öğrenci yurdunda kalmanın insana kazandırdıkları
öğrenci yurdunda kalmak sosyal hayatta kisiye cok şey kazandirir.
- bambaska kültürlerde yetişmiş insanlarla anlaşabilme yeteneği
-her türlü gürültü ve ışıkta uyuyabilme yeteneği
- evde yememek icin direndiginiz her yemegi aç kalmamak adına yemeyi ve hatta zamanla sevmeyi
- kendi sorumluluklarınızı yaşıtlarıza kıyasla daha erken almayı öğrenirsiniz.
- bambaska kültürlerde yetişmiş insanlarla anlaşabilme yeteneği
-her türlü gürültü ve ışıkta uyuyabilme yeteneği
- evde yememek icin direndiginiz her yemegi aç kalmamak adına yemeyi ve hatta zamanla sevmeyi
- kendi sorumluluklarınızı yaşıtlarıza kıyasla daha erken almayı öğrenirsiniz.
devamını gör...
sözlüğün demirbaşları
hame, homeros,hate, zülal_kalender1,örnek vatandaş, ıvanmılınskı,armysuzy, kuzguncuktaki vişne vee sözlük kurulmadan önce de sözlükte olan benimdir.
t: doğar doğmaz gözünü kafa sözlükte açan yazarlardır.
edit: unuttuğum yazarlar sonradan aklıma gelirse bu tanım düzenlenecektir.
t: doğar doğmaz gözünü kafa sözlükte açan yazarlardır.
edit: unuttuğum yazarlar sonradan aklıma gelirse bu tanım düzenlenecektir.
devamını gör...
çarpılma garantili başlıklar
devamını gör...
albert camus

albert camus, sık sık intiharı düşündüğünü söylemesine rağmen, hayatın yaşanılmaya değer olduğunu savunmuştur. felsefe bölümünü bitirmiş ama kendisini hiçbir zaman filozof olarak görmemiştir. önce bir komünist, sonra da koyu bir milliyetçi olmuştur.
yoksul bir baba ile okuma yazma bilmeyen bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş albert camus. babasını daha 2 yaşına bile basmadan savaşta kaybetmiş, sonrasında temizlikçilik yapan annesinin çabalarıyla büyümüş. kısacası; zor bir hayat yaşamış cezayir asıllı ünlü fransız. kendini bu dünyaya hep biraz yabancı hissetmiş ama yine de yaşamak ve mutluluk için çabalamak gerektiğini öne sürmüş.
varoluşçu olarak tanımlanmış ama bunu hiçbir zaman kabul etmemiş. absürdizmin öncülerinden biri olarak gösterilmesine rağmen, aynı şekilde bu düşünceyi de reddetmiş çünkü belirli terimlerle anılmak ona göre değilmiş. 46 yaşına geldiğinde ise bir trafik kazasında hayatını kaybetmiş. ve ironik olan şu ki albert camus; daha önce araba kazasında ölmeyi, en absürt ölüm olarak ifade etmiştir.
albert camus taş olmak istemiştir. çünkü ne kadar basit ve küçük bir yaşamı olursa o kadar mutlu olacağına inanmıştır. 1957’de nobel edebiyat ödülü’nü kazanan ikinci en genç ve ilk afrika doğumlu yazar olmuştur. 1960’da ise kendisinin deyimiyle “en absürt ölüm şekli” ile hayata veda etmiştir.
devamını gör...
cehenneme girince kurulacak ilk cümle
'anaaa varmış lan gerçekten' derim ben.
ben girmem abi kusura bakmayın sıcak sevmiyorum çünkü ama girene mani olmam buyrunuz buyrunuz.
ben girmem abi kusura bakmayın sıcak sevmiyorum çünkü ama girene mani olmam buyrunuz buyrunuz.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
kayboluyorum
yitip gidiyor düşünceler
yeniden doğuyorum
her şeyi unutmuş
anda kaybolmuş olarak
soluyor birer birer anılar
eski heyecanlar
yepyeni bir ben
tekrar yanmak için
vaziyet alıyor
sil baştan başlıyor
umut yeniden
aşk yeniden
susmalar yeniden
sabır
telkin
yeniden
ve yeniden.
yitip gidiyor düşünceler
yeniden doğuyorum
her şeyi unutmuş
anda kaybolmuş olarak
soluyor birer birer anılar
eski heyecanlar
yepyeni bir ben
tekrar yanmak için
vaziyet alıyor
sil baştan başlıyor
umut yeniden
aşk yeniden
susmalar yeniden
sabır
telkin
yeniden
ve yeniden.
devamını gör...
cevdet bey ve oğulları
orhan pamuk herkes tarafından bilinen bir yazar. bizim orhan canım. okumadıysanız bile mutlaka adını duydunuz. şimdi size onun yazdığı ilk kitabı anlatacağım. yazar kendi kitabını çok beğenmediğini, anna karenina ve buddenbrooklar eserlerinden esinlendiğini söylüyor.
orhan pamuk ne kadar böyle düşürse düşünsün ben kitabı beğendim. kitap cevdet bey ve oğullarını anlatıyor üç kuşak boyunca. bu kuşakların en büyük önemi ise ülkemizin tarihi, onun değişimi ve bu değişim sırasında insanlarımızın durumlarına büyük ışık tutması. ilk kuşak tabii ki cevdet bey. cevdet bey çok zeki bir öğrenci olmasına rağmen tüccarlığa atılmak zorunda kalır. bundan sonra onun hayatta tek amacı başarılı bir tüccar olmak ve harika bir aileye sahip olmaktır. onun mutlu olması için bunlar yeterlidir. fazlasında hiçbir zaman gözü yoktur. hayatı ev ve iş arasında geçen, küçük mutluluklarla yetinen, dünyayı değiştirmeye çalışmayan, kendi işine bakanların kuşağındandır cevdet bey. bu kuşak da osmanlının son dönemlerine denk gelir. oğullarına gelecek olursak onlar ikinci kuşak oluyorlar. osman ve refik. osman babasına daha çok benzese de -asla tamamen değil- refik bambaşka bir insandır. o çabalamadan büyük bir zenginliğe kavuşmuş, en bilindik tabirle rahat batmış bir insandır. batan rahatı yüzünden kendini anadolu topraklarına atmış, orda köylüleri ve ülkenin halini görüp sürekli kendini ülkeyi düzeltmek için bir şey yapmaya mecbur hisseder. cumhuriyet gelmiş, inkilaplar yapılmış ama gidilecek daha çok yol olduğuna inanan refik sürekli tasarılar peşinde koşar ama elinden de bir şey gelmez. arkadaşları ömer ve muhittin de bu kuşağı özetleyen diğer iki önemli karakterdir ki onlara kitapta oldukça fazla yer verilip sinirlerimiz yeterince zıplatılmıştır. kitapta en kapsamlı anlatılan da bu ikinci kuşaktır. üçüncü kuşağı temsil eden ise ahmet. babası refik gibi o da ülkede bir şeyler değilsin ister ama ahmet ressamdır. sanat onun için her şey olmasına rağmen sanatın ülkesinde bir şeyleri değiştireceğine inanmaz. onun için her şeyi değiştirecek tek şey politika ve siyasettir. sanatını değersiz hisseden ama ondan kopamayan ahmet de ikilemler içinde yaşayan üçüncü kuşağı temsil eder.
bunların yanında kitap modernleşmeyle beraber değişen aile hayatlarını, kadın erkek ilişkilerini de çok güzel anlatıyor. değişim ve kuşak çatışması çok belirgin. üzücü olan tek şey ise bizim yıllar geçse de halk olarak bizim için en iyisinin değil en gözümüzü boyayana inanmamız. dünya değişiyor ama biz çok az değişiyoruz.
kitap 580 sayfa olmasına rağmen çok akıcı ve sıkılmadan okuyorsunuz. yazarı okumaya başlamak için doğru bir tercih olmasa da orhan pamuk severler bu kitabını da mutlaka okumalı.
orhan pamuk ne kadar böyle düşürse düşünsün ben kitabı beğendim. kitap cevdet bey ve oğullarını anlatıyor üç kuşak boyunca. bu kuşakların en büyük önemi ise ülkemizin tarihi, onun değişimi ve bu değişim sırasında insanlarımızın durumlarına büyük ışık tutması. ilk kuşak tabii ki cevdet bey. cevdet bey çok zeki bir öğrenci olmasına rağmen tüccarlığa atılmak zorunda kalır. bundan sonra onun hayatta tek amacı başarılı bir tüccar olmak ve harika bir aileye sahip olmaktır. onun mutlu olması için bunlar yeterlidir. fazlasında hiçbir zaman gözü yoktur. hayatı ev ve iş arasında geçen, küçük mutluluklarla yetinen, dünyayı değiştirmeye çalışmayan, kendi işine bakanların kuşağındandır cevdet bey. bu kuşak da osmanlının son dönemlerine denk gelir. oğullarına gelecek olursak onlar ikinci kuşak oluyorlar. osman ve refik. osman babasına daha çok benzese de -asla tamamen değil- refik bambaşka bir insandır. o çabalamadan büyük bir zenginliğe kavuşmuş, en bilindik tabirle rahat batmış bir insandır. batan rahatı yüzünden kendini anadolu topraklarına atmış, orda köylüleri ve ülkenin halini görüp sürekli kendini ülkeyi düzeltmek için bir şey yapmaya mecbur hisseder. cumhuriyet gelmiş, inkilaplar yapılmış ama gidilecek daha çok yol olduğuna inanan refik sürekli tasarılar peşinde koşar ama elinden de bir şey gelmez. arkadaşları ömer ve muhittin de bu kuşağı özetleyen diğer iki önemli karakterdir ki onlara kitapta oldukça fazla yer verilip sinirlerimiz yeterince zıplatılmıştır. kitapta en kapsamlı anlatılan da bu ikinci kuşaktır. üçüncü kuşağı temsil eden ise ahmet. babası refik gibi o da ülkede bir şeyler değilsin ister ama ahmet ressamdır. sanat onun için her şey olmasına rağmen sanatın ülkesinde bir şeyleri değiştireceğine inanmaz. onun için her şeyi değiştirecek tek şey politika ve siyasettir. sanatını değersiz hisseden ama ondan kopamayan ahmet de ikilemler içinde yaşayan üçüncü kuşağı temsil eder.
bunların yanında kitap modernleşmeyle beraber değişen aile hayatlarını, kadın erkek ilişkilerini de çok güzel anlatıyor. değişim ve kuşak çatışması çok belirgin. üzücü olan tek şey ise bizim yıllar geçse de halk olarak bizim için en iyisinin değil en gözümüzü boyayana inanmamız. dünya değişiyor ama biz çok az değişiyoruz.
kitap 580 sayfa olmasına rağmen çok akıcı ve sıkılmadan okuyorsunuz. yazarı okumaya başlamak için doğru bir tercih olmasa da orhan pamuk severler bu kitabını da mutlaka okumalı.
devamını gör...
çocukluk dönemi sanrıları
oryantal müziğin dansözlerin göbeğinden geldiğini sanmam.
devamını gör...
sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görseller

ilk iki evreyi sağ selamet atlattım. üçüncü evrenin sonlarını yaşıyorum, dördüncü evre için iki seçenek var gibi görünüyor. "başlarım böyle hayata" ile "sktret" arasında kalıp ikinci seçeneğe yöneldim. selectranın marifetlerini göreceğiz bakalım.
devamını gör...
insanı deli eden sesler
çirkef bir insanın sesi
devamını gör...
erdoğan'ın bir sonraki seçimde kazanamayacak olması
if voting made a difference, they wouldn’t let us do it.
oy vermek bir şeyleri değiştirseydi, oy vermemize izin vermezlerdi.
ingiliz ya da amerikan bir yazarın sözüydü. aklımda mark twain diye kalmış, emin değilim.
düzeltme: emma goldman'a ait bir sözmüş. oglalalakota nickli yazarımız uyardı sağ olsun.
oy vermek bir şeyleri değiştirseydi, oy vermemize izin vermezlerdi.
ingiliz ya da amerikan bir yazarın sözüydü. aklımda mark twain diye kalmış, emin değilim.
düzeltme: emma goldman'a ait bir sözmüş. oglalalakota nickli yazarımız uyardı sağ olsun.
devamını gör...
söylesem tesiri yok sussam gönül razı değil
fuzûlî' ye ait olan çok güzel bir söz.
çaresizliği tanımlayan bir sözdür. çıkmazda olunan durumlarda söylenir. yaşanan bir olay karşısında elden hiçbir şey gelmez, söylesen de durumu değiştiremezsin ve maalesef bazı anlar da susmak zorunda kalırsın ama bu duruma da gönlün razı gelmez.
(bkz: söylesem tesiri yok sussam gönül razı değil dediğiniz anlar)
çaresizliği tanımlayan bir sözdür. çıkmazda olunan durumlarda söylenir. yaşanan bir olay karşısında elden hiçbir şey gelmez, söylesen de durumu değiştiremezsin ve maalesef bazı anlar da susmak zorunda kalırsın ama bu duruma da gönlün razı gelmez.
(bkz: söylesem tesiri yok sussam gönül razı değil dediğiniz anlar)
devamını gör...
anın fotoğrafı
#1157814
chivas regal vardı da paylaşmadık mı? hıh!!
teessüf ediyorum, adımız hıdır elimizden gelen budur! *
sağlığına melting melting!
chivas regal vardı da paylaşmadık mı? hıh!!
teessüf ediyorum, adımız hıdır elimizden gelen budur! *
sağlığına melting melting!
devamını gör...
facebook’ta kendi gönderilerini beğenen insan
bir savunma biçimi olarak (bkz: beğenmeseydim atmazdım zaten)
devamını gör...
renkli mahlasın 30 gün sürmesi
30 gün falan önemli değil. renk yeşil. hem de kötü bir yeşil. almak istiyorum elim gitmiyor.
devamını gör...
converse
asla ayağımı acıtmayan, yaz- kış giymekten hoşlandığım ayakkabı. klasiğik modelini lise yıllarımdan beri eskidikçe alırım. eskiden bilekli olanları seviyordum. son yıllarda kısa olanları tercih ediyorum. kışın siyah veya kahve deri, bilekli olanlarını rahatlıkla giyiyorum. birçok rengini kullandım. hem etek, elbise hem de pantolon ile kombinlemek çok kolay oluyor ve ayakta zarif duruyor. nike’nin beyaz klasik modeli hariç diğer spor ayakkabılar etek veya elbise ile kolay kombinlenmiyor. bazılarına ayak yapılarından dolayı rahat gelmeyebilir ama diğer markalarıda ( adidas- hummel- nike- new balanca) denemiş biri olarak; yürüyüş veya koşu amaçlı giyilmeyecekse benim için en rahat spor ayakkabı tercihi, converse’dir.
devamını gör...



