normal sözlük yazarlarının şiirleri
bitirdim kendimi
kel kafasından kırk hinlik geçen
bir toplum dediydi bana
ve bitirdim
yitirecek şeylerim vardı demek ki
sanım, adım ya da ne bileyim
zamanım vardı
ve yitirdim
kıştı önceleri, ayaz batardı
ben sıcaktım oysa, o sıcaktı
yollardan arabalar geçerdi
egzozları genzimize kaçardı
sıcaktık oysa, öylesine sıcak
şüphesiz sevdadandı
bahar geldi sonra, çok sonra da yaz
dilim terleyen bir reyhanı tadardı
kokusu efsunlu bir masaldı
ama üşürdük bu kez
o üşürdü, ben üşürdüm
sarılmak her bir şeyden manidardı
ve bitirdim kendimi
cüce bir ahlak bezirganı dediydi bana
dinlemedim
dinleyecek seslerim vardı demek ki
ötüşler, inleyişler
öpüşlerim belki de
ve yitirdim
ardım sıra yollar uzandı
okullar açıldı kapandı
ölenler oldu, kalanlar yıprandı
bir tek o güzeldi
yoksa boktan bir zamandı
yalnızdım ben ona rağmen
gecede ve gündüzde yalnız
geçen ve geçmeyen zamanda
zamanda açılmış yırtıklarda hatta
yalnızdım, şahidim günahlardı
uzaklıktı tüm derdim
benim yaratmadığım uzaklık
suçlanırken haksızca
beni kim anlardı
sonra bir haziran geldi çattı
o yanıldı, ben aldandım
uzlaşmak koca bir yalandı
çözemedik düğümleri
biz daha elimizi atmadan
kahrolası, dolandıkça dolandı
ölümün işi vardı çağırdığımda
istediğinde gelmez ya o hayırsız
almaz ya acıdan insanı
ama bu defa hakikaten gaddardı
sabahlar iğneli fıçı
her yediğim zıkkım
nefesler göğsüme tıkandı
ağladım, çocuk olup olup
kul olup, köle olup
dilim yaralarına dualar yamadı
ağladım, başka bir yol yoktu
çirkin bir vicdan dediydi bana
duymaz kimse dediydi
kollarım boşluklara uzandı
kahır giyinirken ben
o cennetini boyadı
birkaç yıl oldu o mahşerden beri
elimi tutan olmadı
bu yaşamak değil tabii, eminim
etime akbabalar dadandı
ve bitirdim kendimi
yosma bir sosyal hareket dediydi bana
duyguların zehirli dediydi
sırtımı döndüm
umursamadım demek ki
daha önemli şeyler vardı
çiçekler saksıda
duvar... ruhsuz ama sağlamdı
hoş, onları da yitirdim.
gerisi tozdu
kalanı dumandı
kel kafasından kırk hinlik geçen
bir toplum dediydi bana
ve bitirdim
yitirecek şeylerim vardı demek ki
sanım, adım ya da ne bileyim
zamanım vardı
ve yitirdim
kıştı önceleri, ayaz batardı
ben sıcaktım oysa, o sıcaktı
yollardan arabalar geçerdi
egzozları genzimize kaçardı
sıcaktık oysa, öylesine sıcak
şüphesiz sevdadandı
bahar geldi sonra, çok sonra da yaz
dilim terleyen bir reyhanı tadardı
kokusu efsunlu bir masaldı
ama üşürdük bu kez
o üşürdü, ben üşürdüm
sarılmak her bir şeyden manidardı
ve bitirdim kendimi
cüce bir ahlak bezirganı dediydi bana
dinlemedim
dinleyecek seslerim vardı demek ki
ötüşler, inleyişler
öpüşlerim belki de
ve yitirdim
ardım sıra yollar uzandı
okullar açıldı kapandı
ölenler oldu, kalanlar yıprandı
bir tek o güzeldi
yoksa boktan bir zamandı
yalnızdım ben ona rağmen
gecede ve gündüzde yalnız
geçen ve geçmeyen zamanda
zamanda açılmış yırtıklarda hatta
yalnızdım, şahidim günahlardı
uzaklıktı tüm derdim
benim yaratmadığım uzaklık
suçlanırken haksızca
beni kim anlardı
sonra bir haziran geldi çattı
o yanıldı, ben aldandım
uzlaşmak koca bir yalandı
çözemedik düğümleri
biz daha elimizi atmadan
kahrolası, dolandıkça dolandı
ölümün işi vardı çağırdığımda
istediğinde gelmez ya o hayırsız
almaz ya acıdan insanı
ama bu defa hakikaten gaddardı
sabahlar iğneli fıçı
her yediğim zıkkım
nefesler göğsüme tıkandı
ağladım, çocuk olup olup
kul olup, köle olup
dilim yaralarına dualar yamadı
ağladım, başka bir yol yoktu
çirkin bir vicdan dediydi bana
duymaz kimse dediydi
kollarım boşluklara uzandı
kahır giyinirken ben
o cennetini boyadı
birkaç yıl oldu o mahşerden beri
elimi tutan olmadı
bu yaşamak değil tabii, eminim
etime akbabalar dadandı
ve bitirdim kendimi
yosma bir sosyal hareket dediydi bana
duyguların zehirli dediydi
sırtımı döndüm
umursamadım demek ki
daha önemli şeyler vardı
çiçekler saksıda
duvar... ruhsuz ama sağlamdı
hoş, onları da yitirdim.
gerisi tozdu
kalanı dumandı
devamını gör...
kara kiygen
karaçay malkar türklerinde yer alan yas tutma ritüelidir. yakınları ölenler siyahlara bürünürler, üzüntülerini ve yasta olduklarını bu şekilde gösterirler. süresi ne kadardır derseniz? 40 gündür. 40 gün mevzusuna şurada değinmiştim. (bkz: ölenin arkasından helva dağıtmak/@ateist kaplumbağa) yalnız burada şöyle bir noktada vardır eğer bir kadın eşini kaybetmişse, kocasının öldüğü gün giydiği elbiseyi 1 yıl boyunca giyerek ona özlemini, sevgisini ve saygısını gösterir. naif milletiz aslında ama fabrika ayarlarımızla fena oynadılar *
devamını gör...
kadın yazarlardan erkek yazarlara sorular
ilk mesajı beklediğimi öğrendiğim başlık oldu. teşekkürler sözlük.
devamını gör...
normal sözlük yeni özellik istekleri
tanımların toplam okunma sayısı. evet bunu rica ediyorum sevgili yoldaş! kimler görmüş okumuş bu daha muhteşem bir özellik ama bunu bilmesek de olur, her tanımın toplam okunma sayısını bilmek istiyorum nedense. sanırım bunun sebebi etkileşim almayan tanımların acaba kimse görmedi mi hissinden kaynaklanıyor.
devamını gör...
mir (yazar)
koca okyanusta nadir bulunan inci tanesi gibi sözlükte de nadir bulunan yazarlardan. boş işlerle uğraşmadan bilgi birikimini aktarmaya çalışıyor, aklı başında yorumlar yapıyor.
devamını gör...
ayrılık sevdaya dahil
attila ilhan'ın ünlü şiiri. iki kişi arasındaki gönül ilişkisi her ne kadar sona erse de, bir süre daha sevdanın sınırları içerisinde seyreder. insanın bedeni, kor bir ateş misali yanar. bu sıkıntılı süreci en güzel anlatan şiirlerden biridir. o yüzden de ismi "ayrılık da sevdaya dahil" olmuştur.
devamını gör...
ateist kaplumbağa
sessiz sedasız gitmiş yazar. umarım kısa süreli bir kafa dinlemedir. daha yapılması gereken çok haber başlığı vardı. tülaay geri dön
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
programı dinleyen, takip eden herkese hoş geldiniz diyorum. bu gece duygular açığa çıkacaktır, keyifli dinlemeler.
devamını gör...
kadın üniversitesi
gereksiz uygulamadir. japonya'da yapılıyor olması bu üniversitelerin mantıklı olduğu anlamına gelmiyor. norveç'te de olsa mantıksız olurdu. şöyle ki;
japon anayasasına göre kadın-erkek eşitliği var ancak olaya sosyolojik açıdan baktığımızda, budizm inancında, kadınlar her problemin kaynağı olarak görülmekte. hatta nirvana'ya ulaşabilmek için bir kadın önce erkeğe dönüşmelidir. kiz çocuklarınin erkeklerden daha farklı muamele gördükleri de söyleniyor.
3 yaşımdan beri erkekler ile birlikte okula gidiyorum. yani bu zamana kadar kötü ya da rahatsız edici bir şey yaşamadım. hatta sanırım sadece kızlar ile okusaydım kafayı yiyebilirdim.
edit: nikiforenko adlı değerli yazar bazı ilginç eklemelerde bulundu. ekstra bilgi olarak buraya da eklemek istedim. japonya'da budizm yaygın olsa da resmi din şintoizm olarak geçmekteymis. budizmin kutsal kitapları içerik itibariyle de birden fazlaymış ve benim bahsettiğim nirvana kısmı pitakalar'da yer alıyormuş. pitaka'da kullanılan dilin sembolik olduğunu, erkek ve kadından ziyade, benliğin çiftli yapısına gönderme yaptığından bahsetmistir.
japon anayasasına göre kadın-erkek eşitliği var ancak olaya sosyolojik açıdan baktığımızda, budizm inancında, kadınlar her problemin kaynağı olarak görülmekte. hatta nirvana'ya ulaşabilmek için bir kadın önce erkeğe dönüşmelidir. kiz çocuklarınin erkeklerden daha farklı muamele gördükleri de söyleniyor.
3 yaşımdan beri erkekler ile birlikte okula gidiyorum. yani bu zamana kadar kötü ya da rahatsız edici bir şey yaşamadım. hatta sanırım sadece kızlar ile okusaydım kafayı yiyebilirdim.
edit: nikiforenko adlı değerli yazar bazı ilginç eklemelerde bulundu. ekstra bilgi olarak buraya da eklemek istedim. japonya'da budizm yaygın olsa da resmi din şintoizm olarak geçmekteymis. budizmin kutsal kitapları içerik itibariyle de birden fazlaymış ve benim bahsettiğim nirvana kısmı pitakalar'da yer alıyormuş. pitaka'da kullanılan dilin sembolik olduğunu, erkek ve kadından ziyade, benliğin çiftli yapısına gönderme yaptığından bahsetmistir.
devamını gör...
küfür etkisi yaratan ama küfür olmayan sözler
ben sana hiç o gözle bakmadım
devamını gör...
güneş
divan şiirinde güneş," aynı zamanda parlaklığından ve yüzüne bakılmaz oluşundan dolayı sevgili ile ilişkilidir. aşığı başka hiçbir şeyi göremez hale getiren, aşığın gözlerini kamaştıran bir varlıktır. ( bkz göz kamaştıran sevgili) sevgilinin yüzü, yanağı, kendisi güneşe benzetilir." ne güzel bir hitaptır.
devamını gör...
pırlanta tutkusu
nadir olarak istisnalar olsa da, genel olarak çoğu kadının herhangi bir pırlanta takıya sahip olma arzusu. öncelikle cinsiyet gözetmeksizin tüm insanlar için parlak, ışıl ışıl, eşi benzeri olmayan her şey ilgi çekicidir. örnek verecek olursak silmariller için ne canlar yandı, değil mi? *
kadınlara dönecek olursak, peki nereden geliyor bu pırlanta tutkusu? kapitalist pazar ağı kadınları hedef aldığı için yapay bir tutku mu yaratıldı zamanla? "sensiz olmaz, bensiz olmaz, zensiz olmaz, pırlantasız olmaz" sloganlarıyla bilinç altına her kadının bir pırlantayı hak ettiği mi aşılandı? hayır. eski yazılarda, pırlantanın bilinirliğinin 5000 yıl öncesine kadar uzandığını gösteren veriler var. yani olay sadece kapitalizmin bir oyunu değil.
bir eylemin toplum tarafından benimsenmesi, kanıksanması, gelenekselleşmesi için 5000 yıl gayet yeterli bir süre. ama ben geleneksel bir eylemi yüzeysel olarak irdelemek istemiyorum. ben kadınları deyim yerindeyse gollum'a çeviren tutkunun kökenine, derinine inmek istiyorum. elinde tek taş yüzük erkeği diz çöktürüp, kadını gözyaşları içinde "evet, evet, evet" dedirten motivasyonu anlamaya çalışıyorum ve kendi varsayımımı paylaşmak istiyorum. o zaman 2-2.5 milyon yıl öncesine gidelim.
dilin gelişimi ve insan evrimine etkisi yazı dizimizde, ilk insansıların el baltası dediğimiz taştan aletler yaptığı bilgisini vermiştik. fakat, bu aletlerin büyük çoğunluğunda herhangi bir kullanıma ait fiziksel bir ize rastlanmadığını da söylemiştik. tam tersi olsa, kullanım izine rastlanmayan alet oranı düşük olsa daha anlamlı olurdu, öyle olmalıydı. peki ilk insansılar niçin kullanmayacakları aletleri yapmışlardı ki?

evet resimde gördüğünüz, bir erkeğin bir kadına hediye ettiği ilk tek taş. * ince işçilikli, yapan insansının zeka ve yetenek düzeyine ışık tutan, el emeği göz nuru bir taş. çok temiz bir çalışma. cinsel seçilimde daha zeki ve yeteneklinin önde olduğu bir dönemde, umarım yapan bireyin, sürünün en sağlıklı ve doğurgan dişisini ikna etmesinde yeterli olmuştur.
pırlantaya tekrar değinecek olursak hepimiz 4c (carat, color, clearity, cut) kriterlerini biliyoruz. pırlanta hakkında az biraz bilgi sahibi birisi olarak, pırlantayı pırlanta yapan kriterin "cut" yani faset dediğimiz kesim şeklinin olduğunu söyleyebilirim. yoksa swarovski zirkon daha parlak ve daha temiz. sonuç olarak "faset" önemli azizim, hem de çok...
kadınlara dönecek olursak, peki nereden geliyor bu pırlanta tutkusu? kapitalist pazar ağı kadınları hedef aldığı için yapay bir tutku mu yaratıldı zamanla? "sensiz olmaz, bensiz olmaz, zensiz olmaz, pırlantasız olmaz" sloganlarıyla bilinç altına her kadının bir pırlantayı hak ettiği mi aşılandı? hayır. eski yazılarda, pırlantanın bilinirliğinin 5000 yıl öncesine kadar uzandığını gösteren veriler var. yani olay sadece kapitalizmin bir oyunu değil.
bir eylemin toplum tarafından benimsenmesi, kanıksanması, gelenekselleşmesi için 5000 yıl gayet yeterli bir süre. ama ben geleneksel bir eylemi yüzeysel olarak irdelemek istemiyorum. ben kadınları deyim yerindeyse gollum'a çeviren tutkunun kökenine, derinine inmek istiyorum. elinde tek taş yüzük erkeği diz çöktürüp, kadını gözyaşları içinde "evet, evet, evet" dedirten motivasyonu anlamaya çalışıyorum ve kendi varsayımımı paylaşmak istiyorum. o zaman 2-2.5 milyon yıl öncesine gidelim.
dilin gelişimi ve insan evrimine etkisi yazı dizimizde, ilk insansıların el baltası dediğimiz taştan aletler yaptığı bilgisini vermiştik. fakat, bu aletlerin büyük çoğunluğunda herhangi bir kullanıma ait fiziksel bir ize rastlanmadığını da söylemiştik. tam tersi olsa, kullanım izine rastlanmayan alet oranı düşük olsa daha anlamlı olurdu, öyle olmalıydı. peki ilk insansılar niçin kullanmayacakları aletleri yapmışlardı ki?

evet resimde gördüğünüz, bir erkeğin bir kadına hediye ettiği ilk tek taş. * ince işçilikli, yapan insansının zeka ve yetenek düzeyine ışık tutan, el emeği göz nuru bir taş. çok temiz bir çalışma. cinsel seçilimde daha zeki ve yeteneklinin önde olduğu bir dönemde, umarım yapan bireyin, sürünün en sağlıklı ve doğurgan dişisini ikna etmesinde yeterli olmuştur.
pırlantaya tekrar değinecek olursak hepimiz 4c (carat, color, clearity, cut) kriterlerini biliyoruz. pırlanta hakkında az biraz bilgi sahibi birisi olarak, pırlantayı pırlanta yapan kriterin "cut" yani faset dediğimiz kesim şeklinin olduğunu söyleyebilirim. yoksa swarovski zirkon daha parlak ve daha temiz. sonuç olarak "faset" önemli azizim, hem de çok...
devamını gör...
üçlü arkadaş grubu
valla dışlanma falan olmuyor. miss gibi gidiyor. ha bu aralar ikisinden birine fena sinirli ve kırgınım ama geçer. kendisine sorsanız hiçbir şey yoktur, ben her şeyi anlatıyorum der, sizinle konuşuyorum der ama bir bakarsın; hiçbir şey bilmiyorsun, mesaj atıyosun cevap alamıyosun, anlat diyosun anlatmıyor. çevresi çok kalabalık, meşgul bu aralar.** neyse bu kadar söylendiğim yeter. kendisi de buralarda zaten. yazımı görücektir. ha umursar mı? sanmam. neyse selam.***
devamını gör...
en iyi sigara
dostlar öğrenciye marka pek farketmiyor ama mentollü en iyisidir. pardon en iyisiydi.
devamını gör...
bir dergiye yazı yollamış yazarlar veri tabanı
ben de birkaç dergiyi yazı yolladım
açıkçası bu yazıları okuyan ve inceleyen kişilerin pek yetkin olduklarını düşünmüyorum. " çay içen insandan zarar gelmez " edebiyatı yapan insanlardan bir şey beklemeyin derim.
açıkçası bu yazıları okuyan ve inceleyen kişilerin pek yetkin olduklarını düşünmüyorum. " çay içen insandan zarar gelmez " edebiyatı yapan insanlardan bir şey beklemeyin derim.
devamını gör...
kendine zarar vermek
insanların ruhsal acıya dayanamadığı durumda yapmaya karar verdikleri eylem çeşidi. bunun farklı versiyonları olabiliyor, konserlerde kendine zarar vermekten tutun da insanın hayatını sonlandırmasına kadar gidebilen geniş bir skalaya sahip olabiliyor..
çözüm değil tabi ki insanın kendine zarar vermesi ve fakat insanların ruhsal acılarla baş edemediği durumlarda tercih etmeleri ve fiziksel acıya dönüştürerek bu hissi bastırmaya çalışmaları da çok insani bir durum..
çözümü ise insanın kendi üzerine çalışma yaparak farkındalığını arttırması ki bu da egoyu törpüleyebilmeyi gerektiriyor..
çözüm değil tabi ki insanın kendine zarar vermesi ve fakat insanların ruhsal acılarla baş edemediği durumlarda tercih etmeleri ve fiziksel acıya dönüştürerek bu hissi bastırmaya çalışmaları da çok insani bir durum..
çözümü ise insanın kendi üzerine çalışma yaparak farkındalığını arttırması ki bu da egoyu törpüleyebilmeyi gerektiriyor..
devamını gör...
an itibarıyla işsiz kalmam
zordur. o vaziyetleri bilirim. ama dahası dikkat edin dikişler yeni yeni patlamaya başladı. ülkede ekonomi falan kalmadı.
devamını gör...
türk vergi sistemi
brüt maaşınız 4000₺ olsun. %15 sgk kesintisi 3400₺ kaldı. %15 de gelir vergisi. kaldı mı 2890₺ yani maaşınızı çekmeden kafadan 1110₺ vergiye gitti. e bitti mi? harcamayacak mıyız parayı? %30'unu da dolaylı yollardan -zorunlu ihtiyaçlar, mutfak, çikolata, ekmek falan- vergiye vereceksiniz. 2,890₺ den düşün %30'u da. kaç kaldı? 2023? hedef 2023!
devamını gör...
bazı yazarların hak ettiği değeri alamaması
çok iyi tanım girdiği halde oylanmaya fav almayan o güzel insanlardır.
devamını gör...
