kendisiyle dalga geçmek ya da başına bir şey gelirse "hak etmiş" demek yerine tedavi ettirilmesi gereken insan.
(bkz: hibristofili)
devamını gör...

dini inançla ilgili esasları, kısa ve özlü biçimde anlatan genel kuralların yazılı olduğu, basite indirgenerek kaleme alınmış kitaplardır.
devamını gör...

medeniyet kokan muhalif şehir.

şehrin diğer isimleri; amed ve amid dir. amed dendiği zaman, surların içinde kalan eski diyarbakır kastedilir. yani diyarbakır genel bir isim iken, amed ise; surların içinde kalan eski yerleşim bölgesinin ismidir.

şehir dicle nehrinin kıyısına kurulmuş, surlarla çevrili, yedi kapısı olan yerleşkeden oluşmuştur. şehrin dicle nehrinin kenarında kurulmasının nedeni; dışarıdan gelen herhangi bir saldırı anında, nehrin düşman karşısında set oluşturmasıdır. dicle nehrinin bereketi ile şehrin yeme içme ihtiyacı bir asır öncesine kadar hevsel bahçelerinden karşılanırdı. bu durum, şehri hem dışarıya bağımlı olmayan bir şehir haline getirmiştir. hemde bulunduğu bölgede ekonomik açıdan söz sahibi olmasının en büyük nedenidir.

şehrin simge meyvesi karpuzdur. diyarbakır karpuzunu diğer şehirlerde yetişen karpuzlardan ayıran özelliği; kumda yetişmesi ve güvercin gübresi ile gübrelenmesidir. bu özel yetiştirme tekniği ile, 30-40 kilogram ağırlığa varan, kendine has lezzeti olan müthiş bir meyve elde edilir. pirinç*, pamuk, tütün*, domates*, buğday, arpa, üzüm* şehrin kendine özgü lezzetleri olan tarım ürünleridir.

diyarbakır, bölgedeki diğer şehirler gibi osmanlı hakimiyetine geçince; safeviler ile osmanlı arasında set görevi görmüştür. osmanlı; şii safevilere karşı, kürt sünni askerleri ön safta tutarak, safeviler ile arasında set oluşturmuştur. bu durum osmanlı'nın, bölgedeki feodal düzene taviz vermesinin asıl nedenidir. çünkü osmanlı, aşiret reislerini ve ağaları destekleyerek bölgedeki gücü kontrol edeceğini, bölgeye hakim olmanın, aşiret reislerinin ve ağaların insiyatifine bağlı olacağını biliyordu. feodal düzenin, bu bölgede osmanlı ile beraber güç kazandığını söylemek yanlış bir çıkarım olmaz. merkezi yönetim osmanlı nın kontrolünde, yerel yönetim aşiret ağalarının kontrolünde olmak kaidesi ile, bu durum osmanlı yıkılıncaya kadar devam etmiştir. cumhuriyet kurulunca aşiret düzeni güç kaybetmiş, bu durum iç savaşlara neden olmuştur. şeyh sait isyanı, bu perspektif ile değerlendirildiğinde anlam kazanır.

12 eylül 1980 darbesi sonrası, birbirine zıt iki fraksiyon ortaya çıkmıştır. kürt sol hareketi pkk ve kürt islam hareketi hizbullah. bu iki fraksiyonun hareket merkezi ve başkenti diyarbakır dır.

sur içi, şehrin en eski yerleşim yeridir. on gözlü köprü, ulu cami, hasan paşa hanı, unesco dünya kültür mirası listesinde diyarbakır surları ile beraber yer alan hevsel bahçeleri, dört ayaklı minare, meryem ana süryani ortodoks kilisesi, hz. süleyman türbesi * bu bölgede yer alır.

mahalle kültürünün şehre hakim olduğu yıllarda, şehir çocuğu * diye tabir edilen, her mahallenin gençlerinden oluşan belli gruplar vardı. bu gençler gönüllü olarak mahallelerindeki asayişi sağlardı. her mahalle, diğer mahallelerin gençleri ile koordinasyon halindeydi. hırsızlık, gasp vb. gibi olaylarda mahalle gençleri olaylara müdahil olur, belli bir caydırıcılık oluştururdu. tüm dünyada olduğu gibi, mahalle kültürü yerini kentleşmeye bıraktı. kentleşme ile beraber, şehir çocuğu kavramı amacını yitirip, hırsızın uğursuzun kendini tanımladığı bir kimlik haline büründü.

şehrin yemek kültürü gaziantep, şanlıurfa, mardin, adıyaman ile benzerlik gösterse de, kendine has lezzetleri mevcuttur. meftune ve kaburga dolması şehre özel lezzetlerdir. ciğer kebabı; adana, şanlıurfa ve gaziantep ten farklı olarak iri kıyım doğranıp pişirilir. az pişmiş ve az baharatlı tüketilir. burma kadayıf ve son yıllarda popüler olan soğuk baklava diyarbakır'a özel tatlılardır.

gezip, görülmesi gereken bir şehirdir.
devamını gör...

muhtemelen başıma gelirdi dediğim olay. dünyada aklınıza gelebilecek bütün felaketler başıma gelse şaşırmam artık. çünkü bir tek böbreğim çalınmadı.
devamını gör...

bana her zaman ninja kaplumbağaları hatırlatan eylem.

ninjalardan biri dolabı açar ve süt şişesini kafaya diker.

o günden beri birşeyleri kafaya dikmek hep hoşuma gitmiştir.
ama yakalanmamanız gerekir yoksa açık açık yapılmaz, ayıp.

bardakta tadı çıkmıyor efendim.
devamını gör...

ay inanmıyorum ama beeenn*. sözlüğe geldiğim ilk günlerden beri tanıdığım ve gerçekten sözlükte her zaman yanımda olan önemli insanlardan biri olan kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası ‘na ne kadar teşekkür etsem az*. bundan daha önce konuşmuştuk bu konuyu hatta çok sevgili yazılımcımız iko’ya bile söylemiştik ama şuan böyle güzel bi şey yapmanız ve destek vermeniz o kadar mutlu etti ki benii*.

gerçekten önce kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası nickli biricik yazarımıza sonra da hem bu kampanyaya hem de bana destek verip sözlükteki şuanki halime gelmemi sağlayan herkese çok teşekkür ederiim. sonuna kadar iyi ki varsınız, umarım hiç eksilmeden her gün büyür, sayımızı arttırırız.

e artık böyle kampanya, destek falan derken bu mor nick dileğimin gerçek olcağını düşünüyorum. sizce de öyle değil mi?*
devamını gör...

günün şiiri, günün köpeği, günün kedisi, günün şarkısı varken neden günün karikatürü olmasın dedim ve ilk taşı atıyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

daha az troll daha çok kalite.
devamını gör...

lc waikiki poşeti. ama o maymunlu olanlarından.
devamını gör...

özel bir konuk gelir mi? gelmez mi? yayını basmaya gelen birileri olur mu acep? buradan gönderme yapıyorum, gel yayını bas! gel kahkahanla şenlendir be?
devamını gör...

james abbott mcneill whistler-the peacock room.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1949 doğumlu japon yazar. yazmaya 1978'de bir beyzbol maçını izlerken karar vermiş. dünyaca ünlü ama japonlar tarafından eserlerinde amerikan kültürünü fazlaca barındırdığı için eleştiriliyor.
eserlerinde kedi, müzik, gizemli kadınlar, olağanüstü olaylar barındırır. size olayları ayrıntısıyla anlatır, karakterin yaptığı yemekten dinlediği parçanın adına, sigarasının markasına kadar detay verir, olay örgüsünü oluşturup kitaba sizi bağlar, sonunda sorularınızın yarısını cevaplamadan bırakır, kalakalırsınız. buna rağmen çoğu kitabını okuduğum ve bayıldığım yazar.

eserlerinden bazıları;
(bkz: imkansızın şarkısı)
(bkz: sahilde kafka)
(bkz: 1q84 serisi)
(bkz: zemberekkuşu'nun güncesi)
(bkz: kumandanı öldürmek)
devamını gör...

arkasında büyük bir hayal kırıklığı barındıran durumdur.
devamını gör...

bir şeyleri sakladığı düşünülen kişinin sakladıklarını söylemesi için kullanılan cümle.
devamını gör...

karşıdan karşıya geçmek,otamatik kapıları kullanmak,günlük hayatta aklınıza gelebilecek her şeyden kaygı duymaktır.hayatı zehir eden bozukluktur.
anksiyete herkeste görülebilir.psikiyatriye gidip destek almak gayet normal bir durumdur.hastalık değil bozukluktur.
devamını gör...

ytong ve burger king firmalarında hisse sahibi ve yönetim kurulu üyesi olan futboldan herhangi bir insandan daha fazla anlamayan ve herhangi bir insandan daha özgün fikirleri olmayan trt yorumcusu ve sabah gazetesi yazarıdır.

futbolun noel babası gibi bir karakterdir. 2 yılda bir ya dünya kupası ya da avrupa şampiyonası için ortaya çıkar ve hepimizi futboldan soğutan yorumları ile futbol izleyecisini futboldan bezdiren bir insandır.

maç boyunca bitse de gitsek bir ses tonu ile konuşur, asla tonlama yapmaz, önceden belirlediği ve muhtemelen önünde bulunan bir not kağıdında yazan sözleri bağlamdan bağımsız olarak sıralar.

bu not kağıdında yazan sözlerden en önemlisi “ kolektif futbol”dur. eğer bu sözü her maç en az dört kez söylemezse futbol tanrılarından biri olan sokrates tarafından tekmeleneceğine inandığına dair söylentiler bulunmaktadır.

iki takım da gol atamazsa berabere biter diyerek matematiksel anlamda gözümüzü açan, kaleciler topa bakmazsa gol olabilir diyerek bakış açımızı değiştiren, kaleci olmasa gol olacaktı diyerek de bizleri varoluşsal krizlere sokan üründül’ü savunanlar ise ısrarla yorumculuktan para almadığını söyleyerek vuvuzeladan daha rahatsız edici olan yorumcuya olumlu bir yandan bakmaya çalışmaktadır.

ancak bu konuda mehmet demirkol’un bir yayın da sorduğu ve aşağı yukarı şöyle bir şey olan soruyu mealen tekrar etmek isterim:

bir hastaneye gidip ben beyin ameliyatı yapmak istiyorum ve bunun karşılığında ücret almayacağım desek bize bu konuda izin verirler mi?
devamını gör...

öğrenci evindeyiz henüz buzdolabını doldurmamışız, hesap yapıyoruz şunu alsak ne kadar gider hangi marketten şunu alsak en uyguna gelir vb.vb. tabi bunlar konuşulurken karnımız aç bir şeyler kemiriyoruz. o sırada ekmeğe limon sıkıp ağzıma atmıştım. o gün bu gündür ekmeğe limon sıktığım için dalga konusu olmuştum. komikti bir nevi.
devamını gör...

şu an sayıları 70'tir.
edit: 74.
neden isminizi vermiyosunuz?
izlendiğinizi mi düşünüyorsunuz?
korkak mısınız?
devamını gör...

look at the face and put tea.

en mantıklısı budur herhalde.


tanım: 'tipe bak çay demle' deyiminin ingilizcesini paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...

savcıya cesaretinden dolayı çok çok teşekkür ediyorum, inşallah gerçekten halkını seven, iyiliğini isteyen bürokratlar konuşmaktan , eleştirmekten korkmaz, çekinmez ve çoğalır .
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim