asla yazmam, yazarsam kendime olan saygımı sorgularım; öyle bir cevap. bilmem kaç yıl yaşayıp, sevgiye dair bir değerler sistemi oluşturup, safiyane şekilde beslenen o hislere karşı alınan o cevap durup da bir düşündürdü; sadece o anı değil nefes aldığım her anı; öyle bir cevap. hayatımda büyük konuşmak en büyük korkumdur ama ilk defa asla dedim; öyle bir cevap. başımı ileriye mıhladım bir daha dönüp de bakmamak üzere; öylesine bir cevap işte.
t: acıtan cevaplar silsilesi.
devamını gör...

(bkz: franz kafka) nın en sevdiğim kitabı. hatta belki hayatımda en çok beni etkileyen kitap da diyebilirim. başucu kitabım değil ama okuduğun en iyi kitap hangisi deseler belki ilk söyleyebileceğim kitaptır. kafka'nın diğer tüm eserlerinde olduğu gibi otorite karşısında altığı tutum, otoriteye ve güç sahiplerine eleştirisi, yine otorite ve sistem karşısındaki ezikliği hayatında tam da hissettiği yaşadığı gibi bu kitapta da buram buram hissettiriliyor bize. o ki kahramanımız gregor samsa bu kez kendini bir "böcek" olarak tasvir ediyor. o kadar ezilmiş, o kadar düşmüş, o kadar yok sayılmıştır ki artık kendini bir böceğe dönüşmüş olarak bulmuştur. hala daha edebiyat çevresinde kitabın türkçe isminin değişim" mi yoksa dönüşüm" mü olduğunu tartışanlar var. ama kitabı okuduğumuzda genel anlam itibariyle dönüşüm olduğunu anlayabiliyoruz. kafka bütün eserlerinde metaforları sembolleri soyut düşünceyi kullanıyor anca dönüşüm'de artık bu en uç noktaya ulaşmış ve asla hiç sırıtmamıştır. okuyucu için -en azından benim için- samsa gerçekten bir böceğe dönüşmüştür. hatta kitabı ilk okuduğumdan beri zaman zaman hem ben hem de arkadaşlarımın samsa gibi hissediyorum dediğimiz olmuş ve böyle bir deyiş ağzımıza yerleşmiştir. aslında burada samsa böceğe insanların gözünde dönüşmüştür. yani insanlar samsa'yı böcek gibi hissettirmekteler. yani insanın ne kadar çıkarcı ne kadar pragmatist olduğuna vurgu yapıyor kafka. insanlar için iyi bir şey yapıyorsan onlara faydan varsa kralsın en iyi sensin. ama yok onlara bir faydan dokunmuyorsa onlar için bir şey yapmıyorsan görünmüyorsun artık. hatta seni böcekmişsin gibi afersin b*kmuşsun gibi hissettiriyorlar. şöyle bir etrafınıza bakın kendini samsa gibi hisseden kişiler var mı? peki siz onları ne kadar samsa gibi hissettiriyorsunuz?
devamını gör...

ölümün masraflı olmasıdır.
devamını gör...

canı sıkılınca karakter değiştiren ama şarkılarıyla kendisini keşfettiğim, pek de beğendiğim birey. biraz da müzik yapayım demiş herhalde, başarılı da olmuş.
bunu eklemesem olmaz.
devamını gör...

son günlerde entel vs troll konulu başlıkların ayyuka çıktığı sözlük.

ne yapacağımı şaşırdım sizin yüzünüzden. bakıyorum, domestic hıyar'ın da dediği gibi, burada entel takılıp geceleri at kafasıyla köpeklere dans ettiğim için entel olmadığım sonucuna varıyorum. sonra tam "tamam, demek ki trollüm ben." diyecekken bir anda içim sayfalar dolusu fizik tanımı girme, birilerine romantik yazılarla ilanıaşk * etme isteğiyle fokurduyor. enerjimi hangi yöne boşaltacağımı şaşırdım.

ne meleğim ne şeytan; arafta kaldım. her dakika açtığınız başlıklardan hangisine dahil olduğumu artık anlayamıyorum. geceleri dans faslından sonra gizlice ağlamaya başladım. domestic'in şaraplarını aşırıyorum üstelik, ağlarken iyi gidiyor. kaç kadeh kırıldı bu "minnoş" gönlümde, haberiniz yok.

biriniz çıkıp söylesin: neyim ben ulan? hiçliğin ortasında, boşlukta sürükleniyorum sizin yüzünüzden. tüm hayatım altüst oldu. mutlu musunuz şimdi? yazıklar olsun be!

edit: vaaay! ne çabuk unutuldu birlikte sarhoş olup hayvanat bahçesinden lama çaldığımız günler... * bir daha ihtiyacın olduğunda sana rakun getirirsem iki olsun *
devamını gör...

18 yaşında bir genç olarak içinde bulunduğum insan grubu. evet hiç içmedim. hayır denemedim. yok elektronik sigara da içmiyorum. zararlı efendim hem keseye hem vücuda.
devamını gör...

hafif spoiler içerebilir.

elem klimov'un 1985 yılında sinema tarihine armağan ettiği yapıttır. yabancı dile come and see olarak çevrilmiştir. klasik savaş filmlerinden en büyük farkı savaşın gerçek yüzünü insana bir tokat atar gibi anlatmasıdır. yönetmen bu filmden sonra bir daha film çekmemiş, çıtayı yukarıda bırakmıştır. filmin açılış sahnesi savaşa katılmak isteyen iki çocuğun silah bulmasıyla başlar. önce çocuğun bu isteği üzerine durulur daha sonra savaşın gerçek yüzünü gösterir. izleyiciye savaş mı istiyorsun o zaman gel ve gör mesajı verilir. bu tarz bir savaş filmini bir çocuğun gözünden anlatılması filmin sarsıcılığını arttıran bir şey oluyor. filmde gerçekçiliği arttırmak için gerçek mühimmatlar kullanılmış. filmde en çok çarpıcı sahneler vardır. özellikle bataklık sahnesini izleyince sanki gerçekten bir bataklıkta ilerlemeye çalışıyormuşsunuz gibi nefes nefese kalacağınız bir sanhedir . bataklık orda asıl savaşın insanları nasıl bir bataklığa gömdüğü tasvir edilir. eminim ki sahne çekimi de çok zor olmuştur. bir diğer etkileyici sahne ise ateş hattı arasında kalan inek sahnesinde ineğin yere yığılması ve kameranın ineğin gözüne odaklandığı sahne. inek ve final sahnesinde ise hitler'in fotoğrafına ateş edilen sahnede izleyiciye sorduğu soru: bebek hitleri öldürür müydünüz? bebek hitleri öldürür müydünüz?
devamını gör...

sokağa çıkma yasağının olduğu gün ekmek almak için evimin hemen yanındaki fırın pastane tarzı bi yere gitmiştim ve görünce canım tatlı çekmişti ondan da almak istediğimi söyledim ve “paket olsun lütfen” dedim. yaklaşık bir 5 saniye sonra o günün sokağa çıkma yasağı olduğu bir gün olduğunu ve zaten sadece paket olarak alabileceğimi anlayıp biraz utanarak çıkmıştım ordan*.
devamını gör...

lise birinci sınıftaydık, sene 2008. beden eğitimi dersinde içerisinin bol testesteron kokusuyla kaplı soyunma odasında birbirimize şimdi düşündüğümde çok abes kaçan şakalar yapardık. kamil diye biri var, ilk o girerdi en son o soyunur, eşofmanını giyip çıkardı. hatta vücudu iyi olan arkadaşlarımıza benim barbara palvin'e baktığım gibi bakardı. arkadaşlarla ona yumuşak kamil derdik ama tam da emin değiliz tabii. bir gün soyunma odasına geç girdim. herkes soyunmuş, çıkmıştı. kamil hariç. o soyunmuş ama daha giyinmemişti. içeri girdim, çantamı karşıdaki askılığa astım, arkamı bir döndüm, bizim kamil iç çamaşırıyla duruyordu. problem onun şişman olmasında ya da iç çamaşırıyla durmasında değildi. problem, giydiği iç çamaşır kırmızı renkli, dantelli ve üzerinde öpücük deseni olmasındaydı. çıkıp da kimseye kamili böyle gördüm demedim. kendisi de bayağı bi' yalvardıydı tabii. ilk kez bir anonim olarak buraya yazıyor, kamil'i de hayatımda unutamadığı bir travma bıraktığı için selamlıyorum. işte o gün arkadaşım kamil'in gay olduğunu öğrendim. kimsenin eşcinsel olmasını yadırgamasam da heteroseksüel olduğum için mutluyum.
devamını gör...

(bkz: gambiya) ülkesinin başkentidir.
devamını gör...

devamını gör...

birçok felaketle yüzleşmiş gençlerdir. sanırım ki, bu onları daha dayanıklı bireyler yapar, elbette ki bu zorluğun üstesinden kaçarak değil de savaşarak gelirlerse. fakat bir çok yetişkin gözünden niteliksiz olarak görülürler, ki bu da yaptıkları birçok şeyin sosyal medya platformlarında göz önünde olmasındandır. medya artık bize insanları daha rahat tanıtıyor, doğrudur. ancak insanları tek bir gruba yerleştirip çuvaldaki tüm elmalara çürük demek oldukça mantıksızdır.
devamını gör...

dna ilk olarak 1869 yılında friedrich miescher tarafından keşfedilmiştir fakat uzun yıllar işlevi çözülememiştir.

dna'nın yapısının keşfi önemlidir, james watson ve francis crick, 1953 yılında dna’nın ikili sarmal yapısını ortaya çıkararak nobel ödülü'ne layık görülmüştür fakat bu başarıya ulaşırken bazı etik olmayan davranışlar içerisine girmişlerdir.

öncelikle, dna'nın kraliçesi/ dna'nın gizli kahramanı olarak adlandırılan genç bilim insanı rosalind franklin, x ışını kırınımını kullanarak dna'yı fotoğraflamış ve devrim niteliğinde bir işe imza atmıştır. meslektaşı maurice wilkins, dna'nın yapısını gösteren 51 numaralı fotoğrafı franklin’in bilgisi olmadan james watson ve francis crick’e göstermiştir ve bu fotoğraf sayesinde ikili, dna'nın gerçek yapısını çözebilmiştir.

ne yazık ki hayat adil olmuyor ve her zaman hak edene, hak ettiği değeri vermiyor. franklin'in fotoğrafı çok önemli bir role sahip olsa da, ödül watson ve crick'e veriliyor ve zaten ödül verilmeden önce franklin hayatını kaybediyor. eğer hayatını kaybetmeseydi nobel ödülü alır mıydı diye akıllarda soru işareti kalmasın çünkü hem o dönemde kadın bilim insanları fazla ön plana çıkartılmıyordu hem de bu ikili, çalışmalarına öncülük eden kişi olarak franklin'den öte kendilerine fotoğrafı gösteren maurice wilkins'in adını anmışlardı.
devamını gör...

kardeşim, diyorum abi diyor ve gerçekten yetiyor, gerçekten çok değerli bir insan , allah razı olsun, kimseyi kırmaz üzmez , elinden geleni yapar, konuşur güldürür, güler , daha ne olsun, sağol kardeşim.
devamını gör...

muzip bir yazardır. küfürlü şiirleriyle tanınır genelde. şiirleri genelde küfürlüdür ama doğrudur. küfürü en yerinde kullanan insanlardandır.
devamını gör...

üzerinde değişik renkler bulunan anlamına gelir.
(bkz: ezginin günlüğü)'nün sekizinci albümüdür.
ezginin günlüğü - ebruli şarkısı.
devamını gör...

her şeyin daha da kötü olcağını varsayan gelecek senaryosu. ütopyanın tam tersidir. george orwell'ın nineteen eighty-four'u distopyanın en spesifik örneklerinden birisidir.
devamını gör...

ilgi manyaklığının ne derece saçma bir noktaya evrildiğinin bir örneğidir.
devamını gör...

halen iphone 5s kullanan biri olarak devrimci miyim onu düşünmeme neden olmuş başlıktır. *
devamını gör...

bir star wars geek'i olarak bu evrene ilk kez adam akıllı giriş yapacak olan arkadaşların bu ilk girişten daha çok zevk almalarını sağlayacak bir izleme listesi oluşturmak istedim.

1-) önce alttaki sıralamayla ilk üçleme;

episode ıv star wars – a new hope (1977)
[tr: bölüm 4, yıldız savaşları - yeni bir umut]

episode v star wars – the empire strikes back (1980)
[tr: bölüm 5, yıldız savaşları - imparator]

episode vı star wars – return of the jedi (1983)
[tr: bölüm 6, yıldız savaşları - jedi'ın dönüşü]

2-) ardından alttaki sıralamayla ikinci üçlemeyi izleyiniz ki kendileri esasında ilk üçlemede yaşanan olayların öncesini anlatmaktadır. ama yine de ilkinden sonra izlenmelidir. yok eğer bu üçlemeyi önce izlerseniz ilkinin tadı kaçar.

episode ı star wars – the phantom menace (1999) [tr: bölüm 1, yıldız savaşları - gizli tehlike]

episode ıı star wars - attack of the clones (2002) [tr: bölüm 2, yıldız savaşları - klonların saldırısı]

episode ııı star wars – revenge of the sith (2005) [tr: bölüm 3, yıldız savaşları - sith'in intikamı]

----------

bu noktadan sonra artık altta ki dört diziyi izlemek gerekli. tabi bu dizilerden üçü çizgi film şeklinde ve sırf bu yüzden bazılarınız bunları küçümseyip izlemeyerek büyük bir hata yapabilir. çizgi film-mizgi film demeyip izleyiniz efendim.

3-) aslında bu dizinin son sezonu çok geç çıkmış olsa da yine de bitirmeden sonrakine geçmeyin.

star wars - clone wars (2008-2020)
[tr: yıldız savaşları - klon savaşları]

4-) sakın bunu bitirmeden the mandalorian dizisinin 2. sezonunu izlemeyin yoksa hayvan gibi bir spoiler yersiniz.

star wars-rebels (2014-2017)
[tr: yıldız savaşları - asiler]

5-) bunu izlemedim lan daha o yüzden bilmiyorum.

star wars- resistence (2019-2020)

6-) ah ea ah! 40 yılın başı doğru düzgün bir oyun yapmayı başardınız.

star wars jedi - fallen order (2019)

normalde bu oyunun herhangi bir sıralaması yok. çünkü diğerleriyle çakışacak bir senaryoya sahip değil. ancak ilerde the mandalorian ile bir şekilde çakışma ihtimali olduğu söyleniyor. o yüzden buraya koydum.

7-) ve gönlümüzün sultanı

the mandalorian (2019-halen devam ediyor)

önceden de belirttiğim gibi bunun ikinci sezonunu star wars-rebels'ı bitirmeden izlemeyin. çünkü o dizinin sonuyla ilgili hayvan gibi bir spoiler var.

listemiz bitti, konuya benden daha hakim arkadaşlar varsa mesajla ulaşabilir. tavsiyelere açığım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim