normal sözlük yazarlarının akrostişleri
karardı içim dinleyin enteller
artık yeter vicdansız zalimler
rahatta mısınız ey zenginler?
ahım tutarsa bir görürsünüz ebenizi
ne ettik biz diye öpersiniz eteğimi
tıynetim gereği affederim belki
imkanlar dahilinde verirseniz bana seyahat izni
neden derseniz çokamelli burası
annemlerdeyim sanki yeter dahası...*
artık yeter vicdansız zalimler
rahatta mısınız ey zenginler?
ahım tutarsa bir görürsünüz ebenizi
ne ettik biz diye öpersiniz eteğimi
tıynetim gereği affederim belki
imkanlar dahilinde verirseniz bana seyahat izni
neden derseniz çokamelli burası
annemlerdeyim sanki yeter dahası...*
devamını gör...
ruhumuzun hala analog olması
benimki hata veriyor bir açıp kapatabilir miyiz?
devamını gör...
kendime not
verdiğin kararları asla uygulamıyorsun. ilk önce buna bir son ver. o kararlar senin iyiliğin için, şu an seni üzse de ilerde daha çok üzülmeni engellemek için. lütfen.
devamını gör...
turks ve caicos adaları
1 ay kadar önce ada ile ilgili bir belgesel izlemiştim. mevzunun fesle vesaire ile ilgili olmadığı direkt olarak türk denizcilerle ilgili olduğu anlatılıyordu. başlığı görünce de, o aklıma geldi birazcık araştırma yaptım. şöyle bilgiler mevcut;
16. 17. ve 18. yüzyıllarda ispanyol, fransız ve ingilizler arasında el değiştiren adaların ismi 16. yüzyılda ispanyollar’ın elindeyken bile yine türk adaları’ydı. yani bu ismi almasının fesle uzaktan yakından hiçbir alakası yok. ingilizler adanın ismini değiştirmek istemişlerse de ada halkını yüzyıllardır kullandıkları bu isimden vaz geçirememişler. adaların ismini değiştiremeyen ingilizler bu kez de ada ile türkler arasındaki bağı “fes benzerliği” masalını uydurarak kesmek istemişler. 1869 yılında ise turks ve caicos adaları’nın “ay-yıldızlı” eski bayrağını değiştirmeyi başarmışlar.
bayrak şöyle bir şey;

küba büyükelçisi de konuyla ilgili şöyle bir bilgi aktarmış;
“caicos kelimesi, türkçe’deki kayıktan geliyor. adanın adı türkler’in burada bulunduğunu gösteriyor. küba’nın en meşhur bir bölgesinin adı matatorcos, yani türklerin öldüğü yer! bunun bir felaket sonucu olduğunu dair bilgiler var. ispanyol gemisi san agustin 28 şubat 1596’da havana’ya geldiğinde mürettebatın 45’i müslüman, bazılarının adları ramazan, recep, yusuf, ali, hüseyin idi. batı anadolu ve karadeniz’den gelmişlerdi. 1640 yılında küba’nın güneyinde bir ingiliz ticari gemisi türk korsanları tarafından ele geçirilmiş.”
ayrıca, piri reis’in haritasında bu adaların bulunduğu yerde kayık resimleri olduğundan bahsediliyor. bu da küba büyük elçisinin sözlerini doğrular nitelikte. zaten oglalalakota dostumuz da fesin kullanılmaya başlanma zamanlarından bahsetmiş. bu sebeple türk denizcilerin oraya gitmiş olması ve bahsedilen izleri bırakmış olmaları daha akla yatkın gibi. laf aramızda bitkiyi de hiç sevmedim zaten *
16. 17. ve 18. yüzyıllarda ispanyol, fransız ve ingilizler arasında el değiştiren adaların ismi 16. yüzyılda ispanyollar’ın elindeyken bile yine türk adaları’ydı. yani bu ismi almasının fesle uzaktan yakından hiçbir alakası yok. ingilizler adanın ismini değiştirmek istemişlerse de ada halkını yüzyıllardır kullandıkları bu isimden vaz geçirememişler. adaların ismini değiştiremeyen ingilizler bu kez de ada ile türkler arasındaki bağı “fes benzerliği” masalını uydurarak kesmek istemişler. 1869 yılında ise turks ve caicos adaları’nın “ay-yıldızlı” eski bayrağını değiştirmeyi başarmışlar.
bayrak şöyle bir şey;

küba büyükelçisi de konuyla ilgili şöyle bir bilgi aktarmış;
“caicos kelimesi, türkçe’deki kayıktan geliyor. adanın adı türkler’in burada bulunduğunu gösteriyor. küba’nın en meşhur bir bölgesinin adı matatorcos, yani türklerin öldüğü yer! bunun bir felaket sonucu olduğunu dair bilgiler var. ispanyol gemisi san agustin 28 şubat 1596’da havana’ya geldiğinde mürettebatın 45’i müslüman, bazılarının adları ramazan, recep, yusuf, ali, hüseyin idi. batı anadolu ve karadeniz’den gelmişlerdi. 1640 yılında küba’nın güneyinde bir ingiliz ticari gemisi türk korsanları tarafından ele geçirilmiş.”
ayrıca, piri reis’in haritasında bu adaların bulunduğu yerde kayık resimleri olduğundan bahsediliyor. bu da küba büyük elçisinin sözlerini doğrular nitelikte. zaten oglalalakota dostumuz da fesin kullanılmaya başlanma zamanlarından bahsetmiş. bu sebeple türk denizcilerin oraya gitmiş olması ve bahsedilen izleri bırakmış olmaları daha akla yatkın gibi. laf aramızda bitkiyi de hiç sevmedim zaten *
devamını gör...
yüze çarpan top
yüzün alev almasını sağlayan hadise.
görünce çok eskilerden bir anı geldi aklıma.
şimdi, ortaokuldayken voleybol takımındaydım antrenmanlarda da erkek takımı ile eşleşip maç yapıyorduk sert toplara olan direncimiz artsın diye. karşı takımda da bir arkadaşım vardı. 1.90 boyunda lakabı fiziksel görünümü sebebiyle "deve" olan. gücü kuvveti yerinde olan, hücumda da iyi bir arkadaştı. attığı smaçları karşıladığımızda çoğu zaman kollarda morarmaya neden olurdu.
maç esnasında - hala oyun devam ederken- bir arkadaşımın sesi ile sağa döndüm. yüzüm de karşı takımın solunda kalıyordu. o esnada yüzüme bir şey çarptı - top diyemem, benzetme olsa olsa füzeye tekabül eder- işte o an ayaklarım yerden kesildi ve ben küt diye tırtıklı, sert zemine kafa üstü çakıldım. yüzümün sol yanı kıpkırmızı, başıma aldığım darbe ile aklım karışmış bir şekilde tüm gün oturdum. hangisi daha çok acıttı emin değilim. fiziksel acı çok olmakla birlikte tüm okulun önünde yere bir sinek gibi yapışmam yüzünden * yaşadığım ruhsal acı da çok büyüktü.
görünce çok eskilerden bir anı geldi aklıma.
şimdi, ortaokuldayken voleybol takımındaydım antrenmanlarda da erkek takımı ile eşleşip maç yapıyorduk sert toplara olan direncimiz artsın diye. karşı takımda da bir arkadaşım vardı. 1.90 boyunda lakabı fiziksel görünümü sebebiyle "deve" olan. gücü kuvveti yerinde olan, hücumda da iyi bir arkadaştı. attığı smaçları karşıladığımızda çoğu zaman kollarda morarmaya neden olurdu.
maç esnasında - hala oyun devam ederken- bir arkadaşımın sesi ile sağa döndüm. yüzüm de karşı takımın solunda kalıyordu. o esnada yüzüme bir şey çarptı - top diyemem, benzetme olsa olsa füzeye tekabül eder- işte o an ayaklarım yerden kesildi ve ben küt diye tırtıklı, sert zemine kafa üstü çakıldım. yüzümün sol yanı kıpkırmızı, başıma aldığım darbe ile aklım karışmış bir şekilde tüm gün oturdum. hangisi daha çok acıttı emin değilim. fiziksel acı çok olmakla birlikte tüm okulun önünde yere bir sinek gibi yapışmam yüzünden * yaşadığım ruhsal acı da çok büyüktü.
devamını gör...
bir anda her şeyi unutacakmış gibi olma hissi
neredeyse her gün aklıma düşen bir his. arabayı kullanmayı bir sonra ki gün unutursam? klavye kullanmayı bir kaç saat sonra unutursam ? gibi düşüncelere dalıyorum google'da araştırdığımda (bkz: anskiyete) bozukluğu olarak çıkıyor. ama tam olarakta öyle değil gibi. işin içinden çıkamadım.
devamını gör...
mesaj atsam mı atmasam mı tereddütü
at gitsin, şansını denemelisin. olumsuz yanıt gelirse ikinciyi atmazsın. aklında kalacağına yap gitsin.
devamını gör...
sergei alexandrovich yesenin
hiçliğin içine doğmak, şüphesiz yesenin hakkında tek bir şey söyleyecek olsam söyleyebileceğim şey bu olurdu. şiirlerinde doğanın canlılığını, acıyı ve zaman zaman insanın ruhuna çöken karanlığı öyle güzel ifade etmiştir ki onun dizelerinden okuyunca acı bile insanın boğazına bir taş gibi oturmadan su gibi akıp gider. eleştiri barındıran pek çok şiiri de mevcut ama pek azı dilimize çevrilmiş. bendler'da dile getirdiği üzere yurt sevgisi ona hep derin bir acı vermiştir. genç yaşında kendini asarak intihar etmiştir ve ölmeden önce yakın dostu olan mayakovski'ye kendi kanıyla yazdığı bir veda şiiri bırakmıştır. şiirde vadedilen buluşma ise yesenin'in intiharından beş yıl sonra mayakovski'nin kendini vurmasıyla gerçekleşir. içindeki boşluğa rağmen görmeye değecek bir güzelliği aramak ve sonunda kendi kendine yenilmek, bazen bütün mesele bundan ibarettir.
--- alıntı ---
kara adam
murdar bir kitapta gezdiriyor parmağını
ve yüzüme mırıldanıyor burnundan
ölünün başucunda bir rahip gibi
bildiriyor bana yaşamını
bir düzenbazın, sefihin,
acıyı ve dehşeti yığıyor ruhuma
--- alıntı ---
(bkz: hooligan's confession)
(bkz: prayer for the first forty days of the dead)
(bkz: the birch tree)
(bkz: ı don't pity, don't call, don't cry)
(bkz: the scarlet of the dawn)
--- alıntı ---
kara adam
murdar bir kitapta gezdiriyor parmağını
ve yüzüme mırıldanıyor burnundan
ölünün başucunda bir rahip gibi
bildiriyor bana yaşamını
bir düzenbazın, sefihin,
acıyı ve dehşeti yığıyor ruhuma
--- alıntı ---
(bkz: hooligan's confession)
(bkz: prayer for the first forty days of the dead)
(bkz: the birch tree)
(bkz: ı don't pity, don't call, don't cry)
(bkz: the scarlet of the dawn)
devamını gör...
affetmiş gibi yapıp o insandan uzaklaşmak
bu hayatta yaşanmışlıklardan sonra gelinen bir evredir. affetmeyip/affedemeyip, kendini, kırgınlığını, kızgınlığını defalarca anlatmaya çalışıp, anlaşılamamak sonucu, artık anlatmaktan vazgeçip, bir nevi he he diyiştir.
devamını gör...
türkiye'de unutulamayan olaylar
soma faciası.
devamını gör...
sözlükçülerin nefret ettiği emojiler
* * *
devamını gör...
iletişim kurmanın önündeki engeller
bence en temel engel dinlememek. sadece anlatıyoruz, dinlemiyoruz. dert yarıştırıyoruz, en dertli olana veriyoruz depresyona girme hakkını bile.
devamını gör...
ansızın kendinizi idam sehpasında bulsanız son isteğiniz ne olur sorunsalı
kimseye yük olmadan usulca giderim bu hayattan..
son istekmis.. dalga geçer gibi..
son istekmis.. dalga geçer gibi..
devamını gör...
troller yokken sözlüğün çok sıkıcı olması
çok doğru bir başlık. o kadar dedik size troller güldürüyor ediyor stres atıyorduk ne güzel. küstürdünüz adamları.
devamını gör...
mısır mitolojisi
islam ve hıristiyanlığın yükselişinden önce yaklaşık üç bin yıl boyunca değişikler göstererek devamlılığını sürdüren, mısır topraklarında yaşayan insanların inanç bütünü. mısırlılar, bu mitolojiyi dini ritüelde kullandıkları gibi mitolojideki sahneleri ve sembolleri sanatta, mezarlarda, tapınaklarda ve muskalarda ortaya çıktı. edebiyatta, mizahtan alegoriye uzanan hikâyelerde mitler veya unsurları kullanıldı, bu da mısırlıların mitolojiyi çok çeşitli amaçlara uyarladıklarını gösterdi. (a)
mısır mitolojisinin inancı genel olarak politeistik -henoteistik bir yapıya sahiptir. zamanla değişimler göstererek monoteistik bir yapıya dönüşmüştür.
monoteistik dönem
her ne kadar tarihçilerin çoğu bu dönemi monoteistikolarak tanımlasa da bazı araştırmacılar atenizm'i monoteistik olarak tanımlamaz. bu araştırmacılar gerekçe olarak, atenizmdöneminde insanların direkt olarak aten'e değil, kraliyet ailesine ilahi gücünü aten'den almış bir tanrılar panteonu gibi tapıldığını belirtirler. yine de bu nokta tarihçiler tarafından çoğunlukla kabul görmemiştir. (b)
amarna hanedanlığının çöküşünden sonra, kıptik hristiyanlık ve daha sonra islam'ın yükselişine kadar, orijinal mısır panteonu ana inanç olarak devam etmiştir.
--
tanrılar:
heliopolis'in dokuz tanrısı, ennead. bunların baş tanrısı atum'du.
hermopolis'in sekiz tanrısı, ogdoad. bunların baş tanrısı ra idi.
elefantin'in üç tanrısı/üçlemesi, chnum-satet-anuket. bunların baş tanrısı chnum'du.
tebes'in üç tanrısı/üçlemesi, amun-mut-chons. bunların baş tanrısı amun'du.
memfis'in üç tanrısı/üçlemesi, ptah-sekhmet-nefertem. diğerlerinden farklı olarak, üç tanrıdan hiçbirinin üçleme oluşana kadar bir bağlantısı olduğuna inanılmıyordu. bunların baş tanrısı ptah'dı. (c)
nun
nun, ilahi ve dünyevi varoluşun tüm yönlerini kapsayan, farklılaşmış bir dünyada ortaya çıkan her şeyin kaynağıdır. ennead kozmogonisinde nun, yaratıcı tanrı atum ile birlikte yaratılış noktasında aşkın olarak algılanır. çoğu antik mısır yapımı efsaneler ilk tanrının karmaşık bir sulu cehennemden geldiğini, ve hikayeye göre de nun ya sulu cehennemde yaşıyor ya da yaşamış. olduğunu belirtir aynı zamanda hermopolis’ten gelen daha tuhaf bir efsane var. nun ve eşi yılan tanrılardan ilk ortaya çıkıp içinde ra olan yumurtayı yapan iki tanesiymiş. ayrıca antik mısırlılar, nun'u, yaşam alanının meydana geldiği bir kabarcığı çevrelediğini ve kozmogonilerinin en derin gizemini temsil ettiğini düşünüyorlardı. (c.1)
apep
apep (bkz: apophis), mısır mitolojisinde, nun'ın suyu dedikleri ve kutsal ettikleri nil nehri'nde yaşayan çok büyük bir yaratıktır. devasa bir yılan olduğu söylenir. şeytani bir cin/iblis olan apep karanlığın ve kaosun tanrısı ve sembollerindendi. varlığına dair inanç orta krallık döneminde ortaya çıkmış ve daha sonraki hanedanlıklar boyunca da devam etmiştir özellikle de apep. evrenin oluşması için onun yenilmesi gerekiyormuş ve hala dünyanın ucunda pusuda bekleyip, bazı şeyleri bozuyormuş. apep kötü olan her şey için öyle ya da böyle suçlanırmış (fırtınalar, kıtlıklar, istilalar, depremler vb.) günlerinin çoğunu ra’nın gemisindeki tanrılara tanrılara saldırarak geçirir, ve geceleri yeraltı dünyasında parçalara ayrılırmış. bazı söylentilere göre de raher gün doğumunu başlatmak için 12. kapıya geldiğinde onu durdurmaya çalışırmış. ayrıca set'in firavunluğunu kaybetmesinden sonra apep'le ra'ya karşı birleştikleri de söylenir. (c.2)
aten
aten,(bkz: aton) veya zentuk ıv. amenhotep veya sonradan aldığı adla akhenaton(aton'un hizmetkarı) tarafından ortaya çıkarılan bir mısır tanrısıdır. tıpkı günümüzde büyük kitlelere ulaşmış olan ibrahimi dinlerde olduğu gibi tek tanrı olarak kabul edilmiştir (bkz: monoestik dönem). ama tesis ettiği dinî inanç sistemi uzun soluklu bir inanış olmamıştır. bu tanrının somut bir betimlemesi yoktu. duvarlarla çevrili, üstü açık bir tapınakta tapınılırdı. aton her işinin ucunda bir el olan bir güneş olarak çizilirdi. ra’nın bir versiyonu olarak görülmüştür. ama bu firavun’un değersiz tanrı-kral ünvanını almak için oldukça hırslı olan amenhotep 4’ü adlandırılmasından önceymiş. amenhotep kendini akhenaten olarak adlandırmış, aten’i tek gerçek tanrı olarak ilan etmiş, kendini tanrı-kral-papa olarak ilan etmiş, ve saltanatının kalanını ona karşı gelen insanların tapınaklarını yok ederek geçirmiştir. (c.3)
ra
ra hem ilk tanrı, hem de tanrıların ilk firavunudu. kutsal merkezi heliopolis'ti. genellikle başında bir disk bulunan şahin kafalı insan biçiminde canlandırılmıştır. eski tanrı atum'la bir tutularak; ıv. sülale döneminde devlet tanrısı olmuştur. botunu (güneşi) gün boyunca gökyüzünde, geceleri de yeraltı dünyasında sürüp, kaos güçleri tarafından gelen saldırıları durmadan savuşturmuş. mısır’ın doğusundan getirtilen pek çok tanrıça tanrı ağacında ra’nın kızları olarak birleştirilmiştir.
kefren'den başlayarak firavunlar, onun soyundan geldiklerini ilan etmişlerdir. ra daha sonra osiris firavun ilan edilmiştir. osiris'ten sonra ise set osirisi öldürerek başa geçmiştir.set'ten sonra babasının öcünü alarak horus firavun olmuştur horus'u da kapsamış ve ra-horakhty ismini almıştır. (c.4)
atum
atum genellikle taht üzerinde, bazen de bir koç kafasıyla, bazen asasına dayanan yaşlı bir adam olarak tasvir edilir. bir çeşit asıl yaratıcı tanrıdır, ama birkaç bin yıl sonra ra ile, ra da amun ile değiştirilmiştir heliopolis yaratılış mitinde, atum, ilkel su nun üzerinden kendini yaratan ilk tanrı olarak kabul edildi.[2] ilk efsaneler, atum'un tanrı şu ve tanrıça tefnut'u ağzından tükürerek yarattığını söyler. atum bunu mastürbasyonla gerçekleştirdi, bu eylemde kullandığı el onun içinde bulunan kadın prensibini temsil ediyordu. (c.5)
amun
amon, teb'in baş tanrısıdır ve ilk tanrıdır ve bütün tanrıların tanrısıdır. eşi amunet'le birlikte tanrıdır. kutsal hayvanları kaz ve koçtur. orta krallık dönemi'nde sadece yerel bir tanrıydı ama tebliler mısır'a hakim olunca amen önemli bir tanrı oldu. 18. hanedan'dan itibaren tanrıların kralı oldu. ünlü amen tapınağı karnak, dünyanın en büyük dinî yapısıdır. 19. ve 20. hanedanlar amen’in “görünmeyen yaratıcı güç” olduğunu cennetteki, dünyadaki, engin derinlerde ve yer altı dünyasındaki hayatın temeli olduğunu düşünürlerdi. (c.6)
mut
thebes’deki halka göre amun’un karısı ve tüm diğer tanrıların anası. aslen, amun’un “amaunet” adında başka bir karısı vardı ama bu basitçe “bayan-amun” demekti. mut'a başlangıçta yalnızca teb kentinde tapılırdı. 18. sülale döneminde tanrı amon'un eşi olarak kabul edildi. böylece amon ve evlatlıkları hons ile birlikte teb üçlüsü'nün bir parçasını oluşturdu ve bütün ülkede tapınılan bir tanrı oldu. (c.7)
hathor
doğum, bereket, aşk ve evlilik ile ilişkilendirilen tanrıçadır.ra'nın kızlarından biridir. hathor, samanyolu galaksisinin kişileştirilmesini temsil eder. hathor bazı figürlerinde memelerinden süt akan ilahi bir inek olarak çizilir. en eski tanrıçalardandır. (c.8)
sekhmet
savaş ve yıkımın tanrıçasıdır. aslan başlı veya bir aslan olarak tasvir edilir. bir zamanlar bastet'le özdeşleştirilirdi.
bir efsaneye göre, sekhmet ra'nın emri üzerine ra'ya eskiden inanıp şimdi inanmayanları tek tek yok edeceğine, tüm insan neslini yok etmeye çalışmıştır. ama sekhmet insan kanının tadını öyle sevmiştir ki önüne geleni öldürmüştür. ra'nın rahipleri ve müritlerini bile. ra çok geç kalmadan nil nehri'ni kırmızı bir tozla nil'e kırmızı rengini verir, ancak bu bir büyüdür. sekhmet onu kan zannedip içtiğinde büyü onu eski haline çevirir ve insan neslinin tükenmesine ra engel olur. (c.9)
bastet
mısır mitolojisine göre bastet, tanrılar tanrısı ra'nın kızı ve aynı zamanda da bütün bir ülkenin koruyucu tanrıçasıdır. günün birinde, bu yüce tanrıça babasına öfkelenerek, mısır'ın güneyindeki nubai çölünde inzivaya çekilir ve kendini bir aslana dönüştürür. (c.10)
ma'at
ma'at, mısır'ın doğruluk ve adalet tanrıçası. thoth'un karısı olduğuna inanılır ve ondan sekiz çocuğu olmuştur. bu çocuklardan en önemlisi amon'dur. bu sekiz evlat, hermopolis'in baş tanrılarıdır ve oradaki rahiplere göre, onlar yerküreyi yaratmışlardır. bazen ölünün kalbini tüy ile tartıp yargılayan biri olarak tasvir edilir. (c.11)
shu
shu dünya, atmosfer ve gökyüzü arasında olup, aşağı yukarı “boşluk” olarak tasvir edilen tanrıydı. tanrı atum tarafından kendi gücüyle, herhangi bir kadının yardımı olmadan yaratıldığına inanılır. ikiz kız kardeşi ve karısı nem tanrıçası tefnut'la birlikte heliopolis'teki dokuz tanrının ilk çiftini oluşturur. (c.12)
tefnut
tek bildiğimiz shu’nun dişi aslan başlı eşi olması. ki bu oldukça şaşırtıcı çünkü görünüşe göre bir zamanlar oldukça büyük bir olaymış. (c.13)
khonsu
khonsu aslen diğer tanrıların güçlerini onların organlarını yiyerek absorbe eden cani ve yamyam bir tanrıydı. ama birkaç yıl sonunda daha çok o zamanın yumuşak tanrısına dönüşüp, ölçü ve refah getirmiştir. (c.14)
--
mumyalama/ölüm :
antik mısır'da çok kompleks ve gelişmiş bir ahiret inancı ile birlikte ölü bedeni ve ruhu huzurlu bir ahiret hayatına hazırlamak için yapılan birçok ayin ve uygulama vardı. ruh ve ahirete dair inanç özellikle vücudun korunmasında yoğunlaşmıştı. buna göre tahnit ve mumyalama, kişinin kişiliğini ve kimliğini ahirette koruyabilmesi için uygulanmaktaydı.
mumyalama işlemi ölüyü öbür dünyadaki yaşamına hazırlamak için yapılan törenlerden sadece başlangıç olanıdır. bu işlem insanların dışında boğa, timsah, kedi gibi hayvanlar içinde yapılmaktaydı. (d)
--görseller--

(bkz: (a) (c))
--

(bkz: (b))
--

(bkz: (c 1-14))
--

(bkz: (d))
--
--kaynakça--
kaynak.1
kaynak 1.2
kaynak 1.3
kaynak 1.4
kaynak 1.5
kaynak 1.6
kaynak 1.7
kaynak 1.8
kaynak 1.9
kaynak 2.0
kaynak 2.1
kaynak 2.2
--kaynakça--
not : (bkz: uykusuzkahve) mahlasına sahip moderatöre çok teşekkür ederim, beni kırmadı isteğim üzerine başlığı açtı :)
mısır mitolojisinin inancı genel olarak politeistik -henoteistik bir yapıya sahiptir. zamanla değişimler göstererek monoteistik bir yapıya dönüşmüştür.
monoteistik dönem
her ne kadar tarihçilerin çoğu bu dönemi monoteistikolarak tanımlasa da bazı araştırmacılar atenizm'i monoteistik olarak tanımlamaz. bu araştırmacılar gerekçe olarak, atenizmdöneminde insanların direkt olarak aten'e değil, kraliyet ailesine ilahi gücünü aten'den almış bir tanrılar panteonu gibi tapıldığını belirtirler. yine de bu nokta tarihçiler tarafından çoğunlukla kabul görmemiştir. (b)
amarna hanedanlığının çöküşünden sonra, kıptik hristiyanlık ve daha sonra islam'ın yükselişine kadar, orijinal mısır panteonu ana inanç olarak devam etmiştir.
--
tanrılar:
heliopolis'in dokuz tanrısı, ennead. bunların baş tanrısı atum'du.
hermopolis'in sekiz tanrısı, ogdoad. bunların baş tanrısı ra idi.
elefantin'in üç tanrısı/üçlemesi, chnum-satet-anuket. bunların baş tanrısı chnum'du.
tebes'in üç tanrısı/üçlemesi, amun-mut-chons. bunların baş tanrısı amun'du.
memfis'in üç tanrısı/üçlemesi, ptah-sekhmet-nefertem. diğerlerinden farklı olarak, üç tanrıdan hiçbirinin üçleme oluşana kadar bir bağlantısı olduğuna inanılmıyordu. bunların baş tanrısı ptah'dı. (c)
nun
nun, ilahi ve dünyevi varoluşun tüm yönlerini kapsayan, farklılaşmış bir dünyada ortaya çıkan her şeyin kaynağıdır. ennead kozmogonisinde nun, yaratıcı tanrı atum ile birlikte yaratılış noktasında aşkın olarak algılanır. çoğu antik mısır yapımı efsaneler ilk tanrının karmaşık bir sulu cehennemden geldiğini, ve hikayeye göre de nun ya sulu cehennemde yaşıyor ya da yaşamış. olduğunu belirtir aynı zamanda hermopolis’ten gelen daha tuhaf bir efsane var. nun ve eşi yılan tanrılardan ilk ortaya çıkıp içinde ra olan yumurtayı yapan iki tanesiymiş. ayrıca antik mısırlılar, nun'u, yaşam alanının meydana geldiği bir kabarcığı çevrelediğini ve kozmogonilerinin en derin gizemini temsil ettiğini düşünüyorlardı. (c.1)
apep
apep (bkz: apophis), mısır mitolojisinde, nun'ın suyu dedikleri ve kutsal ettikleri nil nehri'nde yaşayan çok büyük bir yaratıktır. devasa bir yılan olduğu söylenir. şeytani bir cin/iblis olan apep karanlığın ve kaosun tanrısı ve sembollerindendi. varlığına dair inanç orta krallık döneminde ortaya çıkmış ve daha sonraki hanedanlıklar boyunca da devam etmiştir özellikle de apep. evrenin oluşması için onun yenilmesi gerekiyormuş ve hala dünyanın ucunda pusuda bekleyip, bazı şeyleri bozuyormuş. apep kötü olan her şey için öyle ya da böyle suçlanırmış (fırtınalar, kıtlıklar, istilalar, depremler vb.) günlerinin çoğunu ra’nın gemisindeki tanrılara tanrılara saldırarak geçirir, ve geceleri yeraltı dünyasında parçalara ayrılırmış. bazı söylentilere göre de raher gün doğumunu başlatmak için 12. kapıya geldiğinde onu durdurmaya çalışırmış. ayrıca set'in firavunluğunu kaybetmesinden sonra apep'le ra'ya karşı birleştikleri de söylenir. (c.2)
aten
aten,(bkz: aton) veya zentuk ıv. amenhotep veya sonradan aldığı adla akhenaton(aton'un hizmetkarı) tarafından ortaya çıkarılan bir mısır tanrısıdır. tıpkı günümüzde büyük kitlelere ulaşmış olan ibrahimi dinlerde olduğu gibi tek tanrı olarak kabul edilmiştir (bkz: monoestik dönem). ama tesis ettiği dinî inanç sistemi uzun soluklu bir inanış olmamıştır. bu tanrının somut bir betimlemesi yoktu. duvarlarla çevrili, üstü açık bir tapınakta tapınılırdı. aton her işinin ucunda bir el olan bir güneş olarak çizilirdi. ra’nın bir versiyonu olarak görülmüştür. ama bu firavun’un değersiz tanrı-kral ünvanını almak için oldukça hırslı olan amenhotep 4’ü adlandırılmasından önceymiş. amenhotep kendini akhenaten olarak adlandırmış, aten’i tek gerçek tanrı olarak ilan etmiş, kendini tanrı-kral-papa olarak ilan etmiş, ve saltanatının kalanını ona karşı gelen insanların tapınaklarını yok ederek geçirmiştir. (c.3)
ra
ra hem ilk tanrı, hem de tanrıların ilk firavunudu. kutsal merkezi heliopolis'ti. genellikle başında bir disk bulunan şahin kafalı insan biçiminde canlandırılmıştır. eski tanrı atum'la bir tutularak; ıv. sülale döneminde devlet tanrısı olmuştur. botunu (güneşi) gün boyunca gökyüzünde, geceleri de yeraltı dünyasında sürüp, kaos güçleri tarafından gelen saldırıları durmadan savuşturmuş. mısır’ın doğusundan getirtilen pek çok tanrıça tanrı ağacında ra’nın kızları olarak birleştirilmiştir.
kefren'den başlayarak firavunlar, onun soyundan geldiklerini ilan etmişlerdir. ra daha sonra osiris firavun ilan edilmiştir. osiris'ten sonra ise set osirisi öldürerek başa geçmiştir.set'ten sonra babasının öcünü alarak horus firavun olmuştur horus'u da kapsamış ve ra-horakhty ismini almıştır. (c.4)
atum
atum genellikle taht üzerinde, bazen de bir koç kafasıyla, bazen asasına dayanan yaşlı bir adam olarak tasvir edilir. bir çeşit asıl yaratıcı tanrıdır, ama birkaç bin yıl sonra ra ile, ra da amun ile değiştirilmiştir heliopolis yaratılış mitinde, atum, ilkel su nun üzerinden kendini yaratan ilk tanrı olarak kabul edildi.[2] ilk efsaneler, atum'un tanrı şu ve tanrıça tefnut'u ağzından tükürerek yarattığını söyler. atum bunu mastürbasyonla gerçekleştirdi, bu eylemde kullandığı el onun içinde bulunan kadın prensibini temsil ediyordu. (c.5)
amun
amon, teb'in baş tanrısıdır ve ilk tanrıdır ve bütün tanrıların tanrısıdır. eşi amunet'le birlikte tanrıdır. kutsal hayvanları kaz ve koçtur. orta krallık dönemi'nde sadece yerel bir tanrıydı ama tebliler mısır'a hakim olunca amen önemli bir tanrı oldu. 18. hanedan'dan itibaren tanrıların kralı oldu. ünlü amen tapınağı karnak, dünyanın en büyük dinî yapısıdır. 19. ve 20. hanedanlar amen’in “görünmeyen yaratıcı güç” olduğunu cennetteki, dünyadaki, engin derinlerde ve yer altı dünyasındaki hayatın temeli olduğunu düşünürlerdi. (c.6)
mut
thebes’deki halka göre amun’un karısı ve tüm diğer tanrıların anası. aslen, amun’un “amaunet” adında başka bir karısı vardı ama bu basitçe “bayan-amun” demekti. mut'a başlangıçta yalnızca teb kentinde tapılırdı. 18. sülale döneminde tanrı amon'un eşi olarak kabul edildi. böylece amon ve evlatlıkları hons ile birlikte teb üçlüsü'nün bir parçasını oluşturdu ve bütün ülkede tapınılan bir tanrı oldu. (c.7)
hathor
doğum, bereket, aşk ve evlilik ile ilişkilendirilen tanrıçadır.ra'nın kızlarından biridir. hathor, samanyolu galaksisinin kişileştirilmesini temsil eder. hathor bazı figürlerinde memelerinden süt akan ilahi bir inek olarak çizilir. en eski tanrıçalardandır. (c.8)
sekhmet
savaş ve yıkımın tanrıçasıdır. aslan başlı veya bir aslan olarak tasvir edilir. bir zamanlar bastet'le özdeşleştirilirdi.
bir efsaneye göre, sekhmet ra'nın emri üzerine ra'ya eskiden inanıp şimdi inanmayanları tek tek yok edeceğine, tüm insan neslini yok etmeye çalışmıştır. ama sekhmet insan kanının tadını öyle sevmiştir ki önüne geleni öldürmüştür. ra'nın rahipleri ve müritlerini bile. ra çok geç kalmadan nil nehri'ni kırmızı bir tozla nil'e kırmızı rengini verir, ancak bu bir büyüdür. sekhmet onu kan zannedip içtiğinde büyü onu eski haline çevirir ve insan neslinin tükenmesine ra engel olur. (c.9)
bastet
mısır mitolojisine göre bastet, tanrılar tanrısı ra'nın kızı ve aynı zamanda da bütün bir ülkenin koruyucu tanrıçasıdır. günün birinde, bu yüce tanrıça babasına öfkelenerek, mısır'ın güneyindeki nubai çölünde inzivaya çekilir ve kendini bir aslana dönüştürür. (c.10)
ma'at
ma'at, mısır'ın doğruluk ve adalet tanrıçası. thoth'un karısı olduğuna inanılır ve ondan sekiz çocuğu olmuştur. bu çocuklardan en önemlisi amon'dur. bu sekiz evlat, hermopolis'in baş tanrılarıdır ve oradaki rahiplere göre, onlar yerküreyi yaratmışlardır. bazen ölünün kalbini tüy ile tartıp yargılayan biri olarak tasvir edilir. (c.11)
shu
shu dünya, atmosfer ve gökyüzü arasında olup, aşağı yukarı “boşluk” olarak tasvir edilen tanrıydı. tanrı atum tarafından kendi gücüyle, herhangi bir kadının yardımı olmadan yaratıldığına inanılır. ikiz kız kardeşi ve karısı nem tanrıçası tefnut'la birlikte heliopolis'teki dokuz tanrının ilk çiftini oluşturur. (c.12)
tefnut
tek bildiğimiz shu’nun dişi aslan başlı eşi olması. ki bu oldukça şaşırtıcı çünkü görünüşe göre bir zamanlar oldukça büyük bir olaymış. (c.13)
khonsu
khonsu aslen diğer tanrıların güçlerini onların organlarını yiyerek absorbe eden cani ve yamyam bir tanrıydı. ama birkaç yıl sonunda daha çok o zamanın yumuşak tanrısına dönüşüp, ölçü ve refah getirmiştir. (c.14)
--
mumyalama/ölüm :
antik mısır'da çok kompleks ve gelişmiş bir ahiret inancı ile birlikte ölü bedeni ve ruhu huzurlu bir ahiret hayatına hazırlamak için yapılan birçok ayin ve uygulama vardı. ruh ve ahirete dair inanç özellikle vücudun korunmasında yoğunlaşmıştı. buna göre tahnit ve mumyalama, kişinin kişiliğini ve kimliğini ahirette koruyabilmesi için uygulanmaktaydı.
mumyalama işlemi ölüyü öbür dünyadaki yaşamına hazırlamak için yapılan törenlerden sadece başlangıç olanıdır. bu işlem insanların dışında boğa, timsah, kedi gibi hayvanlar içinde yapılmaktaydı. (d)
--görseller--

(bkz: (a) (c))
--

(bkz: (b))
--

(bkz: (c 1-14))
--
(bkz: (d))
--
--kaynakça--
kaynak.1
kaynak 1.2
kaynak 1.3
kaynak 1.4
kaynak 1.5
kaynak 1.6
kaynak 1.7
kaynak 1.8
kaynak 1.9
kaynak 2.0
kaynak 2.1
kaynak 2.2
--kaynakça--
not : (bkz: uykusuzkahve) mahlasına sahip moderatöre çok teşekkür ederim, beni kırmadı isteğim üzerine başlığı açtı :)
devamını gör...
faydalı mobil uygulamalar
1000 kitap. kitap incelemeleri, alıntıları girebileceğiniz, okuduğunuz kitapların takibini yapabileceğiniz güzel ve faydalı bir site.
devamını gör...
arctic monkeys
2002’de ingiltere’de kurulmuş indie rock grubu. favourite worst nightmare albümü ile takip etmeye başladığım ve o günden beri kopamadığım grup. her albümlerinde kendilerini değiştirmelerini ve geliştirmelerini seviyorum. nirvanaya ulaştıkları am albümü sonrası beş yıl bekledikten sonra tbh+c gibi bir albüm çıkarttıklarında herkes gibi ilk dinlediğimde şaşırsam da sonradan müptelası oldum. alex turner vokali, söz yazarlığı ve karizmasıyla benim için şimdiden efsaneler arasına adını yazdırmıştır. ayrıca alex, bir diğer grubu the last shadow puppets ile de güzel işlere imza atmaktadır.
(bkz: the last shadow puppets)
(bkz: the last shadow puppets)
devamını gör...
sahaf
artık basımı yapılmayan eski ya da ikinci el dergi, gazete ve kitapların alınıp satıldığı veya başka bir kitapla takas edildiği küçük işletmelerde ki kitap kurdu kişilerdir.
devamını gör...
büyük boy prezervatif
böyle düşmez dediğim gereksiz başlık.
devamını gör...
üvercinka
üvercin+ka : güvercin+ka (dişilik eki) :güvercin kadın'dan oluşturulmuş yeni bir imge ve cemal süreya'nın ilk şiir kitabının adıdır.
imgeli ve dolaylı anlatım, şiirlerinin çok sesli olmasını sağlamıştır. bazılarının söylemlerinin aksine kadını cinsel bir obje olarak sunmaz.
onun bilinçaltındaki fotografik pornografi kadını, tenden ibaret değildir. kadının dişiliği, sosyal kimliği, direnişi ve duruşuyla birleştirir. devrimci ve iyi sevişen kadın figürü çizer.
"böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
yatakta yatmayı bildiğin kadar"
imgeli ve dolaylı anlatım, şiirlerinin çok sesli olmasını sağlamıştır. bazılarının söylemlerinin aksine kadını cinsel bir obje olarak sunmaz.
onun bilinçaltındaki fotografik pornografi kadını, tenden ibaret değildir. kadının dişiliği, sosyal kimliği, direnişi ve duruşuyla birleştirir. devrimci ve iyi sevişen kadın figürü çizer.
"böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
yatakta yatmayı bildiğin kadar"
devamını gör...