türkçenin yetersiz bir dil olması
orta çağ orta doğu'sunda var olan temelsiz inanış. kâşgarlı mahmud, dîvânu lugâti't-türk'ü yazarak açık bir şekilde arap oğullarına, ali şir nevaî ise muhakemetü'l-lugateyn'i yazarak fars oğullarına türk dilinin yeterli bir dil olduğu öğretmişlerdir. bugün ne türkoloji ne de dilbilimin içinde bu saçma düşüncenin zerresi yoktur. zaten diller bir at değildir ki yarıştırılsın. modern dilbilim her dili işlenmesi gereken bir cevher olarak görür, mesele o cevheri ne kadar iyi, işe yarar ve "saf" halini koruyarak işlediğiniz. haa orta çağ'dan kalma bu inanışlar söylediğim coğrafyada devam ediyorsa o onların geri kalmışlığıdır.
devamını gör...
derya yanık
genel olarak yıllardır bütün siyasi tartışma programlarını sapık gibi izlerim. belki sapık söylemi yanlıştır, omurgasız siyaset nasıl yapılır'ı izlemek, benim için adeta guilty pleasure dır.
kim yahu bu fetö sevdalı sıderya yanık diye güne başladım. yakın bir yazar arkadaşımla mesajlaşmamı ''umarım musmutlu bir cuma-ertesi geçirirsin'' diye bitirmek isterken bugünün çarşamba olduğunu öğrendim.*
hızlı ve geçişken gündemlerimizde her kanalda her daim siyasi tartışmalar olur. akp'yi savunmak üzere nerede vasıfsız bir akademisyen, bir avukat, bir gazeteci varsa çıkar ve ölümüne akp'i savunur. artık akp milletvekilleri ya yalnız çıkma teklifi ediyor ya da hiç çıkmıyor.
karşı tarafta her daim muhalifler oturur. gerçi cnn asla muhalif çıkarmıyor, mesela ''hulki cevizoğlu neden şaban sevinçle aynı sırada oturuyor'' diye düşünürken geçen gün deyyyişik bir atatürkçü olduğunu açıkladı!
derya yanık hanfendinin fotoğrafını görmemle beraber, ersan şen tarafından nakavt edildiğini defalarca zevkle izlediğimi hatırladım.
aklımda en spesifik olarak kalan skandal söylemi şu idi;
elbette hukuk tartışması ve bir tarafta derya yanık diğer tarafta ersan şen. derya hanfendi akp avukatlığı yapıyor, ismi ve titri öyle yazıyor televizyonda.....
bir an da tıkanma yaşandı, ersan şen dedi ki efendim ergenekon zamanındaki davaları da biliyoruz, aziz yıldırım davasını da.
derya hanımın cevabı şu oldu; ben o davalardan haberdar değilim, hiç takip etmedim.
söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
kim yahu bu fetö sevdalı sıderya yanık diye güne başladım. yakın bir yazar arkadaşımla mesajlaşmamı ''umarım musmutlu bir cuma-ertesi geçirirsin'' diye bitirmek isterken bugünün çarşamba olduğunu öğrendim.*
hızlı ve geçişken gündemlerimizde her kanalda her daim siyasi tartışmalar olur. akp'yi savunmak üzere nerede vasıfsız bir akademisyen, bir avukat, bir gazeteci varsa çıkar ve ölümüne akp'i savunur. artık akp milletvekilleri ya yalnız çıkma teklifi ediyor ya da hiç çıkmıyor.
karşı tarafta her daim muhalifler oturur. gerçi cnn asla muhalif çıkarmıyor, mesela ''hulki cevizoğlu neden şaban sevinçle aynı sırada oturuyor'' diye düşünürken geçen gün deyyyişik bir atatürkçü olduğunu açıkladı!
derya yanık hanfendinin fotoğrafını görmemle beraber, ersan şen tarafından nakavt edildiğini defalarca zevkle izlediğimi hatırladım.
aklımda en spesifik olarak kalan skandal söylemi şu idi;
elbette hukuk tartışması ve bir tarafta derya yanık diğer tarafta ersan şen. derya hanfendi akp avukatlığı yapıyor, ismi ve titri öyle yazıyor televizyonda.....
bir an da tıkanma yaşandı, ersan şen dedi ki efendim ergenekon zamanındaki davaları da biliyoruz, aziz yıldırım davasını da.
derya hanımın cevabı şu oldu; ben o davalardan haberdar değilim, hiç takip etmedim.
söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hobileri
şiir yazmak..
devamını gör...
tanrının varlığının ve tekliğinin ispatı
tanrının varlığı kanıtlanabilir olsaydı ve kanıtlansaydı bu bir bilimsel gerçek olurdu ve hepimiz buna inanmak değil, bu gerçeği kabul etmek zorunda kalırdık. inanmak da tam buradan geliyor işte. yeni tanrı kavramının ilk ortaya atıldığı günden beri, bu bilinemezdir. hiçbir bilimsel dayanağı yoktur.
devamını gör...
sahibinin sesiyle okunan cümleler
komutan logar bir cisim yaklaşıyor efendim.
-kimsinnn seeenn?
-kimsinnn seeenn?
devamını gör...
şarkılarla geçtim aranızdan radyo yayını
adi sarkilarla gectim aranizdan degil, sarkilarla gectim icinizden olmasi gereken yayin.
her carsamba gecesi kendime bu eziyeti neden yapiyorum bilmiyorum, kapatamiyorum da.
dustu dustu, dalak bobrek ne varsa al hepsi senin olsun imperactus, seni z kusagi diye otekilestiren kim varsa sal bana, cozecegim bu isi.
gece uzun, mevzu derin, konusacagiz. raki koy la!
her carsamba gecesi kendime bu eziyeti neden yapiyorum bilmiyorum, kapatamiyorum da.
dustu dustu, dalak bobrek ne varsa al hepsi senin olsun imperactus, seni z kusagi diye otekilestiren kim varsa sal bana, cozecegim bu isi.
gece uzun, mevzu derin, konusacagiz. raki koy la!
devamını gör...
misc radyo yayını
oh kaos dozumu almaya geldim. hadi spawn kaosla bizi.
devamını gör...
toplum baskısından nickaltı girmeye korkmak
yalnız olmadığımı düşünüyorum bu konuda, valla kimse kankam değil beğendiğim için yazdım diye not düşesim geliyor.
not: kankacılık müessesesi var sözlükte o ayrı.
not: kankacılık müessesesi var sözlükte o ayrı.
devamını gör...
normal sözlük fenerbahçeliler kulübü
bu kulübe niye katılmalısınız biliyor musunuz arkadaşlar.. bu kulüpte ortak bir sevda var, ruh var, dayanışma var, iyi günde kötü günde birliktelik var.. ama en önemlisi neşe var, huzur var. hristiyanismail boş yere fenerli olmadı..
devamını gör...
testis ağrısı
(bkz: herkesin ağrısı kendine)
devamını gör...
kafa sözlük’ün durmadan error vermesi
1 saatte 2 kere error verdi site. n’oluyor anlayamadım, ayrıca beğenilerim gitmiyor, sayfayı yeniliyorum düzeliyor. internetle alakalı bir sıkıntı yok hücresel verideyim zaten. başka sözlük yazarları da bu sorunu yaşıyor mu öğrenmek istedim, yoksa benim aygıtta sıkıntı falan mı var?
bu tanımı gönderirken de sayfa dondu yenileyip tekrar yazmak zorunda kaldım.
bu tanımı gönderirken de sayfa dondu yenileyip tekrar yazmak zorunda kaldım.
devamını gör...
tarık tufan
“ama en kötüsü ne biliyor musun? bunu aklımdan çıkaramıyorum. mukaddes hanım gerçekten bana aşık oldu mu yoksa… yoksa… neyse boşver. önemli olan şu ki ben ona âşık oldum. gerçekten sevdim.”
t. t.
t. t.
devamını gör...
nasılsın sorusuna bomba gibiyim diyen insan
arnella ukdesi
yaşama sevinci ve enerjisi olup,bu mutluluğu etrafına da yansıtan yüce insandır.
aslında kinayeli bir şekilde söylendiğinde sinirli olduğunda da kullanılabilir.
yaşama sevinci ve enerjisi olup,bu mutluluğu etrafına da yansıtan yüce insandır.
aslında kinayeli bir şekilde söylendiğinde sinirli olduğunda da kullanılabilir.
devamını gör...
yanlış yaşamak
birçok insanın korkusudur yanlış yaşamak. attila ilhan'ın da öyle olsa gerek, her dizesinde bizi başka diyarlara götüren ve söylemek istediklerini kalbimizde hissettiren ''yanlış yaşamak'' şiirini yazmıştır. ne zaman duygularımı kelimelere dökecek yeteneği bulamasam, attila ilhan okurum çünkü o en doğru şekilde ve eksiksiz zaten dizelerine aktarmış olur duygularımı.
...
bak ne ben leipzig'deyim
ne de sen istanbul'da
ne depart kahvesinde çay içiyoruz
ne tiryaki köpekte şarap
seni görmeden öleceğim
bir daha görmeden
inge bruckhart
zaten kaç yıldır yaşamıyorum.
...
bak ne ben leipzig'deyim
ne de sen istanbul'da
ne depart kahvesinde çay içiyoruz
ne tiryaki köpekte şarap
seni görmeden öleceğim
bir daha görmeden
inge bruckhart
zaten kaç yıldır yaşamıyorum.
devamını gör...
normal sözlük satranç kulübü
selam size sözlüğün temel taşları, gök kuşağı tonları, yazarları moderatörleri çaylakları
2.sini düzenlemek için planlar içinde bulunduğumuz satranç turnuvasının hazırlıkları devam etmekte.
bir önceki turnuva sayesinde biraz level atlayıp deneyim ve sevap pointler kazandıktan sonra kolları sıvayarak daha çekici ödüller ile bulduğumuz ilk marangoza tahtaları yaptırmaya başladık.
el emeği göz nuru olacak şekilde hazırlıklarına devam ettirdiğimiz işkenceli ama bu o kadarda eğlenceli süreç sonunda
-katılacaktım ama gemi battı
- ulan 7 saniye ile kaçırdım
- inş canım bir daha ki turnuvaya
- yüce rabbim tahtada at yürütüyor rızasıyla fil koşturucaktım ama geç kaldım
vb. söylemleri dile getirmemek için ahan da aşağıda link i bulunan turnuva discord kanalına tüm satranç sevenleri bekleriz.
derneğimiz tüzel kişi olup maddi yardım kabul etmemektedir.
güle oynaya eğlenmek dileği ile.
discord.gg/zd4dcrDG98
2.sini düzenlemek için planlar içinde bulunduğumuz satranç turnuvasının hazırlıkları devam etmekte.
bir önceki turnuva sayesinde biraz level atlayıp deneyim ve sevap pointler kazandıktan sonra kolları sıvayarak daha çekici ödüller ile bulduğumuz ilk marangoza tahtaları yaptırmaya başladık.
el emeği göz nuru olacak şekilde hazırlıklarına devam ettirdiğimiz işkenceli ama bu o kadarda eğlenceli süreç sonunda
-katılacaktım ama gemi battı
- ulan 7 saniye ile kaçırdım
- inş canım bir daha ki turnuvaya
- yüce rabbim tahtada at yürütüyor rızasıyla fil koşturucaktım ama geç kaldım
vb. söylemleri dile getirmemek için ahan da aşağıda link i bulunan turnuva discord kanalına tüm satranç sevenleri bekleriz.
derneğimiz tüzel kişi olup maddi yardım kabul etmemektedir.
güle oynaya eğlenmek dileği ile.
discord.gg/zd4dcrDG98
devamını gör...
ayrılığı anlatan en güzel şiir
(bkz: şükrü erbaş)'ın (bkz: senin korkularını benim inceliğimi) şiiridir. her bir dizesini sindire sindire, içinizde derin oyuklar aça aça okur ve hissedersiniz.
ayrılık ne biliyor musun?
ne araya yolların girmesi
ne kapanan kapılar
ne yıldız kayması gecede, ne güz
ne ceplerde tren tarifesi
ne de turna katarı gökte
insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!
ipi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini
birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine
ardında dünyalar ışıyan camlar dururken
duvarlara dalıp dalıp gitmesi
türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık
ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek
birdenbire büyümesi gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun
insanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi
bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde
saçına rüzgâr, sesine ışık düşürememek kimsenin
parmaklarını sözüne pınar edememek
uzaklarda bir adamın üşümesi; bir kadın dağlara daldıkça
ışıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan
çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun
evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması
ayrılık; yağmurdan vazgeçiş, sudan üşüme
yalnızca gölge vermesi ağaçların
iyiliğin küfre dönmesi ayrılık
güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya
başını alıp gitmek gibi bir geri dönüş
iki adımından birisi insanın, sevincin kundakçısı
hüznün arması, süren korkusu inceliğin
ayrılık, o küçük ölüm; usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan
şimdi anlıyor musun gidişinin neden ayrılık olmadığını?
bir yaprak düşmesi kadar ancak acısı ve ağırlığı olduğunu
bir toplama işleminin sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını
boşluğa bir boşluk katmadığını
kar yağdırmadığını yaz ortasında
ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından kalkıp ağzını yıkadığında başlamıştı
ben bulutları gösterirken "bulmacanın beş harfli bir yemek sorusuna"
yanıt aramanla halkalanmış
aşkın şarabının ağzını açtım, yâr yüzünden içti murt bende kaldı
türküsü tenimde düğümlenirken, odadan çıkışınla yolunu tutmuş
dağlarda öldürülen çocukların fotoğraflarını kenara itip
"bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı?" dediğinde varacağı yere varmıştı çoktan
ne mi yapacağım bundan sonra?
ayak izlerimi silmek için sana gelen yolları tersinden yürüyeceğim önce
şiir okumayacağım bir süre
hediyelik eşya satan dükkanların önünden geçmeyeceğim
senin için biriktirdiğim yağmur suyunu, bir gül ağacının dibine dökeceğim
yeni bir yanlışlık yapmamak için telefonlara çıkmayacağım
ardı kuş resimli aynalar arayacağım mahalle pazarlarında
gençliğimi anımsamak için
emekli kahvehanelerinde yaşlılarla konuşarak, sonumu görmeye çalışacağım
fotoğraflarını güneşe koyacağım, bir an önce solsun diye
içinde ay ışığı, iğde kokusu ve begonvil bulunan tüm resimleri duvarlardan indireceğim
mican türküsünü asacağım yerlerine
falcı kadınlara inanmayacağım artık
trafik polislerine adres sormayacağım
geleceğe ışık düşüren bir gülüşle gülmeyeceğim kimseye
fesleğenden başka bir çiçek koymayacağım penceremin önüne
büyük kentlerin varoşlarında çırpınan üç milyon yurtsuza evimi açacağım
nerde bir kayıp, bir faili meçhul varsa bıraktığı acının yanına resmini asacağım
şaşırma! yetimi korumak için yeni aşklar bulacağım kendime.
ne yapacağımı sanıyorsun ki?
tenin tenime bu kadar sinmişken
ömrüm azala azala akarken önümde
gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken
senin korkularını
benim inceliğimi doldurup yüreğime
bıraktığın boşluğu yonta yonta
binlerce heykelini yapacağım
ayrılık ne biliyor musun?
ne araya yolların girmesi
ne kapanan kapılar
ne yıldız kayması gecede, ne güz
ne ceplerde tren tarifesi
ne de turna katarı gökte
insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!
ipi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini
birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine
ardında dünyalar ışıyan camlar dururken
duvarlara dalıp dalıp gitmesi
türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık
ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek
birdenbire büyümesi gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun
insanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi
bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde
saçına rüzgâr, sesine ışık düşürememek kimsenin
parmaklarını sözüne pınar edememek
uzaklarda bir adamın üşümesi; bir kadın dağlara daldıkça
ışıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan
çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun
evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması
ayrılık; yağmurdan vazgeçiş, sudan üşüme
yalnızca gölge vermesi ağaçların
iyiliğin küfre dönmesi ayrılık
güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya
başını alıp gitmek gibi bir geri dönüş
iki adımından birisi insanın, sevincin kundakçısı
hüznün arması, süren korkusu inceliğin
ayrılık, o küçük ölüm; usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan
şimdi anlıyor musun gidişinin neden ayrılık olmadığını?
bir yaprak düşmesi kadar ancak acısı ve ağırlığı olduğunu
bir toplama işleminin sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını
boşluğa bir boşluk katmadığını
kar yağdırmadığını yaz ortasında
ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından kalkıp ağzını yıkadığında başlamıştı
ben bulutları gösterirken "bulmacanın beş harfli bir yemek sorusuna"
yanıt aramanla halkalanmış
aşkın şarabının ağzını açtım, yâr yüzünden içti murt bende kaldı
türküsü tenimde düğümlenirken, odadan çıkışınla yolunu tutmuş
dağlarda öldürülen çocukların fotoğraflarını kenara itip
"bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı?" dediğinde varacağı yere varmıştı çoktan
ne mi yapacağım bundan sonra?
ayak izlerimi silmek için sana gelen yolları tersinden yürüyeceğim önce
şiir okumayacağım bir süre
hediyelik eşya satan dükkanların önünden geçmeyeceğim
senin için biriktirdiğim yağmur suyunu, bir gül ağacının dibine dökeceğim
yeni bir yanlışlık yapmamak için telefonlara çıkmayacağım
ardı kuş resimli aynalar arayacağım mahalle pazarlarında
gençliğimi anımsamak için
emekli kahvehanelerinde yaşlılarla konuşarak, sonumu görmeye çalışacağım
fotoğraflarını güneşe koyacağım, bir an önce solsun diye
içinde ay ışığı, iğde kokusu ve begonvil bulunan tüm resimleri duvarlardan indireceğim
mican türküsünü asacağım yerlerine
falcı kadınlara inanmayacağım artık
trafik polislerine adres sormayacağım
geleceğe ışık düşüren bir gülüşle gülmeyeceğim kimseye
fesleğenden başka bir çiçek koymayacağım penceremin önüne
büyük kentlerin varoşlarında çırpınan üç milyon yurtsuza evimi açacağım
nerde bir kayıp, bir faili meçhul varsa bıraktığı acının yanına resmini asacağım
şaşırma! yetimi korumak için yeni aşklar bulacağım kendime.
ne yapacağımı sanıyorsun ki?
tenin tenime bu kadar sinmişken
ömrüm azala azala akarken önümde
gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken
senin korkularını
benim inceliğimi doldurup yüreğime
bıraktığın boşluğu yonta yonta
binlerce heykelini yapacağım
devamını gör...
askerlikte öğrenilen enteresan terimler
devre: aynı dönemde silah altına alınmış askerlerin birbirine hitap şekli
dede: en üst devre
bilet: en üst devrenin has alt devresi
çömez: bir sonraki
torun: daha sonraki
amm: ani müdahale mangası
poşet: bedelli kısa dönem askerlik yapan askerler
disko: kışla içerisinde bulunan hapishane
hürgeneral: terhis olan asker
koca: komutanların askerler karşısındaki durumu
şafaktepti: askerliğin uzamasına neden olacak bir ceza alma hali
otobancı: komando askerler
coni moni: azalmış şafak
beş beş: askerliği kıyak geçen torpilliler
cop cop, saki çekmek: yalakalık
rdm: deli
gabi: keko
desi: üst devrenin alttakilere yaptığı baskı
alafortanfoni: topların namlusuna konan ateş edildiğinde alevin görülmesini engelleyen aparata verilen ad (karmaşık, bir takım teferruatlı şeyler için kullanılır.)
ağır makinalı: asker karavanasında çıkan nohut yemeği
lağımcı: siper ve tünel kazmak için eğitim görmüş istihkam eri
mağara: eğitim düzeyi düşük, nerede nasıl davranacağını bilmeyen er
sakal istirahati: yüzünde yara çıktığında revirden izinli olarak sakalını uzatan er ya da erbaş
tenekeci: tankçı askerlere verilen isim
uzun namlulu: asker karavanasında çıkan pırasa yemeği
kara şimşek: erlerin karavanasında mercimek yemeğine takılan ad
harbi: silahı temizlemek için kullanılan çubuk.
badi :yattığın ranzada altında ya da üstünde olan kişi.
ses kes şafak dinle: şafak sayısı az olanlar söyler.
haşgerya: sofraların vazgeçilmesi anlamında kullanılır. acemi askerler yemekte ne var diye sorunca haşgerya var denir. haşlanmış gergedan organı anlamında.
dede: en üst devre
bilet: en üst devrenin has alt devresi
çömez: bir sonraki
torun: daha sonraki
amm: ani müdahale mangası
poşet: bedelli kısa dönem askerlik yapan askerler
disko: kışla içerisinde bulunan hapishane
hürgeneral: terhis olan asker
koca: komutanların askerler karşısındaki durumu
şafaktepti: askerliğin uzamasına neden olacak bir ceza alma hali
otobancı: komando askerler
coni moni: azalmış şafak
beş beş: askerliği kıyak geçen torpilliler
cop cop, saki çekmek: yalakalık
rdm: deli
gabi: keko
desi: üst devrenin alttakilere yaptığı baskı
alafortanfoni: topların namlusuna konan ateş edildiğinde alevin görülmesini engelleyen aparata verilen ad (karmaşık, bir takım teferruatlı şeyler için kullanılır.)
ağır makinalı: asker karavanasında çıkan nohut yemeği
lağımcı: siper ve tünel kazmak için eğitim görmüş istihkam eri
mağara: eğitim düzeyi düşük, nerede nasıl davranacağını bilmeyen er
sakal istirahati: yüzünde yara çıktığında revirden izinli olarak sakalını uzatan er ya da erbaş
tenekeci: tankçı askerlere verilen isim
uzun namlulu: asker karavanasında çıkan pırasa yemeği
kara şimşek: erlerin karavanasında mercimek yemeğine takılan ad
harbi: silahı temizlemek için kullanılan çubuk.
badi :yattığın ranzada altında ya da üstünde olan kişi.
ses kes şafak dinle: şafak sayısı az olanlar söyler.
haşgerya: sofraların vazgeçilmesi anlamında kullanılır. acemi askerler yemekte ne var diye sorunca haşgerya var denir. haşlanmış gergedan organı anlamında.
devamını gör...
kadın yazarların profil fotoğrafları
(bkz: lucifer'ın artık bayması)
devamını gör...

