demir eksikliği için kullandığım 20 kapsül hap. günde 2 kez aç karna kullanımı tavsiye edilse de asla o karın ağrısına dayanamayıp tok aldım. kullanırken en az 2 saat çay, kahve, süt ve buğday ürünleri alınmaması gerekli olduğu söylenir. emilimini zorlaştırdığım halde kan değerlerime artısı oldu. ancak çekilecek çile değil.
yan etkileri ise:
şiddetli baş ağrısı
karın ağrısı
mide bulantıları/kusma.
devamını gör...

yok baba sizin evin salonunu başkent yapalım.
devamını gör...

türk kadınlarını bi rahat bırakın. sözlükte bari nefes alsınlar.
devamını gör...

küçükken teravih namazlarında başıma gelirdi.
her ramazan ayında arkadaşlarla teravih namazına giderdik. imam fatiha suresini okurken sonlarına doğru bir harfi uzatarak okurdu, nedense çok komiğimize giderdi. ben başlardım sırıta sırıta gülmeye arkadaşlar da dayanamayıp gülerdi, en sonunda namazı bitiremeden cami'den çıkardık. her gittiğimizde bakın bu sefer ölmek var gülmek yok derdik ama imam o harfi uzatınca yine dayanamayıp gülerdik.
devamını gör...

kimse demesin islam barış dinidir diye. hiçte barış dini değil. kendilerinden olmayan herkese düşmanca, kinle ve nefretle yaklaşıyorlar. burada yüzlerce, binlerce kez şahit olduk ve oluyoruz. kendi gözlerimizle görüyoruz barış dini olmadığını, kimse kendini kandırmasın.
devamını gör...

atilla ilhan'ın biraz paris şiirinde şu şekilde yer alır;


telefonlarla geldi telaşlı ve ürkek
birdenbire geldi beklemiyordum
hayli dargın sesi kalın ve titrek
umutsuzluğuma geldi oysa yorgundum
üstelik incittim de istemeyerek

akşamdı samanyolu patlamıştı
bütün sacre coeur silme akordeon
mulhouse'lu muydu neydi işte unuttum
ilk yudumda ağlamaya başlamıştı
şakakları ter içinde gece saat on
kibrit aranıyor göğüs geçirerek
bütün sevgilerinde yanılmıştı

bir omzuna almış sanki gökyüzünü
dudakları masmavi alsace lorrain
yüzü cermenlerin en eski hüznü
hölderlin bakıyor sisli gözlerinden
ellerini şöyle okşayacak oldum
duydum nabzının gök gürültüsünü

adı yağmur mu akşamüstü mü
uzak bir panayırda ip atlayan çocuklar
dalgalar vurdukça sarsılan mendirek
gecesi kaydı mı nedense beni arar
dilinde özürler bilerek bilmeyerek
zenciler çaldı mı cazın hali başka
oturduğu yerde içtikçe eksilerek
barın camlarına orospular çiziliyor
özlem büyük korku epeyce şaka

telefonlarla geldi telaşlı ve ürkek
birdenbire geldi beklemiyordum
hanidir içimden bir başkası geçiyor
gözlerim hanidir ondan uzakta
hölderlin'i bırakmıştım artık sevmiyordum
devamını gör...

12 mayıs 2021 kafa sözlükte kiliseye gitmek isteyenlerin ayaklanması sorunsalı
misyonerlik çalışması mı yürütülüyor?
gitmek isteyen gitsin!
bu başlığın amacı nedir?*
devamını gör...

sözlüklerin olmazsa olmaz kelimesidir.
şimdi bu inanılmaz bilgiyi duyunca bana
hıh lol dedin. evet.
devamını gör...

çevremdeki insanlara çok fazla anlam yüklüyorum. çok çabuk güveniyorum, alışıyorum, benimsiyorum. sonrası beklentiler ve hayalkırıklığı... gereksiz üzüntü.
t: kendinde sevmediğin özelliğin
devamını gör...

orhan pamuk - kara kitap
ferhan şensoy - gündeste
turgut uyar - büyük saat
samuel beckett - godot'yu beklerken
boris vian - günlerin köpüğü
gabriel garcia marquez - yüzyıllık yalnızlık
bertolt brecht - epik tiyatro
haldun taner - keşanlı ali destanı
sait faik abasıyanık - semaver
ernest hemingway - çanlar kimin için çalıyor
marcel proust - kayıp zamanın izinde
bertrand russell - aylaklığa övgü
oğuz atay - tehlikeli oyunlar
ivan gonçarov - oblomov
douglas adams - otostopçunun galaksi rehberi
edip cansever- sonrası kalır 1-2
george orwell - 1984
devamını gör...

en iyi türk şairlerden biridir nezdimde. inançları, görüşleri bir yana, kelimeleri bir araya koyuşu bile ayrı bir güç, incelik taşır. teknik açıdan büyüleyici gelmiştir hep bana.

taşıdığı fikir ve değerlere yutkunacak seviyede karşı olmama rağmen yazılış şekline hayran kaldığım amentu şiiri.

iki kesit:

budur
işte bir daha korkmamak için korkmaz görünen korku
işte şehirleri bayındır gösteren yalan
işte mevsimlerin değiştiği yerde buharlaşan
kelepçeler, sürgünler, gençlik acılarıyla
güç bela kurduğum cümle işte bu;
ten kaygusu yüklü ağır bir haç taşımaktan
tenimin olanca ağırlığı yok oldu.
solgun evler, ölü bir dağ, iyice solmuş dudak
bile bir bir çınlayan
ihtilal haberidir
ve gecenin gümüş ipliklerden işlenmiş oluşu
nisan ayları gelince vücudu hafifletir
şahlanan grevler içinde kahkahalarım küstah
bakışlarım beyaz bulutlara karşı obur
marşlara ayarlanmak hevesindeki sesim
gider şehre ve şaraba yaltaklanarak
biraz ağlayabilmek için
fotoğraflar çektirir
babam
seferberlikte mekkâredir.

insanın
gölgesiyle tanımlandığı bir çağda
marşlara düşer belki birkaç şey açıklamak
belki ruhların gölgesi
düşer de marşlara
mümkün olur babamı
varlık sancısıyla çağırmak:
ezan sesi duyulmuyor
haç dikilmiş minbere
kafir yunan bayrak asmış
camilere, her yere öyle ise gel kardeşim
hep verelim elele
patlatalım bombaları
çanlar sussun her yerde çanlar sustu ve fakat
binlerce yılın yabancısı bir ses
değdi minarelere: tanrı uludur tanrı uludur
polistir babam
cumhuriyetin bir kuludur
bense
anlamış değilim böyle maceralardan
ne godiva geçer yoldan, ne bir kimse kör olur
yalnız
coşkunluğu karşısında içlendiğim şadırvan
nüfus cüzdanımda tuhaf
ekmek damgası durur
benim işim bulutlar arşınlamak gün boyu
etin ıslak tadına doğru
yavaş yavaş uyanmak
çocuk kemiklerinden yelkenler yapıp
hırsız cenazelerine bine bine
temiz döşeklerin ürpertisinden çeşme
korkak dualarından cibinlikler kurarak
dokunduğum banknotlardan tiksinmeyi itiraz
nakışsız yaşamakları
silâhlanmak sanarak
çıkardım
boğaza tıkanan lokmanın hartasını
çıkınımda güneşler halka dağıtmak için
halkı suvarmak bin saçlarımda bin ırmak
ıhtırdım caddeleri meğer ki mezarlarmış
hazırmış zaten duvar sıkılmış bir yumruğa
rutun ve yüzleştirin hayatları
biri kör batakların çırpınışında kutsal
biri serkeş ama oldukça da haklı.
ölümler
ölümlere ulanmakta ustadır
hayatsa bir başka hayata karşı. orada
aşk ve çocuk
birbirine katışmaz
nasıl katışmıyorsa başaklara ağustos sıcağı
kendi tehlikesi peşinden gider insan
putların dahi damarından
aktığı güne kadar
sürdürür yorucu kovalamacayı. hanidir görklü dünya dünyalar içre doğan?
nerde, hangi yöremizde zihnin
tunç surlardan berkitilmiş ülkesi
ağzı bayat suyla çalkanmış çocuğa rahim olan
parti broşürleri yoksa kafiyeler mi?
hangi cisimdir açıkça bilmek isterim
takvim yapraklarının arasını dolduran
nedir o katı şey
ki gücü
gönlün dağdağasını durultacak?
hayat
dört şeyle kaimdir, derdi babam
su ve ateş ve toprak.
ve rüzgâr.
ona kendimi sonradan ben ekledim
pişirilmiş çamurun zifiri korkusunu
ham yüreğin pütürlerini geçtim
gövdemi alemlere zerkederek
varoldum kayrasıyla varedenin
eşref-i mahlûkat
nedir bildim.
devamını gör...

(bkz: lesotho)
güney afrika'da gizli servis gibi bir ülke.
devamını gör...

iki farklı insan birisi 20.yy'da yaşamış bir fizikçi diğeri 13.yy'da yaşamış bir alim ama ikisi de aynı öğütü veriyor:
şems-i tebrîzî dedi ki;
"kader; yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir
öyleyse, ne hayatın hakimisin
ne de hayat karşısında çaresiz."

belirsizlik ilkesini bulmuş olan werner heisenberg, "yaşamda harmoniyi/ahengi arayan kişi varoluş oyununda hem oyuncu hem seyirci olduğunu asla unutmamalıdır..."
gerçekten çok garip
devamını gör...

1)aşk altıgeni vardır
2)herkes eşinden başka herkese aşıktır
3)zengin ailenin maşallah koçtan büyük holdingleri vardır
4)öbür tarafın daha yiyecek ekmeği yoktur
devamını gör...

yanlış hareket.

seçme şansımız olmayan şeyler üzerinden mizah yapılmamalı.
devamını gör...

çevirmeli telefonumuz bile vardı. ben de tarihi eser olmuşum.
devamını gör...

kendine güven
devamını gör...

"şunu bilmelisiniz ki, abartılı sözlerden ve bu sözleri kullananlardan, el etek öpenlerden nefret ediyorum.

ikincisi; ahlaksızlıktan ve özellikle ahlaksızlardan nefret ediyorum.

üçüncüsü; gerçeği, içtenliği, dürüstlüğü seviyorum."

dostoyevski
devamını gör...

edgar allan poe’nun ciddi ciddi reenkarnesi olduğunu düşünüyorum. kendisi de öyle düşünmüş olacak ki , nick olarak kendine uyarlamış.

bazı yazıları şiir gibi. düz yazı ama şiir gibi okuyorsun. hikayeleri yaratıcı. mizahı ise dahiyane.

meslek olarak da yazarlık yapıp yapmadığını bilmiyorum. ama eğer yapmıyorsa ciddi ciddi yapmasını tavsiye ediyorum.
devamını gör...

musa özsoy isimle çevre ve şehir planlamacı duyarlı bir vatandaş tarafından yönetilen,bireysel olarak etiket okuma farkındalığı yaratma amacı güden kesinlikle reklam vesaire almayan internet sitesi ve sosyal medya hesapları bütünü.zamanın da yaşadığı bir rahatsızlık sonrası endüstriyel gıdalar üzerine araştırmalar yapmış ve gıda dedektifi ortaya çıkmıştır.mutlaka takip eden yazar arkadaşlarımızda mevcuttur bende kendisine birçok konuda akıl danışıyorum zaman zaman.her gün marketten alışveriş yapıyoruz endüstriyel gıdalar tüketiyoruz fakat bunların içinde nasıl bileşenler var,insana ne kadarı zararlı,yabancı ülkelerin gıda kodekslerinde ki düzenlemeler nasıl merak ediyorsanız takip edip incelemeye alabilirsiniz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim