"en kötüsü, hayır demeyi öğrenemedim. yemeğe kal, dediler: kaldım. oysa, kalınmaz. onlar biraz ısrar ederler; sen biraz nazlanırsın. sonunda kalkıp gidilir.
her söylenileni ciddiye almak yok mu, şu sözünün eri olmak yok mu; bitirdi, yıktı beni.”


tutunamayanlar *
devamını gör...

1. öncelikle şuna bir açıklık getirelim biz satrancı queen's gambitten öncede oynuyorduk. he dizi sayesinde eğilimimiz arttı mı arttı yalan yok. en azından kuruluş osman izleyip elimize tava tencere tutuşturmuyoruz he isterseniz size inat onuda yaparım. size ne kardeşim kim neden satranç oynuyor diye çetele mi tutacaksınız.

2. sabahtan akşama kadar trol başlıklarda volta atan birkaç yazar burayı da absürd tanımlarla doldurmayı kendine görev edinmiş. her horoz kendi çöplüğünde öter sayın yazar arkadaşlar. herkes (bkz: işine bak) sın)

3. gayet güzel düşünülmüş sözlük içi sosyalleşme kültürüne yüksek miktarda katkı sağlayacak bir etkinlik . daha önce düşünülmüştü zaten şimdi hayata geçirilmiş olması güzel. (bkz: kafa sözlük satranç turnuvası)

t: kafa sözlük yazarları tarafından ne yazık ki masa başında değil, online olarak oynanmak üzere düzenlenmiş satranç turnuvası organizasyonudur.
devamını gör...

13 ekim 1995 güney kore - busan doğumlu şarkıcı, profesyonel dansçı ve söz yazarı. birçok ses eleştirmeninden tam puan alan ve sesiyle onları büyüleyen biri. ortalama tenor'un (en tiz erkek sesi) göğüs aralığı genellikle g4 civarında zirve yaparken, jimin c#5 civarında zirveye çıkıyor. araştırmalarıma göre bu, jimin'in ortalamadan 6 nota daha yüksek şarkı söylediği anlamına geliyor.

yüksek nota derlemeleri:


diğer grup arkadaşları jung hoseok ve jeon jungook ile gerçekleştirdiği dans performansı:


yeteneği dışında kişiliğinden de kısaca bahsedecek olursam, yardımsever ve fazla saygılı biri. koreliler zaten genel olarak yaş konusuna çok dikkat ediyorlar, kendilerinden bir yaş bile büyük olsa bir başkasına fazlaca saygı duyabiliyorlar. onun dışında, grubun en düşünceli kişisi diyebilirim. sahnede biri düşse ilk endişelenen ve o kişinin yanına giden veya sahnede o an gidemese de gözleriyle nasıl olduğunu soran her zaman jimin olur. üyelerin yemek yiyip yemediğini her zaman takip etmeye çalışan, onların en zor zamanlarında yanında olan da hep jimin'dir.

ve son olarak, jimin'in bal sesini dinleyebileceğiniz şarkı önerilerim için:
serendipity
filter
lie
promise.
devamını gör...

mutsuzluğa, hüzne yenik düşmek istemediğim için sıkça yaptığım bir şeydir. zaten modum düşük bir de hüzünlü şarkılar açıp iyice psikolojimi mi bozayım diye düşündüğüm için hemen hareketli, insana keyif veren şarkılar açar iki şarkı sonra da kendimi toparlarım.
devamını gör...

sen ben değildir bizdir.
devamını gör...

hiçbir işlevi olmayan bir zara bu kadar anlam yüklenmesi çok saçmadır.
devamını gör...

bu özel günde, bize bu bayramı sunduğu için hem mustafa kemal atatürk'ü, hem de onunla birlikte aynı yolda yürümüş insanları saygıyla anıyorum.
devamını gör...

kısa vadede desteklediğim, uzun vadede desteklemediğim öneri.
şimdilik kemik bir yazar kadrosu oluştu evet ama bunun ilerisinde, sırf kendi reklamını yapmak için kayıt olanları görürüz. bu da gereksiz bir veritabanı oluşturur.
bana faydası ya da zararı olan bir durum değil. şimdiki yazarlardan böyle bir destek bekleyen olursa, faydalı bile olabilir ama dediğim gibi ilerisi için gereksiz bir davranış.
belgesel kanalı örneği verilmiş. doğrudur. onun gibi organik duyulan bir şey olunca, mantıklı ve faydalı da bir şeyse zaten ses getirir.
lakin, özel olarak reklam yapılacak olması çokta matah bir şey olmaz.
devamını gör...


dünya yordu bizi. benim de söyleyemediklerim var. hiç söyleyemeyeceğim onları belki de…

kim bağışlayacak beni? - birhan keskin
metis yayınları, sayfa 49.
devamını gör...

araç varsa eğimli bir yere mümkün mertebe paralel park etmek. ani sel ile aracınız sular içinde kalabilir şu aralar. bir ihtimal de kayabilir.
devamını gör...

* troll de olsam insan insandır.
devamını gör...

-- spoiler'ımsı --


vavien’den sonra uzun zamandır merakla beklediğim bir filmdi. absürt komediyi seven bir insan olarak yer yer gülerek izledim, ama herkesin dediği gibi bir şeyler eksik bu filmde. evet film bir yere bağlanmıyor gibi, kaldı ki bağlanmak zorunda da değil. bazı filmler açık uçlu biter, bazı filmler çözüme ulaşmaz. filmin teması filmin sonunu da belirler.

azizler’in sorunu atmosfer yaratamaması. ton sorunu var. birazcık ondan birazcık bundan. taylan biraderler-engin günaydın-berkun oya filmi gibi. berkun oya, masum ve bir başkadır’da olduğu gibi delirme temasına takık bir yazar/yönetmen. bu filmde de kent hayatı, yalnızlık, sosyal medya, kent hayatının çarpık insan ilişkileri ile kent hayatının insanı yavaştan delirtmesi meselesine değinmiş. tiyatro kökenli olduğu için senaryolarında tiyatro tekstine benzer bir çok faktör oluyor. neyse ki, arabadan inip müzik eşliğinde oynamaya başlayan karakterler yok bu filmde. azizler’de çeşitli tuhaf karakter var. ancak bu tuhaf karakterler ne zaman sonra filmin aleyhine işliyor. yan karakterler, filmin senaryosuna herhangi bir etki etmiyor. filmde beş dakika görünen sürekli kavga eden ve çocukları bunu kameraya çekip paylaşınca youtube’da ünlü olan materyalist çift, aziz’in tuhaf iş arkadaşı cevdet, erbil’in hoşlandığı vildan ve denyo caner’in anne babası gibi. bunlara kıyasla karısını kanserden kaybetmiş ve karısının hayaletiyle konuşan erbil, erbil’in hayalet karısı kâmuran, zengin reklam şirketi sahibi alp ve aziz daha kompleks karakterler diyebiliriz.

film bu anlamda inandırıcı karakterler yaratma derdinde değil. inandırıcı karakterler yaratmak yerine absürt durumlar yaratma peşinde. rüyalar, hayaller, takıntılar, hayaletler filmin absürt evrenin bir parçası.

denyo caner evet komik. çocuk oyuncu çok başarılı. izlerken çok eğlendim. ama başka yazarların da değindiği gibi denyo caner’i görür görmez aşkımızın meyvesi aytek aklıma geldi. umut sarıkaya’nın kulakları çınlamıştır. bu anlamda denyo caner’e özgün bir karakter diyemeyiz. sadece doktorun koyduğu bir teşhis var: “maalesef çocuğunuz denyo”. komik bir replik. gerçek hayatta bir doktorun böyle demesini düşününce insan duruma gülüyor. ama denyo caner neden bu kadar denyo, niye ağır abi gibi konuşuyor, niye bu kadar agresif, niye ona buna yetişkinlere posta koyuyor, onu kim nasıl bu hale getirdi öğrenemiyoruz. yani ortada sadece bir teşhis var.

filmin ana karakteri aziz büyük bir reklam şirketinde çalışan başarılı bir editör. patronundan takdir görüyor. aziz’in tek istediği yalnız kalmak. aziz ablası, eşi ve minik sayko denyo caner’le aynı evde kalıyor, küçük bir odada yatıyor. aziz yaşadığı ev ortamından darlanıyor. dayı olmaktan, canavar yeğeninin sürekli ilgi istemesinden, yani part-time ebevyn olma rolünden, belki de bir gün baba olma fikrinden darlanıyor. burada şunu sorabiliriz: o halde aziz neden kendi evine çıkmıyor? tek başına yaşamıyor? çok istediği özgürlüğe kavuşması o kadar zor değil aslında. çalıştığı şirkette iyi para kazandığını tahmin ediyoruz seyirci olarak. aziz kendi 1+1 evine bile çıkmaktan neden bu kadar aciz? düşündüklerini hissettiklerini kolay ifade edemediği için mi?

aziz sevgilisi burcu’dan ayrılmak istediğini söylese de bir türlü tam olarak ayrılamıyor. burcu normalde obsesif, takık bir insan olduğu için mi aziz ondan ayrılmak istiyor yoksa aziz’in iletişim kurarken yaşadığı zorluklar mı burcu’yu takıntılı biri yapmış öğrenemiyoruz. aziz, patronunun gösterişli yaşam tarzına, partilere, lüks evine de bayılmıyor ama sırf yalnız başına kalmak ve biraz kafa dinlemek için patronuna yalan söylüyor. aziz patronuna yalan söylemek zorunda da değil. istese, “yalnız başıma kafa dinlemek için bir eve ihtiyacım var, senin evde bir süre misafir olabilir miyim” diyebilir pekala. ama araya yalanlar sıkıştırıyor, çapkınlık yapmak için boş bir eve ihtiyacı olduğunu söyleyerek patronuyla olan ilişkisini daha da karmaşıklaştırıyor. aziz iletişim sıkıntıları olsa da herkese yalan söyleyen bir karakter de değil işin ilginci. onu kız kardeşi, eniştesi, denyo yeğeni caner, burcu ve iş arkadaşı erbil ile samimi konuşurken görüyoruz. aziz’in iletişim sorunu bazı insanlarla. bu muğlak durum olay örgüsüne yansıyor ve absürt durumlar ortaya çıkıyor. fakat izleyicide tam anlamıyla bir doyum yaratamıyor.

yalnız kalıp kendi başına kafa dinlemek isteyen aziz’in, öldükten sonra miras bırakır gibi evini ona tahsis eden erbil’in yerine yerleştikten sonra burcu’nun hediyesi olan ve boynundan hiç çıkarmayacağına söz verdiği halde kaybettiği kolyeyi bulması, burcu ve aziz’in içlerinde bulunduğu ve çıkmaza düşen ilişkilerini netleştiriyor. aziz erbil’in evine yerleşir yerleşmez kolyeyi buluyor. burcu’ya kal gelen restorana gidip kolyeyi bulduğunu gösteriyor. burcu kolyeyi görür görmez içinde bulunduğu katatonik/obsesif durumdan uyanıyor, normale dönüyor. kolye bu anlamda, tıpkı alyans ya da yüzük gibi, ilişkinin görünürdeki teminatı niteliğinde bir obje, burcu’yu içine saplandığı durumdan çıkaran macguffin görevi görüyor. aziz, özgürlüğün tadını aldıktan sonra, erbil’in hediye ettiği evde kendi başına hayat sürebileceğini bildiği halde, burcu’yu katatonik/obsesif döngüsünden kurtarıyor. aziz tam “acaba hem kendi özgür alanımda yalnızlığın tadını çıkarabilir, hem de bir insanla ilişki yürütebilir miyim” diye düşündüğünde ise, alp’in bekar evinde yalnız ve tek başına rahat takıldığı anlarda alp’in kendisine yalan söylendiğini anlayınca gizli kameraya alıp sosyal medyaya servis ettiği, kendi yalnızlığının en mahrem ve mutlu anlarının kurbanı oluyor. aziz bir anlamada toplumun yarattığı baskı yüzünden hiç istemediği bir hayat kurmak zorunda sanki.

azizler vavien kadar başarılı olmasa da seyredilesi bir yapım. onur ünlü’nün on üç yıl önce çektiği bir başka absürt film güneşin oğlu ile kıyasladım ister istemez. şahsi kanaatim, konu absürtlükse, elini korkak alıştırma. konu absürtlükse, elini korkak alıştırma. konu absürlükse, elini korkak alıştırma.

devamını gör...

her konuda fikri olup bilgisi olmayan standard memleket insanının küçük bir örneği olan sözlük yazarlarının yaptığı eylem.

bunun bir de sözlük yazarlarının okuduğunu anlayamaması var ki daha beter.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

gustav klimt'in ünlü eseridir. klimt'in "altın dönemi" olarak adlandırılan,eserlerinde altın yapraklarını kullandığı döneme aittir.

klimt'in babası altın oymacısıdır. klimt de babasından altını nasıl işleyebileceğini öğrenmiştir. ayrıca italya'nın ravenna şehrinde gördüğü altın mozaikli bizans kiliselerinden de oldukça etkilenen klimt, eserlerinde altın yapraklarını hemen hemen her resminde kullanmıştır.

tablonun büyük bir kısmını birbirini sarmış bir çift oluşturur. çift tek vücut halindedir. üzerlerini örten sarı renkli battaniye ise bu tek vücut halini daha da pekiştirir durumdadır.

klimt eserlerinde incelikli ve ayrıntılı bir süsleme tekniği kullanır. bu resimde de bunu fark edebiliriz. erkeğin kafasında asma yapraklarından bir taç varken, kadının saçları çiçeklerle süslü bir biçimde resmedilmiştir.

erkeğin ve kadının üzerindeki giysinin renk uyumu farklı bireylerin aşkın gücü altında tek bedene dönüşümünü simgelemektedir.

kadının üzerindeki çiçekli giysinin, zemindeki çiçekli doku ile uyumlu olması da, kadın figürünün "toprak ana" ile ilişkilendirilmesidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
yüksek bir yer, açık gökyüzü, müzik bir de rüzgar...
bir şey eksik sanki.

edit: millet yaz günü piştik diyor, bu rüzgarda üşütmeden gitsem iyi olacak.
devamını gör...

sözlükten gidenlerin veya gitme niyeti olanların şu nabız yoklama olayını anlamlandıramadığım başlıklardan birisi daha. bir insan herhangi bir sözlükten gidebilir. ama neden gidiyorum diye başlık açar bunu bilmiyorum. n’apıyorsunuz gittikten sonra başlığı açıp arkamda ne yazmışlar diye okuyor musunuz? *
devamını gör...

bir sokak hayvani hastaysa... benim için manevî değeri olan bilekliğimi satıp götürdüğümü bilirim.
devamını gör...

umarım istediğin okulu ve bölümü kazanmışsındır.
devamını gör...

rektör olmak. yazıldı değil mi bu yazılmış olmalı!
devamını gör...

karadan yürütürsek mümkün olabilecek hadise.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim