insanların okuduklarına dahi karışmayı bırakın dediğim başlıktır.
devamını gör...

oyun masalarının en şanslısı olduğunu tahmin ettiğim kişilerdir.
devamını gör...

kürdistan bin yılı aşkındır kullanılan bir ad. nasıl ki türkler orta asyaya ana vatanım diyebiliyorsa bir kürt de kürdistan ana vatanım diyebilir, kendisi türkiye cumhuriyeti vatandaşıyım da demiş zaten. kürdistan dendiğinde akla hemen "öyle bir yer yok ki" ya da "öyle bir devlet yok ki" tarzında şeyler geliyor. evet, kürdistan isminde bağımsız bir devlet yok. kürdistan isminde jeokültürel bir bölge var, orası da ortadoğunun belli yerlerini kapsıyor. bir moğolun yurdu nasıl moğolistan toprakları ise, bir türkün yurdu nasıl türkistan yani orta asya ise, bir afro-amerikalının yurdu nasıl özünde afrika ise, selahattin demirtaşın ana yurdu da kürdistandır. bunu söylemek bölücülük ya da teröristlik değildir. buna karşı çıkmak ise ayrımcılıktır. bu topraklarda 18 milyon kürt türkiye cumhuriyeti vatandaşı var. birbirimize saygı duyup uyum içinde yaşamayı öğrenmeliyiz.
devamını gör...

"... ufka bakarlar;ölüm uzaktamı uzakta...
ve tabut bekler,suya inmek için kızakta...
sultan olmak dilersen,tacı,sorgucu,unut !
zafer araban senin,gıcırtılı bir tabut!"

necip fazıl kısakürek
devamını gör...

herkes... kiminle planlı tanışıyoruz ki?
devamını gör...

eylül yaklaşırken gidişin beni üzdü.
buradan
özlemimi bu şarkı dindirmiyor.
sabırım %78’den hızlı bir şekilde geri load oluyor. dayanamıyorum!!!!!!
devamını gör...

şeker tamamen kesildiyse sigarayı bırakmanın ilk günü gibi olur. aşırı sinirli.

edit: yaklaşık 22 gün önce şeker ve işlenmiş gıdalara tamamen elveda dedim. biraz enerji düşüşü dışında sorun yaşamadım, bu durum da 1 hafta sürdü zaten. diyet güzeldir, fit kalmak insanın özgüvenini yerine getirir. yılmayın, bıkmayın, korkmayın. emin olun zor değil.
devamını gör...

fotoğraf çekerken flashin kapalı olduğundan emin olmak lazım. flash, eserlere ciddi şekilde zarar veriyor. güvenlik nedeniyle cam levha veya şeritler konulmuşsa bunlara dikkat etmek gerekiyor. dokunmamak,sınırı geçmemek önemli.

duvar resmi veya taş bir eser müzenin dışında ve açık alanda ise yanında sigara içilmemeli.
devamını gör...

frank patrick herbert, 1920-1986
türkçe wiki'de üniversiteyi bitirdiği yazmasına rağmen ingilizce wiki'de şöyle diyor: "herbert never graduated from the university; according to his son brian, he wanted to study only what interested him and so did not complete the required curriculum." yani, üniversiteyi bitirmedi, f.herbert, sadece neyle ilgilenmek, ne yapmak istiyorsa onunla ilgilendi, onları yaptı mealinde bir açıklama yapmış oğlu brian.

herbert çok erken yaşlarda yazmaya başladı ve neredeyse hayatı boyunca gazetecilik yaptı. araya, öğretmenlik, fotoğrafçılık, kitap eleştirmenliği ve en önemlisi ekolojik danışmanlık (ki ekolojik danışmanlığı '(gbkz: dune)'da sıkça yararlanacağı bir alandır.) girdi. f. herbert'i dünya çapında üne kavuşturan roman serisi dune, çok uzun bir ön çalışmanın, araştırmanın ürünüdür.

yine ingilizce wiki'de: "ın a 1973 interview, herbert stated that he had been reading science fiction "about ten years" before he began writing in the genre, and he listed his favorite authors as h. g. wells, robert a. heinlein, poul anderson and jack vance." kısaca, bu türde yazmaya başlamadan önce, on yıl boyunca yukarıda işaretlediğim yazarları okuduğunu söylüyor.

yazar, dune romanına önce bir magazin gazetesine yaşadıkları yerin yakınlarında bulunan bir yer hakkında (the oregon dunes) makale olarak başladığını ama makaleyi asla bitirmediğini, dune'u yazma fikrinin de o zaman geliştiğini ve uzun yıllar birinci kitabı yazmak için uğraştığını (altı yıl kadar) söyler.

" 'dune world' from december 1963 and 'prophet of dune' in 1965."
herbert, bu iki kitabı büyük zorluklarla bastırır. fakat kitaplar büyük ilgi çeker. önce 1965'te nebula ödülünü (ki bilimkurgu yazarları için en büyük iki ödülden biridir ve ilk kazananı da dune'la f. herbert'tir.) ve hemen arkasından 1966'da bilimkurgu dünyasının ilk ve en büyük ödülünü -'hugo award'- başka bir yazarla (....and call me conrad by roger zelazny) 'roger zelazny' ile paylaşır.

ondan sonra f. herbert'i kimse tutamaz zaten. romanların arkası gelir. sadece şunu söylemek gerekir ki, frank herbert'in yazdığı bu roman serisi, sadece bir bilimkurgu roman olmanın çok ötesindedir. dune'u bir felsefe kitabı olarak da okuyabiliriz. bir ekoloji destanı olarak da, bir güç ve politika evreni olarak da.

mina urgan bir yazısında şöyle der: "......bazı büyük eserler en az iki katmanlıdır. üst kat, yüzeydeki kat, herkesin anlayacağı düzeydedir. eserin asıl büyüklüğünü, alt katmanın anlamını ise, herkes kolay kolay kavrayamaz......" ben, biraz daha ileri giderek, bunun bir eserin büyüklüğünü anlatan en önemli göstergesi olduğunu savunanlardanım. sadece üst kesim okura, konunun ya da anlatılanın uzmanına seslenen eserler, insanlığa sunmaları gereken yararı sunamıyor gibi gelir bana. tabii bu çok tartışmalı bir konu ve çok fazla tepki de alabilir. bugün çok fazla entelektüel, -bana göre büyük bir kibirle- herkes tarafından anlaşılmak için yazmadıklarını rahatça söyleyebiliyor.

f.herbert 'dune'u;
-çöl gezegeni dune (dune, desert planet)
-dune mesihi (dune messiah)
-dune'un çocukları (children of dune)
-dune'un imparator tanrısı (god emperor of dune)
-dune sapkınları (heretics of dune)
-dune rahibeler meclisi (chapterhouse: dune)
adlarıyla altı kitaplık bir seri olarak yazdı ve son kitabın üzerinde çalışırken 1986'da öldü.

ölümünden sonra oğlu brian herbert ve yazar kevin j. anderson bu evreni (tıpkı star wars evreni gibi) asıl dune evrenini hazırlayan yeni serileri yaratmak için büyük bir üretkenlikle kullandılar. f. herbert'in yazdığı dune evreninde ve f. herbert'in yazdığı asıl dune serisine hazırlık olarak üçer kitaplık üç seri yarattılar. hatta okuyanların dikkatini çekmiştir, bu evrenin asıl merkezi olan dune gezegeni, ilk olarak gezegenbilimci pardot kynes'ın dune'a gelmesiyle başlar ve hepimizin aklına geldiği gibi bu karakterde, brian herbert, babası f. herbert'i simgeleyen bir karakter yaratmıştır.

yenilerde dune serisinin, (oğlunun söylemiyle, bir bankanın kiralık kasasından bulup çıkardıkları, babasının serinin son kitabına ilişkin notlarından yararlanarak yazdıkları) son kitap (7. kitap) iki cilde bölündü ve bildiğim kadarıyla ilk cildi türkçeye çevrildi ve basıldı ama diğer cildin türkçeye çevrilip çevrilmediğini şu an itibariyle öğrenemedim, öğrendiğimde buraya eklerim.

aşağıya daha önce dune'la ilgili olarak yaptığım başka bir çalışmanın ürünü olan 'f. herbert; dune evreni' ile ilgili türkçeye çevrilmiş ve basılmış, türkçeye çevrilmemiş ve basılmamış bütün kitapları içeren bir liste bırakıyorum.

ve kapanışı, arthur c. clarke'ın, 'dune'la ilgili olarak söylediği; "dune, yüzüklerin efendisi ile kıyaslanabilecek tek şaheser kurgu romandır." sözleriyle yapmak istiyorum.

dune kitaplar listesi:
(+işaretli kitaplar yazar tarafından, diğerleri, yazarın ölümünden sonra oğlu brian herbert ve yazar kevin j. anderson tarafından yazılmıştır.)
kronolojik sıra:
-hunting harkonnens – harkonnen avı (kısa hikaye) (kabalcı yayınevi-2005)
-the butlerian jihad – butleryan cihadı (kabalcı yayınevi-2005)
-whipping mek – dövüş meki (kısa hikaye) (kabalcı yayınevi-2005)
-the machine crusade – makinelerin seferi (kabalcı yayınevi-2005)
-the faces of a martyr – bir şehidin hatırlanışı (kısa hikaye) (kabalcı yayınevi-2006)
-the battle of corrin – corrin savaşı (kabalcı yayınevi-2006)
-sisterhood of dune (türkçeye çevrilmedi)
-mentats of dune (türkçeye çevrilmedi)
-red plague (kısa hikaye) (türkçeye çevrilmedi)
-navigators of dune (türkçeye çevrilmedi)
-house atreides (1999) – atreides hanedanı (kabalcı yayınevi-2003)
-house harkonnen (2000) – harkonnen hanedanı (kabalcı yayınevi-2003)
-house of corrino (2001) – corrino hanedanı (kabalcı yayınevi-2004)
-wedding silk (kısa hikaye) (türkçeye çevrilmedi)
+dune çöl gezegeni (sarmal, 1997/kabalcı, 2008/ithaki, 2015)
-a whisper of caladan seas (kısa hikaye) (türkçeye çevrilmedi)
-paul of dune (türkçeye çevrilmedi)
-the road to dune (türkçeye çevrilmedi)
+dune messiah – dune mesihi (sarmal,1997/kabalcı, 2008/ithaki, 2016)
-the winds of dune (türkçeye çevrilmedi)
+children of dune – dune’un çocukları (sarmal, 1998/kabalcı, 2008/ithaki, 2016)
+god emperor of dune – dune’un imparator tanrısı (sarmal yayınevi-1999) dune tanrı imparatoru (kabalcı yayınevi-2009) dune tanrı imparatoru (ithaki, 2017)
+heretics of dune – dune’un kafirleri (sarmal yayınevi-1999) dune sapkınları (kabalcı yayınevi- 2011)
+chapterhouse dune – dune rahibeler meclisi (mavi ada-2000) dune rahibeler meclisi (kabalcı yayınevi-2012)
-sea child (kısa hikaye) (türkçeye çevrilmedi)
-hunters of dune (türkçeye çevrilmedi)
-treasure in the sand (kısa hikaye) (türkçeye çevrilmedi)
-the sandworms of dune (türkçeye çevrilmedi)
devamını gör...

ne yapmak istedigini bilmemek kadar aci verici bir şey daha yoktur. ne istedigini bilememek insana verilmiş en yırtıcı işkence türlerindendir...
kinyas ve kayra
devamını gör...

eksi sozlukten gelenlerdenim. eksinin ozunu kaybetmesi ile bir suredir bakmiyordum bile.
devamını gör...

“yıldızların hırsızları mı var?
tutamam,tutamam,hep yeni bir gün doğar.”

seni dert etmeler-madrigal
devamını gör...

nereye gitsek tanıyorlar yahu. gizlemeye çalışsak da… ( -5 cm )
devamını gör...

kırtasiye ürünleri üreten bir firmanın ismidir.

düzenleyicileri ve ataç gibi ürünleri meşhurdur.
devamını gör...

özellikle animasyon filmlerinde orjinalinden daha iyi olduğunu düşünüyorum. shrek, buz devri gibi filmlerde hala sıkça kullanılan espriler dublajından kaynaklıdır. (bkz: hanım hanım bunlar benim yavrularım) orjinalinden aynı tadı almazsınız bence.
ayrıca bazı filmlerdeki dublajlar da bana göre hiç de fena değildi. mesela rocky'nin şu tiradı buradan bana orjinalinden daha güzel geliyor, orjinalindeki dil kaba ve etkisiz geldi -belki benim yabancı dil bilmememle alakalıdır- , keza heath ledger'in oynadığı joker'in dublajını da beğenmiştim. velhasıl filme, konuya, oyuncuya ve dublajı yapan kişiye göre değişir dublaj olayı.
devamını gör...

kaynak

hemşire denilmiş ama şakayı yapan kişi erkek, hiç de şaşırmadım.

sanayide çalışmış, tecrübeli bir mühendis olarak şunu çok net bir şekilde söyleyebilirim: bazı erkekler gerçekten geri zekalı. öyle şakalar yapıyorlar ki aklınız hayaliniz almaz. hayır, bunlara iş güvenliği eğitimi de veriliyor ama nedense tüp odasında sigara içen de bunlar, arkadaşının g*tüne hava tabancası sokup bağırsaklarını patlatan da bunlar...

oksijen tüpünü yağlı elle ya da kirli bezle/eldivenle taşımak bile yasaktır, anında alev alabilir çünkü. herif yanında çakmakla şaka yapmış, pes!

umarım kadınların vücutlarında kalıcı bir yanık izi oluşmamıştır.
devamını gör...

(bkz: insan her gün yeni bir şey öğreniyor)
devamını gör...

hayvanlarda üzülme, utanma, pişman olma gibi duygular var. ancak onları insan toplumlarındaki ahlak anlayışıyla ele alırsak bize yokmuş gibi gelir.
bir dişi aslan için sürü lideri değiştiğinde yavruları öldürülür. bazı dişi aslanlar sürüden ayrılıp yavrularını korumak için tek başına avlanır.
bir fil sürüsünde bebek fil öldüğünde başında günlerce yas tutarlar. hortumlarıyla ölü bebek file dokunurlar.

hayvanlar hapsedildiklerinde ağır travmalar yaşıyorlar. psikolojisi bozulan hayvanların en çok gösterdiği davranış volta atmak'tır. kafes içerisinde bir sağa bir sola yürürler. bu davranışı eğitimsiz gözler fark edemez. çizgi filmlerde bile kafes içindeki kaplanlar bir sağa bir sola yürürler ve sanki bölgesini savunuyormuş gibi sert, güçlü bir sesle seslendirilirler. oysa gerçek böyle böyle değildir.

hapsedilen hayvanlarda yine en çok gözlenen travmatik davranış kafa sallamaktır.

devamını gör...

bütün başlıklara tanım yazmaya çalışan yazar olarak değiştirilmesini talep ettiğim başlık. nolur değişsin, nooluuurr...
devamını gör...

felsefe ve etik profesörü peter singer'ın 2009 yılında yayınlanan kitabı.
kitap dünyadaki yoksulluğu bitirmek için varlıklı insanların bağış yapması gerektiğini anlatıyor temelde. hem teorik etik felsefesi ile ilgili argümanlar ile bu gerekliliğin boyutlarını tartışıyor, hem de insanların neden olması gerektiği kadar bağış yapmadığını pratik sebepleriyle anlatıyor. ayrıca şiddetli yoksulluk nedeniyle hayatını kaybeden bir insanın hayatını kurtarmak veya bir kişinin hayat kalitesini artırmak için gereken para miktarıyla ilgili birçok araştırmadan örnek veriyor. aklımda kalan birkaç tanesini paylaşayım.

- sıtmanın yaygın olduğu bölgelerde bir çocuğun hayatını kurtarabilecek bir yatak filesi/cibinlik için $10
- katarakt gibi basit bir operasyonla çözülebilecek bir sebeple kör olan bir kişinin tedavisi için $50
- doğum sırasında oluşan fistül nedeniyle hayatını tek başına, insan içerisine çıkamadan yoksulluk içerisinde geçiren bir kadının tedavisi için $400 gerekiyormuş.

kitapla ilgili kendi fikrime gelirsek, her ne kadar singer'in önerdiği yüksek etik standartlara uyabileceğimi düşünmesem de, kitap beni bu konuda düşünmeye ve bir şeyler yapmaya yöneltti, bu nedenle başarılı buldum - yazarın amacı da bir şekilde insanları harekete geçirmek zaten. ayrıca bir felsefe profesöründen beklediğime göre çok daha az teori, çok daha fazla pratik, uygulanabilir düşünce içeriyor, bu da hoşuma gitti.

sonuçta, iş hayatına yeni girmiş biri olarak hafif hafif ama tamamen rastgele bir şekilde yapmaya başladığım yardımları/bağışları belirli bir plana oturtma kararı aldım bu kitapla birlikte. her yıl hangi stk'lara ve ne kadar bağış yapacağımı planladım. ayrıca ne kadar kalıcı olacağını bilmesem de en azından bir süre yapmayı düşündüğüm her lüks/gereksiz harcamada benim buna verebileceğim parayla x çocuğun hayatı kurtulabilirdi diyeceğim gibi görünüyor.

siz de benim gibi bir şeyler yapmak isteyip neyi ne kadar yapacağını bilemeyen biriyseniz okumanızı tavsiye ederim
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim