yanık portakal
charles willeford kitabıdır.
bir şey yoktur
bir şey olsaydı da bilemezdik
bilseydik de başkalarına bildiremezdik
bir sanatçının efsane olması için gereken şeyleri sıralamaya kalksak heralde ilk sırada eşi görülmemiş bir yeteneğe sahip olması gelir. sonra benzersiz bir sanat eseri ortaya koymuş olması. kişiliğiyle fark yaratmasını da bu sıralamaya dahil etmemiz gerekir elbette. ama bunlar yeterli olmayacaktır.
efsane olabilmek için ortaya çıkartılmış ya da üstü kapatılmış, kurbanı ya da faili olunmuş bir suç gereklidir ki bunun örneklerini çok gördük. örneğin; john lennon efsanesi , mark david chapman olmasaydı belki de bu kadar uzun bir müddet devam etmeyecekti. ancak bedenine saplanan kurşunlar ona efsane olma ve bunu yıllarca devam ettirmenin yolunu açtı.
van gogh, ne kadar yetenekli olursa olsun, kulağını kesmiş bir adam olmasaydı, yani suçun hem faili hem mağduru olmasaydı, bu kadar tanınmış bir ressam olamayacaktı belki de.
ernest hemingway gerçeküstü bir yazarlık yeteneğine sahiptir elbette, ama kendini öldürmeseydi hala onu böyle büyük bir hayranlıkla hatırlar mıydı insanlar, şüpheliyim. modern dünya, ortaya koyulan eserlerden, pırl pırıl dehalardan ziyade bunların sonucunda ortaya çıkan suçlardan etkilenmeyi tercih ediyor. insanlar dahilerin başyapıtlarıyla değil içinde debelendikleri suçlarla, sonlarını hazırlayan trajedilerle onları hatırlamayı seçiyor.
kendisi de bir ressam olan charles willeford, yanık portakal’da keskin bir zekaya, düşük bir sanatsal beğeniye ve tomarlarca paraya sahip olan ve koleksiyonculuk yapan joseph cassidy, ahlaklı bir sanat eleştirmeni olan, mesleğinde yükselmek için yanıp tutuşan ve bir ressama takıntı derecesinde hayranlık duyan, yaptığı bir tek tabloyla ( no.1) efsane olan, resimlerinin sadece bir grup insan tarafından ziyaret edilmesine izin veren, medyaya konuşmayan ve nadiren röportaj veren, bu zamana kadar yaptığı tüm resimleri ilk yangında kaybeden debierue ve baştan çıkarıcı bir güzelliğe sahip olan, yüzeysellikğin yüzeyinde yüzen ve bir ilkokul öğretmeni olan berenice hollis’i bir araya getiriyor.
bu insanların bir araya gelme nedeni bir suç. yepyeni suçlar doğuran bir suç. joseph cassidy, figueras’tan debierue’nin yerine söylemek karşılığından ondan bir tablo çalmasını ister. böylelikle figueras ünlü ressamla röportaj yapan ilk sanat eleştimeni olacak ve cassidy de eşsiz bir tablo kazanacaktır. ikisi için de karlı olan bu anlaşma sonucunda figueras, berenice’in güzelliğinden faydalanmak için onu da yanına alarak , ressamın saklı evine gider. bundan sonra olanlar gerçek bir polisiyenin tüm güzellileriyle işlenmesi sonucu okuyana büyük bir zevk vermektedir. girişilen suç başka suçlar doğuracaktır.
figueras belki öğrenmek istemeyeceği yepyeni şeyler öğrenecektir ve hepsinin hayatı hiç umulmadık yönlere doğru kaymaya başlayacaktır. hırsızlık, kundaklama, cinayet,sahtecilik; her türlü suçun ne uğruna gerçekleştirildiğini yanık portakal’ı okuduğunuzda göreceksiniz. nasıl efsane olunduğunu da..
charles willeford romanında suçu ince ince işlemiş ve sonuca kavuşturmuştur. okunması gereken bu eserin filme çekilme çalışmaları başlanmıştır. filmin ne kadar iyi olacağı bilinmez ancak roman bir nefeste okuyabileceğiniz kadar sürükleyici ve ilgi çekici.
bir şey yoktur
bir şey olsaydı da bilemezdik
bilseydik de başkalarına bildiremezdik
bir sanatçının efsane olması için gereken şeyleri sıralamaya kalksak heralde ilk sırada eşi görülmemiş bir yeteneğe sahip olması gelir. sonra benzersiz bir sanat eseri ortaya koymuş olması. kişiliğiyle fark yaratmasını da bu sıralamaya dahil etmemiz gerekir elbette. ama bunlar yeterli olmayacaktır.
efsane olabilmek için ortaya çıkartılmış ya da üstü kapatılmış, kurbanı ya da faili olunmuş bir suç gereklidir ki bunun örneklerini çok gördük. örneğin; john lennon efsanesi , mark david chapman olmasaydı belki de bu kadar uzun bir müddet devam etmeyecekti. ancak bedenine saplanan kurşunlar ona efsane olma ve bunu yıllarca devam ettirmenin yolunu açtı.
van gogh, ne kadar yetenekli olursa olsun, kulağını kesmiş bir adam olmasaydı, yani suçun hem faili hem mağduru olmasaydı, bu kadar tanınmış bir ressam olamayacaktı belki de.
ernest hemingway gerçeküstü bir yazarlık yeteneğine sahiptir elbette, ama kendini öldürmeseydi hala onu böyle büyük bir hayranlıkla hatırlar mıydı insanlar, şüpheliyim. modern dünya, ortaya koyulan eserlerden, pırl pırıl dehalardan ziyade bunların sonucunda ortaya çıkan suçlardan etkilenmeyi tercih ediyor. insanlar dahilerin başyapıtlarıyla değil içinde debelendikleri suçlarla, sonlarını hazırlayan trajedilerle onları hatırlamayı seçiyor.
kendisi de bir ressam olan charles willeford, yanık portakal’da keskin bir zekaya, düşük bir sanatsal beğeniye ve tomarlarca paraya sahip olan ve koleksiyonculuk yapan joseph cassidy, ahlaklı bir sanat eleştirmeni olan, mesleğinde yükselmek için yanıp tutuşan ve bir ressama takıntı derecesinde hayranlık duyan, yaptığı bir tek tabloyla ( no.1) efsane olan, resimlerinin sadece bir grup insan tarafından ziyaret edilmesine izin veren, medyaya konuşmayan ve nadiren röportaj veren, bu zamana kadar yaptığı tüm resimleri ilk yangında kaybeden debierue ve baştan çıkarıcı bir güzelliğe sahip olan, yüzeysellikğin yüzeyinde yüzen ve bir ilkokul öğretmeni olan berenice hollis’i bir araya getiriyor.
bu insanların bir araya gelme nedeni bir suç. yepyeni suçlar doğuran bir suç. joseph cassidy, figueras’tan debierue’nin yerine söylemek karşılığından ondan bir tablo çalmasını ister. böylelikle figueras ünlü ressamla röportaj yapan ilk sanat eleştimeni olacak ve cassidy de eşsiz bir tablo kazanacaktır. ikisi için de karlı olan bu anlaşma sonucunda figueras, berenice’in güzelliğinden faydalanmak için onu da yanına alarak , ressamın saklı evine gider. bundan sonra olanlar gerçek bir polisiyenin tüm güzellileriyle işlenmesi sonucu okuyana büyük bir zevk vermektedir. girişilen suç başka suçlar doğuracaktır.
figueras belki öğrenmek istemeyeceği yepyeni şeyler öğrenecektir ve hepsinin hayatı hiç umulmadık yönlere doğru kaymaya başlayacaktır. hırsızlık, kundaklama, cinayet,sahtecilik; her türlü suçun ne uğruna gerçekleştirildiğini yanık portakal’ı okuduğunuzda göreceksiniz. nasıl efsane olunduğunu da..
charles willeford romanında suçu ince ince işlemiş ve sonuca kavuşturmuştur. okunması gereken bu eserin filme çekilme çalışmaları başlanmıştır. filmin ne kadar iyi olacağı bilinmez ancak roman bir nefeste okuyabileceğiniz kadar sürükleyici ve ilgi çekici.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
dönüp dolaşıp sürekli aynı yerde duran bir saat gibisin,
ve bu saati tüm dünyada tamir edebilecek tek bir kişi var.
o da istemiyor gibi...
nedenini bilmek istiyorsun,
niçinini?
sanki sonucu değiştirecek gibi!
değiştirmeyecek halbuki,
sen seni bu hale getirenin umurunda mısın ki?
başa alıp duruyorsun,
baştan başlıyorsun aynı acıyı çekmeye,
okuduğun bir kitaba göre bunu kendimize yapan biziz;
çünkü o yaşanan her ne ise başına bir kez geliyor insanın.
ama sen onu günlerce, aylarca, belki yıllarca kafanda çevirip çevirip izliyorsun,
kendini her defasında daimi acının rahatsız ama tanıdık kollarına bırakıyorsun,
çünkü kurbansın sen...
çünkü kaybeden...
çünkü giden gitti,
elinde kalan bir tutam saç misali,
sımsıkı tutunduğun acın,
bir yandan her gün aydınlatıyor dünyayı güneş,
bir yandan için kapkaranlık gün hiç doğmuyor bazen,
gidemiyorsun,
kalamıyorsun,
seslenemiyorsun,
ah edemiyorsun...
kendi kendine bitmiş bir ot gibi kimsesiz,
savruluyorsun oradan oraya,
sesini duymuyor kimse,
canın yandıkça yanıyor,
ölüyorsun bir müddet haberin olmuyor,
gömmeyi unutmuşlar sanki seni,
bir de göstermelik bir nefes alıp verme...
kopuyorsun yavaş yavaş her şeyden,
içine dönüyorsun,
çünkü sadece orada sen anlıyorsun kendini...
bitmiyor,
bitmeyecek gibi geliyor,
sanki aynı yerden defalarca alınmış bir bıçak darbesi,
artık bıçak darbesi olmasa da canın hep yanıyor,
gökten savrula savrula düşüyorsun bir kar tanesi gibi,
düşüyorsun tutanın yok, bacakların dahil,
uykuların bölük pörçük,
darmadağın kalbin gibi,
parçaları oraya buraya dağılmış, toparlanmıyor artık.
nelerle cebelleştiğin belli değil,
her şey, herkes terketmiş gibi seni,
bir başınasın...
mahalleden taşınan komşu kızının eskidiği için yanına almadığı perişan oyuncak bebeği gibi,
yeterince oynanmış, görevini yerine getirmiş,
artık ihtiyaç duyulmadığı için bir köşeye fırlatılmış,
öylesine bir başına...
küçük kız yapma bunu kendine,
artık yapma,
vazgeç,
özgür bırak,
affet onu,
en çok da kendini,
herkese salık verdiğin gibi en çok kendini affet,
geç oldu bak,
hadi uyu,
yarın güneş doğacak üzerine,
güzel bir ömrün ilk sabahı olmaz mı?
kar tanesi...
ve bu saati tüm dünyada tamir edebilecek tek bir kişi var.
o da istemiyor gibi...
nedenini bilmek istiyorsun,
niçinini?
sanki sonucu değiştirecek gibi!
değiştirmeyecek halbuki,
sen seni bu hale getirenin umurunda mısın ki?
başa alıp duruyorsun,
baştan başlıyorsun aynı acıyı çekmeye,
okuduğun bir kitaba göre bunu kendimize yapan biziz;
çünkü o yaşanan her ne ise başına bir kez geliyor insanın.
ama sen onu günlerce, aylarca, belki yıllarca kafanda çevirip çevirip izliyorsun,
kendini her defasında daimi acının rahatsız ama tanıdık kollarına bırakıyorsun,
çünkü kurbansın sen...
çünkü kaybeden...
çünkü giden gitti,
elinde kalan bir tutam saç misali,
sımsıkı tutunduğun acın,
bir yandan her gün aydınlatıyor dünyayı güneş,
bir yandan için kapkaranlık gün hiç doğmuyor bazen,
gidemiyorsun,
kalamıyorsun,
seslenemiyorsun,
ah edemiyorsun...
kendi kendine bitmiş bir ot gibi kimsesiz,
savruluyorsun oradan oraya,
sesini duymuyor kimse,
canın yandıkça yanıyor,
ölüyorsun bir müddet haberin olmuyor,
gömmeyi unutmuşlar sanki seni,
bir de göstermelik bir nefes alıp verme...
kopuyorsun yavaş yavaş her şeyden,
içine dönüyorsun,
çünkü sadece orada sen anlıyorsun kendini...
bitmiyor,
bitmeyecek gibi geliyor,
sanki aynı yerden defalarca alınmış bir bıçak darbesi,
artık bıçak darbesi olmasa da canın hep yanıyor,
gökten savrula savrula düşüyorsun bir kar tanesi gibi,
düşüyorsun tutanın yok, bacakların dahil,
uykuların bölük pörçük,
darmadağın kalbin gibi,
parçaları oraya buraya dağılmış, toparlanmıyor artık.
nelerle cebelleştiğin belli değil,
her şey, herkes terketmiş gibi seni,
bir başınasın...
mahalleden taşınan komşu kızının eskidiği için yanına almadığı perişan oyuncak bebeği gibi,
yeterince oynanmış, görevini yerine getirmiş,
artık ihtiyaç duyulmadığı için bir köşeye fırlatılmış,
öylesine bir başına...
küçük kız yapma bunu kendine,
artık yapma,
vazgeç,
özgür bırak,
affet onu,
en çok da kendini,
herkese salık verdiğin gibi en çok kendini affet,
geç oldu bak,
hadi uyu,
yarın güneş doğacak üzerine,
güzel bir ömrün ilk sabahı olmaz mı?
kar tanesi...
devamını gör...
erdal beşikçioğlu
türkiyedeki aktif oyunculuk yapan en iyi oyuncu. her türlü role girebilir(polis romantik siyasetçi amele rockstar joker batman). aslen ünyelidir. çok da güzel tiyatro yapar.
devamını gör...
sözlük yazarlarının garip özellikleri
evin/ bulunduğum odanın aşırı düzenli olmasından çok rahatsız oluyorum. yani öyle çok dağınık da olmaz ama bir yeri mutlaka hafif dağıtır öyle otururum.
annem temizlik hastasıydı ben çocukken. ev hep çamaşır suyu falan kokardı eşyaları 1 cm oynatamazdık yerinden, yere bir damla su damlatmazdık kıyamet kopardı yoksa. o günlerin acısını şimdi çıkarıyorum gibi bişi. ters tepti bende nefret ederim çok düzenli olmaktan.
annem temizlik hastasıydı ben çocukken. ev hep çamaşır suyu falan kokardı eşyaları 1 cm oynatamazdık yerinden, yere bir damla su damlatmazdık kıyamet kopardı yoksa. o günlerin acısını şimdi çıkarıyorum gibi bişi. ters tepti bende nefret ederim çok düzenli olmaktan.
devamını gör...
meslek lisesinde okumak
üniversite hayaldir. günde sırf 11 saat bölüm dersi gördüğümü bilirim. neymiş meslek liseleri için üniversiteler açılacakmış yav he.
devamını gör...
pangram
hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.
"the quick brown fox jumps over the lazy dog".
ingilizce için
"the quick brown fox jumps over the lazy dog".
ingilizce için
devamını gör...
makyaj yapan kadın
doğukan herhalde tüm kadınların her haliyle güzel olduğunu bilmiyor.
( doğukan tanımını değişmiş)
( doğukan tanımını değişmiş)
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bana denilen en ufak şeyi bile sürekli düşünüp geceleri ağlıyorum
devamını gör...
hazıra dağ dayanmaz
çok güzel bir atasözüdür.
hazır mala veya kalan miraslara güvenmememiz öğütlenir.
eğer üstüne eklemez ve sürekli tüketirsek bunlar da tükenir ve zorluk yaşayabiliriz.
hazır mala veya kalan miraslara güvenmememiz öğütlenir.
eğer üstüne eklemez ve sürekli tüketirsek bunlar da tükenir ve zorluk yaşayabiliriz.
devamını gör...
sözlüğün en kaliteli 5 yazarı
belki ben de varımdır diye ümit etmiştim. aşk olsun.
devamını gör...
thomas hobbes
hiçbir korkuluğu kurt, ayı ve leopar şeklinde yapmamışlar. zannediyorum ki insanlardan daha korkunç bir varlık bulamamışlar. sözünün sahibidir.
devamını gör...
beğenilen kadına gay rolü yapıp yanaşmak
devamını gör...
fırat yılmaz çakıroğlu
bugün şehit edilişinin 6. yılı, ruhu şad, mekanı cennet olsun.
devamını gör...
ağaç adam hastalığı
çok küçükken televizyon haberlerinde gördüğüm hastalıktır.
baya korkmuştum.
şifalar dilerim.
baya korkmuştum.
şifalar dilerim.
devamını gör...
çocukken sahip olunan yanlış bakış açıları
babanın her şeyi yapabileceğine inanmak.
şiddeti 6 civarında olan bir deprem sırasında babaya ''baba durdursana şunu'' demek…
şiddeti 6 civarında olan bir deprem sırasında babaya ''baba durdursana şunu'' demek…
devamını gör...
rukuya eğilip çıplak ayakla karşılaşmak
son sünneti kılarken ezanı duymuş insanım. ne diyelim; "ameller niyetlere göredir."
devamını gör...
40 mesleğe belge zorunluluğu getirilmesi
aile, çalışma ve sosyal hizmetler bakanlığı'nca, aralarında, elektrik tesisatçısı, elektrik ve doğal gaz sayaç sökme-takma elemanları, çimento üretim elemanı, tıbbi atık toplayıcısı, mermer doğal taş ocakçısı ve yer altı hazırlık işçisinin de olduğu 40 meslek için yeterlilik belgesi zorunluluğu getirildi.
iş kazaları açısından yüksek risk grubundaki 'tehlikeli' ve 'çok tehlikeli' sınıftaki 143 meslekte, belgeli çalışan şartı bulunan mesleki yeterlilik kurumu, paydaşlarının da katkılarıyla 40 meslek için daha belge zorunluluğu getirdi.
buna göre, madencilik ve enerji sektörlerindeki meslekler başta olmak üzere; aralarında elektrik tesisatçısı, elektrik ve doğal gaz sayaç sökme-takma elemanları, çimento üretim elemanı, mermer doğal taş ocakçısı ve yer altı hazırlık işçisinin de aralarında olduğu 40 meslekte, mesleki yeterlilik belgesi olmayanlar 10 nisan 2022'den itibaren çalışamayacak.
belge zorunluluğuyla iş kazaları yüzde 25 azaldı
iş kazalarının asgariye indirilmesi, üretimde verimlilik ve etkinliğin sağlanmasını amaçlayan mesleki yeterlilik belge zorunluluğu, 2015 yılından bu yana uygulanıyor.
aile, çalışma ve sosyal hizmetler bakanlığı verilerine göre, belge zorunluluğu sayesinde 'tehlikeli' ve 'çok tehlikeli' sınıftaki mesleklerde iş kazaları yüzde 25 azaldı.
yeni eklenen 40 meslekle birlikte, 'tehlikeli' ve'çok tehlikeli' sınıfta olup mesleki yeterlilik belgesi zorunluluğuna sahip meslek sayısı 183'e yükseldi.
buradan
devamını gör...
wernicke-korsakoff sendromu
wernicke-korsakoff sendromu, 19. yüzyılın sonlarında tanımlanmış nöropsikiyatrik bir tablodur; ilk kez 1881 yılında carl wernicke, üç hasta üzerindeki klinik-patolojik gözlemlere dayanarak tablonun nörolojik niteliklerini ortaya koymuştur. bu sendromun psikiyatrik nitelikleri ise 1887 yılında sergei sergeievich korsakoff tarafından belirlenmiştir. bu duruma göre, wernicke-korsakoff sendromunda iki komponentin bulunduğu görülmektedir:
wernicke ensefalopatisi nörolojik bulgular demetidir,
korsakoff psikozu ise psikiyatrik bulgulardan oluşur.
wernicke hastalığı veya wernicke ensefalopatisinde 3 temel bulgu vardır; konfüzyon ya da amnezi, nistagmus ya da oftalmopleji, (iii) ataksi. bunlara, zamanla b1 vitamini (tiamin) eksikliğine bağlı öteki bulgular da (örneğin, periferik nöropati) eklenir.
korsakoff psikozu ise bellek bozukluğu, öğrenme güçlüğü ve demansı andıran klinik bulgulardan oluşur. özellikle, uzun süren ödünsüz açlık grevlerinde apati, konfabülasyon, ajitasyon ve halüsinasyon gibi psikiyatrik bulgular giderek yoğunlaşır.
--- alıntı ---
tr.wikipedia.org/wiki/Werni...
--- alıntı ---
wernicke ensefalopatisi nörolojik bulgular demetidir,
korsakoff psikozu ise psikiyatrik bulgulardan oluşur.
wernicke hastalığı veya wernicke ensefalopatisinde 3 temel bulgu vardır; konfüzyon ya da amnezi, nistagmus ya da oftalmopleji, (iii) ataksi. bunlara, zamanla b1 vitamini (tiamin) eksikliğine bağlı öteki bulgular da (örneğin, periferik nöropati) eklenir.
korsakoff psikozu ise bellek bozukluğu, öğrenme güçlüğü ve demansı andıran klinik bulgulardan oluşur. özellikle, uzun süren ödünsüz açlık grevlerinde apati, konfabülasyon, ajitasyon ve halüsinasyon gibi psikiyatrik bulgular giderek yoğunlaşır.
--- alıntı ---
tr.wikipedia.org/wiki/Werni...
--- alıntı ---
devamını gör...
düşün ki annen bunu okuyor
hastanede bu sefer ki farklı dediğin de hiç böyle olacağını düşünmemiştim, ben sandım ki yine beraber çıkacağız ordan.
seni çok özledim.
seni çok özledim.
devamını gör...