yazarların itiraf köşesi
zoruma gidiyor. ağlıyorum. düşündükçe daha da fena oluyorum.
o kadar sevdim seni o kadar özledim ki. bir kez olsun sarılamamak, seninle gülememek, elini tutamamak, gözlerine bakamamak içimi acıtıyor. seni üzen o kişileri yok etmek istiyorum, yok olsunlar. bir cesaret arkadaşına yazdım, senin haberin yok. nasıl, iyi mi, dedim. lütfen ona bir şey deme, üzülür, dedim. onu özledim, dedim. korkak demeyin lütfen. aşılamayan bazı durumlardan böyle olması gerekiyor,böyle oldu. bugün nedense ona o kadar çok sarılmak istiyorum ki sessizce de ağlamak istiyorum ama burda güzelim cem adrian ve ayıcığımla birlikteyim. onun da bir hayatı var benim de. onun istediği gibi olamam, ben olmuyorum o zaman. ben onu öyle kabul ettim ama o beni etmedi. olmaz ki, olmadı da. iyi ki varsın, mutlu ol. gülüşlerin eksik olmasın. 21.
o kadar sevdim seni o kadar özledim ki. bir kez olsun sarılamamak, seninle gülememek, elini tutamamak, gözlerine bakamamak içimi acıtıyor. seni üzen o kişileri yok etmek istiyorum, yok olsunlar. bir cesaret arkadaşına yazdım, senin haberin yok. nasıl, iyi mi, dedim. lütfen ona bir şey deme, üzülür, dedim. onu özledim, dedim. korkak demeyin lütfen. aşılamayan bazı durumlardan böyle olması gerekiyor,böyle oldu. bugün nedense ona o kadar çok sarılmak istiyorum ki sessizce de ağlamak istiyorum ama burda güzelim cem adrian ve ayıcığımla birlikteyim. onun da bir hayatı var benim de. onun istediği gibi olamam, ben olmuyorum o zaman. ben onu öyle kabul ettim ama o beni etmedi. olmaz ki, olmadı da. iyi ki varsın, mutlu ol. gülüşlerin eksik olmasın. 21.
devamını gör...
evin duvar boşluğunda 3 metre yılan yakalanması
siz bu zehirsiz yılandan değil, asıl iki ayaklı yılanlardan korkun, of of özelikle akraba olanlarından.
bende bir yılanlık yaptım :)
bende bir yılanlık yaptım :)
devamını gör...
yazın
"yaz- " (eski türkçe "yas-": açmak, sermek) eyleminden evrilerek türetilmiş ve edebiyat ile anlamdaş sözcük.
devamını gör...
benedict cumberbatch
hayranlarına"cumberbitches" denilen aktör. 4 sezon üst üste sherlock izleyince ister istemez cumberbitch olabiliyor insan. bir arkadaşım diyor.
devamını gör...
dar pantolon giyen erkek
dar falan amenna da bunun kırmızı tonları ve hardal rengi pantolon giyenleri var onlar biraz sorunlu gibi geliyor bana.
devamını gör...
inançsız olduğu halde kötü alışkanlıkları olmayan insan
iyiyi-kötüyü, zararlıyı-faydalıyı ayırt etmek için dinin emirlerine ihtiyacı olmayan insandır.
devamını gör...
insana kendini şanslı hissettiren durumlar
durağa gelir gelmez otobüsün gelmesi.
devamını gör...
yazarların bir kişide ilk baktıkları yer
gözler çünkü ziyadesiyle fazla şey anlatırlar.
devamını gör...
en yakındaki kitabın 84. sayfasının ilk cümlesi
iki çocuk doğuyordu: phobos'la demos, bozgun ve korku yaratan tanrılardır bunlar.
(ve su sekilde devam ediyor)
belalı, korkunç savaşlarda bu tanrılar
iter kakarlardı ordu birliklerini
yakıp yıkıcı ares'in yardımıyla.
(ve su sekilde devam ediyor)
belalı, korkunç savaşlarda bu tanrılar
iter kakarlardı ordu birliklerini
yakıp yıkıcı ares'in yardımıyla.
devamını gör...
pete sampras
şimdiki zamanların golfçüsü, bir zamanların tenis efsanesi, sabahın bir körü uyanıp tenis izlememe neden olan iki insandan biri - diğeri martina hingis- rekortmen bir sporcudur.

çok sayıda iyi tenisçi seyrettik, büyük keyif aldık, heyecanlandık, sinirlendik, birçok duyguyu yaşadık onları izlerken ama sadece birkaç tanesi derin ve kaybolmayan izler bıraktı hayatımızda. pete sampras o iz bırakanlardan biri.
1971 doğumlu amerikalı pete, diğer birçok amerikalının aksine çok düzgün bir aile hayatına sahip olan ve ailesi ile bağları kuvvetli olan bir insandır, antrenörü ile de böyle bir bağ kurar ve onun elinin değmesi ile de 19 yaşında şampiyonluğa ulaştıktan sonra düşüşe geçen kariyeri tekrar şahlanır. 14 şampiyonlukla rekoru majesteleri roger federer’e kaptırana kadar elinde bulunduran pete her zaman tenisin bir numaralarından biri olmayı başarmıştır.

benim için sampras’ı unutulmaz yapan şey ise daha önce tenis kortunda hiç görmediğim bir şeyi alışkanlık haline getirmiş olmasıdır. pete sık sık karşıdan gelen topları uçarak karşılardı. bu benim için o kadar alışmadık bir durumdu ki her an gözüm ekranda pete’i zor durumda bırakması beklenen bir vuruşun gelmesini, pete’in de onu süpermen gibi uçup çıkarmasını beklerdim.

pete benim için şu sözün tam karşılığıdır:
bazı kahramanlar pelerin takmaz.

çok sayıda iyi tenisçi seyrettik, büyük keyif aldık, heyecanlandık, sinirlendik, birçok duyguyu yaşadık onları izlerken ama sadece birkaç tanesi derin ve kaybolmayan izler bıraktı hayatımızda. pete sampras o iz bırakanlardan biri.
1971 doğumlu amerikalı pete, diğer birçok amerikalının aksine çok düzgün bir aile hayatına sahip olan ve ailesi ile bağları kuvvetli olan bir insandır, antrenörü ile de böyle bir bağ kurar ve onun elinin değmesi ile de 19 yaşında şampiyonluğa ulaştıktan sonra düşüşe geçen kariyeri tekrar şahlanır. 14 şampiyonlukla rekoru majesteleri roger federer’e kaptırana kadar elinde bulunduran pete her zaman tenisin bir numaralarından biri olmayı başarmıştır.

benim için sampras’ı unutulmaz yapan şey ise daha önce tenis kortunda hiç görmediğim bir şeyi alışkanlık haline getirmiş olmasıdır. pete sık sık karşıdan gelen topları uçarak karşılardı. bu benim için o kadar alışmadık bir durumdu ki her an gözüm ekranda pete’i zor durumda bırakması beklenen bir vuruşun gelmesini, pete’in de onu süpermen gibi uçup çıkarmasını beklerdim.

pete benim için şu sözün tam karşılığıdır:
bazı kahramanlar pelerin takmaz.
devamını gör...
erkek yazarlardan kadın yazarlara sorular
#945837
kendi adıma konuşmam gerekirse birileri beni beğensin diye dekolte verip ona göre giyinmiyorum. her zaman kendimi güzel görmeyi isterim, aynaya baktığımda da beni iyi hissettirecek, kendimi güzel hissetmemi sağlayacak şeyler giyerim. fiziğimin beğenilmesi tabii ki hoş ama fikirlerimin beğenilmesi daha da hoşuma gider.
kendi adıma konuşmam gerekirse birileri beni beğensin diye dekolte verip ona göre giyinmiyorum. her zaman kendimi güzel görmeyi isterim, aynaya baktığımda da beni iyi hissettirecek, kendimi güzel hissetmemi sağlayacak şeyler giyerim. fiziğimin beğenilmesi tabii ki hoş ama fikirlerimin beğenilmesi daha da hoşuma gider.
devamını gör...
yazarların sevdiği çizgi film kahramanları
buz devri, sid
devamını gör...
kana kırmızı rengini veren madde
fişne suyudur.
devamını gör...
chp zihniyeti
küçükçekmece sahil girişinde oturuyorum. bu sabah bir uyandım buram buram, leş gibi bir koku.
camdan kafayı çıkarıp baktım ki ne göreyim; her yer çöp yığını, gölün üstü pislik tabakası olmuş.
neyse yüzümü yıkiyim dedim, sular akmıyor. anneme "noluyo?" diye sorayım dedim annem evde yok. aradım, fırında ekmek kuyruğundaymış. yanına gitmek için evden çıktığımda mahalledeki
caminin ahıra çevrildiğini gördüm. meydan tam bir kaos yeriydi, ellerinde leğenler belediye tankerinden su almaya gelen insanlar birbirlerini eziyorlardı. o hengamede bir adam sırf başörtülü
olduğu için linç edildi. işte cehape zihniyeti budur a dostlar..
camdan kafayı çıkarıp baktım ki ne göreyim; her yer çöp yığını, gölün üstü pislik tabakası olmuş.
neyse yüzümü yıkiyim dedim, sular akmıyor. anneme "noluyo?" diye sorayım dedim annem evde yok. aradım, fırında ekmek kuyruğundaymış. yanına gitmek için evden çıktığımda mahalledeki
caminin ahıra çevrildiğini gördüm. meydan tam bir kaos yeriydi, ellerinde leğenler belediye tankerinden su almaya gelen insanlar birbirlerini eziyorlardı. o hengamede bir adam sırf başörtülü
olduğu için linç edildi. işte cehape zihniyeti budur a dostlar..
devamını gör...
çocukken yapılan salaklıklar
çok çalışırsam her şeyi başarabilirim zannediyordum, halbuki şans faktörü hayatın her alanında varmış çok çalışınca her istediğimiz olmuyormuş.
devamını gör...
ölmesi gereken türk gelenekleri
kız istemedir. herkes için geçerli olmasa da temelinde sanki kadın alınacak verilecek bir eşyaymış, sahibi de babasıymış gibi bir sahipten başka sahibe veriliyormuşcasına yapılan eylemdir. hatta bazı yörelerde kadına maddi bir değer de biçilir ki satın alan kişi kadının sahibi oymuşcasına eş değil de evine eşya almış gibi davranır. temelinde kadının değerini sadece çocuk doğuracak bir bebek makinesi, ev işi yapacak bir hizmetçiye indirgeyen her türlü gelenek yok edilmelidir. o gelenekler bu zamanlara kadar gelmiş ama daha da gitmesin.
devamını gör...
bilinmeyen bir kadının mektubu
stefan zweig'in yazdığı, 1922 yılında yayınlanan ve sevmenin ağızdan çıkan birkaç kelimeden çok daha öte olduğunu bize gösteren ince bir kitap.
orijinal adı: brief einer unbekannten
eğer isminden dolayı kitaba ön yargı duyuyorsanız kesinlikle bu yargıyı yıkıp okumaya başlamalısınız. kitap adından da anlaşılacağı üzere bir kadının, kendisini bilmeyen birine yazmış olduğu mektuptan oluşuyor. ismini dahi bilmediğimiz bir kadının acılarına, umutlarına, hayal kırıklıklarına, sevinçlerine ve en masum hayallerine eşlik ediyoruz. zweig şu noktada zor bir işi başarmış bence, bir erkek olarak, karşı cinsiyetin duygu ve düşüncelerini gerçekten empati yaparak yazıya aktarmış. gerçi psikoloji bilgi birikimini bilmeyen yoktur. eserlerinde başarıyla kullanır.
kitap bittiğinde böyle güzel bir hikayeye eşlik ettiğim için büyük bir hüzün duymuştum. tabii sonlara doğru yeşilçam'a da bağlamadı değil fakat hoş bir acı his* bırakıyor okuduktan sonra.
fark ettim de kitabı tekrar okusam belki de basit bir platonik aşk hikayesi olarak görürüm. bu yüzden sanırım asla tekrar okumayacağım, okuduğum ilk zamandaki ilk hislerimi ve düşüncelerimi kaybetmemek için.
kendisine ''iyi olan şey unutulmaz, seni unutmayacağım'' denmesine rağmen hiç tanınmamış ve hiç hatırlanmamış bir kadının mektubuna bir şans vermenizi öneririm.
orijinal adı: brief einer unbekannten
eğer isminden dolayı kitaba ön yargı duyuyorsanız kesinlikle bu yargıyı yıkıp okumaya başlamalısınız. kitap adından da anlaşılacağı üzere bir kadının, kendisini bilmeyen birine yazmış olduğu mektuptan oluşuyor. ismini dahi bilmediğimiz bir kadının acılarına, umutlarına, hayal kırıklıklarına, sevinçlerine ve en masum hayallerine eşlik ediyoruz. zweig şu noktada zor bir işi başarmış bence, bir erkek olarak, karşı cinsiyetin duygu ve düşüncelerini gerçekten empati yaparak yazıya aktarmış. gerçi psikoloji bilgi birikimini bilmeyen yoktur. eserlerinde başarıyla kullanır.
kitap bittiğinde böyle güzel bir hikayeye eşlik ettiğim için büyük bir hüzün duymuştum. tabii sonlara doğru yeşilçam'a da bağlamadı değil fakat hoş bir acı his* bırakıyor okuduktan sonra.
fark ettim de kitabı tekrar okusam belki de basit bir platonik aşk hikayesi olarak görürüm. bu yüzden sanırım asla tekrar okumayacağım, okuduğum ilk zamandaki ilk hislerimi ve düşüncelerimi kaybetmemek için.
kendisine ''iyi olan şey unutulmaz, seni unutmayacağım'' denmesine rağmen hiç tanınmamış ve hiç hatırlanmamış bir kadının mektubuna bir şans vermenizi öneririm.
devamını gör...


