"denize baktım ömürlerce tuzunu ezberledim..."
devamını gör...

1) ders çalış

2) korona virüs

3) maske

4) sosyal mesafe

5) hijyen

6) alkol bazlı el dezenektanı

7) yks

8) ösym

9) karantina

10) izolasyon


daha çok var, yazarsam destan olur.


tanım: 2020 yılında duymaktan bıktığımız kelimeleri paylaştığımız başlık.
devamını gör...

bu insanlara kızma aşamasından önce şöyle düşünün, cesaret edebiliyorlar.
farklı bir ülkeye giden biri başına dert açmamak için az çok kurallara uymaya çalışır.
ki bu kişiler büyük ihtimal turist değildir. çalışma izinleri dahi yoktur belki fakat hiçbir korku beslemeden böyle bir görseli çekip yayınlayabiliyorlar.
he suçsuzlar demiyorum insanlıkları zihniyetleri bozuk o ayrı.
fakat buna cesaret edebilmelerinin ardında yatan nedenleri de düşünmek lazım.
devamını gör...

kevin costner
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

lisede babama haber vermeden arkadaşlarımla başka bir şehre 3 günlüğüne gezmeye gitmiştik. 3 günün sonunda eve döndüğümde babam hala yokluğumu farketmemişti. ahahha söyleyeceklerim bu kadar.
devamını gör...

iranlı kadın şair.
devamını gör...

kendini iç ve kahve fincanını kır. ytd.
devamını gör...

türk çayından çok çok daha lezzetli.
devamını gör...

sanki geçmemiş zaman özlemle donmuşuz
filizlenenlere özlemle solmuşuz
gerçeğimizden sıkılmış kopmuşuz
bir gün gelir belki beklenen gemi

gördüklerimize inanmaz olmuşuz
nerede bu umut kimde unutmuşuz
günler geçerken biz nasıl da durmuşuz
bilmem bu gemi seni getirir mi

sanki yanlış yerlere bağlaçlar koymuşuz
yanlış zarfları kuşla uçurmuşuz
vurduğumuz kuşları şaire sormuşuz
şair bilir mi ki bendeki seni
devamını gör...

evrenin yaşının yani büyük patlama'dan günümüze dek geçen 13,5 milyarlık zaman diliminin 365 güne uyarlanmasıyla oluşan takvim. astrofizikçi carl sagan tarafından popülerleştirilmiştir.

bu takvimde önemli olaylar şöyle seyreder:

1 ocak: büyük patlama

büyük patlamadan sonra evren genişlemeye başladı ve soğudu. 200 milyon yıl her yer karanlıktı.

10 ocak: ilk yıldızların ışığı doğdu.
13 ocak:ilk küçük galaksi oluşmaya başladı.
15 mart: samanyolu galaksisi oluşmaya başladı.
31 ağustos: güneşimiz doğdu.
21 eylül: yaşam başladı.
9 kasım: canlılar nefes almaya, hareket etmeye, beslenmeye, seks (üreme) yapmaya başladılar.
17 aralık: hayvanlar karaya çıkmaya başladı. (ilk çıkan hayvanlardan biri de tiktaliktir.)
28 aralık: ilk çiçek açtı.

ve aralığın son haftası tüm hayvanlar evrim geçirdi.

30 aralık: chicxulub adlı göktaşı dünya'ya  düştü dinazorların nesli tükendi.
31 aralık
son saati: insanın evrimi
23:59:46 : kayda geçmiş tüm tarihi veriler (yazının icadı)
23:59:53 : hz. musa'nın doğumu
23:59:54 : buda'nın doğumu
23:59:55 : hz. isa'nın doğumu
23:59:56 : hz. muhammed'in doğumu
23.59.59 : bilmediğimiz olguları açıklama da
bilimi kullanmaya başlamamız
devamını gör...

insanlarla olan ilişkim amerikanın orta doğu politikası gibi.
devamını gör...

yoldaş benjamin franklin mhpli marx'ın ta kendisi olduğunu düşünüyorum.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

asgari ücret 400 liraya iner. size yarayacağını mı sanıyorsunuz?
devamını gör...

"bana boş boş oturup duvar izlettiren herkese kırgınım." sözünün sahibi. *
devamını gör...

ne bileyim fahrettin, size sormak lazım. yediniz, bitirdiniz bizi.
devamını gör...

can yaman olmadığım için öyle uyuyamıyorum.
devamını gör...

şimdi birileri kalkmış fikir hürriyetinden dem vuruyor. ifade özgürlüğü falan diyorlar. komik! hayret verici şekilde söylenenleri aklayıp, sıçanı incelikle yemeye çalışıyorlar ki; bu arkadaşlar hiç kusura bakmasınlar ama yaptıkları şey en basit tabiri ile, o talihsiz yazıyı yazan arkadaşın arkasına saklanıp, kendi karanlık zihin altlarındaki düşünceleri, nahifçe(!) dile getirmeye çalışmaktan başka bir şey değil.

neymiş olayın öncesine bakılacakmış. bakılsın. hay hay! türkiye barolar birliğinin hazırladığı kapı gibi rapor var misal! işe onu okumakla başlayabilirsiniz! ha pardon, şurada iki satır yazı okuyamıyorsunuz, 900 küsur sayfa rapor ve muhalefet şerhleri falan bozabilir sizi değil mi? ama durun bir dakika! o sadece birinci cildinin sayfa sayısı, özür dilerim bir de onun ikinci cildi var! o da 500 küsur sayfa. kim okuyacak değil mi bunları? okumaya durumunuz olmaz/olmamıştır kesin. bunu yapana kadar, iftiralar atıp, olmayanı olmuş gibi gösterip, yakılarak hayatını kaybetmiş insanlara nefret kusmak daha kolay değil mi?

bakın misal olayların iki gün öncesinde dağıtılan bildiriler de okunmaz/yazılmaz değil mi? aaa! yine unutmadan bir de onun artçısı olan ikinci bir bildiri var, 1 temmuz gecesi evlere dağıtılmış olan. ama yoook, gerek yok! okuyup ne yapacaksınız değil mi?

şuraya bir karar bırakalım. belki o kadarını okursunuz; okursanız anlar mısınız peki? o kısım inanın beyninizle ilgili değil aslında. tamamen vicdanınızla alakalı. vicdanlar kararınca beyin felci olabiliyor insanlar. ondan sonra da düşünce yetilerini kaybediyorlar. allah şimdiden acil şifalar versin bu durumda olanlara;


“…somut olayda 7-8 saatlik uzun bir zaman süreci içerisinde güvenlik görevlerince yapılmış olan çeşitli uyarılara rağmen dağılmayarak hükümet konağı’nın önünde bulunan güvenlik görevlilerinin kurduğu barikatın da zorlanıp devlet ve hükümet’in ilde temsilcisi olan vali’ye “şerefsiz vali” “vali istifa” şeklinde yürüyüşler ve toplanmalar sırasında cumhuriyetçilik ve laiklik ilkelerine aykırı biçimde “şeriat gelecek, zulüm bitecek”, “cumhuriyeti burada kurduk burada yıkacağız”, “yaşasın şeriat”, “kahrolsun laiklik”, “şeriat isteriz”, “dinsiz laikler” sloganlarının atılması, bir kısım işyeri, mesken ve araçların yakılması, “yak”, “yak” sloganları altında, güvenlik görevlilerinin kurduğu barikatın cebir kullanılmak suretiyle aşılıp, otel’in yakılması suretiyle 35 kişinin öldürülmüş ve çok sayıda kişi ve güvenlik görevlisinin yaralanmış bulunması ve nihayet türk inkilabı’nın temel taşlarından birisi olan sivas kongresi’nin imzalandığı ve sonradan müzeye dönüştürülmüş bulunan bina ile önündeki atatürk heykeli’nin tahrip edilmiş olması, olayda kullanılan cebri, bir kısım icra hareketlerinin tck’nın 146. maddesinde belirtilen sonucu yaratmaya elverişliliğini ve aziz nesin’in düşünce ve davranışları bahane edilmek suretiyle anayasal düzen’in en öneli ilkelerinden olan “cumhuriyetçilik” ve “laiklik” ilkelerinin ortadan kaldırılmasına yönelik bulunduğunu tüm açıklığı ile ortaya koymaktadır.”

(yargıtay 9. ceza dairesi, 30.9.1996 tarih ve 1996/688- 4716)

şimdi burada uzun uzadıya yargı süreçlerini yazmayacağım. gerek yok. merak eden açar okur. vicdanı olan adam/kadın olaylar ne şekilde gelişmiş görebilir. altın günü dedikodularını değil de, belgelerle kayıt altına alınmış ifadeleri okuyabilir. ama bunları yapmak için evvela kişinin ülkesinde 35 insanın yakılarak öldürülmüş olmasından rahatsız olması gerekir.

bazı arkadaşların yazdıklarına cidden acı acı tebessüm ettim. fikir özgürlüğü vesaire demişler. anayasa hükümleri falan yazılmış. tepki gösterenlere ders veriyorlar birde. aferim size! m ile... bakın, ''insan hakları evrensel beyannamesi'' diye bir metin var bildiniz mi? hah normalde onun tüm maddelerini bilmeniz lazım ama bilmiyorsanız da sorun değil. misal onun 30. maddesi var. biz bu maddeyi ''özgürlük düşmanları için özgürlük yoktur.'' kalıbı ile ifade ederiz. yani oradaki hak ve özgürlükler, bu hak ve özgürlüklerin ortadan kaldırılması için kullanılamaz! siz neyin duyarını yapıp da, tatlı su demokratlığına imza attığınızın bile farkında değilsiniz. şu iğneyi kendinize bir batırsanız da aklınız başınıza gelse keşke. sonra çuvaldız işine bakarsınız.

bu tarz olaylar ve bu olaylar hakkında yapılan yorumlar turnusol vazifesi görür. buradan bir iki serzenişte daha bulunayım; şu sahte demokratlara canım cicimler çekip, övgüler düzüp, onları havalara sokan güzel arkadaşlar, bakın bakalım bunlardan bir tanesini bile ortada görebiliyor musunuz ? göremezsiniz beyler/bayanlar, çünkü içleri yanmıyor. çünkü içten içe hoşlarına gidiyor. çünkü siz en hafif tabiri ile saftiriksiniz. ve bu kafa yapısı ile giderseniz daha çok ağıtlar yakılır ve sizde ağıtçı kontenjanından mevzuya dahil olursunuz. bu da tanımın dost acı söyler bölümü olsun!

ülkesinde 35 canın, 35 insanın yanmasına/yakılmasına yüreği sızlamayanlar, sizler kendinizi bilirsiniz. size söylenecek tek bir söz var; ama yazmayacağım. ar ederim!!!
devamını gör...

kasiyer tarafından, market alışverişi yapan kangurulara sorulması muhtemel soru.

marketten aldığı 64746474647 ürünü poşet olmadan taşıyabilen bir insan görmedim çünkü ben henüz.
devamını gör...

müthiş bir gogol öyküsüdür.

rus edebiyatı denince nitelikli okurların aklına hep belli başlı figürler gelir. bu kaçınılmazdır. belki de her edebiyatın bu tür tekrar eden satırları vardır ama sanki bu rus edebiyatında çok daha belirgin. bana öyle geliyor da olabilir ama elime rus bir yazarın kitabını alınca sanki çok iyi bildiğim bir sokakta yürürmüş gibi bir hisse kapılıyorum.

örnek vermek gerekirse; sanki her romanda şeker alacak parası olmadığı için çayı şekersiz için birisi var, ya da çayını mutlaka votka katan birileri. kıyafetleri eskidiği için sürekli bir yerlerine yama yaptıranlar mutlaka var. oda oda kiralanan bir apartmanda çatı katında soğuktan titreyen birileri mutlaka çıkar karşımıza. daha yüksek seviyede bir memur olmak isteyen biri, soylu partilere karışmaya çalışan düşük seviyeli bir memur, bukleli saçları yanaklarına dökülen genç bir soylu, sert bakışımla soğuk ama yakışıklı bir subay...

ama tüm bunların arasında sıyrılıp çıkan tek şey, en yukarıda ışıl ışıl parlayan tek şey : palto... (bkz: dostoyevski) “ hepimiz bir paltodan çıktık” demiş... o palto’ işte bu palto...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim