29 ocak 2021 chp'de yapılan liyakatsizliğin ifşa olması
kaynak: liyakattan bahsetmesi gereken en son kişi mehmet tevfik göksu ve akp’lilerdir.
m.tevfik göksu buyrun.
t: chp’nin yanlış adımlarından biri.
siyasettir bu sonuç olarak. oy verilecek bir tane dahi parti kalmamıştır.
ayrıca; yine de akp gibi yapmamıştır. akp olsa 100 kişiyi de akp gençlik kollarından alırdı.
m.tevfik göksu buyrun.
t: chp’nin yanlış adımlarından biri.
siyasettir bu sonuç olarak. oy verilecek bir tane dahi parti kalmamıştır.
ayrıca; yine de akp gibi yapmamıştır. akp olsa 100 kişiyi de akp gençlik kollarından alırdı.
devamını gör...
türkçe yazım kuralları ve noktalama işaretleri
saçma bir haz veriyor, yazmak değil de okumak.
böyle yerinde doğru şekilde ayrılan bir -de ya da o inci gibi dizilen kelimeleri tatlı bir şekilde ayıran virgül, çok güzeller.
sırf kullanımı doğru olan 'mütevazı' kelimesi için bir şarkıyı günlerce dinlemişliğim var.
hayatım bu kadar mı boş be!? işaretlere, kelimelere düşüyorum.* en iyisi uyumak.*
böyle yerinde doğru şekilde ayrılan bir -de ya da o inci gibi dizilen kelimeleri tatlı bir şekilde ayıran virgül, çok güzeller.
sırf kullanımı doğru olan 'mütevazı' kelimesi için bir şarkıyı günlerce dinlemişliğim var.
hayatım bu kadar mı boş be!? işaretlere, kelimelere düşüyorum.* en iyisi uyumak.*
devamını gör...
19 yaşındakilere tavsiyeler
kariyer yapın .okuyun geliştirin kendinizi. cv’niz dolsun taşsın. kimse için değil kendiniz için. sonra da güzel paralar kazanıp dünyayı gezin. onun dışında pek bir şey yok bu taraflarda. zamanı iyi değerlendirin sadece.
devamını gör...
şarap
nevşehir mahzenlerinde oldukça kokulu ve koyu kıvamlı olarak yapılan benim sevmediğim hatta içmekten imtina ettiğim fermente üzüm içeceğidir.
mayalanma süresi, üzümün kalitesi ve bırakıldığı mahzenin loşluğu noktasında kalitesi de fiyatı da değişmektedir. bu konuda avrupa'nın lideri italya ve yunanistan olmasına rağmen bu durumun yegane sebebi, bu ülkelerde şarabın, içecek olarak, su minvalinde tüketilmesidir. türkiye'nin üretim konusundaki listede geride kalması da, tüketim noktasında gerilerde olması dolayısıyla üretime gereken önemin verilmemesinden ileri gelmektedir. zira türkiye, şarap üretimi konusunda yeterli kapasitesi ve üretim hacmi olmasına rağmen, halehazırda üretime pek önem vermemektedir. bu konuda özelikle anadolu coğrafyası göreme, karaman yöresi oldukça şanslıdır.
dünya şarap üretim tarihi ve hacmine bakacak olursak da, yine anadolu, bu iddiamızı haklı çıkaracak şekilde, dünya medeniyetleri arasında, ilk sıralarda yer almaktadır. aradan geçen yüzlerce yıla bağlı, gelişen iklim değişimleri ve küresel aktivitelere rağmen anadolu coğrafyası, bu kapasitesini ve önemini hala korumaktadır. sadece üretim konusunda geri kalmıştır o kadar.
ek olarak belirtmekte yarar var ki, şarabın beyaz türünün üretimi konusunda, dünyanın tüm üretim lideri ülkeleri, biraz zorlansa da, hatta üretime gereken önemi vermeseler de anadolu, bu konuda da yeterli kapasiteye sahiptir. bilhassa üzümün fermente edilmesi konusu anadolu'da, sirke üretiminden gelmekte olup, yüzlerce yıllık bir gelenek mevcuttur. anadolu halkı sirkenin, mayalanma süreci konusunda oldukça bilgili ve başarılıdır. hatta bu konuda yaşlı nüfus, daha öndedir diyebiliriz. dolayısıyla sadece kırmızı üzüm değil, diğer meyve ve sebze maddelerinin de fermente süreci ile mayalama hususuna oldukça hakimdir. anadolu'nun halehazırdaki bu bilgi birikimi ve üretim kapasitesindeki yeterlilik, şu an için sadece, ticari atılımı ve gelişmeyi beklemektedir.
mayalanma süresi, üzümün kalitesi ve bırakıldığı mahzenin loşluğu noktasında kalitesi de fiyatı da değişmektedir. bu konuda avrupa'nın lideri italya ve yunanistan olmasına rağmen bu durumun yegane sebebi, bu ülkelerde şarabın, içecek olarak, su minvalinde tüketilmesidir. türkiye'nin üretim konusundaki listede geride kalması da, tüketim noktasında gerilerde olması dolayısıyla üretime gereken önemin verilmemesinden ileri gelmektedir. zira türkiye, şarap üretimi konusunda yeterli kapasitesi ve üretim hacmi olmasına rağmen, halehazırda üretime pek önem vermemektedir. bu konuda özelikle anadolu coğrafyası göreme, karaman yöresi oldukça şanslıdır.
dünya şarap üretim tarihi ve hacmine bakacak olursak da, yine anadolu, bu iddiamızı haklı çıkaracak şekilde, dünya medeniyetleri arasında, ilk sıralarda yer almaktadır. aradan geçen yüzlerce yıla bağlı, gelişen iklim değişimleri ve küresel aktivitelere rağmen anadolu coğrafyası, bu kapasitesini ve önemini hala korumaktadır. sadece üretim konusunda geri kalmıştır o kadar.
ek olarak belirtmekte yarar var ki, şarabın beyaz türünün üretimi konusunda, dünyanın tüm üretim lideri ülkeleri, biraz zorlansa da, hatta üretime gereken önemi vermeseler de anadolu, bu konuda da yeterli kapasiteye sahiptir. bilhassa üzümün fermente edilmesi konusu anadolu'da, sirke üretiminden gelmekte olup, yüzlerce yıllık bir gelenek mevcuttur. anadolu halkı sirkenin, mayalanma süreci konusunda oldukça bilgili ve başarılıdır. hatta bu konuda yaşlı nüfus, daha öndedir diyebiliriz. dolayısıyla sadece kırmızı üzüm değil, diğer meyve ve sebze maddelerinin de fermente süreci ile mayalama hususuna oldukça hakimdir. anadolu'nun halehazırdaki bu bilgi birikimi ve üretim kapasitesindeki yeterlilik, şu an için sadece, ticari atılımı ve gelişmeyi beklemektedir.
devamını gör...
liseye geçerken ingilizce sorulup üniversiteye geçerken sorulmaması
her köyde bir üniversite olduğu için gerek duyulmuyor. aham şaham bir türkçe bilmenize de gerek yok.
devamını gör...
çaylakların yazar olduktan sonraki sapıtma süreci
abi bakıyorum çaylakken inci gibi döşemişler entryleri. böyle güzel güzel alıntılamışlar, ortadan nağme yapmışlar. sakin, dinlendirici bir hava var. bu tam entel olur diyorsun.
bu entrylere takriben yoldaşcığım galiba yazar yapıyor bunları. sonra nasıl bir kumpanya patlıyor bilmiyorum. bu dostoyevskiler gidiyor yerine topuklara sıkan ibrahim tatlıses geliyor.
-baba, naber, yalarım ehehehe gibi yazılar.
neler oluyor ya. her şey çok karışık.
bu entrylere takriben yoldaşcığım galiba yazar yapıyor bunları. sonra nasıl bir kumpanya patlıyor bilmiyorum. bu dostoyevskiler gidiyor yerine topuklara sıkan ibrahim tatlıses geliyor.
-baba, naber, yalarım ehehehe gibi yazılar.
neler oluyor ya. her şey çok karışık.
devamını gör...
kent soylu
7 göbek kentli olan kişidir. türkiye'de sayıları oldukça azdır. zira türkiye'de doğru düzgün kent sayısı da çok azdır. bunun yerine kendini şehirli zanneden kasabalılar vardır. bunların sayısı da göçler ve çarpık kentleşme sebebiyle özellikle son 70 yıldır bayağı artmıştır. ülkemizdeki mevcut sosyolojik ve politik sorunların büyük bir kısmı da bundan kaynaklanmaktadır.
halkımız kentin ve kentliliğin ne olduğu bilmediği gibi köyün ve köylülüğün de kıymetini bilmiyor maalesef.
(bkz: beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar)
halkımız kentin ve kentliliğin ne olduğu bilmediği gibi köyün ve köylülüğün de kıymetini bilmiyor maalesef.
(bkz: beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar)
devamını gör...
fikir hırsızlığı
sen düşünürsün imkanın yok diye üretime geçiremezsin. başkası ile bu fikri paylaşırsın ve o şahıs senden önce davranır. üstüne bir de kendi fikriymiş gibi arsızca övünür çevresine.
en tiksindiren insan davranışıdır. bir gram onur veya şeref emaresi olmayan karaktersiz insandır.
bir de bu insanların zıttı olarak sağduyulu insanlar vardır. onlar senin şahsına münhasır bir cümleni çok beğenirler. bazen paylaşmak isterler ve senin de adını belirterek yaparlar bunu. bu emeğe saygıdan ziyade fikir hırsızlığına düşmemek için yapılandır. kibarlığı ve ince düşüncesi ile hayatta her daim kazanmalarını istediğim karakterli insan türüdür.
en tiksindiren insan davranışıdır. bir gram onur veya şeref emaresi olmayan karaktersiz insandır.
bir de bu insanların zıttı olarak sağduyulu insanlar vardır. onlar senin şahsına münhasır bir cümleni çok beğenirler. bazen paylaşmak isterler ve senin de adını belirterek yaparlar bunu. bu emeğe saygıdan ziyade fikir hırsızlığına düşmemek için yapılandır. kibarlığı ve ince düşüncesi ile hayatta her daim kazanmalarını istediğim karakterli insan türüdür.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
kenan doğulu-aklım karıştı.
devamını gör...
1 artı 1 evde yaşamak
sizi ister istemez minimalistliğe götürecek evdir.
evin rahatlığına alıştıktan sonra büyük evlere ancak burnunuzu kıvırırsınız. temizlemesi rahat olduğu için size zaman kazandırır. alan küçük olduğu için tek bir ışık kaynağı yeter; elektrik faturanızdan kar ettirir. ısınma ise kombinin düğmesine bastıktan 10 dk içinde ev ısınacağından asla üşümezsiniz, ayrıca doğalgaz faturanız da düşük gelecektir.
eşya olayına girersem, büyük evden geçiyorsanız eyvah eyvah. bazı eşyalarınıza veda etmeniz gerekecek. çünkü alan kısıtlı olduğu için fazla eşya evi dağınık ve pis göstereceğinden, kendiniz bir süre sonra rahatsız olacaksınız. bu nedenle eşya alışverişinizi de evin kapasitesi üzerinden yapacağınızdan, oradan da tasarruf edeceksiniz. ayrıca salon mutfak bir ise daha da süper. yemek yerken bir yandan tv de izleyebilirsiniz.
kısacası rahatlıktır efendim. bekarsanız ve/veya yeni evli çocuksuz bir aileyseniz rahatlıkla tercih edebilirsiniz.
evin rahatlığına alıştıktan sonra büyük evlere ancak burnunuzu kıvırırsınız. temizlemesi rahat olduğu için size zaman kazandırır. alan küçük olduğu için tek bir ışık kaynağı yeter; elektrik faturanızdan kar ettirir. ısınma ise kombinin düğmesine bastıktan 10 dk içinde ev ısınacağından asla üşümezsiniz, ayrıca doğalgaz faturanız da düşük gelecektir.
eşya olayına girersem, büyük evden geçiyorsanız eyvah eyvah. bazı eşyalarınıza veda etmeniz gerekecek. çünkü alan kısıtlı olduğu için fazla eşya evi dağınık ve pis göstereceğinden, kendiniz bir süre sonra rahatsız olacaksınız. bu nedenle eşya alışverişinizi de evin kapasitesi üzerinden yapacağınızdan, oradan da tasarruf edeceksiniz. ayrıca salon mutfak bir ise daha da süper. yemek yerken bir yandan tv de izleyebilirsiniz.
kısacası rahatlıktır efendim. bekarsanız ve/veya yeni evli çocuksuz bir aileyseniz rahatlıkla tercih edebilirsiniz.
devamını gör...
geceye kürtçe bir şiir bırak
evettttt.
hem kürtçe hem türkçe hallerini bırakacağım.
kürtçe :
xwedê û wext xelet hatiye xetimkirin
naqosên dêran kerr...
minare kin...
doktrînên dekolte lixwekirî evdal...
sarincên ji baranên derengmayî, derengbarî hatibû
damezrandin, bi derbeke neşterê ya dirinde, şolî bûne
barûyên ji evînên nukleerî, di serdabên ji krîstalên rokoko
hatibûn kemilandin qîtik qîtikî bûne, ji xewnên bêxwedî
xeyîdîme, pekiyame û hatime janya, ji nalînên min re
vokalîstiyê bike
(ji qevmê pezkoviyan re xew heram e)
peykerekî: antîk, derîzî û mîtolojîk im, nêm ji min dihere, li
ezmanê hundirê min, qaqlîbaz firînên kamîkazeyî li dar
dixin, kovanên genimî, li ber aşên êşan, kêliyekê jî aş nabin,
aj nabin, hûr dibin û hey hûr dibin, ji elfabêtan tîpek kêm
dibe ku dimirim, w... ey waweylê janya, kezeba min dike di
devê min re derkeve ji qehra...
çiqas êvarên şînboz bihurîn û çûn ji keştiya xeyalan
çirûskeke serzer peya nebû, li peravên hestên min ên hestî û
çermmayî, pêxemberekî sexte di nav kirasê xwe yê
gewrîboz de, bi derewan be jî dest dirêjî min nekir, min
venexwend cemeata xwe, ferîşteyeke fahîşe sing venekir,
maran jî ez ji kom û refên xwe aferoz dikirim, bi qasî yez-
danekî bêqûl tenê dimam, mezhebên şêx û mirîdên wê ez,
min diafirand di çarmixan de, min her çavê xwe li destmal-
ka bixwîn, ya destê weronîkayê digerand, bi îskeîskeke zen-
garî, mîna guran tim dizûrriyam, hosteyê dînîtiyê mam,
goştê hov ji te re ricifeke ruh divê,
nêrîneke şêtiya şûran divê,
ez heta qirikê binicihê tirbê
..............................hilnayêm janya
..............................hilnayêm porkurê
..............................di tirban de hilnayêm ha! ! !
a li eniya te nivîsî ne ne qeder e, soneya serpêhatiya temenê
min e, dengê min diêşe, welê bi sewteke berz û peritî min
dilê xwe têr rehet nekir li qîrîniya navê te, çirreke şiîr
didoşim ji hewraniyên sipîboz ji bona çivîkên çavên te xwezî
janya min îmana te ya rewnaq bihewanda, xwezî berxê ji
xeynî te pê ve, bi tu fikaran min tehma hişê xwe xera nekira,
bêxem min tu li suqulîka xwe bikira û sûk bi sûk bigeren-
da, di şaneşînên nêrgiz û nesrînan de, min devê te biki-
ra zîndana zimanê xwe
lê xwedê û wext xelet hatiye xetimkirin
ez hêmayeke heyama hewaran,
di herban de nîşangeha riman
serî gog, çav xar, zikçirîyayî
fermo janya êdî tu dikarî xwe bikujî
veeee türkçe :
tanrı ve zaman yanlış hatmedilmiş
kiliselerin çanları sağır…
minareler kısa…
dekolte doktrinler giyinmiş abdal…
geç kalmış, geç yağmış yağmurlarla dolmuş
sarnıçlar, yırtıcı bir neşter darbesiyle, bulanmışlar
nükleer sevdalardan olan kuleler, rokoko kristallerle
süslenmiş tünellerde lime lime olmuşlar, bikes düşlere
darılmışım, sıçramışım ve gelmişim janya, sızlayışlarıma
vokalistlik yapsana
(dağ keçisi kavmine uyku haramdır)
antik, mitolojik ve çatlamış bir heykelim, irin akıyor benden,
içimin semasında, martılar kamikazeyî uçuşlar
yapıyor, buğdayî hasretler, acılar değirmeninde, bir an olsun dinmiyorlar,
filizlenmiyorlar, ufaldıkça ufalıyorlar, alfabelerden bir harf eksiliyor
öldüğüm zaman, aahhh… yazık janya, yüreğim ağzımdan
çıkacak oluyor kahırlardan…
kula renginde kaç akşam geçip gittiyse de, hayaller gemisinden
sarı saçlı bir kıvılcım inmedi, bir deri bir kemik kalmış duygularımın
kıyılarına, kül rengi entarisinin içinde
sahte bir peygamber, yalandan da olsa elini uzatmadı bana, davet
etmedi beni cemaatine, kahpe bir melek kucak açmadı,
yılanlar bile aforoz ederlerdi beni sürülerinden, kulsuz bir tan-
rı kadar bir başıma kalırdım, şeyhi ve müridi olduğum mezhepler,
çarmıhlarda beni yaratırdı, gözlerimi veronikanın kanlı mendi-
line her sürdüğümde, pas-
lı bir hıçkırıkla, kurtlar gibi uluyordum hep, deliliğin ustası (olarak) kaldım,
hoyrat et senden bir titreyişlik ruh ister,
kılıç(lar) deliliğinde bir bakış ister,
ağzına kadar mezar yerlisi ben
sığamıyorun janya
sığamıyorum evi yıkılasıca
mezarlara sığamıyorum ha!
alnında yazılı olan kader değil, ömrümün hikâyesinin
sonesidir, sesim acıyor, şöyle koca ve harap olmuş bir sesle
adını haykırmakla doyasıya rahatlatamadım yüreğimi, bembeyaz bulutlardan
bir oluk şiir sağıyorum kuşları için gözlerinin, keşke
janya ihtişamlı inancını taşıyabilseydim, keşke kuzum
senden başka hiçbir dertle bozmasaydım tadını aklımın,
kedersizce seni omzuma alıp çarşı pazar dolaştırsay-
dım, nergiz ve nesrinlerin balkonlarında, ağzını dili-
min zindanı edebilseydim
ama tanrı ve zaman yanlış hatmedilmiş
ben medet haykırışı devrinin bir işareti,
savaşlarda mızrakların hedefi
başı top, gözü bilye, karnı deşik
buyur janya öldürebilirsin artık kendini...
veee arkadaşlar iyi geceler :)
hem kürtçe hem türkçe hallerini bırakacağım.
kürtçe :
xwedê û wext xelet hatiye xetimkirin
naqosên dêran kerr...
minare kin...
doktrînên dekolte lixwekirî evdal...
sarincên ji baranên derengmayî, derengbarî hatibû
damezrandin, bi derbeke neşterê ya dirinde, şolî bûne
barûyên ji evînên nukleerî, di serdabên ji krîstalên rokoko
hatibûn kemilandin qîtik qîtikî bûne, ji xewnên bêxwedî
xeyîdîme, pekiyame û hatime janya, ji nalînên min re
vokalîstiyê bike
(ji qevmê pezkoviyan re xew heram e)
peykerekî: antîk, derîzî û mîtolojîk im, nêm ji min dihere, li
ezmanê hundirê min, qaqlîbaz firînên kamîkazeyî li dar
dixin, kovanên genimî, li ber aşên êşan, kêliyekê jî aş nabin,
aj nabin, hûr dibin û hey hûr dibin, ji elfabêtan tîpek kêm
dibe ku dimirim, w... ey waweylê janya, kezeba min dike di
devê min re derkeve ji qehra...
çiqas êvarên şînboz bihurîn û çûn ji keştiya xeyalan
çirûskeke serzer peya nebû, li peravên hestên min ên hestî û
çermmayî, pêxemberekî sexte di nav kirasê xwe yê
gewrîboz de, bi derewan be jî dest dirêjî min nekir, min
venexwend cemeata xwe, ferîşteyeke fahîşe sing venekir,
maran jî ez ji kom û refên xwe aferoz dikirim, bi qasî yez-
danekî bêqûl tenê dimam, mezhebên şêx û mirîdên wê ez,
min diafirand di çarmixan de, min her çavê xwe li destmal-
ka bixwîn, ya destê weronîkayê digerand, bi îskeîskeke zen-
garî, mîna guran tim dizûrriyam, hosteyê dînîtiyê mam,
goştê hov ji te re ricifeke ruh divê,
nêrîneke şêtiya şûran divê,
ez heta qirikê binicihê tirbê
..............................hilnayêm janya
..............................hilnayêm porkurê
..............................di tirban de hilnayêm ha! ! !
a li eniya te nivîsî ne ne qeder e, soneya serpêhatiya temenê
min e, dengê min diêşe, welê bi sewteke berz û peritî min
dilê xwe têr rehet nekir li qîrîniya navê te, çirreke şiîr
didoşim ji hewraniyên sipîboz ji bona çivîkên çavên te xwezî
janya min îmana te ya rewnaq bihewanda, xwezî berxê ji
xeynî te pê ve, bi tu fikaran min tehma hişê xwe xera nekira,
bêxem min tu li suqulîka xwe bikira û sûk bi sûk bigeren-
da, di şaneşînên nêrgiz û nesrînan de, min devê te biki-
ra zîndana zimanê xwe
lê xwedê û wext xelet hatiye xetimkirin
ez hêmayeke heyama hewaran,
di herban de nîşangeha riman
serî gog, çav xar, zikçirîyayî
fermo janya êdî tu dikarî xwe bikujî
veeee türkçe :
tanrı ve zaman yanlış hatmedilmiş
kiliselerin çanları sağır…
minareler kısa…
dekolte doktrinler giyinmiş abdal…
geç kalmış, geç yağmış yağmurlarla dolmuş
sarnıçlar, yırtıcı bir neşter darbesiyle, bulanmışlar
nükleer sevdalardan olan kuleler, rokoko kristallerle
süslenmiş tünellerde lime lime olmuşlar, bikes düşlere
darılmışım, sıçramışım ve gelmişim janya, sızlayışlarıma
vokalistlik yapsana
(dağ keçisi kavmine uyku haramdır)
antik, mitolojik ve çatlamış bir heykelim, irin akıyor benden,
içimin semasında, martılar kamikazeyî uçuşlar
yapıyor, buğdayî hasretler, acılar değirmeninde, bir an olsun dinmiyorlar,
filizlenmiyorlar, ufaldıkça ufalıyorlar, alfabelerden bir harf eksiliyor
öldüğüm zaman, aahhh… yazık janya, yüreğim ağzımdan
çıkacak oluyor kahırlardan…
kula renginde kaç akşam geçip gittiyse de, hayaller gemisinden
sarı saçlı bir kıvılcım inmedi, bir deri bir kemik kalmış duygularımın
kıyılarına, kül rengi entarisinin içinde
sahte bir peygamber, yalandan da olsa elini uzatmadı bana, davet
etmedi beni cemaatine, kahpe bir melek kucak açmadı,
yılanlar bile aforoz ederlerdi beni sürülerinden, kulsuz bir tan-
rı kadar bir başıma kalırdım, şeyhi ve müridi olduğum mezhepler,
çarmıhlarda beni yaratırdı, gözlerimi veronikanın kanlı mendi-
line her sürdüğümde, pas-
lı bir hıçkırıkla, kurtlar gibi uluyordum hep, deliliğin ustası (olarak) kaldım,
hoyrat et senden bir titreyişlik ruh ister,
kılıç(lar) deliliğinde bir bakış ister,
ağzına kadar mezar yerlisi ben
sığamıyorun janya
sığamıyorum evi yıkılasıca
mezarlara sığamıyorum ha!
alnında yazılı olan kader değil, ömrümün hikâyesinin
sonesidir, sesim acıyor, şöyle koca ve harap olmuş bir sesle
adını haykırmakla doyasıya rahatlatamadım yüreğimi, bembeyaz bulutlardan
bir oluk şiir sağıyorum kuşları için gözlerinin, keşke
janya ihtişamlı inancını taşıyabilseydim, keşke kuzum
senden başka hiçbir dertle bozmasaydım tadını aklımın,
kedersizce seni omzuma alıp çarşı pazar dolaştırsay-
dım, nergiz ve nesrinlerin balkonlarında, ağzını dili-
min zindanı edebilseydim
ama tanrı ve zaman yanlış hatmedilmiş
ben medet haykırışı devrinin bir işareti,
savaşlarda mızrakların hedefi
başı top, gözü bilye, karnı deşik
buyur janya öldürebilirsin artık kendini...
veee arkadaşlar iyi geceler :)
devamını gör...
bilinmeyen bir kadının mektubu
stefan zweig'ın ölümsüz bir eseri olan, aşkın tek taraflı oluşunu ve aşkı için elinden ne geliyorsa yapacak olan bir kadının çaresizce hayattan kopuşunu anlatıyor.
"sana, beni asla tanımamış olan sana."
diye bir hitapla başlayan mektup sizce de çok derin anlamlar içermiyor mu?
her kelimesinde bile yürek burkan acı dolu haykırışlar, aşkı için canından vazgeçecek olan bir kadın, ama sevdiği adamın ondan hiç haberinin olmayışı - ya da adamın o kadar umursamaz ve çevresine dikkat etmemesi - ...
insan okuduğu zaman gerçekten şu anki zamanda böylesine derinden sevecek olan ve canından bile vazgeçecek hale gelen bir kadının aşkı gerçek olabilir mi diye düşündürtmüyor değil.
genel olarak insana böyle bir aşk var mı diye düşündürüyor kitap. halbuki aslında ne kadar ütopik gibi görünse de - mükemmel ve olağandışı - çoğu insanın hayalinde canlandırabileceği aşk ancak böyle olabilir. tabii her insanın hayalinde çok farklı aşk tasvirleri olabilir.
ama genel olarak çoğumuz olağandışı hayaller kurmuyoruz değil. böylesine derinden ve mükemmel bir aşk nasıl olur da bir bilinmezlik içinde kaybolabilir?
yeri geliyor insan okuduğunda keşke bu kadar sevmese diyor. yeri geliyor keşke adam da karşılık verseymiş bu aşka diyor. ve yeri geliyor böylesine derinden gelen bir aşkı, hiç umursamaz ve önemsemez bir insan hak edemez diyor.
okuduğunuz zaman inanın, imkansız ve bilinmezlik içinde kaybolup gidiyorsunuz.
stefan zweig'ın en sevdiğim eserlerinden birisidir. ve sürekli tekrar okur dururum. bu eseriyle stefan zweig, insan psikolojisinin derinlemesine inerek bir çığır açmış diyebilirim. hem de kendisinin bir erkek olarak bu kadar kadın psikolojisini derinlemesine inceleyip, yazması benim için oldukça büyük bir mutluluk.
son olarak güzel bir alıntıyla bitirmek isterim.
kimdim ki ben senin gözünde? yüzlercesi arasından sadece birisi, sonrasız sürüp giden bir zincirde tek bir serüven halkası.
"sana, beni asla tanımamış olan sana."
her kelimesinde bile yürek burkan acı dolu haykırışlar, aşkı için canından vazgeçecek olan bir kadın, ama sevdiği adamın ondan hiç haberinin olmayışı - ya da adamın o kadar umursamaz ve çevresine dikkat etmemesi - ...
insan okuduğu zaman gerçekten şu anki zamanda böylesine derinden sevecek olan ve canından bile vazgeçecek hale gelen bir kadının aşkı gerçek olabilir mi diye düşündürtmüyor değil.
genel olarak insana böyle bir aşk var mı diye düşündürüyor kitap. halbuki aslında ne kadar ütopik gibi görünse de - mükemmel ve olağandışı - çoğu insanın hayalinde canlandırabileceği aşk ancak böyle olabilir. tabii her insanın hayalinde çok farklı aşk tasvirleri olabilir.
ama genel olarak çoğumuz olağandışı hayaller kurmuyoruz değil. böylesine derinden ve mükemmel bir aşk nasıl olur da bir bilinmezlik içinde kaybolabilir?
yeri geliyor insan okuduğunda keşke bu kadar sevmese diyor. yeri geliyor keşke adam da karşılık verseymiş bu aşka diyor. ve yeri geliyor böylesine derinden gelen bir aşkı, hiç umursamaz ve önemsemez bir insan hak edemez diyor.
okuduğunuz zaman inanın, imkansız ve bilinmezlik içinde kaybolup gidiyorsunuz.
stefan zweig'ın en sevdiğim eserlerinden birisidir. ve sürekli tekrar okur dururum. bu eseriyle stefan zweig, insan psikolojisinin derinlemesine inerek bir çığır açmış diyebilirim. hem de kendisinin bir erkek olarak bu kadar kadın psikolojisini derinlemesine inceleyip, yazması benim için oldukça büyük bir mutluluk.
son olarak güzel bir alıntıyla bitirmek isterim.
kimdim ki ben senin gözünde? yüzlercesi arasından sadece birisi, sonrasız sürüp giden bir zincirde tek bir serüven halkası.
devamını gör...
yazarların başına gelen doğaüstü olaylar
sadece bir kere başıma geldi böyle paranormal bir olay. 2 sene önce yazın ortalarında aydın'daki yazlığımdaydım. akşam üstü olup hava serinleyince, kardeşimle birazcık gezmeye karar verdik. tıpkı her zaman yaptığımız gibi. biraz gezerken en son geniş ve kapalı bir araziye doğru geldik. çimlik alanda yürürken tellere paralel yürüyorduk ve tellerin arkasında ise ileriyi görmemize engel olan bir sürü çalı vardı. ancak o tellerin arasında bir boşluk fark ettik. kapkaranlık bir kanalizasyona açılıyordu ve o bölgede teller yırtılmıştı. sürünerek telleri geçebileceğim kadar bir aralık bırakmıştı. telleri geçmeyi düşünmeden önce çok garip bir şey fark ettik. kapkaranlık kanalizasyondan içeriye bakıldığında bir ev gözüküyordu, ve evin balkonunda yaşlı bir adam hareketsizce oturuyordu. ama bunun nasıl olduğuna hiç anlam veremedik. çünkü kanalizasyon kapkaranlık olduğu gibi karşı tarafta da hiçbir ev yoktu. gördüğümüz karşısında şaşkına döndük, ve bunun ne olduğunu anlamak için ise evimize dönüp, yanımıza fener alıp, sonrasında tekrar gitmeye karar verdik. eve dönüp eşyalarımızı aldıktan sonra 1 saat içinde geri döndük. ancak çok ilginç bir şey daha oldu. kanalizasyon tüneli yok olmuştu. önü ise çalılarla kaplanmıştı. sadece bir saat içinde gördüğümüz her şey gitmişti. o saatten sonra da hep o şekilde kaldı ve ikimiz için çok garip ve açıklayamadığımız bir anı olarak aklımızda yer etti...
devamını gör...
eyluling ile youtube röportajı
ekran sıcaklığı diye bir gerçek vardır. moderatörlerin ekran sıcaklığı insanın içini ısıtıyor.
devamını gör...
güne bir söz bırak
"senin kocanın evi yok!"
müge anlı
müge anlı
devamını gör...
saklambaç (program)
bir üstteki yazarın bahsettiği evlilik programlarının çıkış noktası olan, aynı zamanda eğlenceli ve komik olan program.
baya baya seyredilirdi. ses ile 3 kızdan ya da 3 erkekten birini seçen karşı cins vardı. sonunda paravan açılır ya hüsran ya mutlu bir an olurdu. sonra pandemi olmadığı için şapır şupur öpülür sarılırlardı. ülke çağ atlamıştı resmen. rtük daha misyonunun farkında değildi. nurseli idiz de o zaman afet gibiydi.
baya baya seyredilirdi. ses ile 3 kızdan ya da 3 erkekten birini seçen karşı cins vardı. sonunda paravan açılır ya hüsran ya mutlu bir an olurdu. sonra pandemi olmadığı için şapır şupur öpülür sarılırlardı. ülke çağ atlamıştı resmen. rtük daha misyonunun farkında değildi. nurseli idiz de o zaman afet gibiydi.
devamını gör...



