sahibinin sesiyle okunan cümleler
sen bana telefonumu ver, ben sana kimliğimi vericem.
devamını gör...
potemkin zırhlısı
1925 sscb yapımı olan sergei eisenstein tarafından yönetilmiş sessiz bir filmdir.
sessiz bir film olmasına rağmen sinema tarihinin en önemli filmlerinden biri olarak ve muhtemelen eisenstein'ın en büyük eseri olarak kabul edilen filmin orjinal adı bronenosets potemkin olup ingilizce battleship potemkin olarak bilinir.
eisenstein'ın kendine özgü kurgu teorilerini hayata nasıl geçirdiğini gösteren bir filmdir. eisenstein, filmlerini çok sayıda çektiği karelerden oluşturur ve bu sahneleri birbiri peşi sıra ustaca kurgular. kahraman olarak bireyleri değil kitleyi ele alması ile özgün bir yönetmendir. filmin konusu, 1905 ayaklanması sırasında rus gemisi prens potemkin'de meydana gelen isyandır. bu ve daha sonra çarlık rusyasında olan ayaklanmalar 1917 ekim devriminin kıvılcımı olacaktır.
birkaç ülkede bu film komünizmi yayacağı endişesi ile uzun süre yasaklı kalmıştır. fransa, bu yasağı; 1953'te rus lider joseph stalin'in ölümünden sonra kaldırmıştır, benzer şekilde ingiltere'de film 1954'e kadar yasaklı kalmıştır
yıllar boyunca sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri olarak kabul edilen potemkin zırhlısı' nın en ünlü sahnesi sinema tarihine odessa merdivenleri olarak geçen sahnedir ve eisenstein’ın kurgu anlayışının en çarpıcı örneğidir. rejim askerleri tarafından ateş açıldığında merdivenlerden aşağıya doğru kaçışan insanların genel plandaki görüntüleri, korku dolu gözleri, bağırtılar, sendeleyerek düşen, ayaklar altında ezilen insanlar yakın çekimde gösterilir ve anlatım güçlendirilir.
filmde ki odessa merdivenleri sahnesi pek çok filmde şu veya bu şekilde kullanılmıştır. kullanıldığı filmler aşağıdaki videodan görülebilir, hangi filmler yok ki?
bunlar arasında en çok bilineni 1987 yapımı the untouchables filminde de uzun uzun kullanılmıştır :
orjinal filmdeki sahne :
sessiz bir film olmasına rağmen sinema tarihinin en önemli filmlerinden biri olarak ve muhtemelen eisenstein'ın en büyük eseri olarak kabul edilen filmin orjinal adı bronenosets potemkin olup ingilizce battleship potemkin olarak bilinir.
eisenstein'ın kendine özgü kurgu teorilerini hayata nasıl geçirdiğini gösteren bir filmdir. eisenstein, filmlerini çok sayıda çektiği karelerden oluşturur ve bu sahneleri birbiri peşi sıra ustaca kurgular. kahraman olarak bireyleri değil kitleyi ele alması ile özgün bir yönetmendir. filmin konusu, 1905 ayaklanması sırasında rus gemisi prens potemkin'de meydana gelen isyandır. bu ve daha sonra çarlık rusyasında olan ayaklanmalar 1917 ekim devriminin kıvılcımı olacaktır.
birkaç ülkede bu film komünizmi yayacağı endişesi ile uzun süre yasaklı kalmıştır. fransa, bu yasağı; 1953'te rus lider joseph stalin'in ölümünden sonra kaldırmıştır, benzer şekilde ingiltere'de film 1954'e kadar yasaklı kalmıştır
yıllar boyunca sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri olarak kabul edilen potemkin zırhlısı' nın en ünlü sahnesi sinema tarihine odessa merdivenleri olarak geçen sahnedir ve eisenstein’ın kurgu anlayışının en çarpıcı örneğidir. rejim askerleri tarafından ateş açıldığında merdivenlerden aşağıya doğru kaçışan insanların genel plandaki görüntüleri, korku dolu gözleri, bağırtılar, sendeleyerek düşen, ayaklar altında ezilen insanlar yakın çekimde gösterilir ve anlatım güçlendirilir.
filmde ki odessa merdivenleri sahnesi pek çok filmde şu veya bu şekilde kullanılmıştır. kullanıldığı filmler aşağıdaki videodan görülebilir, hangi filmler yok ki?
bunlar arasında en çok bilineni 1987 yapımı the untouchables filminde de uzun uzun kullanılmıştır :
orjinal filmdeki sahne :
devamını gör...
iftihar
etimolojik olarak arapça fχr kökünden gelen iftiχār إفتخار "övünme, gurur duyma" sözcüğünden alıntıdır. arapça sözcük, arapça aynı anlama gelen faχr فخر sözcüğünün iftiˁāl vezni (vııı) masdarıdır.
günlük hayatta çok kullanılan bir sözcük değildir, daha çok yazılı eserlerde kullanılır. her duyduğumda aklımda orta yaşlı ve çok bakımlı, sıkı topuzlu bir kadını canlandıran sözcüktür aynı zamanda.
günlük hayatta çok kullanılan bir sözcük değildir, daha çok yazılı eserlerde kullanılır. her duyduğumda aklımda orta yaşlı ve çok bakımlı, sıkı topuzlu bir kadını canlandıran sözcüktür aynı zamanda.
devamını gör...
the serpent
üzerinde bayaa çalışılmış, ince ince işlenmiş dizi.
öncelikle gerçek bir hikayeyi izleyici ya da okura sunmak bence zor iş. neresinde hayal ürünü kullanıp neresinde gerçeklere sadık kalacaksınız iyi belirlemek gerekiyor çünkü hayal ürününü fazla kacirdiginizda hitap ettiğiniz kitle hayal kırıklığına uğrayabilir ve ya tam tersi gerçeklere fazla sadık kaldığınızda belgesel kıvamına gelebilir. dizi bittikten sonra internette okuduklarim bana gayet uygun bir ayar verildiği izlenimi oluşturdu.
6 bölümde bitebilecekken 8 bölüm biraz uzatılmış. sanırım hollanda'lı diplomatın tutkusu daha net anlaşılsın diye bu yola gidilmiş ki bu da diziyi basit bir polisiyeden kurtarmış oluyor.
dizide diğer yazarların da belirttiği döneme ait ayrıntılar çok çok güzel kullanilmis. kullanılan bardaklardan bikinileri, kağıtlara, mobilyalara kadar... ayrıca çekim kalitesi ya da tekniği de gercekten 70'li yıllarda hissetmenizi sağlıyor. sırf bu yüzden bile izlenebilir.
başrol oyuncusu tahar rahim'in fransızca konuşurken ağzının aldığı hal, gerginlik ve korku başta olmak üzere duyguları soğukkanlılıkla gostermesi beni etkileyen bir başka nokta oldu.
itiraf etmeliyim ki; ilk bölümü izledikten sonra aşırı hem de çok aşırı sigara kullanımı özendirici olduğu düşüncesi ile beni rahatsız etmişti. son bölüme gelindiğinde ise artık sigara kullanımı öyle bir boyuta gelmişti ki; çocuklardan ve eşimden gizli ara ara tutturen benim bile midemi bulandırdı.
yine dizide karakterlerin nesneleri tutma biçimi, konuşurken istemsiz yapıldığı izlenimi verilmeye çalışılmış tikleri ya da tepkileri, anne eksikliği ve ya duygusal istismarın insan psikolojisinde etkileri çok güzel vurgulanmış.
kafama yatmayan tek şey; juliet'in son aşamada yaptığı aptallık oldu.
dizi ile ilgili minik ve önemsiz bir sürpriz; daha önce yine netflix'te izlediğimiz bodyguard dizisinin başrol oyuncusurichard madden* eskiden serpent'in moniqe'i jenna louise coleman!* ile sevgili iken, 5 yıllık ilişki bitince yine serpent'in angela'sı* ellie bamber ile aşk yasamiş. yani aynı diziden iki kadınla da çıkmış. *
öncelikle gerçek bir hikayeyi izleyici ya da okura sunmak bence zor iş. neresinde hayal ürünü kullanıp neresinde gerçeklere sadık kalacaksınız iyi belirlemek gerekiyor çünkü hayal ürününü fazla kacirdiginizda hitap ettiğiniz kitle hayal kırıklığına uğrayabilir ve ya tam tersi gerçeklere fazla sadık kaldığınızda belgesel kıvamına gelebilir. dizi bittikten sonra internette okuduklarim bana gayet uygun bir ayar verildiği izlenimi oluşturdu.
6 bölümde bitebilecekken 8 bölüm biraz uzatılmış. sanırım hollanda'lı diplomatın tutkusu daha net anlaşılsın diye bu yola gidilmiş ki bu da diziyi basit bir polisiyeden kurtarmış oluyor.
dizide diğer yazarların da belirttiği döneme ait ayrıntılar çok çok güzel kullanilmis. kullanılan bardaklardan bikinileri, kağıtlara, mobilyalara kadar... ayrıca çekim kalitesi ya da tekniği de gercekten 70'li yıllarda hissetmenizi sağlıyor. sırf bu yüzden bile izlenebilir.
başrol oyuncusu tahar rahim'in fransızca konuşurken ağzının aldığı hal, gerginlik ve korku başta olmak üzere duyguları soğukkanlılıkla gostermesi beni etkileyen bir başka nokta oldu.
itiraf etmeliyim ki; ilk bölümü izledikten sonra aşırı hem de çok aşırı sigara kullanımı özendirici olduğu düşüncesi ile beni rahatsız etmişti. son bölüme gelindiğinde ise artık sigara kullanımı öyle bir boyuta gelmişti ki; çocuklardan ve eşimden gizli ara ara tutturen benim bile midemi bulandırdı.
yine dizide karakterlerin nesneleri tutma biçimi, konuşurken istemsiz yapıldığı izlenimi verilmeye çalışılmış tikleri ya da tepkileri, anne eksikliği ve ya duygusal istismarın insan psikolojisinde etkileri çok güzel vurgulanmış.
kafama yatmayan tek şey; juliet'in son aşamada yaptığı aptallık oldu.
dizi ile ilgili minik ve önemsiz bir sürpriz; daha önce yine netflix'te izlediğimiz bodyguard dizisinin başrol oyuncusurichard madden* eskiden serpent'in moniqe'i jenna louise coleman!* ile sevgili iken, 5 yıllık ilişki bitince yine serpent'in angela'sı* ellie bamber ile aşk yasamiş. yani aynı diziden iki kadınla da çıkmış. *
devamını gör...
ailenin en küçük çocuğu
aile içindeki görevi ekmek almak olan, zaman zaman şımartılan, bazen de büyük kardeşlerden dayak yiyen kişidir.
devamını gör...
hababam sınıfı müzesi
üsküdar’da adile sultan kasrı içinde,1975-1978 arasındaki çekilen dört bölümünde hababam’a sınıf olmuş odayı ziyaret edebilirsiniz.
kasr 1853 yılında, istanbul’daki birçok mimari yapıya imza atan balyanlar tarafından çizilmiş.şimdilerde öğretmen evi olarak kullanılıyor.ve fotoğraf çektirmek için gelmiş üç dört gelin de görmeniz mümkün, neden orayı tercih etmişler anlamış değilim :)
giriş ücreti olan beş lirayı ödeyerek orada canlandırılmış atmosferi görüntüleyebilirsiniz. odayı bir kalabalık eşliğinde gezebiliyorsunuz, bu da rahatça fotoğraf almanızı ve tabii salgın zamanı korkmadan etrafı dolaşmanızı engelliyor.içeri alınacak kişi sayısı sınırlandırılmalı mutlaka.
sıralarda oyuncuların resimleri bulunuyor. duvarlarda filmden kareler var.kel mahmut, hafize ana’nın silikon modellerini, filmdeki iskelet ve sobayı da görebilirsiniz.

(insan çekmek istemediğim için fotoğraflar güzel olmadı, ne yapalım)

girişteki merdivenlere çıkmanız yasak,binanın üst kısımlarını göremiyorsunuz.
ah! kimler geldi kimler geçti, değil mi,diyerek ayrılıyorsunuz mekandan.
yazar rıfat ılgaz,senarist ertem eğilmez,yönetmen kartal tibet ve filmin birçok oyuncusu hayatta değil artık.
bahçesinde, çoğu oldukça yaşlı olan ağaçların gölgesinde oturup bir çay içebilirsiniz.
not: dış plan çekimleri de çamlıca kız lisesinde gerçekleşmiş.o da tarihî bir bina olan ahmet ratıp paşa köşkü, mimar kemalettin bey’e yaptırılmış. keşke onu da gezebilseydik.
şuraya da çamlıca kız lisesi fotoğrafını bırakalım:
kasr 1853 yılında, istanbul’daki birçok mimari yapıya imza atan balyanlar tarafından çizilmiş.şimdilerde öğretmen evi olarak kullanılıyor.ve fotoğraf çektirmek için gelmiş üç dört gelin de görmeniz mümkün, neden orayı tercih etmişler anlamış değilim :)
giriş ücreti olan beş lirayı ödeyerek orada canlandırılmış atmosferi görüntüleyebilirsiniz. odayı bir kalabalık eşliğinde gezebiliyorsunuz, bu da rahatça fotoğraf almanızı ve tabii salgın zamanı korkmadan etrafı dolaşmanızı engelliyor.içeri alınacak kişi sayısı sınırlandırılmalı mutlaka.
sıralarda oyuncuların resimleri bulunuyor. duvarlarda filmden kareler var.kel mahmut, hafize ana’nın silikon modellerini, filmdeki iskelet ve sobayı da görebilirsiniz.

(insan çekmek istemediğim için fotoğraflar güzel olmadı, ne yapalım)

girişteki merdivenlere çıkmanız yasak,binanın üst kısımlarını göremiyorsunuz.
ah! kimler geldi kimler geçti, değil mi,diyerek ayrılıyorsunuz mekandan.
yazar rıfat ılgaz,senarist ertem eğilmez,yönetmen kartal tibet ve filmin birçok oyuncusu hayatta değil artık.
bahçesinde, çoğu oldukça yaşlı olan ağaçların gölgesinde oturup bir çay içebilirsiniz.
not: dış plan çekimleri de çamlıca kız lisesinde gerçekleşmiş.o da tarihî bir bina olan ahmet ratıp paşa köşkü, mimar kemalettin bey’e yaptırılmış. keşke onu da gezebilseydik.
şuraya da çamlıca kız lisesi fotoğrafını bırakalım:
devamını gör...
toplu taşıma araçlarında kitap okumak
güzel bir eylemdir. özellikle zamanın farkında olunca daha güzel hale gelir. hayatımızın her gününde farketmesekde o kadar boş zamanımız oluyor ki bu zamanlarda kitap okumak yararlıdır. toplu taşıma da kitap okuyan insanlar genelde zamanının değerini bilen insanlardır.
devamını gör...
gebelik testi
1960 yılına kadar kurbağa kullanılarak yapılan test. şöyle ki : kurbağanın arka bacaklarına gebe olduğu düşünülen kadının idrarı şırınga ile enjekte edilirmiş. ardından geçen 12 saat içinde kurbağa yumurtlarsa gebelik olduğu kanıtlanırmış.

testin böyle yapılmasının nedeni, kadının gebelik hormonlarının kurbağaya geçerek vücudunu harekete geçirmesiymiş. afrika pençeli kurbağası kullanılarak yapılan test, lancelot hogben tarafından geliştirilmiş ve hogben testi olarak adlandırılmıştır.
kaynak
kaynak 2

testin böyle yapılmasının nedeni, kadının gebelik hormonlarının kurbağaya geçerek vücudunu harekete geçirmesiymiş. afrika pençeli kurbağası kullanılarak yapılan test, lancelot hogben tarafından geliştirilmiş ve hogben testi olarak adlandırılmıştır.
kaynak
kaynak 2
devamını gör...
bakarız
babaların her isteğe cevap verirken söylediği söz.
devamını gör...
oxygen
geçtiğimiz hafta izleme fırsatı bulduğum film olur kendileri. oldum olası tek mekân filmlerine hastayım. birde bu durum bilim kurgu ile birleşince tabiri caizse tadından yenmez olmuş. tabi ki bunda yönetmen alexandra aja 'nın büyük katkısı olmuştur. ama bilim kurguyu tek mekâna sıkıştıracak senaryoyu yazan adamı da gözlerinden öpmek lazım. christie leblanc 'in senaryosunu yazdığı bir filmi ilk kez izledim. biraz bakınayım başka neler yapmış bu adam dedim ve biraz bakındım. meğer adamın ilk uzun metrajlı filmiymiş bunu öğrenmiş oldum. bundan sonra merakla diğer senaryolarını bekleyeceğim artık. film gerilim ögelerini bilim kurgu ile çok güzel harmanlamış eyvallah. şu oksijen sayacı cidden insan da gerginlik yaratıyor. o hissi gayet başarılı vermişler. yalnız tek mekân derken biraz ipin ucunu kaçırmışlar. bildiğin tabut abi orası. hem de geri sayım sayacı olan bir tabut ve o sayede heyecan tepe noktalarda geziniyor.
hanım ablamızın oyunculuğu da fena değil. izlettirdi o kadar dakika kendisini. ama benim için filmin kahramanı milo. bugüne kadar yığınla bilim kurgu filmi izlemiş biri olarak şunu söyleyebilirim ki; milo kadar dürüst bir sanal zekâ ile karşılaşmadım. resmen adamın dibi. malumunuz olduğu üzere, bu sanal zekâ karakterlerin çoğunda manipülasyon hastalığı var. bunun da müsebbibi arthur c. clarke ile stanley kubrick! işte milo, bu ikilinin yarattığı, güvenilmez, orası burası oynayan, sürekli zihin oyunlarıyla karakterlerin psikolojisini bozan, sanal zekâ alışkınlığına bir tepki olarak ortaya çıkmış gibi duruyor. resmen bir isyan ateşi yakmış. bu yüzden, filmin kilometre taşı beni için milo. milo bir yana diğerleri bir yana!
tek mekânda bilim kurgu ve gerilim ögelerini başarılıyla birleştirmiş olan bu filmi izlemezseniz çok şey kaçırırsınız kanımca. hele ki, milo ile tanışmazsanız, hayatınızın hatasını yaparsınız, benden söylemesi. *
hanım ablamızın oyunculuğu da fena değil. izlettirdi o kadar dakika kendisini. ama benim için filmin kahramanı milo. bugüne kadar yığınla bilim kurgu filmi izlemiş biri olarak şunu söyleyebilirim ki; milo kadar dürüst bir sanal zekâ ile karşılaşmadım. resmen adamın dibi. malumunuz olduğu üzere, bu sanal zekâ karakterlerin çoğunda manipülasyon hastalığı var. bunun da müsebbibi arthur c. clarke ile stanley kubrick! işte milo, bu ikilinin yarattığı, güvenilmez, orası burası oynayan, sürekli zihin oyunlarıyla karakterlerin psikolojisini bozan, sanal zekâ alışkınlığına bir tepki olarak ortaya çıkmış gibi duruyor. resmen bir isyan ateşi yakmış. bu yüzden, filmin kilometre taşı beni için milo. milo bir yana diğerleri bir yana!
tek mekânda bilim kurgu ve gerilim ögelerini başarılıyla birleştirmiş olan bu filmi izlemezseniz çok şey kaçırırsınız kanımca. hele ki, milo ile tanışmazsanız, hayatınızın hatasını yaparsınız, benden söylemesi. *
devamını gör...
kraniotomi
kafa içindeki yapılara ulaşabilmek amacıyla kafatasının cerrahi olarak açılmasıdır.
devamını gör...
meja (yazar)
mükemmel bir yazar, kendisine hayranım ve tanımlarını da dikkatle ve bayılarak okuyorum. umarım kendisi hep burada olur.
devamını gör...
tentation
çevirisi yaklaşık olarak suça/günaha eğilim olan kelime aynı zamanda bir özdemir asaf şiiridir.
bana yaşadığın şehrin kapılarını aç.
sana diyeceklerim söylemekle bitmez
yıllardır yaşamamdan çaldığım zamanlar
adına düğümlendi.
bana yaşadığın şehrin kapılarını aç.
başka şehirleri özleyelim orada seninle.
bu evler, bu sokaklar, bu meydanlar
ikimize yetmez.
bana yaşadığın şehrin kapılarını aç.
sana diyeceklerim söylemekle bitmez
yıllardır yaşamamdan çaldığım zamanlar
adına düğümlendi.
bana yaşadığın şehrin kapılarını aç.
başka şehirleri özleyelim orada seninle.
bu evler, bu sokaklar, bu meydanlar
ikimize yetmez.
devamını gör...
rimbaud
terör sevici olan bir yazar olduğunu öğrendiğim sevdiğim bir yazar arkadaşımız. yukarıdaki yazar tek bir tanım ve tek bir belge göstermeden terör sevici diye yaftaladığı için artık hiç bir tanımını okumayacağım! yukarıdaki yazara vatana yaptığı bu büyük hizmet için teşekkür ediyor, tek yaptığı tanım girmek olan teröristlerle! olan mücadelesinde başarılar dilerim. ayrıca terör sevici ne demek? bu kavramda yeni türedi. haksızlıklardan bahsetmek sizi anında terör sevici yapıyor. acaba siz zalim sevici olabilirsiniz.
tanım: sevdiğim ve takip ettiğim bir terörist! arkadaşımızdır.
ek: yukarıdaki yazarım tanımı silinmiş.
tanım: sevdiğim ve takip ettiğim bir terörist! arkadaşımızdır.
ek: yukarıdaki yazarım tanımı silinmiş.
devamını gör...
allahım diyerek 2.5 milyon dolandırmak
bu kadar dolandırmaya müsait insanın olduğu ülkede gayet normaldir.
bazen aklıma geliyor ben de mi dolandırıcı olsam. kadın sesi programıyla dolandırdığım dayıların paralarıyla kitap alırım artık.
bazen aklıma geliyor ben de mi dolandırıcı olsam. kadın sesi programıyla dolandırdığım dayıların paralarıyla kitap alırım artık.
devamını gör...
nişanlılığın üçüncü yılında evlilik isteyen nişanlı
biraz daha beklerse nişanlılıktan emekli olabilecek nişanlıdır.
devamını gör...
betonu yarıp çıkan bitkiler
"betonu yarıp çıkıyorlar, büyümemeleri gereken bir yerde büyüyorlar.
ibretlik bir irade ve asaletle aheste aheste baş kaldırıyorlar.
kökensiz, vahşice ve botanikçilerin sınıflandıramayacağı bir şekilde.
garip, azgın ve abes bir güzellik. en renksiz köşeleri güzelleştiriyorlar.
hiçbir şeyleri yok ve hiçbir şey onları durduramıyor.
çelişkili bir şekilde, beni zayıflığımla yüzleşmeye zorlayan, kontrol edilemeyen hayatın bir metaforu."
medianeras (film)inden bir alıntı.
ibretlik bir irade ve asaletle aheste aheste baş kaldırıyorlar.
kökensiz, vahşice ve botanikçilerin sınıflandıramayacağı bir şekilde.
garip, azgın ve abes bir güzellik. en renksiz köşeleri güzelleştiriyorlar.
hiçbir şeyleri yok ve hiçbir şey onları durduramıyor.
çelişkili bir şekilde, beni zayıflığımla yüzleşmeye zorlayan, kontrol edilemeyen hayatın bir metaforu."
medianeras (film)inden bir alıntı.
devamını gör...
normal sözlük’ü ekşi'ye benzetmek isteyenler
böyle bir kitle var. genellikle gündeme getirdikleri bazı düşünceler şöyle;
* küfür neden yok ?
* neden siyasi, cinsel başlıklar daha fazla yer almıyor ?
* oradan başlık kopyalayıp buraya taşıyorlar.
* yok efendim sözlüğün rengi neden turuncu ?
yeşil olmasını istiyorlar herhalde.
* kafa sözlük sözlük formatına uymuyormuş.
* hatta neden görseller gözüküyormuş ?
ve buna eklenebilecek yorumlar da mevcut.
bu sözlük bazı alışkanlıkları değiştirme ve nev_i şahsına münhasır bir sözlük olma amacıyla açılmış.
yani sayın yazarlar, neden bir şeyi diğerine benzetmeye çalışıyorsunuz ?
bırakın bu da farklı bir yoldan ilerlesin,. gelişsin.
anlayışınız için teşekkür ederim.
* küfür neden yok ?
* neden siyasi, cinsel başlıklar daha fazla yer almıyor ?
* oradan başlık kopyalayıp buraya taşıyorlar.
* yok efendim sözlüğün rengi neden turuncu ?
yeşil olmasını istiyorlar herhalde.
* kafa sözlük sözlük formatına uymuyormuş.
* hatta neden görseller gözüküyormuş ?
ve buna eklenebilecek yorumlar da mevcut.
bu sözlük bazı alışkanlıkları değiştirme ve nev_i şahsına münhasır bir sözlük olma amacıyla açılmış.
yani sayın yazarlar, neden bir şeyi diğerine benzetmeye çalışıyorsunuz ?
bırakın bu da farklı bir yoldan ilerlesin,. gelişsin.
anlayışınız için teşekkür ederim.
devamını gör...
lgbt
kimse kimsenin cinsel yönelimini sorgulamaz.kimse gelin lgbt ye katılın da demiyor.dertleri zarar vermekte değil.senin dininde yasaksa veya eğilimin,gerekçen başkaysa sen katılma.ama karışma da.bu insanlarin tek isteği dışlanmamak.aşağılanmamak.ötekileştirilmemek.şiddete maruz kalmamak ve herkesin sahip olduğu haklara sahip olmak (evlenme-aile-evlat edinme).insan gibi yaşamak.
devamını gör...
