bir hermann broch romanıdır.

bu hacimli kitap modern dünya edebiyatının en büyük ve en iyi örneklerinden biri sayılır. benim için de kesinlikle en iyi ilk on roman içerisindedir.

roman milattan önce 70 yılında galya’da doğan ve milattan sonra 19 yılında yaşlı bir adam olarak italyan brindisinde ölen vergilius dünyanın gelmiş geçmiş en büyük şairlerinden biri olan vergilius’un hikayesidir. bence başyapıtı olan aenis ile dünyadaki ölümsüzlüğünü garantilemiş olan ozan’ı dante de hocası sayar.

(bkz: ilahi komedya) da cehennemi ve araf’ı birlikte gezerler. cennete giremez vergilius bu kitapta ama belki gerçekte cennettedir. hermann broch’un kitabında ise vergilius’un son 18 saati anlatılır.

büyük şairin son 18 saatine ve ölümüne şahitlik ettiğimiz roman okunması çok zor ve yorucu olsa da sonunda insanın verdiği bütün emeklere değiyor.

kitabın çevirmenin iki gözüm ahmet cemal. kitabı bir çeviri şaheseri haline getirmek için tam kırk yıl uğraşmış usta çevirmen ve bence çeviri tarihine adını silinemeyecek şekilde de kazımıştır.

geniş bir zamanda ve odaklanarak okumanız gereken bu kitabı okurken yazarın ve çevirmenin kararlaştırdığı tempoya uymaya dikkat edin bence.
devamını gör...

son bir yıldaki artıştır. buradan

salgın sürecinin de etkisiyle halkın önemli bir bölümünün iş yapamadığı için gelirini tümüyle ya da büyük bir bölümünü kaybettiği bir dönemde temel gıda fiyatlarındaki artış da yoksulluğu hızla büyütüyor. temel gıda fiyatlarında geçen yılın son aylarında başlayan artış trendi bu yıl mayıs ayında da devam etti. mayısta bir önceki aya göre yüzde 1,8 oranında artan gıda fiyatlarında bu yılın ilk beş aylık döneminde yüzde 13,7, son bir yılda ise yüzde 32,5 oranında artış oldu.

birleşik kamu-iş konfederasyonun ar-ge birimi kamuar'ın, fiyatlarını ankara'daki pazar ve marketlerden her ay düzenli olarak derlediği ve halkın en fazla tükettiği 76 gıda maddesinden oluşan bir sepeti esas alarak yaptığı “halkın enflasyonu” araştırmasının mayıs 2021 ayı sonuçları açıklandı.

araştırmayla, gelirinin büyük bölümünü gıdaya ayırmak zorunda olan ve enflasyona karşı herhangi bir koruması bulunmayan, sabit gelirlilerin, ücretlilerin ve yoksulların yaşadığı gerçek enflasyonun boyutunun ortaya konulması amaçlanıyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kalpsizlere buraya bir adet kalp bırakıyorum
devamını gör...

bundan 2 sene önceki show tv haberi: buradan

kendini atesit olarak tanımlayanların oranı %1'den %3'e yükseldi yine dindarım diyenlerin %55'den %51'e düşerek %4 azaldı.

yine 4 sene önceki haber türk haberi: buradan

pew araştırma merkezine göre dünyada tek tanrılı dinlere inanların sayısı 6 milyarken inanmayanların sayısı 1 milyar 750 milyondu. tabi ki doğal olarak 4 yılda bu sayılarda büyük değişiklikler olmuştur.

yine pew araştırma merkezine göre abd'de kendisini hristiyan olarak tanımlayan insanların sayısı son 10 yılda %12 azaldığını tespit etti.

2018-2019 yıllarında telefon üzerinden yapılan araştırmaya göre, amerikalı yetişkinlerin %65 kendisi hristiyan olarak tanımlıyor.
yine son 10 yılda sayıları %9 artan kendilerini ateist, agnostik olarak tanımlayanların sayısı da %17'den %26'ya çıkmıştır. buradan

herhangi bir dine inanmayanlarda en fazla artış yetişkin gençler arasında ortaya çıkıyor.
devamını gör...

mutluluğa bir adım kala yaşıyoruz… ama neden kala da mutlu değil ?

günler akıp gidiyor. zaman anlayamadığımız kadar hızlı. bu tempoya ayak uydurmak için elimizden geleni yapıyoruz. koşturma içerisinde gözden kaçırdığımız aslında fark etsek hayatımızı güzelleştirecek öyle güzel sırlar var ki. hepimiz biliyoruz bunları. yapıyor muyuz? muallak. bazen gözden kaçıyor, bazen önemsenmiyor, bazen hayatın ağır yükü altında aklımıza bile gelmiyor bunların bize katacakları.

gülümsemiyoruz mesela doyasıya… neden? o mucizevi tılsımı yaysak ya etrafımıza. sabah kalktığımızda yüzümüzü yıkarken tebessüm etsek ya aynaya, ev halkına, ekmek aldığımız bakkal amcaya, kedilere, köpeklere, kuşlara, bindiğimiz dolmuşun şoförüne, yanımıza oturan yaşlı teyzeye, mesai arkadaşlarımıza… bütün bir günü kurtarabilir o aynada gördüğünüz tebessüm ve işin ilginci sadece sizinkini değil. gülümsemek bulaşıcıdır unutmayın ve etkisi buzları eritebilir.

hoş görsek! bırakın çocuğunuz çocukluğunu yapsın, kızmayın hemen. yıkmayın o minnacık yüreğin sizin merhametinize olan inancını. arkadaşınız boşboğazlık mı yaptı, çatın kaşlarınızı belki ama uzatmayın. zedelemeyin arkadaşlığın görünmez bağlarını. eşiniz, sevgiliniz sizi üzecek bir davranışta mı bulundu alın karşınıza konuşun. atmayın içinize, büyütmeyin olayları, derin yaralara çevirmeyin. sevgiden daha yüksek çıkmasın o sorunun sesi. köprüleri atacak kıvama gelmeden bakın gözlerine ilk günkü kadar çok seviyorsunuz yine… insanlardan hoş görüyü esirgemeyin. gereksiz tatsızlıklar ilk önce sizin canınızı sıkar. sonra yine sizin… kin tutmayın. içinizde biriktirdiğiniz bu duygu sizi günden güne kemirir. insanlar için besleyeceğiniz güzel duyguların da önüne geçer. affedin, affetmenin verdiği o huzura erişin. gerektiğinde özür dileyin. korkmayın, küçültmez sizi. değer verdiğinizi gösterin onlara. özür dilemenin verdiği hazzı ilk siz yaşayın ,pişmanlığı karşıdakine bırakın. teşekkür edin. yanınızda oldukları için, sizi sevdikleri için, destek oldukları için… gösterin minnetinizi ,yeri geldiğinde taktir edin. taktir edilmenin verdiği duyguyla daha da sağlamlaşacaktır o dostluk, arkadaşlık ,sevgi ,saygı…

ön yargılarınızı saklayın sandıklara. bu bir erdem değil. sizin sandığınızdan çok başka çıkabilir her şey. her zaman bir örneğiyle karşılaşmışsınızdır. ‘işe yaramaz’ dediğiniz gelir en zor anınızda size destek olur. ‘vay be adam gibi adam’ dersinizde akşamına kalmaz soytarılığının ilanı. herkese bir şans verin. kimseden selamınızı esirgemeyin. selam muhabbetin başlangıcıdır. kalpteki sevgiyi ateşler. kalbinizde biriktirdiğiniz her sevgi kötü duyguların kalpten tasfiyesini sağlar. kalbi temizler.

yardım sevin! evet doğru anladınız. gerektiğinde yardım edilmesine izin verin. her şeyi bilmek zorunda değilsiniz, bilmeyin zaten. küçük dağları ben yarattım edasıyla, her şeyi ben bilirim moduyla konuşmayın insanlarla. insan yalnız bir varlık değil, bu doğasına uygun değil. bırakın size de yardım etsinler. hem emin olun bu sizi insanların gözünde daha da yüceltecektir. insanlarla konuşun, paylaşın, yardım isteyin, sorun, girmek isteyenleri hayatınıza buyur edin. duvarlar, ben biliyorumlar sizi çok daha yorar. eğer bir kabuğa ihtiyacımız olsaydı çekilmemiz gereken, bir ksmlumbağa gibi kabuklu doğardık. biz sosyal bir varlığız. paylaştıkça mutlu olur. yardım aldıkça yardım etmenin güzelliğine varırız. yardım ettikçe insanlığımızla gurur duyar iç huzura yavaş yavaş yaklaşırız.


kendiniz olun. birileri için eğilip bükülmeyin. ya da birilerine benzemeye çalışmayın, herkes kendi kabında güzeldir. kıyaslamayın kendinizi başkalarıyla. ailelerin, çevrenin başlattığı ‘şu şöyle oldu sen hala bir baltaya sap olamadın’ saplığından kurtarın kendinizi. bir kıyas yapacaksanız sizden daha zor durumda olanları düşünün. itilen kakılan en yakınları tarafından bile sevilmeyenleri getirin gözünüzün önüne. bir eviniz, bir aileniz, bir işiniz olduğunu sağlıklı bir ömre sahip olduğunuzu görün.


‘ne demek istedi?’, ‘neden öyle baktı?’ lardan kurtarın kendinizi. bırakın ne demek istediğini siz ne hissediyorsunuz nasıl mutlusunuz ona bakın. size iyi gelmeyen insanlarla ilişkinizi bir kez daha gözden geçirin. haset, kıskanç, çıkarcı, kendinden başka kimseye yararı olmayan ve her fırsatta laflarıyla karşısındakini iğneleyen insanlardan imkan buldukça uzak durun. selamdan öteye geçmemeye çalışın. kendi ruh sağlığınızı ruh sağlığı sağlam olmayan insanlar için bozmayın. hayır demeyi öğrenin. her şeye evet demek, her söyleneni kabul etmek sizi mutlu etmez aksine bir süre sonra mutsuzluğa kapılar açar. içinizde tarifi zor bir tatminsizlik oluşur. ortayı bulmaya çalışsanız da bunu kendinize zarar vermeden yapmaya çalışın.


açık arayıp sürekli hata kollayan insanlar bir süre sonra hiçbir şekilde memnun olmamaya başlar. bunu alışkanlık haline getiren insanlar iç huzurlarını kaybederler. psikiyatrist martin seligman’a göre örneğin vergi müfettişleri günlerini evrakların aralarında açık arayarak geçirdiklerinden evlerine dönünce de özel hayatlarında açık aramaya başlarlar. aynı durum avukatlarda da vardır. bazen bazı durumlarda açıkları görüp insanları eleştirebiliyoruz fakat zamanla bu durum alışkanlık halini alabilir ve insanlar tarafından sevilmeyen ve insanları sevemeyen bir insana dönüşürüz.


evet bir idealiniz olsun ama o ideal olmazsa olmazınız olmasın. gelecek kaygısıyla korkusuyla anı yaşamaktan alı koymasın bizleri. sahip olmak istediklerinize odaklanıp sahip olduklarınızı göz ardı etmeyin o ideal uğruna. sahip olduğunuz her neyse sarılın sıkı sıkı. kıymet bilin. ben içimden seviyorum demeyin, karşınızdakine de yansıtın bunu. durup dururken seni seviyorum, iyi ki varsın deyin ve yaşatın bunu hareketlerinizle. güçlendirin ilişkinizi. çevresindekilerle ilişkileri iyi olan insanlar daha çok mutludurlar. daha çok sevilirler. hayatının her anına her yerine yansır bu durum.


başka uğraşlar bulun kendinize. iş ev arasında mekik dokurken hayatın güzelliklerinden uzaklaşırsınız. negatif enerjinizi atamazsınız. örneğin evde olan bir olay işinize, işte olanda evinize yansır. sizi oyalayacak, kafanızı meşgul edecek, negatif enerjinizi atacak ,hayata daha pozitif bakmanızı sağlayacak bir hobi edinin kendinize. kitap okuyun, başka dünyaların kaplarını açın. yazı yazın, içinizdeki tüm duyguları buna yansıtın, dışarıya taşmasın. kurslara gidin. sosyal etkinliklere katılın. dünyanızı ve bakış açınızı küçültmeyin. hayatımız zaten çok fazla stresli ve sıkıntılı. bunun farkında olup daha eğlenceli tercihlerde bulunun. misal dram filmlerini bırakın bir kenara, entrikalı dizilerle meşgul etmeyin kafanızı, içinizi karartan müzikleri silin gitsin. keyif almak için yaptıklarınız içinizi bulandırmasın bari. mutlu bir yaşam sizi mutlu eden uğraşlardan geçer hüzünlendirenlerden değil.


dua edin. ya da iyi dilekler sunun inandığınız her neyse ona. içinize dolan huzuru o zaman görün işte. mutluluğun asıl kaynağına yönelin. kendinizi yalnız mı hissediyorsunuz açın ellerinizi silinsin o kimsesizlik duygusu. konuşun anlatın içimizi dökün.


baharın rehaveti mi sardı bilinmez herkeste bir huzursuzluk herkeste bir mutsuzluk. sağım solum solgun yüzler… mutlu olduğumuzu bilmediğimiz için mutsuzuz aslında çoğu zaman. hayat o kadar hızlı akıyor ki koşturmacada kendimizi unutuyoruz. sonrası ani bir patlama. ‘neden mutsuzum? , aslında hiçte mutsuz değildim, ne oldu birden?’ söylemleri. yol alırken yaptıklarımıza ya da yapmadıklarımıza dikkat etmeyip sonradan geldiğimiz noktaya şaşırıyoruz. geri dönüş ise bayağı meşakkatli ya kendimizden ya da çevremizden taviz veriyoruz eskiye dönebilmek için. tüm tabiat yenileniyor şimdilerde. ağaçlar filizleniyor, çiçekler tomurcuklanıyor, hayvanlar daha bir neşeli koşturuyor sanki biz neden yenilenmeyelim? neden atmayalım üzerimizde ki ölü toprağı? haydi sıvayın kolları! güzel düşünün, güzeli düşünün tüm mutluluklar sizin olsun… bu bahar yeni bir ‘mutluluk’ olsun…

05.04.2015
bir yerel gazetede yayınlanan köşe yazım.
sonra anlaşamam bazı nedenlerden iptal oldu ve tüm yazılarımı kaldırtmıştım. arvişde buldum az önce. aslında biraz sevindim ve güldüm halime. nasıl sevgi pıtırcığı bir kalple yazılmış ah canım kendim.

neysem zaten yeterince uzun okunacak mı o bile meçhul. daha fazla uzatmayalım.
devamını gör...

saçma yasaklara kimse ses çıkarmayınca cesaret buldular.isyan kültürü yok biat kültürü var gerçi bizde. pandemi aşıkları sebep oldu buna. sokakta yalnız gezerken “ ama maske takalım” diyen sanki konu ile ilgili en ufak bilgisi varmış gibi konuşan cahiller yani.adamlar bunu kullandı kendilerine çevirdi. şeriat ince ince gösteriliyor. nasıl bir saçmalık yani aklım almıyor. yolsuzluk almış başınj gitmiş. mafya siyaset elele. millet geçinemiyor. ekonomi berbat. ama bir şey yokmuş gibi çıkıp açıklanan yasağa bak.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tanımları görünce epey üzüldüğüm bir başlık oldu diyebilirim. yardım etmek kendini silahin bıçağın önüne atmaktan ibaret değildir. sözlü müdahale ya da çok fazla reaksiyon vermeden direkt polisi de arayabilirsiniz. herkesin canı tatlıdır tabi ki bu devirde kolay kolay müdahale edilmez ama 155i tuşlayıp yardım istemek sizden ne götürür ? ben buna benzer olaylarla karşılaştığımda asla sessiz kalmam, gücümün yetemeyeceği biriyse kendisine polisi aradığımı belirterek ararım polisi. ve ben bir tepkiden sonra cesaretlenip tepki veren insanlar olduğunu da gördüm.
umarım 'sana ne kocamdır döver, sevgilimle bizim aramızda vs. diyorlar' genellemesi yapılarak diğer tüm yardıma muhtaç kadınlar da yalnız bırakılmaz.
devamını gör...

m. ö bile insanların harır harır bilimle uğraştığını, dünyanın yuvarlak olduğunu keşfettiğini, güneşin ne kadar uzakta olduğunu hesaplayan kanıtların bulunması, m.s 7. yyda gerçekleştiğine inanılan bir olgunun hiçbir bilimsel veya tarihi kaynakta geçmemesi olağanüstü şüphelidir. evet, inanç meselesine girersek bir tanrının olduğuna inanırsak bu olayın sadece bir kesimin görmesi için eyleme konulduğunu, diğerlerinin görmemesi için tanrısal bir gücün müdahele ettiğini söyleyebiliriz. ben de derim ki; o inanmıyorsa, onlar inanmıyorsa neden somut bir kanıtı onlara peygamber vasıtasıyla gösterdin de başka insanların senin varlığına inanması için gerekli olan o mücizeyi görmesine engel oldun. kuntu kenze hadisine göre bilinmek istenen bir tanrı bunu somut olarak çok kolay başarabilecekken neden inanmalarını ister de bilmelerini istemez.
devamını gör...

bir dönem beni bilen bilir kız kıza ilgili başlık açıp trollerdim milleti, bazen bel altı entryler falan girerdim anında müdahale ederdi… sonra aşırı derecede sinirlendim bu duruma ve adama resmen saldırdım, dalga geçer tarzında tanımlar girdim. akabinde düşündüm ki adam haklıymış. şimdi sen buradaki bazı yazarlara yüz verirsen onlar astarını ister, hadlerini aşacak şekilde başlık açıp tanım girerler.

ha burada mod yalayıcılığı yapmıyorum sadece olanı söylüyorum zira sezar’ın hakkını sezar’a vermek gerekir her zaman. yani bunu yapmalıyız gençler. inanın pavlov’un göbeği olmasa bu sözlükte özgürce at koşturup mide bulandırıcı tarzda trollük yapacak olan bayağı bi manyak var. sonra diyoruz ki eski yazarlar neden gitti? neden sözlük durgun? işte bunların önüne geçen bu adam. disiplinli biri, hiçbir şekilde kimseye taviz vermiyor bu da oldukça hoşuma gidiyor.

böyle disiplinli birinin herhangi bir yazara kanka diyeceğini hiç ama hiç sanmıyorum. yargısız infaz yapmadan önce bence kendisiyle irtibata geçin, durumu izah eder ve konu kapanır. nick altından yapılan her eleştiri bana samimi gelmiyor. ilk önce eleştirdiğiniz kişiye ulaşın olayı öğrenin. sevgiler saygılar…
devamını gör...

2002'den süregelen durumdur ve değişmesi de epey zor görünmektedir.
devamını gör...

kardeşim o nassı bir nick ya.

neden böylesinizz nedenn? neden illa her eyleminizde bir de aykırı olucam yhaa güdüsü var derinliklerinizde?

neden hiç kimse o basit-anlaşılır insan olmayı seçemiyor. neden nickin ‘haydar’ değil-niçinn

nedir bu kendimize atfettiğimiz kumdan kaleler? matrix’te un çorbası içen amele neo bile sıradanlığı seçmişti. yırtık paltolu ibiş neoo bilee.

biz kimiz evren nerde sözlük kadınları neden bu kadar mınnak.. amann tanrımm.
devamını gör...

yorucu bir hadise, ayrıca bir süre sonra gerçekten duygusallıktan uzaklaştırabiliyor.

ama malum hikaye insan bu noktaya bir gün içinde gelmiyor tabiki. zararını görmüştür, suistimal edilmiştir iyi niyeti. duygusal hali zayıflık olarak algılanmıştır, çabuk harcanmıştır.

bu durumda insan duygularını söküp atamayacağına göre kalbini bırakıp mantığıyla hareket etmeye çalışır. içi cız ederken bile hayır demesini öğrenmiştir.

bu bir yerde olgunlaşmakta oluyor desem yalan olmaz sanırım. hayat bu, adama her şeyi kafasına vura vura öğretir.
devamını gör...

eski fotoğraflara,albümlere bakmak. genelde insanları mutlu etmekten çok üzdüğüyle bilinirler aslında ama ben o fotoğraflara baktıkça ve yaşadığım iyi kötü her türlü şeyi hatırladıkça istemeden de olsa mutlu olup tebessüm ediyorum. *
devamını gör...

karşımdaki insanın konuyla alakalı hiçbir şey bilmediğini, cahil olduğunu ve buna rağmen hala yanlışta ısrar ettiğini görürsem sen haklısın diyip oradan ayrılırım ve o kişiyle bir daha tartışmaya girmem. cahile laf anlatacak kadar boş vaktim yok.
devamını gör...

günaydın sözlük, iki taraflı casusluk yaptığını düşündüğüm, kendini amerikan güreşçisi sanan bir kedim var. henüz hava aydınlanmadan üstüme defaatle atlayarak uykuyu haram etti. kaç kilo kedi,bayağı beni nakavt etti.*
dana ilkbahar şimdi ben buna ne yapayım? *
devamını gör...

yok artık okumadığım tanımı asla beğenmem merak etmeyin. bazen bir yazarın bir tanımını beğeniyorum sonra profiline girip çok hoşuma giden tanımlarını beğeniyorum yalnız bunu karşılık bekleyerek yapmıyorum beğendiğim için sadece.
devamını gör...

"ben attila ilhan değilim. belki de sen bana mecbursundur, bilemeyiz."*
devamını gör...

attila ilhan'ın yürek burkan şiiri.

benzin mum gibi giderdin kısmının ne düşünerek yazıldığını merak ettiren şiirdir. bir kaç senaryo olabilir.

1-benzin mumu yakmak için gereklidir, gece vakti lazım olur. geceleri giderdin anlamında
2-yine benzin mumu yakmak için. mum ortamı aydınlatır. sen onun karanlığını aydınlatmaya giderdin anlamında
3-sonraki mısrada belirttiği gibi mum sabaha kadar yakılabilir. onun yanında sabaha kadar kaldırdın anlamında
4-mum yakılınca erir. sen onun yanına sağlam giderdin ama o seni eritirdi anlamında

yazılmış olabilir. belki de atilla ilhan çok başka bir şey düşünerek yazmıştır. ama her anlam ayrı güzeldir.

edit: mısradaki benzin kelimesi beniz anlamında kullanılmış. ten rengin soluktu anlamı çıkıyor. ben boşuna anlam kasmışım ama silmeyeceğim çünkü böyle anlamak da hoşuma gidiyor.* uyarı için (bkz: armysuzy) e teşekkürler.

şiirin tamamı şöyledir.


gözlerin gözlerime değince
felâketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felâketim olurdu ağlardım


ne vakit maçka'dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgâr aklımı alırdı
sessizce bir cıgara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felâketim olurdu ağlardım


akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felâketim olurdu ağlardım
devamını gör...

ötekileştirmeleriniz bir türlü bitmek bilmedi. devam böyle çok güzel kafalar yaşıyorsunuz. insanların inançlarını ve inanmayışını sorgulamak kimsenin haddine değil, herkes önüne bakacak. sizin inancınızdan bana ne, benim inanmayışımdan size ne. kimseyi alakadar bile etmez, bir ateist olarak o değerli insanın da cenazesine giderim, beni dini değil insanlığı ilgilendirir. din dediğiniz şey, basit bir kavramdır, herkesi bağlamaz. önemli olan insandır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim