sözlük yazarlarının sevdiği takım ve tutma hikayesi
galatasaray.
sebebi de 1988 yılı avrupa başarısı ve ailemin de tuttuğu takım olmasından dolayı taraftarı oldum.
sebebi de 1988 yılı avrupa başarısı ve ailemin de tuttuğu takım olmasından dolayı taraftarı oldum.
devamını gör...
çatıdaki nefes
çatı ve cennet dizilerinin yaratıcısı v.c. andrews'in ölümünden önce hazırladığı notlardan derlenen yeni dizisinin ilk kitabıdır.
serinin ilk kitabı çatıdaki nefestir. serinin diğer kitapları ise çatının sırları, çatıdaki çığlık, çatıdaki fısıltılar, çatının karanlığında'dır.
kitabın asıl kahramanı evin tek kızı olan kızıl saçlı dawn'dir. dawn ve ailesi maddi açıdan oldukça zor zamanlar geçirmektedir. fakat her şeye rağmen mutlu bir ailesi vardır dawn'in. maddi açıdan zor günler geçiren aile bir kasabaya yerleşir. orda dawn, okulun en yakışıklı öğrencisi philip' e aşık olur.
annesinin ani ölümü hayatının dönüm noktası olur. dawn, annesinin ölümünden sonra gerçeklerle yüzleşme fırsatı yakalar. ailesi hakkında şok edici bir gerçeği öğrenir. ama aslında gizli günahların oluşturduğu kötü bir ağın ortasına düşmüştür aynı zamanda.
ikilem de kalan, gerçeklerle yüzleşen, mutsuzluğa ve ümitsizliğe kapılan dawn, bir yandan annesinin ölümü ve gerçeklerin ortaya çıkmasından sonra ortadan kaybolan abisini bulmak için umutsuzca çabalarken öte yandan ailesinin yaşamının sonsuza dek etkileyecek olan iftiralarla uğraşmak zorunda kalır. philip aslında aşık olduğu kişi değildir. yıllarca kandırıldığı için gururu kırılmıştır.
yeni insanlar, yeni bir aile, yeni bir okul ve yeni bir aşka yelken açacak dawn'in hayatının anlatıldığı kitabı okurken çok şaşıracak ve her bir sayfasında ters köşe olacaksınız. akıcı bir dille anlatılan kitap sizi sıkmayacak kısa sürede etkisi altına alacaktır.
serinin ilk kitabı çatıdaki nefestir. serinin diğer kitapları ise çatının sırları, çatıdaki çığlık, çatıdaki fısıltılar, çatının karanlığında'dır.
kitabın asıl kahramanı evin tek kızı olan kızıl saçlı dawn'dir. dawn ve ailesi maddi açıdan oldukça zor zamanlar geçirmektedir. fakat her şeye rağmen mutlu bir ailesi vardır dawn'in. maddi açıdan zor günler geçiren aile bir kasabaya yerleşir. orda dawn, okulun en yakışıklı öğrencisi philip' e aşık olur.
annesinin ani ölümü hayatının dönüm noktası olur. dawn, annesinin ölümünden sonra gerçeklerle yüzleşme fırsatı yakalar. ailesi hakkında şok edici bir gerçeği öğrenir. ama aslında gizli günahların oluşturduğu kötü bir ağın ortasına düşmüştür aynı zamanda.
ikilem de kalan, gerçeklerle yüzleşen, mutsuzluğa ve ümitsizliğe kapılan dawn, bir yandan annesinin ölümü ve gerçeklerin ortaya çıkmasından sonra ortadan kaybolan abisini bulmak için umutsuzca çabalarken öte yandan ailesinin yaşamının sonsuza dek etkileyecek olan iftiralarla uğraşmak zorunda kalır. philip aslında aşık olduğu kişi değildir. yıllarca kandırıldığı için gururu kırılmıştır.
yeni insanlar, yeni bir aile, yeni bir okul ve yeni bir aşka yelken açacak dawn'in hayatının anlatıldığı kitabı okurken çok şaşıracak ve her bir sayfasında ters köşe olacaksınız. akıcı bir dille anlatılan kitap sizi sıkmayacak kısa sürede etkisi altına alacaktır.
devamını gör...
karantinada en çok özlenilen şeyler
kitap kulübüne katılıp okuduğumuz kitabı tartışmak
sinemaya gitmek
tiyatroya gitmek
route’a gidip bira içmek
sinemaya gitmek
tiyatroya gitmek
route’a gidip bira içmek
devamını gör...
hiçbir şey bitişik yazılmaz her şey ayrı yazılır
türkçe'nin hard core bir mizaha sahip olduğunu gösteren başlık.
devamını gör...
lütfen açar mısınız efendim kapıyı
sözlüğe tekrar üye olsam alacağım nick (bkz: sayın bezmenler lütfen açar mısınız efendim kapıyı)
devamını gör...
ölüm gibi bir şey olup ölünmeyen durumlar
evimizin yakınlarında afgan bir çocuk yaşıyor. çocuk evlere şenlik, tam bir fırlama. 5-6 yaşlarında ama ele avuca sığmıyor, herkes yaka silkmiş durumda. camlara taş atmalar mı dersiniz, arabaların dikiz aynalarına asılmak mı... her şey bunda.. türkçeyi iyi de anlamıyor, söylediklerimizin, uyarılarımızın yarısı havada kalıyor, çocuk boş boş suratımıza bakıyor. şirret de bir annesi var, çocuk ile ilgili sıkıntısını anlatan herkesle kavga ediyor.
neyse efenim, çocuklar kırmızı çizgimdir. asla kötü muamele sevmem, yapanı da kim olsa uyarırım. bu sebeple, bu çocuk da hafif dışlandığı için, daha özenli davranmaya gayret ediyorum. kızımdan da özellikle rica ettim, diğer arkadaşlarından ayırma, kendine bir şey aldığında ona da ikram et ya da oyuncaklarını paylaş vs diye. bir süre sonra diğer çocuklar kızıma 'biz onunla konuşmuyoruz, sen de konuşma' filan demişler. o da beni değil arkadaşlarını dinlemiş, bunun doğru olmadığını filan anlattım ama çocuk çocuktan öğreniyor işte.
bir gün kızım balkonda, çocuk aşağıdan seslendi, 'hadi dışarı gel oyun oynayalım' diye. kızım da 'gelmeyeceğim' dedi. ben de çaktırmadan dinliyorum bu arada. çocuk dedi ki 'o zaman ben size geleyim'.kızım da 'bizim evimize gelemezsin, annelerimizin arkadaş olması gerekiyor gelebilmen için' dedi. içimden dedim, aferin kızıma * çocuk da 'annelerimiz arkadaş olsun o zaman' dedi. kızım, 'benim annem senin annenle arkadaş olmaz' dedi. eyvah dedim, bu çocuğa biz neler aşıladık da ırkçı izlenimi verdik. sonra devam etti.
'çünkü benim annem yaşlı'
gülsem mi, ağlasam mı bilemedim. ölüm gibi bişey oldu hakikaten*
neyse efenim, çocuklar kırmızı çizgimdir. asla kötü muamele sevmem, yapanı da kim olsa uyarırım. bu sebeple, bu çocuk da hafif dışlandığı için, daha özenli davranmaya gayret ediyorum. kızımdan da özellikle rica ettim, diğer arkadaşlarından ayırma, kendine bir şey aldığında ona da ikram et ya da oyuncaklarını paylaş vs diye. bir süre sonra diğer çocuklar kızıma 'biz onunla konuşmuyoruz, sen de konuşma' filan demişler. o da beni değil arkadaşlarını dinlemiş, bunun doğru olmadığını filan anlattım ama çocuk çocuktan öğreniyor işte.
bir gün kızım balkonda, çocuk aşağıdan seslendi, 'hadi dışarı gel oyun oynayalım' diye. kızım da 'gelmeyeceğim' dedi. ben de çaktırmadan dinliyorum bu arada. çocuk dedi ki 'o zaman ben size geleyim'.kızım da 'bizim evimize gelemezsin, annelerimizin arkadaş olması gerekiyor gelebilmen için' dedi. içimden dedim, aferin kızıma * çocuk da 'annelerimiz arkadaş olsun o zaman' dedi. kızım, 'benim annem senin annenle arkadaş olmaz' dedi. eyvah dedim, bu çocuğa biz neler aşıladık da ırkçı izlenimi verdik. sonra devam etti.
'çünkü benim annem yaşlı'
gülsem mi, ağlasam mı bilemedim. ölüm gibi bişey oldu hakikaten*
devamını gör...
rasta
önce hangi kalınlıkta istiyorsanız o şekilde tutamların ayarlanması gerekir. tığ yardımıyla saçın birbirine tutturulması şeklinde oluşan bir örgü modeli.
çok ilgi çekici olmasıyla birlikte yapıldıktan sonraki kullanım ömrü için bazı zahmetli işlemler barındırması bir miktar düşündürücü.
beş altı ay kadar sonra uzayan saçlar için yeniden işlem yapılabiliyor. örgüyü açmak imkansız sanırım. kullanmak istemiyorsanız o bölge kesiliyor.
çok ilgi çekici olmasıyla birlikte yapıldıktan sonraki kullanım ömrü için bazı zahmetli işlemler barındırması bir miktar düşündürücü.
beş altı ay kadar sonra uzayan saçlar için yeniden işlem yapılabiliyor. örgüyü açmak imkansız sanırım. kullanmak istemiyorsanız o bölge kesiliyor.
devamını gör...
3 ocak 2021 bakan koca'nın sma açıklaması
ahlak sınırının aşıldığı yer milli piyangodan varlık fonuna devredilen 75 milyon türk lirasının çocuklara harcanmak istemesi mi acaba diye düşündüren açıklama. anlamadım ben.
devamını gör...
aşı olmayanlara pcr testi zorunlu tutulması
sevgili immortel'ın #1230219 şu girdisi sonrası bir açıklama entry'si bırakmak istedim:
öncelikle bu entry kesinlikle kimseyi ikna etme amacı taşımıyor. yalnızca aklıselim insanlar olarak tartışabileceğimizi düşündüm. * bir aşı sevici olarak naçizane kaygılarımı ve bildiklerimi aktaracağım belki muallakta olan insanlar için de açıklayıcı bir entry olur.
tanım olarak da desteklediğim zorunluluktur diyerek şuraya notumuzu düşelim.
* aşıya karşı olan güvensizliği kesinlikle anlayabiliyorum ve haklı buluyorum. ancak toplumu yönlendirici olacak mesnetsiz ifadelerle aşı karşıtlığı bayraklarını ve kılıçlarını kuşanmanızı sanırım bir noktada anlayamıyorum. bir soru işaretiniz varsa bilimsel kaynakları takip edersiniz ''bunlar da insan işi'' deyip yine de güven duymazsanız aşı yaptırmamayı seçersiniz. sosyal medyada ''kaynım sabah aşı olmuş akşam ayakları ters dönmüş çünkü kalbine proteinlerle enzimler el ele tutuşup gitmeye başlamış, alyuvarları da billgates diye sayıklıyollağmış'' derseniz sizi ciddiye alamam. *
* yöneticilere karşı güvensizlik olmasını anlamanın dışında aşırı olumlu buluyorum. şahsen bu adamlara kendini sorgusuz sualsiz emanet eden insanlara karşı aşı karşıtlarına dahi sempati besleyebilirim. *
* arkadaşlar hepimiz aşıya karşı soru işaretleri barındırıyoruz. ancak bilimsel verileri inceleyip, bilgilendirici olan, alanında uzman kişilerden yönlendirici bilgiler talep ediyoruz ve ufak bir kar/zarar hesabı sonrasında aşı olma kararı alıyoruz. yoksa hiçbirimiz sıraya girip ''bana sağlı sollu iki tane uygulayın, yetmedi biraz da verin evde içeceğim ben bunu'' demiyoruz inanın. kar zarar hesabı sonucu nedir onu da özetleyeyim;
--- ilk olarak aşı olmazsak neler olur; toplumda bağışıklığı düşük olan insanların hayatlarını riske atmış oluruz. kimin güçlü kimin değil bilemediğimiz için komple hepimiz topun ucunda oluyoruz. ikinci olarak bu salgın kontrol altına alınamazsa ve sürekli insanlar enfekte olmaya devam ederse sağlık sistemimiz bu yoğunluğu kaldıramayabilir. ben ölürsem evimde geçer ölürüm diyorsunuz ancak bu hastalık kanırta kanırta insan canını alıyor. nefesinizi mabadınızdan almaya başlayınca mecburen bir çare hastanelere koşturacaksınız. eğer kontrol için eve kapanmalar, aşılar olmasaydı hangi hastane hangi doktor size yetecekti? ayrıca doktorlar ve sağlık çalışanları sizlerin kölesi değil. onlar biz size tedavi vereceğiz ancak önce koruyucu önlemleri almalısınız diyorsa uymak mecburiyetindeyiz. ülkece koruyucuyu reddedip sonrasında sıkışınca bu insanlardan şifa talep etmemiz riyakarlık olmaz mı? bu iş ne kadar uzarsa o insanlar o kadar risk altında olmaya devam edecekler. ayrıca covid olup atlatınca eski sağlığınızla devam edemiyorsunuz bunu neden es geçiyorsunuz. covid'in aşıdan daha az yan etkiyle vücudunuz terk ettiğini de nereden çıkardınız?
--- aşı olursak ne olur; korunmuş oluruz ya da tüm dünya birileri tarafından kandırılmıştır ve hepimizi çiplemişler belki de ciddi yan etkileri sebep olacak bir şeyler enjekte etmişlerdir hepimize. bunu direkt covid virüsü ile de yapmış olabilirler. yani aslında bu risk aşılı ya da aşısız her ihtimalde var.
bu iki durumu değerlendirince aşının olası yan etkilerine karşı aşı karşıtlığı yapan insanların tüm sağlık sistemini, olası hastalıklarına karşı tedavi alma haklarını reddetmelerini rica ediyorum.* çünkü aldığınız parolun bile 15 sene sonra oluşturacağı yan etkileri asla öngöremeyeceksiniz. bu ihtimal her ilaç, her aşı için var. bir de şu evrak imzalatma olayına geleceğim: umarım sizi süründüren başka hastalıklardan birine yakalanmazsınız. o zaman bakın nasıl yalvarıyorsunuz herhangi tedavi edici bir şey için milyon sayfa kağıt imzalamaya nasıl dünden hevesli oluyorsunuz. prosedür denen şeyi duydunuz mu hiç? mesela benim bir kronik rahatsızlığım var ve kullandığım ilaçları alabilmem için sayfalarca belge imzalıyordum hem de neredeyse her aydı*, ameliyata girmeden önce yine tonlarca şey imzaladık. mesela ölebilirsiniz sorumluluk bizde değil kağıdına yav kardeşim sen yeter ki yap şu tedaviyi senin canını yerim modunda imzayı çakabiliyorsunuz. böyle bir durumda ne yapacaksınız? sanmayın bu ilaçlar için size yüzlerce araştırma sunulduğunu. hatta korkunuzdan öğrenmek dahi istemiyorsunuz nedir ne değildir, mecbur kullanıyorsunuz.
biraz da nankörlük sizlerin bu yaptığınız. sağlıklı bedenlerinizle bencillik yapıyorsunuz. kanser hastası çocuklar dahi gerektiğinde kemoterapi denilen zehri bedenlerine basıyor. kusura bakmayın da bir aşı yahu 4 yaşındaki çocuk sizden daha cesurdur. ayrıca bu çocukların da hastalık riskini arttırdığınıza daha sonra değineceğim... düşünsenize el kadar bebeler neleri vücuduna almak zorunda kalıyor, o acıyı yaşıyor aileler çaresiz sizler 3 saniyelik bir iğne için cidden ne yaygara koparıyorsunuz. sanmayın aşıdan daha tehlikesiz. aşı bu insanlar için parolden farksızdır, gözleri görmez. ne diyelim umarım bunlara maruz kalmazsınız siz ya da aileniz. o zaman sorgulama nedir gözünüz görmez ama işte nereden bileceksiniz ki...
gelelim sevgili immortelın sorularına;
+ evet, aşıyı olunca virüs kapma ihtimalimiz ortadan kalkmıyor tabii ki. ancak virüsün olası etkilerini en hafif hale getiriyor bu aşı. çünkü bildiğiniz gibi aşı denen olay aslında bedeninize bu virüsü tanıtma ve hazırlık yaptırma görevi görüyor. belki yalnızca sürünmenizi engelleyecek belki de hiç etkilenmemenizi sağlayacak. bu yine sizin bağışıklık sisteminizle ilgili.
+ başkasına bulaştırma olayında da biontech aşıları oldukça etkili. çünkü etrafa damlacık saçmalı ağır hasta olmanızı engelliyor en başında yani bir yandan da virüsün bedende kontrolsüz çoğaltımı olmadığı için dağılımı da minimuma iniyor şeklinde düşünebilirsiniz kabaca.
+ sadece kendimizi değil; bulaşı azalttığımız için de çevremizdeki korunmak zorunda olan insanlara da katkı sağlamış oluyoruz. ailem öncelikle benim için aşılarını oldular en basitinden. insanların çoğu da -özellikle gençler- kendilerinden çok annesine, babasına, ailedeki hastasına bir ihtimal bulaştırır da ölmesine sebep olur korkusuyla bu aşıyı oluyorlar. çünkü bu hayatta tek başımıza var olmuyoruz, kendi bedenimize olduğu kadar tüm insanlara karşı sorumluluğumuz var. eğer bedeninizi bir virüse yuva olacak şekilde toplumda var etmeye çalışırsanız bilemiyorum vicdanınıza karşı şüpheye düşerim.
+ aşı olmayan insan virüsün yayılımını ve mutasyonlarına hizmet etmiş oluyor. virüs bedene girip öldürüp olay yerini terk etmiyor. her mücadele edip kazandığı durumda bir nevi güçleniyor. bu mutasyonların virüsün havada kolbastı oynayarak gerçekleştirdiğini düşünmüyorsunuz umarım...
+ riski göze alan tüm aşı karşıtlarına ithafen; bu tercih kesinlikle sizin. ilgilenmiyoruz kendinizi yaşatmak ya da öldürmek istemenizle. intihar da edebilirsiniz en fazla ''yapma bak hayat çoksel'' deriz. son karar yine sizde. ancak maskeleri atıp toplum sağlığını riske atamazsınız. sadece benim hayatım demek topluma karşı olan sorumluluğunuzu reddetmektir, bu bayağı bencilce lütfen kusuruma bakmayın. bu bencilliğe de okeyim güvensizliğinizden dolayı ancak aşının içinde yıkanmış koyun kanı var şeklinde şamanvari ss'ler ile topluma korku pompalayamazsınız, burada bir anlaşalım.
bir de tüm bu sağlık işlerinin dışında sosyal, psikolojik ve ekonomik duruma değinmek istiyorum. bu işi bitirecek en önemli şey aşı arkadaşlar. toplum bağışıklığı kendi kendine kazanılsın vs. yemedi görüyorsunuz; ingiltere örneği. toplum en az %70 oranında aşılanmadıkça bu işten yakayı sıyıramayacağız. siz istiyorsunuz ki hiçbirimiz aşı olmasın, aşılar şaibeli; o halde 1 sene boyunca işsiz kalan o insanlara bu durumu nasıl açıklayacaksınız. işsizlik, maddi sorunlar, sosyal bir varlık olan insanı evine tıkmanın getirisi olan psikolojik sorunlar... bunlarla artık kimse baş edemiyor görmüyor musunuz? maskeyi normali sanan bebeler var yahu çok üzülüyorum. korona ortasına doğmuş normal dünyanın nasıl olduğunu bile bilmiyor. çocuklar okula gidemiyor. zaten kıt bir eğitim sistemi vardı yine de bir nebze hepsi okula gidip ulaşıyordu eğitime. şimdi sadece zenginlere kaldı, bırak evini köyünde mahallesinde internet olmayan insanlar var, yapmayın lütfen yahu. kolumuzu ne sıktıkları belli değil deyip geçiştirilecek bir mevzu değil artık bu. yahu es kaza yolda bayılsanız, ambulans gelse yapıştırsa iğneyi serumu sorguluyorsunuz sanki ne sıvısı bu diyejksadn belki zehri vurdu adam ama ''oo kafaya yaptı neymiş bu bir daha olursa yine aynısını isterim'' diye soruyorsunuz hemşireye. neyse...
şu an tek çare imkanımız bu aşı denen şey. yeniden yazayım aşı olmak istememenize saygı duyuyorum şahsen, tercihtir bu. geçin kenardan kesin dünyayı, bakın neler oluyor diye. ancak bir değerlendirme sonucu daha mantıklı olan duruma ve eldeki tek çözüme yönelen insanlara her hıyara tuzlukla koşuyormuş muamelesi yapamazsınız. bir de muallakta olan insanları mesnetsiz ifadelerle yönlendiremezsiniz...
birçok şey yazdım, elimden geldiğince açıklamaya çalıştım saygılı bir dille. dokundurttuğum yerler olmuştur illa ki sözlerime levent kırca'dan arada bir dilimiz sürçer ise affola, tutmasını biliriz de kemiği yok bunun diyerek son veriyorum. umarım kimseyi kırıp dökmemişizdir... *
öncelikle bu entry kesinlikle kimseyi ikna etme amacı taşımıyor. yalnızca aklıselim insanlar olarak tartışabileceğimizi düşündüm. * bir aşı sevici olarak naçizane kaygılarımı ve bildiklerimi aktaracağım belki muallakta olan insanlar için de açıklayıcı bir entry olur.
tanım olarak da desteklediğim zorunluluktur diyerek şuraya notumuzu düşelim.
* aşıya karşı olan güvensizliği kesinlikle anlayabiliyorum ve haklı buluyorum. ancak toplumu yönlendirici olacak mesnetsiz ifadelerle aşı karşıtlığı bayraklarını ve kılıçlarını kuşanmanızı sanırım bir noktada anlayamıyorum. bir soru işaretiniz varsa bilimsel kaynakları takip edersiniz ''bunlar da insan işi'' deyip yine de güven duymazsanız aşı yaptırmamayı seçersiniz. sosyal medyada ''kaynım sabah aşı olmuş akşam ayakları ters dönmüş çünkü kalbine proteinlerle enzimler el ele tutuşup gitmeye başlamış, alyuvarları da billgates diye sayıklıyollağmış'' derseniz sizi ciddiye alamam. *
* yöneticilere karşı güvensizlik olmasını anlamanın dışında aşırı olumlu buluyorum. şahsen bu adamlara kendini sorgusuz sualsiz emanet eden insanlara karşı aşı karşıtlarına dahi sempati besleyebilirim. *
* arkadaşlar hepimiz aşıya karşı soru işaretleri barındırıyoruz. ancak bilimsel verileri inceleyip, bilgilendirici olan, alanında uzman kişilerden yönlendirici bilgiler talep ediyoruz ve ufak bir kar/zarar hesabı sonrasında aşı olma kararı alıyoruz. yoksa hiçbirimiz sıraya girip ''bana sağlı sollu iki tane uygulayın, yetmedi biraz da verin evde içeceğim ben bunu'' demiyoruz inanın. kar zarar hesabı sonucu nedir onu da özetleyeyim;
--- ilk olarak aşı olmazsak neler olur; toplumda bağışıklığı düşük olan insanların hayatlarını riske atmış oluruz. kimin güçlü kimin değil bilemediğimiz için komple hepimiz topun ucunda oluyoruz. ikinci olarak bu salgın kontrol altına alınamazsa ve sürekli insanlar enfekte olmaya devam ederse sağlık sistemimiz bu yoğunluğu kaldıramayabilir. ben ölürsem evimde geçer ölürüm diyorsunuz ancak bu hastalık kanırta kanırta insan canını alıyor. nefesinizi mabadınızdan almaya başlayınca mecburen bir çare hastanelere koşturacaksınız. eğer kontrol için eve kapanmalar, aşılar olmasaydı hangi hastane hangi doktor size yetecekti? ayrıca doktorlar ve sağlık çalışanları sizlerin kölesi değil. onlar biz size tedavi vereceğiz ancak önce koruyucu önlemleri almalısınız diyorsa uymak mecburiyetindeyiz. ülkece koruyucuyu reddedip sonrasında sıkışınca bu insanlardan şifa talep etmemiz riyakarlık olmaz mı? bu iş ne kadar uzarsa o insanlar o kadar risk altında olmaya devam edecekler. ayrıca covid olup atlatınca eski sağlığınızla devam edemiyorsunuz bunu neden es geçiyorsunuz. covid'in aşıdan daha az yan etkiyle vücudunuz terk ettiğini de nereden çıkardınız?
--- aşı olursak ne olur; korunmuş oluruz ya da tüm dünya birileri tarafından kandırılmıştır ve hepimizi çiplemişler belki de ciddi yan etkileri sebep olacak bir şeyler enjekte etmişlerdir hepimize. bunu direkt covid virüsü ile de yapmış olabilirler. yani aslında bu risk aşılı ya da aşısız her ihtimalde var.
bu iki durumu değerlendirince aşının olası yan etkilerine karşı aşı karşıtlığı yapan insanların tüm sağlık sistemini, olası hastalıklarına karşı tedavi alma haklarını reddetmelerini rica ediyorum.* çünkü aldığınız parolun bile 15 sene sonra oluşturacağı yan etkileri asla öngöremeyeceksiniz. bu ihtimal her ilaç, her aşı için var. bir de şu evrak imzalatma olayına geleceğim: umarım sizi süründüren başka hastalıklardan birine yakalanmazsınız. o zaman bakın nasıl yalvarıyorsunuz herhangi tedavi edici bir şey için milyon sayfa kağıt imzalamaya nasıl dünden hevesli oluyorsunuz. prosedür denen şeyi duydunuz mu hiç? mesela benim bir kronik rahatsızlığım var ve kullandığım ilaçları alabilmem için sayfalarca belge imzalıyordum hem de neredeyse her aydı*, ameliyata girmeden önce yine tonlarca şey imzaladık. mesela ölebilirsiniz sorumluluk bizde değil kağıdına yav kardeşim sen yeter ki yap şu tedaviyi senin canını yerim modunda imzayı çakabiliyorsunuz. böyle bir durumda ne yapacaksınız? sanmayın bu ilaçlar için size yüzlerce araştırma sunulduğunu. hatta korkunuzdan öğrenmek dahi istemiyorsunuz nedir ne değildir, mecbur kullanıyorsunuz.
biraz da nankörlük sizlerin bu yaptığınız. sağlıklı bedenlerinizle bencillik yapıyorsunuz. kanser hastası çocuklar dahi gerektiğinde kemoterapi denilen zehri bedenlerine basıyor. kusura bakmayın da bir aşı yahu 4 yaşındaki çocuk sizden daha cesurdur. ayrıca bu çocukların da hastalık riskini arttırdığınıza daha sonra değineceğim... düşünsenize el kadar bebeler neleri vücuduna almak zorunda kalıyor, o acıyı yaşıyor aileler çaresiz sizler 3 saniyelik bir iğne için cidden ne yaygara koparıyorsunuz. sanmayın aşıdan daha tehlikesiz. aşı bu insanlar için parolden farksızdır, gözleri görmez. ne diyelim umarım bunlara maruz kalmazsınız siz ya da aileniz. o zaman sorgulama nedir gözünüz görmez ama işte nereden bileceksiniz ki...
gelelim sevgili immortelın sorularına;
+ evet, aşıyı olunca virüs kapma ihtimalimiz ortadan kalkmıyor tabii ki. ancak virüsün olası etkilerini en hafif hale getiriyor bu aşı. çünkü bildiğiniz gibi aşı denen olay aslında bedeninize bu virüsü tanıtma ve hazırlık yaptırma görevi görüyor. belki yalnızca sürünmenizi engelleyecek belki de hiç etkilenmemenizi sağlayacak. bu yine sizin bağışıklık sisteminizle ilgili.
+ başkasına bulaştırma olayında da biontech aşıları oldukça etkili. çünkü etrafa damlacık saçmalı ağır hasta olmanızı engelliyor en başında yani bir yandan da virüsün bedende kontrolsüz çoğaltımı olmadığı için dağılımı da minimuma iniyor şeklinde düşünebilirsiniz kabaca.
+ sadece kendimizi değil; bulaşı azalttığımız için de çevremizdeki korunmak zorunda olan insanlara da katkı sağlamış oluyoruz. ailem öncelikle benim için aşılarını oldular en basitinden. insanların çoğu da -özellikle gençler- kendilerinden çok annesine, babasına, ailedeki hastasına bir ihtimal bulaştırır da ölmesine sebep olur korkusuyla bu aşıyı oluyorlar. çünkü bu hayatta tek başımıza var olmuyoruz, kendi bedenimize olduğu kadar tüm insanlara karşı sorumluluğumuz var. eğer bedeninizi bir virüse yuva olacak şekilde toplumda var etmeye çalışırsanız bilemiyorum vicdanınıza karşı şüpheye düşerim.
+ aşı olmayan insan virüsün yayılımını ve mutasyonlarına hizmet etmiş oluyor. virüs bedene girip öldürüp olay yerini terk etmiyor. her mücadele edip kazandığı durumda bir nevi güçleniyor. bu mutasyonların virüsün havada kolbastı oynayarak gerçekleştirdiğini düşünmüyorsunuz umarım...
+ riski göze alan tüm aşı karşıtlarına ithafen; bu tercih kesinlikle sizin. ilgilenmiyoruz kendinizi yaşatmak ya da öldürmek istemenizle. intihar da edebilirsiniz en fazla ''yapma bak hayat çoksel'' deriz. son karar yine sizde. ancak maskeleri atıp toplum sağlığını riske atamazsınız. sadece benim hayatım demek topluma karşı olan sorumluluğunuzu reddetmektir, bu bayağı bencilce lütfen kusuruma bakmayın. bu bencilliğe de okeyim güvensizliğinizden dolayı ancak aşının içinde yıkanmış koyun kanı var şeklinde şamanvari ss'ler ile topluma korku pompalayamazsınız, burada bir anlaşalım.
bir de tüm bu sağlık işlerinin dışında sosyal, psikolojik ve ekonomik duruma değinmek istiyorum. bu işi bitirecek en önemli şey aşı arkadaşlar. toplum bağışıklığı kendi kendine kazanılsın vs. yemedi görüyorsunuz; ingiltere örneği. toplum en az %70 oranında aşılanmadıkça bu işten yakayı sıyıramayacağız. siz istiyorsunuz ki hiçbirimiz aşı olmasın, aşılar şaibeli; o halde 1 sene boyunca işsiz kalan o insanlara bu durumu nasıl açıklayacaksınız. işsizlik, maddi sorunlar, sosyal bir varlık olan insanı evine tıkmanın getirisi olan psikolojik sorunlar... bunlarla artık kimse baş edemiyor görmüyor musunuz? maskeyi normali sanan bebeler var yahu çok üzülüyorum. korona ortasına doğmuş normal dünyanın nasıl olduğunu bile bilmiyor. çocuklar okula gidemiyor. zaten kıt bir eğitim sistemi vardı yine de bir nebze hepsi okula gidip ulaşıyordu eğitime. şimdi sadece zenginlere kaldı, bırak evini köyünde mahallesinde internet olmayan insanlar var, yapmayın lütfen yahu. kolumuzu ne sıktıkları belli değil deyip geçiştirilecek bir mevzu değil artık bu. yahu es kaza yolda bayılsanız, ambulans gelse yapıştırsa iğneyi serumu sorguluyorsunuz sanki ne sıvısı bu diyejksadn belki zehri vurdu adam ama ''oo kafaya yaptı neymiş bu bir daha olursa yine aynısını isterim'' diye soruyorsunuz hemşireye. neyse...
şu an tek çare imkanımız bu aşı denen şey. yeniden yazayım aşı olmak istememenize saygı duyuyorum şahsen, tercihtir bu. geçin kenardan kesin dünyayı, bakın neler oluyor diye. ancak bir değerlendirme sonucu daha mantıklı olan duruma ve eldeki tek çözüme yönelen insanlara her hıyara tuzlukla koşuyormuş muamelesi yapamazsınız. bir de muallakta olan insanları mesnetsiz ifadelerle yönlendiremezsiniz...
birçok şey yazdım, elimden geldiğince açıklamaya çalıştım saygılı bir dille. dokundurttuğum yerler olmuştur illa ki sözlerime levent kırca'dan arada bir dilimiz sürçer ise affola, tutmasını biliriz de kemiği yok bunun diyerek son veriyorum. umarım kimseyi kırıp dökmemişizdir... *
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
melek nasıl da süzülür
eşlik eder güzelliğine
yollar nasıl da uzar
tutsak mahzenlere
mühürlü bir kilidin
masumiyeti
tanrı'nın
günahsız meleği
göğe yükselir
yerçekimine inat
güneş eşlik eder
bulutlar çekilir
gökkuşağı süzülür
bu sefer eller
yerçekimine teslim olur
bahar toprağa karışır
eşlik eder güzelliğine
yollar nasıl da uzar
tutsak mahzenlere
mühürlü bir kilidin
masumiyeti
tanrı'nın
günahsız meleği
göğe yükselir
yerçekimine inat
güneş eşlik eder
bulutlar çekilir
gökkuşağı süzülür
bu sefer eller
yerçekimine teslim olur
bahar toprağa karışır
devamını gör...
jessie j
son zamanlarda yaşadığı sağlık sorunları sebebiyle bir kulağında işitme kaybı ve hareket kabiliyetinde azalma olduğunu söylemiş. bu sebepten dolayı uzun süre şarkı söylemeye ara vermiş ingiliz şarkıcı.
devamını gör...
sorunlu aile hayatı
kişinin ileriki yaşlarında çok büyük sorunlara yer açacaktır. ailesinde yaşadığı sorunlar yüzünden hep kendini eksik hissedip sorunun kendisinde olduğunu sanacak maalesef bazı davranışlarda karşımızdakini hiç düşünmeden çok duygusuzca hareket edebiliyoruz oysaki onu yaşayan çocuğun ruhunda çok büyük bir eksiklik olacaktır. aileler bu konuda çok bilinçsiz hareket ediyor.
devamını gör...
çaşnigîr
osmanlı saraylarında veya konaklarında, sofra hizmetlerinde görevli kişiler için kullanılan tabir.
devamını gör...
zerdeçal
hint safranı olarak da bilinir. etken maddesi curcumindir. kuvvetli bir antioksidan olmasının yanında iltihap gidermede de başarılıdır. her gün bir çay kaşığı zerdeçalı bir çay kaşığı balla karıştırarak yiyiniz. on günde sinüs iltihabını söktüğü tarafımdan denenmiş, onaylanmıştır. şifalar olsun efem.
devamını gör...
direksiyon sınavından 4 kere kalmak
dosya yakar.
sar baştan.
sar baştan.
devamını gör...
çağımızın hastalığı
herkesin kendini çok özel bir insan zannetmesi. şöyle bir yirmilerinin ortasına gelince yavaş yavaş anlıyolar öyle önemli bi insan olmadıklarını. sonrası depresyon mutsuzluk.
halbuki başta çocukken sen çok özelsin çok zekisin denilerek büyütülmese, hayatta her istediğini elde edemeyeceği öğretilse çok daha başarılı ve mutlu olabilir insanlar. sadece çok çalışarak, emek vererek ve iyi bir insan olarak hem başarılı hem mutlu olunabilceği öğretilse keşke.
özel insanlar çok az onlardan biri olmanız çok düşük bir ihtimal kendinize çok yüklenmeyin elinizden gelenin en iyisini yapın sadece.
halbuki başta çocukken sen çok özelsin çok zekisin denilerek büyütülmese, hayatta her istediğini elde edemeyeceği öğretilse çok daha başarılı ve mutlu olabilir insanlar. sadece çok çalışarak, emek vererek ve iyi bir insan olarak hem başarılı hem mutlu olunabilceği öğretilse keşke.
özel insanlar çok az onlardan biri olmanız çok düşük bir ihtimal kendinize çok yüklenmeyin elinizden gelenin en iyisini yapın sadece.
devamını gör...
omurilik sarımsağını bulan doktor
tıp literatürünü baştan yazan ve ezberleri bozan doktorumuzdur.
devamını gör...
ölü başlıkları diriltme hareketi
3 kere akış ve gündemi yeniliyorsanız 1 kere de rastgele butonuna basarak önceden girilmiş tanımları da başlıkları da görebileceğiniz durum.
öyle ki arada bildirim gelir, açar bakarsınız, yazmayı unuttuğunuz bir konunun tanımı önünüze düşer ve bi mutluluk gelir. hem yaşamak hem yaşatmak; hem de sözlüğü canlandırmak için etkili bir hareket olabilir.
öyle ki arada bildirim gelir, açar bakarsınız, yazmayı unuttuğunuz bir konunun tanımı önünüze düşer ve bi mutluluk gelir. hem yaşamak hem yaşatmak; hem de sözlüğü canlandırmak için etkili bir hareket olabilir.
devamını gör...
seri oylayıp favlayan ardından takibe alıp mesaj atan yazar
sözlüğe her önüne gelenin alınması sonucunda oluşan durum. abi böyle trolleride almayın ya sözlüğe alınıyorsa da bir sınırı olsun yani.
devamını gör...