düğünlerin olması bile çok saçma ötesi bir olay. sade bir nikahla veya aile arasında küçük bir eğlence ile gerçekleşebilen bir olayı bu kadar abartmak gereksizliktir benim için.
yerli yersiz bağırışmalar, halay çekilmesi ve neredeyse tüm akrabalarımı orada görmek de düğünlerden nefret etmemin en önemli sebebidir.
devamını gör...

yıldızım düşük, göz değiyor,ağırlık alıyorum elim ayağım kalkmıyor diyenlere iliştirilen, takılardada sıklıkla karşılaştığımız kültürümüzün bir parçası haline gelmiş boncuktur.
devamını gör...

devlet memuru imamlar olmamalı. hutbeyi devlet hazırlamamalı.
devamını gör...

başkan harry truman'ın bazı ülkelerin komünizmden etkilenmesini ve komünizmin yayılmasını önlemek amacıyla yürürlüğüe koyduğu ekonomik destek paketi olarak özetlenebilir.1947'de alınmıştır efem bu karar.(bkz: marshall planı)
''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''
devamını gör...

"içinde bir şeyler hayır diyorsa, sen de hayır demelisin."

bir çırpıda okunabilecek, kitap bittikten sonra ise etkisini benliğinizde uzun süre hissedebileceğiniz bir stefan zweig eseridir mecburiyet. zweig kitabın ismini "firari" koyacakken son anda "mecburiyet" olarak değiştirmiştir. bu kitap bizleri ferdinand adında bir ressamla tanıştırıyor. ferdinand, karısı ile beraber savaştan kaçıp isviçre'ye yerleşmiş olan bir ressamdır. ülkesi adına savaştan kaçtığı için hep içinde bir yerlerde acaba aynı durumla tekrar karşı karşıya kalır mıyım korkusu yatmaktadır. ve nitekim bu korkusu gerçek olur ve ülkesinden kendisine bir tebligat gelir. ferdinand ülkesi adına savaşmaya çağrılmaktadır. çok zor bir seçim yapmak zorundadır: özgürlük mü? sorumluluk mu? eşi onun kesinlikle savaşa katılmaması gerektiğini düşünmektedir. ferdinand da bu görüşe katılmaktadır lakin içini kemiren bir vicdan hesaplaşması yaşamaktadır. bu içsel hesaplaşmayı, karar verme sürecini stefan zweig çok başarılı bir şekilde yansıtmaktadır okuyucuya. adeta o kararı ferdinand değil de biz verecekmişiz gibi. zaten onu da bu denli büyük bir yazar yapan özelliklerinden birisi de bu harika psikolojik tahlilleri değil midir? zweig aslında bu eserinde kendinden de bahsetmiştir bir anlamda. kendisi de savaş karşıtı olan zweig, bu eserinde aslında hüzünlü bir hikayeye değil de acıklı ve oldukça zor bir sorgulamaya davet etmiştir bizleri.

ferdinand "bunu yapmak istemezdim ama mecburum." der. eşi paula ise neden mecbur olduğunu sorgulamaktadır. ve ferdinand'a, "dürüst ol, vatanın hayatın kadar önemli mi senin için? soylu hükümdarlara bile kalmayan bir taşrayı resim yaptığın sağ elin kadar seviyor musun?" diye sorar. aslında bu cümleler mecburiyetin, vatanın ve savaşın sorgulamasını yaptırıyor bizlere. bize vatan neresidir diye soruyor.

elli sayfalık incecik bir kitap olan mecburiyet, aslında kendimize soramadığımız, insanlık olarak üzerine düşünmediğimiz bir konuda, derin bir sorgulamaya itiyor. kitap bittikten sonra dahi, içimizde bir yerlerde devam ediyor adeta.
devamını gör...

başlıktaki "bir gün" çok önemli.
yaşamak adına önemli olan, "bir gün" ölünecek olmasıdır.
öleceğimiz günü "bir gün" değil de "şu gün" olarak biliyor olsaydık dünya çok daha kötü bir yer olurdu. hiç ölmeyecek gibi yaşadığımız için bir nebze de olsa yaşanabilir kılınıyor dünya.
devamını gör...

bir çoğumuz isteyerek ya da istemeyerek günde bir kaç defa kalp kırar, farkına bile varmayız. bazen bir sözle, bazen davranışla yaparız bunu. fakat arkamıza dönüp bakmayız bile, kırdığım var mı? kırılan kalplerden dökülen gözyaşı var mı diye.

oysa hatayla, yanlışlıkla bile olsa, incinen kalbe ilaç olmak, sarıp sarmalamak o kırılan kalpten akan yaşları şefkat mendiliyle silmek insan olmanın gereğidir.
aslında zor bir şey değildir.
tatlı sözle, güler yüzlü gönül almak, kırılan o kalbi onarmak ve yeniden kazanmak.
dahası bunun için çabalamak, gayret etmek ve bunu en içten bir şekilde yapmak.
sonrasında incinen kalbin acısını, yangınını söndürmek. onu ferahlatmak, rahatlatmak; topraktan çıkan filiz gibi yenisini yeşertmek gönüllerden...

belki bu konular size bildik tanıdık gibi gelebilir. ama bilmek bazen yeterli gelmiyor işte.
ne yapmamız gerektiğini bilmemize rağmen zor geliyor bunları hayata geçirmek.

en güzeli geride suçluluk duygusu, pişmanlık ve keşkelerle dolu bir hayat bırakmamak için kalp kırmaktan sakınalım.
sokakta gördüğümüz bir köpeğin veya kedinin bile duygularını incitmemeye özen gösterelim.
nezaket ve kibarlık ile tüm kalplere dokunalım...
devamını gör...

neden 3 saatlik dizileri izlemek zorunda değiliz bize çok net anlatan insan.

oynatma hızını 1,5 yapmadan izlediğim tek yerli diziye bile katlanamıyordum zaten. kendisini izleyince neyseki tuhaf olan ben değilmişim.
devamını gör...

sevmediğim insanların yüzlerine onları sevmediğimi rahatça söyleyebilmek.
devamını gör...

neyzen tevfik bu probleme son noktayı koymuştur.

ben mecnun muyum bir aşk için öleyim.
mecnunu da seveyim leylayı da seveyim.

sözler biraz farklıydı sanırım.
devamını gör...

bugün dergimizi teşriflendiren yazarlarımız:
vefa yazısı ile rolwors ve 17. yüzyılın hırçın kadını: artemisia gentileschi yazısı ile 00zero. bir solukta okunacak güzel yazılarına buradaki öne çıkan yazılardan ulaşabilirsiniz.

kategori sınırlaması olmadan her türden yazılarınızı, denemelerinizi, dışavurumlarınızı ve iç dökmelerinizi de [email protected] adresine gönderebilirsiniz. iyi okumalar diliyoruz.
devamını gör...

çok unutkan olmama rağmen kimsenin doğum gününü unutmamam. hiç tanımadığım biri söylese bile aklımda kalıyor.
ben seviyorum ama çevrem tuhaf buluyor.
devamını gör...

“dondurma baş ağrısı” ve “beynin donması” olarak bilinen durum soğuk yiyecek ve içecekleri hızlı tükettiğimizde ortaya çıkar. çok hızlı başlayan (birkaç saniyede ortaya çıkar) ve çabuk geçen bir baş ağrısı türüdür.
çok soğuk bir denize girdiğimde bu şey başıma gelmişti. kısa bir süre resmen beynim felç olmuştu acıdan.
devamını gör...

anlamam, öküzüm ben.
devamını gör...

tanımım artı almadı diye değil ama karmam gıdım gıdım artıyor diye üzülüyorum.bir halka filmi rozeti almak istiyorum bütün gün online ım ha keyfimden yazıyorum o ayrı ama bu ne arkadaş. neden bu kadar zavallı bir karmaya sahibim ben.
devamını gör...

huzurlu bir ölüm.
devamını gör...

başlığı açan arkadaşın keşke "kafelerde geyik muhabbeti dönen yerler" lafına kadar, psikolog beyhan budak ın dopamin detoksu videosunu yazdığını söyleseydi.. dediğim detokstur..

adam yıllarca okumuş, doktor olmuş, kitaplar yazmış, 1.,3 milyon takipçisi var..
sen gel burda ehe ühe iki espri ekle..
şöyle yapın böyle yapın..
bende burayı ciddiye alıp giriyorum bişey söyleyen varmı diye, bakıyorum ama nerde, hiç kendisine ait bir düşüncesi bir fikri olan yok maalesef.. ordan burdan bulup yapıştırıyorsunuz madem, adamlara hakkını teslim edin ya, bu kadarmı uyanıksınız.. pess dedim bugün pesss..
sözlükte yazardan çok popstar var maşallah.. adres verinde otriş gönderiyim bari, ben çok yakıştırıyorum sahne insanlarına..

devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

"soğuk ve karlı havayı seven kişi" anlamına gelir.
devamını gör...

çok güzel yazıyor.okuyası geliyor insanın.
devamını gör...

müminlere sinek muamelesi yapılmış, raid sıkılmış gibi kalakalmışlar, orucuda yemişlerdir sanırım. üzülmedim, orası ayrı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim