başlık açarken dikkat edilmesi gereken kurallar
(1) başlık, genellikle ilgili kavramın ismi olmalıdır. (örn, müphem)
(2) başlıkta kullanılan kısaltmalar, bitişik yazılır. (örn; tbmm)
(3) belli bir tarihi ifade eden başlıklar “gün - (yazıyla) ay – yıl xxxxx” şeklinde olmalıdır. (örn; 04 mart 2021 ümit özdağ’ın iyi parti’den istifası)
(4) başlık, soru cümlesi olarak açılmamalıdır. (örn; “trump’un ne dediğini anlayan var mı” değil; “trump’ın ne dediğinin anlaşılmaması” şeklinde olmalıdır.)
(5) bir kişi, kavram, nesne hakkında açılan başlıklara istisnaî durumlar dışında isim, takı eklenmemelidir. (örn, “elma meyvesinin faydaları” değil, “elmanın faydaları” şeklinde olmalıdır.)
(6) kişiler hakkında açılan başlıklarda kişinin adı tam olarak yazılmalıdır. (örneğin, “5 mart 1953 stalin’in ölümü” şeklinde değil, “5 mart 1953 josef stalin’in ölümü” şeklinde olmalıdır.)
(7) başlık açmadan önce o başlığın anahtar kelime ya da kelimelerini arama butonunda taratıp, daha önce o konuda başlık açılıp açılmadığı kontrol edilmelidir.
(8) belli bir kesimi belirtmek amacıyla şahıs kipleri kullanılmamalıdır. (örneğin, “eski nişanlımın evlenmesi” değil; “eski nişanlının evlenmesi” şeklinde olmalıdır.
(9) toplumun genelince hakaret, sövme, küfür olarak kabul gören kelimelerle başlık açılmamalıdır. (tck m. 125/1).
(10) her türlü teknolojik alet, araba, vs. ile ilgili olarak özel modelinin adı/kodunun belirtilerek başlık açılmalıdır. (örneğin, “iphone 12 pro max, maserati quattroporte) vb. şeklinde olmalıdır.
(11) içki isimleri içeren başlıklarda tam isim kullanılmalıdır. (örn, absolut citron, puschkin black sun, smirnoff ice, kavaklıdere angora) vb. şeklinde olmalıdır.
(12) "rusça, yunanca, arapça, japonca gibi latin yazı sistemi kullanmayan dillerdeki özel isimler (ve özel isim olarak sınıflandırılabilecek yerleşik kavramlar ve terimleşmiş sözcükler), türkçenin ses özelliklerine uygun olarak okunduğu gibi yazılır. (örn, çaykovski, vasabi, hiroşima ) vb. şeklinde olmalıdır.
(13) bir tanımdan ziyade bir olay, durum, haber vb. ile ilgili başlık açan kişinin ilk girdinin sahibi olması sebebiyle “güvenilirliği yüksek kaynak göstererek” başlık açmalıdır. başlıkta teyit edilmiş (mavi tik’li) kişisel ya da kurumsal hesaplar hariç twitter vb kaynakların kaynak olarak gösterilmesinden mümkün olduğunca kaçınılmalıdır.
(14) başlık açarken kullanılan kelimelerin doğru yazıldığından emin olunarak başlık açılmalıdır. yazımı için emin olunamayan kelimeler için tdk yazım kılavuzuna bakmaktan imtina edilmemelidir.
(15) eften püften konular için “sorunsalı” kelimesi ile biten başlık açılmamalıdır. nitekim sorunsal denilen şey, çözümü belirsiz olan bir sorundur, hatta ortada sorun olup olmadığı bile belli değildir.
(16) unutulmamalıdır ki, doldurulan her ukte, sözlüğe yeni bir başlık olarak katılacaktır. dolayısıyla başlık açarken en uygun olan eylem, ilk girdinin bir tanım olması, sonrasında da örneklemelerle devam edilmesi, gerekiyorsa ekstra tanımların da yapılması şeklindedir.
(17) ötekileştiren, nefret söylemi içeren başlık açılmamalıdır. (bkz: empati)
(2) başlıkta kullanılan kısaltmalar, bitişik yazılır. (örn; tbmm)
(3) belli bir tarihi ifade eden başlıklar “gün - (yazıyla) ay – yıl xxxxx” şeklinde olmalıdır. (örn; 04 mart 2021 ümit özdağ’ın iyi parti’den istifası)
(4) başlık, soru cümlesi olarak açılmamalıdır. (örn; “trump’un ne dediğini anlayan var mı” değil; “trump’ın ne dediğinin anlaşılmaması” şeklinde olmalıdır.)
(5) bir kişi, kavram, nesne hakkında açılan başlıklara istisnaî durumlar dışında isim, takı eklenmemelidir. (örn, “elma meyvesinin faydaları” değil, “elmanın faydaları” şeklinde olmalıdır.)
(6) kişiler hakkında açılan başlıklarda kişinin adı tam olarak yazılmalıdır. (örneğin, “5 mart 1953 stalin’in ölümü” şeklinde değil, “5 mart 1953 josef stalin’in ölümü” şeklinde olmalıdır.)
(7) başlık açmadan önce o başlığın anahtar kelime ya da kelimelerini arama butonunda taratıp, daha önce o konuda başlık açılıp açılmadığı kontrol edilmelidir.
(8) belli bir kesimi belirtmek amacıyla şahıs kipleri kullanılmamalıdır. (örneğin, “eski nişanlımın evlenmesi” değil; “eski nişanlının evlenmesi” şeklinde olmalıdır.
(9) toplumun genelince hakaret, sövme, küfür olarak kabul gören kelimelerle başlık açılmamalıdır. (tck m. 125/1).
(10) her türlü teknolojik alet, araba, vs. ile ilgili olarak özel modelinin adı/kodunun belirtilerek başlık açılmalıdır. (örneğin, “iphone 12 pro max, maserati quattroporte) vb. şeklinde olmalıdır.
(11) içki isimleri içeren başlıklarda tam isim kullanılmalıdır. (örn, absolut citron, puschkin black sun, smirnoff ice, kavaklıdere angora) vb. şeklinde olmalıdır.
(12) "rusça, yunanca, arapça, japonca gibi latin yazı sistemi kullanmayan dillerdeki özel isimler (ve özel isim olarak sınıflandırılabilecek yerleşik kavramlar ve terimleşmiş sözcükler), türkçenin ses özelliklerine uygun olarak okunduğu gibi yazılır. (örn, çaykovski, vasabi, hiroşima ) vb. şeklinde olmalıdır.
(13) bir tanımdan ziyade bir olay, durum, haber vb. ile ilgili başlık açan kişinin ilk girdinin sahibi olması sebebiyle “güvenilirliği yüksek kaynak göstererek” başlık açmalıdır. başlıkta teyit edilmiş (mavi tik’li) kişisel ya da kurumsal hesaplar hariç twitter vb kaynakların kaynak olarak gösterilmesinden mümkün olduğunca kaçınılmalıdır.
(14) başlık açarken kullanılan kelimelerin doğru yazıldığından emin olunarak başlık açılmalıdır. yazımı için emin olunamayan kelimeler için tdk yazım kılavuzuna bakmaktan imtina edilmemelidir.
(15) eften püften konular için “sorunsalı” kelimesi ile biten başlık açılmamalıdır. nitekim sorunsal denilen şey, çözümü belirsiz olan bir sorundur, hatta ortada sorun olup olmadığı bile belli değildir.
(16) unutulmamalıdır ki, doldurulan her ukte, sözlüğe yeni bir başlık olarak katılacaktır. dolayısıyla başlık açarken en uygun olan eylem, ilk girdinin bir tanım olması, sonrasında da örneklemelerle devam edilmesi, gerekiyorsa ekstra tanımların da yapılması şeklindedir.
(17) ötekileştiren, nefret söylemi içeren başlık açılmamalıdır. (bkz: empati)
devamını gör...
canım
genelde samimi olduklarınız için kullanılır. ancak hadi canım cümlesini hiç tanımadığınız birine de söyleyebilirsiniz.
devamını gör...
çalıntı tanım girmek
sayfanın en alt tarafında bir link var, "puan tablosu" yani aylık puan tablosu
insanları yarıştırmak için, ilk bilmem neye girmek için hırs yaptıran her şey acilen ya kaldırılmalı ya da bambaşka bir formata sokulmalı.
yarış mı olacak? adını açık açık yarış olan bir başka yol bulun, orada yarışsın insanlar. ama bu mantıkla gidildiği müddetçe çalıntı, eş dost favı, popüler olma çabalarının önüne geçilmez.
gerçi geçen ay benim bile 7. olduğum bir puan tablosu bu, ne kadar ciddiye almak lazım o da apayrı bir konu.
insanları yarıştırmak için, ilk bilmem neye girmek için hırs yaptıran her şey acilen ya kaldırılmalı ya da bambaşka bir formata sokulmalı.
yarış mı olacak? adını açık açık yarış olan bir başka yol bulun, orada yarışsın insanlar. ama bu mantıkla gidildiği müddetçe çalıntı, eş dost favı, popüler olma çabalarının önüne geçilmez.
gerçi geçen ay benim bile 7. olduğum bir puan tablosu bu, ne kadar ciddiye almak lazım o da apayrı bir konu.
devamını gör...
sultan-ı yegâh
en güzel nur yoldaş'ın seslendirdiği, eşi ergüder yoldaş bestekârlığında, sözleri bir atilla ilhan şiirine ait güzide parça.
devamını gör...
kafa radyo
kendisi son derece ilgi çekici içeriklere sahip radyodur.
devamını gör...
nihat genç
dili herkese uzanan, ancak kendisine iki kelam edildiğinde ortalığı ayağa kaldıran ulusalcı.
sözde en muhalif odur. ancak akp'den çok chp'yi, iyi partiyi eleştirir.
sorsanız ağzından köpükler çıkarta çıkarta "çizgisini bozmayan tek kesim ulusalcılardır" der, ancak perinçek abisi adalet ve kalkınma partisi binasından çıkmazken ortalıklarda da pek yoktunuz nihat bey, nasıl yapacağız o işi ?
çizgiden bahis edecek son insan perinçek olabilir bu ülkede. işçi partisi ve perinçek'in bürünmediği kılıf, tatmadığı ideoloji kaldı mı yerkürede?
hayır insanda biraz utanma olur, daha düne kadar 100.000 imza bulamayan perinçek'in oylarını meral hanım, muharrem bey tamamlatmadı mı ? bir sorgulayın ya hu : " biz on yıllardır bir şeyler konuşuyoruz da, nasıl olur yüzbin imza dahi toplayacak bir tabanımız olmaz, bu insanlar neden bize kulak asmıyor " diye biraz kafa yorun...
sözde en muhalif odur. ancak akp'den çok chp'yi, iyi partiyi eleştirir.
sorsanız ağzından köpükler çıkarta çıkarta "çizgisini bozmayan tek kesim ulusalcılardır" der, ancak perinçek abisi adalet ve kalkınma partisi binasından çıkmazken ortalıklarda da pek yoktunuz nihat bey, nasıl yapacağız o işi ?
çizgiden bahis edecek son insan perinçek olabilir bu ülkede. işçi partisi ve perinçek'in bürünmediği kılıf, tatmadığı ideoloji kaldı mı yerkürede?
hayır insanda biraz utanma olur, daha düne kadar 100.000 imza bulamayan perinçek'in oylarını meral hanım, muharrem bey tamamlatmadı mı ? bir sorgulayın ya hu : " biz on yıllardır bir şeyler konuşuyoruz da, nasıl olur yüzbin imza dahi toplayacak bir tabanımız olmaz, bu insanlar neden bize kulak asmıyor " diye biraz kafa yorun...
devamını gör...
özlemek
güzel şeydir aslında...
bazen insana acı versede kavuşmak adına hayata tutunmaktır.
sevgiliye duyulan tutkudur, yanarcasına!..
bazen de sözlerin bitmediği, zamanın yetmediği, hatıraların dillendirildiği, sırılsıklam bir bakış da onu aramaktır...
hiç tatmadığın duygulara, hiç bilmediğin dünyalara, hiç görmediğin diyarlara, çocukluğa, sevgiliye, dosta, geçmişe hatta geleceğe duyulan hasrettir!..
yakıcıdır, ama yine de sevilir bir şekilde hissedilir o hoş duygu…
bazen insana acı versede kavuşmak adına hayata tutunmaktır.
sevgiliye duyulan tutkudur, yanarcasına!..
bazen de sözlerin bitmediği, zamanın yetmediği, hatıraların dillendirildiği, sırılsıklam bir bakış da onu aramaktır...
hiç tatmadığın duygulara, hiç bilmediğin dünyalara, hiç görmediğin diyarlara, çocukluğa, sevgiliye, dosta, geçmişe hatta geleceğe duyulan hasrettir!..
yakıcıdır, ama yine de sevilir bir şekilde hissedilir o hoş duygu…
devamını gör...
washed out
t: janrası chillwave olarak geçse de dream pop ve synth pop* ögeler de barındıran ernest greene'nin kurduğu grup. çoğunlukla tek başınadır.
ilk e.p'si high times harika bir parçayla başlar belong ilk darbe budur. sonra ortalarda bir de olivia darbesi gelir.
ikinci e.p'si life of leisure 80'lerdeki 4 parçanın* bir nevi washed out'un kendinden ögeler ekleyerek özgün coverlarıdır. biraz daha gürültülü bir sound var bu e.p'de fakat rahatsız edici değildir. favorim get up.
asıl patlaması 2011 yılında çıkardığı within and without adlı ilk stüdyo albümüyle olmuştur. bu albümden, belki sağda solda bir yerlerde duymuş olabileceğiniz amor fati. ama insanları kandırmayı bırakalım. albümün en iyi parçası far away'dir. aksini iddia eden fetöcüdür.
diğer albümleri paracosm, mister mellow ve geçtiğimiz yıl çıkardığı, bence çıtayı da arşa çektiği purple noon'dur.
purple noon'un tüm parçaları sigara yaktıran şarkılar listesi'ne eklenmelidir. albümdeki en harika parçalardan biri olan, normal şartlar altında erişiminin türkiye'de yasak olması gereken (muhtemelen gözden kaçan) klibiyle birlikte paralyzed. diğer bir darbeli parça too late.
albüm üzerine bir eleştiri yazısı*
ilk e.p'si high times harika bir parçayla başlar belong ilk darbe budur. sonra ortalarda bir de olivia darbesi gelir.
ikinci e.p'si life of leisure 80'lerdeki 4 parçanın* bir nevi washed out'un kendinden ögeler ekleyerek özgün coverlarıdır. biraz daha gürültülü bir sound var bu e.p'de fakat rahatsız edici değildir. favorim get up.
asıl patlaması 2011 yılında çıkardığı within and without adlı ilk stüdyo albümüyle olmuştur. bu albümden, belki sağda solda bir yerlerde duymuş olabileceğiniz amor fati. ama insanları kandırmayı bırakalım. albümün en iyi parçası far away'dir. aksini iddia eden fetöcüdür.
diğer albümleri paracosm, mister mellow ve geçtiğimiz yıl çıkardığı, bence çıtayı da arşa çektiği purple noon'dur.
purple noon'un tüm parçaları sigara yaktıran şarkılar listesi'ne eklenmelidir. albümdeki en harika parçalardan biri olan, normal şartlar altında erişiminin türkiye'de yasak olması gereken (muhtemelen gözden kaçan) klibiyle birlikte paralyzed. diğer bir darbeli parça too late.
albüm üzerine bir eleştiri yazısı*
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
türkan keyifsizdi sabah, doğru düzgün mama yemedi, benimle uğraşmadı. öğlen kontrol ettim, kuytu bir köşede uyuyordu, normalde benim sesimi duyunca koşup gelen, etrafımda kelebek gibi hoplayıp zıplayan kedi kızım öylece uyuyordu. içim gitti, akşama doğru tam veterinere götürme kararı alıyordum ki, kalktı mama yedi, suyunu içti, kucağıma çıkıp kulaklık kablosu ve tişörtümün* düğmesi ile oynamaya başladı, tüm dünyalar benim oldu.
türkan ile aramızdaki ilişki toplasan bir aylık bişi, daha önceden anası vardı yanında, merhaba merhaba takılıyordu benimle, ama şimdi öyle değil. türkan hanım benim yeni evimin sahibesi olacak, oturduk konuştuk tamam dedi. ama az iç bundan sonra baba dedi, tamam dedim, o kadını napacaz baba dedi, bilmiyorum dedim, unutamadın onu di mi dedi, hayır kızım dedim, du bi de ben sesleneyim belki beni duyar döner, beni seviyordu o kadın dedi, sen bilirsin ama sanki boşuna çaba be kızım dedim, öylece yüzüme baktı, tek kelime etmedi, tam o sırada nihat ikinci şişe biramı getirdi, türkan kucağımdan indi, gidip bir yaprak ile oynamaya başladı, yaşar denilen bir şarkıcı bir yerlerde masal diye şarkısını mırıldanmaya başladı, herhangi bir kitap evinde didem madak'ın ah'lar ağacı güzel bir kıza armağan olması için yakışıklı bir genç tarafından satın alındı.
ve senin bunların hiç birinden haberin olmadı.
türkan ile aramızdaki ilişki toplasan bir aylık bişi, daha önceden anası vardı yanında, merhaba merhaba takılıyordu benimle, ama şimdi öyle değil. türkan hanım benim yeni evimin sahibesi olacak, oturduk konuştuk tamam dedi. ama az iç bundan sonra baba dedi, tamam dedim, o kadını napacaz baba dedi, bilmiyorum dedim, unutamadın onu di mi dedi, hayır kızım dedim, du bi de ben sesleneyim belki beni duyar döner, beni seviyordu o kadın dedi, sen bilirsin ama sanki boşuna çaba be kızım dedim, öylece yüzüme baktı, tek kelime etmedi, tam o sırada nihat ikinci şişe biramı getirdi, türkan kucağımdan indi, gidip bir yaprak ile oynamaya başladı, yaşar denilen bir şarkıcı bir yerlerde masal diye şarkısını mırıldanmaya başladı, herhangi bir kitap evinde didem madak'ın ah'lar ağacı güzel bir kıza armağan olması için yakışıklı bir genç tarafından satın alındı.
ve senin bunların hiç birinden haberin olmadı.
devamını gör...
caz dinlemeye yeni başlayanlara tavsiyler
kendi caz tarihçemden bahsederek önerilerde bulunmuş olayım:
1) ibrahim maalouf'la başladım. doğu batı müziği sentezi bir harika.
2) chet baker'la devam ettim. çok duygusal ve hüzünlü çalıyor. ama baker iyi bir trompetçi ama ne yazık ki diğer ustalar kadar yetenekli değil bence.
3) miles davis, john coltrane'le ilerledim.
4) charles mingus'a bulaştım. çok başka bir sanatçı olduğunu düşünüyorum.
şu ara karışık dinliyorum. miles davis gerçekten bu işin piri. yani en tanınanlardan biri olması şaşırtıcı değil. miles davis'in 'kind of blue' albümünü bir zirve olarak görüyorum. charles mingus da bir o kadar yetenekli ama sıra dışı olduğu için yeterince ilgiyi görmemiş bence. coltrane'in baş döndürücü soloları bazen insanın aklını alıyor. öyle böyle değil. resmen kendinden geçiyor. notaymış, ritimmiş bir kenara atıyor. çıldırıyor. coltrane'in 'giant steps' albümünü dinleyin. zaten çılgın gibi başlıyor albüme. albümün ortalarına doğru çıldırıyor. ilk yarısı dinlendiriyor, alıp götürüyor ama diğer yarısı 'bi yavaşla be coltrane' diyor insan. bu dünyadan diğer dünyaya geçiyor. ama biz masum kullar yoruluyoruz.
son yıllarda ağırlıklı olarak dinlediğim caz müziği hakkında bahsetmek istediğim şeyler bunlar.
1) ibrahim maalouf'la başladım. doğu batı müziği sentezi bir harika.
2) chet baker'la devam ettim. çok duygusal ve hüzünlü çalıyor. ama baker iyi bir trompetçi ama ne yazık ki diğer ustalar kadar yetenekli değil bence.
3) miles davis, john coltrane'le ilerledim.
4) charles mingus'a bulaştım. çok başka bir sanatçı olduğunu düşünüyorum.
şu ara karışık dinliyorum. miles davis gerçekten bu işin piri. yani en tanınanlardan biri olması şaşırtıcı değil. miles davis'in 'kind of blue' albümünü bir zirve olarak görüyorum. charles mingus da bir o kadar yetenekli ama sıra dışı olduğu için yeterince ilgiyi görmemiş bence. coltrane'in baş döndürücü soloları bazen insanın aklını alıyor. öyle böyle değil. resmen kendinden geçiyor. notaymış, ritimmiş bir kenara atıyor. çıldırıyor. coltrane'in 'giant steps' albümünü dinleyin. zaten çılgın gibi başlıyor albüme. albümün ortalarına doğru çıldırıyor. ilk yarısı dinlendiriyor, alıp götürüyor ama diğer yarısı 'bi yavaşla be coltrane' diyor insan. bu dünyadan diğer dünyaya geçiyor. ama biz masum kullar yoruluyoruz.
son yıllarda ağırlıklı olarak dinlediğim caz müziği hakkında bahsetmek istediğim şeyler bunlar.
devamını gör...
ağzında gümüş kaşıkla doğmak
gümüş çok değerlendi, ben ağzımda agumentin ile doğanlardanım!
devamını gör...
osmanlı döneminde sözlük olsaydı alınabilecek nickler
ulufesini alamayan yeniçeri
devamını gör...
sabah kedi olarak uyanılsa yapılacak ilk şey
camdan aşağıya atlardım. ne de olsa can çok bende.
devamını gör...
sümerbank
cumhuriyetimizin ilk kamu yatırımıydı. 1933 yılında kurulan iştirakin kayseri’deki ilk fabrikası 1935 senesinde sovyetler birliği’nin teknik ve maddi desteğiyle açılmıştı. ülkemizin sanayileşmesi ve büyümesi için atılmış en önemli adımlardan biri olan sümerbank, sadece iktisadî değil sosyal ve kültürel olarak da ilerici bir projeydi.
mesela sümerbank fabrikaları işçilerine kütüphane, sinema binası, spor sahası, lojman (vazife evleri denirdi), çay bahçesi ve hastane dahil her türlü sosyal imkanı sunardı. hepsini geçtim, fabrikanın hamamı dahi vardı. nazilli basma fabrikasında işçiler beethoven dinlerdi; kasetten değil ha, yine işçilerin kurduğu klasik müzik korosundan, canlı olarak… orkestrası ya da bandosu olmayan diğer fabrikalarda işçiler çalışırken radyodan klasik müzik yayını yapılırdı; tıpkı sscb’de, romanya’da, küba’da olduğu gibi.. bazen hünerli bir işçi çıkar, mikrofondan fıkra anlatır veyahut iş arkadaşlarını eğlendiren taklitler yapardı. oysa şimdilerde şartları kölelikten hallice olan modern fabrika ve plazalarda çalışıyor işçiler.
memur çocukları, kumaş kokulu sümerbank mağazalarına ailecek yapılan ziyaretleri iyi bilirler. çünkü devlet, memurlarına ve devlete bağlı kurumlarda çalışan işçilere yıllık sümerbank istihkakı verirdi. gelinlik çeyizlere sümerbank çeki konurdu. sümerbank, yatılı öğretmen okulunda okuyan öğrencilere her yıl birer çift ayakkabı yollar, kredi ve yurtlar kurumunun çarşaf ve nevresimlerini üretirdi. hatta maddi durumu olmayan başarılı öğrencilere burslar verip onları yurtdışında eğitime de gönderirdi.
bir dönem galatasaray’ın parçalı formalarını da yine sümerbank dikmişti. rahşan ecevit’in dallı güllü basma elbiseleri, karaoğlan’ın mavi gömleği hep sümerbank’tandı. dünya güzeli seçilen azra akın’ın o nefis elbisesini bile oscar de la renta filan değil sümerbank dikmişti.
o zamanlar sovyet kredisiyle başlayan bu küçük macera peyderpey büyüdü. ipliğinden tutun, nihai ürünün nakliyatına kadar çoğu işi kendi bünyesinde yapmaya başladı. sümerbank mensucatla kalmadı; porselendir, kırtasiyedir, halıdır, kilimdir, tuğladır, aklınıza ne geliyorsa üretmeye ve satmaya başladı. kendi finansmanını bile kendi bankacılık faaliyetlerinden sağlıyordu. 40 binden fazla çalışan, 500’e yakın mağaza, 41 fabrika ve 43 banka şubesiyle türkiye’nin en büyük holding teşekküllerinden biri haline geldi. eğer istenseydi bir ülkenin tüm üretimini yapacak bir yapıya ulaşabilirdi.
fakat dar gelirli ve mütevazı vatandaşın bayramlık giyim-kuşam ihtiyacını sümerbank’tan karşılaması özal’ın çok zoruna gitti. ımf ve dünya bankası her geldiğinde “halkın sırtındaki kambur” diyerek sümerbank’ı şikayet etti. neymiş, fabrika işçisi çok para alıyormuş. rahmetli çok tontondu ama hiç sevmezdi çok para alan işçiyi.
önce sümerbank’ın bir kısmı işçi düşmanı garipoğlu’na, bir kısmı da hepimizin yakinen tanıdığı albayraklar'a haraç mezat satıldı. hatta araya güzelim tümosan ihalesi de sıkıştırıldı. sonra merinos, beykoz, bergama ve malatya başta olmak üzere fabrikalar teker teker kapatılmaya başlandı. emekçi şehri olan nazilli, bir gecede emekli şehri oldu. daha sonra rüzgâr hafiften yön değiştirdi; garipoğlu sümerbank’ın kaynaklarını zimmetine geçirmek ve nitelikli dolandırıcılık suçlarıyla açılan davalardan, mahkeme kararları bozula bozula, sadece 2 yıl 2 ay hapis cezasıyla yırttı. yani bir halkın 80 yıllık ortak emeği 2 yıl hapis karşılığında birkaç haramiye aktarılmış oldu. acaba biz de 2 yıl yatsak geri verirler mi sümerbank’ı?
devamını gör...




