izmir'de bir anne kedi, enfeksiyon kaptığı için gözleri açılmakta zorlanan yavrularını belediyenin sağlık işleri müdürlüğüne getirdi. doktor ve hemşireler tarafından ilk müdahaleleri yapılan kediler, veteriner işleri müdürlüğünde tedavi edildikten sonra sahiplendirildi.


buradan
devamını gör...

bence münasip.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

başlığı açan arkadaşın profiline girer girmez ne mal olduğunu anladığım başlıktır.

sene 2021 bu kafalar gerçek mi anlamıyorum.
insanlar cep telefonu kullanmayı lüks falan zannediyorlar.
kardeşim insanlar canını kıyıyorlar dostoyevski rusyası gibi sefil haldeyiz.
hangi yüzle bunları yazıyorsunuz anlamıyorum.
devamını gör...

iki ya da üç katlı ahşap konakların önünden geçerken ah o eski mimari diye iç geçirmeden yürümek neredeyse imkansız. bu düşünceler içerisinde modern apartmanlara bakıp buraya nasıl geldik? demeden de edemezsiniz.
devamını gör...

perge ve side antik kentlerinin gün ışığına çıkarılmasında önemli katkılar sağlayan türkiye'nin ilk kadın arkeoloğu.
devamını gör...

vitesi arş-ı alaya çıkarsa dahi samimi bulmuyorum söylemlerini.
devamını gör...

engel koleksiyonuma güzel bir eklenti daha...
devamını gör...

"sabah ezanı okunuyor kalk" dedi karısı. kalktı, önce algılayamadı nerede olduğunu. öyle güzeldi ki rüyası, tekrar uyumak istedi. ayşe onu bekliyordu rüyalarında hep. türkan şoray gözlü ayşe, ah ulan ayşe.
sonra yataktan kalkıp terliğini havlusu hazırlayan karısına baktı. yüzü ekşidi.
babası "ya bu kızla evlenirsin ya da kovarım seni dükkandan ne halin varsa görürsün" demişti.
evleneceğini söylediğinde ayşe öyle donuk bakmıştı ki ona müstakbel eşini görmeden nefret etmişti ondan.
düğün, dernek derken bir kız biri erkek iki evlat vermişti ona allah.
ayşe yüsra 17, talha musa 19 yaşındaydı.
namazdan sonra "biz yapamadık lan istediğimizi siz kimsiniz" diye geçirdi içinden.
ayşe hukuk istiyordu, oğlan gemi kaptanlığı...
oğlan okur burnunun yelini alırdı da kızı seneye başgöz etmek lazımdı.
kız kısmı kapılırdı giderdi çünkü. anası da hep yüsra diye sesleniyordu kıza zaten. biliyordu ya alamıyordu hırsını çocuklarının babasından.
ne yaptıysa alamamıştı, nasıl yapsa unutamamıştı.
"kadın işte" dedi. eksik etek ne olacaktı ki başka.
yolu yok kız evlenecek, oğlan dükkana gelecek.
başka seçenek yoktu, olamazdı.
kahvaltıya otururken çayı hazırdı. ekmekler sevdiği gibi kesilmiş, reçel sağda, yumurta tabakta, yağ solda.
"öğreneceksiniz ulan hepiniz öğreneceksiniz" dedi içinden.
kurallar vardı. hepsi uyacaktı, o ailenin reisiydi, ne derse o olurdu.
hayırlı işler dileyen karısını duymadı bile. eyvallah bile demeden kapıyı çarptı çıktı. şımardıkça isterdi kadın kısmı.
istedikçe de şımarırdı. ah ayşe sana neler alırdım neler yapardım senin için diye geçirken içinden o melun kedileri gördü.
eline koca bir taşı alıp savurdu. kediler çığlık çığlığa kaçarken sorumluluğunu yerine getirmiş mahallenin namusunu kurtarmıştı.
otobüse binecekken gene gördü onları. saçı boyalı kokana, mini etekli şırfıntı, gominist mehmet'in kızı...
kadro tamamdı. üç kadın hakkında da bilmediği detay yoktu o ve mahalleden arkadaşlarının. sabahın köründe kim bilir nereye gidiyordu yollular. tövbe istiğfar çekerken kafasında aynı düşünce dönüp duruyordu. bir gün önce kahvehanede konuşuyorlardı gene onlar hakkında. bütün kahve onları konuşurdu zaten başka konu yokmuş gibi. yolluydu onlar, orospuydu. birinin babası zaten goministti. gominist ne demekti, karısını kıskanmayan demekti. istemeden duymuştu ne yapabilirdi ki...
tövbe estağfirullah, tövbe estağfirullah...
otobüsten indi. dükkana yaklaşırken anahtarlarını aramaya başladı. eline gelen paranın neden orada olduğunu hatırlayamadı baştan. sahi, karısı istemişti bir gün önce. "çocuğa ayakkabı, kıza kıyafet için" demişti karısı. onlar içindi. garibim ne zaman kendi için istemişti ki zaten?
"eksik etek ne olacak" bilmiyor muydu onun ne kirli çıkı olduğunu sanki. nerede bilmiyordu ama kesin saklıyordu karısı bir yerlerde.
kahvaltıdan kalkarken karısı hatırlatınca "yok para mara" deyip kestirip atmıştı. yok ne demek bilmeleri lazımdı. bunu düşünürken tebessüm etti.
ah ulan ayşe, aklından çıkmıyordu. dedesinden babasına kalan, babasından ona kalacak olan dükkana geldi. kapıyı açarken koca bir besmeleyle etrafta kim var kim yok bakarak açtı.
gün çabuk bitti. babası gene müşterinin yanında azarlamıştı, gene aşağılamıştı. gene sineye çekmiş, tepki vermemişti. büyükler öyle öğretmişti ona.
baba ne derse o olurdu.
hem o da bir babaydı. kendi babasından nefret ettiği kadar evlatları da ondan nefret ediyordu ama anlayacaklardı. her şeyi ailesi için yapmıştı. zaten tek varlığı onlar değil miydi?
ah ulan ayşe. kaç sene olmuştu 25 mi? tam 25 yıl üç ay. koskoca 25 yıl üç ay... saçını süpürge eden karısı geldi aklına. yüzü buruştu. nemrut karının tekiydi zaten, hep öyleydi. alt tarafı birkaç sefer dövdüyse ne olmuştu ki? çocukları alıp kayınpedere gittiğinde nasıl da getirmişti babası geriye. hem de o gün getirmişti.
babasının sesiyle irkildi; " gene ne sırıtıyon la salak! malları topla salak salak bakma!"
ah ulan ayşe, çık kafasından... şimdi çağırsa gelir miydi? hem rüyasında beklediğini söylememiş miydi? hocaya kaç defa sormuştu ama hep aynı cevabı veriyordu hoca. abdest almış mıydı? nas, felak, ihlas okumuş muydu? yok kul hakkı, yok göz zinası konu ne zaman kendi kızına geliyordu sahi? hocanın da kızı vardı. ne anlardı ki o? kimse bir şey bilmiyordu.
kimse hiçbir şeyden anlamıyordu.
saçı boyalı kokana, mini etekli şırfıntı, gominist mehmet'in kızı. neler yapıyorlardı kim bilir... ateş bastı gene. o sarı saçlı kokana var ya o kokana...
diğeri hep mini etekliydi. erkekler baksın istiyordu. istemese giyer miydi? açık açık aranıyordu şırfıntı.
tövbe estağfirullah, tövbe estağfirullah...
otobüse binecekken vazgeçti. otobüste gene görecekti o üçünü. göz zinası vardı işin ucunda.
yolunu değiştirip metrobüse bindi.
kol kola yaşlı bir çift gördü. neye gülümsüyordu ki onlar. tipleri de bir acayipti zaten. bir kadın nasıl erkekten önce geçerdi kapıdan aklı almıyordu.
ah ulan ayşe. bütün kapılar senin olurdu.
tam metrobüs hareket ettiğinde onları gördü.
öpüyordu çocuk. kızı öpüyordu. hem de ağzından öpüyordu...

hikayenin devamını biliyorsunuz. ne yazık ki hikaye de değil gerçek.
birbirini seven insanların çoğalması dileğiyle...
devamını gör...

bizi hep bu sansür mahvetti.. ha bir de özgüveni olmayan hasmetmaaplar..
devamını gör...

yaz beni başa dediğim liste. valla bak, 1 numaraya yaz hem de.

edit: teessüf ediyorum domestic'ciğim hıyar'cığım. aile sırlarımızı neden ifşa ediyorsun? ben daha o at kafasıyla bayılma numaraları yapacaktım "binmeye" çalışanlara. şimdi başka bir şey bulmam gerekecek *
devamını gör...

sabah kalkınca babanın elini öpebilmek
devamını gör...

konuşma ve yazma şekli. direkt kendini belli ediyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
2021 nisan sonu mayıs başı civarlarında amsterdam. ısırılmış elma logolu telefonla çekildi. boyutu çok yüksek olduğu için boyutu değiştirerek 3000*3000 pixele indirdim, netlikte sıkıntı olmuş olabilir, belki.
devamını gör...

bilgi altındır, cehalet ise mutluluk.
ıyi kötü bir makale veya araştırma yazısı yazmış birisi, litaratür taraması nasıl yapılır bilir. sözlüğünde büyük kısmı biliyordur muhtemelen kaynakça oluşturmayı. anlayacağınız becerilemediğinden değil ama keyfi olarak girilmiyor olabilir bilgi içerikli entry fazla. aynı zamanda mizah da gayet eğitici, eğlendirici, düşündürücü olabilir. tartışma kültürüde çok önemlidir aslında akademide. bilgiyi sabitlemenin en güzel ve eğlenceli yollarından biridir tartışma. yani sadece bilgi içerikli tanım girmek de bir gösterge değil. kaliteli ve seviyeli bir tartışma ortamında yakışır sözlüğe. çok güzel tanım giren yazarlarda var. eğer ilginiz oysa bu yazarları da takip edebilirsiniz.
devamını gör...

yine aynı hataları yap, yine aynı yollardan yürü, yine yanlış insanları arkadaş olarak seç, yine o zaman davrandığın gibi davran insanlara, yine güvenilmeyecek olan insanlara güven, yine düş, yine kalk, yine ağla, yine sevin.

o zaman bunları yaşamamış olsan, şu anki ben olamazdın. sana da bu satırları yazamazdım. ben senin doğrularının ve yanlışlarının ürünüyüm.
devamını gör...

"din yaygın bir akıl hastalığıdır".
sigmund freud
devamını gör...

iki yıl önceydi. biz cahil izmirliler bir gecede yün yorgandan yazlık çarşaflara geçiş yaptığımız için mayıs ayında çocuklara terlik , tişört, şort giydirip düştük eskişehir yoluna. tüm gün bu iç anadolu şehrini "burası gölge çok soğuk, burası güneş çok sıcak" diye diye gezdikten sonra inönü caddesinde yagmura yakalndik. porsuk kenarındaki pastanelerden birisine sığındık. 2.5 saat boyunca yağmur yağdı, biz çay içtik, küçük oğlum çikolataya doydu, büyük oğlum babasının kucaginda uykuya daldi, biz sohbet ettik, ben yine insanları şekerci vitrindeki rengarenk şekerleri izleyen küçük çocuklar gibi meraklı ve hayran bakışlarla izledim. ben izledikçe eşim bana güldü. işte orhan pamuk'un romanında söylediği gibi o "chrysalism" benim için de "hayatımın en mutlu anıymış bilmiyordum."
devamını gör...

boynu olabilir. oradan köprücük kemiğine geçiniz!
devamını gör...

benim dahil olmadığım insanlardır.
koronalı hayata adapte olmuş insandır.
maskeli mesafeli izole yaşama taraftarıdır.
yurt dışına çıkmayı düşünmüyordur.
tıp biliminin korkutucu olmasını ciddiye alıp tedavi etme yanını ciddiye almayan insandır.
ilk defa aşı olacak çocuk gibi doktorlardan hemşirelerden korkan bir insandır.
bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diyeceğim insandır.
kendi bilir.
devamını gör...

çiçeklere su veriyorum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim