normal sözlük'ün fularlı yazarları
buyrun benim.
fularım da beymen. soruları alayım?
fularım da beymen. soruları alayım?
devamını gör...
röntgen ışını
devamını gör...
acıya alışmak
insanoğlu yaradılış gereği acı hissiyatına tepki vermeye programlanmıştır.
çok basittir denklemdir aslında, eğer bir şey acı veriyor ise, ondan uzak dur.
misal, eğer ateş elini yakıyor ise, bir daha dokunma veya yediğin bitki mideni ağrıttı ise bir daha onu yeme.
acı aslında vücudun bir koruma mekanizması olarak da düşünülebilir.
bir yerimizde sıkıntı çıktığında o bölge beyine sinyal yollar ve bu sinyalin karşılığı acı hissidir.
tabi bu her zaman fiziksel olmak zorunda değil, psikolojik ve duygusal kaynaklı çok ağır acılar da vardır.
can da öyle tatlıdır ki, insanlar acıdan korkmaya başlar zamanla.
fakat günümüz modern yaşam şeklinin getirdiği konfor insanları doğal yaşam alanlarından, doğanın içinden alıp betona hapis etmiştir. bunun yüzünden insanın fiziksel ve psikolojik gelişimi de değişime uğramıştır. şehir insanı yemeğini kazanmak için avlamak zorunda olmadığından veya göçebe bir hayat süremediği için ister istemez acının ne olduğunu unutmuştur aslında.
bu sebepten de, artık en ufak bir acı ihtimali bile strese sokar olmuştur onu. artık korkutuğu şey acının kendisi değil, acı yaşama fikridir. tabi burada bahsettiğim, nüfusun çoğunluğunu oluşturan şehir insanları.
bunların yanı sıra yine yaradılıştan gelen adapte olabilme/alışabilme güdüsü vardır insanoğlunun. bu da bizi evrim sürecinde ayakta tutan ve besin zincirinin en üstüne kadar çıkmamızı garantileyen bir hayatta kalma fonksiyonudur.
eğer birey yoğun ve sürekli olarak acı yaşıyor ise, adapte olma fonksiyonu zaman içerisine, yine hayatta kalma güdüsünden ötürü gelen acı fonksiyonunu baypas eder.
yani kişi elini ateşe götürdüğünde, bunun vücuda hasar verdiğini iletmek için uyarı veren, acı sinyalleri gönderen ve bunu koruma amaçlı yapan sistemin gönderdiği sinyali etkisizleştirir.
bunun nedeni ise aslında kişinin elini ateşe sokmaktan başka bir çaresinin olmadığını, adapte olma fonksiyonun algılaması fakat acı/uyarı fonksiyonunun algılayamamasıdır. kişinin akli sağlını korumak için, adapte olma fonksiyonunun, yine koruma amacı güden ama korumaktan çok zarar verdiğinin farkına varmayan acı/uyarı fonksiyonunu etkisiz hale getirmesi acıya alıştıran şeydir aslında.
bu yüzdendir ki zor günler geçiren,zor dönemler atlatmış, kayıplar vermiş insanlar, eğer hala ayaktalar ise kolay kolay yıkılmaz, etkilenmezler körpe acılardan.
üzerine kurulmuş felsefi bir okul da vardır bu düşüncenin stoa isminde.
şöyle güzel bir de sözleri vardır bu stoacıların;
"hayatın tamamı göz yaşları için ağlarken, kısımlarına ağlamak niye."
lucius annaeus seneca
çok basittir denklemdir aslında, eğer bir şey acı veriyor ise, ondan uzak dur.
misal, eğer ateş elini yakıyor ise, bir daha dokunma veya yediğin bitki mideni ağrıttı ise bir daha onu yeme.
acı aslında vücudun bir koruma mekanizması olarak da düşünülebilir.
bir yerimizde sıkıntı çıktığında o bölge beyine sinyal yollar ve bu sinyalin karşılığı acı hissidir.
tabi bu her zaman fiziksel olmak zorunda değil, psikolojik ve duygusal kaynaklı çok ağır acılar da vardır.
can da öyle tatlıdır ki, insanlar acıdan korkmaya başlar zamanla.
fakat günümüz modern yaşam şeklinin getirdiği konfor insanları doğal yaşam alanlarından, doğanın içinden alıp betona hapis etmiştir. bunun yüzünden insanın fiziksel ve psikolojik gelişimi de değişime uğramıştır. şehir insanı yemeğini kazanmak için avlamak zorunda olmadığından veya göçebe bir hayat süremediği için ister istemez acının ne olduğunu unutmuştur aslında.
bu sebepten de, artık en ufak bir acı ihtimali bile strese sokar olmuştur onu. artık korkutuğu şey acının kendisi değil, acı yaşama fikridir. tabi burada bahsettiğim, nüfusun çoğunluğunu oluşturan şehir insanları.
bunların yanı sıra yine yaradılıştan gelen adapte olabilme/alışabilme güdüsü vardır insanoğlunun. bu da bizi evrim sürecinde ayakta tutan ve besin zincirinin en üstüne kadar çıkmamızı garantileyen bir hayatta kalma fonksiyonudur.
eğer birey yoğun ve sürekli olarak acı yaşıyor ise, adapte olma fonksiyonu zaman içerisine, yine hayatta kalma güdüsünden ötürü gelen acı fonksiyonunu baypas eder.
yani kişi elini ateşe götürdüğünde, bunun vücuda hasar verdiğini iletmek için uyarı veren, acı sinyalleri gönderen ve bunu koruma amaçlı yapan sistemin gönderdiği sinyali etkisizleştirir.
bunun nedeni ise aslında kişinin elini ateşe sokmaktan başka bir çaresinin olmadığını, adapte olma fonksiyonun algılaması fakat acı/uyarı fonksiyonunun algılayamamasıdır. kişinin akli sağlını korumak için, adapte olma fonksiyonunun, yine koruma amacı güden ama korumaktan çok zarar verdiğinin farkına varmayan acı/uyarı fonksiyonunu etkisiz hale getirmesi acıya alıştıran şeydir aslında.
bu yüzdendir ki zor günler geçiren,zor dönemler atlatmış, kayıplar vermiş insanlar, eğer hala ayaktalar ise kolay kolay yıkılmaz, etkilenmezler körpe acılardan.
üzerine kurulmuş felsefi bir okul da vardır bu düşüncenin stoa isminde.
şöyle güzel bir de sözleri vardır bu stoacıların;
"hayatın tamamı göz yaşları için ağlarken, kısımlarına ağlamak niye."
lucius annaeus seneca
devamını gör...
robot sevgilisini kebapçıya götürüp usta bana bi açık ayran hanfendiye de motor yağı diyen adam
romantik ve sevgilisini düşünen adam gibi adam, adamın sözlükteki anlamı olandır.
kebaplar söylenir.
"abeyy yanında içecek olarak?"
"usta bana bi açık ayran, köpüklü olsun. hanfendiye de bir bardak motor yağı. motor yağınız vardı dimi?"
"abey yok ama çocuğa bi koşu aldırıp gelirim."
"tamamdır ustam zahmet olmazsa"
kız o anda büyülenir ve anime kızları gibi kıpkırmızı kızarıp içinden "ahhh ne kadar ince, şiir gibi bir erkekk" der.
kebaplar söylenir.
"abeyy yanında içecek olarak?"
"usta bana bi açık ayran, köpüklü olsun. hanfendiye de bir bardak motor yağı. motor yağınız vardı dimi?"
"abey yok ama çocuğa bi koşu aldırıp gelirim."
"tamamdır ustam zahmet olmazsa"
kız o anda büyülenir ve anime kızları gibi kıpkırmızı kızarıp içinden "ahhh ne kadar ince, şiir gibi bir erkekk" der.
devamını gör...
2000'lere damga vurmuş dillerden düşmeyen şarkılar
her dinlediğimde beni alıp başka alemlere götüren.
devamını gör...
sözlük yazarlarının memnuniyetsizliği
yazarlarımızın başlık beğenmeyerek sol tarafı şikayetleri ile doldurması durumudur. kıskandım ben de yapmak istedim.
dün siyaset konuşuluyor diye şikayet eden vardı bugün magazin konuşuluyor diye şikayet ediliyor. arada troll başlıklar açıldığı için mızmızlanan arkadaşlar da var ama nedense bilgi başlıklarına ilgi sıfır* madem ulvi bilgiler paylaşıp elit takılmak istiyorsunuz yapın kankalar. söz ilk artınızı ben vercem. sözlük ulan burası sen başka bir şey konuşacaksın ben başka bir şey konuşacağım ki buralar yeşillensin.*
dün siyaset konuşuluyor diye şikayet eden vardı bugün magazin konuşuluyor diye şikayet ediliyor. arada troll başlıklar açıldığı için mızmızlanan arkadaşlar da var ama nedense bilgi başlıklarına ilgi sıfır* madem ulvi bilgiler paylaşıp elit takılmak istiyorsunuz yapın kankalar. söz ilk artınızı ben vercem. sözlük ulan burası sen başka bir şey konuşacaksın ben başka bir şey konuşacağım ki buralar yeşillensin.*
devamını gör...
deniz benim değil kürdistan’ın kızıdır
normal olmayan bir beyandır.
çok yazık umarım acıyla söylenmiş sözlerdir.
çok yazık umarım acıyla söylenmiş sözlerdir.
devamını gör...
arandığı zaman bulunmayan şeyler
aşk bunlardan biri sayılabilir. bir kişinin aşık olmaya çok hevesli bir tavır içerisinde olması onun bizatihi başkaları tarafından itici bulunarak talep görmesinin önünde bir engel oluşturabiliyor yani bir şekilde kişinin aradığı aşka ulaşmasına zorlaştıran bir durum olabilir.
devamını gör...
you're somebody else
bir flora cash şaheseridir. efsaneler ötesi, destansı bi şarkı. tüm övgülerimi yazsam az kalır. hele ki kulaklıkla dinlediğimde bambaşka bi dünyaya gidiyorum, dönesim de gelmiyor.
sözleri:
i saw the part of you
that only when you're older you will see too
you will see too
i held the better cards
but every stroke of luck has got a bleed through
it's got a bleed through
you held the balance of the time
that only blindly i could read you
but i could read you
it's like you told me
go forward slowly
it's not a race to the end
well you look like yourself
but you're somebody else
only it ain't on the surface
well you talk like yourself
no, i hear someone else though
now you're making me nervous
you were the better part
of every bit of beating heart that i had
whatever i had
i finally sat alone
pitch black flesh and bone
couldn't believe that you were gone
well you look like yourself
but you're somebody else
only it ain't on the surface
well you talk like yourself
no, i hear someone else though
now you're making me nervous
well you look like yourself
but you're somebody else
only it ain't on the surface
well you talk like yourself
no, i hear someone else though
now you're making me nervous
well you look like yourself
but you're somebody else
only it ain't on the surface
well you talk like yourself
no, i hear someone else though
now you're making me nervous
well you look like yourself
but you're somebody else
only it ain't on the surface
well you talk like yourself
no, i hear someone else though
now you're making me nervous
i saw the part of you that only when you're older
you will see too, you will see too.
sözleri:
i saw the part of you
that only when you're older you will see too
you will see too
i held the better cards
but every stroke of luck has got a bleed through
it's got a bleed through
you held the balance of the time
that only blindly i could read you
but i could read you
it's like you told me
go forward slowly
it's not a race to the end
well you look like yourself
but you're somebody else
only it ain't on the surface
well you talk like yourself
no, i hear someone else though
now you're making me nervous
you were the better part
of every bit of beating heart that i had
whatever i had
i finally sat alone
pitch black flesh and bone
couldn't believe that you were gone
well you look like yourself
but you're somebody else
only it ain't on the surface
well you talk like yourself
no, i hear someone else though
now you're making me nervous
well you look like yourself
but you're somebody else
only it ain't on the surface
well you talk like yourself
no, i hear someone else though
now you're making me nervous
well you look like yourself
but you're somebody else
only it ain't on the surface
well you talk like yourself
no, i hear someone else though
now you're making me nervous
well you look like yourself
but you're somebody else
only it ain't on the surface
well you talk like yourself
no, i hear someone else though
now you're making me nervous
i saw the part of you that only when you're older
you will see too, you will see too.
devamını gör...
mısır'ın ölüler kitabı
milattan önce on dokuzuncu yüzyıla tarihlenmiş, eski mısır ''günlük yaşam için gerekli büyüler'' kitabı. ilk bulunduğu zaman eski mısır'ın incil'i benzetmeleri yapılmış olsa da bu kitap mısır dininin kutsal bir kitabı değil, seçkin ruhların öbür dünyaya gittikleri zaman zengin bir yaşama kavuşmalarına yardımcı olacak bir el kitabı idi.
bin yıldan uzun süredir kullanılan kitabın içinde iki yüze yakın büyü bulunur. birçok farklı büyünün bulunduğu birçok nüsha olsa da büyüler milattan önce 650 yılında düzenlenmiştir. büyüler genelde kefenlere, mezarlara, tapınaklara kazınıyordu. çoğu da papirüs dediğimiz kağıtlara yazılırdı. çoğunlukla hiyeroglif şeklinde veya sadeleştirilmiş şekillerle yazılırlardı.
zaman ilerledikçe konuşulan dil de değişti. yeni krallık zamanında, orta mısır dilini anlayan kişi az olmalıydı ki süslemeler giderek önem kazandı. bazı nüshalarda sadece bu geleneksel süslemeler kullanıldı. bu süslemeler daha sonraki yıllarda mezarlarda dekorasyon amacıyla da kullanıldı.
1999 yapımı the mummy filminde de bu kitap işlenir. kitap okunduktan sonra 3000 yıllık bir mühür kalkar ve lanetler dünyaya salınır.
bin yıldan uzun süredir kullanılan kitabın içinde iki yüze yakın büyü bulunur. birçok farklı büyünün bulunduğu birçok nüsha olsa da büyüler milattan önce 650 yılında düzenlenmiştir. büyüler genelde kefenlere, mezarlara, tapınaklara kazınıyordu. çoğu da papirüs dediğimiz kağıtlara yazılırdı. çoğunlukla hiyeroglif şeklinde veya sadeleştirilmiş şekillerle yazılırlardı.
zaman ilerledikçe konuşulan dil de değişti. yeni krallık zamanında, orta mısır dilini anlayan kişi az olmalıydı ki süslemeler giderek önem kazandı. bazı nüshalarda sadece bu geleneksel süslemeler kullanıldı. bu süslemeler daha sonraki yıllarda mezarlarda dekorasyon amacıyla da kullanıldı.
1999 yapımı the mummy filminde de bu kitap işlenir. kitap okunduktan sonra 3000 yıllık bir mühür kalkar ve lanetler dünyaya salınır.
devamını gör...
6 haziran 2021 sedat peker'in 9. videosu
bodrum eski belediye başkanı mustafa kocadon'u rüşvet yediği iddiasıyla görevden alan akepe susuyor.
mustafa kocadon'un yediği iddia edilen rüşvet de şu: bir otel sahibi kendisini otele çağırıyor, görüşüyorlar, görüşmede yemek yiyorlar ve kocadon'un bu yemeğin parasını ödememesi rüşvet sayılıyor ve tutuklanıyor.
adam bodrumun en büyük ailelerinden birisinin ferdi. ulan yemek bu.
kamu görevlileri, basın mensupları aranan bir adamın otelini mesken tutmuşlar, içişleri bakanı iddiaya göre aranan adamı çağırıp kaç diyor, rüşvet alıyor.
ülkede tık yok.
adalet muhalefete mi çalışıyor. siz her türlü suç isnadından münezzeh misiniz?
seçilmiş elitler adaletten münezzeh midir?
kamu memurlar, basın mensupları için adalet çalışmaz mı?
öğrenci evi basıp, terörist muamelesi yaptığınız öğrencilerden de utanmaz mısınız?
sedat peker'in bir tek iddiasını boşa düşürün... biz de diyet olarak elini isteyelim kendisinden.
aksi halde bu devlet çökecektir.
mustafa kocadon'un yediği iddia edilen rüşvet de şu: bir otel sahibi kendisini otele çağırıyor, görüşüyorlar, görüşmede yemek yiyorlar ve kocadon'un bu yemeğin parasını ödememesi rüşvet sayılıyor ve tutuklanıyor.
adam bodrumun en büyük ailelerinden birisinin ferdi. ulan yemek bu.
kamu görevlileri, basın mensupları aranan bir adamın otelini mesken tutmuşlar, içişleri bakanı iddiaya göre aranan adamı çağırıp kaç diyor, rüşvet alıyor.
ülkede tık yok.
adalet muhalefete mi çalışıyor. siz her türlü suç isnadından münezzeh misiniz?
seçilmiş elitler adaletten münezzeh midir?
kamu memurlar, basın mensupları için adalet çalışmaz mı?
öğrenci evi basıp, terörist muamelesi yaptığınız öğrencilerden de utanmaz mısınız?
sedat peker'in bir tek iddiasını boşa düşürün... biz de diyet olarak elini isteyelim kendisinden.
aksi halde bu devlet çökecektir.
devamını gör...
kafa sözlük
bazılarının sırf 800 olayım da 3 kuruşluk kitap alay diye ansiklopediye çevirdiği sözlük. kardeşim ansiklopedi okumak istesek okuruz biraz sal bizi ya. fikir görmek istiyoruz, tartışma görmek istiyor, gerekirse saçmalayan insan görmek istiyoruz. en azından ben öyle istiyorum.
devamını gör...
fazla düşünme sorunu
fazla romantize edilen zihinsel afallama hali. eğer gayet basit ve doğal olan düşünme eylemi kişiye yük olacak seviyede karmaşık ve yorucu bir niteliğe bürünebiliyorsa, bu kişinin kendi pasaklılığından kaynaklıdır.
fazla düşüncenin bir 'sorun' olması, yalnızca net düşünemediğinizi gösterir.
öyle bir şikayet etme, dramatize etme eğilimi mevcut ki.
"fazla düşünme sorunu" o ne öyle, grip mi bu? istemeden mi yakalandın? gafil mi avladılar seni? zihninin temel soyutsal görevlerini bile sağlıklı bir şekilde yerine getirememesi senin değil de kimin suçu olabilir? bu herhangi bir tür zeka veya üstün akıl belirtisi değildir arkadaşlar, olsa olsa zihinsel istikrarsızlığınızın, öz farkındalık seviyenizin yansımasıdır.
küfür gibi algılamayın, ben dahil hepimiz yer yer düşüyoruz bu çukura. bazen şartlar öyle oluyor ki sadece insanlık hali olabiliyor. ama bunun zekayla hiçbir alakası yok.
fazla düşüncenin bir 'sorun' olması, yalnızca net düşünemediğinizi gösterir.
öyle bir şikayet etme, dramatize etme eğilimi mevcut ki.
"fazla düşünme sorunu" o ne öyle, grip mi bu? istemeden mi yakalandın? gafil mi avladılar seni? zihninin temel soyutsal görevlerini bile sağlıklı bir şekilde yerine getirememesi senin değil de kimin suçu olabilir? bu herhangi bir tür zeka veya üstün akıl belirtisi değildir arkadaşlar, olsa olsa zihinsel istikrarsızlığınızın, öz farkındalık seviyenizin yansımasıdır.
küfür gibi algılamayın, ben dahil hepimiz yer yer düşüyoruz bu çukura. bazen şartlar öyle oluyor ki sadece insanlık hali olabiliyor. ama bunun zekayla hiçbir alakası yok.
devamını gör...
bu kadar takipçiyi hak ediyor muyum sorusu
dedikleri gibi her yazarın kendine sorması gereken bir soru.
ben hak ettiğimi düşünüyorum, takipçiden ziyade beni mutlu eden şey sadece yazdıklarıma göre beni takip etmeleri.
diğer sosyal medya hesaplarımda kanlı canlı fotoğraflı birisiyim ve bu kadar takipçim yok.
hoşuma gidiyor. anonim birisiyim ve takip ediyorlar. beni sadece tanımlarım için takip ettiklerini biliyorum ve bu beni aşırı mutlu ediyor.
ben hak ettiğimi düşünüyorum, takipçiden ziyade beni mutlu eden şey sadece yazdıklarıma göre beni takip etmeleri.
diğer sosyal medya hesaplarımda kanlı canlı fotoğraflı birisiyim ve bu kadar takipçim yok.
hoşuma gidiyor. anonim birisiyim ve takip ediyorlar. beni sadece tanımlarım için takip ettiklerini biliyorum ve bu beni aşırı mutlu ediyor.
devamını gör...
atatürk'ün gençliğe hitabesi
mustafa kemal atatürk 1927'den günümüzün gençliğine sesleniyor:
ey türk gençliği! birinci vazifen; türk istiklalini, türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. bu temel, senin en kıymetli hazinendir. istikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. istiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
ey türk istikbalinin evladı! işte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
20 ekim 1927 - mustafa kemal atatürk
ey türk gençliği! birinci vazifen; türk istiklalini, türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. bu temel, senin en kıymetli hazinendir. istikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. istiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
ey türk istikbalinin evladı! işte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
20 ekim 1927 - mustafa kemal atatürk
devamını gör...




