celebrant sorularınızı yanıtlıyor
kendisini tanımadığım için sorum yok. ama moderasyon ekibine sorum var “neden celebrant?”
çünkü şöyle bir profiline baktım tanım sayısı çok değil ve sözlüğe her gün giren biri olarak bu yazara denk gelmedim. aşağı yukarı her gün denk geldiğim yazarlara baktığımda bu yazarlar da kendisini tanımadığını yazmış. konuğun takipçi sayısı çiftli rakamlarda demek ki önceden gelen bir tanışıklık var. bazı yazarlar ve moderasyonla.
moderasyona tavsiyem illa bu etkinlik devam edecek ise kimi konuk alacağınızı yazarlara bir link üzerinden anket ile sorsanız bu röportajlara sorularla yazarlar da katkı yapar. sizin tanıdığınız yazara ben şimdi ne sorabilirim “neden kafa, nasıl üye oldun, neden bu nickname?” falan mı? üffff geçiniz. çok saçma.
ikinci tavsiyem gerçekten bu format neden var? moderasyon ekibi, yönetim üzerinden belki gidebilir de bir yazarın bu etkinliğe dahil olması yukarıda bazı arkadaşların da belirttiği gibi bana da manasız geliyor.
çünkü şöyle bir profiline baktım tanım sayısı çok değil ve sözlüğe her gün giren biri olarak bu yazara denk gelmedim. aşağı yukarı her gün denk geldiğim yazarlara baktığımda bu yazarlar da kendisini tanımadığını yazmış. konuğun takipçi sayısı çiftli rakamlarda demek ki önceden gelen bir tanışıklık var. bazı yazarlar ve moderasyonla.
moderasyona tavsiyem illa bu etkinlik devam edecek ise kimi konuk alacağınızı yazarlara bir link üzerinden anket ile sorsanız bu röportajlara sorularla yazarlar da katkı yapar. sizin tanıdığınız yazara ben şimdi ne sorabilirim “neden kafa, nasıl üye oldun, neden bu nickname?” falan mı? üffff geçiniz. çok saçma.
ikinci tavsiyem gerçekten bu format neden var? moderasyon ekibi, yönetim üzerinden belki gidebilir de bir yazarın bu etkinliğe dahil olması yukarıda bazı arkadaşların da belirttiği gibi bana da manasız geliyor.
devamını gör...
alevler arasından gelen hayvan çığlıkları
yüreğim burkuldu. bir hafta olacak ve hala kontrol edilemedi. ne zaman söneceği de meçhul ama can kaybımız yok diyorlar, he canım he.
devamını gör...
siyah gömlek
altın renkli kravat ile harika bir kombinasyon oluşturuyordu bir dönem.
devamını gör...
oscar wilde
"insanların çoğu aslında başka insanlardır." diyen yazar. çocukluğumda kendisini mutlu prens (kitap) eseriyle tanımış, epey sevmiştim.
yazar, cinsel tercihi nedeniyle ahlaksızlıkla suçlanarak iki yıl hapiste yatmıştır. ezel dizisiyle bilinirlik kazanan oysa herkes öldürür sevdiğini isimli şiirin şairidir. ölüm şekli ise tam olarak aydınlatılamamıştır.
yazar, cinsel tercihi nedeniyle ahlaksızlıkla suçlanarak iki yıl hapiste yatmıştır. ezel dizisiyle bilinirlik kazanan oysa herkes öldürür sevdiğini isimli şiirin şairidir. ölüm şekli ise tam olarak aydınlatılamamıştır.
devamını gör...
tarihte bugün
1204 - dördüncü haçlı seferi'nde kostantinopolis'in yağmalanması.
1909 - osmanlı imparatorluğu'nda 31 mart olayı meydana geldi.
1919 - amritsar katliamı: britanya askeri birlikleri, amritsar'da (hindistan) 379 silahsız göstericiyi öldürdü.
1933 - yüksek mühendislik mektebi'ni (istanbul teknik üniversitesi) bitiren sabiha ve melek hanımlar, türkiye'nin ilk kadın mühendisleri oldu. iki kadın mühendis, kur'a sonucu ankara ve bursa nafıa idaresi'ne (bayındırlık bakanlığı) atandı.
1941 - sscb japonya'yla saldırmazlık paktı imzaladı
1945 - nazi almanyası askeri birlikleri, 1000'den fazla politik ve askeri mahkûmu öldürdü.
1949 - türk kadınlar birliği, cumhurbaşkanı ismet inönü'nün eşi mevhibe inönü'nün onursal başkanlığında kuruldu.
1970 - uzay mekiği apollo 13, yerden 321.860 km yüksekte olduğu sırada oksijen tanklarından bir tanesi infilak etti. uzay ekibi başarıyla dünyaya döndü.
1994 - türkiye'de radyo-televizyon üst kurulu kuruldu.
1998 - pkk'nin iki numaralı kişisi şemdin sakık ile kardeşi arif sakık, genelkurmay başkanlığı özel kuvvetler komutanlığı'nın operasyonuyla yakalanıp türkiye'ye getirildi.
kaynak
1909 - osmanlı imparatorluğu'nda 31 mart olayı meydana geldi.
1919 - amritsar katliamı: britanya askeri birlikleri, amritsar'da (hindistan) 379 silahsız göstericiyi öldürdü.
1933 - yüksek mühendislik mektebi'ni (istanbul teknik üniversitesi) bitiren sabiha ve melek hanımlar, türkiye'nin ilk kadın mühendisleri oldu. iki kadın mühendis, kur'a sonucu ankara ve bursa nafıa idaresi'ne (bayındırlık bakanlığı) atandı.
1941 - sscb japonya'yla saldırmazlık paktı imzaladı
1945 - nazi almanyası askeri birlikleri, 1000'den fazla politik ve askeri mahkûmu öldürdü.
1949 - türk kadınlar birliği, cumhurbaşkanı ismet inönü'nün eşi mevhibe inönü'nün onursal başkanlığında kuruldu.
1970 - uzay mekiği apollo 13, yerden 321.860 km yüksekte olduğu sırada oksijen tanklarından bir tanesi infilak etti. uzay ekibi başarıyla dünyaya döndü.
1994 - türkiye'de radyo-televizyon üst kurulu kuruldu.
1998 - pkk'nin iki numaralı kişisi şemdin sakık ile kardeşi arif sakık, genelkurmay başkanlığı özel kuvvetler komutanlığı'nın operasyonuyla yakalanıp türkiye'ye getirildi.
kaynak
devamını gör...
normal sözlük'te çıkacak ilk tartışma
seviyeli bir sekilde olursa tadından yenmez..
devamını gör...
dedublüman
konserlerine gittim. onları dinlerken her anından zevk aldım. her şarkıları, coverları çok güzeldi. çağrı çelik'in sesi de ayrıca çok güzeldi. enstrümanlara hakimler, söylerken hissettiriyorlar cidden. helal olsun. dinleyin, dinlettirin. her bir üyesi de çok tatlı ve mütevazı. mustafa yavuz biraz hastaydı zorlandı sahnede. ama buna rağmen bir daha bir daha ısrarlarına dayanamayıp meşhur parçayı tekrar çaldılar. umarım tez zamanda iyileşir. güzel bir gündü. iyi ki gitmişim bu konsere.
devamını gör...
the raid 2: berandal
şurada raid 1'i anlatmıştık. #1069434 şimdi sıra ikincisinde.
2014 endonezya yapımı , gareth evans tarafından yönetilen aksiyon suç filmi.
the raid 1 deki başarı, senaryosu daha önce yazılan ikinci filmin, birinci filme entegre edilerek çekilmesini sağlamıştır.
yani demem o ki aslında ikinci film ayrı bir filmdir. ve birinci filmden önce yazılmıştır. o zamanlar bütçe kısık tutulunca ikinci film rafa kaldırılıyor. ve baskın 1'i çekiyorlar.
filmin oyuncu kadrosunda ıko uwais , arifin putra , oka antara , tio pakusadewo ,alex abbad gibi oyuncular bulunuyor.
bir parantez açalım; baskın 1 de yer alanyayan ruhianburada 1 dekinin aksine bir çılgın köpek değil. bir aile babası ve sadık bir tetikçi rolünde kısacık görünüyor.
filmle ilgili bir kaç not düşelim.
- herkesin çok beğendiği mutfak sahnesinin çekilmesi 8 gün sürmüş. (ben hapisteki döğüşü sevdim en çok.)
-tüm tekme ve yumruklar gerçekmiş arkadaşlar. tekme ve yumrukların gerçek görünmesini sağlayabilmek için hızlarını ve şiddetini ayarlayabilmek için eğitim almak zorunda kalmışlar.
''
''
bundan sonrasını spoi takıntısı olanlar okumasın.
baskın 1 den tam iki saat sonra rama, abisinin tavsiyesi üzerine, polisler arasındaki yolsuzlukları araştıran, bir polis organizasyonun kaptanı teğmen bunawa ile buluşur. bunawa bu yolsuzlukları araştırmak üzere rama'yı yanında savaşmaya davet eder. rama bunu istemese de başka bir seçeneği yoktur ve tutuklanıp suç örgütü lideri nin hapiste olan oğlunun güveni kazanmak üzere hapse girer . tam olarak 2 yıl sonra dışarı çıktığında liderin oğlunun sağ koludur.
peki rama tüm çeteleri çökertebilecek midir?
döğüş filmleri sevenlerin izlemesini tavsiye ederim.
filmin müzikleri aklımda kalmadı o sebeple yorum yok.
2014 endonezya yapımı , gareth evans tarafından yönetilen aksiyon suç filmi.
the raid 1 deki başarı, senaryosu daha önce yazılan ikinci filmin, birinci filme entegre edilerek çekilmesini sağlamıştır.
yani demem o ki aslında ikinci film ayrı bir filmdir. ve birinci filmden önce yazılmıştır. o zamanlar bütçe kısık tutulunca ikinci film rafa kaldırılıyor. ve baskın 1'i çekiyorlar.
filmin oyuncu kadrosunda ıko uwais , arifin putra , oka antara , tio pakusadewo ,alex abbad gibi oyuncular bulunuyor.
bir parantez açalım; baskın 1 de yer alanyayan ruhianburada 1 dekinin aksine bir çılgın köpek değil. bir aile babası ve sadık bir tetikçi rolünde kısacık görünüyor.
filmle ilgili bir kaç not düşelim.
- herkesin çok beğendiği mutfak sahnesinin çekilmesi 8 gün sürmüş. (ben hapisteki döğüşü sevdim en çok.)
-tüm tekme ve yumruklar gerçekmiş arkadaşlar. tekme ve yumrukların gerçek görünmesini sağlayabilmek için hızlarını ve şiddetini ayarlayabilmek için eğitim almak zorunda kalmışlar.
''
''bundan sonrasını spoi takıntısı olanlar okumasın.
baskın 1 den tam iki saat sonra rama, abisinin tavsiyesi üzerine, polisler arasındaki yolsuzlukları araştıran, bir polis organizasyonun kaptanı teğmen bunawa ile buluşur. bunawa bu yolsuzlukları araştırmak üzere rama'yı yanında savaşmaya davet eder. rama bunu istemese de başka bir seçeneği yoktur ve tutuklanıp suç örgütü lideri nin hapiste olan oğlunun güveni kazanmak üzere hapse girer . tam olarak 2 yıl sonra dışarı çıktığında liderin oğlunun sağ koludur.
peki rama tüm çeteleri çökertebilecek midir?
döğüş filmleri sevenlerin izlemesini tavsiye ederim.
filmin müzikleri aklımda kalmadı o sebeple yorum yok.
devamını gör...
jean paul sartre
"birini sevmeye başlamak, başlı başına bir iştir. güçlü, cömert ve biraz kör olmak zorundasındır. hatta başlangıçta öyle bir an vardır ki, bir uçurumun kıyısına gelir ve atlayarak karşıya geçmek durumunda kalırsın; işte o an düşünmeye kalkarsan aşamazsın o uçurumu."
-jean paul sartre, bulantı
-jean paul sartre, bulantı
devamını gör...
kişisel gelişim kitapları zırvalığı
zırvalık değil, ruh dinlendiricidir. sadece seçici olmak gerek.
devamını gör...
pdf kitap bulabileceğimiz siteler
yayınevleri kitapları normal bir fiyatın on misli paraya sattığı sürece başvuracağım sitelerdir.
devamını gör...
güne soğuk bir şaka bırak
adolf hitler bir askere, sizin nazinizi çekemem demiş.
edit; bu kadar soğuk bir şaka, elbette bana aitti...
edit; bu kadar soğuk bir şaka, elbette bana aitti...
devamını gör...
diyalektik
her şeyin, zıddını içinde barındırdığı düşüncesidir.
devamını gör...
üniversiteye hazırlananlara tavsiyeler
ben, olaya biraz daha farklı bir açıdan bakmak istiyorum. size üniversite okumayın falan demeyeceğim. eğer hayaliniz bu yöndeyse ve bu hayalinizi çalışıp elde edecekseniz hiç durmayın, koşun peşinden. sadece o mesleği edinmeyin, o mesleğin en iyisi olun. dil öğrenin, okurken yok pahasına da olsa mesleğinizin stajını yapın, mesleğinizle alakalı gerek türkçe gerek yabancı dillerde makaleler okuyun.
ancak bir hayaliniz varsa onu bırakıp üniversite okumayın. veya ikisini birden yapın, şayet yapabiliyorsanız, o daha da güzel. üniversitede öğretim görmeseniz en azından eğitim görürsünüz. üniversite illa ki insana bir şeyler katar. dokunabileceğim biri var mıdır, bilmiyorum fakat bu tanımı şu yüzden yazıyorum aslında: ben zamanında hayallerimi bırakıp üniversiteye gittim. beş yıllık bir üniversiteyi dördüncü senesinde terk ettim, daha sonra başka bir bölüm daha kazandım, o da bir köşede duruyor öyle. kaydım var sadece.
demem o ki benim canım yandı sizin yanmasın. müziktir, resimdir, sanattır böyle hayalleriniz varsa peşinden gidin. ha para meselesine gelirse iş, ya çok kazanırsınız ya biraz aç kalırsınız muhtemelen ama gönlünüzdeki tutkuyu kovalarsınız. eğer gönlünüzde varsa zaten o tutku, işinizi iyi yapınca para arkanızdan gelir. tabii sanatın da okulları var elbet; konservatuarı, resim okulları, karşılaştırmalı edebiyatı... bunları da okuyabilir, peşi sıra koşabilirsiniz.
kendiniz olunuz. toplumun, ailenizin, bilmem neyin, bilmem kimin dediklerine kulak asmayınız. size uygun olanı, sizi mutlu edecek olanı seçiniz. yoksa bu sözlükdaşınız* gibi mutsuz bir adam olursunuz. üniversite okumadınız diye cahil falan olmazsınız. hiçbir şey olmazsınız. ben ne ilkokul mezunları gördüm.* bir insanda karakter olmadıktan sonra sekiz tane de üniversite okusa yine cahildir yine cahildir.
ancak bir hayaliniz varsa onu bırakıp üniversite okumayın. veya ikisini birden yapın, şayet yapabiliyorsanız, o daha da güzel. üniversitede öğretim görmeseniz en azından eğitim görürsünüz. üniversite illa ki insana bir şeyler katar. dokunabileceğim biri var mıdır, bilmiyorum fakat bu tanımı şu yüzden yazıyorum aslında: ben zamanında hayallerimi bırakıp üniversiteye gittim. beş yıllık bir üniversiteyi dördüncü senesinde terk ettim, daha sonra başka bir bölüm daha kazandım, o da bir köşede duruyor öyle. kaydım var sadece.
demem o ki benim canım yandı sizin yanmasın. müziktir, resimdir, sanattır böyle hayalleriniz varsa peşinden gidin. ha para meselesine gelirse iş, ya çok kazanırsınız ya biraz aç kalırsınız muhtemelen ama gönlünüzdeki tutkuyu kovalarsınız. eğer gönlünüzde varsa zaten o tutku, işinizi iyi yapınca para arkanızdan gelir. tabii sanatın da okulları var elbet; konservatuarı, resim okulları, karşılaştırmalı edebiyatı... bunları da okuyabilir, peşi sıra koşabilirsiniz.
kendiniz olunuz. toplumun, ailenizin, bilmem neyin, bilmem kimin dediklerine kulak asmayınız. size uygun olanı, sizi mutlu edecek olanı seçiniz. yoksa bu sözlükdaşınız* gibi mutsuz bir adam olursunuz. üniversite okumadınız diye cahil falan olmazsınız. hiçbir şey olmazsınız. ben ne ilkokul mezunları gördüm.* bir insanda karakter olmadıktan sonra sekiz tane de üniversite okusa yine cahildir yine cahildir.
devamını gör...
unutmak
--! spoiler !--
unutmak kelimesi undan çıkmış. bildiğimiz un yani, hamur işi, öyleymiş. unutmak için un ufak etmek gerekiyomuş. birini bütün olarak unutamazmışsın zaten, öyle pat diye unutamazmışsın. öyle yavaş yavaş gidermiş, yavaş yavaş unuturmuşsun. gözleri, kaşı, burnu ile kulağı, sesini yavaş yavaş. unuttuğun zaman da o kişi olmazmış. hatırlamazmış. sonra unuttuğunu unuturmuş.
(bkz: behzat ç. (dizi))
--! spoiler !--
unutmak kelimesi undan çıkmış. bildiğimiz un yani, hamur işi, öyleymiş. unutmak için un ufak etmek gerekiyomuş. birini bütün olarak unutamazmışsın zaten, öyle pat diye unutamazmışsın. öyle yavaş yavaş gidermiş, yavaş yavaş unuturmuşsun. gözleri, kaşı, burnu ile kulağı, sesini yavaş yavaş. unuttuğun zaman da o kişi olmazmış. hatırlamazmış. sonra unuttuğunu unuturmuş.
(bkz: behzat ç. (dizi))
--! spoiler !--
devamını gör...
aslan burcu
yükselenim olan burç.
çok sevdiğim bir arkadaşımın burcu aynı zamanda.
bir araya geldik mi 2 kişi ile voltranı oluştururuyoruz. ekstra 3 kişi ortada kalıyor.
mis gibidir, ben varya ben der
en önce kendine,
sonra dünyaya.
ezik olacam da ne olacak der ardından.
acılı adana olası yoktur.
kendinden başkasına ihtiyacı yoktur.
belki bir başka aslan
ya yükseleni aslan olan başak.
içten gelen özgüvenden dolayı, çirkin olanı da yoktur.
biz ikimizden biliyorum.
çok sevdiğim bir arkadaşımın burcu aynı zamanda.
bir araya geldik mi 2 kişi ile voltranı oluştururuyoruz. ekstra 3 kişi ortada kalıyor.
mis gibidir, ben varya ben der
en önce kendine,
sonra dünyaya.
ezik olacam da ne olacak der ardından.
acılı adana olası yoktur.
kendinden başkasına ihtiyacı yoktur.
belki bir başka aslan
ya yükseleni aslan olan başak.
içten gelen özgüvenden dolayı, çirkin olanı da yoktur.
biz ikimizden biliyorum.
devamını gör...
windows 10'da bilgisayar hızlandırma yolları
1. hdd'yi ssd ile değiştirin.
2. ram'ı bilgisayarın desteklediği ölçüde yükseltin.
3. fanı temizleyip termal macunu yenileyin.
2. ram'ı bilgisayarın desteklediği ölçüde yükseltin.
3. fanı temizleyip termal macunu yenileyin.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
kocaman bir özlem, tatlı mı tatlı bir dost sayesinde minik adımlarla geri dönüyorum sözlüğe. bu, hem bu başlığa girdiğim ilk yazı hem de sözlüğe geri dönüşümün ilk adımları olsun madem:
yaşayan her varlığın kaçınılmaz sonudur ölüm. hatta sadece sonu olduğunu iddia etmek yanlış olabilir çünkü bu bireysel varlığımızı da etkiler. düşüncesi, belirsizliği kapsamında hayatımızı da büyük ölçüde şekillendirir. bu bilinmezliğin sonucu olan korku ise benliğimizi tehdit eder. varlığımız gerçeğinin sadece sonuç kısmına hapsolduğumuz sürece bakış açımız değişir ve esir oluruz.
ölüm gerçeği antik yunan’dan itibaren felsefe başlığı altında tartışılagelmiştir günümüze. bu olguya karşı var olan görüşler ikiye ayrılırdı: herakleitos ile başlayan “değişimi kabulleniş” ve parmenides’in öncülüğüyle ortaya çıkmış olan “değişmezi arayış”. bu keskin ayrılışların dışında birçok filozof da ele alır ölümü. en önemlilerinden biri de spinoza’dır. işin özünde spinoza ölümden çok ölüm korkusundan bahseder. “özgür insanın en az düşündüğü şey ölümdür; onun felsefesi ölüm üzerine değil, yaşam üzerine bir tefekkürdür.” diyerek ölüm korkusunun insanın özgürlüğünü elinden aldığını ve onu esir ettiğini belirtir.
ölüm belirsizliğin sonu ve hatta belirsizliğin ta kendisidir. bu bilinmezlik düğümünü çözmek amacıyla oluşturulmuş çoğu argümana katılmıyorum. baskı altında kalmaksızın düşündüğümde ölümün bir bitiş olduğuna inanmıyorum. bunu anlamsız bulup sadece “korkuyu maskeleyerek gerçeklerden kaçma” olarak görebilirsiniz elbette ancak bence ölüm bedensel varoluşumun sonu, varlığımın değil. şekil değiştirerek yeniden var olabilirim. o zaman ben ben olur muyum bilmiyorum. bu, konuyu kimin incelediğine göre değişebilecek öznel bir yargı. tabii ki bu hayatımızın anlamsız olduğunu göstermez. sonunda inandığımız şeye göre belirli ödüllere ulaşırız. sonuçta –en azından içinde bulunduğumuz versiyonumuz için- bir bitiş çizgisi olmasaydı koşmanın da anlamı kalmazdı. kısacası ölümle birlikte “dalga, okyanusa geri döner.” doğumumun öncesi gibi ölümümün sonrasında da varolacağım.
özetlemem gerekirse, ölüm her daim insanoğlunun aklını meşgul etmiştir. bilinmezlik yetmez çünkü insanlara, korkar ve gerileriz. asıl amaç özgürlüğümüz peşinde sorgulamaktır varoluşumuzu.
•
merdumgiriz_ sponsorluğunda diyebilir miyiz?*
yaşayan her varlığın kaçınılmaz sonudur ölüm. hatta sadece sonu olduğunu iddia etmek yanlış olabilir çünkü bu bireysel varlığımızı da etkiler. düşüncesi, belirsizliği kapsamında hayatımızı da büyük ölçüde şekillendirir. bu bilinmezliğin sonucu olan korku ise benliğimizi tehdit eder. varlığımız gerçeğinin sadece sonuç kısmına hapsolduğumuz sürece bakış açımız değişir ve esir oluruz.
ölüm gerçeği antik yunan’dan itibaren felsefe başlığı altında tartışılagelmiştir günümüze. bu olguya karşı var olan görüşler ikiye ayrılırdı: herakleitos ile başlayan “değişimi kabulleniş” ve parmenides’in öncülüğüyle ortaya çıkmış olan “değişmezi arayış”. bu keskin ayrılışların dışında birçok filozof da ele alır ölümü. en önemlilerinden biri de spinoza’dır. işin özünde spinoza ölümden çok ölüm korkusundan bahseder. “özgür insanın en az düşündüğü şey ölümdür; onun felsefesi ölüm üzerine değil, yaşam üzerine bir tefekkürdür.” diyerek ölüm korkusunun insanın özgürlüğünü elinden aldığını ve onu esir ettiğini belirtir.
ölüm belirsizliğin sonu ve hatta belirsizliğin ta kendisidir. bu bilinmezlik düğümünü çözmek amacıyla oluşturulmuş çoğu argümana katılmıyorum. baskı altında kalmaksızın düşündüğümde ölümün bir bitiş olduğuna inanmıyorum. bunu anlamsız bulup sadece “korkuyu maskeleyerek gerçeklerden kaçma” olarak görebilirsiniz elbette ancak bence ölüm bedensel varoluşumun sonu, varlığımın değil. şekil değiştirerek yeniden var olabilirim. o zaman ben ben olur muyum bilmiyorum. bu, konuyu kimin incelediğine göre değişebilecek öznel bir yargı. tabii ki bu hayatımızın anlamsız olduğunu göstermez. sonunda inandığımız şeye göre belirli ödüllere ulaşırız. sonuçta –en azından içinde bulunduğumuz versiyonumuz için- bir bitiş çizgisi olmasaydı koşmanın da anlamı kalmazdı. kısacası ölümle birlikte “dalga, okyanusa geri döner.” doğumumun öncesi gibi ölümümün sonrasında da varolacağım.
özetlemem gerekirse, ölüm her daim insanoğlunun aklını meşgul etmiştir. bilinmezlik yetmez çünkü insanlara, korkar ve gerileriz. asıl amaç özgürlüğümüz peşinde sorgulamaktır varoluşumuzu.
•
merdumgiriz_ sponsorluğunda diyebilir miyiz?*
devamını gör...

