makas böceği
kulağa kaçma hikayesiyle bizi hayli korkutan ancak ısırmadığı müddetçe pek bir etkisi olmayan böcek.
tarlalara, ekinlere falan verdiği zararla bilinir, hem etçil hem de otçuldur. evinize girmişse önlem almanız gerekebilir. siz sıcacık yataklarınızda mışıl mışıl uyurken, o gelip tüm vücudunuzda bir keşif turu yapabilir.
böcek fobisi olanlar ve hassas olanlar lütfen bakmasın.
edit: link düzenleme.
tarlalara, ekinlere falan verdiği zararla bilinir, hem etçil hem de otçuldur. evinize girmişse önlem almanız gerekebilir. siz sıcacık yataklarınızda mışıl mışıl uyurken, o gelip tüm vücudunuzda bir keşif turu yapabilir.
böcek fobisi olanlar ve hassas olanlar lütfen bakmasın.
edit: link düzenleme.
devamını gör...
yazarların hayatlarını devam ettirme motivasyonları
intihar edecek cesaretim yok. motivasyonum da "senin canın tatlı otur oturduğun yerde."
devamını gör...
insanı tedirgin eden durumlar
gennelleyecek olursak "belirsizlik" diyebiliriz.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bağırsam bağıramam öyle bir hal, oysa o ilk feryat çıksa ağzımdan gerisi gelecek gibi, böyle kırık dökük kalmayacak hiçbişi..
ona bakıyorum, o benden daha ürkek ve milyar kat aşina bana, kuş masalından kış masalına geçiş yapan bana bakıyor, elimi tutuyor sanki, gözleri bana mı dikili onun? kelimeleri nerde peki? bu muyum ben? o mu bu kadar olan? anlamıyorum.
nerede durmam gerekiyor? nereye kadar gitmem gerekiyor bilmiyorum, tutsana ya elimi hadi? "olur öyle bazen" tarzı değil ama, saçlarımı okşasana, saçma bile olsa "geçecek" desene?
saçma olduğunu bile bile inansam sana, kış mevsiminde değiliz ki masalında yiteyim diyeyim, korkuyorum lan, anlasana!!!
ona bakıyorum, o benden daha ürkek ve milyar kat aşina bana, kuş masalından kış masalına geçiş yapan bana bakıyor, elimi tutuyor sanki, gözleri bana mı dikili onun? kelimeleri nerde peki? bu muyum ben? o mu bu kadar olan? anlamıyorum.
nerede durmam gerekiyor? nereye kadar gitmem gerekiyor bilmiyorum, tutsana ya elimi hadi? "olur öyle bazen" tarzı değil ama, saçlarımı okşasana, saçma bile olsa "geçecek" desene?
saçma olduğunu bile bile inansam sana, kış mevsiminde değiliz ki masalında yiteyim diyeyim, korkuyorum lan, anlasana!!!
devamını gör...
çekim yasası
kişisel gelişim ve spiritüalizm ile alakalı kitaplarda sıklıkla bahsedilen bir kanun. ana fikir hepsinde aynıdır. biraz açıklamaya çalışacağım:
benzer benzeri çeker. evren isteklerinize yanıt verir. fakat ben şunu istiyorum değil, ona sahibim , o'yum gibi şükran mesajı iletilmelidir. ayrıca mesaj net olmalı, parazit olmamalıdır. parazitler de arzunuza ters düşen düşüncelerdir. mesela evrenden 1000000 tl isteyip , para kötüdür düşüncesine sahipseniz evren size o parayı göndermeyecektir. ayrıca edilen duanın ne zaman gerçekleşeceği kozmos tarafından belirlenir. ısteği gönderirken belli bir şekilde beklemek de gerçekleşmesine engeldir. mesela, paranın sadece piyango ile geleceğini düşünmeniz doğru değildir. evrende bir şeyin gerçekleşmesi açısından çok fazla sayıda olasılığı vardır.
ben inanıyor muyum? pek değil. bence bir güç var elbet ama böyle çalışmıyor, çalışsa idi kaos yaratabilirdi. ayrıca özgür irade kavramına ters olurdu(çünkü başkası senin sevgilin olsun da isteyebilirsin).
benzer benzeri çeker. evren isteklerinize yanıt verir. fakat ben şunu istiyorum değil, ona sahibim , o'yum gibi şükran mesajı iletilmelidir. ayrıca mesaj net olmalı, parazit olmamalıdır. parazitler de arzunuza ters düşen düşüncelerdir. mesela evrenden 1000000 tl isteyip , para kötüdür düşüncesine sahipseniz evren size o parayı göndermeyecektir. ayrıca edilen duanın ne zaman gerçekleşeceği kozmos tarafından belirlenir. ısteği gönderirken belli bir şekilde beklemek de gerçekleşmesine engeldir. mesela, paranın sadece piyango ile geleceğini düşünmeniz doğru değildir. evrende bir şeyin gerçekleşmesi açısından çok fazla sayıda olasılığı vardır.
ben inanıyor muyum? pek değil. bence bir güç var elbet ama böyle çalışmıyor, çalışsa idi kaos yaratabilirdi. ayrıca özgür irade kavramına ters olurdu(çünkü başkası senin sevgilin olsun da isteyebilirsin).
devamını gör...
semerkant
"zamanın iki yüzü var, iki boyutu. uzunluğunu güneşin seyri belirliyor, derinliğini ise tutkular."
amin maalouf'un muhteşem bir eseridir semerkand. öyle bir kitaptır ki okuyucuya bir zaman yolculuğu sunar adeta. 1072'de ömer hayyam'ın rubaiyat adlı eserini yazmasından başlayan yolculuk, 1912'de titanic'de son buluyor. maalouf bu romanında; ömer hayyam, hasan sabbah ve nizamülmülk gibi üç önemli şahsiyeti buluşturuyor.
bir anda kendinizi iran devrimi'nde bulurken başka bir anda ömer hayyam'ı rubaileri yazarken izliyorsunuz. hasan sabbah'ı, nizamülmülk'ü, haşhaşileri adeta gözlerimizin önüne seriyor amin maalouf.
ilk sayfasından itibaren sıkılmadan okuduğum, bitmesin istediğim mükemmel bir romandı. kitapta tasvirler ve anlatım okuyucuyu adeta semerkand sokaklarında gezintiye çıkarıyor. tarihsel bağlantılar ve hayyam, hasan sabbah, nizamülmülk gibi büyük tarihi şahsiyetler harika bir şekilde kurgulanmış. tüm bunların ışığında kesinlikle okunması gerektiğini düşündüğüm bir kitap diyebilirim.
bu kitaptan sonra karakterler üzerinden ilerlemek isteyenlerin ömer hayyam'ın rubailer eserini, nizamülmülk'ün siyasetnamesi'ni ve vladimir bartol'un fedailerin kalesi alamut adlı eserlerini okumalarını tavsiye etmek isterim.
amin maalouf'un muhteşem bir eseridir semerkand. öyle bir kitaptır ki okuyucuya bir zaman yolculuğu sunar adeta. 1072'de ömer hayyam'ın rubaiyat adlı eserini yazmasından başlayan yolculuk, 1912'de titanic'de son buluyor. maalouf bu romanında; ömer hayyam, hasan sabbah ve nizamülmülk gibi üç önemli şahsiyeti buluşturuyor.
bir anda kendinizi iran devrimi'nde bulurken başka bir anda ömer hayyam'ı rubaileri yazarken izliyorsunuz. hasan sabbah'ı, nizamülmülk'ü, haşhaşileri adeta gözlerimizin önüne seriyor amin maalouf.
ilk sayfasından itibaren sıkılmadan okuduğum, bitmesin istediğim mükemmel bir romandı. kitapta tasvirler ve anlatım okuyucuyu adeta semerkand sokaklarında gezintiye çıkarıyor. tarihsel bağlantılar ve hayyam, hasan sabbah, nizamülmülk gibi büyük tarihi şahsiyetler harika bir şekilde kurgulanmış. tüm bunların ışığında kesinlikle okunması gerektiğini düşündüğüm bir kitap diyebilirim.
bu kitaptan sonra karakterler üzerinden ilerlemek isteyenlerin ömer hayyam'ın rubailer eserini, nizamülmülk'ün siyasetnamesi'ni ve vladimir bartol'un fedailerin kalesi alamut adlı eserlerini okumalarını tavsiye etmek isterim.
devamını gör...
90'lı yıllara dair akılda kalanlar
street fighter 2,bizimkiler,yazlıkçılar, tutti frutti,colpo grosso,olacak o kadar, gözcü gazetesi, jetonlu telefon kulübeleri, kupon biriktirme, ödüllü tv yarışmaları,hbb, kanal 6,süper baba,mahallenin muhtarları, hugo vs...
devamını gör...
sevgilin var mı sorusuna alternatif cevaplar
neden alternatif cevap aradığımızı anlamadığım soru.*
varsa var, yoksa yok, olma aşamasındaysa da hem var hem yok deriz.*
varsa var, yoksa yok, olma aşamasındaysa da hem var hem yok deriz.*
devamını gör...
kur'an incil ve tevrat'ın sümer'deki kökeni
neyse ki sümerler, muhammedin evine zırt pırt gitmeyin, giderseniz de çok oturmayın, adam rahatsız oluyor falan dememiş.
devamını gör...
en güzel teoman şarkısı
en sevdiği renk mor olan kadın
en sevdiği kelime “asi”
en sevdiği oyun incitmek beni
hıncı çocukluktan kalma yara izi
...
uçurtmalar..
en sevdiği kelime “asi”
en sevdiği oyun incitmek beni
hıncı çocukluktan kalma yara izi
...
uçurtmalar..
devamını gör...
insanı tüketen şeyler
düşünmek..
devamını gör...
nefret ile yaşayan insan
herkesin majör duygusu aşk, sevgi gibi olmak zorunda değildir. kişi nefret ederek de yaşayabilir. senelerdir tecrübesiyle yaşıyorum&yaşatıyorum ve en azından bazı şeyleri daha az dert ettiğimi düşünüyorum.
devamını gör...
feminizmin erkek düşmanlığı olduğu gerçeği
kimya laboratuvarlarinda deney ve gözlem eşliğinde değerlendirilmedigi icin geçerliliği olmayan iddia.
argüman neydi? argüman emekti, argüman saygıydı...
ıddia sahibi kendi iddiasını savunamayıp, üç cümle ile "feminizmin erkek düşmanlığı" diye açtığı konuyu, "feminizm iyi tamam da kızlar hep yanlış yapıyor"a getirmiş.
velhasil feminizmi bilmesek bile yazanin saçmaladığını kendi metni içinde bir tutarlılık göstermemesinden anliyoruz zaten. yazar ya basit manada troll ya da düz bir erkek. ıki durumda da ele gelen bir şey yok.
argüman neydi? argüman emekti, argüman saygıydı...
ıddia sahibi kendi iddiasını savunamayıp, üç cümle ile "feminizmin erkek düşmanlığı" diye açtığı konuyu, "feminizm iyi tamam da kızlar hep yanlış yapıyor"a getirmiş.
velhasil feminizmi bilmesek bile yazanin saçmaladığını kendi metni içinde bir tutarlılık göstermemesinden anliyoruz zaten. yazar ya basit manada troll ya da düz bir erkek. ıki durumda da ele gelen bir şey yok.
devamını gör...
neden bayan değil de kadın sorunsalı
bayan bir hitap şeklidir, erkek bir bireye "bay" şeklinde hitap edilen her yerde kadına da "bayan" denilebilir ancak bayan olmak bir cinsiyet belirtisi değildir, üstte de belirttiğim gibi sadece hitap şeklidir. mesela tuvaletlerin hemen yanında erkek ve bayan yazıyorsa bu bir sorundur, bay ve bayan yazıyorsa değil.
bunun sorun edilme sebebi ise şudur: bildiğiniz üzere o kadar ahlaklı bir toplumuz ki sadece kendi ahlakımız değil etrafımızdaki insanların da ahlaklarıyla ilgileniriz. işin en ilgi çekici kısmı ise kadının ahlakını vücuduna yoruyor olmamızdır.
öyle bir noktadayız ki "kadın" kelimesi insanlar için bir cinsiyeti değil düpedüz cinselliği ifade ediyor. kimsenin haddine olmayan özel hayata bağlanıyor konu. bunun yanında "bayan" kelimesi cinsiyet anlamında kullanıldığında ise: eşinin dizinin dibinde oturan, ahlaklı, erkek olmayan kimseleri temsil ediyor.
*bunlara dikkat etmediğimiz sürece kadın cinayetleri de bitmeyecek biliyor musunuz? çünkü sorun kelimeler değil; sorun olan şey zihniyet, sorun olan şey düşünce yapısı. birde şunu da söylemek istiyorum, erkeklere edilen hakaretlerle bu kelimeyi bir tutmak istiyorsanız yine kadının ahlakına yüklenen tonla hakaret sıralayabilirim size, yapmayın. bir değiller. o kadar kritik bir noktadayız ki yapılan her ayrım bizi yüzlerce yıl geriye götürüyor.
en rahatsız olduğum nokta ise bu dediklerimi doğru bulup, "ama şu saatten sonra insanların zihniyetini değiştiremeyiz" deyip, davranışına devam eden kimseler. lütfen, bu yazdıklarımı ya görmezden gelin ya da hayatınıza geçirin. hiçbir bahane bu gerçekleri doğru bularak görmezden gelmenizi meşrulaştıramaz.
işin özeti burada karşı çıkılan şey bayan kelimesi değil, iki tane kelimeye yüklenen iğrenç anlamlardır.
buraya kadar okuma zahmetini gösterdiyseniz, gerçekten teşekkür ederim.
bunun sorun edilme sebebi ise şudur: bildiğiniz üzere o kadar ahlaklı bir toplumuz ki sadece kendi ahlakımız değil etrafımızdaki insanların da ahlaklarıyla ilgileniriz. işin en ilgi çekici kısmı ise kadının ahlakını vücuduna yoruyor olmamızdır.
öyle bir noktadayız ki "kadın" kelimesi insanlar için bir cinsiyeti değil düpedüz cinselliği ifade ediyor. kimsenin haddine olmayan özel hayata bağlanıyor konu. bunun yanında "bayan" kelimesi cinsiyet anlamında kullanıldığında ise: eşinin dizinin dibinde oturan, ahlaklı, erkek olmayan kimseleri temsil ediyor.
*bunlara dikkat etmediğimiz sürece kadın cinayetleri de bitmeyecek biliyor musunuz? çünkü sorun kelimeler değil; sorun olan şey zihniyet, sorun olan şey düşünce yapısı. birde şunu da söylemek istiyorum, erkeklere edilen hakaretlerle bu kelimeyi bir tutmak istiyorsanız yine kadının ahlakına yüklenen tonla hakaret sıralayabilirim size, yapmayın. bir değiller. o kadar kritik bir noktadayız ki yapılan her ayrım bizi yüzlerce yıl geriye götürüyor.
en rahatsız olduğum nokta ise bu dediklerimi doğru bulup, "ama şu saatten sonra insanların zihniyetini değiştiremeyiz" deyip, davranışına devam eden kimseler. lütfen, bu yazdıklarımı ya görmezden gelin ya da hayatınıza geçirin. hiçbir bahane bu gerçekleri doğru bularak görmezden gelmenizi meşrulaştıramaz.
işin özeti burada karşı çıkılan şey bayan kelimesi değil, iki tane kelimeye yüklenen iğrenç anlamlardır.
buraya kadar okuma zahmetini gösterdiyseniz, gerçekten teşekkür ederim.
devamını gör...
pame radyo yayını
teşekkür ediyorum. şu an kendimi hissettiğim ortam şöyle

görsel: it's wonderful life (1946)
kaynak:buradan

görsel: it's wonderful life (1946)
kaynak:buradan
devamını gör...
kazandığı parayı hak etmeyen meslek grupları
peki sizler/bizler o meslek gruplarından birini icra ediyor etseydik "bu parayı/maaşı haketmiyorum" diyip yarısını iade edermiydik?
eleştirme fikrin varsa, eleştirdiğin bireyden daha yüksek mevkiye gelme potnsiyeli sende de olduğunu unutma.
yargılamadan evvel insan birde kendinisini sorgulamalı.
eleştirme fikrin varsa, eleştirdiğin bireyden daha yüksek mevkiye gelme potnsiyeli sende de olduğunu unutma.
yargılamadan evvel insan birde kendinisini sorgulamalı.
devamını gör...
escape room: tournament of champions
escape room: tournament of champions, escape room serisinin 2. filmidir. yönetmenliğini adam robitel, senaristliğini ise will honley ve maria melnik üstlenmiştir. değişmeyen ana iki oyuncumuz taylor russell mckenzie ve logan miller’a; thomas cocquerel, holland roden, indya moore, tanya van graan, ısabelle fuhrman, carlito olivero ve james frain eşlik etmektedir.
ilk filmimizde 8 maceraperest karakterimiz kendilerini ölümcül bir oyunun içinde bulmuşlardı. bir odadan başka bir odaya çözümledikleri bulmacalar ile geçmişlerdi. kaçış odalarından çıkmayı başaran karakterlerimiz de zoey ve ben’di.
zoey ve ben kaçış odasından sonra arkadaş olup sık sık görüşmeye devam ediyorlar. bir gün zoey, ben’e kaçış odasını oluşturanları bulup onlara engel olmak istediğini söylüyor. her ne kadar ben ilk istemese de sonrasında razı oluyor. aslında ben ve zoey bunları düşünürken oyunkurucuların onlara kuracağı tuzağı hesaba katmıyorlar ve kendilerini yeni bir oyunun içinde bulmaları pek de fazla zaman almıyor. escape room’un diğer galipleriyle birlikte bir metroda ölümcül maceraları başlıyor.
serinin bu filmi bende birinci filmin etkisini yaratmadı. olaylar çok hızlı ilerledi. sanki karakterler bilmeceleri önceden biliyor da tak tak çözüyor gibiydiler her ne kadar şampiyon da olsalar biraz daha düşünmelerini beklerdim. oda sayısı az olsaydı ya da film bi tık daha uzun olsaydı da bizim de düşünmeye vaktimiz olsaydı keşke. yine de boş vakitte izlenebilir bir filmdi. 10 üzerinden 5.5-6 verilir. devam filmi de olacak gibi görünüyor, umarım daha güzel bir şekilde ilerler diyelim.
bu filmde de sonda bir ters köşe vardı, devam filminin olacağı kanısına da bundan vardım.
edit: orijinal başlığı altında tekrar ekledim
ilk filmimizde 8 maceraperest karakterimiz kendilerini ölümcül bir oyunun içinde bulmuşlardı. bir odadan başka bir odaya çözümledikleri bulmacalar ile geçmişlerdi. kaçış odalarından çıkmayı başaran karakterlerimiz de zoey ve ben’di.
zoey ve ben kaçış odasından sonra arkadaş olup sık sık görüşmeye devam ediyorlar. bir gün zoey, ben’e kaçış odasını oluşturanları bulup onlara engel olmak istediğini söylüyor. her ne kadar ben ilk istemese de sonrasında razı oluyor. aslında ben ve zoey bunları düşünürken oyunkurucuların onlara kuracağı tuzağı hesaba katmıyorlar ve kendilerini yeni bir oyunun içinde bulmaları pek de fazla zaman almıyor. escape room’un diğer galipleriyle birlikte bir metroda ölümcül maceraları başlıyor.
serinin bu filmi bende birinci filmin etkisini yaratmadı. olaylar çok hızlı ilerledi. sanki karakterler bilmeceleri önceden biliyor da tak tak çözüyor gibiydiler her ne kadar şampiyon da olsalar biraz daha düşünmelerini beklerdim. oda sayısı az olsaydı ya da film bi tık daha uzun olsaydı da bizim de düşünmeye vaktimiz olsaydı keşke. yine de boş vakitte izlenebilir bir filmdi. 10 üzerinden 5.5-6 verilir. devam filmi de olacak gibi görünüyor, umarım daha güzel bir şekilde ilerler diyelim.
bu filmde de sonda bir ters köşe vardı, devam filminin olacağı kanısına da bundan vardım.
edit: orijinal başlığı altında tekrar ekledim
devamını gör...


