sait faik abasıyanık
1906 da adapazarı nda doğdu. ilköğrenimini adapazarı nda ortaogrenimini istanbul erkek lisesi ve bursa erkek lisesinde tamamladı. yüksek öğrenimine başladığı istanbul üniversitesi edebiyat fakültesinden ayrılarak ekonomi öğrenimi için isviçre ye gitti. oradan fransa ya geçerek kendini edebiyat ve sanat alanında yetiştirmeye çalıştı.
1935 te yurda dönen sait faik kisa aralarla çeşitli işlere girip çıktı. kişilik yapısı düzenli bir iş sürdürmeye elverişli değildi. bu nedenle düzensiz programsız herkesten farklı ilgi ve özlemlerle dolu bir yaşam sürdü.
sait faik modern edebiyata sağladığı katkılardan ötürü 1953 te amerika'daki mark twain derneğine onur üyesi seçildi. 1954 te istanbul'da öldü.
sait faik cumhuriyet döneminin önemli hikayecilerindendir. ilk hikaye kitabı 1936 da yayımlanmistir.
sait faik şiir hikaye roman türlerinde eser vermiş bir de roman çevirisi yapmıştır. asıl yazarlık ününü hikayeleriyle sağlamıştır. hikayelerinde gerilimli büyük olayları değil, sıradan küçük olayları ince bir duyarlılıkla işler. insanları yaşamı ve doğayı bir bütün olarak görme algılama yaklaşımı içindedir. kendi izlenim ve duygularıyla yeniden bicimlendirdigi balıkçı sokak satıcısı bahçıvan türündeki çalışkan insanlari sevgiyle anlatır. hoyrat ve çıkarcı insanlara karşı doğayı ve güçsüz insanları savunur.
sait faik in 171 hikayesi on üç kitap halinde yayımlanmistir. ayrıca 2 roman ve 1 şiir kitabı vardır.
hikayeleri; semaver, sarnıç, sahmerdan, lüzumsuz adam,mahalle kahvesi, havada bulut, kumpanya, havuz başı, son kuşlar, alemdagda var bir yılan, az şekerli, tüneldeki çocuk, mahkeme kapısı, seçme hikayeler.
romanları; medar-ı maişet ,motorcu ,kayıp aranıyor
şiirleri; şimdi sevişme vakti
1935 te yurda dönen sait faik kisa aralarla çeşitli işlere girip çıktı. kişilik yapısı düzenli bir iş sürdürmeye elverişli değildi. bu nedenle düzensiz programsız herkesten farklı ilgi ve özlemlerle dolu bir yaşam sürdü.
sait faik modern edebiyata sağladığı katkılardan ötürü 1953 te amerika'daki mark twain derneğine onur üyesi seçildi. 1954 te istanbul'da öldü.
sait faik cumhuriyet döneminin önemli hikayecilerindendir. ilk hikaye kitabı 1936 da yayımlanmistir.
sait faik şiir hikaye roman türlerinde eser vermiş bir de roman çevirisi yapmıştır. asıl yazarlık ününü hikayeleriyle sağlamıştır. hikayelerinde gerilimli büyük olayları değil, sıradan küçük olayları ince bir duyarlılıkla işler. insanları yaşamı ve doğayı bir bütün olarak görme algılama yaklaşımı içindedir. kendi izlenim ve duygularıyla yeniden bicimlendirdigi balıkçı sokak satıcısı bahçıvan türündeki çalışkan insanlari sevgiyle anlatır. hoyrat ve çıkarcı insanlara karşı doğayı ve güçsüz insanları savunur.
sait faik in 171 hikayesi on üç kitap halinde yayımlanmistir. ayrıca 2 roman ve 1 şiir kitabı vardır.
hikayeleri; semaver, sarnıç, sahmerdan, lüzumsuz adam,mahalle kahvesi, havada bulut, kumpanya, havuz başı, son kuşlar, alemdagda var bir yılan, az şekerli, tüneldeki çocuk, mahkeme kapısı, seçme hikayeler.
romanları; medar-ı maişet ,motorcu ,kayıp aranıyor
şiirleri; şimdi sevişme vakti
devamını gör...
nickaltına tanım gelince korkmak
hakaret edilmediği sürece her türlü tanıma tamamım ama bu korku hissini aşamıyorum.
genelde iyi şeyler yazılıyor o ufak korku yerini uzuuunca gülümsemeye bırakıyor. seviyorum hepinizi.
genelde iyi şeyler yazılıyor o ufak korku yerini uzuuunca gülümsemeye bırakıyor. seviyorum hepinizi.
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
çocuklar neşeleri ile çoğu zaman hayatı anlamlı kılar, olaylara bakış açıları ile bizi düşündürür. diyaloğa girerken söyledikleriyle bizi de epey şaşırtırlar. büyümüş de küçülmüş derler ya…
…mahalledeki ilkokul çocukları kartopu oynamaktadır. gıcık yetişkinin biri çocuklara “bal porsuğunu kartopu manyağı yaparsanız size gofret vereceğim” der.
çocuklar bal porsuğuna döner. bal porsuğu cevap verir:
“bana atmazsanız iki katını veririm”.
çocukların lideri hemen elindeki kartopunu gıcık yetişkine fırlatır, diğer çocuklar da…özellikle yerde cephane gibi duran kartoplarını…gıcık epey kartopu yer, topuklayarak kaçmak isterken düşer, gene kartopu yer. evine girip kurtulur.
bal porsuğu çocukların liderine sorar:
“ neden açık artırma yapmadın? o belki 3 katını teklif edecekti.”
lider cevap verir:
“biz de gıcıktık ona. kartopların içine taş bile koyduk. cephane yapmıştık onun için. fırsat kolluyorduk.”
((b: siz siz olun mahalledeki çocuklar ile iyi geçinin.))
…mahalledeki ilkokul çocukları kartopu oynamaktadır. gıcık yetişkinin biri çocuklara “bal porsuğunu kartopu manyağı yaparsanız size gofret vereceğim” der.
çocuklar bal porsuğuna döner. bal porsuğu cevap verir:
“bana atmazsanız iki katını veririm”.
çocukların lideri hemen elindeki kartopunu gıcık yetişkine fırlatır, diğer çocuklar da…özellikle yerde cephane gibi duran kartoplarını…gıcık epey kartopu yer, topuklayarak kaçmak isterken düşer, gene kartopu yer. evine girip kurtulur.
bal porsuğu çocukların liderine sorar:
“ neden açık artırma yapmadın? o belki 3 katını teklif edecekti.”
lider cevap verir:
“biz de gıcıktık ona. kartopların içine taş bile koyduk. cephane yapmıştık onun için. fırsat kolluyorduk.”
((b: siz siz olun mahalledeki çocuklar ile iyi geçinin.))
devamını gör...
içtiği alkol fotoğrafını marifetmiş gibi paylaşan insan tipi
bunu eleştirmek daha büyük marifet çünkü haklısınız, pardon.
insanları bi salın yaa. kim ne istiyorsa yapsın.
öyle mutlu oluyorsa öyle yapsın. marifet olduğunu düşündüğü için değil, belki de paylaşacağı birileri yoktur. nedir yani?
ayrıca sosyal medya nedir, neye denir, bi açın okuyun derim.
insanları bi salın yaa. kim ne istiyorsa yapsın.
öyle mutlu oluyorsa öyle yapsın. marifet olduğunu düşündüğü için değil, belki de paylaşacağı birileri yoktur. nedir yani?
ayrıca sosyal medya nedir, neye denir, bi açın okuyun derim.
devamını gör...
berghof
(bkz: adolf hitler) 'in bavyera alpleri' nde bulunan tatil evinin ismi. ikinci dünya savaşı'nda müttefiklerce bombalanmış, abd askerleri tarafından da yağmalanmış.
devamını gör...
fcuk
french connection united kingdom baş harflerinden oluşan bir giyim markasıdır. içiniz fesat sizin hemen c ve u harfinin yerini değiştirdiniz ve öyle okudunuz değil mi?
c ve u harfinin yerini değiştirmek istiyorsanız sizi şu başlığa alalım. (bkz: fuck you)
c ve u harfinin yerini değiştirmek istiyorsanız sizi şu başlığa alalım. (bkz: fuck you)
devamını gör...
filtre kahve önerileri
kahve tutkunlarının kendi tavsiyelerini vereceği başlıktır.
pandemi sürecinin başlarında hazırlıksız yakalanınca a101’de tesadüfen bir filtre kahveye denk geldim, tek bardaklık, pratik kullanımlı hazır, süzme kağıdıyla beraber kullan at tarzı paketlere sahip cafex marka bir filtre kahve dark ve medium olarak iki çeşidi var. 1₺ gibi de bir fiyatı vardı paketlerinin.
denk gelirseniz kesinlikle tavsiye ederim. kime önerdiysem çok beğendi. *
pandemi sürecinin başlarında hazırlıksız yakalanınca a101’de tesadüfen bir filtre kahveye denk geldim, tek bardaklık, pratik kullanımlı hazır, süzme kağıdıyla beraber kullan at tarzı paketlere sahip cafex marka bir filtre kahve dark ve medium olarak iki çeşidi var. 1₺ gibi de bir fiyatı vardı paketlerinin.
denk gelirseniz kesinlikle tavsiye ederim. kime önerdiysem çok beğendi. *
devamını gör...
annesinin yakışıklı oğlum dediği çocuğun tipsiz olması
kirpi yavrusunu pamuk helvam diye severmiş veya kuzguna yavrusu kartal görünürmüş durumu. sonuçta canından can, kanından kan vermiştir nasıl çirkin görebilir.
devamını gör...
bios urn
“topraktan geldik, toprağa gideceğiz” cümlesinin yeni nesil versiyonu.
hindistan cevizi kabuğu, sıkıştırılmış turba* ve selülozdan üretilmiş, içerisinde bir ağaç tohumu bulunan vazo benzeri ilginç bir tasarım ürünüdür.
bunun kullanılabilmesi için önce ölmüş ve yakılmış olup küllerinizin muhafaza edilmesi gerekmektedir.
toprakta tamamen çözülebilen ve doğa dostu olan, kişiyi “temsili şekilde” ağaca dönüştürecek olan bu vazo içerisine küller koyulup, toprağa gömülür. tohum seçenekleri de sunan bu vazodan tohumun büyümesi ile oluşan ağaç ölen kişiyi yaşatmış olur.

süper ot adında bir film vardı o geldi aklıma..
hindistan cevizi kabuğu, sıkıştırılmış turba* ve selülozdan üretilmiş, içerisinde bir ağaç tohumu bulunan vazo benzeri ilginç bir tasarım ürünüdür.
bunun kullanılabilmesi için önce ölmüş ve yakılmış olup küllerinizin muhafaza edilmesi gerekmektedir.
toprakta tamamen çözülebilen ve doğa dostu olan, kişiyi “temsili şekilde” ağaca dönüştürecek olan bu vazo içerisine küller koyulup, toprağa gömülür. tohum seçenekleri de sunan bu vazodan tohumun büyümesi ile oluşan ağaç ölen kişiyi yaşatmış olur.

süper ot adında bir film vardı o geldi aklıma..
devamını gör...
eti elle yemek
son zamanlarda restoranlarda eldiven dağıtılarak müşterilere önerilen eylem. bana aşırı saçma geliyor. elinizle de yiyecekseniz sonrasında bir zahmet elinizi yıkayın.
devamını gör...
şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
drama köprüsü bre hasan, dardır geçilmez.
tanım: dinlediğimiz şarkıdan bir cümle paylaştığımız başlıktır.
tanım: dinlediğimiz şarkıdan bir cümle paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...
boşanmak isteyen eşine iç çamaşırını bırakan kadın
adam olmak cinsiyet meselesi değil, şahsiyet meselesi dir.
helal olsun kadına çok güzel kapak yapmış.
helal olsun kadına çok güzel kapak yapmış.
devamını gör...
hamile kediye saldıran kadın
üst kat komşumuz önceki sene hamile bir kediye parke taşı atıp belini kırdı. veterinere götürdük ama ne kediyi ne de yavrularıi kurtaramadık. tek suçu apartman bahçesinden geçmekti.
surekli dilinde allah, devamlı evinde kabe canlı yayını açık, mukabeleler onun evinde okunan hacı teyze...
ona neden böyle bir şeyi yaptığını sorduğumda; kendi şivesi ile "ikrah ediyrum o gaybanadan, eldi eyi oldi. ııığğ napacasun geberdi" dedi.
surekli dilinde allah, devamlı evinde kabe canlı yayını açık, mukabeleler onun evinde okunan hacı teyze...
ona neden böyle bir şeyi yaptığını sorduğumda; kendi şivesi ile "ikrah ediyrum o gaybanadan, eldi eyi oldi. ııığğ napacasun geberdi" dedi.
devamını gör...
boşanan kadının davul zurna ile kutlama yapması
buradan
adana'da çilem ülkerler, 18 yıllık eşi ö.t.'den boşanmasını, oturduğu sitenin bahçesinde davul zurna çaldırarak kutladı. 2 yıl süren boşanma davasını 'zafer' olarak tanımlayan ülkerler, "bir gelin nasıl davul zurnayla gidiyorsa, boşandığında da bunu yapabilir" ifadelerini kullandı.
buradan
adana'da çilem ülkerler, 18 yıllık eşi ö.t.'den boşanmasını, oturduğu sitenin bahçesinde davul zurna çaldırarak kutladı. 2 yıl süren boşanma davasını 'zafer' olarak tanımlayan ülkerler, "bir gelin nasıl davul zurnayla gidiyorsa, boşandığında da bunu yapabilir" ifadelerini kullandı.
buradan
devamını gör...
melankoli bağımlılığı
uzun vadede kişiyi itici yapan özellik.
insanlar, özellikle de türkiye gibi ülkelerde yaşayıp bunalmak denen şeyin ne olduğunu çok iyi bilenler, yanlarında sürekli olarak "mızmızlanan" kişiler görmek istemez. bir yere kadar "yardımcı olayım, derdini dinleyeyim, sorununu çözeyim" dediğiniz kişi, gün gelir kaçtığınız kişi haline gelir. o yüzden arada bir herkesin başına gelen dertlenme, dert anlatma durumları aşırıya kaçıp bağımlılık yaptığında, çevrenizdekileri de yavaş yavaş uzaklaştırır sizden.
ancak bu bataklığa da, yine türkiye gibi ülkelerde yaşayıp bunalmak denen şeyin ne olduğunu çok iyi bilenler saplanır. yani bir nevi paradokstur bu durum.
bazıları bunalmak dışında hiçbir şey yapamadığımız bir coğrafyada, doğal olarak bunalmaktan başka şey yapamazlar. bazıları da bunalmak dışında hiçbir şey yapamadığımız bir coğrafyada, bunalımlarına bir de etrafındakilerin bunalımını eklemek istemez.
insanlar, özellikle de türkiye gibi ülkelerde yaşayıp bunalmak denen şeyin ne olduğunu çok iyi bilenler, yanlarında sürekli olarak "mızmızlanan" kişiler görmek istemez. bir yere kadar "yardımcı olayım, derdini dinleyeyim, sorununu çözeyim" dediğiniz kişi, gün gelir kaçtığınız kişi haline gelir. o yüzden arada bir herkesin başına gelen dertlenme, dert anlatma durumları aşırıya kaçıp bağımlılık yaptığında, çevrenizdekileri de yavaş yavaş uzaklaştırır sizden.
ancak bu bataklığa da, yine türkiye gibi ülkelerde yaşayıp bunalmak denen şeyin ne olduğunu çok iyi bilenler saplanır. yani bir nevi paradokstur bu durum.
bazıları bunalmak dışında hiçbir şey yapamadığımız bir coğrafyada, doğal olarak bunalmaktan başka şey yapamazlar. bazıları da bunalmak dışında hiçbir şey yapamadığımız bir coğrafyada, bunalımlarına bir de etrafındakilerin bunalımını eklemek istemez.
devamını gör...
yazarları bugün mutlu eden olaylar
17.5 aylık evladın, çatalla yemek yemeye başlaması olayıdır. zibidi, kırk yıllık çatal ustası mübarek. *
devamını gör...
bir kedinin öğrenmesi gereken şeyler
konuşmak.
kediler konuşmayı öğrenin de ne dediğinizi anlayalım. sabahtan akşama kadar miyav miyav bi susmuyorsunuz. varsa bir derdiniz anlatın halledelim.
kediler konuşmayı öğrenin de ne dediğinizi anlayalım. sabahtan akşama kadar miyav miyav bi susmuyorsunuz. varsa bir derdiniz anlatın halledelim.
devamını gör...
işleri dinimiz gibi dinleri işimiz gibi
avrupa'ya yaptığı seyahatin ardından ülkesine döndüğünde mehmet akif ersoy'a sorulan "nasıldı?" sorusuna karşın,
topraklarımızdaki içten çürümeyi ifade eden sözdür.
ayrıca;
"alem aldatmaksa maksat aldanan yok nafile"
cümlesini de aynı şair "müslümanlık nerde" şiiri ile yozlaşmakta ve kendi benliğinden ve dininden uzaklaşanlara seslenmiştir.
o günlerden bu günlere halk ve devlet içinde yönetim sistemi değişmiş olsa da, vaziyet iyileşmemiştir. yine aldatmada müslüman olmayanlardan daha öndeyiz.
ve yaptığımız işlerinde kalitesi ortada.
ülkemizde bir kesim oktay sinanoğlu'nun tabir ettiği gibi "sahte aydın" olarak yaşamakta kendi benliğinden iğrenmekte ve batıya karşı kompleks barındırmaktadır ve tabiki bu kesimin birşey üretmesi, geliştirmesi, medeniyet inşa etmesi beklenemez bu en basit sömürülecek insan tipidir.
diğer kesim ise batılılardan tiksinip kendi özü ile ilgili çıkış yolları ararken, iyi duygularını manipüle eden üçkağıtçı siyasetçiler tarafından koyun gibi sürüklenmiştir.
ve ülkemizin içindeki bu iki haklı olmayan taraflar birbiri ile kavga içindeyken ülkenin aydın ve varlıklı kesimi ülkeden uzaklaşır
işimiz hem çok zordur çünkü bu kavgayı bitirmek imkansız gibidir. "iki tarafında cahilliğinden kıvrandığı savaşı"
hemde çok kolaydır ülkemiz tarihi ve coğrafyasının yardımı ile azıcık parlasa gelecek vadetse, tüm orta doğunun aydınları ve varlıklıları, batıdaki varlıklı ve aydın türkler, ve bunun sonucunda dünyanın tüm aydınları, bu topraklara göçe başlayacaktır.
önemli olan sulh ortamının tahsis edilmesidir.
topraklarımızdaki içten çürümeyi ifade eden sözdür.
ayrıca;
"alem aldatmaksa maksat aldanan yok nafile"
cümlesini de aynı şair "müslümanlık nerde" şiiri ile yozlaşmakta ve kendi benliğinden ve dininden uzaklaşanlara seslenmiştir.
o günlerden bu günlere halk ve devlet içinde yönetim sistemi değişmiş olsa da, vaziyet iyileşmemiştir. yine aldatmada müslüman olmayanlardan daha öndeyiz.
ve yaptığımız işlerinde kalitesi ortada.
ülkemizde bir kesim oktay sinanoğlu'nun tabir ettiği gibi "sahte aydın" olarak yaşamakta kendi benliğinden iğrenmekte ve batıya karşı kompleks barındırmaktadır ve tabiki bu kesimin birşey üretmesi, geliştirmesi, medeniyet inşa etmesi beklenemez bu en basit sömürülecek insan tipidir.
diğer kesim ise batılılardan tiksinip kendi özü ile ilgili çıkış yolları ararken, iyi duygularını manipüle eden üçkağıtçı siyasetçiler tarafından koyun gibi sürüklenmiştir.
ve ülkemizin içindeki bu iki haklı olmayan taraflar birbiri ile kavga içindeyken ülkenin aydın ve varlıklı kesimi ülkeden uzaklaşır
işimiz hem çok zordur çünkü bu kavgayı bitirmek imkansız gibidir. "iki tarafında cahilliğinden kıvrandığı savaşı"
hemde çok kolaydır ülkemiz tarihi ve coğrafyasının yardımı ile azıcık parlasa gelecek vadetse, tüm orta doğunun aydınları ve varlıklıları, batıdaki varlıklı ve aydın türkler, ve bunun sonucunda dünyanın tüm aydınları, bu topraklara göçe başlayacaktır.
önemli olan sulh ortamının tahsis edilmesidir.
devamını gör...
her şeyi bildiğini sanan insan tipi
cahillik göstergesidir. her şeyi bildiğini düşünmek öğrenmeyi reddetmektir ve bence cahilliğin tanımı da budur.
devamını gör...
insan insan
münkir: inkâr eden.
şekk: şüphe, zan.
güman: inanç.
mihman: konuk, misafir.
ayan: gözle görülen, açık, belli.
pinhan: gizli, saklı, gizlenmiş, mahfi.
kendüz: kendi özü, nefs, can, ruh.
insan insan derler idi
insan nedir şimdi bildim
can can deyu söylerlerdi
ben can nedir şimdi bildim.
kendüzünde buldu bulan
bulmadı taşrada kalan
mü’minin kalbinde olan
iman nedir şimdi bildim.
takvâ ehlinin sattığı
mü’minlerin ok attığı
münkirlerin şekk ettiği
güman nedir şimdi bildim.
bir kılı kırk yardıkları
birin köprü kurdukları
erenler gösterdikleri
erkân nedir şimdi bildim.
sıfât ile zât olmuşum
kadr ile berât olmuşum
hak ile vuslat olmuşum
mihman nedir şimdi bildim.
muhyeddin eder hak kadir
görünür her şeyde hâzır
ayan nedir pinhan nedir
nişan nedir şimdi bildim.
buradan
şekk: şüphe, zan.
güman: inanç.
mihman: konuk, misafir.
ayan: gözle görülen, açık, belli.
pinhan: gizli, saklı, gizlenmiş, mahfi.
kendüz: kendi özü, nefs, can, ruh.
insan insan derler idi
insan nedir şimdi bildim
can can deyu söylerlerdi
ben can nedir şimdi bildim.
kendüzünde buldu bulan
bulmadı taşrada kalan
mü’minin kalbinde olan
iman nedir şimdi bildim.
takvâ ehlinin sattığı
mü’minlerin ok attığı
münkirlerin şekk ettiği
güman nedir şimdi bildim.
bir kılı kırk yardıkları
birin köprü kurdukları
erenler gösterdikleri
erkân nedir şimdi bildim.
sıfât ile zât olmuşum
kadr ile berât olmuşum
hak ile vuslat olmuşum
mihman nedir şimdi bildim.
muhyeddin eder hak kadir
görünür her şeyde hâzır
ayan nedir pinhan nedir
nişan nedir şimdi bildim.
buradan
devamını gör...