“ beni, yarım saat orada insan azmanına dövdürttünüz. tekmesinden tokatına, dönen tekmesinden uçan sırtına, ensesiyle bile vücudunun her zerresi ile adam beni dövdü. bir kişi demedi ki ‘serbestciğim yardıma ihtiyacın var mı?’ adam odadaki her şeyi benimle kırdı. dolabından komodinine, havlularından yastıklarına, beni boğdu boğdu boğdu. duvara attı. boğdu boğdu, duvara attı. çığlıklar, yardım çığlıkları allah’ın belaları! bir kişi be, bir kişi. ben bu aileden değil miyim ya? ben bu aileden değil miyim ya? bir kişi gelip de napıyorsun sen burada demedi. neredeyiz biz? aynı otelde değil miyiz? ilhami abi, sen söyle ben başka bir ilde miyim? he, başka bir yerde mi dayak yedim ben? uzaklarda mı yedim de geldim? aynı yerdeyiz be!”

“ bu wireless şifresini alabilir miyim ya?”
– “verelim. u, iki u daha, birincisi küçük u ikincisi büyük u. bir, j, üç üç, üç tane üç rakamı ama üçüncüsü küçük üç. yumuşak g, altı a, k, küçük ı, altı milyon. yaz sen! iki milyar, yazıyla ama. iki milyar yazacaksın.”
devamını gör...

"editörler kankalarına madalya veriyor" ağlaklığıyla sonlanacak yarışma. bunu da yaparlar bak, demedi demeyin...
devamını gör...

kısa bir anlatıyla açıklayalım.

karlı bir yaz günüydü; yaşlı bir genç, tahta taşın üzerine oturmuş, hala yaşamakta olan oğlunun mezarı başında, kahkalarla ağlıyordu.
devamını gör...

günün anlam ve önemine binaen bir görsel bırakalım. görseldeki kartpostalın büyük taarruz’dan sonra yayımlandığı tahmin ediliyor. çizimde fatih sultan mehmet, alparslan ve mimar sinan, mustafa kemal atatürk, ismet inönü ve fevzi çakmak’ı karşılıyor. fatih sultan mehmet ve atatürk’ün ayaklarının altındaki kağıt parçaları ise türkiye’yi parçalara ayıran sevr anlaşmasının yırtılmış halini temsil ediyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

korelilerin dizi ve müziklerinden ciddi anlamda nefret ediyorum ama eşcinselliğin yaygınlaşması ne lan? virüs mü ki bu kalabalık bir ortamda eşcinseller var diye yaygınlaşsın? ülke iyice gotham asylum'a dönüyor vallahi.
devamını gör...

yokuş aşağı giderken kontrolü kaybedip bodrum katındaki evin yatak odasına giren kamyonettir.
devamını gör...

bir kaç gündür takıldım, yumuşak, tatlı bir şarkıymış, ben yeni keşfettim

devamını gör...

birisi yıkanan çamaşırları assın diyeceğim ama kesin bana kalır onlar,neyse asıyorum ben.
devamını gör...

insanlarımız çok garip ya. sanırım milletçe sevgiye, duygulara verdiğimiz değerden böyle. sevgilinin seni seviyorum demesine bile tahammül edemeyen insanlar var. buyurun size içinde yaşadığımız toplum. sevmek, değer vermek, bunu dile getirmek basitlik, ucuzluk, aldatılmayı hak etmişlik oluyor. tam tersi ise ne yazık ki kıymet görüyor bu topraklarda. basitlikmiş, sanırsın hayatları çok dolu da. benim sevgilim bana her gün her saat şu kelimeyi kursa sıkılmam, öf pöf etmem, ki öyle de yapıyor, insana iyi hissettiriyor, hiçbir şeyin de içini boşaltmıyor, keza özel zamanlarda kurduğu seni çok seviyorum cümlesi de hiç öyle havada kalmıyor kendini de farkını da hissettiriyor. sizler sevilmeyi hak etmiyorsunuz, muhtemelen sevilmeyi de bilmiyorsunuz, nasıl ailelerle büyüdünüz bilmiyorum ama "seni seviyorum" cümlesine düşman olmanız bize az çok bilgi veriyor. kısacık dünya, bu kadar takıntı içinde yaşamayın, hayatın o boktan griliğine esir olmayın, sevin, sevilin ve bunu devamlı dile getirmekten çekinmeyin; atalarınızın, dedelerinizin, dedenizin yanında sizi sevemeyen babalarınızın o içi boş, değersiz kültürlerinin bilincinize inşa ettiği köhneliği, şiddeti, gereksiz ağırbaşlılığı, gürültüyü, yozluğu yok edin. insanların sizi kalıpların dışında sevmesine izin verin; olgunlaşmamış, çok sevilince nasıl tepki vereceğini bilmeyip şımaran-saldırganlaşan, az sevilince de tribal enfeksiyon geçiren ilgi budalası tiplerden olmayın.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
güzel romandır, tavsiye ederim.
devamını gör...

avrupa'yı trenle gezmek anlamına gelen gezginlerin kullanmış olduğu bir ulaşım şekli.
devamını gör...

marikaki; sen muhtesem bi’ detaysin.
iyi ki.

et festivalinizi tebrik ederim, cok yemeyin.*
devamını gör...

gözlük kutusu
boştaki el
başka bir kitap
kalemler
o an için kullanmadığım ve ayağa kalkmadan ulaşabildiğim her şey.
devamını gör...

132 takipcisi olan bir yazara ait bir entry'nin 17 layk almasi cok da surpriz degil kanimca, az bile hatta. okumadan otomatik layk'liyor insanlar. parmakla beyin arasinda baglanti yok.

o yuzden hep diyorum eksi oy gelmeli diye. o olmayinca boyle insan zekasina hakaret olarak addedilebilecek cumleler oylaniyor yok yere. ha bana giren yok, benden cikan yok ayri da, eksi oyu getirin bari artik. begenmeme hakki da var insanlarin.

su entry'nin su kadar layk almasi bir insanlik dramidir.
devamını gör...

başlıkları sorunsal diye bitirme zorunluluğu olmayan platform.
her tanım -dır -dir diye de bitmeyebilir.

cem yılmaz'ın da dediği gibi "öyle bir şey yok, çıkar onu aklından.."
devamını gör...

peygambere helal kılınan kadınlar muhteviyatlı ahzab 50 ve 51 indirilince "görüyorum ki rabbin senin keyfine koşturuyor" diyerek islam dünyasındaki ilk sorgulama girişiminde bulunmuş (ya da postayı koymuş diyelim) akıllı ve biraz da deli dolu bir kadın. çok genç yaşta evlendirildiği muhammed'i delicesine kıskandığı kesindir. muhammed'in ayet gelecek bahanesiyle evden çıktığı bir vakit kendisini takip etmiş, muhammed bunu farkettiğinde ise sağlam bir dayak yemiştir. olgunluk döneminde güç sahibi olabileceğini anlamış ve bunu da sonuna kadar kullanarak pek çok ihtilafı gidermiş, muhammed öldüğünde bir süre fiilen ipleri de eline almıştır. kendisi hırçın, sorgulayıcı ve enteresan bir takım hadislerin konusu olduğu için islamcılar tarafından pek anlatılmak istenmez yahut anlatılacaksa da idealize edilerek anlatılır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu koçero saros körfezinde erikli/ibrice limanına giderken yol üstünde bulunan meşhur güler restoranın sahiplerinin köpeğidir. uzun zamandır uğramadım hayattadır hala umarım diyebileceğim bu arkadaşımızın kafacığı biraz yarımdır her zaman ağzında mama kabıyla dolaşır.*


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bakın, hep söyledim. tekrar söyleyeceğim. asıl sorun kadına şiddet değil, şiddetin kendisi. sadece kamuoyu kadına şiddet başlığına fazla duyarlı.

açıklayayım.

dünyada şiddet rüzgarları esmekte. bunun ana nedeni de, evet, ekonomi. hal böyleyken, ülkemizdeki soruşturma ve kovuşturmaya tabii tutulan (cinayet, adam yaralama gibi) suç istatistiği de diğer avrupa ülkelerine göre bir hayli fazla. (yani, yıllık 100 bin frank kazanan bir toplulukla karşılaştırmak bir miktar yanlış.) kadına şiddet, şiddet suçlarının küçük bir kısmını oluşturmakta.

eğer siz kadına şiddeti bitirmek istiyorsanız, kamuoyu ve hükümet olarak her türlü şiddetlin karşısında sarsılmaz bir biçimde durmanız gerekli. çünkü kadın şiddet ve kadın cinayetleri, şiddet sorununun çok küçük bir kısmı. şiddetin cinsiyeti olmadığını unutmamak gerek.

eğer şiddeti bir bütün olarak görmez ve ciddi bir sorun olduğuna ikna olmazsak, bataklığı kurutmak yerine sineklerle mücadele etmek gibi fuzuli bir çaba içerisinde zaman geçirmiş oluruz.
devamını gör...

“bütün insanlar aynı dilde gülümser.”
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim