hindistan ve çin . aslında genel olarak asya ülkeleri .içimde eritemediğim küçük bir ırkçılık var sanırım ama oyle avrupa meraklisı falanda değilim en çok isaril ürdün falan oraların tarihi doğal dokusunu gormek istiyorum.bu iki ülke beni çok endiselendiriyor çin neysede hindistan yok yahu mümkün değil.
devamını gör...

daha yeni başlıyoruz yahu.

(bkz: heyecanımız yüksek, gençliğimiz var)
devamını gör...

insan olarak yatıp hamam böceği olarak kalkan gregor samsa'yı aklıma getiren başlıktır. ( dönüşüm romanı ) .
devamını gör...

bir avenged sevenfold parçası. grubun sevdiğim parçalarından hem de. atalarımızın da dediği gibi; an absolute banger!


lash your tongue of bane
carry me to nowhere
mental holocaust
battle never ends
lie! mask the pain
of a child who's forsaken
lie! to myself
praise the new regime


devamını gör...

iyi bir insan olacağımıza dair söz verdiklerimiz gidince ne yapıyorduk? ben hiç çalışmadım buraya.
tam kırk gün oluyor bugün. seni görmeyeli, sesini duymayalı, mesajını almayalı. varlığıyla anlam bulduğun insanın varlığından bihaber olmak nedir, bunu bilir misin? bir zamanlar veya belki halen belki yüzyıl sonra da eline batan dikeni dünyanın en tehlikeli nesnesi sayan ben için elini kırk gün göremeyişimin derin sancısı nedir, ya bunu?
giden gitmiştir diye başlayan afili ve vurdumduymaz cümlelerle büyüdüm. gidenin benden de bin parça alıp götüreceğini bana söylememişlerdi. dönüp hangi parçamı nerde bıraktın acaba diye düşünüyorum. bin yolda bin parça bulsam ve yine şen kahkahalar atsam diye.
tam kırk gün oluyor bugün. ben artık asla ben olmayan biriyle yaşamaya alıştım sanıyorum artık. yalnız ve sadece bir nebze de olsa yokluğuna alışmak dilerdim. cehennemin öbür adı, dipsiz bir uçurum, bir gayya kuyusu. ne kadar kötü ne kadar korkunç ne kadar berbat şey varsa o şair gibi tuttum yokluğuna tamamladım.
tam kırk gün oluyor bugün. kırk gün geçince güzel şeyler yazacağım ve şen kahkahalarımı yeniden atacağım diye söz verdim kendime. ancak artık güzel şeylere ve şen kahkahalara kırk yıl daha erişemeyecek sanıyorum kendimi. giderken beni tüm güzel duygulardan uzakta bir köşede bırakacağını da söylemedin, buna da aşk olsun. tüm güzel şeylerle beraber yollardan bin parçamı alıp da aynı köşeye dönersen beni bulamayacaksın. o köşede artık bir boşluk var. günleri sayan bir boşluk. bugün kırkı bitirdi, birden farkı yok.
devamını gör...

1960 yılına kadar kurbağa kullanılarak yapılan test. şöyle ki : kurbağanın arka bacaklarına gebe olduğu düşünülen kadının idrarı şırınga ile enjekte edilirmiş. ardından geçen 12 saat içinde kurbağa yumurtlarsa gebelik olduğu kanıtlanırmış.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
testin böyle yapılmasının nedeni, kadının gebelik hormonlarının kurbağaya geçerek vücudunu harekete geçirmesiymiş. afrika pençeli kurbağası kullanılarak yapılan test, lancelot hogben tarafından geliştirilmiş ve hogben testi olarak adlandırılmıştır.

kaynak
kaynak 2
devamını gör...

vezir parmağı. bildiğin tulumbanın parmak halinde olanı. başka bir numarası yok.

tanım: abartılan tatlıların anlatıldığı başlık.
devamını gör...

bunu da, ben mi öğreteceğim size sevgili dostlar, çirkin kadın yoktur , avon kullanmayan kadın vardır.
devamını gör...

babamın iflası ile istanbul' a geldik.
ıstanbul bana mersin'den sonra vahşi hayvanlarla dolu bir orman gibiydi...

mersin'deki kolejden, başka bir şehirin fakir semtindeki ilköğretim okuluna gelmek ayrı travmayken; o varlıklı hayattan bu görülmemiş yokluğa düşmenin ağırlığı daha da zordu. beslenmeme koyacak ekmeği zor bulduğumuz zamanlardı.

8 yaşındaydım, ilk gün okula üstümde kolej üniformasıyla gittim. öğretmen 'yarın önlükle gel' dedi.

annemler o akşam bir komşumuzun çocuğunun eskimiş önlüğünü yakası olmadan, başka başka düğmeler dikerek bana uydurdular. tabi yeni olduğum yetmiyormuş gibi bir de fakir olunca dikkatler üstüme yöneldi. zaten yaşca hepsinden iki yaş küçüktüm. doktor raporu ile ıq'su yüksek denilerek 5,5 yaşında birinci sınıfa başlamıştım.

sınıfta her beslenme saati, beslenmemi alıp çöpe ya da yere atan bir çocuk vardı. teneffüste "önümüze gelene bin tekme" ayağına bahçede duvara sıkıştırıp döverlerdi. hatta okulun merdivenlerinden ikinci kattan attıkları bile oldu. olaydan sonra aylarca kaburgalarım ağrıdı. gece yatağımda sessizce ağlardım. annem dayak yediğimi duyarsa buna kızıp döver korkusuyla, bu ağrılı süreci kendi başıma yaşadım. çünkü annem, dayak yedim diye dayak atardı.

okulda dövenlere ek bir de komşumzun 11 yaşındaki kızı döverdi beni. onlar 4 kardeşti en küçüğü benimle yaşıttı. ona gelinceye kadar, yolüstü 14-15 yaşlarında bir oğlan çocuğu önüme geçer bana sarılmaya çalışırdı. o sapık olan çocuğu babam fark edip ağız burun dağıttı ama diğerlerini bertaraf edemedim.
ıki sene boyunca okuldakiler, komsunun kızı, üstüne bir de annem döverdi cift dikiş olurdu dayaklarım.
bu sebeple okul yıllarında yaşananlar kaç yıl olursa olsun insanın benliğinde iz bırakıyor. *
devamını gör...

ondan gelen son şey, en azından bugün için.

bir şarkı, şiir, haluk bilginer sesi, tuhaf.
şahsiyet dizisine aitmiş, ölümden korkmama sebep oldu, o yolladı.

sözler hakan günday, düzenleme rubato.

bülbül yok
ve de gül yalan
ızdırap benim iptilam.

kalmadı hiç nefesim,
lütfen öldür beni sevgilim.
kalmadı hiç tâkatim,
lütfen öldür beni sevgilim.

ah ile
vah ile
agâh ile
geçti bu ömür, öl keyfini sür.
geçti bu ömür, gel keyfini sür.
gel beyoğlu'na gel,
katliam var beyoğlu'nda

öldük aşkına ah pera,
sarhoş ola ola.
öldük aşkına aman pera,
kudura kudura.


"bak, şarkı? "

devamını gör...

bence filmi izlerken geçen ilk yarım saatin kıvranmasından bahsedelim. ben her filme ilk dakikalarında ısınamıyorum ve çok sıkılıyorum ama bazıları öyle ters köşe yapıyor ki iyi ki izlemişim diyorum.bazen de hüsran oluyor film baştan sona içine çekemiyor beni ve 2 saat o an çöp oluyor benim için. ilk dakikadan itibaren içine alanlar işte böylelerine şu sıra ihtiyacım var.
devamını gör...

okuduğum kitap hakkında kendime göre bir parça kağıda kitap bittikten sonra notlar alıp kitaplarımın arasına koyarım.
devamını gör...

insanlar goygoy yapmak istiyor. ben de goygoy başlığı açmıyorum. bu kadar basit.
devamını gör...

frankie manning 26 mayıs 1914 yılında jacksonville, florida'da doğmuştur. 3 yaşındayken dansçı olan annesi ile birlikte harlem'e taşınmıştır. manning dansa çocukken başlamıştır. sonrasında renaissance ballroom'da gençler için düzenlenen dans yarışmalarına katılmıştır. ilerki zamanlarda daha iyi dansçılar için uygun olan savoy ballroom'daki yarışmalara katılmıştır.

frankie, birinci nesil lindy hoppers george "shorty" snowden ve leroy "stretch" jones'tan esinlenmiştir. ancak frankie, savoy balo salonu'nda düzenlenen yoğun yarışmalarda bu iki büyük dansçıyı yenmek için kendine özgü tarzını geliştirdi

manning ayrıca, 1937'de marx kardeşlerin "yarışlarda bir gün" ve hellzapoppin dahil olmak üzere birçok filmde rol aldı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

frankie manning, yeni nesil lindy hoppers'ın bir parçası ve tarihteki en ünlü lindy hopper'dır.

ayrıca yaptığı shim sham dansı'da günümüzde her dans partisinde topluca yapılmaktadır.


27 nisan 2009 tarihinde 94 yaşında gözlerini yuman frankie manning sevenleri tarafından her 27 nisan saygıyla anılmaktadır.

buda toplu yapılan çok zevkli shim sham videosu
devamını gör...

kedinin uzanamadığı ciğer için "ya ben zaten veganım kanki" yorumunu yapması gibi bir başlık tam olarak. bende burdan diyorum ki: gıpta etme ne olur, çalış seninde olur.
devamını gör...

kasabian'ın 2009 yıllarında yayınlanan 3. stüdyo albümü west ryder pauper lunatic asylum'da yer alan efsane parça. misfits sayesinde keşfettiğim en güzel şarkılardan biri olabilir. grup fire şarkısında zaten epey aşmış durumda ama underdog sözleri ve insanı uyuşturucu etkisine sokan ritmi ile gerçek bir başyapıt.


kill me if you dare
hold my head up everywhere
keep myself right on this train


i'm the underdog
live my life on a lullaby

keep myself riding on this train
keep myself riding on this train

life in technicolour
sprayed out on walls
well ı've been pounding at the pavement
until there's nothing at all

i got my cloak and dagger
in a bar room brawl
see the local loves a fighter
loves a winner to fall

feels like ı'm lost in a moment
i'm always losing to win
can't get away from the moment
seems like it's time to begin

kill me if you dare
hold my head up everywhere
keep myself right on this train

i'm the underdog
live my life on a lullaby
keep myself riding on this train
keep myself riding on this train

it don't matter
i won't do what you say
you've got the money and the power
i won't go your way


i can't take for the people
they don't matter at all
i'll be waiting in the shadows
until the day that you fall


devamını gör...

duş almayıp küresel ısınmaya karşı direndiğin için sana teşekkür ederim.
devamını gör...

anı kutusu mu çöp kutusu mu belli olmayan bir kutuya sahibim. saçma şeyleri sırf hatıra olsun diye saklıyorum. en gariplerinden birisi de "senin en güzel yerin kahverengi gözlerin" yazan kağıt parçası galiba.
devamını gör...

kurtardığın insanlar tarafından nefret edilmeyi göze almak demektir.
düşünmekten kafanda saç kalmamasıdır. gözlerin bozulmasıdır. her şeye üzülmekten 60 ' ı göremeden göçüp gitmektir.
efendiler, yarın cumhuriyeti kuracaĝız deyip , yarın cumhuriyeti kurmaktır. atatürk, cumhuriyettir. atatürk olmak zordur.
devamını gör...

ölümdür.
en yakınını gözden çıkarmak; pişmenin en büyük belirtisidir.

çocuğun olur. ona bakarken bir gün öleceği gerçeği aklına gelir. ben ondan önce öleyim dersin. gözden çıkarmak zor gelir, ama gerçek budur.

anne/baban hastalanır, bir süre çırpınır didinirsin. sonra çaresizliğin tokat gibi yüzüne çarpar. gözden çıkarmak zor gelir, ama gerçek budur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim