normal sözlük'teki teyzeler
2001 yılından beri anne, 2002 yılından beri teyze olaraktan, içine dahil olduğum başlık.
kraliçe elizabeth gibiyim yalnız,
öyle bir takım gençler gibi akşama kadar o sosyal medya senin bu sosyal medya benim, o oyun senin bu oyun benim takılmam.
kendime ve vatana faideli işler yaparım.
bedenime ve ruhuma iyi bakarım.
hasta iken bir kaç gün off oluyorum ama neyse, o kadar küsur kadı kızında da olur.
daha da ne planlarım var pühüüü.
siz internetiniz bitene kadar takılın.
ben bu arada iki tanım gireyim, bir başlık açayım, yemek yapayım, arkadaşımla buluşayım, işe koşayım.
kraliçe elizabeth gibiyim yalnız,
öyle bir takım gençler gibi akşama kadar o sosyal medya senin bu sosyal medya benim, o oyun senin bu oyun benim takılmam.
kendime ve vatana faideli işler yaparım.
bedenime ve ruhuma iyi bakarım.
hasta iken bir kaç gün off oluyorum ama neyse, o kadar küsur kadı kızında da olur.
daha da ne planlarım var pühüüü.
siz internetiniz bitene kadar takılın.
ben bu arada iki tanım gireyim, bir başlık açayım, yemek yapayım, arkadaşımla buluşayım, işe koşayım.
devamını gör...
sen benim kim olduğumu biliyor musun sorusu
felsefik cevap vermek isteyen bir so called philosophy olabilir.
-sen benim kim olduğumu biliyor musun?
-bilmiyorum.
-doğru cevap, zaten ben de bilmiyorum.
*
-sen benim kim olduğumu biliyor musun?
-bilmiyorum.
-doğru cevap, zaten ben de bilmiyorum.
*
devamını gör...
yılbaşında özlediğin insanın yanında olamamak
acı bir durum. tam 369 gündür anamızı babamızı göremiyoruz ve onlar da evlatlarını ve henüz 2.5 yaşındaki torunlarının en tatlı zamanlarını göremiyor. bir kaç ay daha böyle devam edecek bu durum.
devamını gör...
bir ailenin çocuğuna yapacağı en büyük kötülük
sevgisiz büyütmesi..
sevgisiz büyüyen biri, hayatı boyunca ne kadar sevilirse sevilsin asla ailesindeki sevgisizliğini yenemiyor.
sevgisiz büyüyen biri, hayatı boyunca ne kadar sevilirse sevilsin asla ailesindeki sevgisizliğini yenemiyor.
devamını gör...
yüzyıllık yalnızlık romanını yarıda bırakmak
50 yılı çöpe atmak demektir. yazık değil mi arkadaşlar harcadığınız yıllara*
devamını gör...
ingilizcedeki en güzel kelime
miracle* .
devamını gör...
izmir sıcağı
gündüzleri iyiden iyiye kendini hissettiren sıcaktır. akşamları ise serin. genleşip büzüşmeden ufalanıp gidicez.
devamını gör...
max weber
sosyal bilimlere merakı olan herkesin okuması gereken bir toplum bilimcidir. protestan ahlakı ve kapitalizmin ruhu isimli kitabın yazarıdır.
devamını gör...
bir insanı unutmak
farzet... *
yarım kalmış bir kitap gibi ben bir yandayım
sulanmayan bir çiçek gibi sen bir yandasın
yerinden olmuş yaprak gibiyiz düşüyoruz
baştan yaşarım sorsan ama sen hiç olmamışız farzet
farzet hiç tanışmadık buluşmadık
hiç dönmedin o köşeden
farzet hiç yanaşmadık koklaşmadık
hiç içmedik o şişeden
farzet o fallar tutmadı
yıldızlar barışmadı
hiç yorulmadık öpüşmekten
senle bir rüya gördük
herkesin gözü önünde
kimse bilmez ne oldu sahiden
bize hiçbir şey olmaz sanıyorduk oldu işte...
yarım kalmış bir kitap gibi ben bir yandayım
sulanmayan bir çiçek gibi sen bir yandasın
yerinden olmuş yaprak gibiyiz düşüyoruz
baştan yaşarım sorsan ama sen hiç olmamışız farzet
farzet hiç tanışmadık buluşmadık
hiç dönmedin o köşeden
farzet hiç yanaşmadık koklaşmadık
hiç içmedik o şişeden
farzet o fallar tutmadı
yıldızlar barışmadı
hiç yorulmadık öpüşmekten
senle bir rüya gördük
herkesin gözü önünde
kimse bilmez ne oldu sahiden
bize hiçbir şey olmaz sanıyorduk oldu işte...
devamını gör...
turab
kültürlü bir insan. zıt fikir olup arkadaş olunacak tip. nickini neden böyle yapmış bilmiyorum, eğer değişmek isterse yönetime mesaj atınca anında hallediyorlar bi seferlik.
devamını gör...
anneler günü
üniversiteye kadar benim de sosyal mecralara fotoğraflar yükleyerek, anneme slaytlar hazırlayarak kutladığım bir gündü. hiç "acaba birinin canını acıtır mıyım, üzer miyim?" diye düşünmemiştim.
peki üniversitede ne değişti?
3. sınıfta topluma hizmet uygulamaları isimli bir dersimiz vardı. bu ders kapsamında çocuk esirgeme kurumuna staja gitmemiz gerekiyordu. buraya kadar her şey iyi güzel; "zaten çocukları da severim, onlarla vakit geçirir karşılıklı mutlu oluruz" diye düşünüyordum.
ama öyle olmuyormuş.
daha kapıdan girer girmez küçüklü büyüklü onlarca çocuk gözlerinizin içine öyle bir sevgi açlığı ile bakıyorlar ki kalbinizin sıkıştığınızı içeride bir yerlerin cayır cayır yandığını hissediyorsunuz. odaya adımınızı atar atmaz sanki sizin gelmenizi bekliyorlarmış gibi elinizi tutup bacaklarınıza sarılıyorlar ve hepsinin dilinde tek bir kelime var "anne". onlar için onlara sevgi gösteren, elini tutan, başını okşayan herkes anne.
kurumda çalışan görevliler çocuklarla çok bağ kurmamamızı, bunun hem bizi hem onları olumsuz etkilediğini ve sonrasında her iki tarafında üzüldüğünü söylediler. tecrübeliydiler ve haklılardı. stajdan çıktığım her gün o çocukları orada bırakmamın ağırlığı tonlarca bir ağırlık gibi bindi omuzlarıma. hani böyle derin bir nefes alıp rahatlamak istersiniz de alamazsınız ya staj sonrasında alamadım o derin nefesi, kaldı içimde.
o staj günlerinden sonra hiçbir anneler gününü sosyal mecraları geçtim, annemden başka bir üçüncü şahsın duyup görebileceği bir yerde kutlamadım. çok büyük konuşmak istemiyorum ama kutlamam da sanırım.
son olarak yetimhaneden bir anne fotoğrafı bırakıp tanımı bitireyim.
peki üniversitede ne değişti?
3. sınıfta topluma hizmet uygulamaları isimli bir dersimiz vardı. bu ders kapsamında çocuk esirgeme kurumuna staja gitmemiz gerekiyordu. buraya kadar her şey iyi güzel; "zaten çocukları da severim, onlarla vakit geçirir karşılıklı mutlu oluruz" diye düşünüyordum.
ama öyle olmuyormuş.
daha kapıdan girer girmez küçüklü büyüklü onlarca çocuk gözlerinizin içine öyle bir sevgi açlığı ile bakıyorlar ki kalbinizin sıkıştığınızı içeride bir yerlerin cayır cayır yandığını hissediyorsunuz. odaya adımınızı atar atmaz sanki sizin gelmenizi bekliyorlarmış gibi elinizi tutup bacaklarınıza sarılıyorlar ve hepsinin dilinde tek bir kelime var "anne". onlar için onlara sevgi gösteren, elini tutan, başını okşayan herkes anne.
kurumda çalışan görevliler çocuklarla çok bağ kurmamamızı, bunun hem bizi hem onları olumsuz etkilediğini ve sonrasında her iki tarafında üzüldüğünü söylediler. tecrübeliydiler ve haklılardı. stajdan çıktığım her gün o çocukları orada bırakmamın ağırlığı tonlarca bir ağırlık gibi bindi omuzlarıma. hani böyle derin bir nefes alıp rahatlamak istersiniz de alamazsınız ya staj sonrasında alamadım o derin nefesi, kaldı içimde.
o staj günlerinden sonra hiçbir anneler gününü sosyal mecraları geçtim, annemden başka bir üçüncü şahsın duyup görebileceği bir yerde kutlamadım. çok büyük konuşmak istemiyorum ama kutlamam da sanırım.
son olarak yetimhaneden bir anne fotoğrafı bırakıp tanımı bitireyim.
devamını gör...
türklere özgü davranışlar
sıcak çay kaşığını ele, kola dokundurmak.
devamını gör...
kısır
çay ile birlikte serotonin deposu halini alır. bir de salatalık turşusu varsa tamamdır. resmen canım çekti şu an.
devamını gör...
geceye bir yazı bırak
yıkmak, inşa etmekten her zaman daha kolaydır. kırılmak affetmekten daha kolaydır. ve yalan söylemek her zaman inanmaktan daha uygundur ve uzaklaşmak sevmekten çok daha kolaydır.
bu ne alaka şimdi aklıma geldi!!! gece olunca saçmalık bekçileri insanın beyninde beliriveriyor.
bu ne alaka şimdi aklıma geldi!!! gece olunca saçmalık bekçileri insanın beyninde beliriveriyor.
devamını gör...
kişisel alan
gerekli.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
benim seninle oturacağım çantaya ne ilahi adalet sığar ne dialektik.
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
charlie chaplin'in
isminin bir gezegene verildiğini ve bunun "3623 chaplin" olduğunu,
mezar soyguncuları tarafından bedeninin mezarından çıkarılıp karşılığında fidye istendiğini,
"charlie chaplin'e benzeyenler yarışmasında" üçüncü olduğunu
biliyor muydunuz?
isminin bir gezegene verildiğini ve bunun "3623 chaplin" olduğunu,
mezar soyguncuları tarafından bedeninin mezarından çıkarılıp karşılığında fidye istendiğini,
"charlie chaplin'e benzeyenler yarışmasında" üçüncü olduğunu
biliyor muydunuz?
devamını gör...
ankara'nın en güzel yanı
hayalet şehir olmasıdır. sokaklarından kimseye çarpmadan geçersiniz , kimse ilişmez yalnızlığınıza. çirkin betonarme binaların arasından tanıdık güzel bir kaç melodi duyulur , eskiden rock müzik burada yaşıyordu diye düşünürsünüz. ayaz derinizi paslı bir demir gibi çatlatır . şimdi sigara yaksam ellerim donacak ne gerek var ellerimi cebimden çıkarmaya diye hayıflanırken, bir bakmışsınız gri bir duvar gibi önünüzde yükselen gökyüzüne sigara dumanınız karışıyor. insanlar telaşla geçiyor yanınızdan , işe yetişecekler belli ama yine de kimse çarpmıyor omzunuza işte . çankaya'da deniz olsa dedirtiyor insana ama denize nazır hayatlar su almaz mı demekten kendinizi alamıyorsunuz . sokaklar doluyor, aynı hızla tekrar boşalıyor.
onca şehir gördüm , hiçbiri bana bu kadar benzemiyordu .
onca şehir gördüm , hiçbiri bana bu kadar benzemiyordu .
devamını gör...
modern talking
80'li yıllar yabancı müzikleri deyince akla ilk gelen alman ikili. 1983 yılında kurulmuş ve 1987 yılında dağılana kadar büyük yankı uyandırmıştı. ikili 1998 'de tekrar bir araya gelmiş ve bu birliktelik 2003 yılında sona ermişti.
devamını gör...
