143.5 santimetre
tüm dünyadaki tren raylarının birbirine uzaklığının standartı.
dünyanın her yerinde, rayların mesafesi: 4 fit ve 8.5 inç yani 143.5 cm.
tabii ki mantıklı bir sebebi var:
insanlar ilk tren vagonlarını yaptıklarında, at arabalarını yaparken kullandıkları aletlerin aynısını kullanıyorlarmış. o yüzden vagonların tekerleklerinin arası, tıpkı at arabalarındaki gibi 143.5 santim olmuş.
çünkü arabaların geçtiği eski yolların genişliği bu kadarmış.
çünkü o eski insanların savaş arabaları, iki atla çekiliyormuş.
atlar yan yana durduğunda, genişlikleri 143.5 santim oluyormuş.
bir süre bu standartla iş yapılınca, ister istemez, yük vagonları vs bu standarta göre üretilmiş, tüneller bu ölçüde açılmış. dolayısıyla bir düzen oluşmuş ve bir değişiklik yapılmadan günümüze gelişmiş.
bu rakamı romantize eden bir grubun varlığıyla, ben bu ilginç bilgiyi öğrenmiştim zamanında. onların romantize etmesi ise hatırladığım kadarıyla şöyleydi: zamanında, her ne olursa olsun, tüm imkanları denemelerine rağmen, bir türlü bir araya gelemeyen iki sevgili ya da birbirini seven iki insana bu tabir kullanılırmış. yani tren rayları gibi aynı yöne gidiyoruz ama hiç kavuşamıyoruz diyen sevgililerin, aramızda 143.5 cm var şeklinde kullandığı bir tabir olmuş.
bunu lise zamanlarımda öğrenmiş olup, kaynağı hiçbir şekilde bulup ekleyemeyeceğim. kısa bir internet araştırmasında bu şekilde bir hikaye bulamadım ama o zamanlar bu anlamı beni etkilemiş olacak ki, bu güne kadar unutmadım.
dünyanın her yerinde, rayların mesafesi: 4 fit ve 8.5 inç yani 143.5 cm.
tabii ki mantıklı bir sebebi var:
insanlar ilk tren vagonlarını yaptıklarında, at arabalarını yaparken kullandıkları aletlerin aynısını kullanıyorlarmış. o yüzden vagonların tekerleklerinin arası, tıpkı at arabalarındaki gibi 143.5 santim olmuş.
çünkü arabaların geçtiği eski yolların genişliği bu kadarmış.
çünkü o eski insanların savaş arabaları, iki atla çekiliyormuş.
atlar yan yana durduğunda, genişlikleri 143.5 santim oluyormuş.
bir süre bu standartla iş yapılınca, ister istemez, yük vagonları vs bu standarta göre üretilmiş, tüneller bu ölçüde açılmış. dolayısıyla bir düzen oluşmuş ve bir değişiklik yapılmadan günümüze gelişmiş.
bu rakamı romantize eden bir grubun varlığıyla, ben bu ilginç bilgiyi öğrenmiştim zamanında. onların romantize etmesi ise hatırladığım kadarıyla şöyleydi: zamanında, her ne olursa olsun, tüm imkanları denemelerine rağmen, bir türlü bir araya gelemeyen iki sevgili ya da birbirini seven iki insana bu tabir kullanılırmış. yani tren rayları gibi aynı yöne gidiyoruz ama hiç kavuşamıyoruz diyen sevgililerin, aramızda 143.5 cm var şeklinde kullandığı bir tabir olmuş.
bunu lise zamanlarımda öğrenmiş olup, kaynağı hiçbir şekilde bulup ekleyemeyeceğim. kısa bir internet araştırmasında bu şekilde bir hikaye bulamadım ama o zamanlar bu anlamı beni etkilemiş olacak ki, bu güne kadar unutmadım.
devamını gör...
günde 4 saat uyuyan insan
farzet ömrüm 60 sene.
ömür boyunca günde;
8 saat uyku ile 20 sene.
4 saat uyku ile 10 sene uyumuş oluyorum.
fazladan 10 sene yaşamış oluyorum.
değmez mi?
ömür boyunca günde;
8 saat uyku ile 20 sene.
4 saat uyku ile 10 sene uyumuş oluyorum.
fazladan 10 sene yaşamış oluyorum.
değmez mi?
devamını gör...
normal sözlük vs uludağ sözlük
uludağ sözlük, kafa sözlük'e baksın, tasarım ve tema nasıl oluyormuş görsün.
devamını gör...
dış görünüşün her şey olduğu gerçeği
her şey olmasa da çok şeydir.
devamını gör...
aman boşver güzel olmasa da olur diyen erkek
seçenek kalmamış belliki,sevecekle yakacağın kötüsü olmaz demiştir..
devamını gör...
gençliğim boşa gidiyor hissi
iliklerime kadar hissettiğim şey. son zamanlarda adalet, iyilik, kötülük gibi kavramları sorgular oldum. adalet insan uydurması, hayali bir kavram gerçekte yok evet ama dünya çok adaletsiz.
şimdi almanya'da ya da teksas ta yarım dolara bira içebilmek,4 saat çalışıp nike spor ayakkabı alabilmek vardı.
sevgiliyle bu hafta sonu da şu ülkeye gidelim diyip vizesiz geçebilmek vardı.
s**timin protein tozuna 1000 lira değil de 65 euro vermek vardı. vardı da vardı.
gençliğim çöp oldu.
şimdi almanya'da ya da teksas ta yarım dolara bira içebilmek,4 saat çalışıp nike spor ayakkabı alabilmek vardı.
sevgiliyle bu hafta sonu da şu ülkeye gidelim diyip vizesiz geçebilmek vardı.
s**timin protein tozuna 1000 lira değil de 65 euro vermek vardı. vardı da vardı.
gençliğim çöp oldu.
devamını gör...
yaş ilerledikçe azalan şeyler
yaşam sevinci.
ama yinede halimize şükürler olsun her zaman beterin beteri vardır.
ama yinede halimize şükürler olsun her zaman beterin beteri vardır.
devamını gör...
savaşların aptalca olması
bunun cevabı bin yıllardır bulunamadığına göre hepimiz insanlık olarak aptalız.
devamını gör...
maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi
kendini gerçekleştirmenin en tepede bulunduğu ve bunun bize ne kadar çok mutluluk vereceğini çok güzel anlatan bir hiyerarşi.
devamını gör...
çaylakları yazar yapıyoruz kampanyası
çaylakların da bir an önce yazar olması gerektiğini düşünüyor ve desteklerinizi bekliyorum.
devamını gör...
araba
mustafa sandal'ın söylediği ve klibinde kişiyi gülümsetecek hareketler yaptığı şarkı.
"...
onun arabasi var guzel mi, guzel
soforu de var ozel mi, ozel
basti mi gaza gider mi, gider
maalesef ruhu yok
onun icin hic mi hic sansi yok."
"...
onun arabasi var guzel mi, guzel
soforu de var ozel mi, ozel
basti mi gaza gider mi, gider
maalesef ruhu yok
onun icin hic mi hic sansi yok."
devamını gör...
yazarların en sevdiği sosyal bilim dalı
sosyoloji ve psikoloji ile iç içe olan bir bölüm okuduğumdan ikisini seçerim. sosyoloji daha eğlenceli geliyor ama yine de zor..
devamını gör...
bakan eşinin içtiği meyve suyundan iğrenç bir cisim çıkması
iğrenç cisimler meyve sularını çok seviyor, sebep bu. başka da bir açıklama gelmiyor aklıma. üretici firmaların hatası yok. bu gerçeği kabullenip yolumuza devam etmemiz gerekiyor artık. yıl olmuş sana 2021, aşalım bunları.
devamını gör...
türk kızının taş gibisiniz iltifatına vereceği cevaplar
sağol genç adam, yalnız babam ve kardeşlerim görmesin kafana beni atar al voltanı...
devamını gör...





