tanımlarını okuyarak bir yazara aşık olmak
ulan denk geldiğimiz döneme bak. şeytanın şerrinden sana sığınırım.
devamını gör...
hukuk okumak
huku kokuyorum diye t-shirt bastırıp gezmelik bölüm..
devamını gör...
kişide kaçma isteği uyandıran muhabbetler
apartmandan çıkarken komşunun sorduğu nereye gidiyorsun sorusu.
onlar sormadan ben çok acelem var görüşmek üzere diyorum.
kimi peşimden sesleniyor.
komşularım, seviyorum sizi, ama bu soruyu hiç sevmiyorum.
sormayın daaa.
onlar sormadan ben çok acelem var görüşmek üzere diyorum.
kimi peşimden sesleniyor.
komşularım, seviyorum sizi, ama bu soruyu hiç sevmiyorum.
sormayın daaa.
devamını gör...
bu sabah yağmur var istanbul'da
"şarkılarda düşünmek seni bana getirmez ki" cümlesini pek naif bulduğum yağmur, özlem ve hüzün temalı mfö şarkısıdır.
bu sabah yağmur var istanbul'da
gözlerim dolu dolu oluyor bilinmez niye
anne sözü dinler gibi masum
ağladım bu sabah
günler dayanılmaz oldu senden uzak olunca
martılar mahsun oldu onlar bile ağladılar
şarkılarda düşünmek seni bana getirmez ki
seni bana getirmez ki
bu sabah yağmur var istanbul'da
gözlerim dolu dolu oluyor bilinmez niye
anne sözü dinler gibi masum
ağladım bu sabah
günler dayanılmaz oldu senden uzak olunca
martılar mahsun oldu onlar bile ağladılar
şarkılarda düşünmek seni bana getirmez ki
seni bana getirmez ki
devamını gör...
normal sözlük'te anonim olmak
merak uyandırır, aynı zamanda kimine göre daha rahat yorum yapabilme özgürlükleri vardır.
devamını gör...
geceye cevabı olmayan bir soru bırak
nietzsche yolda bir at arabası görür. sahibi, elindeki kırbaçla ata vurmaktadır.
nietzsche görür görmez adama saldırır ve atın boynuna sarılıp ''anne ne kadar da aptalmışım'' der. ağlayarak fenalaşır.
o günden sonra nietzsche'nin bunadığı söylenir. kendisine bu olaydan sonra ablaları bakmıştır.
fakat o cümleyi neden söylediği ve hangi manada söylediği hiç bir zaman anlaşılamamıştır.
hatta bunu bela tarr - torino atı filminin giriş sahnesinde dile getirmiştir. ilginçtir, bu filmde tamamen bu olaydan esinlenerek çekilmiş.
nietzsche görür görmez adama saldırır ve atın boynuna sarılıp ''anne ne kadar da aptalmışım'' der. ağlayarak fenalaşır.
o günden sonra nietzsche'nin bunadığı söylenir. kendisine bu olaydan sonra ablaları bakmıştır.
fakat o cümleyi neden söylediği ve hangi manada söylediği hiç bir zaman anlaşılamamıştır.
hatta bunu bela tarr - torino atı filminin giriş sahnesinde dile getirmiştir. ilginçtir, bu filmde tamamen bu olaydan esinlenerek çekilmiş.
devamını gör...
yazarların kimlik numarası ezberleme şekline göre zeka türü
ben listede yokum. zekâmı kaybettim hükümsüzdür.
devamını gör...
iyi parti'nin akp için akflix göndermesi
iyi parti’nin resmi sosyal medya hesabında “bu bir akflix yapımıdır” ifadesiyle tanıtım filmi yayımlandı.
“ne yazık ki gerçek hikayelere dayanmaktadır” diye başlayan videoda, ‘sipariş edildiği söylenen aşılar’, ‘geri dönmeyen gri pasaportlular’, ‘128 milyar dolar’, ‘damat bakan’, ‘3600 ek gösterge’, ‘milletimize verilen sözler’ vurguları yapıldı. bir film fragmanı gibi lanse edilen videonun sonunda, filmin ismi “illüzyonist, kayıplar ülkesi” olarak açıklandı.
türü dram, süresi 19 yıl
iyi parti, videoyu şu ifadelerle paylaştı:
“bu akşam ne izliyoruz: sn. illüzyonist tür: gizem, dram, gerilim süre: 19 yıl akflix'in katkılarıyla kayıplar ülkesi'nde yaşananları izlemekten çok sıkılmadık mı?”
akşener “büyük illüzyonist” demişti
iyi parti genel başkanı meral akşener, grup toplantısında yaptığı konuşmada cumhurbaşkanı ve akp genel başkanı recep tayyip erdoğan için “büyük illüzyonist” ifadesini kullanmıştı.
streamable.com/8i7kir
kaynak
devamını gör...
pompei
* pompei’deki antik genelev duvar resimleri yerel dili bilmeyen, farklı ülkelerden gelen denizciler için yapılmıştı. denizciler, kadınlarla aynı dili konuşamadıkları için istedikleri pozisyonları duvardaki resimleri göstererek belirtirler ve jetonla ödeme yaparlardı.
pompeii’de merkeze yakın bir yerde 19. yüzyılda lupanar denilen bir genelev keşfedildi ve 2006 yılında ziyarete açıldı.
detaylar için kaynak



pompeii’de merkeze yakın bir yerde 19. yüzyılda lupanar denilen bir genelev keşfedildi ve 2006 yılında ziyarete açıldı.
detaylar için kaynak



devamını gör...
kalbinizi en çok kıran cümle
''seni sevmedim ki, hoşlantıydı sadece'' belki ileride daha ağır şeyler duyacağım bilmiyorum ama şu yazılanları gece 2de hayırsızın birisi yazmıştı ve kalbim buz tutmuş gibi hissettim.
bu da geçecek ama.
umarım geçer ya...
bu da geçecek ama.
umarım geçer ya...
devamını gör...
nickaltı zorbalığı
eleştirmek ne zamandan beri zorbalık oldu? bu kadar mı eleştiriye tahammülünüz yok? ortada hakaret yok linç yok nerden zorbalık oluyor bu. hepimiz insanız iyi yönlerimiz de var kötü yönlerimiz de. hep övülmeyi bekleyip ufacık bir eleştiriyi bile kabullenmeyip sizi eleştiren yazarı linç ederek asıl zorbalığı siz yapıyorsunuz kusura bakmayın. geçenlerde bir yazarın nickaltına gayet kibar ve yumuşak bir dille hafif bir eleştiri yazdım hatta alınmasın diye iyice yumuşattım ki zaten kolay kolay sivri dilli bir üslup kullanmam. o küçücük eleştiriyi bile kaldıramayıp bana yazdığımı silmemi ima etti. hatta birkaç yazar da anında laf sokmaya çalıştı. ne diye? ufacık bir eleştiride bulundum diye. silmiyorum ulan silmeyeceğim de. bu kadar öz güvensiz, pohpohlanmayı bekleyen tiplerseniz böyle sosyal mecralardan uzak durun.
benim de nickaltımda hem iyi şeyler yazıyor hem kötü. bir kere de kalkıp bunu sil demedim kimseye* hatta beğenip geçtim. o onun düşüncesi çünkü herkes beni sevmek, onaylamak zorunda değil ki. eleştiriye açık olun biraz.
benim de nickaltımda hem iyi şeyler yazıyor hem kötü. bir kere de kalkıp bunu sil demedim kimseye* hatta beğenip geçtim. o onun düşüncesi çünkü herkes beni sevmek, onaylamak zorunda değil ki. eleştiriye açık olun biraz.
devamını gör...
quicksand
netflix’in isveç yapımı dizisi olan quicksand, malin persson giolito’nun kitabı störst av allt’tan uyarlanmış. dizinin senaryosu camilla ahlgren'e yönetmenliği per-olav sørensen'e ait.
6 bölümden oluşan dizide bölümler ortalama 40 dk sürüyor.
dizinin ana karakteri olan maja rolüne hanna ardéhn, sebastian karakterine felix sandman, amanda rolünde ella rappich, samir karakterini william spetz yer alıyor.
dizi, isvec'te lise'de okuyan ve başarılı olan maja'nin okula yeni gelen ve çok zengin olan sebastian ile tanışmaları ve sonrasında yaşananları anlatıyor.
çok daha detay kullanılarak daha uzun sürebilir olmasına rağmen olaya giden sürec ile mahkeme sürecine odaklanilmis. ben mahkemede sahnelerinde verilen alt metinleri çok beğendim. hangi konuşmada hangi karakterin gösterileceği gibi detayları. bir de karakterlerin hiç birisinin sütten çıkmış ak kaşık olmamasını. yani her bir karakterin beğendiğiniz ve eleştirdiğiniz birden çok özelliği olmasını.
diziye polisiye suç filmi olarak başladığım için ilk üç bölüm inatla avukatın sebastian'in ailesi tarafından tutuldugunu ve gizlice tüm suçu maja'ya yıkmaya çalıştığını düşündüm.
oysa dizi her ne kadar uç karakterler üzerinden gösterilse de tam bir gençlik ve ebevenyn karmaşasını gösteriyor.
dizinin her bölümünde geçen bazı kilit cümleler var. bu cümleleri fark ettiğinizde aslinda.dizinin daha psikolojik ve sosyolojik taraflarını da görmüş oluuorsunuz.
örneğin ilk bölümde geçen "çevresinde o kadar güzel kız varken sebastian beni seçti." gibi ya da ikinci bölümde "babama annemi sorunca gitti dedi. neden diye sorunca, biz çöpümüzü kendimiz atmayız,başkalari bizim için atar." gibi.
diziyi henüz 10 yaşında olmasına rağmen şimdiden ayna karşısında saatlerini geçiren, bizi içten içe eleştirip,kendince bizden bir şeyler saklamaya ugrasan oğlumu gözümün önüne getirerek izlediğimde ebeveyn olarak gençleri anlamakta ve onlara destek olmakta ne kadar eksik kalabildiğimizi farkettim. altı üstü çerezlik bir netflix dizisi diyerek başladığımız dizide değişen gençlik kavramını, zengin ve batılı ülkelerin sorunlarının da aslında bizim ülkemizin sorunlarından pek farklı olmadığını görüyorsunuz. gençlik ne kadar zor bir şey. kafan karışık, önünde çetrefilli bir yol var, her kafadan bir ses çıkıyor, henüz kendini tanıma aşamasındadın, hangi yöne gitsen mutlaka eleştirecek birileri var ve bununla başa çıkmak çok zor.
dizide ulkemizde kolay kolay göremeyeceğiniz kadar rahat ve demokratik ailenin aslında "kendi hayatı kendi kararları" diyen avrupalı kafası ile çocuğunu ne kadar yalnız bıraktığını görüyoruz.
17 yaşındaki kızının mutsuz olduğunu gören ailesinin zengin sevgiliye hayır dememesi için onu zaman zaman görmezden gelmesi gibi.
benim kuşağımın pek alışık olmadığı ama z kuşağının çok önem atfettigi kankalık, arkadaşlık makamının bir gencin hayatı ile ilgili alacağı kararlarda nasıl da etkili olduğunu görüyoruz.
amanda'nın sebastian'ın bir sorunu varsa sen cozmesinde yardımcı olursun. onu yalnız bırakmazsın diyerek arkadaşınin omuzlarına kaldıramayacağı yükü yüklemesi gibi
yaşınız ve içinde bulunduğunuz ortam ne olursa olsun herkesin ilk ve en önemli ihtiyacının aile sevgisi olduğunu çok iyi görüyorsunuz ki bunu romantik aile saadeti sahneleri yapmadan çok net bir şekilde gösteriyor.
sebastian'ın maja'da anne eksikliğini gidermek ya da babasına olan kinini durdurmak için gösterdiği bağımlılık ve baskı gibi.
dizi bitince bu dizi türkiye'de cekilseydi ne olurdu? diye düşündüm. birincisi maja mutlaka hamile kalırdı. ikincisi maja'nın annesi kürk falan giyer komşulara hava atardı. maja'nın babası sebastian'ın babası ile ortak işe girerdi. peki bizim ülkemizde maja gibiler yok mu? bence var. tek fark kimisi ınstagram fenomeni oluyor kimisi müge anlı türü programların kahramanı.
6 bölümden oluşan dizide bölümler ortalama 40 dk sürüyor.
dizinin ana karakteri olan maja rolüne hanna ardéhn, sebastian karakterine felix sandman, amanda rolünde ella rappich, samir karakterini william spetz yer alıyor.
dizi, isvec'te lise'de okuyan ve başarılı olan maja'nin okula yeni gelen ve çok zengin olan sebastian ile tanışmaları ve sonrasında yaşananları anlatıyor.
çok daha detay kullanılarak daha uzun sürebilir olmasına rağmen olaya giden sürec ile mahkeme sürecine odaklanilmis. ben mahkemede sahnelerinde verilen alt metinleri çok beğendim. hangi konuşmada hangi karakterin gösterileceği gibi detayları. bir de karakterlerin hiç birisinin sütten çıkmış ak kaşık olmamasını. yani her bir karakterin beğendiğiniz ve eleştirdiğiniz birden çok özelliği olmasını.
diziye polisiye suç filmi olarak başladığım için ilk üç bölüm inatla avukatın sebastian'in ailesi tarafından tutuldugunu ve gizlice tüm suçu maja'ya yıkmaya çalıştığını düşündüm.
oysa dizi her ne kadar uç karakterler üzerinden gösterilse de tam bir gençlik ve ebevenyn karmaşasını gösteriyor.
dizinin her bölümünde geçen bazı kilit cümleler var. bu cümleleri fark ettiğinizde aslinda.dizinin daha psikolojik ve sosyolojik taraflarını da görmüş oluuorsunuz.
örneğin ilk bölümde geçen "çevresinde o kadar güzel kız varken sebastian beni seçti." gibi ya da ikinci bölümde "babama annemi sorunca gitti dedi. neden diye sorunca, biz çöpümüzü kendimiz atmayız,başkalari bizim için atar." gibi.
diziyi henüz 10 yaşında olmasına rağmen şimdiden ayna karşısında saatlerini geçiren, bizi içten içe eleştirip,kendince bizden bir şeyler saklamaya ugrasan oğlumu gözümün önüne getirerek izlediğimde ebeveyn olarak gençleri anlamakta ve onlara destek olmakta ne kadar eksik kalabildiğimizi farkettim. altı üstü çerezlik bir netflix dizisi diyerek başladığımız dizide değişen gençlik kavramını, zengin ve batılı ülkelerin sorunlarının da aslında bizim ülkemizin sorunlarından pek farklı olmadığını görüyorsunuz. gençlik ne kadar zor bir şey. kafan karışık, önünde çetrefilli bir yol var, her kafadan bir ses çıkıyor, henüz kendini tanıma aşamasındadın, hangi yöne gitsen mutlaka eleştirecek birileri var ve bununla başa çıkmak çok zor.
dizide ulkemizde kolay kolay göremeyeceğiniz kadar rahat ve demokratik ailenin aslında "kendi hayatı kendi kararları" diyen avrupalı kafası ile çocuğunu ne kadar yalnız bıraktığını görüyoruz.
17 yaşındaki kızının mutsuz olduğunu gören ailesinin zengin sevgiliye hayır dememesi için onu zaman zaman görmezden gelmesi gibi.
benim kuşağımın pek alışık olmadığı ama z kuşağının çok önem atfettigi kankalık, arkadaşlık makamının bir gencin hayatı ile ilgili alacağı kararlarda nasıl da etkili olduğunu görüyoruz.
amanda'nın sebastian'ın bir sorunu varsa sen cozmesinde yardımcı olursun. onu yalnız bırakmazsın diyerek arkadaşınin omuzlarına kaldıramayacağı yükü yüklemesi gibi
yaşınız ve içinde bulunduğunuz ortam ne olursa olsun herkesin ilk ve en önemli ihtiyacının aile sevgisi olduğunu çok iyi görüyorsunuz ki bunu romantik aile saadeti sahneleri yapmadan çok net bir şekilde gösteriyor.
sebastian'ın maja'da anne eksikliğini gidermek ya da babasına olan kinini durdurmak için gösterdiği bağımlılık ve baskı gibi.
dizi bitince bu dizi türkiye'de cekilseydi ne olurdu? diye düşündüm. birincisi maja mutlaka hamile kalırdı. ikincisi maja'nın annesi kürk falan giyer komşulara hava atardı. maja'nın babası sebastian'ın babası ile ortak işe girerdi. peki bizim ülkemizde maja gibiler yok mu? bence var. tek fark kimisi ınstagram fenomeni oluyor kimisi müge anlı türü programların kahramanı.
devamını gör...
kalp ritmini hızlandıran şeyler
göz göze gelmek.
devamını gör...
gölgelerin gücü adına güç bende artık
80'li yıllarda yayınlanan, he-man adlı çizgi filminde söylenen replik.
devamını gör...
insanoğlunun doyumsuz olması
yeryüzü üzerindeki bütün olumsuzluklar, insanoğlunun açgözlülüğü ve doyumsuzluğundan kaynaklanmaktadır.
çevredeki hemen her iş alanındaki bir kısım doyumsuz kişileri inceleyin. dünyalığın arkasından ölümüne koşarlar, koştuklarıyla kalır, kavuşamadan da ölür giderler. böyle kifayetsiz muhterislerin gözünü ancak toprak doyurur.
çevredeki hemen her iş alanındaki bir kısım doyumsuz kişileri inceleyin. dünyalığın arkasından ölümüne koşarlar, koştuklarıyla kalır, kavuşamadan da ölür giderler. böyle kifayetsiz muhterislerin gözünü ancak toprak doyurur.
devamını gör...
yarın öleceğini bilsen bugün ne yapardın sorunsalı
bilmek istemiyor olurdum. tek yapacağım şey "neden bunu biliyorum" diye düşünüp durmak olurdu. belki birkaç şey yapmaya, birileriyle son kez görüşmeye niyetlenirdim ama hiçbirini yapamazdım. aklımın içinde, her hareketimde, baktığım her yerde bu düşünce yer alırdı.
bilmemek, bizim hayatla yaptığımız en önemli anlaşmadır. iyi veya kötü hiçbir şeyi, bir an sonrasını bilemiyoruz. tahmin oyunlarını seviyoruz. kesinleşmiş ne varsa bu anlaşmanın/oyunun tadını kaçırıyor. kural dışı.
bilmemek, bizim hayatla yaptığımız en önemli anlaşmadır. iyi veya kötü hiçbir şeyi, bir an sonrasını bilemiyoruz. tahmin oyunlarını seviyoruz. kesinleşmiş ne varsa bu anlaşmanın/oyunun tadını kaçırıyor. kural dışı.
devamını gör...
nefret söylemi
kendi düşündükleri dışındaki her şeyin yanlış olduğunu düşünen ve herkesin kendisi gibi olmasını isteyen varlıkların yaptığı şeydir.
edit: #217046 cevaben
nefret etme hakkımız vardır fakat bu nedenle karşıdakinin hayatını zorlaştırmaya hakkımız yoktur. herkes bu dünyada yaşamaya çalışıyor ve birine beslenebilecek en kötü duyguyu beslemek bile onun hayatını zindan etmek için haklı bir sebep değildir. (tecavüzcü, tacizci gibi insan sınıfına koymadığım varlıkları bu sözlerimden tenzih ediyorum. onların hayatını istediğiniz kadar zindan edebilirsiniz, yanınızdayım.)
edit: #217046 cevaben
nefret etme hakkımız vardır fakat bu nedenle karşıdakinin hayatını zorlaştırmaya hakkımız yoktur. herkes bu dünyada yaşamaya çalışıyor ve birine beslenebilecek en kötü duyguyu beslemek bile onun hayatını zindan etmek için haklı bir sebep değildir. (tecavüzcü, tacizci gibi insan sınıfına koymadığım varlıkları bu sözlerimden tenzih ediyorum. onların hayatını istediğiniz kadar zindan edebilirsiniz, yanınızdayım.)
devamını gör...


