anarşist komünizm
anarşist komünizm, kapitalizmin toplumsal bir devrim ile ortadan kalkacağını savunan bir görüştür. bu görüşe göre mücadele sınıf eksenli olmalıdır. bilindiği üzere, sosyalist akımlar, komün hayatına erişmek için önce sosyalist devrimin gerçekleşmesini ve devletin proletarya tarafından ele geçirilmesini savunur. anarşist komünistler ise, doğrudan komün hayata geçilmesini savunur.
marksistler, devrimden sonra iktidarın devlette toplanmasını savunurken, anarşist komünizm buna karşı çıkar. bunun iktidara sahip olanlar ve olmayanlar olarak bir ayrışma yaratacağını, iktidarda yozlaşma meydana geleceğini söyler. anarşist komünistlere göre, tüm kararlar toplumun tamamının katılımıyla alınmalıdır.
marksistler, devrimden sonra iktidarın devlette toplanmasını savunurken, anarşist komünizm buna karşı çıkar. bunun iktidara sahip olanlar ve olmayanlar olarak bir ayrışma yaratacağını, iktidarda yozlaşma meydana geleceğini söyler. anarşist komünistlere göre, tüm kararlar toplumun tamamının katılımıyla alınmalıdır.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
sözlükte kanka çok önemliymiş.
kader bana yalnızlığı yazarken hiç acımamış, siz mi acıyacaktınız...
kader bana yalnızlığı yazarken hiç acımamış, siz mi acıyacaktınız...
devamını gör...
14 şubat için antik öyküler
yerimizi aldık şimdilik, sabırsızlıkla bekliyoruz.
edit: yayının bitmesini bekleyemedim, etkileyici bir hikaye anlatış tarzı var. anlatırken kokteyl yapar gibi hikayeyi harmanlıyor * bir sonraki yayınını da sabırsızlıkla bekleyeceğim.
son hikaye'de didim'e apollon tapınağına kehanet almaya gidiyor. * buradan
teşekkürler sözlük radyosu ekibi.
edit: yayının bitmesini bekleyemedim, etkileyici bir hikaye anlatış tarzı var. anlatırken kokteyl yapar gibi hikayeyi harmanlıyor * bir sonraki yayınını da sabırsızlıkla bekleyeceğim.
son hikaye'de didim'e apollon tapınağına kehanet almaya gidiyor. * buradan
teşekkürler sözlük radyosu ekibi.
devamını gör...
afillibirbey
özellikle günaydın tanımlarının fanı olduğum yazar.
bir kitap tanımı ile aramızda geçen dm sohbeti esnasında kibar olduğu ve tamda nicki gibi olduğu kanaatine vardım.
bana o günaydın mesajları gibi coşku dolu bana özel bir iyi günler mesajı yazdı. *
sözlüğün coşku dolu rengi.
hani yağmur sonrasında çıkan gökkuşağındaki en canlı renk gibi.
rengin hiç solmasın.
bir kitap tanımı ile aramızda geçen dm sohbeti esnasında kibar olduğu ve tamda nicki gibi olduğu kanaatine vardım.
bana o günaydın mesajları gibi coşku dolu bana özel bir iyi günler mesajı yazdı. *
sözlüğün coşku dolu rengi.
hani yağmur sonrasında çıkan gökkuşağındaki en canlı renk gibi.
rengin hiç solmasın.
devamını gör...
hayatının aşkını normal sözlük'te bulmak
sonu esra erol'da bitmesin de.
devamını gör...
ütüsüz kıyafet giyen insan
hayatin utu yapmak icin cok kisa oldugunu dusunen ya da yika-as-kurut-katla dongusunde ekstra dikkat edip minimum kirisiklikla isin icinden cikabilen kisidir.
ben degil canim bi’ arkadasim*.
ben degil canim bi’ arkadasim*.
devamını gör...
29 mart 2021 risk haritası
sağlık bakanı fahrettin koca tarafından açıklanan harita.
tüm türkiye adeta tek yürek olmuş galatasaray diyor gibi. bunu gören fenerliler şimdi çıldırmaya başlar.
tüm türkiye adeta tek yürek olmuş galatasaray diyor gibi. bunu gören fenerliler şimdi çıldırmaya başlar.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
çikolata yedim evet napim başka yok sebep
devamını gör...
vietnam savaşı
cehennem gibi sıcak, ıslak, sık ve nemli ormanda bocalayan abd askerinin, orda doğup büyümüş milislere karşı kesin bir galibiyet sağlayamadığı bir savaş olarak kayıtlara geçmiştir.
o kadar ağır ve ıslak bir arazide full gear giden abd askerinin karşısında, elinde sadece ak-47, yedek 2-3 sarjör ve su matarası olan, ağaç tepesinde ya da bataklık içinde saatlerce, günlerce bekleyen, kumaş kıyafetli bir düşmanın olmasının farkını anlatmama gerek yok zaten.
abd her savaşın 2. dünya savaşı gibi "cephe savaşı" olmadığını vietnam'da acı bir şekilde anlamıştır.
adamlar ormanla bütünleşmişler. her taraf tuzak dolu. bir adım atıyorsun, kazıklarla dolu çukura düşüyorsun, bir anda 20 kişi korkunç bir şekilde ölüyor. bir noktaya basıyorsun, kafana 200 kiloluk kaya düşüyor. yürürken bir ipe takılıyorsun, el bombası patlıyor. ve bunlar her yerde.
sen ormanda 1 saatte 50 metre ilerleyemezken adamlar zaten ormanı sarmışlar, ağaç tepelerinde ilerliyorlar. sen onları ararken onlar zaten 10 dakikadır seni izliyorlar.
bir anda nereden geldiğini bilmediğin bir sniper mermisi kafanı parçalıyor.
sana sağdan ateş ediyorlar, sola doğru ateş ederek geri çekileyim diyorsun, istedikleri pusunun tam ortasına düşüyorsun.
psikoloji bitmiş. ordunun yarısı uyuşturucu bağımlısı olmuş. hatta ordu içinde eroin satılmaya başlanmış.
teknolojin hiçbir işe yaramıyor. orman, bataklık gibi yerlerde vur-kaç savaşı yapan düşmana yukarıdan napalm atıyorsun, 20 kişi öldürüyorsun. adamlar senin birliğine gece baskını yapıyor, 100 kişi öldürüyor, kafalarını kesip tüfeklerinin üzerindeki süngülere takıyor ve destek gelmeden kaçıp ormana karışıyor.
yakaladıkları esirlere canavar gibi davranıyorlar.
bu nedenle abd vietnam savaşını kazanamamıştır.
"kazandık yeaaa, koyduk işte" diyerek ülkeden çıkmış, ancak savaş, vietkong lehine bir beraberlik ile sonuçlanmıştır.
o kadar ağır ve ıslak bir arazide full gear giden abd askerinin karşısında, elinde sadece ak-47, yedek 2-3 sarjör ve su matarası olan, ağaç tepesinde ya da bataklık içinde saatlerce, günlerce bekleyen, kumaş kıyafetli bir düşmanın olmasının farkını anlatmama gerek yok zaten.
abd her savaşın 2. dünya savaşı gibi "cephe savaşı" olmadığını vietnam'da acı bir şekilde anlamıştır.
adamlar ormanla bütünleşmişler. her taraf tuzak dolu. bir adım atıyorsun, kazıklarla dolu çukura düşüyorsun, bir anda 20 kişi korkunç bir şekilde ölüyor. bir noktaya basıyorsun, kafana 200 kiloluk kaya düşüyor. yürürken bir ipe takılıyorsun, el bombası patlıyor. ve bunlar her yerde.
sen ormanda 1 saatte 50 metre ilerleyemezken adamlar zaten ormanı sarmışlar, ağaç tepelerinde ilerliyorlar. sen onları ararken onlar zaten 10 dakikadır seni izliyorlar.
bir anda nereden geldiğini bilmediğin bir sniper mermisi kafanı parçalıyor.
sana sağdan ateş ediyorlar, sola doğru ateş ederek geri çekileyim diyorsun, istedikleri pusunun tam ortasına düşüyorsun.
psikoloji bitmiş. ordunun yarısı uyuşturucu bağımlısı olmuş. hatta ordu içinde eroin satılmaya başlanmış.
teknolojin hiçbir işe yaramıyor. orman, bataklık gibi yerlerde vur-kaç savaşı yapan düşmana yukarıdan napalm atıyorsun, 20 kişi öldürüyorsun. adamlar senin birliğine gece baskını yapıyor, 100 kişi öldürüyor, kafalarını kesip tüfeklerinin üzerindeki süngülere takıyor ve destek gelmeden kaçıp ormana karışıyor.
yakaladıkları esirlere canavar gibi davranıyorlar.
bu nedenle abd vietnam savaşını kazanamamıştır.
"kazandık yeaaa, koyduk işte" diyerek ülkeden çıkmış, ancak savaş, vietkong lehine bir beraberlik ile sonuçlanmıştır.
devamını gör...
misafirin sinir eden davranışları
gelir gelmez wifi sorması. halimi sorsana?
devamını gör...
hikayeleri etkileyici olan şarkılar
her şarkı bir anlam içerir mi? şarkıların bir anlaşılma derdi var mıdır? soruları elbette çoğaltmak mümkün. ancak bazı şarkıların hikayeleri, şarkılardan daha etkileyicidir.
birinci dünya savaşında bir genç geride sevdigini bırakır ve askere gider. bir gece cephede kaybolur. saklanmak için daha önce bomba nedeniyle oluşan bir çukura girer. askerler tarafından inanılan, aynı yere ikinci bir bomba düşemeyecegidir. ancak böyle olmaz ikinci bomba buraya düşer. hastanede gözlerini açtığında artık kolları ve bacaklarını kaybetmiştir. konuşamaz durumdır. genç adamın adı johhny’dir.
savaşın gerçek yüzünü ve asker johhny’nin hikayesini anlatan şarkı ise metallica tarafından yapılmıştır.
1988’de çıkardıkları ‘’and justice for all” albümünün en çok öne çıkan şarkılarından birisidir. "one" şarkısı konusunu; 1971 yapımı savaş karşıtı amerikan dram filmi ‘’johnny got his gun’’ adlı, aynı isimle sinemaya uyarlanmış romanın filminden alınmıştır.
asker johhny’nin hikayesi çok etkileyicidir. ancak kısaca anlatmak istedim. filmi izleyin. şarkıyı dinleyin
metallica - one
şuradan;
buradan
birinci dünya savaşında bir genç geride sevdigini bırakır ve askere gider. bir gece cephede kaybolur. saklanmak için daha önce bomba nedeniyle oluşan bir çukura girer. askerler tarafından inanılan, aynı yere ikinci bir bomba düşemeyecegidir. ancak böyle olmaz ikinci bomba buraya düşer. hastanede gözlerini açtığında artık kolları ve bacaklarını kaybetmiştir. konuşamaz durumdır. genç adamın adı johhny’dir.
savaşın gerçek yüzünü ve asker johhny’nin hikayesini anlatan şarkı ise metallica tarafından yapılmıştır.
1988’de çıkardıkları ‘’and justice for all” albümünün en çok öne çıkan şarkılarından birisidir. "one" şarkısı konusunu; 1971 yapımı savaş karşıtı amerikan dram filmi ‘’johnny got his gun’’ adlı, aynı isimle sinemaya uyarlanmış romanın filminden alınmıştır.
asker johhny’nin hikayesi çok etkileyicidir. ancak kısaca anlatmak istedim. filmi izleyin. şarkıyı dinleyin
metallica - one
şuradan;
buradan
devamını gör...
yatak nevresimini kendi başına değiştirmek
her bireyin 15 yaşından sonra falan öğrenmiş olması gereken hadise. lafa gelince hepiniz “büyüdüm” diye nidalar atıyordunuz o yaşta eşek sıpaşarı sizi.
devamını gör...
anadolu'nun önemli arkeolojik eserleri
(bkz: nysa antik kenti)
(bkz: efes antik kenti)
(bkz: milet)
(bkz: priene)
(bkz: sagalassos antik kenti)
(bkz: afrodisias antik kenti)
(bkz: efes antik kenti)
(bkz: milet)
(bkz: priene)
(bkz: sagalassos antik kenti)
(bkz: afrodisias antik kenti)
devamını gör...
defalarca izlenen filmler
benim için harry potter serisi’dir.
ne zaman omuzlarımda ki yük taşıyamıycağım kıvama gelse, hayat koşturmasında boğulup, önümü göremesem, ciddi bi mesele’nin süregelen o uzun belirsizliğinde kaybolsam o haftayı hp haftası ilan ediyorum.
her akşam bir film, son akşam 2 film şeklinde.
gün boyunca bunalıp, kendimi sadece sigara-kahve-battaniye kombosuna kaptırıyorum üstte belirttiğim dönemlerde. bu sihirli dünya bünyeme iyi geliyo. belki bi kaçış yolu olarak varsaydığım içindir bilemiyorum tam.
baya seviyorum. öyle dakikası, dakikasına replik sayamam ama melodisi bile ruhuma iyi geliyo. nox diyip kapatın ışıkları ve yatın uyuyun, geç oldu. tüm potterhead’lere selam olsun.
ne zaman omuzlarımda ki yük taşıyamıycağım kıvama gelse, hayat koşturmasında boğulup, önümü göremesem, ciddi bi mesele’nin süregelen o uzun belirsizliğinde kaybolsam o haftayı hp haftası ilan ediyorum.
her akşam bir film, son akşam 2 film şeklinde.
gün boyunca bunalıp, kendimi sadece sigara-kahve-battaniye kombosuna kaptırıyorum üstte belirttiğim dönemlerde. bu sihirli dünya bünyeme iyi geliyo. belki bi kaçış yolu olarak varsaydığım içindir bilemiyorum tam.
baya seviyorum. öyle dakikası, dakikasına replik sayamam ama melodisi bile ruhuma iyi geliyo. nox diyip kapatın ışıkları ve yatın uyuyun, geç oldu. tüm potterhead’lere selam olsun.
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
bugün de üzüldük çok şükür. ben yine kendimin en sevdiği yazar olmaya devam edicim kardeşlerim hoşçakalın.
devamını gör...
içilen en lezzetli su
hamidiye suyudur.
devamını gör...
kitap alıntıları
düşünceler göklere yükseliyor, fakat vücut toprağa bağlı. tek tek koparılması kolay olan milyonlarca iplikle bağlı.*
oğuz atay- tutunamayanlar
oğuz atay- tutunamayanlar
devamını gör...
nazım hikmet ran
“aynı daldaydık, aynı daldaydık.
aynı daldan düşüp ayrıldık.
aramızda yüz yıllık zaman,
yol yüz yıllık.
yüz yıldır alacakaranlıkta
koşuyorum ardından.”
dizeleriyle anmak istediğim, 58 yıl önce aramızdan ayrılan türk şiirinin en büyük ismi.
aynı daldan düşüp ayrıldık.
aramızda yüz yıllık zaman,
yol yüz yıllık.
yüz yıldır alacakaranlıkta
koşuyorum ardından.”
dizeleriyle anmak istediğim, 58 yıl önce aramızdan ayrılan türk şiirinin en büyük ismi.
devamını gör...

