yazılımcımızdan ne istiyoruz
(bkz: biz bunları hep tanımlarımızda yazdık)
ben eksi vermeyi seven bir insan değilim. bu yüzden 2 butona çok kolay alıştım. eksi butonu gelirse ben eksi vermem çünkü ilgi çekme ihtiyacı içinde olan bazı ergen ruhlular trollük yaparak sözlüğü kullanılmaz duruma getiriyor.
bu nedenle en güzeli hiç olmaması. başlığın ve tanımın okunma sayısı gibi bir gösterge gelirse, kişi oylanmasa da gerek takipçi sayısı gerek tanımın görülme sayısı ile kendine bir yol çizer.
karma ile de desteklenirse emek verilen tanımlar yazılır. bir de son olarak asgari karakter girme şartı getirilsin. mesela 120 karakterin altında olan ve bakınız olmayan tanımlar kaydedilemesin.
ben eksi vermeyi seven bir insan değilim. bu yüzden 2 butona çok kolay alıştım. eksi butonu gelirse ben eksi vermem çünkü ilgi çekme ihtiyacı içinde olan bazı ergen ruhlular trollük yaparak sözlüğü kullanılmaz duruma getiriyor.
bu nedenle en güzeli hiç olmaması. başlığın ve tanımın okunma sayısı gibi bir gösterge gelirse, kişi oylanmasa da gerek takipçi sayısı gerek tanımın görülme sayısı ile kendine bir yol çizer.
karma ile de desteklenirse emek verilen tanımlar yazılır. bir de son olarak asgari karakter girme şartı getirilsin. mesela 120 karakterin altında olan ve bakınız olmayan tanımlar kaydedilemesin.
devamını gör...
yazarların en sıkıcı özelliği
acılarımı da üzüntülerimi de sevinçlerim gibi doruklarda yaşayamamak. bir şekilde içimde kalakalıyor. sanki birine anlatsam bu beni çok zayıf gösterip, gözündeki değerimi bitirecekmiş gibi geliyor. ıçime atınca da kafamda sürekli tekrarlayıp takıntı oluşturuyorum kendime. sanki ben sürekli mutlu olmalıymışım, derdim tasam yokmuş gibi.
bir diğeri de aşırı ve gereksiz fedakar olmam. olmamam gereken yerlerde dahi fedakarlık yaparak yine değerimi düşürmeyi başarıyorum. daha da vardir fakat enler bunlar.
bir diğeri de aşırı ve gereksiz fedakar olmam. olmamam gereken yerlerde dahi fedakarlık yaparak yine değerimi düşürmeyi başarıyorum. daha da vardir fakat enler bunlar.
devamını gör...
kolay gibi görünen ama çok zor olan şeyler
kitap açmanın serbest olduğu sınav.
soruları yorumlayıp çıkarım yapmanız gerektiğinden kitabı ne kadar karıştırırsanız karıştırın yanıtı doğrudan bulmanız mümkün değildir.
soruları yorumlayıp çıkarım yapmanız gerektiğinden kitabı ne kadar karıştırırsanız karıştırın yanıtı doğrudan bulmanız mümkün değildir.
devamını gör...
mil
relax isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.
tdk sözlük'te iki anlamı olan sözcüktür:
1)türlü işlerde kullanılmak için yapılan ince ve uzun metal çubuk.
2) göze sürme çekmeye yarayan, kemik veya fil dişinden yapılmış ince ve uzun araç.
tdk sözlük'te iki anlamı olan sözcüktür:
1)türlü işlerde kullanılmak için yapılan ince ve uzun metal çubuk.
2) göze sürme çekmeye yarayan, kemik veya fil dişinden yapılmış ince ve uzun araç.
devamını gör...
yengeç sepeti sendromu
devamını gör...
düşün ki uzaylılar bunu okuyor
o kadar lafınız ediliyor artık bir arz-ı endam edin.
devamını gör...
sorunsal sorunsalı
hemen hemen her başlıkta gördüğüm ve neden bu kadar çok kullanıldığına anlam veremediğim kelime.
cart sorunsalı
curt sorunsalı
kulllandığımız/kullanılan başlıklar illa ki olacaktır ama her başlığa da yazılmaz ki kardeşim!
cart sorunsalı
curt sorunsalı
kulllandığımız/kullanılan başlıklar illa ki olacaktır ama her başlığa da yazılmaz ki kardeşim!
devamını gör...
bu sözlüğün bir sahibi olmadığı anlaşılınca kafaya oynayacağı gerçeği
anlamak, üzerime bir takım vazifeler alıp faydalanmak için ne kadar kafa patlatsam da hiçbir şey anlamadığım başlıktır.
ayrıca sabahın 6'sında açık mektup yazmak ne vicdansız. *
ayrıca sabahın 6'sında açık mektup yazmak ne vicdansız. *
devamını gör...
terbiyeli tavuk vs terbiyesiz tavuk
özellikle yemek ve mutfak dilinde rastladığımız kalıp. terbiye soslu tavuk ve terbiye sossuz tavuk yazılsa daha uygun olur. malum, büyük ya da küçük, bazılarının jetonu erken düşmüyor.
devamını gör...
dünyanın en değerli şeyi
içtiğimiz sudur.
devamını gör...
çabuk unutulan şeyler
. tekrarlamadığımız bilgiler...
. uykusuz ve yorgunken öğrendiklerimiz...
. olumsuzluk ve mutsuzluk veren bilgiler...
. mutsuz olduğumuz bir anda öğrendiklerimiz...
. düşünce ve inançlarımıza ters düşen bilgiler ...
. uykusuz ve yorgunken öğrendiklerimiz..
.stresli bir durumda , dikkatimiz dağınıkken öğrendiklerimiz ...
. başarısızlığı çağrıştıran bilgiler...
. istemeden , zorunlu olduğumuz için ögrendiklerimiz...
. uykusuz ve yorgunken öğrendiklerimiz...
. olumsuzluk ve mutsuzluk veren bilgiler...
. mutsuz olduğumuz bir anda öğrendiklerimiz...
. düşünce ve inançlarımıza ters düşen bilgiler ...
. uykusuz ve yorgunken öğrendiklerimiz..
.stresli bir durumda , dikkatimiz dağınıkken öğrendiklerimiz ...
. başarısızlığı çağrıştıran bilgiler...
. istemeden , zorunlu olduğumuz için ögrendiklerimiz...
devamını gör...
death note gerçek olsa yazılacak isimler
kimseyi yazmayıp defteri yokederdim. düzene o şekilde müdahale edemeyiz. r.i.p "l" reyiz.
devamını gör...
istemeyen insanı ilişkiye zorlamak
(bkz: cinsel istismar)
devamını gör...
samuel beckett
"dünyadaki gözyaşı miktarı sabittir. ağlamaya başlayan biri için, bir yerlerde bir başkası keser ağlamayı. aynı şey gülmek için de geçerlidir. (güler.) bizim kuşak için kötü şeyler söylemeyelim öyleyse, önceki kuşaklardan daha bedbaht değiliz çünkü." (bkz: godot'yu beklerken)
devamını gör...
çağımızın hastalığı
hadsizliktir.
şöyle bir düşününce başımıza örülen çoraplardan hep hadsizlerin sorumlu olduğunu görebiliriz. haddi olmadığı halde yayıldıkça yayılan imparatorlar, haddi olmadığı halde başa gelen yöneticiler, haddi olmadığı halde açıklamalar yaparak insanları yönlendirenler. liste uzadıkça uzar. tam tersi şekilde haddi olduğu şeyleri yapmayıp bir köşede sus pus oturup tarihin şekillenmesini izleyen o güzel insanlar.
peki hadsizce bize kötü davranan hakkımızı yiyenler veya hadsizce bizim hakkımızda sadece bizim değil torunlarımızın bile etkileneceği kararlar verenler ne olacak. işte onlar en büyük hadsizler. hadsizlik hastalığından kurtulmak da ne yazık ki artık insanlık için zor gibi görünüyor.
had kelimesinin kökenine bakacak olursak hudud yani sınır kelimesi karşımıza çıkar. haddini aşmak sınırı aşmaktır. ama zaten insan dediğimiz canlının doğadan bu kadar kopup dünyayı da kendisiyle beraber değiştirmesi biraz da sınırları zorlamasıyla ilgili değil midir? hayır hayır biraz değil çok fazla sınırları zorladı. insan denilen türün dünyaya ve içinde yaşayan ile ölen her şeye hükmeder konuma gelmesi tam da bu sınırları zorlama alışkanlığı yüzünden oldu.
peki burada tam bu soru karşımıza çıkıyor haddimize mi ? bu soruyu her eylem öncesi kendisine soran insan hareketlerini kontrol edebilir. ama öyle tek tük insanların bu soruyu kendisine sormasıyla olacak iş değil. en başta bizi ve dünyamızı şekillendiren büyük güçlerin bu soruyu kendilerine sormaları gerekiyor. görülen o ki onlar hiç bir zaman bu soruyu sormayacaklar kendilerine. bari ben sorayım.
bunları yazmak benim haddime mi?
şöyle bir düşününce başımıza örülen çoraplardan hep hadsizlerin sorumlu olduğunu görebiliriz. haddi olmadığı halde yayıldıkça yayılan imparatorlar, haddi olmadığı halde başa gelen yöneticiler, haddi olmadığı halde açıklamalar yaparak insanları yönlendirenler. liste uzadıkça uzar. tam tersi şekilde haddi olduğu şeyleri yapmayıp bir köşede sus pus oturup tarihin şekillenmesini izleyen o güzel insanlar.
peki hadsizce bize kötü davranan hakkımızı yiyenler veya hadsizce bizim hakkımızda sadece bizim değil torunlarımızın bile etkileneceği kararlar verenler ne olacak. işte onlar en büyük hadsizler. hadsizlik hastalığından kurtulmak da ne yazık ki artık insanlık için zor gibi görünüyor.
had kelimesinin kökenine bakacak olursak hudud yani sınır kelimesi karşımıza çıkar. haddini aşmak sınırı aşmaktır. ama zaten insan dediğimiz canlının doğadan bu kadar kopup dünyayı da kendisiyle beraber değiştirmesi biraz da sınırları zorlamasıyla ilgili değil midir? hayır hayır biraz değil çok fazla sınırları zorladı. insan denilen türün dünyaya ve içinde yaşayan ile ölen her şeye hükmeder konuma gelmesi tam da bu sınırları zorlama alışkanlığı yüzünden oldu.
peki burada tam bu soru karşımıza çıkıyor haddimize mi ? bu soruyu her eylem öncesi kendisine soran insan hareketlerini kontrol edebilir. ama öyle tek tük insanların bu soruyu kendisine sormasıyla olacak iş değil. en başta bizi ve dünyamızı şekillendiren büyük güçlerin bu soruyu kendilerine sormaları gerekiyor. görülen o ki onlar hiç bir zaman bu soruyu sormayacaklar kendilerine. bari ben sorayım.
bunları yazmak benim haddime mi?
devamını gör...
normal sözlük'ün bir seks cehennemine çevrilmeye çalışılması
#62379
burada değindiğim konudur.
bir süre daha yazar alımlarımız açık olduğu için, ne yazık ki uçurmak da pek bir çözüm değildir.
burada değindiğim konudur.
bir süre daha yazar alımlarımız açık olduğu için, ne yazık ki uçurmak da pek bir çözüm değildir.
devamını gör...
duvara karşı
fatih akın'ın senaryosunu yazdığı ve yönettiği 2004 yapımı film.
her izlediğimde içimi paramparça eden ağır bir film. ölmek istiyorum, yaşamak anlamsız diyen cahit ile istediğim gibi yaşamak istiyorum diyen sibel'in hikayesi.
ne yaşarsak yaşayalım aşkın peşinden gitmenin bir sınırı vardır, eğer başkalarının canının yakmaya başlarsanız aşkınız zalimlikten başka bir şey olmaz. en doğru karar bazen fedakarlık ve yalnızlık gerektirir.
aldığı nice ödülün hakkını fazlasıyla veren, izledikten sonra herkesin için yeri apayrı olan film.
(bkz: https://www.youtube.com/wat...)
(bkz: https://www.youtube.com/cha...) sayesinde keşfettiğim ve her bir sahnesine kefil olduğum başyapıt.
her izlediğimde içimi paramparça eden ağır bir film. ölmek istiyorum, yaşamak anlamsız diyen cahit ile istediğim gibi yaşamak istiyorum diyen sibel'in hikayesi.
ne yaşarsak yaşayalım aşkın peşinden gitmenin bir sınırı vardır, eğer başkalarının canının yakmaya başlarsanız aşkınız zalimlikten başka bir şey olmaz. en doğru karar bazen fedakarlık ve yalnızlık gerektirir.
aldığı nice ödülün hakkını fazlasıyla veren, izledikten sonra herkesin için yeri apayrı olan film.
(bkz: https://www.youtube.com/wat...)
(bkz: https://www.youtube.com/cha...) sayesinde keşfettiğim ve her bir sahnesine kefil olduğum başyapıt.
devamını gör...
psikanaliz
klasik ve modern olarak ikiye ayrılan psikolojik kuram.
klasik kuram sigmund freud tarafından öne sürülmüştür.
topografik anlayış ve yapısal anlayış olmak üzere ikiye ayırabiliriz.
topografik anlayışta s. freud bilinci bir buz dağına benzetir. buz dağının görünen kısmına bilinç ve bilinç öncesini koyarken, görünmeyen kısmına bilinçdışını koymuştur.
yapısal anlayışta ise s. freud id, ego ve süperego kavramlarından bahsedip açıklamıştır*.
son olarak psikanalizin moderncilerini sayacak olursak adler, jung, horney, e. fromm, e. erikson, sullivan ve sigmund freud'un kızı anna freud'u sayabiliriz.
klasik kuram sigmund freud tarafından öne sürülmüştür.
topografik anlayış ve yapısal anlayış olmak üzere ikiye ayırabiliriz.
topografik anlayışta s. freud bilinci bir buz dağına benzetir. buz dağının görünen kısmına bilinç ve bilinç öncesini koyarken, görünmeyen kısmına bilinçdışını koymuştur.
yapısal anlayışta ise s. freud id, ego ve süperego kavramlarından bahsedip açıklamıştır*.
son olarak psikanalizin moderncilerini sayacak olursak adler, jung, horney, e. fromm, e. erikson, sullivan ve sigmund freud'un kızı anna freud'u sayabiliriz.
devamını gör...

