"yok yaa ne alakası var, sana öyle gelmiştir"

sana neyle gelmişse öyle olmuştur hep...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

oha gelin adayı yok sadece damatları topluyolar tuzak bu kaçın..
devamını gör...

anıl mert özsoy’un öykü kitabıdır.

bir otobüs yolculuğu düşün ama eski zamanlardan bir yolculuk olsun bu, hani otobüslerde sigara içilebilen zamanlara dair bir yolculuk olsun. soğuğu göze alarak indiğin dinlenme tesisinde zifte özenmiş bir bardak çay içip eşlikçi sigarayı içine çekerken soğuktan hıçkırık tutan o yolculuklardan olsun. mola boyunca bir sigara az gelsin ikinci sigaraya zaman yetmesin mesela.

işte öyle bir öykü kitabı bu. otobüs seni ülkenin kanla yıkanmış bölgesine taşısın ağır ağır. şoför camı açıp sigara içsin ara ara, muavin uyumak için fırsat kollasın ve sen su içmek için muavini çağırmaya çekin, mahçup ol susamışlığından. kadınların kolayca öldürülebildiği bir zamanda ölüm kokan bu coğrafyaya vardığında kardaki postal izleri içine bir korku salsın. köy meydanına bırakılmış sahipsiz ölüler gibi bir korku çöreklensin içine. işte öyle bir kitap bu.

herkes her şeyin farkında olsun bu yolculuk boyunca ve sonrasında ama kimse ses etmesin olan bitene. sen de eskimiş kahveyi çay kaşığıyla kazıyıp bir kahve yap kendine. o kahvenin tadı kadar tanıdık bir öykü kitabı bu anlatmaya çalıştığım.
devamını gör...

hayatı da burayı da, insanları ve onların eylemleri yüzünden pek ciddiye almamak lazım. bi parça bıkkınlık ve uzaklaşma plur elbet, fakat duygularınızı olumsuz etkileyecek kadar önemli olmamalı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gezegenimizde ender bulunabilecek, eşlikten ziyade baya lead gibi çalan ve inanılmaz bir tekniği olan bas gitaristlerden.

(bkz: mr. big)
(bkz: the winery dogs)
devamını gör...

ne kadar komikli bir başlık. büyürken aileleri tarafından erkekliğin dünyanın en önemli şeyiymiş düşüncesi aşılanan insanların düşündüğü bir durumdur işte. kimse kimseden üstün değildir.
devamını gör...

bunu kibir olarak algılayan at kafalılar var, bu kibir değil mesafedir.

meltingin söylediği gibi sözlüğü sadece yazmak için kullanıyorum ne yeni birileriyle tanışmak ne de görüşmek gibi amacım yok.

bunu anlamamak için kot kafalı olmak lazım, zaten sevdiğim insanlarla mesaj olmadan da bir şekilde anlaşabildiğimi düşünüyorum.

hele bir de nickaltı için kapatanlar var falan diyenler var ah sığırlar ah davarlar ben buraya geldiğim günden beri mesajım kapalıydı hatta bunu yaptığımda henüz nickaltım bile açılmamıştı.

bu sözlükte çoğu kişiyi seviyorum ama uzaktan, böylesi daha iyi.

saygılar efendim.
devamını gör...

donmuş h2o. şakalar komiklikler.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

iradesiz hayaller deposu.

hayal kurarken ipler bir nebze de olsa bizim elimizde, o öyle olsun bu şöyle dursun diye kıstaslarımız vs var, istemediğimiz hiç bir şey yok hayal denilen kelimenin içinde.

ama rüya denilen halt nasıl bir şeyse en garip, en iğrenç, en kötü hallerimizi / kurmak isteyip de kuramadığımız hayallerimizi de çıkarıp koyuyor önümüze ara sıra, öyle bi şerefsiz!

neyse anacım, ne diyordu alkinoos ioannidis ?

/ onerio itane / *

devamını gör...

strokes'un ilk albümü, garage rock'ın tekrar diriliş nidaları atmasına sebep olmuş, her kısmıyla aşmış bir albüm...
2001 yılında piyasaya sürülmüş bu albümün içind, is this it? isimli, albüme ismini vermiş bir tatlılık karşılar sizleri.

şarkı biter, the modern age başlar, daha ikinci şarkı başlamasına rağmen, nasıl bir albüm olacağını az çok tahin ettirmeye başlamıştır, oldukça hoş gitar tonlarına lou reed'e benzeyen sesiyle julian casablancas eşlik eder, ve çok hoş bir bas sesi vardır arkasaında, bir anda kendinizi kaptırır gidersiniz.

hemen ardından soma başlar, albümdeki en sevdiğim şarkıdır bu, soo-maa diye başlar, müthiş bir enerjiyle alır başını gider. strokes, yeni nesil garage rock'un dirilişindeki marşı yaratmıştır belki de bununla...

barly legal girer, kenarda köşede kalan şarkılardan biridir ama sahiden, kenarda köşede kalan şarkılar hep en güzel olanlar değil midir?

someday başlar, size günlerce "saaaaaamdey, saaamdey" diye bağırma nidaları aşılar bu tatlı şarkı.

hemen ardından alone together gelir, bu şarkının bas ritimleri yüzünden eminim ki bas gitar çalmak isteyeceksiniz.

albüm bitmeye yaklaşmışken, tadı damağımda kaldı gibi bir izlenim oluşur dinleyende, ama daha durun, fırtına en güçlü anına ulaşmaktadır aslına...

sololarıyla, bas ritimleriyle, her kısmıyla harika olan bir şarkı girer, last nite başlar. öyle güzel bir şarkıdır ki bu, bir zamandan sonra sizin en sevdikleriniz arasına girecektir, rahatlıkla.

hard to explain girer hemen ardından, ben bu şarkıya sekiz bit garage rock gözüyle bakıyorum. atari oynuyormuşum gibi hissediyorum bunu dinlerken

daha sonra da new york city cops çalar, bu şarkının sololarını dinledikten sonra elime gitarımı alıp garage rock yapmak istiyorum. nüğ yoork siri kaaaaaaaaaps ulan!

ritim yavaşlar, sizi alıp sürüklemeye devam eder ama, trying your luck başlar, sanki fırtına bitmiş, güneş açmış gibidir. kısa ama tatlı solosu vardır bu şarkının da... oh honey, that's ok...

sonra da bir çok insanın arctic monkeys coveri ile tanıdığı take it or leave it çalar, ama sevgili alex turner ne der şarkılarında? "hep strokes gibi olmak istedik.."

albüm biter, ama kafanızda uzun süre hep döner döner durur.
devamını gör...

fiziki yada ruhsal uyutmayan, uyusan dahi geçmeyen acılar vardır.zamanla dinecektir.
devamını gör...

ingiliz yönetiminin, irlanda katoliklerine uyguladığı baskı ve eziyetlerin iyice arttığı 70’ li yıllarda, ira safında mücadele veren irlanda direnişinin tüm dünyaca tanınan sembollerinden biridir.
kuzey irlanda’ dan bağımsız milletvekili olarak ingiltere parlamentosu’na seçilmesine rağmen tutukluydu ve ölüm orucundaydı. papa bile ölüm orucunu sonlandırmasını istedi. fakat dönemin ingiltere başbakanı, işçi hakları ve dış siyasette uyguladığı çok cevval politikalarla hatırladığımız (!) margaret thatcher “suç, suçtur” dedi ve geri adım atmadı.
sands, 66 günlük açlık grevinin sonunda, 5 mayıs 1981 yılında, 27 yaşındayken hayata gözlerini yumdu.
ölümünün ardından belfast’ ta tabutunun arkasından binlerce insan yürüdü. dünyanın çeşitli yerlerinde eylemler yapıldı. bence en manidarı iran’ ın yaptığıydı. tahran’ da ingiliz elçiliğinin bulunduğu sokağa, bobby sands’ in adını verdi.
...ki neden vermesindi ? 1900’ lerin başında kurulan, “anglo-persian oil company” (apoc) adlı ingiliz petrol şirketi, iran petrolünü yıllarca neredeyse gasp etmişti. petrolünü millileştirmek isteyen muhammed musaddık ’ ı devirmişti. yani iran, ingiliz emperyalizmine olan öfkesini bir anlamda bobby sands’ in ismiyle de somutlaştırdı.

hapisanede yazmış olduğu şiirinden bir alıntıyla;
“ve rüzgar barut kokusunu götürür, kar kan izlerini temizler elbet,
ama özgürlük ruhu ölmez, ne de çürüyüp gider.”
bobby sands
devamını gör...

bir süredir yoktuk birileri demiş öldü şimdi söy... şaka şaka. şimdi muhteşem bir yardım kampanyasıyla geri döndük! tamam tamam* minik dostlarımızı sevindirmek istemez misiniz? o zaman sizi buraya alalım.

(bkz: işte feraset işte fazilet işte adam gibi adamlık)
(bkz: kocaman alkış)
devamını gör...

şarapçının tekidir
devamını gör...

kastamonu yolu üzerinde görebileceğiniz tabela yazısıdır.

kastamonu da çok sayıda ayı olmasından dolayı yaban hayatı koruma adına alınmış önlemlerden biridir ama tabelayı gören herkes önce kahkaha atmıştır diye düşünmekteyim.

hala görmeyenler için buyrun. *


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

nedense öyle gerçekten, şuanda farkettim patik giyerek halledebilirim ama üşengeçlik.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim