didik didik freud freud'u derinlemesine anlatan, aralarda klasik müziklerle de mest eden bir podcast.
açık bilim felsefe ve bilim ile ilgili müthiş bir podcast.
kaçık prens psikoloji ve günlük yaşam üzerine çok keyifli sohbetlerin döndüğü bir podcast.
altevren çizgi roman sevenlere duyurulur.
philosophize this uzuun bir felsefe yolculuğu.
fularsız entellik ve tabii ki entel sohbetler.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


“oğlum dur!” da diyemiyorsun.
devamını gör...

şuradaki çocuk olmak suretiyle burada bulunuyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

teoman'ın 2003 yılında çıkardığı,
kendi ismini taşıyan albümünden bir parça. ekseriyetle bu saatlerde aklıma düşer.



saat üç olmuş
resimler buruşmuş karlar erirken saçlarında
sen hep güzelsin
benimse içtiğim her bir damla yaralarıma vurmuş

koşma yorulduysan
anaforda boğulduysan
sen de korkuyorsan yalnızlıktan

bilme istemiyorsan
bir an bile gülmüyorsan
sen de sıkıldıysan yalanlarımızdan

saat üç olmuş
soğuktan deniz donmuş
balıklar kıyılara vurmuş
küçük bir kar tanesi, onca yolu uçmuş
sonunda tam dilimin ucuna konmuş

koşma, yorulduysan
anaforda boğulduysan
sen de korkuyorsan yalnızlıktan

bilme, istemiyorsan
bir an bile gülmüyorsan
sen de sıkıldıysan yalanlarımızdan

koşma, yorulduysan
anaforda boğulduysan
sen de korkuyorsan yalnızlıktan

bilme, istemiyorsan
bir an bile gülmüyorsan
sen de sıkıldıysan yalanlarımızdan

koşma, yorulduysan
anaforda boğulduysan
sen de korkuyorsan yalnızlıktan

bilme, istemiyorsan
bir an bile gülmüyorsan
sen de sıkıldıysan yalanlarımızdan...

devamını gör...

- samsung c100
- nokia 3500
- nokia 5800 xpress music
- samsung s3
- samsung s4
- samsung s5
- samsung a6 plus ( seviyeli birlikteliğimize devam ediyoruz )
devamını gör...

yakışmadığı bir şey göremediğim için bir çok madde sıralayacağım başlık.
- elbise
-topuklu ayakkabı
- kitap kılıfı
- kahve fincani
- nevresim takımı
- oje*
-yemek takımı
- perde
- çorap*.

tek yakışmadığını düşündüğüm şey böcekler, onlara karşı fobiliyim.
devamını gör...

tayyip'i savunmayacağım diye çığrından çıkan şeyler yazıyorsunuz. tayyip'i yine savunmayın, ben de savunmuyorum. hdp, pkk'nın siyasi ayağıdır, bu bir realite. selahattin'in artin agopyan'a yağdırdığı övgüleri (apo) kendiniz dinleyebilirsiniz, birçok yolu var. kulaklarınıza pamuk tıkamak gerçeği ortadan silmez.
yarın birgün tayyip g*t vermek büyük suçtur dese, ortam donsuzdan geçilmeyecek gibi görünüyor.
devamını gör...

2017 yılında gösterime giren bir simon curtis filmidir.

bir önceki tanımında bahsetmiştim aslında çocukların oyuncakları ile ilgili konuların hep hüzünlü olduğunda ama bu film 2018 yapımı christopher robin (film)’den çok daha hüzünlü bir hikaye.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bir sanatçının çocuğu olmak ne demek bilir misiniz bilmiyorum. ama ben bunun ne demek olduğunu biliyorum. hem de çok iyi. bir sanatçının çocuğu olmak hüzünlü büyümek demek. babamın kardeşimle benim siyah beyaz fotoğraflarımızı çektiğini hatırlarım. sanırım iyi birer modeldik, çok iyi açılar veriyorduk ama içimizden çok acı verdiğimiz geçerdi hep ona.

uzun uzun çocukluk travmalarımı anlatacak değilim ama siz böyle travmalar izlemek istiyorsanız bu filmi mutlaka izleyin.

çünkü bu filmde neşeli ve sevimli çocuk christopher robin’in gerçek halini göreceksiniz. yani onun oyuncaklarından fikir alarak winnie the pooh gibi muhteşem bir çizgi film yaratan aa milne’nin oğlu christopher robin milne’nin hikayesi ve babası ile olan ilişkisi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
savaş sonrasında eve dönen savaş yorgunu bir baba, adının bir çizgi filmde kullanılmasından rahatsız olmuş mutsuz bir çocuk.

sanatçı çocukları mutsuz büyür, oyuncakları o yüzden özeldir belki de.
devamını gör...

yaw niye söylüyonuz onu da paralı yapacaklar şimdi!!!*
devamını gör...

arkadaşlar arkadaşlar, bakın bakın size ne anlatacam.

mitolojik yaratık.

mar, yılan manasına gelir, an eki ise çoğuldur. şahmaran, inceltilerek şahmeran olarak okunur. yılanların şahı demektir.

adanalı olduğumdan, pek fazla şahmeran hikayesi dinledim. çocukken, şahmeran'ın kanının bir hamamın duvarında durduğu, ne yapılırsa yapılsın bir türlü temizlenemediği rivayetini duyduğumda, normal bir çocuk gibi, pek etkilenmiştim.

şahmeran, çok eski bir hikaye. dolayısıyla birçok farklı anlatımı mevcut. lokman hekim'le dahi anlatılan hikayeler var. iran'a kadar gidiyor olay. bazı araştırmacılar, bu hikayenin kökeni için iran'a bakılması gerektiğini savunur.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
tarsus, şahmeran anıtı. r: binnaz demirel.

en genelgeçer haliyle bir hikayesini yazalım...

şahmeran, tarsus'da yer altında yılanlarla birlikte mutlu mesut yaşayan bir üstü insan altı yılandır. yılanların kralı, şahıdır. halk tarafından varlığı bilinir, yeri bilinmez.

fukara bir çocuk olan camsab, ormanda arkadaşlarıyla gezerken, bal dolu kuyuya denk gelirler, camsab kuyuya iner ve yukarıdaki arkadaşlarına bal verir, bal bitince arkadaşları camsab'ı yukarı çekmeden onu bırakıp giderler. kuyudan çıkamayan camsab, derinlere doğru devam eder ve kuyunun sonu, şahmeran'ın olduğu yer altına çıkar. camsab'la şahmeran burada karşılaşırlar.

şahmeran camsab'a iyi davranır. bir süre sonra camsab, evine gitmek ister. yolu gösterir şahmeran fakat bir şartla. yerini kimseye söylememesini tembihler.

o dönem, tarsus hükümdarı bir hastalığa yakalanır. hekimler naçar kalır. hükümdarın en yakın adamı, şahmeran'ın etinin kendisine iyi geleceğini söyler. şahmeran'ı gören biri varsa, sırtı pul pul yılan derisi gibi olacaktır. tüm halk, teker teker hamama çağrılır...

en son camsab kalır, mecbur hamama gider, bakarlar ki, sırtı yılan derisi gibi pul pul. zorla yerini öğrenirler, hükümdarın veziri sihirli kelimelerle şahmeran'ı deliğinden çıkarır. şahmeran yakalanır.

şahmeran, camsab'ın mecbur kaldığından yerini söylediğini anlar. şifa vermesi adına öldürüleceğini bilir. camsab'a der ki; "etimi suya atıp kaynatın. ilk yudumu vezir alsın, ikincisini padişah, üçüncüyü sen iç."

ilk suyu içen vezir, oracıkta ölür. padişah iyileşir. camsab ise, zekalanır, vezir olur.

* * *

şahmeran'ın, şahmeran hamamı'nda öldürüldüğü düşünülür. şu an o hamam halen aktif. fakat yıkılıp yeniden yapılmış, eski bir roma hamamının temelleri üstüne yapıldığı söylencesi de var. tabii ki efsaneye konu olan şahmeran'ın kanı, ne duvarda var ne de göbekte.

ve tarsus yöresi halkının, şahmeran hikayesini bilen insanların -yaşlıların- söylediği bir şey vardır;

yılanlar, şahmeran'ın öldüğünü halen bilmez. öğrendiklerinde şahmeran'ın öcünü almaya gelecekler. tarsus, yılanların altında kalacak.

güzel hikaye her açıdan...

ayrıca, 1993 yapımı, zülfü livaneli'nin senaryosunu yazıp yönettiği, türkan şoray'ın oynadığı bir şahmeran film var. hikayeyi sevdiğim için izlemiştim eski yıllarda.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kimse kimsenin cinsel yönelimini sorgulamaz.kimse gelin lgbt ye katılın da demiyor.dertleri zarar vermekte değil.senin dininde yasaksa veya eğilimin,gerekçen başkaysa sen katılma.ama karışma da.bu insanlarin tek isteği dışlanmamak.aşağılanmamak.ötekileştirilmemek.şiddete maruz kalmamak ve herkesin sahip olduğu haklara sahip olmak (evlenme-aile-evlat edinme).insan gibi yaşamak.
devamını gör...

"ezgi mola'ya destek veren 16 ünlü hakkında suç duyurusunda bulunulması" tam başlık.
valla artık inanasım gelmiyor.
2 yıl 4 aya kadar hapis istemiyle dava

musa orhan’ın avukatı mehmet erkan akkuş, ezgi mola’nın paylaşımı ile ilgili ankara cumhuriyet başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. yürütülen soruşturmanın ardından hazırlanan iddianamede, mola hakkında ‘sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret’ ve ‘hakaret’ suçlarından 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası istendi. iddianame, ankara 31’inci asliye ceza mahkemesi tarafından kabul edilerek, mola hakkında dava açıldı.

olayın ardından sosyal medyada ‘#ezgimolayalnızdeğildir’ etiketiyle başlatılan kampanyada mola’ya destek mesajları yağdı. aralarında siyasetçiler, müzisyenler, oyuncuların da olduğu sosyal medya kullanıcıları paylaştıkları gönderilerle mola’ya destek oldu.

“16 kişi hakkında suç duyurusunda bulunduk”

musa orhan’ın avukatı dr. mehmet erkan akkuş, sosyal medya üzerinden yazılan mesajların bazılarının hakaret içerdiğini tespit ettiklerini belirtti. hakaret içerikli paylaşım yaptıkları ileri sürülen hazal kaya, atilla taş, barış atay, metin uca, hasibe eren, aslı inandık, mahsun kırmızgül, ilkay akkaya, fatma turgut, funda eryiğit, serkay tütüncü, sarp akkaya, tan taşçı, ayşenil şamlıoğlu, rahşan gülşan ve selçuk balcı hakkında suç duyurusu dilekçelerini ankara cumhuriyet başsavcılığı’na teslim ettiklerini belirten avukat akkuş, müvekkili hakkında örgütlü linç kampanyası yürütüldüğünü öne sürdü.
buradan
devamını gör...

sabahları spotify listemi açar ve rastgele bir şarkı seçerim. genelde o günkü modum şarkıya göre şekillenir. bugünkü şarkımız buymuş, gününüzün güzel geçmesi dileğiyle dostlarım. keyifli sözlüklerrrr.

open.spotify.com/track/6o6H...
devamını gör...

hıçkırığa sebep olabilen küçük yeşil mor renkli meyvedir.
devamını gör...

birisi, kabuk tutmuş yaralarımızı okşamaya başladığında, cırt diye açılıveriyor ve oluk oluk kanamaya başlıyor yeniden. birine teslim olduğumuzda ve içimizi döktüğümüzde, bedenimiz ve ruhumuz kan içinde kalıveriyor. o yüzden değil mi, içimizde tutmalarımız, birine teslim olmaktan korkmalarımız, ortalıkta tedirgin ve gergin dolanmalarımız?
"anlatsam mı, anlatmasam mı?" kararsızlığımız..
"bu sevgi beni acıtır mı?" kuşkularımız.. her zaman seni üzen birileri olacaktır. tek yapmamız gereken; sevginin bize vadettiklerine güvenmeyi sürdürmek, ama kime ikinci defa güveneceğimizi de iyi seçmek.
(bkz: closer (2004)
devamını gör...

kendisine i run each teen me diyesim geliyor her nickini* gördüğümde.

ayrıca lütfen: (bkz: eski dostlar eski dostlar)
devamını gör...

biyolojiden habersiz kişi beyanı.
devamını gör...

(bkz: yoo!)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

iyi ki varsın.
iyi ki tanımışım seni.
(bunların yapmacık olmayanları)
devamını gör...

macaristanlı matematikçi, iktisatçı ve bilim felsefecisi. popper'in öğrencisidir kendileri. biyografisinde yazmasına gerek yok, zaten kuramlarından popperyenlik akar. feyerabend'le uzun uzadıya atışmaları vardır. sürekli birbirlerine mektup, makale gönderirler, dergilerde yayınlar yaptırırlarmış. feyerabend son darbeyi vurmuş* ancak bunu görmeye lakatos'un ömrü vefa etmemiş. zaten hayatı popper çizgisinde, kuhn'la bi orta nokta bulmaya çabalayıp, feyerabend'e cevap vermeye çalışarak geçmiş.

lakatos amcamız, öncelikle yanlışlamacılığı eleştirir, ancak yanlışlamacılığın ruhunu her zaman taşır. ona göre, bir kuramı reddedebilmek için; yeni kuramın, eskisinin açıkladığı her şeyi ve daha fazlasını açıklaması gerektiğini söyler. a teorisi b'den fazla bilgi açıklıyorsa, b teorisi kabul edilmeye başlanır. buna göre kuramlar arasında bir süreklilik vardır. birbirleriyle çelişmezler. birbirlerini içerirler. bu tanımla kuhn'un paradigma kavramını da reddeder ve yerine 'araştırma programlarını' ikame eder.( kuhn'un paradigmasında bilim birikimle değil, irrasyonel devrimlerle ilerler) burada ilginç olan, lakatos'un şunu da söylemesidir: 'mümkün bilimsel gözlemin nesnel olarak (ampirist bilgi kuramında olduğu gibi) yapılması gereklidir.'*

hadi tamam, kuramlar arası süreklilik tanımına bi şey demedik, yeni teori eskisinde fazla şey açıklar zırvana da bi şey demedik. ama bu son söylediğini ufak atması gerekir ki civcivler yesindir efendim. bilimsel gözlemin nesnel yapılması! bu pozitivizmin naiv bi inancıdır sevgili yazarlar. önyargılardan arınmış, tüm önceki değer, bilgi, inanç ve ya zihinde geçmişle ilgili sizi 'özne' yapan ne varsa hepsini paranteze alabilmiş bi şekilde deney yapabilmek... böyle bi şeyin konuşulduğu yerde ciddiyet olamaz efendiler.

lakatos'un disipline kattığı pek çok kavram var. en önemlilerinden biri 'rational reconstruction'. tarih yazımının kronolojiden ibaret olmadığını ifade etmekle yetinmez, bilimin gelişiminde bireylerin irrasyonel yenilikleri olsa da, tarihin, tüm irrasyonelliği “düzleyerek” günün sonunda rasyonel olarak ilişkilenen önermelerden oluşan bir evrimi göz önüne serdiğini iddia eder. dolayısıyla, bu evrimi takip edebilmek için, bilim insanlarının çalışmalarına epistemoloji penceresinden bakılmalı, ortaya attıkları tezler arasındaki epistemolojik ilişkiler tespit edilmelidir. her bilim tarihçisi kendi metodolojisini seçer, bu metodolojinin epistemolojik ilkeleri doğrultusunda tarihsel kayıtları ilişkilendirir ve “rasyonel olarak yeniden yapılandırılmış" bir tarih anlatısı üretir. burada lakatos bilimin rasyonelliğinin güvencesinin teminatı olarak bilim tarihçilerini gösterir. bilim adamının deney sürecinde rasyonel olmak zorunda olmadığını da söyler. her ne kadar lakatos bilim adamına ''saf görü'yü layık görse de, kuhn'un da dediği gibi, gözlem yapabilmek için önce bir kavramsal sistemin benimsenmesi gerektiğinden, ve bakış açısı değiştikçe fark edilen hatalar ve uyumsuzluklar da değişeceği için, kuramların birikerek gelişmesi mümkün değildir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim