her insanda kendinden bir parça bulur insan...o bulduğu parçayı sever aslında. kendine tanıdık geleni, aşina olduğunu sever... çocukluktaki hisler, bilinçaltına kaydedilir, sonraki yıllarda o hisleri yaşatacak kişileri bulmaya ve tekrar tekrar o hisleri yaşamaya yol açar. ancak çeşitli terapilerle duygular sağaltılırsa, başka hisler de yaşamaya başlar. aksi taktirde, bu döngü hep sürer, kişiler, yerler, zamanlar değişir ama yaşanan hisler hiç değişmez.
devamını gör...

damiens rice surekli takıldığı barda bir kadınla çarpışır. özür dilemek maksadıyla bir kadeh içki ısmarlamak ister. birer kadeh içki içerler. ilk kadehler bittikten sonra kadın kalkmak ile kalkmamak arasında kalmışken damien bir kadeh daha ısmarlamak ister. kadın kem küm ederek teklifi kabul eder ve ikinci kadehler içilir. ikinci kadehler içilirken sohbet ilerlemeye başlar derken birer kadeh daha söylenir masaya. o sırada damien gizlice saatine bakar ve son otobüsün 15 dakika sonra kalkacağını görür. ancak muhabbet sırasında kadınla hemen hemen aynı yerde oturduklarını en azından aynı otobüse bineceklerini öğrenmiştir. "fırsat bu fırsat, bir kadeh daha içersek otobüsü ikimiz de kaçırırız, eve birlikte yürürüz" diye düşünür damien ve saatten bahsetmez kadına. birer kadeh daha içilir, damien'in sigarası da bitmiştir lakin kadından otlanıyordur. otobüs saati geçince damien saate bakar ve "aa tüh otobüs de kacti ne yapacagiz?" der. kadın da " sorun değil erkek arkadaşım gelip alacak beni" diye cevap verir. işte o an dünya başına yıkılır damien'in ama çaktırmaz. " ha iyi o zaman ya " diyerek tuvalete gider. döndüğünde ise kadın masaya üç sigara bırakıp gitmiştir. damien ise eline aldığı peçeteye bu sarkiyi yazar.
cheers darlin'
devamını gör...

tarih yaşanan değil, üretilen bir şeydir ve yapı olarak nesnel değildir. nesnel olmayanın nesnel öğretilebilmesi ise tarih sahnesindeki büyük aktörler için zaten uygulanır. bu sebepten de bazı sosyal bilimciler tarafından tarih yok sayılır.
devamını gör...

1980'lerin başlarında siyasi yasakların olduğu dönemde, 60'ların adalet partisi geleneğini sürdürmek üzere kurulan siyasi parti dyp'ydi. bu partinin arka plandaki gizli lideri olan kişi de yasaklı süleyman demirel'di.
dyp yöneticilerine basın yoluyla sorulan sorularda, yöneticilerin cevabı "bir bilene soralım" şeklinde gelirdi.

buradaki "bir bilen" süleyman demirel'di. "bir bilene sormak" deyiminin çıkış noktası da budur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

adımla nasıl berabersem

"hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
koşar gibi yürüyüşün
karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın
karanlık boşluklarında akıp giderken zaman

adımla nasıl berabersem öylece beraberiz
seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat
koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz
ve sonra her zaman her ölümlüye
aynı şartlar altında kısmet olmayan
gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın. "

attila ilhan
devamını gör...

yaşa bağlı işitme kaybı yaşayan insanlara yönelik olarak doğru olan önermedir.

özellikle kullanmaları gereken işitme cihazlarını kullanmayan yaşlılar genel olarak duymadıklarından dolayı algı problemleri de yaşayabilirler. bu durumda bağırarak tane tane anlatmak gerekir yoksa başka türlü sözlü iletişim kurmak hayal olur.
devamını gör...

güzel ahlaklı olan model.
kime sorsam öyle diyor.
aynı anda 15 kişiye yazmasın, evli ise yazmasın, evli olana yazmasın, aslında yazmasın.
yazma işi ile güzel ahlak aynı karede zor.
neyse ben duyduklarımı yazdım.
bu zamanın kadınları çok akıllı.
az akıllı, bol güzel ahlaklı olun kafi bence.
ya da bana ne.
ben tanım gireyim diye yazdım.
devamını gör...

seyyar tarla projesi. yazdım bunu, tutar bu proje.
devamını gör...

yıllardır hiç cevap vermemiş olmama rağmen cuma, bayram, kandil vb dini aktivite mesajı atan akrabam var. kendisini göstermiş olduğu istikrardan dolayı tebrik ediyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
şuanki gergin sözlük ortamına tezat hem düşünceli hem biraz mutluyum.
devamını gör...

aktif yazar sayısı:5691
aktif çaylak yazar sayısı:7084 diyerekten duruma el koyuyorum.

tek tek yazar ismi verecek kadar daha canıma susamadim. alınmaca gücenmece,yazıklar olsun adım yazılmamış diyenlere, sus sözlük halkına oynama be artık diyenlere gelsin *


t: tüm sözlük üyeleri diyerek konuyu tatlıya bağlayan whis'cik.

(bkz: biz bu kafaya kolay gelmedik)
devamını gör...

ne cok okuyan ne de cok gezen; en cok türk insanı bilir.
her seyin en iyisini, en guzelini o bilir, istisnasiz her bir ferdi mukemmel bilir.
kendi bilmesi yetmez sana da ogretir.
(bkz: ironi)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

islam dini terimidir. inanmış, gönlü kanmış, emin olmuş anlamlarına gelir.
devamını gör...

john katzenbach tarafından yazılmış müthiş bir psikolojik gerilim romanıdır. 670 sayfaydı yanlış hatırlamıyorsam. tabii yazının boyutuna göre sayfa sayısı da azalabilir kitabın başka çeşit yayınlanmış hallerinde.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

olduğu gibi kitabın arkasından çeviriyorum. spoiler değil yani;

psikopatın peşindeki psikiyatr:

saran psikolojik gerilim der patient kitabında new yorklu psikiyatr dr. frederick stark'ın hayatı bir kabusa dönüşür. elli üçüncü doğumgününün gecesinde dr. frederick stark muayenehanesinin bekleme odasında tatsız bir mektupla karşılaşır:

başlığında ölümünüzün ilk gününe hoş geldiniz! yazan mektubun altı rumpelstilzchen imzalıdır. tabiiki ilk akla gelen bunun bir eşşek şakası olduğudur. psikiyatrımız öyle olmadığını pek yakında ders mayetinde öğrenecektir. anonim şahıs onu şeytani bir oyuna zorlar: rumpelstilzchen kendisinin gerçek hayatta kim olduğunu bulması için onbeş gün zaman tanıyor kurbanına. aksi takdirde dr. stark’ın aile bireyleri tek tek ölümle yüzleşecektir. bir diğer alternatif seçenek olarak psikatr pes edip, kendi hayatından vazgeçmelidir. kendisine kimin tarafından böylesine yoğun bir kin ve nefret güdüldüğüne dair stark’ın en ufak bir fikri yoktur ve kendi hayatından vazgeçmek söz konusu bile değildir...
böylelikle ölümcül bir kedi - fare oyunu başlar.

- - - - - -

yıllar önce okuduğum bu kitabın yeri bende baskadır. zira okuduğum ilk psiko-gerilim kurgusudur. ilk göz ağrım da diyebilirim. efsane bir kitap gerçekten. öylesine akıp gidiyor ki, kalınlığı gözünüzü korkutmasın derim. 340’lara doğru bir sıkılmıştım ama yarım bıraksaydım kendimi affedemeyeceğim bir kitaptı. kedinin de farenin de yerine koydum kendimi. tam olarak böyleydim;

şuan ne yapardım? hangi yolu seçersem bu durumu en az hasarla kurtarırım veya duygudurumlarımın esiri olmadan mantığımı nasıl önüme koyarım? nasıl bir yol izlerim?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

zevk alırken öte yandan türlü karanlık düşüncelere muzdaripsin ve bundan hiç şikayetçi değilsin. efsane. dışarı çıkarken hemen eve dönsem de kafa sinemama devam etsem diyordum o zamanlar. muazzam, harika, müthiş ve daha bir çok övgüler!
devamını gör...

içimiz.

kimselere söylemeden, kimseler bilmeden. millet akıllı sanıyor sen içeride vur patlasın çal oynasın. tak yüzüne bi maske, yürü işte mis. adıyaman ili besni ilçesinin kızılin köyündeki amcamlara çok selam ve hayır ben onun kadar güzel istakoz çizemem, lütfen ısrar etmeyin!
devamını gör...

romalılar siz delirdiniz mi? ali babacan'a elit diyorsunuz. ekşi sözlükteki gibi 'en azından diploması var' seviyesine ineceksiniz nerdeyse.

sabah gazetesi yazarı dilek güngör istanbul borsasındaki taze kuru gıda (bkz: tkuru) şirketindeki vurgunu anlatıyor.

ali babacan'nın kayınçosu nusret yurter 2009 yılında taze-kuru gıda şirketini kuruyor. yaş ve kuru sebze-meyve ihracatı yapan şirketin hisseleri 1.40 ve 1.68'den ülker grubuna satılıyor. şirketin içi boşaltıldıktan sonra 1 yıl içinde hisse fiyatı 707 lira oluyor. tam 140 kat değerleniyor hisse. nasıl elitler nasıl elitler şaştık kaldık valla.

biz de elitiz ama

ilber ortaylı'nın dediği gibi "biz paranın eliti değiliz."

işi ehline teslim ederseniz ülkeyi soyar giderler, ruhunuz duymaz. (bkz: cem uzan)

25 eylül 2020 tarihli dilek güngör'ün "borsada taze kuru bir hikaye!" başlıklı köşe yazısı,

borsayla biraz haşır neşir olan herkes son dönemde öz sermayesi ekside olan ama hisseleri tavan yapıp duran bir şirketi konuşuyor:
taze kuru gıda... düşünsenize, aktif büyüklüğü 6 milyon tl, piyasa değeri 707 milyon tl... son 1 yılda hisseleri 5 tl'den 707 liraya kadar çıktı. tavan tavan yapıp duruyor. kimdir bu şirket, ne iş yapar! biraz araştırınca ilginç bir hikâye karşınıza çıkıyor.
taze kuru gıda ankara kızılcahamam'da 2009'da kuruluyor. sahibi ali babacan'ın kayınbiraderi... hani bir dönem meşhur 'kayınço nusret' diye babacan'ın yatırım ajansı'na ballı maaşla danışman yaptığı nusret yurter... sebze-meyvede kuru gıda ihracatı yapan şirket 21 mayıs 2020'de el değiştiriyor. nusret yurter ve nazire erinç yurter hisselerini ülker'in a takımı'ndaki hüseyin avni metinkale'ye satıyor.
a grubu paylarını hisse başına 1.68 tl'ye, b grubu paylarını ise 1.40 tl'ye...
b grubu paylar borsada işlem gören hisseler...
borsada hisse değeri o tarihte satış fiyatının neredeyse 20 katı!
sonra hisselerini satsa da taze kuru net diye bir şirkette yurter'e yüzde 25 hisse veriliyor. üstelik, taze kuru gıda içindeki bütün iş bu şirkete devrediliyor.
bugün kayınço patronun 1.40 liradan sattığı hisseler 707 tl...
neresinden tutarsan tuhaf!
borsada 20 tl'yken 1.40 liradan hisselerini satıyorsun, taze kuru gıda'nın içindekileri bir başka kurulan şirkete devrediyorsun (bir nevi içini boşaltmak gibi), o şirketten pay alıyorsun, borsada işlem gören şirketin hisseleri ortada bir şey yokken rekor üzerine rekor kırıyor!
nasıl hikâye?
anlayan varsa bana da anlatsın.

***

tüpraş'a birkaç soru...
geçen gün yazdığım 'akaryakıtta indirim oyunu' yazısı üzerine tüpraş açıklama yaptı. epeyce içerlemişler. o kısımları geçiyorum. açıklamayı baştan sona okursanız içinde itiraflara rastlarsınız.
ne diyorlar?
kasım-aralıkta dağıtım şirketlerinden talepleri topladıklarını, zamdan önce 5-10 katı talep geldiğini, üretim ve stoklarının yetersiz kaldığı durumlarda günlük baz talepleri dikkate aldıklarını anlatıyorlar. üstelik ben 'falanca dağıtıcıya ayrımcılık yaptınız' diye tek bir cümle etmediğim halde sürekli 'herkese eşit mesafedeyiz' diye vurgulama gereği duymuşlar. sanırım, opet'ten dolayı... yaraları mı var anlamadım!
neyse...
kendilerine birkaç soru sormak istiyorum.
dağıtım şirketleri kasım-aralıkta senelik talep miktarlarını size bildirmiyor mu?
tüpraş üretim planlamasını o miktarlara göre yapmıyor mu?
hal böyleyken üretiminiz nasıl yetersiz kalabiliyor ya da stokunuzda ürün bulunamıyor?

dip not: dilek güngör ekonomi alanında güvenilir bir kaynak olmamakla birlikte yazdıkları yalan değildir. nitekim bu haberin yayınlanmasından sonra spk şirketin bedelli sermaye artırımı kararını onaylamamıştır. ancak soruşturma da başlatmamıştır. kaynak

09.01.2022 tarihli edit:
youtube kanalı flutv'nin olmaz öyle saçma ekonomi serisinin 16. bölümünde ali babacan yeniden konuk oldu. buradan izleyebilirsiniz: flutv - ekonomi nasıl düzelir

daha önce albayrak ailesinin sahibi olduğu sabah gazetesinde ekonomi köşe yazarı dilek güngör'ün ali babacanı'n borsa vurgununu ifşa ederek taze kuru gıda şirketinin içinin kimler tarafından boşaltıldığını yazmıştım. ali babacan ve akrabası hala dilek güngör'e bir yanıt vermiş değil. ancak tkuru hissesi son bir yıldır düşen trend içerisinde. malı yavaş yavaş boşaltıyorlar anlayacağınız.

flu tv'deki programın analizini yapalım;

soru1: kemal derviş'in ekonomi programını mı devam ettirdiniz?
ali babacan: "aklın yolu bir. istişare ile ortak akılla bilim temelinde bir plan yaparsanız , program yaparsanız ve bunu uygulayabilirseniz iyi sonuçlar alırsınız. yani, iki kere iki dört eder kadar basit konular. ya da ben en azından ben on üç yıldır bu konularla ilgilendiğim için bana basit geliyor. öyle ki türkiye'nin asıl son yirmi yılının en önemli reform süreci 1999'da helsinki süreciyle başlıyor. bu program kısa bir süre sonra patlıyor. dediğiniz gibi sayın derviş geliyor türkiye'ye. o da iyi şeyler yapmaya çalışıyor fakat uygulama konusunda sıkıntı çıkıyor. sayın derviş 2002 yılında erken seçim lazım diyor, çünkü biz bu programı uygulayamıyoruz. ekonomi programını kağıt üzerinde yazmaktan kolay bişey yok. asıl onu uygulamak çok zor. uygulayabilmek için türkiye'yi çok iyi tanımak gerekiyor, türkiye'nin ekonomik kodlarını iyi anlamak gerekiyor, türkiye'deki toplumsal davranış patternlerini -kalıplarını- iyi bilmek gerekiyor.esnafımızın çiftçimizin neye göre nasıl karar verdiğini, vatandaşlarımızın ekonomiden ne anladığını çok iyi bilmek gerekiyor. dolayısıyla, türkiye'de uygulanabilir bir ekonomik program gerekiyor öncelikle. biz onu yaptık. 2001'de siyasete girdim ve biz bir ekonomik program hazırladık. bu programı londra'da, new york'ta, boston'da dünya'nın önemli finans merkezlerinde seçimlerden önce gittik anlattık. biz (şimdi) yeni parti kurduk, eğer seçilirsek bu programı uygulayacağız. bu ekonomi programında kemal derviş döneminde uygulanmaya çalışılan ekonomi programındaki iyi unsurları aldık, yanlış kısımları kenarda bıraktık. şunu yaptık çok şükür, o dönemde ne dediysek uygulayabildik. 2002-2007 arası türkiye'nin olağan üstü hızlı kalkınma dönemi oldu. türkiye tarihindeki en başarılı dönem bu dönem oldu. "

yani şöyle diyor: biz kemal derviş'in ekonomi programını türkiye coğrafyasında ve toplumunda uygulanabilir bulmadık, yeni bir ekonomik program yaptık. bunu da batı'daki büyük finans kuruluşlarıyla konuştuk.

ali babacan 2002 - 2008 yıllarını kapsayan dolar kuru ve ihracat grafiği gösteriyor. dolar kuru 1.51 tl'den 1.29 tl'ye gerilerken ihracat 36 milyar dolar'dan 132 milyar dolara çıkmış. pardon da bu sizin başarınız değil ali babacan. bakın çin, kendi para birimi olan yuan'ın değerini düşürmek için çin merkez bankası 81 milyar dolar alım yapmış. 2003 yılında çin merkez bankasının dolar rezervi 206.7 milyar dolar iken, 2004`te 610 milyar dolara yükseldi. bigpara haber. ihracat konusuna gelirsek: (gbkz: çin
, türkiye`nin bir yılda yaptığı toplam ihracata sadece 25 günde ulaşıyordu. 2009 yılında ise çin merkez bankasının döviz rezervi 2 trilyon doları geçti bigpara haber.

2001 krizinin ardından akp'nin iktidara geldiği 2002 yılında tcmb'nin doviz rezervi 27,6 milyar dolardı. 2008 yılına 71.6 milyar dolar rezervle girdi. yani ali babacan döneminde ihracat artarken türk lirasının değeri de arttı. ama çin, yuan'ın değerini korumak için piyasadan dolar toplarken ali babacan yönetimindeki devlet ekonomisi türkiye cumhuriyeti'ni ekonomik krizlere karşı savunmasız bıraktı. ali babacan döneminde enflasyon %13.2'dir. berat albayrak'tan sonra 2000 yılından sonraki en yüksek enflasyon ali babacan dönemindedir.
yani ali babacan döneminde dolar kuru düşüktü çünkü halka enflasyon üzerinde faiz veriyordu. halk dolar almak yerine mevduata para yatırıyordu. ali babacan sayesinde yüz binlerce milyoner türedi. çevremdeki herkes parasını mevduata koyup faizini yiyordu. herkes mutluydu. ihracat yapabildiğimiz için ithalat da oluyordu. cep telefonu, bilgisayar, parfüm gibi lüks tüketim mallarını ithal ediyorduk karşılığında dünya'ya ne satıyorduk peki? ham maddesini ithal ettiğimiz yarı mamul çelik, alüminyum, petrokimya ürünleri, tekstil ürünleri, çimento, buğday, saman vb. yani katma değeri düşük üretimli mallar. ali babacan ihracat grafiğine bir de katma değer grafiği eklerse façası çizilir.

alın bu da hazine'nin borçlanma faizi tablosu; borçlanma faizi verisi
ali babacan döneminde hazine yüksek faizle borçlanmış. kime borçlandı ?? "dünyanın en büyük finans şirketlerine" öve öve bitiremediği londra borsasına, new york wall street'e, boston'a

ali babacan hiç kusura bakmasın övülecek tarafı yok. çin bile ekonomik krizi görüp merkez bankasında 2 trilyon dolar rezerv biriktirmiş, 200 tonun üzerinde altın rezervi biriktirmiş. ali babacan napmış? gelen parayı fazile halka dağıtmış. akp'nin bu kadar sevilmesinin sebebi budur işte. herkesi faize alıştırdılar sonra gemi batınca nas var nas diyerek faize savaş açtılar.

ali babacan, recep tayyip erdoğan'ın tahtının altına saatli bomba koydu. 2008-2012 ekonomik krizi teğet geçti ama merkez bankası rezervlerini artırmak yerine halkı faize alıştırdıkları için pandemi döneminde kazığı yedik.

ekonomide altın kuraldır: halkını asla kolay paraya alıştırma.
devamını gör...

elimden geldiğince açmaya çalıştığım başlıktır. bu tarz başlıklar şu anlık ilgi görmüyor fakat eninde sonunda merak edip okuyanlar ya da bir şeyler paylaşmak isteyenler olacaktır diye düşünüyorum.
devamını gör...

bu bay harpagon o kadar varlıklı ama o kadar da eli sıkı bir burjuva. bütün ailesine para yüzünden ıstırap yaşatıyor. parası bitmesin diye cimrilik yapıyor.
devamını gör...

kafadan kaybettirecek bir muhabbet.

-başka hesabın var mı bi yerde?
+kafa sözlük'te yazıyorum.
-kafa sözlük mü?
+evet. ortam falan çok güzel.
-kadınların hep genellendiği yer değil mi orası?
+yok yaaa birkaç trollün işi onlar.
-sen yapmıyorsun yani?
+işim olmaz ya...erkek feministm ben zaten.
-(ben de yedim) hmm ne güzel.
+ehihihi!
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim