beni siz delirttiniz
genel olarak ruh halimi yansıtan şarkıdır. cem karaca abimizin ürettiği şaheserlerden biridir aynı zamanda.
devamını gör...
aile ile iş yapmak
iş hayatı profesyonellik gerektirir. aile ile bu ilişkiyi kurmak zordur. başarılı iş yürüten aileler görsem de genellikle ikinci kuşaktı. ben de tecrübemi bırakayım; düşman başına. hala konuşmayız görüşmeyiz.
devamını gör...
tay sachs hastalığı
heksozaminidaz a enzim eksikliğine bağlı görülen, santral sinir sisteminde gm-2 gangliozid birikimi ile karakterize hastalıktır.
bu hastalarda ciddi mental retardasyon görülür.
makulada kiraz lekesi görülen glikospinglolipit hastalıklarından biridir.
bu hastalıkta ilk bulgular arasında seslere karşı aşırı tepki ile karakterize hiperakuzi görülür.
bu hastalarda ciddi mental retardasyon görülür.
makulada kiraz lekesi görülen glikospinglolipit hastalıklarından biridir.
bu hastalıkta ilk bulgular arasında seslere karşı aşırı tepki ile karakterize hiperakuzi görülür.
devamını gör...
kitap alıntıları
harese nedir, bilir misin oğlum? arapça eski bir kelimedir. bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. harese şudur evladım: develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz, çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. bunun adı haresedir. demin de söyledim hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. bütün ortadoğu'nun adeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. kendi kanının tadından sarhoş olur.
- zülfü livaneli "huzursuzluk" -
- zülfü livaneli "huzursuzluk" -
devamını gör...
mezar taşı okumak
benim de çok sevdiğim aktivitedir. hele ki bazı mezarlarda şiirler ve sözler yazar ya, o anda çok duygulanırım.
devamını gör...
karma
kesin bir yargıya varamamakla beraber ; bir şekilde yapılanların cezasının ya da ödülünün alındığını düşünüyorum. benim de yaşanmışlıklarımdan yola çıkarsak, bir çok şeyin karşılığını aldım diyebilirim. bana kalırsa iyi şeyler biriktirmeye özen gösterin yoksa çok pişman olabilirsiniz. belki inanmıyor olabilirsiniz ... ben de inanmıyordum..ama yaşadıkça anlayacaksınız. *
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en büyük zaafları
devamını gör...
thanks for nothing
ingilizce'de tam çevirisi "hiçbir şey için teşekkürler" anlamına gelen bir deyimdir. türkçe'ye "çok sağol ya" veya "olmayan yardımın için teşekkürler" şeklinde çevrilebilir, tercih meselesi. bu deyim (bkz: sarcasm) barındırır.
devamını gör...
ukdelerini kendi dolduran yazar
bendenizden bir başkası değildir. mücbir sebeplerden dolayı sizlere kalbim kadar tertemiz bir başlık sayfası bırakıyorum. bazen konu hakkında yetkin olmadığımdan, bazen sizin fikrinizi merak ettiğim için, bazense ileride kendim doldurmak üzere bir iz bırakmak için...
sırf siz canım yazarlar güzel tanımlarınızı doldurasınız diye ukde bırakıyorum. ancak siz doldurmayınca benden günah gidiyor.
bu harika ukdeleri benim doldurmamı istemiyorsanız hemen kokpit menüsündeki ukde butonundan sizleri ukdelerin altlarını doldurmaya davet ediyorum.
kıps.
sırf siz canım yazarlar güzel tanımlarınızı doldurasınız diye ukde bırakıyorum. ancak siz doldurmayınca benden günah gidiyor.
bu harika ukdeleri benim doldurmamı istemiyorsanız hemen kokpit menüsündeki ukde butonundan sizleri ukdelerin altlarını doldurmaya davet ediyorum.
kıps.
devamını gör...
eski fotoğraflara bakarken hissedilenler
nerede o eski günler deyip ahh çekmek. özlem duymak.
devamını gör...
terk edilmemek için yalvarmak
bir taraf ayrılmayı kafasına koyduysa artık sonuçları kaçınılmazdır. bundan sonra taraflar kabullenmelidir. terk edilenin gözünden terk eden acımasızdır. o an ne olursa olsun onu kabul etmesini ve ilişkinin devamını ister terk edilmek üzere olan kişi. kendini ve gururunu acındıracak hamleler yapması muhtemeldir. özsaygısını yitirmeyi göze alacaktır. gurur onun için sadece sıradan bir kelimedir artık. ama ne yaparsa yapsın karşısındaki kişi ayrılmaya karar verdiyse kelimenin tam manasıyla ağzında kuş tutsa bile geri dönmeyecektir terk eden. istisnalar kaideyi bozmaz. genel olarak durum böyle. giden gideceği gün ağlar içten içe. kalan ise her gün yeniden yaşarcasına ağlar. ayrılık zamansız gelir barış abinin söylediği gibi. siz siz olun özsaygınızı sizi yalvartacak kadar bile sevmeyen insanlar için kaybetmeyin. yalvarma durumuna düşmeniz bir zaman sonra ayrılıktan daha çok üzecektir sizi.
devamını gör...
laplace'ın şeytanı teorisi
şans diye bir şey olmadığını iddia eden düşünce teorisidir. laplace'ın şeytanı, pierre-simon laplace tarafından 1814'te yayınlanan bir makalede ilk kez belirtilmiştir.
hiçbir şeyin belirsiz olmadığını, her şeyin kendinden önceki bir sebenin sonucu olduğunu savunur.
örneğin bir parayı havaya attığımızda, yazı mı tura mı geleceği şansa değil bazı sebeplere bağlıdır bu görüşe göre. elimizin parayı tutuş şekli, paranın büyüklüğü, ortamın ısısı, rüzgarın hızı ve yönü ayrıca paraya uygulanan kuvvete bağlı olduğu savunulur. bu etmenleri göz önüne alarak bir sonuca ulaşabileceğimiz belirtilir. tabi insan beyninin bütün bu değişkenleri göz önüne alıp değerlendirebilmesi mümkün mü orası da ayrı bir araştırma konusu.
hiçbir şeyin belirsiz olmadığını, her şeyin kendinden önceki bir sebenin sonucu olduğunu savunur.
örneğin bir parayı havaya attığımızda, yazı mı tura mı geleceği şansa değil bazı sebeplere bağlıdır bu görüşe göre. elimizin parayı tutuş şekli, paranın büyüklüğü, ortamın ısısı, rüzgarın hızı ve yönü ayrıca paraya uygulanan kuvvete bağlı olduğu savunulur. bu etmenleri göz önüne alarak bir sonuca ulaşabileceğimiz belirtilir. tabi insan beyninin bütün bu değişkenleri göz önüne alıp değerlendirebilmesi mümkün mü orası da ayrı bir araştırma konusu.
devamını gör...
yazarların mini dizi önerileri
the queen s gambit
unbelievable
unorthodox
chernobly
unbelievable
unorthodox
chernobly
devamını gör...
uykusuzkahve
sağlığımla ilgili sorunla yakından ilgilenen koca yürekli,sevgi dolu moderatör.iyi ki bu sözlüğe gelmişim diyorum zaman geçtikçe.kendisine buradan da çok teşekkür ediyorum.
devamını gör...
the white buffalo
lee thompson tarafından 1977 yılında çekilmiş, charles bronson'un başrol oynadığı ve will sampson'ın ona eşlik ettiği western filmidir. aslında film bir lakota efsanesi olan beyaz bufalo'dan ilham almıştır. tabi şekli, şemaili ve tavırları biraz değiştirilmiştir. * beyaz bufalo aslında kutsal bir canlıdır lakin bu filmde karşımıza biraz acımasız bir yaratık olarak çıkmaktadır. başroldeki kovboy abimiz sürekli bu bufaloyu rüyasında görür. bir yerden sonra mevzu takıntı halini alır. ben bunu öldüreceğim ki rüyalarımdan çıkıp gitsin bu tiynetsiz der ve bu niyetle yollara düşer. eş zamanlı olarak beyaz bufalo tarafından çocuğu öldürülen bir kızılderili karakterle karşılaşırız. o da intikam ateşi ile yanmaktadır ve bu saik ile yola düşmüştür. en nihayetinde bu ikilinin yolları kesişir. (aslında üç kişiler ama o amca hem yan karakter hem de gıcığın teki. o yüzden kendisini ekibe dahil etmiyorum.) * yaşlı gıcık amcanın tüm olumsuz tavırlarına rağmen, yolculukları esnasında yavaş yavaş birbirlerine ısınırlar. son kertede bufaloyu sıkıştırırlar ve öldürürler. kızılderili bufaloyu öldürürken sadece ok ve yay kullanır ki bunun bir sebebi vardır. eski adını yeniden alabilmek... bunun için de lakota av ritüellerine göre hareket etmektedir.
filmin keyifli noktası; konusu ve oyunculuklarından çok içinde barındırdığı güzel tarihi göndermedir çünkü o sahnede anlarsınız ki, kızılderili çılgın at'tır. kovboy ise wild bill hickok. ve sahne muazzam bir sahnedir. tabi benim için çılgın at göndermesi daha mühim. * bill'e de saygımız var. muhteşem bir insani dönüşümü olan bir adam. bir suçludan herkes tarafından saygı duyulan bir kanun adamına dönüşmek öyle kolay iş değil. neyse onlar zaten ayrı başlıkların konusu, birisi yazıldı diğeri de yazılır elbet. filme tekrar dönecek olursak bu tarz filmleri sevenler için izlenesidir. her daim söylediğim şey bu film için de geçerli; eski filmleri sevmiyorsanız ve bu tarz konulara ilginiz yoksa izlemeyin çünkü beğenmemeniz kuvvetle muhtemeldir. sonra başımızı ağrıtmayın *
filmi şuraya iliştireyim. özellikle sonlara doğru beyaz bufalo'nun ortaya çıkış anı ve kızılderili abimizin hareketlerini pek severim. legolas'ın kendisinden biraz ders alması lazım. * ha aklıma gelmişken oyunculuklar cidden iyidir. o dönem şartlarında bufalonun görünümü de gayet başarılıdır.
filmin keyifli noktası; konusu ve oyunculuklarından çok içinde barındırdığı güzel tarihi göndermedir çünkü o sahnede anlarsınız ki, kızılderili çılgın at'tır. kovboy ise wild bill hickok. ve sahne muazzam bir sahnedir. tabi benim için çılgın at göndermesi daha mühim. * bill'e de saygımız var. muhteşem bir insani dönüşümü olan bir adam. bir suçludan herkes tarafından saygı duyulan bir kanun adamına dönüşmek öyle kolay iş değil. neyse onlar zaten ayrı başlıkların konusu, birisi yazıldı diğeri de yazılır elbet. filme tekrar dönecek olursak bu tarz filmleri sevenler için izlenesidir. her daim söylediğim şey bu film için de geçerli; eski filmleri sevmiyorsanız ve bu tarz konulara ilginiz yoksa izlemeyin çünkü beğenmemeniz kuvvetle muhtemeldir. sonra başımızı ağrıtmayın *
filmi şuraya iliştireyim. özellikle sonlara doğru beyaz bufalo'nun ortaya çıkış anı ve kızılderili abimizin hareketlerini pek severim. legolas'ın kendisinden biraz ders alması lazım. * ha aklıma gelmişken oyunculuklar cidden iyidir. o dönem şartlarında bufalonun görünümü de gayet başarılıdır.
devamını gör...
laikliğin halka sorulmadan getirilmesi
bu ülkeye laiklik de cumhuriyet de kadın hakları da gökten zembille indi.
elin gavurunun 300 yıl boyunca vuruşa vuruşa, öle öle kazandığı hakkı daha dün padişaha el etek divan duran marabaya bedavaya şlink diye verirsen elbette tayyip olur herşey.
elin gavurunun 300 yıl boyunca vuruşa vuruşa, öle öle kazandığı hakkı daha dün padişaha el etek divan duran marabaya bedavaya şlink diye verirsen elbette tayyip olur herşey.
devamını gör...
kul hakkının fazlasıyla ağır olması
mânevî ağırlık olduğu için anlaşılmasa da ruhu sıkması gerek aslında. vicdanı olana...
ortalığı yangın yerine çevirip kenara çekilmek de bir haktır. görebilene...
bu benim bildiğim ve sen buna uymuyorsun o zaman şöylesin, böylesin veyahut kafirsin demek de haktır. müslüman olabilene...
insanları gerçekten anlamak zor azizim. a, b veya c değilsen illa sana bir etiket vurulur. bazen diyorum gerçek dini kurallar uygulansa da şu tekfir edenler günlerini görse.
ortalığı yangın yerine çevirip kenara çekilmek de bir haktır. görebilene...
bu benim bildiğim ve sen buna uymuyorsun o zaman şöylesin, böylesin veyahut kafirsin demek de haktır. müslüman olabilene...
insanları gerçekten anlamak zor azizim. a, b veya c değilsen illa sana bir etiket vurulur. bazen diyorum gerçek dini kurallar uygulansa da şu tekfir edenler günlerini görse.
devamını gör...
the handmaid's tale
basbayağı distopyadır efendim. uygulamalar yaşanacak olsa da bir zamanların distopyası olarak kalacaktır.
aynı isimli kitaptan uyarlanmıştır. başarılı bir uyarlama olup olmadığı hakkında bir fikrim yok çünkü kitabı okumadım. fakat dizi başarılıdır, hatta en çok sevdiğim dizilerden biridir. 4.sezonunu izlemeye kıyamıyorum. türkiye'de blue tvde yayınlanmakta.
dizimiz bize olmayan bir devletteki sosyal sistemi anlatır. sistem insanları hiyerarşik bir düzende parçalamış; bürokratlar, göz'ler, damızlıklar, hizmetliler...
damızlıklar doğurganlığı devam eden kadınlardır. bu kadınlar cinsel tercihleri, evli olup olmamaları vs önemsenmeden çocuğu olmayan bürokratlara verilir onlardan hamile kalması için. kadınların tek görevi hamile kalmaktır çünkü.
bürokratlar, sosyal düzeni bozup yeniden kuran yönetici kesimdir.çocukları olması uğruna damızlıklara her ay yanlarında karısı varken tecavüz eden varlıklar.
gözler ise damızlıkların kaçmasından, ihanet planları yapmamasından sorumlu gözetleyen kişiler.
dizi bu sosyal sistem içinde her kesime ışık tutuyor. herkesi sevebilir aynı zamanda nefret edebilirsiniz.
aynı isimli kitaptan uyarlanmıştır. başarılı bir uyarlama olup olmadığı hakkında bir fikrim yok çünkü kitabı okumadım. fakat dizi başarılıdır, hatta en çok sevdiğim dizilerden biridir. 4.sezonunu izlemeye kıyamıyorum. türkiye'de blue tvde yayınlanmakta.
dizimiz bize olmayan bir devletteki sosyal sistemi anlatır. sistem insanları hiyerarşik bir düzende parçalamış; bürokratlar, göz'ler, damızlıklar, hizmetliler...
damızlıklar doğurganlığı devam eden kadınlardır. bu kadınlar cinsel tercihleri, evli olup olmamaları vs önemsenmeden çocuğu olmayan bürokratlara verilir onlardan hamile kalması için. kadınların tek görevi hamile kalmaktır çünkü.
bürokratlar, sosyal düzeni bozup yeniden kuran yönetici kesimdir.çocukları olması uğruna damızlıklara her ay yanlarında karısı varken tecavüz eden varlıklar.
gözler ise damızlıkların kaçmasından, ihanet planları yapmamasından sorumlu gözetleyen kişiler.
dizi bu sosyal sistem içinde her kesime ışık tutuyor. herkesi sevebilir aynı zamanda nefret edebilirsiniz.
devamını gör...


