bazen hakaret olarak da kullanılan kelime.
devamını gör...

mayonez ve zeytinyağı eklemek
devamını gör...

sözlüğe yeni katılan dostumun adıdır. kendisi çok sıkı arkadaşımdır. entelektüel bir insandır girdiği tanımları hoşlukla takip ediyorum sözlüğe çağırdığımda hemen geldi hoşgeldi.
devamını gör...


mısır'da 22 firavunun mumyaları akşam saatlerinde başkent kahire caddelerinden kortejle geçirilerek ulusal mısır medeniyeti müzesi'ne taşındı. görkemli bir tören eşliğinde gerçekleştirilen nakil işlemine birçok mısırlı'nın yanı sıra online olarak dünyanın birçok ülkesinden kişi yoğun ilgi gösterdi.


buradan
devamını gör...

lisede başımdan geçen, fizik öğretmenim, kafası hafif çatlak neslihan hocamız* ben, en yakın arkadaşım ve bir adet kalorifer içeren bir olaydır.

yıl 2009, lise birdeyiz. lise bir, kendi başına hayatımızın en nefis yıllarından biri olmuştur. ergenliğin kabarmaya başladığı, çift sesli olduğumuz, hormonları kontrol etmekte zorlandığımız, birçok şeyi yeni keşfettiğimiz için de her geçen gün duygudurumların değiştiği bir dönemi temsil eder. bu dönemde çok cesuruzdur, buna bağlı olarak çok sık utanırız. severiz, seviliriz, güleriz, ağlarız ve hepsini yoğun bir şekilde yaşarız. kendi dışımızdaki olaylara ve gelişmelere genellikle kayıtsızızdır, daha anlamlı bir topluluk içindeyizdir ve yavaştan farkındalığımız artmaya başlamıştır. bu da duygularımızı yoğun yaşamamıza ve hızlı bir duygusal gelişime sebep olmuştur. biz de o zamanlardayız. gülünce çok gülüyor, ağlayınca çok ağlıyor, inatlaşınca inatlaşıyoruz ve bazen bunları dizginlemekte zorlanıyoruz.

neyse mevsim kış. şubat filan. ben her zaman en arkalarda otururdum. arka sıralar güzeldir, züppeliktir biraz. arkadaşlarım da çok iyi ama tembel insanlardı. onlarla beraberken mutluydum, baba adamlardı. neyse sağ arka sıranın duvar kısmında kalorifer peteği vardı. sıranın da sağ tarafında oturan adam gibi ısınırdı. sol taraf ise soğuktu çünkü petek çok kalitesizdi. sınıf genellikle soğuk olduğu için de peteğin yanında oturmak büyük meseleydi. biz de bunu arkadaşımla, 3 ders ben 3 ders o şeklinde çözmüştük. gayet adildi. 3 ders ısınacaktım, allah bereket versin. bu böyle sürüp gidiyor, barış içinde birlikte yaşıyorduk ama arkadaşım bazen arızaya bağlayabiliyordu. ben sınıfın zeki adamlarındandım. kendi sınav kağıdımı 15 dakikada bitirir sonra onunkiyle değiştirir onunkini de yapardım ve ikimiz de dersten geçerdik. bu gücüm her daim vardı ve lehimeydi ama bu olayı normalleştirmiştik artık. bir iyilik gibi gelmiyordu, doğal bir süreçti.

3. ders fizik. neslihan hoca, 40 yaşlarında, bekar, uzun boylu, güzel kadın. güzel ama hayat boyunca tek başına bir mücadelenin içinde olduğu için muhtemelen kafası kırıktı biraz. bugünkü feministlerin falan diz çöküp tövbe isteyeceği kadar sağlam bir kadındı ama işte psikolojik olarak ciddi sorunlar yaşıyordu. ani parlamaları falan vardır, ters düşmek istemezsiniz. sınava bir hafta kalmıştı ve hoca da ders başında bugün sınavla alakalı ipuçları vereceğini söylemişti. neyse ders başladı, abuk subuk şeylerden dikkatim dağıldı, uykum geldi. dersin 25. dakikasında falan arkadaşımla artık kalorifer sırasının bana geldiği hakkında tartışmaya başladık. üç derslik hakkı bu dersle doluyordu ve benim de kıçım donuyordu. nedense o anda bundan bahsetmem gerektiğini hissettim ve arkadaşım da bana "bugün dört ders ben oturacağım" dedi. hiç beklemediğim bu şerefsizlik karşısında şoke oldum. kabul edilebilir bir şey değildi, anlaşma tek taraflı bozuluyordu ve ben de çok sinirlenmiştim. uykum süratle açıldı ve hemen tepki verdim. ergenlikte duyguların da tepkilerin de aşırı olabildiğini daha önce söylemiştik. buna uygun bir şekilde "yok yaa" dedim. dedim ama nasıl dedim. sesim çok çıktı. bir anda bütün sınıf buz kesildi ve herkes bana döndü ve tabii neslihan hoca da.

ben de hocaya döndüm hemen. gözlerinden ateş çıkıyordu. eli ayağı birbirine karıştı, hemen elindeki tebeşiri bana fırlatıp "sen ne diyorsun gerizekalı, aptal. salak çocuk defol dersimden" diye bağırmaya başladı. ben hala şoktayım. küfür etmemiştim, saygısızlık da yoktu ve bu tip şeyler arada sırada olabilirdi neticede. ben tam olarak suçlu olduğuma ikna olmadığım için "hocam kusura bakmayın" dedim ve bunun yeteceğini düşündüm. ne olabilirdi a. koyim altı üatü sesim fazla çıkmıştı. neslihan hoca müthiş sinirliydi ve yanıma gelip ceketimden tuttu ve "defol çabuk" dedi. hala şoktaydım ama sessizce sınıfı terk ettim. herkes de çok sessizdi, kimse gülmüyordu. "noluyor anasını ya naptım lan ben" diyerek çıktım dersten. teneffüse kadar düşüne düşüne koridorda gezindim. sonra hoca çıkınca sınıfa girdim. hala anlamamıştım neyin ne olduğunu. arkadaşlar yanıma gelip "olum sen naptın niye öyle söyledin salak mısın" falan deyince "ya oğlum naptım sanki anasına sövdük" dedim. ben hala olayın kuru bir "yok ya" olduğunu sanıyordum. meğer olay bambaşkaymış.

ben tam arkadaşımla kalorifer tartışmasına girerken, hoca da haftaya olacak sınavların sorularından bahsediyormuş. bir ara da "bu hafta işlediğimiz konular da sınava dahil" demiş ve bilin bakalım "yok yaa" lafı tam olarak ne zamana denk gelmiş ? evet, hoca tam bu cümleyi kurduğunda bağırarak "yok yaa" demişim. hoca da bunu kendisine söylediğimi zannedip beni haşlamış. taşlar yerine oturunca hocanın odasına gidip özür diledim. hiç de ikna olmuş değildi ama en azından fizikten kalmaktan kurtulmuştum.
devamını gör...

1731 yılında istanbul şehrinin su ihtiyacını karşılamak için, şimdiki o meydana inşa edilen binadan ismini almış. taksim meydanı, yıllarca boş bir arazi olarak varlığını sürdürmüş. 19. yüzyıl başlarında topçu kışlası inşa edilince vakıf arazisi vasfını kaybetmiş.
devamını gör...

bisikletin frenini kullanmak yerine ayakkabımızı arka lastiğe sürttürerek durdurmak.
devamını gör...

isteyeceğim o kadar çok şey var ki..hangisini yazsam bilemedim..
devamını gör...

türkiye'nin ilk aboneli televizyon kanalı. ilk zamanları sinema ağırlıklı ve şifreli yayın yapan bir kanaldı. televizyona bağlanan, decoder denen cihazla seyretmek mümkündü. o zamanlar aeg - telefunken yetkili satıcılarından hem belli bir depozito karşılığında decoder, hem de abone başvurusunu elde etmek mümkündü.
devamını gör...

rus edebiyatı'nda ekspresyonizm'in temsilcisi olan ve daha çok yedi asılmışların hikayesi isimli eseri ile tanınmış leonid andreyev'in beş perdelik draması. yaşamın değersizliği ve umutsuzluk üzerinden ilerleyen alegorik bir oyun ortaya koymuş andreyev. oyun; zamanında neredeyse bir çok eleştirmen tarafından deyim yerindeyse bombardımana tutulmuş ve aşağılanmıştır hatta andreyev'in yakın dostu maksim gorki bile -ki cesur saldırganlıkları ile özünde benzer yapıda eserler vermelerine rağmen- eseri tam olarak eleştirmese dahi oldukça karamsar olarak değerlendirmiştir. andreyev'in ilginç bir yönü var hatta bir nebze bilmece bile denilebilir bu duruma; leonid andreyev yazdığı karakterleri sayfalarda bırakmaya niyetli değildi, onları kendi karakterinin bir parçasına dönüştürüyordu ya da belki de zaten karakterinin mevcut bir parçasını aktarıyordu onlara. bu oyunda da karakterler andreyev'in umutsuz bakış açısından nasibini alıyor ve kasvetli bir atmosfer ortaya çıkıyor. eser; talihsiz bir adamın ölüm (mutlak karanlık) ve yaşamın (mum, ışık) hüsranı karşısında nasıl eski bir iskele gibi eğilip büküldüğünün güzel bir yansıması. ek olarak andreyev'in bir çok eseri gibi türkçe'ye çevrilmemiştir.


kondraty _(stepping nearer and speaking in a lowered voice)_ there is
no god here--there's only the devil. this is a terrible place to live
in, on my word it is, mr. savva. ı am a man with a large experience.
ıt's no easy thing to frighten me. but ı am afraid to walk in the hall
at night.
devamını gör...

kendisi dünyanın en çirkin kadını unvanına sahip olmuş bir insan. hemşire olan mary ann webster, 29 yaşında thomas bevan ile evlendi. tam 4 çocukları oldu. bundan bir süre sonra uzuvlarında kas ağrıları, baş ağrısı gibi ağırlar hissetti. hastaneye gittiklerinde doktorlar mary’e tam olarak neler olduğunu anlayamadılar. birkaç zaman geçtikten sonra, hastalık ilerledi ve semptomlar da farklılık gösterdi. yüzünde anormal bir büyüme başladı. bu hastalığın adı akromegaliydi( vücutta aşırı miktarda büyüme hormonuna neden olan ve kemik, iç organ ve yumuşak doku büyümesine yol açan bir nöroendokrin bir bozukluk ).20. yüzyılın başlarında oldukları için bu hastalığa çözüm bulmak bir yana dursun tanı bile konamıyordu. günümüzde tedavisi mümkün ama 20. yüzyılın başında olan mary çaresiz bir durumdaydı. gitgide giden güzelliği onu harap ediyordu. eşi thomas bevan, ondan desteğini hiç esirgemedi. her zaman karısına destek oldu. tabii bir süre sonra kendisi bu dünyadan ayrılmak durumunda kaldı. mary eşi öldükten sonra 4 çocuğuna bakmakta fazlasıyla zorlanıyordu. işe girmek istiyordu ancak görünüşü nedeniyle kendisine iyi bir iş verilmiyordu.sokaklardaki insanlar kendisiyle dalga geçiyorlardı. gel zaman git zaman mary bir yarışmanın yapılacağını duydu: “dünyanın en çirkin kadın yarışması”
yarışmanın ödülü oldukça yüksek bir miktardı. bu nedenle mary, yarışmaya katılmaya karar verdi ve kazandı.yarışmadan sonra mary’nin sıra dışı yüzünden dolayı basın peşini bırakmadı.ancak mary, tüm bunlara göğüs gerdi ve durumunu gelire dönüştürdü. sirkte çalışmaya başladı. ne kadar durumuna üzülse de çocuklarına bakmak zorundaydı. baktı da, dünyanın en çirkin kadını unvanını alsa da kendisi çocuklarının gözünde en güzel anneydi. uzun bir süre sonra 1933’te 59 yaşında vefat etti.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

panda bakıcılığı..
devamını gör...

şekkker gibin yazar. eğlenceli, pozitif, daha ne olsun? sevmeyen sevsin.

n'aber şeker? *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bundan çok güzel avm ismi olur hem mallar çeker.

ultramall.
devamını gör...

lâiklik elden gideyaah, iltica geleyeahh
devamını gör...

yapılan araştırmalara göre son 6 ayda karbonhidrat tüketiminde çok büyük bir artış olmuş... ekmekten pastaya (pasta derken bildiğimiz pasta değil, ingilizcesi pasta olan makarnaya), pastadan ekmeğe geçiş yapmışız demek ki.. bunun, fakirlikle, işsizlikle, alım gücünün azalmasıyla, sürekli zamlanan sebze ve meyve fiyatlarıyla alakalı olduğunu hiç kimse inkar edemez herhalde...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

benim için "ah müjgan" filmi ve "çalıkuşu" dizisinde oynadığı karakterler ile "erkek nedir? nasıl olmalıdır?" sorularının cevabıdır. günümüz medyasının yakışıklı olarak lanse ettiği pek çok ünlü erkekten çok daha yakışıklı ve karizmatik bir insandir. zamanın şartları göze alındığında oyunculuğu ve sanat aşkı ile gerçek bir duayendir.bir barış manço bir de kendisi öldüğünde çok üzülmüştüm. allah rahmet eylesin.
devamını gör...

bazı insanların beyinleri yerinde mercimek olup olmadığı. yoksa bu kadar salak saçma konuşamazlar.
devamını gör...


akp, '128 milyar dolar nerede' sorusunu tekrar kendi elleriyle gündem yaptığı için alay konusu olan animasyonu sildi.

alay konusu oldukları için sildilerse, bu da alay konusu olmaz mı?
acaba neden silindi?
duyan yada bilenlerin insaniyet namına bilgi vermeleri rica olunur.
buradan
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim