yoksunluk sendromu
(bkz: madde bağımlılığı)'na ait bir terimdir.
madde kullanımı ve sonrasında 48 saat madde almamakla baş gösteren fiziksel ve psikolojik durum.
semptomlar şu şekildedir:
el titremesi, bulantı, uykusuzluk, hiperaktivite.
ishal, ateş, kas sızıları.
psikomotor ve duygudurum ajitasyonu.
çabuk sinirlenme ve saldırganlık.
madde kullanımı ve sonrasında 48 saat madde almamakla baş gösteren fiziksel ve psikolojik durum.
semptomlar şu şekildedir:
el titremesi, bulantı, uykusuzluk, hiperaktivite.
ishal, ateş, kas sızıları.
psikomotor ve duygudurum ajitasyonu.
çabuk sinirlenme ve saldırganlık.
devamını gör...
21 yaşındaki sana nasihat bırak
annene sarıl ve onu sakın bırakma.
devamını gör...
20 temmuz 2021 normal sözlük bayramlaşması
harçlık yerine artı ve favori dağıtılacak bayram.
efenim bayramınız kutlu olsun. sosyal mesafeye dikkat edelim el öpmeye, sarılmamaya bir müddet daha özen gösterelim. kalabalık ortamda kalmamaya çalışalım ki kışın maske yüzümüze yapışmasın. böyle de çok fahrettin koca gibi oldu ama idare edin. tekrardan hayırlı bayramlar.
efenim bayramınız kutlu olsun. sosyal mesafeye dikkat edelim el öpmeye, sarılmamaya bir müddet daha özen gösterelim. kalabalık ortamda kalmamaya çalışalım ki kışın maske yüzümüze yapışmasın. böyle de çok fahrettin koca gibi oldu ama idare edin. tekrardan hayırlı bayramlar.
devamını gör...
yazarların eylül ayı hedefleri
ekim'de bir festivalde sahne alacağım için şarkıları hatasız çalabilmek adına bu ay bol bol gitarı elime alıp şarkıları tekrar tekrar çalmam gerek... umarım eylülün son gününde hatasız, oldukça tatmin edici biçimde çalabiliyor olurum.
devamını gör...
panait ıstrati
panait ısrati
(1884-1935)
rumen yazar,kendi ülkesinden tüm balkanlar’a, oradan akdeniz ülkelerine ve istanbul’a kadar uzanan yirmi yıl kadar süren yolculuklarıyla edindiği görgüyü bilgiyi, insanların hayatlarını en çok da yoksulluklarını, onların maruz kaldığı adaletsizlikleri; acı ve sevinçle yoğrulmuş yaşamları akıcı bir anlatımla sunar.
kitaplarını fransızca yazmıştır.hayranı olduğu romain roland, ıstrati’nin maceralı yaşamına ilgi duymuş, onu yazması konusunda cesaretlendirmiştir.
eserleri dilimize ilk olarak yaşar nabi nayır kazandırmıştır.son derece yalın,içten ve sürükleyici anlatım ilk kitabını okuduktan sonra diğerleriyle buluşmak için sabırsızlanmanıza yol açar.
kitapları iç burkar evet ama, o kadar tatlı hoş sohbet bir yanı vardır ki, hiç tanımadığınız insanların dünyasına yolculuk yapmak, bilinmez yönleriyle onları bilmek değişik bir tat verir.kodin’de görebiliriz bunu : kodin, kaba ve herkesin çekindiği bir adamdır ama küçük adrian’la dost olur ona yüreğini açar.
ilk kitabı kira kiralina’da stavro’nun acıklı hikayesini dinleriz.kahraman,annesini ve kızkardeşini bulmak üzere yola çıkar ama bin türlü dertle boğuşmak zorunda kalır,yaşadıkları onun bugün kim olduğunu belirleyecektir.
minka abla da koca yürekli bir kadındır,yoksulların dostudur, bir lokma ekmeği varsa onu da paylaşır.
dostluk,onun için bütün sevgilerin üstündedir. annesini çok sevdiği halde bir gemiye atlayıp arkadaşının peşinden gidebilir.ardında kalanların üzüleceğini bilse de, düşüncelerini paylaşabileceği, onları dinleyeceği kimselerin yanında olmaktan kendini alamaz.
hikayelerinde insanların iç dünyasına derinlemesine yolculuk olanağı verir. zaman değil daha çok kişi olgusu ön plandadır.
keyifli okumalar dilerim.
*kira kiralina 1927, 1993 ve 2014 yıllarında ; codine de fransız rumen ortak yapımı olarak 1962’de sinemaya uyarlanmıştır.
(1884-1935)
rumen yazar,kendi ülkesinden tüm balkanlar’a, oradan akdeniz ülkelerine ve istanbul’a kadar uzanan yirmi yıl kadar süren yolculuklarıyla edindiği görgüyü bilgiyi, insanların hayatlarını en çok da yoksulluklarını, onların maruz kaldığı adaletsizlikleri; acı ve sevinçle yoğrulmuş yaşamları akıcı bir anlatımla sunar.
kitaplarını fransızca yazmıştır.hayranı olduğu romain roland, ıstrati’nin maceralı yaşamına ilgi duymuş, onu yazması konusunda cesaretlendirmiştir.
eserleri dilimize ilk olarak yaşar nabi nayır kazandırmıştır.son derece yalın,içten ve sürükleyici anlatım ilk kitabını okuduktan sonra diğerleriyle buluşmak için sabırsızlanmanıza yol açar.
kitapları iç burkar evet ama, o kadar tatlı hoş sohbet bir yanı vardır ki, hiç tanımadığınız insanların dünyasına yolculuk yapmak, bilinmez yönleriyle onları bilmek değişik bir tat verir.kodin’de görebiliriz bunu : kodin, kaba ve herkesin çekindiği bir adamdır ama küçük adrian’la dost olur ona yüreğini açar.
ilk kitabı kira kiralina’da stavro’nun acıklı hikayesini dinleriz.kahraman,annesini ve kızkardeşini bulmak üzere yola çıkar ama bin türlü dertle boğuşmak zorunda kalır,yaşadıkları onun bugün kim olduğunu belirleyecektir.
minka abla da koca yürekli bir kadındır,yoksulların dostudur, bir lokma ekmeği varsa onu da paylaşır.
dostluk,onun için bütün sevgilerin üstündedir. annesini çok sevdiği halde bir gemiye atlayıp arkadaşının peşinden gidebilir.ardında kalanların üzüleceğini bilse de, düşüncelerini paylaşabileceği, onları dinleyeceği kimselerin yanında olmaktan kendini alamaz.
hikayelerinde insanların iç dünyasına derinlemesine yolculuk olanağı verir. zaman değil daha çok kişi olgusu ön plandadır.
keyifli okumalar dilerim.
*kira kiralina 1927, 1993 ve 2014 yıllarında ; codine de fransız rumen ortak yapımı olarak 1962’de sinemaya uyarlanmıştır.
devamını gör...
yaş ilerledikçe azalan şeyler
kendinizi anlatma çabası.
devamını gör...
insanı yoran şeyler
şüphe. korkunç bir şey. ar sayar soramazsın karşındakine. eminsindir ama ispat edemezsin. kurtçuklar kemirir beynini.
devamını gör...
deşifre
akp li değil ha yanlış anlamayın. profilinde devamlı olarak chp ve hdp ye sallaması parti "tutmamasından" akp li değil yani. ak troll hiç değil. akp ye dokunmadan muhalefete sallaması tamamen apolitik oluşundan. mansur yavaş kpss ücretini vergilerle ödedi gibi büyük bir sırrı da ifşa ederek büyük oyunu da bozdu gıral.
edit: mor dağ ve anti savar nickleriyle şutlanan cahil, ilgi çekmeye çalışan bir ergen.
edit: mor dağ ve anti savar nickleriyle şutlanan cahil, ilgi çekmeye çalışan bir ergen.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
"adiloş bebenin ninnisi
doğdun,
üç gün aç tuttuk
üç gün meme vermedik sana
adiloş bebem,
hasta düşmeyesin diye,
töremiz böyle diye,
saldır şimdi memeye,
saldır da büyü…
bunlar,
engerekler ve çıyanlardır,
bunlar,
aşımıza, ekmeğimize
göz koyanlardır,
tanı bunları,
tanı da büyü…
bu, namustur
künyemize kazınmış,
bu da sabır,
ağulardan süzülmüş.
sarıl bunlara
sarıl da büyü."
ahmed arif
doğdun,
üç gün aç tuttuk
üç gün meme vermedik sana
adiloş bebem,
hasta düşmeyesin diye,
töremiz böyle diye,
saldır şimdi memeye,
saldır da büyü…
bunlar,
engerekler ve çıyanlardır,
bunlar,
aşımıza, ekmeğimize
göz koyanlardır,
tanı bunları,
tanı da büyü…
bu, namustur
künyemize kazınmış,
bu da sabır,
ağulardan süzülmüş.
sarıl bunlara
sarıl da büyü."
ahmed arif
devamını gör...
bahar
en sevdiğim mevsimdir. bahsedilen ilkbahar mı yoksa sonbahar mı emin değilim açıkçası ama ben hangisini daha çok sevdiğime karar veremiyorum zaten çaktırmayalım en sevdiğim diyip geçelim*. havaların ne çok soğuk ne çok sıcak yani en güzel olduğu mevsimlerdir ayrıca benim gibi her türlü ceket-mont-hırka giymeyi sevenler için de mükemmel bi fırsattır bu dönemler.
devamını gör...
vasıfsız (yazar)
tanımlarını severek okuduğum yazar arkadaş. sanırsam üniversite sınavına hazırlanıyormuş ve tercihi de hukuk fakültesi yönündeymiş. belki bir meslektaş olarak ilerleyen yıllarda yollarımız kesişir.
devamını gör...
sahip olmak istenilen süper güç
zamana sahip olmayı isterdim.
devamını gör...
dedublüman
nasil ovecegimi sasirdigim, ozellikle cover parcalarla taninan 6 kisiden olusmus ve 2010 yilinda kurulma temelleri atilmis rock grubu. rock grubu dedigime bakmayin, turk sanat musikisinden oldukca degerli parcalari on numara yorumlamislar. su an itibariyla herhangi bir albumleri yok ama yakin zamanda cikarmak hedefleriymis. ozellikle gamzedeyim deva bulmam adli parcayi o kadar guzel yorumlamislar ki, sarkinin daha giris aninda "bu nasil bir sey?" deme olasiliginiz hayli yuksek. grubun ozellikle klarnetcisini ekstra ovmem gerek bence, bahsi gecen parcada klaneti calmadan ote deyim yerindeyse klarneti aglatmis arkadas... neyse bu kadar ballandira ballandira anlatmamdan anlasilacagi uzere en favorim olan cover gamzedeyim deva bulmam ve de bestesi kendilerine ait olan yetemedim adli sarkilari. simdilik besteleri sayili ama cikaracaklari album icin mutlaka uzerinde ekstra calismalar yapacaklardir. pandeminin bitmesiyle de konser vermeye baslayacaklarmis bakalim... grup isimlerine gelince "dedublüman" metafiziksel bir kavram olup kisinin ruhunun iki farkli beden icerisinde bulundurmasi (oyle hissetmesi) durumuna verilen adlandirmadir. grup bu ismi neden tercih ettigini yaptiklari roportajlarda soylemekten kaciniyorlar nedense*. asagidaki kurt portresi de grubun kendilerine ait gorseli bu arada...
dipnot: yolunuz bir gun mutlaka bu gruba dusmeli, kesinlikle pisman olmayacaksiniz...

en en sevdiklerim de;
dipnot: yolunuz bir gun mutlaka bu gruba dusmeli, kesinlikle pisman olmayacaksiniz...

en en sevdiklerim de;
devamını gör...
pirinç boğa
antik yunanın antika uygulamalarından birisidir diyebiliriz zira uygulamayı bulan hergele atinalı. adam hiç üşenmemiş bu cezanın uygulanması için suçlulara özel pirinçten bir boğa yapmış. mevzu şöyle işliyor; suçluyu bunun içerisine bir güzel yerleştiriyorsun, altını kısık ateşte yakıyorsun, ateş harlandıkça içerideki suçlu kıvama geliyor ve yandım anam diye böğürmeye başlıyor. bu böğüme dışarıya kızgın bir boğanın inlemesi gibi aksediyor. idamı izleyenler de boğanın kızgın sesini duydukça aşka geliyor ve zevkten çığlık çığlığa bağırıyorlar.
bu manyaklığa imza atan adamın adı ise perilaus! yani hangi akla hizmet insan böyle bir şey tasarlar ki? adamın beyin kıvrımlarında nasıl bir psikopatlık dolaştığını merak etmiyor değilim. bir de bu manyak yaptığı pirinç boğayı dönemin bir başka kalifiye manyağı sicilyalı tiran phalaris'e götürüyor ve şöyle diyor;
''ey phalaris, bir adamı cezalandırmak istersen, onu boğanın arasına kapat ve altına ateş yak, iniltileriyle boğanın böğürdüğü sanılacak ve acı çığlıkları burun deliklerindeki borulardan geçerken size zevk verecek. ''
ha bu sözleri söylemiş midir? söylememiş midir? bilemem ama tarihçi diodorus siculus'un iddiası bu yönde. ben şahsen kendisine inanıyorum. böyle bir tasarıma imza atan adam, bu sözleri aşk ile şevk ile söylemiştir. hatta mevzuyu tirana tutku ile anlatmıştır. eh sen mevzuyu böyle anlatırsan, karşındaki manyakta bunlardan etkilenir tabi. bu iki manyağın sohbetleri sonucunda phlaris boğayı yerinde incelemek istemiş ve perilaus'tan ufak bir gösteri talep etmiştir. ''hele bir geç şu boğanın içine de, duyalım o kadar övdüğün şu sesleri!'' demek suretiyle bizim manyağın aklını almıştır. phlaris'in o anki yüz ifadesini cidden merak ediyorum. millet yansın, çığlık çığlığa bağırsın, ben de zevk alayım diye boğa tasarla, sonra ilk denek sen ol. kalbine inmiş olmalı. vallahi orada olsam, anadolu usulü okkalı bir ''oh olsun!'' çekerdim şeref yoksunu hergeleye! şak sesi de, tüm saray efradı tarafından duyulurdu! ava giderken avlanan perilaus, topuklarını mabadına vura vura bir güzel girmiş pirinç boğanın içerisine, boğa'ya dublaj yapmış. netice olarak mekanizmanın mucidi kendisi, ne de güzel böğürtmüştür o boğayı(!) tabi sonrası daha dramatik olmuş bizim psikopat için zira tiran bunu tam kıvama gelmeden boğanın içerisinden çıkartmış. sanırım az pişmiş bir kıvamda falan çıkmış olmalı boğadan. o anda kesin paçayı kurtardık diye düşünmüştür. ama umduğu gibi olmamış, halla hop tereyağlı ballı ekmek nidaları eşliğinde, bunu güzelce paket yapıp atmışlar uçurumdan aşağı. insan kiminle muhatap olacağını iyi bilmeli sonra adama öyle bir eşek şakası yapıyorlar ki geri dönüşü de olmuyor...
neyse efendim mucit ölü ama tasarım aktif. artık bu şekilde kaç cana kıyıldı bilinmez. lakin içimizi soğutan tek şey; bu iki manyağın da pirinç boğanın tadına bakmış olması. manyak tiran da almış boğadan nasibini. tahttan indirildiği zaman kahkahalar atarak izlediği gösterilerin öznesi olup, çığlıklar atarak ölmüş. bu hikaye de burada bitmiş.
boğa da şöyle bir şey;

bu manyaklığa imza atan adamın adı ise perilaus! yani hangi akla hizmet insan böyle bir şey tasarlar ki? adamın beyin kıvrımlarında nasıl bir psikopatlık dolaştığını merak etmiyor değilim. bir de bu manyak yaptığı pirinç boğayı dönemin bir başka kalifiye manyağı sicilyalı tiran phalaris'e götürüyor ve şöyle diyor;
''ey phalaris, bir adamı cezalandırmak istersen, onu boğanın arasına kapat ve altına ateş yak, iniltileriyle boğanın böğürdüğü sanılacak ve acı çığlıkları burun deliklerindeki borulardan geçerken size zevk verecek. ''
ha bu sözleri söylemiş midir? söylememiş midir? bilemem ama tarihçi diodorus siculus'un iddiası bu yönde. ben şahsen kendisine inanıyorum. böyle bir tasarıma imza atan adam, bu sözleri aşk ile şevk ile söylemiştir. hatta mevzuyu tirana tutku ile anlatmıştır. eh sen mevzuyu böyle anlatırsan, karşındaki manyakta bunlardan etkilenir tabi. bu iki manyağın sohbetleri sonucunda phlaris boğayı yerinde incelemek istemiş ve perilaus'tan ufak bir gösteri talep etmiştir. ''hele bir geç şu boğanın içine de, duyalım o kadar övdüğün şu sesleri!'' demek suretiyle bizim manyağın aklını almıştır. phlaris'in o anki yüz ifadesini cidden merak ediyorum. millet yansın, çığlık çığlığa bağırsın, ben de zevk alayım diye boğa tasarla, sonra ilk denek sen ol. kalbine inmiş olmalı. vallahi orada olsam, anadolu usulü okkalı bir ''oh olsun!'' çekerdim şeref yoksunu hergeleye! şak sesi de, tüm saray efradı tarafından duyulurdu! ava giderken avlanan perilaus, topuklarını mabadına vura vura bir güzel girmiş pirinç boğanın içerisine, boğa'ya dublaj yapmış. netice olarak mekanizmanın mucidi kendisi, ne de güzel böğürtmüştür o boğayı(!) tabi sonrası daha dramatik olmuş bizim psikopat için zira tiran bunu tam kıvama gelmeden boğanın içerisinden çıkartmış. sanırım az pişmiş bir kıvamda falan çıkmış olmalı boğadan. o anda kesin paçayı kurtardık diye düşünmüştür. ama umduğu gibi olmamış, halla hop tereyağlı ballı ekmek nidaları eşliğinde, bunu güzelce paket yapıp atmışlar uçurumdan aşağı. insan kiminle muhatap olacağını iyi bilmeli sonra adama öyle bir eşek şakası yapıyorlar ki geri dönüşü de olmuyor...
neyse efendim mucit ölü ama tasarım aktif. artık bu şekilde kaç cana kıyıldı bilinmez. lakin içimizi soğutan tek şey; bu iki manyağın da pirinç boğanın tadına bakmış olması. manyak tiran da almış boğadan nasibini. tahttan indirildiği zaman kahkahalar atarak izlediği gösterilerin öznesi olup, çığlıklar atarak ölmüş. bu hikaye de burada bitmiş.
boğa da şöyle bir şey;

devamını gör...
dünyadaki tek gerçek
bir zamanlar hayatta olduğumuz.
ölsek bile. mezarımızın yeri kaybolsa bile, bir zamanlar hayattaydık.
güzel bir şeyler umduk saygıdeğer yaşamdan.
ve vakti gelen herkes gibi öldük.
ölsek bile. mezarımızın yeri kaybolsa bile, bir zamanlar hayattaydık.
güzel bir şeyler umduk saygıdeğer yaşamdan.
ve vakti gelen herkes gibi öldük.
devamını gör...
sigara içmeyen insan
biorezonans yöntemi ile yirmi iki yıllık bağımlılıımdan sonra bu grup dahil oldum. yaklaşık 3 aydır sigara içmiyorum. mutluyum.
sigara eski sevgili gibidir, onca zararına rağmen hala onu sevmeni bekleyen.
arada aforizma kasan kişidir.
sigara eski sevgili gibidir, onca zararına rağmen hala onu sevmeni bekleyen.
arada aforizma kasan kişidir.
devamını gör...
yazarların yaşadıklarını hissettiği anlar
sevdiklerimin yanımda olduğu ve hepimizin sağlıklı olduğu anlar bu grup içindedir benim için.
devamını gör...
füruğ ferruhzad
hediye
ben gecenin sonundan söz ediyorum
ben karanlığın sonundan
ve gecenin sonundan söz ediyorum
evime gelirsen eğer sevgili bana bir ışık getir
ve küçücük bir pencere oradan
mutlu sokağın kalabalığını seyredeyim
iran'ın kederli kadın şairidir füruğ ferruhzad. her cümlesinde ayrı bir dokunuş vardır. şiirleri çok güzeldir her okuduğunuzda size başka bir şey katar. daha çok genç yaşta 32 yaşında hayata veda etmiştir. ama geriye mükemmel eserler bırakmıştır.
bu şiirinde kendimden izler buluyorum o yüzden de en sevdiğim olabilir açıkçası. çok sevdiğim bir de sözü vardır.
"çocukluğum beni görse ne yaptılar sana böyle diye ağlardı."
ben gecenin sonundan söz ediyorum
ben karanlığın sonundan
ve gecenin sonundan söz ediyorum
evime gelirsen eğer sevgili bana bir ışık getir
ve küçücük bir pencere oradan
mutlu sokağın kalabalığını seyredeyim
iran'ın kederli kadın şairidir füruğ ferruhzad. her cümlesinde ayrı bir dokunuş vardır. şiirleri çok güzeldir her okuduğunuzda size başka bir şey katar. daha çok genç yaşta 32 yaşında hayata veda etmiştir. ama geriye mükemmel eserler bırakmıştır.
bu şiirinde kendimden izler buluyorum o yüzden de en sevdiğim olabilir açıkçası. çok sevdiğim bir de sözü vardır.
"çocukluğum beni görse ne yaptılar sana böyle diye ağlardı."
devamını gör...
bi bitmediniz dedirtenler
insanları diline, dinine, ırkına, inancına ve dış görünüşüne göre ayıranlar. ( evladım siz mal mısınız)
iki çeşit insan vardır, iyi insanlar ve kötü insanlar.
bu kıstasın dışında insanları kim kategorize ediyorsa o hayındır, fitnecidir, fetöcüdür.
sinirlendim yine, neyse sakinim.
iki çeşit insan vardır, iyi insanlar ve kötü insanlar.
bu kıstasın dışında insanları kim kategorize ediyorsa o hayındır, fitnecidir, fetöcüdür.
sinirlendim yine, neyse sakinim.
devamını gör...
