takipçi sayısı çok olana beşi bir yerde mi takıyorlar?
1 takipçisi olan yazar.
devamını gör...

olsa yahut hakkaten varsa nasıl olurdu diye beni düşündüren kişidir. mesela daha peygamberlik gelmemiştir abi gel tavşan avlayacağız diye çağırırlar yok ya ben evde oturacağım falan diyordur. toplu misafirliğe gider insanlar bu gelmez. yemek varsa evde oturur dışarı çıkmaz mümkün mertebe. sonra vahiy gelir peygamber olur. tanrı uyar çevreni der. bir iki dostunu varsa karısını dine davet eder. sonra gene kendi haline yaşar gider. ardından tanrı halkını uyar der. alemlerin rabbi, ben nasıl uyarayım, tanımadığım insanların yanında dilim dönmez heyecan yaparım zaten tanımadıklarımla konuşunca da ne diyor yav bu tepkisi alıyorum bi anlatırım inanacakları varsa da hepten redderler gibi bir diyalog olmuş mudur acaba? belki sosyal arkadaşı vardır bu anlatır arkadaşı da insanlara anlatır ama o zaman da peygamberlik arkadaşına gelse daha kolay olur gibi. galiba hz musa peltekti kardeşi onun yerine anlatıyordu lakin burada asosyallik kısmı önemli. galiba peygamberlik için dürüstlük, erdem, güzel huyların yanında karizma ve hitabet yeteneği de lazım son ikisi olmayınca nasıl insanları dine çağırıyordur ise merak konusu. valla empati yaptım zor iş.
devamını gör...

kompulsif biriktirme hastalığıdır.
dispozofobi de denir. pınar dündar'ın da dediği gibi bir nevi eşyanın kölesi olmak şeklinde adlandırabiliriz. evet, hepimiz bir şeyleri hatıra olsun ya da zamanı gelir lazım olur diye saklarız, biriktiririz. ama o gerekli zaman asla gelmez.*

ee bu durumu bazı insanlar abartmışlar.. biriktirmişler de biriktirmişler ve olay içinden çıkılamaz bir hale gelmiş. hastalık derecesinde bir biriktirme takıntısı oluşmuş bu insanlarda. ve asla bunun kötü bir şey olduğunu kabul etmezler, tedavi olmak da istemezler kompulsif biriktirme hastalığına sahip insanlar.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu hastalık 1990'lı yıllara kadar akıl sağlığı literatüründe çalışılmamış bir konu.* son yıllara kadar da obsesif kompulsif bozukluk* olarak görülen istifleme bağımlılığı artık tek başına ele alınmaya karar verilmiş.

*

bu istifçi kardeşler bize istifçi demeyelim deee toplayıcı veyahut koleksiyoncu diyelim diyorlar imiş.*


ayrıca istifleme bağımlılığı ve okb kalıtsal olarak da farklı yapıda hastalıklar. bulgulara göre istifleme bağımlılığı çekinik bir kalıtsal özellik olarak aktarılırken okb'ler arasında en yaygın görülen kontrol etme ve planlama takıntılarının baskın kalıtsal özellik olarak aktarıldığı biliniyor.


ha bu aradaa istifçiler demek değildir ki asosyal ve tembeller. değiller fakat insan ilişkileri hastalıkları dolayısıyla hayli karışık bir hale gelebiliyor.*

öyle şeyler istifliyorlar ki aklınız hayaliniz durur. giysiler, kalemler, faturalar, kalemler, tebrik kartları.. hadi bunlar normal.. bazıları isee kestikleri tırnak parçaları, saçları.. durun durun. buna şok olacaksınız. ölmüş kedileri dondurucuya atıp yaşayan birisi var! 100'den fazla canlı kedisi ve 67 ölü kedisi varmış 50 yaşında new york'ta yaşayan irene vandyke'nin.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


bu hastalıkla baş etmenin diğer yolu da hastaların, bir şeyi elde etme isteğine karşı durma konusunda dirençlerin artmasını sağlamak.


tedavi yöntemlerinden biri de bilişsel davranışçı terapi. hastalar evlerdeki yığınlarına bir şey eklemek istedikleri anda kendilerine birtakım sorular sormaları gerekir. istifçilerden "bütçem bunu almaya uygun mu?", "evde bunu koyabileceğim uygun bir yer var mı?", "buna gerçekten ihtiyacım var mı?" gibi sorulardan oluşan bir liste hazırlayıp her zaman yanlarında taşımaları gerekiyor ve ne zaman elleri bir şey uzansa bu listeyi çıkarıp mantıklı bir karar vermelerine yardımcı olmak için dürüstçe soruları yanıtlamaları gerekiyor. böylece tedavi adım adım gerçekleşiyor.



uzmanlar istifçileri bu tedavi sürecini hızlı değil adım adım yaşaması gerektiğini özellikle vurguluyor. örneğin gereksiz nesnelerden birer birer kurtulmanın evin önüne bir kamyon çekip her şeyi tek seferde dışarı atmaktan çok daha etkin ve doğru bir çözüm olacağını öne sürüyorlar. çünkü sahip oldukları her şeyi aniden kaybetmenin istifçileri ağır bir depresyon sokabileceğin ya da kaybettiklerini yerine koymak için çok daha fazla eşya almaya yöneltebileceğini söylüyorlar.


istifçiler için bu alışkanlıktan kurtulmak oldukça zor olsa gerek. siz de biriktirme huyunuzun hastalığa dönüşmemesini istiyorsanız biriktirmekten vazgeçiniz sevgili okuyucular.. kim bilir? aramızda vardır belki de istifçiler.. bugün ki yazımızın da sonuna geldik. sevgiyle kalın, esen kalın..

kaynak: tübitak bilim ve teknik dergisi 2016 eylül* sayısı pınar dündar syf. 58-65.
devamını gör...

zordur. çünkü yurtdışına gittiğinde bazı insanlar kıbrıs harekatı yüzünden, ermeni soykırımı muhabbeti yüzünden** türkleri suçlayabiliyorlar. ulan ayı, ben mi gittim savaştım, neden benden bunların hesabını soruyorsun? neden, eğer yaptılarsa, atalarımın yaptıkları yüzünden beni suçluyorsun?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

makas kesmiyor,gerdek gecesi tekme tokat saldırmak, düğünde erkeğin ayağına basmaktır.
devamını gör...

reklamı ilk izlediğimden beri beni inanılmaz rahatsız eden öğretmen tipidir. gerek giyim kuşamı ve postürü, gerekse hal ve hareketleri ile modern öğretmen tanımından çok uzaktadır.

kuryenin ve velilerin karşısında bir veli toplantısında emir alan, elleri önden bağlı boynu bükük bi halde emre riayet eden, zaten kuş kadar kalmış meslek onurumuzu ayaklar altına alan tiplemedir.

reklamda oynayan kişi gerçekten öğretmenmiş, ezber yeteneği olduğu aşikar ama bir öğretmenin tabiri caiz ise “kendi çöplüğü” olan sınıfında bu şekilde eğilip büküldüğünü gördükçe çıldırıyorum. reklamı ilk izlediğimden beri getirden sipariş vermeye elim gitmiyor. vay benim kutsal mesleğim, ölmüşsün de namazın bile kılınmıs

reklamda doğru tasvir edilen tek şey sınıf birinicisi olan öğrencinin velisinin ukala tavrı.
devamını gör...

"...hoşçakal demek kolay
güle güle giden için.

başımda bir bela
bu aralar ne dinlesem
ne çalınsa aklıma
hepsinde mevzu sen
dillerinden hiç, düşmedin bu şarkılar
seni tanır gibiler, seni tanır gibiler"
*
devamını gör...

olması imkansız hede.
hadi diyelim teleskopla izliyorlar tanrıyı. tanrı da bilim insanlarına el sallıyor.
mesaj filan yollardık herhalde. hangi din doğru yol diye.
devamını gör...

resmen nankör kedi, olum seni oralet fabrikasına müdür yaptık! bütün gün beleş kivi içip yeşil dille mask gibi dolanıyorsun fabrikada, kadın beyaz yakalara da yazılıyormuşsun, bu son damlaydı. doğru muhasebeye!
devamını gör...

imla yüzünden çıkacak tartışmadır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

deniz tekin-yıldızlar
devamını gör...

insanı yavaş yavaş öldüren bir şey. mental fonksiyonları mahvediyor.
devamını gör...

semer ve eyerleri bağlamada kullanılan kolanları üreten kişilere verilen isim. eski zamanlarda at arabaları ile ulaşım yaygın olduğu için bir nevi yedek parçacı olarak da görebiliriz. şehirler arası yolculuk ederken lastikçilere çok denk geliriz genelde yol boylarında dükkan açarlar. kolancılarda aynı mantıkla çalışan bir meslek dalıymış aynı zamanda.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

peter schlumbohm tarafından 1941 yılında icat edilen, manuel filtre kahve demleme aparatı. ağzının tadını bilen kahve tiryakileri'nin bu aparatla filtre kahvelerini demledikleri bir gerçek. kahvenin orijinal tadını koruyabilmek, manuel bir aparatla daha kolay.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel kaynak
devamını gör...

fşa adlı yazarın kurabiyelerini yakmasiyla kurabiye tazminatı entrysi ile sözlüğe kızmasi olandır.
devamını gör...

bitter çikolata oranı fazla olan çikolataları seviyorum. lindt'in 90'lığını deneyebildim en fazla. 99'luğu bile var aslında ama deneyemedim. nestle'nin 82'si var o da ideal.
devamını gör...

münzevivarlık ukdesi

ikisini de aynı anda yapabilecek kabiliyete sahibiz tabi.ancak çoğumuz daha çok gelecek planlama kafası yerine gelecek kaygısı yaşadığımız için an'larımızı heba ediyoruz.
devamını gör...

bir william boyd kitabıdır.

nat tate bir ressam ama yaşadığı dönemde anlaşılamayan ressamlardan değil. tanınmış, bilinen, saygı duyulan, hayran olunan bir yazar. ama bu onun kendi içinde çözemediği sorunlarının baskısını daha az hissetmesini sağlamıyor.

nat tate ailesini kaybettikten sonra bir hami tarafından yetiştirilir. yeteneği de aynı kişi tarafından keşfedilir. zengin bir adam olan yeni hamisi ona her türlü imkanı sağlar ve yeteneğini geliştirmesi için de elinden gelenin en iyisini yapar.

ama nat tate bozulmuştur. babasının kim olduğunu bilmemek ressamın içindeki zembereği kırmıştır. babasının bir denizci olduğunu ve denizde kaybolduğunu bilir sadece. belki de o yüzden durmadan köprü resimleri çizer. ama basit resimler değildir bunlar. bu resimler ressamı dışavurumculuğun en ilginç isimlerinden biri yapar.

bu resimlerin çok azı günümüze ulaşmıştır. çünkü nat tate hepsini çalışma evine kilitledikten sonra evi ateş verip arkasında iz bırakmamayı tercih etmiştir.

çizdiği köprüler sadece geçmişe dair bir özlem değil geleceğe dair de bir kehanettir. çünkü büyük ressam bir köprüden atlayarak intihar eder.

ve köprülerin altından çok sular geçer.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim