after life
tanrım o ne hüzün öyle. 2 sezonunu arka arkaya seyredip hayata küsmemeniz mümkün değil. ama sevgiye, hüzne ve kaybetmeye dair bir şeyler izlemek ve yas tutmak isterseniz buyrun izleyin.
--! spoiler !--
'bir şey olunca ona anlatmaya koşuyorum. sonra hatırlıyorum ki..
paylaşmayınca her şeyin kıymeti azalıyor. hala kederleniyorum.'
--! spoiler !--
--! spoiler !--
'bir şey olunca ona anlatmaya koşuyorum. sonra hatırlıyorum ki..
paylaşmayınca her şeyin kıymeti azalıyor. hala kederleniyorum.'
--! spoiler !--
devamını gör...
isminde ulama olan ünlüler
taarı kakan
devamını gör...
domestic hıyar
alex ile birlikte yeni yaşını kutladığımız yazar.
türkan'cığıma selam*
sabah özelden doğum gününü kutladım ama sözlüğün yeni geleneği olarak bi nickaltina da ugrayalim dedik. ben sevmem öyle çafçaflı doğum günü mesajlarını.
sözlüğün tefecisi olarak, yeni yaşın bol bol karma puan getirsin üstadım. cok güzel işler basaracağız seninle. ayrıca seni de borçlular listesine ekliyorum bak. her ay düzenli olarak attığım hesaba öhö öhö.
neyse yönetim enselemeden " yeni yaşın mutluluk,sağlık, huzur ve hiç ümidini kaybetmeyeceğin aşklar getirsin sana, çünkü sen akıllanmazsın.
türkan'cığıma selam*
sabah özelden doğum gününü kutladım ama sözlüğün yeni geleneği olarak bi nickaltina da ugrayalim dedik. ben sevmem öyle çafçaflı doğum günü mesajlarını.
sözlüğün tefecisi olarak, yeni yaşın bol bol karma puan getirsin üstadım. cok güzel işler basaracağız seninle. ayrıca seni de borçlular listesine ekliyorum bak. her ay düzenli olarak attığım hesaba öhö öhö.
neyse yönetim enselemeden " yeni yaşın mutluluk,sağlık, huzur ve hiç ümidini kaybetmeyeceğin aşklar getirsin sana, çünkü sen akıllanmazsın.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin
şarapçının tekidir
devamını gör...
e
alfabenin altıncı harfidir.
devamını gör...
poğaçalardaki zeytin ve peynir miktarı
çölde görülen serap misali. var ama yok.
devamını gör...
istanbul’da yaşamanın maliyeti
büyükşehirde (ist.izm.ank) gibi şehirlerde yaşamanın maliyeti bir ömür dur, üç kuruş daha fazla kazanalım , daha rahat bir hayat yaşayalım diye ; aslında karşılığında hayatımızı veriyoruz, sağlığımızı, zamanımızı kaybediyoruz.
maddi olarak maliyeti en az 15 bin tl dir 4 kişilik bir aile için.
maddi olarak maliyeti en az 15 bin tl dir 4 kişilik bir aile için.
devamını gör...
emekli olup köye yerleşmek isteyen insan
amcamın da bir zamanlar içinde bulunduğu insan grubu idi.
ha gitti yerleşti tabii ki. allah daha çok versin sağlığı da var parası da. güzel bir ev yaptı ve artık köyde yaşıyor, istanbul’a ancak kışın geliyor.
yani biraz da maddi birikiminizi olması gerek.
ha gitti yerleşti tabii ki. allah daha çok versin sağlığı da var parası da. güzel bir ev yaptı ve artık köyde yaşıyor, istanbul’a ancak kışın geliyor.
yani biraz da maddi birikiminizi olması gerek.
devamını gör...
six day war
colonel bagshot'ın 1971 tarihinde çıkan oh! what a lovely war albümünde yer alan mükemmel parçası. altı gün savaşını konu almaktadır. mahmut orhanın remix yapmasından sonra popüler olmuştur ama şahsi cover* tercihim deniz tekin'dir.
colonel bagshot
deniz tekin
mahmut
colonel bagshot
deniz tekin
mahmut
devamını gör...
devlet planlama teşkilatı
devlet planlama teşkilatı'nın kuruluşu, 30 eylül 1960 tarihinde tbmm'de onaylanmış ve 5 ekim 1960 tarihli, 10621 sayılı t.c resmi gazetesinde ilan edilmiştir.
27 mayıs 1960 askeri müdahalesinin ardından yönetimi ele geçiren milli birlik komitesi , çoğunluğu sivillerin oluşturduğu bir bakanlar kurulu kurmuştur. profesörlerin oluşturduğu bilim kurulu, anayasa hazırlamakla görevlendirilmiştir. bu anayasanın bir ürünü olan devlet planlama teşkilatı, başbakanlığa bağlı olarak kurulmuştur.
görevleri
a memleketin tabii, beşeri ve iktisadi her türlü kaynak ve imkanlarını tam bir şekilde tesbit ederek takip edilecek iktisadi ve sosyal politikayı ve hedefleri tayinde hükümete yardımcı olmak;
b muhtelif bakanlıkların iktisadi politikayı ilgilendiren faaliyetlerinde koordinasyonu temin etmek için tavsiyelerde bulunmak ve bu hususlarda müşavirlik yapmak;
c hükümetçe kabul edilen hedefleri gerçekleştirecek uzun ve kısa vadeli planları hazırlamak;
d planların başarı ile uygulanabilmesi için ilgili daire ve müesseselere mahalli idarelerin kuruluş ve işleyişinin ıslahı hususunda tavsiyelerde bulunmak;
e planın uygulanmasını takip etmek, değerlendirmek ve gerekli hallerde planda değişiklik yapmak;
f özel sektörün faaliyetlerini planın hedef ve gayelerine uygun bir şekilde teşvik ve tanzim edecek tedbirleri tavsiye etmek.
buradan
*27 mayıs 1960-6 ocak 1961 arasında geçen dönem askeri rejimin kontrolünde olduğu için olağanüstü hal şartlarında geçici anayasa ile yürütülmüştür. 9 temmuz 1961 tarihinde, kurucu meclis tarafından hazırlanan anayasa, halk oylamasına sunulmuştur. halkın yüzde 60.4'ü tarafından kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. 15 ekim 1961 tarihinde yapılan genel seçimle birlikte, sivil demokrasiye adım atılmıştır. demokrat parti'nin devamı olan adalet partisi ve chp tarafından kurulan koalisyon hükümeti dönemi yaşanmıştır.
devlet planlama teşkilatı kurulur kurulmaz, kalkınma planlarına hemen başlanılmasa da yönetici kadrosu ve elemanları ekonomi alanında tahsil görmüş, yalçın küçük, güngör uras, hikmet çetin gibi kişilerden oluşuyordu. kuruluşundan itibaren geçen iki yıl süresince, sistem oluşturulmaya çalışılmıştır. oluşturulan sisteme göre; 15 yıllık bir perspektif için 5'er yıllık planlar hazırlanmıştır. her sene sonunda kontrol edilecek planlar, nüfus artış hızları ve şehirlerin büyüme oranlarına göre belirlenmiştir.
buradan
1961 anayasasındaaçıkça belirtildiği üzereplanlı kalkınma modeli hedef olarak belirlenmiştir. birinci beş yıllık kalkınma planı, 1963-1977 yılları için uygulanmaya konulmuştur. birinci plandan beklenilen verim alınmıştır.
türkiye cumhuriyet'i, ''planlı kalkınma'' modeline yabancı değildir. 1930 yılında, atatürk tarafından beş yıllık planlı kalkınma modeli hazırlanmış, 1934-1938 yılında uygulanmıştır. 1930'lu dönemde, dünyayı sarmış olan ekonomik buhranın etkisiyle gümrük duvarları yükselmiş, devletçilik ilkesi benimsenmiştir. 1963 yılında ise devlet ile özel sermayenin birlikte çalışabileceği bir karma ekonomi modelibenimsenmiştir.
ilhan tekeli ,devlet planlama teşkilatı'nın kuruluşunu ve 1961 anayasasının ruhunu şöyle tanımlamaktadır:
1961 anayasası ile gelen sosyal devlet, refah devleti anlayışı ve ülke ekonomisinin planlı olması ilkesi, beraberinde devlet planlama teşkilatı'nın kurulmasını getirdi. bu anlayış ülkede genel olarak bilimsel araştırmalara dayanan planlı yaklaşımlara verilen önemi arttırdı. (bkz: istanbul'un planlanmasının ve gelişmesinin öyküsü)
1963 yılında uygulamaya konan birinci beş yıllık kalkınma planı beklenilen verimi sağlamıştır.
1965 yılında yapılan genel seçim ile birlikte demokrat partinin ruhunun ve ideallerinin devamı olan adalet partisini başında bulunan süleyman demirel tek başına iktidara gelmiştir.
süleyman demirel , adnan menderes döneminde devlet su işlerinin başkanı olarak demokrat partisinin anlayışı ile yetişmiş bir bürokrattır. bu dönemde başbakan olan süleyman demirel, turgut özal'ı devlet planlama teşkilatı'nın müsteşarı olarak atamıştır. teşkilatta turgut özal'ın getirdiği diğer bazı isimler ise şunlardır:
beşir atalay, temel karamollaoğlu, hasan celal güzel swh
devlet planlama teşkilatı , yalnızca birinci beş yıllık kalkınma planda anayasa'da belirtildiği çalışabilmiştir.
2011 yılına kadar faaliyette kalsa da aslında turgut özal müsteşarlığı dönemi boyunca yani ikinci beş yıllık kalkınma planı ile birlikte esneklikler göstermeye başladı. örneğin; ikinci beş yıllık kalkınma planında karayolları için ayrılan bütçe belirli olmasına rağmen; süleyman demirel, adnan menderes dönemi'nin projesi olan boğaz köprüsü için bütçeyi aşan projeyi uygulamaya koymuştur. ikinci beş yıllık kalkınma planı dönemi tamamlanmadan 1971 muhtırası yürürlüğe kanmış, planlanan bütçeleri aşacak dış borçlar alınmıştır. sonrası zaten tufan, ımf ülkemizin içinden geçmiştir. 70 cente nasıl mı muhtaç kaldık ?
27 mayıs 1960 askeri müdahalesinin ardından yönetimi ele geçiren milli birlik komitesi , çoğunluğu sivillerin oluşturduğu bir bakanlar kurulu kurmuştur. profesörlerin oluşturduğu bilim kurulu, anayasa hazırlamakla görevlendirilmiştir. bu anayasanın bir ürünü olan devlet planlama teşkilatı, başbakanlığa bağlı olarak kurulmuştur.
görevleri
a memleketin tabii, beşeri ve iktisadi her türlü kaynak ve imkanlarını tam bir şekilde tesbit ederek takip edilecek iktisadi ve sosyal politikayı ve hedefleri tayinde hükümete yardımcı olmak;
b muhtelif bakanlıkların iktisadi politikayı ilgilendiren faaliyetlerinde koordinasyonu temin etmek için tavsiyelerde bulunmak ve bu hususlarda müşavirlik yapmak;
c hükümetçe kabul edilen hedefleri gerçekleştirecek uzun ve kısa vadeli planları hazırlamak;
d planların başarı ile uygulanabilmesi için ilgili daire ve müesseselere mahalli idarelerin kuruluş ve işleyişinin ıslahı hususunda tavsiyelerde bulunmak;
e planın uygulanmasını takip etmek, değerlendirmek ve gerekli hallerde planda değişiklik yapmak;
f özel sektörün faaliyetlerini planın hedef ve gayelerine uygun bir şekilde teşvik ve tanzim edecek tedbirleri tavsiye etmek.
buradan
*27 mayıs 1960-6 ocak 1961 arasında geçen dönem askeri rejimin kontrolünde olduğu için olağanüstü hal şartlarında geçici anayasa ile yürütülmüştür. 9 temmuz 1961 tarihinde, kurucu meclis tarafından hazırlanan anayasa, halk oylamasına sunulmuştur. halkın yüzde 60.4'ü tarafından kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. 15 ekim 1961 tarihinde yapılan genel seçimle birlikte, sivil demokrasiye adım atılmıştır. demokrat parti'nin devamı olan adalet partisi ve chp tarafından kurulan koalisyon hükümeti dönemi yaşanmıştır.
devlet planlama teşkilatı kurulur kurulmaz, kalkınma planlarına hemen başlanılmasa da yönetici kadrosu ve elemanları ekonomi alanında tahsil görmüş, yalçın küçük, güngör uras, hikmet çetin gibi kişilerden oluşuyordu. kuruluşundan itibaren geçen iki yıl süresince, sistem oluşturulmaya çalışılmıştır. oluşturulan sisteme göre; 15 yıllık bir perspektif için 5'er yıllık planlar hazırlanmıştır. her sene sonunda kontrol edilecek planlar, nüfus artış hızları ve şehirlerin büyüme oranlarına göre belirlenmiştir.
buradan
1961 anayasasındaaçıkça belirtildiği üzereplanlı kalkınma modeli hedef olarak belirlenmiştir. birinci beş yıllık kalkınma planı, 1963-1977 yılları için uygulanmaya konulmuştur. birinci plandan beklenilen verim alınmıştır.
türkiye cumhuriyet'i, ''planlı kalkınma'' modeline yabancı değildir. 1930 yılında, atatürk tarafından beş yıllık planlı kalkınma modeli hazırlanmış, 1934-1938 yılında uygulanmıştır. 1930'lu dönemde, dünyayı sarmış olan ekonomik buhranın etkisiyle gümrük duvarları yükselmiş, devletçilik ilkesi benimsenmiştir. 1963 yılında ise devlet ile özel sermayenin birlikte çalışabileceği bir karma ekonomi modelibenimsenmiştir.
ilhan tekeli ,devlet planlama teşkilatı'nın kuruluşunu ve 1961 anayasasının ruhunu şöyle tanımlamaktadır:
1961 anayasası ile gelen sosyal devlet, refah devleti anlayışı ve ülke ekonomisinin planlı olması ilkesi, beraberinde devlet planlama teşkilatı'nın kurulmasını getirdi. bu anlayış ülkede genel olarak bilimsel araştırmalara dayanan planlı yaklaşımlara verilen önemi arttırdı. (bkz: istanbul'un planlanmasının ve gelişmesinin öyküsü)
1963 yılında uygulamaya konan birinci beş yıllık kalkınma planı beklenilen verimi sağlamıştır.
1965 yılında yapılan genel seçim ile birlikte demokrat partinin ruhunun ve ideallerinin devamı olan adalet partisini başında bulunan süleyman demirel tek başına iktidara gelmiştir.
süleyman demirel , adnan menderes döneminde devlet su işlerinin başkanı olarak demokrat partisinin anlayışı ile yetişmiş bir bürokrattır. bu dönemde başbakan olan süleyman demirel, turgut özal'ı devlet planlama teşkilatı'nın müsteşarı olarak atamıştır. teşkilatta turgut özal'ın getirdiği diğer bazı isimler ise şunlardır:
beşir atalay, temel karamollaoğlu, hasan celal güzel swh
devlet planlama teşkilatı , yalnızca birinci beş yıllık kalkınma planda anayasa'da belirtildiği çalışabilmiştir.
2011 yılına kadar faaliyette kalsa da aslında turgut özal müsteşarlığı dönemi boyunca yani ikinci beş yıllık kalkınma planı ile birlikte esneklikler göstermeye başladı. örneğin; ikinci beş yıllık kalkınma planında karayolları için ayrılan bütçe belirli olmasına rağmen; süleyman demirel, adnan menderes dönemi'nin projesi olan boğaz köprüsü için bütçeyi aşan projeyi uygulamaya koymuştur. ikinci beş yıllık kalkınma planı dönemi tamamlanmadan 1971 muhtırası yürürlüğe kanmış, planlanan bütçeleri aşacak dış borçlar alınmıştır. sonrası zaten tufan, ımf ülkemizin içinden geçmiştir. 70 cente nasıl mı muhtaç kaldık ?
devamını gör...
friedrich goltz
friedrich goltz (1834-1902) psikolog ve yazardır. kaynayan kurbağa (boiling frog) deneyi ile beyni çıkarılmış bir kurbağanın yavaşça ısınan suda kalacağını, ancak 25 ° c'ye ulaştığında normal bir kurbağanın sudan kaçmaya çalıştığını gösterdi.
kaynayan kurbağa hikayesi, genellikle, insanları istenmeyen sonuçlara maruz kalmaları için kademeli değişimin bile farkında olmaları konusunda uyaran bir metafor olarak sunulur.
boiling frog
(bkz: kurbağa deneyi)
kaynayan kurbağa hikayesi, genellikle, insanları istenmeyen sonuçlara maruz kalmaları için kademeli değişimin bile farkında olmaları konusunda uyaran bir metafor olarak sunulur.
boiling frog
(bkz: kurbağa deneyi)
devamını gör...
günaydın sözlük
dostlarım günaydınnnnn.
bugün benim içi oldukca zor ve yorucu olacak. bana şans dileyen. gününüzün güzel geçmesi dileğiyle, keyifli sabahlar....
bugün benim içi oldukca zor ve yorucu olacak. bana şans dileyen. gününüzün güzel geçmesi dileğiyle, keyifli sabahlar....
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının bir şeylere kırılıp sözlüğü terk ettiğini açıklaması
en iyi ilişkiler beklentisiz başlayan ilişkilerdir.
zira tarafların beklentileri farklı olabilir. insanların değer yargıları da farklıdır. birine göre iyi olan bir başkasına göre kötü olabilir.
senin değer yargına göre üç kuruşluk kişiye beş kuruşluk değer verip; sonra "haksızlığa uğradım" diyorsan “suç sende mi yoksa onda mı” diye düşünmen gerekir.
insanlar bir şeylere kırılıp ortamı terk ederken genelde kendilerine yapılan haksızlıktan yakınırlar.
ayrılmadan önce nasıl bir haksızlığa uğradıklarını anlatıp, kanıtlasalar daha iyi olur.
“kervan yolda düzelir” misali kafa sözlük yeni kurulmuş bir sözlük olduğu için bazı sorunlar olabilir.
22 senelik bir sözlükte sorun çözme usulü şöyledir:
önce moderasyona o sorun anlatılır.
çözülmediği takdirde tanıdık yazarlar arasında özel mesajlar ile o sorun hakkında görüş alışverişinde bulunulur.
sonrasında başlık açılarak diğer yazarların da görüşleri öğrenilir.
çoğunluk da aynı sorundan muzdarip ise moderasyonun o sorunu çözmesi gerekir.
mizahi bir örnek: adamın biri çıktı. “hiç kullanmadığım 7.000 puanım var, bir ayağım çukurda. kullanılabilir puanlarımı isteyen takipçilerime hediye etmek istiyorum” diye moderasyona talepte bulundu.
moderasyon "derdini seveyim" diye umursamadı. *
sonrasında yazarlar arasında mesajlaşmalar başlar…hemfikir olanlar fazla ise konu ile ilgili başlık açılır.
destekleyenler çoksa dikkate alınması gerekir.
iko “anaokulu oyun bahçesine döndürdüler sözlüğü” diye söylenebilir. *
şaka bir yana bazı yazarlar hak ettiğini alamamaktan yakınıyorsa sözlüğü terk etmek çözüm değildir.
haksızlığa boyun eğmekle, yeni haksızlıkları davet ederler.
bu konuda tuncel kurtiz’e kulak vermek gerekir.
zira tarafların beklentileri farklı olabilir. insanların değer yargıları da farklıdır. birine göre iyi olan bir başkasına göre kötü olabilir.
senin değer yargına göre üç kuruşluk kişiye beş kuruşluk değer verip; sonra "haksızlığa uğradım" diyorsan “suç sende mi yoksa onda mı” diye düşünmen gerekir.
insanlar bir şeylere kırılıp ortamı terk ederken genelde kendilerine yapılan haksızlıktan yakınırlar.
ayrılmadan önce nasıl bir haksızlığa uğradıklarını anlatıp, kanıtlasalar daha iyi olur.
“kervan yolda düzelir” misali kafa sözlük yeni kurulmuş bir sözlük olduğu için bazı sorunlar olabilir.
22 senelik bir sözlükte sorun çözme usulü şöyledir:
önce moderasyona o sorun anlatılır.
çözülmediği takdirde tanıdık yazarlar arasında özel mesajlar ile o sorun hakkında görüş alışverişinde bulunulur.
sonrasında başlık açılarak diğer yazarların da görüşleri öğrenilir.
çoğunluk da aynı sorundan muzdarip ise moderasyonun o sorunu çözmesi gerekir.
mizahi bir örnek: adamın biri çıktı. “hiç kullanmadığım 7.000 puanım var, bir ayağım çukurda. kullanılabilir puanlarımı isteyen takipçilerime hediye etmek istiyorum” diye moderasyona talepte bulundu.
moderasyon "derdini seveyim" diye umursamadı. *
sonrasında yazarlar arasında mesajlaşmalar başlar…hemfikir olanlar fazla ise konu ile ilgili başlık açılır.
destekleyenler çoksa dikkate alınması gerekir.
iko “anaokulu oyun bahçesine döndürdüler sözlüğü” diye söylenebilir. *
şaka bir yana bazı yazarlar hak ettiğini alamamaktan yakınıyorsa sözlüğü terk etmek çözüm değildir.
haksızlığa boyun eğmekle, yeni haksızlıkları davet ederler.
bu konuda tuncel kurtiz’e kulak vermek gerekir.
devamını gör...
gitmek mi zor kalmak mı sorunsalı
kalamamak zordur efendim. her yolu denemişsinizdir tekrar dönmek için ama bir türlü yol artık o tarafa dönmemiştir. kalamamak zordur...
devamını gör...
askerlik anısı
sene 2000'lerin başı filan. kırıkkale'de jandarma olarak vatani görevimi yapıyorum. akşam 6-8 nöbetinden yeni dönmüştüm. komutan 3 asker bulun göreve gidiyoruz demiş. beni de aldılar götürdüler. yav dedim nöbetten yeni geldim başkasını alın, yok. bölük komutanına yanlış selam verdim diye ben gidecekmişim, cezalıymışım.
ilçede bi cinayet olmuş. bi tane araba tamircisi kardeşiyle bi adamı öldürmüşler. ölen kişinin küçük çocuğuyla genç bir karısı varmış falan filan neyse. yapan kişi belli ama ortada ceset yokmuş. onu arayacakmışız. askersin komutanada diyemiyosun ki komutanım ben nöbetten yeni geldim, erzurum'lu devrem gelsin benim yerime.
neyse bindik 3 araç gidiyoruz. işte savcısı, doktoru polisi filan. kırıkkale'de ne kadar hayrat varsa hepsine gittik. lavuk karanlık diye bir türlü emin olamıyor amk. yok ağaç varmışta, çeşmenin ilersindeymişte... bide karanlık gerçekten hiçbişey görülmüyor. savcısı doktoru ayrı bi kafa zaten tarlaya boş boş bakıp paso sigara içiyorlar. iyice dellenmeye başladım ben. "ulan" diyorum kendi kendime "yemekte yemedik bari bi yemek yeseydik."
allah'tan savcı insaflı çıktıda adını şimdi hatırlamadığım bi köye gittik. oranın muhtarı eve aldı bizi. yemek filan hazırlamışlar savcı gelecek diye. oturduk yer sofrasına 12 adam açlıktan çıkmış gibi yiyoruz. muhtarda boş boş anlatıyor "vay efendim köyün morgu yokmuşta ölüler kokuyormuş". işte "köylü halkı bunun için paraları çalıyor" diye dedikodu filan çıkarmışlar anlatıyorda anlatıyor. hay allah kahretsin ya nereye düştüm ben dedim kendi kendime. ya saat sabah 3 ne anlatıyosun dayı sen. banane morgtan, köyün parasından.
pelinlerin selinlerin mervelerin memesine yaslanıp uyuyacağım yaşta olduğum ortamın saçmalığı psikolojimi iyice darmaduman etti o gece. şafakta o zamanlar iyice sıkıştırıyordu. hiç unutmam atarsa 147.
bide pelin selin filan diyince söylemeden edemeyeceğim. muhtarın kızı efsane güzeldi. savcı doktor filan olmasa yürürdümde durup dururken 2 ay daha askerlik yapmayalım dedim. neolur neolmaz. sonuçta nüfuzlu adamlar.
neyse işte çay may içtik iki dinlendik çıktık yollara. sabaha karşı bir yere geldik. dediler eminiz kesin burası. iki kazdık toprağı bulduk cesedi. dedim şükürler allahım sonunda... nasıl mutluyum ama anlatamam. hadi alalım gidelim cesedi. yok tutanak tutulacakmışta falan filan. hay ananı bi saat daha burdayız dedim.
adamı domuz bağıyla bağlamış p*zevenkler. hayatım boyunca ilk defa o zaman ceset gördüm. bidaha da görmedim zaten. allah göstermesinde kimseye. tutanak tutuldu, cesedin ipini çözdük filan cesedi alıp gidicez. ulan ceset arabaya sığmıyor. eviriyon yok, çeviriyon yok. girmiyor ceset bagaja. bide ceset domuz gibi ağır allah günah yazmasın. baktık olmuyor bizde domuz bağıyla bağladık cesedi öyle soktuk bagaja.
valla yapacak bişey yoktu başka türlü sığdıramadık. katillerde sığmadı diye bağlamışlar zaten.
bu da böyle garip bi askerlik anısı işte. geldi geçti.
ilçede bi cinayet olmuş. bi tane araba tamircisi kardeşiyle bi adamı öldürmüşler. ölen kişinin küçük çocuğuyla genç bir karısı varmış falan filan neyse. yapan kişi belli ama ortada ceset yokmuş. onu arayacakmışız. askersin komutanada diyemiyosun ki komutanım ben nöbetten yeni geldim, erzurum'lu devrem gelsin benim yerime.
neyse bindik 3 araç gidiyoruz. işte savcısı, doktoru polisi filan. kırıkkale'de ne kadar hayrat varsa hepsine gittik. lavuk karanlık diye bir türlü emin olamıyor amk. yok ağaç varmışta, çeşmenin ilersindeymişte... bide karanlık gerçekten hiçbişey görülmüyor. savcısı doktoru ayrı bi kafa zaten tarlaya boş boş bakıp paso sigara içiyorlar. iyice dellenmeye başladım ben. "ulan" diyorum kendi kendime "yemekte yemedik bari bi yemek yeseydik."
allah'tan savcı insaflı çıktıda adını şimdi hatırlamadığım bi köye gittik. oranın muhtarı eve aldı bizi. yemek filan hazırlamışlar savcı gelecek diye. oturduk yer sofrasına 12 adam açlıktan çıkmış gibi yiyoruz. muhtarda boş boş anlatıyor "vay efendim köyün morgu yokmuşta ölüler kokuyormuş". işte "köylü halkı bunun için paraları çalıyor" diye dedikodu filan çıkarmışlar anlatıyorda anlatıyor. hay allah kahretsin ya nereye düştüm ben dedim kendi kendime. ya saat sabah 3 ne anlatıyosun dayı sen. banane morgtan, köyün parasından.
pelinlerin selinlerin mervelerin memesine yaslanıp uyuyacağım yaşta olduğum ortamın saçmalığı psikolojimi iyice darmaduman etti o gece. şafakta o zamanlar iyice sıkıştırıyordu. hiç unutmam atarsa 147.
bide pelin selin filan diyince söylemeden edemeyeceğim. muhtarın kızı efsane güzeldi. savcı doktor filan olmasa yürürdümde durup dururken 2 ay daha askerlik yapmayalım dedim. neolur neolmaz. sonuçta nüfuzlu adamlar.
neyse işte çay may içtik iki dinlendik çıktık yollara. sabaha karşı bir yere geldik. dediler eminiz kesin burası. iki kazdık toprağı bulduk cesedi. dedim şükürler allahım sonunda... nasıl mutluyum ama anlatamam. hadi alalım gidelim cesedi. yok tutanak tutulacakmışta falan filan. hay ananı bi saat daha burdayız dedim.
adamı domuz bağıyla bağlamış p*zevenkler. hayatım boyunca ilk defa o zaman ceset gördüm. bidaha da görmedim zaten. allah göstermesinde kimseye. tutanak tutuldu, cesedin ipini çözdük filan cesedi alıp gidicez. ulan ceset arabaya sığmıyor. eviriyon yok, çeviriyon yok. girmiyor ceset bagaja. bide ceset domuz gibi ağır allah günah yazmasın. baktık olmuyor bizde domuz bağıyla bağladık cesedi öyle soktuk bagaja.
valla yapacak bişey yoktu başka türlü sığdıramadık. katillerde sığmadı diye bağlamışlar zaten.
bu da böyle garip bi askerlik anısı işte. geldi geçti.
devamını gör...
gece buluşması
'belki gelmem. gelemem' olarak da bilinen attilâ ilhan şiiri:
***
sen istinye'de bekle, ben buradayım
içimde köpek gibi havlayan yalnızlığım
belki gelmem, gelemem 5 dakika bekle git
çünkü ben buradayım karanlıktayım.
çünkü elimi kestim beni kan tutuyor
şarabım bütün ekşi, suyum soğuk
yanımda olmadın mı seni seviyorum
belki gelmem, gelemem 5 dakika bekle git.
yüzünü ıslatmadan ağlayabilir misin?
yarı geceden sonra telefon ettin mi hiç?
karanlık adamlar hüviyetini sordu mu?
ben senin olmadığını arıyorum
belki gelmem, gelemem 5 dakika bekle sonra git.
yabancı gibisin miyop gözlerin kısık
bana ait ne varsa hepsi seni korkutuyor
sana ait ne varsa hiçbiri benim değil
belki ölmek hakkımı kullanıyorum
belki gelmem, gelemem 5 dakika bekle git.
***
''belki gelmem, gelemem 5 dakika bekle git'' diyor attila ilhan sevdiğine, yasaklı şiirler okuduğu için girdiği tutukevinden.
***
sen istinye'de bekle, ben buradayım
içimde köpek gibi havlayan yalnızlığım
belki gelmem, gelemem 5 dakika bekle git
çünkü ben buradayım karanlıktayım.
çünkü elimi kestim beni kan tutuyor
şarabım bütün ekşi, suyum soğuk
yanımda olmadın mı seni seviyorum
belki gelmem, gelemem 5 dakika bekle git.
yüzünü ıslatmadan ağlayabilir misin?
yarı geceden sonra telefon ettin mi hiç?
karanlık adamlar hüviyetini sordu mu?
ben senin olmadığını arıyorum
belki gelmem, gelemem 5 dakika bekle sonra git.
yabancı gibisin miyop gözlerin kısık
bana ait ne varsa hepsi seni korkutuyor
sana ait ne varsa hiçbiri benim değil
belki ölmek hakkımı kullanıyorum
belki gelmem, gelemem 5 dakika bekle git.
***
''belki gelmem, gelemem 5 dakika bekle git'' diyor attila ilhan sevdiğine, yasaklı şiirler okuduğu için girdiği tutukevinden.
devamını gör...
duygusunu yitiren insan
incitilmiş bir ruha sahiptir. oysa duygular bakidir. insanı insan yapan yegane şeydir nasıl yitirilir? belki sadece haketmeyene göstermekten imtina ediyordur kişi.
devamını gör...
mutlu aşkın olmaması
turgut uyar'ın "sibernetik" şiiri gelir akıllara:
üç kere üç dokuz eder
bilirsin
birin karesi birdir
kare kökü de
bilirsin
"mutlu aşk yoktur"
bilirsin
ama baharda ya da dışarda
sonsuz göğün altında
aşkın aşkla çarpımı
nedendir bilinmez
garip bir biçimde
hep sonsuzdur
kare kökü de yoktur
üç kere üç dokuz eder
bilirsin
birin karesi birdir
kare kökü de
bilirsin
"mutlu aşk yoktur"
bilirsin
ama baharda ya da dışarda
sonsuz göğün altında
aşkın aşkla çarpımı
nedendir bilinmez
garip bir biçimde
hep sonsuzdur
kare kökü de yoktur
devamını gör...
hareket hastalığı
sıklıkla taşıt tutması ya da oyunlarda mide bulantısı şeklinde ortaya çıkan, "motion sickness" olarak bilinen, beyindeki hareket uyartılarının birbiriyle ters düşmesi sonucunda görülen rahatsızlık.
istemli olarak yaptığınız hareketlerde, beyninize hareket ettiğinize dair bir bilgi gider. fakat mesela arabada kitap okuyorsanız, gözleriniz beyninize durduğunuza dair sinyal gönderirken, iç kulak kristalleriniz hareket nedeniyle titreşerek, hareket ettiğinize dair sinyal gönderir. bu karışıklık, bedeninizin mide bulantısı olarak reaksiyon vermesine neden olur.
bazı basit tedbirlerle bundan kaçınabilirsiniz:
- mümkünse, arabada ön koltuğa oturmak
- taşıt hareket halindeyken yanınızda oturanlara dönerek konuşmamak
- seyahat boyunca camdan dışarıya bakmak
- araçlarda, tekerlek üzeri bölgelerde oturmaktan kaçınmak
- uçaklarda, uçak kanadı tarafına yakın bölgelerde oturmak
- seyahat esnasında kitap okumak, telefonla oynamak gibi işlerden kaçınmak
istemli olarak yaptığınız hareketlerde, beyninize hareket ettiğinize dair bir bilgi gider. fakat mesela arabada kitap okuyorsanız, gözleriniz beyninize durduğunuza dair sinyal gönderirken, iç kulak kristalleriniz hareket nedeniyle titreşerek, hareket ettiğinize dair sinyal gönderir. bu karışıklık, bedeninizin mide bulantısı olarak reaksiyon vermesine neden olur.
bazı basit tedbirlerle bundan kaçınabilirsiniz:
- mümkünse, arabada ön koltuğa oturmak
- taşıt hareket halindeyken yanınızda oturanlara dönerek konuşmamak
- seyahat boyunca camdan dışarıya bakmak
- araçlarda, tekerlek üzeri bölgelerde oturmaktan kaçınmak
- uçaklarda, uçak kanadı tarafına yakın bölgelerde oturmak
- seyahat esnasında kitap okumak, telefonla oynamak gibi işlerden kaçınmak
devamını gör...
