içinde bulunduğum nesil. hoş geldin sonrası, bir keresinde de başlığımın silindiğine dair attıkları bir ponçik mesajı da almış bulunmaktayım.
ne kadar kibar, naif, hoşgörülü modsunuz siz öyle ya, çok sevdim sizi.allah başımızdan eksik etmesin. amin.
devamını gör...

(bkz: psikedelik rock)
(bkz: saykodelik rock)

lsd gibi uyuşturucu madde etkisinde yazılan, bestelenen rock müzik eserlerinin, gene lsd gibi uyuşturucu madde etkisinde icra edilmesi ile ortaya çıkmış rock müzik türüdür.

en ünlü temsilcileri the beatles, pink floyd, jimi hendrix, the doors’tur.

pink floyd türkiye konseri öncesi bir bir gazete haberi.
devamını gör...

sarışın bir kurda benziyordu.
ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
yürüdü uçurumun başına kadar,
eğildi, durdu.
bıraksalar
ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
kocatepe'den afyon ovasına atlayacaktı.
devamını gör...

cessna 172, tek motorluydu fakat canavar gibiydi. bakkala gidip gazete ve ekmek almak için idealdi.
puslu kıtalar atlası aracılığı ile kıtalar arası araçlar kullanamadık!
durumumuz yoktu, boeing 787 dreamliner ile öğrenemedik!
devamını gör...

@rastrel ukdesidir.
horasan erenlerinden olan taptuk emre 13. yüzyılda yaşamıştır. moğol baskısı nedeniyle anadolu'ya gelmiştir. orta anadolu'da aksaray ve çevresinde yaşamıştır. pir hünkar hacı bektaş-ı veli'nin halifelerinden olan taptuk emre, yunus emre'nin mürşididir. hacı bektaş-ı veli ve mevlana ile çağdaştır. yunus emre, mürşidi tapduk emre'nin dergahında 40 yıl hizmet etmiştir.
pir hünkar hacı bektaş-ı veli taptuk emre arasında ilginç diyaloglar yaşanmıştır . hacı bektaş-ı veli, anadolu’ya gelir ve kırşehir’in sulucakarahöyük köyüne yerleşir.. anadolu’daki bütün erenleri kırşehir’e davet eder. emre hariç bütün erenler, kırşehir’e giderler. emre “ben nasibimi aldım.”der ve davete uymaz ama pir hünkar hacı bektaş-ı veli'nin ısrarı ile gider. gelmeyişinin sebebi sorulduğunda “erenler meclisinde bir gün perde aralığında bir el uzandı ve bize nasibimizi verdi.” der. cevaben ”o eli görsen tanır mısın?”diye sorulduğunda, ”elbette, ayasında yeşil bir ben vardı, bir ordunun içinde görsem tanırım o eli.” der. o zaman pir hünkar hacı bektaş-ı elini emre’ye uzatır.o yeşil beni bu elin içinde gören emre, hayretler içinde “taptuk sultanım!” diye bağırmaya başlar. taptuk’un anlamı “aradığımı buldum” demektir. aradığı kişinin yanında olduğunu anlar. o günden sonra, emre'nin adı “taptuk emre” diye anılır. demine devranına hü* diyelim.. kaynak
devamını gör...

5 yaşındaydım bayram için köye gitmiştik. ortanca amcam bayram hediyesi olarak tüm kuzenlerime ve bana kıyafet almıştı.
benimkiler şeker pembe bir pantolon ve sarı bir bluzdu.
o kadar sevmiştim ki onları...
neşeyle giyinip, koştur koştur anneannemlere gitmek için yola koyuldum.
yolu yarılamışken köy meydanında küçük amcam bana seslendi. yanında köyün gençleri vardı. meydanın hemen karşısı kahvehane ve cami...
sevinçle elini öpmek için yanına koştum. tam eğildim elini öpeyim diye yüzümde bir alev, gözümde şimşekler çaktı. attığı tokatla hızla yere yapıştım. ellerime yerdeki taşlar battı.
bana; 'çabuk eve git bir daha pantolon giydiğini görmeyeceğim!" diye çıkıştı.
oradaki herkesten o kadar utandım ki, yüzümün acısı ayrı o kadar kişinin bakması ayrı üzmüştü. ağlayarak eve gittim. yol boyunca, gözyaşlarımdan önümü göremediğimi hatırlıyorum.

o pantolon giydiğim ilk ve son pantolon oldu...
devamını gör...

nam-ı diğer logical investigations ya da mantık araştırmaları. fenomenolojinin kutsal kitabıdır. iki cilttir.

birinci ciltte sövüp saydığı psikolojizme ikinci ciltte boyun eğmiştir.
felsefede ilerleme problemine de değinir. bugün fizikteki ilerleme sahip olduğu kuvvetli dil sebebiyledir. bugün aristo fiziğinin bi kıymeti yoktur mesela. çünkü fizik gelişmektedir*. felsefe için böyle bi progress yoktur. aynı kavramlar belli bir dil olmaksızın tartışırlar. wittgenstein için gerekli ortam da hazırlanır bu kitapta aslında. felsefenin bir dil problemi haline gelmesinin temelleri açısından bu söylenebilir. husserl bu sorun için, modern mantığa olan ihtiyacı vurgular. modern mantık gibi bi araçla felsefe ‘ilerleme’ imkanına kavuşabiliriz düşüncesindedir*. aslında bu kitabın ikincil mesajı denilebilir. ilk hedefi nesnel bir bilim için gerekli temeli bulmaktır. bi güzel pozitivizm ve natüralizm eleştirişi yapar size. hiç husserl okumamış bi adam o kısımları okuduğunda septik zannedebilir. halbuki ikinci ciltte daha farklı bi husserl vardır. fenomenolojik olanı psikolojik olandan ayırma çabası içinde bir ‘parantez’e alma işleminden bahsederker ki bu evlere şenlik bi öneridir. psikolojizmi dışarıda bırakıcam derken, felsefesi komple psikolojizmin içinde yüzmeye başlamıştır.
devamını gör...

mehmet akif asla olmazdı. bilenler bilir dönemin yıldız mukimine yazdığı şiiri.
devamını gör...

hepimizin kurtlar vadisi ile tanıdığı efsane oyuncudur. ama bu da bizim ayıbımızdır. o ses tonu kolay gelmez bir daha.

(bkz: laz ziya)
devamını gör...

renk temasi seciminden mi bilmiyorum fakat samimi, degil mi? turuncu renk bunu temsil ediyor saniyordum. nedenim budur.
devamını gör...

kafa sözlüğün bir yazarı olmaktan an itibari ile gurur duydum. teşekkürler kafa sözlük. bizi de böyle güzel bir kampanyaya dahil olma fırsatı verdiğiniz için de ayrı teşekkürler.
devamını gör...

yanlış anlamayın fakat ben gerçekten twitch'de çok büyük yayıncılara destek olanları anlayamıyorum, adam senden zengin ama sen hala adama para gönderiyorsun neden olum neden
devamını gör...

sürekli birbirine karıştırılan iki kavram arasındaki fark.

peşin peşin şunu yazarak başlayayım yazıya: "xyz şehrinde 5.4 şiddetinde deprem oldu." cümlesi kesinlikle yanlış.

doğru söyleniş ise şu: "xyz şehrinde 5.4 büyüklüğünde deprem oldu."
nedenini şimdi açıklayacağım.

***

depremin büyüklüğü ya da magnitüdü, depremde ortaya çıkan enerji ile ilgili bir kavram. sismograf ile ölçtüğümüz ve ondalıklı sayılarla ifade ettiğimiz şey de işte bu büyüklük. yani gölcük depreminden bahsederken kullandığımız 7.5 kavramı, onun büyüklüğüydü.

büyüklüğün bilimsel tanımı "sismogram üzerindeki deprem dalgalarının genliğinin logaritması" şeklinde yapılır.

***

şiddet kavramı, depremin verdiği fiziksel hasarla ilgili. bu hasar ondalıklı sayılarla değil, roma rakamları ile ifade edilir. yani örneğin "deprem x şiddetindeydi" şeklinde bir cümle ile ifade edebilirsiniz bu durumu. burada x, bilinmeyen anlamındaki değil, roma rakamlarında 10 sayısına karşılık gelen x'tir.

şiddetin bilimsel bir tanımı yok. tamamen görsel etkiler üzerine yapılmış bir tanımlama.

***

eğer bu ikisini yine de karıştırıyorsanız size tavsiyem, şiddet kelimesini tamamen unutmanız. kandilli rasathanesi'nin sitesine baktığınızda gördüğünüz değerler, depremin büyüklüğüyle ilgili. şiddete ilişkin bir bilgi yok burada.

***

buradan gerisi biraz daha detaya giriyor. merakı olmayanları uyarayım, okumak istemeyebilirler.

büyüklük ve şiddet arasındaki ilişkiye bakalım biraz.

- büyüklüğü 1.0 ve 3.0 arasındaki depremlerin şiddeti ı ve bunlar pek hissedilmez. gün içerisinde yüzlercesi gerçekleşir.

- büyüklüğü 3.0 ve 3.9 arasındaki depremlerin şiddeti;
ıı ise daha çok üst katlarda yaşayanlar tarafından hissedilirler.
ııı ise araçlar sarsılabilir.

- büyüklüğü 4.0 ve 4.9 arasındaki depremlerin şiddeti;
ıv ise hemen hemen tüm binalarda hissedilir. eşyalarda titreşim ve duvarlarda çatırdama oluşabilir.
v ise hemen hemen herkes tarafından hissedilir. dengede olmayan eşyalar, cam eşyalar düşüp kırılabilir.

- büyüklüğü 5.0 ve 5.9 arasındaki depremlerin şiddeti;
ise herkes tarafından hissedilir. ağır mobilyalar kayar.
vıı ise özensiz yapılan binalarda baca yıkılması gibi hasarlara neden olur.

- büyüklüğü 6.0 ve 6.9 arasındaki depremlerin şiddeti;
vııı ise ağır mobilyalar devrilir. bacalar, kolonlar yıkılır. özensiz binalarda ağır hasar oluşur.
ıx ise normal yapıdaki binalarda bile ağır hasar oluşur. binalar temelinden kayar.

- büyüklüğü 7.0 ve üzerindeki depremlerin şiddeti;
x ise demiryolları bükülür, birçok bina yıkılır.
ise taş binalar haricindeki çoğu bina ve köprüler yıkılır.
xıı ise tüm binalar yıkılır. cisimler havaya fırlar. yeryüzünün şekli değişir.
devamını gör...

istenmediğin bir ortamda kalmaya ısrarla devam etmek.
devamını gör...

beşiktaşlı olmama rağmen sadece mutlu oldum o kadar, dışarıda bağıranları görünce şaşırmadım değil aslında.
devamını gör...

okumaz ki...

edit: okuyormuş.
devamını gör...

her ne kadar yarım bırakmış olsam da güzel bir dizi. sonuna kadar izleyeceğim ama. sitcom dizileri seviyorsanız bunu da seversiniz.
devamını gör...

ingilizce klavyede bunların yerine {[]};. gibi karakterler bulunur. yazılımcıların ingilizce klavye tercih etme sebebi özentilik değil, bu karakterleri kolayca yazabilmektir.
devamını gör...

istanbulda gidilip gezilmesi gereken müzelerden. ortamın ambiyansi sizi bir zaman yolcusuna çeviriyor ve kendinizi ağzınız açık bir şekilde ordan oraya giderken buluyorsunuz. klasik otomobiller, vagonlar ve daha nice nadide koleksiyon var müzede. deniz altına binebilmek için erken gelmek gerekiyor. biz 12.30 civarında müzede olmamıza rağmen yer kalmamıştı. ama diğer bölümlerde oldukça eğlenceli. ortalama 4 saat gibi bir süre de gezip kapanışı fenerbahçe vapurunda bulunan büfeden aldığınız çayınızla yapabilirsiniz.
güncel giriş ücretleri
yetişkin-28 tl
öğrenci-12 tl
devamını gör...

deniz ve martı sesi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli portakal radyo renk modu sözlük kütüphanesi online yazarlar kulüpler yazarak kitap kazan puan tablosu sıkça sorulan sorular yönetim kadrosu istatistikler iletişim