bir kişiden 10 beğeni vs 10 kişiden 1 beğeni
tabi ki 10 farklı kişiden gelen birer beğeni daha kıymetlidir.
geçen sözlüğü bi açtım bisürü beğeni var oha dedim bi sürü insan yazdıklarımı okumuş hem de beğenmiş. sonra bi baktım birisi seri beğenmiş okuyup okumadığı bile belli değil. hayal kırıklığı oldu.
geçen sözlüğü bi açtım bisürü beğeni var oha dedim bi sürü insan yazdıklarımı okumuş hem de beğenmiş. sonra bi baktım birisi seri beğenmiş okuyup okumadığı bile belli değil. hayal kırıklığı oldu.
devamını gör...
shutter island
bugün bu filmle ilgili ilginç bir bilgi okudum.
leonardo dicaprio'nun canlandırdığı karakterin sigaralarını film boyunca başka birileri yakıyormuş. sebebi de akıl hastalarına yanıcı madde verilmemesiymiş.
seviyorum böyle yönetmen yönlendirmelerini. izlerken anlamadık orası ayrı.
leonardo dicaprio'nun canlandırdığı karakterin sigaralarını film boyunca başka birileri yakıyormuş. sebebi de akıl hastalarına yanıcı madde verilmemesiymiş.
seviyorum böyle yönetmen yönlendirmelerini. izlerken anlamadık orası ayrı.
devamını gör...
özel hayattan insan silmek
kişi hayatınızda uzun süredir varsa ve sizin için değerli biriyse söylenildiği kadar kolay olmayan. bir de hayatınıza kimseyi kolay kolay almıyorsanız daha zor. hayatımda bu şartlara uyan ve muhtemelen bilmeden beni kırmış birisi mevcut, silmedim ama var gibi de değil. garip garip işler.
devamını gör...
yeri hala dolmayan insanlar
başta atam.
sonra da yeşilçam oyuncuları.
küçük iskender.
ceren özdemir.
öldürülen her kadının yeri dolmuyor.
ralph ukdesi.
sonra da yeşilçam oyuncuları.
küçük iskender.
ceren özdemir.
öldürülen her kadının yeri dolmuyor.
ralph ukdesi.
devamını gör...
ilk intiba
bir fotoğraf karesini özenle albüme yerleştirir gibi korumak istiyoruz ilk intibayı. hayır canım kendimizinkini değil, başkalarını görüş biçimimizi saklamak istiyoruz. devinimsiz, değişmeyen, sabit kalan ne varsa bize güvende hissettiriyor. iyiyse iyi, kötüyse kötü kalsın. birini tanıdıkça "ah nasıl haklı çıktım!" diyebilmenin gizli övüncünü yaşamak, yanılmamak üzerine kurulu küçük oyunlarımızdan biri.
*
edit: son samuray ukdesidir.
*
edit: son samuray ukdesidir.
devamını gör...
profiline kendi fotoğrafını koyan yazar iticiliği
an itibarıyla filtreleri bastığım kendi fotoğrafımı koyarak bütün iticilikleri üstüme toplamış bulunmaktayım.
vatana millete hayırlı olsun. hayırlı cumalar.
not: kızlar dikkat etsin kaygan zemindir, düşebilirler.
vatana millete hayırlı olsun. hayırlı cumalar.
not: kızlar dikkat etsin kaygan zemindir, düşebilirler.
devamını gör...
çoğunluğun eğitimsiz olduğu toplumlarda demokrasinin anlamsızlığı
demokrasi türkiye'ye geldiğinden beri bir işe yaramıyor. ki bu gidişle bi' 30-40 yıl daha yaramayacağı aşikar. bazen bu vakitleri bir geçiş dönemi, bazen de gittikçe dibe batış dönemi olarak görüyorum, bilmiyorum. sokrates bile kendi zamanında demokrasinin mantıksızlıklarını ortaya koyuyor. dünyanın bu halini görse intihar ederdi herhalde.
türkiye demokrasiye uygun değil maalesef. yapacak bir şey yok, gerçek bu. bu durumu atatürk de biliyordu tabii. zamanla oturur diye düşünmüştür. ama eminim ki biraz daha yaşasaydı, sistemde değişiklikler yapardı. zaten bir şeyleri radikal olarak değiştirebilecek tek kişiydi, maalesef artık yok. bu sistem belli ki uzun yıllar devam edecek, ya batacağız ya da sancılarını çekerek ileride düzelmesini umacağız.
eğitimli bir toplum değiliz. bırak eğitimliyi, okuma-yazmayı 80 yıl önce çözdük. hadi nüfusumuz az olsa gam yemeyeceğim, bir şekilde halkı eğitirsin. az nüfus derken 40 milyona bile razıyım. elde ne var: 80 küsur milyon nüfus; 55 milyonu seçmen, önümüzdeki seçimlerde 60 milyonun üzerinde seçmen. iyi geceler.
"eğitim cehaleti alır, eşeklik bakidir" derseniz, tam olarak öyle değil işte. eğitim eğitimdir, az buçuk farkındalık oluşturuyor. "gecenin bi' köründe niye bunu dert edindin şimdi?" derseniz, bilmiyorum. birkaç gündür ülkenin gündemi hasebiyle düştüğüm umutsuzluktan veya içime aysun kayacı kaçtığından olabilir.
gereğinden fazla duygusalız, mantıklı karar almada son derece büyük sorunlarımız var. her konuda ikiye bölünmüş durumdayız. e, doğal olarak siyasette de böyle. akp'li değilsen chp'lisin. bazılarına göre mhp'liysen aynı zamanda akp'lisin, bazılarına göre de hdp'liysen chp'lisin. böyle bir düşünce nakıslığına sahip insanlardan -ki bu insanlar toplumun genelinden de fazlasını içeriyor- nasıl sağlıklı bir zihne sahip olduklarını varsayıp etraflıca düşünüp karar vererek oy kullanmalarını bekleyebilirsin ki? tabii, bu durum siyasilerin işine geliyor, orası ayrı.
ya referandum oldu, 49'a 51 mi neydi oranlar. demokrasi bu mu yani?
türkiye demokrasiye uygun değil maalesef. yapacak bir şey yok, gerçek bu. bu durumu atatürk de biliyordu tabii. zamanla oturur diye düşünmüştür. ama eminim ki biraz daha yaşasaydı, sistemde değişiklikler yapardı. zaten bir şeyleri radikal olarak değiştirebilecek tek kişiydi, maalesef artık yok. bu sistem belli ki uzun yıllar devam edecek, ya batacağız ya da sancılarını çekerek ileride düzelmesini umacağız.
eğitimli bir toplum değiliz. bırak eğitimliyi, okuma-yazmayı 80 yıl önce çözdük. hadi nüfusumuz az olsa gam yemeyeceğim, bir şekilde halkı eğitirsin. az nüfus derken 40 milyona bile razıyım. elde ne var: 80 küsur milyon nüfus; 55 milyonu seçmen, önümüzdeki seçimlerde 60 milyonun üzerinde seçmen. iyi geceler.
"eğitim cehaleti alır, eşeklik bakidir" derseniz, tam olarak öyle değil işte. eğitim eğitimdir, az buçuk farkındalık oluşturuyor. "gecenin bi' köründe niye bunu dert edindin şimdi?" derseniz, bilmiyorum. birkaç gündür ülkenin gündemi hasebiyle düştüğüm umutsuzluktan veya içime aysun kayacı kaçtığından olabilir.
gereğinden fazla duygusalız, mantıklı karar almada son derece büyük sorunlarımız var. her konuda ikiye bölünmüş durumdayız. e, doğal olarak siyasette de böyle. akp'li değilsen chp'lisin. bazılarına göre mhp'liysen aynı zamanda akp'lisin, bazılarına göre de hdp'liysen chp'lisin. böyle bir düşünce nakıslığına sahip insanlardan -ki bu insanlar toplumun genelinden de fazlasını içeriyor- nasıl sağlıklı bir zihne sahip olduklarını varsayıp etraflıca düşünüp karar vererek oy kullanmalarını bekleyebilirsin ki? tabii, bu durum siyasilerin işine geliyor, orası ayrı.
ya referandum oldu, 49'a 51 mi neydi oranlar. demokrasi bu mu yani?
devamını gör...
özdemir erdoğan'ın zeki müren'le ilgili açıklamaları
cahilliğinde bu kadarı artık dedirten açıklamalardır. adam öldükten sonra arkasından konuşulması da ne kadar büyük bir sanatçı olduğunu gösterir zeki müren'in. zamanında gölgesinde kalmıştır ondandır bu nefreti.
aynı fikirde olan yazarlar da cahilliğin devir meselesi değil zihin meselesi olduğunu çok güzel göstermişlerdir.
aynı fikirde olan yazarlar da cahilliğin devir meselesi değil zihin meselesi olduğunu çok güzel göstermişlerdir.
devamını gör...
bofor rüzgar skalası
ingiliz deniz subayı kaptan francis beaufort tarafından bulunmuş ve onun adıyla anılan skala olup 0’dan 12’ye kadar kademelendirilmiş bir tablodur. bofor yerine “kuvvet” deyimi de kullanılır. eskiden radyoda ana haber bülteninden sonra seyir hidrografi ve oşinografi dairesi başkanlığından bildirilmiştir diye hava durumunu verirler, o bültende akdeniz' de rüzgar 5 kuvvetinde esecek derlerdi işte o 5 kuvveti aşağıdaki tabloda gösterildiği gibi rüzgarın min-max hızı, karada- denizde ve kıyıda ki etkisini ve yaklaşık dalga yüksekliğini gösterir.
devamını gör...
içki içme nedenleri
hayatta en çok haz aldığım, beni en çok rahatlatan şey olan (bkz: yazmak)
yaş ilerledikçe, dertler çoğaldıkça artık yazmak için, içini dökmek için bile sarhoş olmak istiyor insan. sanki kilitleniyorsun, hayat seni zorluyor. içindeki sitemi dışarı çıkaramıyorsun, kafanı boşaltamıyorsun. abi diyorsun "iki kadeh rakı içsem şimdi ne güzel olur"
sarhoşluk sanki sana içindekileri boşaltmak için gereken duygusal rahatlamayı sunuyor. eğer arka planda da mahzuni şerif çalıyorsa ve yalnızsan, işte o zaman en anlamlı, en saf, en yoğun cümleler çıkıyor parmaklarından. yalnız olmak önemli ama, proust'un da dediği gibi "insanın susması katışıksızdır, kişiye aittir, br atmosferdir" ne başka biri senin derdini içselleştirebilir ne de sen onun. zaten biraz hassasiyeti olan bir insansan kendi kendine "anlatsam ne olacak, kafasını şişirmeyim." diyorsun. o yüzden içerken yalnız olmak önemlidir; kendin konuşur kendin dinlersin, seni en iyi sen anlarsın.
bugün bir rüya gördüm, sevdiğim kızı son görüşümün üstünden sekiz sene geçmiş. rüyamda sekiz sene önce hatırladığım hali belli belirsiz; sesini unuttuğum için de konuşmamış. şimdi bunu kime anlatabilirsin, kim anlayabilir ? bir kadeh rakıyla kendin anlatacaksın kendin dinleyeceksin, olay budur.
son olarak, size içmek için başlı başına bir neden olabilecek bir cümle söyleyeyim, çok uzun zaman önce ya da tam da şu an gerçekten sevenler anlar:
"ölüm değilse bizi ayıran, yazık olmuş"
yaş ilerledikçe, dertler çoğaldıkça artık yazmak için, içini dökmek için bile sarhoş olmak istiyor insan. sanki kilitleniyorsun, hayat seni zorluyor. içindeki sitemi dışarı çıkaramıyorsun, kafanı boşaltamıyorsun. abi diyorsun "iki kadeh rakı içsem şimdi ne güzel olur"
sarhoşluk sanki sana içindekileri boşaltmak için gereken duygusal rahatlamayı sunuyor. eğer arka planda da mahzuni şerif çalıyorsa ve yalnızsan, işte o zaman en anlamlı, en saf, en yoğun cümleler çıkıyor parmaklarından. yalnız olmak önemli ama, proust'un da dediği gibi "insanın susması katışıksızdır, kişiye aittir, br atmosferdir" ne başka biri senin derdini içselleştirebilir ne de sen onun. zaten biraz hassasiyeti olan bir insansan kendi kendine "anlatsam ne olacak, kafasını şişirmeyim." diyorsun. o yüzden içerken yalnız olmak önemlidir; kendin konuşur kendin dinlersin, seni en iyi sen anlarsın.
bugün bir rüya gördüm, sevdiğim kızı son görüşümün üstünden sekiz sene geçmiş. rüyamda sekiz sene önce hatırladığım hali belli belirsiz; sesini unuttuğum için de konuşmamış. şimdi bunu kime anlatabilirsin, kim anlayabilir ? bir kadeh rakıyla kendin anlatacaksın kendin dinleyeceksin, olay budur.
son olarak, size içmek için başlı başına bir neden olabilecek bir cümle söyleyeyim, çok uzun zaman önce ya da tam da şu an gerçekten sevenler anlar:
"ölüm değilse bizi ayıran, yazık olmuş"
devamını gör...
edebiyattan anlayan kız vs mantıdan anlayan kız
ikisinden de anlayan ben deyip tartışmayı sonlandırıyorum.. ikisinde de iyi olduğumu düşünüyorum çünkü..
devamını gör...
the botticelli secret
marina fiorato'nun yazdığı, 2010 yılında yayımlanan, ülkemizde arkadaş yayınları aracılığı ile elif demir'in çevirisiyle "botticelli'nin sırrı" ismiyle yayımlanmış, sanat tarihi, italya şehirleri ve katil kim kovalamacasıyla insanı hem kültür kısmıyla doyuran, hem de gerilimi daima üst kısımlarda tutarak son sayfaya kadar insanı içerisine çeken, hoş bir roman.
bu romanı spoiler vermeden anlatmamız gerekir ise, on beşinci yüzyılın italyasındayız.luciana vetra isimli yarı zamanlı model, yarı zamanlı fahişe bir ablamız, botticelli için modellik yapmak istiyor, botticelli'nin la primavera'sı için çiçek ve bahar tanrıçası flora'sı olmak adına dakikalarca botticelli'nin onu çizmesini bekliyor, lakin botticelli ile anlaşamıyor ve bir anda botticelli tarafından kovuluyor. sonrası mı? resmin eskizini alıyor ve cebine indirip kaçıyor ve işler öyle karııyor ki, gittiği her yerde birileri öldürülmeye başlıyor...
bu romanı güzel kılan kısımlardan bir tanesi, botticelli hakkında bol bol bilgi sahibi olduğumuz kalan, botticelli'nin çizdiği antik roma tanrı ve tanrıçaları hakkında da bilgi sahibi olmamız ve rönesansın en güzel şehirlerini birer birer dolaşmamız, floransa'dan siena'ya...
bu romanı spoiler vermeden anlatmamız gerekir ise, on beşinci yüzyılın italyasındayız.luciana vetra isimli yarı zamanlı model, yarı zamanlı fahişe bir ablamız, botticelli için modellik yapmak istiyor, botticelli'nin la primavera'sı için çiçek ve bahar tanrıçası flora'sı olmak adına dakikalarca botticelli'nin onu çizmesini bekliyor, lakin botticelli ile anlaşamıyor ve bir anda botticelli tarafından kovuluyor. sonrası mı? resmin eskizini alıyor ve cebine indirip kaçıyor ve işler öyle karııyor ki, gittiği her yerde birileri öldürülmeye başlıyor...
bu romanı güzel kılan kısımlardan bir tanesi, botticelli hakkında bol bol bilgi sahibi olduğumuz kalan, botticelli'nin çizdiği antik roma tanrı ve tanrıçaları hakkında da bilgi sahibi olmamız ve rönesansın en güzel şehirlerini birer birer dolaşmamız, floransa'dan siena'ya...
devamını gör...
güne bir alıntı bırak
insanın, kendi kötülüğünden kaçınmaya çalışmaması -ki bu olanaklı bir şeydir- ama başkalarının kötülüğünden kaçınmaya çalışması -ki bu olanaksız bir şeydir- ne gülünç.
düşünceler, marcus aurelius
düşünceler, marcus aurelius
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
kim dinliyor ki bu şarkıları
kim okuyor bu şiirleri
takılıyor işte şairin gözleri
mecbur oluyor satırlara
inanmasa yazabilir mi
ya rüzgara ne demeli
hani şu deli rüzgar
cevher değil mi
yanılsama dedikleri
gel de inan bu sözlere
hadi inandır anlat hakikati
yaklaşsan dokunabilir misin
ama hep bir neden
insanın içini kemiren
yaşarken öldüren
tılsımlı madalyon
söylesene hangi yüzünde sakladın
sakladılar mı yoksa
ama biz seninle eşit olamayız
delirmenin eşiği burası işte
zaman denizi burada duruluyor
imgeler mi
sıfır noktasındasın
günaydın!
kim okuyor bu şiirleri
takılıyor işte şairin gözleri
mecbur oluyor satırlara
inanmasa yazabilir mi
ya rüzgara ne demeli
hani şu deli rüzgar
cevher değil mi
yanılsama dedikleri
gel de inan bu sözlere
hadi inandır anlat hakikati
yaklaşsan dokunabilir misin
ama hep bir neden
insanın içini kemiren
yaşarken öldüren
tılsımlı madalyon
söylesene hangi yüzünde sakladın
sakladılar mı yoksa
ama biz seninle eşit olamayız
delirmenin eşiği burası işte
zaman denizi burada duruluyor
imgeler mi
sıfır noktasındasın
günaydın!
devamını gör...
makinist ile son istasyon radyo yayını
şimdiden iyi yayınlar diliyorum. muhabbet denilince içim kıpır kıpır olur. *
devamını gör...
callum hynes
premier lig ekiplerinden tottenham’ın top toplayıcısıdır.

on beş yaşında olan callum hynes bir şampiyonlar ligi maçında verdiği anlık kararla tottenham takımının galibiyet kazanmasında çok etkili olmuş ve futbol camiasının ama özellikle de bir dönemler dünyanın en iyi teknik direktörlerinden biri sayılan ama artık eski etkisini kaybetmiş olan jose morinho’nun takdirini kazanmıştır.
tottenham olympiakos karşısında maçı 1-2 geride götürürken bir taç atışı kazanır. callum hynes kendine gelen topu bir saniye bile kaybetmeden serge aurier’e atar, taç atışında top (gbkz:lucas moura)’ya gelir, moura atak yönüne göre sağ kanattan ceza sahasına girip topu içeri yollar ve tottenham takımının yıldızı harry kane şık bir vuruşla topu ağlara gönderir. ve sonunda tottenham maçı 4-2 kazanır.
bu golden sonra callum hynes’i tebrik eden jose mourinho on beş yaşındaki kahramanı soyunma odasına davet etmek ister ama callum matematik sınavına hazırlanmak için çoktan evin yolunu tutmuştur.
jose mourinho daha sonra bu genç adamı takımın maç öncesi yemeğine davet eder ve callum’un da söylediği gibi ona hayatının en güzel anlarından birini yaşatır.

on beş yaşında olan callum hynes bir şampiyonlar ligi maçında verdiği anlık kararla tottenham takımının galibiyet kazanmasında çok etkili olmuş ve futbol camiasının ama özellikle de bir dönemler dünyanın en iyi teknik direktörlerinden biri sayılan ama artık eski etkisini kaybetmiş olan jose morinho’nun takdirini kazanmıştır.
tottenham olympiakos karşısında maçı 1-2 geride götürürken bir taç atışı kazanır. callum hynes kendine gelen topu bir saniye bile kaybetmeden serge aurier’e atar, taç atışında top (gbkz:lucas moura)’ya gelir, moura atak yönüne göre sağ kanattan ceza sahasına girip topu içeri yollar ve tottenham takımının yıldızı harry kane şık bir vuruşla topu ağlara gönderir. ve sonunda tottenham maçı 4-2 kazanır.
bu golden sonra callum hynes’i tebrik eden jose mourinho on beş yaşındaki kahramanı soyunma odasına davet etmek ister ama callum matematik sınavına hazırlanmak için çoktan evin yolunu tutmuştur.
jose mourinho daha sonra bu genç adamı takımın maç öncesi yemeğine davet eder ve callum’un da söylediği gibi ona hayatının en güzel anlarından birini yaşatır.
devamını gör...
22 aralık 2020 gübretaş madeninde dev altın rezervi bulunması
kazdağlarını talan eden kanadalı alamos gold şirketinin türkiyeye verdiği pay %4 .
%96'sını kendi alıyor .
biz çıkaramayacağımıza göre, bu veya bir başkasında da durum farklı mı olacak?
ya hepsini bize verse ne olacak, katledilen doğanın, dünyanın, geleceğimizin karşılığı olacak mı ?
buradan
%96'sını kendi alıyor .
biz çıkaramayacağımıza göre, bu veya bir başkasında da durum farklı mı olacak?
ya hepsini bize verse ne olacak, katledilen doğanın, dünyanın, geleceğimizin karşılığı olacak mı ?
buradan
devamını gör...


