süper zeka
nick bostrom'un bir kitabı. superintelligence seviyesine erişmiş bir yapay zekanın yapabilecekleri, böyle bir zeka nasıl kontrol edilebilir, böyle bir zekaya nasıl değerler atanabilir vb. konularını tartışıyor. fakat bu superintelligence tartışması bana teolojik bir tartışma gibi geliyor. meselenin konusu, üzerine tartışılan özne hayali bir özne; önce hayali bir özne tanımlanıyor –sonsuz bir zekaya sahip (her şeyi bilen), internet üzerinden her şeyi kontrol edebilen (kadir-i mutlak)– sonra bunun üzerine bir araba dolusu laf ediliyor. bostrom'un, ilk başta böyle bir zekanın neden ortaya çıkacağını ikna edici bir biçimde açıklayamadığını söylemem gerekir. genel zeka seviyesine ulaşmış bir yapay zeka sürekli olarak kendisinden bir tık daha zeki bir yapay zeka ortaya çıkarırsa ve bu işlem, çok kısa bir zaman içinde sürekli olarak tekrarlanan bir süreç ile, sonunda patlama noktasına ulaşıp bir superintelligence ortaya çıkmasına sebep olursa. bu koşulların hepsi, aslında somut olarak tanımlanmamış hayali süreçler ve öznelerden ibaret: genel zeka, kendisinden daha zeki yeni bir zeka oluşturmak, süper zeka.
devamını gör...
bu yazara yakın zamanda çok fazla beğeni yaptığınız için oyunuz kaydedilmedi
gereksiz iştir. ben öyle her entry'i beğenen biri değilim ama takip ettiğim yazarların beğendiğim entry'lerini boş geçmemeye çalışıyorum.
burada amaç her entry'nin çok beğenilmemesiyse, nitelikli entry'ler çok beğendirilmek isteniyorsa bu durum zaten böyle. niteliksiz entry'ler 3 - 5 fazla beğeni alıyor diye ne bu çaba?
amaç sadece beğenilen entry'lerin beğenilmesini sağlamaksa modların, yoldaşın da çok beğeni alan niteliksiz entry'leri mevcut. onlara da önlem alın o zaman.
tanım: daha özgür ortam sağlanması gerekirken kısıtlamalara giden yönetimin yaptığı gereksiz iş.
burada amaç her entry'nin çok beğenilmemesiyse, nitelikli entry'ler çok beğendirilmek isteniyorsa bu durum zaten böyle. niteliksiz entry'ler 3 - 5 fazla beğeni alıyor diye ne bu çaba?
amaç sadece beğenilen entry'lerin beğenilmesini sağlamaksa modların, yoldaşın da çok beğeni alan niteliksiz entry'leri mevcut. onlara da önlem alın o zaman.
tanım: daha özgür ortam sağlanması gerekirken kısıtlamalara giden yönetimin yaptığı gereksiz iş.
devamını gör...
hipersomnia
türkiye'deki psikiyatristler tarafından bir türlü tanımlanamayan, dsm-iv kriterlerine göre majör'den ve bipo'dan 4 kritik semptom ile ayrılan (bkz: atipik depresyon) 'un en ayırt edici belirtisi.
tıp insanı değilim (tıp insanı diye bir tanım var mı bilmiyorum, umarım saygısızlık etmemişimdir ama ne demek istediğim anlaşılmıştır sanırım.) fakat hemen on yıldır psikoloji üzerine okumaya özen gösteren, kendi teşhisini kendi koyma cehaleti içerisinde araştırmalar yaparken türkiye'deki bilimsel yöntemin ne kadar yanlış olduğuna tekrar kanaat getirmiş birisi olarak; uyanamamak , bir türlü uykuyu alamamak , günde 10 saatten fazla uyumak gibi şikayetleriniz varsa lütfen ama lütfen (bkz: atipik depresyon) / (bkz: hipersomnia) ilişkisini araştırın veya gittiğiniz doktora bu konu üzerinde şikayetlerinizi değerlendirmesini söyleyin.
türkiye'de bu branş ile ilgili gideceğiniz doktorların birçoğunun; (bkz: uyanamamak) şikayeti ile gitmenize rağmen; "alarmı ertelememek lazım." , "sabah kalktığınızda 10 dakika egzersiz yapmak lazım." gibi önerilerden başka bir çözüm üretemeyeceklerini de lütfen bilin. 'uyanamıyorum' diyorum, 'sabah kalkınca egzersiz yap' diyor; ondan sonra ben sinirli oluyorum.
(burada eleştiriye konu olan doktorlar; klasik devlet memurluğu görevinden başka en ufak bir gelişim göstermemiş, bir makale okumaktan aciz, salla başı al maaşı rahatlığında olan doktorlar için geçerlidir. eminim ki yeni jenerasyon, bilimsel yöntem ve araştırma kültürü açısından farklı bir vizyon kazandıracaklardır.)
(bu ülkede daha düne kadar (bkz: dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu) tanısından bihaber bir psikiyatr bilimi olduğunu unutmayalım.)
neyse, gidip bir bölüm daha (bkz: kırmızı oda) izleyeyim; ne gerek var yeni literatüre kafa yormaya.
kaynak
kaynak
tıp insanı değilim (tıp insanı diye bir tanım var mı bilmiyorum, umarım saygısızlık etmemişimdir ama ne demek istediğim anlaşılmıştır sanırım.) fakat hemen on yıldır psikoloji üzerine okumaya özen gösteren, kendi teşhisini kendi koyma cehaleti içerisinde araştırmalar yaparken türkiye'deki bilimsel yöntemin ne kadar yanlış olduğuna tekrar kanaat getirmiş birisi olarak; uyanamamak , bir türlü uykuyu alamamak , günde 10 saatten fazla uyumak gibi şikayetleriniz varsa lütfen ama lütfen (bkz: atipik depresyon) / (bkz: hipersomnia) ilişkisini araştırın veya gittiğiniz doktora bu konu üzerinde şikayetlerinizi değerlendirmesini söyleyin.
türkiye'de bu branş ile ilgili gideceğiniz doktorların birçoğunun; (bkz: uyanamamak) şikayeti ile gitmenize rağmen; "alarmı ertelememek lazım." , "sabah kalktığınızda 10 dakika egzersiz yapmak lazım." gibi önerilerden başka bir çözüm üretemeyeceklerini de lütfen bilin. 'uyanamıyorum' diyorum, 'sabah kalkınca egzersiz yap' diyor; ondan sonra ben sinirli oluyorum.
(burada eleştiriye konu olan doktorlar; klasik devlet memurluğu görevinden başka en ufak bir gelişim göstermemiş, bir makale okumaktan aciz, salla başı al maaşı rahatlığında olan doktorlar için geçerlidir. eminim ki yeni jenerasyon, bilimsel yöntem ve araştırma kültürü açısından farklı bir vizyon kazandıracaklardır.)
(bu ülkede daha düne kadar (bkz: dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu) tanısından bihaber bir psikiyatr bilimi olduğunu unutmayalım.)
neyse, gidip bir bölüm daha (bkz: kırmızı oda) izleyeyim; ne gerek var yeni literatüre kafa yormaya.
kaynak
kaynak
devamını gör...
hayatın anlamı
gerçekte, yoktur ancak; insanların algıları ve anlamlandırma çabalarıyla birlikte, bireyden bireye değişen anlamlar kazanır.
devamını gör...
toprak
sözlükte ''yerkabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü doğal kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü.'' anlamına gelen sözcüktür.
aşık veysel üstadın da en sadık dostu olduğunu söylediği şeydir aynı zamanda.
ayrıca insanlığın ilk dönemlerinde araç-gereç yapımı için kullanılmıştır.
aşık veysel üstadın da en sadık dostu olduğunu söylediği şeydir aynı zamanda.
ayrıca insanlığın ilk dönemlerinde araç-gereç yapımı için kullanılmıştır.
devamını gör...
distopik filmler veri tabanı
12 maymun;
distopik bir film olduğu için anlamanız biraz zor olabilir ama sağlam bir film.
distopik bir film olduğu için anlamanız biraz zor olabilir ama sağlam bir film.
devamını gör...
iğde ağacı
çok sevdiğim ankara’da her bahar dönümünde beni karşılayan ve yine karşılayacağının umduğum o muhteşem kokunun saklı olduğu ağaçtır. kokusu başka her şeyden farklıdır. sanki ayrıcalıklıdır çiçekleri. sanki iğdenin süper gücü kokusudur.
iğde ağacı öyle bir ağaçtır ki büyümek için toprağın verimini aramaz. ne olursa olsun kendi başının çaresine bakabilir. yeter ki insanları mutlu etmek istesin. asla yerim dar demez. kalenderdir. mutluluk gövdesine kazınmış gibidir ama mülkiyetinde değildir. herkesle paylaşmak ister kendini iğde.
her rengin hakkını verir iğde ağacı. bedenindeki en parlak tondan en pasteline kadar hepsi olması gerektiği kadar, olması gerektiği gibidir. hatta zahmet edip dikkatli bakarsanız belki bob ross’un sevimli derelerini ve yanık siena ve alizarin kırmızıyı bile görebilirsiniz.
yılmaz erdoğan’ın sen hiç ateşböceği gördün mü? isimli oyununda bolca geçer iğde sözcüğü, faydaları anlatmakla bitmez. öyle önemlidir, öyle güzeldir, öyle çok şeydir iğde. iğdeyle kuyu kazıyor gibi oldum bu tanımı yazarken belki ama en sonunda ben de hepiniz gibi iğdeyi kendime çuvaldızı başkasına batırdım.
iğde ağacı öyle bir ağaçtır ki büyümek için toprağın verimini aramaz. ne olursa olsun kendi başının çaresine bakabilir. yeter ki insanları mutlu etmek istesin. asla yerim dar demez. kalenderdir. mutluluk gövdesine kazınmış gibidir ama mülkiyetinde değildir. herkesle paylaşmak ister kendini iğde.
her rengin hakkını verir iğde ağacı. bedenindeki en parlak tondan en pasteline kadar hepsi olması gerektiği kadar, olması gerektiği gibidir. hatta zahmet edip dikkatli bakarsanız belki bob ross’un sevimli derelerini ve yanık siena ve alizarin kırmızıyı bile görebilirsiniz.
yılmaz erdoğan’ın sen hiç ateşböceği gördün mü? isimli oyununda bolca geçer iğde sözcüğü, faydaları anlatmakla bitmez. öyle önemlidir, öyle güzeldir, öyle çok şeydir iğde. iğdeyle kuyu kazıyor gibi oldum bu tanımı yazarken belki ama en sonunda ben de hepiniz gibi iğdeyi kendime çuvaldızı başkasına batırdım.
devamını gör...
türkiye'yi gezmenin ucuz yolları
yurtdışında yaşayıp tatile gelmek. paralarını çarpa çarpa bitiremiyorlar bile.
devamını gör...
hücre zarı
bitki hücresinde hücre duvarı ile birlikte bulunan yapıdır.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
modern talking-brother louie.
devamını gör...
nefret
üzerine düşünüp ilk önce doğrulamaya ihtiyaç duyduğum kelime.
tdk'e tarafından nefret:
1. bir kimsenin kötülüğünü, mutsuzluğunu istemeye yönelik duygu.
2. tiksinme, tiksinti
şeklinde tanımlanmıştır.
bende bıraktığı iz ise çok eskilere dayanmakta. çünkü bu yaşıma dek; beni üzen, kıran birçok insan olmasına rağmen nefret ediyorum dediğim yalnızca bir kişi oldu. henüz lise zamanlarımda tanıdığım bir kız. içimde hiç hoşlanmadığım, varlığından haz etmediğim bir hisse neden oluyordu. bahsetmek ya da yakınında olmak tahammül sınırımın çok dışındaydı üstelik.
sonra büyüdüm. zamanla birilerine bu enerjiyi harcamanın benim için nedenli büyük bir yük olduğunu fark ettim. kalbimi kıran, canımı acıtan insanlara dair hissetiğim his ise ilk baş üzüntü oldu. sonrasında ise yok saymak ya da affetmek. yaşamımdaki izlerine göre değer atfettim böylelikle. yokluk ya da iz oldular zamanla. ama o kızdan sonra bu ağırlığı taşımadım bir daha. onu da geride bıraktım. hatta öyle ki bugün sadece zihnimde beni çok etkileyen bir his ile ilişkilenmiş olmasına rağmen ne adını ne de ona karşı nefret uyandıracak ne yaptığını hatırlamıyorum bir türlü.

güzel pandora gibi bir zamanlar ben de açtım o kutuyu. saçıldı ne kadar kötülük varsa dışarıya. korkup kapattım hızlıca kapağı ama kutunun dibine saklanıp kalmış yusufcuk misali umudu da serbest bıraktım zamanla. ve o gün bugündür nefretin yerine umudu koydum çoğu zaman. başaramadığımda da kapadım gözlerimi ya da çevirdim yönümü başka bir rotaya nazım gibi.
‘’büyük insanlığın toprağında gölge yok
sokağında fener
penceresinde cam
ama umudu var büyük insanlığın
umutsuz yaşanmıyor.”
görsel kaynağı
tdk'e tarafından nefret:
1. bir kimsenin kötülüğünü, mutsuzluğunu istemeye yönelik duygu.
2. tiksinme, tiksinti
şeklinde tanımlanmıştır.
bende bıraktığı iz ise çok eskilere dayanmakta. çünkü bu yaşıma dek; beni üzen, kıran birçok insan olmasına rağmen nefret ediyorum dediğim yalnızca bir kişi oldu. henüz lise zamanlarımda tanıdığım bir kız. içimde hiç hoşlanmadığım, varlığından haz etmediğim bir hisse neden oluyordu. bahsetmek ya da yakınında olmak tahammül sınırımın çok dışındaydı üstelik.
sonra büyüdüm. zamanla birilerine bu enerjiyi harcamanın benim için nedenli büyük bir yük olduğunu fark ettim. kalbimi kıran, canımı acıtan insanlara dair hissetiğim his ise ilk baş üzüntü oldu. sonrasında ise yok saymak ya da affetmek. yaşamımdaki izlerine göre değer atfettim böylelikle. yokluk ya da iz oldular zamanla. ama o kızdan sonra bu ağırlığı taşımadım bir daha. onu da geride bıraktım. hatta öyle ki bugün sadece zihnimde beni çok etkileyen bir his ile ilişkilenmiş olmasına rağmen ne adını ne de ona karşı nefret uyandıracak ne yaptığını hatırlamıyorum bir türlü.

güzel pandora gibi bir zamanlar ben de açtım o kutuyu. saçıldı ne kadar kötülük varsa dışarıya. korkup kapattım hızlıca kapağı ama kutunun dibine saklanıp kalmış yusufcuk misali umudu da serbest bıraktım zamanla. ve o gün bugündür nefretin yerine umudu koydum çoğu zaman. başaramadığımda da kapadım gözlerimi ya da çevirdim yönümü başka bir rotaya nazım gibi.
‘’büyük insanlığın toprağında gölge yok
sokağında fener
penceresinde cam
ama umudu var büyük insanlığın
umutsuz yaşanmıyor.”
görsel kaynağı
devamını gör...
ölü başlıkları diriltme hareketi
rastgele butonu ile zaten dahil olduğum hareket.*
devamını gör...
soru işareti
bu bir soru işaretidir.
eğer başlığına bu bkz verildiyse,
"ne anlatıyorsun kardeşim sen?"
denmiş olabilir.
eğer başlığına bu bkz verildiyse,
"ne anlatıyorsun kardeşim sen?"
denmiş olabilir.
devamını gör...
sözlük yazarlarının yaşları
sizce kaç gösteriyorum?
devamını gör...
yaşamaktan sıkılmak
gerçek bir varoluş sancısı.
ulan aynı şeyleri yapmaktan ikrah geldi be. her eylem zulme dönüştü artık. sıkıldım ulan sıkıldım . yemek yemekten , tuvalete gitmekten,sabah uyanmaktan, her boktan.
ulan aynı şeyleri yapmaktan ikrah geldi be. her eylem zulme dönüştü artık. sıkıldım ulan sıkıldım . yemek yemekten , tuvalete gitmekten,sabah uyanmaktan, her boktan.
devamını gör...
lise öğrencilerinin istedikleri sınav notunu seçebilmeleri
biz lise okurken neyin hayalini kurduysak bu pandemi dönemde hepsi gerçekleşti. kafana göre sınava gir ya da girme, istediğin notu kendin seçme, 2 gün okul 5 gün tatil falan ama böyle olmamalıydı be.
devamını gör...
artı oy veren yazarın profilini incelemek
ufak çaplı stalker'lık yapıyorum, evet..
devamını gör...





