17 ağustos 1999 gölcük depremi
enkazdan çıktım, daha ötesi ölmekti galiba…
devamını gör...
demoralize ederek motive etmek
danışman hocamın yaptığı şey. motive mi oldum yoksa korkudan mı teze çalışıyorum emin değilim. emin olduğum tek şey, karnımdaki çocuğu düşürecektim üzüntüden. hala da çok mutsuzum. bence olumsuz pekiştireç insan psikolojisine zarar. ama iyi silkeliyor ne diyeyim şimdi.
devamını gör...
nevermore (yazar)
hep evde olan yazar, koromuzun kafesteki bülbülü.
devamını gör...
evdeki insanların dışarıdakilere benzememesi
allahın bir lütfudur. hiç bir kar tanesi birbirine benzemediği gibi hiç bir insan da birbirine benzemez.*
devamını gör...
marfan sendromu
fibrilin 1 (fbn1) genindeki bir mutasyon sonucu bağ dokusu yapısındaki anormallikle seyreden kalıtsal bir hastalıktır. hastalık doğuştan itibaren var olsa da tanısı 20'li yaşlara kadar konulamayabilir.
temel olarak kas-iskelet sistemi, diş ve göz gibi vücudun farklı bölgelerin etkilese de yaşamı tehdit eden temel sorunlar kalp-damar sistemi kaynaklıdır.
uzun ve ince vücut yapısına sahip olan hastaların kolları, bacakları ve parmakları orantısız ve uzundur. omurgada eğiklik ve göğüs kemiğinde -sternum, iman tahtası- öne doğru çıkıntı olabilir.
en önemli bulguları: araknodaktili (örümcek parmaklılık), lens dislokasyonu (göz merceğinin normal yerinin dışında bulunması) ve aort yetmezliğidir.
bazı hastalar fazla esnek olabilir, anatomi ile bağdaşmayan hareketleri rahatlıkla yapabilirler.
gelelim hastalığın magazinel kısmına:
ünlü amerikan başkanı abraham lincoln bu hastalıktan muzdariptir.
göğüs hafifçe çıkkın, parmakları uzun, ince ve araknoiddir.

(link: www.ccjm.org/cgi/pmidlookup...)
(link: muse.jhu.edu/article/420090...)
wiki linki
ünlü italyan besteci/keman virtüözü niccolò paganini'nin de marfan sendromu olduğu düşünülmektedir.
paganini'nin bu hastalığının bir sonucu olarak uzun ve ince parmaklı olması belki de kemanda bu denli ileri gidebilmesini sağlamıştır. resim sembolik olsa bile yine de bir fikir verebilir.

kaynak link
mısır sfenkslerinin de marfan sendromu profiline uyduğu söylenmektedir. çıkkın göğüs kemiği, ince, uzun ve araknoid parmaklar:

firavun akhenaton kendi isteği üzerine dönemin sanat eserlerinde kısa gövdeli, uzun kollu, uzun boyunlu ve ince uzun başlı olarak resmedilmiştir. bu ilginç durum, kimi uzmanların akhenaton’un marfan sendromundan
muzdarip olduğunu iddia etmesine sebep olmuştur. marfan sendromunun da anne-babadan kalıtıldığını düşünürsek firavun ailesinde birden fazla marfan'lı olma ihtimali vardır.

(link: www.journals.uchicago.edu/d...)
akhenaton'un antley-bixler sendromu olduğu da iddia edilir.
ekleme: istek üzerine birkaç kaynak linki eklenmeye çabalandı:)
temel olarak kas-iskelet sistemi, diş ve göz gibi vücudun farklı bölgelerin etkilese de yaşamı tehdit eden temel sorunlar kalp-damar sistemi kaynaklıdır.
uzun ve ince vücut yapısına sahip olan hastaların kolları, bacakları ve parmakları orantısız ve uzundur. omurgada eğiklik ve göğüs kemiğinde -sternum, iman tahtası- öne doğru çıkıntı olabilir.
en önemli bulguları: araknodaktili (örümcek parmaklılık), lens dislokasyonu (göz merceğinin normal yerinin dışında bulunması) ve aort yetmezliğidir.
bazı hastalar fazla esnek olabilir, anatomi ile bağdaşmayan hareketleri rahatlıkla yapabilirler.
gelelim hastalığın magazinel kısmına:
ünlü amerikan başkanı abraham lincoln bu hastalıktan muzdariptir.
göğüs hafifçe çıkkın, parmakları uzun, ince ve araknoiddir.

(link: www.ccjm.org/cgi/pmidlookup...)
(link: muse.jhu.edu/article/420090...)
wiki linki
ünlü italyan besteci/keman virtüözü niccolò paganini'nin de marfan sendromu olduğu düşünülmektedir.
paganini'nin bu hastalığının bir sonucu olarak uzun ve ince parmaklı olması belki de kemanda bu denli ileri gidebilmesini sağlamıştır. resim sembolik olsa bile yine de bir fikir verebilir.

kaynak link
mısır sfenkslerinin de marfan sendromu profiline uyduğu söylenmektedir. çıkkın göğüs kemiği, ince, uzun ve araknoid parmaklar:

firavun akhenaton kendi isteği üzerine dönemin sanat eserlerinde kısa gövdeli, uzun kollu, uzun boyunlu ve ince uzun başlı olarak resmedilmiştir. bu ilginç durum, kimi uzmanların akhenaton’un marfan sendromundan
muzdarip olduğunu iddia etmesine sebep olmuştur. marfan sendromunun da anne-babadan kalıtıldığını düşünürsek firavun ailesinde birden fazla marfan'lı olma ihtimali vardır.

(link: www.journals.uchicago.edu/d...)
akhenaton'un antley-bixler sendromu olduğu da iddia edilir.
ekleme: istek üzerine birkaç kaynak linki eklenmeye çabalandı:)
devamını gör...
artı oy veriyoruz kampanyası
sol baştan say yow, dediğim kampanya.
devamını gör...
küçük iskender
cerrahpaşa tıp fakültesini son sınıfta , istanbul üniversitesi sosyoloji bölümünü 3. sınıfta bırakıp kendini şiirlerine veren, 55 yaşında kaybettiğimiz şair yazar.
iyi şairlerin bir çoğu * çok da iyi yorumlayamıyor kendi şiirlerini. küçük iskender bu anlamda farklı bir adamdı. hem duygularıyla yazar, hem de iyi yorumlardı.
bir martıyı ağlattın işte,
bir çocuk garanti intihar eder artık.
....................
öldüreceğim kendimi dudaklarınla,
dudakların etle, şehvetle seferber.
sen! bana inen son kutsal kitap,
son fakir yatır,
son aciz peygamber!
bir martıyı ağlattın işte,
bir çocuk garanti intihar eder artık.
iyi şairlerin bir çoğu * çok da iyi yorumlayamıyor kendi şiirlerini. küçük iskender bu anlamda farklı bir adamdı. hem duygularıyla yazar, hem de iyi yorumlardı.
bir martıyı ağlattın işte,
bir çocuk garanti intihar eder artık.
....................
öldüreceğim kendimi dudaklarınla,
dudakların etle, şehvetle seferber.
sen! bana inen son kutsal kitap,
son fakir yatır,
son aciz peygamber!
bir martıyı ağlattın işte,
bir çocuk garanti intihar eder artık.
devamını gör...
the left hand of darkness
benim tanımlarını sevdiğim,
standart yazar sevenlerin, tanımlarını sevmediği yazar.
çünkü herkes, aynı olmalı değil mi?
anonim olup, dört bir yana açılan müstehcen tanımlar olabilir, ama fikir dolu tanımlar tekdüze olmalı değil mi?
o ortak değerler ne, bari onu yazın da ona göre, açılalım tabii açılacak bir alanı varsa.
yaşasın halkların ergence olabilen özgürlüğü.
komiksiniz.
salın birbirinizi, burası lak lak yapılan bir platform.
burası devlet memurluğu mülakat odası değil.
standart yazar sevenlerin, tanımlarını sevmediği yazar.
çünkü herkes, aynı olmalı değil mi?
anonim olup, dört bir yana açılan müstehcen tanımlar olabilir, ama fikir dolu tanımlar tekdüze olmalı değil mi?
o ortak değerler ne, bari onu yazın da ona göre, açılalım tabii açılacak bir alanı varsa.
yaşasın halkların ergence olabilen özgürlüğü.
komiksiniz.
salın birbirinizi, burası lak lak yapılan bir platform.
burası devlet memurluğu mülakat odası değil.
devamını gör...
z kuşağı
"merhaba arkadaşlar, tanımıma hoşgeldiniz. tanımımı okuduktan sonra beğenmeyi ve profilimi takibe almayı unutmayın."
z kuşağı yeminimizi yaptığımıza göre başlayabiliriz.
z kuşağı kendisinden önce gelen x ve y kuşağının isimlerine atıfta bulunularak değil, "boomer" kuşağının ismine atıfta bulunularak "zoomer" olarak isimlendirilmiş. internet ve akıllı telefon kullanım miktarları ve yakınlaştırarak bakmaları yani zoom yapmalarından ötürü. bu bile kendilerini diğer kuşaklardan ayıran en önemli özellik.
kevın kelly ; "teknoloji siz doğduktan sonra icat edilenlerdir." demiş ki ben de öyle düşünüyorum bu nedenle z kuşağının zaten içine doğduğu bir teknolojiyi etkin kullanıyor olmasından dolayı bu kadar eleştirilmesi bana tuhaf geliyor.
x ve y kuşağının icat ettiği ürünleri onlardan daha çok ve etkin kullanıyor olmaları aslında x ve y kuşağının başarı ya da başarısızlığı olmalı.
bir diğer nokta kuşak sınıflandırılmalarının neye ya da kime göre yapıldığı ile ilgili. 30 yaşına gelip evlenmeyi erteleyen, korkan, yalnız yaşamayı tercih eden, apolitik bir duruş tercih edip sadece bedensel zevklerine önem veren, sürekli eleştiren, melankolik bir ruh hali ile dolaşan insanlar ne kadar y kuşağı üyesi olamaz ise, 15 temmuz da ya da gezi de ya da başka bir toplumsal olayda kendi politik duruşuna göre tepkisini ortaya koyan, bir sosyal sorumluluk projesinde görev alan, ailesi ile yaşadığı sorunlara ya da günümüz yaşam şartlarına göre oluşan sıkıntılara rağmen kendisine bir amaç belirleyip ona ulaşmaya çalışan gençler de o “akıllı telefon” kuşağı olarak adlandırılmamalıdır.
takip ettiğim bir dergide 3 aylık bir yazı dizisi olarak yayınlan z kuşağı ile ilgili müspet ve menfi yönler oldukça hoşuma gitti.
z neslinin müsbet görülen tarafları
bu kuşak hakkında pek çok araştırma ve makale mevcut. bunları okuyup değerlendirirken hangi niyetle ve bakış açısıyla yazıldıklarına bakmak, yerinde olacaktır. bu araştırmalarla, berbat bir türkiye mesajı mı verilmeye çalışılıyor, yoksa gençlerin dünyasını anlayıp onlara daha yakın olmak, yol gösterici olmak mı hedefleniyor, bunları yerinde değerlendirmek gerekiyor. söz konusu gençlerin hayat biçimleri incelenirken, kuşatıcı bir nazariye ile toplumun her kesiminde yaşayan z nesli gençler ele alınmalıdır.
bu neslin öğrenme usûlleri görselliğe dayalı. bu noktada genel bir kabul hâkim. okumalarını, araştırmalarını, öğrenmelerini çoğunlukla ekran üzerinden yapıyorlar. hızlı öğreniyorlar, bilgiye çabuk ulaşıyorlar. iletişim ve bilişim mânâsında çok iyiler. teknolojiye hâkimiyetleri ileri seviyede…
üretmek, bir şeyler ortaya çıkarmak ve onları sergilemek, onlar için paha biçilemez güzellikler… yerli ve millî pek çok projeye mühim katkı sunmaları bunun bir işareti.
hayvanlara ve çevrenin korunmasına karşı çok hassaslar. adâletsizliğe, ayrımcılığa, başkasına söyleyip de kendisi yapmayan insanlara çok tepkililer.
tek kelime ile “farklı” olmak istiyorlar. bu, onlar için negatif bir unsur değil, onlara artı değer katıyor. nev’i şahsına münhasır olmak ifadesi, tam da onları anlatıyor.
sosyal ve dijital mecraları çok iyi kullandıklarından, hemen organize olup tepki ve ihtiyaçlarını dile getirebiliyorlar. önceki nesillerin sahada ve sokaklarda yaptığı teşkilâtlanmayı internet grupları üzerinden sanal dünyada yürütüyorlar.
politikaya karşı tepkisiz ve duyarsız olmadıklarını, 15 temmuz’da gösterdiler. söz konusu vatan olunca, sahaya da inebiliyorlar.
beyin yapıları ve işleyişi, diğer kuşaklardan farklı… hızlı öğreniyor, çabuk analiz yapıyor, pek çok işi bir arada halledebiliyorlar. senkronize bir biçimde el-göz koordinasyonu ve hareket becerileri dikkat çekiyor.
büyük düşünüyorlar, “herhangi bir işte çalışır, geçinir giderim!” gibi bir dertleri yok. kariyer plânları var. dil öğrenmeye karşı heveskârlar. birkaç dil öğrenebiliyorlar.
âilelerini güvenli bir liman olarak görüyorlar. değerlerine bağlılıkları eleştirilse de âileye bağlılıkları yüksek.
pek çoğu okul öncesi dönemde dînî eğitim veren kurumlarda eğitim almış. kur’ân-ı kerîm’i okumayı bildiğini söyleyenlerin sayısı önceki nesillere göre daha fazla.
önceki nesillere göre kur’ân kursu, imam-hatip ortaokulu ve imam-hatip lisesi’ni tercih edenlerin sayısı yüksek.
menfî görülen/eleştirilen tarafları
geldik, z kuşağı denilince hemen akla gelen özelliklere... insanoğlu yapısı itibariyle menfîyi düşünmeye odaklı olduğundan, bu kuşak da bazı değerlendirmeler üzerinden tanınıyor ve tanıtılıyor. bu değerlendirmelerin bazılarında haklılık payı varken, bazıları bu kuşağın değil, ebeveynlerin ve terbiye usûllerinin eksikliğini gösteriyor.
onlara bizim açımızdan baktığımızda muhafazakârlık ve dindarlık algıları oldukça düşük. yapılan araştırmalar da dînî vecîbeleri daha az uyguladıklarını ve inanç konusunda diğer kuşaklara göre daha sorgulayıcı olduklarını gösteriyor. (dinî vazifeleri uygulayanlar % 15, uygulamayanlar % 55 iken, inançsız olduğunu beyan edenlerin oranı % 28 gibi yüksek bir rakam.)[1]
ebeveynlerinin elinden kayıp giden z neslini, youtuber’lar ve sosyal medya fenomenleri terbiye edip yönetiyor.
toplumda görünen genel tabloya bakarsak, bir dertleri, ülküleri, dâvâları olanların sayısı oldukça az. itiraza ve tepkiye daha çok meyilliler... ekran zamanları fazla olduğundan, dikkat süreleri kısa... neredeyse bir uzuvları gibi gördükleri dijital âletlerden kopamıyorlar.
hayatla yüzleşmeyi, mücadele etmeyi, emek verip kazanmayı bilmiyorlar. bunun altında yatan sebep “helikopter ebeveyn” olarak gösterilen ebeveyn tutumları… “efendisini doğuran câriyeler”[2] hadîsini akla getiren ebeveynler, bu nesille kendini göstermeye başlıyor.
yazının tamamı için link
buradan
yazının üçüncü bölümü henüz dijitale aktarılmamıs. takip edip onu da eklerim.
tanım: 2000 - 2020 arasında doğan insanların dahil olduğu kuşak.
z kuşağı yeminimizi yaptığımıza göre başlayabiliriz.
z kuşağı kendisinden önce gelen x ve y kuşağının isimlerine atıfta bulunularak değil, "boomer" kuşağının ismine atıfta bulunularak "zoomer" olarak isimlendirilmiş. internet ve akıllı telefon kullanım miktarları ve yakınlaştırarak bakmaları yani zoom yapmalarından ötürü. bu bile kendilerini diğer kuşaklardan ayıran en önemli özellik.
kevın kelly ; "teknoloji siz doğduktan sonra icat edilenlerdir." demiş ki ben de öyle düşünüyorum bu nedenle z kuşağının zaten içine doğduğu bir teknolojiyi etkin kullanıyor olmasından dolayı bu kadar eleştirilmesi bana tuhaf geliyor.
x ve y kuşağının icat ettiği ürünleri onlardan daha çok ve etkin kullanıyor olmaları aslında x ve y kuşağının başarı ya da başarısızlığı olmalı.
bir diğer nokta kuşak sınıflandırılmalarının neye ya da kime göre yapıldığı ile ilgili. 30 yaşına gelip evlenmeyi erteleyen, korkan, yalnız yaşamayı tercih eden, apolitik bir duruş tercih edip sadece bedensel zevklerine önem veren, sürekli eleştiren, melankolik bir ruh hali ile dolaşan insanlar ne kadar y kuşağı üyesi olamaz ise, 15 temmuz da ya da gezi de ya da başka bir toplumsal olayda kendi politik duruşuna göre tepkisini ortaya koyan, bir sosyal sorumluluk projesinde görev alan, ailesi ile yaşadığı sorunlara ya da günümüz yaşam şartlarına göre oluşan sıkıntılara rağmen kendisine bir amaç belirleyip ona ulaşmaya çalışan gençler de o “akıllı telefon” kuşağı olarak adlandırılmamalıdır.
takip ettiğim bir dergide 3 aylık bir yazı dizisi olarak yayınlan z kuşağı ile ilgili müspet ve menfi yönler oldukça hoşuma gitti.
z neslinin müsbet görülen tarafları
bu kuşak hakkında pek çok araştırma ve makale mevcut. bunları okuyup değerlendirirken hangi niyetle ve bakış açısıyla yazıldıklarına bakmak, yerinde olacaktır. bu araştırmalarla, berbat bir türkiye mesajı mı verilmeye çalışılıyor, yoksa gençlerin dünyasını anlayıp onlara daha yakın olmak, yol gösterici olmak mı hedefleniyor, bunları yerinde değerlendirmek gerekiyor. söz konusu gençlerin hayat biçimleri incelenirken, kuşatıcı bir nazariye ile toplumun her kesiminde yaşayan z nesli gençler ele alınmalıdır.
bu neslin öğrenme usûlleri görselliğe dayalı. bu noktada genel bir kabul hâkim. okumalarını, araştırmalarını, öğrenmelerini çoğunlukla ekran üzerinden yapıyorlar. hızlı öğreniyorlar, bilgiye çabuk ulaşıyorlar. iletişim ve bilişim mânâsında çok iyiler. teknolojiye hâkimiyetleri ileri seviyede…
üretmek, bir şeyler ortaya çıkarmak ve onları sergilemek, onlar için paha biçilemez güzellikler… yerli ve millî pek çok projeye mühim katkı sunmaları bunun bir işareti.
hayvanlara ve çevrenin korunmasına karşı çok hassaslar. adâletsizliğe, ayrımcılığa, başkasına söyleyip de kendisi yapmayan insanlara çok tepkililer.
tek kelime ile “farklı” olmak istiyorlar. bu, onlar için negatif bir unsur değil, onlara artı değer katıyor. nev’i şahsına münhasır olmak ifadesi, tam da onları anlatıyor.
sosyal ve dijital mecraları çok iyi kullandıklarından, hemen organize olup tepki ve ihtiyaçlarını dile getirebiliyorlar. önceki nesillerin sahada ve sokaklarda yaptığı teşkilâtlanmayı internet grupları üzerinden sanal dünyada yürütüyorlar.
politikaya karşı tepkisiz ve duyarsız olmadıklarını, 15 temmuz’da gösterdiler. söz konusu vatan olunca, sahaya da inebiliyorlar.
beyin yapıları ve işleyişi, diğer kuşaklardan farklı… hızlı öğreniyor, çabuk analiz yapıyor, pek çok işi bir arada halledebiliyorlar. senkronize bir biçimde el-göz koordinasyonu ve hareket becerileri dikkat çekiyor.
büyük düşünüyorlar, “herhangi bir işte çalışır, geçinir giderim!” gibi bir dertleri yok. kariyer plânları var. dil öğrenmeye karşı heveskârlar. birkaç dil öğrenebiliyorlar.
âilelerini güvenli bir liman olarak görüyorlar. değerlerine bağlılıkları eleştirilse de âileye bağlılıkları yüksek.
pek çoğu okul öncesi dönemde dînî eğitim veren kurumlarda eğitim almış. kur’ân-ı kerîm’i okumayı bildiğini söyleyenlerin sayısı önceki nesillere göre daha fazla.
önceki nesillere göre kur’ân kursu, imam-hatip ortaokulu ve imam-hatip lisesi’ni tercih edenlerin sayısı yüksek.
menfî görülen/eleştirilen tarafları
geldik, z kuşağı denilince hemen akla gelen özelliklere... insanoğlu yapısı itibariyle menfîyi düşünmeye odaklı olduğundan, bu kuşak da bazı değerlendirmeler üzerinden tanınıyor ve tanıtılıyor. bu değerlendirmelerin bazılarında haklılık payı varken, bazıları bu kuşağın değil, ebeveynlerin ve terbiye usûllerinin eksikliğini gösteriyor.
onlara bizim açımızdan baktığımızda muhafazakârlık ve dindarlık algıları oldukça düşük. yapılan araştırmalar da dînî vecîbeleri daha az uyguladıklarını ve inanç konusunda diğer kuşaklara göre daha sorgulayıcı olduklarını gösteriyor. (dinî vazifeleri uygulayanlar % 15, uygulamayanlar % 55 iken, inançsız olduğunu beyan edenlerin oranı % 28 gibi yüksek bir rakam.)[1]
ebeveynlerinin elinden kayıp giden z neslini, youtuber’lar ve sosyal medya fenomenleri terbiye edip yönetiyor.
toplumda görünen genel tabloya bakarsak, bir dertleri, ülküleri, dâvâları olanların sayısı oldukça az. itiraza ve tepkiye daha çok meyilliler... ekran zamanları fazla olduğundan, dikkat süreleri kısa... neredeyse bir uzuvları gibi gördükleri dijital âletlerden kopamıyorlar.
hayatla yüzleşmeyi, mücadele etmeyi, emek verip kazanmayı bilmiyorlar. bunun altında yatan sebep “helikopter ebeveyn” olarak gösterilen ebeveyn tutumları… “efendisini doğuran câriyeler”[2] hadîsini akla getiren ebeveynler, bu nesille kendini göstermeye başlıyor.
yazının tamamı için link
buradan
yazının üçüncü bölümü henüz dijitale aktarılmamıs. takip edip onu da eklerim.
tanım: 2000 - 2020 arasında doğan insanların dahil olduğu kuşak.
devamını gör...
yoldaş bakkal rozet önerileri
daft punk ve iron maiden rozetlerini önerdiğim başlık. zengin olduğumda alacağım.
devamını gör...
erkeklerin gizemli konuşma sebebi
cool olduğumuzu zannediyoruz ha ben yapmıyorum da hemcinslerimi yalnız bırakmayam dedim.(bkz: swh)
devamını gör...
normal sözlük belgesel veri tabanı
yazarların etkilendiği belgeselleri paylaştığı veri tabanıdır.
örneğin,
(bkz: cosmos a spacetime odyssey)
örneğin,
(bkz: cosmos a spacetime odyssey)
devamını gör...
dini inancın zayıflama nedenleri
cuma vaazında 'evet' isteyen imam.
devamını gör...
albus dumbledore (yazar)
süper tanımları olan yeni yazarımız. bugün başlıklarda sıkça karşılaştım tanımlarıyla. takibe alınası çok iyi bir yazar.
devamını gör...
okuması en eğlenceli bölümler
su ürünlerinin böyle olduğunu düşünmüşümdür hep. hatta ara sıra haberlerde dalgıç kıyafetli profesörlerini de gördükçe sebepsiz yere keyiflenirim.
devamını gör...
yoldaş'a dm'den sövüp mesaj alımını kapatmak
(bkz: merak etmeyin yoldaş sizi bulur) .
devamını gör...
başlığı engelle butonu
büyük bir kesim tarafından aşırı aptalca olan bazı troll başlıklar ve anket başlıkları için kullanılsa ne olacağını merak ettiren buton. birkaç kişi kendi arasında paslaşsın dursun. biz de düzgün başlıkları görelim sadece.
birlik lazım birlik...
birlik lazım birlik...
devamını gör...


