türkiye'deki psikiyatristler tarafından bir türlü tanımlanamayan, dsm-iv kriterlerine göre majör'den ve bipo'dan 4 kritik semptom ile ayrılan (bkz: atipik depresyon) 'un en ayırt edici belirtisi.

tıp insanı değilim (tıp insanı diye bir tanım var mı bilmiyorum, umarım saygısızlık etmemişimdir ama ne demek istediğim anlaşılmıştır sanırım.) fakat hemen on yıldır psikoloji üzerine okumaya özen gösteren, kendi teşhisini kendi koyma cehaleti içerisinde araştırmalar yaparken türkiye'deki bilimsel yöntemin ne kadar yanlış olduğuna tekrar kanaat getirmiş birisi olarak; uyanamamak , bir türlü uykuyu alamamak , günde 10 saatten fazla uyumak gibi şikayetleriniz varsa lütfen ama lütfen (bkz: atipik depresyon) / (bkz: hipersomnia) ilişkisini araştırın veya gittiğiniz doktora bu konu üzerinde şikayetlerinizi değerlendirmesini söyleyin.

türkiye'de bu branş ile ilgili gideceğiniz doktorların birçoğunun; (bkz: uyanamamak) şikayeti ile gitmenize rağmen; "alarmı ertelememek lazım." , "sabah kalktığınızda 10 dakika egzersiz yapmak lazım." gibi önerilerden başka bir çözüm üretemeyeceklerini de lütfen bilin. 'uyanamıyorum' diyorum, 'sabah kalkınca egzersiz yap' diyor; ondan sonra ben sinirli oluyorum.

(burada eleştiriye konu olan doktorlar; klasik devlet memurluğu görevinden başka en ufak bir gelişim göstermemiş, bir makale okumaktan aciz, salla başı al maaşı rahatlığında olan doktorlar için geçerlidir. eminim ki yeni jenerasyon, bilimsel yöntem ve araştırma kültürü açısından farklı bir vizyon kazandıracaklardır.)

(bu ülkede daha düne kadar (bkz: dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu) tanısından bihaber bir psikiyatr bilimi olduğunu unutmayalım.)

neyse, gidip bir bölüm daha (bkz: kırmızı oda) izleyeyim; ne gerek var yeni literatüre kafa yormaya.

kaynak

kaynak
devamını gör...

yok artık okumadığım tanımı asla beğenmem merak etmeyin. bazen bir yazarın bir tanımını beğeniyorum sonra profiline girip çok hoşuma giden tanımlarını beğeniyorum yalnız bunu karşılık bekleyerek yapmıyorum beğendiğim için sadece.
devamını gör...

gençlikteki muhabbetlerini anımsadığı andır.

benim için bir kaç sene önceye tekabül eder.

avrupa ve asya'nın en güzide otellerinden birinde çalışıyorum... otelin personel kantinine hiç uğramadığımı farkettim. "ne yoz adammış" demesinler diye gençlerin oturduğu masaya oturdum. ooo abi hoşgeldin, beş gittin muhabbetinden sonra gençler, sohbetlerine kaldıkları yerden devam etmeye başladılar. hani diyorum "sorular bildiğim yerden gelse de ben de muhabbet etsem" . ama sorular hep bilmediğim yerlerden geliyor. "fenomen olmak, takipçi kasmak, organik fallower"... herhalde 45 dakika oturdum ama muhabbete hiç katılamadım. iki çaylarını içip ortamdan uzaklaştım. bilmediğim bir dil konuşuluyordu. hepsi de pırıl pırıl, zeki, güzel, seçmece çocuklar.

dimdik yürüyen benim, başım önüme düştü.

ırahmetli babaannem, anneannem, dedemle yaptığım muhabbetler aklıma geldi. atatürk'ün öldüğü gün nasıl ağlaştıklarını, dedemin savaş anılarını dinleyişimi anımsadım. hepsinin kemiği çoktan toz olmuştu.

lisede, üniversitede yaşıtlarımla yaptığım sohbetleri hatırladım. ne internet vardı o zamanlar ne facebook. inanır mısınız; lisedeyken fikirleri, felsefeyi tartışır, uzayan konular için birimizin evinde açık oturum tarzı toplantılar düzenlerdik. koministi, liberali, muhafazakarı saygıyla söz sırası beklerdik. "la gomünist, hooop mürteci, kafatasçı! eyyy liboş" gibi kelimelerle birbirimizi ünlesek bile kimsenin kalbi kırılmazdı. mine urgan, didem madak, ipek ongun okuyan kızlarla dalga geçerdik.*

okumak öyle mutat bir şeydi ki o zamanlar internet olsa bile o konudan bahsedilmez, kitap fotoğrafı çekilmezdi. (kitabın fotoğrafını çekmek istesek bile 24lük veya 36lık pozun dolmasını ve tab edilmesini beklemek lazımdı.

yaşım 140 falan değil gençler. 39-40 yaşındayım. aramızda çok fark yok. eskiden yüzyıllar süren kuşak farkı artık bir kaç yıla indi. tuvaletteki sifonu lüks olarak gören ben, bugün elimde akıllı telefonla entry giriyorum.

ama kabul ediyorum... (gbkz: yaşlandım)
devamını gör...

kelime kökeni araplara dayanan ve "parlak yüzlü" anlamına gelen bir kadın ismi.

ayrıca sıla'nın çok güzel, eğlenceli bir şarkısıdır.
tık tık.
devamını gör...


“insan olmak kolay değildir, hele ki ‘insanca’ yaşanabilecek bir toplum düzeni yoksa!”
devamını gör...

sözlüğün seviyesi zaten yüksek dediğim kampanyadır.

lan harbiden yüksek. sözlük daha bebek ve her şeyi yapabiliyor.

hiperaktif zeki çocuklar gibi. yeni gelmiş ama her şeyi başarıyor, hazır cevap, zeki, akıllı.

gel lan buraya akıllı bıdık turuncunu sevsinler senin.

not: arkadaşın bazı başlıklar için seviye kelimesini kullandığını tahmin ediyorum. eğer öyleyse ben varım.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

albino brokoli.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ben gereksiz bir eylem olarak görüyorum . inanç bir çok kişi için kutsal bir kavram . bunun üzerinden alay etmek , karşıdaki kişiyi küçümsemek ancak ve ancak eylemi gerçekleştirene zarar verir , küçük düşürür.
zira muhafazakâr kesimin eleştirilmesinin sebebi "kendileri dışında her şeyi ve herkesi ötekileştirmeleri" değil mi?
yani "saygısızlık, hoşgörüsüzlük" var temelde . karşısındakinin inancıyla alay edenin ne farkı var peki? aynı saygısızlık aynı hoşgörüsüzlük. bir de bunu yaptığını sanki iyi bir şeymiş gibi söyleyenler ; ben bu insanlarda mantık aramam . sen zaten en başından kendinle tezatsın . saygı, hoşgörü istiyorsan aynı şekilde diğer insanlara bunu verebilmelisin .
devamını gör...

kitap grubundan tanıdığım son derece bilgili okumayı yorum yapmayı seven bir yazar arkadaşımız.
kendisini keyifle takip ediyorum.
ayrıca mahlası çok tatlı.
devamını gör...

üç genel bölgeye ayırmak mantıklı olur burayi, 1. tren/gar bölgesi, 2. tarihi şehir merkezi, 3. ise şehir dışı.

bu üç bölgeden nerede kalırsanız kalın, aralarındaki seyahati yürüyerek gerçekleştirebilirsiniz. şehir uluslararası bir hub olduğundan otel doludur, ve otel fiyatları avrupa'nın önde gelen şehirlerine kıyasla son derece uygundur. bu sebepten dolayı comfort inn tarzı şehir dışında kalan otelleri rahatlıkla tercih edebilirsiniz.

asıl şehrin kalbi denebilecek tarihi bölgeyi de ben 3'e ayırdım. le petite france (eski dokunun korunduğu, turistik bölge), katerdral (strazburg notre dame katedrali ve nehir bölgesi. bu üç bölge arasındaki ulaşım yine yürüyerek sağlanabilir, tramvay da bir opsiyon.

gezilmesi şart olan müzeleri tarih müzesi, modern sanat müzesi ve alsacien. tabii katedralin tepesine tırmanmak da gerek (yaklaşık 350 basamak).

bunun dışında meşhur alsacien bölgesinin beyaz şarapları sürekli, her gidilen yerde tadılmalı. ayrıca bir de lahmacuna benzeyen yemekleri var, her yerde var bundan kaçırmanız imkansız. merkezi dahil istediğiniz yerde yiyebilirsiniz, tüm mekanların kapıda fiyat listesi var ve turist kazıklama peşinde bir mekana rastlamadım.

otomobil kiralama şansı olanlar enfes alsacien şaraplarının üretildiği köylere mutlaka gitmeli, şehre 1 saat uzaklıkta olan bu köyler masal gibi. hangi mevsimde gidilesi derseniz, kışın çetin geçtiği strazburg'a kışın gitmenin keyfi ayrıdır. en keyifli noel pazarlarından biri kurulur ve kar altında çok güzeldir.
devamını gör...

şu gelen mesajdır:
-ablam, napıyorsun?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

köpeğimin ağladığım zamanlarda üzgün olduğumu hissedip beni yalayarak tepki göstermesi o an ne kadar üzgün olsam bile tebessüm etmemi engellemiyor
devamını gör...

tavsan cetesini yanlis tanitiyorsun kosovali, hos mu bu yaptigin? tum sozluk benden nefret edecek simdi, gitti itibar.

kendisine yeni bir skill daha acan gomercan’i 3 evetle ugurluyoruz.

sözlük radyosu kalbinize, kulaginiza ve ruhunuza iyi gelir.*

sagol sagol sagol!

eline emegine saglik, ccc reis ccc*
devamını gör...

1 yılda 6 makale yazan bir arkadaş az daha ölüyordu çok ciddiyim.gencim bir şey olmaz demeyin bu tarz risklere girmeyin.
devamını gör...

devamını gör...

şimdiki şarkıcı onurr’un da bulunduğu grup. mor ve ötesine rakip olabilecek kadar kaliteli şarkıları varmış. maalesef dağılmış grup...bunlar da şarkılarından bazıları;
1)edepsiz komedya
2)bir ses
3)denek hayatım(sanırım en popüleri bu)
4)laleler beyaz (favorilerimden)
5)bu defa
6)kırmızı oda (niye tanıdık olsun ki bunca fazlalık? sözüyle takdiri hak eden)
7)sentetik sezar
devamını gör...

şeker hastaları zaman zaman ufak kaçamaklar yaparak pasta vs şeyleri abartmadan yiyebilir. bu sebeple fazla şeker barındırmayan meyveli bir pasta almak çok bir sorun teşkil etmese de tutup da şeker hamuruyla kaplı bir pasta almak küfür niteliği taşıyabilir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim