seri artılamak
okumadığım hiç bir tanımı beğenmiyorum. bunun bana karşı yapılmasını da istemem. varsa yazılarını beğendiğim bir yazar, pıt pıt pıt beğeniyorum tabiki. cebimden mi çıkıyor cancağızım, hakkı olana hakkını vermeyek mi ?
devamını gör...
canına susamak
bir deyim.
bile bile belasını aramak, kendisine zarar vermek istemek anlamına gelmektedir.
örneğin, "canına mi susadın sen, hemen uzaklaş buradan." vb..
bile bile belasını aramak, kendisine zarar vermek istemek anlamına gelmektedir.
örneğin, "canına mi susadın sen, hemen uzaklaş buradan." vb..
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
yoldaş benjamin franklin *
devamını gör...
3 kişi uludağ'da 11 gece tatilin bedelinin 60 bin tl olması
az önce rolex başlığı altına eklediğim linkteki saat yaklaşık 94 bin euro idi. sonra ismi lazım değil bir yazar arkadaş ile bu vesileyle mesajlaştık. sonunda saatin pahalı değil bizim fakir olduğumuz sonucuna vardık.
bu tatilde de olay aynen bu. bizim için çok para ama parası olana para değil. ee zaten uludağ'da 11 gece tatil falan bizim neyimize? neden dert edelim? bizim derdimiz ekmek 2,5 lira olmuş, simit 3,5 lira olmuş, çay-şeker arş-ı ala'ya varmış, sıvıyağa kota gelmiş vs. olmalı. bırakın parası olan tatilini yapsın.
sözün özü: biz fakiriz.
bu tatilde de olay aynen bu. bizim için çok para ama parası olana para değil. ee zaten uludağ'da 11 gece tatil falan bizim neyimize? neden dert edelim? bizim derdimiz ekmek 2,5 lira olmuş, simit 3,5 lira olmuş, çay-şeker arş-ı ala'ya varmış, sıvıyağa kota gelmiş vs. olmalı. bırakın parası olan tatilini yapsın.
sözün özü: biz fakiriz.
devamını gör...
düşün ki annen bunu okuyor
canım annem, beni duyuyorsan rüyalarıma gel bari. çok özledim.
devamını gör...
ateist bir canlı neden yaşar sorusu
şurada yazan müslümanlarda nasıl bir kafa var anlamadım. ateistsek kafamıza sıkacakmışız. çünkü yok oluyormuşuz. niye yaşayacakmışız? ulan zevk alıyorum hayattan, sevdiğim bir iki insan var onlarla konuşmayı seviyorum, merak duygum var yarın ne olacağını merak ediyorum, ney niye böyle merak ediyorum, kendimi seviyorum, hiçbir şey olmasa bedenim acıdan kaçınmaya programlı bu vücutta yaşadığım sürece ölüm de dahil tüm acılardan kaçınırım. ben de size sorayım ulan madem müslümansınız yani dirileceğinize, hak dinin islam olduğuna yüzde yüz eminsiniz gidin müslüman bir orduya katılın -kimin ordusu bilemem- kafir öldürün ve orada ölüp şehit olun. neden bunu yapmıyorsunuz? direkt cennet. sözlükte niye boş boş vakit harcıyorsunuz?
devamını gör...
the rise of darkness
sözünü sakınmayan, görüş ve düşüncelerini savaş meydanına zırh olmaksızın dalan bir berserk cesaretiyle dile getiren bir yazar.
hangi rütbe verilir bilmiyorum ama benim gözümde bir berserk kendisi.

yolu açık, baltası keskin olsun. takipteyiz.
hangi rütbe verilir bilmiyorum ama benim gözümde bir berserk kendisi.

yolu açık, baltası keskin olsun. takipteyiz.
devamını gör...
devrin skywalker
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının yatış şekli
yüzüstü, sağ kol yastığa sarılı, sol kol ve sol bacak uzatılırken, sağ bacağım iki eklemden kıvrık, yandan v gibi görünen bir pozisyonda, başka türlü uyuyamıyorum yok!
devamını gör...
sezen aksu'ya hapis istemi
ünlü sanatçı sezen aksu'nun "şahane bir şey yaşamak" isimli şarkısında hz. adem ve havva ile ilgili kullandığı ifadeler, sosyal medyada büyük tepki çekti. günlerce konuşulan olayın ardından tepkili vatandaşlar istanbul anadolu cumhuriyet başsavcılığı'na ünlü sanatçı hakkında suç duyurusunda bulundu. vatandaşlar şikayet dilekçelerinde aksu'nun sanat adı altında müslaman'ların dini değerlerini aşağıladığını vurgulayarak, ünlü sanatçı hakkında 'hakaret' ve 'halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama' suçlarından hakkında soruşturma yürütülmesini ve 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmasını talep edildi.
www.sabah.com.tr/magazin/20...
böyle insanlardan hep nefret etmişimdir. o kadar kadın cinayetlerine, ensar vakfında tecavüze uğrayan çocuklara, gençlerin intihar etmesine neden olan siyasal islamcılara bu kadar tepki göstermezler; ama bir sanatçıya, şarkı sözünden dolayı hapis isterler. sorsan islam hoşgörü dini, ama bunlar kendi gibi düşünmeyen herkesi içeri tıkma derdinde. dilerim ki sezen aksu, sadece bir sözü yüzünden hapse girmez.
devamını gör...
babaya mektup
üzerimizde bir gölge ile büyürüz biz erkekler. yaş aldıkça yaşlanmamak kadınlara özgü bir kapristir elbette ama yaş alsak da yaşlanamamak sadece erkeklerin harcıdır. ne kadar büyürsek büyüyelim bir demokles kılıcı sallanır tepemizde. ne zaman tepemize ineceğini bilemeden, şeytan azapta yaşarız. yaptıklarımız, hep bizden önce, bize çok benzeyen bir adamın hayatının sağlamasıdır çoğu zaman, ya da o adamın yaşadığı hayatın eksiklerini gidermek için piyasaya sürülmüş deneme sürümü gibiyiz sanki. biz büyümeye başlamadan önce babamızın sadece ayaklarını görebilecek kadar aşağılarda kalırız, büyüdükçe belki dizlerine kadar ulaşabiliriz, her halükarda onu ulaşmak için yukarı bakmak zorundayızdır ama biz onun karşısında başımız öne eğeriz. bu yüzdendir ki bir baba ile oğulun göz teması kurması enikonu imkansızdır. siz hep onun önceden yaşamış olduklarını yaşadığınız için, sürekli uyarılırsınız. “biz de zamanında neler yapmadık”lı cümleler kakılır başımıza. “biz sizin yaşınızdayken”li öğüt ve mesaj içerikli cümleler çarpar, sakarlığa meyyal zihnimize.
bir türlü derdini anlatamazsın. çünkü ona karşı sarf edebileceğin cümleler yoktur. savunmaya geçemezsin, kendini anlatamazsın, farklı bir adam olduğunu veya olmaya çalıştığını ifade edemezsin. o dediğim dedik adam, ne kadar büyürsen büyü, hep büyüyünce anlayacağımız cümlelerle savunurlar kendilerin, eğer savunma ihtiyacı duyarlarsa. duymazlarsa eğer sadece üstten bakan bir gülümseme belirir dudaklarının kenarında, bizim bir ucundan tutunup uçurumdan düşmemek için dua ettiğimiz bir gülümseme.
sonra kendi kişiliğin oluşmaya başladığında onun gibi bacak bacak üstüne attığını görürsün, sigarayı onun gibi içersin, onun gibi yürürsün, onun gibi tutarsın çay bardağını ve bu yaptıklarını farkında olmadan yaparsın. fark ettiğinde içinden sarkan buzullar yerle bir olup bulundukları yerden düşüp ve düştüğü yer yine senin içindir.
dünyanın gelmiş geçmiş en büyük yazarı olan franz kafka, bu dertten en çok mustarip olan yazarlardan biridir. elbette başka isimler de vardır, dumas’yı sayabiliriz mesela. ama hiçbiri kafka kadar bu etkinin altında ezilmemiştir. kafka babasının karşısında o kadar küçülmüştür ki hayatı boyunca, kendinin onu karşısında “hamamböceği” olarak gördüğü bile olmuştur. kendi fiziksel yetersizlikleri karşısında, babasının olymposvari fiziği daha da fazla ezilmesine neden olmuştur. kafka babasına karşı içinde büyük bir korku beslemektedir. hatta bu korku o dereceye varmıştır ki, yazı yazarken bile ondan korkmayı sürdürmüştür:
“şimdi sana yazıyla yanıt vermeye kalkıyorsam, bu yanıtta da yine pek çok boşluk kalacak, çünkü söz konusu nedeni kaleme alırken, senden duyduğum korku ve bunun yol açacağı sonuçlar sana karşı özgür davranmaktan beni alıkoyacak, konunun büyüklüğü belleğimle zeka gücümü enikonu aşacaktır. “
kafka için babası önünde duran büyük bir duvarlar dizisidir. en önde duran duvarı aşsan da arkasında daha büyük bir duvar belirir ve bu döngüsel bir intihara dönüşene kadar sürer. baba imajından asla kurtulamaz kafka, her an aklındadır, her an önündedir, her an onun için bir engeldir.
“bazen dünya haritasının önüme serilmiş olduğunu ve senin boylu boyunca üzerine uzandığını hayal ediyorum.”
kafka, babasına yazdığı bu büyük ve uzun mektupta bile yeterince açık olmayı başaramamıştır, hep aralık bir kapının ardından seslenir gibi ulaşmaya çalışmıştır babasına. yazı sürecinde babasının etkisinin büyük olduğunu düşünürsek belki bu babaya teşekkür borçluyuzdur.
bir türlü derdini anlatamazsın. çünkü ona karşı sarf edebileceğin cümleler yoktur. savunmaya geçemezsin, kendini anlatamazsın, farklı bir adam olduğunu veya olmaya çalıştığını ifade edemezsin. o dediğim dedik adam, ne kadar büyürsen büyü, hep büyüyünce anlayacağımız cümlelerle savunurlar kendilerin, eğer savunma ihtiyacı duyarlarsa. duymazlarsa eğer sadece üstten bakan bir gülümseme belirir dudaklarının kenarında, bizim bir ucundan tutunup uçurumdan düşmemek için dua ettiğimiz bir gülümseme.
sonra kendi kişiliğin oluşmaya başladığında onun gibi bacak bacak üstüne attığını görürsün, sigarayı onun gibi içersin, onun gibi yürürsün, onun gibi tutarsın çay bardağını ve bu yaptıklarını farkında olmadan yaparsın. fark ettiğinde içinden sarkan buzullar yerle bir olup bulundukları yerden düşüp ve düştüğü yer yine senin içindir.
dünyanın gelmiş geçmiş en büyük yazarı olan franz kafka, bu dertten en çok mustarip olan yazarlardan biridir. elbette başka isimler de vardır, dumas’yı sayabiliriz mesela. ama hiçbiri kafka kadar bu etkinin altında ezilmemiştir. kafka babasının karşısında o kadar küçülmüştür ki hayatı boyunca, kendinin onu karşısında “hamamböceği” olarak gördüğü bile olmuştur. kendi fiziksel yetersizlikleri karşısında, babasının olymposvari fiziği daha da fazla ezilmesine neden olmuştur. kafka babasına karşı içinde büyük bir korku beslemektedir. hatta bu korku o dereceye varmıştır ki, yazı yazarken bile ondan korkmayı sürdürmüştür:
“şimdi sana yazıyla yanıt vermeye kalkıyorsam, bu yanıtta da yine pek çok boşluk kalacak, çünkü söz konusu nedeni kaleme alırken, senden duyduğum korku ve bunun yol açacağı sonuçlar sana karşı özgür davranmaktan beni alıkoyacak, konunun büyüklüğü belleğimle zeka gücümü enikonu aşacaktır. “
kafka için babası önünde duran büyük bir duvarlar dizisidir. en önde duran duvarı aşsan da arkasında daha büyük bir duvar belirir ve bu döngüsel bir intihara dönüşene kadar sürer. baba imajından asla kurtulamaz kafka, her an aklındadır, her an önündedir, her an onun için bir engeldir.
“bazen dünya haritasının önüme serilmiş olduğunu ve senin boylu boyunca üzerine uzandığını hayal ediyorum.”
kafka, babasına yazdığı bu büyük ve uzun mektupta bile yeterince açık olmayı başaramamıştır, hep aralık bir kapının ardından seslenir gibi ulaşmaya çalışmıştır babasına. yazı sürecinde babasının etkisinin büyük olduğunu düşünürsek belki bu babaya teşekkür borçluyuzdur.
devamını gör...
organik kimya
breaking bad dizisinde heisenberg’in oğlunun sakat doğmasına neden olan işte bu karbonların farklı bağlanmasından kaynaklanmasıydı.
kömür ve elmas ikisi de karbonlardan oluşur ancak dizilişleri farklıdır. *
t. en sevdiğim kimya konusudur.*
kömür ve elmas ikisi de karbonlardan oluşur ancak dizilişleri farklıdır. *
t. en sevdiğim kimya konusudur.*
devamını gör...
nudesuzluk özlemi
yarasa seneca ukdesi.
ukde sahibi senecacığım ne demek istemiş hemen açıklayalım. diyelim ki birkaç gün üst üste nude almadınız. o zaman bu özlemi çekebilirsiniz. ben hiç çekmedim açıkçası. her günüm bereketli geçti çok şükür.
ikinci olarak da... nude alınmayan zamanlara hasret çekmek olabilirli. ama biri niye buna özlem duydun ki? çok saçma.
ukde sahibi senecacığım ne demek istemiş hemen açıklayalım. diyelim ki birkaç gün üst üste nude almadınız. o zaman bu özlemi çekebilirsiniz. ben hiç çekmedim açıkçası. her günüm bereketli geçti çok şükür.
ikinci olarak da... nude alınmayan zamanlara hasret çekmek olabilirli. ama biri niye buna özlem duydun ki? çok saçma.
devamını gör...
itici gelen hitap şekilleri
bir filmde duymuştum adı aklıma gelmedi şey diyodu; aşkito bomçikellam. evet kusmaya gidiyorum.
devamını gör...
nazan öncel'in en güzel şarkısı
ben böyle aşk görmedim
gidelim buralardan
bir hadise var
hayvan
zamanının çok ilerisinde bir şarkı
gidelim buralardan
bir hadise var
hayvan
zamanının çok ilerisinde bir şarkı
devamını gör...
geceye bir kedi bırak
(bkz: yemek istenilen entryler) barındıran başlık olmuş bu.
buradan yoldaş benjamin franklin'e sesleniyorum, anons manons bir şey yapsanıza kafacılar paylaşsınlar kedilerini. memleketin çok acil kedilerinize ihtiyacı var kafacılar. (bkz: s.o.s.)
buradan yoldaş benjamin franklin'e sesleniyorum, anons manons bir şey yapsanıza kafacılar paylaşsınlar kedilerini. memleketin çok acil kedilerinize ihtiyacı var kafacılar. (bkz: s.o.s.)
devamını gör...
güne bir sanat eseri bırak
lady in yellow dress (1899)

sanat eserlerindeki kadın figürleri her zaman dikkatimi çekmiştir. özellikle dönem kıyafetleri ve ifade okunuşlarını yorumlamak benim açımdan çok keyifli. ve tabii ki kadın gerçekten çok güzel bir varlık.*
bu tablo avusturyalı ressam max kurzweil'in eseri. sanatçı muhafazakarlık öğretileri ile özgür sanat yapılanması arasında sıkışıp kalmış.
tablodaki kadın sanatçının eşi martha.
ona ilham perisi de diyebiliriz. oldukça güzel ve kendine güvenen bir görüntüsü var. ben ifadesini meydan okuma ile umursamazlık arasında bir yerde gördüm. tabii söz konusu ressam'ın hayat arkadaşı olunca bu ifadenin acaba 'kadının adama verdiği bir mesajı mı vardı' sorusunu sordutturdu bana. bunu düşünmeden edemedim. her ne kadar iyi bir evlilik yapmış gibi gözükseler de.* martha'nın ev hasreti çekmesi ve eşinin yalnızlığına çekilmesi onu depresyona sürüklemiş. yaşadıklarından bağımsız bu güzel kadın eşinin sanat eserlerine konu olmuş. sonunda mutlu olabilmişler mi, bilemem ama kadın mutsuzluğuyla bile bir sanat eseri olmuş. mutlu olabilselerdi neler olurdu acaba? yoksa mutsuzluk mu ilham kaynağı... bilemedim.
ressamın da eline sağlık, ne diyeyim..*

sanat eserlerindeki kadın figürleri her zaman dikkatimi çekmiştir. özellikle dönem kıyafetleri ve ifade okunuşlarını yorumlamak benim açımdan çok keyifli. ve tabii ki kadın gerçekten çok güzel bir varlık.*
bu tablo avusturyalı ressam max kurzweil'in eseri. sanatçı muhafazakarlık öğretileri ile özgür sanat yapılanması arasında sıkışıp kalmış.
tablodaki kadın sanatçının eşi martha.
ona ilham perisi de diyebiliriz. oldukça güzel ve kendine güvenen bir görüntüsü var. ben ifadesini meydan okuma ile umursamazlık arasında bir yerde gördüm. tabii söz konusu ressam'ın hayat arkadaşı olunca bu ifadenin acaba 'kadının adama verdiği bir mesajı mı vardı' sorusunu sordutturdu bana. bunu düşünmeden edemedim. her ne kadar iyi bir evlilik yapmış gibi gözükseler de.* martha'nın ev hasreti çekmesi ve eşinin yalnızlığına çekilmesi onu depresyona sürüklemiş. yaşadıklarından bağımsız bu güzel kadın eşinin sanat eserlerine konu olmuş. sonunda mutlu olabilmişler mi, bilemem ama kadın mutsuzluğuyla bile bir sanat eseri olmuş. mutlu olabilselerdi neler olurdu acaba? yoksa mutsuzluk mu ilham kaynağı... bilemedim.
ressamın da eline sağlık, ne diyeyim..*
devamını gör...
thrash metal
60 lı yıllarda vietnam işgaline karşı tepkiden yola çıkan hippiler dünyayı mahatma gandi'yi örnek alarak pasif direnişle daha güzel hale getireceği inancına kapılmışlardı.
en basitinden savaşma seviş sloganları bağımsız hareket etme seks özgürlüğü bu akımın argümanlarıydı. fakat patlayan petrol şoku ve müteakiben gelişen olaylar hippiliğin simgelerinden olan rock müziği daha sert ögelerle harmanlamaya başlamış ve daha sert tepkisel bir boyuta itmiştir.
karşı akım olarak gelişen punk hippiliğin yok oluşunda alternatif bir akım olmayı vaad etmiş ve tamamen sistemi eleştirmeye yönelik agresif ögeleri barındıran bir tarz müziği geliştirmiştir.
gerçektende hayallerle yola çıkan hippilik uyuşturucu kıskacında yok olmaya yüz tutmuştu.
bu arada rock müzikte safını sertleşerek heavy metalde belirlemiş daha kuvvetli sounda sahip bir şekle bürünmüştür. 70 lerin sonunda dünyayı pasifize ederek çaresizlik kıskacına alan kapitalizm tamda hippiliği yok etmiş ve heavy metali de kucağına almışken 80’de yaptığı dünya üzerindeki operasyonlarla amacına iyiden iyiye yaklaşmıştır.
tam bu dönemde punk akımının yükseleceği tahmin edilirken rock müzik tepkisini daha sertleştirmiş içine punk akımında alarak thrash metal denen ve bütün extreme metal dallarına alt kaynaklık eden türü doğurmuştur.
türün yaygın bilinen grubu metallica olmasına rağmen tepkisel şiddeti içeren ve tam anlamıyla ve bana göre en iyi şekilde icra eden grubu slayerdir.
zaman içinde dalgalanmalara kendi kaptıran ve doksanlarda kapitalizmin yalancı rüzgarından etkilenen akım 11 eylülle beraber şoku yemiş ve kendine gelmiş özüne dönmüştür.
tür insanın kendini savaş makinesine döndürmesine, yaşadığı iç çelişkilere ve kapitalizmin acımasızlığına ve din sömürüsüne aşırı şekilde tepki duyan bir türdür.
kısacası thrash metal düzen bu şekilde var oldukça hep gelişecek ve diğer kaynaklara öncülük edecektir.
en basitinden savaşma seviş sloganları bağımsız hareket etme seks özgürlüğü bu akımın argümanlarıydı. fakat patlayan petrol şoku ve müteakiben gelişen olaylar hippiliğin simgelerinden olan rock müziği daha sert ögelerle harmanlamaya başlamış ve daha sert tepkisel bir boyuta itmiştir.
karşı akım olarak gelişen punk hippiliğin yok oluşunda alternatif bir akım olmayı vaad etmiş ve tamamen sistemi eleştirmeye yönelik agresif ögeleri barındıran bir tarz müziği geliştirmiştir.
gerçektende hayallerle yola çıkan hippilik uyuşturucu kıskacında yok olmaya yüz tutmuştu.
bu arada rock müzikte safını sertleşerek heavy metalde belirlemiş daha kuvvetli sounda sahip bir şekle bürünmüştür. 70 lerin sonunda dünyayı pasifize ederek çaresizlik kıskacına alan kapitalizm tamda hippiliği yok etmiş ve heavy metali de kucağına almışken 80’de yaptığı dünya üzerindeki operasyonlarla amacına iyiden iyiye yaklaşmıştır.
tam bu dönemde punk akımının yükseleceği tahmin edilirken rock müzik tepkisini daha sertleştirmiş içine punk akımında alarak thrash metal denen ve bütün extreme metal dallarına alt kaynaklık eden türü doğurmuştur.
türün yaygın bilinen grubu metallica olmasına rağmen tepkisel şiddeti içeren ve tam anlamıyla ve bana göre en iyi şekilde icra eden grubu slayerdir.
zaman içinde dalgalanmalara kendi kaptıran ve doksanlarda kapitalizmin yalancı rüzgarından etkilenen akım 11 eylülle beraber şoku yemiş ve kendine gelmiş özüne dönmüştür.
tür insanın kendini savaş makinesine döndürmesine, yaşadığı iç çelişkilere ve kapitalizmin acımasızlığına ve din sömürüsüne aşırı şekilde tepki duyan bir türdür.
kısacası thrash metal düzen bu şekilde var oldukça hep gelişecek ve diğer kaynaklara öncülük edecektir.
devamını gör...
burada yaşarsam çok huzurlu olurum denilen yerler
yeşillik ve suyun olduğu her yer.
devamını gör...
