şahsi sorular. gerçi sorular genelde bu yöndedir ama gizliliğe aşık bir insanım ve birisi adımı bile sorsa garip bir rahatsızlık hissediyorum.
devamını gör...

galaksilerin morfolojik sınıflandırılması için ilk kez 2007 yılında başlatılmış olan halka açık proje. orijinal adı galaxy zoo.

astronomi çok hızlı gelişen ve sürekli yeni veriler edinilen bir bilim. veri sayısı o kadar büyük bir hızla artıyor ki dünyada bu işlerle uğraşan profesyonel astronom sayısı bu verilerle çok kısa sürede başa çıkmak için yeterli değil. astronomların büyük bir kısmı belirli projelerde gruplar halinde çalışıyor ve elde edilen verilerin bir kısmını kendi projeleri için kullandıktan sonra başka astronomların da farklı araştırmalarda kullanabilmesi için ulaşılabilir hale getiriyorlar. bazı veriler dönem dönem, amatör gözlemci ya da bu işle ilgisi olmayan, halktan insanlara da açılıyor.

proje kapsamında ilk etapta 900 bin galaksinin sınıflandırılması 1 yıldan daha kısa bir süre içerisinde yapıldı. 2 yıl tamamlandığında 50 milyondan fazla veri sınıflandırılmıştı. 2007'den bu yana ise 15 farklı proje gerçekleştirildi. bunların sonucunda 125 milyon galaksi sınıfladırması yapıldı ve bunlar hakemli dergilerde yayımlanan 60 adet makaleye de vesile oldu. sınıflandırma çalışmaları hâlâ sürüyor. şu anki projede 70 binden fazla gönüllü var ve çalışmalar %90 oranında tamamlanmış durumda.

zooniverse adlı site üzerinden gerçekleştirilen pek çok gönüllü projeden sadece biri olan galaxy zoo projesine katılmak için astronomi alanında herhangi bir uzmanlığınız ya da eğitiminiz olması gerekmiyor. insan gözü bu tür sınıflandırmalarda bilgisayarlardan daha iyi çalıştığı için gönüllüler, büyük miktarda veriyi kısa sürede araştırmacıların kullanacağı hale getirebiliyor. yani kendinize yapacak iş arıyorsanız projelere katkıda bulunabilir ve bilimsel çalışmaların koca duvarına bir tuğla da siz koyabilirsiniz.

zooniverse adlı sitenin tüm projelerine göz atmak için buradan
devamını gör...

ben hayata, kendime, insanlara dair bugün bildiğim çoğu şeyi 19 yaşımda öğrendim. her insan geri dönüp baktığında bunu 19 yaşı için diyebilir mi, bilmiyorum, aslında yaş pek önemli değil. yine de benden bir tavsiye beklense sanırım şunu derdim: öğreneceğin pek çok şeyi acı ya da üzücü olaylar sonrasında elde ediyor olman, bir şeyler öğrenmek için illa acı ya da üzücü şeyler yaşamanın gerektiği anlamına gelmiyor. canını yakarak deneyim edinme veya bu amaç için canının yanmasını göze alma huyunu bir kenara bırak; ve sana kötü hissettiren, yanlış gelen bağlamlardan ve insanlardan kaçın. senin ve hayatın için doğruluğuyla sana birçok şey katacak insanlara hayatında yer aç. doğru insanlar da tek başına seni düzlüğe çıkaramayacak, ama artık daha anlamlı, daha güzel manzaralı bir yokuşun olacak.
devamını gör...

diocletian olarak da bilinen roma imparatoru. imparatorluk krizine son vermiştir. imparatorluk krizi, roma'da aynı aynı anda gerçekleşmiş 3 tane krizdir. roma'da var olan iç savaş, ekonomik çöküş ve dıştan gelen istilalar. işte diocletianus da bu 3'üne son vermiştir. ve böylelikle de 49 yıl süren bir devri kapatmıştır. diocletianus'un kurduğu hükumet sisteminde, otokrasi hakimdi. otokrasiise, yöneticinin bütün * yetkileri elinde bulundurması demektir. diocletianus'un yaptıkları, imparatorluğun uzun bir süre daha varlığını koruyabilmesi adına etkili olmuştur.

diocletianus'un "imparatorluk krizi" devrini kapatması baya zor olmuştur. çünkü bu devirde kim imparator olsa hepsi suikast sonucunda ölmüştür. diocletianus, bu devri kapamak adına epey zorluklar çekmiş hatta kendisinin de suikast sonucu diğer imparatorlar gibi ölecek basit bir imparator olduğu düşünülmüştür. fakat diocletianus'un başarılı siyaseti neticesinde, siyasî yönden bir galibiyet elde etmiş, dış istilaları durdurmuş ve imparatorluğa yapılan saldırıları da durdurabilmiştir. böylelikle diocletianus'un bir suikaste kurban gidecek basit bir imparator olduğu düşüncesi de ortadan kalkmıştır.

o koskoca imparatorluğu tek başına, otokrasi ile yönetiyordu fakat birkaç yıl kadar sonra, koskoca imparatorluğu tek başına yönetemeyeceğini anlamıştı. her ne kadar krizle geçen bir devri kapatsa bile, sorunlar devam etmekteydi. ve o, imparatorluğu ikiye bölmek kararı aldı. fakat düşünsenize; koskoca imparatorsunuz, koskoca bir imparatorluğunuz var ve siz onu ikiye bölmek istiyorsunuz. aslında diocletianus bunu yaparak, gözünü makam sevdasının bürüdümediğini ve roma imparatorluğu için çalışan başarılı bir lider olduğunu gösterdi. diocletianus'un bu bölme isteği gerçekleşti fakat kalıcı olmadı. fakat gerçekleştirdiği bu kısa süreli bölme işleminin, bir zaman sonra, kalıcı bir bölünme işlemine dönüşeceğini nerden bilebiirdi ki?..

aslında roma imparatoru olmak çok kolaydı! evet, her ne kadar zamanında bazı imparatorlar, imparator olmak adına bazı kurallar getirseler dahi, bu kuralları kalıcı olmadı. ve roma'da hiçbir zaman bir kişinin nasıl imparator olacağı hiç çözülemedi. bu konuda kurallar yoktu. fakat diocletianus, dörtlü yönetim sistemini kurdu. dörtlü yönetim, öyle bir sistem ki, bu zaman roma, yönetimsel açıdan ikiye ayrılıyor ve her birine de iki farklı "majesteleri" hakim oluyordu. daha da açıklamak gerekirse, yani her iki tarafa da 2 kıdemli imparatoru başa geçirmek fikrindeydi diocletianus! "majesteleri" yani augustus unvanı ise, o dönem en büyük unvandı. ve diocletianus, 2 imparatora da bu unvanı verme niyetindeydi! bir imparator emekli olunca da, ya da ölünce de, yerine "sezar" geçecekti.

evet artık diocletianus, imparatorluğun bir kısmı için bir imparator bulmuştu bile. kendisi ise imparatorluğun diğer kısmını yönetmekteydi. diocletianus kendi başkentini izmit yaptı. * daha sonra, diocletianus bir süre sonra diğer imparatorla birlikte varislerini seçtiler. hatta bu 2 tane varis yani "sezar"a imparatorluğun dörtte birini verdiler.

305 yılında, diocletianus ve diğer imparator kendi istekleriyle istifa ettiler. * bu olaydan 90 yıl sonra roma kalıcı olarak bölündü. diocletianus iyi biri değildi. hristiyanlara işkence veren bir adamdı. o binlerce hristiyanı öldürmüştü. hristiyanların ibadet için bir araya gelmeleri de yasaklandı.

peki diocletianus'un istifasındaki sebep neydi? ölümcül bir hastalık. hastaydı nerdeyse ölecekti. o da emekli oldu ve sarayına çekildi. lahana yetiştirmeye başladı. diocletianus'un göreve yeniden dönmesi istendiyse de, sebzelerimi görseniz, böyle konuşmazdınız diyerek reddetti. diocletianus, imparatorluktan kendi isteğiyle ayrılan ilk roma imparatoru olarak tarihe geçti.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mantığın bittiği yerde başlayıp, mantığın tekrar başladığı yerde biten kutsal bir görev..

15 ay olarak yaptım, tahsilim kısa döneme yetmedi, bedelli şeyside yoktu.

güzel anılarım ve halen görüştüğüm arkadaşlarım oldu, hiç pişman değilim.
devamını gör...

planlı olmayan aniden yapılan yolculuklar güzeldir.
en güzeli ise bence en özgür olduğun zamanda yapılandır.
devamını gör...

ilk adı "halimden konan anlar" olan, vokalisti liğini tolga akdoğan'ın yaptığı, 2013'te kurulmuş, 5 kişilik bir türk rock grubu.

türk rock tarihine tın tın, koca yaşlı şişko dünya, rüyalarda buruşmuşuz ve
zombi mahali gibi mükemmel şarkılar kazandırmış olan gruptur.

her bir şarkılarını ayrı bir zevkle dinliyorum.
yüksek sadakat kadar olmaz lakin gerçekten iyi işler yapıyorlar.
devamını gör...

bi mahalleden mi geçtim, çocukluğumun yanından mi? anlayamadım...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çay dediğin şekersiz içilir, hem şeker atmazsan çayın yanında tatlı bir şey yersen daha çok keyif alırsın
devamını gör...


güney amerika'da yaşayan görünüşü ilginç olan canlılardır.
bunların adı kurt olmasına rağmen gerçekte kurt değiller; görünüşleri tilkiye benzetmesine rağmen tilki değiller; vücutları sırtlanı, kafa yapıları da afrika av köpeğini andırıyor.uzun bacaklarıyla dikkat çeken yeleli kurtların kırmızımsı-turuncu kürkleri ve adlarında belirtildiği gibi yeleleri var.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yeleli kurtlar diye adlandırılan bu tür, köpekler, tilkiler, çakallar ve kurtların ait olduğu köpekgiller (bkz: canidae) ailesinin üyeleridir.
yeleli kurtlar hem bitki hem de hayvan yiyen (hepçil) köpekgil ailesinin güney amerika'da yaşayan en büyük türüdür.
meyveler, kemirgenler, tavşanlar, kertenkeleler, kurbağalar, salyangozlar ve kuşlar başlıca besinleridir.



boyları 67-107 cm, omuz yükseklikleri 90 cm, ağırlıkları 20-35 kg civarında olur. 12-15 yıl kadar yaşarlar.
çayırlar ve çalılıkların bulunduğu ormanlar başlıca yaşam alanlarını oluşturur. çayırlık yerlerde uzun bacakları sayesinde avlarını yukarıdan görüp hissettirmeden rahatça yakalayabilirler. sürü oluşturmazlar. saldırgan değillerdir.
çiftlik hayvanlarına saldırdıkları düşünüldüğünden insanlar tarafından avlanmaktadırlar. ancak at ve koyun gibi hayvanlara saldırıp bunları yemeleri mümkün değildir. sayılarının azaldığı ve 2200-4500 kadar yeleli kurt kaldığı tahmin ediliyor
.

kaynak: tübitak bilim ve teknik dergisi kasım 2019 sayısı* syf. 84-85 yazan: dr. bülent gözcelioğlu
devamını gör...

kaybetme korkusuna sahip ne istediğini bilmeyen kişidir. sevmek geride kalmıştır artık paranoyak senaryolar ile sizi kaybedeceğini anksiyete haline getirmiş, farkında olmadan bunu yapmakla da kendi sonunu hazırlamış insandır.
devamını gör...

jorge semprun'un batılı sosyalistlerin geçirdiği dönüşümü, beş genç adamın * yaşamından kesitler sunarak aktardığı muazzam eserinin adıdır. kitap hesaplaşma adıyla da yayınlanmıştır. her ne kadar ''hesaplaşma'' adı kitap için uygun bir ad gibi gözükse de kitabın ana karakterlerinden birisi olan ''neçayev'' kod adlı roman karakterinin okurda bıraktığı iz, romana kattığı gizem ve sürükleyicilik sebebi ile ''neçayev dönüyor'' adı bana hem daha doğru hem daha çekici gelir.

romanın başlangıcında şöyle bir ifade yer alır; ''bir sabah, elie silberberg'in telefonu çalar. eski silah arkadaşı zapata'dır arayan, ''neçayev'le ilgili...'' der.

bu cümleyi okuduğunuz andan itibaren, kitap sizi içine alıyor. ondan sonra kendinizi kaptırıp gidiyorsunuz.

bahsedilen 5 genç ''proleter öncü'' adıyla bir örgüt kurarlar. şiir, felsefe ve politik yakınlıklarıdır onları bir araya getiren. içerisinden geçtikleri karşı devrimci sürecin önünde durmak için militan bir tutum izlerler. ancak bu süreç çok sancılı ve güven kaybına yol açan bir şekilde son bulur. örgütü fesih etme kararı alırlar. neçayev kod adlı roman kahramanımız ise buna karşı çıkar.

aslında arkadaşlarının fesih kararının arkasında yatan temel gerçek korkudur. başlarına gelecek olanlardan çekinmektedirler. beyinlerinde idealize ettikleri mücadelelerini, kalplerinde oluşan korkuya kurban vermişlerdir. ve bu korkuyu kutsallaştırmak için de sisteme bir adak adamaları gerektiğinin farkındadırlar. ve kurban bulunur. örgüt'ün feshine karşı çıkan ''neçayev'' hain ilan edilir. vicdanlarını rahatlatmak için ona bir seçenek sunarlar. derler ki; ''ya ülkeyi ve mücadeleyi terk edeceksin. ya da ihanetin cezalandırılacak.''

bu olaydan sonra ise neçayev'in intihar haberi duyulur ve diğer karakterler kendi yaşamlarında bu habere göre vaziyet alırlar. zira neçayev'in ölümü ve örgütün feshi hepsini rahatlatmıştır. bir dostu ve yoldaşı feda etmenin ağırlığını yaşamadan yollarına devam ederler. tabii burada elie'ye haksızlık yapmamak lazım. o korkularının esiri olmuş olsa da, vicdanının sesini bir türlü susturamamıştır.

diğer üç kafadar ise karşı çıktıkları her şeyin kölesi olurlar. kapitalizme entegrasyon süreçleri gayet başarılıdır. öyle ki; piramidin en üst seviyelerine kadar tırmanmışlardır. güç, para ve şöhret...

hepsine sahiptirler. çünkü düşmanlarını ona karşı mücadele ettikleri dönemden çok iyi tanıyorlardır. eski düşmanlarının tüm inceliğini bildikleri içinde, doğru kartları oynayarak sistem içerisinde başarılı olurlar.

işte tüm bu yaşananların ışığında zapata'nın elie'ye açtığı telefonu değerlendirdiğinizde içinizi kaplayan merak romana öyle bir tutunmanıza sebep oluyor ki, kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. işlenen ilk cinayet de cabası...

neçayev'in intikamı mı ? yoksa kafadarların kendi içlerindeki ahlaki hesaplaşması mı ön plana çıkacak ?

ne olacağını ziyadesiyle merak ediyorsunuz. yazarın olayları anlatımı, karakterleri analizi ve kendi içerisinde gizemi tutarlı bir şekilde koruyabilmesi de romana keyif katıyor. asıl önemlisi kendinizi bu arkadaşların arasındaymış gibi hissetmeniz. söz hakkı sahibi olmak, bir şeyler söyleyebilmek, duruma müdahale etmeye çalışmak istiyorsunuz. hele ki, felsefi ve edebi tartışmaların/sorgulamaların içine katılabilme isteği duymak yok mu? işte o muazzam bir his. semprun'un bu hisleri okuyucuya aktarıyor olabilmesi ve kitabın derinliklerine dalıyor olabilmek, bir okur için dünyanın en keyifli şeyi.

elbette kitabı överken kendi penceremden gördüklerimi dile getiriyorum. siz pencereyi kapatıp, arkanızı dönüp çekip gidebilirsiniz. netice olarak herkesin farklı bir penceresi var.

benim içinse gerçekleşen; kitabı ne zaman okusam veya kitap ne zaman aklıma gelse, pencerenin önünde kalıp, uzun uzun düşünmek oluyor.

şu ayrıntıyı da vermek lazım; neçayev karakteri rastgele seçilmiş bir karakter değil. sergey neçayev'e bir gönderme var.

şöyle der ''devrimcinin anahtar kitabı''nda sergey neçayev;

devrimci adanmış bir insandır. kişisel çıkarları, işleri, duyguları, bağlılıkları, kişisel eşyaları, hatta kendi adı bile yoktur. ondaki herşey, biricik tek bir çıkar, tek bir düşünce, tek bir tutku devrim tarafından özümlenmiştir.”

karakterimiz de mi öyle ? bilemeyeceğim. * belki, yazar sadece adını ona olan saygısına binaen kullanmıştır. okur görürsünüz.

unutmadan şunu da söyleyeyim; kitapla ilgili elimde sağlam bir kamuoyu yoklaması var. yıllar önce kitabı önerdiğim 4 arkadaşımdan ikisi kitaba bayıldılar. diğer ikisi ise kitabı yarıda bıraktı. yani bu kitabı ya çok seveceksiniz, ya da hiç sevmeyeceksiniz. ortası yok...
devamını gör...

anlatılana göre kendi pişirirmiş. özel karışımı varmış.
gerçi günde elli bardak içtikten sonra tat kalır mı bilemiyorum.
devamını gör...

yazar arkadaş listeyi hazırlarken ataerkil türk erkeklerinin türk kadınlarına yaptığı eziyeti de anlatsaymış .nice kadınları eğitimsizliğe ,genç yaşta evliliğe nasıl mahkum ettiklerini anlatsaymış . kadın anneden ibaretmiş gibi yükledikleri ve benimsettikleri rolleri de unutmasaymış keşke.
devamını gör...

türkiye'de bununla alakalı kafa karışıklığının temelinde bence çeviri hatası yatıyor zira orijinal terim theory of evolution'ın türkçesi evrimin teorisi. evrim bir vakıadır, gerçekliktir, evrimin teorisi de bu vakıayı açıklayan teoridir. yani öyle bak bu bir teori hala kanunlaşamamış ehi ehi şeklindeki karşı argümanlar komiktir. teorinin temeli mutasyona, kalıtıma ve doğal seçilime dayanır ve bunlar gayet de gözlemlenebilir şeylerdir.
devamını gör...

cesare pavese’nin yalnız kadınlar arasında kitabının altmış yedinci sayfasında geçen benzetmedir.

cesare pavese’ye göre idam mahkumunun ipi şans doludur. ve kitap kahramanlarından biri arkadaşına “ sen şimdi şans yüklüsün, idam mahkumunun ipi gibisin” der.

bu benzetmeyi okuyunca üzerinde biraz düşündüm. bir idam mahkumunun ipi neden şans dolu olabilir diye. sanırım kendimce bazı sonuçlara vardım ve bunu bir tanım olarak yazmaya karar verdim.

insanın hayatında çok nadiren görebileceği ya da asla göremeyeceği bir olaydır bir insanın asılarak öldürülmesi. ve zaman zaman bu olay seyirlik bir hal almış, sosyal bir toplantı eylemine de dönüşmüştür. işte bu canice ama seyirlik olayda en şanslı taraf idam mahkumunun ipidir.

hiçbir tehlike altında değildir. onun başına bir şey gelmeyecektir. bir insanın ölümünün gerçekleştiricisi olsa da kimse bundan onu sorumlu tutmayacaktır. herkesin daha iyi görebilmek için birbirini ezdiği, parmakları üzerinde yükseldiği, ellerini gözlerine siper ettiği bu olayda idam mahkumunun ipi olayı hem gerçekleştirir hem de protokolden takip eder.

siz de bazen kendinizi idam mahkumunun ipi gibi şanslı hissederseniz bu tanımı düşünün. ve idam mahkumu şanslı ipine sarılarak cezalarının kefaretini ödediği zaman delinin ipi ile kuyuya inmiş gibi olur, bunu unutmayın.
devamını gör...

aklıma iskandinav mitolojisindeki kadın kahinler olan volvakarla ilgili ritüelleri günümüzde devam ettirmekte olan iskandinav kadınlarını getirmiş başlık.

ünlü bir program sunucusunun kadın savaşçılar ile ilgili programında bu konu açılmış ve ilgili zat bu psikopat bacılarımızı ziyaret edip o ritüelleri yerine getirmişti. ritüel de yanlış hatırlamıyorsam şöyle: vikings dizisini izleyenler prenses aslaug'dan hatırlayacaktır. volvalar gelecekten gelen vizyonlar görürler. kehanetleri olur yani. ve bu arkadaşlar da bunu yapabilmek adına sembolik olarak bir geceyi yalnız başlarına hiçbir ışık, yardım ve malzeme olmadan zifiri karanlıkta oturup meditasyon yaparak geçiriyorlar. orman da norveç ormanları bu arada. feci derecede göt isteyen bir eylem olduğunu belirtmeme gerek yok sanırım.

kendi kendine ormanın derinliklerinde ayin yapıp kendinle başbaşa kalmak da kız kıza sayılıyorsa bu da olabilir bence. swh

ayrıca:
(bkz: voluspá)*
devamını gör...

idam edilmek üzere olan bir adamın kendi bakış açısından durumunu anlattığı şarkıdır. bu şarkının a real dead one adında live versiyonu, 1993 yılında bruce dickinson'ın gruptan ayrıldığını duyurmasının ardından single olarak yayınlanmıştır, aşağıda da görüleceği üzere kapağında eddie şeytan kılığındayken, bruce'u mızraklayarak öldürür.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu şakacı demir bakireci abiler aynısını 1981 de o zaman ki solistleri paul di'anno ayrıldığında maiden japan'ın kapağında da yapmışlardı .eddie, paul di'anno'nun kopmuş kafasını tutuyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bana göre şarkının temposu ve sihiri bruce bey; running lowwwwwwwwwwwwww dedikten sonra düşüyor, genelde oraya kadar dinleyip başka şarkıya geçerim. dediğim yere kadar olan kısmı bende müstesna bir yere sahiptir.

devamını gör...

aynısını kendisine yaptığınızda modu magmanın derinliklerine yuvarlanan insandır. n’oldu paşinyan?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

''demir olsam çürürdüm, toprak oldum da dayandım.''
yaşar kemal
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim