nicklerimizin benzedigi yazar dostum.* çok iyi niyetli ve kibar biri. severek de takip ediyorum, kanım hemen kendisine ısındı aynı zamanda da bana birçok konuda yardımcı oldu. çok teşekkür ediyor, iyi sözlükler diliyorum.
devamını gör...

ödev yapıyorum. neden burada olduğumu sormayın ödevim çok zor dikkatimi toplayamıyorum.
devamını gör...

ağrıya karşı duyarlılığın artması durumudur. hiperaljezide ağrı algılanmasında artış görülür.

primer veya sekonder olarak ayrılabilir. primer hiperaljezide, ağrı algılayan reseptörlerin hassasiyeti artmıştır. sekonder hiperaljezide ise omurilikte ağrı iletimi yapan nöronların aktivasyon eşiğinde düşme meydana gelmiştir.
devamını gör...

leyleklerin bebek getirdiği.
devamını gör...

öyle bir başlık ki , sanki güzellikten başka hiçbir şeye aşık olamazlarmış gibi... aşkınız sevilenin güzelliği kadar demek ki..? sadece güzelliğe aşık olan birinin zekayı sevmesi zor olur.
devamını gör...

aynı zamanda mary jane'in pek güzel coverladığı parçadır.

devamını gör...

uzun zamandır şöyle uzuuun uzuuun bir tanım girmemiştim vallahi, vira bismillah diyelim. başlık sahibi yazarın tanımında geçen her cümleyi reddediyorum. her cümlesini de tek tek açıklayacağım.

cümle 1- * bundan daha doğal olan bir şey varsa bize de söylesin canım yazarımız.
cümle2- * öncelikle fanatik ne demek buna bir bakalım. fanatik: bir öğretiye, bir dine, bir kimseye, bir şeye aşırı ölçüde, coşku ve tutkuyla bağlı olan, bağnaz kimse. bana sorarsanız da bu ülkedeki çoğu insan fanatiktir.
cümle3- * türkiye'den bahsediyorsak eğer, iyi hizmete değil oy oranına bakılarak seçilir cumhurbaşkanları.
cümle4- * anayasanda sosyal devlet ilkesi var. yasalar ve kanunlar sadece vatandaşlara ödev ve sorumluluk yüklemezler. devletin de ödev ve sorumlulukları vardır ve bunları yerine getirmek zorundadır. ha bunların hangi yandaşlara yaptırıldığı da ayrı bir mevzu tabi.
cümle5- * malum yazarın ilgili tanımından da anladığımız üzere bunlarla övünen insanlar olduğu sürece bunlarla dalga geçecek insanlar da olacaktır.
cümle6- * evrimi reddeden bir yönetim ve şehrin evrimine inanan bir ak partili. ironik sadece, neyse.
cümle7- * inanmak temel bir ihtiyaç değildir fakat insanların inandıklarına saygı göstermek bir zorunluluktur. neye inanacağınıza karar verdiğinizde haber ederseniz tekrar portakal suyu sıkarım başlığa.
devamını gör...

değiştiremediklerimiz, düzeltemediklerimiz, ötelediklerimiz, görmezden geldiklerimiz ve bişey olmaz dediklerimiz yüzünden biz bunları konuşmak zorunda kalıyoruz. yapılacak tek şey insan olmak. sağlıklı bir kafayla, sağlam vicdanla, iyi bir kalple olmak insan olmak çok kolay. formül bu işte. bu kadar basit! ama bu maalesef tek kişilik. ben hiçbir katil yerine insan olamam. ben ölen kadınlarımız için onlara şefkat gösteremem, -mış gibi yapamam. sadece yeni canlarımız gitmesin diye çabalayabilirim. bunun için bir yola çıkabilirim. en azından farkında olabilirim. ve ben farkındayım.. her an ama her an insan olmak için emek verebilirim.!
devamını gör...

sadece sosu için yediğim enfes tatlı
devamını gör...

odaklanamadığım için yaptığım eylem bir de sabırsızım çok.
devamını gör...

sözlüğe geldiğim günden beri sohbet ettiğim arkadaşlarımla ilgili samimi düşünceleri yıkama yağlama sanan dallama dolu tim.lan oğlum dün geldiniz siz kimsiniz.hadi işinize defolun çöplüğünüze!uçurdum sizi!
devamını gör...

sahilde denize vuran dalga gece saatleri
devamını gör...

öldüğümde su yerine bunu atsınlar mezarıma dediğim içecektir efendim. o kadar bağımlıyımdır.

"augsburglu hekim leonhard rauwolf; 16. yüzyılda ortadoğu'yu gezer ve 1582 yılında yayımlanan eserinde "insanların 'ghaube' dedikleri koyu renkli bir içeceği sabahları elden ele içtiklerini ve içine bir meyve attıklarını" belirtir. halk arasında 15. yüzyılda yaygınlaşmaya başlayan kahve, arap tıp literatürüne göre; 10. yüzyılda ilaç niyetine kullanılmakta idi. avrupa'da ise 1650'lerde halk ve yüksek zümre arasında yaygın olmamakla beraber ilaç olarak varlığını sürdürüyordu. 1700'lere gelindiğinde kahve yüksek zümre arasında moda haline gelmişti bile. bu dönemler kahvenin her derde deva olduğu düşünülür ve bu görüş çeşitli yazılarla desteklenirdi."
(wolfgang schivelbusch, çev. zehra aksu yılmazer, keyif verici maddelerin tarihi, dost kitabevi yay., ankara 2000, s. 23-26.)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
resim: 1716'da yayımlanan bir seyahatnamede çizimi verilen bir kahve ağacının meyve dalı.
devamını gör...

delirmek üzereyim. delirmek üzereyim. delirmek üzereyim. allah,buddha, yehova, zeus, karadelik ne varsa belanızı versin. 12 yaşında bir çocuk hayatı boyunca yaralı kalacak.
devamını gör...

sorun islam değil müslümanlarsa o zaman dininizi kamusal alana sokmayın! dininize uymayanları da cezalandırmaya kalkışmayın!
yok, onu yaparsak ekmeğimizi nereden kazanacağız diyorsanız o zaman da bu saçma sapan soruları sormayın.
devamını gör...

kelime olarak ön deyiş anlamındadır. mukaddimenin kardeşidir.

antik yunan tiyatrosunda tragedyaların başında monolog olarak veya koro tarafından okunan tek soluklu bilgilendirme yazılarıdır.
yıkıma yakın bir noktada başlatılan öykünün, eylem ve zaman birliği çerçevesinde sonuçlanmasını sağlamak adına, sahnelenecek olayların öncesindeki zaman hakkında bilgi veren açılış bölümüdür.

çağdaş tiyatroda ise, oyunun anlamı ve amacı üzerine bilgiler veren giriş bölümüdür.

romeo ve juliet'in modern prolog metni;
hikayemizin geçtiği güzel verona şehrinde, iki aile arasında uzun süredir devam eden bir nefret yeni bir şiddete dönüşüyor ve vatandaşlar, vatandaşlarının kanıyla ellerini lekeliyor. bu düşman ailelerin iki şanssız çocuğu sevgili olur ve intihar eder. talihsiz ölümleri, ebeveynlerinin kan davasına son verir. önümüzdeki iki saat boyunca, çocukların ölümlerinden başka hiçbir şeyin durduramayacağı mahkum aşklarının ve ebeveynlerinin öfkesinin hikayesini izleyeceğiz.
devamını gör...

şimdi ben gözlerimi sürmeden önce uzak düşlerimin uzayacağı ülkelere
adımı üç kere hapşuruyorum
çok yaşamayabilirim,
yaşarsam, kelimelerinizin karşılayamadığı şarkılarla
dans ediyor olacağım.

hiç aklından çıkarma ithaka
devamını gör...

(bkz: bundan bize ne olması)
devamını gör...

nükleer kıyametin yakınlığını belirtmek için kullanılan ifade. aynı zamanda muhteşem bir iron maiden parçasının adı. şarkının sözleri şöyle:

--- alıntı ---

kill for gain, or shoot to maim
but we don't need a reason
the golden goose is on the loose
and never out of season
blackened pride still burns inside
this shell of bloody treason
here's my gun for a barrel of fun
for the love of living death

the killer's breed or the demon's seed
the glamour, the fortune, the pain
go to war again, blood is freedom's stain
don't you pray for my soul anymore?

2 minutes to midnight
the hands that threaten doom
2 minutes to midnight
to kill the unborn in the womb

the blind men shout "let the creatures out
we'll show the unbelievers"
the napalm screams of human flames
of a prime time belsen feast ... yeah!
as the reasons for the carnage cut their meat and lick the gravy
we oil the jaws of the war machine and feed it with our babies

the killer's breed or the demon's seed
the glamour, the fortune, the pain
go to war again, blood is freedom's stain
don't you pray for my soul anymore?

2 minutes to midnight
the hands that threaten doom
2 minutes to midnight
to kill the unborn in the womb

the body bags and little rags of children torn in two
and the jellied brains of those who remain to put the finger right on you
as the madmen play on words and make us all dance to their song
to the tune of starving millions to make a better kind of gun

the killer's breed or the demon's seed
the glamour, the fortune, the pain
go to war again, blood is freedom's stain
don't you pray for my soul anymore?

2 minutes to midnight
the hands that threaten doom
2 minutes to midnight
to kill the unborn in the womb

midnight
midnight
midnight
ıt's all night
midnight
midnight
midnight
ıt's all night

--- alıntı ---

kaynak: genius

devamını gör...

alfred hitchcock'un yönetmenliğini üstlendiği, 1927 yılında vizyona giren, hitchcock'un ilk cameosunu yaptığı, hitchcock'un kafasında yarattığı tarzı ilk olarak yansıtmayı başarabilmiş, türkiye'de kiracı: sisli bir londra hikayesi olarak vizyona giren sessiz sinema.

filme başlar başlamaz bi 10-15 dakika izledikten sona sevgili hitchcock'un murnau, fritz lang ve robert wiene ile o dönem bol bol fikir alışverişinde olduğunu fark ediyoruz.

filmin konusundan da spoilersız bahsedecek olur isek, sarı saçlı kadınları hedef alan bir seri katil var, tam da seri katilin dehşet saçtığı bir dönem, bir evin çatı katına bir kiracı yerleşiyor.

kiracı olduğu evin kızından hoşlanan bu gizemli kiracıya karşı ön yargı besleyen ve onun seri katil olduğunu düşünen bir insan var; evin kızının sevgilisi. olaylar oldukça aşk-ı memnu gibi ilerler iken, kiracı rolünü üstlenmiş ıvor novello öyle bir rol yeteneğine sahipmiş ki, o laçka havayı alıp bambaşka bir yere götürmüş ve oldukça gizemli bir olaya çevirmeyi başarmış; zira bir zamandan sonra aşk meşk ilginizi çekmekten çok, "ulan acaba katil kiracı mı?" diye oldukça uzun bir süre düşünüp duruyor insan.

agatha christie öyküsü tadı alırım hep hitchcock filmlerinden, bu filminden de aynı tadı aldım, katil kim diye uzun uzun düşünüp tahminlerde bulundum.

film hakkında bir de spoiler vermek istiyorum,

şöyle ki bu güzel filmin son kısmında katil bulunduğu vakit, katil hakkında en ufak bir bilgiye sahip olamıyoruz. kimdir, neyin nesidir, neden sarı saçlı kadınları öldürüyordur ve neden kiracının bulunduğu eve doğru yaklaşıyordur kimse bilmiyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim