sadece aslanlar için yerim mevcuttur.

aslan sahiplendirmek isteyenleri beklerim.

diditü:

arkadaşlar yeni mağara aldım. dinazoru olan varsa artık küçük bir dinazorda sahiplenebilirim.

düdüt2:

arkadaşlar yeni balık kafesi aldım, yunusu, balinası olan varsa da yardımcı olabilirim.
devamını gör...

göründüğünden çok daha derin bilinçaltı kökleri olan işlevdir. ve farklı kültürlerde farklı isimler altında kulanımı ile insanlık tarihi kadar eskidir. masallar, bazan başlı başına tamamen bir kurgu iken, bazan da altında yatan kısmi bir gerçeğin gerçek üstü öğeler katılarak ve abartılarak anlatılagelmiş bir versiyonudur.
adı üstünde masal işte deyip geçsek te masal, ​bilinçaltından, ahlaka ve kültürel yaklaşımlara kadar içinde pek çok derin unsur barındırır.
ilk olarak bilinmesi gereken şey aslında masalın kendisinin bir zarf olduğudur, bu zarfın içinde daima bir mesaj gizlidir. bu mesaj genellikle edenin bulması, tutumlu olmanın önemi, cimri insanların kötü sonu, dost kazanmanın önemi, iyi olanların eninde sonunda kazanacağı gibi ahlaki, dini ve insani bir mesajdır. bunun yanı sıra bazı masallarda görülen, masalı kurgulayanın şahsi fikir ve görüşlerini yansıtan çirkin yüzlü birilerine güvenilmemesi vs gibi doğruluğu tartışılır mesajlarda mevcuttur.
masalların işlevlerine göz atarsak;
1: özellikle genç bireyleri iyiye teşvik etmek için hikayelendirme yoluyla etik ve dini nasihatlar vermek.
2: yine özellikle genç bireyleri sakındırma ve korkutma yoluyla yanlış işler yapmaktan menetme.
3: kötü bir hayat yaşayan yada yakınını kaybetmiş bireylere acılarını katlanılabilir kılmaları için dolaylı teselli sağlama, onlara aynı olaya farklı açılardan bakabilme becerisi sağlama.
4: kötü başlayan olayları daima mutlu sonla bitirerek gerçek hayatımızla'' üzülme sonu iyi olacak'' tarzında bir paralellik oluşturmak.
5: gerçek hayatta elde edilmesi ve sahip olunması imkan dışı olan şeyleri, masal yoluyla ödünleme, hayalgücünü kullanarak mutlu etme.
şeklinde sıralanabilir.
ve son olarak kendi şahsi görüşüm masallar günümüzde biçim değiştirmiş olarak daima var olacaktır; örneğin aslında izlediğimiz her film, okuduğumuz her kitap genç, çocuk, yaşlı ayırdetmeksizin bize birer masal anlatmaktadır.
devamını gör...

herkes çevresindeki insanlardan bahsetmiş ama esas kötü olan insanın kendisinden umudunu kesecek noktaya gelmesidir.

bazen gerçekten bu noktaya geldiğim oluyor. sonra unutup veya üstünü kapatıp devam ediyorum "bir şekilde" ama...
eninde sonunda bir tarafımda patlayacakmış gibi geliyor hep.

tanım: kişinin bakış açısına bağlı olarak hayatı zehir edebilen ve hatta bitirebilen şeylerdir.
devamını gör...

23.00'ten önce ne yapıyorsak aynısını yapıyoruz.
devamını gör...

yaprak oldum; döküldüm
ağaç oldum; rüzgar vurdu büküldüm.
ve yaz gelmiş bahçelere ey yâr
neye yarar !
gittiğinden beridir ömrüm sonbahar.
devamını gör...

bugünün ilk anlarında kaydolduğum ve büyük bir hevesle bisiler attığım, girdiğim ilk günde tanıştığım biriyle rüyamda huzur dolu anlar yaşamamı sağlayan yer.
devamını gör...

ne kadar yoğun talep gelirse gelsin çıplak pozlarını kimseyle paylaşmayacağım yoldaş.
devamını gör...

farkındalık.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

karın sessizliği nasıl fark ediyor bilmiyorum ama en sessiz an gelene kadar gerçekleşmeyen bir durumdur.
devamını gör...

iç güzelliğe önem vermeyen kadınlar para avcısı vb. sıfatlarla nitelendirilirken önem verenlerin de enayi yerine koyulduğu bir garip düzen. devam.
devamını gör...

takip ettiğim yazar (beni değil de) hep aynı yazarı gözetliyor. üzerine bir de o yazarın nickaltinda bi dünya edebiyat parcalamiş. yetmemiş bir de aynı basliklara tanım girmiş; erketeye yatmış aslan mı yoksa güle oynaya tanım giren o tertemiz duyguların sahibi saf salak ceylan mı kazanacak diye merakla izliyorum. bu durumda ben de kamuflaj yapmış belgeselci oluyorum. çok eğlenceli olan sözlük özelliği.
devamını gör...

ofsayt: şimdi bir mağazaya arkadaşınızla gitmişsiniz. arkadaşınız kasaya yakın siz bir kıyafet gördünüz aynı anda başka bir kadın da o kıyafeti gördü. siz kadından önce kaptınız ve kıyafeti kasadaki arkadaşınıza atarak satın aldınız. işte bu haksızlık işte bu ofsayt.
ofsayt bilmeyen sevgiliye, ofsayt anlatma yolları.*
devamını gör...

birçok soru var böyle ama son zamanlarda, yani çalışmak durumunda kaldığım dönemin başından itibaren, çalıştığım her yeni iş yerinde ya da iş bünyesinde tanıştığım her insanla aramda geçen diyaloglar hep aynı. tahmin edileceği üzere karşı taraf bu söz konusu maruz kalınmak istenmeyen soruları soruyor:

birinci soru: "ee, madem meslek sahibisin, neden burada bu işi yapıyorsun?"

(cevap veririm)

ikinci soru: "anne baba neci, neredeler?"

(cevap veririm, detay vermesem de verdiğim genel cevaptan annemle babamın ayrı olduğu açığa çıkar)

üçüncü soru: "birbirlerine hayırları olmamış, sana da mı faydaları yok, yardım etmiyorlar da mı çalışıyorsun?"

(biraz sinirlenirim, yansıtmadan cevap veririm, diyalog soru cevap formatından çıkıp benim adıma "acıyan" ifadeler kullandıkları, benim de "yapacak bir şey yok, başımın çaresine bakıyorum" ana fikirli ifadeler kullandığım bir şekle bürünür, sonra da biter.)

yaklaşık on kez bu konuşmayı yapmışımdır, daha doğrusu kendimi bu konuşmanın içinde bulmuşumdur. bunların birçoğu meraklı ve işgüzar insanlardı, ama bir iki tanesi gerçekten beni merak ederek ve anlamaya çalışarak yaklaştı. geçenlerde müşterinin biri erken geldi, yanımdakilerle sohbet ederken dikkatini çektim, yine o klasik diyalog yaşandı. anlattım, benzer cümleler duydum ama adam halime yazıklanmak yerine benim ne kadar sorumluluk sahibi ve güçlü birisi olduğuma odaklandı. işletme sahibine beni övdü bir süre, biraz çekindim. lafını yarıda kesip bana döndü ve "sizi utandıracak bir şey söylemiyorum umarım?" dedi kibar bir şekilde. bilakis memnun olduğumu, çalışmaktan da utanmadığımı söyledim. hala her geldiğinde selam verip hal hatır sorar misal. ama herkes böyle değil işte. çoğunlukla sizin hikayenizdeki zayıflığınızı görüp, yarın öbür gün bunu size karşı kullanabilmek için bilmek isterler. böyle insanların sorduğu düz bir "nasılsın?" a bile maruz kalmak istemiyorum artık.
devamını gör...

seni ve çevrendekileri aşırı etkiler ve gerçekten onlara sinir stres bulaşır böylelikle hiç huzur kalmaz bok gibi bir hayatın olur.
devamını gör...

yaşar kemal'in hayatıyla benzerlik taşıyan romanının ismidir. daha sonrasında sinemaya da uyarlanmıştır.

yaşar kemal dört buçuk yaşlarındayken, babasının öncesinde ölümden kurtarıp besleyip büyüttüğü yusuf adındaki çocuk, yaşar kemal'in babasını yüreğinden bıçaklayarak öldürüyor. tabi bu anlara yaşar kemal de tanık oluyor ve 12 yaşına kadar kekeliyor.

romanda da ana karakterin babası bir cinayete kurban gidiyor. bu olaydan sonra çevresi ve yaşar kemal'in deyimiyle adam öldürmeyi zanaat haline getirmiş kişiler, kitabın ana karakteri hasan'ın beynini yıkamaya çalışıyor. küçük çocuk adeta 'babanın kanı yerde kalmasın' diyerek cinayet işlemeye özendiriliyor. hem de kendi öz annesinin cinayetine özendiriliyor. peki neden? hiçbir kanıt olmamasına rağmen sırf annesi güzel bir kadın olduğu için hasan'ın babasını aldattığını ve babasını öldüren kişinin kadının sevgilisi olduğunu düşündükleri için.
dünya edebiyatındaki kırmızı pazartesi, bu kitaba konu olarak benzese de çok farklı işlenmişler. o kitapta da birinin ölümü bilinmesine rağmen hiç kimse engel olmuyordu. yılanı öldürseler'de kadının hiçbir suçu olmadığını bilmelerine rağmen kimsenin öldürülme fikrine engel olmaması gibi. ki bence yılanı öldürseler çok daha yüreğe dokunan bir anlatıma sahip. hasan'ın o iç hesaplaşması ve yaşar kemal'in bizlere aktardığı üstü kapalı psikolojik tahlili muazzamdı.

--- alıntı ---
bir adamın kıymeti parayla ölçülür mü, bir adamın değeri dünya malıyla ölçülmez, ölçülmez ama, gözü kör olsun biz adam öldürmeyi zanaat edinmişiz, ne yazık.
--- alıntı ---
devamını gör...

acik ara dünyanın en iyi edebiyatidir. cok fazla dev yazar cikarmistir. okuması çok keyiflidir. avrupa'ya oranla rus kültürü ve karakterler bize daha yakındır. gogol ile başlanmalıdır.
devamını gör...

sayılan bütün özelliklere uymama rağmen, kendimi ve böyle olanları asosyal olarak tanımlamıyorum. gereksiz hareket halinde olmadan yazan yazardır bunlar sadece.

asosyal olmamak adına, arkadaş gruplarına girmiş olmak gerektiğini düşünüyorsanız üzülürüm sizin adınıza.

asosyallik bence, gelen meseja da cevap vermemek, olabildiğince az entry girmek, ortada bir olay varsa, yorum yapmaktan çekinmek gibi şeylerden kaynaklanır.

kim nasıl mutluysa öyle takılsın.
devamını gör...

allahım bu kadın nasıl tatlı bir kadın, nasıl güzel bir yazar? girdiği tanimları, samimiyeti ve güzelligi ile sözlüğün vazgeçilmez, biricik yazarı. daha sözlüğe girdiğim ilk andan beri bana kız kardeşi gözüyle bakan, tatlı mı tatlı, güzel mi güzel yazar. sen hep yaz, hep var ol.
devamını gör...

safiye ali 127 yaşında:

"google cumhuriyet’in ilk kadın tıp doktoru safiye ali’yi doodle yapmış. mesleği dışında istanbul’da başlayan feminist harekete katılarak türk kadınının seçilme hakkı için mücadele etmiş. bülent ecevit’in annesi ressam nazlı ecevit’in de teyzesidir."
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim