soyu tükenmek tehlikesi ile karşı karşıya olan bir çok hayvan ırkından sadece biri.

tükenmesinin başlıca sebebi de insanoğlu ne yazık ki.
devamını gör...

kök salmak güzel, kök salıp yeri geldiğinde gitmeyi bilmek de güzel. kanatları çıkarıp gökyüzüne uçmak sonra uygun bir tepeye döne döne inip, durmak. bazen de ah tamam işte buraya kök salayım dersin şartlar senin köklerini tutmaz. köklerin açıkta öylece kalıverirsin. o zaman işte yine kanatları takmak iyi gibi.
devamını gör...

yılanları sebebiyle gitmek istediğim ülkeler listesinde yer almayan bir ülkedir. yılandan çok çekinirim, benden uzak olsun.

ama mesela sydney opera binasını görmek isterim.
devamını gör...

yolumuzun kesiştiği kişinin kim olduğuna bağlı olarak güzel veya kötü olarak yorumlanabilecek olan başlıktır.
devamını gör...

haber neden "sivaslı bir kız" olarak yurtdışına göç ettiğimi açıklamaktadır.
devamını gör...

üşenmekten kahvaltı hazırlamayıp başlık açan yazar (bkz: delirmiş_psikolog)

irvin d yalom freud hz muhammed darwin

uzun ve çok çetin bir sohbet olurdu
devamını gör...

(bkz: direk dansı)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

işin ekonomik tarafını bilmiyorum. modern dünyanın ekonomisi pek de aklımın aldığı bir alan değil. ama herhalde kafamın bastığı* teknolojik tarafından, bundan yola çıkarak da vizyonundan bahsedebilirim. hatta yeri gelmişken çok konuşulan bir iki konu üzerine naçizane görüşlerimi de belirteyim.

küçük bir çocukken öğrendiğim zamandan beri devrim projesi çok ilgimi çekmiştir. olabildiğince kısıtlı bir zamanda, olabildiğince yetersiz imkanlarla, olabildiğince aptal yöneticilerin varlığına karşın tamamen türk mühendisler tarafından yapılan bir otomobil. ve bütün bunlara rağmen gayet de hakkıyla gerçekleştirilen fakat yaşadığı talihsiz kaza sonucunda ölü doğmuş bir proje. hatta cemal gürsel'in meşhur bir sözü var ya: "garp kafasıyla araba yaptık ama şark kafasıyla benzin koymayı unuttuk." herhalde memleketin gördüğü en saçmasapan şeylerden biridir.

işte ta o zamandan beri, içimizde bir ukte kalmış hep. malumunuz, siyaset de insanların içinde ukte kalanları manipüle ederek taraftar toplama sanatıdır. böylece de siyasi bir malzemeye dönüşmüş. belli bir zamandan sonra gerek ekonomide küreselleşmenin etkisiyle, gerekse yabancı şirketlerin türkiye'de yaptıkları yatırımlarla birlikte unutulup gitmiş. işte hortlatılması da "yerli ve milli" sloganlarını çokça görür olduğumuz bu zamanlara denk düştü.

togg, vizyonu ve misyonu bakımından tamamen alakasız bir proje olmasına karşın, devrim'in devamıdır. çünkü ortaya çıkış sebepleri, kökleri aynıdır. ikisi de "cumhuriyetin bilmemkaçıncı yılında yerli otomobilimizi üretmiş olalım" isteğinin bir sonucudur. tam da bu sebepten, devrim'in de hatrına, ilk günden beri destekliyor ve takip ediyorum togg'u.

öncelikle vizyonu bu kadar geniş bir projeye imza atabileceklerini hiç ama hiç zannetmiyordum. dünyada yeni yeni konuşulan ve kabullenilen teknolojilerin söz konusu olacağını hiç düşünmemiştim. bugün otonom sürüş, nesnelerin interneti ya da başlı başına elektrikli otomobil üzerine çalışan bir türk şirketinden bahsediyoruz. henüz sektörün koca koca devlerinin bile yeni yeni giriştiği bir meseleyi bu kadar önceden analiz edebilerek yatırım yapmak, araştırma ve geliştirmeye başlamak çok başarılı bir hamle. bence başlı başına bu bile övgüyü hak ediyor.

takdir edersiniz ki, bu çok meşakkatli bir süreç olacak. pek çok komplike iş, son derece üst düzey bir titizlikle yapılmak zorunda. sadece arabaları seri üretim bandına koyabilmekle de bitmiyor: bunun şarj ağı var, servis ağı var... var da var. bütün bunları (ne yazık ki yine) son derece kısıtlı bir zamanda* yetiştirebilmek zorundalar. dolayısıyla bu da, belli başlı şeylerde yardım almak zorundalar demek. hem dediğim gibi zamanları kısıtlı, hem de gerekli kaliteyi yakalamak zorundalar çünkü. yalnızca türk bir ekip tarafından geliştirildiği için dandik bir tasarım, dandik batarya teknolojileri ya da dandik her neyse kullanmamalılar da zaten.

bu sebepten yapılan "ama tasarımını italyan yapmış" ya da "bataryasını çinliler üretecekmiş" gibi eleştirileri yersiz ve hatta aptalca buluyorum. çünkü şimdiye kadar çalıştıkları ya da çalışacaklarını açıkladıkları firmaların hepsi de işlerini gayet düzgün yapan, alanlarında küresel çapta kabul ve değer görmüş firmalar. bu "küresel çapta değer" meselesi de ayrıca çok önemli. sonuçta togg yalnızca türkiye'ye değil bütün dünyaya hitap ediyor, edecek ve etmeli de. aksi takdirde rusların lada'sı gibi yalnızca kendi topraklarına hitap eden ve dünyada esamesi okunmayan bir marka olacaklarının onlar da farkındalar.

bununla ilgili ortada koca bir apple gerçeği de var. kesinlikle amerikan olan fakat mesela ekranını koreli, işlemcisini tayvanlı, kamera lenslerini japon şirketlerin ürettiği; bunların montajını da çin'de yaptıran bir şirket. ama amerikan şirketi sonuçta, değil mi? işte togg da hangi parçasını kimin ve nasıl ürettiğinden bağımsız olarak, türk mühendisler tarafından tasarlandığı sürece bir türk şirketi olacak. o sebepten bu yersiz "yerlilik" eleştirilerinizi başka alanlara yönlendirebilirsiniz, mesela %100 hissenin de rus şirketlerinde olduğu akkuyu nükleer enerji santrali'ne.*

velhasılıkelam, sezar'ın hakkı sezar'a, gayet de iyi düşünülmüş ve şimdiye kadar da iyi yönetildiği anlaşılan bir proje togg. esasen siyasete malzeme yapılması pek de anlaşılmaz şey değil fakat onu eleştirecekseniz laf etmem de bak.* daha da yazacaktım da yeter artık. çok uzun oldu be.
devamını gör...

ismi turks and caicos, başkentinin bulunduğu adanın ismi de grand turk olan, bir aralar kullandıkları bayrağın ise ay ve yıldızlardan oluştuğu karayip ülkesi. mantıklı düşünen her insan bu ülkenin kesinlikle türklerle bağlantılı olduğuna kanaat getirecektir. geçmişi ile ilgili iddiaların aksine tüm bu tanımlamalar ucu fese benzeyen kaktüsten dolayı çıkmış olamaz. iddia ise adaya ilk çıkan ispanyol askerlerin adadaki kaktüsü fes'e benzetmesi. ispanyolların adaya vardığı tarihte türklerin fes kullanmamaları da iddiayı ayrıca çürütmektedir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
karayiplerde 8 büyük, onlarca da küçük adadan oluşmaktadır. "türk adası geçidi" denilen derin bir geçit ile iki ada grubuna ayrılır. başkentleri ise nüfusun büyük kısmının bulunduğu büyük türk (grand turk) adasındadır.
devamını gör...

kökeni algonquin dilinden gelmektedir. bu sebeple sadece algonquin kabilesi için rüya öngörüsünde bulunan şamanı tanımlar. diğer kabileler için bu tarz bir anlam ihtiva etmemektedir. mesela lakotalar için bir nevi geçiş dansıdır. savaş öncesinde, eski savaşçıların ruhlarının kendilerine yardımcı olabilmesi ve onlarla savaş meydanında düşmana karşı savaşmaları için öte alemden çağrılmalarını amaçlanır. lakotalar açısından hayalet dansının bir başka versiyonu gibidir. çoğu kabile içinse kutsal yaşam çemberini tamamlamak adına yapılan bir ritüel olarak göze çarpar. bu ritüelin en önemli kavramlarından birisi ''kartalın nefesi'' tabiridir. pow-wow dansı yapan yerliler geçmişteki ruhların döngüyü tamamlamak adına kendileri ile dans ettiğine inanırlar. bu ruhları görebilmek ise öyle kolay değildir. kendileri ile dans eden ruhları görenlerin kartal nefesi sayesinde bu görüşe sahip olduğuna inanılır. tabi bunun içinde bir takım keyif verici maddeler alınır. * o esnada ruhları görenlerin kalbine ve kulağına bir ezgi fısıldandığına inanılır. bu ezgi herkes için farklılık arz eder. ömür boyu bu ezgiyi duyanın kalbinde ve kulağında kalacaktır. kimseye söylenmez ve kimseye öğretilmez. kişi bunu sadece kendisi için mırıldanır ve böylece yaratıcıya yeryüzündeki tüm nimetler için özel bir şekilde teşekkürünü sunma imkanına sahip olur.

tabi günümüzde artık pow-wow eski anlamından çok uzak bir ritüel. kültürel mirası yaşatmak adına yapılan festivaller haline bürünmüş durumda. farklı kabilelerden gelen insanların birbirleri ile temasını sağlayan aynı zamanda da ticari olarak gelir elde edilen ve yarışmaların düzenlendiği bir şölen.



davul en önemli enstrümanlardan birisidir. ve günümüzde dans harici davul yarışmaları da düzenlenir. davul grupları bu şölenlerin olmazsa olmaz unsurlarından birisidir.

devamını gör...

hasta olmak, insanın yüzüne ölümlü bir canlı olduğunu çarpar.
devamını gör...

bazı insanlar vardır, içlerindeki iyiliği ta en başından fark edersiniz. yapmacıklıktan uzak, doğal, neyse o. ben hayatımda böyle birkaç insan tanıdım. bunlardan birisi de hazaldır. sözlüğe giriş yaptığım zamanlarda ilk konuşmaya başladığım kişilerden birisidir. daha ilk dakikadan ( bakın karşımdaki insanın ne yüzünü görüyorum, ne tanıyorum, ne kim olduğunu biliyorum ) yakaladım o içindeki saf iyiliği. konuşma tarzın, üslubun, alçak gönüllü oluşun ve naifliğin ile her zaman kalbimin bir köşesinde olacaksın güzel insan. iyi varsın hazalcığım .
devamını gör...

kokoreç sevmesidir.
devamını gör...

eni vici vokke ==== ennie are you okey ?
devamını gör...

lahmacun, içli köfte, dolma.
devamını gör...

tanımadığın bir semtte, bilmediğin sokakta, bir banka oturup gelen geçeni seyretmek.
devamını gör...

kişinin kendi rızasıyla hayatına son verme eylemidir. saygı duyulması gerektiğini düşünenlerdenim. hatta insanlık içgüdülerini reddedebilen bir canlı olsaydı, objektif olarak en mantıklı ve kolay çözüm olduğunu da görebilirdi.
devamını gör...

kordon'da yürümek.

(bkz: izmir)
devamını gör...

18 - yeşilyurt konak
79 - yeşilyurt halkapınar metro
520 - yeşilyurt üçyol metro
587 - limontepe konak
20 - kooperatif evleri konak
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim