yazarları en umutsuz anda umutlandıran sözler
devamını gör...
ikinci eş olmayı reddeden kızı vuran adam
bu törrre nomis bir tek kadına var. tecavüzcüyü davul zurna, halayla karşılarlar.
lanet olsun sizin törenize!
lanet olsun size!
lanet olsun sizin törenize!
lanet olsun size!
devamını gör...
o gün için bir şemsiye
wilhelm genazino’nun jaguar yayınlarından çıkan romanıdır.
ayakkabılar hayatımızda çok önemli bir yer tutar. onlar olmadan yapamayacağımız kesin. ama ayakkabılar zorunluluk değil bir zevktir. yeni bir ayakkabı aldığınızda onu ilk kez giyip dışarı çıktığımız gün kendimizi çok farklı hissettir. eski bayram sabahlarına uyanmış bir çocuk gibi pırpır bir mutluluk dolar içimize ve bu mutluluk zamanla bütün vücudumuzu sarar. yeni bir ayakkabıyla yürümek uçmaya eşdeğer bir deneyimdir. ancak kötü ve rahatsız bir ayakkabı giydiğimiz zamansa sırat köprüsünden düşeceğimize emin bir şekilde yürür gibi oluruz. cehenneme bir adımdır ayağımızı sıkan bir ayakkabı.
ve giydiğimiz ayakkabılar bizim hakkımızda çok şey anlatır. canım ciğerim forrest’ın annesinin de söylediği gibi ayakkabılar bizim hakkımızda çok şey anlatır; nereden geliyor nereye gidiyoruz. ayakkabılarına bakarak bir insan hakkında çok şey öğrenebiliriz.
kitapla ilgili hiçbir şey anlatmadığımın farkındayım elbette ama bağlayacağım kitaba bir şekilde. en azından öyle umuyorum. çünkü kitabımızın kahramanı bir ayakkabı denetçisi. yeni çıkacak ayakkabıları deneyip bunlarla ilgili raporlar yazan bir adam. yolun yarısını geçmiş, çok başarılı olamamış, insan ilişkilerinde zayıf, bıkkın ve de sıkkın bir adam.
biteviye yağmurlu bir güne uyanıyor belki. belki de o sonsuz gün için bir şemsiye o. bilemiyorum. siz kendiniz okusanız daha iyi olur belki.
ayakkabılar hayatımızda çok önemli bir yer tutar. onlar olmadan yapamayacağımız kesin. ama ayakkabılar zorunluluk değil bir zevktir. yeni bir ayakkabı aldığınızda onu ilk kez giyip dışarı çıktığımız gün kendimizi çok farklı hissettir. eski bayram sabahlarına uyanmış bir çocuk gibi pırpır bir mutluluk dolar içimize ve bu mutluluk zamanla bütün vücudumuzu sarar. yeni bir ayakkabıyla yürümek uçmaya eşdeğer bir deneyimdir. ancak kötü ve rahatsız bir ayakkabı giydiğimiz zamansa sırat köprüsünden düşeceğimize emin bir şekilde yürür gibi oluruz. cehenneme bir adımdır ayağımızı sıkan bir ayakkabı.
ve giydiğimiz ayakkabılar bizim hakkımızda çok şey anlatır. canım ciğerim forrest’ın annesinin de söylediği gibi ayakkabılar bizim hakkımızda çok şey anlatır; nereden geliyor nereye gidiyoruz. ayakkabılarına bakarak bir insan hakkında çok şey öğrenebiliriz.
kitapla ilgili hiçbir şey anlatmadığımın farkındayım elbette ama bağlayacağım kitaba bir şekilde. en azından öyle umuyorum. çünkü kitabımızın kahramanı bir ayakkabı denetçisi. yeni çıkacak ayakkabıları deneyip bunlarla ilgili raporlar yazan bir adam. yolun yarısını geçmiş, çok başarılı olamamış, insan ilişkilerinde zayıf, bıkkın ve de sıkkın bir adam.
biteviye yağmurlu bir güne uyanıyor belki. belki de o sonsuz gün için bir şemsiye o. bilemiyorum. siz kendiniz okusanız daha iyi olur belki.
devamını gör...
wings (kısa film)
bir casey mcdonald kısa animasyon filmidir.

herkesin kalbinin en derinlerinde sakladığı ve kimseye göstermek istemediği bir hayali ve bir korkusu vardır. bazı durumlarda, hatta aslında birçok durumda bu hayal ve korku birbirini tetikleyebilecek şeylerdir.
insanoğluna verilen en büyük hediye ve insanoğlunun elini kolunu bağlayan en büyük lanet umuttur. ve bu hediyeye, lanete o kadar bağımlıyız ki bazen umut ederken sınırları belirlemekte zorlanabiliyoruz.
yine hayalleri ve umutları sınırsız tutmak ve imkansız gibi görünse de onları gerçekleştirmek için çabalamak en iyi yaşama yöntemidir.
aklımızda tutmamız gereken şeylerden bir tanesi hayatımızı doğru bildiğimiz şeyleri yaparak geçirmeye gayret etmek zorunda olduğumuzdur. korkularımızı alt edip doğruya ve iyiye meyledersek hayatımızın kurgusu buna göre şekil alacaktır. en azından büyük ihtimalle öyle olacaktır.
mesela küçük bir fare iseniz ve en büyük tutkunuz bir gün uçabilmekse hayatınıza kast edebileceğini düşündüğünüz birine yardımcı olma şansı karşınıza çıktığında cesaretinizi toplayın ve doğru olduğunu düşündüğünüz şey neyse onu yapın. hayat size bunun karşılığını öyle ya da böyle verecektir.
wings

herkesin kalbinin en derinlerinde sakladığı ve kimseye göstermek istemediği bir hayali ve bir korkusu vardır. bazı durumlarda, hatta aslında birçok durumda bu hayal ve korku birbirini tetikleyebilecek şeylerdir.
insanoğluna verilen en büyük hediye ve insanoğlunun elini kolunu bağlayan en büyük lanet umuttur. ve bu hediyeye, lanete o kadar bağımlıyız ki bazen umut ederken sınırları belirlemekte zorlanabiliyoruz.
yine hayalleri ve umutları sınırsız tutmak ve imkansız gibi görünse de onları gerçekleştirmek için çabalamak en iyi yaşama yöntemidir.
aklımızda tutmamız gereken şeylerden bir tanesi hayatımızı doğru bildiğimiz şeyleri yaparak geçirmeye gayret etmek zorunda olduğumuzdur. korkularımızı alt edip doğruya ve iyiye meyledersek hayatımızın kurgusu buna göre şekil alacaktır. en azından büyük ihtimalle öyle olacaktır.
mesela küçük bir fare iseniz ve en büyük tutkunuz bir gün uçabilmekse hayatınıza kast edebileceğini düşündüğünüz birine yardımcı olma şansı karşınıza çıktığında cesaretinizi toplayın ve doğru olduğunu düşündüğünüz şey neyse onu yapın. hayat size bunun karşılığını öyle ya da böyle verecektir.
wings
devamını gör...
tedavisi olmayan türk hastalıkları
yeni anneleri darlamak... "bak o çocuk öyle üşür, onu giydir", "terlemiştir o, sırta bez koy", "sen şimdi anlamazsın, bilmezsin, bu çocuk aç kalmış, her halinden belli", "iyi bakamıyorsun herhalde, yaşıtlarına göre küçük kalmış", "çalışırken çocukla fazla ilgilenemedin tabii ondan dolayı çocuklar hastalandı" vs. vs. yazarken bile ruhum daraldı, bir de bunları işitirken siz beni görecektiniz...
devamını gör...
altı gün savaşı
arapların ne kadar .....* bir toplum olduğunu buz gibi gösteren savaştır.
bu arap devletleri birbirleriyle anlaşırlar ve derlerki hepimiz müslüman arap devletleriyiz. haydi güçlerimizi birleştirelim ve bu yahudileri ortadoğu’dan atalım. savaşa başlarlar. ancak * birbirlerine düşerler, adeta birbirlerine tren yaparak saldırırlar. israil yeni görünen ama yeni olmayan güçlü devlettir, affeder mi bunu? bu birbirlerine düşmenin de etkisiyle 6 günde alayını dağıtır ve ortadoğu’da kalıcı olur.
araplarda biz size küstük diyerek avrupaya enerji desteğini keser. avrupa’da enerji konusunda sineğin yağını hesaplamak eylemini yaparak yaz saati uygulamasını yürülüğe koymaya başlar.
ek bilgi : yaz saati uygulamasının bugün avrupada halâ uygulanıyor olmasının nedeni tasarruf değil, arapların bu yaptığını unutmamaktır. bizim kaldırma nedenimiz de gereksiz görmek değil, avrupaya biz sizinle aynı safta değiliz demektir. kaldırdığımız döneme ve o dönemde başlayan avrupa türkiye ilişkilerinde ki gerilime bakarsınız demek istediğimi anlayacaksınız.
he kaç kişi okur bu entry’i bilemem. okuyan merak eden araştırabilir, yanıldığım yerlerde bana portakal fırlatabilir.
bu arap devletleri birbirleriyle anlaşırlar ve derlerki hepimiz müslüman arap devletleriyiz. haydi güçlerimizi birleştirelim ve bu yahudileri ortadoğu’dan atalım. savaşa başlarlar. ancak * birbirlerine düşerler, adeta birbirlerine tren yaparak saldırırlar. israil yeni görünen ama yeni olmayan güçlü devlettir, affeder mi bunu? bu birbirlerine düşmenin de etkisiyle 6 günde alayını dağıtır ve ortadoğu’da kalıcı olur.
araplarda biz size küstük diyerek avrupaya enerji desteğini keser. avrupa’da enerji konusunda sineğin yağını hesaplamak eylemini yaparak yaz saati uygulamasını yürülüğe koymaya başlar.
ek bilgi : yaz saati uygulamasının bugün avrupada halâ uygulanıyor olmasının nedeni tasarruf değil, arapların bu yaptığını unutmamaktır. bizim kaldırma nedenimiz de gereksiz görmek değil, avrupaya biz sizinle aynı safta değiliz demektir. kaldırdığımız döneme ve o dönemde başlayan avrupa türkiye ilişkilerinde ki gerilime bakarsınız demek istediğimi anlayacaksınız.
he kaç kişi okur bu entry’i bilemem. okuyan merak eden araştırabilir, yanıldığım yerlerde bana portakal fırlatabilir.
devamını gör...
din adamları ve gerçek islam
kimse sizden tefsir alimi olmanızı beklemiyor.
din alimi olmanızıda beklemiyor.
eğer inanıyorsanız ve doğru yolu arıyorsanız ; tek doğru yol vardır ; allah ve kuran.
din adamlarına, tarikat şeyhlerine, şıhlara, türbelere ve türbecilere, fetvalara, hadis denilen münafık icadı saçmalıklara ve din tüccarları olan kişilere asla inanmayacaksınız.
şeyh denilen, tarikat lideri denilen, imam denilen, din adamı denilen, bu din tüccarları ; şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır, mealden kuran okursanız kafir olursunuz diye bu milleti tahakküm altına alırlar.
kurandan uzaklaştırırlar.
ayrıca bu din tüccarı münafıkların yazdıkları kuran mealleride halkı yanıltmaktan, dinden soğutmaktan başka bir işe yaramaz.
madem doğruyu arıyorsunuz.
yaşar nuri öztürk mealini okuyun.
bu din adamı denilen münafıklar sürüsü ; yaşar nuri doğruları söyleyince ; yaşar nuri'yi kafir ilan etmişlerdi, aforoz etmişlerdi.
işlerine gelmedimi kafir ilan edip ; ortalığı velveleye verir bu münafık din adamı denilen çıkarcılar sürüsü.
size birde tüyo vereyim.
tüyomu ; allahın ayeti ilede destekleyeceğim.
allah ; kuranda ; size hükümler gönderdim, hükümlerime uyun, hükümlerime uyarak yaşayın diye söyler.
hüküm ayetlerine uyarak yaşayın diye söyler.
ayrıca kuranda müteşabih ayetler denilen ; teşbih, benzetme ayetleri vardır.
bu ayetlerin içeriğini ancak allah bilebilir.
bu ayetler öbür dünyanın, meleklerin ve gaybın bazı olaylarından ufak tefek tüyolar verirler.
alimlerin bir kısmıda ; öbür dünya ile ilgili bazı gerçekleri bu ayetlerden çıkarabilirler veya çıkarmaya çalışırlar.
ateistler ise bu müteşabih ayetleri kurcalayıp, kafirliklerini arttırırlar.
ben demiyorum bunları.
aşağıdaki ayette allah söylüyor.
eğer alim değilseniz müteşabih ayetlere takılmayın.
allahın konular üzerine verdiği hükümlere uyarak yaşayın.
sizden alim olmanızı bekleyen yok.
allahta ; herkesin alim olmasını beklemiyor zaten.
madem doğruyu öğrenmek istiyorsunuz ; allahın kuranından öğrenin.
din adamlarına itibar etmeyin.
din adamlarının birde şu sözleri vardır.
allah kuranda her şeyi açıklamamış ; allahın eksik bıraktığı konularda biz hüküm veriyoruz, derler.
hadis ve fıkıh ve fetvalarla ; allahın eksik bıraktığı şeyleri açıklıyoruz diyerek ; tanrıcılık oynarlar.
lanet olsun onlara.
allah onlara lanet etsin.
kuranda maide 101 ayeti vardır.
allah bu ayette...
ben kuranı sizin günlük yaşayışlarınıza göre indiriyorum.
konuları sizin güncel olaylarınıza göre belirliyorum.
kuran indirilirken şunu bunu pek fazla merak edip sormayın.
ısrar ederseniz merak ettiğiniz konuda hüküm gönderirim, bu hükümde size ağır gelir.
allahın kuranda hüküm vermediği konulardan muaf tutuldunuz.
hükümden muaf tutulduğunuz konulardaki davranışlarınız ve yaptıklarınız konusunda size günah yoktur, diye söyler.
allah bağışlayıcıdır, affedicidir diyerek bitirir.
allahın hüküm vermediği konularda hiç kimse hüküm veremez.
hüküm allahın tekelindedir.
allahtan başka hiç kimse hüküm veremez.
allahtan başka, hüküm verme ukalalığına kalkışan ve hüküm veren kafirdir şeklinde onlarca ayet var kuranda.
fakat kendilerine din adamı diyen münafıklar ; tanrıcılık oynayarak ; hüküm, fetva vermeye devam ederler.
hep merak etmişimdir.
bu din adamlarına ; bu deli cesareti nereden geliyor, diyerek.
ya kafirler ve allaha inanmıyorlar.
insanları kandırmak için müslüman görünüp tiyatro oynuyorlar.
yani münafıklar.
yada çok cahiller.
birbirinden duydukları lafları ; size satıyorlar.
kuranda allahın en kızdığı cümlelerdir...
biz atalarımızdan böyle gördük, biz atalarımızdan böyle öğrendik.
işte bu cahil din adamları birbirinin şahitliğini yapıyor.
bozacının şahidi, şıracı.
al-i imran suresi --- ok.
7 - bu muazzam kitabı sana indiren o'dur. onun âyetlerinin bir kısmı muhkem olup bunlar kitabın esasıdır. âyetlerin bir kısmı ise müteşabihtir. kalplerinde eğrilik olanlar sırf fitne çıkarmak, insanları saptırmak ve kendi arzularına göre yorumlamak için müteşabih kısmına tutunup onlarla uğraşır dururlar. halbuki onların hakikatini, gerçek yorumunu allah'tan başkası bilemez. ilimde ileri gidenler: "biz ona olduğu gibi inandık. hepsi de rabbimizin katından gelmiştir" derler. bunları ancak tam akıl sahipleri düşünüp anlar ve şöyle yalvarırlar:
al-i imran suresi --- ok.
8 - "ey bizim kerîm rabbimiz, bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi saptırma ve katından bize bir rahmet bağışla. şüphesiz bağışı bol olan vehhab sensin sen!"
al-i imran suresi --- ok.
9 - "sen, geleceğinde hiç şüphe olmayan bir günde bütün insanları bir araya toplayacaksın. allah sözünden asla dönmez."
muhkem ayetler ; sağlamlaştırılmış ayetler, içinde hüküm, emir barındıran ayetler.
maide suresi --- ok.
101 - ey iman edenler! açıklandığı takdirde hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın! eğer kur'ân'ın indirilmesi esnasında onları sorarsanız, size açıklanır. halbuki allah onları bağışlamış, sizi onlardan muaf tutmuştur. çünkü allah gafurdur, halimdir (affı ve müsamahası geniştir).
101. ey iman edenler! açıklanırsa hoşunuza gitmeyecek olan şeyleri sormayın. eğer kur'an indirilirken onları sorarsanız size açıklanır. (açıklanmadığına göre) allah onları affetmiştir. (siz sorup da başınıza iş çıkarmayın). allah çok bağışlayıcıdır, aceleci değildir.
101. ey imân edenler! öyle şeylerden sormayınız ki, eğer size açıklanırsa sizi üzer. ve eğer siz kur'an'ın indiği sırada sorarsanız onlar size açılır. allah teâlâ onlardan af buyurmuştur. ve allah teâlâ gafurdur, halimdir.
101. ey o bütün iyman edenler; öyle şeylerden sual etmeyin ki size açılırsa fenanıza gidecektir, halbuki kur'an indirilmekte iken sorarsanız onlar size açılır, allah onlardan şimdilik afiv buyurdu, allah gafur, halîmdir
maide 101 ayetinin indiriliş sebebide aşağıdadır.
resûl-i ekrem (s.a.) <<allah size haccı farz kıldı, hac vazifenizi yapınız>> dediği zaman birisi kalkarak <<her sene mi yâ resûlallah?>> demiş ve sorusunu üç kere tekrarlamıştı. bu âyetin geliş sebebi budur. allah unuttuğu için değil, affettiği, kolaylık dilediği için bazı şeyleri açıklamaz; sorular sorarak işi güçleştirmek, teşrî hikmetine aykırıdır.
din alimi olmanızıda beklemiyor.
eğer inanıyorsanız ve doğru yolu arıyorsanız ; tek doğru yol vardır ; allah ve kuran.
din adamlarına, tarikat şeyhlerine, şıhlara, türbelere ve türbecilere, fetvalara, hadis denilen münafık icadı saçmalıklara ve din tüccarları olan kişilere asla inanmayacaksınız.
şeyh denilen, tarikat lideri denilen, imam denilen, din adamı denilen, bu din tüccarları ; şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır, mealden kuran okursanız kafir olursunuz diye bu milleti tahakküm altına alırlar.
kurandan uzaklaştırırlar.
ayrıca bu din tüccarı münafıkların yazdıkları kuran mealleride halkı yanıltmaktan, dinden soğutmaktan başka bir işe yaramaz.
madem doğruyu arıyorsunuz.
yaşar nuri öztürk mealini okuyun.
bu din adamı denilen münafıklar sürüsü ; yaşar nuri doğruları söyleyince ; yaşar nuri'yi kafir ilan etmişlerdi, aforoz etmişlerdi.
işlerine gelmedimi kafir ilan edip ; ortalığı velveleye verir bu münafık din adamı denilen çıkarcılar sürüsü.
size birde tüyo vereyim.
tüyomu ; allahın ayeti ilede destekleyeceğim.
allah ; kuranda ; size hükümler gönderdim, hükümlerime uyun, hükümlerime uyarak yaşayın diye söyler.
hüküm ayetlerine uyarak yaşayın diye söyler.
ayrıca kuranda müteşabih ayetler denilen ; teşbih, benzetme ayetleri vardır.
bu ayetlerin içeriğini ancak allah bilebilir.
bu ayetler öbür dünyanın, meleklerin ve gaybın bazı olaylarından ufak tefek tüyolar verirler.
alimlerin bir kısmıda ; öbür dünya ile ilgili bazı gerçekleri bu ayetlerden çıkarabilirler veya çıkarmaya çalışırlar.
ateistler ise bu müteşabih ayetleri kurcalayıp, kafirliklerini arttırırlar.
ben demiyorum bunları.
aşağıdaki ayette allah söylüyor.
eğer alim değilseniz müteşabih ayetlere takılmayın.
allahın konular üzerine verdiği hükümlere uyarak yaşayın.
sizden alim olmanızı bekleyen yok.
allahta ; herkesin alim olmasını beklemiyor zaten.
madem doğruyu öğrenmek istiyorsunuz ; allahın kuranından öğrenin.
din adamlarına itibar etmeyin.
din adamlarının birde şu sözleri vardır.
allah kuranda her şeyi açıklamamış ; allahın eksik bıraktığı konularda biz hüküm veriyoruz, derler.
hadis ve fıkıh ve fetvalarla ; allahın eksik bıraktığı şeyleri açıklıyoruz diyerek ; tanrıcılık oynarlar.
lanet olsun onlara.
allah onlara lanet etsin.
kuranda maide 101 ayeti vardır.
allah bu ayette...
ben kuranı sizin günlük yaşayışlarınıza göre indiriyorum.
konuları sizin güncel olaylarınıza göre belirliyorum.
kuran indirilirken şunu bunu pek fazla merak edip sormayın.
ısrar ederseniz merak ettiğiniz konuda hüküm gönderirim, bu hükümde size ağır gelir.
allahın kuranda hüküm vermediği konulardan muaf tutuldunuz.
hükümden muaf tutulduğunuz konulardaki davranışlarınız ve yaptıklarınız konusunda size günah yoktur, diye söyler.
allah bağışlayıcıdır, affedicidir diyerek bitirir.
allahın hüküm vermediği konularda hiç kimse hüküm veremez.
hüküm allahın tekelindedir.
allahtan başka hiç kimse hüküm veremez.
allahtan başka, hüküm verme ukalalığına kalkışan ve hüküm veren kafirdir şeklinde onlarca ayet var kuranda.
fakat kendilerine din adamı diyen münafıklar ; tanrıcılık oynayarak ; hüküm, fetva vermeye devam ederler.
hep merak etmişimdir.
bu din adamlarına ; bu deli cesareti nereden geliyor, diyerek.
ya kafirler ve allaha inanmıyorlar.
insanları kandırmak için müslüman görünüp tiyatro oynuyorlar.
yani münafıklar.
yada çok cahiller.
birbirinden duydukları lafları ; size satıyorlar.
kuranda allahın en kızdığı cümlelerdir...
biz atalarımızdan böyle gördük, biz atalarımızdan böyle öğrendik.
işte bu cahil din adamları birbirinin şahitliğini yapıyor.
bozacının şahidi, şıracı.
al-i imran suresi --- ok.
7 - bu muazzam kitabı sana indiren o'dur. onun âyetlerinin bir kısmı muhkem olup bunlar kitabın esasıdır. âyetlerin bir kısmı ise müteşabihtir. kalplerinde eğrilik olanlar sırf fitne çıkarmak, insanları saptırmak ve kendi arzularına göre yorumlamak için müteşabih kısmına tutunup onlarla uğraşır dururlar. halbuki onların hakikatini, gerçek yorumunu allah'tan başkası bilemez. ilimde ileri gidenler: "biz ona olduğu gibi inandık. hepsi de rabbimizin katından gelmiştir" derler. bunları ancak tam akıl sahipleri düşünüp anlar ve şöyle yalvarırlar:
al-i imran suresi --- ok.
8 - "ey bizim kerîm rabbimiz, bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi saptırma ve katından bize bir rahmet bağışla. şüphesiz bağışı bol olan vehhab sensin sen!"
al-i imran suresi --- ok.
9 - "sen, geleceğinde hiç şüphe olmayan bir günde bütün insanları bir araya toplayacaksın. allah sözünden asla dönmez."
muhkem ayetler ; sağlamlaştırılmış ayetler, içinde hüküm, emir barındıran ayetler.
maide suresi --- ok.
101 - ey iman edenler! açıklandığı takdirde hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın! eğer kur'ân'ın indirilmesi esnasında onları sorarsanız, size açıklanır. halbuki allah onları bağışlamış, sizi onlardan muaf tutmuştur. çünkü allah gafurdur, halimdir (affı ve müsamahası geniştir).
101. ey iman edenler! açıklanırsa hoşunuza gitmeyecek olan şeyleri sormayın. eğer kur'an indirilirken onları sorarsanız size açıklanır. (açıklanmadığına göre) allah onları affetmiştir. (siz sorup da başınıza iş çıkarmayın). allah çok bağışlayıcıdır, aceleci değildir.
101. ey imân edenler! öyle şeylerden sormayınız ki, eğer size açıklanırsa sizi üzer. ve eğer siz kur'an'ın indiği sırada sorarsanız onlar size açılır. allah teâlâ onlardan af buyurmuştur. ve allah teâlâ gafurdur, halimdir.
101. ey o bütün iyman edenler; öyle şeylerden sual etmeyin ki size açılırsa fenanıza gidecektir, halbuki kur'an indirilmekte iken sorarsanız onlar size açılır, allah onlardan şimdilik afiv buyurdu, allah gafur, halîmdir
maide 101 ayetinin indiriliş sebebide aşağıdadır.
resûl-i ekrem (s.a.) <<allah size haccı farz kıldı, hac vazifenizi yapınız>> dediği zaman birisi kalkarak <<her sene mi yâ resûlallah?>> demiş ve sorusunu üç kere tekrarlamıştı. bu âyetin geliş sebebi budur. allah unuttuğu için değil, affettiği, kolaylık dilediği için bazı şeyleri açıklamaz; sorular sorarak işi güçleştirmek, teşrî hikmetine aykırıdır.
devamını gör...
depresyon hırkası
gün boyu o hırkayla gezilip gözler şişene kadar ağlanır.
devamını gör...
the lord of the portakals
beni kahkahalara boğmuş, sandalyeden düşürmüş montajdır.
bu arada, bir an ekranın ortasından çıkacağım sandınız değil mi ?
bu arada, bir an ekranın ortasından çıkacağım sandınız değil mi ?
devamını gör...
gece balkonda sigara içmek
ev halkı uykuya dalınca kesinlikle ilk iş yaptığım eylem. kendime özel bir ritüel gibi. hatta elektrik sobası koydum, kahve de içiyorum. yazın bütün gece balkondayım zaten.
devamını gör...
ne giymesi gerektiğine karışılmasını seven kız
kendine saygısı olmayan bir birikim kazanmamış öğrenmemiş kızdır.
devamını gör...
kekremsi bir tat denince akla gelen ilk şey
iğde
devamını gör...
behlül haznedar
aşk-ı memnu dizisinde kıvanç tatlıtuğ tarafından canlandırılan karakterin ismi.
dizide en güzel sahnelerinden biri havuza atlama sahnesidir.* izlemek için
dizide en güzel sahnelerinden biri havuza atlama sahnesidir.* izlemek için
devamını gör...
rüyada küsuratlı banknot ve madeni para görmek
başlık tam anlamlı olmadı ama şöyle; mesela rüyamda ben 21 lira, 14 lira, 8.35 lira gibi banknotlar görüyorum. paranın arkasında da zeki müren, uludağ, marmaris resimleri falan oluyor. bozuk paralar daha feci... 3.12 lira, 0.56 lira, 1.2 kuruş vs. bir de hepsi değişik değişik şekillerde. bozuk paraların kimisi piramit şeklinde, kimisi damla gibi, kimisi üçgen vs.
eminim bu rüyayı gören bir tek ben değilimdir.
eminim bu rüyayı gören bir tek ben değilimdir.
devamını gör...
israil'in mescid-i aksa'ya saldırması
hem insanlık adına, hem müslümanlar adına lanetlenecek bir eylemdir. insanlar ibadetlerini yaparken onlara saldırmak, onları sakat bırakmak ki dünyadan çekindikleri için ateşli silah kullanmıyorlar yoksa siyonistler için kutsal olan yaşam sadece kendilerine aittir ve diğer insanların canları, malları, namusları önemsizdir ve istediklerinde alabilirler. insanların evlerini ellerinden alıp yahudi vatandaşlarını yerleştiriyorlar, şüphelendikleri insanları kadın, erkek, çocuk demeden vurup öldürüyorlar. kudüste yaşayan müslümanlara ambargo uygulanıyor, ilaç bile bulmakta zorluk çekiyorlar. kafalarına göre istedikleri evi, hastaneyi uzaktan bombalıyorlar. ve kudüs halkı doğumlarından ölümlerine kadar bu zulmü çekiyor. hakkaniyetli yahudiler dahi bu terörist eylemlere karşı durmaktadırlar.
“kılıç hakkı” denilmiş, “kuranı kerimde söyleniyor siyonistlere vaat edilmiş topraklar” denilmiş. belli ki konuyla alakanız yok. o zaman yorum yapmasanız daha iyi olur.
bir zümre müslümanlara olan nefretiyle “kim müslümanın karşısındaysa onu kutsarım” mantığı ile hakkaniyetten vazgeçiyor, insanlığını bir kenara bırakıp nefretinin esiri oluyor. bu zulümü hakkı göstermeye çalışanlar dilerim ki insanlıkları galip gelir hatalarından dönerler. bugün baktığımızda dünyaca ünlü yıldızlar bile israilin bu yaptığı zulmü alenen eleştiriyorlar, kınıyorlar, lanetliyorlar. çünkü tarafsız bir gözle bakınca ne olursanız olun eğer insanlık vasıflarınız gelişmişse ortada bir zulüm olduğu apaçık bellidir.
“kılıç hakkı” denilmiş, “kuranı kerimde söyleniyor siyonistlere vaat edilmiş topraklar” denilmiş. belli ki konuyla alakanız yok. o zaman yorum yapmasanız daha iyi olur.
bir zümre müslümanlara olan nefretiyle “kim müslümanın karşısındaysa onu kutsarım” mantığı ile hakkaniyetten vazgeçiyor, insanlığını bir kenara bırakıp nefretinin esiri oluyor. bu zulümü hakkı göstermeye çalışanlar dilerim ki insanlıkları galip gelir hatalarından dönerler. bugün baktığımızda dünyaca ünlü yıldızlar bile israilin bu yaptığı zulmü alenen eleştiriyorlar, kınıyorlar, lanetliyorlar. çünkü tarafsız bir gözle bakınca ne olursanız olun eğer insanlık vasıflarınız gelişmişse ortada bir zulüm olduğu apaçık bellidir.
devamını gör...
normal sözlük'ün gececi yazarları
an itibariyla 500 küsür olan yazarlardır.
devamını gör...
yeni neslin tüm bilgilere çabucak ulaşabilmesi
analiz yeteneğinin kaybolmasını da beraberinde getiren gerçek.
bilgiye o denli kolay ulaşılması her zaman iyi birşey değildir. bilginin mantığını, matematiğini anlamadan öğrenmek, bilgi zehirlenmesine neden olur.
zaten toplumun bugün yaşadığı sorun; herkesin, her konu hakkında bilgi sahibi olduğunu iddia etmesi değil midir?
(bilginin nedensellik kısmı eksiktir.
eski insanlar bilgiye ulaşma amacıyla ömürlerini ortaya koyarlardı. bu bilginin değerini yükseltirdi. bugün hiç bir çaba sarfetmeden, eski insanın ömrü boyunca varmak istediği bilgi hazinesine bir kaç tık ile ulaşılabilir olması bilginin/bilmenin ucuzlamasına neden oldu. analiz yeteneğinin körelmesine neden oldu. özümsemenin zorlaşmasına neden oldu.
aslında bu noktada bilme demek yerine "duyma veya görme" eylemlerini kullanmak daha doğru bir tabir olacaktır.
ameliyat videosu izleyen birinin ameliyat yapması nasıl mantıksız bir eylem ise, "bilmek" eylemi ile "duymak", "görmek" eylemlerinin arasındaki farkı da anlamak gerekir.)
bilgiye o denli kolay ulaşılması her zaman iyi birşey değildir. bilginin mantığını, matematiğini anlamadan öğrenmek, bilgi zehirlenmesine neden olur.
zaten toplumun bugün yaşadığı sorun; herkesin, her konu hakkında bilgi sahibi olduğunu iddia etmesi değil midir?
(bilginin nedensellik kısmı eksiktir.
eski insanlar bilgiye ulaşma amacıyla ömürlerini ortaya koyarlardı. bu bilginin değerini yükseltirdi. bugün hiç bir çaba sarfetmeden, eski insanın ömrü boyunca varmak istediği bilgi hazinesine bir kaç tık ile ulaşılabilir olması bilginin/bilmenin ucuzlamasına neden oldu. analiz yeteneğinin körelmesine neden oldu. özümsemenin zorlaşmasına neden oldu.
aslında bu noktada bilme demek yerine "duyma veya görme" eylemlerini kullanmak daha doğru bir tabir olacaktır.
ameliyat videosu izleyen birinin ameliyat yapması nasıl mantıksız bir eylem ise, "bilmek" eylemi ile "duymak", "görmek" eylemlerinin arasındaki farkı da anlamak gerekir.)
devamını gör...



