önceden beyazlarını saydığım kafada ve sakalda,artık siyah saç ve sakalları saymam geliyor aklıma.birde kömür sobasının telli borularında kurutulan merdaneli çamaşır makinesinde yıkanmış kirliler... güzel başlık...
devamını gör...

sürekli denk geldiğim yazardır. her tanımım sonrası bir tane numune denk geliyor. saygıyla karşılıyorum. ciddiye almıyorum. sebebi ise saçma sapan mesaj atıyor lan. harbi saçma sapan.
devamını gör...

şimdi ıvanmılınskı arkadaşımızın profilinde gezindim biraz. adamın bilmem kaç tane takipçisi var ama aldığı beğeni 3-5. meja mesela. kızın kaç takipçisi var, bir de aldığı oya bak. bal porsuğu da aynı şekilde. bu durumda olan daha pek çok yazar vardır elbet ama ilk dikkatimi çeken bu arkadaşlar oldu. madem ki girdileri hoşunuza gitmiyor neden takip ediyorsunuz? yok eğer ki girdileri hoşunuza gidiyorsa ve bu nedenle takipteyseniz neden bir beğeniyi çok görüyorsunuz? beğenince, favlayınca cebinizden para mı gidiyor ya da karizmanız mı çizilir? bilemiyorum altan...
e: (bkz: zülal_kalender1) arkadaşımızı da ekleyeyim.
devamını gör...

1882 -1971 yılları arasında yaşamış olan yaşar nezihe bükülmez osmanlı dönemi'nin kadın şairlerinden olup 1 mayıs işçi ve emekçiler bayramı için ilk türkçe şiiri yazan kadın şair olarak da bilinmektedir.

edebi kimliğinin yanında hayat hikayesi ve aykırı kimliğiyle, dönemin kadın şairleri arasında farklı bir yer buldu. yaşamı boyunca yazdığı şiirler, yoksul ve zorlu çocukluğu, aşkları ve evlilikleri gibi hayatından temaları konu aldığı gibi, şiirlerinde yaşadığı yoksulluğu dile getirdiğinden ve çeşitli grev ve işçi hareketlerini desteklediğinden toplumcu bir şair olarak da tanındı. *

benim kendisinden (bu kadar geç olmasa ne güzel olurdu) haberdar olma sebebime gelince; okuduğum kitaptaki melal kelimesi dikkatimi çekince aşağıdaki dizeler döküldü önüme...

zeminde her şükufe * sanki hüsnünün* mealidir,
ne söylesem, ne yazsam hepsi aşkımın melâlidir*

dip not: küçükken ben mahallemizde şenol abi vardı, çok iyi birisiydi, futbolcuydu yanlış hatırlamıyorsam, havalı ve yakışıklı gelirdi bize * beni de pek severdi. şükufe derdi bana, ben de yaşıma başıma bakmadan şenoş derdim ona. o günler geldi aklıma, hey gidi günler.
tek bir kelime insanı en eskiye, çocukluğuna götürebiliyor ya da ben de bugün epey melalliyim
** düzeltme
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hayatta yapmadığım iştir.

bakmayın o 3500 puanı da harcamazdım ama yoldaş çok afedersiniz pavyonda çalışan konsmatris gibi borçlandırdı beni, elimden zorla senet aldı, harcıyacaksın uleyn yoksa ben seni harcarım dedi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

perde yavaş yavaş açılıyor
sen farkına bile varmıyorsun
kaderinin ayak sesleri
her an bir yerlerde
belki pusuda
belki sokağın köşesinde

bence girme o sokağa
yolu uzatırsın kim bilir
yok yok vazgeçtim
seçim senin
bakalım ne olacak

ne diyorduk
evet tik tak!
saat işliyor

yine geç mi kalacaksın
açılan perdeden her an
bir tren çıkabilir

en iyisi seyircileri mi korkutmak?
yine işi şakaya vurdun

neyse ben bir bilet alacağım
ama önce biraz para biriktirmem lazım

serin bir yaz sabahı
- bir bilet lütfen, neresi olursa...
devamını gör...

çoğu rekabetlerin neticesi umrumda bile değil açıkçası. çünkü ben kimse ile savaşmıyorum.
devamını gör...

19. yüzyılın son çeyreğinde napoli'de aşçı esposito tarafından yapılmış ve tadını çok sevdiği için dönemin kraliçesi olan "margarita"'ya ithaf edilmiş pizza.
devamını gör...

teoman abinin veremediği tavsiyedir.
'dibe vurduysan ya da hâlâ düşüyorsan' der ama devamını getiremez.
tabii getiremez, getirecek olsa o satırları yazmazdı zaten.
getirecek olsa rüzgar gülüyle konuşmazdı.
eyvallah reis.

neyse güneş doğdu.
gün doğmadan neler doğar demişler.
umut fakirin ekmeği demişler.
hani nerde o sözlerin sahipleri?
yaranıza tuz basabilirler mi?
eşek cennetinde olsalar bi fatiha okur muyum onlara?
vallahi umrumda değiller!
canları cehenneme onların.
bâki olan ruh değil mi?
istediğim gibi sallarım.

kafamdaki seslerden bu seferlik bu kadar bir sonraki tanımda görüşmek üzere.
iyi sabahlar ankara!
devamını gör...

olm normal sözlük kim ki çöksün*. gariban sözlüğü lan burası.
devamını gör...

iki şehrin hikayesi kitabında muazzam bir cümlesi var,

"çünkü sona doğru yaklaştıkça, adım adım başa dönen bir daire çizerek ilerliyorum. yolu düzleme ve seyehate hazırlama çalışmalarına benziyor bu. artık kalbim uzun zaman önce uykuya dalmış pek çok hatıranın dokunuşunu taşıyor..."

çok etkileyici bir benzetme değil mi ? bir çok insan sona yaklaştıkça hep bir şekilde başa döndüğünü hissetmez mi ?
devamını gör...

kötü hissediyorum. içimde biraz öfke var, bir o kadar da hüzün.
sebebi ne inanın ki ben de bilmiyorum. doluyum kalbime kadar. insanların kibri, kabalığı, boşboğazlığı, egosu artık sinirime dokunmaya başladı. her yerde varlar. yolda yürürken, markette, otobüste, sözlükte her yerdeler.
özellikle sanal alemde normal hayatında kedi gibi olanlar aslan gibi kükrüyorlar. dev bir ego ve kibirle dolular. nazik ya da kibarsan eğer tepene biniyorlar. düzgünce konuşmaktan, laftan, sözden anlamıyorlar. küstah ve samimiyetsizlik dolu cümlelerini sınırsız kibirle süsleyip koyuyorlar önüne. yemin ederim intihar filan ederler diye korkuyorum yoksa ağlatacağım da onları...hoş onu da yapamam, üzülürüm sonra. niye? kafa yok. ah ailem beni böyle yetiştirmeyecekti ki o patavatsızların hakkından gelecektim.
neyse, bu kadar. derdini seveyim diyenler, ayıp oluyo be. hassas kalpli olmak benim derdim. tedavisi de yok ki. bir de iyi geceler dilerim.
devamını gör...

hristiyanlara gâvur (dinsiz) demek de önemli değildir onlara göre.... adamların kutsal saydığı kitap hakaret etmedik yer bırakmamış, biz esprisini yapınca 'hakaret'. he hakaret.*
devamını gör...

hafif hüzünlü bir başlık.

hayırlı tezkereler bayım. görüşmek üzere *
devamını gör...

murphy kanunlarına göre doğru insan tam da beklenmeyen anda çıkar insanın karşısına. bir filmde geçen replikte; "bu hayatın sen bakarken soyunamıyorum deme şeklidir." diyordu. sonuna kadar katıldığım bir durumdur.

her kalabalık kutlamaya, her düğüne, her doğum gününe, yani her güzel güne üzerimizde en kibar elbiseler, yüzümüzde en içten gülücüklerle katılmaya çalışırız. herkesin alnında ne yazar okumaya çalışırız, herkesin ağzından ne çıkar anlamaya çalışırız. gel gör ki; doğru insan, kafada takke, ayakta tuvalet terliği ve dizleri aşınmış veyahut yırtılmış bir eşofmanla bakkala indiğimizde elimizden düşen parayı almak için eğildiğimizde veya bakkaldan para üstünü almayı unuttuğumuzda parayı bize yetiştirmeye çalışan kişi olarak çıkar karşımıza.

doğru insanı ararken girdiğimiz şekiller, şemaller; bizi onun için doğru insan olmaktan çıkarır aslında. en doğru en doğal olan budur aslında. bunu unutur, o bizi yüzlerce metreden ve yüzlerce kişi içinden seçsin diye şatarafa boğarız kendimizi. daha yüksek sesle konuşuruz sesimizi duysun da ne kadar esprili bir insan olduğumuzu anlasın uzaklardan diye. pembelere, mavilere, karalara, morlara boğarız kendimizi elalem çok yakışıyor dedi diye. sosyal görünmek için en ufak merhabamız olan herkese sarılır, herkesi öperiz yol ortası rastlantılarında. ve doğru diye beklediğimiz insanın da bizim gibi davranmasını bekleriz.

bu bekleyiş kaybettirir ve yıpratır bizi aslında. ha keza arayış da... çünkü gerçek; yağmuru seyrederken yalnızlığa ağlamaktır aslında. doğru insan bu anı içten içe bilen ve bu anı silmek için emek veren insandır. oysa biz göremeyiz bunu. çünkü yaptığımız şatafatın, girdiğimiz şekil şemalin benzerini bekleriz ilk etapta.

karizmatik ve çekici bir merhaba bekliyoruzdur biz ama o her bayram "iyi bayramlar" mesajı atanımızdır belki de. 15 yıldır doğum günümüzü hiç unutmayan ama sadece dost olarak gördüğümüzdür belki de. ya da ne bileyim, okulda not istediğimiz, not verdiğimiz, beraber fotokopi sırası beklediğimizdir aslında.

doğru insan biz teklif etmeden, düşüncemize bile getirmeden bize ders çalıştıran, kitap okutan, hava soğuduğu zaman ceketini verendir belki de. doğru insan yalındır, saftır, katkısız, hormonsuz ve doğaldır. bunun farkına varmak doğru insanı beklemek süresini kısaltır. aslolan aramak ya da beklemek değil, görebilmektir...

doğru insan herkes için vardır. önemli olan o sıcaklığı iliklerinize kadar hissedebilmekte.
devamını gör...

uşak'ta darp edildikten sonra beyin travmasıyla hastaneye kaldırılan 2 yaşındaki bebeğin istismara da uğradığı doktorlarca belirlendi.
annesinin bir kaç ay önce internetten tanıştığı yaşar ercan isimli kişi tarafından adeta işkenceye uğrayan çocuğun makatında yırtık, vücudunda sigara yanıkları ve morluklar bulunuyor.
buradan

gazete haberi gibi yazdım ama duygularımı küfür etmeden anlatacak durumda değilim.
devamını gör...

londra'da hızlı bir şekilde büyümeye devam eden getir'in tottenham hotspur ile imzaladığı sponsorluk anlaşması.
devamını gör...

world wide web'in, yani dünyayı saran ağ'ın baş harflerinden oluşuyor. bizi internete bağlayan araç. icat edildiği tarih ise 1989. yani 30 yıllık bir süreç.
devamını gör...

tabi siz anneleri tarafından size emanet edilen z kuşağının, her bakımdan yetersiz gördüğünüz yine bir z kuşağının sözlükte yazarlık etmesine şiddetle karşısınız ama diyeceğim olaydır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim