bildirimleri tek tek kontrol etmek
bir süre sonra mümkün olmayan durumdur.
şaka bir yana bildirim gelmiyor ki kontrol edelim demek istediğim başlıktır.
şaka bir yana bildirim gelmiyor ki kontrol edelim demek istediğim başlıktır.
devamını gör...
the neighbors windows
bir marshall curry kısa filmidir. filmin adı the neighbour’s window’dur.

yirmi dakikalık bu film uzun metraj bir film tadındadır. kısa film en iyi kısa film oscar’ını da kazanmış ve bence hal etmiştir de.
filmi izlerken aklımda hep kafka vardı. sanırım aklımda hep kafka var. ne izlesem, ne okusam kafka’ya yoruyorum. birçok eserinde pencerelerden bahseder kafka ve kafkaya göre pencere dünya ile ilişki kurabilmek için en güzel, en doğru yöntemdir. içeri girmek ya da dışarı çıkmak mümkün değildir ama insan kendini bir şekilde hem dışarıda hem içeride hissedebilir. dokunulmaz bir gözlemcilik halidir pencere.
ama kafkaya değil marshall curry’ye katıldığım bir durum da var. pencereden bakmak aldatıcı olabilir. hele de başka insanların hayatını izliyorsak.
sahip olduğumuz şeylerle sahip olmak istediklerimizi çarpıştırmak kendimize haksızlık yapmanın en kolay yoludur. çağımızın hastalığı özenmektir, imrenmektir belki de.
asla unutulmaması gereken bir şey var pencereden bakarken. siz pencere kenarında oturup birilerini izlerken başka bir pencere kenarında oturan birileri de sizi izliyor olabilir. her an tetikte olun.
the neighbour’s window

yirmi dakikalık bu film uzun metraj bir film tadındadır. kısa film en iyi kısa film oscar’ını da kazanmış ve bence hal etmiştir de.
filmi izlerken aklımda hep kafka vardı. sanırım aklımda hep kafka var. ne izlesem, ne okusam kafka’ya yoruyorum. birçok eserinde pencerelerden bahseder kafka ve kafkaya göre pencere dünya ile ilişki kurabilmek için en güzel, en doğru yöntemdir. içeri girmek ya da dışarı çıkmak mümkün değildir ama insan kendini bir şekilde hem dışarıda hem içeride hissedebilir. dokunulmaz bir gözlemcilik halidir pencere.
ama kafkaya değil marshall curry’ye katıldığım bir durum da var. pencereden bakmak aldatıcı olabilir. hele de başka insanların hayatını izliyorsak.
sahip olduğumuz şeylerle sahip olmak istediklerimizi çarpıştırmak kendimize haksızlık yapmanın en kolay yoludur. çağımızın hastalığı özenmektir, imrenmektir belki de.
asla unutulmaması gereken bir şey var pencereden bakarken. siz pencere kenarında oturup birilerini izlerken başka bir pencere kenarında oturan birileri de sizi izliyor olabilir. her an tetikte olun.
the neighbour’s window
devamını gör...
sevişmek istenen ünlüler


.



ayrıca sıralı tam liste...
(bkz: farah zeynep abdullah)
(bkz: ecem öz)
(bkz: aslı bekiroğlu)
(bkz: yasemin kay allen)
(bkz: seda akman)
(bkz: sezin akbaşoğulları)
(bkz: aslıhan gürbüz)
(bkz: didem inselel)
(bkz: özgün bayraktar)
(bkz: nilperi şahinkaya)
(bkz: göksel)
(bkz: gülşen)
(bkz: sevtap özaltun)
(bkz: hande doğandemir)
(bkz: ayça inci)
(bkz: mine kılıç)
(bkz: leyla tanlar)
(bkz: selen uçer)
(bkz: ilayda akdoğan)
(bkz: özge yağız)
(bkz: mine tugay)
(bkz: nihal yalçın)
(bkz: mehtap bayri)
(bkz: melike ipek yalova)
(bkz: nazlı bulum)
(bkz: sertab erener)
(bkz: oya okar)
(bkz: felicia sağnak)
(bkz: ece sükan)
devamını gör...
hap yutamamak
çocukluktan beri muzdarip olduğum sorundu bu.
doktorlar tarafından bile şımarıklık olarak görülüyordu bu durum. hiç olmazsa bazı doktorlar tarafından diyelim. hap yutamıyorum şurup yazar mısınız dediğim zaman panikle beyaz kod veriyorlardı. hatta bizzat hastane polisinin beni alıp kabataş meydanına götürüp çığlıklar eşliğinde zincirlemişliği vardır. üstüme şuruplar döküp ellerimi arkadan bağlayıp üstü çıplak deri eldivenli 40-50 kediye kuşa yalattılar beni. çok utanıyorum, lütfen öyle bakmayın.
eski erkek arkadaşım bir gün hap yutamıyor olmamı bağırsaklardan kaynaklı bir sorun olarak görmüştü. benim bu tür konularda takıntılı olup kesinlikle kabul etmiyor olmam nedenli adam uzman görüşünü korkmadan belirtemiyordu ama ucundan kıyısından bilgiyi veriyordu. çocukken bağırsaklarımda yarattığı rahatsızlık hissi nedeniyle kendimi hap yutamadığıma inandırmış olabilirdim ona göre.
o bu görüşü sunduktan sanıyorum 2 sene sonra üzerine düşündüm. belki 1.5 sene. çocukluğu düşündüm. karnımın sürekli ağrımasını, günün nerdeyse 16-17 saatinde uykusuz kalmamı, huzursuzluğumu, daha önemlisi doğduktan sonra hiçbir şekilde 1 sene boyunca uyumayıp ağlamış olduğumun şikayetinin hâlâ yapılıyor olmasını ve neden çocukken tek tip beslenmeye başladığımı düşündüm, sonuçta kendisine hak verdim. resmen çocukken bağırsaklarımda yarattığı sorunlar nedenli ilaç kullanmayı bırakmıştım ve kendimi korktuğuma inandırmıştım. buralarda ise kendisini çok öpüyorum, hep nokta atışı tespitler yapıyordun minik poğaçam.
ben bu durumu anlayınca ne oldu? hapı ağzıma attım ve şak diye yuttum. hatta pozitif çıkınca intihar eder gibi 8 ilacı birden yuttum. hap dilimin altına kaçmadı, boğulur gibi olmadım, daha önemlisi boğulma korkum olmadı. öyle bir anda hap yutmaya başladım yani.
bu uzun yazının özeti şu bebeksiler. çocukken antibiyotik kullanımı bağırsak florasını bozduysa ve siz de buna bağlı olumsuzluklar yaşadıysanız hap yutmayı bırakmış olabilirsiniz. o yüzden bir an bu durumun bağırsak ile ilgili yaşadığınız bir tartışmanın sonucu olduğunu düşünün ve deneyin. çünkü ben denedim sahiden boğulmuyor insan. ha boğaza takılıyor mu? ben şuncacık ekmeği yutarken ve hatta çoğu zaman tükrüğü ile boğulan bir insan olarak hapı boğazın oraya takmayı başardım. lan dedim sahiden hap yüzünden ölüyorum bu nasıl iş diye bile düşündüm ama su içtim ve çok ilginç bir şey oldu. hap su ile birlikte oradan kaydı gitti.
inanılmaz bir bilgi değil mi? bence öyle. öpüyorum hepimizi.
not: bazı ilaçları kırıp içmek çok ciddi sorunlar beraberinde getiriyormuş. öyle şeyler yapmayın.
doktorlar tarafından bile şımarıklık olarak görülüyordu bu durum. hiç olmazsa bazı doktorlar tarafından diyelim. hap yutamıyorum şurup yazar mısınız dediğim zaman panikle beyaz kod veriyorlardı. hatta bizzat hastane polisinin beni alıp kabataş meydanına götürüp çığlıklar eşliğinde zincirlemişliği vardır. üstüme şuruplar döküp ellerimi arkadan bağlayıp üstü çıplak deri eldivenli 40-50 kediye kuşa yalattılar beni. çok utanıyorum, lütfen öyle bakmayın.
eski erkek arkadaşım bir gün hap yutamıyor olmamı bağırsaklardan kaynaklı bir sorun olarak görmüştü. benim bu tür konularda takıntılı olup kesinlikle kabul etmiyor olmam nedenli adam uzman görüşünü korkmadan belirtemiyordu ama ucundan kıyısından bilgiyi veriyordu. çocukken bağırsaklarımda yarattığı rahatsızlık hissi nedeniyle kendimi hap yutamadığıma inandırmış olabilirdim ona göre.
o bu görüşü sunduktan sanıyorum 2 sene sonra üzerine düşündüm. belki 1.5 sene. çocukluğu düşündüm. karnımın sürekli ağrımasını, günün nerdeyse 16-17 saatinde uykusuz kalmamı, huzursuzluğumu, daha önemlisi doğduktan sonra hiçbir şekilde 1 sene boyunca uyumayıp ağlamış olduğumun şikayetinin hâlâ yapılıyor olmasını ve neden çocukken tek tip beslenmeye başladığımı düşündüm, sonuçta kendisine hak verdim. resmen çocukken bağırsaklarımda yarattığı sorunlar nedenli ilaç kullanmayı bırakmıştım ve kendimi korktuğuma inandırmıştım. buralarda ise kendisini çok öpüyorum, hep nokta atışı tespitler yapıyordun minik poğaçam.
ben bu durumu anlayınca ne oldu? hapı ağzıma attım ve şak diye yuttum. hatta pozitif çıkınca intihar eder gibi 8 ilacı birden yuttum. hap dilimin altına kaçmadı, boğulur gibi olmadım, daha önemlisi boğulma korkum olmadı. öyle bir anda hap yutmaya başladım yani.
bu uzun yazının özeti şu bebeksiler. çocukken antibiyotik kullanımı bağırsak florasını bozduysa ve siz de buna bağlı olumsuzluklar yaşadıysanız hap yutmayı bırakmış olabilirsiniz. o yüzden bir an bu durumun bağırsak ile ilgili yaşadığınız bir tartışmanın sonucu olduğunu düşünün ve deneyin. çünkü ben denedim sahiden boğulmuyor insan. ha boğaza takılıyor mu? ben şuncacık ekmeği yutarken ve hatta çoğu zaman tükrüğü ile boğulan bir insan olarak hapı boğazın oraya takmayı başardım. lan dedim sahiden hap yüzünden ölüyorum bu nasıl iş diye bile düşündüm ama su içtim ve çok ilginç bir şey oldu. hap su ile birlikte oradan kaydı gitti.
inanılmaz bir bilgi değil mi? bence öyle. öpüyorum hepimizi.
not: bazı ilaçları kırıp içmek çok ciddi sorunlar beraberinde getiriyormuş. öyle şeyler yapmayın.
devamını gör...
gafa sözlük
öz hakiki kafa sözlük söylemi. başlık başıma kalmış ne eyleyeyim?
devamını gör...
yeni bir insanla tanışmaya üşenmek
hem bu durum var bende de hemde birisi de olsun istiyorum hayatimda yeni. taniyabilecegim, ondan biseyler ogrenebilecegim, sevgisini sadakatini hissedebilecegim.. ama sonra yok boyle biri diye de düşünüyorum. boyle bazende cok guzel giden bi ilişkinin içinde bulmak istiyorum kendimi hiç tanışma işlemine girmeden. buda imkansiz tabi.. öyle karışık işte.
devamını gör...
kitap okuyoruz
evet güzel olacağını tahmin ettiğim başlık. ve yönetimden tek ricam böyle amacı belli başlıklarda amacına uygun dolu dolu olan tanımlarda birden fazla tanıma müsamaha etmeleri. başlıktaki her birden fazla tanıma değil sadece bu kültürel faaliyete katkısı olanlara.
devamını gör...
kitap okumayan insan
dünyayı gezecekmiş ve her şey tamamlanacakmis.
dostum buddha bütün hindistani gezdi ve en son geldi bir ağaç altına oturdu.
anladı ki arayış ıcerdedir.
o içerdeki arayışı ise kavramak için anlayış gerekir.
anlayış için de okumak gerekir.
ne güzel konuştum.
dostum buddha bütün hindistani gezdi ve en son geldi bir ağaç altına oturdu.
anladı ki arayış ıcerdedir.
o içerdeki arayışı ise kavramak için anlayış gerekir.
anlayış için de okumak gerekir.
ne güzel konuştum.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
hayatımdan çıkan insanların bana bıraktığı anıları çok özlüyorum. şu anda bulunduğum yerden ve tanıştığım insanlardan o kadar nefret ediyorum ki bu nefret beni akıl sağlığımı korumak için geçmişte yaşamaya itiyor. gidenler beni unutmuştur belki ama ben pek çoğunu günaşırı anıyor ve hatırlıyorum. en çok da o'nu özlüyor ve unutamıyorum. bazen kendime ne olacaksa olsun dünyaya bir kere geleceksin yaz gitsin diyorum ama bunun sonucunda gelebilecek olan bir üzüntüyü kaldıramayacağımı biliyorum. terazide mutluluğun getirisi çok büyük ama üzüntünün ağırlığı katbekat fazla, göze alamıyorum.
devamını gör...
durdurma banyosu
başlık sahibinden özür dilerim.
yanlış okumuşum*
bir küvet dolusu dondurma içine giren bir insan hayal ettim ve üşüdüm.
yanlış okumuşum*
bir küvet dolusu dondurma içine giren bir insan hayal ettim ve üşüdüm.
devamını gör...
venüs'ün doğuşu
italyan ressam sandro botticelli'nin tuval üzerine tempera (orta çağ'da tutkallı su ile boyanın, yumurtanın akıyla karıştırılması suretiyle elde edilen boya türü) ile çizdiği dünyanın en ünlü tablolarından biridir.

tabloda, yunan mitolojisine göre aşk ve güzellik tanrıçası venüs'ün bir kadın olarak denizden doğarak kıyıya çıkışı tasvir edilir. zamanı yaratan titan kronos, kozmik bir güce sahip olan babası uranüs'ün cinsel organını kesip denize atar. döllenmiş olan denizden venüs doğar. venüs bu tabloda, bir denizkabuğundan (vajina) çıkarken; solunda batı rüzgarı tanrısı zephyros nefesini üfleyerek venüs’ün kıyıya ulaşmasını sağlar. soldaki rüzgar perisi chloris altın renkli gülleri venüs’ün üzerine döker. sağ tarafında mevsim tanrıçası horae elinde ilkbaharı müjdeleyen çiçekli pelerin ile tanrıçanın üzerini örtmek ister.
dönemin güzellik anlayışını yansıtan vücut hatları ile tanrıça venüs mütevazi ve masum görünmektedir. utangaç bir ifadeyle bir eli ile göğüslerini, diğer eli ve uzun saçları ile genital bölgesini zarifçe kapattığı görülmektedir. venüs’ün saçlarındaki hareketlilik dünyaya getirdiği güzellik ile hayatı canlandırmayı simgeler.
tabloda altın rengi bir ışığın hakimiyeti göze çarpmaktadır. arkada görünen deniz ise sonsuz yaşamı sergiler. tablodaki her ayrıntının istridye üzerindeki yansımalar da dahil olmak üzere birçok anlamı vardır. botticelli bu resminde güzellik ve zarafet anlayışının dinde ve mitolojideki anlamlarını birleştirmiştir. güzellik anlayışını saf ve duru bir biçimde işlediğinden venüs’ün çıplak doğuşu o dönemin yobaz kesimlerini pek rahatsız etmemiştir. tablonun yapıldığı dönemde çıplak kadın tablolarının kilise tarafından yakıldığı anlatılır.
klasik üslup etkisinde ve floransa erken rönesans kültürünü en çok somutlaştıran bu eser floransa uffizi'de sergilenmektedir.

tabloda, yunan mitolojisine göre aşk ve güzellik tanrıçası venüs'ün bir kadın olarak denizden doğarak kıyıya çıkışı tasvir edilir. zamanı yaratan titan kronos, kozmik bir güce sahip olan babası uranüs'ün cinsel organını kesip denize atar. döllenmiş olan denizden venüs doğar. venüs bu tabloda, bir denizkabuğundan (vajina) çıkarken; solunda batı rüzgarı tanrısı zephyros nefesini üfleyerek venüs’ün kıyıya ulaşmasını sağlar. soldaki rüzgar perisi chloris altın renkli gülleri venüs’ün üzerine döker. sağ tarafında mevsim tanrıçası horae elinde ilkbaharı müjdeleyen çiçekli pelerin ile tanrıçanın üzerini örtmek ister.
dönemin güzellik anlayışını yansıtan vücut hatları ile tanrıça venüs mütevazi ve masum görünmektedir. utangaç bir ifadeyle bir eli ile göğüslerini, diğer eli ve uzun saçları ile genital bölgesini zarifçe kapattığı görülmektedir. venüs’ün saçlarındaki hareketlilik dünyaya getirdiği güzellik ile hayatı canlandırmayı simgeler.
tabloda altın rengi bir ışığın hakimiyeti göze çarpmaktadır. arkada görünen deniz ise sonsuz yaşamı sergiler. tablodaki her ayrıntının istridye üzerindeki yansımalar da dahil olmak üzere birçok anlamı vardır. botticelli bu resminde güzellik ve zarafet anlayışının dinde ve mitolojideki anlamlarını birleştirmiştir. güzellik anlayışını saf ve duru bir biçimde işlediğinden venüs’ün çıplak doğuşu o dönemin yobaz kesimlerini pek rahatsız etmemiştir. tablonun yapıldığı dönemde çıplak kadın tablolarının kilise tarafından yakıldığı anlatılır.
klasik üslup etkisinde ve floransa erken rönesans kültürünü en çok somutlaştıran bu eser floransa uffizi'de sergilenmektedir.
devamını gör...
karı
az önce kadınlara hakaret olduğunu öğrendiğim kelime. bir tanımda "karı milleti" gibi bir ifade kullanmışım da hakaret sebebiyle silinmiş. kabalık falan anlarım da hakaret! allah razı olsun bu mod arkadaşlardan sayelerinde terbiye görüyoruz. yalnız bir ikaz kendilerine; iyi gidiyorsun kafa sözlük ama tepe taklak gidiyorsun.
devamını gör...
zemberek etkisi
şartların kötüye gitmesi durumunda ve zorlaşması halinde kişilerin ideallerinden, belli başlı önemsediği durumlardan vazgeçmemesi anlamına gelmektedir.
-hepimizin zorlandığı durumlar, önüne engeller koyulduğu ve ideallerinden vazgeçmesine sebep olan şeyler olabiliyor. bu tarz durumlarda belirli standartlara ve ideallere sahip kişilerin pes etmeyip istekleri doğrultusunda yavaş dahi olsa sağlam adımlar atması sonucunda istediğini yaşaması ve kazanması olasıdır. bazı zaferler, zorlukların tadını çıkararak kazanılır.
-hepimizin zorlandığı durumlar, önüne engeller koyulduğu ve ideallerinden vazgeçmesine sebep olan şeyler olabiliyor. bu tarz durumlarda belirli standartlara ve ideallere sahip kişilerin pes etmeyip istekleri doğrultusunda yavaş dahi olsa sağlam adımlar atması sonucunda istediğini yaşaması ve kazanması olasıdır. bazı zaferler, zorlukların tadını çıkararak kazanılır.
devamını gör...
öpesin diye elini ağzınıza sokmaya çalışan akraba
herkesin elini öpmediğim ve elini öptüğüm kişilerin de böyle bir şey yapmayacağını bildiğim için hiç yaşamadığım durumdur.
devamını gör...
eniştesi tarafından tecavüze uğrayan adam
haberi ilk okuduğumda adamın enişteyle evleneceğini sandığını düşündüm. bu nasıl anlatım bozukluğudur. bu nasıl clickbaitdir.
#543759 gayet güzel açıklamış.
#543759 gayet güzel açıklamış.
devamını gör...
vavien
senaryosunu engin günaydın'ın yönetmenliğini taylan biraderler'in yaptığı 2009 yapımı festival filmidir. başrollerini engin günaydın ve binnur kaya paylaşmaktadır. film, engin günaydın'ın memleketi tokat erbaa'da geçmektedir.
ayrıca vavien, elektrikçilik terimidir. elektrik kablosunda yapılan bir işçilikle iki farklı anahtardan * elektriğin kesilmesi veya iletilmesi işi yapılmasıdır.
ayrıca vavien, elektrikçilik terimidir. elektrik kablosunda yapılan bir işçilikle iki farklı anahtardan * elektriğin kesilmesi veya iletilmesi işi yapılmasıdır.
devamını gör...
sen kimsin lan çıkışına verilebilecek en etkili yanıt
+sen kimsin lan?
-araştırmanı öneririm...
-araştırmanı öneririm...
devamını gör...
daddy (yazar)
nicki biraz şey olan yazar. şey yani.. akla kötü şeyler getiren.
devamını gör...
hayatta en önemli şeyin para olması
ben böyle söyleyince bana paraya tapıyorsun diyorlar.
yaşamak, belirli istek ve ihtiyaçlarımızı karşılamak için paraya ihtiyacımız var.
tamam biz de amaçtır demiyoruz ama para olmadan ot gibi yaşadığımı hissediyorum.
aylardır ihtiyaç dışında hiçbir şeye para harcayamadım. neden? yok çünkü. tuzu kuru olanlar da diyor ki her şey para değil. aynen aynen.
yaşamak, belirli istek ve ihtiyaçlarımızı karşılamak için paraya ihtiyacımız var.
tamam biz de amaçtır demiyoruz ama para olmadan ot gibi yaşadığımı hissediyorum.
aylardır ihtiyaç dışında hiçbir şeye para harcayamadım. neden? yok çünkü. tuzu kuru olanlar da diyor ki her şey para değil. aynen aynen.
devamını gör...
