leningrad senfonisi
bir şehri yok oluştan kurtarıp dirilten dmitri shostakocivh'in 2. dünya savaşı'nın en çetin döneminde nazilerin günümüz st. petersburg'una kadar kuşattığı vakit yazdığı eser, 7. senfoni olarak da bilinir.
leningrad hitler'in ssc üzerindeki planındaki üç stratejik noktadan biriydi. kuşatmanın birinci yılında kesilen dış bağlantılar ile şehir sefalet içerisindeydi. leningrad'ın düşmesinin an meselesi olduğu dönemde shostakovich kapı kapı dolaşır ve müzisyenlere haber verir büyük bir konser yapılması için. hazırlıklar yapılır, tüm halk o günü bekler, tepe noktalara hoparlörler kurulur, nazi bombardımanının altında büyük bir konser verilir. halk gözyaşı ve mutlulukla dinler ve çalan kişiler çalmaktan bayılmak üzereyken onlara güç verir.
kuşatma bunun üzerine devam etse de sonucunda naziler kaybeder ve ssc bir yıl sonunda berlin'e kadar ulaşır.
müzisyenin eserin ilk bölümünde halkın savaş öncesi mutlu düzenini anlatır, ikinci bölüme geldiğimizde savaşın izleri ve o acı kendini belli eder. üçüncü bölümde halkın ayağı kalkışı ve yaşama isteği, final bölümünde ise yükselerek zaferin gücünü hissettirir.
daha sonrasında alman subayları senfoniyi dinlerken kaybedeceklerini anladıklarını söyler.
leningrad bir kurtuluşun müziğidir yeniden dirilen halkın.
leningrad hitler'in ssc üzerindeki planındaki üç stratejik noktadan biriydi. kuşatmanın birinci yılında kesilen dış bağlantılar ile şehir sefalet içerisindeydi. leningrad'ın düşmesinin an meselesi olduğu dönemde shostakovich kapı kapı dolaşır ve müzisyenlere haber verir büyük bir konser yapılması için. hazırlıklar yapılır, tüm halk o günü bekler, tepe noktalara hoparlörler kurulur, nazi bombardımanının altında büyük bir konser verilir. halk gözyaşı ve mutlulukla dinler ve çalan kişiler çalmaktan bayılmak üzereyken onlara güç verir.
kuşatma bunun üzerine devam etse de sonucunda naziler kaybeder ve ssc bir yıl sonunda berlin'e kadar ulaşır.
müzisyenin eserin ilk bölümünde halkın savaş öncesi mutlu düzenini anlatır, ikinci bölüme geldiğimizde savaşın izleri ve o acı kendini belli eder. üçüncü bölümde halkın ayağı kalkışı ve yaşama isteği, final bölümünde ise yükselerek zaferin gücünü hissettirir.
daha sonrasında alman subayları senfoniyi dinlerken kaybedeceklerini anladıklarını söyler.
leningrad bir kurtuluşun müziğidir yeniden dirilen halkın.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
"çocukla çocuk olmak" deyimi, ne acayiptir ki sıklıkla olumsuzluğa yorulmuştur. oysa ki ne mutlu şu dünyada, çocukla çocuk olabilene.*
devamını gör...
özdemir asaf
ya farkıma vardığında, farkın kalmamış olursa?*
devamını gör...
güne bir söz bırak
"her başarının ardında muazzam bir bedel vardır. bazı bedeller zihinleri, yürekleri kanatır, bazısı bedenleri. "
devamını gör...
takipçilerle buluşma düzenlemek
ayıpsınız a dostlar moda sahilde buluşalım bira ısmarlayayım takipçilerime! alkol almayana da çay kaavee foşur foşur ayran!
devamını gör...
14 şubat 2021 13 vatandaşımızın şehit edilmesi
açıklanmamış başka kaç kaçırılma vakası olduğunu akla getiren menfur olay!
devamını gör...
michael jackson
şarkıcının aslında vitiligo nedeniyle ten rengini açtırdığı söylenir.
eserleri arasında "they don't care about us" şarkısı favorimdir.
eserleri arasında "they don't care about us" şarkısı favorimdir.
devamını gör...
mesaj atsam mı atmasam mı tereddütü
atmak her zaman rahatlatır ve o kadar rahatlatır ki lan niye mesaj attım ki diye tasalanılır. pişman olup olmamak karşıya göre değişir ama içinizde kalacağına emeğinizde kalsın.
devamını gör...
sahibinin sesiyle okunan cümleler
çiko hep kandine ağlıyon biraz da bağa ağla gerizeğalu.
devamını gör...
büyüdükçe hedeflerin değişmesi
insan 16 yaşındayken dünyayı değiştireceğini düşünür. 18 olduğunda düşünceleri sert bir kayaya çarpar.20 yaşına geldiğinde hiçbir şey değiştiremeyeceğini anlar. 25 yaşına geldiğinde ise dünyanın onu değiştirdiğini fark eder ve insan 25 yaşında ölür,75 yaşında gömülür.
-tarkovski
-tarkovski
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
gezegeni yolladım samanyoluna
sıradaki jilettir bence var git yoluna
yayınım başlıyor salın beni gari
aksanım da kaydı ben nereliydim sahi
sıradaki jilettir bence var git yoluna
yayınım başlıyor salın beni gari
aksanım da kaydı ben nereliydim sahi
devamını gör...
aile evi
tüm hastalıklarımın sebebi oldular. ben hâlâ onları kurtarma derdindeyim. gerçekten muazzam bir psikolojik savaş var. kim kimi nasıl yıkarsa.
üniversiteye gittikten sonra kesinlikle aynı olmuyor bunu anladım.
üniversiteye gittikten sonra kesinlikle aynı olmuyor bunu anladım.
devamını gör...
oğuzhan uğur
sivri ve kıvrak dilli. ağzını bozduğunda çizgiden çıkabilen ancak gerektiği yerde gerektiği şekilde konuşmayı bilen bir isimdir. ana muhalefetin başına gelse bugün ülkeye kat kat daha fazla yarar sağlayacaktır. eğlenmeyi ve eğlendirmeyi sever ancak size uygunsa tarzı. bir ara siyasetçileri konuk alarak büyük bir şeyi başardı. sayın (bkz: selim kotil) i onun sayesinde tanıdım. binali yıldırım'ı konuk ederek katı ve yaşlı siyasetçileri bile alarak bürokraside zirvelere oynadı. umarım başarılı olur.
devamını gör...
lgbt
zamanında psikolojik şiddet uyguladığım topluluktur.
üniversitenin ilk yılında 6 ay yurtta kalmıştım. 4 kişi kaldığımız odada bir adet gey vardı. ismi berktuğ (gerçek ismi bir peygamer, birde halife isminden oluşuyor. berktuğ kendine taktığı bir isimdi o yüzden bu ismi kullanacağım). kendisi o zamanlar benim gibi ekşi sözlük yazarıydı. benim gibi buraya geldiyse veya gelecekse bu başlığa gireceğini biliyorum. kendisine özür niyetiyle bunları anlatıyorum. umarım bir gün okursun.
küçük bir şehirden hafif çomar versiyonum ile metropole giriş yaptım ve üniversitenin ilk yılında kendimi yurtta buldum. yurt odasına son giren ben olmuştum. ilk üç kişi bir hafta önceden gelmiş. girdiğim ilk saat arkadaşlardan biri ''iyi bari sen normal birine benziyorsun'' dedi. o zaman anlamamıştım ne olduğunu. daha sonra durumun farkına vardım.
berktuğ'nun gey olduğunu bir hafta içinde anladım. zaten saklamıyordu. çok açık feminen davranışları vardı. konuşmasını geç yürümesi bile bir kadını andırıyor. ilk haftalar bir gözü açık uyudum ''bana mı bakıyor'' ''bir şey mi düşünüyor'' diye kafamda deli sorular. zamanın biraz ilerlemesiyle odadaki diğer iki elemanla çok sıkı arkadaş olduk. durumu birbirimize açtık. herkes aynı düşünüyor. içlerinden 'süper zeka' olan kardeşimizin aklına bir fikir geldi. bence berktuğ'u korkutalım gerçekten gey mi yoksa numaram mı yapıyor anlarız dedi.(bak bak kafalara bak pırıl pırıl maşallah zeka akıyor) tamam dedik nasıl yapacağız. bana bırakın dedi.
oda karanlık berktuğ yemeğe gitmiş, süper zeki arkadaşım karanlıkta kapının arkasında bekliyor. elinde bir deodorant diğer elinde çakmak. berktuğ odaya giriyor. süper zeki elaman berktuğ'a doğru mini bir alev yaklaştırıyor. berktuğ çığlık atıyor. o çığlıktan sonra bizim küçük beynimizde taşlar ufaktan oturuyor. kısaca anlatmak gerekirse bir erkeğin atamayacağı derecede tiz bir çığlık.
beynimiz daha gelişimini tamamlayamadığı için çocuğa baskı yapmaya devam ediyoruz. bu seferde konu banyoda (ortak) bırakılan tüy dökücü kremler vs. bizden uzak tut görmeyelim muhabbeti yapıyoruz. tamam diyor berktuğ dolabına koyuyor.
her gün odaya bir yurt dolusu adam toplayıp sabahlara kadar kağıt oynayıp hiç konuya ilgisi olmayan berktuğ'un varlığına saygı göstermiyoruz.
aynı yemek masasına oturmayı tercih etmiyoruz. (kendimden nefret ettim şuan) denk gelirse çok ses etmiyoruz.
bizim süper zeki arkadaş ile büyük bir kavga ediyorlar. konuda berktuğ'un sabah banyoda çok vakit geçirmesi. küfürler havada uçuşuyor. en son benim arkadaş. ''sana küfür etmiyorum gerçek neyse onu söylüyorum'' diyor. ben hiç karışmıyorum olaya ama yıllardır arkadaşımın ettiği son sözü aklımdan çıkaramıyorum. berktuğ çok mutsuz tabi ki.
o selam vermedikçe vermiyoruz. konuşmadıkça konuşmuyoruz. (lan sana ne *mk sana ne sana ne! gider istediğini yapar sana giren çıkan ne ? ben onu anlamıyorum. 10 metrekarede odada 4 kişi yaşıyorsun zaten sen kimsin de kime tavır yapıyorsun. hayır niye niye ? gerçekten geçmişime gitsem ilk yapacağım iş kendimi tokatlamak)
böyle onlarca olay sayabilirim. halbuki iyi bir insandı lan. akşam meyve soyardı bize çocuk, karşılık beklemezdi. ben kız arkadaşımla buluşacağım zaman ''nefret o gömlek sana hiç olmamış beyaz olan daha iyi onu giy'' gibi ürpertici yorumları olsa da niyeti iyiydi. zaten erkek arkadaşı vardı. ben kısa sürede yurttan apar topar ayrıldığım için kendisiyle vedalaşamadım. keşke o vedayı yapsaydım. yıllardır unutamıyorum.
berktuğ senden özür dilerim. senin kiminle ne yaptığın beni ilgilendirmez. istersen git ağaçla seviş saygı duyarım. o zaman çomarmışım bunu şimdi dönüp bakınca anlıyorum. günah çıkarmak için yazmıyorum bu yazıyı gerçekten pişman olduğum için yazıyorum. elimden gelen tek şey senden özür dilemek. her tavrım için, her ön yargım için, her sözüm için, her sana haksızlık ettiğim an için özür dilerim.
üniversitenin ilk yılında 6 ay yurtta kalmıştım. 4 kişi kaldığımız odada bir adet gey vardı. ismi berktuğ (gerçek ismi bir peygamer, birde halife isminden oluşuyor. berktuğ kendine taktığı bir isimdi o yüzden bu ismi kullanacağım). kendisi o zamanlar benim gibi ekşi sözlük yazarıydı. benim gibi buraya geldiyse veya gelecekse bu başlığa gireceğini biliyorum. kendisine özür niyetiyle bunları anlatıyorum. umarım bir gün okursun.
küçük bir şehirden hafif çomar versiyonum ile metropole giriş yaptım ve üniversitenin ilk yılında kendimi yurtta buldum. yurt odasına son giren ben olmuştum. ilk üç kişi bir hafta önceden gelmiş. girdiğim ilk saat arkadaşlardan biri ''iyi bari sen normal birine benziyorsun'' dedi. o zaman anlamamıştım ne olduğunu. daha sonra durumun farkına vardım.
berktuğ'nun gey olduğunu bir hafta içinde anladım. zaten saklamıyordu. çok açık feminen davranışları vardı. konuşmasını geç yürümesi bile bir kadını andırıyor. ilk haftalar bir gözü açık uyudum ''bana mı bakıyor'' ''bir şey mi düşünüyor'' diye kafamda deli sorular. zamanın biraz ilerlemesiyle odadaki diğer iki elemanla çok sıkı arkadaş olduk. durumu birbirimize açtık. herkes aynı düşünüyor. içlerinden 'süper zeka' olan kardeşimizin aklına bir fikir geldi. bence berktuğ'u korkutalım gerçekten gey mi yoksa numaram mı yapıyor anlarız dedi.(bak bak kafalara bak pırıl pırıl maşallah zeka akıyor) tamam dedik nasıl yapacağız. bana bırakın dedi.
oda karanlık berktuğ yemeğe gitmiş, süper zeki arkadaşım karanlıkta kapının arkasında bekliyor. elinde bir deodorant diğer elinde çakmak. berktuğ odaya giriyor. süper zeki elaman berktuğ'a doğru mini bir alev yaklaştırıyor. berktuğ çığlık atıyor. o çığlıktan sonra bizim küçük beynimizde taşlar ufaktan oturuyor. kısaca anlatmak gerekirse bir erkeğin atamayacağı derecede tiz bir çığlık.
beynimiz daha gelişimini tamamlayamadığı için çocuğa baskı yapmaya devam ediyoruz. bu seferde konu banyoda (ortak) bırakılan tüy dökücü kremler vs. bizden uzak tut görmeyelim muhabbeti yapıyoruz. tamam diyor berktuğ dolabına koyuyor.
her gün odaya bir yurt dolusu adam toplayıp sabahlara kadar kağıt oynayıp hiç konuya ilgisi olmayan berktuğ'un varlığına saygı göstermiyoruz.
aynı yemek masasına oturmayı tercih etmiyoruz. (kendimden nefret ettim şuan) denk gelirse çok ses etmiyoruz.
bizim süper zeki arkadaş ile büyük bir kavga ediyorlar. konuda berktuğ'un sabah banyoda çok vakit geçirmesi. küfürler havada uçuşuyor. en son benim arkadaş. ''sana küfür etmiyorum gerçek neyse onu söylüyorum'' diyor. ben hiç karışmıyorum olaya ama yıllardır arkadaşımın ettiği son sözü aklımdan çıkaramıyorum. berktuğ çok mutsuz tabi ki.
o selam vermedikçe vermiyoruz. konuşmadıkça konuşmuyoruz. (lan sana ne *mk sana ne sana ne! gider istediğini yapar sana giren çıkan ne ? ben onu anlamıyorum. 10 metrekarede odada 4 kişi yaşıyorsun zaten sen kimsin de kime tavır yapıyorsun. hayır niye niye ? gerçekten geçmişime gitsem ilk yapacağım iş kendimi tokatlamak)
böyle onlarca olay sayabilirim. halbuki iyi bir insandı lan. akşam meyve soyardı bize çocuk, karşılık beklemezdi. ben kız arkadaşımla buluşacağım zaman ''nefret o gömlek sana hiç olmamış beyaz olan daha iyi onu giy'' gibi ürpertici yorumları olsa da niyeti iyiydi. zaten erkek arkadaşı vardı. ben kısa sürede yurttan apar topar ayrıldığım için kendisiyle vedalaşamadım. keşke o vedayı yapsaydım. yıllardır unutamıyorum.
berktuğ senden özür dilerim. senin kiminle ne yaptığın beni ilgilendirmez. istersen git ağaçla seviş saygı duyarım. o zaman çomarmışım bunu şimdi dönüp bakınca anlıyorum. günah çıkarmak için yazmıyorum bu yazıyı gerçekten pişman olduğum için yazıyorum. elimden gelen tek şey senden özür dilemek. her tavrım için, her ön yargım için, her sözüm için, her sana haksızlık ettiğim an için özür dilerim.
devamını gör...
amasya elması
lezzeti, sululuğu ve çıtırlığıyla kendine has bir elma türüdür. sanırım misket elma olarak biliniyor. amasya'dan ayrılırken yol kenarından aldık. çıtırlığıyla yolculuğumuza ayrı bir renk kattı. ve biz en çok çıtırlığını sevdik. teşekkürler lütfen amasya elması.
devamını gör...
iş görüşmesinde sorulan saçma sorular
-bekar mısın?
-evet
-sevgilin var mı?
neymiş efendim sevgilime işi anlatmamam gerekiyormuş. o yüzden soruyormuş.
-evet
-sevgilin var mı?
neymiş efendim sevgilime işi anlatmamam gerekiyormuş. o yüzden soruyormuş.
devamını gör...
blackeyes
tanımlarını okudum.
işin gerçeği gözlerime, gördüklerime ve okuduklarıma inanamadım.
karşımda nasıl bir insan var yaaaa....
diyerek, hayretler içinde kaldım.
kafa sözlükte böyle insanlarda varmıymış diyerek, kendisiyle aynı ortamda birlikte olmaktan ötürü kıvanç duydum.
bilgi makinası...
başka bir terim gelmiyor aklıma.
ayrıca saygılı, efendi, hayatın imbiğinden geçmiş bir insan.
mutluluklar onunla olsun...
allah yolunu açık etsin, inşallah, amin.
işin gerçeği gözlerime, gördüklerime ve okuduklarıma inanamadım.
karşımda nasıl bir insan var yaaaa....
diyerek, hayretler içinde kaldım.
kafa sözlükte böyle insanlarda varmıymış diyerek, kendisiyle aynı ortamda birlikte olmaktan ötürü kıvanç duydum.
bilgi makinası...
başka bir terim gelmiyor aklıma.
ayrıca saygılı, efendi, hayatın imbiğinden geçmiş bir insan.
mutluluklar onunla olsun...
allah yolunu açık etsin, inşallah, amin.
devamını gör...

