düğün seven insan normal değildir.
devamını gör...

dilde sadeleşme çabalarının menşei tanzimat dönemi'nde atılmaya başlanmış asıl gelişimini ise miili edebiyat dönemi'nde gerçekleştirmiştir. dildeki arapça ve farsça kelimelerden halkın günlük dilinde olmayanların atılması, bu dillerden gelen dil bilgisi kurallarının da çıkartılması hedeflenmiştir. yazı dili ve konuşma dili arasındaki farklılığı gidermek ise asıl amaçtır.
cumhuriyet dönemi'nde ise 26 haziran 1928’de çalışmalarına başlayan dil encümeni kurulmuş, latin alfabesine dayalı yeni türk alfabesinin hazırlıkları tamamlanmıştır.

dilde sadeleşme konusunda ömer seyfettin, o dönemde mektepte okumamış, doğal dili konuşan istanbullu kadınları örnek almamız gerektiği fikrindedir. alıntılanan metin bu bahis üzerinedir.

“az okumuş, az münevver kadınlara gelince, işte asıl lisanımızın vicdanı
onlardır. onlar hiçbir kitabın, hiçbir suniliğin tesiri altında olmayarak altın
gibi bir türkçe konuşurlar. ecnebi kelimeleri bozar, bizim millî tecvidimize
uydururlar. istanbul türkçesinin ahengi onların dudaklarında, lisanımızın
sarfı onların sinelerindedir. eski milliyetperver muharrirlerden izmirli
merhum nevzat, on yedi sene evvel türkçe yazmağa çalışıyor, yazdıklarının
türkçe olup olmadığını anlamak için evvelâ az münevver olan annesine
okuyor, onun anlamadığı kelimeleri çıkarıyor, beğenmediği cümleleri tekrar
düzeltiyordu. nevzat’ın bu usulü hakikaten ilmî idi. çünkü kendi bildiği lisan,
kitaplardan öğrendiği tahsil lisanı idi. tabiî türkçeye pek benzemiyordu.
hâlbuki yazmak istediği tabiî türkçeyi bilen, ancak tahsil lisanımızın tesiri
altına girmemiş olan annesi idi.” ö. s.


“… “yeni lisan” hareketi bayraksız bir milliyetperverlikti, amelî idi. yeni
lisancılar, filozof tarde’ın fikrine tabean milletin yalnız lisandan,
edebiyattan, harstan ibaret olduğuna kani idiler. siyasete lüzum yoktu.
konuştuğumuz lisan yazılmağa, millî bir edebiyat teessüs etmeğe, sonra
bunların neticesi olarak lisanı, dini müşterek bir cemiyet içinde müşterek
duygular kuvvet bulmağa başlayınca umumî vicdan mutlaka doğacaktı.
türkçülük… en doğru milliyetperverlik bu idi.” ö. s..
devamını gör...

ben yazarım taktığım bir kelime olmaz benim hepsi benim evlatlarım.
devamını gör...

bir şeyler olacağını ya da biteceğini düşünmektendir. daha önce mutlu olan bir kimse hevesini mutluluğunu kursağında kalmışlıkla bağdaştırdığından her zaman tam anlamıyla mutlu olamaz.
devamını gör...

yıl 1917’ye gelmiş, zaten kırılgan olan çarlık ekonomisi savaş ile birlikte perişan hale gelmişti. bu ekonomik sorunlar, en çok da halkın üzerinde yıkıcı bir etki bırakmıştı. hükümetin diktatörlük rejimine ve sefalete dayanamayan halk, 1917 tarihinin şubat ayında ikinci bir eylem ateşi yaktı.

artık çarlık eski otorite gücüne sahip olmadığı için halkı sakinleştiremedi ve kendine “bolşevik” diyen halkı yok etmeye kalkıştı. bunun üzerine olaylar eylemden çıkıp, iç savaş halini aldı. çarlık rejimi, ordusunu ve kazak birliklerini toplayarak halkın üzerine sürerek “yok et” emri verdi. ancak ordu mensupları emirlere itaat etmeyerek silahlarını çarlığa doğrulttu. isyanın baş edilemeyeceğine kanaat getiren, dönemin rusya lideri çar ıı. nikolas tahtı terk ederek, tahtı kardeşine devretti. olayların ve başına geleceklerin farkında olan mihail, tahtı sahiplenmeyi reddetti.

fırsattan istifade eden bolşevikler; köylü, işçi ve askerlerden oluşan alternatif bir iktidar ortaya attı. ancak herkesten önce davranan zengin kesim duma meclisi’ndeki yetkilerinden faydalanarak bir seçim yapmış ve prens lvov’u geçici hükümetin başına koymuşlardı. resmi olarak ülkeyi elinde tutan geçici lvov hükümeti zengin ve yüksek mertebe kesimi temsil ederken; bolşevik hükümeti, fakir, işçi, asker sınıfı temsil ediyordu. yani artık bu görkemli halkı temsil eden iki bölünmüş yetkili hükümet mevcuttu. bu kaos ortamında iki hükümet mensupları durmadan savaş halinde idi. çatışmaların sonucunda burjuva, diğer adıyla lvov hükümeti düşerek, resmi sovyetler hükümeti başa geçti.
devamını gör...

şehzademizin yolu yol değil ama yine de siz bilirsiniz.*

t:sığır ordusunun möölemeleri
devamını gör...

bir yazarın seçtiği bir konuyla ilgili kendine has görüş ve düşüncelerini fazla derine inmeden okurla konuşuyormuş gibi anlattığı yazı türüdür.

kalemi elime almadığım uzunca bir zaman diliminin ardından bir parça dökülme hissinden yola çıkarak birkaç kelam edeyim istedim.
okumaya durumumuz yoktu kitlesini şurada kaybettiğimizi varsayarak kalanlar için hazırsanız başlıyorum.
bugünkü konu, birçok insanı derinden etkileyen ancak bazıları için hala sıradan görülen bir olay, "kadına şiddet".
şimdi biraz tanımsal bir şekilde başlayacak olursak
nedir kadına şiddet? fiziksel ya da psikolojik tahrip. nedenleri nelerdir? işte bu kısım uzun uzadıya bir makalede konu olarak işlenebilir. keza işlenmiştir de. olayın derinine inmeden zikredecek olursak fiziksel ya da ekonomik açıdan güçlü bireylerin zayıf olan üzerinde gücünü kabul ettirme durumu.
nasıl gerçekleşir? darp, hakaret, küçük görme...
peki kimler şiddet görür? işte bu kısım çok önemli herkes yani her kadın şiddet görebilir, en azından bir kez. eğer tanıdığımız biri ise baba, anne, eş, abi, sevgili bu bir kereden sonra yolumuza bakarız. tabii maddi açıdan kendine yetebilen, hayatta tek başına ayakta kalabilecek şekilde yetiştiysek. bu şartları sağlayamayan bireyler zaten bu zulmün altında ne yazık ki hayatlarına devam etmek zorunda kalıyorlar.
ve bu konu bir kesim tarafından hala sıradanlaştırılabiliyor. basit argümanlar; bir de kadının ne yaptığına bakmak lazım, insanı da çileden çıkarabiliyorlar vesaire... hayır, efendim. çileden çıkabilirsiniz. kadın yanlış yapmış olabilir. ama bu size şiddet hakkını doğurmaz. pozitif ayrımcılık yapmıyorum eğer kadın da psikolojik şiddet uyguluyorsa o zaman aynı kınama, onun için de geçerli olacaktır. ancak fiziksel şiddet tek taraflıdır. kendisini savunamayacak bir bireye saldırmak, zarar vermek için insaniyetin yitirilmiş olması gerekir.
peki şiddeti sadece tanıdıklarımızdan mı görürüz? hayır!
burada anlatmak istediğim iki anım var, konuyu pekiştirmek için ve de şiddetin bazen gerçekten hiç beklemediğiniz bir anda karşımıza çıkıveriyor oluşunu göstermek için. biri henüz yirmi yaşında bir öğrenciyken bir diğeri de öğretmen olduğum, otuz yaşındayken gerçekleşen iki olay.
evet şimdi ilk olay şu şekilde vuku buldu. "o sıralar eskişehir'de, üniversitede okuyorum; bir tatilde yakın bir arkadaşımla birlikte birkaç günlüğüne istanbul'a gidiyoruz. annesi, arkadaşım ve ben alışveriş için dışarıya çıkıyoruz ve akşam on gibi kağıthane'de anacadde üzerinden eve dönüyoruz. o esnada koyu renkli bir araba yanımızdan yavaşlayarak geçiyor. laf atıyorlar. sonra karşı şeritten aynı şekilde laf atarak geçiyorlar. tekrar yanımazdan geçerken arkadaşımın annesi elindeki şemsiyesi sallayarak bağırıyor. 'defolun gidin rahatsız etmeyin' diye. araç birden köklenerek durduluyor. içindeki dört kişiden ikisi iniyor. birden arkadaşımın annesine saldırmaya başlıyor bir tanesi. diğeri izliyor. biz de arkadaşımla araya girmeye çalışıyoruz. ama adam durmuyor. bir müddet bu böyle devam ediyor. yoldan insanlar gelip geçiyor. bağırıp yardım istiyoruz. bir arabadan geçen birinin şu sözlerini duyuyorum o kargaşa esnasında 'kimbilir o....lar, ne yaptılar!' bakın o gece tokat yedim, itildim, fırlatıldım ama bu cümle daha çok acıttı canımı. bu arada adam bizi bir kenara atıyor sürekli kadına yumruk, tekme falan atıyor. bir şey yapamayacağımı anlayınca plakayı aldım, polisi aradım. ama adres bilmiyordum! sonra bir güvenlik ya da bekçi emin değilim ama silahlı üniformalı biri geldi. havaya ateş etti ve adamı kadının üzerinden zor bela aldılar. hastaneye gittik. darp raporu aldık. arkadaşımın annesinin burnu kırıldı, arkadaşımın kaşı patladı ve hepimizde birçok morarmış bölge vardı. doktor beyin tavrına da değinmek istiyorum 'gece vakti sokakta ne işimiz varmış?'*
sonra adam 4 yıl hapis cezasına çarptırıldı. ha bunda başka suçların da etkisi vardı gerçi ama olsun. "
ikinci olaya gelirsek o da bir zamanlar gelibolu'da görev yaptığım sırada gerçekleşti." bir gün bir kadın öğretmen arkadaşımla okul bahçesinde nöbet tutuyoruz. o esnada kapıya yakın bir yerde bir hengame oluyor. koşup gidiyoruz. erkek öğrencilerimizden biri gözyaşı içinde yerde, öğrencimiz olmayan bir erkek ile bir kız da okula doğru yürüyor. ilk önce çocuğu kontrol edip diğerlerinin peşinden koşuyoruz. memurun odasına geçiriyorum. orada beklemelerini, polisi arayacağımı söylüyorum. o ara müdüre falan haber yollayınca erkek olan 'aman işi amma büyüttünüz, kız arkadaşıma top attı,ben de bir tokat attım altı üstü, gidiyoruz biz.' deyip kapıya yöneliyor. hayır gidemezsiniz deyince arkadaşımı da beni tartaklayarak kapıdan çıkmaya çalışıyor. ve başarıyor. okuldan çıkmadan polis geliyor. karakola gidiyoruz. karokolda öğreniyoruz ki başka bir liseden olan bu öğrenci birçok kez başka öğrencilere şiddet uygulamış ancak hatırı sayılan bir dayısı olduğu için hep şikayetler geri alınmış ve de 10 kereden fazla karakolluk olmasına rağmen davranışlarının sonucuna hiç katlanmamış. biz ifade verirken dışarıda bir gürültü kopuyor. bakıyoruz aynı kişi bu sefer bir polis memuru ile kavga ediyor. ama tabii ki polis etkisiz hale getiriyor. ona da şahit olunca hem davacı hem de başka bir olayın tanığı oluyoruz. tam hatırlamıyorum ama 18 ay gibi bir ceza alıyor sonuç olarak. "
konuya geri dönecek olursam görüyorsunuz ki bazen nedenleri kişiden kaynaklanmasa da sebep-sonuçlarıyla ilginiz olmasa da şiddetin ortasında kalıveriyorsunuz. ailemden ya da çevremden hiç şiddet görmemiş bir bireyken fiziksel olarak bir kadından daha güçlü olmalarını hak gören birileri sebebiyle bu durumu yaşadım. suçlu; paşa oğlum her şeyi yapabilir diyen anneler mi, babasından gördüğü şiddeti yansıtan adamlar mı bilmiyorum. bildiğim tek şey var. yakmayın kadınların canlarını!
devamını gör...

bilgisinin ışığı tüm sözlüğü aydınlatmaya yetiyor. dâim olsun efendim. çokça yazın lütfen. hakikâten örnek vatandaş... sözlüğümüzün en parlak meşalelerinden, büyüklerinden, güzide yazarımız... kalemine zevâl gelmesin aman...
devamını gör...

bir onur mete şarkısı. 90’lı yıllara damga vuran ölümsüz şarkılardan bir diğeri.

bu sabah gözümü açar açmaz kafamın içinde çalıyor olmasına kaç puan peki?
beynimi aldırmak istiyorum.
devamını gör...

ev işi yapmak cinsiyetten bağımsız olarak kişinin kendi yeterliliğiyle alakalı olduğu için tabii ki evet olarak cevaplandırılması gereken sorunsal. bir gün önlerine bir kap yemek koyacak ya da kıyafetlerini yıkayacak birileri olmadığında o zaman yapmasınlar da göreyim. insanlara muhtaç olur, kendinizi komik duruma düşürürsünüz; lütfen bırakın artık bu tarz düşünceleri.
devamını gör...

amca mağduruyum. amcasin sen ya git aileyi, akrabayı dolandir. isim vermek senin neyine?

x ismini bana vermelerindeki en büyük etmen yukari da anlaşıldığı gibi amcamdır.

ortaokulda öğretmeninin kızına aşık olması ve bundan mütevellit bana x ismini koymak istemesi fakat aile fertlerine durumu "benim ismime yakın bir isim olsun" diyerek bana zorla aşık olduğu kızın ismini koydurtmuştur.

ailemin ise bana nildeniz ismini koymayı düşünürken sırf amcam yüzünden kıytırık bir isim vermelerini asla aşamıyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ilk anda aklıma f ile başlayan nick bile gelmediğinden teyit edemediğim iddia.

cidden kim var f ile başlayıp "işte budur" dediğim? gideyim de az düşüneyim...
devamını gör...

neredeyse her günün güneşli olduğu bir yerde yaşıyorum.
devamını gör...

son zamanlarda sıkça tanımlarına rastladığım, şu sıralar oldukça aktif bir yazar. tanımları da çok hoş, takip ediyorum kendisini. yazarliginin devamını diliyorum, nickaltı açılışını da yapmış bulunuyorum :).
devamını gör...

muse-unintended
hüzünlendim bir an.
devamını gör...

günaydın dostlar.
iyi sabahlar.
devamını gör...

başkası ne söyler diye yaşamaktan vazgeçmesi. olduğu karakteri sahiplenmesi ve onuru için yaşaması gerektiğini bilmesi.
devamını gör...

gurur mu duysam yoksa hüzünlensem mi bilemediğim olaydır.

ülkemizin kurumunun başarılı olduğu konu, kentin fakirlerine yardım etmesi. o kadar ihtiyaç var ki gerçekten de böyle ufak tefek yardımlara, insan üzülüyor. bu ülke bunların hiç birini hak etmiyor.

ama ibb'yi ve ekrem başkanı sosyal devlet anlayışlarından ötürü tebrik ederim tabii ki.
devamını gör...

kedi fotoğrafı paylaşın.

(bkz: kedi fotosu atayım da belki karı kız düşer)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim