kafa sözlük - en kafa sözlük! ©2021
sayfanın sağ altında yazan yazı.
devamını gör...
senin annen bir melekti yavrum
yeşilçamın emektar sözü.
genelde hizmetçi kadın ile ilişkiye girip, gayrimeşru çocuğu alıp başka bir şehre kaçan kötü baba tarafından, kullanılır.
genelde hizmetçi kadın ile ilişkiye girip, gayrimeşru çocuğu alıp başka bir şehre kaçan kötü baba tarafından, kullanılır.
devamını gör...
bilim insanlarından mars vebası uyarısı
bilim insanları, mars'a gerçekleştirilmesi planlanan insanlı seferlerin ardından, kızıl gezegen'in yüzeyinden dünyaya getirilecek taş parçaları ve tozların salgın hastalıklara sebebiyet verebileceği konusunda uyarılarda bulundu. getirilmesi muhtemel numunelerin 'mars vebası'na yol açabileceği öne sürüldü.
bilim insanlarından yeni muhtemel bir salgın hastalık konusunda uyarı geldi. ancak bu sefer hastalığın merkezinin dünya değil, dünya'ya milyonlarca kilometre uzaklıkta bulunan mars gezegeni olabileceği ifade edildi.
abd ulusal havacılık ve uzay dairesi (nasa) ve avrupa uzay ajansı (esa), kızıl gezegen'deki değerli kayaları ve toprağı ayrıntılı testler için dünya'ya getirme projesi üzerinde çalışıyor. bu yüzden, şubat ayında mars'a iniş yapan perseverance aracının topladığı örnekleri almak için 2026 yılında bir kara aracının gezegene fırlatılması planlanıyor.
proje neticesinde mars'taki toprakların ve kayaların, muhtemel bazı mikro organizmalarla birlikte önümüzdeki 10 yıl içinde dünya'da var olabileceği düşünülüyor.
öte yandan nasa tarafından yapılana bir açıklamada, "mars'ın yüzeyinden bozulmamış örnekleri dünya'ya getirmek, nesillerdir gezegenimizdeki bilim insanlarının hedefi konumundadır" ifadeleri yer alıyor.
'bu konuda hevesli değilim'
dr. gilbert levin ise bu konuda pek hevesli olmadığını söylüyor. nasa'nın 1975'ten 1983'e kadar süren viking programında yer alan dr. levin, kızıl gezegen'den getirilecek herhangi bir parçanın dünya üzerinde bir salgın hastalığa yol açmasının yüksek bir ihtimal olduğunu belirtti.
dr. levin, "mars'tan getirilecek güvenli bir numunenin, son derece korunaklı kaplarda getirilmesi durumunda bile bir tehlikeye yol açabileceğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
'çok büyük biyolojik hasara yol açabilir'
nasa ve esa'nın yürüttüğü projeden bazı bilim insanları da benzer uyarıyı yaptı. gökbilimciler, bu projenin dünya açısından yıkıcı sonuçlar ve çok ciddi sorunlar doğurabileceğine değindi. yapılan uyarıda, 1973'teki kitabında mars'tan numune getirmenin sonuçları hakkında uyarıda bulunan dünyaca ünlü gökbilimci carl sagan'a atıfta bulunularak şu ifadelere yer verildi:
"kızıl gezegen biyolojik açıdan büyük ilgi uyandıran bir ortama sahip. mars'tan getirilecek olası numunelerin içeriğinde, gezegenimizde çok büyük bir biyolojik hasara yol açabilecek patojenler, organizmalar olabilir bulunabilir ve hatta bu organizmalar bir mars vebası'na yol açabilir".
buradan
devamını gör...
siya siyabend
muazzam bir gruptur. kadıköy'de cd satarlardı. popüler kültür ne değildir sorusunun cevabıdırlar.
şu cahillerreee bakkk!
şu cahillerreee bakkk!
devamını gör...
bir öğrencinin gece 12'de öğretmenine soru sorması
12 o kadar geç bir saat değil mi? ne olursa olsun samimiyetinizin olmadığı insanlara 8'den 9'dan sonra yazılmaz/aranmaz.
öğrenci de öğretmen de haksız ve her ikisi için de üslup her şeydir.
öğrenci de öğretmen de haksız ve her ikisi için de üslup her şeydir.
devamını gör...
rutkay aziz
devamını gör...
non legor non legar
alman filozof friedrich wilhelm nietzsche‘nin yine kendisi gibi alman bir filozof olan arthur schopenhauer’ın legor legar sözünü tersine çevirdiği halidir. non legor non legar, okumuyorum, okumayacağım anlamına gelir.
bu yazıda nietzsche bambaşka bir bağlamda kullanmış olsa da sözün benim üzerimdeki etkisi farklı oldu elbette.
bu, türkiye’de yaşayan insanların inatla söylediği bir cümle olarak yankılandı beynimde. ben hiç kitap okumadım ama iktidardakiler çok süper diyen bir kadın izlemiştim bir röportajda. bu röportajın gerçek ya da kurgu olması çok da mühim değil. çünkü sokaktaki adam tabirinin içini dolduran insanların çoğu böyle düşünüyor. temelde bir partiyi destekleme fikrine kökünden karşı olduğum için kimin kimi desteklediği ile ilgilenmiyorum, beni ilgilendiren kitap okuma kısmı.
sadece kitap da değil aslında, genel anlamıyla okumak. radikal şıkların sayımı isimli müthiş kitapta da bu okumuyorum ben isyanının sonraki aşamalarında neler olabileceği anlatılmıştı.
okumayan insanların sahip olmadıkları bilgiler üzerinden üzerimize savurdukları fikirlerin enkazı altında sesimi duyan var mı diye bağırmaktan bir hal olduk.
herkes biz hayatı kitaplardan öğrenmedik yaşayarak öğreniyoruz demek için birbiri ile yarışıyor da yaşayarak öğrendiği şeyler ona her konuda fikir beyan etme hakkını vermediğinin farkında bile değil.
ben yaşayarak öğrendim her şeyi, o yüzden dünya dönmüyor demek mantıklı mı?
ben yaşayarak öğrendim, öyle heykel olmaz, hemen yıkılması lazım demek akıllıca mı?
ben yaşayarak öğrendim, pi sayısı o kadar da sonsuz değil diyebilir mi insan?
bunlar sadece bana mı manasız geliyor diye düşünmeden edemiyorum bazen.
türkiye’nin küçük bir minyatürü olan sözlükte de benzer durumlara rastlıyorum çoğu zaman. çok da tartışmaya girmek isteyen bir insan değilim. yazarım, okurum yeter bana ama sürekli bir isyana denk geliyorum. bir tanımda şöyle bir cümle vardı: uzun yazmayın, okumuyoruz. temelde birkaç soru geliyor aklıma bu konuda?
1. siz tam olarak kimsiniz?
2. uzun tanımlarını sizi hedef aldığını neden düşündünüz?
3. siz okumuyorsunuz diye biz neden yazmayalım?
4. kendinizi bu kadar ciddiye almanızın nedeni nedir?
bir de bir başka grup var okumamakla kalmayıp isyanlar içinde kendini yerden yere atan. iki sözcükle anlatılan şeyleri uzun uzun yazmak yanlışmış onlara göre. fikirlerine saygı duyarım ama o fikri aptalca bulmama bir engel değildir bu. haydi bir deneme yapalım. uzun yazıları kısaltmak için:
1. raskolnikov rehinci kadını öldürdü ve sonra pişman oldu.
2. alice tavşanın peşine düştü, bir sürü şey yaşadı, geri döndü.
3. zebercet otel işletirken öldü gitti.
4. dante cehenneme, araf’a, cennete gitti.
oldu mu? olmadı. siz kısa yazsanız, biz uzun yazsak. okumak isteyen okusa, okumak istemeyen işine baksa daha güzel değil mi? yazdığı tanımlarda çocukluğundan beri konuştuğu dili bile doğru düzgün kullanmayan insanların iki cümle ile hayatın özünü açıklama çabalarını takdir ediyorum ama bize de karışmasanız mı acaba?
velhasılı; okumuyorum, okumayacağım isyanını haklı bulabilirim ama bu okumayın, okumayacaksınız isyanına dönerse o zaman uzun bir tanım yazmak zorunda kalırım böyle.
bu yazıda nietzsche bambaşka bir bağlamda kullanmış olsa da sözün benim üzerimdeki etkisi farklı oldu elbette.
bu, türkiye’de yaşayan insanların inatla söylediği bir cümle olarak yankılandı beynimde. ben hiç kitap okumadım ama iktidardakiler çok süper diyen bir kadın izlemiştim bir röportajda. bu röportajın gerçek ya da kurgu olması çok da mühim değil. çünkü sokaktaki adam tabirinin içini dolduran insanların çoğu böyle düşünüyor. temelde bir partiyi destekleme fikrine kökünden karşı olduğum için kimin kimi desteklediği ile ilgilenmiyorum, beni ilgilendiren kitap okuma kısmı.
sadece kitap da değil aslında, genel anlamıyla okumak. radikal şıkların sayımı isimli müthiş kitapta da bu okumuyorum ben isyanının sonraki aşamalarında neler olabileceği anlatılmıştı.
okumayan insanların sahip olmadıkları bilgiler üzerinden üzerimize savurdukları fikirlerin enkazı altında sesimi duyan var mı diye bağırmaktan bir hal olduk.
herkes biz hayatı kitaplardan öğrenmedik yaşayarak öğreniyoruz demek için birbiri ile yarışıyor da yaşayarak öğrendiği şeyler ona her konuda fikir beyan etme hakkını vermediğinin farkında bile değil.
ben yaşayarak öğrendim her şeyi, o yüzden dünya dönmüyor demek mantıklı mı?
ben yaşayarak öğrendim, öyle heykel olmaz, hemen yıkılması lazım demek akıllıca mı?
ben yaşayarak öğrendim, pi sayısı o kadar da sonsuz değil diyebilir mi insan?
bunlar sadece bana mı manasız geliyor diye düşünmeden edemiyorum bazen.
türkiye’nin küçük bir minyatürü olan sözlükte de benzer durumlara rastlıyorum çoğu zaman. çok da tartışmaya girmek isteyen bir insan değilim. yazarım, okurum yeter bana ama sürekli bir isyana denk geliyorum. bir tanımda şöyle bir cümle vardı: uzun yazmayın, okumuyoruz. temelde birkaç soru geliyor aklıma bu konuda?
1. siz tam olarak kimsiniz?
2. uzun tanımlarını sizi hedef aldığını neden düşündünüz?
3. siz okumuyorsunuz diye biz neden yazmayalım?
4. kendinizi bu kadar ciddiye almanızın nedeni nedir?
bir de bir başka grup var okumamakla kalmayıp isyanlar içinde kendini yerden yere atan. iki sözcükle anlatılan şeyleri uzun uzun yazmak yanlışmış onlara göre. fikirlerine saygı duyarım ama o fikri aptalca bulmama bir engel değildir bu. haydi bir deneme yapalım. uzun yazıları kısaltmak için:
1. raskolnikov rehinci kadını öldürdü ve sonra pişman oldu.
2. alice tavşanın peşine düştü, bir sürü şey yaşadı, geri döndü.
3. zebercet otel işletirken öldü gitti.
4. dante cehenneme, araf’a, cennete gitti.
oldu mu? olmadı. siz kısa yazsanız, biz uzun yazsak. okumak isteyen okusa, okumak istemeyen işine baksa daha güzel değil mi? yazdığı tanımlarda çocukluğundan beri konuştuğu dili bile doğru düzgün kullanmayan insanların iki cümle ile hayatın özünü açıklama çabalarını takdir ediyorum ama bize de karışmasanız mı acaba?
velhasılı; okumuyorum, okumayacağım isyanını haklı bulabilirim ama bu okumayın, okumayacaksınız isyanına dönerse o zaman uzun bir tanım yazmak zorunda kalırım böyle.
devamını gör...
seni seviyorum demenin farklı şekilleri
üşümesin diye uyurken üstünü örtersiniz mesela, hiç ilginiz olmamasına rağmen çok sevdiği bir şarkıyı onunla beraber dinlersiniz, o şiir seviyordur sizin hiçbir alakanız yoktur ama şair olursunuz...
ya da öyle bir bakarsınız ki seviyorum demenize gerek kalmaz...
ya da öyle bir bakarsınız ki seviyorum demenize gerek kalmaz...
devamını gör...
bursa'da sebepsiz yere kadına tekme atan suriyeli
suriyeli ve arap sevicilerin yazmayacağı başlık.
t: geçmiş olsun, umarım hak ettiği cezayı alır. gençlerimizin ve gençliğimizin huzurunu kaçırmaya kimsenin hakkı yoktur.
t: geçmiş olsun, umarım hak ettiği cezayı alır. gençlerimizin ve gençliğimizin huzurunu kaçırmaya kimsenin hakkı yoktur.
devamını gör...
yeşil renkli yazar olmalı mıyım sorunsalı
(bkz: bak hâlâ ya)
arkadaşım sizin hıyardan başka örneğiniz yok mu?
bir sürü yeşil renkli şey var bu alemde, acık onları dikkate alın.*
salatalık filan da değil ha, direkt hıyar, direkt adrese teslim!
arkadaşım sizin hıyardan başka örneğiniz yok mu?
bir sürü yeşil renkli şey var bu alemde, acık onları dikkate alın.*
salatalık filan da değil ha, direkt hıyar, direkt adrese teslim!
devamını gör...
pseudoscience
bilimsel olduğu iddia edilen ama bilimsel olmaktan uzak olan iddia ve uygulamalar.
(bkz: sözdebilim)
(bkz: sözdebilim)
devamını gör...
astral seyahat
genellikle ruhun bedenden çıkıp farklı bir boyuta geçmesini sağlar. spritüel bir konudur.
devamını gör...
sözlüğün en yakışıklı yazarı olmak
sözlüğün en güzel teyzesi olarak torunuma almak istediğim yazardır. ssk var mı?
devamını gör...
kırmızı oje
tırnağa değil de ete bulaşınca sinir krizi yaşama sebebim olan oje rengidir. her güzelin harcı değildir kırmızı ojeyi taşırmadan sürebilmek.
devamını gör...
beyrut
halkın büyük çoğunluğu araplardan meydana gelir, en büyük etnik azınlık ise hıristiyan ermenilerdir. diğer taraftan arap-israil savaşlarından önce ortadoğu’nun paris’i olarak anılmaktaydı.
devamını gör...
avcılık
insani vasıflardan uzak varlıklarının; hayvanları öldürdüğü ve bunu "spor" adı altında yaptığı, doğal dengeye zarar veren, hayvanların neslinin tükenmesine sebep olan canice davranış.
devamını gör...



