bir kep misali maskeyi havaya atmak.
devamını gör...

dünyanın çevresinde 10 bine yakın uydu dönüyor. 10 şubat 2009 da 2 uydu birbiriyle çarpıştı. cosmos 2251 ve iridiumn 33
çarpışınca, bunların dağılan parçaları dünyamızın yakın çevresindeki yörüngelere dağılmıştır.
bu parçalar, elbet başka uydularla da çarpışacak ve binlerce parçaya ayrılıp, tekrar çarpışacak. tekrar tekrar derken ; yörünge öyle bir çer çöple dolu olacak ki ister istemez oraya uydu gönderemez olacaklar. daha kötüsü, bu uydu parçalarının dünyaya düşmesi çok büyük bir tehdittir.
orayı temizlemenin yolları aranmalı ...
başka yolu yok.
gerçi biz müsilajı bile çözemiyoz, benimki de laf...
devamını gör...

para para para mı? üstüme iyilik sağlık ömrümde böyle şey görmedim! hadi inşallah!(bkz: sısısısı)
devamını gör...

n. h. kleinbaum tarafından yazılan kitap. tom schulman tarafından senaryosu yazılan bir filmi vardır. robin williams john keating isimli edebiyat öğretmeni karaktere hayat vermiştir.

kitapta geçen şiir:

oy reis, koca reis, alnımızın akıyla döndük seferden.
savuşturup onca belâ, onca fırtınayı, sonunda murada erdin.
işte liman, bak, çanlar çalıyor, bayram ediyor ahali,
gördüler pupa yelken geliyor, gözüpek, gözü yeşil yelkenli.
neyleyim, neyleyim ki ama...
bu kan damlalarını nideyim?
gayri uzanmış güverteye reis,
soğumuş ellerini mi öpeyim?oy reis, koca reis, kalk da şu çanları dinle bari!
baksana, senin bayrağın çekilen, senin şarkın söyledikleri!
senin için bu çiçekler, senin için toplaştılar sahillerde,
seni çağırıyorlar, bak, senin adın geziyor dillerde!
gel, reis ağacığım benim,
kolumun üstüne yatırayım seni.
çoktan öldüğünü unuttum ama,
bu kan damlalarını nideyim?reis cevap vermiyor sözüme, dudakları söylemez olmuş,
ağam kolumu duymuyor bile, ne yüreği ne kalbi kalmış.
sağ salim demir attı gemi, bitti artık sona erdi sefer,
savuşturup onca belâyı, kazanılan bir güzelim zafer.
bayram etsin sahil, çalsın davullar!
yalnız bırakın beni gideyim! ...
reisin yattığı güvertenin üstünde
böyle dolaşmayıp da nideyim?
1865
çeviren: can yücel
devamını gör...

evet gayet de zordur. taciz, tecavüz meselelerine girmiyorum bile. sadece günlük hayatta bile gece dışarı çıkmak özellikle anadoluda o kadar kolay değildir. sırf bu yüzden bile gerekçe verirsiniz ama senin de gece ne işin vardı... tarzı zırvalar. etek giymek zaten büyük başarıdır. kadın olduğunuz için güçsüz olursunuz, o işten ne anlarsınız, mutlaka desteğe ihtiyacınız vardır, işte kademe atlayınca dedikodular mahal verir, evlendiyseniz anne olmazsanız bazı siyasi varlıklarca kadın bile olamazsanız, kıçınızı kırıp erkeğinizin dizinin dibinde oturmanız, öyle çok yükselmemeniz , daha fazla maaş alıp kocanızı mahcup etmemeniz gerekir. bir kere güzellik algısına da uymalısınız, vücut hatlarınız mükemmel olmalı, fazla kafanız çalışırsa bazı toplumlardan dışlanırsınız. bunların feministlikle falan hiç mi hiç alakası yoktur, bunlar gerçeklerdir. hoşunuza gitmeyebilir ama bunlar yaşanıyor. hatta burda saymadığım/sayamadığım bir sürü şey daha var. en azından şu çağda daha şanslı olanlardanız diyebilirim ama gayet de zordur. bunu zorlaştıran da kadınların kendisi değil toplum baskısı hatta diğer kadınlar ve süregelen, alıştırılmış erkeklik kurallarıdır.
devamını gör...

"kamaşıyor gözlerim bebeğim,
öyle gülmek olur mu gözünü seveyim?"

model grubunun mey şarksında geçen cümlelerdir.
devamını gör...

az ve öz tanım girer.
severiz, okuması pek bir zevklidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
temsili değil.
devamını gör...

etimolojik olarak arapça aχşab sözcüğünden alıntı olan kelimedir. arapça sözcük arapça χşb kökünden gelen χaşab خشب "ağaç" sözcüğünün çoğuludur. bu sözcük arapça χaşaba خشب "(metal veya başka maddeyi) rendeledi, kabataslak yaptı" fiili ile eş kökenlidir.

birçok büyük fayda sunan ahşap, yüzyıllardır güçlü, dayanıklı ve uzun ömürlü binalar ve yapılar inşa etmek için kullanılmıştır.

buradaki kaynağa göre ahşap, tüm yapı malzemeleri arasında en sürdürülebilir olanıdır. ağaçlara zaman verdiğimiz sürece doğal olarak büyürler, bu da bu kaynağı oluşturmak için enerji veya başka hammadde girdisine gerek olmadığı anlamına gelir. ahşap tedariği, onları sorumlu bir şekilde ve ormanların sağlıklı olmasına izin verecek bir oranda hasat etmemizi sağlarsak potansiyel olarak hiç bitmeyebilir.
devamını gör...

meb'in yüzyüze eğitim kararına bağlı olarak aşılanma tarihleri erkene alınmış görünmektedir. daha önce belirlenen, grup sıralaması dışında bir uygulama olacaktır. buradan. eğitim sektörü 2. aşama a7 kategorisindedir. a1-a6 arasında yer alan gruplar sanırım sonraki aşamaya bırakılacaktır, zira bu hafta 65-69 yaş arası aşılanmaya başladı.
devamını gör...

gündüz modu göz ağrıtıyor. özellikle de rengarenk profilimizin arka fonuna simsiyah gece modu, fon olarak daha bir uyumlu. beyaz fonda bu kontrast hiç estetik durmaz. gündüz vakti ışıkları yakmak gibi. halbuki ışıklar gece vakti daha güzel ve anlamlı.
devamını gör...

kendi adıma özür dilediğim çocuktur. geçenlerde twitter'da bir sınav kağıdı paylaşılmıştı: öğretmenin sorduğu hayaliniz ne sorusuna "babamın iş bulması, borçlarını ödemesi" yazılmış. dünya en azından çocuklar için eşit olmalıydı. böyle bir dünya kurmak mümkündü yalnız yapamadık, yapacak gibi de değiliz.
devamını gör...

ayrıştırmak artık kanıksandığı için, kimi çevrelerce çok da sallanmayacak nahoş eylemdir.
" ama o lezbiyenmiş " diyecekler.

ama sen de insan değilsin...
devamını gör...

adalet dağıtacak şahısların sanki,babalarının işyerini işleten zengin veletler gibi, ben yaptım, işe aldım, işten çıkardım,oldu zan ediyorlar hukuku, ama suç onların değil?suç parayı verenin istediği hukuk fakültesinden mezun olmalarını sağlayan sistemde, orda adalet dağıtacak siniz sözünü yanlış anlamışlar, parayı verdik adaleti'de aldık zan ediyorlar.
devamını gör...

varsa sana yetecek kadar yiyeceğin.
bir de başını sokacak kadar evin.
insanoğluna kulluk etmiyorsan.
sevin be iki gözüm, zaten cennettesin ...
ömer hayyam
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yazmayı değil de okumayı, fikir almayı seviyorum. öyle her başlığa yazmam. benden daha farklı ne düşünceler var onlara bakarım. değişik fikirler beni geliştiriyormuş gibi, seviyorum.
devamını gör...


“hayır, kanımda böylesine hararetle mayalanan şey utanç değildi, öfke değildi, kendimden tiksinme değildi; içimde tutuşan, taşkınlığın parlak, harlı alevleriyle kıvılcımlanan şey sevinçti, esrik bir sevinç; çünkü yıllar, yıllar sonra ilk kez o dakikalarda yeniden gerçek anlamda yaşadığımı, duygularımın felçleşmiş, ama henüz ölmemiş olduklarını, tutkunun o sıcak kaynağının her şeye rağmen kayıtsızlığımın pas tutmuş yüzeyinin altında bir yerlerde gizlice akmayı sürdürmüş olduğunu hissettim ve şimdi rastlantının sihirli değneği dokununca yüreğime kadar ulaşmıştı.”


herkesin; duygusal bir boşluğa düştüğü, hayatının gün geçtikçe anlamsızlaştığını fark ettiği ve artık ne olursa olsun bu durumdan çıkamayacakmış gibi hissettiği zamanları olmuştur. umut tükenir, kalp ve ruh sonsuz bir karanlığa gömülür. yalnızlık ve çaresizlik, adeta bir sarmaşığın duvarı kapladığı gibi yüreğinizi sarar; çabaladıkça bir bataklıktaymışçasına daha da dibe battığınızı hissedersiniz. kısaca yaşıyormuş gibi hissetmezsiniz. işte kitabımızın ana karakteri baron friedrich michael von r. da kendini böyle bir boşlukta buluyor ama dışarıdan bakıldığında mutsuz olmaması için hiçbir nedeni yok gibi: viyana’nın üst sınıflarından, ömrünü zenginlik ve bolluk içinde geçiriyor ve istediği hemen hemen her şeye sahip olabiliyor. karakterimizin hayatının bu akışı sıradan bir günde birbirinden farklı olaylarla değişiyor.

kitabı okurken aklıma maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi geldi. maslow’un oluşturduğu bu hiyerarşiye göre alt düzeydeki ihtiyaçlar karşılanmadan üst düzeydeki ihtiyacın karşılanması anlamsızdır ve her yeni ihtiyacın giderilmesi yeni bir ihtiyacı da beraberinde getirir ama yeni bir ihtiyacın ortaya çıkması için öncekinin tamamen giderilmiş olmasına gerek yoktur. bu ihtiyaçlar hiyerarşisinde en üst düzeydeki ihtiyaçlar, kendini gerçekleştirme ihtiyaçlarıdır ve kitaptaki karakterimiz de kendini bir şekilde tatmin etme, gerçekleştirme çabası içindeydi ve buna adım adım ulaşıyordu. üstelik bu kitap maslow’un kuramından -1943- çok önce, 1922’de yazıldı ve bence bu bile stefan zweig’a, onun kitaplarındaki derin psikolojik analizlere hayran olmak için yeterli bir sebep.
her bir satırını, her bir sayfasını yüreğimde hissettiğim bir kitabı okumayalı uzun bir süre olmuştu ve sizlere de tavsiye ederim.
devamını gör...

yaşamak, berrak bir gökte çocuklar aşkına savaşmaktır..
devamını gör...

leo dürüm sabah saatlerinde yoğun bakıma alındı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
dün akşam üzeri bir anda fenalaştı ne oldu hiç bir fikrim yok. vücut ısısı düşmüş bir şekilde gittik veterinere. az önce yanından ayrılırken 2 derece yükselmiş ama bu geceyi atlatmamız gerekiyor dedi veteriner. mecbur emanet edip eve geldim.

o savaşçı bir bebek. çöpten çıktığı günden bu yana hep savaştı hep kazandı. bu seferde kazanmalı. *

ona bolca dualarınızı, iyi enerjilerinizi yollayın lütfen. şuan buna çok ihtiyacı var.
sevgiler...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim