böyle hastalıklı bir toplumda nefes almaya bile mecalim kalmadı şahsen. en büyük sorunumuz ekonomi, işsizlik falan değil. pedofili, tecavüz, kadın cinayetleri... ha türkiye ha cehennem.
devamını gör...

28 temmuz çarşamba günü, saat 22.00'de başlayacak olan festivaldir.

festivalin tanıtım fragmanı da buradadır ; streamable.com/ph5tlh

festival kapsamında izlenecek filmlerin listesi aşağıdadır ;

1. the blair witch project
2.christine
3.suspiria
4.scream
5.hellraiser
6.the faculty
7.killer klowns from outer space
8.poltergeist
9.pet cemetery
10.you're next
11.funny games
12.texas chainsaw
13.i know what you did last summer
14.collector
15.the exorcist

herkesi bekliyoruz, ön sıralardan yerlerinizi almanız dileğiyle.
devamını gör...

ileri görüşlülükle yerimi alıp, kemerimi bağlayıp rezerve ettiğim cümledir. *
devamını gör...

şükür namazı kılmak.
devamını gör...

sonra biz bunları eleştirdiğimizde onlara göre dinden çıkmış oluyoruz. ya kardeşim bu kadarı da yuh yani 100 milyon nedir. insanların ekonomik sıkıntılarla boğuştuğu bu günlerde bunları yapmakta pek uygun değil ve ayrıca fakirlerin daha çabuk cennette gideceği diyanet tarafından söyleniyorken neden onlar bunları yapıyor acaba onlar cennette gitmek istemiyorlar mı?
devamını gör...

bir öğretmen olarak öğretmenin suçlu olduğunu düşünüyorum. şöyle ki, sınıfta işler her zaman yolunda gitmez. öğretmenlik yalnızca güzel ders anlatma becerisi değil, dersi her boyutuyla yönetmeyi kapsayan bir meslektir. dolayısıyla öğretmenin olağanüstü durumlarda duygusal ve ruhsal sağlamlığını koruyabilmesi gerekir. ben öğretmenin yerinde olsam öğrenciyi dışarı çıkarıp ona yaptığının yanlış olduğunu söylerdim. onunla duygularını daha sağlıklı ifade etmesi gerektiğiyle ilgili konuşurdum. bu tarz durumlarda yapılabilecek en kötü şey durumu içselleştirmek ve kişiselleştirmek,çocuğu bir tehlike ve rakip olarak görmektir. çocuğun gelişim özelliklerini bilen, makul bir öğretmen biraz sabır ve şefkatle her zorluğun üstesinden gelir. eğer gelemiyorsa meslektaşlarından, diğer disiplinlerden destek almaktan asla yüksünmez. çocuk ailesinden, yaşadığı toplumdan gördüğü davranışları sınıfa taşımış. hatalı mı, evet. ama yetişkin insanlar bile büyük büyük hatalar yapmıyor mu? insan olmak biraz da böyle bir şey. kusursuz işleyen kurulu robotlar değiliz. ama biraz destekle her zaman daha iyiye gidebiliriz. mesela bu olayda çocuk örtük olarak eğer birine sinirlendiyse ve ona gücü
yetiyorsa o kişiyi döne döne dôvebileceğini öğrendi. şiddeti zihninde meşrulaştırdı. ki türk toplumunda zaten çok meşru bir olgu. okullarda bu çirkin kabuller yıkılacağına sağlamlaştırılırsa vay ki halimize! öte yandan kendine yönelik şiddeti de zihninde normalize etti. akranları ya da ailesi tarafından şiddete uğradığı takdirde çıkış yolu arar mı acaba? ararsa bunu nerede arar, öğretmeninden dayak yediği okulda mı? kimse kusura bakmasın, sabrınız şefkatiniz yoksa öğretmen olmayacaksınız. çocukcağızı kendini korumak için ellerini başına götürürken görünce içim acıdı. acaba aynı kişiye küfreden çocuk yaşadığı çevredeki varlıklı bir adamın olsa, ya da özel ders verdiği zengin bir çocuk. söz konusu şahıs aynı tepkiyi verir miydi, yoksa sıka sıka öfkesini kontrol eder miydi? soracaklarım bu kadar.
devamını gör...

wellington - yeni zelanda.
devamını gör...

başkalarının kuralları belirlediği bir yarışta ön sıralara geçme uğraşı. her şeyin en'i olmak ve en'ine ulaşmak için tüketilen ne varsa. en sonunda kendini tükettiğini anlayana dek...
devamını gör...

aşk mümkün, ihtimal var, inancımda var ama, onu yaşayabileceğim, benimle denk bir zihniyete, mantığa sahip, adaletli, ahlaklı bir insanla karşılaşma ihtimalimin çok az olduğunu düşünüyorum, kadın görünce, vücudunu incelemeyip beyni uyuşmayan, karakterini, neler yaptığını, neler yapmak istediğini, ne ile meşgul olduğunu merak eden bir erkek görmedim daha, üstelik yaz kış cem yılmazdan hallice hep simsiyah ve dümdüz giyinen bir tipim, öyle kadınsı dişi bir tarzım da yok, olabilene saygım var o ayrı, bu erkeklerin bekar kadın görünce, gözlerinin büyümesinden, sürekli lafı sevgilin varmı yalnız napıyosuna getirmesinden, gerçekten çok usandım, kendileri ilişkisi olmayınca ölecek olduğundan, herkesi öyle sanıyorlar galiba, amacı aşk olan birileriyle karşılaşmıyoruzki inancımız olsun.

edit : tanımın başında varolan umut, biraz sorgulayınca bitmiş tükenmiş *
devamını gör...


komünist olmak yaşamda çok renkli olmayı gerektirir. ernesto yaşamın bir çok renginde harika bir insandı. kendisi bir çocuk hekimiydi. futbolcuydu. şair ve müzisyendi. elde tüfek en önde yürüyen cesur gerillaların en değerli önderiydi. küba devriminin ilk yıllarının dahi ekonomi bakanıydı.

fidel'le venezuela'da tanışırlar. bir avuç insanla küba'da devrim yapabileceklerine o günden emindir. fidel'le sonrasının pazarlığını yapar. pazarlığın mevzubahsi, dünya ülkelerinde devrime ihtiyacı olan bütün ezilen halklara kurtuluşu mümkün kılmaktır.

devrim hareketi bir seçimler hareketinden önce reddedişler hareketidir. ernesto'nun büyük devrimci kalibresi her zaman kötüyü reddetişleriyle ölçülür. o zamanların kominist kılığındaki devlet kapitalist tiranı sovyetlere bile kötülüğünü doğru bir dille haykıracak kadar cesur bir önderdir ernesto.
36 yaşındayken, kolombiya dağlarında bir avuç yoldaşıyla devrim mücadelesi verirken, abd'nin bir müfreze askeri tarafından şehit edilmiştir. şiirimizin büyük ismi ülkü tamer'in dizeleriyle ölümsüzleşmiştir.

bir ormanda tutup onu
bağladılar ağaca
yumdu sanki uyur gibi
gözlerini usulca

bir soğuk yel eser
üşür ölüm bile
anlatır akan kanı
beyaz sesiyle

diz çöktüler karşısında
sonra ateş ettiler
parçalanan yüreğine
yuva kurdu mermiler

bir soğuk yel eser
üşür ölüm bile
anlatır akan kanı
beyaz sesiyle

gelip kondu bir güvercin
ellerine o gece
kırmızı bir çelenk oldu
bileğinde kelepçe

bir soğuk yel eser
üşür ölüm bile
anlatır akan kanı
beyaz sesiyle
devamını gör...

a.b.d'nin wisconsin eyaletinde yaşayan algonkin dili konuşan bir kızılderili kabilesidir.
kendilerine mamaceqtaw diyorlar. ama genelde yaban pirinci yedikleri için ojibwe kabilesi tarafından manoominii, "yabani pirinç halkı" denildiği için bu isimle kaydedilmişler. amerikalıların topraklarına gelmeleri üzerine 1812 savaşında ingilizlerin yanında savaştılar. savaştan sonra antlaşmaya varıp rezervasyonlarda yaşamayı kabul ettiler ama diğer kabileler gibi batıya sürülmediler.
bugün wisconsin'deki eski topraklarına yakın bir rezervasyonda yaşıyorlar.
devamını gör...

sene 1998. mavi sakal, kan kokusu albümünü çıkarmış. bir şekilde kaseti aldım. tabi bir şekilde derken illegal yollardan bahsetmiyorum elbette.* cebimdeki harçlığı son kuruşuna kadar verip almıştım kaseti. o sebeple de üzerimde hatırı sayılır bir gerginlik vardı. albüm kötü çıkarsa ölü yatırım yapmış olacaktım, okuldaki ekmek arası patates keyfinden de mahrum kalacaktım. yani mevzu sıkıntılıydı. kalmıştım iki arada bir derede. bir heyecan açtım kasetin kapağını, çıkardım ve yerleştirdim walkman'e...

tabi çoklarınız bilmez o muhteşem teknolojiyi. japonlar yapmıştı yine yapacağını ve teknolojiyi kulaklarımıza getirmişti. zaten teknolojinin geldiği en son seviye walkman'dir benim gözümde, sonrasında çok bozdu. bozuk teknoloji ile aram bozuk anlayacağınız.

neyse efendim, taktım kulaklıkları. ve başladım yürümeye... albüm üvertür adlı parça ile başlıyor. hımm tamam derken arkadan ikinci şarkı girdi; balta! şarkıya resmen bayılmıştım. içimden helal olsun size tüm harçlığım diyerek yürümeye devam ediyorum. balta bitiyor, ne kadar başlıyor, o şarkının da farklı bir tadı var. ama enteresan bir şey oluyor o noktada, eve dönüş yolunda yol ayrımımız vardı bizim, tam o yol ayrımının başına geldiğimde iki yol adlı şarkı çalmaya başlamasın mı? işte orada ruhani bir şeylerden şüpheleniyorum.* şarkının girişi de çoğunuzun bildiği gibi şöyle; ''neden soruyosun, nereye gideyim, iki yol var demiştin, hangisini seçeyim?'' elbette eve gideni seçeceğim bu da soru mu yahu? falan derken 8. şarkıya kadar geldim. işte o anda başladım yürümeye adlı şarkıya geçiş yaptık. ben zaten yürümeye başlamıştım ama yol bir türlü bitmiyordu. albümü dinleyeceğim diye yürümeyi tercih etmiştim ve işte bu şarkının girişi ile birlikte tabiri caizse gaza geldim. enerji ile doldum.


başladım yürümeye
bir de baktım yine baştayım.
baştayım.
başladım yürümeye
bir de baktım yine baştayım.
baştayım.

birden bire her şey,
her şey iyi, her şey güzel
geldi bana...

başladım isyana
bir de baktım yine baştayım,
baştayım.

birden bire her şey,
her şey yazık, her şey değmez
geldi bana...
ne için?
kim için ?
ne için


sözler benim için muazzam. basit ama derin. müziğin de tadından yenmiyor. ritimler, riffler içimi kıpır kıpır ediyor. çalarım ben bunu deyip gazlanmış kendime iyice gaz veriyorum. elektro gitar sevdasına yeni kapılmışız, çocuk yaşta sayılırız, malum her şeyi yapmak çok basit o yaşlarda(!) o özgüvenle şarkıyı bitiriyorum. sonrasında 9. şarkıya geçmiyorum, şarkıyı başa sarıyorum. zira tekrar dinlemem lazım. ''başladım tekrar yürümeye, bir de baktım yine baştayım...'' derken sesim biraz yüksek çıkmış olmalı, çevremde olup bitenin farkında değilim, kafamı hafif hafif sallayarak ilerliyorum. işte olan da o anda oluyor. enseme bir şaplak yiyiveriyorum. lan ne oluyor? kim bu derken, kulaklık çıkartılıyor kulaklarımdan... ''başlarım senin yürümene ''diye bir ses işitiyorum. dönüyorum bakıyorum ki, rahmetli babam gülümseyerek beni sarsıyor. sonra kakara kikiri beraberce eve doğru ilerliyoruz.

işte bu yüzden en sevdiğim şarkılardan birisi olan ''başladım yürümeye'' isimli şarkı, rahmetli babam sayesinde, benim için ''başlarım senin yürümene'' adını almış oldu. hala severek dinler ve söylerim. kendisini kaybettikten sonra da, başka bir anlamlı geliyor artık...

işte böyle. eh o halde dinleyiverin gari;

devamını gör...

acılarla beslenen insan modeli

neden acılardan beslenir insan?
ve neden her şey yolundayken rahatsız olur,
temcit pilavı gibi eski acıları,yaşanmışlıkları bugüne taşır taşır durur?
bilinçaltının gücünü hafife almayalım ve bir örnekle konuya açıklık getirelim istiyorum.
bütün hayatı boyunca mücadele etmiş,elinden geldiğince herkese yardım etmiş birini düşünelim.
yememiş yedirmiş giymemiş giydirmiş hani derler ya saçını süpürge etmiş biri olsun örneğimiz.
sözde kendini düşünmeden yaşayan örneğimiz acaba gerçekten kendini düşünmeden mi yaşamıştır hayatını?
yoksa bencilliği ile sadece kendini düşündüğü için mi gerçekleştirmiştir eylemlerini?
yaptığımız herhangi bir eylem ileride bize bir fayda getirecek düşüncesiyle yapılıyorsa yani işin içinde bir alışveriş varsa bu bir çıkar ilişkisidir.
ben ona saçımı süpürge ettim,yemedim yedirdim,giymedim giydirdim,bir dediğini iki etmedim,yokken var ettim ama ona hissettirmedim.
ne kadar ilahi davranışlar,ne kadar takdirde şayan.
peki ama sen bunları neden yaptın?
hadi gerçek amacını söyle bana.
hayatında bir defa da olsa sadece kendine dürüst davran ve gerçek amacın neydi onu söyle.
saygı görmek sayılmak mı?
aranıp sorulmak,el üstünde tutulmak mı?
ne vefakar ne iyi insan denilmek mi?
zorda kaldığında desteklenmek mi?
yoksa bunların hepsi mi?
iyi de sen bütün bunları yaparken karşındakini borçlandırdığını düşünmedin mi?
onu davranışlarınla ve belki de paranla,gücünle,aklınla ezdiğini.
ve çok daha önemlisi o gerçekten istiyor muydu senin onun için yaptıklarını ya da yaptım dediklerini?
soru üstüne soru ve cevap sadece sen de.
peki cevabı bulduğunda ne olacak?
bilinçaltında oluşturduğun kalıbı kırmış olacaksın,hayatını kendin olarak yaşayacaksın.
her şey yolundayken hayatında bir acı yaratmak istemeyeceksin.
çünkü zorluklardan ve zorlukların ardından gelen acılardan beslenmiyor olacaksın.
hayatını heba etmemiş olacaksın.
mutlu olacaksın.
daha ne olsun ki... *
devamını gör...

funda özkalyoncu.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

elini verip kolunu kaptırma
devamını gör...

babam, eve geldiğinde kapıyı açan annem değilse, bize selam verdikten hemen sonra ilk sorususu annen nerde olur ve annemin ismini ünleyip onu aramaya koyulur. sanki koca kainatta annemi bulamıyor. belki de bizim orada göremediğimiz görmezden geldiğimiz ince bir detay vardır.
belki de bu, gördüğüm en ince bağdır.. .
devamını gör...

çinlilerin bulduğu, daha çok bizanslılar tarafından kullanılan, rum ateşi olarak da tabir edilen bir tür karışım. bizans ateşi, roma ateşi, yunan ateşi, vahşi ateş, sıvı ateş olarak da isimlendirilen karışım peloponez savaşı sırasında kullanılmıştı.
başlangıçta terkibi bir sır olsa da sonradan güherçile, kükürt, zift ve neft yağının karıştırılması ile elde edildiği anlaşılmıştır. kömür tozu eklenmesi halinde barut gibi de işlev görürdü.

en önemli özelliği su üzerinde bile yanabiliyor olmasıdır, hatta su eklendikçe alevi artar, bu nedenle “âteş-i bahrî” olarak da adlandırılır.
araplar bu ateşin sırrını çinliler'den öğrenmiş ve harraka adını verdikleri bu silahı haçlılara karşı kullanmışlardı. büyükleri mancınıkla atılırken küçük çömlekler içine konanlar el bombası olarak kullanılırdı. atıldığı yeri yapışarak ateşe verir, yakar, su ile söndürülemez, ancak kum ya da sirke ile söndürülebilirdi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu ülkenin açık görüşlü gençlere ihtiyacı var. bununda dinle ne ilgisi var allah aşkına, benim bilim üretmem için müslüman mı olmam lazım, çok saçma. biz laik bir ülkede yaşıyoruz devletin görevi din,dil,ırk veya cinsel yönelim farketmeksizin herkesin hakkını koruması. sonra diyorsunuz ki neden yurtdışına beyin göçü oluyor, olur tabi ki bu şekilde davranırsanız. insanların başka çaresi kalmıyor mecbur kalıyorlar, her gün kadınlar tacize uğruyor metroda ve ya otobüste, onlara dik dik bakan hanzolara katlanmak zorundalar mı tabi ki gidecekler peki erkekler her gün karısıyla yolda yürürken acaba başıma bir şey gelir mi korkusuyla yaşamak zorundalar mı tabi ki gidecekler. herkes attığı tweetten bile korkar oldu ben neden yaşamak isteyeyim bu ülkede, yok benim değerlerim falan diyorsunuz da bunlar müslüman olmayanı ilgilendirmiyor ki siz önce saygı göstereceksiniz ki onlarda saygı göstersin. ben de müslümanım ama kimsye hakaret etmemeyi öğrendim neden sadece müsümanları eleştiriyorum biliyor musunuz çünkü bu hataları en fazla yapan yine müslümanlar ,insanları ötekeleştiren herkesi kafir ilan eden yine müslümanlar. bırakın eğer cehenneme gideceğini düşünüyorsunuz kendi kararı zaten sanki yanacak olan sizsiniz. hepsi için geçerli değil ama okumamış çoğu müslüman çok katı bazı konularda ve o yüzden de çok büyük acılar çektik.
devamını gör...

küfürsüz başlık ve tanımları, muhafazakarlık olarak yorumlayan başlık.
devamını gör...

şu an için azıyla çoğuyla böyledir efendim;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

s*nsürlemeye çalıştık ama bu kadar oldu. bunu da kabul ediverin be modlar. *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim