tarihsel süreç doğrultusunda değerlendirildiğinde türkiye ve yunanistan arasında sıklık oranı değişkenlik göstererek daima iniş çıkışların yaşandığı ilişkilerdir.

kronolojik olarak ilişkilerin geçmişten günümüze dek yaşanan olaylarla sıralaması şu şekildedir:

ilişki ve ilişki doğrultusunda sorunların çıkış noktasını iki ülkenin de birbirilerine karşı sürdürdükleri mücadeleler sonucunda kurulmuş olmasına bağlayabiliriz. yunanlılar osmanlı'da ulusal bilinci ilk uyanan ve bağımsızlığını ilk kazanan ulus olmuştur. yunan ulus ayaklanması 1821'de başlamış, 1829'da özerklik kazanmış, 1832'de ise bağımsızlık kazanmıştır. bu noktadan itibaren yunanistan megali idea doğrultusundaki politikalarını sürdürmeye (teselya, balkan, 1919 mücadeleleri ile) devam etmiştir.

1922 bu anlamda megali idea'nın sonu olmuş gibi gözükmüş; mübadele sözleşmesi, etabli meselesi, lozan barış andlaşması ile türk yunan ilişkilerinde yeni bir dönem başlamıştır. buradan ikinci dünya savaşına dek ilişkiler altın çağ olarak adlandırılmıştır. ancak savaşın başlaması ile bu dönem son bulmuş 1950'li yıllara kıbrıs sorunu damgasını vurmuştur.

1954'te imzalanan balkan paktı iki ülke arasında kültürel yakınlaşmayı sağlamış, bu dönemde pek çok görüşme yaşanmıştır.

1955'te yunanistan kıbrıs sorununu self determination talebiyle bm'ye götürmüştür. aynı yıl yaşanan 6-7 eylül olayları türkiye'yi hem uluslararası alanda hem de yunanistan'a karşı güç durumda bırakmıştır.

1956-1959 yıllarında kıbrıs sorunu temel olmak üzre; özellikle kıbrıs'ta yaşanan toplumlar arası şiddet olayları iki ülkenin arasında gerginliklere sebep olmuştur.

1959'da imzalanan anlaşmalarla kıbrıs bağımsızlık kazanmış, iki ülke arasında 1964 yılına dek sürecek dingin bir dönem başlamıştır. bu dönem ikinci bahar olarak adlandırılmaktadır.

1960'lar kıbrıs sorununu her iki ülkenin dış politikasının merkezine yerleştirdiği yıllardır ve taraflar sıcak çatışmanın eşiğine gelmiştir.

1964'te tekrar ateşlenen toplumlar arası çatışmalar türkiye'yi müdahale etme kararı almaya itmiştir. ancak abd başkanı johnson tarafından yollanan mektup (bkz: johnson mektubu) müdahale kararını engellemiş; bu mektup türkiye'nin dış politikasında dönüm noktası olmuştur. türkiye bu noktadan itibaren kıbrıs sorununu dış politikasının odak noktası yapmasının hatasını görmüş ve çok yönlü bir politika izleme kararı almıştır. artık ulusal çıkarlar ön plana koyulmuştur.

1967'de kıbrıs'ta tekrar baş gösteren şiddet olaylarıyla türkiye müdahale etmenin eşiğine gelmiş, ancak talepler yerine getirilince müdahale durdurulmuştur. kıbrıs'ta toplumlar arası olumlu görüşmeler başlayınca iki ülke arasında nispi dinginlik dönemine girilmiştir.

1970'ler kıbrıs sorununun belirleyici olduğu ve ege denizi sorunlarının ortaya çıktığı yıllar olmuştur. 1973 yılında türkiye'nin türk petrolleri anonim ortaklığına ege kıta sahanlığında petrol aramasına izin vermesiyle iki taraf arasında tekrar gerginlikler yaşanmaya başlanmıştır. 1975'ten sonra iki ülke arasındaki temel sorun ege denizine ilişkin olmuştur.

1980'ler papanreu ve turgut özal görüşmelerinin sıcak yaşandığı, kktc'nin ilanı ile gerginliklerin devamının sürdüğü ancak gerginliklerden çok çözüm çabalarının yoğun olduğu yıllar olmuştur.

1990'lar sovyetler'in dağılmasıyla birlikte balkanlarda yaşanan istikararsızlık ve güç boşluğunun yarattığı türk-yunan rekabeti sebebiyle ikili ilişkilerde en sancılı süreç olmuştur. bu dönemde kardak krizi, s-300 füze krizi, pkk/öcalan olayları ilişkilerin düzeyini ve gerginliğin yoğunluğunu etkileyici sebeplerdir.

2000'li yıllar ise ilişkilerde yumuşamanın ve işbirliğinin hakim olduğu dönemdir.

sonuç olarak iki ülke arasında daima güvensizlik ve gerilim hakim olmuş; ilişkiler doğrusal bir seyir izlemiş, sürekli iniş çıkışlar yaşanmıştır.

kısa hatırlatma notlarıyla türk-yunan ilişkilerinin tarihsel süreci böyledir. bilahare aynı başlığa gelip yukarıda bahsi geçen yıllardaki olayları detaylarıyla anlatacağım.
devamını gör...

(bkz: sinyal vermek)
devamını gör...

başlar başlamaz oryantal yapmaya başladığım bir şarkıdır.
devamını gör...

livaneli..
sadece benim için söyleyecek..
süper olurdu..
devamını gör...

konuşma yeteneği. insanlarla konuşmaya konuşmaya bakkalla bile zor konuşur hâle geldim. kelimeleri söylerken öyle bir yutuyorum ki artık. konuşurken yoruluyorum ve cümlenin sonunu getiremiyorum. cidden konuşmak çok yorucu olmaya başladı.
devamını gör...

bipolar bozukluğu olan birisi ile ilişki yaşamakla hiçbir sorunu olmayan ben ciddiye alırım.
devamını gör...

gülmeyi bilmeyen mağara adamları icat etmiştir. tabi o zamanlar klavye yoktu ağızdan çıkıyordu sesler.
devamını gör...

kasada ödemeler yapıldıktan sonra, kasiyerle ''hayırlı işler'' demek suretiyle vedalaşmak üzereyken kasiyer kızın ağızdan çıkan güzel dilek.

neden o kadar güzel söyledin ki şimdi?
neden bunu yaptın ki? diye insanı düşündürür.
ben yol boyunca bunu düşünürken o yetmişbeş kere daha iyi günler demiş olabilir..

sanırım dünyadaki kadınların yarısıyla evlenmek istiyorum.
devamını gör...

bu konuyla ilgili mevzunun lafzına ve ruhuna ilişkin bir kaç kelam edeyim.

lafız ile başlayalım; bu başlık beni rahatsız ediyor. ''ayın en iyi 10 yazarı'' ibaresini doğru bulmuyorum. hepimiz biliyoruz ki, sözlükte bu listede yer almayan çok çok iyi yazarlar var. kimisi zaman yokluğundan az yazıyor. kimisi görsel vesaire paylaşmayıp tribünlere oynamadığı için kıyıda köşede kalıyor. kimisinin de lobisi yok * ama bu durum onların iyi yazar olduğu gerçeğini değiştirmiyor. gerek üslupları, gerek seçtikleri konular gerekse duruşları ile ciddi anlamda fark yaratıyorlar. bu yüzden bu sekmenin adının değiştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. atıyorum; ''ayın hiperaktifleri'' ''ayın en çok karma puan toplayan yazarları'' tarzı bir nitelendirmeye gidebilirsiniz. çünkü sözlükte ne kadar vakit geçirirseniz karma puan toplama şansınız o kadar yüksek. yığınla tek cümlelik tanım yazıp bu listede yer almanız mümkün. nitelikten ziyade aktiflikle alakalı bir liste.* bu sebeple de adının buna göre güncellenmesi gerekiyor diye düşünürüm. yalnız bu ay özelinde beni sevindiren bir noktanın altını çizeyim; bu ay bilgi tanımı giren ve bu tanımlarını kendi üslupları ile harmanlayan arkadaşlar da listede yer almış. bu bir şeylerin değişmeye başladığını gösterir ki bunu cidden pozitif buldum. demek ki lobicilik yara almış * hafiften de olsa sözlük esintileri görülmüş.

gelelim mevzunun ruhuna ilişkin sıkıntıya. benim bu kitap hediyesine ihtiyacım yok. bazı arkadaşların da yoktur. biz bu haklarımızı niye devredemiyoruz? bu mantıksız bir durum. istediğimiz kişiye devretmeyelim ama siz bu haktan feragat edenleri yok sayıp bu hakkı diğer arkadaşlara tanısanız daha iyi olmaz mı? diyelim bu listeden üç kişi hakkından feragat etti. 11-12-13'e verin bu hakkı. aynı mantıkla da aşağıya doğru gitsin. kaldı ki, daha önce bu tarz devir yapabiliyor ya da kampanyalar için hakkımızdan feragat edebiliyorduk. ne zaman değişti bu kural onu da bilmiyorum. özetle söyleyeceklerim bu kadar. şu uygulamanın lafzına ve ruhuna el atarsınız iyi olur. hazır bir sürü yenilik kapıdaymış bunu da bir zahmet o yeniliklere ekleyiverin. sevaba girersiniz *

ekleme: gerekli hassasiyet gösterilmiş ve lafız düzeltilmiş. emeği geçenlere teşekkür ederiz. sevap işini sonra konuşalım *
devamını gör...

bu listeye girebilmek için dörde falan katlanmam gerekiyor. bu da imkansız olduğu için siz devam edin sevgili yazarlar *. tabiki de şaka yaptım, sonuna kadar savaşıyorum. yok öyle pes etmek falan.
devamını gör...

en büyük hayali dünyayı gezmek olan, babasının izin vermemesi sonucunda avukat olmuş ve de gidemediği tüm yerleri hayalleri ile kurgulamış yazardır. bilim kurgunun babası sayılır bir nevi.
belki gezip görme şansım olsa bu kadar hayal edemez, bu kitapları da yazamazdım demiştir kendileri.
devamını gör...

genelde ortamda aynı isimde birden fazla kişi varsa tercih edilendir.
devamını gör...

akıldan geçenleri duygularla birleştirerek insanı akıl dışında var eden organdır. düşündüklerinin kalbine sığmamasıdır, insan oğlunun. yaşadığı sürece , içinde var olan duygularla o ritmi koruyabilmektir. yaşamaktır, bağlanmaktır. sevmenin adıdır en önemlisi. kalbinde ondan başkasına yer olmamasıdır. kimseyi sığdıramama, kimseyi düşünememektir. karşılığını bulamadığın sevgilerin ağrımasıdır. insanı öldüreceğini düşündüğü kasılmalara sokmasıdır. insanda var olan aklın bir anda durması, bütün organların sadece onu dinlemesidir. gözlerin baktığı özel bakışlara ritmin artması , vücütan ter boşanmasıdır. insanı yöneten, hayata olmanı sağlayan ve duygularının tek hakim yeri olan gizli bir bölmedir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

paran varsa alınacak, yardıma çağrıldıysan -işin olsa dahi- yufka yüreğini sömürmek suretiyle kendi işini yaptıracak ve ondan bir şey istediğine sadece kendi istediği zaman ve istediği şeyi yapacak.*
devamını gör...

trakyaca bir eylemdir; bir şeye iyi ya da kötü anlamda aşırı yükselmek anlamına gelir.
örnek 1: yamurleesi menemen yemekten çok hoşlanıyor ve bu yüzden menemen yapmak için gubarıyor.
örnek 2: x kişisi sürekli yamurleesiyi kışkırtma amaçlı sözler söylüyor, yamurleesi x kişisine sinirleniyor ve x kişisine gubarmış oluyor.
devamını gör...

ilk örneklerinin kim tarafından verildiği hep tartışma konusu olmuştur. exodus bu türün babasıdır diyen de vardır, bu onuru metallica'ya atfeden de.
en son, türe ait ilk demonun exodus'a, ilk resmi albümün ise metallica'ya ait olduğu konusunda anlaşmaya varılmıştı ama sonra ne oldu ne bitti bilemiyorum...
devamını gör...

darısı başımıza. ama hiç ümidim yok.
devamını gör...

hep destek, tam destek. (bkz: cinnet geçirten yazım yanlışları)
devamını gör...

az önce şu (bkz: bursa'da hastalara teyemmüm taşı dağıtılması) başlığı açtım.

haberin üzerine, kendim de düşüncelerimden bir tutam serpiştirip servis ettim.

bir kaç yazar, bireysel inanç özgürlüğü kapsamında, bunun normal olduğunu belirtip ,
'ne var bunda , eksi butonu ! olsaydı eksilerdim' şeklinde bir ifadeyi iliştirdiler tanımlarına.

oysa, kullandıkları cümlelerle, buna neden katılmadıklarını da belirtip ,
'eksi butonuna basmışlardı ' zaten, ama bunun farkında değillerdi.

demek ki bu buton olsa, eksiyi basıp geçecekler, ve hiç kimse bu yazarların neden eksi verdiğini bilemeyecekti.

oysa şimdi, herşey ortada, tüm yazarların gözü önünde gerçekleşiyor ve yazarların daha katılımcı bir yol izlemelerine vesile oluyor bu durum.

bence son derece olumlu bir süreç bu, interaktif sözlüklerin özünde de bu vardır zaten .

adama sinirlen, tüm tanımlarını eksile geç. son derece basit, belirli bir kültür ve olgunluğa erişememiş toplumlarda, suistimale her zaman açık bir durum olarak yer bulur kendine .

bu vesileyle, o başlık altında, bana katılmadığını yazan yazarlara, karşıt da olsa böyle bir sürecin aslında ne kadar iyi, güzel ve olumlu yanının olduğunu göstermeye vesile oldukları için teşekkür ediyorum .
devamını gör...

bir kişinin fikrini belirtme kelimesi olan ‘bence’nin eleştirisi.

x kişisi bir konuda fikrini beyan ediyor; y kişisi de fikre katılmadığını beyan ederken bu kelimeyi kullanıyor. bu kelimenin altında yatılan anlam şu: ‘ben senin fikrini dinledim, sana göre doğru olduğunun farkındayım ama benim görüşüm seninkinden farklı’.

- köpeklerden nefret ediyorum.
- bence çok tatlı ve sadık hayvanlar

bu diyalogda görüldüğü üzere, karşıdakinin fikrine saygı duyuyor ve bu konuda şahsi görüşünü belirtiyor.

bu kelimenin diğer kardeşi de ‘bana göre’dir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim