sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görseller
devamını gör...
yazarların en çok para harcadığı şeyler
kulaklık ya. mağazaya girdiğimde deliriyorum. yok dış kulaklık yok iç kulaklık, ohaa bu çok iyi ses veriyomuş falan. aa bak bunda dışarıdaki sesleri duymuyosun falan derken kendimi kaybediyorum.
devamını gör...
özür dilerim
bu ara en çok kendimden af dilemek için kullandığım deyimdir. etrafımda hiç bulunmaması gereken insanların beni üzmesine izin verdiğim için kendimden özür dilerim.
devamını gör...
stephen blumberg
5,3 milyon dolar değerinde 23.600 tane kitabı çaldıktan sonra yakalanan bibliyoman.
[ (bkz: bibliyomani) ]
çocukken, yıkılması kararlaştırılan victoria dönemine ait evlerin kapı kollarını, renkli cam parçalarını falan toplayıp biriktirirmiş blumberg. o dönemin mimarisine olan ilgisi önce o konuyla ilgili kitaplarla tanıştırmış onu. daha sonra da kitapları biriktirmeye, hatta çalmaya başlamış.
90'lı yıllarda tutuklandığında 71 ay ve 200.000 dolar para cezasına çarptırılmış. duruşmanın yapıldığı zamanlarda olaya müdahil olan bir doktor, blumberg'in gençlik dönemlerinde şizofrenik sanrılar gördüğünü ve çok defa hastaneye kaldırıldığını ortaya çıkarmış. biriktirdiği/çaldığı şeyleri, yapılması planlanan yıkımlardan korumak amacıyla çaldığını itiraf etmiş. blumberg, önemli ve nadir eşyalara, sıradan insanların erişmesinin hükümet tarafından engellediğine inanıyormuş ve bu planı boşa çıkarmak için, bu eşyaları "özgürleştirmeye" karar vermiş. yani tüm bu çalma olaylarının arkasında, varlığına inandığı bir komplo teorisi yatmaktaymış.
tutuklandıktan bir süre sonra serbest kalmış ama birkaç sene sonra da antika hırsızlığından yeniden tutuklanmış. bir şekilde yeniden çıkmış ve birkaç yıl sonra da bir evi soyduğu için tekrar tutuklanmış.
***
tutuklanan insanların psikolojik rahatsızlığı olduğu tespit edildiğinde salınmaları ilginç. bir insanı işlediği bir suçtan sonra, durumuna bağlı olarak ya tedavi edersin ya da mahkûm. bırakıp bırakıp başkalarına zarar vermesine sebep olanları da tutuklamak gerek bence.
[ (bkz: bibliyomani) ]
çocukken, yıkılması kararlaştırılan victoria dönemine ait evlerin kapı kollarını, renkli cam parçalarını falan toplayıp biriktirirmiş blumberg. o dönemin mimarisine olan ilgisi önce o konuyla ilgili kitaplarla tanıştırmış onu. daha sonra da kitapları biriktirmeye, hatta çalmaya başlamış.
90'lı yıllarda tutuklandığında 71 ay ve 200.000 dolar para cezasına çarptırılmış. duruşmanın yapıldığı zamanlarda olaya müdahil olan bir doktor, blumberg'in gençlik dönemlerinde şizofrenik sanrılar gördüğünü ve çok defa hastaneye kaldırıldığını ortaya çıkarmış. biriktirdiği/çaldığı şeyleri, yapılması planlanan yıkımlardan korumak amacıyla çaldığını itiraf etmiş. blumberg, önemli ve nadir eşyalara, sıradan insanların erişmesinin hükümet tarafından engellediğine inanıyormuş ve bu planı boşa çıkarmak için, bu eşyaları "özgürleştirmeye" karar vermiş. yani tüm bu çalma olaylarının arkasında, varlığına inandığı bir komplo teorisi yatmaktaymış.
tutuklandıktan bir süre sonra serbest kalmış ama birkaç sene sonra da antika hırsızlığından yeniden tutuklanmış. bir şekilde yeniden çıkmış ve birkaç yıl sonra da bir evi soyduğu için tekrar tutuklanmış.
***
tutuklanan insanların psikolojik rahatsızlığı olduğu tespit edildiğinde salınmaları ilginç. bir insanı işlediği bir suçtan sonra, durumuna bağlı olarak ya tedavi edersin ya da mahkûm. bırakıp bırakıp başkalarına zarar vermesine sebep olanları da tutuklamak gerek bence.
devamını gör...
ilk kimin aklına geldiği merak edilen şeyler
alexander graham bellin,sevgilisinin ismi allessandra lolita oswaldo olduğundan ,kısaca alo diye hitap ederdi ve ilk telefondan görüşmesini sevgilisiyle yaptığında alo dediğinden hepimiz aynı ismi yıllardır kullanırız. vings kardeşim.
devamını gör...
hindistan’da kast sistemi
(bkz: endogami) ile şekillenen bir formdur. varna öğretisine göre insanlar dört kasta ayrılır. brahmanlar, ksatriyalar, vaisyalar ve sudralar. meslekler babadan oğula geçer. ayrıca kastlar arası evlilik yasaktır.
devamını gör...
islam devleti
hangi islam devletinden bahsedelim?
peygamber(saa)in kurduğu nizama uygun olan islam devletine itiraz yok.
peygamber torunlarını kesen islam devletine, kendi doktrinlerini islam diye yutturmaya çalışan saltanat devletlerine, islami krallıklara(ki peygamber(saa) krallar ile aristokratlar ile feodal zümreler ile savaşmıştır.) itiraz var.
müslüman toplum renk körü olmuş, siyahı beyazı ayırabilir. ama önüne yeşil ile mavi gelince hangisinin yeşil, hangisinin mavi olduğunu ayıramıyor.
peygamber allah tarafından gönderilmişti. allah tarafından korunuyordu. ve o'nun karşısında hangi güç olursa olsun mutlak şer ve mutlak şirk konumumdaydı. aradan 25 yıl geçti. peygamber vefat etti. sıffin savaşında ali nin karşısında muaviye ordusu kur an sahifelerini mızraklarına geçirdiler." bu kur an dır aramızda hakem olsun dediler." o gün sahte din, gerçek din karşısında galip geldi. ve bu gelenek günümüze kadar geldi.
o günden günümüze ne zaman islami devlet kuruldu ise, dini mercilere uyacağı yerde, dini mercileri kendine uydurdu. gerektiği yerde güzel üslupla, gerektiği yerde dönemin alimlerini satın alarak, gerektiği yerde zor kullanarak.
insanlar tarafından "islami devlet" kavramı peygamber(saa) in getirdiği islami devlet kavramı olarak ne yazık ki algılanmıyor. sadece hırsızın elini kesen, zina edeni recm eden bir devlet anlayışı olarak algılanıyor. halbuki peygamber(saa) in adalet anlayışı, hz ukkaşe nin isteği karşısında sırtını kırbaçlatacak derecede hassas idi.
itirazımız, peygamber(saa)in getirdiği islami devlete değildir. itirazımız, islami devlet kavramının muhammed(saa) i islamdan bu kadar uzak bir kavram olmasınadır.
peygamber(saa)in kurduğu nizama uygun olan islam devletine itiraz yok.
peygamber torunlarını kesen islam devletine, kendi doktrinlerini islam diye yutturmaya çalışan saltanat devletlerine, islami krallıklara(ki peygamber(saa) krallar ile aristokratlar ile feodal zümreler ile savaşmıştır.) itiraz var.
müslüman toplum renk körü olmuş, siyahı beyazı ayırabilir. ama önüne yeşil ile mavi gelince hangisinin yeşil, hangisinin mavi olduğunu ayıramıyor.
peygamber allah tarafından gönderilmişti. allah tarafından korunuyordu. ve o'nun karşısında hangi güç olursa olsun mutlak şer ve mutlak şirk konumumdaydı. aradan 25 yıl geçti. peygamber vefat etti. sıffin savaşında ali nin karşısında muaviye ordusu kur an sahifelerini mızraklarına geçirdiler." bu kur an dır aramızda hakem olsun dediler." o gün sahte din, gerçek din karşısında galip geldi. ve bu gelenek günümüze kadar geldi.
o günden günümüze ne zaman islami devlet kuruldu ise, dini mercilere uyacağı yerde, dini mercileri kendine uydurdu. gerektiği yerde güzel üslupla, gerektiği yerde dönemin alimlerini satın alarak, gerektiği yerde zor kullanarak.
insanlar tarafından "islami devlet" kavramı peygamber(saa) in getirdiği islami devlet kavramı olarak ne yazık ki algılanmıyor. sadece hırsızın elini kesen, zina edeni recm eden bir devlet anlayışı olarak algılanıyor. halbuki peygamber(saa) in adalet anlayışı, hz ukkaşe nin isteği karşısında sırtını kırbaçlatacak derecede hassas idi.
itirazımız, peygamber(saa)in getirdiği islami devlete değildir. itirazımız, islami devlet kavramının muhammed(saa) i islamdan bu kadar uzak bir kavram olmasınadır.
devamını gör...
durumumuz yoktu sevisemedik'in sözlüğe veda etmesi
eğer ciddiyse harbiden kahreden haberdir. gitme sakın. sensiz sevişemeyiz. tangalar yarıya iner. gitme.
gidersen bir daha sevişmek nasip olmasın.
gidersen bir daha sevişmek nasip olmasın.
devamını gör...
atatürk'ün en sevilen sözü
''bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. fikirlerini inkâr edenler ve beni yerenler çıkabilir. hatta bunlar, benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler, hint'ten, mısır'dan döner dolaşır gene gelir, verimli neticeleri kalpleri doldurur.''
devamını gör...
rimbaud
başına gelenlere çok üzüldüğüm yazar. böyle donanımlı ve yardımsever insanları hayattan soğutan bütün sebeplerde hepimizin parmağı var aslında. hayatı çekilmez yapan biraz da biziz, birbirimiziz. suratımızı astığımız o iş arkadaşı, yüzüne bakmadığımız komşu... yavaş yavaş hayatı eski güzel canlı mutluluğundan çekip kopararak maddi bir şeye dönüştürüyoruz, bir eşyalar yığınına. her intihar girişiminin arkasında psikolojik olduğu kadar, sosyal, siyasi, tıbbi, ekonomik nedenler vardır. intihar bir halk sağlığı sorunudur, öyle yüzeysel bakışlarla irdelenemez. kendisine geçmiş olsun diyorum, inşaallah en yakın zamanda sağlık ve güzelliklere kavuşur.
devamını gör...
çirkin kadınlara tavsiyeler
başlığı dikkate almayın şeklinde tavsiye verebileceğim başlık.
devamını gör...
kadınların çoğundaki erkekler basittir algısı
türler kendi cinsleri içinde kayıtsız bir alfa karakter belirler.
ancak hiç bir türde okumadım duymadım ki,
kendi türündeki karşı cinsine basitlik yada üstünlük gayreti içine girsin.
düşünebilen canlılar olmak ,
ne güzel,ne hoş...
düşüncenin icraatları nasıl da zengin..
neyseki her türün özel olduğunu biliyoruz,
ve neyseki düşüncede hala beyhude bir gayretle mantık aramak istiyoruz.
ancak hiç bir türde okumadım duymadım ki,
kendi türündeki karşı cinsine basitlik yada üstünlük gayreti içine girsin.
düşünebilen canlılar olmak ,
ne güzel,ne hoş...
düşüncenin icraatları nasıl da zengin..
neyseki her türün özel olduğunu biliyoruz,
ve neyseki düşüncede hala beyhude bir gayretle mantık aramak istiyoruz.
devamını gör...
ben öküzüm demenin farklı yolları
küçükken buzağı idim.
devamını gör...
tarih obası
gerçek anlamda ufuk açan, öğretici, destekleyici içeriklerle dolu harika bir kanal. özellikle 21 aralık en uzun geceye özel destan okumaları bir başka güzel oluyor.
devamını gör...
hülya avşar'ın sapyoseksüelim açıklaması
alıntıda* yanlışlık yoksa iki kere "ben sapyoseksüelim zaten" demiş. bunu neden bu kadar belirtme ihtiyacı hissettin? popüler kültüre ayak uydurmak için. herkes sapyoseksüel zaten*
devamını gör...
kimse olmadığı zaman kimsin sorusu
"who are you when
no one is watching"
spora yazıldım önceki günlerde gittiğim alışveriş merkezinde malzeme bakarken tesadüfen gözüme çarpan önünde beyaz ufak ingilizce yazı yazan gri renkli bir tşhirt'ü doğrudan elime aldım. sadece boyutuna baktım almaya karar vermiştim bakarken. en sevdiğim renk siyah ve griydi.
yazının anlamı bilmeyi çok merak etmemiştim açıkçası aklıma da gelmemişti. sade ve düz bir yazı gibi gelmişti neyse uzatmayayım.
önce ki gün aldığım bu tşhirt'ü giyinmiştim. iş yerine geldim kasiyer arkadaşımız çalışıyordu. kasanın arkasında beklerken; yaşça büyük bir kadın(öğretmen olduğunu düşündüm) bakıp sordu:
-tşhirt'ünüz de yazan şeyin ne anlama geldiğini biliyormusunuz?
kabaca gözlerimi kendime doğrulttum ve watching kelimesi ile başlayan anlam biçme halimle: "sanırım seyretmek ile ilgili bir şey"
dedim.
yanılıyorsun dedi ve devam etti:" orada kimse yokken kimsin gibi bir anlam içeriyor" dedi.
şaşırdım. düşündürdü bu garip örgü.
teşekkür ettim bilgi için kendisi ayrıldıktan sonra ben yaşanan diyalogu ve örgüyü anlamaya çalışıp sordum.
gerçekten kimse yokken kimiz biz! yalnız başınayken her şeyi sadece biz bilir ve düşünürken kimiz biz.
gündelik yaşamım geçti gözümün önünden özel biri değildim farklı bir durumum da yoktu. bağzı bağzı gelen düşünceler insanlar ile ilgili siyaset ile ilgili sevgili ile ilgili gelecek ile ilgili vardı ama yanlışa, yalana, riyakarlığa, aldatmaya ne bileyim kötü olana dair bir şey yoktu. ha bu hatasız olduğumuz kimseyi incitmediğimiz anlamına gelmiyordu ama mevzu kimse yokken kimsin olduğu için böyle sanırım. yoksa benim üzdüğüm kırdığım ve incittiğim değerli insanlar vardı.
dümdüz bir adammışım dedim kendi kendime.
güldüm kendi kendime.
no one is watching"
spora yazıldım önceki günlerde gittiğim alışveriş merkezinde malzeme bakarken tesadüfen gözüme çarpan önünde beyaz ufak ingilizce yazı yazan gri renkli bir tşhirt'ü doğrudan elime aldım. sadece boyutuna baktım almaya karar vermiştim bakarken. en sevdiğim renk siyah ve griydi.
yazının anlamı bilmeyi çok merak etmemiştim açıkçası aklıma da gelmemişti. sade ve düz bir yazı gibi gelmişti neyse uzatmayayım.
önce ki gün aldığım bu tşhirt'ü giyinmiştim. iş yerine geldim kasiyer arkadaşımız çalışıyordu. kasanın arkasında beklerken; yaşça büyük bir kadın(öğretmen olduğunu düşündüm) bakıp sordu:
-tşhirt'ünüz de yazan şeyin ne anlama geldiğini biliyormusunuz?
kabaca gözlerimi kendime doğrulttum ve watching kelimesi ile başlayan anlam biçme halimle: "sanırım seyretmek ile ilgili bir şey"
dedim.
yanılıyorsun dedi ve devam etti:" orada kimse yokken kimsin gibi bir anlam içeriyor" dedi.
şaşırdım. düşündürdü bu garip örgü.
teşekkür ettim bilgi için kendisi ayrıldıktan sonra ben yaşanan diyalogu ve örgüyü anlamaya çalışıp sordum.
gerçekten kimse yokken kimiz biz! yalnız başınayken her şeyi sadece biz bilir ve düşünürken kimiz biz.
gündelik yaşamım geçti gözümün önünden özel biri değildim farklı bir durumum da yoktu. bağzı bağzı gelen düşünceler insanlar ile ilgili siyaset ile ilgili sevgili ile ilgili gelecek ile ilgili vardı ama yanlışa, yalana, riyakarlığa, aldatmaya ne bileyim kötü olana dair bir şey yoktu. ha bu hatasız olduğumuz kimseyi incitmediğimiz anlamına gelmiyordu ama mevzu kimse yokken kimsin olduğu için böyle sanırım. yoksa benim üzdüğüm kırdığım ve incittiğim değerli insanlar vardı.
dümdüz bir adammışım dedim kendi kendime.
güldüm kendi kendime.
devamını gör...





