bundan kırk sene önce ankara üniversitesi ilahiyat fakültesinde okudum.
birinci sınıf bitince kendi memleketime geldim.
inanılmazdı...
benden bilgi almak için bir köşeye çağıran pek çok insanlar tanıdım.
ve hemen hemen hepsi sex ve cinsellikle ilgili konularda sorular sormuşlardı.
yuhbeeeee olmuştum.
biz din ve islam öğretmek için okuyorduk.
milletin aklında ise karpuz kabuğu vardı.
devamını gör...

araya girenler ya hapse gidiyor ya morga. ben karışmam. siz de karışmayın. polisi arayın gecenin kartallarını(!) arayın. bizim işimiz değil.
devamını gör...

öğretmenlik yks ile değil kpss ile kazanılan bir meslektir. bunu bil de öyle tercih et.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
sabah fırlamalıkları*
devamını gör...

dağ papatyası.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

türk edebiyatının en güzel şiirlerinden biridir. attila ilhan tarafından yazılmıştır. (bu kadar entry'de büyük şairin adının verilmemesi de ilginç olmuş.)

ben sana mecburum
ben sana mecburum, bilemezsin
adını mıh gibi aklımda tutuyorum
büyüdükçe büyüyor gözlerin
ben sana mecburum, bilemezsin
içimi seninle ısıtıyorum.

ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
bu şehir, o eski istanbul mudur
karanlıkta bulutlar parçalanıyor
sokak lambaları birden yanıyor
kaldırımlarda yağmur kokusu
ben sana mecburum, sen yoksun.

sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir akşam üstü ansızın yorulur,
tutsak ustura ağzında yaşamaktan.
kimi zaman ellerini kırar tutkusu
birkaç hayat çıkarır yaşamasından
hangi kapıyı çalsa kimi zaman
arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor
eski zamanlardan bir cuma çalıyor
durup köşe başında deliksiz dinlesem
sana kullanılmamış bir gök getirsem.
haftalar ellerimde ufalanıyor
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
ben sana mecburum, sen yoksun.

belki haziranda mavi benekli çocuksun
ah, seni bilmiyor kimseler, bilmiyor
bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
belki yeşilköy'de uçağa biniyorsun
bütün ıslanmışsın, tüylerin ürperiyor
belki körsün, kırılmışsın, telaş içindesin
kötü rüzgar saçlarını götürüyor

ne vakit bir yaşamak düşünsem
bu kurtlar sofrasında belki zor
ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yaşamak düşünsem
sus deyip adınla başlıyorum
içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
hayır başka türlü olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin.
devamını gör...

kızan dönemlerinde bölgelerinden geçme gafletinde bulunursanız başınıza gelmesi olası bir durum. ama iyi haber normalden daha hızlı koşuyorsunuz,şey korkusundan ötürü,anladınız siz onu.
devamını gör...

ingilizce kelime öbeği sex appeal'den türkçeye geçmiş, anlamı ise cinsel çekicilik olan sözcük.
devamını gör...

nazi almanyasında kraft durch freude sloganının türkçesi. kısaltılmış şekli almanca kelimelerin baş harfi ile kdf dir. devlet kontrolündeki büyük bir eğlence organizasyonudur.

nazilerin ilk döneminde işçileri motive etmek için uygulanan bir programdı. naziler iktidara geldiklerinde sosyalist ve komünistler hala almanyada çok güçlüydü ve tahmin edileceği üzere sendikalar onların en büyük destekçisiydi.

hitler 1 mayıs 1933 de işçi bayramının ertesi günü tüm sendikaları kapatır ve liderlerini tutuklatır 2 mayısta alman emek cephesi adıyla yeni bir sendika kurar ve tüm işçilerin bu sendikaya üye olmasını zorunlu kılar. o zamanki şartlarda almanya'da işçilerin tatile gitmesi hayaldir. hitler kurdurduğu alman emek cephesi yoluyla işçileri devletin inşa ettiği tatil köylerinde her şey dahil konsepti ile tatil yapmalarını sağlar. adı tatildir ama amaç farklıdır, her şeyden önce katılmak zorunludur ve orada yan gelip yatmak hayaldir. nazi partisinin düzenlediği her türlü etkinliğe katılmanız gerekmektedir ve propaganda toplantılarına da katılımınız zorunludur. kısaca nazi ideolojisi buralarda doğrudan işçilerin beyinlere enjekte edilmektedir. her şey askeri bir disiplin içerisinde yapılmaktadır. sabah kalkış saatiniz, yemek saati, düzenlenen aktiviteler, propaganda toplantıları, akşam yatış saatiniz vs... her şeyin zamanı bellidir.

iş sadece tatil köyleri ile sınırlı kalmaz. işçiler özel olarak inşa edilen gemilerle deniz seyahatine yollanır ve tabii ki burada da gerekli propaganda yapılır.

üçüncü aşama ise herkesin alabileceği bir halk arabası yapmaktır. meşhur volkswagen kaplumbağa modeli bunun eseridir. volkswagen zaten almancada halkın arabası demektir. fiyatı 999 dm olacaktır böylece herkes onu alabilecektir.

yukarıda saydığım yollarla hitler işçileri tamamen kendine bağlamış ve sol muhalefeti tamamen susturmuştur. tek tip insan, tek tip devlet ve tek tip ideoloji sağlamak adına yapılan bu program sayesinde, aynı dönemde avrupanın diğer ülkelerindeki işçiler tatili hayallerinde görürken nazi almanyasının işçileri (göreceli) tatil yapabilmiştir.

baltık denizi kenarındaki prora'da bizzat hitler'in emri ile 4,5 kilometre uzunluğunda (evet 4,5 km) devasa tatil köyü bu program için yapılmıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

vefat etmek veya ölmek anlamında kullanılan kelime.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

adaleti tesis edemeyen toplumlarda ne mafya, ne de babalar biter. böylesine yüce bir kavramın hakkını verememek ve şartlarının yerine getirilmemesi, alternatif çareler aramaya mecbur eder. işte bu noktada, olayın usül ve boyutu değişir. allah kimseyi adalet isteyecek kadar mecbûr bırakmasın diyorum.

filme gelecek olursak efsanedir. marlon brando, al pacino, robert de niro gibi isimler baba film serisine hayat vermiş mükemmel ötesi oyunculardır. bunu tartışmaya gerek bile yok. bugün bile havalı kornalı arabalarda bazen film müziği melodilerini duyuyorsam insanlarda baya bi iz bırakmış demek ki.
devamını gör...

ne kadar şerefsizce bir ithamda bulunmuş öğrencilere. ırkçı olduğu da bariz bellidir bundan sebeple öğretmenliğine son verilecek olması da yerli yerinde bir karardır. ideolojisi ne olursa olsun bir öğretmen öğrencilerine asla baskı uygulamamalıdır ve öğretmen ırkçılık yapmaz, mesleğine ideolojisini alet edemez.

ben komünistim mesela gideyim de okulda bütün öğrencilerimi komünist mi yapayım lan? ne saçma ya.
devamını gör...

hayal dünyamızın sınır tanımaz görkemi varken küçük dünyamızın sınırlarında sıkışıp kalmak.
depoyu fullerim,
eve et alırım,
faturalarımı son günü beklemeden öderim,
markette para hesabı yapmadan gönlümce araba doldururum bla bla...
bunlar ve benzeri vizyonsuz hayaller işte.
dün reis gençlere vizyonumuzu miras bırakacağız dedi. sevindim en azından eksiklerim tamamlanacak. zengin olunca boşluğa düşerim ben çünkü.
devamını gör...

hundertwasser house viyana

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yazarların ruh halini yansıtan renkleri gösteren başlık.

mavi.
devamını gör...

ailelerin çocuklarının yanında ,çocuklar doğdu doğalı sigara içip büyüyünce de sigara içmek zararlı naralari atıp,sigara içince de kızmaları.
devamını gör...

bu kadar bölücü , bu kadar kutuplaştırıcı çok az başlık gördüm.
devamını gör...

devamını gör...

yıllar sonra tekrar okunduğunda etkileri farklılık gösteren muazzam distopik roman. 20. yüzyıl kurgu romanlarının en başarılısı ve yanılmıyorsam 1932 senesinde yazılmış. huxley, birinci dünya savaşında yaşananlar ve savaş sonrasındaki belirsizlikten o kadar etkilenmiştir ki başta devlet, ekonomi ve ekonomi eksenli değişen siyasal-sosyolojik travmalara şahane eleştiriler getirmiştir.

ahlak, yalnızlık, doğa, teknoloji, endüstri, birey-toplum ikilisi ve bağı, tanrı, üreme, yaradılış, duygu, bilim, bilinç, hipnopedya, sorgusuz sualsiz ifadeler, hizmet, sınıf gibi daha birçok, bize biç yabancı olmayan meseleye getirdiği eleştiriler sebebiyle tekrar tekrar okunmaya değer bir kurgu.

-- spo --
kitabı daha önce hiç okumayanlar için, hollywood filmlerinden aşina olduğumuz bir kurtarıcı, bir büyük kahraman bulamamak hayal kırıklığı oluşturabilir. ancak zaten amaç bir çıkmaz, bir anti-ütopya yaratmak olduğundan o hayal çok da kırılıyor denmez. bernard marx karakterinden daha sert, daha gerçek çıkışlar bekliyorsunuz ama olmuyor. helmholtz, gereğinden fazla arka planda kalıyor. lenina'dan beklenen o aydınlanma anı hiç yaşanmıyor. soma'yı ve etkilerini birebir yaşamak istiyorsunuz. vahşi'yi kurtarmak... kurgunun yönünü komple değiştirmek, insanları uyandırmak... ama hiçbiri olmuyor. çünkü distopya olmak bunu gerektirir.

romanın sonlarına doğru vahşi ve mustafa mond arasındaki diyalog tekrar tekrar okunasıdır. o bölüm bana matrix serisinin ikinci filmindeki neo-mimar diyaloglarını anımsattı tekrar okuyunca.
-- spo --

huxley, distopyasını yazarken içinde bulunduğu çelişkiyi oldukça dürüst aktarmıştır. yani yarattığı evrendeki distopik gidişatın aslında mümkün, yaşanabilir ve haklı yanları olduğunu yansıtmayı başarmıştır. bazı noktalarda her şeye rağmen okuyucuda da "acaba"lar oluşmuyor değil.

ilgili olarak (bkz: soma)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim