düşman olmak mertlik değil
korkaklığın iradesi
kurnazlık marifet değil
aptalların tesellisi
devamını gör...

hamisi olan rusyanın güdümünde olan bir ülkedir. para birimi manat'tır.. ve tabiki tl'den çok daha değerlidir.
devamını gör...

jean paul sartre
devamını gör...

yaptığı paylaşımlarıyla genel kültür alanımıza doğrudan ya da dolaylı yaptığı katkıdan dolayı kendisine teşekkürlerimi sunduğum sempatik yazardır. tanımlarını dikkatle ve özenle okumaya başlarken, zıpır profil fotosu gözümün önüne geliyor ve gülümseyerek bitiriyorum okumalarımı da. yazmaya devam, takibe devam…
devamını gör...

türkçesi ihtiyar ilmi anlamına gelen antik yunanca geros* ve logos* kelimelerinden türetilmiş, jerontoloji olarak da bilinen yaşlanma bilimidir. dünyada ki yaşam süresinin uzaması ve buna bağlı olarak yaşlı nüfusunun artması sonucunda gelişmiş bir bilim dalıdır. bu mesleği icra eden kişilere gerontolog denir.

gerontolojiyi sadece yaşlı bireylerle sınırlandırmak doğru bir tanımlama olmamaktadır. yaşlanmanın başladığı an olan embriyonun anne karnına düşüp gelişmeye başlamasından itibaren devam eden sürecin tamamı olarak tanımlamak daha geçerlidir.

ilk olarak birinci dünya savaşından sonra yaşlanma biyolojik açıdan incelenmeye başlanmıştır. yaşlanmayı sadece biyolojik açıdan ele almanın eksik sonuçlar vereceğinin anlaşılmasıyla ikinci dünya savaşından sonra sosyal ve psikolojik alanlarda araştırılması öncelik kazanmıştır.

günümüzde sosyal, psikolojik, biyolojik ve tıbbi yönlerinin yanı sıra, felsefi, kültürel, tarihsel, teolojik ve ekolojik olmak üzere daha pek çok alanda araştırılmaya başlanmasıyla interdisipliner yaklaşım haline gelmiştir.

yaşla beraber organlarda meydan gelen fizyolojik değişikliklerin yanı sıra çoklu hastalıkların artışı yaşlı kişilerin multidisipliner yaklaşım ile ele alınması gerçeğini gün yüzüne çıkarmıştır. multidisipliner bilim dalı olarak yapılan çalışmalarda hayat kalitesini artırma, fonksiyonel bağımsızlığı sürdürme ve yaşlanma süreçlerine müdahale edebilmenin yolları aranmaktadır.

peki bulunabilinmiş midir bu aranan yollar?

1800'lü yılların ortalarında ortalama insan ömrü 40-50 yaşlardaydı. günümüzde bu yaşın 75-90 yaş civarına gelmesi bilimin ve teknolojinin gelişmesiyle doğru orantılı olarak yaşama süresinin artabileceğine olan umutları artırmaktadır.

yaşlanma ile hücrelerde meydana gelen dna hasarı bir yerden sonra tamir edilemez hale gelir, böyle hücreler ya kanserleşir ya yarı faal hale geçer ya da kendisini yok eder. bu bağlamda yaşlanmanın durdurulması, bölünme özelliğini kaybetmiş hücrelerin vücuttan uzaklaştırması olarak tanımlanabilir.

yapılan bazı klinik deneylerde, metformin ilacı verilen diyabet hayvanların, diyabet olmayan ve ilaç almayanlardan daha uzun yaşadığı tespit edildi. bunun üzerine metformin'in yaşlanmaya karşı koruyucu olabileceği üzerinde yeni çalışmalar geliştirilmeye başlandı.

ayrıca 2005'te fareler üzerinde yapılan, yeni hücre yaratmak için bölünemeyecek durumda olan yaşlı hücrelere foxo4-drı ilacı enjekte edilmesi, farelerin daha uzun yaşamasını sağladı. ilaç farelerin tüylerini yeniden çıkartırken, kuvvetlerini artırdı, karaciğer ve böbrek fonksiyonlarını düzeltti. yaşlılara gençlerden kan verilmesi halinde olumlu sonuçların gözlenmesi de, yaşlanmaya karşı koruyucu olmakla kalmayan, bu süreci geri çeviren bazı ilaçların mümkün olabileceği gerçeğini karşımıza çıkarıyor.

binlerce yıldır bir çok bilim insanının kafa yorduğu ve çözüm aradığı ebedi gençlik, hadi bulundu diyelim.
kimse yaşlanmasa, ölmese nereye varacak bu işin sonu?

zamanı geldiğinde ölünüz efendim..
devamını gör...

yaya geçidinde yaya öncelik verilmemesi. daha da anormali yayanın yol veren sürücüye teşekkür etmesi. durmaması kabahatken durduğu için minnet etmek.
bilemiyorum altan bilmiyorum
devamını gör...

misafirliğe gidilen evde uyuyakaldıktan sonra kucakta taşınarak eve gelmek.
devamını gör...

muhtemelen yetişkin bir birey olarak kendi kendine giyinip soyunmayı biliyor olacaktır ama yine de ben eşimin elini sıcak sudan soğuk suya sokmam, yalnız başına giyinip yorulmasın derseniz neden olmasın.
devamını gör...

1 eylül 1997 doğumlu güney koreli idol, dansçı ve söz yazarı. bangtan sonyeondan adlı müzik grubunun en genç üyesi. grubun ve kpop idollerinin arasında en yetenekli kişi olmasından dolayı ''golden maknae'' lakabının sahibi. en yetenekli derken abartıyorum sanılmasın; aşırı sportif, vokali muazzam, eğitimsiz rap yapabiliyor, dansçı, taklit yeteneği fevkalade, çok hızlı koşabiliyor, gamer, ressam denilebilecek kadar iyi resim yapıyor, fotoğrafla ilgileniyor, şarkı sözü yazıyor, okçulukta iyi, son zamanlarda gitar çalışıyordu onu da birkaç denemede çözmüştür eminim*.

2010'ların en iyi sanatçıları listesinde 45. sırada yer alan kişi ve listedeki en genç isim kendisi. düşünsenize 97 doğumlu olup da billboard'da ödül alan, güney kore'nin kültürel liyakat nişanı ödülü'ne sahip en genç sanatçı olan, unicef elçisi ve grammy adaylığı olan kaç kişi vardır? tüm rekorları bu genç yaşında bünyesinde bulunduruyor anlayacağınız, tabii ki diğer grup arkadaşlarıyla birlikte.

birçok ünlüyü daha doğrusu sesini dinleyen herkesi kendisine aşık etmesiyle biliniyor. güney koredeki, hatta biliyorsunuz artık dünya çapında ünlüler, en iyi sese sahip kişilerden kendisi. efor bile sarf etmeden yüksek notaya çıkabiliyor. hatta güney kore'ye charlie puth gelmişti, birlikte işbirliği yapmışlardı ve birçok kişi charlie puth yerine jungkook'a büyülenmişti. charlie'nin kendi şarkısını seslendirmiş olmasına rağmen pabucunu dama atmıştı yani. o sahneyi izlemek için:


diğer başarılı performanlarına (hepsi başarılı gerçi) buradan ulaşabilirsiniz:
euphoria
paper hearts
save me- solo dance
devamını gör...

bu şey kafası değil mi ya? kendi kızı karısı kardeşi bütün kadınlar namuslu geri kalan herkes kaltak, bakılması farz. senin kafatasını seveyim ben!
devamını gör...

(bkz: sisifos söyleni)
camus felsefi deneme türündeki bu kitabında yaşamın yaşamaya değip değmediğini ve intiharı kendi absurde felsefesi ile sorgular. kitaba ismini veren sisifos, yunan mitolojisinde zeus tarafından dimdik bir dağın eteğine bırakılan kaya parçasını dağın en tepesine çıkarmakla cezalandırılmıştır. kayayı her çıkardığında kaya geri düşer ve sisifos her defasında bu döngüyü devam ettirir. insanlığın hikayesi ile sisifosun hikayesi arasındaki benzerlik buradadır. insanların var olmaya mahkum edildiği bir dünyada sisifos gibi ev araba aile iş gibi anlamsız döngülerle kayayı her defasında yukarı çıkarıyoruz. mutlak bir amaç yada kazanım olmadan. zaten dünyanın kendisi ve var oluş başlı başına saçmanın kendisidir. camusa göre bunun farkında olarak yaşamak başkaldırının ta kendisidir. intihar ise kaçış demektir. tıpkı sisifosun tanrılara meydan okurcasına kaçmadan ve vazgeçmeden kayayı her seferinde yeniden dağın tepesine çıkarması gibi. kitabın genel konusu intihardır lakin camus bu kitabında intiharı savunmaz. aşağıya kitaptan ilgimi çeken bir kaç kısmı bırakıyorum.


- çelişkin bir biçimde, kendileri için bir yaşama nedeni olan ( yaşama nedeni denilen şey, aynı zamanda çok güzel bir ölme nedenidir de) düşünceler yada düşler uğrunda ölüme giden başka insanlarda görüyorum. sy 22

-gene bir gün gelir , insan otuz yaşında olduğunu görür ya da söyler. gençliğini belirtir böylece. ama, aynı anda , zamana göre yerini de belirtir. zamanın içinde yerini alır. geçmesi gerektiğini söylediği bir eğrinin belirli bir anındadır. zamanın malıdır, içinin ürpertiyle dolması üzerine , en kötü düşmanı olarak görür onu. yarını istiyordu hep, tüm benliğinin bundan kaçınması gerekirken, yarının gelmesini diliyordu. etin bu başkaldırışı, uyumsuz budur işte. sy 32

- böylece chestova dönüyorum. bir yorumcu onun ilgiye değer bir sözünü anlatır. " tek çıkar yol insan yargısı için bir çıkış yolu bulunmayan yerdedir." der. " böyle olmasa tanrıyı ne yapacaktık? kişi ancak olanaksızı elde etmek için tanrıya yönelir. olabilene gelince, insanlar yeter onu bulmaya." sy 50

-her şey tek bir şeyle değil, her şey her şeyle açıklanır. ben bir ayrım görmüyorum arada. hiç kuşkusuz, bilinci her betimleme sonunda "gerçekleştirdiği" bu düşünlerin ya da bu özlerin kusursuz örnekler olmaları istenmiyor daha. ama algılamanın her verisinde doğrudan doğruya var oldukları söyleniyor. her şeyi açıklayan tek bir düşünce yok artık, sonsuz sayıda nesneye anlam veren, sonsuz sayıda öz var. dünya kımıltısızlaşıyor, ama aydınlanıyor da. sy 59-60

-uyumsuz insan yolunun belli bir noktasında kışkırtılmıştır. tarih ne dinden yoksundur ne peygamberden, tanrısızları bile vardır. ondan sıçraması isteniyor. verebileceği tek yanıt iyi anlamadığı, bunun açık olmadığı. kişi de yalnızca iyi anlamadığını yapmak ister. ona bunun gurur günahı olduğu, belki de işin sonunda cehennemin bulunduğu söylenir, ama bu ona önemsiz görünür. suçluluğu benimsettirilmek istenir ona. o kendini suçsuz bulur. doğrusunu söylemek gerekirse, yalnız bunu duyar, çaresiz suçsuzluğunu. her şeyi bu sağlar ona. böylece kendi kendinden istediği yalnızca bildiğiyle yaşamak, elindekiyle yetinmek, araya kesin olmayan hiçbir şey sokmamaktır. hiçbir şeyin böyle olmadığı söylenir ona. ama hiç değilse bu bir kesinliktir. işi onunladır: hiçbir şeye sarılmadan yaşanıp yaşanamayacağını bilmek ister. sy 67

- kişi mutlu yaşamak için para kazanmak ister, sonra bir yaşamın tüm çabası ve en iyi yanı bu paranın kazanılmasında toplanır. mutluluk unutulmuş, araç da amaç sayılmıştır. sy 119

- bu söylen "trajik"se, kahraman bilinçli olduğu içindir. gerçekten de, her adımda başarma umuduyla desteklenseydi, neden kederli olacaktı? bu günün işçisi yaşamının tüm günlerinde aynı işlerde çalışır, bu yazgıda uyumsuzlukta bundan aşağı kalmaz. ama ancak bilinçli olduğu ender anlarda "trajik"tir. sy 139
devamını gör...

papağan, kırlangıç, şahin.
devamını gör...

sözlük için isabetli ve yakışan bir isim olmuş "kafa".
devamını gör...

hiç tinder ve tiktok kullanmadım.
devamını gör...

sevgi açlığı zamanla duygularını köreltmiş enerjisini negatife çekmiştir. öfkeledir herkese sevmeyi bilip sevilmeyi hak edene. tek tesellesi birinin görüp de onu dipsiz kuyudan çıkartmasıdır. beklesin beklesinde acaba doğru bir bekleyiş mi? kimse istemez kendine bile zor yeten enerjisini bir enerjisize aktarıp tökezlemeyi. farkedilmeyeceksin o suratla daha da uzaklaştıracaksın kendinden insanları ve daha şiddetli isteyeceksin sevilmeyi sonra bir köşeye çekilip ağlayacaksın.
devamını gör...

yazılarını paylaşımlarını ilgiyle takip ettiğim değerli bir yazar. ayrıca mahlası kulağa hoş geliyor. beğenileri için de teşekkür ederim.
devamını gör...

kanser hastası çocuklara yardım etkinliğinde yapılan yardımlar. içim neşe ile doluyor oradakileri gördükçe. insanların gülümsemesinin sebebi olabilme düşüncesi bile güzel be!
devamını gör...

tamam! hepimiz delireceğiz, orası kesin.
albert camus
devamını gör...

bakışlar sayılıyor mu?

sayılıyorsa ben olmadığım yazar.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bacak bacak üstüne atmanın saygısızlık olarak algılanması.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim