normal bir insan davranışı.
tanımdan da anlaşılacağı üzere, bu konu tartışmaya kapalı.
neyse hadi biraz daha geniş tanım yapalım madem.
genelde havanın sıcak olduğu dönemlerde omzu açık kıyafet giyilmesiyle, bu eylemin mevsimi gelmiş demektir. bunun için bir nedene ihtiyaç yoktur. siz dahi bunu, ne zaman ve niçin yaptığınızı anlamadan, bir bakmışsınız omzunuzu öpüvermişsiniz.
bir nevi, kendine olan sevginin taşması eylemidir.
devamını gör...

dünyada çokça satılan ve okunan bu kitap, fransız yazar ve pilot olan antoine de saint-exupéry tarafından yazılıp 1943 yılında yayımlanmıştır. türkçe'ye çevrilmiş adı ise küçük prens'tir. orijinal dili fransızca olup, en iyi kısa roman ödülü almış bir kitaptır. türü fabl/ çocuk edebiyatı gibi masalımsı ve çocuklara yazılmış olan bu kitap, her ne kadar çocuk kitabı gibi lanse edilse de içerisindeki anlamların aslında büyüklere göre olması şaşırtıcıdır. ilk okunduğu zaman belki çok fazla anlaşılmayacak olsa da birkaç okumadan sonra neler anlatılmak istendiği daha fazla anlaşılır olacaktır. fransız yazar ve pilot antoine de saint-exupéry, 2.dünya savaşı yılları arasında topluma olan eleştirilerini bir çocuk kitabı üzerinden anlatmaya çalışmıştır. içerisindeki çizimleri bile kendisi çizmiştir. kitabı çocukluk arkadaşı olan leon werther'e ithafen yapmıştır. türkiye'de çevirisi ünlü olan kişiler cemal süreya ve tomris uyar'ın çevirmiş oldukları can çocuk yayınevi'dir.

eserde küçük bir çocuğun gözünden büyüklerin dünyası anlatılır. yazarın uçağı bozularak sahra çölü'ne düşer ve o sırada küçük prensle karşılaşır. küçük prens, yaşadığı yerleri, maceralarını, dostluklarını ve büyüklere olan eleştirilerini yazara anlatmaya başlar. b612 asteroidinde yalnız yaşayan bir çocuktur. gezegeninde bulunan ve tek dostu olan gülüne özenle bakar, onu sular ve korur. bu yüzden gülü için daha fazla nasıl yardımcı olabilirim düşüncesiyle gezegeninden ayrılarak başka gezegenlere yolculuk yapmak zorunda kalır. toplam 6 ayrı gezegene yolculuk yapan küçük prens, orada yaşayan insanlarla karşılaşır ve diyalog kurar. her bir gezegende büyüklere has olan kendini beğenmişlik, amaçsız sahip olma duygusu, öğrenmeden uygulama gibi kalıplaşmış davranışlarla karşılaşır. ve hiçbirinden bir sonuç almadan mutsuz bir şekilde ayrılır. son gezegen olarak dünyaya varır. dünya, diğer gezegenlere oranla daha büyük ve kalabalık bir yerdir. burada insanlar; kılık kıyafetleriyle, fiziksel görünüşleriyle saygı görülür ve değer verilir. kısacası insanların fikirlere ve görüşlere değil, kapitalizmin getirdiği zenginlik olgularına göre insanların değeri fazla olur.

aslında içerisindeki eleştiriler oldukça anlamlı ve doğrudur. çünkü insanlar çıkarları, bencillikleri için yapmayacakları şey yoktur. savaşlar, yıkımlar hep insanın kendini büyük görmesinden kaynaklanmış olup, dünyanın sonunu da yine insanın kendi eliyle işlemiş olacağı aşikardır. fikirler, önemli değildir - fakir ve çaresiz insanlar adına - . eğer zenginsen güçlü sensindir. ve hiç kimse senin düşüncelerini, fikirlerini sorgulayamaz. eğer paran yoksa, dünya için çok yararlı işler yapacağın fikirlerin bile olsa sen bir hiçsindir. para eşittir güç demektir. bu dünyanın kanunları parayla işler, parayla döner. bu yüzden insanlar da fikirlerini özgürce söylemekten kaçınırlar - her ne kadar düşünme ve açıklama özgürlüğü olsa da - .

eğer hala okumadıysanız geç kalmadan okuyun derim. ne kadar abartılmış, içi boş kitap denilse de içerisinden alınacak çok güzel öğütler vardır. her kitap - bazı kitaplar hariç - insana farklı bakış açısı sağlar, hayal kurmasını, okuduklarından farklı anlamlar çıkarmasını, insanların özelliklerini, dünyanın adaletini sorgulamayı, eleştirmeyi en önemlisi insan olmayı sağlar. bu şekilde okursanız inanın çoğu kitap hayatınızı değiştirecek ve farklı anlamlar çıkarmanızı sağlayacaktır.

son olarak kitaptan güzel alıntılarla tanımı sonlandırmak istiyorum;


kendini yargılamak, bir başkasını yargılamaktan çok daha zordur. eğer kendini iyi bir şekilde yargılamayı başarırsan bu, senin gerçek bir bilge olduğunu gösterir.

sana ait olanı bu kadar önemli yapan, onun için harcadığın zamandır.

insanlar hayal etmekten yoksundurlar. onlar sadece kendilerine söylenenleri tekrar edip dururlar.

büyüklerin hepsi birer çocuktu.

devamını gör...

tam bulaşıkları bitirmiş, sarı bezi musluğa asmışınızdır, elinde kirli tabak veya bardakla çıkagelen insandır. can sıkar.
devamını gör...

dans.

bacağıma kramp girdiğinde bile kalkıp devam etmişliğimi bilirim.
devamını gör...

beğendiğini belirtmek olabilir mi?
devamını gör...

(bkz: tinnitus)
devamını gör...

en az erkekleri anlamak kadar namümkün olan durum.
devamını gör...

bir işle meşgul olan kızdır. veya sizden haz etmiyor o yüzden geç yazıyordur.
devamını gör...

"bu gece günceme yazacağım.”
“neyi?”
“ateşten eli yanan çocuğun ateşi sevdiğini.”

dorian gray'in portresi, oscar wilde
devamını gör...

sarhoşluğun ardına sığınmamak gerek. sarhoşken kimse "olmadığı" kişiye dönüşmez. kişiliğiniz değişmez. daha rahat bir şeyleri yapabiliyor olursunuz sadece.
devamını gör...

abi haftada 4 5 gün rahat sebep bulurum. hiçbir şey bulamazsam ailemin öldüğünü düşünür kendimi ağlatırım bir çeşit fantezi ya da manyaklık istediğinizi söyleyebilirsiniz..
devamını gör...

en uzun süre uyanık kalma rekoru 11 gündür.
devamını gör...

sinirlenmek. her yıl aslında sinirlenmenin ne kadar anlamsız bir duygu olduğunu anlıyorsunuz. karşıya bir etkisi olmamasına rağmen sizi strese sokmaktan başka bir işe yaramıyor. artık sinirlenmek yerine boşvermişliğe bırakıyor.
devamını gör...

ilk kez gidesin geldiğinde belki bir tatile çıkarsın sözlük. geri dönersin, döndüğünde evini özlediğini anlar ve kavuştuğun için gitmenin en güzel yanı eve dönmek diye düşünürsün. bir kez gittiğinde, gitme isteğinin tekrar doğacağını bilmezsin. her döndüğünde, döndüğün yere ait olmadığını daha iyi anlarsın. her anladığında tekrar gitmek istersin. bir süre sonra temel ihtiyaçlarından biri halini almış olur gitme isteği. acıktın yedin. susadın içtin. uykun geldi uyudun. ya gidesin geldiğinde? her seferinde geri döndün. hatta gitmek istediğin ve vardığın yerden de gitmek istedin. kısır döngüye hoş geldin. ihtiyaçlar hiyerarşisinde ikinci basamakta kaldın. hala senden üst basamaklarda yapman gerekenleri bekliyorlar sözlük. acaba gitme istencimizde de özgür müyüz?
varamayacağımız yerlere gitmek istemekle yanlış mı yapıyoruz? hoş, yola çıkmadan varamayacağını bilemezsin.
devamını gör...

birimi ohm olan devre elemanıdır.
(bkz: ohm kanunu)
devamını gör...

hakkında bilgi edinmek için çok iyi kaynaklar bulabileceğiniz, adını yunanca "kyon"* kelimesinden alan yaşam biçimi, felsefe. ya da adına ne derseniz deyin.
tavsiye edeceğim detaylı bir kitap ise isviçre'li filolog georg luck'a aittir.
*(bkz: köpeklerin bilgeliği)*
say yayınlarından (bkz: oğuz özügül) tercümesi ile piyasada bulabilirsiniz.

kitaptan şöyle bir-iki alıntı ile bitirebilirim, tamamen orijinalinden* kendi çevirimdir, türkçesinde biraz farklı olabilir.
1-diogenes mö 410-400 yıllarında karadeniz kıyısındaki
sinop'ta dünyaya geldi. halen daha net olmayan ve tam aydınlatılmamış bazı suçlar yüzünden
sürgüne gönderildi. akabinde atina'ya gelerek antisthenes'e
katıldı. oldukça doğru olduğuna inanılan (kuşkuya yer vermeyen) başka bir rivayete göre bir deniz
yolculuğu sırasında korsanların eline düştü ve köle olarak
korinthos'a satıldı. burada başarılı bir eğitmen olarak çalıştığı söylenir. serbest bırakıldıktan sonra korinthos'ta ve atina'da yaşadı.
diyaloglar ve tragedyalar kaleme aldı; ama tragedyaların ona ait olup olmadığı antikçağda bile tartışmalı konulardan biriydi.
onun nasıl göründüğünü aşağı yukarı biliyoruz; zira paris'te bir sikke, birçok oymalı taş, köln'de bir mozaik, villa
albani'de mermer bir heykel ve aynı müzede bir duvar kabartması (mö 4. yüzyılın sonlarından bir tablonun
kopyası) vardır. sikkede profilden betimlenir, saçlan kısadır ve sakallıdır. mermer heykel onu
çıplak, öne eğilmiş, göbekli bir şekilde, ama kaslı kol ve bacaklarla betimler; sağ elinde bir değnek, sol elinde bir çanak
tutar; yanında, simgesi olan (sonradan tamamlandığı düşünülen) bir köpek vardır.

2-mesela başka bir kısa hikaye okul kurucusu* ile şu şekildedir;
anthistenes* hastadır, ölüm döşeğinde yatmaktadır ve diogenes* kendisini ziyarete gelir ve sorar;
"bir arkadaşa ihtiyacın var mı?"
ve akabinde elinde bir hançerle gelir.
anthistenes şöyle der; "keşke birisi beni acılarımdan kurtarabilse!"
diogenes hançeri kastederek; "işte bu" der.
bunun üzerine hastalığından dolayı acılar içinde olan ve halen daha hayata tutunmaya çalışan anthistenes'in cevabı şahanedir;
"acılarımdan demiştim, hayattan değil!" der.

linkler baykuş olmuş, tekrar aşağıdadır.
www.hizliresim.com/not3974
www.hizliresim.com/avmao9f

nadir kitaptan 1997 yılına ait "almanca" orijinal baskılarından birini bulup hem de 25 tl gibi bir rakama almıştım sene başında.
ve ciltli olarak.
devamını gör...

zaman zaman yaşadığım durumdur. zihnin çalışmaya devam etmesi ama bedenle arasında bağın kopması gibi. tam anlamıyla bir paralize hali de değil ama bir başı ve sonu olan, yapılması gereken işler yerine manasız şeyler yaparken bulabiliyorum kendimi.
devamını gör...

kitap ve rütbe pılis.
devamını gör...

bizim de yok güzel kardeşim, merak etme denesi cümle. bir şeyler dönüyor da hayırlısı bakalım...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim