''mutluluk, pantolona işemek gibidir. ıslaklığı herkes görür ama sıcaklığı yalnız sen hissedersin." -sigmund freud- / psikanaliz üzerine
devamını gör...

onu bilmem anlamam , ikisi de büyük doğruluk ve cesaret ister.

artık ya kendine güveneceksin yada yine kendine.
devamını gör...

(bkz: iko babamız kafa sözlük yuvamız)
devamını gör...

(bkz: ana)
maksim gorki romanda devrim öncesi kitlelerin uyanışını ve aydınlanma sürecini işler. kitabın en etkileyici karakteri pavelin annesi pelageyadır. pelageya halkın içinden ve eğitimsiz biridir. çara ve kiliseye son derece bağlıdır. hatta oğluna zarar geleceğini düşünerek çoğu zaman onu vazgeçirmeye ve engel olmaya çalışır. kitabın bence en vurucu kısmı pelageya ananın bu süreçte oğlu ve arkadaşlarından etkilenerek sürekli kendini geliştirmesi ve yaşadığı değişim sürecidir. ilgi kültür sanat ve oda yayınevlerinin çevirileri bende mevcut. iki çeviri de birbirinden kötü. aşağıya pavel ve annesi arasında geçen kısa bir konuşmayı bırakıyorum.


- yasak kitaplar okuyorum anne. devletimiz bu kitapların okunmasını yasakladı çünkü bu kitaplarda, halkın gerçekleri yazıyor. halk eğer bu gerçeklerin farkına varırsa devlet, onu idare edemez. bu kitaplar gizli gizli basılır. eğer bende bu kitapların olduğunu bilseler, hemen hapse tıkarlar. yani kendi gerçeğini öğrenmek isteyen birini hapse atarlar anne, anladın mı?



korku dolu gözlerle oğlunu dinleyen anne, zor nefes alır gibiydi. onun halindeki yabancılaşmayı sezdiği için korkusu iki katına çıkmıştı. pavelin sesindeki kararlılık ve ciddiyet karşısında bir hamle daha yapmak istedi :



- bunları neden okuyorsun oğlum?



pavel başını kaldırdı, ince bıyıklarını parmaklarının arasına aldı ve annesine baktıktan sonra yine aynı tonla cevap verdi:



- gerçeği öğrenmek için...



pavel bunları yavaş yavaş söylemişti. bayan pelageya, oğlunun kalbine giren şey her ne ise -o, buna o kadar inanmıştı ki- söküp atmanın kolay olmadığını sezmişti. yaşadıklarını gözünün önüne getirdi ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.



pavel annesinin bu haline yine sakin bir edayla karşılık verdi ve onu yanına çekti:



- ağlama anne. düşünsene, bu yaşadığımız hayata, hayat mı denir? kırk yaşındasın ve bugüne kadar doğru dürüst yüzün gülmedi. hep acı çektin. babamı düşün anne. çaresizlikten ve acizlikten her gün döverdi seni. onu daha iyi anlıyorum çünkü hiçbir şey yapamamanın verdiği sıkıntıyla böyle davranıyordu. otuz yıl çalıştığı fabrika bir zamanlar sadece iki tane binaydı. şimdi koskocaman bir şehir oldu. fabrikalar, insanlar çalıştıkça gelişir ve çoğalır ama insanlar çalıştıkça ölürler... sy 16
devamını gör...

edith piaf'ın en güzel şarkılarından. o dönem hayatını anlatan bir film izlemiş ve çok sevmiştim kendisini. anahtarlığımdaki bebeğin adını edith koymuştum adını unutmayayım dinleyeyim diye.

bir hımym hayranı olarak size şu versiyonunu bırakmak istiyorum;
devamını gör...

(bkz: komutan logar)

o da benim gibi dünyalılardan nefret ediyor. :)
devamını gör...

son birkaç bölümünü izlemeye kıyamadığım netflix dizisi, kasedeki kalan çam fıstıkları gibi en son yicem,
devamını gör...

suudi arabistanın önemli gelir kapılarından ikincisi. insanlarımız gitmeye ve pis araplara para kazandırmaya ne yazık ki devam edecekler. petrol bitince ne olacak diyenler görün buraları işte.
devamını gör...

yusuf akçura'nın 1904 yılında rusya'da yazdığı mısır'da türk gazetesinde* basılan makalesidir.
eser osmanlı için kurtuluş yollarının arandığı bir zamanda yazılmıştır. çoğu çağdaşı gibi akçura'da osmanlı'yı toplayacak bir sistem arayışındadır. akçura osmanlıcık, islamcılık ve türkçülük üzerine eleştiriler ve analizlerde bulunmuştur. kendisi osmalıcılık ve islamcılığı miadı geçmiş olarak nitelendirir. türkçülüğün doğru bir çıkış yolu olduğunu anlamanız için okumanızı tavsiye ettiğim bir eserdir.
devamını gör...

clive barker’ın hellraiser filmine de uyarladığı muazzam korku öyküsü. clive barker gerçekten bir hazine. keşke doctor who’ya şöyle dark bir bölüm/iki bölüm özel yazsa da izlesek. eminim olağanüstü olurdu.

neyse... cehennemlik yürek (hellbound heart), kafatasına çakılmış çivilerle meşhur ikonik korku karakteri pinhead’in hayatımıza girdiği eserdir aynı zamanda. lemarchand’s box ya da ağıt yapılandırması / yapbozu (lament configuration) olarak da bilinen 1784’te philip lemarchand adındaki fransız bir oyuncakçının yaptığı kutu şeklindeki yapbozlar sayesinde gelen cenobite denilen sadomazo iblisler (kime göre, neye göre) ve kendilerini çağıranlara istediklerini akla gelebilecek en acı verici şekilde bahşetmelerini konu alır. aslında cenobitelar, bir iblis ırkından ziyade bir çeşit havari, bir dinin temsilcisidir. doğal olarak, hellbound heart’ın devamı olan the scarlet gospels’da pinhead, cehennem rahibi olarak anılır.
hellraiser ve the hellbound heart, kitap - film uyumu açısından neredeyse yüzde yüz aynıdır. zaten clive barker, daha önceki hikayelerinin filmlere adapte edilirken canına okunduğunu görünce bu filmi kendi çekmek istiyor. ve film kült oluyor. clive barker’ın kafasının içine görsel olarak girebildiğimiz muhteşem bir örnek diyebiliriz.

kitaptan bir alıntı:


“hiçbir şey yaşamaya değer değildiyse, bu durumda uğruna ölünecek hiçbir şey de yoktu.”


(bkz: clive barker)
(bkz: hellraiser)
(bkz: pinhead)
(bkz: korku)
(bkz: doctor who)
(bkz: lemarchand’s box)
devamını gör...

spagetti inceliğinde kollara sahip olan temel reisin yavuklusu. evlenseler oda kilo alır mıydı acaba diye insan düşünmüyor değil.*
devamını gör...

beklediğim başlıktır. edebiyatla ilgilenen, okuyan herkese saygım büyük.
devamını gör...

aklıma gdo karakedi filmindeki komşu kızı kardeştir ile başlayan absürd espriyi getiren olay.
devamını gör...

ilk tanımdaki rakamların kökeni,arap rakamlarıdır.daha öncesinde sümerliler ve kaldeliler 60 tabanına göre kullanılan sayılarını ifade etmek için “çivi şekilli” rakamlar geliştirdiler. bin yıl kadar sonra mısırlılar hiyeroglif, yani şekiller halinde olan rakamlar kullandılar. bir zincir 100, bir çiçek demeti 1000 ve bir parmak 10.000 sayılarını gösteriyordu.mısır medeniyetinin zamanla gelişmesi,yazı yazımının daha kolay hale gelmesiyle dört işlem yapılmaya başlandı. yunanlılar ve ibraniler alfabelerinin harflerini rakam olarak kullandılar. bunlar büyük sayıların ifadesine mühim kolaylık getirdiler. iki sayısına eşit olan “beta” harfinin sol altına yazılan bir çizgi ikibin sayısını gösteriyordu. roma rakamları da yine parmak hesabından ilham alınarak geliştirilmişti. bu rakamlar en uzun süre kullanılan sistemlerden olmuştur.arap rakamlarına kadar hiçbir rakam sistemi, bugünkü medeniyetin meydana gelmesine yardımcı olacak nitelikte değildi. on rakamdan oluşan bu rakam sistemde en önemli farklılık sıfır rakamının mevcut olmasıydı. üstelik bu on rakamın değişik şekillerde yanyana getirilmeleriyle her sayı elde edilebiliyordu.ayrıca arap rakamları, üstlü ve köklü sayıların ifadesinde de öncü oldu. bazı kaynaklarda,arap rakamlarının mucidinin harezmi olduğu belirtilmiştir.


sümer rakam sistemi
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

mısır rakam sistemi
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ibrani rakam sistemi
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yunan rakam sistemi
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

erkeklerinin benimle bir alıp veremediği olduğunu düşündüğüm burç hahah.

son 3 manit shrek dahil aslan. arkadaşım ben bir oğlak kadınıyım benle ne işiniz olur sizin 'yoo yoo sensin' diyollaaa püff.

sonra başlıyor çatışmalar bilmem neler işte. sürekli ben diyen bir şahısla sürekli otu b.ku eleştiren şahış anlaşır mı? yoo.

hahah işin şaka tarafı bir yana iyidir, hoştur, severim. malum son 3 son 3! yani belli ki seviyorum yani başka açıklaması olabilir mi?

var mı arttıran? hahah.
devamını gör...

amca değil yalnız, enişte olacak.
devamını gör...

kızların cümbür cemaat, içlerinden birisinin odasında toplanıp mezuniyet kınası yapmaları. şaka gibi ama şahit oldum buna.
devamını gör...

robotlara yapılan ayrımcılık artık son bulmalı.
devamını gör...

latincede venüs gezegeninin sabahları gökyüzündeki parlak halini tanımlamak için kullanılan ve "ışık getiren" anlamına gelen, hristiyanlıkta ise şeytan veya şeytanın oğlunu temsil eden kelime.
devamını gör...

1355 konstantinopolis doğumlu bizanslı devlet adamı ve öncü. batlamyus'u batı dünyasına tanıtan insan olarak bilinir.

diplomat olarak hizmet ederken yıldırım bayezit'e karşı ittifak arayışı için avrupa'ya gider ve orada bir sürü bilginle tanışır. italyan bilginlerin daveti üzerine ülkesini terk edip floransa'ya yerleşir. floransa'da bilgin dostlarıyla birlikte entelektüel faaliyetlerle ağırlık verir ve onlarla birlikte sahaflardaki antik el yazmalarını edinmek için doğu'ya seyahatlerde bulunur. doğu'dan batı'ya nakledilen bu el yazmaları yüz sene sonra rönesans'ın doğuşunu tetikleyecektir.

chrysoloras bu doğu seferlerinde batlamyus'un geofrafike hipegesis (coğrafya kılavuzu) adlı eserini bulur ve italyancaya tercüme eder. bu eserdeki dünya haritasında asya'nın doğu kıyılarıyla avrupa'nın batı kıyıları birbirlerine çok yakın çizildiği için bundan cesaret alan kristof kolomb hindistan'a ulaşma gayesiyle yola çıkar ve yanlışlıkla amerika kıt'asını keşfeder. eğer chrysoloras doğu'yu dolaşıp bu eseri bulup avrupa'ya tanıtmış olmasaydı coğrafi keşifler daha ileriki bir tarihte gerçekleşecekti.

bunlara ek olarak platon'un ünlü eseri devlet'i de italyancaya çevirmiştir.

son olarak da tüm gayesi osmanlılara karşı katoliklerle ortodoksların birleşmeleriydi. buna yönelik çalışmaları da olmuştur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim