toplu taşımada yer verenler oluyor.
devamını gör...

cemal süreya'nın şiir kitabıdır. kitabı anlatmak için hiçbir sayfasını açmadan üstündeki yazıdan başlamak gerek. önce öp sonra doğur beni diyor cemal süreya. peki neden böyle söylüyor?
sürgün hayatı yaşayan cemal süreya annesini çok genç yaşlarda yitirmiş birisidir. her kadında da mahrum kaldığı anne şefkatini aramaktadır. bu sebepten çok kez evlenmiştir. ama hiçbirinde aradığını bulamamıştır. bundan dır ki önce öp sonra doğur beni diyor sevgili şair.


not: şairin sözü kendi geçmişi ve geleceğine.
devamını gör...

bu bir yaşam tarzı arkadaşlar,
bunun içinde eğitim, kültür var,
bunun içinde kişisel gelişim var,
bunun içinde dünyaya bakılan pencere var,
bunun içinde yaşam hedefi var yaşam hedefi.
hani şu an yeni neslin büyük çoğunluğunun sahip olduğu kısa yoldan köşeyi dönüp , hayatını sürdürme şeklindeki hedef var ya ,
( istisnalar kaideyi bozmaz) , o var bunun içinde.
ben yaptım oldu ! kafası var,
başına buyrukluk var ,
kısaca olmaması gereken herşey var,

tek bir şey yok, vicdan.
devamını gör...

otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğu olmak ne benim suçumdur, ne de diğer genç sayılan arkadaşlarımın.
19 yaşında olup hem ninja warrior'a katılan, hem çalışan, hem de okuyan gence benzemediğimiz için özür dileriz.
devamını gör...

efsanevi dedektif ''sherlock holmes'' karakterinin yaratılmasının müsebbibi olan mümtaz şahsiyet.

victoria dönemi manchester'ında varoşlarda doğdu. çocukluğu yer altı dünyasının ve dolandırıcı çetelerinin arasında geçirdi. ağabeyini, babasını ve ablasını ardı ardına kaybetti.

sıkıntılı ve kayıplarla dolu geçen çocukluk ve gençlik yılları sonrasında polis dedektifi olmaya karar verir. zaten hikaye de burada başlar. çocukluk ve gençlik yıllarında yaşamış olduğu muhit sayesinde, işlenen suçlara, suçlunun gözünden bakmayı başarabilmesi onu mesleğinde öne çıkarmıştır.

ciddi bir muhbir ağı kurar. bir akşam birahanede birasını yudumlarken bir adamla tanışır. tanıştığı adam aslında meslek hayatının dönüm noktasını oluşturacaktır. ona bir bira ısmarlar. sonra bir tane daha. sohbet koyulaşır. caminada adama kendi büyüdüğü ortamı anlatır. dinleyicisi eski bir suçludur ve genç dedektif anlattıklarıyla onun güvenini kazanmayı başarmıştır.

böylece aralarında bir dostluk başlar. caminada manchester'daki suç çeteleri ve suçlularla ilgili merak ettiği ne varsa ona sormakta ve ondan öğrenmektedir. mücevherini bulmuştur. zaten muhbirin lakabı da bundan mütevellit ''saklı mücevher'' olur. artık daha az dikkat çekmeleri gerekmektedir. bu yüzden iki kafadar caminada'nın bilgiye ihtiyacı olduğu durumlarda, romo katolik kilisesinin arka sıralarında buluşmaya başlarlar.

caminada kılık değiştirme ustasıydı. grand national at yarışındaki kılığı öylesine başarılıydı ki, o esnada orada bulunan kendi amiri bile onu tanıyamamıştı. bu başarılı kamuflajı sayesinde at yarışı meraklılarını gözüne kestirmiş olan yankesici çetesinin içine sızmış ve çeteyi çökerterek büyük bir başarı elde etmiştir. gün geçtikçe kılık değiştirme işinde ustalaşan caminada, liverpool ve leeds gibi şehirlere de gidip gelmeye başladı. bu şehirlerde çözülemeyen vakıalar için kendisi çağrılıyordu.

caminada'nın eşine az rastlanır cinsten bir vaka defteri tuttuğundan bahsediliyor. bunların arasında en çok dile getirilen vakası ''taksi gizemi'' adlı vakadır;

angela buckley'nin anlatımıyla olay şöyle gelişmiştir.

26 şubat 1889 akşamı, genç bir adamın eşlik ettiği bir iş insanı manchester katedrali'nin girişine bir atlı taksi çağırdı. yaklaşık bir saat sonra, yanındaki genç adam taksiden kaçtı ve 50 yaşındaki john fletcher takside baygın bir şekilde yığılıp kaldı. baygın yolcuyu manchester kraliyet kliniği'ne götüren taksi şoförü. fletcher'ın hastaneye geldiklerinde ölmüş olduğunu öğrendi. karındeşen jack'in londra'nın doğu yakası'nda işlediği tüyler ürperten cinayetler nedeniyle dehşete düşmüş olan halk, sabah uyandığında saygıdeğer bir tüccarın bir takside ölü bulunduğu haberiyle şoka uğradı.

baş komiser insanı allak bullak eden bu dosyayı, toplumsal bir histeriyi önlemek adına dedektif camida'ya verdi. o güne kadar ki en kafa karıştırıcı olaydı. zira bir suç işlendiğine dair tek bir kanıt dahi bulunamamıştı. maktulün vücudunda şiddete maruz kaldığına dair en ufak bir ipucu yoktu. otopsi yapan cerrahın ilk raporuna göre, cin bağımlısı olan maktul, uykusuzlukla mücadele etmek için kullanılan klorahidrat ile ölümcül düzeyde alkolü birlikte almış ve bu nedenle alkol zehirlenmesinden ölmüştü. öldüğü sırada cebinde hiç nakit parası yoktu ve kolundaki altın saat bulunamamıştı ki bunlar bir suç işlendiğinin kanıtıydı.

ilk sorgu aşamasında kayıplara karışan diğer adamın eşkali çıkarıldı. 20'li yaşlarının başında 1.60 uzunluğunda, sinekkaydı traşlıydı. üzerinde koyu kahverengi bir takım ve silindir şapka vardı. kloralhidrat'ın, ringlerdeki rakip dövüşçüleri etkisiz hale getirip, yasadışı dövüşlerde bahis hilesi yapmak amacıyla kullanıldığını bilen caminada, olayın yasadışı boks maçları ile ilişkili olduğu sonucunu çıkardı. o muhitteki suçluları sorguladıktan sonra olası bir şüpheliye ulaştı. bir otelcinin 18 yaşında oğlu charlie parton. bu genç müşterilere ilaç vermesi ile tanınıyordu. parton'un yaşadığı şehir olan liverpool'daki bir ecza deposundan bir şişe kloralhidrat çalındığına dair edindiği bilgi de içgüdülerini doğrulamış oldu. caminada aradığı adamın parton olduğuna emindi.

eczacı parton'u tanıdı. bunun üzerine caminada, 2 mart günü baş şüpheliyi tutukladı. kısa bir süre sonra parton'un ilaç verdiği iddia edilen iki kurban daha ortaya çıktı. sonuca gittikçe daha çok yaklaşan caminada'nın elinde bir koz daha vardı. beklenmedik bir gelişme daha yaşanmış ve maktulün öldüğü gece, parton'un bir birahanede onun birasına ilaç koyduğuna şahit olan bir görgü tanığı ortaya çıkmıştı.

bu kesin kanıt, parton'nın cinayetten hüküm giymesine ve ölüm cezasına çarptırılması neden olmuştur. taksi gizeminin çözülmesinin yarattığı sansasyon ulusal basında geniş yer buldu.''


bu olaydan sonra yaklaşık 10 yıl daha görev yaptıktan sonra caminada emekli olmuştur. bu süre zarfında hakkında yanlış bir hüküm verilmiş olan genç bir idam mahkumunu ulaştığı ipuçları ile tabiri caizse ipten almış olduğu bilgisini de atlamamak lazım. ölümünün üzerinden onca sene geçmiş olmasına rağmen caminada halen britanya tarihindeki başarılı dedektif olarak kabul edilir.

angela buckley bu durumla ilgili şöyle bir yorum getiriyor; '' özel dedektifliğe başladığı anda gerçekle kurgu dünyası tam anlamıyla birbirine karıştı. o, ülkenin en tehlikeli şehirlerinden birinin sokaklarında devriye gezen; kılık değiştirme, muhbir ağı, bilim, ince zekâ ve cesaretten meydana gelen bir karışımı kullanarak suçluların izini süren gerçek bir victoria dönemi hafiyesiydi. ister arthur conan doyle'un ''sherlock holmes öyküleri'' isterse de çok sayıda başka yazarın kurgu ve kurgu dışı eserleri aracılığıyla olsun, mirası ingiltere'de hiç unutulmayacak.''

aralarındaki diğer benzerliklere de kabaca göz atacak olursak şunları sıralayabiliriz;

- caminada'nın ezeli düşmanı robert horridge adında, gözü dönmüş bir suç çetesi lideriydi. 20 sene boyunca çekiştiler. ta ki aralarındaki son hesaplaşmaya kadar. holmes'deki karşılığı suçun napolyon'u olarak tarif edilen moriarty'dir. holmes'de en nihayetinde düşmanının hakkından gelir. tıpkı caminado gibi.

- caminadoya soruşturmaları esnasında yardımcısı peter wilson eşlik etmiştir. holmes'un dr. watson'ı vardır.

- ikisinin de göstermelik gönül ilişkileri vardı. caminada evliydi ancak güzel dolandırıcı alicia ormonde'ye aşıktı. holmes nişanlıydı ama ırene adler'e aşıktı.

liste uzayıp gidiyor... sonuç olarak caminada ''gerçek sherlock holmes'' lakabı ile anılan bir dedektif oldu.

daha fazla bilgi edinmek isteyen arkadaşlar; angela buckley'nin ''the real sherlock holmes'' adlı eserini okuyabilirler.
devamını gör...

yunanca olan kelimenin iki anlamı vardır. bunlar:
bilgin ve bilgedir.
şunu da belirtmek gerekir ki, antik dönem yunanlıları için iki anlam farklı değildir: bilgin olmak aynı zamanda iyi ve doğru yaşamayı bilmektir. bilge olmak, mutlak biçimde bilgili olmaktır.
devamını gör...

sevdiğim her şairden bir dize de olsa kalır hep aklımda. melih cevdet anday diyince de hep şu dizeler belirir aklımda.
'anlatma bana atları!
yüreğim kaldırmıyor düşündükçe vurulup
vurulup yerlerde yattıklarını...'
devamını gör...

seviyorum seni.
devamını gör...

at yarışı esnasında ganyan bayisinde tv başında bağrışan tipler. atlar seni duymuyor az sakin.
devamını gör...

kobe bryant.
devamını gör...

kimi insanlardan, olaylardan, hayatındaki sıkıntıdan, üzüntüden kaçmak için kitaba koşar, kimi tam tersi sevincine ortak arar, kimi bilgisine bilgi katmak için başında sabahlar. kimi ufkunu genişletmek için sayısız sayfanın sunduğu eşsiz bir yolculuğa çıkar. kimi kafasını dinlemek için bir liman belirler. kimi ise aşık olduğu kitap kokusunu tüm damarlarında hisseder. kimi bir başkasının bulduğu sayfalarda kendini bulmak ister.

bir kitaba başlamak için neden çoktur.
nedenini bulmak için çıktığı bu yolculukta ise zamanı azdır. ama yine de kendini okumaktan alıkoyamaz. bilir ki yine kendine en iyi gelecek şey okumaktır.

ne zaman döneceği belli olmayan bir yolculuktan dönüştür aynı zamanda kitaplar.
devamını gör...

felsefe.
devamını gör...

yeni bir sözlük gelişmesi.
torun tombalak sahibi olduk artık.
buradan alt devreye selam olsun, bulaşıklar yıkanacak, mıntıka temizliği yapılacak, koğuş temizlenecek.
öncelikli işleriniz bunlar.
hayırlı teskereler.
devamını gör...

ayrıştırmadan beğenmeye devam yazar arkadaşlarım dediğim başlıktır.
devamını gör...

el emeği göz nuru, biricik instagram hesabımıza atılan mesajdır.

biz kaçın kurbağısıyız dolandırıcı bey, sen biliyor musun acaba !bir! *

bu arada alırız bir takibinizi

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ilgili hesap bi şikayet edelim.
devamını gör...

"güldün, güller açıldı penceremin demirlerinde
iyi ki geçtin dünyadan
sahi ya doğmasaydın?"
devamını gör...

bu ilkel yaratıklar istanbul sözleşmesinden çekilmeyi, kadın öldürmek suç kapsamından çıktı dahi sanıyor olabilirler.

iç işleri bakanı açıklama yapıyor; neymiş, kadın cinayetleri konusunda dünya ortalamasına göre çok daha az vaka varmış. avrupa’dan daha az kadın ölüyormuş burada. savunmaya bakın.

o sözleşmeden cemaatlerin baskısıyla çıkıldı. bunu herkes bilsin.
devamını gör...

eskiden, bir ülkenin kralının aşçısı türk, bir ülkenin başkanının berberi türk diye birileri sevinirdi. neyseki seviye artmış, artık bir türkiye'li olarak, buradan giden birinin geldiği seviyeye hepimiz sevinebiliriz.
ama adam yarın birgün türkiye'ye gelip, ben göttingen üniversitesinin rektörüyüm derse, birileri, hava atmak için götünden üniversite ismi uydurma diyebilir.
devamını gör...

bir zamanlar osmanlı ocakları kurucu genel başkanı kadir canpolat tarafından yapılmış olan açıklamadır.

üzerinden 2 sene geçmesine rağmen benim nezdimde, malum kişinin açıklamalarından sonra yapılmış olan en kutuplaştırıcı açıklamadır.

gerçi 2 senede çok şey değişti, mesela %52 şehirlere göre de değişkenlik gösterebilir.

istanbul'da dişlerini sıkarak bekleyen %45
ankara'da dişlerini sıkarak bekleyen %47
izmir'de dişlerini sıkarak bekleyen %41
antalya'da dişlerini sıkarak bekleyen %46
mersin'de dişlerini sıkarak bekleyen %40
adana'da dişlerini sıkarak bekleyen %42
kırşehir'de dişlerini sıkarak bekleyen %38

falan kalmış diyolla.
devamını gör...

devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim