karadeniz deyince yazarların aklına gelen şeyler
köyümü özledim. buram buram doğallık kokar her taraf. deniz, yeşil bahçeler ve masmavi gökyüzü.. çakıllı köy yollarında fındık bahçelerinin arasında yürüyen bir adet ben.
devamını gör...
kısmet şov
kaan sezyum, deniz özturhan ve deniz alnıtemiz’in 2011 yılında açık mikrofon tarzında kurdukları stand-up kulübüdür. youtube kanallarını da bırakayım, muazzam konuşmacıları izleyebilirsiniz.
devamını gör...
nazım hikmet ran
119 yıl önce doğmuştur,15 ocak 1902 doğumludur.
sende; ben, kutba giden bir geminin sergüzeştini,
sende; ben, kumarbaz macerasını keşiflerin,
sende uzaklığı,
sende; ben, imkansızlığı seviyorum.
güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine
ve kan ter içinde, aç ve öfkeli,
ve bir avcı iştahıyla etini dişlemek senin.
sende, ben, imkansızlığı seviyorum,
fakat asla ümitsizliği değil...
sende; ben, kutba giden bir geminin sergüzeştini,
sende; ben, kumarbaz macerasını keşiflerin,
sende uzaklığı,
sende; ben, imkansızlığı seviyorum.
güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine
ve kan ter içinde, aç ve öfkeli,
ve bir avcı iştahıyla etini dişlemek senin.
sende, ben, imkansızlığı seviyorum,
fakat asla ümitsizliği değil...
devamını gör...
6 kasım 2002 fenerbahçe galatasaray maçı

süper lig 2002-03 sezonunun 6. haftasında, fenerbahçe ile galatasaray arasında yapılan ve 6-0 fenerbahçe'nin üstünlüğü ile sonuçlanan lig maçıdır. maç, 6 kasım 2002 tarihinde mustafa çulcu yönetiminde fenerbahçe şükrü saracoğlu stadyumu'nda oynanmıştır.
goller (maçın özeti):
kaynaklar:
buradan | buradan
devamını gör...
dünyanın sonuna doğmuşum
klibi de güzel mesajlar içeren manga grubu şarkısıdır. (bkz: mutluyum artık bi beynim yok)
devamını gör...
çalışmak özgürleştirir
sonuna kadar katıldigim cumledir. bugun isterseniz bir hanenin icine girip bir insana bakin, isterseniz cerceveyi buyutun insana degil devletlere bakin, sahip oldugu ekonomik ve sosyal refahi sadece emek verip calisarak elde ettigini gorursunuz. bunun baska bir yolu var midir ben bilmiyorum. kolaya kacan, yan gelip yatan, hazir olani tuketen elbet bir gun birilerinin himayesi ve baskisinin altina girmeye mahkumdur. calismak gerek evet, uretmek gerek, prangalardan kurtulmak icin gece gunduz cabalamak gerek. ekmegin aslanin agzinda oldugu bir donemde yasiyoruz, kariyer sahibi olmak bile yetmiyorken, bir seyler icin emek verilmesin de ne yapilsin?
devamını gör...
asla anneme uçan tekme atmayacağım gerçeği
karnında iken annesine tekme attığını bilmeyen yazar beyanı.
devamını gör...
gustav klimt
altın renkli boyan olaydım da ilmek ilmek işleyeydin beni dedirten ressam. görsel orgazm diye bir şey varsa en büyük sebebinin klimt olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
cadı avı
bir dönem öyle revaçtadır ki kadınlar birbirlerine cadı olduğuyla ilgili iftira atarak sevmediği kişileri öldürtmüştür.
devamını gör...
cenk’in arka bahçesi
her hikayede olduğu gibi her tanımda da bir giriş- gelişme- sonuç bölümü olur. ha işte giriş- gelişme olsada sakın ola ki bir sonuç beklemeyin cenk'in arka bahçesi’ nden. yok yani, tarzı bu. böyle dağınık bırakmayı seviyor. (swh) şahsen ben bir sonuca bağlanmadan tanımların biteceğine alıştım ve bunu bilerek okuyorum, çok eğleniyorum.
uyarı: ha ayrıca deli deli gülmeye hazır olun okurken.
uyarı: ha ayrıca deli deli gülmeye hazır olun okurken.
devamını gör...
geceye ilginç bir bilgi bırak
uçakların veya planörlerin süzülüş mesafesi, ağırlıkla alakalı değildir. kanat tasarımlarıyla alakalıdır. ağırlık sadece süzülme sırasındaki sürati arttırır. hatta bu yüzden bazı gösteri planörlerinin kanatlarına su doldururlar.
devamını gör...
doyduğunu anlamayıp yemeye devam etme sorunsalı
üzücü bir sorun. üzgünken yaşanabilecek olası durum.
devamını gör...
çok kısa bir hayatımız olduğu gerçeği
bu duyguyu en yoğun yaşayacağınız yer kesinlikle mezarlıklardır. çünkü orada yatan bedenlerde bir gün sizin gibi uyudu, uyandı, gezdi, okudu, eğitim aldı, evlendi ve ölmeyecekmiş gibi yaşamış olsalar dahi öldüler.
devamını gör...
yaran başlıklar
iki gün önce hic gülmediysem bir saatten fazla gulmeme neden olan basliktir.*
(bkz: kafa sözlük yönetiminin beni cehenneme yollaması)
(bkz: kafa sözlük yönetiminin beni cehenneme yollaması)
devamını gör...
frederic leighton
1830-1896 yılları arasında yaşamış akademizm temsilcilerinden, ingiliz heykeltıraş ve ressam.
erken yaşta resim eğitimi almaya başlayan ressamın yükselişi 1855'te eserlerinden birinin kraliçe victoria tarafından satın alınmasıyla başlamış ve 1878'de kraliyet akademisi'nin başkanlığına yükselmiştir. lord ünvanını alan tek ingiliz ressamdır, ünvanı aldıktan bir gün sonra vefat etmiştir.
eserlerinde yunan-roma mitolojisinden sahneler daphnephoria (1876), greek girls picking up pebbles by the sea (1871)
ya da kadın portreleri görüyoruz. güzel kıyafetler içindeki güzel kadınları anlamlı anlamlı bakarken pavonia (1859), ya da tavus kuşlarını beslerken görebiliriz. a girl feeding peacocks (1863).
bana biraz (bkz: john william godward)'ı anımsatan bir ressam kendisi.

flaming june (1895)
normalde tabloda deniz manzarasına karşı uyuyan, ince kıyafetler giymiş bir kızı görüyoruz. ancak zakkum çiçeği detayı (sağ üstte), zehirli bir çiçek olduğu için uykuyu ve ölümü sembolize ediyor. tabloyla ilgili güzel bir yazı okumak için buradan
eserlerini görmek için buradan
kaynak
erken yaşta resim eğitimi almaya başlayan ressamın yükselişi 1855'te eserlerinden birinin kraliçe victoria tarafından satın alınmasıyla başlamış ve 1878'de kraliyet akademisi'nin başkanlığına yükselmiştir. lord ünvanını alan tek ingiliz ressamdır, ünvanı aldıktan bir gün sonra vefat etmiştir.
eserlerinde yunan-roma mitolojisinden sahneler daphnephoria (1876), greek girls picking up pebbles by the sea (1871)
ya da kadın portreleri görüyoruz. güzel kıyafetler içindeki güzel kadınları anlamlı anlamlı bakarken pavonia (1859), ya da tavus kuşlarını beslerken görebiliriz. a girl feeding peacocks (1863).
bana biraz (bkz: john william godward)'ı anımsatan bir ressam kendisi.
flaming june (1895)
normalde tabloda deniz manzarasına karşı uyuyan, ince kıyafetler giymiş bir kızı görüyoruz. ancak zakkum çiçeği detayı (sağ üstte), zehirli bir çiçek olduğu için uykuyu ve ölümü sembolize ediyor. tabloyla ilgili güzel bir yazı okumak için buradan
eserlerini görmek için buradan
kaynak
devamını gör...
bebek tuzlamak
kökeni eski roma'ya dayanan, anadolu'nun birçok yerinde hala devam eden bir ritüeldir. bebeklerin pişik olmaması ve ileride terinin kokmaması için yapılıyor(!) bebeği dehidratasyona sokup ölümüne neden olabilecek tehlikeli bir uygulamadır.
devamını gör...
normal sözlük bahar etkinliği
artı oy verdiğim ve desteklediğim etkinliktir. az sayıdaki bilgi-kitap-film-dizi kategorisi yazarından birisi olduğumu varsayaraktan konuşuyorum (en azından tevazuyla): pek okunan kategoriler değil bunlar. en azından benimkiler... *
örneğin, anna karenina (kitap) hakkında epey yazmak istedim geçenlerde ve yazdım da. lakin yazdığım ya gerçekten "niteliksiz" - ki insanlar beğenmiyor- ya da gerçekten nitelikli fakat insanlara "uzun" geliyor. belki kalemim ağırdır benim -olabilir ama ben bütün bu şartları da sağlayan ve dahası imlaya da dikkat eden yazılar yazmaktayım. fakat insanlar, dediğim gibi -sanırım- okumaya üşeniyorlar.
elbette okumaya üşenmeleri bir noktada anlaşılabilir: nitekim onca kitap incelemesi varken niçin gidip de piyanistin "kitap yazısı"nı okusun? inceleme demeye bile dilim varmıyor, görüyorsunuz ya. çünkü şu an ben bile buna şüpheyle yaklaşıyorum.
tabii beğenilmek bir noktada umrumda değil.
ama umrumda olan bir husus var: karma puanı.
örneğin, -benim gibi bir sürü yazar var, biliyorum- kısa tanımlar girmek huyum çok azdır. o yüzden de uğraştığımı söyleyemem kısa tanımlar için. bu da haliyle puan biriktirmeme engel oluyor... puan biriktirmek de istiyorum çünkü çok tatlı rozetler var ve alamıyorum. * aradan epey gün geçmeli uzun tanımlar girmem ve "beğenilmeyi ummam" için. çünkü, şahsen, bu uzun tanımlara epey ruhumdan da yediriyorum. bu da beni yoruyor. ve gün sonunda ruh kimsenin umrunda olmuyor hanımlar, baylar... ben başka bir gözle okusam benim de umrumda olmazdı belki. ama yazan benim işte. durum bu.
o yüzden bir "ödül" daha eklenmeli diye düşünüyorum: bilmem kaç tane karma puanı. ya da karma puanında düzenlemeye gidilmelidir ve sözüm ona "nitelikli" tanımların karma puan kazancı azaltılmalıdır. tam bir kapitalist olduk. * aşırı hızlı yaşıyoruz burada da. aynı şekilde "nitelikli varsayılabilecek" tanımların da karma puan kazancı artırılmalıdır. tabii bunun ayarlama zamazingosu epey zahmetli ve bir bakıma zor olmalıdır diye düşünüyorum. bu yüzden o bilgi-kitap-film-dizi tanımlarının karma puan kazancı da artırılabilir vs. vs.
son olarak bu yazıyı birilerini gömmek veya kendimi yüceltmek için yazmadığımı belirtmek isterim. (gerçi sanıyorum epey anlaşılırdı ya.) kimimiz sözlükte kafa store'un tamamını satın alma potansiyeline sahip. ve bu bazı isimleri epey kapitalist görüyorum. * ve - affedersiniz ama- pek nitelikli tanımlar girdikleri de yok o bazı zenginlerin. yani... durum bu şekilde işte. biraz içerlendim de ben. biraz daha içeyim en iyisi. *
örneğin, anna karenina (kitap) hakkında epey yazmak istedim geçenlerde ve yazdım da. lakin yazdığım ya gerçekten "niteliksiz" - ki insanlar beğenmiyor- ya da gerçekten nitelikli fakat insanlara "uzun" geliyor. belki kalemim ağırdır benim -olabilir ama ben bütün bu şartları da sağlayan ve dahası imlaya da dikkat eden yazılar yazmaktayım. fakat insanlar, dediğim gibi -sanırım- okumaya üşeniyorlar.
elbette okumaya üşenmeleri bir noktada anlaşılabilir: nitekim onca kitap incelemesi varken niçin gidip de piyanistin "kitap yazısı"nı okusun? inceleme demeye bile dilim varmıyor, görüyorsunuz ya. çünkü şu an ben bile buna şüpheyle yaklaşıyorum.
tabii beğenilmek bir noktada umrumda değil.
ama umrumda olan bir husus var: karma puanı.
örneğin, -benim gibi bir sürü yazar var, biliyorum- kısa tanımlar girmek huyum çok azdır. o yüzden de uğraştığımı söyleyemem kısa tanımlar için. bu da haliyle puan biriktirmeme engel oluyor... puan biriktirmek de istiyorum çünkü çok tatlı rozetler var ve alamıyorum. * aradan epey gün geçmeli uzun tanımlar girmem ve "beğenilmeyi ummam" için. çünkü, şahsen, bu uzun tanımlara epey ruhumdan da yediriyorum. bu da beni yoruyor. ve gün sonunda ruh kimsenin umrunda olmuyor hanımlar, baylar... ben başka bir gözle okusam benim de umrumda olmazdı belki. ama yazan benim işte. durum bu.
o yüzden bir "ödül" daha eklenmeli diye düşünüyorum: bilmem kaç tane karma puanı. ya da karma puanında düzenlemeye gidilmelidir ve sözüm ona "nitelikli" tanımların karma puan kazancı azaltılmalıdır. tam bir kapitalist olduk. * aşırı hızlı yaşıyoruz burada da. aynı şekilde "nitelikli varsayılabilecek" tanımların da karma puan kazancı artırılmalıdır. tabii bunun ayarlama zamazingosu epey zahmetli ve bir bakıma zor olmalıdır diye düşünüyorum. bu yüzden o bilgi-kitap-film-dizi tanımlarının karma puan kazancı da artırılabilir vs. vs.
son olarak bu yazıyı birilerini gömmek veya kendimi yüceltmek için yazmadığımı belirtmek isterim. (gerçi sanıyorum epey anlaşılırdı ya.) kimimiz sözlükte kafa store'un tamamını satın alma potansiyeline sahip. ve bu bazı isimleri epey kapitalist görüyorum. * ve - affedersiniz ama- pek nitelikli tanımlar girdikleri de yok o bazı zenginlerin. yani... durum bu şekilde işte. biraz içerlendim de ben. biraz daha içeyim en iyisi. *
devamını gör...
insanı en sakin anında bile sinir eden şeyler
durmadan bulunduğum odaya giriş çıkış yapılması net.
devamını gör...

