geri dönüp bakmadan evden jet hızıyla çıkmanızı gerektiren durumdur.merak her zaman iyi bir şey değildir.
devamını gör...

çocuktur o öyle yazar mı olur? takipten çıkarmış. çık.
devamını gör...

bu ülke tarihinin en büyük dram ve utançlarından biridir. mezhepçi yobazlar tarafından insanlığın yakılmasıdır.

olay da değildir,

provokasyon da değildir.

katliamdır.
devamını gör...

bakınız normalde hiç gaza gelen bir tip değilim. ama artık annemin evlenmem konusundaki baskılarına daha fazla dayanamıyorum. en sonunda tamam dedim sana helal süt emmiş, inek memesi ellemiş bir kız bulacağım.

bu ara sözlükten başka bir sosyal ortamım olmadığından mütevelli, buradan aramaya başladım ve inanır mısınız buldum.

güzel başlayan konuşmamız, zamanla başka bir şeye evrilmeye başladı gün içinde, her şeyimle bütün damarlarımda hissetmeye başladım bu dipsiz kuyuyu. bütün gün konuşup, evlilikten çocuklardan bahsediyorduk. tamam dedim nikahı bu sefer kıyıyorum.

2 gün, sadece 2 gün sözlüğe giremedim. ama biliyordum beni beklediğini. 2 gün sonra mesaj kutum sapsarıdır, nice capsler gelmiştir diye oturduğumda mesaj butonunun püri pak bembeyaz şekilde durduğunu gördüm, inanamamıştım.

herhalde bir şey geldi başına dedim, selam yazdım. siz kimdiniz diye bir cevapla karşılaştım. ne demek ben kimim kafayı yiyeceğim.

meğerse kızda 50 ilk öpücük filmi sendromu varmış sözlük. her güne resetleyip başlıyormuş. uyandığında hiç bir şey hatırlamıyormuş. her gün hatırlatılması gerekiyormuş. şimdilik iyi ama her gün evliliği kaldıramaz bu bünye. pandemi de var. ne yapacağımı bilemiyorum.
devamını gör...

genelde arka kapağındaki yazılara bakarak seçim yapsam da sanırım en önemli ve geçerli nedenler her kitapta farklı dünyaları görebilmek, bakış açısı kazanmak, yeni bi şeyler öğrenmek ve başka hayatlara dahil olmak.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel




9 eylül 1828 de dünyaya gelen rus yazar ve filozoftur.

zengin bir aileden dünyaya gelen tolstyoy küçük yaşlarında anne ve babasını kaybeder. yakın akrabalarının elinde büyür.
biraz büyüyünce voltaire ve j. rousseayu okur ve onlardan çok etkilenir. sonra köyünde ilk eseri olan "çocuklar" kitabını yazar. sonra orduya gider ve hayatına devam eder. askerden döndükten sonra içinde bitmek tükenmek bilmeyen ruh çalkantısını hisseder ve bazı ülkeleri gezmeye dolaşmaya başlar. gerisini tolstoy ve tarih yazar bizler okuruz.

kendisi çok ilginç biriymiş. annesi ona küçükken " çok çirkinsin evlat kimse seni güzelliğin için sevmeyecek, cesur ve zeki ol iyi bir insan ol" demiş. ilerleyen yıllarda tolstoy harbiden çirkinim deyip o devasa sakalını bırakmış.

kendisi çok güçlü birisiymiş. sürekli spor yaparmış ve öğrenmeye açmış. 70 li yaşlarına kadar seks hayatı sapasağlam devam ediyormuş. 70 yaşında buz pateni öğrenmeye başlamış.

tolstoy evlendiğinde karısı ile arasında 16 yaş fark vardı. 18 yaşında olan karısından tam 13 çocuk dünyaya getirdi *.
maalesef çocuklarının bazıları doğar doğmaz vefat etmiştir. o dönem en ünlü eserleri olan "anna karenina" ve "savaş ve barış" ortaya çıktı.

tolstoy eserlerinde genellikle insanı anlatır. insanlığın çeşitli meseleleri, dönemin çalkantılı rusya'sı, siyasi sorunlar, fakirlik, sefalet, açlık gibi konuları büyük bir ustalıkla anlattı.
yaşadığı dönem rusya'nın fakirliği ve sefaleti onu çok üzüyordu ve bütün mal varlığını yoksullarla paylaştı. onlar gibi giyindi. onlar gibi yedi içti. sürekli yazdı. etkilendiği akım gerçekçilik akımıydı. şüphesiz gelmiş geçmiş en büyük yazarlardan birisiydi. huzurlu uyusun. yazdıkları için teşekkürler.


tolstoy 82 yaşındayken aramızdan ayrıldı ve arkasında devasa kıymetli eserler bıraktı. cenazesine binlerce köylü katıldı ve sokaklar doldu taştı. ölüm sebebi zatürreydi.

tolstoy yaşarken tam 15 roman yazdı. bunlar şöyledir.

hazin bir evliliğin romanı
çocukluğum
ilk gençlik
gençlik
sivastopol serisi
kazaklar
savaş ve barış
ıvan ılyiç'in ölümü
anna karenina
kroyçer sonat
diriliş
hacı murat
sergi baba
efendi ile uşağı
kadının ruhu


öyküleri ise şöyledir.

toprak ağasının sabahı
baskın
ormanın kesimi
notes of a billiard marker
iki süvari subayı
bir karşılaşma
tipi
lucerne
albert
üç ölüm
aile saadeti
polikuska
the decembrists
caucasus mahkumu
holstomer
insanlar arasında boş bir konuşma
usta ve çırak
köyde şarkı söylemek
köyde dört gün
yanlış kupon
oyun'dan sonra
erik çekirdeği
hayatın anlamı


masalları
fil ile tilkiler
masallar
an masallar


din ve ahlak

doğmatik teolojinin eleştirisi
incil'in kısa bir izahı
the four gospels unified and translated
church and state
neye güveniyorum?
hayat
sevgi tanrısı ve komşunun biri
timothy bondareff
insanlar niçin sarhoş olurlar?
on non-resistance
birinci adım (vejetaryenlik üzerine)
tanrı'nın hükümdarlığı kendi içimizdedir
non-activity
the meaning of the refusal of military service
sebep ve din
din ve erdem
hristiyanlık ve vatanseverlik
non-resistance ( ernest h. crosby'e bir mektup)
kutsal kitab'ı nasıl okumalıyız?
kilise'nin aldatmacası
hristiyan öğretisi
intihar
öldürmeyeceksin
aziz sinot'a yanıt
sadece savaş
dinde hoşgörü
din nedir?
ortodoks rahiplerine
bilgeleri düşünceleri (derleme)
tek ihtiyacımız
büyük günah
a cycle of reading (derleme)
adam öldürme!
birbirinizi sevin
gençliğin savunması
şiddetin yasası ve sevginin yasası
tek emir
her gün için (derleme)
din nedir
hz. muhammed


sanat ve edebiyat

sanat nedir?
sanat ve sanatsal olmayan
shakespeare ve drama
dr.alice stockham'ın edward carpenter tarafından yazılan "modern bilim cevirisi"nin önsözü
orloff'un albümü
amiel
guy de maupassant hikayelerinin serbest çevirileri
bernardin de st. pierre

not: eserleri ve fotoğrafları vikipedi'den alınmıştır.
devamını gör...

çok sevip, güvenip, bir takım olduğumuzu, ayrılmaz ikili olduğumuzu düşündüğüm insanların benim yerime başkasını önemsediği
durumlardır.
boşu boşuna guvendigine mi yanarsın, tercih edilmediğine mi yanarsın, onun gözünde kıymetsiz olduğuna mı yanarsın... fark etmez!
hangisine üzülsen anlatırken mutlaka ağlarsın.
devamını gör...

gözlüklerde ve bazı monitör, akıllı telefon ekranlarında bulunan filtre özelliği. ekrandan gelen mavi ışık miktarını minimum düzeye indirerek göz yorgunluğunu azaltmayı sağlar. her güzel şeyin bir bedeli olduğu gibi bunun da bedeli sararmış renkler görmektir. mavi ışık ayrıca melatonin salgılanmasını engellediği için uyku problemlerine yol açabilir. mavi ışık filtresine geçtiğinizde alıştığınız o parlak renkler bir anda sararacak olduğu için büyük bir fark hissedersiniz. başta kötü gelse bile alıştıktan sonra filtreyi kapatıp açarak farka baktığınızda farkı anlarsınız. "nasıl kullanıyormuşum bu kadar parlak ekranı?" sorusunu yöneltebilirsiniz kendinize. bu filtreye alışmak ne kadar zor olsa bile bir şans vermenizi tavsiye eder ve kullanmanızı öneririm. her şey sağlık için.
devamını gör...

bazen mesaj gelmeden bile cevap yazanları bulunur.
devamını gör...

t: en basit tabiriyle, bir dilin konuşurları ile başka bir dilin konuşurlarının -veya lehçelerin- arasındaki birbirlerini efor sarf etmeden anlayabilme durumu olarak açıklanabilir. bir dilin veya lehçenin "dil" veya "lehçe" olarak adlandırılmasında kullanılan ölçütlerden biridir.

bu karşılıklı anlaşabilme oranı iki dil arasında farklı derecelerde olabilir. örneğin, biz azerbaycan türkçesini, -yüzdeleri tam hatırlamamakla birlikte- %60-70 oranında, azerbaycan türkçesi konuşurları ise bizi %80-90 oranında anlamaktadırlar. bu bölgeden bölgeye bile değişmektedir. sebebi ise, kuvvetle muhtemel, azerbaycan türkçesi konuşurlarının bizden daha fazla arapça, farsça ve rusça sözcük kullanması olmalıdır. yani, sözcüksel farklardır. tabii, ufak tefek gramer farklılıkları da anlaşılma oranlarına etki edebilir. örneğin, doğu anadolu ağızları azerbaycan türkçesine hem gramer hem sözcüksel olarak daha yakındır, bu yüzden karşılıklı anlaşılabilirlik daha fazladır. şu makalede, türk dilleri arasındaki mevzu bahis konu genişçe ele alınmaktadır.

talat tekin, türk dilleri arasında karşılıklı anlaşılabilirlik oranı az olduğu için birçok türkolog'un aksine onlara "lehçe" yerine "dil" der. türkoloji eleştirileri'nde bu konu üzerinde çokça durur, türk dilleri arasında birçok cümle karşılaştırması yapar. örneğin;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

eskiden samanyolu diye bir televizyon kanalı vardı. orada dini içerikli öğüt veren kısa filmler olurdu. tolstoy'un hikâyelerini okurken de aynı hissi yaşadım. farklı olarak yazarın yaşattığı üst düzey kaliteye erişim hissi. tolstoy her ne kadar dinsel öğütler veriyor gibi olsa da söyledikleri evrensel. dün, bugün, yarın ve yıllar sonra da geçerliliğini koruyacak öğütler. bu yüzden klasik olmamış mı zaten? ne de güzel olmuş.


insan neyle yaşar? adlı hikayede üç soru ve onun cevaplarını aramaya yönelik bir hikayedir. insanda ne vardır? insana ne verilmemiştir? insan ne ile yaşar? insanda merhamet duygusu vardır. insana neye ihtiyacı olduğunu bilme yetisi verilmemişti. insan sevgiyle yaşardı.

"insanlar sadece kendi hayatları için kaygılandıkları, kendilerini kolladıkları için yaşar sanırdım, oysa onları yaşatan tek şey sevgiymiş."
syf. 40

kıvılcımı söndürmeyen ateşi zapt edemez adlı hikayede öfkelendiğimizde ve bir husumet oluştuğunda onu uzatmamamız, her şey tazeyken ve kimse zarar görmemişken orta yolu bulmamız öğütlenir.

insana çok toprak gerekir mi? adlı hikayede ise insan ne kadar çok toprağa sahip olmak istese de en sonunda küçük bir çukurun ona yettiğini, aslında ihtiyacımız olanın düşündüğümüzden daha az olduğunu bize öğretiyor.

benim en çok etkilendiğim ve yıllar önce okuduğumda da aklımdan çıkmayan son hikayeydi. tolstoy harika bir yazar. var ol.
devamını gör...

'bu kısacık dünyada onurun, gururundan hiçbir şekilde taviz verme, kimseye kulluk etme.'
devamını gör...

malumunuz avrupa'da ilk kez noel geçiriyorum ve profil sayfamızla ilgili olan güncellemeyi 3 günlük noel tatiline sıkıştırdım. bundan mütevellit moskova, vilnius, kaunas, riga ve tallinn de coşkuyla kutlanan noel'in etkisinde kalarak kodlamışım profil ekranını haliyle renklerde elimin ayarı biraz fazla kaçmış, profili noel ağacına çevirmişim.

noel bittiğine göre biraz normalleşme zamanı geldi ve profil sayfasına yaptığım ikinci güncelleme ile artık daha az renk ve daha sade bir tasarımla devam ediyoruz.
devamını gör...

bir şair.
kelimelerin derinliğinde kaybolmuş.
hayatında üç şehir, üç devir olan şair.
üsküp, çocukluk ve aile hayatı; paris, köklerinden kaçıp tekrar ona dönmesini sağlayan şehir; istanbul, vatan topraklarıdır onun için.
ilk aşkı beş yaşında iken karşılaştığı ve etkisi altına girdiği redife hanım. 15 yaşında iken üçüncü karşılaşmasında ona hasretinden dersleri, eğlenceleri bir yana bırakmış, genç yaşında ıztırabını şiirle dile getirmiş şair.
fustel de coulanges'ın "fransız milletini bin yılda fransa’nın toprağı yarattı." cümlesinin zihninde yarattığı metodla türklerin anadolu'ya girdiği tarih 1071'i başlangıç şiar eden ve tarihe yönelen şair.
arap ve acem tesirini atmak için yunan ve latin mirasını kabul eden, milli mücadele'ye dek bu fikri benimseyen, o dönemden sonra
" bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
bin atlı o gün dev gibi orduyu yendik!"
* diyen şair.
verlaine'den etkilen saf şiir anlayışı ile bir şiirde*uygun kelimeyi bulana dek şiirini on yılda tamamlayacak kadar titizlenen, şiirleri kitaplaşmadan dilden dile sokakları arşınlayan şair.
celile'yi severken" dillere bu denli düşmüş bir kadınla ben nasıl evlenebilirim" diyerek hem celile'nin hem nazım'ın hem bizlerin kalbini kıran şair.

ani bir üzüntüyle bu rüyadan uyandım
tekrar o alev gömleği giymiş gibi uyandım.
devamını gör...

ne biliyim sen öyle beğenince, ben de güzel yazıyorum sandım...
meğer...
devamını gör...

zeki erkek değilse sevmemesi yerinde olur.
devamını gör...

gittiği yağmurla gelmiş, yazın son demlerini de beraberinde getirmiş, yılın en güzel zamanlarını müjdeleyen aydır.

tabi şu şarkının sonundaki gibi bir sesle sabah sabah yerimden sıçratması da ilginç olmuştur, ama seviyoruz orası başka... *
devamını gör...

''eğer kleopatra’nın burnu biraz daha kısa olsaydı tüm dünyanın yüzü değişmiş olacaktı.''
blaise pascal (1623-1662)

bir burun nasıl böyle etkilere sahip olabilir diye düşünmeden önce bilinmesi gerekiyor ki kleopatra'nın burnu büyüktü.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görsel kaynağı: buradan
sadece büstlerde değil kleopatra adına basılan sikkelerde de büyük ve karakteristik burnu vurgulanırdı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görsel kaynağı: buradan

öncelikle kendisinin tam adı cleopatra  thea philopater vıı'tür. kendisi makedonya kökenli bir yunanlıdır. güzel olmadığı ancak çok zeki olduğu ve 9 dil bildiği kayıtlarda geçer. bu bilgi birikimini de iskenderiye kütüphanesine borçludur. döneminin çok etkili bir karakteriydi. hem caesar hem de marcus antonius ile münasebetleri vardı ve her ikisinden de çocukları olmuştu. aynı anda değil elbette, sezar öldükten sonra antoniusla yakınlaşır. kleopatra mısır'ın roma topraklarına geçmesini istiyordu ancak mısır'ın hükümdarı olmak istiyordu. bu uğurda da hem sezar hem de antonius'la yakınlaştı. ancak işler istediği gibi gitmedi önce sezar öldürüldü sonra da antonius actium savaşında yenilgi aldı. esasen antonius roma adına mısır'a gönderilmişti ancak o kleopatra'nın etkisine girerek asıl amacını unuttu. bu durum roma'yı rahatsız etmeye başladı.

peki blaise pascal neden böyle bir laf etti. günümüzde artık böyle bir anlayış az olsa da eskiden büyük ya da belirgin bir burun haşmet, iktidar güç simgesiydi. insanları ihtişamlı burun etkilerdi. dolayısıyla bu bakış açısından dolayı kleopatra'nın karşısındakileri etkilediğini düşünmüş olacak pascal beyimiz. elbette sadece burunla olacak iş değil zira kleopatra'da şeytan tüyü vardı bunu kimse inkar edemez. bu bakış açısıyla pascal'ın sözünü yorumlayacak olursak kleopatra'nın burnu küçük olsaydı etkili olamazdı ve tarihte bu kadar etkili bir karakter olamazdı diyor.
devamını gör...

bu dusunceyi an itibariyle evdeki kedilere soru olarak yoneltmis bulunuyorum. "sen ne söyluyorsun" minvalindeki bakisiyla, bir de kizgin bir tavirda kuyrugunu sallamasiyla cevabimi aldigimi dusunuyorum. sizin de atarli bir kediniz varsa bilin ki daraliyor,bunaliyor, sıkıliyor.
devamını gör...

kadınlara değer veriyorum.
sözlükteki kadınlara daha da değer veriyorum.
ama sözlükte, içinden geçenleri açık açık, onu bunu düşünmeden, çatır çutur konuşan kadınlara hayranım ya hu!
bunları dedim ama niye? çünkü şu an radyoda olan bu 2 hatun tam da bu son tanıma, hayran olduklarıma, uyuyorlar. her ikisiyle de onlar hakkında benim için yeterli miktarda bilgim var. ve kendimden emin bi şekilde diyorum ki bu 2 kadın sizin sandığınızdan çok daha fazlalar. işbu sebeple bu yayın bu 2 güzel insanı daha iyi tanıyabilmemiz için bence çok güzel bir fırsat. bu fırsatı bize tanıdığı için sevgili miko'ya ve sözlük radyosu'na katılmayı kabul eden lilium'a pek pek sevgiler ve çok çok teşekkürler.

buradayız, sizinleyiz!
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim