iran'da gözleri görmeyen kişilere kör denilmesi ayıp olarak görülür. o yüzden kalbiyle görüyor anlamında ruşendil denir. ruşendil, kalbi aydın ve parlak olan anlamına geliyor.
ruşendil ayrıca osmanlıcada kalbi nurlanmış. kâmil ve çok temiz dindar anlamlarına da gelir.
devamını gör...

gina ve peralta için oturup saatlerce izlenesi dizidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kabe'nin yanındaki sadece erkeklerin girebildiği otelde viagra'dan ölenleri var bunların.
devamını gör...

hollywood'ta istisnasız herkesin çılgın olarak nitelediği yönetmen. filmleri de kendisi gibi çılgındır. seyirciyi içsel seyahatlere çıkarmaya bayılır. tarzını anlayabilirseniz bayılırsınız, aksi takdirde "şimdi biz ne izledik lan?" moduna girersiniz.
devamını gör...

dillerine pelesenk ettikleri 'resmi tarihe inandırıldık' gevezelikleriyle, bilerek veya bilmeyerek, okuma yazma bilmez bir toprak ağasını dahi bir kahraman,bir önder gibi gösterdiklerinin farkında olmayan insanları bize gösteren başlık.

uzunca bir süredir, akıllarınca işlerine gelmeyen her tarihi hadiseyi; ''bu resmi tarihtir'', ''bu zırvadır'' minvalinde geveleyerek kendini tarih ve belge okuma uzmanı sanan bilgisizlere sormak gerekir: peki siz nereden okuyorsunuz bu tarihi? ingiliz resmi tarihinden mi? yaşamınız boyunca kaç tarihi vesika okuyup yorumladınız? ya da hepsini bırakın bir tarafa,resmi tarih diye bir şey var mıdır? eğer varsa çıkarırsınız resmi bir belgeyi,bu da yetmez; eksik kalan hususları siyasi ve ideolojik saplantılarınızdan sıyrılarak tarafsızca, tarihçilik metodu çerçevesinde yorumlayıp doğru tarihi ortaya koyarsınız.hoş,bu cenahın tarihçileri genelde mustafa armağan,kadir mısırlıoğlu gibi zevatlar olduğu için bu da pek mümkün görünmemektedir.bir de bu gerizekalılara ve onların tarihçiliğine paralel olarak bölücü terör örgütünün sözde ileri gelenleri bu konuda onları destekleyici yaklaşımlar ve tarihi değerlendirmelerde bulunurlar. bu teröristlerin ağzından ''resmi tarih'', ''kemalist tarih'' kavramlarını sık sık duyarsınız.oysa ki bunların hedeflerine tam olarak neyi koydukları ve karın ağrılarının ne olduğu çok net anlaşılabilir şeylerdir.

şıh sait ya da şeyh sait denilen okuma yazma bilmez bu cahil; yobaz ,gerici ve din kurumunu kullanarak aşiretinin gücüne güç katmış, bu güç ve nüfuzla da yerel bir servet değerindeki hayvanlarını,insanlara karın tokluğuna otlatan tipik bir feodal beyidir.cumhuriyetle birlikte ilerde bu nüfuzunu ve gücünü kaybedeceğini düşünüyordu.kimi yabancı istihbarat örgütlerinin raporlarında saitin ,öteden beri ingiliz istihbaratıyla ortak çalıştığı ve ayrılıkçı kürt hareketinin liderliğini üstlendiği yazsa da bu çapsızın bunu başarabilecek bir kabiliyetinin olmadığı ve bu sebeple doğrudan türkiye cumhuriyeti devleti sınırları içinde sözde bağımsız kürdistan amacıyla başlatılmış bir isyan olmadığı zaten bilinmektedir. söz konusu isyancı zaten mahkeme süreci boyunca bu kalkışmayı bir ''kıyam'' olarak nitelendirmekte ve diğer aşiret önderlerine gönderdiği mektupların çoğunda bunun bir cihat ve dini kurtarma hareketi olduğunu açıkça beyan etmektedir.dönemin bölücü örgütleri 'azadi' ve kürt teali cemiyeti nin planlama safhasında olayın direkt içinde olduğuna dair hiç bir belge ve bilgi bulunmamaktadır. hatta azadi örgütünün, söz konusu kalkışma neticesinde devletin isyanı bastırmak suretiyle bölgede gücünü artıracağından çekindiği ve ilk aşamada kalkışmaya engel olmak istediği bir çok belge ve delilde mevcuttur.elbette klasik bölücü huyları sonucu sonradan isyanın parçası ve destekleyicisi haline gelmişler ve isyan gerici ve ayrılıkçı bir niteliğe bürünmüştür.yine doğrudan saitin ingiliz istihbaratına çalıştığına dair belge olmamasına rağmen dönemin gizli ve askeri istihbarat servislerinin raporlarında ve bizzat gazi atatürk 'ün değerlendirmelerinde ingilizlerin isyanda parmağı olduğu, hatta bizzat tertipleyicileri olduğu vurgulanmıştır.lozan'da net bir bir çözüme kavuşturulamayan musul sorununun milletler cemiyeti'ne intikal etmesinden kısa bir süre sonra bu isyanın başlaması, sebep sonuç ilişkisi kurabilen azıcık zeka sahibi insan için bile durumu gayet özetler niteliktedir.

tüm bunları bir yana bıraktığımızda insanı hayretler içinde bırakan başka bir şey vardır ki; o da bölücülerle dinden geçinen siyasal anlayışın, cumhuriyete ve onun getirdiği yeni düzene karşı aynı içi boş eleştirel yaklaşımlarda nasıl ağız birliği ettiği ve nasıl bir kenetlenme halinde bulundukları gerçeğidir.bu şaşkınlığı üstümüzden atmak için ise emperyalizm kavramını ve onun kullandığı araçları iyi bilmek yeterli olacaktır.
devamını gör...

''ama matta incili 'nde ne denirdi: 'yarının derdi yarının olsun. her günün derdi kendine yeter...' ''

onur ünlü' nün kalemi ve yönetmenliğinden çıkan 'itirazım var' isimli filmin devamı niteliğinde 2020 temmuzda yayımlanan bu kitapta; kahramanımız selman bulut 'la, imamlıktan istifa ettikten hemen sonra bir pavyonda bağlama çalarak hayatını idame ettirirken karşılaşıyoruz.

onur ünlü 'yü seviyorum. yani daha doğrusu yaptığı işleri, yazdıklarını okumayı falan seviyorum. yoksa konuştuğu zaman söylediklerini anlamakta zorluk çekiyorum zira konuşurken kullandığı cümleleri seçmeye uğraştığı kadar, cümlelerin ağzından çıktıktan sonra anlaşılmaması üzerine de o kadar uğraşıyor bence...

itirazım var 'a çok gülmüştüm. hesabım var 'ı okurken çok daha fazla güldüğümü belirtmeliyim. bir kere selman bulut çok acayip bir adam. yani üstünde uzun uzun düşünülmüş, kafa yorulmuş, benim için neredeyse harikaya yakın bir kurgusal karakter. eski bir imam, gençliğinde boksla uğraşmış, antropoloji okumuş, felsefe ve edebiyata oldukça hakim, aynı zamanda bağlama çalan bir satranç tutkunu... yani böyle garip değişkenlerin, bileşenlerin bir bünyede vücut bulmaları/bulabilmiş olmanın ihtimalleri bile nedense bana çok garip bir keyif veriyor.

24 saat riv riv riv kemençe, tulum çalınan; erkan ocaklı, ismail türüt, recebim, gökhan birben, volkan konak ve daha ismini sayamadığım bir sürü karadenizli sanatçının severek dinlenildiği bir evde yetişmiş bir çocuk olarak tuttum bağlamaya heves ettim, ders kurs almadan kendi kendime yetecek kadar kurcalayarak öğrendim. ben de alevi deyişlerine en az selman bulut kadar düşkünümdür mesela...belki de bundandır selman bulut'u kendime çok yakın görmem, bilemedim...

bu gereksiz detaydan sonra kitaba tekrar dönecek olursak spoiler vermeden bir kaç şey paylaşmak istiyorum. mesela kurgu ve olay örgüsünü beğendim. okurken, okuduklarınızı takip ederken, birleştirirken yorulmadım hiç. yağ gibi akıp gitti kitap. ayrıca kitaptan uyarlanan bir film gibi değil de filmden sonra kitabı okumak karakterleri gözünüzde canlandırabilmenize de çok yardımcı oluyor. mesela kitaptaki tüm selman bulut konuşmalarını serkan keskin 'in sesiyle okudum zihnimde. efrahim 'i umut kurt 'un sesiyle okudum. cihan başkomiser 'in sesini osman sonant 'la okudum ve bu acayip hoşuma gitti...

umarım yakın bir zamanda çekilir de sinemada izleyebilirim.. itirazım var 'ı izleyen herkese tavsiyemdir.

kitaptan bir alıntıyla başlamıştım girdiye, spoiler sayılmayacaksa kitaptan küçük bir diyalog paylaşarak da sonlandırmak istiyorum:

'' tarih öğretmeni falan değilmiş mesela abi..'' dedi simlâ üzgün üzgün...
''tahmin etmiştim'' diye homurdandı selman bulut. ''imam-ı azam 'ı bile duymamıştı hayatında...''
''imam-ı azam mı konuştunuz abi randevuya çıktığınız kadınla?''
''konuşamadık işte'' diye hayıflandı selman bulut...
devamını gör...

ilk el hareketini kim ve neden çekmiştir acaba
devamını gör...

anlasa da inanır mı sevginize? iste burasi düsündürdü..
devamını gör...

yahu ben şeyi merak ediyorum, siz sanıyor musunuz ki sadece türk bayrağı elinize alıp tek tip giyinseniz, a haber izleyen adam size destek olacak. "vay vadan hayınları fedoncular, vur polisim vur elin dert görmesin. ortalıgı coh garıstırdılar yine tayyibe verecem" diyecek yine. çünkü medya seni istediği gibi gösterebilir. istediği gibi algı yaratabilir.

ama küçük bir şansınız olsun istiyorsanız bence şöyle yapın. alın elinize defleri, giyin takkeleri cübbeleri, ilahi söyleye söyleye gidin protesto edin. polislere de esans ikram edersiniz. halka şirin gözükürsünüz. müthiş fikir bence de. *
devamını gör...

kara erol.*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel ms. 4. yüzyıla tarihlendirilen, geç roma döneminden bir mozaik pano.
içerisinde grekçe ''sağlık, yaşam, sevinç, barış, neşe, umut'' yazıyor.
1857'de bodrum'da, halikarnassos antik kenti'nde bulunmuş, günümüzde british museum'da sergileniyor.

kaynak
devamını gör...

ilk tanımı heady'ye ait olan başlık. trolllerle ilgili kısım hariç imzamı atarım tanımına*.
aile nitelemesi abartılı gelebilir ama biraz mübalağadan zarar gelmez*.

not editi: başlığı açan yazar da farkındadır ihtilafların, yine de olaylara güzel bakmak ve bu başlığı açmak istemiş olabilir. imzamı atarım dediysem, bu bir temenniyi yansıtıyor işte...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

mesaj vermek zorundayız.
devamını gör...

halkın cahilliğinden faydalanıp sonuna kadar sömürürler. konuları şükür, fakirlik, sabır, ahiret, israf olmakla birlikte diyer dünyada mutlu oluncagını müslümanı degerlendirenin acı oldunu söyler. kendilerine gelirsek cogunlugu villada yaşar hizmetci bulundurur, türkiye için cok ucuk arabalara biner.
devamını gör...

körlük, satranç, yeraltından notlar, simyacı, hayvan çiftliği, medyum ve daha nicesi.....
devamını gör...

mark twain kitabıdır.

mark twain, ruh halinize bağlı olmaksızın her an okunabilecek bir yazar. mark twain bambaşka bir adam. onu okumak her zaman büyük bir keyif. adını duyduğum zaman bile mutlu olduğum bir adam. o bir edebiyat kahramanı, hem de süperinden.

hadleyburg’ü yozlaştıran adam, “ lekesiz aklın sonsuz ışıltısına” bir örnek bence. mark twain’in pırıl pırıl dehasından damıtılmış bir öykü. dehasını gözümüze sokmak için uğraşmadan yazmış kitabı. gösteriş yapmadan yazmış. tevazu içinde yazmış.

kitaptaki hikaye beni çok derinden etkiledi. hadleyburg kenti namuslu, ahlaklı, dürüst olmakla övünen, önde gelen bazı ailelerin göz kamaştıran erdemleri ile ünlü bir kenttir. ve belki de sonsuza kadar öyle kalacaktır. ta ki günün birinden ordan geçen bir yolcuya yapılan bir haksızlığa, ve bu haksızlık sonrası o adam intikam almaya karar verene kadar. bu adamın intikamı kente kötülük yapmak şeklinde olmayacaktır. sadece içlerinde saklı gerçeği ortaya çıkarmakla yetinecektir intikam isteyen bu yabancı.

meraklısı için yazıyorum bu son paragrafı. herkes okumak zorunda değil elbette. bu öykü bana iki farklı yapıtı hatırlattı. bir tanesi, burgazadaya gittiğinizde adanın girişinde sizi karşılayan büyük yazar sait faik abasıyanık’ın “ sinağrit baba” öyküsü. bu öykü üniversite yıllarımda muazzam bir anıma da kaynaklık etmiştir. ( anıyı sizinle paylaşmayacağım. ) sanki iki öykü arasında derin paralellikler var gibi. ikincisi ise, ingiliz olmasına rağmen filmleriyle beni güldürebilen, dünyanın en büyük “ nerd”lerinden biri olan simon pegg’in “ hot fuzz” filmi. benzerlikler çok sevimli bence. okuyun, izleyin, keyif alacaksınız...
devamını gör...

yahudilerin kendi aralarında kullandıkları barış senin üzerine olsun. anlamına gelen selam verme şeklidir.
devamını gör...

siz evliliği ne zannediyorsunuz ya? yaşamsal faaliyetlerin yürütülmesinin durdurulması kararı mı?

ya da içten içe aşırı derecede beş para etmezin teki olduğunuza inandığınız için sizinle ancak size zindan bir hayat yaşatabilecek kadar basit ve hayatsız birinin evlenebileceğini düşünerek mi evlilik hakkında bu mesnetsiz ithamlarda bulunuyorsunuz?

layık olduğunuzu düşündüğünüz evlilikleri ‘evlilik hayatı genellemesi’ olarak kaktırma çabanız gülünçlük derecesinde acınası.
devamını gör...

bazen sırf mutlu olsun diye eşimden yapmasını istediğim eylem. o da bir havalar bir havalar... zannedersin dünyayı yerinden oynattı. sen yokken kim açıyor o kapağı? (bkz: ben tabiki.)
devamını gör...

(bkz: mide bulandırıcı başlıklarda bugün)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim