aytekin ataş yorumu harikadır.

devamını gör...

şimdi bir tenis topu hayal edin; tam orta noktasından sıkarak birleştirin ve bu noktada bir geçit açılmasını sağlayan. işte bu geçit bir solucan deliği olacaktır. tenis topunun etrafını dolanmak yerine kestirmeden karşıya geçmenizi sağlayacak bir tüneldir solucan deliği. ancak halen kurgu aşamasında ve gerçekliği kanıtlanamamıştır. tenis topu örneğine gelince, uzay-zaman düzleminde bu çok daha büyük bir yer kaplar tabii ki de.

tarihçesine baktığımız zaman ilk olarak ludwing flamm solucan deliklerinin varlığını gündeme getirmiştir. daha sonra ünlü astro-fizikçi albert einstein ve nathan rosen'in genel görelilik teorisinden yola çıkarak uzay-zaman içerisinde var olabileceğini düşündükleri teoride var ancak pratikteki varlığı kanıtlanamamış geçitlerdir. diğer ismi ise einstein-rosen köprüsüdür.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

solucan delikleri, teorik olarak iki ayrı ve uzak noktayı kısaltmaya ve bu iki nokta arasındaki yolculuğun çok daha çabuk bitmesine yarayan geçitler olduğu düşünülmektedir. evrenin normalde birbirinden çok uzak olan farklı noktalarını ve hatta farklı evrenler arasındaki geçiş kapıları olduğu düşünülmekte ve bu evrenler arası mesafeleri minimuma indirerek birleştirdiği var sayılmaktadır.

bir çok bilim-kurgu filmlerinde, kitaplarında ve dizilerinde de işlenen bir konu olan solucan delikleri binlerce yıl sürebilecek mesafeli yolculukları çok daha kısa sürelerde bitirmenize yardımcı olur. bu konuyu anlatan en ünlü filmlerden biri oscar ödüllü film olan ınterstellar (yıldızlararası) adlı filmdir. filmde gösterilene göre, astronotlar solucan deliklerini kullanır. ve uzay - zaman düzleminin bükülmesini sağlar. bu bükülme sayesinde çok uzak mesafeleri çok kısa sürelerde kat ederler.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu yapılar kurgusal ve matematiksel olarak varlığı mümkün olan yapılar ancak fizik kuralları açısından bakılacak olursa, önünde çok büyük engeller bulunan bir konudur. en basit tabirle bugüne kadar herhangi bir solucan deliği keşfedilmemiştir. buna ek olarak doğal yollarla oluşmuş bir kara deliğin solucan deliğine dönüşmesi de fiziksel açıdan pek mümkün değildir. teorik olarak bu solucan deliklerinin çok çok küçük boyutlarda var olması gerekir çünkü büyük boyutlardaki solucan delikleri, uzay - zaman düzleminin dengesini bozabilir.

matematiksel olarak oluşturulan bir solucan deliği tüneli, seyahat gerçekleştirmek için fazlasıyla küçüktür. görelilik teoremindeki denklemlere göre bu delikler uzun süre de açık kalamaz. çünkü çok kısa sürede kendi içlerine çökerek yok olurlar.

anlayacağınız bu tüneller çok küçük boyutlarda olacağı için bizim de mikro düzeyde seyahatler gerçekleştirmemiz gerekir ki bu da neredeyse imkansız diyebileceğimiz bir durumdur. teorisyenlere göre, solucan delikleri sayesinde gerçekleşecek olan uzay - zaman bükülmeleri, farklı tekniklerle bu seyahatleri mümkün kılacaktır. bunlardan biri warp motoru denilen, uzay - zaman bükülmesini oluşturan hayali araçlardır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ısrarla bu geçitlerden geçmeyi istersek eğer, solucan deliklerinin aniden kapanmasına ve orada hapsolmamıza engel olarak bir maddeye ihtiyacımız olacaktır. bu maddeye ise egzotik madde denmektedir. egzotik madde adı verilen bu yakıtın da varlığı henüz bilinmiyor. ciddi boyutlarda büyük güç açığa çıkarabilecek bir yakıt olduğuna inanılıyor ancak anti madde veya karanlık madde gibi düşünülmemesi gerekiyor. egzotik madde esasında, anti kütle çekim etkisi meydana getiren; yani negatif yüklü kütle çekim özelliğine sahip madde olarak tanımlanmıştır. bu madde sayesinde solucan deliği kendi içine çökmeyecek ve seyahat tamamlanacaktır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

solucan delikleri prensip olarak yüksek bir dağa açılan bir tünel gibi çalışmaktadır. saatler sürecek yolculuklar, dakikalara düşer bu teori sayesinde. henüz kurgusal olan bu teori üzerinde nasa dahil olmak üzere bir çok uzay ajansı ve özel şirketler çalışma yürütmektedir. bu kadar çalışma gerçekleşmesinin sebebi ise, insanlığın öğrenmeye olan açlığıdır. solucan delikleri gibi uzay - zaman düzleminin bükülmesine yarayan kuramlar olmadığı sürece bırakın başka evrenleri, kendi galaksimizi bile yeterince tanımamız, keşfetmemiz asla mümkün olmayacaktır.

görüntüler google görsellerden alınmıştır.

kaynakça:
1- instagram.com/uzayyolcusu
2- tr.wikipedia.org/wiki/Soluc...
3- evrimagaci.org/solucan-deli...
devamını gör...

bilinen diğer ismi ile -takvim farklılığından ötürü- october 1916; mevcut rejime karşı tüm devrimci muhalefetin ve 1917 yılında ön plana çıkacak olan ayrılıkların irdelendiği kısmen sakin bir dönemi ele alan aleksandr soljenitsin eseri. 75 ayrı bölümden oluşan bu uzun tarihi roman, yazarın august 1914 romanının devamı niteliğinde. bu kadar uzun ve detaylı bir anlatımın en kötü yanlarından birine de sahip esasında bu eser; haritanın büyük bir bölümüne yayılan geniş çaplı bir hikaye -ki bu mekan tasvirlerini ve okuyucu için odaklanmayı epey zor hale getiren bir husus- ve hikayedeki karakter fazlalığı. her ne kadar soljenistsin bunun altından oldukça iyi bir biçimde kalksa bile okurken oldukça kafa karıştırıcı bir duruma geliyor yine de soljenitsin buna bir çare bularak karakterlerin ayrıntılı bir biçimde aktarıldığı bir liste ve haritayı kitaba iliştirmiş. eser bütünü ile - ve hatta buna august 1914'ü de eklersek- savaş ve savaş sonrası psikolojisini, savaşın gerekliliğinin ne ile ölçülebileceğini, yönetimin yeterliliğinin tartışmaya ne denli açık olduğunu ve bu dönemde rus halkının yönetime karşı bulunduğu konumu, devrimin ayak izlerini ve dönemin şartlarını anlamak için ideal bir noktada. soljenitsin'in aktardığı fikirlere veya durduğu tarafa bakılmaksızın objektif bir biçimde okunup değerlendirilmesi gereken bir roman çünkü kurguyu bağlama şekli ile ve yarattığı orijinal karakterler ile gerçek bir başyapıt. profesör olda andozerskaya ve pierre obodovski okunması aşırı keyifli karakterlerdi.



“war is not the vilest form of evil, not the most evil of evils. an unjust trial, for instance, that scalds the outraged heart, is viler. or murder for gain, when the solitary murderer fully understands the implications of what he means to do and all that the victim will suffer at the moment of the crime. or the ordeal at the hands of a torturer. when you can neither cry out nor fight back nor attempt to defend yourself. or treachery on the part of someone you trusted. or mistreatment of widows or orphans. all these things are spiritually dirtier and more terrible than war.”
devamını gör...

bazıları tam bu saatlerde, gecenin sessizliğinde çalışmayı seven insan tiplerindendirler. mesela ben...
devamını gör...

ölünce birden kıymeti bilinen insanlar. nedense kaybedince severiz, özleriz,değerini anlariz.
yaşarken kıymeti bilinmeyen bir sanatçının kasetlerinin, albümlerinin yok satması, şarkılarının birden hitleşmesi, kitaplarının
birden çok satanlarda yerini alması gibi.
devamını gör...

bazı insanların beyinleri yerinde mercimek olup olmadığı. yoksa bu kadar salak saçma konuşamazlar.
devamını gör...

gerek senaryosuyla, gerek oyuncularıyla, gerek dokundurduklarıyla, gerek yeri geldiğinde cuk yerine oturan replikleriyle muhteşem olan ve kesinlikle izlenmesi gereken bir baş yapıttır.
(bkz: anlatmaya gerek yok görüyorsunuz)
devamını gör...

"git bu evden." deseler koşarım ulenn sevdiğimin yanına. sarılırım boynuna, öperim, elini tutarım, gülüşüyle huzur bulurum. "nereye gidiyorsun? " diye sormayacaklar. gidiyorum işte kalbimin huzur bulduğu yere. mutsuzum burda anlıyor musunuz? siz beni bu evde mutsuz ediyorsunuz. neden mii? azıcık düşünün o zaman.
devamını gör...

herhangi bir hobiye para yatırmaktan çok da farklı iş yapmayan insan. kimi insan dergilere, kitaplara para harcar, kimisi kafelerde oturmaya, kimisi giyim kuşama... hoşlandığınız şeyi yapmak için harcarsınız paranızı genellikle. oyun da onlardan biri.

tabi evli barklıysanız ama işi hırsa bindirip çoluğun çocuğun rızkını oyuna yatırıyorsanız, onun kumar oynayıp evi barkı yıkmaktan bir farkı yok, onu da söylemiş olayım. her şeyin aşırısı zarar...
devamını gör...

bir sözlük yakarışı.

gerektiği yerde trollük bile yaparım ama babaanne sözünü kabul etmiyorum bayım. o senin dediğin eskidendi öyle 30'u 40'ı geçince çökmek falan... biz burada o squatları, chloe ting videolarını falan boşuna mı zorluyoruz?

cıx cıx cıx...
devamını gör...

birden çok "en"e sahip olduğum durumlar bütünü.

kitapların kapak yazısında kitabın özeti denilebilecek kadar ipucu barındırması hakikaten sinir bozucu. sence gerçekten kitabın özetini okumak istesem arka kapağına mı bakarım? kullanma kılavuzu değil ki bu. sırf bu yüzden arka kapak yazılarını kitabın ortasında ya da sonunda ancak okuyorum artık.

bazı kitaplarda eserden önce ön söz, editör veya çevirmen notu olarak eklenen metnin son söz niteliğinde oluyor ancak bunun tespiti mümkün olmadığı için haliyle metni okumuş bulunuyorum. yine aynı nedenden bu metinleri de okumayı sonraya bırakıyorum.

kitapta dizin gerekliliği olduğu halde eklenmemiş olması ise kitabı ecüş bücüş notlarımla haritaya çevirmeme sebep oluyor. not almak sorun değil fakat indeks eklemekle çözülebilecek bir meseleyle bu kadar uğraşmak insanı sinir edebiliyor.
devamını gör...

(bkz: akp döneminde gerçekleşmiştir)
devamını gör...

biz dost biriktiriyoruz sanmıştık, meğer koynumuzda vefasız besliyormuşuz.

nankörsünüz olm, hepinizden takibi çekip girdiğim nickaltıları siliyorum.

bundan sonra alayınıza rest, yalnız doğduk yalnız ölürüz.
devamını gör...

faturası gelen yazar dramı. off ki ne off...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kuzenimin kaynanasının silip süpürüp topladığı evdir. bizim gelin accuk tembelcene, 3 sene oldu, hala anası yapıyor işleri. oh, günlük dedikodumu da yaptım, rahatladım.

ayrıca allah herkese böyle dondurucusu olan yeni gelin evi nasip etsin inşallah;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
rütbeme yakışanı yapıp bundan sonra her yere foto koycam, daha fazla foto koycam. beni sizler yarattınız.

ekleme: rütbem gitti ama görsellere devam.
devamını gör...

dünya'nın güneş'ten gelen yüklü parçacık akısına karşı korunmasını sağlayan manyetik kalkan. manyetosfer adı verilen tabakanın iç bölgesinde bulunur ve 2 ayrı kuşak şeklindedir. temsili görsel için tık

***

genellikle ay'a gidilmediğini iddia edenler tarafından bu kuşağın geçilemeyeceği söylense de, durum öyle değil. bakalım;

radyoaktif bir ortamda bulunmak zorunda kalırsanız, başınıza ne geleceğini belirleyen en önemli şeylerden biri, o ortamda ne kadar süre kaldığınız, yani vücudunuza giren radyoaktif maddenin miktarıdır. bugün hastanelerde kullanılan birçok tıbbi görüntüleme yönteminde vücudunuza radyasyon alırsınız. bu nedenle bu yöntemlerin uygulandığı hastane odalarında fazla kalmamanız sağlanır. orada çalışan kişiler için de, yıllık belirli bir doz miktarı vardır. bu dozu aşacak süreler boyunca bu bölgelerde kalmaları, kanser gibi lanet sonuçlara gebedir.

***

kuşaklardaki radyasyon miktarı nedir? bu kuşakların yoğunluğu, her bölgede aynı değil. bazı bölgeleri, diğer kısımlara kıyasla oldukça seyrek sayılır ve biz gözlemler neticesinde elde ettiğimiz bilgilerle, bu bölgelerin nereler olduğunu biliyoruz. eğer uzayda yapılacak bir yolculuk için bu kuşaklardan geçmemiz gerekirse -ki mutlaka gerekir- daha az yoğun bölgeleri, eğer herhangi bir teknik sakıncası yoksa, kullanmayı tercih ederiz.

son yıllarda yapılan çalışmalar, iç kuşağın zannedildiğinden de daha az yoğun olduğunu gösterdi. bu da ek bilgi olsun. bu bölgede ışık hızına yakın hızlarda dolaşan yüksek enerjili elektronların, normal şartlarda burada pek de fazla dolanmadıklarını gözledik. sadece güneş'in manyetik bakımdan aktif olduğu zamanlarda, güneş fırtınası dediğimiz fenomen nedeniyle bir süreliğine buraya itiliyorlar.

***

biraz önce yukarıda değindiğim gibi, bu kuşağı geçerken en çok dikkat edilmesi gereken şey, burada ne kadar kalınacağı. apollo görevi için bu süre 53 dakika olarak belirlenmişti. bir insan için ölümcül radyasyon miktarı saatte yaklaşık 300 rad. eğer siz 53 dakika boyunca kuşak içerisinde tamamen korumasız şekilde kalırsanız vücudunuza girecek radyasyon miktarı ise toplam olarak 11,4 rad. astronotlar bu bölgeye korumasız olarak da girmediğinden, herhangi bir apollo görevinde, yolculuk boyunca bir astronotun maruz kalacağı miktar ortalama olarak 0,38 rad'a kadar düşüyor. en yüksek miktarı apollo 12 görevinde, 0,58 rad ile aldılar. bu hemen hemen neye eşit, biliyor musunuz? kafanız için çektireceğiniz 2 tane bilgisayarlı tomografi filmine...

peki ne kadar süre kalsaydılar ölürlerdi? 1 günden daha fazla süre boyunca. oysa dediğim gibi, burada geçirilen zaman 53 dakikaydı.

***

bir konuya daha değinmek istiyorum. kelly smith adlı bir nasa mühendisi, bir videodaki konuşmasında şöyle bir şey söylüyor: "görev için kuşaklardan 2 kez geçilmesi gerekiyor. orion'un koruması var, ancak bunun yine de test edilmesi gerekiyor. aracın sensörleri buradaki radyasyon verilerini kaydedecek ve insanları mars'a göndermeden önce bu olayı halletmemiz gerekiyor."

bu sözler kuşakların geçilemeyeceğini nasa itiraf etti şeklinde ortalıkta çarpıtıldı. ancak burada mevzu o değil. kelly smith'in bahsettiği görev, mars için tasarlanan orion görevi. belirttiği gibi, bu görevde apollo görevlerinden farklı olarak, kuşak içerisinde 2 gün kadar kalınacak. bu durum hem insan hayatı için hem de aracın içindeki hassas elektronik aletler için bir sorun teşkil ediyor. bu sorun çözülmeden yola çıkılırsa, 2 gün içerisinde vücuda yüklenecek radyasyon dozu ve yolda bozulacak elektronik aletler nedeniyle görevin bir faciayla sonuçlanması söz konusu. mühendisin van allen kuşağı ile ilgili olarak "halledilmesi gerek" dediği konu da bu.

son olarak, iddia edilenin aksine, kuşağı keşfeden kişi olan astronom james van allen'in, kuşakların geçilemeyeceğine dair bir beyanı yok. van allen'in itiraz ettiği nokta, bazı atmosfer dışı uyduların ve uzay yolculuklarının pek de rağbet görmeyeceği ve erkenden sonlanacağı idi.
devamını gör...

lan bi sus (bkz: şöyle koyayım böyle koyayım) denilesi insandır.*

sağır yok karşında kardeşim, relax, sakin, bruhhhh.*
devamını gör...

of yine şovenlik kasılıyor. başıma ağrılar girdi. dünyanın hiçbir dilinde bir insana milliyeti sorulmaz. nereli olduğu sorulur. sen de türkiyeliyim dersin hangi dilde cevap veriyorsan. yurt içinde istediğini dersin.

bu arada dileyen birinin ibret-i alem için dna analiz masrafını ben karşılayacağım. gönderelim bakalım soyu ne kadar türkmüş. öyle bir şey kalmadı arkadaşlar. sizin orta asya'da diğer kültürlerle kaynaşmamış kımız içen, at üstünde ceviz kıran insanlarla genetik veya kültürel hiçbir alakanız yok. var diyorsanız delisinizdir.
devamını gör...

hem çalışıp hem okuyup hem düzenli ilişki yapıp hem de arkadaşlarına vakit ayıran insanlar bunun sırrı ne bize de söyleyin aramızda kalır..
devamını gör...

deniz kenarına oturup bir süre denizi seyretmenin stresi azalttığı gerçeğidir belki de. kıyısına oturup saatlerce sohbet edebilirsiniz, size vakit ayırır, sizi dinler karşılıksız. tüm stresinizi atar öyle kalkarsınız kıyısından. bu da insanı mutlu eder dolaylı olarak.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim