litvanya
10 ay boyunca erasmus yaptığım ülkedir. erasmusum mükemmeldi ama bu tamamen litvanya’dan bağımsızdı, ülkeyi çok da güzel hatırlamıyorum. çok kere ırkçılığa maruz kaldık. club girişinde ‘litvanca biliyor musunuz? bilmiyorsanız giremezsiniz’ denilip, güvenliğin aramızda ingilizce konuştuğumuzu fark edince ‘face check’ diyip yüzümüzü beğenmediği gerekçesiyle clublara giremediğimiz çok oldu. kaunas’ta yine bir nebze azdı ama klaipeda gezimizde gece boyu girecek hiçbir yer bulamadık mesela litvanyalı olmadığımız için. markette orada burada özür dileyerek litvanca bilmediğinizi belirttiğinizde ve yardım istediğinizde görevlilerin sinirlendiğine şahit olduk çok kere.
sürekli erasmusluların gittiği bir clubta sofaların birinde oturup biramı içerken itilmişliğim bile var. ne yapıyorsun diye bağırdığımda kız ‘kendi ülkemde ingilizce konuşmak zorunda değilim kendi ülkenize gidin’ demişti.
clublarda taciz olayları da çok fazla oluyor, türkiye’den fazladır. ve kimse tepki göstermiyor, alışmış herkes. güvenliğe şikayet edince de napabilirim diyor. bir kere adamın teki kıçımı elledikten ve kemerini çıkarıp sallamaya başladıktan sonra zorla güvenliği çağırdığımda ‘go back to your villages’ diye bağırmıştı bize adam, güvenlik de hiçbir şey yapmamıştı.
erasmusumu başka bir yerde yapsaydım demiyorum asla çünkü tanışıp tanışabileceğim en mükemmel insanlarla tanıştım avrupa’nın dört bir yanından, litvanlarla zorunlu haller dışında muhattap olmuyorduk zaten küçük erasmus bubble’ımızda yaşıyorduk. ama yaşam açısından bakılırsa asla yaşamak istemeyeceğim bir ülke.
sürekli erasmusluların gittiği bir clubta sofaların birinde oturup biramı içerken itilmişliğim bile var. ne yapıyorsun diye bağırdığımda kız ‘kendi ülkemde ingilizce konuşmak zorunda değilim kendi ülkenize gidin’ demişti.
clublarda taciz olayları da çok fazla oluyor, türkiye’den fazladır. ve kimse tepki göstermiyor, alışmış herkes. güvenliğe şikayet edince de napabilirim diyor. bir kere adamın teki kıçımı elledikten ve kemerini çıkarıp sallamaya başladıktan sonra zorla güvenliği çağırdığımda ‘go back to your villages’ diye bağırmıştı bize adam, güvenlik de hiçbir şey yapmamıştı.
erasmusumu başka bir yerde yapsaydım demiyorum asla çünkü tanışıp tanışabileceğim en mükemmel insanlarla tanıştım avrupa’nın dört bir yanından, litvanlarla zorunlu haller dışında muhattap olmuyorduk zaten küçük erasmus bubble’ımızda yaşıyorduk. ama yaşam açısından bakılırsa asla yaşamak istemeyeceğim bir ülke.
devamını gör...
doğduğun yer mi yoksa doyduğun yer mi memleketindir ikilemi
ne doğduğun ne doyduğun yer, sevebildiğin yer memleketindir.
devamını gör...
bir insana yapılabilecek en büyük kötülük
eskiden herşeyinmiş gibi davranıp hic bir şey olmadan bir anda onu görmezden gelmek...
eskiden gözleri sana kocaman bir sevgiyle bakarken bir anda göz göze bile gelmeyecek şekilde uzak durması. yanı başından geçip umrunda bile olmamak.
bir anda oluşan değersizlik hissi
eskiden gözleri sana kocaman bir sevgiyle bakarken bir anda göz göze bile gelmeyecek şekilde uzak durması. yanı başından geçip umrunda bile olmamak.
bir anda oluşan değersizlik hissi
devamını gör...
totem direği
amerika kızılderilileri tarafından genellikle kırmızı sedir ağacından yapılan ve köy meydanı yada açıklığına dikilen bir çeşit anıttır.
bir totem direği tek bir ustanın elinden çıkabildiği gibi birden fazla kızılderili usta tarafından yapılabilir,
bir totem direğindeki en önemli öğe en alttaki figürdür bu nedenle en ayrıntılı işçilik geleneksel olarak en alttaki figürde toplanır ve en çarpıcı renklere boyanır. totemde güç en alttan en üste doğrudur, dolayısıyla en alttaki sembol en güçlü kabul edilir. bilinen en eski totem rusya da sverdlovsk bölge müzesi'nde bulunmaktadır.
bir totem direğinde kuzgun- kartal, ayı, kurt, kuş gibi figürler kullanılabilir ve shigir ıdolü bilinen en eski kızılderili totem direğidir.
bir köyün totemi üzerinde temsil edilen hayvanlar genellikle o klan veya köy ahalisi tarafından yenmezler.
yedi farklı amaç için yapılan yedi tür totem bulunur: şef totemi, köy totemi, aile totemi, ata totemi, ev totemi, uğur ve mezar totemi gibi.
totem direkleri tabana doğru kalın ve tepeye doğru daha incedirler ve 1..80 m çapında ve 1.80 m uzunluğunda olabilirler.
bir totem direğinde yaklaşık dokuz hayvan motifi mevcut olabilir. her bir aile totemi o aile hakkında sembolik bir hikaye anlatabilir.
totemde kızıl renk savaş ve yiğitlik,
mavi renk gökyüzü ve göller,
sarı ışık ve güneş,
siyah gece ve karanlığın gücü,
yeşil ağaçlar ve bitkiler demektir.
totemdeki kunduz: çalışkanlık
kurbağa: bolluk, bereket,
baykuş: bilgelik.
kartal güç ve saygınlık demektir.
bir totem direği tek bir ustanın elinden çıkabildiği gibi birden fazla kızılderili usta tarafından yapılabilir,
bir totem direğindeki en önemli öğe en alttaki figürdür bu nedenle en ayrıntılı işçilik geleneksel olarak en alttaki figürde toplanır ve en çarpıcı renklere boyanır. totemde güç en alttan en üste doğrudur, dolayısıyla en alttaki sembol en güçlü kabul edilir. bilinen en eski totem rusya da sverdlovsk bölge müzesi'nde bulunmaktadır.
bir totem direğinde kuzgun- kartal, ayı, kurt, kuş gibi figürler kullanılabilir ve shigir ıdolü bilinen en eski kızılderili totem direğidir.
bir köyün totemi üzerinde temsil edilen hayvanlar genellikle o klan veya köy ahalisi tarafından yenmezler.
yedi farklı amaç için yapılan yedi tür totem bulunur: şef totemi, köy totemi, aile totemi, ata totemi, ev totemi, uğur ve mezar totemi gibi.
totem direkleri tabana doğru kalın ve tepeye doğru daha incedirler ve 1..80 m çapında ve 1.80 m uzunluğunda olabilirler.
bir totem direğinde yaklaşık dokuz hayvan motifi mevcut olabilir. her bir aile totemi o aile hakkında sembolik bir hikaye anlatabilir.
totemde kızıl renk savaş ve yiğitlik,
mavi renk gökyüzü ve göller,
sarı ışık ve güneş,
siyah gece ve karanlığın gücü,
yeşil ağaçlar ve bitkiler demektir.
totemdeki kunduz: çalışkanlık
kurbağa: bolluk, bereket,
baykuş: bilgelik.
kartal güç ve saygınlık demektir.
devamını gör...
dönüşüm
garip, kafka'nın en meşhur kitabının bir başlığı vardır diye düşünüyordum. ama öyle değilmiş. neyse;
kafka sanıldığı gibi bu kitapla normal yaşantının zorluklarından sıkılan bir adamın varlığını anlatmaz, dünyanın acayipliğe uğramasına rağmen hem karakterin, hem de karakterin çevresindeki kişilerin, bununla beraber evrenin değişiminin insanları etkilememesinden bahseder. soru "nasıl?" değildir, bir insanın böceğe nasıl dönüştüğü önemli değildir, soru da yoktur aslında. sadece olduğudur.
"dünyanın nasıl olduğu değil, olduğudur gizem." —wittgenstein(yeter be)
huzursuz rüyalarınızdan uyanıp kendinizi bir böceğe dönüşmüş olarak bulduğunuzda yaşadığınız kaygının tarifi yapılamaz elbette, kendinizi bir kabusun ortasında görmeniz kaçınılmazdır. korkuya kapılır, ne yapacağınızı bilmez ve uyanmanın yollarını ararsınız ama kitabın karakteri gregor samsa bir türlü uyanamaz. işine gidemeyeceğ için endişelidir çünkü sorumlu olduğu insanlar vardır, ailesi onu sürekli yoklar ve bir yanıt alamaz, onun böceğe dönüşmüş olması da olsa olsa bir hastalıktır, böylesine biçim bozukluğu yani devasa insanın minik böceğe dönüşmesi sorun değildir. bu yüzden dönüşüm katmanlıdır, kendi içinde dante'nin cehennemi gibi katlar barındırır. gerçekliği tırmanırız.
sahi, neden kimse şaşırmıyor samsa'nın böceğe dönüşmesine? hatta neden samsa suçlanıyor? sanki hasta olmayı o seçmiş, sanki bu durumu kendisi kabullenmiş gibi. hayır, böyle değil. kafka'nın diğer yapıtları gibi dünya kendini boşluğa bırakır, anlamsız olan şey anlamsız değildir sadece bir bahanedir. karakter başına ne geldiğini açıklamanın yolunu bulamadığı gibi kimse de ona ne olduğunu, neye dönüştüğünü söylemez çünkü böylesine bir şey gerçek hayatta mümkün görünür. her en azından kafka'nın gerçekliğinde.
neden ya da nasıl sorusu bir kenara bırakıldığında ve biz bir katman daha tırmandığımızda bu anlamsız dünyanın bir parçası olarak hissetmeye başlarız, bir böcek olmuşuzdur, karakterle kendimizi özdeştirmek bir saçmalıktır tabi ki ama yapmışızdır, bir böcek olmanın nasıl bir his olacağını çevirilen sayfalarla beraber güçlü bir şekilde hissetmişizdir ve sonunda karakterin sonuna bizde ailesi, kendisi gibi sevinmişizdir çünkü böcek olmak bir ağırlıktır. ama katman bundan ibaret değildir, bir katman daha yukarı çıktığımızda ve kendi kimliğimize geri döndüğümüzde burada neler oluyor, neden kimse bu tuhaf durumu normal gibi görüyor diyebildiğimizde kendimize tanıdık olmayan dünyanın yapısından irkiliriz. iç dünyamızda tanıdık olmayan bu dünyanın odasının fotoğrafını bulundurmaya başlamışızdır artık. etrafta gezinen, duvarlara tırmanan, ürken, kaçan böceğin hareketlerini görürüz. belki de içimizden onu ezmek ya da serbest bırakmak geliyordur ama bunu bir türlü yapamıyoruzdur çünkü orada olan hiçbir şey aslında bizi ilgilendirmez.
bu tuhaf dünyanın içinde yer alan herkesin kendine ait bir fikri, bununla beraber verdiği bir tepki olması muhtemeldir, tasarımları benzerlikleriyle aynı gibi görünse de imgeler her zaman tuhaftır. dünyayı yaratan bizizdir, kafka ise bu dünyanın yaratımı için taslağı sunan mimardır. böylece tıpkı ailenin davrandığı gibi bizler de orada olacak olanları ya da olmuş olanları umursamayız. sadece görevimiz olan inşayı gerçekleştiririz. böcek ölür ölmesine ama ölen böcek gregor samsa mıdır? yoksa tıpkı bizim dünyamızda ölen ve hiç haberimiz olmadığı biri midir? bu hikayeye bir şekilde dahiliz ama yapabileceğimiz hiçbir şey yok. dünya ne kadar tuhaf olursa olsun, anlamsız dönüşümler bile, tuhaf olaylar bile kendine bir oda bulmayı beceriyor.
kafka sanıldığı gibi bu kitapla normal yaşantının zorluklarından sıkılan bir adamın varlığını anlatmaz, dünyanın acayipliğe uğramasına rağmen hem karakterin, hem de karakterin çevresindeki kişilerin, bununla beraber evrenin değişiminin insanları etkilememesinden bahseder. soru "nasıl?" değildir, bir insanın böceğe nasıl dönüştüğü önemli değildir, soru da yoktur aslında. sadece olduğudur.
"dünyanın nasıl olduğu değil, olduğudur gizem." —wittgenstein(yeter be)
huzursuz rüyalarınızdan uyanıp kendinizi bir böceğe dönüşmüş olarak bulduğunuzda yaşadığınız kaygının tarifi yapılamaz elbette, kendinizi bir kabusun ortasında görmeniz kaçınılmazdır. korkuya kapılır, ne yapacağınızı bilmez ve uyanmanın yollarını ararsınız ama kitabın karakteri gregor samsa bir türlü uyanamaz. işine gidemeyeceğ için endişelidir çünkü sorumlu olduğu insanlar vardır, ailesi onu sürekli yoklar ve bir yanıt alamaz, onun böceğe dönüşmüş olması da olsa olsa bir hastalıktır, böylesine biçim bozukluğu yani devasa insanın minik böceğe dönüşmesi sorun değildir. bu yüzden dönüşüm katmanlıdır, kendi içinde dante'nin cehennemi gibi katlar barındırır. gerçekliği tırmanırız.
sahi, neden kimse şaşırmıyor samsa'nın böceğe dönüşmesine? hatta neden samsa suçlanıyor? sanki hasta olmayı o seçmiş, sanki bu durumu kendisi kabullenmiş gibi. hayır, böyle değil. kafka'nın diğer yapıtları gibi dünya kendini boşluğa bırakır, anlamsız olan şey anlamsız değildir sadece bir bahanedir. karakter başına ne geldiğini açıklamanın yolunu bulamadığı gibi kimse de ona ne olduğunu, neye dönüştüğünü söylemez çünkü böylesine bir şey gerçek hayatta mümkün görünür. her en azından kafka'nın gerçekliğinde.
neden ya da nasıl sorusu bir kenara bırakıldığında ve biz bir katman daha tırmandığımızda bu anlamsız dünyanın bir parçası olarak hissetmeye başlarız, bir böcek olmuşuzdur, karakterle kendimizi özdeştirmek bir saçmalıktır tabi ki ama yapmışızdır, bir böcek olmanın nasıl bir his olacağını çevirilen sayfalarla beraber güçlü bir şekilde hissetmişizdir ve sonunda karakterin sonuna bizde ailesi, kendisi gibi sevinmişizdir çünkü böcek olmak bir ağırlıktır. ama katman bundan ibaret değildir, bir katman daha yukarı çıktığımızda ve kendi kimliğimize geri döndüğümüzde burada neler oluyor, neden kimse bu tuhaf durumu normal gibi görüyor diyebildiğimizde kendimize tanıdık olmayan dünyanın yapısından irkiliriz. iç dünyamızda tanıdık olmayan bu dünyanın odasının fotoğrafını bulundurmaya başlamışızdır artık. etrafta gezinen, duvarlara tırmanan, ürken, kaçan böceğin hareketlerini görürüz. belki de içimizden onu ezmek ya da serbest bırakmak geliyordur ama bunu bir türlü yapamıyoruzdur çünkü orada olan hiçbir şey aslında bizi ilgilendirmez.
bu tuhaf dünyanın içinde yer alan herkesin kendine ait bir fikri, bununla beraber verdiği bir tepki olması muhtemeldir, tasarımları benzerlikleriyle aynı gibi görünse de imgeler her zaman tuhaftır. dünyayı yaratan bizizdir, kafka ise bu dünyanın yaratımı için taslağı sunan mimardır. böylece tıpkı ailenin davrandığı gibi bizler de orada olacak olanları ya da olmuş olanları umursamayız. sadece görevimiz olan inşayı gerçekleştiririz. böcek ölür ölmesine ama ölen böcek gregor samsa mıdır? yoksa tıpkı bizim dünyamızda ölen ve hiç haberimiz olmadığı biri midir? bu hikayeye bir şekilde dahiliz ama yapabileceğimiz hiçbir şey yok. dünya ne kadar tuhaf olursa olsun, anlamsız dönüşümler bile, tuhaf olaylar bile kendine bir oda bulmayı beceriyor.
devamını gör...
her yerde aynı şifreyi kullanan insan
ya hep ya hiç insanıdır.
devamını gör...
insanın her koşulda bencil olması
insan, her koşulda bencil değildir, hatta bazen kendini kaybedecek kadar fedakârdır ama fedakarlık, bilinenin aksine iyi bir şey değildir çünkü fedakâr insan, ettiği fedaların kârının beklentisi içine girer ama hiçbir zaman beklediği karşılığı alamaz, ondan sonra fedakârlık yapmaktan vazgeçer ve artık bencil biri olmakla suçlanır. halbuki bencil değil, benci olmuştur. bencil, sadece kendini düşünen biriyken, benci ise önce kendisini ve sonrasında da diğerlerini düşünür. kendisine hak ettiği değeri vermeyen birinin, başkalarına da faydası dokunmayacağından hareketle her koşulda bencil değil ama benci olunması gerekir diye düşünüyorum.
devamını gör...
trent alexander-arnold
liverpool’un henüz 23 yaşında olan süper yıldızı kendisi 23 yaşında olmasına rağmen nefis işler yapıyor. liverpool kadrosunun vazgeçilmez ismi.
kendisi ingiliz ve liverpool altyapısından yetişmiş bir futbolcu. klopp geldikten sonra ona bek pozisyonunda şans verdi ve ona güvenerek ne kadar doğru bir iş yaptığını bütün dünya görüyor.
oyunun her anına etki eden bir futbolcu. her sezon bol bol asist yapıyor, gol atıyor, uzaktan şutları müthiş, duran top kullanışı müthiş. tek zaaf diye nitelendirilebilecek tarafı savunması.
en büyük özelliği çok iyi bir pasör oluşu. oyunun yönünü aniden değiştirebiliyor. savunma arkasına ve terse attığı toplar sürekli tehlike yaratıyor.
şans bulduğu sene 17/18 sezonunda 3 gol atıp 2 asist yaptı. diğer sezon 18/19 sezonunda 1 gol atıp 15 asist yaptı. 19/20 sezonunda 4 gol atıp 15 asist yaptı. her sezon daha üst seviyeye çıkarak liverpool takımının vazgeçilmez bir parçası haline geldi. yine söylüyorum henüz 23 yaşında.
gelecekte neler yapacak nasıl performans sergileyecek çok merak ediyorum. liverpool’dan transfer olmazsa bir liverpool efsanesi olarak kariyerini sonlandırır. önünde uzun yıllar var ve şimdiden liverpool taraftarının sevgilisi.
kariyerinin bu seviyelere çıkmasının sebeplerine gelecek olursak tabii ki partneri robertson ve liverpool hücum hattı. yaptığı asistler sonuçsuz kalmıyor. takım arkadaşlarıyla çok iyi bir uyum içinde. az önce oynanan chelsea liverpool maçında salaha bir asist yaptı mesela. salah zor pozisyonda gol attı.
kendisini barcelona maçında kullandığı inanılmaz kornerle hatırlayacağım. o maç ve asist uzun seneler hafızamda yer edecek.
kendisi ingiliz ve liverpool altyapısından yetişmiş bir futbolcu. klopp geldikten sonra ona bek pozisyonunda şans verdi ve ona güvenerek ne kadar doğru bir iş yaptığını bütün dünya görüyor.
oyunun her anına etki eden bir futbolcu. her sezon bol bol asist yapıyor, gol atıyor, uzaktan şutları müthiş, duran top kullanışı müthiş. tek zaaf diye nitelendirilebilecek tarafı savunması.
en büyük özelliği çok iyi bir pasör oluşu. oyunun yönünü aniden değiştirebiliyor. savunma arkasına ve terse attığı toplar sürekli tehlike yaratıyor.
şans bulduğu sene 17/18 sezonunda 3 gol atıp 2 asist yaptı. diğer sezon 18/19 sezonunda 1 gol atıp 15 asist yaptı. 19/20 sezonunda 4 gol atıp 15 asist yaptı. her sezon daha üst seviyeye çıkarak liverpool takımının vazgeçilmez bir parçası haline geldi. yine söylüyorum henüz 23 yaşında.
gelecekte neler yapacak nasıl performans sergileyecek çok merak ediyorum. liverpool’dan transfer olmazsa bir liverpool efsanesi olarak kariyerini sonlandırır. önünde uzun yıllar var ve şimdiden liverpool taraftarının sevgilisi.
kariyerinin bu seviyelere çıkmasının sebeplerine gelecek olursak tabii ki partneri robertson ve liverpool hücum hattı. yaptığı asistler sonuçsuz kalmıyor. takım arkadaşlarıyla çok iyi bir uyum içinde. az önce oynanan chelsea liverpool maçında salaha bir asist yaptı mesela. salah zor pozisyonda gol attı.
kendisini barcelona maçında kullandığı inanılmaz kornerle hatırlayacağım. o maç ve asist uzun seneler hafızamda yer edecek.
devamını gör...
girift radyo yayını
zeynep’in tavanı izlemeyeceği yayın olacaktır.
devamını gör...
namuslu kadın evinde oturur
margareth teatcher(eski britanya başbakani),ursula von der leyen(ab komisyonu başkanı),angela merkel(alman şansölyesi),marie curie(iki nobel ödüllü bilim insanı),benazir butto(eski pakistan başbakanı),florance nightingale(modern hemşireliğin kurucusu),sabiha gökçen(ilk türk kadın pilot,dünyanın ilk kadın savaş pilotu).unutmayın arkadaşlar bu insanları.onlara neler borçlu olduğumuzu.onlar kadın.şimdi neden evde oturmadınız mı demeli.hepsine sonsuz saygılar.saçma ve çağdışı düşüncelerin kölesi olmayın ve unutmayın sizi ve herbirimizi bu dünyaya getiren de bir kadın.
devamını gör...
yazarların zor zamanlarında sığındığı kişiler
yalnızlığımdır. 10 yıldır annem hayatımda olmadığından kendi yalnızlığıma sığınmayı öğrendim.
devamını gör...
narsist
yunan mitolojisindeki narcissus isimli kahramandan gelen,
1914 yılında ilk defa freud tarafından kullanılan
kendini dış dünyadan soyutlayan
ben merkezi olan
anlamına gelen kelimedir.
1914 yılında ilk defa freud tarafından kullanılan
kendini dış dünyadan soyutlayan
ben merkezi olan
anlamına gelen kelimedir.
devamını gör...
astronot
türkçesi uzaya giden adam şeklindedir.
nasa, esa, csa veya jaxa tarafından eğitilmiş sertifikalandırılmış uzay insanlarına astronot, rus uzay ajansı tarafından eğitilmiş ve sertifikalandırılmış uzay insanlarına kozmonot denir.
nasa, esa, csa veya jaxa tarafından eğitilmiş sertifikalandırılmış uzay insanlarına astronot, rus uzay ajansı tarafından eğitilmiş ve sertifikalandırılmış uzay insanlarına kozmonot denir.
devamını gör...
salgında sağlıkçılardan sonra en çok biz çalıştık
siz beni güldürdünüz rte de sizi güldürsün.*
devamını gör...
homofobik
homofobi yapan kişi, yani eşcinsel düşmanlığı.
açıkçası insanların fikirlerini, düşüncelerini önemsemeyen birisi olarak homofobi karşısında aşırı hassasım. çok üzülüyorum. sırf bir yönelim yüzünden benden iğreniyorlar, nefret ediyorlar hatta beni darp etmek öldürmek istiyorlar.
benim ya, sokakta yanından geçerken size gülümseyen, otobüste yanına oturduğunuz, sırada arkasında beklediğiniz, arkadaşınız, ailenizden birisi, en yakınınız...
her yerdeyiz, siz sadece kendinizden uzakta olanı görüyorsunuz.
ve homofobinizi "bana ne ama sevmiyorum" adı altında meşru kılmanıza gerek yok. misal ben de kıvırcık saç sevmem ama gidip birisini kıvırcık saçlı diye dışlamam, ondan nefret etmem.
lakin siz benden nefret ediyorsunuz ve ne yazık ki bu da beni çok üzüyor.
not: kıvırcık saç bence çok süper bir şey.
açıkçası insanların fikirlerini, düşüncelerini önemsemeyen birisi olarak homofobi karşısında aşırı hassasım. çok üzülüyorum. sırf bir yönelim yüzünden benden iğreniyorlar, nefret ediyorlar hatta beni darp etmek öldürmek istiyorlar.
benim ya, sokakta yanından geçerken size gülümseyen, otobüste yanına oturduğunuz, sırada arkasında beklediğiniz, arkadaşınız, ailenizden birisi, en yakınınız...
her yerdeyiz, siz sadece kendinizden uzakta olanı görüyorsunuz.
ve homofobinizi "bana ne ama sevmiyorum" adı altında meşru kılmanıza gerek yok. misal ben de kıvırcık saç sevmem ama gidip birisini kıvırcık saçlı diye dışlamam, ondan nefret etmem.
lakin siz benden nefret ediyorsunuz ve ne yazık ki bu da beni çok üzüyor.
not: kıvırcık saç bence çok süper bir şey.
devamını gör...
yağmura en çok yakışan şey
göz yaşı.
devamını gör...
hastası olunan sözler
''başkalarının kalplerini incitmekten kaçın. çünkü başkasına verdiğin acının zehiri er ya da geç sana geri döner..''
*
*
devamını gör...
doğadan öğrenilenler
doğadan değişmeyi öğrendim. doğumdan ölüme, fırtınadan dingin gökyüzüne, çölden ormana, suskunluktan sese, ağıttan gülümsemeye, sevgisizlikten çok sevmeye anbean nasıl değişir insan ve ondan gelip ona gidecek olan bizler, toprak anamız, gökyüzü babamız, insan kardeşimiz, hala ne çok umut var bir gezegen için onu derinlerinde saklayıp durur.
devamını gör...
sakarya'da 16 yaşındaki gencin intihar etmesi
neredeyse aynı yaştayız. üzülüyorum ve korkuyorum ben de böyle olur muyum diye.
devamını gör...
zümrüdüanka
masallarda kanadinda degerli taşlar ve mucevherler tasidigi anlatilan kustur.
devamını gör...