1232 tl genel sağlık sigortası prim borcu.daha nisan'a kadar vaktide var.çok şükür başka borcum yok hepsi bu.
devamını gör...

relax isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.

hristiyan peygamber hz. isa'nın on iki havarisinden biridir ayrıca diğer bir havari olan (bkz: andres)'in kardeşidir.

genellikle (bkz: aziz petrus) olarak bilinir.

hz. isa gibi çarmıha gerilerek öldürüldüğüne inanılır.
devamını gör...

bir joan baez yorumu. buradan

ikinci dünya savaşı sırasında vagonlarla toplama kamplarına götürülen museviler, vagonlarda bu şarkıyı söylerlermiş. tabi yahudi dilinde ve "dona dona" şeklinde söylerlermiş.

şarkının sözleri, kesime götürülen bir danayı anlatır. olay ne kadar danaya hitap ederek anlatılsa da bu enfes protest şarkının sözlerini hayatınızın çoğu anına uyarlayabilirsiniz.



şarkının ingilizce sözleri ve türkçe çevirisi şu şekilde:

on a wagon bound for market / pazara gitmek için hazırlanmış arabada
there's a calf with a mournful eye / gözleri hüzünlü bir dana var
high above him there's a swallow /onun üstünde, yükseklerdeyse bir kırlangıç
winging swiftly through the sky / göklerde hızla kanat çırpmakta


how the winds are laughing / nasıl da gülüyor rüzgârlar
they laugh with all their might / gülüyorlar bütün güçleriyle
laugh and laugh the whole day through / gülüyorlar ve gülüyorlar tüm gün boyunca
and half the summer's night / ve bir yaz gece yarısına kadar
donna, donna, donna, donna; donna, donna, donna, don
donna, donna, donna, donna; donna, donna, donna, don

"stop complaining!" said the farmer / "yakınmayı bırak” dedi çiftçi
who told you a calf to be? / kim dedi sana dana ol dedi ki?
why don't you have wings to fly with / niye senin uzaklara uçacak kanatların yok ki?
like the swallow so proud and free? / şöyle özgür ve gururlu bu kırlangıç ​​gibi..


how the winds are laughing / nasıl da gülüyor rüzgârlar
they laugh with all their might / gülüyorlar bütün güçleriyle
laugh and laugh the whole day through / gülüyorlar ve gülüyorlar tüm gün boyunca
and half the summer's night / ve bir yaz gece yarısına kadar
donna, donna, donna, donna; donna, donna, donna, don
donna, donna, donna, donna; donna, donna, donna, don

calves are easily bound and slaughtered / danalar kolaylıkla bağlanıp kesilebilir
never knowing the reason why / nedenini asla bilmeden
but whoever treasures freedom / ama özgürlüğe değer veren
like the swallow has learned to fly / uçmayı öğrenmeli, bir kırlangıç gibi..


how the winds are laughing / nasıl da gülüyor rüzgârlar
they laugh with all their might / gülüyorlar bütün güçleriyle
laugh and laugh the whole day through / gülüyorlar ve gülüyorlar tüm gün boyunca
and half the summer's night / ve bir yaz gece yarısına kadar..
donna, donna, donna, donna; donna, donna, donna, don
donna, donna, donna, donna; donna, donna, donna, don
devamını gör...

sıkışmışlık.
devamını gör...

kendini paralayacak kadar sarhoş olmak.
devamını gör...

evlenmişsen zaten yanmissin arkadaşım..
dünya alem bir olsa..
seni bu durumdan kurtaramayiz..
yine de dileğimiz tam olsun..
yaşamın bahtiyar olsun..
devamını gör...

odanın içinde sırıtsa bile sırıtmayacağını düşünen adamdır. gördüğümüz şeyler aslında tümden gelir. ne kadar odaklandığımız yer tek olsa da beyin onu yine de çevreyle beraber algılar. bazı gördüğümüz illüstrasyonlar da bu şekilde oluşur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ben sanırım aşık oldum.
devamını gör...

bugün beni mutlu edecek bir şey olmamış diyeceğim başlık. şaka maka olmamış.

size bir şey anlatmak istiyorum;
--! spoiler !--

bir adam yurtdışına çıkıyor, akrabalarının yanına. yorgunluk kahvesidir, moladır, yemektir derken iş ülkeyi gezmeye geliyor. akrabalardan biri "yarın olsun gezeriz" diyor ve uyuyorlar. sabahınan çıkıp ülkeyi gezmeye başlıyorlar. gezintinin bir yerinde adam bir mezarlığa denk geliyor fakat bu mezarlığın diğer mezarlıklardan farklı olduğunu görüyor. efendime söyleyeyim; mezar taşlarının üzerinde ne doğum tarihi varmış, ne de ölüm tarihi! yalnızca "20, 11, 9" gibi sayılar varmış. adam dönüp sormuş mezarlık bekçisine, "bunlar nedir?" bekçi şöyle cevap vermiş; "efendim, bu mezarlık özeldir. buraya gömülen kişilerin mezar taşında ne ölüm tarihleri yazar, ne de doğum tarihleri. yalnızca mutlu oldukları gün sayısı yazılır. onlar bu günlere göre 'yaşamış' veya 'yaşamamış' sayılır."

--! spoiler !--

bizde de böyle bir şey olursa benim mezar taşıma bir gün eksik yazılacak. haksızlık değil de nedir?
devamını gör...

canım ayasofya.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kavga' n bitti mi birader?
devamını gör...

play it once, sam. for old times’ sake.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sıradan yazarlardır.
devamını gör...

benim kırmızı çizgim anlamına gelen natasa theodoridou şarkısı.

türkçe sözleri;*

"dumanla sakladım yüzümü
kaç hüznü sığdırabilirim ki bir bardağa
hayatımı senin ellerine bağlamamı söyledin
düşmeye bıraktın sonra da beni

yüzüm donuk ve ölü
gözyaşlarını kurutmayı öğrenmiş bir taş gibi
bu gece aşk, direksiyonu bırakıyor
bense tek başıma yürüyorum

hangi gökyüzüne sığarız biz ikimiz
zamanı geldi artık benim de bir şeyler yapmamın

kırmızı bir çizgi çekiyorum artık her şeye
yanlış yolda olan bir aşkı siliyorum
madem öyle istiyorsun, bu olsun en büyük anımız

kırmızı bir çizgi çekiyorum artık her şeye
yanlış yolda olan bir aşkı siliyorum
madem öyle istiyorsun, bu olsun en büyük anımız

yüzüm kapalı bir pencere
erimiş bir demir vücudum nereye dokunsam
paslanmayayım diye cama çevirdin beni
kırılmamı istiyorsun şimdi de

yüzüm karanlık bir balkon
hiç bir zaman bakmaya cesaret edemediğin
gittiğimde, arama benim dokunuşumu
çağırma beni

hangi gökyüzüne sığarız biz ikimiz
zamanı geldi artık benim de bir şeyler yapmamın

kırmızı bir çizgi çekiyorum artık her şeye
yanlış yolda olan bir aşkı siliyorum
madem öyle istiyorsun, bu olsun en büyük anımız"


spotify for natasa mou!
devamını gör...

kintsukoroi yine bir japon güzelliği olan zen budizmi temelli wabi-sabi anlayışından doğan onarma sanatı.
kırılan,dökülen ama parçaları hala mevcut eşyanın -nitekim ruhun, duygunun- yeni bir amaç, işlev (hayat) kazandırmak için, altınla tamir edilmesiyle kusurlu, hasarlı olanında işlevsel olabileceğini anlatır.
kusurlu (parçalanmış) olanın, yeni bir işlevsellik kazanması için önce hasarı ve hasarlı olanın da güzel olduğunu kabullenmesi -inanması- gerekir.
devamını gör...

bu mevsimde tam da şöyle olan meyve.
biz bu haline gumuş deriz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tam adı ibrahim abdülkadir meriçboyu. 1917 doğumlu, 1940 sonrası sosyalist toplumcu-gerçekçi şairimiz. 1939'da kara harp okulu son sınıf öğrencisiyken, nazım’a hayranlığıyla dikkatleri çeken a. kadir son sınıfta “zararlı kitaplar okuduğu ve aykırı düşüncelere sahip olduğu” gerekçesiyle okuldan atılarak tutuklandı. nazım hikmet'le birlikte yargılanarak 10 ay hapse mahkum oldu. 1943'te savaş karşıtı şiirlerini içeren ilk kitabı tebliğ toplatıldı, sıkıyönetim tarafından istanbul dışına sürgün edildi. şiirlerinin yanı sıra farsçadan yunancaya pek çok dilde yaptığı çevirileriyle dünya edebiyatının edebiyatımızda tanınmasına büyük katkıda bulunmuştur. 1958'de azra erhat ile birlikte yaptıkları ilyada çevirisi, 1970'te yine azra erhat'la birlikte yaptıkları odysseia çevirisi çıktı. pek çok çeviriyi 3 ciltte dünya halk ve demokrasi şiirleri adı altında bir araya getirdi. 1985 yılında istanbul'da yaşama veda etti.


çile
bizim hiç bir hürriyetimiz yok,
hiç bir hürriyetimiz,
ne çalışmak, ne konuşmak, ne sevişmek,
sen orda bağrına bas dur en büyük çileyi,
ben burda en büyük çileyi doldurayım,
ekmeğe muhtaç, hürriyete muhtaç, sana muhtaç.
sen orda dalından koparılmış bir zerdali gibi dur,
ben burda zerdalisiz bir dal gibi durayım.


özellikle şu son iki dizesi ilk okuduğumdan beri kazınmıştır aklıma.


yol
tekmil haklar alınır.
tekmil hürriyetler kısılır.
tekmil köşe başları, tekmil kapılar tutulur.
gökyüzü tıkılır dört duvar içine.

bütün bunlara karşı,
dümdüz, apaydınlık kalır
seni bana getiren yol.


savaşı, yoksulluğu, iyiye, doğruya, eşitliğe duyduğu özlemi kavgasız, samimi, gerçekçi bir dille anlatır.


insan

insan kuş kanadında gelen yazı.
insan arı su, insan ak süt.
insan yemyeşil uzanan bahçe.
insan kum, insan çakıl taşı.
insan yiğit, insan dost, insan sevdalı.
insan kancık, insan ödlek, insan hergele.
insan kocaman, dağ gibi.
insan parmak kadar, küçücük.
insan alın teri, insan lokma, insan kan.
insan solucan, insan sülük.

insan kuş kanadında gelen yazı.
insan gül fidanında yanan konca.
insan umutların kapısı.



nazım hikmet, “a. kadir’i pek severim, yüreğimin başında oturan insanlardan biridir. onun yüreği halis bir şair yüreğidir.” der hapishane arkadaşı için.
devamını gör...

"ben bu çağdan nefret ettim. etimle, kemiğimle nefret ettim." cahit zarifoğlu
devamını gör...

iki çeşit sinesteziye sahibim ve uzun zamandır da bilincindeyim.
seslerin şekillerini ve renklerini görüyor, harf ve rakamları renk ve kişilikli algılıyorum.
bu sebeple müzik çok önemli benim için iyi bir müzik cenneti yaşatırken, korkutucu gelenle panik atak geçirecek gibi olabiliyorum veya basit bir şarkı sinirlerimi bozabilir. karmaşık ritimlerden hoşlanırım vs.
baya ayrıntılı şekilde anlattığım bir yazım var meraklısını şuraya alabilirim.
devamını gör...

gereksiz samimiyet kurmayan , yapmacık ve gösteriş budalası olmayan insandır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim