anlamak bence. ama karşılıklı anlamak. istediğin gibi anlamak değil tabi. karşıdakinin istediği gibi anlamak. yoksa olmaz.
devamını gör...

öğrenmek, keşfetmek insan için haz veren bir duygudur. çünkü keşfettikçe insan anlamlandırmaya başlar. anlamlandırmak ise insanı aydınlatır. bu yaşanan aydınlanma ise haz verir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sizin için çok saçma olabilir ama sürekli ciğerci önünde bekleyen kedi gibi gidip baktığım çorapları aldım.. gerçekten çorap takıntım var, garip ama ne yaparsınız. 20 tane aldım, hem de meyveli falan ayyy hemen gelse de giysem pofidik pijamalarımla! ama gerçekten çok tatlılarr! içinizden "çorap ulan bu, nesine seviniyorsun?" diyorsunuz biliyorum ama. ben de böyleyim.....
* *
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

devletlerin refahı parayla değil adaletle ölçülür.

konfüçyus
devamını gör...

her soruyu herkese sorma hakkını kendinde bulan insandır?
-ne zaman evleneceksin?
-okul bitti mi?
-çalışıyor musun?
-çocuğun olmuyor mu?
-ne kadar maaş alıyorsun?
-hastalığın ne ?
devamını gör...

(bkz: spetsialist).
devamını gör...

arapça kökenli "muzaffer" sözcüğünün türkçe karşılığıdır. pek bilinmediğini düşünsem de hoş bir sözcük olduğuna inanıyorum. ayrıca yine "yenmek" eyleminden "yengi" (zafer) sözcüğü de mevcuttur. "yengin" sözcüğünün bir diğer eş anlamlısıysa "utkan"dır. bu sözcük de "utmak" (kazanmak, yenmek) eyleminden türemiştir ("utku" sözcüğü gibi).
devamını gör...

normalde fesleğene bayılırım kokusu işlevi falan süper bir şey ama yapısı nedeniyle şu küstüm çiçeği denen şey çok hoşuma gidiyor.
devamını gör...

yaptigi usulsuz tanimlar sebebi ile uzaklastirma almis yazarimsi.

edit: ucuruldu bile.
devamını gör...

olağan bir oran. verimliliğini düşüreceğimize inanan bir kitlenin üyesi olan birey, kendine sahip çıkmak senin elinde.
devamını gör...

hiç bir şey.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hemşehrimdir. aynı üniversitenin aynı fakültesinde aynı bölümde aynı sıralarda okumaktan daima mutluluk duymuşumdur.

--- alıntı ---

oysa bir ben bileceğim ne afat sevdim
bir de ağzı var dili yok diyarbekir kalesi...
--- alıntı ---
devamını gör...

osmanlıca diye bir dil vardır ve türkçeden farklı bir dildir. osmanlı türkçesi ifadesini de doğru bulmuyorum çünkü böyle adlandırınca sanki osmanlı döneminde konuşulan türkçeymiş gibi bir intiba oluşuyor. fakat gerçekte bugün konuştuğumuz türkçe ile osmanlıca farklı dillerdir. anadolu'ya geldiğimiz ilk günden beri pek değişmemiştir halkın konuştuğu türkçe. yani kabaca en az 900 yıldır aynı dili konuşuyoruz. çeşitli yüzyıllarda yaşamış yunus emre, pir sultan abdal, köroğlu, karacaoğlan gibi ozanların eserlerine bakıldığında günümüzde konuştuğumuz türkçeden pek bir farkı yoktur, rahatlıkla anlaşılır.

birkaç örnek inceleyelim. 13. asır yunus emre divanı:


bu dünya kimseye kalmaz, anadur ölümün zinhar
kaçan kimse gider gelmez, anadur ölümün zinhar

gelen geçer, konan göçer, nasip oldukça yer içer
ecel ömre kefen biçer, anadur ölümün zinhar

üstüne çün çöker dağlar, ecel gelir dilin bağlar
kalır bu bahçeler bağlar, anadur ölümün zinhar

kefen donun ola toprak, bitiser üstünde yaprak
dola gözlerine toprak, anadur ölümün zinhar

nice cem'ettin ise mal, alır varislerin filhal
sinde sen çekersin vebal, anadur ölümün zinhar


16. yy pir sultan abdal


şu benim sevdiğim başta oturur
bir güzelin derdi beni bitirir
bu ayrılık bize ölüm getirir
geçti dost kervanı eyleme beni

pir sultan abdal'ım kalkın aşalım
aşıp yüce dağı engin düşelim
çok nimetin yedik helallaşalım
geçti dost kervanı eyleme beni


16. yüzyılda macaristan'da hristiyanlar için türkçe konuşma kılavuzu şeklinde hazırlanmış olan de turcarum moribus'a bakalım şimdi. eser latin harfleriyle yazıldığı için direkt orijinalini vereceğim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
türkçesi: handa (nereye) gidersin bre gavur? istanbul'a giderim sultanum. ne işin var bu memlekette? bezirganlık (tüccarlık) ederim efendi, maslahatım (işim) var anadolu'da.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

çok rahat okunduğunu, türkçe karakterler hariç bugünkü türkçe yazıma çok benzediğini ve çok da rahat anlaşıldığını farketmişsinizdir. işte köylünün, sipahinin, tüccarın hatta padişahın günlük kullandığı türkçe bu idi.

mesela 17. yüzyıl kösem sultan'ın kendi el yazısı ile bizzat veziriazam'a yazdığı gayrıresmi yazışma:


paşaya selamdan sonra i'lam olunur ki donanma-yi hümayun için saadetlü arslanıma bu hafta pencşenbe günü çıkarız demişsin, imdü şöyle çalışasın ki sözünüz sahih çıksun zira padişahlar huzurunda hilaf söylemek hatadır. ziyadesiyle dikkat edüp sözünüz doğru çıkub pencşenbe günü çıkarmasına ikdam idesiz, nice düşmanların gözü kör olsun.


gördüğünüz gibi türkçe aynı türkçe. şimdi gelin bir de osmanlıca dediğimiz metinlere bakalım. divan şiirinin en önemli isimlerinden nefi'ye bakalım mesela:


bir dolu nûş et, şarab-ı nab gelsün çeşmine
mest olursan nâza başla hab gelsün çeşmine.

gamzene pür-tâb iken takat getirmez âftâb
bade aklı var ise bitâb gelsün çeşmine.

hüsnünü bilmek dilersen bir nefes mir'ata bak
attabın pertevi, mehtâb gelsün çeşmine

aşık isen ağlamakla bitmez iş, bir çare gör
sen gerek yaş dök, gerek hûnâb gelsün çeşmine

rind isen nef'î, humâr-ı badeden açma gözün
âlemin hâli, hayal ü hâb gelsün çeşmine


gelin bir de resmi metinlere bakalım. 1795 yılından rastgele bir ferman:


kıdvetü’n-nüvvabi’l-müteşerri’în satılmış kazası’nda naibü’ş-şer’ olan mevlana-zide ilmehu-tevkî-i refî-i hümayun vâsıl oldukta malum ola ki: kazâ-i mezbûra tâbi “kara hamza” nam karyede ve karyeye karib yerde cami’-i şerif olmayub mesafe-i baîde olmağla eyyâm-ı şitâda külli ‘usret çekilüb müslümanlar sevab-ı cumadan mahrum olmalarıyla ashab-ı hayrattan işbu dârende-i ferman-ı hümayun “es-seyyid mehmed emin bin derviş mehmed” nam sahibü’l-hayr kendi atyab-ı malıyla, karye-i mezkûra müceddeden cami-i şerif bina ve minber vaz’ etmek için izn-i hümayun ricasına istid’ay-ı inayet etmekle izn-i hümayunum irtica kılub buyurdum ki: hükm-i şerif-i vacibü’l-ittibâımla vardıkda göresin, karye-i mezkurda mevzi-i mezbur arazi-i miriye ve kimesnenin mülkü olmayub eimme-i hanefiyye-rıdvanullahi teala aleyhim ecmainin-tecviz eyledikleri yerde ise, kendi atyab-ı malıyla karye-i mezkura müceddeden cami-i şerif bina ve minber vaz’ edüb berat-ı şerifimle hatib nasb ve tayin olundukdan sonra ikamet-i salat-ı cuma ve ıydeyn olub devam-ı ömr ü devletiçün duaya müdavemet…şöyle bilüb alamet-i şerife itimad kılasız tahriren evail-i cemaziye’l-evvel sene aşer ve mi’eteyn ve elf be-makam-ı kostantiniyye el-mahrusa


ne kadarını anladınız? aynı sizin gibi dönemin köylüsünden tut sipahisi bile bu metinleri anlayamazdı. bunları ancak enderun'dan çıkmış osmanlı bürokratları, islami tahsil almış medrese mezunları ya da özel tahsil almış varlıklı kimseler anlayabilirdi. niye böyle bir dil ortaya çıktığı aslında anlaşılabilir. mısır medeniyetinden tutun, antik çin'e, yunanistan'a, roma'ya kadar her yerde saray ve çevresinde böyle ağdalı bir dil oluşur. yönetenler, yönetilenler tarafından anlaşılmak istemez. çünkü bu hem bürokrasinin maddi değerini artırır (herkesin yapabileceği bir iş değil), hem de olayı daha gizemli kılar.

sonuç olarak osmanlıca diye bir dil vardır. bu dil türki dil ailesine mensuptur fakat anadolu türkçesi değildir, yapay bir dildir. bugünkü türkçenin öncülü falan değildir. resmi işler ve saray çevresinde gelişen edebiyat dışında da kullanılmamıştır.
devamını gör...

dışarıda yemek yedikten sonra yaşıyorum bu hissi. "ne gerek vardı bu yemeğe 30,40 tl vermeye, gidip baska bir sey alsaydın ya" diye kendime kızıyorum ama aynı zamanda yemek siparis verirken kendimden geçiyorum.
devamını gör...

keşke saniyelik olsaydı, saatlerce sürdü diyor ve anlatıyorum.
bugün her zamanki gibi derse girmek için sabah erkenden kalktım. ilk dersimin boş olduğunu gördüm ve şarkı dinlemeye karar verdim. ikinci dersin saati gelince onun da boş olduğunu gördüm. sözlüğe gelip (bkz: 23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı) gibi başlıklarda dolandım. hâlâ dersin başlamadığını görünce arkadaşıma "hocalar neden başlatmıyor dersleri?" diye sordum. arkadaşımın cevabı aynen şu "bugün 23 nisan, hep neşeyle doluyor insan!" evet o ana kadar 23 nisan'da ders olmayacağını akıl etmeyip çok erken saatte kalkmakla da kalmayıp saatlerce dersin başlamasını bekledim. şimdi de bunun burukluğu var üzerimde.
devamını gör...

faşist bir ideolojinin diğer adı olsa gerek. kafatası milliyetçiliği yerine kültür milliyetçiliğine önem verilmesi gerektiği kanaatindeyim.
t: ayrımcı bir başlık.
devamını gör...

nazım hikmet'in annesi ressam celile hikmet için yahya kemal tarafından yazılmış şiirdir ama siz yine ölümle ilgili olduğunu düşünebilirsiniz.
devamını gör...

insanın kendisine saygısını yitirmesine sebep olan durumdur.

önemsizlik, değersiz etmenin kapısını açar.
ayrıca depresyon belirtisidir.*
terzi kendi sokugunu dikemez ama böyle insanlara rastladiginizda, hayatın olumlu yönlerini ona anlatın, bardağın dolu yönünü gösterin ve hayatın kısa olduğunu bu süreci hayata böyle umutsuz bakarak geçirmemesi gerektiğini söyleyin. bir nebze iyi gelecektir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim