dış etkenler çok fazla ama yaşam amacı olmayan insan, tek başına enerjisini düşürmeye kafidir. ilave olarak bütün günü kabusa çeviren migren ağrıları..
devamını gör...

artık çok geç.
devamını gör...

muhteşem deniz ressamı ayvazovski'den bir eserle iyi geceler dünya demeye geldim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel ivan aivazovsky- a moonlit night at sea (1885)
devamını gör...

olmaz maykıl bende de yok şeklinde devam eden bir şarkı sözü. günümüz insanını ne de çok anlatır. *
devamını gör...

seni yalnızlığından tanıdım
kirpikleri kırık çocuk
çiğneyip durduğun dudaklarından.
gözlerin küllenmiş yangın yeriydi
bir eylül göğünün bulut kümeleri
donuk bakışlarında;
hüznün nasıl da benziyordu
benim ilk gençliğime

ellerinden tanıdım seni
yüreğinin yansısı tedirgin ellerinden.
bir uzak boşluğa yağmur yağıyordu
-anılardan anılara ince çizikler…-
yüzün bir türkü sonrasının
kederli dalgınlığında;
güldün mü, ben mi yanıldım, bilemiyorum
ağıt gibi bir alay dudak uçlarında
gücenik duruşundan tanıdım seni.

seni kendimden tanıdım çocuk;
yüreği sürekli çiğnenen bir yol
gövdesi acılardan acılara köprü…
biraz öfke, biraz umut, çokça onur
olan kendimden.
eğildim öptüm yıkık alnından
uzaktın, kıyamadım sessizliğine
biraz daha dedim içimden, biraz daha;
gün olur, onuru güzel çocuk
acı da yakışır insanın yüreğine.

şükrü erbaş
devamını gör...

herkesin içini döktüğü, kendini yansıttığı bir platformda şu iyi, şu kötü ayrıştırmasını yapmak istemiyorum ama bazılarının başlıklarını görmek bile insanlıklarından şüphe etmeme neden oluyor. hiç sevilmemiş, insani değerlerden yoksun hayatlarını görmemize engel olması adına, engellediğimiz yazarların başlıklarını görmeme lüksü bahşedilse harika olmaz mıydı?
devamını gör...

en son rıza kocaoğlu nun 15 gün hiçbirşey yemeden, sanırım sadece kahve ve su içerek 9 kilo verdiğini okumuştum, ve tabiiki denedim :)
3. günü akşamı, bu denemeyi yanlış tarihlerde yaptığım için, aynı anda pilav mantı ve lahmacun yiyerek bozdum,

pandemide 70 kilonun altında tutmayı başardığım kilom şu an 75 kiloyu geçti, (boyum 1.70)

tek öğün, aralıklı açlık, dukan diyeti, kalori hesabı, akşam aç yatmak gibi bütün diyet çeşitlerini, ayrı ayrı ve birlikte yapmış bir insan olarak söylüyorum, en etkilisi kilo verme sürecinde sadece sebze yemek ama havuç patates, hatta pancar, taze fasulye gibi, şeker oranı yüksek keyif verici sebzeler hariç, tabiiki kızartarak yine keyif verici hale getirmeden, yarı çiğ, ızgara haşlayarak, iyi zeytinyağını sonradan çiğ olarak ekleyerek, iki üç günde bir, haşlanmış/fırında et tavuk balık da yiyebilirsiniz,
ve organik yumurta, bunun dışında tahıl bakliyat ceviz bunlar hep kan şekerinizi uyaran yiyecekler, görüntü olarak una dönüşebilen herşeyi çıkarın hayatınızdan, karbonhidrat olarak da sadece yulaf kepeği yiyin, "yulaf unu" değil, yulaf kepeği, 7 gün dayanabilirseniz, yavaş yavaş alışıyorsunuz, süt ve süt ürünlerini de kesin, sütün içindeki hormonlar beyninizi düşüncelerinizi bile etkiliyor, şunu unutmayın, vücudunuzu alıştırmaya çalıştığınız şey, "tatlı tadını" unutturmak, çünkü bu bir ihtiyaç değil,

gün içerisinde sadece sebze yerseniz, o gün bitmeden yedikleriniz hazmedilmiş sindirilmiş ve vücudunuzdan çıkmış olacak, iç organlarınız rahat, hücreleriniz rahat, ve tabiiki beyniniz daha berrak olacak, fiziksel olarak bu şekilde uyumanız vücudunuzu besleyecek, iyileştirecek, birde sadece tam olarak acıktığınızda ve açlığınız geçene kadar günde bir kere yemek yeterli, sinan canan günde bir defa vücudu aç bırakmak gerektiğini söylüyor, yani iki defa tam acıktığımıza göre bir öğün yiyip bir öğün kendimizi aç bırakarak, vücudumuza dinlenmesi ve kendini onarması için fırsat vermiş oluyoruz aslında,

sonuç olarak önemli olan istediğimiz kiloya gelene kadar açlığa dayanıp, o istediğimiz kıyafetleri giymek olmamalı,

ideal kiloda olmak, fiziksel ve mental olarak en verimli halimizi görmek için, en doğrusu bence sebzeyle beslenmek, eğer kendinizi kontrol edebiliyorsanız kilo verme süreci bittiğinde, ceviz fındık, tahıl ekleyebilirsiniz, ama ben öyle 3 tane ceviz yiyip durduramıyorum kendimi, chia tohumu ve tef tohumunu önerebilirim, salataya yada pişmiş sebzeye de döküp yiyebilirsiniz, birde yemek telaşeside olmuyor aslında, bir kasede sadece sebzeleri değiştirerek, yemek işini halletmiş oluyorsunuz, tabi sebzeleri haşlayıp çorba şeklinde de tüketebilirsiniz, sıkıldıkça, pişirme şeklini, sebze çeşitlerini değiştirin, bir süre sonra alışıyor insan, meyve de yok tabiiki ama çilek ve olmamış mavi nektariler şekersiz olduğu için, bir sakıncası yok, kolay gelsin :)
devamını gör...

penguenlerin nietzsche'si.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bugün sabahtan beri online olup bir şey yazmadım. yazasım gelmedi. biliyorum özlediniz.

yazmayıp gözlemlemeye başladım ve güzelim sözlüğün adeta bir lise sınıfına döndürüldüğünün farkına varmam zaman almadı.

bütün ketumluğumla gözlemeye devam edeceğim ve gerekirse asgarddan bütün çeteyi çağırıp burayı başınıza yıkacağım.
devamını gör...

günaydın sözlük ahalisinin ponçik insancıkları..
bugün pazar ve 7de kalktık gene. niçin? hareket berekettir diiiğ mi?
siz öyle yapmayın, yatın yatabildiğiniz kadar. benim yerime de kahvaltı keyfini yapın. sıcacık simitli sofralar, patates kızartmaları, yumurtalı ekmekler diliyorum size. mutlu pazarlar olsun.
devamını gör...

kim nasıl, neyini beğendi acaba diye düşünerek bakan yazar da olabilir .
devamını gör...

eyluling kahkahasının alacağı versus. çünkü daha samimi. saba tümer de neymiş arkadaş? *
bu arada saba tümer 90 bin liracığa kahkahasını satmış. insan hiç mutluluğu satar mı?
devamını gör...

regl ağrısının sebebi anatominin vicdansızlığıdır.
regl döneminde ; rahimin içindeki ; bir önceki doğuma hazırlık döneminden kalan endoterm tabakası anatominiz tarafından parçalanıp, sökülür.
işte ağrının sebebi rahimin iç duvarlarındaki yaralı endoterm tabakasından kaynaklanır. rahim içindeki yaralı endoterm ağrı verir.
ve bu ölü endoterm tabakası bir şekilde vücuttan atılması gerekir. aksi takdirde rahim içinde kalan ölü dokular enfeksiyona ve iltihaba sebep olurlar.
bu olayda vakitsiz ölmeleri sebebiyle kadın nüfusunu azaltır. kadın kıtlığı sebebiyle abaza erkekleri birbirine düşman eder.
dünyayı aybaşı kanı değil, erkek cinayetlerinin kanları şekillendirir.
işte bu konuyu çözmek için allahın ve dolayısıyla anatominin müthiş bir çözümü devreye girer.
içerdeki ölü endoterm tabakası ; sıvı yardımıyla yıkanır ve atılır.
nedir bu sıvı ?
elbetteki vücutta bol miktarda bulunan kan !
kan yardımıyla içerdeki ölü endoterm tabakası ; rahim içi yıkama işlemiyle dışarı atılır.
adet kanı sıvı bir kan değildir.
içinde pıhtı şeklinde pürüzler barındırır. işte bu pıhtı parçacıkları parçalanmış, ölü endoterm tabakası kalıntılarıdır.
ayrıca regl kanı çok pis kokar. aslında normal kan pis kokmaz.
bu pis kokunun sebebi ; rahim içinde beklemiş ve çürümüş ölü tabakanın çürümesinden kaynaklanan kokudur.
bu ölü doku dışarı atılınca ; bir sonraki döllenmeye hazırlık olarak ; vücut yeni bir endoterm tabakası oluşturur.
ve regl olayı biter.
devamını gör...

allah kimseyi pudingi ekmekle yicek kadar aç bırakmasın...
devamını gör...

beni kör kuyularda merdivensiz bırakan şair.
devamını gör...

var mı öyle bir şey gerçekten?
herkes alsın ben orijinal kalayım diye düşünüyorum. gönlüme göre renk çıkarsa bakacam tekrar.
devamını gör...

evlat ayrımı yapan ailelerde mi büyüdünüz siz kızanım? ben hepinize düşkünüm, hepinizi severim.
bir oğlum, bir kızım var. ciddi ciddi düşündüm bir cevap bulabilir miyim diye yok. bir yerde denk geldiğim bir alıntıyı sizlere paylaşmak isterim..


çok çocuklu bir anneye sormuşlar, hangi çocuğunu daha çok seviyorsun diye?
- iyileşene kadar hasta olanı
- eve gelene kadar dışardakini
- büyüyene kadar küçükleri
- ölünceye kadar hepsini , diye cevap vermiş.
devamını gör...

bazen terbiye, bazen hayadan kaynaklıdır. bazense kafa sözlük formatı ve kurallarından...
devamını gör...

her zaman daha iyiye daha güzele daha doğruya olan inancın vücut bulmuş halidir.

alelade yapılan bir iş tatmin etmez. üstün körü, elinin ucuyla, düşünüp araştırmadan etraflıca gözlemlemeden yapılan her iş yarımdır. öyle değil midir?

hep daha iyisi olduğuna hep daha iyiyi yapabileceğine inanır mükemmeliyetçi kişiler.

kimilerine göre hastalık gibi gelmiş ama tam aksine doğru kullanıldığında ve doğru düşünme şekline ulaşıldığında insanı geliştiren daha iyi olabilmeye teşgik eden bir özelliktir.

takıntılarla karıştırmamak ya da takıntı boyutuna getirmemek gerekir. zaten mükemmeliyetçi insan kendi iç huzurunu da en mükemmel seviyede olsun ister ve nerede duracağını bilir. bilmez mi?

günümüz şartlarında her şeyi baştan savma şekline getiren ve eğer biraz dikkat ediyor daha iyisi olsun istiyorsan seni hemen hasta, takıntılı, abartan olarak gören bir zihniyet palazlandı malesef. 'ee bu kadar oluyor. benim elimden bu kadar geliyor. siz çok abartıyorsunuz' ların arkasına sığınarak kendilerini olması gereken gibi göstermeye çalışan bir kitle var.

eve usta çağırıyorum misal yılların ustası gözlerime bakarak 'ee banu hanım anca bu kadar oldu diyor' ustalık tarihinde böyle bir söz eminim sadece bu yıllara denk düşüyordur. adamı gönderip arkasında bozduğu yerleri düzeltip sonra fotoğrafını atıyorum bakın diye.

özellikle işini başkasına yaptırmak zorunda kaldıysan vay haline. beğenmek istiyorsun bak zorluyorsun kendini ama olmuyor. 'aynı göz aynı duyu aynı hayal gücü karşımdakinde yok mu?' diyorsun. bu da seni bir süre sonra tabi 'acaba ben hasta mıyım yahu? ' getiriyor.

hasta değilsin güzel kardeşim değilsin. insanların bir çoğu tembelliği ve iş bilmezliği şiar edindiği ve bu durumu çok benimsediği için seni öyle lanse etmek kolaylarına geliyor.

yaptığın iş her neyse yapabildiğinin en iyisini yapmak istemek yapmaya çalışmak hastalık onu savsaklamak normal. hadi ya?
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim