ozgur1ey
devamını gör...
sigmund freud alıntıları
kızına mektubu:
"sevgili anna, en güvendiğin insanlardan kötülük görüp üzülmen güçsüz biri olduğun anlamına gelmez. fizik kurallarına göre; sırtını dayadığın bir nesne birdenbire giderse sen de o yöne doğru devrilirsin. yani bunun güçsüzlükle alakası yok."
"sevgili anna, en güvendiğin insanlardan kötülük görüp üzülmen güçsüz biri olduğun anlamına gelmez. fizik kurallarına göre; sırtını dayadığın bir nesne birdenbire giderse sen de o yöne doğru devrilirsin. yani bunun güçsüzlükle alakası yok."
devamını gör...
mary and max
mükemmel ötesi bir animasyon film. avustralya'da yaşayan küçük kız mary'nin neredeyse hiç arkadaşı yok. anne babası da sorumsuz bir aile ve gerçekten var olduğunu bile hissedemeyen mutsuz bir çocuk. mary mektup arkadaşlığı yolu ile sosyal ilişkiler kurmakta ve sadece 1 tane mektup arkadaşı vardır. bir gün ülke dışına bir mektup arkadaşlığı kurmak ister. ve max ile mektup arkadaşlığı başlar.
gelelim max'e. max ise manhattan'da yaşayan, otizmli, kimsenin arakdaşlık kurmadığı/kuramadığı, sosyal problemleri olan, obez ve yalnız bir kişidir. tahmin edersiniz ki max de en az mary kadar yalnız ve mutsuzdur. bir gün ona da ülke dışından bir mektup gelir. ve böylece mary ve max'in mektup arkadaşlığı başlar. film boyunca bu mektuplaşmalarda hayatı, acıları, mutlulukları, yalnızlığı birlikte hissediyorsunuz. açıkçası ben çok ağlamıştım ilk izlediğimde. filim görüntü yönetmenliği ve sinematografisi müthiş. karakterlerin resmedilişi harika. yönetmen adam elliot bize olan biteni mükemmel bir şekilde hissettirmiş. filmin bir diğer özelliği stopmotion olması.
filmi izleyip etkilenmemek, üzüntüyü yaşamamak mümkün değil. depresyon meyilli arkadaşlara tavsiye etmiyorum. film sonunda dostluk, özür dilemek, affetmek, yalnızlık üzerine uzuca süre düşündürüyor. ve animasyon olmasına bakmayın kesinlikle çocuk filmi değildir. yine bir başka özelliği de yaşanmış bir olaydan alıntı olması.
gelelim max'e. max ise manhattan'da yaşayan, otizmli, kimsenin arakdaşlık kurmadığı/kuramadığı, sosyal problemleri olan, obez ve yalnız bir kişidir. tahmin edersiniz ki max de en az mary kadar yalnız ve mutsuzdur. bir gün ona da ülke dışından bir mektup gelir. ve böylece mary ve max'in mektup arkadaşlığı başlar. film boyunca bu mektuplaşmalarda hayatı, acıları, mutlulukları, yalnızlığı birlikte hissediyorsunuz. açıkçası ben çok ağlamıştım ilk izlediğimde. filim görüntü yönetmenliği ve sinematografisi müthiş. karakterlerin resmedilişi harika. yönetmen adam elliot bize olan biteni mükemmel bir şekilde hissettirmiş. filmin bir diğer özelliği stopmotion olması.
filmi izleyip etkilenmemek, üzüntüyü yaşamamak mümkün değil. depresyon meyilli arkadaşlara tavsiye etmiyorum. film sonunda dostluk, özür dilemek, affetmek, yalnızlık üzerine uzuca süre düşündürüyor. ve animasyon olmasına bakmayın kesinlikle çocuk filmi değildir. yine bir başka özelliği de yaşanmış bir olaydan alıntı olması.
devamını gör...
takipten çıkan takipçi
insanlarda ne dertler var dedirten başlık.
kahroldum, çıkıyorum başlıktan.
kahroldum, çıkıyorum başlıktan.
devamını gör...
konu neydi radyo yayını
dinlediğim en eğlenceli podcast olma yolunda ilerliyor, harika.
t: konunun ne olduğu belli olmayan kafa sözlük radyosunda yayımlanan podcast.
t: konunun ne olduğu belli olmayan kafa sözlük radyosunda yayımlanan podcast.
devamını gör...
düş kurma zamanı radyo yayını
bazı şarkıların anlamı hepimizde farklı olabiliyor. özellikle dinlediğimiz zaman dilimi ve ruhen hissettiklerimiz bambaşka yerlere götürebiliyor. ilk parçayı çok sevmemle beraber ruha dokunan cinsten olmasıyla, yayın şimdiden beni alıp götürmeyi başardı ehe.
devamını gör...
doğru insanı bulmak
illa ki vardır da ama ben hayattayken o kişiyle karşılaşamayacağımı anladım. olmayınca olmuyor zorlamaya gerek yok.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
22.35 de benim de yerimi alacağım program.
bir yandan güzel müzikler dinleyip bir yandan yazarlar ile tanışıyor olmaktan mutluluk duydum.
konsepti düşünen yazarımıza teşekkürlerimi sunuyorum.
bir yandan güzel müzikler dinleyip bir yandan yazarlar ile tanışıyor olmaktan mutluluk duydum.
konsepti düşünen yazarımıza teşekkürlerimi sunuyorum.
devamını gör...
bensu soral'ın aşı olması
30 yaşındaymış hanımefendi az önce baktım. instagram hikayesinde özlem hanım ve uğur beye teşekkür ederek aşı oluşunu paylaşmış. demek ki biontech aşısıymış.
sorularımun muhatabı var mı emin değilim ama soracağım:
60 yaşa aşı sırası henüz gelmişken aşı olmasının yaşla alakası yok. o zaman kronik bir hastalığı mı var?
insanlar yaşları geldiği halde, randevularını aldıkları halde aşı olamazken bu hanım nasıl oldu?
sağlık çalışanı, adliye çalışanı hatta futbolcu bile değilken hangi öncelikle aşıya ulaştı?
eşi de bildiğim kadarıyla 60 yaşından büyük değil, o halde?
benim kronik rahatsızlığı olan kocam aylardır bir umutla her gün e-nabızdan randevu alacağı güne bakarken bu yaşta bir kadının aşı oluşunu kabullenemiyorum. hasta hakkı, kvkk falan anlamam nasıl aşıya ulaştığını herkesin bilmesi lazım.
edit: crohn hastalığı nedeniyle aldığı ilacın bağışıklığını baskıladığını yazmış. geçmiş olsun. anlamadığım o aşı olma görüntüsünü neden paylaştığı? 60 m kişi aşı beklerken bu neyin cakası?
sorularımun muhatabı var mı emin değilim ama soracağım:
60 yaşa aşı sırası henüz gelmişken aşı olmasının yaşla alakası yok. o zaman kronik bir hastalığı mı var?
insanlar yaşları geldiği halde, randevularını aldıkları halde aşı olamazken bu hanım nasıl oldu?
sağlık çalışanı, adliye çalışanı hatta futbolcu bile değilken hangi öncelikle aşıya ulaştı?
eşi de bildiğim kadarıyla 60 yaşından büyük değil, o halde?
benim kronik rahatsızlığı olan kocam aylardır bir umutla her gün e-nabızdan randevu alacağı güne bakarken bu yaşta bir kadının aşı oluşunu kabullenemiyorum. hasta hakkı, kvkk falan anlamam nasıl aşıya ulaştığını herkesin bilmesi lazım.
edit: crohn hastalığı nedeniyle aldığı ilacın bağışıklığını baskıladığını yazmış. geçmiş olsun. anlamadığım o aşı olma görüntüsünü neden paylaştığı? 60 m kişi aşı beklerken bu neyin cakası?
devamını gör...
burhan altıntop replikleri
burhan'ın ofisteki yangın alarmını gizli kamera zannetmesiyle ortaya çıkan serzenişidir: sizin özel hayata hiç saygınız yok mu tirbiyisizlir? ben burda giyinip soyunuyorum. benim külotlu görüntülerimi mi çikiyosunuz orda tirbiyisizlir? nolcak yani internette mi yayınlanacak; amatör burhan, tokatlı fıstık burhan, tokatlı kumral burhan... tirbiyisizlir, insıfsızlar utanın bee utanın!
devamını gör...
kedilere özgü gariplikler
her hareketleri garip bu canlıların. affedersiniz arada koluma hâllenip becermeye çalışması mı, hareket eden her cismi yakalamaya çalışması mı, kendini yirmi dakika sevdirdikten sonra bir anda saldırması mı, evin en uç köşesine gidip canı çıkarcasına miyavlaması mı... hepsi ruh hastası bunların.
devamını gör...
mazdekizm
zerdüştîliğin eski iran inanç ve gelenekleriyle karışmasından oluşan din.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en sevdiği yazar
ihsan oktay anar.
türk edebiyatının gelmiş geçmiş en özgün yazarı olduğunu düşünüyorum. kitaplarını okurken wes anderson filmi izler gibi buluyorum kendimi.
türk edebiyatının gelmiş geçmiş en özgün yazarı olduğunu düşünüyorum. kitaplarını okurken wes anderson filmi izler gibi buluyorum kendimi.
devamını gör...
normal sözlük'ün siyasi çizgisi
neden her şeyin içinde siyaset olmak zorunda. kimseyi ilgilendirmez kimsenin düşüncesi görüşü. bahsedilen konu da bana göre bir tercih, inanç ve inanca saygı. bu bir siyasi görüş bildirmek zorunluluğu olmamalı.
açıkcası sözlükte yazma sebeplerimden biri de budur. siyasi ya da dini görüş kimseyi ilgilendirmemeli. şurda iki sohbet edip, yaşanan gerginliklerden uzaklaşmak için varız.
talep çok olduğu için yapılmış ama bence sorgulanmaması gereken bir durum. isteyen istediğine inansın, bizlere saygı duymak düşer. sözlüğün yaptığı da bu inanana saygı duymak. görüş bildirme zorunluluğu yoktur. iki yönetici arasında bile görüş ayrılığı muhakkak vardır siyası ve dini olarak. bu bizi bağlar mı ? hayır bağlamaz.
açıkcası sözlükte yazma sebeplerimden biri de budur. siyasi ya da dini görüş kimseyi ilgilendirmemeli. şurda iki sohbet edip, yaşanan gerginliklerden uzaklaşmak için varız.
talep çok olduğu için yapılmış ama bence sorgulanmaması gereken bir durum. isteyen istediğine inansın, bizlere saygı duymak düşer. sözlüğün yaptığı da bu inanana saygı duymak. görüş bildirme zorunluluğu yoktur. iki yönetici arasında bile görüş ayrılığı muhakkak vardır siyası ve dini olarak. bu bizi bağlar mı ? hayır bağlamaz.
devamını gör...
yurtiçi kargo
bilinen en rezalet kargo firması olabilir.
aras'da var tabi ki, ama yurt içi başka bir boyut.
kargoyu sektire sektire getirseler yüzümde mimik oynamaz, şaşırmam.
aras'da var tabi ki, ama yurt içi başka bir boyut.
kargoyu sektire sektire getirseler yüzümde mimik oynamaz, şaşırmam.
devamını gör...
hayatın anlamının olmaması
son günlerde çok fazla sorguladığım, ilerletip “ben kimim,ne için yaşıyorum?” a gelen sorular silsilesinin başında gelir.
bu hayatın anlamı ne? cevap basittir. cevap yoktur. hayatın kayasıya kadar uğraşıp bir yerde çalışabilmek için çalış, işin için hayatın kayasıya kadar çalış,sağlık sorunların için hayatın kayasıya kadar diren, çabalamak nafile, vakit geldi..
ve hayatın kayar -son-
bu hayatın anlamı ne? cevap basittir. cevap yoktur. hayatın kayasıya kadar uğraşıp bir yerde çalışabilmek için çalış, işin için hayatın kayasıya kadar çalış,sağlık sorunların için hayatın kayasıya kadar diren, çabalamak nafile, vakit geldi..
ve hayatın kayar -son-
devamını gör...
şimdiki aklım olsa
''yaptıklarımdan pişman değilim ha aklım hala yapamadıklarımda'' derdim bence.
yaptığım hatalar tabii ki oldu ama hata yapmamın sebebi bazı şeyleri yap(a)mamamdı bence.
yaptığım hatalar tabii ki oldu ama hata yapmamın sebebi bazı şeyleri yap(a)mamamdı bence.
devamını gör...
atatürk düşmanlığı
hep vardı. hep olacaklar. adı üstünde düşman'dırlar.
devamını gör...
yazarların başından geçen tebessüm ettiren olaylar
zehra abla vardı bizim. üniversitede, 3. lisansını yapan biriydi. çok severdim, ablam yoktu, abla gibiydi.
üniversite 2. sınıfım o zamanlar. sessiz, ilaç kutusuyla dolaşan, uykusuz, her uykusuz insan gibi yorgun, her yorgun insan gibi de hayattan bezmişim. o gün de benim doğum günümdü. ders arasında kafamı sıraya koymuş uyuklarken amfiye biri girdi. sonra ayakucum yavaş yavaş aydınlandı.
o anı hiç unutmam. kafamı kaldırdığımda karanlıklar içerisinde bir yüz, o yüzün elinde minik bir pasta, üzerinde bir mum, "hancım iyi ki doğdun, iyi ki varsın!" diyip sırıtmakta. ne yapacağımı bilememiştim.
o gün doğum günümü sadece zehra abla kutlamıştı.
üniversite 2. sınıfım o zamanlar. sessiz, ilaç kutusuyla dolaşan, uykusuz, her uykusuz insan gibi yorgun, her yorgun insan gibi de hayattan bezmişim. o gün de benim doğum günümdü. ders arasında kafamı sıraya koymuş uyuklarken amfiye biri girdi. sonra ayakucum yavaş yavaş aydınlandı.
o anı hiç unutmam. kafamı kaldırdığımda karanlıklar içerisinde bir yüz, o yüzün elinde minik bir pasta, üzerinde bir mum, "hancım iyi ki doğdun, iyi ki varsın!" diyip sırıtmakta. ne yapacağımı bilememiştim.
o gün doğum günümü sadece zehra abla kutlamıştı.
devamını gör...
kazıklı maria
devamını gör...
