ihsan oktay anar
21 kasım 1960 doğumlu hikaye ve roman yazarıdır. şu ana kadar iletişim yayınlarından 7 kitabı yayınlanmıştır. aslen yozgatlı olan yazar ege üniversitesi felsefe bölümünden mezun olmuştur.
eserleri
(bkz: puslu kıtalar atlası)
(bkz: kitab-ül hiyel)
(bkz: efrasiyab'ın hikayeleri)
(bkz: amat)
(bkz: suskunlar)
(bkz: yedinci gün)
(bkz: galiz kahraman)
ilk olarak puslu kıtalar atlası kitabı ile kendisiyle tanıştım. ardından ise tüm kitaplarını okudum. eserleri detaylı betimlemeler, güçlü mizah anlayışı ve sürükleyici hikaye anlatımı ile adeta okuyucuyu kendisine bağlıyor. özellikle istanbul sokaklarına ve eski istanbula dair olan betimlemeleri o kadar detaylı ki okurken sanki sokaklarda geziyormuşum hissi uyandırıyor. ayrıca her eseri çok ilginç konulara değiniyor. bununla birlikte bu eserlerde tarih, bilim, tasavvuf ve benzeri pek çok farklı alanda detaylı bilgiler mevcut.
ihsan oktay anar’ın en beğendiğim eserleri puslu kıtalar atlası ve kitab-ül hiyel’dir. eğer roman okumayı seviyorsanız kesinlikle ihsan oktay anar’ın tüm eserlerini tavsiye ederim.
son olarak 2022 yılında everest yayınlarından yeni bir kitabı çıkacağında dair haberler çıkmıştır.
eserleri
(bkz: puslu kıtalar atlası)
(bkz: kitab-ül hiyel)
(bkz: efrasiyab'ın hikayeleri)
(bkz: amat)
(bkz: suskunlar)
(bkz: yedinci gün)
(bkz: galiz kahraman)
ilk olarak puslu kıtalar atlası kitabı ile kendisiyle tanıştım. ardından ise tüm kitaplarını okudum. eserleri detaylı betimlemeler, güçlü mizah anlayışı ve sürükleyici hikaye anlatımı ile adeta okuyucuyu kendisine bağlıyor. özellikle istanbul sokaklarına ve eski istanbula dair olan betimlemeleri o kadar detaylı ki okurken sanki sokaklarda geziyormuşum hissi uyandırıyor. ayrıca her eseri çok ilginç konulara değiniyor. bununla birlikte bu eserlerde tarih, bilim, tasavvuf ve benzeri pek çok farklı alanda detaylı bilgiler mevcut.
ihsan oktay anar’ın en beğendiğim eserleri puslu kıtalar atlası ve kitab-ül hiyel’dir. eğer roman okumayı seviyorsanız kesinlikle ihsan oktay anar’ın tüm eserlerini tavsiye ederim.
son olarak 2022 yılında everest yayınlarından yeni bir kitabı çıkacağında dair haberler çıkmıştır.
devamını gör...
erkek kadın için bir şey yapmalı mı sorunsalı
ne kadar da kırıcı bi tanım. nankörlüğe denk gelmiş yazarımız, üzücü cümlelerinden anladığım kadarıyla.
bir kadın olarak ben şahsen benim için nelerden vazgeçildiğinden tatmin olmam hatta kendisine böyle hissettirdiğim için kendimi yer dururum. örneğin; ben hayatına yeni giren bir insan olarak, karşımdakinden kaç yıllık arkadaşlarından vazgeçmesini isteyemem. bana da yapılsa kızarım. sen kimsin? ne sıfatla böyle büyük bi talepte bulunuyosun? derler adama.
önemli olan değer görmek, birlikte bir şeyler inşa edebileceğini bilmek, ve tabiki en büyük değer olarak; güven duygusunu damarlarında hissetmek.
bir kadın olarak ben şahsen benim için nelerden vazgeçildiğinden tatmin olmam hatta kendisine böyle hissettirdiğim için kendimi yer dururum. örneğin; ben hayatına yeni giren bir insan olarak, karşımdakinden kaç yıllık arkadaşlarından vazgeçmesini isteyemem. bana da yapılsa kızarım. sen kimsin? ne sıfatla böyle büyük bi talepte bulunuyosun? derler adama.
önemli olan değer görmek, birlikte bir şeyler inşa edebileceğini bilmek, ve tabiki en büyük değer olarak; güven duygusunu damarlarında hissetmek.
devamını gör...
fikrinizin sürekli değişmesi
değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.
yani fikirler de değişebilir.
yani fikirler de değişebilir.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
lise zamanlarımı özlüyorum. yurtta kalmıştım,özellikle yurt ortamını çok özlüyorum. sabahlara kadar olan konuşmalarımızı,her şeyi paylaşabilmemizi özlüyorum. üniversitede özellikle pek bir şey paylaşamaz oldum. bir şeyler paylaşabilmeyi çok özledim maddi manevi o kadar özledim ki...en basitinden aldığım bir bisküviden sadece 1-2 tane yiyebilmeyi çok özledim. yemekhanede hiç yiyemediğim yemekleri özledim,gece etütlerini bile özledim. aramın bozulduğu arkadaşlarımı özlüyorum en çok. çok üzüldüm çok kırıldım ama çok özlüyorum.
o zamanlar kendimi hapiste hissediyordum aslında ama özgürlüğü kazanmak o kadar güzeldi ki. o bahçeden çıkmak o kadar güzeldi ki. şimdi o kadar çok özledim ki oraları.
aslında elimde ne güzel fırsatlar varmış da ben hepsini mahvetmişim,geriye sadece pişmanlıklar ve özlem kalmış.
o zamanlar kendimi hapiste hissediyordum aslında ama özgürlüğü kazanmak o kadar güzeldi ki. o bahçeden çıkmak o kadar güzeldi ki. şimdi o kadar çok özledim ki oraları.
aslında elimde ne güzel fırsatlar varmış da ben hepsini mahvetmişim,geriye sadece pişmanlıklar ve özlem kalmış.
devamını gör...
inşirah suresi
huzurun duasidir.
içim sıkılınca okurum.
elem neşrah leke sadrake. ve vedagnâ anke vizrake. ellezî enkada zahrake. ve rafe’nâ leke zikrak. fe inne meal usri yusrân. inne meal usri yusrâ. fe izâ feragte fensab. ve ilâ rabbike fergab.
biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi? ve ağır yükünü kaldırmadık mı? o senin sırtını ezen yükünü. senin şanını yükseltmedik mi? şüphe yok ki, her güçlükle birlikte bir kolaylık vardır. evet, her güçlükle birlikte bir kolaylık vardır. öyleyse (işlerinden) boş kalınca, hemen (ibadete) dur. ve yalnız rabb'ine yönel.
içim sıkılınca okurum.
elem neşrah leke sadrake. ve vedagnâ anke vizrake. ellezî enkada zahrake. ve rafe’nâ leke zikrak. fe inne meal usri yusrân. inne meal usri yusrâ. fe izâ feragte fensab. ve ilâ rabbike fergab.
biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi? ve ağır yükünü kaldırmadık mı? o senin sırtını ezen yükünü. senin şanını yükseltmedik mi? şüphe yok ki, her güçlükle birlikte bir kolaylık vardır. evet, her güçlükle birlikte bir kolaylık vardır. öyleyse (işlerinden) boş kalınca, hemen (ibadete) dur. ve yalnız rabb'ine yönel.
devamını gör...
yok canım sana öyle gelmiştir
kişilerin birbirleriyle olan problemlerini çözme yöntemim. yanımda birinin söylediklerinden şikayet edildiğinde istemsizce bu cümle çıkıyor ağzımdan. kimse kimseye kırılmasın, buluttan nem kapmasın, hayat bayram olsun mu istiyorum artık bilmiyorum.
devamını gör...
küba ve kameraman
abd’li gazeteci jon alpert’ın yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendiği 2017 yapımı belgesel film.
belgesel, 1970'li yılladan başlayarak 2016’ya kadar neredeyse 45 yıl boyunca belirli aralıklarla küba’yı ziyaret eden amerikalı gazeteci jon alpert’ın derlediği ve tamamen kendi bakış açısını yansıtan video ve röportajlardan oluşuyor. yönetmen, filmin başrolünde yer alan kübalı dört çiftçi kardeşin hayatındaki değişimleri, küba’nın devrimci lideri fidel castro’nun kendi halkıyla kurduğu iletişimi ve halkı politik, ekonomik ve sosyal olarak etkileyen olayları izleyicisine sunuyor.

belgeselin resmi sinopsisi ise şu şekilde kaleme alınmış:
“1959’da fidel castro’nun bir döneme damgasını vurarak devrim yaptığı sırada, hiç kimse jon alpert kadar küba’nın derinliklerine inmedi. birden çok emmy ödülü’ne sahip olan ve akademi ödülleri adaylığı bulunan belgeselci, 1972’de ülkenin kendisine, insanlarına ve kültürüne çok önceden hayran olduğu castro’nun küba’sında çekim yapmaya başladı. küçük bir ekiple beraber taşınabilir bir kamera getiren alpert, komünist ülkenin florida kıyılarına 145 km uzaklıkta, dünyanın çoğunluğuna göre bir gizem olan politik düşmanlarının; büyüleyici, samimi ve uzun yıllar süren öyküsünü kayda aldı.”
küba hakkında bilgi sahibi olmak isteyen hemen herkesin, adeta bir zaman yolculuğu tadındaki bu etkileyici belgeseli mutlaka izlemesini öneririm.
belgesel, 1970'li yılladan başlayarak 2016’ya kadar neredeyse 45 yıl boyunca belirli aralıklarla küba’yı ziyaret eden amerikalı gazeteci jon alpert’ın derlediği ve tamamen kendi bakış açısını yansıtan video ve röportajlardan oluşuyor. yönetmen, filmin başrolünde yer alan kübalı dört çiftçi kardeşin hayatındaki değişimleri, küba’nın devrimci lideri fidel castro’nun kendi halkıyla kurduğu iletişimi ve halkı politik, ekonomik ve sosyal olarak etkileyen olayları izleyicisine sunuyor.

belgeselin resmi sinopsisi ise şu şekilde kaleme alınmış:
“1959’da fidel castro’nun bir döneme damgasını vurarak devrim yaptığı sırada, hiç kimse jon alpert kadar küba’nın derinliklerine inmedi. birden çok emmy ödülü’ne sahip olan ve akademi ödülleri adaylığı bulunan belgeselci, 1972’de ülkenin kendisine, insanlarına ve kültürüne çok önceden hayran olduğu castro’nun küba’sında çekim yapmaya başladı. küçük bir ekiple beraber taşınabilir bir kamera getiren alpert, komünist ülkenin florida kıyılarına 145 km uzaklıkta, dünyanın çoğunluğuna göre bir gizem olan politik düşmanlarının; büyüleyici, samimi ve uzun yıllar süren öyküsünü kayda aldı.”
küba hakkında bilgi sahibi olmak isteyen hemen herkesin, adeta bir zaman yolculuğu tadındaki bu etkileyici belgeseli mutlaka izlemesini öneririm.
devamını gör...
altın orda devleti
gümüş burda devleti'nden daha güçlüdür.
devamını gör...
aleyna tilki'nin türk müziğinin mihenk taşı olması
mihenk ve aleyna tilki ifadelerini birlikte gördüm ya sanırım artık iflah olmam.
devamını gör...
lilithinkizi
lilithinoğlu olsa bu kadar entry girmezsiniz. *
devamını gör...
attila ilhan
ayrıca kaptan olarak bilinmektedir.
devamını gör...
2023'te ay'a gidiyoruz
bir gök bilimci olarak heyecanlanmadığım haber.
normal bir ülkede olsak böyle adımlar belki hoşumuza gidebilirdi ama biliyoruz ki bu ülkede bu tür olaylar, seçimlerin öncesinde "bakın şunu da yaptık/yapıyoruz/yapacağız" sloganları için kullanılmaktan öteye gidemiyor. bazen de bu söylemlere ek olarak, belirli bir görüşe yakın insanlara istihdam sağlamaktan başka işe yaramıyor. bu yüzden birçok insan bu tür şeyleri hiç inanmadan dinliyor artık.
ülkece inancımızı kaybettik bazı şeylere. üzücü ama gerçek...
normal bir ülkede olsak böyle adımlar belki hoşumuza gidebilirdi ama biliyoruz ki bu ülkede bu tür olaylar, seçimlerin öncesinde "bakın şunu da yaptık/yapıyoruz/yapacağız" sloganları için kullanılmaktan öteye gidemiyor. bazen de bu söylemlere ek olarak, belirli bir görüşe yakın insanlara istihdam sağlamaktan başka işe yaramıyor. bu yüzden birçok insan bu tür şeyleri hiç inanmadan dinliyor artık.
ülkece inancımızı kaybettik bazı şeylere. üzücü ama gerçek...
devamını gör...
bir dinozorun gezileri
kitap kapağında,elinde sigarasıyla mîna urgan ‘anlatacak çok şey var, oturun şöyle’ , der gibi bakar size.gerçekten de,uzun ömründe görüp geçirdikleri paylaşacakları dağlar denizler kadardır.
bir dinozorun anıları’nı çok seneler önce okumuştum ama dinozorun gezileri taze, bu kitabı biraz anlatmak istedim.
önce mîna urgan:
(1915-2000)
amerikan kız koleji mezunu, fransız filolojisini bitiriyor, yetmiyor ingiliz filolojisinde de doktora yapıyor. kitabında kendisini ‘öğretmen ‘ olarak tanımlıyor, profesörlük ünvanını almış olsa da.üç dile de hakim olduğu için onu bir çevirmen olarak da görüyoruz.
dolu dolu geçirdiği seksen beş yıllık yaşamı,siyasi görüşü her ne olursa olsun hemen herkesin dikkatini çekecek denli ilginç dönemeçlerle dolu.her satırını merakla okuyacağınız kitapların yazarı aynı zamanda.
gelelim dinozorun gezilerine:
‘’çektiğin acıları gözler önüne sermemek, büyük kişisel mutlulukların peşinden koşmak ayıbından vazgeçip, küçük mutluluklara sığınmak, onlarla yetinmektir asıl marifet.’
sözleriyle, dünyada acı çeken milyonlar varken kendi acılarını,üzüntülerini anlamsız bulur, penceresinden keyifle yağmuru izlerken, sokakta evsizleri düşünüp keyfinden de vazgeçer. küçük mutluluklar bir dost sohbetidir, yalnız kalıp bir köşede kitap okumaktır, yorgun ayakları denize daldırmaktır.
deniz sevgisi daha küçük bir çocukken içine işlemiş, hiç yanından ayırmadığı sigarası yüzünden belki de yüzücü olma ihtimalini de elinden kaçırmıştır :).
birinci bölüm hayatı ile ilgili kısa anekdotlar içerirken, ikinci bölüm ‘deniz tutkusu’ dur.
bodrum’un yıllar yıllar önce keşfedilmemiş hali onu büyüler, eskisini özlemle anarken yenisinden hoşnutsuzluğunu dile getirir. bir çok dükkan kapanırken yerine ‘modern’ leri açılmış, tatil köyleri insanları eğlendirmekle görevli birer hapishane haline gelmiştir.kitapta çoğu kez katı betimlemelere rastlamamız mîna urgan’ın sadelikten hoşlanan, zengin insan ve onun yaşayışını ayıplayan dünya görüşüyle ilgilidir.
ege ve akdeniz’in el değmemiş dantel dantel kıyılarında ‘mavi yolculuk’ adı verilen, dönemin şair ve yazarlarıyla birlikte yapmış olduğu tekne gezilerini anlatır.bu geziler kitabın önemli bir bölümünü oluşturur.
‘’oysa ilk mavi yolcular, sabahattin eyüboğlu’nun özenle seçtiği, çoğu genç aydınlardı. sadece gezmek tozmak için değil, ege ve akdeniz uygarlıklarının kalıntıları konusunda bilgi edinmek ve bu arada o güzel kıyıları kendi gözleriyle görmek için katılınırdı bu gezilere. teknemiz yüzen bir seminere dönüşürdü kimi zaman. gerekli kitapları okuyup araştırmalarda bulunan yetkili biri, gideceğimiz yerler üstüne bir konuşma yapar; o antik kentin tapınakları, anıtları filân konusunda ön bilgi verirdi. sonra herhangi bir vasıtaya, genellikle bir kamyona doluşup oralara giderdik.’’ diyerek sonradan amaçtan uzaklaşıp her türlü deniz gezisine verilmeye başlanan bu adın aslını bize anlatır.
özellikle genç yaşta gitmeye başlamış olduğu anadolu’nun çeşitli şehirlerinden de bahseder. o yıllarda bu tür yolculuklar hele hele ‘kız başına’ insanlara çok farklı gelmektedir oysa.
daha sonra avrupa ülkeleri,amerika,meksika ve rusya seyahatleri gelir:buradaki insanların yaşayışları hakkında bilgileri de burada gezilecek mekanların nereler olduğunu da bulabiliriz.
bu kitap, bir solukta okunacak kadar sürükleyici, ‘bir dinozor’ un gözüyle bakmak isterseniz ülkemiz ve dünya şehirlerine,vakit kaybetmeden başlayın derim.
bir dinozorun anıları’nı çok seneler önce okumuştum ama dinozorun gezileri taze, bu kitabı biraz anlatmak istedim.
önce mîna urgan:
(1915-2000)
amerikan kız koleji mezunu, fransız filolojisini bitiriyor, yetmiyor ingiliz filolojisinde de doktora yapıyor. kitabında kendisini ‘öğretmen ‘ olarak tanımlıyor, profesörlük ünvanını almış olsa da.üç dile de hakim olduğu için onu bir çevirmen olarak da görüyoruz.
dolu dolu geçirdiği seksen beş yıllık yaşamı,siyasi görüşü her ne olursa olsun hemen herkesin dikkatini çekecek denli ilginç dönemeçlerle dolu.her satırını merakla okuyacağınız kitapların yazarı aynı zamanda.
gelelim dinozorun gezilerine:
‘’çektiğin acıları gözler önüne sermemek, büyük kişisel mutlulukların peşinden koşmak ayıbından vazgeçip, küçük mutluluklara sığınmak, onlarla yetinmektir asıl marifet.’
sözleriyle, dünyada acı çeken milyonlar varken kendi acılarını,üzüntülerini anlamsız bulur, penceresinden keyifle yağmuru izlerken, sokakta evsizleri düşünüp keyfinden de vazgeçer. küçük mutluluklar bir dost sohbetidir, yalnız kalıp bir köşede kitap okumaktır, yorgun ayakları denize daldırmaktır.
deniz sevgisi daha küçük bir çocukken içine işlemiş, hiç yanından ayırmadığı sigarası yüzünden belki de yüzücü olma ihtimalini de elinden kaçırmıştır :).
birinci bölüm hayatı ile ilgili kısa anekdotlar içerirken, ikinci bölüm ‘deniz tutkusu’ dur.
bodrum’un yıllar yıllar önce keşfedilmemiş hali onu büyüler, eskisini özlemle anarken yenisinden hoşnutsuzluğunu dile getirir. bir çok dükkan kapanırken yerine ‘modern’ leri açılmış, tatil köyleri insanları eğlendirmekle görevli birer hapishane haline gelmiştir.kitapta çoğu kez katı betimlemelere rastlamamız mîna urgan’ın sadelikten hoşlanan, zengin insan ve onun yaşayışını ayıplayan dünya görüşüyle ilgilidir.
ege ve akdeniz’in el değmemiş dantel dantel kıyılarında ‘mavi yolculuk’ adı verilen, dönemin şair ve yazarlarıyla birlikte yapmış olduğu tekne gezilerini anlatır.bu geziler kitabın önemli bir bölümünü oluşturur.
‘’oysa ilk mavi yolcular, sabahattin eyüboğlu’nun özenle seçtiği, çoğu genç aydınlardı. sadece gezmek tozmak için değil, ege ve akdeniz uygarlıklarının kalıntıları konusunda bilgi edinmek ve bu arada o güzel kıyıları kendi gözleriyle görmek için katılınırdı bu gezilere. teknemiz yüzen bir seminere dönüşürdü kimi zaman. gerekli kitapları okuyup araştırmalarda bulunan yetkili biri, gideceğimiz yerler üstüne bir konuşma yapar; o antik kentin tapınakları, anıtları filân konusunda ön bilgi verirdi. sonra herhangi bir vasıtaya, genellikle bir kamyona doluşup oralara giderdik.’’ diyerek sonradan amaçtan uzaklaşıp her türlü deniz gezisine verilmeye başlanan bu adın aslını bize anlatır.
özellikle genç yaşta gitmeye başlamış olduğu anadolu’nun çeşitli şehirlerinden de bahseder. o yıllarda bu tür yolculuklar hele hele ‘kız başına’ insanlara çok farklı gelmektedir oysa.
daha sonra avrupa ülkeleri,amerika,meksika ve rusya seyahatleri gelir:buradaki insanların yaşayışları hakkında bilgileri de burada gezilecek mekanların nereler olduğunu da bulabiliriz.
bu kitap, bir solukta okunacak kadar sürükleyici, ‘bir dinozor’ un gözüyle bakmak isterseniz ülkemiz ve dünya şehirlerine,vakit kaybetmeden başlayın derim.
devamını gör...
muhteş ikiliyle kafa rock radyo yayını
sabirsizlikla bekleyip, can kulagiyla dinleyecegimiz yayindir... isin icinde havuc canavari (bkz: eyluling ve kafadandeniz) * varsa, bol kahkaha, dolu dolu sohbet ve on numara bir playlist var demektir. kaciramayiz efendim, mumkun degildir...
devamını gör...
kız evi naz evi
evlenme çağında kızı olanlar, kızı istemeye gelenlere kendilerini ağırdan satarlar. kızı verene kadar türlü türlü istekte bulunurlar.
devamını gör...
wie geht es dir
danke, es geht mir gut şeklinde cevaplanabilen, almanca "nasılsın" anlamındaki soru.
başlık başa kalmasın.
başlık başa kalmasın.
devamını gör...
sözlük kızlarının sürekli birbirini pohpohlaması
bir tür eylem.
sözlük erkekleri sözlük kadınlarına iyi bir şey yazınca yalaka, meriç
sözlük kadınları sözlük kadınlarına iyi bir şey yazınca itici, yapmacık
sözlük erkekleri sözlük erkeklerine zaten iyi bir şey yazmıyor
bence herkes birbirine sövsün, küfrü serbest bıraksınlar. ana avrat, baba birader düz gidelim, herkes rahatlasın. nasıl fikir?
sözlük erkekleri sözlük kadınlarına iyi bir şey yazınca yalaka, meriç
sözlük kadınları sözlük kadınlarına iyi bir şey yazınca itici, yapmacık
sözlük erkekleri sözlük erkeklerine zaten iyi bir şey yazmıyor
bence herkes birbirine sövsün, küfrü serbest bıraksınlar. ana avrat, baba birader düz gidelim, herkes rahatlasın. nasıl fikir?
devamını gör...
oktay sinanoğlu
türkiye'nin einstein'i.
devamını gör...

