kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir édouard levé romanı. türkçeye orçun türkay çevirmiş, sel yayıncılık'tan çıkmıştır. kitap, yazarın hayali veya gerçek olup olmadığı bilinmeyen ve yirmi yıl önce yaşamayı reddederek intihar eden arkadaşına uzun bir mektup şeklinde tasarlanmıştır. levé, kitabı tamamlayıp yayıncısına teslim ettikten on gün sonra kitapta bahsettiği arkadaşı gibi intihar etmiştir.

"mutluluk önümde gider
üzüntü beni izler
ölüm beni bekler"
devamını gör...

“sürüp giden bir gitmek arzusu kaplamış herkesin içini…
kime dönsek bir gitme planı hazır hep…
herkesin valizi kafasında toplanmış,
peki gitmeyi başaran var mı?


sen sayın dinleyen…
şairin dediği gibi "kuş olup uçmak isterken ağaç olup kök mü saldın?" yaz bize konuşalım.

hüzün candır ile beraber hazırladığımız ve gitmek konusunu konuşacağımız ama kafamız nasıl güzel saat 23’te sözlük radyoda!
buluşmak üzere...
devamını gör...

zevkler ve renkler tartışılmaz demişler çok güzel söylemişler. bende çok severim çocukluğumda hiç eksik olmazdı. bayılırdım ellerimi izlemeye ve de koklamayı. şimdi iş, güç hem yakışık almıyor hemde etik değil. tebessümle anımsadığımız çocukluk anılarımız.
devamını gör...

şoşon. kuzey amerika'da yaşayan, uto - aztek dili konuşan bir kızılderili kabilesidir. kendilerine newe deselerde, büyük yüksek otlardan ev yaptıkları için, diğer kabileler tarafından shoshone yani "çim ev insanları" olarak, beyazlarsa "snake", "yılan" kabilesi olarak adlandırırlar.
eskiden sadece nevada civarında yaşıyorken, sonraları wyoming'de doğu shoshone, idaho'da kuzey shoshone, utah, nevada ve california'da yasayanlar batı shoshone olarak anılmışlardır. lewis ve clark'ın batıyı keşif gezisinde onlara yardım eden sacajawea adlı kadın bu kabiledendir.
ilk başlarda beyazlarla araları iyi olsada, onlardan geçen bulaşıcı hastalıklar yüzünden çok kayıp verdiler ama buna rağmen, beyazlar çoğaldıkça çatışmalar başladı. 1863'de bear river katliamında kabilenin çoğu kadın, çocuk 410 üyesi öldürüldü ama kabilenin diğer boyları 1868 yılına kadar a.b.d ordusuyla savaştılar. 1878 yılında bannock savaşında yenildikten sonra rezervasyonlara kapatıldılar.
a.b.d ordusuna karşı savaşmalarına rağmen, eski düşmanları olan sioux, cheyenne ve arapaho'lara karşı a.b.d askerleriyle birlikte savaşmışlardır.
bugün bu beş eyalettede rezervasyonları bulunmaktadır.
devamını gör...

teşekkür ederim nickaltıma yazarak mutlu ettin *. artık buradayım. kaldığımız yerden yazmaya devam. *
devamını gör...

kalbiyle düşünmek sorgulamak ve aktarmak silsilesi
devamını gör...

mavi
devamını gör...

yazılı bir içeriği, verdiği mesajı bozmadan düzelten kişidir. sıklıkla tashih yani düzelti yapan kişiyle karıştırılır. tashih veya düzelti yapan kişi; bir metnin yazım kurallarına uygun olup olmadığını; sözcükler arasında çift boşluk bırakılıp bırakılmadığını; karıştırılabilen sözcüklerin yanlış yazımlarının metinde mevcut olup olmadığını denetler. mesela mevhum yerine mefhum yazılmış mı buna bakar.

günümüzde bunu word gibi programlara eklenen ‘dil denetimi’ özelliğiyle de kısmen yapabiliyoruz. bir güzel çiziveriyor virgülden sonra boşluk bırakmadığın yerleri. harf hatası yaptıysan onun da altına tırtıklı bir çizgi yerleştirip sokuyor gözüne insanın bu programlar.

yok ben bunu insana yaptıracağım dediğimizde bu yapılan şey düzeltidir. düzelti aşamasında kırk fırın ekmek yemiş olması gerekir ki editörlük aşamasına geçebilsin kişi. elbette kendi yazdıkları da kişinin bu ilk basamağa uygun olup olmadığı konusunda en değerli kanıttır. bir düzelti emekçisi arayışındaki yayınevi, başvurudaki niyet mektubunda aptal saptal virgüller gördüğünde o başvuruyu kahve fincanına altlık yapar. bari değerlendireyim de kağıda yazık olmasın diye.

peki ama editör neme nem bir şeydir o halde? metnin daha çok anlam ve üslubuna kafa yorar dersek çok da yanılmış olmayız. anlam yönünden şunları denetler ve öneriler getirir; metin içerisinde aynı kavram için aynı sözcüğün istikrarlı bir şekilde kullanılıp kullanılmadığı; minicik bir anlam nüansında başka bir sözcüğün başarılı bir şekilde seçilip seçilmediği; zıt anlamlı sözcüklerin yerli yerince kullanılıp kullanılmadığı vb.

üslup yönünden de metnin hedeflenen okur kitlesine başarılı bir şekilde hitap edip etmediğiyle ilgilenir. örnek olarak kadın hakları üzerine yazılmış bir metinde bayan sözcüğünü kullanmışsanız; acımadan çiziverir o cümlenizi editör. ya da çocuklar için yazdığınız bir hikâyede “gölden taşı almak için domalmıştı” yazmanız halinde saçı başı yolarak abv yorumunu ekler bir güzel. akademik bir makalede edilgen çatıyla yazdığınız cümlelerin üstünü çatır çatır çiziverir. aynı makalede “ayrıyeten” gibi akla zarar bir sözcüğü gördüğünde bir daha sittin sene size editörlük yapmamaya yemin edebilir.

sözcük enflasyonu yaptığınız cümlelerin bir editörün hışmından kaçması mümkün değildir. 180 sözcükle allayıp pulladığınız ama pek az şey anlatan o tuhaf cümleyi, anlamını tam olarak koruyarak 50 sözcüğe indiriverir. yayın politikasında asgarî sözcük şartı olan bir derginin editörüyse hele bir de! yemez sizin laf cambazlıklarınızı.

tashih/düzelti ile editörlük arasındaki farkı bilmeyen kişiye bilgisayar programı üzerinde yazım denetimi yaparak bir güzel editörlük ücreti de alabilir kimi zaman. böyle de çakaldır yerine göre.
devamını gör...

(bkz: çiçek abbas) ve (bkz: atla gel şaban) filmlerinin hikayesinde önemli yeri olan toplu taşıma aracı.
devamını gör...

afganistan cumhurbaşkanı eşref gani'nin beyanıdır. bakın ben ırkçı bir insan değilim. ırkçı olmadığım gibi aptal da değilim. bu afganlar da bizim başımıza dert olacak. en son ak parti'ye oy veren bazı çomarlar "sınırları açarız, avrupa bizden korksun" dediğinde yunanistan'da mültecilerin botunu batırdı adamlar. arkadaşlar herkes bizim gibi gerizekalı olmadığı gibi, sınırları da bizim sınırımız gibi yol geçen hanı değil hani. bu afganlar da eminim bizim içimizde patlayacak. haberin kaynağı iktidar medyası olduğunda "ab falan da dikkatli olmalı" diyor. ab senin gibi gerizekalı değil kardeşim. senin miden o kadar mülteciyi ve ülkenin demografik yapısının bozulmasını kaldırıyor olabilir lakin onlar senin gibi midesiz değil. sen anca bu yalanlarla "sınırları açarız, avrupa bizden korksun" diyen çomar kitleni kandırırsın. hoş artık onları da kandıramıyorsun da...


afganistan’daki iç savaşın tırmanması halinde özellikle iran üzerinden göç dalgası bekleniyor. cumhurbaşkanı eşref gani, 10 milyondan fazla kişinin göç etmek zorunda kalacağını açıkladı. olası afgan göçü türkiye’ye olduğu kadar avrupa için de endişe konusu. ülkedeki nato misyonu biterken ab ile henüz göç mekanizmaları kurulmadığını belirten yetkililer, “ab, suriye’de yapılan hataları tekrarlamamalı” diyor.



buradan
devamını gör...

siyasal islam.
devamını gör...

sakin olan ve mantıklı düşünendir.
devamını gör...

neden sadece bir kişiyle konuşayım aşamasında takılı kaldığım sorunsal. neeey konuşmada mı sayıylan yoksam? yönetim istifa yönetim istifa!(bkz: lol)
devamını gör...

tıbbın en sofistike, diğer branş hekimleri tarafından en az hakim olunan alanıdır.
devamını gör...

adam yaşlanmıyor, karizması eksilmiyor bir hava bir çalım.. annem yaşında ama halen mehmet günsür deyince bir haller oluyor anlamadık bu işten. oyunculuk desen tekdüze aynı rollerin insanı fakat onunda hakkından geliyor o da bize yetiyor.
devamını gör...

eee madem teyze anne yarısı, benim bir buçuk annem var; diyen "can çocuk".
böyle bir sevgi nasıl tarif edilir, hangi kelime yeterli olur emin olamadım ama bir an:
henüz üç buçuk yaşındayken anaokuluna * göndermeye başladı ablam. ilk zaman çok heyecanlı olan çocuk bir süre sonra okula gitmek istemedi.ama bir görseniz küçük kurbağa herkese yalvarıyor "lütfen beni oraya göndermeyin." diye. ağlıyor, şımarıyor ama ablam kararlı ses çıkartamıyoruz. * neyse o sabah kahvaltımızı ediyoruz, hazırlanıyoruz, okula doğru gidiyoruz; oyunlar, şarkılar eşliğinde. okula varınca yardımcı ablaların tek tek çocukları teslim aldığı bir hol var. ozi birden bana dönüyor. bacaklarıma sarılıyor. "teyzeciğim lütfen, lütfen beni burada bırakma. hadi beni de evimize götür." diye ağlıyor, bir yandan içini çekiyor. ve ben paramparça bir şekilde onu görevli ablaya verip eve yürüyorum. eve gelir gelmez eşime sarılıp nasıl vicdansızlık bu içim yandı, paramparçayım diyorum ve bu kez ben iç çeke çeke ağlıyorum, ağlıyorum.
ablamı arıyorum sonra; böyle böyle oldu, öğretmeni arasana nasıl merak ettim diye. öğretmenden bir video geliyor; oziş sınıfta koşturup, gülüp oynuyor. *ben de akşam gidip onu alana dek kendime gelemiyorum.
devamını gör...

hayatın yeni bir bölümüne geçiş anları da diyebiliriz. genelde aniden gerçekleşen, hazırlıksız yakalandığımız ya da çok önceden planlanan ve beklediğimiz şeylerin gerçekleşmesiyle ulaştığımız bölümlerdir. bölüm sonu canavarına yakalanmazsak güzel bir yerde olabiliriz.
devamını gör...

sözlük ruhuna yakışır ve sözlüğe has bir yazı tipi ve taptaze bir görünüm kazandıracak yazı fontu olmuştur. özellikle mesaj bildirimleri daha derli toplu hale gelmiş, öncekinde mesaj bildirimi kutuyu aşıyordu, şimdi daha zarif olmuş. arka planda emeği geçenlerin ellerine sağlık.
devamını gör...

lan olm açarken de mi eliniz titremedi şu başlığı. lahmacun pizzanın içinden geçer. istersen git milano'da ye, ortalama bir lokantadan yiyeceğin lahmacun o pizzaya yemek olup olmadığını sorgulatır.
(bkz: te allam ya)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim