik refahın olduğu bir dönem yaşamıştır ancak buna karşın halk ekonomik ve siyasi belirsizliğe rağmen halk kendi talepleri doğrultusunda ülkeyi şekillendirmek yerine mutlak gücün korkarak seslerini çıkarmamışlardır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
herşey herkes susar. kalbinin sesi ve beyninin uğultusu ile başbaşa kalırsın. bir balkon ucu ya da loş bir koltuk kenarı bulursun kendine. beklediğin aydınlığı bulamazsın perdenin ardında. kapattığın gözlerin bambaşka bir gerçekliğe aralanır. bir yağmur bulutu geliverir, bazen pencerene bazen de gözlerine. yalnızsın, evet çekinmeden ağla. ağla ki sabaha göz yaşın kalmasın. özle en çok sen özle, keşke dememek için. ve o mesajı at belki fırsatın olmayacak hayatının geri kalan yarınlarında.
ne kaldı içinde, söylenmemiş hangi söz o yutkunamadığın? sen korktukça kırılmaktan, nasılda bir paslı makasla kestiler kökünden filizlerini. değdi mi gözyaşına, dişlerini sıkmana? kaç hayal kırıklığın var ve ne kadar az hayal kurmuşsun? korkma yıkılmaktan, yeniden yaparsın. bak hala buradasın, yarın başlamak için mükemmel bir gün. yarınlar bunun için var, yarınlar bu yüzden güzel. sen olmazsan yarının ne önemi var? bu kez lütfen, önce 'sen'...
ne kaldı içinde, söylenmemiş hangi söz o yutkunamadığın? sen korktukça kırılmaktan, nasılda bir paslı makasla kestiler kökünden filizlerini. değdi mi gözyaşına, dişlerini sıkmana? kaç hayal kırıklığın var ve ne kadar az hayal kurmuşsun? korkma yıkılmaktan, yeniden yaparsın. bak hala buradasın, yarın başlamak için mükemmel bir gün. yarınlar bunun için var, yarınlar bu yüzden güzel. sen olmazsan yarının ne önemi var? bu kez lütfen, önce 'sen'...
devamını gör...


