ilginç genel kültür bilgileri
bir iddiaya göre bugün amerika'nın en büyük sembolü olan özgürlük heykeli sultan abdülaziz tarafından mısır'a dikilmek için osmanlılar tarafından fransa'da yaptırılmıştır. fakat bu kadar büyük bir heykelin müslüman halkta rahatsızlık uyandıracağı düşüncesi nedeniyle vazgeçilmiştir. sonrasında fransa'da deopda bekleyen heykel fransa hükümeti tarafından abd ye dostluk nişanesi olarak hediye edilmiştir.
devamını gör...
kendimizi hafiflemiş hissetmemizi sağlayan şeyler
borçlarının son taksidini ödemek.
devamını gör...
troposfer
atmosferin en düşük tabakasına troposfer denir. kutuplarda (6-8 km) ve ekvatorda (16-20 km) üzerinde yükselmektedir.
troposfer ve stratosfer arasındaki sınır , stabilize sıcaklıklarla tanımlanan tropopozdur.
hava, hava kirliliğinin nadiren aşamalı olarak uzaklaştırılması sonucunda ortalama olarak her 100 m’de (0,60 ° c) ile azalmaktadır.
troposfer, atmosferin dört katmanından en yoğun olanıdır ve atmosferin kütlesinin% 75’ine kadarını içerir.
ağırlıklı olarak azot (% 78) ve sadece küçük gaz konsantrasyonları (% 21) içerir.
neredeyse tüm atmosferik su buharı veya nemi troposferdedir.

troposfer, sıcaklığın sabit olduğu bir bölge olan tropopoz tarafından etkindir.
hava sıcaklığı stratosferde yükselmeye başlar. böyle bir sıcaklık artışı, tropopozun ötesinde çok fazla hava konveksiyonunu önler ve bu nedenle, gök gürültülü fırtına bulutları da dahil olmak üzere çoğu hava durumu fenomeni , kümülonimbus, troposferle sınırlıdır.
bu, dikey ve yatay hareketlerle sürekli sarsılan en sorunlu tabakadır.
düşey türbülans, bir yandan mekanik yükselmeler (sürtünme) ve diğer yandan da termik yükselişler (termo konveksiyon ve kararsızlık) ile belirleyen dünya yüzeyinin yakınlığına bağlıdır.
atmosferin dolaşımı kozmik faktörlere ( güneş radyasyonu ), küresel atmosferin durumuna, dünyanın ekseni etrafında dönme, (okyanus tuzluluğu ve sıcaklık ), coğrafi (kıtaların ve denizlerin dağılımı, bitkisel örtüler, buz örtüsü) bağlıdır. uzunlamasına, enlem, yükselen ve azalan hareketler ile sonuçlanır.
troposfer ve stratosfer arasındaki sınır , stabilize sıcaklıklarla tanımlanan tropopozdur.
hava, hava kirliliğinin nadiren aşamalı olarak uzaklaştırılması sonucunda ortalama olarak her 100 m’de (0,60 ° c) ile azalmaktadır.
troposfer, atmosferin dört katmanından en yoğun olanıdır ve atmosferin kütlesinin% 75’ine kadarını içerir.
ağırlıklı olarak azot (% 78) ve sadece küçük gaz konsantrasyonları (% 21) içerir.
neredeyse tüm atmosferik su buharı veya nemi troposferdedir.

troposfer, sıcaklığın sabit olduğu bir bölge olan tropopoz tarafından etkindir.
hava sıcaklığı stratosferde yükselmeye başlar. böyle bir sıcaklık artışı, tropopozun ötesinde çok fazla hava konveksiyonunu önler ve bu nedenle, gök gürültülü fırtına bulutları da dahil olmak üzere çoğu hava durumu fenomeni , kümülonimbus, troposferle sınırlıdır.
bu, dikey ve yatay hareketlerle sürekli sarsılan en sorunlu tabakadır.
düşey türbülans, bir yandan mekanik yükselmeler (sürtünme) ve diğer yandan da termik yükselişler (termo konveksiyon ve kararsızlık) ile belirleyen dünya yüzeyinin yakınlığına bağlıdır.
atmosferin dolaşımı kozmik faktörlere ( güneş radyasyonu ), küresel atmosferin durumuna, dünyanın ekseni etrafında dönme, (okyanus tuzluluğu ve sıcaklık ), coğrafi (kıtaların ve denizlerin dağılımı, bitkisel örtüler, buz örtüsü) bağlıdır. uzunlamasına, enlem, yükselen ve azalan hareketler ile sonuçlanır.
devamını gör...
sözlükte sürekli olay olması
ya olaylar olabilir, sonra ortalık durulabilir, sonra tekrar karışabilir falan.
ama merak ediyorum, nottingham'ın içinden misiniz acaba?*
bu kadar takılmayın sevgili yazar kardeşlerim, hepimiz birbirimizi iyi kötü biliyoruz zaten.
sofraya tuz koymadı diye karısına bağıran adam, gelip burada duyar kasabiliyor yani. o yüzden pek takılmayın derim.
ama merak ediyorum, nottingham'ın içinden misiniz acaba?*
bu kadar takılmayın sevgili yazar kardeşlerim, hepimiz birbirimizi iyi kötü biliyoruz zaten.
sofraya tuz koymadı diye karısına bağıran adam, gelip burada duyar kasabiliyor yani. o yüzden pek takılmayın derim.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
sevdiğimi asla belli edemiyorum. bildiğiniz odunum dostlar. sevgi sözcükleri ile aram zaten hiç yok. ne iltifat ne bir güzel söz. odun geldim odun gidiyorum.
devamını gör...
fernando pessoa
" ben senin her zaman aradığın ve asla bulamayacağın kimseyim."
devamını gör...
normal sözlük'ü tek cümle ile anlat
sahil kasabası gibi huzurlu.
devamını gör...
tanınmak için seri beğeni atan yazar
bu başlıklar yüzünden bir yazarın birden fazla entrysini oyladigimda kendimi art niyetli zannediyorum.
devamını gör...
yoldaş'ın sesi
volume arttırılmalı en az %40
devamını gör...
bir insanın kendisine yapabileceği en büyük iyilik
açık tek bir kural var kendimizi sevelim arkadaşlar. saçımızı kirpiğimizi yüzümüzü insanlardan bizi ayıran düşüncelerimizi. dış görünüşü geçtim insanın kendine saygı duyması dünyanın en güzel seyi. ben bunu kabul etmiyorum deyip dusuncelerini ozgurce dile getirebilmeli. her seyin başı saygı bu hep bilinir. ama saygı insanın kendine duymasıyla başlar.
devamını gör...
futbol oynamak kadın fıtratına uygun değil
"düşünmek ve konuşmak da siyasal islamcı fıtratına uygun değil." şeklinde karşılık verilmesi gereken zırva.
sen git kendi köşende ibadetini yap kardeşim. toplum mühendisliği, sosyoloji, biyoloji, argüman üretmek falan bunlar seni aşar.
sen git kendi köşende ibadetini yap kardeşim. toplum mühendisliği, sosyoloji, biyoloji, argüman üretmek falan bunlar seni aşar.
devamını gör...
yazarların unutamadığı raconlar
bizzat bana kesilmiş racondur.
tekirdağ'da ünlü bir şarap evinde yaşanmıştır. iş için bulunduğum mekanda sergiden şarap beğenip mekan sahibinin kızı ve oğluyla içmiştim. mekandan ayrılırken parasını ödemek istedim mekan sahibinin kızı ''ikramımızdır bizden olsun'' dedi. kabul edemeyeceğimi(sınırlı üretim orta değer bir şaraptı) belirtip ücretini masaya bıraktım. hiç bir şey söylemediler. mahzenden ayrılıp konakladığım otele geldiğimde lobide resepsiyonist tarafından elime bir kutu tutuşturuldu. kutuyu açtığımda beğenip içtiğim şaraptan iki adet ve not vardı. notta şu yazıyordu. ''bizim evimizde bizim dediğimiz olur''
hala tekirdağlı biriyle karşılaştığımda dikkatli davranırım. sözünün eri mert insanlar olurlar.
tekirdağ'da ünlü bir şarap evinde yaşanmıştır. iş için bulunduğum mekanda sergiden şarap beğenip mekan sahibinin kızı ve oğluyla içmiştim. mekandan ayrılırken parasını ödemek istedim mekan sahibinin kızı ''ikramımızdır bizden olsun'' dedi. kabul edemeyeceğimi(sınırlı üretim orta değer bir şaraptı) belirtip ücretini masaya bıraktım. hiç bir şey söylemediler. mahzenden ayrılıp konakladığım otele geldiğimde lobide resepsiyonist tarafından elime bir kutu tutuşturuldu. kutuyu açtığımda beğenip içtiğim şaraptan iki adet ve not vardı. notta şu yazıyordu. ''bizim evimizde bizim dediğimiz olur''
hala tekirdağlı biriyle karşılaştığımda dikkatli davranırım. sözünün eri mert insanlar olurlar.
devamını gör...
sinir bozan şeyler
şarj adaptörünü prize tek seferde sokamamak.
devamını gör...
sevilen latince deyişler
abyssus abyssum invocat
uçurum uçurumu çağırır. bir hata diğerlerinin doğmasına neden olur.
uçurum uçurumu çağırır. bir hata diğerlerinin doğmasına neden olur.
devamını gör...
eastern promises
david cronenberg imzası taşıyan, 2007 yapımı, başrollerinde naomi watts ve viggo mortensen'in arzı endam ettiği bir güzel film. hassas bünyelere tavsiye edilmez. son derece çarpıcı sahnelere sahiptir. ciddi dram içerir bunun da çok ötesinde bir netlikte işlenmiştir konusu. oyuncuyu iyi yönetmeyi bilen bir yönetmen cronenberg. yine de şu an bile, aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen vincent cassel'lı sahnelerin saf yetenek olduğunu hatırlıyorum, düşünüyorum.
bebeğini henüz kaybetmiş, rus bir baba ve ingiliz bir anneye sahip sıradan bir kadın. filmin başından itibaren naif, yufka yürekli olarak lanse edilmiş, seyirciye bu adamda bir olaylar var dedirtmiş bir mafya şoförü, kötülük yapan adamlar, çökertilmesi gereken bir örgüt. david cronenberg'i tanımayan biri pekala bu sıradan kadının gözünü karartıp, kendisinin ve tüm sevdiklerinin hayatını riske atmak pahasına mafyaya savaş açacağını, aslında iyi olan abinin de yardımıyla koca örgütü 150 küsür dakikalık bol koşmalı, bol aksiyon sahneli bir film ile çökerteceğini düşünebilir. ama gerçek hayatta işler böyle olmuyor. gerçek hayatta sıradan insanlar boylarını aşan tehlikeli işlere kalkışmıyor, iyi adamlarla kötü adamlar dövüşürken iyi adamlar da yara alıyor, hatta bazen sadece şans yanlarında olduğu için kavgadan galip çıkıyor. cronenberg sinemada insanlara görmek istediklerini değil, gerçekliği tüm çıplaklığı ile anlatmayı düstur edinmiş bir yönetmen. bu filmi ile de bunu ne kadar başarılı bir şekilde yaptığını bir kez daha göstermiş.
bebeğini henüz kaybetmiş, rus bir baba ve ingiliz bir anneye sahip sıradan bir kadın. filmin başından itibaren naif, yufka yürekli olarak lanse edilmiş, seyirciye bu adamda bir olaylar var dedirtmiş bir mafya şoförü, kötülük yapan adamlar, çökertilmesi gereken bir örgüt. david cronenberg'i tanımayan biri pekala bu sıradan kadının gözünü karartıp, kendisinin ve tüm sevdiklerinin hayatını riske atmak pahasına mafyaya savaş açacağını, aslında iyi olan abinin de yardımıyla koca örgütü 150 küsür dakikalık bol koşmalı, bol aksiyon sahneli bir film ile çökerteceğini düşünebilir. ama gerçek hayatta işler böyle olmuyor. gerçek hayatta sıradan insanlar boylarını aşan tehlikeli işlere kalkışmıyor, iyi adamlarla kötü adamlar dövüşürken iyi adamlar da yara alıyor, hatta bazen sadece şans yanlarında olduğu için kavgadan galip çıkıyor. cronenberg sinemada insanlara görmek istediklerini değil, gerçekliği tüm çıplaklığı ile anlatmayı düstur edinmiş bir yönetmen. bu filmi ile de bunu ne kadar başarılı bir şekilde yaptığını bir kez daha göstermiş.
devamını gör...
erkeğin ağlaması
bir kadının ağlamasıyla eş değer durumdur. hepimiz insanız yahu.
devamını gör...



